Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Dünden önceki güntimeturk.com

'Savaşa sürükleyen İsrail ajanları'

Powell'ın görüşmelerde hazır bulunması ve görüşmelerin nasıl ilerlediğine dair kişisel ve yakın bilgisi üç kaynak tarafından doğrulandı.

Guardian'ın ulaştığı bilgilere göre, İngiltere'nin ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell, ABD-İran arasındaki son görüşmelere katıldı ve Tahran'ın nükleer programıyla ilgili yaptığı teklifin, savaşı önleyecek kadar önemli olduğunu söyledi.

Kaynaklara göre Powell, Şubat sonlarında Cenevre'de ilerleme kaydedildiğini ve İran'ın önerdiği anlaşmanın "şaşırtıcı" olduğunu düşünüyordu.

Görüşmelerin sona ermesinden iki gün sonra ve Viyana'da yapılacak bir sonraki teknik görüşme turu için tarih üzerinde anlaşmaya varıldıktan sonra, ABD ve İsrail İran'a saldırı düzenledi.

Powell'ın görüşmelerde hazır bulunduğu ve görüşmelerin nasıl ilerlediğini yakından bildiği üç kaynak tarafından doğrulandı.

Bir kaynak, kendisinin Cenevre'nin Cologny kentindeki Umman büyükelçiliği konutunda danışman olarak bulunduğunu ve bunun, Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff tarafından temsil edilen ABD'nin görüşmelerdeki uzmanlığına ilişkin yaygın endişeyi yansıttığını söyledi.

1771342942-hbxckrubiaasnaw

Umman Dışişleri Bakanı Seyyid Badr bin Hamad Al Busaidi (sağda), 26 Şubat'ta Cenevre'de Steve Witkoff (ortada) ve Jared Kushner görüşmesi

Kushner ve Witkoff, teknik uzmanlık sağlaması için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'yi Cenevre görüşmelerine davet etmişlerdi; ancak Kushner daha sonra kendisinin ve Witkoff'un "bu konuda önemli olan meseleler hakkında oldukça derin bir anlayışa sahip olduklarını" iddia edecekti.

Nükleer uzmanlar daha sonra Witkoff'un İran'ın nükleer programı hakkındaki açıklamalarının temel hatalarla dolu olduğunu söyleyeceklerdi.

Powell'ın uzun yıllara dayanan arabuluculuk deneyimi var ve bir kaynak, Powell'ın yanında İngiliz Kabine Ofisi'nden bir uzman da getirdiğini söyledi.

Batılı bir diplomat ise şunları söyledi:

"Jonathan bir anlaşmaya varılabileceğini düşünüyordu, ancak İran özellikle nükleer tesislerinin BM tarafından denetlenmesi konusunda henüz o noktada değildi."

Cenevre görüşmeleri hakkında katılımcılardan bazıları tarafından bilgilendirilen eski bir yetkili ise şunları söyledi:

"Witkoff ve Kushner yanlarında ABD'li bir teknik ekip getirmediler. Teknik uzman olarak Grossi'yi kullandılar, ancak bu onun görevi değil. Bu nedenle Jonathan Powell kendi ekibini getirdi."

Eski yetkili, "İngiliz ekibi İranlıların ortaya koyduğu teklif karşısında şaşırdı. Bu tam bir anlaşma değildi, ancak bir ilerlemeydi ve İranlıların nihai teklifi olması da olası değildi. İngiliz ekibi, Cenevre'deki ilerleme temelinde bir sonraki müzakere turunun devam etmesini bekliyordu.”

Bir sonraki görüşme turunun 2 Mart Pazartesi günü Viyana'da yapılması planlanmıştı, ancak gerçekleşmedi. ABD ve İsrail iki gün önceden topyekün bir saldırı başlatmıştı.

Powell'ın Cenevre görüşmelerine ve ayın başlarında İsviçre kentinde yapılan önceki bir dizi toplantıya katılımı, İngiliz hükümetinin ABD'nin İran'a yönelik saldırısını destekleme konusundaki isteksizliğini kısmen açıklamaya yardımcı oluyor; bu isteksizlik, İngiltere-ABD ilişkilerini benzeri görülmemiş bir gerginliğe soktu.

İngiltere, İran'ın Avrupa'ya füze saldırısı düzenleyeceğine veya İran'ın nükleer silah elde edeceğine dair ikna edici bir kanıt görmedi. Bu, İngiltere'nin görüşmelere bu kadar yakından dahil olduğu ve dolayısıyla diplomatik seçeneklerin tükenip tükenmediğine ve ABD saldırısının gerekli olup olmadığına karar vermek için geçerli bir nedeni olduğu ilk kez açıkça ortaya çıkıyor.

Bunun yerine İngiltere, saldırıyı yasa dışı ve zamansız olarak değerlendirdi; çünkü Powell, İran'ın ABD'yi nükleer silah arayışında olmadığı konusunda nasıl ikna edebileceği konusundaki uzun süredir devam eden soruna müzakere yoluyla bir çözüm yolunun hala açık olduğuna inanıyordu.

Downing Street, Powell'ın Cenevre görüşmelerindeki varlığı veya görüşmeler hakkındaki görüşü konusunda yorum yapmaktan kaçındı

Keir Starmer, ABD'nin saldırısını daha fazla desteklememesi nedeniyle Trump tarafından defalarca eleştirildi; bu eleştiriler arasında başlangıçta Amerika'nın İngiliz askeri üslerini kullanmasına izin vermemesi ve İran'ın İngiltere'nin Körfez müttefiklerine saldırmaya başlamasından sonra ancak savunma amaçlı kullanılmasına izin vermesi de yer alıyor.

Trump, Avrupa üye devletlerinin Hürmüz Boğazı'nın açılmasına yardımcı olma çağrısına yanıt vermemesi durumunda bunun NATO için kötü sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu; bu talep ise reddedildi.

İran ve ABD arasında Cenevre'de yürütülen dolaylı görüşmelere Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad Al Busaidi arabuluculuk yaptı.

Körfez diplomatları, Powell'ın görüşmelere hangi gerekçeyle katıldığını belirtmediler, ancak bu durum, kendisinin yıllar içinde, özellikle de daha önce Tony Blair döneminde genelkurmay başkanı olarak görev yaptığı dönemde ABD ile kurmayı başardığı ilişkiyi yansıtıyor olabilir.

İngiliz yetkililer daha sonra, İran'ın anlaşmanın kalıcı olmasını ve 2015 nükleer anlaşmasının aksine, programına getirilen kısıtlamaları sona erdiren son tarihler veya geçici hükümler içermemesini kabul etmesinden etkilendiklerini açıkladılar.

İran ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA) gözetimi altında İran içindeki 440 kg'lık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoğunu seyreltmeyi kabul etti. Gelecekte yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoğu oluşturulmayacağına dair de anlaşmaya vardı.

Görüşmelerin son oturumunda İran, yerli zenginleştirme faaliyetlerine üç ila beş yıl ara vermeyi kabul etti; ancak ABD, öğleden sonraki oturumda Trump ile istişarelerin ardından 10 yıllık bir ara verilmesini talep etti.

“Savaşa sürükleyen İsrail ajanları”

Pratikte, İran'ın 2025'te zenginleştirme tesislerine yapılan bombalı saldırı nedeniyle yurt içinde zenginleştirme yapma imkanı kalmamıştı.

İran ayrıca arabulucuların ekonomik bir kazanç olarak tanımladığı bir teklifte bulunmuştu; bu teklife göre ABD'ye gelecekteki bir sivil nükleer programa katılma şansı verilecekti.

Bunun karşılığında, İran'a uygulanan ekonomik yaptırımların neredeyse yüzde 80'i kaldırılacaktı; bu yaptırımlar arasında Katar'da dondurulmuş varlıklar da yer alıyordu ve İran bu talebi 2025 görüşmelerinde dile getirmişti.

Umman arabulucusu, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun sıfır stoklanması teklifinin, anlaşmaya varılmasının yakın olduğu anlamına gelen bir atılım olduğuna inanıyordu.

Kushner'ın görüşmelerden ayrılırken Trump'ın varılan anlaşmayı memnuniyetle karşılayacağı izlenimini mi verdiği, yoksa ABD'li müzakerecilerin Trump'ı savaşın en iyi seçenek olmadığına ikna etmek için çok büyük bir şey gerekeceğini mi bildiği konusunda görüşler farklılık gösteriyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan bir Körfez diplomatı şunları söyledi: "Witkoff ve Kushner'ı, bir cumhurbaşkanını çıkarmak istemediği bir savaşa sürükleyen İsrail ajanları olarak gördük."

HDpsL1PXIAAoDMt

İngiliz Guardian gazetesinin Powell'ın görüşmeler sırasında hazır bulunduğu yönündeki haberi, Salı günü İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper'ın parlamentoda yaptığı bilgilendirme sırasında Galli milliyetçi Plaid Cymru partisinden milletvekili Liz Saville Roberts tarafından dile getirildi.

Saville Roberts'ın "Görünüşe göre diplomatik seçenekler hala geçerliydi ve Avrupa'ya yönelik yakın bir füze tehdidi veya İran'ın nükleer silah elde ettiğine dair hiçbir kanıt yoktu. Peki, o dönemde İran ve ABD arasında müzakere yoluyla bir çözümün hala mümkün olduğuna inanıyor mu? Eğer öyleyse, bu, ABD ve İsrail'in ilk saldırılarının zamansız ve yasadışı olduğu anlamına mı geliyor?” sorusuna Cooper, şu yanıtı verdi:

“İngiltere, nükleer görüşmelerle ilgili müzakerelere ve diplomatik süreçlere destek verdi. Bunun önemli bir hat olduğunu düşünüyorduk ve devam etmesini istiyorduk. Bu, ABD'nin ilk saldırılarına karşı aldığımız tavrın nedenlerinden biriydi.”

Guardian

© Timeturk

ABD-İran arasındaki son görüşmelere katılan İngiltere güvenlik danışmanı Jonathan Powell'ın ABD-İran görüşmelerine katıldığı ve anlaşmanın neredeyse sonuna yaklaşıldığını söylediği ortaya çıktı.

MHP lideri Bahçeli'den bayram mesajında İsrail'e sert sözler

Liderlerden bayram mesajları gelmeye devam ediyor. MHP Lideri Devlet Bahçeli de yayınladığı bayram mesajında bölgemizde ve dünyada artan çatışmalara yer verdi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda dünya genelinde artan çatışma ve istikrarsızlıklara işaret ederek, barış çağrısında bulundu.

Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin insanlığın temel haklarında ciddi tahribat oluşturduğunu belirten Bahçeli, "Dünya genelinde hâkim olan huzursuzluk, umutsuzluk ve istikrarsızlık sarmalı doğrudan doğruya insanlığın temel ve evrensel haklarında devasa yarıklar oluşturmaktadır. Silahların koyu gölgesi, savaş ve çatışmaların ağır gövdesi mazlum coğrafyaların, buralarda hayat süren biçarelerin üstüne düşmüş vaziyettedir.” dedi.

Bahçeli: “İran İslam Cumhuriyeti'nin tepesinden bombalar yağdırılmaktadır”

Bahçeli şöyle devam etti: “28 Şubat tarihinden bu yana İran İslam Cumhuriyeti'nin tepesinden yeni nesil füzeler ve tahribat gücü çok yüksek bombalar yağdırılmaktadır. Henüz Gazze soykırımının yaraları sarılmadan, bu surette kesif bir hesaplaşma sayfası açılmadan, Türkiye'nin yanı başında, sınırlarımızın diğer yakasında savaş ve insanlık suçunun en vahim örnekleri günbegün yaşanmakta ve yaşatılmaktadır. Geride bıraktığımız mübarek Ramazan-ı Şerif'in her gününde İslam alemi siyonist-emperyalist tasallutun zora ve zorbalığa dayalı ağır sonuçlarına maruz kaldığı alenen meydandadır. Körfez ülkelerini içine alacak yaygın ve yoğun bir savaşın düzenekleri maalesef hızla inşa edilmektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa'nın terör devleti İsrail'in tek yanlı dayatmasıyla ibadete kapatılması ise Müslüman vicdanlarda infial uyandırmış, bu kapsamda inanç hakları ve dini hürriyetler her cepheden saldırıya uğramıştır.”

“Evanjelist/Kabala yobazları İslam coğrafyasını kanlı operasyonların kıskacına almışlardır”

Bahçeli, “Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır. Komşu ülkelerdeki gelişmeler giderek çok daha kötüleşmektedir. İran İslam Cumhuriyeti'nin dini liderlerine, üst düzey siyaset ve devlet görevlilerine yönelik ardı arkası kesilmeyen nokta suikastlar, sivil ve masum halkı sistematik şekilde katleden saldırganlıklar, artık şiddet ve vahşetin serbest dolaşıma sokulduğunun, savaş hukukunun ise devre dışı bırakıldığının bariz göstergesidir. Barışın diliyle münasebet ve mutabakat ağını genişletmek varken savaşın ve silahın divanesi olmak, üstelik bunu yaparken kat'i yalanlarla, kasti yanlışlarla ve kaskatı kesilmiş önyargılarla yıkıma meşruiyet kılıfı aramak en hafif tabirle utanmazlıktır. Jeopolitik depremlerin, çıta yükselten askeri ve siyasi gerilimlerin belirli bir coğrafyayla sınırlı kalmayıp eş zamanlı olarak bölgeselleşip küreselleşmesi çok büyük bir felaket ihtimali olarak gündemdedir" ifadelerini kullandı.

Uluslararası sistem yetersiz kalıyor

Uluslararası sistemin yetersiz kaldığını ifade eden Bahçeli, barışın tesis edilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları aktardı:
"İsrail'in başını çektiği bu muhtemel felaketin dünyanın muhtelif bölgelerine sıçramadan durdurulması, ateşkes ve barış adımlarının kademeli şekilde atılması herkesin ortak çıkar ve yararınadır. Ancak zaman gittikçe daralmakta, ateş hattı fiilen genişlemektedir. Ramazan ayının sonunda karşıladığımız bayram günlerinin başta İslam ülkeleri ve tüm insanlığın barışmasına, kucaklaşmasına, en azından sorunların diplomasi ve diyalog yoluyla çözmek için bir vesile olması hassaten dileğimdir. Türkiye yediden yetmişe, gencinden yaşlısına, küçüğünden büyüğüne, dahası doğudan batıya, kuzeyden güneye gönülden bayramlaşmakta, tarihi barış ve kardeşlik duygularıyla kenetlenmektedir. Nitekim ‘Terörsüz Türkiye' hedefi Türk milletinin yeni yüzyıldaki bayramı ve kışı olmayan barış mevsimidir. Bölgesel ve küresel dengeler altüst olurken, çatışmaların kara bulutlarından dolayı göz gözü görmezken Türkiye'nin doğru zamanda, doğru adımlarla, doğru siyaset ve stratejiyle iç cephesini muhkem hale getirmesi tarihi bir hamlenin bayram kıvamındaki barışçıl lezzetidir."
Bahçeli, mesajının sonunda "Temennim savaş ve çatışmaların bir an evvel son bulmasıdır" diyerek, Ramazan Bayramı'nın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlık için barış ve kardeşliğe vesile olmasını diledi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Küresel adalet, küresel vicdan, uluslararası insancıl hukukunun değerler mirası sükût etmiş, teolojik hezeyanlarla kıyamet senaryosuna bel bağlayan Evanjelist/Kabala yobazları bilhassa İslam coğrafyasını sudan bahanelerle kanlı operasyonların kıskacına almışlardır' dedi.

Trabzonspor, 5'te 5 yaptı zirveye ortak oldu

Trendyol Süper Lig'in 27. haftasında deplasmanda Eyüpspor'u 1-0 mağlup eden Trabzonspor'da zirve hesapları devam ediyor. Teknik Direktör Fatih Tekke yönetiminde ilk kez 5 maçlık galibiyet serisi yakalayan Trabzonspor'da hedef ligi zirvede bitirmek. Bordo-mavililer, şampiyonluk yaşadığı 2021-2022 sezonundan sonra ilk kez 5 maç üst üste kazandı.

Şampiyonluk sezonun 6 puan gerisinde

AW665149_08

Bordo-mavililer, şampiyonluk yaşadığı sezonda oynadığı 27 maçta 20 galibiyet, 6 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak 66 puanla zirvede yer almıştı. Bordo-mavililer, Teknik direktör Fatih Tekke yönetiminde 27 haftada 60 puan toplayarak 3. sırada yer aldı. Şampiyonluk sezonunun 6 puan gerisinde yer alan bordo-mavililer kalan 7 haftada üst basamaklar için mücadele edecek.

Tekke, bu kez seriyi bozmadı

AW665478_01

Trabzonspor, bu sezon daha önce 7 ile 10. haftalar arasında yakaladığı 4 maçlık galibiyet serisini, deplasmanda Galatasaray ile 0-0 berabere kalarak 5'e çıkaramamıştı. Söz konusu periyotta Fatih Karagümrük'ü 4-3, Kayserispor'u 4-0, Çaykur Rizespor'u 2-1 ve Eyüpspor'u 2-0 mağlup eden Karadeniz ekibi, seriyi İstanbul'da noktalamıştı.

23 ile 27. haftalar arasında ise bu kez aynı hatayı yapmayan Trabzonspor, çıkışını deplasmanda sürdürdü. Gaziantep FK'yı 2-1 mağlup ederek başlayan seri; Fatih Karagümrük ve Kayserispor karşısında alınan 3-1'lik galibiyetlerle devam etti. Çaykur Rizespor'u 1-0 yenen bordo-mavililer, son olarak Eyüpspor'u deplasmanda 1-0 mağlup ederek galibiyet serisini 5 maça çıkardı.

Trabzonspor deplasmanda zirveye yerleşti

Trendyol Süper Lig'de bu sezon dış saha performansıyla dikkat çeken Trabzonspor, deplasman tablosunda liderlik koltuğuna oturdu. Bordo-mavililer, oynadığı 14 dış saha karşılaşmasında 10 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak 32 puan topladı ve rakiplerini geride bıraktı.

Trabzonspor'un en yakın takipçisi Fenerbahçe ise 14 maçta 8 galibiyet, 5 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 29 puana ulaştı. Üçüncü sırasında yer alan Galatasaray ise 12 deplasman maçında 9 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 28 puan topladı.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Teknik Direktör Fatih Tekke yönetimindeki Trabzonspor 5'te 5 yaparak zirve yarışını sürdürdü. Tekke, bordo-mavili takımın başında ilk kez 5 maçlık galibiyet serisi yakalarken bu seriyi en son Karadeniz ekibi şampiyon olduğu 2021-2022 sezonunda yakalamıştı.

Timetürk yazarı Yusuf Sarıkaya kaleme aldı: 'Ramazanın kazandırdıkları'

Yazarımız Yusuf Sarıkaya, mübarek Ramazana veda ettiğimiz günlerde Ramazanın kazandırdıklarını kaleme aldı.

Sarıkaya yazsına, “Yine bir ramazanın boyasıyla boyandık elhamdülillah. Zaten ramazanın böyle bir özelliği olduğu malumdur. İnsanlık var oldu olalı var olan bir ibadettir ramazan. (Bakara, 2/183) İnsanı melekî hasletlerle eğiten bir mekteptir ramazan. Ülkemizde de en güzel şekilde karşılanır ve uğurlanır ramazan. İşte biz de bugünlerde yine bir ramazan uğurluyor ve bayrama kavuşuyoruz. Tabi bayramlarımız Müslümanların ehl-i salip tarafından kuşatıldığı bir dönemde buruk geçiyor. Hele bir de birlik içinde olamayışımız, tüm Müslümanları temsil makamı olacak makamı kaybetmemiz nedeniyle olan dağınıklığımız burukluğumuzu artırıyor.” İfadeleriyle başladı.

Timetürk yazarı Yusuf Sarıkaya'nın yazısının tamamı için Tıklayın

© Timeturk

Yazarımız Yusuf Sarıkaya, mübarek Ramazana veda ettiğimiz günlerde Ramazanın kazandırdıklarını kaleme aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ramazan Bayramı mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla bir video mesaj yayımladı. Mesajında tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, "Aziz milletim, değerli kardeşlerim, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Kalpler için huzur, sofralar için bereket, haneler için saadet vesilesi olan 11 ayın sultanına veda ettik ve nihayet Ramazan Bayramı'na kavuştuk. Ramazan Bayramı'nın ülkemiz, milletimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlar, iyilikler, güzellikler getirmesini canı gönülden temenni ediyorum. Bizleri inşallah sağlık ve afiyet içinde ihya edeceğimiz bir bayrama daha eriştiren Cenab-ı Allah'a hamdolsun diyorum" ifadelerini kullandı.

"Hava sahamızı ihlâl eden eylemler karşısında çok kararlı bir tutum alırken milletimizin huzur ve güvenliğini tahkim edecek adımları dağıtmaya devam ediyoruz"

İslam aleminin birçok yerde Ramazan Bayramı'nı savaşın gölgesinde karşıladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gönül coğrafyamızın dört bir yanında açılan yaralar maalesef kanamaya devam ediyor. Gazze'deki kardeşlerimiz, ateşkes kurallarını ihlâl eden ve insani yardım girişlerini engelleyen İsrail'in saldırıları altında Ramazan Bayramı'nı idrak etmeye çalışıyor. Doğu Kudüs ve Batı Şeria başta olmak üzere Filistin'in farklı bölgelerinde ve Lübnan'ın güneyinde işgal ve yıkım politikası tüm şiddetiyle sürüyor. 28 Şubat'ta İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan saldırılar ve İran'ın üçüncü ülkelere yönelik füze ve dron misillemeleri bölgemizdeki gerilimi daha da tırmandırdı. Bu tedirgin edici manzara karşısında 86 milyonun mesuliyetini taşıdığımızın bilinciyle temkini ve tedbiri elden asla bırakmıyoruz. Hava sahamızı ihlâl eden eylemler karşısında çok kararlı bir tutum alırken, milletimizin huzur ve güvenliğini tahkim edecek adımları dağıtmaya devam ediyoruz" dedi.

"Terörsüz Türkiye sürecimizde birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık"

Terörsüz Türkiye sürecinin öneminden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "17 ay önce başlattığımız ve stratejik önemi bugünlerde daha iyi anlaşılan ‘Terörsüz Türkiye' sürecimizde birçok kritik eşiği suhuletle aşmayı başardık. Devletimizin ilgili birimleri en küçük bir güvenlik açığının oluşmaması ve sürecin sabote edilmemesi için vazifelerini hassasiyetle yerine getiriyor. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun uzlaşıyla çözülmesiyle birlikte hem güvenlik endişelerimiz hafifledi, hem Suriye'nin toprak bütünlüğü korundu, hem de süreç istismara müsait ağır bir yükten kurtulmuş olduk. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun tüm siyasi parti gruplarının desteğiyle kabul ettiği rapor kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Sürecin yasal boyutuna ilişkin mütalalar, gazi Meclisimizin çatısı altında inanıyorum ki önümüzdeki dönemde sağduyu ile yapılacaktır. Örgütün tasfiyesine yönelik adımlar da aynı şekilde vakit kaybetmeden atılacaktır. Hedefimiz, bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryoları da dikkate alarak başladığımız bu hayırlı işi kazasız belasız menziline ulaştırmaktır" dedi.

"Gerekirse 365 gün 6 saat çalışırız ama Türkiye'nin önünün kesilmesine müsaade etmeyiz"

Bölgede ve dünyada yaşanan tüm sıkıntılara rağmen Türkiye ekonomisinin büyümeye devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "27 Aralık'ta depremzede kardeşlerimize verdiğimiz sözü tutarak 455 bin 327 bağımsız bölümü tamamladık. Tüm dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemde, geçtiğimiz yıl ekonomimizi yüzde 3,6 oranında büyütmeyi başardık. Bu oranla Türkiye, 2025'te OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ülke oldu. Hâlihazırda Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar dolar seviyesinde. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki aşırı artışların enflasyonla mücadelemizi sekteye uğratmaması için yoğun gayret gösteriyoruz. Emeklimizin, işçimizin, memurumuzun, esnaf, tüccar, sanayicimizin geçici olmasını ümit ettiğimiz bu zor günleri en az sıkıntıyla geride bırakması için elimizden geleni yapıyoruz. Bundan kimsenin, hiçbir vatandaşımın en ufak bir şüphesi olmasın. Türkiye, Allah'ın izniyle güvendedir, emin ellerdedir. Tecrübeli ve liyakatli kadroların yönetiminde hedeflerine doğru adım adım ilerlemektedir. İktidar ve ittifak olarak gerekirse 24 saat çalışırız, gerekirse 365 gün 6 saat çalışırız ama Türkiye'nin önünün kesilmesine müsaade etmeyiz. Bu düşüncelerle Ramazan Bayramınızı bir kez daha tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.

"Seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum"

Bayramda yola çıkacak olan vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında da bulunan Erdoğan, "Bayram tatilinde seyahate çıkacak vatandaşlarımızdan trafik kurallarına uymalarını özellikle istirham ediyorum. Ailelerinizle, sevdiklerinizle huzurlu bir bayram geçirmenizi temenni ediyorum. Bayramınız mübarek olsun, kalın sağlıcakla" dedi.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Hiçbir vatandaşımın en ufak bir şüphesi olmasın. Türkiye, Allah'ın izniyle güvendedir, emin ellerdedir.' dedi

TRUMP, İran'la savaşmak için Kongre'den 200 milyar dolar istedi

Savaşın ABD'ye maliyeti yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Washington Post'un üst düzey bir yönetim yetkilisine dayandırdığı haberine göre Pentagon, Beyaz Saray'dan İran'a saldırıları sürdürebilmek amacıyla Beyaz Saray'dan 200 milyar doları aşkın bütçe talebinde bulundu. Beyaz Saray'ın ise Kongre'den talep edeceği tutarın henüz net olmadığı belirtildi. Söz konusu talebin savaşa yönelik kamuoyu desteğinin sınırlı olduğu ve Demokratların sert eleştirilerde bulunması nedeniyle Kongre'de büyük bir siyasi çekişmeye yol açabileceği aktarıldı. Bu rakamın ABD'nin İran'a karşı bugüne kadar gerçekleştirdiği askeri harekatının maliyetini çok aşacağı vurgulandı. Bazı yönetim yetkilileri, Pentagon'un talebinin onaylanma ihtimalinin düşük olduğunu belirtti.

İLK HAFTA 11 MİLYAR DOLAR MALİYET

ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının maliyetinin hızla arttığı ve sadece ilk haftada 11 milyar doları aştığı kaydedildi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

ABD-İsrail'in İran'a saldırıları sonrası başlayan savaşta ABD'nin maliyeti de yavaş yavaş ortaya çıkmaya aşladı. Washington Post gazetesi, ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) İran'a saldırıları devam ettirebilmek amacıyla Beyaz Saray'dan Kongre'ye sunulması için 200 milyar doların üzerinde bütçe talep ettiğini aktardı.

Galatasaray'ın UEFA Şampiyonlar Ligi karnesi

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'ne son 16 turunda veda etti. Sarı-kırmızılılar, İngiliz ekibi Liverpool'a karşı ilk maçta İstanbul'da 1-0 kazanırken, rövanşta ise İngiltere'de 4-0'lık skorla kaybetti ve bu sonuçla elendi.

Geçtiğimiz sezonun Trendyol Süper Lig şampiyonu Galatasaray, 2025-2026 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ne lig aşamasından başladı. Sarı-kırmızılılar lig aşamasında; Eintracht Frankfurt, Liverpool, Bodo/Glimt, Ajax, Union Saint-Gilloise, Monaco, Atletico Madrid ve Manchester City ile karşı karşıya geldi.

AW665386_03

Lig aşamasında 10 puanla 20. oldu

Galatasaray, ilk maçta Almanya'da Eintracht Frankfurt'a 5-2 gibi farklı bir skorla yenildikten sonra üst üste galibiyetler elde etti. Aslan bu süreçte Liverpool'u 1-0, Bodo/Glimt'i 3-1 ve Ajax'ı da 3-0 mağlup ederek 9 puan topladı. İstanbul'da Union Saint-Gilloise'e, Monaco'ya da deplasmanda 1-0'lık skorlarla mağlup olan Cimbom, Atletico Madrid ile ise sahasında 1-1 berabere kaldı. Okan Buruk'un öğrencileri son müsabakada ise İngiltere'de Manchester City'ye 2-0 yenildi.

Sarı-kırmızılılar böylece lig aşamasını 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda topladığı 10 puan ve averajla 20. sırada tamamladı.

Juventus'a ilk maçta 5 gol attı

Galatasaray, son 16 turuna kalmak için play-off oynadı. Bu turda İtalyan temsilcisi Juventus ile mücadele eden sarı-kırmızılılar, ilk maçta RAMS Park'ta rakibini 5-2'lik skorla mağlup etti. Aslan attığı 5 golle Şampiyonlar Ligi'nde bir maçta 5 gol kaydeden ilk Türk takımı oldu. Cimbom, rövanşta İtalya'da 3-0 geriye düştüğü müsabakada uzatmalarda bulduğu gollerle 3-2 yenildi. İlk karşılaşmanın avantajıyla sarı-kırmızılılar adını son 16 turuna yazdırdı.

7. kez son 16 turunda mücadele etti

Juventus karşısında istediği sonucu alan ve Avrupa kupaları serüveni devam eden Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde 2013-2014 sezonundan sonra ilk kez son 16 turunda mücadele etti. Sarı-kırmızılılar daha önce 1993-1994, 1994-1995, 2000-2001, 2001-2002, 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarında Devler Ligi'nde son 16 turunda yer almıştı.

Son 16 turunda elendi

Galatasaray, son 16 turunda lig aşamasında da karşı karşıya geldiği Liverpool ile eşleşti. Sarı-kırmızılılar, turun ilk müsabakasında İstanbul'da oynadığı Kırmızılılar'ı 1-0'lık skorla mağlup etti. Cimbom rövanşta ise Anfield'da istediği sonucu alamadı ve rakibine 4-0'lık skorla kaybetti. Bu sonuçla bu sezonki Avrupa defterini kapandı.

AW665386_01

Şampiyonlar Ligi'nde 17 gol attı

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde bu sezonu 12 maç yaparak tamamladı. Sarı-kırmızılılar söz konusu müsabakalarda rakip fileleri 17 kez havalandırdı. Aslan kalesini ise 3 müsabakada gole kapatırken, toplamda 20 gol yedi.

Victor Osimhen 7 gol kaydetti

Galatasaray'da oynadığı 12 karşılaşmada 8 farklı futbolcu gol sevinci yaşarken, bu gollerde Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen ön plana çıktı. Sarı-kırmızılılarda Osimhen 7, Yunus Akgün ve Noa Lang 2'şer, Mario Lemina, Barış Alper Yılmaz, Gabriel Sara, Sacha Boey ve Davinson Sanchez de 1'er gol kaydetti. Atletico Madrid mücadelesinde ise Marcos Llorente kendi kalesine gol attı.

Uğurcan Çakır 2 penaltı kurtardı

Galatasaray'ın bu sezon Trabzonspor'dan kadrosuna kattığı kaleci Uğurcan Çakır, sergilediği performansla herkesin beğenisini kazandı. Müsabakalarda üst üste başarılı kurtarışlar yapan Çakır, galibiyetlerde de önemli rol oynadı. 29 yaşındaki kaleci, Monaco müsabakasında Denis Zakaria'nın, Liverpool karşısında da Muhammed Salah'ın penaltılarını kurtardı.

6 futbolcu 12 maçta da forma giydi

Teknik Direktör Okan Buruk, Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon 23 farklı futbolcuya görev verdi. Sarı-kırmızılılarda 6 futbolcu ise yapılan 12 müsabakanın hepsinde sahada yer aldı. Aslan'da; Uğurcan Çakır, Lucas Torreira, Roland Sallai, Ismail Jakobs, Barış Alper Yılmaz ve Gabriel Sara 12 maçta da forma giydi.

Arda Ünyay kırmızı kart gördü

Galatasaray, oynadığı 12 karşılaşmada sadece 1 kırmızı kart gördü. Sarı-kırmızılıların 18 yaşındaki futbolcusu Arda Ünyay, Belçika ekibi Union Saint-Gilloise ile RAMS Park'ta oynanan müsabakada çift sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışında kalmıştı.

Liverpool'a karşı 3 maçın 2'sini kazandı

Galatasaray, Liverpool ile bu sezon 3. kez rakip oldu. Sarı-kırmızılılar, lig aşamasında İstanbul'da 1-0 kazanırken, son 16 turu ilk karşılaşmasında da yine İstanbul'da rakibini 1-0'lık skorla geçti. Bu turun rövanşında İngiltere'de ise Liverpool, 4-0 kazandı.

© Timeturk

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon son 16 tur başarısı gösteren Galatasaray; Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı 12 karşılaşmada 5 galibiyet, 1 beraberlik 6 mağlubiyet aldı.

Arap ve İslam ülkelerinden İran'a 'saldırıları durdur' çağrısı

İslam ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad'da toplandı, bölgedeki savaş hakkında İran'a çağrıda bulundu. Türkiye, Azerbaycan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dışişleri bakanları, İran'ın bölge ülkelerine yönelik saldırılarını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir istişare toplantısı gerçekleştirdi.

Resmi Suudi Arabistan basınında yer alan bilgilere göre; bakanlar İran'ın yerleşim bölgeleri, petrol ve tuz arıtma tesisleri, havaalanları, konut binaları ile diplomatik tesisler dahil sivil altyapıyı hedef alan balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını kınadı. Bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle haklı gösterilemeyeceğini vurgulayan bakanlar, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'nin 51. maddesi uyarınca devletlerin kendilerini savunma hakkının olduğuna dikkat çekti.

AW665275_02

İran'a saldırılarını durdurma çağrısı

İran'ı saldırılarını derhal durdurmaya çağıran bakanlar, uluslararası hukuka, uluslararası insancıl hukuka ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, gerginliğin sona erdirilmesi, bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması ve krizin çözümü için diplomasinin teşvik edilmesi yolunda atılacak ilk adım olduğunu ifade etti. Bakanlar ayrıca, İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine ve iç işlerine müdahale edilmemesine, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri yeteneklerinin bölge ülkelerini tehdit etmek için kullanılmamasına veya geliştirilmemesine bağlı olduğunun altını çizdi.

Boğazlarda güvenliğin önemine vurgu yapıldı

İran'ın bölge ülkelerine yönelik tüm saldırılarını ve provokatif eylemlerini derhal durdurması gerektiğini yineleyen bakanlar, Tahran yönetiminin Arap ülkelerindeki milis grupları desteklemeyi bırakmasını öngören BM Güvenlik Konseyi kararına uyması gerektiğine dikkat çekti. Bakanlar, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine kapatılması ya da seyrüsefer özgürlüğünün engellenmesinden ve Babülmendep Boğazı'ndaki güvenliği tehdit etmeyi amaçlayan her türlü önlem veya girişimden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığına kınama

Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne olan desteklerini yineleyen bakanlar, Lübnan hükümetinin silahlanmayı devlet güçleriyle sınırlama kararından memnuniyet duyduklarını yineledi. Bakanlar, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikalarını da kınadı.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları Riyad'da bir araya geldi. İran'ın bölge ülkelerini hedef alan balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının ele alındığı toplantıda İran'a bölge ülkelerine olan 'saldırıları durdur' çağrısı yapıldı.

Ayvayı don vurdu, yiyemedik! İşte dudak uçuklatan fiyatı

Bu yıl gıda fiyatlarını en çok etkileyen nedenlerin başında zirai don geldi. Enflasyonla mücadeleyi bile etkileyen zirai don meyvelerden ise en çok ayvayı vurdu. TÜİK'in geçen yıla ilişkin bitkisel üretim 2. tahminine göre, 2024'te 203 bin ton olan ayva üretimi 2025'te yaşanan zirai donun etkisiyle düştü.

Geçen sene yüzde 59 düşüşle, bir başka ifadeyle 119 bin 500 bin ton azalışla 83 bin tona gerileyen üretim, ayva fiyatlarında artışa yol açtı.

Kilosu 298,80 TL'den satılıyor

AW665319_02

Bursa'daki bir markette ayvanın kilosu 298,80 liradan satışa sunuldu. Başka bir markette kilosu 258,99 lira olan ayva, diğerlerinde 150 ila 200 lira arasında alıcı buldu.
Bilecik'in Osmaneli ilçesinde yoğun olarak yetiştirilen ve bölge ekonomisinin en önemli kalemlerinden biri olan ayva üretiminde bu yıl yaşanan zirai don, rekolteyi düşürürken fiyatların rekor seviyeye ulaşmasına neden oldu.

Lokum, pekmez ve reçel üretilen Osmaneli ayvası da el yaktı

Günlük tüketimin yanı sıra lokum, pekmez ve reçel gibi katma değerli ürünlerin ham maddesi olarak kullanılan Osmaneli ayvası, bu sezon yaşanan iklim şartları nedeniyle üreticisini ve alıcısını üzdü.
Geçen yıl Avrupa pazarında Almanya, İngiltere, Hollanda ve Belçika gibi ülkelere ihraç edilen ürün, bu yıl yok denecek kadar az seviyelere geriledi.
Bu meyvede merkez konumunda olan Osmaneli'de bile ayvanın kilosu 150 ila 250 lira arasında satılıyor.
Yerinde dahi kilosu 250 liraya kadar tırmanan ayva tüketimde lüks meyveler arasına girdi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Zirai don bu yıl en çok ayvayı vurdu. Üretimindeki düşüş nedeniyle fiyatları artan ayva, Bursa'da bir markette kilosu yaklaşık 300 liradan satışa sunuldu.

İran'da 3 kişi idam edildi

İran'da casuslar idam ediliyor. Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı'na göre; İranlı yetkililer, polis cinayetinden ve İsrail-ABD ile iş birliği yapmaktan suçlu buldukları üç kişiyi bugün idam etti. Haberde, idamların Yüksek Mahkeme onayı ve yasal prosedürlerin tamamlanmasının ardından, savunma avukatlarının da hazır bulunduğu bir şekilde Kum şehrinde gerçekleştirildiği bildirildi.

Habere göre; yetkililer, sanıkları 8 Ocak olaylarla ilişkilendirdi. Bu olaylar sırasında İran Kolluk Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı iki polis memuru, Kum'da kesici aletler kullanılarak düzenlenen ayrı saldırılarda öldürüldü. Şahıslar, soruşturma sırasında itirafta bulundu ve şiddeti teşvik etme, ulusal güvenliği zayıflatma ve İsrail ile ABD'ye bağlı operasyonel faaliyetler yürütme gibi eylemlerle suçlandı.

İranlı yetkililer bu hafta, hassas bölgeler hakkında istihbarat toplamak ve saha operasyonları planlamak suretiyle İsrail adına casusluk yapmakla suçlanan 12 kişiyi de tutuklamıştı. İsrail'in dış istihbarat teşkilatı Mossad'a bilgi aktarmaktan suçlu bulunan Kourosh Keyvani adlı bir kişiyi de idam etmişti.

© Timeturk

İran'da polis cinayeti ve İsrail-ABD ile iş birliği yapmaktan suçlu bulunan 3 kişi idam edildi.

Timetürk yazarı Adem Eyüpoğlu kaleme aldı: Elektrikli otomobilin bayram sınavı

Timetürk yazarı Adem Eyüpoğlu, Mübarek Ramazan Bayramında elektrikli otomobillerin vereceği sınavı yazdı.

“Elektrikli otomobilin bayram sınavı” başlıklı yazısında Eyüpoğlu, “Bayramlar, Türkiye'de sadece ailelerin buluşması değil, aynı zamanda karayollarının "dayanıklılık testi" demektir. Eskiden bu testin ana kahramanı hararet yapan eski model otomobillerdi; şimdi ise gözler, sessizce süzülen ama herkesin aklında aynı soruyu uyandıran elektrikli araçlarda: "Acaba yolda kalır mı, şarj sırası beklerken bayram biter mi?"” dedi.

Timetürk yazarı Adem Eyüpoğlu'nun yazısının tamamı için Tıklayın

© Timeturk

Timetürk yazarı Adem Eyüpoğlu, Mübarek Ramazan Bayramında elektrikli otomobillerin vereceği sınavı yazdı.

Bakan Fidan, Riyad'da kritik toplantıya katıldı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da temaslarını sürdürdü. Bakan Fidan, gece saatlerinde Suudi Arabistan, Azerbaycan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Pakistan, Suriye, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır dışişleri bakanları ve temsilcileriyle bölgesel son gelişmelerin ele alındığı toplantıya katıldı.

"EGEMENLİK HAKKININ VE ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİ"

AW665275_02

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre İran'ın gerginliği tırmandırmasını ele almak ve bölgenin istikrarını korumak amacıyla bölgesel koordinasyonu güçlendirmek üzere düzenlenen toplantıda İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının, "egemenlik hakkının ve uluslararası hukukun ihlali" olduğu belirtilerek şiddetle kınandı. Yaşanan kayıplardan tamamen İran'ın sorumlu tutulduğu, İran'ın derhal ve şartsız olarak saldırganlığı durdurmaya ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına uymaya çağrıldığı ifade edildi.

AW665275_04

Toplantıda ayrıca milis güçleri desteklemenin ve güvenliği istikrarsızlaştırmanın tehlikelerine dikkat çekildiği, İran'ın yanlış hesaplamalarını ciddi şekilde yeniden gözden geçirmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, İran'ın iyi komşuluk ilkelerini ve ülkelerin egemenliğini ihlal etmeye devam etmesinin İran ve bölgenin güvenliği için ciddi sonuçlar doğuracağı, bölge ülkeleri ve halklarıyla ilişkilerine gölge düşüreceği, bu ülkelerin ve halkların da kendilerine yönelik tehditler karşısında sessiz kalmayacakları uyarısında bulunuldu.

© Timeturk

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen ve bölgesel son gelişmelerin ele alındığı toplantıya katıldı.

Bayram tedbirleri açıklandı; Bakan Çiftçi'den uyarılar

İçişleri Bakanı Çiftçi, Ramazan Bayramı tedbirleri ile ilgili İçişleri Bakanlığı'na bulanan Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi Başkanlığı'nda (GAMER) gazetecilerin sorularını cevaplandırarak, sürücülere uyarılarda bulundu.

"Ramazan Bayramı'nda yollarda büyük bir yoğunluk bekleniyor. Karayollarında acı bilançolarla karşılaşmamak adına Bakanlık olarak ne gibi ekstra tedbirler alındı? Sürücülere özel bir çağrınız veya trafik güvenliği kampanyanız olacak mı?" şeklindeki soru üzerine Bakan Çiftçi, "Ramazan Bayramı başlıyor. Biz bununla ilgili her bayramdan önce mutlaka alınması gereken tedbirlerle ilgili teşkilatımıza, valiliklerimize, kaymakamlıklarımıza, emniyet teşkilatımıza, jandarmaya, sahil güvenliğe bir genelge yayımlıyoruz. Burada da amacımız vatandaşlarımızın bayramı huzur içerisinde, güven içerisinde aileleriyle birlikte geçirmeleri noktasında. Çünkü bayramlar insanların birbirine kavuştuğu, bir araya geldikleri, bayram sevincini, hazzını hep beraber yaşadıkları özel müstesna günler. Dolayısıyla bu özel günlerde de biz insanımız yollarda, trafikte seyrederken herhangi bir şekilde başlarına bir şey gelsin istemiyoruz. Yani huzur içerisinde, güven içerisinde evlerine ulaşmalarını, sevdiklerine kavuşmalarını arzu ediyoruz. Bununla ilgili gereken tüm tedbirleri de aldık. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı olarak trafik güvenliği konusunda da kapsamlı bir hazırlık yaptık. Bunu dediğim gibi tüm teşkilatımıza da duyurduk. Ben yakın zamana kadar Erzurum'da görev yapıyordum. Alvarlı Efe Hazretleri'ni hepiniz mutlaka biliyorsunuz. Onun 'Bayram o bayram ola' diye bir dörtlüğü var: 'Can bula cananını, bayram o bayram ola. Kul bula sultanını, bayram o bayram ola' diye bir şiiri var. Biz de oradan hareketle bütün vatandaşlarımızın bayramını tebrik ediyoruz öncelikle ve bayramlarının da hayırlı mübarek olmasını niyaz ediyoruz. Bayramlarının da bu şekilde huzur, güven içerisinde geçmesini niyaz ediyoruz" dedi.

"313 bin 745 personelimiz bayramda görev yapacaklar, sahada olacaklar"

Bayramın huzur ve güvenlik içerisinde geçmesi, sürücülerin güven içerisinde yolculuk edebilmeleri için karayollarında birtakım tedbirler aldıklarını ifade eden Çiftçi, "Bunun için Emniyet Genel Müdürlüğümüz, Jandarma Genel Komutanlığımız yoğun bir şekilde trafik denetimleri yapacaklar. Hız denetimleri yapacağız, radar denetimlerimiz olacak. Sahada görünür olacağız vatandaşlarımızın kurallara uymalarını temin etmek için. Çünkü istiyoruz ki kimse sevdiklerine kavuşmak için acele etmesin. Yani trafik kurallarına uysunlar, hız tahditlerine uysunlar ve güven içerisinde de ailelerine kavuşabilsinler. Bunun için özellikle trafik yoğunluğunun yüksek olduğu güzergahlarda radar denetimlerimiz mutlaka olacak önceki bayramlarda olduğu gibi. Tabii radar varken hız kontrollerimiz var, emniyet kemeri denetimlerimiz var. Aynı zamanda alkol denetimleri de gerçekleşecek. Bunlar önceki bayramlarda olduğu gibi bu bayramda da yapılacak. Bunun dışında havada da trafik denetimlerimiz mutlaka olacak. Hem helikopterlerle hem de insansız hava araçlarıyla, dronlarla yine trafik denetimlerini gerçekleştireceğiz. Böylece hem ana arterlerde hem de kritik kavşak noktalarında trafik akışını anlık olarak takip edebileceğiz ve bunu da sahadaki ekiplerimize, birimlerimize eşzamanlı olarak iletebileceğiz. Bir diğer önemli başlık da akıllı ulaşım ve trafik yönetimi sistemlerinin daha etkin ve sistemli, verimli bir şekilde kullanılmasıyla ilgili. Hem kamera sistemlerini, hem elektronik denetleme sistemlerini hem de dijital trafik izleme altyapımız sayesinde riskli noktaları anlık olarak takip edeceğiz. Gerektiğinde ekiplerimizi o bölgelere yönlendireceğiz ve böylece daha akıcı bir trafik, daha güvenli bir sürüş emniyeti sağlayabilmiş olacağız. Bu aldığımız tedbirlerin yanında yine hem emniyet ekiplerimiz, hem jandarma ekiplerimiz hem de sahil güvenlik ekiplerimiz vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu her noktada da mutlaka kendilerine yardımcı olacak. Yani sadece denetim yapmakla sınırlı kalmayacak. Vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde ihtiyaçları olduğunda onların da yardımına koşabilecekler, yardım amacıyla da kendilerine el uzatabilecekler. 313 bin 745 personelimiz, emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelimiz bayramda görev yapacaklar, sahada olacaklar. Aynı zamanda 50 bin 150 otomobil ve motosikletle Türkiye'nin her yerinde görev başında olacaklar" dedi.

Bayramda 16 helikopter ve bin 222 SİHA, İHA ve dronla da havadan denetim yapılacağını belirten Bakan Çiftçi, "Aynı zamanda 390 gemi ve bot da sahil güvenlik unsurlarımızla beraber bu denetimlere iştirak edecek. Onlar da bayramın huzur içerisinde geçmesi noktasında vatandaşımıza yardımcı olacaklar. Tabii yolcu hareketlerinin başlamasıyla beraber havaalanlarında, yine otogarlarda, alışveriş merkezlerinde, yaşam alanlarında, turizm merkezlerinde de birtakım hareketliliğin olduğunu düşünüyoruz. Oralarda da ekiplerimiz yine bütün güvenlik tedbirlerini arttırmış olacaklar. Otobüs şoförlerine sesleniyorum veya kendi araçlarıyla seyahat edecek olan vatandaşlarımıza sesleniyorum; yorgun bir şekilde, uykusuz bir şekilde seyahat etmesinler. Hem kendi canlarını hem de vatandaşlarımızın canlarını riske atmasınlar. Uykuları geldiğinde yolun kenarına çekip, park alanlarına çekip orada dinlenebilirler. Bir müddet dinlendikten sonra yollarına devam edebilirler. Kısa süre içerisinde varacakları yerlere ulaşmak için acele edip de ailelerini, sevdiklerini hüzne boğmasınlar. Bayramın sevinci hüzne dönüşmesin, bayram evleri matem evlerine dönüşmesin istiyoruz. Onun için bu konuda tüm vatandaşlarımızdan da hassasiyet beklediğimizi ben özellikle sizlerin kanalıyla ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

"Bayram tatili boyunca özellikle turizm merkezlerinde, şehir merkezlerinde, havalimanlarında bir yoğunluk olacak. Buradaki hareketliliğe karşı 81 ilde emniyet ve jandarma birimleri asayiş planlaması açısından nasıl bir saha stratejisi izleyecek? Bir de isterseniz radar uygulamasını kısaca açabilir miyiz? Yollarda malum değişti yeni trafik kanununa göre, onu da açabilirsek seviniriz" şeklindeki soru üzerine ise Bakan Çiftçi, bütün illerde ve ilçelerde artan Ramazan hareketliliğiyle beraber denetimlerin de artacağını ifade ettiğini hatırlatarak şöyle dedi:

"Bu denetimleri arttırmamızın sebebi de vatandaşımızı cezalandırmak veya onlara ceza yazmak, onların canlarını acıtmak değil. Amacımız sadece şu; vatandaşlarımız kurallara uysunlar, gidecekleri yere güven içerisinde ulaşsınlar. Bunun için de kesinlikle tuzaklama suretiyle radar denetimi yapmayacağız. Yani mutlaka uyarı levhalarımız olacak, vatandaşlarımız bu konuda bilgilendirilmiş olacaklar. Bundan dolayı da vatandaşlarımızın bir kez daha hız kurallarına, hız tahditlerine uymasını istirham ediyorum. Böylece hem kendileri idari müeyyidelerle, yaptırımlarla karşılaşmamış olacaklar hem de daha huzurlu bir şekilde, güvenli bir şekilde memleketlerine varmış olacaklar. Bunu sizlerin vasıtasıyla bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü önceki kanuna göre şu andaki hız limitleri de değişti. Önceden yüzde 10'a kadar hem şehir içinde hem de şehir dışında bir limit vardı, hız limiti vardı, arttırabiliyordunuz. Şu anda 6 birimle 10 birim arasında değişiyor, artık o hız limitleri de değişti. Dolayısıyla bu da göz önünde bulundurularak sürücülerimizin hızları ayarlamalarında fayda var diye düşünüyorum."

"Yeni trafik kanununun sahadaki ilk uygulamalarına yönelik bazı eleştiriler ve tepkiler var. Bu ilk geri bildirimlerle ilgili, gelen ilk geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Vatandaşın bu mağduriyet algısını giderecek ve uygulamayı netleştirecek alt düzenlemeler veya yönetmeliklerde bir revizyona gidilmesi söz konusu mu?" sorusuna ise İçişleri Bakanı Çiftçi şöyle cevap verdi:

"Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan düzenlemeler biliyorsunuz 27 Şubat tarihinde yürürlüğe girdi ve şu anda uygulanmaya başlandı. Yalnız ben kanunun yürürlüğe girmesiyle beraber memleketim Konya'daydım, Konya'ya gitmiştim. Orada özellikle plaka konusunda hem noterlerde hem de şoförler odasında vatandaşların yoğun bir şekilde sıraya girdiklerini, bir yoğunluk, kalabalık oluşturduklarını gördüm. Vatandaşımız yapılan düzenlemeleri iki konu hariç gayet yerinde buluyor. Mesela kırmızı ışıkta geçme ile ilgili toplumda herhangi bir sıkıntı yok. Israrla takip eden, trafikte ısrarla kişiyi takip eden veya önünü kesip sopayı alıp sürücülerin üzerine yürüyen, yolda halay çeken, drift atan, makas atan kişilerle ilgili de herhangi bir problem yok. Bunlar kabul görmüş durumda. Plaka basmaya yetkili olan kurum Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu ve buna bağlı otomobilciler odası, şoförler odası. Plaka basmaya bunlar yetkililer. Şoförler ve otomobilciler odası, plakaların ne şekilde basılacağı, onların standartlarının neler olacağı da zaten yönetmelikte belirlenmiş. Standart plakalar belli. Buna rağmen şoförler odası iki tip plaka basıyor. Birincisi standartlara uygun plaka, ikincisi de harfleri biraz kalınlaştırılmış olan, yine plakanın taşıması gereken özellikleri taşıyan, mavi şeridi bulunan, TR ibaresi bulunan, mührü bulunan, karekodu bulunan plakalar. Şoförler odası tarafından verilmesi kaydı şartıyla biz kesinlikle bunlarla ilgili herhangi bir işlem yapmayacağız. Bunları nizami plakalar olarak görüyoruz. Bunlar geçerli, bunlarda herhangi bir problem yok. İkinci bir konu; şoförler odası tarafından verilen plaka üzerinde eğer sürücü tarafından bazı ilaveler yapıldıysa, eklemeler yapıldıysa işte sorun bu alanda başlıyor. Sürücü şoförler odasından plakasını aldı, oradaki harf grubunu veya rakam gruplarını kalınlaştırdıysa veya oradaki mavi şeridi sildiyse, kendine göre birtakım ilaveler, eklemeler, çıkarmalar yaptıysa kanun buna yönelik olarak 4 bin lira ceza öngörüyor. Bunun müeyyidesi 4 bin lira. Bir de dışarıda reklamcılarda bastırılan plakalar var. Onlarda herhangi bir şekilde ne TR ibaresi, ne mühür, ne karekod yer alıyor. Rakamlar, harf grupları arasındaki aralıklar tamamen kapanmış durumda. Bunlar da kanun tarafından 140 bin lira ile cezalandırılıyor."

Multimedya sistemleri ve idari süreçlerin yönetimi

"İlk günlerdeki yoğunluğa baktık, vatandaşımız yoğun bir şekilde tabii plakası acaba standart plaka mı yoksa idari müeyyide uygulanacak plaka mı diye endişeye kapılanlar şoförler odasına akın ettiler. Biz baktık ki vatandaşımız mağdur olacak, yani en azından kendilerine bir süre verelim, bu süre içerisinde de kendilerine rehberlik yapalım" diyen Bakan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha sonra yine buna rağmen standartlara uygun plaka takmayanlar olursa onları idari müeyyideye daha sonra bağlayalım diye bir karar aldık ve bunu da uygulamaya geçirdik. Tabii bir yandan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Odası'yla görüşmeye de devam ediyoruz, federasyonla da görüşüyoruz. Mesela ben bir görüşmemde bana şunu ifade ettiler; 'Bizim 573 tane odamız günde 60 bin plaka basıyor ve buna rağmen talepleri yetiştiremiyoruz.' Demek ki kısa süre içerisinde bunun yetiştirilme imkanı, ihtimali gözükmüyor. Vatandaş müracaatını yaptı, şoförler odası eğer kendisine plakayı zamanında basıp veremediyse burada da vatandaşımızı cezalandırmanın çok adil olmadığını düşünüyoruz. Çünkü vatandaşımız üzerine düşeni yapıyor, müracaatını yapıyor ama plakayı basıp veremiyoruz kendisine. Dolayısıyla bundan kaynaklanabilecek mağduriyeti ortadan kaldıralım diye biraz süre verdik kendilerine. İkinci bir konu da ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili veya araçlara takılan multimedya dediğimiz çoklu ortamlarla ilgili. Bu da toplumun şu anda tepki gösterdiği konulardan birisi. Bununla ilgili Kanun'un öngördüğü husus şu: Birincisi sürücünün görüş açısını etkilemeyecek, engellemeyecek. İkincisi de araç harekete geçtiğinde sürüş başladığında mesela o çoklu medya ortamları kapanacak. Bu ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerekiyor. Orijinal araçlarda bununla ilgili herhangi bir problem yok. Örneğin fabrika montajlı çoklu ortamlarda araç harekete geçtiğinde mesela video oynatılamıyor, film seyredilemiyor, ama sonradan takılanlarda veya garanti süresi bitmiş, sonradan yapılan montajlarda araç hareket halinde olsa da film izleyebiliyorsunuz, video oynatabiliyorsunuz. Bu Kanun'un yasakladığı, idari müeyyideye bağladığı hususlardan birisi. Bunun da açıklığa kavuşturulabilmesi için bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Hangileri sürüş emniyetini tehlikeye atıyor, hangileri atmıyor, ses sistemleri ile ilgili, haberleşme sistemleri ile ilgili bununla ilgili bir uygulama yönetmeliğinin çıkarılması gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Uygulama yönetmeliği çıkarılıp da herkes tarafından rahatlıkla anlaşılabilecek, belli bir standarda kavuşturulmuş uygulama belli oluncaya kadar da, yani yönetmeliği çıkarıncaya kadar da Kanun'un bu maddesiyle ilgili herhangi bir uygulama yapmayacağız. Genelde vatandaşlarımıza rehberlik yapacağız, onları bilgilendireceğiz. İnşallah tüm tarafların da konsensüsüyle, mutabakatıyla bu yönetmeliği, uygulama yönetmeliğini en kısa sürede çıkarmayı düşünüyoruz. Şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Yoğun bir şekilde çalışıyoruz, en kısa süre içerisinde çıkartacağız. Yani fazla da bu süreyi uzatmayı düşünmüyoruz. Yönetmelik çıkıp da uygulama netleşinceye kadar rehberlik çalışmalarımız devam edecek. O yüzden vatandaşlarımız rahat olsunlar, yani herhangi bir şekilde endişeye kapılmasınlar. Hem onların mutlu olabileceği, yani içlerine sinen, hem de sürüş emniyetini sağlayabileceğimiz ikisini bir arada gerçekleştirebileceğimiz bir yönetmelik hazırlayacağız inşallah."

© Timeturk

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bayramda 313 bin 745 emniyet, jandarma ve sahil güvenlik personelinin görev yapacağını belirterek, sürücülere uyarılarda bulundu.

Afganistanlı çocuklar: 'Teşekkür ederiz Devlet dede'

MHP lideri Bahçeli'nin Afganistan'da bulunan, Andhoy Türkmen Evi Talebe Yurdunda eğitim gören yetim çocuklara, Bayram öncesi göndermiş olduğu temel ihtiyaçları ve kıyafetleri için, Andhoy da eğitim gören yetim çocuklar, MHP lideri Bahçeli'ye teşekkürlerini ifade ederek, "Teşekkür ederiz Devlet dede" diyerek sevinçlerini dile getiren bir video paylaştı.

© Timeturk

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Afganistan'da bulunan Andhoy Türkmen Evi Talebe Yurdu'nda eğitim gören yetim çocuklara her bayram olduğu gibi bu bayramda da kıyafet ve ayakkabı gönderdi.

Trump'tan İran'a 'İsrail' uyarısı

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Güney Pars doğalgaz sahasını hedef alan saldırı ve İran'ın bu saldırıya karşı Katar'a yaptığı misilleme ile ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu.

İsrail'in Orta Doğu'da yaşananlara duyduğu öfke nedeniyle İran'daki Güney Pars doğalgaz sahasına saldırı düzenlediğini belirten Trump, "Saldırı, tesisin nispeten küçük bir bölümünü hedef aldı. ABD bu saldırıdan haberdar değildi ve Katar'ın da hiçbir şekilde bu saldırıyla ilgisi yoktu. Hatta böyle bir saldırının gerçekleşeceğinden haberi bile yoktu" dedi.

cc06d9bc-4bfb-11ee-84c8-00163e02c055

Bu gerçeklerden haberdar olmayan İran'ın haksız ve adaletsiz bir şekilde Katar'daki bir sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisine saldırdığını söyleyen Trump, "İran bu durumda tamamen masum olan Katar'a akılsızca saldırmaya devam etmediği sürece, İsrail son derece önemli ve değerli olan Güney Pars Doğalgaz Sahası'na başka hiçbir saldırı gerçekleştirmeyecek" ifadelerini kullandı.

Ekran Resmi 2026-03-19 09.26.32

"Güney Pars doğalgaz sahasının tamamını vururuz"

İran'a Katar'ın enerji tesislerine yönelik saldırıları tekrarlamama uyarısı yapan Trump, "Böyle bir durum tekrarlanırsa, ABD İsrail'in yardımı ya da rızasıyla veya bu olmadan, Güney Pars doğalgaz sahasının tamamını İran'ın daha önce hiç görmediği bir güç ve şiddetle vuracak" dedi. İran'ın geleceği üzerindeki uzun vadeli etkileri nedeniyle bu düzeyde bir şiddet ve yıkıma izin vermek istemediğinin altını çizen Trump, "Ancak Katar'ın LNG tesisine tekrar saldırı düzenlenirse, bunu yapmaktan çekinmeyeceğim" uyarısında bulundu.

İran, enerji tesisine yönelik saldırıya misilleme ile yanıt vermişti

Dünyanın en büyük doğal gaz sahası olarak bilinen İran'daki Güney Pars doğalgaz sahası, hava saldırılarının hedefi olmuştu. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ise, saldırılara sert tepki göstererek misilleme uyarısı yapmıştı. Gelişmelerin ardından İran'ın dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretim tesisine ev sahipliği yapan Katar'daki Ras Laffan bölgesine füze saldırısı düzenlediği ve bölgede yangın çıktığı açıklanmıştı.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki Güney Pars doğalgaz sahasını hedef alan saldırının bilgileri dışında, İsrail tarafından yapıldığını belirterek, Tahran'a 'şartlı' uyarıda bulundu.

Osimhen ve Lang'ın sağlık durumuna ilişkin açıklama

Sarı-kırmızılı ekipten yapılan açıklamada, "Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanşında Liverpool ile deplasmanda oynadığımız karşılaşmanın ilk yarısında koluna darbe alan ve ilk yarıyı tamamlayan futbolcumuz Victor Osimhen, devre arasında yapılan kontroller sonrasında kolunda kırık olma riskinden ötürü karşılaşmanın ikinci yarısında oynatılmadı. Maç sonrasında sağlık ekibimizin denetiminde hastanede yapılan kontrolde futbolcumuzun sağ ön kolunda kırık olduğu tespit edildi ve alçı yapıldı. Yapılacak değerlendirmeler sonrasında ameliyat konusundaki karar önümüzdeki günlerde verilecektir.

Aynı mücadelenin ikinci yarısında yaralanma yaşayan futbolcumuz Noa Lang'ın sağ baş parmağında ciddi bir kesik oldu ve maç sonrasında Liverpool'da önümüzdeki saatlerde sağlık ekibimizin katılacağı bir operasyona alınması planlandı" denildi.

© Timeturk

Galatasaray, Liverpool ile oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçında sakatlanan Victor Osimhen ve Noa Lang'ın sağlık durumuna ilişkin açıklamada bulundu.

Atama kararları Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası ile Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren atama kararlarına göre, Adalet Bakanlığı'nda, Ceza İşleri Genel Müdürü Oğuzhan Yaşar görevden alınırken yerine Hazım Aslancı, Hukuk İşleri Genel Müdür Hakan Öztatar görevden alınırken yerine Erdinç Avşar, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım görevden alınırken yerine Çelebi Yılmaz, Personel Genel Müdürü Yusuf Soner Çiftçioğlu görevden alınırken yerine Cahit Cihad Sarı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Abdurrahim Taş, görevden alınırken yerine Mücahit Gülşen, Bilgi İşlem Genel Müdürü Servet Gül, görevden alınırken yerine Mehmet Murat Tuzcu, Teftiş Kurulu Başkanı Cihan Yıldız görevden alınırken yerine Murat Gülaç, İcra İşleri Dairesi Başkanı Hasan Özçelik, görevden alınırken yerine Yusuf Kılıç, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı İbrahim Çetin, görevden alınırken yerine Murat Akınbingöl, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanı Meral Gökkaya, görevden alınırken yerine Berkay Altuğ atandı. Ayrıca Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı'na Metin Yıldırım atandı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Ayşe Yıldırım Kara, görevden alınırken yerine Hasan Basri Alagöz atandı. Ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nda açık bulunan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Samiye Korkmaz atandı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinde açık bulunan 1'inci Hukuk Müşavirliğine Damla Sezer Okur atanırken, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nda açık bulunan 1'inci Hukuk Müşavirliğine Işıl Gürel atandı.

Ayrıca El Salvador Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Letonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Şule Öztunç atandı. Ayrıca, Letonya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürü Ahmet Cemil Miroğlu atandı. Kolombiya Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Malezya nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Emir Salim Yüksel atandı. Ayrıca Kamboçya Krallığı nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Mesut Özcan atandı.

Göç İdaresi Başkanlığı'nda ise, Adana Defterdarlığına, Malatya Defterdarı Ahmet Balıkçı, Adıyaman Defterdarlığına Mustafa Kurt, Afyonkarahisar Defterdarlığına İbrahim Gündüz, Ağrı Defterdarlığına Mustafa Yılmaz Şimşek, Amasya Defterdarlığına Ali Çakır, Aydın Defterdarlığına, Trabzon Defterdarı Ahmet Günçavdı, Batman Defterdarlığına Muhittin Çelebi Şenses, Bingöl Defterdarlığına Veysel Uçur, Burdur Defterdarlığına Veysel Sezgin, Bursa Defterdarlığına, Denizli Defterdarı Halil Tekin, Çanakkale Defterdarlığına Mustafa Çelik, Çorum Defterdarlığına Erkan Ciğer, Denizli Defterdarlığına Mustafa Özdemirci, Diyarbakır Defterdarlığına, Muğla Defterdarı Mustafa İnceçayır, Düzce Defterdarlığına, Reyhan Kökçü, Erzincan Defterdarlığına Ramazan Özdemir, Eskişehir Defterdarlığına, Hatay Defterdarı Cemil Müsevitoğlu, Gaziantep Defterdarlığına, Adana Defterdarı Ümit Güner, Giresun Defterdarlığına Hüsna Yıldız, Hatay Defterdarlığına, Eskişehir Defterdarı Ahmet Çelik, Isparta Defterdarlığına Mustafa Erdem, Kahramanmaraş Defterdarlığına, Bursa Defterdarı Hüseyin Erol, Karabük Defterdarlığına Hülya Yelimlieş, Karaman Defterdarlığına Aliaddin Karpınar, Kars Defterdarlığına Fatih Polat, Kırıkkale Defterdarlığına Serdar Esen, Kırşehir Defterdarlığına İsmail Bilici, Kilis Defterdarlığına Musa Koçulu, Konya Defterdarlığına Yusuf Hamzaoğlu, Kütahya Defterdarlığına Hatice İşcen Ercoşman, Malatya Defterdarlığına Nazmi Erol, Mersin Defterdarlığına, Samsun Defterdarı Metin Uzun, Muş Defterdarlığına Mehmet Akkaya, Nevşehir Defterdarlığına Sezer Sarı, Ordu Defterdarlığına, Gaziantep Defterdarı Mehmet Tarık Törer, Osmaniye Defterdarlığına Mithat Önalan, Rize Defterdarlığına Ümit Kökdemir, Samsun Defterdarlığına Halil İbrahim Temiz, Sinop Defterdarlığına Mutlu Şahin, Sivas Defterdarlığına Murat Aydın, Trabzon Defterdarlığına, Diyarbakır Defterdarı Ramazan Yaşar, Tunceli Defterdarlığına Salih Gökal, Yalova Defterdarlığına, Şanlıurfa Defterdarı Seyit Tekin, Zonguldak Defterdarlığına ise Recep Serdar atandı.

Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı'nda açık bulunan Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Yaşar Ciğer atandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünde açık bulunan 5'inci Bölge Müdürlüğü'ne Kemal Can, 6'ıncı Bölge Müdürlüğü'ne Hakan Mumcuoğlu, 9'uncu Bölge Müdürlüğü'ne Ahmet Çörtük, 10'uncu Bölge Müdürlüğü'ne Ali Bozkurt, 13'üncü Bölge Müdürlüğü'ne Akif Ümüzer, 14'üncü Bölge Müdürlüğü'ne Melikunnas Özkaya, 2'nci Bölge Müdürlüğü'ne Hacı Ahmet Çiçek, 11'inci Bölge Müdürlüğü'ne ise Resul Doğan atandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda açık bulunan Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Yardımcılığına ise Neşat Onur Şanlı atandı.

Ticaret Bakanlığı'nda ise, İthalat Genel Müdür Yardımcısı görevden alınırken, Gümrükler Genel Müdür Yardımcılıklarına Ahmet Akdemir ve Yakup Sefer, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdür Yardımcılıklarına İsmail Hak ve Veysel Çiftçi, Personel Genel Müdür Yardımcılığına ise Buğrahan Manav atandı. Ticaret Bakanlığı'nda açık bulunan Batı Marmara Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü'ne Mehmet Yapıcı, Orta Anadolu Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü'ne Ali Topçu, Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü'ne Ali Topçu atandı.

Ayrıca Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, Kapadokya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Ali Karasar, Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Şebnem Kavaklı, Kadir Has Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Ayşe Başar, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörlüğüne ise Prof. Dr. İsmail Küçük atandı.

© Timeturk

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararlı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Galatasaray, Avrupa'ya veda etti

Devler liginde 2025-2026 sezonunun son 16 turu rövanş maçlarının heyecanı yaşandı. Temsilcimiz Galatasaray ilk maçta 1-0 yendiği Liverpool ile deplasmanda karşılaştı.

Arne Slot'un çalıştırdığı İngiliz ekibi Liverpool ile Okan Buruk yönetimindeki temsilcimiz Galatasaray, Polonyalı hakem Pawel Raczkowski'nin düdük çaldığı müsabakada Anfield Road'da karşı karşıya geldi.

Galatasaray, 1-0 kazandığı maçın rövanşında deplasmanda Liverpool'a 4-0'lık skorla mağlup oldu.

LIVERPOOL, 4 GOLLE KAZANDI

AW665207_01

Karşılaşmada Liverpool'un gollerini 25. dakikada Dominik Szoboszlai, 51. dakikada Hugo Ekitike, 53. dakikada Ryan Gravenberch ve 62. dakikada Mohamed Salah attı.

UĞURCAN, PENALTI KURTARDI

Liverpool'da Mohamed Salah, 45+4. dakikada penaltıda Uğurcan Çakır'ı geçemedi.

GALATASARAY, VEDA ETTİ

AW665207_06_1

Bu sonucun ardından Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'ne son 16 turunda veda etti.

LIVERPOOL, PSG'YLE EŞLEŞTİ

Liverpool, Devler Ligi'nde çeyrek finale yükseldi. Liverpool, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Paris Saint-Germain ile karşı karşıya gelecek.

69bb214c832b2516__w1200xh835

© Timeturk

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçında temsilcimiz Galatasaray, İngiliz ekibi Liverpool'a 4-0'lık skorla yenildi ve Avrupa'ya veda etti.

Elektrikli otomobilin bayram sınavı

Bayramlar, Türkiye'de sadece ailelerin buluşması değil, aynı zamanda karayollarının "dayanıklılık testi" demektir. Eskiden bu testin ana kahramanı hararet yapan eski model otomobillerdi; şimdi ise gözler, sessizce süzülen ama herkesin aklında aynı soruyu uyandıran elektrikli araçlarda: "Acaba yolda kalır mı, şarj sırası beklerken bayram biter mi?"

Gelin, peşin hükümlerimizi bir kenara bırakıp 2026 Türkiye'sinin yollarındaki o sessiz devrime bakalım.

Önce bir hakkı teslim edelim: Elektrikli araç kullanmak artık bir "macera" değil, bir yaşam tarzı tercihi. Togg'un yollardaki baskınlığı, Tesla'nın yaygınlaşması ve küresel markaların rekabetiyle Türkiye, Avrupa'nın en hızlı büyüyen şarj ağlarından birine sahip oldu. Bugün itibarıyla ülke genelindeki soket sayısı 40 bini aşmış durumda. Yani o eski "şarj istasyonu bulabilecek miyim?" korkusu yerini "hangisi daha hızlı şarj eder?" tatlı telaşına bıraktı.

Elektrikli araçla uzun yol, aslında bir medeniyet göstergesi. Gürültüsüz bir kabin, anlık torkun verdiği güven ve hepsinden önemlisi; egzoz dumanı solumadan verilen o 20 dakikalık kahve molaları. Bir içten yanmalı araç sahibi yakıt kuyruğunda beklerken, elektrikli araç sürücüsü mobil uygulamasından rezerve ettiği istasyonda aracını şarj edip bayramın tadını çıkarabiliyor.

Ancak madalyonun bir de öbür yüzü var. Türkiye'nin batısı ile doğusu arasındaki o klasik makas farkında gizli. İstanbul-İzmir otoyolunda her 20 kilometrede bir DC (hızlı şarj) ünitesi bulmak işten bile değilken; rotayı Doğu Anadolu'ya, Erzurum'un yaylalarına veya Güneydoğu'nun Mezopotamya güneşine kırdığınızda manzara biraz değişiyor.

Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde altyapı var mı? Evet, var. Ama yeterli mi? Henüz değil. Ana arterlerdeki istasyonlar "vaha" gibi imdada yetişse de, ilçeler arası yolculuklarda veya bayramın getirdiği o devasa yoğunlukta bu bölgelerdeki kullanıcılar hala bir "planlama dehası" olmak zorunda. Batıda "şarjım biterse nasıl olsa bir yer bulurum" rahatlığı varken, Doğu'da hala "şurada şarj edip garantileyeyim" stratejisi hakim. Altyapı yatırımlarının bu bölgelerde daha agresif bir şekilde yayılması, elektrikli araç devriminin gerçek anlamda Türkiye'nin tamamına yayılması için şart.

Peki, bu bayram elektrikli araçla yola çıkmak bir "çile" mi olacak? Kesinlikle hayır. Aksine, doğru bir planlama ile bu yolculuk hayatınızın en ekonomik ve teknolojik seyahati olabilir. Mazot ve benzin fiyatlarının el yaktığı bir dönemde, evden tam şarjla çıkıp yoldaki hızlı şarj fırsatlarını değerlendirmek, cüzdanınız için de bir bayram hediyesi.

Sonuç olarak; Türkiye'nin elektrikli araç serüveni, Batı'da konforlu bir otoban sürüşü, Doğu'da ise hala biraz dikkat gerektiren bir rota planı demek. Eksiklerimiz var mı? Tabii ki. Özellikle Anadolu'nun içlerine doğru DC ünitelerinin sayısı artmalı, şarj istasyonlarındaki sosyal alanlar geliştirilmeli.

Ama itiraf edelim; o sessiz motorun verdiği huzurla, memleketin taze havasını ciğerlerinize çekerken "iyi ki bu dönüşüme ortak olmuşum" diyeceksiniz. Yeter ki o son 20 kilometrede klimayı biraz kısmanız gerekmesin!

İyi bayramlar, sessiz yolculuklar!

Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK

© Timeturk

Sezonluk Müslüman!

Kıymetli Okuyucum;
Biz Müslümanlar için her bir ibadetin ayrı bir hatırı ve hatırası vardır.
Mesela; Beş vakit namaz, Hz. Peygamber (as) 'den Miraç,
Hac, Hz. İbrahim (as) ‘den Kabe,
Kurban, ise Hz. İsmail (as) ‘den sadakat ve teslimiyetin hatırası gibi.

Hiç şüphesiz Mübarek Ramazan-ı Şerif ayı da bünyesinde hatırlı hatıraların barınmış olduğu bir aydır.
Öncelikle, Akl-i selim; maddi ve manevi kar ve zararını hesap eden bir Müslüman, hangi ifadeyi ve iradeyi nerede ve nasıl sergileyeceğini bilen kaliteli insan demektir.

Mesela, Ramazan geldi demeyip, Ramazan-ı Şerif geldi der!

Zira, bu kutlu ay için Ramazan-ı Şerif denmesi hakkındaki hikmetlerin bilincindedir.

Mesela,
Birincisi; En şerefli sözün, Kuran-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı aydır. O yüzden aylar içerisindeki en şerefli aydır.

İkincisi; Bünyesinde bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındırdığı için en şerefli geceyi barındıran ay olması hasebiyle şerefli aydır.

Üçüncüsü; Bizlere bu mübarek ayın faziletini aktaran, bu ay hakkında bilgi veren ve ehemmiyetini anlatan, insanlara En Şerefli söz olan (Kuran-ı Kerim'in) ilk anlatıcısı ve yaşayanı, ayrıca insanların da En Şereflisi olan Hz. Peygamber (a.s) den kaynaklı şerefli bir ay olmasıdır.

Dördüncüsü; Kendisine hürmet edenin, kendisine sahip çıkanın, getirdiği mesajı alanın, kendisini garip ve kimsesiz bırakmayanın hem Hak hem de halk nazarında şerefine şeref kattığı için bu mübarek aya bizler Ramazan-ı Şerif yani Şerefli Şanlı Ramazan deriz!

Yılda bir ay misafirimiz olan bu kıymetli Ramazan-ı Şerif ayını farklı bir açıdan ele alacak olursak;
Hani bizler teknoloji çağındayız ya, hani akıllı telefonlar hayatımızın çok önemli bir parçası oldu ya?
Nasıl ki bu “akıllı” cihazların aklı başında bir kullanıcısı olmayınca aklımızı başımızdan alıyor da ,gerek internet kullananımının gerekse batarya kullanımının kontrolsüz harcanması neticesinde hatta en kritik ve lazım olduğunda çaresiz kaldığımız oluyor ya?
İşte, nimeti zamanında ve kontrollü kullanmak ayrı bir nimet olduğu gibi kullanmamak da ayrı bir acziyettir!

Mesela, gençlik nimetinin kontrolsüz harcanması, gençlik enerjisinin hesapsızca ve fütursuzca savrulması sahibini ileriki yaşlarında çaresiz ve hayal kırıklığına uğratması kaçınılmaz olduğu gibi hiç şüphesiz ibadetlerden kazandığımız sevap ve şuurun tasarrufu da böyledir.

Hz. Peygamber (as)'in, Eda edildiğinde; Bir vakit namaz diğer vakit namaz arasındaki, bir cuma namazı bir önceki cuma namazı arasındaki günahlara kefaret olduğu gibi, tutulduğu taktirde ise bir Ramazan-ı Şerif orucu bir önceki Ramazan-ı Şerif orucu arasındaki günahlara kefarettir, buyurması ve bizlere adeta hayatın tamamının ibadet şuuruyla yaşanması gerektiğini anlatmış olması gayet isabetli değil midir?

Bizler; Her geceni kadir, her gördüğünü Hızır bil kültürüyle yoğrulmuş milletiz.
Tıpkı Kafkas kartalı Bilge komutan Şamil Basayev'in dediği gibi; Her daim savaşacak kadar genç, her an ölecek kadar yaşlıyız, yani tedbirliyiz!
Bizler, Mübarek Ramazan-ı Şerif ayında kazandıklarımızla bir sonraki Ramazan-ı Şerif ayına kadar yaşamayı bilen ve bu kutlu ayda yaptığımız ibadetlerin ve tövbelerin hem takipçisi hem de koruyucusu olmak zorundayız.
Bir Müslüman için Allah'a yalvarma ve yakarış ayı sadece Ramazan-ı Şerifle sınırlı değildir.
Bizler sezonluk Müslüman hiç değiliz!
Kullanma tarihi geçmiş ibadet kültürü bizim hayatımızda asla yer etmemiştir.
Hatta, birçok ibadete bakış açımız gayet farklıdır. Hacı olmak değil, hacı kalmak!
Hafız olmak değil hafız kalmak ve hafız ölmek gibi bir vizyona sahip milletiz hamdolsun.

İbadetlerde Allah ile (haşa) adeta pazarlığa girer gibi, önceden kestirip anlaşma yapar gibi beyhude bir inancın ehil-i sünnet itikadına ters düştüğü bilinciyle yetişiriz.

Bizler ibadetlerimizi herhangi bir hesap üzerinden yapmayız.
Tek gayemiz, Allah'ımızın rızasına ulaştıracak samimiyette ibadet etmektir.

Biliriz ki; Bu Dünya'da para ne işe yarıyorsa Ahiret'te de sevap o işe yarayacaktır.
aldığı maaşı kontrolsüz harcayınca ay başını getiremeyen bir insanın psikolojisi ne ise bu
kutlu aylarda kazandığı sevabı Ramazan'ı Şerif biter bitmez harcayan insanın psikolojisi de farksız olmayacaktır.

Hesapsız harcamalar dünyada kişiyi bir anlamda borç arayan dilenci durumuna düşürdüğü gibi hesapsız sevap harcayan Müslüman da mahşerde sevap dilenen bir dilenci konumuna ve durumuna sokması kuvvetle muhtemeldir.
Biz, mahşerde Allah'tan rahmet, Peygamberimizden de şefaatten başka bir şey dilenmeyi düşünmeyiz!
Müslüman tedbirli ve tedarikli kimse demektir.
Kazandığımız sevapların bizleri son nefesimize kadar selametle ulaştırması, mahşerde ise önce Allahın rahmetine ve Peygamber (as)' ın şefaatine sonrasında ise cennetle buluşturması temennisiyle.

Salih KIRMIZI/ TİMETÜRK

© Timeturk

Ramazanın kazandırdıkları

Yine bir ramazanın boyasıyla boyandık elhamdülillah. Zaten ramazanın böyle bir özelliği olduğu malumdur. İnsanlık var oldu olalı var olan bir ibadettir ramazan. (Bakara, 2/183) İnsanı melekî hasletlerle eğiten bir mekteptir ramazan. Ülkemizde de en güzel şekilde karşılanır ve uğurlanır ramazan. İşte biz de bugünlerde yine bir ramazan uğurluyor ve bayrama kavuşuyoruz. Tabi bayramlarımız Müslümanların ehl-i salip tarafından kuşatıldığı bir dönemde buruk geçiyor. Hele bir de birlik içinde olamayışımız, tüm Müslümanları temsil makamı olacak makamı kaybetmemiz nedeniyle olan dağınıklığımız burukluğumuzu artırıyor.

Ramazan ilk defa okullarımızda da çok güzel etkinliklerle karşılandı ve uğurlandı. Milli Eğitim Bakanımızı ve tüm emeği olanları kutlarım. Evet, oruç bizim inancımızın, medeniyetimizin bir parçasıdır. Bunun yeni nesillere öğretilmesi, hatırlatılması çok değerli bir karardır. Anında özüne dönen çocuklarımız “Kâbe'de hacılar hu der Allah” ilahisiyle coştular. Hiç yabancılık çekmediler. Çünkü genlerinde var. Ana Müslüman, baba Müslüman. Adı Müslüman adı soyu Müslüman olan için bundan daha doğalı var mıdır? Çok çocuğun doğduğunda kulağına en yakın ses ezan ve kamet olmuştur. Efendim neymiş laikliğe, bilimselliğe aykırıymış. Noel (Papa), cadılar bayramı, çocukların yaşlarına başlarına yakışmayan mezuniyet törenleri laikliğe ve bilimselliğe aykırı değil de bizim medeniyetimizin, inancımızın hayata yansıması aykırıymış. Kimse Müslüman mahallesinde salyangoz satmasın. Tekrar bu güzelliği yaşatan ilgililere teşekkür ederiz.

Camilerimiz de yaşlısı genci, kadını erkeğiyle doldu taştı. Vaazlar edildi, hatimler okundu, teravihler kılındı. İkramlar oldu. Davetler oldu. Güzel buluşmalar toplumu sarıp sarmaladı. Herkes bir çaba içine girdi. Kimisi cüz takip etti, kimisi dinledi. Anlamını bilenler manevi iklimin derinliklerine daldı. Bilmeyenler hafızların bazen uşşak, bazen hicaz, bazen segâh makamlarıyla hadr usulü okudukları kıraatlerle kendi ruhlarını meşbu kıldı. Secde ayetlerinde birlikte secde ettiler. Bağırlarına bastıkları Kur'an'ımızla cami-cami, ev-ev koşarak dinlediler hatimlerini. Bunun manevi hazzına yatkın olmayan anlamaz. Onun için yarı Türkçe, Yarı Arapça ifadeyle “men lem yezuk, bilmez yazuk/Tatmayan bilmez” denmiştir. Arzu ederiz ki, her Müslüman bu hazzı tatsın. Müslüman olmayana da sadece hidayet dileriz. Başka sözümüz olmaz.

Camilerimiz mahyalarla görsel ve zihinsel şölenker sundular. Kur'an'ı Güzel Okuma Yarışması ile on yıllık emek evlerimizi manevi iklime gark eyledi. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Sahurlarımız, sahurda kıldığımız teheccüt namazlarımız seherde kalp gözümüze ışık oldu. Fitre, fidye, zekâtlarımızla maddî varlıklarımız üzerine çöken tozları kaldırdık. Paylaştık. “Veren el” olmanın şuuruna erdik. “Alan el”leri incitmeden gördük, gözetledik. Bölüştük, bölünmedik. Saf tuttuk, safları sıklaştırdık. Bize sataşana “ben oruçluyum” dedik.

İtikâfla zirvelere tırmanmayı denedik. Kendimizle baş başa kalmayı denedik. Susmayı, susarak konuşmayı denedik. Yalnızlığı ve nefsi hapsetmeyi tecrübe edenlerimiz oldu. Zaten yalnız doğduk, yalnız ölmeyecek miyiz? Yalnız kendi hesabımızı vermeyecek miyiz? Kılletü't Taam, Kılletü'l menam Kılletü'l kelam ile yoldaş olduk. Yani, az yedik, az uyuduk, az konuştuk. Kadir Gecemiz ömrümüzü uzattı. Kadirimiz kaderimiz oldu. Her Müslüman taşıdığı kabına göre bu gecede alacağını aldı. Bu güzel atmosferi teğet geçenlere de Allah nasip eylesin inşallah.

Çanakkale'de şehit düşen yiğitlerimizin gölgesi üzerimize düştü son demlerimizde. Onları da rahmet ve minnetle andık bu mübarek günlerde. Katil sürülerinin planlarının bitmediğini de gördük bu günlerde. Önce Gazze, sonra Lübnan ve İran'a saldırı ile ateş çemberine döndürüldü Müslüman yurdu. Kimimiz halen Mezhep takıntısına kapılma bahtsızlığını sürdü önümüze. Hâlbuki düşman hedefe koyduğunda bu Alevi mi, Sünni mi, Hanefi mi, Şafi mi diye bakmıyor ki. Üzüntü ve burukluk gündemimizden hiç düşmedi. Ayrıntılarla birbirini anlayamayacak hale gelen biz Müslümanlar başımızın niçin koparıldığını anladık mı şimdi acaba! Halen iç cephede tahkimi sağlayamayacak mıyız?

Buruk ta olsa Oruç Bayramımız (Iyd'ül Fıtr) mübarek olsun.

Yusuf SARIKAYA/ TİMETÜRK

© Timeturk

Yuva nasıl yıkılır?

Yuva dediğimiz şey, dört duvardan ibaret değildir. İçinde biriken hatıralar, paylaşılan sofralar, birlikte susabilmenin bile huzur verdiği anlar… Hepsi bir araya gelir ve adına “yuva” deriz. Ama ne gariptir ki, bu kadar emekle kurulan bir yapı, çoğu zaman büyük fırtınalarla değil, küçük ihmallerle yıkılır.

Bir yuvayı yıkmak istiyorsanız, işe konuşmamaktan başlayın. Söylemeniz gerekenleri erteleyin, içinize atın, biriktirin. Zamanla aranızda kelimeler değil, duvarlar yükselir Aynı evin içinde iki yabancı gibi yaşamayı öğrenirsiniz.

Sonra güveni yavaşça aşındırın. Büyük ihanetlere gerek yok; küçük yalanlar yeterlidir. “Bundan bir şey olmaz” dediğiniz her an, aslında temelden bir parça daha kopar. Güven bir kez sarsıldı mı, en sağlam görünen bağlar bile gevşemeye başlar.

Empatiyi bir kenara bırakın. Haklı çıkmaya çalışın, anlamaya değil. Karşınızdakinin ne hissettiğini önemsememek, bir yuvanın içindeki en soğuk rüzgârdır. O rüzgâr esti mi, en sıcak odalar bile buz keser.

Ve en önemlisi, sevgiyi sıradanlaştırın. Teşekkür etmeyin, özür dilemeyin, küçük jestleri gereksiz görün. Çünkü bir yuvayı ayakta tutan şey büyük sözler değil, küçük ama sürekli hatırlanan değerlerdir.

Yuva, bir anda yıkılmaz. Gürültüyle çöken binalar gibi değildir. Sessizce, fark ettirmeden, gün gün eksilerek çöker. İçinde yaşayanlar çoğu zaman neyin kaybolduğunu çok geç fark eder.

Belki de bu yüzden mesele “yuva nasıl yıkılır” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Yıkıldığını ne zaman anlarız?

Ve daha da önemlisi… Fark ettiğimizde hâlâ onaracak bir şey kalmış olur mu?

Ayşegül Sert/TİMETÜRK

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Eğitim Ailesi ile İftar Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Zaferi'nin 111. yıldönümünde tüm şehitleri rahmetle ve şükranla andı. Öğretmenlere saygıda kusur edilememesi gerektiğini de söyleyen Erdoğan, öğretmenlerin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceklerinin belirtt

"Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum"

Bir taraftan Ramazan ayını uğurlamanın burukluğunu yaşarken diğer taraftan da Ramazan Bayramı'na kavuşmanın sevincini yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiğiniz gibi Ramazan'a girerken duamız hep şuydu; Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturduğun gibi Ramazan Bayramı'na da kavuştur. Ve şimdi Ramazan-ı Şerif'i geride bırakırken hoş geldin Ramazan diyorduk, şimdi elveda Ramazan diyoruz. Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.

AW665145_12

"Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır"

Günün bir değer anlamının Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıldönümünü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun, tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferinin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle şükranla iade ediyorum. Muhterem hatıralarını gönlümüzün en mutena köşesinde yaşatacağımız o serden geçtikleri merhum Mehmet Akif'in şu muhteşem mısralarıyla bugün bir kez daha selamlamak istiyorum; ‘Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad dinerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i, Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.' Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif İstiklal Marşımızda ‘sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı' diyerek milletimizin neredeyse her ferdenin şehit ahfadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin Anadolu, Babadolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahfadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı'dır, Gelibolu'dur, Çanakkale'dir ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" diye konuştu.

AW665145_10

"Son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız"

Türkiye'nin sadece 783 bin kilometre kareden ibaret olmadığının en büyük şahidinin Çanakkale olduğunu belirten Erdoğan, "Çanakkale'yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili bir ilçesi vardır, Çanakkale'de Saraybosna vardır, Çanakkale'de Balkanlar vardır, Çanakkale'de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim; Çanakkale, Bedir'in aslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif'in ‘Asımın nesli' diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda dramatik bir hikayedir. ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı' türküsü henüz bıyığı terlememiş delikanlıların lise ve Darülfünun talebelerinin türküsüdür. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi talebelerinin tamamı Çanakkale'de şehit olduğu için mezun verememiştir. Milli şairimiz Akif, ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda' derken işte bu acı hakikati dile getiriyor. ‘Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor' derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin sönen ocakların destanını da haykırıyor. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız. Çanakkale Zaferimizin 111. Sene-i devriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan bu büyük Cumhuriyeti emanet eden bütün İstiklal kahramanlarımızı bütün şehitlerimizi gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemali hürmetle yad ediyorum" ifadelerine yer verdi.

"Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir"

Güçlü toplum olmanın en önemli etkenlerinden birinin güçlü eğitim sistemine sahip olmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor eğitime önem ve öncelik vermeyi imal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikli reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı vari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık. ‘Köklerden Geleceğe' şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Daha burada saymaya kalksak belki de saatlerimizi alacak nice hizmeti öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin istifadesine sunduk" diye konuştu.

"Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir"

Türkiye'nin son 23 yılda eğitimde önemli bir mesafe aldığını ve bunun mimarlarının da öğretmenler olduğunu dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

"Merhum Nurettin Topçu'nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor; ‘Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Evet, muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir."

"Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir"

Öğretmenlere saygının bir gelenek olduğunu ve onlara yönelik şiddetin her daim karşısında olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarının lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır; Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye'nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılını inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz" dedi.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır' dedi.

Fed, faiz kararını açıkladı

Küresel piyasalar ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşı takip ederken ABD Merkez Bankası Fed faiz kararını açıkladı.

Fed faizi yüzde 3,50 ile 3,75 aralığında sabit bıraktı.

Böylece Fed son 3 faiz toplantısında faizi değiştirmemiş oldu.

BEKLENTİLER DE SABİT KALMASI YÖNÜNDEYDİ

ABD'nin içinde olduğu savaş enerji fiyatlarını olumsuz etkilerken dezenflasyon sürecinin sekteye uğramaması için Fed faizi değiştirmedi. Bu yıl için Fed'den bir faiz indirimi bekleniyor ve bunun da Aralık ayında gerçekleşecek toplantıda yapılması bekleniyor.

YILDA 8 KEZ FAİZ KARARI ÇIKIYOR

Fed yılda 8 defa faiz kararını açıklıyor. Önümüzde kalan 6 faiz kararının çoğunda Fed'in pas geçmesi bekleniyor.

TRUMP FAİZLERİN DÜŞMESİNİ İSTİYOR

ABD Başkanı Donald Trump, Fed'in faizleri acilen düşürmesini isterken Fed Başkanı Jerome Powell'a her fırsatta ağır hakaretlerde bulunuyor.

FED'İN DİĞER FAİZ KARARLARI NE ZAMAN?

Fed 29 Nisan, 17 Haziran, 29 Temmuz, 16 Eylül, 28 Ekim ve 9 Aralık 2026 tarihlerinde faiz toplantısı yapacak.

NTV

© Timeturk

ABD Merkez Bankası Fed, piyasaların beklentisine paralel olarak faiz oranını yüzde 3,50 ile 3,75 aralığında sabit tuttu.

İstifa eden MAGA'cı: 'İsrail, hükümetimizi işgal etti'

Muhafazakar çevrelerin önde gelen isimlerinden biri olan Carrie Prejean Boller, İran savaşının MAGA (Make America for America) kutuplaşmasını derinleştirdiğini belirtti. "Önce Amerika" sloganının anlamı üzerindeki tartışmayı yeniden alevlendiren MAGA'cı isim, artık "başkanımızı tanıyamıyorum" diyor.

Eski Trump yönetimi yetkilisi Carrie Prejean Boller, ABD Başkanı Donald Trump'ı ABD dış politikasını, özellikle de İran savaşı konusunda İsrail'den etkilenmekle suçlayarak, "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" (MAGA) hareketinin "ölü" olduğunu ilan etti.

Ekran Resmi 2026-03-18 20.19.49

“İŞGAL ALTINDA BİR MİLLETİZ”

Boller, Pazartesi günü Piers Morgan'ın programında yaptığı konuşmada, "sevgili bir arkadaşım" olarak tanımladığı başkanı artık "tanımadığını" söyledi.

"Bence biz işgal altında bir milletiz. Bence yabancı bir ülke hükümetimizi işgal etti ve şimdi de Amerika Birleşik Devletleri başkanının yabancı bir hükümet tarafından etkilendiğini görüyoruz” diyen Boller, İran savaşının nedeni olarak İsrail'i ve Başbakan Benjamin Netanyahu'nun sık sık yaptığı ABD ziyaretlerine dikkat çekti.

“ARTIK TRUMP'I TANIMIYORUZ”

Boller şöyle dedi:

"Buraya neredeyse sekiz kez geldi. Bu utanç verici. Biz Amerika Birleşik Devletleri'yiz. Neden yabancı bir ülkenin hükümetimizi işgal etmesine izin veriyoruz? Size hemen söyleyeyim, MAGA öldü. Ölüden de öte öldü ve Amerikalılar çok öfkeli. Artık Başkan Donald J. Trump'ı tanımıyoruz" diye ekledi.

Trump'ın MAGAcılardan oluşan siyasi tabanında giderek büyüyen bir ayrılık ortaya çıktı; önde gelen müttefikleri ve eski yetkililer, İran savaşı konusundaki tutumunu alenen eleştiriyor.

Salı günü, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi direktörü olarak görev yapan Joe Kent, Trump yönetiminin İran'la çatışma gerekçesini sorgulayan istifa mektubunu X platformunda yayınladı. Trump'ı bu çatışmaya son vermeye çağırdı.

Kent mektubunda, "Vicdanen İran'daki devam eden savaşı destekleyemem. İran ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu ve bu savaşı İsrail'in ve güçlü Amerikan lobisinin baskısı nedeniyle başlattığımız açıktır." diye yazdı.

TRTWorld

© Timeturk

İsrail yanlısı tutumu nedeniyle Trump yönetiminden ayrıldığını duyuran bir başka yetkili isim olan Carrie Prejean Boller, 'İsrail, hükümetimizi işgal etti' dedi.

Hava saldırısında Sadabad Sarayı vuruldu!

İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği hava saldırılarında Tahran'daki Sadabad Sarayı Kompleksi'nde bulunan çok sayıda saray ve müze zarar görürken, tarihi yapılarda ciddi tahribat meydana geldi.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik dün düzenlediği hava saldırılarında başkent Tahran'da bulunan Sadabad Sarayı Kompleksi de hedef alındı.

İran'ın en büyük kültürel ve tarihi alanlarından biri olan ve yaklaşık 110 yapı ile 17 saray ve müzeye ev sahipliği yapan Sadabad Sarayı Kompleksi'nde saldırılar sonucu ciddi hasar meydana geldi.

Ekran Resmi 2026-03-18 19.10.37

Saldırı sırasında meydana gelen patlamaların şok dalgası ve şarapnel etkisi nedeniyle kompleks içerisindeki tarihi yapılar ve müzelerde geniş çaplı tahribat meydana geldi. Ahşap kapı ve pencere camlarında kırılırken, duvarlarda çatlaklar meydana geldiği ve bazı bölümlerde kısmi yıkımlar yaşandı. Tavanlarda hasar ve yer yer çökmeler meydana gelirken, alçı süslemeler ve ayna işçiliği gibi iç süslemeler de zarar gördü.

Saldırılar sonucu kompleks içerisindeki birçok tarihi yapı zarar görürken, yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip saray ve müzelerde önemli tahribat oluştu. Nadir yeşil mermer mimarisiyle öne çıkan Yeşil Saray Müzesi, Kacar dönemine ait mimarisiyle dikkat çeken Veliaht Sarayı ve Usta Behzad Müzesi başta olmak üzere, Millet Sarayı, Kraliyet Kap Kacak Müzesi ve Kraliyet Giysileri Müzesi dahil çok sayıda tarihi yapı saldırıdan etkilendi.

© Timeturk

İsrail ve ABD'nin İran'a düzenlediği hava saldırılarında Tahran'daki Sadabad Sarayı Kompleksi'nde bulunan çok sayıda saray ve müze zarar gödü.

İran İstihbarat Bakanı Hatip'in öldüğü doğrulandı

İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, ABD ve İsrail'in düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybeden İranlı üst düzey yetkililere ilişkin açıklamada bulundu.

AP26077384975759-1773830966

İsmail Hatib

Pezeşkiyan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'in hayatını kaybettiğini doğrularken, "Meslektaşlarım İsmail Hatib, (Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri) Ali Laricani ve (Savunma Bakanı) Aziz Nasırzade'nin, bazı aile fertleri ve beraberlerindeki ekip üyeleriyle birlikte alçakça düzenlenen suikast sonucu şehit edilmesi bizi derinden yasa boğdu. Büyük İran halkına başsağlığı diliyorum. Eminim ki yollarına eskisinden daha kararlı bir şekilde devam edecekler" ifadelerini kullandı.

Katz: "İran İstihbarat Bakanı bir gecede ortadan kaldırıldı"

İsrail basını, İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'in Tahran'da gece saatlerinde düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybettiğini öne sürmüştü. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, "Bugün, İran ve Lübnan'daki Hizbullah'a karşı yürüttüğümüz savaşı tırmandıracak önemli sürprizlerin yaşanması bekleniyor. İran'daki saldırıların şiddeti artıyor. İran İstihbarat Bakanı bir gecede ortadan kaldırıldı" demişti.

© Timeturk

İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'in ABD-İsrail'in düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybettiğini doğruladı.

Bayram tuzağı! Bakanlık uyardı…

Sosyal medya üzerinden kimlik avcılığına çıkan dolandırıcılara yönelik olarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı açıklamada bulundu.

Tüm vatandaşları ilgilendiren asılsız paylaşımlar nedeniyle kişisel veriler ele geçiriliyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sosyal medya hesabı X üzerinden yaptığı açıklamada "Bazı sosyal medya hesaplarında bakanlığımıza atıf yapılarak 'Bayram müjdesi! 4.500 TL destek hesaplara yatıyor' şeklinde yer alan paylaşımlar ASILSIZDIR." açıklamasında bulundu.

"KİŞİSEL VERİ HIRSIZLIĞI YAPILIYOR"

HDr70n4WcAAeYSc

Bakanlık "Vatandaşlarımızın kişisel verilerini ele geçirmek amacıyla bu tür paylaşımlarda bulunan kişiler hakkında gerekli hukuki girişimlerde bulunuyoruz. Vatandaşlarımız, sosyal hizmetlerimiz ve sosyal yardımlarımız hakkındaki güncel ve doğru bilgilere resmi internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımız aracılığıyla ulaşabilir." detayına yer verdi.

© Timeturk

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, sosyal medyada yayılan ve asılsız olan 'Bayram müjdesi! 4.500 TL destek hesaplara yatıyor' mesajlarına ilişkin açıklamada bulundu.

'Kahramanlar Alayı'! 57. Alay Gelibolu'da tekrar kuruldu

Gelibolu Yarımadası muharebelerinde gösterdiği fedakarlık ve kahramanlıkla adını tarihe altın harflerle yazdıran 57. Piyade Alayı'nın yeniden kurulması, anma programlarına ayrı bir anlam kattı.

AW664362_02

 

Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, 18 Mart kapsamında düzenlenen törenlerin ardından yeni kurulan alayda görevli askerlerle bir araya geldi. Özeren, Şehitler Abidesi ve Atatürk Anıtı önünde askerlerle birlikte günün anısına hatıra fotoğrafı çektirerek, 57. Piyade Alayı personeline görevlerinde başarı temennisinde bulundu.

"Kahraman alay" olarak anılıyor

AW664362_03

"Kahraman alay" olarak anılan 57. Piyade Alayı, bundan sonraki süreçte Tarihi Alan'da gerçekleştirilecek resmi törenlerde, saygı nöbetlerinde ve çeşitli canlandırma faaliyetlerinde aktif rol üstlenecek. Askerlerin, döneme ait tarihi kıyafetlerle görev yapacağı bu faaliyetler kapsamında ziyaretçilere de farklı bir deneyim sunulacak.
Öte yandan, Tarihi Alan'ı ziyaret eden vatandaşlar, gerçekleştirilecek canlandırmalar sayesinde 57. Piyade Alayı'nın savaş dönemindeki yaşamına yakından tanıklık etme imkanı bulacak. Bu uygulamanın, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasında önemli katkı sağlaması hedefleniyor.

AW664362_01

Kaynak: İHA

© Timeturk

Çanakkale'de, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'inci yıl dönümünde anlamlı bir adım atıldı. Tarihe damga vuran 19. Tümen'e bağlı 57. Piyade Alayı, Gelibolu'daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde yeniden teşkil edilerek faaliyetlerine başladı.

Tahran'da Laricani, Süleymani ve 104 asker için cenaze töreni

İran'da ABD ve İsrail saldırılarında İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani'nin hayatını kaybettiği dün açıklanmıştı.

Bugün ise başkent Tahran'da Laricani, Süleymani ve IRIS Dena fırkateynine düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren 104 asker için cenaze töreni düzenlendi. Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda düzenlenen cenaze törenine on binlerce İranlı katılırken, çok sayıda bakan ve askeri yetkili de törende yer aldı.

Hayatını kaybeden üst düzey yetkililer ile askerlerin naaşlarını taşıyan cenaze araçları kalabalığın arasından geçirilerek tören alanına getirildi. Cenaze törenine katılan on binlerce İranlı gözyaşı döktü.

Saldırılarda üst düzey isimler ve 104 asker hayatını kaybetmişti

Ali Laricani ile Gulam Rıza Süleymani, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hayatını kaybetmişti. Söz konusu saldırılarda her iki ismin yanı sıra beraberlerindeki bazı yetkililer ve korumaların da yaşamını yitirdiği bildirilmişti.

IRIS Dena fırkateyni saldırısı

4 Mart'ta Hindistan'da düzenlenen Milan 2026 tatbikatına katıldıktan sonra İran'a dönmekte olan İran donanmasına ait "IRIS Dena" fırkateyni, Hint Okyanusu'nda Sri Lanka açıklarında saldırıya uğramıştı. Uluslararası sularda meydana gelen olayın ardından gemiden yardım çağrısı yapıldığı ve bölgeye Sri Lanka donanmasına bağlı ekiplerin sevk edildiği bildirilmişti. İran Ordusu, daha sonra yaptığı açıklamada, saldırıda 20'si kayıp 104 personelin hayatını kaybettiğini ve 32 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

© Timeturk

İran'da saldırılarda ölen Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani ve IRIS Dena fırkateyninde ölen 104 asker için cenaze töreni düzenlendi.

Almanya'dan savaş nedeniyle dünyada gıda ve göç krizi uyarısı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin'de Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile bir araya geldi. İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Wadephul, konuğu Jean-Noel Barrot ile İran'daki savaş kapsamındaki son gelişmeleri, Rusya- Ukrayna savaşını, 19-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek Avrupa Konseyi toplantısını ve Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği ile ilişkilerini ele aldıklarını söyledi.

Irak'ta ne de Libya'da bu tür askeri müdahaleler sonuç vermedi

AW665035_03

İran'da kontrollü bir rejim değişikliğinin gerçekçi olmayan bir fikir olduğu yönündeki açıklamalarını tekrar eden Wadephul, "Elbette bir rejim değişikliği gerçekleşebilir. Ancak deneyimlerimizin de gösterdiği üzere ne Irak'ta ne de Libya'da bu tür askeri müdahaleler sonrasında özgür, demokratik ve hukuka dayalı bir devlet yapısının kurulduğu düzenli bir rejim değişikliğine yol açmamıştır. İşte bu, yapmamız gereken gerçekçi analizdir ve şu anda yaptığımız tüm değerlendirmelerin temelini oluşturmaktadır" dedi.

Almanya'dan İran savaşı yüzünden dünyada gıda ve göç krizi uyarısı

İran'daki savaşın daha da tırmanmasının kimsenin çıkarına olmadığını belirten Wadephul, savaşın sadece bölgeyi değil dünyayı büyük bir krize sokacağını ifade etti. Wadephul, “Sadece bu bölgeden sağlanan gübre tedariki o kadar hayati ki, uzun süre kesintiye uğraması durumunda Afrika'nın büyük bir kısmında gıda krizi tehdidi ortaya çıkar. Ve bu durum, acı çekecek insanlar ve elbette bunun sonucunda ortaya çıkabilecek mülteci akınları nedeniyle bizi endişelendirmelidir. Bu bakımdan bizim için bunun büyük bir önemi var ve genel durumu sorumlu bir şekilde değerlendirirken göz önünde bulundurulmalıdır" diye konuştu.

“ABD ve İsrail'deki ortaklarımızla savaşı yeniden gözden geçirmeliyiz”

İran'da rejimin değişmesini arzu ettiklerini belirten Alman Bakan, "Bu, savaş zamanında kısa vadede gerçekleşmeyecek bir şey. İran ve oradaki insanlar için gerçekleşmesini dilediğimiz bir şey, ancak bunun askeri yollarla gerçekleştirilebileceğini düşünmüyorum. O nedenle ABD ve İsrail'deki ortaklarımızla birlikte bu iki ülkenin belirlediği askeri hedeflerin ulaşıldığı, gerilimin azaldığı ve savaş eylemlerini yeniden gözden geçirebileceğimiz bir nokta bulmaya çalışmalıyız" ifadelerini kullandı.

AW665035_01

"Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkeleri için güvenliği sağlayabilmeliyiz"

Hürmüz Boğazı'ndaki duruma da değinen Bakan Wadephul, "Aynı zamanda Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkeleri için güvenliği sağlayabilmeliyiz. Bu zor bir görev olacak, ancak bu görevi Almanya ve Fransa olarak birlikte üstlenmemiz gerekeceğini düşünüyorum ve Avrupa'nın bu konuda bir rol oynayabileceğini ve oynaması gerektiğini de düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran'daki savaşın daha da tırmanmasının kimsenin çıkarına olmadığını belirterek savaşın sadece bölgeyi değil dünyayı büyük bir krize sokacağını ifade etti. Wadephul, 'Bölgeden sağlanan gübre tedariki o kadar hayati ki, uzun süre kesintiye uğraması durumunda Afrika'nın büyük bir kısmında gıda krizi tehdidi ortaya çıkar. Bunun sonucunda ortaya çıkabilecek mülteci akınları nedeniyle bizi endişelendirmelidir' dedi. 

Trump'tan yardım etmeyen müttefiklerine hakaret: 'Aptallar'

ABD Başkanı, başlattığı savaşta İran'a karşı umduğunu bulamadı. Şimdi de Avrupa başta olmak üzere savaşta kendisine yeterli desteği vermeyen müttefiklerine saldırıyor.

ABD Başkanı Trump, kendine ait sosyal medya platformu Truth Social'da yaptığı paylaşımlarla Batılı müttefiklerine sert çıktı. Trump, İran'a yönelik "İran terör devletinin kalanını ‘tamamen ortadan kaldırırsak' ve onu kullanan ülkeleri sözde ‘boğazdan' sorumlu tutsak ne olurdu acaba? Bu, tepkisiz ‘müttefiklerimizin' bazılarını çok hızlı bir şekilde harekete geçirirdi" ifadelerini kullandı. Bir diğer paylaşımında ise destek vermeyen ülkelere "aptallar" diyen Trump, "Unutmayın, dışarıdaki tüm o mutlak ‘aptallar' için, İran herkes tarafından terörün bir numaralı devlet destekçisi olarak kabul ediliyor" dedi.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, savaşta ABD'ye destek vermeyen ülkelere seslenerek 'Unutmayın, dışarıdaki tüm o mutlak 'aptallar' için, İran herkes tarafından terörün bir numaralı devlet destekçisi olarak kabul ediliyor' dedi.

ANALİZ: Batı'da füze kıtlığı ve maliyet hesapları

ABD Başkanı Donald Trump, Pentagon'un Tahran'da rejim değişikliği için "sınırsız" bir silah stoğuna sahip olduğunu ve bunun ne kadar sürerse sürsün devam edeceğini iddia etse de, giderek artan kanıtlar İran'ın misillemesinin zamanla daha yıkıcı hale geleceğini gösteriyor.

Fransızların füze stokları neden tükeniyor?

Birçok ABD müttefiki gibi Fransa da İran'a karşı İsrail-Amerikan bombardıman kampanyasına katılmayı reddetti ve sadece 'savunma' operasyonları yürütüyor. Bu, savaşın başlamasından iki haftadan fazla bir süre sonra Fransız Rafale savaş uçaklarının İran'ın kamikaze insansız hava araçlarını önlemesiyle birlikte BAE üzerinde savaş görevleri uçurmayı da içeriyor.

Haftalık La Tribune gazetesi Pazar günü, önleme operasyonlarında kullanılan MICA füzelerinin hızla tükenmesiyle ilgili olarak haftanın başlarında yapılan bir "kriz toplantısı"ndan bahsetti. Stoklar sınırlı ve özellikle imha ettikleri İran silahlarıyla karşılaştırıldığında, yenilenmesi çok pahalı: eski nesil bir MICA füzesinin tahmini maliyeti 600.000 euro (685.000 dolar) ile 700.000 euro (800.000 dolar) arasında değişiyor; bu da hedeflerinden on kat daha fazla.

Haberde, Fransız Silahlanma Genel Müdürlüğü'nün (DGA) daha ucuz alternatifler aramaktan çekindiği, çünkü bunların kaçınılmaz olarak daha az etkili olacağı belirtildi. Bu arada, MICA üreticisi MBDA'nın üretim kapasitesi kısıtlı ve garantili alımlar olmadan genişletilmesi zor; bu da bir tedarik sıkıntısı yaratıyor.

BAE'nin savunma gücü

ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Arap ülkeleri, İran'la uzun sürecek topyekün bir savaşa hazırlıksız görünüyordu. Tahran'ın, İsrail'in İran nükleer tesislerine yönelik saldırılarıyla tetiklenen geçen yılki 12 günlük gerilim de dahil olmak üzere, kendisine yönelik saldırılara karşı sınırlı misilleme geçmişi var.

Silah stokları ve kullanımı gizli tutuluyor, ancak kaba tahminler mümkün. The Economist, Arap hükümetlerinin 880'den fazla İran füzesini engellediğine dair raporlarına dayanarak, en az 1.900 Patriot karadan havaya füzesinin fırlatıldığını öne sürüyor; komutanlar gelen her füzeye ikiden fazla önleyici füze ateşlerse bu sayı daha da yüksek olabilir.

Her biri 3 ila 6 milyon dolar arasında değişen Patriot füzeleri, muhtemelen 10 füzeden 9'unun engellenmesinden sorumlu, ancak daha pahalı THAAD ve NASAMS sistemleri de kullanılıyor.

CBS News'e göre, Beyaz Saray, Körfez monarşilerinin tedarik sıkıntısı nedeniyle hangi insansız hava araçlarını ve füzeleri engelleyeceklerine karar vermek zorunda kaldıkları yönündeki şikayetlerin farkında ve yeni tedarik sağlamak için bir görev gücü oluşturdu.

İsrail'in savunma gücü

Savaşın sis perdesi Yahudi devletinin üzerinde ağır bir şekilde asılı duruyor, ancak onun da tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildiriliyor. Pazar günü Semafor, ABD'li yetkililere dayanarak İsrail ordusunun balistik füze önleyicilerinin "kritik derecede azaldığını" söyledi.

İsrail, geçen yılki çatışma nedeniyle zaten azalmış bir stokla savaşa girdi ve ABD'nin zamanında takviye sağlayıp sağlayamayacağı belirsiz.

İsrail hükümeti, İsrail ordusunun "her türlü senaryoya hazırlıklı ve hazır" olduğunu belirterek haberi yalanladı .

Savaşın ilk haftasında, Trump yönetimi acil durum yetkilerini kullanarak İsrail'e 12.000 adet BLU-110A/B 1.000 poundluk bomba satışını hızlandırdı; bu bombaların, Kongre tarafından gayri resmi olarak incelenmekte olan yaklaşık 650 milyon dolarlık daha büyük bir silah paketinin parçası olduğu bildiriliyor.

Pentagon yanlış hesaplama mı yaptı?

Başkan da dahil olmak üzere ABD yetkilileri, İran'ın yenilginin eşiğinde olduğunu ve Pentagon'un savaşı sürdürmek için "neredeyse sınırsız" bir silah stoğuna sahip olduğunu ısrarla belirtiyor. ABD ayrıca, etkilenen ülkelerde endişeleri artıran bir şekilde, pahalı THAAD füze savunma sistemleri de dahil olmak üzere ek varlıkları diğer bölgelerden İran üzerine kaydırıyor.

Geçtiğimiz hafta, Güney Koreli bir hükümet yetkilisi, "ABD Kore Kuvvetleri'ne ait bazı unsurların yurt dışına taşınmasının Kuzey Kore'ye karşı caydırıcılıkta bir sorun teşkil etmeyeceği" konusunda kamuoyunu temin etti. Yerel basına göre, 48 adede kadar THAAD füze savunma sisteminin Orta Doğu'ya taşınması an meselesi.

İran, yer altında ve ülke genelinde dağılmış halde büyük füze ve insansız hava aracı stoklarına sahip olduğunu iddia ediyor ve yeni yetenekler geliştirdiğini bildiriyor. Eğer bu doğruysa, rakiplerinin azalan savunma stokları Tahran'a gerilim tırmanmasında avantaj sağlıyor.

RT

© Timeturk

Fransız üst düzey yetkililerin geçen hafta bir araya gelerek, Birleşik Arap Emirlikleri üzerinde İran'ın kamikaze insansız hava araçlarını engellemek için kullanılan havadan havaya füzelerin kıtlığını görüştükleri bildirildi.

Katılımevim'de Genel Müdürlük görevine Nuh Suat Karataş atandı

“Yeni nesil finansal çözümler” hedefiyle yoluna devam eden Katılımevim'de genel müdürlük görevine finans sektöründe 20 yılı aşkın tecrübeye sahip bir isim olan Nuh Suat Karataş atandı. Katılım bankacılığı ve tasarruf finansmanı alanında derin bir tecrübeye sahip olan Karataş; Katılımevim'in finansal gücünü pekiştirecek stratejik büyüme yolculuğunda liderliği üstlenecek.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME VE YAYGIN HİZMET AĞIYLA GELECEĞE

Ekran görüntüsü 2026-03-18 163757

Katılımevim; sahip olduğu güçlü sermaye yapısı ve Türkiye genelindeki yaygın hizmet ağıyla sektördeki ağırlığını artırırken, Karataş'ın katılımıyla bu güçlü temeli yeni nesil bir vizyonla zirveye taşıyor. Yeni dönemde sürdürülebilirlik ve istikrarlı finansal yapı, güçlü bir şekilde korunmaya devam ederken; Karataş'ın liderliğinde, Türkiye genelindeki yaygın şube ağı ve sürekli genişleyen müşteri temas noktalarıyla, markanın hizmet standartları en üst seviyeye taşınıyor.

Yeni organizasyon yapısıyla birlikte müşteri memnuniyetini odağa alan sürdürülebilir büyüme hamlelerine hız vereceklerini belirten Nuh Suat Karataş, “Hedefimiz; geleneksel tasarruf kültürünü modern finansın teknolojik imkanlarıyla buluşturarak, müşterilerimize çevik ve güvenilir bir yol arkadaşlığı sunmak. Güven üzerine inşa ettiğimiz bu finansal mimariyi, gençliğin dinamizmiyle sektörde standartları belirleyen bir noktaya ulaştıracağız.” değerlendirmesinde bulundu.

NUH SUAT KARATAŞ KİMDİR?

WhatsApp Image 2026-03-18 at 16.19.14 (1)

Katılımevim Genel Müdürü olarak göreve başlayan Nuh Suat Karataş, lisans eğitimini Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde tamamladıktan sonra yüksek lisansını İşletme Yönetimi alanında yapmıştır.

Kariyer yolculuğuna katılım bankacılığı sektöründe adım atan Karataş, Türkiye Finans Katılım Bankası bünyesinde 16 yıl boyunca farklı yönetim kademelerinde görevler üstlenmiştir. 2022 yılında tasarruf finansmanı sektörüne geçiş yaparak Eminevim'de Satış ve Pazarlama'dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapmıştır.

Genç ve inovatif yaklaşımıyla tanınan Karataş, Genel Müdür görevinde Katılımevim'in yeni dönem vizyonuna katkı sunacaktır.

KATILIMEVİM HAKKINDA

WhatsApp Image 2026-03-18 at 16.19.14 (2)

Tasarruf finansmanı sektörünün yenilikçi ve güvenilir markası olan Katılımevim, bireylerin ev, araç ve iş yeri gibi ihtiyaçlarına faizsiz çözümler sunmaktadır.

2023 yılında sektörünün ilk ve tek halka arzını gerçekleştiren Katılımevim;
Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık bir tasarruf finansman şirketi olmanın verdiği şeffaflık ve güçlü sermaye yapısıyla, Türkiye genelindeki şube ağı ve gelişmiş dijital kanalları üzerinden on binlerce ailenin hayallerine ulaşmasına aracılık etmektedir.

© Timeturk

Tasarruf finansman sektörünün önde gelen şirketlerinden Katılımevim Tasarruf Finansman A.Ş.'de üst düzey bir görev değişimi gerçekleşti. Faizsiz finans sektörünün tecrübeli isimlerinden Nuh Suat Karataş, Katılımevim'in teknoloji odaklı büyüme ve sürdürülebilirlik vizyonuna liderlik etmek üzere Genel Müdürlük görevine getirildi. Karataş, şirketin güçlü finansal yapısına yenilikçi stratejileri ile liderlik edecek.

Sokak ortasında 10 kurşunlu infaz

Bayramca Mahallesi Şehit Cemal Mutlu Sokak üzerinde meydana gelen olayda edinilen bilgilere göre Mehmet D. (61), caddede bir marketin önünde duran ve önceden husumetleri bulunan Fatih Tefir (37) ile karşılaştı.

AW664971_06

Bunun üzerine Mehmet D., yanında bulunan tabancası ile Tefir'e ateş açtı. Vücuduna yaklaşık 10 kurşun isabet eden Tefir, kanlar içinde yere yığıldı. Vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

AW664971_01

Ağır yaralanan Tefir, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Ünye Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

AW664971_05

Ekipler bölgede 10 adet boş kovan buldu

Ünye İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekiplerin yaptıkları araştırma sonucunda bölgede 10 adet boş kovanın bulunduğu tespit edildi.

AW664971_07

Olayın ardından kimliği belirlenen ve bölgeden kaçan şahsın geldiği üç tekerlekli elektrikli aracıyla bölgeden uzaklaştığı ve aracının Fevzi Çakmak Mahallesi'nde ekipler tarafından bulunduğu öğrenildi.

Kaçan saldırganın yakalanması için emniyet güçleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı.

İHA

© Timeturk

Ordu'nun Ünye ilçesinde sokak ortasında tabanca ile vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan bir kişi, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Ramazan'da kutsal emanetlere rekor ziyaret!

Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ev sahipliğinde, Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde düzenlenen Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi, Ramazan ayı boyunca 6 ilde toplam 1 milyon 630 bin 630 ziyaretçiyi ağırladı.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e ait Saç-ı Şerif-Sakalı Şerifi ve 99 eser

AW664988_01

20 Şubat-17 Mart 2026 tarihleri arasında 6 şehirde ziyaretçilerini ağırlayan sergi kapsamında; Kâbe örtüleri, Ravza-i Mutahhara örtüleri ile Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e ait Saç-ı Şerif ve Sakal-ı Şerif başta olmak üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı müzeler, teberrükat depoları ve vakıf kayıtları arşivinden seçilen toplam 99 eser, ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Kutsal emanetler ilk Erzurum'da sergilenmeye başlandı birçok ilde sergilendi

AW664988_02

Sergi, 20-22 Şubat 2026 tarihleri arasında Erzurum'da Recep Tayyip Erdoğan Fuar Merkezi'nde 302 bin 754 ziyaretçiyi ağırlayarak başladı. 25-27 Şubat'ta Tokat Hüseyin Akbaş Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen sergiyi ise 193 bin 409 kişi gezdi. Kutsal emanetler sergilerin Kastamonu 23 Ağustos Spor Salonu'nda 101 bin 562 kişiyi, Sivas Şehit Ahmet Eyce MTAL Spor ve Sergi Salonu'nda 208 bin 513 kişiyi, Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi'nde 277 bin 654 kişiyi ve Kayseri Dünya Ticaret Merkezi'nde 546 bin 738 ziyaretçiyi ağırladı. Tüm duraklarında yoğun ilgi gören sergi, 6 ilde toplam 1 milyon 630 bin 630 kişiye ulaştı.

Vakfılar Genel Müdürü Aksu "Kutsal Emanetlerimize gösterilen ilgi sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlattı"

AW664988_04

Sergiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, "Asırlardır vakıf medeniyetimizin sahiplendiği bu kıymetli emanetleri, Ramazan'ın manevi atmosferinde milletimizle buluşturmak, geçmişle kurduğumuz bağı daha da derinleştirdi. Gittiğimiz her şehirde gösterilen yoğun ilgi, bu mirasın gönüllerdeki derin karşılığını bir kez daha ortaya koyarken, bizlere bu emanetleri koruma ve gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlattı. Bu anlamlı yolculuğa katkı sunan tüm paydaşlarımıza ve yoğun ilgi gösteren ziyaretçilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

AW664988_05

Kaynak: İHA

© Timeturk

Mübarek Ramazan ayı boyunca Türkiye'nin 6 ilinde sergilenen kutsal emanetler, rekor ziyaretçi ağırladı. Toplam 1 milyon 630 bin 630 kişi kutsal emanetler sergilerini ziyaret etti. Vakfılar Genel Müdürü Sinan Aksu 'Kutsal Emanetlerimize gösterilen yoğun ilgi koruma ve yaşatmadaki sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlattı'

MHP lideri Bahçeli'den 18 Mart mesajı!

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'nci yıl dönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Bahçeli, Çanakkale'nin yalnızca bir şehir adı değil, tarih ve coğrafyanın şühedayla kenetlenmesinin timsali ve vatan savunmasının nice kahramanlık sahneleriyle birleşmesinin aziz nişanesi olduğunu belirtti.

“Müstevli emel ve hedefler iman ve irade duvarına çarparak püskürtülmüştür”

Birinci Dünya Savaşı'nın zaman ve mekan içindeki güç dengelerini temelinden değiştiren unsurun 111 yıl önceki Çanakkale ruhu olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu ruh Türk milletinin çağlar ve zamanlar üstü kudretiyle eklemlenerek muhasara altında tutulan vatan topraklarına can vermiş, nitekim müstevli emel ve hedefler iman ve irade duvarına çarparak püskürtülmüştür. Çanakkale Zaferi beka onuruna ve istiklal şerefine sahip çıkma azim ve dirayetini fedakârca gösteren büyük bir milletin hak edilmiş mükâfatı olarak tezahür etmiştir. Bu kapsamda küresel siyasetin akış yatağı, tarihin ilerleyiş yönü, çoklu ve çok boyutlu stratejik ilişkilerin yörüngesi müessir şekilde değişime uğramıştır" dedi.

"Çanakkale yaşanmış bir destandan çok daha ötesidir"

Türk milletinin Anadolu coğrafyasında teslim olmayacağını Çanakkale'de dökülen şehit kanlarıyla ispat ve ibra ettiğini aktaran Bahçeli, "Asırlara sari milli akıl ve ahlakın terkibiyle; sabrın ve şükrün teşekkülüyle, aynı zamanda ustalıkla belirlenen savunma stratejisinin imanla yanıp tutuşan gönüllerle tekleşmesiyle Çanakkale geçilemez, ele geçirilemez olmuş; böylelikle süregelen savaşın seyri ve serencamı derinden etkilenmiştir. Çanakkale yaşanmış bir destandan çok daha ötesidir. Bunun yanında Çanakkale bir şuurdur, bir duruştur, bir duyuştur, bir inanıştır. Kökeni ve yöresi ne olursa olsun aziz millet varlığında kaynaşmış ve kucaklaşmış muhterem bir neslin milli birlik ve kardeşlik hissiyatında anıtlaşmasıdır. Nihayet anıtlaşan bu mücadele mirası tam bağımsızlığın harcını karmıştır" ifadelerini kullandı.

"İç cephe sağlam tutulunca dış kaynaklı hiçbir hainin sonuç alamaz "

Çanakkale'de körüklenen var oluş meşalesinin milli ömrü aydınlattığı müddetçe hiçbir odağın Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti'ne zincir vuramayacağına değinen Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
"Yan yana, yüz yüze, el ele, omuz omuza siper siper büyüyen, tabyalardan yükselen, mevzilerden taşıp ehli salibin işgal projelerini söndüren elbette milli birliğimizin eşsiz direnci, milli kardeşliğimizin emsalsiz kuvvetidir. İç cephe sağlam tutulunca dış kaynaklı hiçbir hain ve hayasız saldırının işe yaramadığı, sonuç alamadığı ve alamayacağı Çanakkale'nin her karışında tevsik ve teyit edilmiştir. Dünyanın en büyük şehitliğinde koyun koyuna yatan kahraman şehitlerimiz, esasen bizlere çok şeyler öğretmişler, en başta da aynı safa girerek etten duvar örmenin, biri düşerken diğerinin nasıl yükseldiğinin hayranlık uyandıran fazilet ve feragatini göstermişlerdir. Düşmansız Türkiye'den Terörsüz Türkiye'ye geçen uzun seneler boyunca gıpta edilecek tarihsel seciyemiz, öz ve kök değerlerimizi, birlik ve bütünlüğümüzü daha da tahkim ve takviye etmiş, içimiz bir olduktan sonra dışımızın ne kadar karışık ve kaotik olmasının herhangi bir ehemmiyet arz etmeyeceğini tescillemiştir."

Kaynak: İHA

© Timeturk

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'nci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Bahçeli açıklamasında, ' İç cephe sağlam tutulunca dış kaynaklı hiçbir hain ve hayasız saldırının işe yaramadığı, sonuç alamadığı ve alamayacağı Çanakkale'nin her karışında tevsik ve teyit edilmiştir' dedi.

ANALİZ: Mücteba Hamaney'in yurt dışındaki serveti

9 Mart'ta Mücteba Hamaney İran'ın üçüncü dini lideri ilan edildiğinde, yalnızca babasının ünvanını değil, teolojik bir sistemi de devraldı.

İran İslam Cumhuriyeti'nin resmî inancına göre ülkenin liderleri sade yaşar, dine hizmet eder ve Batı'nın yozlaşmış lüksünden tiksinir. Ancak belgeler bambaşka bir tablo çiziyor.

İran'da dindar ve mütevazı bir profil çizmeye çalışsa da, Batılı medya kuruluşlarının araştırmalarına göre Mücteba Hamaney'in, Orta Doğu'dan Avrupa'ya uzanan ve yüz milyonlarca dolar değerinde bir gayrimenkul imparatorluğunun fiili sahibi olduğu tahmin ediliyor.

20260314_MAP004

Yeni dini liderin adı tapu kayıtlarında hiç geçmiyor.

Servetin arkasındaki isim

Bu mal varlığının kime ait olduğunu anlamak için, İran'ın finans ve güvenlik elitleriyle sıkı bağları olan zengin iş insanı Ali Akbar Ansari'yi tanımak gerekiyor.

Ansari, İngiltere ve ABD makamlarının İran'ın yönetici çevresine kaynak aktardığını belirlediği ağın merkezindeki isim olarak öne çıkıyor.

Onun Mücteba ile ilişkisi tesadüf değil; Ansari'nin babası, İran-Irak Savaşı'nın ardından kurulan yeniden inşa komitesine bizzat Ali Hamaney tarafından atanmıştı.

30 Ekim 2025'te İngiliz hükümeti, 2023 İran Yaptırımlar Yönetmeliği kapsamında Ansari'yi resmen yaptırım listesine aldı.

İngiltere Hazine Bakanlığı'na bağlı Mali Yaptırımlar Uygulama Ofisi'nin yayımladığı resmî bildiride, Ansari'nin “İran hükümetinin düşmanca faaliyetlerini kolaylaştırdığı ve desteklediği, özellikle de Devrim Muhafızları'na ekonomik kaynak sağladığı” ifade edildi.

Bu kamuya açık belge, yaptırım bildirimlerinde karşılaşılabilecek kadar açık ve net bir üslup taşıyor.

Ansari'nin İngiltere'deki izleri, kamuya açık kayıtlarda görülebiliyor.

Şirket sicil kurumu Companies House'a sunulan belgeler, onu, Londra'nın en pahalı caddelerinden biri sayılan kuzey Londra'daki Bishops Avenue'de adresleri bulunan bir gayrimenkul ağının merkezindeki şirket olan Birch Ventures Limited ile ilişkilendiriyor. Şirketin bu caddede en az 11 malikâneyle bağlantısı bulunuyor.

Bu mülklerin HM Land Registry'deki tapu kayıtlarına, küçük bir ücret ödemeye razı olan herkes erişebiliyor.

Üstüne kurulan 'offshore' yapılar, vekil (nominee) düzenlemeleri ve farklı uyruklardan yöneticilerle karmaşıklaştırılmış şirketler, yaptırıma tabi kişilere ait servetin asıl sahibinden uzakta yönetilmesinde sıkça kullanılan yöntemler.

Ansari'nin adı AB yaptırım listesinde yer almaması dikkat çekiyor. Çünkü Euro Bölgesi'ndeki varlıklarının hiçbirine hukuken kısıtlama getirilmediği anlamına geliyor.

Financial Times'ın haberlerine göre oteller, tatil köyleri ve alışveriş merkezlerinden oluşan, yaklaşık 400 milyon euro değerindeki Avrupa portföyü, Washington ve Londra kendisine karşı harekete geçmişken bile Brüksel'in erişiminin dışında kaldı.

Bloomberg'in ayrı bir haberinde ise bu portföyün, değeri 138 milyon doları aşan lüks Londra mülklerini, Dubai'de bir villayı ve Frankfurt ile Mallorca'da üst segment otelleri içerdiği; finansmanının büyük ölçüde, paravan şirketler aracılığıyla İngiltere, İsviçre, Lihtenştayn ve BAE bankalarından geçirilen İran petrol satışlarından sağlandığı belirtildi.

616q3jgc_mojtaba-khamenei_625x300_06_March_26

Ansari ise avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamalarda, Mücteba Hamaney ile herhangi bir mali ya da kişisel ilişkisinin ve Devrim Muhafızları ile herhangi bir bağının bulunduğu iddialarını defalarca ve sert biçimde reddetti.

Mücteba Hamaney'e yönelik yaptırım kararı

Mücteba Hamaney'in kendisi de Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD Hazine Bakanlığı tarafından yaptırım listesine alındı.

4 Kasım 2019'da, İran'daki rehine krizinin 40. yıl dönümünde, ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC), İran'ın dini lideri adına hareket ettiği, Devrim Muhafızları komutanları ve Besic paramiliter gücüyle doğrudan koordinasyon sağladığı gerekçesiyle onu yaptırım listesine ekledi.

Hazine'nin basın açıklamasında, babasının “bölgeyi istikrarsızlaştıran emellerini ve içeride baskıcı hedeflerini” ilerletmek için çalıştığı belirtiliyordu.

OFAC'ın, yarı kamusal devasa bir vakıf olan Bonyad Mostazafan'a karşı 2020'de aldığı ayrı bir yaptırım kararı, tabloyu daha da genişletti.

Bu kararda, Mücteba'nın kayınpederi ve üst düzey muhafazakâr siyasetçi Gulam-Ali Haddad-Adel'in, piyasa rayicinin çok altında kira ödeyerek yaklaşık 100 milyon dolar değerinde vakıf mülkünde oturduğu kaydediliyordu.

Belgeler ne gösteriyor?

Yukarıda anlatılan işlemlerin hiçbirinde Mücteba Hamaney'in adı geçmiyor.

Varlıklar, yakın çevresindeki isimler, vakıflar ve paravan şirketler üzerinden tutuluyor, nihai faydalanıcı, hiçbir resmî kayıtta doğrudan görünmüyor.

Buna karşılık, farklı ülkelerdeki resmî yaptırım kayıtları, doğrudan kendisiyle bağlantılı kişi ve kurumlar üzerinden akan kaynaklara dair ortak bir modeli teyit ediyor.

OpenSanctions veri tabanı, Mücteba Hamaney'e resmen yaptırım uygulayan tüm ülke ve kurumların listesini OFAC, İngiltere yaptırım listesi ve muadili mercilerden doğrudan çekerek bir araya getiriyor.

Iran Human Rights Monitor ise, Mart 2026'da liderlik makamının çevresinde faaliyet gösteren vakıf ve yarı kamusal şirket ağını mercek altına alan iki bölümlük detaylı bir araştırma yayımladı.

Araştırma, aynı kamuya açık kayıtlardan yararlanıyor ancak Mücteba Hamaney'in güvenlik bürokrasisiyle ilişkilerine dair analitik bir çerçeve de sunuyor.

euronews

© Timeturk

Uluslararası resmi yaptırım kayıtları, şirket belgeleri ve tapu sicil dokümanları, İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney'e bağlı olabileceği düşünülen büyük bir mal varlığına işaret ediyor.

Yabancı dil sınavına girenler dikkat! 2026-YÖKDİL/1 sınav sonuçları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, 8 Mart 2026 tarihinde uygulanan 2026 Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil (2024-YÖKDİL/1) sınavının değerlendirme işlemleri tamamlandı. Adaylar, sınav sonuçlarına ÖSYM'nin web sitesi üzerinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle erişebilecek.

© Timeturk

ÖSYM'den Başkanlığı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Yabancı Dil (2024-YÖKDİL/1) sınavı sonuçlarının açıklandığını bildirdi.

'Taksim Camii ve Hayat' fotoğraf yarışması başladı

İstanbul Fotoğraf Atölyesi organizasyonuyla hayata geçirilen fotoğraf yarışmasında başvurular 30 Ağustos 2026 tarihine kadar devam edecek. 18 yaş ve üzerindeki herkese açık, ücretsiz yarışmada birinciye 30 bin TL ödül verilirken, katılımcılar en fazla 5 fotoğrafla başvuru yapabilecek.

TAKSİM CAMİİ'Nİ FOTOĞRAF YOLUYLA GÖRÜNÜR KILMAYI AMAÇLIYOR

Yarışma, ibadet işlevinin yanı sıra kültür, sanat, eğitim ve sosyal yaşamın kesiştiği çok katmanlı bir yapı olan Taksim Camii'ni fotoğraf yoluyla görünür kılmayı amaçlıyor. Yarışma kapsamında katılımcılardan, Taksim Camii'ni iç ve dış mekânlarıyla; meydan, sokak ve çevresiyle kurduğu ilişki üzerinden yorumlamaları bekleniyor. Mimari detaylar, ışık kullanımı, geometrik yapı, mekânsal geçişler ve insan-mekân etkileşimi yarışmanın temel görsel eksenleri arasında yer alıyor. İçerideki dinginlik ile dışarıdaki hareketin aynı karede ya da aynı anlatı içinde buluşması, yarışmanın öne çıkan yaklaşımını oluşturuyor.
Cep telefonu, tablet ya da dijital ortama aktarılmış analog çekimlerin de kabul edileceği yarışmanın seçici kurulunda Ercan Arslan, Erdem Kılavuz, Muhammet Furkan Gümüş, Tahsin Aydoğmuş ve Tuğba Devecioğlu yer alıyor.

SON BAŞVURU TARİHİ 30 AĞUSTOS

15 Şubat 2026 tarihinde başlayan başvurular 30 Ağustos 2026 saat 23.59'da sona erecek. Jüri değerlendirmesi 12 Eylül 2026'da yapılacak, sonuçlar ise 26 Eylül 2026'da ilan edilecek. Katılımcıların, fotoğraflarını istanbulfotografatolyesi.com adresi üzerinden yükleyerek yarışmaya başvurabileceği açıklandı.

AW664740_01

BİRİNCİYE 30 BİN TL

Yarışmada birincilik ödülü 30 bin TL, ikincilik ödülü 22 bin 500 TL, üçüncülük ödülü ise 15 bin TL olarak belirlendi. Ayrıca en fazla 5 mansiyon için 7 bin 500'er TL, en fazla 20 sergileme için ise 2 bin 500'er TL ödül verilecek.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Taksim Camii İslam Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı, 'Taksim Camii ve Hayat' temasıyla düzenlediği fotoğraf yarışmasını duyurdu. Birinciye 30 bin TL ödül verecek yarışmaya katılım 30 Ağustos'a kadar sürecek.

Rusya'dan Laricani saldırısına kınama

Kremlin Sarayı, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hayatını kaybetmesine ilişkin açıklama yaptı.

Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, "Bağımsız ve egemen İran'ın yanı sıra diğer ülkelerin lider kadrosundaki isimlere zarar verilmesi, öldürülmesi ve ortadan kaldırılmasını amaçlayan tüm eylemlerini keskin bir şekilde kınıyoruz" dedi.

İran'ın tek nükleer santralini inşa eden ve işletmesine yardımcı olan Rusya, yakın ortağı İran'a yönelik ABD-İsrail hava saldırılarını şiddetle eleştirdi ve acil ateşkes ve müzakereler çağrısında bulunuyor.

RUSYA-İRAN İŞBİRLİĞİ

Öte yandan Amerikan Wall Street Journal gazetesi, Rusya'nın Tahran ile istihbarat paylaşımını ve askeri işbirliğini genişlettiğini, İran'ın bölgedeki ABD güçlerini hedef almasına yardımcı olmak için uydu görüntüleri ve gelişmiş insansız hava aracı teknolojisi sağladığını bildirdi.

Gazetenin bu haberiyle ilgili sorulan soruya Peskov, bunun sahte haber olduğunu öne sürerek şu yanıtı verdi:

"Bildiğiniz gibi, şu anda bu savaş hakkında çok sayıda farklı haber dolaşıyor. Bunların büyük çoğunluğu dezenformasyondan başka bir şey değil, bu yüzden her birine tek tek yorum yapmayı gerekli görmüyoruz. Ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin resmi temsilcileri bu konuda açıklamalarda bulunarak, konu hakkında hiçbir bilgilerinin olmadığını söylediler."

© Timeturk

Kremlin Sarayı Dmitriy Peskov, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin öldürüldüğü saldırıyı kınadı.

Minik yürekler, Çanakkale ruhunu sahneye taşıdı

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü. Vatan için büyük mücadele veren ecdadını unutmayan minik yürekler Samsun'da Çanakkale Zaferi'nin ruhunu sahneye taşıdı.

Milli Eğitim Vakfı İlkokulu 3-A sınıfı öğrencileri tarafından hazırlanan Çanakkale temalı gösteri, izleyenlere gurur ve duygu dolu anlar yaşattı. Büyük bir özveriyle hazırlanan programda öğrenciler, Milli Mücadele'nin unutulmaz kahramanlarını sahnede başarıyla canlandırdı. Sınıf öğretmeni Altınay Kürek rehberliğinde hazırlanan gösteride; Şerife Bacı, Kara Fatma, Nene Hatun, Seyit Onbaşı, Sabiha Gökçen, Nezahat Onbaşı ve Kınalı Hasan gibi Türk tarihine damga vuran kahramanlar, minik öğrencilerin başarılı performanslarıyla canlandırıldı. Sahnedeki anlatım ve canlandırmalar, salonda bulunan izleyicilere hem duygusal hem de gurur verici anlar yaşattı.

"Çanakkale'de kazanan silah değil, halkın umuduydu"

AW664863_02

Milli birlik ve beraberlik duygusunun ön plana çıktığı etkinlikte, öğrencilerin vatan sevgisini yansıtan performansları izleyiciler tarafından takdirle karşılandı. Program sonunda öğrenciler uzun süre alkışlanırken, veliler ve davetliler gösteriyi hazırlayan öğretmen ve öğrencileri tebrik etti. Programın finalinde verilen "Çanakkale'de kazanan silah değil, halkın umuduydu" mesajı salonda duygusal anlar yaşattı. Çanakkale ruhunu yansıtan anlamlı gösteri, izleyenlerden yoğun beğeni ve alkış aldı.

AW664863_04

Kaynak: İHA

© Timeturk

Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıl dönümünde Samsun'daki minik yüreklerden anlamlı oyun. Samsun'da ilkokul 3. sınıf öğrencileri, Çanakkale Zaferi'nin ruhunu sahneye taşıdı. Miniklerin tiyatro gösterisi, izleyenlerden tam not aldı.

Trafiğe çıkacaklar dikkat! İstanbul'da bazı yollar trafiğe kapanıyor

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Saraçhane'de yapacağı miting öncesi bazı yolların geçici olarak trafiğe kapatılacağı ve alternatif güzergahların oluşturulduğu belirtildi.

'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in Saraçhane'de yapacağı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi nedeniyle Fatih İlçesi Saraçhane Meydanı ve çevresinde alınan güvenlik tedbirleri çerçevesince bazı yolların geçici olarak trafiğe kapatılacak ve alternatif güzergahların oluşturulduğu kaydedildi.

istanbul-trafik-aa-1652218_1

İşte kapanacak yollar

Saat 16.00 itibariyle kapanacak yollar şöyle:
- Fevzipaşa Caddesi,
- Macar Kardeşler Caddesi,
- İtfaiye Caddesi,
- 15 Temmuz Şehitler Caddesi,
- Gençtürk Caddesi,
- Cemal Yener Tosyalı Caddesi,
- Dede Efendi Caddesi,
- Şehzadebaşı Caddesi,
- Vezneciler Caddesi,
- 16 Mart Şehitleri Caddesi,
- Bozdoğan Kemeri Caddesi,
- Darülfünun Caddesi,
- Atatürk Bulvarı,
- Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesi ile yukarıda yazılı yollara çıkan tüm cadde sokaklar uygun noktalardan trafiğe kapatılacaktır.

Alternatif güzergahlar ise şöyle:
- Vatan Caddesi,
- Millet Caddesi,
- Namık Kemal Caddesi,
- Sahil Kennedy Caddesi,
- Ragıp Gümüşpala Caddesi

Kaynak: İHA

© Timeturk

CHP'nin Saraçhane'de yapacağı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi' nedeniyle İstanbul'da bazı yollar kapanacak. İşte 16:00 itibarıyla kapanacak yollar…

Gizli mekanda 'Deccal' dersleri!

Vatikan bağlantılı yetkililer ve kurumlar tarafından eleştirilen Thiel, ölen pedofili Jeffrey Epstein ile olan bağları nedeniyle de dikkatleri çekiyor.

shutterstock-editorial-16776896k-1

Pazar günü başlayan ve Çarşamba gününe kadar sürecek olan, sadece davetlilerin katılabileceği konferans, Vatikan yakınlarındaki gizli bir mekanda düzenleniyor.

Medya mensuplarına kapalı ve sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilecek olan konferansların içeriği belirsizliğini koruyor, ancak Thiel'in İncil'deki Deccal figüründen farklı olarak, teknolojik riskleri yönetmeyi amaçlayan "güven verici bir aktör" ve “kahraman bir yönetici” çıkışı teorisine odaklanması bekleniyor.

TEK DÜNYA HÜKÜMETİ

Thiel'e göre, bu figür yapay zeka, iklim değişikliği ve nükleer savaş gibi varoluşsal korkuları kullanarak dünyayı tek bir merkezi hükümet altında birleşmeye ikna edecek.

Siyonizm yanlısı Fortune sitesine göre, Thiel'in vizyonu esasen "teolojik dili Silikon Vadisi'nin yapay zeka, transhümanizm ve anlamın bozulmasıyla ilgili kaygılarıyla harmanlıyor."

CNN International, milyarderin Deccal hakkında "mutlaka bir kişi olarak değil, küresel bir hükümet sistemi olarak" gelebileceğine inandığını da belirtti.

VATİKAN'IN TEPKİSİ

Vatikan'la bağlantılı kurumlar, milyarderden kendilerini uzaklaştırmaya çalıştı. İlk medya haberlerinde etkinliğin Papa XIV. Leo'nun mezun olduğu Papalık Aziz Thomas Aquinas Üniversitesi'nde düzenleneceği iddia edilse de, kurum bununla herhangi bir bağlantısı olduğunu reddetti.

Milano merkezli ve İtalyan piskoposlar konferansına ait Avvenire gazetesi, "Peter Thiel insanlığın kurtarılabileceğine inanmıyor" şeklinde bir makale yayınlayarak, Thiel'in vizyonunun "Deccal'in gelişinden insanlığı gözetleyecek ve koruyacak" seçkin bir "süper plütokrasiyi" desteklediğini savundu.

İSRAİL BAĞLANTILI, EPSTEİN'İN “BÜYÜK DOSTU”

İsrail bağlantılı şirketi Palantir'in Pentagon ile kapsamlı sözleşmeleri bulunan Thiel, 2019'da ölen pedofili Jeffrey Epstein ile uzun süredir devam eden bağları nedeniyle mercek altına alınmıştı. Alman Spiegel'in verilerine göre, ikili 2014 ile 2019 yılları arasında yüzlerce e-posta alışverişinde bulunmuştu.

Epstein ayrıca Thiel'den "büyük dostum" olarak bahsetti ve Thiel'in kurucu ortaklarından olduğu Valar Ventures fonuna 40 milyon dolar yatırım yaptı. Epstein ayrıca Thiel'i defalarca meşhur adasına davet etti, ancak Thiel'in sözcüsü bu daveti hiçbir zaman kabul etmediğini belirtti.

Thiel, Ağustos 2019'da New York'taki bir hapishanede ölü bulunan Epstein'ın suçlarıyla ilgili herhangi bir yanlış tercih veya bilgi sahibi olduğunu reddederek, 2014'te ilk tanıştıklarında geçmişi hakkında "yeterince soru sormadığını" itiraf etmişti.

RT

© Timeturk

Mossad (İsrail) bağlantılı PayPal ve Palantir Technologies'in kurucu ortaklarından olan ABD-Alman milyarder Peter Thiel, bu hafta Roma'da Deccal üzerine tartışmalı bir dizi konferans veriyor.

Erbil'e İHA saldırıları

ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı askeri operasyonların ardından İran ve müttefiki silahlı grupların İHA ve füze saldırılarına maruz kalan IKBY'nin başkenti Erbil'de sabahın ilk saatlerinde itibaren yine İHA saldırıları gerçekleştirildi.

Sabah saatlerinde başlayan saldırı dalgasında uluslararası koalisyon güçlerine ait hava savunma sistemleri, kent semalarında tespit edilen İHA'lara müdahale etti. Erbil genelinde 5 ayrı patlama sesi duyuldu.

Patlamaların üçünün şehir merkezinde, diğer ikisinin ise Erbil'in doğusundaki Köysancak ilçesinde meydana geldiği belirtildi. Olaylarda herhangi bir can kaybı yaşanmazken, düşen parçaların isabet ettiği bazı noktalarda maddi hasar oluştu.

İran ve Irak'taki müttefik gruplar, savaşın başlamasından bu yana Erbil Uluslararası Havalimanı, ABD'nin Erbil Başkonsolosluğu ve Harir Askeri Hava Üssü'nü hedef alan saldırılar düzenliyor.

© Timeturk

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) başkenti Erbil'e sabah saatlerinde insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlendi.

Siyonist İsrail: 'Tahran'a düzenlenen saldırıda İran İstihbarat Bakanı hedef alındı'

İsrail medyasında çıkan haberlere göre İsrail rejim güçleri, gece saatlerinde Tahran'a yönelik saldırılarında İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'i hedef aldı. Yetkililerin şu anda saldırının sonuçlarını değerlendirdiği aktarıldı.

İsrailli bir yetkili ise, ordunun, İstihbarat Bakanı Hatib'i hedef aldığını belirtti.

Yetkili, İsrail'in halen saldırının sonuçlarını değerlendirdiğini kaydetti.

İran konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

1961 yılında doğan Hatib aynı zamanda Şii bir din adamı. Uzun yıllar Devrim Muhafızları ile bağlantılı görevlerde bulunan Hatib 2021 yılında İstihbarat Bakanlığı görevine getirilmişti.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Son dakika haberi... İsrail medyası, Siyonist rejim güçlerinin gece saatlerinde Tahran'a düzenlediği hava saldırısında İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib'in hedef alındığını belirtti.

Balık tezgâhlarında bayram bereketi

Ramazan ayı boyunca balık satışlarının iyi geçtiğini ifade eden balıkçı esnafı Ahmet Çoğalmış, sezonu verimli geçirdiklerini söyledi. Bayram arifesinde tezgahlarda bol çeşit bulunduğunu kaydeden Çoğalmış, "Sezonumuz güzel geçti. Ramazan ayında da satışlarımız iyiydi. Bayram öncesinde de tezgahlarımızda çeşitlilik fazla. Nisan ayı itibarıyla zaten sezon kapanıyor. Bu yıl oldukça bereketli bir dönem yaşadık" dedi.

RAMAZAN AYINDA BÜYÜK BALIKLAR DAHA FAZLA TERCİH EDİLDİ

AW664746_02

Vatandaşın bu yıl balığa doyduğunu dile getiren Çoğalmış, küçük balıkların yanı sıra büyük balıklara olan ilginin de arttığını belirterek, "Artık sadece küçük balıklara değil, somon, levrek ve çupra gibi balıklara da yoğun talep var. Özellikle Ramazan ayında büyük balıklar daha fazla tercih edildi" diye konuştu.

İSTAVRİT 150 TL

AW664746_05

Fiyatlara da değinen Çoğalmış, istavritin 150 TL, somonun 300 TL, alabalığın 250 TL, levrek ve çupranın ise 500 TL'den satıldığını ifade etti. Son dönemde alabalığa talebin arttığını vurgulayan Çoğalmış, "Vatandaş son zamanlarda alabalığa da yöneldi. Ayrıca kırlangıç balığı da tezgahlarımızda var ancak eskisi kadar bol değil. Haftada birkaç tane geliyor. Kilo fiyatı ise 600 ile bin TL arasında değişiyor" dedi.

RAMAZANDA BOLLUK VE BEREKET YAŞANDI

AW664746_08

Balıkçı esnafı Kadir Pınar ise, özellikle somona olan ilginin dikkat çektiğini belirterek, "Bu Ramazan ayında en çok somon satıldı. Vatandaş bir yandan da ekonomik balıkları tercih ediyor. Mezgit pahalı olduğu için çok fazla tercih edilmedi ancak istavrit satışları iyi oldu. Son dönemde İğneada'dan gelen hamsi de ilgi gördü ancak genel olarak en çok somon satıldı diyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Pınar, fiyatların genel olarak uygun seviyelerde olduğunu ancak bazı türlerde kısmi fiyat değişiklikleri yaşandığını sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Mübarek Ramazan Bayramı öncesinde balık tezgâhlarında bolluk ve bereket yaşanıyor. Balıkçı tezgâhlardaki çeşitlilik ve satışlardaki artış esnafın yüzünü güldürdü. Balıkçı esnafı, özellikle büyük balıklara olan talebin yükseldiğini belirtti. Tezgahlarda istavritin 150 TL, somonun 300 TL, alabalığın 250 TL, levrek ve çupranın ise 500 TL'den satılıyor.

İstanbul uyarıldı: Kuvvetli sağanak yağış geliyor!

İstanbul, Balkanlar'dan gelen yeni bir yağışlı hava sisteminin etkisi altına girecek.

Soğuk ve yağışlı hava, bu akşam saatlerinde İstanbul'a ulaşacak.

Akşam saatlerinden itibaren hava sıcaklığı hissedilir derecede düşecek.

BİR HAFTA BOYUNCA ETKİLİ OLACAK

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM) soğuk ve yağışlı hava sisteminin, önümüzdeki bir haftalık süre boyunca aralıklı şekilde etkili olacağını bildirdi.

AKOM'dan yapılan açıklamada, hava sıcaklığının 10 derecelerin altına gerileyerek, kış değerlerinde seyredeceği kaydedildi.

BAYRAMDA KUVVETLİ SAĞANAK BEKLENİYOR

İstanbul'da arife günü çok bulutlu bir hava hakim olacak. Şehrin bazı bölgelerinde hafif yağmur geçişleri görülecek. Aynı zamanda rüzgar da sert esecek.

Ramazan Bayramı'nın birinci gününde ise İstanbul'da kuvvetli sağanak bekleniyor. Bayramın birinci günü hava sıcaklığı 5 dereceye kadar gerileyecek.

Bayramın ikinci gününde de yağmur beklentisi var. Cumartesi günü megakentte aralıklı yağmur etkili olacak.

Bayramın son günü ise sıcaklık bir kademe artacak. Pazar günü parçalı ve çok bulutlu bir hava olacak. Ancak bazı bölgelerde yerel sağanak geçişleri yaşanacak.

Önümüzdeki haftanın ilk gününde İstanbul genelinde bir kez daha sağanak yağış görülecek.

akomhavadurumuyeni-510791

BUGÜN HAVA NASIL OLACAK?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre, yurdun batı kesimlerinin genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Marmara (Edirne ve Çanakkale haric), Ege, Akdeniz, İç Anadolu'nun güney ve doğusu ile Düzce, Zonguldak ve Bolu çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın, Marmara'da kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) olarak esmesi bekleniyor.

Sabah ve gece saatlerinde kuzey ve doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı ile birlikte sis ve pus hadisesi tahmin ediliyor.

Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunuyor.

NTV

© Timeturk

İstanbul'da parçalı bulutlu hava yerini yağmura bırakacak. Ramazan Bayramı'nın birinci gününde İstanbul'da kuvvetli yağmur bekleniyor.

AJet'ten yurt dışı seyahatlerde dev indirim

Yurt dışına çıkacaklar bu haberi kaçırmayın... Yenilenen AJet Mobil'e özel kampanya. AJet, Avrupa'dan Kuzey Afrika'ya Balkanlar'dan Türk Cumhuriyetleri'ne uzanan 47 destinasyonda geçerli kampanyası ile ilkbaharda yurt dışını keşfetme fırsatı sunuyor. İndirimli biletler, 17 Mart 2026 tarihinde saat 11:00'den 18 Mart 2026 saat 23:59'a kadar yalnızca AJet Mobil üzerinden satışta olacak. Biletler, 14 Nisan - 20 Mayıs 2026 tarihleri arasındaki seyahatlerde kullanılabilecek.

AW664692_01

İŞTE İNDİRİMLİ SEYAHAT EDİLECEK ÜLKELER

Kampanya kapsamında seçili tüm hatlarda bagajlar da indirimli olacak. Ek hizmet olarak; kabin bagajı 5 euroya ve ‘Basic' bilete özel 10 kg uçak altı bagajı 5 euroya alınabilecek.
İndirimli biletler Amsterdam, Stockholm, Barselona, Belgrad, Berlin, Milano, Brüksel, Basel, Budapeşte, Paris, Köln, Kopenhag, Düsseldorf, Roma, Frankfurt, Cenevre, Hannover, Hamburg, Lyon, Madrid, Münih, Bükreş, Prag, Priştine, Rotterdam, Saraybosna, Üsküp, Londra, Stuttgart, Tiran, Tuzla, Viyana, Zürih, Bakü, Gence, Nahçıvan, Tiflis, Moskova, St. Petersburg, Bişkek, Taşkent, Almatı, Astana, Cezayir, Kahire, Hurgada ve Şarm El-Şeyh seferlerinde geçerli olacak.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Yurt dışı seyahat edeceklere 'Ajet'ten müjde. Firma yurt dışı hatlarında geçerli indirimli bilet kampanyası başlattı. Kampanya ile seçili yurt dışı hatlarda biletler yüzde 25 indirimle satışa sunuldu.

MSB duyurdu 'Patriotlar' geliyor! İşte sistemin kurulacağı il

ABD tarafından bir dönem ambargo uygulanıp Türkiye'ye verilmeyen patriotlar, ülkemizde kurulmaya başlanıyor. İlk patriotların Malatya'ya kurulacağının açıklanmasının ardından hava savunma sisteminin yerleştirileceği ikinci il de belli oldu. Konuya ilişkin Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada patriotların hangi ile kurulacağı da belirlendi. İşte detaylar…

Milli Savunma Bakanlığı'ndan (MSB) konuya ilişkin yapılan açıklamada, "13 Mart'ta İran'dan ateşlenerek hava sahamıza giren bir balistik mühimmat daha, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili ülke ile temaslar sürdürülmekte, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla alınmakta, bölgemizdeki gelişmeler yakından ve dikkatle takip edilmektedir. " denildi. Bakanlık, "Ayrıca, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana'da konuşlu mevcut İspanya PATRIOT sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir PATRIOT sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır." ifadelerine de yer verdi.

 

© Timeturk

Son dakika haberi... Milli Savunma Bakanlığı duyurdu. Bir dönem ambargo uygulanan Patriotlar Türkiye'ye geliyor. Orta Doğu'da çıkan savaş sonrası alınan karar neticesinde Adana'ya patriot sisteminin kurulmasına karar verildi.

Korkulan oldu, Nükleer tesise saldırı!

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları devam ederken son yapılan saldırı yürekleri ağza getirdi. İran, Basra Körfezine komşu Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına bir füzenin isabet ettiğini, can ya da mal kaybı yaşanmadığını bildirdi. İran Atom Enerjisi Kurumu Halkla İlişkiler Birimi, nükleer enerji santraline yapılan saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

İran: “Santrale saldırmak uluslararası hukuka aykırı”

Basra Körfezi kıyısındaki Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin hedef alındığı belirtilen açıklamada, füzenin santral sahasına düştüğü ancak can ve ya mal kaybı yaşanmadığı kaydedildi.

Santralin hiçbir bölümünün zarar görmediği aktarılan açıklamada, bu tür eylemlerin nükleer tesislerin askeri saldırılara karşı dokunulmazlığına ilişkin tüm uluslararası düzenlemelere aykırı olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “Bu tür eylemler, Basra Körfezi ülkeleri de dahil olmak üzere tüm bölge için onarılamaz sonuçlar doğurabilir” ifadesine yer verildi.

Haber7com

© Timeturk

Orta Doğu'da yaşanan savaşta en korkulan şeyin nükleer enerji tesislerinin hedef alınmasıydı. Korkulan oldu. İran, Basra Körfezine komşu Buşehr Nükleer Enerji Santrali sahasına bir füzenin isabet ettiğini, can ya da mal kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Elektrik ve doğal gaza zam gelecek mi? Bakan Bayraktar, 1 Nisan'ı neden işaret etti?

Orta Doğu'daki savaş pek çok şeyi etkiledi ama hiç kuşkusuz en fazla etkilediği şeylerden birisi de enerji piyasaları oldu. Brent petrolün 100 doları geçtiği şu günlerde elektrik ve doğal gaz fiyatları da bu krizden payını aldı. Enerji piyasalarına ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektrik ve doğal gaz fiyatları için Nisan ayında değerlendirmede bulunacaklarını söyledi.

ABD-İsrail ve İran'ın savaşı enerji fiyatları üzerinde etkili oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, savaşın yansımalarını NTV ekranlarında yorumladı. Bakan Bayraktar, elektrik ve doğal gaz fiyatlarına yapılması beklenen zam için Nisan ayını işaret etti.

" İŞİN DOĞAL GAZ BOYUTU VAR "

5246881

Bakan Bayraktar "Özellikle Irak ve Suudi Arabistan'dan ham petrol alıyoruz. Toplam tedarikin içinde yüzde 10'lar seviyesinde. Arz güvenliği açısından bu bölge sorun arz etmiyor. İşin doğal gaz boyutu var. Katar LNG'sinin dünyayla buluştuğu bir yer. Yine Hürmüz'le bağımlılığımız yok. Katar'dan önemli miktarda LNG alışımız yok. Dolayısıyla doğal gaz ve ham petrolde ülkemize sıkıntı yaşatmadık, yaşatmayacağız" dedi.

"10'DAN FAZLA ÜLKEDEN DOĞAL GAZ ALIYORUZ"

Doğal gazda tedarik açısından zengin olunduğunu belirten Bayraktar “10'dan fazla ülkeden doğal gaz alma şansımız oldu. Uzun yıllardır çeşitlendirme stratejisi geliştirdik. Arz güvenliği, esneklik, fiyatla ilgili de alternatifleri hazırladık ve önümüzdeki süreçlerde de daha da artırarak çalışmalarımızı devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

"ARZ KRİZİ BİZİ DE ETKİLEYEBİLİR"

20241008aw303657-0

Bayraktar "Bu süreç inşallah kısa sürer ve ondan sonra petrol piyasaları normal dengesine kavuşur. OVP'de olduğu gibi, dünyadaki siyasi gelişmelere baktığımızda, petrolün makul seviyelerde gideceği beklentisi vardı. Savaş var, arz krizi var. Bunla ilgili bizi de etkileyecek durumlar var. Spot piyasada gaz fiyatları hemen yansıdı ve artmaya başladı. Ümit ediyorum, kısa sürede sona erer. Biz ham petrolü konuşuyoruz ama ürünü konuşmak lazım. Benzinde risk az ama dizel tarafında marj çok artıyor. Talebin arttığı bir döneme giriyoruz. Bugün bu iş bitse piyasa normalleşir mi, hemen normalleşeceğini söylemek zor olabilir. Normalleşme bir, iki ay sürebilir. Körfez'de depolama tanklarının dolduğunu görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

ELEKTRİK VE DOĞAL GAZA ZAM GELECEK Mİ?

Elektrik ve doğal gaz fiyatlarına ilişkin olarak Bayraktar "Elektrik ve doğal gaz fiyatlarına ilişkin 1 Nisan'da değerlendirme yapılacak. Doğalgaz da destek programına ilişkin değerlendirmeyi Nisan ayında yapabiliriz." dedi.

© Timeturk

ABD-İsrail'in İran'a saldırması sonrası dünyada enerji arzında ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Enerjide yaşanan kriz fiyatlara da yansıdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bir TV kanalında elektrik ve doğal gaza zam gelip gelmeyeceği hakkında bilgi verdi.

Dubai'yi korkutan füze saldırısı

İran, ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı saldırılara karşı misilleme saldırılarını sürdürüyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Dubai kentine fırlatılan bir füzenin engellendiği açıklandı.

Dubai Medya Ofisi tarafından yapılan açıklamada, hava savunma sisteminin füzeyi başarılı bir şekilde engellediği ve herhangi bir yaralanma vakasının yaşanmadığı belirtildi.

BAE Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran'dan gelen tehditleri başarılı şekilde engellediği kaydedildi.

© Timeturk

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Dubai kentine fırlatılan bir füzenin engellendiğini açıkladı.

Bakan Gürlek'ten Özel'e sert yanıt: 'Belgeler sahte, tazminat davası açacağız '

Dün CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Adalet Bakanı hakkında iddia ettiği taşınmazlara ilişkin Bakan Gürlek'ten sert açıklamalar. Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisinin üzerine kayıtlı taşınmazlara ilişkin iddialarına sert tepki göstererek, söz konusu belgelerin "sahte ve düzmece" olduğunu belirtti.

Gürlek üzerine kayıtlı taşınmazları açıkladı

İddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Gürlek, Özel'in açıklamalarının kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu kaydetti. Bakan Gürlek, "O belgeler kesinlikle sahte ve düzmece belgeler. Benim üzerime kayıtlı dört tane taşınmaz var. Yani o diğerlerini bilmiyorum. Yalan. Güya bir ID numaraları falan vermiş ama ID numaralarında Akın Gürlek yazıyor mu? Yazmıyor. Yani Özgür Özel'in amacı burada asrın yolsuzluğu davasını perdelemek. Birinci amacı bu. İkinci amacı ben de kendisine şunu söylüyorum. Biliyorsunuz Muhittin Böcek davasında bir yargılama var. Muhittin Böcek, 15 Ocak 2024 tarihinde Manisa ilinde benzinliğe uğruyor. Bu benzinliğe niye uğruyor? Burada tabii Muhittin Böcek'in itirafçı olma durumu vardı. Orada biliyorsunuz Özgür Özel'e kendisinin adaylığı konusunda bir para iddiası var. Bu konuda da baz istasyonu çalışmaları var. Baz istasyonları çalışmalarında ortaya konuldu. Bunlar dosyada da var. Özgür Özel bence iki noktayı perdelemek istiyor. Birincisi asrın yolsuzluk davasını, ikincisi de Muhittin Böcek'in 15 Ocak 2024'te kendisinin aday olması için Manisa Benzin İstasyonu'na gidip bir para verme iddiası var. Bu para verme iddiasını şey yapıyor" dedi.

Gürlek: “Dört tane taşınmazım var”

Devlet memuru olmasından dolayı düzenli olarak mal beyanında bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Dört tane taşınmazın var. Bu taşınmazların değerleri de belli. Bir tanesi Tuzla'da. Onun dediği gibi 30 milyon lira da değil, 3-4 milyon lira taşınmazın değeri. Hepsi yalan. O konuda zaten bugün manevi tazminat davası açacağız. Özgür Özel'in amacı belli, iki noktayı perdeliyor. Birincisi asrın yolsuzluğu davasını perdeliyor. İkincisi de kendisinin Muhittin Böcek'in aday olması için 15 Ocak 2024 tarihindeki baz istasyonu kayıtlarıyla sabit. Bunu Muhittin Böcek de aslında anlatacak da, zamanı var. Özgür Özel seçime girmesi için kendisinden bir şeyler istiyor. Muhittin Böcek de bunu veriyor. Bu hususun ben dikkate alınmasını istiyorum. Benim veremeyecek hesabım yok. Bu konuda da zaten bugün manevi tazminat davası açacağız" diye konuştu.

AW664582_01

"Benim veremeyecek hesabım yok "

Özel'in açıklamalarının CHP'liler ve CHP'li milletvekilleri tarafından ilgi görmemesi hakkında da konuşan Bakan Gürlek, "Ben de baktım. İşte örnek belgeler sunuyor, tapu belgeleri. Ya bunların hepsi gerçekleşiyor. Sahte belgeler yani. Zaten sahte hemen ortaya çıkar. Zaten manevi tazminat davası işte burada da mahkeme tapuya yazacak. Bu kadar anlatmaya da gerek yok. Özgür Özel'in tamamen son dakika çırpınışları. Ben bunu yüce Türk milletinin takdirine bırakıyorum. Benim veremeyecek hesabım yok. Hakim, savcılıkta zaten düzenli olarak maaş, düzenli olarak mal bildiriminde bulunmanız gerekiyor. Ben söyleyeceklerimi söyledim" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kendisinin üzerine kayıtlı taşınmazlar hakkındaki iddialarına ilişkin, 'Belgeler kesinlikle sahte ve düzmece belgeler. Benim üzerime kayıtlı dört tane taşınmaz var. Güya bir ID numaraları falan vermiş ama ID numaralarında Akın Gürlek yazıyor mu? Yazmıyor. Yani Özgür Özel'in amacı burada asrın yolsuzluğu davasını perdelemek' dedi.

Kerkük-Ceyhan petrol ihracatı başladı

Irak merkezi hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Kerkük petrolünün Türkiye'ye Kuzey Irak üzerinden gönderilmesi konusunda anlaşma sağlanmıştı.

147578Image1

Irak Kuzey Petrol Şirketi tarafından yapılan açıklamada, Kerkük'ten çıkarılan petrolün yerel saatle 06.30'dan itibaren IKBY toprakları üzerinden Türkiye'deki Ceyhan Limanı'na yeniden ihraç edilmeye başlandığı ve ilk aşamada günlük 250 bin varil ihracat yapılacağı bildirildi.

Açıklamada, Kerkük sahalarının üretim ve ihracat açısından yeniden güçlü bir şekilde devreye alındığı belirtilirken, daha önce yaşanan duraksamanın petrol sektörü açısından önemli bir zorluk oluşturduğu ifade edildi.

Söz konusu anlaşmanın, Irak'ın stratejik ihracat hatlarından birinin yeniden aktif hale gelmesine ve petrol ihracat sisteminin esnekliğinin artırılmasına katkı sağladığı kaydedildi. Ayrıca, Kerkük petrolünün Ceyhan'a sevkiyatı için Saralu pompa istasyonunun devreye alındığı ve ihracatın başlangıçta günlük 250 bin varil kapasiteyle gerçekleştirileceği belirtildi.

Kuzey Petrol Şirketi açıklamasında, ihracatın yeniden başlamasının yalnızca teknik bir gelişme olmadığı, aynı zamanda sahada görev yapan mühendislik ve teknik ekiplerin yoğun çabalarının bir sonucu olduğu ifade edildi. Kerkük sahalarının Irak ekonomisi açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu adımın petrol piyasasında istikrarın güçlendirilmesine katkı sunacağı vurgulandı. IKBY ile Bağdat arasında dün varılan mutabakat çerçevesinde, Kerkük ve bölge petrolünün bugünden itibaren aynı hat üzerinden birlikte dünya pazarlarına sevk edilmesi planlanıyor.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) Başbakanı Mesrur Barzani, dün yaptığı açıklamada Kerkük petrolünün Türkiye'ye uzanan Kerkük-Ceyhan boru hattı üzerinden yeniden ihracatında Irak merkezi hükümeti ile anlaşmaya varıldığını söylemişti.

© Timeturk

Irak Kuzey Petrol Şirketi, Kerkük petrolünün IKBY toprakları üzerinden Ceyhan Limanı'na ihracatının bu sabah başladığını duyurdu.

Türkiye'den barış için bir adım daha! Kritik toplantı Riyad'da

Türkiye'nin, Orta Doğu'daki savaşın bitmesi için diplomatik girişimleri devam ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bölgedeki son gelişmelerin ele alınması amacıyla bugün Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde Riyad'da düzenlenecek toplantıya katılacak.

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Sayın Bakanımız, bölgedeki son gelişmelerin ele alınması amacıyla Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde 18 Mart 2026 tarihinde Riyad'da düzenlenecek toplantıya katılacaktır."

“CUMHURBAŞKANIMIZIN, BÖLGESEL BARIŞA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERİNİ, TEKLİFLERİNİ PAYLAŞMAK İSTİYORUM”

Bakan Fidan dün yaptığı açıklamada, bölge ziyaretine çıkmaya başlayacağını söylemişti. Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum" açıklamasında bulundu.

Kaynak: Haber7com

© Timeturk

Son dakika haberi... Dışişleri Bakanlı Hakan Fidan, bugün Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde Riyad'da düzenlenecek toplantıya katılacak. Toplantıda bölgedeki gelişmeler ele alınacak.

Türk savaş gemileri ziyarete açıldı

Çanakkale'de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan yerli gemiler ‘TCG Heybeliada', ‘TCG Kınalıada' ve ‘TCG Ayvalık' mayın avlama gemisi, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'nci yıl dönümü çerçevesinde halkın ziyaretine açıldı.

Vatandaşlar, GESTAŞ Feribot iskelesine demirleyen savaş gemilerini görmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Vatandaşlar, ziyaret sırasında gemiler hakkında merak ettikleri soruları sorma fırsatı da buldu. Askeri personel sorulan soruları içtenlikle yanıtlarken, seyrüsefer cihazları hakkında da bilgiler verdi.

"Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey"

Gemileri gezen Ahmet Ermin, "Çanakkale Savaşı'nın 111'inci yılındayız. Milli Savunma Bakanlığı bize gemiyi gezme fırsatı sundu. Şanlı Türk ordumuzun bu şekilde gemilerinin olmasını, tesisatlarının olmasını görmek çok güzel bir şey. Bunu deneyimlemek de çok güzel bir şey. Allah ordumuza zeval vermesin diyoruz. Şu dönemde en büyük kurtarıcılarımız kendileri. Onlara güveniyoruz. Tabii ki de daha iyi projeleri, daha iyi gemileri de görme şansı bulmak istiyoruz" dedi.

"Donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici"

‘Çanakkale ruhu'nu yerinde deneyimlemek için ailesi ile İstanbul'dan Çanakkale'ye gelen Yakup Serkan Barkol, "Gerçekten donanmamızda böyle güzel gemilerin olması çok gurur verici. Öncelikle çocukları getirdik, bu ruhu hissetsinler diye. 18 Mart zaferini tabii ki savaşan Mehmetçiklerimiz, şehitlerimiz kadar hissetmeseler bile en azından bu güzel duyguyu şimdiden damarlarında hissedebilsinler diye onları bu zaferi kutlamak için yerinde görsünler diye İstanbul'dan geldik. Çok güzeldi, çok heyecanlıydı" diye konuştu.

© Timeturk

Çanakkale'de 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111'nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı savaş gemileri halkın ziyaretine açıldı.

Anfield'ta çeyrek final maçı! Cimbom nasıl tur atlar? Liverpool-G.Saray: Muhtemel 11'ler

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçında temsilcimiz Galatasaray, İngiliz temsilcisi Liverpool ile deplasmanda karşı karşıya gelecek.

Anfield Stadı'nda yapılacak maç, TSİ 23.00'te başlayacak. Polonyalı hakem Szymon Marciniak'in düdük çalacağı karşılaşma, TRT 1 ve Tabii platformundan yayımlanacak.

PLAY-OFF ETABINDA JUVENTUS'U ELEDİ

Devler liginin bu sezon lig etabını 3 galibiyet, 1 beraberlik, 4 mağlubiyetle 20. sırada tamamlayan sarı-kırmızılılar, son 16 play-off etabına yükseldi. Bu turda İtalyan temsilcisi Juventus ile eşleşen Galatasaray, ilk maçı sahasında 5-2 kazanırken deplasmanda uzatmalar sonunda 3-2 mağlup olsa da adını son 16'ya yazdıran ekip oldu.

AW663740_02_1

BERABERLİK DAHİ ÇEYREK FİNALİ GETİRECEK

Sarı-kırmızılılar, Liverpool ile sahasında yaptığı ilk maçta 1-0'lık galibiyetle ayrıldı. Galatasaray'a çeyrek finale yükselebilmesi için beraberlik yeterli olacak. Bir farklı yenilgide maç uzatmalara giderken, 2 ve üstü farkla mağlubiyet durumunda ise Galatasaray Avrupa'dan elenecek.

İŞTE LIVERPOOL – GALATASARAY'IN MUHTEMEL 11'LERİ

LIVERPOOL: Alisson, Frimpong, Konate, Van Dijk, Kerkez, Gravenberch, Mac Allister, Salah, Szoboszlai, Wirtz, Ekitike.

GALATASARAY: Uğurcan, Boey, Singo, Abdülkerim, Jakobs, Torreira, Lemina, Barış Alper, Sara, Noa Lang, Osimhen.

STAT: Anfield
HAKEM: Szymon Marciniak
SAAT: 23:00
YAYIN: TRT 1 - Tabii

EN SON 2012-2013 SEZONUNDA ÇEYREK FİNAL OYNADI

Sarı-kırmızılı ekip, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu zamana kadar çeyrek finalde 6 kez mücadele etti. Sarı-kırmızılılar, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası adıyla düzenlenen organizasyonda 1962-1963, 1969-1970 ve 1988-1989 sezonlarında, Şampiyonlar Ligi adıyla oynanmaya başlanmasından sonra da 1993-1994, 2000-2001 ve 2012-2013 sezonlarında son 8 takım arasında yer aldı.

GALATASARAY İLE LİVERPOOL ARASINDAKİ 7. RANDEVU

Galatasaray ile Liverpool bugüne kadar resmi maçlarda 6 kez karşı karşıya geldi. Bu karşılaşmalarda sarı-kırmızılılar 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Aslan, İngiliz takımına karşı galibiyetleri son 3 müsabakada elde etti.
Sarı-kırmızılılar, Liverpool ile bu sezon lig aşamasında ve son 16 turunda oynadığı iki mücadeleyi 1-0'lık skorlarla kazandı.

AW663740_05_1

İNGİLİZ TAKIMLARIYLA 27 MAÇA ÇIKTI

Galatasaray, bugüne kadar İngiliz takımlarıyla 27 kez mücadele ederken, 7 galibiyet, 9 beraberlik ve 11 mağlubiyetle sahadan ayrıldı. Aslan, bu süreçte Manchester United, Arsenal, Chelsea, Liverpool, Leeds United, West Bromwich Albion, Tottenham ve Manchester City ile karşılaştı.

LİVERPOOL, TÜRK TAKIMLARIYLA 14 KEZ OYNADI

Liverpool ise Türkiye'den Galatasaray dışında Beşiktaş ve Trabzonspor ile karşı karşıya geldi. İngiliz temsilcisi, bu maçlarda 6 galibiyet elde ederken, 2 kez berabere kaldı ve 6 defa da mağlup oldu. Liverpool, Türk takımlarına karşı oynadığı son 3 maçta sahadan yenilgiyle ayrıldı.

GALATASARAY AVRUPA KUPALARINDA 340. KARŞILAŞMAYA ÇIKTI

Galatasaray, Avrupa kupalarında bugüne kadar 340 maça çıktı. Bu müsabakalardan sarı-kırmızılılar 121 kez galip gelirken, 128 defa da mağlup oldu. 90 karşılaşma ise berabere sona erdi. Geride kalan mücadelelerde Cimbom rakip fileleri 468 kez havalandırırken, kalesinde 514 gol gördü.

DEVLER LİGİ'NDE 134. MÜSABAKA

UEFA Şampiyonlar Ligi adıyla düzenlenen turnuvada 133 karşılaşma oynayan Galatasaray, bu maçların 34'ünü kazanırken, 67'sini ise kaybetti. 32 maç da berabere tamamlandı. Aslan 139 gol atarken, kalesinde 226 gole engel olamadı.

AW663740_03_1

ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE BU SEZON 17 GOL ATTI

Aslan, Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon oynadığı maçlarda rakip fileleri 17 kez havalandırdı. Sarı-kırmızılılarda gollerin 7'sini Victor Osimhen kaydederken, Yunus Akgün ve Noa Lang 2'şer, Mario Lemina, Barış Alper Yılmaz, Gabriel Sara, Sacha Boey ve Davinson Sanchez de 1'er gol sevinci yaşadı. Atletico Madrid mücadelesinde ise Marcos Llorente kendi kalesine attı.

LİVERPOOL LİGDE TOTTENHAM'A SON DAKİKADA PUAN KAYBETTİ

Premier Lig'in son şampiyonu Liverpool, bu sezon istediği sonuçları almakta zorlanıyor. Kırmızılar, ligde çıktığı çıktığı 30 müsabakada 14 galibiyet, 7 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 49 puan topladı ve averajla 5. sırada yer alıyor. Kırmızılılar, ligde son olarak Tottenham'ı konuk ederken, son dakikalarda yediği golle 1-1 berabere kaldı.

Liverpool, Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 9 müsabakada 20 gol atarken, kalesinde 9 gol gördü. Liverpool'da Dominik Szoboszlai, bu kulvarda 4 golle ön plana çıktı.

DAVİNSON SANCHEZ CEZALI

Sarı-kırmızılılarda, Liverpool karşılaşmasında defansta önemli bir eksik bulunuyor. Cimbom'da Liverpool ile İstanbul'da yapılan mücadelede sarı kart gören Kolombiyalı futbolcu Davinson Sanchez, cezalı duruma düştü ve rövanşta görev alamayacak. Aslan'da Arda Ünyay, Renato Nhaga ve Can Armando Güner de UEFA'ya verilen listede bulunmuyor.

6 FUTBOLCU SARI KART SINIRINDA

Galatasaray'da, Liverpool maçı öncesinde 6 futbolcu sarı kart sınırında yer alıyor. Sarı-kırmızılılarda Uğurcan Çakır, Ismail Jakobs, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai, Victor Osimhen ve Noa Lang sarı kart görmeleri halinde çeyrek finale yükselmesi durumunda ilk maçta oynamayacak.
Teknik Direktör Okan Buruk da sarı kart ceza sınırında bulunuyor.

GALATASARAY SEYİRCİ CEZALI

UEFA, Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu rövanşında İtalya'da Juventus ile oynanan müsabakadaki taraftar olayları nedeniyle Galatasaray'a bir sonraki deplasman maçında seyirci cezası vermişti. Bu nedenden dolayı Galatasaray taraftarı, Anfield'da tribündeki yerini alamayacak.

MAÇTA POLONYALI HAKEM SZYMON MARCİNİAK DÜDÜK ÇALACAK

Liverpool ile Galatasaray arasında oynanacak karşılaşmayı Polonya Futbol Federasyonu'ndan hakem Szymon Marciniak yönetecek. Marciniak'ın yardımcılıklarını Tomasz Listkiewicz ile Adam Kupsik yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Pawel Raczkowski olacak. Müsabakada VAR'da İtalya Futbol Federasyonu'ndan Marco Di Bello, AVAR'da da Daniele Chiffi görev alacak.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Temsilcimiz Galatasaray devler liginde Liverpool'a konuk oluyor. Son 16 turu rövanş maçında Anfield'ta oynayacak olan sarı-kırmızılarda hedef galibiyet. Sarı-kırmızılılar hangi skorlarda tur atlar? İşte iki takımın muhtemel 11'leri...

Kuşadası Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Aydın'ın Kuşadası ilçesinin Belediye Başkanı Ömer Günel'in görevden uzaklaştırıldığı duyuruldu.

Açıklamada, "Aydın ili Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel hakkında ‘Rüşvet Almak' suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul 9.Sulh Ceza Hakimliğinin 16.03.2026 tarih ve 2026/276 sorgu sayılı kararı ile tutuklanması üzerine, Anayasanın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47'nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı'nca görevden uzaklaştırılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadeleri kullanıldı.

Kuşadası Belediye Meclisi'nin, Pazartesi günü saat 15.00'da, kendi içinde ve belediye başkanı seçimi gündem maddesiyle olağanüstü toplanacağı öğrenildi.

© Timeturk

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Aydın'a bağlı Kuşadası İlçe Belediye Başkanı Ömer Günel'in görevden uzaklaştırıldığı duyuruldu.

Timetürk yazarı Ramazan Akbaş kaleme aldı: 'Çanakkale geçilmez'

Timetürk yazarı Ramazan Akbaş, 18 Mart 1915'te kazanılan Deniz Zaferi'nin yıldönümünde “Çanakkale geçilmez” başlıklı yazı kaleme aldı.

Kahraman Ecdadımız tarihe altın harflerle yazdığı destanı anlatan Akbaş, “Çanakkale dendiğinde aklımıza şehitlik gelir. Savaşın yaşandığı Gelibolu yarımadasında Kilitbahir Kalesinin az ötesinde bir yazı dikkatinizi çeker.

18-mart-sehitleri-anma-gunu-ve-canakkale-deniz-zaf-1646208923531

“Dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir”

1915'te vatanın kalbi Çanakkale'de attı. Bugün 18 Mart. Bundan tam 111 yıl önce tarihin gördüğü en büyük düşman donanması Çanakkale Boğazı önlerine geldi. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un ifadesi ile tam bir boğaz harbi yaşanacaktı. 18 Mart 1915 sabahı boğaz önünde 18 büyük zırhlı olmak üzere 100 parçadan oluşan düşman filosu Çanakkale önünde belirdi. Eminlerdi geçeceklerinden, hatta 5 çayını Marmara'da içeceğiz diyorlardı. Ama unuttukları bir şey vardı. O da Mehmetçiğin imanı, vatan sevgisi ve cesaretiydi. Mehmetçik bu devasa bombardımanlara karşı savunacaktı vatanını, vatanın kapısı Çanakkale'den…” ifadelerini kullandı.

Timetürk yazarı Ramazan Akbaş'ın yazısının tamamı için Tıklayın

© Timeturk

Timetürk yazarı Ramazan Akbaş, 18 Mart 1915'te kazanılan Deniz Zaferi'nin yıldönümünde 'Çanakkale geçilmez' başlıklı yazı kaleme aldı.

İran'dan Trump'a gözdağı!

İran'dan Trump'a gözdağı: 'Sürprizlerimizi beklesin'   

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (DMO) bağlı Hatemu'l-Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile DMO'ya bağlı Besic Komutanı Gulam Rıza Süleymani'nin saldırılarda hayatını kaybetmesinin ardından ABD'ye sert tepki gösterdi. ABD'nin İran karşısında başarısız olduğunu vurgulayan Abdullahi, "Bu, dünyanın süper gücü olan ABD'nin, ilahi irade karşısında dirençli bir halkın ve güçlü silahlı kuvvetlerin karşısında diz çöktüğünü ilk kez itiraf etmesidir" dedi.

"Bizim sürprizlerimizi beklesin"

ABD Başkanı Donald Trump'a da seslenen Abdullahi, "Düşman, kendi oluşturduğu bataklıktan çıkmak, itibar kaybını azaltmak ve sahte gücünü korumak için her türlü suça başvuruyor. Trump, şimdiye kadar kendi ifadesiyle birçok ‘sürpriz' açıkladı, artık bundan sonra bizim sürprizlerimizi beklesin" ifadelerini kullandı.

"Karşılık daha yıkıcı olacak"

Abdullahi, "Silahlı kuvvetlerimizin vereceği karşılık, düşmanın eylem ve hesaplarının ötesinde daha yıkıcı olacak ve bu süreç düşman teslim olana kadar devam edecektir. Bugün inisiyatif, ABD'nin sözde süper güç olduğunu sahada meydan okuyarak gözler önüne seren halk ve askerlerin elindedir" dedi.

Bölge ülkeleri, güçlü bir Müslüman komşu olarak İran'a güvenmeli

Bölge ülkelerine de çağrıda bulunan Abdullahi, "Bugün sahada galip olan, ABD'nin Orta Doğu'daki 50 yılı aşkın süredir yaptığı büyük yatırımı yok eden taraftır. Bölge ülkeleri, güçlü bir Müslüman komşu olarak İran'a güvenmeli ve güvenliklerini küresel güçlere bağlamamalıdır. İlahi lütufla, düşmanlarınızı sonsuza dek pişman edeceğiz" ifadelerini kullandı

© Timeturk

İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan Trump'a gözdağı.  ABD Başkanı Donald Trump'ı hedef alan Hatemu'l-Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi, 'Trump, şimdiye kadar kendi ifadesiyle birçok 'sürpriz' açıkladı, artık bundan sonra bizim sürprizlerimizi beklesin' dedi.

ANALİZ: Avrupa'da benzin fiyatları ve kar oyunları…

İran'daki savaş Avrupa genelinde yakıt fiyatlarını yukarı çekerken, en sert artışlardan biri Almanya'da görüldü. Son haftalarda benzin fiyatları yaklaşık yüzde 5 yükselerek Avrupa Birliği ortalamasının belirgin şekilde üzerine çıktı.

Komşu ülkelerle fark dikkat çekiyor. Fransa ve Avusturya'da artışlar yaklaşık yüzde 2 seviyesinde kalırken, Estonya'da yüzde 3,6, Lüksemburg'da yüzde 3,5 artış kaydedildi. Slovakya ve Macaristan'da ise fiyatlar yalnızca yüzde 0,1 yükseldi.

Haftalık verilerini Oil Bulletin'da yayımlayan Avrupa Komisyonu, Almanya'nın yanı sıra Hollanda, Danimarka ve Finlandiya'daki artışların da özellikle yüksek olduğuna dikkat çekti.

Avrupa'da en yüksek benzin fiyatı şu anda Hollanda'da görülüyor. Geçen hafta litre başına ortalama 2,17 euro ödeyen Hollandalı sürücüleri, 2,08 euro ile Almanya izliyor. Finlandiya da hem benzin hem dizelde yüksek fiyatlarıyla üst sıralarda yer alıyor.

Fiyat farklarının nedeni ne?

Ülkeler arasındaki fiyat farklarının temelinde ulusal vergi ve harç yapıları bulunuyor.

Almanya, çevresel gerekçeler ve altyapı finansmanı için fosil yakıtlara geleneksel olarak daha yüksek enerji vergileri uyguluyor. Buna ek olarak, karbon emisyonlarına yönelik ücretlendirme de toplam maliyetleri artırıyor.

Bu durum, fiyatlar yükseldiğinde Alman tüketicilerin daha fazla ödeme yapmasına yol açıyor.

Diğer birçok Avrupa ülkesinde ise KDV, petrol ve karbon vergileri yapısal olarak daha düşük seviyelerde bulunuyor.

Son fiyat artışları Alman hükümeti tarafından orantısız olarak değerlendirilirken, diğer AB ülkelerinden çıkarılabilecek dersleri incelemek üzere bir koalisyon görev gücü oluşturuldu.

Fiyatlara müdahaleler

Bazı Avrupa ülkeleri fiyat artışlarına doğrudan müdahale etti. Hırvatistan ve Macaristan, akaryakıt istasyonlarında fiyat tavanı uygulaması başlattı.

Hırvatistan'da litre fiyatı başlangıçta yaklaşık 4 sent artarken, 23 Mart'tan itibaren yürürlüğe girecek tavan fiyat uygulamasıyla benzin litre fiyatı 1,50 euroda sabitlenecek.

Macaristan'da ise benzin 1,51 euro, dizel 1,59 euro ile sınırlandırıldı. Ancak bu uygulama yalnızca ülke vatandaşları için geçerli; yabancı plakalı araçlar daha yüksek fiyat ödüyor.

Avusturya'da ise farklı bir model uygulanıyor. Buna göre akaryakıt istasyonları fiyatlarını günde yalnızca bir kez, öğle saatlerinde artırabiliyor; ancak indirimler günün herhangi bir saatinde yapılabiliyor.

Bu uygulama fiyatları daha şeffaf hale getirse de, gerçekten daha düşük fiyatlara yol açıp açmadığı tartışmalı.

Siyasilerden petrol şirketlerine eleştiri

Almanya Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, yakıt fiyatlarının ham madde maliyetlerindeki artışla hızlı yükseldiğini ancak düşüşlerin yavaş gerçekleştiğini belirterek hükümetin “bu mekanizmayı kırmak” istediğini söyledi.

Reiche, akaryakıt istasyonlarının günde yalnızca bir kez fiyat artırmasına izin verilmesini önerdi.

Almanya'da işe gidiş geliş, alışveriş ve okul ulaşımı gibi günlük yaşamda otomobil kullanımı yaygın olduğundan, hükümet üzerindeki baskı giderek artıyor.

Bu kapsamda oluşturulan görev gücü, pazartesi günü Sepp Müller başkanlığında toplandı. Toplantının ardından Müller, petrol şirketlerini “fahiş fiyat uygulamakla” suçladı.

Toplantıda sektör uygulamalarına yönelik sert eleştiriler dile getirildi.

Handelsblatt gazetesinde yer alan yeni bir araştırma, petrol şirketlerinin kriz dönemlerinde fiyatları hızla yükselttiğini ortaya koydu. Berlinli ekonomi profesörü Ferdinand Fichtner, son fiyat artışının yalnızca petrol fiyatlarındaki yükselişle açıklanamayacağını belirtti.

“Burada gerçekten yüksek kârlar elde ediliyor,” diyen Fichtner, durumu eleştirdi.

Görev gücü ayrıca, aşırı fiyatlara müdahale edebilme yetkisi de dahil olmak üzere Kartel Dairesi'nin yetkilerinin genişletilmesi çağrısında bulundu.

“Bu konuda kandırılmamıza izin vermeyeceğiz,” diyen Müller, hükümetin kararlılığını vurguladı.

Petrol sektörü suçlamaları reddediyor

Görev gücü toplantısına BP ve Shell'in Almanya temsilcileri de katıldı. Ayrıca Federal Kartel Dairesi Başkanı Andreas Mundt, sektör temsilcileri, tüketici grupları ve ADAC da toplantıda yer aldı.

Petrol sektörü ise suçlamaları reddetti.

Yakıt ve Enerji Ticaret Birliği Genel Müdürü Christian Küchen, Tagesschau'ya yaptığı açıklamada, İran'daki savaşın başlangıcından bu yana kâr marjlarının değişmediğini savundu ve rekabet yasalarının sıkılaştırılması planını eleştirdi.

Sektördeki bazı kuruluşlar da Avusturya modeline benzer siyasi müdahalelere karşı uyarıda bulundu. Bunlar arasında Bundesverband Freier Tankstellen, Yakıt ve Enerji Birliği ve Zentralverband des Tankstellengewerbes yer aldı.

Ortak açıklamada, yakıt fiyatlarının yarısından fazlasının vergi ve harçlardan oluştuğu vurgulanarak, “Yakıt fiyatlarını kalıcı olarak düşürmek istiyorsanız, devletin fiyat bileşenlerini tartışmanız gerekir, rekabete müdahale etmeyi değil,” ifadelerine yer verildi.

euronews

© Timeturk

Almanya, AB'nin geri kalanına kıyasla artan benzin fiyatları daha yüksek. Alman hükümeti bu durumun önüne geçmeyi ve petrol şirketlerinin kâr oyunlarını ortaya çıkarmanın peşinde…

ABD'nin uçak gemisi Girit adasına gidecek

ABD'ye ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin çamaşırhane bölümünde çıkan ve 2 denizcinin yaralanmasına yol açan yangınla ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

ABD basınında yer alan haberlere göre; geminin onarım için Yunanistan'a bağlı Girit adasındaki Souda Körfezi'ne gitmeye hazırlandığı bildirildi.

Yangın sırasında geminin yatakhane bölümünde de zarar meydana geldiğini belirten kaynaklar, yedek yatak temini için bir acil durum planı oluşturulduğunu hatırlattı. USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Girit'te ne kadar kalacağına ilişkin bilgi verilmedi.

Uçak gemisinde yangın

ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin çamaşırhane bölümünde yangın çıktığı bildirilmişti. Açıklamada, "İki denizci şu anda hayati tehlike arz etmeyen yaralanmalar nedeniyle tıbbi tedavi görüyor ve durumları stabil. Geminin tahrik sistemi herhangi bir hasar görmedi ve uçak gemisi tamamen faal durumda" ifadeleri kullanılmıştı. Uçak gemisinin yangına rağmen İran'a yönelik "Destansı Öfke Operasyonu" kapsamında Kızıldeniz'deki görevini sürdürdüğü kaydedilmişti. USS Gerald R. Ford, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak biliniyor.

© Timeturk

ABD'ye ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin, çamaşırhane bölümünde çıkan yangının ardından Kızıldeniz'den ayrılarak onarım için Yunanistan'a bağlı Girit adasına gideceği bildirildi.

Kerkük petrolünde kritik anlaşma

Irak merkezi hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Kerkük petrolünün Türkiye'ye Kuzey Irak üzerinden gönderilmesi konusunda anlaştı. IKYB Başbakanı Mesrur Barzani, bölgede yaşanan savaş nedeniyle sevkiyatların durdurulduğu Kerkük - Ceyhan boru hattından yeniden petrol ihracatının başlayacağını açıkladı.

Ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü şartlara dikkat çeken Barzani, mevcut krizin aşılması için sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini ve bu çerçevede IKBY petrolünün en kısa sürede yeniden ihraç edilmesine izin verildiğini söyledi. IKBY hükümetinin, başkent Bağdat ile temaslarını sürdürdüğünü belirten Barzani, özellikle ithalat ve ticari hareketliliğe getirilen kısıtlamaların acilen kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Bölgedeki petrol ve doğal gaz şirketlerinin güvenli bir ortamda yeniden üretime başlayabilmesi için gerekli güvencelerin sağlanmasının önemine dikkat çeken Barzani, Orta Doğu'da süren çatışmaların IKBY'yi doğrudan ve dolaylı şekilde etkilediğini söyledi. Orta Doğu'da cereyan eden savaşın tarafı olmadıklarını belirten Barzani, buna rağmen bölgenin güvenliği için tüm çabayı göstereceklerini dile getirdi.

IKBY'den günlük yaklaşık 230 bin varil petrol ihraç edildiğini ve bu miktarın en fazla 500 bin varile çıkabileceğini kaydeden Barzani, bu rakamın, Irak merkezi hükümetinin ihracat kapasitesine kıyasla daha düşük olduğuna dikkat çekti.

IKBY açıklaması

Barzani, bu sabah yaptığı açıklamada, IKBY yönetiminin petrol ihracatına karşı olmadığını, ancak son dönemde saldırılardan zarar gören petrol sahalarında üretimin sürdürülebilmesi için güvenlik garantilerine ihtiyaç duyulduğunu söylemişti. Barzani, Bağdat yönetimine bölgedeki petrol sahalarını hedef alan saldırıların durdurulması için çağrıda bulunmuştu.

© Timeturk

Mesrur Barzani, Irak merkezi hükümeti ile varılan anlaşma ile Kerkük petrolünün Türkiye'ye uzanan Kerkük-Ceyhan boru hattı üzerinden yeniden ihraç edileceğini açıkladı.

İran, Laricani'nin ölümünü doğruladı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında hayatını kaybetti. Ulusal Güvenlik yüksek Konseyi Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, sabahın erken saatlerinde düzenlenen saldırılarda Ali Laricani, oğlu Murtaza Laricani, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri'nin Güvenlikten Sorumlu Yardımcısı Ali Rıza Beyat ve bir grup korumanın hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu saldırıların ardından İran'ın birlik ve dayanışma çağrısının sürdüğü vurgulanarak, hayatını kaybedenlerin "şehadet mertebesine ulaştığı" ifadelerine yer verildi.

Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada, "Bu sabah Ali Laricani'yi etkisiz hale getirdik. Laricani, İran'ı fiilen yürüten İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) çetesinin lideriydi. Bu rejimi zayıflatarak İran halkına onu devirme fırsatı vermeyi umuyoruz. Bu birden gerçekleşecek bir durum değil ve kolay olmayacak, ancak bu konuda kararlıyız" ifadelerini kullanmıştı.

© Timeturk

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında öldürüldüğünü doğruladı.

Rize; birileri için bitmek bilmeyen bir deniz mi?

Hırçın ve adı gibi “kara” olan denizi ile engel tanımadıkları coğrafyasında verilen yaşam mücadeleleri, fıkraları andıran günlük yaşantıları – hazır cevaplılığı, fırıncı – müteahhit gibi mesleklerin dışında girdikleri her işte başarı çıtasını sürekli hep üstlerde taşıyan, kaderine razı gelip boyun büken – gıkını bile çıkartmayan değerli hemşehrilerim, aziz ve asil Rizeliler!..

Evet dedik ya!... Rizeliler, farklı insanlardır; girdikleri her işte “baş” larda durmasalar da “dip” lerde de yer almazlar. Onların yaratılış tabiatı ve genlerinde sürekli olarak bir “baş olma sevdası” ve “yönetme arzusu” vardır. Bundan dolayıdır ki Rize, her alanda olduğu gibi siyasetten de alacağını almış ve kendinden bahsettirmeyi de bilmiştir.

Türk siyasi hayatının son elli yıllık kısmında Rize ve Rizelilerin izlerini – etkilerini görmemiz mümkündür. İki başbakan ve bir cumhurbaşkanı ile onlarca bakan – parti genel başkanları ya da üst düzey yöneticileri hep siyaset alanına vurulan Rizeli mührüdür.

Dost meclislerinde yaptığımız sohbetlerde sürekli olarak bize “neden her köşe başını Trabzon ve Rizeliler tutmuş?” diye soruyorlar. Biz de yarı şaka yarı ciddi bir şekilde – ayrıca patenti de bende olan – “Trabzon'un “T” si, Rize'nin “R” si yan yana geldiğinde “TR” yani Türkiye olur!” diyor ve haklı olarak da bununla gurur duyuyoruz. Hiçbir şeyden anlamayan bunu da anlar artık diye düşünüyorum!...

Rize'den her şeyin uç noktası çıkar, baş olur dip olmaz ama hırsız – yolsuz – arsız – namussuz – vatan haini çıkmaz. Bunlardan biri çıkarsa anlayın ki o; ya Rizeli değildir ya da mayasında bir bozukluk olmuştur. Ancak son zamanlarda toplumun her kesiminde meydana gelen ahlâkî çöküntü ve yozlaşmalardan (Rize'de artan; uyuşturucu kullanımı – satışı, silah kaçakçılığı, ocaklar söndüren sanal kumar, vs.) Rizeliler de nasibini almış olmalı ki Rize'den burnumuza pis kokular gelmekte, her geçen gün “3. Sayfa manşetleri” ne şahit olmaktayız. Bu durum; hem bizler gibi Rize dışında yaşayan Rizelileri üzmekte ve hem de siyasetten alacağını alan Rize'nin bu duruma gelmesine sebebiyet verenlerin elini kolunu sallayarak pişkin bir şekilde poz vermelerine anlam verememektedir.

Maddi – manevi her türlü yatırımı ve yardımı hak eden Rize ve Rizeliler, birileri için köşe olma yeri haline gelmiştir. Millete ve beklentilerine rağmen yapılan yatırımları kendi çıkarlarınız için kullanır ve Rizelileri görmezden gelir yapılan / yapılacak olan yatırımları farklı ilçelere kaydırır, yarısına farklı ve kalan yarısına da farklı muamele ederseniz bunun sonucunda çıkacak olan faturayı da birileriniz ödemek zorunda kalır. Daha açık bir şekilde söyleyelim;

Rize – Merkez ilçesi dahil olmak üzere Derepazarı, İyidere, İkizdere, Kalkandere, Çamlıhemşin ve Hemşin ilçelerini görmezden gelip diğer ilçelere farklı gözle bakarsanız seçim zamanı gelince de millet size cevabını verir. 47 yıl sonra CHP'nin Rize'den milletvekili çıkartması; anlayan için çok iyi bir cevap olmuştur. Bundan d bir şey anlamadıysanız bir sonraki seçimde 2. nci bir milletvekilini CHP ya da başka bir parti alırsa hesabını da her şeyi çok iyi bilen (!) sizler verirsiniz.

Rize'deki AK Parti ya da Cumhur İttifakı yöneticilerinin yanlış aday belirleme kriterleri ve genel politikadaki hatalar yüzünden 47 yıl sonra CHP'nin milletvekili çıkartması iyi bir ders olmuştur. Sizler AK Parti milletvekili aday listesinin ikinci sırasına Ardeşen ilçesinden birini aday gösterirseniz, Ardeşenli de size CHP'deki adayı milletvekili olarak kazandırıp gönderir. Seçmen aklı farklı çalışır; “AK Parti nasıl olsa öyle ya da böyle Rize'den 2 milletvekili çıkartır, biz de CHP'ye yüklenelim!” der ve bir ilçeden iki milletvekili çıkartır. Haklı olarak da böyle oldu. Ben; ne hemşehrim CHP'li Rize milletvekili sayın Tahsin OCAKLI'nın ve ne de CHP'nin düşmanı değilim, seçmenin kararına / tercihine de saygı duyarım. Sadece yereldeki bir hatalı aday belirlemeye odaklanmanızı ve bundan sonra böyle hatalar yapmamanızı istiyorum. Yani anlayacağınız dille ve yöresel bir şiveyle; “Sizi uyariyirum, uşaklar!...”

Çay ve çay politikaları üzerinden yapılan hatalar, yaklaşmakta olan çay sezonunda yine ya da yeniden yapılmasın diye tekrar tekrar yazıyoruz. Zorlu coğrafya ve piyasa koşullarında ayakta durmaya çalışan çay üreticilerini görmezden gelmeyin. Geçen yıl verdiğiniz fiyatı Rizeliler ve bölgedeki diğer çay üreticileri unutmadı. “Çay” denilince aklınıza sadece Rize gelmesin. Doğu Karadeniz bölgesi, çay ve fındık sayesinde ayakta duruyor. Bir kez daha aklınızı başınıza alıp fiyat ve alım politikası belirlemeye çalışın, yoksa bunun ceremesini yine sandıklarda göreceksiniz.

Rize'de kamu kurum ve kuruluşlarında yapılan atama hataları, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ)'den gelen rahatsız edici şikâyet ve duyumlar, Rize – Artvin havalimanına yapılan üvey evlat muameleleri (uçuş saat ve sayıları, fahiş bilet fiyatları, vs.), bitmek bilmeyen kamu projeleri, Rize'den Trabzon'a kaydırılan DLH 1. Bölge Müdürlüğü – PTT Başmüdürlüğü gibi kamu kuruluşlarının Rizelilerin gönüllerinde açtığı yaralar ve “PTT Bölge Müdürü Rizeli oldu” denilerek dalga geçmeleri, hemşehrilerimizin de Rize'yle müsemma olan “ÇAYKUR'u da verin bari tam olsun!” demeleri ve bunlara benzer yanlış yerel hamleler, Rize ve Rizelileri derinden üzmekte ve “biz bunları hak edecek ne yaptık?” dedirtmektedir.

Evet, Rize; birileri için hiç bitmeyecekmiş gibi görünen bir deniz değildir, olmayacaktır. Üç – beş kişinin şahsi hezeyan ve çıkarlarına alet edilmeyecek kadar değerli olan Rizemize her platformda sahip çıkalım. Vakıf – dernek gibi STK'ların daha aktif görev alarak bir an önce Rize ve Rizelilere karşı yapılan bu haksızlıkları dile getirmeleri ve gerekirse sürekli bir şekilde REİS'in kapısını aşındırmaları lazım. Aksi takdirde bu ve buna benzer tablolarla sık sık karşılaşmaya devam edecek ve öyle ya da böyle Ekim / Kasım 2027'de önümüze konulacak olan sandıklarda bunların cevabını da hak ettikleri bir şekilde vermiş olacağız!...

Rize dışında yaşayan ama Rize ve Rizelilerden bağını – irtibatını hiçbir şekilde kopartmayan hemşehri canlısı / sevdalısı olan bizler diyoruz ki;

“Bize her yer Rize değil,

Çünkü hiçbir yer Rize kadar güzel değil!...”

Günay Ertan Akgün/TİMETÜRK

© Timeturk

Çanakkale geçilmez

Çanakkale dendiğinde aklımıza şehitlik gelir. Savaşın yaşandığı Gelibolu yarımadasında Kilitbahir Kalesinin az ötesinde bir yazı dikkatinizi çeker.

Dur yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir

1915'te vatanın kalbi Çanakkale'de attı. Bugün 18 Mart. Bundan tam 111 yıl önce tarihin gördüğü en büyük düşman donanması Çanakkale Boğazı önlerine geldi. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un ifadesi ile tam bir boğaz harbi yaşanacaktı. 18 Mart 1915 sabahı boğaz önünde 18 büyük zırhlı olmak üzere 100 parçadan oluşan düşman filosu Çanakkale önünde belirdi. Eminlerdi geçeceklerinden, hatta 5 çayını Marmara'da içeceğiz diyorlardı. Ama unuttukları bir şey vardı. O da Mehmetçiğin imanı, vatan sevgisi ve cesaretiydi. Mehmetçik bu devasa bombardımanlara karşı savunacaktı vatanını, vatanın kapısı Çanakkale'den…

18 Mart 1915 Bombardıman başladı. Mehmetçik, ateşten kasırgalara, ölüm kusan top güllesi sağanağına karşı iman dolu göğüsleri ile etten kemikten kale olmuştu. Dünyanın en büyük donanmasının gemilerinden atılan devasa top güllelerine karşı duran Mehmetlerdi. Bu cebelleşme 7 saat sürdü. 7 saatin sonunda tabyalarda bulunan kahraman askerlerimiz Yenilmez Armada denilen kibirli düşman donanmasını Çanakkale Boğazı'ndan geçirtmedi. Düşman donanmasının 3 gemisini batırdı, 4 gemisi de ağır hasar almış vaziyette boğazdan çekilmek zorunda bıraktı.

18 Mart 1915'te Kahraman Ecdadımız tarihe altın harflerle şunu yazıyordu ‘'Çanakkale Geçilmez.''

Düşman 18 Martta çekildi ancak 5 hafta sonra yeniden bu sefer kara savaşları için geldi. Ve Çanakkale'de 8,5 ay kara savaşları yaşandı.

Çanakkale'de metre kareye 6000 mermi düştü. Yine Çanakkale'de bir metre kareye birden çok şehit düşüyordu.

Çanakkale Dünyanın en büyük ordularına ve donanmalarına geçit verilmeyen yerin adıdır.

Çanakkale bu aziz milletin topyekûn mücadele ettiği yerin adıdır.

Çanakkale Yahya Çavuşun 67 eri ile 2500 düşman askerine karşı 12 saat direndiği düşmana geçit vermediği yerin adıdır.

Çanakkale, üniversite ve lise son öğrencilerinin mekteplerini, sıralarını bırakıp cepheye gidip şehit oldukları yerin adıdır. O yıl birçok lise mezun veremedi.

18 Mart, kendilerine çok güvenen kibir abidesi, devasa gemilerin hayalleri ile Mehmetçik tarafından bir bir batırıldığı boğazın serin sularına gönderdiği günün adıdır.

Çanakkale, doğudan, batıdan, kuzeyden, güneyden, Anadolu'nun her yanından, Balkanlardan, Kafkaslardan, Ortadoğudan velhasıl 142 yerleşim yerinden şehitlerin olduğu Şehit'ten Kale'dir.

Çanakkale büyük bir mücadelenin, imanın azmin, cesaretin adıdır.

Gelibolu Yarımadası 250 bin bizden 270 bin düşmandan yarım milyondan fazla insanın üzerinde mücadele ettiği, can verdiği kan döktüğü yerdi. Çanakkale Gelibolu Yarımadası Şehitlerimizin kanlarıyla mahsuldar kılınmış kutlu beldenin adı. Dünya üzerinde hiçbir yerde bu kadar küçük bir toprak parçasında, bu kadar çok insan mücadele etmemiştir. Çanakkale Geçilmez sözü burada tam ifadesini bulmuştur.

Düşman, Çanakkale'yi denizden, denizaltından, karadan, karanın altından geçmeye çalışmış ve aylarca Mehmetçiğimiz on binlerce şehit vererek Çanakkale'yi geçilmez kılmıştır. Ruhları Şad olsun. Çanakkale Geçilmez mührünü tarihe yazdıran Kahraman Komutanlarımızın, Kahraman Mehmetçiğimizin ve Bütün Şehitlerimizin ruhları şad olsun.

Ramazan Akbaş/TİMETÜRK

© Timeturk

Şehitlerimizin ve Gazilerimizin Hukukunu Müdafaa (11)

İşgalciler, İstanbul'da asırlardan beri Cuma gününün resmî tatil günü olmasını değiştirerek Pazar gününü resmî tatil yapmak istemişlerdir. M. Kemal Paşa bu değişikliğe şiddetle karşı çıkmaktadır. G. Jaeschke, “Yeni Türkiye'de İslâmlık” isimli eserinin 31. sayfasında bu durumu şu şekilde anlatmaktadır:

“Mustafa Kemal Paşa, Ankara'ya gelişinin ertesi günü [28 Aralık 1919], şehrin ileri gelenlerine, İtilaf Devletlerinin, ‘İslamları Pazar gününü yevm-i tatil [tatil günü] ve mübarek suretinde tanımağa icbar eden [zorlayan] ve İslâmların yevm-i mahsusu olan Cuma gününü resmen tanımayan milletler olmasından yakınmıştır.”

  1. Kemal Paşa, başta İngilizler olmak üzere işgalcilerin “Pazar günü resmî tatil günü olsun!” baskısını ve Cuma gününden vazgeçmeyeceklerini istediğini Nutuk'ta şu şekilde anlatmaktadır:

“ İstanbul'un fethinden beri, gayr-i Müslimlerin mazhar bulundukları bu imtiyazâzât-ı vasiâ [çok geniş imtiyazlar, ayrıcalıklar], milletimizin dinen ve siyaseten dünyanın en müsaadekâr ve civanmert milleti olduğunu isbat eder en bâriz [açık] delildir. Milletimize bu isnâdatta bulunan muârızlar insaf etsinler de, dünyanın en büyük ve medenî milleti olduğunu iddiâ edenlerden, din-i İslâmı sûret-i resmiyede tanımayan [İslam dinini resmî surette tanımayan], İslamları, Pazar gününü yevm-i tatil ve mübarek suretinde tanımağa icbar eden [zorlayan] ve İslâmların yevm- i mahsusu olan Cuma gününü resmen tanımayan milletler olduğunu unutmasınlar.” (Nutuk, c.3, s. 1183)

  1. Kemal Paşa, Samsun'a ayak bastıktan sonra, yaklaşık yedi ay Anadolu'yu dolaşmış, o esnada Erzurum ve Sivas Kongreleri yapılmış ve Kurtuluş Savaşı'nın teşkilatlı şekilde yapılmasının alt yapısı hazırlanmış, ondan sonra Ankara'ya gelmişti. Ankara'ya gelişinin ertesi günü kalabalık bir topluluğa yaptığı konuşmada, Cuma gününü tatil etmekten çıkarmaya çalışan işgalcilerin medeni olmadığını belirten M. Kemal Paşa, daha sonra konuşmasının devamında şöyle demekteydi:

“…Erzurum ve Sivas Kongrelerinin bütün cihana karşı olan beyannâmesi ve nizamnâmesi muhteviyât-ı hâiz-i ehemmiyettir. Esasen muhteviyatı cümlenizce malumdur. Fakat müsaade ederseniz her ikisinden bazı noktaları burada tekrar hatırlatmak isterim: Nizamnâmenin teşkilata ait sahifesinde görülüyor ki, maksat, ‘Osmanlı vatanının tamamiyetini ve makâm-ı muallâ-yı hilafet ve saltanatın ve istiklâl-i millinin masuniyetini temin [Yüce halifelik ve saltanat makamı ve milletin bağımsızlığını korumak için] zımnında Kuvâ-yı milliyeyi hâkim kılmaktır.” (a.g.g., s. 1185)

“Her halde devlet ve milletimiz dahilden ve haricen bütün mânâsıyle müstakil kalacaktır. Bize başka bir tarz-ı idare [idare şekli] tatbik edilemez. Bu babda birçok muhtelif esbabın [çeşitli sebeplerin] başında en büyük ve mühim sebep şudur: Dinen dahi müstakil olmak mecburiyetindeyiz.” (a.g.e., s. 1187)

“Cemiyetimizi nokta-i nazarından çizdiğimiz hudut haricinde kalan dindaşlarımızla, bu muhterem kardeşlerimizle aynı hudut dahilinde asırlardan beri vatandaşlık ettik. Bu kardeşlerimiz her tarafta, Suriye'de, Irak'ta, Yemen'de, Şarkta kendi dahillerinde muhafazâ-i mevcudiyet ve temin-i istiklâl için sarf-ı mesai ediyorlar [hayatta kalmak ve bağımsızlıklarını elde etmek için çalışıyorlar]. Bütün bu İslâm parçalarının mazhar-ı istiklâl olmaları [bağımsızlıklarına kavuşmaları] âlem-i İslâm'ın vaziyetinin ne kadar rasîn [sağlam] olacağını şimdiden tasavvur etmekle pek büyük saadet hissediyorum. Mazhar-ı intibah olduğuna şüphe kalmayan âlem-i İslâm'ın muvaffakiyetini o kadar kavi [sağlam] görüyorum ki, bu imanla izah-ı hissiyat eylediğimden [hislerimi açıkladığımdan] dolayı duyduğum vicdanî zevk pek büyüktür. Fazla rahatsız etmek istemem. Beni dinlemek lütfunda bulunduğunuzdan dolayı hasseten teşekküratımı arz ederim.” (a.g. e., s. 1189-1190)

Muhteşem bir merasimle açılan TBMM çatısı altında yapılan konuşmalar, o günkü merasimde ortaya konulan ruha uygun olmuştur. Meclis Zabıtları ve o günleri yaşayan aydınların hatıra kitapları buna delildir.

24 Nisan 1920 Cumartesi günü saat 10'da açılan Birinci Büyük Millet Meclisi'nin ikinci gününde ilk sözü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Mustafa Kemal almıştı. Paşa öğleden sonra da devam eden uzun bir konuşma yapmıştır. Bu konuşmadan bazı pasajları Yunus Nadi'nin kitabından takip edelim:

“Devlet-i Osmaniye'nin diğer herhangi bir devlet gibi hükümdarının nüfuz-u cismanisi etrafında müteşekkil değildir. Makam-ı saltanat aynı zamanda makam-ı hilafet olmak itibariyle padişahımız cumhur-u İslâm'ın da reisidir. Mücâhedatımızın birinci gayesi ise saltanat ve hılafet makamlarının tefrikini istihdaf etmek [ayırmayı hedeflemek] değil, düşmanlarımıza irade-i milliyenin buna müsait olmadığını göstermek ve bu makamât-ı mukaddeseyi esaret-i ecnebiyeden tahlis ederek [mukaddes makamları ecnebi esâretinden kurtararak] ulülemrin selâhiyetini düşmanın tehdit ve ikrahından [zorlamasından] âzade bırakmaktır. Bu esasata göre, Anadolu'da muvakkat [geçici] kaydiyle olsa bile bir hükümet reisi tanımak ve padişah kaymakamı ihdas etmek hiçbir suretle kabil-i cevaz değildir.” (Birinci Büyük Millet Meclisi, s. 36)

“Hılafet ve saltanat makamının tahlisine muvaffakiyet hasıl olduktan sonra padişahımız ve halife-i müslimin efendimiz her nevi ikrahtan âzâde ve tamamile hür ve müstakil olarak kendini milletin âgûş-u sadâkatinde gördüğü gün Meclis-i âlinizin tanzim edeceği esâsat-ı kanuniye dairesinde vaz-ı muhterem ve mübeccelini ahzeder.

“Biz, ittifak-ı cumhura her kuvvetten ziyade selahiyet bahşeden İslâmiyet esâsatını [prensiplerini] nazar-ı dikkate alarak Meclis-i âlinizi kâffe-i umûr-u millette doğrudan doğruya vaziülyed tanımak taraftarıyız.[Yüce Meclisin milletin bütün işlerini doğrudan doğruya eline almasını tanımak taraftarıyız]” (a.g.e., s.37)

Bu şekilde mukaddes değerlerin ön plana çıkarılması, zafere kadar, her yerde, her objede görülmüştür. M. Kemal Paşa Adana'da çektirdiği ve daha sonra kartpostal olarak dağıtılacak fotoğrafının altına şu ibareyi yazdırmıştır: “Öyle bir gazâ ettik ki hoşnut eyledik Peygamberi”

Zafer kazandıran bu ruhun tezahürü uzun zaman devam etmiştir. M. Kemal Paşa, 7 Şubat 1923 Çarşamba günü Balıkesir'deki Zağnos Paşa Camii'nde yaptığı konuşmada şöyle demekteydi:

“Ey millet, Allah birdir, şânı büyüktür. Allah'ın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara hakaik-i diniyeyi tebliğe memur ve resul olmuştur. Kânun-u Esasisi, cümlenizce malumdur ki, Kur'an-ı Azimüşşandaki husustur. İnsanlara feyz vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve hakikate tamamen tevâfuk ve tetâbuk ediyor. Eğer akla, mantığa ve hakikate tevafuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânin-i tabiiye-i İlâhiye beyninde [arasında] tezat olması icap ederdi. Çünkü bilcümle kavânin-i kevniyeyi yapan Cenab-ı Haktır.

“Arkadaşlar, Cenab-ı Peygamber mesâisinde iki dâra [eve], iki haneye mâlik bulunuyordu. Biri kendi hanesi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazret-i Peygamberin isr-i mübareklerine [mübarek mesleklerine] iktidâen [uyarak] bu dakikalarda milletimize, milletimizin hal ve istikbaline ait hususâtı görüşmek maksadıyla bu dâr-ı kudside [mukaddes yerde] Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna mazhar eden Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum.” (Zafer-i Milli Gazetesi, 8 Şubat 1923)

Burhan Bozgeyik/TİMETÜRK

© Timeturk

İmamın cemaate telefon tepkisi

Bartın'ın Ulus ilçesi Aşağı Çamlı Köyü Camii İmam Hatibi Mehmet Ay, akşam namazı için camiye gelen cemaatten bazılarının çalan telefonları nedeniyle vaazda bulunarak, telefon zil sesi konusunda cemaati uyardı.

İmam Ay, "Son zamanlarda çok sık yaşanmaya başladı. Telefonlarımız camide susmuyor. Camiye ya da sohbet meclislerine girmeden önce telefonlarımızı sessize alalım. Huşu içerisinde namazımızı kılalım, sohbetimizi edelim. Bazen çok farklı şeylerle karşılaşıyoruz. Kimisinde 'Bartın çiftetelli' kiminizde 'Azdavaylı Safiye' çalıyor. Namaz kılarken olmuyor. Dikkat dağınıklığı oluyor. Biraz ters düşüyor. Dikkatli olalım lütfen. O yüzden zil sesi ayarlarken, güzel kuş sesi olur, yağmur sesi olur, böyle güzel şeyler koyun. En güzeli sessize almak ama çiftetelli gibi farklı müzikler koymaktansa, kuş sesi, yağmur sesi gibi güzel şeyler koyalım ki sessize almayı unuttuğumuzda kuş sesi duyalım" diye konuştu.

Kısa vaazdaki uyarıların ardından imam ve cemaat, telefon zil sesi çalmadan akşam namazını eda etti.

© Timeturk

Bartın'da cami imamı Mehmet Ay, camide çalan cep telefonları nedeniyle cemaate tepki gösterdi. İmam Ay, 'Kimisinin telefonlarında 'Bartın çiftetellisi', kimisinde 'Azdavaylı Safiye' çalıyor. Namaz kılarken olmuyor' dedi.

Fenerbahçe-Gaziantep FK: 4- 1

Trendyol Süper Lig'in 27. haftası açılış maçında Fenerbahçe, sahasında Gaziantep FK ile karşılaştı. Sarı-lacivertliler, Dorgeles Nene'nin 3, N'Golo Kante'nin de 1 golüyle maçı 4-1 kazandı

Kırmızı-siyahlılara karşı aldığı galibiyetle, evindeki son 2 maçı kazanan Fenerbahçe, puanını 60'a yükseltti.

Kanarya, milli maç arasından sonra ligin 28. haftasında Beşiktaş'ı konuk edecek.

Talisca, 3 maç sonra forma giydi

Brezilyalı futbolcu Talisca, sakatlığı sonrası formasına kavuştu. Son 2 antrenmanda takımla çalışan Talisca, müsabakanın 58. dakikasında Sidiki Cherif'in yerine dahil oldu.

Ligde 13 golü bulunan Talisca, 24. maçta formayı terletti.

AW664334_02

Nane'den 3 gol

Gaziantep Futbol Kulübü ile karşılaşırken, sarı-lacivertlilerde Nene 3 gole imza attı. Mücadelenin 41. dakikasında Sidiki Cherif ile gelişen kontrada kaleciden seken topu filelere gönderen Nene, takımını 1-0 öne geçirdi. 23 yaşındaki kanat oyuncusu 59 ve 79. dakikalarda savunma arkasına yaptığı koşularla fileleri havalandırmayı başardı. Nene, böylelikle sarı-lacivertli formayla ilk kez hat-trick yaptı.

Kadıköy'de oynanan son 2 iç saha maçında da gol sevinci yaşayan Nene, ligdeki gol sayısını 9'a çıkardı.

Karşılaşmaya 11'de başlayan Dorgeles Nene, 90 dakika sahada kaldı.

Hakemler: Kadir Sağlam, Süleyman Özay, Esat Sancaktar

Fenerbahçe: Ederson, Levent Mercan (Mert Müldür dk. 46), Yiğit Efe Demir, Oosterwolde, Archie Brown, Guendouzi (İsmail Yüksek dk. 84), N'Golo Kante, Musaba (Kerem Aktürkoğlu dk. 74), Asensio (Fred dk. 84), Dorgeles Nene, Sidiki Cherif (Talisca dk. 58)

Yedekler: Mert Günok, Skriniar, Alaettin Ekici, Kamil Efe Üregen, Oğuz Aydın

Teknik Direktör: Domenico Tedesco

Gaziantep FK: Burak Bozan, Tayyip Talha Sanuç, Abena, Mujakic, Luis Perez, Kozlowski, Melih Kabasakal, Gassama (Camara dk. 74), Yusuf Kabadayı (Gidado dk. 87), Bayo, Maxim

Yedekler: Zafer Görgen, Cemilhan Aslan, Sorescu, Ali Osman Kalın, Muhammet Akmelek

Teknik Direktör: Burak Yılmaz

Goller: Nene (dk. 41, 68 ve 79), Kante (dk. 59) (Fenerbahçe), Maxim (dk. 52 pen.) (Gaziantep FK)

Sarı kartlar: Nene, Domenico Tedesco (Fenerbahçe)

© Timeturk

Trendyol Süper Lig'de Gaziantep Futbol Kulübü'nü 4-1 mağlup eden Fenerbahçe, milli maç arasına galibiyetle girdi.

DMD Hastası Yiğit Elma İçin Anlamlı İftar Programı Düzenlendi

Yoğun katılımın olduğu programda, birlik ve beraberlik duyguları ön plana çıkarken, Yiğit Elma'nın tedavi sürecine destek olmak amacıyla önemli bir dayanışma örneği sergilendi.

1000524107

Programın öncülüğünü üstlenen Dr. Tahsin İlker Vural, yaptığı konuşmada toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çekerek, “Yiğit evladımızın mücadelesinde yalnız olmadığını göstermek için bir araya geldik. Bu tür organizasyonlar, hem farkındalık oluşturmak hem de umut olmak adına büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

İftar programına çok sayıda vatandaşın yanı sıra iş insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de katıldı. Katılımcılar, Yiğit Elma'nın tedavi sürecine katkı sağlamak adına desteklerini dile getirirken, düzenlenen programın amacına ulaştığı vurgulandı.

1000524108

Gecede yapılan konuşmalarda, DMD hastalığına dikkat çekilerek erken teşhisin ve tedaviye erişimin hayati öneme sahip olduğu belirtildi. Program sonunda Yiğit Elma ve ailesi adına destek veren herkese teşekkür edilirken, benzer dayanışma etkinliklerinin devam edeceği ifade edildi.

Duygusal anların da yaşandığı iftar programı, edilen dualar ve iyi dileklerle sona erdi.

© Timeturk

Duchenne Musküler Distrofi (DMD) kas hastalığı ile mücadele eden Yiğit Elma için anlamlı bir iftar programı düzenlendi.

Bakan Fidan: 'İsrail'in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor'

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile Ankara'da bir araya geldi. İkili ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Fidan ve mevkidaşı Anand, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bakan Fidan, toplantıda bölgesel ve küresel meselelerde fikir alışverişinde bulunduklarını aktararak gerçekleştirilen ziyaretin iş birliklerine ivme kazandıracak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

Görüşmede savunma sanayii alanındaki ortaklıkların da ele alındığını aktaran Fidan, bu iş birliğinin üst seviyelere çıkarılması yönündeki güçlü iradelerini de bir kez daha ortaya koyduklarını ifade etti.

"Krizin yayılmasını önlemek için yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz"

Fidan, toplantıdaki gündem maddelerinden birinin İran'daki gelişmeler olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

"Körfez'e süren tırmanma bağlamında ortak endişelerimiz de artmakta, bildiğiniz gibi savaş her geçen gün yaygınlaşmakta. Devam eden savaş bölgesel güvenlik bakımından ciddi riskleri de beraberinde getirmekte. Ayrıca durdurulamadığı takdirde bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde ve uluslararası düzende kalıcı hasarlara yol açma potansiyeline de sahiptir. Türkiye olarak krizin yayılmasını önlemek ve taraflar arasında ortak bir zemin oluşturmak için en başından bu yana yoğun bir diplomatik çaba yürütmekteyiz. Barışın tesisi için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve tüm tarafların endişelerinin bir müzakere çerçevesi içinde ele alınmasının elzem olduğuna inanmaktayız. Bölgemizde yaşanan savaşın Rusya ile Ukrayna arasında barışın tesisi önlük gayretleri sekteye uğratmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorunu sonlandırmaya yönelik diplomatik çabaların, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler (BM) şartının temel ilkeleriyle uyumlu kalıcı ve adil bir barışla bir an önce neticelenmesini umuyoruz."

İsrail'in Lübnan'a yönelik başlattığı kara harekatının sivil nüfus için ağır sonuçlar doğurduğuna da değinen Fidan, "İsrail'in bu adımının işgale dönüşmesine izin verilmemelidir" diye konuştu.

Bakan Fidan, İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşın gelme ihtimalini ön gördüklerini belirterek, diplomasinin yolunu açmaya yönelik ve durumun daha kötü bir noktaya gelmemesi için yapabileceklerine ilişkin çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

"İsrail'in yaptığı siyasi suikastlerin bir an önce son bulması gerekiyor"

Konuşmasının devamında Fidan, "Son birkaç gündür gördüğümüz iki tane husus var. Birincisi savaşın Lübnan'da da yaygınlaşmaya başladığını görüyorsunuz. İkincisi Irak'ta giderek daha çetrefili bir hale konu geliyor. Dolayısıyla İslam dünyasının başına çökmüş olan bu savaş musibetinin bir an önce kaldırılması için ne türden adımlar atması gerektiği konusundaki gayretlerimiz bitmiyor. Diğer taraftan İsrail'in siyasi suikastleri özellikle İranlı devlet adamlarına, siyaset adamlarına yönelik yaptığı siyasi suikastler gerçekten illegal faaliyetler yani bunların da bir an önce son bulması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum"

Bölge ziyaretlerine çıkmaya başlayacağını söyleyen Fidan, "Bir bölge ziyaretim olacak. Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz. Burada inşallah yani hem Cumhurbaşkanımızın konuyla ilgili mesajlarını paylaşma hem de Türkiye'nin bölgesel barışın nasıl kalıcı olacağına ilişkin değerlendirmelerini, tekliflerini paylaşmak istiyorum" açıklamasında bulundu.

"Uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan'ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde"

Bakan Fidan, Gazze'de yaşanan soykırıma ve İsrail'in ateşkes ihlallerine ilişkin şunları söyledi:

"Gazze barış planının öyle veya böyle hayata geçmesi için ne yapılması gerekiyorsa hem biz hem müttefiklerimiz elinden geleni yapıyorlar. Özellikle insani yardımlar konusunda ve devam eden görüşmeler, kurulların hayata geçirmesi, işleyişleri bu konulardaki mesaimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Lübnan'da değerli meslektaşımın da ifade ettiği gibi şu anda özellikle sayıları 800 bini aşmış bir milyona doğru giden bir nüfusun yerlerinden edilmiş olması artık bunlar şu anda ülke içerisinde yerlerinden edilmiş durumdalar. Ama savaş ve işgal yaygınlaşma gösterirse bunun kalıcı bir mülteci krizine ve ülkelerinin sınırları dışında yer arayan sığınmacılara dönme ihtimali var. Bunun bir an önce durması gerekiyor. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun her platformda yaptığı Lübnan'ın işgalini durdurma çaresi son derece yerinde. Biz de buna güçlü bir sesle destek veriyoruz. Destek vermeye devam edeceğiz."

Bakan Fidan'ın ardından konuşan Kanada Dışişleri Bakanı Anand ise iki ülke arasındaki ilişkilerin pozitif bir ivmede ilerlediğini ve bunu devam ettirme konusunda kararlı olduklarını dile getirdi.

"Birlikte yapacağımız çalışmalar mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak"

Orta Doğu'da yaşananları geniş bir biçimde ele aldıklarını söyleyen Anand, "Bizim birlikte yapacağımız çalışmalar, buradaki çatışmayı ve gerilimi azaltmak için yapacağımız çalışmalar, sivillerin korunması ve diplomatik bir çözüm bulunarak mevcut savaşın sona erdirilmesi için çok önemli olacak" dedi.

© Timeturk

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 'Yarından itibaren bölge ziyaretine çıkıyorum. Bölge ülkeleriyle bir araya geleceğiz' dedi.

Trump'tan NATO'ya sert tepki

ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına katılmayan NATO müttefiklerini sert şekilde eleştirdi.

Trump, "ABD, NATO'daki müttefiklerimizin çoğundan, Orta Doğu'da İran'ın terörist rejimine karşı yürüttüğümüz askeri operasyona dahil olmak istemedikleri yönünde bilgi aldı" ifadelerini kullanarak, neredeyse her ülkenin İran'a yönelik saldırıları haklı bulduğunu ve İran'ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu aktardı.

Trump, "İran'ın hiçbir şekilde, hiçbir şartla nükleer silaha sahip olmasına izin verilemezdi. Ancak bu davranışları beni şaşırtmadı, çünkü her yıl bu ülkeleri korumak için yüz milyarlarca dolar harcadığımız NATO'yu her zaman tek yönlü bir ilişki olarak gördüm. Biz onları koruyacağız, ama onlar bizim için hiçbir şey yapmayacaklar, özellikle de ihtiyaç duyduğumuzda" dedi.

İran ordusunu ve liderlerini yok ettiklerini ifade eden Trump, "Bir daha bizi, Orta Doğu'daki müttefiklerimizi veya dünyayı asla tehdit edemeyecekler" dedi.

"KİMSENİN YARDIMINA İHTİYACIMIZ YOK"

İran'a yönelik saldırılara katılmayan NATO üyelerini ve ABD'nin müttefiklerini eleştiren Trump, "Böylesine büyük bir askeri başarıya imza attığımız için artık NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız yok ve bunu istemiyoruz da hiçbir zaman istemedik. Aynı şekilde, Japonya, Avustralya veya Güney Kore'ye de ihtiyacımız yok. Aslında, dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD'nin Başkanı olarak konuşuyorum, kimsenin yardımına ihtiyacımız yok" diye konuştu.

CNNTürk

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, 'Artık NATO ülkelerinin yardımına ihtiyacımız ve bu konuda bir isteğimiz yok. Japonya'nın, Avustralya'nın, Güney Kore'nin yardımına ihtiyacımız yok.' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Çankaya ilçesine bağlı Ahlatlıbel Mahallesinde yapımı tamamlanan Hacı İbrahim Demir Camii'nin açılış programına katıldı.

Burada konuşan Erdoğan, caminin hayırlı olması temennisinde bulunarak, katılımcılarla manevi bir atmosferde buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

"Ramazan yalnızca oruç ayı değildir"

Ramazan ayının son günlerine yaklaşıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların mübarek ayını tebrik ederek, "Ramazan yalnızca oruç ayı değildir. Aynı zamanda takva ayı, şükür ayı, Kur'an ayı, tefekkür ve tezekkür ayıdır. Bu rahmet mevsimini hepimizin en güzel şekilde değerlendirdiğine, inşallah en verimli surette ihya ve idrak ettiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.

aw664171_04

"5 bin kişi aynı anda ibadet edebilecek"

Ankara'ya müstesna bir eseri kazandırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hem Selçuklu hem Osmanlı hem de modern mimariden esintiler taşıyan bu camimizde tam 5 bin kişi aynı anda ibadet edebilecek. 3 bin 100 metrekare iç alana sahip camimiz; Kur'an kursuyla, kütüphanesiyle, vakıf binası, otoparkı ve taziye salonuyla 7'den 70'e herkesin rahatlıkla istifade edebileceği bir yapı arz ediyor. Konumu ve özellikleri itibarıyla önemli bir ihtiyaca cevap verecek Hacı İbrahim Demir Camii'mizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi.

"Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz"

Milli ve manevi değerlere her şartta sahip çıkmaya devam edeceklerini söyleyen Erdoğan, "Bizim medeniyet tasavvurumuzda şehirler camileri merkeze alarak kurulur. Bu şekilde imar ve ihya edilir. Ticaretten eğitim, kültür ve sanata şehrin, bireyin ve toplumun nabzının attığı alanlar daima camilerin ve külliyelerin etrafında şekillenmiştir. Tarihimizin bir döneminde 'mabetsiz ve minaresiz şehir' olarak tahayyül edilen başkent Ankara'mızın yeni camilerle, yeni ibadethanelerle, yeni irfan merkezleriyle süslenmesi bizim için çok ama çok kıymetlidir. Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız Hacı İbrahim Demir Camii'mizin bir kez daha şehrimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, cami yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Caminin açılışı dualarla gerçekleştirildi.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz' dedi.

ABD: 'Petrol tankerleri Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye başladı'

Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett CNBC'nin "Squawk Box" programına katılarak İran savaşının petrol ve doğal gaz fiyatlarına etkisi ile ekonominin durumuna dair açıklamalarda bulundu.

Hassett, petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmaya başladığını, İran'ın söz konusu nakliye yolundaki trafiği engelleme eylemlerinin ABD ekonomisine zarar vermediğini belirtti.

Hassett, "Tankerlerin boğazdan yavaş yavaş geçmeye başladığını görüyorsunuz ve bence bu, İran'ın ne kadar az kaynağı kaldığının bir işareti. Kısa vadede bunun sona ereceğine dair çok iyimseriz ve gemiler rafinerilere ulaştıktan sonra birkaç hafta boyunca fiyatlara yansımaları olacaktır" ifadelerini kullandı. Hassett, Orta Doğu'dan gelen arz düşüşünü karşılamak için Asya'nın ABD'ye eskisi kadar rafine petrol ihraç etmeyebileceğinden endişe duyulduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi

Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan boğazdan kriz öncesi günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol taşınıyordu. İran'ın kapatması ve saldırı tehdidinde bulunmasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği durma noktasına geldi. Boğazın kapatılması tarihteki en büyük petrol arzı kesintisine yol açtı.

© Timeturk

Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan yavaş yavaş geçmeye başladığını öne sürdü.

Ecir Kapısı Derneği'nden Tanzanya'da Tevhid ve Sünnet Mescidi

Ecir Kapısı Derneği, Tanzanya'da örnek çalışma. Ecir Kapısı Derneği, hayırseverlerin yardımlarıyla Tanzanya'da yaklaşık 9 dönüm arsa üzerine inşaa etmeyi planladığı kompleksin ilk yapısı olan Tevhid ve Sünnet Mescidi Ramazan ayı itibarıyla aktif olarak hizmet vermeye başladı.

Tevhid ve Sünnet Mescidi ilim ve davet merkezi olacak

Ekran görüntüsü 2026-03-17 174022

Dernekten yapılan açıklamada, “Bu mescit; Allah'ın izniyle yüzlerce insanın ibadet edeceği, ilim talebesi çocukların temel İslami ilimleri öğrenebileceği, farklı inançlara mensup kişilere davet yapılacağı bir merkez olacak. Yardım çalışmalarımızın yanında eğitim faaliyetlerimizi de yürüttüğümüz Tevhid ve Sünnet Mescidi, arazide planlanan diğer bölümlerin de tamamlanmasıyla birlikte tam anlamıyla bir ilim ve hizmet merkezi olarak faaliyete geçecek. Bu hayra vesile olan ve kompleksin geri kalan kısımları için de katkıda bulunacak olan tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyor, Rabbimizden bu ameli sadaka-i cariye olarak kabul etmesini niyaz ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: TİMETÜRK

 

© Timeturk

Ecir Kapısı Derneği, Tanzanya'da mescit yaptırdı. Derneğin, Tanzanya'da yaklaşık 9 dönüm arsa üzerine inşaa etmeyi planladığı kompleksin ilk yapısı olan Tevhid ve Sünnet Mescidi Ramazan ayı itibarıyla ibadete açıldı.

Netanyahu: Laricani öldürüldü

"Gazze Kasabı" Binyamin Netanyahu, İran'a yönelik saldırılara ve İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ve DMO Besic Gücü Komutanı Gulam Reza Süleymani'nin öldürüldüğüne yönelik iddialara ilişkin açıklama yaptı.

İsrail Başbakanı, ofisinden paylaşılan görüntülü açıklamada, "Bu sabah Ali Laricani'yi etkisiz hale getirdik. Laricani, İran'ı fiilen yürüten İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) çetesinin lideriydi" dedi.

Netanyahu ayrıca İsrail ordusu tarafından İran Devrim Muhafızları Besic Gücü Komutanı Gulam Reza Süleymani'nin de öldürüldüğüne ilişkin açıklamaları da tekrarladı.

"Rejimi zayıflatarak İran halkına onu devirme fırsatı vermeyi umuyoruz"

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgedeki saldırılarının sürdüğünü belirterek, "İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları ve insansız hava uçaklarıyla (İHA) faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu rejimi zayıflatarak İran halkına onu devirme fırsatı vermeyi umuyoruz. Bu birden gerçekleşecek bir durum değil ve kolay olmayacak, ancak bu konuda kararlıyız" ifadelerini kullandı.

Netanyahu, Basra Körfezi'ndeki gelişmelere değinerek, "Körfez'deki Amerikan dostlarımıza yardımcı oluyoruz. Dün ABD Başkanı Donald Trump ile bu konuda uzun bir görüşme gerçekleştirdim. Hava kuvvetlerimiz ve deniz kuvvetlerimizin yanı sıra ben, Başkan Trump ve halkının arasında bir iş birliği mevcut. Birbirimize İran rejimi üzerinde yoğun baskı oluşturan dolaylı saldırılar ve doğrudan eylemler konusunda yardımcı olmaya devam edeceğiz" dedi.

Çatışmaların geleceğine ilişkin değerlendirmesinde mevcut savaş senaryosunda birçok sürpriz bulunduğunu belirten Netanyahu, "Bütün taktiklerimizi burada açıklamayacağız ama dediğim gibi, ortada birçok sürpriz bulunuyor" ifadelerini kullandı.

Netanyahu, İsrail ile ABD arasındaki ortaklığa ilişkin, "Karamsarlık söylentilerini görmezden gelmenizi rica ediyorum. Şimdi küresel bir süper güç olan dostumuzla omuz omuza savaşan, neredeyse küresel bir güç haline geldik. Bu, bize gelecek tüm tehditler karşısında halihazırda muazzam bir başarıdır" dedi.

© Timeturk

Binyamin Netanyahu, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin öldürüldüğü iddialarına ilişkin, 'Bu sabah Ali Laricani'yi etkisiz hale getirdik. Laricani, İran'ı fiilen yürüten İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) çetesinin lideriydi.' dedi.

İran'dan İsrail ve ABD üslerine 58'inci saldırı dalgası

ABD-İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşta 17. gün geride bırakılırken İran'ın ABD ve İsrail'e yönelik füze atışları devam ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Halkla İlişkiler Birimi, "Gerçek Vaad 4" operasyonunun 58'inci dalgasına ilişkin yeni bir açıklama yayımladı. Açıklamada, operasyonun İsrail'in kuzey ve merkezindeki hedefler ile bölgedeki ABD üslerine yönelik gerçekleştirildiği, saldırıların ise savaşta hayatını kaybeden İranlı çocuklara ithaf edildiği belirtildi.

BİRÇOK NOKTA FÜZELERLE VURULDU

Açıklamada, Nahariya, Beyt Şemeş, Tel Aviv ve Batı Kudüs'ün yanı sıra ABD'ye ait Victoria Üssü, Kuveyt'teki Ali el-Salem Hava Üssü, Suudi Arabistan'daki el-Kharj Hava Üssü ile Bahreyn'de bulunan ABD Deniz Kuvvetleri 5'inci Filo Karargahı'nın hedef alındığı ifade edilerek, "Bu operasyonda 2 tonluk harp başlığına sahip Hürremşehr füzesi, çok başlıklı Kadir, Fettah ve Hayber Şiken füzeleri ile orta menzilli Fatih ve Kıyam sistemleri ve kamikaze İHA'lar kullanıldı. Saldırılar etki odaklı operasyon kapsamında bugün şafak vaktinden itibaren tamamen başarılı şekilde gerçekleştirilmiştir" denildi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

İran, 'Gerçek Vaad 4' operasyonu kapsamında 58'inci dalga operasyonunu yaptıklarını duyurdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu füze saldırıları kapsamında İsrail'in başkenti Tel Aviv, Nahariya, Beyt Şemeş ve Batı Kudüs bölgelerinin yanı sıra ABD'nin Kuveyt, Suudi Arabistan ve Bahreyn'deki askeri üsleri füze ve Kamikaze İHA'larla vurulduğu duyurdu.

Bakan Fidan, Rus mevkidaşı Lavrov ile enerjiyi görüştü

Orta Doğu ve Avrupa'da savaşlar devam ederken Türkiye'de dünyadaki gelişmelerle ilgili diplomatik görüşme ve girişimlerine devam ediyor. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından alınan bilgiye göre görüşmede, bölgedeki savaşın bir an önce sona erdirilerek müzakere masasına dönülmesi için atılabilecek adımlar hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Bakan Fidan, savaşın uzamasının hem bölge ülkeleri hem de uluslararası düzen için ortaya çıkardığı risklere dikkat çekti.
Ayrıca görüşmede, Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşla ilgili son durum da görüşüldü.
Bakan Fidan, Türkiye'nin, Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakerelerin müteakip turuna ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu yineledi.
Görüşmede, enerji güvenliğiyle ilgili konular da ele alındı.

© Timeturk

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile telefonda görüştü. Görüşmede, enerji güvenliğiyle ilgili konular ve dünyadaki gelişmeler ele alındı.

Bakan Gürlek'ten Özgür Özel'e tepki

Adalet Bakanı Akın Gürlek, X hesabından yaptığı açıklamada, Özgür Özel'in kendisine yönelik iddialarını "herhangi bir delile dayanmayan açık bir algı operasyonu" olarak nitelendirdi.

20 yılı aşkın süredir devletin çeşitli kademelerinde görev yaptığını ifade eden Gürlek, hâkim olan eşiyle birlikte mal varlığı beyanlarını mevzuata uygun şekilde düzenli olarak sunduklarını vurguladı.

Özel'in gündeme getirdiği iddiaların "tapu kayıtlarında karşılığı olmayan hayal ürünü" olduğunu savunan Gürlek, bu tür söylemlerin kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu belirtti.

Gürlek açıklamasında, Özgür Özel'in daha önce de benzer iddialarda bulunduğunu ve bunların asılsız çıktığını ileri sürerek şu ifadelere yer verdi:

"Yargı görevim süresince terör ve organize suç yapılarıyla yürüttüğüm mücadele nedeniyle şahsımı bu şekilde sorumsuzca hedef göstermesi, sistematik bir karalama kampanyasının parçasıdır. Elinde gerçekten bilgi ve belge olduğunu iddia edenlerin adresi siyasi kürsüler değil, ilgili yargı mercileridir. Bu iftiralar karşısında, başta manevi tazminat olmak üzere gerekli yasal süreçleri derhal başlatıyorum."

© Timeturk

Adalet Bakanı Akın Gürlek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in iddialarına sosyal medya üzerinden yanıt verdi.

Mert Hakan Yandaş'ın tahliye talebi için karar çıktı!

Futbolda bahis ve şikeye ilişkin yürütülen soruşturmada, Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş ile Ersen Dikmen hakkında mahkemeden yeni bir karar çıktı.

Mahkeme, dosya kapsamı ve mevcut delil durumunu değerlendirerek sanıklar hakkında kuvvetli suç şüphesinin devam ettiğini belirtti. Bu kapsamda Ersen Dikmen'in tutukluluk halinin sürdürülmesine hükmedildi.

İLK DURUŞMA 3 NİSAN'DA

Mert Hakan Yandaş hakkında ise uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar verildi. Yandaş'ın avukatı tarafından yapılan tahliye talebi de mahkeme tarafından reddedildi.

Öte yandan davanın ilk duruşmasının 3 Nisan 2026 tarihinde saat 10.30'da yapılacağı kaydedildi.

NELER YAŞANMIŞTI?

Mert Hakan Yandaş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü 'futbolda bahis ve şike' soruşturması kapsamında 9 Aralık 2025 tarihinde tutuklanmıştı

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüpheliler mahkemeye sevk edilmiş ve
mahkeme de Yandaş ile birlikte bazı isimler hakkında tutuklama kararı vermişti.
Mert Hakan Yandaş ile Fenerbahçe Kongre Üyesi Ersen Dikmen hakkında hazırlanan iddianamede ise 'nitelikli dolandırıcılık' ile 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4'er yıldan 17'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

Kaynak: Haber7com

© Timeturk

Bahis ve şike soruşturması nedeniyle tutuklu olarak yargılanan Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş'ın tahliye talebi reddedildi. Ayrıca davanın ilk duruşması da 3 Nisan 2026'da görülecek.

Bakan Kurum, AB delegasyonu ve büyükelçilerine Türkiye'nin COP31 vizyonunu anlattı

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4218

COP31'in ev sahibi ve başkanı olan Türkiye'nin diyalog, uzlaşı ve aksiyon temel ilkeleri üzerine 9 öncelik alanı belirlediğini anlatan Bakan Kurum, Türkiye'nin AB uyum çalışmalarına değindi, COP sürecinde AB ile iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4111

Büyükelçilere detaylı bir sunum yapan Bakan Kurum, “Türkiye çok zor bir süreçte COP31 ev sahipliğini üstlenmiştir. Bu ateş çemberi içinde şunu biliyoruz ki; savaşın etkisiyle tüm dünyayı etkileyen tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler, yoğun enerji talepleri, her gün yeni bir türünü yaşadığımız afetler ile risklerin ve belirsizliklerin gölgesinde COP31 sürecinde güçlü bir Avrupa ortaklığı kaçınılmazdır. Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerimizi temiz enerji, yeşil dönüşüm ve iklim iş birliği konuları başta olmak üzere tüm alanlarda yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” dedi.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4048

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avrupa Birliği Delegasyonu ve üye ülkelerin büyükelçileri ile Ankara Bilkent Otel'de Bilgilendirme Toplantısı düzenlendi. Toplantıda, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas, Avustralya Büyükelçisi Sally Anne Vincent, Bakan Yardımcısı Fatma Varank, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Ayşe Berris Ekinci, İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, COP31 Ofisi Başkanı Mehmet Ali Kahraman ile ilgili bakanlıkların genel müdür ve müdür yardımcıları yer aldı.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4240

“ARTIK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE KARŞI ‘BEKLEME LÜKSÜMÜZÜ' TAMAMEN KAYBETTİK”

Programda büyükelçilere sunum yapan Bakan Kurum, “Dünya bizim ortak evimiz, ortak yuvamız. Ve dünyamız, iklim krizinde yeni bir eşiği geçmiş durumda. Bu eşikte de artık iklim değişikliğine karşı ‘bekleme lüksümüzü' tamamen kaybetmiş durumdayız” ifadelerini kullandı.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4307

Avrupa Çevre Ajansı'nın verilerini aktaran Bakan Kurum, Avrupa'nın, küresel ortalamaya kıyasla yaklaşık 2 kat daha fazla ısınan bir kıta konumunda olduğunu, 1980–2023 döneminde iklim kaynaklı yaklaşık 738 milyar avro kayıp yaşadığının altını çizdi. Su stresinin Avrupa topraklarının yüzde 30'unu ve nüfusun yüzde 34'ünü derinden etkilediğini ifade eden Bakan Kurum, Avrupa'da, korunan habitatların yüzde 80'inden fazlasının kötü durumda olduğunu belirtti. Bu tabloya rağmen son 10 yılda döngüsellik oranının sadece yüzde 1 artırıldığına, yenilenebilir enerjinin payının ise hala yüzde 24 seviyesinde olduğuna dikkat çekti. Buna karşılık fosil yakıtların, toplam enerji kullanımının yüzde 70'ini oluşturmaya devam ettiğini kaydeden Bakan Kurum, böyle bir dönemde Türkiye'nin BM nezdinde iklim değişikliği alanındaki en büyük organizasyona ev sahipliği yapacağına vurgu yaptı.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4357

“BUGÜN İKLİM REJİMİNİN ÖNÜNDEKİ TEMEL SORUN, HEDEF EKSİKLİĞİNDEN ZİYADE UYGULAMA AÇIĞIDIR”

Türkiye'nin COP31 vizyonuna ilişkin bilgilendirme yapan Bakan Kurum, “Türkiye, COP31 ev sahipliği görevini yalnızca müzakere takvimini yöneten teknik bir süreç olarak görmüyor. Bu küresel vazifeyi, güveni güçlendiren ve iş birliğini derinleştiren bir süreç olarak değerlendiriyoruz. Her şeyi yerli yerince ortaya koyuyoruz. Ve diyoruz ki; İklim rejiminin önündeki temel sorun, mevcut hedeflerin sahada karşılık bulmamasıdır. Yeni hedeflerin yazılması, artık küresel kamuoyunu ikna etmemektedir. Türkiye olarak, COP31 için yalnızca ev sahibi değiliz. COP31'i; iklim rejiminin yeni dönemde ihtiyaç duyduğu dönüşümün merkezine yerleşecek ve küresel ölçekte kalıcı etkiler üretecek bir platform olarak görüyoruz. Bugün iklim rejiminin önündeki en temel sorun, hedef eksikliğinden ziyade uygulama açığıdır. Bu nedenle COP31 vizyonumuzu ‘Uygulama COP'u' üzerine inşa ediyoruz. Çünkü biz, iklim krizi için artık ‘sıfır tolerans' noktasında olduğumuzu biliyoruz” dedi.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4472

TÜRKİYE'NİN 9 ÖNCELİĞİ

Bakan Kurum, Türkiye'nin diyalog, uzlaşı ve aksiyon temel ilkeleri üzerine 9 öncelik alanı belirlediğini belirterek “Birinci önceliğimiz bir Türkiye markası olan ve küresel bir girişime dönüşen Sayın Emine Erdoğan himayelerinde yürüttüğümüz, gerçekten bir dünya markası haline gelmiş, BM nezdinde kabul edilmiş belki de bugüne kadarki en büyük çevre projelerinden bir tanesi olan Sıfır Atık'tır. Sıfır Atık yaklaşımını güçlendirerek döngüsel üretim modellerini yaygınlaştırmayı; metan emisyonlarının ve gıda israfının azaltılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 2. önceliğimiz dünyanın bütün gençlerinin iklim eğitimi süreçlerine ve iklim karar alma mekanizmalarına daha güçlü biçimde katılımını sağlayarak, iklim okuryazarlığını ve yeşil istihdam alanlarını arttırmaktır. Bu kapsamda COP31'in aynı zamanda bir gençlik şölenine dönüşmesi için kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütleri ile yoğun bir çalışma sürecini başlatmış durumdayız” dedi. COP31'de 3. önceliğin gıda güvenliği olduğunu kaydeden Bakan Kurum, diğer öncelikleri de yeşil sanayileşmeye geçiş sürecinin hızlandırılması, temiz ve güvenli enerjiye geçiş, Akdeniz'den Afrika'ya ve Pasifik'e uzanan hatta dirençliliği sağlamak, İklim Eylemi Uygulama Mekanizması ile finansmanı harekete geçirmek, İklime Dirençli Şehirler ve 9. öncelik olarak da okyanuslar ve denizleri sıraladı. Başta Akdeniz ve Pasifik olmak üzere hassas deniz ekosistemlerinde iklim direncini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtti.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4552

AVRUPA YEŞİL MUTABAKATI VURGUSU

Konuşmasında Türkiye'nin AB uyum çalışmalarına değinen Bakan Kurum, atık yönetimi alanında geri dönüşüm oranının son dönemde yüzde 30'dan 36'ya yükseltildiğine, Depozito Yönetim Sistemi'nin 81 ilde bu yıl tam anlamıyla yayılacağına vurgu yaptı. Emisyon Ticaret Sistemi'nin ve Türkiye Yeşil Taksonomisi'nin kurulmasıyla; güçlü bir gönüllü karbon piyasası oluşturulacağını belirten Bakan Kurum, Türkiye'nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu dönüşüm sürecini güçlendireceğini ifade etti.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 4586

“COP31 SÜRECİNDE GÜÇLÜ BİR AVRUPA ORTAKLIĞI KAÇINILMAZDIR”

AB ile ilişkileri temiz enerji, yeşil dönüşüm ve iklim iş birliği konuları başta olmak üzere tüm alanlarda yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Bakan Kurum COP31 sürecinde de AB iş birliğinin önemine vurgu yaptı: Türkiye çok zor bir süreçte COP31 ev sahipliğini üstlenmiştir. Yanı başımızda devam eden savaşa rağmen ülkemiz bir huzur adası olmaya; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde barış için mücadeleye devam etmektedir. Bu ateş çemberi içinde şunu biliyoruz ki; savaşın etkisiyle tüm dünyayı etkileyen tedarik zincirlerinde yaşanan kesintiler, yoğun enerji talepleri, her gün yeni bir türünü yaşadığımız afetler ile risklerin ve belirsizliklerin gölgesinde COP31 sürecinde güçlü bir Avrupa ortaklığı kaçınılmazdır. Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olan AB ile ilişkilerimizi temiz enerji, yeşil dönüşüm ve iklim iş birliği konuları başta olmak üzere tüm alanlarda yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Avrupa'yı dünyanın ilk karbon nötr kıtası yapma konusundaki vizyonuna katkı sunacağımızı da ifade etmek istiyorum.

Murat Kurum Büyükelçiler Toplantısı Fotoğraflar 2

“SİZLERİ, DÜNYAMIZI VE KITAMIZI İLGİLENDİREN BÖYLESİ ÖNEMLİ BİR BULUŞMA İÇİN ÇOK DAHA FAZLA GAYRETE DAVET EDİYORUM”

Bakan Kurum, konuşmasında büyükelçilere çağrı yaparak tamamladı: Antalya'da gerçekleşecek COP31, iklim eyleminin uygulamaya geçmesi için güven kazandırma noktasında çok önemli bir fırsattır. Biliyoruz ki; AB ülkelerinde de bu konuda farklı görüşler var. Biz COP31'in AB için de iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Sizlerden beklentimiz; ortak evimiz dünyamız için, kıtamızın ortak geleceği için her zamankinden daha fazla AB'nin bu sürece sahip çıkmasıdır. Bu noktada sizleri, dünyamızı ve kıtamızı ilgilendiren böylesi önemli bir buluşma için çok daha fazla gayrete davet ediyorum. Sizlerden, her zaman gösterdiğiniz destek ve ilgiden çok daha fazlasını bekliyorum.

© Timeturk

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara'da Avrupa Birliği Delegasyonu ve üye ülkelerin büyükelçilerine, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği sürecine ilişkin bilgi verdi.

Bayram'da dikkat!.. Sabit radarların yerleri belli oldu

Türkiye resmi olarak Ramazan Bayramı tatiline girecek. İşlerinden çıkan çalışanlar ve okullarından çıkan öğrenciler bayram ziyaretleri ya da tatil kapsamında seyahat etmeye başlayacak.

SABİT RADARLAR NELER?

Sabit radar çevreyolu ve otoyollarda yolun üstüne kurulan platformdaki kameralar aracılığıyla hız tespiti yapabiliyor.

Bunun dışında yolların ortasında ya da sağında solundaki boşluklarda bulunan TEDES direkleri vasıtasıyla da hız kontrolleri yapılıyor ve sınırlar aşılırsa otomatik olarak plakaya ceza kesiliyor.

5 VE 10 KİLOMETRE AŞIM LİMİTİ VAR

Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılan değişiklikle birlikte cezalarda artış yaşandı ve hız ihlallerine ilişkin yeni uygulamalar getirildi.

Yeni kurallara göre sürücüler, hız limitlerini şehir içinde en fazla 5 km, şehirler arası yollarda ise 10 km kadar aşabilecek. Bu sınırların üzerine çıkıldığında radar cezaları uygulanmaya başlanacak.

Örneğin hız sınırı 90 km olan yolda 100 km, 110 km olan yolda 120 km, 130 km olan yolda 140 km ve 140 km olan yolda 150 km hızdan itibaren cezai işlem başlatılacak.

YERLEŞİM YERİ İÇİNDEKİ HIZ İHLALLERİ

Şehir içinde genel hız sınırı 50 km olarak uygulanıyor. Yeni düzenlemeye göre 56 km/saatten itibaren ceza kesilecek.

İhlalin büyüklüğüne göre cezalar kademeli olarak artıyor:

Hız sınırını 6–10 km aşanlara: 2.000 TL

11–15 km aşanlara: 4.000 TL

16–20 km aşanlara: 6.000 TL

21–25 km aşanlara: 8.000 TL

26–35 km aşanlara: 12.000 TL

36–45 km aşanlara: 15.000 TL

46–55 km aşanlara: 20.000 TL

56–65 km aşanlara: 25.000 TL

66 km ve üzeri aşanlara: 30.000 TL

YERLEŞİM YERİ DIŞINDAKİ HIZ SINIRLARI

Şehirler arası yollarda hız sınırları yol türüne göre değişiyor:

Çift yönlü karayolları: 90 km

Bölünmüş yollar: 110 km

Devlet otoyolları: 130 km

Yap-işlet-devret otoyolları: 140 km

Bu yollarda hız ihlali cezaları ise şöyle uygulanacak:

11–15 km aşım: 2.000 TL

16–20 km aşım: 4.000 TL

21–25 km aşım: 6.000 TL

26–30 km aşım: 8.000 TL

31–40 km aşım: 12.000 TL

41–50 km aşım: 15.000 TL

51–60 km aşım: 20.000 TL

61–70 km aşım: 25.000 TL

71 km ve üzeri aşım: 30.000 TL

SABİT RADARLARIN YERLERİ BELLİ

Sabit radar ve elektronik denetleme sistemlerinin yerleri Emniyet Genel Müdürlüğü sitesinde görülüyor. Bunun dışında gezici radar, yol kenarında duran radar araçlarına ilişkin olarak konum bilgisi verilmedi.

Gezici radar hız sınırlarına uyan, üzerinde fazlaca anten olan araçlardan oluşuyor. Yol kenarında ekip otosu halinde bekleyen radarlar için de radara yaklaşmadan önce "Radar Hız Kontrolü" tabelası yolun kenarına konuluyor.

Güvenliğiniz için radarları kollamak yerine hız limitlerine uyarak seyahat etmenizi öneririz.

İŞTE SABİT RADARLARIN BULUNDUĞU YERLER

1-227529

Gölbaşı - Adıyaman

2-401955-1

Afyonkarahisar Yolu – Seydiler

3-367339

Çay - Afyon

4-820612

Afyonkarahisar - Denizli Yolu

5-427699

Sultandağı - Afyonkarahisar

6-915945

Tınaztepe - Afyonkarahisar

7-405298

Düzağaç - Afyonkarahisar - Uşak Yolu

8-575277

Amasya

9-271973

Ankara - Kırıkkale

10-802276_1

Aşkale - Erzurum

12-715844

Biga

15-995005

Bolu

13-432515

Bilecik

14-441239

Bilecik Başköy Kavşağı

11-334361

Atkaracalar-Çankırı

16-509284

Bolu-2

17-153302

Bozüyük

18-293839

Bucak-Burdur Yolu

19-173423

Çerkeş

20-914055

Dazkırı-Afyonkarahisar

21-975186

Denizli

22-381666

Akçakiraz-Elazığ

23-538509

Erbaa

24-814281

Erzurum

25-417306

Ezine

26-778825

Gaziantep

27-951100

Gerede

28-219620

Hafik

29-600245

Ilgaz-Kastamonu

30-751169

İstanbul

31-813249

Kazım Karabekir-Karaman

32-721456

Kayseri

33-353918

Keçiborlu

34-322478

Kepez

35-942829

Kızılören-Afyonkarahisar

36-247689

Konya

37-361662

Körfez

38-195718

Kurşunlu

39-686986

Kütahya

40-500230

Lapseki

41-990969

Evreşe-Keşan

42-682397

Mardin

43-279701

Merzifon

44-720650

Niğde

45-317692

Osmancık

46-440454

Osmaniye

47-229688

Pasinler-Erzurum

48-539631

Selçuk-İzmir

49-584997

Sorgun-Yozgat

50-388141

Taşova-Amasya

51-733081

Tekirdağ-Çorlu

52-177598

Tirebolu

53-821711

Tortum

54-430584

Tosya

55-524507

BBanaz-Uşak

56-606385

Yıldızeli-Sivas

57-843848

Sarıkaya-Yozgat

58-590876

59-953049

Kaynak:NTV

© Timeturk

Hız sınırını aşıp güvenliği tehlikeye sokanlara yönelik radar uygulamaları bayramda da devam edecek. Türkiye genelinde sabit radarların olduğu noktalar belli oldu.

Timetürk yazarı Mürvet Uç kaleme aldı: 'Bu sene Oscar'dan karpuz sevenlere mesaj var!'

Yazarımız Murvet Uç bugünkü köşesinde “No war, free Phalestine” diye dünyaya seslenerek Oscar ödül törenine damga vuran oyuncu Javier Bardem'i ve Melek Mosso'nun karpuzlu video paylaşımını karşılaştırdı.

Yazar Mürvet Uç, “Bu sene Oscar'dan karpuz sevenlere mesaj var!” yazısına, Şimdi bu yazının başlığını okuyanların şaşkınlıkla “nasıl yani” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız da… Karpuz ve Dünyanın en prestijli ödül töreninin ne alakası var? Değil mi? Var efendim var… Hem de çok alakası var.” Sözleriyle başladı.

Timetürk Yazarı Mürvet Uç'un yazısının tamamı için Tıklayın

melek-mosso-nun-karpuz-paylasimi-melek-mosso-nun-19650877_6759_amp

© Timeturk

Yazarımız Mürvet Uç bugünkü köşesinde 'No war, free Phalestine' diye dünyaya seslenerek Oscar ödül törenine damga vuran oyuncu Javier Bardem'i ve Melek Mosso'nun karpuzlu video paylaşımını karşılaştırdı.

Tavşan kavgası

Gökçeada ilçesi Dereköy mevkine giden Habip Pempe, yol kenarında 4 tane tavşan gördü.

Tavşanları izlemeye başlayan Pempe, bir süre sonra tavşanlar arasından ikisinin birbirine girdiğini gördü.

Habip Pempe, o anları cep telefonu kamerasıyla kaydetti. Tavşanların sevimli kavgası görenleri güldürdü

© Timeturk

Çanakkale'nin Gökçeada ilçesinde kavga eden tavşanlar telefon kamerasına yansıdı.

Bu sene Oscar'dan karpuz sevenlere mesaj var!

Şimdi bu yazının başlığını okuyanların şaşkınlıkla “nasıl yani” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız da…

Karpuz ve Dünyanın en prestijli ödül töreninin ne alakası var? Değil mi?

Var efendim var… Hem de çok alakası var.

Biliyorsunuz ki Oscar ödül töreni tüm dünyada milyarlarca insanın takip ettiği ve haberdar olduğu sektörünün en büyük ve prestijli ödül töreni. Ve tüm dünyanın dikkatle izlediği ve burada gerçekleşen her olayın sosyal medya ve konvansiyonel medya aracılığı ile hızla yayıldığı bir gerçek. İşte tam da bu yüzden ödül alan veya ödül veren ünlü isimler o sahneye çıktıklarında dünyanın sesi olmaya özen gösterirler.

Bu yıl da aynen böyle oldu. Peki, ne mi oldu.

Bu yıl 98. Düzenlenen akademi gecesinde İspanyol oyuncu Javier Bardem, ödülünü alırken muhteşem bir pozitif propagandaya imza attı. Sahnede ve ekranlarda milyonlar onu izlerken verebileceği en kıymetli mesajı verdi.

“No war, free Phalestine” diye seslendi dünyaya.

Evet evet yanlış duymadınız. “Savaşa hayır ve özgür filistin “diye haykırdı oscarlı oyuncu. Bu adam bir müslüman değil. Sadece “insan” olmanın dinler üstü bir olgu olduğunu göstermek isteyen gerçek bir “sanatçı”

Gönülden teşekkürler Javier Bardem!

960x540 (9)

Peki “karpuz” bu hikayenin neresinde diyenleri duyar gibiyim. Elbette olayın karpuzla alakası yok. Dünyanın bir köşesinde kendi öz davası olmamasına rağmen savaşa hayır diyecek duyarlılıkta bir ispanyol diğer köşesinde Ramazan ayında üstelik yüzde 99 u Müslüman bir ülkenin sözüm ona “sanatçı”sı sosyal medyasından karpuz kemirerek video paylaşan bir kişilik. Evet bahsettiğim isim MELEK MOSSO.

melek-mosso-nun-karpuz-paylasimi-melek-mosso-nun-19650877_6759_amp

Rasim Ozan Kütahyalı ağzına sağlık dedirtecek bir eleştiride bulundu bu kişiliğe. Soyadının Mosso olmadığını gerçek soyadının ‘davarcı' olduğunu falan anlattı. Sonra dedim ki kendi kendime; kendi soyadını taşımaktan tiksinen, ülke ve insan sevgisinden yoksun, duyarsız bu kişinin ramazan da üstelik te oruç saatlerinde ağzını yaya yaya karpuz kemirmesine neden şaşırıyorsun?

Hey gidi insanlık hey. Anlaşılan o ki; daha gidecek çok yolumuz var…

Mürvet Uç/TİMETÜRK

© Timeturk

MaşaEllah! 6 ayda hafız oldular

Mezitli İlçe Müftülüğüne bağlı yatılı hafızlık Kur'an kurslarında eğitim gören 4 öğrenci, hafızlıklarını 6 ay gibi kısa bir sürede tamamladı. 6 ay gibi kısa bir sürede önemli bir başarı elde eden öğrenciler müftülük ve hayırseverler tarafından çeyrek altınla ödüllendirildi. Hafızlıklarını tamamlayan öğrenciler, hafızlığın yalnızca bir ezber süreci olmadığını, sabır, disiplin ve gönülden gelen bir gayret gerektiren manevi bir yolculuk söyledi. Hocalarının rehberliğinde hedef belirleyerek sabır ve azimle çalıştıklarını, ders saatleri dışında da tekrar yaparak ezberlerini pekiştirdiklerini anlatan öğrencilerden Sedra Hasan Abdulrahman hem Türkiye'de hem de Suriye'de tıp fakültesini kazandığını, hafızlık sürecini tamamladıktan sonra eğitimine ülkesinde devam etmek istediğini kaydetti.

Mezitli İlçe Müftüsü Recep Çarpar: Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz

Mezitli İlçe Müftüsü Recep Çarpar, 6 ay gibi kısa bir sürede Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezberlemenin kolay olmadığını ancak azim ve disiplinle bunun mümkün olduğunu belirtti. Öğrencilerin başarısından büyük gurur duyduklarını belirten Çarpar, öğrencilere hafızlığı korumanın önemini hatırlatarak aynı gayret ve çalışkanlığı hayatlarının her alanında sürdürmelerini, akademik ve sosyal yaşamlarında da örnek bireyler olmaları açısından önemli olduğunu dile getirdi. Çarpar öğrencilerin yetişmesinde emeği geçen kurs görevlileri Nur Fatma Eren, Fatma Emsal Songur ve Sunay Çobanoğlu'na, Zekat Koordinatörü Abdülgani Ergen ile hayırsever Meryem Kır'a katkılarından dolayı teşekkür etti.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Mersin Mezitli'de Kur'an kurslarında eğitim gören 4 öğrenci, hafızlıklarını 6 ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak önemli bir başarıya imza attı. Öğrenciler müftülük ve hayırseverler tarafından çeyrek altınla ödüllendirildi.

'Mücteba Hamaney, iki arabulucu ülkenin tekliflerini reddetti'

İngiliz haber ajansı Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hameney'in iki arabulucu ülkenin ilettiği "ABD ile gerilimi azaltma veya ateşkes sağlama önerilerini" reddettiğini ifade etti.

İranlı yetkili, Hamaney'in ilk dış politika oturumunda ABD ve İsrail'e karşı intikam alma konusundaki duruşunun "çok sert ve ciddi" olduğunu söyledi.

Yetkili, Hamaney'in oturuma bizzat katılıp katılmadığını belirtmedi. Adının açıklanmasını istemeyen üst düzey yetkili, Hamaney'in, "ABD ve İsrail diz çökene, yenilgiyi kabul edene ve tazminat ödeyene kadar barış için doğru zaman değil" dediğini aktardı.

© Timeturk

Reuters'ın üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberine göre İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hameney, iki arabulucu ülke tarafından iletilen 'ateşkes' tekliflerini reddetti.

Laricani'den İsrail'in 'öldü' iddialarına cevap

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'den İsrail'in kendisi için ortaya attığı "gece saatlerinde düzenlenen saldırıda öldürüldü" iddialarının ardından dikkat çeken bir açıklama geldi.

Laricani, ABD'nin Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri donanmasına ait IRIS Dena fırkateynine düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden 104 askerin cenaze töreni öncesinde kaleme aldığı el yazısı mesajı yayımladı.

İsrail'in iddialarına cevap niteliğinde bir ifadenin bulunmadığı mesajda Laricani, hayatını kaybeden askerler için Allah'tan rahmet ve yüce makam diledi.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, "Deniz Kuvvetleri'nin kahraman mensuplarının Dena'da şehit olması, uluslararası güçlere karşı yürütülen mücadele sürecinde milletimizin ortaya koyduğu fedakarlıkların bir parçasıdır. Onların hatırası her zaman İran milletinin kalbinde yaşayacak ve bu şehadetler, İran Ordusu'nun temellerini silahlı kuvvetlerin yapısı içinde uzun yıllar boyunca sağlamlaştıracaktır" ifadelerini kullandı.

Cenaze töreni Tahran'da düzenlenecek

Tahran Eyaleti İslami Tebliğ Koordinasyon Konseyi tarafından yapılan açıklamada, hayatını kaybeden askerler için cenaze töreninin 18 Mart Çarşamba günü başkent Tahran'da düzenleneceği bildirilmişti.

IRIS Dena fırkateyni saldırısı

4 Mart'ta Hindistan'da düzenlenen Milan 2026 tatbikatına katıldıktan sonra İran'a dönmekte olan İran donanmasına ait "IRIS Dena" fırkateyni, Hint Okyanusu'nda Sri Lanka açıklarında saldırıya uğramıştı. Uluslararası sularda meydana gelen olayın ardından gemiden yardım çağrısı yapıldığı ve bölgeye Sri Lanka donanmasına bağlı ekiplerin sevk edildiği bildirilmişti. İran Ordusu, daha sonra yaptığı açıklamada, saldırıda 20'si kayıp 104 personelin hayatını kaybettiğini ve 32 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

© Timeturk

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, İsrail'in ortaya attığı 'öldü' iddialarının hemen ardından el yazısı yayımladı.

Fatih Altaylı, beyin operasyonu geçirdi! Doktorundan ilk açıklamalar

Dün tarihçi İlber Ortaylı'nın cenazesine katılan Gazeteci Fatih Altaylı, bugün sabah saatlerinde planlı olduğu öğrenilen bir beyin operasyonuna alınırken işlemin tamamlandığı öğrenildi.

Dün tarihçi İlber Ortaylı'nın cenazesine katılan Gazeteci Fatih Altaylı, bugün sabah saatlerinde ameliyata alındı. Tedavisi Göztepe Medical Park Hastanesi'nde sürdürülen Altaylı'nın planlı bir beyin operasyonu geçirdiği ve işlemin tamamlandığı öğrenildi.

Doktorundan Altaylı hakkında açıklama

Beyin ve Hipofiz Cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç, Gazeteci Fatih Altaylı'nın tedavi sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, "Hastamızın detaylı MR'larında varlığını bildiğimiz 25 mm'lik menengiomaya ilaveten yeni bir 15 mm civarında meningiomanın daha oluşmuş olduğu saptandı. Ve her iki tümöre yönelik bu sabah aynı seansta tedavi gerçekleştirildi. Tedavi sorunsuz gerçekleşti. Kendisi tedavi sonrası taburcu edildi" dedi.

"Her iki tümöre yönelik aynı seansta sorunsuz tedavi gerçekleştirildi"

Dün tarihçi İlber Ortaylı'nın cenazesine katılan Gazeteci Fatih Altaylı, bugün sabah saatlerinde ameliyata alındı. Altaylı'nın planlı bir operasyon geçirdiği ve işlemin 2,5 saat sürdüğü belirtildi. Fatih Altaylı'nın tedavi sürecine ilişkin Beyin ve Hipofiz Cerrahı Prof. Dr. Türker Kılıç tarafından yapılan açıklamada, "Hastamız Fatih Altaylı'nın daha önce varlığı bilinen, yaklaşık 25 mm civarında meningioma adını verdiğimiz iyi huylu bir urunun varlığı biliniyordu. Tümörün son yıllarda bir miktar büyümesi sebebiyle kendisine bugün için bir tedavi planlaması yapılmıştı. Bu sabah Gamma Knife Işın Cerrahisi Tedavisi'nin yapılabilmesi açısından çekilen detaylı MR'larında varlığını bildiğimiz 25 mm'lik menengiomaya ilaveten yeni bir 15 mm civarında meningiomanın daha oluşmuş olduğu saptandı. Ve her iki tümöre yönelik bu sabah aynı seansta tedavi gerçekleştirildi. Tedavi sorunsuz gerçekleşti. Herhangi bir problemle karşılaşılmadı. Kendisi tedavi sonrası taburcu edildi. Tedavi edilen her iki iyi tümör, önümüzdeki bir yıllık süre içerisinde küçülerek aktif olmayan hale gelecek" ifadelerini kullandı

Kaynak: İHA

© Timeturk

Gazeteci Fatih Altaylı beyin ameliyatı oldu. Dün tarihçi İlber Ortaylı'nın cenaze namazına katılan Altaylı'nın geçirdiği operasyonun planlı olduğu ifade edildi. İşte Altaylı'nın doktorundan operasyonla ilgili ilk açıklamalar.

Timetürk yazarı Gülçin Ertunç yazdı: 'Haliç'ten Eyüpsultan'ın kalbine tarih ve huzur rotası'

Yazarımız Gülçin Ertunç, gezi yazısında Haliç'ten Eyüpsultan'ın kalbine tarihi huzur rotasını çizdi.

Ertunç, “Haliç'ten Eyüpsultan'ın kalbine tarih ve huzur rotası” başlıklı gezi yazısında, “İstanbul'da bazı semtler vardır; sadece bir yer değildir, bir ruhu temsil eder. Eyüpsultan'da o yerlerden biridir. Yolculuk ise çoğu zaman şehrin kalbi sayılan Eminönü'nden başlar. Eminönü'nden kalkan tramvaya bindiğinizde, Haliç kıyısı boyunca uzanan keyifli bir yolculuk sizi bekler. Balat'ın renkli evleri, Fener'in tarih kokan sokakları, Ayvansaray'ın eski İstanbul'u hatırlatan silueti derken şehir yavaş yavaş gürültüsünü geride bırakır. İsterseniz Feshane'de inersiniz, isterseniz Eyüpsultan Teleferik durağında… Ama asıl yolculuk tramvaydan indikten sonra başlar. Sahilden içeri doğru uzanan dar ama ruhu geniş sokaklar sizi karşılar. Bu sokaklar sadece bir mahalle dokusundan ibaret değildir; medreseleri, tekkeleri ve türbeleriyle adeta bir açık hava tarih müzesi gibidir. Her köşe başında Osmanlı'dan günümüze uzanan izlerle karşılaşmanız mümkün.” dedi.

Timetürk yazarı Gülçin Ertunç'un yazısının tamamı için Tıklayın

eyüp sultan avlu (1)

© Timeturk

Yazarımız Gülçin Ertunç, gezi yazısında Haliç'ten Eyüpsultan'ın kalbine huzur dolu tarihi bir rota çizdi.

Galatasaray, İngiltere'de tur peşinde! İşte iki takımın istatistikleri

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanşında Galatasaray yarın TSİ 23.00'te Anfield'da İngiliz ekibi Liverpool ile karşı karşıya gelecek. Sarı-kırmızılılar, İstanbul'da oynanan ilk maçı 1-0'lık skorla kazandı. Cimbom, rövanşta müsabakayı kazanır ya da berabere kalırsa adını çeyrek finale yazdıracak. Liverpool 1 farkla yenerse mücadele uzatmalara gidecek. Ev sahibi ekibin 2 ve üstü farkla sahadan galip ayrılması durumunda ise Aslan, Avrupa'ya veda edecek.

EN SON 2012-2013 SEZONUNDA ÇEYREK FİNAL OYNADI

Sarı-kırmızılı ekip, UEFA Şampiyonlar Ligi'nde bu zamana kadar çeyrek finalde 6 kez mücadele etti. Sarı-kırmızılılar, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası adıyla düzenlenen organizasyonda 1962-1963, 1969-1970 ve 1988-1989 sezonlarında, Şampiyonlar Ligi adıyla oynanmaya başlanmasından sonra da 1993-1994, 2000-2001 ve 2012-2013 sezonlarında son 8 takım arasında yer aldı.

GALATASARAY İLE LİVERPOOL ARASINDAKİ 7. RANDEVU

AW663740_02

Galatasaray ile Liverpool bugüne kadar resmi maçlarda 6 kez karşı karşıya geldi. Bu karşılaşmalarda sarı-kırmızılılar 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Aslan, İngiliz takımına karşı galibiyetleri son 3 müsabakada elde etti.
Sarı-kırmızılılar, Liverpool ile bu sezon lig aşamasında ve son 16 turunda oynadığı iki mücadeleyi 1-0'lık skorlarla kazandı.

İNGİLİZ TAKIMLARIYLA 27 MAÇA ÇIKTI

Galatasaray, bugüne kadar İngiliz takımlarıyla 27 kez mücadele ederken, 7 galibiyet, 9 beraberlik ve 11 mağlubiyetle sahadan ayrıldı. Aslan, bu süreçte Manchester United, Arsenal, Chelsea, Liverpool, Leeds United, West Bromwich Albion, Tottenham ve Manchester City ile karşılaştı.

LİVERPOOL, TÜRK TAKIMLARIYLA 14 KEZ OYNADI

Liverpool ise Türkiye'den Galatasaray dışında Beşiktaş ve Trabzonspor ile karşı karşıya geldi. İngiliz temsilcisi, bu maçlarda 6 galibiyet elde ederken, 2 kez berabere kaldı ve 6 defa da mağlup oldu. Liverpool, Türk takımlarına karşı oynadığı son 3 maçta sahadan yenilgiyle ayrıldı.

GALATASARAY AVRUPA KUPALARINDA 340. KARŞILAŞMAYA ÇIKTI

Galatasaray, Avrupa kupalarında bugüne kadar 340 maça çıktı. Bu müsabakalardan sarı-kırmızılılar 121 kez galip gelirken, 128 defa da mağlup oldu. 90 karşılaşma ise berabere sona erdi. Geride kalan mücadelelerde Cimbom rakip fileleri 468 kez havalandırırken, kalesinde 514 gol gördü.

AW663740_05

DEVLER LİGİ'NDE 134. MÜSABAKA

UEFA Şampiyonlar Ligi adıyla düzenlenen turnuvada 133 karşılaşma oynayan Galatasaray, bu maçların 34'ünü kazanırken, 67'sini ise kaybetti. 32 maç da berabere tamamlandı. Aslan 139 gol atarken, kalesinde 226 gole engel olamadı.

ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE BU SEZON 17 GOL ATTI

Aslan, Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon oynadığı maçlarda rakip fileleri 17 kez havalandırdı. Sarı-kırmızılılarda gollerin 7'sini Victor Osimhen kaydederken, Yunus Akgün ve Noa Lang 2'şer, Mario Lemina, Barış Alper Yılmaz, Gabriel Sara, Sacha Boey ve Davinson Sanchez de 1'er gol sevinci yaşadı. Atletico Madrid mücadelesinde ise Marcos Llorente kendi kalesine attı.

LİVERPOOL LİGDE TOTTENHAM'A SON DAKİKADA PUAN KAYBETTİ

Premier Lig'in son şampiyonu Liverpool, bu sezon istediği sonuçları almakta zorlanıyor. Kırmızılar, ligde çıktığı çıktığı 30 müsabakada 14 galibiyet, 7 beraberlik ve 9 mağlubiyetle 49 puan topladı ve averajla 5. sırada yer alıyor. Kırmızılılar, ligde son olarak Tottenham'ı konuk ederken, son dakikalarda yediği golle 1-1 berabere kaldı.

Liverpool, Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 9 müsabakada 20 gol atarken, kalesinde 9 gol gördü. Liverpool'da Dominik Szoboszlai, bu kulvarda 4 golle ön plana çıktı.

AW663740_03

DAVİNSON SANCHEZ CEZALI

Sarı-kırmızılılarda, Liverpool karşılaşmasında defansta önemli bir eksik bulunuyor. Cimbom'da Liverpool ile İstanbul'da yapılan mücadelede sarı kart gören Kolombiyalı futbolcu Davinson Sanchez, cezalı duruma düştü ve rövanşta görev alamayacak. Aslan'da Arda Ünyay, Renato Nhaga ve Can Armando Güner de UEFA'ya verilen listede bulunmuyor.

6 FUTBOLCU SARI KART SINIRINDA

Galatasaray'da, Liverpool maçı öncesinde 6 futbolcu sarı kart sınırında yer alıyor. Sarı-kırmızılılarda Uğurcan Çakır, Ismail Jakobs, Abdülkerim Bardakcı, Roland Sallai, Victor Osimhen ve Noa Lang sarı kart görmeleri halinde çeyrek finale yükselmesi durumunda ilk maçta oynamayacak.
Teknik Direktör Okan Buruk da sarı kart ceza sınırında bulunuyor.

GALATASARAY SEYİRCİ CEZALI

UEFA, Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu rövanşında İtalya'da Juventus ile oynanan müsabakadaki taraftar olayları nedeniyle Galatasaray'a bir sonraki deplasman maçında seyirci cezası vermişti. Bu nedenden dolayı Galatasaray taraftarı, Anfield'da tribündeki yerini alamayacak.

MAÇTA POLONYALI HAKEM SZYMON MARCİNİAK DÜDÜK ÇALACAK

Liverpool ile Galatasaray arasında oynanacak karşılaşmayı Polonya Futbol Federasyonu'ndan hakem Szymon Marciniak yönetecek. Marciniak'ın yardımcılıklarını Tomasz Listkiewicz ile Adam Kupsik yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Pawel Raczkowski olacak. Müsabakada VAR'da İtalya Futbol Federasyonu'ndan Marco Di Bello, AVAR'da da Daniele Chiffi görev alacak.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Türkiye'nin Avrupa'daki gururu Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanşında yarın deplasmanda İngiliz ekibi Liverpool ile karşılaşacak. Sarı-kırmızılılar ilk maçı 1-0 kazanmıştı. Karşılaşmayı Polonya Futbol Federasyonu'ndan hakem Szymon Marciniak yönetecek.

İsrail: Ali Laricani öldürüldü... İran'dan açıklama

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin öldüğünü iddia etti.

İsrail basını, İsrail ordusu'nun İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'yi hedef aldığını öne sürdü. İddiaya göre İsrail ordusu Laricani'nin ölüp ölmediğini araştırıyor ancak herhangi bir teyit henüz mevcut değil.

İran ise iddialara karşılık olarak Laricani'nin bir mesaj yayınlayacağını söyledi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Ali Laricani'nin öldürüldüğünü iddia etti.

İsrail ordusu ayrıca İranlı Besic güçlerinin Gulam Rıza Süleymani'nin saldırılarda öldüğünü öne sürdü.

İRAN'DAN AÇIKLAMA

İran, İsrail'in öldüğünü iddia ettiği İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin el yazıyla hazırladığı mesajını paylaştı.

Mesajda "İran İslam Cumhuriyeti Donanmasının kahraman şehitlerinin cenaze töreni vesilesiyle: Onların hatırası İran milletinin kalbinde sonsuza dek yaşayacak ve bu şehitlikler, silahlı kuvvetler yapısı içinde İslam Cumhuriyeti Ordusunun temellerini gelecek yıllar boyunca güçlendirecektir. Yüce Allah'tan bu değerli şehitlerimize en yüksek mertebeleri nasip etmesini niyaz ediyorum" ifadeleri kullanILdı.

AW663992_01

İHA, NTV

© Timeturk

İsrail, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'nin öldüğünü iddia etti.

Erbil'e üst üste İHA saldırıları

ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılarının ardından, İran ve müttefiki olan silahlı gruplar Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Erbil kentini sık sık hedef alıyor.

Kente gece boyunca 10'dan fazla insansız hava aracı (İHA) saldırısı gerçekleştirildi. Erbil Uluslararası Havalimanı ile ABD Erbil Başkonsolosluk binasının da hedefte olduğu saldırılarda herhangi bir can kaybının yaşanmadı, ancak maddi hasar meydana geldi.

İHA'lardan bazıları sivil yerleşim bölgelerine düştü

Güvenlik kaynakları, İHA'ların büyük bir kısmı hava savunma sistemi tarafından engellendiğini, bazılarının ise sivil yerleşim bölgelerine düştüğünü açıkladı. Kaynaklar, bir İHA'nın Azadi Mahallesi'ndeki Ticaret Bakanlığı'na bağlı Gıda ve Ticaret Müdürlüğü binasına bir İHA'nın ise Korek Dağı yakınlarına düştüğünü söyledi. Bir İHA'nın da Raperin bölgesinde düşürüldüğü aktarıldı.

© Timeturk

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) Erbil'de gece boyunca 10'dan fazla insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlenirken, saldırılarda can kaybı olmadığı bildirildi.

'Su' diye asit içti, hayatını kaybetti

Olay, Orhangazi ilçesine bağlı Gedelek Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Ahmet İnanç (54), evinde bulunan bir şişedeki asidi yanlışlıkla su sanarak içti. Bir süre sonra fenalaşan şahıs için sağlık ekiplerine haber verildi.

Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Ahmet İnanç, ambulansla Orhangazi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumunun ağırlaşması üzerine Bursa Şehir Hastanesi'ne sevk edilen İnanç, burada doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

© Timeturk

Bursa'nın Orhangazi ilçesinde evinde su zannederek asit içen 54 yaşındaki şahıs, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Sürücülere kötü haber! Benzine zam geliyor

ABD ve İsrail'in İran'a saldırması sonucu petrol piyasalarında oluşan kriz fiyatlara da yansıyor. Savaş sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla petrol fiyatlarındaki artış sonrası Türkiye'de benzine zam bekleniyor. Sektör kaynaklarına göre, çarşamba gününden itibaren geçerli olmak üzere benzinin litre fiyatında 2,17 liralık artış öngörülüyor.

İŞTE POMPAYA YANSIYACAK TUTAR

2480285

Ancak söz konusu artışın tamamı pompa fiyatlarına yansımayacak. Eşel Mobil Sistemi kapsamında artışın yüzde 75'lik bölümü Özel Tüketim Vergisi'nden (ÖTV) karşılanacak. Böylece sürücülere yansıyacak zam tutarının 54 kuruş seviyesinde kalması bekleniyor.

Beklenen artışın ardından benzinin litre fiyatı İstanbul'da 61,95 lira, Ankara'da 62,92 lira, İzmir'de 63,19 lira ve Doğu illerinde 64,5 lira seviyelerine yükselecek.

İstanbul, İzmir ve Ankara'da güncel benzin ve motorin fiyatları ne kadar?

İstanbul Avrupa Yakası:

Benzin: 61.41 TL
Motorin: 65.91 TL
LPG: 30.49 TL

İstanbul Anadolu Yakası:

Benzin: 61.26 TL
Motorin: 65.76 TL
LPG: 29.89 TL

Ankara:

Benzin: 62.38 TL
Motorin: 67.03 TL
LPG: 30.37 TL

İzmir:

Benzin: 62.65 TL
Motorin: 67.31 TL
LPG: 30.29 TL

Kaynak: Dünya Gazetesi

© Timeturk

Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle benzine zam gelecek. Çarşamba gününden itibaren 2,17 liralık fiyat artış beklenen benzinde Eşel Mobil Sistemi kapsamında artışın yüzde 75'lik bölümü ÖTV'den karşılanacak. Pompaya yansıması beklenen zam 54 kuruş olacak.

ABD, Türkiye'ye İran'la savaşın sadece 4 gün içinde biteceğini söylemiş

Brookings Enstitüsü üyesi Aydıntaşbaş, Serbestiyet sitesinin Youtube kanalına verdiği röportajda, "Türkiye ve bazı müttefiklerine resmi kanallar aracılığıyla bu operasyonun günler süreceği ve dört günde tamamlanacağı söylendi. Bir NATO müttefikine dört günlük bir plan yaptığınızı söyleyip operasyonu 14 güne uzatamazsınız. Bir anlamda bu, bölgesel ülkelere de ihanettir.” dedi.

Ocak ayından bu yana Türkiye, İsrail ve ABD'nin İran'a ortak bir saldırı düzenlemesini engellemek için yoğun çaba sarf etti; Washington ve Tahran'a çeşitli tekliflerde bulundu ve İstanbul'da arabuluculuk görüşmelerine ev sahipliği yapmaya çalıştı.

Ancak Türk yetkililer, İran'ın Türkiye'nin tekliflerini kabul etmek istemediğini, bu teklifler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında üçlü bir telekonferans düzenlenmesinin de bulunduğunu söyledi.

Washington ve İsrail, Umman'da İran'ın nükleer programına odaklanan ve kapsamı çok daha dar olan birkaç tur görüşmenin ardından, geçen ay sebepsiz yere İran'a karşı saldırılar düzenledi.

Ekran Resmi 2026-03-17 11.34.55

Aydıntaşbaş, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hedeflerinin farklı olduğunu, İsrail'in İran'da rejim değişikliğini tercih ettiğini, ancak bunun mümkün olmaması durumunda parçalanmış ve "Suriyeleşmiş" bir İran'ı istediğini söyledi.

Aydıntaşbaş, sözlerine şöyle devam etti:

“Trump ise diğer yandan, İran'dan önemli tavizler aldıktan sonra hızlı bir zafer ve nükleer müzakerelere geri dönmeyi hedefliyordu; en azından rejim yetkililerinin Washington ile işbirliği yapacağı Venezuela benzeri bir seçenek bekliyordu.”

Aydıntaşbaş, Trump yönetiminin Washington'daki hiçbir İran uzmanına danışmadığını ve bunun yerine hızlı bir görev değişimini umduğunu söyledi.

"Görüştüğüm her İran uzmanı, rejimin askeri bir operasyonla veya hava saldırılarıyla değişmeyeceğini söyledi," diyen Aydıntaşbaş, "Dolayısıyla, biraz İsrail'in teşvikiyle ve biraz da İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun ısrarıyla hareket eden Trump, vur-kaç taktiği uygulamak istedi ve şimdi ucu açık bir savaşın içinde sıkışıp kaldı." ifadesini kullandı.

Washington'ın, Yüksek Lider Ali Hamaney'in devrilmesi veya öldürülmesi durumunda rejimin çökeceği düşüncesine sahip olduğunu belirten Aydıntaşbaş, şöyle dedi:

"Trump bu süreci İran'da Delcy Rodriguez benzeri bir figür bulup rejimle anlaşma yapma umuduyla başlattı. Bunun yerine, şimdi karşısında Kim Jong-un gibi biri, Mücteba Hamaney var"

Kürt planları

Bu ayın başlarında çıkan çeşitli haberlerde, Trump'ın İranlı ve bir ölçüde Iraklı Kürtleri de sınırda saldırılar düzenlemek ve bazı bölgeler üzerinde kontrol sağlamak için kullanmayı planladığı öne sürülmüştü.

Aydıntaşbaş, ABD'nin bu yaklaşımını şu sözlerle değerlendirdi:

“Sanırım Trump'ı uzaktan izleyen herkes bunun farkında. Bu, 'uçarken uçağı inşa edeceğiz' tarzı bir yaklaşım: Hadi başlayalım ve ne olacağını görelim. Hamenei'yi çabucak öldüreceğiz, sonra diz çökecekler, sonra nükleer bir anlaşmaya varacaklar ve ben de ara seçimlerden önce büyük bir başarı ilan edeceğim… Ancak Trump, rejim değişikliğinin mümkün olmadığını ve İran'ın Hamaney'den sonra bile direniş gösterdiğini görünce, 'Peki ne yapabiliriz?' diye sormuş gibi görünüyor.”

Aydıntaşbaş, rejim değişikliğinin birkaç gün içinde gerçekleşmeyeceğinin herkesçe anlaşılmasının ardından, Amerikan sivil bürokrasisinin, Irak Savaşı, Birinci Körfez Savaşı ve Suriye'de Washington'ın sık sık birlikte çalıştığı Kürtleri hatırlayarak çeşitli seçenekler ortaya koyduğunu söyledi.

“Belki de Senatör Lindsey Graham arayıp, 'Bir dakika, Kürtler de var' demiştir. Trump da telefonda, 'Kürtler, harika, kimi aramalıyım?' diye sormuştur.” diyen Aydıntaşbaş, Trump'ın Kürtlerin tek tip bir grup olmadığını anlayacak sabrı veya ilgisi olduğuna inanmadığını söyledi.

"Bu plan bir şekilde iki üç gün boyunca ortalıkta dolaştı. Ancak hem medyada hem de perde arkasında Türkiye'den büyük bir tepki geldi. Sanırım Türkiye, ABD elçisi Thomas Barrack aracılığıyla ve kendi kanalları üzerinden ciddi itirazlarını dile getirdi. Duyduğuma göre Suudi Arabistan gibi ülkeler de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? İran'da iç savaş tehlikeli bir şey' demişler.”

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bu ayın başlarında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran'daki Kürtleri kullanma planından bahsettiği iddialarını yalanladığını söylemişti.

Trump başlangıçta bu fikri destekler gibi görünmüş ve Kürt liderlerine çatışmada "bir taraf seçmek zorunda kalacaklarını" söylemişti. Ancak daha sonra geri adım atmış gibi göründü.

Trump geçen hafta gazetecilere, "Kürtlerin İran'a girmesini istemiyorum. Girmeye istekliler, ama ben onların girmesini istemediğimi söyledim. Kürtleri işin içine katmadan da savaş zaten yeterince karmaşık." dedi.

MiddleEastEye

© Timeturk

Washington merkezli gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, ABD hükümetinin resmi kanallar aracılığıyla Türkiye'ye, İran'a karşı savaşın sadece dört gün süreceğini söylediğini belirtti.

Timetürk yazarı Dr. Yüksel Keleş Batı Asya'daki Amerikan üslerini yazdı

Yazarımız Dr. Yüksel Keleş, “Batı Asya'daki Amerikan üsleri kapatılmalıdır” başlıklı yazısında bölgede bulunan ABD üslerini değerlendirdi.

Ekran görüntüsü 2026-03-17 111837

Keleş yazısında, “ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaş Batı Asya'daki (Orta doğu) Amerikan üslerini tekrar gündeme taşıdı. Özellikle Körfez Arap ülkelerindeki üslerin İran'ın füze saldırılarına hedef olmasıyla nerelerde üs olduğu da kamuoyunda daha görünür hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Timetürk yazarı Dr. Yüksel Keleş'in yazısının tamamını okumak için Tıklayın

© Timeturk

Yazarımız Dr. Yüksel Keleş, 'Batı Asya'daki Amerikan üsleri kapatılmalıdır' başlıklı yazısında bölgede bulunan ABD üslerini değerlendirdi.

Arda Güler 68 metreden attığı 'süper gol' ile LaLiga tarihine geçti

İspanya 1. Futbol Ligi'nin (LaLiga) 28'inci haftasında Real Madrid, Elche'yi 4-1 mağlup ederken, maçın en dikkat çeken detayı, genç yetenek Arda Güler'in yaklaşık 68 metrelik mesafeden kaleci Edgar Badia'yı avladığı an oldu.

HDad2K9XIAAOjN4

Türk milli futbolcu Güler karşılaşmada kendi yarı sahasından attığı 'süper gol' ile geceye damgasını vurdu.

Real Madrid forması giyen Güler'in 68 metre olarak ölçülen golü, sezonun en iyilerinden biri olarak değerlendiriliyor. Genç yıldız, bu golle İspanya futbol tarihinin en uzak mesafeli gol rekoruna da ortak oldu.

HDjTNZmXgAAUMEM

İstatistik sitesi MisterChip'e göre, Güler'in golü, 2004 yılında CD Numancia forması giyen Antonio Jose'nin Sevilla ağlarına gönderdiği o efsanevi golle aynı mesafeye ulaştı.

İspanyol basını, Arda'nın vuruş anındaki soğukkanlılığını ve kalecinin konumunu saniyeler içinde analiz etmesini "saf bir deha" olarak nitelendirdi. Real Madrid teknik heyeti ve takım arkadaşları, maç sonunda Arda'yı bu tarihi başarısından dolayı ayakta alkışladı.

1920x1080_cmsv2_0ff96e5c-f917-5318-bff9-5742b18c00a1-9686624

İspanya'nın spor gazetelerinden Marca, Güler'in golünün şimdiden bir sonraki FIFA Puskas Ödülü için güçlü adaylardan biri olabileceğini yazdı. Mundo Deportivo, genç futbolcunun attığı golü "şüphesiz yılın en güzel gollerinden biri" olarak nitelendirirken, El Mundo gazetesi ise Güler'in attığı golün LaLiga tarihinin en uzak mesafeden kaydedilen gollerinden biri olduğunu aktardı.

Maçın 39'uncu dakikasında Antonio Rüdiger, 44'üncü dakikasında Federico Valverde ve 66'ncı dakikasında Dean Huijsen'in golleriyle Real Madrid 3-0 öne geçti. Elche ise 85'inci dakikada Manuel Ibanez'in kendi kalesine attığı gol ile farkı 2'ye indirdi.

Karşılaşmanın 89'uncu dakikasında Arda Güler, rakip kalecinin çıktığını görerek kendi yarı sahasından rakip kaleye yaklaşık 70 metre uzaklıktan attığı gol ile maçın skorunu belirledi.

"Bunu evde denemeyin"

Elche karşısında aldığı 4-1'lik galibiyetle puanını 66'ya çıkaran Real Madrid, zirve takibini sürdürdü. Bu sonuçla Madrid ekibi, bir maç eksiği bulunan lider Barcelona ile arasındaki farkı tek puana düşürerek şampiyonluk yolunda kritik bir eşiği geride bıraktı.

Real Madrid Teknik Direktörü Alvaro Arbeloa, Güler'in golünü "çerçeveletmek gerektiğini" belirterek, "Olağanüstü bir gol. Ben de dahil herkesin hayranlıkla nefesini tuttuğunu gördüm," dedi.

Bu golü görmek için "1, 2 hatta 3 bilet parası ödemeye değeceğini" de sözlerine ekledi.

Güler ise golün videosunu sosyal medya hesabından paylaşarak, "Bunu evde denemeyin" notunu düştü.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da bu başarıyı yorumsuz bırakmayarak, Güler'in golünü "müthiş" olarak nitelendirdi.

euronews

© Timeturk

Real Madrid'in Elche karşısında aldığı 4-1'lik galibiyetten çok, Arda Güler'in orta sahanın gerisinden imza attığı mucizevi gol konuşuluyor. Genç yıldız, 68 metreden fileyi bularak LaLiga tarihine geçti.

Baklava devi satılıyor! İşte istenen para...

Türkiye'nin baklava devi satışa çıktı. İşte istenen para… Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), kayyım olarak atandığı Baklavacı Güllüoğlu Gıda Sanayi ve Dış Ticaret AŞ'ye ait varlıklardan oluşan "Baklavacı Faruk Güllü Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nü satışa çıkardığını duyurdu.

İHALE 8 NİSAN 2026 TARİHİNDE

Muhammen bedeli 223 milyon TL olan satışa konu olan ticari ve iktisadi bütünlük; Baklavacı Güllüoğlu Gıda Sanayi ve Dış Ticaret AŞ'ye ait mal, hak, varlıklar ile sözleşmelerden meydana geliyor.

İhale 8 Nisan 2026 tarihinde yapılacak.

2016 YILINDA EL KONMUŞTU

FETÖ'ye üye olduğu tespit edilen kişiler ve bazı şirketler hakkında soruşturmalar açılmıştı. 'Terör örgütünün finansmanı', 'Terör örgütüne üye olmak' ve 'terör örgütü kurmak ve yönetmek' suçlarından dolayı Güllüoğlu Baklavaları'na 2016 yılında el konmuştu.

© Timeturk

Güllüoğlu Baklavaları'na 2016 yılında FETÖ soruşturması kapsamında el konulmuştu. TMSF, Baklavacı Faruk Güllü markasına ait ticari ve iktisadi bütünlüğü satışa çıkardı. 223 milyon TL muhammen bedelli ihale 8 Nisan 2026'da gerçekleştirilecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'İran' açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından üzüntü ve endişe duyduğunu söyledi. Erdoğan, "Taraflar güven bunalımını aşamadı, İsrail süreci zehirledi. Savaşın daha da büyümemesi için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde partisinin İl Teşkilatı İftar Programı'nda konuştu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

“Ramazan ayında 86 milyon vatandaşımızla kucaklaşırken gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de elbette unutmuyoruz.

Ne yazık ki bir taraftan Pakistan-Afganistan, bir taraftan işte son günlerdeki İran-Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Bunların hepsinin de altında neler yattığı malumunuz.

Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA'mız, Kızılay'ımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyor.

Gazze'de, Sudan'da, Somali'de, Arakan'da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor. Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde Ramazan'ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize milletim adına dayanışma mesajlarımı gönderiyorum.

Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun zulme, zalime, mihnet ve muhannete karşı verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif'te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum"

‘BİZ TÜRKİYE OLARAK ÜZERİMİZE NE DÜŞÜYORSA YAPIYORUZ VE YAPACAĞIZ'

“Tabii burada şunu da altını çizerek ifade etmek durumundayım. Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde barış ve istikrar ortamının hakim olması için çalışırken komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz.

Malumunuz, uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yoluyla müzakere masasında çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Suriye'de özellikle bu süreç içerisinde Sayın Trump'la ve Sayın Pezeşkiyan'la telefonda görüşmeler yaptık. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Ancak hem taraflar arasındaki güven duvarının aşılamadığı, hem de İsrail'in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı.

İran'ın egemenliğini açıkça ihlal etmenin yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kasteden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.

Sağduyu ve akl-ı selim hakim olmaz, diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riskiyle karşı karşıyadır. Buna izin verilmemeli, savaşın daha da büyümemesi, daha fazla kanın akmaması, Allah korusun bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğumuz gibi sorunların suhuletle çözümü noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız"

DHA

 

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından üzüntü ve endişe duyduğunu belirterek, İsrail süreci zehirlediğini vurguladı.

İran: 'ABD'nin 14 askeri üssünü hedef aldık'

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik devam eden saldırılarına ilişkin görüntülü bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, "Suç işleyen ABD ve Siyonist rejim, bir kez daha zorbalıktan başka bir dil anlamadıklarını ve saldırgan tutumlarını tüm dünyaya göstermiştir. Ülkemizin masum halkını ve öğrencilerini hedef almışlardır" ifadelerini kullandı.

İran Silahlı Kuvvetleri'nin saldırılara güçlü bir karşılık verdiğini belirten Zülfikari, "İran Silahlı Kuvvetleri, işgal altındaki topraklarda Siyonist rejime ait hayati, güvenlik ve askeri merkezlerin yanı sıra bölgede bulunan 14 önemli ABD askeri üssünü hedef almıştır. Saldırılarda ABD ve rejime bağlı yüzlerce unsur etkisiz hale getirilmiştir. Operasyonlarımız daha kapsamlı ve daha sert şekilde devam edecektir" şeklinde konuştu.

3 DEVRİM MUHAFIZI ÖLDÜ

İran basını, Devrim Muhafızları'na bağlı Besic Güçleri'nden üç kişinin saldırılarda hayatını kaybettiğini duyurdu.

HÜRMÜZ BOĞAZI KAPATILDI

İran devlet medyası Devrim Muhafızları'na dayandırarak, Hürmüz Boğazı'nı gemi geçişine kapatıldığını duyurdu. Açıklamada saldırılar sebebiyle Hürmüz'den geçişin güvenli olmadığı belirtildi. Dünyanın en önemli su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı petrol ticaretinin beşte birinin ana geçişi noktası.

KUVEYT'TE 3 ASKER, 12 SİVİL YARALANDI

Kuveyt'teki Ali el-Salem Hava Üssü'ne füze ve insansız hava araçlarına ait parçaların düşmesi sonucu üç askerin hafif yaralandığı bildirildi. Olayda maddi hasar meydana geldiği açıklandı. Saldırılarda 12 sivilin de yaralandığı belirtildi.

BAHREYN'İN BAŞKENTİNE FÜZE SALDIRILARI

İran'ın misilleme saldırısı ABD üslerinin bulunduğu ülkeleri hedef almaya devam ediyor. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, başkent Manama'da bulunan bazı konutların saldırıda vurulduğunu duyurdu. Bahreyn daha önce ABD Donanması'nın 5. Filo karargahının hedef alındığını açıklamıştı.

İHA, NTV    

© Timeturk

İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari, 'İran Silahlı Kuvvetleri, 14 önemli ABD askeri üssünü hedef almıştır' dedi.

Kocaelispor – Beşiktaş : 0-1

STAT: Turka Araç Muayene Kocaeli

HAKEMLER: Cihan Aydın, İbrahim Çağlar Uyarcan, Osman Gökhan Bilir

KOCAELİSPOR: Gökhan Değirmenci, Ahmet Oğuz, Balogh, Smolcic, Dijksteel, Keita, Show (90+1 Ahmet Ahmet Sağat), Linetty (Dk.60 Nonge), Agyei, Serdar Dursun, Tayfur Bingöl (Dk.60 Churlınov)

BEŞİKTAŞ: Ersin Destanoğlu, Murillo, Agbadou, Uduokhai, Rıdvan Yılmaz, Asllani (Dk.81 Salih Uçan), Ndidi, Cengiz Ünder (Dk.71 Mustafa Erhan Hekimoğlu), Cerny (Dk.81 Rashıca), Olaitan, Oh (90+1 Joao Silva)

GOL: Dk .52 Agbadou (Beşiktaş)

SARI KARTLAR: Ahmet Oğuz (Kocaelispor), Rıdvan Yılmaz, Mustafa Erhan Hekimoğlu (Beşiktaş)

Beşiktaş, deplasmanda karşılaştığı Kocaelispor'u 1-0 mağlup etti.

27'nci dakikada Ndidi'nin topuk pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Cerny'in ortasında savunmadan seken top Agbadou'nun önünde kaldı. Agbadou'nun şutunda top kale direğinin üstünden auta çıktı.

31'inci dakikada Rıdvan Yılmaz'ın sol kanattan yaptığı ortada ön direğe hareketlenen Oh'un dokunuşunda meşin yuvarlak auta gitti.

36'ncı dakikada Ahmet Oğuz'un ceza sahası içine gönderdiği taç atışında seken topa Keita'nın vuruşunda top yandan auta çıktı.

Müsabakanın ilk yarısı 0-0 eşitlikle tamamlandı.

52'nci dakikada Beşiktaş öne geçti. Cerny'nin sol kanattan kullandığı köşe vuruşuna iyi yükselen Agbadou'nun kafa vuruşunda top sol direk dibinden ağlarla buluştu: 1-0.

55'inci dakikada Cerny'nin pasında Ndidi'nin ceza sahası dışından gelişine vuruşu auta çıktı.

62'nci dakikada Ahmet Oğuz'un sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde seken topa Nonge'nin vuruşu savunmadan döndü. Dönen topu önünde bulan Balogh'un şutunda meşin yuvarlak sol direk dibinden auta çıktı.

73'üncü dakikada Beşiktaş etkili geldi. Oh'un savunma arkasına gönderdiği pasla buluşan Cerny, kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu kale direğinin üstünden auta gönderdi.

Müsabaka Beşiktaş'ın 1-0 üstünlüğüyle sona erdi.

 

 

© Timeturk

Süper Lig'in 24'üncü haftasında Beşiktaş, deplasmanda karşılaştığı Kocaelispor'u 1-0 mağlup etti.

Başsavcılıktan 'İncirlik' soruşturması: 2 gözaltı

Açıklamada, "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında, Adana'daki İncirlik Hava Üssü'ne ilişkin görüntülerin canlı yayınlandığı tespit edilmiştir.

Askeri tesis ve üslerin konum, güvenlik tertibatı ve fiziki yapısına ilişkin görüntülerin kamuya açık şekilde paylaşılması milli güvenlik açısından risk teşkil etmektedir.

Bu kapsamda Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunun 7'nci ve 25/A maddeleri kapsamında re'sen soruşturma başlatılmıştır.

İlgili yayına dair; biri görüntü çekimini gerçekleştiren diğeri ise çekim hususunda talimat veren olmak üzere 2 şüpheli tespit edilmiş ve şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiştir.

Milli güvenliği ilgilendiren askeri tesis ve güvenlik alanlarına ilişkin görüntü ve bilgilerin yetkisiz şekilde paylaşılması, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyecek nitelikte olup, kamu düzeni ve devlet güvenliği bakımından ciddi sonuçlar doğurabilecek mahiyettedir.

Soruşturma titizlikle yürütülmektedir" denildi.

© Timeturk

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturmaya ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

ABD'ye tepki: 'Bu sizin savaşınız değil'

Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı ortak saldırıların ardından sanal medya hesabından paylaşım yaptı.

Aynı zamanda ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerde ara bulucu rolü üstlenen el-Busaidi, “Büyük bir hayal kırıklığı içindeyim. Aktif ve ciddi müzakereler bir kez daha baltalandı. Bu durum ne ABD'nin çıkarlarına ne de küresel barış davasına hizmet etmektedir” ifadelerini kullandı.

Saldırıların yol açacağı insani krize ve sivil kayıplara da dikkat çeken Ummanlı Bakan, “Acı çekecek masumlar için dua ediyorum” dedi.

Mesajının son bölümünde doğrudan Washington yönetimine ve ABD Başkanı Donald Trump'a seslenen el-Busaidi, “Amerika Birleşik Devletleri'ni bu işin içine daha fazla çekilmemeye çağırıyorum. Bu sizin savaşınız değil” değerlendirmesinde bulundu.

© Timeturk

İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin ara bulucusu olan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısına tepki gösterdi.

Bakan Uraloğlu'dan uçuşlarla ilgili açıklama

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bir dizi ziyaret ve program kapsamında memleketi Trabzon'a geldi. Öğle namazını İskenderpaşa Camisi'nde kılan Bakan Uraloğlu, cemaat ile bir araya gelerek sohbet etti.

1190769

Kunduracılar Caddesi'ndeki esnafı da ziyaret eden Uraloğlu, yapımı süren Trabzon Şehir Hastanesi inşasını yerinde inceledi. Bakan Uraloğlu'na; Trabzon Valisi Tahir Şahin, TBMM Bayındırlık İmar Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Trabzon Milletvekilli Yılmaz Büyükaydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu ve beraberindeki heyet eşlik etti.

'SİVİL UÇUŞLAR NOKTASINDA SEKTÖRÜ YAKIN TAKİBE ALDIK'

Şehir hastanesindeki incelemesinin ardından konuşan Bakan Uraloğlu, "Bugün yine Orta Doğu'da maalesef istemediğimiz gelişmeler söz konusu. İsrail'in İran'a saldırması sonucunda öncelikle İran, İsrail ve Irak hava sahalarını kapattıklarını takip ediyoruz. Yine aynı şekilde Katar, Bahreyn ve Kuveyt'in de hava sahalarını kapatmaya yönelik NOTAM'lar yayınladıklarını biliyoruz. Biz de sivil uçuşlar noktasında sektörü yakın takibe aldık ve yönetiyoruz. Şu anda Türk Hava Yolları'nın ve Pegasus'un, İran'da yerde birer uçağı var. Bu saldırı sürecinin sonucuna göre onları ülkeye getirmeyle ilgili bir çalışmamız olacak. Yine 12 gün çatışmasında da benzer süreçleri yürütmüştük. Tabii, bizim esas amacımız, bölgemizde bu tür saldırıların olmaması; olanın da bir an önce bitmesi noktasında elbette Sayın Cumhurbaşkanımızın çok yakın takiplerinin olduğunu özellikle söylemek isterim. Biz bölgede devam eden riskler nedeniyle İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'e olan bütün uçuşları 2 Mart'a kadar iptal ettik. Yine aynı şekilde Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman'a gidecek olan seferleri de günlük olarak iptal ettik. Gelişmelere göre de bunları takip edeceğiz. Bu savaş ya da saldırı durumunun bir an önce bitmesi hepimizin gayretidir" dedi.

1190769

'ŞEHİR HASTANESİ İNŞASI YÜZDE 90'LAR SEVİYESİNDE'

Bakan Uraloğlu, hastanenin inşa çalışmalarına ilişkin, "Şehir Hastanesi'nde yüzde 90'lar seviyesinin üzerine geldiğimizi söyleyebiliriz. Bütün heyetimizle beraber içeride brifing aldık. Artık neredeyse iç donanım ve tıbbi cihazların yerleştirilmesi gibi aşamalara gelinmek üzere. 272 bin metrekarelik bir inşaat alanından bahsediyoruz. Çok büyük bir alan olduğunu özellikle söylemek isterim. İlk etapta, binin üzerinde yatak kapasitesiyle hizmete açılacak olup, bin 500 yatak kapasitesine kadar çıkacak çok önemli bir bölge hastanesinden bahsediyoruz. Bu hepimiz için kıymetli. Genel hastane, kadın doğum hastanesi, onkoloji hastanesi, kalp ve damar cerrahisi hastanesi, ameliyathaneler ve yoğun bakım üniteleri; ayrıca yaklaşık 2 bin 500 kapalı ve açık otopark alanı ile birlikte büyük bir hastane inşaatı devam ediyor" diye konuştu.

'RİSK ÖNGÖRÜSÜ YOKTUR'

Hastanenin temelinde 762 sismik izolatör kullanıldığını belirten Bakan Uraloğlu, "Burada zaman zaman bazı spekülasyonlar da yapılıyor. 4 bin 800 fore kazık ve 762 sismik izolatör tesis edilmiştir. Dolayısıyla burada mühendislik açısından herhangi bir risk öngörüsü yoktur. Bunun altını özellikle çizmek isterim. Bu hizmetlerin bu aşamaya kadar gelişinde, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesi ve talimatlarıyla başlayan süreçte, sonrasında Sağlık Bakanlığımızın görevi üstlenip yürütmesiyle birlikte yüklenici firmalarımızın katkıları, Trabzon'un siyaseti, önceki dönem görev yapan siyasetçilerimiz, milletvekillerimiz ve bakanlarımızın gayretleriyle bu noktaya gelinmiştir. Valilerimiz ve belediye başkanlarımızla birlikte büyük bir emek ortaya konmuştur. Ben huzurlarınızda hepsine şükranlarımı arz ediyorum. Şehir hastanesinde de finale doğru gidiyoruz. Net bir tarih vermeyelim; ufak tefek aksamalar olabilir. Ancak bu yılın sonuna kalmadan inşallah şehir hastanemizi hizmete açmış olacağız" dedi. (DHA)

© Timeturk

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 'Biz bölgede devam eden riskler nedeniyle İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'e olan bütün uçuşları 2 Mart'a kadar iptal ettik.' dedi.

Hamaney hayatta mı? Arakçi'den açıklama

Körfez ülkelerindeki mevkidaşlarıyla temas halinde olduğunu belirten Arakçi, "Onlara saldırma niyetimiz olmadığını, bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılarımızın savunma amaçlı olduğunu açıkladım. Oturup izleyemezdik" şeklinde konuştu.

"Rejim değişikliği imkansız"

İran'daki siyasi sistemin değiştirilmesine yönelik iddialara da değinen Arakçi, "Rejim değişikliği imkansız. Milyonlarca insanın desteklediği bir yapıyı dış müdahaleyle değiştiremezsiniz. Başka bir ülkenin cumhurbaşkanı, ne kadar güçlü olursa olsun, başka bir halk adına karar verme hakkına sahip değildir. Biz büyük bir millet ve köklü bir medeniyete sahibiz. Binlerce yıldır ayaktayız. Kendimizi nasıl savunacağımızı biliyoruz ve varlığımızı sürdüreceğiz" dedi.

"Hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz"

İran'ın nükleer programına ilişkin de değerlendirmede bulunan Arakçi, "Nükleer programımız konusunda, ABD heyetine programımızın barışçıl olduğunu ve her zaman barışçıl kalacağını kanıtlamak için gerekli her türlü adımı atmaya hazır olduğumuzu açıkça anlattık. Ancak hazır olmadığımız şey hakkımızdan vazgeçmektir. Zenginleştirme hakkı da dahil olmak üzere haklarımızdan geri adım atmayacağız. Ancak nükleer programımıza yönelik güven oluşturmak için adım atmaya hazırız" ifadelerini kullandı.

New York Times'ın haberinde, Hamaney'in başkent Tahran'daki yerleşkesine ait kamuoyuna ilk kez sunulan uydu görüntüsü yayımlanmıştı. Haberde, söz konusu yerleşkede birden fazla binanın yıkıldığı veya ağır hasar aldığı öne sürüldü.

Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Dubai kentinde yüksek sesli patlamalar duyuldu.

Öğrenci katliamı

İran'ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde sabah saatlerinde İsrail ve ABD tarafından bir ilkokula düzenlenen saldırının bilançosu ağırlaşıyor. Minab Kaymakamı Muhammed Radmehr, saldırıda hayatını kaybeden öğrenci sayısının 85'e yükseldiğini açıkladı.

Radmehr, saldırıda 92 öğrencinin yaralandığını belirtirken, okulda arama-kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

Protestolar başladı

İran'da ABD ve İsrail'in saldırılarına tepki gösteren yüzlerce kişi, başkent Tahran'daki Filistin Meydanı'nda protesto düzenledi.

İran bayraklarının dalgalandığı gösteride, "Kahrolsun ABD", "Kahrolsun İsrail" sloganları atıldı. Kalabalığın İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'e desteklerini dile getirdiği gösterilerde ayrıca "Canımız rehbere feda" denildi.

İran basınında yer alan haberlerde, protestoların yalnızca Tahran ile sınırlı kalmadığı, Meşhed, Tebriz, İsfahan ve Kum gibi diğer büyük şehirlerde de halkın meydanlara çıkarak benzer eylemler gerçekleştirdiği bildirildi.

© Timeturk

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 'Bildiğim kadarıyla İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney hala hayatta' dedi.

Hamaney'in yerleşkesi vuruldu

ABD merkezli New York Times gazetesi, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in başkent Tahran'daki yerleşkesine ait kamuoyuna ilk kez sunulan uydu görüntüsünü yayımladı. Haberde, söz konusu yerleşkede birden fazla binanın yıkıldığı veya ağır hasar aldığı öne sürüldü.

Habere göre, coğrafi konumu doğrulanmış dört ayrı videodan elde edilen görüntülerin incelendiği belirtilirken, Tahran'daki ana saldırı noktasının tam olarak yerleşke içinde bir noktaya işaret ettiği kaydedildi.

Haberde ayrıca, Hamaney'in mevcut konumunun bilinmediği ifade edilirken, söz konusu kompleksin genellikle resmi ikametgah olarak kullanıldığı belirtildi. İran makamlarından ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.

© Timeturk

ABD merkezli New York Times gazetesi, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in başkent Tahran'daki yerleşkesine ait ilk uydu görüntüsünü yayımladı.

İsrail: 'İran'da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu'

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını başlatmasıyla patlak veren çatışmalarda karşılıklı saldırılar devam ediyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, İsrail Hava Kuvvetleri'nin İran'da yüzlerce askeri bölgeye hava saldırıları düzenlediği ve Tahran yönetimine ait askeri hedefleri vurduğu belirtildi. Açıklamada saldırılarla eşzamanlı olarak İran'dan İsrail'e fırlatılan balistik füzeler ve çeşitli tehditlerin engellenmesine yönelik hava savunma çalışmalarının da yoğun bir şekilde sürdüğü aktarıldı.

İsrailli yetkililer aynı zamanda İran'ın batı bölgelerinde fırlatmalara hazır füze rampalarının tespit edildiğini ve gerçekleştirilen hava saldırıları doğrultusunda bu unsurların faaliyete geçmeden etkisiz hale getirildiğini bildirdi. İsrail tarafından paylaşılan görüntülerde, saldırılarda hedef alınan İran askerleri görüntülendi.

© Timeturk

İsrail ordusu, orduya ait savaş uçaklarının İran'da yüzlerce askeri hedefi vurduğunu ve İran'dan gelen tehditlere karşı hava savunma faaliyetlerinin sürdüğünü açıkladı.

İran yönetiminden Tahran'ı tahliye çağrısı

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik devam eden saldırılarına ilişkin bir bildiri yayımladı. Bildiride söz konusu saldırıların bir kez daha müzakere sürecinde gerçekleştirildiği belirtilerek, "Elde edilen bilgilere göre saldırılar Tahran ve bazı diğer kentlerde devam edecektir. Bu nedenle vatandaşlarımızın sakinliğini koruması ve imkanı olanların başka şehirlere seyahat etmeleri tavsiye edilmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Hükümetin temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli tedbirleri aldığı belirtilen açıklamada, vatandaşların alışveriş merkezlerinde yoğunluk oluşturmaktan kaçınmaları çağrısı yapıldı. Ayrıca, okullar ve üniversitelerin ikinci bir duyuruya kadar tatil edildiği, bankaların hizmet vermeye devam edeceği ve devlet kurumlarının geçici olarak yüzde 50 kapasiteyle çalışacağı bildirildi.

© Timeturk

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik devam eden saldırılarına ilişkin yayımladığı bildiride, Tahran için tahliye çağrısında bulundu.

İran'da kız okulu vuruldu: 51 ölü

İran basınında yer alan haberlere göre; ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı ortak harekat sırasında Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir kız ilkokulu hedef alındı.

Yerel yetkililer, kız okuluna düzenlenen hava saldırısında 51 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda öğrencinin de yaralandığını duyurdu.

'DÜNYA BU ADALETSİZLİĞE KARŞI AYAĞA KALKMALI'

Saldırının ardından İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, sanal medya hesabından kınama mesajı yayımladı. Ortak operasyonu ‘İran şehirlerini ayrım gözetmeksizin hedef alan haksız bir saldırganlık eylemi' olarak nitelendiren Bekayi, Minab'daki ilkokul saldırısında onlarca masum kız çocuğunun hayatını kaybettiğini ve sakat kaldığını belirtti.

Yaşananları ‘açık bir suç' olarak tanımlayan Bekayi, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, “Dünya bu büyük adaletsizliğe karşı ayağa kalkmalıdır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, BM Şartı kapsamındaki asli sorumluluğunu yerine getirerek derhal harekete geçmelidir” ifadelerini kullandı.

© Timeturk

İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir kız okuluna düzenlenen ABD ve İsrail ortak saldırısında 51 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

'Filistin Film Günleri' 6-8 Mart'ta

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, SİSAY iş birliğinde düzenlenen Filistin Film Günleri, 6-8 Mart tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak. Bakanlığın son dönemde hayata geçirdiği erişilebilir ve uygun fiyatlı gösterim kampanyalarının bir devamı niteliğindeki etkinlikte, 3 film için bilet fiyatı 120 TL olarak belirlendi. Böylece nitelikli uluslararası yapımların daha geniş kitlelerce izlenebilmesi amaçlanırken, kültürel etkinliklere erişimin kolaylaştırılması hedefleniyor.

OSCAR ÖDÜLLÜ VE ADAY YAPIMLAR

Açıklamaya göre; gösterim programında yer alan ‘Gidecek Yer Yok (No Other Land)', 97'nci Akademi Ödülleri'nde En İyi Belgesel dalında oscar kazandı. Film, Batı Şeria'daki Masafer Yatta bölgesinde yaşayan Filistinli bir topluluğun yerlerinden edilmesini ve verdikleri direnişi konu alıyor. ‘Hind Rajab'ın Sesi (The Voice of Hind Rajab)', Gazze'de yaşanan gerçek bir olayı beyaz perdeye taşıyor. 6 yaşındaki Hind Rajab'ın çatışmalar sırasında yaptığı yardım çağrısını merkeze alan yapım, 98'inci Akademi Ödülleri'nde En İyi Uluslararası Film dalında aday gösterildi. Cherien Dabis'in yönettiği ‘Senden Geriye Kalan (All That's Left of You)' ise Filistinli bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadığı travmaları ve umut arayışını anlatıyor. Film, En İyi Uluslararası Film dalında Ürdün tarafından oscara aday adayı olarak gösterilmişti.

Filistin Film Günleri, Türkiye genelindeki sinema salonlarının katılımıyla eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Böylece Filistin'e ilişkin kültürel bir etkinlik ülke çapında yaygınlaştırılarak, tüm Türkiye ortak bir hafıza ve dayanışma zemininde buluşturulmuş olacak. (DHA)

© Timeturk

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Sinema Salonları Yatırımcıları Derneği (SİSAY) iş birliğinde düzenlenen Filistin Film Günleri, 6-8 Mart'ta Türkiye genelindeki sinema salonlarında eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek.

Ürdün ordusu: '2 balistik füze düşürüldü'

İran, İsrail ve ABD'nin saldırısına karşılık bölgedeki ABD üslerine misilleme yapıyor. Ürdün Silahlı Kuvvetlerinden yapılan açıklamada, Ürdün topraklarını hedef alan 2 balistik füzenin önlendiği ve düşürüldüğü ifade edildi. Füzelerin Ürdün hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiği aktarıldı.

İran, Körfez ülkelerini hedef aldı

İran ordusu İsrail ve ABD ortak saldırısına karşılık Bahreyn'in başkenti Manama'daki ABD Donanması'nın 5. Filosu Karargahı'nın vurdu. Bahreyn tarafından yapılan açıklamada, "Saldırılar ülkenin egemenliği ve güvenliğinin açık bir ihlalidir" denildi. Saldırılarda belirli noktaların hedef alındığı kaydedilen açıklamada, "hain" olarak nitelendirilen saldırıların Bahreyn'in ve ülkede yaşayanların güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğu belirtildi.

Katar Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise ülkeye ateşlenen İran'a ait füzelerin Patriot hava savunma sistemi tarafından engellendiği kaydedildi. Açıklamada, "Tehdit tespit edilir edilmez önceden onaylanmış güvenlik planı doğrultusunda derhal bertaraf edildi ve tüm füzeler Katar topraklarına ulaşmadan önce engellendi" denildi.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'a ait balistik füzelerin bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından başarıyla engellediği kaydedilirken, şarapnel parçalarının Abu Dhabi'de bir yerleşim bölgesine düşmesi sonucu maddi hasar meydana geldiği ve Asya kökenli 1 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırının şiddetle kınandığı açıklamada, bu tür eylemlerin "tehlikeli bir tırmanış ve sivillerin güvenliğini tehdit eden korkakça bir saldırı" olduğu ifade edildi. Devletin bu saldırılara karşılık verme ve topraklarını korumak için gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğu kaydedilerek, "Her türlü tehditle başa çıkmaya tamamen hazırız" denildi.

Kuveyt'teki Al-Salem Hava Üssü de İran tarafından hedef alınırken, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da da patlama seslerinin duyulduğu öğrenildi.

© Timeturk

Ürdün ordusu, ülkeyi hedef alan 2 balistik füzenin düşürüldüğünü duyurdu.

İran ordusu ve Devrim Muhafızları'ndan açıklama

İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına ilişkin konuştu.

Şikarçi, "Silahlı kuvvetler, ülkeyi ve halkımızın milli çıkarlarını tam hazırlık içinde savunmaktadır. ABD'yi bugünkü saldırının asıl sorumlusu olarak görüyoruz, Siyonist rejim ise bu saldırının destekçisidir. Her ikisini de bir bütün olarak değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri'nin saldırının hemen ardından bölgedeki ABD üsleri ve İsrail'e karşı misilleme operasyonu başlattığını kaydeden Şikarçi, "Bölgedeki, karada ve havada bulunan tüm ABD üsleri ile bu üslere destek veren her türlü tesis İran tarafından hedef alınacaktır" dedi. Şikarçi ayrıca ABD ve İsrail ile geçtiğimiz yıl yaşanan 12 günlük savaştan daha güçlü bir karşılık verileceğini belirterek halkın endişe etmemesi gerektiğini söyledi.

İran Devrim Muhafızları'ndan açıklama

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşılık olarak "Sadık Vaad 4" operasyonunun başlatıldığını duyurdu. Yayımlanan bildiride, Bahreyn'de bulunan ABD Deniz Kuvvetleri 5'inci Filo Karargahı'nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığı belirtildi.

Bahreyn'in yanı sıra Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) ABD üslerinin de hedef alındığı kaydedildi. İran Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonun ilk aşamasında bölgedeki ABD üsleri ile İsrail'e ait askeri ve güvenlik hedeflerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlediği ifade edildi. Ayrıca saldırıların ABD ve İsrail'in İran topraklarına yönelik "saldırganlığına" karşılık gerçekleştirildiği belirtilerek İran Silahlı Kuvvetleri'nin füze ve İHA operasyonlarının sürdüğü, ayrıntılı bilgilerin daha sonra paylaşılacağı aktarıldı.

Destek gemisi vuruldu

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Halkla İlişkiler Birimi, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında şiddetlenen çatışmalar sırasında ABD'ye ait bir geminin hedef alındığını duyurdu.

Yapılan açıklamada, "ABD Donanmasına ait muharebe destek gemisi, DMO Deniz Kuvvetleri'ne ait füzelerle ağır şekilde vuruldu" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, ABD Donanması'na ait diğer deniz unsurlarının da devam eden saldırılar kapsamında Devrim Muhafızları'nın füze ve insansız hava araçlarının (İHA) menzilinde olduğu belirtildi.

En güçlü füzeler

İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı'nın Danışmanı İbrahim Cebari, İsrail ve ABD'ye yönelik sert açıklamalarda bulundu.

Devlet televizyonuna konuşan Cebari, İran'ın ABD ve İsrail ile uzun süreli bir çatışmaya hazır olduğunu belirterek, "Trump şunu bilsin ki sizinle yıllarca savaşabilecek en gelişmiş imkanlara sahibiz" dedi.

Savaşın ilk aşamasında mevcut mühimmatın kullanıldığını ifade eden Cebari, "En güçlü füzelerimizi henüz kullanmadık. Ancak ilerleyen süreçte en güçlü füzelerimizi devreye sokacağız. Bu kez 12 günlük savaş gibi olmayacak. Birkaç gün sonra pişman olsanız bile artık ateşkesi kabul etmeyeceğiz. Füze depolarımız dolu ve saldırıları uzun süre sürdürmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

© Timeturk

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, 'Bölgedeki, karada ve havada bulunan tüm ABD üsleri ile bu üslere destek veren her türlü tesis İran tarafından hedef alınacaktır' dedi.

Başsavcılık'tan Tanju Özcan açıklaması

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine ya da başkasına haksız menfaat sağlamaya zorlaması olarak tanımlanan irtikap suçu kapsamında operasyon başlatıldı. Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri sabah erken saatlerde eş zamanlı operasyon düzenledi. Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen operasyonda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.

AW651818_03

Konuya ilişkin Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı yazılı bir açıklama yayımladı. Yapılan açıklamada, soruşturmanın belediye şirketi olan Bolu Bel Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi üzerinden yürütüldüğü belirtildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "İlimizde ‘irtikap' suçu işlemekle suçlanan şüphelilere yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır. Kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla basın açıklaması yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen çalışmalar neticesinde şüphelilerce belediye şirketi olan Bolu Bel Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine gelir sağlamak için il merkezinde faaliyet gösteren marketlerle reklam sözleşmesi yapılmasının istendiği, bu kapsamda market temsilcileri ile yüz yüze ve telefonda görüşülerek ve de belediyenin denetim yetkisi kullanılarak marketlerin reklam sözleşmesi yapmak zorunda bırakıldıkları değerlendirilmektedir."

Marketlere bir hafta süre

Başsavcılık açıklamasının devamında, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın, zincir marketlere sunduğu reklam teklifinin ardından marketlere bir hafta süre verdiğini belirterek, "Belediye görevlisi olan şüphelilerin irtikap suçunu oluşturduğu iddia olunan eylemleri kapsamında; yüz yüze görüşmede marketlere Bolu Bel Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönetimince hazırlanan reklam teklifinin dağıtıldığı, teklifin market yetkilisi olan ve tanık olarak ifade veren kişilerce yüksek bulunması üzerine tanık olan temsilcilere yönelik şüpheli Belediye Başkanı Tanju Özcan tarafından ‘Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz, ya da ...... vereceksiniz' ifadesinin kullanıldığı ve marketlere sözleşme teklifini kabul edip sözleşme yapmaları için bir hafta süre tanındığı, verilen bir haftalık süre içerisinde market temsilcilerinden dönüş olmayınca Bolu Belediyesi zabıta ekipleri tarafından Bolu ilinde bulunan marketlere denetimler yapılmaya başlandığı, denetimler kapsamında BİM isimli marketin 32 şubesine 29/05/2024 - 31/05/2024 tarihleri arasında denetimi yapıldığı, Yeni Mağazacılık (A101) isimli marketin 44 şubesine 03/06/2024 - 12/06/2024 tarihleri arasında denetimi yapıldığı, ŞOK isimli marketin 26 şubesine 03/06/2024 - 12/06/2024 tarihleri arasında denetimi yapıldığı, Carrefoursa isimli marketin 5 şubesine 03/06/2024 - 11/06/2024 tarihleri arasında denetim yapıldığı, yapılan denetimlerde özellikle NACE2 kodunun olmaması nedeniyle marketlere tutanaklar tutulup eksikliklerin giderilmesi için süre verildiği, özellikle toplantı yapılmasından sonra başlayan denetimler, toplantıda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın ‘Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz, ya da ...... vereceksiniz' ifadesini kullanması, denetimlerin sıklığı ve mahiyetinin rutin denetimler gibi olmaması nedeniyle BİM, Carrefoursa, Nuhmar / 1N ve Avantaj marketlerinin yapılan denetimler nedeniyle zarar göreceğini, ticari itibarının zedeleneceğini düşünerek Bolu Bel Anonim Şirketi ile reklam sözleşmesi imzalamayı kabul ettikleri, A101 ve ŞOK marketin ise reklam sözleşmesini imzalamayı kabul etmedikleri, Bolu Belediyesi Zabıta ekipleri tarafından tüm marketlere denetimler yapılıp tutanak tutulmasından sonra eksik hususların giderilip giderilmediğine ilişkin ikinci denetimlere başlanıldığı, ikinci denetimlerin ŞOK market şubelerine 12/07/2024 - 02/08/2024 tarihleri arasında, A101 market şubelerine 29/07/2024 - 12/08/2024 tarihleri arasında olmak üzere sadece reklam sözleşmesi imzalamayan bu iki market şubelerine yapıldığı diğer reklam sözleşmesi teklifini kabul eden diğer market şubelerine yapılmadığı, bu denetimler neticesinde A101 ve ŞOK market isimli iş yerlerine idari para cezası ve denetim yapılan market şubelerinin 5 gün süre ile ticaretten men edilmesine karar verildiği, İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 09/06/2020 tarih ve 31150 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ‘Faaliyetten geçici süreyle men ve idari para cezası' başlıklı maddesi ve 1608 sayılı Kanun'un 1.maddesinde ise ‘Belediye meclis ve encümenlerinin kendilerine kanun, nizam ve talimatnamelerin verdiği vazife ve salahiyet dairesinde ittihaz ettikleri kararlara muhalif hareket edenlerle belediye kanun ve nizam ve talimatnamelerinin men veya emrettiği fiilleri işleyenlere veya yapmayanlara belediye encümenince Kabahatler Kanununun 32'nci maddesi hükmüne göre idari para cezası ve yasaklanan faaliyetin menine karar verilir. Bu kararda ilgili kişiye bir süre de verilebilir hükümlerine açıkça aykırı olarak hukuka aykırı faaliyetten men kararlarının verildiği, belediye görevlisi olan şüphelilerin asıl amacının esasen denetim yapmak olmayıp marketlerin Bolu Bel Anonim Şirketi ile reklam sözleşmesi imzalamasını sağlamaya yönelik olduğu, eksiklik bulunmasına rağmen ve işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmeliğin faaliyetten geçici süreyle men ve idari para cezası' başlıklı maddesi gereğince ikinci denetimi yapması zorunlu olmasına rağmen reklam sözleşmesi imzalamayı kabul eden marketlerini ikinci kez denetlememesinden bu durumun anlaşıldığı, ve belediye görevlisi olan şüphelilerin görevlerinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle belediye şirketine yarar sağlamak amacıyla market sahiplerini icbar ettikleri iddia edilmektedir. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda telefonlara el konulmuş ve Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan dahil 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturmaya titizlikle devam edilmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur" ifadelerine yer verdi.

© Timeturk

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın ve beraberindeki 12 kişinin gözaltına alındığı 'irtikap' soruşturmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı.

Evde çıkan yangında paraları yandı

Onikişubat ilçesinin Hasancıklı Mahallesi'nde dün akşam saatlerinde Osman Ceyhan'a ait 2 katlı evde yangın çıktı. İhbar üzerine adrese çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi.

1190475

Ekipler alevleri kısa sürede söndürdü. Yapılan incelemede yanmış eşyaların arasında jandarma ekipleri tarafından muhafaza altına alınan pakette sarılı 320 bin 600 TL paranın 183 bin 100 TL'sinin yandığı belirlendi.

1190474

Yangının çıkış sebebini belirlemek için ekiplerin incelemesi devam ediyor.

1190478

© Timeturk

Kahramanmaraş'ta Osman Ceyhan'a ait ev, çıkan yangında kullanılamaz hale geldi. Yangında paket içerisindeki 183 bin 100 TL de yandı.

THY, Ajet ve Pegasus'tan Ortadoğu uçuşları açıklaması

Konuyla ilgili olarak sosyal medya hesabından bir açıklama yapan THY İletişim Başkanı Yahya Üstün, "Orta Doğu'da bazı ülke hava sahalarının kapatılması nedeniyle; Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Ürdün'e yönelik seferlerimiz 2 Mart 2026'ya kadar; Katar, Kuveyt, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman'a yönelik seferlerimiz ise 28 Şubat 2026 için iptal edilmiştir. Hava sahasındaki gelişmeler anlık şekilde takip edilmekte olup ilave sefer iptalleri söz konusu olabilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" dedi.

PEGASUS'TAN AÇIKLAMA

Pegasus'tan alınan kararla ilgili olarak havayolu şirketinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Değerli Misafirlerimiz, Orta Doğu'daki hava sahalarına ilişkin kısıtlamalar nedeniyle; İran, Irak, Ürdün ve Lübnan'a yönelik seferlerimiz 2 Mart 2026 (dahil) tarihine kadar iptal edilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman, Pakistan, Katar, Bahreyn ve Riyad'a yönelik 28 Şubat 2026 tarihli seferlerimiz iptal edilmiştir. Hava sahasındaki gelişmeler anlık olarak takip edilmekte olup ilave sefer iptalleri söz konusu olabilecektir” denildi.

AJet'TEN AÇIKLAMA

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan AJet Basın Müşaviri Mehmet Yeşilkaya, şu ifadelere yer verdi:

"ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrasında bölgede artan güvenlik riskleri nedeniyle, 28 Şubat-2 Mart 2026 tarihleri arasındaki İran, Irak, Suriye ve Lübnan seferlerimiz ile 28 Şubat tarihli Birleşik Arap Emirlikleri seferimizi iptal etme kararı aldık. Bölgedeki durum yakından takip edilmekte olup ek iptaller de söz konusu olabilir. Yolcularımız güncel uçuş bilgilerine resmi kanallarımız üzerinden ulaşabilir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

© Timeturk

Ortadoğu'da yaşanan çatışmalar ve bazı ülkelerin hava sahasını kapatması nedeniyle Türk Hava Yolları (THY) Ortadoğu uçuşlarının iptal edildiğini duyurdu.

Rıza Pehlevi'den İran halkına mesaj

Devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin en büyük oğlu olan sürgündeki Rıza Pehlevi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yayımladı. Pehlevi, sosyal medya üzerinden paylaştığı video mesajında, İran halkına ve güvenlik güçlerine çağrıda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran halkına vaat ettiği yardımın ulaştığını belirten Pehlevi, "Bu bir insani müdahaledir. Hedefi İran halkı ve ülkesi değil, İslam Cumhuriyeti ile onun baskı ve şiddet mekanizmasıdır. Ancak bu destek gelmiş olsa da nihai zaferi yine biz kazanacağız. Bu son mücadeleyi tamamlayacak olan İran milletidir. Sokaklara yeniden çıkma zamanı yaklaşıyor" ifadelerini kullandı.

"Halkın yanında yer alın"

İran'daki askeri ve emniyet güçlerine seslenen Pehlevi, "Siz, İran'ı ve İran milletini korumaya yemin ettiniz, İslam Cumhuriyeti'ni ve onun yöneticilerini değil. Sorumluluğunuz halkı savunmaktır. Baskı ve suçla ülkeyi rehin alan bir rejimi korumak değil. Millete katılın ve düzenli, güvenli bir geçiş sürecine katkı sağlayın. Aksi takdirde, Hamaney ve rejimiyle birlikte aynı çöküşün içine sürükleneceksiniz" dedi.

Trump'a siviller için "azami hassasiyet" çağrısı

Trump'a da çağrıda bulunan Pehlevi, İran halkının yaklaşık 2 ay boyunca baskılara rağmen direndiğini söyleyerek, "Sizden, sivillerin ve vatandaşlarımın can güvenliğini korumak için en üst düzeyde hassasiyet göstermenizi istiyorum. İran halkı, sizin ve özgür dünyanın doğal müttefikidir. Modern İran tarihinin en zorlu dönemlerinden birinde verilecek desteği asla unutmayacaktır" şeklinde konuştu.

"İran'ı yeniden inşa edeceğiz"

Pehlevi İran halkına seslenerek, "Bu kritik saatlerde ve günlerde, her zamankinden daha kararlı bir şekilde İran'ı yeniden kazanma hedefimize odaklanmalıyız. Şimdilik evlerinizde kalın, sakinliğinizi ve güvenliğinizi koruyun. Doğru zamanı size açık ve net şekilde bildireceğim. O an geldiğinde son adım için hazırlıklı olun. Mesajlarımı sosyal medya ve uydu kanalları üzerinden takip edin. İnternet ya da uydu yayınlarında bir kesinti yaşanırsa, sizinle radyo aracılığıyla iletişim kuracağım. Nihai zafere hiç olmadığı kadar yakınız. En kısa sürede aranızda olmak, birlikte İran'ı yeniden inşa etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

İran'da 1979 yılındaki İslam Devrimi sırasında tahttan indirilen Şah'ın oğlu Pehlevi, ABD'deki sürgünde muhalefet grubuna liderlik ediyor. Pehlevi, İran'da rejim değişikliği olması halinde "geçiş dönemi" lideri olarak göreve almak için girişimlerde bulunurken, Trump, henüz Pehlevi'ye destek vermiyor.

© Timeturk

İran halkına seslenen devrik İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin sürgündeki oğlu Rıza Pehlevi, 'Bu destek gelmiş olsa da nihai zaferi yine biz kazanacağız. Sokaklara yeniden çıkma zamanı yaklaşıyor' dedi.

İran, Orta Doğu'daki ABD üslerini vurdu!

İran, İsrail ve ABD ortak saldırısına karşılık vermeye başladı. İran; Tahran, İsfahan, Kerec, Kirmanşah, Kum ve Tebriz kentlerinin heder alınmasına karşılık Orta Doğu'daki ABD üslerini vurmaya başladı. Bahreyn'in başkenti Manama'da siren sesleri ve patlama sesleri duyuldu. Bahreyn, ABD Donanması'nın 5. Filosu Karargahı'nın bir füze saldırısıyla hedef alındığını açıkladı.

Bahreyn tarafından yapılan açıklamada, "Saldırılar ülkenin egemenliği ve güvenliğinin açık bir ihlalidir" denildi. Saldırılarda belirli noktaların hedef alındığı kaydedilen açıklamada "hain" olarak nitelendirilen saldırıların Bahreyn'in ve ülkede yaşayanların güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğu belirtildi.

Doha ve Riyad'da patlama sesleri

Bahreyn'in yanı sıra Katar'ın başkenti Doha'da da patlama sesleri duyuldu. Doha Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkeye yönelik ateşlenen İran'a ait füzelerin Patriot Hava Savunma Sistemi tarafından engellendiği kaydedildi. Açıklamada, "Tehdit tespit edilir edilmez önceden onaylanmış güvenlik planı doğrultusunda derhal bertaraf edildi ve tüm füzeler Katar topraklarına ulaşmadan önce engellendi" denildi.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da da patlama seslerinin duyulduğu öğrenildi.

Abu Dabi ve Riyad'da patlama sesleri: 1 ölü

BAE'nin başkenti Abu Dabi'de patlama sesleri duyuldu. BAE medya, İran'ın Abu Dabi'deki hedeflere gerçekleştirdiği saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. BAE tarafından yapılan açıklamada, "Bu saldırı ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun açık bir ihlaldir" denildi.

Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran'a ait balistik füzelerin bir kısmının hava savunma sistemleri tarafından başarıyla engellediği kaydedilirken şarapnel parçalarının Abu Dhabi'de bir yerleşim bölgesine düşmesi sonucu maddi hasar meydana geldiği ve Asya kökenli bir kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Saldırıyı şiddetle kınandığı açıklamada bu tür eylemlerin “tehlikeli bir tırmanış ve sivillerin güvenliğini tehdit eden korkakça bir saldırı” olduğu ifade edildi. Açıklamada, devletin bu saldırılara karşılık verme ve topraklarını korumak için gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğu kaydedilerek “Her türlü tehditle başa çıkmaya tamamen hazırız” denildi

Katar, Kuveyt, BAE hava sahasını kapattı

Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran tarafından ABD üslerine gerçekleştirilen füze saldırılarının ardından hava sahasını kapattı.

İran ABD üslerini hedef alıyor

İran tarafından yapılan açıklamada, Katar'daki Al-Udeid Hava Üssü, Kuveyt'teki Al-Salem Hava Üssü, BAE'de Al-Dhafra Hava Üssü ve Bahyren'deki ABD Donanması'nın 5. Filosu Karargahı'nın hedef alındığını duyurdu.

© Timeturk

İran, İsrail ve ABD ortak saldırısına karşılık Bahreyn'deki ABD Donanması'nın 5. Filosu Karargahı'na füze saldırısı gerçekleştirdi.

Özgür Özel'den Tanju Özcan açıklaması

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur'da katılacağı ‘Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitingi öncesi Antalya'ya geldi. Antalya Havalimanı'nda partililer tarafından karşılanan Özgür Özel'e Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir çiçek takdim etti.

Özgür Özel daha sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik rüşvet soruşturması kapsamında tutuklu olan Muhittin Böcek'i Döşemealtı L Tipi Cezaevi'nde ziyaret etti. Özgür Özel'in cezaevi ziyaretine genel merkez yöneticileri, CHP'nin Antalya ve bölge illeri milletvekilleri, parti yöneticileri ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir ile ilçe belediye başkanları eşlik etti.

Cezaevi ziyaretinin ardından basın mensuplarına açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Burdur mitingimiz öncesinde Antalya'da Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Muhittin Böcek'i ziyaret ettim. Tabii kendisini iyi gördüm demek istiyorum ama buraya ilk kendisini emanet ettiğimizde 12 ilaç içiyordu ve 'Ne olacak bu işin, bu tedavinin seyri burada' diyorduk. Şu anda günde 22 ilaç içiyor. Kendi deyimiyle 'Böyle yuttuğum ilaçlara bakıyorum. Bu kadarını böbreklerim bir günde nasıl süzecek benim de aklım almıyor' diyor. Gerçekten 4- 5 farklı hastalığı var " dedi.Özgür Özel, Muhittin Böcek ile tutuklanıp Beylikdüzü Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Mehmet Murat Çalık'ın rahatsızlıkları nedeniyle tutuksuz yargılanması gerektiğini belirtti.

‘VALLAHİ BİZE BUNLAR SORULSUN'

Bugün Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın gözaltına alınma haberiyle uyandıklarını söyleyen Özel, "Şimdi ona sorulan sorular geldi. İçeride Muhittin Böcek ile konuştum. Yani gerçekten insan bir taraftan hem üzülüyor bir taraftan da diyorum ki aman bize bunlar sorulsun. Tanju Özcan'a sorulan soru şu; bir vakıf var. Vakfın tek işi öğrenciye burs vermek. Vakıf öğrencilere burs vermiş. Tanju Özcan'a da diyorlar ki; 'Belediyeye gelenler vakfa da bağış yapıyorlarmış.' Tanju Özcan'ın şahsına bağış yapmıyorlarmış ya, Tanju Özcan'ın kursağından geçmiyormuş ya, cebine konmuyormuş ya, birileri gibi yüzde 20 alıp, 10'unu kendi, 10'unu yukarı yollamıyormuş ya. Tanju Özcan ne yapıyormuş? Bolu'daki iş insanları vakfa bağış yapmışlar, o vakıf da Bolu'nun fakir öğrencisine burs veriyormuş. Bu kadar Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hani bir tek sağlam çark bırakmadığı bu düzende halen daha iş adamı vakfa para verip de öğrenciye burs veriliyor, bu da bize soruluyorsa vallahi bize bunlar sorulsun" dedi.

‘ARKADAŞLARIMIZ BOLU'YA İNTİKAL ETTİ'

Süreci yakından takip ettiklerini belirten Özgür Özel, “Bolu'ya da arkadaşlarımız intikal ettiler. En yakından ve dikkatle takip ediyoruz. En kısa sürede başkanımızın ve siyaset arkadaşlarımızın serbest kalmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)

© Timeturk

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın gözaltına alınmasına ilişkin açıklamada bulundu.

İran, İsrail'e misilleme saldırı başlattı

İran medyası, İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırının ardından başkent Tahran'da hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini bildirdi. Habere göre başkentin batısı ve merkezinden yeni patlama sesleri duyuldu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan yapılan açıklamada ise İran'a yönelik saldırılara karşılık olarak misilleme başlatıldığı bildirildi. Açıklamada, "Düşman tarafından İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik saldırısına karşılık olarak işgal altındaki topraklara yönelik geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırılarının ilk dalgası başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi.

İçişleri Bakanlığı'ndan açıklama

İran İçişleri Bakanlığı da ABD ve İsrail'in başkent Tahran ile bazı şehirlere yönelik saldırılarının ardından yazılı bir açıklama yayımladı.

Saldırıların kınandığı belirtilen açıklamada, "Düşman, uluslararası hukuku hiçe sayarak ve müzakereler devam ederken ülkemize yeniden saldırmıştır. İçişleri Bakanlığı olarak kamu düzenini ve huzuru sağlamak, vatandaşlara kesintisiz hizmet sunmak için tüm imkanlarımızı seferber etmiş bulunuyoruz" ifadeleri kullanıldı.

İçişleri Bakanı'nın ülke genelindeki valilere talimat gönderdiği, illerin mevcut durumuna ilişkin raporların ivedilikle iletilmesinin istendiği ve vatandaşların acil ihtiyaçlarının karşılanması için tüm kapasitenin devreye alınmasının talep edildiği kaydedildi. Ayrıca Ulusal Kriz Yönetim Merkezi'nin oluşturulduğu ve il kriz yönetim birimleri ile ilgili kurumlara gerekli talimatların iletildiği bildirildi.

Vatandaşlara soğukkanlı olmaları çağrısında bulunularak, "Şehiriçi ile şehirlerarası seyahatlerinizi mevcut şartlara göre planlayın. Haberleri yalnızca resmi kaynaklardan, özellikle devlet televizyonundan takip edin ve asılsız haberlere itibar etmeyin" uyarısında bulunuldu.

Tahran'da hastaneler alarm durumuna geçti

İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanipur, başkent Tahran'da patlama seslerinin duyulmasının ardından hastanelerin alarm durumuna geçtiğini belirtti.

İran resmi ajanı IRNA'ya konuşan Kermanipur konuya ilişkin bilgi verdi.

Kermanipur, "Patlama seslerinin duyulmasının ardından ambulanslar Tahran'ın merkezi bölgelerine sevk edildi ve hastaneler hazır bekletiliyor. Hastaneler alarm durumuna geçirildi." dedi.

İranlı yetkili olası yaralı sayısı ve bölgelerin netleşmesinin ardından konuya dair bilgi vereceklerini kaydetti.

İran medyası: Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın durumu iyi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın ABD-İsrail saldırılarından zarar görmediği bildirildi.

Yarı resmi Mehr Haber Ajansına göre, Cumhurbaşkanlığına yakın bir kaynak, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın sağlık durumunun mükemmel olduğunu ve hiçbir sorunu olmadığını aktardı.

ABD ve İsrail, sabah saatlerinde başkent Tahran'da Cumhurbaşkanlığı ofisinin bulunduğu bölgelere saldırı başlatmıştı.

Öte yandan İran'da, ABD-İsrail saldırıları nedeniyle okullar ikinci duyuruya kadar tatil edildi.

İsrail ordusu: İran'dan füze saldırısı tespit edildi

İsrail ordusu, kısa bir süre önce İran'dan füze saldırısı tespit edildiğini açıkladı.

Ordudan yapılan açıklamada, hava savunma sistemlerinin İran misillemesini engellemek için devrede olduğu bildirildi.

İran'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin çeşitli bölgelerinde alarmların çaldığı belirtildi.

İsrail halkından resmi duyurulara uyması ve uyarı alınması halinde derhal sığınak veya korunaklı alanlara girilmesi ve ikinci bir duyuruya kadar bu alanlarda kalınması istendi.

İran, İsrail'e onlarca balistik füze ateşledi

İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık İsrail'e onlarca balistik füze ateşledi.

İran'da güvenlik bürokrasisine yakınlığıyla bilinen "Nournews", ABD ve İsrail'in saldırılarına karşılık onlarca balistik füzenin İsrail'e ateşlendiğini bildirdi.

İsrail'in kuzeyinde alarm

İsrail'in İran'a saldırıların ardından ülkenin kuzeyinde alarmların çaldığı ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiği bildirildi.

Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre, İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri ile Celile ve Karmel bölgelerinde füze ve roket saldırılarına karşı alarmların çaldığı aktarıldı.

Saldırının İran ile eş zamanlı, Lübnan tarafından olduğu kaydedildi.

© Timeturk

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu, İsrail'e karşı saldırıya başladıklarını açıkladı. İçişleri Bakanlığı tüm imkanların seferber edildiğini duyurdu.

Tanju Özcan gözaltına alındı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ‘icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında sabah saatlerinde jandarma tarafından operasyon düzenlendi. Eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alındığını sanal medya hesabından duyuran Tanju Özcan, "Jandarma tarafından gözaltına alındım. Memleketimde binlerce öğrenciye burs verildiği için gözaltına alındım. Bu benim için onurdur” ifadelerini kullandı.

1190171

Gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan, Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız, Eski Bolu Bel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Temel, meclis üyeleri Mehmet Ağan, Buse Özkan, Sinan Pekcan ve Cahit Görüş, eski Zabıta Müdür Vekili Hakan Yılmaz, Yazı İşleri Müdürü Tahsin Arslan, İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Yasin Bargaç, Encümen Başkanı Hüseyin Ekrem Serin'in jandarmadaki sorguları sürüyor.

AVUKATINDAN AÇIKLAMA

Tanju Özcan'ın avukatı Ferit Atalay, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gözaltı gerekçesi olarak hepimizin adını bildiği 3 harfli isimlerden oluşan bir grup marketlerin şikayetleri üzerine, ikna suretiyle ‘irtikap' iddiasıyla gözaltına alındı. Gözaltı sebebi, Bolu Belediyesi tarafından oluşturulan ve doğrudan belediyeyle ilişkisi olmayan 528 tane öğrenciyi okutmak amacıyla kurulan vakfın işlemleriyle ilgili. Bu vakfa usulsüz nakit girişi sağladığı iddia ediliyor. Oysa bu vakıf sürekli denetime tabi bir vakıf. Yeminli müşaviri olan ve bütün işlemleri faturalı ve umuma açık, hatta panolarda dahi ilan edilen bir vakıf. Bu iddia asılsız bir iddiadır. Bunun, Cumhuriyet Halk Partili belediyelere yönelik itibarsızlaştırma çalışmasından ibaret olduğunu sanıyoruz. Belediye başkanı Özcan'ın bırakılacağını ümit ediyorum. Gözaltına alınmasını, tutuklanmasını veya yargı mercilerinin önüne çıkarılmasını dahi gerektirecek hiçbir durumun olmadığını tespit etmiş vaziyetteyiz. Belediyenin tamamen toplumsal amaçla, hayır amacıyla, öğrenci amacıyla kurduğu vakfa yardım edenlerin, bu yardımın zorla yapıldığı iddiasına dayanan asılsız bir iddiadır” ifadelerini kullandı.

DHA

 

© Timeturk

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi, 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında jandarma tarafından gözaltına alındı.

Trump'tan İran'a tehdit

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik büyük bir operasyon başlattıklarını açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı görüntülü paylaşımda, Amerikan ordusunun İran'da ‘büyük çaplı muharip operasyonlara' başladığını duyurdu. Operasyonun temel amacını, ‘İran rejiminden gelen tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmak' olarak nitelendiren Trump, Tahran yönetimini tüm dünyadaki ABD müttefiklerini tehlikeye atmakla suçladı.

'ARTIK BUNA DAHA FAZLA KATLANMAYACAĞIZ'

İran'ın 47 yıldır 'Amerika'ya Ölüm' sloganları attığını ve bitmek bilmeyen bir katliam kampanyası yürüttüğünü iddia eden Trump, “Rejimin ilk eylemlerinden biri, Tahran'daki ABD Büyükelçiliğinin şiddet kullanılarak ele geçirilmesi ve onlarca Amerikalı rehinenin 444 gün boyunca tutulmasıydı” dedi.

1983'te Beyrut'taki Deniz Piyadeleri kışlası bombalaması ve USS Cole gemisine yapılan saldırıları hatırlatan Trump, “İran güçleri Irak'ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdü ve sakat bıraktı. Rejimin vekilleri son yıllarda Orta Doğu'da konuşlu Amerikan güçlerinin yanı sıra uluslararası deniz yollarındaki ABD donanması ve ticari gemilerine de sayısız saldırı düzenlemeye devam etti. Bu bir kitlesel terördür ve artık buna daha fazla katlanmayacağız” ifadelerini kullandı.

NÜKLEER TESİSLER VURGUSU

Trump, İran'ı ‘dünyanın bir numaralı terör destekçisi devleti' olarak tanımlayarak, İsrail'de 1000'den fazla kişinin hayatını kaybettiği 7 Ekim saldırılarının arkasında da İran'ın vekili Hamas'ın olduğunu öne sürdü. ‘Bu terörist rejimin asla nükleer silaha sahip olamayacağı' yönündeki politikasını yineleyen Trump, geçen haziran ayında düzenlenen 'Gece Yarısı Çekici' operasyonuyla İran'ın Fordow, Natanz ve İsfahan'daki nükleer programını yok ettiklerini hatırlattı. Trump, İran'ın uyarılara rağmen nükleer programını ve Amerikan topraklarına ulaşabilecek uzun menzilli füzeler geliştirmeyi sürdürdüğünü savundu.

'TAMAMEN HARİTADAN SİLİNECEKLER'

Başlatılan operasyonun hedeflerini sıralayan Trump, “Füzelerini yok edeceğiz ve füze sanayilerini yerle bir edeceğiz; tamamen haritadan silinecekler. Donanmalarını yok edeceğiz. Bölgedeki terörist vekillerinin artık bölgeyi veya dünyayı istikrarsızlaştıramayacağından emin olacağız. Bu rejim yakında hiç kimsenin ABD Silahlı Kuvvetleri'nin gücüne ve kudretine meydan okumaması gerektiğini öğrenecek” diye konuştu.

DEVRİM MUHAFIZLARINA: 'SİLAHLARINIZI BIRAKIN YA DA ÖLÜMÜ TADACAKSINIZ'

Konuşmasında doğrudan İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ve İran polisine de seslenen Trump, “Silahlarınızı bırakırsanız tam dokunulmazlığa sahip olursunuz, aksi takdirde kesin bir ölümle yüzleşirsiniz. Silahlarınızı bırakın, tam dokunulmazlık ile adil muamele göreceksiniz; ya da ölümü tadacaksınız” açıklamasında bulundu.

İRAN HALKINA 'HÜKÜMETİ DEVRALIN' ÇAĞRISI

Mesajının sonunda İran halkına ‘Özgürlük saatiniz yakın' sözleriyle seslenen Trump, sivillere sokaklara çıkmama uyarısında bulundu. Trump, “Korunaklı yerlerde kalın, evinizden çıkmayın. Dışarısı çok tehlikeli, her yere bombalar düşecek. Biz işimizi bitirdiğimizde kendi hükümetinizi devralın, ülke sizin olacak. Yıllarca Amerika'nın yardımını istediniz ama hiç alamadınız. Hiçbir başkan benim bu gece yapmaya niyetli olduğum şeyi yapmaya istekli değildi. Artık size istediğinizi veren bir başkanınız var. Gelin buna nasıl yanıt vereceğinizi görelim. Eyleme geçme anı budur, bu fırsatın geçip gitmesine izin vermeyin” diyerek sözlerini noktaladı.

DHA

© Timeturk

İran'a yönelik büyük bir operasyon başlattıklarını açıklayan ABD Başkanı Donald Trump, İran'a tehdit savurdu.

Market kartları geçersiz olacak

Market ve mağazaların alışveriş yaptıkça müşterilerine puan ile ödüller sağladığı alışveriş kartları, yani sadakat kartları için KVKK önemli bir karar aldı.

Kurum, Resmi Gazete'de 28 Şubat 2026 tarihinde yayınlanan kararına göre, bu kartların kullanımında yasalara aykırılıklar olduğu sonucuna vardı. Kurul, bu kartların sahipleri dışında kullanılmasının yasaya aykırı olduğuna, asıl kart sahibi için onay mekanizması kurulması gerektiğine dikkat çekti. Mağazalar, 6 ay içinde onay kodu gönderme için sistemler kuracak.

İHBAR ÜZERİNE İNCELEME BAŞLATILDI

Kurumun kararında gıda, kozmetik, teknoloji, yapı market, giyim olmak üzere birçok işletme tarafından bu kartların müşterilere verildiğine dikkat çekilerek, “Kart sahibi ilgili kişiye ait cep telefonu numarasının veya sadakat kart numarasının üçüncü bir şahıs tarafından alışveriş sırasında kasa görevlisine bildirilmek suretiyle, ilgili kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın ve herhangi bir işlem onay kodu sisteme girilmeksizin alışveriş işlemlerinin gerçekleştirildiğine ilişkin Kişisel Verileri Koruma Kurumuna intikal ettirilen ihbar ve şikayetler” nedeniyle konunun ele alındığı anlatıldı.

KARTIN SAHİBİ DIŞINDA KULLANIMI VERİ İHLALİ

Kararda, kart sahibine ait cep telefonu numarasına SMS yoluyla tek kullanımlık doğrulama kodu gönderilmesi, mobil uygulama barkod/ okutma gibi yöntemlerin kullanılmasıyla üyeliklerin gerçekleştirildiği, işlemin bu haliyle hukuka aykırı olmadığına dikkat çekilirken, bu yöntemin dışındaki kullanımların veri ihlali olduğu belirtildi. Yani, KVKK; kartın sahibi dışında herhangi bir doğrulama kodu gönderilmeden bir başkası tarafından kullanılmasını veri ihlali saydı.

Kararda, “Kart numarasının, ilgili kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın ve üyelik sürecindekine benzer bir şekilde herhangi bir doğrulama yapılmaksızın üçüncü bir şahıs tarafından alışveriş sırasında kasa görevlisine bildirilmesi suretiyle, ilgili kişinin sadakat kartı üzerinden alışveriş işlemlerinin gerçekleştirilmesinin hukuka aykırı veri işleme faaliyetine ve kişisel veri ihlaline yol açabileceği değerlendirilmektedir.” denildi.

KVKK UYGULAMAYI DURDURDU 6 AY SÜRE VERDİ

Kararda, asıl sahibi dışında kart kullanımının engellenmesi gerektiği belirtilirken, “Kart numarasının üçüncü bir kişi tarafından alışveriş esnasında kasadaki görevliye bildirilmesi suretiyle herhangi bir doğrulama yapılmaksızın sadakat kart üzerinden alışveriş işleminin yapılabilmesine imkân sağlayan uygulamaya son verilmesine karar verilmiştir.” ifadesine yer verildi.

KART SAHİBİNE ONAY KODU GÖNDERİLMESİ ZORUNLU OLDU

Kurum, sadakat kartlarının üyelik oluşturma, alışverişte puan kazanımı, puan kullanımı, indirimden, promosyondan faydalanma gibi herhangi bir amaçla alışveriş sırasında kullanılmasının, asıl kart sahibinin bilgisi sonucu gerçekleşmesini sağlamak için “Oluşabilecek kişisel veri ihlallerini önlemek amacıyla veri sorumluları tarafından bu amaca hizmet edecek uygun doğrulama mekanizmalarının oluşturulması gerektiğine.” karar verdi. Mağazalar bu karar göre, müşterilerin telefonlarına doğrulama kodu gönderecek sistem kuracak.

Kararda, market ve mağazalara bu onay mekanizmasını kurmaları için 6 ay süre verildi. Kararda, “ Kanun hükümlerine aykırı şekilde bu uygulamaya devam eden, İlke Kararında belirtilen hususlara uygun hareket etmediği tespit edilen veri sorumluları hakkında Kanun'un 18'inci maddesi hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilecektir.” uyarısı yapıldı.

NTV

© Timeturk

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), market ve mağazalar tarafından verilen puan ve ödül kartları uygulaması için durdurma kararı verdi.

İsrail, İran'a saldırdı! İran ve Trump'tan açıklamalar

İsrail Savunma Bakanı Katz, İran'a saldırı başlattıklarını duyurdu.

İran medyası, başkent Tahran'da hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini, başkentin batısı ve merkezinden de yeni patlama seslerinin geldiği aktardı.

İSRAİL'DE SİREN SESLERİ

Katz'ın operasyon açıklamasının hemen ardından İsrail genelinde siren sesleri yankılanmaya başladı. İsrail ordusu, sivilleri bomba sığınaklarına yakın durmaları ve zorunlu olmayan tüm seyahatlerden kaçınmaları konusunda uyardı.

İRAN'DAN AÇIKLAMALAR

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, savaşı başlatan tarafın kendileri olmadığını ancak bitirmenin de karşı tarafın elinde olmayacağını belirtti.

Azizi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırısına misilleme yapacaklarını kaydetti.

İran'dan savaşa ilişkin yapılan ilk resmi açıklamada Azizi, "Daha önce uyarmıştık, siz başlattınız ama bitişi sizin elinizde olmayacak." ifadelerini kullandı.

"Saldırı ağır sonuçlara yol açtı"

Adı açıklanmayan İranlı bir yetkili ilk saldırıların şiddet ve kapsamının özellikle bazı hassas noktalarda ağır sonuçlara yol açtığını belirtti. Kaynak, saldırılar sonucu çok sayıda Devrim Muhafızları personelinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını, önemli bir bölümünün operasyonel ve uzmanlık gerektiren kritik görevlerde bulunduğunu aktardı. 

İran medyasına siber saldırı dalgası

Diğer yandan, başta IRNA ve ISNA Haber Ajansları olmak üzere birçok haber sitesinin siber saldırıya uğradığı bildirildi. Söz konusu haber ajanslarının internet sitelerinde erişim sorunları yaşanırken, bazı platformlarda içeriklerin değiştirildiği veya sitelere ulaşılamadığı aktarıldı. Saldırıların yalnızca belirli ajanslarla sınırlı kalmadığı, çok sayıda haber sitesinin de hedef alındığı ve siber saldırıların sürdüğü öğrenildi.

HCOedN9W8AAKfA4

İsrail ordusundan yapılan bilgilendirmede, söz konusu proaktif uyarının İsrail topraklarına yönelik olası bir misilleme füze saldırısına karşı halkı hazırlamak amacıyla yapıldığı, ancak şu an için fiili olarak sığınaklara inilmesine gerek olmadığı kaydedildi.

MOSSAD'DAN İRANLILARA MESAJ

İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ise Farsça Telegram kanalından İranlılara "İran'ı eski görkemli günlerine döndürmeye yardım etmeleri" çağrısında bulundu. Açıklamada, "İranlı kardeşlerimiz, yalnız değilsiniz. Özellikle sizin için son derece güvenli ve özel bir Telegram kanalı açtık. Birlikte İran'ı eski görkemli günlerine döndüreceğiz" denildi. Mossad, İranlılara "Rejime karşı haklı mücadelenizin fotoğraflarını ve videolarını bizimle paylaşın" çağrısı yaptı.

ÜST DÜZEY İSİMLER HEDEF ALINDI İDDİASI

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarda üst düzey yöneticileri hedef aldığı iddia edildi.

İsrail'in Kanal 12 televizyonu, İran'da Tahran yönetimine ait çok sayıda noktanın hedef alındığını ileri sürdü.

Haberde, İsrail'in İran'a yönelik ikinci bir saldırı dalgası başlattığı bildirilirken İsrail ordu radyosu, saldırılarda İranlı üst düzey yöneticilerin hedef alındığını öne sürdü.

Öte yandan, İsrail saldırıları nedeniyle İran'ın başkenti Tahran'da yeni saldırılar ve patlama sesleri duyuldu.

HCOedPkXAAAfRRc

TAHRAN'DA PATLAMA SESLERİ

İsrail'in saldırı ilanının ardından İran'ın başkenti Tahran'da art arda şiddetli patlama sesleri duyulduğu bildirildi.

İran medyasına göre, Tahran'da Üniversite Caddesi ve Jomhouri bölgesine birkaç füze isabet etti.

İran medyasına göre başkent Tahran'a yönelik saldırıda Cumhurbaşkanlığı binası ve hükümet yerleşkesi hedef alındı.

İran medyası, Tahran'ın yanı sıra İsfahan, Kerec ve Kirmanşah'ta da patlama sesleri duyulduğunu aktardı.

HCOedNIXoAABZss

Fars Haber Ajansı, başkentin Cumhuriyet bölgesine birkaç füzenin isabet ettiği yönünde haberler aldığını bildirdi.

BBC, Tahran'da Cumhuriyet Meydanı ve Hasan Abad Meydanı üzerinde yükselen dumanın görüntülerini yayınladı.

Tasmin haber ajansı, Tahran'ın kuzeyindeki Seyyed Handan bölgesinde iki patlama daha meydana geldiğini bildirdi.

Associated Press'e göre ise, şehirdeki görgü tanıkları daha fazla patlama olduğunu dile getiriyor.

Reuters haber ajansı, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Tahran'da olmadığını ve güvenli bir yere götürüldüğünü aktardı.

HCOZadJbEAIDjA3

Patlamaların hedefinin ve olası can kaybının boyutuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Irak Ulaştırma Bakanlığı, İsrail ve ABD'nin İran'a saldırmasının ardından ülkenin hava sahasının kapatıldığını duyurdu.

"SALDIRI İSRAİL-ABD KOORDİNELİ"

Amerikan gazetesi The New York Times, ABD'nin de İran'a saldırmaya başladığını iddia etti.

Buna göre İsrail Savunma Bakanlığı'ndan yetkililer, İsrail'in İran operasyonunun ABD ile koordineli bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti.

İran'a ikinci dalga saldırılar düzenlendiği aktarılırken, operasyonun aylar öncesinde planlandığı ve başlama tarihinin de haftalar önce belirlendiği ileri sürüldü.

BEYAZ SARAY'IN "ÖNCE İSRAİL SALDIRSIN" STRATEJİSİ

Beyaz Saray'dan bazı yetkililerin, İran'a yönelik olası bir askeri müdahalede İsrail'in ilk adımı atmasının siyasi açıdan daha avantajlı olacağını söylediği iddia edilmişti.

İsrail'in öncü bir saldırı gerçekleştirmesi halinde İran'ın misilleme yapacağı ve bu durumun Amerikan kamuoyunun ABD operasyonuna olan desteğini artıracağı ileri sürülmüştü.

Bu stratejiyle, müttefik bir ülkenin saldırıya uğraması senaryosu üzerinden savaşın Amerikan seçmenleri için daha kabul edilebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Trump: "İran'da savaş operasyonları başlattık"

10 saat önce bir açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, müzakerelerin gidişinden memnun olmadığını söylemişti. İran'la bir savaş istemediğini ve bu yolu diplomasi yoluyla çözmek istediğini yinelemiş fakat, "Müzakerelerin gidişatından memnun değilim, İran iyi müzakere etmiyor." ifadelerini kullanarak saldırıya açık kapı bırakmıştı.

ABD Başkanı Trump, kısa süre önce paylaştığı video kaydında, "Kısa süre önce ABD İran'da büyük çaplı savaş operasyonları başlattı. Amacımız, İran rejiminden gelen acil tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır. İran'ın nükleer silah elde etmesini engelliyoruz. ABD, bölgedeki ABD personeline yönelik riski en aza indirmek için mümkün olan her adımı attı." ifadelerini kullandı.

DHA, İHA, NTV, TRTHaber, Ajanslar

© Timeturk

İsrail, İran'a karşı 'önleyici bir saldırı' başlattığını duyurdu. Reuters haber ajansı, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in güvenli bir yere götürüldüğünü aktardı.

Ahlaksızlar, şerliler ittifakı

Donald Trump'ın iki devresinde de ABD'yi İsrail'de Yahudiler ve ortakları Evanjelikler temsil ediyor. Bunlar adaletten ve ahlaktan nasibini almamış ham ervah olarak anılan zümrelerdir.

Fazilet ve erdemden yoksun bir dini söylem tutturmuş gidiyorlar! Müslümanlar için bazen gündeme getirilen 'dini söylemin yenilenmesi' tabiri ve ihtiyacı fazlasıyla onlar için geçerlidir! İsrail ile ya da Yahudi Siyonistlerle Hıristiyan Siyonistlerin ittifakını erdemsizler ve ahlaksızlar ittifakı olarak tanımlayabiliriz. Gazze sahnesi bu zalimler ittifakını kuvveden fiile çıkardı.

Trump'ın ilk döneminde David Friedman adlı Ortodoks kökenli bir Yahudi ABD yönetimini İsrail'de büyükelçi olarak temsil ediyordu. Elbette İsrail yanlısı yaklaşımları benimsiyor ve seslendiriyordu.

Evanjelik kökenli yeni büyükelçi Mike Huckabee ise selefine tüy dikti ve Türkiye'nin bazı parçaları da dahil olmak üzere bölgeyi İsrail'e peşkeş çekti. Dini olarak Nil'den Fırat'a kadar olan bölgenin İsrail'in dini hakkı olduğunu ve ilhak edebileceğini savundu. Ateşe benzinle gitti. İsrail muhalefet lideri Yair Lapid gibi fırsatçılara malzeme temin etti.

Gazze'deki soykırımı da yine dini kılıfla aklamaya çalıştı. Kısaca ona göre goyimler (Yahudi olmayanlar) Yahudilere hizmet için yaratılmışlardır. Bu skandal sözleri aklı başında olan birisi söyleyebilir mi? Bunlar Allah'a inanmazlar ama Yahudilerin üstünlüğüne inanırlar. Son derece küstahtırlar.

Allah'ın yerine Yahudileri koyuyorlar! Bu adamlar ahlak veya adalet tanır mı? Dolayısıyla bunların temsil ettiği ittifaka ancak zulüm ittifakı veya erdemsizler veya şerliler ittifakı denebilir. ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a söyledikleri bunu göstermektedir. Belki Epstein skandalındaki yaralarını sarmak için BAE bile bu söylem karşısında ses verdi ve sahteden de olsa gürledi.

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda, Gazze'de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve "Tevrat'a dayalı Büyük İsrail" görüşünü savundu.

Gazeteci Tucker Carlson:

— "Nil'den Fırat'a kadar olan topraklar" deniyor ki bu da temelde tüm Orta Doğu'dur.

— Yani Tanrı o toprakları 'halkına', Yahudilere verdi ya da vermedi. Siz verdiğini söylüyorsunuz. Bu ne anlama geliyor? İsrail'in o topraklarda hakkı var mı?

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee:

— Şimdi bahsettiğimiz bu özel bölge İsrail, Tanrı'nın İbrahim aracılığıyla seçtiği bir halka verdiği bir topraktır.

— (Nil'den Fırat'a kadar olan topraklar) Hepsini alsalar iyi olurdu.

Tucker Carlson mesela İsrail Başbakanı Netenyahu'nun Polonya kökenli olduğunu ve bu topraklarla ilişkisi olmadığını bilakis Yahudi değil Yahudileşmiş unsurlardan olduğunu hatırlatıyor. Başka toprakların insanlarının bölgede ne işe var demeye getiriyor. Eşkinazi Yahudilerin soyunun genellikle Hazar Türklerine dayandıkları bir gerçektir.

Bu anlamda damat Jared Kushner ile özel temsilci Witkoff Netanyahu gibi Doğu Avrupa kökenli Yahudilerdir. 12 kabile ile alakaları yoktur. Bu nedenle de onlar 13'üncü Kabile unsurları yani uyduruk sahte Yahudiler olarak nitelendirilmişlerdir. Polonya kökenli olan Netanyahu'nun Arz-ı Mev'ud ile alakasını sorması üzerine Mike Huckabee soruyu anlayamadığını söylemiştir. Kesinlikle bu gibi Evanjelikler İsrail karşısında kraldan fazla kralcı bir tutum sergilemektedir.

Bu akım 1970'li yıllardan beri ABD'de serpilmeye başlamış ve Reagan ile ete kemiğe bürünmüştür. Siyonist Yahudiler ile Hıristiyan Siyonistler kardeştir ve ittifakları dünyanın ve özellikle de bölgenin başına bela kesilmiştir.

israil_4

Bunlar Musa'nın değil Samiri'nin peşinden gidiyorlar!

Onlara karşı erdemliler ittifakı kurulması elzem hale gelmiştir. Bu karmaşa bloklar mücadelesiyle çözülür. Gazze soykırımıyla ve Epstein skandalıyla birlikte Batı'da bunun zemini belirmeye başlamıştır.

İsrail meczubu Mike Huckabee Yahudileri 'Tanrı'nın göz nuru/ göz aydınlığı' olarak tasvir etmiştir. Halbuki Kur'an'a kulak verseydi doğrusunu duyardı: Tevrat (aslı itibarıyla) hidayet ve nur kandilidir, kaynağıdır. Nur olan Yahudiler değil aslını yitirdikleri Tevrat'tır. Mike Huckabee halt etmiş yani işi birbirine karıştırmış. Babiliğin kadın dailerinden Zerrintac da Kurretü'l Ayn olarak nitelendiriliyordu. Nitekim onlar da İsrail'in hizmetine girmiş bir topluluktur.

© Timeturk

Ahlaksızlar, şerliler ittifakı

Donald Trump'ın iki devresinde de ABD'yi İsrail'de Yahudiler ve ortakları Evanjelikler temsil ediyor. Bunlar adaletten ve ahlaktan nasibini almamış ham ervah olarak anılan zümrelerdir. Fazilet ve erdemden yoksun bir dini söylem tutturmuş gidiyorlar!

Müslümanlar için bazen gündeme getirilen 'dini söylemin yenilenmesi' tabiri ve ihtiyacı fazlasıyla onlar için geçerlidir! İsrail ile ya da Yahudi Siyonistlerle Hıristiyan Siyonistlerin ittifakını erdemsizler ve ahlaksızlar ittifakı olarak tanımlayabiliriz. Gazze sahnesi bu zalimler ittifakını kuvveden fiile çıkardı.

Trump'ın ilk döneminde David Friedman adlı Ortodoks kökenli bir Yahudi ABD yönetimini İsrail'de büyükelçi olarak temsil ediyordu. Elbette İsrail yanlısı yaklaşımları benimsiyor ve seslendiriyordu. Evanjelik kökenli yeni büyükelçi Mike Huckabee ise selefine tüy dikti ve Türkiye'nin bazı parçaları da dahil olmak üzere bölgeyi İsrail'e peşkeş çekti.

Dini olarak Nil'den Fırat'a kadar olan bölgenin İsrail'in dini hakkı olduğunu ve ilhak edebileceğini savundu. Ateşe benzinle gitti. İsrail muhalefet lideri Yair Lapid gibi fırsatçılara malzeme temin etti. Gazze'deki soykırımı da yine dini kılıfla aklamaya çalıştı. Kısaca ona göre goyimler (Yahudi olmayanlar) Yahudilere hizmet için yaratılmışlardır.

Bu skandal sözleri aklı başında olan birisi söyleyebilir mi? Bunlar Allah'a inanmazlar ama Yahudilerin üstünlüğüne inanırlar. Son derece küstahtırlar. Allah'ın yerine Yahudileri koyuyorlar! Bu adamlar ahlak veya adalet tanır mı? Dolayısıyla bunların temsil ettiği ittifaka ancak zulüm ittifakı veya erdemsizler veya şerliler ittifakı denebilir.

ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a söyledikleri bunu göstermektedir. Belki Epstein skandalındaki yaralarını sarmak için BAE bile bu söylem karşısında ses verdi ve sahteden de olsa gürledi.

4fb840c0-0523-471b-8016-2a601a85c4b3_1292x730

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği röportajda, Gazze'de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırımda çocukların öldürülmesini ve "Tevrat'a dayalı Büyük İsrail" görüşünü savundu.

Gazeteci Tucker Carlson:

— "Nil'den Fırat'a kadar olan topraklar" deniyor ki bu da temelde tüm Orta Doğu'dur.

— Yani Tanrı o toprakları 'halkına', Yahudilere verdi ya da vermedi. Siz verdiğini söylüyorsunuz. Bu ne anlama geliyor? İsrail'in o topraklarda hakkı var mı?

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee:

— Şimdi bahsettiğimiz bu özel bölge İsrail, Tanrı'nın İbrahim aracılığıyla seçtiği bir halka verdiği bir topraktır.

— (Nil'den Fırat'a kadar olan topraklar) Hepsini alsalar iyi olurdu.

Tucker Carlson mesela İsrail Başbakanı Netenyahu'nun Polonya kökenli olduğunu ve bu topraklarla ilişkisi olmadığını bilakis Yahudi değil Yahudileşmiş unsurlardan olduğunu hatırlatıyor.

Başka toprakların insanlarının bölgede ne işe var demeye getiriyor. Eşkinazi Yahudilerin soyunun genellikle Hazar Türklerine dayandıkları bir gerçektir. Bu anlamda damat Jared Kushner ile özel temsilci Witkoff Netanyahu gibi Doğu Avrupa kökenli Yahudilerdir. 12 kabile ile alakaları yoktur. Bu nedenle de onlar 13'üncü Kabile unsurları yani uyduruk sahte Yahudiler olarak nitelendirilmişlerdir.

Polonya kökenli olan Netanyahu'nun Arz-ı Mev'ud ile alakasını sorması üzerine Mike Huckabee soruyu anlayamadığını söylemiştir. Kesinlikle bu gibi Evanjelikler İsrail karşısında kraldan fazla kralcı bir tutum sergilemektedir. Bu akım 1970'li yıllardan beri ABD'de serpilmeye başlamış ve Reagan ile ete kemiğe bürünmüştür. Siyonist Yahudiler ile Hıristiyan Siyonistler kardeştir ve ittifakları dünyanın ve özellikle de bölgenin başına bela kesilmiştir.

israil_4

Bunlar Musa'nın değil Samiri'nin peşinden gidiyorlar!

Onlara karşı erdemliler ittifakı kurulması elzem hale gelmiştir. Bu karmaşa bloklar mücadelesiyle çözülür. Gazze soykırımıyla ve Epstein skandalıyla birlikte Batı'da bunun zemini belirmeye başlamıştır.

İsrail meczubu Mike Huckabee Yahudileri 'Tanrı'nın göz nuru/ göz aydınlığı' olarak tasvir etmiştir. Halbuki Kur'an'a kulak verseydi doğrusunu duyardı: Tevrat (aslı itibarıyla) hidayet ve nur kandilidir, kaynağıdır. Nur olan Yahudiler değil aslını yitirdikleri Tevrat'tır. Mike Huckabee halt etmiş yani işi birbirine karıştırmış. Babiliğin kadın dailerinden Zerrintac da Kurretü'l Ayn olarak nitelendiriliyordu. Nitekim onlar da İsrail'in hizmetine girmiş bir topluluktur.

© Timeturk

Oyuncu İbrahim Yıldız hayatını kaybetti

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Orta Mahalle Nur Sokak'ta meydana gelen olayda, şiddetli rüzgar nedeniyle devrilen ağacın altında kalan Yıldız, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Genç oyuncu, Kartal'daki bir hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınmıştı.

1189928

Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan İbrahim Yıldız'ın akşam saatlerinde hayatını kaybettiği öğrenildi.

1189929

Edinilen bilgilere göre, yakın arkadaşları Burak Can ve Caner Topçu, Yıldız'ı ziyaret etmek üzere hastaneye gitti. Ancak iki isim, hastaneye ulaştıkları sırada acı haberi aldı.

İbrahim Yıldız'ın cenazesinin, düzenlenecek törenin ardından son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi.

© Timeturk

İstanbul'da geçtiğimiz 15 Ağustos'ta şiddetli rüzgarın etkisiyle devrilen bir ağacın altında kalarak ağır yaralanan 27 yaşındaki oyuncu İbrahim Yıldız, hayatını kaybetti.

Bakırköy'de Konaklama Trendi Değişiyor: Otellerden Günlük Kiralık Evlere Geçiş Hızlandı

Özellikle İstanbul Fuar Merkezi'ndeki etkinlikler ve bölgedeki hastanelere yapılan sağlık ziyaretleri sebebiyle ilçeye gelenler, ev konforunu arıyor. Kendi yemeğini yapabilme özgürlüğü ve geniş yaşam alanları, aile seyahatlerinde günlük kiralık evleri çok daha ekonomik ve cazip bir seçenek haline getiriy

Uzmanlardan Kayıt dışı İşletme Uyarısı

Giderek artan bu talebin sektörde merdiven altı işletmeleri de çoğalttığına dikkat çeken uzmanlar, tüketicileri uyarıyor. Sadece internetteki fotoğraflara aldanarak yapılan rezervasyonlar; hijyen standartlarını karşılamayan odalar, güvenlik açıkları ve iletişim kurulacak muhatap bulunamaması gibi büyük mağduriyetlere yol açabiliyor. Bakırköy gibi trafik ve otopark sorununun yoğun yaşandığı merkezi ilçelerde, lokasyon ve ulaşım imkanları doğrulanmamış ilanlar tatil veya iş seyahatlerini kabusa çevirebiliyor.

WhatsApp Image 2026-02-28 at 00.42.09 (1)

Güven Açığını Kurumsal Platformlar Kapatıyor

Sektör temsilcileri, bu tür mağduriyetlerin önüne geçmek için kurumsal altyapıya sahip, düzenli dezenfeksiyon sağlayan ve belirli bir bölgede uzmanlaşmış platformların tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Otopark sorunu çözülmüş, Marmaray ve metro gibi toplu taşıma ağlarına yürüme mesafesinde olan ve profesyonel otelcilik standartlarını ev konseptiyle birleştiren yerel işletmeler bu süreçte ön plana çıkıyor. Örneğin, doğrudan ilçe merkezli operasyon yürüten ve bölgesel uzmanlığıyla dikkat çeken Zeugma Suit'e ait bakirkoygunlukkiralikev.org gibi platformlar, yasal standartları karşılaması ve şeffaf hizmet politikasıyla sektördeki güven açığını kapatan başarılı örnekler arasında gösteriliyor.

İstanbul seyahatlerinde zaman kaybetmek istemeyenler için günlük kiralık daireler avantajlı bir alternatif olmayı sürdürüyor. Ancak uzmanların altını çizdiği en temel kural, konaklama tercihinin mutlaka dijital ayak izi sağlam, muhatabı belli ve denetlenebilir sistemler üzerinden yapılması.

İLANDIR

© Timeturk

İstanbul'un en yoğun sağlık, ticaret ve ulaşım merkezlerinden biri olan Bakırköy'de ziyaretçilerin konaklama tercihleri ciddi bir değişim geçiriyor. Artan maliyetler ve değişen tüketici alışkanlıkları, rotayı standart otel odalarından tam donanımlı ve bağımsız günlük kiralık dairelere çevirdi.

Deniz Feneri Derneği'yle Ramazan'da paylaşmanın adı: Umudu Büyütmek

Kurulduğu günden bu yana insani yardım çalışmaları yürüten Deniz Feneri Derneği, bu yıl Ramazan faaliyetlerini “Ramazan'da sofranı paylaş” düsturuyla sürdürüyor.

Ramazan boyunca; iftar sofraları, zekât, fitre, fidye, gıda paketi ve bayramlık elbise organizasyonlarıyla 1 milyonun üzerinde ihtiyaç sahibine ulaşılmayı hedefliyor.

RAMAZAN GAZZE'YE UMUT OLSUN…

7 Ekim 2023'ten bu yana soykırımla karşı karşıya kalan Gazze'deki siviller hayatta kalma mücadelesi veriyor. Deniz Feneri Deneği bu zor şartlar altında yaşayan Gazzeliler için seferber oldu.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.02

GAZZE'DE RAMAZAN: ÇADIR KENTLER, SICAK YEMEK, İFTAR SOFRALARI

Dernek Gazze'de evleri yıkılan aileler için çadır kent kurmaya devam ediyor.

Öte yandan Gazze'de kurulan aş evi ile günde 50 bin kişiye sıcak yemek ve ekmek ulaştırılacak. Dernek ayrıca Gazze'de günlük 100 in kişiye iftar veriyor.

Ramazanda 100 bin aileye gıda kolisi dağıtımları başladı.

Sahur programlarıyla da ihtiyaç sahipleri yalnız bırakılmayacak.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.01 (4)

3 KITADA 30 ÜLKEDE RAMAZAN ÇALIŞMASI

Deniz Feneri Derneği'nin yardımları yalnızca Gazze ile sınırlı değil. Afrika, Asya, Orta Doğu ve Balkanlar dâhil olmak üzere 3 kıtada 30 ülkede yardıma muhtaç insanlara ulaşıyor.

Denek Ramazan boyunca Benin, Çad, Kamerun, Mali, Sierra Leone, Somali, Sudan, Tanzanya, Togo, Uganda başta olmak üzere 30 ülkede gıda kolileri dağıtacak.

Ayrıca Benin, Burkina Faso, Çad, Fildişi Sahili, Gana, Kamerun, Mali, Nijer, Nijerya, Sierra Leone, Somali, Tanzanya, Togo, Uganda, Afganistan, Bangladeş, Filipinler, Lübnan, Pakistan, Sri Lanka, Tayland ve Yemen'de iftar sofraları kuruluyor.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.01

15 RAMAZAN: YETİMLER GÜNÜ

Deniz Feneri Derneği bayramda çocukları da unutmayacak. Ramazan boyunca yurtiçi ve yurtdışında on binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafet ulaştırılacak.

Bir çocuğun bayramlık ihtiyacı 1950 TL bağış ile karşılanabiliyor.

Dernek, 15 Ramazan'da “İslam Dünyası Yetimler Günü” kapsamında 30 ülkede yetim sofraları kurulacak, bayramlık ve yetim harçlığı dağıtacak.

SURİYE'DE YARDIMLAR DEVAM EDİYOR

Deniz Feneri Derneği, Suriye'de Şam ve Halep'te açılan aş evi ve ücretsiz giyim mağazalarıyla binlerce savaş mağduru kişiye destek sağlıyor. Yine Suriye'de de bayramlık kıyafetler, yetim harçlıkları ve hediye paketleri çocuklara ulaştırılacak.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.02 (2)

ADAK, AKİKA VE ŞÜKÜR KURBAN BEDELLERİ

Yurt içi adak kurbanı: 16.500 TL

Yurt dışı adak kurbanı: 4.700 TL

Kesilen kurbanlar ihtiyaç sahibi, dul, yetim ve muhtaç ailelere ulaştırılıyor.

FİTRE VE BAĞIŞ SEÇENEKLERİ

“FITRE” yazıp 5407'ye SMS göndererek 240 TL

5560 bağış hattına 1 SMS ile 50 TL

Daha yüksek tutarlı bağışlar internet sitesi, banka hesapları veya 0212 414 60 60 numaralı çağrı merkezi üzerinden yapılabiliyor.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.01 (5)

BU KUTLU AYDA NEFİS MUHASEBESİ YAPARAK, YARDIMA MUHTAÇLARA ULAŞALIM

Deniz Feneri Derneği Genel Başkan Mehmet Cengiz, gazetemiz aracılığıyla yayınladığı mesajda şu ifadelere yer verdi: “Bu kutlu ayda nefis muhasebesi yaparak kulluğumuzu gözden geçirip muhtaçlara elimizi ve gönlümüzü açacağız. Filistin'de zulüm altında Ramazan'a giren kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyor, tüm İslam âlemine birlik ve beraberlik diliyorum.”

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.02 (1)

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.01 (3)

WhatsApp Image 2026-02-27 at 23.07.01 (2)

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

Deniz Feneri Derneği, mübarek Ramazan ayında Türkiye'den dünyaya uzanan büyük bir iyilik seferberliği başlattı. Deniz Feneri Derneği, başta Gazze olmak üzere, 3 kıtada 30 ülkede on binlerce ihtiyaç sahibine ulaşılmayı hedefliyor. Dernek, Ramazan boyunca; iftar sofraları, zekât, fitre, fidye, gıda paketi ve bayramlık elbise organizasyonlarıyla 1 milyon kişiye yardımları ulaştırıyor.

Bill Clinton, Epstein soruşturmasında ifade verdi

Eski ABD Başkan Bill Clinton, cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ABD'li milyarder Jeffrey Epstein ile olan bağlantılarına ilişkin olarak ABD Temsilciler Meclisi'nin Denetim Komitesi üyelerine vereceği ifade öncesinde, oturumun açılışında yapmayı planladığı konuşmayı paylaştı.

New York şehrinin kuzeyinde küçük bir yerleşim yeri olan Chappaqua'da Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi üyeleri ile basına kapalı olarak gerçekleştirilecek toplantı öncesinde yayınladığı açıklamada Clinton, Epstein ile tanışıklığının kısa sürdüğünü ve suçları gün yüzüne çıkmadan yıllar önce sona erdiğini söyledi.

AW651437_01

Sosyal medya hesabından paylaştığı açılış konuşmasında Clinton, "Sınırlı etkileşimimiz sırasında gerçekte neler olup bittiğine dair herhangi bir işarete şahit olmuşluğum yok. Fakat yine de bugün, bildiğim kadarıyla katkı sağlamak için burada bulunuyorum" dedi.

Oturum için hazırladığı konuşmada Clinton, "Öncelikle, Epstein'in işlediği suçlar hakkında hiçbir bilgim yoktu. Bana kaç fotoğraf gösterirseniz gösterin, günün sonunda sizin o 20 yıllık fotoğraflara ilişkin yorumlarınızdan daha önemli olan iki şey var. Ben, neyi gördüğümü ve daha da önemlisi, neyi görmediğimi biliyorum. Ben ne yaptığımı ve daha da önemlisi, ne yapmadığımı biliyorum. Hiçbir şey görmedim ve yanlış olan hiçbir şey yapmadım" ifadelerini kullandı.

"Yaptıklarının en ufak bir emaresini hissetmiş olsaydım, uçağına asla binmezdim"

2002 ve 2003'te Clinton Vakfı kapsamındaki seyahatler için Epstein'in uçağıyla seyahatler gerçekleştirdiği bilinen Clinton, "Aile içi şiddet yaşanan bir evde büyümüş biri olarak, eğer yaptıklarının en ufak bir emaresini hissetmiş olsaydım, onun uçağına asla binmezdim" dedi.

Kendisine sorulacak birçok şeyi hatırlamayacağını tahmin ettiğini de ifade eden Clinton, "Bunların hepsi çok uzun zaman önceydi" dedi.

1440x810_cmsv2_98e6810c-c0b8-5bba-aa29-6553c175dfa0-9636094

"Hillary'nin Epstein ile hiçbir şekilde hiçbir ilgisi yok"

Ayrıca komitenin eşi Hillary Clinton'ın da ifadesini almış olmasına tepki gösteren eski Başkan Clinton, "Onun Jeffrey Epstein ile hiçbir şekilde hiçbir ilgisi yok. Onu tanıdığına ilişkin bir anısı bile yok. Ne onunla seyahat etti ne de mülklerinden birini ziyaret etti. On bin kişinin ifadesini alacak bile olsanız, onu buna dahil etmek asla doğru değildi" ifadelerini kullandı.

bill-clinton-en-jeffrey-epstein

Clinton-Epstein ilişkileri

ABD Adalet Bakanlığı'nın aralık ayında Şeffaflık Yasası kapsamında yayınladığı milyonlarca yeni belge arasında eski Başkan Bill Clinton'ın Epstein ve partneri Ghislaine Maxwell ile birlikte çekilmiş tarihsiz fotoğrafları da yer almıştı.

Batı dünyası genelinde siyasetçi ve nüfuz sahibi iş insanlarıyla gayrimeşru menfaat ilişkileri kuran Jeffrey Epstein, 2019'da çocuklara yönelik cinsel istismar amaçlı insan kaçakçılığı suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Epstein, tutuklanmasından haftalar sonra New York'taki bir hapishanede intihar ederek hayatına son vermişti.

Eski Başkan Clinton'ın Epstein ile 1990'lı yıllarda başlayan ve yaklaşık 2003'e kadar devam eden bir dostluk ilişkisi kurduğu belgelerle ortaya konulmuştu. Cinsel istismar suçlusu Epstein, Clinton'ın başkanlığı döneminde Beyaz Saray'ı ziyaret etmişti. Clinton, Epstein'in komplo teorilerine konu olan adasını hiçbir zaman ziyaret etmediğini açıklamıştı.

Eski Başkan Clinton'ın eşi eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dün komite üyelerine ifade vermiş ve saatler süren oturumda, "Bay Epstein ile karşılaştığımı hiç hatırlamıyorum. Uçağına binmedim ve adasına, evine ya da ofisine hiç gitmedim" ifadelerini kullanmıştı.

© Timeturk

ABD'nin eski Başkanı Bill Clinton, pedofili suçlusu ABD'li milyarder Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında Kongre üyelerine yapacağı açılış konuşmasını paylaşarak, 'Hiçbir şey görmedim, yanlış olan hiçbir şey yapmadım' dedi.

Trabzonspor bomboş tribünler önünde kazandı

STAT: Papara Park

HAKEMLER: Ali Yılmaz, Esat Sancaktar, Murat Ergin Gözütok

1189748

TRABZONSPOR: Onana - Ozan Tufan, Savic, Nwaiwu (Dk. 73 Lovik), Batagov, Oulai (Dk. 88 Pina), Bouchouari (Dk. 46 Okay Yokuşlu), Muçi, Augusto (Dk. 46 Zubkov), Mustafa Eskihellaç ( Dk. 73 Nwakaeme), Onuachu

1189746

FATİH KARAGÜMRÜK: Grbic - Esgaio, Biraschi, Lichnovsky, Mladenovic, Kranevitter (Dk. 46 Berkay Özcan), Bartuğ Elmaz, Verde, Serginho (Dk. 76 Çağtay Kurukalıp), Babicka (Dk. 76 Traore), Larson (Dk. 62 Tiago Çukur)

GOLLER: Dk. 20 Onuachu, Dk. 47 Nwaiwu, Dk. 50 Nwaiwu (Trabzonspor) - Dk. 29 Verde (Fatih Karagümrük)

SARI KART: Ozan Tufan (Trabzonspor) - Anıl Çınar (Fatih Karagümrük)

1189744

Süper Lig'in 24'üncü haftasında Trabzonspor sahasında ağırladığı Misirli.com.tr Fatih Karagümrük'ü 3-1 mağlup etti.

4'üncü dakikada Mladenovic'in pasında topla buluşan Babicka vuruşunda kaleci Onana gole izin vermedi.

20'nci dakikada Trabzonspor öne geçti. Sağ taraftan Ozan Tufan'ın ortasında ceza sahasında Onuachu kafa vuruşunda top ağlarla buluştu: 1-0.

29'uncu dakikada konuk ekip eşitliği yakaladı. Larson'un pasında, Bouchouari'nin dokunduğu top ceza sahası içinde Verde'nin önünde kaldı. Verde'nin vuruşunda top ağlarla buluştu. 1-1.

32'nci dakikada Muçi'nin ortasında ceza sahasında Onuachu'nun kafa vuruşunda kaleci Grbic topu kontrol etti.

35'inci dakikada Fatih Karagümrük Teknik direktörü Aleksander Stanojevic, Kranevitter'in yerine Berkay Özcan'ı oyuna sokmak istedi. 4'üncü hakemin tabelada değişikliği göstermesine rağmen Kranevitter oyundan çıkmak istemedi ve değişiklik iptal edildi.

Karşılaşmanın ilk yarısı 1-1'lik eşitlik ile tamamlandı.

1189838

47'nci dakikada ev sahibi ekip bir kez daha öne geçti. Muçi'nin kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içinde Ozan Tufan kafa ile arkaya aşırttı. Nwaiwu kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-1.

50'nci dakikada Trabzonspor farkı 2'ye çıkarttı. Muçi'nin kullandığı kornerde bu kez Onuachu kafa ile araya aşırttı. Direk dibindeki Nwaiwu kafa vuruşunda top filelerle buluştu: 3-1.

75'inci dakikada topla birlikte ceza sahasına giren Babicka'nın vuruşunda top üstten auta gitti.

84'üncü dakikada Bartuğ Elmaz'ın ceza sahası dışından yaptığı vuruşu kaleci Onana kurtardı.

1189752

Karşılaşma ev sahibi ekip Trabzonspor'un 3-1'lik üstünlüğü ile tamamlandı.

TEKKE'DEN İKİ DEĞİŞİKLİK

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke 2-1 kazanılan Gaziantep FK karşılaşmasının ardından ilk 11'de iki değişiklik yaptı. Sakatlığı bulunan Folcarelli maç kadrosunda yer almazken, Pina ise maça yedek kulübesinde başladı. Bu isimlerin yerine Bouchouari ve Ozan Tufan ilk 11'de şans buldu.

TRABZONSPOR TARAFTARI İLGİ GÖSTERMEDİ

Bordo-mavili taraftarlar, Trabzonspor'un Fatih Karagümrük'ü konuk ettiği karşılaşmaya ilgi göstermedi. Papara Park tribünlerinde büyük boşluklar olması dikkatlerden kaçmadı. Öte yandan deplasman tribününde de hiçbir taraftar mücadeleyi takip etmedi.

DHA

© Timeturk

Süper Lig'in 24'üncü haftasında Trabzonspor sahasında ağırladığı Misirli.com.tr Fatih Karagümrük'ü 3-1 mağlup etti. Maç boyu tribünlerdeki büyük boşluk dikkat çekti.

Ayasofya'nın altındaki 1600 yıllık sır ortaya çıktı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii'nde yürütülen restorasyon çalışmaları ilgili basın açıklaması yaptı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde düzenlenen açıklamada Bakan Ersoy'a İstanbul Valisi Davut Gül, Ayasofya Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ahmet Güleç, Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten eşlik etti.

"Kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık"

Restorasyon sürecinde 11 bin metrekare iskele kurulumu yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya'nın kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık. Minare altındaki galeri giriş bölgesinde ise çelik platform sistemi oluşturduk. Yaptığımız araştırma raspaları ve malzeme analizleri sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvalar tespit ettik. Yaklaşık 2 bin 800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Halihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz" dedi.

aw651088_07

"Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık"

Restorasyonda aslına uygun malzemelerin kullanıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Merkez laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de bilim heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık. Elbette yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirdik. 5 bin 200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı" şeklinde konuştu.

Bakan Ersoy, çalışmalar hakkında bilgi verdi

Konuşmasına devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Minareler ve kubbe üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Statik analizlerimiz doğrultusunda kuzeydoğu minaresinde, şerefe altında belli bir seviyeye kadar kontrollü söküm gerçekleştirdik. Sökülen taşları tek tek belgeledik ve kullanılabilir olanları özgün yöntemlerle onarıp yine kendi yerlerinde kullandık. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerini de tamamladık. Şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarını yaptık. Yine bakır alem onarımı ve altın varak kaplama işlerini tamamladık. Yüzey temizliğini de gerçekleştirdik. Şu anda külah kaplama ve kurşun işlerine devam ediyoruz. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarını da eş zamanlı şekilde gerçekleştirdik. Burada da çimento esaslı uygunsuz müdahaleleri temizleyip, taş onarımlarını yaptık. Derz ve kozmetik onarım çalışmalarına devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

aw651088_01

"Ayasofya Kebir Camii'nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri"

Cami içinde kurulan 43 buçuk metre yüksekliğindeki iskelenin kurulumu için gerekli testlerin yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya Kebir Camii'nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri. Buradaki çalışmalarda da her adımı bu bilinçle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırırken, iç mekandaki mozaiklerin ve yapının hava şartlarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projelerini hazırlattık ve onayını aldık. İç mekanda da çelik platform kurulumunu tamamladık. Tabi bir kez daha altını özellikle çiziyorum; 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirdik. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçtik. Hiçbir işi bilimsel tetkikleri gerçekleştirmeden ve çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz" ifadelerini kullandı.

Restorasyon çalışmalarında yer altı tünelleri ortaya çıktı

Restorasyon esnasında ortaya çıkan yer altı tünellerindeki çalışmalara ilişkin de konuşan Bakan Ersoy, "Ayasofya Camii'nin yer altı tünelleri ve hipoje yani yer altı mezar yapısı da çok konuşuldu. Dolayısıyla bu alanlarda yaptığımız etüt ve temizlik çalışmalarına da değinmek isterim. Zira spekülasyonlara meydan vermemek için halkımızın ve ilgi duyan herkesin doğru şekilde bilgilendirilmesini çok önemli buluyorum. Halihazırda batı bahçe ve kuzey cephe vezir bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Batı bahçede mekan 1, mekan 2 ve mekan 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdik. Mekan 1'de, 31 Ocak-10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2'de ise 12 Mart 2025'te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla mekan 3'te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz" diye konuştu.

"Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik"

Tünellerden toprak dolgunun çıkarıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Üç farklı mekandaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe'de sürdürülen çalışmalarla bu mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir bahçede yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

"Sultanahmet Camisi'nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik"

Sultanahmet Camii'ndeki restorasyon çalışmalarının sonlandırıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya gibi yine İstanbul'un ve tarihimizin göz bebeği olan Sultanahmet Camisi'nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Fiilen 2018 yılında başlattığımız restorasyon ve konservasyon çalışmalarının öncesine baktığımızda, ya deprem afetleri ardından yapılmış olan acil müdahaleleri ya da bütçe kapasitelerine bağlı olarak kısmi alanları kapsayan uygulamaları görüyoruz. Biz ise bu kutlu mabedi ibadete ve ziyarete kapatmadan, ifade ettiğim gibi en kapsamlı çalışmaları gerçekleştirdik" dedi.

"Bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk"

Sultanahmet Camii'ndeki restorasyonda bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurulduğunu söyleyen Bakan Ersoy, "Caminin harim kısmında, yaklaşık bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk. Bu şekilde ana kubbe kotuna ulaştık. 6 minarenin yapısal onarımlarını gerçekleştirdik; külah ve korkuluklara da gerekli müdahaleleri detaylı şekilde yaptık. Caminin üstünü örten, yaklaşık 400 ton kurşun kaplama ile kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minare gibi elemanlarda bulunan tüm âlemlerin altın kaplamalarını yeniledik. Dış ve iç cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ve sağlamlaştırma çalışmaları yaptık" şeklinde konuştu. Bakan Ersoy konuşmasının ardından bilim kurulu üyelerinden restorasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı. Bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Güleç, "Çeşitli yöntemler tartışıldı, son olarak bu yönteme karar verildi. Çünkü, hem üst örtünün korunması hem de üst örtünün kurşunu açıldıktan sonra altında temizlikler yapılacak. Bir takım statik sağlamlaştırmalar yapılacak. Bu sağlamlaştırmaları yaparken içteki mozaiklerimize herhangi bir hasar gelmemesi ya da herhangi bir şey olduğu anda müdahale edilmesi için içeriye platform kurulması elzem oldu" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Ayasofya Kebir Camii'nin altında ortaya çıkan 7 adet tünelin son hallerinin resmedildiği görselleri Bakan Ersoy ve basın mensuplarına tanıttı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, tünellerin 1600 yıllık tarihe sahip olduğunu söyledi.

İHA

© Timeturk

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii'nde çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya'daki çok katmanlı restorasyonun ise sürdüğünü açıkladı. Öte yandan Ayasofya Kebir Camii'nin altında 1600 yıllık 7 adet tünelin ortaya çıkarıldığı öğrenildi.

Çalışıyormuş gibi yapan polis ihraç edildi

Avon ve Somerset Polisi bünyesinde görev yapan ve kimliği "Sergeant X" (Çavuş X) olarak gizli tutulan memurun, Bristol yakınlarındaki Portishead'de çarşamba günü gerçekleştirilen disiplin kurulunda işine son verildi. Kurul kararıyla memur, polislikten ve diğer kolluk kuvvetlerinden ömür boyu men edildi.

Tuş vuruşları ele verdi

Emniyetin mesleki standartlar departmanı tarafından yapılan veri incelemesinde, Sergeant X'in bilgisayarındaki tuş vuruşu sayısının 2024 yılında anormal derecede yüksek olduğu tespit edildi.

Haziran 2024'te başlatılan soruşturma kapsamında, memurun 2025 yılının nisan ve mayıs aylarındaki mesailerinde tuş vuruş sayısının, benzer görevdeki meslektaşlarına oranla 3 ila 8 kat daha fazla olduğu ortaya çıktı.

İfadesinde suçlamaları kabul eden memur, özel hayatında zorluklar yaşadığı bir dönemde bilgisayarın kapanmasını önlemek ve çağrıları ayrı bir ekrandan izleyebilmek için klavyenin köşesine bir fotoğraf çerçevesi yerleştirdiğini itiraf etti.

"Güven suistimal edildi"

Disiplin kurulu başkanı eski Emniyet Müdür Yardımcısı Craig Holden, memurun davranışının "ağır kusur" teşkil ettiğine hükmetti. Mesleki Standartlar Departmanı Başkanı Larisa Hunt ise konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

"Bir memurun, sanki çalışıyormuş gibi görünmek için kendisine duyulan güveni suistimal etmesi, kasten ve hileli bir şekilde hareket etmesi kabul edilemez. Bu tür davranışlar sadece emniyet teşkilatına gölge düşürmekle kalmaz, halkın bize olan güvenini de sarsar."

Sergeant X, amirinin kendisini işten çıkarmak için baskı kurduğunu ve bu korkuyla hareket ettiğini savunsa da kurul, bu iddiayı destekleyecek bir kanıt bulunmadığını belirtti.

Independent

© Timeturk

İngiltere'de bir polis memuru, evden çalıştığı sırada bilgisayarının 'uyku moduna' geçmesini engellemek için klavye tuşlarının üzerine bir fotoğraf çerçevesi koyarak çalışıyormuş izlenimi verdiği gerekçesiyle görevden ihraç edildi.

Beyne verilen elektrik bencilliği azaltabilir mi?

Araştırma kapsamında 44 gönüllüden, kendileri ile anonim bir ortak arasında belirli bir miktar parayı nasıl paylaştıracaklarına karar vermeleri istendi.

Deney sırasında beynin ön ve arka kısımlarında yer alan frontal ve paryetal bölgelere elektrik akımı uygulandı. Bu iki bölge aynı anda uyarıldığında, katılımcıların daha fazla para paylaştığı gözlemlendi.

Deneyi yürüten isimlerden Profesör Christian Ruff, etkilerin çok büyük olmasa da tutarlı olduğunu ve istatistiksel olarak bireylerin paylaşma isteğinde bir artış gördüklerini belirtti.

Davranış değişikliği ve tedavi umudu

Araştırmacılar, elde edilen bulguların temel insan davranışlarının arkasındaki mekanizmaları aydınlatmanın yanı sıra bazı beyin bozukluklarının tedavisinde de yararlı olabileceğini öngörüyor. Profesör Ruff, başkalarının bakış açısını dikkate alamayan ve sürekli bencilce davranan sosyal davranış bozukluklarına sahip kişilerde bu yöntemin kullanılabileceğini ifade etti.

Deneyde gözlemlenen etkiler kısa süreli olsa da uzmanlar, uzun vadeli bir değişim için uygulamanın tekrarlanması gerektiğini vurguluyor. Ruff, bu durumu spora gitmeye benzeterek, tek bir antrenmanın vücudu değiştirmeyeceğini ancak düzenli tekrarın kalıcı sonuçlar doğuracağını belirtti.

Empati ve karar verme mekanizması

Bu çalışma, katılımcıların para paylaşma oyunu sırasında beyin aktivitelerinin izlendiği önceki bir araştırmaya dayanıyor. Önceki çalışmada, daha fazla para paylaşıldığında beynin karar verme ve empati bölgelerinin aynı frekansta "iletişim kurduğu" tespit edilmişti. Yeni deneyle birlikte, dışarıdan müdahale ile bu bölgeler arasındaki iletişimin tetiklenebileceği ve insanların daha özverili kararlara yönlendirilebileceği kanıtlanmış oldu.

Araştırma ekibinden Dr. Jie Hu, çalışmanın en yeni yanının neden-sonuç ilişkisini ortaya koyması olduğunu söyledi. Hu, hedeflenmiş ve cerrahi müdahale gerektirmeyen bir stimülasyonla belirli bir beyin ağındaki iletişimin değiştirilmesinin, insanların kendi çıkarları ile başkalarının çıkarları arasındaki dengeyi nasıl kurduklarını doğrudan etkilediğini vurguladı.

BBC

 

© Timeturk

Zürih Üniversitesi'nde yürütülen yeni bir araştırma, beynin iki farklı bölgesini uyararak, insanların daha az bencil olmalarını sağlamanın yolunu buldu.

Bakan Kurum: 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük

'Yüzyılın Konut Projesi 500 Bin Sosyal Konut Ev Sahibi Türkiye' kapsamında Edirne'de 2 bin 530 konutun kura çekimi gerçekleştirildi. Mimar Sinan Spor Salonu'nda gerçekleştirilen kura çekimine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Vali Yunus Sezer, Belediye Başkanı Filiz Gencan, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, TOKİ Başkanı Mustafa Levent Sungur, davetliler ile vatandaşlar katıldı.

1189453

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, törende yaptığı konuşmada, 500 bin sosyal konut seferberliğinin Edirne ayağında, 2 bin 530 yeni yuvanın kura heyecanını yaşadıklarını belirterek, "Şunu tüm kalbimle söylüyorum. Bu güzel şehir için ne yapsak az. Çünkü burası, tarihiyle, tarımıyla, ticaretiyle Türkiye'nin geleceğidir, Türk milletinin göz bebeğidir. İstiyoruz ki Edirne'miz, şanına yakışır bir şehir olsun, istikbale güvenle yürüsün. Hamdolsun bu dileğimizi de sözde bırakmıyoruz. Bugün Edirne'nin hangi mahallesine baksanız konuttan altyapıya, çevreden ulaşıma, sosyal donatılardan yeşil alanlara kadar yükselen bir eserimizi görürsünüz. TOKİ'miz eliyle yaptığımız konutları, çocuklarımızın neşeyle gittiği okulları, büyüklerimizin huzurla namaza durduğu camileri, esnafımızın 'Bismillah' diyerek açtığı dükkanları görürsünüz. Çünkü biz, Edirne'mize çeyrek asırda 43 milyar liralık yatırım yaptık. Bununla birlikte 27 milyar liralık yatırımımıza da devam ediyoruz" dedi.

1189451

Edirne'ye 8 bin 597 konutu eğitimi, sağlık ve sosyal donatılarıyla birlikte şehre kazandırdıklarını belirten Bakan Kurum, "Bugün de yenilerini eklemek için kolları sıvıyoruz. 'Sular Kenti Edirne'deki, '3 Nehir 1 Şehir' projemizle, yerli ve yabancı binlerce turist için cazibe merkezi haline getirdiğimiz devasa alanı şehrimize kazandırdık. Meriç Nehri kenarında yürüyüş ve bisiklet yolları, kano alanları, kıraathaneler, kütüphaneler ve sosyal alanlara kadar; 7 gün 24 saat hizmet verebilen birçok hizmeti sizlere sunduk. 600 bin metrekarelik alana sahip bu projemizle beraber, Selimiye Cami'mizin meydan ve çevresindeki alanı da yeniden ihya ettik. Selimiye Cami'mizin silüetini koruyan, yeşil alanlarıyla, aydınlatmasıyla, zemin düzenlemeleriyle uzun yıllardır atıl durumda olan bu bölgeyi yaya odaklı, modern ve ferah bir görünüme kavuşturduk. Selimiye Cami'nin ihtişamını, projemizin her santimine yansıttık. Edirne deyince akla gelen ilk yerlerden olan Saraçlar Cadde'mizi de unutmadık. Burada da eser siyasetinin mührünü caddemizin her yerine nakşeden sokak sağlıklaştırma çalışmamızı yaptık, caddemizi ışıl ışıl, capcanlı bir görünüme kavuşturduk. Tarihi tescilli binalarımızı aslına uygun restore ederek o eserlerimizin güzelliğini gün yüzüne çıkardık. Durmadık, durmayacağız. Edirne'mize nefes aldıracak, 555 bin metrekarelik alana sahip Keşan'daki Büyükcami Mahallesi ve Söğütlük Millet bahçelerimizi de hemşerilerimizin hizmetine sunuyoruz. Ayrıca Havsa ve Keşan Millet bahçelerimiz için de çalışmalarımız aralıksız devam ediyoruz. İşte tüm bu muazzam yatırımlarla, tüm bu muhteşem eserlerle, Edirne'mizi yarınlara, daha güzel bir geleceğe taşıyacağız, daha nice projelerle yanınızda dimdik duracağız" dedi.

1189454

'HİÇBİR VATANDAŞIMIZI GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ'

Bakan Kurum, ülkedeki tüm dar gelirlilerin ev sahibi olması için '500 Bin Sosyal Konut Projesi'ni başlattıklarını belirterek, "Yüzyılın Konut Projesi kura çekimine 29 Aralık'ta Adıyaman'da Bismillah dedik, hayırlı işlerde acele edilir anlayışıyla bugüne kadar 72 ilde 314 bin 496 hak sahibi kardeşimizi belirledik. Bugün de Edirne'mizde 2 bin 530 konutumuz için kuralarımızı çekiyoruz. Konutlarımızın 1000'ini Edirne merkezde yapacağız.100'ünü Enez'de, 90'ını Havsa'da, 200'ünü İpsala'da, 450'sini Keşan'da, 80'ini Lalapaşa'da, 100'ünü Meriç'te, 60'ını Subaşı'da, 100'ünü Süloğlu'nda ve 350'sini ise Uzunköprü'de inşa edeceğiz. Allah'ın izniyle çıktığımız bu hayırlı yolda hiçbir vatandaşımızı geride bırakmayacağız. Bugün kuralarını çektiğimiz yuvaları bitirecek, hak sahibi kardeşlerimizin evlerine misafir olacak, çaylarını içeceğiz. Ben, hak sahibi olacak tüm kardeşlerimin, yeni yuvalarında aileleriyle birlikte sağlıkla, huzurla ve mutlulukla yaşamalarını Yüce Allah'tan niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.

1189448

'ASRIN İNŞASI TÜRKİYE'NİN YÜZ AKIDIR'

6 Şubat 2023 depremlerinde 11 ilde 50 binden fazla canın kaybedildiğini söyleyen Bakan Kurum, "Karamsarlığa kapılmadık, 'Asrın İnşa' sürecini başlattık. 200 bin mimarımızla, mühendisimizle, işçimizle, gece gündüz demeden afetzede kardeşlerimizi bir an önce sıcak yuvalarına kavuşturmak için 7 gün 24 saat çalıştık. 11 ilimiz de eş zamanlı çalışarak, bir Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı yeniden inşa ettik. 455 bin yuvamızı 2 yıl gibi kısa sürede depremzede kardeşlerimize armağan ettik. Ve son kapanışta şunu söyledik, 'Asrın İnşası, Türkiye'nin başarısıdır; asrın inşası Türkiye'nin yüz akıdır.' Sadece afet sonrası değil, afete hazırlık kapsamında da sağlam adımlar atıyoruz" dedi.

1189449

'HER İKİ DÖNÜŞÜMDEN BİRİNİ İSTANBUL'DA YAPIYORUZ'

Bakan Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarına değinerek, "Bugüne kadar 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük. Her 2 dönüşümden 1'ini İstanbul'da yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki olası bir İstanbul depremi, bir milli güvenlik sorunudur ve yegane çözüm yolu kentsel dönüşümdür. Bu anlayışla bugüne kadar İstanbul'umuzda tam 924 bin yuvamızı dönüştürdük. 300 bin kentsel dönüşüm projesi ise hızla devam ediyoruz. Burada belediyelerimizin elini taşın altına koyması, vatandaşımızın dönüşümü istemesi hayati derecede önemli. Biz dönüşümü teşvik edecek her adımı atıyoruz. İşte son olarak İstanbul'da yaptığımız, 'Yarısı Bizden' kampanyamızda uzun süredir beklenen bir düzenlemeyi hayata geçirdik. 31 Aralık 2026'da sona erecek, 'Yarısı Bizden' kampanyasından aynı tarihe kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlarımız faydalanabilecek. Böylelikle ruhsat, kat irtifakı ve hak sahipliği tespiti gibi zaman alan koşullar yüzünden karşılaşılabilecek mağduriyetlerinin önüne geçeceğiz. Bunu hem milletimizi dönüşüme teşvik etmek için söylüyorum hem de bir hakikati ayan beyan ortaya koymak için ifade ediyorum. Biz, şehirleri kağıt üzerinde anlatanlardan değil, sahada kuranlardanız. Bizim en büyük şahidimiz 11 ilimizdir, güzel Edirne'mizdir. Biz, 'Bu devlet bu enkazın altında kalır' diyenlerden olmadık, 'Devlet gibi devlet nasıl olur, milletine sadık devlet nasıl olur' onu gösterenlerden olduk. Biz, 'Milletin sevincini gölgeleyenlerden' olmadık, biz, milletin çatısını kuranlardan, o çatı altında milletiyle beraber gölgeleyenlerden olduk. Ve son olarak biz, 'Devletin başarısına kara çalanlardan' olmadık, tam aksine biz, 'Milleti sıcak yuvasına kavuşturan alnı ak adamlardan' olduk. Devletimizle onur duyuyoruz, milletimizle gurur duyuyoruz. Milletimiz müsterih olsun, onlar ne yaparsa yapsın, biz aziz milletimizin çizdiği istikametten bir milim bile sapmayacağız. Bu milletin yarınları için gece gündüz demeden çalışmaya, 81 ilimizin her yerinde Sinan'ın izinde yürümeye, bu ülkenin her ilçesinde, her mahallesinde var olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

1189452

Kura çekiminden önce restorasyonu tamamlanan Selimiye Camisi'nde cuma namazı kılan Bakan Kurum, daha sonra Selimiye Meydanı'ndaki Tarihi Havlucular Hanı ve Mezit Bey Hamamı'nda tamamlanan restorasyon çalışmalarını inceleyip, esnafı ziyaret etti. Bakan Kurum, daha sonra Meriç Nehri kenarındaki Söğütlük Millet Bahçesi'nde incelemelerde bulunup, burada düzenlenen 'Sıfır Atık' temalı şenliğe katıldı ve çocuklarla fidan dikti.

1189724

İFTAR PROGRAMINA KATILDI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Edirne'de AK Parti İl Başkanlığı'nın bir tesiste düzenlediği iftar programına katıldı. Burada konuşan Kurum, vatandaşların Ramazan ayını tebrik ederek şunları söyledi:

"Bugün bizleri bu salonda bir araya getiren iki güzel var. Biri gönüller sultanı Ramazan, diğeri Türk'ün süsü olan vefa. Evet, 12 ayın içinde sultanlık nasıl Ramazan'a yakışıyorsa; vefa da en çok bizim güzel milletimize yakışıyor. Şair ne güzel söylemiş; 'Yırtın bütün giysileri, bize yeter vefa elbiseleri.' Bugün aramızda şehitlerimizin evlatları var; Balkan coğrafyasında yüzlerce yıl boyunca vefanın sancağını tutmuş yiğitler var; Evlad-ı Fatihan var. Evet, biz şehitlerimizi unutmuyoruz, unutamayız. Çünkü biz, Selanik'ten Anadolu'ya göçe zorlandığı vakit; evden çıkarken kapının önündeki toprağı bir mendile saran, 'Bu toprak evladımın beşiğinin altındaydı' diyen; 'Evim gitse de, toprağım benimle duracak' diyen vatanperver annelerin evlatlarıyız. Çünkü biz; Manastır'da akşam sofrasındayken 'Yarın sabah yola çıkılacak' haberini alan; ama başını dik tutarak, 'bir gün mutlaka döneceğiz'diyen ve sofrayı toplamadan evden çıkan ninelerin çocuklarıyız. Biz Üsküp'te, biz Bosna'da, biz Selanik'te ezanlar susturulunca, 'Ezan susarsa, hafıza susar' diyerek camilere koşan, her vakit ezan okunsun diye sıraya giren, çoğu o köylerde can veren dedelerin torunlarıyız. İşte biz buyuz. İşte Edirne budur. İşte Trakya, Balkanlar, Anadolu budur. İşte Türkiye budur."

1189726

'TÜRKİYE'Yİ ESKİ TÜRKİYE OLMAKTAN KURTARDIK'

Ramazan ayının bereketi ve güzelliğinin her yerde olduğunu belirten Bakan Kurum, şöyle devam etti:

"Ramazan okullarımızda çocuklarımızın kalbinde. Ramazan Külliye'de, yediden yetmişe herkes milletin evinde. Ramazan, asrın felaketinde gözyaşı silinen afetzede kardeşlerimizle beraber yaptığımız 'Yeni Evim İlk İftarım' sofralarında. Bu muazzam tablo asla bir tesadüf değildir, tam aksine bu milletin tercihidir, istikametidir, gerçeğe dönüşmüş hayalidir. Biz hep birlikte bir karar verdik ve bundan çeyrek asır önce 'Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyen bir liderin yanında saf tuttuk. Ve bugün, Türkiye'yi eski Türkiye olmaktan kurtardık. Bugün Türkiye, kendi töresine, örfüne, kültürüne, inancına dört elle sarılan; bu bereketle; her imtihandan güçlenerek çıkan bir ülkedir. Bugün Türkiye, asrın felaketiyle sarsılsa da yıkılmayan, yarım milyon yuvayı milletine teslim eden bir ülkedir. Emin olun kardeşlerim bunu bütün dünya takdir ediyor. Bugün bütün dünya bir yandan Bayraktar TB3'ü, TCG Anadolu'suyla destan yazan Türkiye'yi; Türkiye'nin yiğit liderini, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı konuşuyor. Ben sizlerin huzurunda bu büyük vizyonun sahibi olan liderimize, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı arz ediyorum. Ve elbette; çeyrek asırdır tüm badirelere göğüs geren, ve bugün ilk günkü aşkla 'niyetimiz bir, inancımız bir, hedefimiz bir' diyerek milletimizle kucaklaşan dava arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum."

1189723

'ÇEYREK ASIRDA EDİRNE'MİZE 43 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK'

Türkiye Yüzyılı'na inananların safı genişledikçe Türkiye'nin geleceğe daha emin adımlarla yürüdüğünü söyleyen Bakan Kurum, "Bu kutlu yürüyüşün ilham kaynağı ise Edirne'mizdir. Bu şuurla çeyrek asırda Edirne'mize 43 milyar liralık yatırım yaptık. 27 milyarlık yatırımımıza da canla başla devam ediyoruz. Bugün, Ev Sahibi Türkiye diyerek başlattığımız Yüzyılın Konut Projesi'nde Edirne'miz için 2 bin 530 yuvamızın kuralarını çektik. İşte tüm bu çalışmalarımız Edirne sevdamızın, Edirne'ye olan vefamızın ispatıdır. Ama daha çok çalışacağız; yolumuza, büyük millet olmanın hakkını vererek devam edeceğiz. Bunun için de daima niyetimiz, inancımız, hedefimiz bir olacak. Evet, bizim niyetimiz birdir; o da ölene dek millete hizmet etmektir. İnancımız birdir; o da bu aziz milletin her bir ferdinin duasını almaktır. Hedefimiz birdir; Türkiye Yüzyılı'nı, Edirneli kardeşlerimizle birlikte inşa etmektir. Ben sözlerime bu duygularla son veriyor, hepinizi selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum" diye konuştu.

DHA

 

© Timeturk

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 'Kentsel dönüşümle bugüne kadar 2 milyondan fazla konutu dönüştürdük. Her iki dönüşümden birini İstanbul'da yapıyoruz.' dedi.

Atölyeye çevrilen evde 'kalem' silahlar ele geçirildi

Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince silah ve mühimmat kaçakçılığına yönelik soruşturma başlatıldı. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucu, bir evin atölyeye dönüştürülerek silah tamiri ve bakımı yapıldığı, kurusıkı tabancaların namluları açımarak gerçek silaha dönüştürüldüğü ve yasa dışı silah ticareti gerçekleştirildiği tespit edildi.

1189579

Polis ekipleri tarafından Erenler ilçesinde şüphelilere ait adreslere operasyon düzenlendi. Atölyeye çevrilen ev ile 2 adrese eş zamanlı baskın yapan ekipler, şemsiye ve benzeri aparatlar içerisine gizlenmiş kalem şeklinde silahlar, yurt dışı menşeli 6 ruhsatsız tabanca, 3 ruhsatsız av tüfeği, 141 adet 7.65 mm, 75 adet 9x19 mm ve 52 adet 6.35 mm çaplarında fişek ele geçirildi.

1189580

Ayrıca polis uygulamalarında yakalanmamak amacıyla kitap görünümlü özel hazırlanmış zula, 8 şarjör, 62 kartuş, silah yapımında kullanılan çok sayıda alet ile kurusıkı tabancaları gerçek silaha dönüştürmede kullanılan ekipmanlara el konulurken, 3 şüpheli gözaltına alındı.

1189578

Gözaltına alınan 3 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakım karşısına çıkan şüphelilerden H.S. tutuklandı. Diğer 2 şüpheli hakkında ise adli işlemlerin sürdüğü bildirildi.

DHA

© Timeturk

Sakarya'da silah tamir ve bakım atölyesine çevrilen eve baskın yapan polis, şemsiye ve benzeri aparatlar içine gizlenmiş kalem görünümlü silah ile çok sayıda ruhsatsız silah ve mühimmat ele geçirdi.

ABD'de kartopu savaşı nasıl siyasi krize dönüştü?

Sosyal medya üzerinden organize edilen etkinlik, başlangıçta eğlenceli bir kış aktivitesi olarak görülse de memurların yaralanmasıyla sonuçlanan görüntüler siyasi bir krize dönüştü. Olayın ardından Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile Emniyet Müdürü Jessica Tisch arasındaki görüş ayrılıkları derinleşti.

Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü karşı karşıya

Olay anına ait görüntülerde, bazı kişilerin yoldan geçen polislere kasıtlı ve sert şekilde kartopu attığı görülüyor. Yüzlerinden yaralanan bazı memurlar hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Emniyet Müdürü Tisch yaşananları "utanç verici" olarak nitelendirirken, Belediye Başkanı Mamdani başlangıçta olayı "çocukların kartopu savaşı" olarak tanımladı.

a6a570619d6abb4576c287a862a3ea36

Mamdani, daha sonra yaptığı açıklamalarda NYPD'nin kar fırtınası süresince şehri güvende tuttuğunu belirterek "herkese saygıyla yaklaşılması" gerektiğini söyledi ancak doğrudan bir kınama ifadesi kullanmaması nedeniyle polis sendikalarının tepkisini çekti.

Çarşamba günü tekrar sorulan bir soru üzerine Mamdani, "Gördüğüm şey, kontrolden çıkmış bir kartopu savaşıydı. Şehirde organize kartopu savaşlarını yasaklamayacağım," dedi.

699e3ff6dd8c5.hires

Rekor kar yağışı ve siyasi yankıları

New York Polis Vakfı (PBA), perşembe günü gerçekleşen gözaltı haberini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, memurlara yönelik bu tür davranışların "kabul edilemez" olduğunu yineledi.

New York'u ve ABD'nin kuzeydoğusunu etkisi altına alan rekor düzeydeki fırtına, son on yılın en büyük kar yağışına sahne oldu. Pazartesi günü itibarıyla Central Park'ta ölçülen yaklaşık 50 santimetrelik kar, şehir tarihinin en büyük dokuzuncu kar yağışı olarak kayıtlara geçti.

NBCNews

© Timeturk

New York'taki Washington Square Park'ta düzenlenen ve polis memurlarının hedef alındığı kartopu savaşına ilişkin tartışmalar sürerken, olayla ilgili ilk gözaltı gerçekleşti.

Pakistan ve Afganistan'dan karşılıklı açıklamalar

Pakistan ordusu sözcüsü Ahmed Şerif Çaudri tarafından yapılan açıklamada, gece boyunca süren operasyonlarda Kabil, Kandahar, Paktia ve Khost dahil olmak üzere 22 noktadaki Taliban karargahlarının, mühimmat depolarının ve lojistik üslerin hedef alındığı bildirildi. Çaudri, harekat sonucunda 274 Taliban mensubunun öldürüldüğünü iddia ederken, çatışmalarda 12 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini doğruladı.

AFGANİSTAN: 19 SINIR KARAKOLUNU ELE GEÇİRDİK

Afganistan tarafında ise Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan'ın hava saldırılarına misilleme olarak sınır hattında geniş çaplı bir karşı taarruz başlattıklarını duyurdu. Mücahid, Afgan güçlerinin Pakistan ordusuna ait 19 sınır karakolunu ele geçirdiğini ve çok sayıda Pakistan askerinin esir alındığını öne sürdü. Kabil yönetimi ayrıca, Pakistan'ın saldırılarında bir mülteci kampının ve sivil yerleşim yerlerinin de hedef alındığını, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil kayıp olduğunu iddia etti.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN 'İTİDAL' ÇAĞRISI

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, artan şiddet olaylarından derin endişe duyduğunu belirterek tarafları maksimum itidal göstermeye davet etti. Çin ve Rusya yönetimleri de taraflara derhal ateşkes yapma ve müzakere masasına dönme çağrısında bulunurken, Çin Dışişleri Bakanlığı durumun kontrol altına alınması için her iki başkentle de temas halinde olduklarını bildirdi. Pakistan'ın Afganistan topraklarına yönelik hava saldırılarını kınayan Hindistan yönetimi ise yaşananları Pakistan'ın iç başarısızlıklarını örtbas etme çabası olarak nitelendirdi.

PAKİSTAN SENATOSUNDAN AFGANİSTAN'A ÇAĞRI

Pakistan Senatosu, Afganistan'ın saldırılarını kesin bir dille kınayan ve Taliban yönetimine tüm düşmanca faaliyetleri derhal durdurması ile barışa yönelik uluslararası yükümlülük ve taahhütlerine uyma çağrısında bulunulan bir kararnameyi onayladı.

Pakistan ile Afganistan arasında dün akşam saatlerinde şiddetlenen çatışmalar sürerken, Pakistan Senatosu Afganistan'daki Taliban yönetimine ilişkin bir karar tasarısını onayladı. Pakistan Parlamentosu'nun üst kanadı olan Senato'da kabul edilen tasarıda, Afganistan'dan Pakistan'a yönelik saldırılar kesin bir dille kınanarak, ülkenin ulusal güvenliği ve egemenliğine yönelik her türlü tehdide "güçlü, orantılı ve kararlı" şekilde karşılık verileceği vurgulandı.

Metinde, Pakistan'ın karşılıklı iyi niyet beklentisine rağmen düşmanca söylemler, sınır ötesi ihlaller ve "Afganistan topraklarından faaliyet gösteren terör unsurlarıyla" karşı karşıya kalmaya devam etmesinden derin hayal kırıklığı duyulduğu kaydedildi.

Tasarıda ayrıca, Taliban yönetimine tüm düşmanca faaliyetleri derhal sonlandırması ve bölgede barış içinde bir arada yaşamaya yönelik uluslararası yükümlülük ve taahhütlerine uyması çağrısında bulunuldu.

© Timeturk

Pakistan ordusu, Afganistan içerisindeki 22 stratejik askeri hedefin hava harekatlarıyla imha edildiğini duyurdu. Öte yandan Pakistan ve Afganistan'dan karşlıklı açıklamalr geldi

Bakan Bayraktar: 'Pakistan'a Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa'yı göndermeyi hedefliyoruz'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Millet Sergi Salonu'nda düzenlenen ‘Külliye'de Ramazan' etkinliklerine katıldı. Bakan Bayraktar burada stantları gezip, çocuklarla sohbet etti.

AW651326_02

Pakistan ve Afganistan'ın arasındaki çatışmanın bir an önce barışla neticelenmesini önemli

Bakan Bayraktar, basın mensuplarının Pakistan'da yapılması planlanan sismik aramalara ilişkin sorunu da yanıtlayarak, "Şu anda sıcak bir durum var, gelişme var, savaş durumu var. Şimdi burada gemilerimizin maketleri var. Malumunuz biz Türkiye olarak petrol ve doğalgaz aramacılığında kendi gemilerimizle, kendi sismik ve sondaj gemilerimizle çok yoğun bir faaliyet yürütüyoruz. Somali'de tabii özellikle nisan ayında inşallah gemimiz Çağrı Bey gemisi oraya varacak ve oradaki çalışmalara başlayacak. Oradan oldukça ümit var. Libya'da çalışıyoruz. Pakistan'da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Şu anda biz programda devam ediyoruz. Elbette ki Pakistan ve Afganistan'ın arasındaki bu çatışmaların bir an önce barışla neticelenmesi ve durması bizim için öncelikli konu. Ama yaptığımız iş esas itibariyle zorlu bir iş. Buna ilave zorluk çıkmaması bizim tabii ki beklentimiz, isteğimiz. Biz şu anda planladığımız şekilde devam ediyoruz. Bu sene için Pakistan'da bir sismik çalışma hedefimiz vardı. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa'yı göndermeyi hedefliyoruz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

AW651326_03

Kaynak: İHA

© Timeturk

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, 'Pakistan'da geçtiğimiz yıl anlaşmalarını yaptığımız sahalarda da sismik çalışmayla alakalı denizlerde bir hedefimiz var. Oruç Reisi veya Barbaros Hayrettin Paşa'yı göndermeyi hedefliyoruz' dedi.

Bakan Gürlek, 28 Şubat mağdurlarıyla buluştu

Bir dizi ziyaret ve program kapsamında Nevşehir'e gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, 28 Şubat sürecinde mağduriyet yaşayan vatandaşlarla buluştu.

Programda konuşan Gürlek, 28 Şubat döneminin Türkiye için zor bir süreç olduğunu belirterek, o günleri unutmanın mümkün olmadığını söyledi.

bakan-gurlekten-unutmayacagiz-diyerek-net-mesaj-yasaklarin-magdurlariyla-bulustu-3285109_202602271807_1

Bakan Gürlek, "Gerçekten çok zor günlerden geçtik. Üniversitelerde başörtüsü nedeniyle eğitimine devam edemeyen öğrenciler oldu. Kamu görevinde bulunan birçok kişi baskılar nedeniyle görevini bırakmak zorunda kaldı. O günleri yaşayan sizler bu dönemin en yakın şahitlerisiniz" ifadelerini kullandı.

28 Şubat sürecinde insanların inançları ve kıyafetleri nedeniyle çeşitli hak mahrumiyetleri yaşadığını vurgulayan Gürlek, "Başörtüsü sebebiyle üniversiteye giremeyen öğrenciler, kamu görevinden uzaklaştırılan vatandaşlarımız oldu. Hatta başörtüsü nedeniyle sağlık hizmeti alamayan, oğlunun askerlik yemin törenine katılamayan annelerimiz vardı. Biz bu günlerden geçtik" dedi.

Türkiye'nin artık o dönemleri geride bıraktığını belirten Gürlek, "Milletimizin iradesiyle artık bu ülkede kimsenin inancından, kıyafetinden dolayı ayrımcılığa uğramasına izin verilmeyecek. O günleri unutmayacağız ama bir daha yaşanmaması için de mücadele edeceğiz" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin önemli kazanımlar elde ettiğini ifade eden Gürlek, "Millet sevdasıyla çalışan bir Cumhurbaşkanımız var. Bizler de üzerimize düşeni yaparak vatandaşlarımızın haklarını korumaya devam edeceğiz" dedi.

Program sonunda Bakan Gürlek, 28 Şubat mağdurlarıyla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti.

© Timeturk

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir'de 28 Şubat sürecinde mağduriyet yaşayan vatandaşlarla bir araya geldi. Gürlek, o dönem yaşanan baskıların unutulmaması gerektiğini belirterek, '28 Şubat'ta insanların kılık kıyafetinden dolayı eğitimden, kamu görevinden ve sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıldığı günler yaşandı' dedi.

'Görünmez' başarı: Dünyanın en küçük QR kodu

Geleneksel manyetik ve elektronik depolama aygıtları birkaç yıl içinde bozulma eğilimi gösterirken, bu proje dijital çağın en büyük sorunlarından biri olan "veri ömrü"ne odaklanıyor.

Kodun üretiminde, yüksek performanslı kesici aletlerin kaplanmasında kullanılan ince seramik filmler tercih edildi.

Kodun her bir pikseli sadece 49 nanometre genişliğinde. Bu, görünür ışığın dalga boyundan yaklaşık on kat daha küçük.

QR kodu, odaklanmış iyon demetleri kullanılarak seramik katmana kazındı.

Bu teknolojiyle, tek bir A4 kağıdı boyutundaki alana 2 terabytetan fazla veri sığdırmak teorik olarak mümkün.

Binlerce yıl sürecek veri depolama

Projenin başındaki isimlerden Prof. Paul Mayrhofer, mikrometrik yapıların günümüzde sıra dışı olmadığını ancak bu ölçekte stabil ve okunabilir bir kod oluşturmanın asıl başarı olduğunu vurguladı.

Seramik malzemelerin seçilme nedeni, aşırı koşullarda bile atomların yer değiştirmemesi ve verinin bozulmadan kalabilmesi.

Cerabyte ve TU Wien araştırmacılarına göre bu teknolojinin avantajları:

Uzun Ömür:Veriler yüzlerce, hatta binlerce yıl boyunca bozulmadan saklanabiliyor.

Sıfır Enerji:Geleneksel veri merkezlerinin aksine, seramik depolama birimleri veriyi korumak için sürekli enerjiye veya soğutmaya ihtiyaç duymuyor.

Sürdürülebilirlik:Enerji tüketimi gerektirmediği için karbon emisyonlarını azaltma potansiyeline sahip.

Geleceğin veri saklama yöntemi mi?

Araştırma ekibi, şimdi bu teknolojiyi laboratuvar ortamından endüstriyel ölçeğe taşımayı hedefliyor.

Bir sonraki adım, yazım hızını artırmak ve basit QR kodlarının ötesinde karmaşık veri yapılarını seramik filmlere güvenli bir şekilde işleyebilmek olacak.

ScitechDaily

© Timeturk

Viyana Teknik Üniversitesi (TU Wien) araştırmacıları, veri depolama şirketi Cerabyte ile iş birliği yaparak dünyanın en küçük QR kodunu üretti.

Alaettin Kurt Anadolu Lisesi öğrencileri iyilikte yarışıyor

Ramazan-ı Şerif'in manevi atmosferinde gerçekleştirilen yarışma, öğrencilerin günlük hayatlarında iyiliği rehber edinmelerini ve toplumsal farkındalık oluşturmalarını hedefliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı iyilik temelli projeler geliştiriyor

Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği kapsamında yürütülen yarışmada öğrenciler; belirlenen görevleri yerine getirerek iyilik temelli projeler geliştiriyor, saha çalışmaları yapıyor ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren faaliyetlerde bulunuyor. Bu kapsamda Alaettin Kurt Anadolu Lisesi de oluşturduğu 7 iyilik kılavuzu ekibiyle farkını ortaya koydu.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 17.12.56 (1)

Alaettin Kurt Anadolu Lisesi'den 7 iyilik ekibi

Alaettin Kurt Anadolu Lisesi,

Değer Yol Haritası,

Adalet Çizgisi,

Kutup Noktası

Dürüstlük Yolu,

İyilerle Sohbetin Şartları,

Gönül Birliği ve

Derin Bağ

isimli ekipleriyle sahada aktif olarak iyilik çalışmalarını sürdürüyor. Öğretmen ve öğrencilerin her gün “İyilik Kılavuzu” kapsamında belirlenen görevleri yerine getirerek iyiliği yaygınlaştırma yolculuğunda önemli adımlar atıyor.

WhatsApp Image 2026-02-27 at 17.12.56

"İnanıyoruz ki; iyilik yapmamıza kimse engel olamaz."

Toplumsal dayanışma, paylaşma, adalet ve dürüstlük gibi temel değerleri merkeze alan çalışmalarla öğrencileri; Ramazan'ın ruhuna uygun bir şekilde iyiliği sadece sözde değil, davranışta da yaşatmayı hedefliyor.

Büyük takdir toplayan Alaettin Kurt Anadolu Lisesi öğrencileri "İnanıyoruz ki; iyilik yapmamıza kimse engel olamaz." düsturuyla hareket ediyor.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Ramazan ayının özünü oluşturan iyilik değerini yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen 2026 'İyilik Kılavuzu Yarışması' düzenledi. Yarışmaya 7 ekiple katılan Alaettin Kurt Anadolu Lisesi, 'İnanıyoruz ki; iyilik yapmamıza kimse engel olamaz.' düsturuyla iyilikte yarışıyor.

Bakan Ersoy: Ayasofya'da 1600 yıllık 7 adet tünel ortaya çıktı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii'nde yürütülen restorasyon çalışmaları ilgili basın açıklaması yaptı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde düzenlenen açıklamada Bakan Ersoy'a İstanbul Valisi Davut Gül, Ayasofya Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ahmet Güleç, Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten eşlik etti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii'nde yürütülen restorasyon sürecinin bilim kurulları denetiminde, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü belirterek, Sultanahmet'te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya'daki çok katmanlı restorasyonun ise planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı. Öte yandan Ayasofya Kebir Camii'nin altında 1600 yıllık 7 adet tünelin ortaya çıkarıldığı öğrenildi.

AW651088_05

"11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık"

Restorasyon sürecinde 11 bin metrekare iskele kurulumu yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya'nın kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık. Yaklaşık 2 bin 800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Halihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz" dedi.

"Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla ürettik"

Restorasyonda aslına uygun malzemelerin kullanıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Merkez laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de bilim heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık" şeklinde konuştu.

AW651088_08

Minareler ve kubbe üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor

Konuşmasına devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Minareler ve kubbe üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerini de tamamladık. Şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarını yaptık. Yine bakır alem onarımı ve altın varak kaplama işlerini tamamladık. Yüzey temizliğini de gerçekleştirdik. Şu anda külah kaplama ve kurşun işlerine devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

AW651088_04

"Ayasofya Kebir Camii'nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri"

Cami içinde kurulan 43 buçuk metre yüksekliğindeki iskelenin kurulumu için gerekli testlerin yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya Kebir Camii'nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri" ifadelerini kullandı.

Restorasyon çalışmalarında yer altı tünelleri ortaya çıktı

Restorasyon esnasında ortaya çıkan yer altı tünellerindeki çalışmalara ilişkin de konuşan Bakan Ersoy, "Ayasofya Camii'nin yer altı tünelleri ve hipoje yani yer altı mezar yapısı da çok konuşuldu. Dolayısıyla bu alanlarda yaptığımız etüt ve temizlik çalışmalarına da değinmek isterim. Halihazırda batı bahçe ve kuzey cephe vezir bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Batı bahçede mekan 1, mekan 2 ve mekan 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdik. Mekan 1'de, 31 Ocak-10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2'de ise 12 Mart 2025'te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla mekan 3'te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz" diye konuştu.

AW651088_07

"Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik"

Tünellerden toprak dolgunun çıkarıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Üç farklı mekandaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe'de sürdürülen çalışmalarla bu mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir bahçede yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

AW651088_09

"Sultanahmet Camisi'nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik"

Sultanahmet Camii'ndeki restorasyon çalışmalarının sonlandırıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya gibi yine İstanbul'un ve tarihimizin göz bebeği olan Sultanahmet Camisi'nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik" dedi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii'nde yürütülen restorasyon çalışmalar hakkında açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, 'Restorasyon çalışması sırasında 1600 yıllık 7 adet tünel ortaya çıktı' dedi.

YARISI BİZDEN İÇİN VATANDAŞLARA 'RİSKLİ YAPI' KOLAYLIĞI

BAKAN KURUM: 31 ARALIK'A KADAR EV VE İŞ YERİNİ RİSKLİ YAPI
İLAN ETTİREN TÜM VATANDAŞLARIMIZ KAMPANYADAN FAYDALANABİLECEK

Genelge ile paylaşım yapan Bakan Kurum, “Yarısı Bizden kampanyamızla ilgili İstanbulluların uzun süredir beklediği bir adımı hayata geçirdik. Hazırladığımız genelge Resmi Gazete'de yayımlandı.

HCJRIMeWgAAm3ZG

Buna göre; 31 Aralık'a kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlarımız kampanyadan faydalanabilecek. 2025 ve 2026 yılında riskli ilan edilen yapıların tamamı kampanya kapsamına alınacak” dedi.

“2025 VE 2026 YILINDA RİSKLİ İLAN EDİLEN YAPILARIN
TAMAMI KAMPANYA KAPSAMINA ALINACAK”

İstanbul'da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024'te Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile 31 Aralık 2026'da sona erecek kampanya ile ilgili vatandaşların lehine önemli bir düzenleme yapıldı. İlgili kararın 3. maddesinin 13. fıkrasında yer alan “31/12/2026 tarihine kadar” ibaresinden sonra gelmek üzere “6306 Sayılı Kanun kapsamında onaylanan riskli yapılar için” ibaresi eklendi.

BAKAN KURUM: İSTANBULLULARIN UZUN SÜREDİR BEKLEDİĞİ BİR ADIMI HAYATA GEÇİRDİK

Genelgeyle ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Yarısı Bizden kampanyamızla ilgili İstanbulluların uzun süredir beklediği bir adımı hayata geçirdik. Hazırladığımız genelge Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre; 31 Aralık'a kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlarımız kampanyadan faydalanabilecek. 2025 ve 2026 yılında riskli ilan edilen yapıların tamamı kampanya kapsamına alınacak” mesajını verdi.

2025 VE 2026 YILLARINDA İLAN EDİLEN RİSKLİ YAPILARIN
TAMAMI KAMPANYADAN FAYDALANABİLECEK
Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle ev ve iş yerini yenilemek isteyen vatandaşlar için riskli yapıların yıkım, ruhsat, kat irtifakı ve hak sahipliği tespiti gibi süreçlerin de zaman aldığı dikkate alınarak hak kaybı yaşamamaları için 31 Aralık 2026'ya kadar riskli yapı ilan edilen tüm bağımsız bölümlerin kampanyadan faydalanmasının önü açıldı. Bu sayede 2025 ve 2026 yıllarında ilan edilen riskli yapıların tamamı Yarısı Bizden Kampanyası'ndan faydalanabilecek.

HCJRILqWgAAH44E

YARISI BİZDEN İLE BİNA VE ALAN BAZLI DÖNÜŞÜM DESTEĞİ
Kampanyanın bina bazlı dönüşüm desteği kapsamında her bir konut için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşınma desteği veriliyor. Bu şekilde Bakanlığın her bir konut için sağladığı 1 milyon 875 bin TL'lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar evlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor. İş yerleri için de 437 bin 500 TL hibe, 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sunuluyor. Bakanlığın sağladığı 875 bin TL'lik finansman desteğinden faydalanan vatandaşlar iş yerlerini yüklenici firmalarla yeniden inşa ettirebiliyor.

Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin TL'lik hibe desteği ve 125 bin TL'lik taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor.

© Timeturk

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile 31 Aralık 2026'da sona erecek İstanbul için Yarısı Bizden Kampanyası'ndan aynı tarihe kadar ev ve iş yerini riskli yapı ilan ettiren tüm vatandaşlar faydalanabilecek. Bu sayede ruhsat, kat irtifakı ve hak sahipliği tespiti gibi zaman alan koşullar yüzünden vatandaşın karşılaşabilecekleri mağduriyetlerinin önüne geçilecek.

'Kabe'de Hacı'lar 'Hu' der Allah'

Araştırmacı yazar Abrurahman Dilipak, bugünkü köşesinde medyada gündem olan bir grup gencin seslendirdiği ilahiye gösterilen tepkileri değerlendirdi.

Kabe'de Hacı'lar ‘Hu' der Allah

Aman Allah'ım, Müslüman bir ülkede, birileri çıkıp, ülke genelinde ramazan etkinlikleri yapılması çağrısında bulundukları için bildiriler yayınlayıp, meydan okuyorlar.

Hicri yılbaşı'nda okullarda kutlama yapılıyor mu? Ama bütün okullarda yeni yıl ve Noel şenlikleri yapılır, Ülkemizdeki yabancı okullarda özel etkinlikler düzenlenir, kimsenin sesi çıkmaz. Media baştan sonra yeni yıl şenlikleri ile doludur, vitrinlerde “Noel baba” heykelleri.. Ama okullarda Ramazan etkinlikleri yapılması talebi birileri tarafından rejim sorunu haline getirilmeye çalışılıyor. Bunlar LGBT+'ın onur yürüyüşüne ya da Adana'da Karnaval yapılmasına, İstanbul'da bir salon performansında Satanist ritüeller yapılmasına bunlardan bir ses çıktı mı? Eskiden okullarda sınıflar yeni yıl piyangosu alırdı, o yetmez, Kızılay ve benzeri kuruluşlar eşya piyangoları düzenlerlerdi. Piyango dedikleri “Milli kumar”, yılbaşı eğlenceleri, balolar, konserler konusunda Laikçilerden hiçbir itiraz gelmezdi. Fulbright'e itiraz eden, Moiz Kohen, Lazaro Franco, Osman Nuri Çerman'ın zihniyet ikizi bir “Kamalist” gördünüz mü? Ya da bazı Üni'lerde, YÖK genelgesine rağmen hala, Cuma namazı saatine ders konuluyor, buna itiraz eden var mı, bunlardan..

Çingene(niye Roman diyorsunuz ki)lerden Müslüman bir kardeşimiz, sosyal media'da çıkmış “Kabe'de Hacı'lar ‘Hu' der Allah” diye bir ilahi söyledi diye neredeyse kıyameti koparacaklar. Bir sosyal media fenomeni, farklı bir uslubla ilahi söyledi diye “Laik rejim kökünden sarsılıyor” sanki. Ha tabi, bunlar herhalde “Kabe Arab'ın olsun, Çankaya bize yeter” diyenlerin zihniyet ikizleri olsa gerek. “Türbe”yi yasakladılar, Türkiye'nin en büyük Türbeyi Mustafa Kemal'e yaptılar, yetmedi bir ölüden medet umuyorlar. “Cumhuriyetin 10., 15. Yıl albümleri”ni yeniden yayınlasanıza.. Ya hu Mustafa Kemal için “Türkün yeni Amentüsü”nü sizinkiler yazmadı mı? Behçet Kemal Mustafa Kemal'e “Mevlid” yazmadı mı? Hı! Sahi bu ülkede “Hacı, hoca, bey, efendi, paşa” demek yasaktı değil mi, hatta “devrim yasalarından olduğu için değil değiştirilmesi, değiştirilmesi teklif etmek parti kapatma sebebi. Belki inanmayacaksınız ama, Google de ya da bir yapay zekaya sorun bakalım doğru mu? Bir yerde bulamazsanız, benim “Kemalizm 1-2 / Kayıt yayınları”nda hem 10.-15. Yıl albümlerini, hem o “yeni amentü”yü ve “yeni mevlid”i' bulabilirsiniz..

2590 Sayılı Lakap ve Unvanların Kaldırılması Hakkında Kanun (Kabul Tarihi: 26 Kasım 1934 , Resmî Gazete: 27 Kasım 1934) Madde 1 –Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanlar kaldırılmıştır. Komikliğe bakın, devlet öte yandan DİB üzerinden “Hac yönetmeliği yayınlıyor ve insanların Hacı olmasını sağlıyor. Yüzbinlerle Hoca diyanet kadrosunda memur, maaşa bağlandı be kardeşim. “Hafız” yetiştirmek için kurslar açıyoruz!? Ah efendim ah, kime ne anlatacaksınız. (Memlekette Hacı Hoca'dan geçilmiyor. İsmet Paşa da baş edemedi bunlarla. Ankara'da her yerde VIP ve CIP taifesinden bey'ler amir-memur.. Beyler beyi, beyefendi Beştepe'de oturuyor. Ne olacak bu memleketin hali böyle) Evet, bu parantez içindeki cümle ile, bilerek kasden mer'i bir yasayı en az 8 kez ihlal ettim. Hadi ihbar edin, beni yargılayın.

Laik geçiniyorsunuz da, Diyanet ile birlikte dini vakıfları da siyasetin emrine veren siz değil misiniz. Yahu siz değil misiniz, hilafet fonundaki para ile, dinen haram kılınan riba'ya rağmen bu parayı birilerinin zimmetinde İş bankası gibi bir riba kuruluşuna sermaye yaptınız! Dini vakıflara ve gelirlerine el koydunuz. Süleymaniye ve Ayasofya vakfiyesi içindeki ana binanın önündeki/yanındaki yolun üzerindeki iki tarihi yapı bu gün, turistik Osmanlı hamamı diye, kadın-erkek turistlere hizmet (!?) veriyor.

Türkiye'deki, Moiz Kohen / Tekinalp kafalı Kemalistlerin İslam'dan nefretleri, Siyonist Satanistlerin İslam'dan nefretleri kadar büyük. Hristiyan kimi ülkelerdeki sıradan İslamofobik fanatik grublar, bizimkilerin eline su dökemez. Bir de bunlar aydın geçiniyorlar. Ne dinden haberleri var, aslında ne de dünyadan. 6 Ok hakkında bile derinlemesine bir bilgiye sahip değiller. CHP'nin parti ambleminde bu 6 ok, aslında 6 ilkeden çok karşıtlarını hedefe koyan bir tehdittir. CHP'nin ambleminde yer alan “Altı Ok”, partinin temel ideolojik ilkelerini temsil eder. Bu ilkeler aynı zamanda Kemalizm'in temel prensipleri olarak kabul edilir. “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, İnkılapçılık” şeklinde ifade edilen, bu ilkelerin bugün gerçek hayatta tam karşılığını bulamazsınız. 19.YY sonunda, savaş yıllarında, Kapitalizmin, Komunizmin, Faşizmin gölgesinde oluşan kavram ve kurumlarla 21.YY'ı anlayamaz, açıklayamazsınız. Tek parti döneminde, Cumhuriyetçilik, Monarşiye karşı bir alternatifti. Ama öte yandan Mustafa Kemal, “Tek adam” olarak aslında Monark'tı. Yani kurulan Cumhuriyet, biraz Sosyalist bir biraz Monarşik bir yapıydı. Yani Kurulan Cumhuriyet “Monarşik bir Cumhuriyet'ti.Bu arada siz yakınızdaki birilerine “Cumhuriyet arabça bir kelime, Türkçe karşılığı ne olabilir” diye sorun, size “Halkçılık” diyeceklerdir büyük ihtimalle, Oysa “Halkçılık, 6 ok'dan bir diğer oku ifade eder. Bunlar Demokrasi ile Cumhuriyet arasındaki çelişki ve/veya ilişki hakkında bile, bir fikir sahibi değillerdir. “Cumhur” “Çoğunluk” demektir. “Cumhuriyet” “Çoğunlukçuluk” anlamına gelir. Demokrasi ise “Çoğunlukçuluğu” ifade eder, Çoğunluk dışındaki diğer azınlıkta kalanların temel hak ve hürriyetlerinin korunması şartını öne çıkartır. Çoğunlukçu parti, çok partili dönemden itibaren hep “azınlık partisi”dir. İronik bir durum değil mi? Bu arada “Cumhuriyet”in “işkembe”si, “Meyhane”si, “Sucuğu”, “Lokantası” da vardır. Sadedece “Reis”i, “savcı”sı, “banka”sı, “meydan”ı, “cadde”si, “okulu” yok.

Sıradaki “ok” neydi! “Milliyetçilik”. Sahi, Ulusalcılık”la, “Milliyetçilik” aynı şey mi? İngilizcesi “Nasyonalizm” di değil mi? “Irkçılık”la Milliyetçilik arasında kesin bir ayırım var mı? Milliyetçilik deyince, Türkiye'de MHP, dünya'da “Hitler” akla gelir. Bu CHP aklına göre, Musfa Kemal “Ulu Önder”dir. Ulu Önder, Almanca'da “Führer”in karşılığı olarak Hitler'e verilen unvan'dır. Mustafa Kemalin unvan olarak “Führer” yazılı kartvizit'i olduğunu biliyor mu idiniz? 10.yıl albümüne Hitler”le ortak ideallerden söz eden ifadelerin yer aldığı “Cumhruriyet'in 10. Yıl albümü”nün son sayfasına bakmak gerek. Durduk yere Türkiye'den resmi bir heyet, hatta Cumhuriyet gazetesinin yazarları durduk yere Hitlerin doğum gününü kutlamaya gitmediler. Kimi Kemalistler de, “Anadolu yaylalarında, çıplak ayakları ile şaraplık üzüm ezen Normandiye köylüleri”ni arıyordu. Musolini'nin “Terbiye diktatörlüğü”ne hayrandılar. Bizim “kara gömlekli, şapkalı izcilerRomüs-Romülüs olarak yetiştiriliyorlardı. “Dağbaşını duman almış / Gümüş dere durmaz akar”, “Bir başkadır benim memleketim”!?

Milliyetçiliği de geçelim. Söz konusu “Millet” “Millet-i İbrahim” değil, “on yılda yaratılan 15 Milyon genç”den(!?) söz ediyorlar. “Halkçılık” aslında “Cumhuriyetçilik”le karıştırılır, ama Sovyetik bir kavram olarak girdi 6 Ok'a. O zaman Mustafa Kemalin emri ile Bayar, Maraşal Fevzi Çakmak filan “Yerli ve Milli” Komunist Partisinin kurucuları arasındalardı. Herkes bir anda birbirine “yoldaş” demeye başladı. Köy enstitülerinin olumlu yönleri olmakla birlikte o okulları Kolhoz ve Kibbutz karışımı yapılardı. Onlar Halk rehberleri olacaklardı. Yani, Fransız bir heykeltraşın yaptığı, Rus generallerin Mustafa Kemal'le birlikte resmedildiği, Nestle firmasının da katkıları ile yapılan “Taksim anıtı”, o günlerin hatırasını yaşatır aslında.

Devletçilik derseniz, 60 sonrası Kemalistler bile “Karma ekonomi”ye geçtiler. 80 sonrası “Liberal ekonomiye, serbest piyasa ekonomisi”ne geçtiler. Bugün artık, tek dünya, tek aile, tek gelecekten söz ediyo birileri. Uluslararası sözleşmelerin kabul edildiği tek hukuk, bir adım sonra tek para, tek kutuplu dünyada tek ordudan, din, ahlak, gelenekten ve biyolojik cinsiyetinden bağımsız Trans Human, Nesnelerarası iletimimin nesnesi olan BİREY'lerden oluşan, “alamet-i farikala”rını kaybetmiş bir kalabalık'tan söz ediyorlar. Westefelya'da temelleri atılan “Ulus devlet ve uluslararası düzenin sonu”na gelirken Lokalizm yolundan ilerleyerek, yerelden evrensele uzanan Glokalizm yolundan UK Ultra-Beyin kontrol süreçlerinden geçirdikleri toplumu Globalizmin mezbahasının kapısına kadar getirdiler. Biz yaşarken oldu bütün bunlar.

Laiklik sadece Katoliklerin sorunu. Bize ne Laiklikten. Varlık ve meşruiyetini İncil'den alan, Katolikler tarafından Vatikan'ın ruhani kadrosunda yer alan, ruhbanların dışında kalan diğer, kiliseye vergi veren tüm Katoliklerin statüsünü belirleyen bir kavramdan söz ediyoruz. Geçen gün “Habervakti”nde bu konuyu uzun uzadıya yazdım. (Bakınız: Dilipak / Bilgi sahibi olmadan Kanaat sahibi olmak) Sonunda geldik, “inkilabçılık”'a, Ecevit'in ifadesi ile “Gardrob devrimciliği”ne, hani şu şapka kanununa, savcılara ihbar ediyorum. Kamu görevlilerinin tamamının şapka giymesi gerek giymiyorlar. Oysa şapka kanunu için dün adam astılar ya hu, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen bir kanun var bu memlekette. Beştepe bu konuya el atmalı, şapka giymeyenler görevden atılmalı. Şapka takmayan hakim ve savcılar hakkında HSK işlem yapmalı. Kanun, 1982 Anayasası'nın 174. maddesi gereği İnkılâp Kanunları arasındadır; anayasaya aykırılık iddiasıyla iptal davası açılamaz ve korunur. 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun olup, 25 Kasım 1925'te TBMM'de kabul edilmiş ve 28 Kasım 1925'te Resmi Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Unutulan devrim yasalarından biri olan bu kanunun ilk Maddesini hatırlatalım: Madde 1 – Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idare-i umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumi serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını hükümet meneder”. “Küçük prens”i okudunuz mu, orada bu kanundan bahsettiği için 1950'ye kadar “Küçük Prens”in Türkiye'de basımı yasaktı. Çünkü bir bilim adamının önemli bir keşfi, o bilim adamı şapka giymediği için reddedilmişti.

Yaz yaz bitmez. Ama artık makaleyi burada bitirmem gerek. Artık insaf sahibi CHP'lilerde, kendi aralarında konuşurken “İnkılapçılık devrim ruhunu kaybetti”, “Halkçılık elitist oldu”, “Devletçilik bürokratikleşti”, “Laiklik özgürlükçü değil, otoriter uygulandı”, “Milliyetçilik net ideolojik çerçeve sunmuyor” diye dertleniyorlar. Ne yapacaklarını da bilmedikleri için “Ne olacak bu CHP'nin hali diye bir meyhaneye atıp kapağı “milli içeceğimiz, “aslan sütü”nden kafayı çekince rahatlıyor. “Kabede hacılar hu der Allah” duyunca onun için hafakanlar basıyor.

Yolunuz Gelibolu'ya düşerse, orada büyük bir Çingene mahallesi var. Orayı ziyaret edin, çocuklara hediyeler götürün, aileleri ziyaret edin, topyekun ihtida sonra nasıl bir dönüşüm yaşamışlar görün. İslam'ı yaşamaya başlarken kimi mezheb seçmek için İslam tarihini okumuş, Kimi bir Fıkıh ansiklopedisini, ilmihalle yetinmemişler. Onları dinleyin bir, nereden geliyorlar ve nereye gidiyorlar. Artık hafızları var, İlahiyatçıları var. Hacca gidip “Hacı” olanları var bu kardeşlerimizin. Sadece Gelibolu'da değil, aslında her yerde bir uyanış var. “Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır” diye boşuna dememişler.

Selam ve dua ile.

Kaynak: mirathaber

© Timeturk

Kocaeli'de ders zillerinin Ramazan nedeniyle 'Kabe'de hacılar' ilahisi yapılmasının ardından CHP yönetiminden gelen tepkiler sonrası başlayan tartışmalar sürüyor. Abdurrahman Dilipak, konuyla ilgili değerlendirmede bulundu.

Bakan Kurum, restorasyonu tamamlanan Selimiye Camii'ni ziyaret etti

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından Edirne'de yapımı tamamlanan konutların kura çekim törenine katılmak üzere kente geldi. İl protokolü tarafından karşılanan Bakan Kurum, Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" dediği tarihi camide Cuma namazını eda etti. Namazın ardından cami çıkışında vatandaşlarla selamlaşan ve kısa süre sohbet eden Kurum, gazetecilere açıklamalarda bulundu.

AW651239_02

Mimar Sinan'ın Koca Sinan'ın bize bıraktığı emanet

Bakan Kurum, Edirne'ye geliş amacını anlatarak şunları söyledi: "Şükürler olsun Edirne'ye bir kez daha gelmeyi bizlere nasip etti. Burada cuma namazımızı kıldık, dua ettik, vatandaşımızla sohbet ettik, onları dinledik. Şükürler olsun Selimiye, Mimar Sinan'ın Koca Sinan'ın bize bıraktığı emanet. İnşallah bugün daha güzel, daha güçlü olacak; bunun mücadelesini yapıyoruz. Etrafını düzenledik, biliyorsunuz daha önce bir meydan düzenlemesi yaptık. Şimdi de hem camimizin restorasyonu yapıldı hem de içerideki süslemelerimiz, hatlarımız ve tüm eserlerimiz yeniden gözden geçirildi.”

AW651239_07

Bakan Kurum, “Vatandaşımız huzur içerisinde namaz kılıyor, dua ediyor. Türkiye'nin dört bir yanından Edirne'mize vatandaşımız geliyor, hepsiyle burada görüşme fırsatı oldu. Bugün Edirne'de hem müjdelerimiz olacak; sosyal konutla ilgili kura çekimini gerçekleştireceğiz. Belediyelerimizle, vatandaşımızla görüşeceğiz. Valimizle, milletvekillerimizle ve teşkilatımızla birlikte dolu dolu bir Edirne günü geçireceğiz. Selam söylüyoruz." dedi.

AW651239_04

Bakan Kurum, Edirne esnafıyla sohbet etti

Cami programının ardından Bakan Kurum ve beraberindekiler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çevre düzenlemesi yapılan Selimiye Meydanı'nı ve çevredeki iş yerlerini gezdi. Esnafla sohbet eden Kurum'a çeşitli hediyeler takdim edildi.
Esnaflar tarafından Selimiye temalı çerçeveli bir tablo hediye edilirken, Edirne Tava Ciğeri Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Uğurcan İmrak tarafından da Edirne'nin geleneksel el sanatlarından aynalı süpürge takdim edildi.
Bakan Kurum ve beraberindekiler daha sonra, Toplu Konut İdaresi tarafından kura çekiminin gerçekleştirileceği kapalı spor salonuna hareket etti.

AW651239_06

© Timeturk

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, restorasyonu tamamlanan Selimiye Camii'ni ziyaret etti. Bakan Kurum cuma namazını burada eda etti.

MEB, 903 personel alacak

MEB, Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı Eğitim ve Uygulama Merkezlerinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilmek üzere, KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınmak suretiyle toplam 903 sözleşmeli personel alımı yapılacağını duyurdu.

Bu kapsamda 903 sözleşmeli personelin; diyetisyen, koruma ve güvenlik görevlisi, büro personeli, teknisyen ve destek personeli kadrolarından alınacağı ifade edildi. Başvuruların, 2 Mart Pazartesi günü başlayıp 6 Mart 2026 Cuma günü sona ereceği belirtildi.

Başvurular Kariyer Kapısı'ndan

Adaylar, başvurularını Kariyer Kapısı internet adresinden yapabileceği, yerleştirme sonuçlarının ise ise 13 Mart tarihinde MEB'in ve Kariyer Kapısı'nın resmi internet adresinden duyurulacağı ifade edildi.

© Timeturk

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı, 903 sözleşmeli personel alımı yapılacağını, başvuruların ise 2-6 Mart tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Pakistan: '12 Pakistan askeri, 274 Taliban askeri öldü'

Pakistan Ordusu Sözcüsü Ahmed Şerif Chaudhry, Afganistan-Pakistan arasında dün akşam saatlerinde başlayan çatışmaların ardından bugün basın toplantısı düzenleyerek son bilgileri paylaştı.

Chaudhry, Afganistan ile yaşanan çatışmada 12 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini, 27 askerin de yaralandığını ifade ederek, Pakistan ordusunun Afganistan genelinde 22 noktayı vurduğunu söyledi.

Saldırılarda 83 mevzinin yerle bir edildiğini ve 17'sinin de ele geçirildiğini kaydeden Chaudhry, 274 Taliban askerinin öldürüldüğünü, 400'den fazlasının ise yaralandığını sözlerine ekledi. Ayrıca 115 tank, zırhlı personel taşıyıcı ve topçu sisteminin de imha edildiğini aktaran Pakistan Ordusu Sözcüsü Chaudhry, Afganistan'daki Başbakan Şahbaz Şerif'in talimatları doğrultusunda devam ettiğini söyledi.

© Timeturk

Pakistan Ordusu Sözcüsü Ahmed Şerif Chaudhry, Afganistan-Pakistan arasında yaşanan çatışmalarda 12 Pakistan askerinin hayatını kaybettiğini, 27 askerin de yaralandığını ifade etti.

İkra bebek ile babasını darp edenlere istenen ceza belli oldu!

Yalova'da, 34 yaşındaki Muhammet Baca ile kucağındaki 14 aylık İkra Baca'nın darp edildiği olaya ilişkin iddianame hazırlandı. 'Kasten yaralama' suçundan toplam 12 yıldan 36 yıla kadar hapsi istenen tutuklu Şener Ergin'in, Muhammet Baca'ya vurduğu çocuk scooter'ı 'silah' olarak sayıldı

Yalova'nın Çınarcık ilçesi Esenköy beldesinde, yaklaşık 1 yıl önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesinin, binada oturan Ergin ailesiyle gürültü nedeniyle sürekli tartışma yaşadığı ve 2 aile arasında husumet oluştuğu öne sürüldü.

960x540 (12)

BEBEK KUCAĞINDAYKEN SOPALI SALDIRI

DHA'daki habere ve iddiaya göre; 20 Şubat'ta Muhammet Baca evine döndüğü sırada, bina yakınında komşusu Servet Ergin ile karşılaştı. Servet Ergin'in kendisine 'Ne bakıyorsun lan' dediğini iddia eden Muhammet Baca, jandarmaya ihbarda bulundu. Baca, adrese gelen jandarma ekiplerine durumu anlattı. 14 aylık kızı İkra ile eşinin de kapıya gelmesi üzerine Muhammet Baca, kızını kucağına aldığı sırada, Ergin'in kardeşi Şener Ergin'ın sopalı saldırısına uğradı.

JANDARMAYA KAVGAYI GÜÇLÜK AYIRDI

Baca ve kucağındaki kızı İkra, aldıkları darbeyle yaralandı. Jandarma ekipleri, kavgayı güçlükle ayırdı. Muhammet Baca'nın burnunun kırıldığı, 14 aylık bebeğin kafasında 3 çatlak ve sağ gözünde yaralanma meydana geldiği saptandı. Ambulansla Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan baba ile kızı, tedaviye alındı.

3865505_55d28d2554a51128de7770f3e3f06e1c

AĞABEY SERBEST BIRAKILDI, KARDEŞİ TUTUKLANDI

Olayın ardından Şener Ergin ile Servet Ergin, jandarma ekipleri tarafından gözaltına alınıp karakola götürüldü. Muhammet Baca şikayetçi oldu, gözaltına alınan Şener Ergin tutuklandı. Servet Ergin ise savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı. Muhammet Baca'nın aralarındaki husumet nedeniyle Servet Ergin hakkında kapısına mermi bıraktığı iddiasıyla uzaklaştırma kararı çıkardığı da öğrenildi. İddiaları yalanlayan Ergin, tehdit mesajları aldığını öne sürdü.

İDDİANAME DE HAZIRLANDI

Olayla ilgili başlatılan soruşturma tamamlanırken, iddianame de hazırlandı. Tutuklu Şener Ergin'in, apartman girişinde bulunan çocuk skuter'ı alıp, koşarak geldiği ve Muhammet Baca'ya iki kez vurduğu, ilk darbenin hem babaya hem de kucağındaki bebeğe isabet ettiği iddianamede yer aldı.

3865505_8dcf413e6a744e816685e4cbfe1793cc

ÇOCUK SCOOTER'I SİLAH SAYILDI

Çözümlemesi yapılan güvenlik kamerası görüntülerinin tutanaklarının da yer aldığı iddianamede; Şener Ergin'in bahçe kapı girişinde havada bir nesne savurduğu, 2 kez 'çat' diye yüksek ses duyulduğu belirtildi. Olay yerinde çocukların bulunduğunun açıkça görüldüğü, şüphelinin bunu fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulanırken; çocuk scooter'ının yaralamaya elverişli olması nedeniyle 'silah' sayıldığı ve eylemin baba ile bebeğe karşı doğrudan kastla işlendiği değerlendirmesi iddianamede yer aldı.

12 YILDAN 36 YILA KADAR HAPİS CEZASI

İddianamede, tutuklu Şener Ergin'in Muhammet Baca'ya yönelik eylemi nedeniyle 'Kasten yaralama' suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar, 14 aylık bebek İkra Medine Baca'ya yönelik eylemi nedeniyle de 'Kasten yaralama' suçundan 9 yıldan 27 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Savcılık, toplamda 12 yıldan 36 yıla kadar hapis cezası istedi. Ayrıca mahkumiyet halinde tutuklu Ergin hakkında hak yoksunlukları uygulanması da talep edildi.

14 AYLIK İKRA BEBEKTE KAFA ÇATLAĞI OLUŞTU

Öte yandan adli tıp raporu da hazırlandı. Raporda; baba Muhammet Baca'nın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte olduğu, burnunda kırık bulunduğu ve kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif düzeyde olduğu belirtildi. 14 aylık İkra bebeğin ise kafatasında çatlak oluştuğu, yaralanmasının hayati tehlike arz ettiği ve kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin ağır seviyede olduğu kaydedildi.

3865505_d41a236074a440dcbcc1b88a0b2cafc8

BABA BACA'NIN KIZINI EVE BIRAKTIĞI AN KAMERADA

Olay günü baba Muhammet Baca'nın kızı İkra Medine Baca'yı kucağındayken eve bıraktığı ana ilişkin yeni güvenlik kamerası görüntüsü de ortaya çıktı. Görüntülerde; Muhammet Baca'nın kucağında bulunan kızı ile binaya girdiği ve evin kapısından annesine bıraktığı anlar yer aldı.

Kaynak: DHA

 

© Timeturk

Geçtiğimiz haftalarda baba ve küçük kızını darp edenler hakkında iddianame hazırlandı. Şüphelilere kasten yaralama suçundan 12 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. Ş.E.'nin Muhammet Baca'ya vurduğu çocuk scooter'ı 'silah' olarak sayıldı.

İsrail engeline rağmen 100 bin kişi cuma namazını Aksa'da kıldı

İsrail'in işgali altındaki Kudüs'te binlerce kişi Ramazan ayının ikinci cuma namazı için Mescid-i Aksa'ya akın etti. Batı Şeria'daki Filistinliler ise Kudüs'e geçmek üzere sabahın erken saatlerinde Kudüs çevresindeki kontrol noktalarında uzun kuyruklar oluşturdu. İsrailli yetkililer, 10 bin kişilik kotanın dolduğunu gerekçe göstererek çok sayıda Filistinlinin Batı Şeria'dan Kudüs'e geçişine izin vermedi. Kudüs'te bulunan ve Kudüs'e girişine izin verilen Filistinliler Ramazan ayının ikinci cumasını Mescid-i Aksa'da eda etti. Yaklaşık 100 bin kişi cuma namazını Mescid-i Aksa'da kıldı. Mescid-i Aksa'nın içine sığmayanlar ise avluyu ve bahçeyi doldurdu.

AW646496_02

İsrail rejimi kısıtlama uygulayacağını duyurmuştu

İsrailli yetkililer, Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'da bazı kısıtlamalar uygulayacağını duyurmuştu. Cuma namazı için Batı Şeria'dan Mescid-i Aksa'ya 50 yaş üstü kadınlar ve 55 yaş üstü kadınların yanı sıra birinci derece akrabalarının eşlik ettiği 12 yaşından küçük çocukların girişine izin verileceği kaydedilmişti. Ayrıca, 10 bin kişilik kota uygulanacağı açıklanmıştı.

AW646496_08

Kaynak: İHA

© Timeturk

İsrail'in tüm engellemelerine rağmen Filistinli Müslümanlar Mescid-i Aksa'ya bu Cuma da akın etti. Yaklaşık 100 bin kişi Cuma namazını kılmak için sabahın erken saatlerinde Aksa'ya geldi.

Bakan Gürlek'ten 'süreç' açıklaması

Bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Nevşehir'e gelen Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret etti. Valilik girişinde Vali Ali Fidan ve protokol üyeleri tarafından karşılanan Gürlek, daha sonra valilik makamına geçti.

Ziyarette Vali Fidan tarafından Bakan Gürlek'e ilde yürütülen çalışmalar ve Nevşehir'in genel durumu hakkında bilgi verildi. Ziyaretin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Gürlek, doğup büyüdüğü şehirde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Gürlek, "Bugün doğup büyüdüğüm, her sokağında hatıram olan güzel memleketim Nevşehir'de bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Hemşehrilerimizin gösterdiği sıcak karşılama için de kendilerine teşekkür ediyorum" dedi.

Türkiye'de yürütülen "Terörsüz Türkiye" sürecine de değinen Gürlek, "Ülkemizde terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor. İnşallah bunun meyvelerini toplamak üzereyiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe Türkiye daha ileriye gidecek" ifadelerini kullandı.

Nevşehir'in Kapadokya'nın kalbi olduğunu vurgulayan Gürlek, şehrin turizm, tarım, eğitim ve girişimcilik alanlarında daha da gelişmesi için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin her alanda ilerlediğini belirterek, Nevşehir'in gelişimi için gerekli adımların atılmaya devam edeceğini söyledi.

© Timeturk

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Nevşehir Valiliğini ziyaret ederek Vali Ali Fidan'dan il hakkında bilgi aldı. Ziyaret sonrası açıklama yapan Bakan Gürlek, 'Terörsüz Türkiye süreci çok güzel gidiyor, inşallah bunun meyvelerini hep birlikte toplayacağız' dedi.

ABD, İsrail'deki büyükelçilik çalışanlarını tahliye ediyor

ABD, İsrail'de bulunan ve görevleri aciliyet arz etmeyen hükümet çalışanları için tahliye uyarısı yayınladı. Bugün yayınlanan uyarı mesajında ABD Dışişleri Bakanlığı, ‘güvenlik riskleri' nedeniyle "görevi aciliyet arz etmeyen ABD hükümeti personelinin ve aile üyelerinin ülkeden ayrılmasına" izin verdi.

Büyükelçi Huckabee: “İlk öncelik mümkün olan en hızlı şekilde ülkeden çıkmak olacak”

Açıklamada "Kişiler, ticari uçuşlar mevcutken İsrail'den ayrılmayı değerlendirmek isteyebilir" denildi.

Öte yandan, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de elçilik çalışanlarına tahliye uyarısı yaptı.

Huckabee, "İsrail'den ayrılmak isteyenler bunu bugün yapmalı" dedi ve önümüzdeki günlerde ülkeden çıkış uçuşlarının artık olmayabileceğini belirtti. Huckabee "İlk öncelik mümkün olan en hızlı şekilde ülkeden çıkmak olacak" ifadelerini kullandı.

thumbs_b_c_e9eb7a260550807d5c4170e915fbd2c8

Kaynak: Mepa News

© Timeturk

ABD ile İran arasındaki gerilim devam ederken olası bir savaş karşısında ABD, İsrail'deki büyükelçilik görevlilerini tahliye ediyor.

Pakistan- Afganistan geriliminde Türkiye devrede

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Afganistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmaların ardından gerilimi azaltmak için görüşmelerde bulundu.

Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilimi azaltmak için diplomatik girişimler devam ediyor.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Bakan Hakan Fidan'ın Afganistan Dışişleri Bakanı Emirhan Muttaki, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile telefonda görüştüğünü kaydetti. Görüşmelerde Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilim ele alındı.

İki ülke son günlerde sürekli çatışıyor

Afganistan ile Pakistan arasında son çatışmalar, Pakistan'ın 21 Şubat gecesi Afganistan'ın doğusunda sivil alanları bombalamasıyla başladı. Saldırılarda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Bu saldırılara misilleme olarak Afganistan dün sınır hattındaki Pakistan karakollarını hedef alan geniş kapsamlı bir saldırı başlattı.

© Timeturk

Türkiye, iki kardeş ülke Pakistan ve Afganistan arasında çıkan çatışmalardan dolayı devreye girdi. Gerilimi azaltmak için Dışişleri Bakanı Hakan Fidan iki ülke yöneticileriyle de görüştü.  

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turu eşleşmeleri belli oldu

Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonu UEFA Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turu kura çekimi, İsviçre'nin Nyon kentinde bulunan UEFA Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Kura çekimlerini eski Hırvat futbolcu Ivan Rakitic yaptı. Galatasaray'ın bu turdaki rakibi İngiliz ekibi Liverpool oldu. Sarı-kırmızılılar ilk maçı sahasında, rövanş mücadelesini ise deplasmanda oynayacak.

Devler Ligi'nde son 16 turu ilk maçları 10-11 Mart, rövanş karşılaşmaları ise 17-18 Mart tarihlerinde oynanacak.

Şampiyonlar Ligi'nde sezonun finali, 30 Mayıs 2026'da Macaristan'ın Budapeşte kentindeki Puskas Arena'da yapılacak.

Galatasaray ile Liverpool bu sezon Şampiyonlar Ligi lig aşamasında da karşılaşmış ve Rams Park'ta oynanan müsabakayı sarı-kırmızılılar 1-0 kazanmıştı.

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda eşleşmeler şu şekilde:

Galatasaray - Liverpool

Real Madrid - Manchester City

Paris Saint-Germain - Chelsea

Newcastle - Barcelona

Atletico Madrid - Tottenham

Atalanta - Bayern Münih

Bayer Leverkusen - Arsenal

Bodo/Glimt - Sporting CP

© Timeturk

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turunda Galatasaray, İngiliz ekibi Liverpool ile eşleşti.

Artvin'de otomobil TIR'a çarptı: 2 ölü

Karadeniz Sahil Yolu'nun Kopmuş mevkisinde meydana gelen kazada, İsa Ak'ın kontrolünü kaybettiği 19 AGO 077 plakalı otomobil, yol kenarında park halindeki TIR'a arkadan çarptı.

1188901

Kazada otomobildeki Erkam Abdurrahman Ak ve Gürcistan uyruklu Kanama Sakvarelidze, hayatını kaybetti. Yaralanan sürücü araçta sıkışırken, ihbarla kaza yerine AFAD, itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

1188898

Ekiplerin çalışmaları sonucu sıkıştığı yerden çıkarılan İsa Ak, ambulansla kaldırıldığı hastanede tedaviye alındı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı. (DHA)

© Timeturk

Artvin'in Hopa ilçesinde park halindeki TIR'a çarpan otomobildeki Erkam Abdurrahman Ak (45) ile Gürcistan uyruklu Kanama Sakvarelidze (35) hayatını kaybetti, sürücü yaralandı.

Hillary Clinton'dan 6 saatlik 'Epstein' ifadesi

Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, cinsel istismar suçlusu Jeffrey Esptein hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Kongre'de ifade verdi. Clinton, yaklaşık 6 saat süren ifadesinde Batı dünyası genelinde siyasetçi ve etkili iş adamlarıyla karanlık menfaat ağı kuran Jeffrey Epstein ve İngiliz sevgilisi Ghislaine Maxwell hakkında yeni bir bilgisi olmadığını söyledi.

Clinton, Epstein soruşturmasının Cumhuriyetçiler tarafından ele alınış biçimine sert eleştiriler getirdi.

"Epstein ile karşılaştığımı hiç hatırlamıyorum"

Clinton, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi üyelerinin katılımıyla New York'ta aile evlerinin bulunduğu şehir merkezinden uzak küçük bir yerleşim yeri olan Chappaqua'da kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen toplantının ardından konuşmasını sosyal medyada paylaştı. Clinton, "Epstein ile karşılaştığımı hiç hatırlamıyorum. Uçağına binmedim ve adasına, evine ya da ofisine de hiç gitmedim" ifadelerini kullandı. Clinton, "Her düzgün insan gibi Epstein'in işlediği suçlar hakkında öğrendiklerimiz beni de dehşete düşürdü. Epstein'in 2008'de çok hafif bir ceza almış olması ve bu şekilde vahşi uygulamalarını bir 10 yıl daha sürdürmesine imkan tanınması akıl alır gibi değil" dedi. 2016'daki seçimlerde Demokrat Parti'nin başkan adayı olarak yarışan Clinton, Cumhuriyetçi Partili James Comer başkanlığındaki komiteyi de eleştirerek, "Yürüttüğünüz soruşturmanın asıl amacı, federal hükümetin Epstein ve suçlarıyla ilgili soruşturma ve kovuşturmaları ele alış biçimini değerlendirmek olmalı" ifadelerine yer verdi. Komitenin şeffaflık ihtiyacına rağmen bugün dahi oturuma medyanın girişine izin vermediğine de dikkat çeken Clinton, "Epstein dosyalarında en öne çıkan kişileri çağırmak için önemli bir çaba göstermediğiniz ve çağırdığınızda dahi (uzun süre Epstein'in mali danışmanı olan ABD'li milyarder) Les Wexner'ın ifadesine tek bir Cumhuriyetçi Komite üyesi bile gelmedi" dedi.

Komiteyi gerçeği araştırmak ve mağdurlar için adaleti tesis etmeye çalışmak yerine Cumhuriyetçi Parti ve Donald Trump'ı korumaya odaklanmakla suçlayan Clinton, Epstein dosyası çerçevesinde yayımlanan milyonlarca belgedeki sansür uygulamalarını da eleştirdi. Clinton, "Dosyadaki yasal karartmaların güçlü erkekler ve siyasi müttefikleri değil, mağdurları ve hayatta kalanları koruması gerekirdi" ifadelerini kullandı. Komitenin niçin "Epstein adasında en çılgın partinin hangi gece olacağını soranları çağırmadığını" soran Clinton, "Bunun yerine soruşturmanıza yardımcı olabilecek herhangi bir bilgiye sahip olmadığımı gayet iyi bildiğiniz halde beni ifade vermeye zorladınız. Bunu da dikkatleri Başkan Donald Trump'ın eylemlerinden başka yöne çekmek için yaptınız" şeklinde konuştu.

"Tüm sorulara cevap verdi"

Oturumun ardından Komite Başkanı James Comer, görüşmenin verimli geçtiğini açıkladı. Clinton'ın ifadelerinden "çok şey öğrendiklerini" söyleyen Comer, eski Dışişleri Bakanının Clinton Küresel Girişimi'ne (CGI) ilişkin bazı sorulara, "Bunu eşime sormanız gerekir" şeklinde yanıt verdiğini belirtti. Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Nancy Mace ise, "Clinton her iki partiden olan her bir üyenin sorduğu tüm sorulara cevap verdi" dedi. Komitedeki en üst düzey Demokrat partili Kongre Üyesi Robert Garcia, Clinton ile gerçekleştirilen görüşmenin bir emsal oluşturmasını ve artık Başkan Trump'ın da komite önünde ifade vermeye davet edilmesini umduklarını söyledi.

Hillary Clinton ile görüntü kaydı alınan görüşmenin ardından Denetim Komitesi, bugün eski Başkan Bill Clinton ile de benzer bir görüşme gerçekleştirecek.

Bill Clinton'ın Epstein ile fotoğrafları ortaya çıkmıştı

Komite, Bill ve Hillary Clinton çiftiyle görüşmeyi Ekim ayında planlamış, ancak Clinton ailesi, komiteye Epstein hakkında sunabilecekleri bilginin sınırlı olduğunu savunmuş ve komiteyi, dikkatleri Trump'ın Epstein ile olan bağlarından uzaklaştırmak için kendilerini kullanmaya çalışmakla suçlamıştı.

Diğer yandan Aralık ayında Şeffaflık Yasası kapsamında yayınlanan milyonlarca yeni belge arasında eski Başkan Bill Clinton'ın Epstein ve Ghislaine Maxwell ile birlikte çekilmiş fotoğrafları da yer almıştı.

Bill Clinton ise sözcüsü aracılığıyla 2002 ve 2003'te Clinton Vakfı kapsamındaki seyahatler için Epstein'in uçağıyla 4 kez uçtuğunu açıklamıştı.

Uçuş kayıtları, Hillary Clinton'ın bu seyahatlerde eşiyle birlikte olmadığını ortaya koyarken, Hillary Clinton'ın Epstein'in sevgilisi ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile ilişkileri soru işaretlerine neden olmuştu.

Clinton, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda Maxwell ile kişisel bir dostluğu olmadığını ve Epstein ile Maxwell'in işlediği suçlarda hiçbir rolü olmadığını belirtmişti.

© Timeturk

ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi'nde verdiği ifadede, pedofili milyarder Jeffrey Epstein ile hiç karşılaşmadığını ve adasına gitmediğini belirtti.

ABD istihbaratı ile Trump arasında 'İran' çatlağı

İngiltere merkezli haber ajansı Reuters, adı açıklanmayan 3 kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran'ın yakında ABD'yi vurabilecek bir füzeye sahip olacağı" yönündeki iddiası ABD istihbaratının desteklemediğini aktardı. Ancak iki kaynak, ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın 2025 tarihli değerlendirmesinde, İran'ın mevcut uydu fırlatma araçlarından (SLV) "askeri olarak kullanılabilir bir kıtalararası balistik füze" geliştirmesinin 2035 yılına kadar sürebileceği öngörüsünde herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti.

Bir kaynak, İran ile yakın iş birliği içinde olan Çin veya Kuzey Kore'nin teknolojik yardım sağlaması durumunda bile İran'ın "gerçekten kıtalararası balistik füze seviyesinde bir şey" üretmesinin en erken 8 yıla kadar sürebileceğini söyledi.

Kaynaklar, İran'ın kısa süre içinde ABD topraklarına ulaşabilecek bir füze geliştirdiğine dair herhangi bir ABD istihbarat değerlendirmesinden haberdar olmadıklarını, ancak haberdar olmadıkları yeni bir istihbarat raporu olma ihtimalini de dışlamadıklarını dile getirdi.

Trump, Salı günü Kongre'de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, İran'ın "yakında ABD'ye ulaşabilecek füzeler üreteceğini" ifade etmişti.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump'ın 'İran'ın yakında ABD'yi vurabilecek bir füzeye sahip olacağı' yönündeki iddiasının ABD istihbaratı tarafından desteklenmediği ileri sürüldü.

Aziz İhsan Aktaş davasında ara karar: 7 sanığa tahliye

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik davada mahkeme ara kararını verdi. Savunmaların tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti 7 sanığın tahliyesine savunması alınmayan 4 sanık ile beyanı alınmayan müştekiler hakkında ‘zorla getirme' kararı çıkarılmasına hükmederek duruşmayı 20 Nisan tarihine erteledi.

Ali İhsan Aktaş suç örgütü davasında ara karar çıktı

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanıklı davanın ilk duruşması, 5'inci haftasında tamamlandı. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde görülen duruşmada, sanıklar ve avukatlarının savunmaları, 25 Şubat günü tamamlanmış, mahkeme ara kararını kurmak ve sanık avukatlarının taleplerini değerlendirmek için duruşmaya bir gün ara vermişti.

20260127aw629038-0_1

7 sanığın tahliyesine, 17 sanığın ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi

Bugün görülen oturumda mahkeme ara kararını açıkladı. Heyet tutuklu sanıklar, BELTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Önder Gedik, Esenyurt Belediye Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Personeli Mustafa Yolcu, Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek, İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş, İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu ve İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal'ın ‘yurt dışına çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyelerine hükmetti. Heyet, aralarında görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu 17 sanığın delil durumu göz önünde bulundurularak, tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

4 sanığa zorla getirilme kararı

Savunması alınmayan 4 sanık ile beyanı alınmayan müştekiler hakkında ‘zorla getirme' kararı
Mahkeme heyeti, savunması alınan tutuksuz sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına, sanık Alican Abacı hakkında uygulanan ‘ev hapsi' tedbirinin devamına, yargılamanın bir sonraki celsesinde ses ve görüntü değiştirilerek, SEGBİS aracılığıyla ‘gizli tanıkların' dinlenmesine karar verdi. Mahkeme, savunması alınmayan 4 sanık ile beyanı alınmayan müştekiler hakkında ‘zorla getirme' kararı çıkarılmasına hükmetti. Heyet, sanık ve avukatları tarafından sahte olduğunu iddia edilen evrakların incelenmesine, dosyada firari konumda bulunan Okan Övet hakkında yakalama kararının ve sanıkların mal varlıklarına konulan tedbirlerin devamına hükmetti. Mahkeme, Maya Rezidans ile ilgili site yönetimine aidat ödeme dökümünün istenmesine ilişkin müzekkere yazılmasına ve dava dosyasında ismi geçen memurlar hakkında soruşturma başlatılması için ilgili kurumlara yazı yazılmasına hükmederek, duruşmayı 20 Nisan tarihine erteledi. Öte yandan mahkeme, duruşmanın 22 Mayıs'a kadar süreceğini belirtti.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada ara karar açıklandı.

7'nci kattan atladı, eşi evde ölü bulundu

Tepebaşı ilçesine bağlı Zafer Mahallesi'nde Mehmet Karabulut, evinin 7'nci katın penceresinden atlayarak 2'nci kattaki tenteye ardından bahçeye düşerek dizinden yaralandı. Komşuların ihbarıyla olay yerine polis ekipleri sevk edildi.

116780281_1_640x360

Mehmet Karabulut'un düştüğü yeri görebilmek için atladığı eve giren polis ekipleri, Karabulut'un eşi Sevim Özdemir'i hareketsiz yatarken buldu.

69a15a67883eeb3d2e8592b8

İncelemede; Sevim Özdemir'in birkaç gün önce hayatını kaybettiği belirlendi. Mehmet Karabulut ambulansla Yunus Emre Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Sevim Özdemir'in şüpheli ölümü ile ilgili soruşturma başlatılırken, cansız bedeni Eskişehir Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Özdemir'in kesin ölüm nedeninin yapılacak olan otopsinin ardından netlik kazanacağı belirtildi. Soruşturma sürüyor. (DHA)

© Timeturk

Eskişehir'de Mehmet Karabulut (58), oturduğu apartmanın 7'nci katındaki evinin penceresinden atladı. Karabulut yaralanırken; eve giren polis, eşi Sevim Özdemir'in (50) cansız bedeni ile karşılaştı. Şüpheli ölümle ilgili soruşturma başlatıldı.

Milli Görüş lideri Erbakan Hoca, vuslatının 15. yılında dualarla anılıyor

Milli Görüş hareketinin lideri ve büyük devlet adamı merhum Başbakanlardan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın vuslatının üzerinden 15 yıl geçti. "Yaşanabilir bir Türkiye", "Yeniden büyük Türkiye" ve "Yeni bir dünya" idealleriyle Türk siyasetine yeni bir anlayış getiren Erbakan Hoca, siyasi hayatı boyunca Türkiye öncülüğünde adil bir dünyanın kurulacağına inanarak mücadele etti.

Dünya gündemi ile Türk siyasal hayatına, sağ ve sol çizginin dışında "Milli Görüş" kavramını taşıyarak İslam dünyasında siyasi bir uyanışa vesile olan Erbakan Hoca, hak ve adalete inanan tüm Müslümanların birleşmesi gerektiğini savundu.

Türk siyasetine ideolojisi ve üslubuyla yeni bir heyecan getiren Necmettin Erbakan, 29 Ekim 1926'da Sinop'ta doğdu. Babasının Ağır Ceza Reisi olması dolayısıyla çocukluğu farklı şehirlerde geçen Erbakan, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başladığı ilkokul eğitimini Trabzon'da tamamladı.

necmettin erbakan

OKULLARINI BİRİNCİLİKLE BİTİRDİ

1943'te birincilikle tamamladığı İstanbul Erkek Lisesinin ardından sınavsız geçiş hakkı olmasına rağmen İstanbul Teknik Üniversitesine sınavla girdi. Sınav sonucuna göre doğrudan ikinci sınıftan başlatıldı. Erbakan, 1948'de mezun olduğu aynı üniversitenin Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsünde asistan olarak görev üstlendi.

Erbakan'ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından birisi 1951'de İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından Almanya'daki Aachen Teknik Üniversitesine ilmi araştırmalar yapmak üzere gönderilmesiyle oldu.

ALMANYA'DA BAŞMÜHENDİS OLARAK GÖREV YAPTI

Alman ordusu için araştırma yapan DVL Araştırma Merkezinde biri doktora olmak üzere üç tez hazırlayan Türk mühendis Erbakan, bu tezleriyle Alman ekonomi bakanlığının dikkatini çekti.

Motorların daha az yakıt harcaması konusunda kendisinden istenilen raporu hazırlayan Erbakan, doçentlik tezini de "Dizel motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunun matematiksel izahı" konusu üzerine hazırladı.

Erbakan çalışmalarıyla Leopard tanklarının üretiminin yapıldığı Almanya'nın en büyük motor fabrikasına davet edilmesinin ardından burada başmühendis olarak söz konusu tankların motorları üzerinde çalışmalar yaptı.

TÜRKİYE'DE AĞIR SANAYİ HAMLESİ BAŞLATTI

Türkiye'de başlattığı ağır sanayi hamlelerini Almanya'da kaldığı sürede tecrübe eden Erbakan, bunu da Milli Görüş'ün önemli hedeflerinden birisi olarak belirledi.

Erbakan'ın ağır sanayi hamlesi adına attığı adımları ve sonraki çabaları hiç de kolay olmadı.

Erbakan, o yıllarda düzenlenen otomobil kongresinde "Şeftaliden başka bir şey üretemeyiz" görüşünü savunanlara inat, bir araya geldiği arkadaşlarıyla 1956'da Gümüş Motor Fabrikasını kurdu. Avrupa standartlarının da altında, saatte 5,5 litre motorin harcayan Gümüş Motor'u bir avuç fedakar insanla üretti. Bugün Pancar Motor adıyla çalışan fabrika, Mart 1960'ta seri üretime başladı.

necmeettinerbakan-1

İLK YERLİ MOTOR FABRİKASINI KURDU

"Şeftali yerine motor üretmek isteyen Türkiye'nin" Gümüş Motor Fabrikası, sektöre hakim olan yabancıların ekonomik ve siyasi baskılarıyla iflasa sürüklenmek istendi.

Erbakan, Gümüş Motor'un devamı adına önüne konulan engellerle mücadeleye başladı.

Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığına getirilmesinin adından Genel Sekreter olan Erbakan, önce Odalar Birliği İdare Heyeti Üyesi, bir yıl sonra da Odalar Birliği Başkanı seçildi.

Erbakan o dönem tanıştığı Nermin Erbakan ile evlendi. Nermin ve Necmettin Erbakan çiftinin evliliğinden çocukları Zeynep, Elif ve Muhammed Fatih dünyaya geldi.

ODALAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINDAN AYRILMASI

Erbakan Hoca, Odalar Birliğinde de aktif dönem geçirdi, Anadolu sermayesini desteklemek için çalıştı.

Odalar Birliği Başkanı Erbakan'ın, bu koltuktan uzaklaştırılması için çeşitli adımlar, siyasi pazarlıklar yapıldı.

Odalar Birliği Başkanlığı seçiminin geçersiz sayılması Danıştaya taşındı. Erbakan, bu görevinden, Ankara Valiliğinin emriyle uzaklaştırıldı.

Bu karar, Erbakan Hoca'nın siyaset yolculuğunu başlattı.

KONYA'DAN BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ OLDU

“Bir çiçekle bahar açmaz ama her bahar bir çiçekle gelir.” 12 Ekim 1969'daki milletvekili seçimine giderken o dönem güçlü bir siyasi parti olan Adalet Partisinden (AP) milletvekili olmak istedi, ancak kabul edilmedi.

Erbakan, kendisine büyük hoşgörü ve sevgi besleyen Konya'dan, bağımsız aday olarak seçime girdi ve üç milletvekili seçilebilecek oyu alarak Meclisin yolunu tuttu.

Erbakan, Konya'daki milletvekilliği çalışmaları sırasında kendisine yöneltilen, "İyi de bir çiçekle bahar olmaz ki" yorumları üzerine, "Evet, bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar" ifadesini kullanmıştı.

MİLLİ NİZAM PARTİSİNİ KURDU

Konya Milletvekili Erbakan, çok geçmeden, 24 Ocak 1970'te, 17 arkadaşıyla Milli Görüş hareketinin ortaya çıkmasını sağlayacak ilk parti olan Milli Nizam Partisini kurdu.

Parti kurulduğunda ilk üyenin kim olacağı konusunda karar vermek üzere yönetim toplandı, Erbakan'ın ilk üye olması istendi. Erbakan ise bu teklif üzerine tebessümle arkadaşlarına bakarak, "Ecdadımız Anadolu'ya, Malazgirt Meydan Muharebesiyle Muş/Malazgirt'ten girmişti. O ilimizdeki bir caminin imamı bizim birinci kurucu üyemiz olacak." dedi.

Genel Başkan Erbakan, partisinin kuruluşundan sonra kapitalizm ve batıcılık karşıtı bir siyaset yürüttü.

Erbakan'ın siyasetinde "Siyonizm"le mücadele ön planda yer aldı. Erbakan ile birlikte Türk siyasetinde ve kamuoyunda "Filistin davası" konusunda hassasiyet oluştu.

Milli Görüş hareketi lideri Erbakan, bugün dahi kılavuz olan "Önce ahlak ve maneviyat" vurgusunu da bu parti altında yaptığı çalışmalarla gençlere ve partililere aktardı.

Ayrıca Erbakan'ın bu dönemki konuşmalarında, halkı Ayasofya'da namaz kılmaya davet etmesi, ilk kurduğu partisinin kapatılması kararına da girmişti.

ERBAKAN'IN SİYASETİ DİKKAT ÇEKTİ

Erbakan ve arkadaşlarının izlediği siyaset tarzı pek çok çevrenin dikkatini çekti.

12 Mart Muhtırası'nın ardından nisan ayında "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" iddiasıyla Milli Nizam Partisi kapatıldı.

Partisinin kapatılmasının ardından Erbakan, arkadaşlarıyla 11 Ekim 1972'de Milli Selamet Partisini (MSP) kurdu. Parti, 1973'teki seçimde 48 milletvekilliği ve 3 senatörlük kazanarak 51 parlamenterle Meclise girdi.

pOVZn_1709022125_2536

"MÜCAHİT ERBAKAN" OLUŞU

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Bülent Ecevit ile yapılan görüşmelerin ardından CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu. Erbakan, bu hükümette Başbakan Yardımcısı olarak görev aldı.

Bu dönem Kıbrıs sorunu gündeme geldi ve ülkedeki sorunlardan çok adadaki gelişmeler üzerine strateji ürütülmeye başlandı.

Ada'ya 20 Temmuz 1974'te düzenlenen barış harekatını güçlü bir şekilde savunan Erbakan'ın ismi bu dönemde "Mücahit" sıfatıyla birlikte kullanılmaya başlandı.

Mücahit Erbakan'ın liderliğindeki parti, o yıllarda kurulan yeni hükümetlerde ortak oldu, 4 yıl süreyle hükümet ortaklığını sürdürdü.

1978'de yaşanan "11'ler hükümeti", "Milletvekili pazarlığı" ve "Güneş Motel" şaibeleri siyasette gündemi belirlerken, 12 Eylül 1980 askeri darbesinde Erbakan ve siyasi hareketi de hedef alındı.

CEZAEVİ SÜRECİ

Milli Selamet Partisince 6 Eylül 1980'de Konya'da düzenlenen Kudüs Mitingi büyük ses getirirken, bu miting partinin kapatılma sebeplerinden birisi olarak gösterildi.

Erbakan'ın bu sürede verdiği mücadele "dava" olarak adlandırıldı. Erbakan'ın "dava" için yetiştirdiği nesil, yeni Türkiye inşasında bunu temel aldı.

Darbeden sonra İzmir'de uzun süre gözaltında kalan Erbakan, daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı ve 9 ay cezaevinde kaldı.

Erbakan cezaevinden çıktıktan sonra yeni parti kurmak için çalışmalar başlattı.

REFAH PARTİSİ KURULDU

Siyasi yasaklı Erbakan Hoca, kapatılan MSP'nin yerine Refah Partisinin (RP) 19 Temmuz 1983'te kurulmasını sağladı. Partinin genel başkanlığı koltuğuna Ahmet Tekdal oturdu.

Siyaset yasağının referandumla kalkmasının ardından Erbakan, Refah Partisinin 11 Ekim 1987'de yapılan kongresinde oy birliğiyle Genel Başkan oldu.

Bu tarihten sonra yapılan yerel seçimlerde Refah Partisinin kazandığı belediyelerdeki hizmetler, Erbakan ve siyasetine olan ilgiyi artırdı. Milli Görüş fikri, Türkiye'de bu dönemde yeni bir model oldu. 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Milli Görüş, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri dahil birçok kentin yerel yönetimlerinde iş başına geldi.

REFAH PARTİSİ BİRİNCİ PARTİ OLDU

Necmettin Erbakan, 20 Ekim 1991 seçimlerinde Konya'dan yeniden milletvekili seçildi.

Parti, 1995'teki genel seçimlerde yüzde 21,7 oy oranıyla sandıktan birinci çıktı. Erbakan, Meclise Konya milletvekili olarak girdi.

Cumhurbaşkanlığı koltuğundaki Süleyman Demirel, hükümeti kurma yetkisini Refah Partisine vermedi. Kurulan DYP-ANAP hükümeti 3 ay sürdü.

2387137_57ca8c30f571432869fe8ca418d7ee70_640x640

54. HÜKÜMET'İN EFSANE ÇALIŞMALARI

Refah Partisi'nin 1995 Türkiye genel seçimlerden birinci parti olarak çıkmasının ardından tüm engellemelere rağmen 28 Haziran 1996 tarihinde Refah-Yol Hükümeti kuruldu. Kurulan Refah-Yol Hükümeti döneminde efsane işler başarıldı. Daha önce her gün zam yapan Hükümetlere karşı bir yıl boyunca hiç zam yapılmadı.

Tek kuruş dış ve iç borç alınmadı. Halkın sırtına ek vergi yüklenmedi. Mevcut borçların bir kısmı ödendi. Havuz sistemi kurularak devlet, devleti sömüren sermaye babalarından kurtarıldı ve gereksiz faiz ödemelerini durdurdu. İsrafı önlendi. İlk defa denk bütçe yapıldı ve yatırımlara hız verildi. Bunun yanında manevi kalkınmaya da hız veren hükümet, “önce ahlak ve maneviyat düsturunda” birçok programı faaliyete geçirildi.

İŞÇİ, MEMUR VE EMEKLİNİN YÜZÜ GÜLDÜ

Refah Partisi'nin hükümete gelmesiyle Türkiye'nin cehresi değişti işçi, memur ve emeklinin yüzü güldü. Bir kuruş borç ve ek vergi koymadan efsane zamlar yapıldı. Memurlar bir yılda toplam yüzde 130 zam ( Yani Erbakan Hoca Başbakan olduktan sonra100 alan memur bir yıl sonra 230 alır oldu.) 1996 yılında asgari ücrete efsane yüzde 101 artış sağlandı. Üç ay gibi rekor bir sürede Toplu İş görüşmelerinin işçinin istediği gibi neticelenmesi ile maaşlara yüzde 102 artış gerçekleştirildi. Memur emeklilerine bir yılda yüzde 116 reel zam yapılmış oldu. İşçi emeklilerine bir yılda yüzde 121 reel zam gerçekleştirildi. Bağ-Kur emeklilerine bir yılda yüzde 221 reel maaş zammı verildi.

2387137_8a63249956794d1f36001ba7b448becf_640x640

ÇİFTÇİ, SANAYİCİ VE ESNAF NEFES ALDI

Bütçeden tarımsal desteklemeye ayrılan fon yüzde 150 artırıldı buğday, fındık, pancar, tütün ve tüm taba fiyatlarda yüzde 312'ye varan artışlar yapıldı. Gübre desteğinde yüzde 100 artış sağlandı. Yapılan tarımsal alımların bedelleri çiftçiye kısa vadede ödendi. Memur, işçi, emekli ve çiftçinin cebi para gördü ve esnafın yüzü güldü. Esnaf kredi limitleri iki katına çıkarıldı. Prim borçlarına ( şimdiki gibi değil; üzerine faiz eklemeden) ödeme kolaylığı getirildi. Bavul ticaretinin önündeki bürokratik engeller kaldırıldı. Sanayi üretimi yüzde 30'dan yüzde 90'a çıkarıldı. Sınır ticareti geliştirildi.

ŞAHSİYETLİ DIŞ POLİTİKA

Şahsiyetli dış politika sergileyen Refah- Yol Hükümeti İslam ülkeleri ile ilişkiler canlandırılmakla kalmadı İslam Ortak Pazarı'nın ilk adımı sayılacak olan ve tüm Dünya'da yankı bulan İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı D8'ler kuruldu. Herkes ve herkesim tarafından kaldıramaz denilen ve öyle inanılan PKK destekçisi çekiç güç gönderildi. Alışıla geldiği üzere Başbakan Erbakan ABD'yi değil İslam ülkelerini ziyaret etti. Bağımsız ve haysiyetli diş politika örneği gösterildi. Tüm yapılan bu hizmetlerin önünü ket vurmak isteyen çevreler harekete geçti ve Refah Partisi 8 ay süren dava sonunda, 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.

ynMkx_1772094214_9453

28 ŞUBAT SÜRECİ

Medya üzerinden 54. Hükümet'in faaliyetlerine ilişkin başlatılan algı operasyonları 28 Şubat sürecinin temel taşlarını oluşturdu.

28 Şubat sürecinde bazı üniversiteler, iş dünyası ve sendikalar da Erbakan Hoca siyasetine karşı bir misyon üstlendi.

Erbakan'ın Mısır ziyaretindeki bayrak krizi, Libya ziyaretinde Kaddafi'nin açıklamaları da yine Erbakan aleyhinde kullanılmaya başlandı.

Günlerce kamuoyunda oluşturulan bu propagandalar sonucunda 28 Şubat 1997'de adına post-modern darbe de denilen müdahale gerçekleşti.

Başbakan Erbakan'ın o gece ulusa seslenmek için hazırlık yaptırdığı, Milli Güvenlik Kurulu toplantısından geç saatte "gergin ve üzgün" geldiği için bu yayının iptal edildiği sonradan ortaya çıktı.

PWDBG_1709022113_3447

REFAH PARTİSİ'NİN KAPATILMASI

27 Mayıs 1997'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş tarafından Anayasa Mahkemesine iktidar partisi Refah Partisinin temelli kapatılması istemiyle dava açıldı.

30 Haziran 1997'de koalisyon ortağı Doğru Yol Partisinin protokol gereği başbakanlık koltuğunu alması için Necmettin Erbakan, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e istifasını sundu.

Demirel, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller yerine 55. Hükümet'i kurması için Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a görev verdi.

Anayasa Mahkemesinde görülen Refah Partisinin kapatılması davası 16 Ocak 1998'de sonuca bağlandı. Refah Partisinin kapatılmasına ve aralarında Necmettin Erbakan'ın da bulunduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verildi.

Erbakan, partisinin kapatılması kararının ardından yaptığı konuşmada, "Bu alınmış olan karar, tarihin akışı içerisinde basit bir noktadır. Böyle bir kararın yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de halkımızın muazzam bir bölümünün partisi olan Refah Partisi ve onun davası, bu kararlardan zerre kadar etkilenmez. Bu kararlardan bir tek sonuç çıkar, o da refah inancının tek başına iktidarı. Bu olayın arkasından Refah Partisi davasının, camiasının çok daha büyüyüp gelişeceği kesinlikle açıktır. " ifadesini kullanmıştı.

REFAH PARTİSİ KAPANMADAN FAZİLET PARTİSİ KURULDU

Refah Partisinin kapatılması sürecini beklemeyen partililer, 17 Aralık 1997'de Milli Görüş hareketinin dördüncü partisi olan Fazilet Partisini kurdu. Genel başkanlık görevini de Recai Kutan üstlendi.

14 Mayıs 2000'deki Fazilet Partisinin kongresi, gelenekçi ve yenilikçi kanat şeklinde isimlendirilen parti içi grupların yarışmasına sahne oldu.

Abdullah Gül yenilikçi kanadın, Recai Kutan ise gelenekçi kanadın oylarını aldı.

Bu arada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Fazilet Partisinin de kapatılması için dava açtı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının ardından Vural Savaş'ın yerine Sabih Kanadoğlu'nu atadı.

Sabih Kanadoğlu'nun hazırladığı delillerle Fazilet Partisi 22 Haziran 2001'de kapatıldı.

Erbakan, Refah ve Fazilet partilerinin kapatılması üzerine, "Atımızı alan yolumuzu da almadı ya" ifadesini kullanmıştı. Bir ay sonra partililer Milli Görüş'ün beşinci partisi olan Saadet Partisini kurdu.

Erbakan, 5 yıllık siyaset yasağının kaldırılmasının ardından Mayıs 2003'te Saadet Partisi Genel Başkanı oldu.

616dddbc45d2a0b254f57c31

MİLYONLAR EBEDİYETE UĞURLADI

17 Ekim 2010'da yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresinde yeniden genel başkan olan Erbakan, 28 Şubat post-modern darbenin yıldönümü arifesinde solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011'de vefat etti.

Erbakan, 1 Mart 2011'de vasiyeti üzerine devlet töreniyle değil, İstanbul Fatih Camisi'nde düzenlenen cenaze töreninin ardından milyonlar tarafından son yolculuğuna uğurlandı.

© Timeturk

Milli Görüş hareketinin lideri 54. Hükümetin efsane Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'nın vuslatının 15. yıl dönümü. 'Yaşanabilir bir Türkiye', 'Yeniden büyük Türkiye' ve 'Yeni bir dünya' idealleriyle büyük bir mücadele örneği gösteren Erbakan Hoca, dualarla anılıyor.

Öcalan'ın yeni mesajı okundu

27 Şubat 2025 tarihli terör örgütü PKK'ya fesih çağrısının yıl dönümünde Yılmaz Güney Sahnesi'nde gerçekleştirilen toplantıya DEM Parti Eş Genel başkanları Tuncer Bakırhan, Tülay Hatimoğulları, İmralı heyeti üyeleri TBMM Başkan Vekili ve Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, milletvekilleri, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Toplantıda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel kararlılığına uygun kararlar alınması gerektiğini belirterek, “Gecikmeden politikalar üretilmeli, net bir yol haritası belirlenmeli ve somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır. 27 Şubat çağrısı demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Mücadelenin silahla değil, siyasetle yürütüleceğinin güçlü ve net beyanıdır. Bu aşamanın hayata geçmesi artık siyaset kurumunun tarihsel sorumluluğudur. Çatışmadan beslenen korkuların, geçmişin travmalarının arkasına sığınma dönemi kapanmalıdır" dedi.

1188769

Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ise konuşmasını Kürtçe gerçekleştirdi.

'ÇAĞRIMIZ SİYASET TERCİHİNİ ORTAYA KOYDU'

Daha sonra terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajı Pervin Buldan tarafından okundu. Mesajda, "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda Cumhuriyet ile zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz 1 yıl içinde Sayın Erdoğan'ın iradesi, Sayın Bahçeli'nin çağrısı, Sayın Özel'in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum" ifadeleri yer aldı.

Mesajda ayrıca, "Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyet'in kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkarı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz" denildi.

1188767

'POZİTİF İNŞA AŞAMASINA GEÇMELİYİZ'

Mesajda yine "Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkan yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir" ifadeleri de yer buldu.

1188768

'BARIŞ YASALARI GEREKLİ'

Mesajın son bölümünde şöyle denildi:

"Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyet'in başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye'de değil Orta Doğu'da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor."

DHA

 

© Timeturk

DEM Parti tarafından, PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın 'Terörsüz Türkiye' sürecinin ikinci aşamasına yönelik mesajı paylaşıldı.

CHP'nin kongre iptal davası ertelendi! Tekin göreve devam edecek

CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'nde seçilen il başkanı ve il yönetim kurulunun tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmasına ve kongrede alınan kararların iptaline ilişkin açılan davada mahkeme, daha önce verilen tedbir kararının devamına hükmetti. Gürsel Tekin görevine devam edecek.

© Timeturk

Son dakika... CHP'nin İstanbul Kongresi için görülen davada mahkeme daha önce verilen tedbir kararının devamına hükmederek davayı ileri bir tarihe erteledi. Mahkeme, Gürsel Tekin ve heyetinin görevine devam etmesine karar verdi.

Avcılar'da iki metrobüs çarpıştı: 5 yaralı

Edinilen bilgiye göre, kaza saat 10.30'da Avcılar'da İBB Sosyal Tesisleri durağında meydana geldi. Durağa yaklaşan iki metrobüs iddiaya göre, takip mesafini koruyamayınca kaza yaptı.

Arkadaki araç öndeki metrosübe çarptı. Araçlarda bulunanlar panik yaşarken, kazada 5 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ekipleri sevk edilirken; kaza nedeniyle seferler tek yönlü durdu. Yaralılar ambulansla hastaneye kaldırılırken, 2 sürücü ise polis merkezine götürüldü. Araçların çekilmesinin ardından seferler normale döndü.

© Timeturk

Avcılar'da İBB Sosyal Tesisleri durağında 2 metrobüsün çarpışması sonucu 5 kişi yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırılırken, tek yönlü duran seferler araçların olay yerinden çekilmesinin ardından normale döndü.

Adalet Bakanlığından 81 il başsavcılığına yasa dışı bahis yazısı

Adalet Bakanlığı yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelede yeni bir süreci başlattı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 11 Şubat 2026'da göreve başlamasının ardından, 16 Şubat'ta Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Bakan adına 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına "GÜNLÜDÜR" ibareli yazı gönderildiği doğrulandı.

Bakan Gürlek'ten 81 il başsavcılığına özel yazı

Bakan Gürlek, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadelemiz sonuna kadar devam edecek" ifadelerini kullanarak 81 il başsavcılığına özel yazı gönderildiğini duyurmuştu.

siber-suclar-iha-2174334_1

6 ayda bir zorunlu toplantı

Cumhurbaşkanlığının 31 Ekim 2025 tarihli, "Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı" doğrultusunda gönderilen talimatta; yasa dışı bahis ve kumar suçlarına ilişkin soruşturmalarda etkinliğin artırılması, uygulamada karşılaşılan sorunların tespiti ve çözümü ile kolluk ve adli birimler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflendi. Bu kapsamda her ağır ceza merkezinde, bilişim suçları alanında görevli cumhuriyet savcılarının katılımıyla emniyet ve jandarma birimleriyle birlikte en geç 6 ayda bir "Bilgilendirme ve Koordinasyon Toplantısı" yapılması talimatı verildi. İlk toplantının ise bir ay içinde gerçekleştirilmesi istendi.

Para trafiği ve dijital deliller masada

Toplantılarda özellikle; dijital materyallerin incelenmesi, delil toplama süreçleri, malvarlığına el koyma ve tedbir uygulamaları, istinaf ve temyiz kararları ve kurumlar arası bilgi paylaşımı başlıklarının ele alınacağı belirtildi. Toplantı sonuçlarının ise raporlanarak Adalet Bakanlığına gönderilmesi de zorunlu tutuldu.

bahis

"Türkiye genelinde eş zamanlı ve kurumsal bir seferberlik"

Bakanlık kaynakları, yurt dışı merkezli bahis siteleri, kiralanan banka hesapları ve panel sistemleri üzerinden yürütülen yasa dışı bahis faaliyetlerine karşı kapsamlı bir çalışma başlatıldığını ifade etti.
Ankara kulislerinde söz konusu adım, yasa dışı bahisle mücadelede, "Türkiye genelinde eş zamanlı ve kurumsal bir seferberlik" olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Son yıllarda artış gösteren yasa dışı bahis ve sanal kumara karşı Adalet Bakanlığından yeni hamle. Adalet Bakanlığı, 'Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı' kapsamında 171 Ağır Ceza Cumhuriyet Başsavcılığına resmi yazı gönderdi. Yazıda 'Türkiye genelinde eş zamanlı ve kurumsal bir seferberlik' vurgusu yapıldı.

Ocak ayı işsizlik oranları açıklandı! İşte rakamlar

Son dakika… Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak ayı İşgücü İstatistikleri'ni paylaştı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 73 bin kişi artarak 2 milyon 819 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,6 iken kadınlarda yüzde 11,0 olarak tahmin edildi.

2041

İstihdam oranı yüzde 47,9 oldu

İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 516 bin kişi azalarak 31 milyon 953 bin kişi, istihdam oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 47,9 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,9 olarak gerçekleşti.

İşgücüne katılma oranı yüzde 52,1 olarak gerçekleşti

İşgücü, 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 443 bin kişi azalarak 34 milyon 772 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,8 puan azalarak yüzde 52,1 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,0 iken kadınlarda yüzde 34,7 oldu.

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 14,3 oldu

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 14,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 11,9, kadınlarda ise yüzde 19,0 olarak tahmin edildi.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,4 saat oldu
İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 0,7 saat azalarak 42,4 saat olarak gerçekleşti.

5453282

Atıl işgücü oranı yüzde 29,9 oldu

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre 0,9 puan artarak yüzde 29,9 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,2 olarak tahmin edildi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

TÜİK geçtiğimiz ayın işsizlik rakamlarını açıkladı. İşsiz sayısı 2026 yılı ocak ayında bir önceki aya göre 73 bin kişi artarak 2 milyon 819 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti.

41 suçlu Türkiye'ye getirildi

Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, Emniyet Genel Müdürlüğü ekipleri ve Adalet Bakanlığı görevlilerinin yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şüphelilerin izini titizlikle sürdüğü belirtildi.

1188235

İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak iş birliğiyle yakalanan şüphelilerin Türkiye'ye iadeleri sağlandığı ifade edilerek, şöyle denildi:

"Kırmızı bültenle aradığımız 23, ulusal seviyede aradığımız 18 suçlu olmak üzere toplam 41 suçlu; Gürcistan (27), Bulgaristan (5), Almanya (2), Arnavutluk, Azerbaycan, Belçika, Irak, İngiltere, Karadağ ve Slovenya'dan Türkiye geri getirildi. Kırmızı bültenle uluslararası seviyede arananlar B.K., S.D., M.K., U.K., A.K.Ç., H.C., G.K.Ö.D., M.K., B.Y., R.A., D.K., T.G., H.K., R.K.S., E.O., A.G., Ü.D., T.S., B.A., S.A., R.R., S.K., Ö.G. ile ulusal seviyede arananlar E.Z., Y.Ş., M.Ş.A., M.H.A., M.E.K., H.K., Y.Y., Ü.K., V.T., K.A., U.A., S.A.M., K.A., U.Ö., Ö.G., Ü.Ö., M.Z., M.C. yakalanarak iadeleri sağlandı. Emeği geçen daire başkanlıklarımızı ve kahraman polislerimizi tebrik ediyoruz."

 

© Timeturk

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 23 ve ulusal seviyede aranan 18 olmak üzere toplam 41 suçlunun Gürcistan, Bulgaristan, Almanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Belçika, Irak, İngiltere, Karadağ ve Slovenya'da yakalanarak Türkiye'ye iadelerinin sağlandığını açıkladı.

Türkiye son 20 yılda, tarım topraklarının yüzde 9.7'sini kaybetti

Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan verilere göre; Türkiye'nin son 20 yılda kaybettiği tarım alanı, Antalya'nın yüzölçümünü aşarken; Antalya'da ise yüzölçümünün yüzde 3'ünü aşkın tarım toprağı kaybedildi. Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, "Tarım toprağını kaybetmek, gelecek için üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi.

AW650720_01

TÜRKİYE, SON 20 YILDA TARIM TOPRAKLARININ YÜZDE 9,7'SİNİ KAYBETTİ

Türkiye genelinde ve özellikle tarımın başkenti olarak gösterilen Antalya'da, aşırı kentleşme ve sanayileşmenin etkisiyle yaşanan tarım toprağı kaybı, rakamlarla çarpıcı biçimde ortaya kondu. Türkiye İstatistik Kurumu'ndan alınan verilere göre; Türkiye, son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 9,7'sini kaybetti. Bu kayıp yaklaşık 25 milyon 910 bin dekar, yani 3 milyon 628 bin futbol sahası büyüklüğünde alana karşılık geliyor. Antalya'da ise son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 16,7'si yok oldu. Kent yüzölçümünün yüzde 3'ünü aşan bu kayıp, yaklaşık 90 bin futbol sahası büyüklüğüne ulaştı.

AW650720_03

TÜRKİYE'NİN KAYBI ANTALYA'DAN BÜYÜK


Son 20 yılda Türkiye genelinde kaybedilen 25 milyon 910 bin dekarlık tarım alanının, yüzölçümü bakımından Antalya'dan daha büyük bir alana karşılık gelmesi dikkat çekerken; Antalya'da kaybedilen 643 bin dekarlık tarım alanının ise kent yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3,1'ine denk geldiği hesaplandı. Tarım potansiyeli ve örtü altı üretimdeki liderliğiyle öne çıkan kentte kayıp oranının Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmesi, tabloyu daha çarpıcı hale getirdi.

AW650720_06

TARIMIN MERKEZİ ANTALYA'DA TABLO AĞIRLAŞIYOR

2024 yılı itibarıyla Türkiye'nin toplam tarım alanlarının yüzde 14'ü Antalya'da yer alıyor, Antalya'nın en fazla tarım alanına sahip ilçeleri sıralamasında Korkuteli yüzde 31'lik payla ilk sırada yer aldı. Korkuteli'ni yüzde 14'lük payla Elmalı, yüzde 12'lik payla Manavgat ve yüzde 11'lik payla Serik takip etti.
Antalya'daki tarım alanlarının kullanım dağılımında tarla bitkileri üretimi yüzde 47,4 ile en büyük payı alırken, meyvecilik yüzde 25, nadas alanları yüzde 14, sebze üretimi yüzde 13,3 ve süs bitkileri üretimi yüzde 0,2 oranında gerçekleşti.
Son 30 yıllık veriler, Türkiye'nin tarım alanlarının yüzde 10,6'sını kaybettiğini, Antalya'daki kaybın ise yüzde 21'e ulaştığını ortaya koydu. Toprak kaybının Türkiye genelinde en hızlı yaşandığı dönemin 2005-2021 yılları arası olduğu belirtilirken, Antalya'da 1995-2010 ile 2020-2024 dönemleri öne çıktı.

AW650720_02

BAZI İLÇELERDE KAYIP YÜZDE 86'LARDA

Antalya'da son 20 yılda en fazla tarım toprağı kaybı Akseki ve Gündoğmuş ilçelerinde yaşandı. Her iki ilçede tarım alanlarının yaklaşık yüzde 86'sının kaybedildiği belirlendi. Bu ilçeleri yüzde 72'lik kayıp ile İbradı takip etti. Merkez ilçelerde ise aynı dönemde tarım alanlarında yaklaşık yüzde 10 oranında azalma kaydedildi.
Yoğun tarım yapılan ilçelerde de dikkat çekici kayıplar yaşandı. Kumluca'da tarım alanlarının yüzde 44'ünün, Kaş'ta yüzde 43'ünün, Demre'de yüzde 42'sinin, Gazipaşa'da yüzde 35'inin, Kemer'de yüzde 32'sinin ve Alanya'da yüzde 25'inin kaybedildiği açıklandı. Elmalı'da yüzde 20, Manavgat'ta ise yüzde 12 oranında tarım alanı kaybı yaşandı.
Buna rağmen Korkuteli'nin son 20 yılda tarım alanlarını yüzde 8 artırdığı, Finike'de yüzde 4, Serik'te ise yüzde 0,6 oranında artış kaydedildiği görüldü.

AW650720_07

"TOPRAK ÜRETEMEDİĞİMİZ BİR VARLIK"

Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarım topraklarının giderek artan baskı altında olduğunu söyledi. Çandır, "Aşırı kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği yükle tarım toprakları sürekli tehdit altında. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye genelinde tarım topraklarının yüzde 9,7'sini kaybetmiş durumdayız. Antalya gibi tarımsal üretimi ve ihracatıyla öne çıkan kentimizde durum daha acı. Antalya'da yüzde 16,7 civarında tarım toprağımızı kaybettik. Bu yaklaşık 90 bin futbol sahası demek. Tarım toprağını kaybetmek, geleceğe üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi.

AW650720_09

Kaynak: İHA

© Timeturk

Türkiye'de ciddi tarım toprağı kaybı yaşanıyor. Kayıp tarım topraklarının yüzde 9.7'sine denk gelirken son 20 yılda ülkemizin kaybettiği tarım toprağı Antalya'nın yüzölçümünü aştı. Tarım kentlerinden Antalya'da ise kayıp yüzölçümün yüzde 3'ünü aştı. 

Sürücülere kötü haber! Mazotun ardından benzine de zam!

Brent petrolde hareketlilik sürmesi yakıt fiyatlarına yansıyor. Geçtiğimiz günlerde motorine zam gelmiş, fiyatlar 60 liranın üzerine çıkmıştı. Şimdi ise benzine zam geliyor.

BENZİNE ZAM

Petrol fiyatlarındaki hareketlilik, akaryakıt pompalarına zam olarak yansıyor.

Cumartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere 1,11 lira zam yapılması bekleniyor.

69a12e1b7332e814

GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI

İstanbul'da benzinin litre fiyatı 57.22 TL'den, motorinin litresi ise 60.33 TL'den satılıyor.

MOTORİN İLK KEZ 60 LİRAYI AŞTI

Geçtiğimiz günlerde de motorin fiyatlarına yüzde 4,16 oranında zam gelmiş ve tarihinde ilk kez 60 lirayı geçmişti.

© Timeturk

Son dakika… Motorinin ardından benzine de zam geliyor. Benzinin litre fiyatında yarından itibaren geçerli olmak üzere 1,11 lira fiyat artışı bekleniyor.

Yasa dışı bahis operasyonları devam ediyor! HST Holding'e kayyum atandı

Bir şirkete daha yasa dışı bahis gelirlerinin aklanması nedeniyle kayyum atandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu'nca yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis ve dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 5,5 milyar TL'lik suç gelirinin aklanmasına aracılık edildiğinin tespit edildiğini bildirdi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan rapor ve dosya kapsamındaki mevcut deliller doğrultusunda, HST Holding A.Ş bünyesinde faaliyet gösteren HST Mobil A.Ş'nin hesap hareketleri incelendi.

SANAL POS TEMİN ETTİ

Yapılan incelemelerde, şirketin çeşitli finansal kuruluşlarla anlaşarak sanal POS cihazları temin ettiği, bu cihazların Arfemisbet, Lunabet, Bets10 ve Casinometropol isimli yasa dışı bahis ve kumar siteleri ile dolandırıcılık faaliyetinde bulunan alt üye işyerlerinin kullanımına sunulduğu belirlendi.

5.5 MİLYAR DOLARLIK PARA TRAFİĞİ MERCEK ALTINA ALINDI

Açıklamada, söz konusu yöntemle elde edilen suç gelirlerinin üçüncü kişilere ait hesaplara aktarıldığı, bu şekilde şirketin yasa dışı bahis, kumar ve dolandırıcılık suçlarından elde edilen gelirlerin aklanmasına aracılık ettiği ifade edildi. 2023-2025 yılları arasında toplam yaklaşık 5,5 milyar TL tutarındaki suç gelirinin aklanmasına aracılık edildiğinin tespit edildiği kaydedildi.

Soruşturma kapsamında “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçunu işledikleri değerlendirilen 17 şüpheli hakkında 27 Şubat 2026 tarihinde gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulandı. Ayrıca şüpheliler ile suçta kullanıldığı değerlendirilen şirketlerin, suç tarihi itibarıyla tespit edilen taşınır ve taşınmaz malvarlıkları, banka hesapları ve şirket ortaklık paylarına el konuldu.

671 MİLYON LİRALIK MALVARLIĞINA TEDBİR UYGULANDI

Başsavcılık, HST Mobil A.Ş ve HST Holding A.Ş'ye kayyum atandığını ve gerekli adli işlemlerin gerçekleştirildiğini bildirdi.

El koyma sürecinde taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının toplam değerinin yaklaşık 551 milyon 255 bin TL, şirketlerin sermaye piyasa değerinin ise yaklaşık 120 milyon TL olduğu, toplamda 671 milyon 255 bin TL'lik malvarlığına yönelik tedbir uygulandığının değerlendirildiği belirtildi.

Açıklamada, yasa dışı bahis ve kumar suçları ile bu suçlardan elde edilen gelirlerin aklanmasına yönelik soruşturmaların kararlılıkla ve titizlikle sürdürüleceği vurgulandı.

18 ŞİRKETE EL KONULDU

Öte yandan İstanbul'da yasadışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda 10 kişi gözaltına alındı. Şüphelilere ait 18 şirket, 11 araç, 3 arsa ve 5 konuttan oluşan piyasa değeri yaklaşık 671 milyon 255 bin lira olan taşınır ve taşınmaz mal varlığına el konuldu.

10 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI

Yasadışı bahis ve POS tefeciliği suçlarına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında ilgili şirket ve bağlantılı firmalar ile bu şirketlerin yönetici ve çalışanlarına bu sabah operasyon düzenlendi. Operasyonda 10 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler işlemleri için emniyete götürüldü.

Kaynak: Habertürk

 

© Timeturk

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yasa dışı bahis ve suç gelirlerinin aklanmasına yönelik soruşturmaları devam ediyor. Bu kapsamda HST Holding A.Ş ve bağlı şirketi HST Mobil A.Ş'ye kayyum atandı. Soruşturmada 5,5 milyar TL'lik para trafiği mercek altına alındı. Şirketin 671 milyon liralık malvarlığına tedbir uygulandı. 

Pakistan: Afganistan'a açık savaş ilan ettik

Son dakika… Dünya, ABD-İran yaşanan gerilimin savaşa dönüşme ihtimaline karşı tedirgin bir şekilde beklerken gözler Pakistan-Afganistan sınırına kilitlendi. Pakistan ve Afganistan arasında, iki ülke sınırı olarak kabul edilen Durand Hattı'nda gece boyu süren saldırıların ardından Pakistan açıkça savaş ilan etti.

“SABRIMIZ TÜKENDİ, AFGANİSTAN'A AÇIK SAVAŞ İLAN ETTİK”

Pakistan Savunma Bakanı Asif, "Sabrımız tükendi, Afganistan'a açık savaş ilan ettik" diyerek savaş ilanını duyurdu. Asif, "NATO güçlerinin çekilmesiyte Afganistan'da barış bekleniyordu. Ancak Taliban Afganistan'ı Hindistan'ın kolonisi haline geldi" dedi.

file_69a1385954e6d8.39160308

PAKİSTAN: AFGAN TARAFINDAN 133 KİŞİ ÖLDÜ

Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, operasyonlarda Afgan tarafından 133 kişinin öldüğünü, 200'den fazla kişinin de yaralandığını öne sürdü.

Tarar, Kabil, Paktia ve Kandahar'da bazı hedeflerin vurulduğunu belirterek, ölü sayısının artabileceğine işaret etti.

Operasyonlarda 27 mevziinin imha edildiğini, 9 noktanın da ele geçirildiğini iddia eden Tarar, iki kolordu ve üç tugay karargahı dahil birçok mevzi ile 80'den fazla araç ve silah imha edildiğini ifade etti.

PAKİSTAN: ARAMIZDA AÇIK SAVAŞ VAR

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten yaptığı paylaşımda, "NATO güçlerinin çekilmesinin ardından Afganistan'da barışın sağlanacağı ve Taliban'ın Afgan halkının çıkarlarına ve bölgedeki barışa odaklanacağı bekleniyordu. Ancak Taliban, Afganistan'ı Hindistan'ın bir kolonisi haline getirdi." ifadelerini kullandı.

Pakistan'ın durumu "normal tutmak" için diplomasi yürüttüğünü aktaran Asıf, artık "sabırlarının tükendiğini" belirtti.

Asıf, "Artık aramızda açık savaş var." ifadesine yer verdi.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi de X'teki paylaşımında, Afganistan'ın saldırılarını kınadı.

TALİBAN: 55 PAKİSTAN ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan güçlerinin Kabil, Kandahar ve Paktia'nın bazı bölgelerine hava saldırıları düzenlediğini söyledi.

Pakistanlı güvenlik yetkilileri tarafından paylaşılan videolarda, sınır hattı boyunca gece karanlığında açılan ateşin ışık parlamaları ve ağır topçu ateşi sesleri duyuldu. Kabil'e yönelik saldırıları gösterdiği belirtilen bir başka videoda ise iki noktadan yükselen yoğun siyah duman bulutları ve başkentin bir bölümünde büyük bir yangın görüldü.

Pakistan Hükümeti Sözcüsü Mosharraf Zaidi, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Afganistan'daki hedeflere yönelik Pakistan karşı saldırıları sürüyor" dedi ve bu adımı "nedensiz Afgan saldırılarına" verilen bir yanıt olarak tanımladı.

Taliban Sözcüsü Mücahid ise 55 Pakistan askerinin öldürüldüğünü ve 19 mevzinin ele geçirildiğini belirtti. Ayrıca Nangarhar vilayetinde sekiz Taliban savaşçısının öldüğünü, 11'inin yaralandığını ve 13 sivilin yaralandığını ifade etti.

BM GENEL SEKRETERİ: ENDİŞEYLE TAKİP EDİYORUZ

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Afganistan ile Pakistan güvenlik güçleri arasında başlayan sınır çatışmalarını endişeyle takip ettiğini belirtti.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünden Guterres adına yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, "Genel Sekreter, Afganistan'daki fiili güvenlik güçleri ile Pakistan güvenlik güçleri arasında sınır ötesi çatışmalara ilişkin haberleri endişeyle takip etmektedir." ifadesi kullanıldı.

Genel Sekreter'in, ilgili tarafları, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya ve sivillerin korunmasını sağlamaya çağırdığı belirtilen açıklamada, ayrıca taraflar aradaki sorunları diplomasi yoluyla çözmeye davet edildi.

Kaynak: Habertürk

© Timeturk

Dünya gözünü bu sabah yeni bir gerilimle açtı, Pakistan, Afganistan sınırında gece boyu başlayan çatışmaların ardından Pakistan savaş ilan ettiğini duyurdu. Pakistan Savunma Bakanı, ülkenin komşu Afganistan ile 'açık savaş' içinde olduğunu belirterek, İslamabad'ın sabrının tükendiğini söyledi. Pakistan, Afgan tarafında 133 kişinin öldüğünü açıklarken, Afganistan da 55 Pakistan askerinin öldürüldüğünü duyurdu

İran Dışişleri Bakanı Arakçi: 'Ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik'

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile yaptıkları müzakereyi değerlendirdi. İran ile ABD arasında Cenevre'de gerçekleşen müzakerenin ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, toplantıyı değerlendirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ile ABD arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde, Umman arabuluculuğunda yürütülen 3'üncü tur dolaylı müzakerelerin sona ermesinin İran basınına açıklamalarda bulundu.

En ciddi ve en uzun müzakere turlarından biri

Arakçi, üçüncü turun "en ciddi ve en uzun müzakere turlarından biri" olduğunu belirterek, "Sabah yaklaşık 4 saat süren bir toplantı gerçekleştirdik. Öğleden sonra ise 2 saati aşkın bir oturum yaptık. Görüşmeler dolaylı formatta yürütüldü. Umman Dışişleri Bakanı Seyid Bedir bin Hamad Al-Busaidi ve bazı bölümlerde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, taraflar arasındaki mesaj alışverişini sağladı. Özellikle teknik konular bakımından Grossi'nin katkısı faydalı oldu. Al-Busaidi de her zamanki gibi süreci koordine etti" dedi.

AW650662_01

"Bir anlaşmanın unsurlarına girdik"


Arakçi, "Oldukça yoğun ve uzun saatler süren görüşmelerde iyi bir ilerleme kaydettik ve ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik. Hem nükleer alanda hem de yaptırımlar konusunda görüşmeler yaptık. Bazı konularda mutabakata oldukça yaklaştık, bazı konularda ise doğal olarak görüş ayrılıklarımız var. Ancak geçmişe kıyasla her iki tarafın da müzakere edilmiş bir çözüme ulaşma konusundaki ciddiyeti daha belirgindi" ifadelerini kullandı.

"Teknik ekipler Viyana'da çalışmalara başlayacak"

Bir sonraki tur müzakerelere ilişkin bilgi veren Arakçi, "Taraflar olarak, teknik ekiplerin pazartesi gününden itibaren Viyana'da, UAEA bünyesinde teknik çalışmalara başlaması konusunda mutabık kaldık. Ajans uzmanlarının katkısıyla bazı teknik başlıklarda bir çerçeve oluşturmayı hedefliyoruz. Bu çerçevenin daha sonra tarafların siyasi talepleriyle uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca bir sonraki müzakere turunun çok yakında, muhtemelen yaklaşık bir hafta içinde yapılması kararlaştırıldı. Bu süreçte her iki tarafın da hazırlaması gereken bazı belgeler ve başkentlerde yapılacak istişareler bulunuyor. Bu hazırlıkların ardından bir sonraki tur düzenlenecek. Genel olarak bunun en iyi müzakere turlarımızdan biri olduğunu söyleyebilirim. En ciddi ve en uzun turlardan biriydi" şeklinde konuştu.

"Yaptırımlar başlığı ayrıntılı ele alınacak"

Arakçi, yaptırımların kaldırılması konusunda İran'ın taleplerini ABD tarafına net şekilde ilettiklerini vurgulayarak, "ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının farklı boyutları ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kapsamındaki konular ele alındı. Bu başlıkları bir sonraki turda daha ayrıntılı şekilde görüşeceğiz. Önümüzdeki hafta teknik uzmanlar düzeyinde toplantılar yapılacak. Bu da tarafların ayrıntılı teknik konulara girme noktasında ne kadar ciddi olduklarını gösteriyor" dedi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran ile ABD arasında İsviçre'nin Cenevre kentinde yürütülen dolaylı müzakerelerin sona ermesinin ardından yaptığı açıklamada, 'İyi bir ilerleme kaydettik ve ciddi biçimde bir anlaşmanın unsurlarına girdik. Bazı konularda mutabakata oldukça yaklaştık, bazı konularda ise doğal olarak görüş ayrılıklarımız var' dedi.

Pakistan, Afganistan'a savaş ilan etti!

Pakistan-Afganistan arasındaki sınır çatışmalarında tansiyon yükselmeye devam ediyor. Pakistanlı güvenlik kaynakları, gece saatlerinde şiddetlenen çatışmalar sırasında havalanan Pakistan Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçaklarının Afganistan'ın başkenti Kabil'e ve Kandahar şehrine hava saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı.

Saldırılar kapsamında ayrıca Nangarhar vilayetinde bir mühimmat deposunun imha edildiği aktarıldı. Kaynaklar ayrıca Pakistan'ın Khyber Pakhtunkhwa eyaletindeki Kurram bölgesinde Afganistan'ın Taliban yönetimine ait hedeflerin vurulduğunu bildirdi.

"Etkisiz hale getirilen Afgan güçlerinin sayısı 58'e ulaştı"

Pakistan Enformasyon ve Yayıncılık Bakanı Ataullah Tarar, son gelişmelerle birlikte Pakistan ordusunun Afganistan'ın saldırılarına verdiği karşılık sonucunda etkisiz hale getirilen Afganistan güvenlik güçlerinin sayısının 58'e ulaştığını, 102 Afgan güvenlik görevlisinin ise yaralandığını açıkladı. Pakistan'dan daha önce yapılan bir açıklamada, 2 Pakistanlı askerin hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Ekran Resmi 2026-02-27 09.17.14

Tarar, daha önceki açıklamasında Afganistan'ın sınır hattı boyunca gerçekleştirdiği saldırıların "nedensiz" olduğunun altını çizerken, Afgan askeri unsurlarına yönelik özel bir operasyon başlatıldığını kaydetmişti.

Afganistan geniş çaplı taarruz operasyonları başlatmıştı

Geçtiğimiz saatlerde Afganistan Hükümet Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Pakistan'ın son dönemdeki hava saldırılarına karşılık Durand Hattı boyunca Pakistan askeri üsleri ve tesislerine geniş çaplı taarruz operasyonları başlatıldığını açıklamıştı. Mücahid, çeşitli bölgelerde Pakistan ordusuna ait mevzilerin ele geçirildiğini söylemişti.

Pakistan, DEAŞ ve TTP hedeflerini vurmuştu

Sınırda yaşanan son çatışmalar, Pakistan'ın 22 Şubat'ta Afganistan'a yönelik hava saldırılarının ardından geldi. Pakistan İçişleri Bakanı Talal Chaudhry, Pakistan'ın Afganistan topraklarındaki terör örgütü DEAŞ'a yönelik düzenlediği hava saldırılarına ilişkin açıklamasında, Pakistan-Afganistan sınırında Pakistan Talibanı olarak da bilinen Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) ve terör örgütü DEAŞ'ın Horasan koluna ait 7 noktanın vurulduğunu aktarmıştı.

Chaudhry, "Operasyonlar kapsamında Pakistan yedi farklı hedefi vurdu ve en az 70 terörist öldürüldü" demişti.

Afgan yetkililer ise söz konusu saldırıda sivil kayıplar olduğunu iddia ederek saldırıya misilleme gerçekleştirileceğine yönelik açıklamada bulunmuştu.

İHA, DHA

© Timeturk

Pakistan-Afganistan sınırında yaşanan çatışmalarda yaşanan can kaybı 2'si Pakistan askeri olmak üzere 60'a yükselirken Pakistanlı güvenlik kaynakları, Afganistan'ın başkenti Kabil'e ve Kandahar şehirlerine hava saldırıları düzenlendiğini açıkladı.

Japonya'da Microsoft ofisine baskın

Soruşturmanın odağında, Microsoft'un Teams ve Word gibi popüler Microsoft 365 uygulamalarına diğer bulut platformlarından erişimi kısıtlayarak kendi Azure hizmetini haksız yere öne çıkardığı iddiaları yer alıyor.

Konuya yakın kaynaklar, düzenleyicilerin Microsoft'un ABD'deki ana merkezinden de bilgi talep ettiğini belirtti.

Microsoft: Tam iş birliği içindeyiz

Microsoft Japonya sözcüsü, JFTC'nin talepleri doğrultusunda kurumla "tam iş birliği" içinde olduklarını açıklarken, devam eden süreç hakkında daha fazla yorum yapmaktan kaçındı. ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) ise konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Japonya'nın bu adımı, Microsoft'un dünya genelinde karşı karşıya kaldığı antitröst incelemeleri dalgasının son halkasını oluşturuyor.

İngiltere, Avrupa Birliği ve ABD'deki düzenleyiciler, şirketin bulut bilişim uygulamalarını halihazırda ayrı ayrı inceliyor.

Geçtiğimiz ay Brezilya antitröst ajansı da benzer endişelerle Microsoft'un yerel birimi hakkında idari soruşturma başlatmıştı.

Japonya teknoloji devlerine göz açtırmıyor

JFTC, son yıllarda küresel teknoloji devlerinin tekelci davranışlarına karşı denetimlerini sıkılaştırdı:

Google: Ağustos ayında, Android akıllı telefon üreticilerine kendi uygulama mağazasını önceden yüklemeleri için kısıtlayıcı koşullar dayattığı gerekçesiyle Google'a "durdurma ve vazgeçme" emri verilmişti.

Amazon: 2024 yılında, satıcıları fiyat düşürmeye zorlayarak haksız avantaj sağladığı iddiasıyla Amazon Japonya ofislerinde incelemeler yapılmıştı.

Endüstri uzmanları, bulut hizmetleri pazarının hızla büyümesi nedeniyle düzenleyicilerin, birkaç büyük oyuncunun kritik altyapıyı kontrol ederek müşterileri kendi sistemlerine hapsetmesini (lock-in) engellemek istediğini belirtiyor.

Japon medyasında yer alan haberlerde, bu hamlenin Japonya pazarında adil rekabeti sağlama çabalarının bir yansıması olduğu vurgulanıyor.

Techtimes

© Timeturk

Japonya Adil Ticaret Komisyonu (JFTC), bulut bilişim pazarındaki rekabeti engellediği şüphesiyle Microsoft Japonya ofisine baskın düzenledi.

'Ramazan'da sofranı paylaş', Deniz Feneri ile Gazze ve 3 Kıtaya Umut Ol…

Kurulduğu tarihten bu yana insani yardım faaliyetlerini sürdüren Deniz Feneri Derneği, bu yılki organizasyonunu “Ramazan'da sofranı paylaş” sloganıyla hayata geçirdi.

Ramazan ayı boyunca; iftar ve sahur sofraları, zekât, fitre, fidye, gıda paketi ve bayramlık giyim organizasyonlarıyla 1 milyonun üzerinde kişiye ulaşılması hedefleniyor.

9d89de12-mtckh35lo6erxops2rvbsn

Gazze'de Ramazan: Çadır Kentler, Sıcak Yemek, İftar Sofraları

7 Ekim 2023'ten bu yana yaşanan soykırım ve abluka nedeniyle Gazze'de Ramazan buruk geçiyor. Gazzeliler hayatta kalma mücadelesi verirken, Deniz Feneri tüm imkânlarını bölge için seferber etti.

Çadır Kent Seferberliği

Soykırımcı İsrail tarafından evleri yıkılan aileler için çadır kurulumu sürüyor. Köklü bir çözüm olmasa da Gazzeli ailelelr için ağır kış şartları nisbeten kolaylaştırılmaya çalışılıyor.

Günde 50 Bin Kişiye Sıcak Yemek

Dernek tarafından Gazze'de kurulan aş evi ile günde 50 bin kişiye sıcak yemek ve ekmek ulaştırılması için harekete geçildi.

Ayrıca günlük 10 bin kişiye taze ekmek dağıtımı planlanıyor.

100 Bin Kişilik İftar, 100 Bin Aileye Gıda Kolisi

Ramazan boyunca 100 bin kişiye sokak iftarı verilecek.

Bunun yanında 100 bin aileye gıda kolisi ulaştırılması hedefleniyor.

Sahur programlarıyla da ihtiyaç sahipleri yalnız bırakılmayacak.

d96e020e-fro0dsunyf6tkm5yp9175f

3 Kıtada 30 Ülkede Ramazan Seferberliği

Dernek, Gazze ile birlikte Afrika, Asya, Orta Doğu ve Balkanlar dahil olmak üzere 3 kıtada 30 ülkede yardım faaliyetlerini sürdürüyor.

Afrika kıtasında Benin, Çad, Kamerun, Mali, Sierra Leone, Somali, Sudan, Tanzanya, Togo, Uganda başta olmak üzere 30 ülkede gıda kolileri dağıtılacak.

Ayrıca Benin, Burkina Faso, Çad, Fildişi Sahili, Gana, Kamerun, Mali, Nijer, Nijerya, Sierra Leone, Somali, Tanzanya, Togo, Uganda, Afganistan, Bangladeş, Filipinler, Lübnan, Pakistan, Sri Lanka, Tayland ve Yemen'de iftar sofraları kurulacak.

İhtiyaç kolileri ülkelerin beslenme alışkanlıklarına göre hazırlanıyor.

b97949b0-kvnfodnq8rtbgzzsfowh

15 Ramazan: Yetimler Günü

Ramazan boyunca yurtiçi ve yurtdışında on binlerce yetim ve ihtiyaç sahibi çocuğa bayramlık kıyafet de ulaştırılacak.

Bir çocuğun bayramlık ihtiyacı 1950 TL bağış ile karşılanabiliyor.

15 Ramazan “İslam Dünyası Yetimler Günü” münasebetiyle 30 ülkede yetim sofraları kurulacak, bayramlık ve yetim harçlığı dağıtılacak.

c170e502-2478gd4pw7n5abco39te1r

Suriye'de Ramazan Faaliyeti

Suriye'de Şam ve Halep'te açılan aş evi ve ücretsiz giyim mağazalarıyla binlerce kişiye destek sağlanıyor.

Bayramlık kıyafetler, yetim harçlıkları ve hediye paketleri çocuklara ulaştırılacak.

Adak, Akika ve Şükür Kurban Bedelleri

  • Yurt içi adak kurbanı: 16.500 TL
  • Yurt dışı adak kurbanı: 4.700 TL

Kesilen kurbanlar ihtiyaç sahibi, dul, yetim ve muhtaç ailelere ulaştırılıyor.

Fitre ve Bağış Nasıl Ulaştırılır?

  • “FITRE” yazıp 5407'ye SMS göndererek 240 TL
  • 5560 bağış hattına 1 SMS ile 50 TL

Daha yüksek tutarlı bağışlar internet sitesi, banka hesapları veya 0212 414 60 60 numaralı çağrı merkezi üzerinden yapılabilir.

aca9c7bc-7xu2dgkgejll1vqosi5sxf

Genel Başkan Mehmet Cengiz'den Ramazan Mesajı

Mehmet Cengiz mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu kutlu ayda nefis muhasebesi yaparak kulluğumuzu gözden geçirip muhtaçlara elimizi ve gönlümüzü açacağız. Filistin'de zulüm altında Ramazan'a giren kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ifade ediyor, tüm İslam âlemine birlik ve beraberlik diliyorum.”

© Timeturk

Mübarek Ramazan ayında Türkiye'den dünyaya uzanan iyilik seferberliği devam ediyor. Deniz Feneri Derneği, Gazze başta olmak üzere, 3 kıtada 30 ülkeninin ihtiyaç sahibi insanlarına ulaşılması için 7/24 çalışıyor.

Meksikalı kardeşlerin başına 10 milyon dolar ödül koyuldu

ABD Dışişleri Bakanlığı, dünyanın en güçlü ve en vahşi uyuşturucu kaçakçılığı şebekelerinden Sinaloa Karteli'nin önde gelen isimlerinden Rene Arzate-Garcia ve Alfonso Arzate-Garcia kardeşlerin başına 5'er milyon dolar ödül koyulduğunu açıkladı.

Ekran Resmi 2026-02-27 01.08.09

Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, "Sinaloa Karteli'nin Tijuana bölgesi yöneticileri oldukları söylenen "La Rana" lakaplı Rene Arzate-Garcia ve kardeşi Aquiles lakaplı Alfonso Arzate-Garcia'nın her birinin herhangi bir ülkede yakalanmasına ve/veya mahkum edilmesine yol açacak bilgiler için 5 milyon dolara kadar ödül verilecektir" denildi.

ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi'ne (DEA) göre Rene ve Alfonos Arzate-Garcia kardeşler, Sinaloa Karteli bünyesinde son 15 yıldır ABD ile Meksika sınırında yer alan ve California'ya açılan kapı olarak görülen Tijuana bölgesini birlikte kontrol ediyor.

Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin açıklamasında, "Devam eden çatışmalara rağmen bu kritik kaçakçılık koridorunu yönetmeye devam eden kardeşler, Trump yönetimi tarafından kitle imha silahı olarak tanımlanan ölümcül ve yasa dışı fentanil maddesinin ABD'ye sevkiyatı da dahil olmak dahil olmak üzere, kartel faaliyetlerinin sürdürülmesinde kilit isimlerdir. Trump yönetimi, geçtiğimiz yıl Sinaloa Karteli'ni hem Yabancı Terör Örgütü (FTO) hem de Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist (SDGT) olarak listelemiştir" denildi.

G1OlPGAXYAAyXUw

ABD Hazine Bakanlığı, Alfonso Arzate García, diğer adıyla "El Aquiles" ve René Arzate García, diğer adıyla "La Rana" kardeşlerin Rosarito'daki La Mayiza fraksiyonunun liderleri olduğunu ve bölgede para aklamak ve siyasi nüfuz kullanmak için bir müttefik ağına sahip olduklarını iddia ediyor.

Ekran Resmi 2026-02-27 01.15.12

Bunlar arasında, Rosarito'da Bombay Beach Club, Coco Beach Club ve Mariscos El Caimán gibi birçok işletmenin ve Tijuana'da Cavally Antro & Bar'ın sahibi olan yerel iş adamı Jesús González Lomelí ile çalışan Mario Alberto Herrera Sánchez ve Karlo Omar Herrera Sánchez kardeşler de bulunuyor. Açıklamada, González'in Arzate kardeşler ve "El Ruso" için milyonlarca dolar akladığı belirtiliyor.

 

© Timeturk

ABD yönetimi, Meksika'daki 'Elmencho' operasyonunun ardından yeni bir ilan paylaştı. El Mencho kartelinin rakibi olarak bilinen, Sinaloa kartelinin yöneticilerinden uyuşturucu kaçakçısı iki kardeşin başına toplam 10 milyon dolar ödül koyuldu.

Fenerbahçe Avrupa'ya veda etti

UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu rövanş maçında Fenerbahçe deplasmanda İngiliz ekibi Nottingham Forest'a konuk oldu. City Ground'da TSİ 23.00'te başlayan mücadelede İtalya Futbol Federasyonu'ndan Maurizio Mariani düdük çaldı. Maurizio Mariani'nin yardımcılıklarını ise Daniele Bindoni ve Alberto Tegoni üstlendi.

fenerbahçe-uefa

Ev sahibi Nottingham Forest mücadeleye, “Ortega, Williams, Cunha, Morato, Murillo, Yates, Dominguez, Anderson, Mcatee, Hutchinson, Lucca” ilk 11'iyle başladı.

Konuk Fenerbahçe ise “Tarık Çetin, Yiğit Efe Demir, Guendouzi, Mert Müldür, Nene, İsmail Yüksek, Kante, Brown, Oğuz Aydın, Kerem Aktürkoğlu, Cherif” ilk 11'iyle sahada yer aldı.

İlk 15 dakikada iki takım da gol pozisyonu üretemedi. 17'nci dakikada sağ taraftaki Oğuz Aydın'ın ceza sahasına çevirdiği topa Kerem Aktürkoğlu, sağ ayağıyla vurdu. Savunmaya çarpan top kornere çıktı.

AW650665_06

Fenerbahçe, 22'nci dakikada öne geçti. Oğuz Aydın'ın pasıyla orta sahanın sağ tarafında topla buluşan Cherif, ceza sahasına yaklaştı. Cherif'in sağ çaprazdan ceza sahasına girmeden önce içeriye çevirdiği topla Kerem Aktürkoğlu buluştu. Ceza sahası içindeki Kerem'in topu kontrol ettikten sonra sağ ayağıyla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti: 0-1.

24'üncü dakikada Anderson'un sol taraftan ceza sahasına girdikten sonra dar açıdan şutunda top az farkla yandan auta çıktı.

45+1'inci dakikada Kante'nin uzun pasıyla ceza sahasında buluşan Kerem Aktürkoğlu'nun topukla gönderdiği topu alan Cherif'in penaltı noktası yakınından şutunda kaleci Ortega gole izin vermedi. İlk yarı Fenerbahçe'nin 1-0'lık üstünlüğüyle tamamlandı.

Fenerbahçe, 46'ncı dakikada penaltı kazandı.

Sağ taraftaki Oğuz Aydın'ın son çizgiden ceza sahasına çevirdiği topla buluşan Kerem Aktürkoğlu, Cunha'nın müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Maurizio Mariani bu pozisyonda penaltı noktasını gösterdi. 48'inci dakikada penaltıyı kullanan Kerem Aktürkoğlu, kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydetti: 0-2.

50'nci dakikada ceza sahası içi sağ çaprazdaki Cunha'nın şutunu kaleci Tarık Çetin çıkardı.

Nottingham Forest, 68'inci dakikada farkı 1'e indirdi. Sağ taraftaki Aina'nın ceza sahası içi sol çapraza ortaladığı topla Hudson-Odoi buluştu. Hudson-Odoi'nin topu soluna çektikten sonra vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 1-2.

79'uncu dakikada Jesus'un karşı karşıya pozisyondaki şutunda kaleci Tarık Çetin gole izin vermedi.

88'inci dakikada Hutchinson, hızla hücuma çıktığı pozisyonda kaleci Tarık Çetin ile karşı karşıya kaldı. Tarık, bir kez daha gole engel oldu.

Karşılaşma Fenerbahçe'nin 2-1'lik üstünlüğüyle sonuçlandı. Ancak ilk maçı 3-0 kaybeden sarı-lacivertliler, Avrupa'ya veda etti.

DHA

© Timeturk

UEFA Avrupa Ligi Son 16 Play-Off Turu rövanş maçında konuk olduğu İngiliz ekibi Nottingham Forest'ı 2-1 mağlup etti. İlk maçı 3-0 kaybeden Fenerbahçe, Avrupa'ya veda etti.

Cuma Hutbesi: Baykuş'a Çifte Yalı Bülbül'e Zindan!

Kıymetli Okuyucum,
İçerisinde bulunduğumuz çağın adına internetin de etkisiyle birlikte insan öğütme ve harcama çağı diyebiliriz.
En belirgin sebebi ise, kontrolsüz haz, menfaat ilişkisi ve önyargı!
Her ne kadar itiraf edemesek de, dijital dünyamızın hız akımına kapılıp gerçek hayatımızda da kontrolden çıkmış durumdayız.

Bu durum; Fıtrî sermayemiz olan, insan, sabır, karar, zaman, fikir, söz, ekonomi vs. tasarruflu kullanmamız gereken öz kaynakları da hızlı tüketmemizi beraberinde getiriyor.

-Gecesi ve gündüzüyle okuyan, ilim öğrenme ve öğretmeye yıllarını ve yollarını adamış, ömrünü bu milletin evlatlarına adeta vakfetmiş nice büyük hocaları ve bilim adamlarını en küçük hatalarından veya menfaatimizle çakışan sözlerinden dolayı gözden çıkarmak ve harcamak ne kadar kolay oldu!

Baykuş'a çifte yalı, Bülbül'e zindan'ın düştüğü çetin zamandan geçiyoruz.

Vazifesi sadece BOŞ KONUŞUP, insanların ahlakını pazara çıkarmak olan şarlatanların baş üstünde tutulduğu, ilim ve bilim adamlarının ise ayak altına paspas yapılarak sosyal medya dediğimiz insan öğütme değirmeninde öğütüldüğü kültür erozyonuna şahitlik ediyoruz.

-Toplumsal hafıza popüler kültürün süslü ve marifetliymiş gibi gösterdiği şarlatan laf cambazlarını ve sözde sanatçıları kusursuz görmede medyanın estirdiği yele kapıldı.

-Hayvan taklidi yapmak suretiyle, adına da sanat deyip gençliğin hazzını istismar eden sözde sanatçı müsveddelerini ekran ekran dolaştırıp, sahne sahne para verip bu milletin vergisiyle bu milletin evlatlarına ihaneti farkedemedik bile!

Diğer taraftan da, Hz. İbrahim (as)'ın Yüce Allah'a; (mealen) Ey Allah'ım buralar adeta kuş uçmaz kervan geçmez yerlerdir, bu çorak topraklara kim gelir ki ? Sorusuna Cenab-ı Hak'kın; Ey İbrahim, sen davetini yap, onu insanlara duyuracak olan benim, kabîlinden, Kabe'de Hacılar Hu Der Allah ilahisinin kısa bir zamanda bütün dünyaya yayılmasının ardındaki ilahi tanıtım gücünü ve yaygınlaşmasını idrâke zorlandığımız bir hakikattir!

-Güzelim ülkemiz ve insanı için adeta ömrünü feda eden devlet adamlarımızdan mühendislerimize, ticaret erbabından gerçek sanatçılarımıza ve daha bir çok kıymetli insanımızı yalandan beslenen satılmış sözümona haberci müsveddesinin bir manşetine kurban vermede ve harcamada acele etmeye devam ediyoruz.

-Elinde içki şişesi, kolunda sevgilisiyle “çağdaşlık” pozu vermediği gibi, attığı golü kendisine lütfeden Rabbi için secdeye kapanarak veya dua ederek teşekkürünü dile getiren futbolcunun oynadığı oyunun kalitesini dikkate almak yerine yaptığı hareketlerden dolayı ona çağ dışı, yobaz kafa ve gerici yaftasını vurmada cömert davrananlarla aynı safta durmanın adına demokrasi veya çağdaşlık dedik!

-O kadar hızlı karar verdik ki, farkına bile varmadan baba katili ile aynı sözü ve aynı kanaati belirtir olduk.
-Bir yalancı ve fasığın getirdiği haberi önce araştırıp sonra kanaat belirtmemiz gerekirken her duyduğumuza ve her söylenene inanmada din düşmanlarını geride bıraktık.
-Ne gerek var kardeşim bu kadar acele kanaat belirtmeye?
Fikrin sende dursun, sende saklı kalsın.
Ağzından çıkardığın sözü birileri delil sayıyor.
Zaten yeterince dumanlı bir hava var, bir çok konuda insanımızın kalbi ve aklı karışmış durumda.

Unutma, ağzından çıkan söz veya kaleminden dökülen bir satır yazı sana ait olabileceği gibi birilerinin de ebedi hayatta ya cennet ya da cehennem bileti olabileceği ciddi bir gerçektir.
-Gerek yok bu kadar hızlı karar vermeye, dost harcamaya, insan sermayesini tüketmeye.
Çok hızlı gidiyoruz çok!
Söz Sefer, Sükut Zaferdir!

Salih KIRMIZI/TİMETÜRK

© Timeturk

Şehitlerimizin ve Gazilerimizin Hukukunu Müdafaa (3)

Bu vatanın bütün evlatları düşmanları çok iyi tanıyorlardı. Onlar en başta Allah'ın hükümlerini kaldırıp kendi kanunlarını uygulayacaklardı. Hanımların tesettürlü kıyafetlerine ilişeceklerdi (Nitekim iliştiler de… Ayıntap'ta Şehit Kamil Hadisesi, Maraş'ta Sütçü İmam hadisesi unutulmamalıdır.) Öte yandan bu vatan semalarında dalgalanan ay-yıldızlı bayrakları indirip kendi bayraklarını asacaklardı. Herkes hürriyetini kaybedecek, bu kâfir ve zalimlerin boyunduruğu altında yaşayacaklardı. Böyle bir hayat, ölümden beterdi ve bizim insanlarımız bunu asla kabul etmezdi. Tarih boyunca da kabul etmemişti.

İşgal bölgelerinde halk derhal gerekli tertibatı alıp cihat düzenine geçmişlerdi. Mesela Ayıntap'ta “Cemiyet-i İslamiye” kurulmuş, bu teşkilat daha sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine dönüşmüştü. Bu teşkilatın yapısı küçük bir devlet modeli idi. Askeriye, maliye, sıhhiye birimleri vardı. Silahlı çatışmalar için hazırlıklar yapılmakta, eli ilah tutan gençlere savaş eğitimi verilmekte idi. Mondros Mütarekesinden sonra memleketlerine dönen subaylar, assubaylar ve cephede vuruşmuş neferler bu gençlerin eğitimlerimde vazife almaktaydı. Silah ve cephane alımı için herkes maddî katkıda bulunuyor, hanımlar altınlarını, kollarındaki bilezikleri, kulaklarındaki küpeleri veriyorlardı. Bu şekilde temin edilen maddî kaynaklarla, Halep civarından silahlar tedarik edilmekte idi.

Cihad ruhu ve şuuru bütün vatan evlatlarında çok ileri seviyede idi. Ayıntap'ta Şahin Beyi hatırlayalım. Bu kahraman yıllarca muhtelif cephelerde savaşmış, mütareke sonrasında memleketine dönünce evinde yalnızca bir gece kalmış, ertesi günü Cemiyet-i İslamiye'ye gidip vazife istemiştir. Cemiyet, bu tecrübeli askere hayatî bir vazife vermiştir. O sırada Adana, Antep, Maraş ve Urfa işgal altındaydı ve düşmana silah, cephane ve lojistik destek Suriye üzerinden gelmekte idi. Şahin Beyin görevi, Kilis-Antep arasındaki bölgede durarak düşmanın geçişini engellemekti. Bu kahraman subaya verilen emir şuydu: “Çarpışacak askerlerini ve silahlarını sen bulacaksın.” Şahin Bey o civardaki 25 köyü dolaşmış, eli silah tutanlara hızlandırılmış askerî eğitim vermiş, işte bu mücahitlerle Kilis yolu üzerinde pusu kurarak düşman birliklerini perişan etmiştir.

Üst üste mağlup olan Fransızlar, 25 Mart 1920 tarihinde, 8 bin piyade, 200 süvari, bir batarya top, 16 ağır makineli tüfek, tanklarla yola çıkmışlardı. Şahin Bey ve emrindeki mücahitler bu düşman birlikleriyle 3 gün üç gece savaştı. Ellerindeki silahların mermisi bitmişti. 28 Mart sabahı Şahin Bey bütün askerlerine ric'at edip Antep Cephesine gitmelerini emretti. Kendisi tek başına savaşacaktı. Zira vazifeyi alırken söz vermişti:”Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremezler.” Söz verdiği üzere, düşmanın geçtiği köprünün üzerinde son mermisini atana kadar vuruşmuş, mermileri bitince tüfeği yere çalıp kırmış ve yumruklarını sıkarak düşmanın üzerine yürümüş, oracıkta süngülenerek şehit edilmiştir.

Şahin Beyin şehit düşüşünü gören 14 çocuk Dokurcum Değirmenine sığınmıştı. Bu çocuklar Antep'ten mücahitlere yiyecek getirmişlerdi. Savaşı tepeler üzerinden seyretmiş, Şahin Beyin de şehit olduğunu görünce, “Değirmene saklanıp geceyi geçirelim, sabahleyin Antep'e döneriz” demişler, ancak düşman bu çocukları fark etmiş, bu silahsız yavrucukları değirmenin önünde kurşuna dizerek şehit etmişlerdi.

Şahin Beyin oğlu Hayri ve pek çok çocuk kahraman, ya haberleşmede, ya da bizzat savaşarak cihad vazifesini hakkıyla yerine getirmişlerdi.

Düşman bir beldeye saldırdığında cihat emek o beldedeki herkese farz-ı ayn olmaktaydı. Şayet o belde ahalisinin gücü düşmanı defetmeye yetmezse bu defa cihat etraftaki bütün Müslümanlara farz olmakta idi. Antep Harbi 1 Ocak 1920'den 8 Şubat 1921 tarihine kadar devam etti. Komşu vilayet olan Maraş'ta ise düşmanla savaş, 21 Ocak 1920'de başlamış, 12 Şubat 1920'de bitmişti. Bu şehrin bazı kahramanları Antep harbine iştirak etmiştir. Bunlardan biri Aşıklıoğlu Hüseyin'dir. Uzun yıllar Yemen cephesinde, daha sonra Balkanlar'da ve Çanakkale cephesinde savaşmış, mütarekeden sonra memleketine dönünce Maraş'ta düşmanla vuruşmuş, şehrin kurtuluşundan sonra bu defa Antep'teki kardeşlerinin yardımına gitmiştir. Saraç olan Hüseyin dükkanında çalışırken tellalın şu şekilde çağrı yaptığını işitir: “Allahını seven Anteb'e gitsin. Antep'te gavurlar Müslümanları kuşatmıştır. Gavurlar güçlüdür. Müslümanların sonu gelmektedir. Onlara yardıma koşmak üzerinize farzdır. Zira biz onlara en yakın vilayetiz.” Bu çağrıyı işiten Hüseyin, dükkanını kapatmış, eve koşmuş, hanımından tüfeğini ve fişekliği getirmesini istemiş, hanımının “yarın kurban bayramı. Bayramdan sonra git” talebini reddetmiştir. Hüseyin şöyle demektedir: “Olmaz. Şer'an caiz değildir. Bir tek merdiven ayağı çıkmam bile doğru değildir.” Böyle diyen Hüseyin silahını alarak Antep harbine iştirak için yola çıkmıştır.

Burhan Bozgeyik/TİMETÜRK

© Timeturk

Eğitime kar engeli; Hangi illerde okullar tatil?

YARIN OKULLAR TATİL Mİ?

27 Şubat'ta birçok ilçede okullar tatil edildi.

BİNGÖL'DE OKULLAR TATİL Mİ?

Son dakika haberine göre; Bingöl'de etkili olan kar nedeniyle yarın Adaklı, Karlıova, Kiğı, Yayladere ve Yedisu ilçelerinde eğitime bir gün ara verildi.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, 5 ilçede kar yağışı ve olumsuz hava koşulları devam ediyor.

Oluşabilecek risklere karşı tedbir amacıyla Adaklı, Karlıova, Kiğı, Yayladere ve Yedisu'da yarın okullar tatil edildi.

İl merkezi ve merkeze bağlı köy okullarında da taşımalı eğitime bir gün ara verildi.

Ayrıca 5 ilçedeki engelli ve hamile kamu görevlileri de yarın idari izinli sayılacak.

ERZİNCAN'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Erzincan Valiliği, etkili olan kar yağışı sonrası oluşabilecek buzlanma riski nedeniyle 27 Şubat 2026 Cuma günü il genelinde eğitim-öğretime 1 gün ara verildiğini bildirdi.

Valilikten yapılan açıklamada, meteorolojik veriler doğrultusunda kent genelinde devam eden kar yağışının ardından hava sıcaklıklarının düşük seyretmesinin beklendiği belirtildi. Açıklamada, özellikle sabah saatlerinde don ve buzlanma riskinin artacağı ifade edildi.

Ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklar ve trafik güvenliği açısından doğabilecek riskler göz önünde bulundurularak tedbir amaçlı karar alındığı aktarılan açıklamada, il genelinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumları, Kur'an kursları ile kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kreş, gündüz bakımevleri ve çocuk kulüplerinde 27 Şubat 2026 Cuma günü eğitim-öğretime ara verildiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca kamu kurumlarında görev yapan hamile, engelli ve ağır kronik hastalığı bulunan personel ile çocuğu anaokulu ve kreşlere devam eden kadın personelin de aynı tarihte idari izinli sayılacağı bildirildi.

ŞIRNAK'TA OKULLAR TATİL Mİ?

Şırnak'ta kar yağışı ve buzlanma nedeniyle eğitime yarın ara verildi.

Valiliğin NSosyal hesabından yapılan açıklamada, yoğun kar yağışı ve buzlanma dolayısıyla resmi ve özel kreşler, anaokulları, ilkokul, ortaokul ve liseler, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri bünyesindeki kurslar, özel öğretim kursları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yarın eğitime ara verildiği bildirildi.

Açıklamada, malul ve engelli kamu çalışanları ile ağır kronik rahatsızlığı bulunan ve hamile personelin idari izinli sayılacağı, ayrıca kreş, anaokulu ve özel eğitim kurumlarına devam eden çocuğu bulunan kadın kamu çalışanlarının da idari izinli olacağı kaydedildi.

Şarkışla, Yıldızeli ve Kangal'da taşımalı eğitime ara verildi

Şarkışla Kaymakamlığından yapılan açıklamada, ilçe genelinde devam eden olumsuz hava koşulları nedeniyle ulaşımda oluşabilecek risk ve tehlikelere karşı tedbir amacıyla taşımalı eğitim, özel eğitim ile köy ve beldelerdeki okullarda yarın eğitim-öğretime ara verildiği bildirildi.

Yıldızeli Kaymakamlığından yapılan açıklamada ise olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitim ile köy ve belde okullarında eğitime 1 gün ara verildiği belirtildi.

Kangal Kaymakamlığı da ilçe genelinde beklenen yoğun kar yağışı, tipi ve buzlanma riskinden dolayı taşımalı merkezli okullarda ve özel eğitim sınıflarında taşımalı eğitime yarın ara verildiğini duyurdu.

SİVAS'TA OKULLAR TATİL Mİ?

Sivas'ın Koyulhisar ve Akıncılar ilçelerinde tüm kademelerdeki okullarda, Şarkışla, Yıldızeli ve Kangal ilçelerinde ise taşıma kapsamındaki okullarda olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime ara verildi.

Koyulhisar Kaymakamlığından yapılan açıklamada, İlçe Hıfzısıhha Kurulu kararıyla ilçe genelinde etkili olan kar yağışı, tipi ve buzlanma nedeniyle 27 Şubat'ta tüm kademelerde eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verildiği belirtildi.

Akıncılar Kaymakamlığının açıklamasında ise ilçede beklenen kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitim-öğretime yarın ara verildiği aktarıldı.

Sivas'ın Gürün ilçesinde etkili olması beklenen yoğun kar yağışı nedeniyle eğitime ara verildi.

VAN'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Van'da olumsuz hava şartları nedeniyle il genelinde eğitime 1 gün ara verildi.

Valilikten yapılan açıklamaya göre, kentte kar yağışı, buzlanma ve sis etkisini sürdürüyor.

Olumsuz hava şartları nedeniyle kent genelinde ilk ve orta dereceli eğitim-öğretim kurumlarında (lise, halk eğitim, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri dahil) eğitime yarın ara verildi.

Engelli, hamile kamu personeli ile 0-6 yaş çocuğu olan kamu çalışanı anneler de idari izinli sayılacak.

TUNCELİ'DE OKULLAR TATİL Mİ?

Tunceli'de yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle Pülümür, Ovacık ve Nazimiye ilçelerinde eğitime 1 gün ara verilirken Hozat ilçesinde ise taşıma eğitime ara verildi.

Tunceli Valiliğinden yapılan açıklamada, "İlçelerimizde etkili olan yoğun kar yağışı, buzlanma, olumsuz hava koşulları ve oluşabilecek risklerin önüne geçilmesi amacıyla; İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda Pülümür, Ovacık ve Nazımiye ilçelerimizde, resmi ve özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 27 Şubat 2026 Cuma günü eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Hozat ilçemizde ise taşımalı eğitime aynı tarihte 1 gün süreyle ara verilmiştir. Ayrıca ilçelerimizde kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hamile ve engelli personel ile anaokulu ve kreşlere devam eden çocuğu bulunan kadın personel, 1 gün süreyle idari izinli sayılacaktır" denildi.

ERZURUM'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Erzurum'da kar yağışı nedeniyle yarın eğitime ara verildi.

Erzurum Valisi Aydın Baruş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kentte kar yağışının etkili olduğunu bildirdi.

Baruş, şunları kaydetti:

"İlimizde etkili olan kar yağışının devam etmesi, soğuk hava sebebiyle yollarda don ve buzlanma oluşması nedeniyle, cuma günü, Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçelerimizde bulunan resmi ve özel anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Aynı tarihte hamile ve engelli kamu personelimiz de 1 gün süreyle idari izinli sayılacaktır. Diğer ilçelerimize ilişkin kararlar kaymakamlıklarımız tarafından alınacaktır. Öğretmenlerimize ve öğrencilerimize iyi tatiller diliyorum."

ORDU'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Ordu Valiliği, kar yağışı nedeniyle 12 ilçenin tamamında, 3 ilçede ise eğitim ve öğretime kısmen ara verildiğini duyurdu.

Valilikten yapılan açıklamada, ilin iç kesimlerinde devam eden yoğun kar yağışı nedeniyle 27 Şubat Cuma günü Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çaybaşı, Gölköy, Gürgentepe, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Ulubey ilçelerinin tamamında, Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerinde ise eğitim ve öğretime kısmen ara verildiği duyuruldu.

Açıklamada ayrıca, eğitim-öğretime tamamen ara verilen ilçelerde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamile ve engelli personeller ile çocuğu kreş ve anasınıfına devam eden anneler aynı gün idari izinli sayılacaklarına dikkat çekildi.

GÜMÜŞHANE'DE OKULLAR TATİL Mİ?

Gümüşhane'de etkili olan kar yağışı ve buzlanma nedeniyle eğitime 1 gün daha ara verildi.

Gümüşhane Valiliği'nden yapılan açıklamada, meteorolojik tahminlere göre il genelinde kar yağışının aralıklarla ve yer yer yoğun şekilde devam edeceği, hava sıcaklığındaki düşüşle birlikte özellikle sabah saatlerinde buzlanma beklendiği belirtildi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle il merkezi ve ilçelerde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm resmi ve özel örgün ve yaygın eğitim kurumları ile resmi ve özel kreşlerde 27 Şubat 2026 Cuma günü eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verildiği bildirildi. Açıklamada ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hamile, engelli, malul ve ağır kronik hastalığı bulunan personel ile çocuğu kreş, anaokulu ve ilkokula devam eden kadın personelin aynı gün idari izinli sayılacağı ifade edildi. Sağlık, güvenlik ve 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personelin durumunun ise ilgili birim amirlerince değerlendirileceği kaydedildi.

AĞRI'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Ağrı'da yoğun kar yağışı nedeniyle il genelindeki okullarda eğitim ve öğretime cuma günü ara verildi.

Valilikten yapılan açıklamada, meteoroloji verilerine göre cuma günü il genelinde etkili olması beklenen kar yağışı dolayısıyla kentteki tüm okullar, özel eğitim kurumları, kreşler, Kur'an kursları ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim ve öğretime bir gün ara verildiği belirtildi.

Açıklamada, hamile ve engelli kamu çalışanları, çocuğu kreş ve anaokuluna giden anneler ile kronik rahatsızlığı olan personelin de izinli sayılacağı ifade edildi.

BİTLİS'TE OKULLAR TATİL Mİ?

Bitlis'te etkili olan kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle eğitime 1 gün süreyle ara verildi.

Bitlis Valiliğinden yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan son değerlendirmelere göre, Bitlis il genelinde yer yer yoğun ve kuvvetli kar yağışının beklendiği belirtildi. Açıklamada, "Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre Bitlis genelinde etkisini sürdüren yoğun kar yağışı, hava sıcaklıklarındaki düşüş ve aşırı soğuklar nedeniyle buzlanma riski oluştu. Öğrenci ve vatandaşların can ve mal güvenliği göz önünde bulundurularak, Cuma günü Bitlis il genelinde eğitime 1 gün süreyle ara verildi. Bu kapsamda; tüm okullar, örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim kurumları, kreşler, Kur'an kursları ile rehabilitasyon merkezlerinde eğitim-öğretim yapılmayacak. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 0-6 yaş arası çocuğu bulunan anneler, malul, hamile ve engelli çalışanlar ile kronik rahatsızlığı bulunan personel idari izinli sayılacak" denildi.

KAHRAMANMARAŞ'TA OKULLAR TATİL Mİ?

Kahramanmaraş'ın 5 ilçesinde, yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle eğitime bir gün ara verildiği bildirildi.

Kaymakamlıklardan yapılan açıklamalarda, olumsuz hava koşulları nedeniyle Elbistan, Ekinözü, Nurhak, Afşin ve Göksun ilçelerinde eğitim ve öğretime yarın ara verildiği belirtildi.

Açıklamalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamile, engelli ve kronik hastalığı bulunan personelin de idari izinli sayılacağı kaydedildi.

ARDAHAN'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Ardahan'da etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle kent genelinde cuma günü okulların tatil edildiği duyuruldu.

Ardahan Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, kar yağışı ve olumsuz havanın akşam saatlerine kadar etkisini sürdüreceği bildirildi. Açıklamada, "İlimizde devam eden kar yağışı ve özellikle buzlanma/don tehlikesi nedeniyle 27 Şubat Cuma günü il genelinde; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm resmi/özel, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında (rehabilitasyon merkezleri ve Kur'an kursları dahil) eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Kamu kurumlarında görev yapan hamile ve engelli personel ile anaokulu ve kreşlere devam eden çocuğu bulunan kadın personel (kurum çalışma işleyişinde mesaisi zaruri olanlar hariç) 1 gün idari izinli sayılacaktır" denildi.

BAYBURT'TA OKULLAR TATİL Mİ?

Bayburt'ta devam eden yoğun kar yağışı ve buzlanma riski nedeniyle il genelinde eğitime verilen aranın süresi bir gün daha uzatıldı. Bayburt Valiliği, 27 Şubat 2026 Cuma günü tüm eğitim kurumlarında ders yapılmayacağını duyurdu.

Valilik tarafından yapılan bilgilendirmede, olumsuz hava şartlarının ulaşımda aksamalara yol açabileceği değerlendirilerek tedbir kararı alındığı belirtildi. Resmi ve özel okulların yanı sıra kurslar, kreşler ve rehabilitasyon merkezlerinde de eğitim faaliyetlerine ara verildiği bildirildi.

Açıklamada ayrıca kamu kurumlarında görev yapan hamile, engelli ve ağır kronik rahatsızlığı bulunan personel ile çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden kadın çalışanların idari izinli sayılacağı kaydedildi.

TRABZON'DA OKULLAR TATİL Mİ?

Trabzon'un yüksek ve iç kesimlerinde etkili olan kar yağışı ve buzlanma sonrası 3 ilçede tüm okullarda, 4 ilçede ise taşımalı eğitime 1 gün ara verildi.

Alınan bilgiye göre, Trabzon'un Düzköy, Maçka ve Dernekpazarı ilçelerinde tüm okullarda eğitime ara verilirken, Çaykara, Vakfıkebir, Arsin ve Şalpazarı ilçelerinde ise taşımalı eğitim yapılan okullarda eğitim-öğretime 1 gün ara verildi.

Yetkililer, bölgede kar yağışının yer yer etkisini sürdürdüğünü belirterek, vatandaşların ve sürücülerin buzlanma ve don olaylarına karşı dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulundu.

BOLU GEREDE'DE KAR TATİLİ

Gerede Kaymakamlığı, ilçe genelinde devam eden yoğun kar yağışı üzerine yazılı bir açıklama yaptı.

Kaymakamlıktan yapılan duyuruda, "İlçemiz genelinde etkisini sürdüren yoğun kar yağışı, buzlanma ve olumsuz hava koşulları nedeniyle; 27 Şubat Cuma günü, resmî ve özel tüm eğitim kurumlarımızda (rehabilitasyon merkezleri, motorlu taşıt sürücü kursları ve Kur'an kursları dahil) eğitim-öğretime 1 (bir) gün ara verilmiştir. Kamu kurumlarımızda görevli hamile ve engelli personel ile çocuğu kreş, anaokulu ve özel eğitim kurumlarına devam eden kadın personel aynı gün idari izinli sayılacaktır. Ancak sağlık ve güvenlik birimleri başta olmak üzere 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personelin durumu, hizmetin gereği olarak ilgili birim amirleri tarafından değerlendirilecektir." ifadelerine yer verildi.

NİĞDE'DE BAZI OKULLARDA KAR TATİLİ

Niğde Valiliği, 27 Şubat Cuma günü olumsuz hava şartlarının ulaşımda aksamalara yol açabileceği için bazı bölgelerde eğitime bir gün süreyle ara verildi.

Valilikten yapılan açıklamada, "Niğde merkeze bağlı Dündarlı, Karaatlı, Konaklı, Yeşilgölcük, Orhanlı, Edikli, Alay, Hacıabdullah, Kiledere, Bağlama ve Yıldıztepe beldeleri ile Gösterli, Kayırli, Dikilitaş, Hacıbeyli, İçmeli, Aşlama, Çarıklı, Hüyük, Elmalı, Çayırlı, Ağaççar, Tırhan, Kömürcü, Hasaköy, Tepeköy, Ballı, Güllüce, Pınarcık, Yaylayolu, Fesleğen ve Himmetli Köyleri ile Çamardı, Çiftlik ve Ulukışla ilçelerinin tamamında 27 Şubat 2026 Cuma günü 1 gün süreyle eğitime ara verilmiştir. Eğitime ara verilen yukarıdaki yerleşim yerlerinden il merkezindeki eğitim kurumlarına taşımalı eğitim yoluyla ulaşım sağlayan öğrenciler de bir gün süreyle izinli sayılacaktır. Ayrıca, Altunhisar ve Bor ilçelerindeki taşımalı eğitime aynı tarih itibarıyla ara verilmiştir. Eğitime ara verilen yerlerde görev yapan ilimiz genelindeki malul, engelli, ağır kronik rahatsızlığı bulunan ve hamile kamu çalışanlarımız da bir gün süreyle idari izinli sayılacaktır" ifadelerine yer verildi.

HAKKARİ'DE KAR TATİLİ

Gece saatlerinde başlayan kar yağışı nedeniyle kent genelinde 27 Şubat Cuma günü tüm okullarda eğitime ara verildiği kaydedildi. Hakkari Valiliği'nden konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

"Meteorolojik veriler doğrultusunda ilimizde devam eden karla karışık yağmurun gece saat 03:00'ten itibaren kar yağışı şeklinde etkisini artırarak yarın (27.02.2026) öğle saatlerine kadar devam edeceği tahmin edilmektedir. Yoğun kar yağışının oluşturabileceği olumsuzluklar değerlendirilerek, oluşabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi ve vatandaşlarımız ile öğrencilerimizin can güvenliğinin sağlanması amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınması uygun görülmüştür. Yoğun kar yağışı ve buzlanma riski nedeniyle; Hakkâri il genelindeki tüm resmî ve özel eğitim kurumlarında (okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise, yaygın eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezleri, özel kreşler ve gündüz bakım evleri dâhil olmak üzere) 27 Şubat 2026 Cuma günü (1 gün) süreyle eğitime ara verilmiştir. Ayrıca, Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) randevusu bulunan öğrenciler ile engelli bireylerin ulaşım sürecinde karşılaşabilecekleri riskler göz önünde bulundurularak, can güvenliklerinin sağlanması amacıyla RAM'larda da aynı tarihte hizmete ara verilmesi uygun görülmüştür. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan hamile ve engelli personel, diyaliz hastaları, kalp, böbrek yetmezliği, kanser gibi kronik rahatsızlığı bulunan kamu görevlileri, 0–12 yaş arası çocuğu bulunan kamu çalışanı çiftlerden anne veya babadan biri 27 Şubat 2026 Cuma günü (1 gün) süreyle idari izinli sayılacaktır."

Açıklamanın devamında ise sağlık hizmetlerinde görev yapan personel ile sahada acil durum sorumluluğu bulunan (Jandarma, Emniyet, AFAD vb.) kurumlarda görevli personelin idari izin durumları, kamu hizmetlerini aksatmayacak şekilde ilgili kurum amirleri tarafından planlanacağı belirtildi.

İHA, CNNTürk, DHA

© Timeturk

Olumsuz hava koşulları meydana geldiğinde peş peşe kar tatili açıklamaları yapılıyor. Peki yarın okullar tatil mi? 27 Şubat hangi illerde okullar tatil? Yarın için birçok ilin valiliklerinden kar tatili açıklaması geldi! İşte okulların tatil edildiği il ve ilçeler...

Londra'da Türk kuyumcuya palalı hırsız saldırısı

İngiltere'nin başkenti Londra'daki bir Türk kuyumcusu, pala ve balyoz taşıyan 3 saldırganın hedefi oldu. Olay yerine motosikletle gelen kişiler, dükkana motorla daldıktan sonra dükkandaki vitrinleri balyoz darbeleriyle indirdi ve dakikalar içinde Londra'da eşine az rastlanan bir soygun gerçekleştirdi.

Salı günü sabah 10.00 sıralarında Islington ilçesindeki Green Lanes Caddesi'nde yer alan "Bilezzik" adlı kuyumcuda yaşanan olay, sosyal medyada da paylaşıldı.

3548f839-a887-4445-90f5-a1b287ff9f17

Görüntülerde soyguncuların olaya müdahale etmeye çalışan bölge halkını pala ile tehdit ettikleri ve soygunun ardından dakikalar içinde olay yerinden uzaklaştıkları görüldü. Çığlıklar arasında gerçekleşen soygun sırasında saldırganların kask taktıkları ve siyah kıyafetler giydikleri kaydedildi.

londra

Polis, saldırganların silahlı olduğunu teyit etti. Yetkililerden yapılan açıklamada, "24 Şubat Salı günü saat 10.04'te Islington, Green Lanes üzerindeki bir dükkanda silahlı soygun ihbarı alındı. Olay sırasında bazı vatandaşlar, şüphelilerin kaçmasını engellemeye çalıştı. Herhangi bir yaralanma bildirilmedi. Polis ekipleri, saat 10.08'de olay yerine ulaştı. Delilleri güvence altına almak ve şüphelileri tespit etmek için çalışmalar hızla sürüyor. Bu aşamada, herhangi bir gözaltı işlemi yapılmadı" denildi.

© Timeturk

Londra'da 3 şüpheli, Türk işletmeciye ait bir kuyumcu dükkanına motorla girerek soygun gerçekleştirirken, olaya müdahale etmeye çalışan sivilleri pala ile tehdit etti.

Samsunspor tarih yazıyor

STAT: 19 Mayıs

HAKEMLER: Simone Sozza, Davide Imperiale, Alessio Berti (İtalya)

HCGt176WgAIFN8P-151233

SAMSUNSPOR: Okan Kocuk, Zeki Yavru (Dk. 75 Mendes), Satka, Van Drongelen, Tomasson (Dk. 86 Soner Gönül), Holse, Makoumbou (Dk. 84 Yunus Emre Çift), Ntcham, Assoumou (Dk. 84 Ceesay), Ndiaye (Dk. 75 Celil Yüksel), Mouandilmadji

KF SHKENDIJA: Gaye, Trumci, Fetai (Dk. 77 Krasniqi), Meliqi, Webster, Islami, Zejnulai (Dk. 86 Krstevski), Tamba, Spahiu (Dk. 61 Ibraimi), Latifi (Dk. 77 Ramadani), Moubeti (Dk. 77 Alhassan)

GOLLER: Dk. 53 Ntcham (pen), Dk. 71 Ndiaye, Dk. 79 ve Dk. 90+2 Mouandilmadji (Samsunspor)

SARI KARTLAR: Fink (Tek.Dir.) (Samsunspor) – Zejnullai, Tamba, Latifi (Shkendija)

UEFA Konferans Ligi son 16 play-off turu rövanş maçında Samsunspor, kendi evinde ağırladığı Kuzey Makedonya temsilcisi Shkendija'yı 4- 0 mağlup ederek son 16'ya kaldı.

6'ncı dakikada ani gelişen Shkendija atağında defanstan seken topla buluşan Moubeti'nin kaleye çektiği şut direğin dibinden üstten auta çıktı.

11'inci dakikada Webster'in kullandığı serbest vuruşta topa iyi yükselen Meliqi'nin kafa vuruşunda kaleci Okan Kocuk iki hamlede kurtardı.

15'inci dakikada Ndiaye'nin ceza sahasına yaptığı ortada topa iyi yükselen Mouandilmadji'nin kafa vuruşunda top kaleci Gaye'de kaldı.

45+1'inci dakikada Moundilmadji'nin yerden pasıyla buluşan Holse, ceza sahası dışından kaleye çektiği şutu kaleci Gaye kurtardı. Dönen topu defans kornere çıkarttı.

AW650594_08

Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 tamamlandı.

53'üncü dakikada Assoumou'nun ceza sahasında düşürülmesiyle kazanılan penaltıyı kullanan Ntcham'ın şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 1-0.

71'inci dakikada Assoumou'nun ceza sahasına yerden gönderdiği topun gelişine vuran Ndiaye'nin şutunda meşin yuvarlak fileleri havalandırdı: 2-0.

79'uncu dakikada Celil'in ara pasıyla buluşan Mouandilmadji, kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleye çektiği şutunda top ağlara gitti: 3-0

89'uncu dakikada Celil'in defansın arkasına gönderdiği topla buluşan Mouandilmadji'nin kaleye çektiği şut direkten döndü.

90+2'nci dakikada Holse'nin ceza sahasına yerden gönderdiği topa gelişine vuran Mouandilmadji'nin vuruşunda top ağlarla buluştu: 4-0.

Karşılaşmayı Samsunspor 4-0 kazandı. (DHA)

 

© Timeturk

Samsunspor, UEFA Konferans Ligi son 16 play-off turu rövanşında Shkendija'yı mağlup etti ve bir üst tura yükseldi.

Bakan Gürlek'ten 'avukatlık kanunu' açıklaması

Bakan Gürlek, Ankara 2 No'lu Barosunun düzenlediği iftar programına katıldı. Programda konuşan Bakan Gürlek, mülkün temelinin adalet, adaletin temelinin ise savunma hakkı olduğunu dile getirdi.

1187892

‘MESLEĞİN GÜÇLENMESİ BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMLA MÜMKÜN'

Bakan Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesi için yalnızca tekil düzenlemelerin yeterli olmayacağını konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirterek, “Bu amaçla Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık. Yargı reformu strateji belgesinde savunmanın güçlendirilmesinin temel hedeflerinden biri olarak önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununu güncelleyecek avukatların birlik, beraberlik ve belge temin yetkilerini genişletecek, stajyer avukatlara destek verecek düzenlemeler yapacağız. Amacımız avukatların mesleğini güven içinde saygınlıkla ve etkin şekilde icra edebileceği bir ortamı hazırlamaktır. Savunmanın güçlenmesi, yargının güçlenmesidir. Yargının güçlenmesi ise adaletin güçlenmesidir” ifadelerini kullandı.

1187891

‘SAVUNMANIN SESİNE KULAK VERİLEREK HAYATA GEÇİRİLMİŞ DÜZENLEMELER'

Avukatların yalnızca müvekkillerini temsil etmediğini aynı zamanda hukuk devletinin teminatı olduğunu anlatan Bakan Gürlek, arabuluculuk ve uzlaştırma gibi uygulamalarda elde edilen başarılarda avukatların rolünün çok büyük olduğunu kaydetti. Bakan Gürlek, şöyle devam etti:

“Son yıllarda avukatlık mesleğini güçlendirmek için önemli adımlar attık. Hukuk mesleklerine giriş sınavını getirdik. Hukuk fakültelerine, kaliteyi arttıracak düzenlemeler yaptık. E-duruşma sistemini hayata geçirerek avukatların yargılamalarda bulundukları yerden katılmasını sağladık. UYAP entegrasyonunu genişlettik. Bazı avukatlık hizmetlerindeki KDV oranını düşürdük. Mesleğe yeni başlayan avukatlar için baro keseneği muafiyeti ve finansman desteği imkanı getirdik. Adli yardım gelirlerini arttırdık. Bunlar savunmanın sesine kulak verilerek hayata geçirilmiş düzenlemelerdir.”

DHA

© Timeturk

Adalet Bakanı Akın Gürlek, avukatlık mesleğinin güçlenmesine ilişkin, 'Avukatlık Kanunu daha kapsamlı bir şekilde ele almak için çalışma yapmaya ivedilikle başladık' dedi.

Epstein-İsrail ifşaatları: 'İsrail için çalışan şeytani pedofiller tarafından yönetiliyoruz'

Geçtiğimiz ayın sonlarında, ABD Adalet Bakanlığı, cinsel suçlardan hüküm giymiş ve finansçı Jeffrey Epstein hakkında 3,5 milyon sayfalık bir belge yayınladı.

Sistematik ve yaygın çocuk istismarına dair daha fazla kanıt sunan iğrenç ve dehşet verici fotoğraf ve e-postaların yanı sıra, Epstein dosyaları, İsrail ve istihbarat teşkilatı Mossad ile olan bağlarına ilişkin daha fazla iddiayı ortaya çıkardı.

HByVPyqWEAAkRa0

Epstein-İsrail ifşaatları, bağımsız ve yurtdışı medya kuruluşları tarafından uzun uzadıya ele alındı:

  • “İsrail hükümeti, Epstein'in yönettiği Manhattan'daki bir apartman binasına güvenlik ekipmanları kurdu ve giriş çıkışları kontrol altına aldı” (Drop Site News, 18/02/2026). Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve İsrailli casus Yoni Koren, dairenin sık sık misafirleriydi ve o dönemde Birleşmiş Milletler'deki İsrail misyonunda koruma hizmetleri direktörü olan Rafi Shlomo, “misafirlerin daireye giriş çıkışlarını kontrol ediyor, hatta temizlikçiler ve Epstein'in çalışanları hakkında geçmiş kontrolleri yapıyordu.”
  • Bir muhbir FBI'a "Epstein'ın Mossad'ın işbirliğine girmiş bir ajanı olduğuna ikna olduğunu" söyledi (Middle East Monitor, 2/8/26).
  • Epstein, Aralık 2018'de Barak'a şu e-postayı gönderdi: "Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisiniz:)" (Dissident, 2/2/26). Barak, "Sen mi, ben mi?" diye yanıtladı. Epstein ise "Çalışmadığımı:)" diye karşılık verdi.
  • Epstein, Kasım 2017'de Barak'a iki kez e-posta gönderdi (London Times, 2/8/26): "Boies, kirli soruşturmalar yapmak için eski Mossad ajanlarını temin etmenize yardım etmenizi istedi mi?" ve "Boies, Mossad ajanlarına sizin aracılığınızla ulaştığını söyledi mi? Doğru mu? Bu çok fazla basın ilgisi görüyor."

Barak, "Beni arayın. [Gizli bilgi] Paris'teyim." diye yanıtladı. (Epstein muhtemelen, o sırada müvekkili Harvey Weinstein'ı tecavüzle suçlayan kadınları ve iddiaları ortaya çıkarmaya çalışan gazetecileri soruşturmak için büyük ölçüde eski Mossad görevlilerinden oluşan özel bir firmayı işe aldığı için inceleme altında olan avukat David Boies'i kastediyordu- New Yorker, 11/6/17.)

Epstein'ın vakfı, İsrail Savunma Kuvvetleri Dostları ve Filistin'de yerleşim yerleri inşa etmek için arazi satın alan Yahudi Ulusal Fonu gibi İsrail yanlısı projeleri destekledi (Middle East Eye, 2/7/26).

Epstein-website-pic-scaled

Mevcut Kanıtlara İlave

Bu e-postalar, Epstein'ın hatırı sayılır bağlantılarını ve servetini İsrail devletine yardım etmek için kullandığına dair mevcut kanıtları güçlendirmektedir.

Epstein-İsrail bağlantıları, ABD Adalet Bakanlığı'nın son açıklamasından önce çeşitli bağımsız medya kuruluşları, özellikle de Drop Site News tarafından haberleştirilmişti. Drop Site'ın haberine ABD kurumsal medyası tarafından çok az yer verilmişti, bunu o zaman da belgelenmişti (FAIR.org. 14/11/25).

Drop Site, haberlerini İran hükümetinden kaynaklandığı iddia edilen bir siber saldırıya dayandırdı. Saldırının kaynağı, ABD kurumsal medyasının konuya yeterince yer vermemesini en azından kısmen açıklamış gibi görünüyordu. Öte yandan, Epstein-Mossad bağlantıları, ABD Adalet Bakanlığı'nın bir açıklamasıyla ortaya çıkarıldı; bu da ABD kurumsal medya standartlarına göre daha kabul edilebilir bir kaynak. (Adalet Bakanlığı açıklaması, Drop Site'ın İran saldırısına dayalı haberlerindeki bazı ayrıntıları doğruladı; örneğin Epstein'ın İsrailli casus Yoni Koren ile yakın bağları gibi -Drop Site, 11/11/25; Al Jazeera, 2/9/26.)

Ancak ABD'deki kurumsal medya kuruluşlarından sadece birkaçı -özellikle Axios, New York dergisi, New York Times, Wall Street Journal ve Atlantic-Epstein-Israel hakkındaki son ifşaatlara atıfta bulundu.

O zaman bile, bu yayın organları, bağlantıları komplo teorisi veya komploya yakın olaylar olarak nitelendirerek meşruiyetlerinden şüphe duydular; bu durum, ABD'deki kurumsal medyanın önceki haberleri göz önüne alındığında hiç de şaşırtıcı değil.

“İsrail için çalışan şeytani pedofiller tarafından yönetiliyoruz"

Axios (2/3/26) şöyle yazdı:

FBI kaynak raporları ve iç yazışmalar, Epstein'ın Mossad ve diğer istihbarat servisleriyle olası bağlantıları hakkında doğrulanmamış iddialar ve dolaylı şüpheler içeriyor; bu materyal kanıttan çok uzak olsa da, spekülasyon için bolca malzeme sunuyor.

Bir hafta sonra, Axios (2/10/26), İsrail medyasındaki haberlere atıfta bulunarak, Barak ve eşinin "2015'ten 2019'a kadar Epstein'in dairesinde birden fazla kez kaldığını" doğruladı. Axios'tan Rebecca Falconer, Barak'ın "Epstein ile geçmişteki ilişkisinden 'derinden pişmanlık duyduğunu' ve görüşmeleri sırasında hiçbir uygunsuz davranışa tanık olmadığını veya katılmadığını söylediğini" yazdı. Falconer şunları ekledi:

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, uzun süredir siyasi rakibi olan Barak'ın "alışılmadık derecede yakın ilişkisinin" Epstein'ın İsrail casusu olduğunu gösterdiği yönündeki internette yayılan komplo teorilerini reddetti.

New York köşe yazarı Simon van Zuylen-Wood (2/6/26), Epstein ile yazışan "görünüşte sonsuz sayıdaki VIP" arasında "eski İsrail başbakanı Ehud Barak"tan bahsetmiş olsa da, Epstein'ın İsrail devletiyle olan bağlarını, bu konuya olan ilgisini antisemitizmle ilişkilendirerek fazla ciddiye almamaya karşı uyarıda bulundu:

Skandalın at nalı şeklindeki yapısı, örneğin Epstein'ın istihbarat bağlantıları hakkındaki spekülasyonları, Epstein söyleminde yaygın olan Yahudi karşıtlığından ayırmayı zorlaştırıyor. YouTuber Candace Owens "Evet, İsrail için çalışan şeytani pedofiller tarafından yönetiliyoruz" diye duyurdu; muhtemelen solcu yorumcu Cenk Uygur'un "Bildiğim kadarıyla, geleneksel medyada hiç kimse Epstein'ın Mossad ajanı olma ihtimalini, dosyalarda her yerde yazılı olmasına rağmen, hiç tartışmadı" diye yazmasına neden olan aynı e-postaları okuyordu.

Son dosya grubu ve Uygur'un daha önce ele aldığı Drop Site'ın önceki haberleri, Yahudi karşıtlığından kolayca ayırt edilebiliyor ve sadece "spekülasyon için bolca malzeme" sunmaktan daha fazlasını yapıyor.

hq720_4

'Gizli Komploların Karanlık İşleri'

Yine de, Wall Street Journal'dan Barton Swaim (2/11/26) gibi yorumcular, Epstein ve İsrail ile ilgili soruları mutlaka komplo teorisi olarak, "tüm kötü şeyleri gizli örgütlerin karanlık işlerine bağlamaya kararlı etkileyicileri ve politikacıları" şeklinde alaya aldılar ve "Tucker Carlson'ın Epstein'ın düşmanlarına şantaj yapmak için Mossad ile birlikte çalıştığını öne sürdüğünü" belirttiler.

Atlantic dergisi (2/7/26) ise, "Epstein'ın ölümünden sonra hayattayken sahip olduğundan çok daha büyük bir önem kazandığını" yazdı:

Bazı Amerikalılar zaten uluslararası pedofili şebekelerine inanmaya meyilliydi. Eğer bu şebekeler zengin Yahudiler tarafından yönetiliyorsa, bu durum daha da inandırıcı oluyordu; hatta birçok komplo teorisyeninin Epstein'ın Mossad'ın maaşlı elemanları olduğunu iddia ettiği gibi.

Business Insider'dan Jacob Shamsian (14/02/2026), “CIA veya Mossad ile bağlantılı olduğu söylenen iddialarda herhangi bir gerçeklik payı olup olmadığını" sordu, ancak isimsiz kaynaklara atıfta bulunarak bu bağlantıları geçiştirdi. Shamsian, "Adalet Bakanlığı dosyalarına erişimi olan dört kişiye" işaret ederek, "Epstein veya Maxwell'in suçlarının CIA veya Mossad ile bağlantılı olması durumunda olacağı gibi, istihbarat materyaline dair hiçbir iz bulunmadığını" belirtti.

Compact editörü Matthew Schmitz'e (Washington Post, 12/02/2026) göre, "son yıllarda yükselen Yahudi karşıtlığı belası, hükümetin cinsel suçlu Jeffrey Epstein hakkında milyonlarca dosyayı yayınlamasıyla son imajını oturttu."

Schmitz, "Yahudi ağlarının ve çıkarlarının Amerikan toplumunu yozlaştırdığı iddiasını öne süren" "kuruluş karşıtı seslere" atıfta bulundu. Owens ve Tucker Carlson'ı "ilerici etkileyiciler" Ana Kasparian ve Briahna Joy Gray ile ilişkilendirerek "sol ve sağdaki Yahudi karşıtlarını" bir araya getirdi. Ancak Schmitz, Epstein ve Barak'ın gerçek ilişkisinden hiç bahsetmedi.

'Güçlü Adamlar'dan Seçme Liste

New York Times ise Epstein ve Barak arasındaki ilişkiyi büyük ölçüde önemsizleştirdi ve önemli bağlantı noktalarını atladı. Times'ın Epstein'ın teknoloji girişimleriyle olan bağlarına dair bir makalesinde (2/5/26), Epstein'ın "eski İsrail Başbakanı Ehud Barak'a, İsrail şirketi Palantir'de danışmanlık görevi konusunda Bay Thiel ile görüşmesini önerdiğinden" kısaca bahsedilmişti.

Times gazetesi, Palantir sözcüsünün "Epstein'in Palantir'e yatırım yapmadığını veya hissedarı olmadığını" ve Palantir'in "Ehud Barak ile hiçbir zaman ticari ilişkisi olmadığını" iddia ettiğini aktardı. Ancak, Palantir'in Epstein-Barak görüşmesinden bir yıl sonra İsrail hükümetiyle ilk sözleşmesini imzaladığını belirtmeyi ihmal ettiler.

Bundan bir hafta geçmeden Times (2/11/26), İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun Epstein ve Barak arasındaki e-postaların ifşa edilmesini "öne çıkardığı" da dahil olmak üzere, "siyasi hesaplaşmanın diğer ülkelerdeki tepkilerde rol oynadığını" yazdı.

Times gazetesi söz konusu yazıda, "Hindistan Dışişleri Bakanlığı, Bay Epstein'ın 2017'de İsrail'e yapılan tarihi devlet ziyareti sırasında Başbakan Narendra Modi'nin gösterdiği yaltakçı yaklaşımından dolayı kendisine pay biçtiği görünen bir e-postayı reddetti" diye belirtti.

Gazete, Epstein'ın Barak'ı seyahatten önce Modi'ye yakın Hintli milyarder Anil Ambani ile tanıştırdığı detayını atlamıştı. Drop Site (31/01/2026), bu tanışmanın İsrail, Hindistan ve ABD arasındaki "gelişmekte olan ilişkiyi hızlandırmaya yardımcı olduğunu" bildirmişti.

Daha Sağlam Bağlantılar

Epstein-İsrail bağlantısına ilişkin ABD kurumsal medyasının sınırlı haber yapması, Epstein'ın Rusya ile iddia edilen bağlarına ilişkin kapsamlı haberlerle keskin bir tezat oluşturuyor.

Epstein, 2000'li yıllar boyunca Rusya'yı en az üç kez ziyaret etti. Rusya ve Ukrayna da dahil olmak üzere Doğu Avrupa'da, "kızlar" bulmakla görevlendirdiği bir işe alım ağı kurdu; bu kızları genellikle model ajanslarını paravan olarak kullanarak ABD veya Avrupa'ya pazarlıyordu. Rusya'da banka hesapları vardı ve Rusya'da yatırım arayışındaydı.

Dosyalarda Rusya'ya İsrail'den biraz daha sık atıfta bulunulsa da (yaklaşık 5.400 ila 4.800 kez), Epstein'ın Barak ile olan bağlantıları, Rus hükümet yetkilileriyle olan bağlarından çok daha sağlamdı.

Epstein, Putin ile defalarca görüşmeye çalıştı, ancak başarılı olduğuna dair hiçbir kanıt yok (Washington Post, 2/7/26). Epstein, Rus oligarkları, teknoloji yatırımcıları ve eski Rus hükümet yetkilileriyle ilişkilerini sürdürdü, ancak Epstein'ın 4.000'den fazla e-posta mesajı paylaştığı Barak'ın Rusya'da bir muadili yok.

Nitekim Epstein ve Barak, Eylül 2010 ile Mart 2019 arasında 60'tan fazla kez yüz yüze görüşme ayarlamışlardı. Bu görüşmelerin en az yedisi, Barak'ın İsrail Savunma Bakanı olarak görev yaptığı dönemde gerçekleşti (Jacobin, 2/6/26).

'Putin'in Yerine Geçebilir'

En az bir e-posta yazışması, Epstein'ı Putin karşıtı bir muhalif ile ilişkilendiriyordu. Siyasetçi İlya Ponomarev, 2011 yılında Bill Gates'in danışmanı Boris Nikoliç'e, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'na nasıl erişebileceğini ve "sadece resmi Putin'in sesinin değil, olan biteni nasıl iletebileceğini" soran bir e -posta göndermişti. Ponomarev'in bu e-postası, 2011 Rusya başkanlık seçimleri sırasında Putin'e ve yeniden seçilmesine karşı düzenlenen kitlesel protestolara katıldığı bir dönemde gelmişti.

Nikolic, Ponomarev'in e-postasını Epstein'e ileterek şunları yazdı: "Yakında Rusya'ya gitmeliyiz ve arkadaşım İlya Ponomarev ile tanışmalısın." Onu "Putin'e karşı ayaklanmanın baş organizatörü" olarak tanımladı. Nikolic, "Eğer öldürülmezse, Putin'in yerini alıp tek başına başkan olabilir" dedi. Epstein'in "Davos'la ilgili değil, genel olarak diğer konularla ilgili" nasıl yardımcı olabileceğini sordu. 

Epstein şu yanıtı verdi: "Mart sonuna kadar yapabilirim."

Dosyalardan Epstein'ın Ponomarev ile görüşüp görüşmediği net olarak anlaşılmıyor, ancak e-posta yazışmaları Epstein'ın Putin karşıtı bir muhalif ile görüşmeye istekli olduğunu göstermesi açısından dikkat çekiciydi.

Ancak ABD kurumsal medyasında yalnızca bir kez, CIA bağlantılı Ulusal Demokrasi Vakfı'ndan fon alan Ukrayna merkezli bir haber kuruluşu olan Kyiv Independent'ın (2/5/26) bir makalesini yeniden yayınlayan Yahoo'dan (2/5/26) bahsedildi.

Kyiv Independent, makaleye e-postayı eklemenin ötesinde, bunun önemine dair ayrıntılı bir açıklama yapma zahmetine girmedi. Bunun yerine, gazete şu ifadeleri kullandı:

Belgeler, Epstein'ın Rus istihbaratı için çalıştığını kanıtlamıyor.

Ancak bu belgeler, Epstein'ın Rusya'nın siyasi, mali ve diplomatik çevrelerine yerleşmek için yıllarca sürdürdüğü çabaları ortaya koyuyor; bu çabalar, ısrar, erişim arayışı ve kendisini Kremlin için yararlı biri olarak gösterme yönündeki tekrarlanan girişimlerle karakterize ediliyor.

'Epstein Gerçekte Kimin İçin Çalışıyordu?'

Epstein-Rusya bağlantısını derinlemesine ele alan ABD'li kurumsal medya kuruluşları arasında New York Post, Washington Post ve New York Times yer alıyor.

epstein-adasi

New York Post'ta (2/2/26 ) yer alan bir başlık şöyleydi: "E-postalar, Jeffrey Epstein'ın Gerçekte Kimin İçin Çalıştığına Dair Yeni Bir Teoriyi Ortaya Koyuyor."

Sağcı yayın organı, "Rus tiranına yakın kişiler" ve "ABD güvenlik yetkilileri" olmak üzere iki anonim kaynağa ve İngiliz tabloid gazetesi Daily Mail'in (31/01/26) "istihbarat kaynaklarına" dayalı haberini temel aldı.

Makalenin son dört paragrafında New York Post, Epstein'ın İsrail ile olan köklü bağlantılarını kabul etti ve suç ortağı Ghislaine Maxwell'in, yaygın olarak Mossad ajanı olduğu bildirilen İngiliz medya patronu Robert Maxwell'in kızı olduğunu belirtti; ancak son ifşaatlardan hiç bahsetmedi.

İki gün sonra, New York Post gazetesi (2/4/26) Epstein'ın Rus casusu olarak çalışıp çalışmadığını araştırmak üzere Polonya'nın soruşturma başlattığını ayrıntılarıyla anlatan bir makale yayınladı.

Sağcı yayın organı ayrıca Epstein'ın "önemli Rus hükümet yetkilileri" ile olan bağları hakkında bir makale (2/7/26) yayınladı. Bu yetkililer arasında, Post gazetesinin "o dönemde Rusya'nın ekonomi bakan yardımcısı ve Epstein'ın Moskova'daki kişisel yardımcısı olarak sık sık kullandığı Kremlin gizli servisi tarafından eğitilmiş bir casus" olarak tanımladığı Sergey Belyakov ve "2015 ile 2017'deki ölümüne kadar Rusya'nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi" olan Vitaly Churkin de bulunuyordu.

New York Post, Epstein'ın Belyakov'u Nisan 2015'te Barak ile tanıştırdığından bahsetmedi (Reason, 27/8/25; Drop Site, 30/10/25; Washington Post, 7/2/26 ).

'Önceki şüpheleri güçlendirdi'

Washington Post (2/7/26 ) da benzer şekilde "Dosyalar Epstein'in Ruslarla Bağ Kurduğunu ve Putin'le Görüşmek İstediğini Gösteriyor" başlığı altında Rusya bağlantısını abarttı.

Jeff Bezos'un sahibi olduğu ve yakın zamanda dış haberler birimini büyük ölçüde tasfiye eden W. Post, dosyaların "2010'lu yıllarda Putin ile bir görüşme ayarlama yönünde tekrarlanan girişimleri gösterdiğini" yazdı, ancak "Adalet Bakanlığı dosyalarında böyle bir görüşmenin gerçekleştiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını" da ekledi.

W. Post (02/06/202) bu kez "geçmişte Kremlin ile olan bağları nedeniyle ABD istihbarat teşkilatlarının incelemesine tabi tutulan Rus asıllı teknoloji yatırımcıları" hakkında Rusya bağlantılarıyla ilgili bir başka makale yayınladı. W. Post, şu tahminde bulundu:

Epstein'ın Rusya ile olan bağlantılarının yeni ortaya çıkan boyutu, aralarında üst düzey Rus hükümet yetkililerinin de bulunduğu kişileri kapsayan, uluslararası elitlerle olan kişisel bağlantıları nedeniyle istihbarat teşkilatlarıyla çalıştığı veya onlar tarafından hedef alındığı yönündeki önceki şüpheleri güçlendirdi.

New York Times (2/10/2) da Epstein-Rusya bağlantısı hakkındaki uzun makalesinde, son dosya grubunun "Rusya'nın eleştirmenleri arasında bu ilişkilerin Rus istihbarat faaliyetlerine kapı açıp açmadığı konusunda yeni sorular ortaya çıkardığını" yazdı.

Epstein'ın Rus istihbaratının bir ajanı olması mümkün. Ancak, ABD kurumsal medyasının bu iddiaları gerçek bir olasılık olarak sunarken, Epstein-İsrail bağlarını görmezden gelmesinin veya bunları uçuk bir komplo teorisi olarak göstermeye devam etmesinin hiçbir geçerli nedeni yok.

Son dosya grubu, Drop Site ve diğerleri tarafından belgelenen, Epstein'ın ticari, diplomatik ve istihbarat konularında aracı olarak görev yaparak İsrail devletine yardım ettiği yönündeki kanıtları daha da derinleştiriyor. Epstein, Rus oligarkları, teknoloji yatırımcıları ve eski Rus hükümet yetkilileriyle ilişkiler sürdürmüş olsa da, Rus çıkarları adına savunuculuk yaptığına dair henüz hiçbir kanıt ortaya çıkmadı. Birincisinin ikincisinden daha haber değeri taşıdığını düşünmenin tek nedeni tamamen politiktir.

Kaynak: countercurrents

 

© Timeturk

Epstein dosyaları, İsrail ve istihbarat teşkilatı Mossad ile olan bağlarına ilişkin daha fazla iddiayı ortaya çıkardı. Yeni ifşaatlar dünya medyasında yayımlanmaya devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan gençlerle başbaşa...

Burada konuşan Erdoğan, "Ecdadımızın bir şefkat ve adalet medeniyeti inşa ettiği bu topraklarda ramazanın zengin, manevi atmosferi bu yıl maşallah bir başka yaşanıyor. İnsanlarımız arasındaki mesafeler daralıyor. Halkımız birbiriyle daha fazla kaynaşıyor, kucaklaşıyor. Yaralar el birliğiyle sarılırken ihtiyaç sahiplerine daha fazla el uzatılıyor. Bu çalışmaların birçoğunda hamdolsun gençlerimiz öncü rol oynuyor. Yoksulun, ihtiyaç sahibinin, kimsesizin daha çok hatırlandığı bu mübarek günleri gençlerimizin çok farklı şekilde ruhuna ve manasına uygun şekilde idrak ettiklerini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum" diye konuştu.

'GİRDİĞİMİZ HER ZORLU MÜCADELEDE YANIMIZDA GENÇLER VARDI'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatı boyunca daima gençlerle yol yürüdüğünü vurgulayarak, "Gençlerle dava ve mücadele arkadaşlığı yapmaya önem verdim, değer verdim. Açıkçası bir siyasetçi olarak bundan onur duydum. Siz gençlerimizin coşkusu, enerjisi, dinamizmi ve samimi desteği siyasi mücadelemizin her döneminde en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Tüm imkansızlıklara rağmen kazandığımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yanımızda en çok gençler vardı. Okuduğumuz bir şiirden dolayı, Pınarhisar Cezaevine girerken bizi yolcu eden insan selinin arasında en çok gençler vardı. 14 Ağustos 2001'de milletin umudu olarak AK Parti'mizi kurduğumuzda yanımızda en fazla gençler vardı. 3 Kasım 2002'den itibaren sadece seçimlerde değil, girdiğimiz her zorlu mücadelede de yanımızda hep gençler vardı. Sizlerle nice engelleri birlikte açtık. Nice badireleri birlikte atlattık. Nice saldırıları birlikte püskürttük. Nice hayali birlikte gerçeğe dönüştürdük. Ekonomiden, ticarete, turizmden, spora, eğitimden, hak ve özgürlüklere, Türkiye'ye tarihinin en büyük atılımlarını sizlerle birlikte yaşattık. Kalp kalbe verdik. Tek yürek, tek bilek olduk ve Türkiye'yi siz gençlerimizle birlikte işte bu günlere getirdik. Şahsım için bu anlamlı günde bize yol ve mücadele arkadaşlığı yapan tüm gençlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum" dedi.

1187774

'İLK GÜNKÜ AŞKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Karşımdaki şu güzel topluluğa baktığımda geride şanla, şerefle ve eserle hizmet olduğu müstesna bir mirası önümüzde ise ülkemizin parlak yarınlarını görüyor, Türkiye Yüzyılı'nın müjdesini görüyor ve Rabbime sonsuz hamd ediyorum. Gözlerinizde parlayan umut ışıkları gücümüzü ve şevkimizi artırıyor. Hep söylediğim gibi bizim tek bir gayemiz var, o da 'baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş meğer', geride hayırla, şükranla yad edilecek eserler bırakabilmek. Siz gençlerimizin huzurla, güvenle yaşayabileceği küresel güç Türkiye için ilk günkü heyecanla, ilk günkü aşkla çalışmaya, son nefesimize kadar bu uğurda koşturmaya, Rabbim imkan verdikçe milletimizin emrinde ve hizmetinde olmaya inşallah devam edeceğiz."

'ÜLKEMİZDE TARİHİ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR'

Türkiye'nin son yıllarda pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği büyük bir atılım gerçekleştirdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayinden turizme, eğitimden ticarete, sağlıktan teknolojiye hemen her alanda ülkemizde tarihi bir dönüşüm yaşanıyor. Ülkemiz maziden aldığı ilham ve cesaretle, istikbalini inşa ediyor. Vatan savunmasında olduğu kadar Türkiye'nin kalkınmasında ekonomik olarak ilerlemesinde daha müreffeh, daha itibarlı bir ülke olmasında siz gençlerimiz çok önemli paya sahip. İHA ve SİHA'lardan uzay çalışmalarına, yapay zekadan büyük teknoloji girişimlerine ülkemizin elde ettiği her kazanımda bu topraklarda yetişen genç mühendislerin, genç araştırmacıların, girişimcilerin alın teri var. Savunma sanayimizdeki 3 bin 500'ü aşkın firmada çalışan, emek veren, ter döken gençlerle mülaki oldukça inanın göğsüm kabarıyor. Aynı şekilde sporun farklı dallarında bayrağımızı gururla göndere çektiren, İstiklal Marşı'mızı tüm dünyada gururla dinleten bu ülkenin gençleri, TEKNOFEST gençliği; azmini, inancını ve heyecanını kırmayı amaçlayan türlü, kirli kampanyalara rağmen inşallah gürül gürül yatağında akıyor. Biz de enerji ve potansiyelimizi en üst seviyede kullanabilmeniz için daima siz gençlerin destekçisiyiz" ifadelerini kullandı.

1187776

'HER ALANDA GENÇLERİN YANINDA OLMAYA ÇALIŞTIK'

Erdoğan, gençlik merkezlerinin sayısını ülke geneline yaygınlaştırdıklarını belirterek, "Göreve geldiğimizde gençlik merkezlerimizin sayısı 9'du. Bugün bu sayı 570'e ulaştı. Yükseköğretimde 132 yeni üniversite açarak toplam üniversite sayımızı 208'e çıkardık. Yükseköğrenim yurtlarımızın sayısını 190'dan aldık 875'e yükselttik. 1 milyon yatak kapasitesine sahip konforlu, güvenli ve modern yurtlarımızı öğrencilerimizin hizmetine sunduk. Genç arkadaşlarımızın siyasette ve ülkenin kaderine yön veren karar alma mekanizmalarında hak ettikleri şekilde temsil edilmesi için seçilme yaşını önce 30'dan 25', ardından 18'e düşürdük. Ülkemizin spor altyapısına çok ciddi yatırımlar yaptık. 81 ilimizin tamamına modern stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları, atletizm pistleri inşa ettik. Toplam spor tesisi sayımız bin 575'ten bugün 4 bin 562'ye yükseldi. Katıldığımız olimpiyatlarda elde ettiğimiz derecelerle tarihimizin en fazla madalya sayısına ulaştık. Kadın sporcuların katılımını özellikle teşvik ettik ve milli takımlardaki kadın sporcu oranını yüzde 45'in üzerine çıkardık. Yani eğitim, siyaset, spor, sanayi, teknoloji dahil her alanda siz gençlerin yanında olmaya sizin önünüzü açmaya çalıştık ve çalışıyoruz. Bu vesileyle farklı branşlarda ülkemize getirdikleri madalyalarla kıvanç kaynağımız olan tüm sporcularımızı canı gönülden tebrik ediyor, her birinize teşekkür ediyorum" diye konuştu.

1187785

'SİZE EMANET EDİLEN TÜRKİYE'Yİ YÜKSEK SEVİYELERE ÇIKARMANIZI İSTİRHAM EDİYORUM'

Gençlerin hem geleceğin tohumu hem de yarınların teminatı olduğunu dile getiren Erdoğan, "Siz, bu milletin istikbalisiniz. Bu ülkeyi yarın sizler yöneteceksiniz. Yeni Türkiye büyük ve güçlü Türkiye sizlerin omuzlarında yükselecek. Her biriniz farklı alanlarda çok önemli sorumluluklar üstlenecek, önemli görevlere geleceksiniz. İnanıyorum ki her biriniz aşkla, heyecanla, tutkuyla cennet vatanımıza hizmet edeceksiniz. Bizden devralacağınız bayrağı inşallah daha yukarılara taşıyacaksınız. Türkiye'nin gençleri olarak birlik içinde sevgiyle, kardeşlikle, muhabbetle, dostlukla bu ülkenin geleceğini sizler kuracaksınız. Şunu lütfen hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın sevgili gençler, Türkiye Cumhuriyeti sizin öz yurdunuzdur. Her karışında bir yiğidin yattığı bu ülke sizin öz vatanınızdır. Sizler hepiniz her biriniz bu milletin öz ve öz evlatlarısınız. Ne size ne de bu ülkenin 86 milyon vatandaşına artık kendini milletten üstün gören hiç kimse üvey evlat, muamelesi parya muamelesi yapamaz. Hiç kimse kendi topraklarınızda kendi öz yurdunuzda kılık kıyafetinizden, inancınızdan, siyasi görüşünüzden dolayı size parmak sallayamaz. Eski Türkiye'nin imtiyazlılarının çatışma ve gerilimden beslenenlerin aranıza nifak sokmasına lütfen müsaade etmeyin. Siyasette tek sermayesi felaket tellallığı olan kifayetsizlerin hayallerinizle aranıza girmesine lütfen izin vermeyin. Her birinizden ülkenize, milletinize, aziz milletimizin kadim ve köklü değerlerine sahip çıkmanızı istiyorum. Sizlerden çok çetin mücadeleler neticesinde elde ettiğimiz ülkemizin 23 yıllık kazanımlarını koruyup kollamanızı rica ediyorum. Sizden, size emanet edilen Türkiye'yi daha yüksek seviyelere çıkarmanızı özellikle istirham ediyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak sizlere güveniyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaş günü dolayısıyla telefon açarak, mesaj yayınlayarak, çiçek göndererek veya bizzat ziyaret ederek kutlayan devlet ve hükümet başkanlarına teşekkür ederek, "Başta Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere siyasi partilerimizin genel başkanlarına, milletvekillerimize, partimizin fedakar ve vefalı mensuplarına, dostlarımıza, arkadaşlarımıza ve bilhassa dualarını bizden esirgemeyen tüm vatandaşlarıma en kalbi şükranlarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.

DHA

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu'nda düzenlenen 'KYK Öğrencileri, Sporcular ve Gençlerle İftar' programına katıldı.

Lityum piyasasını alt üst eden karar! Fiyatlar fırladı

Maden Bakanı Polite Kambamura Çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, halihazırda transfer halindeki sevkiyatları da kapsayan yasağın "ikinci bir duyuruya kadar yürürlükte kalacağını" söyledi.

Tedbirin “ulusal çıkarlar” doğrultusunda alındığını söyleyen yetkili, ham maden ticaretinde “yaygın usulsüzlükler ve ihracat kaçakları” olduğunu belirtti.

69a00bcb85f54072286273b1

Kambamura, “Bu önlemler, yerel maden katma değerini ve zenginleştirmeyi artırmak, insan sorumluluğunu güçlendirmek, yerel faydalanıcıları desteklemek ve değerin ülke içinde kalmasını en üst düzeye çıkarmak amacıyla uygulanmaktadır” dedi.

Afrika'nın en büyüğü

Zimbabve, elektrikli araç bataryalarında ve yenilenebilir enerji depolama sistemlerinde önemli bir bileşen olan lityumun Afrika'daki en büyük üreticisidir.

67220cc520302736740197f0

Reuters'ın haberine göre, Zimbabve 2025 yılında 1,1 milyon metrik tondan fazla lityum içeren spodumen konsantresi ihraç etti ve bunun büyük kısmı Çin'e gitti.

Yeni yönetmelik, yetkililerin madencilik şirketlerini yerel olarak işleme tesisleri kurmaya teşvik etmesiyle birlikte, işlenmemiş lityum ihracatını kısıtlamaya yönelik önceki hükümet planlarını genişletiyor.

Liyum fiyatları fırladı

Açıklamanın ardından Çin'in lityum fiyatları fırladı.

Reuters'e göre, Guangzhou Vadeli İşlemler Borsası'nda en çok işlem gören lityum karbonat sözleşmesi Perşembe günü yüzde 6'dan fazla yükseldi. Zimbabve'nin lityum projelerine büyük yatırım yapan Çinli şirketlerden Zhejiang Huayou Cobalt ve Sinomine dahil olmak üzere bir çok şirket yerel işleme tesisleri kurma taahhüdünde bulunmuştu.

Maden Bakanlığı, ihracat kısıtlamasının ancak madencilerin hükümetin şartlarına uyması halinde kaldırılacağını belirtti.

Harare'nin bu adımı, diğer komşu ülkelerin benzer kısıtlamalarını takip ediyor.

Malavi, yerel işleme kapasitesine yatırım yapılmasını teşvik etmek amacıyla geçen Ekim ayında işlenmemiş minerallerin ihracatını yasaklamıştı.

Namibya ise yerel işlemeyi teşvik etmek için 2023 yılında işlenmemiş cevherlerin toplu ihracatını yasaklamıştı.

Afrika kıtasının ham madde ihracatının en sert eleştirmenlerinden biri olan Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Afrika hükümetlerini işlenmemiş kaynakları yurt dışına göndermek yerine yerel işleme kapasitelerini genişletmeye defalarca çağırdı.

Ramaphosa, 15 Şubat'ta Etiyopya'nın Addis Ababa kentinde düzenlenen Afrika Birliği zirvesinin ardından yaptığı konuşmada, kıtanın artık rafine etme ve imalattan faydalanmadan "kaya, toprak ve toz ihraç etmemesinin" zamanının geldiğini söyledi.

RT

© Timeturk

Güney Afrika ülkesi Zimbabve, yerel işlemeyi teşvik etmeyi ve madencilik sektöründeki denetimi sıkılaştırmayı amaçlayan kapsamlı bir politika değişikliği ile, tüm ham minerallerin ve lityum konsantrelerinin ihracatını askıya aldı.

Üniversite öğrencisi ölü bulundu

Edinilen bilgiye göre, Amasra ilçesi Büyük Liman plajında bir şahsın elbiseleri ile denize girerek gözden kaybolduğu ihbarı üzerine bölgeye sahil güvenlik, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Dalgıçlar tarafından son görüldüğü bölgede yapılan aramada, bir gencin cansız bedenine ulaşıldı. Gencin 22 yaşlarında ve isminin Hasan olduğu belirlendi.

AW650576_02

Karabük Üniversitesi'nde eğitim gördüğü belirlenen gencin cenazesi, denizden çıkarılarak otopsi yapılmak üzere hastane morguna götürüldü.

Gencin soğuk havada, kıyafetleri ile neden denize girdiği araştırılırken, polis intihar şüphesi üzerinde duruyor.

İHA

© Timeturk

Karabük Üniversitesi'nde okuyan gencin cansız bedeni, gezmeye geldiği Bartın'ın Amasra ilçesinde denizde bulundu.

'İlk gelen ilk çıkar'... AYM'de yapay zeka dönemi

AYM Başkanı Kadir Özkaya, medya temsilcileriyle iftarda bir araya geldi.

Özkaya, AYM'nin dosyaları inceleme sırası ve kriterlerine ilişkin konuların zaman zaman kamuoyunda gündeme geldiğini söyleyerek, "Adalet odaklı bir yaklaşımla yürüttüğümüz titiz çalışmalarımızı gerçekleştirirken elbette dosyaların bir inceleme sırası var. Mahkememiz norm denetimi kapsamındaki işlerin incelenmesinde, ‘İlk gelen ilk çıkar' ilkesine göre hareket etmektedir. Tabii burada özellikle mahkemelerden itiraz yoluyla gelen işlerde mümkün olduğu ölçüde 5 ay içinde karar vermeye büyük bir özen gösterilmektedir. Aynı şekilde bireysel başvurular da iç tüzüğümüzün ‘Başvuruların inceleme sırası' başlıklı maddesi uyarınca, geliş sırasına göre incelenerek karara bağlanmaktadır" dedi.

1187162

'7 ÖNCELİK KRİTERİ OLUŞTURULDU'

Özkaya, ancak mevzuattan kaynaklanan yetki kapsamında başvuruların konuları itibarıyla önemi ve aciliyeti de göz önünde bulundurularak tespit edilen kriterler çerçevesinde farklı bir inceleme sıralaması da yapılabildiğini belirterek, "Bu anlamda daha önceden belirlemiş olduğumuz bu kriterler 2025 Temmuz ayında genel kurul kararıyla güncellenmiştir. Tamamen objektif ölçütlere göre belirlenen bu kriterler doğrultusunda ‘acil', ‘pilot ve öncü' ve ‘çekirdek haklar' gibi toplam 7 kategori oluşturulmuştur. Bu kriterleri ete kemiğe büründürme sorumluluğu hukuken başkan ve başkan vekillerine ait olmakla birlikte fiili sorumluluk raportörlük müessesesindedir. Ben başkan olarak bu hususu başta baş raportörlerimiz olmak üzere koordinatör raportörlerimize ve raportörlerimize sürekli olarak hatırlatmaktayım. AYM olarak hukukun çizdiği sınırlar içinde vicdanımızın sesine kulak vererek, merkezinde yalnızca objektif adaletin olduğu bir anlayışla kararlarımızı şekillendiriyoruz. Tüm kişi ve kurumlarla olan ilişkilerimizi bu anlayış içerisinde yürütüyoruz. Bu bilinçle adalet, hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler gibi değerlerin gerçekleşmesine katkı yapmaya, bireylerin ve kurumların adalet duygularını tatmin etmeye, onların devlete ve hukuka olan güvenlerini daha da artırmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

'UYAP'TAN 6 BİN 686 BAŞVURU YAPILDI'

Özkaya, hak arama yollarının etkinliğini artırmak amacıyla teknolojik dönüşüme özel bir önem atfettiklerini ifade ederek, "Bu çerçevede, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla bireysel başvuruların elektronik ortamda, UYAP Avukat Portalı üzerinden de yapılabilmesi mümkün hale getirildi. 1 Ekim'den bu yana 6 bin 686 başvuru UYAP Avukat Portalı üzerinden yapıldı. Bu sayı, bahse konu tarihler arasında yapılan toplam başvuruların yaklaşık yüzde 29'una denk gelmektedir. Bu durum bize, söz konusu uygulama ile hem erişilebilirliğin arttığını, hem de başvuru süreçlerinin daha hızlı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesinin önünün daha da açıldığını net bir şekilde gösteriyor. Ayrıca Anayasa Mahkemesi olarak görev alanımızdaki işlere ve raportörlük müessesine yardımcı olmak anlamında yapay zekanın kullanımı konusunda da ciddi çalışmalar yürütmekteyiz" dedi.

'2025'TE 64 BİN 321 BAŞVURU YAPILDI'

Özkaya, 2025 yılında AYM'ye 64 bin 321 bireysel başvuru yapıldığını belirterek, "Buna karşılık 71 bin 175 başvuru sonuçlandırıldı. Yani yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 111 olarak gerçekleşti. Verilen karar sayısının yapılan başvuru sayısından fazla olduğunu ortaya koyan bu veriler, artan iş yüküne rağmen Anayasa Mahkemesi'nin büyük bir özveri ve gayretle çalıştığının göstergesidir. Uygulamaya girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar bireysel başvuru sistemi kapsamında 714 bin 774 başvuru yapıldı. Bunların yaklaşık 623 bin 88'i, yani yüzde 87,2'si karara bağlandı. 91 bin 686 başvuru ise derdest durumdadır. 2025 yılında karara bağlanan başvurulardan 5 bin 268'inde ihlal kararı verildi. Bunların içinde makul süre ihlali yok. 23 Eylül 2012 tarihinden 31 Aralık 2025'e kadar verilen ihlal kararı sayısı ise 84 bin 519'dur. Bunların da 56 bin 443'ü makul sürede yargılanma hakkına ilişkindir. Hak bazlı verilen ihlal kararı sayısı ise 28 bin 76'dır. 28 bin 76 ihlal kararı içerisinde adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlalleri ilk iki sırada yer almaktadır. Öte yandan bugüne kadar verilen ihlal kararlarının toplam başvuruya oranının da makul süre hariç yaklaşık yüzde 3,9 olduğu görülmektedir. Bunun da aslında Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru incelemelerinde bir süper temyiz merci olarak görev yapmadığını, yalnızca bir hakkın anayasal anlamda ihlal edilip edilmediğine baktığı sonucunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır" diye konuştu.

'İCRA SÜRESİ TAMAMLANMAYAN KARAR SAYISI 83'

Özkaya, AYM'nin bireysel başvuruda verdiği önemli kararlarla anayasal ilkelerin daha görünür ve işlevsel hale gelmesine katkı sağladığını dile getirerek, "Bu yönüyle bireysel başvuru, Anayasa'nın yaşayan bir metin olmasına imkan tanıyan, dinamik ve dönüştürücü bir mekanizma niteliğini haiz olmuştur. Bir anlamda ülkemizde hukukun anayasallaşmasına katkıda bulunarak hukuk sistemimizde senkronize bir bakış açısı geliştirilmesine vesile olmuştur. Bireysel başvuru kapsamında verilen ihlal kararlarının hayata geçirilmesi belirli usul ve süreçler çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda verilen ihlal kararlarından 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla icra süreci henüz tamamlanmamış olanların sayısı 83'tür. Bunların önemli bir kısmının icra süreci halen devam etmektedir. Kalan az bir kısmının ise icra sürecinin henüz tamamlanmamış olmasının nedeninin ihlal kararlarında belirtilen ihlal gerekçelerinin ya da ihlal kararı sonrası uygulanması gereken mevzuatın Anayasa Mahkemesi'nden farklı yorumlanması olduğu görülmektedir. Tabii burada gereği yerine getirilme süreci henüz tamamlanmamış olan dosyalara ilişkin oranın düşüklüğü bu konunun önemsiz olduğu şeklinde anlaşılmamalıdır. Elbette ki bunlar çok çok önemlidir" dedi.

‘İHLAL KARARLARININ YÜZDE 99,7'Sİ YERİNE GETİRİLDİ'

31 Aralık 2025 itibarıyla AYM tarafından verilen ihlal kararlarının yüzde 99,7'sinin gereğinin yerine getirildiğini ifade eden Özkaya, "Esas itibarıyla bu tablo bize, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında bireysel başvurunun etkili ve işlevsel bir hak arama yolu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki Anayasa Mahkemesi necip milletimizin 2010 yılında verdiği yetkiye dayanarak hayata geçirilen bireysel başvuru sistemini büyük kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya devam etmektedir. Mahkememiz, bireysel başvurunun yanı sıra norm denetimi görevini de istikrarlı bir şekilde sürdürmekte ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin somutlaşmasına katkı sunmaya devam etmektedir. 2025 yılında 51'i iptal davası, 226'sı itiraz başvurusu olmak üzere toplam 277 başvuru yapıldı. Buna karşılık 278 iptal davası ile itiraz başvurusu karara bağlandı ve 472 kuralın Anayasa'ya uygunluk denetimi yapıldı. Böylelikle 2025 yılının, norm denetimi kapsamında birleştirme kararları hariç olmak üzere bugüne kadar en fazla dosyanın sonuçlandırıldığı yıl olduğunu ifade etmek isterim. 2012 yılından 31 Aralık 2025 tarihine kadar ise toplam 2 bin 328 iptal davası ve itiraz başvurusu yapıldı. Aynı süre zarfında sonuçlandırılan dosya sayısı 2 bin 322'dir. Bu tarih itibarıyla derdest dosya sayısı ise 114'tür” ifadelerini kullandı.

'12 YÜCE DİVAN DOSYASI KARARA BAĞLANDI'

Özkaya, AYM'nin Anayasa ile verilen görev ve yetkileri kapsamında tüm topluma ve hukuk sistemine temas eden mahkeme olma görevini yerine getirerek temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olmaya devam ettiğini vurgulayarak, "Mahkememizin bir diğer görevi de Yüce Divan yargılamalarını yürütmektir. Bilindiği üzere ülkemiz 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından olağan dışı bir süreç yaşamış, yargısal faaliyetler de bu süreçten etkilenmiştir. Bu sürecin mahkememizin görev ve yetkileri kapsamındaki diğer alanlara olduğu gibi Yüce Divan yargılamalarına da yansımaları olmuştur. Bu kapsamda mahkememiz, 2017 yılından bu yana yürüttüğü yargılamalar sonucunda toplam 12 Yüce Divan dosyasını karara bağlarken, söz konusu yargılamalarda 32 kişi hakkında hüküm tesis etmiştir. 2025 yılı sonu itibarıyla ise derdest Yüce Divan dosyası kalmamıştır. Mahkememizin görevlerinden biri de siyasi partilere ilişkin mali denetim yapmaktır. Bu kapsamda 2025 yılında 164 dosya sonuçlandırılmıştır. Anayasa ile mahkememize verilen görevler arasında siyasi partilere ilişkin kapatma davalarını karara bağlamak da bulunmaktadır. 2025 yılı sonu itibarıyla parti kapatma davalarına ilişkin derdest dosya sayısının 5 olduğunu ifade etmek isterim" dedi.

'KURALLAR BAĞLAMINDA SORUN YOK'

Soruları da cevaplayan Özkaya, icra süreci tamamlanmayan 83 karara ilişkin, "Anayasa'nın 153'üncü maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık. Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. Bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir. Öte yandan şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Son 5 yılda yaklaşık 55 bin başvurunun, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun kanun yolu şikayeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikayeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor. Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikayeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa'yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa'nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesi'ne aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ile çelişmesi halinde Anayasa Mahkemesi'nin yorumu geçerli olacaktır" dedi.

'HDP KAPATMA DAVASINDA SONA GELİNDİ'

Özkaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasına ilişkin soru üzerine, "Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesi'ne çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451'i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz. Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş. Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkanı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesi'nde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir" diye konuştu.

'2 CAN ATALAY KARARINDA İMZAM VAR'

Özkaya, milletvekilliği düşürülen Can Atalay ile ilgili soru üzerine, "Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 14 ve 83'üncü maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği 2 kararın altında imzam var. Oradaki yargısal görüşüm bu. 3'üncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85'inci maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesi'nin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama mahkememiz çoğunluğu önceki verilen 2 ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti" dedi.

Özkaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik AYM'nin yetkisi olmadığını da söyledi.

'YAPAY ZEKADAN YARARLANACAĞIZ'

Özkaya, yapay zekaya geçiş sürecine ilişkin soruya da "2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. İlk aşamada bireysel başvuru formlarının okunması, özetlenmesi ve kategorize edilmesi noktasında yapay zekadan yararlanmayı planlıyoruz. Burada şu hususa dikkat çekmek isterim. Yapay zekanın çalışmalarına ve bu çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkan ürüne hukuki bir değer atfetmeyeceğiz. Yani yapay zeka, raportörlerimize hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak. Yapay zekanın üreteceği ürün raportörler tarafından mutlaka kontrol edilecek, bu çıktıların doğruluğu test edilecek ve gerekli kontrollerin ardından o çalışmalardan istifade edilecek. İkinci aşama olarak ise dosyaların kategorize edilmesinde, dosyaların değerlendirme safhasının öncesinde yapay zekadan yararlanmayı hedefliyoruz. Bu noktada yapay zeka, Anayasa Mahkemesi'nin benzer konularda daha önce verdiği kararlardan hareketle dosyalara ilişkin önerilerde bulunabilecek. Bu süreç de aynı şekilde kontrolden geçtikten, denendikten ve hata oranı çok düşük olduğu tespit edildikten sonra uygulamaya girecek. Bütün bu uygulamalar dosyaların ilk inceleme aşamasında devrede olacak, dosyanın esasının inceleme aşamasında yani dosyada ihlal var mı yok mu gibi hukuki değerlendirme gerektiren durumlarda yapay zekanın devrede olması gibi bir husus şu an itibarıyla elbette söz konusu olmayacak. Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru kapsamındaki kararlarının büyük çoğunluğunu kabul edilemezlik kararları oluşturuyor. Yani kabul edilemezlik kararı ile sonuçlanan binlerce dosya, daha işin esasına girmeden karara bağlanıyor. Çok yüksek orandaki bu dosyalar, belli başlı bazı kriterleri taşımadığı için kabul edilemez bulunuyor. Hukuki değerlendirme gerektirmeyen yani objektif unsurlar içeren kriterlerin değerlendirilmesi noktasında yapay zeka bize katkı sağlayabilir diye düşüyoruz" ifadelerini kullandı. (DHA)

© Timeturk

Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, '2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yapay zekayı hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Yapay zeka, raportörlerimize, hazırlık çalışması niteliğinde katkılar sağlayacak.' dedi.

Liderlerden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a doğum günü tebriği

İletişim Başkanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Boşnak Üyesi Denis Becirovic ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in, telefon görüşmesiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doğum gününü kutladığı açıklandı.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi.

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Boşnak Üyesi Denis Becirovic ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirdi. Liderler görüşmelerde Cumhurbaşkanımızın doğum gününü kutladı. Cumhurbaşkanımız da liderlere teşekkür etti. Cumhurbaşkanımız görüşmelerde Türkiye ile ilgili ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin daha ileri taşınması noktasındaki kararlılıklarını belirttiler."

© Timeturk

Dünya liderleri, gerçekleştirdikleri telefon görüşmeleriyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın doğum gününü tebrik etti.

Kız kardeşinin yanında gördüğü kişiyi bıçaklayarak öldürdü

Karadeniz Mahallesi'nde dün gece meydana geldi. İddiaya göre Serhat K., kız kardeşinin yanında gördüğü Murat Yaşar ile sokakta tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Serhat K., yanında bulunan bıçakla Murat Yaşar'ı iki bacağından yaraladıktan sonra olay yerinden kaçtı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Murat Yaşar, tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından kaçan şüpheli Serhat K., polis ekiplerince kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Kavga anı ve sonrasında yaşananlar çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

'ŞAH DAMARININ KESİLDİĞİ SÖYLENİYOR'

Mahalleli İsmail Arabacı, "Arkadaş oldukları için kız meselesinden olduğu söyleniyor. Daha fazlasını bilmiyoruz. Komşumuz oluyor. Şah damarının kesildiği söyleniyor. Saat 23.30-00.00 arası vardı. Cadde çok kalabalıktı. Yan tarafta oturuyorum. 33 senedir komşum, kız davası olduğunu söylüyorlar. Başka birşey yok diyorlar ama bilemeyiz." dedi.

ŞÜPHELİNİN KAÇTIĞI ANLAR KAMERADA

Olayın ardından şüphelinin kaçtığı anlar çevredeki kişiler tarafından cep telefonuyla kaydedildi. Görüntülerde, şüpheli Serhat K.'nin Murat Yaşar'ı bıçaklamasının ardından koşarak kaçtığı anlar yer aldı.

Olayın şüphelisi olduğu öğrenilen Serhat K.'nın (25), kız kardeşini Murat Yaşar ile birlikte gördüğünü, bu nedenle öfkelendiğini ve yaşanan tartışmanın ardından bıçaklama olayının gerçekleştirdiği öne sürüldü. Şüpheli Serhat K.'nın olay sonrası Şehit Gökhan Topçu Polis Merkezi Amirliği'ne giderek teslim olduğu öğrenildi.

DHA, İHA

© Timeturk

Gaziosmanpaşa'da Serhat K. (25), iddiaya göre kız kardeşinin yanında gördüğü Murat Yaşar'ı (25) sokak ortasında çıkan tartışmada iki bacağından bıçakladı. Ağır yaralanan Yaşar, kaldırıldığı hastanede öldü.

Çinli iş insanının ölümünde cinayet planı ve yeni görüntüler ortaya çıktı

Edinilen bilgiye göre, Çin vatandaşı Yong Wang'ın avukatı tarafından 24 Ocak'ta İstanbul Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne kayıp müracaatında bulunuldu. Yapılan çalışmalar sonucunda Çinli iş insanının kullandığı aracın GPRS sinyalleri incelemeye alındı. Aracın en son Arnavutköy Baklalı Mahallesinde bir tarlada görüldüğü tespit edildi.

Ekiplerin tarlada yaptığı aramada kazma ve kürekler bulundu. Detaylı çalışmanın ardından ise Yong Wang'ın cesedi tarlada gömülü halde bulundu. İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekiplerince yapılan incelemede, Wang'ın el, ayak ve ağzı koli bandıyla bağlı şekilde toprağa gömüldüğü tespit edildi.

Yapılan soruşturma kapsamında maktulün iş insanı olduğu ve parasını gasbetmek amacıyla öldürüldüğü tespit edildi. Olayla ilgili olarak Gaziosmanpaşa Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde şüpheli olarak belirlenen 1'i kadın 9'u erkek toplam 10 kişi hakkında Interpol üzerinden yakalama kararı çıkarıldı.

Şüphelilerin Çin'de yakalandığı öğrenildi.Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, Wang'ın Çin'de kendilerini dolandırdığını öne süren kişilerin İstanbul'a geldiği öğrenildi. Şüphelilerin Wang'ı tanıyan bir kadından yerini öğrendikleri, başına sert bir cisimle vurarak öldürdükleri, üzerindeki soğuk cüzdanı alıp kaçtıkları belirtildi.

Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis ekipleri, Yong Wang'ın yanındaki kadının kaçırma öncesin de sürekli telefonuyla mesaj gönderdiğini, kaçırma sırasında ise yere çömelerek sanki olaydan haberi yokmuş gibi davrandığı tespit etti. İşadamını kaçıran şüphelilerden birinin kadını Aksaray'a bıraktığı, kadının hemen ardından önce oteline ardından havalimanına giderek aynı gün içinde Çin'e döndüğünü tespit etti.

Adli Tıp Kurumu'na kaldırılan cenaze yapılan ilk incelemenin ardından hazırlanan ön raporda Yong Wang'ın boğularak ölmüş olduğu belirtildi.

Rapora göre Çinli işadamının başına sert bir cisimle vurularak bayıltıldıktan sonra elleri ayakları ve ağzı bantlanarak gömüldüğü ve boğularak hayatını kaybetmiş olasılığının yüksek olduğu belirtildi. Öte yandan öldürülen işadamının avukatı, iş insanının kripto hesabından yüksek miktarda eksilme olduğunu kaçırma ve öldürme olayının bu nedenle gerçekleştirilmiş olabileceğini söylediği belirtildi.

4 ŞÜPHELİ CESEDİ GÖMÜP PEKİN'E KAÇMIŞ

Kayıp Şahıslar Büro Amirliği tarafından olayla ilgili yürütülen soruşturmada olayla ilgili isimleri tespit edilen Choao Wen, Zhavangyuan Wang, Zhenin Qın ve Chaodong Wang'ın 21 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Havalimanından uçağa binerek Çin'in Pekin kentine gittikleri tespit edildi.

GPS KAYITLARI ORTAYA ÇIKTI

Cinayete ilişkin soruşturma başlatan polis ekipleri tarafından şüphelilerin kullandıkları aracın GPS sinyalleri ve cinayetin ardından otele gelen kadın şüphelinin görüntüleri ortaya çıktı.

ŞÜPHELİLERİN CİNAYET PLANLARI TESPİT EDİLDİ

Polis ekiplerinin çalışmalarında, 3 erkek şüpheli, 2025 Aralık ayında keşif amacıyla İstanbul'a geldi. Wang'ın konakladığı otel çevresinde inceleme yapan şüphelilerin, keşfin ardından Çin'e döndükleri belirlendi. Bunun üzerine şüphelilerin 16 Ocak'ta yeniden Türkiye'ye giriş yaptığı belirlendi. Kadın şüphelinin ise 19 Ocak'ta Türkiye'ye geldiği tespit edildi. Yapılan teknik incelemede şüpheliler önce iş insanı Wang'ın konakladığı otelin önüne giderek keşif yaptı, ardından iş insanını takip ettiler.

DHA

 

© Timeturk

Arnavutköy'de öldürüldükten sonra elleri, ayakları ve ağzı koli bandıyla bağlanarak tarlaya gömülen Çinli iş insanı Yong Wang (38) cinayetinin şüphelilerinin yeni görüntüleri ortaya çıktı.

Mehmet Şimşek, ekonomiye güveni olumlu gördü

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bugün Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) paylaştığı şubat ayı ekonomik güven endeksi verilerini değerlendirdi.

Şimşek, değerlendirmesinde, "Tüm sektörlerin değerlendirmelerini yansıtan endeks, ekonomik duruma ilişkin olumlu algı ile beklentilerdeki iyileşmeyi gösteriyor." dedi.

"REEL KESİM GÜVENİ 2023 YILI EKİM AYINDAN BU YANA EN YÜKSEK SEVİYEDE"

Ekonomik güven endeksinin, şubatta 100,7 ile eşik değeri aştığına dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti: Tüm sektörlerin değerlendirmelerini yansıtan endeks, ekonomik duruma ilişkin olumlu algı ile beklentilerdeki iyileşmeyi gösteriyor. Reel kesim güveninin 2023 yılı Ekim ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaşması, imalat sanayi görünümündeki toparlanmanın güç kazandığına işaret ediyor.
Uyguladığımız politikalarla öngörülebilirliği artırırken makroekonomik temelleri sağlamlaştırıyoruz.”

© Timeturk

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 'Tüm sektörlerin değerlendirmelerini yansıtan endeks, ekonomik ilişkin olumlu algı ile beklentilerdeki iyileşmeyi gösteriyor.' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Hocalı Katliamı'nı asla unutmayacağız'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hocalı Katliamı'nın 34'üncü yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Erdoğan, mesajında, "Hocalı Katliamı'nın 34'üncü yılında, katledilen Azerbaycanlı kardeşlerimizi rahmetle, hüzünle yâd ediyor, dost ve kardeş Azerbaycan halkına taziyelerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.

AW650494_01

Katliamın acısının her zaman kalplerinin en derinlerinde hissedileceğini belirten Erdoğan, "Acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissedeceğimiz bu insanlık dışı katliamı asla unutmayacağız" dedi

© Timeturk

Hocalı Katliamı'nın 34'üncü yıl dönümü dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir mesaj yayımladı. Erdoğan mesajında, 'Acısını her zaman kalbimizin en derinlerinde hissedeceğimiz bu insanlık dışı katliamı asla unutmayacağız' dedi.

Başörtüsü yasağı nedeni ile Kıbrıs'ta okudu, bugün üniversitede ders veriyor

Türkiye'nin önüne ket vurmak isteyen zihniyetlerin ürünü 28 Şubat kararları nedeniyle uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle binlerce kız çocuğu ya okuyamadı ya da başka ülkelerde okumak zorunda kaldı. 28 Şubat sürecinde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle üniversite eğitimini Kuzey Kıbrıs'ta sürdürmek zorunda kalan öğretim üyesi Deniz Işıker Bedir, yıllar sonra Türkiye'de üniversite kürsüsünde ders vermenin mutluluğunu yaşıyor.

“Yasağa karşı çıktığım için disiplin cezası aldım”

O dönem disiplin cezası aldığını, sınavlara başörtülü girmenin yasaklandığını belirten akademisyen Bedir, sürecin milyonlarca kadını psikolojik ve sosyal açıdan etkilediğini söyledi. Mardin Artuklu Üniversitesi Psikoloji Bölümü doktor öğretim üyesi Deniz Işıker Bedir, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı.

Başörtüsü yasağıyla ilk olarak ortaokulun sonu ile lise yıllarının başında karşılaştığını belirten Bedir, imam hatip lisesinde eğitim gördüğü dönemde de Türkiye'nin birçok yerinde başörtüsü yasağının uygulandığını ifade etti. Milli güvenlik derslerinde başörtülü olarak derse ve sınavlara girmenin yasak olduğunu dile getiren Bedir, yasağa karşı çıkan öğrencilerin disiplin cezalarıyla karşı karşıya kaldığını, kendisinin de bu süreçte disiplin cezası aldığını söyledi.

AW650373_01 (1)

"Birçok kadın kampüse başını açarak ya da perukla girmek zorunda kaldı"

Üniversite sınavı ve üniversite döneminde de yasakların devam ettiğini aktaran Bedir, ''Üniversitelerde de birçok kadın kapıdan içeri girerken ya başını açmak zorunda kalıyordu ya da peruk takarak farklı şekillerde içeri giriyordu. Ben bunu yaşamadım çünkü başörtüsü yasağı olmayan Kıbrıs'ta bir üniversiteye gittim. Özellikle bunu tercih ettim. Ancak Türkiye'ye kongre ya da kütüphane araştırması için geldiğimizde yine aynı uygulamalarla karşılaşıyorduk. Bu süreç kitlesel olarak milyonlarca insanı, milyonlarca kadını etkiledi" dedi.

“Sadece başörtüsü değil katsayı problemi de vardı”

28 Şubat sürecinin yalnızca başörtüsü yasağıyla sınırlı olmadığını dile getiren Bedir, ''Ara verdiğim bir dönem de oldu. 28 Şubat sadece başörtüsü yasağıyla sınırlı değildi, katsayı problemi de vardı. Meslek liseleri katsayı sorunu yaşıyor, puanları kırılıyordu. Dolayısıyla istediğim üniversiteyi ve bölümü kazanabilmek için bir süre ara vermek durumunda kaldım. Daha doğrusu kazanamadım. Çünkü Türkiye'de bir üniversiteyi kazanabilmek için derece yapmanız gerekiyordu ve buna rağmen istediğiniz bölümü kazanmak her zaman mümkün olmuyordu. Bu süreç sadece bana değil birçok kadına psikolojik olarak da ağır geldi. Özellikle kadınlara vurgu yapıyorum çünkü başörtüsü yasağı çok kitlesel bir uygulamaydı. Birçok insanda korku, kaygı, depresif belirtiler, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları ve sosyal fobi gibi birçok şey yaşattı. Ben de bunları yaşadım, kendimde tespit ettiğim sorunlardı" diye konuştu.

AW650373_03

"Dört kız kardeş aynı süreci yaşadı"

Dört kız kardeş olduklarını ve hepsinin aynı süreci deneyimlediğini belirten Bedir, ''Ailemiz bu konuda destekleyiciydi. Ablalarımdan biri yurt dışına gitti, bir kısmı okulu bıraktı, ben ise Kıbrıs'ta okudum. Ailem beni destekledi. Ancak özellikle akademik çalışmalarımdan ve "28 Şubat'ın Psikolojik Etkileri" kitabından da hareketle şunu söyleyebilirim ki birçok kadın destekleyici bir tavırla karşılaşmadı, ailesiyle çatışmalar yaşamak zorunda kaldı. Aile bunu kabul etse bile çok büyük bir üzüntü ve çok ciddi kayıplar vardı ortada. Yani dolayısıyla aile kısmına bakacak olursak gerçekten zorlayıcı deneyimler yaşadıklarını söyleyebiliriz" şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Başörtüsü yasağı nedeniyle eğitimini Kuzey Kıbrıs'ta sürdürmek zorunda kalan öğretim üyesi Deniz Işıker Bedir, yıllar sonra Türkiye'de üniversite kürsüsünde ders vermenin mutluluğunu yaşıyor.

Dilipak'tan eleştiri: 'Hani onlara benzemeyecektik...'

Dilipak'ın konuyla ilgili yazısı;

“Mütrefin” kelimesi (Vakıa 45)'de geçer. Meallerde şu şekillerde tanımlanırlar: (DİB) "Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahate dalmışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır bu ayeti şöyle açıklar: "Çünkü onlar bundan evvel mütrefîn: Keyf'lerine düşkün şımarık müsrifin idiler."

Ömer Nasuhi Bilmen bu ayette kastedilenleri "Şehvetlerine düşkün / şımartılmış kimseler idiler" şeklinde tanımlar. Ayrı zamanda, konformist, gösteriş yapan, kendi çıkar, kişisel menfaat, refahı ve keyfi/zevkinin peşinde koşan müsrifler de bu kapsamda değerlendirilir. Oysa birçok ayette, bu hasletlerin, kafirler, fasıklar ve münafıkların özellikleri olarak söz edilir.

Hani onlara benzemeyecektik, onlara benzersek, zaman içinde onlardan olurduk. Onlar gibi giyiniyor, bazı sembolik ürünler dışında onlar gibi yiyor, onların içtiklerini içiyoruz. Domuz eti yemediğimizi düşünüyoruz ama onun eş değeri ürünleri tüketmekte yani içine “domuzluk” katılmış gıdaları tüketmekte bir sakınca görmüyoruz. Öyle ki, Kâbe duvarının hemen dışında, bırakın Kolalı içecekleri, enerji içeceklerini, helal şarap, helal şampanya, helal bira satılıyor.

Dostumuz kim, düşmanımız kim belli değil artık. Yeri geliyor, Pedofilik, satanist, Siyonist Trump bile dostumuz oluyor. Uluslararası sistemle birlikte hareket ediyoruz. Paramızın değerini LIBOR belirliyor. FED doların değerini değiştirince dolara bağlı ürünlerin fiyatları, vadeli işlemlerdeki faiz oranı da ona göre şekilleniyor. Gıdamızın standardını FDI ya da AB belirliyor ya da FAO..

Kendimizi, ilişkilerimizi onların kavram ve kurumlarına göre biçimlendiriyoruz. Müslümanlar, onların tahkimini esas alıyor, kendi aralarındaki uluslararası sözleşmelerde.

Kadınlı erkekli kıyafetimize bir bakın, örtülü bayanlar, sakallı beyler de modaya ayak uyduruyor. Üretici- müşterisi ile Modaya ayak uydurmakla kalmıyorlar, onların renkleri, desenleri, takıları ve hepsinden önemlisi markaları bizimkiler için büyük önem taşıyor. Bindikleri arabanın markası, modeli, fiyatı bile onlar için büyük önem taşıyor, ayakkabıları, çantaları, saatleri, kullandıkları telefon, kollarındaki, boyunlarındaki takılar hepsi gösteriş için. Kaşları, gözleri, tırnakları bile öyle. Marka mekanlarda yiyip-içiyorlar, alışveriş ediyorlar.

Eğer VIP-CIP taifesindenseniz, zaten modacınız da vardır. Bir toplantıda giydiğiniz bir kıyafeti başka bir toplantıda giymemelisiniz. Renkler, desenler, işlenen motifler önemli. Bedeniniz tual ya da bir medya ortamı gibi kullanılmalı. Mesaj vermelisiniz mesaj. Vizyon meselesi. “Vizyoner” olacaksınız eşe dosta karşı, kendini göstereceksin! Onun için icabında “Show” da yapacaksın. Jestlerin, mimiklerinde mesaj verecek, ilgi çekeceksin, dikkat çekeceksin, herkes sana bakmalı, renk, ses, kokunla, kadın da olsan, erkek de ben buradayım dercesine.

“Nevarin baskını”ndan sonra gemilerimiz yakılınca, gerçeği üstüne bir şal gibi örtülen Sultan'ın kükreyişi hatırlayalım. “Yeni yapılacak gemilerimizin direkleri gümüşten, yelkenleri ipekten, halatları ibrişimden olsun” diyerek zevahir kurtulsa da geçmişin hatalarının hesabı sorulmadı, hesap sorular konularda da bir günah keçisi bulup, onu cezalandırarak, vicdanları ve öfkelerin algı ise bastırılması için yetiyordu. Ah şu abartılı “Mefahir.” Halk o coşku ile aslında gerçek hayatta karşılığı olmayan hayallerle avutuluyordu. Sultan bunu bildiği için “itibardan tasarruf etmiyordu” zaten de gerçekte ise saman altından yürüyen ateş ya da su, akmaya ya da yanmaya devam ediyordu. Siyasette vizyon “bir cadının makyajla nasıl bir vizyona sahip olduğunu, aslında olanın bir illüzyondan başka bir şey olmadığını bilen bilir. Vizyonerlik bu anlamda İllüzyonun bir aracına dönüşür."

Abartılı “Menakıb” da atalarının yaşadığı bir dinle övünüp, kendi hayatını zamanın normlarına uygun davranmayı akıllılık zanneden gaflet erbabının ekmeğine yağ sürüyor. Övündükleri şeyi bu çağda yaşamanın imkansızlığı üzerinden bir bahane buluyorlar kendilerine. Bugün TV'lerdeki dizilerde anlatılan tarih ve menkıbeler, büyük ölçüde o algıları güçlendiren bahaneler üretmekten başka bir işe yaramıyor. O zaman mesela Mevlevilik, sema gösterisine indirgeniyor. Bugün artık folklorik dans toplulukları, kadınlı-erkekli sema gösterisi yapıyorlar, esrar çeken neyzenler ney üflüyor, yeter ki siz paradan söz edin. Hattı hoşuna gittiği için, bir de öyle bir vizyon için evinde tezhipli bir had bulunan kişi, o hatta ne yazdığından bile habersiz, iyi bir şey yaptığını zannediyor. Çünkü onun için artık din, “kültürel bir aidiyet”ten başka bir şey değil.

(Mâide 51) "Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez."

(Mâide 57) "Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun edinmiş olanları ve inkârcıları dost edinmeyin. Eğer inanıyorsanız Allah'tan korkun.” “Riya / Riyakarlık” Kitap'ta kınanır. Riya Gösteriş yapmak dinen haramdır. İbadet ve iyilikleri insanlara görünmek için yapmak münafıklık alametidir.

(Bakara 264) "Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, malını insanlara gösteriş için harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Onların durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer ki, şiddetli bir yağmur iner de onu çıplak bir taş halinde bırakır. Onlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola iletmez.".

(Nisâ 38) "Onlar ki, mallarını insanlara gösteriş için sarf ederler; Allah'a ve ahiret gününe inanmazlar. Şeytan kime arkadaş olursa, o ne kötü arkadaştır!".

(Nisâ 142) "Münafıklar, namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar."

(Mâûn 4-6) "Vay haline o namaz kılanların! Onlar ki, namazlarından gafildirler. Onlar ki, gösteriş yaparlar." Biz bu konuda toplum mühendislerinden, reklam ajanslarında, halkla ilişkiler uzmanlarından kurumsal destek alıyoruz. Sahneye çıkarken sunucular, ayakları yere vurmaya gerek bırakmayan övgülerle dikkatleri göstermek istedikleri noktaya çekiyorlar.

(Nûr 31)'de ne deniliyordu bize: (mümin kadınların ziynet/örtünme kuralları bağlamında) "Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini (süslerini) açığa vurmasınlar; ancak kendiliğinden görünen hariç. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Ziynetlerini; kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, kendi oğullarından, kocalarının oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, ellerinin altında bulunanlardan (köle/hizmetçiler), cinsel arzusu olmayan erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri (süsleri/güzellikleri) bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler! Hepiniz Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz."

Cahiliye döneminde kadınlar ayak bileklerine halhal (bilezik) takar, yürürken ses çıksın ve dikkat çeksin diye ayaklarını yere vururlardı. Ayet bunu yasaklar; amaç, tahrik edici, gösterişli veya dikkat çekici yürüyüşten kaçınmaktır. Bu ayetler, müminlerin hem dış görünüş hem de niyet bakımından ihlaslı, gösterişten uzak ve başkalarının (özellikle fasık/kâfir) yolundan ayrılmaları gerektiğini vurgular. Ama biz bugün, transparan, ışıltılı kıyafetleri, karartılan ortamlarda, yönlendirilmiş projektör ışıklarının altında ve bangır bangır bir müzik eşliğinde, o da yetmiyor, profesyonel bir sunucunun övgü dolu sözleri ile sunuyoruz.

Konformist Müslümanlar (!?) da artık “Asri aile” oldular. Osman Yüksel Serdengeçti “Asri aile”yi şöyle tanımlıyor:

“Nazik, komilfo; kibar; elegan; janti, ince.
Hatıra bu gelmez mi asrilik denilince?
Dil, din farkı gözetmez; genç, ihtiyar her yaşta.
Asrilik şartı gelir bunlar için en başta.
Hepsi koket, hepsi şık, hepsi frenkane...
Oğlan hoppa, kız züppe, ana sürtük, baba kaz.
Bundan daha asri aile olamaz! “

Necip Fazıl'a gelince o bu konuda şunları yazmış:

“Fikrin ne fahişesi oldum ne zamparası!
Bir vicdanın, bilemem, kaçtır hava parası?
Tos! Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!
Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
Ve cemiyet, cemiyet, yok eden güruhiyle...
Soruverse: Ben neyim ve bu hal neyin nesi?
İçimde homurtular, inanma diye gülen...
İnanmıyorum, bana öğretilen tarihe
Sebep ne, mezardansa bu hayatı tercihe?
Üç katlı ahşap/ evin her katı ayrı âlem!
Üst kat: Elinde tesbih, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynayan annem ve âşıkları,
Alt kat: Kız kardeşimin (Tamtam) da çığlıkları.
Bir kurtlu peynir gibi, ortasından kestiğim;
Buyrun ve maktaı'ndan seyredin, işte evim!
Bu ne hazin ağaçtır, bütün ufkumu tutmuş!
Kökü, yerin dibinde, dalları gökte tutmuş!
Karayel, bir kıvılcım; simsiyah oldu ocak!
Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak?
(Necip Fazıl Kısakürek, 1947).

Selam ve dua ile

Kaynak: habervakti

 

© Timeturk

Araştırmacı yazar Abdurrahman Dilipak, yabancı kültür ve hayat tarzlarının etkisi altında olduğumuza dikkat çektiği yazısında 'Kendimizi, ilişkilerimizi onların kavram ve kurumlarına göre biçimlendiriyoruz' uyarısından bulundu.

Bahçeli'den Erdoğan'a '72' güllü doğum günü hediyesi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün 72 yaşına girdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doğum gününü anlamlı bir tablo ve 72 adet gül ile kutladı.

Qz1Yd_1772104341_605

72 YAŞA ÖZEL 72 GÜL

MHP'nin sanal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 72'nci yaş gününü kutlayarak 72 gülden oluşan bir buket gönderdi.

xKtPA_1772104366_9466

TABLODAKİ FETİH SURESİ DİKKAT ÇEKTİ

Bahçeli ayrıca Erdoğan'a, özel hazırlatılmış bir tablo da hediye etti. İslam ülkelerine ait harita lazer gravür olarak hazırlanmış, üst kısmında Allah ismi, alt kısmında Hz. Muhammed ismi yer alan, harita içinde Fetih Suresi 1 ve 2'nci ayetleri bulunan, köşelerinde dört halifeye ait isimlerin yer aldığı; Anadolu Türk desenleri yine lazer gravür olarak işlenmiş, zirkon taşlarla süslenmiş ve kuyum işçiliği marifeti ile metal katmanlar halinde hazırlanıp özel bir mine boyama yöntemi kullanılarak renklendirilmiş, sanatsal bir ahşap çerçeve içerisinde tek adet olarak hazırlanan tablo dikkat çekti.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Erdoğan 72 yaşına girdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 72'nci yaş gününde 72 gül ve anlamlı bir tablo hediye etti.

Bakan Kurum: Türkiye her alanda dünyanın yükselen gücüdür

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Ankara'daki otelde düzenlenen 'COP31 İstişare Toplantısı'na katıldı.

Bakan Kurum, toplantıda yaptığı konuşmada, "Oldukça çetin geçen diplomatik müzakerelerin sonucunda COP31'in ev sahipliğini üstlendik. Bu organizasyona talip olduğumuzda ülkemizin bu konudaki gücüne, kabiliyetine ve sizlerin potansiyelinize inandık. Türkiye'nin ilk 'İklim Şurası'nı düzenlerken, ilk iklim kanunumuzu çıkarırken, 'Sıfır Atık Projesi'ni hayata geçirirken, deprem bölgesini ihya ve inşa ederken nasıl bir dayanışma gösterdiysek, bu tarihi yolculukta da yine çözüm ortağımız olarak sizlerle birlikte yola çıkmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

‘COP31 SÜRECİNİ 3 TEMEL DEĞER ÜZERİNE İNŞA EDİYORUZ'

COP31 kapsamında şu ana kadar yapılmış olan çalışmalar hakkında bilgi veren Bakan Kurum, “Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle COP31 Başkanı olarak atandıktan hemen sonra kurumsal kapasitemizi sürece uyumlu hale getirdik. COP31 Başkanlık Ofisimizi kurduk, organizasyon şemamızı belirledik, Antalya EXPO alanını COP31 için tasarladık ve hızla saha çalışmalarımıza başladık. Geçtiğimiz hafta İstanbul'da 2 günlük çok önemli bir hazırlık toplantısı gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya'dan üst düzey katılımcılar ve çalışma arkadaşlarımızla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık. Görüşmelerde COP31 için ortak bir vizyon oluşturma hedefi doğrultusunda beklentilerimizi ve önceliklerimizi değerlendirdik. Artık somut hedeflerin somut adımlarla desteklenmesi gerektiği yönündeki kararlığımızı açıkça ortaya koyduk. Şunu belirteyim, Türkiye olarak COP31 sürecini 3 temel değer üzerine inşa ediyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Bu 3 başlığı açmadan önce de şunun altını çizmem gerekiyor. Bugün iklim krizinde yeni bir eşiğin içindeyiz. Dünya artık iklim değişikliğine karşı 'Bekleme lüksünü' kaybetmiştir. Artık mesele sadece hedef belirlemek değildir. Artık mesele, hedefleri sahaya indirmek, uygulamayı hızlandırmaktır. Başkanı ve ev sahibi olduğumuz COP31 tam da bu anlayışla icra edilecektir" ifadelerini kullandı.

'ETKİLİ SONUÇLAR ÜRETEREK KATKI SUNACAĞIMIZA İNANIYORUM'

Bakan Kurum, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamalara odaklanacaklarını belirterek, "Yaklaşımımız, tek ses değil diyaloğa, ayrılığa değil uzlaşıya, durağanlığa değil aksiyona dayalı olacak. Artık 'Söz değil, eylem zamanı' diyeceğiz. Bugüne kadar konuşulanları uygulamaya geçirme çağrısı yapacağız. Bu nedenle COP31'e yalnızca bir diplomatik toplantı olarak bakmıyoruz. Biz COP31'i; uygulamanın hızlandığı, güvenin yeniden tesis edildiği ve somut sonuçların üretildiği bir dönüm noktası olarak görüyoruz. COP31 vizyonumuzu da ‘Geleceğin COP'u: Uygulama COP'u' yaklaşımı üzerine inşa ediyoruz ve biliyoruz ki bu sürecin en önemli aktörü de sizler olacaksınız. Sivil toplum kuruluşlarımızdan beklentimiz çok yüksek. Her ne kadar COP süreçleri devletlerin müzakere masasında yer aldığı platformlar olsa da bu süreçlerin başarısı, sivil toplum kuruluşlarının güçlendirici rolüne bağlıdır. Güçlü bir iklim yönetişimi için, toplumsal sahiplenme için ve küresel STK ağlarıyla iş birliğini geliştirmek için güçlü bir sivil topluma ihtiyaç vardır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim artık sivil toplum örgütlerimiz milletimizle doğrudan bağ kuran, sahada güçlü, teknik kapasiteleri yüksek küresel sorunlara duyarlı bir yapıya kavuşmuştur. Dünyanın COP31'den beklentilerinin yüksek olduğu bu dönemde potansiyelimizi daha da geliştirme imkanına sahibiz. İşte hep birlikte bu beklentileri doğru okuyarak, taraflar arasında güven inşa ederek ve etkili sonuçlar üreterek katkı sunacağımıza inanıyorum" diye konuştu.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE, ADALETİ SAĞLAYAN BİR DEVRİMDİR'

Türkiye'nin her alanda dünyanın yükselen gücü olduğunu ifade eden Bakan Kurum, “Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde diplomaside söz sahibi olmuştur. Eşi benzeri görülmemiş bir çalışmayla deprem bölgesinde 2 yıl gibi kısa bir süre içerisinde 455 bin konut inşa etmiş, TOKİ eliyle bugüne kadar 1 milyon 757 bin sosyal konutu vatandaşlarına kazandırmıştır. Ülke genelinde 2 milyon 252 bin bağımsız birimin dönüşümünü tamamlamış ve tarihin en büyük sosyal konut hamlesi olan 500 bin sosyal konut projesini başlatmış olan bir ülkedir. Türkiye 81 ilimizde, 82 milyon metrekareyi aşan alanda 545 millet bahçesi çalışması yürüten ve bunlardan 314'ünü tamamlayan bir ülkedir. Yine, Türkiye Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Seferberliği ile Dünya'ya Sıfır Atık Gününü armağan eden bir ülkedir. Türkiye yalnızca sözünün gücüyle değil; duruşuyla, vizyonuyla, eylemleriyle ve temsil ettiği köklü değerler sistemiyle ayakta duran ve dünyaya yön veren, çözümün, diyaloğun ve uzlaşmanın merkezi haline gelmiştir. Türkiye, bulunduğu yere kendi rengini veren bir ülkedir. Dolayısıyla biz her platformda, Türkiye'nin medeniyetinden gelen gücünü, tarihsel kodlarını nakşederek ilerliyoruz. İşte COP31 ev sahipliğini alma başarımızın ardında da bu hakikat var. Türkiye, bir yandan iklim adaleti, adil geçiş, insani diplomasi yaklaşımı ile kalkınma arayışında olan ülkelerin sesi olurken diğer yandan yeşil ekonomi, yeşil enerji, hakkaniyet, kayıp zarar fonu gibi önerilerle gelişmiş ülkeleri sorumluluk almaya davete edecektir. Çünkü bize göre, iklim değişikliğiyle mücadele, hayatı kısıtlamak ve ülkeleri kalkınma hakkından yoksun bırakmak değil, refahı küresel düzeye yayan, gıdaya, suya, enerjiye erişimi ve adaleti sağlayan bir devrimdir" dedi. (DHA)

© Timeturk

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 'Türkiye, bugün her alanda dünyanın yükselen gücüdür. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde diplomaside söz sahibi olmuştur' dedi.

Galatasaray turu geçti dev geliri kaptı

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu rövanşında deplasmanda İtalyan ekibi Juventus'a uzatmalarda 3-2 mağlup olmasına rağmen ilk maçı 5-2'lik skorla kazandığından dolayı adını son 16 turuna yazdırdı.

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turu rövanşında Galatasaray deplasmanda İtalyan ekibi Juventus ile karşı karşıya geldi. Sarı-kırmızılılar, 90 dakikasını 3-0 geride tamamladığı müsabakadan uzatmalarda bulduğu gollerle 3-2 mağlup ayrıldı. İlk maçı İstanbul'da 5-2 kazanan Aslan, bu sonuçla adını son 16 turuna yazdırdı.

Galatasaray, Juventus ile Avrupa kupalarında 8. kez rakip oldu. Sarı-kırmızılılar, bu maçla İtalyan ekibine 2. kez yenildi. Diğer müsabakalarda sarı-kırmızılılar 3 galibiyet elde ederken, 3 karşılaşma da berabere sona erdi. Bu mücadelelerde Aslan; 16 gol atarken, kalesinde 12 gol gördü.

2013-2014 sezonundan sonra ilk kez son 16'da

Galatasaray, Juventus karşısında istediği sonucu aldı ve yoluna son 16 turunda devam etti. Sarı-kırmızılılar, Şampiyonlar Ligi son 16 turunda son olarak 2013-2014 sezonunda mücadele etti. Cimbom bu sonuçla 12 yıl sonra son 16 turunda yer alacak.

Devler Ligi'nde 7. kez son 16 turunda

Şampiyonlar Ligi adıyla düzenlenen organizasyonda 18. kez yer alan sarı-kırmızılılar, 7. defa adını son 16 turuna yazdırdı. Cimbom daha önce 1993-1994, 1994-1995, 2000-2001, 2001-2002, 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarında Devler Ligi'nde son 16 turunda yer aldı.

Victor Osimhen, Şampiyonlar Ligi'nde 7. golünü attı

Galatasaray'ın Nijeryalı futbolcusu Victor Osimhen, Juventus karşısında sarı-kırmızılıların ilk golünü kaydetti. Müsabakanın 105+1. dakikasında Barış Alper Yılmaz'ın pasında ceza sahası içinde topla buluşan Osimhen, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlara gönderdi ve skor 3-1 oldu.

27 yaşındaki futbolcu, Şampiyonlar Ligi'nde 7. golünü kaydetti. Bu sezon Süper Lig'de de 9 gol atan Osimhen, toplamdaki gol sayısını 16'ya çıkardı. Osimhen ayrıca maçın oyuncusu ödülünü kazandı.

Barış Alper Yılmaz, Şampiyonlar Ligi'nde ilk golünü kaydetti

Sarı-kırmızılı futbolcu Barış Alper Yılmaz, karşılaşmanın 119. dakikasında attığı golle maçın skorunu tayin etti. Orta sahadan Wilfried Singo'nun ara pasında defansın arkasına sarkan Barış Alper, ceza sahası içinde yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu ve skoru 3-2'ye getirdi.

25 yaşındaki futbolcu böylece kariyerindeki ilk Şampiyonlar Ligi golünü kaydetti. Ligde 6, Türkiye Kupası ve TFF Süper Kupa'da da 1'er golü bulunan sarı-kırmızılı futbolcu, toplamdaki gol sayısı 9 yaptı.

Rakip Liverpool veya Tottenham olacak

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turu kura çekimi cuma günü yapılacak. Galatasaray, bu turda Liverpool ya da Tottenham'dan biriyle eşleşecek. Sarı-kırmızılılar, Liverpool ile bu sezon lig aşamasında karşılaşırken, Tottenham ile de geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi'nde oynamıştı.

Galatasaray turu geçti dev geliri kaptı

Şampiyonlar Ligi'nde Juventus'u eleyerek son 16 turuna kalan Galatasaray, dev geliri kasaya koydu.

UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 play-off turunda Juventus'u toplam 7-5'lik skorla eleyen Galatasaray adını son 16 takım arasına yazdırarak büyük bir gelirin sahibi oldu.

Şampiyonlar Ligi'ne bu sezon direkt katılım sağlayan Galatasaray, ayak bastı parası olarak 18 milyon 620 bin euro elde etti.

Lig aşaması performansıyla 7 milyon euro kazanan sarı kırmızılı ekip, ligde elde ettiği dereceyle de 5 milyon 80 bin euronun daha sahibi oldu. Ayrıca yayın havuzundan ortalama 8 milyon 410 bin euro gelir alan Galatasaray'ın, UEFA katsayı gelirlerinden de kasasına 2 milyon 420 bin euro girdi.

11 MİLYON EURO DAHA KAZANDI

Son 16 play-off turunda olması nedeniyle 1 milyon euro kazanan Galatasaray son olarak bu turu da geçmeyi başardı. Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray, Juventus'u eleyerek 11 milyon euroluk ödülü almaya da hak kazandı. Böylece sarı-kırmızılı ekibin bu sezonki toplam geliri 53.5 milyon euroya ulaştı.

Şampiyonlar Ligi'ndeki sonraki turların gelir kalemleri şöyle:

Çeyrek final: 12,5 milyon euro

Yarı final: 15 milyon euro

Final: 18,5 milyon euro

Şampiyonluk: 6,5 milyon Euro

İHA, NTV

© Timeturk

Galatasaray, Juventus karşısında istediği sonucu aldı ve son 16 turunda devam etti. Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray, Juventus'u eleyerek 11 milyon euroluk ödülü almaya da hak kazandı.

Huzurevlerinde güvenlik 'CANGÖZ Projesi' ile sağlanacak

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığından huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezlerinin güvenliği ve ikaz sistemiyle ilgili önemli bir iş birliği. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Yapay Zeka Destekli ve Gerçek Zamanlı İzleme, İkaz ve Güvenlik Risklerinin Yönetimi (CANGÖZ) Projesi İş Birliği Protokolü imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığı Nuri Demirağ Salonu'nda düzenlenen törenle imzalanan protokol kapsamında CANGÖZ Projesi ilk etapta 27 ilde kullanılmaya başlanacak

AW650451_01

“Sosyal hizmetleri teknolojiyle yeni bir eşiğe taşıyoruz”

Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Bakanlık olarak sundukları hizmetleri günün ihtiyaçlarına göre revize ettiklerini ve geliştirdiklerini vurguladı. Göktaş, "Özellikle korunma ve desteğe ihtiyaç duyan bireyler için riskleri ortaya çıkmadan öngörebilen bir yapı kurmak temel önceliklerimizden biridir. Diğer yandan hizmet sunduğumuz her ortamda güvenlik ve mahremiyet dengesini büyük bir titizlikle koruyoruz. Bugün imzaladığımız bu iş birliği protokolü de sosyal hizmet kapasitemizin teknolojiyle desteklenerek yeni bir eşiğe taşınmasının kıymetli bir adımıdır" diye konuştu.

AW650451_05

"Tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz"

Huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezleri gibi pek çok hizmet noktasında güvenliğin etkin biçimde sağlanması için izleme sistemlerinin güçlendirilmesi ve merkezi bir yapıya kavuşturulmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Göktaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu doğrultuda Savunma Sanayii Başkanlığımızın geliştirdiği yapay zeka destekli erken alarm ve izleme sistemini hizmet birimlerimizde devreye alıyoruz. İlk etapta 27 ilimizde bu sistemi kademeli bir şekilde kuracağız. Yerli savunma sanayi ekosistemi tarafından geliştirilen bu sistemle görüntüleri anlık analiz ederek, riskleri erken tespit edebileceğimiz bir modeli bize sunuyor. Böylece ilgili personel zamanında uyaracak, muhtemel olumsuz bir durumda da erken müdahale sistemimizi devreye alacağız. Ayrıca kuracağımız yapı sayesinde tüm hizmet birimlerimizde izleme sistemlerini merkezden yönetilebileceğiz."

“Milli sermayenin yurt içinde kalmasına katkı sağlayacak”

Ortaya çıkacak kazanımların yalnızca Bakanlıkla sınırlı kalmayacağını da söyleyen Bakan Göktaş, "Yerli ve milli imkanlarla geliştirilecek bu yapay zeka temelli sistem, savunma sanayii ile sosyal hizmetler arasında güçlü bir sinerji oluşturacak. Milli sermayenin yurt içinde kalmasına katkı sağlayacak bu adım, yerli savunma sanayii ekosisteminin yüksek teknoloji alanındaki kabiliyetlerini daha da ileriye taşıyacak. Aynı zamanda ülkemizin yapay zeka alanındaki teknolojik bağımsızlığına, veri güvenliğine ve uluslararası rekabet gücüne de katkılar sunacak" şeklinde konuştu.

"CANGÖZ Projesi ile riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir yapıda olacağız"

Göktaş, atılan imzanın sosyal hizmetlerde yeni bir güvenlik standardının, yeni bir yönetim kapasitesinin ve yeni bir kamu hizmeti anlayışının ilanı olduğunu aktararak, "CANGÖZ Projesi ile birlikte riski önceden gören, hızlı karar alan ve doğru zamanda harekete geçen bir kurumsal yapıyı daha da güçlendirmiş olacağız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye Yüzyılı vizyonuyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla yerli ve milli imkanlarla insan odaklı hizmet anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında yapay zeka destekli ikaz ve güvenlik işbirliği. Hayata geçirilecek olan CANGÖZ Projesi ile huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, engelli ve yaşlı bakım merkezlerinde şüpheli hareketler, düşme ve bayılma gibi olağan dışı durumlar, yangın anında personel zamanında uyarılarak, erken müdahale sağlanacak.

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 takım belli oldu

UEFA Şampiyonlar Ligi play-off eleme turu rövanş maçları bu akşam oynanan maçlarla tamamlandı. Galatasaray, ilk maçta 5-2 yendiği İtalyan ekibi Juventus'a uzatmalara giden karşılaşmada 3-2 mağlup olmasına rağmen adını son 16'ya yazdırdı.

Sarı-kırmızılı takımın son 16 turundaki rakibi cuma günü İsviçre'nin Nyon kentinde yapılacak kura çekiminde belli olacak. Galatasaray, İngiliz ekiplerinden Tottenham veya Liverpool ile son 16 turunda karşılaşacak.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde son 16'da mücadele edecek takımlar şöyle:

"Arsenal, Liverpool, Barcelona, Sporting, Atletico Madrid, Bayer Leverkusen, Atalanta, Paris Saint-Germain, Bayern Münih, Tottenham, Chelsea, Manchester City, Newcastle United, Bodo/Glimt, Galatasaray ve Real Madrid."

Devler Ligi'nde bu akşam oynanan maçlarda şu sonuçlar alındı:

Atalanta (İtalya): 4 - Borussia Dortmund (Almanya): 1

Juventus (İtalya): 3 - Galatasaray: 2

Paris Saint-Germain (Fransa): 2 - Monaco (Fransa): 2

Real Madrid (İspanya): 2 - Benfica (Portekiz): 1

© Timeturk

UEFA Şampiyonlar Ligi play-off eleme turu rövanş maçlarının ardından son 16'ya kalan takımlar belli oldu.

Reuters: 'ABD ordusu, İran operasyonuna hazırlanıyor'

Ekran Resmi 2026-02-14 09.48.50

ABD ile İran arasındaki müzakereler ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran yönetimine yönelik tehditleri gündemdeki yerini korurken, İngiliz haber ajansı Reuters dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı.

İsmini gizli tutan 2 üst düzey ABD'li yetkiliye dayandırılan haberde, ABD ordusunun İran'a yönelik haftalarca sürebilecek muhtemel bir operasyona hazırlandığı belirtildi.

ABD ordusunun bu kez sadece nükleer altyapıyı değil, İran devlet ve güvenlik tesislerini de vurabileceğini aktaran yetkililer, muhtemel operasyona dair planın İran'ın nükleer tesislerini hedef alan saldırılara ilişkin plandan daha karmaşık olduğunu ifade etti. ABD'nin İran'a yönelik muhtemel saldırısının Tahran yönetiminin misillemesine yol açacağını değerlendirdiği aktarıldı.

Beyaz Saray: "Tüm seçenekler masada"

Konuyla ilgili yorum talebi üzerine açıklama yapan Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Trump'ın ABD'nin ulusal güvenliğini önceleyen farklı seçenekleri değerlendirdiğini vurgulayarak, "İran konusunda tüm seçenekler Başkan Trump'ın masasında" dedi.

ABD Savunma Bakanlığı'nın ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındığı bildirildi.

 

© Timeturk

Reuters haber ajansının hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberde, ABD ordusunun İran'a yönelik haftalarca sürebilecek operasyona hazırlandığı iddia edildi.

Tanık cinayeti anlattı, sanık sayısı arttı

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018'de evinin yakınlarındaki bir inşaat şantiyesinde ölü bulundu.

Olay kayıtlara 'intihar' olarak geçerken, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya tekrar açıldı ve şantiyede bekçiler H.K (69)., H.A. (77), T.Ç. (41). ile işçi B.Ç. (47), yakın bir bölgede bekçi A.G. (77) hakkında 'kasten öldürme suçundan' müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.

İddianamede ölümün maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir aletle vurma ile gerçekleştikten sonra cesedin belirtilen konuma getirilmiş olabileceğine dair bulguları taşıdığı yer aldı. İddianame İzmir 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilirken sanıkların yargılanmalarına başlandı.

Öte yandan olayda görevli 8 polis memuru komiser Atakan K. (44), komiser Deniz A. (36), polis memuru Duygu Ö. (35), polis memuru Fikret S., polis memuru Halil A. (55), komiser yardımcısı Hüseyin V. (49), Emniyet Müdürü İsmail K. (59) ve polis memuru Musa E. (55) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle İzmir 21'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde de dava açıldı.

1166748

DOSYALAR BİRLEŞTİRİLDİ

İzmir 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde sanıklar dün ikinci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme başkanı, Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davanın da bu davayla birleştirildiğini söyledi. Böylelikle sanık sayısı 13'e yükseldi.

Duruşmaya bazı tutuksuz sanıklar, müşteki anne Nihal ve baba Ethem Büyükışık ile taraf avukatları katıldı. Bazı sanıklar ve tanıklar duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Celsede ilk olarak olayın yaşandığı tarihte Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde polis merkezi amiri olarak görev yapan İ.K. sanık olarak dinlendi.

İ.K, “Kamera kaydının bulunduğu iki bölge vardı ama şifreli olduğundan kayıtlara erişemedim. İki bekçi düşme sesi ile bağırma duyduklarını anlattı” dedi.

Mahkeme başkanının Dorukhan'ın cep telefonu ile araç anahtarının yerlerinin değiştirildiğine yönelik soruyu da yanıtlayan İ.K, “Eşyalar nasıl muhafaza edilmesi gerekiyorsa, öyle muhafaza ettim” yanıtını verdi. Mahkemede dinlenilen H.A. ile H.K. de üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedi.

1166750

TANIKLAR DİNLENİLDİ

Celsede tanıklara da söz verildi. Dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y, “Şüpheli bir ölüm olarak değerlendirdik. İnşaat sahibinin oğlu o gün beni arayıp ihbarda bulundu. Ben de kendisine 112'yi aramasını söyledim” ifadelerini kullandı.

Tanık sıfatıyla ifade veren inşaat firma sahibi M.T, “Olaydan bir gün önce şantiyeye gitmiştim. Şantiyedeki kameralar hakkında bilgim yok. Biz yetkimizi şantiye şefi, proje müdürüne veririz. Olay günü ise kurumlarla bir görüşme olmadı. Yalnızca olay yerinde bir konuşmamız oldu. İlçe emniyet müdürünü de, başkomiseri de yakından tanımam” diye konuştu.

Tanıklar arasında yer alan M.T'nin oğlu T.T ise, “Beni A.K. arayarak şantiyede ceset bulunduğunu söyledi. Evden çıkıp şantiyeye gittim. Gidene kadar da kimseyi aramadım. Olay yerine gittiğimde polisler yoktu. Maktul sırtüstü yatıyordu. Daha sonra babam M.T.'yi ve ilçe emniyet müdürünü aradım. Garip bir durumdu ve haber vermek durumundaydım” dedi.

1166751

‘GÖKHAN A., CİNAYETİ ANLATTI'

Duruşmada başka bir suçtan tutuklu bulunan K.K. de tanık olarak dinlenildi. K.K, “2021 yılında Gökhan A. isimli biriyle tanıştık. Evinde cop ile ortası zincirli kelepçe vardı. Bir gün alkol alırken bana inşaat demiri, cop ve kelepçeyle bir çocuğu dövdüğünü sonra Narlıdere'de bir inşaattan attığını ve olayın intihar olarak kaldığını söyledi. Çocuğun babasının emekli asker olduğunu belirtti. Ben bu olayı duymamıştım. Cezaevinde duydum ve tanık olmak istedim” ifadelerini kullandı.

1166749

‘MUAYENEDE GARİPLİK SEZDİM'

Dorukhan'ın ölü muayenesini yapan Adli Tıp Uzmanı G.B., olayın yüksekten düşme olmayabileceğini söylediğini belirterek, “Maktulün elbisesini çıkarıp muayene edince gariplik sezdim. Sözlerim de polis kamerasına çıkmış. Meslek hayatım boyunca bu kadar yüksekten düşüp de bu kadar az yara alan hiç vakaya rastlamamıştım” dedi.

G.B. ayrıca olay yeri inceleme fotoğraflarındaki cesedin yatış şeklinin muayene sıradakinden farklı olduğunu söyledi. Dorukhan'ın babası Ethem Büyükışık da olayın ardından G.B. ile konuştuklarını ve kendisine olayın üstüne gitmesi gerektiğini söylediğini belirtti.

Savunmaların ve beyanların ardından ara karar açıklandı. Sanıkların mevcut hallerinin devamına karar veren heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesine hükmedip duruşmayı erteledi.

DHA

© Timeturk

İzmir'de 2018 yılında bir inşaat şantiyesinde Dorukhan Büyükışık'ın (26) ölü bulunmasıyla ilgili Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam eden dava Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davayla birleştirildi ve sanık sayısı 13'e yükseldi.

Trump: 'Rejim değişikliği en iyi senaryo'

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Askeri Üssü'nü ziyaret ederek Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırma operasyonunda yer alan Özel Kuvvetler birlikleriyle bir araya geldi.

Burada yaptığı konuşmada İran ile yürütülen nükleer müzakerelerin zorlu geçtiğini belirten Trump, "Onlarla anlaşmaya varmak zor" ifadelerini kullandı. ABD'nin geçen Haziran ayında İran'ın nükleer tesislerine gerçekleştirdiği saldırıları hatırlatan Trump, Tahran rejimine korku salmanın sorunların çözümüne katkı sağlayabileceğini belirterek, "Bazen korkmak zorundasınız. Durumun gerçekten çözülmesini sağlayacak tek şey bu" dedi.

"Rejim değişikliği en iyi senaryo"

ABD Başkanı Donald Trump, İran'da rejim değişikliğinin gerekli olduğunu belirterek, "Açıkçası, bu gerçekleşmesi en iyi senaryo gibi görünüyor. 47 yıldır konuşup duruyorlar. Bu süre zarfında çok sayıda insan kaybettik" açıklamasında bulundu. Trump, ABD güçlerinin bölgeye gönderildiğini ve İran'ın bir anlaşmaya varması gerektiğini yineleyerek, "Eğer bu meseleyi bir kez ve tamamen çözebilirsek, bu herkes için iyi olur" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Carolina'daki Fort Bragg Askeri Üssü'ne gerçekleştirdiği ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Venezeula Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırma operasyonuna katılan askerlerle bir araya geldiğini belirten Trump,

"Bunlar büyük savaşçılar. Gerçek vatanseverler. Ayrıca fiziksel olarak da çok iyi durumdalar, bunu özellikle belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. "İran ABD'nin gerçekleştireceği olası bir saldırıyı önlemek için ne yapabilir? sorusuna yanıt veren Trump, "Daha önce bizimle yapmaları gereken anlaşmayı yapmalılar. Ancak biliyorsunuz ki bunu yapmadılar. Konuşmak istiyorlar, çok fazla şey söylüyorlar ancak eylem yok" değerlendirmesinde bulundu.

"Meseleyi tamamen çözebilirsek herkes için iyi olur"

Trump, "İran'da rejim değişikliği mi istiyorsunuz?" sorusu üzerine ise, "Açıkçası, bu gerçekleşmesi en iyi senaryo gibi görünüyor. 47 yıldır konuşup duruyorlar. Bu süre zarfında çok sayıda insan kaybettik" dedi. İran'daki insanların acı çekmeye devam ettiğini vurgulayan Trump, "Bu durum uzun zamandır devam ediyor. Ne olacağını göreceğiz. Bu arada bölgeye ciddi bir güç konuşlandırılmış durumda ve takviye güçler de yolda. Bildiğiniz gibi, yakında bir uçak gemisi daha bölgeye gönderiliyor. Eğer bu meseleyi bir kez ve tamamen çözebilirsek, bu herkes için iyi olur" ifadelerini kullandı.

"Herhangi bir nükleer zenginleştirme istemiyoruz"

Trump, İran'da yönetimi kimin devralmasını istediği yönündeki soruya kesin yanıt vermekten kaçınarak, "Oradaki insanlar" demekle yetindi. Geçen yaz gerçekleştirilen saldırılarda İran'ın nükleer tesislerinin tamamen yok edildiği yönündeki ifadeleri hatırlatılan Trump, "Hedef alınacak ne kaldı?" sorusu üzerine, "Açıkçası zaten geriye sadece toz toprak kaldı. Bu, operasyonun en önemsiz kısmı olur. Eğer böyle bir adım atarsak, bu görev açısından en küçük detay olur. Ama muhtemelen geriye kalan her ne varsa yok ederiz. Bildiğiniz gibi, zaten tamamen yok edildi" dedi. Trump, "Sıfır nükleer zenginleştirme dışında bir senaryoyu kabul eder misiniz?" sorusuna ise, "Herhangi bir nükleer zenginleştirme istemiyoruz" yanıtını verdi.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a korku salmanın sorunların çözümüne katkı sağlayabileceğini belirterek, 'Bazen korkmak zorundasınız. Durumun gerçekten çözülmesini sağlayacak tek şey bu' açıklamasında bulundu.

TBMM Hükümeti'nin ilk Milli Eğitim ve üçüncü Sağlık Bakanı ve Lozan'a giden Hey'etin 2'inci delegesi Dr. Rıza Nur kimdir? (1879-1942)

TBMM Hükümetinde Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı yapan Dr. Rıza Nur 1879 yılında Sinop'ta doğdu ve 1942 yılında ise İstanbul'da vefat etti.

Askeri Tıp Fakültesinden mezun oldu.

Gülhane Askeri Hastanesinde (GATA) Genel Cerrahi ihtisası yaptı.

Fenni Sünnet ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar kitabının yazarıdır.

2'inci Meşrutiyet'in ilanından sonra İttihat ve Terakki Partisi saflarında siyasete atıldı.

İTP yöneticileriyle anlaşamadığı için ülkeyi terk etti ve 10 yıla yakın Mısır'da sürgün hayatı yaşadı.

Birinci Dünya Savaşından sonra yurda döndü.

23 Nisan 1920'de ilk TBMM'ne Sinop Milletvekili olarak girdi.

İlk Meclis'te Bakanlar İcra Vekilleri Hey'eti Başkanı yani Başbakan tarafından değil, direkt Meclis üyelerinin oyları seçiliyordu.

Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın teklifiyle TBMM tarafından ilk Milli Eğitim Bakanı ( Maarif Vekili ) seçildi.

Dr. Rıza Nur Mustafa Kemal Paşa'nın teklifiyle Ruslarla anlaşma yapmak üzere Moskova'ya gönderildi.(1921)

Daha önce ilk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kunduk beraberinde Kastamonu Milletvekili Yusuf Kemal Tengirşenk olduğu Moskova'ya gitmişti.(1920)

Hey'et Moskova'dan andlaşma imzalayamadan Ankara'ya döndü.

Bu arada Rusya Ankara'da bir Büyükelçilik açtı.

Mustafa Kemal Paşa bu defa yani ikinci defa Adalet Bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk Başkanlığında bir heyeti

Moskova'ya gönderdi.(1921)

Dışişleri Bakanı Kunduk Başkanlığındaki hey'et Trabzon'dan bir takayla yola çıktı ve toplam 69 günde Moskova'ya ulaştı.(1920)

İlk hey'etin Dışişleri Bakanı Kunduk, Mustafa Kemal Paşa'nın mesajını, iyilik dileklerini ve selamını devrim lideri Lenin'e iletti.(1920)

İkinci hey'ette ise Milli Eğitim Bakanı Dr. Rıza Nur (1920)

ve Moskova'ya Büyükelçi olarak atanan Ali Fuat Cebesoy'da vardı.

Hey'etin Reisi Adalet Bakanı ve Kastamonu Milletvekili Yusuf Kemal Tengirşenk idi.

2'inci TBMM Hey'eti Kars üzerinden Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan tarikiyle Moskova'ya vasıl olmuştur.

TBMM temsilcileri Moskova'da bulunan Afganistan Krallığı hey'etiyle 3 Mart 1921 tarihinde dostluk ve kardeşlik andlaşmasını imzaladı.(TBMM Hükümeti'nin imzalamış olduğu 2'inci uluslararası andlaşma)

Hey'etimiz 16 Mart 1921'de ise Moskova Andlaşmasını imzalamıştır.

Moskova Andlaşması TBMM Hükümetinin imzalamış olduğu 3'üncü ve çok önemli bir uluslararası öneme haiz bir andlaşmadır.

TBMM Hükümeti'nin imzalamış olduğı ilk uluslararası andlaşma Şark cephesi komutanı Kazım Karabekir tarafından imzalanan meşhur Gümrü Andlaşmasıdır.(3 Aralık 1920)

TBMM Hükümeti 16 Mart 1921 Moskova Andlaşmasıyla Rusya'dan ciddi şekilde silah ve maddi

yardım almıştır.

Dışişleri Bakanlığında 1975-2015 yıllarında diplomat olarak çeşitli

ülkelerde görev yaptım.

Dışişleri Bakanlığında bulunan 16 Mart 1921 tarihli Moskova Andlaşmasını ciddi şekilde inceleme fırsatı buldum.

16 Mart 1921 Mart tarihinde imzalanan andlaşmanın gizli mimarı bana göre Milli Eğitim Bakanı ve Sinop Milletvekili Dr. Rıza Nur'dur.

Dr. Rıza Nur sayesinde Nahçıvan ve Batum'a özerklik statüsü verilmiştir.

Türkiye her zaman Batum limanını ücretsiz olarak kullanmak hakkına sahiptir.

Nahçıvan ile Türkiye arasındaki 16 km.lik sınır hattı İran'dan parayla satın alınmamıştır.

Moskova Andlaşması gereğince Türkiye'ye bırakılmıştır.

1921 yılında Lenin hastaydı ve tüm yetkiler Milletler Komiseri Stalin'deydi.

Stalin Gürcü olduğu ve TBMM Hey'eti de çaresiz kaldığı için Batum'u Ruslara bırakmak mecburiyetinde kalmıştır.

Esasen Poti'ye kadar olan sınırların Misak-ı Milli

sınırları içerisinde olması gerekiyordu.

Moskova Andlaşmasında büyük emeği geçen Dr. Rıza Nur'u Mustafa Kemal Paşa devrin Sinop Mutasarrıfı Zihni Bey aracılığıyla baskı uygulayarak Sağlık Bakanı olmasını sağlamıştır.(1921-1923)

Bu başarısından dolayı Sinop Mutasarrıfı Zihni Bey Bitlis'e Vali olarak atanmıştır.(1922)

Moskova Büyükelçimiz Ali Fuat Cebesoy başta Polonya ve diğer Batı ülkelerinin Büyükelçileriyle yakın dostluk kurduğu gerekçesiyle İSTENMEYEN ADAM (PERSONA NON GRATA) ilan edildiği

için Dr. Rıza Nur bu defa Atatürk tarafından Rusların özür dilemesi için Ukrayna ve Rusya'ya gönderilmiştir.

Lozan Barış görüşmelerine Türkiye'yi temsilen hey'et başkanı olarak çok iyi düzeyde ingilizce bilen Rauf Orbay gönderilecek iken Dr. Rıza Nur'un telkiniyle İsmet İnönü Dışişleri Bakanı ve Başdelege olarak atanmıştır.

Sağlık Bakanı Dr. Rıza Nur ise 2'inci delege olarak Lozan'a gitmiştir.

TBMM Hükümeti'nin ilk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kunduk Ankara Hükümeti'nin talimatı olmaksızın yabancı ülkelerle andlaşma imzaladığı ve etnik milliyetçilik yaptığı için TBMM Başkanı yani Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından görevinden azledilmiştir.

Ben şahsen Lozan'a Dışişleri Bakanı ve Başdelege olarak Rauf Orbay gitseydi İsmet Paşa'ya nazaran daha iyi bir andlaşma imzalayabileceği

kanaatindeyim .

Mustafa Kemal Paşa belki Rauf Orbay'a söz geçiremeyeceği, Orbay'ın da Atatürk'ün her talimatını dikkate almayacağı düşüncesiyle İsmet Paşa'nın Lozan'a Başdelege olarak gönderildiğini düşünüyorum.

Siyasette her zaman siyasi görüş ayrılıklarının olması tabiidir.

Yetenekli bir uzman tıp doktoru, iyi bir tarihçi, iyi bir Türkolog ve iyi bir Türkçü olan Dr. Rıza Nur'un bir vatan haini olduğu iddiaları külliyen yalandır ve iftiradır.

Mustafa Kemal Paşa her zaman Dr. Rıza Nur'u takdir etmiş ve kendisine önemli görevler vermiştir.

Dr. Rıza Nur, Kazım Karabekir Paşa, Dr. Adnan Adıvar ve Halide Edip Adıvar'ın İzmir suikasına karıştıkları iftirası birer safsatadır.

Tarafsız tarihçilerimiz tarafından İzmir Suikastı dosyasının yeniden açılarak incelenmesini ve gerçeklerin gün yüzüne çıkmasını hararetle tavsiye ediyorum.

NEREDEN NEREYE?

Vahit Özdemir/TİMETÜRK

© Timeturk

H.A.K. ve getirdiği yenilikler

İstanbul Haseki İhtisas Merkezi Kursiyer öğrenciliğimiz sırasında fıkıh hocalarımız Ceride-i İlmiyye'nin Hukuk-ı Aile Kararnamesi sayısını fotokopi ettirerek bizlere vermişlerdi. Klsik fıkıh kitaplarında konular geniş olduğu için kadılara (hâkimlere) kolaylık olsun diye fetva kitapları neşredilmişti. Tanzimat'la birlikte bu kitaplara ilaveten daha pratik olan kanunnameler oluşturuldu. İşte bunlardan birisi 25 Ekim 1917' de yürürlüğe giren Hukuk-ı Aile Kararnamesi (H.A.K.)'tır. Diğeri de bugünkü dilimize merhum Prof. Dr. Osman Öztürk ve merhum Ali Himmet Berki tarafından aktarılan Mecelle-i Ahkamiyye-i Adliyye'dir erbabınca bilindiği gibi.

Hukuk-ı Aile Kararnamesi de günümüz Türkçesine elimdeki nüshası Prof. Dr. Orhan Çeker tarafından aktarılmış ve herkesin faydasına sunulmuştur. Doç. Dr. Ali Öge'nin editörlüğünde Mehir Vakfı'nın 3. Serisinde yayınlanan bu kıymetli eser çoğu kere her biri on bin adet olmak üzere 8. Baskısını yapmıştır. Ancak Osmanlı ecdadımızın 1. Dünya Savaşı'na Alman muhibbi paşaların zorlaması veya şartlar gereği girmesi sonucu başımıza gelenler malumdur. Daha sonra İstiklal Savaşımız ve kanunların Avrupa'dan alınma yoluna gidilmesi nedeniyle bu kanun kısa süre uygulanabilmiş sonra da sadece tarihi kıymeti olan bir metne dönüşmüştür. Ancak 1. Dünya Savaşı'ndan önce Osmanlı toprakları olan bölgelere gönderilmiş ve halen yürürlükte olan veya yeni çıkarılan kanunnamelere kaynaklık eden bir metin olmuştur.

Zamanına göre radikal kararlar bu kararnameye girmiştir. Yıllarca Hanefî fıkhı ile sorunları çözme yoluna giden Osmanlı hukuk sistemi bu kararnamede özellikle Maliki mezhebinden ve cumhurun görüşünden faydalanmıştır. Bu kararname bugünkü İslam Hukuku anlayışımızdan bile ileridedir. Halka sadece Hanefi mezhebinin görüşünü dayatmaya devam edip, çözüm arayan, pişmanlık duyan kimselere başka mezheplerde çıkış yolu varsa bile kullanmakta ayak diriyoruz. Bu durumda çözüm üretemeyen duruma düşüyoruz. O zaman da halk kafasına göre çözüm üretmeye devam ediyor. Sorunlar çığ gibi büyüyor. Altından kalkılamıyor.

Bizim kadim kaynaklarımız çok değerlidir. Zamanın âlimleri halk arasında niza çıkmaması, toplumun sağlıklı hayat sürmeleri için ömürlerini tüketmişler. Zamanlarının melik adutlarından çeşitli işkenceler görmüşlerdir. Ancak şunu demeyi de ihmal etmemişlerdir: “En doğru benim görüşüm, başka doğru yoktur.” Fakat kutsal metin gibi baktığımız bu kaynakların üzerine ciddi bir şey koyamadık. Dinamik hayat şartlarını statik görüşlerle çözmeye çalıştık. Sanayi inkılabı ile açığımız durmadan derinleşti. Bazılarımız bunun teşhisini bile halen yapmıyoruz maalesef.

Hukuk-ı Aile Kararnamesi'nin sadeleştirilmiş metninde takdim bölümünde şöyle denmektedir:“Kanunname, Osmanlı'nın hukukta istikrarı temin açısından Hanefi Mezhebini tavizsiz biçimde uygulamasının ortaya çıkardığı bazı sıkıntıları aşmak maksadıyla günün ihtiyacına daha iyi cevap verebilecek diğer mezhep görüşlerini kanunlaştırması noktasından hukuk tarihinde bir dönüm noktası teşkil eder.”[1]

Mükrehin nikâhı ve talakı, sarhoşun nikâhı ve talakı, eşini boşayan erkeğin durumu kadıya (hâkime) bildirme zorunluluğu, boşamada mahkemeye yetki genişliği, çok evlilik, velayet, evlenme yaşının erkeklerde 18; kızlarda 17 olarak belirlenmesi ve bu yaşlardan önce evliliğin olamayacağı kararları zamanın algısına göre çok radikal kararlardır. Yine Yahudi ve Hıristiyan tebaanın da bu çerçevede kurala bağlanması ve dini konularda kendi dinlerinin hükümlerine göre hareket edecekleri kararnamede yer almıştır. O günün âlimleri bu kararları alabilmiştir. Bu cesaret günümüzde de gösterilmelidir alanın uzmanlarınca. Fetva makamında olanlar da fetva verirken önce verilmiş fetvaların gerekçesine bakarak fetva vermelidir. Gerekçeye bakmadan verilen fetvalar isabetli olmaz. Uygulama alanı olmayan bu tür konular neye yarar denebilir. Her tarafı kokuşmuş, tutulduğu yerden ele gelen sistemlerin tıkandığı ve tıkanmaya devam ettiği zaman diliminde, kapitalist/seküler aklın insanlığı nerelere getirdiği bir ortamda hele bir çalışalım, sonuca varalım, kendi çelişkilerimizi, kafa dağınıklığımızı aşmaya bakalım da gerisi Allah kerim.

[1] Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi, s.2, 8. Baskı

Yusuf Sarıkaya/ TİMETÜRK

© Timeturk

Trump: 'Venezuela'ya gideceğim'

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Venezuela ile ABD arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Venezuela ile ABD arasındaki ilişkilerin "çok iyi" olduğunu söyleyen Trump, "Venezuela'ya ziyaret gerçekleştireceğim" ifadelerini kullandı.

Muhtemel Venezuela ziyaretine ilişkin herhangi bir detay vermeyen Trump, geçici Venezuela Devlet Başkanı Delcy Rodriguez'in de ABD ile ilişkilerinin gayet iyi olduğunu bildirerek, iki ülkenin özellikle petrol alanında birlikte çalıştığının altını çizdi.

Trump, "Venezuela ile şu anki ilişkilerimizi 10 üzerinden 10 olarak değerlendiriyorum" dedi.

Basın mensuplarının Rodriguez'in hükümetini meşru hükümet olarak tanıyıp tanımayacakları sorusuna, "Evet, bunu yaptık. Şu an onlarla anlaşıyoruz ve gerçekten çok iyi işler yaptılar" yanıtını verdi. Ancak Beyaz Saray henüz Rodriguez hükümetinin tanınmasına ilişkin ABD politikasında resmi bir değişiklik yapılıp yapılmadığına ilişkin net bir açıklama yapmadı.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, ABD-Venezuela ilişkilerini değerlendirirken gelecekte Venezuela'yı ziyaret edeceğini bildirdi.

Macron: 'Rusya ile birlikte yaşamak zorunda kalacağız'

Münih Güvenlik Konferansı kapsamında düzenlenen "Dünya ve Avrupa'da Fransa" başlıklı oturumda Rusya üzerinde duran Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un konuşması, 2022 yılında Moskova ziyaretinde alay konusu olan oturmak durumunda kaldığı masayı hatırlattı.

Macron Avrupa'nın son dönemde tarihin kıyısına itilmiş, yaşlı, yavaş ve parçalı bir yapı olarak karalandığını fakat bugün Avrupa'ya ilişkin farklı bir resim çizmek istediğini ifade ederek konuşmasına başladı.

Fransız lider, "Avrupa, asırlardır süregelen rekabet ve savaşların ardından bir araya gelerek karşılıklı ekonomik bağımlılık tesis eden ve bu yolla barışı kurumsallaştıran hür ve egemen devletlerin inşa ettiği radikal özgünlükte bir siyasi yapıdır. Bunun eski moda bir yapı olduğuna bir anlığına dahi olsa kulak asmayın. Bu, ihtiyacımız olan şeydir. Bu, müdafaa etmemiz gereken şeydir" dedi.

"Ukrayna, Avrupa için varoluşsal bir meydan okuma"

Bugün Orta Doğu ve İran hakkında değil Ukrayna hakkında konuşmak istediğini belirten Macron, "Ben, bilhassa varoluşsal bir meydan okumaya odaklanmak istiyorum. Ukrayna, Avrupa için varoluşsal bir meydan okuma. Ukrayna'nın günümüz, yarın ve bir sonraki gündeki durumu ve Avrupa'nın güvenliği anlamına gelmektedir. Ukrayna, açıkça karşı karşıya olduğumuz ilk meydan okuma" dedi.

1536x864_cmsv2_f0ff3009-255a-577c-9a1f-22de16d87a05-9650760

Avrupa'nın Ukrayna'nın açık arayla en büyük bağışçısı olduğunu ve günümüzde Ukrayna'nın neredeyse yegane askeri finansman hedefi haline geldiğini vurgulayan Macron, "Rusya'ya 20 yaptırım paketi uyguladık ve Rusya'ya olan bağımlılığımızı azaltmak için ekonomik modelimizi tamamen yeniden düzenledik. Hem de bunu çok hızlı bir şekilde yaptık. Şubat 2022'de bunu yapabileceğimize inanan yoktu" ifadelerini kullandı.

"Rusya'nın taleplerine boyun eğilmemeli"

ABD'nin barış çabasını desteklediklerini ve barışın yakın olduğuna inanmak istediklerini söyleyen Macron, "Görüşmeler devam ederken Rusya, Ukraynalıları teslim olmaya zorlamak için sivilleri ve enerji tesislerini vurmaya devam devam ediyor. Buna verilecek cevap, Rusya'nın taleplerine boyun eğmek değil, Rusya üzerindeki baskıyı artırmak olmalıdır" dedi.

Rusya'nın stratejik başarısızlığa uğradığını söyledi

Macron, "Son dört yıla baktığınızda Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettikten sonra zayıfladığını görürsünüz. Manasız bir savaşa ölçüsüz meblağlar harcadılar ve şimdi resesyona girdiler. Ekonomik olarak izole oldular ve bütünüyle Çin'e bağımlı hale geldiler" dedi.

Rusya'nın NATO'nun genişlemesini engellemeye çalışırken iki yeni ülkenin NATO'ya katılmasını tetiklediğini söyleyen Macron, Rusya Avrupa'yı zayıflatmayı umarken bugün Avrupa'nın hızla silahlandığına dikkat çekti.

Fransa Cumhurbaşkanı, "Zaten ciddi bir demografik sorunu olan bir ülke, bir yanılsama uğruna yüz binlerce gencini kaybetti. Bu stratejik, ekonomik ve hatta askeri bir başarısızlıktır" ifadelerini kullandı.

"Rusya ile birlikte yaşamın kurallarını tanımlamak zorundayız"

Ukrayna'da barış tesis edildikten sonra Rusya ile yaşamak zorunda olacaklarını ifade eden Macron, "Barış sağlandıktan sonra savunma sanayii patlama yaşayan ve şişirilmiş bir ordusu olan agresif bir Rusya ile yan yana yaşamak zorunda olmaya devam edeceğiz. İleride sağlanacak bir ateşkesin ardından Rusya ile birlikte yaşama kurallarını tanımlamak zorunda kalacağız" dedi.

Macron, "Sınırlarımıza yakın mesafede uzun menzilli füzelerin konuşlandırılmasını kabul edecek miyiz? Rusya'nın yakın çevremize müdahalesini kabul edecek miyiz? İnsansız hava araçlarının (İHA) çağında silah kontrolü nasıl işleyecek?" diye sordu.

Fransız lider, Ukrayna'nın geleceği için Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinin müzakere edilmesi sürecinde aktif olunması gerektiğini söyledi. Macron, "Çünkü coğrafyamız değişmeyecek. Rusya aynı yerde, biz Avrupalılar da aynı yerde yaşamaya devam edeceğiz" dedi.

"Avrupa, jeopolitik bir güç olmayı öğrenmek zorunda"

Macron, "Avrupa, jeopolitik bir güç olmayı öğrenmek zorunda. Bu, bizim DNA'mızda yoktu. Kendimizi, barışı tesis eden bir siyasi yapı olarak tasarladık. Ve bunu başardık. Ardından büyüme ve refah sağlamak için tek pazar oluşturduk. Bunu da başardık. Şimdi, yeni düzende kendimizi reforme etmemiz gerekiyor. Avrupa'nın bir güç olmasından bahsederken, Fransa ya da Almanya'dan bahsetmiyorum. Avrupa'yı kastediyorum. Bu nedenle, Avrupalılar olarak düşünmeli ve Avrupalılar olarak hareket etmeliyiz" şeklinde konuştu.

© Timeturk

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Münih'teki konuşmasında, 'İleride sağlanacak bir ateşkesin ardından Rusya ile birlikte yaşama kurallarını tanımlamak zorunda kalacağız' dedi.

Cumhurbaşkanlığı atamaları Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzası ile yayımlanan atama kararlarına göre,

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği'ne İkili İlişkiler Genel Müdürü İhsan Mustafa Yurdakul,

Senegal Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği'ne Güney ve Batı Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Dilşad Kırbaşlı Karaoğlu atandı.

Ayrıca karara göre, Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Tuba Korkmaz görevden alındı ve bu suretle boşalan Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'ne Ünal Eryılmaz atandı.

 

 

© Timeturk

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.

Mehmetçik'ten keskin nişancılık faaliyeti

Milli Savunma Bakanlığı'nın sanal medya hesabından paylaşılan görüntülerle birlikte, "Dakikalarca süren sessizlik, milimetrik hesaplanan mesafe, rüzgar, zemin, nefes ve nabız kontrolü. Bu bir refleks değil; eğitim, disiplin ve müttefik uyumunun sonucudur. NATO unsurları, müşterek harekat kabiliyeti ve ileri atış teknolojileriyle sahada güvenilir caydırıcılığın simgesi olmaya devam ediyor" denildi.

© Timeturk

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), NATO müttefiki ülkelerin katılımıyla Almanya'da düzenlenen 'Steadfast Dart 2026' tatbikatında Türk keskin nişancılarının müttefik ülke askerleriyle sergilediği faaliyeti paylaştı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten açıklamalar

Adalet Bakanı Akın Gürlek, A Haber yayınında gündeme ilişkin değerlendirdi.

"Adalete ihtiyacı olanların bakanıyım" diyen Gürlek, "Ben Türkiye'nin Adalet Bakanıyım. 86 milyon vatandaşımızın sorunları dinlemek için buradayım" dedi.

Meclis'teki olaylı yemin törenine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gürlek, “Yemin saat 15.30 olarak belirlenmişti. Kuliste nazik bir ortam vardı. CHP'liler de oradaydı, herkesle el sıkıştık. O gün örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem. Oradaki olayların yaşanması beni üzdü. Metinin usulen okunması gerekiyordu, okurken bir anda ortam karıştı. Bu kadar karışacağını bilmiyordum. Bunlar keşke yaşanmasıydı. Kurumları yıpratmamamız lazım” dedi.

a46ea34c-t8bppkzyz6hem9id5kjfnp

Parti gözetmeksizin herkese kapısının açık olduğunu söyleyen Gürlek, "Ben Adalet Bakanlığı'nı temsil ediyorum. Ne zaman gelirlerse onlarla da görüşürüz" dedi.

İBB YOLSUZLUK SORUŞTURMASI

İBB soruşturmasına ilişkin soru üzerine Gürlek, "Biz kişilerin unvanına, belediye başkanı olup olmamasına bakmayız. Bir şüphe varsa Cumhuriyet savcısı soruşturmayı başlatmak zorunda. Unvanı bizi ilgilendirmez. Biz gelen ihbarlar, vatandaşların şikayetleri ile soruşturma başladık" dedi.

“Soruşturmada çok ciddi iddialar vardı. İddialar varsa üzerine gitmek gerekiyor” diyen Gürlek, “Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir. Savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine sanıkları toplamakla yükümlüdür. Biz bunu yaptık. Bizim delillerle tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.” ifadelerini kullandı.

Yargı sürecinin devam ettiğini söyleyen Gürlek, “Maddi deliller var. MASAK raporları var. Para hareketleri var. Dosya kapsamında hepsi analiz edildi. Tanık beyanları tek başına delil değil” diye konuştu.

“MECLİS İRADESİYLE İBB YOLSUZLUK DAVASI CANLI YAYINLANABİLİR”

Gürlek, meclis iradesiyle mahkemelerin canlı yayınlanabileceğini söyledi.

Mahkeme salonlarının siyaset arenası olmadığını dile getiren Gürlek, "Mahkeme salonunda siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Hakimler bu propagandalardan etkilenmez. Mahkemeler bundan etkilenmez. Dosyadaki delillere göre yargılama yapılır" dedi.

“YASA DIŞI BAHİS VE UYUŞTURUCUNUN KÖKÜ KAZINACAK”

"Yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız lazım" diyen Gürlek, “Yasa dışı bahis sistemini çözdük. Yasa dışı bahis şirketleri sürekli teknolojiyi takip ediyorlar, yöntemleri sürekli değişiyor. Kaynağın tamamını kurutmak lazım. Bu işin sonuna kadar gideceğiz. Söz veriyorum, yasa dışı bahisin kökü kazınacak” dedi.

Futbolda şikede de önemli operasyonlar yaptıklarını belirten Gürlek, "Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Şike soruşturmaları genişleyecek" diye konuştu.

Ünlülere uyuşturucu soruşturması sorulan Gürlek, "Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Cezaevlerimizde en fazla yatan kişiler uyuşturucudan. Mücadele sonuna kadar sürecek. Hedefimizde uyuşturucu baronları var. Çok büyük baronları yakaladık, arkası gelecek." dedi.

Sosyal medya yaşıyla ilgili bir kısıtlama olup olmayacağı sorusuna Gürlek, "Sosyal medyada gerçekten çok bilgi kirliliği var. Bildiğim kadarıyla sosyal medya ilgili bir çalışma var. Sosyal medyada şahıs bir şey yazıyorsa o kişinin kimliği belli olacak. Bu çalışmaya önem veriyorum" dedi.

"'ALO ADALET' HATTI KURACAĞIZ"

"Alo Adalet" diye hat kuracakları belirten Gürlek, "Örneğin 17 celseden beri boşanma davası bitmemiş. Yada 8 celse düren kira davası var. Vatandaş, 'Alo Adalet' hattına ulaşacak. Yargı Etkinliği Bürosu da oradaki ilgili komisyon başkanını arayacak. Komisyon başkanı da ilgili hakime ulaşacak. Yargıdaki mağduriyetleri gidereceğiz" dedi.

Bütün ticaret mahkemelerin tek bir binada toplamayı düşündüklerini söyleyen Gürlek, "Bu şekilde bir pilot bölgeyi devreyi sokmayı düşünüyoruz. Bu süreci pilot olarak ilk İstanbul'da hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Bu ticari davalarda süreci kısaltacak" dedi.

NTV

© Timeturk

Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, siyaset gündemine dair açıklamalarda bulundu. Meclis'teki olaylı yemin törenine ilişkin Gürlek, 'Kuliste nazik bir ortam vardı. Oradaki olayların yaşanması beni üzdü.' dedi.

Galatasaray-Eyüpspor maçında Icardi hat-trick yaptı!.. 5-1 biten maçtan notlar

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray, Eyüpspor'u konuk ediyor.

İlk yarısı, ev sahibi ekibin 2-0 üstünlüğüyle sonuçlanan maçın ikinci yarısı goller peş peşe geldi.

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray, Eyüpspor ile karşılaştı. Karşılaşmayı hakem Çağdaş Altay yönetti.

1166955

Konuk ekibinde karşılaşmayı 10 kişi sürdürdüğü maçta, sarı kırmızılı ekip Yunu, Icardi ve Onguene'nin golleriyle 5-1 önde bitirdi.

1166956

Icardi'nin hat-trick yaptığı maçta gollerin ikisinin asisti Osimhen'den geldi. Yıldz golcü bir asist Yunus'a bir asist ise Icardi'ye yaptı.

GEÇMİŞ KARŞILAŞMALAR

Galatasaray ile Eyüpspor, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 3 kez mücadele etti. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 2 kez kazanırken, 1 müsabaka da berabere sona erdi. Bu maçlarda Galatasaray'ın 9 golüne, Eyüpspor 3 golle karşılık verdi.

1166944

Ligin ilk yarısında Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanan karşılaşmadan Galatasaray, 2-0'lık skorla galip ayrıldı.

KOEMAN MÜSABAKAYI TAKİP ETTİ

Galatasaray - Eyüpspor karşılaşmasını Hollanda Milli Takımı Yardımcı Antrenörü Erwin Koeman de takip etti. Koeman, sarı-kırmızılıların Hollandalı futbolcusu Noa Lang'ı izlemek, RAMS Park'a geldi.

1166827

CANDEMİR BERKMAN VE ÖMER KANER İÇİN SAYGI DURUŞU

Geçtiğimiz günlerde vefat eden A Milli Futbol Takımı ile Galatasaray ve Vefa kulüplerinin eski futbolcusu Candemir Berkman ile A Milli Futbol Takımı ile Eskişehirspor, Fenerbahçe, Zonguldakspor, Freiburg, Karagümrük ve Bakırköyspor kulüplerinin eski futbolcusu Ömer Kaner unutulmadı. Müsabaka öncesinde Berkman ve Kaner için saygı duruşunda bulunuldu.

5 DEĞİŞİKLİK

Teknik direktör Okan Buruk, Süper Lig'in 21. haftasında deplasmanda Çaykur Rizespor'u 3-0 yendikleri müsabakanın ilk 11'ine göre 5 değişikliğe gitti.

1166942

Buruk, Karadeniz temsilcisi karşısında ilk 11'de oynattığı Jakobs, Sallai, Sara, Torreira ve Barış Alper'i yedeğe çekti. Tecrübeli teknik adam, bu oyuncuların yerine Eren, Boey, Lemina, İlkay ve Icardi'yi başlangıç kadrosunda görevlendirdi.

ÖNE ÇIKAN DAKİKALAR

1' Maç başladı

2' Yunus Akgün'ün golüyle Galatasaray 1-0 öne geçti

1166838

33' Icardi'nin golüyle fark 2'ye çıktı

38' Eyüpspor'da Bedirhan Özyurt, Yunus Akgün'e kaleciyle karşı karşıya kalmak üzereyken yaptığı müdahalenin ardından kırmızı kart gördü

45' İlk yarı sona erdi

İKİNCİ DEVRE

48' Icardi kendisinin 2 takımının 3. golünü kaydetti: 3-0

1166834

70' Icardi yeniden sahneye çıktı ve hat-trick yaptı: 4-0

71' Metehan ile Eyüpspor farkı 3'e indirdi,

1166837_1

87' Onguene'nin kendi kalesine attığı golle fark açıldı: 5-1

Maç 5-1 Galatasaray'ın galibiyetilye sonra erdi.

AW641504_01

Galatasaray'dan 55 puan, 55 gol

Galatasaray, Trendyol Süper Lig'de 22. haftanın sonunda 55 puan toplarken, rakip fileleri de 55 kez havalandırdı.

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray sahasında oynadığı Eyüpspor'u 5-1'lik skorla mağlup etti. Sarı-kırmızılılar böylece puanını 55'e çıkardı ve liderliğine devam etti. Aslan bu sonuçla maç fazlasıyla şampiyonluk yarışındaki rakiplerinden Fenerbahçe ile 6, Trabzonspor ile de puan farkını 10'a çıkardı.

1166962

Bu sezon hücumda etkili performans sergileyen sarı-kırmızılılar, bu müsabakada kaydettiği gollerle de toplamdaki gol sayısını 55'e çıkardı.

Aslan böylece 22. haftanın ardından 55 puan toplayıp, 55 kez de rakip fileleri havalandırmayı başardı.

Yenilmezlik serisi

Galatasaray, Eyüpspor maçıyla Trendyol Süper Lig'de son 10 maçta 8 galibiyet, 2 beraberlik aldı.

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray, RAMS Park'ta Eyüpspor ile karşılaştı. Sarı-kırmızılılar, ilk yarısını 2-0 önde tamamladığı müsabakadan 5-1'lik skorla galip ayrıldı. Aslan bu sonuçla ligdeki yenilmezlik serisine devam etti. Cimbom, bu sezon Süper Lig'de 12. haftada Kocaelispor'a deplasmanda 1-0'lık skorla kaybettikten çıktığı 10 karşılaşmada 8 galibiyet elde ederken, 2 kez de berabere kaldı.

Galatasaray gelecek hafta deplasmanda Konyaspor ile oynayacak.

1166840

Mauro Icardi, RAMS Park'ın en golcü futbolcusu oldu

Galatasaray'ın Arjantinli futbolcusu Mauro Icardi, Eyüpspor maçında yaptığı hat-trick ile sarı-kırmızılıların RAMS Park'ta en fazla gol atan futbolcusu oldu. Icardi, bu stadyumda toplam 47 gol kaydetti.

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray sahasında Eyüpspor ile oynarken, sarı-kırmızılılarda Arjantinli futbolcu Mauro Icardi, rakip fileleri 3 kez havalandırdı. Icardi, golleri müsabakanın 33, 48 ve 70. dakikalarında kaydetti. 32 yaşındaki futbolcu böylece Süper Lig'de bu sezonki 13. golünü attı ve krallık yarışında zirveye yaklaştı.

Turkcell Süper Kupa ve Ziraat Türkiye Kupası'nda da 1'er golü bulunan Icardi, toplamdaki gol sayısını ise 15'e çıkardı. Arjantinli futbolcu, 14 Nisan 2023 tarihindeki Kayserispor maçından sonra sarı-kırmızılılarda 2. kez hat-trick yaptı.

1166958

RAMS Park'ın en golcüsü oldu

Galatasaray'ın en golcü yabancı futbolcusu olan Mauro Icardi, sarı-kırmızılılarda bir rekor daha kırdı. Icardi, Eyüpspor maçıyla 2011 yılında hizmete giren Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park'ta en çok gol kaydeden futbolcu oldu. Arjantinli futbolcu, buradaki gol sayısını 47'ye çıkardı ve 44 gollü Burak Yılmaz'ı geçerek en golcü futbolcu ünvanını elde etti.

1166955

Sarı-kırmızılıların yeni evinde Selçuk İnan 39, Bafetimbi Gomis 33, Wesley Sneijder 30 ve Victor Osimhen de 26 kez gol sevinci yaşadı.

Yunus Akgün gol sayısını 8'e çıkardı

Galatasaraylı futbolcu Yunus Akgün, Eyüpspor maçıyla bu sezon ligde 5, toplamda 8. golünü kaydetti.

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray evinde Eyüpspor ile karşı karşıya gelirken, sarı-kırmızıların ilk golünü Yunus Akgün kaydetti. Müsabakanın 2. dakikasında Victor Osimhen'in sol kanattan ortasında kale önünde bulunan Yunus kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi ve skor 1-0 oldu.

25 yaşındaki futbolcu böylece bu sezonki 8. gol sevincini yaşadı. Sarı-kırmızılı futbolcu, bu gollerin 5'ini ligde, 2'sini UEFA Şampiyonlar Ligi'nde, 1'ini de Turkcell Süper Kupa'da attı.

Maça 11'de başlayan Yunus Akgün, 46. dakikada yerini Yaser Asprilla'ya bıraktı.

1166829

Stat: RAMS Park

Hakemler: Çağdaş Altay, Kerem Ersoy, Mücahid Adem Çelebi

Galatasaray: Uğurcan Çakır, Sacha Boey, Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı, Eren Elmalı, Mario Lemina, İlkay Gündoğan, Yunus Akgün, Mauro Icardi, Noa Lang, Victor Osimhen

Yedekler: Günay Güvenç, Ismail Jakobs, Rolland Sallai, Gabriel Sara, Yaser Asprilla, Kaan Ayhan, Lucas Torreira, Barış Alper Yılmaz, Renato Nhaga, Wilfried Singo

Teknik Direktör: Okan Buruk

1166830

Eyüpspor: Jankat Yılmaz, Talha Ülvan, Jerome Onguene, Bedirhan Özyurt, Umut Meraş, Baran Ali Gezek, Mateusz Legowski, Emre Akbaba, Lenny Pintor, Angel Torres, Umut Bozok

Yedekler: Marcos Monteiro, Dorin Rotariu, Charles Raux YaoDenis Radu, Abdou Khadre, Metehan Altunbaş, Ismaila Manga, Taşkın İlter, Ömer Ahmet Ceyhan, Arda Yavuz

Teknik Direktör: Atilla Gerin

Goller: Yunus Akgün (dk. 2), Mauro Icardi (dk. 33, 48 ve 70), Jerome Onguene (dk. 87 k.k.) (Galatasaray) Metehan Altuntaş (dk. 71) (Eyüpspor)

Kırmızı kart: Bedirhan Özyurt (dk. 38) (Eyüpspor)

DHA, NTV

© Timeturk

Süper Lig'in 22. haftasında Galatasaray, Eyüpspor'u konuk etti. Maç, ev sahibi ekibin 5-1 üstünlüğüyle sonuçlanırken Icardi hat-trick yaptı. Galatasaray, 55 puanı 55 golle toplamış oldu

Trump'tan Orta Doğu'ya 'ikinci filo' açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, North Carolina eyaletine gerçekleştireceği ziyaret öncesinde Beyaz Saray'da basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Trump, Orta Doğu bölgesine ikinci bir uçak gemisi filosunun gönderileceğine yönelik ABD basınında yer alan iddiaları doğrularken, bir gazetecinin "Orta Doğu bölgesine neden ikinci bir uçak gemisi gönderme kararı aldınız" sorusunu yanıtladı.

AW641493_01

Trump, İran ile yürütülen müzakere sürecine değinerek, "Bir anlaşmaya varamazsak ona ihtiyacımız olacak. Eğer anlaşmaya varırsak ihtiyacımız kalmaz. Gemi çok yakın bir zamanda ayrılacak. Orada halihazırda bir gemimiz daha bulunuyor" dedi.

Trump, İran ile müzakere sürecinin olumlu sonuçlanacağına ne kadar güvendiğine ilişkin bir soruyu, "Görüşmelerin başarılı sonuçlanacağını düşünüyorum. Aksi takdirde İran için çok kötü bir gün olacak" şeklinde yanıtladı.

"Zelenskiy'nin harekete geçmesi gerekiyor"

ABD Başkanı, bir basın mensubunun Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin yaz mevsimi öncesinde ülkesinde bir seçim düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin soruya, "Rusya bir anlaşma yapmak istiyor ve Zelenskiy'nin harekete geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde büyük bir fırsatı kaçıracak, harekete geçmeli" cevabını verdi.

Trump, ABD'nin Danimarka Krallığı'na bağlı özerk bölge olan Grönland'daki varlığına ilişkin Avrupa ile gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin, "Bence Grönland bizi isteyecek. Avrupa ile iyi geçiniyoruz, neler olacağını görüyoruz. Şu an Grönland için müzakereler gerçekleştiriyoruz" ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu hakkındaki rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlamalarına ilişkin yürütülen yargı sürecine değinerek, "Sizce Netanyahu hakkında af çıkarılacak mı" sorusuna kısaca "Evet" cevabını verdi.

Uçak gemisi görevlendirileceği iddiası

Geçtiğimiz saatlerde ABD medyasında yer alan haberlerde, Trump'ın İran'a karşı askeri harekat başlatıp başlatmama konusunda karar vermeye çalıştığı bir dönemde USS Gerald R. Ford uçak gemisine Karayip Denizi'nden Orta Doğu'ya geçme emri verildiği belirtilmişti. Bunun Orta Doğu'ya gönderilen ikinci uçak gemisi olacağı aktarılırken, adı açıklanmayan 3 ABD'li yetkili USS Gerald R. Ford uçak gemisi ve ona eşlik eden savaş gemilerinin Karayipler'den Orta Doğu'ya doğru yola çıkması beklendiğini ifade etmişti.

ABD'ye ait USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki taarruz grubunun halihazırda Umman Denizi yakınlarında bulunduğu biliniyor.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu bölgesine ikinci bir uçak gemisi filosunun gönderileceğine yönelik iddiaları, 'Bir anlaşmaya varamazsak ona ihtiyacımız olacak.' sözleriyle doruladı.

İşte KAAN'ın yeni prototipi

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaret ederek gelişmeler hakkında bilgi aldı. Görgün, "Bugün, Milli Muharip Uçak KAAN Projesinde çok kıymetli bir adıma daha hep birlikte şahitlik ediyoruz. Tam Boy Statik testlerde kullanılacak uçağımızın hangardan çıkışı ile ilk uçuşlarını yapan prototipimizin, bundan sonraki uçuşunu yapacak olan ikinci prototipimizle birlikte aynı karede yer alacak olmaları, hem önemli bir teknik aşamayı ifade etmekte hem de binlerce insanın emeğinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. KAAN, bir uçağın ötesinde, Türkiye'nin mühendislik gücünün ve bağımsız savunma iradesinin simgesidir. Bu projede hedefimiz; Türk Hava Kuvvetlerimizin envanterinde uzun yıllar görev yapacak yeni nesil muharip bir uçağı özgün olarak geliştirmek ve ülkemizin kabiliyetlerini daha da ileri taşımaktır" dedi.

AW641417_01

"Savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz"

KAAN'ın teknik detaylarından bahseden Görgün, "KAAN'ımızın teknik kabiliyetlerine baktığınızda; ulaşacağı hızdan görünmezlik teknolojisine, elektronik harp yeteneğinden çoklu görev kabiliyetlerine kadar, dünyada sayısı bir elin parmakları kadar olan seçkin muharip uçak sınıfının bir üyesi olacağını söylemek mümkündür. Düşük görünürlük, dahili silah yuvaları, gelişmiş aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık ve sensör füzyonu gibi kabiliyetlerle hem hava-hava hem hava-yer görevlerinde üstün performans elde edilecektir. Bugün geldiğimiz noktada, geliştirme, test ve üretim adımlarını eş zamanlı olarak yürütüyoruz. 2024'te ilk uçuşunu yapan hızlı prototipimiz sonrasında geliştirme ve üretim süreçleri aralıksız şekilde ilerlemiştir. Bununla birlikte eş zamanlı olarak insanlı-insansız savaş uçaklarının operasyonel kabiliyet geliştirme çalışmalarını yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

AW641417_02

"KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir"

KAAN'ın, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir proje olduğuna dikkati çeken Görgün, şunları kaydetti:

"Statik test prototipimizin üretiminin tamamlanmasıyla birlikte; tasarımdan üretime, üretimden doğrulamaya uzanan sürecin olgunlaşma yolunda nasıl ilerlediğini hep birlikte görmekteyiz. Yerli motorumuzun geliştirilmesi başta olmak üzere kabiliyet artırımlarıyla fazlı olarak geliştirdiğimiz KAAN, her geçen gün kabiliyetlerine ve ülkemiz savunma ve havacılık sanayi altyapısına yenilerini ekleyerek ülkemizi dünyada sayılı ülkeler ligine taşımaktadır. KAAN, uzun soluklu bir teknoloji programında bir ürün olmanın yanında; tasarım, üretim, test altyapısı ve insan kaynağını eşgüdümlü biçimde birlikte yürüten; altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. Bu çerçevede KAAN, kalkınma ve teknoloji hamlesi niteliği taşıyan stratejik bir projedir."

AW641417_04

"KAAN'ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim"

KAAN'ın, geniş bir ekosistem başarısı olduğunu vurgulayan Görgün, "Bu hamlenin en kritik aşamalarından biri olan seri üretim faaliyetlerine dönük olarak da paralelde tüm hızıyla çalışmaktayız. KAAN'ın, geniş bir ekosistemin başarısı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. KAAN'ın yerli tedarik zinciri bugün 20'den fazla şehirde, 300'den fazla firmayla, 5 binden fazla çalışandan oluşmaktadır. Bu vesileyle emeği geçen tüm mühendislerimize, teknisyenlerimize ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Rabbim emeklerini bereketlendirsin. Önümüzdeki dönemde de test, kalifikasyon ve üretim hazırlıklarını aynı kararlılıkla sürdürecek; KAAN'ı adım adım daha ileri kabiliyetlerle gök vatanımızla buluşturacağız. Allah'ın izniyle, Türkiye Yüzyılı'nda savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefimize kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" dedi.

İHA, DHA

© Timeturk

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, KAAN hangarını ziyaretinde, 'KAAN, altyapımızı, insan kaynağımızı ve teknoloji birikimimizi aynı anda güçlendiren bir katalizör görevi de görmektedir. ' dedi.

Bengisu Avcı'dan altı madalya, iki Türkiye rekoru

Ocean's 7'yi bitiren ilk ve tek Türk, buz yüzme dünya şampiyonu ve rekortmeni Bengisu Avcı, Abu Dhabi'de düzenlenen Dünya Master Oyunları'nda da altı madalya kazanırken iki Türkiye rekoru kırdı. Başarılı sporcu, Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkentinde ‘Gelecek neden bir risk olsun ki' mottosuyla 30+ yaşta kulaç attı. Bengisu Avcı, 90 ülkeden 25 binden fazla sporcunun mücadele ettiği dev şampiyonada 500 metre serbest ile 400 metre karışıkta altın madalya aldı.

200 metre karışık ve 100 metre kurbağalamada ikinci olan İzmirli yüzücü, 200 metre kelebek ile 200 metre kurbağalama ise üçüncülük küsüsüne çıktı. Bengisu Avcı'nın 100 metre kurbağalamadaki 1.27.02 ve 200 metre kurbağalamadaki 3.07.69'luk dereceleri ise masterlarda yeni Türkiye rekorları olarak kayıtlara geçti. 35 farklı branşta düzenlenen ve 6 Şubat'da başlayan Dünya Master Oyunları, 14 Şubat tarihindeki kapanış seremonisi ile sona erecek.

Ocean's 7, buz yüzme ve havuz yarışlarının farklı disiplinler olduğunu belirten Bengisu Avcı, ‘İtalya'da IISA Uluslararası Buz Yüzme Şampiyonası'ndan 15 gün sonra geldiği Abu Dhabi'de altı madalya kazanmak mutluluk verici. AXA Türkiye ‘Değerler Ortağı' olarak şimdi ara vermeden yeniden buza döneceğim ve 2-9 Mart tarihleri arasında Finlandiya'da düzenlenecek IWSA Kış Yüzme Dünya Şampiyonası'na katılacağım. Suda olmak benim için vazgeçilmez bir yaşam biçimi' dedi.

© Timeturk

Başarılı yüzücü Bengisu Avcı, Abu Dhabi'deki Dünya Master Oyunları'nda katıldığı tüm branşlarda kürsüye çıkmayı başardı.

Diyarbakır'da seyyar satıcıların zabıta isyanı

Sur ilçesi Dağkapı Meydanı'na yakın Karaman Sokak'ta meydana gelen olaylarda, uzun süredir bölgede sebze ve meyve satan seyyar satıcılardan zabıta ekipleri, tezgahlarını kaldırmalarını istedi.

Taraflar arasında gerginlik yaşandı. Zabıta ekipleri bazı tezgahları kaldırırken ürünleri yere döktü. Buna tepki gösteren satıcılar da ürünlerini Gazi Caddesi üzerindeki yola döktü.

1166572

Yola dökülen ürünlerin üzerinden de seyir halindeki araçlar geçti. Yaşanan gerginliğin ardından seyyar satıcılar toplanarak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önüne yürüdü. İçeri girmek isteyen gruba izin verilmedi.

Belediye yetkilileri, konu ile ilgili açıklama yapılacağını belirtti.

 

© Timeturk

Diyarbakır'da zabıta ekiplerinin tezgahlardaki ürünleri döküp araçlara yüklemesi üzerine bazı satıcılar, duruma sinirlenip ürünlerini yola döktü.

Merz: Türkiye kilit rol oynayacak

Savunma, güvenlik ve dış politika konularının görüşüldüğü, dünyanın en önemli platformlarından biri olarak kabul edilen Münih Güvenlik Konferansı'nın (MSC) 62. toplantısı Almanya'nın Münih kentinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in açılış konuşmasıyla resmen başladı. Merz, konferansın bu yılki temasının yıkım sürecindeki küresel düzen olduğuna işaret ederek başladığı konuşmasında Rusya-Ukrayna Savaşı'na, ABD ve Çin'in dünya siyasetine etkisine değindi.

Merz uluslararası kurallara dayalı düzenin artık orijinal haliyle var olmadığına işaret ederek, "Haklar ve kurallar üzerine kurulu uluslararası düzen yıkılmanın eşiğinde. Açıkça ifade etmem gerekir ki o düzen kusurlu haliyle bile bugün mevcut değil" dedi.

"Washington yönetiminin vardığı sonuçlardan farklı sonuçlara varıyoruz"

Avrupa'nın dünyanın değişen güç dengesinde konumlanması gerektiğine işarete eden Merz, "Bu yeni dönemde Avrupalılar olarak önlemlerimizi alıyoruz. Bu süreçte, Washington yönetiminin vardığı sonuçlardan farklı sonuçlara varıyoruz. İlk görevimiz öncelikle bu yeni gerçekliği kabul etmektir. Bu, onu değiştirilemez bir gelecek olarak kabul ettiğimiz anlamına gelmez. Bu dünyaya teslim olmuş değiliz. Onu şekillendirebiliriz. Bu dünyada çıkarlarımızı ve değerlerimizi koruyacağımızdan hiç şüphem yok. En azından, kararlı bir şekilde ve özgüvenle kendi gücümüze güvenirsek, sert rüzgarlara karşı koyabilir ve özgürlüğümüzü koruyabiliriz. Yeni kapılar açacak, yeni fırsatları değerlendireceğiz ve doğru şekilde yaparsak, bu sınavdan daha da güçlenerek çıkacağız" dedi.

Avrupa'nın yeni dönemine ilişkin değerlendirmede ülkesinin ortaklıklara dayalı liderliğe "evet" dediğini kaydeden Merz, "Hegemonik hayallere hayır diyoruz. Almanlar olarak asla tek başımıza hareket etmeyeceğiz. Bu tarihimizden çıkardığımız kalıcı bir derstir" diye konuştu.

Avrupa'nın yeni ortaklıklara yönelmesi çağrısı yaptı Türkiye'yi de işaret etti

Avrupa'nın entegrasyonu ve transatlantik ortaklığı özgürlüğü korumak için artık tek başına yeterli olmayacağının altını çizen Merz, "Bu tüm kaygılarımızı paylaşmasak da önemli kaygılarımızı paylaşacağımız yeni ortaklara yaklaşmamızı sağlar. Bu, bağımlılıkları ve riskleri önlerken, aynı zamanda her iki taraf için de imkanlar ve fırsatlar oluşturur özgürlüğümüzü korur. Türkiye, Kanada, Japonya, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Körfez ülkeleri bu konuda kilit rol oynayacak. Karşılıklı saygıya dayalı ve uzun vadeli bir bakış açısıyla bu ülkelerle daha yakından çalışmak istiyoruz. Anlaşmalara güvenebileceğimiz, küresel sorunları birlikte çözebileceğimiz ve her şeyden önce çatışmaları barışçıl bir şekilde çözebileceğimiz bir siyasi düzene ilgi duyuyoruz " ifadelerini kullandı.

"Avrupa ile ABD arasında derin bir uçurum var"

Birlikte güçlü, egemen bir Avrupa politikası için Avrupa Birliği (AB) olarak adımlar atıldığını hatırlatan Merz, transatlantik ilişkilere değindi. Merz, "Avrupa ile ABD arasında derin bir uçurum meydana geldi. Ancak küresel görevleri ancak birlikte çözebiliriz. Ortaklığımızın bir geleceği olması için onu iki anlamda yeniden kurmalıyız. Bu gerekçe somut olmalı, soyut olmamalı. Birlikte daha güçlüyüz, Avrupalılar NATO'ya duyulan güvenin ne kadar değerli olduğunu biliyorlar. Büyük güçlerin çağında, ABD de bu güvene ihtiyaç duyacaktır. Tek başına hareket ettiklerinde, onlar bile kendi güçlerinin sınırlarına ulaşıyorlar. En azından Pentagon'daki stratejistler bunun farkında görünüyor. NATO sadece bizim değil, sevgili Amerikalı dostlarımız için de bir rekabet avantajıdır. Tüm zamanların en güçlü ittifakı, bunun ne kadar değerli olduğunun tamamen farkındadır. Zamanlar, ABD için de değişmeyecektir" açıklamasını yaptı.

ABD ile ilişkilerin yeniden başlatılması çağrısını İngilizce yaptı

Merz, Almanca yaptığı konuşmasına İngilizce devam ederek salondaki ABD heyetine seslendi. Merz, "Üç nesildir müttefikler, ortaklar ve dostlar arasındaki güven, NATO'yu tüm zamanların en güçlü ittifakı haline getirdi. Avrupa bunun ne kadar değerli olduğunu derinden biliyor. Büyük güç rekabeti çağında, ABD bile tek başına hareket edecek kadar güçlü değil. NATO sadece Avrupa'nın değil, ABD'nin de avantajıdır. Bu nedenle çağrımız şudur: Transatlantik güveni birlikte yenilemeli ve canlandırmalıyız, Avrupa kendi üzerine düşeni yapıyor" dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek konuşacak

Küresel sorunların ve çözüm önerilerinin değerlendirildiği 62. Münih Güvenlik Konferansı 120 ülkeden binden fazla katılımcıyla Münih kentindeki Bayerischer Hof Oteli'nde gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 60 Hükümet yetkilisi ve devlet başkanının yer aldığı konferansta 65 ülkenin dışişleri bakanı, 30 ülkenin de savunma bakanı hazır bulunuyor. Konferansın resmi programına göre yarın akşam saatlerinde Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suriye'nin geleceği konulu bir oturumda konuşmacı olarak yer alacak. Konferansa TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da katılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas gibi Avrupa'nın politikalarına yön veren isimler de Münih'te olacak.

ABD ise Münih Güvenlik Konferansı'na bu yıl Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun başkanlık edeceği resmi heyetle katılıyor. Rubio'nun yarın NATO'nun geleceği ve ülkesinin uluslararası sorunlara bakışı ve çözüm önerilerine ilişkin bir konuşma yapması bekleniyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin de konuşma yapacağı konferansa Rusya ve İran'dan bir katılım olmayacak.

Hangi konular görüşülecek?

Münih Güvenlik Konferansında ele alınacak konular arasında ABD'nin planları nedeniyle son aylarda küresel konuların başında gelen Grönland başlığındaki gelişmeler ve Kuzey Kutbu'nun güvenliği, Rusya Ukrayna savaşının sona erdirilmesine dönük çabalarda gelinen son nokta, Orta Doğu'daki durum ve Gazze'nin yeniden inşasının yanı sıra Avrupa'nın güvenliği, transatlantik ilişkilerin geleceği, küresel ekonomik düzenin rekabetçi durumu, bölgesel çatışmalar, hibrit tehditler ve savunma sanayisindeki gelişmeler öne çıkıyor. Konferansın üç gün sürmesi bekleniyor.

İHA

© Timeturk

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Münih Güvenlik Konferansı'nda Avrupa'nın yeni ortaklıklara yönlenmesi çağrısında bulunarak, 'Türkiye, Kanada, Japonya Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Körfez ülkeleri bu konuda kilit rol oynayacak' dedi.

Rutte, Rusya'yı salyangoza benzetti

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 62'nci Münih Güvenlik Konferansı kapsamında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Ukrayna savaşındaki son durumu değerlendiren Rutte, Rus ordusunun sahadaki performansına yönelik yaratılmaya çalışılan algı ile gerçek arasındaki farka dikkat çekti.

Rusya'nın propaganda gücüne işaret eden Rutte, “Rusya bizim kendisini 'kudretli bir ayı' olarak görmemizi istiyor. Ancak Ukrayna'da bir 'bahçe salyangozu' hızıyla ilerlediği söylenebilir. Bu yüzden Rus propagandasına kanmayalım” ifadelerini kullandı. Bu yavaş ilerleyişin Rusya'ya maliyetinin çok ağır olduğunu vurgulayan Rutte, Rus ordusunun sadece aralık ayında yaklaşık 35 bin, ocak ayında ise 30 bin askerini kaybettiğini belirtti.

Brüksel'de dün düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı'na da değinen Rutte, Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rutte, “Avrupa daha fazla sorumluluk alarak liderlik rolü üstlendikçe, bu durum ABD'nin NATO'ya çok daha sıkı bağlanmasına yol açıyor. Washington'ın ittifaka olan taahhüdü devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yürütülen barış sürecine de değinen Rutte, sürecin zorluğunu ve zaman alacağını kabul ederek, Washington yönetiminin NATO müttefikleriyle sürekli iletişim ve koordinasyon halinde ilerlediğini sözlerine ekledi.

© Timeturk

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 'Rusya kendisini 'kudretli bir ayı' olarak görmemizi istiyor ama gerçekte bir 'bahçe salyangozu' hızıyla ilerliyor' dedi.

Fatma Girik'in vasiyetinde son karar

Yeşilçam'ın usta oyuncusu Fatma Girik, 24 Ocak 2022'de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Girik'in cenazesi, Muğla'nın Bodrum ilçesinde hayat arkadaşı Memduh Ün'ün yanına toprağa verildi. Girik'in ölümünün ardından vasiyet tartışmaları gündeme geldi.

1166470

Fatma Girik, 2018 yılında hazırladığı vasiyetnamede mirasını yeğeni Fatma Ahu Turanlı ve kız kardeşi Müyesser Girik'e eşit hisseler halinde bıraktı. Ayrıca vasiyetnamede, kardeşi Günay Girik'in 2 çocuğuna, yetiştirme yurdundan koruyucu ailesi olarak aldığı Ahu Aşkar'a, evde çalışan yardımcılar olmak üzere toplam 5 kişiye de mal varlığından, belli miktarlarda para bıraktı.

1166471

Günay Girik ise vasiyetnamenin hazırlandığı dönemde Fatma Girik'in akıl sağlığının yerinde olmadığı gerekçesiyle dava açtı.

Suç duyurusu akabinde, Fatma Girik'in, vasiyetname düzenlemesi için fiil ehliyetinin olup olmadığının araştırılması amacıyla dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Adli Tıp Kurumu, yapmış olduğu inceleme sonucunda, "Fatma Girik'in vasiyetname tarihi olan 26 Ekim 2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu oy birliği ile mütalaa olunur" görüşünü bildirdi.

DAVADA KARAR ÇIKTI

Bodrum 6'ncı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 11 Şubat'ta görülen davanın 12'nci duruşmasında karar çıktı. Mahkeme, davanın reddine karar verip, Fatma Girik'in vasiyetinin geçerli olduğunu hükmetti. Kararın ardından Ahu Turanlı ve Müyesser Girik'in avukatları Sabit Emekdar ve Eylem Pektaş, yazılı basın açıklaması yaptı. Pektaş ve Emekdar, açıklamalarında, "Sürecin başından itibaren, beyan ettiğimiz üzere, bu konu bir miras kavgası değil, bir iradeye saygı meselesidir. Mahkemece verilen bu karar, merhume Fatma Girik'in özgür iradesinin ve tasarruflarının hukuken de teyidi niteliğindedir. Böylece uzun süredir kamuoyuna yansıyan iddialar hakkında yargı son noktayı koymuştur" dedi.

'ORTADA NE KRİZ, NE DE BİR KAVGA VARDIR'

Pektaş ve Emekdar, açıklamalarının devamında şu ifadelere yer verdi:

"Günay Girik'in, sadece kendi maddi menfaati uğruna, milyonların gönlünde taht kurmuş Fatma Girik'in, akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde çirkin bir iddia ile aziz hatırasını lekeleme girişimi, yüce mahkemenin vermiş olduğu karar ile amacına ulaşamamış, iddialarının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğu tescillenmiştir. Medyada, 'Fatma Girik'in ailesinde Miras krizi', 'Ailede Miras Kavgası' yönünde haberler çıkmaya devam etmektedir. Ortada ne bir kriz, ne de bir kavga vardır, konu tamamen Fatma Girik'in iradesine saygı meselesidir. Bundan sonraki süreçte de mahkeme kararının getirdiği yasal sonuçların uygulanması konusunun takipçisi olacağız. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla birlikte, kamuoyu nezdinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı operasyonlarına ve itibar suikastı yapmaya çalışanlara karşı tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu bildiririz. Bizler vekilleri olarak, merhume Fatma Girik'in aziz hatırasına duyulan saygının korunmasının buradaki en önemli husus olduğuna inanıyoruz."

1166469

DHA

© Timeturk

Yeşilçam'ın usta oyuncusu Fatma Girik'in vasiyetinin iptali istemiyle kardeşi Günay Girik tarafından açılan dava, mahkeme tarafından reddedilip, vasiyetin geçerli olduğuna hükmedildi.

Bilal Erdoğan: Siyasi bir kariyer hedefim yok

Meram Belediyesi'nin ev sahipliğinde Tantavi Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen ‘Gençlik Buluşması'na İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan katıldı.

1166522

Moderatörlüğünü gazeteci Mustafa Tatlısu'nun yaptığı programda, Selçuk Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi ve Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi öğrencileri Erdoğan'a sorular yöneltti.

‘ŞÖHRET OLDUK DİYELİM'

Bir üniversite öğrencisinin kamuoyunda siyasi kariyeri ile ilgili çıkan haberleri sorması üzerine Erdoğan, “Kolay soruyu hemen aradan çıkarayım. Siyasi bir kariyer hedefim yok. Birileri bir şeyler çıkarınca, böyle şöhret olduk diyelim. Ama geçecek inşallah, geçecek o işler” şeklinde yanıt verdi.

'TÜRKİYE'DE SOL KESİM YOK'

Filistin'e destek yürüyüşlerinde sol kesimin yer almamasını eleştiren Erdoğan şöyle konuştu:

“1 Ocak etkinliklerinde de bunu yaşıyoruz, diğer etkinliklerde de yaşıyoruz. Sanki Türkiye'de Filistin hassasiyeti sadece belli bir kesimin hassasiyeti gibi. Hatta belli siyasi kutuplaşmanın hedefi olan bazı guruplar, oralara katılmak istemiyor. Oraya gidersem beni de 'şucu bucu' sanırlar. Halbuki 'Ben onlardan değilim, oralara gitmemeliyim' diyor. İşin kırılması gereken bir boyutu da bu. Diğeri de sanki Filistin davasının sadece dindar, inanan insanların davası gibi görünmesi. Batı ülkelerinde özellikle sol kesimler Filistin konusunda en öndeler. Türkiye'de sol kesim yok. Hakikaten yok, çok trajikomik. Bütün dünya solu Filistin'i destekliyor. İspanya gibi ülkelerin, bu konuda en önde olan ülkelerin böyle olmasının sebebi sol iktidarının olması. Bizim ülkemizde aslında bir dönem solcular Filistin davasına çok sahip çıkardı ama bu dönemlerde o hassasiyeti göremiyoruz. Bütün dünyada sol bu davaya sahip çıkmasına rağmen bizim ülkemizdeki solun bu işe sahip çıkmaması da Türkiye'deki bu hassasiyetin yayılmasının önünde engel oluyor. Filistin savunuculuğunun Türkiye'de belli bir kesimin meselesi olmadığını başarmamız lazım. Bizimle hiç görünmesinler, dindar insanlar hiç olmasın kendileri, yapsınlar bir şekilde, ama niye yapmıyorlar. Biz gözükmeyelim, takdir etmeyelim, görmezden gelelim ama yapın. Bu çünkü insanlığın bir meselesi.”

‘5-10 YIL SONRA İLKOKULLARIMIZ BOŞA ÇIKMAYA BAŞLAYACAK'

Türkiye'nin yaşlı nüfusu ve doğurganlık oranlarına dikkat çeken Bilal Erdoğan, “Türkiye'de nüfusumuz çok ciddi bir şekilde yaşlanıyor. 5-10 yıl sonra ilkokullarımız boşa çıkmaya başlayacak. 'Bu ilkokul binasını ne yapsak' diyeceğiz. Nüfusun yaşlanması gelecek için çok kötü bir haber. Doğurganlık oranımız 20 yılda 2,5'tan 1,5'un altına düştü. Çok kötü bir haber. 90 milyon nüfusu artık göremeyeceğiz. 2100 yılında Türkiye 50 milyonun altında süper yaşlı nüfusu olan bir ülke olacak” diye konuştu.

1166520

DHA

 

 

© Timeturk

Konya'da Meram Belediyesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 'Gençlik Buluşması'na katılan İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan 'Siyasi bir kariyer hedefim yok. Birileri bir şeyler çıkarınca, böyle şöhret olduk diyelim.' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi'li öğrencilerle kampüste yürüdü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'ne katılmak üzere Boğaziçi Üniversitesi'ne geldi. Erdoğan, sevgi sloganlarıyla karşılanarak, açılışın ardından kampüste öğrencilerle birlikte yürüdü.

AW641373_03

Üniversiteden ayrılan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aracına bazı öğrenciler tarafından çiçekler atıldı.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'ne katıldı. Erdoğan açılışın ardından kampüs içerisinde öğrencilerle birlikte yürüdü.

51 kişiye mezar olan Furkan Apartmanı'yla ilgili davada karar açıklandı

Gaziantep'in Nizip ilçesinde, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 51 kişinin ölümüne neden olan Furkan Apartmanı davasında karar duruşması bugün görüldü. Nizip Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuksuz sanıklar Faik Ö., Eyüp Ö., Bülent B., Nejdet A., Mehmet A., Oktay A., Ömer Ş., Coşkun Ş., sanık avukatları, maktul avukatları, maktul aile yakınları katıldı. Tutuklu sanıklar Hasan Hüseyin S. ve ev hapsinde olan sanık Yılmaz Şahin Y. ise SEGBİS üzerinden katıldı.

AW641383_03

"Guinness Rekorlar Kitabı'na giren inşaatlar yaptım"

Son savunması alınan Hasan Hüseyin S., "Müteahhit olsaydım, diğer 69 binamda olduğu gibi bu inşaatın da başında dururdum ve hiçbir aşamasından ayrılmazdım. Söz konusu arsanın sahibi de müteahhidi de kardeşim Abdullah S.'dir. Bu binada adımın geçmesinin tek nedeni soyadımın S. olmasıdır. Babamızın mesleği gereği çocukluğumuzdan beri inşaat sektörünün içindeydik. Ben bu işe 25 yaşında başladım, babam hem bana hem de Abdullah'a her zaman destek olmuştur. O dönem Dörtyol'daki bir inşaatta görev alıyordum. Furkan Apartmanı inşaatı süresince ise pazar günleri dahil olmak üzere, daire satışları için inşaatın başında bulunuyordum. Ayrıca Türkmenistan'da, Guinness Rekorlar Kitabı'na giren inşaatlar yaptım. Beraatimi talep ediyorum" dedi.

AW641383_02

İşte sanıklara verilen cezalar

Tutuksuz sanıklar da suçsuz olduklarını öne sürerek beraatini talep etti. Maktullerin yakınları, Nizip'te yalnızca tek bir binanın yıkılmasının, yapının sağlam inşa edilmemesinden kaynaklandığını öne sürerek, sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Mahkeme heyeti, bilinçli taksirle öldürme suçundan Faik Ö. ve Eyüp Ö. hakkında 14 yıl 5 ay hapis cezasına hükmetti. Eyüp Ö., kararın ardından tutuklandı. Faik Ö. duruşmaya mazeret bildirerek katılamadı. Aynı suçtan Necdet A. hakkında 8 yıl 10 ay hapis cezası, Yılmaz Y. hakkında ise 16 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Heyet, taksirle öldürme suçundan Orhan Z., Oktay A. ile belediye personeli Bülent B. hakkında 5 yıl 5 ay hapis cezasına karar verdi. Mehmet A. yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine hükmedildi. Çoşkun Ş. Ömer Şahin Ş. ve Hasan Hüseyin S. hakkında ise beraat kararı verildi.

Ne olmuştu?

Nizip Ağır Ceza Mahkemesi'nce, 19 Temmuz 2024'te görülen karar duruşmasında, mühendis sanık Yılmaz Şahin Y. hakkında 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma' suçundan 16 yıl 8 ay hapis, sanıklar Faik Ö., kardeşi Eyüp Ö. ve Nejdet A. hakkında delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verilmişti.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi, Nizip Ağır Ceza Mahkemesi'nce 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 51 kişinin hayatını kaybettiği Furkan Apartmanı davasında 3 sanık hakkında verilen kararı inceledi. Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı ile tarafların itirazı üzerine yapılan değerlendirme sonucunda daire, yerel mahkeme kararını bozdu.
Nizip Cumhuriyet Başsavcılığı ile tarafların itirazı üzerine yapılan değerlendirme sonucunda daire, yerel mahkeme kararını bozdu. Kararda, beraat kararı verilen sanıklar Faik Ö. ve kardeşi Eyüp Ö. hakkında "kolon kesilmesi" iddiasıyla yeni bir iddianame hazırlandığı, bu nedenle olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Söz konusu dosyaların birleştirilmesi ve sanıkların birlikte yargılanması gerektiğinin belirtildiği kararda, "Tüm dosyaların birleştirilmesine karar verilerek, tüm delillerin birlikte tartışılması hakkaniyetli bir yargılama için gerekli olmakla birlikte yerel mahkemece verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir" denildi.

AW641383_05

Kaynak: İHA

© Timeturk

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 51 kişinin ölümüne neden olan Furkan Apartmanı davasında karar açıklandı.

Kulüpler Birliği'nden 'ortak yayın geliri' kararı! Yayın gelirleri nasıl dağıtılacak?

Kulüpler Birliği'nde yayın gelirlerine ilişkin önemli karara imza atıldı. Yayın gelirlerinin ortak dağıtımı için toplanan kulüpler arasında yapılan oylamada 14 kulüp "evet" oyu verirken, 3 kulüp teklife karşı çıktı. Alınan kararın uygulanıp uygulanmayacağı ise Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) inisiyatifine bırakıldı.

Kulüpler Birliği Vakfı, dün toplanırken, masada konuşulan konular da ortaya çıkmaya başladı. Kulüpler arasındaki görüşmelerde en dikkat çekici konu ise 'yayın gelirleri' oldu.

960x540 (2)_1

14 KULÜP EVET, 3 KULÜP 'RET' OYU VERDİ

Yayın gelirlerinin ortak dağıtımı için toplanan kulüpler arasında yapılan oylamada 14 kulüp “evet” oyu verirken, 3 kulübün ise teklife karşı çıktığı öğrenildi.

Bu gelişmenin ardından gözler Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) çevrildi.

Kulüpler Birliği toplantısında alınan kararın uygulanıp uygulanmayacağı TFF yönetiminin inisiyatifine bırakıldı.

Kaynak: Habertürk

© Timeturk

Futbol kulüplerinin en büyük gelirlerinden birisi olan yayın gelirleri için önemli gelişme yaşandı. Kulüpler Birliği'nde yayın gelirlerinin ortak dağıtımı için toplanan kulüpler arasında yapılan oylamada 14 kulüp 'evet' oyu verirken, 3 kulüp teklife karşı çıktı. Alınan kararın uygulanıp uygulanmayacağı ise TFF inisiyatifine bırakıldı. 

Uçağın tekerleği çıktı! Faciadan dönüldü!

Antalya'da faciadan dönüldü. Antalya Havalimanı'nda kalkış öncesi taksi alanında seyir halindeki uçağın tekeri yerinden çıkarak kanadı parçaladı. Uçaktaki yolcular tahliye edilirken ARFF ekipleri uçağı bulunduğu yerden kaldırmak için çalışma başlattı.

3861602_d881337d829ea3d772666f9cb8a166cf

TEKER YERİNDEN ÇIKTI

İHA'daki habere göre; Antalya Havalimanı'nda saat 15.30 sıralarında meydana gelen olayda Sunexpress Havayollarına Antalya-Gaziantep seferini yapan uçağın kalkış öncesi taksi ilanında seyrederken henüz bilinmeyen bir nedenle sol kanatta bulunan tekeri yerinden çıktı.

AW641328_06

KANAT ZARAR GÖRDÜ

Dikmesi yerinden kopan teker nedeniyle uçağın kanadı zarar görürken, ARFF ekipleri olaya müdahale etti. Uçakta bulunan yolcular hızla tahliye edilirken, ekipler uçağı bulunduğu yerden kaldırmak için çalışma başlattı.

YOLCULAR TRANSFER EDİLDİ

Uçaktan tahliye edilen yolcular başka bir uçağa transfer edildi.

AW641328_02

AÇIKLAMA YAPILDI

Yapılan açıklamada, Antalya–Gaziantep seferini yapmaya hazırlanan SunExpress uçağının taksi sırasında iniş takımı dikmesinde teknik bir arıza meydana geldiği belirtilerek, "Yolcular emniyetli bir şekilde uçaktan indirilmiş, uçak teknik incelemeye alınmıştır. Antalya-Gaziantep seferi farklı bir uçakla gerçekleştirilecektir" denildi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Antalya Havalimanı'nda kalkış öncesi taxi alanında seyir halindeki uçağın tekeri yerinden çıkarak kanadı parçaladı. Uçaktaki yolcular güvenli şekilde tahliye edilirken ARFF ekipleri uçağı bulunduğu yerden kaldırmak için çalışma başlattı. Uçak teknik incelemeye alındı.

İran'dan Afganistan'ı tanıma kararı

Büyükelçi Alirıza Bikdeli, "İran'ın Afganistan ile çok taraflı ilişkiler yürüttüğünü ve bu ilişkileri güçlendirmek için uygun zamanda tanıma konusunda hukuki bir karar açıklayacağını" dile getirdi.

İran, Afganistan'a yönelik dış müdahalelerden endişe duyuyor

Bikdeli, "Uygun bir zamanda bu hukuki kararı uygulayacağız ve ilişkilerimizi güçlendirmek için tanıma konusunda hepinizin takdir edeceği bir girişimde bulunacağız." ifadelerini kullandı.

İran'ın Afganistan'a yönelik dış müdahalelerden endişe duyduğunu belirten Bikdeli, "Tahran'ın Afganistan'ı başkalarının çıkarlarını hedef alacak bir toprak parçası olarak gören ülkelerden kaygı duyduğunu. Bazı dış aktörlerin Afganistan'da istikrar ve güvenliğe tahammül edememesinden ve ülkeyi başkalarının çıkarlarına zarar verecek bir yer olarak görmesinden endişe duyuyoruz" dedi.

4249088

İki ülke arasındaki sorunlar büyük ölçüde çözüldü

Kabil ve Tahran arasındaki sınır sorunları ve su hakları gibi anlaşmazlıklarla ilgili olarak Bikdeli, "iyi komşuluk yaklaşımıyla her iki ülkenin de bu sorunları tehditten ziyade fırsat olarak görebileceğini" dile getirdi. "İki ülke arasındaki sınırla ilgili sorunların büyük ölçüde çözüldüğünü ve sınır yönetiminin modernize edilmesi için yapıcı görüşmelerin sürdüğünü" belirten Bikdeli, "bu süreç tamamlandığında Afganistan ile sınır sorunu kalmayacağını" vurguladı.

Kaynak: Mepa News

© Timeturk

İran'dan Afganistan ile ilgili önemli adım. İran'ın Kabil Büyükelçi Vekili Alirıza Bikdeli TOLOnews'e yaptığı açıklamada 'Afganistan İslam Emirliği'nin tanınması için hiçbir engel bulunmadığını ve İran'ın yakın gelecekte İslam Emirliği'ni tanıyacağını' söyledi.

MİT'ten 'Telegram' operasyonu

Yasa dışı bir site üzerinden milyonlarca kişiye ait veriyi ele geçirerek sanal iletişim servisi üzerinden satışa çıkardıkları iddia edilen şüpheliler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında yakalandı.

Geçtiğimiz günlerde Milli İstihbarat Teşkilatı koordinasyonunda; Siber Güvenlik Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun ortak çalışması sonucu Ankara merkezli bazı illerde kritik bir operasyona imza atılmıştı.

Operasyon kapsamında Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, 2'si suça sürüklenen çocuk olmak üzere toplam 7 sanık hakkında iddianame düzenlendi.

İddianameye göre sanıklar, “Kedicik” olarak adlandırılan yasa dışı panel üzerinden siber saldırı gerçekleştirdi. Gelir İdaresi Başkanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü sistemlerinde aralarında hayatını kaybedenler ve yabancı uyrukluların da bulunduğu toplam 116 milyon kişiye ait çeşitli verilere erişim sağlandığı belirtildi.

Sanıkların; telefon numaraları, aile bilgileri, arsa ve tapu kayıtları gibi çok sayıda kişisel veriye yetkisiz şekilde ulaştıkları ve bu bilgileri Telegram üzerinden satışa sundukları kaydedildi.

Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu'nca hazırlanan raporda ise yüklü miktarda para transferi tespit edildiği ifade edildi. Hazırlanan iddianamede 7 sanık hakkında “Siber Güvenlik Kanunu'na muhalefet”, “Kişisel verileri ele geçirme” ile “Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme” suçlarından 26 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

CNNTürk

© Timeturk

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, yasa dışı bir panel üzerinden 116 milyon kişiye ait veriyi ele geçirerek Telegram'da satışa çıkardıkları iddia edilen 7 sanık hakkında iddianame düzenlendi.

ABD, Rusya ve Ukrayna üçlü zirvesinin tarihi belli oldu

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın son bulması için ABD'nin de katılacağı üçlü zirvenin tarihi belli oldu. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov gazetecilere gündeme dair açıklamalarda bulundu. Sözcü Peskov, Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü görüşmelerin bir sonraki turunun 17 ve 18 Şubat'ta İsviçre'de gerçekleştirileceğini ifade etti.

Peskov, Abu Dabi görüşmelerini "yapıcı ancak zorlu" olarak nitelendirdi

Peskov Moskova heyetine Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinsky'nin başkanlık edeceğini belirtti. Ukrayna ile ilgili gündemin ayrıntılarına dair bilgi vermeyen Peskov, Rusya'nın ABD ile ekonomik iş birliği görüşmelerine de devam etmeyi umduğunu dile getirdi. Peskov, herhangi bir anlaşmanın Ukrayna sorununun çözümü yönündeki ilerlemeye bağlı olduğunu vurguladı. Peskov, Abu Dabi görüşmelerini "yapıcı ancak zorlu" olarak nitelendirirken, Rusya Devlet Başkanı danışmanı Yuri Ushakov, toprak sorununun müzakerelerin "ana sorusu" olmaya devam ettiğini, ancak diğer konuların da çözüme kavuşmadığını söyledi.

abd-basini-trumpin-yeni-zirve-planini-yazdi-abd-rusya-ve-ukraynayi-onumuzdeki-hafta-bir-araya-getirmek-istiyor-3ftn

Müzakerelerin içeriğinde neler var?

Üçlü görüşmelerin son turu geçtiğimiz hafta 4-5 Şubat'ta Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de yapılmıştı. Rus heyetine Rusya Askeri Dış İstihbarat Teşkilatı (GRU) Başkanı Igor Kostyukov başkanlık etmişti. ABD tarafını ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner temsil etmişti. Ukrayna heyetine ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov liderlik etmişti. Peskov, Abu Dabi görüşmelerini "yapıcı, ancak zorlu" olarak nitelendirirken, Rusya Devlet Başkanı Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov ise toprak sorununun müzakerelerin "ana sorunu" olmaya devam ettiğini, ancak diğer konuların da çözüme kavuşmadığını söylemişti.
Üçlü görüşmelerin ilk turu ise 23-24 Ocak'ta yine Abu Dabi'de gerçekleştirilmişti.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Kremlin sözcüsü, ABD, Rusya ve Ukrayna üçlü zirvesinin tarihini açıkladı. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov; Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki üçlü müzakerelerin 17-18 Şubat'ta İsviçre'de yapılacağını duyurdu.

BAE merkezli dev şirkette Epstein istifası

Pedofili Epstein skandallarına karışanlar birer birer görevlerinden istifa ediyor. Milyarlarca dolarlık DP World'ün başkanı Sultan Ahmet bin Sulayem, görevinden istifa ederek ayrıldı.

564828b5-02a3-4b7f-b573-5c17abbe3700_2284x1712_1

Dünya konteyner ticaretinin büyük kısmını elinde tutan DP World'ün sahibi Sultan Ahmet bin Sulayem cezaevindeki hücresinde ölü bulunan pedofili Jeffrey Epstein'le olan ilişkilerinin ortaya çıkmasının ardından görevinden ayrıldı.

İstifa, ABD Adalet Bakanlığı'nın, finansörlerle ilgili belgelerde, cinsel deneyimler de dahil olmak üzere Epstein ile arasında mesajların yayınlanmasının ardından geldi.

2026-02-13T114804Z_1725081127_RC21HS9DR5PY_RTRMADP_3_USA-EPSTEIN-DP-WORLD-581006(2)

SULTAN AHMED BİN SULAYEM KİMDİR?

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı bir iş adamı olan Sulayem, DP World'ün Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su ve Limanlar, Gümrük ve Serbest Bölgeler Kurumu'nun başkanlığı görevlerini yürütüyordu. Serveti hakkında net bilgi bulunmasa da milyar dolarlık şirketlerin hacmi, küresel lojistik ağındaki etkisi ve ailesinin Dubai ekonomisindeki köklü yeri göz önüne alındığında, dünyanın en etkili ve varlıklı iş insanlarından biri olduğu kabul ediliyor.

GOLDMAN SACHS'TA DA İSTİFA VAR

Goldman Sachs'ın en üst düzey avukatı ve eski Beyaz Saray danışmanı Kathy Ruemmler, Jeffrey Epstein ile olan yazışmalarının ortaya çıkmasının ardından Perşembe günü istifasını duyurdu.

Ruemmler yaptığı açıklamada, 30 haziran 2026 itibarıyla Goldman Sachs'ın baş hukuk sorumlusu ve genel danışmanlığı görevinden ayrılacağını belirtti.

NTV, Reuters

© Timeturk

Dünya konteyner ticaretinin büyük kısmını elinde tutan BAE merkezli DP World'ün başkanı Sultan Ahmet bin Sulayem görevlerinden istifa etti.

Cenazeye giderken kaza: 2 ölü

Kaza, bugün Taşova D-100 kara yolu Şahinler Köyü mevkisinde meydana geldi. Zafer Bozkurt yönetimindeki 34 FN 7454 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonundan çıkan İsa Tokluca yönetimindeki 32 AEA 465 plakalı TIR'a arkadan çarptı.

1165959

İhbarla kaza yerine sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, otomobil sürücüsü Zafer Bozkurt ile yanında bulunan Ümit Çatanak'ın hayatını kaybettiğini belirledi.

1165962

Sıkıştıkları yerden çıkartılan 2 kişinin cansız bedeni, hastane morguna kaldırıldı.

1165961

Bozkurt ve Çatanak'ın, İstanbul'dan memleketleri Ordu'da yaşamını yitiren bir yakınlarının cenazesine gitmek için yola çıktıkları öğrenildi.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

DHA

© Timeturk

Amasya'da TIR'a arkadan çarpan araçtaki Zafer Bozkurt ile Ümit Çatanak öldü. Bozkurt ve Çatanak'ın, İstanbul'dan Ordu'da ölen bir yakınlarının cenazesine gitmek için yola çıktıkları belirtildi.

CHP lideri Özel, şehit ve gazi dernek temsilcileriyle görüştü

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk ve Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel Başkanı Abdurrahman Yılmaz ile CHP Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Özel'e, Genel Başkan Yardımcıları Yankı Bağcıoğlu ile Gökçe Gökçen eşlik etti.

AW641275_06

DERNEK TEMSİLCİLERİNDEN ÖZEL'E PLAKET

Dernek temsilcileri Özel'e, hem CHP'li yerel yönetimlerin hem de Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu ile TBMM Milli Savunma Komisyonu'nun CHP'li üyelerinin kendilerine gösterdikleri yakınlık için teşekkür etti. CHP'nin 2024 yılında düzenlediği Şehit Aileleri ve Gaziler Çalıştayı'nı hatırlatan dernek temsilcileri, çalıştaydan çıkan taleplerin Meclis zemininde dile getirilmesinden memnuniyet duyduklarını, bu taleplerin gündemde tutulmasının önemli olduğunu iletti.
Dernek temsilcileri ayrıca, ziyaretin anısına Özel'e plaket takdim etti.

Kaynak: İHA

© Timeturk

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şehit ve gazi dernek temsilcileriyle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Gençler ülkemizin istikbalidir, gözlerindeki ışığı gördükçe kararlılığımız tazeleniyor'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Saygıdeğer hocalarım, yarınlarımızın mimarı sevgili genç arkadaşlarım, kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Programımızı teşrif eden siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Üniversite yönetimine şükranlarımı sunuyorum. Devlet hayatının her safhasında gençlerle yol yürümüş gençlerin yolunu açmış bir kardeşinizim. Gençler ülkemizin istikbali. Geleceğe, büyük ve güçlü Türkiye'ye olan inancımız siz gençlere baktıkça daha da perçinleniyor. Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık eylesin diyorum.”

İSTANBUL İLMİN BİLİMİN YUVASI OLDU

“Bu yurtların gençlerimize, üniversitemize ve şehrimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı'nın 3 yılda aldığı mesafe takdire şayandır. Vakfımızın tüm mensuplarını ayrıca tebrik ediyor, çalışmalarında üstün başarılar diliyorum.

İstanbul ilmin bilimin yuvası oldu. Her alanda bir merkez, ışık kaynağı oldu. Geçmişle gelecek arasındaki bağ aksayan yönleri olsa da bir şekilde sağlandı. Şimdi bu birikimi daha da güçlendirmemiz gerekiyor. "

ÜNİVERSİTELERİMİZİN ASLİ MİSYONLARINA UYGUN ŞEKİLDE BİLGİ ÜRETMELİ

Üniversitelerimizin asli misyonlarına uygun şekilde bilgi üretmesi ve Türkiye'nin ufkunu açan projelere odaklanmasının şart olduğunu aktaran Erdoğan, “Gelişimden asla korkmamalıyız. Unutulmamalıdır ki eğer bir yerde hareket varsa orada başarı olur. Duran pas tutar, bir süre sonra denklem dışı kalır.

Üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde derebeylik kuranlar, imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Üniversiteleri birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı zihniyete rağmen hedeflerimize yürüyoruz.

2002'DE 190 OLAN YURT SAYIMIZI BUGÜN 880'E ÇIKARDIK

Yurt sorununu çözdük. 2002'de 190 olan yurt sayımızı bugün 880'e çıkardık. Yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona yükselttik. Başvuran her öğrencimize burs veya kredi imkanı tanıyoruz. Genç arkadaşlarımızın iş hayatına katılma süreçlerinde de yanlarında oluyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın burada yaptığı konuşmadan satır başları:

Erdoğan: "Bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları ağırladı. Özellikle İstanbul bilimin merkezi oldu" dedi.

Erdoğan: "Yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği varken, üniversitelerimiz de buna adapte olmalı, kendilerini yenilemeli, güncellemelidir."

Erdoğan: "Bir kesim imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz."

Erdoğan: "Gençler ülkemizin istikbalidir. Gençlerin gözlerindeki ışığı gördükçe kararlılığımız tazeleniyor."

Erdoğan: "Üniversiteleri özgür bilim yuvası değil ideolojik birer mevzi olarak gören bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz."

 

 

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları açılış törenine katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, 'Gençler ülkemizin istikbalidir. Gençlerin gözlerindeki ışığı gördükçe kararlılığımız tazeleniyor.' dedi.

SGK uzmanı evinde ölü bulundu

Olay, Samsun'un Atakum ilçesi Yenimahalle Mahallesi'nde meydana geldi.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Samsun İl Müdürlüğü'nde uzman olarak görev yapan, eşinden yeni ayrıldığı ve iki çocuk babası olduğu öğrenilen Soner Doğanyıldız (55), bugün işe gitmeyince durumdan şüphelenen mesai arkadaşları telefonla kendisine ulaşmaya çalıştı. Doğanyıldız'a ulaşamayan çalışma arkadaşları evine gitti.

Kapının açılmaması üzerine durum polis ve itfaiye ekiplerine bildirildi. İtfaiye yardımıyla eve giren polis ekipleri, Doğanyıldız'ı yatağında hareketsiz halde buldu.

Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Halk sağlığı uzmanı tarafından ölüm şüpheli olarak değerlendirilirken, Doğanyıldız'ın cansız bedeni kesin ölüm sebebinin belirlenmesi amacıyla Samsun Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı morguna kaldırıldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

© Timeturk

Samsun'da yalnız yaşadığı öğrenilen 55 yaşındaki SGK uzmanı, evinde ölü olarak bulundu.

KONYA BÜYÜKŞEHİR'DEN TÜRKİYE'DE BİR İLK OLARAK ABONELİK BORÇLARINA ONLINE TAKSİTLENDİRME HİZMETİ

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, vatandaş odaklı dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında yeni bir uygulamayı daha hizmete sundu.

Geliştirilen online taksitlendirme sistemi sayesinde aboneler, aboneliklerine ait borçlarını internet üzerinden kolayca taksitlendirebiliyor. Uygulama ile birlikte borç taksitlendirme işlemleri şubeye gitmeye gerek kalmadan, kısa sürede ve güvenli biçimde tamamlanabiliyor. Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyan sistem, hem işlem süresini kısaltıyor hem de abonelere ödeme planlarını esnek şekilde düzenleme imkânı sağlıyor.

haberler-459-e-taksitlendirme-2026-02-13-06-03-13-r

Online taksitlendirme işlemi, KOSKİ'nin resmi internet sitesi veya Mobil KOSKİ uygulaması üzerinden üyelik girişi yapılarak başlatılıyor. Online KOSKİ ana sayfasında yer alan e-Taksit butonu üzerinden süreç başlatılıyor. Sonraki aşamada adrese kayıtlı abonelik seçilerek işlem adımlarına devam ediliyor.

haberler-459-e-taksitlendirme-2026-02-13-06-03-06-P

Borç listesi ekranında taksitlendirilmek istenen borç kalemleri ve taksit sayısı belirleniyor. Sonraki adımda sistemde kayıtlı cep telefonuna gönderilen SMS doğrulama kodu girilerek işlem onaylanıyor. İşlemin başarılı olmasıyla birlikte ekranda sonuç bildirimi yer alıyor ve kullanıcı peşinat ödeme sayfasına yönlendiriliyor.

Ödeme ekranında kredi kartı bilgileri girilerek yapılan güvenli ödeme sonrası taksitlendirme işlemi tamamlanmış oluyor. Yeni hizmet sayesinde vatandaşlar hem vakitten tasarruf ediyor hem de ödeme süreçlerini dijital ortamda kolaylıkla yönetebiliyor.

© Timeturk

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, vatandaşların hizmetlere ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla Türkiye'de bir ilk olarak 'e-taksit' sistemini KOSKİ'nin resmi web sitesi üzerinden devreye aldı. Artık vatandaşlar abonelik borçlarına web sitesi ve mobil uygulama üzerinden kuruma gelmeden hızlı ve güvenli şekilde taksitlendirme yapabiliyor.

SELÇUKLU'DA BİNLERCE GENÇ KIŞ ETKİNLİĞİNDE BULUŞTU

Selçuklu Kent Konseyi Gençlik Meclisi tarafından Bosna Hersek Mahallesi'nde Kış Etkinliği gerçekleştirildi. Selçuklu Sanat Akademisi'nde eğitim alan öğrencilerden oluşan Gençlik Meclisi Korosu, “90'lar Pop Konseri” ile gençlere unutulmaz bir akşam yaşattı.

DJI_0870

Programda hem klasik hem de sevilen eserler seslendirilirken, etkinlik boyunca çay, salep, kestane ve patlamış mısır ikramında bulunuldu. Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı da etkinliğe katılarak gençlerin coşkusuna ortak oldu. Başkan Pekyatırmacı, gençlere yönelik sosyal ve kültürel etkinliklerin artarak devam edeceğinin müjdesini verdi.

SLBL4961

Başkan Pekyatırmacı,“ Selçuklu Gençlik Meclisimizin yaptığı bu program ilk ama son program olmayacak ”

Kış Etkinliği programında gençlerle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “Ekim ayında yaptığımız Gençlik Meclisi ziyaretimizde genç arkadaşlarımız bizden bir konser programı yapmamızı rica etmişlerdi. Konya'da gençlerin sayısı çok onlara güzel bir konser programı iyi olur dediler. Biz de gençlerden bir ekip oluşturun birlikte yapalım dedik.

SLBL4933

Onlar da hızlıca çalışmaya başladılar ve maşallah çok güzel bir şekilde ekip oluşturulmuş. Tüm genç arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Sanat Akademimizle birlikte üç ay süren bir çalışma neticesinde işte böyle yetenekli genç kardeşlerimiz burada sizlerle beraberler. Tabii ki burada kıymetli şefimiz, orkestramız, Sanat Akademisi olarak her zaman bizlerle birlikteler. Bütün programlarımızda çok nitelikli, çok güzel eserleri icra ediyorlar.

SLBL5243

Selçuklu Gençlik Meclisi her zaman en iyisini yapmak için gayret ediyor. Şimdi de müzik alanında güzel bir çalışmayı ortaya koyduk ve ilk programı bugün burada sizlerle birlikte gerçekleştiriyoruz. Bu program ilk program ama son program olmayacak. İnşallah bu ekiple ve bundan sonra oluşacak ekiplerimizle programlarımız devam edecek. Hem müzik alanında hem de tiyatro alanında inşallah sizlerle birlikte güzel çalışmalara hep birlikte imza atacağız” dedi.

SLBL5247

“Gençlerimizin her alanda aktif olması ve kendilerini en doğru şekilde ifade edebiliyor olması hedeflerimiz arasında yer alıyor”

Konya'nın, bünyesinde bulundurduğu birçok üniversite ile ciddi bir öğrenci nüfusunu barındırdığını belirten Başkan Pekyatırmacı, “ Tabii öğrenci nüfusunun yoğunluğu da bizim bölgemizde. Selçuk Üniversitesi ve Konya Teknik Üniversitesi'yle birlikte işte Bosna Hersek Mahallemiz aslında genç nüfusun, öğrenci arkadaşlarımızın çok yoğun olarak bulundukları bir bölge. Bizler de Selçuklu Belediyesi olarak hem Gençlik Meclisimizle hem Sanat Akademimizle gençlerimizin yanındayız. Öğrencilik hayatınızda sadece okul dersleriyle, akademik başarıyla değil kendinizi farklı alanlarda da ifade edebileceğiniz, geliştirebileceğiniz çalışmaları sizlerle birlikte yapmaya gayret ediyoruz. Bu noktada Gençlik Meclisimiz çok önemli bir görevi ifade ediyor.

SLB_8815

Bugün binlerce üyesiyle Gençlik Meclisimiz Türkiye'deki en büyük meclislerden bir tanesi üyesinde bulunan çalışma gruplarıyla farklı alanlarda çalışmalar yapıyor ve sosyal, kültürel, sanatsal, sportif faaliyetlerde bulunuyor. Sizlerin hem birbirinizle kaynaşması, tanışması hem de kendinizi farklı alanlarda geliştirebilmeniz için de imkanlar sunuyor. Bu noktada bu çalışmaları yürüten başta Gençlik Meclisi Başkanımız olmak üzere tüm ekibine ve arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum ve siz değerli genç kardeşlerime de gençlik meclisimize gösterdiğiniz teveccüh için ayrıca teşekkür ediyorum.

SLBL4916

İnşallah sizlerle birlikte bu çalışmalarımızı en güçlü şekilde devam ettireceğiz. Öğrencilik döneminde yapılan çalışmalar çok değerlidir. Öğrencilik yıllarınız belki çok hızlı bir şekilde geçip gidecek ama buradaki hem elde ettiğiniz kazanımlar hem de biriktirdiğiniz hatıralar bir ömür boyunca sizlerle birlikte olacak. O yüzden gençlerimizin her alanda aktif olması ve kendilerini en doğru şekilde ifade edebiliyor olması bizim hedeflerimizin arasında yer alıyor. Sizlerle birlikte olmak çok güzel. İnşallah bu birlikteliklerimiz devam edecek. Mayıs ayında özellikle 19 Mayıs'ta size sürprizlerimiz olacak. Bunu da şimdiden duyurmuş olayım. Hepinize burada olduğunuz için ayrı ayrı teşekkür ediyor, iyi eğlenceler diliyorum” diye konuştu.

© Timeturk

Selçuklu Belediyesi bünyesinde bulunan Selçuklu Kent Konseyi Gençlik Meclisi Kış Etkinliği düzenledi. 90'lar Pop Müzik Konserinin yer aldığı etkinlik renkli anlara sahne oldu.

2026 yılı UNESCO tarafından 'Şeyh Edebali Anma Yılı' olarak ilan edildi

Şeyh Edebali'nin vefatının 700. yıl dönümü' Türkiye'nin teklifi ve kardeş ülkelerin desteğiyle UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı'na dahil edildi. Türk-İslam dünyasının manevi öncülerinden, Osmanlı Devleti'nin kuruluş felsefesine yön veren, devletin kurucusu Osman Gazi'nin kayınpederi, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışını insanlığa miras bırakan Şeyh Edebali Hazretleri'nin evrensel değerlerinin uluslararası alanda hatırlatılmasını sağlayacak bu karar, Türkiye ve Bilecik açısından büyük bir anlam taşıyor.

AW641140_03
“ŞEYH EDEBALİ, OSMANLI'NIN MANEVİ MİMARI”

Bu karar sonrası bir açıklama yapan Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, "Şeyh Edebali, Osmanlı Devleti'mim kuruluş döneminde yaşayan büyük bir âlim ve mutasavvıftı. Aynı zamanda Şeyh Edebali, Osman Gazi'nin kayınpederi ve manevi bir rehberdi. Şeyh Edebali dediğimiz zaman iki anlatım öne çıkıyor. Bir tanesi, Osman Gazi'nin rüyasını tasvir etmesi; bir beyliğin büyüyerek, kök salarak bir imparatorluk haline gelmesiydi. İkincisi de Şeyh Edebali deyince, Osman Gazi'ye devlet yönetim anlayışının nasıl olması gerektiğini öğütleyen büyük bir mutasavvıftı. Bu kapsamda da 2026 yılı, vefatının 700. yılı münasebetiyle UNESCO tarafından Şeyh Edebali Anma Yılı olarak ilan edildi. Biz de Bilecik Valiliği olarak bu kapsamda 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturunu gençlere, uluslararası kamuoyuna ve topluma bir kez daha anlatmak için kültürel etkinlikler, sergiler ve sempozyumlar adı altında yıl boyuna yayılan çeşitli etkinlikler yapmayı planlıyoruz" dedi.

"ŞEY EDEBALİ TÜRBESİNİ YILDA 2 BUÇUK MİLYON KİŞİ ZİYARET EDİYOR"

Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer açıklamasının devamında, "Şeyh Edebali, gerçekten herkese örnek olacak, şu anda toplumun ihtiyacı olan merhamet duygusunu daha geçmişten söyleyerek günümüze kadar gelen bir öğüdü vardı. Neydi o öğüt, sabırlı olmayı, adaletli olmayı, halka sahip çıkmayı, Osmanlı Devleti'ni kurarken ahlaki temeller üstüne kurması gerektiğini Osman Gazi'ye anlatan büyük bir âlimdir. Allah rahmet eylesin" dedi.

Vali Sözer açıklamasının sonunda, "Onun burada türbesi malum, bulunduğumuz alanda. Yılda 2 buçuk milyon ziyaretçimiz Şeyh Edebali ve eşi ile kızının da türbesinin bulunduğu bu alanı ziyarete geliyorlar. Biz misafirlerimizi burada ağırlamaktan büyük mutluluk da duyuyoruz. Bu yıl tabii onu hem anmak hem anlatmak adına çok daha çeşitli etkinlikler yapmayı planlıyoruz" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Osmanlı'nın manevi önderlerinden Şeyh Edebali'nin vefatının 700. yıl dönümü, UNESCO tarafından 'Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı' kapsamına alındı. Konuya ilişkin Bilecik Valisi Faik Sözer, Biz de Bilecik Valiliği olarak bu kapsamda 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' düsturunu gençlere, uluslararası kamuoyuna ve topluma bir kez daha anlatmak için çeşitli etkinlikler yapmayı planlıyoruz' dedi.

Bakan Şimşek: 'Doğrudan yatırım girişleri, son 10 yılın en yüksek seviyesine ulaştı'

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Aralık 2025 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.

Zorlu küresel şartlara rağmen cari dengede sürdürülebilir seviyelerin korunduğunu işaret eden Şimşek, "2023 ortasında yüzde 5'e ulaşan yıllık cari açığın milli gelire oranı 2024'te yüzde 0,8'e geriledi. 2025'te bu oranın yüzde 1,6 olmasını bekliyoruz. Tasarruf tercihlerinde önemli yeri olan altın hariç tutulduğunda, 2003-23 döneminde milli gelire oranla ortalama yüzde 3 açık gerçekleşirken 2024'te yüzde 0,2 fazla verdik. 2025 yılında ise yüzde 0,3 gibi sınırlı bir açık öngörüyoruz."

AW641206_03

“Reel sektör ve bankaların dış borç çevirme oranları 2025'te sırasıyla yüzde 221 ve yüzde 218 oldu”

Şimşek şunları aktardı: "Reel sektör ve bankaların dış borç çevirme oranları 2025'te sırasıyla yüzde 221 ve yüzde 218 oldu. Finansman kalitesini iyileştiren ve üretim kapasitesini artıran gayrimenkul hariç doğrudan yatırım girişleri, 10,7 milyar dolar ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2026 yılında enerji fiyatlarındaki ılımlı seyrin, ana ticaret ortaklarımızda iyileşen görünümün ve destekleyici avro/dolar paritesinin sürdürülebilir cari denge hedefimize olumlu katkı vermesini öngörüyoruz. Cari dengedeki kazanımlarımızı kalıcı hale getirecek yapısal adımları hayata geçirmeye devam ediyoruz."

AW641206_02

Kaynak: İHA

© Timeturk

TCMB'nin Aralık 2025 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, 'Finansman kalitesini iyileştiren ve üretim kapasitesini artıran gayrimenkul hariç doğrudan yatırım girişleri, 10,7 milyar dolar ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı' dedi.

İsrail, Gazze'ye uçaklarla saldırdı 5 Filistinliyi şehit etti

Siyonist İsrail, anlaşmaya rağmen saldırılarına devam ediyor. Rejim güçlerine ait savaş uçakları ve topçu birlikleri Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus ve kuzeyindeki Cebaliye mülteci kampını hedef alındı. Kampta bulunan 5 sivil Filistinli şehit edildi.

İsrail işgal güçleri ayrıca Cebaliye mülteci kampında BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) tarafından işletilen okulları yıktı.

aw064988_02

İşgalci rejim son 24 saatte 5 Filistinliyi şehit etti

Filistinli bir çocuk da Gazze'nin Maslah bölgesinde bir çadırda uyurken sırtından vuruldu.

Gazze Sağlık Bakanlığı, son 24 saat içinde İsrail saldırılarında en az 5 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve 4'ünün yaralandığını söyledi.

Öte yandan Refah Sınır Kapısı'nın geçtiğimiz hafta yeniden açılmasının ardından sınırlı sayıda Filistinlinin Gazze'ye girip çıkmasına izin veriliyor.

Gazze Hükümet Medya Ofisi, geçişin yeniden açılmasından bu yana 275'i giden ve 213'ü dönen olmak üzere sadece 488 kişinin geçidi kullandığını belirtti.

Kaynak: Mepa News

© Timeturk

İsrail rejimi anlaşmaya rağmen Gazze'deki soykırımına devam ediyor. Rejim güçlerine ait savaş uçakları ve topçu birlikleri Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus ve kuzeyindeki Cebaliye mülteci kampını hedef alındı. İsrail saldırılarında 5 Gazzeli şehit oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: 'Eski dünya artık yok'

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansına katılmak üzere Almanya'ya gerçekleştireceği seyahat öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bakan Rubio, Avrupalılara yönelik mesajının bir yıl öncesine göre daha uzlaşmacı olup olmayacağı yönündeki soruya, "Bence onlar, nereye gittiğimizi, nereye gitmek istediğimizi, onlarla birlikte nereye gitmek istediğimizi bilmek istiyorlar. Bu önemli bir konferans" şeklinde cevap verdi.

"Eski dünya artık yok"

Rubio, "Bence çok önemli bir dönüm noktasındayız. Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya artık yok. Açıkçası benim büyüdüğüm dünya yok. Jeopolitik olarak yeni bir çağda yaşıyoruz ve bu, hepimizin bunun nasıl görüneceğini ve rolümüzün ne olacağını yeniden incelemesini gerektirecek. Bu konuda birçok müttefikimizle özel olarak görüşmeler yaptık ve bu görüşmelere devam etmemiz gerekiyor. Umarım cumartesi günü ve orada yapacağımız toplantılar bizi bu yöne doğru götürecektir" ifadelerini kullandı.

"Savaşın bitmesini istiyoruz"

Rusya'nın kış mevsiminde Ukrayna'daki enerji tesislerine saldırılarını devam ettirmesine yönelik değerlendirmesi sorulan Rubio, "Bu korkunç bir durum. Bu bir savaş. Bu yüzden savaşın bitmesini istiyoruz. İnsanlar acı çekiyor. Yılın en soğuk zamanı. Akıl almaz bir acı. Savaşların sorunu bu. Savaşların kötü olmasının nedeni de bu ve bu yüzden 1 yıldan fazla bir süredir bu savaşı sona erdirmek için çok çalıştık" şeklinde konuştu.

© Timeturk

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı öncesinde yaptığı açıklamada, 'Eski dünya artık yok. Jeopolitik olarak yeni bir çağda yaşıyoruz' dedi.

Bakan Kurum: COP31'İ insanlığın yeniden bir araya geldiği, 'Geleceğin COP'u' olarak tanımlıyoruz

Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) başlangıç toplantısı bugün tamamlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve Türkiye'nin COP31 Başkanı Murat Kurum'un ev sahipliğinde İstanbul'da 2 gün süren toplantılara BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve COP29 Başmüzakerecisi Yalçın Rafiyev, COP30 Başkanı André Corrêa do Lago, COP30'un İcra Direktörü Ana Toni, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcıları Fatma Varank, Ömer Bulut ve Burak Demiralp, Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakan Yardımcısı Kushla Munro, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ve teknik heyetler katıldı.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 1983

BAKAN KURUM, 2 GÜN SÜREN 13 OTURUMU YÖNETTİ

Dün 7 oturumdan oluşan başlangıç toplantılarına katılan Bakan Kurum, bugün ise 6 oturuma başkanlık etti. Toplantıların ardından Bakan Kurum, BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ile ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Bakan Kurum, 2 gün süren oturumlarda 2026 yılındaki iklim etkinliklerinden COP31 Başkanlık vizyonuna, eylem gündeminin belirlenmesinden COP31'de alınacak resmi kararlara kadar her alanı detaylı bir şekilde çalıştıklarını kaydetti.

“TÜRKİYE VE AVUSTRALYA OLARAK TEK VÜCUT OLARAK ÇALIŞACAĞIZ”

Bakan Kurum, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedeflediklerini belirtti: COP31'i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve iş birliğine dayalı bir anlayışıyla tek vücut olarak çalışacağız. Dünyanın COP31'den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var; biz, COP31'i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye'nin COP31 yaklaşımı nettir; ‘Tek ses değil diyalog içinde olacağız, ayrılık değil uzlaşıyla hareket edeceğiz, durağanlık değil aksiyonu tercih edeceğiz ve netice alacağız.' Bu ilkelerle hareket ederek mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık dille anlatacağız.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 1929

DİYALOG, UZLAŞI VE AKSİYON

Bakan Kurum, COP31'in önemini 3 ilkede açıkladı: Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktası olacak. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı bir biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek en önemli adım olacaktır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile COP31'i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve uygulamaya yönelen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz.

“COP31'DE ÇOK PAYDAŞLI İŞ BİRLİĞİNİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPACAĞIZ”

COP31 sürecine yönelik hedefleri anlatan Bakan Kurum, “1,5 santigrat derece hedefini ulaşılabilir kılma yönündeki kararlılığımızı güçlü şekilde dile getireceğiz. Ülkelerin kalkınma önceliklerine saygı göstereceğiz. İhtiyaç duyulan destek mekanizmalarını açıkça kabul edeceğiz. COP31 sürecinde, sivil toplumun sürece aktif katılımını destekleyecek; çok paydaşlı iş birliğini güçlendirmek için gereken her şeyi yapacağız” dedi.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 1918 (1)
COP31 İÇİN LİDERLİK VE SIFIR ATIK VURGUSU

Bakan Kurum, Antalya'da gerçekleşecek Liderler Zirvesi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ev sahipliğinde yapılacağına dikkat çekti: Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte yeni, büyük ortaklıklar geliştirilecek. Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye'nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31'in özellikle aksiyon boyutu değer temelli bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 1924

“ÇOK TARAFLILIĞA OLAN GÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEYE KARARLIYIZ”

Türkiye'nin iklim eylemine yönelik sonuç üretmeye odaklanacağının altını çizen Bakan Kurum, şunları söyledi: COP31 başkanlığı olarak sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki; COP31'in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Çıkış noktalarımızdan biri, insanlık tarihinin sıfır noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe'dir. Çünkü Göbeklitepe, insanlığın ilk kez bir araya gelerek ortak bir anlam etrafında buluştuğu yerdir. Bu yönüyle COP31'i insanlığın yeniden bir araya geldiği, “Geleceğin COP'u” olarak tanımlıyoruz.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 2657

“DURAMAYIZ; İNSANLIK, İNSANLIĞI BEKLİYOR”

Bakan Kurum, Türkiye'nin dünyayı birleştiren önemli bir köprü görevi göreceğini vurgulayarak, şunları dile getirdi: Dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır, doğayla uyumlu yaşamak. Çünkü dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir. Ülkemiz; kuzey ile güneyi, doğuyla batıyı gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan toplumları bir araya getiren köprü olacaktır. Türkiye; küresel iklim adaletinin liderliğine soyunmuş, bu iddiasını da tarihin tüm kritik dönemlerinde insanlığın doğru tarafında durarak ispat etmiş ve hak etmiş bir ülkedir.

İklim adaletini küresel adaletin sağlandığı bir dünyaya giden yolda en stratejik kazanım olarak gören bir ülkedir. Gelecek burada, Anadolu'da şekillenecektir. Tüm insanlığa; yaşanabilir bir geleceğin yol haritası bu topraklardan sunulacaktır. Duramayız, çünkü sular altında kalma ihtimali olan Pasifik adalarındaki o güzel insanlar bizi bekliyor. Suya erişemeyen, gıdaya ulaşamayan insanlar, afetlerden dolayı yuvalarını terk etmek zorunda kalan milyonlar bizi bekliyor. Kısacası ‘insanlık, insanlığı bekliyor.'

COP30 BAŞKANI'NDAN BAKAN KURUM'A: GÜÇLÜ BİR VİZYONUNUZ VAR

COP30 Başkanı André Corrêa do Lago konuşmasında, Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'in, Belém'de yapılan COP30'un devamı olduğunu belirterek, “Belém'de bence bir dizi karar hayata geçirebildik ve bu kararları uygulamaya çok doğrudan bir etkisi olacak. Sayın Bakan, bence bu kararlılık ve bu gösterdiğiniz eylem trendi COP31 ile ilgili güçlü bir vizyonunuz olduğunu gösteriyor, bize ilham verdi. Size katılıyorum, COP31 gerçekten de çok önemli bir toplantı olacak. Burada bulunmak gerçekten muazzam bir gurur kaynağı benim için, önümüzdeki sene bu konularla ilgili sizinle çalışacak olmayı dört gözle bekliyorum, umarım sık sık da Türkiye'ye gelebilirim. COP alanı da güzel görünüyor, olağanüstü bir ortam olacak. Antalya, COP için çok iddialı, bu yüzden ben de çok mutluyum” dedi.

BMİDÇS İCRA SEKRETERİ STİELL: GÜVENLİĞİ CİDDİYE ALAN HER LİDER İÇİN İKLİM EYLEMİ HAYATİ ÖNEME SAHİP

BMİDÇS İcra Sekreteri Simon Stiell ise son 10 yılda temiz enerji yatırımlarının 10 kat arttığını, fosil yakıtlara yapılan yatırımların iki katından fazla yatırım çektiğini söyledi. Güvenlik ve iklim eyleminin birbiri ile bağlantılı olduğuna dikkat çeken BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell, “Güvenliği ciddiye alan her lider için iklim eylemi hayati öneme sahip; çünkü iklim etkileri her toplum ve her ekonomide yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Artan sera gazı kirliliği kıtlık, yerinden edilme ve savaşı körükleyen aşırı iklim olaylarına neden oluyor. Ama iyi bir haber var; artık çok açık ve net bir alternatif var. Çünkü iklim konusunda iş birliği bu dönemin kaosuna ve zorlamalarına karşı bir panzehir. Temiz enerji de hem insani hem de ekonomik açıdan artan fosil yakıt maliyetlerine karşı en açık ve net çözüm” diye konuştu.

“TÜRKİYE BU İŞİ BAŞLATIP İLERİYE GÖTÜRMEK İÇİN MUAZZAM BİR YER”

İklim eyleminde Türkiye'nin önemine vurgu yapan Stiell, “Dünyanın kesişim noktasında yer alan ve bir diplomasi merkezi olan Türkiye bu işi başlatıp ileriye götürmek için muazzam bir yer. Çok farklı bakış açılarına sahip ülkelerin bir araya gelerek ortak çalışmalarını bir adım öteye taşıyabileceği bir yer. Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'in insanlara, refaha, gezegene faydalı sonuçlar üretmesini sağlamak üzere Birleşmiş Milletler olarak biz Türkiye ve Avustralya'nın yanında yer almaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

BAKAN KURUM: GENÇLERLE BİRLİKTE GELECEĞİN COP'UNU İCRA EDECEĞİZ

Konuşmaların ardından Bakan Kurum ve BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell katılımcıların sorularını cevapladı. Bakanlığın İklim Elçileri Programı'nda İstanbul Teknik Üniversitesi'ni temsilen gelen 3'üncü sınıf çevre mühendisliği öğrencisinin “COP 31'de Bakanlığımızın özellikle üniversite gençlerimizle alakalı kurguladığı bir tasarrufu var mı?" sorusuna Bakan Kurum, “Bu konuda gençlere çok büyük görev düşüyor. Aslında mücadelemiz sizin geleceğiniz için ama bir taraftan da gençlerimizle bu kararlı duruşu sergilemek durumundayız. O yüzden, COP31'in her aşamasında gençler olacak. COP 31'de alınacak her kararda gençlerin ifadeleri dikkate alınacak ve burada gençlerle birlikte geleceğin COP'unu inşallah icra ediyor olacağız. Dolayısıyla gençler bizim her işimizde olduğu gibi yine iklim değişikliğiyle mücadelede de COP Başkanlığı sürecinde de yanımızda olacaklar” yanıtını verdi.

Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar_Murat Kurum İstanbul COP31 Toplantısı Fotoğraflar 1928

“SU, FOSİL YAKITTAN DAHA KIYMETLİ OLACAK”

Bir gazetecinin kömür kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalarla ilgili sorusuna Bakan Kurum, “Su, fosil yakıttan daha kıymetli olacak. Dolayısıyla hep birlikte bu mücadeleyi ortaya koymak durumundayız. Bu mücadelenin sadece bir konusu fosil yakıt; ama burada 80 tane başlık var. Yenilenebilir enerjisi var, organik tarımı var, şehirlerin dirençli olması var. Dolayısıyla bir bütün olarak bakmak durumundayız. Bu noktada bir önceki COP'ta alınan karar belli; yani fosil yakıtlardan çıkmaya yönelik uygulama yol haritasının belirlenmesi kararı var. Biz de COP31 Başkanlığı olarak yol haritasının belirlenebilmesi için başlıkları ne olabilir, hangi konularda ilerleme kaydedebilirizi hep birlikte istişare edeceğiz. Bu istişareyi yaparken de ülkelerin kalkınmasını gözeteceğiz, gelişmekte olan ülke ile gelişmiş ülkedeki ihtiyaçları dikkate alacağız ve bu çerçevede bir strateji ortaya koyup, bu stratejiyle adımlarımızı atacağız” dedi.

“YENİLENEBİLİR ENERJİDE BİRÇOK AVRUPA ÜLKESİNDEN DE ÖNDEYİZ”

Bakan Kurum, Alman gazetecinin ‘Türkiye'nin 2024'ün başında Almanya'dan daha fazla kömürle elektrik ürettiği' yönündeki eleştirisine şu yanıtı verdi: Arkadaşlar elmayla elmayı kıyaslamamız lazım. Yani burada diyoruz ki biz gelişmiş, gelişmekte olan ülkelerin hepsinin kendi ihtiyaçlarına göre bu eylemleri, bu kararlılığı ortaya koymalarını bekliyoruz. Bir taraftan da ülkelerin büyümesini engellemeyecek bir duruşu da sergilemek durumundayız. Bu büyüme aslında üretim çerçevesinde olacak. Almanya gelişmiş ülke ve sanayileşmesini tamamlamış, bunu belki Türkiye'den daha fazla dünyayı kirleterek yapmış bir ülke konumunda. Dolayısıyla Almanya'nın kendisi emisyon azaltacak. Taahhüdü bu yönde zaten. Artık o verdiği zararı daha aşağı çekecek yatırımlar yapmak durumunda. Dolayısıyla zaten Almanya'da kömürün kullanmasından söz etmememiz gerekir. Eğer konuyu Almanya-Türkiye kıyasına getirecek olursak yanlış bir kıyas olur. Dolayısıyla biz yenilenebilir enerjide de birçok Avrupa ülkesinden de öndeyiz. Türkiye olarak biz bu işi fırsata çevirme bakışıyla yürütüyoruz. Dolayısıyla yenilenebilir enerjideki o kararlılığımızı daha da arttıracağız. Nükleer santrallerimizle ilgili yine yatırımlarımızı daha da arttıracağız ki zaman içerisinde fosil yakıta ihtiyacımız kalmasın.

STİELL: COP'A EV SAHİPLİĞİ İLE FOSİL YAKIT ÜRETİMİ ARASINDA BİR BAĞLANTI YOK

Alman gazetecinin aynı sorusuna BMİDÇS İcra Sekreteri Stiell ise şöyle cevap verdi: Bir ülkenin COP'a ev sahipliği yapmasıyla, COP'un kalitesiyle ülkenin fosil yakıt üretiyor olup olmaması arasında bir bağlantı yok. İşte Brezilya, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır... Bu ülkelerin hepsi büyük fosil yakıt üreticisi ülkeler. Yani bir alakası yok ve buradaki COP çıktılarına bakarsak, kalitesine bakarsak; Şarm El-Şeyh'te Kayıp-Hasar Fonu üzerinde karara varıldı. Yani tarihi bir karar. Yeni fosil yakıtlardan çıkılması kararı da Dubai'de alındı. Azerbaycan'da finansman kararı alındı. Yani burada Türkiye'deki beklentimiz, Türkiye'nin ve Avustralya'nın liderliğinde yürüyecek bu süreç, COP sürecinin liderliği yürütülürken çok başarılı ve güçlü çıktılar elde edilmesiyle ilgili sinyalleri biz görüyoruz zaten. Bu uygulama çağının neye benzeyeceğiyle ilgili ilk intibalar edinilmiş oldu. Hani önümüzde sorunlar var tabii ki ama fırsatlar da var.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) İcra Sekreteri Simon Stiell ile İstanbul'da ortak basın toplantısı düzenleyen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31'i insanlığın yeniden bir araya geldiği, 'Geleceğin COP'u' olarak tanımladıklarını söyledi.

Süleyman mührü ve Tevrat içeren tarihi yazıt bulundu

Osmaniye İl Jandarma Komutanlığınca, 2813 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında yapılan istihbari çalışmalar neticesinde, Malatya ilinden Osmaniye'ye tarihi eser niteliğinde malzeme getirileceği bilgisine ulaşıldı.

Elde edilen bilgi üzerine jandarma ekiplerince operasyon düzenlendi. Operasyonda, üzerinde Süleyman mührü (Davut Yıldızı) bulunan ve içerisinde Tevrat olduğu değerlendirilen, rulo şeklinde yaklaşık 4 metre uzunluğunda yazıt ele geçirildi. Eserin 12'nci yüzyıla ait olduğu ve piyasa değerinin yaklaşık 1 milyon dolar olduğu değerlendirildiği öğrenildi.

Olayla ilgili İ.L. (52), H.P. (31) ve E.D. (66) isimli şahıslar yakalanarak gözaltına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

© Timeturk

Osmaniye'de jandarma ekiplerince düzenlenen operasyonda, 12'nci yüzyıla ait ve piyasa değerinin yaklaşık 1 milyon dolar olduğu değerlendirilen tarihi eser ele geçirildi. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı.

Antalya'da 7 ilçede 'sel' tatili

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü'nün Antalya ve ilçelerinde şiddetli yağış ve fırtına beklendiği yönündeki uyarısının arından gece saatlerinde başlayan yağmur hayatı olumsuz etkiledi.

AW641000_12

7 ilçede okullar tatil edilirken, su basan yollarda çok sayıda araç yolda kaldı.

1165454

Caddelerde oluşan birikintiler nedeniyle bazı araç sürücüleri yollarını değiştirirken, bazıları da su olmayan bölgelerden geçmeye çalıştı.

1165453

Kepez ilçesinde, bazı noktalarda evlerin bahçelerini su bastı. Bahçenin suyla dolması nedeniyle evden çıkamayan bir çocuk, evinin kapısından sokağı izledi.

1165451

Bazıları ise kaldırım boyunu aşan su birikintisi nedeniyle ayakkabılarını çıkarıp, yolun karşısına geçmeye çalıştı. Bazı vatandaşlar da yol kenarındaki su giderlerindeki çöpleri temizleyerek, suyun tahliyesi için uğraştı.

1165452

Diğer yandan Konyaaltı ilçesinde okula giden lise öğrencilerinin suyun içerisinden geçmeye çalıştığı anlar, cep telefonu kamerasına yansıdı.

© Timeturk

Antalya'da gece saatlerinde başlayan şiddetli yağış hayatı olumsuz etkileri. Kentin farklı noktalarında vatandaşlar araçlarında mahsur kaldı.

Derbi öncesi gözler Onuachu ve Asensio'da: Kritik maçta yıldızlar sahneye çıkıyor

Trabzonspor forması giyen Paul Onuachu, bu sezon Süper Lig'de attığı 15 gol ve yaptığı 1 asistle takımına toplam 17 puan kazandırarak öne çıktı. Nijeryalı golcü, lig genelinde skor katkısıyla maç sonucuna en fazla etki eden isimlerden biri konumunda bulunuyor.

AA1VT1HN

Derbi öncesi bordo-mavili camiada en büyük koz olarak görülen Onuachu'nun özellikle ceza sahası içindeki bitiriciliği ve hava toplarındaki etkinliği, teknik heyetin en güvendiği faktörler arasında yer alıyor.

as

İki takım da yıldızlarına güveniyor

Öte yandan Fenerbahçe'nin yıldız oyuncusu Marco Asensio ise 9 gol ve 7 asistlik performansıyla takımına 10 puan kazandırdı. Asensio, hücum hattındaki yaratıcılığı ve uzaktan şut tehdidiyle sarı-lacivertlilerin en önemli silahlarından biri olarak dikkat çekiyor.

İstatistiklere göre Onuachu, ligde Asensio'dan daha fazla skor katkısı sağlayan tek oyuncu olarak öne çıkarken, derbinin kaderinde iki yıldızın performansı belirleyici olacak.

5519770

Fatih Tekke için kritik eşik

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke açısından da karşılaşma ayrı bir önem taşıyor. Tekke, Süper Lig teknik direktörlük kariyerinde en fazla karşılaşıp galibiyet alamadığı takım olarak Fenerbahçe'yi görüyor (3 beraberlik, 4 mağlubiyet).

Tecrübeli çalıştırıcı için bu derbi, yalnızca üç puan mücadelesi değil; aynı zamanda kariyerindeki istatistiksel tabloyu değiştirme fırsatı anlamına geliyor. Hem bireysel performanslar hem de teknik hamleler açısından yüksek tempolu geçmesi beklenen karşılaşma, sezonun kırılma anlarından biri olmaya aday.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

Süper Lig'de attığı gollerle Trabzonspor'a hayat veren Paul Onuachu, bu sezon takımına 17 puan kazandırdı. Fenerbahçe'nin yıldızı Marco Asensio ise skor katkısıyla dikkat çekerken, derbi öncesi iki oyuncunun performansı belirleyici olacak. 

CHP'de bir istifa daha

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Dörtyol İlçe Başkanlığı görevini yürüten Bedir'in istifasına ilişkin olarak Cumhuriyet Halk Partisi Hatay İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, son günlerde kamuoyunda yer alan iddialar ve ortaya atılan ithamların dikkate alındığı belirtildi.

“Partinin yıpranmaması adına irade ortaya koydu”

Açıklamada, Muammer Bedir'in partinin yıpranmaması adına kendi iradesiyle görevinden ayrıldığı ifade edilerek, "Son günlerde ilçe başkanımıza yönelik ortaya atılan ithamlar, iftiralar ve kamuoyunda oluşan bilgi kirliliği göz önünde bulundurularak, partimizin herhangi bir şekilde zarar görmemesi adına İlçe Başkanlığı görevinden istifa etmiştir" denildi.
Öte yandan, söz konusu ses kaydı ve asılsız iddiaları gündeme getiren kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı ve emniyet birimlerine suç duyurusunda bulunulduğu belirtilirken, sürecin yakından takip edileceği vurgulandı.

AW640960_02

Kaynak: İHA

© Timeturk

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde CHP İlçe Başkanlığı görevini yürüten Muammer Bedir, görevinden istifa etti.

Trump'tan İran ile ilgili 'ikinci aşama' uyarısı

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, İran ile yürütülen müzakere sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Anlaşma sağlanamaması halinde Tahran için tablonun ağırlaşacağına işaret eden Trump, “İran ile bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde çok travmatik olacak. Bunun olmasını istemiyorum, onlarla bir anlaşma yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kendisine müzakerelerin durdurulması yönünde bir telkinde bulunmadığını, ancak meseleyi tüm boyutlarıyla konuştuklarını kaydeden Trump, son sözün kendisine ait olduğunu vurguladı. Trump, “Netanyahu durumu anlıyor ama nihayetinde bu karar bana kalmış” dedi.

İKİNCİ AŞAMA UYARISI

Olası bir anlaşmanın ABD için adil ve kazançlı olması gerektiğinin altını çizen Trump, aksi senaryoda devreye girecek planlara dikkat çekti. Trump, “Eğer anlaşmaya varamazsak, ikinci aşamaya geçeceğiz ve bu aşama onlar için çok zor olacak. Bunun peşinde değilim” değerlendirmesinde bulundu.

Müzakere takvimine ilişkin soruları da yanıtlayan Trump, görüşmelerin süresine dair bir kısıtlama olmadığını, diyaloğun gelecek ay da sürebileceğini ve sürecin kontrolünün tamamen kendi inisiyatifinde olduğunu belirtti.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, 'İran ile bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde çok travmatik olacak. Eğer anlaşmaya varamazsak ikinci aşamaya geçeceğiz ve bu aşama onlar için çok zor olacak' dedi.

Yumurta topuk ayakkabı

Çarşamba'nın en önemli kültürel değerleri arasında yer alan, 1970'li ve 1980'li yılların vazgeçilmezi olan yumurta topuk Çarşamba ayakkabısı, 2020 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alarak özgünlüğünü resmileştirmişti. Aradan geçen yıllara rağmen bu kültürel simge, vatandaşlar tarafından ilgi ve beğeniyle tercih edilmeye devam ediyor.

AW640921_01

Çarşamba ilçesinde 15 yıldır yumurta topuk ayakkabı imalatı yapan Oğuzhan Gülşen, bu işin ata mesleği olduğunu ve 80 senedir sürdürüldüğünü söyledi. Çarşamba ayakkabısının ilçe turizmi ve kültürü için çok önemli bir değer olduğunu belirten Gülşen, tarihinin çok eski dönemlere dayandığını ifade etti.

Yaklaşık 50 yıl önce ilçede 250'nin üzerinde ayakkabı imalatçısı olduğunu ancak bu sayının günümüzde 6-7'ye kadar düştüğünü açıklayan usta Gülşen, "2020 yılında belediye başkanı ve ticaret odası başkanıyla birlikte yumurta topuk ayakkabının tescilini aldık. Ancak imalatçı sayısı azaldı. Eskiden büyükşehirlerde fabrikasyon ayakkabı olmadığından ayakkabılar elde yapılıyordu. Bu nedenle çok sayıda ayakkabıcımız vardı. Ülkemiz sanayileştikçe ve ayakkabılar makinelerde üretilmeye başladıkça el yapımı ayakkabılar piyasadan çekilmeye başladı. Şu an 6-7 imalatçı kaldı. Biz de bu kültürü unutturmamak adına çalışıyoruz" dedi.

AW640921_02

"Alışan bir daha bırakamaz"

Çarşamba ayakkabısını giymeye alışmış insanların başka ayakkabı giyemediğini ifade eden Gülşen, ayakkabının yalnızca Çarşamba'da üretildiğine dikkat çekerek, "Bu ayakkabı diğer illerde üretilmiyor. 81 ile kargo ile gönderiyoruz. İnsanlar gayet memnun kalıyor ancak artık insanlarımız genel olarak spor ayakkabıyı tercih ediyor. Bizim ayakkabılarımız özel günlerde, eski kültürleri yaşatmak için kullanılıyor. Sürekli giyen amcalarımız halen var. Ayrıca süs eşyası olarak küçük minyatür ayakkabılar da yapılmaya başlandı. Biz de üretmeye başladık, yoldan geçenler hediyelik olarak alıyor. İlçemizin simgesi olduğu için tercih ediliyor" ifadelerine yer verdi.

AW640921_04

"İlçemize heykel kazandırdık"

Çarşamba Tarihi Köprüsü'nün yanında bulunan ayakkabı heykelini ilçeye kazandırdıklarını belirten Gülşen, "Coğrafi işaret tescil belgesi alınmadan önce kültürel ayakkabı heykelimizi tarihi köprümüzün yanına koymayı başardık" diye konuştu.

Yumurta topuk ayakkabı ve sekiz köşeli kasket, Çarşambalılar yoğun ilgi göstermeye devam edecek gibi görünüyor.

© Timeturk

Samsun Çarşamba'nın kültürel zenginliklerinden olan ve geleneksel yöntemlerle imal edilen yumurta topuk ayakkabı, asırlar geçse de unutulmuyor.

Gençliğe Hitabe

https://www.timeturk.com/salih-kirmizi/cuma-hutbesi-genclige-hitabe-yazar-1828558

© Timeturk

https://www.timeturk.com/salih-kirmizi/cuma-hutbesi-genclige-hitabe-yazar-1828558

BM, Afganistan yaptırımlarını bir yıl uzattı

Güvenlik Konseyi "Taliban ve bağlantılı grup ve şahıslara yönelik yaptırımları izlemekle" görevli ekibin görev süresini 12 aylığına uzattı.

Konsey, diğer görevlerinin yanı sıra, izleme ekibini "yaptırımlara uyulmaması durumları hakkında bilgi toplamak, komiteyi bu tür durumlardan haberdar etmek ve uyumsuzluklara karşı atılacak adımlar konusunda tavsiyelerde bulunmakla" görevlendirdi.

ABD, RUSYA VE ÇİN'DEN SUÇLAMA

Görüşmede açıklama yapan ABD, Çin, Rusya ve Pakistan gibi taraflar, Afganistan İslam Emirliği yönetimine suçlamalar yöneltti.

ABD tarafı Afganistan'a "kadınların ve kız çocuklarının durumu" konusunda suçlamalar yöneltirken, Çin ise "Afganistan'daki terörist faaliyetlerden duyulan endişeyi" dile getirdi. Çin "Afgan topraklarının terörizmi desteklemek ya da diğer ülkelerin güvenliğini tehdit etmek için kullanılmaması gerektiğini" kaydetti.

bm-den-afganistan-karari1631946652

Rusya "Afganistan'daki diğer terörist grupların ve IŞİD'in oluşturduğu tehditlere ilişkin ifadeleri" memnuniyetle karşıladı. Pakistan temsilcisi ise "Pakistan, Afgan topraklarındaki terörist grupların varlığından ciddi endişe duymaya devam ediyor. Afganistan için hangi yolu seçmek istediklerine karar vermek Taliban'a düşmektedir. Uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olarak barış ve refaha giden yolu seçmek mi yoksa izolasyon mu?" diye knouştu.

Birleşmiş Milletler ve üye ülkeler uzun süredir Afganistan İslam Emirliği yönetimine yaptırım uyguluyor.

2021 yılında İslam Emirliği yönetimi yeniden iktidarını tesis ederken söz konusu yaptırımlar kaldırılmadı.

Kaynak: Mepa News

© Timeturk

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Afganistan'a yönelik yaptırımların sürmesini kararlaştırdı. 'Taliban ve bağlantılı grup ve şahıslara yönelik yaptırımları izlemekle' görevli ekibin görev süresini bir yıl uzattı.

Günah çıkartanlar kervanı

ABD ile İran arasında savaş tamtamları çalmaya devam ediyor ve karşılıklı peşrevler çekiliyor. Trump meseleyi biraz ağırdan alıyor. Buna mukabil İran da halkının gazını almak ve komşularının gönlünü hoş etmek istiyor. Geçmişe dair günah çıkartıyor.

Hamaney kötü yönetimden dolayı bağışlanma dileğinde bulunuyor. Belli ki sıkışıklık hali yaşıyor. Geç kalmış bir muhasebe. Bununla birlikte kimi eski diplomatlar da komşu ülkelerden özür dilenmesini istiyor. Gönlünün alınmasını salık veriyorlar. Bunlardan ilki eski dışişleri bakanlarından Kemal Harrazi. Bir diğeri ise çelebi bir şahsiyeti yansıtan Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan.

Huylu huyundan vazgeçer mi? Yeniden devran değişse İran yeni yaklaşımlarına sadık kalır mı? Yoksa asli çizgisine mi döner?

Iraklı siyasetçi Lika Mekki bu gözden geçirmelerin aldatmaca olduğunu vurguluyor. Geçici bir heves olduğunu ve kazanılmış tabiatın geri tepeceğini öngörüyor. Araplar bunun için 'yağlibu't tab'u ale't tetebbu' demişlerdir. Cibilli olmayan davranışlar veya sonradan edinilen kalıplar rahatça aslına avdet eder.

Humeyni sağlığında her gün ABD'ye çatsa da sonuçta onların çıkarlarına hizmet etmiştir. İslam dünyasına karşı sürekli kışkırtma politikası izlemiştir.

Şii Dini Merci Hasan el-Musavi şöyle demektedir:

“ABD ile İsrail gerçek İslam'ın Sünnilik tarafından temsil edildiğini biliyorlar. Sünniler yalnızca Kur'an'a ve Peygamberin Sünnetine dayanıyorlar. Şiilik ise Yahudi ve Hıristiyan, Mecusilik geleneğine ve diğer kadim geleneklere dayanıyor. Bu yüzden batılı güçler her yerde Sünnilik karşısında İran ile Şiiliği desteklediler. Irak, Lübnan ve Yemen'de Şiilik üzerinden ehl-i sünneti hırpaladılar, sıkıştırdılar. Irak ve Suriye'yi Sünni nüfusundan arındırdılar.”

Şii mercii Kemal Haydari de Şia'nın Yahudilik merkezde olmak kaydıyla İslam dışı birçok kaynaktan beslendiğini; Hıristiyanlık, Mecusilik gibi dinlerin bunlar arasında olduğunu söylemiştir. Bu yönüyle Kemal Haydari'nin görüşleri İhsan İlahi Zahir'in tespitleriyle örtüşüyor. Haydari Şia'nın kaynaklarının buluntu (hadis diliyle vicade) olduğunu ifade etmiştir. Yani uyduruk ve aslı astarı olmayan bir akım.

Lika Mekki, Kemal Harazi'nin İran'ın komşularına yaptıklarını itiraf etmesini inandırıcı bulmuyor. Sadece fırtınayı atlatmak istediklerini düşünüyor. Fırtına dindikten sonra eski tas eski hamam. Ona göre bu, tipik bir İran pragmatik yaklaşımı veya kaypaklığıdır! Fırtınaya boyun eğmek, sonra da fırtına dindikten sonra eski yöntemlerine geri dönmek.

Bu, sözde "devrimi ihraç etmek"le sınırlı bir mesele değil, komşu topraklarda halklarının hayatı pahasına hegemonya kurma, genişleme ve yayılmacılıkla ilgili bir durum ve tutumdur. Ve elbette, her seferinde bunu haklı çıkarmak için bir bahane üretiyorlar! Bazen Filistin davasını, bazen ‘mustazafları kollamayı' bazen de terörizmle mücadeleyi kendilerine veya amaçlarına siper ve perde ediyorlar.

Bunların hepsi tek bir amaç için bahane: Bölgesel nüfuzu genişletme ve İran hegemonyasının uluslararası alanda tanınmasını sağlamak.

Bizde çok bilmişler ise sürekli olarak Kasr-i Şirin edebiyatından bahsediyorlar. İran sınırların dışına değil içine çekidüzen veriyor. Lika Mekki'nin analizi de bunu ortaya koymaktadır.

Yine Iraklı İyad Düleymi Kemal Harrazi'nin günah çıkartmasını şöyle yorumluyor:

"Bu açıklama göz ardı edilmemeli; aksine İran rejiminin 1979'da bölgeye gelişinden bu yana yaptığı her şeyin kapsamlı bir dökümü yapılmalıdır. "Devrimi ihraç etme" sloganlarının neye mal olduğunu ve özellikle Arap bölgemizi nasıl bir çatışma alanına dönüştürdüğünü hesaplamamız gerekiyor. Bu slogan altında yüz binlerce insan öldürüldü, milyonlarca insan yerinden söküldü ve bu slogan altında, daha önce bölgemizde bilinmeyen mezhepçilik ateşi körüklendi, ta ki aynı milletin evlatları birbirleriyle savaşan ve birbirlerini diri diri gömen unsurlar haline gelsinler.”

Böylece bu rejim, İsrail'in hayal edebileceği en büyük hizmeti sunmuştur. Bu açıklama göz ardı edilmemeli; "Direniş ekseni" tarafından aldatılan gruba (Hamas), bunun ceremesi hatırlatılmalıdır. Hamas, Kemal Harrazi'nin gözden geçirmesi karşılığında geçmişini elemelidir. Sünni kitleleri uyuşturma aracı olmaktan kurtulmalıdır.

Pezeşkiyan da günah çıkartanlar kervanına katılmıştır. İranlı yetkililerden de konuşma yaparken komşu ülkelerle ilişkileri zedeleyecek açıklamalardan kaçınmalarını ve açıklamalarına özen göstermelerini istemiştir.

© Timeturk

MGV'den Ailece Katılabileceğiniz Online Program: 'Ailede Oyunun İyileştirici Gücü'

Milli Gençlik Vakfı (MGV) Aile Koordinatörlüğü, aile içi iletişimi güçlendirmek ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinde oyunun rolüne dikkat çekmek amacıyla “Ailede Oyunun İyileştirici Gücü” konulu bir online Eğitim ve Oyun programı düzenliyor.

Bu akşam çevrim içi olarak gerçekleştirilecek programa aileler birlikte katılabilecek. Programda, oyunun çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimindeki etkileri ele alınacak.

WhatsApp Image 2026-02-13 at 10.29.26

Oyunun Aile İçi İletişime Katkısı

Programın konuşmacısı olan Eğitimci-Yazar Ahmet Çifçi, aile içinde oyunun iyileştirici ve birleştirici yönünü farklı örnekler üzerinden aktaracak. Etkinlikte, ebeveynlerin çocuklarıyla daha sağlıklı iletişim kurmalarına katkı sağlayacak pratik öneriler ve uygulanabilir oyun yöntemleri paylaşılacak. Ailece katılımın teşvik edildiği programda, teorik bilgilerin yanı sıra interaktif oyun uygulamalarına da yer verilmesi planlanıyor. MGV Aile Koordinatörlüğü yetkilileri, etkinliğin aile bağlarını güçlendirmeye katkı sunmasını hedeflediklerini belirtti.

Online olarak gerçekleştirilecek programa katılımın ücretsiz olduğu ve başvuruların ilgili platform üzerinden alınacağı bildirildi.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

 Milli Gençlik Vakfı (MGV) Aile Koordinatörlüğü, 'Ailede Oyunun İyileştirici Gücü' başlıklı online Eğitim ve Oyun programı düzenliyor. Eğitimci-Yazar Ahmet Çifçi'nin konuşmacı olarak yer alacağı program bu akşam çevrim içi gerçekleştirilecek.

Dev 'Onlyfans' operasyon: Dudak uçuklatan mal varlığına el kondu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen 2025/263307 sayılı soruşturma dosyası kapsamında yeni bir operasyon düzenledi.

"VPN İLE CİNSEL İÇERİKLİ PAYLAŞIMLAR YAPILDIĞI TESPİT EDİLDİ"

Sosyal medyada müstehcenlik suçunu işleyenlere yönelik operasyona dair yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Onlyfans isimli ülkemizde yasaklı olan tamamen cinsel içerikli paylaşımların yapıldığı platform ve bu platforma yönelik özendirici paylaşımların yapıldığı diğer sosyal medya platformlarında ücret karşılığı müstehcen resim ve videoların paylaşıldığı tespit edilmiş olup İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen koordineli çalışmalarda; OnlyFans isimli tamamen ücret karşılığı cinsel içerikli paylaşımların yapıldığı platform ülkemizde İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 7 Haziran 2023 tarihinde kamu ahlakına ve Türk aile yapısına uygun olmayan içerikler barındırdığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla erişim engeli getirilmiş, bu platformun ülkemizde yasaklı olmasından kaynaklı VPN marifetiyle giriş yapıldığı, platforma girişlerin özendirilmesi amacıyla şahısların herkese açık olan sosyal medya platformlarındaki sayfalarından cinsel içerikli paylaşımlar yaptıkları tespit edilmiştir.

onlyfans-operasyonu-25-supheli-gozaltinda-2-19562588_6489_amp

PARALAR NASIL AKLANIYOR?

Paylaşılan resim ve video içerikleri ile ilgili olarak daha çok paylaşıma ulaşılmasını sağlayarak özel içerikli paylaşımları belli bir ücret karşılığı yaptıklarını, bunları isterlerse OnlyFans üzerinden erişebileceklerini ya da telegram gibi özel kanallar üzerinden ulaşabilecekleri yönünde paylaşımlar yaptıkları tespit edilmiştir.

Şüphelilerin herkese açık olan platformlar üzerinden yaptıkları paylaşımların müstehcen içerikli olduğu, bu paylaşımlardan elde ettikleri gelirler ile taşınır/taşınmaz araç, bitcoin, altın ya da banka üzerinden vadeli hesap açarak yatırım yaptıkları tespit edilmiştir.

698ecb63f2fbc693__w1200xh676

300 MİLYON DEĞERİNDE MALA EL KONULDU

Yapılan tespitlerde şüphelilerin müstehcenlik suçundan elde ettikleri suç gelirlerini yatırım araçları üzerinden değerlendirip suçtan elde edilen geliri akladıkları yönünde kuvvetli emareler bulunması nedeniyle şüphelilerin kendilerine ve şirketlere ait tespit edilen 2 Şirket, 10 Taşınmaz, 14 Araç olmak üzere taşınır taşınmaz mal varlıklarının total değerinin yaklaşık 257.234.570,00 TL olduğu, şirketlerin sermaye piyasa değerlerinin yaklaşık 500.000,00TL olduğu, toplamda şirketlerin sermaye piyasa ve taşınır taşınmaz mal varlıklarının total değerinin ise 300.000.000,00TL olduğu değerlendirilmektedir.

25 ŞAHIS VE İKİ ŞİRKETE OPERASYON DÜZENLENDİ

Şüpheliler ile beraber İstanbul merkezli Adana, Ankara, Antalya, Edremit, Kocaeli Gölcük ve Samsun olmak üzere 8 ayrı il ve ilçede toplam de 25 şahıs ve 2 şirkete yönelik 13/02/2026 tarihinde eş zamanlı operasyon gerçekleştirilmiş olup mal varlıklarına el konulmuştur.

Soruşturma çok yönlü ve titizlikle yürütülmeye devam etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

2299192_1

Kaynak: Haber7

© Timeturk

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yasaklı olan cinsel içerikli paylaşımların yapıldığı Onlyfans paylaşımlarına yönelik dev operasyon başlattı.  8 ilde yapılan operasyonda şüphelilerin elde ettiği gelirle yatırım yaptıkları ve sadece iki şirketin mal varlığının 300 milyon TL olduğu ortaya çıktı.

Evinde yenilmeyen Trabzonspor, namağlup Fenerbahçe'yi ağırlıyor

Trendyol Süper Lig'in 22. haftasında Trabzonspor, yarın ligin namağlup takımı Fenerbahçe'yi konuk edecek. Ligde 45 puanla 3. sırada yer alan Trabzonspor, 49 puanla 2. basamakta bulunan Fenerbahçe'ye karşı oynayacak.

Bu sezon iç sahada mağlubiyet yüzü görmeyen bordo-mavililer ile deplasmanda etkili bir performans ortaya koyan sarı-lacivertlilerin mücadelesi zirve yarışını yakından ilgilendiriyor.

AW640822_01

Trabzonspor kendi evinde yenilmiyor

Trabzonspor, ligde oynadığı 10 iç saha karşılaşmasında 6 galibiyet ve 4 beraberlik elde ederken, 19 gol atıp, kalesinde 8 gol gördü ve 22 puan topladı.
Karadeniz ekibi, geçtiğimiz sezon sahasında oynadığı Samsunspor maçında aldığı 2-2'lik beraberliğin ardından Trabzon'da yenilgi yaşamadı. Trabzonspor, iç sahada 281 gündür mağlup olmazken, evindeki yenilmezlik serisini Fenerbahçe karşısında da sürdürmeyi hedefliyor.

e80bfe40-ww4210o5yl8bipmxb4j8hp

Fenerbahçe namağlup yoluna devam ediyor

Sarı-lacivertli ekip ise bu sezon namağlup yoluna devam ediyor. Deplasmanda oynadığı 11 müsabakada 7 galibiyet ve 4 beraberlik elde ederek 25 puanı hanesine yazdırdı. Süper Lig'in tek namağlup takımı konumunda bulunan Fenerbahçe, zorlu derbide de serisini sürdürmenin hesaplarını yapıyor.

Trabzonspor'un iç saha performansı şöyle:
2024-2025
Trabzonspor: 2 - Samsunspor: 2

2025-2026
Trabzonspor: 1 - Kocaelispor: 0
Trabzonspor: 1 - Antalyaspor: 0
Trabzonspor: 1 - Samsunspor: 1
Trabzonspor: 1 - Gaziantep FK: 1
Trabzonspor: 4 - Kayserispor: 0
Trabzonspor: 2 - Eyüpspor: 0
Trabzonspor: 1 - Alanyaspor: 1
Trabzonspor: 3 - Konyaspor: 1
Trabzonspor: 3 - Beşiktaş: 3
Trabzonspor:2 - Kasımpaşa: 1

Kaynak: İHA

© Timeturk

Süper Lig'in 22. haftasında iki dev takım Trabzonspor ile Fenerbahçe karşılaşacak. Bordo-mavililer kendi evinde mağlubiyet yüzü görmezken Fenerbahçe ise ligde yenilgisiz yoluna devam ediyor. Trabzon'da oynanacak zorlu karşılaşmayı hakem Halil Umut Meler yönetecek.

Avrupa'da silah üretimi ve satışında kafalar karışık

Dünya liderleri 2026 Münih Güvenlik Konferansı'nda bir araya gelirken, Avrupa'nın savunma hamlesi gündemin merkezinde...

ABD'nin askeri angajmanının azalmasına hazırlanırken ve sözleşmelerde Amerikan şirketlerinin rolünü sınırlamayı hedeflerken, Brüksel daha hızlı üretim ve daha yakın iş birliği teşvik ediyor.

Ancak sıkı kurallara rağmen boşluklar ve belirsizlikler, silahların hâlâ yüksek riskli bölgelere ulaşmasına imkân tanıyor.

B3-CU997_EUROGU_M_20190104161400

Sistemi yeniden şekillendiren savunma hamlesi

AB, EDIS ve 2025 Savunma Hazırlık Paketi gibi yeni planlarla Ukrayna'yı desteklemeyi, kendi savunma sanayisini güçlendirmeyi ve daha fazla ekipmanı Avrupalı tedarikçilerden satın almayı taahhüt etti.

Bu stratejiler ortak üretimi basitleştirmeyi, lisans gecikmelerini azaltmayı ve mühimmat, araç ve ileri sistemlerin teslimatını hızlandırmayı amaçlıyor.

AB, 2030'a kadar savunma alımlarının en az yarısının Avrupalı tedarikçilerden gelmesini ve iç savunma ticaretinin pazarın yüzde 35'ine yükselmesini hedefliyor.

Avrupa'nın silah ihracat kuralları birleşik değil. Her ülke, AB'nin İşleyişine İlişkin Antlaşma'nın 346. maddesi kapsamında kendi lisans kararlarını veriyor.

AB Ortak Tutumu 2008/944/CFSP, insan hakları ve çatışma riski dâhil sekiz kriter belirliyor. AB'nin silah ihracat grubu COARM bilgi ve ret bildirimlerini paylaşıyor, ancak ulusal kararları geçersiz kılamıyor.

174606816_highres

Boşluklar ve eşitsiz standartlar

Merkezi bir denetim olmadığı için boşluklar ortaya çıktı. Silahlar gevşek kurallar altında AB içinde kolayca hareket edebiliyor ve ardından daha az sıkı lisanslama gerekliliklerine sahip ülkelere gönderilebiliyor.

Hollandalı barış örgütü PAX'ın Proje Lideri Frank Slijper, "Bence tam da burada, 20–30 yıl önce oluşturulan Avrupa kurallarının aşındığını görüyoruz. Şimdi jeopolitik baskılar nedeniyle bu kurallar baskı altında,” değerlendirmesini yaptı.

Geçmiş örnekler, kuralların nasıl aşılabildiğini gösteriyor. 2015'ten bu yana Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne gönderilen Avrupa silahları Yemen savaşında yaygın biçimde kullanıldı.

Slijper, "Petrolün silah ticaretinin en büyük itici güçlerinden biri olduğu bir sır değil. Bu durum, Avrupa devletlerinin bir yandan petrole erişmesini sağlarken, diğer yandan aynı petrol tedarikçisi ülkelere silah satmasına imkân tanıyor," diye konuştu.

Silahların yanlış kullanımını önlemeyi amaçlayan teslimat sonrası kontrollerin ise çok az etkisi var.

Slijper, "Silahlar yasaklı ya da istenmeyen yerlere gitse bile, eğer herhangi bir sonuç doğarsa, bunlar görece küçük oluyor, kısa sürüyor ve iki ülke arasındaki genel silah ihracatı ilişkileri üzerinde büyük bir etkisi olmuyor," dedi.

COARM ret bildirimleri gönderebiliyor ve ihracatı izleyebiliyor, ancak bağlayıcı bir AB otoritesi olmadığı için ulusal hükümetler çoğu zaman insan hakları kuralları yerine sanayi ve stratejik çıkarları önceleyebiliyor.

Ukrayna'daki savaş, sorunu daha da ağırlaştırdı. NATO hedeflerini karşılamak ve Kiev'i desteklemek için AB ve üye ülkeler üretimi ve transferleri artırdı, bazen Ortak Tutum kurallarını daha gevşek yorumladı.

Slijper, "AB kendi silah sanayisini büyütmek istediği için silah ihracatı kontrolüyle ilgili her şey büyük baskı altına girdi ve çok katı iki kural ilerlemeyi engelliyor," diye belirtti.

Ekran Resmi 2026-02-13 09.56.58

İç pazar ikilemi

Savunma Hazırlık Paketi'nin temel hedeflerinden biri, AB içinde silah transferini kolaylaştırmak, ancak bu durum hukuki bir boşluk yaratabilir.

Eğer bir ekipman birkaç ülkede üretilirse, yalnızca montajın yapıldığı ülke kontrol yapmak zorunda kalıyor, parçaları tedarik eden ülkeler değil. Bu da silahların Avrupa içinde hareket ederken daha sıkı ulusal denetimlerden kaçınmasına imkân tanıyabilir.

Silah sanayisi de önemli bir etkiye sahip.

Slijper, "Açıkça silah sanayisinin büyümek ve kâr etmek gibi bir çıkarı var, ancak aynı zamanda bu büyümeyi destekleyen Avrupalı siyasetçiler de var. Silah sanayisinden gelen sesler sivil toplumdan gelenlerden çok daha yüksek çıktığı için insan haklarına ilişkin kaygılar maalesef gölgede kalıyor,” şeklindeki gözlemini aktardı.

2024-07-19t082958z-1358221077-rc2q77a5xuu5-rtrmadp-3-ukraine-crisis-artillery

Reform çağrıları

Uzmanlara göre AB bu sorunları çeşitli reformlarla ele alabilir. Gönüllü yönergeler yerine bağlayıcı kurallara geçilerek COARM gibi yapıların ortak lisans standartlarını uygulaması veya yüksek riskli ihracatları engellemesi sağlanabilir.

AB içindeki transferlere yönelik kontroller de sıkılaştırılarak ekipmanların daha zayıf kurallar altında dolaşmasının ve daha katı ulusal denetimlerden kaçınmasının önüne geçilebilir.

AB ayrıca teslimat sonrası denetimi daha sert yaptırımlar ve AB düzeyinde olası bir uygulama mekanizmasıyla güçlendirebilir.

20221125120135indexPhoto

İhracatlar, son kullanıcılar ve reddedilen lisanslara ilişkin ayrıntılı verilerin yayımlanması da süreci daha şeffaf ve hesap verebilir hale getirebilir.

Slijper, sanayi ve stratejik baskılarla başa çıkmak için basit bir öneri sunarak, "Avrupa için sanayi kapasitesi oluşturmakta zorlanıyorsanız, en azından Avrupa Birliği dışına ihracat yapmadığınızdan emin olun," dedi.

AB'nin silah sanayisinde bağımsızlaşma çabalarına vurgu yapan Slijper, "Ukrayna'ya gönderdiğimiz silahların yerine koymak için tüm sanayi gücüne Avrupa'nın kendisi için ihtiyacımız var. Ayrıca ABD'ye çok daha az bağımlı hale gelmemiz gerekiyor,” dedi.

Uygulamada ise boşluklar açıkça görülüyor.

Büyük üye devletler Ortak Tutum'u daha esnek yorumlayabiliyor, AB içindeki transferler ulusal denetimlerden kaçabiliyor ve teslimat sonrası izleme zayıf kalıyor.

COARM'ın kuralları uygulama yetkisi de bulunmuyor. Bu arada insan haklarına ilişkin sivil toplum kaygıları, çoğu zaman sanayi lobisi ve stratejik çıkarlar tarafından geri plana itiliyor.

euronews

© Timeturk

Avrupa Birliği, silah sanayisini güçlendirmek, savunma harcamalarını artırmak ve ortak tedariki tartışmaları gündemde…

Altında sert düşüşün nedeni! Piyasalardaki son durum

Altın fiyatlarında üst üste kırulan rekorlar, haftanın kapanış gününde yerini düşüşe bıraktı. Son günlerde dalgalı seyreden altın fiyatları, ABD'den gelen verilerle yeniden geriledi. Uzmanlar düşüşün nedenini ABD'de açıklanan güçlü istihdam verileri sonrası piyasalarda yaşanan sert hareketlere bağladı. Açıklanan istihdam verileri sonrası ABD'de kısa sürede ekranlar kırmızıya döndü.

698ebc1185680331__w1200xh675

GÖZLER ABD'NİN ENFLASYON VERİLERİNE ÇEVRİLDİ

ABD'de açıklanan güçlü istihdam verileri sonrası spot altın, ons başına yaklaşık yüzde 3 değer kaybederek 4 bin 900 dolar seviyesine geriledi. Bugün de küresel piyasalarda gözler ABD'nin enflasyon verilerine çevrildi.

GÜMÜŞTE KAYIP YÜZDE 10

Son yılların en güçlü yatırım aracı gümüş fiyatlarındaki düşüş daha da sert oldu. Gümüş, yüzde 12 gerileyerek ons başına 74 dolara kadar indi. Ons gümüş fiyatı sabah saatlerinde yüzde 2,27 artışla 76,24 dolar seviyesinde işlem görüyor.

5287572_1

ONS ALTIN NE KADAR?

Dün sert satışlarla günü yüzde 3,4 azalışla 4 bin 915 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, yeni günde toparlanma eğilimi göstererek önceki kapanışın yüzde 1,6 üzerinde 4 bin 964 dolara yükseldi.

YURT İÇİNDE ALTIN FİYATLARI

Gram altın: 6 bin 973 lira

Çeyrek altın: 11 bin 832 lira

Cumhuriyet altını: 48 bin 210 lira

Tam altın: 47 bin 316 lira

Yarım altın: 23 bin 658 lira

Kaynak: Ensonhaber

© Timeturk

Haftaya yükselişle başlayan altının onsu haftanın son günü 4 bin 964 dolardan başladı. Gram altın 6 bin 973 liraya gerilerken gümüşte de kayıp yüzde 1o'u buldu. Uzmanlar altın ve gümüşteki kaybın ABD'de açıklanan güçlü istihdam verileri sonrası geldiğine işaret etti. 

Taksilere mali cihaz zorunluluğu getirildi

Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın, taksi taşımacılığı sektöründe uzun süredir beklenen dijital dönüşümü başlatması amacıyla hazırladığı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Resmi Gazete'de yayımlandı.

Tebliğ, taksilerde kullanılan taksimetrelerin artık yeni nesil "Taksi Mali Cihaz" ile entegre çalışmasını zorunlu kılıyor.

20250915aw538610-0

AMAÇ KAYITLI EKONOMİNİN DENETLENMESİ

Tebliğin amaç bölümünde, düzenlemenin gerekçesi şu ifadelerle açıklanıyor: "Kayıtlı ekonominin desteklenmesi, belge düzenine olan uyum ve kartla ödeme imkânlarının artırılması amacıyla...Taksi Mali Cihaz kullanma mecburiyeti getirilmiştir."

TAKSİ MALİ CİHAZ ALIMI İÇİN SON TARİH 1 EYLÜL

Yeni düzenlemeye göre taksi ile yolcu taşımacılığı yapan herkes, 1 Eylül 2026 tarihine kadar Bakanlık tarafından onaylanmış Taksi Mali Cihazları satın alarak kullanmaya başlamak zorunda.

Bu cihazlar, taksimetreyle eş zamanlı çalışacak. Yolculuk başladığında cihaz otomatik olarak işlem açacak. Yolculuk bittiğinde ücret bilgisi taksimetreden cihaza aktarılacak ve fiş ya da e-belge düzenlenecek.

Kaynak: Habertürk

© Timeturk

Taksilerde uygulanması beklenen mali cihaz düzenlemesi geldi. Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile taksi taşımacılığında Taksi Mali Cihaz'ı kullanımı zorunlu hale getirilirken, tüm taksilerde kartla ödeme imkânı sunulması şartı getirildi. Tüm taksilerin 1 Eylül 2026 tarihine kadar Taksi Mali Cihazları satın alarak kullanmak zorunda.

Murat Kurum'dan 'COP31' açıklaması

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) Beşiktaş'ta bir otelde düzenlendi.

Konferansa Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell ile yurt dışından gelen temsilciler ve davetliler katıldı. Konferansta tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler tarafından ortak basın toplantısı düzenlendi.

'COP TOPLANTILARI ÇOK KRİTİK VE KIYMETLİDİR'

Konferansta konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir; çünkü dünyamız; iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye; engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla; COP31'e Antalya'mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31'in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul'da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya'dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık" şeklinde konuştu.

'COP 31 SÜRECİNİ SONUÇ ODAKLI YÜRÜTMEYİ HEDEFLİYORUZ'

Bakan Kurum, "COP 31 Başkanlığı olarak bu mirası en güçlü şekilde sahipleniyoruz. Buraya kadar COP'lar da alınmış kararları gerek COP 29'da gerek COP 30'da atılan adımları en güçlü şekilde sahipleniyor ve COP 31 sürecini sonuç odaklı yürütmeyi hedefliyoruz. COP31'i başarılı olsun istiyoruz ve başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31'den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31'i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye'nin COP31 yaklaşımı nettir; Tek ses değil Diyalog, Ayrılık değil Uzlaşı, Durağanlık değil Aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" dedi.

1164814

'GÖBEKLİTEPE İNSANLIĞIN ORTAK BİR ANLAM ETRAFINDA BULUŞTUĞU YERDİR'

Bakan Kurum, "Çıkış noktalarımızdan biri insanlık tarihinin sıfır noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe'dir. Çünkü Göbeklitepe insanlığın ilk kez bir araya gelerek ortak bir anlam etrafında buluştuğu yerdir. Bu yönüyle COP31'i insanlığın yeniden bir araya geldiği, 'Geleceğin COP'u' olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31'i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında bu duruşu sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı.

'ZİRVENİN İLK GÜNÜNDE STRATEJİK LİDERLİK MESAJLARI VERİLECEK'

Bakan Kurum, "Zirveyi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve ev sahipliğinde Antalya'da 2 günlük program çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye'nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir" şeklinde konuştu

‘GÜÇLÜ BİR VİZYONLA, ÇOK TARAFLILIĞA OLAN GÜVENİ YENİDEN İNŞA ETMEYE KARARLIYIZ'

Bakan Kurum, '"COP31 Başkanlığı olarak; sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki; COP31'in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım! Kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak. Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki; Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" dedi.

'İKLİM EYLEMİNDE YENİ BİR ÜÇÜNCÜ DÖNEM HAYATA GEÇİRİLECEK'

Konferansta konuşan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, "İklim felaketlerini ağırlaştıracağı ve hane halklarıyla işletmeler için maliyetleri artıracağı açık olmasına rağmen, ülkelerini kömür, petrol ve gaza bağımlılığı artırmaya kararlı olanlar bu tehdidi yayıyor. Ve bu güçler, inkar edilemez bir biçimde güçlü. Ama galip gelinebilir. Bu kaos ve gerilime karşı bir alternatif var. Ülkeler yan yana duracaklar, bugüne kadar elde edilenlerin üzerine inşa edecekler ve bu süreci daha hızlı bir şekilde daha ileri taşıyacaklar. İş dünyası, yatırımcılar, bölge liderleri ve yerel liderlerle daha yakın çalışarak her ülkede daha somut sonuçlar elde edecekler. Kısacası iklim eyleminde yeni bir üçüncü dönem hayata geçirilecek. Bu hız kazanma ve ölçeği genişletme dönemi. 2028 yılında ikinci küresel durum değerlendirmesi yapılacak. Bu yıl geldiğinde bu taahhütlere daha yakın olmamız gerekiyor. Böylece ülkeler COP33'e yalnızca hayatta kalma değil, güç veren, sağlam bir yanıtla güven içinde gelecek. Dayanıklılığı artıran, ekonomileri büyüten ve emisyonları güçlü bir şekilde düşüren bir yanıt gerekecek. Bilimin gerektirdiği yeni ve daha güçlü hedefler. Şimdiki görevimiz bu dönüşümü hızlandırmak ve özellikle kırılgan ve gelişmekte olan ekonomiler başta olmak üzere her ülkenin bu fırsat masasında bir koltuğa sahip olmasını sağlamak. İkinci olarak finansman akışını hızlandırmak kilit öneme sahip ki her ülke iklim eyleminin büyük faydalarından faydalanabilsin ve haklarını koruyacak iklim dirençliliğini inşa edebilsin" ifadelerini kullandı.

DHA

© Timeturk

İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı'nda (COP31) konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 'Türkiye'nin COP31'e yaklaşımı nettir; Tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon' dedi.

Türkiye heyetinin ABD temasları verimli geçti

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay liderliğindeki heyet, ABD temasları kapsamında başkent Washington'da Kongre'nin her iki kanadında görüşmeler gerçekleştirdi.

Heyet, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler başta olmak üzere birçok başlığı muhataplarıyla değerlendirdi. Görüşmelere TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerinden Ankara Milletvekili Sena Nur Çelik Kanat, İstanbul Milletvekili Ziya Altunyaldız, Konya Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ve Erzurum Milletvekili Kamil Aydın da katıldı. Heyetin ABD programı kapsamında temaslarına devam edeceği bildirildi.

ABD Temsilciler Meclisi'nde temas

Heyet, ABD Temsilciler Meclisi ve ABD Senato'sunda ABD Dışişleri Komitesi Başkanı Brian Mast, Senatör John Curtis, Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Jim Risch başta olmak üzere birçok önemli isimle ile bir araya geldi.

Son derece verimli bir toplantı oldu

Temasların ardından açıklama yapan TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu olarak birkaç gündür ABD'deyiz, kongredeyiz. Temaslarda bulunuyoruz. Bugün de kongrenin her iki kanadıyla hem senato hem de temsilciler meclisindeki Dışişleri Komisyonu başkanlarıyla görüştük. Öncesinde Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Brian Mast ile tüm heyetimizle birlikte görüştük. Son derece verimli bir toplantı oldu. Son derece konsantre bir toplantı oldu. Tamamen konulara odaklanmış olduk ve görüştüğümüz konular nezdinde de pozitif görebildiğimiz kadarıyla da pozitif bir Türkiye ile ilgili bir ajanda ve pozitif bir yaklaşım olduğunu görmekten de mutlu olduk" ifadelerini kullandı.

AW640718_02

ABD Senatosu'nda benzer gündem

Heyetin Senato temaslarına ilişkin konuşan Oktay, "Aynı şekilde Senato tarafında da yine Senato Dışişleri Komisyonu Başkanı Jim Risch ile yine heyetimizle birlikte bir görüşmemiz oldu. Orada da benzer konuları Türkiye ile ilgili hem bölgesel ilişkiler hem de ikili ilişkiler boyutundaki gündemimizde olan konuları değerlendirdik. Orada da yine pozitif bir yaklaşım olduğunu gördük. Bundan da mutluluk duyduk" dedi.

Bölgesel dosyalar masadaydı

Görüşmelerde Suriye, Gazze'de yürütülen barış çabaları, Rusya-Ukrayna savaşı ile Ermenistan-Azerbaycan hattındaki gelişmeler ele alındı. Oktay, bölgesel başlıklara ilişkin yaptığı açıklamada, "Tabii biliyorsunuz her iki devlet başkanı nezdinde, Türkiye ve ABD nezdinde, Cumhurbaşkanımız ve Trump boyutunda son derece pozitif ilişkilerin hükümetler nezdinde yansımasını da görüyoruz. Dolayısıyla biz bu pozitif ajandayı kongreye taşımak istedik. Yoğunlaştığımız konulardan birisi. Zaten Suriye'de ortaklaşa çalışıyoruz. Bölgedeki diğer tüm konularda ortaklaşa çalışıyoruz ve Gazze'deki yine buradaki barış görüşmeleri çerçevesinde ve orada birlikte yürüttüğümüz çalışmalar var. Aynı şekilde Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki koridor boyutundaki çalışmalar ve tabiki Rusya ve Ukrayna boyutu" ifadelerini kullandı.

KAAN motorları ve yaptırımlar gündemde

Savunma sanayi alanındaki başlıkların da gündeme geldiğini belirten Oktay, özellikle KAAN motorları konusuna dikkat çekti. Oktay konuşmasında, "Ama bunun ötesinde ekonomik ilişkilerin geliştiği bir ortamdayız. Odaklanmak istediğimiz birkaç konu vardı bizim. Birincisi Kaan motorları boyutu idi. Gördüğümüz kadarıyla her iki taraftan da daha pozitif bir yaklaşım gördük, aldık. Her iki tarafta yakından ilgileneceklerini söyledi. Büyükelçilerimiz burada, bakanlıklarımız da zaten hükümet nezdinde konuyla yakından ilgileniyorlar. Ümit ediyoruz ki burada daha pozitif bir yaklaşımla bu konuyu yakın zamanda çözeriz, çözülür diye düşünüyoruz" dedi. Yaptırımlar başlığına ilişkin ise Oktay, "Onun ötesinde de belki CAATSA ve bu NDAA diye ifade ettiğimiz bütçe boyutundaki konudan bir takım yaptırımlar vardı. Onların da aslında belki geride bırakılmasıyla alakalı da pozitif bir ortamı da görüyoruz aslında. Bununla alakalı yine hükümet boyutu ve devlet başkanları nezdinde ama bizim de kongre boyutundaki temaslarımız bu konuyu belki daha yumuşak bir şekilde geride bırakmayla alakalı bir atmosferin olabileceğini de biz burada bütün komisyon üyelerimiz olarak da hissettik" ifadelerini kullandı.

"Birlikte hareket edebileceğimiz birçok alan oluştu"

Türkiye'nin savunma sanayindeki gelişmelerinin ve ekonomik kapasitesinin dış politikaya yansımalarına da değinen Oktay, "İkili ilişkiler boyutu da aynı şekilde ve bölgesel ilişkiler de iki ülkenin birlikte çalıştığında nasıl sonuç alabildiğini ve Türkiye'nin bölgede bölgesel bir güç olması ve küresel aslında sorunlarla ilgili de söz sahibi olması ve yine burada Cumhurbaşkanımızın lider diplomasisinin ne kadar etkili olduğunu ve Türkiye'nin hem ekonomik boyutta hem de özellikle savunma sanayindeki gelişmelerinin de dış politikaya yansımalarını da net olarak görmüş olduk burada. Dolayısıyla sadece Orta Doğu boyutunda değil, hemen komşu bölgelerdeki gelişmeler değil ama onun ötesinde Avrupa'daki gelişmeler de dahil, Asya'daki gelişmeler de dahil birlikte hareket edebileceğimiz birçok alan oluştu" dedi.

Karşılıklı ziyaret mesajı

Görüşmelerin ardından ABD tarafının Türkiye ziyareti planına da değinen Oktay, "Yine görüşmelerimiz sonucunda biraz önce de hemen bize gelen bir geri bildirim vardı. Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı'nda, heyeti ile birlikte belki bu yıl içerisinde Türkiye'ye bir ziyareti söz konusu olacak. Dolayısıyla ikili çok daha yakın bir temas kurma noktasında, anlaşmış bulmamız faydalıydı. Bugünkü görüşmelerimiz Türkiye açısından son derece faydalı oldu." dedi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay başkanlığındaki heyet, ABD temaslarını kapsamında ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu Dışişleri Komisyonu başkanlarıyla bir araya geldi. Görüşmelerde savunma sanayi, yaptırımlar ve bölgesel dosyalar ele alınırken, temasların 'son derece verimli' geçtiği belirtildi.

10 KÜTÜPHANE İLE 119 KÜTÜPHANE SELÇUKLU'DA ÖĞRENCİLERE HİZMET VERECEK

Türkiye'de yerel yönetimler arasında en çok kütüphaneye sahip olma unvanıyla örnek çalışmalarını sürdüren Selçuklu Belediyesi eğitime verdiği güçlü desteğe yenilerini ekliyor. Bu kapsamda öğrencilerin bilgiye erişimini kolaylaştırması amacıyla Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile gerçekleştirilen protokolle 10 yeni kütüphane daha okullara kazandırılmış olacak.

SLBL4618

Selçuklu Belediyesi Encümen Salonu'nda gerçekleşen protokol imza törenine Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sami Sağdıç katıldı.

Başkan Pekyatırmacı: “Kütüphane sayımızın artması eğitim için önemli bir kazanım”

Eğitim alanında yaptıkları yatırımlarla hem Konya hem de Türkiye'ye örnek olmaya devam ettiklerini ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, “ Eğitim alanında her zaman İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzle en güçlü iş birliğini yürütüyoruz. Hem SEDEP-SETAP programlarıyla hem okul içerisindeki yapılan etkinliklerle hem de okullarımızda fiziki anlamda yaptığımız yatırımlarla dokunmadığımız bir okulumuz kalmamış olacak. Bugün de yine 10 okulumuza yapacağımız kütüphaneyle birlikte inşallah Selçuklumuzdaki kütüphane sayımızı 119'a çıkartmış olacağız.

SLBL4634

Şu anda 100'ü okul kütüphanesi, Yeni Nesil Şehir Kütüphanemiz, çocuk kütüphanemiz ve 9 adet de halk kütüphanemiz mevcut. Okullarımızdaki kütüphane sayımızı arttırdığımız zaman hem okullarımızdaki öğrencilerimiz bu kütüphanelerimizden en verimli şekilde faydalanıyorlar hem de uygun olan okullarımızda aslında vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz de kütüphanelerimizden yararlanma imkanına sahip oluyorlar. Bu manada kütüphane sayımızın artması ve okullarımızda kalıcı bir şekilde nitelikli kütüphanelerin yapılmış olması eğitim için önemli bir kazanım diye düşünüyorum.

Yapacağımız protokol ile birlikte Sultan Mesut İlkokulu, Fatih Ortaokulu, Selçuklu Belediyesi İlkokulu, Adil Karaağaç Teknik Lisemiz, Aselsan Konya Teknik Lisemiz, Şerife Akkanat İlkokulu, Şehit Musa Esat Kaya İlkokulu, Nesrin ve Ayşegül Kardeşler İlkokulu, TOKİ Ardıçlı Ortaokulu ve yapımını tamamladığımız Selçuklu Belediyesi Güzel Sanatlar Lisemize yeni kütüphanelerimizi inşallah kazandırmış olacağız. İlçe Milli Eğitim Müdürümüzün şahsında tüm ekibe, değerli hocalarımıza, okul müdürlerimize, SEDEP ve SETAP koordinatörlerimize özellikle teşekkür ediyorum. Eğitim alanında yaptığımız işbirliği her zaman örnek oluyor ve Konyamızda, Selçuklumuzda geliştirdiğimiz projeler inşallah bundan sonra da hem Konya'da hem de Türkiye'de örnek olmaya devam edecek. Protokolümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum” dedi.

SLBL4732

Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sağdıç,“Selçuklu Belediyemiz eğitimin en büyük destekçisi”

Kütüphane yatırımının sadece bir mekan oluşturmaktan ibaret olmadığını aynı zamanda geleceğe yapılan önemli bir yatırım olduğunu söyleyen Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürü Sami Sağdıç,“ Öğrencilerimiz, gençlerimiz bizlerin geleceği. Biz onları geleceğe ne kadar donanımlı hazırlarsak ülkemizi ve bizleri, ecdadımızdan aldığımız mirası en güzel şekilde temsil edeceklerine inanıyorum.Tabi kütüphaneler öğrencilerimizde okuma kültürünü geliştiren, bilgiye, araştırmaya yönlendiren dinamik mekanlardır. Aslında toplumumuzun oradaki birikimi entelektüel bir birikime dönüşüyor. Bu anlamda Selçuklu Belediyemiz bugüne kadar 100 okulumuzda öğrencilerimizin, gençlerimizin istifade ettiği hatta okul çevresindeki vatandaşlarımızın da istifade ettiği kütüphaneleri hizmete alarak bizlere önemli bir hizmeti sundu. Bugün bu protokolle birlikte 10 okulumuza daha kütüphane kazandırmış olacağız. Özellikle bugün protokol kapsamında yer alan kütüphanelerimiz başta olmak üzere, belediyemizin öğrencilerimize ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze sunduğu okul dışı öğrenme ortamları ile diğer eğitim-öğretim ve sosyal faaliyetlerde aldığı inisiyatif ve sağladığı kıymetli desteklerden dolayı, tüm eğitim camiamız adına Sayın Belediye Başkanımız Ahmet Pekyatırmacı'ya huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Okullarımızda sadece belediyemiz tarafından yapılan kütüphanelerimizde yarım milyonu aşkın kitap mevcut. Bu ne kadar önemli bir hizmeti öğrencilerimiz için ortaya koyduğumuzun işaretidir. Kurumlar arası iş birliğinin birlikte hareket etmenin böyle anlamlı başarılara vesile olduğununun altını çiziyorum. Bu iş birliği ile Selçuklumuz kazanıyor, Konyamız kazanıyor. Özellikle Selçuklu Belediyemizi eğitim gönüllüsü bir belediye olarak görüyorum. Bizlere vermiş oldukları her türlü destekten dolayı tekrar şükranlarımı arz ediyor, kütüphane işbirliği protokolümüzün hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Konuşmaların ardından 10 yeni okul kütüphanesi için protokol imzaları atıldı.

© Timeturk

Selçuklu Belediyesi ve Selçuklu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü arasında gerçekleştirilen protokolle 10 yeni kütüphane daha Selçuklu'daki okullara kazandırılıyor. Böylelikle kütüphane sayısıyla Türkiye'ye örnek olan Selçuklu da toplam kütüphane sayısı 119'a çıkmış olacak.

CIA'den Çinli askerlere çağrı

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), sosyal medya üzerinden bir görüntülü paylaşım yaparak, Çin ordusundaki yetkililere muhbirlik faaliyetleri kapsamında iş birliği çağrısında bulundu. Görüntülerde hayal kırıklığına uğramış kurgusal bir Çinli subayın konuşmalarına yer verildi. Paylaşımda yer alan subay, üst rütbeli Çinli askerlere ilişkin değerlendirmesinde, "Liderlik vasıflarına sahip herkes şüphelenir ve acımasızca ortadan kaldırılır. Güçleri birçok yalan üzerine kuruludur" ifadelerini kullandı.

Paylaşımdaki açıklamada, Çinli askerin anonim mesajlaşma sistemi aracılığıyla CIA ile güvenli bir şekilde iletişime geçmeye yönelik önemli bir kararının anlatıldığı aktarılırken, "CIA, Çin hakkında gerçeği öğrenmek istiyor. Bilgililerini bizimle paylaşmaya istekli güvenilir kişiler arıyoruz. Sahip olduğunuz bilgiler sandığınızdan daha değerli olabilir" denildi.

"Geçmişteki görüntülerimiz milyonlarca kişiye ulaştı"

Adı açıklanmayan bir CIA yetkilisi, çevrim içi ortamda yürütülen çalışmaların Çin'in internet kısıtlamalarını aştığından ve mesajların hedeflenen kitleye ulaştığından emin olduklarını söyledi. Yetkili duruma ilişkin herhangi bir detay belirtmeden, "Geçmişteki görüntülerimiz milyonlarca kişiye ulaştı ve yeni kaynaklara ilham verdi" dedi.

CIA Başkanı John Ratcliffe ise istihbarat teşkilatının Çin vatandaşlarını CIA ile iş birliği yapmaya davet ettiği çabalara ilişkin açıklamasında, yayınlanan görüntülerin birçok Çin vatandaşına ulaştığını söyledi. Ratcliffe, Çin hükümetinden yetkililere "daha aydınlık bir gelecek için birlikte çalışma imkanı tanımaya" devam edeceklerini söyledi.

Çinli Orgeneral hakkında soruşturma başlatılmıştı

Çin Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz ay Halk Kurtuluş Ordusu Merkezi Askeri Komisyonu (CMC) Başkan Yardımcısı Orgeneral Zhang Youxia hakkında soruşturma başlatıldığını bildirmişti. ABD basınında yer alan haberlerde Zhang'in ülkenin nükleer sırlarını ABD'ye sızdırdığı, Çin'in ulusal güvenliğini tehlikeye attığı, yetki alanındaki terfi ve görevlendirmeler için rüşvet aldığı iddialarına yer verilmişti. Zhang'in ayrıca sahip olduğu yetkiyi kötüye kullanarak ordu içinde siyasi gruplar oluşturmakla suçlandığı aktarılmıştı.

© Timeturk

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), yayınladığı kurgusal görüntülerde Çin ordusundaki yetkililere hitap ederek, CIA ile güvenli bir şekilde iletişime geçme çağrısında bulundu.

Yazmaktaki Gayemiz Neydi?

50 küsur senedir yazıyoruz. Köşe yazımızın sayısı on bini geçmiştir. 2020 yılına kadar 28 yayınevinden 120 kitabımız yayınlandı. Yayınlanmayı bekleyen 30 kitabımızı da sayarsak kitap sayısı 150'yi bulmuş. Erbabı bilir, yazmak zor ve zahmetli iştir. Biz bu zor yolu bile bile seçtik. Uykumuzdan, istirahatımızdan fedakarlık yaptık. Fedakarlığın büyüğünü ev halkı yaptı. Allah onlardan razı olsun. Peki yazmaktaki gayemiz neydi? Buyrun bu yazımızda sizlerle bu sualin cevabını paylaşalım.

Şuurlu bir şekilde yazmaya karar verişim, lise yıllarında oldu. En çok tarih dersinden rahatsızdım. Tarih derslerinin yazarı, Emin Oktay'dı. Sonradan bu şahsın asıl isminin Emanius Oktavius olduğunu öğrenecektim. Kendisi Ermeni kökenli inşaat mühendisi idi. Bugünden geriye baktığımda o kitapları bu ismin yazdığından da şüpheliyim. Perde gerisindeki üst akıl “Fullbright Eğitim Komisyonu” olmalı. Kim olurlarsa olsunlar, yazılanlar bu vatanın asıl sahiplerini şiddetle rahatsız etmekteydi. Ecdadımıza hakaretler ediliyor, inançlarımızla alay ediliyordu. Bu yanlış bilgilerin doğrusunu yazmalıydım. Hedefimi tespit etmiştim, dilimizi mükemmel şekilde öğrenecektim. Ortaokulda iken Prof. Dr. Faruk Kadri Timurtaş'ın Osmanlıca kitabını temin etmiş ve bu yazıyı öğrenmiştim. Timurtaş hocamın ve Türkoloji sahasında en uzman isimlerin bulunduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne girmeyi kafaya koymuştum. Lisede fen bölümünü, bu bölümün de matematik kolunu tercih etmiştim. Bu tercihim, üniversite imtihanında yüksek puan almama vesile oldu ve idealim olan bölümü kazandım.

Üniversite yıllarında muhtelif dergilerin neşrinde katkım oldu. Böylece yazı hayatına ilk adımı atmış oldum. Gazetecilik mesleği ile hayatımız şekillenmeye başladı. 6 yaşından itibaren devamlı kitap okumaya başladım. 10 yaşında iken ilk kütüphanemi yaptırmıştım. Okuduklarımdan, tanınmış şahsiyetlerle yaptığım röportajlardan, gazetecilik tecrübelerimden, tedris ettiğim Şer'i ilimlerden öğrendiklerim şunlardı:

Adına Anadolu da denilen bu vatanda dünya tarihinin en dikkat çekici hadiseleri cereyan etmişti. Ecdadımız bin yıl, İslam'a, Kur'an'a hizmetkarlık etmiş, Allahu Azimüşşan da onlara şerefli bir tarih lufetmişti. Osmanlı Devletinin terekesinden 60 devletin çıkmış olması bu şanlı maziyi anlatmaya yeter. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu vatanda İslamiyet hâkimdi. Sonradan köprünün altından çok sular aktı. Yakın tarihimizin çetrefilli hadiselerini araştıracak ve bunları “Yakın Tarih Ansiklopedisi” olarak meraklılarına takdim edecektik.

Lise yıllarındaki hedefim, peyderpey gerçekleşecekti, zaferlerimizi, fetihlerimizi, şehitlerimizi, büyüklerimiz yazdım. Yakın Tarihin ve İslam tarihinin mühim hadiselerini kitaplaştırmaya başladım.

İçerisinde bulunduğumuz zaman, bütün Peygamberlerin şerrinden Allah'a sığındıkları bir devreydi. Buna “Deccaliyet ve Süfyaniyet asrı” da denilmekteydi. Gençlerimizin ve insanlarımızın imanları ciddi tehditlere maruz kalmaktaydı. İmanla kabre girmek çok zorlaşmıştı. Bilhassa genç kardeşlerimize bu hususta nasıl yardımcı olabilirdim? Gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık: Temel Dini Bilgiler, Gençliğin İlmihali, Hanımların İlmihali, Namaz Nasıl Kılınır, Rabbimizi Tanıyalım, Ölüm Sonrası Hayat, Öldükten Sonra Neler Olacak ve daha pek çok eser böyle vücuda geldi.

Hayatım boyunca siyasilere yanaşmadım. Mevki makam talebinde bulunmadım. En büyük gayem; İ'la-yı Kelimetullah idi. Bakın Hz. Ömer (ra) büyüğümüzün idaresi altında bugün Türkiye'nin yirmi misli genişliğinde toprak fethedilmişti. Bu fethedilen yerlerde 750 büyük şehir vardı. 750 de yeni şehir kurulmuştu. Fatih Sultan Mehmed Ceddimiz 15 yıl 25 devletle savaşmış, hepsini mağlup etmişti. O şerefli günlere dönmek için Kur'an'ımızın ve Sünnet-i Seniyyenin rehberliğinde kendimizi çok iyi yetiştirmemiz gerekti. Bizim yazılarımız hep bu istikamette idi. Okuyanlar bilir. Yoksa günlük siyaset üzerine günde on yazı yazabilirdim. Ancak ne elde edecektik?

Bizim gayemiz; Fatih Sultan Mehmed, Selahaddin Eyyubi, Tarık bin Ziyad gibi yiğit insanlar yetişmesi, İslam Birliğinin sağlanması idi. Bir de bu vatan bize Rabbimizin bir emaneti ve ikramı idi. Bu vatana sahip çıkmalı, onu kem gözlerden muhafaza etmeliydik. Bu vatanda yaşayan herkes, kahraman Mehmedcik gibi, gönüllü bir vatan bekçisi olmalıydı. İşte bu şuurla; Türkiye Üzerine Oynanan Oyunlar, Kurtlar Sofrasında Türkiye, Güneydoğu Üzerine Oynanan Oyunlar, Tarihimiz Üzerine Oynanan Oyunlar kitaplarını yazdık.

Biz inanıyorduk ki bütün bu yazdıklarımız bir “sadaka-i cariye” idi. İnşallah vefatımızdan sonra bu eserleri okuyanlar peşimizden duâlar gönderecekti. Biz de mezarımızdan, imanlı, yiğit, kahraman gençlerin varlığını görüp mesrur olacaktık.

Ne şan için, ne şöhret için, ne para için, ne de mevki ve makam için… İşte bu gayeler için yazmıştık ve Rabbimin verdiği ömrümüzün sonuna kadar da yazmaya devam edecektik.

Burhan Bozgeyik/TİMETÜRK

© Timeturk

Cuma Hutbesi! Gençliğe Hitabe

Genç Kardeşim;
Birinci vazifen, seni lütfedip yoktan var eden Allah'ını bilmek, bu
bilmenin hakkını vermek ve O'na karşı verdiğin kulluk sözünü yerine
getirmektir!
Sonrasında ise, bizlere nereden geldiğimizi, nereye gideceğimizi,
kıymetimizi, bizi biz yapan değerlerimizi, hak ve hukukumuzu, bütün canlı
ve cansız varlıklara karşı vazifelerimizi uygulayarak öğreten, bizi bizden
daha çok düşünen Peygamberimize olan vefa borcunu yerine getirmektir.

Unutma! Bu dünyada bedeninle kalıcı değilsin. Senden önce de
nice gençler yaşadılar ve çekip gittiler. Sen de bir gün çekip gideceksin.
Eğer Hak'kın ve toplumun nazarında her daim hayırla yad edilmek istiyorsan, Rabbin rızasına ve insanların
faydasına olacak işler üzerine kafa yormalı, plan yapmalı ve irade
sermayeni bu yönde harcamalısın.

İnternet dünyasının cazip, parıltılı, yapay ve sanal zevklerinin; En verimli gençlik çağını senden çalmasına müsaade etmeyesin. Gününü gün ettirme, enerjini boşa harcatma ve kendi ideolojilerine hizmet ettirme
üzerine türlü tuzaklarla seni varlık amacından uzaklaştırmak için tahmin
edemeyeceğin şeklide tuzaklar kuracaklardır. Bazen bal tasında zehir,
bazen de zehir tasında bal servis edeceklerdir.
Sen, atalarının makul gelenek ve mirasını geleceğe taşıyansın.
Bu sayede gelenek ve gelecek arasındaki köprü olma vazifeni bir an için aklından çıkarma.
Her insana bir defa verilen gençlik nimetini senden çalmaya çalışan sözde arkadaş, sosyal çevre ve en önemlisi de popülaritenin
aldatmacalarına karşı din ve tarih şuurundan bir an bile taviz vermemen
gerekir.
Verilen tavizler devamında yeni tavizleri doğuracağını, bir dönem
sonra ise aslını, tarihini, aileni ve hatta inancını inkâr edebilecek kadar
gaflet ve dalalete düşebilme tehlikesinin her an var olduğunu aklından bir
an bile çıkarmamalısın.
“Bu dünyaya bir daha mı geleceğiz? Zaten herkes yapıyor. Bir
defadan bir şey olmaz. Gençliğini yaşa ve tadını çıkar” gibi birtakım
tuzak söylemlerle aklını ve iradeni sağlıklı kullanmana engel olmaya çalışan dost yüzlü
düşmanların, melek yüzlü şeytanların varlığından seni haberdar etmek
isterim.
İnsanları; Puanları, paraları, makamları, mevkileri, kılık ve
kıyafetlerine göre değerlendirip nihai kanaat belirtmek gibi bir
gaflet içerisine düşmeyesin.
Senden önce bu topraklarda ciddi bedeller ödeyerek yaşamış,
zulmü alkışlamamış, zalimi asla sevmemiş, gelenin keyfi için geçmişine
kalkıp sövmemiş olan asil milletini sana hor gösterme çabasında olan
sözde tarihçi müsveddelerine kanmayasın.
Ülkenin istikbâli hakkında seni umutsuzluğa düşürmeye çalışan,
kapitalizm ve emperyalizmin maşası haline gelmiş sözde toplum
bilimcilerinin yalanları seni aldatmasın.
Geçmişinin sende hakkı olduğu gibi bugün yaşayanların ve gelecek
nesillerin de sende hakları vardır. Bu hak ve vazife bilincinden sapmadan,
atandan işaret aldığın ilk günkü gibi yürüyeceksin, millet yürüyecek
arkandan.
Bu necip milletin umudu sensin, dünyanın mazlum ve
mağdurlarının umudu sensin, evinden ve ailesinden koparılmış kayıp çocukların umudu sensin. Yanık yürekli gözü yaşlı anaların duası
sensin. Suriye'li Aylan bebeklerin, Arakan'lı Sevde'lerin, Mısır'lı Esma'ların,
Filistin'li Yasin'lerin, Irak'lı Hafsa'ların ve daha nice ümmeti Muhammed'in
umudu sensin. Selam ve dua ile…

Salih Kırmızı/ TİMETURK

© Timeturk

İnsanlığın Geldiği Son Nokta: TUZ KOKTU!

Son birkaç haftadır hatta daha da ileriye gidelim son birkaç yıldır dünya üzerinde medya tarafından ifşa edilerek ortaya çıkartılan sapkın olaylar insanoğlunun kendisiyle yüzleşmesini sağladı. Epstein dosyası bu kokuşmuşluğun nirvanasını temsil ediyor. Aslına bakarsanız bu olayı deşifre etmek için niçin bu kadar beklendi ve hasır altı edildi o da başka bir muamma.. Vardır yine bunun bir derin nedeni! İnsan kaçakçılığı ve daha da vahimi çocuk hırsızlığının oranları dünya üzerinde dikkat çekici boyutta. Peki bu kaçırılan çocuklar nerede ve niçin kaçırıldılar?! Peki ya devletler ne yapıyor! Cevaplanmayı bekleyen onca soru.. onca karanlık nokta… Eğer medyaya yansıyanların birkaçı bile doğruysa eyvahlar olsun…Olan olaylar sapkınlığın çok ötesinde…Artık kelimelerin tükendiği, sözlerin anlamını ve gücünü yitirdiği her şeyin kifayetsiz kaldığı bir noktadan bahsediyorum. İnsanın işin içinden çıkamadığı bir noktadan… Çocuklara yapılanlar,,, kadınlara yapılanlar ve kim bilir daha neler… Epstein doyasında yazanlardan sadece bir kaçı dahi gerçekten doğruysa -çünkü beynim inanmamakta ısrar ediyor, ruhum dayanamadığı için- vay insanlığımıza….Bu dosyada ismi geçenler dünyaya yön veren siyasiler, milyonlarca insanın takip ettiği ve kendisine rol model aldığı artistler, aktristler, iş adamları ve önemli daha birçok karakter. Yani sürünün başındakiler bunlar!!! Allah sonumuzu hayra çıkarsın. Çünkü tuz koktu!

İnsanoğlu ilk defa bu kadar net bir şekilde kendisiyle yüzleşiyor.. Aslında biz değil miydik dünya üzerinde onca kanlı savaşı çıkaran ve dünyayı kan gölüne çeviren?! Ne oluyor da şimdi bu kadar şaşırıyoruz? Ne kadar kirli çamaşırımız varsa bir bir ortaya çıkıyor işte. İnsanlık dip dalgayı yemişe benziyor. Gerçekten de insan denilen varlık yani biz her birimiz tüm karanlık noktalarımızla yaradılış gayemizin hakkını vermemekte ısrar ediyoruz. Lut kavminin başına gelenleri unutmuşa benziyoruz!

Berna Çaçan/TİMETÜRK

© Timeturk

İstanbul'da toplu ulaşıma yüzde 20 zam

İBB Meclisi Şubat Ayı 3'üncü oturumu Saraçhane'deki İBB binasında yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında toplanan mecliste 35 gündem maddesi görüşüldü.

1164823

Gündem dışı konuşmalarla başlayan toplantıda, meclis grup başkanları ve üyelerinin konuşmalarının ardından gündem maddelerine geçildi.

YÜZDE 20 ZAM TEKLİFİ KABUL EDİLDİ

Gündemin 110'uncu maddesinde yer alan İstanbul'da metro, otobüs, minibüs, metrobüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servisi ücretlerine yapılacak zamlar ile farklı kalemlerdeki zamları içeren 'Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi düzenleme' maddesi mecliste oy çokluğu ile kabul edildi.

İSTANBUL KART BİLET FİYATLARI YÜKSELDİ

Alınan karar doğrultusunda İETT otobüsleri, raylı sistemler, metrobüs ve şehir içi toplu ulaşımda kullanılan elektronik tam bilet ücreti 42 liraya yükseldi. Öğrenci bileti 20,50 lira, 30 yaş ve üzeri indirimli öğrenci bilet ücreti 37,80 lira 60-65 yaş arası bilet ücreti ise 30,07 lira olarak belirlendi. Aktarmalı geçişlerde ise birinci aktarma 31,27 lira, ikinci aktarma 24,02 lira, üçüncü ve sonraki aktarmalar 15,62 lira olarak uygulanacak. Yeni tarifeler 16 Şubat 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak.

DENİZ HATLARINDA DA ARTIŞ

Şehir Hatları ve özel deniz motorlarında da yeni tarife uygulanacak. Buna göre; Bostancı-Adalar hattında tam bilet ücreti 156,26 liraya, Kabataş-Adalar hattında ise 247,44 liraya yükseldi. Deniz yolu taşımacılığında ücretlendirme, ada hatları hariç olmak üzere mil bazlı tarifeye göre uygulanacak.

TAKSİ ÜCRETLERİ GÜNCELLENDİ

Kararla birlikte taksilerde taksimetre açılış ücreti 65,40 liraya, kilometre başına ücret 43,56 liraya yükseldi. Zaman tarifesi saatlik 544,45 lira olarak belirlenirken, kısa mesafe ücreti ise 210 lira oldu.

MİNİBÜSLERDE İNDİ-BİNDİ ÜCRETİ ARTTI

Minibüslerde ‘indi-bindi' olarak bilinen en kısa mesafe ücreti 39 liraya çıkarıldı. Buna göre; 4 kilometreye kadar olan mesafelerde 39 lira, 4–7 kilometre arası 41 lira, 7–11 kilometre arası 42 lira, 11–15 kilometre arası 43 lira, 15-20 kilometre arası ise 47 lira olarak uygulanacak. Minibüslerde öğrenci ücreti ise 25 lira oldu.

SERVİS ÜCRETLERİ DE ZAMLANDI

Yeni kararla birlikte okul servis ücretlerinde 0–1 kilometre arası mesafe için ücret 4 bin 51 liraya yükseltildi. Personel servislerinde ise en düşük ücret 2 bin 284 lira 54 kuruş olarak belirlendi.

MARMARAY ÜCRETLERİNE ZAM

TCDD Taşımacılık AŞ tarafından işletilen Gebze-Halkalı Marmaray hattı ile Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı ve Sirkeci-Kazlıçeşme banliyö hatlarında yolcu taşıma ücretlerine zam yapıldı. Marmaray ve banliyö hatlarında bilet fiyatların mevcut yolcu ücretlerine ise yüzde 25,49 oranında zam yapıldı. Halkalı-Bahçeşehir ve Sirkeci-Kazlıçeşme Banliyö Hatları; Tam 34 liraya, öğrenci 16, liraya, 30 yaş ve üzeri indirimli öğrenci bileti 30,60 liraya, 60-65 yaş arası 24,16 liraya yükseldi.

MARMARAY BİLET ÜCRETLERİNE ZAM

Marmaray bilet ücretleri ise; Tam 34 liraya, öğrenci 16,48 liraya, 30 yaş ve üzeri indirimli öğrenci bileti 30,60 liraya, 60-65 yaş arası bilet ise 24,16 liraya yükseldi.

İDO SEFERLERİNDE YENİ TARİFE

İDO Deniz Otobüsleri'nde de yeni fiyatlar uygulanacak. Sirkeci–Harem arabalı vapur hattında yolcu taşıma ücreti 40,39 lira, öğrenci ücreti 24,32 lira olarak belirlendi. Araç geçiş ücretlerinde ise otomobil için ücret 240 liraya, minibüs için 320 liraya, otobüs için ise 630 liraya yükseldi.

YENİ TARİFE 16 ŞUBAT'TAN İTİBAREN GEÇERLİ OLACAK

Zam tarifesinin 16 Şubat'tan itibaren geçerli olacağı belirtildi.

1164826

DHA

© Timeturk

İstanbul'da toplu taşımaya yüzde 20 zam teklifi ile Marmaray ve banliyö hatlarında bilet fiyatlarına ise yüzde 25,49 oranında zam teklifi İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi'nde oy çokluğu ile kabul edildi.

Milli Takımın UEFA Uluslar Ligi'ndeki rakipleri belli oldu

A Milli Futbol Takımı'nın tarihinde ilk defa A Ligi'nde mücadele edeceği UEFA Uluslar Ligi'nde 2026/27 sezonunun kura çekimi bugün Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapıldı.

1164874

Brüksel Fuar Merkezi'nde (Brussels Expo) TSİ 20.00'de düzenlenen kura çekiminde, Türkiye Futbol Federasyonu'nu Başkan İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, Başkan Vekili Prof. Dr. H. Zehra Neşe Kavak, Dış İlişkiler Kurulu Başkan Vekili Çağrı Kanver, A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella, Dış İlişkiler ve Milli Takımlar İdari Direktörü Buğra İmamoğulları, A ve U21 Milli Takım İdari Müdürü Mert Tuncay ve Milli Takımlar İletişim Müdürü Türker Tozar temsil etti.

Portekiz efsanesi Pepe'nin çektiği kura sonucu A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar A Ligi 1'inci Grupta Fransa, İtalya ve Belçika ile eşleşti.

UEFA Uluslar Ligi grupları şu şekilde oluştu:

1164873

A Ligi

A1: Fransa, İtalya, Belçika, Türkiye

A2: Almanya, Hollanda, Sırbistan, Yunanistan

A3: İspanya, Hırvatistan, İngiltere, Çekya

A4: Portekiz, Danimarka, Norveç, Galler

B Ligi

B1: İskoçya, İsviçre, Slovenya, Kuzey Makedonya

B2: Macaristan, Ukrayna, Gürcistan, Kuzey İrlanda

B3: İsrail, Avusturya, İrlanda Cumhuriyeti, Kosova

B4: Polonya, Bosna Hersek, Romanya, İsveç

C Ligi

C1: Arnavutluk, Finlandiya, Belarus, San Marino

C2: Karadağ, Ermenistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Cebelitarık / Letonya

C3: Kazakistan, Slovakya, Faroe Adaları, Moldova

C4: İzlanda, Bulgaristan, Estonya, Malta / Lüksemburg

D Ligi

D1: Cebelitarık / Letonya, Malta / Lüksemburg, Andorra

D2: Litvanya, Azerbaycan, Lihtenştayn

MAÇ TARİHLERİ

FIFA'nın Uluslararası Maç Takvimi'nde yapmış olduğu değişiklik doğrultusunda, turnuvanın lig aşamasındaki ilk dört maç, eylül ayı sonu ile ekim ayı başında verilecek tek bir milli maç dönemi içerisinde oynanacak. Gruplardaki son iki maç ise kasım ayında yapılacak.

LİG AŞAMASI

1'inci Maçlar: 24 - 26 Eylül 2026

2'nci Maçlar: 27 - 29 Eylül 2026

3'üncü Maçlar: 30 Eylül - 3 Ekim 2026

4'üncü Maçlar: 4 - 6 Ekim 2026

5'inci Maçlar: 12 - 14 Kasım 2026

6'ncı Maçlar: 15 - 17 Kasım 2026

Çeyrek final, A/B ve B/C Ligleri terfi/küme düşme play-off turları: 25-30 Mart 2027

Finaller (A Ligi): 9-15 Haziran 2027

C/D Ligleri play-off turu: 23-28 Mart 2028

© Timeturk

A Milli Futbol Takımı'nın UEFA Uluslar A Ligi 1'inci Grup'taki rakipleri Fransa, İtalya ve Belçika oldu.

Türkiye ve Sırbistan'dan ortak bildiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, bugün Ankara'da bir araya geldi. Taraflar, 2017 yılında imzalanan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) Tesis Edilmesi Hakkında Ortak Siyasi Bildirge temelinde ikili ilişkilerde son yıllarda sağlanan ilerlemelerden duydukları memnuniyeti ifade etti.

Bugüne kadar dört kez düzenlenen YDİK toplantılarının, ortak yeni hedefler koyarak ilişkilere yeni boyutlar kazandırma anlamında sağladığı katkıya vurgu yapıldı.

Ziyaret, bölgede ve genel olarak dünyada kırılganlıkların ve belirsizliklerin öne çıktığı bir dönemde gerçekleştirildi. Bu çerçevede iki lider, ziyaret vesilesiyle, ikili ilişkileri değerlendirmenin yanı sıra, güncel küresel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunma imkanı da buldu. Ortak bildiride şu ifadelere yer verildi:

"İki liderin çizdiği, ileriye dönük ortak vizyon çerçevesinde ilgili Bakanların da katılımıyla gerçekleşen görüşmelerde taraflar, iki ülke arasında karşılıklı fayda temelinde şekillenen alanlarda çok boyutlu iş birliğinden duyulan memnuniyeti dile getirmişler;

Dış politika, ekonomik ve ticari ilişkiler, savunma sanayii, kültür, turizm, eğitim, enerji, ulaştırma, bağlantısallık, ileri teknolojiler, çevre ve diğer alanlarda iş birliğinin derinleştirilmesi konusunda mutabık kalmışlar;

Ekonomik ve ticari ilişkilerin belkemiği niteliğindeki Türkiye-Sırbistan Karma Ekonomik Komisyonu'nun bir sonraki toplantısının en kısa sürede yapılmasını kararlaştırmışlar;

İkili ticaret hacminin 2025 yılında 3.5 milyar dolara çıkmasını memnuniyetle karşılamışlar, önümüzdeki yıllarda bu rakamın 5 milyar dolara çıkarılması için gerekli adımların iş birliği içinde atılmasının öneminin altını çizmişler;

Her yıl yeni bir rekor kırarak yükselen karşılıklı turist sayısından ve bunun iki ülke halkları arasındaki yakınlaşmaya sağladığı faydadan duydukları memnuniyeti kaydetmişler;

İnşaat ve müteahhitlik alanlarında faaliyet gösteren Türk firmalarının Sırbistan'da ulaştırma ve enerji alanlarını kapsayan altyapı projelerindeki başarılı çalışmalarını takdirle karşılamışlar;

İleri teknolojiler ve eğitim alanlarında ahdi zemini güçlendirecek anlaşmalara yönelik çalışmaları memnuniyetle karşıladıklarını vurgulamışlar;

Bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesini teminen ikili ve bölgesel platformlarda mevcut iş birliklerini sürdürmeye hazır olduklarını yinelemişler;

Balkan Barış Platformu'nun 26 Temmuz 2025 ve 23 Ocak 2026'da gerçekleştirilen ilk iki toplantısının çıktılarından duydukları memnuniyeti dile getirmişler;

EXPO 2027 Belgrad'ın bölgesel ekonomik büyüme ve iş birliği bakımından önemini vurgulamışlar;

Ticaretin ve yatırımların artırılmasında özel sektörün oynadığı kilit önemin bilinciyle, 2002 yılında kurulan Türkiye-Sırbistan İş Konseyi'nin çalışmalarına hız verilmesini kararlaştırmışlar;

Ekim 2024'te Belgrad'da gerçekleştirilen IV. YDİK toplantısında mutabık kalındığı üzere, savunma sanayiinde iş birliğini arttırma yönündeki kararlılıklarını yinelemişler;

Sivil havacılık, kültür ve turizm alanlarında iş birliğine hız verilmesi için gerekli adımları atmayı kararlaştırmışlar;

Karşılıklı, düzenli üst düzey ziyaretlerin iki ülke arasındaki iş birliğini daha da derinleştireceğine olan inançlarını vurgulamışlar; Bir sonraki Konsey toplantısını en yakın zamanda gerçekleştirmek hususunda mutabık kalmışlardır. İşbu bildiri 12 Şubat 2026 tarihinde Ankara'da, Türkçe, Sırpça ve İngilizce dillerinde kabul edilmiştir."

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in görüşmesinin ardından iki ülke arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir ortak bildiri yayımlandı.

İngiltere kabinesinde üst düzey 'Epstein' istifası

İngiltere'de Başbakan Keir Starmer'ın, cinsel istismar şebekesi kurma suçlarıyla tutuklu yargılanırken hapishanede ölü bulunan ABD'li milyarder Jeffrey Epstein ile yakın ilişkileri bulunan Peter Mandelson'ı 2024'te ABD Büyükelçisi olarak atamasına ilişkin siyasi kriz büyüyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın Epstein belgelerinde Mandelson ile bağlantılarına yönelik gelişmelerin ardından istifa eden Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney'den sonra bir üst düzey yetkili daha görevinden ayrıldı.

Kamu hizmeti yönetiminden sorumlu Kabine Sekreteri Chris Wormald, Starmer ile görevinden ayrılması konusunda mutabık kaldığını açıklayarak, "Son 35 yıldır devlet memuru olarak hizmet etmek benim için bir onur ve ayrıcalıktı. Kabine Sekreteri olarak kamu hizmetine liderlik etmek de ayrı bir onurdu" dedi.

0023e2df-500

Başbakan Starmer, Wormald'a teşekkürlerini ileterek, "35 yılı aşkın süredir devam eden uzun ve seçkin kamu hizmeti kariyeri ile geçtiğimiz yıl boyunca bana verdiği destek için çok minnettarım. Bugün Kabine Sekreterliği görevinden ayrılması konusunda kendisiyle anlaştım. Gelecek için kendisine en iyi dileklerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı.

Kabine Sekreteri'nin görevleri, koltuğa kısa süre içinde yeni bir atama yapılana kadar Kabine Ofisi Daimi Sekreteri Catherine Little, İçişleri Bakanlığı Daimi Sekreteri Dame Antonia Romeo ve Hazine Bakanlığı Daimi Sekreteri James Bowler paylaşılacak.

Wormald, İngiltere'deki en kıdemli devlet memuru pozisyonu olarak nitelendirilen göreve Aralık 2024 tarihinde gelmişti.

epstein_1

Starmer'ın özel kalem müdürü istifa etmişti

Geçtiğimiz günlerde Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney, Mandelson'ın İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atanmasında aldığı rol nedeniyle görevinden istifa ettiğini açıklamıştı. McSweeney, Epstein ile olan ilişkisi o dönemde kamuoyunca biliniyor olmasına rağmen, Mandelson'ın söz konusu göreve getirilmesi için baskı yaptığı gerekçesiyle eleştirilerin hedefi olmuştu. McSweeney, atama sürecindeki güvenlik incelemesini kendisinin yürütmediğini ancak başbakana bu atamayı önermenin "tüm sorumluluğunu" üstlenmek istediğini söylemişti.

70cb0810-8d8b-11f0-957d-3528fcc4a645

Mandelson'ın Epstein ile yazışmaları çıkmıştı

İngiliz siyasetinin kilit isimlerinden Mandelson'ın Epstein belgeleri ile yeni ifşa olan yazışmalarında devlete ait çok sayıda bilgi sızdırdığı ortaya çıkmıştı. Mandelson'ın 2009'da Gordon Brown hükümetinde İş ve Ticaret Bakanı olarak görev yaptığı sırada Epstein'e JP Morgan bankasının patronunun İngiltere Maliye Bakanı'nı bankacı primlerine yönelik vergi planları nedeniyle "hafifçe tehdit etmesi" gerektiğini söylediği, AB'nin euro bölgesindeki borç krizi sırasında hazırladığı 500 milyar euroluk bir kurtarma paketini Epstein'e önceden haber verdiği, Epstein'in 2003 ve 2004 senelerinde her biri 25 bin dolar olmak üzere Lord Mandelson'a toplam 75 bin dolar para gönderdiği ve Epstein'in Lord Mandelson'ın partneri Reinaldo Avila da Silva'ya 10 bin sterlin para gönderdiği ortaya çıkmıştı.

© Timeturk

İngiltere'de kamu hizmeti yönetiminden sorumlu Kabine Sekreteri Chris Wormald görevinden istifa ettiğini duyurdu.

'Kesik baş' cinayetinden sonra bir ceset daha!

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince, 6 Şubat tarihinde Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na S.E. (32) isimli kadının ailesi tarafından yapılan kayıp başvurusu üzerine kapsamlı çalışma başlatıldı.

Yapılan incelemelerde S.E.'nin 28 Aralık 2025 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı ve Ümraniye'de bir adreste kaldığı; ailesinin ise 23 Ocak tarihinden itibaren kendisinden haber alamadığı tespit edildi.

Çalışmalar sonucu S.E.'nin son görüldüğü adres netleştirildi. Söz konusu adresin, 24 Ocak tarihinde Ümraniye'de öldürülen ve cesedi valizle Şişli'de konteynere atılan Durdona Khokimova'nın (37) öldürüldüğü ev olduğunun belirlenmesi üzerine soruşturma derinleştirildi.

Güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesinde S.E.'nin 23 Ocak tarihinde ikamete giriş yaptığı, bir süre sonra Khokimova'nın katil zanlıları olduğu belirtilen D.A.U.T. (31) ve G.A.K. (29) isimli şahısların da adrese geldiği belirlendi. Yapılan araştırmalarda S.E. ve Khokimova ile D.A.U.T. ve G.A.K.'nın yaklaşık bir ay aynı evde birlikte yaşadıkları, ayrıca S.E. ile G.A.K.'nın sevgili oldukları tespit edildi.

Teknik takip ve kamera analizlerinde, 24 Ocak tarihinde şüphelilerin evden defalarca siyah çöp torbaları ile çıkış yaptıkları ve tekrar adrese döndükleri, son dönüşlerinde ise beyaz renkli bir valizle geldikleri görüldü. Bir süre sonra aynı valizle yeniden evden ayrılan şüphelilerin ticari taksi ile Fatih'e geldikleri, valiz içerisindeki parçaları bir çöp konteynerine bıraktıktan sonra yaya olarak Yenikapı Marmaray İstasyonu'na yöneldikleri tespit edildi.

Yürütülen çalışmalar kapsamında, Durdona Khokimova'nın öldürülmesi nedeniyle tutuklu bulunan D.A.U.T. ve G.A.K. ile yapılan görüşmelerde, S.E.'nin 23 Ocak tarihinde aynı evde kesici aletle öldürüldüğü ve cesedinin parçalanarak farklı noktalardaki çöp konteynerlerine bırakıldığı ortaya çıktı. Böylece kayıp başvurusu ile ikinci bir cinayet olayının bağlantılı olduğu belirlendi.

Savcılık talimatıyla cezaevinden çıkarılarak gözaltına alınan D.A.U.T. ve G.A.K. hakkında "Kasten öldürme" suçundan işlem başlatıldı. Şüphelilerin 13 Şubat tarihinde adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

İHA

© Timeturk

Şişli'de cesedi çöp konteynerinde bulunan Özbekistan uyruklu kadının öldürüldüğü Ümraniye'deki evde, bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıktı.

'Düşmanlar hayal kırıklığına uğradı'

İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, İslam Devrimi'nin 47'nci yıl dönümü kapsamında düzenlenen yürüyüşlere katılan halka teşekkür etti. Devlet televizyonunda yayımlanan görüntülü mesajında Hamaney, ülke genelindeki yürüyüşlere milyonlarca kişinin katılmasının, İran'ın gücünü ve itibarını artırdığını söyledi.

Hamaney, "Bu yıl 11 Şubat'ta büyük bir iş başardınız. İran'ı gururlandırdınız, her zamanki gibi İslam Cumhuriyeti'ne destek vererek gücünü artırdınız ve İran milletini teslim almak isteyen düşmanlar hayal kırıklığına uğradı" dedi.

Halkın sokaklara çıkarak ortak bir söz ve slogan etrafında birleştiğini, kimliğini ve duruşunu düşmanlara gösterdiğini vurgulayan Hamaney, "Hep birlikte çok değerli olan bu milli birliği korumaya çalışalım. İran milletinin tamamına teşekkür ediyor, yürüyüşlere katılan her bir kişiye ayrı ayrı selam ve saygılarımı sunuyorum" ifadelerini kullandı.

Dün İran'da, İslam Devrimi'nin 47'nci yıl dönümü kutlamaları kapsamında ülke genelinde yürüyüşler düzenlenmişti. Başkent Tahran'daki yürüyüşlere milyonlarca kişi katılmış, kutlamalarda birlik ve dayanışma mesajları öne çıkmıştı.

İran'da can kaybı 7 bin 2'ye yükseldi

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İran'da 28 Aralık'ta hayat pahalılığına tepki olarak başlayan ve hükümet karşıtı protestolara dönüşen gösterilerde ölenlerin sayısının 7 bin 2'ye yükseldiğini duyurdu.

İran'da 28 Aralık'ta hayat pahalılığına tepki olarak başlayan ve hükümet karşıtı protestolara dönüşen gösterilerde can kaybına ilişkin açıklamalar da gelmeye devam ediyor. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yapılan açıklamada, gösterilerde ölenlerin sayısının 7 bin 2'ye yükseldiği aktarıldı. Açıklamada, can kaybının daha yüksek olmasından endişe duyulduğu bildirildi.

İran hükümeti 21 Ocak'ta yaptığı son açıklamada can kaybını 3 bin 117 olarak açıklamıştı.

© Timeturk

İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, 'İslam Devrimi'nin 47'nci yıl dönümü kapsamında düzenlenen yürüyüşlere katılan halka teşekkür ederek, 'İran milletini teslim almak isteyen düşmanlar hayal kırıklığına uğradı' dedi.

Japonya'da futbolda beraberlik kaldırıldı

Japon futbolunda alınan karara göre, 90 dakikalık normal süresi eşitlikle tamamlanan müsabakalarda uzatma devreleri oynanmaksızın doğrudan seri penaltı atışlarına geçilecek.

1. League yönetimi, bu kararın temel amacını taraftar deneyimini zenginleştirmek ve oyuncuların yüksek baskı altındaki performansını artırmak olarak tanımladı.

Puanlama sistemi de değişti

"J. League 100. Yıl Vizyon Ligi" adı altında düzenlenecek bu dönemde, puan tablosu da alınan yeni kararlara göre şekillenecek. Yeni puanlama cetveli şu şekilde:

Normal süre galibiyeti: 3 Puan

Penaltı atışları sonucu galibiyet: 2 Puan

Penaltı atışları sonucu mağlubiyet: 1 Puan

Normal Süre Mağlubiyeti: 0 Puan

Hedef penaltı tecrübesinin artırılması

Lig yönetiminden yapılan açıklamada, bu uygulamanın milli takım düzeyindeki yansımalarına da dikkat çekildi. Özellikle uluslararası turnuvalarda seri penaltı atışlarının belirleyici rol oynadığı vurgulanırken, Japon oyuncuların bu format sayesinde rekabetçi bir ortamda tecrübe kazanmasının hedeflendiği belirtildi.

Söz konusu kural değişikliği, Şubat 2026 ile Haziran 2026 arasındaki geçiş dönemini kapsayacak.

Uygulamanın tam sezon sürecek olan 2026-2027 lig takvimine dahil edilip edilmeyeceği ise yapılacak değerlendirmelerin ardından netlik kazanacak.

TRTHaber

© Timeturk

Japonya Profesyonel Futbol Ligi (J. League) yönetimi, 2026 yılında uygulanacak geçiş sezonuna ilişkin devrim niteliğinde kararlar aldı. Yeni turnuva formatında maçlar beraberlikle sonuçlanmayacak.

Eski başbakanın evine 'Epstein' baskını

Norveç polisi, ABD'li milyarder finansçı Jeffrey Epstein ile yakın ilişki içinde olduğu ortaya çıkan ve Epstein'den pahalı hediyeler almış olabileceği şüphesiyle hakkında yolsuzluk soruşturması açılan eski Başbakan Thorbjorn Jagland'ın ev ve mülklerinde arama yaptı.

10056691

Norveç polisinin yolsuzluk ve finansal suçlarla mücadele birimi Okokrim tarafından gerçekleştirilen aramalar, Avrupa Birliği (AB) Konseyi'nin Norveç'in talebi üzerine Jagland'ın diplomatik dokunulmazlığını kaldırma kararı almasından bir gün sonra geldi.

Jagland'ın avukatı Anders Brosveet, "Okokrim şu anda Jagland'ın ikametgahında ve tatil için kullandığı mülklerde arama yapıyor. Bu beklenen bir durum ve mevcut nitelikteki soruşturmanın standart bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Avukat, Jagland'ın nitelikli yolsuzlukla suçlandığını belirtirken müvekkilinin konunun aydınlatılmasını istediğini ifade ederek, "Sürece katılım göstereceğiz ve yetkililerle tam işbirliğini sürdüreceğiz" dedi.

Okokrim tarafından yayınlanan açıklamada, polisin Jagland'ın başkent Oslo'daki evinin yanı sıra ülkenin güney sahilinde ve dağlık Telemark eyaleti yakınlarında bulunan mülklerinde de arama yapıldığı belirtildi. Okokrim Şefi Paal Loenseth basına yaptığı açıklamada, "Yapılan arama sonucunda, Jagland nitelikli yolsuzlukla suçlanmaktadır. Kendisi, Okokrim tarafından sorgulamaya alınacaktır" denildi.

Jagland'ın Epstein ile geçmişteki temasları

Norveç polisinin Jagland hakkında soruşturma başlatma kararı, Epstein ile ilgili olarak ABD Adalet Bakanlığı tarafından son yayınlanan belgelerde ortaya çıkan bilgiler sonrasında geldi. Yeni belgeler, Jagland'ın 2014'te eşi, iki çocuğu ve oğlunun kız arkadaşıyla birlikte Florida, Palm Beach'te ve Epstein'in sahibi olduğu adaya ziyaret gerçekleştirme planları yaptığını gösterdi.

Daha önce Dışişleri Bakanı ve Norveç Nobel Barış Ödülü Komite Başkanı olarak da görev yapmış olan Jagland'ın 2014 tarihli bir e-postada Oslo'daki bir dairenin finansmanı için Epstein'den yardım istediği de ortaya çıkmıştı. 2018 tarihli bir yazışmada ise Epstein'in Jagland'dan kendisiyle Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arasında bir görüşme ayarlamasını istediği ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e sunmak istediği bazı görüşleri olduğunu anlattığı görülmüştü. Jagland, Epstein'in komplo teorilerine konu olan özel adasına hiç gitmediğini söylemişti.

ABD Adalet Bakanlığı'nın şeffaflık yasası çerçevesinde yayınladığı milyonlarca belge, fuhuş ve reşit olmayan kızların cinsel istismarıyla suçlanan Epstein'in ABD ve Avrupa'nın en etkin iş insanları ve siyasetçileri ile kurduğu ilişkilerin ifşa olmasına neden olmuştu. Epstein, 2019 yılında tutuklandıktan kısa süre sonra, yargılanmayı beklerken tutuklu bulunduğu cezaevinde ölü bulunmuştu.

© Timeturk

Norveç polisi, hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'e ilişkin belgelerde adı geçen eski Norveç Başbakanı Thorbjorn Jagland'ın evinde arama yaptı.

Suriye: El-Tanf Üssü teslim alındı

Suriye Savunma Bakanlığı'nın ülkenin güneydoğusundaki stratejik El-Tanf Askeri Üssü'ne ilişkin yayımladığı açıklamada, Suriye ve ABD tarafları arasında sağlanan koordinasyon sonucunda, Suriye ordu birliklerinin üssü teslim aldığı bildirildi.

426706

Üs ve çevresinin güvenliğinin sağlandığı belirtilen açıklamada, ordu birliklerinin El-Tanf çölü bölgesindeki Suriye-Irak-Ürdün sınır hattında konuşlanmaya başladığı kaydedildi.

GKGoyUTXkAAyhQN

Açıklamada ayrıca, “Savunma Bakanlığı'na bağlı Sınır Muhafızları birlikleri önümüzdeki günlerde bölgedeki görevlerini devralmaya ve sahada konuşlanmaya başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

© Timeturk

Suriye Savunma Bakanlığı, ABD ile yapılan koordinasyon neticesinde Suriye ordusunun El-Tanf Askeri Üssü'nü teslim aldığını ve sınır hattında konuşlanmaya başladığını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic'i resmi törenle karşıladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde resmi törenle karşıladı. Erdoğan ile Vucic, törenin ardından ikili ve heyetler arası görüşmeye geçti.

1164669

Görüşmelerin ardından iki ülke arasında varılan anlaşmaların imza töreni gerçekleştirilecek. Daha sonra Erdoğan ve Vucic, ortak basın toplantısı düzenleyecek.

 

 

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'i resmi törenle karşıladı.

MSB'den 'Steadfast Dart-2026' paylaşımı

Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) sanal medya hesabından yapılan videolu paylaşımda, “Steadfast Dart-2026 NATO Tatbikatı için güçlüyüz, cesuruz, hazırız” ifadelerine yer verildi.

 

© Timeturk

Milli Savunma Bakanlığı, NATO kapsamında gerçekleştirilen 'Steadfast Dart-2026' tatbikatına ilişkin videolu paylaşım yaptı.

Okullarda ramazan ayı etkinlikleri düzenlenecek

'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında ramazan ayı etkinlikleri' konulu yazıda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda her vatandaşın milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğunun açıkça vurgulandığına işaret edildi. Yazıda, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2'nci maddesinde Türk milli eğitiminin genel amacının milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğunun hüküm altına alındığı belirtildi.

222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 1'inci maddesine göre ilköğretimin, öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim süreci olduğuna dikkat çekilerek, "Bu yasal çerçeve, eğitim sistemimizin akademik kazanımların yanı sıra ahlaki olgunluğu, toplumsal sorumluluğu ve değer temelli gelişimi esas alan bütüncül bir anlayışla yapılandırılmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla güncellenen öğretim programlarında milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek amaçlanmıştır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim yaklaşımına dayanmaktadır. Modelin temel hedefi; bilgi, beceri, eğilim ve değerlerin bir arada geliştirilmesi esasına dayanarak yetkin ve erdemli bireyler yetiştirmektir" değerlendirmesine yer verildi.

RAMAZAN AYI ETKİNLİKLERİ

Öğrencilerin hayatın her alanında sorumluluk bilinciyle hareket etmelerinin amaçladığı belirtilen yazıda, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; köklerden geleceğe uzanan, sosyal ve duygusal becerilerin gelişimi ile değer temelli ve insan merkezli bir maarif anlayışını esas almaktadır. Bu itibarla ramazan ayı; toplumsal hayatımızda paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma değerlerinin daha da belirgin hale geldiği ve aynı zamanda milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirmenin, kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmanın bir imkanı olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda ramazan ayı boyunca öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanması büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede 81 ilimizde ramazan ayına yönelik ‘Maarifin Kalbinde Ramazan' temasıyla etkinlikler düzenlenecektir" ifadelerine yer verildi.

GÖNÜLLÜLÜK ESASINA DAYALI PLANLANACAK

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; söz konusu yazı doğrultusunda, 81 ilde ilkokul öğrencilerinin katılımıyla kültürel mirası yansıtan, paylaşma ve birlikte olma bilincini güçlendiren 'Maarifin Kalbinde Ramazan' şenlikleri yapılacak. Ramazan ayı boyunca belirlenen konu başlıklarında uzman konuşmacıların katılımıyla ortaokul ve lise kademelerindeki öğrencilere yönelik 'İftarda Konuşalım' söyleşi programları düzenlenecek. Okul-aile iş birliğini güçlendirmek ve toplumsal birliktelik duygusunu pekiştirmek amacıyla ailelerin gönüllü katılımıyla ortak iftar sofraları kurulacak. Okullarda gerçekleştirilecek etkinlikler, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin temel yaklaşımı ile uyumlu, 'erdem-değer-eylem' çerçevesi ve 'sosyal duygusal öğrenme' becerileri doğrultusunda, öğrencilerin gelişim düzeyleri ve okul imkanları dikkate alınarak gizlilik, mahremiyet ve insan onurunu koruyucu hassasiyetler gözetilerek gönüllülük esasına dayalı olarak planlanacak. Etkinlikler, eğitim ortamlarının niteliğini destekleyecek ve okul dışı öğrenme ortamları çalışmalarının verimliliğini artıracak şekilde, hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda gerçekleştirilecek.

DHA

 

© Timeturk

81 ile gönderilen yazı doğrultusunda, ramazan ayı boyunca okullarda öğrencilerin milli ve manevi değerlerini geliştirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinlikler uygulanacak.

Kahramanmaraş'ta imanla kazanılan zafer

Trabzon Caddesi'nde düzenlenen programa şehrin dört bir yanından gelen vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

Milli birlik ve beraberlik ruhunu perçinleyen kutlama programı Vali Mükerrem Ünlüer, Garnizon Komutanı Tümgeneral Ahmet Gülmüş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel'in araç üzerinde vatandaşları selamlamasıyla başladı.

Selamlama turunun ardından protokol, tören alanındaki yerini aldı. Törende, Kahramanmaraş'ın şanlı mücadelesinin simgesi olan kırmızı şeritli İstiklal Madalyası, Başkan Görgel tarafından Türk Bayrağı'na takılarak göndere çekildi.

AW640570_12

"Hür Yaşadım, Hür Yaşarım" adlı kısa film gösterildi

Bu tarihi ve anlamlı an, alanı dolduran binlerce kişi tarafından uzun süre alkışlandı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından şiir dinletisi ve "Hür Yaşadım, Hür Yaşarım" adlı kısa film gösterimi izleyicilerle buluştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Şubat Kurtuluş Günü dolayısıyla gönderdiği kutlama mesajı da törende okundu.


“Bu mücadele, silahın değil imanın, gücün değil kararlılığın zaferidir”

Törende konuşan Vali Mükerrem Ünlüer, "Bugün, Kahramanmaraş'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 106'ıncı yıl dönümünü, büyük bir gurur ve heyecanla idrak ediyoruz. 12 Şubat; ‘Hür yaşadım, hür yaşarım' diyerek esareti reddeden bir şehrin, inancıyla, cesaretiyle ve sarsılmaz iradesiyle yazdığı şanlı bir destanın adıdır. 12 Şubat 1920'de yokluklar içinde var olmayı başaran, vatanını namusu bilen bir halkın teslimiyeti asla kabul etmeyen duruşunu tarihe kazıdığı gündür. Maraş'ta yakılan bağımsızlık ateşi, yalnızca bu aziz şehrin değil, hürriyetinden vazgeçmeyen bir milletin geleceğini aydınlatmıştır. Bu mücadele, silahın değil imanın, gücün değil kararlılığın zaferidir" diye konuştu.

AW640570_03

"Bu toprakların her karışında milletimizin bağımsızlık aşkı vardır"

Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ise, "106 yıl önce bu topraklarda bir şehir ayağa kalktı. Korkunun değil imanın, esaretin değil hürriyetin safında yer aldı. İşgalin gölgesi Maraş'ın üzerine çöktüğünde, bu aziz şehir geleceğini başkalarının merhametine bırakmadı; yüreğindeki imanla kendi destanını yazmaya karar verdi. O destan, 22 gün 22 gece süren bir direnişin, her sokağa yayılan bir mücadelenin ve asla boyun eğmeyen bir iradenin adı oldu. Bugün mahallelerde çalan davullar, coşkuyla yürüyen çeteler, nesilden nesile aktarılan hatıralar; kurtuluşun yaşayan bir miras olduğunu haykırmaya devam ediyor. Kahramanmaraş, tarih boyunca olduğu gibi bugün de inancıyla, dirayetiyle ve birlik ruhuyla yoluna devam ediyor. Ecdadımızın yazdığı destanı anlamak; geçmişi anmakla kalmayıp geleceğe aynı kararlılıkla yürümek demektir. Bu toprakların her karışında şehitlerin hatırası, gazilerin duası ve milletimizin bağımsızlık aşkı vardır" dedi.

AW640570_09

Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı'nın konseri, Sahne Maraş Tiyatro Okulu'nca sahnelenen "12 Şubat Kurtuluş Destanı" temalı tiyatro gösterisi ve Garnizon Komutanlığı zeybek gösterisi büyük beğeni topladı. Kutlamalar, geleneksel geçit töreniyle sona erdi.

AW640570_07

Kaynak: İHA

© Timeturk

Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106'ıncı yıl dönümü düzenlenen törenlerle kutlandı.

Drift yapan sürücüye dev ceza

Trafik cezaları arttı. Akdağmadeni İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, terminal mevkiinde bir sürücünün drift yaptığı bilgisi üzerine harekete geçti. Terminalde bulunan güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler, kimliği tespit edilen sürücüye plakasız araç kullanmaktan ve Trafik Kanunu'nun ilgili maddelerinden toplam 69 bin 846 lira para cezası kesti.

AW640573_01

Kaynak: İHA

© Timeturk

Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde drift yapan sürücüye 69 bin 846 lira para cezası uygulandı.

'Milyarderler İttifakı'; Azerbaycan'da 'dış destekli darbe' soruşturması

Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi'nden (DTX) yapılan açıklamada suçlanan kişiler arasında Cumhurbaşkanlığı İdaresi'nin eski başkanı Ramiz Mehdiyev, 1994-2006 yıllarında başbakan yardımcılığı görevini üstlenen Abbas Abbasov, Azerbaycan Halk Cephesi Partisi (AHCP) Genel Başkanı Ali Kerimli ile AHCP üyeleri Ganimet Zayıdov ve Fuad Gahramanlı başta olmak üzere birçok isme yer verildi.

Abbasov, Gahramanlı ve Zayıdov hakkında tutuklama kararı çıkarıldı

Soruşturma kapsamında Abbas Abbasov, Ali Kerimli, Fuad Gahramanlı, Ganimet Zayıdov ve diğer isimler hakkında Azerbaycan Ceza Kanunu'nun "iktidarın zorla ele geçirilmesi veya anayasal düzenin zorla değiştirilmesi, devlete ihanet ve suç gelirlerinin aklanması" maddeleri uyarınca işlem başlatıldığı bildirildi. Yurt dışında bulunan Abbas Abbasov, Fuad Gahramanlı ve Ganimet Zayıdov hakkında ise gıyabi tutuklama kararı çıkarıldığı ve haklarında arama emri verildiği duyuruldu.

Yabancı bir ülkede Milyarderler İttifakı adlı yapı oluşturuldu

DTX açıklamasında, 4 Temmuz 2012 tarihinde yabancı bir ülkede Abbas Abbasov'un kurucuları arasında yer aldığı "Milyarderler İttifakı" adlı yapının oluşturulduğu, Mehdiyev ve Kerimli'nin bu yapının faaliyetlerinde rol aldıkları, Azerbaycan'daki siyasi süreçlere yabancı özel servisler aracılığıyla müdahale etmeyi hedefledikleri kaydedildi. Bu grubun, 2013 Cumhurbaşkanı seçimleri öncesi Milli Şura adlı bir yapı kurarak yabancı özel servislerin maddi ve organizasyonel desteğiyle kitlesel ayaklanmalar düzenlemeyi, kamu düzenini bozmayı ve devlet kurumlarının işleyişini sekteye uğratmayı amaçladığı belirtildi. Milli Şura'nın Mehdiyev ve Abbasov tarafından finanse edildiği bildirildi.

Mehdiyev, "Yönetimin yeniden yapılandırılmasına ilişkin öneriler" başlıklı belge hazırladı

DTX'nin açıklamasında Mehdiyev'in 2025'te hazırladığı devlet yönetim sisteminin yeniden yapılandırılmasına ilişkin öneriler başlıklı belgeyi önce Kerimli'ye, ardından yabancı bir devletin istihbarat yetkililerine ilettiğinin tespit edildiği bildirildi. Ayrıca yasa dışı yollardan elde ettiği 17 milyon manatı (10 milyon dolar) akladığı öne sürülen Mehdiyev'in, suç yoluyla elde edilmiş büyük miktarda mal varlığının aklanması ve vatana ihanet suçlamalarıyla yargılandığı bildirildi.

AHCP üyesi Zayıdov, Kerimli adına yabancı istihbarat temsilcileriyle gizli temaslarda bulundu

Ayrıca, AHCP üyesi Ganimet Zayıdov'un 2013'ten itibaren Ali Kerimli adına yabancı istihbarat temsilcileriyle gizli temaslarda bulunduğu, Kerimli'nin iktidara gelmesi karşılığında yabancı devletin stratejik çıkarlarını Azerbaycan'da sağlama taahhüdünde bulunduğu, Azerbaycan'ın Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütüne (KGAÖ) aşamalı olarak tam üyeliği konusunda da mutabakat sağlandığı belirtildi.

Kerimli, Milli Meclis ile devlet televizyonunu ele geçirme talimatını verdi

Soruşturma kapsamında Kerimli'nin bazı parti üyelerine Temmuz 2020'de Karabağ'daki çatışmalara karşı düzenlenen yürüyüşü provoke etme ve Milli Meclis ile devlet televizyonunu ele geçirme talimatını verdiği kaydedildi.

DTX olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini duyurdu.

© Timeturk

Azerbaycan'da yabancı özel servislerin desteğiyle iktidarı zorla ele geçirmeye ve anayasal düzeni değiştirmeye yönelik faaliyetlerde bulundukları tespit edilen kişilere yönelik kapsamlı soruşturma başlatıldı.

'5.5 milyon Afgan sığınmacı ülkesine geri döndü'

Afganistan'ın, ABD işgalinden kurtulduktan sonra normalleşme süreci devam ediyor. Afganistan Mülteciler ve Geri Dönüş Bakan Yardımcısı Abdurrahman Raşid, ülkesinin basınına yaptığı açıklamada, İslam Emirliği'nin kontrolü yeniden ele geçirmesinden ve komşu ülkelerin Afgan göçmenleri zorla sınır dışı etmeye başlamasından bu yana 5,5 milyon Afgan göçmenin ülkeye geri döndüğünü belirtti.

Tahminen iki ila üç milyon Afgan göçmenin halen İran ve Pakistan'da ikamet ettiğini aktaran Abdurrahman Raşid, "Göçmenleri anavatanlarına geri aldık ve yardım sağladık. Sizin de şahit olduğunuz gibi göçmenler ülkelerine döndükleri için mutlular." dedi.

54003

Geri dönenlere 108 milyon dolar harandı

Raşid ayrıca sınır dışı sürecinin başlamasından bu yana geri dönenlere 7 milyar Afgani (yaklaşık 108 milyon dolar) harcandığını belirtti ve Sadece Kabil'de son dokuz ayda yaklaşık 500.000 kişiye 304 milyon Afgani (4.7 milyon dolar) tutarında yardım dağıtıldığını kaydetti.

Raşid, "Heyetler defalarca Pakistan'a gitti ve Kabil'deki Pakistan Büyükelçiliği ile görüşmelerde bulundu ve Pakistanlı heyetler Kabil'i ziyaret etti. Üst düzey yetkililerimiz onlarla konuştu, ancak Pakistan söz verdiği gibi işbirliği yapmadı" dedi.

© Timeturk

Afganistan Mülteciler ve Geri Dönüş Bakan Yardımcısı Abdurrahman Raşid, Afgan göçmenleri zorla sınır dışı etmeye başlamasından bu yana 5,5 milyon Afgan göçmenin ülkeye geri döndüğünü belirtti.

Bakan Bak: 'Suça sürüklenen her çocuk, hayata kazandırılması gereken bir bireydir'

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut başkanlığında toplandı. Komisyonda Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak sunum yaptı.

Bakan Bak, "Suça sürüklenen çocuklara ilişkin uluslararası çocuk adaleti literatürü; son yıllarda cezalandırıcı ve güvenlik odaklı yaklaşımların yerini koruyucu, önleyici ve güçlendirici modellere bırakması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların çalışmaları, çocukların suça sürüklenmesinde bireysel tercihlerden ziyade yoksulluk, dışlanma, eğitimden kopuş, aile içi sorunlar, güvenli alan eksikliği ve psikososyal kırılganlıklar gibi yapısal faktörlerin belirleyici olduğunu vurgulamaktadır. Bu çerçevede çağdaş çocuk adaleti anlayışı; çocuğu suçun faili olarak değil, risk altında bir özne olarak ele almakta ve devletlerin sorumluluğunu, bu riskleri ortaya çıkmadan azaltmak şeklinde tanımlamaktadır” dedi.

AW640557_02

“Önleyici müdahale, erken destek ve yeniden toplumsallaşma”

Bakan Bak şöyle devam etti: “Uluslararası teorik çerçeve üç temel düzeyi öne çıkarmaktadır: Önleyici müdahale, erken destek ve yeniden toplumsallaşma. Bu yaklaşım, çocukların adli sistemle temasını en aza indirmeyi, temasın kaçınılmaz olduğu durumlarda ise çocuğun gelişimini, onurunu ve geleceğini önceleyen sosyal destek mekanizmalarını esas almaktadır. Suça sürüklenen her çocuk, yalnızca adli bir vaka değil, aynı zamanda korunması, desteklenmesi ve yeniden toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir. Bu nedenle meseleye yalnızca güvenlik ya da cezalandırma ekseninden değil, çocuk adaleti, sosyal politika ve önleyici hizmetler perspektifinden yaklaşmak zorundayız" dedi.

“4 bin 814 spor tesisimizle çocuklarımıza ve gençlerimize alan açıyoruz”

"Bakanlığımızın çalışmaları, tam da bu noktada tamamlayıcı, önleyici ve güçlendirici sosyal politika anlayışıyla şekillenmektedir. Uluslararası çocuk adaleti literatürünün ortaya koyduğu temel ilkelerden biri, çocukların suça sürüklenmesini önlemenin en etkili yolunun onları erken yaşta güvenli, kapsayıcı ve yapılandırılmış sosyal alanlarla buluşturmak olduğudur.” diyen Bak, “Bu yaklaşım doğrultusunda Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler, çocuk ve gençlerin serbest zamanlarını nitelikli biçimde değerlendirebilecekleri gençlik merkezleri, genç ofisler, spor tesisleri ve kamplar aracılığıyla yaygın bir önleyici hizmet ağı sunuyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında bulunan 570 gençlik merkezimiz, 376 genç ofisimiz, 43 gençlik kampımız, 25 Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezimiz, 89 Sporcu Eğitim Merkezimiz ve toplamda 4 bin 814 spor tesisimizle çocuklarımıza ve gençlerimize alan açıyor, onların hayatlarına dokunuyoruz" diye konuştu.

AW640557_01

"Bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak, bir suçun önüne geçmekten çok daha fazlasıdır"

Bakan Bak, "Suça sürüklenen çocuklar meselesi, hiçbir kurumun ya da politikanın tek başına taşıyabileceği bir sorumluluk değildir. Bu alan, ortak aklı, kurumsal iş birliğini ve uzun vadeli bir toplumsal iradeyi zorunlu kılmaktadır. Bir çocuğun hayatına zamanında dokunmak, bir suçun önüne geçmekten çok daha fazlasıdır; bir geleceği kurtarmaktır. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bizler çocuk adaletine katkıyı önleme, güçlendirme ve yeniden toplumsallaşma ekseninde ele alan bütüncül bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürmeye kararlıyız" dedi.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, 'Suça sürüklenen her çocuk, toplumsal hayata kazandırılması gereken bir bireydir' dedi.

Polis memurunun darbedilmesine ait yeni görüntüler ortaya çıktı

Ankara Batıkent Şehit Ramazan Çağlar Polis Merkezi Amirliği'nde görevli polis memuru Melih Okan Keskin, 2 Şubat tarihinde aracını muayene götürdüğü İvedik TÜVTÜRK istasyonunda darbedilmişti. Olayın ardından hastaneye kaldırılan Keskin, 3 gün sonra hayatını kaybetmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında araç muayene istasyonu çalışanları Y.K., M.Y. ve S.A. gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden S.A. ve M.Y. mahkemece tutuklanırken, Y.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Polis memuru Keskin'in darbedildiği ana ait yeni görüntüler ortaya çıktı.

Kaynak: İHA

© Timeturk

Araç muayene istasyonunda polis memuru Melih Okan Keskin'in görevliler tarafınca darbedildiği anlara ait yeni görüntüler ortaya çıktı.

Pezeşkiyan: 'Bin dolar maaş alıyorum'

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, eyalet ziyaretleri kapsamında gittiği Golestan Eyaleti'nde tıbbi hizmetlerde sevk sisteminin ilerleyişinin değerlendirildiği toplantıda konuştu.

Pezeşkiyan, yönetim anlayışının değiştirilmesi ve halk sağlığına odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, "Toplum sağlığının sorumluluğu sizin omuzlarınızda. Bu süreçte bakanlık ise destekleyici konumda kalmalıdır. Akademik kadro üyeleri, doktorlar, hemşireler ve ebeler bir araya gelerek halkın memnuniyetini sağlayacak uygulanabilir bir çözüm ortaya koymalıdır" dedi.

AW640439_02

"Aile hekimi en iyi yoldur"

Sevk sisteminin temel stratejisinin "aile hekimi" olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Aile hekimi, hesap verebilir, kaliteli, adil ve denetlenebilir hizmet sunmanın en iyi yoludur. Ancak daha iyi bir çözümünüz varsa, gerekli kaynakları eyaletin kullanımına sunarız. Siz de doktorlar, hemşireler ve uzmanlarla birlikte karar verip halkı memnun edersiniz" ifadelerini kullandı.

AW640439_04

"Hedef sadece halkın sağlığı ve refahı"

Pezeşkiyan, "Halkın sağlığı toplumun temel direğidir. Acısı tedavi edilen her insan memnun olur. Biz siyasi bir bakışla konuşmuyoruz. Hedef sadece halkın sağlığı ve refahıdır. Sağlık sistemimizin bilimsel potansiyeli ve imkanları başka hiçbir yerde yok. Sizin iş birliğinizle bölgenin sorunlarını hızla çözebiliriz" diye konuştu.

AW640439_03

"Cumhurbaşkanı olarak bin dolar maaş alıyorum"

İran'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde Sağlık Bakanlığı'nda bakan yardımcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin bir anısını da anlatan Mesud Pezeşkiyan, "Bir gün bir köye gitmiştik. Köye vardığımızda evli bir çift olan iki doktorun gece geç saate kadar hala çalıştığını gördük. Çünkü onlara iyi maaş veriyorduk. O dönem 6 bin tümen, 6 bin dolara denk geliyordu. Para biriminin değer kaybetmesiyle bugün ben cumhurbaşkanı olarak bin dolar maaş alıyorum. Sorun burada. Ancak tüm bunların ötesinde, önceliği en başta önleyici çalışmalara ve sağlık merkezlerine vermemiz gerekiyor. Bu alan için ciddi ve düzgün bir bütçe ayrılmalı. Hatta aynı bütçeyle o kurumlarla sağlam ve düzgün sözleşmeler de yapılabilir" ifadelerini kullandı.

AW640439_01

Pezeşkiyan 2024'te de maaşını da açıklamıştı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 16 Eylül 2024'te katıldığı bir programda, bir gazetecinin maaşının ne kadar olduğu ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için ne kadar harcama yaptığı yönündeki sorusuna, "Seçim ofisi için harcayacak param gerçekten yoktu. İmkanı olanlar geldi, yardım etti. Hatta bazıları borç para ve dolar verdi. Daha sonra da hepsini geri ödedim" yanıtını vermişti.
Maaşına ilişkin soruya da değinen Pezeşkiyan, "Ne kadar maaş aldığımı da bilmiyorum. Ama hesabıma her ay 60-70 milyon tümen (yaklaşık bin dolar) yatırıldığını söylüyorlar. Bize ne kadar ödeme yapılıyor ve biz ne kadar alıyoruz açıkçası bu sürecin nasıl işlediğine dair bir fikrim yok. Aldığım maaşı da kontrol etmiyorum. Bu parayı kullanmaya değecek bir ihtiyacım da yok. Benim için para peşinde koşma dönemi geçti. Ne makam peşindeyim, ne mevki, ne de mal mülk. Hayatımın bu aşamasında bunların hiçbirini dert etmiyorum. Benim tek hedefim halkın başının dik olması ve rahat etmesidir" ifadelerini kullanmıştı.

© Timeturk

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi döneminde Sağlık Bakanlığı'nda görev yaptığı yıllardan bir anı anlatarak, 'O dönem 6 bin tümen, 6 bin dolara denk geliyordu. Para biriminin değer kaybetmesiyle bugün ben cumhurbaşkanı olarak bin dolar maaş alıyorum' dedi.

Cezaevleri devleti ele geçirdi! Ülkede 'iç savaş' ilan edildi

Son yıllarda artan katliamlar, çete çatışmaları ve kitlesel kaçışlarla Ekvador'un 36 cezaevinden oluşan cezaevi sistemi derin bir güvenlik krizine sürüklendi. Resmi verilere göre 2014'ten bu yana yüzlerce mahkum hayatını kaybederken, özellikle 2021 sonrası şiddet keskin bir şekilde tırmandı. Uzmanlara göre cezaevleri artık yalnızca mahkumların tutulduğu yerler değil; organize suç ağlarının dışarıdaki operasyonlarını koordine ettiği, devlet otoritesinin zayıfladığı alanlara dönüşmüş durumda.

Ekvador hapishanelerinde 2025 yılında 121 mahkum hayatını kaybetti

Ekvador İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2014'ten Ekim 2025'e kadar ülkede 943 mahkûm hayatını kaybetti. 2014 yılında 3, 2015 yılında 12, 2016 yılında 6, 2017'de 8, 2018'de 15, 2019 yılında 32, 2020 yılında 5, 2021 yılında 337, 2022 yılında 163, 2023'te 110, 2024'te 85 ve 2025 yılında ise 121 mahkum hayatını kaybetti.

"Hastalık, gıda eksikliği ve şiddet gibi üç ana nedenden dolayı ölümler yaşanıyor"

Güvenlik, şiddet, uyuşturucu kaçakçılığı ve kentsel politika alanlarında uzmanlaşmış bir akademisyen, araştırmacı ve uzman olan Fernando Carrion Mena, "Hapishaneler Ekvador'da neden suç faaliyetleri için operasyonel komuta merkezlerine dönüştü?" sorusuna yanıt olarak birkaç yönetim dönemine yayılan çeşitli nedenler olduğunu ifade etti. Son 4 yılda "çok yüksek" olarak nitelendirilen şiddet seviyelerinin 2025'te zirveye ulaştığını ifade eden Mena, Ekvador hapishanelerinde organize suç grupları arasındaki çatışmalar, gıdaya erişim eksikliğine bağlı yetersiz beslenme veya hastalık (tüberküloz) nedeniyle 900'den fazla mahkûm hayatını kaybettiğini açıkladı. Mena, sadece 2025 yılının 2021'den bugüne kadar kaydedilen ölümleri geride bıraktığını kaydederek 2025'te şiddet sonucu ölüm oranının 100 bin kişi başına 51'e ulaştığını ifade etti. Bu rakamların hapishane sisteminin yönetimiyle yakından bağlantılı olduğunu sözlerine ekleyen Mena, "Çünkü yeterli müdahale yapılmadı. Hastalık, gıda eksikliği ve şiddet gibi üç ana nedenden dolayı ölümler yaşanıyor. Ekvador'daki hapishaneler artık suç okulları olmaktan çıkıp ofisler ve işletmelere dönüştü. Neden? Çünkü hapishane dışındaki organize suç ile içerideki suç faaliyetleri arasında doğrudan bir ilişki var. Hatta birçok durumda suç operasyonlarını oradan yönetmek için hapiste olmak daha tercih edilir hale geldi" dedi.

"Ülke içi silahlı çatışma durumu" ilan edildi

Ülkenin en güçlü ve en şiddet yanlısı organize suç örgütü olarak kabul edilen ve uluslararası kartellerle bağlantıları bulunan Los Choneros'un lideri Jose Adolfo Macias'ın kaçışı bir dönüm noktası oldu. "Fito" lakaplı Macias, Ocak 2024'te Guayaquil Bölgesel Hapishanesi'ndeki hücresinden kayboldu. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve organize suçtan 34 yıl hapis cezası alan Macias'ın kaçışı hapishane isyanlarını, gardiyanların rehin alınmasını ve ülke genelinde birçok cezaevindeki saldırıları tetikledi. Macias, 2025'te yakalanarak ABD'ye iade edildi.

Ekvador'daki en büyük ikinci suç örgütü olan "Los Lobos"un lideri FFabricio Colon Pico da 9 Ocak 2024'te Chimborazo Hapishanesi'nde mahkûmlar ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar sırasında kaçtı. Pico da daha sonra yeniden yakalandı.

Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa'nın bu iki olayın ardından 9 Ocak 2024'te "ülke içi silahlı çatışma durumu" ilan ettiği Ekvador'da 22 organize suç örgütü "terörist" olarak tanımlandı ve bu suç örgütleriyle mücadele devam ediyor.

Güvenlik uzmanı Fernando Carrion Mena, organize suç gruplarının, liderlerinin farklı cezaevlerine nakledileceğini önceden öğrenmelerini sağlayan istihbarata sahip olduğunu ve ilan edilen "ülke içi silahlı çatışma durumunun" grupların dış bağlantılarını tehlikeye attığını ve ülke genelinde 17 şehirde yaygın şiddet olaylarına yol açtığını ifade etti.

AW640442_01

Cezaevi sisteminin güçlendirilmesi

Ekvador Ulusal Meclisi'nin Kapsamlı Güvenlik Komisyonu, organize suçlara yanıt olarak Cezaevi Sisteminin Güçlendirilmesi için yasada reformlar yapılmasını görüşüyor. Yolsuzluk ve organize suç davalarında uzman olan ceza hakimi Renan Andrade, mevcut düzenlemelerin sürekli olarak yasadan kaçmak ve yakalanmadan suç işlemek için yeni yollar arayan suç örgütlerinin dönüşümünün gerisinde kaldığını savunarak, "Organize suç sürekli olarak gelişiyor. Bu nedenle yasa da sürekli olarak gelişmelidir" dedi.

Reformla birlikte cezaevi gardiyanlarının çalışma şartlarının da iyileştirilmesi ve organize suçlarla daha iyi mücadele edebilmesi için Kapsamlı Ceza Kanunu'nu (COIP) güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Andrade'ye göre söz konusu reform, ulus ötesi organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklamayı hedef alıyor. Yasa, sanal sistemlere erişimin, video konferans duruşmaların ve aile ziyaretlerinin genişletilmesini; ayrıca Ekvador hükümeti tarafından kurulan yeni cezaevi tesislerini de içermesi öngörülüyor.

Cezaevi gardiyanlarının güvenlik şartlarının iyileştirilmesinin cezaevlerindeki artan şiddet nedeniyle reformun temel hedeflerinden biri olduğunu kaydeden Andrade, "Özellikle gardiyanlar açısından, daha iyi çalışma şartları sağlanması ve özellikle organize suçla bağlantılı suçlarda farklılaştırılmış muamele uygulanması yönünde iyileştirmeler yapılmalı" dedi.

Andrade, reformların ülke genelindeki yargı birimlerini güçlendireceğini savunarak tutukluluk süresinin dolması konusunun da gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Mevcut uygulamada tutukluluk süresinin bir yıl sonra sona erdiğini kaydeden Andrade, organize suç gruplarının toplu olarak yargılandığı davalarda bu sürenin yeterliliğini sorgulayarak "30'dan fazla kişiden oluşan organize suç gruplarının davaları, bir ya da iki sanıklı bir hırsızlık davası gibi değildir" dedi.

AW640442_02

"Organize suçtan etkilenen savcılar ve hâkimler var"

Kolombiya sınırındaki Carchi eyaletinden seçilen bağımsız Ekvador Ulusal Meclis üyesi Cristian Andres Benavides Fuentes'e göre "kurumsal kriz, organize suçun sızması ve bütçe yetersizliği" Ekvador'daki uzun süredir devam eden cezaevi krizinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

"Bir kurumsal kriz yaşıyoruz. Organize suç kamu kurumlarına sızdı, yargı erkine nüfuz etti. Bir şekilde organize suçtan etkilenen savcılar ve hâkimler var. Bu nedenle ve net bir kurumsal yönlendirme eksikliği yüzünden yetkililer cezaevlerinde alınabilecek önlemleri uygulayamıyor" diyen Fuentes, ayrıca cezaevlerinde cep telefonu sinyalinin mevcut olduğunu sözlerine ekledi. Hükümetin dış dünya ile iletişimi kısıtlayamadığını aktaran Fuentes, böylece hapishanelerin organize suç için operasyonel merkezlere dönüştüğünü ifade etti.

AW640442_05

Ailelerin korku dolu bekleyişi sürüyor

Ülkenin başkenti Quito'ya yaklaşık 2 saat uzaklıktaki bulunan ülkenin en büyük hapishanelerinden biri olan Latacunga Hapishanesi'nde üç yıldan uzun süredir hapishanede bulunan eşini ziyaret eden Silvana Sanguna, adalet sistemini "yozlaşmış" olarak nitelendirdi.

Taksi şoförü olan eşinin tamamen suçsuz olmadığını kaydeden Sanguna, "Ama buna hukuk karar vermeli" dedi. Eşini cezaevinde kaybetmekten korktuğunu dile getiren Sanguna, "Bizim için çok endişe verici. Çünkü yarın uyanıp uyanamayacaklarını ya da başlarına ne geleceğini bilmiyoruz. Sürekli tehlike altındalar. Yetkililer gerçekten suçlu olanlarla masum olanları ayırmalı" ifadelerini kullandı.

Cotopaxi Hapishanesi'ndeki eşinin hapisten çıkmasını bekleyen Maria Veronica Mantor da eşinin 6 aylık cezasını çekerken yeterli gıdanın sağlanmadığını belirterek "Çocuklarım ağlıyor, babaları için acı çekiyor ve hastalanıyor. Ben de çok acı çekiyorum, çünkü burada insanların öldürüldüğüne dair birçok söylenti var. Çok sayıda suçlu var" ifadelerini kullandı.

İHA

© Timeturk

Ekvador'un cezaevleri, sonu gelmeyen çatışmalar ve kitlesel ölümlerle birlikte organize suçun dış operasyonlarını yönettiği 'komuta merkezlerine' dönüştü. Uzmanlar, sistemin çöküşünde kurumsal yetersizlik ve çetelerin devlet kurumlarına sızmaya dikkat çekiyor.

Bakan Alparslan Bayraktar, 'Öncelikli projemiz Irak'ta iş birliği'

Türkiye Petrolleri (TPAO), 8 Ocak'ta Exxonmobil ve 5 Şubat'ta da Chevron ile yaptığı anlaşmaların ardından petrol ve doğal gaz aramaları konusunda geliştirdiği iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. TPAO ile İngiliz enerji şirketi BP, petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı.

Mutabakat zaptına TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Uluslararası Petrol ve Doğal Gaz İş Geliştirme Başkanı Andrew McAuslan imza koydu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın refakat ettiği mutabakat zaptı, petrol ve doğal gaz sahalarının geliştirilmesi, arama potansiyeli bulunan alanların değerlendirilmesi ile petrol ihracat kapasitesi ve doğal gaz taşıma altyapısı konularında uluslararası ve bölgesel düzeyde iş birliği yapılmasına yönelik bir çerçeve ortaya koyuyor.

AW640501_02

“Üretimi 1 milyon varile çıkarmak hedefiyle bu adımları attık”

Bayraktar, imza töreninin ardından anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2028'de TPAO'nun yaklaşık 500 bin varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline geleceğine işaret eden Bakan Bayraktar, söz konusu üretimi 1 milyon varile çıkarmak hedefiyle bu adımları attıklarını söyledi.

"Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak'ta iş birliğine bakıyoruz"

Türkiye Petrolleri ile BP'nin daha önce de iş birliği yaptığı projeler olduğunu hatırlatan Bakan Bayraktar, bugün imzalanan mutabakat zaptıyla bu iş birliğini farklı sahalara ve farklı ülkelere götürmek istediklerini belirterek, "Burada en temel öncelikli projemiz Irak'ta iş birliği. Özellikle başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak'ta iş birliğine bakıyoruz. Yine ortak konularımızdan bir tanesi Libya. Libya'da iş birliğini düşünüyoruz. Orta Asya'da Kazakistan ve Azerbaycan'da farklı projeler noktasında da bu iş birliklerini değerlendireceğiz. İnanıyorum ki bu yıl içerisinde bunlarla ilgili somut gelişmeleri kamuoyumuzla paylaşırız" diye konuştu.

 

AW640501_04

Yeni anlaşma yolda

Gelecek hafta bir anlaşma daha imzalayacaklarını ifade eden Bayraktar, "Diğeri daha farklı bir anlaşma; daha somut ve net, yeri ve ülkesi belli bir ortaklık yapacağız. Onu da önümüzdeki hafta imzalamayı planlıyoruz" dedi.

"Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak"

TPAO'nun dün Libya'da düzenlenen ihalede biri denizde, biri de karada olmak üzere iki blokta ruhsat alma hakkı kazandığını hatırlatan Bakan Bayraktar, "Libya yaklaşık 17 yıl aradan sonra ilk kez böyle bir uluslararası ihaleye çıktı. İki blokta teklif vermiştik, o iki blokta da bu ruhsatı almaya hak kazandık. Bu sefer İspanyol ortağımız Repsol ile birlikte doğal gaz ve petrol arayacağız. Türkiye Petrolleri, bu sahalarda hem karada hem denizde yüzde 40 ortak olacak. Denizdeki sahada ortaklarımızdan bir tanesi de Macar MOL şirketi. Onlarla da önemli bir stratejik iş birliğimiz var. ‘Dışarıda büyüme stratejimizin' gereği olarak adımları ilerletiyoruz. Bu hedefi önümüzdeki süreçte daha güçlü bir şekilde geliştireceğimiz projelerle yakalayacağız" değerlendirmesini yaptı.

Kaynak: İHA

© Timeturk

TPAO ile İngiliz enerji devi BP'nin petrol ve doğal gaz alanında stratejik iş birliğine yönelik mutabakat zaptı töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, 'En temel öncelikli projemiz Irak'ta iş birliği. Başta Kerkük sahaları olmak üzere Irak'ta iş birliğine bakıyoruz' dedi.

KOSKİ'DEN DİJİTAL KOLAYLIK: EKS KARTLARA BAKİYE YÜKLEME ARTIK MOBİLDE

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, dijital dönüşüm alanındaki yatırımlarına devam ederek Konya genelinde hızlı, güvenli ve kullanıcı dostu hizmet sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.

Vatandaşların su hizmetlerine daha kolay erişebilmesi için önemli bir yeniliği daha hayata geçiren Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, elektronik kartlı sayaç (EKS) abonelerine artık KOSKİ Mobil Uygulaması üzerinden doğrudan ön ödemeli kartlarına bakiye yükleyebilme olanağı sağladı.

4_7

Daha önce ön ödemeli kart sahiplerinin bakiye yüklemek için KOSKİ şubelerine veya SUMAT noktalarına gitmeleri gerekiyordu. Vatandaşların bu konuda yaşadığı zaman kaybını ve işlem zorluklarını ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen yeni özellik sayesinde, NFC teknolojisi kullanılarak mobil cihazlar üzerinden bakiye yükleme işlemi saniyeler içinde tamamlanabiliyor.

3_14

Vatandaşlar KOSKİ Mobil Uygulamasını cep telefonlarına indirip üye girişi yaptıktan sonra, uygulama içerisinde yer alan “Ön Ödemeli Kart (EKS) İşlemleri” menüsüne giriyor. Burada “Kartı Okut” seçeneğine tıklanarak NFC özelliğiyle kart okutuluyor. Kart okutulduktan sonra abonelik bilgileri, mevcut bakiye ve borç bilgileri görüntülenebiliyor. Ayrıca kullanıcılar geçmiş faturalarını da buradan inceleyebiliyor. Yüklenmek istenen tutar veya metreküp miktarı girilerek sanal POS üzerinden ödeme işlemi gerçekleştiriliyor. Ödeme tamamlandıktan sonra kart yeniden telefona okutularak bakiyenin karta yüklenme işlemi tamamlanıyor.

© Timeturk

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, elektronik kartlı sayaç abonelerinin şubelere ve SUMAT ödeme noktalarına gitmeden, ön ödemeli kartlarına bakiye yükleyebilmesi için yeni bir sistem oluşturdu. EKS aboneleri, artık su yükleme işlemlerini KOSKİ Mobil Uygulaması üzerinden saniyeler içinde, güvenli ve pratik bir şekilde tamamlayabiliyor.

ABD donanmasına ait iki gemi çarpıştı

ABD ordusuna ait gemiler kazaya karıştı.

Wall Street Journal'ın askeri yetkililere dayandırdığı haberine göre Karayipler'de görev yapan savaş gemisi "destroyer USS Truxtun" ile hızlı muharebe destek gemisi "USNS Supply" gemiden gemiye yakıt ikmali yapıldığı sırasında çarpıştı. Kazada 2 kişi hafif yaralandı.

HA9U-6NWoAALhgT

Güney Komutanlığı Sözcüsü Albay Emmanuel Ortiz, çarpışmanın nedeninin henüz netlik kazanmadığını ve olayın soruşturma altında olduğunu bildirdi. Ortiz, her iki geminin de kazanın ardından güvenli şekilde seyrine devam edebildiğini açıkladı.

HA9U-sjbcAArTH9

© Timeturk

Karayipler'de görev yapan ABD savaş gemisi ile hızlı muharebe destek gemisinin yakıt ikmali sırasında çarpışması sonucu 2 kişi hafif yaralandı.

KOSKİ'DEN DİJİTAL KOLAYLIK: EKS KARTLARA BAKİYE YÜKLEME ARTIK MOBİLDE

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, dijital dönüşüm alanındaki yatırımlarına devam ederek Konya genelinde hızlı, güvenli ve kullanıcı dostu hizmet sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.

Vatandaşların su hizmetlerine daha kolay erişebilmesi için önemli bir yeniliği daha hayata geçiren Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, elektronik kartlı sayaç (EKS) abonelerine artık KOSKİ Mobil Uygulaması üzerinden doğrudan ön ödemeli kartlarına bakiye yükleyebilme olanağı sağladı.

3_14

Daha önce ön ödemeli kart sahiplerinin bakiye yüklemek için KOSKİ şubelerine veya SUMAT noktalarına gitmeleri gerekiyordu. Vatandaşların bu konuda yaşadığı zaman kaybını ve işlem zorluklarını ortadan kaldırmak amacıyla geliştirilen yeni özellik sayesinde, NFC teknolojisi kullanılarak mobil cihazlar üzerinden bakiye yükleme işlemi saniyeler içinde tamamlanabiliyor.

2_9

Vatandaşlar KOSKİ Mobil Uygulamasını cep telefonlarına indirip üye girişi yaptıktan sonra, uygulama içerisinde yer alan “Ön Ödemeli Kart (EKS) İşlemleri” menüsüne giriyor. Burada “Kartı Okut” seçeneğine tıklanarak NFC özelliğiyle kart okutuluyor. Kart okutulduktan sonra abonelik bilgileri, mevcut bakiye ve borç bilgileri görüntülenebiliyor. Ayrıca kullanıcılar geçmiş faturalarını da buradan inceleyebiliyor. Yüklenmek istenen tutar veya metreküp miktarı girilerek sanal POS üzerinden ödeme işlemi gerçekleştiriliyor. Ödeme tamamlandıktan sonra kart yeniden telefona okutularak bakiyenin karta yüklenme işlemi tamamlanıyor.

1_7

Haberin devamı için lütfen tıklayınız

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz..

unnamed-1

KOSKİ Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

0 332 205 37 76

unnamed

© Timeturk

Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü, elektronik kartlı sayaç abonelerinin şubelere ve SUMAT ödeme noktalarına gitmeden, ön ödemeli kartlarına bakiye yükleyebilmesi için yeni bir sistem oluşturdu. EKS aboneleri, artık su yükleme işlemlerini KOSKİ Mobil Uygulaması üzerinden saniyeler içinde, güvenli ve pratik bir şekilde tamamlayabiliyor.

Cumhurbaşkanı Erhürman'dan, Guterres'e üç ana başlıkta mesaj

KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman, ABD'nin New York kentinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından değerlendirmelerde bulundu.

"Aslında 30 dakika olarak planlanmış bir görüşmeydi. İki katından daha fazla sürdüğünü söyleyebilirim. 1 saat 10 dakikalık bir görüşme olarak gerçekleşti" diyen Erhürman, görüşmede Guterres'e üç ana başlıkta mesaj verdiklerini belirterek, "Buraya gelmeden önce kamuoyumuz ile paylaşmıştık. Esas itibarıyla bizim Genel Sekreter ile paylaşmak istediğimiz üç temel nokta vardı. Birincisi, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu Genel Sekretere aktarmak bizim için önemliydi" dedi.

HA5bH1sbsAQkp27

“Lefkoşa'da çözüm bulunması gerektiği bizim temel görüşümüz”

Erhürman, görüşmede güven artırıcı önlemler konusunun önemli yer tuttuğunu belirterek, "İkincisi, güven artırıcı önlemler konusunda bugüne kadar Hristodulidis ile yaptığımız görüşmelerde geldiğimiz noktayı paylaşmak ve güven artırıcı önlemlere verdiğimiz önemi de aktarmak bizim için anlamlı ve önemliydi" ifadelerini kullandı. Erhürman açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

"Güven artırıcı önlemler konusunda 5+1 formatında toplantılar yerine Lefkoşa'da çözüm bulunması gerektiği bizim temel görüşümüzdü. Bu konuların Cenevre ve New York'ta gerçekleştiği gibi 5+1 formatında ele alınması aslında gerekli olmadığı gibi, iki liderin sorunlara çözüm üretme kapasitesi açısından da olumlu bir mesaj vermediği yönündeydi bizim düşüncemiz."

Geçiş noktaları ve liderlerin kapasitesi gündemde

Cumhurbaşkanı Erhürman, geçiş noktaları konusuna da dikkat çekerek, "Gerek Kıbrıslı Türklerin gerek Kıbrıslı Rumların sorduğu, benim zaman zaman gündeme getirdiğim ‘birkaç geçiş noktası konusunda dahi uzlaşmaya varamayan iki lider Kıbrıs sorunu gibi onlarca yıldır devam eden bir konuda nasıl çözüm üretebilirler ki' sorusunu da Genel Sekreter ile paylaşma fırsatı buldum" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erhürman, seçim sürecinde kamuoyuyla paylaştığı dört maddelik metodolojiyi ayrıntılı şekilde BM Genel Sekreteri'ne aktardığını belirterek, "Üçüncü nokta olarak da ilk günden beri bizim masaya taşıdığımız ve benim aslında seçimden önce geliştirdiğim ve herkesle paylaşmaya başladığım seçim sürecinde de halkım ile paylaştığım dört maddelik metodoloji önerimizi de daha ayrıntılı bir şekilde örnekler de vererek Genel Sekreter ve heyeti ile paylaşma fırsatı bulduk" dedi.

HA5bH2LbcAA3YBR

“Yorgun ve umutsuz görmedim”

Cumhurbaşkanı Erhürman, güven artırıcı önlemler çerçevesinde geçiş noktalarının önemine dikkat çekerek, "Genel Sekreter de özellikle güven artırıcı önlemler konusunda ki bunların arasında artık geçiş noktaları konusunun sembolik önemi daha da artmış durumda. Yorgun ve umutsuz görmedim. İlgisinin devam ettiğini, ilgisini kararlılıkla sürdüreceğini hissettim görev süresinin sonuna kadar" dedi.

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'dan, Guterres'e üç ana başlıkta mesajKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin, görüşmede Guterres'e üç ana başlıkta mesaj verdiklerini belirtti. 

KARATAYLI ŞAMPİYON SPORCULARDAN BAŞKAN KILCA'YA ZİYARET

ŞAMPİYON SPORCULAR KARATAY'IN GÖĞSÜNÜ KABARTMAYA DEVAM EDİYOR

Karatay Belediyespor Kulübü bünyesinde yer alan U16 Futbol ve Güreş takımlarının başarılı sporcuları, mücadele ettikleri ulusal müsabakalarda elde ettikleri şampiyonluklarla Konya'yı ve Karatay'ı gururlandırmaya devam ediyor.

Ziyaret (5)

U16 FUTBOL TAKIMI KONYA ŞAMPİYONU OLDU

2025-2026 Futbol Sezonu Konya Amatör Küme U16 Ligi'nde mücadele eden Karatay Belediyespor Kulübü U16 Futbol Takımı, normal sezonu 15 galibiyet ve 1 beraberlikle namağlup lider tamamladı. İl finallerinde de başarılı performansını sürdüren ekip, B grubundaki üç maçını da kazanarak grubunu lider bitirdi.

Ziyaret (3)

Sezona güçlü bir şekilde başlayan Karatay Belediyespor Kulübü U16 Futbol Takımı, Play-Off finallerinde de etkili performansını sürdürerek karşılaştığı Öntur Havzanspor'u 4-0 mağlup etti ve Konya Şampiyonu oldu. Final karşılaşmasında güçlü bir oyun sergileyen Karatay temsilcisi, elde ettiği bu başarıyla beraber Türkiye Şampiyonası'nda Konya'yı temsil etme hakkı kazandı.

Ziyaret (6)

GÜREŞ TAKIMI KONYA TARİHİNİN İLK TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLDU

Karatay Belediyespor Kulübü Güreş Takımı, Konya güreş tarihinde bir ilke imza atarak U17 Grekoromen Güreş Türkiye Şampiyonası'nda takım halinde Türkiye şampiyonu olma başarısı gösterdi.

3–8 Şubat 2026 tarihleri arasında Kocaeli'nin Darıca ilçesinde düzenlenen U17 Grekoromen Güreş Türkiye Şampiyonası'nda, 81 ilden 323 sporcunun katıldığı müsabakalarda Karatay Belediyespor Kulübü, 79 puan toplayarak takım klasmanında Türkiye şampiyonluğunu kazandı.

Ziyaret (4)

Şampiyonada Karatay Belediyespor Kulübü adına dereceye giren sporculardan 48 kiloda Mustafa Kerem Karaköse Türkiye ikincisi olurken, 51 kiloda Mustafa Kenan Çelik, 71 kiloda Emirhan Çakır ve 80 kiloda Ali Sadi Özpınar Türkiye üçüncüsü oldu. Bu derecelerle Karatay Belediyespor Kulübü, toplam 79 puanla takım klasmanında Türkiye şampiyonluğuna ulaştı.

Bununla beraber Karatay Belediyespor Kulübü antrenörlerinden Aytullah Özyurt, milli takım daveti alarak U17 Grekoromen Güreş Milli Takımı antrenörü olarak görevlendirildi.

Ziyaret (2)

ŞAMPİYON KARATAYLI SPORCULAR VE ANTRENÖRLERİNDEN TEŞEKKÜR

Futbolda Konya Şampiyonluğu ve güreşte Türkiye Şampiyonluğu kazanan Karatay Belediyespor Kulübü sporcuları, mutluluklarını paylaşmak için Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca'yı makamında ziyaret etti.

Ziyaret kapsamında Karataylı sporcular ve antrenörler, sportif faaliyetlere verdiği desteklerden ötürü Karatay Belediyesi'ne ve Başkan Hasan Kılca'ya teşekkür etti.

Ziyaret (9)

Karatay Belediyespor Kulübü Futbol koordinatörü Ali Uyar ve Güreş koordinatörü Necmettin Yılmaz ile ekibi, Karatay Belediyespor Kulübü'ne sunulan desteklerden ötürü duydukları memnuniyeti ifade ederek her müsabakada Karatay'ı en iyi şekilde temsil etmeye çalıştıklarını ifade etti.

KILCA: SPORCULARIMIZLA GURUR DUYUYORUZ

Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Konya Şampiyonu olan ve Türkiye Şampiyonası'na katılma hakkı kazanan U16 futbol takımını tebrik etti.

Ziyaret (4)

Karatay Belediyesi olarak spora ve gençlere önemli destekler verdiklerini vurgulayan Başkan Kılca, “Bizim birinci hedefimiz, çocuklarımızın vatanına, milletine ve bayrağına sahip çıkan iyi birer insan olarak yetişmesidir. Ahlaklı, dürüst ve manevi duyguları güçlü gençlerimiz sıkı çalıştığında başarı kaçınılmaz oluyor. Bu nedenle en büyük pay, gayret gösteren sporcularımızındır. Hocalarımızın da çok büyük emekleri var. Destek, iyi niyet ve çalışma olunca başarı da beraberinde geliyor. Hepinizi tebrik ediyorum.” dedi.

Ziyaret (8)

Karataylı genç futbolcuların elde ettiği başarılarda okullar arası turnuvaların da büyük etkisi olduğunu belirten Kılca şöyle devam etti; “Yıllardır tüm okullar arasında turnuvalar düzenliyoruz. Bu turnuvalar, başarıların yakalanmasında büyük katkı sağlıyor. Yeteneklerin işlenmesi ve kulüple birlikte yürütülen çalışmalar sayesinde başarılar ortaya çıkıyor. Bu başarının arkasında çalışkanlık, gayret ve sabır yatıyor. Hocalarımızı, kulüp yönetimimizi ve ailelerimizi de tebrik ediyor, Türkiye Şampiyonası'nda başarılar diliyorum.”

Ziyaret (7)

“ATA SPORUMUZDA ÖNEMLİ BAŞARIYA İMZA ATTIK”

Başkan Kılca, Konya güreş tarihinde bir ilke imza atarak takım halinde Türkiye şampiyonu olan Karatay Belediyespor Kulübü güreş takımının başarısından da gurur duyduklarını ifade etti.

Başkan Kılca, “Başta hocalarımızı, sporcularımızı, kulüp yönetimimizi ve velilerimizi tebrik ediyorum. Karatay Belediyesi olarak birçok branşta olduğu gibi güreşte de gençlerimizi destekliyoruz. Gençlerimizin deneyimli hocalarla çalışması da büyük bir şans. Böyle bir gururu Konya'ya yaşattıkları için teşekkür ediyorum. Ayrıca Türkiye Güreş Federasyonu'na ve Konya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.” diye konuştu.

© Timeturk

Futbol ve güreşte büyük başarılara imza atan Karatay Belediyespor Kulübü sporcuları, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca'yı ziyaret ederek mutluluklarını paylaştı. Konya Şampiyonluğu ve Türkiye Şampiyonluğu kazanan takımlar, başarılarını Başkan Kılca'yla kutladılar.

Gazze'ye 15 Tır İnsani Yardım Uğurlandı

Konya İl Müftülüğü ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Konya Şubesi öncülüğünde, hayırseverlerin katkılarıyla hazırlanan yardım malzemeleri Kızılay aracılığıyla Gazze'ye ulaştırılacak.

Yardım kapsamında; 10 tırda toplam 250 ton un, 3 tırda 5 bin adet gıda kolisi, 2 tırda ise kıyafet ve battaniye yer aldı. Yardım malzemeleri, yapılan duanın ardından yola çıktı.

Programda konuşan Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Öge, organizasyonda emeği geçenlere ve hayırseverlere teşekkür ederek insani yardımların devam edeceğini ifade etti. Konuşmasının devamında İl Müftüsü Öge “Gazze'deki mazlumlara ulaştırılmak üzere hazırlanan 15 tırlık insani yardımı bugün dualarla uğurluyoruz. Türkiye Diyanet Vakfı Konya Şubemiz ve Konya İl Müftülüğümüz öncülüğünde, hayırsever milletimizin destekleriyle Gazze için büyük bir yardım seferberliği yürütülmektedir.

IMG-20260211-WA0098

2025 ve 2026 yıllarında Gazze'ye 13 milyon 200 bin TL değerinde 10 bin gıda kolisi ve 125 ton un ulaştırılmıştır. Ramazan ayında ise 6 bin zekat kolisi Hatay deprem bölgesi ile Konya'nın merkez ve ilçelerindeki ihtiyaç sahiplerine dağıtılmıştır. 7 Ekim 2023'ten bu yana Filistin için toplanan 32 milyon 140 bin TL bağış, Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezine aktarılmıştır.

Yaklaşık bir ay önce 8 tırlık yardım Gazze'ye ulaştırılmıştı. Bugün de 10 tır un (250 ton), 3 tır 5 bin adet gıda kolisi ve 2 tır kıyafet ile battaniyeden oluşan toplam 15 tırlık yardım malzemesini, 21. Gazze Yardım Gemisi'ne ulaştırılmak üzere uğurluyoruz.

Bu hayra vesile olan tüm bağışçılarımıza, emeği geçen kardeşlerimize ve destek veren kurumlarımıza teşekkür ediyor; Yüce Rabb'imizden yapılan yardımları kabul buyurmasını niyaz ediyorum.” dedi.

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet İshak Demir ise konuşmasında Konyalıların hayırda yarışan bir şehir olduğunu ifade ederek yardım eden, yardıma hizmet eden herkese teşekkür etti.

Program, yapılan duanın ardından yardım tırlarının uğurlanmasıyla sona erdi.

© Timeturk

Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet İshak Demir'in katılımıyla, Gazze'ye gönderilmek üzere hazırlanan 15 tır insani yardım malzemesi düzenlenen merasimle, dualar eşliğinde uğurlandı.

YÖK'ten uygulamalı eğitim modeli açıklaması

YÖK Başkanı Erol Özvar, YÖK Konferans Salonu'nda düzenlenen 'Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması' toplantısına katıldı.

Özvar, farklı sektör kuruluşlarıyla gerçekleştirilen iş birliği protokollerini kurumsal ve sürdürülebilir bir modele dönüştürmeyi hedeflediklerini söyleyerek, "Bu protokollerin amacı yalnızca iyi niyet beyanı değil; müfredatların sektörle birlikte şekillendirilmesi, uygulamalı eğitim süreçlerinin sektörle entegre edilmesi ve yükseköğretimde yönetim süreçlerinde sektör temsilcilerinin daha etkin katılımını sağlamaktır. Organize sanayi bölgelerinde kurulan meslek yüksekokulları bu anlayışın en somut çıktılarından biridir. Öğrencinin sınıfta öğrendiğini aynı gün üretim bandında, atölyede ya da sahada uygulayabildiği bu model, eğitim ile iş dünyası arasındaki yıllardır konuşulan ama çözülemeyen kopukluğu büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır" ifadelerini kullandı.

698db366f54a18c0d0f9267d

'2-3 HAFTALIK STAJ UYGULAMALARI YETERLİ DEĞİL'

Özvar, modelin öğrencilerin mezun olmadan önce iş hayatına entegre olmuş bir birey haline gelmesini sağlaması bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, "Eğer meslek yüksekokullarımızı sektörle entegre bir yapıya kavuşturabilirsek; Türkiye, nitelikli personel yetiştirme kapasitesiyle önemli bir merkez haline gelebilir. Bugüne kadar uygulanan kısa süreli staj modellerinin öğrencilerimizi iş hayatına yeterince hazırlamadığını sahadan gelen geri bildirimlerle açık biçimde görmekteyiz. 2 veya 3 haftalık staj uygulamaları, öğrencinin mesleki yeterlilik kazanması, işletme kültürünü tanıması ve üretim süreçlerini içselleştirmesi açısından yeterli değildir. Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu olarak uygulamalı eğitim modelinde köklü bir dönüşüm başlatmış bulunuyoruz. Uzun dönemli, iş yeri temelli mesleki eğitim anlayışıyla ön lisans ve lisans programlarında bir ya da iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini devreye alıyoruz" diye konuştu.

698db366f54a18c0d0f9267b

'ÇALIŞMALAR 7 PİLOT İLDE BAŞLATILDI'

Özvar, "Bu modelle hedefimiz, öğrencinin teorik bilgiyi üretim ortamında deneyimlemesi, sorumluluk alması, üretim süreçlerine dahil olması ve mezuniyet sonrasında adaptasyon süresi yaşamadan istihdama katılmasıdır. Bu yalnızca öğrenciler açısından değil, aynı zamanda sektörün verimlilik artışı ve nitelikli iş gücüne erişimi açısından da kritik bir kazanımdır. 'Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması' çerçevesinde Ankara, İzmir, Gaziantep, Bursa, Kocaeli, İstanbul ve Konya olmak üzere 7 pilot ilde başlattığımız çalışmalarda, mesleki eğitimin iş gücü piyasası ile uyumunu artırmak, üniversite-sektör eşleşmesini veriye dayalı biçimde güçlendirmek ve bölgesel planlama ve kontenjan bakımında optimizasyonunu sağlamak amaçlanmaktadır. Bunun için öncelikle uluslararası terminolojide kısaca NACE (Nomenclature of Economic Activities) olarak tanımlanan ve Türkçe 'Ekonomik Faaliyetlerin Sınıflaması' şeklinde ifade edebileceğimiz kodlar üzerinde bir çalışma gerçekleştirdik. Programların NACE kodları üzerinden uygun sektörlerle eşleştirmesi yapıldı. Bir sonraki aşamada 7 pilot şehirdeki öğrenci, çalışan ve iş yeri sayıları belirlendi. Üçüncü adımda, her bir şehrimizde NACE faaliyet kollarına göre iş yerlerinin dağılımı hesaplandı. Son adım olarak da NACE bazında çalışan ve öğrenci sayısı üzerinden oransal istatistikler hazırlandı" dedi.

698db358f54a18c0d0f92676

'120 BİN ÖĞRENCİ YARARLANACAK'

Özvar, hesaplamalarına göre ilk etapta 7 ildeki uygulamadan 185 programda yaklaşık 120 bin öğrencinin istifade edebileceğini söyleyerek, "Bu pilot uygulama, yükseköğretim sistemimizde mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasına yönelik büyük ölçekli ve stratejik dönüşümün ilk ve en kritik aşamasıdır. Burada elde edeceğimiz sonuçlar, yalnızca bu illerimiz için değil; önümüzdeki dönemde Türkiye genelinde uygulamaya koymayı planladığımız modelin yönünü, kapsamını ve hızını belirleyecektir. İşletmeler açısından bakıldığında bu model, nitelikli iş gücünü mezuniyet sonrasında aramak yerine, eğitim sürecinin içinde tanıma ve yetiştirme imkanı sunacaktır. İstihdam boyutunda ise bu çalışma, gençlerimizin mezuniyet sonrası iş arama süresini azaltacak, iş gücü piyasasına geçişi hızlandıracak ve mesleki yeterlilik ile sektör beklentisi arasındaki mesafeyi daraltacaktır. Uzun vadede bu durum hem iş gücü verimliliğini artıracak hem de ülkemizin rekabet kapasitesine doğrudan katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

© Timeturk

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 'Yükseköğretim Kurulu olarak uygulamalı eğitim modelinde köklü bir dönüşüm başlatmış bulunuyoruz.' dedi.

'Gazze seninle aydınlandı anneciğim'

Gazze'de sistematik soykırım yapan İsrail, anlaşmaya rağmen Refah Sınır Kapısı'ndan geçişlere sınırlama getiriyor. Tüm engellemelere rağmen Refah Sınır Kapısı'ndan geçip ailesine kavuşanlar ise büyük bir mutluluk yaşıyor. Onlardan birisi de Gazzeli kızın 2 yıl aradan sonra annesine kavuşması oldu. Ana kız uzun süre sarılıp hasret giderdi.

Ekran görüntüsü 2026-02-12 142047

İKİ YILIN ARDINDAN AİLESİNE KAVUŞTU

Gazzeli bir kız, annesinin Mısır Arap Cumhuriyeti'nde iki yıl süren tedavi yolculuğunun ardından “Gazze seninle aydınlandı anneciğim.” sözüyle karşıladı.

ON BİNLERCE FİLİSTİNLİ, GAZZE'YE DÖNEBİLMEK İÇİN BEKLİYOR

On binlerce Filistinli, Gazze'ye dönebilmek için hâlâ Mısır tarafında bekliyor. İşgalci İsrail ise yalnızca soykırım sırasında Gazze'den ayrılmış ve şu anda Mısır'da bulunan kişilerin dönüşüne izin veriyor. Çok zor ve belirsiz koşullar altında, her gün Gazze'ye giriş yapabilenlerin sayısı ise yaklaşık 30-40 kişiyle sınırlandırılıyor.

Ekran görüntüsü 2026-02-12 141951

12/2/2026 Çarşamba günü seyahat istatistiği:

Toplam 51 kişi Gazze'den çıkış yaptı (18 hasta, 33 refakatçi), 46 kişi ise varış gerçekleştirdi.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

İsrail rejiminin tüm engellemelerine rağmen Refah Kapısı'nı geçip ailesine kavuşan bir anneyi kızı, 'Gazze seninle aydınlandı anneciğim.' sözüyle karşıladı.

RSV kışın zirve yapıyor: Prematüre ve küçük bebekler tehlike altında

Kış aylarıyla birlikte Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) yaygınlaşıyor. Özellikle çocuklarda görülen virüs hakkında uzmanlar uyarıyor.

RSV'nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) genellikle sonbaharda başladığını ve kış aylarında zirve yaptığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV'nin dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade etti.

“Her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görülüyor”

Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, küresel verilerin her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görüldüğünü, 3 milyondan fazla hastane yatışı yaşandığını ve özellikle küçük çocuklarda ciddi can kayıplarına yol açabildiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV'ye yakalanan çocukların büyük çoğunluğunun hafif semptomlar gösterdiğini, prematüre doğan veya belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çocukların daha ciddi hastalığa yakalanma riski taşıdığını da belirtti.

AW640361_01

Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçının

RSV'nin damlacık yoluyla hızla bulaştığını ifade eden Dr. Sert, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin arttığını el hijyeni, ortamların havalandırılması ve hasta kişilerle temastan kaçınılmasının bulaş riskini azalttığını vurguladı.

Bebeklerde-RSV-mikrobuna-dikkat

Kaynak: İHA

© Timeturk

Uzmanlar RSV için uyarıyor. RSV'nin her yıl milyonlarca çocuğu etkilediğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, prematüre doğan ve kronik rahatsızlığı bulunan çocukların RSV'ye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyledi.

Tarım Kredi KOOP Market'ten ramazanda donuk kıyma açıklaması

Tarım Kredi'den yapılan açıklamaya göre, uygun fiyatlarla tüketiciye sunulacak ürünler, 14 Şubat Cumartesi günü itibarıyla Türkiye genelindeki tüm KOOP Market'lerde satılacak. Tarım Kredi'nin kendi tesislerinde ürettiği Tarım Kredi 400 gram donuk kıyma 194 TL'den, Et ve Süt Kurumu (ESK) ile yapılan iş birliği kapsamında temin edilen ESK 1 kilogram donuk kıyma ise ramazan ayı boyunca 485 TL'den sabit fiyatla tüketiciyle buluşacak.

'YIL BOYU DEVAM EDECEK'

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan, Tarım Kredi ve ESK iş birliğinin uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak, "Tüketicimizin ürünlere kesintisiz erişimini sağlamak adına tüm hazırlıklarımızı tamamladık ve mağazalarımıza haftada en az iki kez ürün sevkiyatı gerçekleştireceğiz. Piyasanın en uygun fiyatlarıyla sunduğumuz donuk kıyma ürünündeki bu uygulama, ramazan ayı ile sınırlı kalmayarak yıl boyunca devam edecek" dedi.

KOOP Market olarak ürünleri en uygun koşullarda tüketiciye sunma prensibi ile hareket ettiklerini ifade eden Kozan, "Sayılı marketimizde satışa sunduğumuz ESK donuk kıyma ürününü, tüketicilerimizden gelen yüksek talebi değerlendirerek tüm şubelerimizde satışa sunmak için harekete geçtik. ESK'nin farklı illerdeki tesislerinde yüksek hijyen standartlarında üretilen bu ürünleri soğuk zinciri kırmadan tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Yaptığımız çalışmalar neticesinde gerek tüketicinin beğendiği bu uygulamayı daha ileri taşımak, gerekse tüketiciye sağlıklı ve güvenilir et ürünlerini sunmak adına bu iş birliğine imza attık" ifadelerini kullandı.

Ramazan ayının bolluk, bereket ve paylaşma ayı olduğuna dikkat çeken Kozan, temel gıda ürünlerinde beklenmedik bir fiyat artışı öngörmediklerini ve ramazan boyunca hane ekonomisine katkı sağlayacak çok sayıda kampanya gerçekleştireceklerini kaydetti.

DHA

© Timeturk

Tarım Kredi KOOP Market'ler, ramazan ayı boyunca, donuk kıyma ürünlerini indirimli ve sabit fiyatlarla satışa sunacak.

Çocuğa direksiyonu teslim eden aileye ceza

Dün, 10-12 yaşlarındaki bir çocuğun direksiyon başına geçerek otomobil kullandığı anları, arka koltukta oturan bir kişi cep telefonuyla görüntüledi.

Görüntüler, sanal medyada paylaşıldı. Görüntülerin yayılması üzerine Bolu İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri çalışma başlattı. Ekipler, çocuğun ailesini tespit etti.

Çocuğun trafikte araç kullanmasına izin veren ailesine Karayolları Trafik Kanunu kapsamında ‘Sürücü belgesiz araç kullandırmak' suçundan 23 bin 437 TL ceza uygulandı. Ayrıca aile hakkında Türk Ceza Kanunu'nun ‘Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçunu düzenleyen maddesi gereğince de adli işlem başlatıldı.

DHA

© Timeturk

Bolu'da, otomobil kullanan küçük çocuğun ailesine polis tarafından 23 bin 437 TL ceza kesildi. Aile hakkında ayrıca 'Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali' suçundan adli işlem başlatıldı.

Bakan Uraloğlu: Ülkemizi denizcilikte lider ilk 10 ülke arasına taşıdık

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 2'nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı İstanbul'da düzenlendi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2'nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı'na katıldı. Bakan Uraloğlu toplantıda üye ülke bakanlarıyla biraraya geldi.

1163737

'1 TRİLYON DOLAR KATKI; 1 MİLYONUN ÜZERİNDE İSTİHDAM'

Toplantıda bir konuşma yapan Bakan Uraloğlu, "Türk Deniz Ticaret filomuza dünya sıralamasında sınıf atlattık ve denizcilikte lider ilk 10 ülke arasına ülkemizi taşıdık. Bu yatırımlarımız üretime 1 trilyon dolar katkı sağlamış, yıllık ortalama 1 milyonun üzerinde de istihdama imkan sağlamıştır. Bizim için esas hedef, bu altyapının bölgesel ve küresel ulaştırma koridorlarının taşıyıcı omurgası haline gelmesidir. Çünkü bugün ulaştırma koridorları, yalnızca malların taşındığı güzergâhlar değil, ticaretin, yatırımın ve refahın aktığı stratejik hatlardır. Türkiye olarak, bu yeni küresel tabloyu doğru okuyarak, ulaştırma koridorlarını çeşitlendirmeyi, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmeyi ve bölgeler arası bağlantısallığı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında en kısa, en güvenli, en öngörülebilir ve en ekonomik güzergâhlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Kalkınma Yolu Projesi ise Basra Körfezi'nden başlayarak Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanan yeni bir doğu–batı ve kuzey–güney bağlantısı tesis etmeyi hedeflemektedir. Bu proje, Ortadoğu ile Avrupa arasında kesintisiz bir kara ve demiryolu hattı oluşturarak, ulaştırma sürelerini kısaltacak ve maliyetleri düşürecektir. Türkiye olarak, bu ve benzeri koridor girişimlerini rekabet yerine tamamlayıcılığı esas alan, bölgesel refahı, istikrarı ve ekonomik bütünleşmeyi artırmayı hedefleyen projeler olarak değerlendirmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bu hatlar, küresel tedarik zincirlerine çeşitlilik ve dayanıklılık kazandırmakta, yalnızca Türkiye'nin değil, İslam İşbirliği Teşkilatı coğrafyasının küresel ticaretle entegrasyonunu da derinleştirecektir. Afrika'daki kardeşlerimizin kaderini değiştirecek Dakar–Port Sudan Demiryolu Projesi gibi girişimlere ise her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğumuzu huzurlarınızda belirtmek istiyorum. Bu kapsamda, ulaştırma alanında işbirliğimizi öncelikle İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde daha yapılandırılmış ve sonuç odaklı bir zemine taşımamız gerektiğine inanıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın yönetişim kapasitesini güçlendirmek istiyorsak artık çok net bir şekilde önceliklerimizi de hep beraber belirlemeliyiz. Ortaya koyduğumuz metinler üzerinde mutabık kaldığımız kararları sahada sonuç üretir hale beraberce getirmeliyiz. Çünkü kurumsal itibarımızı büyütecek olan olgu, kabul edilen metinler değildir. Sınırda, ticarette, lojistikte ve vatandaşın günlük hayatında görünür hale gelen uygulamalardır" dedi

© Timeturk

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) 2'nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı İstanbul'da düzenlendi. Toplantıda konuşma yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ' Türk Deniz Ticaret filomuza dünya sıralamasında sınıf atlattık ve denizcilikte lider ilk 10 ülke arasına ülkemizi taşıdık.' dedi.

Trabzonspor- Fenerbahçe derbisinin hakemi belli oldu

Trabzonspor'un, sahasında Fenerbahçe ile yapacağı karşılaşmayı Halil Umut Meler yönetecek. Trendyol Süper Lig'de 22. hafta heyecanı yarın, 14 Şubat Cumartesi, 15 Şubat Pazar ve 16 Şubat Pazartesi günü oynanacak mücadelelerle yaşanacak. Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi internet sitesinden yaptığı açıklamaya göre, Trabzonspor - Fenerbahçe maçında FIFA kokartlı hakem Halil Umut Meler düdük çalacak.

AW640318_01

Trendyol Süper Lig'de 22. haftanın programı ve maçları yönetecek hakemler şöyle:

Yarın
20.00 Galatasaray - Eyüpspor: Çağdaş Altay
20.00 Antalyaspor - Samsunspor: Adnan Deniz Kayatepe

14 Şubat Cumartesi
14.30 Gençlerbirliği - Çaykur Rizespor: Ömer Tolga Güldibi
17.00 Corendon Alanyaspor - Konyaspor: Ali Yılmaz
20.00 Trabzonspor - Fenerbahçe: Halil Umut Meler

15 Şubat Pazar
14.30 Kocaelispor - Gaziantep FK: Fatih Tokail
17.00 Göztepe - Kayserispor: Alper Akarsu
20.00 RAMS Başakşehir - Beşiktaş: Mehmet Türkmen

16 Şubat Pazartesi
20.00 Kasımpaşa - Fatih Karagümrük: Batuhan Kolak

Kaynak: İHA

© Timeturk

Süper Lig'in 22. haftasında oynanacak müsabakalarda düdük çalacak hakemler açıklandı. Bu hafta oynanacak Trabzonspor - Fenerbahçe derbisini FIFA kokartlı hakem Halil Umut Meler yönetecek. 

Enes Batur gözaltına alındı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması kapsamında aralarında ünlülerin de olduğu şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul, Ankara, Muğla ve Yalova'da yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 11 kişi, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'ndaki ifade işlemlerinin ardından Adli Tıp Kurumu'nda kan ve saç örneği verdikten sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı verilen sanal medya ünlüsü Enes Batur İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, 'uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti', 'uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma' ile 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak' suçlarından İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.

© Timeturk

'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı verilen sanal medya ünlüsü Enes Batur İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.

Bakan Akın Gürlek'ten açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanı sıfatıyla HSK üyeleriyle ilk toplantısını yaptı. Bakan Gürlek, HSK Başkan Vekili Fuzuli Aydoğdu, Birinci Daire Başkanı Turan Kuloğlu ve üyeler tarafından karşılandı. HSK toplantısı, Adalet Bakanı Gürlek başkanlığında basına kapalı gerçekleşti.

1163874

Toplantıda konuşan Bakan Gürlek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 23 yılda yargı teşkilatımızın güçlendirilmesi adına önemli reformlar hayata geçirildi. Mevzuat altyapımız geliştirildi. İnsan kaynağımız nitelik ve nicelik bakımından güçlendirildi. Fiziki ve teknolojik imkanlarımız önemli ölçüde arttırıldı. Tüm bu adımlar adalet hizmetlerinin daha hızlı ve daha erişilebilir sunulması amacıyla yapılmıştır" dedi.

'REFORM İRADEMİZİ KARARLILIKTA DEVAM ETTİRECEĞİZ'

Bakan Gürlek, Hakimler ve Savcılık Kurulu'nun yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminatı olan önemli kurumlardan biri olduğunu vurgulayarak, "Bu bilinçle liyakat, ehliyet ve mesleki yeterliliği esas alan şeffaf öngörülebilir yönetim anlayışını kararlılıkla sürdürüleceğiz. Yeni dönemde de reform irademizi aynı kararlılıkta devam ettireceğiz. Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen, öngörülebilen ve güven tesis eden bir adalet tahkim edeceğiz. Bu vesileyle yeni dönemde ilk kurul toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ben hakim savcı kökenli olduğum için arkadaşlarımızın, teşkilatımızın tüm eksikliklerini iyi biliyorum. Burada da Hakimler Savcılar Kurulumuz ile inşallah önemli adımlar atacağımızı, özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için katkı sağlayacağız" ifadelerini kullandı.

1163875

'MİLLETİMİZİN ADALET BEKLENTİSİNİ GÖZETECEĞİZ'

Bakan Gürlek, toplantıya ilişkin sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda ise "Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanı sıfatıyla ilk HSK toplantımıza başkanlık ettik. Bu önemli görevi, yargı teşkilatımızın sorumluluğunu ve milletimizin adalet beklentisini gözeterek yürüteceğiz. Liyakat, ehliyet ve mesleki yeterliliği esas alan; şeffaf, öngörülebilir ve adalet duygusunu güçlendiren bir anlayışı kararlılıkla sürdüreceğiz. Yargı teşkilatımızın en önemli kurumlarından biri olan Kurulumuzun çalışmalarına katkı sunacak olmaktan büyük bir onur duyuyorum. İlk toplantımızın yargı camiamız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

© Timeturk

Bakanı Akın Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu toplantısında konuştu. Gürlek, 'Özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için katkı sağlayacağız' dedi.

Demans şifası okuma ve yazma

Demans, küresel ölçekteki en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Dünya genelinde bu durumla yaşayan insan sayısının 2050 yılına kadar üç katına çıkarak 150 milyonu aşması bekleniyor.

Uzmanlar, bu artışın gelecekteki sağlık ve sosyal bakım sistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağı uyarısını yapıyor.

Zihinsel faaliyetler bilişsel sağlığı koruyor

Chicago'daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi'nden araştırmacı Andrea Zammit, ileri yaştaki bilişsel sağlığın, yaşam boyu maruz kalınan entelektüel uyaranlardan güçlü bir şekilde etkilendiğini belirtiyor. Araştırma kapsamında, başlangıçta demansı olmayan ve yaş ortalaması 80 olan 1.939 kişi yaklaşık sekiz yıl boyunca takip ediliyor.

Katılımcıların hayatlarının üç farklı evresindeki bilişsel alışkanlıkları inceleniyor:

18 yaş öncesi: Kitap okuma sıklığı, evde gazete ve atlas gibi kaynaklara erişim, yabancı dil eğitimi.

Orta yaş: Kütüphane kartı sahipliği, müze ziyaretleri ve çeşitli yayınlara abonelik.

İleri yaş: Okuma, yazma ve oyun oynama faaliyetlerinin sıklığı.

Hastalığın başlangıcında 5 yılı aşan gecikme

Neurology dergisinde yayımlanan sonuçlar, zihinsel olarak en aktif olan yüzde 10'luk kesimin, en az aktif olan gruba kıyasla Alzheimer riskinin yüzde 38, hafif bilişsel bozukluk riskinin ise yüzde 36 daha düşük olduğunu gösteriyor.

Yaşam boyu zihinsel zenginliği en yüksek olan kişilerde Alzheimer hastalığı ortalama 94 yaşında görülürken, en düşük grupta bu yaş 88 olarak kaydediliyor. Bu fark, hastalığın başlangıcında 5 yıldan fazla bir gecikme anlamına geliyor.

Hafif bilişsel bozukluklarda ise bu gecikme süresi 7 yıla kadar çıkıyor. Yaşam boyu öğrenmenin demans riskini doğrudan durdurduğuna dair kesin bir kanıt olmasa da araştırmacılar, zihinsel aktiviteler ile bilişsel sağlık arasında çok güçlü bir bağ olduğunu vurguluyor.

Uzmanlar, demansın yaşlanmanın kaçınılmaz bir parçası olmadığını, kütüphaneler ve eğitim programları gibi zenginleştirici ortamlara erişimin hastalığın görülme sıklığını azaltabileceğini ifade ediyor.

Guardian

© Timeturk

Yeni bir araştırma; okuma, yazma ve yeni diller öğrenme gibi zihinsel aktivitelerin demans riskini yüzde 38 oranında düşürebileceğini ortaya koyuyor.

Görele Belediye Başkanı görevden uzaklaştırıldı

Giresun'un Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca ‘çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 2026/332 sayılı soruşturma kapsamında 10 Şubat tarihinde mahkemeye sevk edildi.

Görele 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/17 D. iş sayılı kararı ile tutuklanan Dede, Anayasa'nın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırıldı.

Ekran görüntüsü 2026-02-12 125421

Kaynak: İHA

© Timeturk

Giresun'un Görele İlçe Belediye Başkanı Hasbi Dede, İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırıldı.

TEKNOFEST'e çifte uluslararası ödül

International Finance Awards, gelişmekte olan piyasalara ve Avrupa'ya odaklanan International Finance dergisi tarafından yürütülüyor. Bu prestijli ödül platformu; sektör yeteneklerini, liderlik kapasitesini ve organizasyonların uluslararası değeri ile katkılarını titizlikle değerlendirerek kazananları belirliyor.

TEKNOFEST, güçlü başvurusu ve geçmiş başarılarıyla bu yıl iki önemli ödül kazanma başarısı gösterdi: Most Innovative Mass Technology Engagement Festival - Türkiye 2025 (En Yenilikçi Kitlesel Teknoloji Katılım Festivali – Türkiye 2025) ve Most Innovative National Aerospace Talent Platform - Türkiye 2025 ⁠(En Yenilikçi Ulusal Havacılık ve Uzay Yetenek Platformu – Türkiye 2025). Bu ödüllerin, TEKNOFEST'in yalnızca gençleri teknolojiyle bir araya getiren bir organizasyon olmasının yanı sıra aynı zamanda küresel ölçekte inovasyonu teşvik eden, yetenek ekosistemini güçlendiren ve teknoloji kültürünü toplumun geniş kesimlerine yayan güçlü bir vizyon hareketi olduğunun göstergesi olduğu aktarıldı.

TEKNOFEST: DÜNYA STANDARTLARINDA BİR TEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ

2018'den bu yana düzenlenen TEKNOFEST, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde gerçekleştiriliyor ve dünya çapında gençlerin bilim, teknoloji, mühendislik ve inovasyon potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefliyor. 2025'te festival; İstanbul, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Mavi Vatan'daki farklı etkinliklerle milyonlarca ziyaretçiyi ve yüz binlerce yarışmacıyı bir araya getirdi.

TEKNOFEST'in uluslararası başarısı, festivalin gençlere sunduğu fırsatların kalitesini ve bu fırsatların dünya çapında takdir edildiğini gösteriyor. Uluslararası Finance Awards gibi dünya standartlarındaki platformlardan gelen ödüller, TEKNOFEST'in Türkiye'nin teknoloji vizyonunu küresel çapta temsil etme misyonunu güçlendiriyor.

© Timeturk

T3 Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ana yürütücülüğünde düzenlenen dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali TEKNOFEST, International Finance Awards 2025'te iki ödül birden aldı.

Türk savunma devinden Suudi Arabistan çıkartması: MKE TOLGA üçte üç yaptı!

Riyad'da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı (WDS 2026) kapsamında imzalanan mutabakat zaptı ile MKE TOLGA ve 122 mm Çok Namlulu Roketatar (ÇNRA) mühimmatı, Suudi Arabistan'da ortaklaşa üretilecek. Anlaşma, MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ve Suudi yetkililer tarafından resmileştirildi.

Suudi Arabistan'da Türk Teknolojisi Dönemi

Bu stratejik adım sayesinde Türkiye, sadece silah satmakla kalmayıp mühendislik gücünü ve üretim teknolojisini de bölgeye ihraç ederek stratejik bir ortaklığın kapılarını araladı.

WhatsApp Image 2026-02-12 at 12.22.09

Sadece Hava Savunması Değil, Patlayıcı ve Fişek Üretimi de Var

​MKE'nin Suudi Arabistan ile yürüttüğü iş birliği sadece hava savunma sistemleriyle sınırlı değil. Fuarda atılan imzalarla şunlar da hedefleniyor:

​Ortak Patlayıcı Üretimi: Mühimmat yapımında kullanılan ham madde ve enerjetik malzemeler Suudi Arabistanlı şirketlerle ortak üretilecek.

​Fişek Üretim Hattı: Geçtiğimiz yıl varılan anlaşma doğrultusunda MKE, Suudi Arabistan'da fişek ve kovan üretim hatları kuracak. Türk mühendisler, üretim sürecinde teknik destek vererek sistemin kurulumuna öncülük edecek.

Sırada "Hafif Dev" BORAN Var

​MKE'nin dünyaca ünlü BORAN Obüsü için de görüşmeler hız kazandı. Bangladeş ve Kuzey Makedonya'nın ardından, Suudi Arabistan'ın da 42 adet BORAN Obüsü alması planlanıyor. Sahadaki yüksek hareket kabiliyetiyle dikkat çeken BORAN, Türk mühendisliğinin dünyadaki yeni imzası olmaya aday.

WhatsApp Image 2026-02-12 at 12.22.08

Neden Önemli?

MKE, 4 kıtada 9 ülkeye fabrika kuran tecrübesiyle savunma sanayiinde artık sadece bir üretici değil, "anahtar teslim teknoloji" kuran küresel bir güç haline geldi.

Kaynak: TİMETÜRK

© Timeturk

Türk savunma sanayiinin lokomotif kurumlarından Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), başarılarına bir yenisini daha ekledi. Son bir ayda Katar ve Mısır ile el sıkışan MKE, yerli ve milli imkanlarla geliştirilen TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi için şimdi de Suudi Arabistan ile dev bir iş birliğine imza attı.

Adıyaman'da 11 bin yıl öncesine ait 'Göbeklitepe' izleri...

Adıyaman Atatürk Barajı'nda ki sular çekilince, bilim insanlarını heyecanlandıran bir tarihi yapı ortaya çıktı. Bulunan ‘T' şeklindeki heykellere yaklaşık 150 metre uzaklıkta, baraj suyu içerisinde aynı döneme ait olduğu tahmin edilen taş duvarlar tespit edildi.

AW629335_01

Bir balıkçının ihbarı üzerine Atatürk Baraj kenarında incelemede bulunan Adıyaman Müze Müdürlüğü ekipleri, barajın Samsat ilçe kıyısında 11 bin yıl öncesine ait tarihi yapıyı tespit etti. Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer'in bilimsel danışmanlığında kurtarma kazısı yapan ekipler, iki adet ‘T' şekilli taşı çıkartarak, Perre Antik Kentte sergilemeye başladı. Tespit edilen bölge, kurul kararı ile SİT alanı ilan edilirken, bilim insanlarının bölgede yüzey araştırması yapması bekleniyor.

Adıyaman'da 1965 yılında yine Göbeklitepe'deki heykellere benzeyen ‘Kilisik heykeli' ismi verilen bir heykelde köylüler tarafından bulunmuş ve Adıyaman Müzesine teslim edilmişti.

AW629335_03

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Adıyaman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabahattin Ezer, "Bu alan bizi tabi çok heyecanlandırdı, çok ta önemli bir yerleşim olduğunu düşünüyoruz. Son yıllarda çok popüler olan Göbeklitepe ile birlikte açığa çıkartılmış olan, Göbeklitepe kültürü olarak anılan şimdilerde Taştepeler kültürü olarak lanse edilen dönemle çağdaş ve aynı kültüre ait arkeolojik izler elimizde mevcut. Tabi ki şu anda bulduğumuz iki adet küçük yapı bize ön bilgi veriyor. Daha geniş çaplı araştırmaya ihtiyacımız var. Onunla ilgileneceğiz zaten. Burada iki tane çukur tabağını, etrafı levha taşlarla kapatılmış. O levha taşların arasında da bir tane ‘T' biçimli küçük dikilitaşında kullanıldığını görüyoruz. Bütün bunlar bize Urfa'daki Taştepeler'de ortaya çıkartılan kültürün aynısının burada da olduğunu bize kanıtlıyor. Çok küçük iki tane yapıdan bahsediyoruz. Ama hemen arkamızda duran 150 metre mesafede fakat şu anda baraj suları altında bulunan bir yerde suların altında taş duvarlar tespit ettik. Orada birazcık içine inebildik. Müsait olan alanlarda oradaki balçığı karıştırdık ve herhangi bir çanak çömlekle karşılaşmadık. Bu çok erken, net bir şey söylememiz ama o çanak çömleğin bulunmaması o çanak çömleksiz neolitik döneme yani şimdiki bu bahsettiğimiz Milattan Önce 9 binlere tarihleyebileceğimiz yani günümüzden işte 11 bin yıl öncesine ait, buradaki yapıların ana yerleşimi acaba orası mıydı diye düşünüyoruz. Dediğimiz gibi ileriye dönük geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırması ve muhtemel belli bir yerlerde jeofizik çalışma bize buradaki asıl yerleşimi tespit etmemize imkan sağlayacak" dedi.

AW629335_05

Adıyaman Müze Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik ise konuşmasında, "Balıkçı bir vatandaşımızın bildirimi üzerine biz bu alanda bir çalışma gerçekleştirdik. Yaptığımız çalışmada direk yüzeyde 1 T formu gördük. Göbeklitepe'de bulunan formlara benzer bir yapıdaydı. Söz konusu alan aslında orijinalinde yaklaşık 2 veya 3 metre toprak altındaydı. Ancak baraj sularının yükselip alçalmasıyla, burada oluşan dinamik etkiden dolayı üsteki toprak örtü çekilince bizim burada bulunan mevcut formlar ortaya çıkmış oldu. Amacımız şu anda suların yükselmeden önce mevcuttaki yapıları kurtarmaya çalışmak" diye konuştu.

© Timeturk

Atatürk Barajı'nda sular çekilince, Şanlıurfa'da bulunan Göbeklitepe'deki gibi 'T' şekilli taşlar ortaya çıktı. Taşların M.Ö. 9 bin yıl öncesine, yani 11 bin yıl öncesine ait olduğu açıklandı.

Kurtlar 130 koyunu telef etti

Kars'ın Digor ilçesine bağlı Bostankale köyüne inen kurt sürüsü Ali Canpolat'a ait içerisinde koyunların bulunduğu ağıla girdi. Koyunlara saldıran kurtlar, yaklaşık 130 koyunu parçaladı.

Sabah erken saatlerde koyunlara yiyecek vermek için ağıla gelen Ali Canpolat, gördüğü manzara karşısında şoka uğradı. Ağılda bulunan koyunların tamamına yakını kurtlar telef ederken, yaşanan olay geçimini hayvancılıkla sağlayan Canpolat ailesini çaresiz bıraktı.

Bir anda ne yapacağını şaşıran Polat, durumu yetkililere bildirdi.

© Timeturk

Kars'ta ağıla giren aç kurtlar 130 koyunu telef etti.

Mezarlıkta ağaca asılı halde bulundu

Edinilen bilgilere göre, Kuyucak'ta ağaçta asılı halde birinin olduğunu gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekipleri tarafından yapılan incelemede şahsın hayatını kaybettiği belirlendi. Hayatını kaybeden şahsın, Nazilli'deki sinemada kantin işleten 52 yaşında ve bekar olan Veli Gönüloğlu olduğu tespit edildi.

Olay yerinde yapılan incelemenin ardından Gönüloğlu'nun cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı. Gönüloğlu'nun kesin ölüm nedeninin yapılacak olan otopsinin ardından belirleneceği öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

© Timeturk

Aydın'ın Nazilli ilçesindeki sinemada kantin işleten 52 yaşındaki Veli Gönüloğlu, Kuyucak'taki mezarlıkta ağaca asılı halde bulundu.

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

Halıcıoğlu Abdüsselam Kur'an Kursu ile Sultanbeyli Merkez Kur'an Kursu'nun kurucusu, eski İstanbul Merkez Vaizi merhum Abdullah Vanlıoğlu Hoca Efendi'nin muhterem eşi Hatice Vanlıoğlu Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

Merhumenin vefatı, ailesi, sevenleri ve ilim camiası başta olmak üzere tüm yakınlarını derin bir üzüntüye boğmuştur. Hatice Vanlıoğlu'nun cenazesi, 28 Ocak 2026 Salı günü, İstanbul Fatih Camii'nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Yeni Topkapı Mezarlığı'na defnedilecektir.

Merhumeye Cenab-ı Allah'tan rahmet; başta Vanlıoğlu ailesi olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.

© Timeturk

Halıcıoğlu Abdüsselam Kur'an Kursu ile Sultanbeyli Merkez Kur'an Kursu'nun kurucusu, eski İstanbul Merkez Vaizi merhum Abdullah Vanlıoğlu Hoca Efendi'nin muhterem eşi Hatice Vanlıoğlu vefat etti.

Şişli'deki vahşi cinayette katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı

24 Ocak akşam saatlerinde Şişli Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak'ta meydana gelen olayda bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, cesedin başı ve bacaklarının kesildiğini tespit etmiş, yapılan incelemelerde cesedin, 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'ya ait olduğu belirlenmişti. Çalışmalar doğrultusunda Khokimova'nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.'nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.'nın (29) ise yardım ettiği belirlenmiş, yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alınmış, cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunmuş, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alınmıştı.

3 zanlıdan 2'si tutuklandı

Asayiş Şube Müdürlüğü, Cinayet Büro Amirliği'nde ifadeleri tamamlanan 3 şüpheli, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayına sevk edildi. Şüphelilerden D.A.U.T ve G.A.K. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan şüpheli E.K. hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

1136710

Katil zanlısının ifadesi kan dondurdu

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen yabancı uyruklu 2 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, 1 şüpheli ise adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla serbest bırakıldı. Katil zanlısının ve suç ortağının emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli D.A.U.T. ifadesinde Türkiye'ye geliş amacının Durdona Khakımova ile birlikte yaşamak olduğunu belirtirken, "Bana sormuş olduğunuz Durdona Khakımova isimli şahıs benim sevgilimdir, kendisiyle 1 yıldır ilişkimiz bulunmaktadır. TikTok üzerinden canlı yayında tanıştık, bu yayında 5-6 arkadaş, grup kurarak konuşmaya başladık. Bu grupta ben ve Durdona da vardı. 2025 senesinin Ocak ayı ya da Şubat ayının ilk haftalarında görüştük. Bu tarihten itibaren kendisiyle ilişkimiz başladı. İstanbul Şirinevler'de Hürrem olarak hatırladığım bir yerde ilk görüşmemiz oldu. 3-4 gün kadar sonra da kendisiyle birlikte otele gittik. Mayıs ayına kadar gezdik, görüştük, otellerde birlikte kaldık. Mayıs ayında eşim benden şüphelenmeye başladı, eşim bu esnada Özbekistan'daydı. Mayıs ayında eşim Özbekistan'dan Türkiye'ye geldi. 2 gün sonra da eşime Durdona ile olan ilişkimi söyledim. Sonra eşim ile birlikte Özbekistan'a geri döndük. Özbekistan'da bulunduğum süreç içerisinde Durdona ile telefondan internet üzerinden görüşüyorduk. Özbekistan'da 6 ay kadar kaldıktan sonra İstanbul'a Durdona için döndüm. Durdona'nın ismini ben Medine olarak biliyordum. Telefon rehberimde kalp simgesiyle kayıtlıdır. Durdona bildiğim kadarıyla askeri malzemeler satıyor. İş yerini bilmiyorum. Fatih'te yaşadığını biliyorum, kaldığı eve de gitmişliğim oldu. Eşinden boşanmış olduğunu biliyorum. Durdona bu evde 2 kızı, E. ve E. isimli kişilerle birlikte yaşar. Durdona ile aramda herhangi bir alacak verecek meselesi yoktur" dedi.

1136713

"Evin kapısını açar açmaz Durdona'nın kafasına ütüyle vurdum"

D.A.U.T olay günü yaşanılanları şu sözlerle aktardı:

"O sabah saat 10.00 sıralarında kalktım. Arkadaşım G.A.K ile birlikte Aksaray bölgesine gittik. Bir telefon sattık. Onun parasının bir kısmını alıp ben taksiyle geri döndüm. Bir süre sonra G.A.K beni telefonla arayarak Durdona ile buluştuklarını yanlarında bir çocuk olduğunu benim bulunduğum eve doğru geldiklerini söyledi. Aradan bir süre geçtikten sonra yine arayıp bu kez 'Ben çocuğu dolaştıracağım. Siz evde buluşursunuz. dedi. Daha sonra Durdona anahtar ile kapıyı açıp eve girdi. Evin kapısını açar açmaz Durdona'nın kafasına ütüyle vurdum. Kafasına vurmamla Durdona yere düştü. Ben de mutfaktan aldığım bıçak ile sırt kısmına 4 defa vurduğumu hatırlıyorum. Bu esnada evde sadece ikimiz vardık" dedi.

Şüpheli D.A.U.T. kadının hareketsiz kalması üzerine arkadaşını aradığını belirterek, "Bu olaylar olurken telefon açıktı ve arkadaşım G.A.K bütün olanları zaten duymuştu. Ona çocuğu hemen geri göndermesini ardından yanıma gelmesini söyledim. O da çocuğu bir taksiye bindirip, Fatih'e geri gönderdi. Bu sırada ben cesedi evin banyosuna taşıdım. 15-20 dakika sonra G.A.K yanıma geldi. Olayı gördükten sonra tekrar dışarı çıkıp iki bıçakla geri döndü. Cesedi birlikte parçalara ayırdık. Siyah çöp poşetlerine koyduktan sonra bavul ve çantalara koyduk" dedi.

Cesedi parçaladıktan sonra taksi çağırarak Şişli'ye gittiklerini belirten D.A.U.T. "Oraya gitmemizin sebebi evden mümkün olduğu kadar uzaklaşmaktı. O bölge kalabalık bir bölge olduğu için kolay kayboluruz sandık. Taksiden indikten sonra çanta ve bavuldaki ceset parçalarını paylaştırarak çöp konteynırlarına attık" ifadelerini kullandı.

"Benim Durdona'yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti"

Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini belirten D.A.U.T, "Benim Durdona'yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti. Öldüreceğimden G.A.K'nın da haberi vardı. Eve gelir gelmez öldüreceğime yönelik plan yapmıştım. Bu plandan onun da haberi vardı. Durdona'yı öldürdükten sonra Durdona'nın telefonunu ben üzerime almıştım. Havalimanına giderken ihtiyaç amaçlı durduğumuz yerde telefonu attım. Ben Durdona'yı beni aldattığı için öldürdüm. Kendisi beni başka erkeklerle aldattı. Kendisinin yüzünden ailem dağıldı. Memleketimde adım çıktı. Eşime de rezil oldum. Durdona ile dini nikahlıydık. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. En son bavul bölünüp çöp kutusuna attıktan sonra 50-60 metre kadar yürüdük. 5-10 dakika sonra caddenin başında gördüğümüz taksiyi çevirdik. Bu taksiyle Gofurjon ile birlikte Aksaray'a 15-20 dakika kadar sonra gittik. Aksaray'da arkadaşımla ile birlikte gittiğimiz aynı günün sabah saatlerindeki telefonu sattığı şahsın yanına gittik. Buraya bilezikleri, kolyeleri ve küpeleri satmak için gitmiştik. Ancak satamadık; bilezikler, kolyeler ve küpeler G.A.K'da kaldı. Sabah telefonu sattığı şahıstan para aldık. Bu parayla Gürcistan'a gitmek için uçak bileti aldık. Bilet aldığımız yerde bulunan G.A.K'nın arkadaşı bize siyah renkli bir araba ayarladı.

Biz bu araçla 25.01.2026 günü saat 01.00 sıralarında İstanbul Havalimanı'na gittik. Bu araçta ben ve arkadaşım haricinde aracın şoförü vardı. Havalimanına giderken ihtiyaç gidermek için bir defa durduk. Durduğumuz yerde evler yoktu, sadece bir durak vardı. Durduğumuzda ben, G.A.K ve taksi şoförü aşağıya indik. Burada birer sigara içtik. Sigaraları içtikten sonra tekrar arabaya binip havalimanına gittik. Havalimanında uçak saatimizi beklediğimiz esnada polisler gelerek bizi aldı" dedi.

Diğer şüpheli G.A.K. ise ifadesinde cinayete yardım ettiği iddialarını reddederek, "Beni eve çağırdığında, zaten her şey olup bitmişti. Cesedi parçalara ayırmış ve poşetlere koymuştu. Ben o işlere yardım etmedim. Daha sonra onun çağırdığı taksiye binerek ceset parçalarını attık" ifadelerini kullandı.

© Timeturk

İstanbul Şişli'de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova cinayetine ilişkin hakkında tutuklaam kararı verilen katil zanlısı ve suç ortağının emniyetteki ifadeleri ortaya çıktı.

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI

Halıcıoğlu Abdüsselam Kur'an Kursu ile Sultanbeyli Merkez Kur'an Kursu'nun kurucusu, eski İstanbul Merkez Vaizi merhum Abdullah Vanlıoğlu Hoca Efendi'nin muhterem eşi Hatice Vanlıoğlu Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur.

Merhumenin vefatı, ailesi, sevenleri ve ilim camiası başta olmak üzere tüm yakınlarını derin bir üzüntüye boğmuştur. Hatice Vanlıoğlu'nun cenazesi, 28 Ocak 2026 Salı günü, İstanbul Fatih Camii'nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Yeni Topkapı Mezarlığı'na defnedilecektir.

Merhumeye Cenab-ı Allah'tan rahmet; başta Vanlıoğlu ailesi olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Ruhu şâd, mekânı cennet olsun

© Timeturk

Halıcıoğlu Abdüsselam Kur'an Kursu ile Sultanbeyli Merkez Kur'an Kursu'nun kurucusu, eski İstanbul Merkez Vaizi merhum Abdullah Vanlıoğlu Hoca Efendi'nin muhterem eşi Hatice Vanlıoğlu vefat etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni'nde konuştu.

Ekonomiye ilişkin önemli mesajlar veren Erdoğan, son 49 ayın en düşük enflasyon verisine ulaşıldığını ve Merkez Bankası rezervlerinin artığını dile getirdi.

Erdoğan, Suriye'ye gelişmelere ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi. Suriye halkının barış istediğine vurgu yapan Erdoğan, “Suriye, Türkiye'nin destekleriyle ayağa kalktıkça bölgemizde çok farklı rüzgarlar esecek.” diye konuştu.

“DÜNYA EKONOMİSİ SANCILI SÜREÇTEN GEÇİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

Türk müteahhitleri güçlü mühendislik birikimimizi, iş yapma kültürümüzü ve güvenilirliğimizi de farklı ülkelere taşıyor. Şirketlerimiz dünya çapında başarılı. Türk inşaat şirketleri son yıllarda yurt dışında gerçekleştirdiği projelerle dünyanın en prestijli firmaları arasında yer almayı başarmıştır.

Şimdiye kadar yüzde 90'ı bizim iktidarlığımız döneminde olmak üzere dünyanın 138 ülkesinde 557 milyar dolardan fazla iş almış durumundayız. İlk 100 firma arasına 8 Türk firması girmiş, bunlardan ikisi ilk 50 içinde yer almıştır.

Türk müteahhitlerinin başarıları ekonomik konjonktürden çok daha anlamlı hale geliyor. Son 4-5 yıldır dünya ekonomisi sancılı süreçten geliyor. Koronavirüs salgınının artçı sarsıntıları henüz dinmedi.

2025 yılı küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı, korumacı ticaret politikaların dünya ekonomisini zorladığı bir yıl olarak kayıtlara geçti.

SON 49 AYIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ

Türkiye ekonomisi dikkat çekici bir performans sergilemiştir. 2025 yılı ekonomide hedeflerimize büyük ölçüde ulaştığımız, enflasyonla mücadelede önemli kazanımların elde edildiği, turizm ve ihracatta rekorlar kırdığımız bir yıl olmuştur. Enflasyon son 49 ayın en düşük seviyesine indi. 2002 yılında sadece 27,5 milyar dolardan devraldığımız rezervleri 205 milyar 177 milyon dolara yükselttik. Merkez Bankası rezervlerimiz 200 milyar bandını aştı.

İhracatta Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. 2025 yılında ihracatımız bir önceki yıla kıyasla 11,7 milyar dolar artış göstermiştir. Ekonomideki olumlu görünümün ticarete de yansıdı.

Enflasyon düştükçe, mali disiplini sürdürdükçe, cari fazlaya doğru emin adımlarla ilerledikçe, reformlarımızı birer birer hayata geçirdikçe Türkiye pozitif yönde ayrışacaktır.

“BÖLGEMİZDE FARKLI RÜZGARLAR ESECEK”

Türkiye'nin önünde yeni kapılar açılıyor. Gazze'de mazlumlara sahip çıkmamızın, Suriye'de kardeşlerimize kucak açmamızın, vicdanlı bir duruş sergilememizin bereketini göreceğiz. Suriye istikrara kavuştukça bunun olumlu etkileriniz tüm komşu ülkeler hissedecek. Ticaret hızlanacak, turizm gelişecek. Suriye'de yerleşim yerlerinde büyük bir inşa ve ihya seferberliği başlayacak.

Suriye, Türkiye'nin destekleriyle ayağa kalktıkça bölgemizde çok farklı rüzgarlar esecek.

Suriye refahı için harcanması gereken kaynaklar yer altında tünel yapmaya değil, yer üstünde hastane, okul, fırın için harcanacak. Faydalı projeler için kullanılacak.

“MEMNUNİYET DUYUYORUZ”

Suriye'de Kürt kardeşlerimizin haklarının güvence altına alınmasından memnuniyet duyuyoruz.

Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan yıkılmalardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış, huzur istiyor. Yıllardır çatışmaların bütün yükünü omuzlarında taşıyan çocuklar silah ve bomba sesi duymak istemiyor. Suriye'nin zenginlikleri artık Suriye halkınındır.

Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde ayrı silahlı güç olmaz. Paralel yapı olmaz. Terörün raf ömrü dolmuştur. Sınırımızın ötesinde yaşayan Kürt kardeşlerimizin insani yardım taleplerini Suriye hükümetiyle yakın işbirliği içinde karşılıyoruz.

Suriye'de 10 Mart mutabakatına uyulmayacak büyük hata yapıldı. 4 Ocak'taki görüşmeler sonuçsuz bırakılarak bir diğer yanlışa imza atıldı. 18 Ocak'ta tesis edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının çok önemsiyoruz. Aklın yolu vicdanın yolu birdir. Suriye için en doğru yol da bellidir.

NTV

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye halkının barış ve huzur istediğine işaret ederek 'Suriye yeniden ayağa kalkacak.' dedi.

Sedef Kabaş serbest bırakıldı; ifadesi ortaya çıktı

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde gazeteci Sedef Kabaş, "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "suç işlemeye tahrik" suçları kapsamında dün akşam saatlerinde gözaltına alındı. Sabah saatlerinde Anadolu Adliyesine sevk edilen Kabaş'ın savcılık işlemleri tamamlandı.

Savcılıkta ifadesi alınan Kabaş, adli kontrol uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine sevk edildi.

"Milyonlarca insanın kullanmış olduğu bir ifadedir"

Sedef Kabaş savcılık ifadesinde, "Üzerime atılı suçlama hakkında bilgi sahibiyim. Avukatım eşliğinde karakolda vermiş olduğum ifadeyi aynen tekrar ederim. Bana sormuş olduğunuz @sedefkabas rumuzlu X isimli sosyal medya hesabı bana aittir. Hesabı sadece ben kullanırım. Bana sormuş olduğunuz paylaşımları anladım. 9 Eylül 2025 tarihinde yapmış olduğum "Darbeyi hala sadece askerler yapar sanan var mı" şeklinde başlayan paylaşımı ben yaptım. Burada kullanmış olduğum sivil darbe ifadesi bir suç unsuru içermez. Milyonlarca insanın kullanmış olduğu bir ifadedir. 29 Eylül 2025 tarihli "Motoru olmayan uçak yapmışlar.... Sahte diploma ile mezun olmuşlar, meşruiyeti olmadan ülke yönetiyorlar" şeklindeki paylaşım bana aittir. Sahte diploma ile kastettiğim sahte diploma skandalı kapsamındaki kişilerdir. Haberlerde 400'den fazla kişinin sahte diploma ile mezun olduğunu ben de tüm kamu gibi öğrendim" dedi.

"Somut olarak herhangi bir kişiyi kastetmedim"

Kabaş, "Somut olarak herhangi bir kişiyi kastetmedim. Zaten kullanmış olduğum ifadelerde çoğul ifadelerde bulundum. Herhangi bir kişiyi işaret etmedim. 9 Eylül 2025 tarihli "bundan sonra seçimler göstermelik yapılacaktır, sandık olacak ama demokrasi olmayacaktır, bundan böyle tek çözüm sivil itaatsizliktir" şeklindeki paylaşımda bana aittir. Sivil itaatsizlik bir anayasal haktır. Tıpkı grev, boykot sine-i millete dönmek, protesto, yürüyüş gibi, Burada kastettiğim Anayasal hakkın kullanılmasıdır. Anayasal hakkın kullanılmasına yönelik söylemimde suç unsuru aramak esasen suçtur. Burada herhangi bir şekilde suç işlemeye yönelik bir çağrı yoktur.

Yapmış olduğum tüm paylaşımlar ifade özgürlüğü kapsamındadır. Hiçbir şekilde hakaret, suça teşvik ya da bir suç unsuru barındırmaz. Benim bir gazeteci olarak bunları dahi yazamamam halinde herhangi bir şekilde söz söyleme hakkım bulunmaz. Mümkün de olmaz. Suçlamayı kabul etmiyorum. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir" ifadelerini kullandı.

Kabaş, yurt dışına çıkış yasağı ve haftada 2 gün imza şeklinde adli kontrol kararı uygulanarak serbest bırakıldı.

© Timeturk

Sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımlar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Sedef Kabaş, yurt dışına çıkış yasağı ve haftada 2 gün imza şeklinde adli kontrol kararı uygulanarak serbest bırakıldı.

STM'nin sürü İHA'ları gerçek mühimmatla hedefi vurdu

Türk savunma sanayiinin öncü mühendislik şirketi STM, sürü İHA teknolojileri alanında tarihi bir başarıya imza attı. Ankara'nın Polatlı ilçesinde bulunan General Nahit Şenoğul Atış ve Tatbikat Bölgesinde icra edilen faaliyette, STM'nin sürü İHA'ları ilk kez canlı mühimmat patlamalı bir ortamda başarıyla test edildi.

Gerçekleştirilen testte, tamamen milli algoritmalarla geliştirilen dağıtık mimariye sahip sürü zekâsı sayesinde, tek bir operatör kontrolünde görev yapan KARGU sürüsü, kalkışın ardından görev bölgesine otonom olarak intikal etti. Görev bölgesine ulaşan KARGU sürüsü, üç farklı hedef için otonom şekilde alt sürülere ayrılarak, operatörün tek bir komutu ile eş zamanlı saldırı gerçekleştirdi. Anti-personel harp başlığıyla donatılmış KARGU'lar, canlı mühimmat kullanılan testte; dağıtık mimari yapıları sayesinde kendi aralarında haberleşerek, yüksek hassasiyet, eş zamanlı angajman ve operasyonel güvenilirlik kabiliyetlerini sahada başarıyla ortaya koydu.

Tatbikat bölgesinde gerçekleştirilen faaliyeti; Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı, 4. Kolordu Komutanı ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Ahmet Kurumahmut başta olmak üzere üst düzey askeri heyetler yerinde takip etti. STM'nin sürü İHA saldırı kabiliyeti, komuta heyeti tarafından tam not aldı.

"Bu başarı, Türkiye'nin otonom harp yetkinliğinde yeni bir eşik"

STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, elde edilen başarının yalnızca teknik değil, aynı zamanda stratejik bir anlam taşıdığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"Sürü İHA teknolojileri, modern harp sahasının en kritik oyun değiştirici unsurlarından biri haline gelmiş durumda. STM olarak, tamamen milli yazılım ve algoritmalarla geliştirdiğimiz sürü zekâsı mimarimizi bugün canlı mühimmat patlatmalı bir testle sahada başarıyla ispatlamış olmanın gururunu yaşıyoruz. Sürü zekâsıyla donatılmış KARGU'ların koordineli biçimde, canlı mühimmatla hedefleri tam isabetle vurması; Türkiye'nin otonom sistemler, yapay zekâ ve sürü konsepti alanında geldiği seviyeyi net biçimde ortaya koymaktadır. Bu kabiliyet, sadece bugünün operasyonel ihtiyaçlarına değil, geleceğin harp konseptlerine de yön verecek stratejik bir eşiği temsil ediyor. STM mühendisliğinin imzasını taşıyan bu başarıyla, ülkemizi sürü zekâsı alanında dünyada sayılı ülkeler arasına taşıma kararlılığımızı bir kez daha göstermiş olduk."

Türkiye'de bir ilk, dünyada sayılı örneklerden biri

Canlı mühimmatla icra edilen bu başarılı sürü İHA saldırı testi, Türkiye açısından bir ilke işaret ederken; dünyada yalnızca sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu ileri düzey sürü operasyon kabiliyetleri arasında yer alındığını da ortaya koydu. STM tarafından geliştirilen dağıtık kontrol tabanlı sürü zekâsı mimarisi sayesinde sistem, görev esnasında bazı unsurların devre dışı kalması durumunda dahi operasyonunu sürdürebilecek yüksek esneklik ve dayanıklılık sergiledi.

Sürü İHA kabiliyetleri

STM'nin sahip olduğu özgün algoritmalar ve yazılımlar sayesinde STM sürü sisteminde bulunan taktik İHA'lar, gerçek zamanlı olarak birbirileri arasında haberleşebiliyor, hedef tespiti, paylaşımı ve önceliklendirmesi yaparak, sürü saldırısı icra edebiliyor.

STM'nin sürü zekâsı mimarisi, merkezi bir kontrol birimine bağımlı olmadan, her bir İHA'nın görev kararlarını kendi almasına imkân tanıyor. Bu dağıtık kontrol mimarisi, sistemin bir parçası devre dışı kalsa bile sürünün görevi sürdürebilmesini sağlıyor ve görev başarısını artırıyor. Sürü sistemleri, satürasyon saldırısı konsepti çerçevesinde, aynı anda çok sayıda İHA'nın koordineli biçimde hedef bölgeye seyrüseferini sağlayarak, düşman savunma sistemlerinin satürasyona uğratılmasını ve etkisiz bırakılmasını hedefliyor. STM algoritmaları sayesinde sürü içindeki İHA'lar, taşıdıkları mühimmat türüne uygun hedeflerle angaje oluyor. Örneğin; insan veya araç hedeflerini ayırt edebilen, anti-personel veya zırh delici mühimmat taşıyan İHA'lar, hedef tipine göre otonom angajman yapabilmektedir. Geliştirilen sistemlerde, sürüye gerçek zamanlı olarak yeni İHA'lar eklenip çıkarılabiliyor, görevler güncellenebiliyor ve görev bölgesi içinde sürü bölünerek farklı alt görevler icra edebiliyor.

Özellikler

Sürü Zekâsı Algoritmaları, Satürasyon Saldırısı Konsepti, Dağıtık Kontrol Mimarisi, İHA'lar Arası İletişim Altyapısı, Otonom Formasyon Oluşturma ve Sürdürme, Çarpışma Önleme Sistemi, Gerçek Zamanlı Hedef Tespiti ve Sınıflandırması, Sürü İçi Görev Paylaşımı, Hedef Önceliklendirme ve Görev Atama, CRPA Destekli Anti-jam Seyrüsefer, KERKES Entegrasyonu ile KKS Bağımsız Seyrüsefer, Sürü Bölünmesi ve Birleşmesi, Gerçek Zamanlı Sürüye Katılma ve Sürüden Ayrılma

© Timeturk

STM tarafından geliştirilen sürü İHA teknolojisi kapsamında, 20 adet Vurucu İHA KARGU ile gerçekleştirilen testte hedefler gerçek mühimmatla tam isabetle vuruldu. Bu faaliyet, Türkiye'de sürü kabiliyetinin canlı mühimmatlı bir operasyonel senaryoda test edildiği ilk çalışma olarak kayıtlara geçti.

Davos'ta doğum sancısı

Yeni Dünya Düzeni ve Yapay Zekâ

Davos 2026'nın sahnesinde, aynı anda iki gerçek konuşuldu. Birincisi, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan “kurallı düzenin” çatırdadığı. İkincisi, o çatlaklardan sızan yeni düzenin yakıtının yapay zekâ ve dijital dönüşüm olduğu.

Bu sene Davos'ta “gelecek” kelimesi fazla romantik kaçtı, çünkü liderlerin ve CEO'ların dili açıkça şunu söylüyor, “Dönüşüm yarın değil, BUGÜN

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un uyarısı, aslında bütün salonun ruh halini özetleyen bir cümleye dönüştü: Kuralsız bir dünya, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı ve güçlünün hukukunun belirleyici olduğu bir iklim… Bu, sadece diplomatik bir kaygı değil, artık ekonomi, enerji, teknoloji ve güvenliğin tek bir şok dalgasında birleştiği yeni dönemin tanımı.

Kuralların Eridiği Yerde “Hesap” Başlar

Yeni dünya düzeni, ideallerin değil hesapların düzeni. Büyük güç rekabeti, diplomatik metinlerden çıkıp tedarik zincirlerine, çip kotalarına, enerji arzına, veri merkezlerine, yaptırım mimarisine ve nihayetinde algoritmalara taşındı.

Davos'ta esas mesele “kim haklı” sorusu değil, “kim dayanıklı” sorusu. Dayanıklılık ise artık sadece askeri kapasiteyle değil, enerji + veri + yapay zekâ üçgeniyle ölçülüyor.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in altını çizdiği gibi, ekonomik rekabetçilik ile jeopolitik etki aynı madalyonun iki yüzü: “Ekonomik rekabetçilik… küresel siyaseti şekillendirme kabiliyeti… aynı madalyonun iki yüzü.” Burada ima edilen şu: Eğer ekonominiz ve sanayiniz teknolojik olarak hızlanamıyorsa, masada sandalye değil, tribünde seyirci olursunuz.

Trump Sonrası Dünya

Trump'ın Davos konuşması, yeni düzenin sert yüzünü gösteren pragmatik bir manifesto gibiydi: büyüme, üretim, tarife, enerji ve güç dili.

Yapay zekâya geldiğinde ise meseleyi romantikleştirmeden söyledi, AI yarışını belirleyecek olan şey, elektrik kapasitesi. Hatta “AI tesislerini” beslemek için mevcut enerjinin iki katından fazlasına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayıp büyük şirketlerin kendi üretim kapasitesini kurmasına alan açtığını anlattı.

Bu, çok kritik bir kırılma: Yapay zekâ artık “uygulama” değil, ulusal altyapı. Altyapı olunca da devletlerin refleksi değişiyor: regülasyon, teşvik, kamu alımı, enerji planlaması, yerli çip, veri egemenliği… Hepsi aynı dosyanın içinde.

Teknoloji CEO'ları: “Zekâ Eşiği” ile “Enerji Duvarı” Arasında

Bu yıl Davos'ta teknoloji liderleri iki cümlelik bir çerçeveye sıkışmış gibiydi:

Zekâ hızlanıyor.
Fiziksel dünya fren oluyor.

Elon Musk, “Bu yılın sonunda… en geç gelecek yıl… herhangi bir insandan daha akıllı AI” ihtimalini dile getirirken, bir yandan da “herkesin bir robotu olacağı” bolluk anlatısını kurdu.

Bu iddia, yatırımcıyı, devleti, toplumu aynı anda ayağa kaldıran türden. Ama hemen arkasından gelen asıl cümle, çağın çıplak gerçeği, enerji ve çip kapasitesi bir duvara dönüşüyor.

NVIDIA CEO'su Jensen Huang ise Avrupa'ya doğrudan bir strateji önerdi: AI altyapısını, güçlü üretim kabiliyetiyle birleştirip “erken girme” ve “sıçrama (leapfrog)” fırsatı.

Yani mesaj net: Bu yarış, sadece model yarışı değil; altyapı ve sanayi yarışı.

Bu cümleyi ülkemiz için tercüme edelim. Kendi kapasiteni artıracaksın, ama doğru ortaklıkları kurmadan, doğru katmanlarda iş birliği yapmadan, ölçeklenebilir bir AI ekonomisi kuramazsın.

Egemenlik, bağlantısızlık değil, doğru bağları kurma sanatıdır.

Savaşın yeni dili: cephe hattı + dron hattı + veri hattı

Ukrayna Cumhurbaşkanı konuşmasında, savaşın teknolojik dönüşümü çıplak biçimde ortada: dron teknolojilerinin cephe dinamiklerini nasıl değiştirdiğini anlatırken, savaşın “online görülen” bir boyut kazandığını vurguluyor. Bu, günümüz jeopolitiğinin ana fotoğrafı: Artık savaş senaryoları yalnızca tank ve top değil; dron sürüleri, uydu bağlantıları, siber operasyonlar, dezenformasyon, algoritmik hedefleme.

Bu nedenle 3. Dünya Savaşı tartışmalarını “tek bir büyük patlama” senaryosu gibi okumak yanıltıcı.

Yeni düzenin sancısı, daha çok parçalı krizler şeklinde ilerliyor: ticaret savaşları, enerji savaşları, veri savaşları, vekâlet savaşları, iç siyaset kırılmaları… Hepsi aynı “küresel stres testi”.

Yapay zekâ yeni düzenin motoru, toplumun yeni sınavı olacak

Davos'un en net cümlesi şuydu: AI büyürken enerji sistemi zorlanıyor; ama doğru yönetilirse AI, enerji dönüşümünü de hızlandırabilir.

Buradan sosyolojik düzleme geçelim. Yapay zekâ, topluma üç dalga halinde çarpıyor:

Emek dalgası: Giriş seviyesindeki işler, bürokratik işler, tekrarlı işler hızla dönüşüyor. Bu, sadece “iş kaybı” değil; sınıf atlama merdiveninin basamaklarının kırılması riskidir.

Gerçeklik dalgası: Deepfake, AI içerik seli, propaganda ve algı yönetimi; yani “hakikat”in kurumsal zeminini aşındıran bir dalga.

Egemenlik dalgası: Veri, bulut, çip, enerji… AI'ı kim kurarsa, toplumun hızını o belirler.

Davos 2026 bize şunu söylüyor

Kurallar eriyor; güç biçim değiştiriyor.

AI bir yazılım değil; ulusal altyapıdır.

Enerjiyi çözmeyen, yapay zekâyı ölçekleyemez.

Savaşın cephesi artık veri merkezlerinin gölgesinde büyüyor.

Ve benim bu tabloya ekleyeceğim cümle şu;

Yeni dünya düzeni kapıda değil; çoktan içeri girdi.

Biz hâlâ hazırlık listeleri yaparken, birileri çoktan temelleri attı, duvarları ördü, sistemi kurdu.

Davos'un doğum sancısı burada: Eski düzen ölürken yenisi doğuyor. Doğumun adı teknoloji, sancının adı jeopolitik.

Ve bu doğumun ebesi, yapay zekâ ile dijital dönüşümün hızıdır.

© Timeturk

İsrail'den Türkiye'ye dikkat çeken mesajlar

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Türkiye ile İsrail'in geçmişte çok iyi ilişkileri olduğunu ancak son 10 yıl içinde bu ilişkilerin kötüleştiğini gördüklerini belirten İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, "Dolayısıyla Türkiye ile normalleşmeye ihtiyaç yok, çünkü bizim Türkiye ile ilişkilerimiz zaten mevcuttur. Yıllardır Türkiye ile diplomatik ilişkilerimiz var. Ancak ne yazık ki son dönemde ilişkiler kötüleşti, bu onların tercihiydi. Bunun nedenleri hakkında herkes varsayımlar yürütebilir, ancak ben bu nedenler hakkında spekülasyon yapmayacağım, bu sadece bir gerçektir. Bizim Türkiye ile ilişkilerimizi zaten olduğundan daha da kötüleştirmek gibi bir menfaatimiz yoktur" dedi.

Yaklaşık 1 ay önce her iki taraftan üst düzey yetkililerin katıldığı bir görüşme yapıldığını belirten Saar, "Bu tür durumlarda faydalı olacak bir mekanizma oluşturulması hedeflendi. Azerbaycan'a gelince, önceki dönemde meslektaşım, Azerbaycan Dışişleri Bakanı, bizden bazı mesajları onlara iletmişti, ancak son zamanlarda bu durum ortadan kalktı. Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir" diye konuştu.

"Suriye ile yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum"

Suriye ile olan ilişkileri hakkında da konuşan Saar, "Suriye ile ilgili olarak ise şunu söyleyebilirim ki, yakın gelecekte bir normalleşme görmüyorum. Bugün karşı karşıya olduğumuz ve şu anda müzakeresini yürüttüğümüz konular, diyebilirim ki, esas olarak Suriye'nin güney kesiminde mevcut statükonun güvenlik açısından koordine edilmesiyle ilgilidir. Bu bizim için önemlidir. Bence bu onlar için de önemlidir, ancak şunu söyleyebilirim ki, bu sınırlı bir anlaşmadır. Bu bir barış ya da normalleşme anlaşması değildir. Belki gelecekte bundan daha fazlasını elde edebiliriz ve umarım bunu gelecekte gerilimlerin önlenmesi yoluyla başarabiliriz. İsrail daha önce büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir" diye konuştu.

"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"

Orta Doğu'daki durum hakkında da konuşan Saar, Filistin'e yönelik gerçek dışı ifadeler kullandı. İsrailli bakan, "İsrail geçmişte büyük tavizler vermiştir, buna toprak tavizleri de dahildir. 1990'lı yıllarda Oslo Anlaşmaları çerçevesinde İsrail, Filistin Yönetimi'ni kurmuş ve ona toprak vermiştir. On yıl sonra, 2005 yılında İsrail tamamen Gazze Şeridi'nden çekilerek tüm yerleşimleri ve oradaki askeri varlığını ortadan kaldırmıştır. Biz büyük adımlar attık. Şunu anlamalısınız ki, Filistinliler bu toprakların bir santimetresini bile fethetmemiştir. Tüm topraklar İsrail tarafından verilmiştir. Ya ikili ya da tek taraflı bir çerçevede. Ancak mesele şudur ki, sizin de tanık olduğunuz gibi, bizim deneyimimiz İsrail halkına şunu göstermiştir, biz sadece barışa yaklaşmakla kalmadık, aksine güvenlik durumumuz kötüleşti. Bu nedenle bugün insanlar Filistinlilere daha fazla taviz teklif ederken daha temkinlidir, çünkü bunun barış getirmeyeceğini düşünmektedirler" dedi.

"İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir"

Filistin'de derin bir değişimin gerekli olduğunu kaydeden Gideon Saar, "Filistin toplumu kendisini üç olumsuz yaklaşımdan ayırmalıdır. Birincisi, teröristlere ve onların ailelerine yapılan ödemelerdir ki Filistin Yönetimi bunu hala yapmaktadır. Bu yolla teröristleri teşvik etmekte ve Filistin toplumunda terör zihniyetini korumaktadırlar. Vurguluyorum ki burada artık Hamas'tan değil, Filistin Yönetimi'nden bahsediyorum. İkincisi, provokasyon meselesinde büyük bir değişiklik yapılmasıdır. Müfredatta, eğitim sisteminde ve Filistin medyasında İsrail'e karşı provokasyonun durdurulması gerekmektedir çünkü bu, yeni neslin zihnini zehirlemektedir" şeklinde konuştu.

Barışın sadece bir kağıt parçası olmadığını söyleyen İsrailli bakan, "Barış insanlar arasında olur. İnsanlar sizden nefret ediyorsa, barış inşa edemezsiniz. Bu ikinci önemli meseledir. Üçüncüsü ise İsrail Devleti'ne karşı yürütülen, yasa dışı savaşa son verilmesidir hem uluslararası forumlarda hem de uluslararası olarak adlandırılan mahkemelerde. Eğer bu üç şeyi yerine getirirlerse, bence İsrail halkı barış sürecinde güvenilir bir ortak olduklarını düşünecektir" ifadelerini kullandı.

"Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz"

İran yönetiminin protestolardan İsrail'i sorumlu tutması ve İsrail'in protestoculara silah verdiği iddiaları ile ilgili soruyu yanıtlayan Saar, "Bu gülünç bir iddiadır. İran, İsrail'den bin 500 kilometre uzakta. Milyonlarca insan sokaklara çıktı. İran hükümeti kendi halkından binlerce insanı öldürüyordu. Bunun İsrail ya da ABD ile ne ilgisi var? Halkın ihtiyaçlarını karşılayamadılar. Halkın özgürlük ve refah taleplerini acımasızca bastırıyorlar ve başkalarını suçluyorlar. Bu, diktatörlükler için çok tipik bir yöntemdir ve bu, acımasız bir diktatörlüktür. Açık konuşmak gerekirse, bizim bakış açımıza göre İslam devriminden önce, 1970'lerin sonuna kadar İran ile mükemmel ilişkilerimiz vardı. Onlarla iş birliği yapıyorduk ve çok iyi ilişkilerimiz mevcuttu. İran halkıyla da iyi ilişkilerimiz vardır. Biz İran halkının düşmanı ya da rakibi değiliz. Biz İran halkının barış isteğinin yanındayız. Bizim sorunumuz yalnızca rejimledir" dedi.

"Onlar çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar"

İran'ın şu anki rejiminin, İsrail'i yok etmek istediğini belirten Gideon Saar, "Onlar sadece açık ve resmi olarak İsrail'i yok etmek istiyoruz demekle kalmıyor, aynı zamanda bunu gerçekleştirmek için harekete geçiyorlar ve çevremizdeki tüm terör örgütlerini finanse ediyorlar. Örneğin; Hamas, Hizbullah, Husiler. Dolayısıyla onlar İsrail'e karşı uzaktan, sürekli bir savaş yürüten taraflardır. İkincisi, nükleer silaha sahip olmak istiyorlar ve bu, tüm bölge için bir tehdit oluşturacaktır. Bu yalnızca İsrail'i tehlikeye atmayacaktır çünkü bu acımasız rejim eğer bir nükleer şemsiye hakkı elde ederse, komşu ülkeleri tehdit etmek için neler yapabileceklerini hayal edebilirsiniz. Bu nedenle, en aşırıcı rejimin en tehlikeli silaha yani nükleer silaha sahip olması kabul edilemezdir. Üçüncüsü de, büyük bir balistik füze programı oluşturmak için çalıştılar ve hala çalışıyorlar" diye konuştu.

"Onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor"

İran'ın bu programının İsrail'e karşı olduğunu ve daha önce İsrail'e karşı kullanıldığını belirten Saar, "Onlar 2024 ve 2025 yıllarında bunu üç kez kullandılar. Biz onların nükleer tesislerini ve füze programını vurmadan önce de bunu yaptılar. 2024 yılında nisan ve ekim aylarında bunu gerçekleştirdiler. Ve küçük bir ülke olan İsrail'den bahsedecek olursak, onların inanılmaz sayıda hassas füze elde etme arzusu İsrail devletini tehlikeye atıyor ve bu niyetlerini gizlemiyorlar. Dolayısıyla bizim bakış açımıza göre, eğer onlar bu üç şeyi yapmasalardı terörizmi desteklemekten vazgeçselerdi, nükleer silah peşinde koşmasalardı ve balistik füzeler geliştirmeselerdi bizim hiçbir sorunumuz olmazdı. Ama sorun şu ki onlar, buna hiçbir zaman razı olmadılar. Hatta 2025 yılının haziran ayında savaş başlamadan önce ABD ile temas kurduklarında bile sadece oyun oynadılar. Gerçek anlamda ciddi bir taahhütte bulunmadılar. Bu nedenle bizim için, bu tehlikeli rejimi tehlikeli silahlardan uzak tutmak ve onun İsrail'le savaş halinde olan terörist devletleri ve terörist grupları destekleme kapasitesini azaltacak adımlar atmak son derece önemlidir" dedi.

© Timeturk

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Azerbaycan'ın yerel haber ajansı APA'ya verdiği röportajda, 'Türkiye ile ilişkilerimizde farklı, daha iyi bir geleceğe ulaşmayı umuyorum, ancak bu tamamen Türklerin elindedir' dedi.

AB ve Hindistan arasında kapsamlı ticaret anlaşması

Avrupa Birliği (AB) ve Hindistan arasında serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin sonuçlanmasına dair siyasi bildirge ile güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalandı. AB Komisyonu'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın, dünyanın ikinci ve beşinci büyük ekonomileri arasındaki hem ekonomik hem de siyasi bağları güçlendireceği belirtildi. Açıklamada, “AB ile Hindistan, bugün tarihi, iddialı ve ticari açıdan önemli bir serbest ticaret anlaşması müzakerelerini sonuçlandırdı. Bu, her iki tarafın bugüne kadar tamamladığı en büyük anlaşma” ifadeleri kullanıldı.

1136734

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, imza töreninde yaptığı konuşmada, 2 milyar kişilik bir pazar oluşturduklarını söyledi. Von der Leyen, "Bu, gerçek bir kazan-kazan yaklaşımıyla ortaklık kurmayı seçen dünyanın ikinci ve dördüncü büyük ekonomileri olan iki devin hikayesidir” dedi.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ise uluslararası düzenin yeniden şekillendiği bu dönemde AB ile Hindistan'ın ‘stratejik ve güvenilir' ortak olarak birlikte hareket ettiğini aktardı. Costa, “Sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen dayanıklı küresel düzen oluşturmak için Yeni Delhi'yle el ele çalışıyoruz. Bugün tarihi bir gün. Ticaret, güvenlik ve halklar arası bağlar konusunda ilişkilerimizde yeni bir sayfa açıyoruz” diye konuştu.

'AB İLE İLİŞKİLERDE YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ'

Hindistan Başbakanı Narendra Modi de AB ile ilişkilerde yeni bir döneme girildiğini kaydetti. İmzalanan serbest ticaret anlaşmasının ülke tarihindeki en kapsamlı ticaret anlaşması olduğunu vurgulayan Modi, bu adımın özellikle çiftçiler ve küçük işletmeler için Avrupa pazarına erişimi kolaylaştıracağını dile getirdi.

Hindistan ile AB arasında savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliğinin de ileri taşınacağının altını çizen Modi, özellikle terörle mücadele, deniz güvenliği ve siber güvenlik konularında ortak çalışmaların güçlendirileceğine dikkat çekti.

DHA

© Timeturk

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında geniş kapsamlı ticaret anlaşmasının imzalandığı bildirildi.

10 ton kokain operasyonunda bebeğe 'uyuşturucu masalı'

Uyuşturucu sevkiyatıyla ilgili ayrıntıları kızına masal anlatır gibi anlattı. Görüntüler uluslararası uyuşturucu şebekesinin elebaşı olarak nitelendirilen Çetin Gören'in cep telefonundan çıktı.

Atlantik'te ele geçirilen 10 ton uyuşturucuya ilişkin soruşturma çok yönlü sürerken, tutuklu bulunan uyuşturucu baronu Çetin Gören'e ilişkin yeni detaylar ortaya çıktı. Soruşturmada Gören'in cep telefonundaki video kayıtları güvenlik güçleri tarafından incelendi.

baron4-324590

İncelemelerde, 15 Kasım 2025 tarihinde çekilen iki ayrı videoda Gören'in bebeğine masal olarak anlattığı konuşmaların aslında Güney Amerika merkezli uyuşturucu sevkiyatına ilişkin ayrıntılar içerdiği tespit edildi.

Örgüt kurma, uyuşturucu ticareti ve suçtan elde edilen malvarlığını aklama suçlarından tutuklanan Gören'in cep telefonundaki video kaydında, “bitkiler ve çiçekler” üzerinden yaptığı anlatımda kokain ve marihuanaya doğrudan atıfta bulunduğu, farklı ülkelerden temin edilen uyuşturucu maddelerin özelliklerini karşılaştırdığı belirlendi.

baron-592662

Bu videoda Gören'in, “Çiçekler ikiye ayrılır. Birinci koka çiçeği, ikinci marihuana çiçeği. Marihuana çiçekleri bunların özü. Tabii İspanya otu var, ondan sonra Arnavut otu var, Tayland otu var.., " dediği öğrenildi.

Yetkililer, söz konusu video kayıtlarının soruşturma dosyasına delil olarak girdiğini bildirdi.

NTV

© Timeturk

Atlantik Okyanusu'nda 10 ton uyuşturucu yakalanan gemiyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 10 kişiden biri olan uyuşturucu şebekesinin elebaşı Çetin Gören'in cep telefonundan çıkan görüntü polisi bile şaşırttı.

Mehmetçiğe 'askeri kayakçılık' eğitimi

1136613

Milli Savunma Bakanlığı'nın sanal medya hesabından yapılan paylaşımda, "9'uncu Komando Tugayı 57'nci Komando, Derin Kar ve Şiddetli Soğuklarda Muharebe Tabur Komutanlığımız tarafından kahraman Mehmetçiğe verilen askeri kayakçılık eğitimlerinden kareler" denilerek eğitime ilişkin fotoğraflar yer aldı.

1136612

1136610

© Timeturk

Kars'ın Sarıkamış ilçesinde konuşlu 9'uncu Komando Tugayı 57'nci Komando, Derin Kar ve Şiddetli Soğuklarda Muharebe Tabur Komutanlığı'nda; Mehmetçiğe askeri kayakçılık eğitimi verildi.

ABD'den Irak'a 'İran' uyarısı

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesut Barzani ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Barrack görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Barzani ile Suriye'deki durumu, ateşkesi korunmasının önemini ve Ayn el-Arab'a insani yardımın ulaştırılmasını ele aldıklarını bildirdi.

Açıklamada, "Irak konusunda ABD'nin tutumu nettir: İran tarafından kurulan bir hükümet, Iraklılar ve Suriyeliler için daha aydınlık bir gelecek beklentilerini karşılayamayacağı gibi ABD ile etkili bir ortaklık kurulmasını da sağlayamayacaktır" dedi.

ABD dışişleri bakanı Sudani ile görüşmüştü

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da dün Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani ile görüşme gerçekleştirmişti. Rubio görüşmede, İran tarafından kontrol edilen bir hükümetin Irak'ın ulusal çıkarlarını koruyamayacağını ve ülkeyi bölgesel çatışmaların merkezine iteceğini vurgulamıştı. Rubio, böyle bir yapının ABD-Irak arasındaki karşılıklı fayda ortaklığına zarar vereceğini yineledi.

Maliki'nin adaylığı gerilime neden oldu

ABD'den gelen bu üst üste uyarılar, Irak'ta Şii tarafların çatısı altında toplandığı Koordinasyon Çerçevesi'nin cumartesi günü eski Başbakan Nuri Maliki'yi resmi olarak Başbakan adayı göstermesinin ardından geldi. 75 yaşındaki Maliki'nin yeniden sahnede olması, Washington kanadında "İran etkisinin artacağı" endişesiyle karşılandı. Irak Meclisi'nde bugün gerçekleştirecek olan cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından yeni başbakanı seçilecek.

© Timeturk

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mesut Barzani ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran tarafından kurulan bir hükümetin Iraklılar ve Suriyeliler için olumsuz karşılandığı belirtildi.

'Washington'ın emirlerinden bıktık artık'

Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, Washington'dan gelen emirlerden "fazlasıyla bıktığını" söyledi. Bu çıkış, ABD'nin bu ayın başlarında Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmasından bu yana Beyaz Saray'a yönelik ilk meydan okuması oldu.

Rodriguez, 3 Ocak'ta ABD'nin Maduro'yu kaçırması ve ona baskın düzenlemesinin ardından Venezuela liderliğini üstlendi. Başlangıçta ABD Başkanı Donald Trump, Washington'ın Venezuela'yı "yöneteceğini" söylemişti, ancak daha sonra geçiş döneminde Rodriguez'i destekledi.

Devlet televizyonu Venezolana de Television'ın Pazar günü Puerto La Cruz'da petrol işçilerine yaptığı bir etkinlikte konuşan Rodriguez, "Venezuela'daki politikacılarla ilgili Washington'ın emirlerine artık yeter," dedi.

Geçici cumhurbaşkanı, "Venezuela siyaseti aramızdaki farklılıkları ve iç çatışmaları çözsün," denilerek, cumhuriyetin ülkedeki faşizm ve aşırıcılığın sonuçlarıyla mücadele etmesinin bedelini ağır ödediğini vurguladı.

Geçici başkan olarak yemin ettikten sonra Rodriguez, hiçbir "yabancı ajanın" Venezuela'yı kontrol edemeyeceğini veya onu bir "sömürgeye" dönüştüremeyeceğini savundu.

CIA Direktörü John Ratcliffe daha sonra Caracas'ı ziyaret ederek onunla görüştü; bu görüşmenin amacının Trump'ın ikili ilişkileri iyileştirme şartlarını iletmek olduğu bildirildi. Bu şartlar, hem iç hem de dış politikada değişiklikleri içeriyordu.

O zamandan beri ABD'nin talepleriyle uyum sağlamaya başladı; bu talepler arasında Venezuela'nın petrol sektörünün Amerikan şirketlerine açılması ve güvenlik konusunda işbirliği yapılması yer alıyor.

Trump, geçen hafta yaptıkları telefon görüşmesinin ardından Rodriguez'i "harika bir insan" olarak övdü ve ABD'nin taleplerini yerine getirdikten sonra kaydedilen "muazzam ilerlemeyi" vurgulayarak, ABD başkanının "muhteşem" olarak nitelendirdiği petrol ve ulusal güvenlik konusunda bir ortaklık sözü verdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de yaptırımların hafifletilmesinin yakın zamanda gerçekleşebileceğini belirtti.

Geçtiğimiz hafta Beyaz Saray, Rodriguez'in Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından kendisini Washington'a davet etme planlarını açıklamıştı.

© Timeturk

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, Amerikan talimatlarından bıktığını belirterek Trump hükümetini işlerine müdahale etmeyi bırakmaya çağırdı.

Siber dolandırıcılığın yeni yüzü: Uzmanı anlattı

Röportaj \ Sena Parlar

Siber dolandırıcılık mağdurlarının sayısı günden güne artıyor. Dolandırıcılar telefon numaralarına sahte teklif mesajları yollayarak birçok kişiyi maddi zarara uğratıyorlar. Peki siber dolandırıcıların hedefinden kimler var? Dolandırıcı hesaplara karşı hangi önlemler alınmalıdır?

823285b2-726f-4417-9573-a8287389ef1e

Avukat Abdurrahman Er'den Sena Parlar'a özel açıklamalar...

BANKA HESAP BİLGİLERİNE DİKKKAT

Geçmişten günümüze dolandırıcıların en çok kullandığı dolandırıcılık yöntemlerinden biri de banka hesaplarının kullanılması suretiyle gerçekleşmektedir. Maalesef son zamanlarda içinde bulunduğumuz coğrafyada sıklıkla karşılaştığımız yeni bir dolandırıcılık metodu ortaya çıkmıştır.

Özellikle ekonomik zorluklar yaşayan genç kardeşlerimiz banka hesaplarını dolandırıcılara teslim ederek adeta dolandırıcıların ağına düşmektedir.

Dolandırıcılar; üniversite öğrencileri, ekonomik zorluk yaşayan kişilerle irtibata geçerek banka hesaplarını talep ederek ve belirli bir komisyon karşılığında kartlarını alarak bu banka hesapları üzerinden suç işlemekte ve bu nedenle hesap sahipleri baş şüpheli durumuna düşmektedir.

Dolandırıcılar, sıklıkla “hesabımda haciz var para senin hesabına gelsin.”, “Ticaret yapıyorum gelen ödemenin yüzde %10 u senin olsun." gibi türlü yalan, bahane ve aldatmalarla ağına düşürmeye çalıştığı banka hesap sahiplerine, yaklaşmaktadır. Dolandırıcıların bu ağına düşmemeye çalışalım.

KRİPTO HESABIN İZİ SÜRÜLEMİYOR

Yargılamanın her aşamasında mağdur durumunda olan hesap sahipleri IBAN bilgilerinin kendilerine ait olması sebebiyle şüpheli/sanık sıfatıyla yargılanmaktadır. Eylemlerin asıl failleri ise hesaba gelen parayı direkt olarak kripto hesaplarına aktarmaları sebebiyle paranın hangi hesap sahiplerine aktarıldığının izi sürülememektedir. Bu nedenle asıl failler yargılamaya dahil olmazken banka hesap sahipleri Türk Ceza Kanunu M. 158 kapsamında yargılanmaktadır. Üstelik bu hesaplara birçok kişi tarafından para transferi yapıldığı içinde her şikayet sonrası ayrı bir dosya açılmakta ve yıllarca maddi ve manevi zorluklar yaşanmaktadır.

Asıl faillere ulaşmanın tek çözüm yolu ise IP tespitidir. Banka hesabı kiralama suçunun tespitinde, IP adresi araştırması önemli bir rol oynar. Suçu işleyen kişinin IP adresi üzerinden tespit edilmesi, suçun aydınlatılmasında ve failin yakalanmasında kritik öneme sahiptir. Bankalar ve kolluk birimleri, IP adresi takibi yaparak suçluları tespit eder ve yasal işlemleri başlatır. Bu yöntem, internet üzerinden yapılan dolandırıcılık ve yasa dışı para transferlerinin tespitinde etkili bir yöntemdir.

Özetle, her ne şekilde olursa olsun banka hesap bilgilerinizi başkaları ile paylaşmamanızı tavsiye ederim. Aksi durumda ise hukuki destek almanızda da fayda görmekteyim.

© Timeturk

Tek bir SMS, sahte bir telefon araması ya da bilinmeyen bir link… Banka hesap dolandırıcılığı, her geçen gün yeni yöntemlerle binlerce kişiyi mağdur ediyor. Yetkililerin paylaştığı son verilere göre banka hesap dolandırıcılığı şikâyetleri son bir yılda ciddi oranda artarken, mağdur sayısı da her geçen gün yükseliyor. Peki siber dolandırıcıların yeni yöntemi ne? Abdurrahman Er, Sena Parlar'a açıkladı...

ANALİZ: Çok kan dökülecek!.. ABD'de iç savaş gündemde

ABD vatandaşı Renee Good'un ölümünden haftalar ve Sınır Devriyesi ajanları tarafından Alex Pretti'nin öldürülmesinden bir gün sonra, Pazar gecesi bir grup protestocu federal göçmenlik memurlarının kaldığına inandıkları bir otele saldırdı.

Gösteri, aktivistlerin otelin camlarına "ICE'ye lanet olsun" yazılaması ve lobiye baskınları sonrası hızla isyana dönüşürken silahlı ajanlar eylemcileri püskürtmeye çalıştı.

Ajanlar arbede sırasında yerel takviye kuvvet çağırdı, ancak takviye gücün gecikmesi ve göstericileri fiziksel olarak dağıtmayı reddetmesi nedeniyle olay büyüdü. Gösteri, sonunda göz yaşartıcı gazla yetişen çok sayıda federal görevli tarafından dağıtıldı.

Bu olay, ABD Başkanı Donald Trump'ın Minnesota'daki baskıcı uygulamalarındaki son tırmanışı sayıldı. Trump hükümeti şimdi bir aktivist ağı ve onların siyasi destekçileriyle karşı karşıya… her iki taraf da daha fazla kan döküleceğini öngörüyor.

69735b7e85f54012ca35fda2

ICE neden Minnesota'da?

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE), ABD genelinde yasadışı göçmenleri tespit etmek ve sınır dışı etmekle görevlendirildi. Minneapolis, ABD'nin güney sınırından 1000 milden fazla uzakta olmasına rağmen, ICE Aralık ayında Somali kökenli kişilerin liderliğindeki milyarlarca dolarlık bir dolandırıcı çetenin ortaya çıkmasının ardından Minneapolis ve St. Paul ikiz şehirlerinde 'Operasyon Metro Surge'ü başlatacağını duyurdu.

6972b6b62030271f877acf82

Trump, bu ayın başlarında Minneapolis'e 2.000 ek ICE ajanı, Sınır Devriyesi ve diğer federal ajanın konuşlandırılacağını duyurdu. ABD Adalet Bakanlığı, Somali dolandırıcılık çetesinin 98 üyesini (çoğu ABD vatandaşı) suçladı ve ICE ajanları, geçen hafta yapılan bir açıklamaya göre, Metro Surge Operasyonu sırasında 3.000 "suçlu yasadışı göçmeni" tutukladı.

Kimi öldürdüler?

Aktivistler, federal güçlerin konuşlandırılmasına başından beri büyük protestolar düzenledikçe 'ICE Watch' mesajlaşma gruplarında örgütlendiler, sokaklarda ajanların geçişini engellemek için araçlar kullandılar. Bu gruplardan birinin üyesi olan Renee Good, 7 Ocak'ta SUV aracıyla bir sokağı kapatınca ICE ajanı Jonathan Ross'ın saldırısına uğradı.

695ed83185f54048d628f8f2

Kadın öğretmene (lezbiyenliği özellikle vurgulandı) aracından inmesi emredildi, ancak kadın bunu reddetti ve ilerlemeye devam etti. Ajan Ross'a çarpma niyetinde olup olmadığı belirsiz kadın, ancak Ross tarafından üç el ateş edilerek öldürüldü.

Son olay ise geçtiğimiz Cumartesi günü yaşandı.

ABD Sınır Devriyesi ajanları, Minneapolis sakini ve yoğun bakım hemşiresi olan 37 yaşındaki Alex Pretti'yi vurarak öldürdü. Pretti, ICE karşıtı bir protestoda yasal olarak sahip olduğu bir Sig P320 tabanca taşıyordu. ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Pretti'nin silahı ajanlara doğrulttuğunu iddia etti, ancak bu olayla ilgili video görüntülerinden net olarak anlaşılamıyor.

Ateşli silah uzmanları, kazara ateşleme özelliğiyle bilinen Pretti'nin P320 modelinin, bir ajan tarafından el konulurken ateş aldığını ve bunun da diğer ajanların ateş açmasına yol açtığını iddia etti. ICE, geçen yıl ihmal sonucu ateşleme riski nedeniyle kendi ajanlarının P320 kullanmasını yasaklamıştı.

696f08fd85f54008086560e4

Protestocuları kim yönlendiriyor?

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yerel yetkilileri ve solcu aktivistleri Minneapolis'te "planlı kaos" yaratmak için birlikte çalışmakla suçladı.

Yerel politikacılar, ICE'nin konuşlandırılmasına karşı olduklarını gizlemediler. Minnesota Eyaleti, Metro Surge Operasyonunu durdurmak için dava açarken, Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, hem yasal hem de yasadışı sakinlere, şehir polisinin federal ajanlarla işbirliği yapmayacağına dair güvence verdi. Geçen hafta düzenlediği basın toplantısında Frey, memurlarının "sokaklarda ICE ile savaşacağını" söyledi.

Minnesota Valisi Tim Walz da protestocuların yanında yer aldı. Walz, Trump'tan "eğitimsiz 3.000 ajanını" eyaletten çekmesini istedi ve protestoculara çörek ve kahve dağıtmak için Ulusal Muhafız birliklerini görevlendirdi. Bir Ulusal Muhafız askeri bunu "güvenlik ve emniyet gösterisi" olarak nitelendirdi.

G_RwEZkXYAAtQ0A

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve eski başkanlar Barack Obama ve Bill Clinton gibi önde gelen Demokratlar, daha fazla gösteriyi teşvik ederken, Clinton protestocuları "özgürlükleri" için "ayağa kalkıp seslerini yükseltmeye" çağırdı.

Demokrat yetkililer ve liberal gazetecilerin ICE karşıtı grup sohbetlerinde görülmesiyle birlikte, bazı protestocular ICE ajanlarını taşıdığından şüphelendikleri araçları gözetlemeye ve durdurmaya cesaretlendi. Pazar günü viral olan bir videoda, bir grup aktivist, araçtakilerin ajan olmadıklarını kanıtlayan kimliklerini gösterene kadar aracın geçmesine izin vermeyi reddetti.

696d09b620302777406e0f00

Yeni bir iç savaş mı yaklaşıyor?

Yapılan yorumlara bakılırsa, protestocuların ve destekçilerinin açık çatışmaya hazırlandıkları anlaşılıyor. Arizona Başsavcısı Kris Mayes geçen hafta, aktivistlerin kendilerini tehlikede hissettikleri takdirde ICE ajanlarına ateş etmelerinin haklı gerekçesi olabileceğini belirtirken, New Hampshire'daki bir Episkopal piskopos da din adamlarına "vasiyetnamelerini yazmalarını" ve "yeni bir şehitlik çağına" hazırlanmalarını söyleyerek tartışmalara yol açtı.

DHS, Mayes'in yorumunu "polis memurlarımıza karşı şiddete çağrı yapan doğrudan bir tehdit" ve "birilerinin ölümüne yol açacak" şeklinde nitelendirdi.

Trump geçen hafta, Minnesota'da düzeni sağlamak için ABD ordusunu konuşlandırmasına izin verecek olan İsyan Yasası'nı yürürlüğe koymakla tehdit etmişti. Portland, Los Angeles ve Chicago'da da benzer tehditlerde bulunmuş ancak bunları hayata geçirmemişti. Pazar günü ICE'nin Minneapolis'ten "bir noktada" çekileceğini ima etti.

Federal ajanlar sahada olduğu sürece Minneapolis'teki durum gergin kalacaktır. Ancak şehirdeki şiddet seviyesinin, 2020'de 200'den fazla ABD şehrinde etkili olan siyahiler için düzenlenen Black Lives Matter yürüyüşleri sırasında görülen zirvelere ulaşması için daha çok yol var. Olaylı yürüyüşler 2 milyar dolara kadar maddi hasara yol açmış, 20 kişinin ölümüne ve Portland, Seattle ve Minneapolis'te aktivistler tarafından şehir bloklarının işgaline neden olmuş, eylemler ancak sonbahara doğru yatışmıştı.

Son haberlere göre, Trump Minneapolis operasyonuna olan bağlılığında tereddüt yaşıyor. Ana akım Cumhuriyetçiler ICE'nin davranışlarına ilişkin bir soruşturma çağrısında bulunurken, Trump'ın göçmenlik mesajının şehirden gelen şiddet görüntüleri tarafından gölgede bırakılmasından dolayı hayal kırıklığına uğradığı bildiriliyor. Ara seçimlere bir yıldan az bir süre kala, olayların devam etmesi halinde başkanın operasyonu sonlandırması bekleniyor.

RT

 

 

© Timeturk

ABD'de yasadışı göçe karşı Federal ajanlar, Minneapolis'te birkaç hafta içinde iki Amerikan vatandaşını vurarak öldürdü. Resmi görevli olmalarına rağmen, şehirdeki varlıkları protestocuları kızdırdı ve ABD'yi kutuplaştırdı.

'Sakin Şehir' Akyaka İngiliz medyasında: 'Vay be...'

Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi tarafından 2011 yılının Haziran ayında 'Sakin şehir' ilan edilen Muğla'nın Ula ilçesinin Akyaka Mahallesi, her mevsimde ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. Özellikle Akyaka'nın yanı başından ağaçlar ve sazlıklar arasından süzülerek, Gökova Körfezi'ne akan Kadın Azmağı, doğal akvaryum görüntüsü oluşturuyor. Bin 200 metre uzunluğundaki azmağın serinliği, su altı bitki örtüsü, elle tutulabilecek hissini veren balıkları, su üzerinde süzülen ördekleriyle görsel şölen sunuyor.

1136200

'VAY BE. GÜZELLİĞİNİ YAŞAYIN'

NASA'nın, 22 Nisan 2021'de Dünya Günü'nde Instagram hesabından 'Vay be. Güzelliğini yaşayın' ifadesiyle paylaştığı Kadın Azmağı'nın yer aldığı Muğla'nın dünyaca ünlü 'Sakin Şehir' ünvanlı Akyaka Mahallesi ayrıca BM Turizm Örgütü tarafından düzenlenen 'En İyi Turizm Köyleri' girişimi kapsamında doğal ve kültürel mirası ile sürdürülebilir turizm anlayışı sayesinde dünyanın önde gelen destinasyonları arasında gösterildi. Akyaka Mahallesi, İngiliz The Guardian'da yayımlanan yazıyla bir kez daha dünya gündemine taşındı.

1136201

'TAM OLARAK OLMAK İSTEDİĞİM YER BURASI'

İngiliz The Guardian'da köşe yazarı Annabelle Thorpe, kaleme aldığı yazısında Akyaka Mahallesi'ni, gösterişten uzak yapısı, yavaş yaşam temposu ve doğayla kurduğu güçlü bağ sayesinde kitlesel turizme direnen ender sahil kasabalarından biri olarak tanımladı. Thorpe, Akyaka'nın hala gerçek bir tatil hissi sunduğunu vurgularken, son ziyaretinde yaşadığı bir anın kasabanın ruhunu özetlediğini, gün batımında plajda şezlongların toplanması, restoranların akşam servisine hazırlanması ve sahilde örgü ören üç Türk kadının görüntüsünü, 'Tam olarak olmak istediğim yer burası' olarak anlattı. Gökova Körfezi'nin doğu ucunda yer alan Akyaka'nın kendisi için yeni bir keşif olmadığını belirten Thorpe, kasabayla yaklaşık 30 yıl önce tatil temsilcisi olarak çalıştığı dönemde tanıştığını, aradan geçen yıllara rağmen Akyaka'nın büyük ölçüde değişmeden kalmasının, en büyük ayrıcalığı olduğunu ifade etti.

1136199

BEGONVİLLERLE SÜSLÜ EVLERİN AKYAKA'NIN SİMGESİ

Yazısında; yeni konutlar, küçük oteller ve genişletilen plajlara rağmen Akyaka'nın hala yavaş, biraz derme çatma ama son derece otantik bir ruha sahip olduğunu kaleme alan Thorpe, bu durumun kasabanın 'Sakin Şehir' ağına dahil olmasıyla yakından ilişkili olduğuna değindi. Thorpe, Akyaka'nın mimari kimliğinde Türk şair ve mimar Nail Çakırhan'ın önemli bir yeri olduğunu, 1970'lerde geleneksel Osmanlı mimarisini yerel malzemelerle harmanlayan Çakırhan'ın yaklaşımının bugün de belirleyici olduğunu, ahşap balkonlu ve begonvillerle süslü evlerin Akyaka'nın simgesi haline geldiğini yazdı.

1136204

SAKİN BİR TATİL DENEYİMİ

Thorpe, Akyaka'da büyük ve her şey dahil otellerin bulunmamasının, yerel yaşamın korumasında önemli rol oynadığını, ziyaretçilerin Azmak Nehri kıyısındaki balık restoranlarında vakit geçirdiğini, orman içi patikalarda yürüyüş yaptığını ve sahilde sakin bir tatil deneyimi yaşadığını aktardı.

1136208

Thorpe'un yazısında Akçapınar Plajı da öne çıktı. Mayıs-Kasım ayları arasında etkili olan rüzgarlar sayesinde bölgenin kite sörfü ve wingfoiling için Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri haline geldiği belirtildi. Sığ ve kumluk yapının özellikle yeni başlayanlar için ideal olduğu vurgulandı.

© Timeturk

Muğla'nın dünyaca ünlü 'Sakin Şehir' ünvanlı Akyaka Mahallesi, İngiliz The Guardian'da yayımlanan yazıyla bir kez daha dünya gündemine taşındı. The Guardian yazarı Annabelle Thorpe, Akyaka'yı kitlesel turizme direnen ender sahil kasabalarından biri olarak tanımladı.

Çin'den tüfekli İHA tanıtımı… 'ABD geride kaldı'

Çin'in önde gelen teknoloji şirketlerinden Wuhan Guide Infrared, tüfek taşıyan yeni bir insansız hava aracını (İHA) başarıyla test etti ve benzeri görülmemiş bir isabet oranı bildirdi.

Son yıllarda Çinli şirketler insansız hava aracı geliştirme alanında öncü konumda yer alıyor ve birçok sivil model küresel pazarda yaygın olarak tanıtılıyor.

Gun Launch and Control Dergisi'nin Aralık sayısına göre, Çin silahlı İHA'sı, ordunun Özel Harekat Akademisi ile işbirliği içinde geliştirildi. Deneme sırasında, yerden on metre yüksekte havada asılı kalan İHA, standart piyade tüfeğinden 100 metre uzaklıktaki insan boyutundaki bir hedefe 20 tek atış yaptı.

İHA'nın yüzde 100 isabet oranına ulaştığı ve on merminin 11 santimetrelik bir yarıçap içinde hedefe isabet ettiği belirtiliyor.

Benzer modellere kıyasla, yeni İHA özel yapım veya modifiye edilmiş bir ateşli silaha ihtiyaç duymuyor, bunun yerine Çin ordusunda kullanılan standart saldırı tüfeğini taşıyor.

Dergiye göre Çinli mühendisler, mesafe, rüzgar tahminleri ve diğer parametrelere göre atış açısını ayarlayan özel bir yazılım, bilgisayar simülasyonuyla geliştirildi.

Olumsuz yanı ise, sistemin şu anda yalnızca tek atış yapabilme özelliğine sahip olması.

697714c120302763844c3468

Geçtiğimiz ay yeni bir gelişme olarak, Çin Havacılık Endüstrisi Şirketi (AVIC), 100'e kadar daha küçük yapay zekâ güdümlü kamikaze İHA'yı taşıyıp bırakabilen, ağır jet motorlu Jiutian (Yüksek Gökyüzü) İHA'nın ilk uçuşunu duyurdu. Ayrıca, yaklaşık altı tonluk maksimum yük taşıma kapasitesine sahip olduğu söylenen İHA 'ana gemisi', daha önce çeşitli havadan karaya ve havadan havaya mühimmatlarla donatılmış olarak gösterilmişti.

Üreticiye göre Jiutian, 15.000 metreye kadar yüksekliklerde uçabiliyor ve tek seferde 12 saat boyunca çalışabiliyor.

Bu arada, CNN'in geçen Eylül ayında bir ordu generaline atıfta bulunarak bildirdiğine göre, ABD ordusu modern İHA teknolojileri konusunda Çin'in 'geride kalmış durumda'.

RT

© Timeturk

Silah ve Kontrol Dergisi'ne göre, Çin'in ürettiği insansız hava aracı, ordunun standart silahını kullanarak benzeri görülmemiş bir isabetlilik sergiledi.

Trump'tan İran açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki durumun değişken olduğunu belirterek, "İran'ın yanında büyük bir donanmamız var. Venezuela'dakinden daha büyük. Anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar" açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, Axios adlı haber sitesine verdiği röportajda, İran ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Trump, İran'daki durumun değişken olduğunu ifade etti. Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki filonun Orta Doğu'ya konuşlandırıldığını hatırlatan Trump, "İran'ın yanında büyük bir donanmamız var. Venezuela'dakinden daha büyük" ifadelerini kullandı.

İran'ın müzakere talebinde bulunduğunu belirten Trump, "Anlaşma yapmak istiyorlar. Bunu biliyorum. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar" dedi.

İran ile ilgili muhtemel senaryolar konusunda detay vermekten kaçınan Trump, ulusal güvenlik ekibi tarafından kendisine sunulan seçenekler hakkında da yorum yapmadı.

"ABD şartlarını İran'a iletti"

Adını gizli tutan ABD'li üst düzey bir yetkili ise Trump'ın Axios'a verdiği röportajın ardından yaptığı açıklamada, Beyaz Saray'ın İran ile müzakereye açık olduğunu vurguladı. ABD'nin anlaşma şartlarının geçen yıl İran'a birçok kez iletildiğini hatırlatan yetkili, "Eğer bizimle iletişime geçmek istiyorlarsa ve şartların ne olduğunu biliyorlarsa, o zaman görüşme yaparız" dedi.

İHA, DHA

© Timeturk

ABD-İran geriliminde tansiyon düşüyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın yakınlarında güçlü bir donanma varlığı bulundurduklarını belirterek, 'Anlaşma yapmak istiyorlar. Birçok kez aradılar. Konuşmak istiyorlar' dedi.

Papel Elektronik A.Ş'ye operasyon: 15 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi ve Aklama Suçu Soruşturma Bürosu tarafından, Papel Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. ile şirket yetkilileri hakkında, '7258 sayılı kanuna muhalefet' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçları kapsamında soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında; TCMB denetim raporu ve MASAK analizlerinde, yasa dışı bahis ile yasa dışı forex/dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerinin, elektronik para ve ödeme hizmeti sunan kuruluşlar üzerinden sistematik şekilde paranın nakline aracılık edilerek finansal sisteme sokulduğu, akabinde ise çok sayıda yurt içi ve yurt dışı şirket üzerinden aklanmaya çalışıldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, örgüt yapılanması içerisinde yazılım mühendisi, bilgi teknolojileri (İT) personeli ve proje yöneticisi sıfatlarıyla görev yapan bazı şüphelilerin; yasa dışı bahis ve yasa dışı forex/dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerinin elektronik para altyapıları, yazılımsal sistemler ve finansal yönlendirme mekanizmaları aracılığıyla transfer edilmesine ve gizlenmesine rol aldıkları ve 'Para nakline aracılık etme' suçunu işledikleri belirlendi.

TMSF KAYYIM OLARAK ATANDI

Şüphelilere yönelik İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Muğla, Tokat, Kocaeli ve Bursa illerinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. 42 kişinin yakalanması için düzenlenen operasyonlarda 38 şüpheli gözaltına alındı. Öte yandan, finansal ve dijital delillerin temini, suçtan elde edilen gelirlerin izinin sürülmesi ve delillerin korunması amacıyla adreslerinde arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi, şüphelilerin malvarlıklarına el konuldu ve Papel ödeme kuruluşuna Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atandı.

15 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 38 şüpheliden 15'i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan 23 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

DHA

© Timeturk

Papel Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri A.Ş. ile şirket yetkilileri hakkında, '7258 sayılı kanuna muhalefet' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçları kapsamında soruşturma başlatıldı.

Elektrik bağlantılarına ilişkin yeni düzenleme

EPDK tarafından Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nde değişiklik yapıldı. Resmî Gazete'de yayımlanan düzenleme ile elektrik bağlantı başvurularının dijital ortama taşınması ve lisanssız elektrik üretim tesislerinin şebekeye bağlantı esaslarının yeniden belirlenmesi öngörüldü.

EPDK tarafından hazırlanan ‘Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik', Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişikliklerle birlikte elektrik bağlantı süreçlerinde dijitalleşme sağlanması ve lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı kurallarının güncellenmesi amaçlandı.

Enerji piyasası düzenleme kurumu tarafından yapılan düzenleme ile elektrik bağlantı başvuruları dijital ortama taşınırken lisanssız elektrik üretim tesislerinin şebekeye bağlantı esasları yeniden belirlendi. Başvurular artık dağıtım şirketlerinin internet siteleri üzerinden yapılacak. Dağıtım şirketleri 7 gün 24 saat çalışan online sistem kuracak. Lisanssız üretim tesisleri için bağlantı mesafelerine sınır getirildi ve ortak hat ve trafo kurulmasına imkan tanındı. Şebeke yatırımlarını yapan yatırımcıya, sonradan gelen kullanıcılar katılım bedeli ödeyecek. Ayrıca, tarımsal ve kırsal bağlantılara ilişkin yeni kriterler getirildi.

© Timeturk

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği'nde yapılan değişiklik Resmi Gazete'de yayımlandı.

DEAŞ'lı tutuklular ne olacak? Irak'tan açıklama…

Irak Ulusal Güvenlik Bakanlar Kurulu, Başbakan Muhammed Şiya Sudani başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıda Suriye'deki cezaevlerinde bulunan terör örgütü DEAŞ üyelerinin Irak'a nakil sürecini yönetmek için kapsamlı bir yol haritası belirledi.

Irak Başbakanlık Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, toplantıda binlerce DEAŞ'lı tutuklunun sınır ötesinden nakledilmesi ve yargı sürecine kadar denetim altında tutulması için Birleşik Güvenlik Komitesi kurulması kararı alındığı aktarıldı. Nakil işleminin tamamen güvenlik odaklı bir karar olduğu ve Irak'ın korunmasını hedeflediği vurgulanan açıklamada, uluslararası toplumun bu zorlu süreçte sorumluluk alması gerektiği hatırlatıldı.

"Güneyde güvenli alanlar hazır"

Şii silahlı grupların çatısı altında toplandığı Haşdi Şabi Heyeti Başkanı Fatih Feyyaz, Suriye'den getirilecek yaklaşık 7 bin DEAŞ'lı tutuklu için Irak'ın güneyinde son derece güvenli ve tahkim edilmiş noktaların hazırlandığını duyurdu. Feyyaz, söz konusu sürecin önceden planlanmış ve üzerinde titizlikle çalışılmış bir strateji çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.

Yaklaşık 7 bin tutuklu DEAŞ mensubunun Irak'a transferi için misyon başlatılmıştı

CENTCOM, 23 Ocak'ta Suriye'de tutuklu bulunan terör örgütü DEAŞ mensuplarının Irak'a sevk edilmesine yönelik bir misyon başlatıldığını belirterek, "Misyon, ABD güçlerinin Suriye'nin Haseke kentindeki bir gözaltı tesisinde tutulan 150 DEAŞ mensubunu Irak'taki güvenli bir konuma başarıyla ulaştırmasıyla başladı. Nihai olarak Suriye'den Irak kontrolündeki tesislere yaklaşık 7 bin tutuklu DEAŞ mensubu transfer edilecek" şeklinde açıklama yapmıştı.

İHA

© Timeturk

Irak yönetimi, Suriye'deki cezaevlerinde bulunan terör örgütü DEAŞ üyelerinin Irak'a nakil sürecini yönetmek için kapsamlı bir yol haritası belirledi.

İtalya'dan İsrail'e nota

İtalya, dün işgal altındaki Batı Şeria'da 2 İtalyan askerin bir İsrailli yerleşimci tarafından silahla tehdit edilmesi üzerine harekete geçti. İtalya Dışişleri Bakanlığı, İsrail Büyükelçisi'ni bakanlığa çağırarak protesto notası verdi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İsrail Büyükelçisi'ne olayla ilgili "şiddetli bir protesto" iletilmesini istedi.

İtalya'nın Tel Aviv Büyükelçiliği ise İsrail hükümetine resmi bir protesto notası sunarak, Dışişleri Bakanlığı, İsrail ordusu, polis ve iç güvenlik teşkilatı Shin Bet ile temasa geçti.

İtalya hükümet kaynaklarına göre yerleşimci olduğu değerlendirilen İsrailli, 2 İtalyan askeri silah zoruyla diz çöktürerek sorguya aldı. Olay, dün İtalyan askerler Avrupa Birliği büyükelçilerinden oluşan heyetin Filistin'in Ramallah kenti yakınlarında bir köye yapacağı ziyaret öncesi hazırlık ve inceleme yapmak üzere seyahat ettiği sırada yaşandı. Diplomatik plakalı bir araçla seyahat eden 2 asker, olayın ardından yara almadan Kudüs'teki İtalya Başkonsolosluğu'na döndü.

© Timeturk

İtalya Dışişleri Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria'da 2 İtalyan askerin bir İsrailli tarafından silahla tehdit edilmesi üzerine İsrail Büyükelçisi'ni bakanlığa çağırarak protesto notası verdi.

Beşiktaş tribünlerinde öfke: 'Transfer yapmayın bırakın gidin'

Trendyol Süper Lig'de 19. haftanın kapanış maçında Eyüpspor ile Beşiktaş, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu'nda karşı karşıya gelirken, müsabaka 2-2'lik eşitlikle sonuçlandı.

Maçtan dakikalar (İlk yarı)

4' Eyüpspor atağında savunma arkasına atılan uzun pas sonrası topla buluşan Metehan'ın ceza sahası içine girdikten sonra sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Ersin meşin yuvarlağı iki hamlede kontrol etti.

6' Eyüpspor'da kaleci Jankat'ın ceza sahası dışında oyun kurmaya çalışırken yaptığı hata sonrası top, Eyüpspor yarı sahasının ortasında bulunan Orkun'da kaldı. Orkun'un uzak mesafeden sol ayağıyla yaptığı vuruşta meşin yuvarlak filelerle buluştu. 0-1

21' Taşkın İlter'in ceza sahası içine havadan gönderdiği topa çıkan kaleci Ersin'in yaptığı hata sonrası Umut Bozok, boşta kalan meşin yuvarlağı filelere gönderdi.

24' VAR'dan yapılan uyarı sonrası hakem Yasin Kol, ofsayt gerekçesiyle golü iptal etti.

AW628717_09

Maçtan dakikalar (İkinci yarı)

52' sağ kanattan Emre Akbaba'nın ceza sahasına yaptığı ortaya altıpas gerisinde iyi yükselerek kafa vuruşunu yapan Metehan Altunbaş'ın şutunda top üst direkten oyun alanına geri döndü. Beşiktaş savunması topu uzaklaştırdı.

54' sol taraftan hızla ilerleyen Rıdvan Yılmaz'ın ceza sahası dışından sert şutunda meşin yuvarlak üst direkte patladı.

57' Umut Bozok'un ceza yayı gerisi solundan sert vuruşunda meşin yuvarlak sol alt köşeden filelere gitti. 1-1

63' Eyüpspor'da Pintor, rakip ceza sahası içinde Taylan Bulut'un müdahalesiyle yerde kaldı. Hakem Yasin Kol, penaltı noktasını gösterdi.

65' penaltıyı kullanan Emre Akbaba, sağ alt köşeden meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 2-1

69' sağ tarafta topla buluşan Cengiz Ünder'in ceza sahası içi çaprazdan vuruşunda kaleci Jankat, meşin yuvarlağı kornere çeldi.

76' Rıdvan'ın sol taraftan ortasında kale alanı önündeki Cengiz'in sol çaprazdan vuruşta yakın direğe de çarpan meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-2

AW628740_38

83' ceza sahası içi sağ taraftan Cengiz'in vuruşunda savunmaya çarpan top havalandı. Mustafa'nın kafa vuruşunda savunmadan dönen topu Salih tamamlamak istedi. Kale alanı içinde bir kez daha savunmaya çarpan meşin yuvarlak oyun alanını terk etti.

88' ceza yayının sağından kullanılan serbest vuruşta Cengiz'in vuruşunda meşin yuvarlak sol direkten oyun alanına döndü.

AW628744_02

Beşiktaş taraftarı yönetimi istifaya davet etti

Beşiktaş'ın deplasmanda Eyüpspor ile 2-2-berabere kaldığı maçta siyah-beyazlı taraftarlar yönetimi istifaya davet etti. Taraftarlar, aynı zamanda ‘Transferler nerede?' tezahüratlarıyla da tepkilerini gösterdi.

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Siyah-beyazlı taraftarlar, maç içinde ve müsabakanın sona ermesinin ardından yaptıkları tezahüratlarla transferlerin gecikmesine tepki gösterdi.

AW628740_23

Sergen Yalçın'dan açıklamalar

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, müsabakanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

Kendi oyun tarzlarının çok dışında bir futbol oynadıklarını belirten Yalçın, "Beklemediğimiz bir oyun ve skor oldu. Oyunun başlangıcında ciddi bir konsantrasyon eksiliği yaşadığımızı düşünüyorum. Oyun formatımızın, anlayışımızın dışında bir oyun oyandık. Erken öne geçmemize rağmen oyunun devamında bize zor anlar yaşattı. Geriye düştük sonra hamleler yaptık oyunu çevirmek için. Bizim adımıza söylenecek en önemli şey, mücadele gücü, ikili oyunlar normal anlayışımızın çok dışındaydı. Bazen kazanamıyorsunuz. Bunlar futbolda olağan şeyler. Kötü bir oyunun ardından beraberliği kurtarmak da bizim için iyi gibi duruyor" ifadelerini kullandı.

"Kazanmak için koşmak, mücadele etmek lazım"

Eyüpspor karşısında takımda çok fazla negatiflik olduğuna değinen Sergen Yalçın, "Bazen kötü oyunlar, sonuçlar oluyor. Oyunun doğasında olan şeyler. Çok bireysel performans düşüşü vardı. Belki 1-2 oyuncuyu kaldırabiliriz ama 5-6 oyuncuyu kaldırmamız zordu. Kenarda konuşurken de oyunun başında konsantrasyon düşüklüğü olduğunu konuştuk. Kazanmamız gereken bir maçtı. Kağıt üzerinde öyle görünüyordu ama futbol kağıt üzerinde oynanan bir oyu değil. Kazanmak için koşmak, mücadele etmek lazım. 2 puan kaybettiğimiz için üzgünüz" şeklinde konuştu.

"Umarım 3-4 oyuncuyla eksik bölgeleri doldurabiliriz"

Transfer planlamalarının ve çalışmaların devam ettiğini dile getiren 53 yaşındaki teknik adam, "Sona geldiğimiz oyuncular vardı. Ama oyuncuyu alamıyorsunuz bazen. Herkes çalışıyor, eksik bölgeler doldurmak için. Umarım 3-4 oyuncuyla eksik bölgeleri doldurabiliriz. Çok ayrılık oldu. Bu oyuncuların büyük bölümü planlamamızda yoktu. Çok da önemli kayıplar yaşamadık. Stoper, sol bek, merkez orta saha, kenar ve santrfor için aslında oyuncuları bulmuştuk ama son dakikada işler bozuldu. İşin ekonomik tarafına da bakmak lazım. Sadece Rafa Silva ve Abraham'ın ayrılması kulübe bundan sonrası için 60 milyon Euro avantaj sağladı. Beşiktaş camiası ciddi bir değişim içinde. Ayrılma konusunda doğru şeyler yaptık ama doldurma konusunda geç kaldık. Hangi oyuncuya gitsek 25-30 milyon Euro gibi rakamlar çıkıyor. Bu da zorluyor. Yaz olsa belki daha rahat hareket ederiz" cümlelerine yer verdi.

Başkan Adalı'dan açıklama

Beşiktaş taraftarı, ‘Transferler nerede?' ‘Serdal Adalı, Beşiktaş nerede?', ‘Yönetim istifa' ve ‘Transfer yapmayın bırakın gidin' tezahüratlarıyla yönetime tepkilerini dile getirdi.

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, maç sonrası transfer için tarih verdi.

Yayıncı kuruluşa konuşan Adalı, "Panik transferi yapmayacağız. Transferlerin bu zamana kalması bu yüzden. Bugün 5 kişiyi indirebiliriz ama bunu yapmayacağız. Ayın 5'ine kadar bu transferleri tamamlayacağız." dedi.

Ara transfer döneminde henüz kadrosuna takviye yapmayan Beşiktaş'ta üst üste ayrılıklar yaşandı.

Siyah-beyazlılar; David Jurasek, Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista, Demir Ege Tıknaz, Rafa Silva ve Tammy Abraham ile yollarını ayırdı.

Orkun Kökçü ilk golünü attı

Beşiktaş'ın sezon başında kadrosuna kattığı Orkun Kökçü, siyah-beyazlı formayla ilk golünü Eyüpspor ağlarına attı.

AW628742_02

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Beşiktaş, Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu'nda karşılaştığı Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Siyah-beyazlıların ilk golü 6. dakikada Orkun Kökçü'den geldi. Orkun, böylelikle 15'i lig olmak üzere çıktığı toplam 22 maçta ilk golünü kaydetmiş oldu.

Milli futbolcu, gol sevincini önce taraftarların önüne gidip ‘Kartal' sevinci yaparak kutladı. 25 yaşındaki futbolcu, daha sonra yedek kulübesine gelerek Teknik Direktör Sergen Yalçın'a sarıldı.

Beşiktaş'ın yenilmezlik serisi 10 maça çıktı

Beşiktaş, Süper Lig ve Türkiye Kupası'nda oynadığı son 10 karşılaşmada mağlup olmadı.

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Beşiktaş, konuk olduğu Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Bu sonuçla siyah-beyazlıların mağlubiyet serisi de devam etti. Kartal, ligde 8 ve Türkiye Kupası'nda 2 olmak üzere oynadığı son 10 karşılaşmada yenilgi almadı.

Bu süreçte Beşiktaş, Süper Lig'de Antalyaspor, Fatih Karagümrük, Çaykur Rizespor ve Kayserispor'u mağlup ederken; Samunspor, Gaziantep FK, Trabzonspor ve Eyüpspor ile de berabere kaldı.

Kara Kartal, kupada ise Fenerbahçe ve Ankara Keçiörengücü karşısında galip geldi.

AW628745_01

Cengiz Ünder gol sayısını 5'e çıkardı

Beşiktaşlı futbolcu Cengiz Ünder, Eyüpspor ağlarına attığı golle siyah-beyazlı formayla 5. kez gol sevinci yaşadı.

Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında deplasmanda Eyüpspor ile 2-2 berabere kaldı. Siyah-beyazlıların golleri 6. dakikada Orkun Kökçü ve 76. dakikada Cengiz Ünder'den geldi. Cengiz, böylelikle siyah-beyazlılarda 5. kez gol sevinci yaşadı. Ligde 13 maçta Beşiktaş formasını giyen 28 yaşındaki futbolcu, daha önce de Başakşehir, Gençlerbirliği, Kasımpaşa ve Samsunspor ağlarını sarstı.

Cengiz Ünder, 61. dakikada Vaclav Cerny'nin yerine oyuna dahil oldu.

İHA, NTV

© Timeturk

Beşiktaş'ın deplasmanda Eyüpspor ile 2-2-berabere biten maçta siyah-beyazlı taraftarlar yönetime istifa çağrısında bulunurken Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, transfer için tarih verdi.

Evi yanarken ağaçta asılı cansız bedeni bulundu

Dün, saat 19.00 sıralarında Pelitliyatak Mahallesi'nde meydana gelen olayda, Selahattin Çamyar'a ait 2 katlı ahşap evde yangın çıktı.

Alevleri fark eden mahallelinin ihbarı üzerine adrese sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, yaklaşık 2 saatlik müdahalenin ardından yangını söndürdü. Çevrede araştırma yapan jandarma ekipleri, Selahattin Çamyar'ı yanan evin yaklaşık 10 metre ilerisinde ağaçta asılı şekilde buldu. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde, Çamyar'ın yaşamını yitirdiği belirlendi.

Çamyar'ın cenazesi, otopsi için Ünye Devlet Hastanesi'nin morguna kaldırıldı. Son zamanlarda bunalımda olduğu öne sürülen Çamyar'ın intihar mı ettiği yoksa cinayete mi kurban gittiği, otopsinin ardından kesinlik kazanacak. Öte yandan, yangının çıkış sebebinin belirlenmesi için itfaiye ekipleri inceleme başlattı.

© Timeturk

Ordu'nun Ünye ilçesinde 2 katlı ahşap evinde yangın çıkan Selahattin Çamyar'ın (67) cansız bedeni, yangın mahallinin 10 metre ilerisinde ağaca asılı bulundu.

NATO Genel Sekreteri Rutte'den ABD yaltakçılığı: 'Yapamazsınız'

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa Parlamentosu'nun Güvenlik ve Savunma Alt Komitesi, Dış İlişkiler Komitesi ve NATO Parlamenter Asamblesi ile İlişkiler Delegasyonu'nun Belçika'nın başkenti Brüksel'deki ortak oturumuna konuk olarak, Avrupalı siyasetçilerin sorularını yanıtladı.

Rutte, İsviçre'de Dünya Ekonomik Forumu'nun yapıldığı Davos'ta ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği Grönland konulu görüşmenin içeriğine ilişkin sorulara cevabında, görüşmenin Arktik bölgesinin korunmasına odaklandığını söyledi.

Trump ile Arktik ve Grönland'ın NATO müttefikleri tarafından kolektif olarak korunması ve Rusya ile Çin'in bölgeden hem askeri hem de ekonomik olarak uzak tutulması konularının masaya yatırıldığını vurgulayan Rutte, "Grönland konusunda Danimarka adına müzakere etme yetkim yok. Bunu yapmadım ve yapmayacağım. Bunu yapmak Danimarka'ya düşer" dedi.

Rutte, NATO'nun Arktik bölgesinin güvenliği için gerekli olan kabiliyet hedeflerini ayrıca ele alacağını söyledi. Rutte, NATO ile Avrupa Birliği (AB) ortaklığında NATO'nun rolünün standart belirleme, kabiliyetler, komuta ve kontrol konularında, AB'nin rolünün ise sanayi tabanı, regülasyon ve finansman alanında olduğunu söyledi.

ABD'ye olan güvenin azalması nedeniyle Avrupa'nın kendi savunmasını inşa etmesine ilişkin soruya cevabında Rutte, "Bunun elbette Avrupa ülkelerinin karar vereceği bir mesele olduğunu düşünüyorum. Ancak benim kanaatime göre bu, aynı şeylerin çok fazla tekrarlanması olacaktır. Bunu yapmak isterseniz, şimdiden kolaylıklar dilerim. Çünkü halihazırda olanların üzerine üniformalı kadın ve erkekler bulmanız gerekecek ve bu da işleri daha karmaşık hale getirecektir" dedi.

NATO ve AB'nin işbirliği mevcutken bunu yapmanın gücün bölünmesi anlamına geleceğini vurgulayan Rutte, "Bence Putin de buna bayılır" ifadelerini kullandı.

"Trump NATO için çok önemli"

ABD Başkanı Donald Trump ile olan ilişkilerine ilişkin soru üzerine Rutte, "Bu söylediklerimle aranızdan birçoğunu rahatsız ettiğimi biliyorum ama bence Başkan Trump çok sayıda iyi iş yapıyor. Bu benim düşüncem. Çünkü Davos'ta söylediğim gibi, 2025'in sonunda tüm NATO ülkelerinin yüzde 2 hedefini yakalaması, Trump olmadan asla ama asla gerçekleşmezdi. Gerçekten İspanya'nın, İtalya'nın, Belçika'nın, Kanada'nın yüzde 1,5 seviyesinden yüzde 2'ye çıkmaya karar vereceğini mi düşünüyorsunuz? Başkan Trump olmadan İtalya'nın yılın başında savunmaya 10 milyar daha fazla harcama yapacağına inanıyor musunuz? Bu mümkün değildi ve asla olmazdı. Lahey'de yüzde 5 taahhüdüne Başkan Trump olmadan ulaşılabilir miydi? Asla. Bu yüzden Trump'ın NATO için çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi.

Rutte, NATO dahilinde ABD'nin eski Başkanı Dwight Eisenhower döneminden beri bir rahatsızlık unsuru olan Avrupa'nın kendi payına düşen yükü üstlenmemesine ilişkin bir mesele olduğunu fakat bunun da çözülmesiyle Trump'ın NATO'ya bağlılığının tam olduğunu ifade etti. Bu çerçevede Avrupa'nın savunma harcamalarını artırma planlarına değinen Rutte, "Bunun en büyük örneği Almanya. 2021'de savunmaya 70 milyar harcadı. 2029'da 160 milyar harcayacak, yani 90 milyar fazla. 2029'a kadar yüzde 5'lik hedefin bir parçası olarak çekirdek savunma harcamasında yüzde 3,5 seviyesine ulaşacak. Bu, NATO'nun ikinci büyük ekonomisi olan Almanya'nın bu yolda öncülük etmesi demek. Bu son derece kritik ve diğerleri için de çok iyi bir örnek" dedi.

"Avrupa ABD olmadan yapamaz"

NATO Genel Sekreteri, "Burada birileri Avrupa Birliği'nin ya da Avrupa'nın ABD olmadan kendini savunabileceğini düşünüyorsa, hayal kurmaya devam etsin. Yapamazsınız. Yapamayız. Birbirimize ihtiyacımız var" dedi.

ABD'nin de NATO'ya ihtiyacı olduğunu ve Arktik bölgesine ilişkin tartışmaların bunun açık bir kanıtı olduğunu belirten Rutte, "Güvenli bir Arktik'e ihtiyaçları var. Atlantik'i de, Avrupa'yı da güvenlik altına almaları gerekiyor. ABD'nin NATO'da olmakta Kanada ve Avrupalı müttefikler kadar güçlü çıkarları var" ifadelerini kullandı.

"ABD'nin nükleer şemsiyesini kaybedersiniz"

Rutte, "Fakat Avrupa için şunu söyleyeyim. Eğer gerçekten tek başınıza ilerlemek istiyorsanız, bunu GSYH'nin yüzde 5'i ile yapmayı unutun. Bu oran, yüzde 10 olur. Milyarlarca euroya mal olacak kendi nükleer kabiliyetinizi inşa etmek zorunda kalırsınız. Bunları kaybedersiniz. Bu senaryoda özgürlüğümüzün nihai güvencesini, yani ABD'nin nükleer şemsiyesini kaybedersiniz. O yüzden bol şanslar" dedi.

"İran, NATO'nun doğrudan müdahil olacağı bir mesele değil"

NATO'nun İran rejimini doğrudan hedef almasını talep eden bir parlamenterin sorusuna cevap veren Rutte, "NATO olarak İran'la ancak İran'ın Kuzey Kore, Rusya ve Çin'le birlikte çalıştığı bağlamda ilgileniyoruz. Ama İran'ın kendi içindeki mevcut duruma gelince, elbette bundan son derece endişeliyiz. Hepimiz öyleyiz, fakat bu NATO'nun doğrudan müdahil olacağı bir mesele değil" dedi.

"Ukrayna konusunda oybirliği yok"

NATO'nun genişlemesine ilişkin bir soruya cevabında Rutte, "Elbette Avro-Atlantik bölgesindeki her ülke üyelik için başvurabilir ancak bunun için 32 ülkenin mutabakatı gerekiyor. Ukrayna konusunda daha önce de değindiğim gibi, şu anda oybirliği mevcut değil. Ancak Ukrayna'yı mümkün olan en güçlü halde tutmak için Ukrayna ile çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

© Timeturk

Daha önce Trump için 'baba bazen sert konuşmak zorunda kalıyor' diyen NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa Parlamentosu (AP) üyelerine hitabında, 'ABD olmadan yapamazsınız' dedi.

Annesinin cenazesinde kardeşini öldürdü!

Kâğıthane'de camide anneleri Nuriye Mutlu'nun cenaze namazına katılan iki kardeş arasında namazın ardından miras paylaşımından dolayı tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştüğü olayda ağabey Mustafa Mutlu (69), kardeşi Mehmet Mutlu'yu (52) silahla başından ve karnından vurdu. Ağır yaralanan Mehmet Mutlu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Polis ekipleri şüpheli Mustafa Mutlu'yu gözaltına aldı.

Olay, saat 16.30 sıralarında Nurtepe Mahallesi'nde bir camide meydana geldi. İddiaya göre, aralarında miras paylaşımından dolayı anlaşmazlık olan Mustafa ve Mehmet Mutlu kardeşler, vefat eden anneleri Nuriye Mutlu'nun cenaze namazına katıldı. İkindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından iki kardeş arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştüğü olayda silahını çeken Mustafa Mutlu, kardeşi Mehmet Mutlu'yu silahla başından ve karnından vurdu.

10 SUÇ KAYDI ÇIKTI

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine acil sağlık ve polis ekipleri geldi. Sağlık ekiplerinin kontrollerinde olayda ağır yaralandığı belirlenen Mehmet Mutlu ambulansla Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Mutlu, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Öte yandan şüpheli Mustafa Mutlu ise Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri tarafından olay yerinde gözaltına alındı. Olayda kullandığı ruhsatsız tabancaya da el konulan Mustafa Mutlu'nun polis ekiplerinde 'Kasten yaralama' başta olmak üzere 10 adet suç kaydı olduğu öğrenildi.

DHA

© Timeturk

İstanbul Kâğıthane'de camide anneleri Nuriye Mutlu'nun cenaze namazına katılan iki kardeş arasında miras paylaşımından dolayı çıkan tartışmada, ağabey Mustafa Mutlu (69), kardeşi Mehmet Mutlu'yu (52) silahla başından ve karnından vurdu.

NATO, ASELSAN'dan hava savunma sistemi tedarik edecek

ASELSAN'ın sanal medya hesabından yapılan açıklamada iu ifadelere yer verildi:

"NATO'dan ASELSAN'a önemli bir görev daha. NATO'nun taşınabilir hava savunma sistemleri, dost ve düşmanı ASELSAN sistemleriyle tanıyacak. NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA), küresel alanda artan hava tehditlerine karşı etkinlik ve caydırıcılığa destek amacıyla ASELSAN'dan, taşınabilir hava savunma sistemleri (MANPADS) için IFF Sistemleri'ni üç yıllık çerçeve sözleşme kapsamında tedarik edecek. IFF sistemleri alanındaki derin tecrübesiyle, Mode-5 IFF Sistemlerini üretebilen dünyadaki sayılı kurumlardan biri olan ASELSAN, ileri mühendislik çözümleriyle uluslararası güvenliğe destek vermeyi sürdürecek."

© Timeturk

NATO Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA), ASELSAN'dan taşınabilir hava savunma sistemleri (MANPADS) için Dost-Düşman Tanımlama (IFF) Sistemleri'ni tedarik edecek.

Suriye'de ilk resmi petrol sevkiyatı başladı

Suriye hükümeti, ülkenin kuzeydoğusunda yer alan petrol ve doğal gaz sahalarının terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) elinden yeniden devlet kontrolüne geçmesiyle birlikte enerji sektöründe toparlanma sürecine girdi.

Deyrizor kırsalındaki El-Ömer ve Tenek petrol sahalarından çıkarılan ham petrolün ilk resmi sevkiyatı Banyas Rafinerisi'ne ulaştı. Suriye Petrol Şirketi tarafından yapılan açıklamada, 20 tankerden oluşan konvoyun Banyas'a ulaşmasının, devlet tarafından yönetilen ilk resmi petrol nakliyesi olduğu belirtildi. Ekiplerin El-Ömer, El-Teym, Es-Savra ve Cubeyse sahalarında üretim, yükleme ve taşıma süreçlerini denetlediği bildirildi.

Map-of-Control1

Günlük petrol üretiminin yaklaşık 100 bin varile çıkarılması hedefleniyor

Yetkililer, yürütülen rehabilitasyon çalışmaları kapsamında önümüzdeki 4 ay içerisinde günlük petrol üretiminin yaklaşık 100 bin varile çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Söz konusu üretim miktarının, savaş öncesinde günlük 150-200 bin varil arasında olan iç talebin önemli bir kısmını karşılaması bekleniyor.

s1-1757482800

Yaklaşık 1,2 milyon metreküp seviyesinde gaz aktarılmaya başlandı

Doğal gaz alanında ise Haseke'deki Cubeyse sahasından çıkarılan gazın, Koniko ve Markada istasyonları üzerinden Humus kırsalındaki gaz işleme tesislerine günlük yaklaşık 1,2 milyon metreküp seviyesinde aktarılmaya başlandığı belirtildi. Bu gelişmenin özellikle elektrik üretiminde kısmi bir iyileşme sağlaması öngörülüyor.

Hükümet verilerine göre, ülke genelinde kesintisiz elektrik sağlanabilmesi için günlük yaklaşık 23 milyon metreküp doğal gaz ve 5 bin ton akaryakıt ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle petrol ve gaz sahalarının yeniden devlet kontrolüne geçmesi, enerji arz güvenliği açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, petrol ve doğal gaz gelirlerinin yeniden kamu hazinesine yönlendirilmesiyle birlikte kaçakçılığın azaltılacağı, devlet bütçesine katkı sağlanacağı ve döviz kaynakları üzerindeki baskının hafifletileceği ifade ediliyor.

Enerji sektörü

Enerji sektörü, savaş öncesinde Suriye'nin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 20'sini ve devlet gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturuyordu. Yetkililer, petrol ve gaz sahalarının yeniden entegrasyonunun ekonomik toparlanma sürecinde kilit rol oynayacağını savunuyor.

İGA

© Timeturk

Suriye hükümetinin terör örgütü SDG'nin elinden alarak yeniden kontrolü sağladığı Deyrizor kırsalında çıkarılan ham petrolün 20 tankerden oluşan ilk resmi sevkiyatı Banyas Rafinerisi'ne ulaştı.

Durdona Khokimova cinayetinin detayları ortaya çıktı

24 Ocak'ta Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak'ta meydana gelen olayda, sokakta bulunan bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı bir ceset bulunduğu ihbarı üzerine polis ekipleri olay yerine sevk edildi.

Yapılan incelemede cesedin başı ve bacaklarının kesildiği belirlendi. Görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı. Cinayet Büro Amirliği ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü ile koordineli yürütülen çalışmalarda, öldürülen kadının sevgilisi olduğu öğrenilen D.A.U.T.'nin cinayeti işlediğini, G.A.K.'nin ise ona yardım ettiğini tespit etti.

Yüzlerce güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyen ekipler, şüphelilerin Gürcistan'a kaçmak üzere İstanbul Havalimanı'na gittiklerini belirledi. İki şüpheli, yurt dışına çıkamadan 8 saatlik çalışmanın ardından yakalanarak gözaltına alındı. Cesede ait diğer parçalar ise aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunurken, cinayetle bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alındı. Soruşturmada gözaltı sayısı 3'e yükseldi.

SIRTINA 4 BIÇAK DARBESİYLE ÖLDÜRMÜŞ

Şüphelilerin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ndeki ilk ifadeleri ortaya çıktı. 3 yıl önce Özbekistan'dan Türkiye'ye gelen Durdona Khokimova ile yaklaşık bir yıl önce TikTok'ta tanıştığını söyleyen katil zanlısı D.A.U.T.'nin, 3 ay önce İstanbul'a geldiği ve cinayetin işlendiği Ümraniye'deki eve 10 gün önce taşındığı belirtildi.

D.A.U.T.'nin ifadesinde, Khokimova ile gönül ilişkisi olduğunu, olay günü tartıştıklarını, ardından Khokimova'yı sırtından 4 bıçak darbesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Şüphelinin daha sonra G.A.K. ile birlikte cesedi parçalara ayırarak önce poşete, ardından bavula koyduklarını ve taksiyle Şişli'ye götürdüklerini anlattığı belirtildi. Şüphelilerin, 4 parçaya ayırdıkları cesedi Şişli'de farklı çöp kutularına bıraktıkları belirlendi.

‘KASABA GİDİYORUM' DEMİŞ

Cinayetin ardından gözaltına alınan üçüncü şüpheli E.K.'nın, Durdona Khokimova ile aile dostu olduğu, olay günü evden çıkarken ise “Kasaba gidiyorum" dediği öğrenildi. E.K.'nın bu nedenle gözaltına alındığı ve cinayetle bağlantısının araştırıldığı belirtildi.

EMNİYETTEKİ İŞLEMLERİ SÜRÜYOR

Cinayeti işlediği belirtilen D.A.U.T., ona yardım ettiği öğrenilen G.A.K. ile diğer şüpheli E.K.'nın Cinayet Büro Amirliği'ndeki sorgularının sürdüğü bildirildi.

DHA

© Timeturk

İstanbul Şişli'de çöp konteynerinde parçalara ayrılmış halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'nın (36) cinayetine ilişkin şüpheli D.A.U.T.'nin ifadesi ortaya çıktı.

Berlin'deki elektrik kesintisinin faillerinin başına 1 milyon euro ödül

Almanya, başkent Berlin'de 100 bin kişinin etkilendiği elektrik kesintisine neden olan sabotajı gerçekleştirenleri bulmak için dikkat çekici bir adım attı.

Berlin Eyaleti İçişleri Senatörü Iris Spranger, Temsilciler Meclisi İçişleri Komisyonu'nda yaptığı açıklamada, elektrik kesintisine yol açan eylemi üstlenen ve 2011 yılından bu yana çok sayıda kundaklama gerçekleştiren Volkan Grubu üyelerinin başına 1 milyon euro ödül koyulduğunu belirtti. Spranger, "Federal Hükümet, kundaklama saldırısının çözülmesine yardımcı olacak bilgi için 1 milyon euro ödül teklif ediyor. Doğru federal hükümet bunu yaptı" dedi.

Iris Spranger, "Bu eşsiz bir olay. Federal hükümetin daha önce böyle bir durumda bu ölçekte bir uygulamaya gittiğini hatırlamıyorum" ifadelerini kullandı.

İki hafta önce ilk sinyal verilmişti

Federal İçişleri Bakanlığı'ndan iki hafta önce yapılan açıklamada, "Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, Berlin elektrik şebekesine yönelik saldırının faili aşırı solcu Volkan Grup üyelerinin tespit edilmesine yardımcı olacak bilgileri verenler için önemli bir maddi ödülü destekliyor" ifadelerini kullanmıştı.

Başka saldırılar için de ödül açıklanmıştı

Almanya'da terör saldırıları ve soygunlar başta olmak üzere suç içeren eylemleri gerçekleştirenlerin yakalanması için ihbarda bulunanlara ödül verilmesi uzun süredir yapılan bir uygulama olarak biliniyor. Berlin'de 2016 yılı Aralık ayında Noel pazarına saldırı düzenleyen Anis Amri'nin yakalanması için bilgi verenlere 100 bin euro, Dresden kentindeki Yeşil Kasa olarak bilinen mücevher soygunu faillerini ihbar edenler için 500 bin euro ödül açıklanmıştı.

Ne olmuştu?

Almanya'nın başkenti Berlin'in güneybatısında 3 Ocak cumartesi günü Teltow bölgesindeki Lichterfelde elektrik dağıtım ana istasyonunun da etkilendiği bir yangın çıkmıştı. Zarar gören nakil hatları nedeniyle Nikolassee, Wannsee, Zehlendorf ve Lichterfelde semtlerindeki yaklaşık 45 bin hane ile 2 bini aşkın işyerine 7 Ocak Çarşamba günü öğle saatlerine kadar elektrik verilememişti. Kesinti nedeniyle telefon hatları ile elektrikli ısıtma sistemlerinin de çalışmadığı bölgede acil durum ilan edilmiş, Alman ordusu göreve davet edilmişti. Berlin'in önemli bir bölümünü karanlıkta bırakan ve 100 bin kişinin etkilendiği elektrik kesintisinin aşır solcu Volkan Grubun tarafından yapılan bir sabotaj sonucu yaşandığı ortaya çıkmıştı.

İHA

© Timeturk

Almanya'nın başkenti Berlin'in güneybatısında sabotaj sonucu 45 bin hane ile 2 bin 500 işletmenin elektriksiz kalmasına neden olan elektrik kesintisinin fail veya faillerinin başına 1 milyon euro ödül konuldu.

Kilo almamak için ekmeğinizi dondurarak yiyin

Genellikle ekmek, makarna ve pirinç tüketiminin kilo aldırdığı yönünde algı olsa da doğru tüketimde kilo alımı söz konusu olmuyor. Her üç gıdanın rafine karbonhidrat içerdiğini Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Ekmek, makarna ve pirinç karbonhidrat ağırlıklıdır. Vücut karbonhidratı önce enerji olarak kullanır, fazla gelirse yağ olarak depolar. porsiyon kontrolünün zor olmasıdır. Bir tabak pilav, bir tabak makarna ya da birkaç dilim ekmek, hacim olarak küçük olsa da kalori olarak yüksektir. Bu besinlerde ‘Doydum hissi' geç gelir ve kalori çoktan alınmış olur. Bunun yanında içeriklerinde lif ve protein eksikliği vardır. Çiğneme süresi kısadır. Bu da çabuk acıkmaya neden olur. Aslında burada kilo aldıran şey çoğu zaman gün boyu tekrar yeme isteğidir" dedi.

Dirençli nişasta daha az yedirebilir

Rafine karbonhidratların kan şekerinde yükselmeye neden olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Bu da pankreası strese sokarak insülinde oynamaya sonrasında da diyabete sebep olur.

Yeni yapılan çalışmalara göre beyaz ekmeği dondurucuya koymak bu sağlık zararlarını tersine çevirmeye yardımcı olabilir. Ancak ekmeği dondurmak da, retrogradasyon adı verilen bir süreci tetikler; bu süreç nişastadaki moleküllerin, ekmekteki karbonhidratların daha sert ve sindirilmesi zorlaşmasına neden olur. Bu dirençli nişasta, rafine karbonhidratların aksine, glikoz olarak parçalanmaz, bu yüzden kan şekeri seviyelerini yükseltmez. Lif gibi, bu da doluluğu artırır ve gün boyunca genel olarak daha az yemeye yol açar. Son çalışmalar ayrıca pirinç, makarna ve patateslerin pişirilip soğutulduklarında dirençli nişasta kazandığını göstermektedir" şeklinde konuştu.

Dondurarak yemek tokluk hissi yapabilir

Dirençli nişastanın, diğer karbonhidratların kan içine emilimini yavaşlattığını ifade eden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Yiyecekteki karbonhidratların daha az emilimi nedeniyle, kan şekeri üzerindeki etki daha az azalır ve kan şekeri ile insülin artışlarını azaltır. Bu, gün boyunca sabit enerjiyi destekler, şeker düşüşünü önlemeye yardımcı olur ve tokluk hissini artırabilir. Dirençli nişastanın özellikle kilo kaybı olmak üzere birçok sağlık faydası ile ilişkilendirilmiştir. Örneğin, Nature Metabolism dergisinde yayımlanan 2024 tarihli bir çalışma, yaklaşık sekiz hafta boyunca dirençli nişasta tüketen kişilerin kontrol grubundakilere göre altı kilo daha fazla verdiklerini buldu. European Journal of Clinical Medicine'de yer alan küçük bir çalışma da, ekmeği dondurup çözdükten sonra kızartmanın önce dondurulmadan daha düşük bir glikoz tepkisine yol açtığını ve araştırmacıların bunun dirençli nişasta oluşumu sürecinden kaynaklandığını düşündüğünü ortaya koydu. Buna göre dolaylı olarak, dirençli nişasta, bağırsakta GLP-1 üretimini artırarak doygunluk ve kan şekerini etkileyebilir" diye görüş verdi.

Ölçülü ve tam tahıllı tercih edin

Çalışmalar devam ederken yine de en doğru yolun karbonhidratları ölçülü tüketmenin ve mümkün olduğunda tam tahılların tercih edilmesi olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Karbonhidrat, tam tahıl olarak, porsiyon kontrolüyle tüketildiğinde ve üzerine egzersiz yapıldığında, yanında protein ve lif alındığında faydalı beslenmeye dönüşür. "Ekmek, makarna" yedim kilo aldım deyimi doğru değildir. Aksine "fazla, sık basit karbonhidrat aldım, protein yemedim, hareket etmedim kilo aldım" deyimi doğrudur. Karbonhidratın miktarı ve zamanlaması doğruysa kilo aldırmaz hatta spor yapan kişilerde enerji sağlar. Genellikle de ekmek reçelle, makarna kremalı soslarla, pilav ekmek ile birleşince kilo aldırıcı gıdalara dönüşür. Tam buğday ekmeği, bulgur, esmer pirinç, yulaf, haşlanmış patates, meyve doğru karbonhidratlar arasındadır. Bunlarda da porsiyon kontrolü ve protein/ lif eklenerek sağlıklı öğünlere dönüştürülebilir" ifadelerini kulandı.

© Timeturk

Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, karbonhidratı doğru tüketmenin yolları hakkında bilgi verdi.

Başkan Altay: 'Konya'yı Demir Ağlarla Örüyoruz'

Törende konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte Konya tarihi açısından önemli raylı sistem yatırımları gerçekleştirdiklerini ifade etti.

"2027'ye kadar 21.1 kilometrelik raylı sistem hattımızı tamamlamayı planlıyoruz"

21.1 kilometrelik Şehir Hastanesi- Stadyum Tramvay Hattı'nda Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) ile birlikte yoğun şekilde çalıştıklarını kaydeden Başkan Altay, "Büyükşehir Belediyemizin yaptığı ilk etapta inşa işlerinin büyük bir kısmını tamamladık. İnşallah işi tamamlamakla ilgili sürece devam ediyoruz. AYGM ile ilgili kısımda da yoğun bir çalışma yürütülüyor. Şu an itibariyle en kısa sürede Şehir Hastanesi'ne kadar olan ilk etabın açılması, sonra Yeni Sanayi alanına kadar olan 10 kilometrelik ikinci etap hattın açılması ve bugün de hat üzerinde temel atacağımız alandaki çalışmaların da 2026 sonu, 2027 başında tamamlanarak Konya'mıza hizmet edecek 21.1 kilometrelik raylı sistem hattımızı tamamlamayı planlıyoruz" dedi.

"Konya 58 kilometrelik bir raylı sistem hattını inşa etme çalışmalarını tamamlamak üzere"

Konya'nın 26.7 kilometre raylı sistem hattıyla 1985'lerde başladığı yolculukta Anadolu'da ilk raylı sistemi kullanan şehir olduğunu hatırlatan Başkan Altay, konuşmasına şöyle devam etti: "Şu anda Konya 58 kilometrelik bir raylı sistem hattını inşa etme çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. 21.1 kilometrelik Stadyum-Şehir Hastanesi Hattı'mızda yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Yine Meram Gar'dan başlayıp Pınarbaşı'na kadar TCDD ile 23 kilometrelik banliyö projemiz var. Genel Müdürümüz Veysi Kurt'a teşekkür ediyorum. Pınarbaşı'na kadar olan hattın yapımını TCDD'de üstlenmiş durumda; araç alımını da Konya Büyükşehir Belediyesi olarak biz yürütüyoruz."

13.8 kilometrelik Barış Caddesi Tramvay Hattı'nın da Dünya Bankası ile kredilendirildiğini, ihalesini yaptıklarını ve bahar ayında yapımına başlayacaklarına değinen Başkan Altay, "Böylelikle 58 kilometre yeni hattı Konya'mıza kazandırmış olacağız. Bununla birlikte bu yıl yatırım programına giren Fetih Caddesi-Ahmet Özcan Caddesi Tramvay Hattı işini yine Genel Müdürümüzle takip ediyoruz. Selçuk Üniversitesi, Konya Teknik Üniversitesi, Alaaddin ve Necmettin Erbakan Üniversitesi arasında yapılacak 29 kilometrelik metroyla ilgili proje çalışmalarını inşallah Nisan ayı itibariyle tamamlayıp onun yapım süreciyle ilgili görüşmelere ve çalışmalara devam ediyoruz. Bunlar tamamlandığında Konya'mız yaklaşık 116 kilometrelik yeni bir raylı sistem hattına ve 29 kilometrelik bir metro hattına kavuşmuş olacak. Böylece şehir içindeki günlük trafiği azaltmayı, insanların ulaşabildiği bir şehir oluşturmaya gayret ediyoruz. Özellikle bu hatlarımız tamamlandığında havaalanı, yeni otogarımız ve Hızlı Tren Garlarımız birbirine bağlanmış olacak. Böylece Konya'ya nereden gelmiş olursanız olun hem şehrin raylı sistemine dahil olacağınız hem de diğer ulaşım araçlarının terminallerine ulaşabileceğiniz bir raylı sistem hattına kavuşmuş oluyoruz. Yine, Şehir Hastanesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, NEÜ Tıp Fakültesi, Selçuk Üniversitesi olmak üzere bütün hastanelere raylı sistemle ulaşabilecek bir ağ oluşturuyoruz" değerlendirmesini yaptı.

"Araçlar için 293 metrelik bir üst geçit inşa ediyoruz"

Aslım Caddesi ile Aksaray Çevre Yolu'nun kesiştiği noktada temeli atılan köprülü kavşakla ilgili de bilgi veren Başkan Altay, "Şehir Hastanesi- Stadyum Tramvayı kapsamında buraya araçlar için 293 metrelik bir üst geçit inşa ediyoruz. Transit geçen araçlar, Aksaray Yolu'ndan gelip şehre gelen araçlarımız bu üstgeçidi kullanırken, Aslım Caddesinden gelip Ankara Yolu'na ya da şehir merkezine gidenler alttan, hemzeminden kullanacaklar. Ayrıca tramvayımız da burada hemzeminden geçerek yoluna devam etmiş olacak. Milyarlık bir yatırımı şehrimize kazandırmış oluyoruz. Bu kapsamda yapacağımız işler bununla sınırlı değil. İnşallah hemen az ileride bulunan Aksaray Köprülü Kavşağı'nın yenilenmesi, hızlı tren üstgeçidinin yenilenmesiyle ilgili bir planlama yaptık. Ona da en kısa sürede başlayacağız. Yine Otogar Kavşağı'nda Doktor Sadık Ahmet Caddesi'nden gelip Halil Ürün Caddesi'ne geçenlerin üstten geçtiği, tramvayın yukarıdan geçtiği bir sistemin inşaatına hızla devam ediyoruz. İnşallah çok kısa bir sürede orada birlikte temel atma programımızı yapmayı hedefliyoruz" dedi.

Yeni 2 köprülü kavşak yapılacak, 2 köprülü kavşak yenilenecek, 3 de yaya üst geçidi yapılacak

Raylı sistem çalışmaları kapsamında yaya üstgeçitleri ile yenilenecek ve sıfırdan yapılacak köprülü kavşak çalışmalarından da bahseden Başkan Altay, şunları söyledi: "Aksaray Yolu - Ankara Yolu Kavşağı'nda yapacağımız yeni otogarın bulunduğu yerde bir yaya üstgeçidi, mevcut otogarımızın bulunduğu yerde bir yaya üstgeçidi ve Selçuklu Belediyesi'nin bulunduğu yerde de bir yaya üstgeçidi yaparak, toplamda 2 köprülü kavşağın sıfırdan yapılması, 2 köprülü kavşağın yenilenmesi, 3 yaya üst geçidinin yapılması gibi şehrimize yeni eserleri de bu kapsam da kazandırmış olacağız. İnşallah en kısa sürede tamamlanmasını temenni ediyorum. Burada özellikle sanayide çalışan kardeşlerimizin toplu ulaşımla iş yerlerine ulaşmasını sağlamış olacağız."

"Türkiye'de en ucuz ulaşımı yapan şehirlerden birisiyiz"

Konforlu bir toplu ulaşım kazandırmak adına geçtiğimiz yıl 180 hibrit otobüsü Konya'ya kazandırdıklarını da hatırlatan Başkan Altay, "İnşallah bu yıl yine 100 otobüsle şehrimizin otobüs filosunu da yenileme çalışmalarımıza kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. Bu hizmetleri yürütürken Türkiye'de en ucuz ulaşımı yapan şehirlerden birisiyiz. Öğrenci ulaşımında Türkiye'nin en ucuzu olarak, 9 lirayla öğrencilerimize hizmet veriyoruz. Yine sivil ulaşımda da Türkiye'nin en ucuz ulaşımlarından birisini en konforlu şekilde Konyalılara sunma gayretimiz kesintisiz bir şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı.

"Yerel yönetim, merkezi hükümet iş birliğiyle Konya'mızı adeta demir ağlarla örüyoruz"

Tümosan Köprülü Kavşağı'nın hayırlı olmasını temenni eden Başkan Altay, "Yerel yönetim, merkezi hükümet iş birliğiyle Konya'mızı adeta demir ağlarla örüyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu'na, bugün bizleri yalnız bırakmayan Altyapı Genel Müdürümüz Yalçın Eyigün'e çok teşekkür ediyorum. Müteahhit firmamıza teşekkür ediyorum, kesintisiz bir şekilde kar kış demeden yoğun bir şekilde gayret ediyorlar. İşçi kardeşlerimize teşekkür ediyoruz, bu soğukta herkes sıcacık evinde otururken onlar Konya için üretmeye devam ediyor. Bugün bizi yalnız bırakmayan başta Valimiz, Milletvekilimiz, İl Başkanımız olmak üzere tüm protokol üyelerimize teşekkür ediyorum" sözleriyle konuşmasını bitirdi.

"Yapılan bu hizmet Konya'mızın trafiğini rahatlatacak"

AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, "24 yılda hamdolsun ülkemizde olduğu gibi Konya'mızda da Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük katkı sağlanıyor. Bu noktada hem Büyükşehir Belediye Başkanımız hem ilçelerimizin değerli belediye başkanları çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yapılan bu hizmet inşallah Konya'mızın trafiğini de rahatlatacaktır" ifadelerini kullandı.

Konya raylı sistemde örnek şehirlerden olacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı AYGM Genel Müdürü Yalçın Eyigün, dünyadaki raylı sistemi gelişmiş metropollerden örnekler vererek, Konya'nın Tokyo, Paris ve New York gibi raylı sistem entegrasyonlarıyla kuşatılan bir şehir olma yolunda hızla ilerlediğine değindi.

"Başkanımızın Konya sevdalılığı bu yatırımları kazandırıyor"

Konya Büyükşehir Belediyesi ile beraber güzel bir çalışma düzeni oturttuklarını kaydeden Eyigün, "Konya'yı her defasında masaya yatırıyoruz, her defasında farklı bir konuyu irdeliyoruz. Bu iyi iş birliği güzel sonuçlar doğuruyor. Başkanımızın Konya'ya vakıflığı, Konya sevdalılığı bu yatırımları kazandırıyor. Burada kendilerinin emeklerini takdir ediyorum. Konya Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve ekibine özel olarak teşekkür ediyorum. Adeta aynı bir bünyeymişçesine uyumlu, koordinasyonlu çalıştığımızı, Konya'nın her derdi için onlarca defa Ankara'ya geldiklerini bunun da ürünler, eserler ortaya çıkardığını söyleyebilirim" dedi.

Kavşakların yapım amacına dikkati çeken Eyigün, "Biz bu kavşaklarla neden uğraşıyoruz? Çünkü bu kavşaklar yapıldığında raylı sistemin akışkanlığı sağlanacak, ortalama hızı yükselecek, konfor artacak, kara yolu trafiğinin güvenliği artacak, dur-kalk azalacak, kesintisiz sürüş artacak, zaman kazancımız artacak, akaryakıt tasarrufumuz artacak, kazalar azalacak ve en önemlisi can güvenliğimiz artacak. Dolayısıyla bu kavşakların her birisi yatırım bedeli itibariyle ciddi bir külfet. İnşa süresince de tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederiz. Bittiği zaman inşallah en az yüz yıl insanımıza, şehre hizmet edecek" şeklinde konuştu.

"Temel atmama törenlerinin yapılıp, yaprakların dahi alkış tuttuğu bir ülkede işte belediyecilik budur"

AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Baykan, "Temel atmama törenlerinin yapılıp, yaprakların dahi alkış tuttuğu bir ülkede işte belediyecilik budur. İşte ülke sevdası budur. İşte işini bilmek, yaşamak budur. Büyükşehir Belediye Başkanımızı tebrik ediyorum. Konya'mızı Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki yatırımlar ile gergef gibi dokuyan tüm Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı mensuplarımıza Konyalılar adına teşekkürü, şükran borcunu ifade etmek istiyorum. Zira bu yatırımlar, bu çalışmalar el birliği ile yapılıyor, iş birliği ile yapılıyor. Yerelde yapılsa bile proje anlamında destekler üretiliyor. Belki isimler hatırlanmayacak ama yapıp gidenin anası, atası nurda yatsın duasıyla bu işte emeği olan herkes bu dualardan nasiplenecek inşallah" diye konuştu.

"Konya'mız ulaşımda bugünü ve geleceği planlayan bir anlayışla her geçen gün daha da gelişmektedir"

Konya Valisi İbrahim Akın ise, Tümosan Köprülü Kavşağı Projesi'nin Konya'nın trafik, sanayi, sağlık ve şehir merkezi akslarını birbirine entegre eden stratejik bir ulaşım hamlesi olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: "Bu proje çok seviyeli kavşak sistemi, kesintisiz trafik akışı, raylı sistem entegrasyonu ve yüksek taşıma kapasitesiyle Konya'mızın ulaşım ağını daha modern, daha verimli ve daha güvenli bir yapıya kavuşturacaktır. Konya'mız ulaşımda bugünü ve geleceği planlayan bir anlayışla her geçen gün daha da gelişmektedir. Günbegün daha iyiye giden, altyapısını sürekli güçlendiren ve insan odaklı şehircilik yaklaşımını önceleyen bu hizmetlerin şehrimize kazandırılmasında başta Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza, Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı ifade ediyorum."

Konuşmaların ardından yapılan duayla TümosanKöprülü Kavşağı'nın temeli atıldı. Programa; 3. Ana Jet Üs Komutanı Hava Pilot Tümgeneral Mete Kuş, Selçuklu Kaymakamı Eflatun Can Tortop, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Karatay Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Büyük Birlik Partisi İl Başkan Yardımcısı Mehmet Atasağun, ilçe belediye başkanları, rektörler ve davetliler katıldı.

© Timeturk

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen Stadyum-Şehir Hastanesi Tramvay Hattı ikinci etap çalışmaları kapsamında hayata geçecek Tümosan Köprülü Kavşağı için temel atma töreni düzenlendi.

Timeturk yazarı Aydoğan Yüce'ye 'Yılın En İyi Haber Analiz Gazetecisi' ödülü

Ödül, Aydoğan Yüce'nin Timetürk'te yayımlanan analizlerinde; ekonomi, jeopolitik ve güvenlik başlıklarını klasik kalıpların dışına çıkaran, zaman içinde doğrulanan ve kamuoyunda yeni tartışma alanları açan öngörüleri nedeniyle verildi.

Ezber Bozan Analizler, Doğrulanan Öngörüler

Ödül gerekçesinde özellikle Yüce'nin, uzun vadeli okumalarla ortaya koyduğu ve ilk yayımlandığı dönemde tartışma yaratan analizlerinin bugün küresel gelişmelerle örtüşmesinin altı çizildi.

Bu kapsamda öne çıkan başlıklardan ilki, gümüş piyasasına ilişkin analizler oldu. Yüce, yıllar önce kaleme aldığı yazılarda gümüşün sistematik biçimde baskılandığını ve tarihsel oranlar dikkate alındığında ciddi bir değerlenme potansiyeli taşıdığını savunmuştu. Bugün piyasalarda yaşanan gelişmelerin, bu analizleri doğrular nitelikte olduğu vurgulandı.

İkinci başlıkta ise Yüce'nin, küresel güç dengelerine ilişkin alışılmış ittifak okumalarını tersine çeviren yaklaşımı dikkat çekti. Dünya genelinde yaygın kabul gören “ABD–Rusya düşmanlığı”, “Rusya–Çin stratejik ittifakı” ve “ABD–İngiltere mutlak ortaklığı” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını savunan Yüce, analizlerinde ABD ile Rusya arasındaki tarihsel ve yapısal bağlara işaret etti.

Yüce, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere merkezli olarak şekillenen küresel düzenin, zamanla Pentagon merkezli yeni bir güç mimarisiyle yeniden dizayn edildiğini ve bu yeni dönemde ABD'nin asıl stratejik hedefinin Çin olduğunu yıllar öncesinden dile getirmişti. O dönem alışılmadık bulunan bu senaryonun, bugün küresel gelişmelerle birlikte daha net biçimde görünür hâle geldiği ifade edildi.

Kuzey Kıbrıs ve Doğu Akdeniz Analizleriyle Küresel Perspektif

Ödül değerlendirmesinde öne çıkan bir diğer başlık ise Aydoğan Yüce'nin Kuzey Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerine yaptığı analizler oldu. Yüce, Doğu Akdeniz'de yaşanan gelişmeleri yalnızca bölgesel bir enerji meselesi olarak değil, küresel güç mücadelesinin bir parçası olarak ele aldı.

Analizlerinde, İsrail'in Kuzey Kıbrıs'ta nüfuz elde etmeye yönelik hamlelerini, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurulan iş birliklerini ve bu hattın Avrupa'nın enerji tedariğini kontrol etmeye dönük stratejik bir girişim olduğunu ilk kez kapsamlı biçimde gündeme getirdi.

Yüce, bu çerçevede Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yalnızca savunmacı değil, bölgesel liderliğe oynayan bütüncül bir strateji ortaya koyması gerektiğini vurgulayan analizleriyle dikkat çekti.

Yeni Dünya Düzeni ve Mar-a-Lago Planı

Aydoğan Yüce'nin ödüle layık görülmesinde, yeni dünya düzenine ilişkin analizleri de önemli rol oynadı. Yüce, ABD'nin küresel güç pozisyonunu yeniden tahkim etme çabasının en büyük projelerinden biri olarak değerlendirilen Mar-a-Lago Planını Türkiye'de ilk kez gündeme taşıyan gazeteci oldu.

Bu planın yalnızca ekonomik değil, jeopolitik ve stratejik sonuçları olduğuna dikkat çeken Yüce, analizlerinde küresel finans sistemi, enerji dengeleri ve güç merkezlerinin yeniden konumlanmasını birlikte ele aldı.

Timetürk'te Analiz Odaklı Habercilik

Aydoğan Yüce'nin bu ödüle layık görülmesinde, analizlerinin yayımlandığı mecra olan Timetürk'ün farklı görüşlere alan açan, derinlikli ve analiz odaklı yayın çizgisinin de etkili olduğu ifade edildi. Timetürk, okuyucularına yalnızca gündemin ne olduğunu değil, arka planını ve muhtemel sonuçlarını da sunan yayın anlayışıyla dikkat çekiyor.

Timetürk, özgün haber analizi ve farklı perspektifleri önceleyen yayın politikasıyla, Türkiye'de nitelikli haberciliğin güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.

© Timeturk

Spiker Platformu ve Hayat Kırmızı Türk Dergisi tarafından bu yıl 23'üncüsü düzenlenen Altın Başarı Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Timetürk yazarı Aydoğan Yüce, kaleme aldığı haber analizleriyle 'Yılın En İyi Haber Analiz Gazetecisi' ödülüne layık görüldü.

Almanya ve İngiltere'den ABD'ye 'Afganistan' tepkisi

ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO misyonu kapsamında Afganistan'da görev yapan ittifak askerlerini küçümseyici açıklamalarına Avrupa'nın tepkisi sürüyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius katıldığı bir televizyon programında ABD Başkanı Trump'ı eleştirerek, "Müttefiklerimizin hayatını kaybeden askerler hakkında böyle konuşmak düpedüz yakışıksız ve saygısızcadır" dedi.

ABD Başkanı Trump'ın sözlerinden dolayı özür dilemesi gerektiğini belirten Pistorius, "Özür dilemesi nezaket, saygı ve anlayış göstergesi olurdu. Ancak ABD başkanını tanıyoruz" dedi.

"Saygı, karşılıklı olarak gösterilmesi gereken bir davranıştır"

Alman Bakan Pistorius, "Amerikan ulusunun ve 70 yıldır müttefikimiz olan ABD'nin başarılarına büyük saygı duyuyorum. Ancak saygı, karşılıklı olarak gösterilmesi gereken bir davranıştır. Kim sorgularsa sorgulasın, Afganistan'daki askerlerimizin bağlılığını ve cesaretini onurlandıracağız. Onlar asla unutulmayacak" ifadelerini kullandı. Boris Pistorius, ABD'li meslektaşı ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile yapacağı ilk görüşmede bu konuyu da gündeme getireceğini açıkladı.

Trump'ın tepki çeken açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz hafta verdiği röportajda, Afganistan'daki NATO ve diğer müttefik askerler hakkında konuşmuş ve "Hiçbir zaman onlara ihtiyaç duymadık. Aslında onlardan pek bir şey talep etmedik. Biliyorsunuz, Afganistan'a bazı askerler gönderdiklerini söylerler. Gönderdiler, ama biraz geride, cephe hattından biraz uzakta kaldılar" ifadelerini kullanmıştı.

İngiltere'den tepki

Trump'ın ifadelerinin ardından İngiltere Silahlı Kuvvetler Bakanı ve Afganistan'da ABD askerleriyle birlikte 5 görevde bulunmuş gazi olan Alistair Carns sosyal medyadan tepki göstermişti. Alistair Carns, "NATO'nun 5. maddesini yalnızca 11 Eylül terör saldırılarından sonra uyguladığını hatırlayın; dünya ABD'yi desteklemek için bir araya geldi. Kan, ter ve gözyaşı döktük ve bazıları evlerine dönemedi. Bence bunlar, ateşle sınanmış bağlar. ABD'nin veya ortak çıkarların korunması için değil, aslında demokrasiyi genel olarak korumak için kurulmuş bağlar" demişti.

Trump'tan İngiltere konusunda geri adım

Donald Trump cumartesi günü kendisine ait sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Birleşik Krallık'ın büyük ve çok cesur askerleri her zaman Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında olacaktır! Afganistan'da 457'si hayatını kaybetti, birçoğu ağır şekilde yaralandı ve onlar tüm zamanların en büyük savaşçıları arasındaydı. Bu, asla kopmayacak kadar güçlü bir bağdır. Muazzam bir yürek ve ruh ile hizmet eden Birleşik Krallık Ordusu, (ABD hariç!) eşi benzeri olmayan bir güçtür. Hepinizi seviyoruz ve her zaman seveceğiz" açıklaması yapmıştı.

Tahmini olarak 3 bin 500 ABD ve NATO askeri öldü

Afganistan'daki 20 yıllık savaşta tahmini olarak 3 bin 500 ABD ve NATO askeri hayatını kaybetmişti. Bu rakamların içinde yaklaşık 2 bin 500 ABD'li, 457 İngiliz, 158 Kanadalı, 90 Fransız, 60 Alman ve 44 Danimarkalı asker bulunuyordu.

İHA

© Timeturk

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, NATO müttefiki ülkelerin Afganistan'daki varlığını küçümseyici açıklamaları nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump'a tepki gösterdi.

Şişli'de cesedi bulunan kadının son görüntüleri ortaya çıktı

24 Ocak günü akşam saatlerinde Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak'ta meydana gelen olayda bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri cesedin başı ve bacaklarının kesildiği tespit etmiş; cesedin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'a ait olduğu belirlenmişti.

Soruşturma kapsamında Khokimova'nın Ümraniye'de bir evde öldürüldüğü, ardından cesedinin taksiyle Şişli'ye götürüldüğü anlaşılmıştı, çalışmalar doğrultusunda Khokimova'nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.'nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.'nın (29) ise yardım ettiği belirlenmiş, yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alınmış, cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunmuş, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alınmıştı.

Genç kadının son görüntüleri ortaya çıktı

3 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, genç kadına ait yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde kadının Fatih'te oturduğ binadan çıktığı görülürken buradan da Ümraniye'ye gittiği öğrenildi. Şişli'de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'nın son görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde genç kadının Fatih'te oturduğu binadan çıktığı görülürken, ardından Ümraniye'ye gittiği öğrenildi.

24 Ocak günü akşam saatlerinde Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak'ta meydana gelen olayda bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri cesedin başı ve bacaklarının kesildiği tespit etmiş; cesedin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'a ait olduğu belirlenmişti. Soruşturma kapsamında Khokimova'nın Ümraniye'de bir evde öldürüldüğü, ardından cesedinin taksiyle Şişli'ye götürüldüğü anlaşılmıştı, çalışmalar doğrultusunda Khokimova'nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.'nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.'nın (29) ise yardım ettiği belirlenmiş, yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alınmış, cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunmuş, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alınmıştı.

Genç kadının son görüntüleri ortaya çıktı

3 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, genç kadına ait yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde kadının Fatih'te oturduğ binadan çıktığı görülürken buradan da Ümraniye'ye gittiği öğrenildi.

© Timeturk

Şişli'de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova'nın son görüntüleri ortaya çıktı.

'Hamaney yeraltı sığınağına taşındı'

Iran International'ın hükümete yakın iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Tahran'da güçlendirilmiş bir yeraltı sığınağına taşındığı iddia edildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Hamaney'in üst düzey askeri ve güvenlik yetkililerinin olası bir ABD saldırısı riskinin arttığı yönündeki değerlendirmelerinin ardından Tahran'daki güçlendirilmiş bir yeraltı sığınağına taşındığını öne sürdü.

Söz konusu tesis, savaş koşullarında azami koruma sağlamak üzere tasarlanmış, birbirine bağlı tünellerden oluşan son derece tahkim edilmiş bir kompleks olarak tanımlanıyor.

Haberde, Hamaney'in oğlu Mesud Hamaney'in, babasının ofisinin günlük yönetimini devraldığı ve İran'daki yürütme organlarıyla iletişimde başlıca kanal olarak görev yaptığı belirtildi.

TAHRAN-WASHINGTON HATTINDA GERİLİM ARTTI

Bu gelişme, Tahran ile Washington arasındaki gerilimin hızla tırmandığı bir dönemde yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Amerikan donanmasına ait bir "armada"nın Orta Doğu'ya doğru ilerlediği yönündeki açıklamaları tansiyonu yükseltti.

Trump, İran'a karşı harekete geçmeye karar vermesi ihtimaline karşı, ABD'nin savaş gemilerini bölgeye daha da yaklaştırdığını söyleyerek, bunun "her ihtimale karşı" yapıldığını ifade etti.

Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD Donanması yetkilisi, uçak gemisi USS Abraham Lincoln ile birkaç güdümlü füze destroyerinin halihazırda Hint Okyanusu'nda konuşlu olduğunu ve önümüzdeki günlerde Orta Doğu'ya ulaşmasının beklendiğini doğruladı.

İRAN'DAN TRUMP'A YANIT

Trump'ın açıklamalarına yanıt veren İran Devrim Muhafızları Komutanı General Muhammed Pakpur, İran güçlerinin "her zamankinden daha hazır olduğunu ve parmaklarının tetikte bulunduğunu" belirterek, Hamaney'in emirlerini yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi.

Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili ise herhangi bir saldırının "topyekün bir savaş" olarak değerlendirileceğini ve İran'ın buna "mümkün olan en sert şekilde" karşılık vereceğini ifade etti.

Habertürk

© Timeturk

İran dini lideri Hamaney'in, ABD saldırısı riskinin artması üzerine Tahran'daki güçlendirilmiş bir yeraltı sığınağına geçtiği iddia edildi

Rojin Kabaiş'in sosyal medya videosu ortaya çıktı

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaldığı yurttan çıktıktan sonra kayboldu. Kabaiş'ten haber alınamayınca, arama çalışması başlatıldı.

Rojin'in cansız bedeni, 15 Ekim 2024'te İpekyolu ilçesindeki Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu. Soruşturma sürerken, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor dosyaya girdi. Raporda, Rojin'in göğüs bölgesinden alınan ‘Sternal bölge' ve ‘intra vajinal 5' olarak adlandırılan vajina iç bölgesinden alınan örneklerde, ölenin DNA'sıyla karışık halde 2 farklı erkeğe e ait DNA profili tespit edildiği belirtildi.

Cenazeye, olay yerinden Van Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'ne götürülmesi ve otopsi sürecinde müdahalede bulunduğu değerlendirilen toplam 134 kişiden DNA örneği alındı. Adli Tıp Kurumu 5'inci Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun hazırladığı raporda, alınan örneklerin yapılan incelemede, bulunan 2 DNA örneğiyle uyuşmadığının tespit edildiği, bulaş tespit edilmediğinin ve atletindeki kanın başka bir kadına ait olduğu belirtildi.

69773f2bf54a18c0d0f8dd28

CEP TELEFONU İSPANYA'YA GÖNDERİLDİ

Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında Adalet Bakanlığı'nın girişimleri sonucu Kabaiş'in telefonunun incelenmek üzere İspanya'ya gönderilmesi süreci tamamlandı. İspanya Adalet Bakanlığı'nın Türkiye'nin talebini kabul etmesi üzerine Kabaiş'in telefonu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı görevlileri tarafından İspanya'ya götürülüp yetkililere teslim edildi.

69773f2bf54a18c0d0f8dd2d

ÜNİVERSİTEYE GİTMEDEN ÖNCE SOSYAL MEDYA HESABI İÇİN ÇEKTİĞİ VİDEO ORTAYA ÇIKTI

Öte yandan Rojin Kabaiş'in üniversiteye gitmeden önce sosyal medya hesabı için çektiği video ortaya çıktı. Görüntülerde Kabaiş, videoda ebeveynlerin çocuklara nasıl yaklaşmaları gerektiğini anlatıyor. Kabaiş, “Herkese selam kanalıma hoş geldiniz. Sayın veliler, değerli anneler, babalar ve çocuklarını çok seven bireyler. Çocuk gelişimi hakkında burada olduğumuzu öncellikle hatırlatıyorum. Çocuklarınızı çok sevdiğiniz için belki beni dinliyorsunuz. Bundan dolayı tavsiyelerimi vermek için buradayım ve karşınızdayım. Bu dönemde artık çocuk gelişimi bakımı, çocuk eğitimi inanılmaz derecede önemli bir konudur. Her şey çocuklarımız için. Çağırmalar, kızmalar, yani çocuğun bu şekilde anlayabileceğini düşünüyor musunuz? Bir hata yaptığınızda ben size bağırıp kızsam gerçekten benden nefret edersiniz. İşte çocuğunuz, maalesef size karşı böyle bir şey besliyor. Aynı durum çocuklarda da geçerlidir. Siz öfkeyle bağırdığınız zaman bu sadece çocuğunuz size karşı olan bir nefrete dönüşüyor. Bunu çevrenizde de gözlemleyebilirsiniz. Mesela çocuğa kim yemek verir? Anneler verir babalar vermez. Bu yüzden çocuklar babalarını daha çok seviyor. Babalar çok kızmıyor. Anneler de keyfince kızmıyor sonuçta. Ya yemek yemiyor ya üstünü kirletiyor. Bunları genelde anneler yaptığı için doğal olarak çocuklar babalarını daha çok seviyor. Çünkü babaları onlara hiç kızmıyor” dedi.

69773f2bf54a18c0d0f8dd31

© Timeturk

Van'da 2024'te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in (21), üniversiteye gitmeden önce sosyal medya hesabı için ebeveynlere yönelik çektiği video ortaya çıktı.

Akbaş: 'Çiftçi bırakın traktör almayı, elindekini satıyor'

2025 yılına ait "Motorlu Kara Taşıtları" verilerine göre, Türkiye'de 2025 yılında 2 milyon 368 bin 538 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı.

Türkiye'de 2025 yılında bir önceki yıla göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 8,9 azalarak 2 milyon 368 bin 538 olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 52,5 artarak 55 bin 907 adet oldu. Böylece Ocak-Aralık döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 2 milyon 312 bin 631 adet artış gerçekleşti.

AW628242_02

Toplam traktör sayısı 2 milyon 265 bin 267'den 50 bin 237 artış ve yüzde 2,2 yükselişle 2 milyon 315 bin 504'e çıktı. Türkiye'de en fazla traktöre sahip il olan Manisa'da geçen yıl traktör sayısı, 2 bin 944 adet artışla 111 bin 999'a ulaştı.

İkinci sıradaki Konya'da trafiğe bin 86 adet yeni kayıt yapıldı ve traktör sayısı 105 bin 42'ye çıktı. İzmir'de 2 bin 709 adetlik artışla 87 bin 213'e, dördüncü sıradaki Bursa'da 2 bin 301 adetlik yükselişle 81 bin 204'e geldi. Ülkedeki 81 ilin 80'inde trafiğe kayıtlı traktör sayısında geçen yıl artış yaşanırken Şanlıurfa'da düştü.

AW628242_01

Trafikten kaydı silinen traktör sayısı Şanlıurfa'da yüksek olunca 2025'te kentteki azalış 186 adet oldu ve toplam sayı 45 bin 652'den 45 bin 466'ya geriledi.

Akbaş: "Çiftçi bırakın traktör almayı, elindekini satar duruma geldi"

Şanlıurfa Fıstık Üreticileri Birliği Başkanı Faruk Akbaş, zirai don ve kuraklık gibi tarım sektörünü sıkıntıya düşüren iklim olaylarının çiftçiyi zor durumda bıraktığını belirterek, "Sulama imkanı olmayan kuru arazilerde çiftçi masraflarını karşılayamaz duruma geldi. Fıstık fiyatlarındaki dalgalanmalar da çiftçiye olumsuz yansıdı. Çiftçi bırakın traktör almayı, elindekini satar duruma geldi. Kent içinde satamadığını başka illere sattı" dedi.

İHA

© Timeturk

Türkiye'nin 81 ilinden 80'inde geçen yıl traktör sayısı artarken, Şanlıurfa çiftçisi masrafını karşılayamadığı için traktörünü satmak zorunda kaldı.

Bakan Kurum'dan 'İlk Evim Projesi' paylaşımı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından hayata geçirilen 250 bin sosyal konutluk İlk Evim Projesi kapsamında Yalova'nın merkez ilçesi Kazımiye Mahallesi'nde 34 bin 858 metrekare alana 304 konut inşa edildi. Sosyal konutlarına yerleşen vatandaşların görüntülerini paylaşan Bakan Kurum, ev sahibi Resul Şahin'in 'Dar gelirli insanlara ilaç gibi geldi' sözlerini alıntılayarak, "Sevincin adresi bu kez Yalova. Güvenli, sağlam, uygun fiyatlı yuvalarımızla Türkiye'yi ev sahibi yapıyoruz" dedi.

1134881

'SEVİNÇTEN UÇACAK GİBİ OLDUK'

Görüntülerde yer alan Resul Şahin, "Hiç umudum yoktu. Kura çekimleri olduktan sonra bir baktım sağdan soldan millet çağırıyor, 'Resul sana ev çıktı' diye. 'Dalga geçmeyin, şaka yapmayın' dedim, 'Yok yok, valla ismin çıktı' dediler. Geldim, bir baktım gerçekten de çıkmış. Sevinçten uçacak gibi olduk. TOKİ olmasaydı, ev sahibi olmayı hayal bile edemezdim. Çünkü imkanım yok. 6 nüfus bakıyorum, 1 kişi çalışıyordu. Mümkün değil. Böyle bir şey düşünemedim. Allah ön ayak olanlardan, bize bu desteği verenlerden razı olsun. Bu konutlar dar gelirli insanlara gerçekten ilaç gibi geldi" diye konutu.

1134882

'500 BİN DEĞİL, 1 MİLYON OLSUN'

Bir başka ev sahibi Zeynep Arslanhan da kurada ev çıktığını duyduğunda inanamadığını belirterek, "Canlı yayını izlerken ismimi görünce çok sevindim. Ama bu kadar güzel ev olacağını düşünmemiştim. Evimi çok seviyorum ve çok mutluyum. İyi ki de başvurmuşum. Her şey çok güzel. Hele manzara süper. Daha temiz hava alıyoruz, orman havası. Balkonda yemeğimi yiyebiliyorum" dedi.

1134878

Ferit Arslanhan ise konutların depreme dayanıklı oluşuna dikkat çekerek, "Hem Balıkesir'de hem burada çok deprem oldu. Depremlerde ufak tefek sallandık ama Allah razı olsun devletimiz binayı sağlam yapmış. Ben isterim ki Türkiye'ye komple sosyal konut yapsınlar. 500 bin değil, 1 milyon olsun" diye konuştu.

'İÇİMİZ RAHAT OTURUYORUZ'

Ev sahibi Semra Özkan da "Deprem bölgesindeyiz. 1999 depremini de yaşadık. Çok şükür bizlere bir şey olmadı ama ciddi kayıplar var. Rabb'im rahmet eylesin hepsine. Gördük ki TOKİ'ler hep güvenli. O yüzden içimiz rahat oturuyoruz" açıklamasında bulundu.

DHA

© Timeturk

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İlk Evim Projesi kapsamında Yalova'nın Kazımiye Mahallesi'nde ev sahibi olan vatandaşların görüntülerini paylaştı.

Babasına ait otomobilde ölü bulundu

Merkez Osmangazi Mahallesi'ndeki bir sitenin otopark alanında meydana gelden olayda, alınan bilgilere göre, Kastamonu'da üniversite okuyan 21 yaşındaki Haktan Kösem, tatil dolayısıyla memleketi Bilecik'e geldi.

Arkadaşlarıyla buluşmak için babasına ait hafif ticari araçla evden çıkan Kösem'e ulaşamayan ailesi genci aramaya çıktı. Oğullarının apartman önündeki otoparkta, çalışır vaziyetteki aracın içinde hareketsiz bulan aile durumu 112 Acil'e bildirdi.

İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, Kösem'in hayatını kaybettiğini belirledi. Kösem'in cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi için Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü. 21 yaşındaki gencin ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrası netlik kazanacak.

© Timeturk

Bilecik'te 21 yaşındaki genç, babasına ait otomobilde ölü bulundu.

Çin'de üst düzey kriz: Çok sayıda general görevden alındı

Bakanlık, Cumhurbaşkanı Şi Jinping'in en yakın askeri müttefiki olarak görülen General Zhang Youşia hakkındaki suçlamalarla ilgili ayrıntı vermedi. Ancak Çin'de "yanlış iş yapmak" suçlamasının genellikle yolsuzluk için kullanılan bir ifade olduğu biliniyor.

Bakanlık açıklamasında, bir diğer üst düzey askeri yetkili olan General Liu Zhenli'nin de soruşturma altında olduğunu belirtti.

Son görevden almalar, Ekim ayında 9 üst düzey generalin görevden uzaklaştırılmasının ardından geldi.

75 yaşındaki general Zhang, Cumhurbaşkanı Şi'nin başkanlığını yaptığı ve silahlı kuvvetleri kontrol eden Komünist Parti grubu olan Merkezi Askeri Komisyon'un (CMC) başkan yardımcısı.

Zhang aynı zamanda partinin en üst karar alma organı olan 24 üyeli Politbüro'da da yer alıyor.

Babası, Çin Komünist Partisi'nin kurucu generallerinden biri.

1968'de orduya katılan Zhang savaş deneyimi olan az sayıdaki kıdemli komutanlardan biri.

Çin ordusunda alışılagelmiş emeklilik yaşının ötesinde görevde tutulması, Başkan Şi'nin ona olan güveninin bir göstergesi sayılııyordu.

ÇOK SAYIDA GENERAL GÖREVDEN ALINDI

Son açıklama, Zhang ve Liu'nun Aralık ayındaki üst düzey bir parti etkinliğinde bulunmadıkları gerekçesiyle soruşturma altında olabileceklerine dair söylentilerin ortaya çıkmasından birkaç gün sonra geldi.

Başkan Şi iktidara geldiğinden beri çeşitli departmanlar aracılığıyla yolsuzlukla mücadele kampanyaları başlattı ve bu kampanya son zamanlarda ağırlıklı olarak orduya odaklandı.

Yolsuzluğu Komünist Parti için "en büyük tehdit" olarak nitelendiren Şi, yolsuzlukla mücadelenin "ciddi ve karmaşık olmaya devam ettiğini" söyledi.

Şi'nin destekçileri politikanın iyi yönetimi teşvik ettiğini söylerken, diğerleri bunun siyasi rakipleri tasfiye etmek için bir araç olarak kullanıldığına inanıyor.

Zhang ve Liu hakkındaki soruşturmayla birlikte, Merkezi Askeri Komisyon (CMC) üye sayısı yediden ikiye düştü.

BBC

© Timeturk

Çin Savunma Bakanlığı, ülkenin en yüksek rütbeli generalinin 'disiplin ve hukuku ciddi şekilde ihlal ettiği' gerekçesiyle soruşturma başlattığını açıkladı.

Polise küfürlü video paylaşan kadına gözaltı

Samsun'un Atakum ilçesinde İ.K. isimli kadın sanal medya hesabından polisi hedef alarak küfür ve hakaret içerikli video paylaştı.

İ.K., küfürler ettiği paylaşımında "… polisleri. Beni her yerde arıyorsunuz ya, hadi bakalım. Gidip de size prim vermeyeceğim. Ben teslim olacağım zamanı biliyorum. Bulabiliyorsanız bulun beni. Hadi şimdi s…” dedi.

AW628241_01

Videoyu gören vatandaşların ihbarı üzerine çalışma başlatan ekipler, İ.K.'yı gözaltına aldı. İfadesi için emniyete götürülen İ.K.'nın Samsun Asliye Ceza İlamat Masası'nca hakkında ‘Tehdit' suçundan 5 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu öğrenildi.

© Timeturk

Samsun'un Atakum ilçesinde sanal medya hesabından polise küfür ve hakaret içerikli video paylaşan İ.K. (24) isimli kadın gözaltına alındı.

Türkiye'nin ilk Bayraktar KIZILELMA kadın pilotu

Baykar tarafından yerli ve millî imkânlarla geliştirilen, Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, kabiliyetlerine her geçen gün bir yenisini ekliyor. KIZILELMA'nın uçuş testleri, Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nde aralıksız sürüyor. Gençlerin ve çocukların hayallerini ufkun ötesine taşıyan KIZILELMA'nın kadın pilotu Elif Ergin ise başarılarıyla herkese örnek teşkil ediyor.

AW628190_02

İnsansız hava aracı kariyerine Bayraktar TB2 ile adım atan Ergin; AKINCI TİHA'nın ardından bugün Bayraktar KIZILELMA'nın pilot ekip liderliğini yürütüyor. Aynı zamanda Baykar bünyesinde İHA pilot eğitmeni olarak görev yapan Ergin; AKINCI TİHA ve KIZILELMA projelerinde pilotluk eğitimleri veriyor. Eğitim süreci, sistemlerin detaylandırıldığı kapsamlı bir teorik sınavla başlıyor. Pilot adayları daha sonra simülasyon üzerindeki uygulamalı eğitime dahil ediliyor. Simülasyon testlerinde başarı sağlayan kursiyerler uçuş eğitimine katılmaya hak kazanıyorlar. Toplamda 5 ay süren zorlu süreci başarıyla tamamlayan adaylar pilotluk sertifikasının sahibi oluyor.

AW628190_04

"Teorik eğitim sonunda kursiyerleri bir sınava tabi tutuyoruz"

Elif Ergin, "Harita mühendisiyim aynı zamanda matematik eğitimi aldım. Coğrafi Bilgi Teknolojilerinde yüksek lisansımı yaptım. Bir süre yurt dışında çalıştım. Daha sonra buraya gelerek Baykar ailesine katıldım. Öncelikle Bayraktar TB2'de yer aldım. Burada teorik simülasyon ve uçuş eğitimlerini tamamladım. AKINCI faaliyetleri başladığında AKINCI ekibine dahil oldum. Şimdi de KIZILELMA'nın faaliyetlerini gerçekleştirmekteyiz. Bayraktar TB2, AKINCI ve KIZILELMA'yı uçuruyorum. Teorik eğitim aşamamız bulunmaktadır. Teorik eğitim sonunda kursiyerleri bir sınava tabi tutuyoruz. Bu sınavdan başarıyla geçenler simülasyon aşamasına geçmeye hak kazanıyorlar. Simülasyon eğitimlerini tamamladıktan sonra uçuş aşamasına geçiyoruz. En az 30 sorti olacak şekilde uçuş faaliyetlerimizi gerçekleştiriyoruz. Sortilerden her biri birer sınav niteliğindedir. Kursiyerlerimiz her bir görevi başarıyla gerçekleştirdikten sonra da mezun oluyorlar" ifadelerini kullandı.

AW628190_06

"KIZILELMA yarının oyun kurucusu olduğu söyleyebiliriz"

5 yıldır İHA pilotluğu yaptığını belirten Ergin, "Ben yaklaşık 5 yıldır görev yapıyorum. Bugün AKINCI'ya baktığımız zaman operasyonel irtifası taşıdığı mühimmat kapasitesi hava da kalma süresi ve diğer pek çok teknik özelliği ile birlikte aslında vatan semalarımızda yorulmaz bir gözcü ve stratejik bir güç. KIZILELMA yarının oyun kurucusu olduğu söyleye biliriz. Ülkemin menfaati için böyle bir sitemde yer almak benim için büyük bir gurur ve mutluluk. Özellikle genç kadın kardeşlerimiz hayallerini ufkun ötesine taşımaktan vazgeçmesinler. Bu anlamda İstikbal Göklerdedir diye yolumuzu aydınlatan Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'nin de izinde ilerlemeye devam etsinler" dedi.

İHA

© Timeturk

Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'nın pilot ekibinde bir kadın pilot da görev alıyor. KIZILELMA Pilot Ekip Lideri Elif Ergin, aynı zamanda AKINCI TİHA ve KIZILELMA pilotluk eğitimleri veriyor.

Bağcılar'da zehirlenme şüphesi: 3 ölü, 1 ağır yaralı

Dün, saat 00.35 sıralarında Demirkapı Mahallesi 1723. Sokak'ta meydana gelen olayda, edinilen bilgiye göre bir süredir dairede yaşayanlardan haber alamayan yakınları, durumu 112 Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine eve polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. Kapının açılmaması üzerine itfaiye ekipleri daireye balkondan girdi. Daire içerisinde yoğun koku olduğu, ocak üzerinde tencerede yemek bulunduğu görüldü.

1134887

Ekipler tarafından yapılan kontrollerde Fatema Jabara'nın yatak odasında, Zehra Malay'ın oturma odasında, Gülbahar Malay ve Abdulaziz Malay'ın hareketsiz yattığı görüldü. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde Zehra Malay, Abdulaziz Malay, Fatema Jabara'nın hayatını kaybettiğini, Gülbahar Malay'ın ise ağır yaralı olduğu belirlendi. Cenazeler incelemek üzere Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Çalışmalar sürüyor.

'İKİ GÜNDÜR DIŞARIYA ÇIKMADILAR'

Ailenin komşusu, "İki gündür dışarıya çıkmadılar. Bizde araştırdık. Savcı buraya geldi, içeride zehirlenmişler. Cemaatle birlikte her gün camiye gelirlerdi. Aileden 3 kişi hayatını kaybetti. Anne, baba ve kız çocuğu öldü, diğer kızıda yoğun bakımda. Olayı tam bilmiyoruz. Onun için bişey diyemiyorum" dedi.

 

© Timeturk

Bağcılar'da 5 katlı binanın en üst katındaki daireye giren ekipler, 3 kişinin cansız bedeniyle karşılaşırken, 1 kişinin de ağır yaralı olduğu gördü.

Kardan evler ve oyun alanı yaptı

Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Korucak Köyü'nde birkaç gündür etkili olan kar yağışıyla beraber Yasin Bozdemir isimli vatandaş, yakınlarıyla birlikte evlerinin önüne kardan oyun alanı ve ev yapmaya başladı.

Kazma, kürek, motorlu testere gibi aletlerle kardan oyun alanı yapan Yasin Bozdemir ve yakınları eğlenceli anlar yaşadı. Yaptıkları oyun alanıyla da dikkatleri üzerine çeken Bozdemir, çocuklarla beraber doyasıya eğlendi.

Köyde oyun parkının olmamasından dolayı böyle bir oyun alanı yaptıklarını dile getiren Yasin Bozdemir, burada köydeki çocuklarla hem zaman geçiriyor hem de onlarla oyunlar oynayarak oyun oynamanın tadını çıkarıyor.

© Timeturk

Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde bir vatandaş kardan oyun alanı ve evler yaparak çocuklarla beraber doyasıya eğlendi.

Berlin'de silahlı saldırı: 2'si ağır 5 yaralı

Almanya'nın başkenti Berlin'de bir apartman dairesinde silahlı saldırı düzenlendi.

Berlin polisi tarafından yapılan açıklamada, Tiergarten semtindeki Wichmann Caddesi'nde bulunan bir apartmanın beşinci katındaki dairede silahlı saldırı gerçekleştiği aktarıldı. Saldırıda 2'si ağır 5 kişi yaralandığı, yaralılardan birinin kendi imkanları ile apartmanın arka sokağındaki hastaneye sürünerek ulaştığı belirtildi.

O5BTAxm9

Polis, saldırının yapıldığı adrese ulaştığında ise 4 yaralının daha olduğunu belirledi. Yaralılarından biri kadın 2 kişinin durumunun ağır olduğu ifade edildi.

Polis, saldırının yapıldığı apartman dairesi ve yaralıların kaldırıldığı hastane önünde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Polis olayla ilgisi olabilecekleri gerekçesiyle birkaç kişiyi gözaltına aldı.

G_kcgveXoAEr8ZR

Alman basınına konuşan Berlin Emniyet Müdürlüğü'nden bir yetkili, saldırının nasıl yapıldığı, kimlere yönelik olduğu ve niçin yapıldığı konusunda henüz ellerinde yeterli bilgi olmadığını belirtti.

İHA

© Timeturk

Almanya'nın başkenti Berlin'de bir apartman dairesinde meydana gelen silahlı saldırıda 2'si ağır 5 kişi yaralandı.

Fenerbahçe'nin Kadıköy'deki galibiyet serisi bitti; puan farkı 3…

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Fenerbahçe, sahasında karşılaştığı Göztepe ile 1-1 berabere kaldı.

Sarı-lacivertliler 16. dakikada Nene'nin attığı golle öne geçerken 24. dakikada kalesinde golü gördü. Kalan dakikalarda iki taraf da girdiği pozisyonlardan yararlanamazken müsabaka 1-1'lik eşitlikle tamamlandı.

AW628052_03

Fenerbahçe, bu sonuçla evinde 3. beraberliğini aldı. Ligde mağlubiyet yaşamayan sarı-lacivertliler, sahasında Alanyaspor ve Galatasaray'dan sonra taraftarı önünde Göztepe ile de yenişemedi.

Tedesco'nun öğrencileri, Süper Lig'de bu sezon 7. kez beraberlik elde etti.

AW628052_02

Bu sonuçla puanını 43'e yükselten Fenerbahçe, gelecek hafta Kocaelispor ile karşılaşacak. Sarı-lacivertliler'in bu sonuçla ligdeki 3 maçlık galibiyet serisi sona erdi. Kanarya'nın, 17 Eylül'de Corendon Alanyaspor ile oynadığı maçla 3, 1 Aralık'taki Galatasaray derbisiyle de 5 maçlık galibiyet serisi sona ermişti.

AW628056_03

Fenerbahçe'nin daha sonra Konyaspor, Eyüpspor ve Alanyaspor galibiyetleriyle yakaladığı yeni seri de İzmir ekibine kaybettiği 2 puanla sonlandı.

Galatasaray ile aradaki puan farkı 3'e çıktı

Trendyol Süper Lig'in 19. haftasında Fenerbahçe, sahasında karşılaştığı Göztepe ile 1-1 berabere kaldı. Sarı-lacivertliler 16. dakikada bulduğu golle öne geçerken 24'te kalesinde golü gördü. Kalan dakikalarda üstünlük golünü bulamayan Kanarya, sahadan 1 puanla ayrıldı.

fenerbahce-nin-kadikoy-deki-galibiyet-serisi-bitti-puan-farki-3-haber-1827751

Geçtiğimiz hafta ezeli rakibi Galatasaray'ın yaşadığı puan kaybı sonrası Alanyaspor deplasmanında aldığı galibiyetle puan farkını 1'e indiren Fenerbahçe, bugün yaşadığı puan kaybı ile fark 3'e çıktı. Sarı-kırmızılılar da dün oynadığı Fatih Karagümrük'ü 3-1 mağlup etti.

Ligde 43 puana çıkan Tedesco'nun öğrencileri, gelecek hafta Kocaelispor ile karşılaşacak.

© Timeturk

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig'de bu sezon 3 maç ve üzeri elde ettiği galibiyet serilerini Kadıköy'de yaşadığı beraberliklerle bitirdi.

Diyarbakır Emniyet'ine EYP'li saldırı girişimi; 13 gözaltı

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "25 Ocak 2026 günü saat 20.15 sıralarında İl Emniyet Müdürlüğümüz ana hizmet binasının vatandaş girişinin bulunduğu yola el yapımı patlayıcı atılmıştır. Yapılan ilk incelemede, olayın ardından yüzleri maskeli 2 şahsın olay yerinden hızla ara sokaklara kaçtıkları tespit edilmiştir. Olay yeri ve çevresinde uzman ekipler tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda el yapımı paylayıcının herhangi bir hasar oluşturmadığı belirlenmiştir. Faillerin kimliklerinin tespiti ve yakalanmalarına yönelik çalışmalar güvenlik birimlerimiz tarafından titizlikle sürdürülmektedir'' denildi.

Başlatılan soruşturma kapsamında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 13 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

AW628068_01

© Timeturk

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü hizmet binası girişinin bulunduğu yola el yapımı patlayıcı atıldı.

Jandarma Komutanlığı: 3 bin 635 subay ve astsubay alınacak

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığından Resmi Gazete'de yayımlanan ilan ile 231'i kadın olmak üzere Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek Jandarma Genel Komutanlığı için toplam 3 bin 395, 20'si kadın olmak üzere Sahil Güvenlik Komutanlığı için 200 astsubay ve 7'si kadın olmak üzere Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek toplam sözleşmeli 40 subay alımı gerçekleştirecek.

Başvurular 9 Şubat 2026 tarihine kadar "https://vatandas.jandarma.gov.tr/PTM/Giris" internet adresi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Sistemi (PTS) üzerinden e-Devlet aracılığıyla yapılabilecek. Lisans ve ön lisans bölümlerinden mezun olan adaylar için 27 lisansüstü eğitimini tamamlamış adaylar için ise 32 yaşını bitirmemiş olma şartı aranacak. Adaylar alım ve başvuru için detaylı bilgilere www.jandarma.gov.tr", "www.jsga.edu.tr", "www.sg.gov.tr" "https://kariyerkapisi.cbiko.gov.tr/" ve "www.kamuilan.sbb.gov.tr" internet sitelerinden ulaşılabilecek.

© Timeturk

Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığında eğitim görecek Jandarma Genel Komutanlığı için 3 bin 395, Sahil Güvenlik Komutanlığı için 200 sözleşmeli astsubay ve 40 sözleşmeli subay olmak üzere toplam 3 bin 635 alım yapılacağını açıkladı.

Meteorolojiden kuvvetli sağanak yağış uyarısı

Yağışların Kıyı Ege, Çanakkale, Balıkesir'in batısı, Burdur'un doğusu ve Antalya'da kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.

Rüzgarın; Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu'nun güneyinde güney yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına şeklinde (50-90 km/saat) esmesi bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan tahminlere göre; hava sıcaklıkları kuzey ve iç kesimlerde artmaya devam edecek, güneydoğu kesimlerde mevsim normalleri altında, diğer bölgelerde mevsim normalleri üzerinde seyredecek.

Rüzgarın genellikle güneyli, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu'nun güneyi ve Güneydoğu Anadolu'da kuzeydoğulu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Ege, Batı Akdeniz ile İç Anadolu'nun güneyinde güney yönlerden kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde (50-90 km/saat) esmesi bekleniyor.

Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:

Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 11

İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 15

İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 18

Adana: Parçalı ve az bulutlu 18

Antalya: Parçalı ve çok bulutlu aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 16

Samsun: Parçalı ve çok bulutlu 16

Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 15

Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu 1

Diyarbakır: Parçalı, yer yer çok bulutlu 2

© Timeturk

Yurdun kuzey, iç ve batı kesimlerinin yer yer çok bulutlu, Marmara, Ege ve Batı Akdeniz bölgeleri ile Eskişehir, Düzce, Zonguldak, Karabük çevrelerinin yağmur ve sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçmesi bekleniyor.

ANALİZ: Altında rekor fiyat artışının sebepleri

ABD ve NATO arasında Grönland üzerine yaşanan gerilimlerin yanı sıra finansal ve jeopolitik belirsizliklere dair artan endişeler bu yükselişte etkili oldu.

ABD Başkanı Donald Trump'ın ticaret politikaları da piyasaları tedirgin etti. Trump, cumartesi günü yaptığı açıklamada, Çin ile bir ticaret anlaşması yapması durumunda Kanada'ya yüzde 100 gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.

Belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak gördüğü altın ve diğer değerli metaller yoğun talep görüyor. Gümüş fiyatları da geçtiğimiz yılki yaklaşık yüzde 150'lik artışının üzerine koyarak cuma günü ilk kez 100 doların üzerine çıktı.

Değerli metallere olan talebi artıran diğer faktörler arasında normalden yüksek seyreden enflasyon, zayıf ABD doları, dünya genelindeki merkez bankalarının alımları ve ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimlerine devam edeceği beklentisi yer alıyor.

Ukrayna ve Gazze'deki savaşlar ile Washington'un Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoyması da altın fiyatlarını yukarı çeken unsurlar arasında bulunuyor.

Altının nadirliği ve piyasa dinamikleri

Dünya Altın Konseyi verilerine göre, bugüne kadar yalnızca yaklaşık 216 bin 265 ton altın çıkarıldı. Bu miktar, yaklaşık üç ila dört olimpik yüzme havuzunu dolduracak büyüklükte.

Madencilik teknolojisinin ilerlemesi ve yeni yatakların keşfedilmesiyle bu miktarın büyük bir kısmı 1950'den sonra elde edildi. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu, yer altı rezervlerinde halen 64 bin ton altın bulunduğunu tahmin ediyor ancak arzın önümüzdeki yıllarda durağanlaşması bekleniyor.

ABC Refinery Kurumsal Piyasalar Küresel Başkanı Nicholas Frappell, altının bir tahvil veya hisse senedi gibi bir borca ya da şirket performansına bağlı olmadığını belirterek, belirsiz dünyada iyi bir çeşitlendirici olduğunu ifade etti.

Yatırımcılar altına yöneliyor

Altın, 2025 yılında 1979'dan bu yana en büyük yıllık kazancını kaydederek yatırımcıların ilgi odağı oldu. Trump'ın gümrük vergileri ve yapay zeka bağlantılı hisselerin aşırı değerlendiği korkularıyla sarsılan piyasalarda, altın defalarca yeni rekorlar kırdı.

Ekonomik endişelerin yanı sıra, faiz oranlarının düşeceği beklentisi de fiyatları artırıyor. Düşük faiz oranları tahvil gibi yatırımların getirisini azalttığı için yatırımcılar altın ve gümüş gibi varlıklara yöneliyor. Fed'in bu yıl ana faiz oranını iki kez düşürmesi bekleniyor.

Merkez bankaları ve kültürel talep

Altın alımları sadece bireysel yatırımcılarla sınırlı kalmadı. Merkez bankaları da geçen yıl rezervlerine yüzlerce ton altın ekledi. Uzmanlar, ABD dolarından uzaklaşma eğiliminin altına büyük fayda sağladığını belirtiyor.

Yatırım amaçlı alımların dışında, pek çok kültürde altın bayramlarda veya düğün gibi kutlamalarda hediye olarak tercih ediliyor.

Morgan Stanley verilerine göre, Hindistan'daki haneler, ülke gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 88,8'ine denk gelen 3,8 trilyon dolarlık altına sahip.

Dünyanın en büyük altın tüketicisi olan Çin'de ise şubat ayında başlayacak olan At Yılı öncesinde talebin mevsimsel olarak artması bekleniyor.

BBC

© Timeturk

Altın rekor üstüne rekor kırmayı sürdürüyor. Altının ons fiyatı, 2025 yılında yüzde 60'tan fazla artış gösterdiği tarihi yükselişle ilk kez 5 bin dolar seviyesini aştı.

Kuzeydoğu Suriye bağlamında SDG-ŞAM mutabakatı

Ortadoğu bölgesinde dengeler hızla değişirken bölgedeki devlet sistemlerinin dış ve güvenlik politikaları diğer bölgesel aktörleri yakından ilgilendirmesi yanında yüzyıllardır çeşitli yöntem ve nedenlerle bu bölgeye müdahalelerini yoğunlaştıran küresel aktörleri de etki alanı içine alıyor. İçeride ve dışarıda 8 Aralık 2024 sonrası dönemde yoğun bir “yeniden-inşa”, “toparlanma” ve “meşruiyet” çabası içerisine giren Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi ulusal güvenlik tehditlerini bertaraf etme açısından kararlı bir siyasi irade yanında Türkiye ile kurulan güçlü iş birliğini ve koordinasyon becerisini de sahaya yansıtıyor. Nitekim “10 Mart Mutabakatı” kapsamında 31 Aralık 2025'e kadar Suriye ordusuna entegrasyonu öngörülen ve Kuzey Suriye kırsalında faaliyet gösteren “SDG” varlığının pratikteki eylemlerinin imza atmış olduğu bu mutabakat ruhuna uymaması yanında verilen süreyi de istismar ederek istikrar-bozucu eylemlere girişmesi sahada askeri müdahale yöntemleriyle yeni bir gerçekliğin inşa edilmesi zaruriyetini doğurmuştur.

Suriye'deki SDG Varlığının Kökenleri, Yükselişi ve Düşüşü

2011 yılında baş gösteren Arap Devrimlerinin sayıca çoğaltarak geniş bir ölçeğe yaydığı devlet-dışı aktörler bölgesel ve küresel aktörler açısından hem maliyet açısından kullanışlı olmaları hem de jeopolitik güç mücadelelerinde (vekil savaşlar dahil) etkin manevra kabiliyeti sağlamaları ve sahada pratik çözümler üretmesi bakımından desteklenmiş ve araçsallaştırılmıştır.

Ancak “normalleşme eğilimleri”, “konjonktürün değişmesi” gibi yapısal özellikler yanında en azından Suriye bağlamında Baas rejiminin düşüşünün ardından bu ülke sathındaki güç rekabetinin ve vekil mücadelelerin sönümlenmeye başlaması, her ne kadar bazı çevrelerin işine gelmese de, yeni bir denklem inşa etmiştir. Rusya ve İran gibi aktörler tarafından desteklenen Esed rejiminin Suriye topraklarının tamamına hâkim olamadığı kriz/iç savaş dönemi boyunca ABD tarafından “vekil güç” stratejisi kapsamında ve IŞİD ile mücadeleye yönelik olmak üzere desteklenen, eğitilen, fonlanan SDG, sahadaki fonksiyonu söylem ve eylem düzeyinde sona ermiş olmasına rağmen, siyonist-emperyalist hülyalara dalmakta ısrar etmiş bu ise kendisinin realist ve acı bir deneyimi yaşamaya mecbur kalmasıyla sonlanmıştır.

ABD Başkanı Trump'un bizzat Suriye'de alanı Türkiye'ye bıraktığını ifade etmesi, Şara yönetimini Washington'da konuk ederek meşruiyetine destek vermesi ve Amerikan dış politikasının öteden beri dillendirildiği üzere ekseninin başka bölgelere kayarak angajmanı azaltması Beyaz Sarayın Ortadoğu'daki ittifak ve vekil yapılarını da dönüştürmüştür.

Herkesin farklı bir Suriye Gündemi Varken…

Türkiye'nin her alanda müttefiklerine ve muhataplarına Suriye sınır kuşağı boyunca asla bir “terör koridoruna” ve/veya “devletçik” oluşumuna izin vermeyeceğini ifade etmesine rağmen SDG benzeri yapılara örtük ve doğrudan desteğin devam etmesi; TSK'nın Zeytin Dalı, Bahar Kalkanı, Barış Pınarı vb. askeri operasyonları gerçekleştirmesini doğurmuş, Ortadoğu'da ve Suriye'de konjonktürün değişmesi ise yeni ilişki biçimlerini ortaya çıkarmıştır. ABD'nin azalan angajmanı karşısında yeni Şam rejimini zayıflatma amacını güden ve bu doğrultuda Güney Suriye'deki yayılmacı gündemine hız veren Tel Aviv'in Dürzi ve Kürt kartını kullanmaya kalkışması SDG'yi yeniden cesaretlendirmiştir. Saddam rejimi altındaki Irak'a karşı benzer bir senaryoyu daha önce de devreye koyan Tel Aviv bu politikasını güçlendirmek için “Davud Koridoru” gibi birtakım jeopolitik projeksiyonları teorileştirmeye kalkışmıştır.

Teoriyi pratikle örtüştürmek için de Süveyda'da Dürzileri ayaklandıran İsrail, birçoğu medyaya yansıyan gizli konuşmalarla ortaya çıktığı üzere Şam-Ankara ittifakını baltalamak ve yeni Suriye rejimini istikrarsızlaştırmak için Esed kalıntısı muhaliflerden Nusayrilere, Kürt azınlıktan Dürzilere kadar geniş bir yelpazedeki unsurları kendi revizyonist gündemini gerçekleştirmek için kışkırtmayı denemiştir. Bu girişimlerden bazıları Suriye'nin kimi kentlerinde can kayıpları ve artan şiddet dalgasıyla sonuçlansa da Şam yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin düzen ve otoriteyi yeniden sağlamasıyla daha fazla büyümemiştir. Dahası Irak'taki Şii otoritelerinden Mukteda es-Sadr'ın Suriye'deki yeni yönetimi ötekileştirmeye çalışması ve bu kapsamda bölgesel yönetimden Irak-Suriye sınırındaki tedbirleri artırmasını istemesi, İsrail'in ülkedeki birçok etnik ve mezhepsel kimlik üzerinden ayrıştırıcı ve kışkırtıcı bir politika izlemesi, SDG'ye yönelik operasyonlar bağlamında Türkiye'deki muhalefet çevrelerinin ayaklanması farklı Suriye gündemlerinin varlığını bariz olarak ortaya çıkarmıştır.

Suriye'deki yeni rejimin kapsayıcı ve bütünleştirici bir politika izlemesine rağmen bölgesel aktörlerin farklı bir Suriye istemesi, art-niyetli ve kaos üretici politikaların gün yüzüne çıkmasına neden olmuştur. Irak ve İran'daki bazı çevreler tıpkı Esed döneminde olduğu gibi Şii/Nusayri karakterde bir yönetim yapısı arzularken, İsrail parçalanmış ve zayıf, kendisi açısından tehdit potansiyeli üretmeyen bir Şam yönetimi talep etmekte, PKK/PYD/YPG/SDG gibi terör organizasyonları ise Suriye'yi Kürtlerden müteşekkil görerek bu ülke sathında bir “kantonlaşma”, “devletleşme” ya da en azında “de facto” yapıda da olsa bir Kürt bölgesi yaratmak istemektedir.

Şam rejimi için Riskler ve Fırsatlar

Washington'un azalan desteğine Tel Aviv'i ikame etme planları yanında ABD'li 2 askerin ve 1 sivil vatandaşın ölümüyle sonuçlanan geçtiğimiz aylardaki Suriye'deki IŞİD/DEAŞ saldırıları kapsamında SDG, geride bıraktığımız devrim süreçlerinde geçerli olan terörle/IŞİD'le mücadele kapsamında tekrar “vekil güç” olarak önceliklendirilmeyi beklemiş; bu beklenti Şam rejimi ile imzalanan 10 Mart Mutabakatının istismarını doğuran etkenlerin başında gelmiştir. Ancak Trump'un olduğu kadar ABD'nin Ankara büyükelçisi Tom Barack'ın da açıklama ve söylemlerine yansıdığı gibi SDG'nin çoktan ömrü ve “kullanım süresi” dolmuştur. ABD açısından “aparat” olarak kullanılan ve vekil olarak desteklenen her yapı belli bir amaca hizmet etmesi için kurgulanarak ve o amaca özgü koşullandırılarak etkinleştirilir ancak konjonktürün her an değişmesine bağlı olarak Washington'un en kadim dost, müttefik ve vekil yapılarını her an gözden çıkarması da olasıdır.

Nitekim bu durumun tarihte birçok örneği görülmüş olmakla beraber realist davranmaktan ve saha dengelerini doğru okumaktan/değerlendirmekten imtina ederek yukarıda da belirttiğimiz üzere algılara dayalı olarak hareket eden, ayrıca siyonist-emperyalist rüyalara dalmakta ısrar eden SDG, Suriye ordusunun geniş çaplı operasyonu karşısında tutunamamış ve çöküş sürecine geçmiştir. Neticede Şivan Perwer gibi ABD Başkanı Trump'a adete gözyaşları içerisinde yalvaran ve “hep böyle yapıyorsunuz!” gibi sitemlerle dolu olan teatral sahneler ortaya çıkmıştır. SDG baskısından kurutlan Deyr Hafir, Tabka, Haseke ve Rakka halklarının coşku dolu gösterileri başka söze gerek bırakmadan her şeyi özetlemiştir.

SDG'nin sahadaki yenilgisi üzerine imzalanan 18 Ocak (2026) Mutabakatı ile Deyr-i Zor ve Rakka vilayetinin idari ve askeri kontrolü Suriye hükümetine geçerken aynı zamanda bu bölgedeki petrol ve doğalgaz sahaları ile sınır geçiş kapılarının kontrolü de Şam rejimine devredilmiştir. Diğer yandan Suriye yönetimi ile SDG arasında geçen hafta varılan ateşkes anlaşmasının Şam hükümetinden bir yetkiliye dayandırılan açıklamada anlaşmanın “muhtemelen bir ay uzatılacağı” da dile getirilmiştir. Deyr-i Zor'un doğusuna çekilen SDG güçlerinin tamamen tasfiyesi için Şam yönetimini ise önümüzdeki süreçte riskler ve fırsatlarla dolu yeni bir süreç beklemektedir.

Bu risk ve fırsatlar İsrail-Lübnan-İran düzleminde yeni büyük ölçekli savaş ve çatışmalara gebe bölgesel politikanın belirsiz yapısıyla beraber uluslararası sistemdeki diğer gelişmeler tarafından tayin edilmektedir. Bölgesel ve uluslararası güvenlik politikası sürekli dönüşmektedir. Saha neticelerine bakıldığında askerî açıdan varlık gösteremeyen ve Suriye ordusu karşısında önemli ölçüde gerileyen SDG lideri Mazlum Abdi'nin imzalanan ateşkes kapsamında Suriye'nin kuzeyi ve kuzeydoğusundaki Kürtlere ait idari yapıların Şam hükümetine entegre edilmesini kabul etmekten başka şansı kalmamıştır.

Ankara-Şam Hattı

Yukarıda Suriye'ye dair farklı aktör ve çevrelerin farklı bir gündemi olduğundan bahsettik. Aynı zamanda bu aktörlerin tek bir kimlik grubuna odaklanarak politikalarını tekçi bir anlayış üzerine bina ettiklerini ve bu politikaların da gerçekçi olmaktan uzak olarak sadece kaos ürettiğini de ifade ettik. Oysa Ankara'nın engin tecrübesinden ve devlet-inşası süreçlerinde çok boyutlu desteğinden ifade eden Şara başkanlığındaki yeni Suriye yönetimi İsrail, SDG ya da İran gibi mezhepçi bir saikle hareket etmemekte, bu yönde bir güvenlik politikası izlememektedir. Aksine Şara'nın Kürtlere hitabında olduğu gibi; “Bu devlet hepimizin” demektedir. Ankara'nın taktik ve lojistik açıdan şekillenmesine katkıda bulunduğu Kuzey ve kuzey-doğu Suriye kırsalına yönelik operasyonun başarısı Şam rejiminin özgüveninin ve ülke sathındaki otoritesini pekiştirirken gücünü ve kararlılığını de tahkim etmiştir. Ankara-Şam iş birliği ve ittifakı ayrıştırıcı gündemleri olan ve yayılmacı güdülerle hareket eden diğer aktörlerin aksine Kürt, Arap, Türkmen, Dürzi, Nusayri gibi bütün etnik ve mezhepsel kimlikleri kucaklayan kuşatıcı, pragmatik ve diyaloga dayanan bir dil benimsemektedir.

Son Söz

Türkiye'nin içeride olduğu gibi dışarıda ve yeni Suriye hükümetinde de ulusal ve bölgesel barışı öncelediği herkesin malûmudur. Bölgede istikrarsızlık üreten aktörlere ve politikalara set çekme amacında olan Ankara'nın yeni Şam hükümetine verdiği destek sadece Türkmenleri değil bölgedeki bütün halkların barış ve huzur içerisinde bir arada yaşama hakkını önceleyen bütüncül bakış açısından ve “ahlâki realizm” ile “insani dış politika” temelli yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Çünkü Ankara bu uğurda kimsenin yüklenmek üstlenmediği “en fazla mülteciye ev sahipliği yapma” yükünü üstlenerek bu uğurda elini taşın altına koymaktan çekinmemiş ve Suriye'de bugünkü tablonun oluşmasında başrolü oynamıştır. Keza bundan sonra da Şara hükümetiyle omuz omuza yürüyen Türkiye bölgedeki bütün şer odaklarının gerek Suriye özelinde gerekse de bölge genelinde kaos planlarını hezimete uğratmaya devam edecektir.

Dr. Mehmet BABACAN \ Timeturk

© Timeturk

Milli Savunma Sanayiimizin öncüsü Nuri Killigil

Son yıllarda Savunma Sanayiimizde yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumda. Savunma Sanayii firmalarının mühendisleri kara, hava, deniz harp araçlarında ve elektronik harp sistemlerinde önemli gelişmelere imza atmakta. Yakın tarihimizde de savunma sanayiimizin yerli-milli olmasını isteyen ve bu yolda büyük gayret gösteren girişimciler vardı. İşte onlardan birisi Milli Savunma Sanayiimizin öncüsü Nuri Killigil idi.

Nuri Paşa 1889'da İstanbul'da dünyaya geldi. Enver Paşa'nın da kardeşidir. O da ağabeyi Enver Paşa gibi askerlik mesleğini seçti. Osmanlı'nın genç subayı Nuri Bey Trablusgarp Savaşında mücadele etmişti. Birkaç yıl sonra Birinci Cihan Harbi başladı. Bu savaşın son yılında Bakü Rus ve Ermenilerin işgali altındaydı. Türk yurdu Bakü işgalden kurtarılmalıydı. Bu şehrin düşmandan kurtarılması amacıyla Kafkas İslam Ordusu kuruldu. Osmanlı Orduları Başkomutan Vekili Enver Paşa kardeşi Nuri Paşa'nın rütbesini yükselterek onu Kafkas İslam Orduları kumandanlığına getirdi. Görevi alan Nuri Paşa önce Musul'a ve oradan da Gence şehrine vasıl oldu. Burada ordu komutasını alan Nuri Paşa birliklerini 14 Eylülde genel hücuma geçirdi. Bu hücumla Türk Birlikleri Bakü'yü düşman işgalinden kurtardı. Nuri Paşa şehri kurtarınca kendisine Bakü Fatihi ünvanı verildi. Bu gün bile Nuri Paşa Azerbaycan'da çok sevilmekte ve aziz hatırasına çok saygı duyulmakta.

Birinci Dünya Savaşı bitmişti. Nuri Paşa harp meydanlarında çok tecrübeler edinmişti. Bunlardan en önemlisi ordumuzun mekanik eksikliği olduğunu tespit etmesiydi. Bunun için askeri birliklerin kullandığı silahların milli ve yerli imkânlarla üretilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu düşüncesini faaliyete geçirerek milli savunma endüstrisini kurmak için girişimde bulundu. Tarih 1933'ü gösteriyordu. Nuri Paşa Zeytinburnu'nda bir fabrika tesis etti. Nuri Bey ve ekibi bu fabrikada yerli ve milli imkânlarla silahlar üretiyor. Hem ordunun silah ve mühimmat ihtiyacı gideriliyor hem de üretilen silah ve mühimmatlar Suriye, Mısır ve Pakistan'a ihraç ediliyordu. Hatta paşa kendi tasarımı olan devrin en iyi silahlarından biri olan kendi adını verdiği tabancayı üretti.

Nuri Killigil daha sonra fabrikasını Haliç kıyısında bulunan Sütlüce'ye taşıdı. Buradaki fabrikada büyük miktarlarda silah ve mühimmat üretilmeye devam etti. Bu dönemde Mısır, Pakistan, Suriye ve Filistin devletleri yüklü miktarda sipariş verdi. Nuri Paşa aldığı siparişleri üretmek için çok çalışıyordu. Tabii ki Nuri Paşa'nın milli ve yerli silah ve mühimmat üretmesi ve adı geçen dost ülkelere satması bu devletler üzerinde emelleri olan bazı çevreleri çok rahatsız etti. Paşa buna aldırış etmiyor, üretime son hızla devam ediyordu. Üretimin devam ettiği günlerdi. 2 Mart 1949'ta fabrikada büyük bir yangın çıktı. Nuri Paşa hemen fabrikaya geldi. Alevler etrafı sarmış ve mühimmatların olduğu depoya yönelmişti. Bunun üzerine alevlerin buraya girmesini engellemek için Nuri Paşa depo kısmına girdi. İstanbul itfaiyesi bütün gücüyle bu büyük yangına müdahale ediyordu. Bu esnada çok şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlama o kadar şiddetliydi ki İstanbul'un birçok semtinden duyuldu. Bu şiddetli patlamada Nuri Paşa ve işçiler feci şekilde can verdiler. Nuri Paşa'nın bedeni günlerce arandı. Nuri Paşa'nın ve işçilerin bulunan uzuvları toplandı ve defnedildi. Bu dehşetli patlama haftalarca gazete manşetlerinden inmedi. Bu olayı duyan milletimiz derin bir hüzne boğuldu. Vatanın istiklali için cepheden cepheye koşan, savunma sanayii alanında da istikbalini hazırlamada büyük gayretlerde bulunan milli savunma sanayiimizin öncüsü Nuri Killigil Paşa ve işçilerinin ruhuna rahmet olsun. Onları rahmet ve minnetle anıyorum. Bugün onların yapmak istedikleri bir bir gerçek oluyor….

Ramazan Akbaş \ Timeturk

© Timeturk

24 Ocak depremi

Tarih 24 Ocak 2020'yi gösteriyordu. Umre için görevlendirildiğim süreyi tamamlanmış ve ülkeme dönüş yolundaydım eşimle birlikte. Cidde/ İstanbul seferini yapan THY bizi İstanbul Havaalanına indirdi. Elazığ'a geçmemiz için on saatten fazla bir zaman vardı. Diyarbakır'a veya Malatya'ya da olsa uçak aradım erken gitmek için ama hepsi dolu idi. Kısacası saat 20.00'de kalkacak Elazığ uçağını beklemek zorunda kaldık. Bu arada İstanbul'dan Selahattin Balçık dostumuz bizi evine aldı, istirahat ettirdi ve akşam uçağına yetiştirdi Allah razı olsun. Vedalaşıp uçağa bindik.

Hareket ettikten sonra yarım saat geçti geçmedi kaptan pilot bir anons geçti. “Elazığ'da deprem olduğu belirtiliyor, yakın bir havaalanına inebiliriz.” Bu duyuru yapılmamalıydı. Havada herkes telefonunu açtı. Kimisi ağlıyor, kimisi sızlıyor. Bir hareketlilik, sağa sola hareketler yaparak tehlikeye sebep oluyorlardı. Çünkü herkes yakınlarını merak ediyordu. Artık olan oldu. Sağ salim havaalanına indik elhamdülillah. Siren sesleri, ortalık toz duman adeta. Havaalanını su basmış, çatı parçaları yere savrulmuş. Hemen bizi almaya gelen aracımıza bindik, şoförden kısa bazı bilgiler aldım.

İl Müftüsü olarak hemen valilikteki kriz Merkezine ulaştım. İlk yaptığımız iş sağlam kalan camilerimizi ve Kur'an Kurslarımızı halka hizmet için açmak oldu. Sonra diğer hizmetlere koştuk daire personeli, din görevlilerimiz Diyanet Vakfı personelimizle birlikte.

Kriz Yönetim Merkezine ulaştığımda Devletimizin en üst düzey yöneticilerinin orada olduklarına şahit oldum. Sayın Cumhur Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın direktifleri ile zamanın İç İşleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu başkanlığında, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Çevre ve İklim Bakanı Murat Kurum, o dönemin Valisi Çetin Oktay Kaldırım ile karşılaştım. Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Aktaş, Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan, AFAD Genel Müdür Yardımcısı İsmail Palakoğlu ve daha pek çok yetkili ile Elazığ daire müdürleri toplantı halinde, dev ekrandan alan bilgilerini alıyorlar ve çözüm üretemeye koyuluyorlardı. Devletimiz ve onu yöneten hükümetimiz daha önceden tanık olduğumuz geç kalma gibi bir gaflete düşmemiş vatandaşının yanında yer almıştır. Daha da dehşetlisini yaşadığımız 6 Şubat depreminde olduğu gibi.

6.1 diye ifade edilen bu depremin hissedilme derecesini yetkililere bırakalım. Devlet Millet dayanışmasının güzel örneğini verdiğimiz bu tür afetlerde yardımlaşmanın, tevekkülün, dayanışmanın zirvesine tanık oldum. Sivrice merkezli bu depremden Malatya ilimiz de etkilenmiş ve kırk üç canımızı yitirmiştik. Müftülüğümüz mensuplarının alanlarında olağanüstü çabaları zikredilmeye değerdi. Kendileri de bir depremzede olmalarına rağmen mahallesinin, cemaatinin yanında oldular.

Çok iyi bir görev taksimi yapan Kriz Yönetim Kurulu'nun kararları doğrultusunda hareket ederek birlik sağlandı. Gelen yardımlar usulüne uygun depolandı, giriş ve çıkışlar usulüne uygun ve hesap verebilirlik prensibine tam uyuldu. İlk şok atlatıldıktan hemen sonra, çadırlar, konteynerler, sağlam binalara yerleştirmeler, hasta ziyaretleri, taziyeler, enkaz altında kalanları kurtarma gibi hummalı bir çalışma gerçekleşti. Yardım göndermek isteyen il ve ilçe müftülerimizin araması nedeniyle telefonlarım kilitlendi. Elazığ'ın iş adamları, hayırsever halkı her türlü yardımlaşmada yerini aldı Allah razı olsun.

Bu zor günlerimizde de provokatörlük yapanlar da az da olsa oldu. Sivrice'de bir grup önümüze geçerek “yıkılan camilerin içinde Kur'anlar kaldı. Neden çıkarmadınız?” diyerek halkı galeyana getirmeye çalışıyorlardı. Ama halk o sahtekârların yüzüne bile bakmadı. Çünkü maksadın o olmadığı aşikârdı. Tepemize çökecek devasa Sivrice Camii'nin içine girmek ölmek demekti. Zaten emniyet güçleri buna asla müsaade de etmezdi.

Anadolu irfanından kaynaklanan metanetin adeta özeti diyebileceğim bir olgunluk, tevekkül ve dayanışma örneğine şahit oldum Aziz Şehrin insanlarında. Hele bir Hatun annemiz vardı. Enkazdan çıkarken başörtüsü istemesi, ekipten” senin imanına kurbanım sesleri” bu milletin imanına en güzel işarettir.

Müftülük olarak çok önemli tecrübeler de kazandık. Bu birikimimizi pek çok il ve ilçe müftülerimizle paylaştım. Dönemin Kahramanmaraş İl Müftüsü Celal Sürgeç Bey'in organizesi ile uzaktan eğitim yöntemiyle görevlileri ile buluştum. Diyanet İşleri Başkanlığımıza bu konuda bir dosya sundum. Halen tecrübe paylaşımı yapabilecek durumdayım. Ayrıca Mütevazı Hayat Hikâyem isimli kitabımda da tecrübelerimi paylaştım.

10 Mart 2020'de başlayan pandemi ile mücadele de ikinci zor günleri yaşamamıza sebep oldu. Türkiye'de ilk vefat Elazığ'da oldu bildiğim kadarıyla. Doksan yaşın üzerindeki bu amcanın cenazesinde sekiz on erkek, iki bayan cemaatle iki metre mesafe ile durdurarak cenazesini kıldırdım. Yürek yakan bir manzaraydı. Zaten bu zor günlerin akabinde 1 Nisan 2020'de yaş haddinden emekli oldum. Kırk yılı aşkın hizmet süreme bedel bir imtihanla resmi görevim sona erdi. Fahri görevim devam ediyor elhamdülillah.

Bu vesile ile 24 Ocak 2020 depreminde; önceki ve sonraki depremlerde, afetlerde vefat edenleri rahmetle yâd eder, yakınlarına sabırlar dilerim. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Allah fitnecilere fırsat vermesin. Hizmet ehlini muvaffak eylesin.

Yusuf SARIKAYA/ Timeturk

© Timeturk

Sayın Bahçeli'nin Cümlesi, Sayın Erdoğan'ın Yükü ve Gazze'nin Kaderi

Siyasette bazen bir cümle, yüzlerce sayfalık strateji belgesinden daha ağırdır. MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin Meclis kürsüsünden kurduğu son cümle de tam olarak böyle bir cümleydi. Ne sadece bir temenniydi ne de sıradan bir siyasi çıkış. O cümle, hem Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yüklenen tarihi bir misyonu hem de Gazze üzerinden şekillenen yeni küresel fay hattını işaret ediyordu.

Bahçeli açık ve net konuştu:

“Filistin ve Gazze meselesinde Barış Kurulu başkanı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır.”

Bu ifade, yüzeyden bakıldığında Sayın Erdoğan'a yönelik güçlü bir siyasi destek gibi okunabilir. Ancak gazetecilik refleksiyle biraz daha derine indiğinizde, bu cümlenin aynı zamanda ağır bir sorumluluk, hatta ateşten bir gömlek anlamına geldiğini görmek zor değil.

Çünkü Sayın Bahçeli, bu çıkışıyla yalnızca Sayın Erdoğan'ı yüceltmiyor; aynı zamanda ABD merkezli küresel düzenin meşruiyetini sorguluyor, Avrupa'nın ahlaki tükenmişliğini tescilliyor ve İsrail'in dizginlenmesi için tek gerçek aktör olarak Türkiye'yi işaret ediyor.

Barış Üretme Kabiliyetini Yitirmiş Bir Düzen

Gazze bugün sadece bir coğrafya değil; Batı'nın ahlak testinden sınıfta kaldığı bir turnusol kâğıdıdır. ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail karşısında ya sessiz ya da suç ortağı bir pozisyonda durmaktadır. “İnsan hakları”, “uluslararası hukuk”, “sivillerin korunması” gibi kavramlar, Gazze söz konusu olduğunda askıya alınmıştır.

İşte Sayın Bahçeli'nin çıkışı tam da bu noktada anlam kazanıyor. Çünkü bu sözler, “Bu sorun artık Washington'dan, Brüksel'den çözülemez” iddiasını barındırıyor. Daha açık söyleyelim:

Gazze'de barış, Batı'nın gölgesinde değil, Batı'ya rağmen kurulabilir.

Sayın Bahçeli'nin Sayın Erdoğan'ı işaret etmesi, Türkiye'yi bu anlamda alternatif bir ahlaki merkez olarak konumlandırıyor.

Siyasi Liderlikten Küresel Arabuluculuğa

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son yıllarda yalnızca Türkiye'nin Cumhurbaşkanı olarak değil; Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz Tahıl Koridoru, Körfez diplomasisi ve Afrika açılımı gibi başlıklarda kriz çözen bir aktör olarak öne çıktı.

Sayın Bahçeli'nin sözleri, Sayın Erdoğan'a bu rolü Gazze üzerinden resmen biçme anlamı taşıyor. Ancak bu rol, son derece riskli bir rol.

Çünkü Gazze meselesi, ne Ukrayna kadar “dengeye açık” ne de Karadeniz kadar “teknik” bir krizdir. Gazze, doğrudan İsrail–ABD ilişkilerinin merkezindedir. Dolayısıyla Sayın Erdoğan'ı Barış Kurulu başkanı olarak işaret etmek, onu Trump'ın çizdiği oyunun tam ortasına davet etmek demektir.

Bu noktada şu soru kaçınılmazdır:

Bahçeli, Erdoğan'ı bir zirveye mi çağırıyor, yoksa bir cepheye mi sürüyor?

Sayın Bahçeli'nin Sözleri; Destek mi, Stratejik Baskı mı?

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli siyasette kelimeleri rastgele seçmez. Hele hele böyle bir konuda, hele hele böyle bir küresel denklemde… Bu nedenle bu çıkışı yalnızca “liderine sahip çıkan müttefik” refleksiyle açıklamak eksik kalır.

Sayın Bahçeli'nin sözleri aynı zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şunu söylüyor olabilir:

“Gazze konusunda geri adım atamazsın. Bu yük artık senin omuzlarında.”

Bu, Sayın Erdoğan'a verilen bir destek olduğu kadar, siyaseten manevra alanını daraltan bir çerçeve de olabilir. Çünkü bu saatten sonra Sayın Erdoğan'ın Gazze konusunda atacağı her adım, yalnızca dış politikayla değil; Cumhur İttifakı'nın iç dengeleriyle de doğrudan ilişkili hale gelmiştir.

Trump Faktörü ve Olası Tepki

Bir diğer kritik başlık da Trump cephesidir. Trump, siyaseti “hodri meydan” üzerinden okuyan bir figürdür. Gücü paylaşmayı sevmez, sahneyi kimseyle bölüşmez. Sayın Bahçeli'nin Sayın Erdoğan'ı Barış Kurulu başkanı olarak işaret etmesi, Trump açısından otoritesine meydan okuma olarak algılanabilir.

Trump cevap verir mi? Büyük ihtimalle evet.

Hangi tonda olur? Bu, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın atacağı adımlara bağlı.

Ancak kesin olan bir şey var: Bu çıkış, Ankara–Washington hattında yeni bir gerilim başlığı üretebilir veya Ankara–Washington hattında bundan sonrası için büyük destek anlamına da gelebilir.

Ankara'da Yeni Bir Dosya Açıldı

Bu sözlerden sonra Ankara kulislerinde artık tek bir soru dolaşacaktır:

“Külliye ile Bahçeli arasında bir görüş ayrılığı mı var, yoksa rol paylaşımı mı yapılıyor?”

Cumhur İttifakı'nın bu çıkışı ne kadar koordine ettiği, Sayın Erdoğan'ın bu yükü nasıl taşıyacağı ve Sayın Bahçeli'nin bir sonraki hamlesi, önümüzdeki günlerde siyasetin ana gündemlerinden biri olacaktır.

Şurası net:

MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli bir cümleyle Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ı yalnızca yüceltmedi; onu küresel bir sınavın merkezine yerleştirdi.

Gazze'de barış, belki de gerçekten ne ABD'nin ne Avrupa'nın elindedir. Ama bu gerçeği yüksek sesle dile getirmek, bedelsiz değildir. Sayın Bahçeli o bedeli Sayın Erdoğan'ın önüne koydu.

Şimdi soru şudur:

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu tarihi yükü bir liderlik fırsatına mı çevirecek, yoksa küresel oyunun en sert hattında yalnız mı bırakılacak?

Gazze'nin kaderi kadar, Ankara'daki siyasi dengeler de bu sorunun cevabına bağlı.

Şakir Kurter \ Timeturk

© Timeturk

Venezuela Ukrayna ve 'kaynak laneti': ABD zengin ülkelere neden çöküyor?

Borç, Güç ve Devlet Aklı Arasında Sıkışan Dünya

“Modern dünyada işgal artık savaşla yapılmıyor. Venezuela'nın petrolü, Ukrayna'nın doğal kaynakları, Afrika'nın madenleri; hepsi aynı küresel düzenin açgözlü aktörleri tarafından hedef alınan zenginlikler. Petrol yerinde akıyor, madenler yerinde çıkarılıyor, haritalar değişmiyor; fakat bu zenginliklerin üzerinde oturanlar artık o ülkelerin kendisi değil, küresel düzenin asıl sahipleri. Zenginlik, onu koruyamayan için nimet değil, hedef hâline geliyor. “Kaynak laneti” denilen şey bir kader değil; devlet aklı çöken ülkeler için işletilen küresel bir düzendir. Çünkü sıraya girenler, önce devlet olma yetisini kaybedenlerdir.”

Sahadan Gelen Hakikat

4 Aralık 2018'de, DEİK programı kapsamında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile aynı heyette çıktığım Latin Amerika ziyaretinde Venezuela'yı gördüm. Ondan bir yıl önce ve bir yıl sonra olmak üzere iki defa Ukrayna gezilerim oldu. Aradan geçen yıllar, bu seyahatleri sıradan birer gezi olmaktan çıkardı. Bana yalnızca ülkelerin yerini, sınırlarını, haritalarını değil; bu çağda gücün nasıl üretildiğini, nasıl el değiştirdiğini, devletlerin nasıl zayıflatıldığını ve sistemin hangi mantıkla işlediğini gösterdiğini fark ediyorum.

Ukrayna ile Venezuela arasında ilk bakışta benzerlik kurmak zordur. Biri Doğu Avrupa'da, diğeri Güney Amerika'da. Biri Slav, diğeri Latin dünyasına aittir. Fakat harita değişse de kader çizgisi aynıdır: Her ikisi de zengindir ve her ikisi de savunmasızdır. Ve tam da bu yüzden hedef hâline gelmişlerdir.

Zengin Ama Savunmasız Olmak

Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerinden birine sahiptir. Altın, bakır, doğalgaz, uçsuz bucaksız tarım arazileri… Buna rağmen halk, modern tarihin en ağır yoksullaşma süreçlerinden birini yaşadı. Yüzde milyonları aşan enflasyon, çanta dolusu banknotlar, saatlerce süren uçsuz bucaksız alışveriş kuyrukları, boş market rafları…

Havalimanında eşyalarımızı taşıyan görevliye bozuk paramız olmadığı için verdiğimiz 5 dolar karşısında adamın istavroz çıkarmasına önce anlam veremedik. Sonra öğrendik ki insanlar ayda 8–10 dolar karşılığı çalışıyordu.

Bu tablo bir doğal afetin sonucu değildi. Bu, kötü kaderin değil; kötü yönetimin, kurumsal çöküşün ve en önemlisi sistematik dış baskının birleşimiydi. Bugün ABD'nin Venezuela'ya fiilen çökmüş olması bir çelişki değildir; aksine çağımızın yeni işgal biçiminin en berrak örneğidir. Askerî işgale gerek kalmadan, yıllar içinde ekonomik ve sosyal olarak yıpratılan, siyasî olarak itibarsızlaştırılan, yalnızlaştırılan ve kurumsal olarak felç edilen ülkeye çökmüş durumdadır. Uzun süre sefalet içinde tutulan bir toplum, sonunda kaynaklarını korumaktan vazgeçer; yalnızca hayatta kalmaya odaklanır. Tank gelmeden, bayrak dikmeden, ülkenin doğal kaynakları teslim alınır.

Bu noktada halk, bir kurtarıcı arar. Çünkü zengin kaynaklara sahip bir ülkede yoksul yaşamayı kabullenmek istemez; zaten bu sürdürülebilir de değildir. Petrol varken benzin kuyruğunda beklemek, maden varken işsiz kalmak, toprak varken açlıkla sınanmak bir süre sonra tahammül edilebilir bir çelişki olmaktan çıkar. İnsanlar yorulur, bıkar ve “yeter artık” der. İşte bu an, dış müdahalenin en verimli zeminidir. Tam da bu anı bekleyen “o süper güç”, kurtuluş vaadiyle sahneye çıkar; artık işgalci değil, beklenen kurtarıcıdır ve çoğu zaman halk tarafından coşkuyla karşılanır. Çünkü artık mesele ideoloji ya da siyaset değil, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşayabilmektir. Düzen ve nefes alınabilir bir hayat, her şeyin önüne geçer.

Toprak Değil, Konum İşgali

Ukrayna sahnesi farklıdır ama oyun aynıdır. Avrupa'nın tahıl ambarı… Verimli topraklar, doğalgaz yatakları, enerji hatları, tampon coğrafya… Bu ülke fiilen bir “cephe hattına” dönüştürüldü.

Burada hedef yalnızca toprak değildi; hedef, konumdu. Bir ülkeyi, büyük güçler arasında sürekli gerilim üreten bir ara bölgeye çevirmekti. Ukrayna, kendi varlığıyla başkalarının mücadelesine zemin hâline getirildi.

Ben de bu ülkeleri gördüğümde kendi kendime şu soruyu sordum:
Ortadoğu'da dünyanın masrafına giren Amerika, neden burada yok?
Neden dünyanın en büyük petrol havzasının üzerinde oturan Venezuela'ya doğrudan girmiyor? (Pek tabii girmesini istediğim için değil)

“Nasıl olsa ayağımın dibinde, sonra hallederiz” diye düşünüyordur dedim.
Neden koskoca Ukrayna bu kadar kırılgan bırakılıyor?

Cevap birkaç yıl sonra geldi.

Bu ülkeler önce karıştırılıyor. Kutuplaştırılıyor. Fakirleştiriliyor. Ardından liderleri –zaten devlet geleneğinin içinden gelmemiş, kriz okuyacak kapasitesi olmayan figürler– kamuoyu önünde hızla yıpratılıyor.

Devletin Kırıldığı Yer: Liderlik ve Kurumlar

Bu iki ülkede dikkat çeken ortak nokta, doğal zenginlikten çok, devlet aklının kırılganlığıdır. Zelenski, siyasete bir komedi dizisinden geldi. Maduro ise bir dönem makam şoförlüğü yaptı. Bu ifadeler küçümseme için değil, bir hakikati göstermek içindir: Modern dünyada bazı ülkeler, devlet olma ağırlığını taşıyabilecek kadroları değil; vitrine yakışacak figürleri üretir hâle getiriliyor.

Mesele kişisel geçmiş değil; devlet tecrübesi, kriz sezgisi ve stratejik derinlik eksikliğidir. Devlet aklı, popülerliğin gölgesinde eriyor. Kurumlar zayıfladığında, ülke bir insanın kapasitesi kadar oluyor. Böyle liderlikler, küresel sistem açısından ideal hedeftir: kolay yönlendirilir, hızlı yıpratılır, kamuoyu önünde çabuk itibarsızlaştırılır.

Kurşun Atmadan Fetih

Modern çağda fetih artık askerî zaferlerle yapılmıyor.
Önce toplumun fay hatları kaşınıyor.
Ekonomi kırılganlaştırılıyor.
Lider itibarsızlaştırılıyor.
Halk, “kurtarıcı” psikolojisine sürükleniyor.

Bu noktadan sonra tank gerekmez. Toprak, zihin yoluyla teslim alınır.

Irak'ta devlet aklı dağıtıldı.
Libya'da lider gitti, devlet buharlaştı.
Suriye'de toplum parçalandı.
Venezuela'da ekonomi çöktü.
Ukrayna'da ülke cepheye dönüştürüldü.

Bunlar birbirinden kopuk hadiseler değil; aynı zincirin halkalarıdır.

Borçla Kurulan Yeni Dünya Düzeni

Bu tabloyu anlamak için bugünkü küresel iktisadî zemine bakmak gerekir. ABD'nin ekonomik büyüklüğü yaklaşık 31 trilyon dolar civarındadır. Buna karşılık dış borcu 39 trilyon doları aşmıştır. Bu, üretimle, vergiyle, klasik ticaretle kapanabilecek bir borç değildir. Bu yüzden sistem, dışarıdan beslenmek zorundadır.

Normal şartlarda böyle bir borcu ödemeye kalksanız, yüz yıl yetmez. Bu büyüklük, yeni bir güç mantığı üretir: Borç artık çalışarak değil, konum alarak; üretimle değil, çökmeyle kapatılır. Zengin ama siyasî olarak güçsüz ülkeler bu yüzden cazip hedeflerdir.

ABD'nin bu yükü taşıyabilmesinin sebebi, doların küresel rezerv para olmasıdır. Dünya ticareti dolar üzerinden akar. Merkez bankaları rezervlerini dolar cinsinden tutar. Amerikan tahvilleri “güvenli liman” olarak görülür. Bu durum Washington'a benzersiz bir ayrıcalık sağlar. ABD borçlandığında, yalnızca kendi vatandaşlarından değil, dünyanın geri kalanından da alacaklı bulur. Faizi düşüktür, talep süreklidir. Bu muazzam bir imtiyazdır.

Aynı borç başka bir ülkenin sırtında ölümcül olurken, ABD için taşınabilir hâle gelir. Çünkü dolar yalnızca bir para değil, küresel bir altyapıdır.

Merkez ve Çevre Arasındaki Uçurum

Türkiye gibi ülkeler için gerçeklik bambaşkadır. Türkiye'nin ekonomisinin büyüklüğü 2025 için yaklaşık 1,57 trilyon dolar seviyesinde; dış borcu ise yaklaşık 565 milyar dolar civarındadır. Bu rakam, ekonominin büyüklüğüne oranlandığında ABD'den daha “makul” görünür. Ancak fark şuradadır: Türkiye'nin parası rezerv para değildir.

Türkiye TL bastığında, bu para küresel sistemde tutulmaz; dövize yönelim doğurur, kur yükselir, enflasyon artar. ABD'de para basmanın meydana getirdiği etkiyle Türkiye'deki etki aynı değildir. Çünkü biri sistemin merkezidir, diğeri çevresinde yer alır.

Bu yüzden küresel borç düzeni, ülkeleri ikiye ayırır: Borcu sistemiyle taşıyabilenler ve borcu çözülerek ödeyenler.

Lanet Değil, Paradoks

İşte zengin ama kurumsal olarak zayıf ülkelerin cazibesi burada başlar. Çünkü bu ülkeler, borcu üretimle değil; çözülerek taşır. Kaynakları vardır ama onu koruyacak devlet kapasitesi yoktur. Zenginlik, güçlü devlette kalkan olurken; zayıf devlette hedef işaretine dönüşür.

Bu nedenle mesele “zenginliğin laneti” değildir. Bu bir paradokstur. Zenginlik, güçlü devlette kalkandır; zayıf devlette davetiyedir. Sorun kaynak değil; kaynağı yönetecek devlet kapasitesinin yokluğudur. Aynı maden, bir ülkede bağımsızlık üretirken, başka bir ülkede işgal çağrısına dönüşür. Sorun kaynak değil; kaynağı yönetecek devlet aklının yokluğudur.

Sonuç: Haritada Kalmak Yetmez

Bugün dünya, borcunu üretimle değil; zayıf ama zengin ülkeler üzerinden kapatmaya çalışan bir güç mimarisiyle yönetiliyor. Venezuela'nın petrolü akıyor. Ukrayna'nın toprağı cepheye dönüşüyor. Afrika'nın madenleri el değiştiriyor. Grönland bile artık “jeopolitik mülk” muamelesi görüyor. Haritalar değişmeden, egemenlik el değiştiriyor.

Bu yüzden bazı ülkeler için zenginlik nimet değil; korunamıyorsa, dışarıdan bakıldığında lanet gibi işleyen bir paradoksa dönüşüyor. Literatürde buna “Kaynak Laneti” deniyor. Fakat bugün yaşanan şey, doğal bir iktisadi talihsizlikten çok daha fazlası. Bu, küresel ölçekte işletilen bir çökme düzenidir; devlet aklını çökerterek zenginliğe el koyma modelidir.

Bu noktada artık şu soruyu sormak gerekir: Bütün bunlar dağınık refleksler mi, yoksa sistematik bir doktrin mi?

Son yıllarda Washington'da şekillenen yaklaşım, gayriresmî adıyla bir “MAGA Protokolü” ne dönüşmüş durumda. Mantık basit ama acımasızdır: Amerika yeniden büyük olacaksa, dünya küçülmelidir. Küresel düzen, ortak refah üretmek için değil; Amerikan merkezli gücü yeniden tahkim etmek için yeniden yazılmalıdır.

Bu protokolde müttefik–hasım ayrımı ikincildir. Esas ayrım, “kontrol edilebilir” olanlarla “direnç üretebilenler” arasındadır. Doğal kaynağı bol, kurumsal yapısı zayıf, liderliği kırılgan ülkeler bu mimaride açık hedeftir. Venezuela'nın petrolü, Ukrayna'nın tahılı ve jeopolitiği, Afrika'nın madenleri; hepsi aynı haritanın parçalarıdır.

MAGA, sadece bir iç politika sloganı değildir. Dünya ölçeğinde bir yeniden paylaşım dilidir. Serbest piyasa söylemi yerini ham güç siyasetine bırakmıştır. Borç, yaptırım, enflasyon, iç karışıklık, medya operasyonu ve liderlik mühendisliği artık aynı stratejik paketin parçalarıdır.

Irak.
Suriye.
Libya.
Mısır.
Venezuela.
Ukrayna.
Grönland…

Bu liste bir tesadüfler zinciri değil, bir modeldir.

Bu ülkelerin ortak özelliği ne dinleri ne coğrafyaları ne de kültürleridir. Ortak özellikleri şudur: Zengindirler ama zenginliklerini taşıyacak kurumsal devlete sahip değildirler. Yeraltı kaynakları vardır, fakat yerüstünde bu kaynakları koruyacak siyasal akıl zayıflamıştır.

Modern dünya artık “güçlü olanın zayıfa saldırdığı” basit bir düzende işlemiyor. Bugünün dünyasında güçlü olan, zayıfa doğrudan saldırmıyor; zayıf olanı önce çözüyor. Ekonomik baskıyla, enflasyonla, iç gerilimlerle, siyasal itibarsızlaştırmayla devlet refleksi kırılıyor. Toplum yoruluyor, umut tüketiliyor. Sonra bir kurtarıcı sahneye çıkıyor. Bazen içeriden, bazen dışarıdan. Ve fetih, alkışlar eşliğinde gerçekleşiyor.

Bu yüzden mesele sadece dış tehdit değildir.
Asıl mesele, içeride devlet olabilme kapasitesini ayakta tutmaktır.

Kurumların işlemesi, liyakatin korunması, ekonomik gerçeklerle yüzleşebilme cesareti, toplumu ayakta tutacak adalet duygusu… Bunlar yoksa, yerin altındaki zenginlik yerin üstünde bir yüke dönüşür.

Bir ülke toprağını kaybetmeden önce, iradesini kaybeder.

Bir ülke fiilen işgal edilmeden önce, zihnen çözülür.

Ve bir ülke haritadan silinmeden önce, devlet olmaktan çıkar.

Bugün esas mücadele sınırlarımızda değil, devlet aklımızdadır. Çünkü artık dünyada kalıcı olmanın ölçüsü, haritada yer almak değil; kendi kaderini tayin edebilecek iradeyi sürdürebilmektir.

Soru bu yüzden basittir ama ürkütücüdür:
Bir ülke zengin olup da devlet olmayı başaramazsa,
sıranın kendisine gelmeyeceğini nasıl düşünebilir?

Asıl mesele, “Sırada kim var?” sorusunu sormak değil;
o sıraya hiç girmeyecek bir devlet kapasitesini inşa edebilmektir.

Dr. Murat Ergüven \ Timeturk

© Timeturk

Milli ve manevi değerlere hakaret

Türk Ceza Hukuku'nda “milli ve manevi değerlere hakaret” adıyla tek bir suç tipi yoktur. Ancak millete, dine, devlete, bayrağa ve toplumun ortak değerlerine yönelik hakaret ve aşağılamalar, farklı ceza maddeleri kapsamında suç sayılmaktadır. Burada önemli olan, söylenen sözün veya yapılan davranışın eleştiri mi yoksa aşağılayıcı bir saldırı mı olduğudur. Hukuk eleştiriyi korur; hakareti ve aşağılamayı korumaz.

Halkın Benimsediği Dini, Milli ve Manevi Değerleri Aşağılama
(TCK m.216/3)

Halkın bir kesiminin benimsediği dini, milli veya manevi değerlere, herkesin görebileceği şekilde hakaret edilmesi ve bu sözlerin toplumda huzursuzluk, gerginlik veya çatışma yaratma ihtimali taşıması halinde bu suç oluşur. Burada yalnızca sert veya rahatsız edici sözler yeterli değildir. Söylenen ifadelerin açıkça aşağılayıcı olması ve kamu barışını bozabilecek nitelik taşıması gerekir.

Örneğin bir inancı, milli bir değeri veya ortak bir manevi değeri topluca küçümseyen, alaya alan ve insanları kışkırtan ifadeler bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık, bir düşünceyi eleştirmek veya o değerin nasıl yorumlandığını doğru bulmamak suç değildir.

Altı aydan bir yıla kadar hapis cezası vardır.

Hakaret Suçu
(TCK m.125)

Milli veya manevi değerler kullanılarak bir kişiye ya da belirli bir gruba yönelik onur kırıcı, küçük düşürücü sözler söylenmesi halinde hakaret suçu oluşur. Burada asıl korunan şey, kişinin şeref, onur ve saygınlığıdır. Hakaretin doğrudan söylenmesi şart değildir; ima yoluyla veya alay ederek yapılması da suç sayılabilir.

Hakaretin sosyal medya, internet, basın veya kalabalık ortamlar gibi herkesin görebileceği yerlerde yapılması halinde ceza daha ağır uygulanır. Günümüzde en sık karşılaşılan örnekler sosyal medya paylaşımları üzerinden işlenen hakaretlerdir.

Üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası vardır.
Fiil alenen işlenirse ceza artırılır.
Sadece bir görüşe katılmamak, bir düşünceyi eleştirmek veya karşıt fikir beyan etmek hakaret sayılmaz.

Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Devlet Kurumlarını Aşağılama
(TCK m.301)

Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, hükümeti veya yargı organlarını küçük düşürücü, aşağılayıcı ifadelerle hedef almak bu suçu oluşturur. Ancak devletin icraatlarını eleştirmek, politikaları yanlış bulmak veya sert şekilde ele almak suç değildir. Burada da temel ölçüt, eleştiri mi yapıldığı yoksa aşağılama mı olduğu sorusudur.

Devletin veya milletin onurunu hedef alan, küçümseyici ve aşağılayıcı ifadeler bu madde kapsamında değerlendirilir.

Altı aydan iki yıla kadar hapis cezası vardır.

Türk Bayrağına Hakaret ve Saldırı
(TCK m.300)

Türk Bayrağını yakmak, yırtmak, yere atmak, üzerine basmak veya başka bir şekilde aşağılayıcı davranışta bulunmak açıkça suçtur. Bayrak, milli bir sembol olduğu için bu tür fiiller ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmez. Fiilin alenen, yani başkalarının görebileceği şekilde yapılması suçun oluşması için yeterlidir.

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası vardır.

Yurdal Kılıçer \ Timeturk

© Timeturk

Emlakta Sessizlik Yanıltır: Gürültü Yoksa Fırsat Vardır

Türkiye emlak piyasası bugünlerde alışık olmadığımız bir ruh hâlinde.

Ne sert düşüş başlıkları var ne de “kaçırılmayacak fırsat” manşetleri.

Piyasa konuşmuyor. Piyasa bağırmıyor. Piyasa iddialı cümleler kurmuyor.

Ama tam da bu yüzden dikkatle dinlenmesi gerekiyor.

Finansal piyasalarda sessizlik çoğu zaman durağanlıkla karıştırılır. Oysa tecrübe şunu gösterir: Asıl yön değişimleri, en az gürültü çıkaran dönemlerde yaşanır. Emlak piyasası da bugün tam olarak bu eşikte duruyor.

Uzun süredir herkes aynı soruya kilitlendi: “Fiyatlar düşer mi?”

Bu soru, piyasanın ruhunu anlamaktan çok, belirsizlikten beslenen bir temenninin yansımasıydı. Bugün ise sahadaki gerçeklik başka bir noktaya işaret ediyor. Artık soru şu:

“Bu nitelikte, bu lokasyonda, bu fiyata tekrar ev bulunur mu?”

Çünkü özellikle büyük şehirlerde, başta İstanbul olmak üzere, fiyatlar düşmüyor; zaman kazanıyor. Reel anlamda baskılanan fiyatlar, bir süredir yatay seyrediyor. Ancak bu yataylık bir denge değil, bir bekleyiş. Ve her bekleyiş, sonunda bir yön seçer.

Bu noktada yatırımcıyı yanıltan en büyük hata, “genel piyasa” algısıdır. Oysa emlak piyasasında genel tablo diye bir şey yoktur. Aynı sokakta iki bina, iki farklı piyasa yaratabilir. Bugün İstanbul'da nitelikli projeler satılıyor. Doğru lokasyonda, doğru metrekarede, doğru hedef kitleye hitap eden konutlar alıcı buluyor. Buna karşılık yanlış fiyatlanmış, lokasyon avantajı olmayan, plansız projeler stokta kalıyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Piyasa düşmüyor, ayıklanıyor.

Devletin son dönemde attığı adımlar da bu ayıklanma sürecini hızlandıracak nitelikte. TOKİ'nin kiralık sosyal konut hamlesi, sadece arz tarafında bir genişleme değil; kira piyasasına verilmiş açık bir mesajdır. “Bu artış hızı sürdürülemez” deniyor. Devlet, sosyal ihtiyacı karşılamak için sahaya iniyor.

Ancak burada sık yapılan bir yanılgıyı da düzeltmek gerekiyor. Devletin ürettiği sosyal konut ile özel sektörün sunduğu nitelikli konut aynı kulvarda yarışmaz. Devlet, barınma sorununa çözüm üretir. Özel sektör ise yaşam standardına, yatırım değerine ve beklentiye cevap verir. Bu nedenle doğru segmentte konumlanmış projeler bu süreçten zarar görmez; aksine netleşir ve güçlenir.

Diğer tarafta 500 bin konut projesi ve yaklaşan kura süreçleri var. Özellikle İstanbul'da ciddi bir “bekle-gör” psikolojisi oluşmuş durumda. Birçok alıcı, kura çıkma ihtimalini masada tutarak piyasadan uzak duruyor. Oysa geçmiş deneyimler gösteriyor ki kura süreçleri yaklaştıkça piyasada garip bir hareketlilik başlar. Fiyatlar sert şekilde artmaz belki, ama pazarlık payı hızla daralır. Satıcı bekler. Alıcı sıkışır. Zaman, satıcının lehine çalışır.

Faiz cephesinde de benzer bir yanılsama hâkim. Evet, konut kredisi faizleri hâlâ yüksek. Ancak emlak yatırımının doğası gereği kazanç, faizlerin düştüğü gün değil, faizlerin düşeceğine inanılmadan önceyapılan alımlarda oluşur. Faizler düştüğünde herkes alıcı olur. Herkesin alıcı olduğu yerde ise avantaj kaybolur.

Bugün sahada şu cümleyi çok duyuyoruz:

“Biraz daha bekleyelim.”

Bu cümle çoğu zaman temkin değil, kararsızlık anlamına gelir. Ve emlak piyasasında kararsızlık, genellikle maliyetlidir.

İstanbul özelinde tablo netleşmiş durumda. İyi projeler hız kesmeden satılıyor. Ortalama projeler zamana oynuyor. Kötü projeler ise alıcı bekliyor. Bu bir kriz değil; piyasanın kendi kendini disipline etmesi.

Sonuç olarak şunu net söylemek gerekiyor:

Emlak piyasası bugün bağırmıyor.

Ama dikkatle dinleyenler için çok şey anlatıyor.

Sessizlik, her zaman durgunluk değildir.

Bazen sessizlik, en doğru kararların alındığı an demektir.

Piyasa fısıldarken dinleyenler,

yarın bağırdığında kazananlar olur.

My Investor olarak biz bu dönemi “bekleme” değil, seçici, bilinçli ve stratejik hareket etme zamanı olarak okuyoruz. Çünkü emlakta kazanç, manşetlerle değil; zamanında alınmış doğru kararlarlayazılır.

Yasin Bayraktar \ Timeturk

© Timeturk

Fişi Çektiler

Yıllardır "gelecek elektrikte" dedik. Egzoz dumanından kurtulacağız, hem cebimiz hem doğa nefes alacak diye heyecanlandık. Devlet teşvikleri, yerli otomobilimiz Togg'un yollara çıkışı ve yükselen çevre bilinciyle bir "ekosistem" kuruluyor sanıyorduk. Ama görünen o ki, bu ekosistemin aktörleri, yani şarj operatörleri, masanın üzerine "altın yumurtlayan tavuğu" değil, doğrudan "faturayı" koyuverdi.
Son günlerde önümüze düşen tablo, elektrikli araç sahipleri ve bu dönüşüme niyetlenenler için tam bir soğuk duş etkisi yarattı. Trugo %30, ZES %27, oranında zam yaptı. Daha ortada genel bir elektrik zammı bile yokken, piyasanın bu dev isimlerinin "erken gelen" zam iştahı, sadece rakamlardan ibaret değil; bu, büyümeye çalışan bir bebeğin elinden mamasını almak gibi bir şey.
 

Piyasayı Kendi Eliyle Baltalamak

 
Türkiye yollarındaki elektrikli araç sayısı henüz emekleme aşamasında. Evet, sayı artıyor ama toplam araç parkı içindeki payımız hala çok düşük. Böyle bir ortamda operasyonel maliyetleri, yatırım bedellerini veya kâr paylarını gerekçe göstererek fiyatları bir anda içten yanmalı araçlarla (benzin/dizel) yarışır hale getirmek, bindiği dalı kesmektir.
 
Şarj operatörlerinin şunu anlaması gerekiyor: Elektrikli aracın en büyük tercih sebebi, operasyonel maliyet düşüklüğüydü. Eğer 100 kilometredeki şarj maliyeti, benzinli bir aracın yakıt maliyetine yaklaşıyorsa; insanlar neden daha yüksek satın alma bedeli ödeyip şarj sırası beklesin? Bu zamlar, potansiyel alıcıyı "Acaba hata mı yapıyorum?" noktasına sürüklemekten başka bir işe yaramıyor.
 

Bu Acele Niye?

 
Büyük operatörlerin "hava parası" ödercesine yaptıkları yüksek yatırım bedellerini kullanıcıya bu kadar hoyratça yansıtması, vizyonsuzluk maalesef. Piyasayı domine eden bu üçlü, sanki aralarında anlaşmışçasına fiyatları yukarı çekerek, şarj sektörünü bir tekele dönüştürme riski taşıyor. Oysa akaryakıtın aksine, şarjın onlarca alternatifi var. Evden şarjdan tutun, butik şarj ağlarına kadar seçenekler artarken; "devler" bu kibirli fiyat politikasıyla aslında kendi sonlarını hazırlıyor.
 
Müşteri memnuniyetini hiçe sayıp sadece kâr marjına odaklanan bu tutum, elektrikli araç ekosistemine verilen en büyük zarardır. Sektörü büyütmek yerine, pastayı daha büyümeden bölüşmeye çalışmak, bu ülkenin teknolojik dönüşümüne ket vurmaktır.
 

Teşvik Değil, Engel Oluyorsunuz

 
Buradan şarj operatörlerine sesleniyorum: Fiyatları makul tutan, müşteri sadakatini önemseyen butik ağlar kapıda bekliyor. Siz bu "uçuş" modundan inmezseniz, kurduğunuz o gösterişli istasyonlar sadece birer dekor olarak kalacak.
Daha elektrik zammı kapıyı çalmadan yapılan bu zamlar haksızlıktır, zamansızdır ve mobilitenin geleceğine ihanettir. Elektrikli araç bir lüks tüketim nesnesi değil, bir dönüşümün parçasıdır. Bu dönüşümü boğmanıza bu toplumun ve bu piyasanın izin vermeyeceğini bilmeniz gerekir. Bir sonraki köşe yazımda buluşmak dileğiyle...
 
Adem Eyüpoğlu \ Timeturk

© Timeturk

Olanlar Pek Hayra Alamet Değil!

Ahlaki değerler veya moral değerler bir kişinin karakterinin ve davranışlarının temelini oluşturur. Bu değerler başkalarına nasıl davranılması gerektiği, hayata nasıl bakılacağı ve yaşanacağını belirler. Dürüstlük, saygı, sorumluluk ve adalet gibi ahlaki değerler sağlıklı ve ideal bir toplum için elzemdir. Ancak içinde yaşadığımız çağda bu değerler çok etkili ve güçlü bir değişim geçiriyor. Ahlaki değerler veya normlar aşınıyor, dönüşüyor ve kayboluyor.

Aşınan Ahlaki Değerler

Ahlaki değerlerin aşındığını ve dönüştüğünü nasıl anlarız? Öncelikle sohbet konularına, sohbet mekânları ve biçimlerine bakalım. Daha önceleri ayıplanan, sohbet konusu yapmaya uygun bulunmayan konular şimdi günlük sohbet konusu haline geldi. Mahrem olduğu için, özel alan olduğu için, aile, çocuk, eş ile olduğu için sohbet konusu yapılmayan konular artık sıradanlaştı ve normalleşti. Üstelik sohbet konusu yapan da bu işten zevk alır hale geldi.

Toplumsal hayatta yer alan eğlence ortamları ve alışkanlıklarında da eksen kayması yaşandı. Eğlencenin de asaleti ve ölçüsü kalmadı. Roma arenalarında vahşi hayvanlara yem olarak atılan kölelerle eğlenen insanlar haline dönüştük. Şiddetten, zulümden, haksızlıktan zevk alır hale geldik. Boğaya kılıç saplayan matadoru alkışlayan ve tezahüratta bulunan, bu eziyet ve zulümden zevk alan ve eğlenenler ile farkımız kalmadı. Biz de horoz dönüştürüyoruz, sokak kavgalarını izliyoruz, kendisine şiddet uygulanan insanları ve hayvanları izliyoruz. Belki eğlenmiyoruz ama itiraz da etmiyoruz ve artık umursamaz hale geldik en azından.

Ya Sosyal Medya?

Artık sosyal medyanın etkili olduğu, belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Sosyal medyada çeşitli alanlarda fikir ve içerik üreterek insanları yönlendirdiğine, düşüncelerine güvenildiği için takip edilen kişi olarak tanıtılan influencer adı verilen bir güruh peyda etti. Toplumun anlama, kavrama ve değerlendirme düzeyi o kadar düştü ki bireyler artık Influencer adı verilen sosyal medya figürlerinin etkisinde kalıyor, günlük hayatına o etki altında devam ediyor ve kararlarını, tutum ve davranışlarına onlara göre belirliyor.

Cehaletin sosyal medyada sergilendiği alan bu figürlere inanacak, güvenecek hale gelmiş olan cahil kitlelere dönüştüğümüz ortada. Sosyal medyada kendisine sunulan, gördüğü ve duyduğu herşeyi peşinen doğru kabul eden, kendi aklını devreye sokarak düşünme zahmetinde bile bulunmayan bireylerin oluşturduğu bir toplum haline geldik. Maalesef cehalet de normalleşti ve bu tür sosyal medya figürlerinin tercihleri ahlak normları haline geldi.

Ya TV ekranları?

Özellikle TV ve diğer medya araçları tarafından sunulan haberlerin bile beynimize bir bombardıman için hazırlandığını, dinleyen ve izleyenlerin beynini manipüle edecek şekilde tasarladığını ve hazırlandığını dikkate almaz olduk.

Haberlerin içeriğinde yer alan uyuşturucu, dolandırıcılık, şiddet gibi istenmeyen ve ahlaka aykırı olan unsurların TV haberlerinde verilirken TV ve Sinema yüzleri ile ilişkili verilmesi bir çeşit normalleşme getirecektir. TV ve sinema yıldızlarının bu tür davranışları göstermesi o yıldızları takip eden ve beğenenler tarafından normal olarak görülme riski vardır. Uyuşturucu, dolandırıcılık, şiddet gibi toplum yapısına ve ahlakına ters unsurlar TV ve diğer medya araçları tarafından o kadar yaygın servis ediliyor ki süreç içinde normalleşme yanında bir gereklilik olarak da görülmesi şaşırtıcı değil.

Ya Aile Dinamikleri?

Türk aile yapısında geleneksel olarak geçerli olan aile dinamiklerinin maalesef etkisini kaybetmeye başladığı dikkat çekmektedir. Aile ile ilgili olarak bir zamanlar açıkça yanlış olarak kabul edilen şeyler artık yeniden markalanıyor, çerçeveleniyor, paketleniyor ve hatta kutlamalarla kabul ediliyor. Bir başka deyişle bir zamanlar gayri ahlaki görülen, günah sayılan birçok olgu o kadar yaygınlaşıyor ki birçok insan bu normalleşme sonucunda bu olguların olduğunu neredeyse fark etmiyor.

Normalleşme Süreci

Bir davranışın yaygınlığının onu bir şekilde kabul edilebilir kılması bir çeşit normalleştirmedir. Bu normalleştirme aslında gayrı ahlaki veya günah olan bir şeyin etkisini yumuşatmayı amaçlar. Bir şeyin popüler olması, yaygınlaşması gayrı ahlaki olmaktan veya günah olmaktan kurtarmaz. Bir şeyi yeterince insan bir şey yaparsa veya toplum bunu giderek daha fazla kabul ederse, yapılan bu şey artık normalleşir ve bir sorun oluşturmaz. Bu şeyin yaygın hale gelmesi doğru olduğu anlamına gelmese de yanlış olan bu şey artık normal görülür.

Zararlı veya istenmeyen davranışların yaygınlığı haklılık gerekçesi oluşturduğu zaman o davranış artık normalleşmiştir demektir. Bir sonraki kuşağın normalleşen bu davranışı norm haline getirmesi söz konusu olabilir.

Yeni Toplum Mimarisi

Dürüstlük, saygı, sorumluluk ve adalet gibi ahlaki değerler artık modern toplumda nadir nitelikler olarak görülmeye başladı. Cinayet, hırsızlık, iftira, aldatmak, yalan söylemek, cinayet, dolandırıcılık, saygısızlık, ihanet gibi tüm olumsuz davranışlar farklı araçlarla ve projelerle aşındırılmakta ve normalleşmektedir.

Yeni bir toplum mimarisinde temel teşkil eden gayri ahlaki değerler artık ahlak normları haline gelmeye başladı. Öyle görünüyor ki dinsiz, cinsiyetsiz, milliyetsiz bir toplum inşa etme projesinin gereği olarak bir zamanlar benimsenen ve uyulan ahlak normları da dönüşmek zorunda.

Bize bir şeyler oluyor. Olanlar pek hayra alamet değil. Yine de olanda hayır vardır desek mi?

Prof. Dr. Mehmet Şahin \ Timeturk

© Timeturk

Osmanlı Hanedanının Sürgün Edilmesi Çok Veballiydi (3)

Osmanlı Hanedan mensuplarının yurt dışındaki hayatları çok hazindir. Bu asil ve alicenap insanlar, yurt dışına çıkarken hazineden tek kuruş almamış, şahsî eşyalarının birçoğunu da bırakmışlardı. İsteselerdi mücevherler, altınlar, değerli eşyalar alır ve bunlarla hayatlarını idame ettirebilirlerdi. Hemen hepsinin Boğazda yalıları, başka yerlerde köşkleri vardı. Bütün o emlak başkalarına geçmiştir. Hanedan mensupları şoförlük, temizlikçilik, bulaşıkçılık ve sair ağır işlerde çalışmış, Batılı gazetecilerin ısrarlarına rağmen vatanları aleyhine ağızlarından tek cümle çıkmamıştır.

İlk yurt dışına çıkan, daha doğrusu çıkartılan Sultan Vahdettin'di. Vahdettin'in vatanından koparılışı bir İngiliz operasyonuydu. 17 Kasım 1922'de Sultan Vahdettin, yanında küçük oğlu Mehmed Ertuğrul ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayından bir kayığa binerek Boğaziçi'nde demirlemiş olan HMS Malaya adlı İngiliz zırhlısı ile Malta'ya gitti. Daha doğrusu götürüldü. Orada azdırılmak istenen bir kedi gibi Malta'ya bırakıldı. İngilizler Vahdettin'in İngiltere'ye gelmesini kabul etmedi.

Sultan Vahdettin, Malta'dan Hicaz'a gitti. 20 Nisan 1923'e kadar Hicaz'da kaldı. İngiltere'nin baskısı üzerine buradan ayrıldı. İtalya'nın San Remo şehrine gitti. Burada çok zor hayat şarları ile hayatını idame ettirdi. 16 Mayıs 1926'da San Remo'da 65 yaşında vefat etti. Ölmeden önce Mekke'ye veya Türkiye topraklarına defnedilmeyi vasiyet etmişti. Mekke dolaylı olarak İngiliz tasallutu altındaydı. Cenazesi Türkiye hükümeti tarafından kabul edilmedi.

Vahdettin'in cenazesine alacaklıları tarafından haciz konulmuştu. İki ay sonra ehl-i himmet Müslümanların borçlarını ödemesi üzerine haciz kalktı ve cenaze Şam'a götürülerek Süleymaniye Külliyesi kabristanına defnedildi.

Tarihin en şanlı devletinin son padişahına karşı yapılan bu muâmeleler yürek sızlatmıştır.

Şunu tekrar tekrar belirtelim ki Vahdettin asla hain değildi. Hanedan mensuplarından da asla hain çıkmamıştır. Başta da dediğimiz gibi, mesela Vahdettin saraydan bir avuç mücevher almış olsaydı ferah fahur yaşardı. Ancak o saraydan tek çöp almadığı gibi şahsî servetini de bırakmıştı. Kurtuluş Savaşı için verdiği binlerce altının bir kısmı şahsî servetiydi.

Osmanlı Hanedanının yurt dışına çıkarılışının üzerinden 102 yıl geçti. Şöyle bir durup düşünelim; Bu vatanda yaşayanlar olarak hepimizin bu aileye karşı bir vefa borcumuz yok mu? Söğüt ve Domaniç'ten başlayın, Bursa, İzmit ve daha yüzlerce belde Osmanlının yadigarı değil miydi? İstanbul ve üç kıtadaki yüzlerce şehir Osmanlının yadigarı değil miydi?

Hanedan mensuplarının şahsî servetleri, menkul ve gayr-i menkul emvalleri kendilerine verilmiş olsaydı yurt dışında sefalet içerisinde yaşamazlardı. Yalnızca Musul petrollerini almış olsalar hepsine yeterdi. Zira Musul petrolleri Sultan Abdülhamid'in şahsî serveti idi.

Vatan sevgisi kadar vatan hasreti de bambaşkadır. Vatanlarını canlarından çok seven bu asil aile mensupları uzun yıllar vatanlarından ayrı yaşamış, birçoğu bir daha vatan toprağını göremeden gurbet ellerde can vermiştir.

Kanunda da belirtildiği üzere hanedan mensupları vatandaşlıktan çıkarılmışlardır. Bu bakımdan pek çok hanedan mensubu “vatansız” damgasıyla yaşamak zorunda kalmışlardır. Bütün Avrupa, bu asil ailenin sıkıntılı halini keyifle seyretmişlerdir.

O Avrupa, Cem Sultan'ın çocuklarından bazıları (Sultan Fatih'in torunları) Hıristiyan olunca, onlara kont, prens gibi ünvanlar vermiş, köşkler tahsis etmiştir. Sürgüne gönderilen hanedan mensupları da İslamiyet'ten zerre kadar taviz vermemiş, izzetleriyle yaşamışlardır.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak bu asil aileye karşı şunları yapmalıyız. Bir kere iade-i itibar sağlanmalıdır. Sonra memleketimizin güzel bir yerinde bu aile mensupları için meskenler inşa edilmeli, yurt dışında yaşayanlar diledikleri zaman gelip kendi evlerinde kalmalıdırlar. Yurdumuzda yaşamayı arzu edenler de bu evlerde huzur içerisinde oturmalıdırlar.

Bütün hanedan mensuplarının başımızın üzerinde yerleri var. Hepimiz şehit ve gazi ailelerini nasıl seviyor ve sahip çıkıyorsak, üzerimizde büyük hakları olan bu aile mensuplarını da öyle sevmeli ve sahip çıkmalıyız. Bu üzerimizde bir vefa borcudur.

Burhan Bozgeyik \ Timeturk

© Timeturk

Katledilişinin 36'ıncı yıldönümü münasebetiyle PROF. DR. Muammer Aksoy

KATLEDİLİŞİNİN 36'INCI YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE PROF. DR. MUAMMER AKSOY
(1917-31 Ocak 1990)

-PROF. DR. MUAMMER AKSOY'UN ANKARA SIKIYÖNETİM MAHKEMESİNDEN TAHLİYESİNİ ÜNLÜ SİYASETÇİ OSMAN BÖLÜKBAŞI MI SAĞLADI?

Prof.Dr.Muammer Aksoy 1917 yılında İbradı'da doğdu.

Eski milletvekili Numan Aksoy'un oğludur.

Genel Başkanlığını Osman Bölükbaşı'nın yaptığı Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin 1960'lı yıllarda Merkezi Mülkiyeliler Birliğinin yanındaki bahçeli bir villadaydı.
Villa'nın sahibi Aksoy Ailesiydi.

Daha sonra CKMP Genel Başkanlığına Hasan Dinçer, Ahmet Oğuz ve Alparslan Türkeş seçildi.
CKMP'nin Şubat-1969'da MHP olarak değiştirildi.

Rahmetli Muammer Aksoy ile Temmuz-1970 Erdek'ten Bandırma'ya aynı minibüste yan yana oturarak beraber seyahat ettiğimizi hatırlıyorum.

12 Mart 1971 tarihli askeri muhtıradan sonra Prof.Dr. Muammer Aksoy bir süre Mamak Cezaevinde yattı.

CMP Genel Başkanı Osman Bölükbaşı ise 1957 yılında milletvekili dokunulmazlığı kaldırılarak Ulucanlar Cezaevinin Hilton koğuşunda 165 gün hapis yattı.

Bölükbaşı'nın Avukatlarından birisi de Doç.Dr. Muammer Aksoy idi.(1957)

1957 genel milletvekili seçimlerinde Bölükbaşı tekrar Kırşehir'den Milletvekili seçildi ve Ulucanlar Cezaevinden çıktı.

Prof. Dr. Muammer Aksoy'un yakınlarından birisi Osman Bölükbaşı'ya ricacı olarak gelir ve Bölükbaşı'dan özel bir talepte bulunur.

“Sayın Bölükbaşı, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Ali Elverdi ve Savcı Baki Tuğ'un Size karşı büyük saygıları var.

Eğer Siz Prof.Dr.Muammer Aksoy lehinde bir referans mektubu verebilirseniz Prof.Dr.Aksoy'un tahliye edilmesi kuvvetle muhtemeldir.”

Bölükbaşı bir notere gider ve gerekli referans belgesini imzalar.

Bölükbaşı referans belgesinde özetle şunları söyler:

“1946 yılından beri siyasetin içerisindeyim.

Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet Partisi, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve Millet Partisi'nde Genel Başkanlık ve Milletvekilliği yaptım.

1957 yılında Meclis kürsüsünde yaptığım bir konuşmadan dolayı dokunulmazlığı kaldırılan ve hapse atılan ilk ve tek siyasetçiyim.

Avukat Doç. Dr. Muammer Aksoy ücretsiz olarak Avukatlığımı üstlendi.
Kendisine bir çay ikram etmem bile kısmet olmadı.
Avukat Doç.Dr.Muammer Aksoy ile değişik siyasi görüşlere sahibiz ve 1957 yılından beri bir dostluğumuz ve Abi-Kardeş ilişkimiz mevcuttur.

Avukat Prof.Dr. Muammer Aksoy Türkiye'nin birliğini ve beraberliğini her zaman savunan bir bilim insanıdır.

Vatanseverdir.
Milli bir kişiliktir.Kendisinin hiç bir zararlı faaliyetini duymadım ve de şahit olmadım.
Ben şahsen Prof.Dr. Muammer Aksoy'a kefilim.

Saygılarımla arzederim.

Osman Bölükbaşı”
(İmza)

Rahmetli Osman Bölükbaşı'nın noter tasdikli referans belgesi veya tavsiye mektubunu Prof. Dr. Muammer Aksoy'un Avukatı Ankara Sıkıyönetim Mahkemesine sunar ve kısa bir süre sonra da Prof. Dr.Aksoy tahliye edilir.

Daha sonra ünlü bilim ve hukuk adamı beraat eder.

Prof.Dr. Muammer Aksoy'un vefatından sonra rahmetlinin Ankara Bahçelievler'deki evine Osman Bölükbaşı ile birlikte taziye ziyaretine gittik.

Rahmetli Bölükbaşı yukarıda özetlemeğe çalıştığım hususları taziye için gelenlere anlatmıştı.

Bu vesileyle vefatının 36'ıncı yıldönümünde faili meçhul bir cinayete kurban giden Prof.Dr.Muammer Aksoy'u rahmetle anıyorum.

NEREDEN NEREYE?

Vahit Özdemir
(E) Diplomat
Haymana, 23 Ocak 2026

© Timeturk

Gaziantep'te deprem

Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde akşam saatlerinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nın verilerine göre kaydedilen deprem, çevre ilçelerde de hissedildi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından paylaşılan bilgilere göre, Gaziantep'te saat 19.13'te 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin merkez üssünün Nurdağı ilçesi olduğu bildirildi. Yerin 7.82 kilometre derinliğinde gerçekleşen sarsıntı, kısa süreli paniğe neden oldu.

AFAD VERİLERİ PAYLAŞTI

AFAD'ın resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden duyurulan bilgilere göre, depremin büyüklüğü 4.1 olarak ölçüldü. Depremin derinliğinin 7.82 kilometre olduğu kaydedildi. Sarsıntının ardından bölgede herhangi bir olumsuz ihbar yapılmadığı öğrenildi.

NURDAĞI MERKEZLİ DEPREM

Merkezi Nurdağı olan depremin Gaziantep il merkezi ve çevre ilçelerde de hissedildiği belirtildi. Yetkililer tarafından gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

İHA

© Timeturk

Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde saat 19.13'te 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi, sarsıntı çevre ilçelerde hissedildi.

Iğdır kırsalında kurt alarmı

Iğdır'da etkili olan sert kış koşulları nedeniyle yiyecek bulmakta zorlanan kurtlar yerleşim alanlarına kadar indi. Melekli beldesi ile Hakveyis köyü kırsalında görüntülenen kurtlar, özellikle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar arasında tedirginliğe neden oldu.

Son yılların en sert kış mevsiminin yaşandığı Iğdır'da yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartları etkisini sürdürdü. Karla kaplanan kırsal alanlarda yiyecek bulmakta zorlanan yaban hayvanları, yerleşim yerlerine yakın bölgelere yöneldi. Aç kalan kurtların Melekli beldesi ile Hakveyis köyü kırsalında görülmesi bölgede endişe yarattı.

YERLEŞİM ALANLARINA YAKIN NOKTALARDA GÖRÜLDÜLER

Vatandaşlar tarafından cep telefonu kameralarıyla görüntülenen kurtların, daha önce bölgede görülen hayvanlarla aynı olup olmadığına dair net bir bilgiye ulaşılamadı. Son haftalarda benzer ihbarların arttığı öğrenilirken, geçtiğimiz haftalarda da Iğdır'ın farklı köylerinde kurtların görüldüğü bildirildi. Görüntülerin ardından bölgede yaşayan vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi.

HAYVANCILIKLA UĞRAŞANLAR TEDİRGİN

Kurtların yerleşim alanlarına yakın bölgelerde görülmesi, özellikle hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar arasında tedirginliğe yol açtı. Kırsal kesimde yaşayan üreticiler, hayvanlarına zarar gelmesinden endişe ederken, zorlu kış şartlarının devam etmesiyle benzer görüntülerin artabileceği ifade edildi.

© Timeturk

Iğdır'da yoğun kar nedeniyle aç kalan kurtlar yerleşim alanlarına indi, hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar tedirgin oldu.

Altın yatırımcısına kısa vadeli kritik mesaj

Altın ve para piyasaları uzmanı İslam Memiş, altın fiyatlarındaki yükseliş trendiyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı. Gram altın, ons altın, gümüş ve bakır hakkında değerlendirmelerde bulunan Memiş, Türk lirası bulunduran yatırımcıları uyardı ve yılın ilk yarısına ilişkin öngörülerini paylaştı.

Bir YouTube kanalında konuşan ve değerlendirmelerinin yatırım tavsiyesi olmadığını belirten İslam Memiş, altın fiyatlarının teknik olarak düzeltmelere ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Altında kısa, orta ve uzun vadeli süreçlerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Memiş, özellikle kısa vadede nakde ihtiyacı olan yatırımcıların mevcut yükselişleri değerlendirebileceğini söyledi. Nakde ihtiyacı olmayanların ise yılın ilk yarısına kadar bekleyebileceğini dile getirdi.

ALTINDA DÜZELTMELER VE PİK SEVİYELER

Altın fiyatlarında teknik düşüşlerin ve düzeltme hareketlerinin mutlaka yaşanacağını ifade eden Memiş, uzun vadeli plan yapan yatırımcıların gerileme endişesiyle elindeki varlıklardan çıkmaması gerektiğini belirtti. Miktar bazlı yatırım stratejisinin korunmasının önemine dikkat çekti. Emtia savaşlarının başladığını ifade eden Memiş, bu sürecin önümüzdeki dört yıl boyunca devam edebileceğini söyledi.

Toplumda yaşanan agresif yükselişlerin birçok kişiyi nakit ihtiyacını değerlendirmeye ittiğini belirten Memiş, ev alma, araç alma veya iş kurma planı olanların pik seviyelerin artık görüldüğünü bilmesi gerektiğini aktardı. Teknik düşüşlerin ve düzeltmelerin kaçınılmaz olduğunu ancak bu hareketlerin ilave alım fırsatı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

GRAM ALTIN, GÜMÜŞ VE BAKIR DEĞERLENDİRMESİ

Bu seviyelerden ons altın ve gümüş alımının riskli olduğunu söyleyen İslam Memiş, gram altın tarafının ise farklı bir hikâyeye sahip olduğunu belirtti. Gram altını tercih edebileceğini ifade eden Memiş, ons altın ve ons gümüş tarafında ise uzak durmayı tercih ettiğini aktardı.

Gümüş trenini kaçıran yatırımcılar için bakırı alternatif olarak değerlendiren Memiş, bakırda yüzde 35 ila 40 civarında bir yükseliş beklentisi olduğunu söyledi. Uzun vadede gümüşün altınla değil, bakırla yarışacağını düşündüğünü dile getirdi.

Gram altın fiyatlarının son üç haftada yaklaşık bin lira yükseldiğini belirten Memiş, gram altının 7 bin 80 lira seviyelerinde işlem gördüğünü hatırlattı. Yılın ilk yarısında 8 bin lira seviyesine ilişkin öngörüsünün devam ettiğini vurguladı. Gram altın yatırımcılarının gram tarafını yakından takip etmesi gerektiğini belirtti.

ONS ALTIN VE BEŞ HANELİ RAKAM UYARISI

Ons altın tarafında 5 bin dolar seviyesinin yukarı yönlü kırılıp kırılmayacağının kritik olduğunu söyleyen Memiş, bu seviyenin aşılması halinde 5 bin 500 dolar bandına doğru bir hareketin yaşanabileceğini ifade etti. Öngörülemeyen gelişmeler yaşanması durumunda hem ons altında hem de gram altında beş haneli rakamların sürpriz olmayacağını belirtti.

2025 yılının Kasım ayında kamuoyuyla paylaştığı öngörüsünü hatırlatan Memiş, 2026 yılının Haziran ayına kadar gram altında 8 bin lira seviyesini beklediğini, olağanüstü bir süreç yaşanması halinde 10 bin lira seviyelerinin de görülebileceğini ifade etti.

Kısa vadede pozisyonu olan ve nakde ihtiyacı bulunan yatırımcılar için uyarıda bulunan Memiş, bu yükselişlerin kalıcı olmayabileceğini, teknik düzeltmeler ve kar satışlarının yaşanabileceğini söyledi. Ev veya araç almayı planlayan yatırımcıların mevcut seviyeleri değerlendirmesi gerektiğini aktardı.

© Timeturk

İslam Memiş, gram altın için 8 bin lira beklentisini sürdürdü, kısa vadede nakde ihtiyacı olan yatırımcıları kar satışlarına karşı uyardı.

Samsun'da satırlı cinayet

Samsun'un Canik ilçesinde park halindeki araçta yaşanan tartışma kanlı bitti. Evli olduğu öğrenilen Gamze S., uzun süredir yasak ilişki yaşadığı evli sevgilisi Ferit M.'yi boğazını kesip kafasına satırla vurarak öldürdü. Şüpheli kadın olay sonrası polis merkezine giderek teslim oldu.

Olay, Samsun'un Canik ilçesi Düvecik Mahallesi Samsun Şehir Hastanesi yolu üzerinde saat 22.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 38 yaşındaki Gamze S. ile 45 yaşındaki Ferit M. park halindeki araçta buluştu. Bir süredir yasak ilişki yaşadıkları öğrenilen ikili arasında Gamze S.'nin ayrılmak istemesi üzerine tartışma çıktı. Ferit M.'nin ayrılığı kabul etmemesi üzerine tartışmanın kısa sürede büyüdüğü belirtildi.

ARAÇ İÇİNDE KANLI SALDIRI

İddiaya göre tartışmanın şiddetlenmesi üzerine Gamze S., yanında getirdiği bıçakla Ferit M.'nin boğazını kesti. Ardından satırla Ferit M.'nin kafasına vurarak öldürdü. Olayın ardından Gamze S., suç aleti olan bıçak ve satırı da yanına alarak polis merkezine gidip teslim oldu.

İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Ferit M.'nin araç içinde boğazı kesilmiş halde hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri araçta ve çevrede detaylı inceleme yaptı. Ferit M.'nin cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığı'na kaldırıldı.

SORUŞTURMA DERİNLEŞTİRİLDİ

Gözaltına alınan Gamze S., sorgulanmak üzere Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ne götürüldü. Cinayet bürosu ekipleri, soruşturmayı derinleştirerek Gamze S.'nin eşi Dursun A.S. ile oğlu Aydın S.'yi de gözaltına aldı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

İHA

© Timeturk

Samsun Canik'te Gamze S., yasak ilişki yaşadığı Ferit M.'yi araçta boğazını kesip satırla vurarak öldürdü, polise teslim oldu.

Sivasspor tribünlerinden Türk bayrağı mesajı

Trendyol 1. Lig'de 22. hafta karşılaşmalarının heyecanı yaşanırken, haftanın öne çıkan mücadelelerinden biri Sivas'ta oynandı. Özbelsan Sivasspor ile Amed Sportif Faaliyetler, Sivas 4 Eylül Stadyumu'nda karşı karşıya geldi. Mücadele öncesi Sivasspor taraftarları tribünlerde gerçekleştirdikleri koreografiyle gündeme geldi.

SİVAS 4 EYLÜL STADYUMU'NDA TÜRK BAYRAĞI MESAJI

Karşılaşma öncesinde tribünleri dolduran Sivasspor taraftarı, Türk bayrağı temalı koreografi gerçekleştirdi. Tribünlerde açılan koreografi, stadyumdaki diğer taraftarlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi. Görsel şov, kısa sürede statta bulunan izleyicilerin dikkatini çekti.

YPG/SDG SALDIRISINA TEPKİ AMACIYLA HAZIRLANDI

Gerçekleştirilen koreografinin, geçtiğimiz günlerde Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının gerçekleştirdiği saldırıyı kınamak amacıyla hazırlandığı ifade edildi. Koreografi üzerinde “Bayrağın rengi, vatanın canıyız” yazısına yer verildi. Sivasspor taraftarlarının bu mesajı, tribünlerde uzun süre konuşuldu.

İHA

© Timeturk

Sivasspor taraftarı, Amed Sportif Faaliyetler maçı öncesi Türk bayrağı temalı koreografiyle YPG/SDG saldırısını kınadı.

Marmara'da düşen THY uçağından yeni bulgular

Yarım asırdır kayıp olan ve Marmara Denizi'nde düşerek 42 kişinin hayatını kaybettiği Türk Hava Yolları'na ait F-28 tipi “Bursa” uçağına ait olduğu iddia edilen yeni parçalar su altında görüntülendi. Youtuber Nedim Kuru ve ekibinin su altı dronu ile yaptığı son dalışta enkaza ait olduğu değerlendirilen gövde parçalarına ulaşıldığı belirtildi.

Türk Hava Yolları'na ait “Bursa” isimli F-28 tipi yolcu uçağı, 30 Ocak 1975 tarihinde İzmir-İstanbul seferini yaptığı sırada inişe geçtiği esnada Marmara Denizi'ne düşmüştü. Büyükçekmece açıklarında meydana gelen kazada uçakta bulunan 42 yolcu ve mürettebat hayatını kaybetmişti. Türkiye havacılık tarihine geçen facianın ardından yapılan arama çalışmalarına rağmen uçağın ana enkazına uzun yıllar boyunca ulaşılamamıştı.

Kazada, teknik direktör Fatih Terim'in kayınpederi Kamuran Aksu ile şarkıcı Seyyal Taner'in hostes olan kardeşinin de aralarında bulunduğu çok sayıda isim hayatını kaybetmişti. Olay, dönemin en büyük sivil havacılık facialarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

İZMİR-İSTANBUL SEFERİNDE FACİA YAŞANMIŞTI

Uçağın İzmir'den İstanbul'a yaptığı sefer sırasında inişe geçtiği esnada Marmara Denizi'ne düştüğü belirtilmiş, kazanın ardından bölgede yapılan arama-kurtarma çalışmalarında yalnızca bazı küçük parçalara ulaşılabilmişti. Ana gövdenin bulunduğu nokta ise yarım asır boyunca tespit edilememişti.

YENİ PARÇALAR SU ALTI DRONU İLE GÖRÜNTÜLENDİ

Youtuber Nedim Kuru, daha önce su altı dronu ile yaptığı dalışlarda uçağa ait olduğu değerlendirilen bazı parçaları tespit ettiğini açıklamıştı. Ekibin son dalışında ise uçağın gövdesine ait olduğu düşünülen yeni parçaların görüntülendiği ifade edildi. Görüntülenen parçaların, Marmara Denizi'nin derinliklerinde uzun süredir bulunan enkazla bağlantılı olduğu iddia edildi.

Yetkililer tarafından resmi bir doğrulama yapılmazken, elde edilen görüntülerin incelenmek üzere ilgili kurumlara iletilebileceği belirtildi.

İHA

© Timeturk

50 yıl önce Marmara Denizi'ne düşen ve 42 kişinin öldüğü THY uçağına ait olduğu iddia edilen yeni parçalar su altında görüntülendi.

Haldun Dormen için Harbiye'de tören düzenlendi! Gözyaşları sel oldu

Türk Tiyatrosu'nun duayen ismi Haldun Dormen adına Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde bir tören düzenlendi. Törene sanat camiasından çok sayıda isim katıldı.

Törende konuşan Dormen'in oğlu Ömer Dormen, “Dormen ailesi kocaman bir aileye dönüştü. Benim de çocukluğumdan bu yana yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşim oldu. O hayatı boyunca üretti. Hastanede 6 ay yattı, bu sürede iki oyun ve bir kitap yazdı. Ölene kadar üretmenin ne demek olduğunu hepimize gösterdi” dedi.

Geçtiğimiz günlerde 97 yaşında hayatını kaybeden Türk Tiyatrosu'nun usta ismi Haldun Dormen için Harbiye'de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma töreni gerçekleştirildi.

Törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alparslan'ın yanı sıra sanatçı Nevra Serezli, oyuncu Halit Ergenç, seslendirme sanatçısı Göksel Kortay, sanatçı Erol Evgin, tiyatro oyuncusu Murat Ovalı ile çok sayıda seveni ve vatandaş katıldı.

SEVENLERİ GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Düzenlenen törende saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından sahne uzun süre alkışlarla yankılandı, sevenleri gözyaşlarını tutamadı. Ayrıca törende, Haldun Dormen anısına hazırlanan bir VTR de izletildi.

İZZET GÜNAY BAYGINLIK GEÇİRDİ

Haldun Dormen için düzenlenen cenaze töreninde usta oyuncu İzzet Günay, baygınlık geçirdi. Günay'a hemen çevredekiler müdahale ederken kucaklanarak sağlık ekiplerinin yanına götürüldü.

© Timeturk

Türk Tiyatrosu'nun en önemli isimlerinden biri olan Haldun Dormen adına Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde tören düzenlendi. Törene sanat camiasından birçok isim katılırken gözyaşları sel oldu. Öte yandan Usta oyuncu İzzet Günay, yaşadığı üzüntü nedeniyle cenazede baygınlık geçirdi

'Yapamazsın' dediler, çocukluk hayalini gerçekleştirdi!

Antalya'da yaşayan ve 27 yıldır motosikler tamirciliği ile uğraşaan İsa Yalçın, çocukluk hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Yalçın, küçük yaşlardan beri hayalini kurduğu aracı, arkadaşlarının "Yapamazsın, boş ver" sözlerine rağman kendi imkanlarıyla yapmayı başardı.

HIZI SAATTE 160 KİLOMETREYE ÇIKIYOR

İsa Yalçın, 2 yıl önce projesini kendi hazırlayarak hurda malzemeler ve parçalarla yapmaya başladığı aracın ilk deneme sürüşünü de gerçekleştirdi. İskeletini profilden, motorunu ise farklı motosikletlerden çıkma parçalardan yaptığı ve yarış arabalarını hatırlatan yapısı ile aracın hızı saatte 160 kilometreyi buluyor.

"YAPAMAZSIN" DEDİLER, O İSE YAPTI

Aracı ilk olarak 3 tekerlekli ve su ile çalışan yaptığını ancak istediği potansiyeli alamadığını belirten İsa Yalçın, "27 senedir motor tamircisiyim. Küçüklüğümden bu yana hep gerçekleştirmek istediğim bir hayalimdi. Şimdi böyle bir proje yaptık. Çıkma parçalardan, hurdalardan tamamlayarak. 2 yıl sonra bu hale getirdim. Önce 3 tekerlekli yapmaya çalıştık, ancak istediğimiz potansiyeli alamadık. Suyla çalıştırmayı denedik, ama verim alamadık. Tekrar benzinle çalıştırdık ve istediğimiz potansiyeli aldık. Ama biraz daha geliştirmek istiyorum" dedi.

Kendi aracını yapmanın çocukluk hayali olduğunu ve arkadaşlarının "Yapamazsın" sözlerine rağmen hayalinden vazgeçmediğini ve ortaya güzel bir şey çıkardığını söyleyen Yalçın, "İlk iskeletini yapmam yaklaşık 1 senemi aldı. Her şeyi bilinçli bir şekilde yapmaya özen gösterdik. Yapım aşamasında çok sıkıntılar yaşadık. Herkes 'Yapamazsın, boş ver' dedi. Ama hiçbir zaman hayallerimizden vazgeçmedik. Yapmaya başladıktan, her şey bir araya geldikten sonra güzel bir şey elde ettik. Ortalama 160 kilometreye kadar hız yapabiliyor. Ama bizim maksadımız burada hız değil, hobi ve güvenlik" ifadelerini kullandı.

İHA

© Timeturk

Antalya'da 27 yıldır motosiklet tamirciliği ile uğraşan İsa Yalçın, çocukluğundan beri hayalini kurduğu aracı, hurda ve toplama malzemelerle yapmayı başardı. Arkadaşlarının, 'Yapamazsın, boş ver' sözlerine rağmen hayaline ulaşan Yalçın, 'Hiçbir zaman hayallerimizden vazgeçmedik. Yapmaya başladıktan, her şey bir araya geldikten sonra güzel bir şey elde ettik.' dedi.

Bakan Uraloğlu duyurdu! Son 10 yılın rekoru kırıldı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türksat uyduları üzerinden yayın yapan toplam Televizyon kanal sayısının 532'ye ulaşarak son 10 yılın rekorunu kırıldığını açıkladı.

Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin uzaydaki en stratejik hamlesi olan yerli ve milli haberleşme uydusu Türksat 6A'nın hizmete girmesiyle birlikte 6 aktif uydusu bulunan Türksat'ın küresel ölçekte bir yayıncılık devi haline geldiğini ifade etti. Türksat uydularının artık 110'u aşkın ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ettiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Türksat 6A ile birlikte kapsama alanımızı dünyanın en uzak noktalarına taşıdık. Uzay vatanımızdaki egemenliğimizi, teknoloji ihraç eden kabiliyetimizle birleştirdik. Bugün Türksat, sadece bir uydu operatörü değil, yurt dışında tercih edilen ve güven duyulan bir teknoloji markası hâline geldi" dedi.

TÜRKSAT UYDULARI ARTIK SADECE BİR BÖLGESEL AKTÖR DEĞİL

Uraloğlu, Türksat'ın uluslararası güvenilirliğinin yurt dışı kanal sayısındaki artışla sabitlendiğine dikkat çekerek, "2020 yılı sonunda 114 olan yabancı menşeli kanal sayımızı son 5 yılda yüzde 50 oranında artışla 171'e çıkardık. Bu tablo, Türkiye'nin uydu hizmetleri ihracatında yakaladığı tarihi ivmeyi ortaya koydu. Avrupa'dan Orta Asya'ya, Orta Doğu'dan Afrika ve Güney Asya'nın derinliklerine kadar dünyanın sesi artık Türksat üzerinden yükseliyor. Türksat uyduları artık sadece bölgesel bir aktör değil, küresel yayıncılık liginde yön veren bir platform haline geldi" diye konuştu.

'İLK KEZ DOĞRUDAN TİCARİ HİZMET SUNMAYA BAŞLADIK'

Türksat 6A'nın sağladığı yeni kapsama alanlarının başarı hikayesine dönüştüğünü belirten Uraloğlu, "Dubai merkezli firma ile yapılan sözleşme kapsamında Türksat 6A üzerinden ilk kez doğrudan ticari hizmet sunmaya başladık. Ardından Sri Lanka'nın önde gelen platformu Freesat Lanka'nın 50 kanalını sistemimize dahil ettik. Bu projeler, ülkemize yüksek katma değerli döviz girdisi sağlayan teknoloji diplomasimizin birer sonucudur. Yerli üretim gücümüz olan Türksat 6A, yatırım maliyetini teknoloji ve hizmet ihracatıyla katlayarak geri ödeyen, ülkemiz için paha biçilemez bir değer olduğunu kanıtladı" şeklinde konuştu.

KANAL SAYIMIZ, 2025 YILI SONU İTİBARIYLA 532'YE ULAŞTI"

Bakan Uraloğlu, Türksat uyduları üzerinden yayın yapan toplam TV kanal sayısının 532'ye ulaşarak son 10 yılın rekorunu kırdığını kaydetti. Uraloğlu, "2020 yılında 431 olan kanal sayımız, 2025 yılı sonu itibarıyla 532'ye ulaştı. Sadece son bir yılda kanal sayımızda yüzde 20'lik bir artış yakalayarak Türkiye'yi küresel bir yayıncılık hub'ı haline getirdik. Bu, Türksat'ın yayıncılık tarihindeki yıllık bazda en yüksek artış oranıdır. Türksat uyduları, ileri teknolojisi ve kesintisiz hizmet kalitesiyle global yayıncılar için en güvenilir liman olmaya devam edecektir. Türkiye, ulaştırmada ve haberleşmede uzay çağının öncüsü olma vizyonunu her geçen gün daha da ileriye taşımaktadır" diye konuştu.

İHA

© Timeturk

Türksat uydularının artık 110'u aşkın ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ettiğini vurgulayan Bakan Uraloğlu, Türksat uyduları üzerinden yayın yapan toplam Televizyon kanal sayısının 532'ye ulaşarak son 10 yılın rekorunu kırıldığını duyurdu. İşte detaylar...

Pakistan'da yangın faciası! Otelin 21 katı alevlere teslim oldu: Ölü ve yaralılar var

Pakistan'ın Pencap eyaletinde yer alan Lahor şehrinde bulunan Gulberg bölgesindeki bir otelde dün öğlen saatlerinde yangın çıktı. Pencap Acil Durum Hizmetleri'nden yapılan açıklamaya göre olayda 3 kişi hayatını kaybederken, 8 kişi yaralandı ve toplamda 180 kişi tahliye edildi.

Polis, binanın 3'ü bodrum katı dahil olmak üzere 21 katına yayılan yangının ilk bodrum katını büyük ölçüde etkilediğini aktardı. Pencal Acil Durum Hizmetleri Genel Müdürü Rizvwan Naseer, bodrum katında LPG tüpleriyle ısıtılan bir kazan olduğunu ve yangının buradan çıktığını söyledi.

OTEL PERSONELİ SONRADAN HABER VERDİ

Naseer otel personelinin başlangıçta yangını kendi başlarına söndürmeye çalıştığını ancak daha sonra kurtarma ekiplerinin yerel saatle 12.25 sıralarında ihbar aldığını söyledi. Naseer, ekiplerin, ısı ve duman nedeniyle zorlu bir görev olan bodrum katına girdiklerini ifade etti.

İHA

© Timeturk

Pakistan'ın Lahor şehrinde bir otelin bodrum katındaki LPG tüpleriyle ısıtılan bir kazanda çıkan yangın faciaya yol açtı. Yangın nedeniyle ilk belirlemelere göre ölü ve yaralıların olduğu belirtildi.

Sahte bilezikle pazarlık yaptı, kuyumcudan kaçamadı!

Eskişehir'in Odunpazarı ilçesindeki kuyumcuya gelen F.Y. isimli şahıs, 34 gram ağırlığındaki bilezikleri bozdurmak, parasına da Cumhuriyet altını almak istediğini söyledi. Kuyumcu yaptığı hesaplamada bileziklerin 222 bin TL değerinde olduğunu söyleyince, F.Y. daha yüksek bir fiyat alabilmek için kuyumcu çalışanı Ömür Çınar ile pazarlık yapmaya başladı. Tam pazarlık sonlanıp ödemeye geçileceği sırada bilezikleri solüsyonla test eden kuyumcu çalışanı Çınar, bileziklerin sahte olduğunu fark etti.

DAHA ÖNCE DE DOLANDIRICILIK GİRİŞİMİNDE BULUNMUŞ

Bileziklerin sahta olduğunun fark edilmesinin ardından kuyumcu polisi ararken, şüpheli şahıs altınların kendine ait olmadığını iddia ederek, bileziklerin asıl sahibini getirmek için dükkandan ayrılmak istedi. Bunu kabul etmeyen kuyumcular, şüpheliyi dükkanda tuttu. Kuyumcuya gelen polisler şahsı gözaltına aldı. Şahsın daha önceden de benzer bir dolandırıcılık girişiminden sabıkası olduğu öğrenildi.

“BİLEZİK SİZDE KALSIN BEN GİDEYİM”

Sahte altınları fark eden esnaf Ömür Çınar, "Sahte bilezik satmaya gelen şahıs gayet soğukkanlılıkla bileziği satmak için geldi. Hatta karşılığında da Cumhuriyet altını talep etti 4 tane. Borcu olduğunu söyledi. Ben fiyatını söyledikten sonra, 'Fiyatta da bir şeyler yapabilir misiniz' diye hatta pazarlık da yaptı. Ondan sonra bileziğin sahte olduğunu söyleyince polisi çağırmamamız için yalvardı, 'Ben de başkasından aldım altını. Ben onu getireyim, bilezik sizde kalsın, ben gideyim' tekliflerinde bulundu hatta. Polis ekipleri gelince şahsı kelepçeleyip götürdüler" dedi.

“220 BİN LİRA PİYASA DEĞERİ VAR”

Son zamanlarda bu tarz dolandırıcılık girişimlerinin çok olduğuna değinen Ömür Çınar şöyle konuştu:
"Bilezik 34 buçuk gram. Aşağı yukarı 220 bin lira piyasa değeri var. Böyle sahtecilik, dolandırıcılık olaylarına yaptırımların yükselmesi lazım. Bilezikler sahte ama gerçek gibi yapılıyor. Anlaması zorlaşıyor. Bizim ayar solüsyonlarımız var. Onlarla bakıyoruz. Birinci testte anlaşılmadı. Daha detaylısını yaptığımda anladım. Şüphelendiğimiz her bilezikte yapıyoruz. Şahsın soğukkanlılığı çok profesyoneldi. Cumhuriyet altını alıp parasını da üstüne alıp gidecekti. Kuyumcular bunun farkında çok detaylı kontrol ediyorlar. Artık bilinçliyiz bunu kontrol ediyoruz." İfadelerini kullandı.

İHA

© Timeturk

Eskişehir'de bir dolandırıcı kuyumcuya gelerek 34 gram ağırlığındaki sahte bilezikleri verip yerine Cumhuriyet altını almak istedi. Daha fazla para almak için pazarlık yaptığı sırada kuyumcunun bileziklerin sahte olduğunu fark etmesiyle oyunu uzun sürmedi. Yapılan ihbar üzerine gelen polis ekipleri zanlıyı gözaltına aldı.

5 günlük bebeğe şiddet uygulayan hemşire teslim oldu

Kahramanmaraş'ta 5 günlük bebeği darp ederek engelli bırakan hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık, Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde polis teslim oldu.

Olayla ilgili Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Bakım Ünitesi'nde 2021 yılında yaşanan ve ortaya çıkan görüntüler infial oluşturdu.

5 yaşındaki Deniz Esin Boroklar'ı henüz 5 günlükken yoğun bakımda darp ederek engelli bırakan hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık ece geç saatlerde polise teslim oldu. Bağrıyanık'ın emniyetteki işlemlerinin sürdüğü ve ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği bildirildi.

İHA

© Timeturk

Kahramanmaraş'ta Deniz Esin Bozoklar'ı 5 günlükken darp edip, bedensel ve zihinsel engelli kalmasına neden olduğu öne sürülen hemşire Hazel Dırık Bağrıyanık , Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde polis teslim oldu.

ICE ajanları bir kişiyi daha vurarak öldürdü!

ABD'nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis şehrinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ajanları halka yönelik sert müdahalelerini sürdürürken bir kişiyi daha vurarak katletti.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, üstünde bir tabanca ve iki şarjör bulunan bir kişinin ICE ajanlarına yaklaştığı ve ajanların müdahale sırasında bu kişiye meşru müdafaa kapsamında ateş açtığı belirtildi. Bakanlık ayrıca olayda kullanılan silahın fotoğrafına da yer verdi.

"ŞEHRİMİZİ TAHRİP ETMEYİN"

Minneapolis Polis Şefi Brian O'Hara ise yaptığı açıklamada, hayatını kaybeden kişinin 37 yaşında bir Minneapolis sakini olduğunu ve ABD vatandaşı olduğunun düşünüldüğünü söyledi

O'Hara, adı açıklanmayan kişinin suç kaydı olmadığını ve yasal silah sahibi olduğunu belirtirken, olay yerinde "gergin bir ortam" olduğunun altını çizerek halktan bölgeden uzak durmasını istedi. Polis Şefi, "Lütfen şehrimizi tahrip etmeyin" ifadelerini kullandı.

İHA

© Timeturk

Minneapolis'te ICE ajanları tarafından bir kişi daha öldürüldü. 37 yaşındaki ABD vatandaşı olduğu iddia edilen kişi, bir tabanca ve şarjörlerle ajanlara doğru yaklaştığı için ateş açıldığı ileri sürüldü.

AKOM tarih vererek uyardı!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), İstanbul'da ocak ayı sonuna kadar ciddi bir soğuk hava beklenmediğini bildirdi. Yağışların bu dönemde yağmur şeklinde görüleceğini belirten AKOM, 31 Ocak Cumartesi günü kent genelinde sağanak yağışın etkili olacağını aktardı.

OCAK AYI SONUNA KADAR..."

AKOM'dan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"İstanbul'da ocak ayı sonuna kadar ciddi bir soğuk hava beklenmemektedir. Yağışların bu dönemde yağmur şeklinde olması, gökyüzünün ise çoğunlukla parçalı bulutlu, yer yer sağanak yağış geçişleriyle seyretmesi öngörülmektedir"

© Timeturk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), bir haftalık hava durumu raporunu yayımladı. Hafta için yağmurlu havanını yavaş yavaş etksini göstereceğini bildiren AKOM, hafta sonu için İstanbullulara kritik bir uyarıda bulundu. İşte detaylar...

Bursa'da feci trafik kazası! Otomobil hurdaya döndü

Bursa'da sabah saat 06.00 sıralarında feci bir trafik kazası meydana geldi. Kazanın yaşandığı adres, Bursa Çevre Yolu İrfaniye mevkisi oldu.

Edinilen bilgiye göre, Yiğitcan Erdem'in kullandığı otomobil, seyir halindeyken kontrolden çıkarak bariyerlere çarptı. Otomobil, çarpmanın etkisiyle hurdaya dönerken sürücü Yiğitcan Erdem ile yanında bulunan Necip Erdem araçta sıkıştı.

Kazanın yetkililere bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla sıkıştıkları yerden çıkarılan yaralılar, sağlık ekiplerine teslim edildi

© Timeturk

Bursa'da sabahın erken saatlerinde feci bir trafik kazası meydana geldi. Sürücüsünün kontrolünü kaybetmesi üzerine bariyerlere çarpan otomobil hurdaya döndü. Kazada, otomobil sürücüsü Yiğitcan Erdem ile yanında bulunan Necip Erdem ağır yaralandı.

Göçmen polisi (ICE), bir kişiyi daha infaz etti!

ABD'nin Minnesota eyaletinde yer alan Minneapolis kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ajanları halka yönelik sert müdahalelerini sürdürürken bir kişiyi daha vurarak öldürdü. ABD İç Güvenlik Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, üstünde bir tabanca ve iki şarjör bulunan bir kişinin ICE ajanlarına yaklaştığı ve ajanların müdahale sırasında bu kişiye meşru müdafaa kapsamında ateş açtığı belirtildi.

AW627628_01

Bakanlık ayrıca olayda kullanıldığı iddia edilen silahın fotoğrafını paylaştı.

O'Hara: "Lütfen şehrimizi tahrip etmeyin"

Minneapolis Polis Şefi Brian O'Hara ise yaptığı açıklamada, hayatını kaybeden kişinin 37 yaşında bir Minneapolis sakini olduğunu ve ABD vatandaşı olduğunun düşünüldüğünü söyledi. O'Hara, adı açıklanmayan kişinin suç kaydı olmadığını ve yasal silah sahibi olduğunu belirtirken, olay yerinde "gergin bir ortam" olduğunun altını çizerek halktan bölgeden uzak durmasını istedi. Polis Şefi, "Lütfen şehrimizi tahrip etmeyin" ifadelerini kullandı.

AW627628_03

Bovino: "Yaklaşık 200 kişi bölgeye gelerek güvenlik güçlerine saldırdı"

Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) Komutanı Gregory Bovino, olaylar ardından yaklaşık 200 protestocunun bölgeye gelerek güvenlik güçlerinin çalışmalarını engellemeye çalıştığını ve görevlilere saldırdığını söyledi. Bovino, olaya ilişkin soruşturma başlatıldığını belirtirken, ICE ajanlarının vurdukları kişinin silah taşıdığını ne zaman fark ettiklerine veya kişinin vurulmadan önce ajanlara silah doğrultup doğrultmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçındı. Bovino, "Bu iş profesyonellerin elinde. Gerçekler ortaya çıkacaktır" dedi.

Frey: "Faaliyetlerin sonlanması için kaç ABD'linin daha ölmesi gerekiyor?

Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey ise Trump yönetimine eyalette yürütülen göçmenlik denetimlerinin sonlandırılmasına yönelik çağrıda bulundu. Frey düzenlenen basın toplantısında ICE müdahalelerini işaret ederek, "Bu faaliyetlerin sonlanması için daha kaç sakinimizin, kaç ABD'linin daha ölmesi veya yaralanması gerekiyor?" dedi.

Minnesota Valisi Tim Walz, Colorado Senatörü John Hickenlooper ve Arizona Senatörü Ruben Gallego da ICE ajanları tarafından gerçekleştirilen eylemi kınayarak, ajanların eyaleti terk etmesi çağrısında bulundu.

Trump: "Bırakın ICE vatanseverlerimiz işini yapsın"

ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medya hesabından açıklamada, Vali Walz ve Belediye Başkanı Frey'in yerel güvenlik güçlerini görevden aldığını iddia ederek, "Bu da neyin nesi? Yerel polis nerede? Neden ICE ajanlarını korumalarına izin verilmedi? Belediye Başkanı ve Vali onları görevden mi aldı? Bu polislerin görevlerini yapmasına izin verilmediği, ICE ajanlarının kendilerini korumak zorunda kaldığı söyleniyor. Bu hiç de kolay bir şey değil" dedi.

Trump, Minnesota yetkililerini suçlayarak, "Belediye Başkanı ve Vali, kibirli, tehlikeli ve küstah söylemleriyle halkı isyana teşvik ediyorlar. Bunun yerine, bu ikiyüzlü siyasiler, Minnesota halkından ve ABD'den çalınan milyarlarca doları aramalılar. Bırakın ICE vatanseverlerimiz işlerini yapsınlar. Çoğu şiddet yanlısı 12 bin yasadışı göçmen suçlu tutuklandı ve Minnesota'dan çıkarıldı" ifadelerini kullandı.

Minneapolis'te bu ay ölümle sonuçlanan ikinci ICE müdahalesi

Yerel ve federal yetkililerin açıklamasına göre söz konusu durum, göçmenlik denetimlerinin yoğunlaştığı Minneapolis'te bu ay ICE ajanlarının müdahalesi doğrultusunda ölümle sonuçlanan ikinci olay oldu.

Bir ICE görevlisi, 7 Ocak'ta göçmenlere yönelik operasyonlar sırasında aracının içinde olayları izleyen 37 yaşındaki ABD'li Renee Nicole Good'u ateş ederek öldürmüştü. Trump yönetimi, ICE ajanının meşru müdafaa amacıyla hareket ettiğini söylerken, yerel yetkililer kadının herhangi bir tehlike oluşturmadığını belirtmişti. Kameralara yansıyan görüntülerde, ICE ajanlarının caddenin ortasında duran araca yaklaştığı, Good'un ise aracıyla uzaklaşmaya çalıştığı, bu sırada aracın önündekilerden birinin sürücüye silahını doğrultup 3 el ateş ettiği görülmüştü. Olayla ilgili FBI tarafından soruşturma başlatılmıştı. Good'un ateş ederek öldürülmesi, protestoların fitilini ateşlemişti.

© Timeturk

ABD'nin Minnesota eyaletindeki Minneapolis kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) ajanları, kendilerine bir silahla yaklaştığı iddia edilen bir kişiyi vurarak öldürdü.

ABD Maduro'yu nasıl kaçırdı?.. Trump o silahtan bahsetti

ABD tarafından kaçırılan Nicolas Maduro'nun saldırı sonrası paylaşılan ilk fotoğraflarda görülen kulaklık dikkat çekmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak tarihinde Venezuela'ya yönelik gerçekleştirilen hava saldırıları ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores'in ülke dışına kaçırıldığı operasyona ilişkin yeni bir açıklama yaptı.

Trump, Oval Ofis'te basın mensuplarına yaptığı açıklamada, operasyon sırasında "Discombobulator" adlı yeni bir silahın kullanıldığını söyledi.

Trump, söz konusu silahın başkent Karakas'taki saldırıları sırasında Venezuelalı güvenlik güçlerinin teçhizatının çalışmasını engellediğini öne sürerek, "Hiçbir roketlerini ateşleyemediler. Çin ve Rus yapımı roketlere sahiplerdi, hiçbirini ateşleyemediler. Biz geldik, onlar da bazı düğmelere bastı ancak hiçbir şey çalışmadı. Bize karşı hazırlıklıydılar" ifadelerini kullandı.

Trump, silahın operasyon kapsamındaki kullanımını teyit ettiği açıklamasında silah hakkında herhangi bir detay veremeyeceğini belirterek, "Çok isterdim ancak bu silah hakkında konuşmaya iznim yok" dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, daha önce sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda saldırılar sırasında görev başında olan Venezuelalı askerlerin burun kanaması yaşadığına ve kan kustuklarına yönelik saha raporlarının bulunduğunu iddia etmişti. Başka bir güvenlik görevlisinin de "açıklanamaz bir şekilde tüm radar sistemlerinin aniden kapandığına" ilişkin açıklamalarda bulunduğu iddia edilmişti.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'yı hedef aldıkları saldırılarda 'Discombobulator' adlı yeni bir silahın kullanıldığını ifade ederek, Başkan Maduro ve eşinin nasıl kaçırıldığına ilişkin detay paylaştı.

ANALİZ: Sistemi kasten yıkıyorlar… Trump'tan sonra ne olacak?

AB, NATO ve Trump yönetimi arasındaki ilişki kısaca şöyle özetlenebilir:

Amerika, Avrupa ile askeri, ekonomik ve siyasi bağlarını koparırken, Avrupa bu bağları sürdürmek için çabalıyor. Müzakereler, dalkavukluklar, bitmek bilmeyen toplantılar, zirveler ve bildiriler devreye giriyor, ancak hiçbir sonuç alınamıyor.

2025 yılı boyunca ABD ve Avrupa yavaş yavaş birbirinden uzaklaşmaya devam etti. Yeni Amerikan yönetimi, Avrupa ülkelerini ABD'den stratejik ve ekonomik olarak faydalanmakla, yetersiz savunma harcamalarıyla ve evet, Grönland'ın yasadışı işgaliyle suçladı. Ancak bir süre Washington bu konuları tırmandırmadı. Avrupa ise inatçı bir şekilde inkâr halinde kaldı.

Ardından, 2026 yılının başında jeopolitik bomba nihayet patladı. Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından büyük bir çıkış yapan Trump, dikkatini tekrar Grönland'a çevirdi. Birdenbire, Avrupa'nın Trump'ın sözlü saldırısına bile karşılık veremeyeceği anlaşıldı.

Neler oluyor?

Siyasi analistler, olup bitenleri anlamlandırmak için çaresizce çabalıyorlar. Kimse neler olup bittiğini bilmiyor, ama onlardan bu konuda bir şeyler söylemeleri bekleniyor; bu yüzden Trump'ın eksantrik ve deli olduğu, eylemlerini analiz ve tahmin etmenin bir faydası olmadığı konusunda hemfikirler.

Bu tür bir açıklama işe yaramaz. Trump'ın kişisel nitelikleri, Amerika Birleşik Devletleri'ni nasıl yönettiğini ve daha da önemlisi, nasıl iktidarda kalmayı başardığını açıklayamaz.

Ancak cevap göründüğünden daha basit: Trump, Amerikan elitinin önemli bir kesiminin çıkarlarını temsil ediyor. Bu kesim, sağcı muhafazakarları, büyük teknoloji şirketlerini, askeri-sanayi kompleksini ve ABD'nin yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunu, çünkü önceki küreselleşme modelinin ömrünü tamamladığını ve Amerika'yı felakete doğru götürdüğünü kabul eden ekonomistleri içeriyor.

Trump'ı 'anlamaya' yönelik neredeyse tüm girişimler temelde yanlış yönlendirilmiştir. Bunlar, ABD'nin dünyanın metropolü olarak konumlandığı ve nispeten tahmin edilebilir kurallar altında faaliyet gösteren ayrıcalıklı ittifaklar sistemiyle çevrili olduğu, modası geçmiş bir dünya düzeninin mantığından kaynaklanmaktadır.

Trump ve onunla birlikte iktidara gelen karşıt elitler, bu sistemi kasten yıkıyorlar ve herkes nedenini anlamakta güçlük çekiyor. Hâlâ az çok işleyen bir sistemi neden bozuyorlar? Belki de bu bir tür yanılsama, diye düşünüyor eski elitler, belki de Donnie'ye iltifatlar yağdırırsak, onunla golf oynarsak ve ona "Baba" dersek, işler eskisi gibi yoluna girecek.

Ancak bu yaklaşım tehlikeli derecede saf. Kendi dünya görüşü içinde Trump, tahmin edilebilir ve korkutucu derecede tutarlı bir şekilde hareket ediyor. Trumpizm'in amacı, yeni bir küresel düzen kurmak ve Amerika'nın bu düzen içindeki rolünü yeniden tanımlamaktır; yöntem ise yukarıdan bir devrimdir.

Sonu olmayan bir devrim

Trump'ın ekibi, temel amacı mevcut güç yapılarını her türlü yolla baltalamak olan klasik karşı elitlerden oluşuyor. Trump ve takipçileri küreselcileri ve kurumlarını düşman olarak görüyor ve bunu gizlemiyorlar.

Bu açıdan bakıldığında, transatlantik yapıları sabote etmek son derece mantıklı: NATO ne kadar zayıflarsa ve AB ne kadar kötü durumda olursa, Trump destekçilerinin ABD'deki güçlerini pekiştirme ve koruma şansı o kadar artar. Trump, Brüksel'e güvenmek yerine, kurulu düzene karşıt sağcı güçlere, yani Macaristan Başbakanı Viktor Orbán gibi Avrupalı 'Trump'lara' bel bağlamayı planlıyor.

Tam bir yıl önce, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance bunu Münih Güvenlik Konferansı'ndaki konuşmasında dile getirmişti, ancak Avrupa bunu kötü bir rüya gibi unutmayı tercih etti – klasik bir inkâr örneği.

Dolayısıyla, tutarlı, öngörülebilir ve içsel olarak uyumlu bir sürece tanık oluyoruz. Evet, Grönland örneğinde, Trump'ın kişisel özelliklerine atfedilebilecek absürt biçimler alıyor. Sonuçta, daha incelikli yaklaşımlar olabilirdi; örneğin Avrupa'yı adanın savunması için ödeme yapmaya zorlamak veya bir tür yargı yetkisi dışı uygulama icat etmek gibi. Sayısız seçenek var, ancak bunlar Trump yanlılarının genel olarak uluslararası ilişkilere ve özellikle Avrupa'ya yönelik temelde farklı yaklaşımlarını değiştirmeyen sadece ayrıntılar.

Peki ya Venezuela ve İran? Trump, tüm bu müdahalelere ve bitmek bilmeyen savaşlara karşı çıkan ana seçmen kitlesini neden yabancılaştırıyor? Cevap çok basit: Daha önce de belirtildiği gibi, Trump sadece eski sistemi yıkmaya çalışmıyor; yeni bir sistem yaratmaya çalışıyor. 19. yüzyılın sonlarındaki sömürgeciliğin 'altın çağı'nı anımsatan (en azından Trump'ın bakış açısından) açıkça sömürgeci bir model.

Trump (Rubio, Vance ve diğerleriyle birlikte) MAGA destekçileri gibi bir izolasyonist değil; o gerçek bir neo-kolonyalist, Amerikan milliyetçisi ve bunu gizlemiyor. Trump'ın eylemlerine bu açıdan bakıldığında her şey yerli yerine oturuyor.

Sırada ne var?

İronik bir şekilde, Çin ve Rusya gibi diğer emperyalist yırtıcılar bu yeni Amerika ile ilişki kurmayı daha kolay bulabilirler. Gerçek kaybedenler ise otçul avcılar ve yaşlanan, çökmüş güçler – özellikle Avrupa – olacak; bunlar Trump'tan sonra işlerin Büyükbaba Biden dönemindeki gibi olacağı umuduyla "bekleyip izlemeye" çalışacaklardır.

Bunu başarabilecekler mi? Bu son derece düşük bir ihtimal. ABD'de bir karşı devrim yaşansa ve küreselci Demokratlar iktidara geri dönse bile, tamamen farklı bir uluslararası ortamla karşılaşacaklar ve buna göre hareket edecekler. Avrupa ile ABD arasındaki ilişki asla eskisi gibi olmayacak, NATO da eski haline dönmeyecek. Elbette, bazı 'kozmetik değişiklikler' olabilir, belki söylemde bir kayma yaşanabilir, ancak ABD dış politikasının temel dönüşümü tarihsel olarak nesneldir ve büyük ölçüde bireysel kişiliklerden bağımsızdır.

Bütün bunlar ABD için iyi mi? Muhtemelen değil. Trump'a çok benzeyen SSCB lideri Mihail Gorbaçov da 1980'lerde sebepsiz yere değil, derin reformlar (perestroyka) başlattı; ülkenin felakete doğru gittiğini fark etmişti. Trump'a benzer şekilde, Gorbaçov da elit kesimin bir bölümünden destek almıştı ve Trump gibi, iç muhalefeti bastırmak için oldukça radikal yöntemlere başvurmak zorunda kalmıştı eski Sovyet derin devleti.

Gorbaçov'un reformları SSCB için bir felaketle sonuçlandı; çözüm, hastalıktan daha kötü çıktı. ABD de benzer bir kaderle karşılaşabilir.

RussianToday

© Timeturk

ABD-Avrupa ilişkilerinde kaos gibi görünen şey, aslında küresel düzeni yukarıdan aşağıya doğru yeniden tasarlamaya yönelik tutarlı bir girişimdir.

Şişli'de başı olmayan ceset bulundu

Şişli Duatepe Mahallesi'nde kağıt toplayan bir kişi tarafından saat 20.45 sıralarında çöp konteynerinde çarşafa sarılı bir ceset bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis inceleme başlattı. İncelemeler sırasında cesedin başının olmadığı ve kadına ait olduğu belirlendi.

Yapılan incelemelerde cesetten alınan parmak izi sorgusu sonucu cansız bedenin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khakımova'ya ait olduğu belirlendi.

© Timeturk

Şişli'de, çöp konteyneri içerisinde başı olmayan kadın cesedi bulundu. Polis olay yerinde inceleme başlattı.

Maçta yumruklar konuştu; 3 kırmızı kart çıktı

Türkiye Spor Amatör Lig'de 3. hafta mücadelesinde Fındıklı 1974 Spor, sahasında konuk ettiği Ardeşenspor'u 2-1 mağlup etti. Fındıklı İlçe Stadı'nda oynanan karşılaşma, saha içi ve tribünlerde yaşanan gerginlikler nedeniyle zaman zaman durdu.

AW627559_02

Büyük çekişmeye sahne olan müsabakada, iki takım oyuncuları arasında yaşanan sert müdahaleler ve tartışmalar tansiyonu yükseltti. Karşılaşma, saha içi olaylar nedeniyle üç kez dururken, hakem yaşanan gerginliklerin ardından toplam 3 kırmızı kart gösterdi.

AW627559_01

Tribünlerde de zaman zaman gergin anlar yaşanırken, güvenlik güçleri sahaya girerek olayların büyümesini engelledi. Uzun süreli duraklamalara rağmen tamamlanan mücadelede, Fındıklı 1974 Spor sahadan 2-1'lik galibiyetle ayrıldı.

© Timeturk

Rize'de oynanan amatör lig maçında iki takım oyuncuları yumruk yumruğa birbirine girdi.

Ünlü oyuncunun mezarına sadece 10 kişi geldi

1956-2012 yılları arasında 200'den fazla sinema filmi ve dizide rol alan Fatma Girik, yaşamının son dönemlerini Bodrum'un Torba Mahallesi'nde geçirdi. Girik, Covid-19'a bağlı viral pnömoni tedavisi görürken gelişen çoklu organ yetmezliği sonucu 24 Ocak 2022 tarihinde hayatını kaybetti. 79 yaşında vefat eden sanatçı defnedildiği Torba Mezarlığı'nda düzenlenen törenle anıldı.

Törene Fatma Girik'in kardeşi Müyesser Girik, birkaç mahalle sakini ile Bodrum Belediyesi görevlileri katıldı.

Anma törenine yaklaşık 10 kişi ile 8 basın mensubunun katılması dikkat çekti.

Törende Fatma Girik ve aynı mezarlığa defnedilen Girik'in annesi Münevver Ukav, Yönetmen Memduh Ün ile sanatçı Akrep Nalan için dualar okundu.

Tören sonrası basın mensuplarına kısa bir konuşma yapan Müyesser Girik, "Arıyoruz, özlüyoruz" dedi.

© Timeturk

Yeşilçam sinemasının en büyük isimlerinden Fatma Girik, Bodrum'daki mezarı başında düzenlenen törenle anılırken, anma törenine yaklaşık 10 kişinin katıldığı görüldü.

Suriye hükümetinden 'SDG'ye süre' açıklaması

Suriye Dışişleri Bakanlığı Arap İşleri Genel Müdürü Muhammed Taha el Ahmed, Haseke vilayetinin geleceği konusunda terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı SDG'ye tanınan 4 günlük sürenin uzatıldığı yönündeki iddiaları yalanladı.

Suriye hükümeti, geçtiğimiz haftalarda terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye uzantısı SDG'ye yönelik yürütülen operasyonlarda elde edilen başarıların ardından terör örgütüne Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin tanınan istişare süresine yönelik açıklamada bulundu.

Suriye Dışişleri Bakanlığı Arap İşleri Genel Müdürü Muhammed Taha el Ahmed, 20.00'da son bulacak söz konusu sürenin dolmasına saatler kala taraflar arasındaki ateşkesin uzatıldığına ilişkin ortaya çeşitli iddialar atıldığını bildirdi.

Ahmed, bu ifadelerin asılsız olduğunu vurgularken, SDG'nin zaman kazanmak amacıyla sürekli süre ve ateşkes talebinde bulunduğunu açıkladı. Suriye devletinin sunduğu tekliflere şu ana kadar olumlu bir yanıt verilmediğini kaydeden Ahmed, aksine ateşkes ihlallerinin sürdüğünü vurguladı.

Ahmed ayrıca, ülkedeki tüm silahların Suriye Savunma Bakanlığı ve Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulundurulması gerektiğini hatırlatırken, terör örgütü PKK unsurlarının Suriye topraklarına girişinin de uluslararası hukuk ve Suriye yasalarına aykırı olduğunun altını çizdi. Ahmed, bu ihlallerle hukuki çerçevede mücadele edileceğini söyledi.

Dört günlük süre verilmişti

Suriye Devlet Başkanlığı'ndan 20 Ocak'ta yapılan açıklamada, SDG ile gerçekleştirilen görüşmelerde Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin çeşitli başlıklarda ortak anlayışa varıldığı belirtilmişti. Yayımlanan bildiride, bölgelerin entegrasyon sürecine ilişkin detaylı bir plan oluşturulması amacıyla SDG yönetimine 4 günlük istişare süresi tanındığı bildirilmiş, taraflar arasında uzlaşmaya varılması durumunda Suriye ordusu birliklerinin Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girmeyeceği aktarılmıştı. Birliklerin şehirlerin dış hatlarında konuşlanacağı ifade edilirken, Kamışlı da dahil olmak üzere Haseke vilayetinin barışçıl entegrasyonuna ilişkin takvim ve detayların ilerleyen süreçte ele alınacağı kaydedilmişti.

© Timeturk

Suriye hükümeti, terör örgütü SDG'ye Haseke'ye ilişkin tanınan sürenin uzatıldığı iddialarını yalanladı

Abu Dabi'deki üçlü görüşmeye ilişkin açıklamalar

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sonlandırılmasına yönelik diplomatik faaliyetler kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi'de Rusya, Ukrayna ve ABD heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya ilişkin bir açıklama yayımladı. Zelenskiy, dün başlayan ve bugün sonlanan, kapalı kapılar arkasında gerçekleştirilen toplantıya ilişkin değerlendirmesinde, "Heyetimiz, BAE'deki toplantıların sonlandığına ilişkin bir rapor sundu. Bu, uzun zamandır bu şekilde gerçekleştirilen ilk format oldu. Birçok konu ele alındı ve görüşmeler ‘yapıcı' şekilde geçti" dedi.

"Amerikan denetiminin gerekliliğine büyük önem veriyorum"

Zelenskiy görüşmenin içeriğine ilişkin, "Görüşmelerin ana odağında savaşın sona erdirilmesine yönelik muhtemel parametreler yer aldı. Savaşın sonlandırılması sürecinin izlenmesi ve gerçek anlamda güvenliğin sağlanması için Amerikan denetimi ve gözetiminin gerekliliği düşüncesine büyük önem veriyorum. ABD tarafı, savaşın sona erdirilmesine ilişkin parametrelerin resmileştirilmesine yönelik muhtemel formatları ve bunun sağlanabilmesi için gerekli güvenlik şartlarını gündeme getirdi" açıklamasını yaptı.

"Yeni toplantılar gelecek hafta gerçekleştirilebilir"

Ukraynalı lider, "Gerçekleştirilen görüşmelerin sonucunda, taraflar müzakerelerin her yönünü kendi başkentlerine bildirme ve atılacak sonraki adımları liderleriyle koordine etme konusunda mutabık kaldı. Askeri temsilciler, muhtemel bir sonraki toplantı için ele alınacak konuların bir listesini belirledi. Ukrayna'nın da hazır olduğu şekilde ilerlemeye yönelik bir irade olması halinde yeni toplantılar en erken gelecek hafta olacak şekilde gerçekleştirilebilir. Heyetin dönüşünün ardından kendilerinden şahsi bir bilgilendirme alacağım" dedi.

Toplantıya katılan isimler

Zelenskiy, toplantıya katılan isimlere ilişkin, "Müzakerede 3 taraftan da askeri temsilciler bulunuyordu. Görüşmeye bizim tarafımızdan Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi Başkanlığı (DIU) Genel Direktörü Kyrylo Budanov, Halkın Hizmetkarı Partisi Parlamenter Grubu Başkanı David Arakhamia, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Andrii Hnatov, Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergiy Kyslytsya ve Ukrayna Savunma İstihbaratı Başkan Yardımcısı Korgeneral Vadym Skibitskyi katıldı. ABD tarafının katılımcıları ise ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Jared Kushner, ABD Kara Kuvvetleri Sekreteri Daniel Driscoll, NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı (SACEUR) Orgeneral Alexus G. Grynkewich ve ABD Federal Satın Alma Servisi Komiseri Josh Gruenbaum oldu. Rus tarafı da kendi askeri istihbarat ve silahlı kuvvetler yetkilileri tarafından temsil edildi" ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, arabuluculuk çabaları ve ilave toplantılara ev sahipliği yapma konusunda hazır bulunmaları nedeniyle BAE'ye ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'a teşekkürlerini iletti.

BAE: "Toplantı yapıcı ve pozitif atmosferde gerçekleşti"

BAE Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, toplantının yapıcı ve pozitif bir atmosferde gerçekleştiği belirtilerek, "Rus ve Ukraynalı temsilciler arasında ABD tarafından önerilen barış anlaşmasında henüz çözüme kavuşturulamamış konulara ilişkin doğrudan temaslar gerçekleşti. Görüşme, kapsamlı bir anlaşmaya yönelik ilerlemeyi kolaylaştırmayı amaçlayan güven artırıcı önlemleri içerdi" denildi.

Rus basını: "Toplantının sonuçsuz kaldığı söylenemez"

Rus basını, toplantıda Rus heyetine Rusya Askeri Dış İstihbarat Teşkilatı (GRU) Başkanı İgor Kostyukov'un liderlik ettiğini yazdı. Ayrıca Rus devlet haber ajansı TASS, kaynakların görüşmeyi "Sonuçsuz kaldığı söylenemez" şeklinde değerlendirdiğini bildirdi. TASS, üçlü görüşmelerin gelecek günlerde devam edebileceğini iddia ederken, ABD merkezli Axios haber sitesi de taraflar arasında gelecek hafta yeni bir görüşme düzenlenmesi ihtimalini yeniden teyit etti.

© Timeturk

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya, Ukrayna ve ABD'den heyetlerin Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de gerçekleştirdiği üçlü görüşmeye ilişkin, 'Birçok konu ele alındı ve görüşmeler 'yapıcı' şekilde geçti.' dedi.

DEM Parti'den Suriye'deki gelişmelere ilişkin açıklama

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Hatimoğulları, Suriye'deki gelişmelere ilişkin, "Türkiye barış rolünü oynamalıdır. Türkiye, Suriye'de barışın tesis edilmesi için rol oynamalıdır. Ayrıca garantör ülkelerin güvenilirliği bu süreçte ne yazık ki sarsıldı.

Özellikle de 10 Mart Mutabakatı'nın garantör ülkelerinin. Görevlerini eksiksiz bir şekilde yerine getirmeliler; Kuzey ve Doğu Suriye üzerindeki kuşatmanın ortadan kaldırılması için görev ve sorumluluklarını acilen yerine getirmeliler.

Yine Kuzey ve Doğu Suriye'deki Kürt halkının bütün dünyadan beklentileri var. Şu ana kadar dünyada gerçekleşen demokratik eylemlerin, etkinliklerin, dayanışmanın çok kıymetli olduğunun; kendilerine çok büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olduğunun altını çiziyorlar. Bu duyarlılığın gerçek ve kalıcı bir barış tesis edilene kadar devam etmesinin son derece önemli olduğunu belirttiler.

Aynı zamanda Suriye'nin barışının inşa edilmesi için bütün dünya kamuoyunun, Kürt olan ve olmayan bütün halkların ve inançların destek ve dayanışmasını beklediklerini belirtmek isterim. Şu ana kadarki duyarlılık çok kıymetli ama gerçekten sonuna kadar devam etmeli" diye konuştu.

© Timeturk

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 'Türkiye, Suriye'de barışın tesis edilmesi için rol oynamalıdır' dedi.

Kanada'ya yüzde 100 vergi tehdidi

ABD Başkanı Donald Trump, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Eğer (Kanada Başbakanı Mark) Carney, Kanada'yı Çin'in ABD'ye mal ve ürün göndermesi için bir 'teslimat limanı' haline getireceğini düşünüyorsa, büyük bir yanılgı içindedir" ifadelerini kullandı.

Çin ile iş yapmanın Kanada için yıkıcı sonuçları olacağını savunan Trump, “Çin, işletmelerinin, sosyal dokusunun ve genel yaşam tarzının yok edilmesi de dahil olmak üzere Kanada'yı canlı canlı yiyecek ve tamamen yutup bitirecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, paylaşımında Kanada'ya açık bir gözdağı vererek, “Eğer Kanada, Çin ile bir anlaşma yaparsa, ABD'ye giren tüm Kanada mal ve ürünlerine derhal yüzde 100 gümrük vergisi uygulanacaktır” tehdidinde bulundu.

BEYAZ SARAY'DAN TRUMP PAYLAŞIMI

Beyaz Saray, ABD Başkanı Donald Trump'ın yanında Amerikan bayrağını tutan bir penguenle Grönland'a doğru yürüdüğü bir fotoğraf paylaştı.

Beyaz Saray'ın sanal medya hesabından, ABD Başkanı Donald Trump'ın yanında Amerikan bayrağını tutan bir penguenle Grönland'a doğru ilerlerken tasvir edildiği, yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir görsel yayınlandı. Paylaşımda, 'Pengueni kucaklayın' ifadelerine yer verildi.

© Timeturk

ABD Başkanı Donald Trump, Kanada'nın Çin ile bir anlaşma yapması durumunda, ABD'ye giren tüm Kanada ürünlerine yüzde 100 gümrük vergisi uygulayacaklarını açıkladı.

ABD'de ilk: Türk polis Hammutoğlu, New York Metro yönetiminde

ABD'nin en büyük polis teşkilatlarından biri olan New York Polis Departmanı'nda (NYPD) Türk toplumu adına bir ilk yaşandı. ABD'de Türk kökenli polis memuru Ali Hammutoğlu, teğmen rütbesine yükselerek NYPD'ye bağlı New York Metro ağında yönetici pozisyonuna getirilen ilk Türk oldu. Türk polis memuru Hammutoğlu, ABD'ye uzanan hayat hikayesini, NYPD'deki kariyer basamaklarını ve toplumsal çalışmalarını anlattı.

Teğmen Ali Hammutoğlu, polislik serüvenine ilişkin verdiği röportajda, "İsmim Ali Hammutoğlu. NYPD'de teğmen olarak görev yapıyorum. 1997 senesinde ABD'ye geldim. Bir süre sonra 2005 senesinde polis teşkilatına katıldım. Polis memuru olarak göreve başladım. Yaklaşık beş sene sonra toplum polisi, ‘Community Affairs' bölümüne geçtim. Orada da belli bir süre çalıştıktan sonra ‘Internal Affairs Bureau' yani teftiş kurulunda dedektif olarak görev yaptım. Ardından terfi sınavlarına girdim. Çavuş dedikleri ‘Sergeant' rütbesine çıktım. Ondan sonra bir terfi sınavı daha alıp ‘Lieutenant' dedikleri teğmen rütbesine yükseldim. Ve şu an bulunduğumuz mekanda çalışıyorum" dedi.

AW627486_08

NYPD Müslüman Polisler Derneği'nin kuruluş süreci

NYPD bünyesinde kurulan Müslüman Polisler Derneği'ndeki görevine ilişkin soruyu yanıtlayan Hammutoğlu, "NYPD Müslüman Polisler Derneği. Biz bunu yaklaşık 20 sene önce 2005 senesinde ben yeni göreve başladığım zaman 15 kişilik arkadaş grubuyla bir araya geldik. Şimdi polis teşkilatında değişik ırklardan, dinlerden gelen insanlar kendi aralarında sırf kaynaşmak için halkla, polis teşkilatıyla kaynaşmak adına dernekler kuruyorlar. Biz de tabii değişik ülkelerden işte Türk ya da Orta Doğu, Arap ülkelerinden Pakistan olsun, Bangladeş olsun bu ülkelerden gelen arkadaşlarla bir araya geldik. Ve dedik ki biz de bir dernek kuralım. Ama biz azınlığız tabii. Türklerden 10-15 kişi, Pakistanlılardan 30-40 kişi, Araplardan 30-40 kişi. Dernek dediğiniz birkaç yüz kişi olması lazım ki bir şeye benzesin. Biz dedik ki o zaman Müslüman Polisler Derneği kuralım, beraberce ve onu sunalım" diye konuştu.

AW627486_05

Teşkilat tarafından onaylandıktan sonra faaliyet yapmayı düşündüklerini belirten Ali Hammutoğlu, "2005 senesinde öyle bir kuruluşa tevekkül ettik. Yaklaşık 3-4 sene sonra teşkilat bizi kabul etti, onayladı. Sağ olsunlar. Ondan sonra üyelerimiz çoğaldı tabii. Hani biz çıkıp işte camilerde olsun yahut da kültür merkezlerinde olsun NYPD'yi teşvik etmeye çalıştık gençlerimize. Katılımlar çoğaldı her kesimden. Türklerden de var. Yani şu an yaklaşık tahminim 100 kişiye yakın bir Türk polis kardeşimiz var görevde. Sonra tabii yani şu an 2026'ya girdik. Bizim üye sayımız 3 bin 500'ü buldu. Ben derneğe üye olarak başladım. Ondan sonra faaliyetlerde sürekli bulundum. Sonra derneğin yönetimine girerek, belirli kademelerle yükselip, şu an başkan yardımcılığını sürdürüyorum" ifadelerini kullandı.

AW627486_02

"Müslüman olmayan arkadaşlarımıza Ramazan'ın başlangıcını göstermek adına girişimde bulunduk"

Geçen sene gerçekleşen ilk Hilal Yakma Ramazan etkinliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk polis memuru Ali Hammutoğlu, "Şimdi ilk olarak yapıldı. Tabii ben biliyorum İslam'da normalde hilal yakma diye bir şey yok. Hani arkadaşlarımız yanlış anlamasın bizi. Fakat biz bunu Müslüman olmayan bir ülkede diyelim, Müslüman olmayan arkadaşlarımıza, halka bir nevi Ramazan'ın başlangıcını göstermek, tanıtmak, kendi kültürümüzü, dinimizi anlatabilmek adına öyle bir girişimde bulunduk. Ve bu girişimde, Hristiyan olsun, Yahudi olsun, diğer dinlere mensup olan arkadaşlar olsun, katılımda bulundular. Hem biz onların bayramlarına, etkinliklerine katılıyoruz, hem onlar bizim etkinliklere katılıyor. Bu durumda tabii bir kardeşlik içerisinde, kardeşçe yaşayabilip, herhangi bir sıkıntı, toplumda herhangi bir sıkıntı olduğu zaman beraberce bir araya gidip, o olaya müdahale edip, ortalığı sakinleştirmek için elimizden geleni yapıyoruz" sözlerine yer verdi.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nde iftar

İftar organizasyonlarının geçmişine değinen Ali Hammutoğlu, "Şimdi biz iftarlara yaklaşık 2010 senesinde başladık. Polis olan üyelerimizi davet ettik. Üst düzey yetkilileri davet ettik. Ondan sonra geleneksel olarak her sene o iftarları biz dışarıda yapıyorduk. Yani bir yer tayin edip kiralıyorduk. Restorant, lokanta gibi bir yer, büyük bir yer. O zaman böyle 100-200 kişi falan geliyordu. Sonra bu 2019 senesinde ilk o zamanki Emniyet Genel Müdürü sağ olsun bize ruhsat verdi. Ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nde büyük bir salonda ilk iftar yaptık. İlk ezanı orada okuduk. İlk Kur'an-ı. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yani NYPD'nin tarihinde bir ilk. Kur'an okundu. İftar açıldı" şeklinde konuştu.

"Ortalama 800 kişi katılım oluyor"

Düzenlenen iftara üst düzey yetkililerin, belediye başkanının, emniyet genel müdürünün, üst düzey ve birinci sınıf emniyet müdürlerinin katılım sağladığını aktaran Hammutoğlu, "Ondan sonra halkı da davet ettik tabii. Gittik camilerde, kültür merkezlerinde bulunan herkesi davet ettik. İnternet üzerinden davetiyeler yolladık ve o günden bugüne her yıl Emniyet Genel Müdürlüğü'nde yapıyoruz. Ve yaklaşık 800 kişi, yani ortalama 800 kişi katılım oluyor. Ben de tabii her sene Türk yemeğini getiriyorum oraya" dedi.

New York metrosunun başındaki ilk Türk kökenli Teğmen

Görev yaptığı bölgeye ilişkin bilgiler veren Ali Hammutoğlu çalıştığı bölgeyi göstererek, "Şurası giriş yeri bu binada. Burada bir komiser ya da bir çavuş ya da teğmen oturuyor genelde ve bu binadaki yönetimi sağlıyor, öyle diyeyim. Şimdi ben burada temel olarak çalışıyorum dediğim gibi. Akşam vardiyesinden sorumluyum. Altımda çalışan çavuşlar var. Onların altında da polis memurları, dedektifler ve tren istasyonlarındaki emniyeti sağlıyoruz. Bu tabii bütün New York metrosu değil, bölüm bölüm kesit kesit. Hani Türkiye'de olduğu gibi muhit olarak diyelim. Bölgesel olarak aynen öyle bir bölge bakıyoruz. Burası da tabii Queens bölgesine ait bir yer" ifadelerini kullandı.

AW627486_10

ABD'de yaşayan Türk gençlerine polislik çağrısı

ABD'de yaşayan Türk gençlerine yönelik mesajını da paylaşan Hammutoğlu, "Yani biz bu konuda aslında bayağı etkinliklerimiz oldu, bir dernek olarak yaptık. NYPD'nin kendine has bir de bir bölümü var. Belirli kültür merkezlerini yahut da işte alışveriş merkezlerine gidip gençleri teşvik etmek adına broşürler dağıtıyorlar. Ben bunu toplum polisliğinde çalıştığım zaman da yaptım. Hem o konuda hem de değişik konularda broşürler falan dağıttık halka. Biz tabii daha çok Türk görmek istiyoruz. Yani ben bu göreve başladığım zaman herhalde bir 15-20 Türk ya var ya yoktuk. Şu an bildiğim kadarıyla 100 kişi falan var. Bu tabii bir de ABD'de bulunan Türk toplumunun aslında sayısının az olmasından da kaynaklanıyor. Fakat görev olarak güzel, tavsiye ederim" diye konuştu.

Hammutoğlu NYPD'ye başvuru sürecini anlattı

Başvuru şartlarını da ayrıntılı şekilde anlatan Hammutoğlu, "Şartları, ABD vatandaşı olmanız gerekiyor. Son yapılan değişikliklerde, yani üniversiteden 24 kredi almanız, mezun olmasanız bile, yeterli oluyor aslında. Tabii İngilizceyi de akıcı bir şekilde konuşabilmeniz lazım. Yazıp okumanızın iyi olması lazım. Bunun yanı sıra bir sınava giriyorsunuz. Sınav çok zor değil, yazılı sınav. Onu başardıktan sonra akademiye girmek için tabii bu beden eğitimi gibi dediğimiz fiziksel bir işte taramadan. Türkiye'de de öyledir büyük ihtimalle. Sağlık taramasından falan geçiyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Yazılı sınavda 35 yaş sınırı olduğuna vurgu yapan Ali Hammutoğlu, "Ondan sonra akademiye gidiyorsunuz bunların hepsini geçtikten sonra. Akademi 6 ay bir eğitim. Altı aydan sonra bir merkeze, karakola tayin oluyorsunuz. New York şehri içerisinde. Orada da yaklaşık 2 yıllık bir eğitim var. Yani siz polis olmuşsunuz ama 2 yıllık bir eğitim var. O eğitim sırasında da başarınızı göstermeniz gerekiyor. Aksi takdirde işinizden olabilirsiniz. İkinci yıldan sonra da tam yani teyitli olarak devam edebiliyorsunuz" şeklinde konuştu.

İHA

© Timeturk

ABD'de Türk kökenli polis memuru Ali Hammutoğlu, teğmen rütbesine yükselerek New York Metro ağında yönetici pozisyonuna getirilen ilk Türk oldu.

Eski kocası başından aşağı asit döktü!

Dün gece saatlerinde Şehitkamil ilçesi Merveşehir Mahallesi'nde meydana gelen olayda, iddiaya göre, 2 çocuk annesi S.Ç (31) evinde yalnız olduğu sırada eski kocası A.K. (36) eve geldi. Eve girer girmez S.Ç'yi bağlayan eski koca A.K., kadının başına kimyasal madde döktükten sonra yakınlarını arayarak olay yerinden kaçtı. Olay yerine gelen S.Ç'nin yakınları, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar bulundu.

Ağır yaralı kadın, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Yoğun bakım yanık ünitesinde tedavisi süren kadının kafasında çok ciddi yanmalar olduğu, yüzde 99 görme kaybı yaşadığı ve hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi.

AW627466_03

Saldırgan eski koca tutuklandı

Olay sonrası kaçan saldırgan eski koca A.K. daha sonra polis ekiplerine teslim oldu. A.K., emniyette tamamlanan işlemlerin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Yaşadığı dehşet anlarını 2 cümle ile anlattı

Boşandığı eski kocası tarafından başına kimyasal madde dökülerek ağır yaralanan S.Ç, yaşadığı vahşeti hasta yatağında anlatarak, "Yüzüme bir şey döktü, kafamın üzerine bir şey döktü, sonrasında da ben bayıldım" dedi.

"Kızımın başından asit dökmüş, kızımı mahvetmiş"

Yaşanan olayı anlatan talihsiz kadının babası C.Ç (52), "Herhalde tartışmışlar evde, koli bandıyla bağlamış önce çocuğumu. Sonra da darbe etmiş. Ondan sonra kollarını tutarak boğmaya çalışmış. Ardından da kafasından aşağı komple bu asit dökmüş. Çocuğumun yüzü, gözleri bütün yanmış. Kör olmuş çocuğum. Mahvetmiş çocuğumu, çok kötü. Şu anda doktorlar müdahale ediyor. Yüzde 1 umut bekliyoruz gözlerinin görmesi için" dedi.

AW627466_04

Saldırgan şahsın en büyük cezayı almasını isteyen baba C.Ç, "Onun da en büyük cezayı almasını istiyorum. Çıkartmasınlar böylelerini içerden. Çocuğumu mahvettiler, ciğerimi yaktılar. Kızım şuanda yoğun bakımda durumu kötü. Sağ olsun doktorlarımız hepsi ilgileniyor" ifadelerini kullandı.

Olayın saldırgan şahsın borçları yüzünden yaşandığını da iddia eden baba, "Bitcoin ve borsada borçlanmış zannedersem. Bu nedenle geçimsizlik yaşanmış aralarında. Kızım buna rağmen kendisine yardımcı olmaya çalışmış, 'beraber çalışarak ödeyelim' demiş ama olay bu noktaya geldi" diye konuştu.

İHA

© Timeturk

Gaziantep'te boşandığı eski kocası tarafından başına kimyasal madde dökülerek ağır yaralanan S.Ç, yaşadığı vahşeti hasta yatağında anlatarak, 'Yüzüme bir şey döktü, kafamın üzerine bir şey döktü, sonrasında da ben bayıldım' dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye" 6973 Kura Çekimi, 1482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Bizi bağrınıza bastınız, bizi kucakladınız. Coşkunuz, dayanışmanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Devletimizin tüm kurumları iş birliği içerisinde Aydın'ı kalkındırmanın mücadelesini veriyor. Toplam değeri 87,5 milyar lirayı aşan yatırımları hizmete sunuyoruz.

AW627473_10

Ev sahibi Türkiye sloganıyla bir proje başlattık. Toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. 100 yılın konut projesinin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın'da toplam 6 bin 973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 Mart'tan itibaren yapma niyetindeyiz.

Ana muhalefetin genel başkanı yine çıkıp bu evleri bitiremezler diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü abuk sabuk argümanı öne sürerek evlerin yapılamayacağını anlatmaya çalışacaktır. Aynısını deprem bölgesinde yaptı da oradan biliyorum. 6 Şubat'tan sonra bize neler neler söylediler. Hükümet bu enkazın altında kalır dediler, evleri inşa edemezler dediler, aynı şeyi İzmir için de söylediler. Peki biz bütün enkazı kaldırdık mı? Vatandaşlarımızı konutlara yerleştirdik mi? Adeta çırpındık. Yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay'da teslim ettik. Milletimize söz verdik, yerine getirdik. Dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla yaptık. 3 yıldır neredeydin Özgür efendi? 455 bin konut yapılıyorken sen ne ile meşguldün Özgür efendi? Deprem bölgesine sahip çıkmak şimdi mi aklınıza geldi? 3 yıldır sürecin hiçbir yerinde yoktunuz. Hayırdır, daha yeni mi ayıldınız? İhya ve inşa süreci bitmek üzere, bölgeye sahip çıkmak yeni aklına geliyor. Bunların ülkede ne olup bittiğinden haberi yok. Bunlar bizim vaatlerimizi, kendi bedava traktör vaatleri gibi sanıyorlar. Bütün işleri gibi yalan oldu. Şimdi de emekliler üzerinden istismar peşindeler. Yönettikleri belediyelerde maaş yerine harçlık veren kendileri değilmiş gibi... Bunlar ya tropikal adalarda keyif çatıyor ya da meclisi panayır yerine çeviriyor? Ankara'da kürsü basacağınıza belediye çalışanlarının maaşını düzenli ödeseniz ya. Ne emekli umurlarında ne de işçiler...

AW627473_02

Biz yaptıklarımızla konuşuyoruz. Hizmetlerle projelerle konuşuyoruz. Eğer bulabiliyorsanız siz de eserlerinizden bahsedin Özgür efendi. Hangi katma değeri ürettiniz? Gelin ondan bahsedin. Yapabiliyorsanız bizimle laf değil, hizmet yarıştırın. Bir kez daha ilan ediyorum, nasıl 455 bin konutu söz verdiğimiz gibi yaptıysak, 500 bin konutu da aynı kararlılıkla inşa edeceğiz.

Aydın Şehir Hastanemiz aynı zamanda bir araştırma hastanesi olacak. Hem sağlık hizmeti sunacak hem de tıp alanında kadro yetiştirecek. Benim Aydınlı kardeşim birinci sınıf sağlık hizmetini başka yere gitmeden şehrinde alacak.

Aydınlı kardeşlerimizin topuklu efesi Çerçioğlu, sosyal belediyecilik alanında başarı çıtasını sürekli yükseğe taşıyor.

AW627473_01

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen bozuluyor. Yıllardır konforlu bir bölgede bulunmanın keyfini çıkaran ülkeler hayatın gerçekleriyle karşılaşıyor. Davos'taki konuşmalara baktığımızda küresel sisteme yönelik eleştirilerimizin batı dünyasında da karşılık bulduğunu görüyoruz. Bize küresel sistemi övenler, bugün sistemin sorunlarından bahsediyorlar. Bizi acımasızca eleştirenler, bugün bize hak veriyor. Aynı durum Suriye için de geçerlidir. Bize 13,5 yıl boyunca demediklerini bırakmadılar. Ülkemizi DEAŞ terör örgütüne destek vermekle suçladılar. Zalim rejim devrildi, Türkiye'nin çok yakın dostu bir hükümet geldi. Şara'nın dirayetli liderliğinde Suriye hızla toparlanıyor. 13,5 yıllık çatışmaların ardından güvenlik ve istikrar sağlanıyor. Terör örgütleri işgal ettikleri yerden yavaş yavaş çıkartılıyor. Eski rejimde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimiz, Türkmen kardeşlerimiz yine önemli görevler alıyor. DEAŞ denilen belayla mücadele daha kararlı hale geliyor. Her türlü terörün kökü kurutuluyor. Sorunlar birer birer aşılıyor. Tarihin doğru tarafında durmamızın meyvelerini hamdolsun topluyoruz. Milyonlar Türkiye'yi konuşuyor, bize hayır dualar ediyorlar. Suriye'nin kuzeyindeki ayrılıkçı terör tamamen ortadan kalktığında tüm bölgemiz rahatlayacak. Etnik köken ve mezhep üzerinden gerilim coğrafyamıza sadece hüzün, gözyaşı getirir.

AW627473_07

Türkiye ehil kadroların yönetimindedir, Türkiye tam bir güven içerisindedir. Rabbim bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın diyorum.

Size bir müjde vermek istiyorum. Aydın'da Çıldır Havalimanı'nın ticari uçuşlara açılması için çalışmalara başlıyoruz. Gerekli talimatları verdim, hayırlı olsun.

Habertürk

 

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Ev Sahibi Türkiye' 6973 Kura Çekimi, 1482 Konut Anahtar Teslimi, Şehir Hastanesi ve Yapımı Tamamlanan Diğer Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulundu.

ABD, Dünya Sağlık Örgütü'nden resmen ayrıldı

Başkan Trump, ilk döneminde başlattığı DSÖ'den ayrılma girişimini, ikinci döneminin ilk gününde imzaladığı kararnameyle kesinleştirmişti. ABD yasalarına göre, örgütten ayrılmak için bir yıl önceden bildirimde bulunulması ve tüm ödenmemiş borçların kapatılması gerekiyor.

Şu an itibarıyla ABD'nin DSÖ'ye yaklaşık 260 milyon dolar borcu bulunuyor. Hukuk uzmanları, ABD'nin bu ödemeyi yapmasının pek olası görünmediğini ve DSÖ'nün bu parayı tahsil etmek için elinde sınırlı yasal araç olduğunu belirtiyor.

"Söz verdik ve sözümüzü tuttuk"

HHS tarafından yapılan açıklamada, DSÖ'ye yönelik tüm ABD hükümet fonlarının kesildiği ve örgüt bünyesinde görev yapan tüm personel ile yüklenicilerin geri çağrıldığı ifade edildi. ABD'nin DSÖ sponsorluğundaki komiteler, liderlik organları ve teknik çalışma gruplarındaki resmi katılımı da sona erdi.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi yaptığı açıklamada, "Verdiğimiz değeri, parayı ve personeli geri alamıyorduk. Söz verdik ve sözümüzü tuttuk" diyerek, DSÖ'nün Amerikan halkının çıkarlarına aykırı hareket ettiğini savundu.

Ayrılığın temel gerekçeleri

Trump yönetimi, DSÖ'den ayrılma kararını şu temel noktalara dayandırıyor:

DSÖ'nün pandeminin başında küresel acil durum ilan etmekte geç kaldığı ve Çin'in verileri gizlemesine göz yumduğu iddia ediliyor.

Örgütün şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında beklenen reformları yapmadığı savunuluyor.

ABD'li yetkililer, ulusal sağlık politikalarının "sorumsuz yabancı bürokratlar" tarafından kısıtlanmasını istemediklerini belirtiyor.

Yeni strateji: İkili anlaşmalar

DSÖ'den ayrılmasına rağmen ABD'nin küresel sağlık alanında liderliğini sürdüreceği iddia ediliyor. Yönetim, çok taraflı örgütler yerine ülkelerle doğrudan ikili anlaşmalar, sivil toplum kuruluşları ve dini gruplar üzerinden iş birliği yapmayı planlıyor. Bu yeni döneme ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'nin (CDC) öncülük etmesi bekleniyor.

Uzmanlardan "biyolojik risk" uyarısı

Birçok sağlık uzmanı ise bu kararı "felaket" olarak nitelendiriyor. Uzmanlar, küresel bir yapıdan ayrılmanın ABD'yi yeni biyolojik tehditlere karşı korumasız bırakabileceğini savunuyor.

CNNInt

© Timeturk

ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (HHS), Başkan Donald Trump'ın uzun süredir devam eden hedeflerinden birini tamamlayarak Amerika Birleşik Devletleri'nin Dünya Sağlık Örgütü'nden (DSÖ) ayrılma sürecinin resmen sonuçlandığını duyurdu.

Konya temsilci

https://www.timeturk.com/gundem/timeturk-konya-temsilciligine-cengiz-cetinkaya-getirildi-haber-1827703

© Timeturk

https://www.timeturk.com/gundem/timeturk-konya-temsilciligine-cengiz-cetinkaya-getirildi-haber-1827703

Timetürk Konya Temsilciliğine Cengiz Çetinkaya Getirildi

Bu kapsamda Timetürk'ün Konya Temsilciliği görevine Cengiz Çetinkaya getirildi.

Göreve ilişkin değerlendirmede bulunan Cengiz Çetinkaya, şu ifadeleri kullandı:

“Timetürk Konya Temsilcisi olarak çalışmalarımıza aynı dikkat ve sorumlulukla devam edeceğiz. Doğru bilgiye ulaşmayı, tarafsız haberciliği ve okuyucuya güvenilir içerik sunmayı merkeze alan yayın çizgimizi bölgede daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Yeni dönemde hem mevcut çalışmalarımızı geliştirmek hem de daha fazla okura ulaşmak için gayret göstereceğiz.”
Timetürk, bölgesel habercilikte yeni bir dönemi Konya'da başlatmayı amaçlıyor.

© Timeturk

Türkiye'de habercilik alanında önemli bir konuma sahip olan Timetürk, kadrosunu güçlendirme ve yayıncılık anlayışını daha da geliştirme yönündeki çalışmalarına devam ediyor.

ChatGPT'de 'otoriter düşünce' raporu

University of Miami ve Network Contagion Research Institute (NCRI) tarafından yürütülen ve 22 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan çalışma, yapay zekanın "otoriter rezonans" gösterme eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları

NCRI araştırmacıları, ChatGPT'nin (GPT-5 ve GPT-5.2 versiyonları) kullanıcı etkileşimlerine nasıl tepki verdiğini ölçmek için üç farklı deney gerçekleştirdi:

Sadece dört cümlelik kısa bir metin veya tek bir köşe yazısı paylaşıldığında, yapay zeka bu metindeki siyasi eğilimi hızla içselleştiriyor.

Araştırmada, ChatGPT'nin sol veya sağ otoriter görüşleri yansıtan bir makale okuduktan sonra, bu görüşlere katılım düzeyinin insan deneklerin çok üzerine çıktığı görüldü.

Örneğin; "geleneksel olmayan fikirlere müsamaha gösterilmemesi" veya "eşitsizliği gidermek için ifade özgürlüğünün kısıtlanması" gibi uç otoriter ifadelere verdiği destek iki katına çıktı.

İdeolojik bir metinle yönlendirilen (priming) yapay zekanın, nötr insan yüzü fotoğraflarını yüzde 8-9 oranında daha "düşmanca" algıladığı saptandı.

Neden önemli?

Araştırmanın başyazarı Joel Finkelstein, bu durumun sadece bir "yaranma" (sycophancy) sorunu olmadığını belirtiyor.

Finkelstein'a göre, yapay zeka modellerinin hiyerarşi ve tehdit algısı üzerine kurulu mimari yapıları, onları yapısal olarak otoriter düşüncelere daha yatkın hale getiriyor olabilir.

OpenAI'ın yanıtı

OpenAI sözcüsü, ChatGPT'nin varsayılan olarak nesnel olacak şekilde tasarlandığını ancak bir "üretkenlik aracı" olarak kullanıcı talimatlarını izlemek üzere yapılandırıldığını belirtti.

Şirket, kullanıcı bir yöne doğru baskı yaptığında yanıtların o yöne kaymasının beklendik bir durum olduğunu, ancak siyasi yanlılığı azaltmak için sürekli çalıştıklarını ifade etti.

Bu araştırma, özellikle işe alım veya güvenlik gibi alanlarda insanları değerlendiren yapay zeka sistemlerinin, kısa bir etkileşimle yanlı hale gelip tehlikeli kararlar verebileceğine dair ciddi uyarılar barındırıyor.

NBCNews

© Timeturk

Yeni bir araştırma raporuna göre, ChatGPT'nin (özellikle güncel GPT-5 ailesinin) kullanıcıdan gelen tek bir yönlendirici metnin ardından otoriter düşünceleri hızla benimseyebildiği ve yansıtabildiği tespit edildi.

YouTube'da yapay zeka devrimi

CEO Mohan, bu teknolojinin insan yaratıcılığının yerini almayacağını, aksine bir "ifade aracı" olarak üreticilerin daha hızlı ve esnek içerik üretmesine yardımcı olacağını vurguladı.

Öne çıkan yenilikler

Kişisel AI Modelleri: Üreticiler kendi ses ve görüntülerini kopyalayarak dijital içeriklerinde kullanabilecek.

Veo 3 Entegrasyonu: Google'ın gelişmiş video üretim aracı Veo 3 ile metin komutlarından Shorts videoları oluşturulabilecek.

Müzik ve Oyun Araçları: Basit metin komutlarıyla oyun tasarlama ve yeni müzik türleri deneme imkanı sunulacak.

"Yapay Çöp" ile mücadele

Her ne kadar YouTube yapay zekayı kucaklasa da, Neal Mohan "tamamen sentetik" ve düşük kaliteli içeriklere karşı savaş açtıklarını belirtti.

İnternet dünyasında "slop" (yapay çöp) olarak adlandırılan, hiçbir insani değer katmayan, otomatik üretilmiş spam içeriklerin yayılmasını engellemek için mevcut denetim sistemleri güncelleniyor.

Güvenlik ve şeffaflık önlemleri

YouTube, bu ileri teknolojinin kötüye kullanımını engellemek için sıkı kurallar getiriyor:

Başka birinin yüzünü veya sesini izinsiz kullanan yapay zeka videoları otomatik olarak tespit edilecek.

Yapay zeka ile oluşturulmuş veya üzerinde oynanmış gerçekçi içeriklerin "sentetik" olduğuna dair etiketlenmesi zorunlu olacak.

Üreticilere, kendi dijital kimliklerinin başkaları tarafından kullanılmasını yönetebilecekleri yeni araçlar verilecek.

Mustafa

© Timeturk

Bu yeni özellik sayesinde içerik üreticileri, kamera karşısına geçmek zorunda kalmadan kendi yapay zeka versiyonlarını kullanarak YouTube Shorts videoları üretebilecek.

AB'den kritik karar: O ürünlere gümrük vergisi geldi

AB, dış ülkelerden gelen 150 euro altı tüm küçük paketlere 2026 yılı itibarıyla 3 euro gümrük vergisi getirme kararı aldı. AB Komisyonu verilerine göre, 2024 yılında 150 euro altındaki 2 milyar paketin yüzde 91'i Çin'den geldi.

Uzmanlara göre karar, Çin'in düşük maliyetli e-ticaret modeline ciddi bir darbe etkisi oluşturacak. Yeni düzenlemeyi değerlendiren Asset Worldwide Express Genel Müdürü Onur Tekin, verginin Türkiye'yi doğrudan öne çıkaran bir fırsat penceresi araladığını söyledi.

"Çin'in iş modelini vuruyor"

3 euroluk sabit verginin Çin'deki 1 ile 5 euro arasındaki fiyata dayalı iş modelini zora sokacağını belirten Tekin, "Bu karar Çin'i yavaşlatırken Türkiye'ye adeta torpil gibi bir avantaj sağladı. Türkiye hız ve tedarik avantajıyla öne çıkacak" ifadelerini kullandı. Tekin, AB'nin yeni vergi adımının Türkiye'yi üç stratejik alanda güçlendirdiğine dikkat çekti. Çin'den AB'ye sevkiyatın 7-20 gün sürdüğünü, Türkiye'den ise kara yoluyla 2-4 gün, hava yoluyla ise 24-48 saatte teslimat yapılabildiğini hatırlatan Tekin, "Avrupalı tüketici artık ucuz ama geç gelen ürünü istemiyor. Hız, fiyat kadar kritik hale geldi" diye konuştu. Algı farkının da Türkiye lehine döndüğünü vurgulayan Tekin, "AB tüketicisinin gözünde Çin menşeli ürünler kalite ve güvenlik şüphesi oluştururken, Türkiye menşeli ürünler 'yakın tedarikçi' ve daha güvenilir kaynak olarak görülüyor. AB'nin bu kararı sadece ekonomik değil, stratejik. Tedariki uzak Asya'dan değil, yakın ülkelerden toplamak istiyorlar. Türkiye bu denklemde doğal aday" değerlendirmesinde bulundu.

"Ucuza oynayan kaybeder, hıza oynayan kazanır"

Türk firmalarına kritik uyarılarda bulunan Onur Tekin, şirketlerin ucuzluk yarışına değil, hız yarışına girmesi gerektiğinin altını çizdi. Tekin, "Ucuza oynayan şirket kaybeder. Kazanan; hızlı, şeffaf, AB'ye yakın çalışan firmalar olacak" dedi. Tekin, Türk şirketlerine yakın-depo yatırımı, IOSS ve ETGB süreçlerinin otomasyonu ve lojistik veri analizinin dijitalleştirilmesi gibi somut adımlar atmaları yönünde tavsiyede bulundu. Tekin sözlerini, "Avrupa, bu kararla Türkiye'ye net bir avantaj sundu. Şirketler doğru adımları atarsa önümüzdeki iki yıl altın dönem olabilir" diyerek tamamladı.

İHA, DHA

© Timeturk

Avrupa Birliği (AB), dış ülkelerden gelen 150 euro altı tüm küçük paketlere 1 Temmuz 2026'dan itibaren 3 euro gümrük vergisi getirme kararı aldı.

Serdivan'da esnaf çatışması faciaya döndü

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde iki esnaf arasında çıkan silahlı kavgada bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Olay sonrası kaçan şüphelileri yakalamak için polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı.

OLAY BAĞLAR CADDESİ'NDE MEYDANA GELDİ

Olay, Serdivan ilçesi Bağlar Caddesi üzerinde bulunan bir oyun salonunun girişinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, tekel bayii işleten esnaf ile oyun salonu işleten iki kişi arasında henüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü.

Kavga sırasında, tekel bayii işleten şahsın yanında çalışan bir kişi silahla ateş açtı. Açılan ateş sonucu iki kişi yaralandı. Şüpheliler olayın ardından hızla bölgeden kaçtı.

YARALILARDAN BİRİ HAYATINI KAYBETTİ

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından yaralılar çevredeki hastanelere kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye sevk edilen bir kişi, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Diğer yaralının tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Polis ekipleri olay yerinde inceleme yaptı. Silahlı kavgaya ilişkin soruşturma başlatan ekipler, kaçan şüphelilerin yakalanması için çalışmalarını sürdürdü. Olayla ilgili inceleme devam ediyor.

İHA

© Timeturk

Sakarya'nın Serdivan ilçesinde iki esnaf arasında çıkan silahlı kavgada 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı, şüpheliler kaçtı.

Mars'ta zaman akışı: Einstein nasıl haklı çıktı?

Araştırmacılar, Mars'ta zamanın Dünya'ya göre daha hızlı ilerlediğini gösteren şaşırtıcı bir keşif yaptı. Yeni bir araştırmaya göre, Mars'taki saatler Dünya'dan ölçüldüğünde, ortalama olarak her 24 saatte 477 mikrosaniye (saniyenin milyonda biri) daha hızlı işliyor.

Bu zaman farkı, uydumuz Ay'daki farktan bile kat kat fazla; bu durum, gelecekteki insanlı Mars görevleri ve gezegenler arası iletişim için yeni zorluklar ortaya çıkarıyor.

Neden farklı akıyor?

Albert Einstein'ın Genel Görelilik Teorisi, zamanın bir bölgedeki akış hızının o bölgedeki kütle çekim gücüne bağlı olduğunu gösterir. Kütle çekimi güçlü olan yerlerde saatler daha yavaş, daha zayıf olan yerlerde ise daha hızlı işler. Bu yüzden dağların tepesinde yaşayanlar, deniz seviyesinde yaşayanlara göre çok küçük bir kesirle daha hızlı yaşlanır.

Mars'ta zamanın hızlanmasının iki ana nedeni var:

Daha Zayıf Kütle Çekimi: Mars'ın yüzey kütle çekimi, Dünya'nın deniz seviyesindeki kütle çekiminden beş kat daha azdır. Bu durum, Mars'taki saatlerin hızlanmasına yol açan en büyük etkendir.

Yörünge Hızı: Bir gezegenin yörünge hızı arttıkça zamanın akışı hızlanır. Mars'ın yörünge hızı Dünya'dan daha yavaş olsa da, zayıf kütle çekiminin hızlandırıcı etkisi bu yavaşlamayı büyük ölçüde bastırır.

Gezegenler arası "internet" planı

Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü'nden (NIST) fizikçiler Neil Ashby ve Bijunath Patla, bu farkı hesaplarken Mars'ın Dünya ve Ay'ın kütle çekim etkileriyle oluşan yumurta şeklindeki yörüngesini de denklemlerine dahil etti.

Analizler, Mars'taki zamanın ortalama 477 mikrosaniye daha hızlı aktığını gösterse de, bu değerin Mars yılı boyunca günlük olarak 226 mikrosaniye kadar büyük bir oranda değiştiğini ortaya koydu. Bu günlük dalgalanma, Mars'ın elips şeklindeki yörüngesinden ve komşularının sürekli değişen kütle çekim etkilerinden kaynaklanıyor.

Araştırmacılar, elde edilen bu bulguların, gelecekte Güneş Sistemi genelinde standart bir saat oluşturulmasına ve gezegenler arası bir "internet" için hızlı iletişim kanallarının kurulmasına yardımcı olacağını belirtiyor. Ancak Patla, bu büyük dalgalanmaların hassas zaman senkronizasyonunu zorlaştıracağını da sözlerine ekledi.

LiveScience

© Timeturk

Mars'ta zamanın Dünya'dan daha hızlı aktığını keşfedildi; bu fark, Mars'ın daha zayıf kütle çekimine sahip olması nedeniyle günde ortalama 477 mikrosaniyeyi buluyor. Bu kesin zaman farkını bilmek, gelecekte Mars'a gidecek astronotların ve gezegenler arası iletişim sistemlerinin senkronizasyonunu sağlamak için kritik önem taşıyor.

Polis GBT istedi, araçta ceset bulundu!

İstanbul Pendik'te sahil karşısında bulunan bir parkta devriye görevini sürdüren polis ekiplerinin şüphe üzerine GBT yapmak istediği park halindeki araçta, ön sağ koltukta bulunan bir gencin hayatını kaybettiği belirlendi. Olay sonrası araçtan ceset çıktı.

OLAYIN MEYDANA GELİŞİ

Pendik sahilinin karşısında bulunan parkta devriye gezen polis ekipleri, şüphe üzerine park halinde bulunan bir araçta yer alan kişiye Genel Bilgi Taraması yapmak istedi. Aracın camını tıklatan ekipler, ön sağ koltukta bulunan kişinin hareketsiz olduğunu fark etti. Bunun üzerine durum hemen ilgili birimlere bildirildi.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin aracı açmasının ardından, araç içerisinde ön sağ koltukta bulunan gencin yaşamını yitirdiği belirlendi. 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde de şahsın hayatını kaybettiği tespit edildi.

SORUŞTURMA VE İNCELEME

Gencin uyuşturucu madde etkisinde hayatını kaybetmiş olabileceği iddia edildi. Kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağı bildirildi. Polis ekipleri olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı. Olay yeri inceleme ekiplerinin araç ve çevresinde detaylı çalışma yaptığı öğrenildi.

İHA

© Timeturk

Pendik sahilindeki parkta polis ekiplerinin GBT yapmak istediği araçta ön koltukta bulunan gencin hayatını kaybettiği belirlendi.

Ünlü sanatçı Güllü'nün ölümünde şok tutuklama

Yalova'da evinin terasındaki pencereden düşerek hayatını kaybeden ünlü sanatçı Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan kızı Tuğyan Ülkem Gülter, tasarlanarak kasten öldürme suçlamasıyla tutuklandı, olay sırasında evde bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu hakkında ise ev hapsi kararı verildi.

26 Eylül 2025 tarihinde Yalova'nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi üzerindeki bir apartmanın 5'inci katında bulunan kapalı terasta meydana gelen olayda, ünlü şarkıcı Güllü'nün kızı ve arkadaşıyla birlikte eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybettiği açıklanmıştı. Olayın ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geniş kapsamlı bir soruşturma başlatıldı.

SORUŞTURMA VE GÖZALTILAR

Soruşturma kapsamında olay anında evde bulunan kişiler fiziki ve teknik takibe alındı. Sanatçının kızı Tuğyan Ülkem Gülter ile arkadaşı Sultan Nur Ulu'nun da aralarında bulunduğu şüphelilerin, iddiaya göre valizlerini hazırlayarak yurtdışına kaçmak için hazırlandıkları sırada İstanbul'da gözaltına alındıkları bildirildi. Aynı soruşturma çerçevesinde Sultan Nur Ulu'nun babasının da Kocaeli'nin Gebze ilçesinde gözaltına alındığı öğrenildi.

Kasten öldürme suçu şüphesiyle gözaltına alınan Tuğyan Ülkem Gülter tutuklama talebiyle, arkadaşı Sultan Nur Ulu ise adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi. Diğer 3 şüpheli hakkında ise serbest bırakılma kararı verildi.

MAHKEME KARARI VE İFADELER

Mahkeme, Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter'i tasarlanarak kasten öldürme suçundan tutukladı. Olay sırasında evde bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu hakkında ise ev hapsi uygulanmasına karar verildi.

Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre Sultan Nur Ulu, verdiği ifadede cinayeti itiraf etti. Ulu'nun ifadesinde, “Güllü abla yüzü cama dönük haldeydi. O esnada dizlerinden az yukarı kısmına sarılarak itti” dediği aktarıldı.

Sanatçı Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmanın çok yönlü şekilde devam ettiği, adli sürecin Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.

İHA

© Timeturk

Yalova'da sanatçı Güllü'nün terastan düşerek ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada kızı Tuğyan Ülkem Gülter tutuklandı, arkadaşı ev hapsi aldı.

Zalimin yanında olanların bu millete verecekleri bir şey yoktur!

“İyiliği emredip kötülükten men etme” bir Mümin olarak vazifemiz. “İt ürür kervan yürür” sözü her zaman gerçekleşir. Ürüyen, havlayan itleri havlamalarıyla geride bırakan güruha anlama özürlü olsalar bile bir şeyler söyleme mecburiyetindeyiz.

Cumhurbaşkanına dil uzatmasına varıncaya kadar insanlık ve mesleği ile alakası olmayan söylemlerin sahibi Baro Başkanları Hukukçular!

Mesleğinden dolayı hak/hukuk müdafii olması gerekirken zalimlerle beraberliği ‘hilkat garibesi' bir mahlûk olduğunun göstergesi. Bunlara sahip çıkmış, skandal ifadeler kullanmışlardı. Her millî meselede dış güçlerin ağzıyla konuşmalarını da görünce onların hükümet sözcüsü zannedersiniz.

Başbakanlık ve Bakanlık yapmış olup parti kuranlardan, Batı'nın uşaklığına soyunan muhalefet partisinin başına kadar. Mazlumun yanında olup zalime karşı çıkmayı dahi doğru bulmayanların siyasette yapabilecekleri hiçbir şey yok.

Sadece demokratik hakları dile getiriyor, bölücülüğün terörün yanlışlığından çirkinliğinden hiç söz edilmiyor ise; ortada sağlıksız bir durum ve çözümü mümkün olmayan bir kısır döngü var demektir. Milletin seçip işbaşına getirdiği iktidarların her icraatını en ağır bir dille eleştirebilirsin. Ekonomi, dış politika, eğitim, güvenlik, bürokrasi, her alanda ve her meselede ülkeyi kötü yönettiklerini, bunlardan kurtulmak gerektiğini millete anlatabilirsin. ‘Bana oy verin, ben ülkeyi iyi yöneterek sizi mutlu edeyim' diyebilirsin. Ama sen askeriyeden medet umar, ABD'nin uşaklığını yapar, Türkiye'nin lider ülke olmasından rahatsız olur. ‘Recep Tayyip gitsin de ne olursa olsun' dersen; ne kadar devlet/millet/vatan düşmanı varsa onlarla aynı çizgide hareket edersen, ismin cismin ne olursa olsun bize sana: ‘Yazıklar olsun!' demek düşer. Bu millet artık zihninin, gönlü ve inancının işgal edilmesi girişimlerine müsaade etmeyecektir. Darbecilere, 28 Şubatçılara ve başörtüsü yasaklarına hangi zihniyet sahiplerinin destek olduklarını biliyoruz.

İnsanlığını kaybedenlere insanlıktan bahsedilmez. Fitne ve fesat insanlığın ruhunu ve dünyanın dengesini bozuyor. İnsan olma gereğinin en başında utanma duygusu geliyor. Bu duyguyu kaybedenler “Esfeli Safilindir.” (Aşağıların aşağısında) İnsan olma vasfını kaybetmiş, hayvandan daha aşağıdadırlar. Bu sınıftakiler ahlakın, iyiliğin, güzelin katilidirler. Kur'an-ı Kerimde'ki ifadesiyle “Gözleri var, görmezler, kulakları var, duymazlar, kalpleri var, hissetmezler.” Bir LGBT'liye bir ateiste, bir teröriste gösterdiği hoşgörü ve kurduğu empatiyi bir dindara göstermeyenlerden ne beklenir? İşleri güçleri ‘Recep Tayyip Erdoğan'ı devirmek' olanlara neyi anlatabilirsiniz? Gözleri, kulakları hep emir bekler hale geldiler. Memleket, millet için ne bir çalışma ne plan ne program ile alakaları var.

Millet ne demek; onun değerleri, kültürü, inancı, millî ve manevi değerlerini taşıyan topluluktur. Milli meselelerde, Türkiye düşmanlarıyla ‘siyasi ortaklık' aynı safta buluşma; başlı başına bir felaket! Zalimlerin yanında mazlumların karşısında olan bir yapının hamiliğini yapmak caniliktir. Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de “Ya eyyühellezîne âmenû” hitabının muhataplarına da bir tek tavsiyem var. Hiç olmazsa (Hıyanet edenleri Savunma! Hâinlerin savunucusu olma!) ayetlerine baksınlar. Nerede durduklarını, neye, nasıl sahip çıktıklarını, kim için özgürlük istediklerini hatırlasınlar. Dışarıdan gelen emir, talimat ve tavsiyelerle hareket eden milletvekillerine varıncaya kadar. Attıkları yalan ve iftiraları ispat edilmelerine rağmen yüzleri kızarmayanlara ne anlatabilirsiniz ki. Milletin/ümmetin/insanlığın ümidi devletimizin olduğu duygusunu yaşayan ve yaşatanlara sahip çıkılmaz mı? Milletin değerlerine bağlılık ve taleplerini gerçekleştirmede gayret gösterenlere, milletin taleplerini güçleri nispetinde gerçekleştirenlere yardımcı olunmaz mı?

Türkiye'siz insanlığın kurtuluşunun olmayacağının görülmesi şart.

Kur'an-ı Kerim'de verilen Karun örneği, paranın ahlaksız kalınca sahibini ne hallere düşüreceğinin ibretlik öyküsüdür.

Yusuf örneği, iktidara taşınan ahlakın ne muhteşem sonuçlara imza attığının kıssasıdır.

Kehf suresindeki Zülkarneyn örneği, bilgelikle gücün birlikteliğinden doğan adalet ve hikmetin meselidir.

Dünyayı hâkimiyeti altına alan mevcut küresel güç, herkes tarafından anlaşılmıştır ki, basiretsiz ve ahlaksız bir güçtür. Bu gücü ortaya çıkaran çağdaş uygarlık, çoktan girdiği değerler krizinden çıkamayacağını belli etmiştir.

Bu küresel gücün ahlaksızlığından en çok etkilenenler Müslümanlardır. Çünkü bu güç onları ‘tehdit' ilan etmiştir. Müslümanların küresel güç karşısında ne askeri ne teknolojik ne siyasi ne de ekonomik açıdan tehdit oluşturmadıkları o kadar ortada ki, bunu isbata gerek bile yok.

Konforunu bozmak istemeyenler ‘Ne yapmalı?' yerine, ‘Elden ne gelir' mazeretine sığındılar. ‘Ne yapmalı?' sorusunu sorabilenler, kaygı taşıyanlardır; dünü, günü ve yarını için; kendisi, ailesi ve başkaları için; yüreği, evi ve memleketi için; dünyası ve ahireti için ‘Ne yapmalı?' diyenler, her şeyden önce, bir şeyler yapabileceklerine olan inanç ve umuda sahip olanlardır. Umudu yitirmek inancı işlevsiz kılar. ‘İmkanım yok' diyenler, iman gibi bir imkanın ya farkında olmayanlar, ya da ondan mahrum olanlardır. Çünkü iman en büyük imkandır. İmanı tükenmeyenin imkanı tükenmez.

Allah'ın işaret ettiği ahlak ile ahlaklanması gereken biz Müslümanların merhameti bütün müminleri, bütün insanları, hatta bütün canlıları içine almalıdır. “Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere (bütün canlılara) merhamet edin ki, göktekiler de (Allah ve melekler) size merhamet etsin.” Rabbimize “Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle.” diye dua ettiğimiz gibi, biz de samimi bir şekilde bize karşı yapılan hata ve kusurları af edelim, hakkı geçen herkesin hakkını helal etmenin üzerimizden aldığı yükü hissedelim, üzerimizde hiçbir hakkın bulunmamasının lezzetini tadalım. Umulur ki, bu davranışımız, Allah'ın hoşnutluğuna ve bizleri affetmesine vesile olur. Allah'ın rahmeti ve merhameti ebediyen hepimizin üzerine olsun.

Yaşar Değirmenci \ Timeturk

© Timeturk

Polis Beni Durdurduğunda Haklarım Nelerdir?

  1. Polis Neden Durdurur?

Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'na göre (PVSK) Durdurma işlemi iki nedenle yapılabilir:

  • Önleme amacıyla durdurma: Kamu güvenliğini sağlamak, suç işlenmesinin önüne geçmek için yapılan kontrollerdir. Örneğin; kalabalık bir alana girerken üst araması yapılması ya da yol kontrolü.
  • Adli amaçlı durdurma: Şüpheli veya sanığı ya da bir delili elde etme amacıyla yapılan arama, adli aramadır
  • Her iki durumda da polis, sizi neden durdurduğunu açıklamakla yükümlüdür.
  1. Kimlik Sorma Yetkisi

Polis, durdurduğu kişiden kimlik göstermesini isteyebilir, ancak öncelikle polis kendi kimliğini göstermek zorundadır.

  • Kimliğinizi göstermek zorundasınız.
  • Kimliğiniz yoksa, kimliğinizin tespiti için en yakın karakola götürülebilirsiniz.
  • Polis sadece kimliğinizi isteyebilir, telefonunuzu ya da özel eşyalarınızı inceleme yetkisi yoktur.

Örnek: Trafik çevirmesinde ehliyetinizi ve ruhsatınızı göstermek yasal bir zorunluluktur. Ancak polis, cep telefonunuzdaki mesajları kontrol edemez.

  1. Üst Araması ve Araç Araması

Polisin durdurma ve kontrol yetkisini aşacak şekilde arama yapabilmesi için bir arama kararı bulunmalıdır. Usulüne uygun bir arama kararı olmadan yapılan aramalar hukuka aykırıdır.

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirmelidir. Dolayısıyla polis tarafından durdurulan kişiye durdurma sebebi bildirilmemişse; kişi durdurma sebebini sorabilecektir.

Polis, durdurduğu kişinin üzerinde veya aracında kaba üst araması yapmaya yetkilidir. Ancak kaba üst aramasının yapılabilmesi için poliste, suça konu bir eşya veya tehlike oluşturan bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli bir şüphenin oluşması gerekmektedir. Yine bu kapsamda kişinin aracının gözle görülen yerlerine bakabilecektir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez.

Kişinin üstü (kaba üst araması yani el ile dıştan kontrol hariç) ve eşyası ile aracının dıştan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması, mülki amirin görevlendireceği kolluk amirinin yazılı, acele hallerde sonradan yazıyla teyit edilmek üzere sözlü emriyle yapılabilmektedir. Kolluk amirinin kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus yeterli şüphedir. Bu yeterli şüphe polisin kişinin üstünde veya arabasında suça konu veya tehlikeli bir eşya bulunduğu izlenimi edinmesidir. Yeterli şüphe olmaksızın polisin keyfi olarak yaptığı aramalar hukuka aykırıdır.

  1. Eğer polisin hukuka aykırı bir işlem yaptığını düşünüyorsanız:
  • İşlem sırasında itirazına yönelik tutanak tutun ya da tutanağa “itirazı kayıt” ibaresini yazdırın.
  • Daha sonra Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunabilirsiniz.
  • Ayrıca İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne idari şikayet hakkınız vardır.

Unutmayın, hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, yargılama sürecinde geçersiz sayılır.

  1. Haklarınızı bilmek önemli olduğu kadar, bu hakları doğru şekilde kullanmak da önemlidir.
  • Polise karşı kaba ve saygısız davranışlardan kaçının.
  • Haklarınızı bilerek, güvenli ve sakin bir dille ifade edin.
  • İşlem sırasında belge veya tutanak düzenlenmesini talep edebilirsiniz.

Örnek: Polis arama yapmak istediğinde “Arama kararınız var mı?” sorusunu sormanız tamamen hakkınızdır.

Daha ayrıntılı bilgi almak ve bu konuda haklarınızı öğrenmek için alanında uzman bir avukata danışmanızı veya bizimle iletişime geçmenizi tavsiye ederiz

Yurdal Kılıçer \ Timeturk

© Timeturk

EPDK'dan Devrim Gibi TASLAK!

Şarj istasyonlarındaki çıldırtan kâbus döngüsüne EPDK, 'Dur' demek üzere! Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun hazırladığı Şarj Hizmeti Yönetmeliği taslağı, sadece bir mevzuat değişikliği taslağı değil; biz Elektrikli Araç ‘EA' kullanıcılarının yıllardır dillendirdiği sorunlara getirilecek kapsamlı bir çözüm paketi sinyali veriyor. Eğer bu taslak yasalaşırsa, hayatımız baştan sona değişecek!

ŞARJ FİYATLARI TARİHE KARIŞACAK MI?

Bakın, en sevdiğim kısımla başlayacağım: Esnek Fiyatlandırma İmkânı. Dürüst olalım, elektrikli araç kullanıcısı olmak güzel ama elektrik faturası can yakabiliyor. Eğer bu taslak olduğu gibi kabul edilirse, şirketler yoğunluğun azaldığı gece yarısı seanslarında veya rekabetin kızıştığı bölgelerde indirim yapabilecek. Bu, bize çayımızı yudumlayarak yarı fiyatına şarj etme fırsatı sunacak. Bu rekabet, bizim cüzdanımıza doğrudan yansıyacak; fiyatların düşüşünü izlemek, yeni bir EA sahibi olmak kadar heyecan verici olacak!

KREDİ KARTINI SALLA, ŞARJI KAP

Ama asıl devrim, sanırım hepimizin en çok istediği şeydi: Kredi Kartı Entegrasyonu Zorunluluğu Taslağı. Taslak yasalaşırsa, 1 Temmuz 2026'dan sonra otoyol ve devlet yollarındaki tüm hızlı şarj (DC) istasyonlarında en az bir adet pos cihazı bulunmak zorunda olacak. Artık 10 farklı şarj uygulamasını indirmeye, yüzlerce TL bakiye yüklemeye veya telefonunuzun çekmediği bir yerde arıza yaşamaya SON! Kartınızı sallayın, şarj edin, yolunuza devam edin. Basitlik ve kolaylık, eğer düzenleme onaylanırsa, altyapıya entegre edilecek.

%85 KURALI: BENCİLLİĞE GEÇİT YOK GELİYOR!

Peki ya tartışmalı madde? "Batarya %85'i geçtiyse şarj sonlandırılabilir." Ama gelin empati yapalım: O %15'i doldurmak için 20 dakika harcarken, arkada bekleyen ve acil yola devam etmesi gereken bir aile var. Bu kural, yasalaşırsa şebeke verimliliğinden çok, sosyal adaleti ve bekleme süresini azaltmayı amaçlayacak. Yoğun zamanlarda, %100 dolum lüksünden vazgeçerek, hepimizin yoluna devam etmesini sağlayan akıllıca bir düzenleme olacak. Artık şarj istasyonu kuyruğunda kimseyle göz göze gelip gerilmeyeceğiz.

EPDK'nın bu adımı, elektrikli araç kullanıcısının hayatını zorlaştıran tüm küçük engelleri temizlemeye odaklanmış. Elbette bu sadece bir taslak; sektör temsilcilerinin görüşleri alınacak ve son hali verilecek. Ancak şunu çok net görüyoruz: Kurum, elektrikli araç kullanıcılarını dinlemiş ve altyapı standartlarını yükseltmeye kararlı. Bu düzenleme, yasalaşırsa, sadece bizi rahatlatmakla kalmayacak; yeni kullanıcıların EA ailesine katılmasını hızlandıracak en büyük teşvik olacaktır. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…

Adem Eyüpoğlu \ Timeturk

© Timeturk

Kıbrıs'ın en sessiz çizgisi: Şehrin içindeki raysız koridor

Lefkoşa'nın Kaimakli tarafına kuzeyden baktığınızda, şehrin içinde tuhaf bir çizgi görürsünüz.

Bir tarafta evler, diğer tarafta duvarlar, dikenli teller, BM'nin sessiz nöbeti…
Ve onların arasında, yıllardır kimsenin adım atmadığı ince uzun bir boşluk.

Ne yol denir ona, ne sokak.
Ama baktığınızda hissedersiniz:
Sanki oradan bir zamanlar bir şey geçiyormuş da, sonra bir gün aniden kaybolmuş gibi.

İşte o iz, Kıbrıs'ın en sessiz ama en çok şey anlatan hatıralarından biri:
Kıbrıs Hükümet Demiryolu.

Bir zamanlar Mağusa'dan çıkıp Lefkoşa'nın ortasından geçen, oradan Morphou'ya kadar uzanan bir hat…
Adanın gerçekten “bir bütün” olduğu yılların omurgası.

Raylar 1905'te döşendiğinde, tren sadece yolcu değil, adanın ritmini taşıyordu.
Mağusa limanından çıkan yükler Lefkoşa'daki istasyondan geçer, batıya tıngır mıngır ilerlerdi.
Kıbrıs'ın doğusuyla batısını birleştiren tek nefesti o tren.

Sonra… Hayat sessizce bozulmaya başladı.

Demiryolu bir patlamayla kapanmadı.
Ne bir savaş sahnesi, ne dramatik bir çöküş…

Daha çok, zamanla küsen bir ilişki gibiydi.
Maliyetler arttı, kamyon taşımacılığı ucuzladı, tren eskiyip yorgunlaştı.
Ve 1951'de son sefer yapıldı.
Vagonlar boş döndü, istasyon kapandı.
Raylar iki yıl içinde sökülüp satıldı.

Kıbrıs'ın doğusunu batısına bağlayan o damar, bir sabah uyandığımızda artık yoktu.

Ama kimse o gün şunu fark etmedi:

Ada, ilk kez omurgasız kalıyordu.

Asıl kırılma yıllar sonra ortaya çıktı.

Rayların geçtiği o uzun koridor, trenin ölmesiyle sessiz bir “boşluk” hâline geldi.
Kaimakli'nin içinden Ayios Dhometios'a uzanan bölge, 60'ların siyasi gerilimlerinde gerilmeye, sıkışmaya, çevrelenmeye başladı.
Ve 1974'te, o boşluğun yakınında bu kez başka bir çizgi belirdi:
Yeşil Hat.

Demiryolu Yeşil Hat'ın tam üzerinden geçmiyordu, bu tarihsel olarak doğru olmaz.
Ama şehrin bölünmüşlüğü, farkında olmadan rayların bıraktığı o boşluğa yerleşti.

Bazen bir şehir, tam da ortasındaki “yokluklarla” bölünür.
Kıbrıs'ın merkezindeki bu ince yara, işte o yokluğun sonucudur.

Bugün Kuzey Lefkoşa'da durup karşıya baktığınızda, o eski koridor hâlâ oradadır.
Ray yok… Tren yok… Ama boşluk duruyor.
BM kontrol noktaları, yüksek duvarlar ve sınırın soğuk sessizliği arasında ince uzun bir hatıra gibi.

Bir zamanlar adayı birleştiren omurga, şimdi ikiye ayıran çizginin hemen gerisinde yatıyor.

Ve ister istemez şu soru düşüyor insanın aklına:

“Bir şehir, neden tam ortasında böyle bir boşluk bırakır?”

Bu boşluk sadece bir tren yolunun kaybolduğu yer değildir.
Adanın nasıl adım adım nefessiz kaldığının, yollarının, hatlarının, bağlarının nasıl koptuğunun sessiz kanıtıdır.

Tarih çoğu zaman coğrafyayı değil, coğrafyanın bıraktığı boşlukları takip eder.

Bugün Kıbrıs'ın geleceği hâlâ “hatlar” üzerinden tartışılıyor:

Enerji hatları…
Elektrik enterkonnekte projeleri…
Fiber optik geçişleri…
Limanların statüsü…
Doğalgaz rotaları…
Maraş'ın açılımı…
Ve bir türlü rayına girmeyen müzakereler…

Hepsi bir “hat” meselesi.
Ve her biri, rayları sökülen o eski omurganın yokluğuna çarpıyor.

Bir ülkenin demiryolu sadece vagon taşımaz.
Coğrafyayı birbirine bağlar.
Merkezle kıyı arasındaki bağı kurar.
Ritmini sağlar.

Kıbrıs o ritmi 1951'de kaybetti.
Ve biz bugün hâlâ o kaybın gölgesinde yaşıyoruz.

Kuzey'den baktığınızda karşı tarafta duran o boş çizgi, işte bu yüzden önemlidir:
Bir zamanlar bütün adayı birleştiren nefes, oradan geçiyordu.

Ve o nefes kesildiğinde, ada da yavaş yavaş bölünmeye başladı.

Aydoğan Yüce \ Timeturk

© Timeturk

İmam-ı Gazali'nin Penceresinden: Medya İçerikleri, Toplumsal Ahlak ve Ailenin Sessiz Dönüşümü

Modern dünyanın merkezine yerleşen ekranlar, algılarımızı, değerlerimizi ve aile hayatımızı şekillendiren güçlü kültürel aktörler hâline geldi. Bugün evlerimizin içinde, hatta zihinlerimizin derinliklerinde dolaşan medya içerikleri; İmam-ı Gazali'nin asırlar önce dikkat çektiği “günahın alenileşmesi” uyarısının ne kadar evrensel ve zamansız olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Sabah saatlerinde “aile danışmanlığı” iddiasıyla yayınlanan programlar, insanların topluma kötü örneklik teşkil edebilecek ilişkilerini birer seyirlik drama malzemesine dönüştürüyor. Akşam kuşağında ise sadakatsizlik, intikam, nikâhsız birliktelikler veya şiddet; özgürlük, güç ya da “normal” bir yaşam biçimi gibi sunularak genç zihinlerde gerçeklikle bağdaşmayan bir algı evreni oluşturuyor. Günün büyük bölümünde tüketilen bu içerikler, ilişkiler ve aile kavramı etrafında sağlıksız, yüzeysel ve çoğu zaman ahlaki çerçevesi aşınmış bir bakış üretmekte.

Elimizdeki veriler de bu dönüşümü tamamlayıcı bir tablo sunuyor. TÜİK'in son araştırmalarına göre:
• Ortalama ilk evlilik yaşı tarihî olarak en yüksek seviyelerde; kadınlarda 26, erkeklerde 28'in üzerine çıkmış durumda.
• Son 10 yılda evlenen çift sayısı belirgin biçimde azaldı.
• Boşanma oranları artış eğiliminde.
• Türkiye'nin doğurganlık oranı 1,51 seviyesine gerileyerek, nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1'in çok altına düştü.

Bu rakamlardan tek başına medyayı sorumlu tutamayız elbette; ancak aile kurumundaki çözülmenin, kültürel ve ekonomik dönüşümlerin yanı sıra ekranlarda üretilen “yeni normal”lerle de hızlandığını söyleyebiliriz. Çünkü medya, sadece yansıtan değil, aynı zamanda yönlendiren bir güçtür.

*Gazali'nin Aynasında Toplumsal Sorumluluk

İmam-ı Gazali, toplumun manevi direncini koruyan temel ilkelerden birinin “münkerin yayılmasını engellemek” olduğunu vurgular. Bu anlayışın pratik tezahürü, Hz. Peygamber'in şu uyarısında açıkça görülür:

“Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir.”
(Müslim, Îmân 78)

Yine Mâide Sûresi'nin 79. ayetinde şöyle buyrulur:
“Yaptıkları kötülüklerden birbirlerini vazgeçirmeye çalışmıyorlardı. İşte onların yapıp ettikleri ne kötüydü!”

Bu ayetler, toplumun aleni günahlara karşı sessiz kalmasının nasıl kolektif bir çürümeye yol açtığını açık biçimde ifade eder. Bugün ekranlarda reyting adına sergilenen, toplumsal değerlerle çatışan içerikler karşısında millet olarak takınmamız gereken tavır, ıslahı önceleyen bilinçli bir duruş olmalıdır.

Medya Ekosistemi: Sorun Çok Katmanlı, Çözüm de Öyle Olmalı

Modern medya; ekonomik, kültürel ve sosyal güçlerin kesiştiği geniş bir ekosistemdir. Dolayısıyla çözüm de tek başına sansür veya tepkiyle sınırlı olamaz. Daha sürdürülebilir adımlar mümkündür:
• RTÜK şikâyet mekanizmalarının bilinçli ve etkin şekilde kullanılması, içerik üreticileri üzerinde toplumsal baskı oluşturabilir.
• Medya okuryazarlığı eğitimleri, çocukların ve gençlerin pasif tüketiciler değil, bilinçli izleyiciler olmasını sağlar.
• Reklam verenlerin tercihleri toplum baskısıyla yönlendirilebilir; şirketler kamuoyu duyarlılığını dikkate almak zorundadır.
• Aile ve değer odaklı nitelikli yapımların desteklenmesi, sektörde dengeleyici bir rol oynar.
• Aile içi iletişimin güçlendirilmesi, çocukların kontrolsüz ekran maruziyetini azaltır.

Bu adımlar, hem sosyolojik hem de manevi bakımdan toplumu daha sağlam bir zemine taşır.

Aile: Toplumun Sessiz Sığınağı

Bir toplumun manevi direnci, en çok aile kurumunun sağlığıyla ölçülür. Ekranlarda günahın, şiddetin ve sadakatsizliğin normalleştirilmesi; bu sığınağın duvarlarında görünmez çatlaklar açmaktadır. Toplumu ifsat eden içeriklere karşı, izleyicilerden devlet kurumlarına kadar herkesin sorumluluğu vardır.

Bu sorumluluğun adı: bilinçtir, iyiliktir, ıslahtır.
Düşmanlık değil; yapıcı bir duruş, toplumsal bir uyanıştır.

Allah Teâlâ'dan ailelerimizi, çocuklarımızı ve toplumumuzu her türlü fitne ve zararlı etkiden muhafaza etmesini niyaz ederiz.
Âmin.

Nuray Canan Songür \ Timeturk

© Timeturk

14 daireli binanın zeminindeki çökme korkuttu

Derviş Ali Mahallesi Draman Cami Sokak'taki 4 katlı binanın bodrum katında meydana gelen olayda, iddiaya göre, dairenin salonunda bulunan zeminin yaklaşık 2 metrelik bölümü bilinmeyen bir nedenle çöktü. Çökme sırasında panik yaşayan ev sahibi durumu itfaiye ve belediye ekiplerine bildirdi.

Binanın içinde toplam 14 dairenin bulunduğu öğrenildi. Dairenin salonunda meydana gelen çökmenin nedeni, belediye ekipleri tarafından yapılacak teknik incelemenin ardından belli olacak.

'OTURDUĞUM YERİN ZEMİNİ TOPRAKMIŞ'

Ev sahibi Havva Öztekin, "Dün gece evin tabanı yarım metre aşağı çöktü. Benim evde yürüdüğüm yer, toprak üstüymüş. Korktuk haliyle, evde yürürken bir anda ayağım aşağı indi. Ben 7 yaşından beri bu binadayım. Burasının zemininin toprak olduğunu bilmiyordum. Benim oturduğum yerin zemini toprakmış. Yan tarafımızda 7-8 sene önce yıkılan bir bina vardı. Orası yıkıldıktan sonra zemin alttan su aldı benim tahminim. Alttan su geliyordu, ben oraya bir şeyler yapıştırdım. Benim korkum eğer toprağın üzerine kolon yaptıysa müteahhit, bina olduğu gibi çökebilir. Sabah herkesi ayağa kaldırdım" dedi.

DHA

© Timeturk

Fatih'te 4 katlı binanın bodrum katındaki dairenin zemininde bilinmeyen bir nedenle meydana gelen çökme binada yaşayan kişileri korkuttu. Zeminin çökme nedeni belediye ekipleri tarafından yapılacak teknik incelemelerin ardından belli olacak.

Boşanma davalarında herkesin doğru sandığı 5 büyük yanlış

Buna rağmen, toplumda bu davalara ilişkin doğru sanılan pek çok yanlış bilgi bulunmaktadır. Özellikle sosyal medya paylaşımları ve kulaktan dolma söylemler, tarafların hukuki sürece hatalı beklentilerle yaklaşmasına neden olmaktadır.

Uygulamada bu yanlış kabuller, davaların uzamasına ve telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Boşanma davalarında en sık karşılaşılan yanlış algılar şu şekilde özetlenebilir:

“Kadının Beyanı Esastır” Yanılgısı

Toplumda yaygın olarak kabul edilen inanışlardan biri, boşanma davalarında kadının beyanının tek başına yeterli olduğu düşüncesidir. Oysa Türk hukuk sisteminde esas olan, iddiaların ispat edilmesidir. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, ileri sürülen vakıaların tanık beyanları, yazılı belgeler, mesaj kayıtları veya resmi raporlarla desteklenmesi gerekir. Salt beyana dayalı iddialar, kural olarak mahkeme tarafından hükme esas alınmaz.

“Ev Kimin Üzerineyse Onundur” İnancı

Bir diğer yaygın yanlış, evlilik içinde edinilen taşınmazın tapuda kimin adına kayıtlıysa ona ait olacağı düşüncesidir. Oysa 2002 yılından sonra yapılan evliliklerde geçerli olan edinilmiş mallara katılma rejimine göre, evlilik süresince edinilen mallar kural olarak paylaşıma tabidir. Tapunun tek bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin bu mal üzerinde hak iddia edemeyeceği anlamına gelmez.

“Mesajlaşma Tek Başına Aldatma Sayılır” Düşüncesi

Sosyal medya yazışmaları ve telefon mesajları, boşanma davalarında sıklıkla gündeme gelmektedir. Ancak her mesajlaşma hukuken aldatma olarak kabul edilmez. Yargı uygulamasında, mesajların içeriği, sürekliliği ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilir. Basit veya sınırlı yazışmalar, tek başına zina ya da ağır kusur sayılmamaktadır.

“Anlaşmalı Boşanma Her Zaman Sorunsuzdur” Algısı

Anlaşmalı boşanma davaları genellikle kısa sürede sonuçlanabilse de, bu durum her zaman sorunsuz bir süreç yaşanacağı anlamına gelmez. Özellikle nafaka, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri protokolde açık ve net biçimde düzenlenmediğinde, taraflar ilerleyen yıllarda ciddi uyuşmazlıklarla karşılaşabilmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolü, yalnızca boşanma iradesini değil, boşanmanın tüm hukuki sonuçlarını da kapsayan bağlayıcı bir metindir.

“Boşanma Avukatı Diye Bir Ayrım Yoktur” Yanılgısı

Toplumda özellikle büyük şehirlerde dava yoğunluğunun artmasına bağlı olarak, “boşanma avukatı” kavramının hukuken ayrı bir meslek dalı olduğu yönünde bir algı oluştuğu görülmektedir. Halk arasında sıkça kullanılan
boşanma avukatı Ankara
gibi ifadeler, bu algının bir sonucu olmakla birlikte; Toplumda özellikle büyük şehirlerde boşanma davalarının yoğunluğu nedeniyle, “boşanma avukatı” kavramının hukuken ayrı bir meslek dalı olduğu yönünde bir algı oluştuğu görülmektedir. Oysa Avukatlık Kanunu'nda avukatlar arasında dava türlerine göre bir ayrım bulunmamaktadır.

Boşanma davalarına ilişkin yanlış kabuller, çoğu zaman tarafların hukuki süreci hatalı değerlendirmesine neden olmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde dava sayısının fazlalığı, “boşanma avukatı” kavramının hukuken ayrı bir uzmanlık alanı olduğu yönünde bir algı yaratmaktadır. Oysa Avukatlık Kanunu'nda avukatlar arasında dava türlerine göre bir ayrım bulunmamaktadır. Halk arasında kullanılan boşanma avukatı Ankara gibi ifadeler, hukuki bir unvanı değil; büyük şehirlerde aile hukuku alanında yoğun şekilde boşanma davalarıyla ilgilenen avukatlara yönelik fiilî bir tanımlamayı ifade etmektedir. Bu nedenle boşanma sürecine ilişkin kavramların hukuki karşılığının doğru anlaşılması, sürecin sağlıklı değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Reklamdır.

© Timeturk

Boşanma davaları, yalnızca evlilik birliğinin sona ermesiyle sınırlı olmayıp; nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat gibi birçok hukuki sonucu beraberinde getiren karmaşık süreçlerdir.

Vize Başvuru

Turistik geziler, iş seyahatleri, eğitim planları veya aile ziyaretleri gibi farklı amaçlarla yapılan yurt dışı yolculuklarında, vize işlemlerinin doğru şekilde yürütülmesi sürecin sorunsuz ilerlemesini sağlar. Yanlış ya da eksik yapılan başvurular, hem zaman kaybına hem de seyahat planlarının iptaline neden olabilir. Bu noktada Long Vize, vize başvurularında sunduğu profesyonel danışmanlık hizmetleriyle güvenilir bir çözüm ortağı olarak öne çıkmaktadır.

Vize başvuruları, seyahat edilecek ülkenin konsolosluğu veya yetkilendirilmiş vize başvuru merkezleri tarafından belirlenen prosedürlere göre yapılır. Her ülkenin vize politikası, başvuru şartları ve talep ettiği belgeler farklılık gösterebilir. Ancak genel olarak pasaport, biyometrik fotoğraf, seyahat sağlık sigortası, ulaşım ve konaklama bilgileri ile finansal durumu gösteren evraklar başvuru dosyasının temel unsurlarını oluşturur. Belgelerin güncel, eksiksiz ve birbiriyle uyumlu olması, değerlendirme sürecinde büyük önem taşır.

Vize Randevu İşlemleri

Vize randevu işlemleri, vize başvuru sürecinin planlama aşamasını oluşturur ve birçok ülke için zorunlu bir adımdır. Günümüzde vize başvurularının büyük bölümü randevu sistemi üzerinden kabul edilmektedir. Bu nedenle randevu tarihinin doğru belirlenmesi ve randevu gününe kadar tüm belgelerin eksiksiz hazırlanması gerekir. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde randevu bulmak zorlaştığı için erken planlama önemli bir avantaj sağlar.

Long Vize, vize randevu işlemleri konusunda başvuru sahiplerine kapsamlı destek sunar. Randevu sistemine doğru bilgilerle giriş yapılması, başvuru türüne uygun merkez seçimi ve randevu öncesi evrak kontrolü profesyonel bir yaklaşımla gerçekleştirilir. Böylece başvuru sahipleri süreci daha hızlı ve stressiz bir şekilde tamamlayabilir.

Randevu günü biyometrik veri kaydı, parmak izi alınması ve evrak teslimi gibi işlemler yapılır. Bu aşamada yapılabilecek küçük hatalar bile sürecin uzamasına veya başvurunun olumsuz sonuçlanmasına neden olabilir. Bu nedenle randevu öncesi hazırlıkların titizlikle yapılması büyük önem taşır.

Schengen Vizesi Hakkında Detaylı Bilgiler

Schengen Vizesi, Avrupa'da yer alan birçok ülkeye tek bir vize ile seyahat etme imkânı sunan ve en çok tercih edilen vize türlerinden biridir. Kısa süreli seyahatler için verilen bu vize; turistik geziler, iş toplantıları, fuar katılımları veya aile ziyaretleri amacıyla alınabilir. Schengen bölgesine dahil ülkeler, başvuruları ortak değerlendirme kriterleri doğrultusunda inceler.

Schengen vizesi başvurularında seyahat amacının net bir şekilde belirtilmesi büyük önem taşır. Sunulan belgelerin, başvuru sahibinin seyahat planını ve geri dönüş niyetini açıkça desteklemesi gerekir. Ayrıca düzenli gelir durumu, çalışma bilgileri ve ülkeye bağlayıcı unsurlar değerlendirme sürecinde dikkate alınır. Long Vize, Schengen vizesi başvurularında sahip olduğu deneyimle başvuru dosyasının güçlü ve ikna edici şekilde hazırlanmasına yardımcı olur.

Schengen vizesi değerlendirme süresi, başvurunun yapıldığı ülkeye ve dönemsel yoğunluğa göre değişiklik gösterebilir. Bu süreçte başvuru sahibinden ek evrak talep edilebilir veya mülakata çağrılabilir. Sürecin her aşamasında doğru bilgilendirme almak, belirsizliklerin önüne geçilmesini sağlar.

Vize Başvurularında Profesyonel Danışmanlığın Önemi

Vize başvurularında yaşanan olumsuzlukların büyük bir bölümü bilgi eksikliği, yanlış yönlendirme veya hatalı evrak sunumundan kaynaklanmaktadır. Yanlış vize türüne başvurmak, eksik belge sunmak ya da başvuru formunda yapılan küçük hatalar dahi başvurunun reddedilmesine neden olabilir. Bu nedenle profesyonel vize danışmanlığı, başvurunun başarı oranını artıran önemli bir unsurdur.

Long Vize, her başvuruyu başvuru sahibinin seyahat amacı, mesleki durumu ve kişisel koşullarına göre değerlendirir. Kişiye özel hazırlanan başvuru dosyaları sayesinde süreç daha kontrollü ve güvenilir şekilde ilerler. Şeffaf iletişim, düzenli bilgilendirme ve süreç takibi, sunulan danışmanlık hizmetinin temelini oluşturur.

Vize başvuru süreci doğru planlama ve uzman desteğiyle yönetildiğinde karmaşık olmaktan çıkar. Vize randevu işlemleri ve Schengen vizesi gibi kritik aşamalarda profesyonel destek almak, hem zaman kaybını önler hem de başvurunun olumlu sonuçlanma ihtimalini artırır. Long Vize, güvenilir hizmet anlayışıyla vize başvurularında tercih edilen danışmanlık firmalarından biri olmaya devam etmektedir.

Reklamdır.

© Timeturk

Yurt dışına çıkmayı planlayan bireyler için vize başvuru süreci, seyahatin en önemli ve dikkat edilmesi gereken aşamalarından biridir.

HAYDER'den Kasım Mesaisi: Türkiye'de Binlerce Haneye Destek, Gazze ve Afrika'da Kardeşlik Köprüleri

HAYDER, kasım ayına ait faaliyet özetini kamuoyuyla paylaştı. Rakamlar, derneğin hem yurt içinde hane bazlı sosyal destek çalışmalarına devam ettiğini, hem de yurt dışında kriz bölgelerinde düzenli gıda, su temini ve eğitim faaliyetlerine odaklandığını ortaya koyuyor.

www.ahmetyesevi.org.tr ile @ahmetyesevider sosyal medya hesaplarından yapılan bilgilendirmeye göre, Türkiye'de dar gelirli ailelere ve öğrencilere yönelik yardım programlarını kasım ayında da sürdüren HAYDER; Gazze'de her gün sıcak yemek dağıtımı, Suriye'de yetimlere düzenli eğitim ve temel gıda desteği, Yemen ve Sudan'da kumanya çalışmaları ve Mali'de artezyen su kuyuları ile çok yönlü bir insanî yardım yaklaşımını eş zamanlı olarak yürüttüğünü ortaya koydu.

ev-ziyareti-kasim


Türkiye'de 2.139 Haneye Ulaşan Destek
Kasım ayında İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli'de aralarında 50 Doğu Türkistanlı ailenin de yer aldığı 2.139 haneye temel gıda desteği ulaştıran HAYDER; bu kapsamda 1.234 aileye bir aylık mutfak ihtiyacını karşılayan Yesevi Kumanyası, 905 aileye ise hediye alışveriş kartı desteğinde bulunduğunu açıkladı. Bu çalışmalardan toplamda yaklaşık 10.700 kişinin faydalandığı bildirildi.

İstanbul'da ayrıca 1.234 ihtiyaç sahibi haneye, peynir, zeytin ve yumurtadan oluşan kahvaltılık paketleri ikram edilerek, geçim sıkıntısı yaşayan evlere kahvaltı desteği sağlandı.

kolaj-kasim


Sobalar Kuruldu, Evler Ziyaret Edildi
HAYDER ekipleri tarafından yapılan ev ziyaretleri sonucunda; İstanbul'da 50, Ankara'da 15, Bursa'da 3 olmak üzere toplam 68 haneye soba kurulumu gerçekleştirilerek kış öncesi ısınma desteği sağlandı.

Kasım ayı boyunca HAYDER temsilciliklerinin bulunduğu beş ilde toplam 168 hane daha yerinde ziyaret edilerek yaşam koşulları incelendi, uygun görülen ailelere ilk aşamada Yesevi Kumanyası veya hediye kart desteği ulaştırıldı.

894 Burs Ödemesi, 2,2 Milyonu Aşan Eğitim Desteği
İhtiyaç sahibi başarılı lise ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra, İslâmî ilimlerde tahsilini ilerleten hocaefendilere, İlahiyat ve imam hatip bölümü okuyan öğrencilere olan desteğini, yıllardır eğitim burslarıyla kesintisiz ve kararlı şekilde sürdüren HAYDER; 2025-2026 eğitim öğretim sezonu boyunca aylık 2.500 TL olarak belirlenen burslarıyla kasım ayında 894 burs ödemesi yapıldığını duyurdu.

soba-kasim

Böylece ilim talebeleri ve başarılı öğrenciler için ayrılan eğitim desteğinin 2 milyon 235 bin TL'yi aştığı kaydedildi.

“HAYDER Yetime Yeter” programı çerçevesinde ise 374 yetim çocuğun ailesine toplam 691 bin 500 TL nakdi destek ulaştırıldı.

Engelli, yaşlı ve çalışamaz durumda olan 24 kişiye, kira, ilaç ve fatura gibi temel ihtiyaçlar için 46 bin 250 TL nakdi destek sağlandı.

HAYDER Yesevi Aşevlerinde 151.412 Öğün Sıcak Yemek
İstanbul ve Bursa'daki HAYDER Yesevi Aşevlerinde kasım ayında 151.412 öğün sıcak yemek hazırlandı; yemekler ilim talebeleriyle ihtiyaç sahiplerinin sofralarına ulaştırıldı.

Bağışçı vekaletleriyle kesilen 77 hisse adak, akika ve şükür kurbanının etleri, yine aşevlerinde değerlendirilerek on binlerce sofraya ikram edildi.

Ay boyunca gerçekleşen çeşitli sohbet ve programlarda ise toplam 1.250 kişilik etli pilav ve çorba ikramı yapıldı.

Sohbetler, Yayınlar ve İlim Hizmetleri
Kasım ayı boyunca HAYDER Kültür Merkezi ve temsilciliklerde düzenlenen 55 sohbet programına, hanım ve erkek 17 bini aşkın gönül dostunun katıldığı belirtilirken; HAYDER TV Youtube kanalı üzerinden birbirinden kıymetli sohbetlerin canlı yayınlarının gerçekleştiği de belirtildi.

HAYDER Şeref Başkanı Cübbeli Ahmet Hocaefendi'nin 44 arşiv sohbeti tasnif edilirken, 12 kısa sohbeti de yabancı dillere tercüme edilerek İslâmi bilgiye uluslararası erişim güçlendirildi.

Ayrıca, HAYDER bünyesinde hizmet veren Mahmûd Efendi Hazretleri İlmî Araştırma Merkezi | MEFHAR onaylı 8 farklı eserden oluşan 1.123 İslami kaynak, dernek temsilcilikler, üzerinden ilim talebelerine ve Kur'an kurslarına ücretsiz olarak ulaştırıldı.

Gazze'de 300 Bin Öğün Sıcak Yemek
HAYDER'in yurt dışı faaliyetleri kapsamında, Gazze'de 2 yılı aşkın süredir devam eden sıcak yemek desteği kasım ayında da kesintisiz sürdü. HAYDER tarafından her gün 10 bin kişilik yemek dağıtımı yapılırken, ay sonunda toplam sayı 300 bin öğüne ulaştı.

Suriye, Yemen, Sudan ve Mali: Birçok Cephede Eş Zamanlı Çalışma
Suriye'nin İdlib bölgesindeki iki ayrı Hoca Ahmet Yesevi Yetim Okulunda eğitim gören 560 öğrencinin kasım ayı eğitim giderlerinin tamamı karşılandı. Öğrencilerin bulunduğu 483 haneye de Yesevi Kumanyaları ulaştırılarak bir aylık temel gıda ihtiyaçları temin edildi.

Yemen'in Taiz ve Marib şehirlerinde, bölgesel gıda alışkanlıklarına uygun olarak hazırlanan; 15 kilo un, 5 kilo pirinç, 5 kilo şeker ve 1,5 litre sıvı yağdan oluşan 1.000 Yesevi Kumanyası dağıtıldı. Çalışmalarla 5.000 Yemenli Müslümanın bir aylık temel gıda ihtiyacı karşılandı.

Sudan'da şiddetlenen çatışmalar ve derinleşen insânî kriz ortamında; ülkenin Darfur ve Kurdufan bölgelerinden başkent Hartum'a sığınan 1.000 aileye; 5 kilo un, 5 kilo şeker, 3 kilo mercimek ve 2 litre sıvı yağdan oluşan 1.000 kumanya dağıtılarak 5.000 Sudanlı mazluma acil temel gıda desteği verildiği bildirildi.


Batı Afrika'nın denize kıyısı olmayan ülkesi Mali'de ise “İyilik Susarsa, Afrika Susar!” çağrısıyla 3 yeni artezyen su kuyusu hizmete açıldı. Proje ile nüfusunun önemli bölümü genç olan kurak bölgelerde yaklaşık 15 bin kişinin daha temiz, güvenli ve sürekli suya erişiminin sağlandığı ifade edildi.

Nerede bir ihtiyaç sahibi Müslüman varsa, Yesevi merhametiyle orada olma gayesine göre hareket eden HAYDER'in kasım ayı tablo­su; derneğin hem yurt içinde düzenli ve kurumsal sosyal yardım programlarını sürdürdüğünü, hem de ümmet coğrafyasının farklı noktalarında gıda, eğitim ve temiz su odaklı projelerini aynı anda yürüttüğünü gösteriyor.

© Timeturk

Hoca Ahmet Yesevi Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (HAYDER), kasım ayında da Türkiye'de sosyal yardım ve aşevi hizmetlerini sürdürürken; Gazze, Suriye, Yemen, Sudan ve Mali'de yürüttüğü çalışmalarla on binlerce ihtiyaç sahibi Müslüman acil gıda, temiz su, eğitim ve temel yaşam desteği ulaştırdı.

10 Aralık İnsan Hakları Günü'nde STK'lardan ortak basın açıklaması

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebetiyle düzenlenen basın toplantısı, İHH'nın Fatih'teki Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. Basın açıklamasına; İHH, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD), Mülteci Dernekleri Federasyonu (MÜLDEF), Mazlumder, Özgür-Der ve Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (East Turkistan Human Rights Watch Association – ETHR) kuruluşları destek verdi. Toplantıda, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri tarafından konuşmalar yapıldı.

“Dünyanın dört bir yanında katliamlar yaşanıyor”

Kurumlar adına basın açıklamasını Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) Başkanı Av. Abdullah Resul Demir okudu. Yapılan açıklamada; Filistin'de, Sudan'da, Doğu Türkistan'da, Arakan'da, Yemen'de, Kongo'da, Kırım'da ve dünyanın dört bir yanında eş zamanlı olarak asimilasyon, emek sömürüsü, zorla yerinden etmeler, kitlesel katliamlar, sistematik hak ihlalleri ve soykırım politikalarının yaşandığı belirtildi.

“Haklar sistematik biçimde gasp ediliyor”

Açıklamada, “Gazze ve Batı Şeria'da soykırım, kuşatma ve bombardıman altında açlığa ve susuzluğa mahkûm edilen, göçe zorlanan Filistinliler; bölgesel güçlerin taşeron silahlı grupların kurbanı olan ve iç savaş, etnik temizlik ile kitlesel göçle parçalanan Sudan halkı; zorla çalıştırma, kitlesel gözaltılar ve kültürel asimilasyon politikalarıyla gündelik hayatın en temel güvencelerinden yoksun bırakılan Uygurlar; Kongo'da doğal kaynak sömürüsü, silahlı çatışmalar ve cinsel şiddet sarmalında yaşamaya zorlanan milyonlar ve yıllardır süren savaş, abluka ile salgın hastalıkların pençesindeki Yemen halkının yaşadıkları, hakların nasıl sistematik bir biçimde gasp edildiğinin en somut örnekleri olarak karşımızda durmaktadır” denildi.

Hak ihlallerine verilen tepkiler failin kimliğine göre değişmemeli

Açıklama şöyle devam etti: “Bugün, yukarıda bahsi geçen coğrafyalarda yaşanan ağır insan hakları ihlalleri, insanlık suçları ve savaş suçları karşısında Batı'nın ve İslam dünyasının sergilediği sessizlik, gecikmiş tepkiler ya da faili güçlü olan aktörlere yönelik “ölçülü” eleştiriler; insan hakları dilinin evrensel bir adalet çağrısı olmaktan çıkarılarak jeopolitik çıkarların bir uzantısına dönüştürüldüğünü göstermektedir. Filistin, Sudan, Doğu Türkistan, Arakan, Yemen, Kongo ve Kırım gibi coğrafyalarda yaşanan kitlesel hak ihlallerine verilen tepkilerin; failin kimliğine ve kurulan ittifak ilişkilerine göre değişiklik göstermesi, insan hakları normlarının inandırıcılığını aşındırmakla kalmamakta; aynı zamanda mağdurların adalet duygusunu zedeleyerek küresel düzeyde derin bir güvensizlik üretmektedir” ifadeleri kullanıldı.

“Bağımsız soruşturma mekanizmaları işletilmeli”

İslam dünyasına ve uluslararası topluma insan hakları yükümlülüklerinin hatırlatıldığı açıklamada, “İslam ülkelerinden beklentimiz; bir yandan kendi sınırları içinde ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, mülteci ve göçmen hakları gibi alanlarda uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu politikalar benimserken, diğer yandan dış politikalarında Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Kongo ve Doğu Türkistan'a uzanan coğrafyalarda hukuk dışı uygulamalara karşı açık, tutarlı ve ilkeli bir tutum sergilemeleridir. Uluslararası topluma düşen ise; sivillerin korunmasını ve insan haklarını merkeze alan, savaş suçları ve ağır ihlaller karşısında yaptırım, diplomatik baskı, silah satışlarının sınırlandırılması ve bağımsız soruşturma mekanizmalarının işletilmesi gibi somut araçları devreye sokan bir irade ortaya koymaktır” denildi.

Açıklama, “Dünyadaki tüm siyasi aktörleri, kurumları ve uluslararası yapıları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin evrensellik iddiasını çifte standartların dar hesaplarına teslim etmeden, adalet, hesap verebilirlik ve insani koruma mekanizmalarını güçlendirecek somut adımlar atmaya davet ediyoruz” ifadeleriyle son buldu.

“İnsan hakları beyannamesi sahaya yansıtılmalı”

Yapılan basın açıklamasının ardından imzacı kurum temsilcileri söz aldı. İHH Yönetim Kurulu Üyesi Reşat Başer, Birleşmiş Milletlerin tozlu raflara kaldırdığı İnsan Hakları Beyannamesi'ni sahaya yansıtması gerektiğinin altını çizdi. Başer, “Artık acıların tarif edilemez bir biçimde yaşandığı bir süreç içerisinde bunun ivedilikle uygulanabilir hale getirilmesi gerekiyor. Yalnızlığa terk edilen Filistin-Gazze, acısını bile paylaşamayan Doğu Türkistan, sesini duyuramayan Arakan, Sudan ve Yemen gibi onlarca ülkeden bahsediyoruz. Güzel açıklamaların, güzel paylaşımların olduğu bu 10 Aralık gününde artık sahada insan haklarının gerektirdiği uygulamaların varlığını görmemiz gerekiyor. Özellikle İslam coğrafyasından istediğimiz şey şu, bu acıların artık bitmesi gerekiyor. Bunun için ivedilikle harekete geçilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

“Geri gönderme merkezlerinin takibi çok önemli”

İnsan hakları mekanizmalarının ve insan hakları söyleminin büyük oranda ezildiği bir dönemden geçildiğini belirten Mazlum-Der Genel Başkanı Av. Kaya Kartal ise, “Gazze'de yaşanan soykırım süreci ve hatta ateşkes adı altında yürütülen süreçten sonra yaşanan katliamlar bu mekanizmaları da bu söylemi de sorgulanır hale getirdi. Bugün burada imzacı kurumların çoğu Türkiye'ye sığınan insanların oluşturduğu veya bu insanlarla birlikte mücadele eden kurumlar. Biz Anadolu coğrafyasının tıpkı geçmişte olduğu gibi buraya sığınanlar açısından güvenli bir yuva, izzetli, şerefli ve aileleriyle birlikte rahat bir şekilde yaşayabilecekleri bir yuva olmasını arzu ediyoruz. Geri gönderme yasağı bu anlamda çok önemli. Geri gönderme merkezlerinin takibi bu açıdan çok önemli. Türkiye'ye sığınan bir Doğu Türkistanlı, bir Özbek ya da bir Afrikalının, buradan eman bekleyen bir insanın burada yaşayamaz hale gelip Amerika'ya ya da Avrupa'nın herhangi bir ülkesine gitmek zorunda bırakılması bizi üzüyor. Buna imkân vermeyecek bir mekanizma oluşturulması duasıyla bugünü anmak istedim” dedi.

“Dünyada insan hakları ihlalleri daha da yoğunlaştı”

Özgür-Der Genel Sekreteri Musa Üzer de, “Evrensel olarak ifade edilen insan hakları perspektifinin 2. Dünya Savaşı sonrasında galip devletler tarafından belirlendiğini ve beyaz insanın esas alınarak ortaya konulduğunu ifade etmemiz lazım. Dolayısıyla evrensel insan hakları denilen şeyin her yerde karşımıza çıktığı gibi çifte standarda ve eksik paradigmaya dayanmaktadır” şeklinde konuştu.

Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) Başkanı Abdureşid Eminhacı ise “Doğu Türkistan, Filistin, Sudan, Kongo, Arakan gibi halklar için 10 Aralık, ne kadar insan hakları ihlallerinin olduğunu, ne kadar insanın öldürüldüğünü, ne kadar insanın tutsak edildiğini söylediğimiz bir gün haline gelmiştir. Dünyada insan hakları ihlallerinin daha da yoğunlaştığı ve umursanmadığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde Türkiye'nin devlet olarak, toplum olarak ve sivil toplum kuruluşları olarak insan haklarının ve onurunun korunmasıyla ilgili bir duruş sergilemesi ve bu konuda çalışmalar yürütmesi çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

Basın açıklaması yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

© Timeturk

İHH'nın da aralarında bulunduğu sivil toplum kuruluşları tarafından, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nde dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla basın açıklaması düzenlendi.

Trump'tan kritik barış açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, Tayland Başbakanı Anutin Charnvirakul ve Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile yaptığı telefon görüşmesinde tarafların tüm çatışmaları durdurmayı kabul ettiğini duyurdu. Trump, görüşmenin verimli geçtiğini belirterek, iki ülkenin orijinal barış anlaşmasına geri dönmeyi kabul ettiğini açıkladı.

Trump, Tayland ve Kamboçya arasındaki gerilimin sürdüğü dönemde gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, her iki tarafın bu akşam itibarıyla çatışmaları durdurmayı kabul ettiğini ifade etti. ABD Başkanı, kendisi ve Malezya Başbakanı Enver İbrahim'in yardımıyla daha önce imzalanan barış anlaşmasına geri dönülmesi konusunda mutabakata varıldığını söyledi. Trump, Kamboçya sınırındaki mayın patlamasında çok sayıda Tayland askerinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını, patlamanın bir kaza olduğunu aktardı. Açıklamasında, Tayland'ın buna rağmen sert misilleme yaptığını, ancak iki ülkenin barışa ve ABD ile ticarete devam etmeye hazır olduğunu dile getirdi. Trump, Anutin ve Hun ile birlikte çalışarak büyük bir savaşa dönüşebilecek bir sorunu çözmekten onur duyduğunu kaydetti.

Tayland ile Kamboçya birlikleri, 20. yüzyılın başında çizilen yaklaşık 817 kilometrelik kara sınırındaki egemenlik tartışmaları nedeniyle yıllardır karşı karşıya geliyor. Son olarak temmuz ayında tırmanan gerilim, 5 gün süren şiddetli çatışmalara dönüşmüş ve her iki taraftan en az 48 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti. Olaylardan 300 binden fazla sivilin etkilendiği açıklanmış, çatışmaların ardından tarafların başbakanları Malezya'da düzenlenen ASEAN Zirvesi'nde bir araya gelmişti. Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da katılımıyla ateşkes anlaşması imzalanmıştı. Ancak ateşkes sonrası sınır hattında görev yapan Tayland askerlerinin defalarca mayınlara basarak yaralanması ve bu mayınlardan Kamboçya'nın sorumlu tutulması üzerine Tayland, geçen ay ateşkesin uygulanmasını askıya aldığını duyurmuştu. Son çatışmalarda ise 22 kişinin hayatını kaybettiği aktarıldı.

İHA

© Timeturk

Trump, Tayland ve Kamboçya liderleriyle yaptığı telefon görüşmesinde iki tarafın tüm çatışmaları durdurmayı kabul ettiğini açıkladı.

Gazze kararı BM'de kabul edildi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yapılan oylamada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımların ulaştırılmasına tamamen izin vermesine yönelik karar tasarısı 139 oyla kabul edildi. Kararda, İsrail'in BM operasyonlarını engellememesi ve uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi talep edildi.

BM Genel Kurulu'nda Norveç'in 13 ülkenin desteğiyle sunduğu ve “BM sisteminin güçlendirilmesi” başlığını taşıyan karar tasarısı oylamaya sunuldu. Oylama sonucunda 139 ülke “evet”, aralarında İsrail ile ABD'nin de bulunduğu 12 ülke “hayır”, 19 ülke ise çekimser oy kullandı. Tasarıda, İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardımların ulaştırılmasına tamamen izin vermesi gerektiği belirtilirken, BM operasyonlarının engellenmemesi ve uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi talep edildi.

Kararda ayrıca Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD), 2 Ekim 2025 tarihli, İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarındaki yükümlülüklerine ilişkin danışma görüşü memnuniyetle karşılandı. Gazze'de insani yardım faaliyetlerinde kritik rol üstlenen Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) Gazze Şeridi'ndeki operasyonlarının vazgeçilmez nitelikte olduğu ifade edildi.

UNRWA Genel Komiseri Philippe Lazzarini, oylama sonrası yaptığı açıklamada, BM Genel Kurulu'nun aldığı karar ile Hamas'ın UNRWA'ya sızdığı iddiaları ve ajansın tarafsız olmadığı yönündeki suçlamaların asılsız olduğunu belirten UAD kararının güçlü şekilde desteklendiğini söyledi. Lazzarini, uluslararası toplumun ezici çoğunluğunun UNRWA'ya verdiği desteğin bu oylama ile ortaya konduğunu ifade etti. Lazzarini, UAD'nin de vurguladığı gibi UNRWA'nın işgal altındaki Filistin topraklarında insani yardım alanında kilit bir aktör olduğunu ve çalışmalarının engellenmesi yerine kolaylaştırılması gerektiğini dile getirdi. Açıklamasında, üye devletleri Gazze'deki ağır insani koşullara müdahale etme ve kritik öneme sahip halk sağlığı ile eğitim hizmetlerini genişletme çabalarını desteklemeye çağırdı.

İHA

© Timeturk

BM Genel Kurulu, İsrail'in Gazze'ye insani yardımlara tamamen izin vermesini talep eden karar tasarısını 139 oyla kabul etti.

Hamas: Devlet kurulmadan silah bırakmayız

Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) Gazze Şeridi'ne gelecek yılın başlarında konuşlandırılmasının planlandığı açıklandı. ABD'nin barış planı kapsamında kurulacak çok uluslu gücün Birleşmiş Milletler yetkisiyle görev yapacağı, yapı, kapsam, angajman kuralları ve konuşlanma alanlarına ilişkin hazırlıkların sürdüğü bildirildi. ABD'li yetkililer, gücün Hamas'la savaşmayacağını ve güvenliği tesis etmeye yönelik faaliyetler yürüteceğini belirtti.

GAZZE'DE ISF KONUŞLANMASI İÇİN GERİ SAYIM

ABD'li iki yetkili, ISF'nin gelecek ay gibi erken bir tarihte Gazze'ye konuşlandırılabileceğini açıkladı. Çok sayıda ülkenin güce katkı sağlamaya hazır olduğunu belirten yetkililer, ISF'nin başına bir ABD'li general getirilmesinin değerlendirildiğini ancak henüz kesinleşmediğini aktardı. ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planının ikinci aşamasını oluşturan konuşlanma sürecinin, bölgede kalıcı istikrar amaçlı kritik bir adım olduğu ifade edildi. İki yıl süren savaşın ardından 10 Ekim'de ateşkesin devreye girdiği, Hamas'ın İsrailli esirleri, İsrail'in ise Filistinlileri serbest bıraktığı hatırlatıldı. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, perde arkasında yoğun planlamanın sürdüğünü söyledi.

ENDONEZYA 20 BİN ASKER GÖNDERMEYE HAZIR

Endonezya hükümeti, ISF kapsamında Gazze'ye 20 bin asker konuşlandırmaya hazır olduğunu açıkladı. Endonezya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Rico Sirait, planlamaların sürdüğünü ve gönderilecek kuvvetlerin örgütsel yapısının hazırlanmakta olduğunu belirtti. ABD'li yetkililer, İsrail'in halen Gazze'nin yüzde 53'ünü kontrol ettiğini, yaklaşık 2 milyon kişinin ise Hamas kontrolündeki bölgelerde yaşadığını ifade etti. Trump'ın planına göre ISF, önce İsrail kontrolündeki alana konuşlanacak ve istikrar sağlandıkça İsrail birlikleri kademeli olarak geri çekilecek.

BM'DEN RESMİ YETKİ ÇIKMIŞTI

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 17 Kasım'da kabul edilen karar tasarısıyla ISF'nin kurulmasına resmen yetki vermişti. Çok uluslu gücün yeni eğitilmiş Filistinli polislerle birlikte görev yapacağı, Gazze'nin askerden arındırılması, askeri ve saldırı amaçlı altyapının imha edilmesi ve yeniden inşasının engellenmesi gibi geniş yetkilerle donatılacağı aktarılmıştı. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, ISF'nin gerekirse güç kullanımı dahil birçok metoda başvurarak silahsızlandırma yapabileceğini vurguladı.

HAMAS: FİLİSTİN DEVLETİ KURULMADAN SİLAH BIRAKILMAZ

Hamas, ABD, Mısır ve Katar'dan kendilerine resmi bir görüşme yapılmadığını ve Filistin devleti kurulmadan silah bırakmalarının mümkün olmadığını ifade etti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da barış planının ikinci aşamasının Gazze'yi silahlardan ve askerden arındırmak olduğunu söyledi. Netanyahu, ABD'nin çok uluslu görev gücü oluşturma planını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

ISF'NİN GÖREV KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR

Trump'ın açıklamasında ISF ve Gazze'nin yeniden inşasında rol alacak Barış Kurulu'nun liderlerinin yeni yılda duyurulacağı belirtildi. ABD'nin barış planının uygulanmasıyla birlikte ISF'nin Gazze'de güvenliğin tesis edilmesi, silahsızlandırma ve bölgenin yeniden yapılandırılmasında belirleyici rol üstleneceği ifade edildi.

DHA

© Timeturk

Uluslararası İstikrar Gücü'nün gelecek yıl başında Gazze'ye konuşlandırılmasının planlandığı açıklanırken, çok uluslu gücün görev kapsamı netleşti.

Ölü bulunan anne-oğulun otopsi raporlarının detayları ortaya çıktı

Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde 2 Kasım 2025'te evden ayrıldıktan sonra kaybolan ve 11 Kasım'da ormanlık alanda cansız bedenleri bulunan Huriye Helvacı ile oğlu Osman Yaşar Helvacı ile ilgili Adli Tıp Kurumu incelemeleri tamamlandı.

Anne ve oğlunun ölü muayenesi Kastamonu Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nde, otopsi işlemleri ise Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi'nde gerçekleştirildi.

CİNSEL SALDIRI VE ZEHİRLENME BULGUSU YOK

Yapılan incelemelerde; hem Huriye Helvacı'da, hem de Osman Yaşar Helvacı'da cinsel saldırıya işaret eden herhangi bir travmatik bulguya rastlanmazken, zehirlenmeye bağlı ölüm şüphesini destekleyen tıbbi bir bulgu da bulunmadı.

ANNEDE HİPOTERMİ, ÇOCUKTA KAFATASI KIRIĞI

Adli Tıp Kurumu'nun değerlendirmesine göre, Huriye Helvacı'nın ölümünün soğuğa maruziyet (hipotermi) sonucu meydana geldiği tespit edildi. Vücut ısısındaki düzensizlik nedeniyle kişilerin giysilerini çıkarabilmesinin tıbben mümkün olduğu belirtilirken, Helvacı'nın vücudundaki sıyrıkların ise giysilerini çıkardıktan sonra ormanlık alanda yürümesi sırasında oluşabileceği kaydedildi. Osman Yaşar Helvacı'nın ise künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıkları, kafa içi kanama ve beyin doku hasarı nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi. Yaralanmaların, olay yeri inceleme raporunda belirtilen kayalıklardan düşmeyle uyumlu olduğu değerlendirildi.

DNA ÇOCUĞUN BABASIYLA UYUMLU ÇIKTI

Helvacı'nın giysilerinde bulunan sperm örneklerinin DNA profilinin, çocuğun babasıyla uyumlu olduğu, bu bulgunun herhangi bir cinsel saldırı delili oluşturmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu 1'inci İhtisas Kurulu, ölüm nedenlerini içeren ayrıntılı mütalaayı 10 Aralık 2025 tarihinde İnebolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletti. Olayla ilgili soruşturma savcılıkça sürdürülüyor.

DHA

© Timeturk

Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde evden ayrıldıktan sonra kaybolan ve 9 gün sonra ormanlık alanda canız bedenleri bulunan Anne Huriye Helvacı (43) ve oğlu Osman Yaşar Helvacı'nın (5) otopsi raporunun detayları ortaya çıktı.

MSB'den Suriye ve SDG hakkında kritik açıklama

Milli Savunma Bakanlığı, SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatı'na rağmen Suriye ordusuna entegre olmaması ve faaliyetlerine devam etmesinin istikrara zarar verdiğini açıkladı. Bakanlık, bazı ülkelerin SDG'yi cesaretlendirdiğini ifade ederken, örgütün zaman kazanma çabalarının sonuç vermeyeceğini belirtti. Haftalık faaliyet raporunda hudut güvenliği, terörle mücadele, savunma sanayisi projeleri ve F-35 ile Eurofighter süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşıldı.

TERÖRLE MÜCADELEDE SON DURUM

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen bilgilendirme toplantısında, 4-12 Aralık tarihleri arasında 4 PKK'lı teröristin teslim olduğunu açıkladı. Aktürk, sınır ötesinde arazi arama-tarama faaliyetlerinin sürdürüldüğünü, mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti. Suriye harekat alanlarında imha edilen tünellerin uzunluğunun Menbic'de imha edilen 4 kilometrelik tünelle birlikte toplam 732 kilometreye ulaştığını bildirdi. Hudut güvenliğine ilişkin açıklamada ise yasa dışı geçiş girişimlerinden 3'ü terör örgütü mensubu toplam 235 kişinin yakalandığı, 2 bin 315 kişinin ise geçişine izin verilmeden engellendiği aktarıldı. Yıl içinde yakalanan toplam kişi sayısının 9 bin 491'e, geçişi engellenenlerin sayısının ise 62 bin 863'e ulaştığı belirtildi. Ayrıca 4-12 Aralık döneminde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan aramalarda 82 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiği duyuruldu.

SAVUNMA SANAYİİ VE ULUSLARARASI GELİŞMELER

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin modern savunma kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın muhtelif miktarda Sırt Tipi Karıştırma Sistemi ile sensör keşif, radar ve komuta araçlarını envantere aldığını ifade etti. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi tarafından çeşitli silah ve mühimmat teslimatlarının tamamlandığını belirtti. Aktürk, Azerbaycan'da Makine ve Kimya Azerbaijan adıyla kurulan şirketin faaliyete geçtiğini, bunun MKE'nin yurt dışındaki ilk iştiraki olduğunu söyledi ve Azerbaycan'ın milli lideri Haydar Aliyev'i vefatının 22'nci yılında rahmetle andı. Açık Deniz Karakol Gemisi İnşa Projesi kapsamında Romanya'ya satışı yapılan geminin ardından daha üstün özelliklere sahip Seferihisar gemisinin İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda inşa edilerek Deniz Kuvvetleri'ne teslim edileceği bildirildi.

Bakanlık, SDG terör örgütünün Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin açıklamasında, örgütün mutabakata rağmen faaliyetlerine devam ederek güven ve istikrar ortamına zarar verdiğini vurguladı. Bazı ülkelerin eylem ve söylemleriyle örgütü silah bırakmama yönünde cesaretlendirdiği belirtilirken, 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde SDG'nin birlik olarak değil, ferdi olarak entegre olması gerektiği ifade edildi. Örgütün zaman kazanma çabalarının boşuna olduğu, entegrasyondan başka seçeneğin sonuç vermeyeceği kaydedildi. Suriye'deki görüntülerle TSK'nın operasyon hazırlığı yaptığı iddialarına ilişkin ise görüntülerin rutin birlik değişim faaliyetleri olduğu, asıl takip edilmesi gerekenin SDG'nin ve Suriye ordusunun durumu olduğu söylendi.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barack'ın S-400 ve F-35 açıklamalarına ilişkin yapılan değerlendirmede, hava savunma kabiliyetinin yerli ve milli sistemlerle güçlendirilmesi çalışmalarının sürdüğü belirtildi. S-400 sistemiyle ilgili yeni bir gelişme olmadığı, F-35 tedariğine ilişkin diplomatik temasların devam ettiği, yaptırımların kaldırılması ve Türkiye'nin yeniden programa dahil edilmesi için istişarelerin sürdüğü aktarıldı. Sürecin müttefiklik ruhu çerçevesinde yürütülmesinin iki ülke ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağı ifade edildi.

Eurofighter tedarikine ilişkin açıklamada ise Birleşik Krallık'tan alınacak yeni üretim uçakların teslimatı başlayana kadar Katar ve Umman'dan 12'şer adet uçağın ara çözüm olarak tedarik edileceği belirtildi. Katar'dan gelecek uçakların sözleşme sonrası teslim edileceği, Umman'dan alınacak uçakların ise modernizasyon işlemlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye'ye getirileceği bildirildi.

DHA

© Timeturk

MSB, SDG'nin mutabakata rağmen entegre olmamasının istikrara zarar verdiğini açıkladı ve örgütün zaman kazanma çabalarının sonuç vermeyeceğini bildirdi.

Kahramanmaraş'ta zincirleme kaza

Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesinde kontrolden çıkan bir otomobilin iki araca ve refüjdeki ağaca çarpması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği, 1 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Kaza anının güvenlik kamerasına yansıdığı öğrenildi.

KAZA 3 ARACI BİRDEN ETKİLEDİ

Kaza, Doğu Çevre Yolu üzerinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre Mutlu Güler'in yönetimindeki 46 ACG 392 plakalı otomobil, aynı yönde ilerleyen R.İ. idaresindeki 35 ZC 572 plakalı araca çarptıktan sonra refüje savrularak ağaca vurdu. Çarpmanın şiddetiyle savrulan araç daha sonra E.İ. tarafından kullanılan 46 AHY 420 plakalı araca da çarptı.

HAYATINI KAYBEDEN VE YARALANANLAR

Üç aracın karıştığı zincirleme kazada sürücü Mutlu Güler hayatını kaybetti. Araçta bulunan H.K.'nın ise ağır yaralandığı ve hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı bildirildi. Kaza görüntülerinin çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdığı kaydedildi.

İHA

© Timeturk

Kahramanmaraş'ta kontrolden çıkan otomobilin 2 araca ve ağaca çarpması sonucu 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

Özel'in dokunulmazlık dosyaları Meclis'te

CHP Genel Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel'in de aralarında bulunduğu 7 milletvekili hakkında hazırlanan toplam 10 dokunulmazlık dosyası, TBMM Başkanlığı tarafından Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona sevk edildi. Cumhurbaşkanlığı tezkereleri kapsamında siyasi isimlere ait yeni dosyalar Meclis gündemine taşındı.

DOKUNULMAZLIK DOSYALARI KOMİSYONA ULAŞTI

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri Meclis'e iletildi ve TBMM Başkanlığı bu dosyaları Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona gönderdi. Dosyaların sahipleri arasında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in yanı sıra farklı partilerden milletvekilleri de yer aldı.

7 VEKİLİN DOSYALARI TEK TEK LİSTELENDİ

TBMM'ye sevk edilen dokunulmazlık dosyaları şu milletvekillerine ait oldu: CHP İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun ve CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in 3, CHP'li Cemal Enginyurt'un ise 2 dosyasının bulunduğu bildirildi.

İHA

© Timeturk

Özgür Özel'in de aralarında olduğu 7 milletvekili hakkında 10 dokunulmazlık dosyası TBMM'ye sevk edildi.

Yılmaz'dan milli birlik açıklaması

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşmasıyla ülkede kalıcı huzur ve güvenin tesis edileceğini belirtti. Yılmaz, İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi'nde düzenlenen Bingöl Tanıtım Günleri'nin açılışında yaptığı konuşmada yatırımlardan terörle mücadeleye kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

ETKİNLİĞE GENİŞ KATILIM SAĞLANDI

11-14 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek Bingöl Tanıtım Günleri'nin açılışına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir katıldı. Konuşmasında Bingöl'de yapılan yatırımlardan söz eden Yılmaz, duble yollar, Elazığ ve Erzurum bağlantılarının tamamlandığını, büyük bir kentsel dönüşüm hayata geçirildiğini, okulların ve hastanelerin yenilendiğini ifade etti. Şehirlerin altyapılarının içme suyundan kanalizasyona kadar yeniden inşa edildiğini, geçmişte gidilemez denilen bölgelere asfalt yollar götürüldüğünü söyledi. Ayrıca 500 yataklı devlet hastanesinin en yüksek deprem şiddetine dayanıklı şekilde inşa edildiğini ve yanında 250 yataklı bir hastanenin daha bulunduğunu belirterek şehirde bir sağlık kampüsü oluştuğunu aktardı.

BİNGÖL'E YATIRIM ÇAĞRISI VE TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESAJI

İş adamlarını Bingöl'e yatırım yapmaya davet eden Yılmaz, kentin Türkiye genelinde bilinen burma kadayıfının üreticilerinin büyük oranda Bingöllü olduğunu hatırlattı. Güvenlik ve huzurun sadece insan hayatını değil, yatırım ortamını da doğrudan etkilediğini dile getirerek, güvenlik problemi olan yerlere dışarıdan yatırımcı gelmediğini, geçmişte bölge insanının bile sermayesini alarak büyük şehirlere göç etmek zorunda kaldığını ifade etti.

Yılmaz, Terörsüz Türkiye hedefinin önemine değinerek hem Türkiye'de hem bölgede huzur ve güven ortamının sağlanmasının amaçlandığını vurguladı. Kaynakların boşa harcanmaması, ülkenin geleceğini inşa edecek yatırımlara dönmesi gerektiğini belirtti. Terörün geçmişte doğrudan ve dolaylı maliyetler yarattığını söyleyen Yılmaz, can kaybının en büyük maliyet olduğunu ifade etti. Önümüzdeki dönemde artık devlet politikasına dönüşen Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşmasıyla kalıcı şekilde huzur ve güvenin tesis edileceğini belirtti.

TÜRKİYE'NİN MİLLİ BİRLİK MESAJI

Cevdet Yılmaz, Türkiye'de ve çevresinde daha huzurlu bir ortam oluşacağına inandığını ifade etti. Uzun yıllardır bölge üzerinde emperyalist hesaplar yapanlar olduğunu söyleyen Yılmaz, bu tuzaklara düşmeyeceklerini, milli birliği ve devleti korumaya devam edeceklerini belirtti. Emperyalist tuzakların el birliğiyle boşa çıkarılacağını dile getirdi.

İHA

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Terörsüz Türkiye hedefinin başarıya ulaşmasıyla ülkede kalıcı huzur ve güvenin sağlanacağını belirtti.

Ankara'da 4 araç kundaklandı

Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde henüz kimliği belirlenemeyen 3 kişinin, Mahalle Muhtarı Hasan Sağlam'a ait 4 aracı benzin dökerek ateşe verdiği ve olayın güvenlik kamerasına yansıdığı bildirildi. Kundaklama sonrası itfaiye ve polis ekipleri bölgeye sevk edildi ve olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

KAMERA KAYITLARINA YANSIYAN KUNDAKLAMA

Olay, Çamlıdere Çukurören Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 3 kişi bir otomobille Sağlam'ın araçlarının bulunduğu noktaya geldi. Araçtan inen iki kişi, diğer şahsın otomobilde beklediği sırada muhtar Hasan Sağlam'a ait ATV, minibüs, otomobil ve kamyonete benzin döktü. Ardından benzin dökülen araçlar ateşe verildi. Şüpheliler daha sonra geldikleri otomobile binerek olay yerinden uzaklaştı.

İTFAİYE EKİPLERİ YANGINI SÖNDÜRDÜ

Dört aracının kundaklanmasıyla büyük maddi zarar yaşayan Hasan Sağlam, durumu itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. İtfaiye ekipleri kısa sürede müdahale ederek yangını kontrol altına aldı. Olayla ilgili geniş kapsamlı soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

İHA

© Timeturk

Ankara'nın Çamlıdere ilçesinde 3 kişi, muhtar Hasan Sağlam'a ait 4 aracı benzin dökerek yaktı. Kundaklama anları güvenlik kamerasına yansıdı.

Bakanlıktan saldırıya uğrayan Türk gemisi açıklaması

Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın Chornomorsk Limanı'na düzenlenen saldırıda Türk şirketine ait yabancı bandıralı geminin hasar aldığını, gemideki personel ile tır şoförlerinin tahliye edildiğini ve Türk vatandaşları arasında zarar gören bulunmadığını bildirdi. Bakanlık, gelişmelerin Odessa Başkonsolosluğu tarafından yakından izlendiğini ve vatandaşlara gerekli desteğin sağlandığını ifade etti.

GEMİ PERSONELİ TAHLİYE EDİLİYOR

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 12 Aralık'ta Chornomorsk Limanı'na yönelik gerçekleştirilen saldırıda Türk şirketine ait yabancı bandıralı bir geminin de zarar gördüğü belirtildi. Açıklamada ilk bilgilere göre gemide bulunan personel ile tır şoförlerinin tahliye edilmekte olduğu, saldırı nedeniyle zarar gören Türk vatandaşı bulunmadığı kaydedildi. Odessa Başkonsolosluğunun süreci yakından takip ettiği ve vatandaşlara gereken desteğin sağlandığı ifade edildi.

BÖLGEDEKİ SAVAŞIN KARADENİZ'E YAYILDIĞI VURGULANDI

Açıklamada, saldırının bölgede süren savaşın Karadeniz sathına yayıldığını gösterdiği belirtildi. Deniz güvenliği ve seyrüsefer serbestisine ilişkin daha önce dile getirilen endişelerin haklılığının ortaya çıktığı vurgulandı. Bakanlık, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ivedilikle sona erdirilmesi gerektiğini belirtti. Karadeniz'de gerilimin tırmanmaması için seyrüsefer emniyeti ile tarafların enerji ve liman altyapılarına yönelik saldırıların askıya alınmasını sağlayacak bir düzenleme yapılması ihtiyacının hatırlatıldığı ifade edildi.

İHA

© Timeturk

Dışişleri Bakanlığı, Chornomorsk Limanı'ndaki saldırıda Türk şirketine ait geminin hasar aldığını, tahliyelerin sürdüğünü ve yaralanan vatandaş olmadığını açıkladı.

Türk Tır gemisi saldırıya uğradı

Karasu-Odesa hattında tır taşımacılığı yapan Cenk Denizcilik'e ait M/V CENK T adlı Türk gemisi, bugün yerel saatle 16.00 sıralarında Chornomorsk Limanı'nda vuruldu. Edinilen bilgilere göre olay, gemide bulunan 127 tırın tahliye edildiği sırada meydana geldi. Saldırının ardından geminin pruva bölümünde yangın çıktı ve alevlere limanda görev yapan römorkörler, itfaiye ekipleri ve gemi personeli tarafından anında müdahale edildi. Yangını söndürme çalışmalarının devam ettiği öğrenildi. İlk belirlemelere göre olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma olmadığı bildirildi.

Chornomorsk Limanı'ndaki vurulma anında gemide tır tahliyesi devam ediyordu. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine liman birimleri ve gemi mürettebatı eş zamanlı çalışma başlattı. 127 tırın bulunduğu geminin pruva kısmında yoğunlaşan yangına liman yangın söndürme birimleri tarafından kesintisiz müdahale edildi. Yetkililer, yangının kontrol altına alınması için çalışmaların sürdürülmekte olduğunu aktardı.

ARABAŞLIK 2: CENK DENİZCİLİK'TEN AÇIKLAMA

Cenk Denizcilik tarafından yapılan açıklamada, M/V CENK T adlı geminin Karasu-Odesa hattında yaş sebze meyve ve gıda yüklü tırların taşındığı sefer sırasında Chornomorsk Limanı'na yanaşmasının ardından vurulduğu belirtildi. Açıklamada, geminin pruva tarafında çıkan yangına römorkörler, liman yangın söndürme ekipleri ve gemi personeli tarafından derhal müdahale edildiği ifade edildi. Şirket, şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya yaralanma bilgisine ulaşılmadığını, mevcut bilgiler ışığında hasarın yalnızca maddi nitelikte olduğunu aktardı.

Açıklamada ayrıca olayın uluslararası denizcilik kuralları çerçevesinde değerlendirildiği, ilgili resmi makamlarla tam iş birliği içinde sürecin yakından takip edildiği vurgulandı. Şirket, gelişmelere ilişkin teyit edilen bilgilerin kamuoyu ile düzenli şekilde paylaşılmaya devam edeceğini bildirdi.

İHA

© Timeturk

Karasu-Odesa hattında tır taşıyan Türk gemisi M/V CENK T, Chornomorsk Limanı'nda vuruldu; geminin pruva bölümünde çıkan yangına ekipler müdahale etti.

Asgari ücrette HAK-İŞ'ten sert eleştiri

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun mevcut yapısının sağlıklı bir asgari ücret belirlemesine imkân vermediğini ifade etti. Arslan, HİZMET-İŞ Sendikası tarafından Emek Konukevi'nde düzenlenen “Görünmeyen Emeğin Hikayesine Kayıtsız Kalma” konulu Ev İşçileri Hikaye Yarışması'nın ödül töreninde yaptığı konuşmada komisyonun 70'li yıllardan bu yana eleştirilen işleyişine dikkat çekti. Törende ev işçilerinin sorunlarına yönelik kısa film gösterimi yapıldı, İstiklal Marşı okundu ve yarışmacıların ödülleri takdim edildi.

Arslan, ön değerlendirmeleri incelediğinde birbirinden özgün hikayelerle karşılaştığını belirtti ve yazmanın zorluğuna değinerek konuşmak için dahi yazmanın gerekli olduğunu dile getirdi. Ev işçilerinin toplumda hor görüldüğünü söyleyen Arslan, evini temizleten bazı kişilerin işçilere köle muamelesi yaptığını, onları aşağıladığını ve incitici tavırlar sergilediğini aktardı. Örgütlü olmanın önemine işaret eden Arslan, ev işçilerinin ancak güçlü bir yapıya kavuşursa tanınabileceğini ifade etti.

ARABASLIK 2: KOMİSYONUN YAPISI DEĞİŞMELİ

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na dair itirazlarını sürdüren Arslan, konfederasyon olarak komisyonun yapısına 50 yıldır karşı çıktıklarını hatırlattı. Hangi konfederasyonun veya sendikanın yer aldığına bakılmaksızın sistemin sorunlu olduğunu söyleyen Arslan, bu yapıdan sağlıklı bir asgari ücret çıkmayacağını vurguladı. Asgari ücretin nasıl belirlenmesi gerektiğini, hangi şart ve kriterlerin uygulanacağını, dünya örneklerini ve Türkiye'deki durumu defalarca masada tartıştıklarını dile getiren Arslan, buna rağmen bakanlık, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı ve ilgili bürokrasinin gerekli adımları atmadığını belirtti.

Arslan, Maliye Bakanlığı'nın asgari ücret konusunda en güçlü direnişi gösterdiğini ifade etti. Asgari ücretin sadece ücret olmadığını, ülkede 50'den fazla düzenlemede bu ücrete atıfta bulunulduğunu söyledi. İşsizlik ödeneğinin taban ve tavanının, cezaların, sosyal yardımların, bazı engelli yardımlarının ve pek çok düzenlemenin asgari ücret üzerinden belirlendiğini aktardı.
Komisyonun yapısının değişmesi gerektiğini dile getiren Arslan, asgari ücretlilerin özel sektörde çalıştığını hatırlatarak kamunun düzenleyici rolünün olması gerektiğini, kriterlerin bu doğrultuda oluşturulması gerektiğini söyledi. Konfederasyonların üye sayısınca komisyonda temsil edilmesi gerektiğini belirten Arslan, kimsenin dışlanmadığını, ekonomik ve sosyal konfederasyonların üye sayısı oranında yer alması gerektiğini, hükümetin komisyonda bulunmaması gerektiğini ifade etti. Konuşmaların ardından “Ben Sendikalı Ev İşçisi” adlı hikayesiyle birinci olan Esra Nur Tatar'a ve dereceye giren diğer yarışmacılara ödülleri verildi ve tören sona erdi.

İHA

© Timeturk

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun mevcut yapısıyla sağlıklı bir asgari ücret belirleyemeyeceğini söyledi.

ABD'li dev bankadan faiz indirimi uyarısı

Bloomberg'in haberine göre, Citigroup ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) dün yaptığı 15 baz puanlık “büyük” faiz indiriminin bir açıklama gerektirdiğini belirterek, Para Politikası Kurulunun hata payının çok az olduğu uyarısında bulundu.

TCMB politika faizini yüzde 39,5'ten yüzde 38'e indirmişti. Bloomberg anketindeki 100 baz puanlık beklentinin üzerinde yapılan faiz indiriminin PPK karar metninde, geçen ay olumlu seyreden enflasyona dikkat çekilmişti.

Enflasyon beklentileri öne çıktı

Citi ekonomistleri, bu iyileşmenin daha çok gıda fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını, ancak "güvensiz enflasyon beklentileri ve zorlu enflasyon görünümü göz önüne alındığında" indirimin daha ayrıntılı bir gerekçelendirmeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Merkez Bankası'nın 2026'da daha fazla gevşeme uygulamasının beklendiği bir ortamda, dezenflasyon sürecinin güvenilirliğinin piyasa katılımcıları tarafından daha fazla incelemeye tabi tutulacağını ve politika sapması için çok az alan bırakacağını belirttiler.

Sıkı para politikası sürecek

Yıllık enflasyon kasım ayında, uzun süredir para politikasının doğrudan etkisinin dışında olduğu savunulan gıda fiyatlarındaki düşüşle beklentilerin üzerinde bir iyileşmeyle yüzde 31,1'e geriledi. Bankanın gelecek yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olurken, bankanın aylık piyasa katılımcıları anketindeki medyan beklenti yüzde 23 seviyesinde bulunuyor.

TCMB Başkanı Fatih Karahan, bugün yaptığı açıklamada hanehalkı enflasyon beklentilerinin iyileşmesini beklediğini ve gelecekteki politika kararlarını alırken fiyat gelişmelerini dikkate alacaklarını taahhüt etti. "Fiyat istikrarını sağlamada kaydettiğimiz ilerlemeyi önemsiyoruz. Kazanımları sürdürmek için sıkı para politikası duruşumuza devam edeceğiz" dedi.

Kaynak: ekonomim

© Timeturk

ABD merkezli Citi, TCMB'nin beklenenden büyük faiz indirimi için daha fazla gerekçe gerektiğini belirtti.

YÖK: Türkiye, dünyada 6'ncı ülke

YÖK'ten yapılan açıklamaya göre; Türkiye, 200'den fazla ülkeden ağırladığı yaklaşık 350 bin öğrenciyle, dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında 6'ncı sırada yer alıyor. Yükseköğrenim için Türkiye'yi tercih eden gençler, mezun olup ülkelerine döndüklerinde Türkiye ile kendi ülkeleri arasında diplomatik, ticari, sosyal ve kültürel köprüler kuruyor. Eğitimlerini tamamlayıp ülkelerine dönen gençler, Türkiye ile bağlarını koparmadan ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor.

British Council ve Hollanda merkezli uluslararası eğitim platformu Studyportals tarafından Asya, Latin Amerika ve MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgeleri üzerine hazırlanan yükseköğretim raporu, Türkiye'nin yükseköğretim öğrenci hareketliliğinde liderliğini ortaya koydu. 220'den fazla ülke ve bölgeden 51 milyon kullanıcının verisiyle elde edilen bulgulardan oluşan 'Destinasyon ve Kaynak Bölgeler Olarak Ortaya Çıkan Trendler' başlıklı rapora göre Türkiye, MENA bölgesinde uluslararası üniversite öğrencilerinin eğitim için en çok tercih ettiği ülke oldu. Türkiye, 906 lisans ve 900 yüksek lisans programıyla bölgede program sayısı ve çeşitliliği bakımından da 1'inci sırada yer aldı. İstanbul ve Ankara lisans ve yüksek lisans düzeyinde en fazla talep gören şehirler oldu. Uluslararası öğrenciler son yıllarda Türkiye'de ağırlıklı olarak işletme, tıp, yazılım mühendisliği, bilgisayar mühendisliği ve sağlık teknoloji gibi bölümleri tercih ediyor.

'TÜRKİYE'DE ALINAN DİPLOMALAR DÜNYA ÇAPINDA GEÇERLİ'

Suriyeli Riyam Albasha ve annesi Wahad Alhaj Yahia, Türkiye'de üniversite eğitimlerine devam ediyor. Ankara Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi 4'üncü sınıf öğrencisi Riyam Albasha, 2014 yılında savaş nedeniyle Türkiye'ye geldiklerini belirterek, "'İyi ki burada büyümüşüm' diyorum. Türkiye'de alınan diplomalar dünya çapında geçerli oluyor. Türkiye sadece eğitim aldığım bir yer değil. Aynı zamanda da 2'nci vatanım. Gelecek bana ne saklıyor bilemem ama bir gün hem Türkiye hem Suriye arasında bir köprü olurum. Türkiye'de öğrendiklerimle ülkemdeki çocuklara ve kadınlara yardımcı olmak isterim" dedi.

'BENİ SADECE TÜRKİYE KABUL ETTİ'

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi 3'üncü sınıf öğrencisi Filistinli Zaina Alkhazendar da "Gazze'den yatay geçiş yaparak geldim. Eğitimime devam etmek için başvuru yaptığım ülkelerden sadece Türkiye beni kabul etti. Bunu hayal etmiyorum. Minnettarım" açıklamasında bulundu.

DHA

© Timeturk

Kurulu (YÖK), Türkiye'nin dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında 6'ncı sırada yer aldığını açıkladı.

Rusya, Türk yük gemisini vurdu

Türk şirket Cenk Ro-Ro'ya ait Panama bayraklı CENK T adlı yolcu ve yük gemisinin Odessa limanında demirliyken bir Rus füzesi tarafından saldırıya uğradığı belirtildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre gemi, limanda bağlı durumdayken Iskander tipi bir füzeyle vuruldu. Gemi, Türkiye ile Ukrayna arasında düzenli seferler yaparak hem yolcu hem de yük taşımacılığı gerçekleştiriyor.

Öte yandan Rusya'nın Odessa bölgesinde balistik füze ve İHA saldırıları düzenlediği, bölgede çok sayıda patlama yaşandığı bildirildi.

Cenk Denizcilik'ten açıklama

Cenk Denizcilik'ten yapılan açıklamada, Cenk Denizcilik filosunda, Karasu-Odesa hattında yaş sebze meyve ve gıda malzemesi yüklü tırların nakliyesini yapan M/V CENK T isimli geminin bugün yerel saatle 16.00'da Chornomorsk limanına yanaşmasının ardından vurulduğu belirtildi. Olayın ardından geminin pruva tarafında meydana gelen yangına römorkörler, liman yangın söndürme birimleri ve gemi ekipleri tarafından derhal müdahale edildiği ve söndürme çalışmalarının sürdüğü belirtilen açıklamada, "Şu ana kadar herhangi bir can kaybı veya yaralanma bilgisi bulunmamaktadır. Mevcut bilgiler doğrultusunda hasar yalnızca maddi niteliktedir. Olay uluslararası denizcilik kuralları çerçevesinde değerlendirilmekte olup, ilgili resmi makamlarla tam işbirliği içinde süreci yakından takip ediyoruz. Gelişmelere ilişkin teyit edilmiş bilgiler kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir" ifadelerine yer verildi.

İHA

© Timeturk

Rusya, Ukrayna'nın Odessa kentinde demirli olan Türk yük gemisini vurdu.

Üzerinde Davud Yıldızı ve yedi kollu şamdan bulunan kemer ele geçirildi

İl Jandarma Komutanlığı ekipleri Zile ilçesinde D.A.'nın tarihi eser kaçakçılığı yaptığı bilgisi üzerine çalışma yaptı. Alınan arama kararının ardından belirlenen adreslere operasyon düzenlendi.

1059838

D.A.'nın evinde ve aracında yapılan aramada 1 tabanca, 1 küp, üzerinde yedi kollu şamdan, Davud Yıldızı ve İbranice yazılar olan 1 kemer bulundu. Şüpheli D.A. gözaltına alındı, ele geçirilen tarihi eser niteliğindeki objelere ise el konuldu.

DHA

© Timeturk

Tokat'ın Zile ilçesinde, jandarmanın operasyonunda, üzerinde yedi kollu şamdan, Davud Yıldızı ve İbranice yazılar bulunan kemer ile 1 küp ele geçirildi.

TBMM'de çocuk tacizi soruşturmasında yeni gelişme

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamaya göre; TBMM'de 2024-2025 eğitim öğretim döneminde staj yapan D.K. isimli öğrenci, 4 Aralık'ta Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne başvurdu.

Öğrenci, Meclis lokantasında görevli H.İ.G.'nin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu iddia etti. Başlatılan soruşturma kapsamında D.K.'nin Çocuk İzlem Merkezi'nde ifadesi alındı. Şüpheli H.İ.G. ise 10 Aralık'ta gözaltına alındı ve dün sevk edildiği Ankara 5'inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan tutuklandı.

3 MAĞDURUN DAHA İFADESİ ALINDI

Başsavcılık açıklamasında, TBMM Genel Sekreterliği tarafından gönderilen idari soruşturma evraklarının incelenmesi ile soruşturmanın derinleştirildiği, mağdur D.K.'nin ifadesinde yer alan ve idari soruşturma evraklarında benzer olayların mağduru oldukları anlaşılan diğer 3 mağdurun da bugün Çocuk İzlem Merkezi'nde beyanlarının alındığı ifade edildi.

Mağdurlara cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen diğer 4 şüphelinin de bugün gözaltına alındığı bildirildi. Şüpheliler D.U., R.Ç., R.S. ve İ.B.'nin emniyette işlemleri sürüyor. Başsavcılık, soruşturmanın tüm yönleriyle titizlikle devam ettiğini bildirdi.

DHA

© Timeturk

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, TBMM'de taciz iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında Meclis lokantasında çalışan 4 şüphelinin daha gözaltına alındığını duyurdu.

Ahmet Çakar: Savcı kardeşime borçluyum

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen futbolda 'bahis ve şike' soruşturmasında gözaltına alınan eski hakem ve futbol yorumcusu Ahmet Çakar geçtiğimiz günlerde rahatsızlandı. Sağlık sorunları nedeniyle hakkındaki gözaltı kararı kaldırılan Çakar, tedavi sürecinin ardından ifade vermek üzere İstanbul Adalet Sarayı'na geldi.

ÇAKAR'A ADLİ KONTROL TEDBİRİ

Savcılıktaki ifadesinin ardından eski hakem ve futbol yorumcusu Ahmet Çakar hakkında 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

'YAŞIYORSAM BUNU SAVCI KARDEŞİME BORÇLUYUM'

Adliyedeki ifade işlemlerinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ahmet Çakar, "Savcılık tarafından serbest bırakıldım. 'Buyrun gidin' dediler. Sadece bu söylendi bana. Malum ifadede verdiğim sorular soruldu. Eşim ise çocukların yanında ay sonu gelecek. Kalbime stent takıldı yorgunum. Ben şu anda yaşıyorsam veya önümüzdeki aylar televizyon programında, evde ya da arabada ölmemişsem bunu savcı kardeşime borçluyum. Çünkü kalbimde derin bir koronel daralma vardı, yüzde 90'nın üzerinde. Allah korusun belki bir program da belki de otomobilde ölecektim" dedi.

DHA

© Timeturk

İstanbul merkezli 16 ilde 'bahis ve şike' soruşturması kapsamında yürütülen ikinci dalga operasyonunda geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle hakkındaki gözaltı kararı kaldırılan eski hakem ve futbol yorumcusu Ahmet Çakar, İstanbul Adalet Sarayı'nda açıklamada bulundu.

CHP'den yeni asgari ücret teklifi

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Emre, Türkiye'de geçici yönetme şekli ile sorunların örtülmeye çalışıldığını belirterek, "Bu yüzden biz diyoruz ki çocuklarımız için gerçek bir seferberlik ilan etmeliyiz. İlkokuldan ortaokula, ortaokuldan liseye, yurtlara, mezun olduktan sonrasına kadar bütün çocuklarımız ile ilgili, 'her türlü şiddette sıfır tolerans' politikası uygulamamız lazım. Ailelere ve çocuklara güçlü bir şekilde psikolojik destek sağlanmalıdır. Organize suçla sahici mücadele edilmek durumundadır. Cumhur İttifakı mensuplarına sesleniyoruz; bu ittifak mensuplarının özellikle mafya siyaset, bürokrasi ilişkisini kesen ve gençlere örnek olacak bir düzene gelmesi gerekir. Ülkemizde genç işsizlikle mücadele etmemiz, eğitimde fırsat eşitliği için mücadele etmemiz lazım. Bugün ülkemizde fırsat eşitliği kalmamıştır; bugün Doğu'da, Orta Anadolu'daki bir çocuk, Ankara'da ve İstanbul'da varlıklı bir ailenin çocuğuyla yaşama aynı şartlarda gitmemektedir. Ülkemizdeki fırsat eşitliği, AKP eliyle ortadan kaldırılmış durumdadır" dedi.

'ÜLKEDEKİ SOSYAL SIKINTILARIN FARKINDAYIZ'

Bugün toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'na ilişkin değerlendirme yapan Emre, "Biz asgari ücretin bu ülkede en az 39 bin lira olması gerektiğini ifade ediyoruz. Bunu küçük işletmeleri koruyarak da yapabileceğimizi söylüyoruz. Eğer işçi temsilcileri o toplantıya katılırsa, bir dahaki toplantılara, biz bu düşüncelerimizin nasıl gerçekleşebileceğini orada göndereceğimiz bir heyetle sunmaya hazırız. Şu anda asgari ücret komisyonu toplandı. Biz '39 bin olsun' diyoruz. Onun altına yokuz. Çünkü hani hep söyledik bu bile yetmez; ama en azından asgari düzeyde insanların hayatını devam ettirecek bir arayış, bir çalışmanın içerisinde bulunmamız lazım. Biz ülkedeki sosyal sıkıntıların farkındayız ve buralarda düzenleme yapılması için çaba içerisindeyiz" diye konuştu.

DHA

© Timeturk

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Zeynel Emre, 'Biz asgari ücretin bu ülkede en az 39 bin lira olması gerektiğini ifade ediyoruz. Bunu küçük işletmeleri koruyarak da yapabileceğimizi söylüyoruz' dedi.

Hırvat nakavt makinesi Pesut, tartıda Umut Camkıran ile yüzleşti

İstanbul Ataşehir'de Hırvat Abel PESUT ile kozlarını paylaşacak ağır sıkletteki temsilcimiz rakibi ile tartıda yüz yüze geldi.

WBC AĞIR SIKLET ASYA ŞAMPİYONLUK KEMERİ ORTADA

10 rauntluk mücadele öncesi her iki boksör de tartıya çıktı. Yaptığı 18 maçın 17'sinden nakavtlı galip ayrılan Abel Pesut tam 100.1 Kg olarak tartıdan indi. Umut Camkıran ise 113.8 Kg tartım verdi.

DEV RANDEVU YARIN

Birol Topuz'un promotörlüğünü yaptığı RMO Boxing gecesi cumartesi akşamı saat 21.30'dan Bilgehan Demir ve Mustafa Özben'in anlatımıyla gerçekleşecek.

UMUT CAMKIRAN KAZANIRSA UNVAN MAÇI HAKKI KAZANACAK

34 yaşındaki Umut Camkıran bu maçta 36 yaşındaki Pesut ile Dünya Boks Konseyi kısa adı ile WBC'nin boşta bulunan ‘Asya Ağır Sıklet Şampiyonluğu' için mücadele edecek. Camkıran Tunceli'de nakavtla kazandığı Cvetkov maçından sonra WBC'de 1592 boksör arasında 24'üncü sıraya kadar yükselmişti. İlk 15'e girdiği takdirde dünya şampiyonluk maçına çıkmaya hak kazanacak olan Umut Camkıran'ın Pesut karşısında tek hedefi nakavtlı galibiyet.

13 Aralık RMO Boxing Maç Kartı şöyle:

Umut Camkıran vs Abel Pesut – WBC Asya Ağır Sıklet Unvan Maçı

Şiar Özgül vs Kamronbek İskandarov – Süper Hafif Sıklet Maçı 63.5 Kg

Eris Bajra vs Makaveli Mponji – Yarı Orta Sıklet 66.7 Kg

Onurcan Kabayel vs Mike Hadley – Yarı Ağır Sıklet 91 Kg

Samet Ersoy vs Norbert Szekeres - Hafif Ağır Sıklet 79.4 Kg

DHA

© Timeturk

24 maçta 24 galibiyeti bulunan ve çıktığı tüm maçları kazanan ve bu maçların 22'sinde rakiplerini nakavt eden Tuncelili Umut Camkıran yarın akşam 21.30'da ringe çıkacak.

Marmara'nın dibindeki THY uçağının sırrı ortaya çıktı

30 Ocak 1975 tarihinde 42 kişiye mezar olan ve yarım asırdır ulaşılamayan Türk Hava Yolları'na (THY) ait 'Bursa' isimli F-28 uçağının enkazına dair önemli gelişme yaşandı.

İzmir-İstanbul seferini yaparken inişe geçtiği sırada Büyükçekmece açıklarında Marmara Denizi'ne düşen uçağın yerini tespit ettiğini öne süren Youtuber Nedim Kuru, su altı dronu ile yaptığı dalışta enkaz parçalarına ulaştığını iddia etti. Kuru, 42 yolcunun hala deniz altında olduğunu belirterek, kazada hayatını kaybedenler arasında ünlü isimlerin yakınlarının da bulunduğunu vurguladı.

30 Ocak 1975'te Türkiye'yi yasa boğan THY'nin F-28 tipi 'Bursa' uçağı kazası, üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen hafızalardaki yerini koruyor. Resmi kayıtlara göre 41 yolcu ve bir hostesin çocuğuyla birlikte toplam 42 kişiye ev sahipliği yapan uçağın enkazına, o dönemin şartlarında ulaşılamamıştı. Kazanın üzerinden 50 yıl geçtikten sonra Youtuber Nedim Kuru tarafından su altı dron ile yaptığı dalışla uçağa ait olduğu düşünülen parçaları görüntüledi.

"Dron ile daldığımızda bulduğumuz parçaların uçağa ait olduğunu düşünüyoruz"

Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi'nin derinliklerine odaklanan Youtuber Nedim Kuru, uçağın düştüğü iddia edilen noktada su altı dronu ile dalış gerçekleştirdi. Kuru, yaptığı incelemelerde uçağa ait olduğunu düşündüğü parçalara ulaştığını açıkladı.

Kuru, "50 yıl önce düşen Bursa isimli uçağımız tam bu noktada 50 yıldır yolcularıyla beraber denizin altında duruyor. Uçak düştüğü için parçaları geniş bir alana yayıldı. Biz dron ile daldığımızda bir parçadan oldukça şüphelendik. Çünkü büyük, ikiye katlanmış alüminyum bir parçaydı. Muhtemelen uçağın olduğunu düşünüyoruz. Tabi tam anlamıyla çıkarmadan bir şey demek doğru değil" ifadelerini kullandı.

"42 kişi Marmara'nın altında bekliyor"

Kazanın üzücü bir dram olduğunu belirten Kuru, "50 yıldır denizin dibinde duran bir uçaktan bahsediyoruz üzücü bir kaza. Toplamda 42 kişi maalesef Marmara denizinin altında bekliyor, çıkarılmadılar enkaz hala Marmara denizinin dibinde" ifadelerini kullandı.

Kazada hayatını kaybeden ünlü yakınları

Kuru uçak kazasında ünlü Teknik Direktör Fatih Terim'in kayınpederi Kamuran Aksu ve şarkıcı Seyyal Taner'in hostes kardeşi gibi isimlerin de bulunduğuna dikkat çeken Kuru, "1975 yılında teknolojinin yeterince gelişmemiş olması nedeniyle enkaz çıkarılamamış. Ancak bulduğumuz parçaların enkaza ait olduğunu düşünüyoruz. Artık enkazın yerini biliyoruz" şeklinde konuştu.

Bölgede önümüzdeki günlerde ikinci bir dalış daha gerçekleştireceklerini duyuran Kuru, enkazın resmi olarak tespit edilip denizden çıkarılması için yetkililere çağrıda bulundu. Uçağın yolcuları için Yeşilköy'de bir anıt mezarı olabileceğini dile getirdi.

İHA

© Timeturk

Türk Hava Yolları'nın (THY) 50 yıl önce Marmara Denizi'ne düşen yolcu uçağının sırrı ortaya çıktı. Uçağın düştüğü yeri tespit eden Youtuber Nedim Kuru ve ekibi, su altı dronu ile yaptıkları dalışta uçak enkazına ait olduğu iddia edilen parçaları görüntüledi.

Otogarda yaşayan avukat oturduğu yerde ölmüş

Merkez Onikişubat ilçesine bağlı Malik Ejder Mahallesi'ndeki şehirlerarası otobüs terminalinde meydana gelen olayda, yaklaşık 10 gündür otogarda kalan 54 yaşındaki Alpaslan Köybaşı'nın yolcu dinlenme koltuklarına oturur vaziyette hareketsiz olduğunu gören zabıta ekipleri durumu 112 Acil Komuta Merkezi'ne bildirdi.

Merkez bölgede görevli polis ile sağlık ekiplerini yönlendirdi. Sağlık ekipleri yaptığı kontrolde şahsın hayatını kaybettiğini belirledi.

AW598185_03

Yapılan inceleme sonrasında avukat olduğu öğrenilen Köybaşı'nın cenazesi adli tıpa götürüldü. Şahsın kalp krizi sonucu öldüğü değerlendirilirken kesin sebebinin otopsi sonrasında belli olacağı bildirildi.

İstanbul Barosu'na kayıtlı olduğu ortaya çıkan avukatın en son sabah saat 05.00 sıralarında otogarda çorba içtiği, 07.00 gibi de lavaboya gidip geldiği öğrenildi.

İHA

 

© Timeturk

Kahramanmaraş'ta yaklaşık 10 gündür otogarda kaldığı öğrenilen avukatın, koltukta otururken hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin görüşmesine ilişkin detaylar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 yılının Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kararıyla Uluslararası Barış ve Güven Yılı ilan edilmesi ve Türkmenistan'ın daimi tarafsızlık statüsünün 30. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen Uluslararası Barış ve Güven Forumu'na katılmak üzere geldiği Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta forum marjındaki temaslarını sürdürüyor. İkili görüşmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Forum sonrası konakladığı otelde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen görüşme yaklaşık 90 dakika sürdü.

Görüşmede hazır bulunan Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, görüşme devam ederken basına açıklama yaptı. Peskov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya'ya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de Türkiye'ye davet edildiğini söyledi.

"Ne Putin ne de Erdoğan iletişim eksikliği sorunu yaşamıyor"

Putin'in Erdoğan'ı Rusya'ya, Erdoğan'ın ise Putin'i Türkiye'ye devam ettiğini kaydeden Peskov, Vladimir Putin'in Türkiye ziyaretinin mümkün olduğunda gerçekleşeceğini, iki liderlerin "iletişim eksikliği yaşamadığını" sözlerine ekledi. Rus Sözcü, "Elbette, bu tür ziyaretler mümkün olduğunda hemen organize edilecektir. Ne Putin ne de Erdoğan iletişim eksikliği sorunu yaşamıyor. Sürekli ve yoğun bir şekilde iletişim halindeler, bu nedenle böyle bir sorun yok" dedi.

"Putin ve Erdoğan, Ukrayna konusunda ayrıntılı görüş alışverişinde bulundu"

Peskov, Putin ve Erdoğan'ın görüşmede Moskova ile Ankara arasındaki ilişkilerde önemli bir sorun bulunmadığını belirttiklerini kaydetti. Kremlin Sözcüsü, Putin ve Erdoğan'ın görüşmesinde nelerin konuşulduğu sorusuna "Genel olarak, ilişkilerin tüm alanlarda çok iyi geliştiğini belirttik. Bazı sorunlar olsa da, aramızda önemli bir sorun yok" yanıtını verdi. Peskov, "Putin ve Erdoğan, Ukrayna konusunda ayrıntılı görüş alışverişinde bulundu" dedi.

"Rusya-Türkiye ilişkilerinin çok yönlü ve çeşitlilik arz eden yapısı üçüncü ülkelerin baskısının üstesinden gelmemizi sağlıyor"

Rusya-Türkiye ilişkilerine yönelik konuşan Kremlin Sözcüsü Peskov, "Rusya-Türkiye ilişkilerinin özellikle ticaret ve ekonomi alanlarında ilişkilerimizin çok yönlü ve çeşitlilik arz eden yapısı, uluslararası arenadaki zorlukların ve üçüncü ülkelerin baskısının üstesinden gelmemizi sağlıyor" dedi.

"Rus varlıklarına el konulması girişimleri ele alındı"

Peskov, Putin ve Erdoğan'ın Ukrayna krizi ve Avrupalıların Rus varlıklarına el koyma girişimleri hakkında görüş alışverişinde bulunduğunu bildirerek, liderlerin bu girişimlerin uluslararası finans sisteminin temellerini ve ilkelerinin ezilmesine yol açacağı konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi.

Putin-Erdoğan ayaküstü sohbet etti.

Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin tamamlanmasının ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ayak üstü sohbet etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmede, Türkiye ile Rusya ikili ilişkileri, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda kapsamlı barış çabaları değerlendirilirken Türkiye'nin barış çabalarına destek vereceği tekraren ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Uluslararası Barış ve Güven Forumu" için bulunduğu Türkmenistan'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Rusya ikili ilişkileri, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda kapsamlı barış çabaları değerlendirilirken Türkiye'nin barış çabalarına destek vereceği tekraren ifade edildi. Ayrıca AB'nin Rus fonlarını dondurması dâhil olmak üzere bütün konular detaylı bir şekilde ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna-Rusya Savaşının adil ve kalıcı bir barışla sonlandırılması için ortaya konan gayretlerin kıymetli olduğunu, her iki taraf için de pratik faydaları bulunan alanlarda ilerleme sağlanabileceğine inandıklarını, öncelikle enerji tesisleri ve limanlara yönelik kısıtlı bir ateşkesin hayata geçirilmesinin faydalı olabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakere süreçlerini yakından takip edildiğini, bu çerçevede Türkiye olarak tüm formatlarda görüşmelere ev sahipliği yapılabilineceğini belirtti. Görüşmede ayrıca Filistin ve Suriye'deki son durum ile Güney Kafkasya'daki barış süreci konuları da ele alındı.

Görüşmeye, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan da katıldı.

İHA

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, yaklaşık 90 dakika süren görüşmeye ilişkin açıklamasında 'Putin ve Erdoğan, Ukrayna konusunda ayrıntılı görüş alışverişinde bulundu' dedi.

Tayfun göreve hazır: Son atış da tam isabet!

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, yerli ve milli balistik füze Tayfun'un son test atışına ilişkin NSosyal hesabından paylaşım yaptı.

Görgün, test atışına ilişkin videoyu paylaşarak, "Gökyüzü bugün bir kez daha milletimizin iradesine tanıklık etti. Tayfun füzemiz, gerçekleştirilen başarılı test atışıyla güvenliğimizin ufkunu genişleten, caydırıcılığımızı pekiştiren yeni bir eşiği daha aşmıştır. Bu süreçte, envanterimize yeni sistemler kazandırmaya devam ediyor; caydırıcılığımızı çok katmanlı ve yerli-milli çözümlerle güçlendiriyoruz. Bu başarı, yalnızca bir füzenin hedefini vurması değil, mühendisliğimizin emeği, gençlerimizin zekası ve milletimizin sarsılmaz kararlılığıyla örülen uzun bir yolculuğun gururla tescillenmesidir. Her yükseliş, bu aziz vatanın semalarına çizilmiş bir öz güven hattıdır. Her isabet, Türkiye'nin kendi gök kubbesini kendi eliyle koruma iradesinin gür bir sesidir. Bu kritik başarıda emeği bulunan Roketsan ailemize; mühendisinden teknisyenine tüm çalışma arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Ortaya konulan bu yüksek kabiliyet, Türkiye'nin geleceğini koruma kararlılığının somut bir göstergesidir. Türkiye, attığı her adımla geleceğe daha emin, daha güçlü ve daha kararlı yürümeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

1059796

'TAYFUN GÖREVE HAZIR'

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Tayfun göreve hazır. Seri üretim ve teslimat faaliyetlerine hızla devam ettiğimiz Tayfun Füze ve Silah Sistemimiz, son atışında da hedefini tam isabetle vurdu. Bu başarıda katkısı olan tüm çalışma arkadaşlarımı gönülden kutluyorum" dedi.

1059795

1059793

© Timeturk

ROKETSAN tarafından geliştirilen yerli balistik füze Tayfun, son test atışında hedefi tam isabetle vurdu. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, 'Tayfun füzemiz, güvenliğimizin ufkunu genişleten, caydırıcılığımızı pekiştiren yeni bir eşiği daha aşmıştır' dedi.

Mars olmasaydı ne olurdu?

Dünya'nın iklimi, gezegenimizin yörüngesindeki ve eksen eğikliğindeki hafif değişimler nedeniyle milyonlarca yıldır buzul çağları ve daha sıcak dönemler arasında gidip gelmektedir. Milankovitch döngüleri olarak bilinen bu değişimler, Dünya'nın Güneş etrafındaki yörüngede yalnız olmamasından kaynaklanır.

Gökbilimciler Jüpiter ve Venüs'ün bu döngülerde önemli roller oynadığını uzun zamandır bilseler de, yapılan detaylı yeni bir analiz, gaz devlerinden çok daha küçük olmasına rağmen Mars'ın da Dünya'nın iklim ritimleri üzerinde şaşırtıcı derecede güçlü bir etki yarattığını ortaya koydu.

Mars olmasaydı ne olurdu?

Stephen Kane liderliğindeki araştırmacılar, Mars'ın kütlesini sıfırdan mevcut değerinin on katına kadar değiştirerek bilgisayar simülasyonları yürüttüler ve bu değişikliklerin milyonlarca yıl boyunca Dünya'nın yörünge değişimlerini nasıl etkilediğini takip ettiler. Sonuçlar, Mars'ın Dünya'daki mevsimleri belirlemede kilit bir rol oynadığını kanıtlıyor.

Tüm simülasyonlarda en istikrarlı özellik, Venüs ve Jüpiter arasındaki etkileşimlerle yönlendirilen 405.000 yıllık eksantriklik döngüsüydü. Bu "metronom", Mars'ın kütlesinden bağımsız olarak varlığını sürdürüyor.

Ancak, buzul çağı geçişlerini belirleyen daha kısa (~100.000 yıllık) döngüler, Mars'a kritik düzeyde bağlı. Simülasyonlarda Mars'ın kütlesi arttıkça, bu döngüler uzuyor ve güçleniyor; bu da iç gezegenlerin yörünge hareketleri arasındaki artan bağlantıyı doğruluyor.

Kritik döngü Mars sayesinde var

Belki de en çarpıcı olanı, modellerde Mars'ın kütlesi sıfıra yaklaştığında, önemli bir iklim düzeninin tamamen ortadan kalkmasıydı.

Uzun vadeli iklim dalgalanmalarına neden olan 2.4 milyon yıllık "büyük döngü", sadece Mars'ın doğru kütle çekim rezonansını yaratmaya yetecek kadar kütleye sahip olması sayesinde var oluyor. Dünya ve Mars'ın yörüngelerinin yavaş dönüşüyle ilgili olan bu döngü, milyonlarca yıl boyunca Dünya'nın aldığı güneş ışığı miktarını etkiliyor.

Ayrıca, Dünya'nın eksen eğikliği (oblikliği) de Mars'ın kütle çekim etkisine tepki veriyor. Jeolojik kayıtlarda görülen 41 bin yıllık eğiklik döngüsü, Mars daha büyük kütleli hale geldikçe uzuyor.

Yaşanabilir gezegenler için yeni kriter

Bu yeni keşif, aynı sistemdeki diğer gezegenlerin etkisini anlayarak Dünya benzeri ötegezegenlerin yaşanabilirliğini değerlendirmemize de yardımcı oluyor. Doğru yörünge konfigürasyonuna sahip büyük kütleli bir komşusu olan karasal bir gezegen, donmayı engelleyebilecek veya mevsimlerini yaşama daha elverişli hale getirebilecek iklim değişimleri yaşayabilir.

Araştırma, Dünya'nın Milankovitch döngülerinin sadece Dünya ve Güneş'ten ibaret olmadığını gösteriyor. Bu döngüler, tüm gezegensel komşuluğumuzun bir ürünü ve Mars, iklimimizi şekillendirmede beklenmedik derecede önemli bir yardımcı rol üstleniyor.

Sciencealert

© Timeturk

Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlerin kütle çekim kuvveti, sürekli olarak Dünya'yı çekerek yörünge yolunu, eksen eğikliğini ve kutuplarının işaret ettiği yönü yavaşça değiştirir.

MKE'den Azerbaycan'da yeni şirket; MKA

MKE'den yapılan yazılı açıklamaya göre; Türkiye, kardeş ülke Azerbaycan ile askeri ve sanayi alanında iş birliğini derinleştirmeye devam ediyor.

Türkiye'nin en köklü savunma sanayi şirketlerinden MKE, iki ülke arasındaki savunma ve teknoloji iş birliğini kurumsal zemine taşıyarak MKA adıyla Azerbaycan'da yeni bir şirket kurdu. Bakü merkezli şirket, Azerbaycan makamları tarafından tescil edilerek, resmen faaliyetlerine başladı.

KAFKASYA VE ORTA ASYA'YA AÇILAN KAPI

Açıklamaya göre; MKE, yüksek teknolojili savunma sanayi üretim alt yapısını Azerbaycan'da da inşa edecek. Halihazırda MKE tarafından, Azerbaycan Savunma Sanayii Bakanlığı'na bağlı Azersilah için fişek üretim hattı kurulumu devam ediyor. Teknoloji transferi ile kurulacak yeni tesislerde hem Türkiye hem de Azerbaycan'ın ihtiyaç duyduğu farklı kalemlerde savunma ürünlerinin üretimi gerçekleştirilecek.

İki kardeş ülke arasında iş birliği potansiyelini bir adım ileriye taşıyacak olan MKE'nin yatırım girişimi, uzun vadede Azerbaycan'da istihdam imkanı da sağlamış olacak. Sermayesinin tamamı MKE'ye ait olan MKA, MKE'nin Kafkasya ve Orta Asya'ya açılan kapısı olacak. Burada gerçekleştirecek üretimle Türk devletlerinin yanı sıra dost ve müttefik ülkelerin savunma sanayii ihtiyaçlarına da yanıt verilecek.

99 ÜLKEYE İHRACAT

Açıklamada, "MKE, Azerbaycan'da faaliyete geçirdiği yeni şirketi MKA ile köklü markasının dünyaya tanıtılmasının yanı sıra, Türkiye'nin milli teknoloji hamlesi vizyonu doğrultusunda önemli bir adımın daha altına imza atmış oldu. Kararlılıkla üreten ve çağımızın ihtiyaçları doğrultusunda yeni savunma ürünlerini geliştirmeye devam eden Makine ve Kimya Endüstrisi, altında Türk mühendislerin imzası bulunan ürünlerini hali hazırda 5 kıtada 99 ülkeye ihraç ediyor" denildi.

1059824

DHA

© Timeturk

Makine ve Kimya Endüstrisi, 'Makine ve Kimya Azerbaijan' (MKA) adıyla Azerbaycan'da yeni bir şirket kurdu. Bakü merkezli şirket, Azerbaycan makamları tarafından tescil edilerek, resmen faaliyetlerine başladı.

Bakan Kurum'dan Başakşehir sosyal konut paylaşımı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na bağlı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı, 81 ilde sosyal konutlarının inşa faaliyetlerine devam ediyor. Bu kapsamda İstanbul Başakşehir'de 152 bin metrekare alanda 2 etaptan oluşan 1446 sosyal konut projesi geçen yıl tamamlandı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, sosyal konutlarda yaşayan vatandaşların görüntülerini sosyal medya hesabından paylaştı. Hak sahibi Belgin Bayram'ın 'Her şey benim kalbime göre oldu' sözlerini alıntılayan Bakan Kurum, "Milletimizden bu sözleri duymaktan daha büyük bir mutluluk yok. Yüzyılın Konut Projesi ile İstanbul'umuzda 100 bin sosyal konut ve 15 bin kiralık konut inşa edecek bu mutlulukları adım adım büyüteceğiz" mesajını verdi.

1060041

'EŞİM KAPIDA ŞÜKÜR NAMAZI KILDI'

Paylaşımdaki videoda görüşlerine yer verilen hak sahibi Belgin Bayram, projeye oğlunun kendinden habersiz yazıldığını belirterek, "Çok ihtiyacımız vardı. Arkadaşlarına çıkmadı, benim oğluma nasip oldu. Anahtar teslimi aldığımızda dairemize geldik. İçine girdik. O anki duygularımı ifade edemiyorum. Eşim kapıda dizlerinin üzerine çöktü, şükür namazı kıldı. Derler ya hani, 'İnsanın kalbine göre veriyor' diye. Gerçekten her şey benim kalbime göre oldu. Bağcılar Güneşli'de de oturdum. Orada yanıyorduk, kavruluyorduk. Burası yayla gibi. Ben Karadenizliyim sanki Karadeniz'in harmanlarında gibi hissediyorum" dedi.

1060039

'DÜNYADAKİ CENNETİMİZ'

Hak sahibi Naime Merdin ise projeye nasıl başvurduğunu anlatarak, "Eşime, 'Bak, TOKİ yeni bir projeye çıkıyormuş, Cumhurbaşkanı açıkladı. Emeklilere ve dar gelirlilere yönelik' dedim. Eşim, 'Bize çıkmaz' dedi. 'Niye çıkmasın' dedim ve eşimi ikna ettim. Ardından süreci başlattık. Kura sonucunda ise en büyük numaralı gözlüğümü takarak bilgisayarın başına geçtim. 'Tek tek bakacağım' dedim. Baktım, 554'üncü sıralarda 'Mücahit Merdin' yazıyor. O gün inanın uyku uyumadık. Çünkü düşünün eşim 69 yaşında, ben 60 yaşındayım hiç kendi evimiz olmamış. Gerçekten Allah'ın bize lütfettiği bu dünyadaki cennetimiz burası. Ne demişler; 'Ahirette iman, dünyada mekan.' Bizim de mekanımız burası. Biz mutluyuz. Başakşehir'i de sevdik. Allah herkese versin" diye konuştu.

1060039

'ÖDEDİĞİMİZ MİKTAR AİDAT BİLE DEĞİL'

Daha önce 33 yıl kirada yaşadığını belirten Bahtışen Kılıç da "Kapıyı ilk açtığımızdaki heyecan apayrı bir şey. Hayatımızda ilk kez evimiz oldu. O kadar güzel bir duyguydu ki. Yıllar sonra hayal ettiğimizden daha da güzel bir evimiz oldu. En büyük güzellik millet bahçesi var. Sonra park alanlarımız, otopark yerlerimiz var. Başakşehir apayrı güzel zaten. Bugün ödediğimiz miktar belki aidat bile değil" dedi.

© Timeturk

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Başakşehir'de daha önceki konut projelerinde inşa edilen sosyal konutlardan görüntüler paylaştı.

Bahçeli ve DEM Parti heyetinden ortak açıklama

MHP Lideri Devlet Bahçeli, DEM Parti İmralı heyetinde yer alan TBMM Başkan Vekili ve Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın avukatlık görevini üstlenen Asrın Hukuk Bürosu Üyesi Faik Özgür Erol ile Meclis'teki makamında bir araya geldi.

1060173

Bahçeli, DEM Parti heyetini kapıda karşıladı. Basın kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 50 dakika sürdü. Görüşme sonrası ortak basın açıklaması yapıldı.

1060174

Çok verimli bir görüşmenin gerçekleştiğini ifade eden DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, "2 Aralık tarihinde İmralı'da yapmış olduğumuz görüşme ve daha sonrasında yaşanan tartışmalara dair sayın Bahçeli ve heyetini bilgilendirdik. Sürecin geldiği aşamaları konuştuk Bundan sonra yapılması gerekenler konusunda da istişarelerde bulunduk. Sürecin geldiği aşama itibari ile yeni bir zemin üzerinde ya da yeni bir aşama üzerinde ilerlemek gerektiğini düşünüyoruz İkinci aşamaya geçtiğimizi söylemek gerekiyor. İkinci aşamada da yasal hukuki bir zemine ihtiyaç var. Yasal bir düzenlemeye ihtiyaç var. Bu yasal düzenleme elbette ki bir barış yasası olmalıdır. Şimdi bundan sonra hem komisyonun hem siyasi partilerin yapacağı çalışmalar bu düzeyde önemli olacaktır. O yüzden biz de kendi görüşlerimizi Bahçeli'ye aktardık. Yasaya dair beklentilerimizi ve kendilerinin katkılarını istedik" dedi.

1060175

Buldan'dan sonra açıklamada bulunan MHP Lideri Bahçeli, Pervin hanımın açıklıkla ifade ettiğini ve her cümlesine imzasını attığını söyledi.

İHA, DHA

© Timeturk

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Başkan Vekili ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ile DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar'ı kabul etti. Görüşme sonrası ortak açıklama yapıldı.

TCMB, ekonomide yıl sonu beklentilerini açıkladı

TÜİK, Aralık 2025 dönemine ilişkin Piyasa Katılımcıları Anketi verilerini açıkladı.

Buna göre; katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 32,20 iken, bu anket döneminde yüzde 31,17 oldu. 12 ay sonrası enflasyon beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,49 iken, bu anket döneminde yüzde 23,35 oldu. 24 ay sonrası için beklenti de bir önceki anket döneminde yüzde 17,69 iken, bu anket döneminde yüzde 17,45 olarak gerçekleşti.

FAİZ BEKLENTİLERİ

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı'nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 39,35 iken, bu anket döneminde yüzde 38,13 oldu. Aralık ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 38,21 olarak gerçekleşti.

DÖVİZ KURU BEKLENTİLERİ

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 43,42 TL iken, bu anket döneminde 43,06 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 50,62 TL iken, bu anket döneminde 51,08 TL olarak gerçekleşti.

BÜYÜME BEKLENTİLERİ

Katılımcıların gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 2025 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,5 olarak gerçekleşti. GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi de bir önceki anket döneminde yüzde 3,8 iken, bu anket döneminde yüzde 3,9 olarak gerçekleşti.

© Timeturk

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), piyasa katılımcılarının yıl sonu tüketici enflasyonu beklentilerinin yüzde 31,17, 12 ay sonrası beklentilerinin yüzde 23,35, 24 ay sonrası beklentilerinin ise yüzde 17,45 olduğunu açıkladı.

Mehmet Şimşek'ten enflasyon açıklaması

'5'inci Finansın Geleceği Zirvesi ve Para Sohbetleri' programı bugün Turkuvaz Medya Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açılış konuşması ile başladı. Zirve'ye Yılmaz'ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun ve Turkuvaz Medya Marka ve Pazarlama Grup Başkanı Sinan Köksal da konuşmalar gerçekleştirdi. Bu akşam gerçekleştirilen zirvenin son oturumuna ise Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek katıldı.

'ÖNCELİKLERİMİZDE BİR DEĞİŞİKLİK YOK'

Programda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Bizim uygulamakta olduğumuz bir program var. Önceliklerimizde bir değişiklik yok. Enflasyonun tek haneye indirilmesi ve sürdürülebilir cari denge şeklinde ifade edilebilir. Türkiye'nin küresel yarıştan kopmaması için 'yapısal dönüşüm' başlığımız var. Bütün bu programın nihai hedefi, sürdürülebilir yüksek büyümenin sağlanması ve bu büyümenin daha adil dağıtılmasıdır. Biz programı 3 safhada düşündük. Birinci safha kontrol dönemiydi. İkinci safha, dengesizliklerin giderildiği safha. Üçüncü evre ise hedeflerin tutturulmasıdır. Vatandaşlarımızın ve reel sektörün hissedeceği bir döneme giriyoruz. Bu dönem, enflasyonun tek haneye düşeceği bir dönemden bahsediyoruz. 2027 yılını kapsayan bir dönemden söz ediyoruz. Cari açığın yüzde 1 ve altına düşürüldüğü bir dönem. Dolayısıyla üçüncü evre en kritik evre" şeklinde konuştu.

'ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE KİRA ARTIŞLARI NORMALLEŞECEK'

Bakan Şimşek, "Ekonomik büyümede bir toparlanma var. Büyüme yüzde 5 buçuk civarında. Deprem bölgesinde konut açığını giderdik. Şu anda planlanan ve uygulamakta olduğumuz 500 bin sosyal konut olmak üzere yaklaşık 1.4 milyon konut seferberliği var. İnşallah önümüzdeki iki yılda da tamamlanır. Konut ve kira enflasyonu konusunda büyük bir çaba var. Arz yönlü politikalarda yavaş yavaş etkisini gösterecek. Dezenflasyonu destekleyici bir konuma gelmiş durumdayız. Gelecek sene için ilave şoklar olmazsa hedef bandın üst kısmını gerçekleştirilebiliyor olarak görüyoruz. Piyasa yüzde 22-23 arası bir enflasyon bekliyor. Enflasyonu yüzde 30'un üzerinde tutan en önemli faktör kira enflasyonu. Uzun bir süre yüzde 25'lik bir kira artış limitimiz vardı. Önümüzdeki dönemde kira artışları normalleşecek. Önümüzdeki dönemde konut arzının artması ile birlikte kira enflasyonunda normalleşme gerçekleşecek" ifadelerini kullandı.

1058932

'DEPREMİN ETKİSİYLE 90 MİLYAR DOLAR PARA HARCADIK'

Bakan Şimşek, "Eğitimde kural bazlı fiyatlandırmaya gidiyoruz. Vakıf üniversitelerinde enflasyonun çok üzerinde bir artışlar gördük. Bu kira ve eğitim olmak üzere iki kalemde aşağı yönlü bir trende gireceğiz. Küresel olarak emtia fiyatları enflasyonu etkiliyor. Öngörüler 2026 yılında enerji fiyatlarının düşeceği yönünde. Genel olarak emtia fiyatlarında istikrarlı bir görünüm var. Dolayısıyla dışarıdan da önemli bir enflasyon şoku beklemiyoruz. Bunun sonucunda biz enflasyonun hedef aralığına düşme ihtimalini oldukça yüksek görüyoruz. Vergi harcamalarını azaltıyoruz. Bir takım etkin olmayan istisnaları kaldırdık. Kamu alanında önemli reform başlıklarımız var. Bu sene bütçe açığı çok büyük ihtimalle yüzde 3 civarına inecek. Bütçedeki iyileşme öngördüğümüzden daha iyi gidiyor, büyük ihtimalle yılı hedefe yakın tamamlayacağız. Bütçe açığı azaldıkça biz piyasadan daha az borçlanacağız özel sektöre daha fazla kaynak bırakacağız. Son 3 yılda depremin etkisiyle 90 milyar dolar para harcadık. 2025'te bütçe hedeflerini tutturmuş olacağız" dedi.

DHA

© Timeturk

İstanbul'da '5'inci Finansın Geleceği Zirvesi ve Para Sohbetleri' programında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ' Vatandaşlarımızın ve reel sektörün hissedeceği bir döneme giriyoruz. Bu dönem, enflasyonun tek haneye düşeceği bir dönemden bahsediyoruz.' dedi.

MSB'den S-400 ve Eurofıghter açıklaması

Milli Savunma Bakanlığı haftalık basın bilgilendirme toplantısı, bakanlıkta bulunan Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Basın Bilgilendirme Salonu'nda gerçekleştirildi. Basın bilgilendirme toplantısında açıklamalarda bulunan Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, gündeme ilişkin gelişmeleri aktardı.

"4 PKK'lı terörist teslim oldu"

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kalıcı güvenliği tesis etmek için sınır içerisinde ve sınır ötesinde aralıksız çalıştığı belirten ve bu kapsamda 4-12 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler konusunda bilgi veren Tuğamiral Zeki Aktürk , "4 PKK'lı terörist teslim oldu. Sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama; mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edildi. Suriye Harekât Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu Menbiç'de imha edilen 4 kilometre tünel ile birlikte, 732 kilometreye ulaşmıştır" diye konuştu.

Yasa dışı geçişler

Kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiği hudutlarda gerçekleşen faaliyetlere dair de konuşan Aktürk, "Yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 3'ü terör örgütü mensubu olmak üzere 235 şahıs yakalanmış, 2 bin 315 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 491, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 62 bin 863 olmuştur. Ayrıca dönem içerisinde (4-12 Aralık) Hakkâri ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 82 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" dedi.

MKE'den ilk yurtdışı fabrika Azerbaycan'a

Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve millî savunma sanayi ürünlerle geliştirilme çalışmalarına da devam edildiğini söyleyen Aktürk, "Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Sırt Tipi Karıştırma Sistemi (KARSİS) ile Sensör Keşif, Radar ve Komuta araçları muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Ayrıca hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır. Dost ve kardeş Azerbaycan ile savunma sanayii alanındaki somut ve stratejik adımlarımızın bir yansıması olarak Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından, Azerbaycan'da ‘Makine ve Kimya Azerbaijan (MKA)' adıyla kurulan ve yurt dışındaki ilk iştiraki olma özelliği taşıyan şirketimiz faaliyetlerine başlamıştır. Bu vesileyle ‘Biz bir millet, iki devletiz.' ilkesiyle Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin temelini atan Azerbaycan'ın Millî Lideri Merhum Haydar Aliyev'i, vefatının (12 Aralık) 22'nci yılında rahmet ve saygıyla anıyoruz. Diğer yandan Açık Deniz Karakol gemisi inşa projesi kapsamında inşa edilen bir geminin Romanya'ya satışının ardından satılan gemiden daha üstün özelliklere sahip olacak olan Seferihisar, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda inşa edilerek Deniz Kuvvetlerimize teslim edilecektir" ifadelerini kullandı.

AW597909_02

Milli Savunma Bakanlığı Basın Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk'ün basın bilgilendirme toplantısı sonrasında Millî Savunma Bakanlığı, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

"SDG terör örgütünün zaman kazanma çabaları da boşunadır"

Terör örgütü SDG'nin entegrasyonu konusunda gündemdeki sorulara yönelik açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, "Bu konudaki duruşumuzu Sayın Bakanımız dün Meclis Genel Kurulunda icra edilen bakanlığımızın bütçe görüşmelerinde açık olarak ifade etmiştir. Bunun yanında SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatına rağmen Suriye ordusuna entegre olmak yerine faaliyetlerine devam etmesi Suriye'de tesis edilmeye çalışılan istikrar ve güven ortamına zarar vermeyi sürdürmektedir. Bazı ülkelerin eylem ve söylemleri ile terör örgütü SDG'yi entegre olmama, silah bırakmama konusunda cesaretlendirdiği görülmektedir. SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde, Suriye ordusuna birlik olarak değil, ferdi olarak entegre olmasını beklediğimizi daha önce de ifade ettik. SDG terör örgütünün zaman kazanma çabaları da boşunadır. Entegrasyondan başka seçenek sonuç vermeyecektir" ifadelerine yer verdi.

"Görüntülere yansıyan faaliyetlerimiz rutin birlik değişim faaliyetleridir"

Suriye'de TSK'nın intikal görüntüleri üzerinden yapılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını duyuran Milli Savunma Bakanlığı, "Geçtiğimiz hafta içerisinde TSK'nın Suriye'deki rutin faaliyetlerine ilişkin görüntüler üzerinden operasyon hazırlığı yapıldığına dair iddialar gündeme getirilmiştir. Görüntülere yansıyan faaliyetlerimiz rutin birlik değişim faaliyetleridir. Burada asıl takip edilmesi gereken TSK'nın hareketliliğinden ziyade, terör örgütü SDG'nin durumu ve Suriye Ordusu'nun faaliyetleridir" açıklamasında bulundu.

"S-400 Hava Savunma Sistemi ile ilgili yeni bir gelişme bulunmamaktadır"

ABD Büyükelçisi Tom Barack'ın S400 ve F-35 ile ilgili açıklamalarına dair değerlendirmede bulunan Milli Savunma Bakanlığı, "Ülkemizin hava savunma kabiliyetini yerli ve milli sistemlerle güçlendirmeye yönelik çalışmalarımız planlandığı şekilde sürmektedir. Son günlerde gündeme getirilen S-400 Hava Savunma Sistemi ile ilgili yeni bir gelişme bulunmamaktadır. F-35 tedariğine ilişkin ABD'li muhataplarımızla yürütülen diplomatik temas ve görüşmeler sürmekte, F-35 tedariği konusundaki yaptırım ve engellerin kaldırılması ve ülkemizin programa yeniden dâhil edilmesi için istişareler devam etmektedir. F-35 projesine yönelik sürecin, müttefiklik ruhu çerçevesinde, karşılıklı diyalog ve yapıcı istişareyle ele alınmasının iki ülke ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir" ifadelerine yer verdi.

Eurofıghter tedarikinde son durum

Umman ve Katar'dan alınacak Eurofıghter'lar hakkında bilgilendirmede bulunan MSB, "Sayın Cumhurbaşkanımızın imza töreninde ifade ettiği gibi Birleşik Krallık'tan tedarik edilecek yeni üretim uçakların teslimatı başlayıncaya kadar ara çözüm olarak Katar ve Umman'dan 12'şer adet uçak alınması planlanmaktadır. Katar'dan alınacak uçaklar sözleşmenin imzalanmasını müteakip, Umman'dan tedarik edilecek uçaklar ise yapılması planlanan modernizasyon faaliyetlerinin ardından ülkemize getirilecektir" açıklamasında bulundu.

İHA

© Timeturk

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatı çerçevesinde, Suriye ordusuna birlik olarak değil, ferdi olarak entegre olmasını beklediğimizi daha önce de ifade ettik. SDG terör örgütünün zaman kazanma çabaları da boşunadır. Entegrasyondan başka seçenek sonuç vermeyecektir' açıklamasında bulundu.

Gıda zehirlenmesi... Salmonella enfeksiyonuna karşı altın kurallar

Türkiye genelinde son günlerde artış gösteren ve hastanelerin acil servislerinde yoğunluğa neden olan gıda zehirlenmesi vakaları, gözleri mutfak hijyenine çevirdi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Hacer Alpteker, son dönemde artan gıda zehirlenmesi vakalarına ilişkin Salmonella enfeksiyonuna dikkati çekti.

"En temel bulaşma yolu, hijyen alışkanlıklarının kötü olması"

Salmonellanın güvenli olmayan içme suları, iyi pişmemiş tavuk, kırmızı et, yumurta ve çiğ süt ürünleri vasıtasıyla bulaşabildiğini belirten Alpteker, "Özellikle hijyene dikkat etmediğimiz her durumda Salmonella enfeksiyonu karşımıza çıkabilir. Toplumda Salmonella ile enfekte olmuş hasta kişiler eğer hijyen kurallarına dikkat etmezlerse, en basitinden tuvaletten çıktıktan sonra elleri yıkamamak gibi, kirli elleriyle ortak alanlara dokunmak gibi çok kolay insandan insana da bulaşabilir. Ayrıca Salmonella bakterisi çiğ süt ve süt ürünleriyle, iyi pişirilmemiş yumurtayla bulaşabilir ama en temel bulaşma yolu, hijyen alışkanlıklarının kötü olması, kanalizasyon sularıyla içme sularının kirlenmesi, yeterince uygun şekilde klorlanmaması, Salmonella bulaşmış sebze ve meyvelerin çiğ tüketilmesi gibi yollarla insandan insana ya da insanlara bulaşmasıdır" dedi.

"Çok daha tehlikeli olanları var"

Öğr. Gör. Hacer Alpteker, geçtiğimiz günlerde ülke gündeminde tartışmalara sebep olan "Salmonella gıda zehirlenmesine mi yol açıyor?" sorusuna da cevap verdi. Gıda zehirlenmesine ve sindirim sisteminde ishallere sebep olabilecek pek çok etkenin bulunduğuna dikkati çeken Alpteker, "Salmonella da bunlardan bir tanesi. Çok daha ciddi, tehlikeli olanları da var ama hepsinden Salmonella sorumludur diyemeyiz" dedi.

"Toplumdaki her yaş grubunda görülebilir"

Hastalığın her yaş grubunda görülebileceğini aktaran Alpteker, "Yaşlılar, bağışıklık sistemi iyi olmayan, bağışıklığı zayıflamış kişiler, bebekler ve çocuklar Salmonella enfeksiyonlarından çok daha fazla etkilenecek gruptur. Risk grubu olarak da bu kişileri tanımlayabiliriz. Diğer yaş gruplarında Salmonella enfeksiyonları herhangi bir kayba ya da ciddi bir hastaneye yatışa gerek olmadan iyileşebilecekken, bu grupta hastaneye yatışa ya da istenmeyen sonuçlara sebep verebilir" diye konuştu.

Enfeksiyonun belirtilerine de değinen Alpteker, hastalığın ateş, karın ağrısı, bulantı, kusma, kramp ve ishalle kendini gösterdiğini kaydetti.

"Hijyen alışkanlıklarına dikkat etmek gerekir"

Hacer Alpteker, hastalıktan korunmak için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

"Salmonella hastalığından korunmak için aslında çok basit önlemler alabiliriz. Bunların en başında, el yıkama ve hijyen alışkanlıklarına dikkat etmek gerekir. Mutlaka yemeklerden önce ve sonra ellerin sabunla beraber düzgünce yıkanması, tuvaletten önce ve tuvaletten çıktıktan sonra ellerin yine aynı şekilde yıkanması çok önemlidir. Güvenli olmadığını düşündüğümüz hiçbir suyu tüketmememiz gerekiyor, mutlaka güvenli su temin etmemiz gerekiyor. Evimizde sebze ve meyvelerimizi bol akarsu altında iyice yıkamamız gerekiyor. Eğer pişirilerek tüketilebilecek bir durum varsa mutlaka iyi pişirmemiz gerekiyor. Yine et ve et ürünlerinin iyi pişirilerek tüketilmesi, pastörize ya da steril süt tercih edilmesi gerekiyor. Hasta insanların, gerekiyorsa mutlaka tedavi olması ya da diğer insanlara bulaştırmayı önlemek için el yıkamaya dikkat etmesi, kirli elleriyle etrafa dokunmaması gerekiyor. Mutfakta çiğ yumurta tüketiminden uzak kalmak, bazen rafadan ya da az pişmiş yumurtalar tercih edilebiliyor fakat yumurtaları da bu anlamda iyi pişirerek tüketmek gerekiyor. Bir de evcil hayvanlardan da bir miktar Salmonella bakterisi bulaşabiliyor, bunu unutmamak lazım. Özellikle sürüngenler dediğimiz hayvanlar, kaplumbağalar, kuşlar gibi hayvanlardan da bulaşma söz konusu. Bunun için bu tür hayvanlar varsa onların temizliği ve bakımında da dikkatli olmamız gerekiyor."

İHA

© Timeturk

Gıda zehirlenmesi vakalarındaki artış sürerken, Öğr. Gör. Hacer Alpteker Salmonella enfeksiyonunun mutfaktaki gizli kaynaklarına dikkati çekti.

Hastalardan elden para aldığı iddia edilen profesör tutuklandı!

Trabzon'da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı bir profesörün hastasından resmi ödemeler dışında ücret talep ettiği iddiasıyla tutuklandığı bildirildi. Hakkında açılan soruşturma kapsamında adli sürecin tamamlanmasının ardından profesörün cezaevine gönderildiği kaydedildi.

FAZLA ÜCRET İDDİASI SONRASI SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Alınan bilgiye göre, KTÜ Farabi Hastanesi'nde görev yapan Prof. Dr. C.K.'nin uzun süredir hastalarından hastane ve kendisine yapılan resmi ödemelere ek olarak ameliyat ücreti talep ettiği öne sürüldü. Profesör hakkında 10'a yakın şikayet bulunduğu, bu şikayetlerin hastalar ve hasta yakınları tarafından yapıldığı belirtildi.

UYAŞTIRILMASINA RAĞMEN FAZLADAN PARA ALDIĞI ÖNE SÜRÜLDÜ

Başhekimlik tarafından kendisine yapılan uyarılara rağmen Prof. Dr. C.K.'nin fazladan para talep etmeyi sürdürdüğü iddia edildi. Son olarak profesörün bir hastasından hastane ve kendisine yapılan resmi ödemelerin dışında elden 150 bin TL ameliyat ücreti aldığı iddiası gündeme geldi. Bu iddialar üzerine KTÜ Rektörlüğü tarafından profesör açığa alınarak idari soruşturma başlatıldı.

Prof. Dr. C.K. hakkında CİMER'e de çok sayıda şikayet yapıldığı aktarıldı. Hasta ve yakınlarının başvurularında profesörün resmi prosedür dışında ödeme talep ettiği yönünde ifadeler bulunduğu belirtildi.

Yürütülen adli süreç kapsamında Prof. Dr. C.K. savcılık ve mahkemece değerlendirildi. Mahkeme tarafından verilen karar sonucunda profesör tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın tüm yönleriyle devam ettiği kaydedildi.

İHA

© Timeturk

KTÜ Farabi Hastanesi'nde hastalarından resmi ödemeler dışında ücret istediği iddia edilen kadın doğum uzmanı profesör, yürütülen süreç sonrası tutuklandı.

Tırlarla çarpışan otomobilde can pazarı yaşandı

Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde gece saatlerinde meydana gelen trafik kazasında otomobilin iki tırla çarpışması sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi, 1 kişi de ağır yaralandı. Kazada ağır yaralanan Mehmet Temiz'in yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı bildirildi.K

OTOMOBİL TIRLARLA ÇARPIŞTI, CAN KAYBI YAŞANDI

Kaza, Andırın ilçesi Emirler Mahallesi sınırlarında gece saatlerinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, F.Y. idaresindeki 80 AEF 162 plakalı otomobil, karşı istikametten gelen R.B. yönetimindeki 01 ATT 322 plakalı tırın arka tekerine çarpıp savruldu. Çarpmanın etkisiyle otomobil, aynı istikamette ilerleyen A.B. kontrolündeki 17 SB 958 plakalı tırla da çarpıştı.

YARALILAR HASTANEYE KALDIRILDI

Kazada otomobil sürücüsü ile araçtaki Mehmet Temiz (22) ağır yaralandı. Olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler, yaralıları bulundukları araçtan çıkararak ambulanslarla ilçe devlet hastanesine kaldırdı. Durumu ağır olan Mehmet Temiz, Kahramanmaraş'a sevk edildi.

Hastaneye sevk edilen Mehmet Temiz'in yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdiği bildirildi. Otomobil sürücüsünün tedavisinin ise devam ettiği öğrenildi.

Kaza sonrası jandarma ekiplerinin olay yerinde inceleme yaptığı, çarpışmanın oluş şekline ilişkin çalışmaların sürdürüldüğü ifade edildi. Meydana gelen trafik kazasıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği kaydedildi.

İHA

© Timeturk

Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde otomobilin iki tırla çarpıştığı kazada 1 kişi öldü, 1 kişi ağır yaralandı; olayla ilgili soruşturma sürüyor.

83 yaşında 20'lik dişi çıktı!

Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde yaşayan Besen, yaklaşık 6 yıldır total protez kullandığını belirterek, "20'lik dişim hiç çıkmamıştı. Doktor ağrının sebebinin 20'lik diş olduğunu söyleyince çok şaşırdım. Protezimi kullanamaz hale geldiğim için doktorum çekilmesi gerektiğini söyledi. Bir hafta ilaç kullandıktan sonra operasyonla alındı" dedi.

"Protez kullandığı için altta kalmış"

Operasyonu gerçekleştiren Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Hakan Kahraman, 20'lik dişlerin her yaşta sorun çıkarabileceğine dikkat çekerek, "İleri yaşlarda kemik erimesi nedeniyle gömülü dişler rahatsızlık vermeye başlayabiliyor. Hastamız yıllarca total protez kullandığı için gömülü diş, üzerindeki kemiğin erimesiyle yüzeye yakın hale gelmiş. Yeni protez yapımına engel olacağından dişi cerrahi olarak çektik. Bu durum herkesin başına gelebilir" dedi.

AW597840_02

"Yaşlanmaya bağlı kemik erimesi dişi yüzeye çıkarıyor"

Manisa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Barış Kaya ise, ileri yaşlarda çene kemiğindeki rezorpsiyonun gömülü dişleri yüzeye doğru yaklaştırdığını belirterek şunları söyledi:

"Bu dişler aslında sürmüyor; çene kemiği eridiği için çıkmış gibi görünüyor. Halk arasında ‘70 yaşından sonra diş çıktı' denilen durumlar aslında gömülü dişlerin kemik erimesiyle ortaya çıkmasıdır. Özellikle total protez kullanan hastalarda daha sık rastlanıyor. Eğer ağrıya, protez kullanımında zorluğa veya yemek yemede sıkıntıya neden oluyorsa cerrahi operasyonla dişi alıyoruz. İyileşme sonrası protez yeniden yapılıyor ya da küçük tamirlerle kullanılmaya devam edilebiliyor."

Operasyonun ardından sağlığına kavuşan Aydın Besen, protezinin yenilenmesi için tedavisine devam ediyor.

İHA

© Timeturk

Manisa'da yaşayan 83 yaşındaki Aydın Besen, protez dişlerinin ağrı yapması üzerine gittiği diş hekiminde, ağrının kaynağının 20'lik diş olduğunu öğrenince şaşırdı.

Ev temizliğinde ölümcül hata

Trabzon'da tuz ruhu ile çamaşır suyunu karıştırarak yaptığı temizlik sırasında ortaya çıkan kimyasal tepkime nedeniyle hayatını kaybeden 3 çocuk annesi Ümran Katırcı'nın ölümü, evlerde kullanılan temizlik ürünlerinin bilinçsizce karıştırılmasının ölümcül sonuçlar doğurabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle çamaşır suyu ve tuz ruhu gibi güçlü kimyasalların birleştiğinde solunum yollarında ağır hasara yol açtığını vurguladı.

ÖLÜMCÜL TEPKİME GENÇ ANNEYİ HAYATTAN KOPARDI

Trabzon'da önceki gün banyoda temizlik yapan Ümran Katırcı, tuz ruhu ile çamaşır suyunu karıştırdıktan sonra oluşan kimyasal gazın etkisiyle hayatını kaybetti. Olay sonrası uzmanlar, basit görünen temizlik alışkanlıklarının bile ölümcül tehlikeler barındırdığını belirtti. Karışımın oluşturduğu gazın kısa sürede solunum sistemine zarar verdiği, ciddi zehirlenmelere neden olabildiği ifade edildi.

“REAKTİF HAVA YOLU DİSFONKSİYONU ÇOK AĞIR SEYREDEBİLİYOR”

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, yaşanan ölüm sonrası önemli uyarılarda bulundu. Olayın tıpta “Reaktif Hava Yolu Disfonksiyonu” (RAD) olarak bilinen tabloyla uyumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Özlü, “Trabzon'da genç bir anneyi kaybettik. Olay, çok üzücü. Bunun tıptaki karşılığı Reaktif Hava Yolu Disfonksiyonu dediğimiz bir olay. Daha çok ev hanımları çamaşır suyu ve tuz ruhunu birlikte karıştırarak özellikle banyo ve tuvaletlerin temizlenmesi amacıyla yapıyorlar. Bu alanlar da genelde dar, kapalı ve iyi havalandırılmayan ortamlar olduğu için temizlik sırasında bu karışımın dumanını soluyorlar. Deterjanlardan çıkan klor gazı, amonyak gazı ve asit buharı gibi bileşiklerin solunması maalesef solunum yollarında tahrişe neden oluyor” dedi.

“BELİRTİLER ZAMANLA ARTIYOR, SES TELLERİ TIKANABİLİYOR”

Prof. Dr. Özlü, olayın üzerinden zaman geçtikçe semptomların ağırlaşabildiğini belirterek, “Olayın üzerinden zaman geçtikçe buna bağlı semptomlar; hırıltı, nefes darlığı, öksürük, hapşırma, geniz akıntısı gibi belirtiler gösterebiliyor. Çok ağır seyredebiliyor ve ani ölüme kadar götürebilen solunum yolu tahrişleri olabiliyor. Ses tellerinde tıkanmaya yol açabiliyor. Oldukça riskli bir durum” ifadelerini kullandı. Vakaların bir kısmında yaşanan tahribatın kalıcı olabileceğini, bazı hastalarda bu durumun kronik astıma dönebildiğini aktardı.

“BU KARŞIM SADECE EVDE DEĞİL İŞ YERLERİNDE DE GÖRÜLEBİLİR”

Reaktif Hava Yolu Disfonksiyonu'nun sadece çamaşır suyu ve tuz ruhu karışımından kaynaklanmadığını belirten Özlü, “Reaktif Hava Yolu Disfonksiyonu sadece klorak ve tuz ruhu karışımından ortaya çıkmaz. Normal hayatın akışı sırasında, iş yerlerinde farklı gazların yoğun olarak kapalı alanlarda solunmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Temiz hava solumak çok önemli. Tuz ruhu ve çamaşır suyu karıştırıldığında güçlü bir etki ortaya çıkıyor” dedi.

“EN SAĞLIKLISI SABUN VE ARAP SABUNU”

Günlük hayatta kullanılan farklı deterjan ve kimyasalların da benzer riskler taşıdığını hatırlatan Prof. Dr. Özlü, “Ayrı ayrı kullanıldıklarında bu etki ortaya çıkmıyor. Günümüzde farklı deterjanlar da var ama hepsi bir açıdan da kimyasaldan ötürü soluduğumuz havayı kirletiyor. En sağlıklısı annemizin yöntemi olan sabun, Arap sabunu ve beyaz sirke gibi temizleyicileri kullanmak daha doğru. Önerim, tuz ruhu ve çamaşır suyu başta olmak üzere farklı deterjanları ya da temizlik kimyasallarını bilmeden karıştırarak kullanmamak gerekiyor. Bunlar sizin hayatınızı riske atabilir” ifadelerini kullandı.

DHA

© Timeturk

Tuz ruhu ile çamaşır suyunun karıştırılması sonucu hayatını kaybeden Ümran Katırcı'nın ardından uzmanlar, ölümcül kimyasal tehlikeye karşı uyardı.

Erdoğan: Uluslararası toplumun Filistin'e borcu ödeme zamanı geldi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Barış ve Güven Forumu'nda yaptığı konuşmada, “Barışın tesisine yönelik tüm aşamalara Filistinlilerin dahil olmasını ve katkı vermesini elzem görüyoruz. Nihai hedef ise iki devletli çözümdür. Bunun formülü Filistinli kardeşlerimizin çektiği acılarda, onurlu mücadelelerinde ve uluslararası düzenlemelerde kayıtlıdır. Artık uluslararası toplumun, Filistin halkına olan borcunu ödeme zamanı gelmiştir” dedi.

Erdoğan, 2025'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla “Uluslararası Barış ve Güven Yılı” ilan edilmesi ve Türkmenistan'ın daimî tarafsızlık statüsünün 30. yıl dönümü dolayısıyla Aşkabat'ta düzenlenen Forumda “Barış ve Güven: Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Hedeflerin Birliği” konulu oturumda katılımcılara hitap etti. Türkmenistan Maslahatlar Merkezi'ndeki etkinlikte konuşan Erdoğan, “Ata yurdumuz olarak gördüğümüz bu topraklarda bir kez daha bulunmaktan büyük bahtiyarlık duyuyorum” ifadesini kullandı ve Türkiye'deki 86 milyon vatandaşın selamlarını iletti.

“TÜRKMENİSTAN'IN HER BAŞARISIYLA ÖVÜNÜYORUZ”

Erdoğan, konuşmasında Türkmenistan'ın bağımsızlığından bu yana büyük bir iktisadi ve beşerî kalkınma gerçekleştirdiğini belirtti. Türkmenistan'ın hızlı büyüyen ekonomisi, şehirleri, fabrikaları, okulları ve hastaneleriyle modern bir ülke hâline geldiğini söyledi. Türkiye ile Türkmenistan'ın ortak tarihten gelen güçlü bağlarla birbirine bağlı olduğunu vurguladı. Türkiye'nin, Türkmenistan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğunu ve tarafsızlık statüsünü destekleyen ülkelerin başında geldiğini hatırlattı.

Erdoğan, Türkmenistan'ın barışçı vizyonunu desteklediklerini, yatırımlar, ticaret, enerji ve savunma gibi alanlarda iş birliğini geliştirdiklerini aktardı. “Türkmenistan'la atasözlerimiz gibi kalbimiz de menzilimiz de birdir” dedi.

“RUSYA VE UKRAYNA ARASINDAKİ SAVAŞIN SONA ERMESİ TEMENNİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel ölçekte belirsizliklerin ve çatışmaların arttığı bir dönemde uluslararası diyalog ve iş birliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye'nin barış ve diyaloğun hâkim kılınması için çaba gösterdiğini belirterek, “Kuzey komşularımız Rusya ve Ukrayna arasında süren savaşın sona ermesi en samimi temennimizdir” dedi. İstanbul Süreci başta olmak üzere ateşkes ve barış odaklı girişimlere destek vermeye hazır olduklarını kaydetti.

“GAZZE'DE ATEŞKES İSRAİL'İN İHLALLERİ NEDENİYLE KIRILGAN”

Erdoğan, Gazze'de “son asrın en acımasız katliamlarından birine” şahit olunduğunu söyledi ve bölgede ateşkesin kalıcılığı ile insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasının öncelikleri olduğunu ifade etti. “İsrail'in ihlallerine rağmen süren ateşkes kırılgandır. Bu nedenle uluslararası toplumun sürece güçlü desteği şarttır, sürmelidir” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2800 sayılı kararının, kalıcı barış ve Gazze'nin yeniden imarı açısından fırsat olmasını temenni etti.

“TÜRKİYE ARABULUCULUKTA ÖNDE GELEN AKTÖRLERDENDİR”

Konuşmasında barışın tüm aşamalarında Filistinlilerin dahil olmasının önemli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin adil ve güven veren yaklaşımı sayesinde arabuluculukta dünyanın önde gelen aktörleri arasında yer aldığını söyledi. Etiyopya ve Somali arasındaki gerginliği gidermek amacıyla başlatılan Ankara Süreci'nin barışçıl çözümün mümkün olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İş birliği Teşkilatı, İslam İş birliği Teşkilatı bünyesindeki Arabuluculuk Dostlar Grupları ve Medeniyetler İttifakı girişimlerinin bu vizyonun parçası olduğunu belirtti.

“BARIŞ ANCAK ADALETLE, GÜVEN KARŞILIKLI SAYGIYLA MÜMKÜNDÜR”

Erdoğan, forumda sadece bir yıl dönümünün değil, geleceğe dair güçlü bir çağrının yapıldığını söyledi. “Barış ancak adaletle, güven ancak karşılıklı saygıyla, istikrar ancak diyalog ve iş birliğiyle mümkündür” ifadelerini kullandı. Türkmen edebiyatı şairi Mahtumkulu Firaki'nin dizelerini hatırlatarak konuşmasına devam etti ve “Her yer sevinç dolsun” sözlerini forumun ruhuyla uyumlu bulduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov'a teşekkür ederek, Türkmenistan'ın daimî tarafsızlığının 30. yılını kutlayarak ve iki ülke arasındaki kardeşliğin daim olmasını dileyerek tamamladı.

İHA

© Timeturk

Erdoğan, Aşkabat'taki Uluslararası Barış ve Güven Forumu'nda Filistin, Gazze ateşkesi ve iki devletli çözüm için uluslararası topluma sorumluluk çağrısı yaptı.

36 gıda ürünü daha ifşa edildi!

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapan markaları 'guvenilirgida.tarimorman.gov.tr' internet adresinden açıklıyor. Sitede 'Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar' ile 'Taklit ve Tağşiş Yapılan Gıdalar' başlıkları altında taklit ve tağşiş yaparak sağlığı tehlikeye düşüren firmalar, markalar ve ürünler yer alıyor.

1059300

KÖFTE HARCINDA DERİ DOKUSU TESPİT EDİLDİ

Listeye 2'si sağlığı tehlikeye düşürecek ürün olmak üzere toplam 36 yeni ürün daha eklendi. Listede zeytinyağı, yoğurt ve bal gibi ürünler yer aldı. Yapılan son testlerde, bazı markaların 'yarım yağlı sade yoğurt' ibaresiyle sattığı üründe nişasta olduğu belirlendi. Zeytinyağı ürünlerine de tohum yağlarının karıştırıldığı tespit edildi. Ankara'nın Mamak ilçesinde faaliyet yürüten bir firmanın çiğ dana köfte harcında da deri dokusu tespit edildi. Ayrıca Ankara'nın Akyurt ilçesinde, yüzde 100 piliç eti olduğu beyan edilen köftede, mekanik ayrılmış kanatlı et bulunduğu tespit edildi.

DHA

 

 

© Timeturk

Tarım ve Orman Bakanlığı, taklit-tağşiş yapılan gıdalar listesini güncelledi. Listeye 36 yeni ürün daha eklendi.

İSPARK'lara yüzde 33 zam

İBB Meclisi Aralık ayı toplantısı 3'üncü oturumu Saraçhane'deki İBB binasında yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında toplanan mecliste İSPARK ücretleri, mezarlık tarifeleri ve çeşitli belediye hizmet kalemlerini kapsayan zam teklifleri görüşüldü. Bu teklifler İBB Meclisi'nde oy çokluğuyla kabul edildi. Karara göre İSPARK'ın otopark ücretlerine yaklaşık yüzde 33 oranında zam yapıldı.

Mezarlık hizmetlerindeki bazı uygulamalarda ise yüzde 200'e varan zam içeren düzenlemeler de kabul edildi. Zamlı tarife ise 1 Ocak 2026'da yürürlüğe gireceği öğrenildi.

Meclis Toplantısı öncesi konuşan CHP Meclis üyesi ve Tarife Komisyonu Başkanı Mustafa Karaoğlu ise yaptığı konuşmada, "Şimdi, yüzde 200'lük zam nerelerde geçerli? Mezarlıkları aslında böyle sınıflandırmak, daha kolay uygulama yapılabilmesi açısından mezarlıklar şube müdürlükleri tarafından bölgelere ayrılmış durumda. Birinci grup mezarlık, ikinci grup mezarlık şeklinde. Birinci ve ikinci grup mezarlıklar işte bu dediğimiz yüzde 200'lük ve uygulaması son derece daha az olan, bütün toplam uygulama içerisinde yani yüzde 1'lik, yüzde 2'lik bile bir uygulamayı alana sahip olmayan bir uygulamadan bahsediyoruz. Bu yerler için tabii ki buralarda yer bulmak zaten zor. Herkesin ulaşabileceği, herkesin bu hizmetten faydalanabileceği bir alan değil. O nedenle buradaki sınırlı sayıda olan alanlar için böyle bir fiyat politikası uygulanmıştır. Ama vatandaşlarımızın kullanacağı o alanlardaki artış oranlarımız yüzde 50'dir. 272 lira olan ruhsat bedeli 408 liraya yükselmiş. Yüzde 200'lük artış burada söz konusu değil. Karacaahmet, Çengelköy Yeni Kısım, Nakkaştepe, Zincirlikuyu. Bu mezarlıklara defin yapmak isterseniz bir yakınınızı, burada daha fazla bir bedel ödemeyi, eğer tabii bulabilirseniz, yine söylüyorum, defin için bir yer bulabilirseniz yüksek bir miktarda bedel ödemek durumunda kalıyorsunuz. 17 bin liradan 53 bin liraya çıkmış" diye konuştu.

"İlk giriş ücretlerine ortalama yüzde 33'lük zam"

İSPARK'a yapılan zam oranıyla ilgili de konuşan Karaoğlu, "Bizim bu yeni tarifemizle ilk giriş ücretlerine ortalama yüzde 33'lük bir zam veriyoruz. Ama ondan sonra süre uzadıkça zam oranımız yüzde 10'a kadar düşüyor. İlk 1-2 saatlik ücret yüzde 33. Ama onun dışında diğer ücretlerin hepsinde yüzde 10'luk bir artış söz konusu" dedi.

İHA

© Timeturk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi'nde İstanbul'da İSPARK ücretlerine yönelik yüzde 33'lük zam teklifi oy çokluğu ile kabul edildi. Zamlı tarifenin ise 1 Ocak 2026'da yürürlüğe gireceği öğrenildi.

Ateşin icadı çok daha eski çıktı

Ateşin keşfi ve kontrolü, insanlığın evrimsel yolculuğundaki en önemli dönüm noktası olarak kabul edilir. Ancak bu kritik becerinin ne zaman ortaya çıktığına dair bilinenler, İngiltere'deki bir kazı çalışmasıyla kökten değişti.

Yeni bulgular, insanların 400 bin yıldan daha uzun bir süre önce bilerek, alet kullanarak ateş yakabildiğini kanıtlıyor.

Ateş taşı kanıtı tarihi değiştirdi

British Museum arkeologu Rob Davis ve meslektaşları, İngiltere'nin Barnham köyündeki bir kil çukurunda Paleolitik döneme ait önemli kalıntılar buldu. Şimdiye dek bilinen en eski kasıtlı ateş yakma kanıtı 50.000 yıl öncesine dayanırken, bu keşif tarihi yaklaşık 350.000 yıl geriye taşıyor.

Keşfin en önemli dayanağı, ısıdan çatlamış dört adet çakmaktaşı el baltasının ve yanmış (kızarmış) topraktan oluşan bir ocağın (kamp ateşi yeri) yakınında bulunan iki küçük oksitlenmiş pirit parçası oldu.

Araştırmacılar, bu piritin (halk arasında "ateş taşı" olarak bilinen ve kıvılcım çıkaran mineral) bölgede doğal olarak nadir olduğunu tespit etti. Bu durum, pirit parçalarının rastgele değil, kasıtlı olarak, sistematik bir şekilde ateş yakmak amacıyla alana getirildiğini gösteriyor. Ayrıca yanmış topraklarda yapılan testler, bu alanın tek seferlik değil, tekrar tekrar ısıtılıp kullanıldığını, yani bir kamp ateşi olduğunu doğruladı.

Ateşi bulmak neye yaradı?

Uzmanlar, bu ateşi yakanların büyük olasılıkla Neandertaller olduğunu düşünüyor. Bu bulgu, Neandertallerin soyut düşünce gerektiren karmaşık teknolojik davranışlara sahip olduğunu gösteren önemli bir kanıt.

Ateşi yıl boyunca kontrol edebilme yeteneği, erken dönem insanlara büyük sosyal ve biyolojik avantajlar sağladı. Yiyecekleri pişirerek sindirimi kolaylaştırdı, besin ve protein alımını artırdı. Ateşin etrafında toplanma imkanı sunarak daha büyük gruplar halinde yaşamayı ve toplumsal bağları güçlendirdi.

Araştırmacılar, bu beslenme ve sosyal gelişmelerin, insanlarda beyin boyutunun büyümesine, bilişin artmasına ve daha karmaşık ilişkilerin gelişmesine doğrudan katkıda bulunmuş olabileceği sonucuna vardı.

Sciencealert

© Timeturk

İngiltere'de 400 bin yıldan daha eski bir alanda bulunan ateş taşı parçaları ve yanmış kalıntılar, tarihte bilinenlerin üzerini çiziyor.

Altın piyasasında güncel durum

Altın fiyatları 12 Aralık 2025 Cuma günü yükselişini sürdürdü. Ons altının 4.282 dolar seviyesinde işlem gördüğü günde, gram altın, çeyrek altın, Cumhuriyet altını, yarım altın, tam altın ve bilezik fiyatlarında güncel rakamlar yatırımcıların odağında yer aldı.

ALTIN FİYATLARI YÜKSELİŞTE GÜNE BAŞLADI

Canlı altın fiyatları, ABD'de 2026 yılında faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesi ve Fed'in para politikasında yumuşama sinyalleri vermesiyle haftayı yükselişle kapatmaya hazırlanan değerli metalde yakından takip edildi. Ons altın cuma günü 4.282 dolar seviyelerinde işlem gördü. Böylece ons altın son yedi haftanın en yüksek seviyesine yakın seyretti.

Günün en çok araştırılan verileri arasında gram altın satış fiyatı 5.855,5490 lira, alış fiyatı ise 5.854,7530 lira olarak kaydedildi. Altın/ons tarafında alış fiyatı 4.277,33 dolar, satış fiyatı 4.282,02 dolar oldu.

GRAM, ÇEYREK, YARIM VE TAM ALTIN FİYATLARI

Çeyrek altın alış fiyatı 9.367,6900 lira, satış fiyatı 9.573,8500 lira olarak listelendi. Cumhuriyet altını alış fiyatı 37.470,7700 lira, satış fiyatı ise 38.178,2700 lira olarak aktarıldı. Tam altın için alış fiyatı 37.927,00 lira olurken satış fiyatı 38.320,00 lira olarak duyuruldu.

Yarım altın fiyatları da günün merak edilenleri arasında yer aldı. Buna göre yarım altının alış fiyatı 18.674,26 lira, satış fiyatı ise 19.145,09 lira seviyesinde açıklandı. Ziynet altını alış fiyatı 37.465,59 lira, satış fiyatı ise 38.173,08 lira olarak belirtildi.

BİLEZİK FİYATLARI VE ATA ALTINI RAKAMLARI

Bilezik fiyatlarında da hareketlilik devam etti. 14 ayar bilezik gramı alış fiyatı 3.220,14 lira, satış fiyatı 4.327,03 lira olarak kaydedildi. 22 ayar bilezik gramı alış fiyatı 5.328,23 lira, satış fiyatı ise 5.573,35 lira oldu.

Ata altını alış fiyatı 38.327,14 lira, satış fiyatı ise 39.294,43 lira olarak duyuruldu. Gremse altın fiyatı da güncel tabloda yer aldı. Gremse altının alış fiyatı 94.597,00 lira, satış fiyatı ise 95.549,00 lira seviyesinde açıklandı.

Altın piyasasında haftanın son işlem gününde tüm ürünlerde güncel rakamların takip edildiği kaydedildi.

© Timeturk

Altın fiyatları yükselişte. Bugün gram, çeyrek, yarım, tam, Cumhuriyet altını ve bilezik fiyatları açıklandı. Ons altın 4.282 dolar seviyesinde işlem gördü.

Serbest piyasada döviz yükseldi

Serbest piyasada döviz kuru yeni güne yatay seyre yakın başladı. İstanbul Kapalıçarşı'da doların 42,66 lira seviyesinde, euronun ise 50,13 lira bandında işlem gördüğü kaydedildi. Son kapanış rakamlarıyla birlikte dövizdeki hareketlilik takip edildi.

SERBEST PİYASADA GÜNE DOLAR VE EURO HAREKETİ

İstanbul'da 12.12.2025 tarihinde saat 09.25 itibarıyla serbest piyasada döviz fiyatları belli oldu. Doların 42,6640 liradan güne başladığı bildirildi. Kapalıçarşı verilerine göre dolar 42,6620 liradan alınırken 42,6640 liradan satıldı. Aynı dakikalarda euronun 50,1310 liradan işlem gördüğü aktarıldı. Piyasa açılışında euro 50,1290 liradan alınırken 50,1310 liradan satıldı.

Son kapanış rakamlarında ise doların 42,61 liradan, euronun ise 50,10 liradan satıldığı belirtildi. Böylece serbest piyasanın güne hafif yükselişle başladığı kaydedildi. Döviz fiyatlarındaki seyrin gün boyunca yatırımcılar tarafından takip edildiği ifade edildi.

İHA

© Timeturk

Serbest piyasada dolar 42,66 liradan, euro 50,13 liradan güne başladı. Kapalıçarşı'da fiyatlar son kapanışa göre hafif yükseliş gösterdi.

Başsavcılıktan Barış Alper Yılmaz ve Abdülkerim Bardakçı hakkında açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından futbol müsabakalarında görev yapan bir kısım hakem, futbolcu ve bazı kulüp yetkililerinin karıştığı 'bahis oynama' iddiasına yönelik yürütülen soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında Galatasaraylı futbolcular Barış Alper Yılmaz ve Abdülkerim Bardakçı hakkında inceleme başlatıldığına ilişkin çıkan haberler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada haberlerin gerçeği yansıtmadığı, isme özel bir soruşturmanın olmadığı aktarıldı. Öte yandan açıklamada "Resmi makamlar dışında yapılan açıklamalara itibar etmeyiniz" ifadesine de yer verildi.

İHA

© Timeturk

Futbol dünyasında 'bahis oynama' iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Galatasaraylı futbolcular Barış Alper Yılmaz ve Abdülkerim Bardakçı hakkında inceleme başlatıldığına ilişkin çıkan haberler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açıklama yapıldı.

Yağmur ve kar birçok bölgede etkili olacak

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre: Ülkemizin kuzey, iç ve doğu kesimleri parçalı ve çok bulutlu, Marmara'nın kuzeyi, Karadeniz (Çorum Haric), Doğu Anadolu'nun doğusu, Güneydoğu Anadolu'nun doğusu ile Ankara, Çankırı, Yozgat ve Bingöl çevrelerinin yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların yağmur ve sağanak, Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzey ve doğusu ile Ankara, Çankırı ve Yozgat'ın yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Sabah saatlerinde saatlerinde iç kesimlerde pus ve yer yer sis bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklıkların mevsim normalleri civarında seyretmeye devam edeceği tahmin ediliyor.

RÜZGAR: Genellikle kuzeyli, Karadeniz'de güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

UYARILAR

Güncel Meteorolojik Uyarı Bulunmamaktadır.

BÖLGELERİMİZDE HAVA

MARMARA

Parçalı ve çok bulutlu, kuzeyinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

BURSA °C, 14°C

Parçalı ve çok bulutlu

ÇANAKKALE °C, 16°C

Parçalı ve az bulutlu

İSTANBUL °C, 13°C

Parçalı ve çok bulutlu, hafif yağmur ve sağanak yağışlı

KIRKLARELİ °C, 14°C

Parçalı ve çok bulutlu, hafif yağmur ve sağanak yağışlı

EGE

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

A.KARAHİSAR °C, 9°C

Parçalı ve az bulutlu

DENİZLİ °C, 15°C

Parçalı ve az bulutlu

İZMİR °C, 17°C

Parçalı ve az bulutlu

MUĞLA °C, 16°C

Az bulutlu

AKDENİZ

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

ADANA °C, 20°C

Parçalı ve az bulutlu

ANTALYA °C, 20°C

Parçalı ve az bulutlu

HATAY °C, 15°C

Parçalı ve az bulutlu

ISPARTA °C, 12°C

Parçalı ve az bulutlu

İÇ ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra Ankara, Çankırı ve Yozgat çevrelerinin hafif yağmur ve karlakarışık yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

ANKARA °C, 8°C

Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra hafif karlakarışık yağmurlu

ESKİŞEHİR °C, 8°C

Parçalı ve çok bulutlu

KAYSERİ °C, 6°C

Parçalı ve çok bulutlu

KONYA °C, 9°C

Parçalı ve çok bulutlu

BATI KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kıyılarda sağanak, iç kesimlerde yağmur ve karla karışık yağmur şeklinde olması bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

BOLU °C, 9°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra yağmur ve karla karışık yağmurlu

DÜZCE °C, 12°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra sağanak yağışlı

SİNOP °C, 16°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra sağanak yağışlı

ZONGULDAK °C, 13°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra sağanak yağışlı

ORTA ve DOĞU KARADENİZ

Çok bulutlu, bölge genelinin (Çorum haric) aralıklı yağmur ve sağanak, doğusunun iç ve yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

AMASYA °C, 10°C

Çok bulutlu, gece saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

RİZE °C, 13°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak, yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı

SAMSUN °C, 14°C

Çok bulutlu, gece saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

TRABZON °C, 12°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak, yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, kuzey ve doğusu ile Bingöl çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların genellikle yağmur ve karla karışık yağmur, yükseklerinde kar şeklinde görülmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis görüleceği tahmin ediliyor.

ERZURUM °C, 4°C

Çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı

KARS °C, 2°C

Çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmur ve karla karışık yağmurlu, yüksekleri kar yağışlı

MALATYA °C, 9°C

Çok bulutlu

VAN °C, 7°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı karla karışık yağmurlu, yüksekleri hafif kar yağışlı

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Çok bulutlu, doğusunun aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis görüleceği tahmin ediliyor.

BATMAN °C, 9°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DİYARBAKIR °C, 9°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

GAZİANTEP °C, 12°C

Çok bulutlu

MARDİN °C, 8°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DENİZLERDE HAVA

Karadeniz'de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.

KARADENİZ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan, sabah saatlerinde güneybatıdan 3 ila 5, öğle saatlerinden sonra doğusu 5 ila 7; Doğu Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan 3 ila 5, akşam saatlerinde batısı 4 ila 6, zamanla geneli yer yer 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, öğle saatlerinden sonra yer yer 3,0 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.

MARMARA

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.

EGE

Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, Rüzgar: Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5, akşam saatlerinden sonra kuzeyi yer yer 6; Güney Ege'de kuzey ve kuzeybatıdan 3 ila 5, sabah saatlerinde yer yer 6 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, yer yer 2,5 m, Görüş: İyi.

AKDENİZ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, İskenderun Körfezi sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de kuzey ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinden sonra kuzeybatıdan 3 ila 5; Doğu Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, batısı sabah 2,5 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.

VAN GÖLÜ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı, Rüzgar: Batı ve güneybatıdan, sabah saatlerinde kuzeydoğudan 2 ila 4, yer yer 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,5 m, Görüş: İyi.

© Timeturk

Meteoroloji, birçok bölgede yağmur ve yükseklerde karla karışık yağmur beklendiğini, sıcaklıkların mevsim normallerinde süreceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı'ndan rektör atamaları

Cumhurbaşkanlığı tarafından Türkiye genelinde 9 üniversitenin rektörlüğüne yeni isimler atandı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre Altınbaş Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Cemal İbiş, Antalya Belek Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Abdullah Kuzu, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Faruk Yiğit, Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Musa Alcı, İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörlüğü'ne Prof. Dr. Rasim Akpınar getirildi. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğü için Prof. Dr. Ahmet Sacit Açıkgözoğlu, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörlüğü için Prof. Dr. Hasan Uslu, Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğü için Prof. Dr. Mehmet Görmez görevlendirildi. Uşak Üniversitesi Rektörlüğü'ne ise Prof. Dr. Ahmet Demir atandı.

ATAMALAR RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANDI

Kararlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı ve yürürlüğe girdi. Atanan isimlerin görevlerine resmen başladığı belirtildi.

İHA

© Timeturk

Cumhurbaşkanlığı, 9 üniversiteye yeni rektör atanmasını Resmi Gazete'de yayımladı. Atamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yürürlüğe girdi.

Adıyaman'da eşini ve bacanağını öldürdü!

Olay, Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Aşağısarhan Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre A.A. isimli şahıs, henüz belirlenemeyen bir nedenle evlerinde bulunan 4 çocuk annesi eşi Selvi Sarı (35) ile bacanağı Muharrem Arslan'ı (50) tabancayla vurdu. A.A. saldırının ardından hızla olay yerinden kaçtı. Silah seslerinin duyulması üzerine çevredeki vatandaşların ihbarı sonrası bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ekipler, Selvi Sarı ile Muharrem Arslan'ın cansız bedenleriyle karşılaştı. Sağlık ekipleri yaptığı kontrollerde her iki kişinin de hayatını kaybettiğini belirtti.

POLİS EKİPLERİ KAÇAN ŞÜPHELİYİ ARIYOR

Polis ekipleri olay yerinde geniş çaplı inceleme yaptı. Ev ve çevresinde delil araştırması yapılırken, A.A.'nın kaçtığı yönlerin tespit edilmesi için çalışma başlatıldı. İlçe genelinde arama faaliyetleri sürdürülürken güvenlik güçleri şüphelinin yakalanmasına yönelik operasyonlarını genişletti. Olayla ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor. Cenazeler yapılan incelemelerin ardından hastane morguna kaldırıldı.

İHA

© Timeturk

Adıyaman'da A.A. isimli şahıs, eşi Selvi Sarı ve bacanağı Muharrem Arslan'ı tabancayla öldürüp kaçtı. Polis kapsamlı arama başlattı.

Cuma Hutbesi 12.12.2025

Tarih: 12.12.2025


يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْـكَر۪يمِۙ.
وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
اَلْمُؤْمِنُ غِرٌّ كَرِيمٌ وَالْفَاجِرُ خِبٌّ لَئِيمٌ.


İNSAN: KÂİNATIN GÖZBEBEĞİ

Muhterem Müslümanlar!
Her doğan gün batacak, her can ölümü tadacaktır. Yaratılan her şey nihai sonla karşılaşacaktır. Denizler kaynayacak, dağlar yerinden oynayacak, yıldızlar dökülecektir. Kabirlerde olanlar dışarı çıkartılacak ve her insan; dünyada neleri yaptığını, neleri de yapmadığını anlayacaktır.

Kıymetli Müminler!

İnsan vardır; niçin yaratıldığını, nereden geldiğini ve nereye gittiğini düşünmez. Kendini unutur, Rabbini unutur, ölümü unutur, hesabı unutur, cennet ve cehennemi unutur. Kötülüğün gölgesinde dolaşır; kalp kırar, gönül incitir. Kâbil olur cana kıyar. Kârun olur zenginliğiyle şımarır. Nemrut olur mülküyle övünür. Ebû Cehil olur, hak ve hakikati göremez. İnsan da vardır; dünyayı ahiretin tarlası bilir, hem dünyası hem de ahireti için çalışır. Ahmed Yesevî olur, Hacı Bayrâm-ı Velî olur, Hacı Bektâş-ı Velî olur, Mevlânâ olur, Yunus Emre olur, sözleriyle yürekleri fetheder.

Ey Aziz İnsan!

Sen, âlemin özüsün, kâinatın gözbebeğisin. Hâlık-ı zü'l-Celâl'in gözdesisin. Dünyayı ve içindekileri yaratıp senin hizmetine sunan Allah Teâlâ'dır. Yaratılışını en güzel şekilde yapan O'dur. İyiyi kötüden ayırt edebilecek izan ve şuuru sana veren O'dur. Huzur ve mutluluğun yollarını sana gösteren kitaplar gönderen, peygamberleri senin için rehber kılan O'dur. Tüm bunlara rağmen, “Ey insan! Kerim olan Yüce Rabbine karşı seni yanıltıp aldatan nedir?”[1] Seni Allah'a kul olmaktan alıkoyan nedir? Emrettiklerini yapmaya, yasaklarından kaçınmaya engel olan nedir?

Değerli Müslümanlar!

Bugün maalesef birçok zıtlığı daha fazla bir arada yaşamaktayız. Bir yanda; kendisi, ailesi, milleti ve tüm insanlık için dünyayı cennet kılmaya uğraşanlar varken, diğer yanda mazlum ve masumlara zulmederek yeryüzünü cehenneme çevirmek isteyenler var. Bir yanda karıncayı dahi incitmeyen nezaket ve zarafet sahibi insanlar varken, öte yanda kibir ve gururla yürüdüğü yolları, geçtiği diyarları yakıp yıkanlar var. Bir yanda iyilik ve merhametin hayat bulması için çabalayanlar varken, diğer yanda yaptıkları kötülüklerle insanlığı zifiri karanlığa mahkûm bırakmak isteyenler var. Peygamber Efendimiz (s.a.s), hadis-i şeriflerinde bu ikilemi şöyle ifade etmektedir: “Mümin aziz ve cömerttir. Fâcir ise saygısız ve cimridir.”[2]

Muhterem Müminler!

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Evet, hem nurun hem de kirin aynı anda aktığı bu dünyada biz müminlere düşen; bulunduğumuz her yeri imanımızla güven yurduna, ibadetlerimizle huzur ve mutluluk diyarına, güzel ahlakımızla ülfet ve muhabbet ortamına dönüştürmektir. Kötülüğe ve haksızlığa geçit vermemek; sevgiyi ve muhabbeti hayatımızın her alanına hâkim kılmaktır.

Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)'in şu hadis-i şerifleriyle bitirmek istiyorum: “Öyle insanlar vardır ki âdeta hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir. Öyleleri de vardır ki, şerrin anahtarları, hayrın kilitleri gibidir. Ne mutlu! Yüce Allah'ın, hayrın anahtarlarını kendilerine verdiği kimselere…”[3]

[1] İnfitâr, 82/6.

[2] Ebû Dâvûd, Edeb, 5.

[3] İbn Mâce, Sünnet, 19.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

© Timeturk

Ey Aziz İnsan! Sen, âlemin özüsün, kâinatın gözbebeğisin

Fenerbahçe Avrupa'da rahat kazandı


UEFA Avrupa Ligi'nin 6. haftasında Fenerbahçe, Brann Stadı'nda oynanan karşılaşmada rakibini 4-0 mağlup etti. Maçın ilk bölümünde üstünlüğü ele geçiren Fenerbahçe, 5. dakikada Kerem Aktürkoğlu'nun golüyle öne geçti. 18. dakikada Brann'dan Helland kırmızı kart gördü. Sarı-lacivertliler 36. dakikada Talisca'nın golüyle farkı ikiye çıkardı. 44. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Talisca, skoru 3-0'a getirdi. İkinci yarıda 57. dakikada Nene savunma arkasına sarktı ancak kaleci Dyngeland gole izin vermedi. 65. dakikada Levent Mercan'ın sol kanattan yaptığı ortada Talisca kafa vuruşuyla topu ağlara göndererek maçtaki üçüncü golünü attı. 87. dakikada Nene'nin ceza sahası dışından sert şutu farklı şekilde auta çıktı.

MAÇIN KADROLARI VE DETAYLARI

Karşılaşmanın hakem üçlüsü Willy Delajod, Erwan Finjean ve Valentin Evrard oldu. Brann; Dyngeland, De Roeve, Pallesen, Helland, Dragsnes, Kornvig, Sorensen, Pedersen, Mathisen, Castro, Holm ile sahaya çıktı. Yedeklerde Tom Bramel, Mathias Klausen, Joachim Soltvedt, Lars Remmem ve Bard Fine yer aldı. Brann'da Pedersen'in yerine Japhet Sery 26. dakikada, Castro ve Mathisen'in yerine Nana Boakye ile Markus Haaland 67. dakikada, De Roeve'nin yerine Mads Hansen 83. dakikada ve Holm'un yerine Mads Sande 84. dakikada oyuna dahil edildi. Takımın teknik direktörlüğünü Freyr Alexandersson üstlendi.

Fenerbahçe ise Ederson, Mert Müldür, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Archie Brown, Fred, İsmail Yüksek, Nene, Kerem Aktürkoğlu, Talisca ve Youssef En-Nesyri ile maça başladı. Yedeklerde Tarık Çetin, İrfan Can Eğribayat, Edson Alvarez ve Haydar Karataş yer aldı. Sarı-lacivertlilerde Levent Mercan ve Yiğit Efe Demir 61. dakikada, Oğuz Aydın ile Sebastian Szymanski 73. dakikada, Kamil Efe Üregen 85. dakikada oyuna girdi. Takımın teknik sorumluluğunu Zeki Murat Göle üstlendi.

Maçta Brann Teknik Direktörü Freyr Alexandersson ve Fenerbahçe'den Archie Brown sarı kart gördü. Brann'dan Helland 18. dakikada kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Fenerbahçe'nin gollerini Kerem Aktürkoğlu 5. dakikada, Talisca ise 36, 44 ve 65. dakikalarda attı.

İHA

© Timeturk

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi'nde Brann'ı deplasmanda 4-0 mağlup etti. Talisca hat-trick yaptı, Kerem Aktürkoğlu bir gol attı.

Erzincan-Sivas yolu trafiğe kapatıldı

Erzincan'da gece saatlerinde başlayan kar yağışı, rüzgarın etkisiyle tipiye dönüştü. Yoğun tipi nedeniyle Erzincan-Sivas ve Erzincan-Gümüşhane kara yolları araç trafiğine kapatıldı. Sakaltutan Geçidi başta olmak üzere güzergahlarda uzun araç kuyrukları oluştu. Kontrol noktalarında görev yapan polis ekipleri, sürücülerin geçişine izin vermedi. Karayolları ekipleri Sakaltutan, Kızıldağ ve Ahmediye geçitlerinde kar küreme ve tuzlama çalışmalarına hız verdi.

VALİ A YDOĞDU ÇALIŞMALARI YERİNDE İNCELEDİ

Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, İl Emniyet Müdürü Zafer Baybaba ile birlikte Erzincan-Refahiye Karayolu Sakaltutan mevkiinde yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek bilgi aldı. Kar ve tipi nedeniyle kapanan yolların ulaşıma açılması için ekiplerin bölgede aralıksız çalışma yürüttüğü aktarıldı.

İHA

© Timeturk

Erzincan'da kar ve tipi nedeniyle Sakaltutan, Kızıldağ ve Ahmediye Geçitleri ulaşıma kapandı, ekipler yolları açmak için yoğun çalışma yürüttü.

Başsavcılıktan Güllü'nün ölümüyle ilgili açıklama

Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'ndeki 6 katlı binanın teras katındaki evinin penceresinden düşen şarkıcı Güllü olarak bilinen Gül Tut'un ölümüyle ilgili soruşturma sürüyor.

SARKICI-GULLUNUN-KIZI-ILE-ARKADA-489555

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Tuğyan Ülkem Gülter ve olay günü aynı odada bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu ile iki kişi daha 9 Aralık'ta gözaltına alındı.

Ulu'nun babası Arif Ulu da gözaltına alındı.

Gülter ve Ulu ile İstanbul'da bulundukları sırada evlerinde oldukları belirlenen kişi ve ulaşımlarını sağlayan başka bir kişinin de yakalanmasıyla gözaltı sayısı 5 oldu.

SARKICI-GULLUNUN-KIZI-ILE-ARKADA-126779

"HENÜZ GERÇEĞİ ANLATAN YOK"

Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz, gazetecilere yaptığı açıklamada dosyada gizlilik kararı olduğunu tekrar hatırlattı.

Güllü'nün ölümüne ilişkin süreçte en başından itibaren düşme veya intihar kanaatinde olmadıklarına dikkati çeken Öksüz, olayı şüpheli olarak değerlendirip araştırdıklarını dile getirdi.

Başsavcı Öksüz, gözaltındaki kişilerin şu ana kadar konuşmadığını ve olayla ilgili gerçeği henüz anlatmadıklarını sözlerine ekledi.

SARKICI-GULLU'NUN-KIZI-ILE-ARKADASI-GUR_1058028_313966-403065

FRANSA YA DA GÜRCİSTAN'A KAÇACAKLARMIŞ

Valizlerle evden çıkan Gülter ile arkadaşı Ulu'nun Gürcistan ya da Fransa'ya kaçacağı iddia edildi.

Şüphelilerin, havaalanında yakalanmamak için deniz yolu ya da bir TIR'ın dorsesinde Türkiye'den ayrılma planı yaptıkları öne sürüldü.

bavul-547891-225422

SES KAYDI ORTAYA ÇIKTI

Güllü'nün evinde yer alan ev içi güvenlik kamera görüntüleri ses analizi için TÜBİTAK'a gönderilmişti.

"HADİ GÖRÜŞÜRÜZ"

Sabah Gazetesi'nde yer alan habere göre, TÜBİTAK'tan beklenen rapor geldi. Çözümlenmesi için gönderilen ses kayıtlarında Gülter'in "Atacağım şimdi seni" sesi netleştirildi.

Boğuşmanın ardından annesini camdan aşağıya attığı belirtilen Gülter'in, Güllü düştükten sonra "Hadi görüşürüz bay bay" dediği belirlendi.

Bu sözü Güllü' nün kızı Gülter' in söylediği tespit edildi. Soruşturmaya göre, Gülter ile arkadaşı Ulu, yüksek oranda alkol alan Güllü banyoya gittikten sonra penceresi yere yakın olan odaya gidip pencereyi açtı.

Zanlılar, Güllü'nün her duyduğunda severek oynadığı roman havası "Malkara" müziğini açtı ve bu şarkıyı seven Güllü, lavabodan çıkarak, şaşırıp "O ne lan" diyerek odaya gitti. Rapordaki iddiaya göre, bu odada Tuğyan, "Atacağım şimdi seni" dedikten sonra, boğuşma başladı ve kızı annesini pencereden aşağıya itti.

ÇELİŞKİLİ İFADELER

Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz, dün yaptığı açıklamada Gülter ve Ulu'nun 4 farklı zamanda verdikleri ifadelerin birbiriyle uyuşmadığını ve çelişkili olduğunu ifade etmiş, "İğneyle kuyu kazdık." ifadelerini kullanmıştı.

6 Kasım'da verdiği ifadede hakkındaki iddiaları bir kez daha reddeden Gülter, "Zaman zaman anne-kız tartışması her evde olduğu gibi bizde de olurdu. Annem özellikle alkol alınca sinirlenen biriydi." demişti.

Annesi hakkındaki mesajlarının çarpıtıldığını da dile getiren Gülter, annesiyle arasının nişanlısı nedeniyle açık olduğu dönemde kızgınlıkla aile dostları B.D.'ye yazdığını söylemişti.

DHA, NTV

© Timeturk

Şarkıcı Güllü'nün ölümüyle ilgili soruşturmada, aralarında kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in de bulunduğu 5 şüpheli var. Soruşturma savcısı sanıkların gerçeği henüz anlatmadığını söyledi.

Anne, baba ve oğulu öldüren kişi aileden çıktı!

24 Ekim'de, Torbalı, Muratbey Mahallesi'ndeki apartman dairesinde meydana gelen olayda, dairede yaşayan Hatice ve Şadi Avcı çifti ile çocukları Mehmet Avcı'dan haber alamayan yakınları, durumu polise bildirdi.

İhbar üzerine olay yerine giden polis ekipleri, çilingir yardımıyla eve girdiklerinde anne-baba ve oğullarını tabancayla vurulmuş halde kanlar içinde buldu. Yapılan kontrolde, hepsinin yaşamını yitirdiği belirlendi. İlk belirlemelere göre Mehmet Avcı'nın, annesi Hatice ve babası Şadi Avcı'yı tabancayla vurup, ardından intihar ettiği düşünüldü.

ÖZEL EKİP KURULDU

Olayı aydınlatmak için İl Emniyet Müdürünün emriyle Cinayet Büro Amirliği ve Suç Analiz Büro Amirliği personellerinden oluşan özel ekip kuruldu. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Mehmet Avcı'nın vücudunun duruş şekli ve tabancanın yerdeki pozisyonundan şüphelendi. İstihbarat Şube Müdürlüğü desteği ile Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, Suç Analiz Merkezi Büro Amirliği, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü, İzmir Kriminal Bölge Müdürlüğü ve Torbalı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, olayı aydınlatmak için çalışma yaptı.

Soruşturmayı yürüten özel ekip, merkez ve ilçelerde 20'ye yakın PTS, 60'a yakın güvenlik kamera kaydındaki toplamda 1200 saati aşkın görüntüyü inceledi. Olay ile ilgili olarak titizlikle toplanan tüm deliller Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde İzmir Kriminal Bölge Başkanlığınca oluşturulan ekiple incelendi. Polis ekipleri cinayetlerin, olay zamanına ait kamera kayıtları, telefon sinyalleri ve elde edilen deliller doğrultusunda Şadi ve Hatice Avcı çiftinin küçük oğlu Mert Avcı (31) tarafından işlendiği belirledi.

‘TELEFONUNDA TABANCA SES DESİBEL SEVİYELERİ İLE İLGİLİ ARAMA YAPTIĞI BELİRLENDİ'

Ayrıca olayın yaşandığı apartmanda yaşayan tüm komşular sorgulandı. Yan komşunun şiddetli bir ses duyduğu, bu sesten şüphelendiği, sesin duyulduğu zaman aralığı tam olarak tespit edilerek bu zaman diliminde şüphelinin evde bulunduğu ve bu sesten kısa süre sonra evden çıktığı tespit edildi. Şüpheliye ait dijital materyallerin İzmir Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yapılan incelemesinde; şüphelinin cep telefonunda arama geçmişinde tabanca ses desibel seviyeleriyle ilgili aramaların bulunduğu da tespit edildi. Şüphelinin olaydan önce evde olayı gerçekleştirirken çıkabilecek sesi bile düşünüp olayı her ince detayına kadar planladığı ve delilleri yok ederek ayrıca intihar süsü verip yanıltıcı delil üretmeye çalıştığı saptandı.

AGABEYİNİ SUÇLU GÖSTERMEK İÇİN KURGU YAPTI

Yapılan tüm çalışmalar ve deliller ışığında ailenin küçük oğlu Mert Avcı'nın olaydan önce kolonya, pamuk, eldiven temin ettiği ve cinayetleri ağabeyinin anne ile babasını öldürdükten sonra intihar ettiği şeklinde kurgulamaya çalıştığı ortaya çıktı.

Şüphelinin konuyu gerçekleştirmekteki amacının ise maddi sıkıntılarından dolayı mirasa tek başına ulaşma isteği olduğu değerlendiriliyor. Polis ekipleri Mert Avcı ile eşi S.A. (31) ve kayınbiraderi T.B.'yi (28) de gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen 3 şüpheliden Mert Avcı tutuklandı, diğerleri serbest bırakıldı.

Öte yandan şüphelinin otomobille eve gelişi ve binaya yürüyüşü de güvenlik kamerasınca görüntülendi.

DHA

 

© Timeturk

İzmir'in Torbalı ilçesinde bir apartman dairesinde Şadi (67) ve Hatice Avcı (54) çifti ile oğulları Mehmet Avcı'nın (32) tabancayla vurularak öldürülmesiyle ilgili soruşturmada ailenin küçük çocuğu Mert Avcı (31) gözaltına alındı. Olay zamanına ait kamera kayıtları, telefon sinyalleri ve elde edilen deliller doğrultusunda Mert Avcı'nın cinayeti işlediği ortaya çıktı.

Yapay zeka, ilk kez uzay robotunu yönetti

Mikro yerçekimi ortamında gezinmek, eğitimli astronotlar için bile zorlu bir süreçtir; ancak otonom robotlar için bu çok daha büyük bir meydan okumadır ve bu durum, uzay istasyonu gibi yerlerde kullanımlarını sınırlamaktadır.

Şimdi ise Stanford araştırmacıları, Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) üzerindeki serbest uçan bir robotu yönlendirmek için yapay zekayı kullanarak, gelecekteki daha otonom uzay görevlerinin potansiyelini ortaya koydu.

Nasıl çalışıyor?

Stanford araştırma ekibi, NASA'nın küp şeklindeki Astrobee robotuyla çalışarak, bir makine öğrenimi sisteminin UUİ'nin karmaşık ve kalabalık modülleri arasında güvenli rotaları mevcut yöntemlerden çok daha hızlı nasıl planlayabileceğini gösterdi. Bu gelişme, uzay robotlarının uzun süredir karşılaştığı bir engeli aşıyor: Sınırlı bilgi işlem gücü ve minimum insan girdisiyle, bu ekstrem mühendislik ortamında hızlı ve güvenli hareket edebilme zorluğu.

Lider araştırmacı Somrita Banerjee, istasyonun labirent gibi ekipman ve deneylerle dolu olmasının hareket planlamayı özellikle zorlaştırdığını belirtti. Çünkü Dünya'daki robotlarda iyi çalışan algoritmalar, uzay uçuşu için onaylanmış daha eski ve radyasyona dayanıklı bilgisayarlarda yavaş kalıyordu.

Bu kısıtlamaları aşmak için Banerjee ve ekibi, karmaşık bir hareket planlama problemini birçok küçük adıma bölen standart bir optimizasyon yaklaşımıyla işe başladı. Ardından bir yapay zeka modelini, daha önce hesaplanmış binlerce yol üzerinde eğittiler. Bu sayede sistem, her yeni planlamaya sıfırdan hesaplama yapmak yerine, deneyime dayalı bir "sıcak başlangıç" (warm start) ile başlayabiliyor.

Banerjee, bu yaklaşımı şöyle açıklıyor: "Sıcak başlangıç kullanmak, bir yolculuk planlarken haritada düz bir çizgi çizmek yerine, daha önce gerçek kişilerin kullandığı bir rotayla başlamak gibidir. Deneyime dayalı bir başlangıç yaparsınız ve oradan optimizasyon sağlarsınız."

Bu yaklaşım, deneme çalışmalarından önce katı güvenlik kontrollerine izin verirken, asıl hesaplama süresini önemli ölçüde azalttı. Araştırmacılara göre, istasyonda yapılan testlerde yapay zeka destekli sıcak başlangıçla üretilen rotaların hesaplanması, geleneksel planlara göre yaklaşık %50 ila %60 daha hızlıydı.

Banerjee, "Yapay zekanın UUİ'deki bir robotu kontrol etmeye yardımcı olmak için ilk kez kullanılmasıdır," dedi ve ekledi: "Bu, robotların güvenliği tehlikeye atmadan daha hızlı ve daha verimli hareket edebileceğini gösteriyor; bu da gelecekteki, insanların sürekli rehberlik edemeyeceği görevler için hayati önem taşıyor."

Gelecek görevler için zemin hazırlanıyor

Ekip, benzer yapay zeka güdümlü planlamanın, gelecekte Ay'a, Mars'a ve ötesine yapılacak görevlerde robotların denetim, lojistik ve bilimsel görevleri üstlenmesine olanak tanıyacağını ve böylece astronotların daha yüksek öncelikli işlere odaklanmasını sağlayacağını belirtiyor.

Banerjee, "Robotlar Dünya'dan uzaklaştıkça ve görevler daha sık ve düşük maliyetli hale geldikçe, onları yerden sürekli tele-operasyonla kontrol edemeyeceğiz. Dahili güvencelere sahip özerklik, sadece yardımcı değil; uzay robotlarının geleceği için hayati önem taşıyor," diye ekledi.

Space

© Timeturk

Stanford'un geliştirdiği yapay zeka destekli sistem, Dünya'nın yörüngesinde bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (UUİ) serbest uçan bir robotu ilk kez başarıyla yönlendirerek rota hesaplama süresini yüzde 60'a kadar kısalttı.

Disney'den OpenAI'a 1 milyar dolarlık yatırım

OpenAI ve eğlence devi arasındaki üç yıllık lisans anlaşması kapsamında, Sora kullanıcıları artık 200'den fazla Disney, Marvel, Pixar ve Star Wars karakterini kullanarak, kendi belirledikleri istemlerle kısa sosyal videolar üretebilecekler. Ayrıca, kullanıcılar tarafından oluşturulan seçilmiş bazı videoların Disney+ platformunda yayımlanması da planlanıyor.

Disney CEO'su Bob Iger, bu anlaşmayı, şirketinin "ikonik hikayeleri ve karakterlerini" OpenAI'ın yapay zeka teknolojisiyle birleştiren bir adım olarak övdü. Iger, bu işbirliğinin "hayal gücünü ve yaratıcılığı Disney hayranlarının ellerine, daha önce hiç görmediğimiz şekillerde teslim edeceğini" iddia etti.

Ancak bu gelişme, Hollywood'da yapay zekânın sektör üzerindeki etkisi, yaratıcıların ifade özgürlüğü ve hakları konusunda yaşanan yoğun endişelerin ortasında gerçekleşiyor.

Disney, aynı zamanda ChatGPT'nin üreticisi olan OpenAI'ın önemli bir müşterisi haline gelerek, yeni ürün ve araçlar geliştirmek için OpenAI'ın uygulama programlama arayüzlerini (API) de kullanacak. Şirketler, ChatGPT'nin kendi çalışanları için de kullanılacağını belirtti.

Iger, anlaşmayla ilgili olarak şunları söyledi:

"Teknolojik yenilik, eğlencenin gelişimini sürekli şekillendirmiş, dünyaya harika hikayeler yaratmanın ve paylaşmanın yeni yollarını getirmiştir. Yapay zekâdaki hızlı ilerleme, sektörümüz için önemli bir an teşkil ediyor. OpenAI ile yaptığımız bu işbirliği sayesinde, yaratıcıların ve eserlerinin haklarına saygı gösterirken ve onları korurken, üretken yapay zekâ aracılığıyla hikaye anlatımımızın erişimini özenli ve sorumlu bir şekilde genişleteceğiz."

Guardian

© Timeturk

Walt Disney, yapay zeka girişimi OpenAI'a 1 milyar dolarlık büyük bir sermaye yatırımı yapacağını duyurdu. Bu anlaşma, OpenAI'ın metinden video oluşturan aracı Sora'nın, Disney karakterlerini kullanmasına olanak tanıyacak.

Selçuk Bayraktar 'Take Off İstanbul 2025' zirvesinde konuştu

İstanbul'da Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi öncülüğünde düzenlenen girişimcilik zirvesi Take Off İstanbul 2025 programı ikinci gününde de sürüyor. Programda 'Girişimcilik Direniştir' temalı panel T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Öte yandan Bayraktar, TEKNOFEST 2026'nın 30 Eylül-4 Ekim 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa'da yapılacağını duyurdu.

'FERGANİ ADLI GİRİŞİMİMİZİ KURDUK'

Programda konuşan T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, "Dünyanın en yoğun karıştırmalara maruz kalan bölgelerinden bir tanesiyiz. Gemiler için çok kritik, uçaklar için çok kritik, savunma sanayii için inanılmaz kritik. Yüksek teknoloji ihracatından elde ettiğimiz kaynaklarla FERGANİ adlı girişimimizi kurduk. Karaya hükmedebilmek için denize, denizlere hükmedebilmek için göklere ve karaya hükmedebilmek için uzayda varlık göstermemiz gerekiyor. Hepsi bir bütün olarak çalışabiliyorlar. Uzayda da ülkemizin ve dost kardeş coğrafyaların serüvenine destek olmak amacıyla FERGANİ adlı girişimimizi kurduk. Fergani bir Türk astronom. Tarihimizden, medeniyetimizin köklerinden birisi. Güneşin yörüngesi olduğunu ilk ortaya atan alimlerden. Deney uydularını fırlattık" şeklinde konuştu.

'SOMALİ'DE TÜRKİYE'NİN UZAY LİMANI VAR'

Bayraktar, "Türkiye'nin uzaya çıkabilme istasyonu da var. Normalde okyanus kenarında olmak gerekiyor. Ekvator'a yakın bir yerde Somali'de Türkiye'nin uzay limanı var. Özbekistan iki ülke geçtikten sonra denize ulaşabiliyor. Denize ulaşmak ne kadar hayatiyse bir ülke için bizim üç tarafımız denizlerle çevrili ama okyanusa kıyımız yok. Okyanusta kıyınız olunca fırlatma araçlarını devreye alabiliyorsunuz. Dünyada 12 yer var. Kalmış bir tek yer ve en iyi yerlerden birisi Somali'de uzay istasyonu olacak. Orada inşası devlet tarafından başladı" dedi.

DHA

© Timeturk

Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi öncülüğünde düzenlenen girişimcilik zirvesi Take Off İstanbul 2025 programında konuşan T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'in 30 Eylül-4 Ekim 2026'da Şanlıurfa'da yapılacağını açıkladı.

Nakit yok, kart yok; her şeyin kripto parayla ödendiği şehir

Hamburger servis eden zincirlerde bile müşteriler cep telefonlarındaki dijital cüzdanla temassız şekilde ödeme yapabiliyor. Bir fincan kahve için ödenen tutar 0.00008629 bitcoin; bu da yaklaşık 8.80 dolara karşılık geliyor.

lugano

İsviçre'nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki Lugano kenti sakinleri İsviçre frangıyla ödeme yapmayı sürdürebiliyor, ancak yaklaşık 350 işletme bitcoin'i de seçenek olarak sunuyor.

Belediye, okul öncesi bakım hizmetleri de dahil bazı belediye ödemelerinde kripto parayı kabul etmeye başladı.

Fransa'dan gelen ve kendini “bitcoin mümini” olarak tanımlayan Nicolas, bu yöntemin ona “aracıların olmadığı bir finansal özgürlük hissi” verdiğini söylüyor. İsviçre'de kullanılan ve belirli bir tutarın bitcoin olarak dijital cüzdana yüklendiği hediye kartları da dikkat çekiyor.

İşletmeler düşük işlem ücretleri nedeniyle bitcoin'i tercih ediyor

Kent merkezindeki lüks mağazalarda da bitcoin ile ödeme yapılabiliyor. Vintage Nassa adlı dükkânın sahibi Cherubino Fry, kredi kartlarında yüzde 1.7'ye, hatta yüzde 3.4'e kadar çıkabilen komisyonların aksine bitcoin işlem ücretinin genellikle yüzde 1'in altında olduğunu belirtiyor.

Fry, bugün için bitcoin ile yapılan alışverişlerin sınırlı olduğunu kabul etse de “bu ağacın 5-10 yıl içinde çok büyüyeceğini” savunuyor.

Bitcoin kullanımını teşvik eden en önemli girişim ise belediyenin Tether platformuyla birlikte 2022'de başlattığı Plan B projesi. Plan B Direktörü Mir Liponi, bankasıyla yaşadığı sorun nedeniyle 11 gün boyunca yalnızca bitcoin kullanarak yaşamayı denediğini ve Lugano'da bunun büyük ölçüde mümkün olduğunu söylüyor. Ancak toplu ulaşım, yakıt ve enerji faturaları henüz bitcoin ile ödenemiyor.

Dünyada kripto para denemelerinin karışık sonuçları var

Bitcoin'in yasal para ilan edildiği El Salvador'daki deneyim ise beklentileri karşılamadı. Kripto şirketi Unchain Data'nın yöneticisi Vincent Charles, hükümetin teşvik olarak dağıttığı 30 dolarlık bitcoin'in çoğu kullanıcı tarafından hemen dolara çevrildiğini ve sistemin yaygınlaşmadığını belirtiyor. Öte yandan Ljubljana, Hong Kong ve Zürih gibi kentler kripto para dostu şehirler olarak öne çıkıyor.

Bitcoin tartışmaları şehirde gerilim yaratıyor

Lugano'da kripto para karşıtlığı da dikkat çekiyor. Göl kıyısındaki parkta bulunan ve bitcoin'in mucidi olduğu ileri sürülen “Satoshi Nakamoto”yu temsil eden heykel, ağustos ayında vandallar tarafından parçalanıp göle atıldı. Üniversitede okuyan Lucia, kripto paraları suç, karanlık ağ ve spekülasyonla ilişkilendirdiğini ve birçok kişinin yatırımlarında ciddi kayıp yaşadığını söylüyor.

Ülke genelindeki uzmanlar ise dalgalanma riskine vurgu yapıyor. Fribourg Üniversitesi'nden Prof. Sergio Rossi, işletmelerin ödeme aldıktan sonra bitcoin'i hızla İsviçre frangına ya da başka bir resmi para birimine çevirmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca kripto cüzdanlarının üçüncü taraf platformlarda tutulmasının, olası bir iflas durumunda tüm varlıkların kaybedilmesi riskini doğurduğunu hatırlatıyor. İsviçre'de 100 bin franga kadar olan banka mevduatlarının devlet güvencesi altında olması ise kripto paradan ayrılan önemli bir güvenlik farkı.

Belediye: “Mafya için bitcoin değil, nakit daha cazip”

Lugano Belediye Başkanı Michele Foletti, kentteki kripto yoğunluğunun kara para için çekim merkezi olacağı iddialarını reddediyor. Foletti, uyuşturucu ticareti gibi işlemlerde suç örgütlerinin hâlâ fiziksel nakit parayı tercih ettiğini ve bitcoin'in anonimlik açısından nakitten daha sınırlı olduğunu vurguluyor.

Belediye, bitcoin'in şehir ekonomisine canlılık kattığını savunuyor. Foletti'ye göre 110 kripto şirketi Lugano'ya taşındı ya da kentte faaliyete başladı.

BBC

© Timeturk

İsviçre'nin Lugano kentinde mağaza ve restoranların çoğu artık bitcoin kabul ediyor. Lugano'da, kripto parayı yaygınlaştırmak için ödeme terminalleri ücretsiz olarak dağıtıldı.

MHP'li Başkan: 'Üreten Türkiye güçlüdür, bağımsız Türkiye büyük Türkiye'dir'

Başkan, küresel ekonomik daralmaya, yüksek faiz ortamına ve bölgesel jeopolitik risklere rağmen Türk sanayisinin üretimden kopmadığını belirterek, “İmalat sanayimiz dış ticaret dengesinin ana omurgası olma konumunu kararlılıkla korumaktadır.” dedi.

“Yüksek katma değerli üretime geçiş artık zorunluluktur”

Konuşmasında Türkiye'nin ara malı ithalatındaki yüksek paya işaret eden Başkan, AR-GE ve teknoloji yatırımlarının kritik önem taşıdığını vurguladı.

AR-GE harcamalarının 2024 yılında 19,9 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Başkan, “Türkiye'nin küresel rekabet gücünü kalıcı hâle getirebilmesi için AR-GE'nin milli gelir içindeki payının orta vadede yüzde 3 seviyelerine çıkarılması gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayiindeki yükseliş: “Türkiye artık teknoloji üreten bir devlettir”

Başkan, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatında 8,4 milyar doları aşarak dünya ölçeğinde önemli bir konuma yükseldiğini, bu başarının teknoloji odaklı yatırım anlayışının doğal sonucu olduğunu söyledi.

2026 yılında Antalya'da düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresinin ise şehrin bilim ve teknoloji alanındaki görünürlüğünü daha da artıracağını belirtti.

“Antalya artık yalnızca turizmin değil, üretimin ve teknolojinin de merkezidir”

Antalya'nın çok yönlü ekonomik yapısına değinen Başkan; OSB genişlemeleri, yenilenebilir enerji yatırımları, tarıma dayalı sanayinin teknolojik dönüşümü ve lojistik altyapının güçlendirilmesi gibi başlıkların şehrin geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.

Başkan, “Antalya; sanayisi gelişen, akıllı tarımı benimseyen, yüksek katma değerli üretime yönelen bir şehre dönüşmektedir.” dedi.

Bahçeli'nin sözleriyle: “Hiçbir vatan evladı kara toprağa düşmemelidir”

Konuşmasının bir bölümünde MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Türkiye'nin güvenliği ve geleceği üzerine yaptığı önemli uyarıya da yer veren Başkan, şu ifadeyi aktardı:

“Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin ifade ettiği gibi:

‘Bundan sonra hiçbir vatan evladı kara toprağa düşmemeli, anaların gözü yaşlı, çocuklar yetim kalmamalıdır. Türkiye gelecek 40 yıl daha terörle uğraşmamalı, çağın şartlarına ve teknolojik gelişmelere uyumlanmaya çalışmalıdır.'”

Başkan, bu sözlerin “millî duruşun ve üretim temelli kalkınma vizyonunun derinliğini gösterdiğini” belirtti.

“Üreten Türkiye güçlüdür; güçlü Türkiye bağımsızdır”

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, konuşmasının sonunda sanayi ve teknoloji politikalarının sadece ekonomik değil, millî bir tercih olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Sanayide atılan her güçlü adım; istihdam, ihracat ve teknolojik egemenlik olarak milletimize geri dönmektedir.

Yerli üretimi, yüksek teknolojiyi ve millî kalkınmayı önceleyen her çalışmanın kararlılıkla yanında olmaya devam edeceğiz.

Üreten Türkiye güçlüdür, güçlü Türkiye bağımsızdır, bağımsız Türkiye büyük Türkiye'dir.”

© Timeturk

MHP Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan, TBMM Genel Kurulu'nda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, sanayi ve teknolojide atılan adımların 'Türkiye'nin istiklal ve istikbali' açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti.

Icardi'den ayrılık iddialarına sert tepki

Mauro Icardi iddialara sert yanıt verdi.

Yıldız golcü mesajında ayrılık sinyali de yaptı.

6366c2bc50acca601463addb

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Icardi, "Kulüpten aranıp kontratımın yenilenmeyeceğinin söylediği iddia edildi. Değil beni, menajerimi bile arayan olmadı." dedi.

"İZİN VERMEM"

Bu iddiaların Monaco yenilgisini örtmek için ortaya atıldığını savunan Icardi, “Benim üzerimden bunun yapılmasına izin vermem.” ifadelerini kullandı.

672dd467da74fb6d947b636f

"BAŞIM DİK BİR ŞEKİLDE AYRILACAĞIM"

Icardi sözlerini şöyle sürdürdü:

Kimse merak etmesin, sözleşmem bittiğinde buradan başım dik bir şekilde ayrılacağım. Daha erken ayrılırsam da bu sadece benim kararımla olacak, başkasının değil. Beni birkaç ay daha izleme şansınız var. Tadını çıkarın, sonra beni özleyeceksiniz" ifadelerini kullandı.

65a78d76b04521c38060c017

MENAJERİ SÜRE VERMİŞTİ

Icardi'nin menajeri Pino, ekim ayında yaptığı açıklamada Galatasaray tarafından sözleşme yenileme konusunda henüz herhangi bir görüşme talebi almadıklarını açıklamıştı.

Avrupa'dan ve Avrupa dışından önemli teklifler aldıklarını da aktaran Pino "Aralık ayına kadar bekleyeceğiz, ardından başka kararlar alma konusunda daha özgür hissedeceğiz." şeklinde konuşmuştu.

00335be6-c9fb-4f05-b894-4c10b0371997-1

PERFORMANSI

Bu sezon 20 maçta süre alan Galatasaray Kaptanı, 7 kez fileleri sarstı.

Arjantinli golcünün sarı kırmızılılarla olan sözleşmesi önümüzdeki Haziran ayında sona erecek.

Yıldız golcünün eski takımı Milan'a transfer olacağı da iddia edilmişti.

DHA, NTV

© Timeturk

Galatasaray'da sözleşmesi sezon sonu bitecek olan Mauro Icardi'yle ayrılık aşamasına gelindiği iddia edildi. Arjantinli yıldız bu iddialara sert karşılık verdi.

ASELSAN'dan röntgen cihazı: 'Vatandaşımız daha az radyasyon alacak'

ASELSAN tarafından geliştirilen HealthView ADR-M100 Mobil Dijital Röntgen Cihazı, kamu hastanelerinde kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığı'na teslim edildi. Röntgen cihazı, ilk olarak Ankara'nın Yenimahalle ilçesindeki Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde vatandaşların hizmetine sunuldu. Yüksek çözünürlüklü dijital görüntüleme ve saniyeler içinde raporlama imkanı sunan cihazın, yoğun bakım, acil servis ve yatak başı görüntülemeye ihtiyaç duyan hastalar için hafif ve ergonomik tasarım, motorize sürüş kabiliyeti ve yüksek manevra yeteneği ile hastane içinde hızlı, güvenli ve kesintisiz bir kullanım imkanı sağlayacağı belirtildi.

'VATANDAŞIMIZ DAHA AZ RADYASYON ALACAK'

Cihazın teslim töreninde konuşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Hakan Usta, "Tamamen dijital bir cihaz ve vatandaşın, hastamızın daha az radyasyon almasını sağlayan tüm teknolojik donanımlara sahip bir cihaz olarak hizmete bugün itibarıyla sunulmuş oldu. Bugünden itibaren dağıtımları başladı. İlk teslimatı burada yapmış olduk ve kullanıma sunmuş olduk. ASELSAN, bu yıl için 30 tane cihaz üretebildi ama bir dahaki yıl itibarıyla bu sayı 120-130 şeklinde devam edecek. Şimdilik hesaplamamız 330 civarında cihaz alımı yapmak. Bu cihazları ASELSAN üreterek bizim hizmetimize sunmuş olacak. Biz de illerimizin, hastanelerimizin ihtiyaçlarına göre dağıtımlarını yapmış olacağız. Bu ilk 30 cihaz, bu yıl bu hafta içerisinde bütün planlı hastanelerimize gitmiş olacak. Özellikle dijital olması ve radyasyonun az olması, yapay zeka destekli olması bizim için çok önemli. Kullanıcıya tıbbi ve teknik konularda destek veren uygulamaları da barındırıyor. Vatandaşımız hem daha az radyasyon alacak hem de hizmet daha hızlı verilecek" dedi.

DHA

© Timeturk

ASELSAN tarafından geliştirilen ve yüksek çözünürlüklü dijital görüntüleme ile saniyeler içinde raporlama imkanı sunan mobil dijital röntgen cihazı, Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hizmete sunuldu.

İstismar sanığı öğretmene 130 yıl hapis cezası

Kartepe İstasyon Mahallesi'ndeki özel okulda sınıf öğretmeni olan Mahir Aralp, iddialara göre, 2023-2024 yıllarında 6 kız öğrenciye farklı zamanlarda cinsel istismarda bulundu. Şikayet üzerine 7 Ocak'ta gözaltına alınan Aralp, tutuklandı.

Hazırlanan iddianamenin ardından Mahir Aralp hakkında, '12 yaşından küçük 6 çocuğa yönelik cinsel istismar' suçundan 84 yıl 6 aydan, 204 yıl 5 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

693ab745734b374d9ef6a368

Tutuklu sanık Aralp, davanın bugün görülen karar duruşmasında hakim karşısına çıktı. Duruşmada, taraf avukatları ve mağdur çocukların aileleri de hazır bulundu. Aileler şikayetlerinin devam ettiğini belirterek sanığın indirim uygulanmaksızın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti.

Sanık Mahir Aralp ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddedip, beraatini talep etti. Sanık avukatları ise sanığın tahliyesini ve beraatini talep ederek okulda keşif yapılmasını istedi.

Mahkeme heyeti tarafları dinledikten sonra kararını açıkladı. Heyet, sanığı 130 yıl hapse çarptırdı. Mahkemede karar okunduğu sırada mağdur aileleri verilen cezayı alkışladı. Sanık, 'Tehdit' suçundan ise beraat etti.

DHA

© Timeturk

Kocaeli'nin Kartepe ilçesinde bir özel okulda 6 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklu yargılanan sınıf öğretmeni Mahir Aralp (45), 130 yıl hapse çarptırıldı. Öğretmenin cezası salonda okunduğu sırada mağdur çocukların aileleri alkışladı.

Sultanbeyli'de 42 STK Gazze ve mazlum coğrafyalar için bir araya geldi

Savaş ve kriz bölgelerinde kış şartlarının her yıl daha da ağırlaşması, özellikle çadırlarda yaşayan çocukları ve kadınları olumsuz etkileyerek ciddi bir insani yardıma ihtiyaç doğurduğundan, İHH İnsani Yardım Vakfı'nın “İyilik Soğuk Geçirmez” sloganıyla yürüttüğü kampanya ilçe genelinde geniş katılımlı bir iyilik seferberliğine dönüştü. Sultanbeyli'de faaliyet gösteren 42 sivil toplum kuruluşu, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak amacıyla işbirliği yaptı. Projenin protokol imza töreni, Sultanbeyli Kaymakamlığı Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Törene; Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, Sultanbeyli Belediye Başkan Yardımcısı Sedat İnan, Sultanbeyli Milli Eğitim Müdürü Süreyya Aydın, İHH İnsani Yardım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Kılıç, Sultanbeyli İlçe Müftüsü Bilal Albayrak, Sultanbeyli İHH Başkanı Seyhan Yaban ile katılımcı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Program Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

“Ülkemiz, devletimiz, milletimiz mazlumların yanındadır”

Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Sultanbeyli İHH Başkanı Seyhan Yaban açılış konuşmasını gerçekleştirdi. Açılış konuşmasında Seyhan, “Bu sene 42 STK'mız, kaymakamlığımız ve belediyemizle beraber ‘İyilik Soğuk Geçirmez' kampanyasının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Ülkemiz, devletimiz, milletimiz her daim mazlumların yanındadır. İnşallah 25 yardım TIR'ını bölgeye ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunların yanı sıra Gazze'de ve Sudan'da sıcak yemek, temiz su dağıtımı, hijyen paketi, gıda kumanyası ve barınma malzemeleri ulaştıracağız.” dedi.

Programda konuşma yapan Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, “Sultanbeyli her zaman hayırda yarışan bir ilçe olmuştur. İnsanıyla, kamu kurumlarıyla, STK'larıyla hep önde olmuştur. Her zaman iyilikte yarışmıştır. Ben bu programa ve bundan önceki programlara katılan arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu yardımların en iyi şekilde ulaştırılacağına inanıyorum; onun için yardımların daha çok olmasını temenni ediyorum.” şeklinde konuştu.

“Mazlumlara yardım ulaştıracağız”

Törende yaptığı konuşmanın ardından dua eden Sultanbeyli İlçe Müftüsü Bilal Albayrak, “Bizler Müslüman olarak dünyanın neresinde olursa olsun Gazze, Sudan, Suriye, Myanmar ve aklınıza gelebilecek her yerde, savaşın, yoksulluğun ve zorlu kış şartlarının hüküm sürdüğü coğrafyalara inşallah yardım elini uzatmak istiyoruz.” ifadelerine yer verdi.

İmza töreni öncesinde konuşan Sultanbeyli Belediye Başkan Yardımcısı Sedat İnan, “Kaymakamlığımız, belediyemiz, İHH ve sivil toplum kuruluşlarımızın ‘İyilik Soğuk Geçirmez' sloganı altında gerçekleştirmiş olduğu bu programda bulunmaktan hem onur, hem gurur, hem mutluluk duymaktayım.” dedi.

Kampanya kapsamında toplanan yardımlar, İHH'nın “İyilik Soğuk Geçirmez” sloganıyla, zorlu kış koşullarında yaşam mücadelesi veren ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmayı hedefliyor.

© Timeturk

Sultanbeyli'de 42 sivil toplum kuruluşunun destekleriyle 'Sultanbeyli Gazze ve Mazlum Coğrafyalar İçin İyilikte Buluşuyor' kış yardımı kampanyasının protokol imza töreni gerçekleştirildi.

Bursa'da 11. Yetim Dayanışma Gecesi düzenlendi

Bu yıl 11'ncisi düzenlenen Yetim Dayanışma Gecesi programına katılım yoğundu. Duygu dolu anların yaşandığı programda, birçok etkinlik gerçekleştirildi.

Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını İHH Bursa Şubesi Başkan Vekili Burhan Sayılgan yaptı. Yetimlere yönelik çalışmaların İHH'nın en önemli çalışma alanlarından biri olduğunu vurgulayan Sayılgan, “Her kalp bir yetime sahip çıkarsa, dünyamız çok daha merhametli bir yer olacaktır. Çocuklarımızı organ mafyalarının, kötü niyetli insanların, uyuşturucunun, misyoner çalışmalarının bataklığından kurtaralım ki dünya daha güzel bir hale gelsin” dedi.

_Bursa_da 11. Yetim Dayan__ma Gecesi d_zenlendi (13)

Gazze'de 33 bin yetime sponsorluk

Sayılgan'ın ardından kürsüye gelen İHH Genel Başkan Yardımcısı Cihat Çelik de yetimlere yönelik çalışmaların farklı bir önem taşıdığını belirtti. Çelik, “Yetimlere yönelik faaliyet sürdüren ve yetimlere dokunmayı başarabilmiş kişiler bir daha bu çalışmadan kolay kolay kopamıyorlar. Bugün İHH olarak 152 bin yetime sponsorluk yapma imkânımız oldu. 7 Ekim süreci başladığında Gazze'de 15 bin yetimimiz vardı. Bugün 33 bine çıktı. Yetim belirleme çalışmalarına devam ediyoruz. Sayı hâlâ artıyor. Bugün Gazze için ne kadar çırpınıyorsak diğer bölgeler için de çırpınmamız lazım. Bugün Sudan da Kudüs için Filistin için bedel ödüyor. Bugün Suriye de Kudüs için Filistin için bedel ödüyor. O yüzden Gazze'ye sahip çıktığımız gibi diğer coğrafyalara da sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.

_Bursa_da 11. Yetim Dayan__ma Gecesi d_zenlendi (16)

Burkina Faso'dan bağlantı yapıldı

Programa konuşmacı olarak katılan Yazar-Edebiyatçı Hayati İnanç, Peygamber Efendimiz'in “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakire yedir, yetimin başını okşa” hadis-i şerifini hatırlattı. İnanç, İHH'nın yetimlere yönelik çalışmalarının önemini vurguladı.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Öztürk ise, yetim çocuklara destek vermenin öneminden bahsederek, İHH'nın yetim çalışmalarında yapmış olduğu öncülükten dolayı teşekkür etti. Yetim çalışmaları için Burkina Faso'da olan İHH Bursa Şube Başkanı Hüseyin Kaptan da canlı bağlantı yöntemiyle bir konuşma yaptı.

Yetimhanelerde yetişen gençler de konuştu

Kaptan, “Farklı coğrafyalara iyiliği ve adaleti götüren Osmanlı Devleti'nin kurucu şehri Bursa'mızın hayırsever insanları, bizlere verdikleri destekle tüm dünyayı kendine dert edinmiş ve iyiliği yaymak için bizleri aracı görüyor. Hayırsever Bursa halkına, yetimleri dert edinmiş ve salonumuzu dolduran tüm katılımcılarımıza, kurumumuz adına ve çalışmalarımızı yürüttüğümüz dünyanın dört bir yanındaki mazlumlar adına teşekkürlerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Programda, İHH'nın Pakistan'daki Emir Sultan Yetimhanesi'nde yetişip Türkiye'de Tıp Fakültesi'ni tamamlayan Dr. Adnan Khan ile Filipinler'deki Moro Uğur Süleyman Söylemez Yetimhanesi'nde yetişen ve Bursa'da Çevre Mühendisliği okuyan Ayşe Abdulaziz de konuşma yaptı. Konuşmalar sırasında salonda duygu dolu anlar yaşandı.

Gecede, yetimler yararına hayır çarşısı kuruldu. Hayır çarşısında elde edilen gelir, İHH Bursa Şubesi'nin yurt içi ve yurt dışında sürdürdüğü yetim çalışmalarında kullanılacak.

© Timeturk

İHH Bursa Şubesi tarafından 11. Yetim Dayanışma Gecesi etkinliği düzenlendi. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki programa, 2 bini aşkın kişi katıldı.

Tapu Senedi Nedir?

Gayrimenkul değerlerinin artması, yatırım süreçlerinin çeşitlenmesi ve kamu hizmetlerinin dijitalleşmesi, mülkiyet belgelerine duyulan ihtiyacı her geçen gün daha da artırmaktadır. Bu kapsamda taşınmazlara ait bilgilerin doğru ve güncel şekilde takip edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Tapu senedi ise bir taşınmazın kime ait olduğunu resmi olarak gösteren, devlet güvencesiyle düzenlenen temel mülkiyet belgesidir. Taşınmazın sınırları, niteliği, sahiplik bilgileri ve hukuki durumu gibi kritik verileri içeren tapu senedi; satış, devir veya miras işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için zorunlu bir unsurdur. Mülkiyetin kesin olarak belirlenmesini sağlayan tapu senedi hem yatırımcıların karar alma süreçlerinde hem de resmi işlemlerin güvenli biçimde uygulanmasında önemli bir rol oynar.

Tapu Senedi Sorgulama Nasıl Yapılır?

Günümüzde gayrimenkul işlemlerinin güvenli ve şeffaf biçimde yürütülebilmesi için tapu kayıtlarına hızlı erişim önemli bir avantaj sağlamaktadır. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından sunulan dijital hizmetler sayesinde taşınmazlara ait veriler kolaylıkla kontrol edilebilmekte ve kayıt doğruluğu resmi kaynaklar üzerinden teyit edilebilmektedir.

  • e-Devlet Sistemine Giriş Yapın: Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve şifre ile e-Devlet sistemine giriş yapılır. Giriş sonrası ana menüde yer alan hizmet arama bölümüne ilgili sorgulama yazılır.
  • Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Hizmetlerini Seçin: Arama alanına “Tapu Bilgileri Sorgulama” yazıldığında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne ait resmi hizmet bağlantısı görüntülenir.
  • Kayıtlı Taşınmazları Görüntüleyin: Sisteme giriş yapan kişi kendi adına kayıtlı tüm taşınmazları listeleyebilir. Ada, parsel, yüzölçümü, bağımsız bölüm bilgileri gibi temel kayıtlar ekranda yer alır.
  • Detay Bilgilerine Erişin: Görüntülemek istediğiniz taşınmaz seçildiğinde tapu üzerindeki haklar, hisse durumu, ipotek ve haciz takyidatlar detaylı şekilde sunulur.
  • Gerekli Durumlarda Fiziki Başvuru Yapın: Dijital sorgulama sonrasında kayıtlar hakkında tereddüt oluşursa ilgili tapu müdürlüğüne başvurarak detaylı bilgi talep edilebilir veya düzeltme işlemleri başlatılabilir.

Tapu senedi hem gayrimenkul işlemlerinde güvenliği sağlamak hem de yatırım sürecinde doğru kararlar alabilmek için vazgeçilmez bir belgedir. Tapu kayıtlarına erişim ve sorgulama süreçlerinin bilinmesi, mülkiyet haklarını korumak ve olası hukuki riskleri en aza indirmek açısından kritik önem taşır. Özellikle peşinatsız ev almak isteyen kişiler için, taşınmazın tapu durumu ve üzerindeki hukuki kayıtların doğruluğunu kontrol etmek büyük bir avantaj sağlar. Bu sayede hem yatırım güvenliği artırılır hem de peşinatsız ev alma süreçleri daha sağlıklı ve şeffaf bir şekilde ilerler.

Reklamdır

© Timeturk

Bir ülkede gayrimenkul piyasasının güvenilir ve düzenli bir şekilde işleyebilmesi, taşınmazlara ilişkin mülkiyet bilgilerinin resmi belgelerle kayıt altına alınmasına bağlıdır. Bu kayıt sistemi hem bireylerin hem de kurumların mülkiyet haklarını korurken aynı zamanda hukuki süreçlerin sağlıklı biçimde yürütülmesine temel teşkil eder.

DEM Parti heyeti Bahçeli'yle buluşacak

DEM Parti heyetinin, yarın saat 14.00'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ziyaret edeceği açıklandı. Açıklamada, ziyaret zamanına ve görüşmenin Meclis'te yapılacağına ilişkin bilgiler yer aldı.

11 Aralık 2025 saat 16.11'de duyurulan bilgilere göre, Ankara'da gerçekleşecek temas için hazırlıklar tamamlandı. Politika kategorisinde kayıt altına alınan gelişmede, DEM Parti heyetinin Bahçeli ile Meclis'te bir araya geleceği belirtildi. Ziyaretin, yarın saat 14.00'te yapılacağı ifade edildi.

Habere göre, DEM Parti heyetinin gerçekleştireceği buluşma 20251211AW597439 numarasıyla paylaşıldı ve IHAAW161128-SIY/11-12-2025 koduyla servis edildi. Açıklamada, görüşmenin içeriğine dair ek bir detay verilmedi ancak tarafların Meclis'te buluşacağı net şekilde aktarıldı.

İHA

© Timeturk

DEM Parti heyeti, yarın saat 14.00'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi Meclis'te ziyaret edecek.

Erdoğan: İşverenler taşın altına el koysun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TİSK 29. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına ilişkin işveren temsilcilerinden ellerini taşın altına koymalarını beklediğini söyledi. Erdoğan, işçi-işveren ilişkilerinde adalet ve hakkaniyetin önemine dikkat çekerken, ekonomik büyüme, enflasyonla mücadele, ihracat, milli gelir hedefleri ve terörle mücadele sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

ASGARİ ÜCRET VE İŞVERENLERE ÇAĞRI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki ATO Congresium'da düzenlenen Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun 29. Olağan Genel Kurulu'na katıldı. Erdoğan, kurulun Türkiye, Türk milleti, işverenler ve çalışma hayatının tüm paydaşları için hayırlara vesile olmasını temenni ettiğini söyledi. TİSK'in 2,3 milyon çalışanıyla 63 yıldır güçlü bir kurumsal yapı sergilediğini belirten Erdoğan, TİSK üyelerinin Türkiye ekonomisine 200 milyar dolar gayrisafi yurt içi hasıla, 100 milyar dolar ihracat katkısı sunduğunu ifade etti. ISO-500'deki ilk 10 işletmeden 7'sinin TİSK bünyesinde yer aldığını, ihracatın neredeyse yarısının TİSK işletmeleri tarafından gerçekleştirildiğini dile getirdi.

Erdoğan, küresel değişimlerin hızlandığını hatırlatarak işletmelerin bu yeni gerçekliğe uyum sağlamasının kritik önemde olduğunu vurguladı. Teknolojik gelişmeler, dijital dönüşüm ve küresel rekabet ortamına hızlı adaptasyonun büyüme ve kalkınmada belirleyici olduğunu ifade etti. TİSK'in bu süreçte icraat odaklı ve gerçekçi yaklaşım sergilemesini memnuniyetle gördüğünü söyledi.

Erdoğan, üç dönemdir refah ve istikrarı tehdit eden sınamalarla mücadelede TİSK'in milletin ve devletin yanında olduğunu belirtti. Dışarıdan talimat alarak siyaset mühendisliğine soyunan yapılara karşı TİSK'in yerli ve milli duruş sergilediğini aktardı.

EKONOMİ, ENFLASYON VE REFORM ADIMLARI

İşçi ve işveren arasındaki ilişkilerin adil, sürdürülebilir ve hakkaniyetli olmasının önemini vurgulayan Erdoğan, sağlıksız ilişkinin sömürü ve adaletsizliğe yol açacağını söyledi. Sosyal barış ve dayanışma iklimini bozacak her tür dengesizliğin geçmişte acı tecrübeler yaşattığını hatırlattı. Mevlana'dan “Ekmeği öğrendim, sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini, sonra ekmeği hakça bölüşmenin bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim” sözlerini hatırlattı ve bakış açılarının hak ve adalet ekseninde olduğunu belirtti.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun ilk toplantısının yarın yapılacağını söyleyen Erdoğan, TİSK heyetinden işverenleri temsilen ellerini taşın altına koymalarını beklediğini ifade etti. İşçilere yönelik her olumlu adımın verimlilik ve bereket olarak geri döneceğini söyledi. “Kefenin cebi yok” diyen Erdoğan, mal mülk yerine adalet, hakkaniyet ve dürüstlükle yaşanmış bir hayat bırakmanın gerçek zenginlik olduğunu ifade etti.

Devlet olarak emekçilerin güvenli ortamlarda çalışması için tüm imkanları seferber ettiklerini söyleyen Erdoğan, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülüklerin titizlikle yerine getirilmesi gerektiğini belirtti. İzmir, İstanbul, Bolu ve Kocaeli'ndeki facialarda ihmali olan kamu veya belediye görevlileri dahil kimsenin gözünün yaşına bakılmadığını söyledi.

Ekonomideki başarıları hatırlatan Erdoğan, ihracatın 36 milyar dolardan 270 milyar doların üzerine çıktığını, milli gelirin 238 milyar dolardan 1,5 trilyon doları aştığını anlattı. 2028 için belirlenen 1,9 trilyon dolarlık milli gelir hedefine emin adımlarla yüründüğünü ifade etti.

Enflasyonda kasım ayında 0,87 olarak gerçekleşen rakamın doğru yolda olunduğunu teyit ettiğini belirten Erdoğan, fiyatlama davranışındaki bozulmanın düzelmeye başladığını söyledi. Orta Vadeli Program'ın rehberliğinde enflasyonda tek haneye mutlaka ulaşılacağını aktardı. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya sektörlerine yönelik koruma programının 2026'da da devam edeceğini, KOBİ'lere verilen çalışan başı desteğin 3 bin 500 liraya çıkarıldığını açıkladı. Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanların teşvik programının 2026 sonuna kadar uzatıldığını müjdeledi.

Ayrıca Merkez Bankası'nın günlük reeskont limitinin 300 milyon liradan 4,5 milyar liraya çıkarıldığını söyledi.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE SİYASİ MUTABAKAT ÇAĞRISI

İş dünyasının desteğini bekledikleri önemli başlıklardan birinin de "Terörsüz Türkiye" süreci olduğunu belirten Erdoğan, terörün ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları bulduğunu söyledi. Terörün sona ermesi halinde Türkiye'nin büyük potansiyelinin devreye gireceğini ifade etti. Bu süreci en geniş toplumsal ve siyasal mutabakatla yürütmek istediklerini, amaçlarının “kan akmaması, ocaklara ateş düşmemesi ve Türkiye'nin bu sorunu tamamen geride bırakması” olduğunu söyledi.

Muhalefetin sürece dahil olması için yapıcı davrandıklarını belirten Erdoğan, Meclis'te kurulan komisyonun şeffaflık ve tüm tarafların katkısını alma noktasında önemli bir misyon üstlendiğini ifade etti. Komisyon raporunun sürecin önünü açacak öneriler sunmasını temenni etti. Sürecin günlük siyaset tartışmalarına kurban edilmemesi gerektiğini söyledi. “Yarımı yeme bütünü bölme” anlayışının fayda getirmeyeceğini belirten Erdoğan, Terörsüz Türkiye hedefine ancak kararlılık ve özgüvenle ulaşılabileceğini, aksi halde başarısızlık bekleyenlerin sevineceğini ifade etti.

İHA

© Timeturk

Erdoğan, TİSK Genel Kurulu'nda asgari ücret görüşmeleri için işveren temsilcilerine çağrı yaptı, ekonomiden terörle mücadeleye kadar geniş açıklamalar yaptı.

Mehmet Akif Ersoy'un hakimlik ifadesi ortaya çıktı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamımda 8 şüpheli hakkında 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak', 'kabul etmek veya bulundurmak' ya da 'uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, kullanılmasına yer ve imkan sağlamak' suçlarından gözaltı kararı verildi.

1058150

Eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un da aralarında bulunduğu şüpheliler gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Mehmet Akif Ersoy, Mustafa Manaz, Ufuk Tetik ve Ebru Gülan tutuklanırken, şüphelilerden Gizem Aybaktı, Buse Öztay, Elif Kılınç ve Dilara Yıldız ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında Mehmet Akif Ersoy'un savcılık ve hakimlikte verdiği ifadeler ortaya çıktı.

'HAKKIMDAKİ İDDİALARI REDDEDİYORUM'

Mehmet Akif Ersoy savcılıkta verdiği ifadesinde, 'Hakkımdaki söz konusu ifadeleri ve iddiaları kesinlikle reddediyorum. Hayatımda hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Bu iddialar çok çirkindir. E.A. ile flört ettiğimiz bir dönem oldu ancak devam ettiremedik, bitirdik. Arkadaşlarım ile E.A. arasındaki diyaloğa ilişkin iddialar çok çirkindir. Böyle bir şey olmadı. Rezidanstan 2022 yılında taşındım. M.A., Ulus'ta bulunan eve hiç gelmedi. E.A.'nın kız kardeşi E.A.'yı tanımam ancak E.A.'dan dolayı bilirim. Kendisini herhangi bir şekilde korumam söz konusu değildir. Hatta tam tersi, E.A. ve annesini emniyete gönderdim. 'Gidin devlet ile iş birliği yapın' dedim ve onlar da yaptılar" dedi.

'İDDİALAR YALANDIR'

Ersoy ifadesinde, "B.K., Infomet adlı şirketin sahibidir. Kendisi ile 2017-2018 yıllarında tanıştım. Normal bir arkadaşımdır. M.D.'yi sektörden dolayı tanırım. Herhangi bir ilişkim yoktur. Ben yönetici olduktan sonra U.T. ve diğer arkadaşlarımı televizyona dahi çıkarmadım. Hatta arkadaşlarım bana bundan dolayı sitem etmişti. Bu iddialar da yalandır. S.D. ile 2011 yılında sektörden dolayı tanıştım. 2024 yılında hasmım oldu, sebebi de eşi B.D.'yi işten çıkarmamdır. S.D. ve U.T. ile asla herhangi bir ticaretim olmadı. Aramızda bir para muhabbeti de geçmedi. K.B.N.'yi Cumhurbaşkanlığı'nın uçağına ben bindirmedim. Zaten Cumhurbaşkanlığı'nın uçağına binecek gazetecileri İletişim Başkanlığı seçmektedir. K.B.N. ile E.A. tanıştığına dair bilgim yoktur. İhtimal dahi vermiyorum. Köprüde yaptığım kazada uyuşturucu etkisinde değildim. Buna dair polis tutanağı vardır. S.T.'nin çakarlı araçla gezdiği iddiası yalandır. Grup seks iddialarının hepsi yalandır. M.N ile yüzde 5-10 civarında, resmiyette olmasa da bir ortaklığım vardır. Barcelona'ya A.G.'nin bir arkadaşı da orada olduğu için tatile gittiğimiz doğrudur. Rezan Epözdemir ile orada tesadüfen karşılaşmıştık. Başkonsolos arkadaşım da vardı. G.A. ile beni A.G. tanıştırdı. Bir kere evine gitmişimdir' ifadelerini kullandı.

'UYUŞTURUCU MADDE SİPARİŞİ VERDİĞİM YALANDIR'

Ersoy ifadesinin devamında, "E.D. oyuncu bir arkadaşımdır. Arkadaşlarımın telefonundan uyuşturucu madde siparişi verdiğim iddiaları yalandır. Şubat ayında bahsettiğiniz iddialar ile benzer şekilde bir Twitter hesabı açılmıştı. Bu iddiaların bir kısmı tweet hesabında yazılmıştı. Biz bu tweetler hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. O zaman kimin kullandığını tespit edemedik. Diyeceklerim bunlardan ibarettir" dedi.

'ÜLKENİN BÜTÜN AHLAKSIZLIĞINI ÜSTÜME BOCA ETMİŞLER GİBİ HİSSETTİM'

Mehmet Akif Ersoy sulh ceza hakimliği savunmasında, "Ben gazetecilik yapıyorum, utanç verici bir suçlamadır. Evimde arama yapmadılar, isterseniz arama yapabilirsiniz demiştim. Ben 2 aydır çevremdekilere 'Bir şey olacak mı, başıma bir şey gelir mi?' diye kendileriyle paylaştım. Ailem adına, bana güvenenler adına üzüldüm. İfadelerdeki sorular çirkin ifadelerdi. Gizli tanık yönünden sorulan sorulara, hepsine açık yüreklilikle cevap verdim. Ben Adli Tıp'a giderken rahattım, lakin oradan gelecek raporun benim için önemi yoktur. Savcılıkta bana öyle sorular sordular ki ülkenin bütün ahlaksızlığını üstüme boca etmişler gibi hissettim. Daha önce FETÖ tarafından telefonlarım dinlenmişti, yaptığım işi düzgün yapmaya gayret ettim" ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU DOSYASINA SOKULMAYA ÇALIŞILDIĞINI İDDİA ETTİ

Ersoy ifadesinin devamında, "Benim 15 yılda edindiğim itibarımı 15 dakikada yerle bir ettiler. Bu sürecin öncesinde de beni İmamoğlu dosyasına sokmaya çalıştılar. Daha sonra R.Ö. üzerinden üzerime geldiler. Kenan Tekdağ ile birlikte çalıştım, sosyal medya üzerinden mason olduğumu söylediler. Ajan olduğumu söylediler. Bunların hiçbiri olmadı. Benim yolsuzluğum yok, arkadaşlarım belli. Geldiğimiz son noktada bana karşı iftirada bulunulması için birtakım kişileri bana karşı kışkırttılar. Bunların kim olduğunu bilmiyorum. Öğrendiğimde bunlardan şikayetçi olacağız. Dünkü kötü hissimi kaybettim, daha iyi hissediyorum. Bu çok net bir şekilde siyasi operasyondur. Elde hiçbir delil yokken arkadaşlarım dahil edildi. E.G. ile 4-5 senedir, U.T. ile 8 aydır tanışıyorum. İfade verdiğinden beri yanlış anlaşılır diye görüşmüyorum. M.M. arkadaşımdır, biz örgütü nasıl kurmuşuz, nasıl bir zemin hazırlayacak bir münasebetimiz olmuş? Ben bu işi yaparken hakkımda tweetler atıldı. Birtakım isimler hakkında ilişkim olduğu söylendi. İtibar suikastı yapıldı. Bunlarla ilgili hiçbir şekilde o tweetleri atanlara ulaşılamadı. Türkiye'de hukukun geldiği noktayı pek çoğumuz biliyoruz. Beni tutuklamayı kafaya koyduklarını düşünüyorum, serbest bırakılmamı talep ederim" dedi.

DHA

 

© Timeturk

'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında tutuklanan Eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un hakimlik ifadesi ortaya çıktı.

Pendik'te sokak ortasında cinayet

Pendik'te 32 yaşındaki 4 çocuk annesi Hilal Aktepe, uzaklaştırma kararına rağmen eski eşi Necip Savaş D. tarafından kesici aletle öldürüldü. Şüpheli olay sonrası kaçtı ancak kısa sürede polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

Olay, dün akşam saat 20.50 sıralarında Pendik Orhangazi Mahallesi Pınarlı Sokak'ta yaşandı. İhbar üzerine adrese giden ekipler, Hilal Aktepe'nin hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan incelemede Aktepe'nin eski eşi olan ve 5 suç kaydı bulunan Necip Savaş D. tarafından vücudunun çeşitli yerlerinden kesilerek öldürüldüğü tespit edildi. Şüphelinin saldırı sonrası araçla kaçtığı ancak kısa süre sonra polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındığı öğrenildi. Şüpheli hakkında 2020 yılında aile içi şiddet nedeniyle 2 aylık tedbir ve uzaklaştırma kararı bulunduğu bilgisine ulaşıldı. Hilal Aktepe'nin 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 çocuk annesi olduğu belirtildi.

MAHALLE SAKİNLERİNİN İDDİALARI

Mahalle sakini Adile Doğan, olayın ardından yaptığı açıklamada dün gece saat birde yaşanan cinayeti öğrendiklerini ve bölgeye gelerek durumu anlamaya çalıştıklarını söyledi. Doğan, boşandığı eşi tarafından katledilen Aktepe'nin iyi bir anne olduğunu, komşuları tarafından sevildiğini, kimseye zararı olmayan bir kadın olarak bilindiğini ifade etti. Dört yıldır mahallede yaşayan Aktepe'nin sürekli tehdit altında olduğunu vurgulayan Doğan, ev sahibinin de kavgasız bir gün geçmediğini, eski eşin uzaklaştırma kararına rağmen sürekli kapıya dayandığını söylediğini aktardı. Komşuların, “Bu seni bir gün öldürecek, dikkat et” diyerek kadını sık sık uyardığını belirtti.

Olayın yaşandığı sokakta oturan Sebahat Küçük ise Aktepe'nin 4 yıldır aynı adreste yaşadığını, eski eşinin zaman zaman çocuklarla ilgilenmek için geldiğini ancak aralarında sık sık kavga çıktığını dile getirdi. Küçük, kadının 4 çocuğundan üçünün kız olduğunu, Aktepe'nin kızlarının önünde katledildiğini, oğlunun ise saldırı anında babasının yanında bulunduğunu söyledi. Küçük, erkek çocuğun olay sonrası polis ekipleri tarafından götürüldüğünü aktardı.

iHA

© Timeturk

Pendik'te 4 çocuk annesi Hilal Aktepe, uzaklaştırma kararına rağmen eski eşi Necip Savaş D. tarafından kesici aletle öldürüldü. Şüpheli yakalandı.

Enver Aysever tutuklandı

Sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, 'Sağcılık suçtur. Sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz ya da ahlakınız ahlaksızlık olur' sözleri nedeniyle gözaltına alındı. Enver Aysever, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Savcılıkta ifade veren Aysever, 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçundan' tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Aysever hakkında tutuklama kararı verildi.

DHA

© Timeturk

Gazeteci Enver Aysever, YouTube yayınında kullandığı ifadeler nedeniyle gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne getirilen Aysever tutuklandı.

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

TCMB'den yapılan açıklamada, Para Politikası Kurulu'nun, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 39,5'ten yüzde 38'e indirilmesine karar verdiği belirtildi. Kurulun ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 42,5'ten yüzde 41'e, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 38'den yüzde 36,5'e indirdiği kaydedildi.

'ENFLASYON BEKLENTİLERİ RİSK OLMAYA DEVAM EDİYOR'

Kasım ayında tüketici enflasyonunun beklenenden düşük gerçekleştiği vurgulanarak, "Enflasyonun ana eğilimi eylül ayındaki artıştan sonra ekim ve kasım aylarında bir miktar gerilemiştir. Üçüncü çeyrekte dönemlik büyüme öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Son çeyreğe ilişkin öncü göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürdüğüne işaret etmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme işaretleri göstermekle birlikte dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir" denildi.

'HEDEFLERDEN AYRIŞMA DURUMUNDA, PARA POLİTİKASI DURUŞU SIKILAŞTIRILACAK'

Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği işaret edilerek, "Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır" ifadelerine yer verildi.

DHA

© Timeturk

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 39,5'ten yüzde 38'e indirildiğini açıkladı.

Adliyede hırsızlık; şüphelilerin havalimanındaki görüntüleri ortaya çıktı

Büyükçekmece Adliyesi'nde adli emanet bürosundan çalınan 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüş sonrası başlatılan soruşturma sürüyor.

1057957

O soruşturma kapsamında gözaltı sayısı 13'e yükselmişti. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5'i tutuklanarak cezaevine gönderildi.

1057958

Soruşturma kapsamında Kemal Demir isimli bir şüpheli ise daha önce tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

1058330

Öte yandan altınları çaldığı belirtilen Erdal Timurtaş ve eşi Esma Timurtaş iki çocuğu ile birlikte İngiltere'ye gitmiş ve haklarında kırmızı bülten talep edilmişti.

1058331

Şüphelilerin Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki görüntüleri ortaya çıktı.

DHA

 

© Timeturk

Büyükçekmece Adliyesi Emanet Bürosundaki kasalardan yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüş çaldığı belirtilen şüpheli Erdal Timurtaş'ın eşi Esma Timurtaş ile birlikte İngiltere'ye gitmek için geldiği Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki görüntüler ortaya çıktı.

İş yeri açma yönetmeliği değişti

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı yönetmelik ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın belirli durumlarda resen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verme görev ve yetkisine ilişkin ruhsatlandırma şekil, şart ve esasları düzenlendi.

Mevzuata uygun olmasına rağmen belediyelerce yasal süre de aşılarak bekletilen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı başvurularının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yapılabilmesi ve bakanlıkça ilgili belediyenin gerekçelerinin yetersiz görülmesi durumunda resen iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilebilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Belediye tarafından süresinde verilmeyen ve bakanlıkça düzenlenecek ruhsatlarda başvuru, inceleme, süreç takibi ve ruhsat düzenlenmesinde il müdürlükleri yetkili olacak. Yönetmeliğe göre; 'Umuma açık istirahat ve eğlence yeri' tanımına, günün şartlarına ve gelişen ekonomik girişim modellerine uygun olarak 'eğlence merkezleri', 'turizm kompleksleri' ve 'tatil merkezleri' eklendi.

1058332

'MOBİL EV' VE 'LÜKS ÇADIR' TANIMLARI EKLENDİ

2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nda yapılan değişiklikler ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda; 'konaklama yeri' tanımı güncellenerek konaklama yerlerinin ilave şartları belirlendi.

Uygulamada muhtelif sorunlara neden olan bazı hükümler kaldırıldı. Yönetmelikteki 'konaklama yerleri' tanımı genişletilerek ilk defa 'tatil köyü', 'kırsal turizm tesisi', 'mobil ev', 'konaklama amaçlı mesire yeri', 'konaklamalı orman parkı' ve 'lüks çadır' da eklendi. Ayrıca 'Konaklama Yerleri' bölümü altında otel, pansiyon, tatil köyü, motel, apart otel, kırsal turizm tesisleri, mobil ev ve kamping faaliyetlerinin sahip olması gereken şartlar netleştirilerek konaklama yerlerinde aranması gereken asgari nitelikler ile faaliyet konusuna özel şartlar eklendi. Böylece iş yeri açma ve çalışma ruhsatları ile turizm işletme belgesi şartlarının uyumlaştırılması ve yatırımcılar ile işletmeciler bakımından sürecin sadeleştirilerek belirsizliklerin giderilmesi sağlandı.

1058334

İTFAİYE RAPORU ZORUNLULUĞUNUN KAPSAMI NETLEŞTİRİLDİ

Konaklama yerlerinde ruhsatlandırma için zorunlu olmasına rağmen uygulamada yaşanan tereddüt nedeniyle bazı yetkili idarelerce talep edilmeyen yapı kullanma izin belgesi ve itfaiye raporu alınmasına ilişkin hükmün kapsamı netleştirildi.

Otel, motel, dağ evi, tatil köyü gibi tesisleri kapsayan konaklama yerlerinin tümünde yapı kullanma izin belgesi ve itfaiye raporu alınmasının zorunlu olduğunun altı çizildi. Bu yerlerde dış cephe, iç duvar, zemin, tavan, çatı kaplama malzemelerinin bakımlı ve nitelikli olması zorunluluğu getirildi.

Tesiste ısıtmanın, merkezi sistem veya klima ile sağlanması, tesisin bütün mekanlarında yeterli doğal veya mekanik havalandırma sağlanması, devamlı sıcak ve soğuk su bulunması gibi şartlar eklendi. Müşterinin ineceği veya çıkacağı kat sayısının üç kattan fazla olması durumunda müşteri asansörü düzenlenecek.

Asansörlerde alarm tertibatı ile havalandırma düzeneği bulunacak. Yatak odalarında, mutfak ya da mutfak nişi düzenlenmeyecek. Yönetmeliğin engellilere yönelik alınacak tedbirler kısmı da iş yerlerinin erişilebilirlik mevzuatına uygun olarak düzenlenmesini temin edecek şekilde düzenlendi.

1058333

TURİZM AMAÇLI KİRALANAN KONUTLARA DÜZENLEME

Turizm amaçlı kiralanan konutlar (AirBNB) ile ilgili ruhsatlandırma ve işletilmesi sırasında yaşanılan sorunların aşılması amacıyla 7464 sayılı Kanun'la uyumlu olacak şekilde söz konusu faaliyet konusu ve ilave şartları eklendi.

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yer alan ve aynı kiraya veren adına aynı binada izin belgesi düzenlemesine konu bağımsız bölüm sayısı 5'i geçen yerlerde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı düzenlenmesi zorunluluğu kapsamında bu konutlar için aranacak şartlar sıralandı. İşletmenin bulunduğu binanın bağımsız bölüm sayısının en fazla yüzde 25'i aynı kiraya veren adına kiralanabilecek.

İş yerinin açılabilmesi için kat maliklerinin oy birliği ile karar alması gerekecek. Faaliyetin yürütüleceği binanın, birden fazla bağımsız bölüm içeren binalardan oluşan konut sitelerinde yer alması durumunda, sitede bulunan tüm binaların kat maliklerinin oy birliği ile karar alması gerekecek.

GAYRİSIHHİ MÜESSESE LİSTELERİ GÜNCELLENDİ

Yönetmeliğe yeni 'Gayrisıhhi Müessese (GSM) Faaliyet Konuları', Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı sınıf tespitleri esas alınarak eklendi. Ayrıca belediyelerce yürütülen farklı uygulamalar sebebiyle aynı faaliyet konusunda farklı ruhsatlandırma şartlarını ortaya çıkaran 'umuma açık istirahat ve eğlence yerleri' listesi, ilk defa Yönetmeliğe eklenerek bu konuda yaşanan tereddüdün giderilmesi sağlandı.

1058335

EPİLASYON CİHAZLARINA YETKİLİ SERVİS RAPORU ZORUNLULUĞU

Güzellik salonları ile ilgili de yeniden düzenlemeye gidildi. Bu yerlerde kullanılacak cihazların spektrofotometre ve lazer güç ölçümü raporlarının faaliyet gösteren TS 13193 standardından Türk Standartlar Enstitüsü TSE-HYB belgeli yetkili servislerden veya muayene kuruluşlarından alınmış olması yönünde düzenlenme yapıldı.

HALI YIKAMA YERLERİ İLE İLGİLİ İLAVE ŞARTLAR EKLENDİ

Halı yıkama yerlerine ilişkin kapsamlı düzenleme yapıldı. Buna göre, halı yıkama yerlerinin 250 metrekareden az olmaması; sipariş alma, iletişim ve kayıt takibine uygun bilişim (bilgisayar, tablet ve benzeri) sistemi bulunması; kazan tipi santrifüj, rulo tipi santrifüj ve halıdan su uzaklaştırma sistemi (vakum ve benzeri) bulunması; toz, is, duman ve güneşten korunaklı açık alan halı askı sistemi ve kapalı alan ısı yalıtımlı kurutma odasına yer verilmesi; en az 2 ton kapasiteli su deposu ve en az 1 metreküp kapasiteli atık su çökeltme havuzu bulunması gibi şartlar getirilerek bu iş yerlerinin sahip olması gereken şartlar netleştirildi.

GES VE JEOTERMAL SERALARA YENİ SINIFLANDIRMA

Güneş enerji santrallerinde (GES) birinci, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhi müessese ruhsatlandırması sınıf tespiti kaldırıldı ve faaliyetin niteliği dikkate alınarak ruhsatlandırmayı kolaylaştırmak, santralleri yaygınlaştırmak ve üretimi artırmak amacıyla GES'lerin tamamı üçüncü sınıf gayrisıhhi müessese olarak belirlendi. Birinci sınıf gayrisıhhi müessese kapsamındaki jeotermal sera tesislerinin sınıfı ruhsatlandırmayı kolaylaştırmak ve üretime katkı sağlamak amacıyla ikinci sınıf gayrisıhhi müessese olarak yeniden belirlendi.

DHA

© Timeturk

İş yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeye göre; geciktirilen ruhsatta bakanlık devreye girecek.

Güllü'nün ölümünde gözaltı sayısı 5'e yükseldi

Yalova'da evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ünlü sanatçı Güllü'nün ölümüyle ilgili soruşturmada yeni bir gelişma yaşandı. 'Kasten öldürme' şüphesiyle gözaltına alınan Sultan Nur Ulu'nun babası da gözaltına alındı.

28 Eylül'de Yalova'nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi üzerindeki apartmanın 5'inci katındaki kapalı terasta ünlü şarkıcı Güllü (52), kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmişti.

Güllü'nün ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde fiziki ve teknik takibe alınan Tuğyan Ülkem Gülter, arkadaşı Sultan Nur Ulu ile beraberindeki 2 kişi, valizlerini hazırlayıp yurt dışına kaçmaya hazırlanırken İstanbul'da gözaltına alınmıştı.

'Kasten adam öldürme' suçlamasıyla gözaltına alınan Tuğyan Ülkem Gülter ve Sultan Nur Ulu'nun ve araç sürücüsünün Yalova İl Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri devam ederken, yeni bir gözaltı daha yaşandı. Şüpheli Sultan Nur Ulu'nun babası Arif Ulu, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde gözaltına alındı.

İHA

© Timeturk

Güllü'nün ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltı sayısı 5'e yükseldi

Mehmet Akif Ersoy'un ifadesi ortaya çıktı

Uyuşturucu' soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının ardından görevinden alınan Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı. Ersoy'un savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı.

SEVK YAZISINDAKİ İDDİALAR

Savcılık tarafından Mehmet Akif Ersoy, Mustafa Manaz, Ufuk Tetik ve Ebru Gülan hakkında hazırlanan sevk yazısının detaylarına ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında dosyada gizli tanık, bilgi sahibi beyanlarının bulunduğu belirtilen sevk yazısında, şüphelilerin suçtan kurtulmaya yönelik beyan verdikleri belirtildi.

ISTANBUL---MEHMET-AKIF-ERSOY'UN-SAVCILIK_1058150_314002-325381

Sabah'ın haberine göre sevk yazısında, şüphelilerin uyuşturucu madde kullanılması için yer ve imkan sağladıkları, eve gelen kadınlara uyuşturucu madde temin ettikleri ve kullandıktan sonra ikiden fazla kişilerin birlikte cinsel ilişkiye girdikleri aktarıldı. Ayrıca şüpheli Mehmet Akif Ersoy'un çevresinde bulunan kişiler ile kadınları ilişkiye soktuğu, ilerleyen süreçlerde de sektörel ve maddi anlamda menfaat sağladığı iddiası sevk yazısında yer aldı.

'HAKKIMDAKİ İDDİALARI REDDEDİYORUM'

Mehmet Akif Ersoy savcılıkta verdiği ifadesinde, ‘Hakkımdaki söz konusu ifadeleri ve iddiaları kesinlikle reddediyorum. Hayatımda hiç uyuşturucu madde kullanmadım. Bu iddialar çok çirkindir. E.A. ile flört ettiğimiz bir dönem oldu ancak devam ettiremedik, bitirdik. Arkadaşlarım ile E.A. arasındaki diyaloğa ilişkin iddialar çok çirkindir. Böyle bir şey olmadı. Rezidanstan 2022 yılında taşındım. M.A., Ulus'ta bulunan eve hiç gelmedi. E.A.'nın kız kardeşi E.A.'yı tanımam ancak E.A.'dan dolayı bilirim. Kendisini herhangi bir şekilde korumam söz konusu değildir. Hatta tam tersi, E.A. ve annesini emniyete gönderdim. 'Gidin devlet ile iş birliği yapın' dedim ve onlar da yaptılar" dedi.

'İDDİALAR YALANDIR'

Ersoy ifadesinde, "B.K., Infomet adlı şirketin sahibidir. Kendisi ile 2017–2018 yıllarında tanıştım. Normal bir arkadaşımdır. M.D.'yi sektörden dolayı tanırım. Herhangi bir ilişkim yoktur. Ben yönetici olduktan sonra U.T. ve diğer arkadaşlarımı televizyona dahi çıkarmadım. Hatta arkadaşlarım bana bundan dolayı sitem etmişti. Bu iddialar da yalandır. S.D. ile 2011 yılında sektörden dolayı tanıştım. 2024 yılında hasmım oldu, sebebi de eşi B.D.'yi işten çıkarmamdır. S.D. ve U.T. ile asla herhangi bir ticaretim olmadı. Aramızda bir para muhabbeti de geçmedi. K.B.N.'yi Cumhurbaşkanlığı'nın uçağına ben bindirmedim. Zaten Cumhurbaşkanlığı'nın uçağına binecek gazetecileri İletişim Başkanlığı seçmektedir. K.B.N. ile E.A. tanıştığına dair bilgim yoktur. İhtimal dahi vermiyorum. Köprüde yaptığım kazada uyuşturucu etkisinde değildim. Buna dair polis tutanağı vardır. S.T.'nin çakarlı araçla gezdiği iddiası yalandır. Grup seks iddialarının hepsi yalandır. M.N ile %5–%10 civarında, resmiyette olmasa da bir ortaklığım vardır. Barcelona'ya A.G.'nin bir arkadaşı da orada olduğu için tatile gittiğimiz doğrudur. Rezan Epözdemir ile orada tesadüfen karşılaşmıştık. Başkonsolos arkadaşım da vardı. G.A. ile beni A.G. tanıştırdı. Bir kere evine gitmişimdir' ifadelerini kullandı.

‘UYUŞTURUCU MADDE SİPARİŞİ VERDİĞİM YALANDIR'

Ersoy ifadesinin devamında, "E.D. oyuncu bir arkadaşımdır. Arkadaşlarımın telefonundan uyuşturucu madde siparişi verdiğim iddiaları yalandır. Şubat ayında bahsettiğiniz iddialar ile benzer şekilde bir Twitter hesabı açılmıştı. Bu iddiaların bir kısmı tweet hesabında yazılmıştı. Biz bu tweetler hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk. O zaman kimin kullandığını tespit edemedik. Diyeceklerim bunlardan ibarettir" dedi.

1058149

MEHMET AKİF ERSOY KİMDİR?

8 Ocak 1985'te İstanbul'da doğan Mehmet Akif Ersoy, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni tamamladı. 2009'da 6 News kanalında muhabir olarak göreve başladı.

2011 yılında Libya, Yemen, Şam ve Erbil'de TRT temsilcisi ve savaş muhabiri olarak görev aldı. 2012'de TRT Kahire-Mısır Temsilcisi, 2013'te TRT Arapça Koordinatör Yardımcısı oldu. 2014 yılında TRT İstanbul Bölge Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladı.

Ersoy, 2016 yılında Dış Politika Dergisi Genel Yayın Yönetmeni oldu. 2017'de Habertürk'te göreve başladı. Gözaltı kararının ardından tedbiren görevinden uzaklaştırılan Ersoy, 2024 yılından bu yana Habertürk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyordu.

DHA

 

© Timeturk

Uyuşturucu' soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının ardından görevinden alınan Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı.

Katılımevim

https://www.katilimevim.com.tr/krediden-iyisi?utm_source=timeturk&utm_medium=advertorial

© Timeturk

https://www.katilimevim.com.tr/krediden-iyisi?utm_source=timeturk&utm_medium=advertorial

Gabar Dağı'ndaki '7 katlı apartman mağara'

Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyü sınırlarındaki Gabar Dağı Kırkağaç mevkisinde bulunan ve sarp kayalıkların arasına oyularak yapılan kaya yerleşimi, 7 katlı yapısı nedeniyle halk arasında '7 katlı apartman mağara' olarak adlandırılıyor.

1057937

Uzun süre yasaklı bölgede yer aldığı için ziyaret edilemeyen mağara, son dönemlerde doğa severlerin rotasına girdi.

1057936

Yerleşimde, geçmişte yaşam alanlarının yanı sıra ibadet ve eğitim amaçlı oyulmuş bölümler bulunduğu, İslam alimlerinin burada talebe yetiştirdiği ifade ediliyor.

1057935

'BURALARIN KIYMETİNİ BİLMEMİZ GEREK'

Bölgeye gezi düzenleyen Şehri Nuh Doğa ve Bisiklet Kulübü'nden İzmirli İngilizce öğretmeni İsmail Vatansever, "Şırnak, benim ilk atama yerim. Şırnak'a gelmeden önce tabii ki ön yargılarım vardı, birçok insanda olacağı gibi. Ancak buraya geldikten sonra bu ön yargıların birçoğunun yersiz olduğunu gördüm.

1057934

Özellikle Şehri Nuh ekibi ile tanıştıktan sonra bu tarz tarihi ve güzel yerleri görme ve buraları ziyaret etme fırsatını buldum. Bu tarz yerler, bize bir nefes alma imkanı tanıyor. O yüzden buraların kıymetini bilmemiz gerek. Ben özellikle şehir dışına gelen benim gibi memur arkadaşların ve yerli halkların da gelmesini görmesini isterim. Ne kadar zengin bir ülkede yaşadığımızı, ne kadar zengin bir coğrafyada yaşadığımızın farkına varmak için çok güzel yerler" dedi.

1057933

'KEŞFETMEK BİZE İYİ GELİYOR'

Mardin'den gelen Dargeçit Doğa ve Spor Kulübü'nden Dargeçit Tapu Müdürü Ankaralı Filiz Özbek de "Dargeçit'te yaklaşık 2 yıldır görev yapıyorum. Bizler doğaseverler olarak Dargeçit'te bir doğa ve spor kulübü kurduk. Dargeçit'in keşfedilmemiş tarihi, doğası, muhteşem yerlerine gittik. Aslında çok da insan elinin değmediği yerlerdi.

1057932

Bugün de Akdizgin'e geldik. Şırnak Güçlükonak'a bağlı Akdizgin apartman mağaraları. Muhteşem bir tarih var burada. İnsanı büyüleyen bir tarih. Gerçekten bütün doğaseverleri, biz Şırnak ve Mardin ilçelerine bekliyoruz. Bizler ama bu el değmemiş yerlerde de insanları görmek istiyoruz. Bize iyi geliyor keşfetmek. Onlara da iyi gelecektir diye düşünüyorum" diye konuştu.

1057931

'GELİP GÖRÜLMEYE DEĞER BURALAR'

Mehmet Salih Akar ise "Mardin Dargeçit'ten geliyorum. Buraları gelip görmek istedik bugün. Hem doğa yürüyüşü hem piknik havası oldu bizim için. Apartman mağaralarını çok beğendik. Eskiden insanlar, buralarda hayvanlarıyla beraber yaşıyormuş. O çok ilginç geldi bize. Gerçekten ilk defa böyle bir yere geldik. Manzarası çok harika. Gelip görülmeye değer buralar. Herkesi buraya gelmesini tavsiye ediyoruz herkesi. Biz çok beğendik" dedi.

1057930

'MAĞARALAR ÇOK ETKİLEYİCİ'

Şırnaklı Abdullah Buruk ise doğaseverleri bölgeye davet ederek, şöyle konuştu:

"Haftanın yorgunluğunu atmak için buraya geldik. Gelip doğa yürüyüşü yaptık. Burada insanlar sosyalleşmişler, apartman şeklinde sosyal alanlar oluşturulmuş. Hayvanlarıyla beraber kalacağı, insanların topluca yaşadığı apartman şeklinde mağaralar çok etkileyici. Memleketimizin her köşesi çok güzel, çok değerli. Şırnak'ımız da çok güzel, çok değerli. Buraya bütün doğaseverleri bekliyoruz. Gelsinler, görsünler bizim gibi. Büyükçe bir kanyon var, eminim çok beğenecekler. Herkesi bekliyoruz."

1057929

DHA

 

© Timeturk

Şırbak'ın Gabar Dağı bölgesinde Güçlükonak ilçesine bağlı Akdizgin köyü Kırkağaç mevkisinde bulunan ve halk arasında '7 katlı apartman mağara' olarak bilinen çok katlı kaya yerleşimi, doğaseverlerin rotasına girdi.

İntihar eden polis memuru hayatını kaybetti

Şırnak Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru İrfan Yalçın, Salı günü boşanma davası için gittiği Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ifade arasında adliye tuvaletinde intihar girişiminde bulunmuştu.

Ağır yaralanan Yalçın, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar ile birlikte Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı.

Yalçın, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

İHA

© Timeturk

Şırnak'ta boşanma davası için geldiği adliyede tabancayla intihar girişiminde bulunan polis memuru, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

ABD, Venezuela petrol tankerine el koydu

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela açıklarındaki bir petrol tankerine ‘iyi bir gerekçeyle' el koyduklarını duyurdu.

Söz konusu petrol tankerini ellerinde tutacaklarını söyleyen Trump, tankerin kime ait olduğuna dair ise herhangi bir bilgi paylaşmadı.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi de FBI, İç Güvenlik Bakanlığı ve Sahil Güvenliği'nin, ABD ordusunun desteğiyle yaptırıma tabi bir petrol tankerine el koyduğunu bildirdi. Bondi ayrıca operasyona ilişkin görüntüleri de sosyal medya hesabından paylaştı.

© Timeturk

ABD güçleri, Venezuela açıklarındaki bir petrol tankerine helikopterlerle düzenledikleri operasyonla el koydu.

Balıkesir'de sabah saatlerinde deprem meydana geldi

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 4,9 büyüklüğündeki deprem, çevre il ve ilçelerde hissedilerek kısa süreli paniğe yol açtı. AFAD verilerine göre 7 kilometre derinlikte gerçekleşen sarsıntı sonrası herhangi bir olumsuzluk bildirilmedi.

Sındırgı'da 4.9'luk deprem çevre illerde hissedildi

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde saat 10.06'da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından alınan bilgilere göre deprem yaklaşık 7 kilometre derinlikte gerçekleşti. Sarsıntı özellikle Balıkesir merkezinin yanı sıra İzmir, Manisa, Bursa ve çevre ilçelerde de hissedildi.

Deprem bölgede bazı vatandaşlarda kısa süreli paniğe neden etti. Sarsıntının ardından kimi vatandaşlar evlerinden dışarı çıktığını, kimilerinin ise günlük hayatına devam ettiğini aktardı. İlk belirlemelere göre depremde herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı kaydedildi.

Yetkililer, gelişmelerin AFAD ve ilgili kurumlar tarafından takip edildiğini belirtti.

İHA

© Timeturk

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntı çevre illerde hissedilirken ilk bilgilere göre olumsuzluk yaşanmadı.

Batman'da tartışma silahlı çatışmaya döndü

Batman'ın Çamlıtepe Mahallesi'nde akşam saatlerinde iki grup arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma silahlı kavgaya dönüştü. O sırada yoldan geçen 70 yaşındaki Davut Ataş, iki ateş arasında kaldı.

KURŞUNLARIN HEDEFİ OLDU

Silah seslerinin yükseldiği anlarda Ataş'ın vücuduna kurşunlar isabet etti. Yaralanan Ataş yere yığılırken şüpheliler olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ

Sağlık ekiplerinin tüm müdahalelerine rağmen Davut Ataş kurtarılamadı ve hayatını kaybetti. Ataş'ın cenazesi otopsi için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna götürüldü.

KAÇAN ŞÜPHELİLER ARANIYOR

Olay yerinden kaçan şüphelilerin kimliklerinin belirlenmesi ve yakalanması için polis ekiplerinin çalışmaları sürüyor.

DHA

© Timeturk

Batman'da silahlı kavga sırasında iki ateş arasında kalan 70 yaşındaki Davut Ataş vurularak hayatını kaybetti, kaçan şüpheliler aranıyor.

Bugün Türkiye genelinde çok bulutlu hava ve yağış etkili olacak

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tahminlere göre: Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara'nın kuzeydoğusu, Doğu Akdeniz, İç Anadolu'nun güney ve doğusu, Karadeniz, Doğu Anadolu'nun güney ve batısı ile Güneydoğu Anadolu'nun yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu'nun güney ve batı kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görülmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde Marmara bölgesi ile iç ve doğu kesimlerde pus ve yer yer sis bekleniyor.

HAVA SICAKLIĞI: Hava sıcaklığının yurdun güney kesimlerinde mevsim normalleri civarında, diğer yerlerde normallerinin 2-4 derece üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

RÜZGAR: Genellikle kuzeyli, yurdun doğu ve güneydoğu kesimlerinde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

UYARILAR

Güncel Meteorolojik Uyarı Bulunmamaktadır.

BÖLGELERİMİZDE HAVA

MARMARA

Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde İstanbul, Kocaeli ve Sakarya çevrelerinin hafif yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

BURSA °C, 13°C

Parçalı ve çok bulutlu

ÇANAKKALE °C, 15°C

Parçalı ve az bulutlu

İSTANBUL °C, 14°C

Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde hafif yağmur ve sağanak yağışlı

KIRKLARELİ °C, 13°C

Parçalı ve çok bulutlu

EGE

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

A.KARAHİSAR °C, 8°C

Parçalı ve az bulutlu

DENİZLİ °C, 13°C

Parçalı ve az bulutlu

İZMİR °C, 17°C

Parçalı ve az bulutlu

MUĞLA °C, 14°C

Az bulutlu

AKDENİZ

Parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu, Doğu Akdeniz'in aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

ADANA °C, 18°C

Çok bulutlu ve sabah saatlerinde sağanak yağışlı

ANTALYA °C, 22°C

Parçalı ve az bulutlu

HATAY °C, 14°C

Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı

ISPARTA °C, 11°C

Parçalı ve az bulutlu

İÇ ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin güney ve doğusunun yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, doğusunun yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde görülmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

ANKARA °C, 10°C

Parçalı ve çok bulutlu

ESKİŞEHİR °C, 8°C

Parçalı ve çok bulutlu

KAYSERİ °C, 6°C

Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu, yüksekleri karla karışık yağmur ve kar yağışlı

KONYA °C, 8°C

Parçalı ve çok bulutlu

BATI KARADENİZ

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

BOLU °C, 8°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerine kadar aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DÜZCE °C, 12°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerine kadar aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

SİNOP °C, 14°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

ZONGULDAK °C, 11°C

Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerine kadar aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

ORTA ve DOĞU KARADENİZ

Çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmur ve sağanak, doğusunun iç ve yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

AMASYA °C, 11°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

RİZE °C, 13°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

SAMSUN °C, 13°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

TRABZON °C, 13°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve çok bulutlu, bölgenin güney ve batısının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların genellikle yağmur ve karla karışık yağmur, yükseklerinde kar şeklinde görülmesi bekleniyor. Sabah ve gece saatlerinde pus, yer yer sis görüleceği tahmin ediliyor.

ERZURUM °C, 4°C

Çok bulutlu

KARS °C, 2°C

Çok bulutlu

MALATYA °C, 8°C

Çok bulutlu ve aralıklı yağmurlu

VAN °C, 7°C

Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinde karla karışık yağmurlu, yüksekleri hafif kar yağışlı

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde kuzey ve doğu kesimlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

BATMAN °C, 11°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DİYARBAKIR °C, 11°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

GAZİANTEP °C, 11°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

MARDİN °C, 10°C

Çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı

DENİZLERDE HAVA

Güney Ege ve Batı Akdeniz'de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.

KARADENİZ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Karadeniz'de kuzey ve kuzeydoğudan, akşam saatlerinde batı ve kuzeybatıdan 3 ila 5; Doğu Karadeniz'de batı ve kuzeybatıdan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, Görüş: İyi, yağış anında orta.

MARMARA

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, Rüzgar: Kuzey ve kuzeydoğudan 2 ila 4, yer yer 5 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5 m, Görüş: İyi.

EGE

Hava Durumu: Parçalı ve az bulutlu, Rüzgar: Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğudan 3 ila 5, güneyi yer yer 6; Güney Ege'de kuzey ve kuzeybatıdan 4 ila 6, yer yer 7 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, yer yer 2,5 m, güneyi 2,0 ila 3,0 m, Görüş: İyi.

AKDENİZ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de kuzey ve kuzeybatıdan 3 ila 5, kuzeyi kuzeydoğudan 4 ila 6, yer yer 7; Doğu Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5, batısı yer yer 6 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0 m, yer yer 2,5 m, Görüş: İyi.

VAN GÖLÜ

Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 2 ila 4, yer yer 5 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,5 m, Görüş: İyi.

© Timeturk

Ülke genelinde parçalı ve çok bulutlu hava etkili olurken birçok bölgede yağmur, sağanak ve yükseklerde karla karışık yağmur bekleniyor.

Evde yalnız bırakılan çocukları alevler sardı

Pendik'i sarsan yangın faciasında evde yalnız bırakılan 3 çocuk hayatını kaybetti, 1 çocuk ağır yaralı olarak hastaneye sevk edildi. Olay yerinde geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Yangın gece yarısı çıktı
Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi Umman Sokak'ta bulunan iki katlı bir evin giriş katında, saat 02.37 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevleri gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler kısa sürede yanan eve müdahale ederek yangını kontrol altına aldı.

Anne hastaneye gitmiş, çocuklar evde yalnız kalmıştı
Yangın sırasında annenin evde olmadığı ortaya çıktı. Anne S.S. (28), kızı E.N.Z.'yi (1) hastaneye götürmek için evden ayrıldı. Bu sırada diğer çocukları Ö.S. (2), M.A.Ç. (11), C.Ç. (9) ve Z.S. (5) evde yalnız kaldı. Alevlerin yükselmesiyle mahalle sakinleri çocukları yoğun çaba sonucu yanan evin içinden çıkardı.

Üç kardeş kurtarılamadı
Yangında ağır yaralanan Ö.S., M.A.Ç. ve C.Ç. ambulanslarla kaldırıldıkları hastanelerde tüm müdahalelere rağmen hayatlarını kaybetti. Entübe edilen 5 yaşındaki Z.S. ise durumu ağır olarak Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Küçük çocuğun tedavisinin sürdüğü bildirildi.

Anne gözaltına alındı, soruşturma başlatıldı
Olay sırasında evde bulunmayan anne S.S. polis ekiplerince gözaltına alındı. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için itfaiye ve polis ekiplerinin çalışmaları devam ederken, olayla ilgili geniş kapsamlı soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

İHA

© Timeturk

Pendik'te evde yalnız bırakılan 4 çocuktan 3'ü yangında hayatını kaybetti, 1'i ağır yaralandı. Anne gözaltına alındı, soruşturma sürüyor.

Türkiye-İtalya ticaretinde rekor seviye

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ile İtalya arasındaki ticari ve stratejik ilişkilerin son yıllarda büyük ivme kazandığını belirterek, Türk şirketlerinin İtalyan pazarında giderek daha dinamik bir rol üstendiğini söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2025 sonunda 1,5 trilyon dolar büyüklüğe ulaşmasını beklediklerini ifade etti.

İTALYA TÜRKİYE'NİN AVRUPA'DAKİ EN ÖNEMLİ TİCARET ORTAKLARINDAN

İtalyan Ticaret Odası Derneği'nin 140. yıldönümü ve Leonardo da Vinci Ödül Töreni, Beyoğlu'ndaki Venedik Sarayı'nda düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi ve İtalya Ticaret ve Sanayi Odası Derneği Başkanı Stefano Kaslowski katıldı. Yılmaz, konuşmasında İtalya'nın Türkiye'nin Avrupa'daki en önemli ticaret ortaklarından biri olduğunu ve Türk şirketlerinin İtalya pazarında her geçen yıl daha etkili hale geldiğini vurguladı.

KÜLTÜREL BAĞLAR İKİ ÜLKE İLİŞKİLERİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Yılmaz, Leonardo da Vinci isminin ödüle ilham vermesinin iki ülke arasındaki kültürel etkileşimin tarihsel zeminine işaret ettiğini belirtti. Ortak Akdeniz kimliğinin, deniz ticareti geleneğinin ve 14'üncü yüzyıla kadar uzanan karşılıklı etkileşimin bugün yürütülen siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliklerinin güçlü temellerinden biri olduğunu ifade etti.

STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ YENİ ALANLARA YAYILIYOR

Türkiye ile İtalya arasındaki ortaklığın son yıllarda ivme kazandığını söyleyen Yılmaz, özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, akıllı üretim teknolojileri ve sürdürülebilir sanayi alanlarında iş birliğinin klasik ticari ilişkilerin ötesine geçtiğini belirtti. Akdeniz'de güvenlik, ticaret ve enerji akışının devamlılığı konusunda iki ülkenin benzer hassasiyetler taşıdığını hatırlatan Yılmaz, Türkiye-İtalya-Libya Üçlü Zirvesi'nin de ulaşılan iş birliği seviyesini açık biçimde gösterdiğini dile getirdi.

TİCARETİ 40 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE TAŞIMA HEDEFİ

Yılmaz, 2024 yılında ikili ticaret hacminin 32,2 milyar doları aşarak tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını aktararak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin orta vadeli ticaret hedefini 40 milyar dolar olarak belirlediğini söyledi. Bu hedefin de üzerine çıkılabileceğini kaydeden Yılmaz, Türkiye'de 1.600'ün üzerinde İtalyan sermayeli firmanın faaliyet gösterdiğini, 2002-2024 döneminde İtalya'dan Türkiye'ye yapılan doğrudan yatırımın 5,1 milyar dolar olduğunu ifade etti.

TÜRKİYE 2025'TE 1,5 TRİLYON DOLARLIK EKONOMİYE ULAŞMAYI BEKLİYOR

Konuşmasında Türkiye'nin makroekonomik görünümündeki iyileşmeye de dikkat çeken Yılmaz, uzun yıllardır sürdürülen güçlü büyüme performansıyla birlikte 2025 sonunda ekonominin 1,5 trilyon dolar büyüklüğe ulaşacağını belirtti. IMF projeksiyonlarına göre Türkiye'nin 2025 itibarıyla dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi konumuna yükselmesinin öngörüldüğünü söyledi. Satın alma gücü paritesine göre şu anda 12. sırada bulunan Türkiye'nin, 11. sıradaki İtalya'yı geride bırakarak Avrupa'nın 4. büyük ekonomisi olmayı hedeflediğini vurguladı.

TÜRKİYE YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER LİGİNE GİRMEYE HAZIR

Yılmaz, Dünya Bankası sınıflandırmasına göre Türkiye'nin 2025 itibarıyla tarihinde ilk kez yüksek gelirli ülkeler sınıfına gireceğini ifade etti. Türkiye'nin 23 yıllık süreçte alt orta gelir grubundan üst orta gelire çıktığını ve bu seviyeyi koruduğunu belirten Yılmaz, 2026'nın yüksek gelirli ülke ligine geçişte önemli bir eşik olacağını söyledi.

SANAT VE BİLİM İŞ BİRLİĞİNE DE VURGU YAPILDI

Leonardo da Vinci ödül töreninin kültür, sanat, bilim ve eğitim alanlarında iki ülke arasındaki derinleşen iş birliğini yansıttığını aktaran Yılmaz, iş dünyasının bu alanlara artan katkısını önemsediklerini ifade etti. Türkiye'de görev süresi sona eren İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi'ye de teşekkür eden Yılmaz, iki ülke ilişkilerinin güçlenmesine sunduğu katkıları hatırlattı.

İHA

© Timeturk

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye-İtalya ekonomik ortaklığının rekor seviyeye ulaştığını ve 2025 sonunda ekonominin 1,5 trilyon dolara çıkmasını beklediklerini açıkladı.

Otomobilde cephanelik ele geçirildi!

Hatay İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, silah kaçakçılarının şehre sevkiyat yapacağı bilgisi üzerine dün il genelinde güvenlik önlemi aldı.

Erzin ilçesinde şüphelendikleri otomobili durduran ekiplerin yaptığı aramada, parçalara ayrılmış ruhsatsız 90 tabanca ve silahlara ait yüzlerce malzeme ele geçirdi. Otomobil sürücüsü M.Ç. ise gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı sulh ceza hakimliği tarafından tutuklandı. (DHA)

© Timeturk

Hatay'ın Erzin ilçesinde polisin silah kaçakçılarına yönelik yaptığı çalışma sonucu durdurulan otomobilde parçalar halinde ruhsatsız 90 tabanca ve yüzlerce silah malzemesi ele geçirildi. Gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliye sevk edilen otomobilin sürücüsü M.Ç., tutuklandı.

Mehmet Akif Ersoy tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamımda 8 şüpheli hakkında 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak', 'kabul etmek veya bulundurmak' ya da 'uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, kullanılmasına yer ve imkan sağlamak' suçlarından gözaltı kararı verildi.

Eski Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un da aralarında bulunduğu şüpheliler dün akşam saatlerinde İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince gözaltına alındı.

ŞÜPHELİLER ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

Gözaltına alınan şüpheliler Mehmet Akif Ersoy, Ufuk Tetik, Elif Kılınç, Dilara Yıldız, Mustafa Manaz, Gizem Aybaktı, Ebru Gülan ve Buse Öztay, Adli Tıp Kurumu'ndaki sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Öte yandan adliyeye getirilen şüphelilerden Ufuk Tetik, görüntü kaydeden bir basın mensubunun kamerasına eliyle vurdu.

ERSOY TUTUKLANDI

Savcılıktaki ifadelerinin ardından sulh ceza hakimliğine sevk edilen Mehmet Akif Ersoy, Mustafa Manaz, Ufuk Tetik ve Ebru Gülan tutuklanırken, şüphelilerden Gizem Aybaktı, Buse Öztay, Elif Kılınç ve Dilara Yıldız ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

DHA

© Timeturk

'Uyuşturucu' soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının ardından görevinden alınan Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Bakan Bolat ile CHP'li milletvekilleri arasında akaryakıt kaçakçılığı tartışması

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 2026 Merkezi Yönetim Bütçe ve 2024 Kesin Hesap Kanun Teklifleri görüşüldü. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri arasında akaryakıt kaçakçılığı yapan bir firmaya antrepo verildiği iddiasıyla tartışma yaşandı.

Bakan Bolat, CHP milletvekillerinin iddialarına ilişkin, "Belediyelerdeki iddialara cevap verirsiniz. Veli Ağbaba Bey kendinizi bizimle karıştırmayın. Sen kendini bizimle karıştırma. Veli Ağbaba'nın şecerisi de belli, bizim şecerimiz de belli" ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise kendilerinin ev sahibi olduğunu söyleyerek, kaçakçıya antrepo veren bir bakanın, bakanlık makamında oturamayacağını söyledi. Başarır, Bolat'ı istifaya davet etti.

Ağbaba ise kaçakçılık yapan şirketin 2020-2021 döneminde 42 milyar liralık kaçak akaryakıt işi yaptığını ve devletin 18 milyar lira zarara uğradığını belirtti. Ağbaba, ismi geçen şirkete 2023 yılında antrepo verildiğini iddia etti.

AK Parti Milletvekli Muhammet Emin Akbaşoğlu ise söz alarak Eski CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'CHP, iftiralar ve yolsuzluk iddialarıyla yol alamaz, derhal arınmalı ve yoluna devam etmelidir' sözlerini hatırlatarak CHP'nin her türlü hırsızlık ve yolsuzluktan arınmasını istedi.

İHA

© Timeturk

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri arasında akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı gerekçesiyle tartışma çıktı.

Tarihi geçmiş gıdaların etiketinin değiştirildiği depoya baskın

Bakan Yumaklı sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, "Antalya'da, ALO 174 Gıda Hattı'na gelen ihbar üzerine, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ekiplerimizin gerçekleştirdiği denetimlerde; bir gıda deposunda gıda ürünlerinin etiketlerinin değiştirilerek piyasaya sürülmeye hazırlandığını tespit ettik. Son kullanma tarihi geçmiş ve izlenebilirliği olmayan ürünleri imha ederek; işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Kırmızı çizgimiz olan güvenilir gıdadan taviz vermiyor, denetimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz" ifadelerine yer verdi.

DHA

© Timeturk

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Antalya'da gelen ihbar üzerine bir gıda deposunda gerçekleştirilen denetimde ürünlerin etiketlerinin değiştirilerek piyasaya sürülmeye hazırlandığının tespit edildiğini ve işletme hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
❌
❌