CHP'de mutlak butlan kararıyla başlayan kriz sonrası koltuğunu Kemal Kılıçdaroğlu'na devreden Özgür Özel, yoluna 'Yeni Parti'yle devam ediyor.
Bu süreçte CHP'den istifalar da devam ediyor.
Son istifa Muğla'da yaşandı.
Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü için Yeni Parti'ye katılımı dolayısıyla rozet takma töreni düzenlendi.
Törende konuşan Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Acar Ünlü'nün Yeni Parti'ye katılımından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
CHP'DEN İSTİFA EDEREK İYİ PARTİ'YE GEÇTİ
CHP'den istifa ederek Yeni Parti'ye geçen Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ise kararının bir ayrışma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Başkan Ünlü, "Bugün bizim için bir ayrılış günü değildir. Aksine bugün, daha da bütün olmamız gerektiğinin inancıyla, ayrışmadan, değerlerimize olan bağlılığımızla verdiğimiz bu karar, siyasi yolculuğumuzun devamıdır" dedi.
"MARMARİS İÇİN ÇÖZÜM ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ"
Marmaris'in sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceklerini ifade eden Ünlü, belediye başkanı olarak sorumluluğunun bütün Marmaris'e karşı olduğunu vurguladı.
Başkan Ünlü, "Marmaris halkı bizi bilir ki, siyasete girdiğimiz günden bu yana inandığımız değerlere hizmet etmek, memleketimize katkı sağlamak, birlikte yaşadığımız bu kentin sorunlarını çözmek gayesi içerisinde bulunduk. Yine bugün de aynı yerde duruyoruz. Marmaris bizim yaşam kentimiz. Kentimizin 12 ay yaşayacağı bir Marmaris için çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Belediyenin kapılarının herkese açık olmaya devam edeceğini belirten Ünlü, merkezi hükümet, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve devletin diğer kurumlarıyla Marmaris'in menfaatleri doğrultusunda görüşmeye devam edeceklerini söyledi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan feth-i kabir kararı kapsamında 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet, Ümraniye'deki mezarlığa gelerek mezarın açılması için çalışma başlattı.
Heyetin çalışmasıyla açılan mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı.
VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜ BOZULMAMIŞ
Sabah'ta yer alan habere göre; Kocatepe mezarlığında Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açılıp kemik ve toprak örnekleri alınmak istendiğinde Kemikler dışında hem kefeninin çürümediği hem de cesedin bütünlüğünü koruduğu, bozulmayan dokularında olduğu görüldü.
Alınan örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Alınan örnekler, ceza infaz kurumuna ait kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilecek.
İncelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeni ile ölümünde üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak.
Yavaş, Kocatepe Kültür Merkezi'ndeki Ankara Kent Konseyi 7. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, genel kurulun hayırlı olmasını diledi. Ankara Kent Konseyi ile 1,3 milyon kişinin kent yönetimine katıldığını belirten Yavaş, kent yönetimine katkı sunan herkese teşekkür etti.
Yavaş, Ankara'ya yeni metro yatırımlarına ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Değişen bir mevzuatla yapılacak büyük yatırımlar için Hazine ve Cumhurbaşkanlığı onayı alma zorunluluğu getirildi. Bırakın bu kentte kamu yöneticileriyle tartışmayı, bu ülkenin Sayın Cumhurbaşkanı ile var olan bir yetki için kendisine gidip bu metro yatırımlarının programa alınması, 1,3 milyar dolarlık bu metrolar için harcanacak paranın izni, aynı zamanda 800 milyon avro civarında ve sadece Sayın Cumhurbaşkanı iznine ihtiyaç olan Hazine tahvili çıkartma için birebir yaptığımız görüşmenin bile nasıl speküle edildiğini hep birlikte görüyoruz. Sistem böyle. Bizler eğer bu ülkeyi yönetenlerle görüşmeyeceksek, bu ülkede farklı fikirlere sahip olan, Ankara'da farklı fikirlere sahip olan ancak bu kentin içinde yaşayıp belediyeye aynı oranda para ödeyen, o yaşamı hep birlikte paylaştığımız insanlarla ayrı olmamızın imkanı var mıdır?"
Şu anda da maalesef siyaseten böyle ayrımların yaşandığına işaret eden Yavaş, "Ben tavanda olan ayrılıkların bir kent yönetimini, belediye başkanı olarak bizi hiç ilgilendirmediği kanaatindeyim. Belediye Meclisinde imkan olursa hep birlikte oy birliğiyle karar almaya çalışıyoruz. Oy birliğiyle karar aldığımız zaman daha da mutlu oluyoruz. Ayrılıkta azap vardır. Tavandakiler istediği kadar ayrılsın. Bizler Ankara halkı olarak tabanda her konuda her fikirden insanla bir arada olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
"AYRILIKTA AZAP VARDIR"
Yavaş, Ankara halkının verdiği görevi, dönemlerinin sonuna kadar en iyi şekilde yapmak zorunda olduklarını, günlük tartışmalarla vakit geçiremeyeceklerini sözlerine ekledi.
Programdan ayrılırken Yavaş, kendisini bekleyen gazetecilere, "Arkadaşlar, bu soruları yakın zamanda toplanacağız, hep beraber görüşeceğiz. Şu anda konuşacak hiçbir şey yok. Ayrılıkta azap vardır, birlikte rahmet vardır." dedi.
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Sporting karşısında aldığı 3-1'lik yenilginin ardından gözünü Barcelona ile oynayacağı mücadeleye çevirdi. Sarı-kırmızılı ekip, 13 Ekim'de RAMS Park'ta Katalan devini konuk edecek.
Sporting karşılaşmasında sakatlığı nedeniyle forma giyemeyen Victor Osimhen'in Barcelona maçına yetişmesi bekleniyor. Nijeryalı golcünün takıma dönmesiyle birlikte Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde yeniden çıkış yakalamayı hedefliyor.
Osimhen'in yokluğunda hücumda önemli bir eksiklik yaşayan sarı-kırmızılılar, Barcelona karşısında sahadan güçlü bir sonuçla ayrılarak Avrupa'daki iddiasını sürdürmek istiyor.
Hansi Flick yönetimindeki Barcelona ise Devler Ligi'ne dikkat çekici bir başlangıç yaptı. Katalan ekibi, turnuvadaki ilk maçında Feyenoord'u 5-1 mağlup etti.
Lamine Yamal, Raphinha ve Pedri gibi yıldızlara sahip olan Barcelona, La Liga'da da sezona kusursuz bir başlangıç yaptı. İspanyol devi, ligde oynadığı dört karşılaşmanın tamamından galibiyetle ayrıldı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Seçil Erzan hakkında 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'özel belgede sahtecilik' suçlarından verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin istinaf incelemesini tamamladı. Daire, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere yer vermediğini, bunun da denetimi zorlaştırdığını belirterek istinaf başvurularını yerinde buldu. Yargılama sürecinde bazı usul hükümlerinin uygulanmadığına dikkat çeken daire, kararın bozulmasına hükmetti. Dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi. Erzan, hakkında verilen kararın istinaf mahkemesi tarafından bozulmasının ardından bugün yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşma İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu Seçil Erzan, mahkemeye bulunduğu cezaevinden getirildi.
Savunma yapan Seçil Erzan, "3 yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi, hep aleyhime kararlar verildi. Daha önce yargılandığım mahkemede, savcılıkta verdiğim beyanlarla diğer ifadelerim arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle yalnızca savcılık beyanlarım esas alındı. Yeterli hukuki desteği alamadım, yönlendirmelerle ifade verdim. O sabah telefonumu kapattım ve izinliydim. Çorlu’ya gittim. Kendimde değildim, telefonumu açamıyordum. Benden para almak isteyen, kapıma dayanan insanlar vardı. O gün annemin gözleri önünde darbedildim ve senetler verdim. Kimseye borcum yoktu ancak borçlu duruma düştüm. Savcıya giderek her şeyi anlatmaya çalıştım fakat söylediklerim bağlamından koparıldı. “Banka avukatı, ‘Yukarıdan baskı varmış, tutuklanıyorsun’ dedi. O gün korku ve baskı altında herkese fon olduğunu söyledim. Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadiyle somutlaştırılabilecek bir davranışım yok. Arda Turan’ın benden tek kuruş alacağı varsa bana ceza verin. Bana verdiği parayı 15 gün içinde geri aldı. Kimsenin iradesini fesada uğratma kastım yoktu. Arkadaşlarımın geri ödemelerini yapamadım. Annemin ve babamın bütün mal varlıklarını sattım" dedi.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Seçil Erzan’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'te o dönem 17 yaşında olan ehliyetsiz sürücü Timur Cihantimur'un kontrolündeki aracın yol kenarında arıza nedeniyle park halindeki 3 adet ATV tipi araca çarptığı kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetmesine ilişkin davanın görülmesine devam edildi. Gaziosmanpaşa 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, iade süreci henüz tamamlanmayan ABD'de tutuklu sanık Cihantimur katılmazken, müştekiler Özer ve Pervin Aci ile tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmada, olay sırasında kazaya şahit olan tanıkların beyanları alındı.
Duruşmada, ‘tanık' sıfatıyla beyanda bulunan Hasan Topal, ATV araçlarla aralarında Oğuz Murat Aci'nin de bulunduğu 5 araçla yola çıktığını belirterek, "Yola çıktıktan sonra Kemerburgaz sapağında benzin aldık. Süleyman Keçici arkadaşımızın aracı arızalandı. Biz, Oğuz abinin aracının yönünü değiştirerek, ışıklarını yaktık, karşıdan gelen aracın bizi fark etmesi için. Tam arızayı giderdikten sonra fren ve kayma sesi duydum. O darbeyle ben kendimi kaybettim. Yerde yattığımı hatırlıyorum. O andan sonrasını tam hatırlamıyorum" ifadelerini kullandı.
Savunma yapan sanık avukatları, tanıkların beyanları arasına çelişki olduğunu, kazada müştekilerin kusurlu olduğunu iddia ederek, kazaya ilişkin ek rapor alınmasını talep etti.
Öte yandan, sanık Timur Cihantimur'un avukatı, hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin eşi ile tazminat karşılığında anlaştıklarını, aynı şekilde diğer müştekiler ile de belli bir tazminat karşılığında anlaşmak istediklerini belirtti.
Duruşmada, mahkeme başkanı, kazaya ilişkin yeni bir rapor alındığını, raporda kaza ile ölüm arasında illiyet bağı olduğunu ve raporun dava dosyasına eklendiğini söyledi.
Rapora ilişkin beyanda bulunan müşteki baba Özer Aci, "Rapora katılıyorum, kaza ile ölüm arasında bağ vardır. Kazanın olduğu yerden defalarca geçtim. O yol maksimim 90 kilometre hızla gidilebilir bir yer" dedi.
Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Timur Cihantimur'un iade sürecinin beklenmesine ve eksik hususların giderilmesine hükmederek, duruşmayı 2 Aralık'a erteledi.
Fenerbahçe, Roma maçının ardından görevinden istifa ettiğini açıklayan teknik direktör İsmail Kartal'ın durumuna ilişkin resmi bir açıklama yayımladı. Sarı-lacivertli kulüp, Kartal'ın görevinin başında olduğunu ve takımın çalışmalarına devam ettiğini bildirdi.
Kulübün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, takımın Gaziantep FK maçı hazırlıklarına İsmail Kartal yönetiminde devam edeceği belirtildi.
İzmir'in Karabağlar ilçesinde 5 banka çalışanını silahla rehin alan şüpheli gözaltına alındı, çalışanlar kurtarıldı.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, 16.30 sıralarında İnönü Caddesi'ndeki bir banka şubesine gelen C.A, özel güvenlik görevlisinin silahını aldıktan sonra banka çalışanı 5 kişiyi rehin aldı.
İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ekibi yönlendirildi. Bölgede geniş çaplı güvenlik önlemi alan polisler, İnönü Caddesi'ni çift taraflı trafiğe kapattı.
Polis ekipleri, müzakereyle şahsı ikna edip 5 banka çalışanını kurtardı.
Şüpheli C.A. gözaltına alındı.
Öte yandan, şahsın daha önceden psikiyatri tedavisi gördüğü ve olay sırasında üzerinde herhangi bir silah olmadığı öğrenildi.
Fenerbahçe'de Rodrigo Becao'nun geleceği netleşti. Sarı-lacivertli kulüp, Brezilyalı savunma oyuncusunun sezon sonuna kadar Rodina Moskova'ya kiralık olarak gönderildiğini açıkladı.
Fenerbahçe, 2023-24 sezonundan bu yana kadroda yer alan Rodrigo Becao için yeni bir karar aldı. Brezilyalı stoper, kariyerine Rusya'da devam edecek.
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, Becao'nun Rusya Premier Lig takımlarından Rodina Moskova'ya bir sezonluğuna kiralandığı belirtildi.
"2023-24 sezonunda kadromuza katılan Rodrigo Becao, bir yıllığına Rusya Premier Lig ekiplerinden Rodina Moskova takımına kiralanmıştır."
Faili meçhul dosyada sır perdesi aralanıyor.
Türkiye'nin gündeminde Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden açılan dava dosyası var.
MİT eski yöneticisi Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmış, 8 ay sonra 12 Kasım'da Silivri Cezaevi'nde yaşamını yitirmişti.
Göreve geldiği günden bu yana toplumun vicdanında yer etmiş ancak aydınlatılmayan tek bir cinayet kalmayacağını söyleyen Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu dosyayı yeniden açtı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde şüpheli şekilde hayatını kaybettiği değerlendirilen eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada fethi- kabir kararı alındı.
Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan işlem kapsamında Kozinoğlu’ndan doku örnekleri alınacağı öğrenildi.
Örnekler üzerinde, cezaevinde kendisine farklı bir ilaç verilip verilmediği ile ölümünden kısa süre önce talep ettiği Coraspin ve vitamin haplarına ilişkin detaylı toksikolojik ve kimyasal incelemeler yapılacak.
TARİH BELLİ OLDU
Akşam saatleri itibariyle fethi- kabir işleminin gerçekleştirileceği tarih resmen açıklandı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan gelen talep üzerine gerçekleştirilecek işlemin 11 Eylül tarihinde yapılacağı duyurdu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul etti.
Erdoğan Dijital Medya isimli X hesabından yapılan paylaşımda, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı kabul etti" ifadelerine yer verildi.
YAVAŞ'TAN AÇIKLAMA
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş görüşmeyle ilgili olarak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Beştepe’de kabul edildik. Kabulde; başta Ankara’mızın ulaşım altyapısına önemli katkı sağlayacak metro yatırımları olmak üzere, devam eden ve planlanan projelerimiz hakkında Sayın Cumhurbaşkanına bilgi arz ettik. Şehrimize yönelik yatırımlara verdikleri destek ve katkılar ile NATO Zirvesi’nin Ankara’da düzenlenmesi konusundaki iradeleri dolayısıyla teşekkürlerimizi ilettik. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak yürüttüğümüz çalışmalar ve önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığımız yatırımlara ilişkin değerlendirmelerimizi de paylaştık. Nazik kabulleri ve Ankara’mıza gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum.
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" soruşturması kapsamında savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla hakkında soruşturma başlattığı eski Başbakan Davutoğlu, Ankara Adliyesi'nde soruşturmayı yürüten savcıya yaklaşık 1 saat süreyle ifade verdi. Ahmet Davutoğlu, ifadesinde adliyede bulunmasının ve ifade vermeyi kabul etmesinin sebebinin "klasik anlamda bir savunma yapmak olmadığını" beyan etti.
Hukuk devletine inancını teyit etmek, adaletin bir gün herkese lazım olacağını hatırlatmak ve yalnızca kendisini değil; adaleti, kamu malını, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunmak için adliyede olduğunu söyleyen Davutoğlu, ifadesinde şunları kaydetti:
"Bu soruşturmanın hukuki gerekçelerle değil, siyasi saiklerle başlatıldığı; cezalandırmaktan çok itibarsızlaştırmayı amaçladığı kamu vicdanının malumudur. Soruşturmanın açıldığını medyadan öğrenmem, daha sonra ifade vereceğim tarihin de basına sızdırılması, ülkemizde yargı bağımsızlığının içine düşürüldüğü durumu açıkça göstermektedir.
"BU YAKLAŞIM CEZA MUHAKEMESİ KANUNU'YLA BAĞDAŞMAMAKTADIR"
Soruşturmayı öğrendiğimde müdafiim derhal savcılıkla temasa geçmiş, oğlumun 12 Eylül’deki düğünü nedeniyle 14 Eylül’de Ankara’ya gelerek ifade vereceğimizi bildirmiş ve bu konuda mutabakat sağlanmıştır. Buna rağmen, kaçma veya delilleri karartma şüphesi bulunmadığı ve soruşturma yıllar önce yapılmış aleni bir konuşmaya dayandığı halde, 7 Eylül için sözlü talimat verilmiştir. Bu yaklaşım, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun öngördüğü usullerle, hukuki güvenlik ilkesiyle ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.
"2021'DE YAPTIĞIM KONUŞMAMIN ARKASINDAYIM"
Soruşturmaya konu edilen konuşma, Eylül 2021’de Bingöl’de yaptığım ve bugün de her cümlesinin arkasında durduğum siyasi bir konuşmadır. Devlet, milletin ortak emanetidir, kamu görevi ise bu emaneti koruma sorumluluğudur. Benim itirazımın ahlaki ve siyasi kaynağı budur. Kamu kaynaklarının kullanımı, nepotizm, liyakatsizlik ve belirli zümrelere tanınan imtiyazlar konusunda o gün ne söylediysem bugün de o sözlerin faili, sahibi ve savunucusuyum. Üstelik o konuşmada yaptığım tespitler, aradan geçen zamanda yaşanan gelişmelerle güncelliğini korumakla kalmamış, acı tecrübelerle doğrulanmıştır. Bu gerçekleri dile getirmem hakaret değildir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı ve bu ülkeye Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı sıfatıyla tarihî, ahlaki ve siyasi sorumluluğumdur. Siyasi hayatım boyunca akraba kayırmacılığına, liyakatsizliğe, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına ve yolsuzluğa karşı tavizsiz mücadele verdiğime aziz milletim şahittir.
AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, siyasetçilere ve kamu gücü kullanan kişilere yönelik kabul edilebilir eleştirinin sınırları, sıradan bireylere göre çok daha geniştir. Siyasetçiler, görevlerinin ve kamusal konumlarının gereği olarak sert, sarsıcı, rahatsız edici, hatta incitici eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermek zorundadır.
Nitekim Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve siyasi parti genel başkanlığı görevlerinde bulunduğum dönemlerde şahsıma yönelik çok ağır eleştiri ve ifadeler hakkında Cumhuriyet savcılıklarınca verilmiş yüzlerce takipsizlik kararı bulunmaktadır. Hukuk, kişilere ve siyasi konumlara göre değişemez. Bana yöneltilen sözler ifade özgürlüğü sayılırken, benim siyasi eleştirilerimin suç kabul edilmesi hukuk önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.
Sayın Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanıdır ve aktif siyasetin içinde, siyasi tartışma ve polemiklerin doğrudan tarafıdır. Bu gerçeklik, TCK’nın 299. maddesi uygulanırken mutlaka dikkate alınmalıdır. Aktif siyasetin tarafı olan bir kişinin siyasi eleştirilere karşı mutlak ve ayrıcalıklı bir ceza hukuku korumasından yararlandırılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların çatışması hâlinde milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi de siyasi ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, özellikle Vedat Şorli/Türkiye ile Artun ve Güvener/Türkiye kararlarında, devlet başkanına diğer kişilerden daha ayrıcalıklı bir koruma sağlanmasının demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığını ortaya koymuştur.
Anayasa Mahkemesinin Bekir Coşkun, Alişan Şahin ve Ergün Poyraz kararlarında da kamu otoritesi kullanan kişilerin daha geniş eleştiri sınırlarına katlanması gerektiği kabul edilmiştir. Kamu kaynaklarının kullanımı, ekonomik tercihler ve kadro politikaları hakkındaki değerlendirmeler siyasi tartışmanın merkezindedir. Değer yargılarının ispatı istenemeyeceği gibi, kamu yararına ilişkin sert eleştiriler de tek başına hakaret suçunu oluşturmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E. 2020/16982, K. 2022/16062 ve Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin E. 2016/10294, K. 2018/6869 sayılı kararları da siyasi tartışmalarda kullanılan ağır, sarsıcı veya incitici sözlerin, bağlamları içinde siyasi eleştiri ve düşünceyi açıklama hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Ben bugün burada yalnızca kendimi savunmuyorum. Konuşma hakkı soruşturmalarla daraltılan siyasetçiyi, gazeteciyi, akademisyeni, öğrenciyi ve her bir vatandaşımızı savunuyorum. Korkmadan konuşulabilen, iktidarın hesap verdiği ve yargının talimat değil, hukuk dinlediği bir Türkiye idealini savunuyorum. Sözlerimin arkasındayım. Çünkü bu sözler şahsi bir öfkenin değil; milletin hukukunu, devlet ahlakını ve adaleti koruma iradesinin ifadesidir. Hakaret etmedim, hesap sordum. Aşağılamadım, eleştirdim. Suç işlemedim, anayasal hakkımı ve siyasi sorumluluğumu kullandım.
Bugün hakkımda verilecek karar, yalnızca şahsımla ilgili olmayacak, yarın çocuklarımızın nasıl bir Türkiye’de yaşayacağına da işaret edecektir. Biz çocuklarımıza korkunun sessizliğini değil, hür düşüncenin cesaretini, keyfiliğin karanlığını değil, hukukun aydınlığını bırakmak zorundayız. Adalet, gücün gölgesinde değil, hukukun ışığında tecelli eder. Hakikat susturulamaz, düşünce hapsedilemez, milletin vicdanı yargılanamaz. Açıkladığım hukuki, siyasi ve ahlaki gerekçeler doğrultusunda usulü ve zamanlaması siyasi saiklerle hareket edildiğini gösteren bu soruşturma dosyasında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesi uyarınca hakkımda derhal kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyorum."
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, geçen cuma günü “şüpheli” sıfatıyla savcılığa ifade verdi.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, Gökçek’in ardından oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek’in de aynı soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatıyla ifadelerinin alınacağı bildirildi.
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, ifadelerini vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi.
ADLİ KONTROL TALEBİYLE HAKİMLİĞE SEVK EDİLDİLER
Başsavcılığın soruşturmaya ilişkin önceki açıklamasında, “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek’in şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış olup, soruşturma kapsamında Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığımızda hazır edilecektir” ifadelerine yer verilmişti.
Soruşturma kapsamında savcılıkta ifade veren Ahmet Gökçek ile Hülya Gökçek, adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Hakimlik Gökçek çiftine, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.
MELİH GÖKÇEK: 500 SORUŞTURMA VE İNCELEME GEÇİRDİM
Öte yandan Melih Gökçek, savcılıkta verdiği ifadenin ardından Ankara Adliyesi önünde gazetecilere açıklamalarda bulunmuştu.
İfadesinin içeriğine ilişkin ayrıntı vermeyeceğini belirten Gökçek, savcılık ifadesinin gizli olduğunu söyleyerek, “Şunu söyledim, bunu söyledim tarzında bir şey benden beklemeyin” demişti.
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından daha kapsamlı açıklama yapacağını belirten Gökçek, “Allah kısmet ederse bu savcılığın araştırma soruşturması bitecek, neticeyi alacağız. Ondan sonra merak etmeyin, hepinizle televizyonlarda bol bol konuşacağız” ifadelerini kullanmıştı.
Gökçek ayrıca belediye başkanlığı döneminde çok sayıda soruşturma ve inceleme geçirdiğini belirterek, “Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim. Bunların hepsine ifade verdim” demişti.
Hakkındaki soruşturmaların sonuçlandığını savunan Gökçek, “Bir sıçrar çekirge, iki sıçrar, üçte yakalanır. Ben 500 sefer sıçradım ve hepsinden istisnasız takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar” ifadelerini kullanmıştı.
Avrupa'nın merakla takip ettiği Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyalet meclisi seçimleri dün tamamlandı.
Seçimlerde aşırı sağcı AfD, yüzde 44,5 oy alarak sandıktan birinci parti çıktı. Tek başına iktidarı kıl payı kaçıran partinin zaferi dünya gündemine oturdu.
Seçim sonrası Almanya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz'in ne diyeceği merak ediliyordu.
Beklenen açıklama bugün geldi.
Merz, partisinin Berlin'deki Federal Yönetim Kurulu toplantısının ardından Saksonya-Anhalt Başbakanı Sven Schulze ile ortak basın toplantısı düzenledi.
"DERİN BİR ŞOK İÇİNDEYİZ"
Seçim sonucuna ilişkin Merz, "Hepimiz derin bir şok içindeyiz. Böyle bir sonuç beklemiyorduk." ifadelerini kullandı.
Sonucun demokratik kuralların parçası kabul edilmesi gerektiğini belirten Merz ancak hiçbir şey olmamış gibi gündelik işlere dönülemeyeceğini söyledi.
"BU CDU'NUN EN AĞIR SEÇİM YENİLGİSİDİR"
Merz, "Bu, CDU'nun yıllardır hatta on yıllardır aldığı en ağır seçim yenilgisidir." diye konuştu.
İnsanların siyasi tutumlarını değiştirebilmesinin demokrasinin özü olduğunu dile getiren Merz, "Oylamaya açık olmayan bir şey var, o da birlikte yaşama kurallarımız ve anayasada güvence altına alınan değerlerdir." dedi.
Almanya'nın tarihinden kaynaklanan özel sorumluluk taşıdığını vurgulayan Merz, ülkenin siyasi ve anayasal düzenini korumayı sürdüreceklerinin altını çizdi.
Merz, seçim sonucunun ardından Almanya'nın köklü reformlara ihtiyaç duyduğunu ve hükümetin aldığı kararları ve gerekçelerini halka daha iyi anlatması gerektiğini söyledi.
Türk futbolunun dört büyük kulübünün başkanları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Erdoğan tarafından kabul edildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk futbolunun 4 büyük kulübünün başkanları ve yöneticileriyle bir araya geldi. Görüşmeye Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve Trabzon spor Başkanı Ertuğrul Doğan katıldı.
Buluşmanın ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni başlayan Süper Lig sezonuna ilişkin dostluk, kardeşlik ve adil rekabet mesajı verdi.
Erdoğan paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor kulüplerimizin değerli başkanlarıyla, yöneticileriyle bir araya geldik. Birkaç hafta önce başlayan Süper Lig'imizin dostluk, kardeşlik ve adil rekabet iklimi içerisinde süreceğine, kulüplerimizin Avrupa'da elde edeceği zaferlerle göğsümüzü kabartacağına yürekten inanıyor, tüm spor kulüplerimize başarılar diliyorum."
A Milli Kadın Voleybol Takımımız tarih yazmaya devam ediyor...
Filenin Sultanları, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası yarı finalinde Sırbistan ile karşı karşıya geldi.
İstanbul'un ev sahipliğinde Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanan karşılaşma saat 16.00'da başladı.
Karşılaşmaya etkili başlayan Filenin Sultanları, Eda Erdem ve Vargas'ın önderliğinde ilk sette üstünlüğünü rakibine kabul ettirdi.
FIRTINA GİBİ BAŞLADIK: SET VERMEDEN MAĞLUP ETTİK
Milliler, setin son bölümünde Hande Baladın'ın da katkısıyla 25-20'lik skorla öne geçti.
İkinci sette oyunun kontrolünü tamamen eline alan A Milli Kadın Voleybol Takımı, Sırbistan'ın önemli skorerlerinden Boskovic'i etkisiz hale getirdi.
Milliler, başarılı oyununu set boyunca sürdürdü ve ikinci seti 25-19 kazanarak durumu 2-0'a getirdi.
Üçüncü sette de rakibine fırsat tanımayan Filenin Sultanları, mücadeleyi 3-0 kazanarak büyük finale adını yazdırdı.
İstanbul'un Kağıthane ilçesine bağlı Nurtepe Mahallesi’nde yaşayan oyuncu Serhat Kılıç’tan perşembe gününden bu yana haber alamayan kız arkadaşı Özlem E., Kılıç’ın yaşadığı eve geldi.
Kapıyı çalan Özlem E., yanıt alamayınca hayatından endişe ettiği Kılıç’ın evine, kendisinde bulunan anahtarla kapıyı açarak girdi.
SALONDAKİ KOLTUKTA HAREKETSİZ BULDU
Özlem E., Kılıç’ı salondaki tekli koltukta oturur halde hareketsiz buldu. Kılıç’ın nefes almadığını ve vücudunun soğuk olduğunu fark eden Özlem E., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi.
İhbar üzerine adrese Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri ile sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kılıç’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
Polisin bilgisine başvurduğu Özlem E., erkek arkadaşı Kılıç’ın lenf kanseri olduğunu, perşembe gününden bu yana kendisinden haber alamadığını söyledi.
Polis ekipleri, olayla ilgili birimlere bilgi vererek Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.
Üsküdar Belediyesi'nde geçtiğimiz günlerde yapılan seçimle ilgili yeni bir gelişme daha yaşandı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı işletmelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında Sinem Dedetaş, tutuklanarak görevden uzaklaştırılmıştı.
İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Meclisi'nin yeni belediye başkan vekili seçmek üzere 5 Ağustos'ta toplanmasına karar vermişti.
Mecliste CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ile Cumhur İttifakı'nın adayı Dündar Ziya Gültekin yarışmış, CHP'nin adayı dördüncü turda başkanvekili seçilmişti.
Tartışmalı seçim sonrası AK Parti'nin itirazları üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, seçimin tekrarlanması kararını verdi.
5 Eylül Cumartesi günü yapılacak olan Üsküdar Belediyesi Başkan vekili seçimi öncesinde belediye meclisinde dengeler değişti.
4 CHP'Lİ ÜYE AK PARTİ'YE GEÇTİ
Üsküdar Belediye Meclisi’nin CHP’li üyeleri Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta, partilerinden istifa ederek AK Parti’ye katıldı.
Dört meclis üyesinin CHP’den istifa ederek AK Parti’ye katılması ile, Üsküdar Belediye Meclisi’nde 23 CHP’li, 21 Cumhur İttifakı meclis üyesi bulunuyor.
CHP’den istifa ederek AK Parti’ye katılan Üsküdar Belediyesi Eski Başkan Yardımcısı Tahsin Usta, dört meclis üyesi adına yaptığı açıklamada, kararlarının Üsküdar’a daha fazla hizmet etme amacı taşıdığını söyledi.
ABD-İran arasında gerilim devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları sonrası piyasalar yeniden hareketlendi.
Araç sahipleri de akaryakıt fiyatlarını takip ediyor.
Bu sefer yaşanacak olan gelişme ise araç sahiplerini üzecek.
Motorine zam geliyor.
MOTORİNE ZAM YOLDA
Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, motorinin litre fiyatına 8,24 TL zam yapılması bekleniyor.
Artışın 3 Eylül Perşembe'yi 4 Eylül Cuma'ya bağlayan gece, pompa fiyatlarına yansıması öngörülüyor.
Beklenen zam, motorinin litre fiyatında tek gecede yaklaşık yüzde 10'luk artış anlamına geliyor.
8,24 TL'lik zammın pompaya yansıması halinde, 50 litrelik bir deponun dolum maliyeti 412 TL artacak
LİTRESİ 90 TL'Yİ GEÇECEK
Zam sonrası motorinin litresinin İstanbul Avrupa Yakası'nda 89,38 TL, İstanbul Anadolu Yakası'nda 89,28 TL, Ankara'da 90,73 TL, İzmir'de ise 90,71 TL seviyesine çıkması bekleniyor.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde başarı hedefleyen Galatasaray, Devler Ligi'nde mücadele edeceği resmi oyuncu listesini UEFA'ya sundu. Sarı-kırmızılı kulüpten yapılan açıklamada, dev organizasyonda görev yapacak kadro kamuoyuyla paylaşıldı.
Sarı-kırmızılıların UEFA'ya bildirdiği listede Rafael Leao, Leroy Sane, Wilfried Singo, Uğurcan Çakır ve Aleksey Batrakov gibi yeni transferler yer aldı. Teknik heyet, hücum hattında Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz ve Rafael Leao tercihlerinden vazgeçmedi.
Kaleciler: Uğurcan Çakır, Günay Güvenç, Jankat Yılmaz, Enes Emre Büyük.
Savunma: Abdülkerim Bardakcı, Davinson Sanchez, Bitshiabu, Wilfried Singo, Eren Elmalı, Ismail Jakobs, Roland Sallai.
Orta Saha: Aleksey Batrakov, Gabriel Sara, İlkay Gündoğan, Mario Lemina, Lucas Torreira, Renato Nhaga, Lesley Ugochukwu, Yunus Akgün.
Hücum: Victor Osimhen, Barış Alper Yılmaz, Rafael Leao, Leroy Sane, Deniz Gül.
Kaan Ayhan kadroya alınmadı
Sarı-kırmızılı ekipte UEFA'ya bildirilen listede bazı isimler kendilerine yer bulamadı. Galatasaray'da tecrübeli isim Kaan Ayhan ile birlikte Arda Ünyay, Kazımcan Karataş, Eyüp Aydın ve Can Armando Güner Şampiyonlar Ligi kadrosuna dahil edilmeyen oyuncular oldu.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davada, aylık tutukluluk incelemesi kapsamında 2 sanığın tahliyesine karar verildi. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.
Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu. Sanık Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.
Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.
Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.
Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.
Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.
İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.
Sanık Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.
Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.
En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:
"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek? Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."
Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.
Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.
Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.
Bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Yağcılar hakkında teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi.
Ekipler, 1 Eylül’de müşteki N.Ö. ile Engin Yağcılar’ın buluşmasını ses ve görüntü kayıtlarıyla takip etti. Görüşmeye ilişkin kayıtların incelenmesinin ardından savcılık talimatıyla Yağcılar gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Engin Yağcılar, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Galatasaray, Danimarkalı stoperi Victor Nelsson ile yollarını ayırdı. Sarı-kırmızılılar, 27 yaşındaki stoperin ayrılığını TFF'ye bildirdi.
Nelsson, Danimarka ekibi Nordsjaelland ile anlaşmaya vardı.
Nordsjaelland, Nelsson için herhangi bir transfer ücreti ödemeyecek.
Galatasaray kariyerinin ilk 3 yılında kadronun değişmez isimleri arasında yer alan 27 yaşındaki savunmacı, teknik direktör Okan Buruk'un gözünden düşmüştü. Son 2 sezonda Roma ve Hellas Verona'ya kiralanan Nelsson, sarı-kırmızılılar ile yollarını ayırmış oldu.
Galatasaray forması ile toplamda 144 maça çıkan Danimarkalı futbolcu, 4 gol ve 1 asite imza attı. Nelsson'un sözleşmesi bu sezonun sonunda tamamlanacaktı.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, yaptığı yazılı açıklamada, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasında arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirterek, TCG Işın ve TCG Alemdar tarafından batıkta gerçekleştirilen incelemeler sonucunda bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını açıkladı. Üstel, "Böylelikle resmi kayıtlara göre hayatını kaybeden vatandaş sayımız 9’a yükselirken, kayıp sayımız 19’a düşmüştür" dedi.
Arama-kurtarma çalışmalarının Türkiye’nin tüm kurum ve kuruluşlarının desteğiyle kesintisiz sürdürüleceğini vurgulayan Üstel, "Kazanın meydana geldiği ilk andan itibaren söylediğimiz gibi; sorumlusu kim olursa olsun, bunun hesabını verecek" ifadelerini kullandı.
Soruşturma kapsamında alınan idari tedbirlerin genişletildiğini açıklayan Üstel, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın görevden alındığını duyurdu. Üstel, "Bugün gelinen noktada, Polis Genel Müdürlüğümüzün, yargı makamlarımızın soruşturmayı hiçbir şüpheye mahal vermeden yürütebilmesi amacıyla, kaza sonrasında aldığımız görevden uzaklaştırma kararlarını genişletme kararı almış durumdayım. Bu çerçevede Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanımız Sayın Erhan Arıklı’yı görevden aldığımı kendisine bildirdim" dedi.
Başbakan olarak soruşturmanın selameti için gerekli idari tedbirleri almanın görevi olduğunu belirten Üstel, "Yürütmenin başı olarak görevim, soruşturmanın selameti ve kamu vicdanının rahatlaması için gerekli bütün idari tedbirleri almaktır" ifadelerini kullandı. Üstel, Arıklı’nın yürüttüğü Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı göreviyle ilgili bundan sonraki süreçte Anayasa’nın öngördüğü hükümler ve verdiği yetkiler çerçevesinde hareket edileceğini bildirdi.Görevden alma kararının Yeniden Doğuş Partisi’ne (YDP) yönelik siyasi bir karar olmadığını vurgulayan Üstel, "Özellikle ifade etmek isterim ki bu karar, Yeniden Doğuş Partisi’ne, onun kurumsal kimliğine veya YDP’ye gönül vermiş kardeşlerimize yönelik siyasi bir karar değildir" dedi.
Koalisyon ortaklarıyla dört buçuk yıldır birlikte çalıştıklarını kaydeden Üstel, Arıklı’ya bugüne kadar verdiği hizmetler nedeniyle teşekkür etti. Üstel, "Erhan Arıklı ile de dört buçuk yıl boyunca birlikte çalıştık, ülkemiz adına birçok projeye birlikte imza attık. Kendisine bugüne kadar ülkemize verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Ancak böylesine ağır bir soruşturma sürecinde herhangi bir şaibenin oluşmasına izin veremeyiz" ifadelerini kullandı.
Görevden alma kararının suçluluk anlamına gelmediğinin altını çizen Üstel, "Yargı kararını verene kadar görevden aldığımız veya uzaklaştırdığımız hiç kimse suçlu ilan edilemez. Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir" dedi.
Soruşturmanın hızlı, titiz ve şeffaf şekilde sürdürüleceğini belirten Üstel, ihmali veya sorumluluğu bulunanların yargının vereceği karar doğrultusunda hesap vereceğini ifade etti. Üstel, devlet olarak önceliklerinin kayıplara ulaşmak, ailelerin yanında olmak ve facianın bütün gerçeklerini ortaya çıkarmak olduğunu belirterek, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve KKTC halkına sabır diledi.
GİRNE'DE ALABORA OLAN GEMİ
KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan hatta bulunan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamıştı.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin sosyal medya hesabından Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle gerçekleştirilen 'Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması' başlıklı araştırmaya yönelik açıklamada bulundu.
"Yaklaşık 12,5 milyon yetişkin Kürt nüfusunun üçte biri Amedspor'u destekliyor. Katılımcıların yüzde 38'i kulübü 'kimliğin temsilcisi' olarak görürken, sadece yüzde 24'ü 'salt bir futbol takımı' olarak tanımlıyor" sonucunun bulunduğu araştırmaya yönelik Devlet Bahçeli "emperyalizmin maşalığı" ifadesini kullanırken "bunu bölücülüğü zinde tutma girişimi" şeklinde yorumladı.
Bahçeli'nin açıklamasının tamamı şöyle:
"Son günlerde hedef kitlesi farklı olsa da maksadı aynı olan, emperyalizmin kuklası sözde araştırmacılar tarafından terörsüz Türkiye’nin oluşturduğu barış ve kardeşlik iklimini zehirlemeye dönük girişimler dikkat çekicidir.
Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliği ve Friedrich-Ebert-Stiftung’un desteğiyle yürütülen çalışma olduğu ifade edilen “Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması” 28 Ağustos 2026 tarihinde açıklanmıştır.
Araştırma, Amedspor taraftarı, futbol ile kimlik arasındaki çizginin nasıl yoğunlaştırdığını iddia etmekte, bölücülük ihanetini zinde tutmaya çalışmaktadır.
Yine, güvenirliği sıfırlamış, ahlaken iflas etmiş bir araştırma ve danışmanlık şirketince kamuoyuna servis edilen bir başka ankette Türk milletinin Allah’a, Meleklere, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamberimize, Kadere, Öldükten sonra dirileceğine ve hesaba çekileceğine olan inancı sözde araştırılmış ve olumsuz sonuçlar ortaya konulmuştur.
Türk milleti Müslüman bir millettir, manevi değerler üzerinde oynamalar, ancak düşmanları sevindirecektir."
"ANADOLU’NUN HER KARIŞINDA KAVİLEŞTİRMEKTİR"
Bu araştırma sonucunu "Terörsüz Türkiye sürecine aykırı" bulduğunu belirten Bahçeli sözlerine şöyle devam etti:
İnsanlığı özlemini duyduğu adalete, huzura ve barışa kavuşturma ülküsüyle başlattığımız Terörsüz Türkiye hedefi, TBMM’nde kabul edilen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' ile önemli bir aşamaya gelmiştir.
Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması milli iradenin izdüşümü; terörsüz Türkiye’ye, barışa, kardeşliğe, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik kararlılığın ve kapsamlı mutabakatın göstergesidir.
Terörsüz Türkiye kardeşlik, barış ve refah ümidi, gelecek Türk asırlarının müjdesidir.
Kalkınma irademize pusu kuran, ekmeğimizi küçülten, terör illetinden kurtulmak, kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileştirmektir.
Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu terörsüz Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkmış olacaktır."
"EMPERYALİST SENARYOLARA VURULAN DARBE"
Terörsüz Türkiye sürecinin "emperyalist senaryolara vurulan darbe" olduğunu belirten Bahçeli "Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme gayretinde ve kararlılığındayız" dedi. Bahçeli sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Terörsüz Türkiye, terörsüz ve istikrarlı bölgeye açılan kapı, Emperyalist senaryolara vurulan darbe, bölge halklarının kendi geleceklerine sahip çıkma iradesidir.
Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme gayretinde ve kararlılığındayız.
Nitekim ülkemiz, bölgesel ve küresel ölçekte önemli bir aktör olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye ekonomik ve sosyal hayatın canlandığı, huzur, güven ve refahın artığı, milletçe hep birlikte Türkiye olmanın hazzının alındığı, barış ve kardeşliğin kök saldığı bir iklimdedir.
Emek emek, ilmek ilmek örülen, milli birlik ve dayanışmanın, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği böylesi bir ortamda çeşitli araştırma adı altında Türk milletinin milli ve manevi dinamikleriyle oynanmak, hayırlı gelişmeler sabote edilmek istenmektedir.
Barış ve kardeşlik iklimini zehirlemek isteyen dinamikler devrededir."
Sporun birleştirici özelliği ile ilgili olaraksa Amedspor'u ve öteki takımları "buna uygun hareket etmeye" davet eden Bahçeli şu ifadeleri kullandı:
"Spor; kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve toplumsal bütünleşmenin en güçlü araçlarından biridir. Bu nedenle spor alanının kimlik siyaseti, ayrıştırıcı söylemler veya siyasi amaçlarla kullanılmasından özenle kaçınılmalıdır.
Sporun temelinde rekabetin yanı sıra ahlak, fair-play, karşılıklı saygı ve toplumsal sorumluluk anlayışı bulunmalıdır. Başarı da kuşkusuz bu değerlerden taviz verilmeden elde edilmelidir.
Türkiye’nin toplumsal huzurunu, birlik ve beraberliğini güçlendirmeye yönelik hassasiyet gözetilmeli; spor kulüpleri ve spor organizasyonları, toplumsal barış konularında provokatif girişimlerin aracı hâline getirilmemelidir.
Bu çerçevede Amedspor da dâhil olmak üzere tüm spor kulüplerinin, sporun birleştirici ruhuna uygun hareket etmesi ve toplumsal gerilimleri artırabilecek tutum ve söylemlerden uzak durması önem taşımaktadır.
Sporun; siyasetin ve ayrıştırıcı kimlik tartışmalarının değil kardeşliğin, barışın, dayanışmanın ve ortak geleceğimizin meşru zemini olması gerekmektedir.
Spor kisvesiyle terörsüz Türkiye hedefini, barış, huzur ve kardeşlik iklimini zehirlemeye kimsenin hakkı yoktur.
Haddi de olmamalıdır.
Türk milletinin kritik ve hassas dönemini istismara kalkışanlar, zilleti toplumsal zemine indirmeye gayret edenler karşılarında Milliyetçi Hareket Partisi’ni ve Cumhur İttifakı’nı bulacaklardır.
Amedspor ‘un süper lige yükselme başarısı üzerine 4 Mayıs 2026 tarihinde Amedspor Başkanı Sayın Nahit Eren’e hitaben yaptığım açıklamada; “1990 yılında kurularak Türk sporuna renk, heyecan ve yeni bir soluk kazandıran Amedspor’un, kulüp tarihinde ilk kez Süper Lig’e yükselme başarısı göstermesini memnuniyetle karşılıyorum. Bu anlamlı başarıyı Diyarbakır’ımız ve Türk futbolu adına kıymetli bir gelişme olarak değerlendiriyorum.” demiştim ve aynı kararlılıktayız."
"SPORU KİMLİKLE EŞLEŞTİRMEK GAFLETTİR"
"Amedspor yöneticilerini duyarlı olmaya davet eden" Bahçeli, sporun ve kimliğin iç içe girmemesi çağrısında bulunarak sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:
"Ne olduğu belirsiz bir araştırmadan mülhem siyasetin, sporun ve kimliğin iç içe girdiğini söyleyerek sporu kimlikle eşleştirmek gaflettir.
Spora emek veren insanlara da büyük bir bühtandır.
Siyasi görüşü etnik kökeni, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun spor birleştiren, bütünleştiren herkesi kucaklaması gereken bir aktivitedir.
Amed Sporun Süper lige yükselmesinden ve burada başarılı olmasından milletimiz memnuniyet duymaktadır.
Bir Anadolu takımının süper ligde kalıcı olması geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir.
Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir.
Bu girişimler terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.
Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.
Amed Spor süper ligdeki oyunuyla, elde ettiği başarılarla takdirle takip edilen Türkiye’nin bir futbol kulübüdür ve öyle kalmalıdır.
Futbol; kaliteli, ahlaklı, milli değerler etrafında dayanışmacı bir anlayışla ve uluslararası düzeyde yükselişlere, milli takım başarılarına odaklanan bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Spor siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli, edenlerden yasalar çerçevesinde hesap sorulmalıdır.
Başta Amed Spor yöneticileri olmak üzere terörsüz Türkiye’den yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya, acilen tedbir almaya davet ediyoruz.
Tribünler terörsüz Türkiye karşıtlarının provokasyon alanı haline getirilmemelidir.
Taraftarlar arasına sızmalar önlenmelidir.
Amigo kılıklı ihanet şebekelerinin spor, siyaset ve kimlik gibi düzmece yönlendirmelerle barışı tehdit eden bir dil geliştirmesinin önüne geçilmelidir.
7595 sayılı Millî Dayanışma Ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un uygulama aşamasında bu gibi sabotajların önüne geçmek zorunludur.
Mezkûr kanunla kurulan komisyonlar bu tarz provokasyonları önleme konusunda titizlikle hareket etmeli, gerekli yaptırımlar ilgili kurumlarca uygulanmalıdır.
Sporla beraber İslami anket adı altında bir başka tahrik, tahribat ve yönlendirme eş zamanlı olarak gündeme sokulmuştur.
Yüzde 99’u Müslüman olan Türk milletini inancıyla, ibadetiyle, değerleriyle olduğundan farklı göstererek köklü medeniyetimizi inkar edecek bir tablo ile zihinler karıştırılmak istenmektedir.
Türk milletini köklerinden kopmuş, türedi topluluklar gibi göstermek maksatlıdır.
Bu asil milleti itikadından, imanından, inanç ve değerlerinden yoksun lanse etmek büyük kötülüktür.
Bunların kime ve hangi amaca hizmet ettikleri ifşa edilmelidir.
İslam milletçe müşerref olduğumuz son dindir.
Kutlu ceddimiz asırlar boyunca İslamın sancaktarı olmuştur.
İki cihan serveri Peygamber Efendimiz rehberimizdir.
Yahya Kemal Beyatlı’nın 'Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.' mısralarında vurguladığı gibi Türk milleti zaferlerini şehit ve gaza ruhuyla, imanla, inançla kazanmıştır.
Gelecek Türk asırları da bilimde, ekonomide, dış politikada bu inanç, iman ve sadakatle gerçekleştirilecektir.
İslami araştırma adı altında milletimizi köksüz, kişiliksiz, dinsiz bir toplum gibi gösterme gayreti büyük bir saptırma, önemli bir beşinci kol faaliyetidir.
Türk milleti inançlıdır, ahlaklıdır, imanlıdır, dinine, diyanetine, geleneksel değerlerine, kültürel emanetlerine bağlı ve sadıktır."
"AHLAKSIZ BİR KOMPLODUR"
Bahçeli sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Türk milletinin böylesi bir üslupla itham edilmesi, töhmet altında bırakılması ayıplı ve ahlaksız bir komplodur.
Bu anket şirketlerinin toplumda yapmaya çalıştıkları yönlendirme ve tahribat bütün yönleriyle araştırılmalıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak daha önce gündeme getirdiğimiz üzere, kamu ayu araştırması adı altında bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, toplumu yönlendirmeye dönük olarak servis edilen çalışmaların önüne geçmek, bilimsel ve hukuki temelde bunları değerlendirecek ve denetleyecek, uygulamada doğru standartların belirlendiği bir yasal düzenleme yapılmasını öngörüyoruz.
Bu çerçevede kamuoyu araştırma kuruluşlarının ve araştırmacıların nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usullerin belirlenmesini, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan yanlış, yanıltıcı bilgiler sunanlara cezai yaptırımlar getirilmesini gerekli görüyoruz.
Dezenformasyonla ve algı operasyonlarıyla Türk milletinin kutlu yürüyüşünü durdurmaya, toplumsal mühendislik hesaplarıyla Türkiye'yi kargaşa ve kaos iklimine sokmaya, ülkemizin rotasını değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Terörsüz Türkiye’den geriye dönüş olmayacaktır.
Muhatapları bilsin ki şer cephesinde kurulmaya çalışılan tuzakların farkındayız.
Türkiye’nin yaklaşık elli yıldır mücadele ettiği, birçok insanımızın canına ve malına sebep olan terörden ilelebet kurtulma fırsatı ihanet şebekelerini rahatsız etmektedir.
Kardeşliğimizin güçlendirilmesi, demokrasinin gelişmesi ve ülkemizin yükselişinin önündeki engellerin kaldırılması Türkiye hasımlarının uykularını kaçırmaktadır.
Terör, şiddet ve bölücülüğün zihinlerden de silinmesinden, birlik ve beraberliğin kök salmasından rahatsız olanlar sözde araştırmalar üzerinden toplumu enfekte etmeye çalışsa da milletimizin feraseti kirli oyunları bozacak güçtedir.
Terörün tamamen tasfiye edildiği bir Türkiye öngörülebilirliği ve yatırımcı güvenini artıracak, üretim kapasitesini güçlendirecek ve bölgesel ticaret ağlarının merkezinde vatandaşlarımızın refahını artıracaktır.
Türkiye’nin terör meselesini; iç cephesini kuvvetlendirmiş, milli birliğini, siyasi ve ekonomik istikrarını sağlamış olarak, milli iradesi içinde çözüme kavuşturması, temel arzumuz ve hedefimizdir.
O sebeple gerginlik ve kutuplaşmalara, toplumsal olaylara sebebiyet verebilecek girişimlerden kaçınılmasını hayati önemde görüyoruz.
Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılık ve kaosu süreklileştirerek siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık üretme çabası bilinmektedir.
Terörsüz Türkiye, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da bölgesel istikrar ve barışı hedeflemektedir.
Milletimiz terörsüz Türkiye’nin yanında duruyor ve terörün bütün unsurlarıyla gündemimizden çıkmasını istiyor.
Terörün zehirli havasının siyasi iklimimizden temizlenmesini, ayrık otlarının güven ve huzur toprağımızdan sökülüp atılmasını diliyor.
Demokrasi, hukuk devleti, refah ve güven ikliminin pekişerek hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşlarımızı kuşatmasını ve kucaklamasını arzu ediyor.
İnanıyoruz ki milletçe provokasyonlara gelmeyecek, bir devlet politikası olan terörsüz Türkiye hedefi, Türk siyasetinin başarısı, inşallah da topyekün milletimizin eseri olacaktır.
Hep birlikte Türk milletiyiz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’yiz."
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor.
Halk TV'den gazeteciler Kürşad Oğuz, Bengü Şap Babaeker ve İbrahim Kahveci'nin sorularını yanıtlayan Özel, YENİ Parti'nin üye sayısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, YENİ Parti'ye 18 günde 600 binden fazla yurttaşın üye olduğunu ifade etti. Özel, söz konusu rakamın AKP’nin ilk yılında elde ettiği üye sayısının katbekat üzerinde olduğuna dikkat çekti.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, üyelerin partinin genel merkezinin belirlenmesinde doğrudan etkili olacağını ifade etti.
Yargıtay'ın mutlak butlanla ilgili alacağı kararın ardından ne yapacakları sorulan Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Yargıtay'ın kararından ümitliyim. Ne yüzden ümitliyim? Atatürk'ün kurduğu, hepimizin emeği olan o partinin seçilmemişler tarafından haksızca yönetiliyor. Varıp da oraya dönecek halim yok. Biz YENİ Parti'yle yeni yolumuza devam edeceğiz. Ama o partinin bir an önce bir kurultaya gitmesi ve öyle butlancı falan değil, seçilmiş birileri tarafından yönetiminin devralınması ve ondan sonra da kendi kararını kendisinin vermesi lazım. Ama bu darbenin ürününe Cumhuriyet Halk Partisi teslim edilemez.
"BUTLAN İŞİ BİR TRUVA ATIDIR"
O yüzden de evet Parti Meclisi'nin tedbir kararı kalktığında, şimdiki butlanla gelen yöneticiler gittiğinde, orada birilerinin kongre kararını alması lazım. Biz milletvekili olarak geldik, arkadaşlarımız orada kaldı. Biz zaten hiç gizlemedik bunu tedbir kalkarsa kurultay yapabilmek için bırakıyoruz arkadaşlarımızı dedik, karar alabilsinler diye. İktidara yakın basın 'Truva Atı' yazdı. Ne Truva Atı? Truva Atı dışardan içeri girer. Olsa olsa istinaf mahkemesinin kararla içeri soktuğuna Truva Atı denir. Butlan işi bir Truva operasyonudur."
CHP'DE SEÇİLMİŞ BİR YÖNETİMLE İTTİFAK KURULUR MU?
Seçimle gelmiş bir yönetimle ittifak yapılır yapılmayacağı sorulan Özel, şöyle konuştu: "Her şey olur. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimle gelen bir yönetimi olur... Cumhuriyet Halk Partisi'nde ya da bir başka partide seçimle gelen herkes baş tacıdır."
MUHARREM İNCE'YE YANIT
Muharrem İnce'nin "Kendim parti kurdum. Parti kurmak, turşu kurmaya benzemez, zor iştir. Helal parayla kuracaksan zor iştir" ifadelerine ilişkin düşünceleri sorulan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "İnce'nin sözlerini ilk duyduğumda alındım" dedi.
İnce'nin kendisi ile mesaj yoluyla iletişime geçtiğini açıklayan Özgür Özel, İnce'nin "Sayın Genel Başkanım vurgum Memleket Partisi'ni helal parayla kurduğumuza ilişkindi. Size yönelik bir şey yok" dediğini aktardı.
Özgür Özel şunları kaydetti:
"İlk duydum, alındım. Zaten parti kurmamızın eleştirilmesi çok normal. Muharrem Bey'in kendi açıklaması var, o bana 'Memleket'i kapatmayayım butlan gelirse oraya geçeriz' demişti. Butlan ihtimalinde bir partiye geçme Muharrem Bey'in de dile getirdiği bir şey.
İlk duyduğumda duruldum. Sonra okurken ya konuşurken konuşurken laf buraya gelmiş... Bir de şöyle bir şey var, Muharrem İnce birçok zorlu süreç yaşadı; parti içinde rakip oldu, Kemal Bey'le yarıştığında çok sert süreçler oldu. Parti kurduğunda işte 'Saray'ın adamı...' Ben Muharrem İnce'nin hiçbir sürecinde ona kötü konuşmamışımdır çünkü partinin evladıdır. Bu süreçte de kendisi partiden ayrılmıştı, partiye davet ettik.
Ben böyle şeylerde kişinin kendi beyanını çok esas alırım. Buraya gelmeden 20 dakika önce Parti Meclisi toplantısı sırasında cep telefonuma mesaj atmış, demiş ki 'Sayın Genel Başkanım, vurgum Memleket Parti- helal parayla Memleket Partisi'ni kurduğuma ve orada yaşadığım zorluklara ilişkin.' Hani o geçmişte de diyorlardı ya 'Beşli çete finanse ediyor Memleket Partisi'ni' falan geçmişte... 'Helal parayla kurduğumuzu ve Memleket Partisi maceramıza yönelik. Size yönelik bir şey yok' diye nazik bir mesaj atmış. E şimdi o böyle dedikten sonra ben Muharrem İnce şunu kastetti diyemem.
Önemli bir şey. Belli ki mikrofon uzatıldığında da bu açıklamayı yapacak. Bana da nazik bir dille... Onun dışında kendi tercihi yani, CHP'de kalmak kendi tercihi. Bunun dışında yani bizim iktidar hedefimiz var ve iktidarla mücadele etmek ve iktidar olmaya çalışmamız lazım. Zaten bir yandan yargı eliyle parti karıştırılmışken bir başka meşguliyet, bir başka tartışma falan hiç gerek yok yani. Ben önüme bakarım ve bir de böyle şey diye bakarım yani ben normalde. Eski dosttan düşman olmaz ve yani bazen eski dostlar düşmanlaşıyor ona göre bizim yapacak bir şeyimiz yok ama ben o mesajı da öyle açıkladıktan sonra geçer giderim."
ÇERÇEVE YASA TARTIŞMALARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
Özel, 'Terörsüz Türkiye' olarak nitelendirilen süreçle ilgili de açıklamalarda bulundu. Çerçeve yasaya yönelik tartışmalara değinen Özel, TBMM Genel Kurulu'na sunulan "çerçeve yasa"ya evet oyu vermesine yönelik tepkilere dair "İlkesel olarak hayır diyemezdik" dedi. Özel şu ifadeleri kullandı:
"Bir terör örgütü 'kendimi feshedeceğim' diyor, 'silah bırakacağım' diyor, hatta işte Suriye'de YPG de şimdi kendini lağvetti falan filan. Ve diyor ki; 'Biz terörü bırakıyoruz. Bundan sonra kurşun yok, silah yok. Bundan sonra şehit yok, kan yok, gözyaşı yok.' Şimdi buna 'Bu meseleler mecliste çözülsün' diyen bir parti mecliste karşı çıkamaz. Ben ilkesel olarak bütün sorumluluğu alarak ben 'Evet' dedim. Ancak YENİ Parti'nin, ben arkadaşlarla bugün de konuştum. Benim kendime ait bir siyasi bakış perspektifim var.
Bunu zaman zaman kapalı gruplarda konuşurduk. Bugün de samimi bir tartışma imkanı oldu, konuşma imkanı oldu. Şimdi mesela bir şey yapıyoruz. Ne yapıyoruz? YENİ Parti'nin üyeleri seçecek ilçe başkanını, il başkanını. Bu ne demek? Güçlü ilçe başkanı, güçlü il başkanı demek. Nasıl? Doğrudan üyeden meşruiyet alıyor. Yani belirlenmiş bir delegeden değil de üyeden alıyor. Ya da genel başkan atamamış da üyeden alıyor.
Bu güçlü ilçe başkanı demek. Ben hani siyasetin yerelde güçlü olması lazım deyince hep şeyden okunuyor; yerel yönetimlerin güçlü olması, belediyelerin güçlü... Yok, esas siyasi partilerin yerel örgütlerinin güçlü olması lazım. Güçlü ilçe başkanı, güçlü il başkanı, güçlü milletvekili ve katı grup disiplini yerine grup disiplininin olduğu ama grup kararlarının az olduğu insanların milletin vekiliyse bölgesinin beklentisini, itirazını, tereddüdünü ona göre hatta ve hatta örneğin doğrudan seçmene karşı sorumluluk duyan bir milletvekili. Bu çok önemli bir mesele.
Ben YENİ Parti'de bütün her şeyi yerelleri güçlendirerek, seçilmişleri güçlendirerek ve gücü doğrudan üyeden yani seçimden alarak ülkeye vaat ettiğimiz demokrasiyi bizzat evimizde kendimiz yaşayarak. Şimdi YENİ Parti'de öyle bir sürece geldik ki; 'Evet' desek önemli bir miktar insan bölgesel de şeyler gösteriyor. Bu şey değil; Karadeniz'in, Trakya'nın, Batı Anadolu'nun veya İç Anadolu'nun bazı hassasiyetlerini görmek durumundayız. Ama bunun yanında büyükşehirlerde Kürt seçmen ya da metropoldeki sosyal demokrat seçmenin partinin medyanından daha solda olan seçmenlerin yaklaşımlarını da görmemiz lazım. Ayrıca biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz. Yani Diyarbakır'da da oy istiyoruz, Batman'da, Mardin'de oy istiyoruz. Sadece 'Evet' ya da sadece 'Hayır' ve buna zorlamak hem milletvekillerini illerinde kendilerini izah etmekte zorlamak hem de partinin bu kadar saldırı altındayken yani 'Hayır' demeyi, demeye en çok hakkı olan partiyken sadece 'Evet' dememek ama sırf kendi meselesini öne koyup memleket meselesinin de dışında kendini tutmamak gibi, hani hukukta telifçi görüş.
Yani iki karşıt görüşten bir doğru görüş çıkarma veya ortak bir görüş çıkarma ya da işte bir hibrit çözüm olarak ben kendi başıma 90 milletvekilimin, 74 il başkanının, il başkanı olmayan yerlerde de 7 eski il yöneticisinin görüşlerini okudum. Pazarı pazartesiye bağlayan gece milletvekillerim 90 milletvekilimin yazılı görüşlerini getirdiler, mülakat yaptılar grup başkanvekillerimiz. Örgütten sorumlu arkadaşımız il başkanları konuştu, il başkanları tembihlendi ilçe başkanları toplantısından hiç değilse WhatsApp grubundan görüş alın. Önüme döktüm ve dedim ki mutlak bir 'Evet' ya da 'Hayır' yok. Partinin ilkesel tutumunu ben temsil edeceğim, gerisini serbest bırakacağız. Ve otomatikman öyle oldu. Biz kimin ne oy vereceğine karar vermedik. Ben ve partinin yöneticileri ki onların bile ilinde kendi ilinin milletvekili 'Hayır' diyorsa onu bile 'Evet'e zorlayarak değil 'Madem ilinin yönelimi ayrı sen de git hayır de.' Benim ilimdeki iki milletvekili 'Hayır' oyu verdi mesela."
Özel, ayrıca çerçeve yasa kararının anketlere olumsuz yansımadığını ifade etti.
Arjantinli yıldız futbolcu Lionel Messi, milli takım kariyerine son verdiğini duyurdu.
Lionel Messi, açıklamasında, "2026 Dünya Kupası finalinden bu yana geçen bunca zamandan ve uzun düşünmelerden sonra, herkese milli takımdan emekli olduğumu duyurmak istiyorum." ifadelerini kullandı.
Messi, "Unutulmaz anılar ile veda ediyorum. Size ve takım arkadaşlarıma rüya gibi anlar yaşatmış olmanın verdiği huzur ve gururla ayrılıyorum. Bunu hepinizle birlikte yaşamak inanılmazdı. Sizi seviyorum! Beni Arjantinli yaptığın için Tanrı'ya teşekkür ederim. Haydi Arjantin! Bu sözleri 21 Temmuz'da, finalden iki gün sonra yazdım. Bugün, babamın başına gelenlerden sonra, daha da eminim." sözlerine yer verdi.
39 yaşındaki yıldız futbolcu, milli takım kariyerini 207 maçta attığı 125 gol ile tamamladı.
Messi'nin babası Jorge Messi, 8 Ağustos'ta 68 yaşında vefat etmişti.
İran ile ABD arasındaki gerilim, karşılıklı askeri açıklamalarla tırmanıyor.
İran'ın Fars Haber Ajansı, Devrim Muhafızları Ordusu'na ait gelişmiş bir hava savunma sisteminin ABD'ye ait MQ-9 insansız hava aracını düşürdüğünü bildirdi.
Haberde, “Birkaç dakika önce, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait gelişmiş bir hava savunma sisteminin ateşine maruz kalan bir MQ-9 insansız hava aracı düşürüldü” ifadelerine yer verildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, dün sabaha karşı da ABD'ye ait bir MQ-9'un Hürmüz Boğazı üzerinde düşürüldüğünü açıklamıştı.
ABD'NİN MQ-9 KAYIPLARI ABD BASINININ GÜNDEMİNDE
The Washington Post gazetesinin 13 Ağustos'ta yayımladığı haberde, ABD'nin İran ile savaş sırasında özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun şekilde kullandığı MQ-9 Reaper tipi İHA'lardan en az 45'ini kaybettiği öne sürülmüştü.
ABD'li yetkililere dayandırılan haberde, söz konusu kaybın ABD'nin MQ-9 Reaper filosunun yaklaşık yüzde 25'ine karşılık geldiği belirtilmişti.
İran'ın İHA'nın düşürüldüğünü açıklamasının ardından gözler Washington'a çevrildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada İran'a yönelik yeni bir saldırı mesajı verdi.
Trump, “Bu gece İran'ı vuracağız” dedi.
İran'ın liderinin kim olduğu yönündeki bir soruya ise Trump, “İran'ın lideri kim bilmiyorum” yanıtını verdi.
Trump ayrıca İran'ın “bitik bir ülke” olduğunu savunarak, bunun ABD açısından bir anlam ifade etmediğini söyledi. Trump, “Bu onları tokatlamayacağımız anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı açıklamalarını, “Neler olacağını göreceğiz” sözleriyle tamamladı.
"HER GECE HÜRMÜZ'DEN 30 GEMİ GEÇİYOR"
ABD Başkanı Trump, Hürmüz Boğazı’nın “son derece iyi durumda” olduğunu belirterek, ABD Donanması’nın “gecede ortalama 30 geminin geçişine” yardımcı olduğunu belirtti.
Ehliyet sınavlarında süregelen sabit parkur sisteminin kaldırıldığı ve yerine yeni modeller getirileceği duyuruldu. Serbest güzergah adlı uygulamayla sürücü adayları ehliyet sınavında artık akan trafiğe çıkacak.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından duyurulan yeni yönetmelikle artık sürücü adayları tarafından direksiyon dersleri esnasında ezberlenen sabit parkur sistemi ortadan kalkıyor.
Yerine ise sürücü adayının serbest bir güzergâhta sınandığı sistem getiriliyor. Sürücü adayı bu sistemde akan trafiğe çıkacak. Sürücünün çevre yoluna çıkarılarak azami hız limitine yükselmesinin isteneceği ayrıca AVM vb gibi yerlere girip çıkmasının istenebileceği de belirtildi.
Ayrıca dubalar arasına park etme sınavından da vazgeçildiği, yerine iki arabanın arasına park etme sisteminin getirildiği bildirildi.
Bu değişikliklerle normal sınav süresinin neredeyse iki katına çıkacağı düşünülüyor.
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov, Karadeniz'de vurulan bir Türk gemisi ile onu çekmek için gönderilen başka bir geminin hedef alınmasıyla ilgili Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 26 Ağustos'ta "Lider Bordo Mavi" adlı Türk işletmeli geminin Karadeniz'de Tuapse açıklarında vurulması ve bu gemiyi çekmek üzere 27 Ağustos'ta gönderilen "Lider Kocatepe" gemisinin de hedef alınmasının akabinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celal, Bakanlığa çağrıldı.
Görüşmede, Türkiye'nin söz konusu saldırılara ilişkin tepkisinin aktarılırken, Karadeniz'de 'can, mal, seyrüsefer ve çevre emniyetinin sağlanmasının' zorunluluk teşkil ettiğine dair uyarılarda bulunduğu kaydedildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fuhuş ve kara para aklama soruşturması kapsamında YENİ Parti İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı Cem Tekinoğlu Ankara’da gözaltına alındı.
Tekinoğlu'nun ikamet adresine yönelik aramalar devam ediyor.
Süper Lig'de transfer dönemine damga vuran Galatasaray, uzun süredir kadrosuna katmak için yoğun çaba sarf ettiği Milan'ın yıldız ismi Rafael Leao'yu İstanbul'a getirdi. Sarı-kırmızılı camiada büyük heyecan yaratan transfer operasyonunda beklenen resmi adımlar peş peşe atıldı.
Sarı-kırmızılı kulüp, ilk olarak Portekizli yıldızın transferi için resmi görüşmelerin başladığını Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirdi. Yapılan açıklamada, "Profesyonel futbolcu Rafael Alexandre Da Conceiçao Leao'nun transferi konusunda futbolcu ve kulübü Milan ile resmi görüşmelere başlanmıştır" ifadelerine yer verildi.
Bu heyecan verici bildirimin hemen ardından, Galatasaray'ın yeni transferi Rafael Leao'yu taşıyan uçak saat 16.45 sularında İstanbul'a teker koydu.
İstanbul'a ayak basar basmaz ilk duygularını paylaşan 27 yaşındaki dünyaca ünlü hücum oyuncusu, transfer sürecinde emeği geçenlere teşekkür etti. Leao, "Burada olduğum için çok mutluyum. George Gardi bu transfer için haziran ayından beri çok uğraştı. Başkanımız Dursun Özbek ve Abdullah Kavukcu da aynı şekilde çok uğraştılar. Galatasaray'a yardım etmek için buradayım. Çok heyecanlıyım" şeklinde konuştu.
Sarı-kırmızılı taraftarlara iddialı mesajlar yollayan Portekizli yıldız, kulübün Avrupa'daki imajına da dikkat çekerek şunları söyledi:
"Galatasaray taraftarlarına çok mutluluk getireceğiz. Onların ne kadar iyi olduğunu herkes biliyor. Sahada onlar için oynayacağım. Galatasaray'ı zaten yıllardır biliyorum. Buraya daha önce Didier Drogba gibi, Wesley Sneijder gibi çok büyük oyuncular geldi."
"Fidan Hoca" olarak bilinen Fidan Atalay gözaltına alındı. Yapılan açıklamada gözaltı gerekçeleri "müstehcenlik" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" olarak gösterildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, "Kamuoyunda fidan hoca olarak bilinen 'fidannatalay' isimli/rumuzlu Instagram kullanıcısı tarafından yapılan paylaşım, video ve fotoğraf içeriklerinin TCK 226'ncı maddesi kapsamında düzenlenen 'müstehcenlik' suçunu oluşturduğu, şüphelinin bu yöntemle gelir elde etmesinin, ayrıca TCK 282'inci maddesinde düzenlenen 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçunu da oluşturması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma başlatılmış olup, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebi doğrultusunda şüpheli Fidan Atalay, İzmir ilinde gözaltına alınmıştır. Soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir" denildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, kamuoyunda ‘Manifest' olarak bilinen müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış dün gözaltına alınmıştı.
Akış hakkında; müstehcenlik, uyuşturucu madde kullanma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları kapsamında soruşturma yürütüldüğü öğrenildi.
Tutuklanan Tolga Akış'ın savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı;"Manifest isimli müzik grubunun kurucusuyum. Söz konusu müzik grubundaki kadınları Big Five Türkiye isimli yarışmada seçtim. Söz konusu yarışma Youtube'da da devam etmektedir. Hesaplarım ayrıntılı olarak incelendiğinde yurt dışı olarak sorduğunuz ülkelerden sadece iki yerden para gelmektedir. Bunlardan biri Youtube adlı sosyal medya uygulamasından ve müzik servisleri (Spotify, Apple vb) yerlerinden para gelmektedir. Mesut Adlin ve Zeynep Sürmeli (Zeybik) isimli kişileri tanırım. Mesut Adlin ile yaklaşık 1 yıl önce birkaç kez projelerimizde fotoğrafçı olarak çalışmasından dolayı tanırım. Kendisinin son projesi de Manifest'in fotoğraflarını çekmek olmuştu. Mesut Adlin'in daha sonradan birkaç kadın ile taciz iddiaları ortaya çıkınca kendisiyle çalışmak istemedik. Bunu da sosyal medyada açıkladık. Bizim sosyal medya açıklamamızdan sonra mağdur kadınlar seslerini daha güçlü bir şekilde ifade etmeye başladılar. Ve bu süreçten sonra Mesut Adlin iş bulmakta zorlandı ve bunun karşılığında bana karşı kin beslemeye başladı. Ve bu şekilde hareket etmeye devam etti. Sormuş olduğunuz sosyal medyada paylaşılan yazışmalar eşim Gizem Akış ile Zeynep Sürmeli ve Mesut Adlin arasındaki yazışmalardır. Söz konusu yazışmalar tamamen mizah amaçlı olup gerçeği yansıtmamaktadır. Mesut Adlin bu yazışmaları beni ve grubumu itibarsızlaştırmak için kullanmıştır. Bu yazışmalar incelendiğinde üzerinden yaklaşık 1-2 yıl geçmiş olduğu ortaya çıkacaktır. Söz konusu yazışmalar Mesut Adlin tarafından sohbetin devamı tam olarak paylaşılmadan algı yaratacak şekilde paylaşılmıştır. 06/09/2025 tarihinde Küçükçiftlikparkı'nda gerçekleşen daha sonra Manifest grubunun üyesi olan yedi kişinin yargılandığı ve TCK 225/1 maddesince ceza aldığı soruşturma ve kovuşturma dosyasında ben şüpheli değildim. Buradaki grubun dans figürleri benim yönetimimde gerçekleşmedi. Herhangi bir şekilde benim sorumluluğum söz konusu değildir. Basında çıkan haberler ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Söz konusu Manifest grubu ile iş ilişkisindeki menajerlik gelir paylaşım oranları %60 Manifest kızlarına eşit miktarda dağıtılırken %40'lık kısmı ise şirketin Manifest proje giderlerine ayrılmaktadır. Basında çıkan bu haberler yanlıştır. Basında çıkan grup üyelerinin başka insanlar ile görüşmelerinin yasaklandığı iddiası da yanlıştır.
Basında çıkan grup üyelerinin kendi sosyal medya hesaplarında bağımsız olarak reklamlı paylaşım yapamayacağı iddiası kısmen doğrudur. Bunu projeyi korumak için getirdik. Rakamı hatırlamamakla birlikte grup üyelerinin sözleşmeye aykırı davranması durumunda kazancına oranla belirli miktar cezai şart vardır. Basında çıkan grup üyelerinin tatilde benimle tatil yapma zorunluluğu iddiası da yanlıştır. Söz konusu fotoğraf ve video 1,5 yıl önce çekilen birlikte toplu yaptığımız bir günlük tatildir. Basında çıkan grup üyelerinin hasta olduğu zaman sahneye baskıyla çıktığı iddiası da yanlıştır.
Yenikapı konser alanında Hilal isimli grup üyesinin kendi rızasıyla konsere geri dönme isteğine rağmen 2 doktordan net bir şekilde onay almadan Hilal'i konsere tekrar çıkartmadım. Hatta bu yüzden konserin yarım saat uzamasına sebep oldu. Hilal'e de defalarca istersen sahneye çıkmak zorunda olmadığını da söyledim. Ve o süre boyunca da her an yanındaydım. Ayrıca şöyle bir şey de belirtmek isterim ki, popüler bir sanatçı ayda 20-25 konser yaparken biz grup olarak yılda 20 konsere çıkıyoruz. Hatta konsere giderken doktor, psikolog ve fizyoterapist her konserlerinde yanlarında bulunur. Basında çıkan yapay pr çalışmaları yanlıştır. Troll bot hesaplarında hiçbir şekilde dahlimiz olmayıp kendi fan kitlemiz kendileri paylaşımlar yapmaktadır. Netflix isimli sosyal platforma biz dizi yapmak için başvuru yaptık. Kendileri araştırdıklarında grubun dizisini değil belgeselinin daha iyi ses getireceğini söyleyince biz de bu konuda hemfikir olup çalışmalara başladık. Amacımız Manifest grubunun Netflix'in küresel gücünden faydalanarak tüm dünyaya grubu tanıtmaktı.
Son olarak belirtmek isterim ki hiçbir zaman hesaplarımı suç gelirlerini aklamak için kullanmadım. Gözaltına alındığımda telefon şifremi kendi rızam ile teslim ettim. Telefonum ve banka hesaplarım incelendiğinde de beyanlarımın doğruluğu ortaya çıkacaktır.
Manifest grubunun 12/12/2025 tarihinde İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen karara da itiraz etmedik. Suçsuzum, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." dedi
Galatasaray, transfer döneminin en dikkat çeken hamlelerinden birini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Sarı-kırmızılıların, Portekizli yıldız Rafael Leao'yu kadrosuna katmak için görüşmelerde önemli aşama kaydettiği ve oyuncuyu 24 saat içerisinde İstanbul'a
Galatasaray'ın Rafael Leao transferi için İtalyan kulübüne bonuslarla birlikte yaklaşık 45 milyon euro seviyesinde bir bonservis bedeli ödemesi bekleniyor. Sarı-kırmızılı yönetim, hücum hattını dünya çapında bir yıldızla güçlendirmek adına transferi kısa süre içerisinde sonuçlandırmayı planlıyor.
Galatasaray'ın Rafael Leao ile 4 yıllık sözleşme konusunda anlaşma sağladığı belirtiliyor. Portekizli futbolcunun sarı-kırmızılı ekipten yıllık net 12 milyon euro maaş alacağı, bu rakama performans ve başarı bonuslarının da ekleneceği ifade ediliyor.
Transferin gerçekleşmesi halinde Galatasaray, kadrosuna önemli bir yıldız daha eklemiş olacak. Sarı-kırmızılıların hedefi ise süreci hızlandırarak Rafael Leao'yu 24 saat içerisinde İstanbul'a getirip transferi resmiyete kavuşturmak.
Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Ferencvaros karşısında alınan mağlubiyetin ardından yaşanan süreçle ilgili açıklamalarda bulundu. Maç sonunda yaşadığı duygusal yoğunluk içerisinde kendi inisiyatifiyle istifa kararı aldığını belirten Tekke, Başkan Ertuğrul Doğan, yönetim kurulu, futbolcular ve teknik ekibine teşekkür etti.
Dün akşam alınan mağlubiyetin ardından duygusal yoğunluk içerisinde bir karar aldığını belirten Fatih Tekke, "Maç sonunda yaşadığımız duygusal yoğunluk içerisinde tamamen kendi inisiyatifimle bir karar aldım. Trabzonspor’a ve bu büyük camiaya karşı taşıdığım sorumluluğun farkındayım" ifadelerini kullandı. Başkan Ertuğrul Doğan’ın kendisine verdiği destekten dolayı teşekkür eden Tekke, takımına olan güvenini yineleyerek, "Dünden bu yana bana olan güvenini ve desteğini hissettiren Başkanımız Sayın Ertuğrul Doğan’a, Yönetim Kurulumuza, oyuncularıma ve teknik ekibime ayrıca teşekkür ediyorum. Biz, çok güçlü ve çok değerli bir oyuncu grubuna sahibiz. Dün de ifade ettiğim gibi; çok iyi bir takım olacağız" dedi.
Eksiklerin tamamlanacağını ve takımın her geçen gün daha da güçleneceğini vurgulayan Tekke, Trabzonspor’a yakışan mücadeleyi ortaya koyacaklarını kaydetti.
Önlerinde lig ve Avrupa’da önemli hedeflerin bulunduğunu belirten Fatih Tekke, "Bu takımın gücüne, oyuncularımın karakterine ve hep birlikte başarabileceklerimize inanıyorum. Şimdi dün akşamın üzerine bir çizgi çekip önümüze bakma zamanı" diye konuştu.
"BİRLİKTE AYAĞA KALKMA ZAMANI"
Trabzonspor için mücadeleye aynı kararlılıkla devam edeceklerini ifade eden Tekke, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Birlikte mücadele etme, birlikte ayağa kalkma ve hep birlikte yaşayacağımız zaferlere kenetlenme zamanı. Trabzonspor için mücadelemize aynı inanç, aynı kararlılık ve aynı sorumluluk duygusuyla devam edeceğiz."
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2026-2027 sezonu lig aşaması eşleşmeleri bugün belli olacak.
Avrupa'nın bir numaralı futbol organizasyonunun lig aşaması kuraları, Monako'da TSİ 19.00'da çekilecek.
Katılan 36 takım, katsayı sıralamalarına göre dört torbaya ayrılacak ve her takım için 8 rakip belirlenecek.
GALATASARAY VE FENERBAHÇE'NİN RAKİPLERİ BELLİ OLACAK
Devler Ligi'ne lig aşamasından katılacak Galatasaray ve Fenerbahçe'nin rakipleri de belli olacak.
Temsilcilerimiz, turnuvada dört torbadan ikişer takımla karşılaşacak ve her torbadan bir takımla iç sahada, bir takımla da deplasmanda mücadele edecek.
Türk takımlarının Şampiyonlar Ligi’nde 2 takımla mücadele etme hasreti de son buldu.
Türk temsilcileri en son 2007-2008 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nin bir önceki formatında gruplarda iki takımla yer aldı.
Söz konusu sezonda Beşiktaş ve Fenerbahçe boy göstermişti.
Toplamda ise Türk takımları 6. kez iki takımla Devler Ligi’nde bulunacak.
Daha önce 1997-1998, 2000-2001 ve 2003-2004 sezonlarında Galatasaray ile Beşiktaş Türkiye’yi temsil etti.
2001-2002 sezonunda Galatasaray ve Fenerbahçe, 2007-2008 sezonunda Fenerbahçe ve Beşiktaş, turnuvada yer aldı.
İngiltere (5): Arsenal, Manchester City, Manchester United, Aston Villa, Liverpool
İspanya (5): Real Madrid, Barcelona, Atletico Madrid, Villarreal, Real Betis
Almanya (4): Bayern Münih, Borussia Dortmund, Leipzig, Stuttgart
İtalya (4): Inter, Napoli, Roma, Como
Fransa (3): Paris Saint-Germain, Lens, Lille
Hollanda (2): PSV, Feyenoord
Portekiz (2): Porto, Sporting
Türkiye (2): Galatasaray, Fenerbahçe
Ukrayna (1): Shakhtar Donetsk
Çekya (1): Slavia Prag
Belçika (1): Club Brugge
Azerbaycan (1): Sabah
Norveç (1): Bodo Glimt, Viking
Avusturya (1): LASK
Yunanistan (1): AEK
Son takım Celje veya Slovan Bratislava olacak
ŞAMPİYONLAR LİGİ'NDE MAÇ TARİHLERİ
1. Hafta: 8/10 Eylül
2. Hafta: 13/14 Ekim
3. Hafta: 20/21 Ekim
4. Hafta: 3/4 Kasım
5. Hafta: 24/25 Kasım
6. Hafta: 8/9 Aralık
7. Hafta: 19/20 Ocak 2027
8. Hafta: 27 Ocak 2027
FİNALE KADAR OYNANACAK TURLARIN TARİHLERİ
Son 16 play-off turu: 16/17 ve 23/24 Şubat 2027
Son 16 turu: 9/10 ve 16/17 Mart 2027
Çeyrek finaller: 6/7 ve 13/14 Nisan 2027
Yarı finaller: 27/28 Nisan ve 4/5 Mayıs 2027
Final: 5 Haziran 2027 (Madrid)
Cumhuriyet Halk Partisi'nde şaibeli kurultayla ilgili mutlak butlan kararı çıkmasıyla birlikte CHP Genel Başkanlığı görevi düşen Özgür Özel, koltuğa Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçmesiyle birlikte CHP Grup Başkanı seçilmişti.
Süreç içerisinde Silivri'de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu'nu sıkça ziyaret eden Özgür Özel, istişarelerin ardından "Yeni Parti"yi kurdu.
CHP'den 91 milletvekili ile birlikte kurulan Yeni Parti'nin Genel Başkanı olan Özgür Özel, CHP'yi Meclis'te 4'üncü partiye gerileterek ana muhalefet oldu.
CHP'li belediye başkanlarının bazıları Yeni Parti'ye geçerken, en merak edilen isim Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş idi.
Konuyla ilgili yaptığı açıklamalarda net bir şey söyleyemeyen Özgür Özel'e CHP'den yanıt geldi.
MYK kararlarını açıklayan CHP Sözcüsü Müslim Sarı'ya Mansur Yavaş'ın durumu soruldu.
"MANSUR BEY CHP KİMLİĞİ İÇİNDE SİYASET YAPMAYA KARAR VERMİŞTİR"
Sarı, şu ifadeleri kullandı:
“Mansur Bey Cumhuriyet Halk Partisi kimliği içinde siyaset yapmaya karar vermiştir. Dolayısıyla ondan başka bir açıklama duymadıkça bunu böyle kabul etmek gerekir.”“Biz kendisiyle görüşüyoruz. Sürekli istişare halindeyiz. Aramızda hiç bir sorun ve problem yok”
UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turu rövanşında Fransız temsilcisi Lyon ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi.
Groupama Stadyumu'nda oynanan müsabaka, sarı-lacivertlilerin 2-1'lik üstünlüğüyle sonuçlandı.
Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren golleri 24. dakikada Vedat Muriqi ve 28. dakikada Archie Brown kaydetti. Lyon'un tek sayısı 60. dakikada Fofana'dan geldi.
Lyon'un 64. dakikada Openda ve 75. dakikada Boudache ile bulduğu goller, ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.
Bu sonucun ardından toplam skorda 3-2'lik üstünlük sağlayan sarı-lacivertliler, Şampiyonlar Ligi lig etabına adını yazdırdı. Lyon ise yoluna UEFA Avrupa Ligi'nde devam edecek.
Fenerbahçe, Lyon'u eleyerek 18 yıl sonra UEFA Şampiyonlar Ligi bileti aldı.
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Bitlis'in Ahlat ilçesinde toplandı.
Ahlat Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 17.10'da başladı. Yaklaşık 2 saat sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının gündeminde Terörsüz Türkiye süreci vardı. Erdoğan, sürecin güven tazelediğini ve çok ciddi güç kazandığını belirtti.
Hangi süreçten olursa olsun herkesin çözümün bir parçası olmaya çağıran Erdoğan, “Süreci enfekte etmeye kimsenin hakkı yok. Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır. Bu mesele artık 86 milyonun ortak meselesidir. Gelecek nesillere terörsüz bir Türkiye bırakacağız.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
Toplantımızda, dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik.
Dünya kriz fırtınası yaşanmasına rağmen kaynaklarımızı koruduk. Bu süreci başarıyla yönetmenin çabasındayız. Bölgemizdeki ekonomik krizler, tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata tarımdan turizme hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz. İstihdamı artırmak için birçok alanda hedeflerimize bağlıyız.
Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz.
İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe bunun günlük yaşama yansımalarını net görme imkanı bulacağız.
Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti emin ellerde güven içindedir. Bu kutsal emanete hiçbir surette gölge düşürmeyeceğiz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Gazi Meclisimiz Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etmiştir. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır.
Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek olgunluğa sahiptir.
Bu mutabakat yeni adımların atılmasına zemin hazırladı. Son iki yılda birçok kritik eşiği aştık ama dikkatli olunmalı. Hangi görüşten olursa olsun, herkes çözümün parçası olmalı. Süreci enfekte etmeye kimsenin hakkı yok. Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır.
İktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir bir devlet meselesidir. Bu mesele artık 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir.
Gelecek nesillere terörsüz bir Türkiye bırakacağız. Bugün bir kez daha hangi görüşten olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin şehit ve gazilere olan şükran borcumuzu ödeyelim. Gelin bu ağırlığı Türkiye'mizin üzerinden kaldıralım.
Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, niyetimiz yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Birileri istemiyor, endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz.
Türkiye birilerinin lütfuyla kurulmuş bir ülke değildir. Binlerce yıllık geleneğiyle dünyanın en güçlü devletlerinden biridir. Herkes emin olsun ki Türkiye ne ilkelerinden ne çıkarlarından taviz verir. Hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçmeyiz.
Türkiye Futbol Federasyonu, kulüplerin yabancı futbolcu kullanımına ilişkin talebine olumlu yanıt verdi. Alınan kararla birlikte kulüpler, mevcut sözleşmeli yabancı oyuncuları arasından belirleyecekleri 14 futbolcuyu Türkiye Kupası'nda oynatabilecek.
Habertürk'ün aktardığı bilgiye göre; Kulüpler Birliği'nin yabancı oyuncu kuralına yönelik TFF'ye yaptığı başvuru sonuçlandı. Federasyon, kulüplerin Türkiye Kupası'nda yabancı futbolcu kullanımıyla ilgili talebini kabul etti.
Buna göre kulüpler, sözleşmesi bulunan yabancı futbolcular arasından 14 oyuncuyu Türkiye Kupası müsabakalarında sahaya sürebilecek.
Yeni düzenlemede yabancı futbolcular için herhangi bir yaş kriteri getirilmeyecek. Kulüpler, sözleşmeli yabancı oyuncuları arasından belirledikleri 14 futbolcuyu yaşlarına bakılmaksızın Türkiye Kupası'nda kullanabilecek.
Bu kararın özellikle geniş yabancı oyuncu kadrosuna sahip kulüpler açısından önemli bir kolaylık sağlaması bekleniyor.
YENİ TRANSFERLERE KAPSAM DIŞI
TFF'nin aldığı kararda dikkat çeken bir diğer detay ise transfer tarihi oldu. Düzenlemenin açıklanmasının ardından transfer edilen yabancı futbolcular, söz konusu uygulamadan yararlanamayacak.
Böylece yalnızca karar açıklanmadan önce kulüple sözleşmesi bulunan yabancı oyuncular arasından yapılacak 14 kişilik liste Türkiye Kupası'nda geçerli olacak.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı videoda geçen ifadeleri nedeniyle resen başlatılan soruşturma kapsamında 17 Ağustos'ta tutuklanan Ertürk hakk
İddianamede, Ertürk'ün "basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
ERTÜRK'ÜN SÖZLERİ İDDİANAMEDE
Soruşturma kapsamında İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü Kamu Güvenliği Büro Amirliği tarafından rapor hazırlandığı belirtilen iddianamede, Ertürk'ün üç yıl önce; 2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce evinden katıldığı bir programda kullandığı sözlere yer verildi:
Ertürk'ün "Bakın artık iktidar değişecek ama acılı ama acısız iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de ben de tabii ki herkes de onun için Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) vicdanlarına göre ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece, diye düşünüyorum. Yarın bir gün eğer biz demokratik girişimlerde bu iktidarı düşüremezsek Türk halkını da cezalandırabilecek uluslararası girişimler yapılacak" şeklinde beyanlarda bulunduğu, video içerisinde sunucunun "Elbette bedelini biliyorlardır. Değil mi efendim?" sorusuna onaylama şeklinde cevap verdiği aktarıldı.
İddianamede, "Her ne kadar şüpheli tevil yoluyla ikrar içeren savunmasında suça konu videoların üzerinden zaman geçtiğini beyan etmişse de görsel basın ve sosyal medyada paylaşılan ve silinmeyerek yayınlanmaya devam eden suç içerikli paylaşıma ilişkin eylemlerin temadi eden suç kapsamında kaldığına" yönelik değerlendirme yapıldı.
"HALK ARASINDA KORKU VE PANİK YARATMAK AMACIYLA TEHDİT" SUÇLAMASI
İddianamede Ertürk'ün sözleriin "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçu kapsamında kaldığı iddia edildi.
Ertürk'ün "basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edilen iddianame Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi.
ındaki iddianame tamamlandı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre Adıyaman'da peş peşe depremler meydana geldi.
İlk deprem saat 21.40'da Sincik ilçesinde 3,7 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi. Depremin derinliği 7 km olarak belirlendi.
Saat 21.43'de Sincik'de bu kez 4,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu sarsıntının derinliği de 7 km olarak ölçüldü.
Saat 22.27'de de Sincik ilçesinde 3,6 büyüklüğünde sarsıntı gerçekleşti.
SDG/YPG elebaşlarından Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, terör örgütünün feshedildiğini ve Suriye Devlet Kurumlarına tamamen entegre edildiğini duyurdu .
Açıklamayı Şam Halk Sarayı'nda yapan Abdi, "Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiklerini tüm sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz ." dedi.
Abdi, Türkiye'deki çözüm sürecinin ilk aylarında kendilerine dönük çağrılara yanıt verirken Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmeleri gerektiğini savunmuştu.
Bu sırada Öcalan'ın çağrısıyla 5-7 Mayıs 2025'te kongresini toplayan PKK, terör örgütünün feshedildiğini açıklamıştı.
BARRACK: TEK ORDU, TEK HÜKÜMET VE TEK DEVLET
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, SDG'nin feshedilmesini tarihi bir an olarak niteledi.
Barrack sosyal medya hesabından da bazı açıklamalarda bulundu. Paylaşımında Barrack, “Dünkü ayrılıklar yarının ortak amacına dönüşüyor. İşte gerçek entegrasyonun görünümü bu: Kazananlar ve kaybedenler değil, farklı bakış açılarına sahip eski muhatapların, Suriye’nin egemen ulusunu güçlendirmek için diplomatik bir çözüm tasarlaması. Tek ordu, tek hükümet ve tek devlet” ifadelerine kullandı.
Abdi, beş gün önce Suriye Ordusu'na tam entegrasyonun sağlandığını ifade etmişti; bugün de son gelişmeyle birlikte Suriye tarihinde barış, istikrar ve yeniden inşa için yeni bir sayfa açıldığını söyledi.
Türkiye, SDG'nin ana omurgasını oluşturan YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğunu vurguluyor, örgütün silah bırakma kararının SDG'yi de kapsaması gerektiğini açıklıyordu.
Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Katar merkezli Al Jazeera "Suriye Now" kanalında bölgesel gelişmeleri değerlendirirken SDG/YPG meselesine ayrıca parantez açmıştı.
Yılmaz, SDG ve PKK/YPG’nin bölgeden tamamen temizlenmesi gerektiğini vurgulamıştı.
Suriye yönetimi ile terör örgütü YPG arasındaki süreci yakından izlediklerini aktaran Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine de atıf yaparak şunların altını çizmişti:
“Rüyayı sadece Türkiye’de değil tüm coğrafyamızda terörün bittiği bir ortam olarak şekillendiriyoruz. SDG ve PKK unsurlarının Türkiye, Suriye ve Irak genelinde tamamen tasfiye edilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği için şarttır. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın da belirttiği gibi entegrasyon süreci yavaş ilerlese de terörün son bulması noktasındaki adımları destekliyoruz.”
Süreç 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye'deki 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesi ve Beşar Esad'ın Rusya'ya kaçmasıyla başladı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, o dönem geçici devlet başkanı konumundaydı. SDG ile müzakereler bu dönemde gündeme geldi.
İki taraf arasında 10 Mart 2025 tarihinde anlaşma imzalandı.
Bu anlaşma, SDG’nin kurulmakta olan yeni Suriye Ordusu'na entegre olmasını içeriyordu.
Ancak terör örgütü, ilk etapta bu mutabakata uymadı. Suriye Ordusu'nun bir operasyon daha düzenledi, ardından yeni anlaşma yapıldı.
Anlaşma SDG'ye bağlı tüm güçlerin Savunma Bakanlığı bünyesine katılmasının ve enerji kaynaklarının Şam'ın kontrolüne geçmesinin yolunu açıyordu.
ABD ile İran arasında yeni bir süreç başlıyor.
Taraflar bütün çabalara rağmen kalıcı barış masasında oturmamayı tercih etti.
Çatışmalar yeniden başlarken, aylardır istediği sonucu alamayan ABD Başkanı Donald Trump, yeni bir yola başvurdu.
Tahran'a ekonomi alanında yeni yaptırımlar uygulayacaklarını duyuran Trump, söz konusu adıma "Ekonomik Normandiya Çıkarması" ismini verdi.
Kameraların karşısına geçen ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptırım paketinin detaylarını açıkladı.
"EKONOMİK BAĞLANTILARA, FİNANSAL TAARUZ BAŞLATIYORUZ"
Trump yönetimi altında İran tehdidini tamamen ortadan kaldırdıklarını ifade eden Bessent, "İran'ın küresel finansal bağlantılarına karşı ekonomik bir taarruz başlatıyoruz.
Amacımız, bu zalim rejimi ayakta tutan her ekonomik can damarını kesmek, ta ki Tahran yalnız kalana dek.
İran'ın iki yolu var: tam küresel izolasyon veya normale dönüş yolu."dedi.
Sosyal medyada yayılan kumarhane reklamına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan sosyal medya fenomeni Rıdvan Çelik'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Çelik, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
Soruşturma kapsamında Çelik ile reklam videosunda yer alan kadınların dijital materyalleri, Çevrimiçi Yasa Dışı Bahis ve Kumarla Mücadele Büro Amirliği ekiplerince incelendi.
Yapılan incelemelerde çok sayıda suç unsuru tespit edildiği, reklam çekimi öncesi ve sonrasındaki bazı konuşmaların da dosyaya delil olarak eklendiği belirtildi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Rıdvan Çelik'in yanı sıra reklam videosunda yer aldıkları belirtilen N.N.A. ve B.B.T. de adliyeye sevk edildi.
N.N.A. ve B.B.T., çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), son günlerde sosyal medya ve çeşitli platformlarda yayılan içeriklere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.
"DIŞ KAYNAKLI VE MAKSATLI PSİKOLOJİK HAREKÂT"
DMM'nin açıklamasında, Türkiye'ye yönelik toplumsal birlik, kardeşlik ve huzur ortamını hedef alan dış kaynaklı ve maksatlı bir psikolojik harekât stratejisinin devreye sokulmaya çalışıldığının tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, birlik ve beraberliği hedef alan asılsız iddialarla dezenformasyon ve provokasyon üreten odaklara karşı adli ve idari süreçlerin uygulandığı kaydedildi.
Gerekli tüm tedbirlerin ilgili kurumlar tarafından hassasiyetle ve kesintisiz şekilde alındığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Milletimizin engin feraseti ve sağ duyusu, devletimizin kararlı duruşu karşısında hiçbir kirli plan ve odak amacına ulaşamayacaktır.”
VATANDAŞLARA RESMİ KAYNAK UYARISI
DMM, vatandaşlara da art niyetli içeriklere karşı dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Kaynağı belirsiz paylaşımlara itibar edilmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, vatandaşların yalnızca resmi kurumlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almasının büyük önem taşıdığı ifade edildi.
Süleymancılar olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ve beraberindekilerin çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suçlamalarla tutuklandığı soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında ikinci dalga operasyon yapıldı.
Üç şehirde yapılan operasyonlarda 12 şüpheli gözaltına alındı, bir şüpheli ise aranıyor.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısı sonrası, Ankara-Tel Aviv hattında yükselen tansiyona ilişkin konuştu.
Aynı zamanda ABD'nin Suriye ve Irak temsilcisi olan Barrack, Podcast sunucusu Mario Nawfal'a üs saldırısının perde arkasını anlattı.
Tom Barrack’a göre İsrail, Türkiye’nin Suriye’deki hava üssüne askeri unsurlar konuşlandırabileceğine dair istihbarat aldı. Washington durumu kontrol etti ve bunun gerçek olmadığını doğruladı. Buna rağmen İsrail, pistleri vurdu.
ABD-TÜRKİYE SALDIRIDAN HABERSİZDİ
Barrack, İsrail ordusu, Mossad ve Başbakanlık Ofisi arasında "bir iletişimsizlik" yaşanmış olabileceği ihtimaline değinerek, söz konusu saldırıdan ne ABD'nin ne de Türkiye'nin haberdar edildiğini söyledi.
Türk ordusunu "güçlü ve cesur" olarak nitelendiren Tom Barrack, Ankara'nın konuya itidalli yaklaşarak sağduyulu davrandığını sözlerine ekledi.
Tom Barrack bu noktada İsrail'de Ekim ayında yapılacak seçimleri işaret etti. Barrack, "Teorilerden biri bu: İsrail Türkleri kışkırtıyordu. Bu agresif ama belki de İsrail’deki seçim öncesinde içeride olumlu karşılanacak bir konseptti." ifadelerini kullandı.
Büyükelçi Barack, Amerikan yayın kuruluşu PBS'e de hava üssü saldırısına dair konuştu.
Barrack, "Sorun şu ki, Türkiye bunun geleceğinden habersizdi. Asıl mesele, güçlü bir orduya ve caydırıcı bir hava kuvvetlerine sahip Türkiye gibi bir ülkeye önceden haber vermeksizin İsrail jetlerinin Türkiye sınırına 80 kilometre mesafeye kadar gelmiş olmasıdır." dedi.
Tom Barrack, Türkiye'nin İsrail’e karşı saldırgan bir tutum içinde olmadığını, askeri operasyonlara girişmek istemediğini de bir kez daha vurguladı.
Gazeteci Fatih Altaylı, "yasa dışı bahis" soruşturması kapsamında tutuklanan ve 3.5 ay sonra tahliye edilen Rasim Ozan Kütahyalıhakkındaki 'itirafçılık' iddialarını bir kez daha gündeme getirdi.
"İktidardan ve yargı çevrelerinden iyi haber alan" kaynağının Kütahyalı'nın ifadesine ulaştığını aktaran Altaylı, söz konusu kişinin, şunları söylediğini yazdı:
"Verdiği ifadeyi gördüm. Avukatı itirafçılıktan ne anlıyor bilemem ama ifade bana göre tam bir itirafçı ifadesi. Üç kişinin adını vermiş. Bunlardan ikisi zaten tutuklu. Diğerinin de adı konuşuldu ama tutuklanmadı."
Fatih Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre; Rasim Ozan Kütahyalı, ikisi tutuklu olmak üzere 3 kişinin ismini verdi. Altaylı, kendisine ulaşan kaynak ile konuşmasını şöyle aktardı:
"Dün akşam saatlerinde iktidardan ve yargı çevrelerinden iyi haber alan bir arkadaşım aradı. 'Sen haklıymışsın, daha doğrusu sana bilgi eren kaynaklar haklıymış' dedi. Böyle durumlara gülerim. Hazırlıksız biçimde, hangi konudan bahsedildiğini anlamadan, girizgâhsız bir anlatmaya başlanır ya, sanki karşınızdakinin kafasından geçenleri biliyormuşsunuz gibi. 'Hangi konuda haklıymışım, kaynaklarım hangi konuda haklıymış anlamadım' dedim. 'İtirafçılık meselesi yaa' dedi. O zaman anladım.
Rasim Ozan Kütahyalı’nın itirafçı olduğunu ve pek yakında tahliye edileceğini yazmıştım ya, ondan bahsediyormuş. 'Verdiği ifadeyi gördüm. Avukatı itirafçılıktan ne anlıyor bilemem ama ifade bana göre tam bir itirafçı ifadesi. Üç kişinin adını vermiş. Bunlardan ikisi zaten tutuklu. Diğerinin de adı konuşuldu ama tutuklanmadı. Avukatı sana müvekkilim itirafçı değil dedi ama bu ifade itirafçılık değilse ne itirafçılık olur acaba?' dedi. Güldüm. 'İtirafçılık değil, ispiyonculuk olabilir.' dedim. Bence o ifade yakında ortaya dökülür, gizli kalmaz."
Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, 18 Ağustos'ta Merkez Şahinbey ilçesi Akkent Mahallesi'nde Seydi Ahmet Keleş tarafından bıçaklı saldırıya uğradı.
Saldırının ardndan Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırılan ve yoğun bakımda tedavi gören Meriç'in son durumu açıklandı.
Hastaneden yapılan açıklamada Meriç'in İstanbul'a nakledeceği aktarıldı.
İSTANBUL'A NAKLEDİLECEK
Açıklamada şunlar denildi:
"Gaziantep Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam eden Gaziantep Milletvekilimiz Melih Meriç’in klinik takip ve tedavi süreci yoğun bakım ünitesinde sürdürülmektedir.
Mevcut sağlık durumu, vital bulguları ve tedavi gereksinimleri ilgili hekimler tarafından yakından takip edilmekte, gerekli tüm tıbbi destek kesintisiz şekilde sağlanmaktadır.
Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 2,3 artışla 7 milyon 39 bin 200 liraya çıktı.
Standart altın piyasada en düşük 6 milyon 875 bin 200 lira, en yüksek 7 milyon 74 bin lirayı gördü.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 880 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 6 milyar 688 milyon 796 bin 559,94 lira, işlem miktarı ise 951,22 kilogram oldu.
Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6 milyar 776 milyon 172 bin 481,59 lira olarak gerçekleşti
Ankara'nın Nallıhan ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti, 8 işçi yaralandı.
Nallıhan ilçesindeki Çayırhan Kömür İşletmeleri'nde bulunan maden ocağında saat 17.00 sıralarında göçük meydana geldi.
Göçükte kalan 9 işçiden 8'i yaralı olarak kurtarılırken, E.K.'nin cansız bedenine ulaşıldı.
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.
Yaralı 8 işçi, ambulanslarla Beypazarı Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
ANKARA VALİLİĞİ: SORUŞTURMA BAŞLATILDI
Ankara Valiliği, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında meydana gelen maden kazasına ilişkin açıklama yaptı.
Valiliğin açıklaması şöyle:
"İlimiz Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi’nde bugün saat 18.00 sıralarında, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında, ilk tespitlere göre Çalışma sahasının arkasında tavan çökmesi sonucu oluşan basınca bağlı olarak savrulmalar neticesinde maden kazası meydana gelmiştir.
Olay mahalline Jandarma, Emniyet, İtfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiş, 15 ambulans ekibi görevlendirilerek yaralılar hastanelerimize nakledilmiştir.
Olaydan toplam 20 vatandaşımız etkilenmiş olup, 1 madenci vatandaşımız hayatını kaybetmiş olup yaralı vatandaşlarımız tedavi altına alınmıştır.
Olayın meydana geliş nedeni ile ilgili olarak ilgili mercilerce gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmış olup çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir. "
Türkiye'den İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında kritik bir adım geldi.
Netanyahu hakkında kırmızı bülten yayımlanması talep edildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek söz konusu gelişmeyi şöyle duyurdu:
"Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu aktivistlerine uluslararası sularda gerçekleştirilen saldırıya ilişkin yargı süreci kararlılıkla devam etmektedir. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında, aralarında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanık hakkında kovuşturma yürütülmektedir.
Dosya kapsamında Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında “Soykırım” suçundan 14 Temmuz 2026 tarihinde verilen yakalama emirleri doğrultusunda, Adalet Bakanlığımızca uluslararası seviyede aranmaları amacıyla kırmızı bülten yayımlanması İçişleri Bakanlığımızdan talep edilmiş, ilgili evrak Dışişleri Bakanlığımıza iletilmiştir.
Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch; Gazze’ye insani yardım ulaştıran sivillere uluslararası sularda silahlı müdahale ve aktivistlerin alıkonulmasına ilişkin eylemler kapsamında “İnsanlığa Karşı Suç”, “Soykırım”, “Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma”, “Kasten Yaralama”, “Eziyet”, “Mala Zarar Verme”, “Nitelikli Yağma” ve “Ulaşım Araçlarının Kaçırılması” suçlarından yargılanmaktadır.
Gazze’de soykırım politikası yürüten Netanyahu yönetiminin dokunulmaz ve hesap sorulamaz olduğu yönündeki anlayışı hiçbir suretle kabul etmiyoruz. Gazze’de işlenen suçların üzerinin örtülmesine, sorumluların cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmeyeceğiz. Ulusal ve uluslararası hukukun bütün imkânlarını kararlılıkla kullanacağız.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Filistin halkının, mazlumların ve insanlık vicdanının yanında dimdik durmaya devam edeceğiz. İnsanlığa karşı suç işleyenlerin hukuk önünde hesap vermesi için gereken bütün adımları kararlılıkla atacağız."
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Samandıra Can Bartu Tesisleri’ni ziyaret etti. Teknik Direktör İsmail Kartal, teknik heyet ve futbolcularla bir araya gelen Başkan Yıldırım, takıma olan güvenini ve desteğini iletti. Birlik ve beraberlik içerisinde şampiyonluk hedefi doğrultusunda mücadeleye aynı inanç ve kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
Aziz Yıldırım’ın ziyareti sırasında Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Kamer ve Genel Sekreter Mahmut Uslu da eşlik etti.
Yaşanan sert değer kaybının ardından altın piyasası, ABD Hazine tahvil getirilerindeki gevşeme ve Fed’in para politikasına ilişkin beklentilerle yeniden arttı.
Kararla birlikte 30 yıl vadeli tahvil getirileri 9 baz puana varan düşüşle yüzde 5,19 seviyesine gerilerken, bu adım küresel çapta yoğun satış baskısı altında olan tahvil piyasalarına nefes aldırdı.
Ons altın bu hamleyle birlikte 4.464 dolara çıkarken gram altında da yükselişler görüldü.
Gram altın ise 6.878 liraya kadar yükseldi. Bu seviyeler gram altın için son 3 ayın en yüksek seviyesi olurken ons altın içinse 5 Haziran'dan bu yana en yüksek seviye oldu.
Hazine Bakanlığı'nın açıklaması öncesinde, küresel uzun vadeli tahviller yoğun bir satış dalgasıyla karşı karşıya kalmış ve ABD'nin 30 yıllık tahvil getirileri bu hafta 2007'den bu yana görülen en yüksek seviyelere tırmanmıştı.
Ancak bakanlığın geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artıracağını açıklamasıyla birlikte uzun vadeli tahvillere güçlü bir alım talebi geldi. 30 yıllık gösterge tahvilin getirisi 9 baz puan kadar gerileyerek yüzde 5,19 seviyesine düştü.
Piyasa aktörlerinin ve tüccarların aynı zamanda 20 yıl vadeli yeni tahviller için düzenlenecek 16 milyar dolarlık ihaleye hazırlandığı bir dönemde gelen bu sürpriz hamle, borçlanma piyasalarında kısa vadeli bir rahatlama sağladı.
ABD Hazine Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan resmi açıklamada, geri alım operasyonu büyüklüklerindeki bu artışın piyasa likiditesini destekleme amacı taşıdığı vurgulandı. Bakanlık açıklamasında, piyasa katılımcılarının uzun vadeli nominal ihraçlara yönelik güçlü ve istikrarlı bir ilgisinin bulunduğuna dikkat çekildi.
Uzun vadeli geri alım operasyonlarında bakanlığın rutin olarak yüksek kaliteli ve büyük hacimli teklifler aldığı hatırlatılarak, bu hamlenin uzun vadeli segmentlerde daha güçlü bir likidite desteği sağlama arzusunu yansıttığı ifade edildi.
Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon Samsunspor'dan satın alınan 26 yaşındaki Hollandalı futbolcu Anthony Musaba ile yollarını ayırdı.
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, Musaba'nın Norwich City'e kiralık gönderildiği duyuruldu. Kulübün açıklamasında
şu ifadeler kullanıldı:
"Kulübümüz, geçtiğimiz sezonun devre arasında kadromuza katılan profesyonel futbolcumuz Anthony Musaba’nın 1 yıllık kiralık transferi konusunda İngiltere Championship ekiplerinden Norwich City ile anlaşmaya varmıştır. Futbolcumuza başarılı bir sezon dileriz."
Fenerbahçe yönetimi loca konusunda harekete geçmiş ve Acun Ilıcalı’nın locasını iptal etmişti.
Fenerbahçeli yetkililer, iptal edilen locanın stadyumun orta noktasında bulunduğunu ve bundan sonra “Başkanlık Locası” olarak kullanılacağını belirtti.
Bu gelişmenin ardından Ilıcalı, hakkını hukuki yollardan arama kararı almıştı.
MAHKEME LOCAYI ILICALI'YA İADE ETTİ
Ilıcalı’nın, sezon başında kullanım hakkı sona erdirilen locasıyla ilgili açtığı davada karar çıktı.
Mahkeme, söz konusu locanın Acun Ilıcalı’ya iadesine karar verdi.
Ayrıca locanın 2026-2027 futbol sezonunun sonuna kadar üçüncü kişilere satılmasının veya devredilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine hükmetti.
Kararla birlikte Ilıcalı, söz konusu locayı yeniden kullanma hakkını elde etti.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "yasa dışı bahis", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "kara para aklama" soruşturması kapsamında 18 Mayıs’ta tutuklanan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı hakkında yeni bir gelişme yaşandı.
Soruşturma kapsamında önce Adana Kürkçüler Cezaevine gönderilen, ardından İstanbul Maltepe Cezaevine nakledilen Kütahyalı'nın dosyasına, soruşturmadaki konumuna ve finansal hareketlerine ilişkin detaylı bir bilirkişi raporu eklendi.
Raporun dosyaya eklenmesinin ardından Kütahyalı’nın Avukatı İsmail Mirşad Albayrak tarafından tutukluluğa yapılan itiraz üst mahkeme tarafından kabul edildi. İtirazın kabul edilmesiyle birlikte Kütahyalı hakkında tahliye kararı verildi.
NE OLMUŞTU?
Adana merkezli 21 ilde düzenlenen operasyon kapsamında “yasa dışı bahis”, “nitelikli dolandırıcılık”, “rüşvet” ve “kara para aklama” suçlamalarıyla çok sayıda kişi hakkında işlem yapılmıştı. Operasyon çerçevesinde gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı ile suç örgütü lideri olduğu iddia edilen Selahattin Akın Uzun tutuklanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, UltrAslan taraftar grubunun lideri olarak bilinen Muzaffer Şirin 12 Ağustos'ta gözaltına alındı.
Kamuoyunda Sebahattin Şirin olarak bilinen Muzaffer Şirin'in, spor alanlarında taşkınlık ve düzeni bozma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve uyuşturucu madde kullanma suçlarından gözaltına alındığı bildirildi.
EV HAPİS KARARI İLE SERBEST BIRAKILDI
Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından 11 Ağustos'ta adliyeye sevk edilen Şirin, "ruhsatsız silah ve mermi bulundurma, sosyal medyadaki beyanları ile müsabaka düzeninin bozulması, müsabaka ve seyir alanlarına usulsüz seyirci girişi, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma"suçlamalarıyla ev hapsi ve yurtdışı yasağı tedbiri uygulanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Mahkeme tarafından Şirin hakkında ev hapsi ve yurtdışı yasağı kararı verildi.
UYUŞTURUCU TESTİ POZİTİF ÇIKTI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından Ultraslan lideri Muzaffer Şirin'den, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu'nda numune örnekleri alındı.
Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji Şubesince yapılan incelemede, Şirin’in saç örneğinde amfetamin ve metamfetamin tespit edildi.
İzmir Menderes'te belediye başkanının görevden uzaklaştırılmasının ardından yapılan başkanvekilliği seçimleriyle belediye AK Parti'ye geçti.
CHP'nin yerel seçimlerde 18 meclis üyesi çıkardığı Menderes'te 11 meclis üyesi bulunan Cumhur İttifakı başkanvekilliği seçimini kazandı.
Menderes'te CHP'li Belediye Başkanı İlkay Çiçek'in tutuklanarak görevden alınmasının ardından bugün (17 Ağustos Pazartesi) yapılan başkanvekilliği seçimi yapıldı.
Toplantıya AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı, YENİ Parti İl Başkanı Çağatay Güç, CHP İl Başkanı Utku Gümrükçü ve MHP İl Başkanı Veysel Şahin de katıldı.
Seçimde ilk üç turda da salt çoğunluk sağlanamadı ve 4'üncü tur oylamasına geçildi.
4'üncü turda Cumhur İttifakı'nın adayı Asuman Şen ile YENİ Parti'nin adayı Barış Gürsoy yarıştı.
Menderes Belediye Meclisi, başkanvekilini belirlemek üzere bugün (17 Ağustos Pazartesi) 10.30'da toplandı.
Oylama öncesi salonda gerginlik çıktı.
Seçimin ikinci turu oylamasında ise 25 oy geçerli sayıldı. CHP'nin adayı Mehmet Ali Akar 5 oy, YENİ Parti'nin adayı Barış Gürsoy 9 oy, Cumhur İttifakı'nın adayı Asuman Şen 10 oy, bağımsız aday Mustafa Öztürk 1 oy aldı.
2'nci tur oylamasının ardından CHP'liler salonu terk etti. Yapılan görüşmelerin ardından CHP'liler salona döndü.
CUMHUR İTTİFAKI'NIN ADAYI SEÇİMİ KAZANDI
Üçüncü tur oylamasında ise Cumhur İttifakı'nun adayı Asuman Şen 13, YENİ Parti'nin adayı Barış Gürsoy ise 10 oy aldı.
Oylamada 4'üncü tura geçildi.
4'üncü turda Cumhur İttifakı'nın adayı Asuman Şen 15 oy, YENİ Parti'nin Barış Gürsoy ise 12 oy aldı. Bir oy ise geçersiz sayıldı.
Süper Lig'de Gençlerbirliği ile Fenerbahçe arasında oynanan karşılaşmada, Gençlerbirliği tribününde Fenerbahçe forması giyen küçük çocuğun bazı taraftarların tepkisinin hedefi olması üzerine polis memurunun çocuğu kucağına alarak tribünden çıkardığı anlar sosyal medyada ilgi çekmişti.
Çocuğu güvenli bölgeye götüren Ankara Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yunuslar Motosikletli Polis Timler Amirliğinde görevli Komiser Yardımcısı Uğur Yurduseven, AA muhabirine olay sırasında yaşananları anlattı.
Tribündeki gerginliğin Fenerbahçe forması giyen küçük çocuğa yöneldiğini anında fark ettiğini belirten Yurduseven, duruma müdahale ettiğini söyledi.
Yurduseven, babasının yanına gidip, "Sanırım bu arkadaşlar bu tarafa geliyor, daha büyük bir şeye sebep olunmaması için çocuğu bana ver"dediğini ve çocuğu kucağına aldığını ifade etti.
Çocuğu kucağına alarak tribünden çıkarmaya çalıştığı sırada taraftarların arasından geçmek zorunda kaldıklarını belirten Yurduseven, en büyük endişesinin çocuğa zarar gelmesi olduğunu söyledi.
Tepki gösteren kişiyle göz göze geldiğini anlatan Yurduseven, kendisine tepkisini şiddete dönüştürmemesi gerektiğini, yapacağı herhangi bir hareketin çocuğun, kendisinin veya başka bir vatandaşın canına mal olabileceğini söylediğini dile getirdi.
Çocuğun bu sırada sürekli soru sorduğunu, strese girdiğini ve terlediğini aktaran Yurduseven, yaşananların kendisini bir baba olarak da etkilediğini şu sözlerle anlattı:
“O küçük vücudundaki titreme gerçekten üzücüydü. Bir baba olarak ben de stresliydim aslında ama belli etmemeye çalışıyoruz bunları sonradan tabii ki o stresi atınca 'Allah'ım çok şükür' dedim. Sağlam bir şekilde çıktık.”
Çocuğun yeniden hedef haline gelmemesi için formasını çıkarmasını istediğini anlatan Yurduseven, çocuğun terli olması nedeniyle üşümemesi için birlikte görev yaptığı polis memurundan tişörtünü istediğini aktardı.
Uğur Yurduseven, çocuğa daha önce "Seni polis yapacağım" dediğini belirterek, şöyle devam etti:
“Dönerken de polis tişörtüyle geldiğimizde 'Abiler kızacak mı, bir şey olacak mı?' dediğinde 'Artık sana hiç kimse hiçbir şey yapamaz, sen polissin' dedim. 'Güçlüyüm o zaman' dedi. 'Güçlüsün' dedim. Çok mutlu oldu.”
Olay sırasında kendisine yardımcı olan vatandaşlara teşekkür eden Yurduseven, polislerin vatandaşların desteği olmadan görev yapamayacağını vurguladı.
Suçla mücadele tavizsiz olarak sürdürülüyor.
Yapılan çalışmalarda çete ve örgütlerin mali yapıları da doğrudan hedef alınıyor.
Bu kapsamda önemli bir adım daha atılırken söz konusu duyuru Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten geldi.
81 İLE GÖNDERİLEN GENELGEYİ HATIRLATTI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde organize suç örgütleriyle mücadelenin devam ettiğini vurgulayan Gürlek, "22 Haziran 2026 tarihinde 81 ildeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiğimiz “Organize Suç Örgütleri ile Mücadele” konulu Genelge ile ortaya koyduğumuz topyekûn mücadele anlayışı doğrultusunda önemli bir adım daha atılmıştır." dedi.
Birden fazla örgütün takibe alındığını belirten Gürlek, şunları kaydetti:
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca; 4 ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik yürütülen mali soruşturmalar kapsamında 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulmuştur.
Genelgemizde açıkça ortaya koyduğumuz üzere; örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri kripto varlıklar, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerle gizleme veya aklama girişimleri mali soruşturmalarla titizlikle takip edilmektedir.”
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tarafından yapılan açıklama da ise söz konusu örgütlerin isimleri paylaşıldı:
- Daltonlar
- Şapkalılar
- Barış Boyun Grubu
- Gündoğmuşlar
Sosyal medyada paylaşılan bir videodaki konuşmasında yer alan ifadelerinden dolayı emekli amiral Türker Ertürk hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen soruşturma başlatıldı.
Gözaltına alınan Ertürk, tutuklama talebiyle adliyeye sevk edilmişti. Mahkeme Türker Ertürk'ün tutuklanmasına karar verdi.
NE DEMİŞTİ?
Türker Ertürk söz konusu konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Bakın artık iktidar değişecek; ama acılı ama acısız. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Onun için Yüksek Seçim Kurulu’nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkecek.”
Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturması kapsamında örgüt lideri Alihan Kuriş'in ikametinde ele geçirilen çelik kasada dikkat çeken miktarda para ve değerli eşya bulundu.
Sabah'ta yer alan habere göre, çelik kasada 3 milyon dolar değerinde çek ele geçirildiği belirtildi.
Kasada ayrıca 27 milyon 548 bin 376 TL değerinde altın ve ziynet eşyası bulundu. Ele geçirilen çek, altın ve ziynet eşyalarının soruşturma kapsamında incelemeye alındığı öğrenildi.
Mutlak butlan kararı sonrası yönetimin değiştiği CHP'de Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olup olmayacağı ile ilgili açıklamalarda bulundu.
TİVİ6'da katıldığı yayında açıklamalarda bulunan Kuşoğlu, "Siyasette şöyle bir kural var. 'Ben artık bırakıyorum. Bu benim önümüzdeki bir yıl içerisinde son dönemim' dedi mi bir Genel Başkan, partisini idare edemez, yürütemez. Hemen hizipleşmeler başlar. Birilerine yönelik, 'Sayın Kılıçdaroğlu bırakıyor. Demek ki biz aday olacağız' denmeye başlar. Parti yönetilmez hale gelir. Onun için bu aşamada sayın Kılıçdaroğlu'nun 'Ben bırakıyorum' demesini beklemiyorum ben" dedi.
"Böyle bir söz söylemesi doğru değil diye düşünüyorum" diyen Kuşoğlu, "O zaman yönetemez partiyi. Şu şartlar altında, bu kadar sıkıntılı bir dönem ve hiç yürütemez bu işi. Onun için bunu söylememesi gerekir. Bizim de söylememiz gerekir. 2023 seçimleri sonrası kurultaya giderken 'Ben güvenli limana kadar partimi götüreceğim' demişti. Ondan sonra da 'emin ellere bırakacağım' demişti. Hâlâ da o sözünün arkasında. Hâlâ da onun arkasında olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
CUMHURBAŞKANI ADAYI OLACAK MI?
Kılıçdaroğlu'nun önümüzdeki seçimde cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı sorusu üzerine Kuşoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu bir kere aday oldu, bir kere daha aday olmak istemez cumhurbaşkanlığı için... İnşallah da onun tekrar aday olmasını gerektiren koşullar olmaz. Yeni bir aday bulabilir Türkiye Cumhuriyeti muhalefet hareketi, yeni bir aday bulmakta zorluk çekmemeli. Çok değerli insanlar var Türkiye Cumhuriyeti'ne cumhurbaşkanlığı yapabilecek, dünya sorunlarına, Türkiye'nin sorunlarına vakıf olan çok değerli insanlar var. Onlardan bir tanesi aday olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, şiddetli göğüs ağrısı ve spazm şikâyeti üzerine, kalp krizi ihtimaline karşı hastaneye götürüldü.
Mahir Polat İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik kent uzlaşısı soruşturması kapsamında kalp rahatsızlığı, hipertansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi ciddi sağlık sorunlarına rağmen tutuklanmış, ardından da sağlık sorunlarından dolayı cezaevinden tahliye edilerek ev hapsine çarptırılmıştı. Daha sonra ev hapsi kaldırılan Polat görevine geri dönmüştü.
Fenerbahçe’nin Rize deplasmanı dönüşünde 4 Nisan 2015'te Trabzon Sürmene’de otobüsünün kurşunlanmasına ilişkin dosyanın yeniden açılmasının ardından 1 kişi tutuklandı.
11 Ağustos'ta düzenlenen operasyonla gözaltına alınan şüpheliler, emniyetteki sorgularının tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Saldırı anında birbiriyle irtibatlı oldukları ve olay yerinde bulundukları tespit edilen şüphelilerden Yusuf Öksüz, 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Şüphelilerden Hakan H., Emiral A. ve Özgür E. ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı, verilen adli kontrol kararlarına itiraz edileceğini duyurdu.
NE OLMUŞTU?
Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüs, 4 Nisan 2015 tarihinde Çaykur Rizespor deplasmanı dönüşünde Trabzon’un Sürmene ilçesi yakınlarında silahlı saldırıya uğramıştı. Açılan ateş sonucu otobüs şoförü yaralanmış, araçtaki futbolcular ve teknik ekip büyük bir felaketten son anda kurtulmuştu.
Olayın ardından başlatılan soruşturmada gözaltına alınan şüpheliler serbest bırakılmış ve dosya uzun süre faili meçhul kalmıştı. Adalet Bakanlığı, 27 Mayıs'ta dosyanın yeni inceleme yöntemleriyle yeniden ele alınacağını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim" dedi.
Trump, New York'ta Nassau Polis Akademisi'nde katıldığı bir etkinlikte, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Trump, ABD Donanması'nın Hürmüz Boğazı'nda tam bir abluka uyguladığını savunarak, "İran'ı tamamen mağlup ettikten sonra, çok geçmeden Hürmüz Boğazı'nı ABD toprağı ilan edeceğim." diye konuştu.
Hürmüz Boğazı'ndan ABD'nin istemediği hiçbir geminin geçemediğini kaydeden Trump, ayrıca İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini sözlerine ekledi.
Vize danışmanlığı adı altında faaliyet göstererek çevrim içi randevu sistemlerine yazılımlarla eriştikleri ve vatandaşlardan yüksek tutarlarda ücret tahsil ettikleri belirlenen yapılara yönelik soruşturmada gözaltına alınan 41 şüpheliden 38'i tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 41 şüphelinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.
Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi.
Burada savcılığa çıkarılan şüphelilerden 38'i tutuklama, 3'ü ise haklarında adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.
37 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Aleyna Darcan, Ayşen Ellialtıoğlu, Bünyamin Çalışkan, Harun Durgut, Kadir Yazıcı, Hamide Yanmaz, Selin Yıldız, Seçkin Durgut, Sena Durgut, Süleyman Karanlık, Yusuf Furkan Gürel, Ömer Salih Atan, Ayşe Gündüz, Berkay Vargüz, Cihat Karakuş, Çınar Karakuş, Emre Can Malgaz, Fadime Nur Kara, Fatih Bekmezci, Feyda Tangüner, Tuğba Uslu, Özgür Önal, Pınar Demir, Sinem Şule Harçın, Tuğba Aksoy, Tunahan Coşgun, Tunahan Kerim Yüksel, Tunahan Akçay, Sezgin Akçanak, Kerim Ekizoğlu, Merve Akın, Mehmet Akın, Kıymet İlayda Toprak, Melis Özalp, Kamil Ergin, Fikret Karakuş ve Günsel Karakuş çıkarıldıkları Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan 4 kişi ise 'Yurtdışı çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Son dört sezonu şampiyon tamamlayan Galatasaray, Süper Lig'deki ilk maçına çıkan Çorum FK karşısında ilk yarıda aradığı golü bulamadı.
Osimhen'in golüyle öne geçen Galatasaray, Çorum FK'nin 3 dakikada attığı 2 golle 2-1 geriye düştü.
Konuk ekipte beraberlik golünü atan Kyziridis, 70. dakikada Yunus Akgün'e yaptığı faulün ardından kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Kalan bölümde beraberlik için baskısını artıran Galatasaray, aradığı golü 90. dakikada buldu. Gabriel Sara'nın ortasında Osimhen'in yaptığı vuruş ağlarla buluştu ve skor 2-2'ye geldi.
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Galatasaray ile Süper Lig'in yeni ekibi Çorum FK sahadan birer puanla ayrıldı. Sarı-kırmızılılar böylece son dört sezonu şampiyon tamamladıktan sonra çıktığı yeni sezonun ilk maçında puan kaybetti.
Türkiye gündeminde geniş yer edinen "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik operasyonla ilgili yeni gelişme yaşandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından liderliğini Alihan Kuriş'in yaptığı çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik yürüttüğü soruşturma çerçevesinde 13 Ağustos'ta 17 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.
Operasyon kapsamında bir kısmı yurt dışında olduğu tespit edilen 49 şüphelinin gözaltına alınmasına, şüphelilere ait 43 adresle 33 şirkete ait 80 adreste arama-el koyma işlemi yapılmasına karar verildi.
ÖRGÜT LİDERİ DAHİL 37 GÖZALTI
Kuriş'in de arasında bulunduğu 37 şüphelinin gözaltına alındığı, şüphelilerden 9'unun yurt dışında olduğunun tespit edildiği, 3'ünün yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "vergi usul kanununa muhalefet" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, şüpheliler ve suç örgütüne ait şirketler hakkında MASAK raporu hazırlandı.
MASAK raporunda, örgüte ait şirketlerin birçoğunun 2020'den sonra finansal işlem hacimlerinin belirgin şekilde arttığı, şirketlerin bölünme ve devir işlemi gerçekleştirdiği, şirket bölünmelerinde oldukça yüksek sermayeyle yeni şirket kurulduğu, kurulan yeni şirketlerin bölünmeyi gerçekleştiren şirketlerden farklı ilde ve bölünen şirketten farklı faaliyet alanlarına sahip olduğu tespit edildi.
Bazı şirketlerin sermaye dışında herhangi bir kaynağının bulunmadığı, aktif ticaret yapılmadığı ancak söz konusu sermayeyle bağlı ortaklıklar kaleminin finanse edildiği aktarılan raporda, suç örgütünün bu yöntemle şirketlerin kayıtlarına ulaşılmasını engellemeyi ve finansal işlemlerin takibini zorlaştırmayı amaçladığı kaydedildi.
Şirketlerin çoğunda çeşitli ödeme kuruluşları aracılığıyla transfer alımlarının tespit edildiği bilgisine yer verilen raporda, şirketlerde yüksek nakit sirkülasyonunun bulunduğu, ortakları tarafından şirketlere kaynağı izaha muhtaç yüksek miktarda nakit girişleri gerçekleştirildiği ve şirket ortakları tarafından şirketlerin sermaye artırımlarında bu nakit girişlerinin kaynak olarak kullanıldığı belirtildi.
Raporda ayrıca şirket hesaplarına yatırılan yüksek tutarların, analiz konusu şirketlere dikkat çekici şekilde aktarıldığı, ödeme kuruluşlarından gelen transferlerden ve nakit yatırılan tutarlardan çeşitli şirketlere yüksek miktarda para transferleri gerçekleştirildiği ifade edildi.
Şirketlerin mal alım-satım kayıtlarında diğer tüzel kişilerle yüksek meblağda işlem yapıldığının gözlemlendiği aktarılan raporda, çeşitli tüzel kişilerle yüksek meblağda mal alım-satım işlemlerinin bulunmasının sahte faturalaşma açısından dikkat çekici olduğu, şirket hesaplarında kayıtlarla uyumsuz şekilde yurt dışında bulunan çeşitli şirketlerden döviz cinsi transfer girişlerinin bulunduğu, şirketlerden bazılarının yüksek vergisel iadeler aldığı ve finansal işlemlerin organize şekilde çalışılması sonucunda gerçekleştirilmiş olabileceği tespitlerine yer verildi.
Süper Lig'de yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Trabzonspor'da sıcak bir gelişme yaşandı. Bordo-mavili kulübün başkanı Ertuğrul Doğan, başarılı kaleci Andre Onana'nın bu akşam bir trafik kazası atlattığını duyurdu.
"HERHANGİ BİR SIKINTISI YOK"
Kamerunlu file bekçisinin sağlık durumuna ilişkin yüreklere su serpen açıklamayı yapan Ertuğrul Doğan, "Andre Onana, bu akşam bir trafik kazası geçirmiş. Herhangi bir sıkıntısı yok. Geçmiş olsun diyelim." ifadelerini kullandı.
Kaza sonrası yapılan ilk kontrollerde tecrübeli eldivenin yaralanmadığı ve genel sağlık durumunun gayet iyi olduğu öğrenildi.
İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban sosyal medya hesabından İYİ Parti'den istifa ettiğini duyurdu. Gürban'ın AKP'ye katılacağı iddia edilirken Gürban'dan konuya dair henüz bir açıklama yapılmadı.
İstifayla birlikte İYİ Parti'nin TBMM'deki sandalye sayısı 28’e düşmüş oldu. Gürban yaklaşık 1 ay önce X hesabında İYİ Parti ibaresini silmiş, Gaziantep Milletvekili yazmıştı. Gürban "Terörsüz Türkiye" ve "Çerçeve Yasa" olarak bilinen oylamada hayır oyu vermişti.
Gürban'ın sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda şu ifadeler yer aldı:
"Aziz Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve yüce Türk milletinin daha müreffeh, daha huzurlu ve daha güçlü bir geleceğe kavuşması adına bugüne kadar tüm gücümle, büyük bir inanç ve kararlılıkla çalıştım. Tüm gayretimin ortak değerlerimiz ve milletimizin menfaati doğrultusunda olduğu hususu tartışmasızdır. Hayatım boyunca şanlı Türk bayrağının gölgesinde, millî ve manevi değerlerimize, köklü kültürel mirasımıza sahip çıkarak yaşamayı ilke edindim. Milletvekilliği görevimi de bu anlayışla, onurla ve sorumluluk bilinciyle ifa ediyorum. Gördüğüm lüzum üzerine İYİ Parti üyeliğimden istifa ediyorum. Sayın Genel Başkanımız ve Kurucu Genel Başkanımız nezdinde teşkilat hukukunu gözeten herkese teşekkür ederim. Bundan sonraki süreçte de Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında görevimi aynı kararlılık ve daha güçlü bir iradeyle sürdüreceğimi saygıyla kamuoyuna arz ederim."
Öte yandan Gürban'ın AKP'ye katılacağı iddia edildi. Gaziantep medyasında yer alan haberlere göre Gürban, 14 Ağustos Cuma günü AKP'nin 25. yıl dönümü kutlamalarında, bir grup belediye başkanı ve siyasetçiyile birlikte AKP rozeti takacak.
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, dün gece Edirne’de bir kadına tacizde bulunduğu iddiasıyla darp edildi.
Olay, evde bulunanlar tarafından cep telefonuna kaydedildi. Olayın ardından tarafların karşılıklı olarak şikayette bulundukları belirtildi.
Yazgan’ın darp edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, karşı tarafın ise Yazgan hakkında taciz iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğu ifade edildi.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NDAN SORUŞTURMA
Gelişmelerin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında ortaya çıkan görüntüler ve gündeme gelen iddialar nedeniyle cinsel taciz ve sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı suçlarından re'sen soruşturma başlattı.
Öte yandan Milletvekili Yazgan hakkındaki cinsel taciz iddiası ile ilgili Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat yapılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına’na gönderilmek üzere fezleke hazırlanacak.
GÖZALTINA ALINDILAR
CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan'ın darbedilmesine ilişkin 2'si kadın 3 şüpheli gözaltına alındı.
Cumhuriyet Mahallesi'nde bir apartmanda gece saatlerinde kavga olduğu ihbarı üzerine polis ekipleri bölgeye sevk edildi.
Milletvekili Yazgan, polis ekiplerine darbedildiğini, cep telefonunun gasbedildiğini ve olay sırasında görüntüsünün çekildiğini belirterek, şüphelilerden şikayetçi oldu.
Ekiplerin yaptığı aramada Yazgan’ın cep telefonu buzdolabının altında bulunarak kendisine teslim edildi.
Olayla ilgili B.Ş. (33) ve T.A. (33) adlı kadınlar ile N.D. (39) gözaltına alındı.
Şüphelilere ait cep telefonlarına da inceleme yapılmak üzere el konuldu.
Şüpheliler, polisteki ifadelerinde, doğum günü kutlamasının ardından T.A'nın evine gittiklerini, burada Yazgan ile balkonda alkol aldıklarını, bir süre sonra çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğünü ifade etti.
T.A'nın rızasıyla polis ekiplerine gösterdiği olay anına ilişkin görüntülerde Yazgan'ın darbedildiğinin görüldüğü belirtildi.
Öte yandan şüpheliler de cinsel taciz, tehdit ve hakaret iddiasıyla Yazgan'dan şikayetçi oldu.
N.D, ifadesinde Yazgan'ın kendisini hakaret içerikli sözlerle tehdit ettiğini, cam parçasıyla elinden yaraladığını öne sürdü.
B.Ş. ve T.A. da Yazgan’dan şikayetçi olduklarını belirtti.
Gözaltına alınan 3 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Edirne Adliyesi'ne sevk edildi.
CHP'DEN AÇIKLAMA
CHP'de mutlak butlan yönetiminin sözcüsü Müslim Sarı, olaya ilişkin açıklama yaptı.
Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Sarı, "Bugün bazı sosyal medya platformlarında görüntüleri yayımlanan Edirne Milletvekilimiz Ahmet Baran Yazgan, konunun tüm yönleriyle araştırılması için CHP Genel Merkezi’ne çağrılmıştır" ifadelerini kullandı.
ABD-İran hattındaki yüksek tansiyon yerini koruyor.
İki ülke başta Pakistan ve Türkiye aracılığıyla kurulan kalıcı barış masasından kısa sürede kalktı.
ABD Başkanı Donald Trump'tan gelen açıklamanın ardından çatışmalar yeniden başladı.
İRAN, TAZMİNAT TALEP EDİYOR
İran yönetimi ABD cephesinin anlaşma şartlarını ihlal ettiğini öne sürerken yeniden masaya dönmek için bazı şartlar öne sürdü.
Bu şartlar arasında çatışmalar nedeniyle oluşan maddi hasarın ABD'den gelecek tazminat ile karşılanması da yer aldı.
Bu talep karşısında ABD Başkanı Trump'tan yeni bir açıklama daha geldi.
Savaşın İran'ın nükleer silaha sahip olmaması için başlatıldığını söyleyen Trump, "İran İslam Cumhuriyeti temsilcilerinin, son beş aylık Askeri Çatışma sırasında uğradıkları zararlar için tazminat talep ettiklerini görüyorum.
Oysa bu durum müzakerelerimizde veya toplantılarımızda hiçbir zaman gündeme gelmemişti" dedi.
"BEN DE İRAN'DAN TAZMİNAT TALEP EDİYORUM"
Sosyal medyada yaptığı paylaşımının devamında Tahran yönetiminki ile aynı istekte bulunan ABD Başkanı, şunları kaydetti:
“Ancak bu ilginç bir fikir; çünkü ben de artık başta General Süleymani liderliğinde olmak üzere, yol kenarına yerleştirdikleri bombalarla ve ünlü oldukları birçok çatışmayla katlettikleri ve ağır şekilde yaraladıkları tüm insanlar için USS Cole gemisinde öldürülenlerin aileleri ve çatışmalarda hayatını kaybeden binlerce kişi dahil, İran'dan tazminat talep ediyorum.”
İran'da geçtiğimiz aylarda yaşanan hükümet ve rejim karşıtı protestoları hatırlatan Trump, "Ayrıca İran'ın son 50 yılda katlettiği yüz binlerce masum protestocunun ailelerine ve son beş ayda öldürülen 52 bin kişiye de tazminat ödenmelidir.
Temsilcilerime, bu hususu gelecekteki tüm müzakerelere kesin bir dille dahil etmeleri talimatını verdim. Bu konuya gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim" diye konuştu.
Terörsüz Türkiye sürecinin hukuki altyapısını oluşturmak amacıyla hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, 5 Ağustos Çarşamba günü TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
Teklif, 8 Ağustos'ta TBMM Adalet Komisyonu'nda gerçekleştirilen uzun görüşmelerin ardından kabul edildi.
TBMM'DE KABUL EDİLDİ
Komisyondaki sürecin tamamlanmasının ardından TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen teklif, kabul edildi.
Kabul için 468 milletvekili oy kullanırken, 88 oy ret olarak ve 6 oy da çekimser olarak kayıtlara geçti.
Oylamanın sona ermesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Ekim 2026 Perşembe günü saat 14.00'e kadar tatile girdi.
Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zemine kavuşturulmasını hedefleyen çerçeve yasa, toplam 12 maddeden oluşuyor.
Düzenleme kapsamında PKK/KCK'nın kurulması veya yönetilmesi, örgüte üye olunması, örgüte yardım edilmesi ve örgütün propagandasının yapılmasının yanı sıra örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen bazı suçlara ilişkin hükümler yer alıyor.
Düzenlemenin uygulanabilmesi için öngörülen ön şartlardan biri, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün feshine ilişkin kararının alınması ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanması olacak.
Bu şartın gerçekleşmesinin ardından, kanun kapsamında öngörülen hükümlerden yararlanmak isteyenler için 6 aylık bir süre tanınacak.
Çerçeve yasada bazı suçlar bakımından yargılama ve infaz süreçlerine ilişkin erteleme hükümleri de bulunuyor.
Buna göre, 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda yargılamaların 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 10 yıl süreyle ertelenmesi öngörülüyor.
İnfaz bakımından ise 15 yıldan fazla hapis cezası alan hükümlülerin cezalarının 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası alanların cezalarının ise 10 yıl süreyle ertelenmesine yönelik hükümler yer alıyor.
Belirlenen erteleme süresi içerisinde yeniden "terör suçu" işlenmesi halinde verilen erteleme kararının kaldırılması öngörülüyor. Düzenlemeden yararlanacak kişiler açısından ayrıca 2 ila 3 yıl süreyle siyaset yasağı uygulanacak.
Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar ise düzenlemenin kapsamı dışında bırakılacak.
Terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın söz konusu hükümlerden yararlanamayacak.
Kanunla birlikte Terörsüz Türkiye sürecinin takip, denetim ve koordinasyonunun sağlanması amacıyla yeni mekanizmalar da oluşturulacak.
Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında bir kurul kurulması, TBMM bünyesinde ise 17 üyeden oluşan bir izleme komisyonu oluşturulması planlanıyor.
Düzenlemede ayrıca kanun kapsamında yürütülecek faaliyetlerde görev alan kamu görevlilerinin cezai sorumluluğuna ilişkin de hükümler bulunuyor. Buna göre, kanun kapsamında faaliyet yürüten kamu görevlilerinin bu faaliyetleri nedeniyle cezai sorumluluklarının bulunmaması öngörülüyor.
İktidarın “terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırladığı "çerçeve yasa" teklifi olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifinin TBMM Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri devam ediyor.
Teklif üzerine siyasi parti grupları adına yapılan konuşmaların ardından ara verildi.
Bu sırada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel arasında dikkat çekici bir diyalog yaşandı.
Bahçeli'nin Özel’e "Biz 57 yıldır uğraşıyoruz, 46 kişilik grup kurduk. Siz bir gecede 91 milletvekiline nasıl ulaştınız" diye sorduğu öğrenildi.
Bahçeli’nin kurmaylarının da MHP Lideri’nin kendilerine de zaman zaman bu soruyu sorduğunu ifade ettiği belirtildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Önce Öğrenci Platformunun Arnavutköy Belediyesi işbirliğiyle İstanbul'da düzenlediği "Üniversite Tercih Destek Programı"na katıldı.
Tekin, Arnavutköy Belediyesi Nuri Pakdil Kültür ve Sanat Merkezi'nde üniversite adayı gençlerle bir araya geldi.
Gençlerin ülke için bir fayda üretip üretmeyeceği konusunda tek belirleyicinin Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) olmadığını ifade eden Tekin şöyle devam etti:
"Şu anda Türkiye'deki her öğrencinin yükseköğretim alabilmesi için imkan bulunuyor. Siz kendinizi ve bu ülke için yapacaklarınızı YKS ile ilişkilendirmeyin. YKS, sizin hayatınızda küçücük bir parça. Önemli olan sizin, hayatın ilerleyen kısımlarında kendinizi nasıl yetiştireceğiniz. Siz eğer demoralize olursanız, 'Sınavım kötü geçti, istediğim yer gelmedi' derseniz hayat boyu o mutsuzlukla yaşarsınız. Öyle yapmayın. Kendinizi yenilmişlik duygusuna kaptırmadan, kendi yeteneklerinizin uygun olduğu alanlara kendinizi kanalize edin. Başkalarının değil kendi hayallerinizi hayata geçirin."
"NE DEĞİŞECEK?"
Bakan Tekin, gençlerin sınav sisteminde değişiklik olup olmayacağı yönündeki sorularına da yanıt verdi.
Bakanlığın sınav sistemini değiştireceği yönündeki söylemlerin tamamen yanlış olduğunu dile getiren Tekin, "Gençlerin kafası karıştırılmak isteniyor. Sınav sistemiyle ilgili bu yıl, önümüzdeki yıl, ondan sonraki yıl bir değişiklik yok. Ama ne değişecek? Yeni müfredatla eğitim görüp bir sonraki yıl sınava girecek 12. sınıflar için artık o eski soru bankaları falan yok. Sınav sisteminde değişiklik yok ama sorular doğal olarak müfredata uygun hale gelecek" şeklinde konuştu.
Mobil ve internet bankacılığı üzerinden gerçekleştirilen IBAN ile para transferleri, günlük hayatta en sık kullanılan bankacılık işlemleri arasında yer alıyor ancak uzmanlar, para gönderme sırasında yapılacak küçük bir hatanın maddi kayıplara neden olabileceği konusunda vatandaşları uyardı.
Özellikle IBAN numarasının eksik ya da hatalı girilmesi veya alıcı bilgilerinin yeterince kontrol edilmemesi, paranın yanlış hesaba aktarılmasına yol açabiliyor. Uzmanlar, transfer işlemi onaylanmadan önce IBAN numarası ile birlikte alıcının ad ve soyadının mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yanlış IBAN'a gönderilen para, işlemin tamamlanmasının ardından otomatik olarak gönderen kişinin hesabına iade edilmiyor. Hatanın fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden bankayla iletişime geçilmesi ve yanlış transferin bildirilmesi gerekiyor.
Bankalar, başvuru üzerine alıcı bankayla iletişime geçerek iade sürecini başlatabiliyor. Ancak paranın geri alınabilmesi, gönderildiği hesabın durumuna ve ilgili süreçlere bağlı olarak değişebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, yanlış transferlerde hızlı hareket edilmesinin önem taşıdığına dikkat çekti.
Bankalar aracılığıyla çözüme ulaşılamayan durumlarda ise para gönderen kişi hukuki yollara başvurarak ödemenin iadesini talep edebiliyor. Sürecin ispatı açısından işlem dekontunun saklanması ve bankaya yapılan başvuruların kayıt altına alınması önem taşıyor.
Uzmanlar, son dönemde IBAN üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimlerine karşı da dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Telefon, kısa mesaj veya sosyal medya üzerinden iletilen IBAN bilgilerine doğrulama yapılmadan para gönderilmemesi, yalnızca güvenilir kişilerden alınan hesap bilgilerinin kullanılması tavsiye ediliyor.
Uzmanlara göre para transferi yapılmadan önce IBAN numarası, alıcının adı ve soyadı ile gönderilecek tutarın son kez kontrol edilmesi, olası hataların önüne geçilmesinde büyük önem taşıyor. Ayrıca transfer tamamlandıktan sonra dekontun saklanması, olası bir uyuşmazlık durumunda sürecin takibi açısından kolaylık sağlıyor.
Soruşturma başlatılan ve yönetim kurulu başkanı Haluk Levent'in tutuklandığı Ahbap Derneği'nin yönetimine kayyum atandı.
Derneğin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açılmıştı.
Bu kapsamda mahkeme tarafından Ahbap Derneği'ne kayyum atandı.
Ahbap Derneği'ne daha önce mal varlıklarının yönetimi için kayyum atanmış ve 3 kişilik kayyum heyeti görevlendirilmişti.
Bu kez ise bizzat derneğin yönetimi için kayyum atandı.
25 KİŞİ TUTUKLU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında şu ana kadar Ahbap Derneği'ne 4 dalga operasyon düzenlendi. 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'nitelikli dolandırıcılık', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' ve 'Dernekler Kanunu'na muhalefet' suçlamaları üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu 25 kişi tutuklandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yoğun diplomasi trafiğine devam ediyor.
Bu kapsamda da Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün önemli bir ziyaret gerçekleştiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için Suudi Arabistan'a hareket etti.
ANKARA HAVALİMANI'NDAN UĞURLANDI
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan özel uçak, saat 07.30'da Ankara Havalimanı'ndan havalandı.
Erdoğan'ı havalimanından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile öteki yetkililer uğurladı.
ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI İMZALANACAK
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN TEMASLARA BAŞLADI
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Suudi Arabistan'ın Mekke şehrinde temaslarına başladı.
Erdoğan, ilk olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüştü.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye'nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan da yer aldı.
Geçtiğimiz dakikalarda ise yeni bir son dakika daha geldi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanması beklenen anlaşma tamamlandı, imzalar atıldı.
Anlaşmanın adı ise "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" olarak duyuruldu.
Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, "Bugün, bu saat itibarıyla 232 belediye başkanı CHP'den istifa etmiştir. Bunların büyük çoğunluğu Yeni Parti'mize üye kayıt işlemlerini tamamlamıştır." dedi. Tüzün, Meclis'teki basın toplantısında, partisinin yerel yönetimler ilkelerinin gelecek günlerde paylaşılacağını belirtti.
Yerel seçimlerde CHP'den seçilen çok sayıda belediye başkanının partisinden istifa ederek Yeni Parti'ye katıldığını bildiren Tüzün, "Afyonkarahisar, Aksaray, Ardahan, Artvin, Aydın, Bilecik, Bolu, Bursa, Çanakkale, Hatay, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırıkkale, Kırklareli, Kırşehir, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Manisa, Ordu, Osmaniye, Rize, Samsun, Trabzon, Uşak, Yalova ve Yozgat illerinde CHP'li belediye başkanı kalmamıştır." diye konuştu.
CHP'den seçilmiş 19 il belediye başkanının 17'sinin istifa edip Yeni Parti'ye üyelik için başvurduğunu söyleyen Tüzün, "İstifa etmeyen iki il belediye başkanımızdan Bartın Belediye Başkanımız önümüzdeki hafta ilçe belediye başkanlarıyla değerlendirme yapıp karar verecektir. Bir tek Adıyaman Belediye Başkanımız sevgili Abdurrahman Tutdere CHP'de kalmayı tercih etmiştir. Onun tercihine de bizler saygı duyuyoruz." ifadelerini kullandı.
Partisine geçme aşamasındaki belediyeler hakkında bilgi veren Tüzün, "Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı, illere bağlı 54 ilçe belediye başkanı ve 50 belde belediye başkanı istifa etmiştir. Bugün, bu saat itibarıyla 232 belediye başkanı CHP'den istifa etmiştir. Bunların büyük çoğunluğu Yeni Parti'mize üye kayıt işlemlerini tamamlamıştır." dedi.
Tüzün, Yeni Parti'ye geçmek için CHP'den istifa eden belediye başkanı sayısının ay sonu itibarıyla 300'ü geçeceği tahmininde bulunduklarını söyledi.
Özellikle büyük şehirlerde yaşayan birçok kişi, daha güvenli bölgelerde yeni bir yaşam kurma düşüncesiyle farklı alternatifleri değerlendirmeye başladı. Bu değişim, konut piyasasında da dikkat çeken bir hareketlilik oluşturdu. Ev satın almak ya da kiralamak isteyenler artık fiyatın yanı sıra güvenlik, yaşam kalitesi ve ulaşım imkanlarını da birlikte değerlendiriyor.
Uzmanlara göre deprem sonrası değişen beklentiler, insanların yaşadıkları şehirleri yeniden sorgulamalarına neden oldu. Artık konut seçiminde bina özelliklerinin yanında bölgenin altyapısı, afet riski ve günlük yaşamı kolaylaştıran imkanlar da önemli kriterler arasında yer alıyor. Bu durum, gayrimenkul piyasasında farklı şehirlerin daha fazla ilgi görmesini beraberinde getiriyor.
Büyükşehirlerden Çevre İllere Yönelim Artıyor
İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropoller uzun yıllardır iş, eğitim ve sosyal yaşamın merkezi olarak öne çıksa da son dönemde bu şehirlerden çevre illere doğru dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle daha düşük nüfus yoğunluğuna sahip şehirler, hem yaşam kalitesi hem de daha sakin bir çevre sunmaları nedeniyle ilgi görüyor.
Uzmanlara göre bu eğilimin temelinde deprem endişesi tek başına yer almıyor. Trafik yoğunluğu, yüksek kira bedelleri, artan yaşam maliyetleri ve daha fazla yeşil alana duyulan ihtiyaç da insanların farklı şehirlere yönelmesini hızlandıran etkenler arasında gösteriliyor. Özellikle çocuklu aileler ve uzaktan çalışan beyaz yakalılar, büyükşehirlerin dışında yaşamayı daha güçlü bir seçenek olarak değerlendiriyor.
Gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren uzmanlar, insanların artık yaşadıkları evi olduğu kadar yaşadıkları şehri de uzun vadeli bir yatırım olarak gördüğünü ifade ediyor. Bu nedenle şehir seçimi yapılırken altyapı yatırımları, sağlık hizmetleri, eğitim olanakları ve ulaşım ağları da detaylı şekilde inceleniyor.
Deprem Sonrası Öne Çıkan Yerleşim Tercihleri
Deprem sonrası dönemde Marmara'nın güneyi ve Ege Bölgesi'ndeki bazı şehirler daha fazla ilgi görmeye başladı. Çanakkale, Balıkesir ve Tekirdağ gibi şehirler; büyükşehirlere yakın konumları, ulaşım imkanları ve görece daha sakin yaşam koşullarıyla öne çıkan bölgeler arasında yer alıyor.
Farklı şehirlerdeki konut seçeneklerini karşılaştırmak isteyen vatandaşlar, Emlakjet gibi platformlar üzerinden satılık ve kiralık ilanları inceleyerek fiyat değişimlerini, bölgesel talebi ve konut özelliklerini değerlendirebiliyor. Böylece taşınmayı planlayanlar, yaşamak istedikleri şehir hakkında daha kapsamlı bir fikir edinme imkanı buluyor.
Bunun yanında Bursa, Eskişehir ve Yalova gibi şehirlerde de konut talebinde dönemsel artışlar gözlemlenebiliyor. Elbette her şehrin deprem riski, yapı stoku ve yerel koşulları birbirinden farklı olduğu için uzmanlar tek bir kriter üzerinden değerlendirme yapılmaması gerektiğini vurguluyor.
Yeni yerleşim yeri arayan vatandaşların en çok dikkat ettiği konular arasında sağlık hizmetlerine erişim, eğitim imkanları, sosyal yaşam alanları ve ulaşım alternatifleri bulunuyor. Bunun yanı sıra gelişmekte olan bölgelerdeki yeni konut projeleri de yatırım amacıyla ev satın almak isteyenlerin ilgisini çekiyor.
Yeni Ev Arayanlar Hangi Kriterlere Öncelik Veriyor?
Konut tercihleri incelendiğinde bina yaşı artık en önemli kriterlerden biri haline gelmiş durumda. Özellikle güncel deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen yapılar, eski binalara kıyasla daha fazla talep görüyor.
Uzmanlar, binanın yeni olmasının tek başına yeterli olmadığını, zemin etüdü, yapı denetim süreçleri ve kullanılan malzeme kalitesinin de araştırılması gerektiğini ifade ediyor. Bu nedenle satın alma ya da kiralama sürecinde teknik raporların incelenmesi öneriliyor.
Bunun yanı sıra ulaşım kolaylığı, hastanelere yakınlık, okul seçenekleri, sosyal donatı alanları ve otopark gibi unsurlar da konut tercihlerini doğrudan etkiliyor. Özellikle aileler için çocukların güvenli şekilde yaşayabileceği mahalleler öncelikli kriterler arasında yer alıyor.
Konut piyasasında ilan sayısının artması ise tüketicilere daha fazla karşılaştırma yapma imkanı sunuyor. Ancak uzmanlar, karar sürecinde fiyat avantajına odaklanmanın doğru olmadığını, konutun uzun vadeli yaşam ve yatırım değerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlar Taşınma Kararı Öncesinde Araştırma Yapılmasını Öneriyor
Deprem sonrası değişen yaşam tercihleri, taşınma kararlarının daha bilinçli şekilde verilmesini zorunlu hale getirdi. Uzmanlara göre yeni bir şehre taşınmadan önce bölgenin deprem riski, yapı stoku, ulaşım imkanları ve sosyal yaşam koşulları detaylı biçimde araştırılmalı.
Ayrıca satın alınacak veya kiralanacak konutun tapu bilgileri, iskan durumu ve yapı ruhsatı gibi resmi belgelerinin de kontrol edilmesi öneriliyor. Gerekirse bağımsız uzmanlardan teknik destek alınması, ileride yaşanabilecek olası sorunların önüne geçebiliyor.
Konut piyasasında seçeneklerin hızla değişmesi nedeniyle güncel ilanların düzenli takip edilmesi de önem taşıyor. Farklı bölgelerdeki fiyatları karşılaştırmak, benzer özelliklere sahip konutları değerlendirmek ve bölgesel değişimleri analiz etmek, daha doğru karar verilmesine katkı sağlıyor.
Uzmanlar, deprem sonrası taşınma kararının güvenlik endişesiyle sınırlı kalmaması, yaşam kalitesi, ekonomik koşullar ve uzun vadeli planlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle kapsamlı bir araştırma yapmak ve tüm seçenekleri objektif biçimde karşılaştırmak, yeni bir başlangıç için en önemli adımlardan biri olarak görülüyor.
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 3. eleme turunda ilk maçların heyecanı yaşanıyor.
İsmail Kartal yönetmendeki temsilcimiz Fenerbahçe ile Fabio Ingolitsch’in çalıştırdığı Avusturya ekibi Sturm Graz, İngiliz hakem Chris Kavanagh’ın düdük çaldığı müsabakada Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.
Fenerbahçe, konuk ettiği rakibi Sturm Graz'ı 2-0'lık skorla mağlup etmeyi başardı.
Fenerbahçe'nin ilk golünü 10. dakikada Anderson Talisca kaydetti.
Sarı-Lacivertliler'in ikinci golü, 45. dakikada Mason Greenwood'dan geldi.
İlk yarı, Fenerbahçe'nin 2-0 üstünlüğüyle tamamlanırken ikinci yarıda başka gol sesi çıkmadı ve 2-0 kazanan temsilcimiz, rövanş öncesi büyük avantaj elde etti.
Cumhur İttifakı tarafından hazırlanan şehit ve gazilere yeni haklar içeren kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunulmuştu.
Milli Savunma Komisyonu, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini görüşmek üzere toplandı.
KOMİSYONDAN GEÇTİ
Görüşmelerin ardından teklif komisyonda kabul edildi.
Teklife göre, tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının bir asgari ücretin net tutarından az olamayacak.
Bakıma muhtaç gazi ve malullere yapılan ek ödeme miktarı arttırılıyor. Ödemenin net asgari ücretin 2 katı olan mevcut tutarı, net asgari ücretin 2.5 katı tutarına çıkarılıyor. Vazife malulü olan erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, askeri öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılacak.
Malul sayılmayan ancak Nizanname hükümlerine göre derece tespiti yapılan kişilerin gösterge tabloları düzenleniyor ve aylık miktarları artırılıyor.
Malul sayılmayan personele aylık bağlanması öngörülüyor.
Vazife malulü er ve erbaş durumlarında meydana gelen değişmeler nedeniyle yeniden muayene edilme haklarına ilişkin yaş haddi 55’e çıkarılıyor.
15 Temmuz darbe teşebbüsü ve terör eylemini bertaraf etmeye çalışırken yaralanan kamu görevlileri ve sivillerden malul olmayan veya derece tespiti yapılmayan kişilere aylık bağlanacak.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü çıkar amaçlı suç örgütü ve rüşvet soruşturması kapsamında görevden uzaklaştırılan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak verdiği ifadeler doğrultusunda 10 Haziran’da Manisa’da operasyon düzenlendi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve HTS kayıtları doğrultusunda; Şehzadeler Belediyesi iştiraki Şehzadeler A.Ş. Genel Müdürü Cem Yüzer ile Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Demirhan Gözaçan’ın şoförü Anıl Demir gözaltına alındı. Şüphelilerin evlerinde yapılan aramalarda dijital materyaller ve çeşitli dokümanlara incelenmek üzere el konuldu.
Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren Özkan Yalım’ın, Denizli’de Demirhan Gözaçan’a 1 milyon TL teslim ettiğini beyan ettiği, Gözaçan’ın ise ‘çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma’ ve ‘rüşvet’ suçlarından tutuklu bulunduğu belirtildi. Gözaçan, bu dosya kapsamında da tutuklanırken, Anıl Demir ile Cem Yüzer de çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Soruşturma dosyasının yetki kapsamında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilmesinin ardından yürütülen soruşturmada Yeni Parti Manisa İl Başkanı İlksen Özalper de bugün gözaltına alındı. Özalper’in işlemlerinin ardından Ankara’ya götürüleceği ve ifadesinin burada alınacağı öğrenildi.
Ankara'da CHP'li Etimesgut Belediyesi’ne yönelik "ihaleye fesat karıştırma", "irtikap", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamalarıyla soruşturma başlatılmıştı bu kapsamda Erdal Beşikçioğlu dahil 40 şüpheli tutuklanmıştı.
İçişleri Bakanlığı, tutuklanan Etimesgut Belediyesi Başkanı Erdal Beşikcioğlu’nun geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını açıklamıştı.
42’si belediye görevlisi, 13’ü firma yetkilisi olmak üzere toplam 55 şüpheliye yönelik, 30 Temmuz Perşembe günü sabah saatlerinde 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti.
Operasyon kapsamında Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, Belediye Başkan Yardımcıları M.K., T.Ö., İ.B.B., ve A.A.'nın da aralarında olduğu 55 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Gözaltına alınanlar arasında Sosyal Yardım İşleri Müdürü, Mali Hizmetler Müdürü, İmar ve Şehircilik Müdürü, Destek Hizmetleri Müdürü, Zabıta Müdürü, Emlak ve İstimlak Müdürü, Fen İşleri Müdürlüğü İhale Şefi, Belediye Başkanı danışmanı ve koruması, İhale ve muayene kabul komisyonlarında görevli personel, mühendisler, Belediye iştiraki Etimkent AŞ.’nin genel müdürü ve yönetim kurulu üyeleri, belediye personeli ve eski belediye çalışanları, bazı siyasi parti yöneticileri ve belediye meclis üyeleri, belediye ile iş yapan firma yetkilileri ve bir iş takipçisi olduğu öğrenildi.
Soruşturma kapsamında belediyeyle iş ilişkisi bulunduğu değerlendirilen çeşitli firmaların yetkilileri hakkında da işlem yapıldı. Belediyede ve şüphelilere ait 56 ikamet, 15 iş yeri ve 41 araçta arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.
40 KİŞİ İÇİN TUTUKLAMA KARARI
Aralarında Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu’nun da bulunduğu 44 şüpheli tutuklama talebiyle, 10 şüpheli adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Nöbetçi hakimlik sabaha karşı Erdal Beşikcioğlu dahil 40 şüpheli hakkında tutuklama kararı vermişti.
ERDAL BEŞİKCİOĞLU'NUN İFADESİ
Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetmişti. Beşikcioğlu, ihale süreçlerinde görev ve yetkisinin bulunmadığını, soruşturmada adı geçen şirketlerle iletişimi ve para transferinin olmadığını savunmuştu.
Etimesgut Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı, sahte belgeler düzenlendiği, otopark kiralama işlemleri ile inşaat projelerine ilişkin imar ve ruhsat süreçlerinde menfaat temin edildiği suçlamalar arasında yer alıyor.
Trabzonspor'da son günlerin en büyük gündem maddesi olan Mohamed Salah transferiyle ilgili kulüp başkanı Ertuğrul Doğan'dan yeni bir açıklama geldi. Bordo-mavili kulübün bir numaralı ismi, Mısırlı yıldızla anlaşıldığı yönündeki haberlere bir kez daha açıklık getirdi.
Cumartesi günü yaptığı açıklamayı hatırlatan ve iddiaları reddeden Ertuğrul Doğan, transferin gidişatına dair soruya da yanıt verdi. Sürecin devam edip etmediği yönündeki soru üzerine net konuşan Doğan, şu ifadeleri kullandı:
"Dün söyledim, şu anda öyle bir anlaşma yok. Süreç devam ediyor demedim ben hiç, şu anda böyle bir anlaşma yok."
Başkan seviyesinde yapılan bu açıklamaya rağmen bordo-mavililerin oyuncuya teklif yaptığı öne sürüldü. Karadeniz ekibinin, Mısırlı yıldıza 2 yıllık sözleşme ve yıllık 17 milyon Euro maaş + bonuslar içeren resmi bir teklif sunduğu iddia edildi.
Liverpool formasıyla geride kalan sezonda 41 maça çıkan tecrübeli süperstar, takımı adına 12 gol ve 10 asistlik katkı sağladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran'la bir anlaşmanın ana hatları üzerinde uzlaşma sağlandığını ve bu nedenle İran'a yönelik planlanan saldırıları askıya aldığını bildirdi.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu hafta sonu İran'a yönelik olası saldırıları askıya aldığını açıkladı.
Trump, İran ve bu ülkeyle görüşen diğer Orta Doğu ülkelerinin "bir anlaşmanın ana hatları üzerinde" mutabakata vardığını ve ABD'nin yeni saldırıyapmamasını talep ettiklerini belirtti.
Söz konusu anlaşmanın "Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması" ve "İran'ın nükleer tehdidinin tamamen sona ermesini" içerdiğini vurgulayan Trump, şöyle devam etti:
"Bu talebe dayanarak dünyanın yararı ve İran’ın hayatta kalması için, hızlı bir şekilde bir anlaşma yapılması şartıyla saldırıları durdurmayı kabul ettim."
Trump, İsrail'in de bu noktada kendisiyle aynı çizgide olduğunu kaydetti.
Yalova'nın Çınarcık ilçesindeki evinde 2025 yılında hayatını kaybeden şarkıcı Güllü'nün ölümüne dair Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma sonucunda iddianame hazırlandı.
İlk başta camdan düştüğü bildirilen Güllü'nün ölümüne dair tahkikat yürüten savcılık yeni bulgulara erişildiğini duyurmuş ardından da soruşturma yürütmüştü.
Yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede Güllü'nün kızı Tuğyan Ülker Gülter ile arkadaşı Sultan Nur Ulu baş şüpheli olarak yer alıyor.
Hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edilirse, şüpheliler hâkim karşısına çıkacak.
CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar devam ediyor.
Bu kapsamda Etimesgut Belediyesine "ihaleye fesat karıştırma", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamalarıyla operasyon düzenlendi.
Operasyonda Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu dahil 55 şüpheli gözaltına alındı.
İFADE VERME İŞLEMİ 4 SAAT SÜRDÜ
Beşikçioğlu'nun Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde yaklaşık 4 saat süren ifade verme işlemi avukatları eşliğinde gerçekleşti.
Emniyette ifade verme işleminin ardından Erdal Beşikçioğlu, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi.
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının Etimesgut Belediyesine yönelik yürüttüğü yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun emniyet ifadesi ortaya çıktı.
Beşikçioğlu, ifadesinde sahip olduğu menkul ve gayrimenkulleri de tek tek sıraladı.
Buna göre Beşikçioğlu’nun:
Ordu’nun Ünye ilçesinde fındık bahçeleri,
Çeşme’nin Ardıç Mahallesi’nde müstakil evi,
Urla’da yüzde 50 hisseli müstakil evi,
İzmir Güzelyalı’da dairesi,
İstanbul Büyükyalı’da loft dairesi,
Ankara Güneş Sokak’ta bir dairesi,
Ayvalık’ta hisseli arsası,
İki motosikleti ve Audi A6 marka otomobili bulunduğu ortaya çıktı.
Beşikçioğlu, bu mal varlığını yıllar içerisindeki birikimleri ve miras yoluyla elde ettiğini savundu.
Halkbank ve Garanti Bankasında hesapları bulunduğunu, ayrıca Midas üzerinden kripto yatırım hesabı kullandığını söyledi.
Beşikçioğlu, belediye başkanı olarak Özel Kalem, İç Denetim ve Teftiş birimlerinin doğrudan kendisine bağlı olduğunu kabul etti.
Başkanın genel denetim ve gözetim görevi bulunduğunu da açıkça dile getirdi.
Buna karşın belediyenin tartışmalı ihale, alım ve ödeme süreçleri sorulduğunda, “İhalelerde herhangi bir görev ve yetkim yoktur.” savunması yaptı.
Çok sayıdaki usulsüzlükten ancak Sayıştay raporlarının hazırlanmasının ardından haberdar olduğunu öne sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "Ahbaplar Suç Örgütü" soruşturması sürüyor.
Bu kapsamda, oyuncular Berna Laçin, Eda Ece, Farah Zeynep Abdullah, İrem Helvacıoğlu ve Kerem Bürsin, ifade vermek üzere savcılığa çağrıldı.
Konuya ilişkin oyuncu Kerem Bürsin, ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Bürsin ifadesinde, "Haluk Levent ile hiçbir tanışıklığım bulunmamaktadır. Gerek 2023 yılında gerçekleşen deprem öncesi gerekse sonrasında hiç yüz yüze gelmedik. Sadece o dönem deprem yardımları için sosyal medya hesaplarımdan yaptığım paylaşımlar ile Ahbağ Derneği'nin hesap bilgilerini de paylaştım. Ama ben bu paylaşımlarda sadece Ahbap hesaplarını paylaşmamıştım.
Aynı zamanda AFAD hesap bilgilerini de paylaşmıştım. O dönem herkes Ahbap ile ilgili paylaşımlarda bulunduğundan dolayı ben de AFAD veya Kızılay gibi bir yardım kuruluşu gibi değerlendirip bu paylaşımları yaptım. Özellikle Ahbap'a ilişkin paylaşımlar yapmam konusunda beni yönlendiren ya da telkinde bulunan kimse olmadı.
Hatırladığım kadarı ile ben de şahsen Ahbap Derneği'ne 200 bin TL bağışta bulundum. Bu bağışın ne şekilde kullanıldığına dair o dönem menajerim aracılığıyla dernekten sorduğumuzu hatırlıyorum. Aklımda kaldığı kadarı ile bir makbuz tarzı evrak göndermişlerdi ama içeriğini bilmiyorum." dedi.
Bürsin, ifadesinin devamında "Yaptığım yardımda bize söylenilenden farklı şekilde Haluk Levent tarafından kullanılmış ise ben de mağdurum. Sonrasında şikayet hakkımı da gerekirse kullanırım. Sosyal medyada İspanya'daki hayranlarım tarafından Ahbap Derneği'ne yapıldığı belirtilen bağışlara ilişkin bir bilgim yok.
Bu bağışların derneğin resmi hesabına yapılmış olabileceğini düşünüyorum. Ben genellikle hayranlarımdan doğum günüm gibi özel günlerde benim için bir şey yapmak istediklerinde hayır kurumlarına bağış yapmalarını tercih ederim. Bu durumda da hayranlarım bağış yapmış olabilirler. Ama bu bağışa konu tutarların akıbeti hakkında benim bir bilgim bulunmamaktadır.
İfademin başında da belirttiğim gibi o dönem ülkemizin içinde bulunduğu durum nedeni ile yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmek amacı ile bizim de nasıl bir katkımız bulunur düşüncesiyle bu paylaşımları yaptık. Bu paylaşımları yaparken de Ahbap'ın yanı sıra başta AFAD'ın hesaplarını da paylaştım.
Hatta en çok AFAD'ın hesap bilgilerini paylaştım diyebilirim. Bu nedenle Haluk Levent tarafından paylaşımlarımı farklı amaçlarla kullanılması nedeniyle üzgünüm. O süreçte sadece hesap bilgilerini paylaştım. Hiçbir etkinliğine veya programına katılmadım. Yukarıda belirttiğim gibi kendim de bağış yapmam sebebi ile açıkçası ben de mağdurum." şeklinde konuştu.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2026-2027 eğitim-öğretim yılına ilişkin öğrenim ücretleri konusunda vakıf üniversitelerini yeniden uyardı.
YÖK Başkanı Erol Özvar'ın imzasıyla tüm vakıf yükseköğretim kurumlarına gönderilen yazıda, hazırlık ve 1. sınıf dışındaki öğrenciler için öğrenim ücreti artış oranının yüzde 25'i aşmaması gerektiği hatırlatıldı.
VATANDAŞLAR FAHİŞ ARTIŞLARI CİMER'E ŞİKAYET ETTİ
Yazıda, YÖK'e ulaşan çok sayıdaki CİMER başvurusunda bazı vakıf üniversitelerinin belirlenen sınırın üzerinde zam yaptığı ve öğrenim ücretlerini resmi internet sitelerinde yayımlamadığı yönünde şikayetler bulunduğu belirtildi.
Bu kapsamda üniversitelerden, YÖK Genel Kurulu kararları ile belirlenen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi, ücret artışlarının yüzde 25'i geçmemesi ve öğrencilerin mağduriyet yaşamaması için gerekli işlemlerin ivedilikle yerine getirilmesi istendi.
Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan YÖK Başkanı Erol Özvar da, belirlenen sınırın üzerinde ücret artışı yapıldığına ve öğrenim ücretlerinin resmi internet sitelerinde ilan edilmediğine dair çok sayıda şikayet aldıklarını belirtti.
Özvar, bu nedenle tüm vakıf üniversitelerine yeniden yazı gönderildiğini ifade ederek, belirlenen usul ve esaslara eksiksiz uyulmasını, ücret artışlarının yüzde 25'i aşmamasını ve öğrencilerin mağduriyet yaşamaması için gerekli tedbirlerin alınmasını istediklerini söyledi.
YÖK Başkanı Özvar, öğrenim ücretlerine ilişkin sürecin yakından takip edilmeye devam edileceğini de kaydetti.
Fenerbahçe, Başkan Aziz Yıldırım'ın İrfan Can Kahveci'nin geleceğiyle ilgili açıklama yaptığı ve Teknik Direktör İsmail Kartal ile transfer görüşmesi gerçekleştirdiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını duyurdu.
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, "Bugün bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında, Kulüp Başkanımız Aziz Yıldırım’ın futbolcumuz İrfan Can Kahveci’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu ve Başkanımız ile Teknik Direktörümüz İsmail Kartal arasında bir görüşme gerçekleştirildiği yönünde yer alan iddialar tamamen asılsızdır. Başkanımızın bu yönde herhangi bir açıklaması veya değerlendirmesi bulunmadığı gibi, iddia edildiği şekilde Başkanımız ile Teknik Direktörümüz İsmail Kartal arasında herhangi bir görüşme de gerçekleşmemiştir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına, kulübümüzü ilgilendiren gelişmelerin yalnızca resmi iletişim kanallarımız aracılığıyla yapılan açıklamalar doğrultusunda takip edilmesini önemle rica eder, gerçeği yansıtmayan iddia ve haberlere itibar edilmemesini kamuoyunun bilgisine sunarız" denildi.
Gazeteci Mehmet Arslan katıldığı bir yayında, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın İrfan Can Kahveci'ye "Artık kendine bir kulüp bul." demiş ve ardından sarı-lacivertli takımdan yalanlama gelmişti.
Roma yönetiminin aldığı kararla birlikte İtalya ile İspanya arasında uçak ve deniz yoluyla seyahat eden yolcular, Schengen kapsamında serbest dolaşım yerine yeniden pasaport kontrolünden geçecek.
İtalya İçişleri Bakanlığı, Fransa ile de anlaşarak Fransa-İtalya kara sınırındaki denetimlerin sıkılaştırılacağını duyurdu. Amaç, belgesiz göçmenlerin İtalya'ya girişini engellemek olarak açıklandı.
Başbakan Giorgia Meloni hükümetinin kararı muhalefetin tepkisini çekti.
Merkez sol Demokrat Parti'nin üst düzey isimlerinden Piero De Luca, kararın göç sorununu çözmeyeceğini savunarak, bunun yalnızca iç politikaya yönelik "demagojik" bir adım olduğunu söyledi.
Muhalefet, Ceuta'ya ulaşan göçmenlerin büyük bölümünün İtalya'ya gitme niyetinde olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtti.
MELONİ HÜKÜMETİ ÜZERİNDE BASKI ARTIYOR
2022 yılında yasa dışı göçü azaltma vaadiyle iktidara gelen Meloni hükümeti, son dönemde göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan eski general Roberto Vannacci'nin liderliğindeki aşırı sağ partinin yükselişi nedeniyle baskı altında bulunuyor.
Hükümet, yeniden gündemin ilk sırasına yerleşen göç tartışmaları karşısında sınır güvenliği konusunda sert bir tutum sergilemeye çalışıyor.
İspanya ise Ceuta'ya yönelik kitlesel göçmen geçişini kontrol altına aldığını açıkladı.
Madrid yönetimine göre, sınırı geçen 50 binden fazla kişinin büyük bölümü gönüllü olarak yeniden Fas tarafına döndü.
SCHENGEN NEDİR?
Schengen Bölgesi, 29 Avrupa ülkesi arasında pasaport kontrolü olmadan seyahat edilmesini sağlayan serbest dolaşım sistemi olarak uygulanıyor. Ancak üye ülkeler, kamu düzeni veya ulusal güvenlik gerekçesiyle bu kontrolleri geçici olarak yeniden uygulamaya koyabiliyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Sağlık kontrolünün ardından aralarında Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da olduğu 6 şüpheli, İstanbul Anadolu Adliyesine götürüldü.
Savcılıkça ifadeleri alınan şüphelilerden Belediye Başkanı Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Savcılık, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş hakkında ise adli kontrol uygulanmasını talep etti.
Hakimlik, şüpheliler Sinem Dedetaş, Alihan Koçoğlu, Burçin Çevik ve Bülent Orhan Tozkoparan'ın tutuklanmasına, Ceyhun Ünlü ile Adem Altıntaş'ın ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmetti.
FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun Dünya Kupası başta olmak üzere FIFA organizasyonlarının ticari haklarını özel yatırımcılara açmayı planladığı yönündeki iddialar futbol dünyasında büyük yankı uyandırdı. Avrupa futbolunun yönetim organı UEFA ise söz konusu girişime karşı tarihi bir tavır alarak, planın uygulanması halinde FIFA turnuvalarını boykot edeceklerini duyurdu.
UEFA tarafından yapılan açıklamada, Dünya Kupası'nın ticari bir varlık haline getirilemeyeceği vurgulanarak, "Bazı şeyler satılmayacak kadar önemlidir. FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman öyle kalacaktır. Avrupa'nın söz hakkı olduğu sürece asla satılık olmayacaktır." ifadelerine yer verildi.
UEFA, 55 üye federasyonun oy birliğiyle FIFA'nın Dünya Kupası ve diğer organizasyonlardaki mülkiyet haklarını özel yatırımcılara devretme teklifini reddettiğini açıkladı. Açıklamada, "FIFA bu projeyi tamamen rafa kaldırmadığı ve turnuvaların hiçbir şekilde özel mülkiyete açılmayacağına dair bağlayıcı güvence vermediği sürece, hiçbir UEFA milli takımı FIFA organizasyonlarına katılmayacaktır." denildi.
İngiliz basınından The Times ve Financial Times'ın haberlerine göre FIFA, yayın, sponsorluk, biletleme ve lisans gelirlerini yönetmek amacıyla "FIFA Forward Enterprise" isimli yeni bir şirket kurmayı değerlendiriyor. Yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen yapının azınlık hisselerinin yatırım fonlarına satılması planlanırken, FIFA'ya bağlı 211 federasyona da hissedar olma hakkı verilmesi gündemde.
Sızan raporlarda, Gianni Infantino'nun FIFA başkanlığı görevinin ardından bu yeni şirketin yönetimine geçebileceği ve yıllık 50 milyon doların üzerinde maaş alabileceği öne sürüldü. Infantino cephesi ise planın amacının dünya futbolunda gelir dağılımını daha adil hale getirmek ve federasyonlara daha fazla ekonomik kaynak sağlamak olduğunu savunuyor.
UEFA'nın sert çıkışıyla birlikte, Dünya Kupası'nın geleceği ve uluslararası futbolun yönetim modeli üzerindeki tartışmaların önümüzdeki günlerde daha da alevlenmesi bekleniyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturması devam ediyor.
Soruşturma kapsamında başta derneğin kurucusu ve başkanı olan Haluk Levent olmak üzere çok sayıda isim tutuklandı.
Soruşturma kapsamında düzenlenen 4’üncü dalga operasyonda 13 şüpheli gözaltına alındı.
Pazartesi günü gözaltına alınan 13 şüpheliden 12’si emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından bu sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.
Şüphelilerden aralarında Hüseyin Başaran'ın da bulunduğu 7 şüpheli tutuklama talep edildi.
Mahkeme aralarında Hüseyin Başaran ve diğer 6 şüpheli hakkında tutuklama kararı verdi.
Şüphelilerin işlemlerinin tamamlanmasının ardından cezaevine gönderilecekleri bildirildi.
Soruşturma kapsamında derneğe destek çağrısı yapan veya bağışta bulunan aralarında Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ve Hayko Cepkin'in de yer aldığı çok sayıda ünlü isim savcılığa ifadeye çağrıldı.
Üniversite eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan öğrencilere müjdeli haber geldi.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, üniversitelerden ilişiği kesilen öğrencilere yeniden öğrenim hakkı tanıyan "öğrenci affı" düzenlemesini de içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri tamamlandı.
Öğrenci affını da içeren Yükseköğretim (YÖK) Kanunu, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
ÜNİVERSİTEYE DEVAM ETME HAKKI
Düzenleme; hazırlık, ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki tüm öğrencileri kapsıyor.
Sadece okulla ilişiği kesilenler değil, üniversiteyi kazandığı hâlde zamanında kayıt yaptıramayanlar da aftan faydalanabilecek.
Hak kazanmak isteyen adayların, düzenlemenin resmî olarak yürürlüğe girmesinden itibaren 4 ay içinde ilgili üniversitelere başvuru yapması gerekiyor.
Başvurusu kabul edilen öğrenciler, 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi itibarıyla eğitimlerine kaldıkları yerden devam edebilecek.
Kanun teklifine göre öğrenci affı geniş bir öğrenci kitlesini kapsasa da bazı kişiler ve kurumlar açık şekilde düzenleme dışında bırakılıyor.
Teklif kapsamında aşağıdaki nedenlerle yükseköğretim kurumuyla ilişiği kesilen kişiler öğrenci affından yararlanamayacak:
Terör suçları nedeniyle ilişiği kesilenler,
Kasten öldürme suçundan ilişiği kesilenler,
İşkence suçundan ilişiği kesilenler,
Eziyet suçundan ilişiği kesilenler,
Cinsel saldırı suçundan ilişiği kesilenler,
Çocukların cinsel istismarı suçundan ilişiği kesilenler,
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan ilişiği kesilenler,
Sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilenler,
Kayıt sırasında sahte belge verenler,
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında belirtilen bazı suçlar nedeniyle ilişiği kesilenler,
Terör örgütleri veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla üyelik, mensubiyet, iltisak ya da irtibat nedeniyle ilişiği kesilen kişiler.
Kanun teklifinde bu grupların öğrenci affı kapsamı dışında tutulacağı açık şekilde belirtiliyor.
KAPSAM DIŞINDA BIRAKILAN KURUMLAR
Komisyonda kabul edilen önergeyle öğrenci affı kapsamı dışında kalan eğitim kurumları da teklif metninde açık şekilde düzenlendi.
Buna göre; Polis Akademisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, Milli Savunma Üniversitesine bağlı harp okulları, Astsubay meslek yüksekokulları, Enstitüler, öğrenci affı kapsamına dahil edilmeyecek.
Bunun yanında; Milli Savunma Bakanlığı, Polis Akademisi, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı adına başka yükseköğretim kurumlarında öğrenim görürken ilişiği kesilen öğrenciler de düzenlemeden yararlanamayacak.
Kanun teklifinde öğrenci statüsünü yeniden kazanan kişilere yönelik yatay geçiş imkanı da bulunuyor.
Teklife göre düzenlemeden yararlanarak yeniden öğrenci statüsü elde eden kişiler, gerekli şartları taşımaları halinde giriş yılı itibarıyla taban puanı uygun olan başka diploma programlarına yatay geçiş talebinde bulunabilecek.
Bunun yanı sıra isteyen öğrenciler, başvurmaları halinde; Anadolu Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi bünyesindeki açık öğretim ön lisans veya lisans programlarına yatay geçiş yapabilecek.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında iktidara yakınlığı ile bilinen gazeteci Cem Küçük hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlamalarıyla gözaltı kararı verildi.
Başsavcılığın talimatı doğrultusunda, 30 Temmuz 2026 tarihinde İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerine Küçük'ün yakalanarak gözaltına alınması yönünde talimat verildi.
Soruşturma kapsamında Cem Küçük'ün aynı gün yakalanarak gözaltına alındığı bildirildi.
Soruşturmaya ilişkin başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, gözaltı işleminin "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.
Gözaltına alınan Cem Küçük hakkında, bazı iş insanlarından maddi menfaat karşılığında sosyal medya paylaşımı yaptığı yönündeki şikâyetlerin yanı sıra, İBB soruşturması sürecinde medyada yer alan bazı beyanlarına ilişkin de soruşturma yürütüldüğü öğrenildi.
AKP'li gazeteci yazar Cem Küçük köşe yazarı olduğu Türkiye Gazetesi ve ekran yüzü olarak bulunduğu TGRT Haber'den geçtiğimiz günlerde ayrılmıştı.
İddiaya göre, Cem Küçük'ün ayrılışına giden yolda CHP'deki 'mutlak butlan' yönetimiyle ilgili yaptığı yorumlar da etkili olmuştu.
UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki temsilcilerimizden Fenerbahçe, 2. eleme turu rövanş maçında deplasmanda Gornik Zabrze ile 1-1 berabere kaldı. İstanbul'daki ilk maçı 1-0 kazanan sarı-lacivertliler, adını 3. eleme turuna yazdırdı.
Gornik Zabrze'yi eleyerek tur atlayan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi 3. eleme turunda Sturm Graz'ın rakibi oldu.
Sarı-lacivertliler, Avusturya temsilcisiyle ilk maçını 4 veya 5 Ağustos'ta İstanbul'da, rövanş mücadelesini ise 11 Ağustos tarihinde deplasmanda oynayacak.
Donald Trump, Oval Ofis'te gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
İran'ın Ürdün'deki ABD üssüne yönelik fırlattığı balistik füzelere ilişkin konuşan Trump, "Onları çok sert vuracağız çünkü vurma sırası şimdi bizde." ifadesini kullandı.
Trump ayrıca, "Onları çok sert vuracağız. Bunu söyleyebiliyorum çünkü onlar açısından yapacak pek bir şey yok." dedi.
İran'a ilişkin açıklamalarını sürdüren Trump, "Uğraştığımız gruptan farklı bir gruptu. Özür dilemişler ama onları biraz vurmamız gerekecek." şeklinde konuştu.
Bir basın mensubunun, "Mısır'daki tanker saldırısı hakkında ne söyleyebilirsiniz? İran'la bağlantılı mı?" şeklindeki sorusuna yanıt veren ABD Başkanı, "Bunun hakkında bilgilendirildim. Yine aynı şeyin biraz daha fazlası." diye konuştu.
ABD Başkanı, "(Çin Devlet Başkanı) Şi Cinping size Çin'in İran'a silah vermeyeceğini veya satmayacağını söylemişti. Yeni bir habere göre İran, Çin'den 400 roketatar alacakmış." şeklinde basında çıkan iddialara ilişkin ise, "Bu şaşırtıcı olur. Bana müdahil olmayacağını söylemişti. Beni oldukça hayal kırıklığına uğratacağını biliyor." ifadelerini kullandı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Üsküdar Belediyesi'nde yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı.
Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent A.Ş.’ye yönelik ilk operasyonda 11 Nisan tarihinde aralarında Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu’nun da bulunduğu 9 kişi, 18 Mayıs'ta da 7 kişi hakkında hakimlikçe tutuklama kararı verilmişti.
OPERASYONUN AYRINTILARI NETLEŞTİ
İHA'nın haberine göre; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturmaya ilişkin yapılan açıklamada, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Belediye Başkan Yardımcısı F.D., Başkan Danışmanı U.M., Özel Kalem Müdürü A.K., Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. ile ilgili birim amirleri ve personeli hakkında yapı ruhsatı ile iskan ruhsatı süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren şüphelilerin anlatımları üzerine soruşturma başlatıldığı bildirildi.
Başsavcılık açıklamasında, Üsküdar Belediyesi iştiraklerinden Kent A.Ş. görevlilerinin, herhangi bir resmi yetkileri bulunmamasına rağmen kriptolu ve kapalı devre elektronik posta sistemi üzerinden oluşturulan iletişim ağıyla ada ve parsel bazında hazırlanan tablolar aracılığıyla belediye personeline talimat verdiğinin ve yapı ruhsatı süreçlerini fiilen koordine ettiğinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, MASAK verilerine göre Kent A.Ş. ile çeşitli müteahhit firmalar arasında toplam 1 milyar 78 milyon 870 bin 833 lira bedelli çok sayıda "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı ifade edildi. Bu sözleşmeler kapsamında şimdiye kadar 361 milyon 392 bin 264 liranın, yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden baskı yoluyla temin edildiğinin mağdur beyanları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü raporlarıyla tespit edildiği öne sürüldü.
Başsavcılık açıklamasında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporunda da Üsküdar Belediyesi ile Kent A.Ş. arasında belediye iştiraki olmanın ötesinde organik bağ kurulduğu, müteahhitlerin ruhsat alabilmek için Kent A.Ş. ile sözleşme imzalamaya zorlandıkları ve bu yöntemle gayri resmi gelir elde edildiği yönünde tespitlere yer verildiği aktarıldı.
Raporda, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın işlemlerin gecikmesinde etkili olduğu, müteahhitler üzerinde baskı algısı oluşturulmasına katkı sunduğu ve eylemlerinin irtikap suçunu oluşturduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu belirtildi.
Başsavcılık açıklamasında ayrıca, iskan ruhsatı verilmesinden sorumlu birimin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına rağmen Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. başkanlığında toplantılar yapıldığı, her bir inşaat için mevzuata aykırılık durumuna göre müteahhitlerden talep edilecek menfaat miktarının belirlendiği iddia edildi.
Açıklamaya göre, elde edilen paraların bir bölümünün belediye içerisindeki görevlilere dağıtıldığı, bir kısmının ise Belediye Başkanı'nın özel kaleminin ihtiyaçları doğrultusunda Kent A.Ş. Genel Müdürü'ne teslim edildiği öne sürüldü.
Toplam inşaat hacmi yüksek projelerde ise Belediye Başkanı'nın danışmanı U.M. ile Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden döviz cinsinden rüşvet alındığı, buna karşılık mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatlarının verildiği yönündeki iddiaların HTS kayıtları, baz verileri ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren şüphelilerin beyanlarıyla desteklendiği belirtildi.
Başsavcılık açıklamasında ayrıca, nakit ödeme yapmak istemeyen bir müteahhit firmaya, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş imzalı bağış protokolü kapsamında tadilat işlerinin yaptırıldığı yönünde tespitlere de yer verildi.
11 ADRESE OPERASYON, 6 GÖZALTI
Soruşturma kapsamında elde edilen deliller doğrultusunda 29 Temmuz'da İstanbul'da 11 farklı adrese eş zamanlı arama, el koyma ve gözaltı operasyonu düzenlendiği bildirildi. Operasyonda 6 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığı, çok sayıda dijital materyale de el konulduğu açıklandı.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlarla mücadele kapsamında yürütülen soruşturmaların titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi.
İHA'nın haberine göre de İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında başlatılan "Rüşvet", "İrtikap" ve "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Yönetme" soruşturmaları kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade veren müteahhit; Başkan Sinem Dedetaş’ın Danışmanı U.M.'ye belediyedeki makam odasında 860 bin dolar rüşvet teslim edildiğini itiraf ederken, eylemin baz kayıtları ile teyit edildiği tespit edildi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Belediye Başkan Yardımcısı F.D., Başkan Danışmanı U.M., Özel Kalem Müdürü A.K., Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. ile ilgili birim amirleri ve personeli hakkında yapı ruhsatı ile iskan ruhsatı süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren şüphelilerin anlatımları üzerine soruşturma başlatıldı.
Başsavcılık açıklamasında, Üsküdar Belediyesi iştiraklerinden Kent A.Ş. görevlilerinin, herhangi bir resmi yetkileri bulunmamasına rağmen kriptolu ve kapalı devre elektronik posta sistemi üzerinden oluşturulan iletişim ağıyla ada ve parsel bazında hazırlanan tablolar aracılığıyla belediye personeline talimat verdiğinin ve yapı ruhsatı süreçlerini fiilen koordine ettiğinin tespit edildiği belirtildi.
Açıklamada, MASAK verilerine göre Kent A.Ş. ile çeşitli müteahhit firmalar arasında toplam 1 milyar 78 milyon 870 bin 833 lira bedelli çok sayıda "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı ifade edildi. Bu sözleşmeler kapsamında şimdiye kadar 361 milyon 392 bin 264 liranın, yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden baskı yoluyla temin edildiğinin mağdur beyanları ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü raporlarıyla tespit edildiği öne sürüldü.
MÜLKİYE MÜFETTİŞLİĞİ RAPORUNA DA YER VERİLDİ
Başsavcılık açıklamasında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporunda da Üsküdar Belediyesi ile Kent A.Ş. arasında belediye iştiraki olmanın ötesinde organik bağ kurulduğu, müteahhitlerin ruhsat alabilmek için Kent A.Ş. ile sözleşme imzalamaya zorlandıkları ve bu yöntemle gayri resmi gelir elde edildiği yönünde tespitlere yer verildiği aktarıldı.
Raporda, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın işlemlerin gecikmesinde etkili olduğu, müteahhitler üzerinde baskı algısı oluşturulmasına katkı sunduğu ve eylemlerinin irtikap suçunu oluşturduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu belirtildi.
Başsavcılık açıklamasında ayrıca, iskan ruhsatı verilmesinden sorumlu birimin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına rağmen Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. başkanlığında toplantılar yapıldığı, her bir inşaat için mevzuata aykırılık durumuna göre müteahhitlerden talep edilecek menfaat miktarının belirlendiği iddia edildi. Açıklamaya göre, elde edilen paraların bir bölümünün belediye içerisindeki görevlilere dağıtıldığı; bir kısmının ise Belediye Başkanı'nın özel kaleminin ihtiyaçları doğrultusunda Kent A.Ş. Genel Müdürü'ne teslim edildiği öne sürüldü.
Toplam inşaat hacmi yüksek projelerde ise Belediye Başkanı'nın danışmanı U.M. ile Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden döviz cinsinden rüşvet alındığı, buna karşılık mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatlarının verildiği yönündeki iddiaların HTS kayıtları, baz verileri ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren şüphelilerin beyanlarıyla desteklendiği belirtildi.
Soruşturma çerçevesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan bir müteahhidin verdiği ifadede; usulsüz iskan ruhsatı karşılığında Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın Danışmanı U.M.'ye belediyedeki makam odasında 860 bin dolar rüşvet teslim edildiğini itiraf ettiği ve eylemin baz kayıtları ile de teyit edildiği tespit edildi.
Soruşturma kapsamında verilen ifadede şunlar aktarıldı: "N.A.'nın belediyedeki odasında inşaatın iskan ruhsatı almak istediğine dair görüşmeyi yüz yüze gerçekleştirdim. N.A. bir kağıda sadece iskan ruhsatı için talep edilecek rakamı yazdı ve bana 'Seni arayacaklar' diye söyledi. Kağıtta yanlış hatırlamıyorsam 25 milyon ya da 30 milyon TL miktar yazmaktaydı. Ben N.A.'nın yanından ayrıldıktan sonra beni o firmanın proje mimarı olan kişi aradı. Kendileriyle iskan ruhsatı meselesi için Nakkaştepe'de bulunan Nakkaş Kebap'ta buluşmak üzere randevulaştık. Nakkaş Kebap'ta ben kağıtta yazan miktarı inşaatlarının iskan ruhsatı için talep edilen miktar olduğunu söyledim. O yapının yapmış olduğu inşaatın ada ve parsel bilgilerini bilmiyorum ancak söz konusu inşaatın Üsküdar İlçesi Kirazlıtepe mevkiinde olduğunu biliyorum. Ben kağıttaki rakamı kendilerine ilettim. Kendileri de teklifimi kabul ettiler. Sonrasında o zamanın talep edilen 25-30 milyon TL'nin karşılığı olacak şekilde 700-800 bin Amerikan dolarını bana iki parça halinde elden teslim ettiler. Bana parayı Nakkaş Kebap'ta buluştuğumuzdaki sakallı, ismini bilmediğim ancak görsem tanıyabileceğim şahıs teslim etti. Yaklaşık 300 küsur bin doları tam tarihini hatırlamadığım bir tarihte Üsküdar Belediyesi'nin otoparkında çikolata kutusuna benzer, karton kutunun içerisinde teslim etti. Kalan tutarı yine tam tarihini hatırlamadığım bir tarihte Kısıklı mevkiinden Ümraniye istikametine giderken sol tarafta kalan Çamlıca Şehit Onur Ensar Ayanoğlu İlkokulu yanındaki otoparkta spor çanta ile teslim etti. Ben teslim edilen 700-800 bin dolardan U.M.'nin 'İhtiyacın kadar al' demesi üzerine yaklaşık 50-100 bin doları kendime aldım. Kalan 600-700 bin doları parça parça halinde Üsküdar Belediyesi'ndeki makam odasında U.M.'ye elden teslim ettim."
“Yarının Türkiye’si İçin” başlıklı dört sayfalık bir bildiri yayımlayan Davutoğlu, kararın partinin yetkili kurulları ve dava arkadaşlarıyla yapılan istişareler sonucunda alındığını belirtti.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, mevcut siyasi sistemin ve parti siyasetinin içinde bulunduğu tabloya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaparak siyasi faaliyetlerini durdurma kararı aldığını duyurdu. Davutoğlu, “Kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz” dedi.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamayla aktif parti siyasetinden çekildiğini ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırdığını duyurdu. Türkiye'deki siyasi sistemin derin bir kriz yaşadığını savunan Davutoğlu, mevcut yapının demokratik işleyişi ve siyasi ahlakı zedelediğini belirterek, alınan kararın uzun istişareler sonucunda verildiğini ifade etti.
Davutoğlu, partinin yetkili kurulları ve yol arkadaşlarıyla yaptığı değerlendirmelerin ardından bu kararı aldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:
Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi'ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz."
Kararın yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, siyasetten tamamen vazgeçmediklerini belirterek şunları kaydetti:
"Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye'ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır."
Açıklamasında Türkiye'nin mevcut yönetim sistemine de eleştiriler yönelten Davutoğlu, kuvvetler ayrılığının zayıfladığını, denge ve denetim mekanizmalarının işlevsiz hale geldiğini savundu. Yolsuzluk, liyakat eksikliği, kutuplaşma ve hukuk sistemine yönelik güven kaybının ülkenin en temel sorunları arasında yer aldığını belirten Davutoğlu, Türkiye'nin kapsamlı bir "ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimine" ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Gelecek Partisi'nin tüzel kişiliğinin sona erecek olmasının toplumsal mücadelelerinin de biteceği anlamına gelmediğini dile getiren Davutoğlu, bundan sonraki süreçte düşünce, eğitim, bilim, kültür, ekonomi ve toplumsal dayanışma alanlarında çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.
"Bizim mücadelemiz herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir. Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz."
Davutoğlu, açıklamasını, Türkiye için düşünmeye, uyarmaya ve çalışmaya devam edeceklerini belirterek, "Yarının Türkiye'si kuruluncaya kadar milletimiz için mücadelemizi sürdüreceğiz." sözleriyle tamamladı.
Gazeteci ve İYİ Parti'nin kurucu isimleri arasında yer alan Vedat Yenerer'den üzücü haber geldi. Bir süredir İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi gören Yenerer'in beyin ölümünün gerçekleştiği bildirildi.
Ernegekon kumpası mağduru Gazeteci Vedat Yenerer hayatını kaybetti.
Gazeteci ve İYİ Parti'nin kurucu isimlerinden Vedat Yenerer, bir süredir tedavi gördüğü beyin tümörü nedeniyle 61 yaşında yaşamını yitirdi.
Yaklaşık bir ay önce beyin tümörü teşhisi konulan Yenerer, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği Yoğun Bakım Ünitesi'nde tedavi görüyordu.
Gazetecilik kariyerine Sipa Press ve Cumhuriyet Gazetesi'nde başlayan Yenerer, Show TV, 32. Gün, Star TV, Kanal D ve Habertürk gibi kuruluşlarda görev aldı.
Savaş muhabiri olarak Romanya, Irak, Filistin, Lübnan, Kosova, Azerbaycan, Afganistan, Çeçenistan ve daha birçok ülkede sahada bulundu. Ergenekon soruşturması kapsamında 2008'de tutuklanan Yenerer, 11 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi ve 2013'te 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
2018 seçimlerinde İYİ Parti'nin kurucuları arasında yer alan Yenerer, İstanbul 2. Bölge'den milletvekili adayı olmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi kapsamında bulunduğu Ankara'daki açıklamaları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu rahatsız etti.
Zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan'la gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Türkiye'nin F-35 uçaklarına erişimi için yeşil ışık yakmıştı.
Trump, Türkiye'ye F-35 uçakları satışı için ''Bu konuda bir karar vereceğiz. Çok iyi bir ilişkimiz var ve sanıyorum ki birçok kişi neden bunu yapmıyoruz diye düşünüyorlar. Türkiye sadık bir dostumuz. F-35 harika bir uçak. Ve kesinlikle bu konuda bir şeyler düşüneceğiz." demişti.
Trump'ın açıklamalarının hemen ardından İsrailli siyasiler buna karşı olduklarını dile getirmiş, Netanyahu ise ABD ve İsrail medyasına röportajlar vererek Türkiye'nin F-35'lere erişimine izin verilmemesi çağrısı yapmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump'a Netanyahu'nun Türkiye'ye F-35 satışıyla ilgili yaptığı açıklamalar soruldu.
"ERDOĞAN BENİM DOSTUM, KİMSE BİZE NE SATIP SATMAYACAĞIMIZI SÖYLEYEMEZ"
Netanyahu'nun Türkiye'ye F-35 satışını engelleme girişimine ilişkin konuşan Trump, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye benim için müthiş bir müttefik oldu. Erdoğan benim dostum.
Kimse bize ne satıp satmayacağımızı söyleyemez.”
Milyar dolarların soruşturmada sıcak gelişmeler yaşanıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturması devam ediyor.
Soruşturma kapsamında başta derneğin kurucusu ve başkanı olan Haluk Levent olmak üzere çok sayıda isim tutuklandı.
ŞİRKETE KAYYUM ATANDI
Dosyaya hemen hemen her gün yeni bir ünlünün ifadesi girerken sıcak bir gelişme yaşandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği'ne kayyum atandı.
İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği; Ahbap Derneği'ne ait taşınmazların, araçların, banka hesaplarındaki nakdi varlıkların ve diğer mal varlığı değerlerinin yönetimi amacıyla Avukat Rıdvan Can, Avukat Mustafa Göktuğ Kaya ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han’ın kayyum olarak atanmasına karar verdi.
Kararda; derneğin kurucusu Haluk Levent ile bazı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin tutuklu bulunduğu, bazıları hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulandığı, derneğin hesapları ve mal varlıkları üzerinde tedbir bulunduğu ve fesih sürecinin başlatıldığı belirtildi.
Soruşturma kapsamında derneğe destek çağrısı yapan veya bağışta bulunan aralarında Uğur Dündar, Mahsun Kırmızıgül, Gülben Ergen, Elçin Sangu ve Hayko Cepkin'in de yer aldığı çok sayıda ünlü isim savcılığa ifadeye çağrıldı.
Adliyeye gelerek bilgilendirme yapan isimlerden Mahsun Kırmızıgül yaşananlar karşısında vicdanların yaralandığını belirtti.
Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve MASAK tarafından hazırlanan raporlarda, dernek çalışanları ile yöneticilerinin mali profilleriyle uyumsuz milyarlarca liralık yüksek para hareketleri tespit edildi.
İncelemelerde Ahbap Derneği hesaplarından, kurucu Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya adına kayıtlı şahsi hesaplara yaklaşık 120 milyon lira para transferi gerçekleştirildiği iddiaları dosyaya girdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP-Yeni Parti hattında yaşanan gerilimin ülkenin ana gündemini meşgul etmemesi gerektiğini belirtirti.
Kamuoyuna yansıyan "rozet töreni, figüran ve organizasyon" tartışmalarının bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yapay kalabalıklar ve sahte görüntüler üzerine gelecek inşa etme iddiasının siyasete darbe vuracağını, ancak kesinleşmemiş söylentiler üzerinden de peşin hükümlü siyasi infazlara başvurulmaması gerektiğini kaydetti.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar:
"Türk siyaseti, tarihi devlet geleneğiyle şekillenmiş, Meşrutiyet’in kazanımları ışığında ve nihayet Cumhuriyet’in ilanı ile çok partili hayata geçiş süreci ile ivme kazanmış; millet iradesinin zaman zaman hararetli tartışmalar ve kürsüler arası sert gerilimlerle sınandığı; dönem dönem çatışmalı safhalar yaşasa da nihai meşruiyetini devlet aklında bulan toplum hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve aziz Türk milleti; siyasi partilerin üstündedir. Türk milleti, siyasetin merkezinde ve bütün siyasi yapıların üzerindedir. Hiçbir parti içi mücadele, hiçbir koltuk çekişmesi ve hiçbir şahsi kırgınlık, ülkemizin ortak geleceğinden daha önemli kabul edilemez.
Cumhuriyet Halk Partisi, kuruculuğunu ilk Cumhurbaşkanımız ve ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üstlendiği, Türk siyasi hayatının köklü kurumlarından biridir.
Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi arasında fikir, siyaset ve dünya görüşü bakımından bugün gelinen noktada derin ayrılıklar bulunduğu açıktır. Bu ayrılıklar demokratik hayatın tabii neticesidir. Bu netice elbette siyasi hayatımızın motifleri olan diğer partiler için de geçerlidir. Farklılıkların varlığı bir zafiyet işareti sayılamaz. Bilakis, milli sınırlar ve demokratik meşruiyet içinde kalan her düşünce, Türk siyasetinin ve demokrasi hayatının zenginliğine katkı sunmaktadır.
Türk demokrasisi, bütün partilerin aynı kelimeleri tekrar ettiği renksiz ve ruhsuz bir zeminde hiçbir zaman bulunmamıştır. Demokratik hayat; farklı seslerin duyulduğu, farklı fikirlerin millet huzurunda yarıştığı, ancak devletin bekası ve milletin birliği söz konusu olduğunda müşterek bir iradenin ortaya konulduğu büyük bir milli mutabakattır. Siyasi farklılıkları çatışmanın bahanesi hâline getirmek Türkiye’ye hizmet etmeyecektir. Ayrılığı düşmanlık seviyesine taşımak, rekabeti intikam duygusuyla zehirlemek ve parti içi ihtilafları toplumsal gerilime dönüştürmek Türk siyasetinin itibarına zarar verecektir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, uğradığını düşündüğü haksızlıkları dile getirmesi, hukuki imkanlara müracaat etmesi ve yıllarca Genel Başkanlığını yaptığı partisinin geleceğine dair görüşlerini açıklaması en tabii hakkıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, Türk siyasetinde uzun yıllar sorumluluk üstlenmiş ve milyonlarca vatandaşımızın demokratik desteğini almış bir siyasetçidir. Kendisine yönelik değerlendirmelerin hakaret, küçümseme ve itibarsızlaştırma kampanyasına dönüşmesi doğru değildir.
Bununla birlikte geçmişin bütün kırgınlıklarını bugünün siyaset meydanına taşımak, eski hesapları her fırsatta yeniden açmak ve yaraları sürekli kanatmak da kimseye fayda sağlamayacaktır.
Siyaset, öfkenin hiç dinmediği bir hesaplaşma alanı haline gelirse çerçevesi kırmızı ve keskin demokrasi çizgileriyle çizilmiş rekabet ortamı giderek bir husumet girdabına dönüşür. Geçmişin muhasebesi, geleceği rehin alan bir rövanş arayışına dönüşmemelidir.
Sayın Özgür Özel’in de siyasi emeği, hem Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürmüş olduğu hem de Türk siyasi hayatına geçtiğimiz günlerde giren Yeni Parti ile temsil ettiği Genel Başkanlık makamı ve buna bağlı olarak kendisinin politikasına güvenen 91 milletvekili ile iyi dileklerini esirgemeyen potansiyel seçmen kitlesi aşikardır.
Sayın Özel’in üzülmesini, siyasi şahsiyetinin gündelik tartışmalar arasında hırpalanmasını veya CHP – Yeni Parti kanadında süren hesaplaşmaların hedefi haline getirilmesini arzu etmeyiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun hakkına nasıl hukuken riayet edildiyse Sayın Özel’in birikim ve konumu da saygıyla karşılanmalıdır. Türk siyaseti, bir hakkı teslim ederken ötekini gözden çıkaran sığ bir anlayışa cevaz vermez.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde veya çevresinde ortaya çıkan yeni siyasi oluşumlar da demokratik hayatın kendi tabii seyri içinde değerlendirilmelidir. Yeni Parti’nin kuruluşuyla birlikte yeni bir yol açılırken eski yol arkadaşlarının birbirine kin ve haset duyması, geride kalanların ihanetle, ayrılanların vefasızlıkla suçlanması doğru sonuçlar doğurmayacaktır. Siyaset, yakılan köprülerin dumanında yürümeyecektir. Kırılan gönüller, ağır sözler ve karşılıklı ithamlar bir süre sonra yalnızca kişileri ve partileri değil toplumsal huzuru da yıpratır."
Ortak açıklamada, “Egemenin hukukuna dayanarak CHP’yi işgal edenlere sessiz kalmayarak ve boyun eğmeyerek Atatürk ilke ve devrimlerini, Cumhuriyetin temel değerlerini yeni bir siyasal yapıda sahiplenip iktidara taşımaya katkıda bulunmak için baba ocağı CHP’mizi üzülerek ama geçici olduğuna inanarak önceki dönemler milletvekilleri olarak terk ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Eski milletvekilleri, CHP’nin son dönemde yaşadığı hukuksuzluklara sessiz kalınamayacağını belirterek, “Partimizin tüzel kişiliğini bir gün geri alana kadar partimizden geçici olarak ayrılma kararı aldık” açıklamasında bulundu.
Açıklamada ayrıca, Özgür Özel’in liderliğini yaptığı siyasi hareketin Türkiye için yeni bir umut olacağı savunularak, “Halkımızın desteğiyle, CHP’nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyetin temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek YENİ Parti’ye destek olacağımızı, Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” denildi.
“ORTAYA ÇIKAN MEŞRUİYET KRİZİNİN BİR PARÇASI OLMAYACAĞIZ”
Açıklamanın tamamında, CHP hakkında verilen butlan kararının partinin tarihsel misyonuna zarar verdiği öne sürülürken, mevcut yönetim altında Cumhuriyet’in temel değerlerinin savunulmasının mümkün olmadığı görüşü dile getirildi. Eski milletvekilleri, bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin parçası olmayacaklarını belirtti.
Açıklamada ayrıca, CHP’den istifa ederek YENİ Parti’nin siyasal yapılanmasına destek verileceği ifade edildi.
İMZA ATAN İSİMLER
Erol Ağagil
Yaşar Ağyüz
Haydar Akar
Vezir Akdemir
Zekeriya Akıncı
Yakup Akkaya
Sabahat Akkiraz
Ayşe Nedret Akova
Ali Akyıldız
Bahattin Alagöz
Önay Alpago
Ahmet Altun
Faik Altun
Züheyir Amber
Kemal Anadol
Ali Arabacı
Oya Araslı
Necla Arat
Metin Arifağaoğlu
Çetin Arık
Arsan Savaş Arpacıoğlu
Ali Arslan
Gani Aşık
İsmet Atalay
Hasan Aydın
Osman Aydın
Ergün Aydoğan
Feridun Ayvazoğlu
Erdoğan Bakkalbaşı
Mustafa Ali Balbay
Bülent Baratalı
Süheyl Batum
Hüseyin Bayındır
Coşkun Bayram
Kani Beko
İbrahim Yavuz Bildik
Hüsnü Bozkurt
Rıdvan Budak
Mehmet Büyükyılmaz
Rasim Çakır
Halil Çalık
Hüseyin Çamak
Barış Can
İsmet Çanakcı
Tolga Çandar
Ethem Cankurtaran
Fuat Çay
Vahit Çekmez
Süleyman Çelebi
Tarık Cengiz
İzzet Çetin
Dursun Çiçek
Ömer Çiftçi
Hüsnü Çöllü
Yüksel Çorbacıoğlu
Mehmet Alev Coşkun
Osman Coşkunoğlu
Halil Çulhaoğlu
Ayşe Eser Danişoğlu
Salih Dayıoğlu
İsmail Değerli
Kemal Değirmendereli
Nurettin Demir
İlhan Demiröz
Hilmi Develi
Turgut Dibek
Celal Dinçer
Orhan Ziya Diren
A. Sedat Doğan
Celal Doğan
Muharrem Doğan
Orhan Düzgün
Mehmet Ali Edipoğlu
Akif Ekici
Kemal Ekinci
Oktay Ekşi
Şükrü Elekdağ
Orhan Eraslan
Nevin Gaye Erbatur
Tuncay Ercenk
Fuat Erçetin
Ali Haydar Erdoğan
Hikmet Erenkaya
Sabri Ergül
Abdurrezzak Erten
Ali Ahmet Ertürk
Refik Eryılmaz
Haluk Eyidoğan
Okan Gaytancıoğlu
Hasan Gemici
Nejat Gencan
Süleyman Girgin
Coşkun Gökalp
Mehmet Gökdağ
Mehmet Göker
Numan Gültekin
Rahmi Güner
Cemalettin Gürbüz
Zeynep Damla Gürel
Uluç Gürkan
Ayşe Gürocak
Güneş Gürseler
Yalçın Gürtan
Hulusi Güvel
Hasan Güyüldar
Mehmet Haberal
Süleyman Hatinoğlu
Tufan Hirfanoğlu
Güler İleri
Ali Ilıksoy
Mustafa İlimen
Ceyhun İrgil
Mahmut Işık
Ruşen Işın
İbrahim Özden Kaboğlu
Mehmet Kahraman
Sena Kaleli
Nail Kamacı
Ekrem Selçuk Kangal
İrfan Kaplan
Mehmet Hilal Kaplan
Emin Karaa
Selahattin Karaahmetoğlu
Erdal Karademir
Ender Karagül
Tuncay Karaytuğ
Atilla Kart
Mehmet Kartal
Yılmaz Kaya
Yakup Kepenek
Mehmet Kerimoğlu
Mehmet Siyam Kesimoğlu
Ahmet Güryüz Ketenci
Ali Keven
İsmet Önder Kırlı
Emin Koç
Haluk Koç
Tevfik Koçak
Muhsin Koçyiğit
Devrim Kök
Ural Köklü
Ali İhsan Köktürk
Emre Köprülü
Esfender Korkmaz
Osman Taney Korutürk
Erol Köse
Şevket Köse
Tufan Köse
Erdal Koyuncu
Sedef Küçük
Mehmet Küçükaşık
Mustafa Kul
Sami Kumbasar
Bekir Kumbul
Kazım Kurt
Rüştü Kurt
Muzaffer Kurtulmuşoğlu
Faruk Loğoğlu
Hasan Macit
Bayram Meral
Cengiz Gökçel
Türkan Miçooğulları
Ziya Gökalp Mülayim
Güldal Mumcu
Mehmet Neşşar
Orhan Ocak
Selahattin Öcal
Kadir Gökmen Öğüt
Yalçın Oğuz
Ali Oksal
Şinasi Öktem
Güldal Okuducu
Melda Onur
Onur Öymen
Sakine Öz
İsmail Özay
Ahmet Sırrı Özbek
Hüseyin Özcan
Osman Özcan
Suat Özcan
Malik Ecder Özdemir
Kazım Özev
Ramazan Kerim Özkan
Yüksel Özkan
Mustafa Öztin
Harun Öztürk
Cengiz Özyalçın
Mustafa Özyürek
Mustafa Özyurt
Bilgin Paçarız
Mehmet Parlakyiğit
Sedat Pekel
Doğan Şafak
Arif Sağ
Kemal Sağ
Fikri Sağlar
Ali Haydar Şahin
Nadir Saraç
Faruk Sarıaslan
Ali Sarıbaş
Sıdıka Sarıbekir
Şenal Sarıhan
Timurçin Savaş
Mustafa Sayar
Mehmet Nuri Saygun
Cevdet Selvi
Bedri Serter
Nur Serter
Şadan Şimşek
Yahya Şimşek
Kamil Okyay Sındır
Mehmet Sefa Sirmen
Behiç Sonbay
Murat Sönmez
Ertöz Vahit Suiçmez
Tayfun Süner
Abuzer Tanrıverdi
İbrahim Taşdemir
Turan Tayan
Ali Tekin
Hayati Tekin
Mustafa Timisi
Necati Tığlı
Erol Tınaztepe
İsmet Tokdemir
Mehmet Tomanbay
Ramis Topal
Celal Topkan
Binnaz Toprak
Muharrem Toprak
Altan Tuna
Erol Tuncer
Neccar Türkcan
Elif Doğan Türkmen
Rıza Türmen
Enis Tütüncü
Şahin Ulusoy
Baha Ünlü
Halil Ünlütepe
Engin Ünsal
Hüseyin Ünsal
Fahrettin Üstün
Kazım Üstüner
Necati Uzdil
Sedat Uzunbay
Ali Cumhur Yaka
Sabri Yavuz
Abdülaziz Yazar
M. Ziya Yergök
Erdoğan Yetenç
İdris Yıldız
Mahmut Yıldız
Sacid Yıldız
Dilek Yılmaz
Mustafa Yılmaz
Rıza Yılmaz
Ahmet Yılmazkaya
Bayram Yılmazkaya
Vedat Yücesan
Alaattin Yüksel
Hilmi Yükselen
Bekir Yurdagül
Rafet Zeybek
Veli Zeren
Mutlak butlan’ kararıyla yeniden genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin’in yönettiği CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın üye katılım töreninde açıklamalarda bulundu.
Özgür Özel'le birlikte 90 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti'ye geçmesinin ardından dikkat çeken ifadeler kullanan Kılıçdaroğlu parti içi tartışmalara ilişkin olarak “Zorunlu olmadıkça tartışmalara girmememiz lazım” mesajı verdi.
Konuşmasında CHP’lilere seslenen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini savunarak sahaya inilmesi gerektiğini vurguladı.
Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün CHP’lilere sesleniyorum. Nedeni şu: Türkiye iyi yönetilmiyor. Gezeceğiz mahalle mahalle, ev ev; onlara hakkı, hukuku, adaleti anlatmak için.
Ben dün yıllardır Ankara’ya gelip tarımda çalışan işçileri ziyaret ettim. Bu insanlarla ilgilenen bir siyasetçi gördünüz mü? Biz lüks mahallelerde değil onların yanında olmak zorundayız. Adımız belli, halk partisiyiz. Devleti kuran partiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. O yüzden gideceksiniz. Milyonlarca ev genci var, bu iktidarın temel
ayıbıdır.”
Kılıçdaroğlu, parti içinde yolsuzlukla mücadele vurgusu da yaparak, “Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz. Eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan derhal partinin dışına çıkacaksın” dedi.
Vatandaşların gerçek gündemine odaklanılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin gerçek gündemine bakın. Gidin gençlerinin nasıl soyulduğunu görün”
ifadelerini kullandı.
Özgür Özel liderliğinde kurulan Yeni Parti’ye ilişkin değerlendirmesinde ise Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi arınmak zorunda olan bir partidir. Neyse çok şükür o da büyük ölçüde gerçekleşti” diye konuştu.
Kara para akladığı iddiasıyla daha önce Dilan Polat ve eşi Engin Polat hakkında soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklanan Dilan Polat ve Engin Polat, yurt dışına çıkış yasağı ve uzaktan yargılanma kararıyla tahliye edilmişti.
Gazeteci Mustafa Kadir Mercan'ın haberine göre Dilan Polat hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeni bir soruşturma yürütüldüğü öğrenildi.
Polat hakkında, ticari faaliyet kapsamında dolandırıcılık iddiasına ilişkin soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
Türk-İş, bazı işverenlerin talep ettiği ve bu yönde çalışmalar yapıldığı öne sürülen "bölgesel asgari ücret"e ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada "Bölgesel asgari ücreti gündeme getirmek ya da bunu savunmak, işçiye de emekçiye de ülkeye de kötülüktür. Konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir" denildi.
"İYİ NİYETLİ DEĞİL"
Türk-İş Yönetim Kurulunca yapılan yazılı açıklamada, son dönemde bazı işverenlerin asgari ücretin bölgesel olarak belirlenmesi yönünde taleplerinin olduğu anımsatılarak, bu talebin iyi niyetli olmadığı, daha fazla kazanma hırsından kaynakladığı savunuldu.
Bölgesel asgari ücretin 1960'lı yıllarda denendiği ancak olumsuz sonuçlara yol açtığına işaret edilen açıklamada, "1974'te ulusal düzeyde asgari ücret tespit sistemine geçildi. Şimdi bu konunun yaklaşık 60 yıl sonra tekrar gündeme getirilmesinin işçilere bir fayda sağlamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz." ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, bir grup işverenin, bölgesel asgari ücret uygulamasını yeniden gündeme taşıdığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Bölgesel asgari ücreti gündeme getirmek ya da bunu savunmak, işçiye de emekçiye de ülkeye de kötülüktür. Konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir. Hayatını emeğiyle sürdüren herkesin bölgesel asgari ücret planlarına karşı durması gerekiyor. Bölgesel asgari ücret, başta işçi ve emekçiler arasında olmak üzere tüm ülkede ayrışmalara neden olabilecek, gerilimleri artırabilecek ve toplumsal huzuru zedeleyebilecek son derece riskli bir öneridir. Bu öneride bulunanlar ise art niyetlidir."
Türk-İş'in, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yapısına ve Komisyonda alınan kararlara itiraz ettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Konfederasyon olarak 2026 yılı Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yer almadık. Bu tepkimizi, asgari ücretin insan onuruna yakışır bir seviyede ve daha geniş bir katılımla sağlanması düşüncesiyle ortaya koyduk. Asgari ücretin bir geçim ücreti olmadığını, önceki yıllarda da imza atmadığımız ve muhalefet şerhi koyduğumuz komisyon kararlarında defalarca dile getirdik. Asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu günümüzde, bir işçi bu parayla ailesini geçindirmek zorunda kalıyor. Ama gözünü kar hırsı bürümüş bazı patronlar mevcut rakamı bile çok görüyor. Bölgesel asgari ücret talebinde bulunmak, 'asgari ücret bazı şehirlere göre yüksek', 'ben işveren olarak, daha çok kazanmak, daha çok kar etmek istiyorum' demenin bir başka yoludur."
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partisinin Anadolu Kulübü'nde yapılan PM ve MYK toplantılarının ardından basın toplantısı düzenledi.
Emre, birkaç hafta içinde parti binasına geçeceklerini, partinin üyeliklere ve bağışlara önümüzdeki hafta açılacağını söyledi.
İl kongrelerini hızlı şekilde tamamlamak istediklerini vurgulayan Zeynel Emre, büyük kurultay için 2 ay sonrasını işaret etti.
Emre, şöyle konuştu:
"Binamız hazırlanıyor. Birkaç hafta içinde binamıza geçmiş olacağız. Türkiye’nin her yerinden bağış yapmak ve üye olmak isteyenleri duyuyoruz. Önümüzdeki çarşamba günü online üyelik alabileceğiz. Sosyal medya hesaplarının tescillerinin ardından oralardan duyurduğumuz hesap numaralarından gerekli destekler yapılabilecek."
Özgür Özel döneminde CHP'de il başkanlığı yapan isimlerin büyük kısmının YENİ Parti'de de aynı görevlerde bulunacaklarını açıklayan Emre, şu ifadeleri kullandı:
"Seçime girme yeterliliği açısından en az 41 ilde örgütlenmemiz lazım. 74 İl Başkanı genel başkanımızı destekledi ve yeni partiye katılma konusunda bir tereddütleri yok. İl başkanlarımızın çoğu tekrar görevlendirilecek. Biz önümüzdeki hafta da kongreler takvimini açıklayacağız. Hedefimiz eylül sonu ya da ekim başı gibi kendi büyük kurultayımızı toplamak. Sayın genel başkanlarımız ve MYK üyelerimiz de bu kongrelere katılacak."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum Öğretmenevi'nde bakanlığının projeleriyle ilgili değerlendirme toplantısı yaptı.
Toplantının ardından konuşan Tekin, okullarda temizlik ve güvenlik konularına ilişkin soruya cevap verdi.
Bakan Tekin, "2015 yılına kadar okullarımızda temizlik ve güvenlik diye bir problem yoktu. Niye yoktu, nasıl yapıyorduk biz bu işi? Taşeron üzerinden hizmet alma yöntemiyle yapıyorduk. Sonra taşerondakiler kadroya geçti. Peki, kadroya geçmeden önce okulların temizliğini ve güvenliğini sağlayan bu yaklaşık 60 bin kişi kadroya geçtikten sonra ne oldu da sorun oldu. Aynı kişileri kadroya geçirmeden önce okullar temizleniyordu. Bakın şu anda yaklaşık 55 bin kişi var oradan kalan, 70 bin TYP'li alıyoruz. 120 binden fazla kişi var. Bu süreç daha sağlıklı bir şekilde çözülmesi için şöyle söyleyeyim; 2027 bütçesine biz kadrolu değil ama daha önce olduğu gibi okullarımızda temizlik ve güvenlik hizmeti satın almak üzere bir süreç içerisindeyiz. Tekrar söyleyeyim; kadrolu almakla ilgili bir çalışmamız yok. Yani böyle bir kadro ihdas etmiyoruz. Çünkü elimizde somut bir örnek var" diye konuştu.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesince CHP İstanbul İl Yönetimine görevlendirilen Gürsel Tekin'den yeni bir adım geldi. İstanbul'da 33 ilçe başkanı görevden alındı.
Tekin daha önce yaptığı açıklamada İstanbul'da 7 ilçe başkanının görevden alındığını duyurmuştu.
Tekin açıklamasında özellikle İstanbul örgütünde ilçe başkanı sıfatını taşıyan kişilerin görevlerini sürdürürken başka bir siyasi oluşumun hazırlıkları içerisinde yer almalarının, buna aracılık etmelerinin veya parti kimliğiyle bağdaşmayacak faaliyetlerin parçası olmalarının kabul edilemeyeceğini aktarmıştı.
Donald Trump, Axios'a açıklamalarda bulundu.
ABD Başkanı, talep etmesi durumunda İsrail'in İran'a yönelik saldırılara katılacağını belirtirken, yeni bir operasyon için kimseye ihtiyaç duymadıklarını söyledi.
İran'ın anlaşmak istediğini ancak anlaşmaya hazır olamadığını dile getiren Trump, "Henüz yeterince acı çekmediler." ifadesini kullandı.
Axios'a konuşan iki kaynak, İran yönetiminin teklif edilen son öneriyi kabul etmediğini belirtti.
Kaynaklardan biri "Biz uğraşıyoruz ama İranlılar yardımcı olmuyor." dedi.
"AYNI MUAMELEYİ GÖRMEYE DEVAM ETMESİ GEREKİYOR"
ABD Başkanı Donald Trump, İran'a saldırıların devam edeceği sinyalini vererek, Tahran yönetiminin "aynı muameleyi görmeye devam etmesi" gerektiğini söyledi.
Trump, başkent Washington'daki Çevre Koruma Ajansında (EPA) veri merkezleri üzerine yaptığı konuşmada, İran'a yönelik değerlendirmelerde bulundu.
"İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı durumumuz gayet iyi." diyen Trump, İran'ın "bir şeyler planladığını ancak henüz hazır olmadıklarını" belirtti.
Trump, İran yönetiminin "kötü niyetli" olduğunu ileri sürdüğü konuşmasında, "Aynı muameleyi görmeye devam etmeleri gerekiyor. Henüz hazır değiller. Kötü niyetleri vardı. Nükleer silaha sahip olmalarına izin veremeyiz." ifadelerini kullandı.
ABD'de yüksek teknoloji alanında yapılacak altyapı çalışmalarından bahseden Trump, salondaki yatırımcılara ve yerel yöneticilere hitap ederek "(İran ve müttefikleri) Toplulukları birer birer yok etmeye başladıklarında, veri merkezlerinizle ilgili bahsettiğim tüm bu adımları atıyor olmamız önemli değil mi?" diye sordu.
ABD Başkanı, İran'ın nükleer silaha sahip olmayı "akıllarından bile geçirmelerine asla izin veremeyeceklerini" yineleyerek "Ve tam olarak yaşanan da bu. Asla nükleer silaha sahip olamayacaklar." diye konuştu.
Yarın kuruluşu ilan edilmesi beklenen yeni parti için CHP’li milletvekillerinin istifaları başladı. Milletvekillerinin e-Devlet üzerinden CHP’den istifa etmeye başladığı öğrenildi.
CHP’den istifa eden milletvekillerinin yarın kuruluşu ilan edilecek Yeni Parti’nin kurucular kurulu üyesi olacağı belirtildi.
İstifa edecek milletvekili toplam sayısının ise 90’ı aşacağı öğrenildi.
Özgür Özel'in CHP'den istifasına yönelik videonun, 24 Temmuz sabah saatlerinde yayımlanacağı öğrenildi.
Yeni Parti'nin yanı sıra, seçime girme yeterliliği bulunan Değişim Partisi'nin de ilan edileceği belirtildi.
İzmit Belediyesi yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan İzmit Belediye belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve eşi Murat Hürriyet ile birlikte toplamda 29 kişinin mahkmeye sevk edilmişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmit Belediyesi’ne yönelik soruşturmada gözaltına alınarak, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen aralarında İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in de bulunduğu 20 şüpheli tutuklandı.
İzmit Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Kocaeli, Antalya, Kırıkkale, İstanbul ve Ankara’da düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan şüphelilerin emniyet ve savcılık işlemleri tamamlandı. Şüphelilerden 21’i tutuklama talebiyle, 9’u ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Tutuklama talebiyle sevk edilen şüphelilerin Fatih Yaşar, Fatma Kaplan Hürriyet, Leyla Kıran, Mehmet Ersoylu, Ramazan Kırıcı, Yusuf Kırıcı, Yüksek Kırıcı, Adem Ok, Ali Han Ünal, İrfan Can, Kenan Yılmaz, Murat Hürriyet, Nihat Önal, Seyhan Özcan, Burak Güreşen, Cemil Yılmaz, Çetin Sarıca, Gökhan Ercan, Hakan Oral, Nusret Ömürhan Yılmaz ve Zekiye Köstekli Oral olduğu öğrenildi.
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan içerik üreticisi Fatma Soydaş, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da gözaltına alınmıştı. Soydaş'ın sosyal medya hesapları için de erişim engeli kararı verilmişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından SEGBİS üzerinden ifadesi alınan Soydaş hakkında TCK’nin 226/2. maddesinde düzenlenen “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirilerek tutuklama talebinde bulunuldu.
Mahkemeye sevk edilen Soydaş tutuklandı.
“MÜSTEHCEN İÇERİK PAYLAŞMADIM”
Soydaş ifadesinde Instagram ve TikTok’ta kendisine ait hesaplarda müstehcen paylaşım yapmadığını, “sila_vjp” rumuzlu bir kullanıcının yüzünü yapay zekâ yöntemiyle farklı görüntülere yerleştirdiğini ileri sürdü.
Söz konusu içerikler nedeniyle daha önce avukatları aracılığıyla Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduklarını belirten Soydaş, hakkında yayılan görüntülerin kendisine ait olmadığını savundu. Ancak savcılığın tutuklamaya sevk yazısında, dosyanın yalnızca fotoğraflara dayanmadığı, tarafların buluşmalarına ilişkin video içeriklerinin de sosyal medyaya yansıdığı kaydedildi.
Galatasaray Spor Kulübü, son günlerde Maruf Güneş'in bahis soruşturması üzerinden ortaya atılan iddialar ve sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlara ilişkin resmi bir açıklama yayımladı. Sarı-kırmızılı kulüp, kulübü ve yöneticilerini hedef alan haberlerin gerçekle bağdaşmadığını savunarak, bunların organize bir algı operasyonunun parçası olduğunu ifade etti.
Kulüp açıklamasında, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan içeriklerin kamuoyunu yanıltma amacı taşıdığı belirtilirken, gerçeğe aykırı haber üreten ve yayan kişi ya da hesaplar hakkında gerekli hukuki ve cezai işlemlerin başlatılacağı vurgulandı.
Galatasaray yönetimi, soruşturma dosyasındaki gizlilik ve kısıtlılık kararı nedeniyle bugüne kadar kapsamlı bir açıklama yapılmadığını ifade etti. Kulüp, yargı sürecine duyduğu saygı gereği soruşturmanın selametini etkileyecek herhangi bir değerlendirmeden kaçındığını belirtti.
Açıklamanın devamında, kulübün dört yıldır sahada elde ettiği başarıların bazı çevreler tarafından hazmedilemediği savunularak, sezon başlamadan ortaya atılan iddiaların Galatasaray'ı saha dışı gündemlerle yıpratma amacı taşıdığı öne sürüldü. Sarı-kırmızılı kulüp, geçmişte olduğu gibi bugün de bu tür girişimlere boyun eğmeyeceğini ve tüm haklarını hukuk çerçevesinde sonuna kadar savunacağını kamuoyuna duyurdu.
AÇIKLAMANIN TAMAMI...
"17 Temmuz günü gerçekleştirilen bir soruşturma süreci üzerinden, bazı kişi ve çevreler tarafından hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan gerçek dışı içerikler üretilmiş; bu içerikler organize bir şekilde dolaşıma sokularak kamuoyu yanıltılmaya, kulübümüz ve yöneticilerimiz hedef gösterilmeye çalışılmıştır. Bu girişim, Galatasaray Spor Kulübü'ne yönelik açık bir algı operasyonudur.
Öncelikle herkes bilmelidir ki; gerçeğe aykırı bilgi ve haber üreten, bunları yayan veya sosyal medya başta olmak üzere çeşitli mecralarda dolaşıma sokarak kamuoyunu yanıltmaya çalışan kişi ve hesaplar hakkında, yalan bilgi yaymak başta olmak üzere ilgili tüm hukuki ve cezai yollara başvurulacak, gerekli suç duyuruları yapılacaktır.
Bugüne kadar konuya ilişkin daha kapsamlı bir açıklama yapmamış olmamızın tek nedeni, soruşturma dosyasında bulunan gizlilik ve kısıtlılık kararıdır. Hukuka ve yargı sürecine duyduğumuz saygı gereği bu karara titizlikle riayet edilmiş, soruşturmanın selametini etkileyebilecek herhangi bir açıklamadan kaçınılmıştır.
Türk yargısına ve adalete olan güvenimiz tamdır. Gerçekler, yargılama sürecinde tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Bu süreçte Galatasaray Spor Kulübü, kurumsal itibarına yönelik hiçbir saldırıyı cevapsız bırakmayacak, tüm yasal haklarını kararlılıkla kullanacaktır.
Daha sezon başlamadan türlü türlü yalan ve iftiranın aynı anda dolaşıma sokulmasının tek bir amacı vardır: Galatasaray'ın 4 yıldır sahada kurduğu üstünlüğü hazmedemeyenlerin, kulübümüzü saha dışındaki gündemlerle yıpratmaya çalışması.
Galatasaray, tarihinin hiçbir döneminde bu tür kirli operasyonlara boyun eğmemiştir; bundan sonra da eğmeyecektir.
Bugün yalanı da yılanı da boğmanın günüdür. Bu kirli oyunun sahipleri, bundan sonra her türlü mecrada gereken cevabı hak ettikleri şekilde alacak; attıkları her iftiranın ve yaydıkları her yalanın hesabını hukuk önünde vereceklerdir.
Galatasaray, dün olduğu gibi bugün de sahada mücadelesini vermeye; saha dışında ise haklarını sonuna kadar korumaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Terörsüz Türkiye hedefinde gözler artık yasal düzenleme aşaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, yarın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu kabul edecek.
Görüşmenin gündeminde süreçte gelinen son durum olacak, Terörsüz Türkiye hedefi kapsamında yapılacak yasal düzenlemenin detayları konuşulacak.
Kurtulmuş yarın ayrıca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DEM Parti grubuyla da bir araya gelecek. Çarşamba günü ise AK Parti grubuyla görüşecek.
Danıştay, Bolu'da Kartalkaya Kayak Merkezi'nde bulunan Grand Kartal Otel'de 21 Ocak'ta yaşanan ve 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangın faciasına ilişkin Grand Kartal Otel yangınına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndaki tüm sorumluların tespit edilmesini istedi.
DW Türkçe'den Alican Uludağ'ın haberine göre, Danıştay Birinci Dairesi, Grand Kartal Otel yangınına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yalnızca bir iş müfettişi hakkında verdiği soruşturma izni kararını ikinci kez kaldırdı.
Daire, Bakanlığı'n önceki kararında belirtilen eksiklikleri gidermediğini belirterek yangında sorumluluğu bulunabilecek tüm kamu görevlilerinin isim ve görev unvanlarıyla belirlenmesini, ifadelerinin alınmasını ve haklarında yeniden değerlendirme yapılmasını istedi.
Daire, emekli İş Başmüfettişi Cemal C. A. hakkında verilen soruşturma izni kararını kaldırarak dosyayı yeniden Bakanlığa gönderdi.
Karar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın yangın öncesindeki denetim sorumluluğunu yeniden tartışmaya açtı.
Bolu Kartalkaya'daki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında 34'ü çocuk 78 kişi yaşamını yitirdi.
Soruşturmada alınan bilirkişi raporunda, gerekli denetimleri zamanında ve gereği gibi yapmadıkları gerekçesiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilileri de olayda birinci derecede sorumlu gösterildi.
Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, yalnızca eski Ankara Rehberlik ve Teftiş Grup Başkanı ve İş Başmüfettişi Cemal C. A. hakkında soruşturma izni vermişti.
Danıştay 1. Dairesi ise itiraz üzerine bu kararı Eylül 2025'te eksik inceleme gerekçesiyle kaldırıldı.
Buna karşın Bakanlık yeniden yaptığı ön inceleme sonunda yine yalnızca bu kişi hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.
Bakanlık, diğer yetkililerin de incelendiğini ancak "sorumluluk doğuracak ihmal, kusur, kasıt veya taksirli fiili görülen herhangi bir Bakanlık yetkilisine rastlanmadığı" değerlendirmesini yaptı.
Bu karara da itiraz edildi.
Danıştay Birinci Dairesi, 14 Mayıs 2026 tarihli kararında, Bakanlığı'n önceki kararında belirtilen eksiklikleri gidermediğini belirterek soruşturma izni kararını ikinci kez kaldırdı.
Kararda, Bakanlık yetkililerinin kimler olduğunun tespit edilmediği, bu kişilerin isim ve görev unvanlarıyla belirlenmediği, ifadelerinin alınmadığı ve önceki Danıştay kararında araştırılması istenen hususların incelenmediği belirtildi.
Yüksek mahkeme, "Daire kararının gereklerinin yerine getirilmediği" tespitine yer verdi.
Danıştay, Bakanlığı'n yeniden yaptığı ön incelemede de otelde yangın öncesinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden herhangi bir denetim yapılmadığının kabul edildiğini belirtti.
Ancak Daire, denetimin neden yapılmadığı, bundan hangi kamu görevlilerinin sorumlu olduğu ve görev ihmali bulunup bulunmadığı yönünde yeterli araştırma yapılmadığını ifade etti.
Danıştay, yangın öncesinde iş sağlığı ve güvenliği denetimlerinin planlanması, uygulanması ve takibinden sorumlu kamu görevlilerinin "Bakanlık yetkilileri" şeklindeki genel ifadelerle değil, isimleri ve görev unvanlarıyla tek tek belirlenmesini istedi.
Mahkeme, bu kişilerin ifadelerinin alınmasını, görevlerini gereği gibi yerine getirip getirmediklerinin araştırılmasını ve yangındaki olası sorumluluklarının ayrı ayrı değerlendirilmesini zorunlu tuttu.
Kararda ayrıca Grand Kartal Otel'in daha önce denetlenip denetlenmediğinin, denetim programlarının kimler tarafından hazırlandığının ve uygulandığının, otelin neden denetim kapsamına alınmadığının, hakkında herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığının ve İSG-KATİP kayıtlarında eksiklik bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtildi.
Danıştay, yeni ön inceleme sonunda sorumluluğu belirlenen kamu görevlileri hakkında isim ve görev unvanları belirtilerek soruşturma izni verilip verilmeyeceğine ilişkin gerekçeli yeni bir karar alınmasını istedi.
Kararla birlikte dosya yeniden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na gönderildi.
"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldı" iddiasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur, derneğe yapılan bağışların ne şekilde kullanıldığını bilmediğini ve şirket veya şahsi hesaplarına herhangi bir para girmediğini savundu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Ahbap soruşturması kapsamında Babala TV'nin kurucusu Oğuzhan Uğur’un da aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden Oğuzhan Uğur'un savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı.
Uğur ifadesinde, "Ben Haluk Levent’i 2018 yılında yapmış olduğum 'PİNÇ' isimli program vasıtasıyla tanıdım. Kendisi o dönemde de oldukça ünlü ve etkili bir kişiydi. Sosyal medya da yüksek bir etkiye sahipti. Yine Ahbap Derneği ile ilgili faaliyetleriyle de ön plana çıkmaktaydı. Programdan sonra belirli bir süre kendisiyle görüşmedim. 2021 yılında sosyal medya yasasıyla ilgili olarak bir program düzenliyordum. Programa kendisini de davet ettim ve ikinci görüşmemiz bu şekilde gerçekleşti. Program, Haluk Levent’in de katılımıyla yayımlandı" dedi.
Uğur, ifadesinde şunları söyledi:
"Bundan sonraki görüşmemiz, 2023 yılındaki 6 Şubat depreminden sonra gerçekleşti. İlk olarak 6 Şubat gecesi kendisiyle telefonda konuştuk. Kendisi, muhtemelen sosyal medya da aktif olduğumuzu gördü ve yardım faaliyetlerinin İstanbul’dan yürütülemeyeceğini, sıfır noktasına gidilerek durumun doğrudan Hatay’dan görülmesi gerektiğini bana söyledi. Gitme imkânımızın olmadığını kendisine söyledim. Devamında kendisi beni aradı ve ambulans uçakla Adana’ya gitmemizi sağladı. Adana’ya gittikten sonra Hatay’a geçtik ve Haluk Levent ile görüştük. Hatay’da çeşitli yardım faaliyetleri yürütülüyordu. AFAD ve AHBAP gönüllüleriyle röportajlar yaptık ancak internet bağlantısı olmadığı için çekmiş olduğumuz görüntüleri servis edemedik. Orada bir faydamız olmayacağını düşünerek İstanbul’a döndük. İstanbul’a döndüğümüzde, Babala TV stüdyolarında deprem yardımları ve benzeri konularda yayınlar yapmaya devam ettik. Paylaştığımız görüntülerin altına hem AHBAP’ın hem de AFAD’ın IBAN bilgilerini içeren hesap bilgilerini yayımladık. Yardım yapmak isteyen kişiler bizleri arayarak ilgili IBAN bilgilerini teyit ediyordu. Arayan kişilerden bazıları yalnızca AHBAP’a yardım yapmak istiyor ve bizden özellikle AHBAP’ın IBAN numaralarını talep ediyordu. Yurt dışından arayan ve yardım yapmak isteyen kişileri ise özellikle AFAD’a yönlendiriyorduk. Zira gönderilecek paraların yasa dışı vb. olabileceği ihtimalini gözetiyorduk. Bu hususu dikkate alarak bu kişileri doğrudan AFAD’a yardım yapmaya teşvik ettik. O döneme ilişkin, yalnızca AHBAP’a yönelik yardım teşvikinde bulunduğumuz belirtilmekteyse de bu hususlar doğru değildir. Biz ilgili kurumların IBAN numaralarını paylaştık. Kendi şirketlerimiz veya şahsi hesaplarımız üzerinden herhangi bir bağış toplamadık. Bunun yasal olmadığını biliyorduk.
Deprem sürecinden sonra daha önceden tanıdığım gazeteci arkadaşım beni aradı ve Haluk Levent’in benimle ilgili çeşitli konuşmalar yaptığını söyledi. Haluk Levent’in, benim kendisini muhalif gibi gösterdiğim yönünde bazı konuşmaları olmuş. Ancak aslında böyle bir durum olmadığını da beyan etmiş. Bende bunun üzerine Haluk Levent’e mesaj atarak böyle bir durumun bulunup bulunmadığını sordum. Kendisi, yüz yüze konuşmamız gerektiğini söyledi. Devamında kendisiyle iki kez daha telefonla görüştük. Görüşmelerden birinde bana, 'Arkamdan kötü konuşuyormuşsun' dedi. Ben konuşmayı kısa keserek kapattım. Diğer görüşmemizde ise bir şarkı çıkaracağını söyledi ve destek istedi. Bunun dışında kendisiyle herhangi bir görüşmemiz olmadı.
Yine başka bir gazeteci arkadaşım, 27 Şubat 2023 tarihinde beni aradı. Kendisi, Haluk Levent ile ilgili çeşitli şüpheleri bulunduğunu, süreçten rahatsız olduğunu ve konunun üzerine gidebilmek için belge aradığını söyledi. O dönemde Haluk Levent, açıkçası yardımsever ve bir nevi 'kahraman' olarak görülen bir insandı. Herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Bende kendisine bir süredir Haluk Levent ile görüşmediğimi söyledim ve açıkçası beklemeye başladık. Benim için esas kırılma noktası, gazeteci arkadaşımdan duyduğum hususlarla ilgiliydi. Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu. Bizzat Hatay’a gittiğimde AHBAP’ın sahada bulunduğunu ve çeşitli çalışmalar yaptığını gördüm. Bu nedenle kişi ile kurumu bir noktada birbirinden ayırdım. Bu konuyla ilgili durum bunlardan ibarettir.
Her ne kadar anlattığım üzere depremin yaşandığı günden hemen sonra Hatay’a gitmişsem de Haluk Levent ile yakın bir çalışma içerisinde bulunmadım. Kendisinin mali açıdan ne gibi tasarruflarda bulunduğunu bilmiyorum. Dolayısıyla derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadım. Esasen bunu görebilecek bir konumda da değildim. Yine Haluk Levent veya Ahbap Derneği tarafından derneğin reklamının yapılması ve benzeri konularda benimle herhangi bir görüşme gerçekleştirilmedi. Ne dernekle ne de Haluk Levent ile herhangi bir ticari faaliyette, iş birliği içerisinde bulundum. Şirket hesaplarıma veya şahsi hesaplarıma herhangi bir para girmedi. Dönemin hassasiyeti gereği, o dönemde böyle bir şey yapmak aklımızın ucundan dahi geçmemiştir."
Özgür Özel ve destekçileri, yeni parti kurma kararı için Yargıtay'ın mutlak butlan süreciyle ilgili tutumunu bekliyor.
Adli tatil öncesi son iş günü olan yarın (20 Temmuz) karar çıkmazsa Özel ve destekçilerinin parti kurma çalışmalarını hızlandırmalarının büyük olasılık olduğu belirtiliyor.
TÜRKPATENT'E "YENİ PARTİ" BAŞVURUSU
Bu sırada dikkat çekici bir gelişme daha yaşandı.
Özel geçtiğimiz günlerde katıldığı bir yayında, kurulması düşünülen yeni partinin adıyla ilgili sorulan bir soruya "Şimdilik yeni parti diyelim" diye yanıt verdi.
Özel'in bu açıklamasının ardından önceki gün (17 Temmuz) Türk Patent ve Marka Kurumu'na (TÜRKPATENT) "Yeni Parti" adıyla resmi başvuru yapıldığının ortaya çıktı.
Gelişmelerin ardından siyaset kulislerinde kurulması planlanan partinin adının Yeni Parti olacağına dair iddialar dolaşmaya başladı.
Özel, parti kurma çalışmaları hakkında şöyle konuşmuştu:
"Şimdilik 'Yeni Parti' diyelim. İsim ve logo çalışıyoruz. İsimde bir belirginleşme ortaya çıkmaya başladı genel olarak. Genel olarak bir genel kabul gören isim belli, logo daha çalışılıyor. Tüzük, program yazılıyor, kurucular kuruluna karar veriliyor. Temmuz ayının bitimi, ağustos ayının başlangıcıyla birlikte bu konuda resmî adımlar atılır."
Geçmişte de "Yeni Parti" adıyla siyasi partiler kuruldu.
İlk Yeni Parti, Turgut Özal'ın kardeşi Yusuf Bozkurt Özal liderliğinde 1993 yılında kuruldu.
Turgut Özal'ın hayatını kaybetmesinden 6 ay sonra kurulan parti 1995 seçimlerine katılarak yüzde 0,13 oy aldı.
Parti, 1997 yılında, genel başkanlığını Turgut Özal'ın bir diğer kardeşi Korkut Özal'ın genel başkanlığını yapmakta olduğu Demokrat Parti ile birleşti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD merkezli CNN televizyonuna verdiği röportajda ABD Başkanı Donald Trump'la birkaç kez görüştüğünü ve NATO Zirvesi öncesi Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesini önlemek istediğini itiraf etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte Ankara'da basın mensuplarına konuşan Trump'ın "Dostlarımıza yaptırım uygulamak istemiyoruz ." ifadeleriyle Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını ve F-35 savaş uçaklarının verilmesini değerlendireceğini açıklamalarından rahatsız olan Netanyahu, "Türkiye'nin, ABD'nin tam anlamıyla örnek bir müttefiki olmadığını" savundu.
Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la dostluğuna işaret eden açıklamalarına ilişkin Netanyahu, "Herkes şunun farkında; Başkan Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kişisel bir dostluğunun olması, Türkiye'yi ABD için dost bir ülke yapmaz." iddiasında bulundu.
Netanyahu, ABD'nin Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarını vermesine karşı olduğunu dile getirerek, böyle bir adımın "Orta Doğu'daki güç dengesini bozacağını" öne sürdü.
İsrail Başbakanı, "Trump’ın yerinde olsam Türkiye'ye F-35'leri vermezdim." ifadesini de kullandı.
Trump ile İran konusunda bazı fikir ayrılıkları yaşamalarına rağmen "büyük meselelerde her zaman hemfikir olduklarını" savunan Netanyahu, "İran ile ne olacağını söylemek için henüz çok erken" yorumunda bulundu.
İşgal altında tuttukları Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin yaptığı saldırı ve baskınlara da değinen Netanyahu, bu olayların ardından yalnızca "150 kadar gencin suçlu" olduğunu iddia etti.
"Yasalara uyan İsrailli yerleşimci topluluğuna yönelik" Filistinliler tarafından saldırılar yapıldığını ileri süren Netanyahu, "Onlar, Filistinliler tarafından katledilen, yasalara uyan, seçkin vatandaşlardan oluşan yerleşimci topluluğundan değiller. Bu, Batı Şeria'ya getirilen 150 kadar çocuk, genç" diyerek suçlulara karşı harekete
Cezaevi günlerinden bahseden Göktaş, "Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye" ifadelerini kullandı.
Gözaltı sürecini anlatan Göktaş, "Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler" dedi.
Göktaş, şunları söyledi: "Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. 'Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi' diye beklerken, 'Halk beni anladı ve başıma işler geldi' oldu."
Deniz Göktaş'ın açıklamaları şöyle:
"Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar. "
ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde yapılan 2026 FIFA Dünya Kupası'nda heyecan devam ediyor.
Lionel Scaloni yönetimindeki Arjantin ile Hossam Hassan'ın çalıştırdığı Mısır, son 16 turu maçında karşı karşıya geldi.
Atlanta'daki Mercedes-Benz Stadyumu'nda oynanan ve Fransız hakem François Letexier'in yönettiği müsabakada kazanan Arjantin oldu.
Arjantin, Mısır'ı 2-0 geriye düşmesine rağmen son dakikada bulduğu golle 3-2 mağlup ederek adını çeyrek finale yazdırdı.
Arjantin'in yıldızı Lionel Messi, Mısır karşısında da gol sevinci yaşayarak 5 maçta 8. golüne ulaştı.
Kariyerindeki 6. dünya kupasında mücadele eden Messi, kupa tarihindeki gol sayısını da 21'e yükseltti.
Öte yandan 39 yaşındaki futbolcu, üst üste 9 dünya kupasında da gol atmayı başardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Türkiye'ye gelen devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde akşam yemeği verdi.
Basına kapalı gerçekleştirilen program öncesinde Erdoğan çifti, konuk liderleri Cumhurbaşkanlığı Ana Binası'nın merdivenlerinde karşıladı.
Liderler ve eşleriyle tek tek hatıra fotoğrafı çektiren Erdoğan çifti, daha sonra davetlilerle birlikte akşam yemeğine geçti.
Geceye damga vuran ayrıntılardan biri de özel olarak hazırlanan menü oldu.
Türkiye'nin farklı şehirlerinden seçilen yöresel ürünlerin yer aldığı menüde, başlangıç olarak taş fırın pide, Trabzon tereyağı ve Bitlis-Hizan karakovan balı ile yanık Denizli yoğurdu eşliğinde zeytinyağlı sebze sote sunuldu.
Ara sıcakta, yanık Denizli yoğurdu ve isli Ayaş salçasıyla servis edilen Kayseri mantısı ikram edildi.
Ana yemekte ise liderlere iki farklı seçenek sunuldu. Konuklar, tarama, Urla sakız enginarı ve Tokat yaprağı eşliğinde hazırlanan deniz levreği ya da yanık Trabzon tereyağı, köz patlıcan ve kuzugöbeği mantarlı firik pilavı ile servis edilen ağır ateşte pişmiş dana kaburgayı tercih etti.
Yemek, Antep fıstığı köpüğü, Maraş dondurması ve bergamot eşliğinde sunulan sütlü nuriye tatlısıyla sona erdi.
Yemek sonrası liderler konaklayacakları otellere doğru yola çıktı.
Isparta’da diş tedavisi için özel bir hastaneye götürülen 7 yaşındaki Ela Kocaçöğür, genel anestezi işlemi sırasında kalbinin durması sonucu hayatını kaybetti. Jimnastik sporcusu küçük Ela’nın ani ölümü ailesini ve sevenlerini yasa boğarken, olayla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldı.
Burdur’da yaşayan ve Mehmet Yıldızlı İlkokulu 2’nci sınıf öğrencisi olan 7 yaşındaki Ela Kocaçöğür, diş tedavisi amacıyla dün Isparta’daki özel bir hastaneye getirildi. Küçük çocuğun korku ve endişe duyması nedeniyle, tedavinin genel anestezi altında yapılmasına karar verildi. Ancak işlem esnasında Ela’nın kalbi aniden durdu. Tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayan küçük kız, hayatını kaybetti.
Acı haberle yıkılan anne Serap ve baba Ali Kocaçöğür, otopsi işlemlerinin ardından kızlarının cenazesini teslim almak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna geldi. Morg kapısında gözyaşlarına boğulan acılı anne ve babanın, el ele tutuşarak birbirlerine destek olmaya çalışması yürekleri dağladı. İki kardeşiyle birlikte özel bir kulüpte jimnastik sporuyla uğraşan Ela’nın cenazesi, bugün Burdur Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek.
Olayın ardından Isparta Diş Hekimleri Odası Başkanı Naim Şenyurt yazılı bir açıklama yaparak derin üzüntülerini paylaştı. Çocuk hastalarda uyum sağlanamadığı durumlarda genel anestezi veya sedasyonun başvurulan bir yöntem olduğunu belirten Şenyurt, şunları kaydetti:
"Yaşanan bu acı olayla ilgili olarak hem adli makamlar hem de diğer yetkili kurumlar tarafından gerekli soruşturmalar başlatılmıştır. Olayın kesin meydana geliş sebebi, yapılacak olan otopsi ve adli tıp incelemelerinin ardından netleşecektir. Herhangi bir ihmal veya kusur tespit edilmesi durumunda, mesleki mevzuatımız çerçevesinde gerekli adımları tereddüt etmeden atacağımızı bildiririz.
Küçük Ela’nın kahreden vefatının ardından Burdur İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Necmeddin Dinç de sosyal medya hesabından bir taziye mesajı yayınlayarak aileye başsağlığı diledi.
Ailenin şikayeti üzerine adli makamlarca başlatılan geniş çaplı soruşturma sürüyor. Kamuoyu, Ela’nın ölümüne yol açan kesin nedenin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporu bekliyor.
15 Haziran'da ani vefatıyla sanat camiasını yasa boğan genç oyuncu Ece İrtem'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada ön otopsi raporu çıktı.
Milliyet'ten Neslihan Keskin'in haberine göre; Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ön raporda, 35 yaşındaki İrtem'in ilk belirlemelere göre kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi. Ancak yetkililer, bu bulgunun nihai sonuç olmadığını ve kapsamlı incelemelerin sürdüğünü belirtiyor.
Kalp krizi bulgusunun yanı sıra, dosyada yer alan çarpıcı iddialar da adli makamlar tarafından titizlikle araştırılıyor. Oyuncunun avukatı Uğur Gökkoyun tarafından soruşturma dosyasına sunulan dilekçede, İrtem'in vefatından kısa süre önce gerçekleştirdiği Tayland seyahati sırasında bir maymun saldırısına uğramış olabileceğine dikkat çekildi. Bu iddianın soruşturma kapsamında ciddiyetle incelendiği öğrenildi.
Söz konusu maymun saldırısı iddiasıyla bağlantılı olarak, kamuoyunda da tartışılan kan zehirlenmesi (sepsis) ihtimali soruşturmanın kilit noktalarından biri haline geldi. Adli birimlerin, oyuncunun kollarında tespit edilen yara izlerini incelemeye aldığı ve bu bulguların ölümle doğrudan bir ilişkisi olup olmadığının detaylı tetkiklerle ortaya konulacağı kaydedildi.
KESİN NEDEN NİHAİ RAPORLA BELLİ OLACAK
Yetkililer, Adli Tıp Kurumu'ndan gelen mevcut ön rapordaki değerlendirmelerin sadece ilk bulguları yansıttığının altını çiziyor. Ece İrtem'in kesin ölüm nedeni; kapsamlı otopsi işlemlerinin, detaylı laboratuvar analizlerinin ve diğer tüm adli tıp incelemelerinin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai raporla resmiyet kazanacak.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan siyasi hareketliliğe bir yenisi daha eklendi. CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, yaptığı yazılı açıklamayla partisinden istifa ettiğini kamuoyuna duyurdu. Beker'in istifa açıklamasında parti içi yapıya ve yönetim anlayışına yönelik getirdiği sert eleştiriler dikkat çekti.
"KİŞİSEL HESAPLAR VE HUKUKSUZLUK HAKİM"
Partisinden ayrılma gerekçesini kamuoyuyla paylaşan Beker, mevcut yapı içerisinde siyaset yapmanın ülkeye fayda sağlamayacağını savundu. Beker, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Cumhuriyet Halk Partisi’nde kişisel hesapların ve hukuksuzluğun hakim olduğunu üzülerek izlemekteyim. Mevcut yapı içerisinde verilecek bir siyasi mücadelenin ülkemize ve milletimize yararı olmayacağı kanaatinde olduğum için Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum."
İstifa kararının ardından Meclis'teki siyasi kariyerine nasıl yön vereceğine de değinen Beker, herhangi bir partiye geçiş sinyali vermeyerek görevini bağımsız olarak sürdüreceğini belirtti. Beker, açıklamasını, "Bağımsız Ankara milletvekili olarak ülkemin birliği, beraberliği ve huzuru için mücadele etmeye devam edeceğim" sözleriyle tamamladı.
Bodrumlu milli sporcu Aysu Türkoğlu, dünyanın en prestijli açık su yüzme serisi Ocean's Seven'ın altıncı ayağı olan Tsugaru Kanalı'nı başarıyla geçerek tarihi bir başarıya imza attı.
Yaklaşık 13 saat 50 dakika boyunca akıntı ve dalgalarla mücadele eden 25 yaşındaki ultramaraton yüzücüsü, 45 kilometrelik zorlu parkuru tamamladığı an ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandırdı.
Dünyanın en zorlu yedi açık deniz geçişinden biri kabul edilen bu kanalı daha önce aşmayı başaran ilk Türk sporcu Bengisu Avcı olmuştu.
Aysu Türkoğlu ise bu performansı sayesinde Tsugaru Kanalı'nı geçen ikinci Türk ve dünya genelinde bunu başaran en genç Türk yüzücü unvanını alarak adını bir kez daha spor tarihine altın harflerle yazdırdı.
Japonya'nın Honshu ve Hokkaido adalarını birbirinden ayıran Tsugaru Kanalı, çok kuvvetli akıntıları, değişken hava koşulları ve deniz canlıları nedeniyle dünyanın en zorlu açık su yüzme rotaları arasında gösteriliyor.
Bölgedeki güçlü akıntı sistemi ve gece saatlerinde suda yüzmenin oluşturduğu yüksek risk nedeniyle yüzücülere geçiş için yalnızca gün doğumundan gün batımına kadar süre tanınıyor. Bu nedenle başarılı bir geçiş yalnızca fiziksel dayanıklılığa değil, doğru zamanlama, hava penceresi ve akıntının doğru okunmasına da bağlı olarak görülüyor.
Ocean's Seven serisinin en teknik etaplarından biri kabul edilen Tsugaru Kanalı geçişinde Aysu Türkoğlu’na, Japon Yüzme Federasyonu'nun resmi gözlemcileri, organizasyon komitesi ve kendi teknik ekibi eşlik etti.
Rota ve güvenlik planlamasının tamamen anlık deniz şartlarına göre anlık olarak yönetildiği zorlu süreç, Türkiye saatiyle dün akşam 22.10’da verilen startla başladı.
Fenerbahçe yönetim kurulu üyesi Cihan Kamer, Fenerbahçe radyosuna özel açıklamalarda bulunarak sürpriz bir transferi açıkladı.
Manchester City forması giyen Hollandalı savunma oyuncusu Nathan Ake'nin transferini açıklayan Cihan Kamer, "Başarılı stoperlerimiz var ama eksiğimiz sol stoper. Uzun çalışmalar sonrası, dünyada sayılı ve 20'den fazla kupa kaldırmış kardeşimizi kadroya kattık. Nathan Ake, Fenerbahçe'de!" dedi.
FENERBAHÇE'DEN AÇIKLAMA
Fenerbahçe Kulübü, Manchester City forması giyen Nathan Ake’yi kadrosuna kattığını açıkladı. Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, "Kulübümüz, Hollanda Milli Takımı oyuncusu Nathan Ake ile anlaşmaya varmış ve futbolcu ile sözleşme imzalamıştır. 2026 FIFA Dünya Kupası'nda forma giyen oyuncumuz, izin sürecinin ardından Avusturya kampında takımımıza katılacaktır." denildi.
YÖK'ten yapılan açıklamaya göre, aralarında yapay zeka, finansal teknolojiler, biyoteknoloji, mobil güvenlik, dijital oyun teknolojileri ve ilaç üretiminin de bulunduğu yeni programlar, 2026 YKS tercih kılavuzunda yer alacak.
Açılacak programlar arasında "tarih ve yapay zeka", "felsefe ve yapay zeka" ile "işletme ve yapay zeka" bulunuyor. Programlar ile yapay zekanın mühendislik ve bilgisayar bilimleriyle sınırlı kalmayıp sosyal bilimlerle de buluşması hedefleniyor. "Finansal teknoloji", "biyoteknoloji ve genetik", "paramedik" ve "balıkçılık teknolojisi" lisans programları da bu yıl ilk kez öğrenci alacak.
ÖN LİSANS BÖLÜMLERİ
Ön lisans düzeyinde ise "yapay zeka destekli web tasarımı ve kodlama", "yapay zeka destekli tasarım ve animasyon", "dijital oyun teknolojileri", "mobil güvenlik teknolojileri", "ilaç üretim teknolojisi", "patlayıcı ve enerjetik malzemeler teknikerliği", "hayvancılık teknolojileri ve işletmeciliği", "laboratuvar hayvanları", "balıkçılık teknolojisi" programları ilk kez tercih kılavuzuna girecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yeni programların belirlenmesinde bugünün ve geleceğin iş gücü ihtiyacının dikkate alındığını belirtti.
Program planlamalarının Türkiye'nin kalkınma hedefleri doğrultusunda yapıldığını kaydeden Özvar, "Türkiye'nin istihdam planlaması, iş gücüne duyulan ihtiyaç, gelecekte öne çıkacak alanlar ve ülkemizin beşeri sermayesinin doğru şekilde yönlendirilmesi gibi çok sayıda parametreyi dikkate alarak program kontenjanlarımızda düzenlemelere gittik. Başta yapay zeka ve dijital tabanlı programlar olmak üzere yeni programlar açarak yeni kontenjanlar oluşturduk." ifadelerini kullandı.
Yükseköğretimde dönüşüm sürecinin kararlılıkla devam edeceğini, çağın gerisinde kalan programların gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Özvar, "Günümüzün şartlarıyla artık uyumu kalmamış, mezunlarına imkan vermeyen ne istihdamla ne de akademik üretkenlikle bağı kalan programlarda ısrar edilmesini doğru bulmuyoruz. Dönüşüm sürecini aynı kararlılıkla devam ettireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Son aylarda artan yapay zeka içerikleri ve gizli reklamlar, tartışma konusu haline gelmişti.
Yapay zekanın gelişmesi sonucu gerçek ile yapay olanın ayırt edilmesi zorlaştığı için sosyal medya kurallarında değişiklikler bekleniyordu.
Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan “Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile sosyal medya kurallarında değişiklik yapıldı.
Yeni düzenlemelerle sosyal medyadaki dolandırıcılık olaylarının engellenmesi, bu mecralardaki usulsüzlüklerin önüne geçilmesi ve çocukların korunması hedefleniyor.
Düzenlemenin en dikkat çekici maddelerinden biri yapay zeka kullanımına ilişkin oldu.
Reklam Kurulu'nun saha verileri, özellikle "deepfake" olarak adlandırılan sahte içeriklerin tüketicilerin karar verme sürecini manipüle ettiğini gösteriyor.
Bu nedenle düzenlemeyle insandan ayırt edilemeyen dijital karakterlere yapay zekayla üretildiğinin belirtilmesi kuralı getirildi.
Bu sayede tüketicinin rasyonel zemininin korunması hedefleniyor.
Gerçek kişilerin dijital kopyalarının, sanki bir ürünü bizzat denemiş gibi gösterilmesi tamamen yasaklanıyor.
Özellikle son dönemde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten dünyaca ünlü futbolcular Lionel Messi ile Cristiano Ronaldo'ya kadar isimlerin sahte görüntüleriyle çeşitli ürünlerin pazarlanmaya çalışılması dikkati çekmişti.
Düzenlemenin öne çıkan hedeflerinden biri de karanlık tasarımlar oldu.
Tüketicileri istemedikleri bir işleme yönlendiren, üyelikten çıkmayı zorlaştıran veya stokta son ürün kalmış gibi "sahte aciliyet" oluşturan tasarımlar, Reklam Kurulu'nun odağında yer alıyor.
Denetimler sonucu bu yönde tespitler oluşursa ilgili içeriklere, "durdurma"dan para cezasına kadar çeşitli yaptırımlar uygulanacak.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Fevzi Burak Tekin, yurt genelinde bu hafta beklenen hava durumuna ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tekin, sıcaklıkların yarın ve cuma günü yurt genelinde mevsim normalleri üzerinde seyredeceğini bildirdi.
Yarın ve cuma günü yurdun büyük bölümünün parçalı ve az bulutlu havanın etkisi altında kalacağını söyleyen Tekin, hafta sonu ise yurdun büyük bölümünde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak beklendiğini belirtti.
Tekin, yarın Kırklareli, Çanakkale, Balıkesir'in batısı, Doğu Akdeniz'in iç kesimleri, Bilecik, Kütahya ile Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde yağış beklendiğini ifade etti.
YURT GENELİNDE ETKİLİ OLACAK
Cuma günü ise Trakya, Akdeniz'in ve Doğu Karadeniz'in iç kesimleri, Doğu Anadolu'nun kuzeyi ile Osmaniye, Hatay ve Yozgat çevrelerinde yağış görüleceğini bildiren Tekin, şunları kaydetti:
“Hafta sonu ise ülkemizin büyük bölümü yağışlı havanın etkisi altında kalacak. Cumartesi günü Marmara, Kuzey Ege, Batı ve Orta Akdeniz'in iç kesimleri, Doğu Akdeniz, Batı Karadeniz, Orta ve Doğu Orta ve Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Doğu Anadolu'nun doğusunda yağış görülürken, pazar günü Trakya, Kıyı Ege ve Güneydoğu Anadolu dışında tüm yurtta yağışlı hava kendini gösterecek.”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde değişiklik yaptı. Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle emsal hesabından asansör zorunluluğuna, yapı ruhsatlarının yenilenmesinden mevcut binalarda yapılacak tadilatlara kadar birçok alanda yeni düzenlemeler hayata geçirildi.
Yönetmeliğe ilk kez "süs havuzu" tanımı eklendi. Buna göre süs havuzu; suyun farklı biçimlerde hareketlendirilmesiyle oluşturulan, görsel ve estetik amaç taşıyan, yüzme amacıyla kullanılmayan ve mimari yapıyla bütünlük oluşturan havuz olarak tanımlandı.
Yapılan değişiklikle bahçede peyzaj düzenlemesi niteliğinde yapılan pergola ve süs havuzlarının, belirlenen diğer kullanımlarla birlikte bahçe alanının yüzde 20'sini geçmeyen kısmı emsal hesabı dışında tutulacak. Giriş saçakları, bahçe ve istinat duvarları, asma kat boşlukları ile kullanılmayan teras çatı alanlarına ilişkin hükümler de emsal hesabı kapsamında yeniden düzenlendi.
Ayrık veya blok nizam yapılaşmanın bulunduğu alanlarda, uygulama imar planında aksi belirtilmemişse taban alanı katsayısının (TAKS) yüzde 40'ı geçemeyeceği hükmü korunurken, TAKS belirlenmeyen parsellerde yapı yaklaşma mesafeleri esas alınarak uygulanacak üst sınırlar yeniden tanımlandı. Bu kapsamda belirli koşullarda TAKS'ın yüzde 60'ı aşmaması şartıyla uygulama yapılabilecek.
Yönetmeliğe eklenen hükümle, tek bağımsız bölümlü olsa dahi umumi bina niteliğindeki yapılarda ortak kullanıma açık ve ticari amaç taşımayan çocuk oyun ve bakım alanları, mescit ve müştemilatı, otopark ile son kat üzerindeki kullanılmayan teras çatılar emsal hesabında ortak alan olarak değerlendirilecek.
Yönetmelikle asansör yapılmasına ilişkin hükümler de değiştirildi. Buna göre tek bağımsız bölümlü konutlar hariç olmak üzere, bodrum kat dahil bağımsız bölüm, ortak alan veya eklenti bulunan üç katlı binalarda asansör yeri bırakılması, dört ve daha fazla katlı binalarda ise asansör yapılması zorunlu olacak. Daha az katlı yapılarda ise isteğe bağlı olarak asansör yapılabilecek.
Asansör bulunması zorunlu olan binalarda asansörlerin bodrum katlar dahil tüm katlara hizmet vermesi gerekecek. Ancak bağımsız bölüm, ortak alan veya eklenti bulunmayan bodrum katlara asansör yapılması zorunlu olmayacak.
Yönetmelikle yapı ruhsatlarının yenilenmesine ilişkin hükümler de değiştirildi. Ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde inşasına başlanmış ancak yeniden ruhsat alınması gereken yapılarda, yangın, deprem, ısı ve su yalıtımı ile çevre ve enerji verimliliğine ilişkin güncel mevzuat uygulanacak. Diğer konularda ise yapının ilk ruhsat aldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat esas alınacak.
Ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde inşasına başlanmayan yapılarda ise yürürlükte bulunan plan ve mevzuata göre yeniden ruhsat düzenlenecek.
Yönetmeliğe eklenen düzenlemeyle, yürürlükten önce mevzuata uygun olarak yapılmış, bodrum hariç üç katı geçmeyen ve tek bağımsız bölüme sahip müstakil konutlarda belirli şartların sağlanması halinde bina içine asansör veya erişilebilirlik standartlarına uygun kaldırma-iletme platformu yapılabilecek.
Bunun için taşıyıcı sisteme ilişkin gerekli tedbirlerin alınması, ilgili projelerin hazırlanması, fenni mesuliyetlerin üstlenilmesi ve idarenin tadilat izni vermesi gerekecek. Asansörün kullanılabilmesi için ise ilgili idarenin projeye ve fen-sanat kurallarına uygunluk tespiti yapması şart olacak.
Yönetmeliğe eklenen geçici hükümlerle, yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce yapı kullanma izni almış binalarda; emsal ve inşaat alanını, kullanım amacını, arsa paylarını, saçak seviyesini ve yapı yaklaşma mesafelerini ihlal etmemek, taşıyıcı sistemi olumsuz etkilememek ve güncel yangın, deprem, yalıtım ile enerji verimliliği tedbirlerini almak kaydıyla yapılacak esaslı tadilat işlemleri, yapı ruhsatının düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre sonuçlandırılabilecek.
Ayrıca yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce gerekli başvuruları yapılmış yapılar, 6306 sayılı Kanun kapsamında noter onaylı inşaat sözleşmesi bulunan yapılar ile kamu kurum ve kuruluşlarının ihale kararı aldığı projeler için bazı yeni hükümler uygulanmayacak; bu yapılar eski hükümler kapsamında değerlendirilecek.
Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle, uygulama imar planında konut yapılmasına izin verilen alanlarda ofis veya büro ruhsatıyla inşa edilmiş ya da yapı kullanma izni almış yapılarda kullanım amacı değiştirilebilecek.
Buna göre, parselin tamamında konut kullanım oranının yüzde 60'ı aşmaması şartıyla, ofis veya büro olarak ruhsatlandırılan bağımsız bölümler için yönetmeliğin yayım tarihinden itibaren bir yıl içinde kullanım amacının konuta çevrilmesine yönelik tadilat ruhsatı düzenlenebilecek.
YouTube'a yüklediği son stand-up gösterisiyle gündem olan komedyen Deniz Göktaş hakkında soruşturma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Göktaş hakkında 'dini değerleri aşağılama' suçlamasıyla soruşturma başlattı.
Konuyla ilgili Başsavcılığın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Bir kısım sosyal medya platformlarında yayınlamış olduğu içeriklerde suç unsuru ifadeler tespit edilen şüpheli Deniz Göktaş hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır."
Göktaş, Harbiye'de sahnelediği 'Ölü Deniz' adlı politik yönü ve esprileriyle öne çıkan stand-up gösterisinin ardından yandaşlar ve gerici çevreler tarafından hedef gösteriliyor.
Gazeteci İsmail Saymaz da sabah Halk TV'de katıldığı programda Deniz Göktaş hakkında soruşturma açıldığını duyduğunu söylemişti.
Göktaş hakkında 'dini değerleri aşağılama' iddiasıyla bir soruşturma açıldığını duyduğunu aktaran Saymaz, şunları kaydetmişti:
"Bunun dışında herhangi bir gelişmeden haberim yok. Umarım sadece soruşturma olarak kalır ve kapanır. Çünkü Türkiye'de artık mizahın da yapılamadığı, bir stand-up'çının bile kendisini özgürce ifade edemediği bir döneme de girmeyiz."
Eskişehir'de kar maskesi takıp hücum yeleği giyerek sokakta karşılaştığı 5 kişiyi bıçakla yaralayıp tutuklu yargılandığı mahkemede 75 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan Arda Küçükyetim'in (20) cezaevinde intihar ettiği bildirildi.
Tepebaşı ilçesinde 2024 yılı Ağustos ayında kask, kar maskesi ve koruyucu gözlük takıp hücum yeleği giyerek Uluönder Mahallesi’ndeki Şehit Rüstem Demirbaş Parkı'na gelen Arda Küçükyetim, buradaki çay bahçesinde Tevfik Arslan (72), Cumali Özemek (58), Naşit Özyürek (88), Metin Korkmaz (65) ve Cemal Altıntaş'ı (52) bıçakla yaraladı. Küçükyetim, bu anları da hücum yeleğine sabitlediği bir cep telefonu aracılığıyla sanal medya hesabından canlı olarak yayımladı.
Olayın ardından polis ekipleri tarafından yakalanan Arda Küçükyetim, 'Kasten öldürmeye teşebbüs' ve 'Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit' suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine konuldu. Eskişehir 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'ne tutuklu yargılanan Küçükyetim, geçen yıl eylül ayındaki karar duruşmasında, ‘Tasarlayarak öldürmeye teşebbüs’ ve ‘Korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit’ suçlarından 75 yıl 5 ay hapis cezası veridi.
Olayın ardından 18 Ağustos 2024 tarihinde Eskişehir Adliyesi’nde tutuklanan Arda Küçükyetim, cezaevindeki yaklaşık 1 yıl 10 aylık sürecin ardından akşam saatlerinde intihar ederek hayatına son verdiği bildirildi. Küçükyetim’in cenazesi otopsi işlemleri için Eskişehir Şehir Hastanesi’ne morguna kaldırıldı. Olayla ilgili de soruşturma başlatıldı.
FIFA 2026 Dünya Kupası son 32 turunda İsveç ile karşı karşıya gelecek olan Fransa Milli Takımı'nda teknik direktör Didier Deschamps, maç öncesi açıklamalarda bulundu.
Fransız çalıştırıcı, İsveç ile oynanacak maçta Fenerbahçeli futbolcu N'Golo Kante'nin forma giyemeyeceğini açıkladı. Deschamps, yaptığı açıklamada "N'Golo Kante'nin sakatlık problemi nedeniyle İsveç maçında oynayıp oynamayacağı belirsiz. Ama çok yüksek ihtimal oynayamayacak." dedi.
''DİZİNDE CİDDİ BİR SAKATLIK VAR''
L'Equipe'te yer alan habere göre; N'Golo Kante'nin dizinde ciddi bir sakatlık var. Bu nedenle deneyimli oyuncunun İsveç maçı kadrosunda olmayacağı dile getirildi.
Almanya'nın Aşağı Saksonya eyaletindeki Stade şehrinde düzenlenen silahlı saldırıda 5 kişi hayatını kaybederken olayla ilgili 1 şüpheli gözaltına alındı.
SİLAHLI SALDIRIDA 5 CAN KAYBI
Almanya yeni haftaya ülkenin kuzeybatısından gelen bir silahlı saldırı haberiyle başladı. Alman medyasının yerel polise dayandırdığı haberlere göre; Aşağı Saksonya eyaletinde Hamburg şehrinin batısındaki Stade şehrinde silahlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda 5 kişi hayatını kaybederken 1 şüpheli polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.
Bölgede yoğun güvenlik önlemleri uygulanırken, olayın nasıl ve neden gerçekleştiğine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Olay bölgesinden sorumlu Lüneburg Polis Müdürlüğü, Stade şehrindeki Dankers Caddesi'nde silah seslerinin duyulduğunu belirterek, "Lütfen bölgeden uzak durun" uyarısında bulundu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), elektrik, su ve doğalgaz tüketim bilgilerinin tek merkezden takip edilebilmesini sağlayacak yeni bir dijital sistem üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
"Milli Akıllı Sayaç Sistemi" adı verilen projeyle abonelerin tüm tüketim verilerine tek uygulama üzerinden anlık erişebilmesi hedefleniyor.
Böylece elektrik, su ve doğalgaz tüketimlerini farklı kurumların uygulamalarına ihtiyaç duymadan tek platform üzerinden takip edebilecek. Sistem sayesinde anlık tüketim miktarları görüntülenebilecek, geçmiş dönem kullanım verileri ve faturalar karşılaştırılabilecek.
Türkiye gazetesinde yer alan habere göre yeni altyapının dağıtım şirketlerine de önemli avantajlar sağlaması bekleniyor. Ortak sistem sayesinde farklı teknolojilere olan bağımlılığın azaltılması ve işletme maliyetlerinin düşürülmesi hedefleniyor.
Projede kırsal bölgelerde yaşanabilecek iletişim sorunları da dikkate alınıyor. Bu kapsamda elektrik hatları üzerinden veri aktarımı sağlayan teknolojiler ile radyo frekansı tabanlı haberleşme sistemlerinin birlikte kullanılacağı hibrit bir altyapı planlanıyor.
Yetkililer, sistemin Türkiye genelinde kesintisiz şekilde uygulanabilmesi için yeni nesil iletişim teknolojilerine yönelik AR-GE çalışmalarının da devam ettiğini belirtiyor.
ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te dini özgürlüklerle ilgili düzenlediği bir basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir petrol tankerini 4 adet dronla hedef aldığını kaydederek, "Bunu yapmamalıydılar, dün (gemiye) ateş açtıkları gerçeği hoşuma gitmedi." diye konuştu.
İran'ın bu eyleminin ateşkesin ihlali anlamına geldiğine işaret eden Trump, "Buna bir karşılık verecek misiniz?" sorusuna, "Yakında bunu göreceksiniz." yanıtını verdi.
Gemiye atılan dört dronun üçünü düşürdüklerini ve bir dronun ise isabet ettiğini söyleyen ABD Başkanı, geminin ufak bir hasar almasına rağmen yoluna devam ettiğini belirtti.
47 yıldır hiçbir ABD başkanının yapmadığını yaptığını ifade eden Trump, İranlılar için, "Onlar biraz farklılar." dedi.
ABD ordusunu Hürmüz Boğazı'nda hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Açıklamada, “ABD uçakları, İran'ın füze ve İHA depolama tesisleri ile kıyı radar üslerini vurdu” denildi.
İran medyası ise Sirik çevresinde patlama sesleri duyulduğunu açıkladı.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran'ı "ateşkesi ihlal etmekle" suçladı.
Trump, açıklamasında, Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin İran'a ait 4 dron tarafından hedef alındığını, bu dronlardan birinin tankerin üst güvertesine isabet ettiğini ancak tankerin yoluna devam ettiğini belirtti.
Diğer 3 dronun ise ABD ordusu tarafından düşürüldüğünü aktaran Trump, "Açıkçası bu, ateşkes anlaşmamızın aptalca bir ihlalidir." ifadesini kullandı.
İRAN-ABD ARASINDA VARILAN MUTABAKAT
İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.
"İslamabad Mutabakatı" adı verilen mutabakat zaptı, gece İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti.
Mutabakat, Lübnan dahil savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.
Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak metrosu şantiyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.
Yavaş, programına ABB Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı Raylı Sistemler Şube Müdürlüğünü ziyaret ederek başladı. Ziyarette Yavaş'a, Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin eşlik etti.
Burada yetkililer tarafından Yavaş ve Şahin'e projenin güncel durumuna ilişkin slayt üzerinden bilgi verildi. Görüşmede, 5 istasyonun fiilen yapımına başlandığı ifade edildi.
Yavaş, NATO Zirvesi hazırlıkları vesilesiyle trafiğin kapatılması sonucu birçok iyileştirmeyi yapma fırsatı bulduklarını belirterek, NATO'nun burada yapılmasının Ankara'nın tanıtımı açısından da olumlu olduğunu kaydetti.
PARTİ DEĞİŞTİREN BAŞKANLARA TEPKİ
Bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin soru üzerine Yavaş, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten" dedi.
14 Mayıs’ta hastaneye kaldırılan Yeşilçam’ın usta oyuncusu Kadir İnanır'a zatürre teşhisi konulmuştu. Yoğun bakımda tedavisi devam eden İnanır, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Kadir İnanır, 15 Nisan 1949 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. İnanır, ilkokul ve ortaokulu Fatsa'da tamamladı ve oyunculuk yeteneğini eğitimi sırasında çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, İstanbul Haydarpaşa Lisesi'ni ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi.
1967 yılında Ses dergisi'nin düzenlediği "Sinema Artisti Yarışmas'nda finale kaldı, 1968 düzenlenen Saklambaç gazetesinin "Fotoroman Artisti Yarışması"'nda da birinci oldu. Bir süre fotoromanlarda oynadıktan sonra ‘Yedi Adım Sonra (1968) adlı filmdeki küçük bir rolle sinemaya başladı. İlk kez başrolde oynadığı 1970 tarihli, Atıf Yılmaz'ın yönettiği Kara Gözlüm filminde Türkan Şoray'la başrolleri paylaştı. Daha sonra Şoray'la birçok film daha çevirerek Türk sinemasının erkek yıldızları arasına girdi. İnanır-Şoray ikilisi, Yeşilçam'ın en sevilen aşk filmlerinden olan "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın yanı sıra "Bodrum Hakimi", "Dila Hanım" ve "Devlerin Aşkı" gibi yapımlarla hafızalarda yer edindi.
Sanat hayatına 1973'te Altın Koza Film Festivali'nde "Utanç" filmiyle, 1986'da ise Altın Portakal Film Festivali'nde "Yılanların Öcü" ile aldığı "En İyi Erkek Oyuncu" ödülleri dâhil çok sayıda başarı sığdırdı.
Fenerbahçe, yeni sezon transfer çalışmalarını sürdürürken Amara Diouf transferini resmen açıkladı. Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, genç futbolcuyla 5 yıllık sözleşme imzalandığı duyuruldu.
Kulüp binasında düzenlenen imza törenine Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Karagöz, Savaş Adalet ve Volkan Akan katıldı. Fenerbahçe, Amara Diouf'un gelişiminin planlı ve yakından takip edilen bir program doğrultusunda sürdürüleceğini belirtti.
Hafta sonu yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ardından Türk Dili ve Edebiyatı ile Matematiktestlerindeki bazı sorular sosyal medyada tartışma yarattı. Edebiyat testinde Halide Edib Adıvar’ın Handan romanına ilişkin soruda karakter adının yanlış yazıldığı iddia edilirken, Matematik testindeki bir soru için de hata iddiası gündeme geldi.
YKS sonrası adayların en çok tartıştığı sorulardan biri Türk Dili ve Edebiyatı testindeki Handan sorusu oldu.
KARAKTERİN ADI YANLIŞ YAZILDI
Soruda, romandaki karakter adının “Neriman” yerine “Nermin” olarak yazıldığı öne sürüldü.
Milliyet’in haberine göre, Halide Edib Adıvar’ın Handan romanıyla ilgili soruda karakter adının Neriman olması gerekirken Nermin olarak yer alması adaylar arasında kafa karışıklığına neden oldu.
Eğitimci Talat Almaz, roman karakterinin yanlış yazıldığını belirterek, “Her ne kadar sorunun diğer bölümleri doğru olsa da bu kısmın yanlış yazılması sorunun bilimselliğine gölge düşürmekte” dedi.
Almaz, “Nermin” adının Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar, Leyla Erbil’in Tuhaf Bir Kadın ve Murathan Mungan’ın Yüksek Topuklar gibi eserlerde de geçtiğini hatırlatarak, bu durumun adaylarda kafa karışıklığı yaratabileceğini söyledi.
Soru, sosyal medyada da gündem oldu. Çok sayıda aday, karakter adındaki yanlışlık nedeniyle sorunun iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Bazı kullanıcılar, Handan romanında “Nermin” adlı bir karakter bulunmadığını belirterek itiraz çağrısı yaptı. Bazı adaylar ise soruda Refik Cemal karakterinin de yer alması nedeniyle doğru cevaba ulaşabildiklerini ancak isim hatasının yine de yönlendirici olabileceğini söyledi.
YKS’de tartışma yalnızca edebiyat testiyle sınırlı kalmadı. AYT Matematik testindeki “türev grafiğinden fonksiyonun kök aralığını bulma” sorusu da sosyal medyada ve eğitim çevrelerinde tartışma konusu oldu.
Bazı eğitimciler, ÖSYM’nin açıkladığı cevap anahtarındaki şıkkın doğru olmadığını öne sürdü. Bu nedenle matematik sorusu için de cevap anahtarının değiştirilmesi ya da sorunun iptal edilmesi gerektiği savunuldu.
CHP’den istifa eden İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir AK Parti'ye katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantısı sonrası partiye katılan Özdemir’e rozet taktı.
CHP’den istifa eden İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Özdemir’e grup toplantısına gelirken AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin eşlik etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantı sonrası Özdemir’e parti rozetini taktı.
"MİSYONUMA DEVAM EDECEĞİM"
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özdemir, "Sokaktaki canlılarımıza daha çok hizmet edip, refahlarını ve mutluluklarını sağlamak için daha çok çalışacağıma emin olabilirsiniz. Aynı Nimet’im, değişen bir şey yok. Aynı misyonuma devam edeceğim" dedi.
ABD'de faizlerin yüksek kalacağı beklentisi doların küresel değerini artırdı.
Doların yükselişiyle birlikte altın fiyatları geri çekildi.
ABD'de faizlerin artabileceği beklentisi doların küresel değerini artırdı. Bu nedenle altınbaşta olmak üzere kıymetli metal fiyatları baskılanıyor.
Ons altın 4 bin dolara kadar gerilerken iki haftanın en düşük seviyesini gördü.
Altında aylık kayıp yüzde 10'a yakınken yılbaşından bu yana ise yüzde 5,5 aşağıda yer aldı.
Son olarak gram altın 6 bin liranın altına düşerek 5 bin 994 liraya geriledi.
Gram altın bu yıl 7 bin 800 lira ile tüm zamanların rekorunu kırmıştı.
Çeyrek altın ise 9 bin 833 liraya kadar düştü.
“DOLARIN DEĞER KAYBIYLA OLABİLİR”
Stratejist Yücel Tonguç Erbaş, NTV'ye yaptığı değerlendirmelerde döngünün son çeyrekte değişeceğini beklediğini dile getirdi.
Erbaş, "Faizlerin inmesi ve enerjideki düşüşle birlikte doların biraz değer kaybıyla olabilir. Biraz daha yatay ve aşağı yönde baskı devam edecek diye düşünmek gerekiyor." dedi.
Arjantin Milli Takımı’nın kaptanı Messi, pazartesi günü Avusturya ile oynanan maçta fileleri iki kez havalandırarak Dünya Kupası’ndaki gol sayısını 18’e çıkardı.
38 yaşındaki futbolcu, geçen hafta Kuzey Amerika’daki turnuvada Arjantin’in unvan savunmasına Cezayir karşısında 3-0’lık galibiyetle başladığı maçta hat-trick yapmış ve Miroslav Klose’nin 16 gollük rekoruna ortak olmuştu.
Messi, Arjantin’in ikinci grup maçında 38. dakikada attığı golle rekorun tek sahibi oldu. Teksas’ın Arlington kentindeki Dallas Cowboys stadında oynanan maçta tribünler, Messi’nin golleriyle büyük coşku yaşadı.
Maçın başında bir de penaltı kaçıran 38 yaşındaki yıldız, bu turnuvada ayrıca ilginç bir istatistiğe de ortak oldu. Messi artık Dünya Kupası tarihinde en çok penaltı kaçıran isimlerden biri olma ünvanını da taşıyor. 2006'dan bu yana altıncı Dünya Kupası'nı oynayan Messi, milli formayla çıktığı 201 maçta 121 gole ulaştı.
Dünya Kupası gol krallığı listesinde Messi ve Klose’nin ardından 15 golle Brezilyalı Ronaldo geliyor. Gerd Müller ve Fransa’nın yıldızı Kylian Mbappe ise 14’er golle onu takip ediyor.
AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik'in açıklamasından öne çıkanlar:
"AK Parti 26-28 Haziran'da kampa giriyor. İç ve dış siyaset değerlendirilecek. Yoğun istişare olacak.
ABD-İran çatışması uluslararası sistemi sarstı. İsrail siyonist saldırganlığı kardeş ülke İran'ı hedef aldı. İsrail, Lübnan'da Litani'ye kadar bölgeyi hedefliyor. Herkes barışı tehdit eden İsrail saldırganlığına karşı harekete geçmeli.
Bu anlaşma ateşkesin barışa döneceği bir anlaşmadır. Gelinen nokta dünya barışı için önemli.
BAHÇELİ'NİN "ERDOĞAN'IN ARKASINDAYIZ" SÖZLERİ
Bahçeli'nin açıklamaları son derece önemli. Cumhurbaşkanı adayımız önümüzdeki seçimlerde de Erdoğan. Cumhur İttifakı'nın birliği bir kere daha ortaya çıkmıştır.
Terörsüz Türkiye süreci kesintisiz şekilde sürüyor. Süreçte çok büyük aşama kaydedildi. Meclis'in yaptığı komisyon çalışması son derece kıymetli.
Artık yeni bir aşamadayız. PKK tüm uzantılarıyla feshedilmeli, silah bırakılmalı. Silah bırakmayı sona erdirmek için yasal çerçeve olacak. Bu yasal çerçevenin çok gecikmeden, bir an önce Meclis gündeminde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tüm toplumsal kesimlerin ve siyasi partilerin katkısı çok önemli. Terör örgütünün silah bıraktığı MGK tarafından da tasdik edilmeli.
Terör örgütünün ortadan kalkacağı yasal çerçeve aşamasına geçildi. Amaç terörün sona ermesi ve silahlı yapılardan Türkiye'nin kurtulmasıdır. Pazarlık olmadan süreç ilerleyecek.
TFF'den yapılan açıklamaya göre, ligde son 3 sezonun şampiyonu Galatasaray en fazla harcama limitine sahip takım oldu.
Fenerbahçe ikinci, Beşiktaş ise üçüncü sırada yer aldı.
Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilirlik Talimatı'na göre kulüplerin harcama limitleri belirtilen gerekçeler ve usullerle, 15 Aralık'a kadar gerçekleştirilecek başvurular ile her iki transfer ve tescil döneminin son günü en geç saat 18.00'a kadar yapılacak müracaat üzerine Kulüp Lisans Kurulu tarafından artırılabilecek.
Süper Lig ekiplerinin yeni sezon harcama limitleri (Türk lirası) şöyle:
Galatasaray: 6.137.773.446
Fenerbahçe: 4.816.196.233
Reeder Samsunspor: 1.039.453.100
Beşiktaş: 3.397.251.589
RAMS Başakşehir: 987.881.703
Eyüpspor: 546.553.433
Trabzonspor: 2.341.275.298
Göztepe: 552.038.071
Çaykur Rizespor: 1.345.252.036
Kasımpaşa: 481.052.381
TÜMOSAN Konyaspor: 1.415.698.662
Corendon Alanyaspor: 669.229.611
Bellona Kayserispor: 940.370.334
Gaziantep FK: 570.028.038
Onvo Antalyaspor: 468.999.111
Kocaelispor: 853.381.305
Gençlerbirliği: 853.381.305
Fenerbahçe yaz döneminin ilk transferini yaptı. Sarı-lacivertliler, eski oyuncusu Vedat Muric'i kadrosuna kattı.
Mallorca'dan transfer edilen 32 yaşındaki Kosovalı santrfor ile 3 yıllık sözleşme imzalandı.
Chobani Stadyumu'nda düzenlenen imza töreninde kulüp başkanı Aziz Yıldırım, yönetim kurulu üyeleri ve futbol direktörü Oğuz Çetin de yer aldı.
Fenerbahçe'nin yeni transferi Vedat Muric dün İstanbul'a gelmişti. Sabiha Gökçen Havalimanı'na gelen Kosovalı santrforu, bir grup taraftar alkışlarla karşılamıştı.
32 yaşındaki santrfor, geçen sezon İspanya La Liga ekiplerinden Mallorca'da 37 maçta kaydettiği 23 gol ile ligde Real Madrid'in süperyıldızı Kylian Mbappe'nin ardından en çok gol atan futbolcu olmuştu.
Türkiye'de ilk olarak Gençlerbirliği'nde, ardından Çaykur Rizespor'da oynayan Vedat Muric, 2019 yılında Fenerbahçe'ye 5,5 milyon euro karşılığında transfer olmuştu. Muric, Fenerbahçe'de geçirdiği bir sezonun ardından 21 milyon euro karşılığına Lazio'ya transfer edildi. Muric, 2022'de LaLiga ekibi Mallorca'ya transfer olmuştu.
Türkiye ile Almanya arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla oluşturulan Türkiye-Almanya Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi'nin (JETCO) 6. dönem toplantısı, Ticaret Bakanlığı ev sahipliğinde gerçekleştirildi.
Bakan Bolat ile Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche eş başkanlığında düzenlenen toplantıda ticaret, yatırımlar, sanayi iş birliği, enerji, yeşil dönüşüm, ulaştırma, turizm ve Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyon başlıkları ele alındı.
Program kapsamında iki bakan arasında ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirilirken, JETCO çalışma gruplarının özellikle yeşil dönüşüm, enerji ve yatırım alanlarında kaydettiği ilerleme de değerlendirildi. Toplantının ardından iki bakanlık arasında JETCO Protokolü imzalandı.
Yuvarlak Masa Toplantısı'nın ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Bakan Bolat, Türkiye-Almanya ilişkilerinin siyasi ve ekonomik alanda çok iyi ilerlediğini ifade etti. Bolat, "Vize meselesini konuştuk. Geçen yıl temmuzdan bu yana yeni ‘Cascade' sistemiyle (kademeli vize uygulaması) vize randevularında ve başvurularında bir miktar iyileşme sağlandı. Vize ret oranları yüzde 25'lerden yüzde 14'e kadar geriledi. Bu noktada iş insanları, öğrenciler, sanatçılar, STK mensupları, nakliyecilerle alakalı olarak hızlı çözümlerle konuyu hızlandırmayı planlıyorlar. Bizim de Türkiye vatandaşlarımız için vizesiz seyahat konusundaki haklı taleplerimizi bir kez daha kendilerine vurguladık" dedi.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) önümüzdeki dönemde faiz artıracağına kesin gözüyle bakılması ve ABD ile İran arasında varılan barış mutabakatı, altın piyasasında sert düşüşe neden oldu. Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin azalması ve güvenli liman arayışının zayıflamasıyla birlikte altın üzerindeki satış baskısı hız kazandı.
Dün ons fiyatındaki azalışa paralel değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 1,3 düşüşle 6 bin 205 liradan tamamlamıştı.
Bugüne düşüşle başlayan gram altın, saat 10.25 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 1,2 altında 6 bin 206 lira seviyesinde seyretti. Aynı dakikalar itibarıyla çeyrek altın 10 bin 325 liradan, Cumhuriyet altını da 41 bin 250 liradan satıldı. Altının ons fiyatı, bugün yüzde 1,3 azalışla 4 bin 156 dolardan seyretti.
AKŞAM YÜZDE 1,48 DEĞER KAYBETTİ
Güne 6 bin 206 lira seviyelerinde başlayan gram altın, akşam saatlerinde çakıldı. Günü yüzde 1,48 değer kaybıyla tamamlayan gram altın, 6 bin 193 Türk Lirası seviyesine kadar geriledi.
Öte yandan ABD Merkez Bankası'nın (Fed) şahin bir politika izlemesi ve para piyasalarındaki fiyatlamalarda faiz artırımına gideceğine bu yıl kesin gözüyle bakılmasıyla dolara talebin artması altın fiyatlarını baskılıyor.
Öte yandan İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ABD-İran görüşmelerinin iptal edildiğinin duyurulması da altın başta olmak üzere değerli metal fiyatları üzerindeki satış baskısının artmasına neden oluyor. Analistler, bugün yurt dışında ABD'de piyasaların kapalı olacağını belirtti.
Kara Harp Okulu’nun 30 Ağustos 2024 tarihindeki mezuniyet töreninde, teğmenlerin kılıç çatarak "Mustafa Kemal’in askerleriyiz" sloganı atmasıyla ilgili yürütülen davada önemli bir hukuki gelişme yaşandı.
Olayın ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’nden (TSK) ihraç edilen Tabur Komutanı Kurmay Yarbay Halit Türkoğlu, karara karşı açtığı davayı kazandı.
İdare Mahkemesi, Kurmay Yarbay Türkoğlu hakkında verilen ihraç kararının hukuka uygun olmadığına ve "ölçülülük ilkesine" aykırı düştüğüne hükmederek işlemi durdurdu.
TEĞMENLERİN KILIÇLI YEMİN TÖRENİ
30 Ağustos 2024 tarihindeki Kara Harp Okulu mezuniyet merasiminin resmi kısmı bittikten sonra, dönem birincisi Teğmen Ebru Eroğlu liderliğindeki bir grup yeni mezun teğmen kılıç çatıp "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı atmıştı. Görüntülerin kamuoyuna yansımasıyla başlayan tartışmalarda, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından amirlerin ikazlarına rağmen organize edilen bir disiplinsizlik ve emir-komuta zinciri ihlali olarak değerlendirilmişti. Neticede MSB tarafından açılan idari soruşturma kapsamında, metnin içeriğinden bağımsız olarak "hizmete engel davranış ve disiplinsizlik" gerekçesiyle, başta dönem birincisi olmak üzere olaya öncülük eden 5 teğmen hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraç kararı verilmişti.
Teğmenlerle birlikte 3 komutan da kılıçlı yemini engelleyemediği gerekçesiyle ihraç edilmişti. Komutanlardan önce Albay Alper Topsakal, ardından Binbaşı Murat Ertürk mahkeme kararıyla göreve iade edilmişti
Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay için ilk kez tarih verdi. Sözcü Tv canlı yayınında Kılıçdaroğlu, partinin olağanüstü değil, olağan kurultay sürecine gideceğini açıkladı.
Sürecin Yargıtay’daki duruma bağlı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, mahkeme kararının ardından parti içinde nasıl bir yol haritası izleneceğine dair ilk net mesaj oldu.
Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: "Şunu söyleyeyim kesinlikle partiyi en kısa sürede kurultaya götüreceğim. Dilekçeler geldi değil mi. Aldık onu, istediler ağırladık. Açıklama yapacağız dediler ve önlerine kürsüyü koyduk. Hiçbir gerginliğe izin vermeden bunları yapıyoruz.
Mahkemenin 'tedbir' kararı var. Yargıtay süreci olduğu için yapamıyoruz deniliyor. Bakın ben hukukçu değilim. Ancak elbette bu süreçte parti çalışacak. Tedbir kararı kalkana kadar biz hiçbir şey yapmayacağız gibi bir durum yok. İtirazı yapanlar Özgür Bey. Karşı tarafla konuşuruz, gerekirse iki taraf da Yargıtay başvurusundan vazgeçer. Bu konuşulabilir.
Olağanüstü kurultay değil. Olağan kurultay yapılacak. Yargıtay'daki başvuru çekilirse olağan kurultayı en fazla 4-5 aya yaparız. Olağan kurultay sonuçta il başkanı seçimleri var, delegelerin seçimleri var. Zaten eski delegelerle yapamayız efendim. Mahkeme şaibe var diye iptal etmiş, siz gidip o delegelerle kurultay yapın diyorsunuz.
Bundan da bir mutlak butlan kararı çıkar. Parti bu kadar yorulur mu? Delegeye mi güvenmiyorsunuz? Başlarsınız mahalleden itibaren seçimlere, gelirsiniz kurultayı yaparsınız mesele bu kadar basit."
İran Milli Takımı’nda forma giyen Mehdi Torabi, vize sorunu nedeniyle 2026 FIFA Dünya Kupası’ndaki kalan grup maçlarında görev yapamayabilir.
İran Futbol Federasyonundan yapılan açıklamada, Yeni Zelanda ile Los Angeles’ta oynanan G Grubu karşılaşması için ABD’ye giren 31 yaşındaki futbolcunun tek girişlik vizesinin sona erdiği belirtildi.
Federasyon, Torabi adına yeni vize başvurusunda bulunulduğunu duyurdu.
Yeni Zelanda ile 2-2 berabere kalan İran, grubundaki ikinci maçında 21 Haziran Pazar günü Belçika, son karşılaşmasında ise 27 Haziran Cumartesi günü Mısır ile karşılaşacak.
Torabi’nin yeni vize işlemlerinin tamamlanmaması halinde iki karşılaşmada da forma giyememe ihtimali bulunuyor.
Yeni Zelanda karşılaşmasının ardından İran Milli Takımı’nın statta yenilenme antrenmanı yapmasına izin verilmediği ve kafileden kamp yaptığı Meksika’ya dönmesinin istendiği belirtildi.
İran Teknik Direktörü Amir Ghalenoei, uygulamaya tepki göstererek kendilerine derhal ABD’den ayrılmaları gerektiğinin söylendiğini aktardı.
Ghalenoei, “Bu durum bizi gerçekten çok zorluyor. Bizi neden geri gönderdiklerini bilmiyoruz. Çok tuhaf görünüyor. Sanki planlamamızı bizim yerimize başkaları yapıyor” ifadelerini kullandı.
İran’ın turnuvada yoğun baskıya maruz kaldığını savunan deneyimli teknik adam, “Takımımız, Dünya Kupası’nda en fazla baskı gören ve en mağdur edilen takımdır” dedi.
FIFA 2026 Dünya Kupası K Grubu'nda Portekiz ile Demokratik Kongo karşı karşıya geldi. ABD'nin Houston kentindeki Houston Stadı'nda oynanan mücadele 1-1'lik eşitlikle tamamlandı.
Karşılaşmaya etkili başlayan Portekiz, henüz 6. dakikada Joao Neves'in golüyle 1-0 öne geçti. İlk yarının son anlarında baskısını artıran Demokratik Kongo, uzatma dakikalarında aradığı golü buldu.
Demokratik Kongo'nun beraberlik golünü 45+5. dakikada Yoane Wissa kaydetti. İlk yarı 1-1'lik skorla tamamlanırken, ikinci yarıda iki takım da yakaladığı fırsatları değerlendiremedi ve mücadele beraberlikle sona erdi.
Karşılaşmadan alınan 1 puanla Demokratik Kongo, Dünya Kupası tarihindeki ilk puanını elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Portekiz ve Demokratik Kongo, turnuvadaki ilk maçlarının ardından gruba birer puanla başladı.
Portekiz, gruptaki ikinci maçında 23 Haziran saat 20.00'de Özbekistan ile karşılaşacak. Demokratik Kongo ise 24 Haziran saat 05.00'te Kolombiya karşısına çıkacak.
ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, "Bu bir mutabakat zaptı ve İran ile 60 gün içinde nükleer konusunda anlaşamazsak yeniden bombalarız. Fakat bu yapmak istediğim bir şey değil." ifadelerini kullandı.
Fransa’da düzenlenen G-7 Zirvesi’nde konuşan ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik sert uyarılarda bulundu. Mevcut mutabakat zaptını hatırlatan Trump, nükleer program konusunda İran ile 60 gün içinde yeni bir anlaşmaya varılması gerektiğini belirtti.
Trump, belirlenen bu süre içinde uzlaşma sağlanamaması durumunda askeri seçeneğin devreye gireceğini vurgulayarak, "İran ile 60 gün içinde nükleer konusunda anlaşamazsak yeniden bombalarız. Fakat bu yapmak istediğim bir şey değil" ifadesini kullandı.
"İMZALAMAZLARSA EN BAŞTAN BAŞLARIZ"
Trump'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde: "Anlaşma tam istediğimiz gibi oldu. Bu anlaşmayı yapmasaydık, iki hafta daha, üç hafta daha, dört hafta daha, hatta iki yıl daha bomba atmaya devam edebilirdik. Bu durumda Hürmüz Boğazı asla açılmazdı. İran ile mutabakat zaptının bir örneğini İsrail'e gönderdik. İranlılar anlaşmak istiyor. İmzalamazlarsa en baştan başlarız. İran'da bir ekonomik felaket görmek istemedim. Eğer devam etseydik böyle bir şey olabilirdi
Netanyahu ile Lübnan konusunda anlaşamıyoruz. Netanyahu bazen biraz fazla heyecanlanıyor ama iyi bir ortak. İsrail, Hizbullah konusunda daha iyi iş çıkarabilirdi, Lübnan için üzülüyorum."
Öte yandan gündüz saatlerinde Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi ile birlikte basına konuşan Trump, İran'la yapılan çerçeve anlaşmanın piyasalar tarafından olumlu karşılandığını söyledi.
Trump, "İran'ın asla nükleer silaha sahip olmayacağına dair yüzde 99,99 ihtimal görüyorum" dedi. Anlaşmanın ardından borsaların yükseldiğini ve petrol fiyatlarının düştüğünü belirten Trump, "Piyasalar adeta uçuşa geçti. Bu her şeyden daha güçlü bir mesaj veriyor" ifadelerini kullandı.
"ANLAŞMA NİHAİ DEĞİL"
İran ile imzalanan belgenin henüz nihai bir anlaşma niteliğinde olmadığını vurgulayan Trump, bunun yalnızca bir "mutabakat zaptı" olduğunu söyledi. Trump, "Bu nihai bir anlaşma değil. Eğer hoşuma gitmezse, metni beğenmezsem füzeyi yerler, başlarına bomba yağdırırız. Eğer düzgün davranmazlarsa, tam ortalarına yeniden bomba yağdırmaya döneriz" ifadelerini kullandı.
"HÜRMÜZ BOĞAZI TAMAMEN AÇILACAK"
Hürmüz Boğazı'nın da bir veya iki gün içerisinde tamamen açılacağını öne süren Trump, "Piyasaların gerçekten mutlu olmasının nedeni bu anlaşmanın çok güçlü olması" dedi. Trump, anlaşmanın ayrıntılarına ilişkin ilerleyen saatlerde daha kapsamlı bir açıklama yapacağını belirtti.
Anlaşma kapsamında İran'a 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma fonu sağlanacağı yönündeki haberleri yalanlayan Trump, "10 sent bile vermiyoruz. ABD yatırım yapmayacak ve herhangi bir fon oluşturmuyoruz" dedi.
Körfez ülkelerinin İran'a yatırım yapması halinde buna karşı çıkmayacağını belirten Trump, "Ben onlardan yatırım yapmalarını istemiyorum. Ama yaparlarsa sorun değil. Yine de İran'ın davranışlarını görmeden kısa vadede böyle bir adım atacaklarını sanmıyorum" dedi.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ise ABD ile İran arasında varılan mutabakata destek verdiğini belirterek, "Anlaşmanın tamamlanmasını ve resmen ilan edilmesini bekliyoruz. Ardından buna uygun şekilde olumlu görüşlerimizi açıklayacağız" dedi.
ABD Merkez Bankası (Fed), 2026 yılının dördüncü faiz kararını açıkladı. Yeni Başkan Kevin Warsh yönetiminde ilk kez toplanan Fed Açık Piyasa Komitesi (FOMC), küresel piyasaların beklentilerine uygun olarak politika faizini yüzde 3.50-3.75 aralığında sabit tuttu.
Fed, 2025'in son 3 toplantısında üst üste 25'er baz puanlık faiz indirimlerine gitmişti. ABD Merkez Bankası, ocak, mart ve nisan toplantılarında ise faizi sabit bırakmıştı. Böylece bugünle beraber 4 sefer 'pas' demiş oldu.
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) koordinesinde Siber Güvenlik Başkanlığı (SGB), Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) ve Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'nın (MASAK) ortak çalışmaları neticesinde İstanbul ve Kocaeli'de kredi kartı şebekesine yönelik operasyon düzenlendi.
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre; MİT, 7 Haziran gece saatlerinde çok sayıda vatandaşı etkileyen kredi kartlarında şüpheli işlem bildirimlerine ilişkin SMS'lerin sabahın ilk saatlerine kadar devam ettiğini tespit etti.
Vatandaşlara ulaşan mesajlarda, kredi kartları üzerinden yüksek tutarlı işlem girişimlerine ilişkin bilgilendirme mesajları ile tek kullanımlık şifrelerin yer aldığı belirlendi.
Olayın organize bir siber faaliyet niteliği taşıdığının değerlendirilmesi üzerine MİT harekete geçti.
Olayın teknik, istihbari, mali ve operasyonel boyutlarını ele alan güvenlik birimleri, finansal güvenliği hedef alan siber faaliyetin geniş kitleleri etkileyebilecek nitelikte olduğunun değerlendirilmesi üzerine ilgili kurumlar arasında eş zamanlı koordinasyon sağladı.
SGB tarafından yürütülen teknik incelemeler ve MASAK tarafından gerçekleştirilen mali analizler neticesinde, çok sayıda kredi kartı numarasının otomatik yazılımlarla test edildiği belirlendi.
Kart numaralarının geçerliliğinin kontrol edilmesi amacıyla gerçekleştirilen denemeler sonucunda kart sahiplerine otomatik SMS gönderildiği tespit edildi.
MİT tarafından yürütülen istihbari çalışmalarda, söz konusu faaliyetlerde kullanılan dijital altyapılar ve faaliyet yöntemleri ortaya çıkarıldı.
Elde edilen teknik ve istihbari bulgular doğrultusunda şüphelilerin kimlikleri ve kullandıkları altyapılar tespit edilerek operasyon süreci başlatıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Ankara İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Yürütülen çalışmalar neticesinde kimlikleri tespit edilen üç şüpheli gözaltına alındı.
Operasyon kapsamında ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan ilk incelemelerde, kredi kartı bilgilerinin toplu şekilde test edilmesinde kullanıldığı değerlendirilen yazılımlar ile faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin dijital iz ve kayıtlara ulaşıldı.
Ayrıca çok sayıda kredi kartına ilişkin test kayıtlarının sistematik şekilde sınıflandırıldığı veri setleri tespit edildi.
SGB tarafından, olayda kullanıldığı değerlendirilen IP adresleri, sunucu kayıtları ve dijital izler incelenerek faaliyetlerde kullanılan teknik altyapının önemli bölümü ortaya çıkarıldı.
İncelemeler sonucunda şüphelilerin kullandığı sistemler ile dijital bağlantılar deşifre edildi.
Olay kapsamında herhangi bir maddi kayıp yaşanmadığı ancak kullanılan yöntemin organize siber suç faaliyetlerinde yaygın olarak tercih edilen yöntemlerden biri olduğu belirtildi.
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında toplanan CHP MYK'sı, çarşamba günü 9 CHP'li milletvekilinin üyeliğini askıya almış ve kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) sevk etmişti.
Yeniden toplanan MYK'da yeniden bazı milletvekilleri, belediye başkanları ve il başkanları için sevk kararı alınacağı aktarılmıştı.
2 İSME DAHA İHRAÇ
Görevden uzaklaştırılan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Mersin Mezitli Belediye Başkanı Serkan Tuncer kesin ihraç istemiyle disipline sevk edildi.
Daha önce ihracı istenen isimler açıklanmıştı. İşte o 9 kişi:
CHP Grup Başkanvekili ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır
CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut
Ankara Milletvekili Umut Akdoğan
Malatya Milletvekili Veli Ağbaba
İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer
Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin
Almanya'nın önde gelen denizcilik ailelerinden Von Rantzau ailesinin Güney Afrika'daki özel safari tesislerinde yaşanan iki ölüm, ülkede geniş yankı uyandırdı.
İngiliz basınında yer alan haberlere göre, ailenin 26 yaşındaki varisi Caroline von Rantzau ile safari tesisinin mali işlerini yöneten 44 yaşındaki Arno Koën, Limpopo eyaletinde bulunan lüks av çiftliğinde 24 saat arayla ölü bulundu.
Olayın ardından yapılan ilk açıklamalar, ölümlerin nasıl gerçekleştiğine ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada Caroline von Rantzau'nun 1 Haziran tarihinde meydana gelen bir trafik kazasında yaşamını yitirdiği belirtildi. Ancak Güney Afrika polisi tarafından yürütülen incelemelerde, her iki ölümün de ateşli silah yaralanması sonucu gerçekleştiği ifade edildi.
Polisin açıklamasıyla birlikte olayın detaylarına ilişkin soruşturma derinleştirildi.
Yerel basında yer alan bilgilere göre Arno Koën, 31 Mayıs'ta 9 milimetrelik bir tabancayla vurulmuş halde bulundu.
Bir gün sonra ise görgü tanıklarının Caroline von Rantzau'nun kaldığı odadan iki el silah sesi duyduğu öne sürüldü. Yapılan incelemelerde genç kadının da ölümcül silah yarası aldığı belirlendi.
Soruşturma kapsamında Caroline von Rantzau'nun .357 kalibrelik bir av tüfeğiyle vurulmuş olabileceği değerlendiriliyor.
Alman basınında yer alan iddialarda, söz konusu tüfeğin Caroline von Rantzau'nun babası Dr. Eberhart von Rantzau'ya ait silah dolabından alınmış olabileceği öne sürüldü. Yetkililer ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
AİLENİN YENİ KUŞAK TEMSİLCİLERİNDENDİ
Caroline von Rantzau, Hamburg merkezli Von Rantzau ailesinin yeni nesil temsilcileri arasında gösteriliyordu. Yakın çevresi tarafından tutkulu bir avcı ve hayvansever olarak tanınan genç kadının son yıllarda Güney Afrika'da yaşamını sürdürdüğü öğrenildi.
Ayrıca Mozambik sınırına yakın bölgelerde iki mülk daha satın aldığı ve bölgede kalıcı bir yaşam kurmayı planladığı belirtildi.
Hayatını kaybeden finans yöneticisi Arno Koën ile yakın bir ilişki içerisinde olduğu ifade edilen Caroline von Rantzau'nun, Koën'i çevresine "akıl hocası" ve "manevi baba" olarak tanıttığı aktarıldı.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası öncesinde futbol dünyasını sarsan bir gelişme yaşandı. Turnuvada görev alması beklenen Somalili hakem Omar Artan'ın ABD’ye girişine izin verilmediği ve "ulusal güvenlik" gerekçesiyle sınır dışı edildiği öne sürüldü.
Yaşanan gelişmelerin ardından UEFA’dan Omar Artan’a önemli bir görev verildi. Avrupa futbolunun yönetim organı, Somalili hakemin UEFA Süper Kupa finalinde düdük çalacağını duyurdu.
UEFA'nın açıklamasına göre Omar Artan, Paris Saint-Germain ile Aston Villa arasında oynanacak UEFA Süper Kupa finalini yönetecek
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmaya varıldığını ve önümüzdeki günlerde imza atılacağını duyurdu. Anlaşmanın "mükemmel" olduğunu belirten Trump, imza töreninin bu hafta sonu Avrupa'da gerçekleşebileceğini söyledi.
MÜZAKERELERDE "TÜRKİYE" DETAYI
Açıklamasında Türkiye'nin rolüne de dikkat çeken Trump, önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşme gerçekleştireceğini belirtti.
Trump şunları söyledi: "İran ile mükemmel bir anlaşma yaptık. Önümüzdeki günlerde imzaların atılması mümkün. Katar, BAE, ve Suudi Arabistan liderleriyle görüştüm Erdoğan ile de görüşeceğim. İmza töreninin tarihini yakında ilan edeceğiz. İran'ın hiçbir zaman nükleer silahı olmayacağına dair anlaşmamız var. Bana İran liderinin anlaşmaya onay verdiği bildirildi. İmzalar atıldığında Hürmüz açılacak.
"HAFTA SONU AVRUPA'DA İMZALANABİLİR"
Anlaşma hafta sonu Avrupa'da imzalanabilir. Ben orada olamayacağım, ancak başkan yardımcısı JD Vance törende bulunacak."
Fenerbahçe Spor Kulübü'nde gerçekleştirilen Olağanüstü Seçimli Genel Kurul'un ardından yeniden başkanlık koltuğuna oturan Aziz Yıldırım, futbol takımının yönetimini tanıdık bir isme emanet etmeye hazırlanıyor.
Başkan Yıldırım ile tecrübeli teknik direktör Aykut Kocaman arasında prensip anlaşmasına varıldığı öğrenildi. Resmi sözleşmenin imzalanması ve ardından düzenlenecek basın toplantısının, mazbata törenini takip eden ilk günlerde gerçekleştirilmesi planlanıyor.
1 yıllık anlaşma sağlanması beklenen Aykut Kocaman’ın teknik ekibinde yer alacak isimler de netleşmeye başladı. Sarı-lacivertli taraftarların hafızalarında yer edinmiş eski futbolcular, yeni sezonda kulübede görev alacak. Gazeteci Senad Ok'un Sporx'e aktardığı bilgilere göre; Volkan Demirel, Pierre Webo ve Dirk Kuyt gibi kulübün sembol isimleri Fenerbahçe'deki yeni yapılanmada yer alacak.
ABD Başkanı Donald Trump, açıklamada İran'ın bir ABD helikopterini düşürdüğünü duyurdu. Trump'ın Hürmüz Boğazı üzerinde devriye gezerken bir Apache helikopterin düşürülmesi sonrası bu saldırıya karşılık vereceklerini açıklamasının ardından ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçaklarının Basra Körfezi'nde uçuş yaptığı bildirildi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısının, Apache helikopterinin İran tarafından kasten hedef alınmadığını söylediği bildirildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile anlaşmaya varmaya çok yaklaştıklarını, fakat bunun aylarca da sürebileceğini bildirdi. Vance'in CBS News kanalına verdiği ancak henüz tamamı yayımlanmayan röportajdan kesitler paylaşıldı.
ABD'nin "İran'ın nükleer programını uzun vadeli olarak ele alacak" bir anlaşmaya varmaya "çok yakın" olduğunu söyleyen Vance, bunun "ABD'ye ekonomik açıdan da fayda sağlayabileceğini" dile getirdi. Vance, "Sanırım (kasımdaki) ara seçimlere kadar birçok şey öğrenmiş olacağız. Bence anlaşma gelecek hafta olabileceği gibi bundan aylar sonrasında bile olabilir." dedi.
İran tarafının, ABD Başkanı Donald Trump'ı "oyaladığını düşünmediğini" belirten Vance, "Sanıyorum ki onların sisteminde uzlaşmaya varmak çok uzun sürüyor." ifadesini kullandı. Vance, kendisine "İranlılara güvenip güvenmediğini" soranlara, Trump'ın "Ben kimseye güvenmem. Güvendiğim tek şey kendi müzakere yapma yeteneğimdir." sözleriyle cevap verdiğini anlattı.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası için geri sayım sürerken, organizasyon daha başlamadan peş peşe yaşanan krizlerle tartışmaların odağına yerleşti. Vize engelleri nedeniyle ülkeye alınmayan hakemler ve futbolcular, güvenlik tartışmalarını alevlendiren olaylar, taraftarları hedef alan fahiş fiyatlar ve sporcu sağlığını riske atan iklim koşulları, turnuvanın hazırlık sürecine damga vurdu.
Dünya Kupası tarihinde görmeye alışkın olunan şekilde turnuva öncesinde siyasetin gölgesi de sahaya düştü. ABD ve İsrail'in bir süredir sürdürmüş oldıukları İrana yönelik saldırıları, İran'ın turnuvaya katılımı konusunda çeşitli tartışmaların yaşanmasına neden olmuştu. Günün sonunda İran milli takımının kupaya katılması ancak maçlarını kupanın bir diğer ev sahibi Meksika'da oynaması kararlaştırılarak krize geçici bir çözüm bulunmuştu.
İki ülke arasındaki gerilimin ilk yansıması İran Milli Takımı'nın Meksika'ya varışı sırasında yaşandı. İran kafilesi, turnuva hazırlıkları için geldiği Tijuana Havalimanı'nda üzerinde "#168" yazılı altın renkli rozetlerle görüntülendi. İranlı yetkililer rozetlerin, 28 Şubat'ta İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir ilkokula düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren 168 çocuğun anısına taşındığını açıkladı.
İran Milli Takımı daha önce de hazırlık maçlarında saldırıda hayatını kaybeden çocukları anmak için okul çantaları ve fotoğraflar taşımıştı. Ancak Dünya Kupası öncesinde gerçekleştirilen bu son eylem, FIFA'nın siyasi mesajları yasaklayan kuralları nedeniyle yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. FIFA kuralları oyuncuların ve teknik heyetlerin siyasi içerikli slogan, mesaj veya semboller taşımasını yasaklıyor. Rozetlerin maçlar sırasında kullanılıp kullanılamayacağı ise belirsizliğini koruyor.
İran Futbol Federasyonu ayrıca bazı yöneticilerine ABD vizesi verilmediğini ve takımın kamp merkezi planlarını değiştirmek zorunda kaldığını duyurdu. Bu nedenle İran kafilesi, ABD yerine Meksika'nın Tijuana kentinde kamp kurmak zorunda kaldı.
Başta ABD ve İran arasında olmak üzere politik gerilimlerin Dünya Kupası'nda nasıl yankı bulacağı ve yeni tartışmaları tetikleyip tetiklemeyeceği merak konusu.
Dünya Kupası öncesindeki en büyük tartışmalardan biri ABD'nin göçmenlik ve vize uygulamaları etrafında şekillendi.
Bunun en çarpıcı örneği, Dünya Kupası tarihinde görev yapacak ilk Somalili hakem olmaya hazırlanan Omar Abdulkadir Artan'ın ABD'ye alınmaması oldu. Miami Uluslararası Havalimanı'nda durdurulan Artan'ın ülkeye girişine izin verilmedi ve deneyimli hakem İstanbul'a geri gönderildi. FIFA daha sonra yaptığı açıklamada kararın değişmeyeceğini duyurdu. Böylece Afrika Futbol Konfederasyonu tarafından geçen yıl "Yılın Hakemi" seçilen Artan'ın Dünya Kupası hayali başlamadan sona erdi.
Somalili hakem Omar Artan'ın ülkeye alınmamasıyla başlayan tartışmalar, İsviçreli yıldız Breel Embolo'nun da vize engeline takılmasıyla büyüdü. İsviçre Milli Takımının yıldız forvetlerinden Breel Embolo'nun ABD'ye giriş için gerekli ESTA izninin son anda yeniden incelemeye alınması nedeniyle takım arkadaşlarıyla birlikte San Diego'daki kampa katılamadı.
İsviçre Futbol Federasyonu, Embolo'nun seyahat izninin daha önce onaylandığını ancak takımın ABD'ye hareket edeceği gün yeniden değerlendirme sürecine alındığını açıkladı. Yerel basında yer alan haberlere göre kararın, futbolcunun yıllar önce İsviçre'de karıştığı ve hakkında ertelenmiş para cezasıyla sonuçlanan bir adli dosyayla bağlantılı olabileceği belirtiliyor.
İsviçre kafilesi kamp çalışmalarına eksik başlarken, Embolo'nun turnuva öncesinde ABD'ye giriş yapıp yapamayacağı belirsizliğini koruyor.
Dünya Kupası öncesinde tartışma yaratan bir diğer olay da Senegal Milli Takımı'nın ABD'ye varışında yaşandı. Sosyal medyada yayılan görüntülerde, Senegal kafilesinin uçaktan indikten sonra havalimanı pistinde güvenlik kontrolünden geçirildiği görüldü. Futbolcuların ve teknik heyetin terminale alınmadan önce bagajlarıyla birlikte bekletildiği, bazı isimlerin el tipi dedektörlerle arandığı görüntüler kısa sürede gündem oldu.
Görüntüler özellikle Afrika basınında ve sosyal medya kullanıcıları arasında tepki topladı. Birçok yorumcu, Dünya Kupası için gelen bir milli takım kafilesine uygulanan prosedürün organizasyonun ev sahibi ülkesi açısından kötü bir görüntü yarattığını savundu. ABD makamları ise uygulamanın standart güvenlik prosedürlerinin bir parçası olduğunu belirtti.
2026 Dünya Kupası öncesinde güvenlik tartışmalarını büyüten olaylardan biri de İngiltere Milli Takımı'nın kamp merkezi olarak kullanacağı Kansas City'de yaşandı. Takımın turnuva boyunca antrenman yapacağı Swope Soccer Village tesislerine yaklaşık 6-7 kilometre uzaklıktaki Troost Avenue'da meydana gelen silahlı saldırıda dokuz kişi yaralandı. Polis, yaralananların hayati tehlikesinin bulunmadığını açıklarken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
İngiltere Futbol Federasyonu olay hakkında yorum yapmazken, takımın Dünya Kupası süresince kullanacağı tesislerde zaten olağanüstü güvenlik önlemleri planlanıyordu. Kamp merkezinin etrafına ek çitler kurulması, eğitim alanlarının dışarıdan görünmesini engelleyecek paneller yerleştirilmesi ve güvenlik personeli sayısının artırılması daha önce gündeme gelmişti.
Saldırının yaşandığı Kansas City, yalnızca İngiltere'nin değil, aynı zamanda Arjantin, Hollanda ve Cezayir gibi takımların da kamp merkezlerine ev sahipliği yapıyor.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, yarınki CHP grup toplantısı öncesi yaptığı açıklamada, "Yaptıkları hatalarla partimizin yoluna koskoca bir kaya yuvarladılar. Bunu yapanlar olmak üzere herkes taşın altına elini koymalıdır, bu kayayı yolumuzdan kaldırmalıdır. Yarınki grup toplantımızın partimizin birliğini, dirliğini sağlamakta bir milat olması gerektiği kanaatindeyim. CHP'nin iktidar yürüyüşünü birbirimize kenetlenerek yeniden başlatma zamanıdır. Bu bataklıktan hızla çıkmak için kavgalı ev görüntüsünü bitirmeliyiz" ifadesini kullandı.
CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, TBMM'de yaptığı basın toplantısında, sekiz yıl önce tek kişilik yönetime fiilen geçildiğini belirterek, "Otoriter rejim, zorbalar rejimine dönüşüyor. Bu siyasette kaosa neden oluyor. Partimiz de bundan payına düşeni fazlasıyla alıyor" dedi. Öztrak, şunları kaydetti:
Mahkeme, CHP'nin 38. Olağan Genel Kurultayı'nı iptal etmiştir. Dönemin yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırmıştır. Önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmesine karar vermiştir. Bu kararla ilgili olarak alınan tedbir neticesinde de Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'nin Genel Başkanıdır. Partimize daha fazla yargı müdahalesine yol açmamak, bir an evvel iktidar yürüyüşümüzü başlatmak için mevcut yönetimle birlikte sorunları kendi içimizde istişare ederek çözmemiz gerekir. Gerginliğin, partiyi kutuplaştırmanın, çok başlılığın, seçim kazanmak için partimizi bölmekten başka çaresi kalmayan tek adamın dışında kimseye faydası yoktur. Mahkemenin tedbir kararının kalkması ve yapacağımız kurultayların kanuna karşı hile sayılmaktan çıkmasının ardından sağlıklı bir kurultay sürecinin başlatılmasına, bütün partililerimizin katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum.
Partimizin içinden geçmekte olduğu bu sıkıntılı sürece, dönemin yönetiminin 2024'ten sonra yaptığı hataların da önemli katkısı oldu. 2024 yerel seçimlerinde halkımız CHP'yi birinci parti yaptı, sarayın meşruiyetine sandıkta büyük bir darbe vurdu. Ancak partimizin o dönemdeki yöneticileri her ne hikmetse hemen seçim istemek yerine milletin ekmeğine kan doğrayan tek kişilik rejimin müellifi rakip partinin genel başkanı Erdoğan ile normalleşmeyi tercih ettiler. Ayağına kırmızı halı serdiler, partimizin gönderine sarayın forsunu çektiler. Mecliste milletvekillerimizin kendisini ayakta selamlamasını istediler. Bunları yaparken de milletvekili grubumuza hiç danışmadılar. Delegenin iradesinin fesada uğratıldığı iddiasıyla yargının yok hükmünde dediği 38. Olağan Kurultay'da iş başına gelen parti yönetimi tüm partilileri kucaklamak yerine, 'kurultayda bana oy verenler, oy vermeyenler' diye bölmeyi, kutuplaştırmayı tercih etti. Milletvekili grubumuz hep dışlandı. Kurultaydan sonra geçen 2,5 yılda pek çok kriz yaşandı, buna rağmen milletvekillerinin görüşlerini dile getirdiği kapalı grup toplantısı sayısı bir elin parmaklarını geçmedi. Parti yönetimindekiler milletvekillerinin fikirlerinden çok dokunulmazlıklarına ihtiyaç duyduklarını dile getirmekten çekinmediler.
Hemen seçim istemeyeceğini açıklamasına rağmen cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecini erken başlatıp, partiyi erken rekabete soktu. Parti kötü yönetildi. Sonunda yönetim kendini mahkeme kararıyla kendini görevden aldırmayı da becerdi. Partilerinin genel başkanını pervasızca suçluyor, yuhalatıyorlar. Önceki yönetimin yaptığı hatalar sarayın ekmeğine yağ sürdü. Mazisi asrı aşan bir partinin laf oyunlarıyla değil şeffaflıkla yönetileceğini unuttu. Bunu yapmamanın sonuçlarını Manavgat'ta, Uşak'ta gördük. Belediye başkanlarına önce sahip çıkıldı, sonra da kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildi.
CHP hepimizin baba evidir ama hiçbirimizin babasının dükkanı değildir. Dönemin genel merkez yönetimi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili iddiaları reddetmeyi partimizin yegane gündemi haline getirdi. Halkımızın yoksulluğunu, hayat pahalılığını, işsizliğini, dışlanmışlığını ıskalamamıza sebep oldu. Meclis grubumuzu yönetenler de iktidarla uyum içinde oldular, kritik yasa teklifleri engellenmedi. Art arda yapılan mitingler sarfedilen çaba bakımından takdire şayan olmakla birlikte maalesef etkisiz kaldı. Belediye başkanlarımızın tutuklanmasına, bir kısmının da iktidar partisi tarafından transfer edilmesine engel olunamadı. Partimizi bölmek isteyenlere ve AK Parti'ye geçen 17 belediye başkanına sesleniyorum: Siyasetin en temel ahlak kuralıdır. Nerede soyunduysan, orada giyineceksin.
Kendini mahkemede yok saydıran yönetim, atari salonunda oyun oynar gibi siyaset yaptı. Oyunu kaybettikçe jeton atıp yeniden devam edeceğini sandı. Önceki genel başkanlarını düşmanlaştırararak parti içindeki hakimiyetlerini sağlamak adına en fazla kullandıkları jeton da butlan tehdidi oldu. Atatürk'ün koltuğunda oturan yönetimin, mahkeme kararıyla görevden alınabileceği düşüncesini millet nezdinde sıradanlaştırdılar. 'Mahkeme şöyle, önceki yönetim böyle' diyenlere sorarlar: En yakınlarınızın kurultayda delegenin iradesini satın almak için operasyon yaptıklarına dair itiraflarını nereye koyacağız. İradesini fesada uğratmak için delegeye kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı iddialarını ne yapacağız? Seçim ve oylamalara hile karıştırıldığı hususunu yok mu sayacağız? Butlanın başımıza gelmesinde bu işlere bulaşarak partiyi yargı müdahalesine açık hale getirenlerin hiç mi suçu yok.
Asırlık çınarımızı, baba evimizi böyle mi savunacağız. Makamlarından, ünvanlarından bir türlü vazgeçemeyenlerin, şimdi de Mecliste paralel genel merkez oluşturarak partiyi nasıl tahrip etmeye çalıştıklarını ibretle izliyoruz. Baskın bir kapalı grup toplantısı düzenleyerek kendisini Grup Başkanı seçtirmek, butlan kararını tanıyıp artık genel başkan olmadığını kabul etmektir. Bunu kabul ettikten sonra genel başkanlık makamını işgal etmenin, çok başlı bir görüntü vermenin neresi partililik? Önceki yönetimin başı artık genel başkan olmadığını kabul etmişken, yönetimin diğer mensuplarının eski ünvanlarını kullanarak TBMM Grubu'nda genel merkeze alternatif yönetim oluşturması neyin nesidir.
Bu karmaşanın, parti içindeki bu gerilimin saray yönetiminin dışında kime ne yararı var. AK Parti Genel Başkanı'nın ayağına kırmızı halı serenlerin, kendi partilerinin genel başkanının milletvekili grubuna hitabını engellemesi de ne oluyor? Butlan kararı kesinleşip tedbir kalkmadığı sürece, davayı konusuz bırakacak şekilde yeni bir kurultay toplanmasını kanuna karşı hile olduğunu bile bile 'hemen kurultay' diyip iş başındaki yönetimi hedef göstermenin kime faydası var. Bir taraftan kurultay derken, butlan kararı kesinleşirse siyasi kariyerlerinin ne hale geleceğini gören yöneticilerin Yargıtay'a temyiz dilekçeleri vererek süreyi uzatmaları, kurultay talebinde ne kadar samimi olduğunu ortaya koymaktadır.
Genel Başkanlık koltuğunda oturan bir kişinin, belediye başkanlarından elden para aldığı, makam araçlarının belediye parasıyla tefriş edildiği, adaylık için rüşvet alındığı iddiaları, seçilmişlerin özel hayatlarına ilişkin görüntüler de partimizin kamuoyunda ciddi şekilde sorgulanmasına yol açıyor. Atatürk'ün kurduğu CHP'de bu iddialar asla kabul edilemez. Sessizlikle, laf ebeliğiyle geçiştirilemez, üstü örtülemez. Partimizin kirletilmesine ve çok başlılığa öncelikle milletvekili grubumuz izin vermez.
CHP'liler kişisel hırsları uğruna partilerini kendilerine siper etmez. Hiçbir CHP'li, Atatürk'ün emaneti olan partimizi sırtından atılması gereken bir bagaj olarak görmez, alternatif parti kurmayı içine sindiremez. Mağduriyete sığınarak CHP'den kaçış planları yapanları milletimiz er geç görür. Yaptıkları hatalarla partimizin yoluna koskoca bir kaya yuvarladılar. Bunu yapanlar olmak üzere herkes taşın altına elini koymalıdır, bu kayayı yolumuzdan kaldırmalıdır. Yarınki grup toplantımızın partimizin birliğini, dirliğini sağlamakta bir milat olması gerektiği kanaatindeyim. CHP'nin iktidar yürüyüşünü birbirimize kenetlenerek yeniden başlatma zamanıdır. Bu bataklıktan hızla çıkmak için kavgalı ev görüntüsünü bitirmeliyiz.
Rahmi Koç'un bir Kürt kadınla ilgili anlattığı 'fikra'nın ardından Diyarbakır'da Koç Holding bünyesinde bulunan Yapı Kredi şubesinin kepenklerine silahlı saldırı gerçekleştirildi.
Koç'un İstanbul'da bulunan Otokoç Genel Müdürlüğü'ne ve Antalya'da bulunan Otokoç galerisine düzenlenen saldırılar sonrası bugün bir gelişme de Diyarbakır'da yaşandı.
DHA'nın aktardığına göre, olay, gece saatlerinde Diyarbakır'ın Sur ilçesindeki Yapı Kredi şubesinde meydana geldi.
Kimliği henüz belirlenemeyen kişi, kapalı olan banka şubesine tabancayla 3-4 el ateş etti. Sabah saatlerinde bankaya gelen görevliler, durumu polise bildirildi.
Ekipler, banka çevresinde inceleme yaptı. Saldırıyı gerçekleştiren şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı. İnceleme nedeniyle ekipler Gazi Caddesi'ni trafiğe kapattı. Öte yandan, banka şubesinin kapalı kepengine asılan duyuruda, "Şubemiz hizmet verememektedir. Diğer şubelerden destek alabilirsiniz” ifadelerinin yer aldığı görüldü.
Olaya ilişkin soruşturma sürüyor.
RAHMİ KOÇ'UN 'FIKRASI'
Vehbi Koç Vakfı çatısı altındaki Koç Healthcare’in yeni hastanesinin açılışına Rahmi Koç’un yanı sıra Ali Koç, Semahat Arsel, Binali Yıldırım, İzmir Valisi Süleyman Elban, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ve iş dünyasından başka isimler katıldı.
Türkiye'nin en zengin ailelerinden Koç Ailesi'nin ileri gelenlerinden Rahmi Koç'un, İzmir Amerikan Hastanesi'nin açılışında anlattığı 'fıkra' tepkilere neden oldu.
Rahmi Koç'un burada anlattığı cinsiyetçi ve ırkçı bir 'fıkra' ise tepki çekti. Rahmi Koç, 'fıkrasında' “Doktor, Kürt kadının derdini dinlemiş. ‘Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun’ deyince kadın demiş ki (taklit yaparak), ‘Doktor Bey, ilk sen soyun’” ifadelerini kullandı.
MHP Kilis İl Teşkilatı fesh edildi. Görevden alınan yönetimin yerine atama gerçekleştirildi. Açıklama MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'dan geldi. Yalçın, Kilis il teşkilat organlarının parti tüzüğünün 52. ve 54. maddelerinin verdiği yetki kapsamında feshedildiğini duyurdu.
Yalçın, X hesabından yaptığı açıklamada, MHP Kilis İl Teşkilatı organlarının tüzüğün ilgili maddesi uyarınca feshedildiğini belirtti.
Aynı maddelerin verdiği yetki çerçevesinde Kilis İl Başkanlığı görevine yeni atama yapıldığını bildiren Yalçın, göreve Ercan Akdemir’in getirildiğini açıkladı.
Yalçın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Milliyetçi Hareket Partisi Kilis il teşkilat organları parti tüzüğümüzün 52. ve 54. maddelerinin tanıdığı yetkiye istinaden, tüzüğümüzün ilgili maddesi uyarınca feshedilmiştir. Yine aynı maddelerin verdiği yetki çerçevesinde, Milliyetçi Hareket Partisi Kilis İl Başkanlığı görevine Ercan Akdemir atanmıştır."
Daha önce İstanbul, Kütahya, Eskişehir, Kars, Çanakkale, Bilecik, Muğla, Bolu, Ardahan, Bingöl, Gaziantep, Malatya, Isparta ve Şanlıurfa ve Konya il teşkilatları feshedilmişti. 6 Nisan'da İstanbul İl Teşkilatı'nın feshi ile başlayan süreçte, 16 il teşkilatı feshedilmiş oldu.
CHP'de yeni haftanın tartışmalı konu başlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grup toplantısı. 9 Haziran Salı günü Meclis'te kürsüye kimin çıkacağı merak konusuyken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yeni bir açıklama geldi.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, muhaliflerin kurultay talebine olumlu yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, "11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz." ifadesini kullandı.
Paylaşımda, "Biz, farklı fikirlerimizle zenginleşerek büyüyen ve aynı amaç etrafında kenetlenen dev bir aileyiz.
Birbirimize rakip değiliz; bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin omuz omuza yürüyen evlatlarıyız.
Hedefimiz net: Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında adaleti, demokrasiyi tesis etmek ve milletimizin çağdaş uygarlık hedefini gerçekleştirmektir.
11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz. Tüm örgütümüzü yarınki grup toplantımızda tek yürek olmaya, sağduyu ve yoldaşlık bağıyla kenetlenmeye davet ediyorum." ifadeleri kullanıldı.
Kredi kullanmak, kredi kartı seçmek veya birikimlerini değerlendirmek isteyen kullanıcılar için doğru finansal ürünü bulmak her geçen gün daha zor hale geliyor. Bankaların sunduğu faiz oranları, kampanyalar, kart avantajları ve mevduat getirileri sürekli değişirken, tüm seçenekleri tek tek takip etmek çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle kredi ve banka karşılaştırma platformları, farklı ürünleri aynı standartta inceleme ve alternatifleri yan yana değerlendirme imkanı sunarak karar sürecini kolaylaştırıyor.
Ancak bir platformda yer alan teklifleri görmek tek başına yeterli değildir. Verilerin güncelliği, maliyet hesaplamalarının doğruluğu, güvenlik standartları ve sunulan karşılaştırma araçlarının kapsamı da en az ürünlerin kendisi kadar önemlidir. Bu rehberde kredi ve banka karşılaştırma platformlarının ne işe yaradığını, güvenilir olup olmadıklarını, platform seçerken dikkat edilmesi gereken kriterleri ve finansal ürünleri karşılaştırırken göz önünde bulundurulması gereken temel noktaları ele alıyoruz.
Kredi ve Banka Karşılaştırma Platformları Ne İşe Yarar?
Kredi ve banka karşılaştırma platformları, farklı finansal kuruluşların sunduğu faiz oranları, vade seçenekleri, maliyet kalemleri ve kredi kartı avantajlarını tek bir ekran üzerinde toplayarak kullanıcıların objektif analiz yapmasını sağlayan bağımsız dijital araçlardır. Arka planda bankalarla kurulan anlık veri bağlantıları (API) sayesinde çalışan bu sistemler, tüketicilerin en uygun finansal ürünü bulmak için banka şubelerini gezme veya web sitelerini tek tek inceleme zorunluluğunu ortadan kaldırarak ciddi bir zaman ve iş gücü tasarrufu sağlar.
Bu platformlar, bankaların reklamlarında genellikle arka planda tuttuğu dosya masrafı, tahsis ücreti ve sigorta primleri gibi ek giderleri de sürece dahil ederek yasal bir zorunluluk olan yıllık maliyet oranını hesaplar. Böylece kullanıcılara en düşük faizli görünen ancak gizli masrafları yüksek olan teklifleri net bir şekilde ayırt etme imkanı tanır. Gelişmiş veri entegrasyonları aracılığıyla kullanıcının izni dahilinde Findeks kredi notunu da analiz edebilen bu yapılar, kişiye özel onay ihtimali yüksek faiz oranlarını listeler ve doğru finansal ürünü seçen kullanıcıyı şubeye gitmeden doğrudan ilgili bankanın dijital başvuru kanallarına yönlendirir.
Popüler Kredi ve Banka Karşılaştırma Platformları
2026 yılında en popüler kredi ve banka karşılaştırma platformları aşağıdaki tabloda detaylı bir şekilde ele alınmaktadır:
Platform
Öne Çıkan Kapsam
Kullanıcıya Sağladığı Temel Fayda
TeklifimGelsin
Kredi, kredi hesaplama, kredi kartı, mevduat, sigorta, Kredi Karnesi ve kişiye özel teklifler
Kredi derecesini öğrenme ve farklı bankalardan gelen kredi, kredi kartı, mevduat ve sigorta tekliflerini tek akışta karşılaştırma
HangiKredi
Kredi hesaplama, kredi kartı karşılaştırma, mevduat faizi, yatırım araçları ve başvuru akışı
Farklı bankaların kredi, kart ve mevduat seçeneklerini hesaplama araçlarıyla birlikte karşılaştırma; aylık taksit, faiz ve getiri gibi sayısal karar kriterlerini tek ekranda görme
Hesapkurdu
Kredi, kredi kartı, mevduat, altın-döviz takibi, KOBİ/esnaf kredileri
Banka ürünlerini faiz, kampanya, mevduat getirisi ve başvuru kolaylığı açısından araştırma; kredi/kart/mevduat ekseninde finansal ürün seçimi yapma
Mukayese
Kredi, TL/dolar/euro mevduat, kredi kartları, banka ürünleri karşılaştırma
Kredi, mevduat ve kredi kartı seçeneklerini daha sade bir karşılaştırma mantığıyla inceleme;
myMani
İhtiyaç kredisi, kredi kartı, banka kampanyaları, 20’den fazla bankadan kişiye özel teklifler
Kullanıcının kredi ve kredi kartı ihtiyaçları için bankaların sunduğu güncel ve kişiye özel teklifleri tek ekranda görmesi
En İyi Kredi ve Banka Karşılaştırma Platformu Nasıl Seçilir?
Kredi veya kredi kartı başvurusu yapmadan önce farklı bankaların sunduğu faiz oranlarını, masrafları ve kampanyaları karşılaştırmak önemli bir avantaj sağlar. Ancak piyasada çok sayıda karşılaştırma platformu bulunduğundan, hangi platformun daha güvenilir ve kullanışlı olduğunu belirlemek her zaman kolay olmayabilir.
Doğru bir karşılaştırma platformu yalnızca teklifleri listelemekle kalmaz, güncel veriler, şeffaf maliyet hesaplamaları ve kullanıcı dostu araçlarla daha bilinçli finansal kararlar alınmasına da yardımcı olur. Bu nedenle platform seçimi yaparken aşağıdaki temel kriterleri göz önünde bulundurmak gerekir:
Platformun bankalardan aldığı verilerin ne kadar güncel olduğu incelenmelidir.
Listelenen faiz oranlarının bankaların sunduğu gerçek teklifler ile uyumlu olması önemlidir.
Karşılaştırma yapılırken yalnızca faiz oranına değil, toplam geri ödeme tutarına da yer verilmelidir.
Dosya masrafı, sigorta ve benzeri ek maliyetlerin hesaplamalara dahil edilip edilmediği kontrol edilmelidir.
Tekliflerin tarafsız şekilde sıralanması, daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlar.
En düşük taksit, en düşük toplam maliyet veya farklı kriterlere göre filtreleme seçeneklerinin bulunması faydalıdır.
Kredi notu analizi veya ön değerlendirme araçları sunan platformlar ek avantaj sağlayabilir.
Kişisel verilerin KVKK'ya uygun şekilde korunması ve güvenliğin ön planda tutulması gerekir.
SSL sertifikası gibi güvenlik önlemlerine sahip platformlar tercih edilmelidir.
Taşıt ve konut kredileri gibi ürünler için gelişmiş hesaplama araçlarının bulunması karar sürecini kolaylaştırabilir.
Erken ödeme, yapılandırma ve ek maliyet hesaplamaları sunulması daha kapsamlı bir karşılaştırma yapılmasına yardımcı olur.
Sade, anlaşılır ve kullanıcı dostu bir arayüz sunulması kullanım deneyimini olumlu yönde etkiler.
Kredi Kartı Karşılaştırma Platformlarında Hangi Kriterlere Bakılmalı?
Kredi kartı karşılaştırma platformları üzerinden ihtiyaçlarınıza en uygun kartı seçebilmek için platformun aşağıdaki bilgileri güncel, şeffaf ve anlaşılır şekilde sunması gerekmektedir:
Yıllık Kart Ücreti (Aidat) Bilgileri: Kartların yıllık üyelik ücretleri açık şekilde gösterilmeli, aidatlı ve aidatsız kart seçenekleri kolayca karşılaştırılabilmelidir.
Faiz Oranları: Alışveriş faizi, gecikme faizi ve nakit avans faizi gibi maliyetler güncel verilerle sunulmalı, kullanıcılar kartın olası finansman maliyetlerini önceden görebilmelidir.
Nakit Avans ve Taksitli Nakit Avans İmkanları: Kart limitinin ne kadarının nakit avans olarak kullanılabileceği ve bu işlemlerin hangi vade seçenekleriyle taksitlendirilebildiği belirtilmelidir.
Puan, Mil ve Nakit İade Avantajları: Kartların sunduğu puan, mil veya cashback kazanımları detaylı şekilde gösterilmeli; market, akaryakıt, seyahat ve restoran gibi harcama kategorilerine göre filtreleme yapılabilmelidir.
Yeni Müşteri Kampanyaları: Bankaların yeni müşterilere sunduğu hoş geldin fırsatları, faizsiz taksitli nakit avans kampanyaları veya aidat muafiyetleri gibi avantajlar güncel olarak listelenmelidir.
Taksit ve Üye İşyeri Avantajları: Kartın dahil olduğu ödeme sistemi (Bonus, World, Axess, Maximum vb.), üye işyeri ağı ve sonradan taksitlendirme gibi ek özellikleri açık şekilde belirtilmelidir.
Limit ve Asgari Ödeme Bilgileri: Kart limitlerine göre değişebilen asgari ödeme oranları hakkında bilgilendirici içerikler sunulması, kullanıcıların kart maliyetlerini daha doğru değerlendirmesine yardımcı olur.
Ek Ayrıcalıklar ve Yaşam Tarzı Avantajları: Havalimanı lounge erişimi, seyahat sigortası, araç kiralama indirimleri, concierge hizmetleri ve benzeri ayrıcalıkların karşılaştırma ekranlarında yer alması, kart seçim sürecini kolaylaştırır.
Kredi ve Banka Karşılaştırma Platformları Ne Kadar Güvenilir?
Kredi ve banka karşılaştırma platformları, doğru kullanıldığında finansal ürünleri karşılaştırmayı kolaylaştıran güvenilir araçlar olabilir. Ancak güvenilirliği değerlendirirken yalnızca listelenen faiz oranlarına değil, platformun veri kaynaklarına, güvenlik altyapısına ve şeffaflık politikalarına da bakmak gerekir. Günümüzde birçok karşılaştırma platformu, bankaların sistemleriyle doğrudan entegre çalıştığı için faiz oranları, kampanyalar ve ürün özellikleri büyük ölçüde güncel veriler üzerinden sunulmaktadır. Bununla birlikte, kredi başvurularında nihai faiz oranının ve onay kararının kişinin gelir durumu, kredi notu ve bankanın risk değerlendirmesine göre değişebileceği unutulmamalıdır.
Güvenilir platformların bir diğer önemli özelliği ise kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal yükümlülüklere uygun hareket etmeleridir. Türkiye'de faaliyet gösteren kurumsal platformlar, KVKK kapsamında kullanıcı verilerini korumakla yükümlüdür ve açık rıza olmadan bu bilgileri üçüncü taraflarla paylaşamaz. Ayrıca SSL sertifikaları, veri şifreleme teknolojileri ve güvenlik duvarları gibi altyapılar sayesinde kullanıcıların kimlik, iletişim ve finansal bilgileri korunur.
Diğer yandan şeffaflık da güvenilirliğin önemli göstergelerinden biridir. Güvenilir platformlar teklifleri genellikle faiz oranı, aylık taksit veya toplam geri ödeme gibi objektif kriterlere göre sıralar. Eğer belirli teklifler reklam veya iş ortaklığı kapsamında öne çıkarılıyorsa, bunun açık bir şekilde belirtilmesi kullanıcıların daha bilinçli karar vermesine yardımcı olur.
Kredi Başvurusu Yapmadan Önce Nelere Dikkat Edilmeli?
Kredi başvurusu yapmak, yalnızca en düşük faiz oranını bulmaktan ibaret değildir. Kullanılacak kredi tutarı, vade süresi, aylık taksitler ve toplam geri ödeme gibi birçok unsur, kredinin bütçe üzerindeki etkisini doğrudan belirler. Bu nedenle başvuru öncesinde finansal durumunuzu doğru analiz etmeniz ve kredi tekliflerini detaylı şekilde karşılaştırmanız önemlidir. Daha bilinçli bir karar verebilmek için kredi başvurusu yapmadan önce aşağıdaki noktalar göz önünde bulundurulmalıdır:
İhtiyacınız olan kredi tutarını doğru belirleyin. Gereğinden yüksek kredi kullanmak toplam faiz maliyetini artırabilir.
Aylık ödeme gücünüzü hesaplayın. Taksitlerin gelirinizin önemli bir kısmını oluşturmamasına dikkat edin.
Toplam geri ödeme tutarını inceleyin. Düşük faizli görünen bir kredi, uzun vade nedeniyle daha maliyetli olabilir.
Farklı bankaların tekliflerini karşılaştırın. Faiz oranı, taksit tutarı ve ek masraflar arasında önemli farklar bulunabilir.
Ek maliyetleri gözden kaçırmayın. Tahsis ücreti, sigorta ve benzeri giderler kredi maliyetini artırabilir.
Kredi notunuzu kontrol edin. Kredi notu hem onay ihtimalini hem de size sunulacak faiz oranını etkileyebilir.
Vade seçimini dikkatli yapın. Uzun vadeler aylık taksiti düşürürken toplam geri ödemeyi yükseltebilir.
Mevcut borç durumunuzu değerlendirin. Devam eden kredi ve kredi kartı borçları yeni kredi başvurunuzun sonucunu etkileyebilir.
Erken ödeme koşullarını öğrenin. Krediyi vadesinden önce kapatmanız durumunda uygulanabilecek ücretleri önceden inceleyin.
Başvuru öncesinde sözleşme şartlarını okuyun. Faiz oranı, gecikme faizi ve diğer yükümlülükler hakkında bilgi sahibi olun.
SIK SORULAN SORULAR
Aynı Anda Birden Fazla Bankaya Başvuru Yapmak Doğru mu?
Hayır, aynı anda çok sayıda bankaya kredi başvurusu yapmak genellikle önerilmez. Kısa süre içerisinde yapılan yoğun başvurular, bankalar tarafından ek finansman ihtiyacı veya risk göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yerine önce kredi tekliflerini karşılaştırıp en uygun seçenekleri belirlemek, ardından sınırlı sayıda başvuru yapmak daha sağlıklı bir yöntemdir.
Kredi Karşılaştırma Sitesinde Görülen Faiz Oranı Kesin midir?
Karşılaştırma platformlarında görülen faiz oranları genellikle bankaların güncel kampanya ve tabela oranlarını yansıtır. Ancak kredi başvurusu sonrasında bankanın yapacağı gelir, kredi notu ve risk analizi sonucunda kişiye özel farklı bir faiz oranı sunulabilir. Bu nedenle ekranda görülen oranlar kesin teklif değil, ön bilgi niteliğindedir.
Aynı Kredi İçin Bankalar Neden Farklı Faiz Oranı Verir?
Bankalar kredi fiyatlamasını kendi risk politikaları, fonlama maliyetleri, kampanyaları ve müşteri profili değerlendirmelerine göre belirler. Bu nedenle aynı kredi tutarı ve vade için farklı bankalar farklı faiz oranları sunabilir. Ayrıca müşterinin kredi notu, gelir düzeyi ve mevcut bankacılık ilişkisi de uygulanacak faiz oranını etkileyebilir.
Kredi Başvurusu Yapmak Kredi Notunu Etkiler mi?
Kredi başvurusu yapılması tek başına kredi notunda büyük bir değişikliğe neden olmaz. Ancak kısa süre içinde çok sayıda kredi başvurusu yapılması, finansal kuruluşlar tarafından risk göstergesi olarak değerlendirilebilir ve kredi notu üzerinde sınırlı bir etki yaratabilir. Kredi notunu asıl etkileyen unsurlar ise ödeme alışkanlıkları, mevcut borçluluk durumu ve kredi kullanım geçmişidir.
Ön Onaylı Kredi Teklifi Kesin Onay Anlamına Gelir mi?
Hayır, ön onaylı kredi teklifi kesin kredi onayı anlamına gelmez. Ön onay sürecinde banka genellikle mevcut müşteri bilgileri ve temel finansal veriler üzerinden bir değerlendirme yapar. Nihai onay aşamasında ise gelir belgesi, kredi notu, mevcut borç durumu ve diğer risk kriterleri yeniden incelenir. Bu nedenle ön onay alınmış olsa bile kredi başvurusu sonradan reddedilebilir veya teklif koşulları değişebilir.
Kredi Hesaplama Sonucu İle Banka Teklifi Neden Farklı Çıkabilir?
Kredi hesaplama araçları genellikle bankaların ilan ettiği faiz oranları üzerinden tahmini sonuçlar oluşturur. Ancak banka, başvuru sahibinin kredi notu, gelir durumu, mevcut borçları ve müşteri geçmişi gibi kriterleri değerlendirdikten sonra kişiye özel bir faiz oranı ve ödeme planı sunabilir. Bu nedenle hesaplama sonucuyla bankanın nihai teklifi arasında farklılık oluşması normaldir.
Mevduat Faizlerinde Hoş Geldin Oranı Ne Anlama Gelir?
Hoş geldin faizi, bankaların yeni müşterilere veya yeni açılan mevduat hesaplarına belirli bir süre için sunduğu avantajlı faiz oranıdır. Bu oran genellikle standart mevduat faizinden daha yüksektir ve kampanya süresi sona erdiğinde banka tarafından uygulanan güncel faiz oranına geçilir. Bu nedenle mevduat hesabı açarken kampanyanın süresi ve sonrasında uygulanacak faiz oranı da dikkate alınmalıdır.
Kredi Kartı Kampanyaları Karşılaştırılırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Kredi kartı kampanyalarını değerlendirirken yalnızca verilen puan veya indirim tutarına odaklanmamak gerekir. Kampanyanın geçerlilik süresi, minimum harcama şartı, belirli sektör veya iş yeri kısıtlamaları ve kazanılan ödüllerin kullanım koşulları da incelenmelidir. Ayrıca kartın yıllık aidatı, taksit imkanları, puan kazanım oranları ve sunduğu diğer avantajlar birlikte değerlendirilerek karar verilmesi daha sağlıklı olacaktır.
Karşılaştırma Platformları Kullanıcıdan Ücret Alır mı?
Kredi, kredi kartı ve mevduat karşılaştırma platformlarının büyük bölümü kullanıcılarından herhangi bir ücret talep etmez. Bu platformlar genellikle bankalar ve finans kuruluşlarıyla yaptıkları iş ortaklıkları üzerinden gelir elde eder. Kullanıcılar ise teklifleri görüntüleyebilir, karşılaştırabilir ve başvuru yönlendirmelerinden ücretsiz olarak faydalanabilir.
Banka Dışı Platformlarda Kişisel Veri Paylaşmak Güvenli mi?
Güvenilir ve kurumsal platformlar, kullanıcı verilerini KVKK hükümlerine uygun şekilde işler ve SSL sertifikaları gibi güvenlik teknolojileriyle korur. Ancak kişisel bilgi paylaşmadan önce platformun gizlilik politikasını incelemek, güvenlik sertifikalarını kontrol etmek ve yalnızca bilinen, güvenilir platformları kullanmak önemlidir. Özellikle kimlik ve gelir bilgileri gibi hassas veriler paylaşılırken dikkatli olunmalıdır.
Kredi Sigortası Toplam Maliyeti Nasıl Etkiler?
Kredi sigortaları, kredi taksitlerine veya toplam kredi maliyetine ek bir gider olarak yansıyabilir. Bu nedenle düşük faizli görünen bir kredi, sigorta maliyetleri eklendiğinde daha pahalı hale gelebilir. Kredi tekliflerini değerlendirirken yalnızca faiz oranına değil, sigorta dahil toplam geri ödeme tutarına bakmak daha doğru bir karşılaştırma yapılmasını sağlar.
Kredi Karşılaştırırken Aylık Taksit mi Toplam Geri Ödeme mi Daha Önemlidir?
Her iki kriter de önemlidir ancak uzun vadeli maliyeti görmek açısından toplam geri ödeme tutarı genellikle daha belirleyicidir. Düşük aylık taksitler ilk bakışta avantajlı görünse de, uzun vade nedeniyle toplamda daha fazla faiz ödenmesine neden olabilir. Bu nedenle kredi seçerken hem bütçeye uygun aylık taksit tutarı hem de kredinin toplam maliyeti birlikte değerlendirilmelidir.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) mutlak butlan kararı sonrası yaptığı başvuruyu reddinin gerekçesini açıkladı. Gerekçeli karar 12 sayfadan oluşuyor.
YSK gerekçesinde, hukuk mahkemeleri tarafından verilen ilamların uygulama yetkisinin icra dairelerinde olduğunu belirtti.
Yüksek Seçim Kurulu'na usulsüzlük durumunda seçimi iptal etme hakkı verilse de bu yetkinin seçim günü ve devamında oylamanın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, tutanakların usulüne uygun tutulup tutulmadığı gibi durumları kapsadığı anlatıldı.
"YSK TEMYİZ MERCİİ DEĞİLDİR"
Yine gerekçeli kararda, maddi hukuk anlamında delillerin değerlendirilmesini gerektirecek olan iddiaların tespitine yönelik YSK’nın görevi olmadığına dikkat çekildi.
Kararda, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın Yargıtay tarafından incelenebileceği belirtilerek, YSK'nın temyiz mercii olmadığı ifade edildi.
Kararda şöyle denildi:
“- Verilen butlan kararının YSK tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Anılan karar devam eden bir kongre ve kurultaya ait değil, daha önce yapılan kurultayda ilişkindir. Bu nedenle YSK tarafından alınması gereken bir karar yoktur."
NE OLMUŞTU?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi'nden çıkan mutlak bulan kararı sonrası Özgür Özel yönetimindeki CHP, kararı Yüksek Seçim Kurulu'na taşımıştı.
Kurul, başvuruyu oybirliğiyle reddetmişti.
YSK Başkanı Serdar Mutta, kararın ardından yaptığı açıklamada, "İhtiyati tedbire yönelik tüm talep ve kararların istinaf aşamasında kesinleşmesi hususları gözetildiğinde Dairemizce verilen ihtiyati tedbir kararının kesin nitelikte bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin ihtiyati tedbire itiraz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." demişti.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi, CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararının ardından ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazı da reddetmişti.
Kararda; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun "İhtiyati Tedbir Kararına Karşı İtiraz" başlıklı 394’üncü maddesi ile “Temyiz Edilemeyen Kararlar” başlıklı 362’nci maddesi kapsamında değerlendirme yapıldığı belirtilmişti.
Daire, istinaf mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir kararlarına yönelik ayrıca bir itiraz müessesesi bulunmadığını, verilen kararın kesin nitelikte olduğunu kaydetmişti.
Kararda, “Dairemizce verilen ihtiyati tedbir kararının kesin nitelikte bulunduğu anlaşıldığından davalı vekilinin ihtiyati tedbire itiraz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.” ifadelerine yer almıştı.
İzmir'in Çeşme ilçesinde tatil yapan Dilan Polat ve Engin Polat çiftinin kaldığı otelde silahlı saldırı gerçekleşti. Engin Polat'ın kuzeni Can Polat saldırıda hayatını kaybetti.
Edinilen bilgiye göre, bugün saat 14.00 sıralarında meydana gelen olayda sosyal medya fenomeni Dilan ve Engin Polat çiftinin Alaçatı tatili sırasında kaldıkları otelde silahlı saldırı gerçekleşti.
Polat çiftinin koruma görevlisi olarak çalışan ve aynı zamanda Engin Polat'ın kuzeni olan 37 yaşındaki Can Polat saldırıda ağır yaralandı. Ambulansla hastaneye kaldırılan Can Polat kurtarılamadı.
Polis, saldırının ardından araçla bölgeden uzaklaştığı değerlendirilen şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Başkan Donald Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi'ne "bizzat katılacağını" belirtti.
TRUMP NATO ZİRVESİ İÇİN TÜRKİYE'YE GELİYOR
ABD Başkanı Donald Trump, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek olan NATO zirvesine bizzat katılma kararı aldı. Kararı açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın zirvede yer alacağını ve müttefiklerle bir araya geleceğini belirtti. Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak bu kritik toplantı, Washington’ın ittifaka ve bölgesel güvenliğe verdiği önemin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Zirvede, üye ülkelerin savunma harcamalarının artırılması ve yük paylaşımı gibi konuların yanı sıra terörle mücadele ve bölgesel istikrar adımları öncelikli olarak ele alınacak. Ankara’daki buluşmanın, Trump ile Türk devlet yetkilileri arasında ikili ilişkileri güçlendirecek önemli baş başa görüşmelere de zemin hazırlaması bekleniyor.
Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da, Singapur ziyareti kapsamında Bloomberg TV'ye değerlendirmede bulunmuştu.
RUBİO'DAN ÖNCE BAKAN FİDAN DUYURMUŞTU
ABD Başkanı Trump'ın, NATO Ankara Zirvesi'ne katılımına ilişkin soruya "Bildiğimiz kadarıyla evet, katılmayı planlıyor." yanıtını veren Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen ay birkaç kez telefonda görüştüğü Trump'ın her seferinde zirveye katılacağını belirttiğini aktarmıştı.
"ABD, MÜTTEFİKLERE SAVUNMA HARCAMALARI KONUSUNDA SÜREKLİ BASKI YAPIYOR"
Fidan, siyasi söylemlere rağmen ABD'nin İttifaka bağlılığını sürdürdüğünü ve NATO'dan çekilebileceği yönündeki uyarıları hayata geçirmeyi planladığına dair hiçbir belirti göstermediğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullanmıştı:
"ABD, müttefiklere savunma harcamalarını artırmaları ve kendi güvenlikleri için daha büyük sorumluluk almaları konusunda sürekli baskı yapıyor. Avrupalılar mesajı aldı ve NATO bünyesinde savunma bütçelerini yükseltmek için şimdiden adım attı. Liderler bir araya geldiğinde kaydedilen ilerlemeyi gözden geçireceğiz."
Hull City'nin sahibi ve spor yayıncısı Acun Ilıcalı hakkında yasa dışı bahis soruşturmasında karar verildi.
TV8 ve Exxen'deki bazı futbol maçlarında yasa dışı bahis reklamlarının yapıldığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan Ilıcalı, bahis suçundan beraat etti."
İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme, Ilıcalı ve diğer 7 sanığın beraatine hükmetti.
Ilıcalı soruşturma kapsamında verdiği ifadede şu sözleri dile getirmişti:
"8-10 yıldır ülkemizde yayınlanan maçlarda yayıncının müdahale etme şansı olmayan yayınlardan dolayı buradayım. Yayıncılara bunlara hiçbir şey yapamıyorum. Biz 6-7 kanalda bu maçları görebiliyoruz fakat biz buradayız.
Hayatımda ilk defa bir suçlama üzerine sizin karşınızdayım, bundan dolayı çok mutsuzum ve acı hissediyorum. Neresinden baksanız yapılabilecek bir şey yok, buna bir çare yok, biz de bulamadık."
A Milli Futbol Takımımızın ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde, 11 Haziran - 19 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek nihai kadrosu açıklandı.
Kadro, A Milli Takım'ın eski futbolcularının yer aldığı duygusal bir video ile duyuruldu.
Vincenzo Montella kadroya alınmayan isimler konusunda da son kararını verdi.
İşte nihai kadro:
Kaleciler:
Altay Bayındır
Mert Günok
Uğurcan Çakır
Defanslar:
Abdülkerim Bardakcı
Çağlar Söyüncü
Eren Elmalı
Ferdi Kadıoğlu
Merih Demiral
Mert Müldür
Ozan Kabak
Samet Akaydin
Zeki Çelik
Orta Sahalar:
Hakan Çalhanoğlu
İsmail Yüksek
Kaan Ayhan
Orkun Kökçü
Salih Özcan
Forvetler:
Arda Güler
Barış Alper Yılmaz
Can Uzun
Deniz Gül
İrfan Can Kahveci
Kenan Yıldız
Kerem Aktürkoğlu
Oğuz Aydın
Yunus Akgün
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, mahkemenin verdiği tartışmalı mutlak butlan kararının ardından ilk kez Meclis Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
Özel’in Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen, mutlak butlan kararından sonra gerçekleştirdiği ilk Grup Toplantısı için salon, erken saatler itibarıyla doldu. Toplantıya olan yoğun ilgi nedeniyle yer bulamayan onlarca kişi de Özel’i ayakta dinledi.
Grup Toplantısı salonunda toplanan CHP’liler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı. Sloganlara, CHP milletvekilleri de eşlik etti. CHP lideri Özel’i dinlemek için salona gelen yurttaşlar öte yandan, “Hak, hukuk, adalet” diye haykırdı.
Özel kürsüye, “Özgür başkan” sloganları ile çıktı. CHP lideri Özel sözlerine, “Bugün buradaki tablo ve kapıda içeri girmek için sıra bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum” diyerek başladı.
Toplantının, “Sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma” ve “Partinin ve ülkenin geleceğine yönelik saldırılara karşı direnme, yürüyüşe geçme” toplantısı olduğunu kaydeden Özel, “Üç haftalık aranın ardından, milletin Meclis’inde, olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle kürsüdeyiz” diye konuştu. Mücadelelerinin "tarihin doğru tarafında durma" mücadelesi olduğunu söyleyen Özel, üç hafta aranın ardından olmaları gereken kürsüde bulunduklarını vurguladı. Özel, "Dostu düşmanı birbirinden ayırmakta ustalaştık" dedi.
Özel'in konuşması sırasında sık sık "Hain Kemal" ve "İktidar" sloganları atıldı.
Özel, Kılıçdaroğlu aleyhindeki sloganlara “Bizim görevimiz nefret dilini buraya taşımak değil, bir direniş ve umut taşımaktır” sözleriyle müdahale etti. Özel, "Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bugün bizim görevimiz öfke ve tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Bizim görevimiz, bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır" diye konuştu.
Özel devamla Gezi direnişinde hayatını kaybedenleri andı, Gezi tutuklularına selam gönderdi:
"Türkiye tarihinin en büyük demokratik itirazlarından biri olan Gezi'de hayatını kaybeden kardeşlerimiz Ali İsmail Korkmaz'ı, Ethem Sarısülük'ü, Abdullah Cömert'i, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Ahmet Atakan'ı, Medeni Yıldırım'ı, Hasan Ferit Gedik'i ve evladımız Berkin Elvan'ı rahmetle anıyorum. Hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman'a, Osman Kavala'ya, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun, çok yakında kavuşacağız."
Konuşmasının devamında ekonomik sorunlara dikkati çeken Özel, Türkiye'nin enflasonda Avrupa'da birinci, dünyada beşinci sırada olduğunu kaydetti. Özel, Türkiye'nin en büyük sorununu adaletsiz vergi sistemi olduğunu söyledi.
Özel, "Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmaması bu ülkenin ekonomik krizidir, risk primidir, pahalı borçlanmasıdır, yüksek faizidir, içinden çıkılamaz ekonomik sarmaldır. 'Türkiye'de hak, hukuk, adalet kazandı, millet kazandı' demeden bu kriz bitmeyecek" şeklinde konuştu.
Özel, şunları söyledi:
“Toplam 30 yıl önce verdiği diplomayı inkar eden, benim tapumu mu tanıyacak, banka cüzdanıma mı değer verecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde, ‘Devletin garantisi’ lafı ne zamana kadar sürebilir? İşte bu ülkenin pahalı borçlanması, bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmalın nedeni işte bunlardır. ‘Yenemediklerini hapse attıranları, sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye’de adalet kazandı, Türkiye’de artık millet kazandı’ denmeden bu kriz bitmeyecek.
Milleti adaysız, partisiz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz ya da şeklen seçimlerin olduğu şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. Yıllar sonra İstanbul, kim tarafından yönetileceğine üç defa üst üste karar vermiş, o kişiyi ülkenin gelecekteki yönetici olma yoluna sokmuştur. Şimdi yapılan o kişiye ve partisine yapılan darbedir.”
Özel, partide bir daha kaybetmeyi hazmedecek bir kişi dahi bulunmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“CHP’liler, bir değişime inandılar var gerçekleştirdiler. Kurultayımızda ilk kez, bir siyasi partinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse o günkü kurultayda benimle yarışan da eğer görevini bırakmayı bilseydi, onun da madalyası o kadar büyük olacaktı. İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandırır. Bu salonda öfke sloganları yerine, geleceğe yönelik umut sloganları atalım.
CHP, büyük değişimden kısa bir süre sonra yüzde 38 oy ile Türkiye’nin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AKP’yi yenen ilk parti oldu. Bu değişimin rüzgarını görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı görenler işte bize bu günleri yaşattılar. Ben makbul muhalefet olmayı reddediyorum dedikçe, ‘Biz alıştık kaybetmeye, bir kez daha kaybeder, partinin başında otururuz’ dediler. Karşımızda, 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart 2024’ü hazmedemeyenlerin ittifakı vardır.
Bir mahkeme kararı ile genel merkezimize polisle, CHP’nin kapısına ilk kez gelmiş tiplerle, geldiler. Biz o kapıları kapatmasaydık, hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. O kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar. Şu anda iki tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta mahkeme kararıyla orada oturanlar, bir tarafta burada, TBMM çatısı altında partisi ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün burada oturanların meziyetleri, kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak. Bugün genel merkezdeki basın danışmanı, bu partinin bir evladı değil, TGRT’den bir buçuk yıldır maaş alan, yalanları köpürten birisi… Partiye ödenmiş aidatlarla alınan arabalara, ‘Haram’ diyebilen birisi bugün partinin basın danışmanı Genel Merkez’de.
"BİZDEN DEĞİLLER"
Genel Merkez’de bizden birileri değil, başkaları oturuyor orada. Türkiye’den kaçarken yakalanan bir avukat, partinin balkonunda keyif yaparak, ‘CHP arınmaya başladı’ diyor. İtirafçı alçaklar, partinin çatısında oturuyor. Patiye polisle girip çikolata dağıtan kişi, Yeni Akit’e Ferdi Zeyrek ile ilgili, ‘Çarpıldı’ karikatürü çizen kadın partide oturuyor şu anda. Gülşah’a iftira atanlar şimdi o partide göbek atıyorlar.
ERDOĞAN'A SESLENDİ: O TOMA'NIN ŞOFÖR KOLTUĞUNDA OTURUYORSUN
Erdoğan, 10 gün sonra ilk konuştuğunda, ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Bize, yapışmayacak FETÖ yakıştırması yaptıklarında, o kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun. Polisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisine sokan, senin şımarttığın bakanın. Ne istedilerse verdiklerin bu Meclis’i bombaladı. O gün Meclis’te ben vardım, ‘Darbecilere teslim olmayız’ dedik.”
CHP delegelerinin Olağanüstü Kurultay için imza topladığını anımsatan Özel, "Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun, yolları açık olsun! Bugün CHP’yi kurtarmak Türkiye’nin gelecek umudunu kurtarmaktır" dedi.
Sayı hızla artarken, “Delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakılması” amacıyla soruşturma açıldığını belirten Özel, “Elinizden geleni ardınıza koymayın. Kurultayı iptal ettirdiniz, biliyor olmanız lazımdı bir şey varsa ama anlaşılan yeni bakıyorsunuz. Sizin tek adaylı kongrenizde delege başına verdiğiniz o pahalı saatler var ya, bizden de öyle şeyler bekliyorsunuz” yorumunu yaptı.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı hakkında verilen karar sonrası göreve geri getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirlediği Merkez Yönetim Kurulu üyeleri açıklandı.
"Mutlak butlan" kararı sonrası CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kılıçdaroğlu’nun Genel Merkez’e geldiği 30 Mayıs Cumartesi gününden bu yana Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerini belirlemek için çalıştığı belirtiliyordu.
"Basın Sözcüsü" olarak görevlendirilen Müslim Sarı, MYK üyelerinin isim ve görevlerini duyurdu.
MYK BELLİ OLDU
Kılıçdaroğlu’nun A Takımı’nda görevleriyle birlikte şu isimler yer aldı:
Rıfat Turuntay Nalbantoğlu – Genel Sekreter
Orhan Sarıbal – Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Bülent Kuşoğlu – İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı / Sayman
Müslim Sarı – Parti Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Semra Dinçer – Yurtdışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Deniz Demir – Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Prof. Dr. Ali Rıza Erbay – Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Cemal Canpolat – İşveren Sendikaları ve İş Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Necdet Saraç – Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Yıldırım Kaya – Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Hasan Efe Uyar – Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Berhan Şimşek – Kültür ve Sanat Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Devrim Barış Çelik – Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Ahmet Hakan Uyanık – AR-GE ve Üretim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Nevaf Bilek – Bölgesel Kalkınma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Adnan Demirci – İşçi Sendikaları ve STK’lardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Tahsin Tarhan – Sanayi ve Ticaret Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
Gamze Akkuş İlgezdi – İnsan Hakları ve Aileden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı
İLK TOPLANTI BUGÜN 18.00'DE
"Genel Başkan" dahil 19 kişiden oluşan MYK’ye ek olarak; Ekonomi, Dış Politika, Hukuk ve Seçim İşleri birimleri doğrudan "Genel Başkan"a bağlı olarak faaliyet gösterecek.
İlk MYK toplantısının ise saat 18.00’de yapılacağı açıklandı.
Soruları cevaplayan Sarı, bugün CHP lideri Özgür Özel'in düzenlediği grup toplantısında yaşananlara değinerek, "Grup toplantısı esnasında hem Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurumsal kimliğine hem Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine yakışmayan sloganları biz de izledik, müşahede ettik. Ben bu arkadaşlarımın Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar olduğunu düşünmek istemiyorum. Ama eğer Cumhuriyet Halk Partisi arkadaşlarımızsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılacağından emin olabilirler" dedi.
İtalya Serie A ekibi Bologna’nın yeni teknik direktörü Domenico Tedesco olmak üzere.
Vincenzo Italiano’nun 28 Mayıs Perşembe günü kulüple sözleşmesini feshetmesinin ardından İtalyan ekibinin tercihini Tedesco’dan yana kullandı.
İtalyan basınında yer alan habere göre taraflar arasındaki görüşmeler olumlu tamamlanırken, kulüp ile Tedesco arasında 2+1 yıllık yeni bir anlaşmanın imzalanacağı öğrenildi.
Tedesco, Fenerbahçe’de sezon içinde Jose Mourinho’nun yerine göreve gelmiş ve sarı-lacivertli takımın başında 45 maça çıkmıştı.
Fenerbahçe bu süreçte 26 galibiyet, 12 beraberlik ve 7 yenilgi aldı. Sarı-lacivertliler, ligde sezonu Galatasaray’ın 3 puan gerisinde ikinci sırada tamamladı.
Sarı lacivertliler ile Süper Kupa sevinci yaşayan Tedesco’nun adı Beşiktaş ile de anılmıştı.
Schengen vizesinin alımında uzun randevu sürelerine ilişkin Türk vatandaşlarının yaşadığı mağduriyet sürüyor.
Karaborsaya düşen vize randevuları 300 ila 500 euro arasında değişen fiyatlarla satılıyor. Bu rakam acil durumlarda bin euroya kadar yükseliyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, bir açıklama yaparak bu duruma tepki gösterdi.
TÜRSAB'dan yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2025 yılına ilişkin Schengen vize istatistiklerini yayımladı.
Buna göre, Schengen bölgesi ülkelerine yönelik vize başvuru sayısı 11 milyon 934 bin 106'ya ulaşırken, vize ret oranı yüzde 14,8 olarak gerçekleşti.
ÇİN'DEN SONRA TÜRKİYE GELİYOR
Türkiye, 1 milyon 268 bin 376 ile Çin'den sonra en çok Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke olurken, ret oranı yüzde 14,6 seviyesinde gerçekleşti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 2025'te Türkiye'den Schengen bölgesine yönelik vize randevularında yüzde 8 oranında artış kaydedildiğini ancak bu yükselişe rağmen seyahat acentelerinin yoğun tur programları düzenlediği İtalya ve Fransa gibi ülkelere yapılan vize başvuru sayılarında gerileme yaşandığını aktardı.
AB Komisyonu'nun 2025'te İtalya'ya vize başvurusu yapabilen vatandaşların sayısının bir önceki yıla göre yüzde 32,3 azaldığı verisine dikkati çeken Bağlıkaya, Fransa'ya başvuru sayısının da yüzde 6'ya yakın gerilediğini anlattı.
Bağlıkaya, açıklanan verilerde randevu alabilenlerin sayısına yer verildiğini, randevu bulamayanların sayısının ise bilinmediğine işaret ederek, "Ancak bir önceki yıla göre yaşanan düşüş dahi bize randevu bulamayan vatandaşlarımızın sayısı konusunda önemli bir fikir veriyor. Biz vize kotalarının artırılmasını beklerken daha da kısıldığı görülüyor." ifadelerini kullandı.
İtalya ve Fransa'nın tur programları içinde önemli yere sahip olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, vize kotalarındaki düşüşün seyahat acentelerinin iş hacminde önemli oranda gerilemeye neden olduğunun altını çizdi.
Bağlıkaya, vize randevusu nedeniyle yaşanan sıkıntıların birçok farklı sorunu da beraberinde getirdiğini belirterek, şunları kaydetti
"- Avrupa Komisyonu verileri bizi haklı çıkarttı. İtalya'ya vize başvurusu yapabilen vatandaşlarımızın sayısı yüzde 32,3 oranında geriledi. Fransa'ya başvuru sayısı da yüzde 6'ya yakın oranda azaldı. Bu düşüşler vatandaşlarımızın vize randevusu bulamadığının en açık göstergesi.
- Mevcut uygulamalar nedeniyle vatandaşlarımız henüz vize başvurusuna dahi imkan bulamadan sistemin dışında kalıyorlar. Sınırlı sayıda ve zamansız şekilde açılan randevular da botlar aracılığıyla bloke ediliyor.
- Gece yarısı, bayram sabahı, pazar günü randevular açılıyor. Sonrasında bu randevular 300, 500, hatta acil durumlarda bin avroya kadar çıkan fiyatlarla satılıyor. Bu duruma bir 'dur' denilmeli."
Küresel piyasalarda jeopolitik tansiyonun düşebileceğine yönelik beklentiler petrol fiyatlarında sert satış dalgasını beraberinde getirdi. ABD ile İran arasında ateşkesin uzatılabileceği ve Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığını yeniden normalleştirecek bir anlaşmanın gündeme gelmesiyle Brent petrol, yaklaşık iki ayın en sert haftalık düşüşüne hazırlanıyor.
Haftanın son işlem gününde enerji piyasalarında satış baskısı öne çıkarken, küresel borsalarda ise yapay zeka hisseleri öncülüğünde yükseliş eğilimi sürdü. Yatırımcılar bir yandan Orta Doğu’daki diplomatik temasları takip ederken diğer yandan deniz ticaretinin yeniden güvenli hale gelme ihtimalini fiyatlıyor.
BRENT PETROLDE SERT GERİLEME
Petrol piyasalarında haftanın en dikkat çekici gelişmesi Brent petroldeki hızlı değer kaybı oldu. Küresel arz endişelerinin hafiflemesiyle Brent petrol vadeli kontratları yaklaşık 1 dolar gerileyerek varil başına 92,69 dolara düştü. Haftalık bazda kaybın yüzde 10’u aşması beklenirken, bu tablo son iki ayın en sert düşüşü olarak değerlendiriliyor.
Analistler, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki risk algısının zayıflamasının fiyatlar üzerinde belirleyici olduğunu ifade ediyor. Küresel petrol ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan boğazda olası bir normalleşme süreci, arz tarafındaki kaygıları azaltarak piyasaları aşağı yönlü baskılıyor.
Uluslararası piyasalarda dikkatler ABD ile İran arasında yürütülen diplomatik görüşmelere çevrildi. Reuters’a konuşan kaynaklar, tarafların ateşkesi uzatma ve deniz taşımacılığına yönelik kısıtlamaları kaldırma konusunda prensipte anlaşmaya vardığını öne sürdü.
Ancak sürece ilişkin belirsizlikler tamamen ortadan kalkmış değil. ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmayı henüz resmen onaylamadığı belirtilirken, İran devlet medyası ise müzakerelerin tamamlanmadığını duyurdu.
Piyasalar, anlaşmanın resmiyet kazanması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatların yeniden hız kazanabileceğini ve bunun küresel enerji arzına olumlu katkı sağlayabileceğini değerlendiriyor.
Uzun zamandır tüm dünyada yaşlanmayı geri çevirmenin mümkün olup olmadığı tartışılırken, Rusya da bu alana yöneldi.
Wall Street Journal’ın haberine göre Putin, Kremlin destekli yaşlanmayı yavaşlatma programı başlattı.
26 MİLYAR DOLAR KAYNAK HARCANDI
Habere göre Kremlin’in desteklediği projelerin odağında; 3D organ basımı, küçük laboratuvar domuzlarında insan organı büyütme, gen terapisi ve soğuk terapi gibi yaşlanmayı yavaşlatmaya yönelik çalışmalar yer alıyor.
Edinilen bilgilere göre Rusya bu çalışmalara toplam 26 milyar dolar kaynak aktardı.
Ayrıca programın kısa vadeli hedefinin, 2030 yılına kadar insan organlarının problemsiz olarak değiştirilebilmesini mümkün hale getirmek olduğu ve bu doğrultuda yoğun çalışmaların yoğunlaştığı belirtildi.
Haberde, Kremlin Basın Servisinin tüm bu projelerin devlet tarafından desteklendiğini ve çok sayıda bilimsel araştırma kurumunun çalışmalara katıldığını açıkladığı aktarıldı.
Putin’in yaşlanma ve yaşam süresi konusundaki ilgisi daha önce de gündeme gelmişti.
Vladimir Putin’in, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile geçmişte yaptığı ve mikrofonlara yansıyan bir sohbette organ nakilleri ile insanların 150 yaşına kadar yaşayabilme ihtimali üzerine konuştuğu belirtilmişti.
Bu ifadeler dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.
CHP’de mahkemenin “mutlak butlan” kararının ardından başlayan hareketlilik sürüyor. Yeniden genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni Merkez Yönetim Kurulu (MYK) yapılanması için temaslarını sürdürdüğü belirtilirken, dikkat çeken bir gelişme yaşandı.
Kılıçdaroğlu’na yakın isimler arasında yer alan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol ile CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un MYK’da görev almayı kabul etmediği öğrenildi. NTV Ankara muhabiri Özgür Akbaş’ın aktardığı bilgilere göre, iki milletvekili de süreç nedeniyle böyle bir görevi üstlenmek istemediklerini Kılıçdaroğlu’na iletti.
Kulislerde konuşulan iddiaların ardından her iki milletvekiliyle de görüşüldüğü belirtilirken, Erol ve Öztunç’un ortak bir tavır sergilediği ifade edildi.
İki ismin, “Bu süreçte böyle bir görevi kabul etmeyeceğiz. Bizim için parti önemli. Dün yaşanan tablodan sonra bu görevi kabul etmek mümkün değil” dediği aktarıldı.
Haberde ayrıca iki milletvekilinin, isimlerinin MYK listesinde yer almaması yönünde talepte bulunduğu belirtildi.
Gürsel Erol ve Ali Öztunç’un, “Lütfen bizi listeden çıkarın, çıkarmazsanız basın açıklaması yapacağız” ifadelerini kullandığı öne sürüldü.
Öte yandan Gürsel Erol, CHP’nin Elazığ’da 44 yıl sonra çıkardığı ilk milletvekili olmuştu. Ali Öztunç’un ise Kahramanmaraş’ta uzun yıllar sonra CHP adına seçilen isimlerden biriydi.
Aziz Yıldırım, seçim sürecinde verilen transfer vaatleriyle ilgili konuştu. Yıldırım, “Onu getireceğiz, bunu getireceğiz diyorlar. Getiremezsiniz. UEFA'dan ceza alırsınız. Ceza katlanarak ilerliyor” ifadelerini kullandı.
UEFA yaptırımlarıyla ilgili sert uyarıda bulunan Yıldırım, “Hataya devam ederseniz küme düşme cezası alırsınız. Bu kabul edilemez” dedi. Tecrübeli isim, mali disiplinin önemine vurgu yaptı.
Transfer planlamasını da açıklayan Aziz Yıldırım, “İki santrfor dahil toplam 6 transferle kadroda ana iskeleti oluşturacağız” dedi. Yıldırım, transferlerin sezon başlangıcına kadar tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.
CHP’de “mutlak butlan” kararının ardından Genel Merkez’de polis ile partililer arasında arbede yaşandı. Binada büyük hasar oluşurken, yeniden genel başkanlığa getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Merkez’e ne zaman gideceği merak konusu oldu.
Sabah yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu'nun, Kurban Bayramı'nın ikinci günü 28 Mayıs'ta, CHP Genel Merkezi'nde partililerle ve vatandaşlarla bayramlaşacağı ifade edilmişti. Bu programda değişikliğe gidildi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez yapmış olduğu açıklamada Kılıçdaroğlu'nun bayramda Ankara'da olacağını vurgulayarak "Bayramlaşma programı, halk buluşması şeklinde olacak. CHP Genel Merkezi'ne gidiş 28 Mayıs'tan 30 Mayıs’a alındı. Partiler arası bayramlaşma 2. Gün olacak o sebeple 30 Mayıs saat 12.00'ye alındı."
Kurban Bayramı'nda siyasi partiler arası bayramlaşma ziyaretleri, bayramın 2'nci gününde gerçekleştirilecek. Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na dönen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin de katılacağı bayramlaşma ziyaretlerine katılacak heyetleri belirledi. Buna göre; CHP'nin bayram ziyaretlerini kabul edecek heyeti CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Konya Milletvekili Barış Bektaş ve İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç'tan oluşacak. Bayramlaşma ziyaretlerine çıkacak heyette ise Kütahya Milletvekili Ali Fazlı Kasap, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız ve Ankara Milletvekili Deniz Demir yer aldı. CHP'nin bayramda ziyaret edeceği ve kabul edeceği partiler ise henüz açıklanmadı.
Tutuklanan televizyon programcısı Mehmet Akif Ersoy hakkında iddianame hazırlandı.
Ersoy ve 7 şüpheli hakkında düzenlenen iddianame, değerlendirilmek üzere 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.
4 SUÇLAMADAN YARGILANACAK
HaberTürk'ün eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un 'suç örgütü kurma ve yönetme', 'nitelikli cinsel 4 saldırı (11 kez)', 'uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama', 'uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırma' suçlarından 11 yıl 3 aydan 286 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.
'ÖRGÜT LİDERİ' DENDİ
Mehmet Akif Ersoy'un 'örgüt lideri' olarak tanımlandığı iddianamede Mustafa Manaz, Ahmet Göçmez, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut ve Ufuk Tetik 'örgüt üyesi' olarak yer aldı.
9 Aralık 2025'te uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan Mehmet Akif Ersoy, ertesi gün tutuklanmıştı.
Habertürk, gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada, Ersoy'un görevinden uzaklaştırıldığını duyurmuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın sulh ceza hakimliğine tutuklama istemiyle gönderdiği sevk yazısında Ersoy'un da aralarında bulunduğu dört kişi hakkında "uyuşturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma", "ikiden fazla kişinin birlikte cinsel ilişkiye girmesine ortam sağlama" ve "cinsel ilişki karşılığında sektörel ve maddi menfaat sağladıkları" iddia edilmişti.
Talep yazısında, "şüphelilerin kendi konutlarında uyuşturucu madde kullanılmasına yer ve imkan sağladıkları, eve gelen kadınlara uyuşturucu madde temin ettikleri, uyuşturucu madde kullanımı sonrasında ikiden fazla kişinin birlikte cinsel ilişkiye girdiği" ifade edilmişti.
Ayrıca, "Mehmet Akif Ersoy'un çevresinde bulunan kişilerle bu şekilde kadınları ilişkiye sokarak, bu kişiler üzerinden kendisine ve çevresine sektörel ve maddi anlamda menfaat sağladığı" ileri sürülmüştü.
Savcılık, Ersoy'un bu suçları kendisiyle birlikte tutuklanan Mustafa Manaz, Ufuk Tetik ve Ebru Gülhan ile fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak halinde işledikleri kanaatine varmıştı.
Şarkıcı Haluk Levent, Eskişehir konserinin ardından Ankara’daki AFAD toplantısına giderken fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Levent’in Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, Haluk Levent, Eskişehir’de verdiği konserin ardından Ankara’daki AFAD toplantısına katılmak üzere yola çıktı. Yolculuk sırasında fenalaşan sanatçı, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.
Hastane görevlilerinden edinilen bilgiye göre, Levent’in poliklinik servisindeki tedavisi sürüyor.
Haluk Levent'in genel başkanı olduğu AHBAP konuya ilişkin yazılı açıklamada bulundu. AHBAP'ın açıklaması şöyle:
"Genel Başkanımız Haluk Levent’in sağlık durumuyla ilgili çeşitli haberler ve paylaşımlar gündeme gelmektedir. Sürecin takip edildiğini ve sağlık durumunun kontrol altında olduğunu sizlerle paylaşmak isteriz. Tarafımıza ulaşan net ve güncel bilgiler doğrultusunda sizleri ayrıca bilgilendirmeye devam edeceğiz. Şu an için resmi kaynaklar dışındaki paylaşımlara karşı dikkatli olunmasını rica eder, Genel Başkanımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."
Denizli'nin Çivril ilçesinde 2016 yılında kayıp başvurusu yapılan Ayşen Aycan'ın (21), boşandığı eşi Turgay Bekdeda (40) tarafından darbedilerek, öldürüldükten sonra boş bir araziye gömüldüğü ortaya çıktı. Cinayeti itiraf eden Bekdeda'nın gösterdiği alanda yapılan kazıda insana ait kemiklere ulaşıldı.
Çivril ilçesinde yaşayan Ayşen Aycan, 2016 yılında eşi Turgay Bekdeda'dan boşandıktan 1 hafta sonra ortadan kayboldu. Aycan için bölgede arama çalışmaları yapıldı ancak kayıp kadına dair bir ize ulaşılamadı. Adalet Bakanlığı tarafından başlatılan faili meçhul dosyalar ile ilgili Çivril Cumhuriyet Başsavcılığı Ayşen Aycan dosyasını 10 yıl sonra raftan indirdi. Denizli İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Ayşen Aycan dosyasında tekrar çalışma başlatıldı. Cinayet bürosu ekipleri dosya üzerinde detaylı inceleme yaptı, çeşitli ifadeler aldı. Çalışmanın ardından cinayet bürosu ekipleri 19 Mayıs'ta Çivril ilçesinde yaptığı operasyonda kayıp olan Ayşen Aycan'ı boşandığı eşi oto yıkama iş yeri bulunan Turgay Bekdeda başta olmak üzere toplam 6 kişiyi gözaltına aldı.
Ayşen Aycan'ın 10 yıl önce öldürülüp, gömüldüğünü değerlendiren polis ekipleri boşandığı Turgay Bekdeda'yı çapraz sorguya aldı. Bekdeda, ifadesinde kayıp olan eski eşini öldürüp, gömdüğünü itiraf etti. Bekdeda, 10 yıl önce Ayşen Aycan'ı annesinin evinden aldığını, otomobilde tartıştıklarını ve darbederek öldürdüğünü, daha da Kıralan ve Tokça mahalleleri arasında boş bir araziye gömdüğünü söyledi.
Bekdeda'nın gösterdiği bölgede iş makineleriyle arama çalışması başlatıldı. Çalışmalarda insana ait kemik parçaları bulunarak Adli Tıp morguna gönderildi. Emniyetteki sorgusunun ardından 5 kişi savcılık tarafından serbest bırakılırken, eski eşini öldürdüğünü itiraf eden Bekdeda, çıkarıldığı Çivril Adliyesi'nde mahkemece tutuklanarak cezaevine konuldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkanı Trump ile görüştü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının paylaşımına göre, görüşmede, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, bölgedeki çatışma sürecinde ateşkesin uzatılması kararını müspet bir gelişme olarak gördüğünü, ihtilaflı konularda makul bir çözümün mümkün olduğuna inandığını, ortaya konan yapıcı girişimlere desteğin süreceğini ifade etti.
Suriye'de istikrar ortamının kök salmasının tüm bölge için önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'ye yönelik desteğinin aralıksız süreceğini, Lübnan'daki durumun kötüleşmesinin önüne geçilmesi gerektiğini kaydetti.
NATO Ankara Zirvesi hazırlıklarının sürdüğünü belirten Erdoğan, Zirve'nin her açıdan başarılı geçmesi amacıyla azami gayret gösterildiğinin altını çizdi.
ABD Başkanı Trump'a, önceki gün ABD'nin San Diego kentindeki bir camiye düzenlenen menfur saldırı nedeniyle taziyelerini ileten Erdoğan, Türkiye'nin hangi dini gruba yönelik olursa olsun, bu tür nefret suçlarına karşı olduğunu ifade etti.
TRUMP: ERDOĞAN İLE ÇOK İYİ BİR KONUŞMA YAPTIK
Görüşmeye ilişkin konuşan ABD Başkanı Donald Trump ise, “Erdoğan ile çok iyi bir konuşma yaptık. Bizim bir müttefikimiz. Çok iyi ilişkilerimiz var. Çok iyi işler yaptı. Halkı ona çok saygı duyuyor.” ded
Trendyol 1. Lig ekiplerinden Ankara Keçiörengücü'nün 16 Yaş Altı Futbol Akademi Takımının oyuncusu Abdullah Sultanoğlu, geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Abdullah Sultanoğlu'nun (2010 doğumlu) 16 Mayıs Cumartesi günü Çubuk İlçesinde motosikletle giderken kaza geçirdiği, yaralı kaldırıldığı Ankara Etlik Şehir Hastanesi'nde tedavi altına alındığı ancak tüm müdahalelere rağmen dün gece vefat ettiği belirtildi.
Ankara Keçiörengücü'nden yapılan açıklamada, "Futbol Akademi 16 yaş altı takımımızın değerli futbolcusu Abdullah Sultanoğlu'nun geçirdiği elim kaza sonucu vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz." ifadeleri yer aldı.
İngiltere Premier Ligi'nde lider Arsenal, en yakın takipçisi Manchester City'nin Bournemouth'a deplasmanında puan kaybetmesiyle birlikte bitime 1 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.
Londra temsilcisi böylelikle ligde 22 yıl sonra mutlu sona ulaştı.
Panathinaikos Başantrenörü Ergin Ataman, kendisini eleştiren İsrail ekibi Hapoel IBI Başkanı Ofer Yannay'ın sözlerine tepki gösterdi. Ataman, Yannay'ın saygısız biri olduğunu ve işiyle ilgilenmesi gerektiğini belirtti.
Yannay'ı tanımadığını söyleyen Ergin Ataman, "Ona şunu söylemek istiyorum: Seni tanımıyorum, belki iyi birisindir ama çok saygısızsın. Sadece kendi takımınla, kendi koçunla ve oyuncularınla ilgilen. Git kendi aldığın sonuçlara bak, bu EuroLeague'deki ilk sezonundu. Benim hakkımda konuşmaya hakkın yok." şeklinde konuştu.
Kendi kariyerinde üç Avrupa Ligi şampiyonluğu olduğunu vurgulayan Ataman, "Saygılı olmak gerekiyor, git kendi oyuncuların hakkında konuş. Gelecek sezon için senin bütçen 75 milyon olacakmış, öyle duydum. İyi şanslar. Ancak bu mantaliteyle bütçen 75 değil, 100 milyon bile olsa hiçbir şey kazanamazsın. Asla benim seviyeme gelemezsin. Bu kafayla tek bir EuroLeague bile kazanamazsın, benim üç EuroLeague şampiyonluğum var. Çeneni kapa ve kendi takımın hakkında konuş." ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), sosyal medyada bazı vatandaşlara "seferberlik emri" gönderildiğine dair paylaşımlara ilişkin resmi bir açıklama yaptı.
“HER YIL RUTİN OLARAK İCRA EDİLİYOR”
Bakanlık, gönderilen mesajların olağanüstü bir duruma işaret etmediğini, her yıl rutin olarak düzenlenen "Yıldırım Serisi Seferberlik Tatbikatı" kapsamında sisteme kayıtlı yedek personele gönderilen bilgilendirme mesajları olduğunu duyurdu.
Sosyal medyadaki iddiaların ardından kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yapılan açıklamada, söz konusu tatbikatların her yıl düzenli olarak icra edildiği hatırlatıldı.
7 BİN 686 YEDEK PERSONEL KATILACAK
Bakanlık, bu yılki planlamaya dair sayısal verileri de paylaşarak şu ifadeleri kullandı:"Sosyal medyada vatandaşlarımızın bazılarına seferberlik emri gönderildiği yönünde paylaşımlar yapılmaktadır. Yıldırım Serisi Seferberlik tatbikatları her yıl rutin olarak icra edilmektedir. 2026 Yıldırım Serisi Seferberlik tatbikatları ise toplam 7 bin 686 yedek personelin katılımı ile eylül-ekim ayları içerisinde icra edilecektir. Bu tatbikatlara görevlendirilen personele 15 Mayıs 2026 tarihinde sistemde kayıtlı mobil telefonlarına bilgilendirme mesajı gönderilmiştir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca hazırlanan, "Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yönetmeliğe ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, düzenlemeyle sektörel ihtiyaçlar, dijitalleşme hedefleri ve operasyonel verimlilik doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidildiğini aktardı.
Yapılan düzenlemelerle birlikte, kara yolu taşımacılığında hizmet kalitesinin artırılacağını ve sektörde uygulama birliğinin güçlendirileceğini belirten Uraloğlu, kara yolu taşımacılığında vatandaşların haklarını daha güçlü şekilde koruyan, sektörün ihtiyaçlarına daha hızlı cevap veren ve dijitalleşmeyi merkeze alan yeni bir dönemi başlattıklarını vurguladı.
Uraloğlu, taşımacıların terminallerde yaşanan yoğunluklardan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla, terminallerde yer bulunamaması halinde yerel makamlarca tahsis edilen veya gösterilen alanların kullanılabilmesine yönelik yasal altyapıyı oluşturduklarını ifade etti. Mevsimlik tarım işçilerinin taşınmasına yönelik düzenlemelerin de hayata geçirildiğine değinen Uraloğlu, D3 yetki belgesi sahiplerinin, yalnızca kendi tarım alanlarında çalışacak mevsimlik tarım işçilerini taşıyabilmesine imkan sağlandığını kaydetti.
KURYE TAŞIMACILIĞINA YENİ YÜKÜMLÜLÜKLER
Uraloğlu, kara yolu taşımacılığında dijital dönüşümü hızlandıracak adımlar attıklarının altını çizerek, tüm yetki belgesi sahipleri için Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'ni (UETS), zorunlu hale getirdiklerini ve UETS zorunluluğunu, 1 Ocak 2027 itibarıyla devreye alacaklarını açıkladı.
Uluslararası lojistik işletmeciliğinde aranan tecrübe şartları hakkında da bilgi veren Uraloğlu, "Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için aranan 3 yıllık tecrübe şartında dayanak olan yetki belgelerinin, geçmiş geçerlilik süreleri de hesaplamaya dahil edilecek." ifadesini kullandı.
Uraloğlu, yetki belgesi devir işlemlerinde ise mesleki yeterlilik şartının sağlanma süresinin, 45 günden 60 güne çıkarıldığını bildirdi.
Kurye taşımacılığında da yeni yükümlülükler getirildiğini belirten Uraloğlu, kargo taşımacılığı yetki belgesine sahip taşımacıların, kurye gönderisi taşımaları halinde kurye yükümlülüklerine uygun faaliyet göstermelerinin zorunlu hale geldiğini vurguladı. SRC kurye ve kurye faaliyet belgelerinin, 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarına dikkati çeken Uraloğlu, ayrıca 2013 model ve öncesi otomobillerin B2 ve D2 belgeleri ilavesine ilişkin süre uzatımı sağlandığını belirtti.
"AÇIK BİLET DÜZENLEMESİ ZORUNLU OLACAK"
Uraloğlu, yolcu haklarına yönelik yapılan düzenlemelere işaret ederek, "Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına şehirler arası otobüslerde, hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik. Ayrıca, sefer başlayana kadar açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak. Otobüs firmalarının, ücret tarifelerini Bakanlığa önceden bildirebilmesine imkan sağlandı. Firmalar, azami 1 ay sonrasına kadar geçerli olacak tarifeleri, sisteme tanımlayabilecek ve gerekli durumlarda 10 gün içinde düzeltme başvurusu yapabilecek." değerlendirmesinde bulundu.
Sürücüler için uygulanan yaş sınırlarının genel mevzuat hükümlerine bırakıldığına değinen Uraloğlu, muayenesi bulunmayan taşıtların yetki belgesine kayıtlı olsa dahi trafik güvenliği gerekçesiyle yurtdışına çıkışına izin verilmeyeceğini vurguladı.
Uraloğlu, ev eşyası taşımacılığı faaliyetlerinde, yalnızca kamyonetle taşımacılık yapmak isteyenler için azami 1 kamyonet sınırı getirildiğini kaydetti.
Turizm amaçlı yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde de otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığını bildiren Uraloğlu, Yerli Malı Belgesi'ne sahip otomobillerin tercih edilmesi halinde, kullanılabilecek taşıt adetlerine ilişkin teşvik mekanizmasının devreye alındığını ifade etti.
"KADEMELİ CEZA SİSTEMİNİ DEVREYE ALIYORUZ"
Uraloğlu, ayrıca kalkış veya varış noktası büyükşehir olan ve tarifeli faaliyet gösteren D4 yetki belgeleri için Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi (U-ETDS) veri iletim zorunluluğunun kaldırıldığını aktardı.
Engelli ve diyaliz hastalarını, tek taşıtla taşıyan D2 belgeli taşımacıların mesleki yeterlilik şartından muaf tutulacağını belirten Uraloğlu, fiili taşıma imkanı bulunmayan taşımacılar için de ODY-ÜDY (Orta Düzey-Üst Düzey Yönetici) şartının aranmayacağını bildirdi.
Uraloğlu, kapsam dışı faaliyet gösteren taşımacılara yönelik cezaların da düzenlendiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Kuralsız ve kayıt dışı taşımacılığın önüne geçmek amacıyla kademeli ceza sistemini devreye alıyoruz. Buna göre, ilk ihlalde 21 bin 333 lira, ikinci ihlalde 42 bin 666 lira, üçüncü ihlalde 106 bin 665 lira, dördüncü ihlalde ise 213 bin 330 lira idari para cezası uygulanacak. Beşinci ihlalde ise yetki belgesi iptal edilecek. Ayrıca, terminal işletmeciliğinde geçerli belge olmadan, faaliyet gösterilmesi de engellenecek."
Antalya'da kan donduran bir cinayet meydana geldi.
Kepez ilçesi Varsak Menderes Mahallesi 6950 Sokak'ta Bünyamin Türkoğlu, 150 bin TL alacağı için yanında çalıştığı asfalt işleri yapan B.D.'yi aradı.
Türkoğlu, B.D.'ye ulaşamayınca aynı iş yerinde çalışan ve B.D.'nin akrabası Sebahattin Küpeli ile telefonda iletişime geçti ancak ikili arasında tartışma çıktı. Küpeli'nin yanına giden Türkoğlu, tartışmanın büyümesi üzerine aracından aldığı bıçakla Küpeli'ye saldırdı.
Arbede sırasında Türkoğlu, Küpeli'yi sol omuz, sol kol, sol yanak ve kafa arkasından bıçakladı.
Küpeli de demir çubuk ve sopayla Türkoğlu'nun başına vurdu.
Kepez Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Küpeli, hayatını kaybetti.
Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Bünyamin Türkoğlu'yu suç aletiyle birlikte yakaladı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolüne götürülürken gazetecilerin "Cinayeti neden işlediniz, pişman mısınız?" sorusuna yanıt veren Türkoğlu, "B.D.'ye söyleyin kimsenin hakkını yemesin. Çalışan insanların parasını vermiyor. 5 aydır çalışıyorum, para almıyorum. Boğazıma kadar getirdiler. Pişmanım tabii ki." dedi.
Hakkındaki suçlamaları kabul eden Türkoğlu, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Türkoğlu'nun, "Kasten yaralama, yaralama, cinsel taciz, hakaret ve tehdit" gibi suçlardan 19 kaydı olduğu öğrenildi.
Hayatını kaybeden Küpeli'nin cansız bedeni, işlemlerinin ardından oğlu İsrafil Küpeli tarafından morgdan alındı.
Küpeli, babasının bayram harçılığını çıkartmak için 15 gün önce Antalya'ya geldiğini dile getirdi.
"Babamın kimseye borcu yok. Babam emekli adam ve buraya sadece bayram harçlığı çıksın diye 1-1,5 aylığına çalışmaya gelmişti. Onun dışında kimseyle bir sıkıntısı yok." diye konuşan Küpeli, katilin en ağır cezayı almasını istedi.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), bahis eylemi nedeniyle soruşturması yapılan hakem Zorbay Küçük'e ceza vermedi.
CEZA VERİLMEDİ
TFF'den yapılan açıklamaya göre kurul, son olarak Ekim 2025'te maç yöneten ve daha sonra disipline sevk edilen hakem Zorbay Küçük için "isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığı" gerekçesiyle ceza tayinine yer olmadığına karar verdi.
DİĞER CEZALAR
Disiplin kurulu, çeşitli sebeplerden dolayı Fenerbahçe'ye 1 milyon 460 bin, Galatasaray'a 720 bin, ikas Eyüpspor'a 700 bin, Natura Dünyası Gençlerbirliği'ne 480 bin, Samsunspor'a 280 bin ve Kasımpaşa'ya 90 bin lira para cezası uyguladı.
Kasımpaşa'da teknik direktör Emre Belözoğlu, "ihraç öncesi ve ihraç sonrası rakip takım mensuplarına yönelik sportmenliğe aykırı hareketleri" sebebiyle 1 maç men ve 80 bin lira para cezası aldı.
Kurul Kasımpaşa Kulübü Üst Yöneticisi (CEO) Ceyhun Kazancı ise "akredite edilmediği alanda bulunmasından" ve "müsabaka hakemlerine yönelik hakaretleri" nedeniyle 380 bin lira ve 90 gün hak mahrumiyeti cezasına çarptırdı.
PFDK, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe, Samsunspor, Kocaelispor, Göztepe, ikas Eyüpspor, Çaykur Rizespor ve Zecorner Kayserisporlu bazı taraftarların elektronik bilet kapsamındaki kartlarını da bir sonraki maç için bloke etti. Kurul, Trendyol 1. Lig'den ise Sipay Bodrum FK'ye 410 bin, Arca Çorum FK'ye ise 220 bin lira para cezası verdi.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, ülkesinin bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmayacağını açıkladı. Sanchez, İsrail’in yarışmadan çıkarılması gerektiğini savunarak "Çifte standart" vurgusu yaptı.
Pedro Sanchez yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Eurovision’dan çıkarıldığını hatırlattı. Sanchez, “Rusya, Ukrayna’yı işgal ettiğinde yarışmadan çıkarıldı. Aynı prensipler İsrail’e de uygulanmalı, çifte standart olamaz” dedi.
İsrail'in Gazze ve Lübnan'da yaptığını "soykırım" olarak nitelendiren Sanchez, “Yasadışı savaş ve soykırım karşısında sessizlik bir seçenek değildir. Gazze ve Lübnan’da olup bitenlere karşı kayıtsız kalamayız. Bu bir sorumluluk ve insanlık meselesidir” ifadelerini kullandı.
İspanya’nın Eurovision’a katılmama kararı uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sanchez’in İsrail’e yönelik açıklamaları ve yarışmaya ilişkin çıkışı tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Öte yandan; İspanya Kültür Bakanı, İsrail'in Eurovision'a katılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ukrayna'daki savaşın başlamasının ardından Rusya'nın Eurovision'dan menedilmesi konusunda hiç tereddüt edilmediğini söyleyen Urtasun, EBU'nun, Gazze'de soykırım yapan ve orada işlediği ağır suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) soruşturma geçiren İsrail'in katılmasına izin vererek "çifte standart" uyguladığını vurguladı.
Urtasun, bu çifte standardı kabul etmediklerini dile getirerek "Kültür Bakanı olarak şunu söylemeliyim ki, kültürün uluslararası düzeyde büyük suçları örtbas etmek için kullanılmasını asla kabul etmeyeceğim." dedi.
Gece saatlerinde aniden fenalaşan Kadir İnanır’ın sağlık durumunun kötüleştiği, evde bulunan yakınları tarafından fark edildi.
Bunun üzerine usta oyuncu Beşiktaş’ta bulunan bir hastaneye götürüldü.
Habertürk'te yer alan bilgilere göre, hastanede yapılan ilk müdahalenin ardından doktorların kararıyla Kadir İnanır'ın yoğun bakım servisine alındığı öğrenildi.
Sanatçının sağlık durumuna ilişkin hastaneden resmi bir açıklama henüz yapılmadı.
Kadir İnanır, 24 Mart 2024 tarihinde beynine pıhtı atması nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve uzun süre yoğun bakımda tedavi görmüştü.
Aylar süren tedavi sürecinin ardından taburcu edilen sanatçının, daha sonra akciğer enfeksiyonu nedeniyle yeniden tedavi altına alındığı açıklanmıştı.
Yaklaşık bir yıldır fizik tedavi süreci devam eden usta oyuncunun zaman zaman dostlarıyla bir araya geldiği görüntüler kamuoyuna yansımıştı.
EŞİNDEN AÇIKLAMA
İnanır’ın hayat arkadaşı Jülide Kural, sanatçının sağlık durumuyla ilgili açıklamada bulundu.
Kural, enfeksiyon nedeniyle yoğun bakım kararı alındığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Kadir üşütmüş maalesef. Ciğerlerinde üşütmeye bağlı enfeksiyon gelişmiş. Bugün çok daha iyi. Doktorları, ‘İyiye gidiyor ama özenli davranmamız gerekiyor. Yoğun bakımda her saniye takibini yapabiliriz. 2 güne normal odaya çıkar’ diyerek yoğun bakıma aldı.”
Kural ayrıca, sigaranın sanatçının sağlık durumunu olumsuz etkilediğini ifade ederek, “En büyük düşmanı sigara” dedi.
Suriye'deki iç savaş nedeniyle uzun süredir kapalı kalan Akçakale Gümrük Kapısı'nda pasaportla giriş ve çıkış işlemleri yeniden başladı.
2014'te ticari ve sivil geçişlere kapatılan Akçakale Gümrük Kapısı'nda yeni döneme girildi.
Suriye'ye geçmek isteyen vatandaşlar, gümrük kapısı önünde toplandı.
Pasaport kontrolü ve gerekli işlemlerin ardından geçişler gerçekleştirildi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Hacıosmanoğlu, bahis soruşturması sürecinin devam ettiğini ve kulüp yöneticilerine ilişkin çalışmanın gelecek hafta kendilerine ulaşmasını beklediklerini söyledi.
Hacıosmanoğlu şu ifadeleri kullandı:
"Bahis soruşturmasında yöneticilere sıra geldi. Önümüzdeki hafta, yöneticilerle ilgili veriler gelecek. 7 bin küsür yönetici var, 5 yıl içinde yapan ve ayrılan. Bize geldikten sonra 1 ya da 1.5 ay sürer.
HAKEM TARTIŞMASI
- Hakemlik olarak Avrupa'nın 5 büyük liginden daha iyi durumdayız. Futbolun kalitesini artırmak istiyorsak, liglerimizin daha değerli hale gelmesini istiyorsak ve milli takımlarımızın hem erkekte hem kadında dünya arenasında, hem Avrupa şampiyonlarında hem dünya şampiyonlarında sürekli yer almasını istiyorsak, bu yapılanmanın içinde medya ayağı da çok önemli.
- Türkiye'nin en büyük rezilliği bu! İngiltere'de kaç dakika maç sonu yorum yapıyorlar? O yorumları yapanların yüzde 80'i kendi hakemlikleri ve TFF'deki yöneticilikleri dönemleri hatırlasınlar. Onların talimatla 5-0, 6-0 maç bitirdiğini biliyorum. Orada talk show gibi maç sonu programı yapamazsınız.
“YABANCI HAKEM BİR KEREYE MAHSUSTU”
- O bir kereye mahsustu. Hakemlerimizi korumak için yaptığımız bir hareketti. Avrupa’nın 5 büyük liginden daha az hata yapan hakem arkadaşlarımız var. Yabancı hakeme niye ihtiyacımız olsun?
- Varlıklarını oturdukları makamlara borçlu olanlar makamları kaybettiklerinde bir hiçler. Kendileri 100 tane hata yapıyor, hakemler 2 tane hata yapınca fatura kesiyorlar. Bununla taraftarlarını konsolide ediyorlar. Bu tarz hareketler bugünü kurtarır.
- Eğer bir sonraki Avrupa ve Dünya Şampiyonası'na Türkiye'den hakem gitmezse bunun faturasını bana kesebilirsiniz.
- Seneye değişiklik yok. 14 yabancıda 2'ydi, 4'e çıktı. Onu geçen seneden ilan etmiştik. O doğrultuda devam ediyoruz.
- İtalya elenince Montella'ya üzülme dedim. 'Başkanım ben Türk'üm' dedi. Montella'nın Türk vatandaşlığı için görüşmelere başladık.
- Arda Güler ve Hakan Çalhanoğlu'nun Dünya Kupası'yla ilgili bir sorunları yok. Arda'nın sakatlığı iyileşiyor. Hakan'ın da geçmek üzere. Benim arzum, İspanya ile finalde karşılaşmak. Finalde karşılaşıp rövanşı alacağımıza inanıyorum."
CHP yönetimi tarafından kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Burcu Köksal, AK Parti Genel Merkezi'ndeki programda AK Parti'ye katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan Burcu Köksal ve diğer belediye başkanlarına 'hoş geldiniz' diyerek "Afyonkarahisar için birlikte çalışacağız" açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a program sonrasında rozet taktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AK Parti rozeti takılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, yaptığı konuşmada 'aile' ve 'toplum değerleri' vurgusu yaparak CHP'ye göndermede bulundu. Köksal, konuşmasında şunları söyledi:
"Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli genel başkan yardımcılarım, kıymetli AK Parti'li arkadaşlarım, sayın Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde Afyonkarahisar'da başta kentsel dönüşüm olmak üzere hemşehrilerimize söz verdiğimiz birçok projeyi hayata geçirmek, şehrimizi inşa etmek için memleketimi Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında hizmet edeceğim. Ailenin kutsallığına inanlarla, toplumun değer yargılarına saygı duyanlarla aynı yolda yürüyeceğim. Afyonkarahisar'ımıza, milletimize, ülkemize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun."
Türkiye'de çay üreticileri tarafından beklenen son dakika geldi.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından, 2026 yılı yaş çay alım fiyatlarına ilişkin paylaşım yapıldı.
ÇAY ALIM FİYATI 35 LİRA OLDU
2026 yılı yaş çay alım fiyatı, kilogram başına 35 lira oldu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“2025 yılında yaş çay rekoltesi 1 milyon 340 bin ton olarak gerçekleşmiştir. ÇAYKUR 2025 yılında 49 yaş çay fabrikasında 823 bin ton yaş çay almış olup, bu yıl da ortalama aynı miktarda alım yapmayı hedeflemektedir.
2025 yılında 25,44 TL olan yaş çay bedeli 2026 yılı için 35 TL olarak belirlenmiştir.
Üreticilerimize hayırlı ve bereketli olmasını dileriz.”
3 kişinin hantavirüs sebebiyle yaşamını yitirdiği MV Hondius gemisinden yapılan tahliyeler sonrasında 3 Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı İstanbul’a getirilerek karantinaya alındı.
Sürece dair Sağlık Bakanlığı'ndan da açıklama yapıldı.
Açıklamada karantina altına alınan 3 yurttaşın dışında daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişiden de numune alındığı, sonucun negatif olduğu aktarıldı.
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son 3 vatandaşımız ambulans uçak ile ülkemize getirilmiş, yakın takip ve izolasyon süreçleri başlamıştır. Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi, bu kişilerden de gerekli numuneler alınmıştır. Sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup; önerilen süre boyunca karantinada tutulacaktır. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır."
Kuşkapan, "Arjantin çıkışlı, Hollanda bayraklı gemide 3 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine DSÖ devreye girerek, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 12 ülkeyi uyardı. 6 Mayıs itibarıyla gemide kesinleşen vaka sayısının 8 olduğu tespit edildi. Ardından 147 yolcu tahliye edilmeye başlandı" diyerek olayın küresel boyutuna dikkat çekti.
Hollanda bandralı lüks yolcu gemisi MV Hondius, 1 Nisan'da Arjantin'in Ushuaia limanından hareket etmişti.
Gemide, 11 Nisan'da 70 yaşındaki bir Hollandalı hayatını kaybetmiş, 13-16 Nisan'da Afrika'nın batısındaki Tristan da Cunha, Erişilmez Ada ve Bülbül Adası ziyaretlerinde 6 yolcunun daha gemiye binmesiyle bu tarihlerdeki kayıtlara göre toplamda 180 yolcu ve mürettebat olduğu belirtilmişti.
Gemi Santa Elena'ya geldiğinde 30 kadar yolcu burada inmiş, hayatını kaybeden yolcunun cesedi ve semptomu bulunan Hollandalı eşi de gemiden ayrılmıştı.
Johannesburg'a giden Hollandalı kadın 26 Nisan'da ölmüştü.
İngiliz vatandaşı olan ve semptom gösteren bir erkek yolcu da yanındaki ABD'li arkadaşı ile birlikte 27 Nisan'da gemiden indirilmişti.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2 Mayıs'ta MV Hondius'un Cabo Verde'de (Yeşil Burun Adaları) olduğu sırada hantavirüs vakalarının gemide görüldüğünü açıklamış ve 3 Mayıs'ta bir Alman kadın yolcunun hayatını kaybetmesiyle bu gemide seyahat edip virüsten ölenlerin sayısı 3'e çıkmıştı.
Capo Verde yetkililerinin geminin yanaşmasına ve herhangi bir kişinin inmesine izin vermemesi üzerine DSÖ ve İspanya arasında yapılan görüşmeler sonrasında 5 Mayıs'ta yolcuların indirilmesi için MV Hondius'un Tenerife'ye getirilmesine karar verilmişti.
HANTAVİRÜS NEDİR?
Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den istifa ederek AK Parti'ye katılması bekleniyor.
CHP KESİN İHRAÇ İLE DİSİPLİNE SEVK ETTİ
Gelişmeler dikkatle takip edilirken CHP MYK, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ı kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk etti.
Köksal'ın, parti tüzüğüne aykırı hareket ettiği ve seçmen iradesine ihanet ettiği gerekçesiyle hakkında kesin ihraç istemiyle disiplin süreci başlatıldı.
Tedbirli sevk kararıyla Köksal'ın parti üyeliği askıya alındı.
Öte yandan gazeteci Barış Yarkadaş, tv100 ekranlarında Burcu Köksal'ın kendisine yaptığı açıklamaları aktardı.
Yarkadaş'ın aktardığına göre 7 meclis üyesi istifa ederken bu isimlerin Köksal ile beraber AK Parti'ye geçeceği belirtildi.
Köksal'ın açıklamaları şu şekilde:
"CHP'de siyaset yapma imkânım kalmamıştı. Özgür Özel, kurultaydan bu yana Kılıçdaroğlu'na oy verdiğimi bir türlü unutamıyor. Özgür Özel benim burnumdan getirdi.
Özgür Özel'in bana yazdığı, kocandan boşan mesajı yazdığı mesajların en hafifidir.
Benim kocam hayvancılık yaparak geçimini sağlayan bir insan. Benim kocam hırsızlık yapmadı, yolsuzluk yapmadı, otel odalarında kadınlarla basılmadı.
Benim kocam beni hiç aldatmadı. Hakkında hiçbir soruşturma yok. Ben kocamı niye boşayacakmışım.
Ben Cumhurbaşkanımızla 45 dakika görüştüm. Cumhurbaşkanımız birlikte siyaset yapacağımızı söyledi.
Ben de kendisine, ‘Sayın Cumhurbaşkanım, ben hep sizin karşınızda oldum CHP’deyken.
Ama bizim savunduğumuz CHP’den eser kalmadı. Bu CHP bizim CHP’miz değil’ dedim
Yarın AK Parti’ye katılıyorum, çok huzurluyum, içim çok rahat.
Dinar Belediye Başkanı Veysel Topçu da benimle birlikte AK Parti’ye katılacak."
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik 33 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, "gençlerin kanını emen kirli bir çarkın daha darmadağın edildiğini" bildirdi.
Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Adalet ve İçişleri ile Hazine ve Maliye bakanlıklarının omuz omuza, tam bir eş güdüm içinde yürüttüğü çalışmalarla, suç odaklarının nefesini kesmeye devam ettiklerini belirtti.
Kurumların ortaya koyduğu güçlü iradenin, suçla mücadeledeki en büyük dayanakları olduğunu vurgulayan Gürlek, şunları kaydetti:
"Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinesinde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık ve kara para aklama suçlarına yönelik 33 ilimizde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonla, gençlerimizin kanını emen kirli bir çark daha darmadağın edilmiştir. 8,7 milyar liralık devasa bir suç gelirinin tespit edildiği bu operasyon kapsamında, tüm sorumlular hakkında gereken adli işlemler titizlikle sürdürülmektedir."
Milletin huzuruna ve ekonomisine kasteden hiçbir yapıya asla geçit verilmeyeceğinin altını çizen Gürlek, bu başarılı operasyonda emeği geçen Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğüne ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına teşekkür etti.
CHP'de Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal için kesin ihraç talep edildi.
Bir süredir Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den ayrılarak AK Parti'ye katılacağı, bu hafta parti rozetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takılacağı iddia ediliyordu.
İddialara ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmezken, CHP Afyonkarahisar Belediye Başkanı Köksal'ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk ettiğini duyurdu. Açıklama Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre'den geldi.
NTV muhabiri Özgür Akbaş, uzun zamandır durumu konuşulan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın neden CHP'den ihraç edilmesine yönelik karar alındığını anlattı.
“ÖZGÜR ÖZEL'İN BİLE TELEFONLARINI AÇMADI”
Bugünkü CHP Merkez Yönetim Kurulu Toplantısı'nda Burcu Köksal'ın durumunun konuşulduğunu söyleyen Özgür Akbaş şu bilgileri aktardı:
"İhraç kararının alınmasının en öncelikli nedeni Burcu Köksal'ın, Genel Başkan Özgür Özel'in bile telefonlarını açmaması. Bu süreçte CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Köksal'ı pek çok kez aradığını ancak ulaşamadığı ifade ediliyor. Bu durumun da bir parti suçu olduğuna kanaat getirildi. Ve bu nedenle ihraç kararı alındı. Hiçbir olumsuz habere cevap vermemesi, resmi bir açıklama yapmaması bir suç olarak değerlendirildi.
Bir başka iddiaya göre ise geçtiğimiz günlerde Burcu Köksal'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la yarım saatlik bir görüşme yaptığı ve bu görüşmeden sonra da AK Parti'ye katılma kararı aldığı öne sürüldü. Yarın düzenlenecek AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'ndaysa Burcu Köksal'ın AK Parti'ye katılması bekleniyor.
Ankara'nın Çubuk ilçesinde 21 Nisan 2019 tarihinde Şehit Piyade Er Yener Kırıkcı’nın cenaze töreni sırasında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki partililer, tören alanında fiziki saldırıya uğradı.
DHA'nın haberine göre sopa ve taşların da kullanıldığı saldırıya karışan Yakup Karakoç'un Kılıçdaroğlu'na yumruk attığı an çekilen fotoğraf akıllarda kaldı. Karakoç, olaya ilişkin açılan davada 3 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yakup Karakoç, aradan geçen 7 yılın ardından, Kılıçdaroğlu'nu geçen hafta çalışma ofisinde ziyaret etti. Ziyarette Karakoç'un, Kılıçdaroğlu ile bir araya gelerek helallik istediği belirtildi. Ziyarete ilişkin görüntüler sanal medyada paylaşıldı. Ziyarette Karakoç pişmanlığını dile getirirken, Kılıçdaroğlu, "Kin şeytana özgü bir kavramdır. Niye kin tutuyoruz? Birbirimizi seveceğiz" dedi.
Trendyol Süper Lig'de şampiyonluk düğümü 33. hafta maçlarıyla çözüldü.
Galatasaray, evinde ağırladığı Antalyaspor'u 2 kez geriye düşmesine rağmen 4-2 mağlup etti ve üst üste 4. kez şampiyon oldu.
Sarı-kırmızılılar, bu sonuçla birlikte bir kez daha UEFA Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandı.
Devler Ligi'ne lig aşamasından başlayacak olan Cimbom'un rakiplerinin belli olacağı kura çekimi 27 Ağustos'ta gerçekleştirilecek.
Şampiyonlar Ligi'nde 2026/27 sezonunun ilk haftası 8-10 Eylül tarihlerinde oynanacak ve normal sezon 27 Ocak'ta tamamlanacak.
Şampiyonlar Ligi'ndeki maç haftaları ve tarihleri şu şekilde:
1. Hafta: 8-10 Eylül
2. Hafta: 13-14 Ekim
3. Hafta: 20-21 Ekim
4. Hafta: 3-4 Kasım
5. Hafta 24-25 Kasım
6. Hafta: 8-9 Aralık
7. Hafta: 19-20 Ocak
8. Hafta: 27 Ocak
PLAY-OFF KURA ÇEKİM TARİHİ
Devler Ligi'nde lig aşamasının bitmesinin ardından play-off kura çekimi 29 Ocak 2027'de gerçekleştirilecek.
Play-off: 16-17 Şubat / 23-24 Şubat
Kura Çekimi: 26 Şubat
Son 16: 9-10 Mart / 16-17 Mart
Çeyrek final: 6-7 Nisan / 13-14 Nisan
Yarı Final: 27-28 Nisan / 4-5 Mayıs
Final: 5 Haziran
ABD'nin savaşı sonlandırmaya yönelik teklifine verdiği yanıtı Pakistanlı arabulucular üzerinden Washington’a iletti. İran medyasında yer alan habere göre, önerilen teklife göre, bu aşamada müzakereler savaşı sona erdirmeye odaklanacak. İran'ın cevabına ilişkin detay vermeyen İran basını, "Önerilen plana göre, müzakereler bölgedeki savaşı sona erdirme konusuna odaklanacak" ifadelerini kullandı.
TRUMP'TAN İLK AÇIKLAMA: HENÜZ İŞİMİZ BİTMEDİ
Söz konusu gelişmenin ardından ABD Başkanı Donald Trump'tan da ilk açıklama geldi. Beyaz Saray'da gazeteci Sharyl Attkisson’ın sorularını yanıtlayan Trump, Tahran yönetimine yönelik baskının süreceği sinyalini verdi.
İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırıların sonuçlarını değerlendiren Trump, stratejik hedeflerin büyük bir kısmının imha edildiğini iddia etti. "İranlıların A, B ve hatta C takımı liderleri gitti" diyen Trump, "Yenildiler ama bu henüz işimizin bittiği anlamına gelmez. İki hafta daha devam edip her bir hedefi vurabiliriz. Vurmak istediğimiz belirli hedeflerin muhtemelen yüzde 70'ini hallettik. Bunu yapmasak bile, yeniden inşa etmeleri yıllar sürer." ifadelerini kullandı.
"NÜKLEER SİLAHA ERİŞMELERİNE İZİN VEREMEYİZ"
İran’ın nükleer programını dünya için bir felaket senaryosu olarak nitelendiren Trump, eski ABD Başkanı Barrack Obama’nın politikalarını eleştirerek nükleer silahlanma riskine dikkat çekti. Tahran yönetimini "deli" olarak tanımlayan Trump, nükleer bir İran’ın İsrail, Orta Doğu ve ötesi için geri dönülemez bir tehdit oluşturacağını savundu.
İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ve nükleer tesislerini anlık olarak izlediklerini belirten Trump, "Uzay Kuvvetleri o bölgeyi izliyor. Herhangi biri o yere yaklaşırsa bunu bileceğiz ve onu vuracağız. İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu bir noktada istediğimiz şekilde alacağız" dedi.
İRAN’IN YANITI
İran basınındaki bilgilere göre Tahran'ın ABD'nin teklifine verdiği yanıtın merkezinde, bölgede devam eden askeri gerilimin sonlandırılması yer alıyor. Diplomatik kaynaklar, tarafların şimdilik kapsamlı bir anlaşmadan çok “çatışmayı durduracak geçici formüller” üzerinde yoğunlaştığını öne sürüyor.
Uzmanlara göre taraflar arasında özellikle şu başlıklar öne çıkıyor:
Hürmüz Boğazı’ndaki askeri hareketliliğin azaltılması
İran’a yönelik yeni saldırıların durdurulması
Bölgedeki Amerikan üslerine yönelik tehditlerin geri çekilmesi
Petrol sevkiyatının normale dönmesi
İsrail-İran hattındaki karşılıklı saldırıların kontrol altına alınması
PETROL PİYASALARI GELİŞMEYİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR
İran ile ABD arasında olası diplomatik ilerleme ihtimali enerji piyasalarında da yakından takip ediliyor. Son haftalarda Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz nedeniyle petrol fiyatları sert yükselmiş, küresel piyasalarda yeni enerji krizi endişesi başlamıştı. Uzmanlar, müzakerelerin başarısız olması halinde bölgede daha büyük askeri çatışmaların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik kaynaklar, önümüzdeki günlerde Pakistan üzerinden yürütülen temasların daha da yoğunlaşabileceğini belirtiyor. Tarafların doğrudan masaya oturup oturmayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.
AK Parti’ye geçeceği iddialarıyla gündemde olan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, tv100’e yaptığı açıklamada CHP’ye yönelik dikkat çeken ifadeler kullandı. Köksal, “İki tarafla mücadele etmek için seçilmedim. Ama CHP ile mücadeleden yoruldum” dedi.
“MEMLEKETİME HİZMET ETMEK İSTEDİM"
CHP’den AK Parti’ye geçeceği yönündeki kulis bilgileri siyaset gündeminde geniş yankı uyandırırken, Burcu Köksal ilk kez tv100’e konuştu. Gazeteci Murat Kelkitlioğlu, Köksal’ın açıklamalarını tv100 ekranlarında yayınlanan “Başak Şengül ile Doğru Yorum” programında aktardı.
Kelkitlioğlu’nun aktardığına göre Köksal, süreç hakkında fazla konuşmak istemediğini belirtti ancak söyledikleri kulislerin doğru olduğunu ispat eder nitelikte oldu. Köksal, "Tüm Türkiye her şeyi öğrendi" sözleri ile dedikoduların gerçek olduğunu üstü kapalı doğruladı.
Son günlerin siyasette adı en çok anılan ismi olan Köksal, şu ifadeleri kullandı:
“Ben bu süreçte çok fazla konuşmak istemiyorum. Tüm Türkiye her şeyi öğrendi. İki tarafla mücadele etmek için seçilmedim. Memleketime hizmet için milletvekilliğini bırakıp belediye başkanı oldum.”
“CHP BENİ ÇOK YORDU”
Burcu Köksal açıklamasında, asıl amacının Afyonkarahisar’a hizmet etmek olduğunu vurgulayarak, “Ben hizmet etmek istedim. Memleketime hizmet etmektir benim çabam. Ama CHP beni çok yordu” sözleri ile de dikkat çekti.
KIRGINLIĞININ NEDENİNİ BARIŞ YARKADAŞ AÇIKLADI
Konu ile ilgili konuşan eski CHP Milletvekili, gazeteci Barış Yarkadaş da yaptığı açıklamada Köksal'ın kırgınlıklarının nedenini anlattı. Yarkadaş Köksal'ın, “CHP üyeleri bana küfür etti ve herhangi bir işlem yapılmadı" dediğini aktardı.
Yarkadaş, " “Burcu Köksal arkadaşıma konuştu. ‘Bana ve aileme özellikle sosyal medyada CHP üyesi olduğunu bildiğim kişiler tarafından hakaretlerde bulunuldu. Bunların hepsini toparladım ve CHP’nin ilgili disiplin kurullarına yolladım. Buna rağmen CHP üyelerine herhangi bir işlem yapılmadı. Üstelik bu kişiler savunmalarını verirken o küfürlerin arkasında olduklarını açıkça beyan ettiler. Bu dosya herhangi bir işlem yapılmadan kapatıldı, bu beni çok kırdı. Bu kişiler sosyal medyadaki hakaretlerine hala devam ediyorlar.’ dedi.” ifadelerini kullandı.
İran devlet televizyonu, ülkenin güneyindeki Bandar Abbas limanı çevresinde birkaç patlama sesi duyulduğunu bildirdi. İran’ın resmi haber ajanslarından Mehr Haber Ajansı ise Keşm Adası’nda da patlama sesleri duyulduğunu aktardı.
İran devlet medyası IRIB, Hürmüz Boğazı’nda bulunan Keşm Adası’ndaki Bahman yolcu iskelesinde patlama sesi duyuldu, devlet medyasına göre; iskele daha önce ABD-İsrail saldırılarında hedef alınmıştı
Haberde, bölge semalarında insansız hava araçlarının görüldüğü de aktarıldı.
Patlamaların nedeni ve olası can kaybına ilişkin henüz resmi açıklama yapılmazken, ABD ve BAE uçaklarının, İran'ın liman kentlerine yönelik füze saldırısı düzenlediği iddia ediliyor.
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti saflarına katılacağı iddiası siyaset gündeminde deprem etkisi yarattı.
Gazeteci Fatih Atik; Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün akşam Ankara’da Köksal ile bir görüşme gerçekleştirdiğini öne sürdü. Buna göre Köksal, 13 Mayıs Çarşamba günü resmen AK Parti’ye katılacak. Köksal’a rozetini ise AK Parti’nin Meclis’teki grup toplantısında bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan takacak.
Atik ayrıca, CHP’den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özaslan ve başka isimlerin de aynı gün AK Parti’ye katılacağını iddia etti.
EŞİ İDDİALARI DOĞRULADI: SALI YA DA ÇARŞAMBA GÜNÜ AK PARTİ'YE GEÇECEK
Öte yandan, kendisi üzerinden tehdit edildiği yönündeki iddiaların ardından Köksal'ın eşi Yasin Köksal sessizliğini bozdu. tv100’den gazeteci Barış Yarkadaş’a konuşan Yasin Köksal, eşi Burcu Köksal'ın AK Parti'ye geçeceği yönündeki iddiaları, "Burcu Hanım'ın kendi tercihi. Burcu Hanım Salı ya da Çarşamba günü AK Parti İl Başkanları toplantısında AK Parti'ye geçecek" sözleriyle doğruladı.
"BİZİ KİMSE TEHDİT EDEMEZ"
Eşinin siyasetçi olması nedeniyle gazetecilik mesleğini yerine getiremediğini ve hayvancılık yaptığını söyleyen Yasin Köksal, eşinin kendisi üzerinden tehdit edildiği iddialarını, "Bizi kimse tehdit edemez" ifadeleriyle yalanladı ve eşi olarak Burcu Köksal'ın yanında yer almanın kendisinin görevi olduğunu vurguladı.
Yarkadaş’ın aktardığına göre, Yasin Köksal şunları söyledi: “Yasin Köksal, sizin hakkınızda soruşturma olduğu yönünde iddialar var. “Bu iddialardan kurtulmak için mi AK Parti’ye geçmek istiyorsunuz?” diye sordum. O da, “Benimle ilgili hiçbir soruşturma yoktur. Ben zaten aktif siyasetin içinde değilim. Belediyede hiçbir görevim yok. Belediye çalışanı da değilim. Koyun yetiştiriciliği yapıyorum.” dedi.
Sonrasında şunları söyledi: Cumhuriyet Halk Partisi'nin Afyonkarahisar eski gençlik kolları yöneticilerinden biri seçim öncesi belediye meclis üyesi olmak istedi. Fakat Burcu Hanım bu kişiyi siyaseten yeterli bulmadı ve listesine yazmadı. Ve dolayısıyla listesine koymadı. Fakat dedi, bu kişinin bir türlü hırsları bitmek bilmedi. Bu sefer dedi, Afyonkarahisar Belediyesi'nin Yüntaş diye bir şirketi var. Bu Yüntaş'ın hukuk müşaviri olmak istedi.
Burcu Hanım, bunu da reddedince benimle ilgili iddialar bundan sonra başladı. Güya dedi Yasin Köksal, ben aslında belediyede hiçbir görevim olmamasına rağmen güya bir yerden rüşvet istemişim ve demişim ki, bu parayı belediyenin resmi hesabına yatırın, ben oradan çekeceğim."
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni varlık barışına ilişkin detayları anlattı.
Bakan Şimşek, Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda, yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasının hedeflendiğini, yurt dışında gerçek ve tüzel kişilere ait para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesi için çalışma yapıldığını belirtti.
Geçmişte yapılan varlık barışı uygulamaları nedeniyle oldukça fazla tecrübe edindiklerini ifade eden Şimşek, düzenleme önerileri hazırlanırken geçmiş uygulama sonuçlarının titizlikle analiz edildiğini, TBMM’ye sunulacak varlık barışı uygulaması kapsamında "kara para" konusunda ise en üst düzeyde önlemlerin alındığını öne sürdü.
"KADEMELİ VERGİLENDİRME"
Şimşek, öngörülen uygulamada, başta Mali Eylem Görev Gücü (FATF) olmak üzere uluslararası kuruluşlarca belirlenen standartlara uyum sağlandığını belirterek, şu mesajları verdi:
"Pakette, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede uygulama etkinliğini sağlamaya yönelik, kurumlar arası işbirliğini güçlendiren tedbirler alındı. Yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasına dair düzenleme, vergi mevzuatı dışındaki diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirleri etkilemeyecek. Bu uygulamadan yararlanmak için ilk adım bildirim zorunluluğu olacak.
Yapılacak bildirim sonrası ülkeye getirilen kaynaklar için ise kademeli bir vergilendirme öngörülüyor. Bildirime konu edilen varlıkların banka ve aracı kurumlarda açılacak hesaplarda belli bir süreyle ve belli varlıklarda tutulması halinde ise farklı oranlarda vergileme mümkün olabilecek. Düzenleme ile Cumhurbaşkanına bildirilen varlığın türüne, bildirim ve getirilme tarihine, varlıkların tasarruf edileceği taahhüt edilen yatırım araçlarına, bu araçlarda finansal sistem içinde tutulma sürelerine göre farklı oranlar belirleme yetkisi veriliyor. Ülkelerle yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarında, temettüler için vergi oranları değişiklik göstermekle birlikte çoğunluğunda yüzde 10, belli şartlarla yüzde 5 gibi oranlar uygulanıyor."
Yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması için yapılan varlık barışında da Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarına azami hassasiyet gösterildiğini ifade eden Şimşek, Cumhurbaşkanı yetkisi çerçevesinde getirilen varlıkların uzun vadeli devlet tahvillerine yönelmesi durumunda daha düşük vergileme, hatta sıfır oranının bile olabileceğini söyledi. Bakan Şimşek, böylece hem gelen paranın hemen çekilmek istenmesi durumunda yüksek vergileme, uzun vadeli yatırılması durumunda vadesine göre daha düşük vergileme yapılabileceğini bildirdi.
Olumsuz hava koşullarından etkilenen Şanlıurfa ve Gaziantep'te bazı ilçe ve okullarda eğitime ara verildi.
Şanlıurfa'nın Birecik ve Viranşehir ilçelerinde eğitime 4 gün ara verildi. Valilikten yapılan açıklamada, bölgede dün olumsuz hava koşullarının etkili olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Olumsuz hava şartlarının okul binaları ve bahçelerinde yol açtığı hasarlar ile bunların giderilmesi ve onarımının yapılarak eğitime hazır hale getirilmesi ihtiyacı göz önüne alınarak, Birecik ve Viranşehir ilçelerimizdeki bütün eğitim kurumlarında 5 Mayıs 2026 Salı gününden itibaren eğitim ve öğretime 4 gün süreyle ara verilmiştir."
GAZİANTEP'TE BAZI OKULLARDA TADİLAT YAPILACAK
Gaziantep Valiliği'nden yapılan açıklamada ise 24 okulda eğitime ara verildiği belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"03 Mayıs 2026 Pazar günü İlimizde yaşanan şiddetli yağış, fırtına, dolu, heyelan ve sel taşkını olayları nedeniyle bazı okullarda hasar meydana gelmiş ve İlimiz genelinde toplam 61 okulda görevlendirilen mühendisler tarafından yerinde inceleme yapılmıştır.
Yapılan değerlendirmeler neticesinde bazı okullarımızda tadilat işlemleri tamamlanarak eğitim öğretime hazır hale getirilmiştir. Bununla birlikte bazı okullarımızın süreli olarak başka okullara taşınmasına, bazı okullarımızda ise kısa süreli tadilat yapılmasına gerek görülmüştür. Bu çerçevede yapılacak işlemler nedeniyle aşağıda isimleri bulunan 23 okulumuzda 5 Mayıs 2026 tarihinden başlamak üzere 2 gün, 1 okulumuzda ise 3 gün eğitim öğretime ara verilmiştir."
ABD ile İran arasında bir süredir devam eden ateşkes sürecinde bugün önemli bir çatlak yaşandı.
İran'ın, Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye çalışan ve Cask Adası yakınlarında deniz trafiğini tehlikeye attığı belirtilen ABD donanmasına ait bir gemiyi, 2 füze ile hedef aldığı bildirildi.
ABD İDDİALARI YALANLADI
CENTCOM yaptığı açıklamada İran basının haberini "Hiçbir ABD gemisi vurulmadı." sözleriyle yalanladı.
İran medyasının Devrim Muhafızları'nın bir Amerikan savaş gemisine saldırdığı iddiasının 'uydurma' ve 'doğru olmadığını' belirtti.
Gelişmeler sıcağı sıcağına takip edilirken ABD Başkanı Donald Trump'tan yeni bir açıklama geldi.
Amerikan Fox News kanalına konuşan ABD Başkanı Trump, İran ile artan Hürmüz Boğazı gerilimine ilişkin son durumu değerlendirdi.
Başkan Trump, açıklamasında tehditlerine bir yenisini daha eklerken bu defa seviyeyi artırdı.
ABD Başkanı, "Hürmüz Boğazı'nda ABD gemilerine saldırı olursa İran'ı yeryüzünden silerim" dedi.
Öte yandan aynı gün İran'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne 4 füze ateşlendiği duyuruldu.
BAE Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada füzelerin 3'ünün engellendiği 1'inin ise denize düştüğü belirtildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Gençlik Fonu aracılığıyla evlenme kredisi çekenlerin borçlarına yönelik yeni bir adım atılacağını açıkladı.
Buna göre geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edilecek.
Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençleri 200-250 bin lira arasında bir rakamla desteklediklerini anımsattı.
Krediden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağladıklarını belirten Erdoğan, “Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz. Genç çiftlerimize hayırlı, uğurlu olsun diyor, Kabine Toplantımızda kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi.
EVLİLİK KREDİSİ İÇİN ŞARTLAR NELER?
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte evliliklerin de artması bekleniyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, evlenecek gençleri desteklemek adına geliştirdiği "Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi" ile aile olma yolunda ilk adımı atan gençlere faizsiz para veriyor.
Başvurularla 250 bin liraya varan faizsiz krediden yararlanılıyor.
Bakanlık, her iki eşin de 18-29 yaş aralığında olması, resmi nikaha en az 2 ay kala başvuru yapılası, hane gelirinin asgari ücretin 2,5 katını aşmaması şartlarını hatırlattı.
18-25 yaş arası gençlere 250 bin lira, 26-29 yaş arası gençlere 200 bin lira 2 yıl geri ödemesiz, faizsiz, 48 ay içinde çocuk sahibi olurlarsa 1 yıl daha borç erteleme 2046 mağazadan yüzde 40'a varan indirimden yararlanma avantajı sunuluyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'de gerçekleşen Kabine toplantısı sona erdi. Toplantının ardından kameralar karşısına geçen Erdoğan açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında Erdoğan, Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olduğunu duyurdu.
Evlilik kredisiyle ilgili alınan yeni bir kararı da duyuran Erdoğan, geri ödeme döneminde ikinci çocuğun da olması durumunda kalan taksitlerin tamamının hibe edileceğini açıkladı.
Dünyanın ve bölgenin içinden geçtiği çatışmalı sürece rağmen Türkiye'nin rotasından ayrılmadan hedeflerine ilerlediğinin altını çizen Erdoğan, “Türkiye, bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak adından söz ettirmektedir” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği'ne yönelik de mesajlar verdi. Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazla olduğunu dile getiren Erdoğan, “Avrupa Birliği, Türkiye'nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli. Bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
"Dün yaşanan fırtınan etkilenen illerimizdeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını yürütmektedir.
Dünyanın ve bölgemizin içinden geçtiği çatışmalı sürece rağmen Türkiye rotasından ayrılmadan hedeflerine doğru ilerliyor. Türkiye, belirsizliğin arttığı, insanlığın yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak adından söz ettirmektedir.
Savaşın yıkıcı etkilerini en düşük seviyede tutmayı sürdürüyoruz. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız Nisan'da güçlü bir performans sergiledi. Ocak-Nisan dönemi ihracatımız ise yaklaşık 87 milyar doları buldu.
İşsizlik oranı 0,3 azalarak yüzde 8,1'e geriledi. İstihdam oranımız ise yüzde 48,5'e yükseldi.
Enflasyonla mücadelede irademiz güçlü. Karamsarlığa kapılmadan biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla yürüyoruz.
“ABD İÇİNDE TÜRKİYE'YE KARŞI ÖNYARGILARI AŞAMADIK”
Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen Avrupa Birliği'ne tam üyelik çalışmalarımızı sürdürdük. Süreçte ülkemize haksızlık yapıldı. AB içinde Türkiye'ye karşı önyargıları aşamadık. Türkiye değişti, güçlendi ama AB'de değişim olmadı. Türkiye'ye yönelik stratejik şaşılık maalesef birliğin pek çok kurumunda varlığını sürdürüyor.
Türkiye'nin tam üye olarak yer almadığı bir AB'nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Avrupa Birliği, Türkiye'nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli. Bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir.
Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye'dir, ne de dünya eskisi gibi Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış haldedir. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara'nın nerede durduğu değil, mesele Brüksel'in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir, kendini nerede gördüğüdür. Bugün Avrupa'nın Türkiye'ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye'nin Avrupa'ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır.
Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz.
Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençleri 200-250 bin lira arasında bir rakamla destekliyoruz. Krediden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz. Genç çiftlerimize hayırlı, uğurlu olsun diyor, Kabine Toplantımızda kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum."
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin Tunceli Vali Tuncay Sonel'in Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesi ortaya çıktı.
Eski vali Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'ı tanımadığını iddia ederek, herhangi bir tanışıklığının olmadığını savundu. Sabah'ın haberine göre, Gülistan Doku'nun hamile kaldığı iddialarına ilişkin soruya Sonel, kesinlikle iftira olduğunu iddia etti. Sonel, Gülistan'ın Mustafa Türkay Sonel tarafından bulunduğu yerden alınarak öldürüldüğü iddiasını da kabul etmedi.
OĞLU İÇİN "AİLE TERBİYESİ" SAVUNMASI
Savcının, Gülistan Doku'nun öldürüldükten Mustafa Türkay Sonel'in sizi ve koruma müdürünüzü aradığı ve daha sonrasında Gülistan'ın gizli bir şekilde gömüldüğü iddiasına oğlunun aldığı "aile terbiyesiyle" karıncayı dahi incitmeyeceğini savundu.
Gülistan'ın kayıp sim kartıyla ilgili soruya Sonel, "Kartı ben gönderttim. Koruma arkadaşlar gereğini yaptı. Amacımız sadece kayıp kızımızı bulmaktı. Bu kartın Gökhan'a gönderilmesi için ben Şükrü Eroğlu'nu gereğini yapın diyerek görevlendirdim. Valilikte olduğum bir günde tam dışarı çıkarken ağlamaklı bir ses duydum. Baktığımda Aygül Doku olduğunu gördüm. Merdivenin başında "sayın valim bir sim kart var" dedi. Vali, devamında şunları kaydetti:
"Ben de koruma ve özel kaleme gereğini yapalım dedim. Sonra çıktım işlerime devam ettim. Koruma polisi arkadaşımıza bu kartı daha önce Ankara emniyetinde komiser bildiğimiz Gökhan komisere bir baktıralım diye gönderttim. Zira arama kurtarma yoğun bir şekilde devam ettiği için konum bilgisini baktırmak ve aynı zamanda son görüşme nerede olmuş onları öğrenmek için göndermiştim. Koruma polisi bu kartı göndermiş. Gökhan, yaptığı inceleme sonrasında viyadüğün alt bölgesinde bir konum tespit etmiş. Bu bana iletildi. Kızın ablası, savcıya gidemiyorum, ulaşamıyorum, almıyorlar dediği için ben aldım. Bu olay kayıp olayından iki ya da üç hafta sonra olmuştu. Biz de insanız, kayıp kızımızı bir an önce bulmak için Vali olarak böyle bir yol izledim. Dolayısıyla buradan çıkan bilgilerden dolayı arama bölgesi olarak işaret ettiğim alan vardı."
Gülistan Doku'nun sim kartının gönderildiği Gökhan Ertok ile görüşme yaptınız sorusuna Tuncay Sonel, önce Gökhan'la önce görüşmesini hatırlamadığını söyledi. Ancak savcının farklı tarihlerde yapılan görüşmelerin tespit edildiğini söylemesi üzerine Gökhan ile görüşmesini kabul etti. Gökhan Ertok ile 18 Ocak 2020 tarihinde saat 09:39:26'da 7 saniye ve saat 09:39:46'da 225 saniye görüşme soruldu.
Vali Sonel, "Gökhan'la görüşmemi hatırlamıyorum. Ama görüşmüş olabilirim. Görüşmüş isem de bizi kayıp kızımıza götürecek bir şey bulabilir miyiz diye sormuşumdur. Görüşme içeriğini hiç hatırlamıyorum. Benim sorduğum tek şey ancak en son nerede görüldüğü, nerede baz verdiği olurdu. Bunun dışında Instagram vs. ağzıma dahi aldığımı hatırlamıyorum" dedi.
Savcının, Gökhan Ertok ile 11, 12, 15, 28 Ocak 2020 tarihlerinde birden fazla kez görüşme yaptığınız tespit edildi sorusuna Sonel, "Bu görüşmeler yapıldıysa tamamı kayıp kızımızı bulmak için yapılmıştır. Bunun dışında başka bir sebebi olamaz. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız da beni sürekli aradıkları için ben bu nedenle söz konusu tarihlerde bizzat şahsen kendim arayarak yakında takip ettim" iddiasında bulundu.
VALİ'YE, GÖKHAN ERTOK'UN İTİRAFI SORULDU
Savcı, valiye Gökhan Ertok'un "Gülistan'ın sosyal medya mesajlarının temizlendiğinden emin olmaları için beni kullandıklarını anladım. Vali ve Şükrü beni kullanıp tuzağa düşürdü. Sim kartın bana gönderilmeden önce temizleyip emin olmak için de bana gönderip sağlama yaptılar ve bu konuda beni kullandılar" sorusu yöneltildi. Vali Sonel, bunu da kabul etmeyerek, sim kartla ilgili bir talimatının olmadığını savundu.
GÖKHAN'A GÖNDERİLEN PARAYA "HARÇLIK" DEDİ
MASAK'ın koruma amiri Şükrü Eroğlu tarafından Gökhan Ertok'a gönderdiği paralarla ilgili Sonel, şu yanıtı verdi: "Bu para gönderimleri normal gönderimlerdir. Harçlık niyetine zaman zaman gönderiyorduk. Gökhan'ın da talep ettiği oluyordu. Kendi şahsi hesabımdan gönderiyordum. Gökhan'ın teknik olarak bir şeye ihtiyacı varsa istediğinde gönderiyordum. Çünkü ihtiyacı olmuştur, istemiştir vermişimdir, ben genelde bu şekilde yardımda bulunuyordum. Bu nedenle göndermişimdi."
GÖKHAN'A 6 MEMUR MAAŞINA DENK PARA GÖNDERDİ
Gülistan'ın sim kartını gönderdiği Gökhan Ertok'a toplamda gönderilen 30.000 TL'nin yaklaşık altı memur maaşına tekabül ettiği ve yapılan işe orantılımı sorusuna vali, "Ben normal karşılıyorum" ifadesini kullandı. Sonel, paraları Gülistan Doku'ya ait sim kartın Gökhan Ertok tarafından incelenmesi sebebiyle gönderdiğini de kabul etti. Sonel, koruma amirine Gülistan'a ait sim kartın gönderilmesi talimatını vermesine rağmen hangi tarihte gönderildiğini hatırlamadığını iddia etti.
"Sim kartı neden resmi bir yolla ya da kargo ile göndermek yerine otobüs firması ile gönderdiniz? Takip edilmesini ve kayıtlara girmesini istemediniz mi?" sorusuna Sonel, bilgisinin olmadığını ve sim kartın dönüşüyle ilgili de bir bilgisinin bulunmadığını iddia etti.
VALİNİN KARAKUTUSU İDDİASI
Savcı, koruma amiri Şükrü Eroğlu'nun, vali Tuncay Sonel'in kara kutusu ve Sonel'in her işini bilir iddiasına Sonel, Şükrü'yü yanından ailevi nedenlerinden dolayı uzaklaştırdığını savundu.
"KAMERALARI EMNİYET MÜDÜRÜNE SORUN"
Gülistan Doku kaybolduktan iki gün sonra hiçbir arıza ya da bakım ihbarı olmamasına rağmen kamera değişimini neden yapıldığına ilişkin Sonel, "Bu konuyla ilgili hiç bir bilgim yoktur. Ben böyle bir talimat vermedim. Bu konuyu İl Emniyet Müdürü bilir. Muhatabı o dur" yanıtını verdi.
CHP Sözcüsü Zeynel Emre, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın CHP'den ihraç edildiğini duyurdu.
CHP Sözcüsü Emre, tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın Merkez Disiplin Kurulu’nun dün gerçekleştirilen olağanüstü toplantısında, oy birliğiyle partiden ihracına karar verildiğini açıkladı. Emre şunları söyledi:
1 yıldan beri çok ciddi bir kara propagandayla, yargısal operasyonlarla, kumpaslarla karşı karşıyayız. Ülkemizin dört bir yanında elde ettiğimiz belediyelere yönelik hukuksuzca operasyonlar yapılmakta. Bunlar içerisinde bir tanesi etik olarak bizi rahatsız etti. Bu konuyla ilgili CHP olarak ilk MYK toplantısında Uşak konusunda, Uşak Belediye Başkanı'nın oy birliğiyle disipline verilmesini kararlaştırmıştık.
2 Mayıs tarihinde de toplanan olağanüstü toplanan Merkez Yüksek Disiplin Kurulumuz Özkan Yalım'ın oy birliğiyle ihracına karar vermiştir.
NE OLMUŞTU?
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım 27 Mart günü 12 kişiyle birlikte gözaltına alınmıştı. Otel odasında sızdırılan görüntüleriyle gündeme gelen Yalım hakkında rüşvet aldığı iddiası gündeme gelmişti. Gözaltına alınan Yalım, 30 Mart'ta tutuklanmıştı.
CHP Sözcüsü Zeynel Emre gözaltına alınıp tutuklamaya sevk edilen Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın söz konusu görüntüler nedeniyle parti üyeliğinin askıya alındığını açıklamıştı.
Süreç kapsamında daha önce iki hukukçunun görevlendirildiği ve detaylı bir inceleme yapılacağı duyurulmuştu.
AK Parti'nin kurucu isimlerinden, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, yeni parti kurulacağı yönündeki iddialara yanıt verdi.Gazete Pencere'nin haberine göre Suriçi Grubu’nun toplantısında konuşan Arınç, Hüseyin Çelik ve Haşim Kılıç gibi isimlerle yapılan görüşmelerin parti hazırlığı olmadığını belirterek, “Ben bu evin sahibiyim, partinin kurucusuyum” dedi. Arınç, Abdullah Gül’ün de söz konusu görüşmelerin içinde “kesinlikle” yer almadığını söyledi.
Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, son dönemde gündeme gelen “yeni parti” iddialarını reddetti. Suriçi Grubu’nun düzenlediği toplantıda konuşan Arınç, partisine yönelik eleştirilerinin “muhalefet” anlamına gelmediğini savundu.
Gazete Pencere’den Can Bursalı'nın haberine göre Arınç, “Ben bu evin sahibiyim, partinin kurucusuyum” ifadelerini kullandı. Arınç, “Ben muhalif olmam ama eleştiririm. Erbakan Hoca’yı da eleştirdim. Hiç yanından ayırmadı” dedi.
‘PARTİ GÜNDEMLERİ YOK’
Arınç, Hüseyin Çelik ve eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç gibi isimlerle yapılan görüşmelere ilişkin de konuştu. Bu temasların “demokrasi buluşmaları” olduğunu söyleyen Arınç, yeni bir parti hazırlığı olmadığını belirtti.
Arınç, “Ayrı parti kurup partime taarruz edemem. Troller, troliçeler ne derlerse desinler. Ben eleştiririm” dedi.
Arınç, yeni parti iddialarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Hüseyin Çelik, Haşim Kılıç gibi arkadaşlarımız demokrasi buluşmaları yapıyorlar. Ama bir parti gündemleri yok. Abdullah Gül de bu konuların içinde kesinlikle yok.”
Arınç ayrıca, 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yeniden cumhurbaşkanı adayı olmak gibi bir niyetinin de bulunmadığını ifade etti.
Arınç, CHP’li belediyelere yönelik tutuklamalar konusunda da değerlendirmede bulundu. “Hiçbir zaman CHP’li olmadım” diyen Arınç, Özgür Özel’le ilgili sözlerinin “CHP’yle köprü kurduğu” şeklinde yorumlanmasına tepki gösterdi.
Tutuklama tedbirinin ölçüsüz kullanıldığını belirten Arınç, Beylikdüzü Belediye Başkanı’na ilişkin, “Hasta, annesiyle ve ablasıyla görüştüm. Bizim cenahtan da iyi bir insan olduğunu söylüyorlar. Tutuklama kardeşim” dedi.
Ukrayna Premier Lig'in 26. haftasında Arda Turan'ın çalıştırdığı Shakhtar Donetsk ile Dinamo Kiev, derbide karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Shakhtar Donetsk, geriden gelerek 2-1 kazandı.
Dinamo Kiev, 13. dakikada Matviy Ponomarenko'nun attığı golle 1-0 öne geçti ve devreyi önde tamamladı. Shakhtar Donetsk, 50. dakikada Lucas dos Santos Ferreira ve 68. dakikada Lassina Traore'nin golüyle öne geçti. Dinamo Kiev'in 85. dakikada bulduğu gol ofsayt gerekçesiyle geçerli sayılmadı.
ARDA TURAN ŞAMPİYONLUĞA YÜRÜYOR
Bu sonuçla birlikte Arda Turan'ın ekibi Shakhtar Donetsk, 63 puana yükselerek ligin bitimine 4 hafta kala en yakın takipçisi LNZ Cherkasy'nin 10 puan önünde lider olarak yer aldı. Dinamo Kiev ise 47 puanda kaldı. Ligin bir sonraki maç haftasında Shakhtar Donetsk, SK Poltava ile deplasmanda karşılaşacak. Dinamo Kiev, sahasında LNZ Cherkasy ile karşı karşıya gelecek.
Alınan bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen Muş Yolu Turizm'e ait yolcu otobüsü, Malatya-Adıyaman kara yolu Polatdere Mahallesi mevkisinde şarampole devrildi.
İhbar üzerine bölgeye polis, jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Kazada, ilk belirlemelere göre 4 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.
MALATYA VALİSİNDEN AÇIKLAMA
Malatya Valisi Seddar Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, yolcu otobüsünün kaza yaptığının öğrenilmesi üzerine Valiliğin koordinasyonunda emniyet, jandarma, sağlık ekipleri, AFAD, itfaiye ve diğer ekiplerin olay yerine süratle intikal ettiklerini bildirdi. Yavuz, açıklamada "Kurtarma çalışmaları devam etmekte olup gelişmelerden daha sonra bilgi verilecektir. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum." ifadelerini kullandı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş'a 12 ay hak mahrumiyeti cezası verdi.
12 AY MEN CEZASI ALDI
TFF'den yapılan açıklamada, PFDK'nin sarı-lacivertli oyuncuya bahis eylemi nedeniyle 12 ay hak mahrumiyeti cezası verdiği duyuruldu.
Futbolda bahis ve şike operasyonu kapsamında aylarca tutuklu kaldıktan sonra 3 Nisan tarihinde tahliyesine karar verilen Fenerbahçe kaptanı Mert Hakan Yandaş PFDK'ya sevk edilmişti.
Bahis ve şike soruşturması nedeniyle yaklaşık dört ay cezaevinde tutuklu yargılanan Mert Hakan Yandaş, takımla birlikte çalışmalara katılmaya başlamıştı.
TFF'den yapılan açıklamaya göre kurul, Galatasaray derbisinde müsabaka hakemine yönelik hakaret sebebiyle Brezilyalı kaleciye 3 maç men ve 80 bin lira para cezası verdi.
Derbide çift sarı karttan kırmızı kart görerek 1 maç daha cezalı duruma düşen Ederson, önümüzdeki 4 resmi müsabakada görev yapamayacak. PFDK ayrıca oyuncuya ihraç sonrası sportmenliğe aykırı hareketi sebebiyle de 400 bin lira para cezası kesti.
Kurul, Fenerbahçe'ye taraftarının neden olduğu saha olayları gerekçesiyle 1 milyon 100 bin ve kısmı tribün kapatma cezası verdi.
PFDK, derbi neticesinde Galatasaray'a da taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat sebebiyle kısmi tribün kapatma cezası, anons sisteminin ev sahibi takımı destekleyici şekilde kullanılmasından dolayı 220 bin, stadyuma usulsüz seyirci alınması sebebiyle de 480 bin olmak üzere toplamda 700 bin lira para cezası uyguladı.
Beşiktaş'a ise taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle kısmi tribün kapatma cezası verildi.
Kurul, Kayserispor'a da taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürattan 400, stadyuma usulsüz seyirci alınmasından 960, taraftarlarının neden olduğu saha olaylarından 220, merdiven boşluklarının boş bırakılmamasından 210, tribüne seyircilerin görüşünü engelleyecek şekilde pankart asılmasından dolayı talimatlara aykırılıktan da 220 olmak üzere toplamda 2 milyon 10 bin lira para cezası uyguladı.
FIFA Başkanı Gianni Infantino, Vancouver'da düzenlenen küresel futbol yönetim organının kongresinde yaptığı konuşmada, İran'ın bu yılki Dünya Kupası'nda yer alacağını yineledi.
Infantino, delegelere hitaben yaptığı konuşmada, "Öncelikle şunu hemen teyit edeyim ki, elbette İran 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılacak," dedi.
Maçların ABD'de oynanacağı da sözlerine ekledi.
İstanbul ulaşımının kalbi Marmaray’da, gece yolculuklarını ve şehirler arası bağlantıyı kökten değiştirecek yeni bir dönem başlıyor! Daha önce sadece hafta sonları uygulanan ek seferler, Yüksek Hızlı Tren yolcularının talepleri ve artan yoğunluk üzerine haftanın her gününe yayıldı.
3 Mayıs itibarıyla hayata geçecek bu düzenleme, özellikle Ankara-İstanbul hattındaki yolcular için aktarma çilesini sona erdiriyor.
HER GÜNÜ KAPSAYACAK
İstanbul’un en kritik ulaşım ağlarından biri olan Marmaray, yolcu yoğunluğunu yönetmek ve entegrasyonu güçlendirmek amacıyla sefer saatlerinde tarihi bir değişikliğe gitti. Marmaray’ın resmi kanalları aracılığıyla duyurulan yeni karara göre, daha önce yalnızca cuma ve cumartesi geceleri uygulanan ek seferler, artık haftanın tüm günlerini kapsayacak şekilde genişletildi.
Yapılan düzenlemenin en önemli hedeflerinden biri, Ankara-İstanbul hattında seyahat eden Yüksek Hızlı Tren (YHT) yolcularının yaşadığı ulaşım sıkıntılarını ortadan kaldırmak. Ankara’dan saat 19.50’de kalkış yapan ve gece 23.58’de Söğütlüçeşme istasyonuna ulaşan yolcular, bu ek seferler sayesinde bekleme yapmadan Marmaray hattına aktarma yapabilecek. Böylece şehirler arası ulaşım ile kent içi raylı sistem arasındaki entegrasyon en üst seviyeye çıkarılmış olacak.
Artan yolcu talebi ve gece saatlerindeki ulaşım ihtiyacı doğrultusunda hayata geçirilen bu uygulama, 3 Mayıs 2026 Pazar günü itibarıyla kalıcı olarak uygulanmaya başlanacak. Belirlenen yeni takvime göre ek seferlerin hareket saatleri şu şekilde:
Gebze - Halkalı yönü: Saat 23.20’de hareket edecek.
Halkalı - Gebze yönü: Saat 23.28’de hareket edecek.
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, bir kadının özel hastanede burnundan estetik ameliyatı olduktan sonra hayatını kaybetmesiyle ilgili inceleme başlattı.
Alınan bilgiye göre, 23 yaşındaki Hatice Öncü, burun estetiği ameliyatı olmak için 22 Nisan Çarşamba günü Çiğli ilçesindeki özel bir hastaneye gitti.
Ameliyat sırasında fenalaştığı iddia edilen Öncü, hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı.
Durumunun kötüleşmesinin ardından 23 Nisan Perşembe günü İzmir Şehir Hastanesi'ne nakledilen genç kadın, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Öncü'nün cenazesi otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Aile kızlarının vefatının ardından ameliyatın yapıldığı hastane ve doktorlar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu.
İzmir İl Sağlık Müdürlüğü olayla ilgili inceleme başlattı.
Hatice Öncü'nün annesi Remziye Kanak, kızının öldüğüne hala inanamadığını söyledi.
Kızının güle oynaya burun estetiği ameliyatına girdiğini anlatan Kanak, "Ameliyattan çıktı, yoğun bakıma aldılar, kızı kurtaramadılar bizi buraya gönderdiler. O hastaneyi kapatsınlar. Şikayetçiyim. Benim ciğerim yandı, başkasının ciğeri yanmasın. Daha benim kızım 23 yaşındaydı, sapasağlamdı, ayaklarıyla gitti. 'Kızın beyninde ve ciğerlerinde ödem olmuş' dediler. 'Kızınız iyi' dediler. Yalandan beni kandırdılar, oyaladılar." dedi.
"AMELİYAT ANINDA BİR ŞEY OLMUŞ"
Baba İbrahim Öncü ise ameliyatın yapıldığı hastanedeki belgelerde kızının narkozdan uyanamadığına ilişkin bilgilerin olduğunu iddia etti.
Acılarının büyük olduğunu anlatan baba, "Onlardan şikayetçi olduk. O hastanede kızım entübe yapılmış. Hastaneye gelirken doktorla telefonla konuştum. Kızın neyi var diye sordum? Doktor bana 'sevk etmem lazım' dedi. O ameliyat anında bir şey olmuş. Yanlış bir ameliyat oldu." diye konuştu.
Öte yandan Öncü, olayın ardından aile bireylerinin hastanede fenalaştığını ancak hastanenin vezneye para ödemeden tedavi yapılmayacağını söylediğini öne sürdü.
Dede Mehmet Mahsum Kanak ise torununun ameliyat için 70 bin lira ödediğini söyledi.
Torunun sağlıklı bir şekilde ameliyata girdiğini anlatan Kanak, "Ameliyattan saat 16.00'da çıkıyor, kız uyanmıyor. Güçleri yetmediği için bir gece orada bırakıyor sonra İzmir Şehir Hastanesi'ne sevk ediyorlar. Kızımız bugün sabah vefat etti" diye konuştu.
İddianamede, tanık beyanları doğrultusunda olayda kullanıldığı bildirilen sustalı çakı benzeri bıçağın sanık Yusuf Ç'ye ait olduğu, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği aktarıldı.
Sanığın ifadesinde, suç tarihinde cezaevinde olduğunu, olaya ilişkin bilgisinin bulunmadığını, bıçağın kendisine ait olmadığını ve tanık beyanlarını kabul etmediğini söylediği iddianamede yer aldı.
İddianamede, sanığın en son 2 Kasım 2025'te Bakırköy Metris Ceza İnfaz Kurumuna girdiği, halen Çorlu Karatepe 1 Nolu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu belirtildi.
1 YILA KADAR HAPİS CEZASI İSTENDİ
Olayda kullanılan bıçağın, sanığa ait olduğuna ilişkin deliller bulunduğu ve yapılan kriminal incelemede suça konu bıçağın, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'un 4. maddesinde belirtilen sustalı çakı benzerlerinden olduğunun tespit edildiği iddianamede kaydedildi.
İddianamede, sanık Yusuf Ç. hakkında, "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istendi.
Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilen iddianame kabul edildi.
NE OLMUŞTU?
14 Ocak günü birbirini daha önceden tanımayan Atlas Çağlayan ve E.Ç. (15) arasında "yan baktın" tartışması nedeniyle kavga çıkmıştı.
Kavgada E.Ç., sustalı diye tabir edilen bıçakla Atlas Çağlayan'ı yaralamış, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Çağlayan kurtarılamamıştı.
Cinayetin ardından aileye mesajlar atan ve sosyal medya üzerinden tehdit eden 5 zanlı tutuklanmıştı.
İLK DURUŞMA 9 HAZİRAN'DA
İlk duruşmanın 9 Haziran saat 10.00'da yapılmasını kararlaştıran mahkeme, dosyada yer alan müşteki, mağdur ve tanıkların duruşma gününde zorla getirilmesine hükmetti.
Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 2,1 düşüşle 6 milyon 660 bin liraya indi.
Altın piyasada en düşük 6 milyon 610 bin lira, en yüksek 6 milyon 792 bin lirayı gördü.
Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 800 bin liradan tamamlamıştı.
KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 17 milyar 26 milyon 339 bin 591,72 lira, işlem miktarı ise 2 bin 557,15 kilogram oldu.
İzzet Ulvi Yönter'in Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifası sonrası MHP'de başlayan il ve ilçe teşkilatlarının feshedilmesinin ardından bu kez de bir ilçe başkanı hakkında görevden alma kararı verildi.
MHP Muğla İl Başkanlığı, Ortaca İlçe Başkanı Elvan Yüksel’in görevinden alındığını duyurdu.
Yüksel’in yerine ise Yiğit Çakır’ın ataması yapıldı.
Öte yandan Dalaman İlçe Başkanlığı görevine de Mustafa Yorulmaz’ın atandığı belirtildi.
MHP Muğla’da geçtiğimiz günlerde Dalaman İlçe Başkanı Fatih Avcı’nın istifasının ardından ilçe yönetimi feshedilmişti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 4 Mayıs itibariyle başlayacak saha çalışmasına ilişkin olarak açıklamalarda bulundu.
Özel, "4 Mayıs’tan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi aslında fiilen seçim kampanyasını başlatıyor. Bir süredir genel başkan düzeyinde seçim kampanyası yapıyorduk. Veya cumhurbaşkanı adayımız içeride onun yerine meydanlara insanları topluyorduk. Bazı öne çıkabilecek vaatleri konuşuyorduk ama seçime giderken kampanya 360 derece bir iş ve bu sadece genel başkanın değil partinin başta milletvekillerinin, MYK ve PM üyelerinin sahada olması gereken bir süreç. Çok uzun süredir hazırlandığımız kapı siyaseti var" ifadesini kullandı.
Özel, sandık görevlilerinin kapı kapı gezerek seçmenle tanışacağını anlattı.
Sözcü TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu'ya konuşan Özel, şunları kaydetti:
"Eskiden sandık görevlileri seçimlere iki üç ay kala belirlenirdi. Biz şimdiden belirledik. 186 bin kişi. 4 Mayıs günü 106 bini sahaya çıkıyor. Kapıları çalmaya başlayacaklar. Kendi sandık çevrelerindeki 300 kişiyi, bu 200’e yakın haneye denk geliyor. İlk ziyaretleri yapacaklar. İlk ziyaret mayısta ikincisi haziran ayında. Temmuz ağustosta farklı bir çalışma yapacağız. Eylül ekim ayında üçüncü ve dördüncü ziyaret. Hemen her ay sandık görevlisinin gidip sorumlu olduğu kapıyı çalıp, kendini tanıtacağı partinin hem programını hem vaatlerini anlatacağı işe başlıyoruz."
Özel, 4 Mayıs günü hem sandık görevlilerinin hem PM ve MYK üyelerinin 81 ilde sokağa çıkacağını belirterek, sahada hem CHP'nin içinde bulunduğu yargı ablukası ve uğradığı hak ihlallerinin, hem vatandaşın sorunlarına nasıl çözüm önerileri getireceklerinin anlatılacağını ifade etti.
"SEÇİMLER EN GEÇ EKİM 2027'DE"
Özel, "Ben kendi şahsıma seçimlerin en geç 2027'nin Ekim ayında yapılacağını düşünüyorum. 2027 Ekim'den geçe kalmayacağını, zaten bütün Ankara'daki emareler bunun üzerine yoğunlaşıyor. Her an baskın seçim, erken seçim olabilecek, erken seçimi icap ettirebilecek siyasi gelişmeler olabilecekmiş gibi her an hazır olmamız lazım. O yüzden kampanyayı başlatıyoruz" diye konuştu.
Özel, "Bir yıldır daha çok genel başkan koşuyordu. Buradan sonraki bir yılda örgüt ve genel başkan birlikte koşacak. Sonra da seçime kalan altı ay zaten artık seçim atmosferinde bütün milletvekili adayları ve kampanyaya dahil olması gereken herkesi dahil edeceğimiz bir süreç olacak" ifadesini kullandı.
Özel, şunları kaydetti:
"Biz karar alalım ve bunu duyuralım denince 'Acaba görevi mi bırakacaklar' dendi. Ben buna ilk olarak demiştim biz hem partimizde hem Meclis'te hem belediyelerimizde işimizin başındayız diye... Bu konuda kararlılık çıktı. Arkadaşlar dediler ki belediyecilik yapmak en önemli siyaset ve AK Parti'ye verebilecek en büyük cevap çünkü onlar bizim belediyecilikteki başarımızdan rahatsız olarak bize saldırıyorlar.
Hep birlikte hem belediye başkanlarımız çalışacak hem milletvekillerimiz hem PM üyelerimiz hep birlikte sahada olacaklar. Geri çekilmek, saldırıların karşısında geri adım atmak yerine aksine vites yükseltiyoruz. Bir yıldır genel başkanın yürüttüğü yoğun kampanyayı şimdi 106 bin önce, sayıları birkaç ay içinde 186 bine çıkacak sandık görevlilerimiz 81 ilde ve tüm seçilmişlerimizle vites yükseltip kampanyanın ikinci evresine geçiyoruz. Bir sene sonra da üçüncü evre tam kampanya dönemine gireceğiz."
Trendyol Süper Lig'in 31. haftasında lider Galatasaray, sahasında Fenerbahçe ile karşı karşıya gelecek. Sarı-Kırmızılı takım derbiyi kazanarak puan farkını 7 yapmak isterken, yıldız oyuncusu Victor Osimhen'e de bu maçta ilgi büyük olacak.
OSIMHEN 11'E DÖNÜYOR
Galatasaray'da sakatlığı atlayan ve kupada oynanan Gençlerbirliği karşılaşmasında süre alan Victor Osimhen, Fenerbahçe derbisiyle birlikte yeniden ilk 11'e dönüyor.
İsmi sık sık transfer gündemini meşgul eden Victor Osimhen için Avrupa’nın önde gelen takımlarının temsilcileri de statta hazır bulunacak. Real Madrid, Barcelona, Bayern Münih, Arsenal, Napoli, ve Juventus'un temsilcileri, derbi için rezervasyon oluşturdu.
Beyaz Saray'dan dün yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner'in de İran heyeti ile temaslarda bulunmak üzere İslamabad'a resmi ziyaret gerçekleştireceği belirtilmişti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran'ın yüz yüze görüşme talebinde bulunduğunu savunmuş, İran basını ise taraflar arasında herhangi bir müzakere planı bulunmadığını belirterek söz konusu iddiaları yalanlamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile İran arasında gerçekleştirilmesi planlanan görüşmeler kapsamında Pakistan’a yapılması beklenen resmi ziyareti iptal etti.
Trump, ABD'nin İran'la olan çatışmada tüm kozları elinde tuttuğu bir durumda, ABD heyetinin Pakistan'a 18 saatlik uçuş yapmasına gerek olmadığını söyledi.
İstediği zaman İranlılar ile telefon görüşmesi gerçekleştirebileceğinin altını çizen Trump, "Bir süre önce ekibime ayrılmak için hazırlanmalarını söyledim. Sonra da, 'Hayır, oraya gitmek için 18 saatlik bir uçuş yapmanıza gerek yok. Bütün kartlar elimizde. Bizi istedikleri zaman arayabilirler, artık oturup hiçbir şey konuşmamak için 18 saatlik uçuşlar yapmayacaksınız' dedim." ifadelerini kullandı.
İRAN TALEPLERİNİ İLETTİ
ABD-İran arasındaki hassas ateşkes sürerken ve taraflar arasındaki müzakerelerin bir sonraki turuna ilişkin somut gelişmeler henüz belirsizliğini korurken İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, yurt dışındaki temaslarını sürdürüyor. Arakçi liderliğindeki İran heyeti, Pakistanlı yetkililerle gerçekleştirilen temasların ardından, ABD ile doğrudan görüşmelere girmeden başkent İslamabad’dan ayrıldı.
Yerel kaynaklara göre İranlı heyet, ülkeden ayrılmadan önce Pakistanlı yetkililere, İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmaların sona erdirilmesine yönelik resmi talepleri içeren bir liste sundu.
Arakçi, Pakistan’daki temasları kapsamında PakistAn Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüşme gerçekleştirmişti. Pakistan Dışişleri Bakanı Ishaq Dar ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir'in de katıldığı görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ve çeşitli alanlardaki iş birliği, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ele alınmıştı.
Arakçi’nin dün yaptığı açıklamaya göre İranlı bakanın Umman’ın başkenti Maskat ve Rusya’nın başkenti Moskova’ya da ziyaret gerçekleştirmesi ve üst düzey yetkililerle temasta bulunması bekleniyor.
Ziyaret sonrası sosyal medyadan açıklama yapan Arakçi, “Pakistan’a çok verimli bir ziyaret gerçekleştirdik. Bölgemize yeniden barış getirme yönündeki iyi niyetli girişimlerini ve kardeşçe çabalarını büyük ölçüde takdir ediyoruz. Savaşı kalıcı olarak sona erdirmek için uygulanabilir bir çerçeve konusunda İran’ın tutumunu paylaştık. ABD’nin diplomasi konusunda gerçekten ciddi olup olmadığını henüz görmüş değiliz.” ifadelerini kullandı.
İran, ABD ile doğrudan görüşmek yerine pozisyonunu Pakistan aracılığıyla iletmeyi tercih ediyor. Bu kapsamda Arakçi’nin ziyareti, olası müzakerelerin yeniden başlaması için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
İslamabad, Washington ile Tahran arasında arabulucu rolü üstlenirken, taraflar arasındaki derin görüş ayrılıkları sürecin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
İran ve ABD, 8 Nisan'daki ateşkesin ardından, 11 Nisan'da Pakistan'da doğrudan görüşme yapmış; ancak görüşmelerden sonuç çıkmamıştı.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesi karşılıklı ataklar devam ediyor.
İki kulübün sosyal medyadan birbirlerini hedef alan paylaşımların ardından sarı lacivertlilere Türkiye Futbol Federasyonu'na başvuru yapmaya hazırlanıyor.
“OYUNCULAR AÇISINDAN RİSK OLUŞTURUYOR”
HT Spor'un haberine göre; Fenerbahçe, Victor Osimhen’in sakatlığı sonrası kullandığı koruyucu ekipmanın rakip oyuncular açısından risk oluşturduğu görüşünde.
İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, günlerdir süren sessizliğini bozarak ülke gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu. Toplumdaki birlik ve beraberliğin düşman üzerinde kırıcı bir etki yarattığını savunan Hamaney, ulusal güvenliğin korunması için bu dayanışmanın devam etmesi gerektiğini vurguladı.
"DÜŞMANDA KIRILMA MEYDANA GELDİ"
ABD'nin medya yoluyla psikolojik bir operasyon yürüttüğünü belirten Hamaney, halkın zihin ve ruh sağlığının hedef alındığını ifade etti. Hamaney şunları söyledi: "Toplumumuz arasında oluşan tuhaf birliğin etkisiyle, düşmanda kırılma meydana gelmiştir. Bu nimetin fiili şükrüyle, uyum daha da artmış ve çelik gibi sağlamlaşmış; düşmanlar ise daha alçak ve küçücük hale gelecektir.
"BİRLİK VE ULUSAL GÜVENLİĞE ZARAR VERMEYİ AMAÇLIYORLAR"
Düşmanın medya operasyonları, halkın zihin ve ruhlarını hedef alarak, birlik ve ulusal güvenliğe zarar vermeyi amaçlamaktadır; bizim ihmalkârlığımızla bu uğursuz niyetin gerçekleşmesine izin vermemeliyiz."
Tahmini okuma suresi: 1 dakika.
Kupada Galatasaray'ı eleyen Gençlerbirliği, Fenerbahçe'yi eleyen Tümosan Konyaspor, Samsunspor'u eleyen Trabzonspor ile Corendon Alanyaspor'u eleyen Beşiktaş, adını yarı finale yazdırdı.
Ziraat Türkiye Kupası'nda yarı final eşleşmeleri şöyle oluştu:
Natura Dünyası Gençlerbirliği - Trabzonspor
Beşiktaş - Tümosan Konyaspor
Yarı final mücadeleleri 12, 13 veya 14 Mayıs tarihlerinde tek maç eleme usulüne göre gerçekleşecek.
Final müsabakası ise, 24 Mayıs tarihinde TFF tarafından belirlenecek olan tarafsız sahada tek maç eleme usulüne göre oynanacak.
Tahmini okuma suresi: 1 dakika.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki çağrısı ile ilgili “Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 106'ncı açılış yıldönümü dolayısıyla TBMM'de düzenlenen resepsiyona katıldı.
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefine ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Biz bu ülkenin temel meselelerinde inisiyatif almaktan hiçbir zaman kaçınmadık. Söylediklerimiz, duruşumuz net. Meclis'in gündeminde olan konular var. Herkesin bir fikri, görüşü olması doğal. Kurtulmuş’un koordinesinde bir çalışma yürütülüyor. Siyasi partiler arası diyalog önemlidir. AK Parti ile de diğer partilerle de Meclis çatısı altında görüşmelerin olması, ülkemizin yararınadır. Meclis Başkanı'nın partilerden bir çalışma istemesi, daha önce konuştuğumuz raporların devreye girmesi süreci hızlandıracaktır. Ama orada beklentilere cevap bulamıyorlarsa, o raporları hazırlayan partileri davet edip görüşlerini alabilirler. Meclis Başkanı'nın bir inisiyatif alması, Meclis'in verimli çalışması için şarttır" ifadesini kullandı.
Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile ilgili çağrısı hatırlatılan Bahçeli, "Siz bizi tanımıyorsunuz. Bizim bir özelliğimiz var; sözümüz sözdür" dedi.
Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final müsabakasında TÜMOSAN Konyaspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Medaş Konya Büyükşehir Stadyumu'nda oynanan mücadelenin normal süresi golsüz eşitlikle sona erdi. Uzatmalara giden mücadeleyi Konyaspor, 1-0 kazandı.
Karşılaşmanın geri kalan bölümünde başka gol olmadı ve mücadeleyi Konyaspor kazandı. Yeşil-beyazlılar, bu sonuçla birlikte adını yarı finale yazdırmayı başardı.
Tahmini okuma suresi: 1 dakika.
Kahramanmaraş'taki okul saldırganı İsa Aras Mersinli'nin annesi, taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan tutuklandı.
ÖĞRETMEN ANNE HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI
Kahramanmaraş’ta ortaokula düzenlediği silahlı saldırıda 9 kişinin ölümüne neden olan 16 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin annesi Pınar Peyman Mersinli hakkında yeni bir gelişme yaşandı. Daha önce serbest bırakılan anne Mersinli, yeniden gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi.
Öğretmen olan Pınar Peyman Mersinli, çıkarıldığı mahkemece "taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin soruşturma kapsamında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca 14 Nisan'da bazı şüpheliler hakkında gözaltı talimatı verilmiş, 11 şüpheli tutuklanmıştı.
DÖNEMİN VALİSİ TUTUKLANDI
Bugün sabah saatlerinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan dönemin eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in emniyetteki işlemleri tamamlandı. Erzurum Şehir Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Sonel, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.
Sonel, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 21 sayfalık ifadenin ardından; delil karartma, resmi belgeyi yok etme ve bilişim sistemlerine usulsüz müdahale suçlamalarıyla tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.
Tuncay Sonel, hakimlikteki sorgusunun ardından tutuklandı. Sonel, tutuklanması sonrası Erzurum Şehir Hastanesi'nde yeniden sağlık kontrolünden geçirilip Aziziye 2 No'lu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na götürüldü.
Böylece soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 12'ye yükseldi.
78 SORU YÖNELTİLDİ
Tuncay Sonel’e tam 78 soru yöneltildi. Savcılık sevk yazısında, Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin yakalandığını hatırlatarak, eski valinin eylemlerinin "hayatın olağan akışına aykırı" ve "suçtan kurtulmaya yönelik" olduğu vurgulandı.
TUNCAY SONEL NEYLE SUÇLANIYOR?
Savcılığın Erzurum Sulh Ceza Hakimliğine gönderdiği tutuklama talebinde, Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından yaşanan usulsüzlükler tek tek sıralandı:
Hastane ve kamera kayıtları: Gülistan Doku kaybolduktan hemen sonra hastane kayıtlarının ve bölgedeki güvenlik kamerası görüntülerinin silindiği tespit edildi.
SIM kart ve sosyal medya operasyonu: Gülistan Doku’nın ailesi tarafından yeniden çıkartılan SIM kartın, valinin talimatıyla adli prosedür dışındaki "yetkisiz" kişilere incelettirildiği ve sosyal medya hesaplarına gizlice girilerek hayati önemdeki verilerin yok edildiği belgelendi.
Sevk yazısında, Tuncay Sonel’in “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal”, “Kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme”, “Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlarını işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi bulunduğu belirtildi.
Sonel'in Emniyet Müdürlüğü'nde bulunduğu 3 gün boyunca ifade vermeyi reddettiği öğrenildi.
Görevlilerin kendisine "İfade vermek istiyor musunuz?" sorusuna Sonel'in "Ben devletin valisiyim. Emniyete cevap vermem. Susma hakkımı kullanıyorum." diyerek günlerdir ifade vermediği anlaşıldı.
Uzmanlara göre fuarda tanıtılan modeller, önümüzdeki dönemde global saat pazarında trendleri belirleyecek. Mekanik saatlere olan ilginin devam etmesi ve kullanıcıların daha bilinçli tercihler yapmaya başlaması, sektörün yönünü doğrudan etkiliyor.
Bu gelişmeler Türkiye’deki saat meraklıları tarafından da yakından takip ediliyor. Söz konusu markaların koleksiyonlarına erişim sağlamak isteyen kullanıcılar, yerel satış kanallarına yöneliyor.
Türkiye’de bu segmentte faaliyet gösteren ve geniş marka portföyüyle dikkat çeken Edip Saat, hem fiziksel mağazaları hem de dijital platformu üzerinden kullanıcıları farklı segmentlerde saat modelleriyle buluşturuyor. Grand Seiko, Oris ve Norqain, tissot hamilton saat, Norqain, Rado, Seiko, Orient gibi markaların koleksiyonlarını sunan satış noktalarından biri olan marka, saat meraklılarının en yeni modelleri yakından inceleyebildiği adresler arasında yer alıyor.
Özellikle mağaza deneyimi, kullanıcıların saat tercihinde önemli rol oynuyor. Farklı şehirlerdeki fiziksel mağazalarda ürünleri birebir inceleme imkânı sunulması, teknik detayların daha sağlıklı değerlendirilmesine olanak tanırken, uzmanlar saat alışverişinde ürünün bilekte duruşu ve hissiyatının karar sürecinde belirleyici olduğunu vurguluyor. Sektör temsilcilerine göre fiziksel mağaza ile dijital platformun birlikte ilerlediği hibrit yapı, satışlarda giderek daha önemli hale geliyor. Bu kapsamda hem online hem offline deneyimi bir arada sunan Edip Saat, farklı şehirlerdeki mağazalarıyla kullanıcıların ürünleri yakından inceleyebildiği satış noktaları arasında yer alıyor. Aynı zamanda Edip Saat’in dijital platformu üzerinden yapılan karşılaştırmalar, kullanıcıların karar sürecini desteklerken, Edip Saat mağazaları bu sürecin fiziksel deneyimle tamamlandığı önemli temas noktaları olarak öne çıkıyor.
Galatasaray, Süper Lig'in 30. haftasında Gençlerbirliği'ni yenerek zirvede farkı yeniden 4'e yükseltti.
Trendyol Süper Lig'in 30. haftasında Gençlerbirliği ile Galatasaray karşı karşıya geldi.
Eryaman Stadyumu'nda oynanan müsabaka, sarı-kırmızılıların 2-1'lik üstünlüğüyle sonuçlandı.
Fenerbahçe ile puan farkını 4'e yükselten Galatasaray, kalan 4 maçın 3'ünü kazanırsa şampiyonluğunu ilan edecek.
Sosyal medyada paylaşılan ve kadınlara yönelik aşağılayıcı, müstehcen içerikler barındırdığı değerlendirilen görüntülere ilişkin soruşturma başlatıldı.
Açıklama, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapıldı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Basın Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan çalışmada, "@testotaylan" rumuzlu hesapta yayımlanan "SOSYAL MÜHENDİS AKADEMİ" başlıklı video ile "@SosyalMuhendisAkademi", "@Sosyalmuhendisk" ve "@sosyalmuhendisakademi" hesaplarından paylaşılan içeriklerin incelendiği belirtildi.
MÜSTEHCEN GÖRÜNTÜ VE DAVRANIŞLAR
Bu içeriklerde, "sosyal deney" veya "eğlence" görüntüsü altında kadınlara yönelik aşağılayıcı ve müstehcen nitelikte davranışlara yer verildiği ifade edilen açıklamada, bu eylemlerin toplumda sıradan ve kabul edilebilir gibi sunulduğu, bu durumun kadınlara yönelik tacizin normalleşmesine yol açabilecek bir algı oluşturma tehlikesi barındırdığı kaydedildi.
Açıklamada, ayrıca bazı içeriklerde genel ahlakı zedeleyebilecek müstehcen görüntü ve davranışların bulunduğu, bu içeriklerin sosyal medya aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırıldığının tespit edildiği aktarıldı.
Bu kapsamda başsavcılık tarafından "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ve "müstehcenlik" suçlarından soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında sosyal medyada Teslo Taylan olarak bilinen Taylan Özgüç Danyıldız ile iki kişi gözaltına alındı.
Açıklamada, İstanbul'daki şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda dijital materyallere el konulduğu kaydedilerek, "Cumhuriyet Başsavcılığımız insan onurunu, toplumsal barışı ve kamu düzenini zedeleyebilecek nitelikteki bu tür eylemler karşısında mevzuatın kendisine verdiği görev ve yetki çerçevesinde gerekli tüm adli işlemleri kararlılıkla ve titizlikle yürütmeye devam edecektir." ifadeleri kullanıldı.
TUTUKLANDILAR
Gözaltına alınan şüphelilerden Y.H. ve U.U., "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ile "müstehcenlik" suçlarından dün tutuklandı.
Danyıldız ise emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi. Burada Savcılığa ifade veren şüpheli Danyıldız'ın halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçundan tutuklandı.
Brezilya Milli Takımı'nın teknik direktörü Carlo Ancelotti, Amerika Birleşik Devletleri'nde 26 Mart'ta Fransa ve 31 Mart'ta Hırvatistan'a karşı oynanacak hazırlık maçları için geniş kadroyu açıkladı.
Galatasaray formayı giyen Gabriel Sara ve Fenerbahçe'de kariyerini sürdüren Ederson, Brezilya'nın 2026 Dünya Kupası için belirlediği geniş kadroya davet edildi.
Santos'ta forma giyen 34 yaşındaki Neymar ise kadroya dahil edilmedi.
SARA İLK KEZ ÇAĞRILDI
26 yaşındaki Gabriel Sara, kariyerinde ilk kez Brezilya Milli Takımı'na çağrıldı
EDERSON 30 KEZ FORMAYI GİYDİ
32 yaşındaki file bekçisi Ederson ise, daha önce 30 kez milli formayı giyme başarısı gösterdi.
Brezilya Milli Takımı'nın kadrosunda şu isimler yer alıyor:
Kaleciler: Alisson, Bento, Ederson.
Defans: Marguinhos, Magalhaes, Leo Pereira, Bremer, Ibanez, Wesley, Alex Sandro, Danilo, Douglas Santos.
Orta saha: Casemiro, Fabinho, Andrey Santos, Danilo, Gabriel Sara.
Forvet: Vinicius Junior, Raphinha, Gabriel Martinelli, Matheus Cunha, Luiz Henrique, Endrick, Igor Thiago, Rayan.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kuşadası Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Belediye Başkanı Ömer Günel'in de olduğu 6 kişi hakkında karar açıklandı.
Gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş, belediye mimarı ve şehir plancısı Meral Celep, iş insanı ve eski Kuşadasıspor Kulübü Başkanı Ferdi Zenginoğlu ile iş insanı Hüseyin Kabasakal hakkında tutuklama kararı verildi.
İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
NE OLMUŞTU?
Ömer Günel, Ahmet Taşkan ve Mustafa Burak Gündeş’in de aralarında bulunduğu 6 kişi, 13 Mart’ta Aydın, İzmir ve Antalya’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “rüşvet” ve “irtikap” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar bugün sabah saatlerinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişti.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’i telefonla aradı.
CHP basın biriminden yapılan açıklamaya göre, MHP lideri Bahçeli görüşmede, CHP lideri Özgür Özel’in Kadir Gecesini tebrik etti.
Tarihçi, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı bugün İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı. Tedavi gördüğü hastanede çoklu organ yetmezliği nedeniyle 13 Mart'ta yaşamını yitiren Ortaylı için ilk tören Galatasaray Üniversitesi'nde düzenlendikten sonra cenazesi saat 15.00 sıralarında Fatih Camii'ne getirildi.
Ortaylı'yı son yolcuğuna uğurlamak isteyen vatandaşlar Fatih Camii'nin avlusunu doldurdu. Ortaylı'nın yakınları taziyeleri kabul etti. Ortaylı'nın ailesi cenazeye çiçek gönderilmemesini, arzu edenlerin Türk Eğitim Vakfı'na bağış yapmalarını istedi.
Camii içerisinde ve camii çevresinde polis ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alındı. Camii yakınlarına park halinde bulunan araçlar ise kaldırıldı. Cenaze vatandaşların omuzlarında camii avlusuna alınarak musalla taşına koyuldu.
İlber Ortaylı'nın cenaze namazını İstanbul Müftüsü Emrullah Tuncer kıldırdı. Cenaze namazının ardından helallik alındı, Ortaylı, dualar eşliğinde Fatih Camii Haziresi'ne defnedildi.
Cenaze törenine İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İstanbul Valisi Davut Gül, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Eski Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Prof. Dr. Celal Şengör, gazeteci Fatih Altaylı, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Prof. Dr Ahmet Taşağıl, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu, Fener Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Türkiye Yazılı Eserler Kurulu Başkanı Coşkun Yılmaz, İlber Ortaylı'nın kardeşi Emeldar Ortaylı, Enver Ortaylı, Nuriye Ortaylı, sanatçı Halil Ergün, yazar İskender Pala, sevenleri, vatandaşlar katıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümü nedeniyle Karaman'da düzenlenen törende öğrencilere Arapça İstiklal Marşı okutulmasına tepki gösterdi. Partisinin Uşak'ta düzenlediği mitingde konuşan Özel, "Bir ülkenin ulusal marşı kendi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur" ifadesini kullandı.
Özgür Özel'in açıklamaları şöyle:
"Karaman’da dedim ki, 'burası Karaman, burası Türkçe’nin başkenti. Burası resmî dilin Türkçe olduğunun Karamanoğulları’ndan beri ilan edildiği Türkçe’nin başkenti'. Hemen bir hafta sonra Karaman’da bir ilköğretim okulunda şu kadarcık çocukları almışlar ve onlara Arapça İstiklal Marşı okutuyorlar, Arapça. Bu işin Milli Eğitim Müdürü’nden ve bakanından bağımsız olması mümkün değildir. Eğer bağımsızsa dün derhal görevden alınması gerekirdi. Milli Eğitim Müdürü’nün, okul müdürünün ve o rezilliği yapanların. Arapça, saygı duyduğumuz bir dildir. Türkiye’deki 6 milyon vatandaşımızın Urfa’da, Mardin’de, Hatay’daki ana dilidir. Ancak bir ülkenin ulusal marşı kendi dilinde okunur. Dünyada aksine tek bir örnek yoktur. Böyle bir utanmazlığın asla affı yoktur.
Rahmetli Naim Süleymanoğlu, mezalimden kaçtı geldi, milli formayı giydi. Moskova’da, Atina’da, Almanya’da, Avustralya’da, Çin’de ay yıldızlı bayrağı göğe çektirdi. Halter şampiyonu oldu. İstiklal Marşı Çin’de, Moskova’da, Almanya’da Türkçe okundu. Bu millet hüngür hüngür ağladı. Filenin Sultanları Amerika’da, Teksas’ta şampiyon oldular. İstiklal Marşı’nı Türkçe okuttular. Mete Gazoz, okçulukta Berlin’de, Almanya’da bütün salon ayağa kalktı. İstiklal Marşı Türkçe okundu. Buse Nazlar, gittiler Tokyo’da, Japonya’da. Türkiye saatiyle gecenin üç buçuğunda bütün Japonya ayakta. Buse Nazlar, şampiyon oldu ve Türkçe okundu.
"Cumhuriyet'e, Mehmet Akif'e, Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun"
Bu İstiklal Marşı’nı Arapça okutmaya çalışan, İstiklal Marşı’nın bu millette yarattığı ortak duyguya saldıran, Karaman gibi bir yerde Cumhuriyet’e meydan okuyan, İstiklal Marşı’na meydan okuyan, o İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif’e meydan okuyan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e meydan okuyanlara yazıklar olsun. Bu ülkenin evlatlarına bir daha kimse Arapça İstiklal Marşı okutmaya kalkmasın. Bu aziz millet o bakanın da o komutanın da alnını karışlayacak. Alnını karışlayacağız. Ne Arapça’ya, ne Arapça’nın ana dil olduğu coğrafyaya ne de o dilin kullanılmasına kimsenin sözü yok. Ama buradan bahane ile sen İstiklal Marşı’na saldırırsan, bir ülkenin ulusal marşını başka dilde okutmaya çalışırsan senin derdin bu ülkeyi bölmektir. Bu bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz."
Tedavi gördüğü hastanede dün hayatını kaybeden Tarihçi İlber Ortaylı’nın yakın dostu Celal Şengör Ortaylı’ya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çok üzgün olduğunu söyleyen Şengör, Ortaylı’nın ülkenin en büyük entelektülelini kaybettiğini ifade etti.
Şengör şunları söyledi:
“İlber Türkiye’nin en büyük entelektüllerinden biriydi. Bana sorarsanız en büyük entelektüeliydi. Onun kaybı milletimiz için büyük bir kayıptır.
Öldüğünü duyduğum zaman Türkiye’nin entelektüel kapasitesinin önemli bir kısmının kaybolduğunu hissettim.
“HER MERHABA DEDİĞİMDE BİR ŞEY ÖĞRENİYORDUM”
“İlber benim çok yakın, iyi bir arkadaşımdı. Her ‘merhaba’ dediğimde ondan yeni bir şey öğreniyordum. Şimdi bu imkân kalmadı. İlber’in kaybının telafisi mümkün değildir. Ne onun ailesi gibi aile bulmak mümkündür artık ne İlber gibi bir beyin bulmak mümkündür.
Dolayısıyla milletimize başsağlığı diliyorum. İnşallah İlber’ler yetiştirebiliriz diye ümit ediyorum. O da bunu istiyordu. İnşallah olur.”
Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, yönetim kurulu toplantısının ardından konuştu. Saran, teknik direktör Domenico Tedesco ve Devin Özek ile yola devam edeceklerini duyurdu.
Sarı Lacivertli ekipte 2-0 kaybedilen Karagümrük maçının ardından sular durulmuyor.
Son 4 maçta 7 puan kaybeden ve zirvede yara alan Fenerbahçe'de yönetim kurulu dün akşam alınan mağlubiyetin ardından acil durum toplantısı yapmıştı.
Ligdeki Karagümrük yenilgisi sonrası olağanüstü toplantı kararı alan Fenerbahçe'de yönetim kurulu, Teknik Direktör Domenico Tedesco ve Sportif Direktör Devin Özek ile görüşme gerçekleştirdi.
Sarı lacivertli kulübün Başkanı Saran, toplantının ardından Domenico Tedesco, Sportif Direktör Devin Özek ve takımın genel durumu hakkında bir açıklama yaptı.
TEDESCO İLE YOLA DEVAM
Chobani Stadı'nda bulunan kulüp binasında gerçekleştirilen toplantının ardından konuşan Saran, kendilerine yakışmayan futbol nedeniyle teknik direktör Domenico Tedesco ve teknik kadroyu görüşmeye çağırdığını belirtti.
Takım kaptanlarıyla da konuştuklarının altını çizen Saran, toplantının ardından şunları söyledi:
''Dünkü bize yakışmayan üzücü futbollan ilgili hocamızı ve teknik kadromuzu çağırdım. Kaptanlarımızla konuştuk. Gerekli ültimatomlar verildi. Bir daha tekrarlanmayacak. Hocamızla devam ediyoruz. Bu arada çok konuşulan spekülasyonlar, yok primler verilmedi… Yalan söylüyorlar. Hak edilmiş olup verilmeyen bir şey yok. Bugüne kadar hep söylediğimiz futbolun dışında bir futobl oynandı. Çok üzüldük. Söyleyecek başka bir şey yok. Devin Özek'le devam ediyoruz. Bir daha böyle bir şey olmayacak.''
Savaş nedeniyle artan enerji maliyetleri ABD Başkanı Donald Trump'ı zora soktu. Trump, geçişlere kapatılan Hürmüz Boğazı konusunda yeni bir açıklama yaptı.
“Öyle ya da böyle Hürmüz Boğazı'nı yakında açık, güvenli ve özgür hale getireceğiz” diyen Trump, birçok ülkenin boğazı açık tutmak için ABD ile koordineli olarak bölgeye svaaş gemisi göndereceğini söyledi.
Trump, “Umarım Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğer ülkeler de bölgeye gemiler gönderir ve böylece Hürmüz Boğazı, tamamen etkisizleştirilmiş bir ülke tarafından artık tehdit oluşturmaz” dedi.
İran'ın askeri gücünün tamamen yok edildiğini iddia eden Trump, “Ne kadar yenilmiş olsalar da Hürmüz Boğazı'na mayın döşemek ya da dronlarla saldırmak onlar için kolay” diye konuştu.
ARAKÇİ'DEN HÜRMÜZ YANITI
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Hürmüz Boğazı'nın sadece düşmanlara ve onların müttefiklerine kapalı olduğunu hatırlattı.
Arakçi, İran'ın enerji altyapısına yönelik tüm saldırılara karşılık verileceğini belirtirken, “Tesislerimiz vurulursa bölgede, ABD'ye ait şirketler ya da ABD'nin hissedar olduğu şirketlerin tesislerini vuracağız.” dedi.
HARK ADASINA SALDIRI
Trump, geçişlere kapatılan Hürmüz Boğazı konusunda Tahran'ı Hark Adası üzerinden tehdit etti..
Trump, İran'ın petrol sevkiyatlarının yüzde 90'ının yapıldığı Hark Adası'ndaki askeri hedefleri yok ettiklerini duyurdu. Amerikan başkanı, İran anakarasına 30 kilometre mesafedeki ada hakkında, sosyal medyadan açıklama yaptı. "Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı, az önce talimatımla Hark Adası'na Ortadoğu tarihinin en güçlü bombardımanlarından birini düzenledi." dedi.
Adadaki petrol altyapısının ortadan kaldırılmasına dair karar almadığını söyleyen Trump "İran ya da başkası, gemilerin Hürmüz'den geçişini önlemek için bir adım atarsa, bu kararını yeniden değerlendireceği" tehdidinde bulundu.
Dünya petrol ticaretinin yüzde 20'sinin yapıldığı Hürmüz'e İran'ın mayın döşediği iddia ediliyor. İranlılarsa iddiayı yalanlıyor. Florida seyahati öncesi havalimanında gazetecilere konuşan Trump, Amerikan donanmasının yakında Hürmüz'den geçen gemilere refakat edeceğini de duyurdu. Saldırıların akıbetine yönelik "Savaş gerektiği kadar sürecek" diyen Trump ayrıca İsrail ve ABD'nin İran'daki hedeflerinin biraz farklı olduğunu da dile getirdi.
Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Trump'ın, İran'ın donanmasının ve hava kuvvetlerinin yok edildiğine yönelik iddiasına ilişkin, “ABD, donanmanın yok olduğunu iddia ediyorsa nasıl oluyor da Hürmüz Boğazı hala kapalı ve tek bir tanker bile geçemiyor?” şeklinde cevap verdi.
Milli Savunma Bakanlığı, etkisiz hale getirilen balistik mühimmat ile ilgili yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği belirtildi.
Türkiye topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirlerin kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alındığının vurgulandığı açıklamada, "Olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılması için ilgili ülkeyle görüşülmektedir. Milli güvenliğimiz öncelenerek bölgedeki tüm gelişmeler dikkatle takip edilmekte ve değerlendirilmektedir." dedi.
İsrail ile ABD’nin İran’a yönelik ilk saldırısı ve Tahran yönetiminin bölgedeki neredeyse tüm ülkeleri vurmasıyla başlayan savaş yeni bir boyuta taşındı. İlk günlerde özellikle balistik füzeler, Kamikaze İHA’lar ve çok yoğun hava saldırıları başroldeydi. Ancak İran’ın “Hürmüz Boğazı’ndan geçen her gemiyi vuracağız” açıklamasıyla başlayan yeni süreç savaşın seyrini de değiştirdi.
Geldiğimiz noktada savaş sadece bölgesel bir krizle sınırlı kalmayıp, etkisi tüm dünyayı sarsacak ekonomik sonuçlar doğurabilecek bir yöne savruluyor.
Çünkü İran’ın geçişlere izin vermediği Hürmüz Boğazı küresel enerjidenkleminin şah damarlarından biri. Buradan LNG ya da petrolyüklü tankerlerin geçememesi ciddi sonuçlar doğuruyor.
“400 milyon varil kartı boşa düşebilir”
Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, İran’ın Hürmüz hamlesine karşı Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin ‘stratejik rezervimizi kullanırız’ yanıtına temkinli yaklaşıyor.
IAE’nin 400 milyon varillik stratejik rezerv kullanım kararının kurum için bir ‘rekor’ olduğunu hatırlatıyor Kumbaroğlu, ancak söz konusu miktarın geçici pansuman etkisi yaratabileceğini belirtiyor.
Normal şartlarda Hürmüz Boğazı’ndan günlük 15 milyon varil ham petrol ve 5 milyon varil petrol ürününün taşındığını belirtiyor Kumbaroğlu. Haliyle 400 milyon varilin ancak 2-3 haftalık tüketim sürecine denk geldiğinin altını çiziyor.
Hürmüz Boğazı’nın açılmadığı her en petrol krizinin iyice derinleşmesi ve fiyat artışının kaçınılmaz olacağını anlatıyor Kumbaroğlu ve “Küresel enerji tedariki yüzde 20 azaldı. Böyle devam ederse petrol fiyatlarındaki artış enflasyonu tetikler. Bunun getireceği iktisadi zorluklar tüm dünyayı sarar. 1973-74 petrol krizinde olduğu gibi küresel stagflasyon, yani yüksek enflasyon, işsizlik ve ekonomik kriz bizi bekler. Bölgemizi de dünyamızı da yakından ilgilendiren bu ateşin bir an önce sönmesi herkesin yararına.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Sağlık sorunları sebebiyle Koç Üniversitesi Hastanesi'nde bir süredir yoğun bakımda tedavi gören ve entübe edilen 78 yaşındaki Ortaylı'nın sağlık durumu kötüleşti.
Prof. Dr. Ortaylı, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Ortaylı'nın ailesinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, usta tarihçi için 16 Mart saat 11.00'de Galatasaray Üniversitesi'nde anma töreni düzenlenecek.
Ardından usta tarihçinin cenaze namazı, ikindi namazını müteakip kılınacak ve Fatih Camisi Haziresi'nde defnedilecek.
Ailesi, açıklamada ayrıca cenazeye çiçek gönderilmemesini, arzu edenlerin Türk Eğitim Vakfına bağış yapmalarını rica etti.
Kırklareli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Seçkin Yavuzdoğan, kullanılmayan banka hesapları için yurttaşlara uyarıda bulundu.
AA'ya konuşan Yavuzdoğan, IBAN kiralama veya dolandırıcılık olaylarının günümüzün önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirtti.
Bu tür suçların son dönemde en sık karşılaşılan dolandırıcılık yöntemleri arasında yer aldığını ifade eden Yavuzdoğan, mağdurların çoğunlukla üniversite öğrencileri, işsizler ve ev kadınlarından oluştuğunu vurguladı.
Vatandaşların mağduriyet yaşamaması için dikkatli olması gerektiğini dile getiren Yavuzdoğan, dolandırıcıların genellikle kısa süreliğine banka hesabını kullanma talebinde bulunduğunu söyledi.
Bu kişilerin "hesabını sadece bir defaya mahsus kullanalım", "senin hesabına para gelsin, sana da ödeme yapalım" gibi vaatlerle insanları kandırabildiğini anlatan Yavuzdoğan, bu durumun kişilerin bazen suçun mağduru, bazen de faili haline gelmesine yol açabildiğini belirtti.
BİRDEN FAZLA SUÇ OLUŞABİLİR
Yavuzdoğan, IBAN kiralama olaylarında birden fazla suçun oluşabileceğine dikkati çekti.
Banka hesabını başkalarına kullandıran kişilerin "nitelikli dolandırıcılık", "başkası hesabına işlem yapıldığının beyan edilmemesi" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" gibi suçlarla karşı karşıya kalabileceğini dile getiren Yavuzdoğan, şöyle konuştu:
"Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçu ancak kasten işlenebilir. IBAN'ını kullandıran kişinin hesabının dolandırıcılıkta kullanılacağını bilmesi ya da en azından bunu öngörmesi bu suçun oluşması için yeterlidir. Hesabını kullandıran kişinin dolandırıcılık kastı olmasa bile hesabını bir başkasına kullandırdığının sabit olması durumunda mahkemeler mahkumiyet kararı verebilmektedir."
"IBAN'LARINI KİMSEYE KULLANDIRMASINLAR"
Kişisel verilerin ve banka bilgilerinin kimseyle paylaşılmaması gerektiğini vurgulayan Yavuzdoğan, banka hesaplarının kullandırılmasının suç örgütlerine yardım etme suçunu da oluşturabileceğine dikkati çekti.
Vatandaşların banka hesaplarını ve IBAN'larını kimseye kullandırmamaları gerektiğini belirten Yavuzdoğan, komşu, arkadaş veya iş arkadaşlarından gelen "IBAN'ını verir misin" ya da "benim yerime şu hesaba ödeme alır mısın" gibi tekliflerin kesinlikle reddedilmesi gerektiğini kaydetti.
Kendisini hakim, savcı, avukat ya da polis olarak tanıtan kişilerle iletişime geçilmeden önce mutlaka resmi kurumlar aracılığıyla doğrulama yapılması gerektiğini dile getiren Yavuzdoğan, şunları söyledi:
"Bu tür vaatlere karşı uyanık olunmalı ve kanmamalı. Kişisel verileri ve şifreleri gizli tutmak büyük önem taşır. Kimlik bilgilerimizi, banka ve kredi kartı şifrelerimizi, mobil bankacılık bilgilerimizi kesinlikle kimseyle paylaşmamalıyız. Eğer banka hesaplarında özellikle gece saatlerinde küçük miktarlarda da olsa şüpheli hareketler görülürse derhal banka ile iletişime geçilmeli, hesap bloke ettirilmeli ve en yakın kolluk birimine ya da Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır."
KULLANILMAYAN BANKA HESAPLARI UYARISI
Kullanılmayan banka hesaplarının kapatılmasının dolandırıcılık riskini azaltacağını ifade eden Yavuzdoğan, "Kullanılmayan hesapların kapatılmasında fayda var. Zira özellikle kullanılmayan hesaplar üzerinden bu suçların işlenme ihtimali daha yüksektir" değerlendirmesinde bulundu.
Vatandaşların sık kullanmadığı hesaplarını mutlaka kontrol etmesi gerektiğini aktaran Yavuzdoğan, şüpheli bir işlem görüldüğünde yetkililere bildirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
İzmir'in Konak ilçesi Alsancak semtinde 12 Temmuz 2024'te sağanakta yolun karşısına geçmeye çalışırken su birikintisine basıp akıma kapılan Özge Ceren Deniz (23) ile onu kurtarmaya çalışan İnanç Öktemay (44) yaşamını yitirdi.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, olaya ilişkin 30 sanığa "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan verilen hapis cezasına yapılan itirazları değerlendirdi.
Bazı sanıklar yönünden duruşma görülmesine karar veren daire, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin büyük oranda toplanması, sanıkların kazanın meydana gelmesindeki kusur durumlarıyla tutuklulukta geçirdikleri süreyi nazara alarak 11 sanığı tahliye etti.
Daire, dosya kapsamında, konusunda uzman İTÜ/ODTÜ öğretim üyesi 2 elektrik mühendisi, 2 inşaat mühendisi ve 1 şehir plancısından oluşan 5 kişilik bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmasına karar verdi.
46 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINMIŞTI
Özge Ceren Deniz ve İnanç Öktemay'ın hayatını kaybettiği olayın bilirkişi raporunda, su birikintisi yakınındaki mazgalda GDZ Elektrik firmasının kabloları yeterli derinliğe gömmediği, İZSU'nun da mazgal yapımı sırasında kabloları yüzeye yaklaştırdığı ve iki kurum arasında yeterli koordinasyonun bulunmamasının olayın yaşanmasında etkili olduğu belirtilmişti.
Olayla ilgili 46 şüpheli yakalanmış, 13'ü tutuklanmıştı. Yargılama esnasında İZSU çalışanı 2'si tutuklu 6 sanığın memur olmaları nedeniyle dosyası ayrılmış, ara kararda tutuklu 4 sanık tahliye edilmişti.
Mahkeme heyetince yeni bilirkişi heyeti oluşturulmuş, 9 Aralık 2024'te ölümlerin yaşandığı yerde yeniden keşif yapılmış, yeni bilirkişi raporu hazırlanmıştı.
10 Ekim'deki karar duruşmasında mahkeme, 30 sanığa 4 yıl 2 ay ile 10 yıl arasında hapis cezası vermiş, 9 sanık beraat etmiş, tutuksuz 6 sanığın tutuklanmasına karar verilmişti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve milletvekilleriyle İftar programında bir araya geldi.
Programda konuşan Bahçeli, "Ramazan'ın bolluk ve bereketini, mana ve muhabbetini ruhumuzun derinlerinde yaşıyoruz. Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir Ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef Ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi. Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Türk milletinin barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyeceğini belirten Bahçeli, "Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, ‘Terörsüz Türkiye'yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir" şeklinde konuştu.
Terörsüz Türkiye hedefinin Türkiye Yüzyıl'ının iradesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Terörsüz Türkiye' hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. ‘Terörsüz Türkiye' hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılının muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir. Şayet Anadolu coğrafyasında birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi yürekten savunamazsak; sudan sebeplerle, ucuz hesaplarla, basit ve bayağı heveslerle onun bunun tazyik ve telkinleriyle birbirimizden uzaklaşırsak, biliniz ki, yurt yaptığımız bu topraklarda asla tutunamayız. ‘Terörsüz Türkiye' hedefi ortak tarih ve kültürümüzün şemsiyesi altında, kardeşlikle geçen asırların geleceğin ülkü ve heyecanlarıyla eklemlendiği kaynaşma ve kucaklaşma potasıdır" ifadelerini kullandı.
“HİÇBİR TEHDİDE EYVALLAH DEMEYİZ, DİYEMEYİZ”
Türkiye'nin, Siyonist algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet olmadığının altını çizen Bahçeli şöyle konuştu:
"ABD ile İsrail'in İran karşısında teklemeye başladığı, iç kamuoylarında ise çözülmelerin hız kazandığı anlaşılmaktadır. Savaşın bölgesel mahiyet kazanması, etnik ve mezhebi bir hüviyete bürünmesi hususunda kahredici bir provokasyon devrededir. Hatta Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmek, İran'la Körfez ülkelerini çatıştırmak, bu suretle savaşın akışını değiştirmek amacıyla karanlık planların yapıldığı da esasen sır değildir. Stratejik bilgi çift katmanlıdır. Bir yandan dış çevreyi anlamayı, diğer yandan da sahip olunan kapasiteyi doğru tartmayı gerektirmektedir. Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdite eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte Siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz."
Mersin'de Büyükşehir Belediyesine ait aşevinde hazırlanan kavurmada tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmesi üzerine yemekler imha edildi.
Belediyenin merkez Yenişehir ilçesindeki yemek dağıtım noktasından geçen ay aldığı kavurmanın içinde bir cismin olduğunu gören vatandaşın şikayeti üzerine İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce çalışma başlatıldı.
YARIŞ ETİNİN ELEKTRONİK ÇİPİ YEMEKTEN ÇIKTI
İlk incelemede cismin, bir yarış atına ait elektronik kimlik çipi olduğunu belirleyen ekipler, 4 Şubat'ta aşevinde denetim yaptı.
Denetimde 3-4 Şubat'ta üretilen kavurmadan alınan numune, Mersin Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne gönderildi.
Laboratuvar analizi sonucunda iki numunede de tek tırnaklı hayvan eti tespit edildi.
Bunun üzerine aşevine et tedarik ettiği belirtilen işletmelerden de numune alındı. Bu numunelerde ise herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı.
213 KİLOGRAM KAVURMA İMHA EDİLDİ
Aşevinde üretilen toplam 213 kilogram kavurma, analiz sonucunun pozitif çıkması nedeniyle imha edildi.
Büyükşehir Belediyesi Aşevi, Tarım ve Orman Bakanlığının taklit-tağşiş yapılan ve sağlığı tehlikeye düşürebilecek gıdalar listesine eklenirken, müdürlük de işletmeyle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulundu.
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNDEN AÇIKLAMA
Mersin Büyükşehir Belediyesinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, aşevine etin, açık ihale yöntemiyle doğranmış et şeklinde alındığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Belediyemize yapılan et teslimleri, resmi denetim süreçlerine ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Et alımları, Tarım İlçe Müdürlüğü mezbaha sorumlu veteriner hekiminin gözetimi ve onayıyla düzenlenen mezbaha kesim raporu esas alınarak ve kameralar gözetiminde yapılmaktadır."
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'na mayın döşemesi halinde bunların "derhal kaldırılmasını" istediklerini bildirdi.
ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Eğer İran Hürmüz Boğazı'na herhangi bir mayın döşediyse ve elimizde bununla ilgili hiçbir rapor yoksa, bunların derhal kaldırılmasını istiyoruz." ifadesini kullandı.
Trump şunları kaydetti:
"Herhangi bir nedenle mayın döşenmişse ve derhal kaldırılmazsa, İran için askeri sonuçlar daha önce hiç görülmemiş bir seviyede olacak. Öte yandan, yerleştirilmiş olabilecekleri kaldırırlarsa, bu doğru yönde atılmış dev bir adım olacak."
Trump, "Son birkaç saat içinde, 10 adet mayın döşeme botunu veya gemisini imha ettik" dedi.
BEYAZ SARAY'DAN AÇIKLAMA!
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan Donald Trump'ın talimatı üzerine ABD ordusunun Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak için ilave seçenekler hazırladığını belirtti.
Leavitt, düzenlediği basın brifinginde İran gündemine ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
ABD'nin İran'a saldırılarının ne zaman sona ereceğine ilişkin ısrarlı soruları cevaplayan Leavitt, İran'ın ABD'ye hiçbir şekilde tehdit oluşturmadığından emin olmak istediklerini söyledi.
"Başkan, askeri hedeflerin tam olarak gerçekleştirildiğine ve bunu söyleseler de söylemeseler de İran’ın koşulsuz teslimiyet noktasına geldiğine karar verdiğinde operasyonlar sona erecektir." diyen Leavitt, bu konuda daha önce açıkladıkları 4-6 haftalık takvimin çok önünde olduklarını dile getirdi.
UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında Galatasaray, sahasında Liverpool'u konuk etti. Sarı-kırmızılı ekip, mücadeleden 1-0 galip ayrıldı.
Galatasaray'ın golünü 7'nci dakikada Lemina kaydetti.
Bu sonuçla birlikte Galatasaray, rövanş maçı öncesi avantaj yakalamış oldu.
İran'a yönelik saldırıları nedeniyle ABD ve İsrail'e karşı aldığı siyasi tavırla Türkiye'de kamuoyunda beğeni alan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, X sosyal medya platformundaki hesabından Türk bayraklı paylaşım yaptı.
Sanchez, sosyal medya hesabında, son dönemlerde kendisine büyük ilgi gösteren Türk sosyal medya kullanıcılarına selam gönderdi.
İspanya'nın Kastilya ve Leon özerk yönetiminde 15 Mart'ta yapılacak yerel parlamento seçimleri öncesinde, lideri olduğu Sosyalist İşçi Partisinin (PSOE) Soria kentinde yaptığı mitingden "Türk bayraklı" bir görüntü paylaşan Sanchez, "Türk sosyal medya paylaşımcıları topluluğuna selamlar." diye yazdı.
Türkiye'de 6 şubat 2023'te meydana gelen ve 11 ilde etkisini gösteren depremler yüreğimizi derinden yakmıştı. Gaziantep'in İshaliye ilçesinde bulunan Gözde Apartmanı tamamen çökmüştü. Apartmanda yaşayan Karaca ailesi de enkaz altında kaldı.
Bir enerji firmasında şef olarak çalışan 4 çocuk babası Fatih Karaca, gece vardiyasında olduğu için hayatta kaldı. Deprem sırasında evde bulunan ailenin büyük bir bölümü ise hayatını kaybetti.
Karaca depremin ardından hemen enkazın olduğu yere gelirken; eşi Duygu (41), çocukları Mehmet (16), Sıla (16), Adile Nur (17), İrem (13), annesi Adile Karaca (68) ve kayınvalidesi Havva Olamcam'ın (66) enkazdan çıkarılması için beklemeye başladı.
YILLARCA EVLADINI ARADI
Sabah'ın haberine göre ailenin çocuklarından biri olan 13 yaşındaki İrem Karaca'ya ise ulaşılamadı. Yapılan aramalara rağmen genç kızın cenazesinin bulunamadığı düşünülüyordu. Kızından hiçbir iz bulamayan Fatih Karaca, yıllarca onu aradı. Karaca, üç yıl boyunca kızının akıbetini öğrenebilmek için yetkililere başvurmaya devam etti.
Depremden sonra kızını gördüklerini söyleyen kişiler de Fatih Karaca'nın umudunu artırdı. Depremde evleri yıkılan ve Gençlik Stadı'nda çadırda kalan kızının okul arkadaşı, İrem ile voleybol oynadıklarını, daha sonra ayrıldıklarını anlattı. Ankara'dan gelen iki gönüllü doktor da kendisini arayıp küçük bir kız çocuğu gördüklerini söyledi. Doktorlar İrem'in fotoğraf ve videolarına bakıp, gördükleri kişinin yüzde yüz İrem olduğunu, ancak akli dengesinin yerinde olmadığını söyledi. Fatih Karaca bu duyumlar üzerine daha da umutlandı.
DOSYA İNCELEMEYE ALINDI, MEZARLAR AÇILDI
İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı depremde kimliği belirlenemeyen cenazelerle ilgili dosyayı yeniden incelemeye aldı. Soruşturma kapsamında İslahiye'de kimliği tespit edilemeyen bir cenazenin DNA örnekleri, baba Fatih Karaca'dan alınan örneklerle karşılaştırıldı. Yapılan ilk incelemede eşleşme çıkmadı. Bunun üzerine savcılık dosyayı derinleştirdi. Kimliği belirsiz cenazenin defnedilmeden önce çekilmiş fotoğrafları incelendiğinde cenazenin yaklaşık 40-45 yaşlarında bir kadına ait olabileceği değerlendirildi. Bu tespit üzerine cenazenin İrem'e değil, annesi Duygu Karaca'ya ait olabileceği ihtimali gündeme geldi.
Yeni ihtimal üzerine Adana'da depremden sonra defnedilen cenazeler için mezar açma kararı verildi. Adana'da Duygu Karaca olarak defnedilen cenaze ile birlikte İrem Karaca'nın üç kardeşi, anneannesi ve babaannesinin mezarları açıldı. Ayrıca İslahiye'de kimliği belirsiz olarak defnedilen mezardan da yeniden DNA örnekleri alındı. Alınan örnekler Adli Tıp Kurumu Gaziantep Grup Başkanlığı'nda incelendi.
MEZARLAR KARIŞTIRILMIŞ
Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı rapor cenazelerin deprem sonrası süreçte karıştırıldığını ortaya koydu. Rapora göre İslahiye'de kimliği belirsiz olarak defnedilen cenazenin anne Duygu Karaca'ya, Adana'da Duygu Karaca adıyla defnedilen cenazenin ise İrem Karaca'ya ait olduğu tespit edildi. Bu tespitle birlikte üç yıldır kayıp olduğu düşünülen İrem Karaca'nın mezar yeri de kesin olarak belirlenmiş oldu. Babanın yıllarca süren bekleyişi ise DNA incelemesinin ardından son buldu.
Türk Hava Yolları İletişim Başkanı Yahya Üstün, İran seferlerine ilişkin sosyal medyada yer alan iptal iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Üstün, "İran ile ilgili olarak sosyal medyada yer alan sefer iptali iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Herhangi bir sefer iptalimiz yoktur." ifadelerini kullandı.
Gündüz şartlarında icra edilen seferlerin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Üstün, yolcuların resmi açıklamalar dışındaki bilgilere itibar etmemesi gerektiğini vurguladı.
Oyuncu İbrahim Yıldız, 17 Ağustos 2025'te İstanbul Kartal'daki Soğanlık Orta Mahalle Nur Sokak'ta şiddetli rüzgarın devirdiği ağacın altında kalarak ağır yaralanmıştı.
Çevredekilerin yardımıyla bulunduğu yerden çıkarılan 27 yaşındaki oyuncu, hastaneye kaldırılmış ve o günden bu yana yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı.
YAŞAM MÜCADELESİNİ KAYBETTİ
27 yaşındaki oyuncu İbrahim Yıldız'dan acı haber geldi. Genç oyuncu Yıldız hastanedeki yaşam mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti.
Ankara’daki evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınarak İstanbul’da tutuklanan gazeteci Alican Uludağ ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Tutuklama kararının ardından İstanbul’daki Silivri Cezaevi’ne gönderilen Uludağ, Ankara’ya sevk ediliyor.
Ankara’da ikamet etmesine rağmen tutuklandıktan sonra Silivri Cezaevi’ne konulan gazeteci Alican Uludağ’ın Ankara'daki Sincan Cezaevi'ne nakledileceği öğrenildi.
Uludağ'ın avukatları, müvekkillerinin Silivri'ye gönderilmesine şu açıklamayla tepki göstermişti:
"Müvekkile isnat edilen tek eylem yaptığı sosyal medya paylaşımlarıdır. Müvekkilin Ankara'da yerleşik olması ve yine Ankara'da yakalanması karşısında; İstanbul Savcılığının kendisini niçin yer yönünden yetkili saydığını anlamak mümkün değildir. Anayasa'nın 37. maddesinde 'hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz' şeklinde tanımlanan kanuni hâkim güvencesi, Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
Anayasa'nın 141. maddesinin son fıkrasında ise davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevi olduğu belirtilmiştir. Bu temel ilkelerin yanında CMK 12 ve 161 ile 5235 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yapacağı tek işlem re’sen açtığı dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yollamaktır. Bu arada belirtmek gerekir ki müvekkile yönelik isnadın (TCK 217/A, 299, 301) terör suçlarıyla da hiçbir ilgisi olmayıp İstanbul Savcılığı görev yönünden de yetkisizdir."
NE OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Alican Uludağ hakkında sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle "cumhurbaşkanına alenen hakaret" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla resen soruşturma başlatmıştı. Ankara’daki evinden gözaltına alınan Uludağ, İstanbul’a getirilmişti. İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla 20 Şubat'ta tutuklanmıştı. Ankara'da ikamet eden Uludağ'ın İstanbul'a götürülmesi hukukçular ve meslektaşları tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
VAN
Van'da olumsuz hava şartları nedeniyle il genelinde eğitime 1 gün ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamaya göre kentte kar yağışı, buzlanma ve sis etkisini sürdürüyor.
Olumsuz hava şartları nedeniyle kent genelinde ilk ve orta dereceli eğitim-öğretim kurumlarında (lise, halk eğitim, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri dahil) eğitime ara verildi.
Engelli, hamile kamu personeli ile 0-6 yaş çocuğu olan kamu çalışanı anneler de idari izinli sayılacak.
TUNCELİ
Tunceli’de kar yağışı nedeniyle Ovacık, Nazımiye ve Pülümür ilçelerinin tamamında, Hozat ilçesinde taşımalı eğitime ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada söz konusu ilçelerde olumsuz hava şartlarının etkili olduğu belirtildi. Yağış ile oluşabilecek risklerin önüne geçilmesinin amaçlandığı bildirilen açıklamada şunlar kaydedildi:
“İlçe Hıfzıssıhha Kurullarınca alınan kararlar doğrultusunda Pülümür, Ovacık ve Nazımiye ilçelerimizde resmi ve özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında 27 Şubat Cuma günü eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Hozat ilçemizde ise taşımalı eğitime aynı tarihte 1 gün süreyle ara verilmiştir.”
ERZURUM
Erzurum Valisi Aydın Baruş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada kentte kar yağışının etkili olduğunu bildirdi.
Baruş şunları kaydetti:
"İlimizde etkili olan kar yağışının devam etmesi, soğuk hava sebebiyle yollarda don ve buzlanma oluşması nedeniyle cuma günü Aziziye, Palandöken ve Yakutiye ilçelerimizde bulunan resmi ve özel anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Aynı tarihte hamile ve engelli kamu personelimiz de 1 gün süreyle idari izinli sayılacaktır. Diğer ilçelerimize ilişkin kararlar kaymakamlıklarımız tarafından alınacaktır. Öğretmenlerimize ve öğrencilerimize iyi tatiller diliyorum."
TRABZON
Trabzon'un Düzköy, Tonya, Çaykara, Maçka ve Dernekpazarı ilçelerinde tüm; Hayrat, Vakfıkebir, Arsin ve Şalpazarı ilçelerinde ise taşımalı eğitim yapılan okullarda, Yomra, Çarşıbaşı ve Araklı ilçelerinin yüksek kesimlerindeki bazı okullarda devam eden yoğun kar yağışı ve olumsuz hava koşullarına bağlı olarak eğitime bir gün ara verildi.
ORDU
Ordu Valiliğinden yapılan açıklamada kentin iç kesimlerinde devam eden yoğun kar yağışı nedeniyle Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çaybaşı, Gölköy, Gürgentepe, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, İkizce, Mesudiye ve Ulubey ilçelerinin tamamında; Fatsa, Ünye, Perşembe ve Altınordu ilçelerinde de bazı okullardaki taşımalı eğitime ara verildiği bildirildi.
Açıklamada kamu kurumlarında çalışan hamile, engelli ve ağır kronik hastalığı olan personel ile çocuğu anaokulu ve kreşlere devam eden kadın personelin de idari izinli sayılacağı kaydedildi.
ERZİNCAN
Erzincan'da olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada kent genelinde kar yağışının etkili olduğu belirtildi.
Yağış nedeniyle bazı risklerin oluşabileceği aktarılan açıklamada, "Özellikle ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklar ve trafik güvenliği yönünden doğacak riskler göz önüne alınarak ilimiz genelinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi, özel tüm örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, Kur'an kurslarında, kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı kreş ve gündüz bakımevi ile çocuk kulüplerinde 27 Şubat Cuma günü eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir." ifadesi kullanıldı.
GÜMÜŞHANE
Gümüşhane'de olumsuz hava koşulları nedeniyle cuma günü il genelinde eğitime ara verileceği bildirildi.
Valilikten yapılan açıklamada meteorolojik tahminlere göre il genelinde başlayan kar yağışının aralıklarla devam edeceği ve hava sıcaklığındaki düşmenin özellikle sabah saatlerinde buzlanmalara neden olacağı belirtildi.
Kış koşulları sebebiyle ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklar nedeniyle il merkezi ve ilçelerde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren her tür ve derecedeki resmi, özel örgün ve yaygın eğitim kurumları ile resmi ve özel kreşlerde de eğitime ara verildiği ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Ayrıca kamu kurum ve kuruluşları çalışanlarından hamile, engelli, malul ve ağır kronik hastalığı bulunan personel ile çocuğu kreş, anaokulu ve ilkokula devam eden kadın personel (sağlık, güvenlik veya 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personelin durumu ilgili birim amirleri tarafından değerlendirilecektir) 27 Şubat 2026 Cuma günü idari izinli sayılacaklardır."
SİVAS
Sivas’ın Akıncılar, Şarkışla, Yıldızeli, Kangal ve Koyulhisar ilçelerinde beklenen yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle eğitime 1 gün ara verildi.
Akıncılar Kaymakamlığı tarafından yapılan duyuruda, "İlçemizde beklenen yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle eğitime 27 Şubat Cuma günü bir gün süreyle ara verilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Koyulhisar Kaymakamlığı’ndan yapılan duyuruda, "İlçe hıfzıssıhha kurulu kararıyla ilçemiz genelinde etkili olan kar yağışı, tipi ve buzlanma nedeniyle 27 Şubat Cuma günü eğitim ve öğretime 1 gün süreyle ara verildi" denildi.
Şarkışla Kaymakamlığından yapılan açıklamada ilçe genelinde devam eden olumsuz hava koşulları nedeniyle ulaşımda oluşabilecek risk ve tehlikelere karşı tedbir amacıyla taşımalı eğitim, özel eğitim ile köy ve beldelerdeki okullarda yarın eğitim-öğretime ara verildiği bildirildi.
Yıldızeli Kaymakamlığından yapılan açıklamada ise olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitim ile köy ve belde okullarında eğitime 1 gün ara verildiği belirtildi.
Kangal Kaymakamlığı da ilçe genelinde beklenen yoğun kar yağışı, tipi ve buzlanma riskinden dolayı taşımalı merkezli okullarda ve özel eğitim sınıflarında taşımalı eğitime yarın ara verildiğini duyurdu.
MALATYA
Malatya'nın Arapgir ve Akçadağ ilçelerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitime ara verildi.
Arapgir ve Akçadağ kaymakamlıklarının sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamaya göre yoğun kar yağışı sonrasında meydana gelen tipi ve buzlanmanın gece saatlerinden itibaren etkisini artırması bekleniyor.
Ulaşımda meydana gelebilecek aksamalara neden olmamak için yarın Akçadağ ve Arapgir ilçelerinde taşımalı eğitime ara verildi.
ŞIRNAK
Şırnak'ta kar yağışı ve buzlanma nedeniyle eğitime ara verildi.
Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada yoğun kar yağışı ve buzlanma dolayısıyla resmi ve özel kreşler, anaokulları, ilkokul, ortaokul ve liseler, mesleki eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri bünyesindeki kurslar, özel öğretim kursları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitime ara verildiği bildirildi.
Açıklamada malul ve engelli kamu çalışanları ile ağır kronik rahatsızlığı bulunan ve hamile personelin idari izinli sayılacağı, ayrıca kreş, anaokulu ve özel eğitim kurumlarına devam eden çocuğu bulunan kadın kamu çalışanlarının da idari izinli olacağı kaydedildi.
AĞRI
Ağrı'da yoğun kar yağışı nedeniyle il genelindeki okullarda eğitim ve öğretime cuma günü ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada meteoroloji verilerine göre cuma günü il genelinde etkili olması beklenen kar yağışı dolayısıyla kentteki tüm okullar, özel eğitim kurumları, kreşler, Kur'an kursları ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim ve öğretime bir gün ara verildiği belirtildi.
Açıklamada hamile ve engelli kamu çalışanları, çocuğu kreş ve anaokuluna giden anneler ile kronik rahatsızlığı olan personelin de izinli sayılacağı ifade edildi.
BİTLİS
Bitlis'te olumsuz hava koşulları nedeniyle il genelinde eğitime bir gün ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada il genelinde yoğun kar yağışının sürdüğü ve sıcaklık düşüşüne bağlı buzlanma riskinin bulunduğu belirtildi.
Açıklamada şunları kaydedildi:
"Öğrenci ve vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği göz önünde bulundurularak 27 Şubat Cuma günü il genelinde bir gün süreyle tüm okullar, örgün ve yaygın eğitim kurumları, özel eğitim kurumları, kreşler, Kur'an kursları ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim-öğretime ara verilmiştir. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan 0-6 yaş arası çocuğu bulunan anneler, malul, hamile ve engelli çalışanlar ile kronik rahatsızlığı bulunan personel idari izinli sayılacaktır. Hizmetin niteliği gereği 24 saat esasına göre çalışan kurumlarda gerekli tedbirler birim amirlerince alınacaktır."
BİNGÖL
Bingöl'de etkili olan kar nedeniyle Adaklı, Karlıova, Kiğı, Yayladere ve Yedisu ilçelerinde eğitime bir gün ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamaya göre 5 ilçede kar yağışı ve olumsuz hava koşulları devam ediyor.
Oluşabilecek risklere karşı tedbir amacıyla Adaklı, Karlıova, Kiğı, Yayladere ve Yedisu'da yarın okullar tatil edildi.
İl merkezi ve merkeze bağlı köy okullarında da taşımalı eğitime bir gün ara verildi.
Ayrıca 5 ilçedeki engelli ve hamile kamu görevlileri de yarın idari izinli sayılacak.
KAHRAMANMARAŞ
Kahramanmaraş'ın 5 ilçesinde yoğun kar yağışı ve buzlanma nedeniyle eğitime bir gün ara verildiği bildirildi.
Kaymakamlıklardan yapılan açıklamalarda olumsuz hava koşulları nedeniyle Elbistan, Ekinözü, Nurhak, Afşin ve Göksun ilçelerinde eğitim ve öğretime ara verildiği belirtildi.
Açıklamalarda kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamile, engelli ve kronik hastalığı bulunan personelin de idari izinli sayılacağı kaydedildi.
ARDAHAN
Ardahan'da olumsuz hava koşulları nedeniyle il genelinde eğitime ara verildi.
Valilikten yapılan açıklamada kar yağışı nedeniyle cuma günü il genelinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı tüm resmi-özel, örgün ve yaygın eğitim kurumları, rehabilitasyon merkezleri ve Kur’an kurslarında eğitim ve öğretime bir gün ara verildiği belirtildi.
Açıklamada kamu kurumlarında görev yapan hamile, engelli ile anaokulu ve kreşlere devam eden çocuğu bulunan kadın personelin bir gün idari izinli sayılacağı aktarıldı.
BAYBURT
Bayburt’ta devam eden yoğun kar yağışı ve buzlanma riski nedeniyle il genelinde eğitime verilen aranın süresi bir gün daha uzatıldı. Bayburt Valiliği, 27 Şubat 2026 Cuma günü tüm eğitim kurumlarında ders yapılmayacağını duyurdu.
Valilik tarafından yapılan bilgilendirmede olumsuz hava şartlarının ulaşımda aksamalara yol açabileceği değerlendirilerek tedbir kararı alındığı belirtildi. Resmi ve özel okulların yanı sıra kurslar, kreşler ve rehabilitasyon merkezlerinde de eğitim faaliyetlerine ara verildiği bildirildi.
Açıklamada ayrıca kamu kurumlarında görev yapan hamile, engelli ve ağır kronik rahatsızlığı bulunan personel ile çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden kadın çalışanların idari izinli sayılacağı kaydedildi.
Emeklilerin yılda iki defa aldığı bayram ikramiyesine ilişkin yeni çalışma Meclis'e gelmek için gün sayıyor. Ak Parti, emeklilerin bayram ikramiyesine zam öngören düzenlemenin de yer aldığı düzenleme üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Teklifin pazartesi günü Meclis Başkanlığına sunulması hedefleniyor.
YÜZDE 25'LİK ZAM ÖNERİSİ
Etki analizlerinin yapıldığı çalışmada, genel kanaatin yüzde 25’lik bir zam yapılarak 4 bin lira olan ikramiyenin 5 bin liraya çıkartılması yönünde.
DEPREM KONUTLARI İÇİN TAPU MÜJDESİ
Torba kanun teklifinde ayrıca deprem konutlarıyla ilgili de bir düzenleme üzerinde çalışılıyor. Konutların peşin ödemelerinde yüzde 74 indirim sağlanması ve 484 bin lira ödendiğinde tapu verilmesinin önü açılacak.
Mevcut durumda ödemeler bitmeden tapu verilmiyor.
SONAR Araştırma Şirketi'nin son seçim anketinin sonuçları sızdı.
SONAR Araştırma'nın son anket sonuçlarına göre CHP yüzde 34,2'lik oy oranıyla birinci sıradaki yerini korudu.
AKP'nin oyu ise yüzde 31,1 olarak ölçüldü.
Ankete göre yüzde 7'lik seçim barajını aşabilen 3'üncü parti ise yüzde 9 ile DEM Parti oldu.
MHP, İYİ Parti'nin gerisine düşerken Anahtar Parti'nin oy oranı da dikkat çekti.
Araştırmaya göre siyasi partilerin oy oranları şöyle:
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'le ilgili soruşturma dosyalarında sıkça adı geçen Microsoft'un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi (CEO) Bill Gates, Epstein ile vakit geçirdiği için vakıf çalışanlarından özür diledi.
Bill Gates, çalışanlarıyla yaptığı bir toplantıda, geçmişte Jeffrey Epstein ile kurduğu ilişki nedeniyle sorumluluk aldığını ve bunun “büyük bir hata” olduğunu söyledi.
Yeni açıklanan belgelerde, Bill Gates’in, Epstein’la görüşmelerinin onun hüküm giymesinden sonra da devam ettiği ortaya çıkmıştı.
Reuters’ın aktardığına göre Gates, vakıf çalışanlarıyla yaptığı toplantıda geçmişteki kararlarından dolayı pişmanlık duyduğunu söyledi. Epstein’la kurduğu ilişkinin hem kendisi hem de vakıf için ciddi bir hata olduğunu kabul etti.
Vakıf yetkilileri, Epstein’ın hiçbir zaman vakıfta resmi bir rolü olmadığını ve kuruma fon sağlamadığını vurguladı.
The Wall Street Journal tarafından incelenen toplantı kaydına göre Gates, Epstein’ın suçlarına katılmadığını belirterek, “Yasadışı hiçbir şey yapmadım. Yasadışı hiçbir şey görmedim” dedi.
İzmir Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, İzmir Körfezi'nde midyelerde hepatit A ve norovirüs tespit edildiği iddialarına ilişkin, "Haberlere konu edilen bölgeler Bakanlığımızın izleme ve sınıflandırma sistemi içerisinde yer almamaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
Müdürlükten yapılan açıklamada, son günlerde İzmir Körfezi'nde midyelerde hepatit A ve norovirüs tespit edildiğine ilişkin haberler üzerine kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacının doğduğu belirtildi.
Resmi izleme programları kapsamında İzmir İç Körfez'de onaylı midye avcılığı veya yetiştiriciliği alanının bulunmadığı vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Haberlere konu edilen bölgeler Bakanlığımızın izleme ve sınıflandırma sistemi içerisinde yer almamaktadır. İlimizde belirlenmiş üretim alanlarında ise kara midye ve akivades türleri düzenli olarak analiz edilmekte, mikrobiyolojik ve kimyasal kontroller yapılmaktadır. Bu alanlardan elde edilen ürünler, üretim alanının sınıfına göre arındırma veya ısıl işlemden geçirilmeden doğrudan piyasaya sunulmamaktadır. İzmir Körfezi'nin belirli iç kesimlerinde midye avcılığı yasaktır. İzinsiz ve izlenmeyen alanlardan yapılan avcılık faaliyetleri yasa dışı olup, 7/24 denetlenmekte ve gerekli idari işlemler uygulanmaktadır."
Açıklamada, urttaşların yalnızca onaylı ve güvenilir satış noktalarından temin edilen su ürünlerini tercih etmelerinin önem arz ettiği kaydedildi.
NE OLMUŞTU?
Dokuz Eylül Üniversitesi ve Adnan Menderes Üniversitesi iş birliğiyle, TÜBİTAK destekli yürütülen çalışmada İzmir Körfezi’nden alınan midyelerde ciddi viral bulaş saptanmış, örneklerin yaklaşık üçte birinde Hepatit A ve norovirüs tespit edilmişti.
Galatasaray'ın unutulmaz futbolcularından Hakan Balta'nın oğlu Çağrı Hakan Balta, sarı-kırmızılı kulübün altyapısından yetişti.
17 yaşındaki futbolcu, sürpriz bir şekilde Galatasaray'dan ayrılarak ezeli rakip Fenerbahçe'ye imza attı.
Sarı-lacivertlilerle ilk idmanına çıkan genç futbolcu ile ilgili dikkat çeken bir haber gündeme geldi.
beIN SPORTS'un haberine göre Çağrı Hakan Balta, bu sezon Fenerbahçe formasıyla herhangi bir maçta forma giyemeyecek.
Haberin devamında Balta'nın Fenerbahçe Futbol A Takımı ile sadece antrenmanlara çıkacağı, herhangi bir maçta forma giyemeyeceği aktarıldı.
Fenerbahçe ve Çağrı Hakan Balta arasındaki profesyonel bağlantının, ailesinin muvaffakiyle antremanlara çıkması şeklinde olduğu aktarıldı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Bahçeli'nin gündeminde Milli Eğitim Bakanlığı'nın ramazan ayı genelgesi de vardı.
Türkiye'de hiçbir vatandaşın ayrımcılığa uğramadığını söyleyen Bahçeli, "Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk neyse Kürt odur, Kürt ne ise Türk de aynısıdır." diye konuştu.
"SIRA HUKUKİ DÜZENLEMELERDE"
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun üstlendiği tarihi rolle tabuları yıktığını söyleyen Bahçeli, süreçte sıranın artık hukuki düzenlemelerde olduğunu kaydetti.
Bahçeli bu konuda bir de uyarıda bulundu. Af ve cezasızlık algısına prim verilmemesi gerektiğini vurgulayan MHP lideri, "Adalet duygusunu zedelemeden silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir." diye konuştu.
ABD ile İran arasındaki savaş gerilimine ilişkin, "ABD'nin İran'a saldırması coğrafyaların ayarını bozacak, yaygın bir savaş döneminin kapısını kıra kıra açacaktır." diyen Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinin önemine vurgu yaptı.
"KCK DERHAL FESHEDİLMELİ"
"Dışımız kayarken, içimizi kaynaştırmalıyız. İçimizde birbirimiz yarı, yareni olmalıyız." diyen MHP lideri, terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2024'te yaptığı açıklamaya atıfta bulunup, "Çağrısı aynı şekilde KCK'yı da bağlamaktadır. Örgütün feshi, derhal sağlanmalıdır." dedi.
MEB'İN RAMAZAN GENELGESİNE DESTEK
MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasında Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullara gönderdiği ramazan ayı genelgesine de değindi.
Genelgeyi desteklediğini söyleyen Bahçeli, Bakan Yusuf Tekin ve bakanlık personelini tebrik etti.
Genelge üzerinden bakanlığa dönük eleştirilere tepki gösteren Bahçeli, "Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en küçük bir delil göreniniz var mıdır? 'Gericilik' diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir?" ifadelerini kullandı.
Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar
"- Ramazanın maneviyat iklimindeyiz. Ramazan ayının mübarek adabını yeni yetişen nesillere öğretilmeli.
- Bir türlü anlamadığımız esas şudur; manevi erimenin küresel salgın halini aldığı, her cepheden tehditler savurduğu bugünkü dünyanın alacakaranlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık. Ölen öldü, kaybolan kayboldu, kalanlar bizim mi deseydik?
- Bu bahsi neden açtığımı elbette izah edeceğim. Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat'ta Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında bir genelge yayımladı. Yerinde bir adımla, doğrusunu yapmıştır. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en küçük bir delil göreniniz var mıdır? 'Gericilik' diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir?
CHP'YE RAMAZAN GENELGESİ TEPKİSİ
- CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yöneticileri bir anlatsın da öğrenelim. Din düşmanı olmayıp, yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren çürük aydınlar ne istediklerini hele bir söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur? Allah'a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz.
"GENELGEYİ SONUNA KADAR DESTEKLİYORUM"
- Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımlanan ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum.
- Türkiye Cumhuriyeti devleti Ankara'dan yönetilen üniter devlet yapısına, milli devlet yapısına, inançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği laik devlet yapısına dayanmaktadır. Bu yapı kurucu kahramanlar tarafından mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde koyulmuştur. Bundan dönüş yok. Taviz söz konusu değildir. Cumhuriyet'in 103 yıllık tarihi bu ilkeleri benimsemekte zorlananların zaman zaman beyhude çıkışlarına şahit olmuştur. Bu girişimler her defasında lanetlenmiştir.
"ÜLKEMİZDE TÜRK NEYSE KÜRT ODUR"
- Hiçbir vatandaşımız bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir. Bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini asla bulamazsınız. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkisinde bulunan bir kısım zevatın ön yargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk neyse Kürt odur, Kürt ne ise Türk de aynısıdır.
- Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'dir. Milletimiz Türk milleti, terörsüz Türkiye hedefiyle devlet ve millet kudreti teyit edilmiş, yıkılamaz kardeşlik şuuru güncellenerek yeni yüzyılın rotası belirlenmiştir. Siyasi partilerin büyük çoğunluğu meseleye duyarlı yaklaşmışlardır. Komisyon 20 toplantı yapmış, bilgi ve görüşlere başvurmuş nihayet hazırlığı yapılan rapor tamamlanmıştır. Rapor, kabul edilmiştir.
- Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili gayret ve girişimlerin en önemli ayağı raporla teşekkül etmiştir. Demokratik, katılımcı bir anlayışla kurulan komisyon, üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmıştır. Kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Devir Türk ve Türkiye devridir.
"SIRAYI SİYASİ VE HUKUKİ DÜZENLEMELER ALDI"
- Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Bundan sonra nelerin yapılacağı raporda takdim edilmiştir. Bulanık suda balık avlayanlar iyi dinleyin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır. Bölgesel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği bir dönemde tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiştir. Demokrasimiz daha da güçlenecektir.
"AF VE CEZASIZLIK ALGISINA PRİM VERİLMEMELİ"
- Adalet duygusunu zedelemeden silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir. İhtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir. Süreci ve sonrasını yönetecek bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması ayrıca önemli ve kıymetlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden yasal düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir.
"KCK'NİN FESHİ DERHAL SAĞLANMALI"
- Dışımız kayarken, içimizi kaynaştırmalıyız. İçimizde birbirimiz yarı, yareni olmalıyız. PKK'nın kurucu önderinin büyük payı vardır. Çağrısı aynı şekilde KCK'yı da bağlamaktadır. Örgütün feshi, derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı demokratik bir eşiktir, o halde bundan sonrası yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?
"İKİ AHMET MAKAMLARINA OTURMALI"
- Kayyum meselesi demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli; iki Ahmet'in makamlarına oturması sağlanmalı. Biz yer yüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız, başka merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorumları savunmak, küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır."
ABD'de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan belgelerin yankıları sürüyor.
Yerel basındaki haberlere göre, belgelerde Epstein ile birçok kez "müstehcen yazışmalarda" bulunduğu görülen Attia, CBS News kanalındaki yorumculuk görevinden istifa etti.
Doktorun sözcüsü, yaptığı açıklamada, Attia'nın CBS News kanalındaki görevinin yeni olduğunu ve "henüz anlamlı bir şekilde başlamadığını" belirterek, Attia'nın kanalda yürütülen önemli çalışmalarda "dikkat dağınıklığı yaratmamak" için geri çekildiğini belirtti.
DOSYALARDA BİRÇOK ÜNLÜ İSİM VAR
18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi'ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019'da ölü bulunmuştu.
Açıklanan Epstein dava dosyalarında eski Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.
ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) da ABD Adalet Bakanlığı ile yaptığı inceleme sonucunda, ünlü isimlerden oluşan "müşteri listesi"nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein'in ise aslında hücresinde intihar ettiği neticesine varıldığını açıklamıştı.
Son yıllarda artan uçuş iptalleri ve uzun süreli rötarlar, milyonlarca Türk yolcunun ciddi mağduriyet yaşamasına neden oluyor. Ancak çoğu yolcu, hava yolu şirketlerinden doğan tazminat haklarının farkında olmadığı için herhangi bir başvuruda bulunmadan bu süreci kapatıyor.
Türkiye’de bu alandaki hak kayıplarını önlemek amacıyla kurulan yerli hukuk teknolojisi girişimi ucustazmin.com, Türk yolcuların ulusal ve uluslararası mevzuattan doğan haklarını etkin şekilde kullanabilmeleri için faaliyet gösteriyor.
Yolcuların %90’ı Haklarını Bilmiyor
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün (SHGM) yürürlükteki SHY-YOLCU Yönetmeliği ile Avrupa Birliği’nin EC 261/2004 sayılı regülasyonu kapsamında;
Uçuş iptali
3 saat ve üzeri gecikmeler
Uçağa kabul edilmeme
Bağlantılı uçuş kaçırma
gibi durumlarda yolcuların 100 € ile 600 € arasında değişen tazminat hakları bulunuyor.
Ancak yapılan saha analizlerine göre Türkiye’de uçuş mağduriyeti yaşayan yolcuların yaklaşık %85-90’ı bu haklardan haberdar değil veya başvuru sürecinin karmaşıklığı nedeniyle hak talebinde bulunmuyor.
Hukuk ve Teknolojiyi Birleştiren Yeni Model
Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mete Yılmaz tarafından kurulan ucustazmin.com, klasik başvuru yöntemlerinden farklı olarak hukuk ve teknolojiyi entegre eden bir yapı ile yolcular adına süreci baştan sona yürütüyor.
Girişim;
Yolcu adına başvuru yapılması
Havayolu ile resmi yazışmaların yürütülmesi
SHGM ve Tüketici Hakem Heyeti başvuruları
Gerekli hallerde icra ve dava süreçlerinin takibi
gibi tüm hukuki işlemleri üstlenerek, yolcuların bireysel olarak karşı karşıya kalacağı teknik ve bürokratik engelleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.
“Türk Yolcusunun Hakkını Sistemli Şekilde Koruyoruz”
Konuya ilişkin açıklamada bulunan ucustazmin.com Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mete Yılmaz, şunları söyledi:
“Her yıl binlerce Türk yolcu, uçuş gecikmeleri veya iptaller nedeniyle ciddi mağduriyet yaşıyor. Ancak çoğu vatandaşımız, ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında ciddi bir tazminat hakkına sahip olduğunun farkında değil.
ucustazmin.com olarak amacımız; Türk yolcusunun hakkını sistemli, hukuki ve sürdürülebilir bir modelle korumak ve vatandaşlarımızın havayolu şirketleri karşısında yalnız kalmasının önüne geçmektir.”
Yerli LegalTech Ekosistemine Katkı
ucustazmin.com, yalnızca bireysel tazminat süreçlerini yürütmekle kalmayıp aynı zamanda Türkiye’de gelişmekte olan hukuk teknolojileri (LegalTech) alanına da katkı sunmayı amaçlıyor.
Girişim, önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli analiz sistemleri ile uçuş verilerini otomatik olarak tarayarak, mağduriyet yaşayan yolculara proaktif şekilde ulaşmayı ve hak taleplerinin daha hızlı sonuçlandırılmasını hedefliyor.
Uçuşunuzda gecikme veya iptal yaşadıysanız, tazminat hakkınızı saniyeler içinde sorgulamak için www.ucustazmin.com adresini ziyaret edebilir, başvurunuzu kolayca oluşturabilirsiniz.
Hak kaybı yaşamamak için uçuş bilgilerinizi şimdi kontrol edin.
Eyüpsultan’da 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci davasında anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur hakkında 10'ar yıl hapis cezası talep edildi.
Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği olaya ilişkin yürütülen ilk soruşturma tamamlandı.
Şüpheli Timur Cihantimur’u olay yerinden uzaklaştırdıkları ve delilleri kararttıkları iddia edilen anne Eylem Tok ile baba Bülent Cihantimur’un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli hakkında “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ve “Suçluyu kayırma” suçlarından 10’ar yıla kadar hapis cezası talep edildi.
NE OLMUŞTU?
Eyüpsultan'da 1 Mart'ta 2023'te meydana gelen olayda, seyir halindeki 3 ATV aracından biri arızalanmış ve yol kenarına çekilmişti.
Araç tamir edilmeye çalışılırken aynı yönde ilerleyen iki araçtan birisi buradaki 3 ATV'ye çarpmış ve yaralanan 5 kişiden Oğuz Murat Aci yaşamını yitirmişti.
Kazaya neden olan 17 yaşındaki sürücü Timur Cihantimur'un annesini araması üzerine olay yerine gelen Eylem Tok, oğlunu önce Mısır'a, daha sonra ise ABD'ye kaçırmıştı. Boston'da gözaltına alınarak tutuklanan Cihantimur ve Tok, Türkiye'ye iade edildi ve yargılanmalarına Türkiye'de devam ediyordu.
İngiltere'de devlet sırlarını ABD'li cinsel istismar suçlusu Jeffrey Epstein ile paylaşmakla suçlanan eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson, tutuklandı.
ABD Adalet Bakanlığı'nın şeffaflık yasası çerçevesinde kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesi kurmakla suçlanan ve cezaevinde ölü bulunan ABD'li milyarder Jeffrey Epstein'e yönelik 30 Ocak'ta yayınladığı yeni belgelerin İngiltere'de yankıları sürüyor.
İngiliz siyasetinin kilit isimlerinden Peter Mandelson, yayınlanan son Epstein belgelerinde devlete ait hassas bilgileri sızdırmış olabileceğinin ortaya çıkmasının ardından emekliye ayrıldığını açıklamıştı.
İngiliz polisi, Lord Mandelson'ın finansal açıdan hassas bilgileri, fuhuş kanalıyla Batı dünyasının en etkili iş adamları ve siyasetçileriyle karanlık ilişkiler kurduğuna inanılan Epstein'e aktardığına ilişkin suçlamalar konusunda soruşturma başlattı.
75 BİN DOLAR PARA ALDIĞI ORTAYA ÇIKMIŞTI
ABD'de 9 Eylül 2025'te ortaya çıkan yazışmalarda, İngiltere'nin Washington Büyükelçiliği görevine Şubat 2025'te başlayan Mandelson'ın, Epstein'e "en iyi dostum" diye hitap ettiği ortaya çıkmıştı.
İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen şike ve bahis operasyonunda gözaltına alınan 32 şüpheli adliyeye sevk edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, ülkede yasal bahis sitelerinde, rakip lehine, gol içerikli ve oyuncu yönünden oynanan bahisler kapsamında kuponu olan kulüp yöneticilerine yönelik düzenlenen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 32 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi.
4 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
32 şüphelinin 11’i tutuklama istemi ile nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Sevk edilen isimlerden 4'ü tutuklandı, 28 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
TUTUKLANAN İSİMLER
Giresunspor yöneticileri Mustafa Tütüncü, Tahsin Çoban, Ferhat Karademir ve Konyaspor yönetcisi Osman Serper tutulanarak cezaevine gönderildi.
1 şüpheli hakkında arama çalışmaları devam ediyor.
33 ŞÜPHELİNİN BAHİS HESABI OLDUĞU TESPİT EDİLMİŞTİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, kamuoyunda "futbolda bahis-şike" olarak bilinen soruşturma kapsamında profesyonel futbol liglerinde mücadele veren futbol kulüplerinin yöneticileri hakkında yapılan araştırma sonucunda 33 şüphelinin bahis hesabı bulunduğu ifade edilmişti.
Özellikle yöneticisi olduğu takım ile başka bir takım arasındaki futbol müsabakası sırasında rakip takıma bahis oynadığı tespit edilen 33 şüpheli hakkında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 11. maddesine muhalefet (şike ve teşvik primi) iddiasıyla İstanbul merkezli farklı illerde 33 farklı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği belirtilen açıklamada, 32 zanlının yakalandığı, 1 şüpheliyi arama çalışmalarının sürdüğü kaydedilmişti.
GÖZALTI KARARI VERİLEN İSİMLER
Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen isimler şöyle:
Adana Demirspor yöneticileri Abdullah Sancak, Burhan Serkan Kalmaz ve İhsan Çetinkaya,
Ankaragücü yöneticisi Adem Başbilen,
Yeni Malatyaspor yöneticisi Ahmet Topdağ,
Antalyaspor yöneticileri Tuncay Gülel, Cem Koç, Cesur Burak Akar, Aytaç Altay ve Bahadır Haktanır,
Bodrumspor yetkilisi Caner Tuna, Göztepe yöneticisi Enes Memiş,
Giresunspor yöneticileri Erdinç Hıdımoğlu, Ersin Sarıkaya, Ferhat Karademir, Gürkan Temür, Mustafa Tütüncü, Osman Topal, İbrahim İnaç ve Tahsin Çoban,
Konyaspor yöneticileri Hakan Faydasıçok, Yunus Emre Demirkol, Osman Öztürk ve Osman Serper,
Alanyaspor yöneticileri Hüsamettin Akyüz ve Hüseyin Gümrükcüler,
Denizlispor yöneticileri Hüseyin Sorudak ve Yavuz Cinkaya,
Konyaspor yöneticileri Kamil Yücel ve Muhammet Ali Atasever,
Kocaelispor yöneticisi Orhan Dönmez,
Gençlerbirliği yöneticisi Süleyman Yurtseven,
Sivasspor yöneticisi Yasin Ocak.
Konyaspor'un konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Söz konusu adli süreç, Kulübümüz tarafından yakından ve titizlikle takip edilmekte olup gelişmeler kamuoyu ile şeffaflık ilkesi doğrultusunda paylaşılacaktır." demişti.
NELER YAŞANDI?
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı (TFF ) İbrahim Hacıosmanoğlu'nun 27 Ekim 2025 tarihinde "371 hakemin bahis hesabı bulunduğu ve 152'sinin aktif olarak bahis oynadığının tespit edildiği" şeklindeki basın açıklamasının ihbar kabul edilmesiyle operasyonlar başlamıştı.
Eyüpspor Başkanı dahil olmak üzere birçok futbolcu ve kulüp yöneticisi tutuklanmıştı.
Almanya'dan Türkiye'ye gelen Böcek ailesinin dört ferdinin hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada 6 şüpheli hakkında 2 yıldan 22,5 yıla kadar değişen oranlarda hapis istemiyle düzenlenen iddianame kabul edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak, Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı hakkında “Bilinçli Taksirle Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olma” suçundan 3 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.
Rustemsha Batyrov hakkında ise ‘Taksirle ölüme neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis istenmişti.
SANIKLAR 21 NİSAN'DA HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK
İddianamenin, İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken mahkeme heyeti, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Sanıklar, 21 Nisan'da hakim karşısına çıkacak.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fatih'te konakladıkları otelde fenalaşan Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek'in hastanede yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturma tamamlanmıştı.
Hazırlanan iddianamede Fatih'te 13 Kasım 2025'te yaşanan zehirlenme olayında Çiğdem Böcek, Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek'in zehirlenme sonucu hayatlarını kaybettiği ve aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in 17 Kasım 2025'te hayatını kaybettiği anlatılmıştı.
Şüpheliler ilaçlama firmasının sahibi şüpheli Zeki Kışı, oğlu Serkan Kışı, şirket çalışanı Doğan Cağferoğlu, otel sahibi Hakan Oğlak ve resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22,5 yıla kadar hapisle ayrı ayrı cezalandırılmaları istenmişti.
İddianamede Rustemsha Batyrov'un ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapsi talep edilmişti.
Öte yandan, şüpheliler Fatih Tektaş, Mahmut Keser, Fahri Mustafa Orel, Ercan Erdoğan ve Yusuf Dalkılıç hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" ile "taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma" suçlarından, şüpheliler Doğan Cağferoğlu, Zeki Kışı, Serkan Kışı, Hakan Oğlak, Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle yaralama" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verilmişti.
Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.
İran ile ABD arasında tansiyon düşmüyor. İki ülke yetkilileri arka arkaya açıklamalar yapıyor. Müzakerelerde yeterli ilerleme kaydedilemezken ABD'nin de Ortadoğu'ya askeri yığınağı artırdığına yönelik haberler dünya basınında yer alıyor.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, İran'la bir anlaşma sağlanamaması durumunda olası askeri saldırı hazırlıkları konusunda Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibiyle ve diğer ilgili kişilerle sürekli temas halinde olduğu açıklandı.
Beyaz Saray Sözcü Karoline Leavitt, bugün müzakerelerle ilgili basın bilgilendirmesinde ilerleme olduğunu ancak anlaşmadan epey uzak olunduğunu kaydetti. Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump'ın önceliğinin "diplomasi" olduğunu söyledi ve "İran'ın, Başkan Trump ve bu yönetimle bir anlaşma yapması çok akıllıca olur" dedi.
ABD'nin İran'la ilgili atacağı adımlar konusunda herhangi bir takvim paylaşmayacaklarını ifade etti.
Bu arada ABD Başkanı'nın da konuyla ilgili açıklamaları sürüyor. Trump, TruthSocial'dan açıklama yaparak Diego Garcia Adası'ndaki Amerikan üssünün İran'a saldırıda kullanılabileceğini ifade etti. Trump, "İran bir anlaşma yapmamaya karar verirse, ABD'nin, son derece istikrarsız ve tehlikeli bir rejimin potansiyel saldırısını ortadan kaldırmak için Diego Garcia'yı ve Fairford'da bulunan hava üssünü kullanması gerekebilir" dedi.
Trump şu ifadeleri kullanmıştı:
"Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’a, ülkeler söz konusu olduğunda kira sözleşmelerinin iyi bir fikir olmadığını ve Hint Okyanusu’nda stratejik bir konumda bulunan Diego Garcia üzerinde “hak, mülkiyet ve menfaat” iddiasında bulunan her kimseyle 100 yıllık bir kira sözleşmesine girerek büyük bir hata yaptığını söylüyorum.
Birleşik Krallık ile ilişkimiz güçlü ve köklüdür; uzun yıllardır böyledir. Ancak Başbakan Starmer, daha önce hiç bilinmeyen bazı oluşumların iddiaları nedeniyle bu önemli ada üzerindeki kontrolü kaybediyor. Bizim görüşümüze göre bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
Eğer İran bir anlaşma yapmamaya karar verirse, son derece istikrarsız ve tehlikeli bir rejimin potansiyel bir saldırısını — Birleşik Krallık’a ve diğer dost ülkelere yönelik olabilecek bir saldırıyı — bertaraf etmek için Amerika Birleşik Devletleri’nin Diego Garcia’yı ve Fairford’daki hava üssünü kullanması gerekebilir.
Başbakan Starmer, en iyi ihtimalle son derece kırılgan sayılabilecek 100 yıllık bir kira sözleşmesine girerek Diego Garcia üzerindeki kontrolü hiçbir nedenle kaybetmemelidir. Bu toprak Birleşik Krallık’tan alınmamalıdır; eğer buna izin verilirse, bu durum büyük müttefikimiz için bir leke olacaktır.
Birleşik Krallık için her zaman hazır, istekli ve muktedir şekilde mücadele etmeye hazırız; ancak onların da “woke” akımı ve karşılarına çıkarılan diğer sorunlar karşısında güçlü kalmaları gerekir.
İRAN CUMHURBAŞKANI PEZEŞKİYAN: BOYUN EĞMEYİZ
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, "Biz savaşmak istemiyoruz. Ancak zorla bir dayatma yapılırsa boyun eğmeyiz" dedi. İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Pezeşkiyan, çeşitli temaslarda bulunmak üzere gittiği Loristan eyaletinde sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldi. Pezeşkiyan burada yaptığı açıklamada, ABD'nin olası saldırısına ilişkin "ABD, Venezuela petrolünü ele geçirmek istediğini açıkça söyledi. Aynı şekilde Kanada ve diğer ülkelere karşı da benzer bir tutum içerisinde. Biz savaşmak istemiyoruz. Savaşı kenara bırakmamız gerektiği inancını taşıyorum. Ancak zorla bir dayatma yapılırsa boyun eğmeyiz" İfadelerini kullandı.
İSRAİL'DE YÜKSEK ALARM
ABD'nin İran'a olası saldırısının zamanı bilinmese de bunun yakın zamanda gerçekleşebileceği iddia ediliyor. Edinilen bilgiye göre İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı'na yüksek alarm durumuna geçilmesi talimatı verildi.
Söz konusu gelişmeyi İsrail basını duyurdu. ABD'nin olası saldırısında İran'ın misilleme olarak İsrail'i vurması bekleniyor. İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı ile sivil savunma ve acil durum birimlerine bu bağlamda "savaş hazırlığı" talimatı verildi.
Yedioth Ahronot gazetesi, İran'a saldırı ihtimali nedeniyle Netanyahu liderliğinde perşembe toplanacak İsrail güvenlik kabinesinin pazar gününe ertelendiğini yazdı. Gazete haberini İsrailli yetkililere dayandırdı.
Kanal 12 ise ABD'nin İran'a saldırı başlatması halinde İsrail'in de bu saldırılara katılacağına yönelik bilgi geçti. Haber üst düzey yetkililere dayandırıldı. Öte yandan üst düzey İsrailli bir yetkili de "Takvim daralıyor. Bu durum askeri hazırlık açısından da geçerli. Sonunda kararı verecek tek bir kişi var" dedi.
Galatasaray'ın golcü oyuncusu Victor Osimhen, doğup büyüdüğü köyünden dünya çapında bir golcü olmaya kadar uzanan hayatının en özel anlarını anlattı.
Victor Osimhen: "Lille’e transfer olduğumda, babamın sağlığı iyice bozulmaya başladı. Sürekli uzaktaydım. Sonra COVID’in başlarında hastaneye kaldırıldı. Ben Fransa’da, tamamen yalnız kalmıştım. Futbol durmuştu. Havalimanları kapalıydı. Nijerya’ya özel bir uçuş ayarlaması için menajerimi arayıp duruyordum. Hatta havacılık otoritelerinden iniş izni bile almıştım. Tek ihtiyacım olan şey, kulübün ve menajerimin gitmeme izin vermesiydi
Bekliyordum, bekliyordum, bekliyordum.
O ise giderek kötüleşiyordu.
Sonra paniklemeye başladım. Her saat başı arıyor, yalvarıyordum.
Ama işte o zaman futbolun karanlık yüzünü anlamaya başladım. İş tarafını.
Olay şu ki, beni satmak istiyorlardı. Bir transfer konuşuluyordu. Bu yüzden eski menajerim bana sürekli, ‘İşler karmaşık. Bekle. Sadece bekle,’ diyordu.
Delirmek üzereydim. Uyuyamıyordum. Bir sabah uyandım ve duş almak için telefonumu aşağıda bıraktım.
Asla unutmayacağım; duştan çıktım, yatağımın yanında her zaman duran annemin bir fotoğrafı vardı. Fotoğrafa baktım ve içime bir his çöktü. Ağlamaya başladım. Şunu düşündüm: Bir şeyler yolunda değil. Hiç değil.
Aşağı indim ve ailemden 20 cevapsız arama olduğunu gördüm. Kardeşimi FaceTime’dan geri aradım ve bana, ‘Kaybettik’ dedi.
Sonra kamerayı çevirdi ve babamı gösterdi.
‘Veda etmen lazım…’
Telefonu fırlattığımı hatırlıyorum; tamamen kontrolümü kaybettim. Evin altını üstüne getirdim. Her şeyi kırdım döktüm. Kendimde değildim. Çıkardığım gürültü yüzünden komşularım kontrol etmeye geldi. Komşularımı çok severim; Fransa’da yalnızken benim için bir aile gibiydiler. Adam beni sakinleştirmeye çalışıyordu, yaşamak için hâlâ çok şey olduğunu söylüyordu.
O gün 6–7 saat boyunca yanımda kaldı ve muhtemelen aptalca bir şey yapmamı engelledi.
İçimi en çok acıtan şey suçluluk duygusuydu. Çünkü babamın bütün çocukları ve torunları yanındaydı.
Yanında olmayan tek kişi bendim.
Çok öfkeliydim. Patladım.
Şöyle düşündüm: ‘Eğer futbol buysa, ne anlamı var? Ben sadece ailemin yanında olmak istiyorum.’
Eski menajerimi aradım ve, ‘Babamı defnetmeye gidebilir miyim?’ dedim.
O da, ‘Git. Ama cuma günü geri dön,’ dedi.
‘Cuma mı? Futbolun cehenneme kadar yolu var,’ diye düşündüm.
Eve uçtuğumda, belki de bir daha asla futbol oynamayacağımı gerçekten düşündüm. Her şeyden tiksinmiştim.
İnsanlara hep söylerim: ‘Her şeyi gördüm, kardeşim. Gerçekten her şeyi gördüm.’
Ama bunu söylediğimde ne demek istediğimi tam anlamıyla anlamıyorlar.
Sadece bir çöplüğün yanında büyümekten bahsetmiyorum.
Elektriksiz büyümekten de bahsetmiyorum.
Gerçekten kaybetmekten bahsediyorum. Bu çok derin bir şey."
ABD'nin Brüksel Büyükelçisi Bill White, geçen sene Anvers'te "ritüel sünnet" uygulaması gerçekleştiren 3 kişi (mohel) hakkındaki soruşturmanın sonlandırılmasını talep ederek, söz konusu eylemin Yahudi karşıtlığı olduğunu savundu.
Açıklamalarının ardından Dışişleri Bakanlığı'na çağrılan Bill White, talebini yineleyerek Belçika'nın sünnet prosedürü konusunda "ikircikli davranmaması" gerektiğini kaydetti.
White, Belçika Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Maxime Prevot'un konu hakkındaki açıklamalarını alıntılayarak X sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı. White, hükümetten birinin adli bir davaya müdahale etmesi gerektiğini önermediklerini belirterek, soruşturmanın sonlandırılması talebini yineledi.
Yürütülen soruşturmanın Yahudi karşıtı olduğu iddiasını yineleyen White, "Belçika'da düzenli olarak binlerce güvenli ve nitelikli mohel prosedürü uygulanmaktadır. Öyleyse, neden bu sefer, neden bu 3 mohel, neden Belçika'daki güzel Yahudi ailelerin büyük diasporasının bulunduğu Anvers'te ve neden şimdi bu dava? Bu soru akıllara geliyor" ifadelerini kullandı.
White, Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke'yi "kaba ve oldukça ukala biri" şeklinde niteleyerek, şu görüşünü paylaştı:
"Bana, (Vandenbroucke'in) büyük Başkanımı (ABD Başkanı Donald Trump) sevmediğini söylediler. Bununla birlikte, ABD ve Almanya gibi medeni ülkelerde olduğu gibi, akreditasyon sürecinde basit bir değişiklik yapması için onu ikna etmeye çalıştım. Belçika kesinlikle medeni bir ülkedir. Bu iki şey sağlanacaktır. Birincisi, Yahudi ailelerin bu dini prosedürü uygulamasına izin verilecektir. İkincisi, artık bir 'ihlal' olmayacağı için davanın derhal düşürülmesi sağlanacaktır."
Vandenbroucke'nin kendisine davanın sonuçlanmasını beklemek istediğini ilettiğini aktaran White, bunun da Yahudi karşıtı bir karar olduğunu savundu.
White, Yahudi sünnet prosedürünün kabul edilmesi için çağrıda bulunmanın kendi görevi olduğunu ve Belçika'daki "düzinelerce büyükelçinin" kendisinden bu konuda yardım istediğini dile getirdi.
Prevot'la birbirlerine karşılıklı saygı duyduklarını ve ABD-Belçika ilişkilerini geliştirmek için çalışmayı sürdüreceklerini belirten White, Belçika'nın sünnet prosedürü konusunda "ikircikli davranmaması" gerektiğini savundu.
White, Prevot'u soruşturma altındaki Yahudi sünnetçilerle görüşmek için Anvers'e davet etti.
Ayrıca White, X üzerinden yaptığı bir diğer açıklamada, ABD'nin Antisemitizmle Mücadele Özel Temsilcisi Haham Yehuda Kaploun'a hitaben "Belçika'yı ziyaret etme zamanınız gelmiş olabilir" ifadesini kullandı.
NE OLMUŞTU?
Belçika'nın Anvers kentinde 14 Mayıs 2025'te yerel polis, yasa dışı sünnet uygulamalarıyla ilgili devam eden adli soruşturma kapsamında çeşitli adreslere baskın düzenlemiş, 3 Yahudi sünnetçi (mohel) hakkında soruşturma başlatmıştı.
"Herhangi bir tıbbi eğitim almamış kişiler tarafından gerçekleştirilen tıbbi işlemler" üzerine odaklandığı belirtilen soruşturmanın Yahudi topluluğundan gelen şikayet üzerine başlatıldığı bildirilmişti.
ABD'nin Brüksel Büyükelçisi White, soruşturmanın sonlandırılmasını talep ederek bu eylemin Yahudi karşıtlığı olduğunu savunmuştu.
White, Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke'ye "kaba" diyerek, Yahudi sünnetçilerin görevlerini yerine getirebilmeleri için yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini savunmuştu.
Bunun üzerine Belçika Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Maxime Prevot, White'ın sözlerinin "kabul edilemez" olduğunu belirterek Dışişleri Bakanlığına çağrıldığını açıklamıştı.
Prevot, White'ın Vandenbroucke'ye "kaba" demesine de tepki göstererek "Belçikalı bir bakana yönelik kişisel saldırılar ve yargı meselelerine müdahale, temel diplomatik normları ihlal etmektedir" görüşünü paylaşmıştı.
Kalın yazısında MİT'in, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda düzenlenen görev ve yetkiler çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına, bağımsızlığına, bütünlüğüne, güvenliğine, anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel tehditlerin bertaraf edilmesine yönelik görev ve faaliyetlerini kararlılıkla yerine getirmeye devam ettiğini vurguladı.
“BELİRSİZLİK VE KAOS ETKİSİ TÜM DÜNYADA HİSSEDİLİYOR”
Savaş ve çatışmaların gölgesinde geçen 2025'in küresel norm ve değerlerin zedelendiği, mevcut uluslararası düzenin krizleri çözmede yetersiz kaldığı, stratejik dengelerin yeniden tanımlandığı, jeoekonomik dengelerin hızla değiştiği ve teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği risklerin katlanarak arttığı bir yıl olduğunu belirten Kalın, bu süreçte, geleneksel güvenlik tehditlerinin giderek hibrit karakter kazandığını, belirsizlik ve kaos etkisinin tüm dünyada hissedilir hale geldiğini söyledi.
Kalın, Gazze'de yılın ortasında arabulucu ülkelerin desteğiyle 60 günlük geçici ateşkes sağlansa da kalıcı barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkımın derinleştiğini ifade ederek İsrail'in Lübnan, Suriye, Yemen, İran'ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesinin Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam ettiğini kaydetti.
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
İbrahim Kalın, şöyle devam etti:
“Eş zamanlı olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Batı'nın askeri desteği ile Rusya'nın endüstriyel yıpratma stratejisi arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış, taraflar masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışırken, savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir. ”
ABD-ÇİN REKABETİ
"Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ise ABD-Çin rekabeti ABD'nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle 'yeni soğuk savaş' karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir.
Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem ham madde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025'te de sürdürmüştür."
“TÜRKİYE 2025'TE ‘DENGE’ DÖNEMİ YAŞADI”
Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı tarihsel kavşakta Türkiye'nin 2025'te hem dış politikada hem iç güvenliğinde stratejik bir "denge ve tahkimat" dönemi yaşadığının altını çizen Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel krizlerde üstlendiği etkin arabuluculuk rolüyle diplomatik kapasitesini bir kez daha kanıtlayan ülkemiz, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonunun en kritik iç güvenlik ve toplumsal barış hedefi olan 'Terörsüz Türkiye' sürecini derinleştirmiştir. 2025'in ilk çeyreğinde atılan önemli adımlar ve somut silah bırakma çağrılarıyla ivme kazanan 'Terörsüz Türkiye', Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarının da katkısıyla toplumsal bir mutabakata doğru ilerlemektedir. Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kat eden ülkemiz, 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında devletimizin kendi kaderini tayin etmesi ve bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır."
“STRATEJİK ÇIKARLARI GÖZETEREK KRİTİK GÖREVLER YERİNE GETİRİYORUZ”
Kalın, küresel sistemdeki türbülansın ortasında yer alan ve dışsal tehditlerin iç güvenlik dengeleriyle iç içe geçtiği bu ortamda MİT'in sürekli değişen tehditlere karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin iç ve dış güvenlik anlayışını etkilemek, proaktif politikalar üretilmesine destek vermek ve alınan stratejik kararların uygulanmasını sağlamak amacıyla faaliyet gösterdiğini ifade etti. Kalın, şunları kaydetti:
"Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımız, devletimizin ve kurumlarımızın istihbarat gereksinimlerini karşılarken, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmekte ve klasik istihbarat yöntemleriyle birleştirerek hibrit bir çalışma yöntemi izlemektedir. Ülkemizin ve milletimizin güvenliği ve huzuru için 'Vatan İçin Her An Her Yerde' şiarıyla çalışan Teşkilatımız, 2025 yılı boyunca yasal yetkileri ve sorumlulukları çerçevesinde, çatışma bölgeleri başta olmak üzere milli güvenliğimizi ilgilendiren her alanda ülkemizin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirmiş, istihbarat diplomasisini aktif şekilde kullanarak dış istihbaratta etkinliğini artırmış, farklı terör örgütleri ile mücadelesini eş zamanlı sürdürmüş, ülkemizi hedef alan casusluk girişimlerini deşifre ederek akamete uğratmıştır."
Dış istihbarat yaklaşımını devletin dış politika hassasiyetlerine ve stratejisine uygun olarak şekillendiren MİT'in proaktif ve öncü bir ruhla hareket ederek hem sahada hem de masada faaliyet alanını genişletmeye ve stratejik karar alma süreçlerindeki rolünü ileri seviyeye taşımaya devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Dış istihbaratta, gönül coğrafyamız başta olma üzere dünyanın her bölgesine ulaşmak amacıyla vizyonunu genişleten Teşkilat, Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin servisleri başta olmak üzere birçok dost servis ile terörle mücadele, eğitim, teknik destek ve istihbarat paylaşımı gibi konularda iş birliğini geliştirmeyi de sürdürmüştür." ifadesini kullandı.
“SURİYE'YE BÜTÜNCÜL BİR BAKIŞ AÇISIYLA YAKLAŞILDI”
İbrahim Kalın, Suriye krizinin başlangıcından çözümüne kadarki süreçte aktif rol alan MİT'in 8 Aralık Devrimi'nin üzerinden geçen bir yılı aşkın sürede Suriye'ye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaştığını belirterek, "Yeni bir devlet inşası sürecinde, Suriye'de ülkemiz aleyhine oluşabilecek yeni tehdit unsurları karşısında ön alıcı adımlar atılarak sınır bölgemizde milli güvenliğimize karşı yeni tehditlerin oluşmasının önüne geçilmiştir. Ortadoğu'nun güvenlik mimarisini derinden etkileyen ve büyük bir insanlık dramına dönüşen Gazze'deki savaşın sonlandırılması adına kalıcı ateşkes, insani yardım, esir takası, Filistin iç uzlaşısı ve iki devletli çözüm konularında ise Teşkilat olarak ilgili tüm aktörlerle yoğun bir istihbarat diplomasisi yürütülmüştür. Ateşkes müzakerelerinde yaşanan sorunların aşılmasında tüm taraflar arasında bir köprü görevi üstlenerek, müspet neticelere ulaşılmasına somut katkı sağlamıştır." değerlendirmesinde bulundu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Türkiye ve bölge için güvenlik başta olmak üzere siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutta ciddi kazanımlar sunacak olan 'Terörsüz Türkiye' sürecinde doğrudan görev üstlenen MİT'in yürütülen çalışmalarda tüm olası senaryoları hassasiyetle irdelediğini ve teyakkuzu elden bırakmadan adımlarını attığının altını çizen Kalın, "Yurt dışından ülkemiz aleyhinde dezenformasyon faaliyetlerini sürdüren ve ülkemiz topraklarında aktif faaliyet yürütemeyen FETÖ ile mücadelede MİT, yurt içi ve yurt dışında birçok örgüt mensubunun yakalatılmasını sağlamış, söz konusu terör tehdidiyle doğrudan mücadele eden Afrika ülkeleri başta olmak üzere pek çok ülkeyle müşterek çalışmalar yürüterek radikal örgütlerin eylem arayışlarına karşı operasyonel faaliyetlere destek vermiştir." açıklamasını yaptı.
Hasım ülkelerin istihbarat servisleri, söz konusu servislerle ilişkili uluslararası organizasyonlar ve taşeron kurum ve kuruluşlarca Türkiye aleyhinde yürütülen istihbarat çalışmalarının tespitine yönelik çalışan Teşkilatın 2025'te de casusluk faaliyetlerinin akamete uğratılmasını ve ajan ağlarının deşifre edilmesini sağladığını bildiren Kalın, şöyle devam etti:
“Yürütülen bütün çalışmalarımızda teknik istihbarat kabiliyetimiz elimizi güçlendirmekte, istihbarat ekosistemimize hız ve derinlik katmaktadır. Büyük veri analizi, yapay zeka uygulamaları, görüntü istihbaratı, sinyal istihbaratı, uydu istihbaratı ve siber istihbarat alanlarında kaydettiğimiz her aşama MİT Başkanlığını rekabet ettiği emsal istihbarat servisleri arasında da farklı bir noktaya taşımaktadır. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu, ilgili mevzuat çerçevesinde, kamuda şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerine uygun bir yaklaşımla hazırlanmış olup, kaynakların Teşkilatın üstlendiği kritik görevlerde etkin ve verimli şekilde kullanıldığını açıkça ortaya koymaktadır.”
Kalın, küresel siyasetin fay hatlarında yaşanan şiddetli kırılmalarla dünya gündemini sarsan olaylara sahne olan 2026 yılının ilk günlerinin de gelecekteki dönemin jeopolitik açıdan son derece belirsizliklerle dolu olacağına işaret ettiğine dikkati çekerek, "Bu şartlar altında ülkemizin çeşitli tehditlerle eş zamanlı mücadele etmek, güvenlik ve dış politikasında çok boyutlu bir strateji izlemek durumunda olduğu bilinciyle üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye kararlıyız. Mevcut tehditlerin dışına çıkıp onları kuşatacak bir zihin ve idrak geliştirildiğinde hasım ve rakiplerimizden bir adım öne geçtiğimiz gerçeğiyle, yeni anlayışlar geliştirme ve tehditler karşısında stratejik bir bakış açısıyla devletimizin hazırlık düzeyini artırma gayretimizi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.
MİT'in geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de milli çıkarları koruyarak bir adım daha ileri taşıyacağına olan inancının tam olduğunu belirten Kalın, "Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, istiklali, milletimizin huzur ve güveni için 99 yıldır köklü bir gelenek ile omuz omuza ilerlediğimiz bu yolda büyük bir özveriyle çalışan Teşkilatımızın fedakar ve cefakar mensuplarının gösterdiği büyük çabalarla gurur duyduğumu belirterek tüm meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu kutsal görevi yerine getirirken, vatan uğruna en yüksek bedeli ödemeyi göze alarak şehit düşen kahramanlarımızı, rahmet, minnet ve şükranla anıyor; onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum." açıklamasında bulundu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümü dolayısıyla ATO Congresium'da düzenlenen "Şanla Şerefle 57. Yıl" programına katıldı.
Programda açıklamalarda bulunan Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: "Aziz milletimizin her güzel insanına, her kardeşimize en halisene duygularımla saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum. Hepinize hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum. Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a göndermiş olduğu tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
"HAİN OYUNLARI BOZDUK"
Hasbi anlayışımızla 57 yılı geride bıraktık. 10 yılların tozunu yuttuk ama hain oyunları bozduk yutmadık. Kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmek için karşılık beklemedik. Biz sevgimizde hep hasbi olduk. Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Bağımsız vicdanımızla 57 yıl geçirdik. Çizgimizde kırıklık olmadı. Giden gitmiş satan satmıştır, davasını namus bilen buradadır.
Biz ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz. Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz? Muhafazakar değilsiniz, demokrat değilsiniz olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur. 57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsalar da ilk fırtınada oraya buraya kaçanlar tercihini yapmıştır.
"İLK GÜNKÜ GİBİ TÜRKÇÜYÜZ, ÜLKÜMÜZDEN SAPMADIK"
İlk günkü gibi Türkçüyüz, ülkümüzden sapmadık. Türkiye'nin ve Türk milletinin gelecek ümidi; MHP ve Cumhur ittifakıdır. Bu tarihi ittifak ahlak ve ruhuyla, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı adım adım inşa ederken barış, huzur, refah, özgürlük, insan hakları, demokrasi ve dayanışmanın hakim ve hafi olması esas gayemizdir. Terörsüz Türkiye'nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.
Terörsüz Türkiye hedefinin yakalanması, milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacaktır. Bundan sonra da Terörsüz Bölge hedefine ulaşmak mümkün olacaktır. Çünkü Türkiye, sadece bölgemizin değil, dünyanın ağırlık merkezidir.
"KARDEŞ KAVGASINI ÖNLEMEYE KARARLIYIZ"
57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum; Cumhuriyetin kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kast etmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir. Türkiye'nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegane siyasi irade MHP ve Cumhur ittifakıdır.
Kardeş kavgasını önlemeye kararlıyız. MHP ödenecek ne bedel varsa hazırdır. Türk'ü ile Kürt'ü ile Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe taşıyacaktır. Bu taşınma isterse ömrümüze mal olsun gerçekleştirilecektir."
İsrail İstihbarat Servisi MOSSAD'a bilgi aktardıkları belirtilen ve MİT operasyonuyla gözaltına alınan Maden Mühendisi Mehmet Budak Derya ve Veysel Kerimoğlu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki yasal işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Buradaki savcılık ifadeleri tamamlanan şüphelilerin "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme" suçlamasıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildiği öğrenildi.
Hakimlik, şüphelilerin, "devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme" suçlamasıyla tutuklanmalarına karar verdi.
NE OLMUŞTU?
MİT tarafından bir süredir takip altında olan şirket sahibi Mehmet Budak Derya, yanında çalışan Veysel Kerimoğlu'nun İsrail İstihbarat Servisi Mossad'a bilgi aktarımı yaptığı öne sürülmüştü.
Derya'nın, Kerimoğlu vesilesiyle Orta Doğu ülkelerine yönelik ticari faaliyetlerini artırdığı, İsrail'in Orta Doğu ülkelerine yönelik politikalarına muhalif Filistinliler ile sosyal ve ticari ilişkilerini geliştirerek topladıkları bilgileri İsrail servisine aktardığı iddia edilmişti.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından Derya ve Kerimoğlu, MİT, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında "MONİTUM Faaliyeti" sonucu İstanbul'da 6 Şubat'ta gözaltına alınmıştı.
Niğde’nin Çiftlik ilçesinde Hamza C. idaresindeki araç ile Abdullah Gündoğdu'nun kullandığı otomobilin aynalarının çarpışması sonucu hafif maddi hasarlı trafik kazası meydana geldi. Kazanın ardından taraflar arasında çıkan tartışma, kısa sürede kavgaya dönüştü.
Belinde taşıdığı silahını çeken Hamza C., Abdullah Gündoğdu ile araç içinde bulunan 2 kişiye ateş açtı. Hakan Çelik, Abdullah Gündoğdu ve ismi belirlenemeyen 1 kişi yaralandı.
Ağır yaralanan Gündoğdu ve Çelik ambulansla kaldırıldıkları Çiftlik Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. İsmi öğrenilemeyen kişinin ise hayati tehlikesi sürüyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk'te katıldığı canlı yayında İran ve Suriye başta olmak üzere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Fidan, İran-ABD arasında Umman'da yürütülen müzakerelere ve Dışişleri Bakanı Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesine ilişkin “Bölgede çıkabilecek yeni bir savaşı bölgenin kaldırabilecek hali yok. Olası bir savaşı önlemenin bütün imkanlarını kullanmak istiyoruz” dedi.
“ANİ BİR SAVAŞ TEHDİDİ YOK”
İki tarafla da görüştüklerini söyleyen Hakan Fidan, "Hemen neticeye ulaşılması zor bir konu. Sevindirici husus ise tarafların müzakere konusunda orta bir irade koymuş olmaları. Uzun bir aradan sonra ilk temastan sonra olumlu bir hava ortaya çıkması bizim için önemli. Yaratıcı bir çözüm bulmamız gerekiyor, tarafların çözmeye yönelik bir irade varsa bunu görüyoruz. Şu anda en azından ani bir savaş tehdidi yok gibi duruyor" dedi.
Fidan “İranlılarla nükleer konusunda bir iradeyi gördükten sonra ABD tarafına da söyledik, buradan gidilmesi daha iyi olur diye. Nükleer konu en önemli konu” diye konuştu.
Görüşmelerden nükleer bir çözüm çıkarsa diğer sorunların rahat çözülebileceğini söyleyen Fidan, “Bu kanaati taraflarla paylaşıp bir usul ihlas edelim istedik. ABD biraz baskı unsuru gösterme konusunda bir metot belirliyor. Büyük filoların gönderilmesi, bombardımanların gönderilmesi, stratejik güçlerin kaydırılması, İran'ın sürekli 'füze adetini çoğalttık' demesi her iki tarafın da muhtemel bir saldırının iki taraf için de sıkıntılı olacağına dair ipuçlarını veriyor” diye konuştu.
“BİR SALDIRI FELAKET OLUR, NEREDE DURACAĞI BELLİ OLMAZ”
İran'a yapılacak olası bir saldırıya ilişkin “felaket olur” nitelemesi yapan Hakan Fidan, “Felaketi önlemek için elimizden geleni yapıyoruz. İran büyük bir saldırıya uğraması durumunda karşılık vereceğini söyledi ki bölge ülkelerdeki hedeflere saldırıda var bunun içinde. Bölge ülkelerdeki ABD üstlerine saldırı adı altında enerji alt yapılarının vurulması bölgedeki savaşın yaygınlaşmasını beraberinde getirebilir. O kulvara girince bu işin nerede duracağı belli olmaz. Biz de yanı başındayız. Milli güvenlik ile ilgili yakından takip ettiğimiz konular var, terörle mücadeleyi negatif hale getirebilecek bir senaryoyu istemiyoruz. Savaş büyük dramları ve istikrarsızlaşmayı getirir" dedi.
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda, Obama çiftiyle ilgili yaptığı sosyal medya paylaşımlarıyla sert eleştirilere maruz kaldı.
ABD Başkanı'nın 2020 seçimlerinin oy makineleri aracılığıyla çalındığına dair iddialara yer veren videolu paylaşımının sonlarında, Obama çiftinin yüzlerinin maymun bedenlerine giydirildiği görüldü.
Toplam 62 saniye süren video paylaşımın son birkaç saniyesinde yer alan Obama ailesinin tasvirlerinin görüntüsünün arka planında ise "Aslan bu gece uyuyor" isimli İngilizce şarkının müziği yer aldı.
“İĞRENÇ DAVRANIŞ”
Trump'ın maymun benzetmesi tepkilere yol açarken, California Valisi Gavin Newsom'un medya ofisi tarafından ABD merkezli X firmasının sosyal medya platformundan yapılan paylaşımda, "Başkanın (Trump) iğrenç davranışı. Her bir Cumhuriyetçi bunu hemen şimdi kınamalı" sözlerini sarf etti.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD medyasına konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu, Başkan Trump'ı Ormanın Kralı, Demokratları ise Aslan Kral'daki karakterler olarak tasvir eden bir internet mizah videosundan alınmıştır" ifadelerini kullanırken, bu paylaşımla ilgili tepkileri "sahte öfke" olarak değerlendirdi.
Söz konusu paylaşım, ABD basınında geniş yer bulurken, sosyal medya platformlarında da tepki paylaşımlarına neden oldu.
Trump geçen yıl da Barack Obama'nın Oval Ofis'te tutuklandığını gösteren yapay zeka ürünü olduğu anlaşılan bir video paylaşmıştı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya hesabında Şeyh Said'e yönelik dile getirdiği ifadeler nedeniyle "kişinin hatırasına hakaret" suçlamasıyla yargılandığı davada 6 bin 500 lira para cezasına çarpıtıldı.
ANKA'dan Ahmet Ün'ün haberine göre; Zafer Parti Genel Başkanı Ümit Özdağ, 9 Kasım 2024'tarihinde sosyal medya hesabında Şeyh Said'e yönelik dile getirdiği ifadeler nedeniyle Şeyh Said'in torunları tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulmuştu.
Suç duyurusun ardından Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nce dava süreci başlatıldı. Davanın bugün görülen duruşmasında mahkeme kararını açıkladı.
Yargılama sonunda mahkeme, Ümit Özdağ'ın kendisine ait olduğu belirtilen “umitozdag” adlı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle, Şeyh Said'in hatırasına alenen hakaret suçunun oluştuğu yönünde değerlendirme yaptı. Mahkeme, paylaşımın herkese açık bir hesap üzerinden yapılmış olmasını “aleniyet” açısından dikkate alarak, Şeyh Said'in torunları olduğu belirtilen katılanların şikayet hakkı bulunduğunu kararında ifade etti.
Yeniden görülen Thodex davasında, daha önce 11 bin 196 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan iki tutuklu sanık, tahliye edildi.
Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Güven ve Serap Özer, bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, iki sanığın "ev hapsi" tedbiriyle tahliyesine hükmetti.
Heyet, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 17 Haziran'a erteledi.
Tahliyelerine karar verilen Güven ve Serap Özer, geçen yıl cezaevinde ölü bulunan Thodex'in kurucusu Faruk Fatih Özer'in kardeşleri.
11 BİN 196 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILMIŞLARDI
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, "Thodex" isimli şirketin 400 bin lira sermayeyle Faruk Fatih Özer tarafından kurulduğu belirtilerek, bu platformun, müştekileri iş ve işlemleri nedeniyle hileli davranışlarla aldattığı kaydedilmişti.
Faruk Fatih Özer'in de aralarında bulunduğu 21 sanık hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" ve "tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından 12 bin 164'er yıldan 40 bin 562'şer yıla kadar hapis cezası istenmişti.
Dosyada firari sanık olarak aranan kripto para borsası Thodex'in kurucusu Faruk Fatih Özer, 30 Ağustos 2022'de Arnavutluk'ta yakalanmıştı.
Arnavutluk'taki Dıraç Temyiz Mahkemesinin iade kararının ardından aynı yıl 20 Nisan 2023'te ülkeye getirilen Özer, 23 Nisan'da sevk edildiği Anadolu Adalet Sarayı'nda nöbetçi hakimlikçe tutuklanmıştı.
Davayı 7 Eylül 2023'te karara bağlayan Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Faruk Fatih Özer, Güven Özer ve Serap Özer'i, "örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olmak", "nitelikli dolandırıcılık", "mal varlığı değerlerini aklama", "bilişim sistemleri kullanmak suretiyle dolandırıcılık" suçlarından 11 bin 196 yıl 10 ay 15'er gün hapis cezasına çarptırmıştı.
CEZAEVİNDE ÖLÜ BULUNDU
Kararın ardından dosya, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine (istinaf) taşınmıştı.
Dosyayı inceleyen 22. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin hükmünü bozarak, Faruk Fatih Özer'in "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçundan tahliyesine hükmetmişti, diğer suçlardan ise tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.
Yerel mahkemeye geri gönderilen dosya kapsamında Özer'in de aralarında bulunduğu 21 sanığın yargılanmasına yeniden başlanmıştı.
Thodex'in kurucusu Faruk Fatih Özer, 1 Kasım 2025'te kaldığı Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda ölü bulunmuş, olayla ilgili Tekirdağ Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı.
Aziz İhsan Aktaş davasının yedinci celsesi yapıldı.
Silivri'deki cezaevi karşısında bulunan duruşma salonunda görülen davada savcı ara mütalaasını açıkladı.
Savcı, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın tutukluluk hallerinin devam etmesini istedi.
ÜÇ İSME TAHLİYE İSTEMİ
Savcı üç isim için ise adli kontrol şartıyla tahliye talep etti.
O isimler Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, İSFALT eski Muhasebe Müdürü Oktay Aktaş ve Avcılar Belediyesi yetkilisi İbrahim Koçyiğit.
5’i belediye başkanı 33 tutuklu sanığın avukatları savcının tutukluluğa ilişkin mütalaasına karşı savunmalarını tamamladı. Avukatlar, müvekkillerinin uzun zamandır tutuklu olduğunu ve haklarındaki delillerin toplandığını ifade etti. Sanık avukatları, müvekkillerinin tutuklulukta geçirdikleri süre göz önüne alınarak, tahliyelerini talep etti.
9 SANIK İÇİN TAHLİYE KARARI
Savunmaların ardından mahkeme heyeti ara karar için 1 saat ara verdi.
Aranın ardından karar açıklandı. Mahkeme heyeti, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Ali Fırat Baycan, Cem Alper Akyüz, İbrahim Koçyiğit, İbrahim Halil Çalış, Mehmet Ataş, Mert Çelik, Müzeyyen Karakaş ve Oktay Aktaş'ın tahliyesine karar verdi.
Heyet, diğer 24 sanığın tutukluluğunun devamına hükmetti.
Duruşma, 9 Şubat Pazartesi gününe ertelendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen “siyasal casusluk” soruşturması tamamlandı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturma kapsamında tutuklu şüpheliler Ekrem İmamoğlu Necati Özkan, Hüseyin Gün ve Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçundan iddianame hazırlandığı ve dava açıldığı belirtildi.
Temmuz ayında “casusluk” suçundan tutuklanan Hüseyin Gün'ün ajanlık faaliyetinde bulunduğu, görüşmelerini kriptolu telefonlar üzerinden gerçekleştirdiği ve farklı ülkelerde gerçekleşen iç karışıklıkları finanse ettiği belirlenmişti.
Fenerbahçe, Fransız yıldız N'Golo Kante'nin transferi için KAP açıklaması yaptı.
Sarı-lacivertliler, 2.5 yıllık sözleşme imzaladığı Kante'ye 14.4 milyon Euro imza ücreti verecek. Kante, bu sezonun kalan kısmında 5.5 milyon Euro ücret alacak.
Fransız yıldız, kalan iki sezonda ise 11 milyon Euro yıllık ücret kazanacak.
Fenerbahçe'nin açıklaması şu şekilde:
"Profesyonel futbolcu N'Golo Kante'nin transferi konusunda kulübü Al-Ittihad Club ve kendisi ile anlaşmaya varılmıştır.
Futbolcuya 14.400.000 Avro tutarında imza parası ödenecek olup, ayrıca 2025-2026 sezonu için 5.500.000 Avro, 2026-2027 ve 2027-2028 futbol sezonları için ise sezon başına 11.000.000 Avro ücret ödenecektir."
Piyade Er Tarık Tarcan, 2 Şubat 2022 tarihinde Şırnak’ta terör örgütü PKK’nın hain saldırısı sonucu şehit düşmüştü.
NE OLMUŞTU
Keratokonus göz hastalığı bulunan Tarcan’ın, doktor raporuyla askerlikten muaf olma hakkı vardı.
Buna rağmen rapor almayı reddeden Tarcan, askerliğini yapmakta ısrar etmişti. Tarcan’ın bu durumu en yakın arkadaşından başka kimseyle paylaşmadığı, ailesine dahi söylemediği ortaya çıkmıştı.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Maden Mühendisliği mezunu olan Tarcan, bir evin bir çocuğuydu.
Ara transfer döneminde şu ana kadar Guendouzi, Mert Günok, Musaba ve Cherif'i kadrosuna katan Fenerbahçe, N'Golo Kante transferinde de mutlu sona ulaştı.
Fransız yıldızın menajeriyle bir süre önce temas kuran ve yıllık ücret konusunda her konuda anlaşmaya varan sarı-lacivertliler, oyuncunun kulübü Al-Ittihad'la da anlaşma sağladı.
Fenerbahçe, Kante transferinde hem oyuncu hem kulüple anlaşma sağlarken; Fransız yıldızın transferi tamamlamak üzere yakın zamanda İstanbul'da olması bekleniyor.
4 MİLYON EURO İDDİASI
Öte yandan Sky Sports’un haberine göre Kante'nin Fenerbahçe'ye maliyeti de belli oldu.
Sarı-lacivertlilerin, tecrübeli futbolcu için Al-Ittihad'a 4 milyon Euro bonservis bedeli ödeyeceği iddia edildi.
Kante'nin kısa süre içerisinde İstanbul'a gelerek sarı-lacivertlilerle 2.5 yıllık sözleşme imzalayacağı öne sürüldü.
Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG arasında imzalanan mutabakat kapsamında bölgedeki güçlerin entegrasyon sürecinin başladığı açıkladı.
Haseke İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Mervan el-Ali, Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı iç güvenlik birimine ait bir konvoyun Haseke il merkezine giriş yapmasının ardından basın açıklaması yaptı.
Ali, Haseke ilindeki mevcut güçlerle koordinasyon içerisinde kentin iç güvenliğini devralmaya başladıklarını belirterek, YPG'ye bağlı sözde güvenlik gücü "Asayiş" birimlerinin kademeli olarak Suriye İç Güvenlik güçlerine entegre edileceğini bildirdi.
Sürecin ilk aşamasının kısıtlı bir güç ve araç sayısıyla Haseke merkezinde başladığına dikkati çeken Ali, "Haseke şehrine sınırlı sayıda güvenlik gücü ve aracıyla giriş yaptık, halk tarafından da karşılandık. Bu, Suriye hükümeti ile SDG arasında 18 Ocak'ta varılan anlaşma maddelerinin uygulanması yolundaki ilk adımdır." dedi.
ENTEGRASYON SÜRECİ NASIL İLERLEYECEK?
Entegrasyon anlaşmasına göre askeri güçler cephe hatlarından çekilecek. Suriye ordusu, Haseke ve Kamışlı’nın merkezlerine konuşlandırılacak, yerel güvenlik güçleri birleştirilecek.
Suriye Savuma Bakanlığı tarafından Haseke'de bir tümen oluşturulacak, terör örgütü YPG unsurları için burada üç tugay kurulacak. Yine Ayn-el Arab'daki SDG güçleri, Halep'teki tümen çatısı altında yer alan bir tugay olarak Suriye ordusuna entegre edilecek.
SDG’ye bağlı güçlerin Suriye İçişleri Bakanlığı bünyesinde entegrasyon süreci de başlayacak. Bunun yanında YPG işgali altındaki özerk yönetim kurumları da Suriye devlet kurumlarıyla birleştirilecek. Burada çalışanların iş haklarının korunacağı belirtiliyor.
Bir diğer önemli entegrasyon konusu ise bölgedeki petrol sahaları. Bu petrol sahalarının Suriye Enerji Bakanlığı'na devredileceği, Kamışlı Havalimanı'nın da Sivil Havacılık Kurumu'na devrolunacağı belirtiliyor. Anlaşma kapsamında Suriye'de SDG kontrolünde kalan tek sınır kapısının Semalka olacağı kaydedildi.
Çatışmalar sırasında yerlerinden edilen Kürtlerin de bölgeye dönüşlerinin güvence altında olacağı ifade edildi.
Entegrasyon çerçevesinde SDG'nin Haseke'ye vali olarak Nureddin Ahmet İssa'yı önerdiği ve Şam yönetiminin de bu öneriyi kabul ettiği iddia edildi.
HASEKE VE KAMIŞLI'DA SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI
Öte yandan gerginlik tamamen geçmiş değil. Terör örgütü YPG/SDG'nin, işgal ettiği Haseke ve Kamışlı’da sokağa çıkma yasağı getirdiği öne sürüldü.
Terör örgütü unsurları sosyal medya platformu Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Suriye güçlerinin konuşlanması beklenen Haseke kenti ve Kamışlı ilçesine ilişkin sokağa çıkma yasağı konduğu belirtildi.
Buna göre, Haseke'de 2 Şubat'ta, Kamışlı'da 3 Şubat'ta sabah 06.00'dan akşam 18.00'e kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Kararın, "bölge halkının güvenliği, istikrarı ve huzuru için alındığı, karşı çıkanlar hakkında işlem yapılacağı" öne sürüldü.
Görüntü Kaynağı: AFP
ABD ile İran arasındaki gerginlikte diyaloglar sürüyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile olası bir nükleer anlaşmayı görüşmek üzere 6 Şubat'ta Türkiye'de bir araya geleceği iddia edildi.
Axios platformunun, konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Witkoff, İsrail'e giderek Başbakan Binyamin Netanyahu ve İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile görüşecek.
Witkoff'un daha sonra 4-5 Şubat'ta Rusya ve Ukrayna ile üçlü barış görüşmeleri için Abu Dabi'ye gitmesi bekleniyor.
Daha sonra Witkoff, Erakçi ile ABD ve İran arasında olası bir nükleer anlaşmayı görüşmek üzere 6 Şubat Cuma günü İstanbul'da bir araya gelecek.
Haberde "Türkiye, Mısır ve Katar'ın son birkaç gündeki diplomatik çabalarının bir sonucu" olarak nitelendirilen görüşmenin "en iyi senaryo" olduğu, ancak gerçekleşene kadar "hiçbir şeyin kesinleşmediği" savunuldu.
İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın askeri müdahaleyi önlemek için bir anlaşma umudu taşıdığını söylemesinin ardından, ABD ile nükleer görüşmelerin başlatılması emrini verdi.
İranlı kaynaklar isimsiz bir hükümet kaynağına atıfta bulunarak, "Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD ile görüşmelerin başlatılması emrini verdi" dedi.
GÖRÜŞMELER TÜRKİYE'DE
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bakayi de ABD ile yapacakları görüşmenin Türkiye'de yapılacağını söyledi. Görüşmeye İran Dışişleri Bakanı ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un katılacağı ifade edildi. Bakayi, Tahran-Washington müzakerelerinin adım adım ilerleyeceğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanı, “tehdit meselesinin” yanı sıra, İslam Cumhuriyeti için önceliğin yaptırımların kaldırılması olacağını ve bunun “temel ve müzakere edilemez bir öncelik” olduğunu söyledi. Ayrıca, bölgesel gerilimlerin azaltılmasına yardımcı olduğu için Türkiye'ye teşekkür etti.
İran Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansı da görüşme olasılığını doğruladı ancak zaman ve yerin henüz kesinleşmediğini belirtti.
HAZİRAN 2025'TEN SONRA İLK GÖRÜŞME
İran ile İsrail arasında Haziran 2025'te meydana gelen ve 12 gün süren çatışmaların ardından bu görüşme ile ABD ve İranlı yetkililer ilk kez bir araya gelecek.
Erakçi, İran'daki devrimin 47. yıl dönümü münasebetiyle başkent Tahran'da devrim lideri Ayetullah Humeyni'nin türbesinde yaptığı konuşmada, İran'ın diplomasiye hazır olduğunu belirterek, "Ancak diplomasi, baskı, yıldırma ve güç kullanımıyla bağdaşmaz. Sonuçlarının yakında ortaya çıkmasını umuyoruz." demişti.
İran’dan zenginleştirilmiş uranyumun başka bir ülkeye transfer edileceği yönündeki iddialara yanıt geldi. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, yaptığı açıklamada Tahran yönetiminin zenginleştirilmiş uranyumun herhangi bir ülkeye transfer edilmesi yönünde bir planının bulunmadığını ve müzakerelerin de bu konu etrafında şekillenmediğini söyledi.
RUSYA'DAN URANYUM TEKLİFİ
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise, yaptığı açıklamada Rusya’nın İran konusundaki gerilimin azaltılmasına katkı sunmaya hazır olduğunu yineledi. Peskov, bu kapsamda Rusya’nın daha önce de gündeme getirdiği İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun Rusya’ya alınarak sivil nükleer reaktörler için yakıta dönüştürülmesi teklifinin hala geçerli olduğunu belirtti. Söz konusu önerinin nükleer gerilimi azaltmaya yönelik muhtemel seçeneklerden biri olarak değerlendirildiğini ifade eden Peskov, Rusya’nın diplomatik çabalarını sürdürdüğünü kaydetti.
MHP lideri Devlet Bahçeli, CHP lideri Özgür Özel'i telefıonla aradı.
CHP basın biriminden yapılan açıklamaya göre, Özel'i telefonla arayan Bahçeli, bugün memleketi Osmaniye'ye gerçekleştirdiği ziyaretten dolayı teşekkürlerini iletti.
Bahçeli ayrıca Özgür Özel'in Berat Kandili'ni de kutladı.
Fatih Ürek, katıldığı son televizyon programlarından birinde vasiyetine dair soruları yanıtlarken, maddi birikiminden ziyade bırakacağı mirasın niteliğine odaklanmıştı. Çocuklara olan sevgisiyle bilinen sanatçı, şu ifadeleri kullanmıştı:
"Hayatımda en çok istediğim şey, benim adıma bir okul yaptırmak. Okullarımıza ihtiyacımız var. Ben çocukları görünce ağlıyorum. Kendi adıma bir vakıf istiyorum, bir hayır olsun."
Fatih Ürek, aynı röportajda hayatı boyunca yaşadığı hayal kırıklıklarına da değinmiş ve samimi bir sitemde bulunmuştu. "Salaklık derecesinde safım" diyerek kendini eleştiren sanatçı, vefatının ardından bazı kişilerin cenazesine gelmesini istemediğini şu sözlerle dile getirmişti:
"Camiadan değil ama benim gönlümü çok kıran insanlar var. Mezarıma gelmesini istemeyeceğim kişiler diyebilirim."
Fatih Ürek, bir süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda tedavi görüyordu. Yaklaşık 3,5 ay (107 gün) süren bu süreçte sevenlerinden dua isteyen sanatçının bedeni, 31 Ocak 2026 itibarıyla bu savaşa yenik düştü.
Vefatının ardından sanatçının vasiyetinde belirttiği "vakıf ve okul" projesinin, ailesi veya yakın dostları tarafından hayata geçirilip geçirilmeyeceği merak konusu. Sosyal medyada birçok hayranı, "Diva'nın hayali yarım kalmamalı, o okul mutlaka açılmalı" paylaşımlarıyla yetkililere sesleniyor.
Kırmızı bültenle aranan ve 25 Mayıs 2024'te Macaristan'da yakalanarak tutuklanan Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numaralı ismi olmakla suçlanan ve bugün Türkiye'ye getirilen Serdar Sertçelik, Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklandı.
Jandarmadaki işlemlerinin ardından Ankara Adliyesine getirilen Sertçelik'in, savcılık ifadesinde, uzun süredir yurt dışında tutuklu bulunması ve dosyanın kapsamlı olması nedeniyle daha sonra ayrıntılı savunma yapacağını söyleyerek susma hakkını kullandığı öğrenildi.
Bakan Yerlikaya, Sertçelik'in, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Başkanlığı ve İnterpol-Europol Daire Başkanlığı görevlileri ile Macar polisi tarafından Macaristan'dan Türkiye'ye getirildiğini bugün duyurmuştu.
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması sürüyor.
Soruşturma kapsamında bu sabah dört ilde İstanbul merkezli yeni bir operasyon yapıldı.
SUÇLAMA UYUŞTURUCU KULLANMAK VE UYUŞTURUCU TEMİNİ
Bu kapsamda İstanbul, Ankara, Muğla ve Yalova'da belirlenen adreslere baskınlar yapıldı.
Sabah saatlerinde Hasan Can Kaya, Yusuf Aktaş (Reynmen), Emirhan Çakal, Mazlum Aktürk, Mert Eren Bülbül, Sıla Dündar, Döndü Şahin, Burak Güngör, Ahmet Can Dündar, Berkcan Güven ile Fırat Yayla gözaltına alındı.
Soruşturmada şüpheli olarak yer alan ünlü isimlere uyuşturucu kullanmak ve uyuşturucu temin etmek suçlamaları yöneltildi.
Gözaltına alınan ünlü isimler, sağlık kontrolünden geçirildi.
Saç ve kan örneği vermek için Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Saç ve kan örnekleri alınan şüpheliler jandarma ekipleri tarafından tekrar İl Jandarma Komutanlığı'na götürüldü. Şüpheliler, Pazartesi sabah adliyeye sevk edilecek.
Soruşturma kapsamında bazı isimler hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı.
O isimler şöyle: Enes Batur Sungurtekin, Barış Murat Yağcı, Ecenaz Üçer, Kemal Can Parlak, Çağrı Taner, Turgut Ekim, Barbaros Dikmen, Yaren Alaca ve Nisa Bölükbaşı.
Hakkında yakalama kararı çıkarılan diğer şüpheli “Ebo” lakaplı İbrahim Tilaver'in ise hastanedeki tedavisinin ardından gözaltına alınacağı, Eray Durmuş'un ise arandığı kaydedildi.
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 8. haftasında oynanan Manchester City maçında ayak bileği burkulan Leroy Sane'nin sağlık durumu hakkında açıklama yaptı.
Sarı kırmızılıe ekip sağ ayak bileği dış yan bağları ve eklem kapsülünde yırtık ve kanama tespit edildiğini duyurdu.
Sarı-kırmızılı kulübün yaptığı açıklamada, "Şampiyonlar Ligi'nde son oynanan Manchester City maçında ayak bileği burkulan ve sponsor hastanemiz Acıbadem'de yapılan tetkikleri sonucu sağ ayak bileği dış yan bağları ve eklem kapsülünde yırtık ve kanama tespit edilen Leroy Sane'nin tedavisine başlanmıştır." ifadeleri kullanıldı.
KAÇIRACAĞI MAÇLAR
Yıldız oyuncunun sahalardan yaklaşık 3 hafta uzak kalması bekleniyor.
Sane'nin Kayserispor, Rizespor ve Eyüpspor'a karşı oynanacak Süper Lig maçlarını kaçırması öngörülüyor.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5'i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33'ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasının dördüncü günü başladı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.
'BEN TEK BİR BELGE DAHİ İMZALAMADIM'
Tutuklu sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış, "Bizim ihalede fesat karıştırma ve özel belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılanmamız nedeniyle şöyle düşünüyorum; ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İddianamede ne deniyor? Destek Hizmetleri Müdürlüğü, piyasa araştırması yapmak için firmalardan teklif almış. Bu firmalardaki imzalardan biri, isim A'ya ait görünüyor ancak imzanın A kişisine ait olmadığı belirtiliyor. Bu teklif Destek Hizmetleri'ne gönderilmiş. Bu imza o kişiye ait olmadığı gerekçesiyle, silsile yoluyla ihalede dolaylı ya da dolaysız rol alan herkes özel belgede sahtecilikle suçlanmış. Ben hayatım boyunca onurumla çalıştım. Eğer bir silsile kurulacaksa; Destek Hizmetleri Müdürü firmalardan teklif aldı diye sahtekarlık yapmışsa, Temizlik İşleri Müdürü Destek Hizmetleri'ne yazı gönderdi diye sahtekarlık yapmışsa, ben sahtekarlık yaptıysam, ben de Çevre ve Şehircilik Bakanı'ndan olur aldıysam, o zaman onların da yargılanması gerekir. Eğer silsile buysa, bu şekilde olması gerekir. İddia makamı insanları araştırdığını söylüyor. Ben de aynısını istiyorum. Benim imzam alınsın, yetkili laboratuvara gönderilsin. Eğer imza bana aitse, bana en az üç ceza verebilirsiniz" dedi.
'İDDİANAMEDE HAKKIMDA TEK BİR MADDE DAHİ YER ALMAMIŞTIR'
Esenyurt Belediyesi İhale Komisyonunda mali üye olarak görevli tutuklu sanık Mert Çelik, "İhaleye ilişkin hiçbir evrakın hazırlık aşamasında dahi yer almam söz konusu değildir. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu dönemde katıldığım ilk ihale olmuştur. İhale komisyonunun belirlenme süreci, Mali Hizmetler Birimi'nde çalışan personelin isimlerinin alfabetik sıralamasına göre yapılmaktadır. İlgili ihale tarihinde sıranın 'M' harfine denk gelmesi nedeniyle komisyonda zorunlu mali üye olarak yer aldım. İlgili tarih ve saatlerde görevde olmamam sebebiyle yerime yedek üye sıfatıyla Mesut Çakmak katılmıştır. Alfabetik sıralama yapıldıktan sonra belirlenen yedek komisyon üyesinin isminin de benim ismimden sonra gelmesi, komisyon üye sıralamasının bu şekilde yapıldığının açık kanıtıdır. Eğer benim yerimde bugün Ahmet ya da Ali olsaydı, yine aynı alfabetik sıralama gereği komisyonda ve ihale sürecinde hiç yer almamış olacaktım. Soruşturma sürecinde üzerime atılan suçlamalara ilişkin herhangi bir kanıt bulunamadığı için iddianamede hakkımda tek bir madde dahi yer almamıştır. Hakkımda yöneltilen suçlamayı işlemediğim, yani rüşvet almadığım tespit edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" şeklinde konuştu.
'BİLİRKİŞİ RAPORUNDA DA HERHANGİ BİR FESAT İDDİASI İLERİ SÜRÜLMEMİŞTİR'
Tutuklu sanık İSFALT Eski Genel Müdürü Burak Sırali, "Göreve başladığımda şirketin yaklaşık 250 milyon lira seviyesinde icra aşamasına gelmiş vergi ve SGK borcu bulunmaktaydı. Hatta çarşamba günü göreve başladım, perşembe gününün tatil olması nedeniyle işlem yapılamadı. Cuma günü ise şirkete icra tebliği geldi. İşlerden elde edilen gelir arttıkça asfalt üretimini kendi tesislerimizde karşılayabilir hale geldik. Ancak asfalt serim ekipmanımız bulunmadığından, işleri alt taşeronlara ihale etmek durumunda kaldık. İddianamede suçlama konusu yapılan ihaleler de bu kapsamda; önce İSKİ'den, daha sonra İBB'den kazanılan İSKİ ihalesinin asfalt serim işlerine ilişkin alt taşeron ihaleleridir. Bu ihalelerin süreçleri, benden önceki dönemde nasıl yürütülüyorsa aynı şekilde yürütülmüştür. İhaleye yetkili kişiler zaman içinde değişmiş olabilir ancak genel yaklaşım, yöntem ve işleyiş aynıdır. Söz konusu dört ihale açık ihale usulüyle yapılmıştır. Hem iç denetimden hem de dış denetimden geçen bu ihalelerde, özellikle suçlandığım ihaleler bakımından, herhangi bir ihaleye fesat karıştırma unsuruna ya da kamu zararına ilişkin bir tespit bulunmamıştır. Görev yaptığım dönemde ve sonrasında, iddianame hazırlanıp tutuklanmama kadar geçen süreçte yapılan denetimlerde de bu yönde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Her ne kadar iddianamede dört ayrı eylemden dolayı suçlandığım belirtilse de, esasen hakkımda ileri sürülen iddiaların önemli bir kısmı aynı konu etrafında toplanmaktadır. Bu ihalelere ilişkin olarak bilirkişi raporunda tespit edilen iki husus da mevzuata uygun olup, ihalelerin sıhhatini etkilemeyen niteliktedir. Raporda belirtilen bu iki husus, ihaleye fesat karıştırıldığına dair bir delil veya emare oluşturmamaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda da bu bulgular üzerinden herhangi bir fesat iddiası ileri sürülmemiştir. İkinci husus ise, ihaleye ilişkin fiyat dışı unsur düzenlenmesine dair gerekçeli bir açıklama belgesinin bulunmamasıdır. Dolayısıyla bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, ihaleye fesat karıştırma iddiası aslında tek bir eyleme dayandırılmaktadır. Bu da, benim göndermediğim ve gönderilmesine izin vermediğim halde, yaklaşık maliyet bilgilerine ilişkin tek bir bilginin Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıldığı iddiasıdır. Paylaşılan mesaja ilişkin kayıt İsmail Güven'e aittir. Ayrıca dosyada, İsmail Güven'in Aziz İhsan Aktaş'a gönderdiği el yazısı fotoğrafının görüntüsü bulunmaktadır. Avukatım aracılığıyla bu el yazıları adli belge ve uzmanına inceletilmiş, notların benim el yazımdan çıkmadığı bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, yaklaşık maliyet bilgisinin paylaşılması iddiasına ilişkin olarak bu suçu benim işlemediğime dair açık ve somut deliller bulunmaktadır" dedi.
Bazı tutuklu sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya 3 Şubat Salı günü saat 10.00'da devam edilmek üzere ara verdi.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız; 24 Kasım 2025'te Meclis Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nu temsilen İmralı Adası'na giderek PKK elebaşı Abdullah Öcalan'la görüşmüştü.
Görüşmenin özet tutanakları 4 Aralık'ta yapılan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında Okunmuştu.
TBMM, görüşmeden iki ay sonra İmralı'da yapılan görüşmenin tam tutanaklarını, İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı başlığıyla sitesinde yayımladı.
"Umut hakkı olmadan çalışamam, başarılı olmamam durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğim"
Tutanak metnine göre Öcalan, "Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu ve siyasete orada başladığını, her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini, başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini, kendilerinin de kesin çözüm istediğini, TUSAŞ eylemine çok üzüldüğünü, süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiçbir şehit verilmediğini ve çatışma çıkmadığını, Bahçeli'nin de söylediği gibi kendisi için iletişim kanallarının açılması gerektiğini, ninesinin Türkmen kökenli olduğunu, bu coğrafyada 'Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk'ün yaşamayacağını' anladığını, aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, Kürtlerin bu devletle Orta Doğu'da yer alacaklarını, kendilerini demokratik olarak organize edeceklerini, federal özerklikle ilgisi olmadığını, Orta Çağ'da belediyecilik olduğunu, halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesi, yerel demokrasisi olduğunu, Türkiye için de bunu önerdiğini, Suriye'de Esad ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu, eğer demokratik şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-Şara'nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini, Kendilerini burada buluşturanın ve yakınlaştıranın devlet aklı olduğunu, CHP de (Komisyon görüşmesinde) olsaydı iyi olacağını, kendilerinin büyük ve sorunlarını çözmüş Türkiye istediklerini, Bahçeli'nin 'umut ilkesi' önerisinin düşünülmesi gerektiğini, bu şekilde genel aftan kurtulunmuş olacağını, Türkiye için genel affın uygun olmadığını, Sayın Bahçeli'nin boşuna umut hakkı ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini" söyledi.
Tutanağın tam metni şöyle:
"Abdullah Öcalan;
Öncelikle Kürt sorununun bin yıllık bir sorun olduğunu, bu sorunun 3 aşamasının bulunduğunu, bu kapsamda konjonktürel sürecin dikkate alınması gerektiğini,
Tarihte yapılan büyük hatayı Feti (Yıldız) Bey'in de ideolojisini de gözeterek anlatmak istediğini,
Kendisinin Ankara'da ilk gittiği derneğin Ülkü Ocağı olduğunu, siyasete orada başladığını,
Kürt sorununun devlet katından siyasi kata geçtiğini, bu ciddi sorunu şimdi siyasiler ile tartışacağını ve bunu çok önemsediğini,
Erdoğan ve Bahçeli'ye teşekkür
Kendisinin ilk başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Devlet Bahçeli'ye teşekkür etmek istediğini, özellikle Sayın Devlet Bahçeli'nin Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini, bu kapsamda anılana şükran duyduğunu,
Tüm sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,
Yüzyıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine Sayın Bahçeli'nin sözleri ile büyük katkı sağladığını,
Kendilerinin (Öcalan ve PKK) Turgut Özal döneminden yani 1992'den bu yana sırasıyla Erdal İnönü ve Süleyman Demirel döneminde devlet ile irtibat ve diyalog kurduklarını,
Devlet içerisindeki bir elin kendileri (Öcalan ve PKK) ile Kürt sorununun çözülmesini istemediğini, her seferinde darbe mekanizmasının devreye girdiğini,
(Hüseyin Yayman şehit ailelerinin hassasiyeti ile geldiklerini belirtmesi üzerine) Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini,
Türkiye'de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmaları ve doğru yerden kapıyı aralamayı başarmaları halinde büyük bir talih kapısının açılacağını, hem de bölgeyi yeniden belirleyeceğini,
Başaramamaları durumunda darbe mekanizmasının başta Sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Cumhurbaşkanı'na olmak üzere işleyebileceğini, Sayın Devlet Bahçeli'nin de konuşmalarında buna değindiğini,
"Özal bir anda öldü ve bu suikast örtbas edildi"
Mehmet Ali Birand'ın 1988'de izin almadan kendisiyle röportaj yaptığını, (Turgut) Özal'ın arayıp 'ne yaptın Mehmet Ali, beni yaktın' dediğini, Ankara'ya döner dönmez bütün gücüyle bu meselenin çözülmesiyle uğraşacakken Milliyet'te yayınlanan bu röportajdan 4 gün sonra suikastın yapıldığını, 17 Nisan'da Özal'ın Özel Kalem Müdürü Kaya Toperi ile bir görüşme yapacakken Özal'ın bir anda öldüğünü ve bu suikastın örtbas edildiğini, Onun ölümünden kuşku duyduğunu, başarılamaması durumunda, sadece Sayın Devlet Bahçeli'ye değil, bütün MHP'ye yükleneceklerini, Erdoğan'a nasıl yüklendiklerini bildiğini,
Muhataplarının, kendisinin nasıl bir günah keçisi haline getirildiğinin farkında olduklarını, kendisine yapılan saldırıların barışa ve kardeşlik hukukuna karşı saldırılar olduğunu, bazılarının etki ajanı olduklarını ve bunları bilinçli yaptıklarını,
Sayın Devlet Bahçeli'nin 'Bu sorun çözülmezse Anadolu'dan da Türklükten de geriye bir şey kalmaz' dediğini,
"Şehit ailelerinin acılarının ne kadar büyük olduğunu biliyorum"
Mustafa Kemal (Atatürk)'in Çanakkale'de büyük bir savaş verdiğini, Anzaklara 'sizin şehitleriniz bizim de şehitlerimiz' dediğini, şehit ailelerinin kendisini de böyle tanımlamalarını istediğini, kendisinin de şehit ailelerine saygıyla baktığını ve acılarının ne kadar büyük olduğunu bildiğini,
JİTEM Başkanı'na: Bu sorunu siz bu hale getirip benim kucağıma attınız, bütün günah benim değil
Geçmiş dönemde JİTEM Başkanı'na 'bu sorunu siz bu hale getirip benim kucağıma attınız, bütün günah benim değil' dediğini, 4 kuvvet komutanının olumlu sonuç çıkmazsa kendisinin idamının onaylanacağını ifade ettiklerini, kendisinin 'Benim için demokratik çözümden başka bir çözüm mümkün değil' dediğini,
"İran'ın Şii projesi var"
Amerika ve Binyamin Netanyahu'nun yeni anlaşmalar sistematiğine İbrahim Anlaşmaları denildiğini, böyle bir projenin devrede olduğunu, İran'ın Şii projesi bulunduğunu, şu an biraz geri çekildiğini ama iddialarının devam ettiğini,
"Çözüm süreci her ne kadar gergin de olsa..."
Çözüm süreci her ne kadar gergin de olsa büyük bir sınavla karşı karşıya da olsa en azından gelinen noktada 'sadece iyi niyet açısından değil, önümüzdeki 100 yılı değil 1000 yılı şekillendiren bir kapıyı aralayacaklarını, 1000 yıllık, 100 yıllık ve anlık kardeşlik/çözüm kapısı aralayacaklarını,
Medyadaki akıl almaz söylemlere rağmen Türkiye'nin böyle bir meselesi olduğunu ve ertelenemeyecek bir durumda olduğunu, kendilerinin de kesin çözüm istediğini,
"Örgüt Kandil'de değişik sesler çıkardı hatta eylem gerçekleştirdi, TUSAŞ eylemine çok üzüldüm"
Sayın Bahçeli'nin uzattığı bu ele, Sayın Cumhurbaşkanı'nın da Malazgirt'te iç cephenin güçlendirilmesine yönelik bir konuşmasının olduğunu, ona binaen Sayın Bahçeli'nin katkı olarak 'El uzatıyorum' dediğini, ancak örgütün Kandil'de değişik sesler çıkardığını, hatta eylem gerçekleştirdiğini, TUSAŞ eylemine çok üzüldüğünü,
Sayın Bahçeli'nin kendisinin 'Eğer imkanlar tanınırsa ben devlete hizmet etmeye hazırım' sözünü hatırlatıp, 'buyurun' demesi, hatta gerekirse umut hakkı da dahil olmak üzere DEM Parti grup toplantısında konuşmasını istemesinin' tarihi olduğunu,
Sözünün arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkanlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu,
Örgütte Türklerin de yer aldığını, başını da Duran Kalkan diye Türk bir örgüt mensubunun çektiğini, örgütte böyle bir Türk kökenli grubun her zaman bulunduğunu, baştan beri böyle bir geleneğin olduğunu, düşüncesi Kandil'e ulaştığında tek taraflı ateşkes yapıp buna bağlı kaldıklarını,
27 Şubat Bildirisine yöneldiğini, bunu hatırlatması gerektiğini, özellikle belirtmek istediğini, her cümlenin bir programatik özelliğinin bulunduğunu, her cümlenin bir program olduğunu, (Bunun üzerine Feti Yıldız tarafından 'farkındayız' şeklinde cevap verilmiştir.)
"Sabri Ok liderliğinde Türkiye'deki örgüt mensupları Türkiye'den çekildi"
Yapmış olduğu çağrısında Kürt sorununun nasıl çözülebileceğini anlattığını, Kandil'in bu bildiriye harfiyen de uyduğunu ve (PKK) kendisini feshettiğini, bunun ardından Bese (Hülya Oran)'nin liderliğinde silah yakma eyleminin gerçekleştiğini, bu kapsamda anılanın sorumluluk gösterdiğini, bunun gerçekleşmesi ile kendisince gerekenlerin yüzde 70'nin yapıldığını, bu gelişme ardından Sabri (Ok) liderliğinde Türkiye'deki örgüt mensuplarının Türkiye'den çekildiklerini,
Süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiçbir şehit verilmediğini ve çatışma çıkmadığını ayrıca böylelikle büyük bir politik açılımın sağlandığını, bu kapsamda kamuoyunda olan desteğin arttığını, İlerleyen süreçte kamuoyunun aklında olan bazı soru işaretlerinin de giderileceğini düşündüğünü,
Bahçeli'nin de söylediği gibi kendisi için iletişim kanallarının açılması gerektiğini,
Geçmişte S. Demirel'in Mardin'de 'Kürt realitesini tanıyorum' dediğini, ayrıca bu dönemde kendisinin yanına Halep'e Ahmet Türk ve Sırrı Sakık'ı gönderdiğini, onlara 'Biz Kürt kimliğini tanıyalım, siz de silahı bırakın' dediğini, o zaman bu fırsatı kaçırdığını ancak S. Demirel'in bu sorunu çözmek için çok çalıştığını,
1997'de (Necmettin) Erbakan'ın da bir girişimi olduğunu, Hafız Esad ve Abdulhalim Haddam'ın kendisini çağırdığını ve 3 adet mektup gösterdiğini, arkasından 28 Şubat'ın gerçekleştiğini, mektupların 5 senelik muafiyet, siyasi haklardan yoksunluk gibi konuların bir özeti olduğunu ama fırsat tanınmadığını,
Milli Güvenlik Kurulu'nun Sabri (Ok)'lerle ilişkiye geçtiğini ve 1997'de ismine 'toplumla ilişkiler' denildiğini ama sonrasında tıkandığını ve dışarıdan bir müdahale olduğunu düşündüğünü,
Kilis'te Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş'in 'çıkmazsa 2 gün içerisinde Suriye'yi işgal edeceğiz' demecini verdiğini, MOSSAD üzerinden olduğunu çok iyi bildiği yoğun bir iletişim olduğunu, Arafat'ı içine çektikleri yol gibi 'Ya Stockholm ya Kuzey Irak, başka türlü bu dünyada ayak basacak yer senin için bitti' dediklerini, bunu boşa çıkarmak için Kuzey Irak'ta beklerken şaşırtıcı bir biçimde Atina'dan çıktığını, orada Stavrakis adlı Yunanlı İstihbarat Genel Sorumlusunun 'Oslo dışında sen buradan çıkamazsın, hiçbir yere hatta kendi ülkene bile gidişine imkan tanımayacağız' dediğini, kendisinin hayretler içerisinde kaldığını, hiç hesapta olmayan bir şekilde Moskova'ya gittiğini, Jirinovski (Vladimir) adında bir Yahudi'nin kendisini karşıladığını, 'Seni bir evde saklayabiliriz, bunun dışında hiçbir imkan yok' dediklerini, kendisinin de 'Bunlar resmi parti, beni Moskova'da nasıl gizleyecekler?' dediğini ve aklının almadığını, sonrasında 'Senin dünya üzerinde MOSSAD dışında sığınacak bir yerin yok' şeklinde mesaj verildiğini,
Duşanbe'ye kadar götürüldüğünü ve soğuk havada 3-4 saat bekletildiğini, Sosyalist-Komünist Moskova'nın bu hale nasıl geldiğinin akıl alır gibi olmadığını, ardından Roma'ya gittiğini, bu kez de 'CIA ve MOSSAD kuş uçurtmuyor' dediklerini, tekrar Atina'yı denediklerini ve bu kez de Minsk'te havaalanında 'Vatansız olarak kalabilirsin' dediklerini, bu kadar aşağılık hareket mi olacağını, sonrasında Nairobi'ye götürüldüğünü ve orada hikâyenin tamamen onların kontrolünden çıktığını, kendisine İngiliz ajanı olduğunu düşündüğü elçinin bir tabanca verdiğini, tek korumasının o olacağını ve yanında olmasını söylediklerini, daha sonra JİTEM'in kendisine 'O silahı kullansaydın seni kesinlikle orada öldürecektik' dediğini, bunları Bahçeli'yi yakından ilgilendirdiği için anlattığını,
"100 yıllık Türk-Kürt savaşı kaçınılmaz olur"
Kendisinin dahil olmaması halinde 100 yıllık Türk Kürt savaşının kaçınılmaz olacağını, bunun çok önemli olduğunu,
'Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt' olmayacağını, Sayın Bahçeli'nin buna çok bağlı olduğunu, bunun Cumhuriyet ideolojisi olduğunu, pozitivizm ile bağlantılı olduğunu, Kürt'ün tasfiyesini gerektirdiğini, buna Türkmenlerin de dahil olduğunu, onun da eritildiğini, asıl 'yaralar nasıl gelişti, isyana neler yol açtı' onu açıklamak için anlattığını,
Dolayısı ile bu ideolojinin Türkiye'de biraz etkili olduğunu, bunu (muhataplarının) çok iyi bildiklerini, her türlü isyanın nedenin de bu olduğunu,
Şeyh Said isyanına gelindiğinde, Kurtuluş Savaşı ideolojisinin İslami ümmet anlayışı ile sağlandığını, daha sonra bu anlayıştan ayrılınca bunun tepki doğurduğunu, o tepkinin de isyana yol açtığını, (Feti Yıldız 'Hepsine isyan denildiğini ama isyan olmadığını,' ifade etmiştir. Birçoğunun tedhiş hareketi olduğunu belirtmiştir.)
Kürt isyanlarının adının Kürtlük isyanı olduğunu, kendisininkinin de aslında bir isyan olduğunu, her ne kadar 'Modern kurtuluş savaşı, gerilla demiş olsalar da bunun Kürdi isyan olmaktan öteye gidemediğini ve bunun aşılmadığını, trajik bir hal almaya başladığını, 1993'te sonuçlandırmak istediğini, Özal'ın Talabani üzerinden kendilerine mesaj gönderdiğini,
Özal'ın kendilerine 'Yaptığın her şey yanlış değil, Kürt kimliğini tanıtmada rolünü oynadın şayet silahlı mücadeleye devam edersen bütün çabalarının boşa gideceğini belirttiğini, kendisinin düşündüğünü ancak geciktiğini, onların haklı olduklarını, o zaman toy olduğunu, tarihi bir esnada Özal'ın vefat ettiğini,
Kendilerinin (Komisyon Üyelerinin) tanıklığını önemli bulduğunu, bilimsel tanık, şahit olduklarını, 'dışarıda bilim bunu söylüyor demeleri' gerektiği, saptırmaların çok korkunç olduğunu,
Cezaevinden gelen bir mektupta 'Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılış sürecinin Kürt isyanlarının başlaması ile birlikte olduğu' şeklinde anlatıldığını, Abdülhamit'in tedbir alıp Hamidiye Mektepleri kurdurduğunu, bu tedbirin çok ciddi olduğunu, Abdülhamit'in Kürt İsyanlarının Osmanlı'nın yıkılışına neden olduğunu fark ettiğini,
Sultan Abdülmecit'in Kürt Mirlikler ile dostane bir çözüm geliştirmeye çalıştığını, o dönemde Rus Çarlığı ve Fransa'nın Suriye'de bir Süryani ve Kuzey'de (Doğu Anadolu'da) bir Ermeni devleti kurmak için çalıştıklarını,
Sayın Bahçeli'nin Kudüs ve Selahattin Eyyubi çıkışlarını çok önemli gördüğünü, Selahattin Eyyubi'nin Kudüs'ü fethetmesinde Türk ve Kürt Birliğini sağlamasın çok etkili olduğunu düşündüğünü,
"Ninem Türkmen kökenli"
Ninesinin Türkmen kökenli olduğunu,
Selçuklu Sultanı Sancar'ın kendisine başkent olarak Med devletinin eski başkenti olan Hamedan'ı seçtiğini,
"'Türksüz Kürt'ün, Kürtsüz Türk'ün yaşamayacağını' anladım"
Bu coğrafyada 'Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk'ün yaşamayacağını' anladığını,
Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te başarılı olmasında Silvan'da bulunan Mervani Emirliği ve Ahlat'ta bulunan Kürt Emirliği ile anlaşarak onlardan destek alması olduğunu, bunu da Osman Turan'ın yazmış olduğu kitapta okuduğunu,
Malazgirt'in Kürtlerin de yaygın olarak savaştığı bir zafer olduğunu, Anadolu'nun kapısının Türklere açıldığının söylendiğini ancak Fırat'a kadar Şanlıurfa, Malatya'ya genişlediğini ve bunun Kürtlerin nefes almasını sağladığını,
Atatürk'ün Beyazıt'taki aşiret beyine 'Eğer bu savaşta birbirimizle savaşırsak ne Kürdistan ne Türkiye kalır, ikisi de kaybeder' dediğini, birlik dışında bir kurtuluş yolu olmadığını, sonrasında savaşın kazanıldığını ve Kürt katkısının göz ardı edilemeyeceğini,
Geçtiğimiz günlerde Erbil'de bir kongre ile Almanya'da Yahudi-Kürt Kongresi yapıldığını, bunların çok önemli olduğunu, muhataplarının bundan haberleri olup olmadığını, (F. Yıldız, bildiğini söylemiştir.)
MOSSAD'ın gücünü anlamaları için anlattığını, geçmişte içinde bulunduğu uçağın NATO'nun Avrupa'nın hiçbir kentine inmeyecek dediklerini, inanılmaz bir kontrol bulunduğunu, mühim olanın bir Türk'ün elinden kendisinin vurulmuş olması olduğunu, böylelikle örgütün onların emrine gireceğini, inanılmaz suikast ve öldürmelerin Gazze'deki gibi inanılmaz bir furyanın başlayacağını, o dönem kendini yakanların olduğunu, kıyamet koptuğunu, bugün de bunu muhataplarının anlatması gerekeceğini, bugün hala önemini koruduğunu, tarihin böyle geliştiğini, kendisinin tereddütsüz hamleler yaptığını,
Bugünü yorumlamak için bu bilgilerin bilinmesi gerektiğini bu sebeple açıkladığını,
Orta Doğu'nun kaderini (muhataplarının) değiştireceklerini, topu kendilerine atacağını,
PKK isyanının sebebini anlattığını, neden sona erdirdiğini ve büyük riskin mekaniğini açıklamak istediğini, her şeyin bildikleri gibi olmayabileceğini, kendisini yanlış anlamamalarını,
Bahçeli'nin devleti en az kendisi kadar bildiğini, kendisinin de abartıyor olabileceğini ama her ihtimalin hesaba katılması gerektiğini, tecrübesinin çok büyük olduğunu,
(Süreci bozmak isteyenleri kast ettiği tertipleyicilerin çok güçlü olduklarını değerlendirilmektedir.)
Kendisinin MHP'yi çok iyi tanıdığını eğer MHP'liler Bahçeli'yi haklı görmeselerdi onun arkasında durmayacaklarını ve desteklemeyeceklerini bildiğini,
CHP'nin (Meclis Komisyonu'nda) aldığı son kararın çok dikkat çekici olduğunu ancak bunu CHP'nin dışlanması için söylemediğini,
Suriye'de şu an bir şeyler döndüğünü, kendisinin Suriye'yi çok iyi tanıdığını çünkü 20 sene orada yaşadığını,
Meclis Komisyonu üyelerinin bazı konularda kendisinden daha ileride olduklarını ancak bazı konularda kendisinin onlardan daha ileri olduklarını,
Toplum için daha önemli adımlardan bahsedeceğini, normalde PKK'nın 1993'de feshedilmesi gerektiğini düşündüğünü, Türk-Kürt ilişkisinin simbiyotik bir ilişki olduğunu, bu kapsamda Ziya Gökalp örneğinin sebepsiz bir örnek olmadığını,
Anadolu Türklüğünün Kürtlüğe, Mezopotamya Kürtlüğünün ise Anadolu'ya bağlı olduğunu,
PKK'nın sadece silah bırakmasının değil zihinsel olarak (düşmanlığın da) sonlanması gerektiğini, iki millet arasında kardeşlik ilişkisinin bulunduğunu, aralarında isyan, savaş ve çatışmanın yaşandığını, (bunun üzerine F. Yıldız; 'şehit haberi geldiği dönemde bile kimsenin gidip bir Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar hadiseye rağmen ortada bir Kürt-Türk düşmanlığının hiçbir zaman oluşmadığını' belirtmiştir.)
(Türklerin ve Kürtlerin) Bin yıldır iç içe yaşadıklarını, Urfa'da bulunan Karakeçili Türkmenlerinin kendisinden daha Kürt olduklarını, Germiyanoğulları'nın ise özünde Kürt iken zamanla Türkleştiklerini, bu tarihi gerçekliğin göz ardı edilmemesi gerektiğini, iki kimliğin de birbirine saygı duyması gerektiğini, birbirlerini yok etmeye çalışmaların bir tuzak olduğunu,
Reel sosyalizm düşüncesini 1995'ten beri terk ettiğini, zihin dönüşümünün sancılı bir süreç olduğunu, o sürecin bırakıldığını ve zihnen silah bırakmak gerektiğini, pratikte zaman alacağını, örgüt mensuplarını hazırlaması gerektiğini, Duran Kalkan'ın kendisinden daha çok 'Asla silah kullanmayacağız' dediğini,
Suriye meselesinin Türkiye kadar önemli olduğunu, Esad ailesi ile epey ilişkileri olduğunu, zaten onların yakın himaye ve desteği ile yaşadığını,
SDG'nin ABD ve İsrail desteğiyle en az 100 bin kişilik silahlı gücünün bulunduğunu ve sanılandan daha fazla yaygınlaştığını, buna diğer bölgelerin de dahil edilebileceğini, kongrenin belgelerinin kendisine gelmediğini ancak Avrupa'daki (Kürt-Yahudi Kongresi) ve Erbil'deki (6'ıncı Orta Doğu Barış ve Güvenlik Forumu) kongrenin de anlamının 'Biz burada (İmralı) çözüme giderken onlar da orada çözüme gidiyor' olduğunu,
Ferhat Abdi Şahin'in kendisine en yakın kişilerden birisi ve kendisine bağlı olduğunu,
Erbil'deki toplantıda ve Avrupa'daki kongrenin Almanların himayesinde yapıldığını, 'Tam Kürtlerin devlet kurma aşamasına geldiklerinde en büyük engel şu anda Apo'dur' dediklerini, kendisinin yöntem olarak önerdiğinin demokratik toplum olduğunu,
Kendisinin demokratik toplum ve onların Kürt devletçiliği için çatıştığını,
İsrail için Kürtlerin çok gerekli olduğunu çünkü Orta Doğu'nun dengelerinin bozulmasının Kürt jeopolitiğine bağlı olduğunu, Kürt jeopolitiği olmadan İsrail'in Orta Doğu hegemonyasını gerçekleştiremeyeceğini,
"Orta Doğu'daki hegemonya için İsrail'e Kürt devletçiliği gerek"
Kendisinin Türkiye Cumhuriyeti'ni proto-İsrail, Kürt devletçiliğini de post-İsrail devletçiliği olarak gördüğünü, önceden İsrail kurulması için Cumhuriyet ne kadar gerekliyse şimdi de Orta Doğu'daki hegemonya için İsrail'e Kürt devletçiliği gerektiğini, başka türlü ayakta kalamayacağını ve hegemonya kuramayacağını,
Son aldığı bilgilere göre, 'Yaygın bir propaganda var, devlet olma şansınız Apo tarafından sabote ediliyor' dendiğini, bunun çok önemli bir saptama olduğunu,
Başarısız olmaları için her şeyi yapacaklarını, ama kendilerinin bir avantajı olduğunu, kendisinin Kürt hareketi içerisinde bir ağırlığı olduğunu, Sayın Bahçeli'nin milliyetçiler içindeki ağırlığı ne ise kendisinin de Kürt hareketi içerisinde öyle olduğunu, İran, Irak ve Suriye için de geçerli olduğunu,
Ne İsrail'in önerdiği İbrahim Anlaşması ne de İran'ın önerdiği Şii projesinin ilanının ülke çıkarımız için uygulamasının uygun olmadığını, bunun yerine demokratik entegrasyonun önemli olduğunu,
Demokratik Kürt oluşumuna dikkat edilmesi gerektiğini, devlet demediğini, muhatabının ne kadar Demokratik Milliyetçilik ise kendisininkinin de o kadar demokratik toplumculuk olduğunu,
Devlet ile ilgili bir parçadan bahsetmediğini, Sayın Bahçeli'nin bunu çok iyi bildiğini (Bunun üzerine Feti Yıldız 'Devletleşme olmadığını, federatif bir yapı olmadığını, özerklik olmadığını açıkladığını', Abdullah Öcalan da onaylamıştır.)
Sonuç olarak aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, net bir şekilde söylediğini, Kürtlerin bu devletle Orta Doğu'da yer alacaklarını, kendilerini demokratik olarak organize edeceklerini, federal özerklikle ilgisi olmadığını, bunun kendi icadı olmadığını, doğru sosyalizm olduğunu, sola böyle anlattığını, 200 yıllık sosyalizmi çökertenin kendilerinin sosyalizm anlayışı olduğunu,
Sonuç olarak demokratik toplum ile Cumhuriyet'in entegre olması gerektiğini,
Komün kökeninin Kürtçe olduğunu, topluluk, toplanma anlamına geldiğini, Orta Çağ'da belediyecilik olduğunu, halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesi, yerel demokrasisi olduğunu, Türkiye için de bunu önerdiğini,
"Şara'nın da SDG gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atması gerek"
Türkiye için istediğini Suriye için de istediğini, bunun yerel demokrasi ve komün (demokratik belediyecilik) olduğunu, bu konuyu her gün düşündüğünü, bu kapsamda onlarla (SDG) diyalog kurabileceğini, onların kendisini dinleyeceklerini düşündüğünü ancak bu anlamda tek taraflı hareket etmeyeceklerini, Ahmed El-Şara'nın da SDG gibi demokratik Suriye için pozitif adımlar atmasının gerektiğini,
Kendisinin boşuna tarih anlatmadığını, Suriye'de çok yoğun bir Arap milliyetçiliği bulunduğunu, orada Türkmenlerin de olduğunu, kendilerinin (SDG) aynı Kürtler gibi haklarını gözeteceklerini,
6 Şubat'ta yaşanan depremden dolayı başsağlığı dilediğini, kendilerinin yapacakları çalışmayı bu depremde hayatını kaybedenlerin anısına yapmak istediğini,
Suriye konusunda (F. Yıldız; SDG'nin 10 Mart'ta bir anlaşma yaptığını) o anlaşmanın 8 maddesi olduğunu, bunları esas aldıklarını, (Hüseyin Yayman; kendisinin o örgütün (SDG) lideri olduğunu, Suriye konusunu Meclis Komisyonu'nda ve kamuoyundaki herkesin dile getirdiğini, Türk halkının ilk olarak Suriye'de silah bırakılması açısından somut adımlar ve Diyarbakır Anneleri'nin evlatlarının ailelerine teslim edilmelerini görmek istediğini belirtmiştir.) (Diyarbakır Anneleri'nin çocuklarının ailelerine geri dönmeleri için) bir komite kurdurulduğunu, (Hüseyin Yayman; başta söylediği tarihi kardeşliğin çok önemli olduğunu, buna kimsenin bir itirazının bulunmadığını, artık darbe mekanizmasını kırabileceklerini, Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Devlet Bahçeli'nin bu konuda kararlı olduklarını, bu sefer bunu başarabileceklerini belirtmiştir.) darbe mekanizması konusunda da dikkatli olunması gerektiğini, yoksa bu mekanizmanın sürecin üzerinden buldozer gibi geçebileceğini,
Suriye konusunda kendisinin önerisinin yerel demokrasi olduğunu, (AK Parti'nin) kuruluş esasının belediyecilik olduğunu, yasanın eksik yönleri olduğunu ve bütün şehirlere bu yasayı yaymak istediğini, yerel demokrasi Atina demokrasisinde her bölgeden bir delege seçildiğini ve onların o bölgeyi temsil ettiklerini bunun yerellik ve demokrasi olduğunu, Suriye için ne mezhep ne etnik temelli, yerel bağlamda güçlendirilmiş bir demokrasi gerektiğini düşündüğünü, asıl sorunun bu kavramın içeriğinin nasıl doldurulacağı ve Anayasa'ya nasıl dahil edileceği olduğunu,
Bir devlet için merkezi üniter güçler kadar bölgesel yerel demokrasinin de gerektiğini, biri olmadan bir diğerinin olmayacağını, (F. Yıldız bunun üzerine; Suriye'de yerel demokrasilerin bir savunma gücü olup olmayacağı sorulmuştur.) asayiş kapsamında güçlerin bulunacağını, Suriye'de iki gücün kaynaştırılması gerektiğini, Suriye'de Arap milliyetçiliğinin güçlü olduğunu, Suriye'de Esad ailesinin yaptıklarının ortada olduğunu, eğer demokratik şartlar sağlanmaz ise Ahmed El-Şara'nın da yarın bir diktatöre dönüşebileceğini,
"Türkmenler Kürtlerden daha kötü durumda, kendilerini ifade edecek bir cemiyetleri, komünleri yok"
Türkmenlerin Kürtlerden daha kötü durumda olduklarını, kendilerini ifade edecek bir cemiyeti, Türkmen komünü bulunmadığını, muhataplarının komünü anlayıp anlamadığını,
Komünün bir topluluk, sivil toplum anlamına geldiğini ve olmak zorunda olduğunu,
Bir iki ailenin çıkıp bütün Halep'in rantını kendine bağlayabileceğini ve bunun tedbirini almak gerektiğini, bunun bütün halklar için geçerli olduğunu, Türkmenlerin orada bin yıldır büyük çabaları olduğunu, onların sivil toplum olmasının işin doğası gereği olduğunu, Çerkesler ve Ermenilerin de bulunduğunu, onların da kendini modern bir sivil toplum haline getirmesi gerektiğini,
Suriye'yi sivil toplum ya da yerel demokrasi olmadan bırakmaları durumunda yeni bir Hafız Esad çıkacağını, bunu önlemek için kendisinin gücünü kullanacağını, pratikte de elinden gelen her şeyi yapacağını,
İsrail'in kendi kültüründen bir Suriye istediğini, Suriye'yi tamamen İsrail güdümüne bırakamayacaklarını, bunun sakıncalı olduğunu, 'İsrail'le savaşalım' demediğini ama SDG de dahil ustaca, kardeşçe ve yavaşça halledeceğinin sözünü verdiğini, bir çağrıyla olmayacağını, yoğun bir ilişki gerektiğini ve diyalog olmadan nasıl yapacağını,
"MHP'yi demokratik milliyetçi olarak değerlendiriyorum"
MHP'yi demokratik milliyetçi olarak değerlendirdiğini ve Türkiye için çok gerekli olduğunu, bu birikimin kesinlikle bir ittifak ruhu ile paylaşılması ve eski düşmanlaştırıcı bakışı aşmak gerektiğini, çatışma değil ittifak kurmak zorunda olduklarını, bütün partileri aşan bir akıl olduğunu,
'Devletin önceliğini kendi partimden önce görmeliyim' düşüncesinin diğer partiler için de gerektiğini,
"CHP de görüşmede olsaydı iyi olacaktı"
Kendilerini burada buluşturanın ve yakınlaştıranın devlet aklı olduğunu, CHP de (Komisyon görüşmesinde) olsaydı iyi olacağını,
Türkiye merkezli entegrasyona Suriye, Irak ve birlikte çalışmaları halinde İran'ın da mecburen dahil olacağını, orada Azerilerin bulunduğunu ve en az Kürtler kadar önemli olduğunu, onların da demokratik entegrasyona katılmasıyla bunun bir Orta Doğu Birliği olacağını, demokratik entegrasyonla bunun birlikte gerçekleşeceğini,
Türkiye'de Demokratik Cumhuriyet, Orta Doğu'da Demokratik Orta Doğu olacağını,
Acele etmeden birlikte çalışmak gerektiğini, Suriye'de üniter devlete bir şey demediğini ancak yerel demokrasisiz ve sivil toplumsuz asla olmaması gerektiğini, yeni bir diktatörlüğe kurban etmemek gerektiğini,
(Hüseyin Yayman'ın; 'petrol kaynakları ve sınır kapılarının ne olacağı' sorusu üzerine) Bir paylaşım modeli geliştirilebileceğini,
Suriye için önerdiklerini İran için de tartışacaklarını,
"Büyük ve sorunlarını çözmüş Türkiye istiyoruz"
Kendilerinin büyük ve sorunlarını çözmüş Türkiye istediklerini, sadece silahların terki değil kafadaki izleri sildiklerini ve en önemlisi de bölgede en yakın dönemde Orta Doğu'daki bütün dinlere, halklara, kültürlere bir ortaklık modeli önereceklerini,
Bundan önce ne kadar negatif bir söylem var ise bundan sonra söylemlerin pozitif yönde gelişmesi gerektiğini, bunun için de Komisyon'un tarihi bir kapı aralayacağını, rapor hazırlayıp, meclise sunacaklarını hukuki boyutu konuşmadıklarını kendi sorumluluklarında olduğunu, ancak muhataplarının söylediklerini hayata pratiğe geçirmek için iletişim özgürlüğünün başta olması gerektiğini,
PKK'nın feshi, silahtan arındırılması adımlarından sonra da tekrar pozitif adımlar atacağını, bu sebeple Komisyonun çıkaracağı kanunun konuya özgü bir kanun olması gerektiğini,
PKK ile ilişkili olanların en üstten en alta hepsinin hukuki durumlarının açıklığa kavuşması gerektiğini, Sayın Bahçeli'nin 'umut ilkesi' önerisinin düşünülmesi gerektiğini, bu şekilde genel aftan kurtulunmuş olacağını, Türkiye için genel affın uygun olmadığını,
Komisyona saygı ve selamlarını yolladığını, 'Kararın yetkilerinde olduğunu, dolayısıyla konunun meclise taşınması gerektiğini',
İran'ın PKK üzerinde en az İsrail kadar ağırlığının bulunduğunu, kendisinin İran'ın ideolojisine katılmadığını,
İsrail'le ikisinin devlet ilişkisi içinde kendisine 'Devlet ilan edecektik, APO engelledi' diyeceklerini, engelleyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir mensubu olarak hareket edeceğini ve demokratik toplumun Kürtlerin en ideal çözüm tarzı olduğunu söyleyeceğini,
"Türkiye'yi artık kendi devletim olarak görüyorum"
Türkiye'yi artık kendi devleti olarak gördüğünü, kendisinin Türkiye'nin demokratik Cumhuriyet olmasını istediğini,
Demokratik Cumhuriyet'in inşası konusunda AK Parti'nin ciddi adımlar attığını,
Kendisinin Kürt kültürünü Cumhuriyet'e dahil etmek istediğini, bunun bir zenginlik olduğunu, bunun başka türlü yorumlanmamasını istediğini,
"Umut hakkı olmadan çalışamam, başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğim"
Sayın Bahçeli'nin boşuna umut hakkı ibaresini kullanmadığını, bu olmadan kendisinin çalışamayacağını, bu yapıldıktan sonra Suriye konusunda başarılı olmaması durumunda yargılanmayı ve eleştirilmeyi kabul edeceğini, mevcut durumu ile İsrail'e karşı çıkamayacağını, geçmişte Esad'ın yanında iken İsrail'in kendisini ne hale getirdiğinin gayet açık olduğunu,
Kendisinin söz verdiğini,
DEM Parti için de heyet olarak (İmralı'ya) geldiklerini, Gülistan (Kılıç Koçyiğit)'ın da dahil olabileceğini,
"Muhataplarım 'Terörsüz Yüzyıl' derken ben 'Şiddetsiz Yüzyıl' diyorum"
(Hüseyin Yayman'ın; 'Bazı siyasetçilerin, kişilerin söylemleriyle süreci zehirlediğini belirtmesi üzerine) PKK'da da bazı kişilerin bunu yaptığını, süreç içerisinde çalışma imkanları artarsa hepsinin halledilebileceğini ancak zaman istediğini, imkan ve koşullarının buna uygun olmadığını, kendisi hayattayken bu hamle ve yüzyılın başarılı geçeceğini, muhatapları buna 'Terörsüz Yüzyıl' derken kendisinin 'Şiddetsiz Yüzyıl' dediğini, en az muhatapları kadar katkı yapacak gücünün bulunduğunu,
İttifak halinde yürümek gerektiğini, kendisinin Komisyon Üyeleri'nin buraya (İmralı) gelmesinden çok umutlandığını ve bir tarihi aşamanın başladığını, muhataplarının da bunu başarıya taşıyabilecek kilit isimler olmasını umduğunu, kendisinin (süreç konusunda) iyimser olduğunu,
Feti Yıldız;
Milli Birlik, Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu üyeleri olarak kendi aralarında yaptıkları seçimle Milliyetçi Hareket Partisi'ni temsilen kendisinin, Hüseyin (Yayman) Bey'in AK Parti'yi temsilen, Gülistan (KOÇYİĞİT) Hanım'ın DEM Parti'yi temsilen kendisinin (Abdullah Öcalan) beyanlarını almaya geldiklerini,
Komisyonun şimdiye kadar 18 toplantı yaptığını, sivil toplum örgütleri, barolar, şehit ailelerinden Cumartesi Anneleri'ne kadar toplumun her kesimini dinlediğini, zengin bir dinleme olduğunu,
Sonunda yazacakları raporla bunu bir esasa bağlayıp, çözüm yollarını göstereceklerini, henüz Komisyon'un tamamlanmadığını, raporlama aşamasında olduklarını, geliş sebeplerinin bu olduğunu, bu görüşmenin Komisyon'un 19. toplantısı olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
Uzun uzun Türkiye'nin siyasal geçmişinden konuşamayacaklarını, (Abdullah Öcalan'ın) örgütün kurucusu olarak yaşamını ve geçirdiği siyasi evreleri bildiklerini, son olarak üzerine çalıştığı komünal ve liberal belediyecilik kavramlarını anladıklarını, örgütün tarihi üzerine konuşmanın şu an için gereksiz olduğunu,
(Abdullah Öcalan'ın) silahlı yöntemden siyasi yönteme geçtiğini, eşit yurttaşlık, kültürel adımlar ve komünalite üzerine yoğunlaştığını bildiklerini,
(Abdullah Öcalan'ın) Şubat 2025'de yapmış olduğu çağrısında bütün yapıların silahlı mücadeleyi bırakmasını ve örgütsel varlıklarını dağıtmaları gerektiklerini anladığını, bunun toplumu çok rahatlattığını, halkın bu gelişmeyi takip ettiğini, kendilerinin (MHP'nin) silah bırakın derken Suriye, Irak ve İran'daki yapıları da kapsamasının önemli olduğunu,
Yaşanılan sorunların demokrasi çerçevesinde çözülebileceğini, bunun ancak teröre son verilerek Terörsüz Türkiye'de mümkün olacağını,
1999 Ekim ayında duruşma salonunda kendisinin (F. Yıldız) de şehitlerin avukatı olarak yer aldığını,
1970'lerde Kürt hareketinin solun içerisinde olduğu için fark edilmediğini, şimdi tam tersi solun Kürt hareketi içerisinde olduğunu,
Kendileri burada çözüme giderken bir örgüt mensubunun da 'ne çözümü, ne silahsızlanması' diye açıkça söylediğini, 'Abdullah Öcalan'ın aldığı karar sadece Türkiye'yi ilgilendirir' diye not düşürdüklerini, SDG'nin başındaki kişinin (Ferhat Abdi Şahin'in) Abdullah Öcalan'ın yetiştirdiği birisi olduğunu halkın bildiğini,
Partili ya da Türk siyasetinde olan arkadaşların Lozan'dan ve 1924 Anayasası'ndan önceki dönemin dilini kullanmamaları gerektiğini, bunun süreci zehirlediğini,
Sabri Ok'un Türkiye'den çekilirken yanında olan örgüt mensuplarının ellerinde silah olmasının Türk kamuoyunda infial yarattığını, bu noktada kendisinin (Abdullah Öcalan) yapmış olduğu çağrıya (PKK'nın) tam uymadığının görüldüğünü,
Suriye'de (SDG'nin) 10 Mart entegrasyon anlaşmasına uyulmasının elzem olduğunu,
Suriye konusunda kendisinin (Abdullah Öcalan) yeni bir açıklama yapması gerektiğini,
Bu devletin hepimizin devleti olduğunu, (Solun) Emeğin şekil değiştirdiğinin farkında olmadığını,
İlk açıklamasında 'silah bırakın' derken PKK'nın bütün bileşenlerine söylediğini bildiklerini, (bunun üzerine Abdullah Öcalan; İran'da her gün idamların yaşandığını, kendisinin (Abdullah Öcalan) İran'dan 'Azeriler ve Kürtler için demokratik haklar vermesini ve idamları sonlandırmasını' isteyeceğini, bunun için inisiyatif kullanmaları gerektiğini, tabi bunun savaş anlamına gelmediğini ancak idamlar devam ederken (PJAK) silah bırakmayacaklarını, şu an İran'la bir diyalog ve Ateşkes sürecine girmelerinin gerektiğini, bir entegrasyon çalışmasının İran'a dayatılabileceğini,)
PKK'nın Irak'tan çektiği güçlerini Suriye'ye gönderdiği yönünde gözlemler olduğunu, bu durumun daha önceki açıklama ile çelişki yarattığını,
Hüseyin Yayman;
Komisyon adına burada olduklarını, milletin sorularını kendisine soracağını, bütün Türkiye'nin kulağının burada olduğunu, buradaki havanın tüm bölgeyi etkileyeceğini, bunun Türkiye ve bölge adına tarihsel olduğunu,
Cumhur İttifakı olarak Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin bu meselenin çözümü açısından çok büyük bir risk aldıklarını, dolayısıyla milletin meselenin çözümü için daha hızlı adımlar beklediğini,
Sonuç olarak Komisyon ve Türkiye adına başarmak zorunda olduklarını, aksi halde sokaktaki iklim ve havanın bambaşka bir hale dönebileceğini,
Milletin kendisinin (Abdullah Öcalan) 27 Şubat çağrısını önemsediğini, ancak pratik adımların daha fazla olması konusunda talep bulunduğunu, tüm şehit ailelerinin hassasiyeti ile geldiklerini,
Akil insanlar heyetinde yer aldığını, çok ciddi tepkiler ile karşılaştığını, başarmak zorunda olduklarını, pratik adımlar noktasında buradan çıkacak olan neticenin ya sürecin devamına ya da başka bir sonuca yol açacağını,
Bu tarihsellik içerisinde hem TBMM Komisyonu hem bu görüşmenin çok daha tarihsel anlam kazandığını, Devlet-Örgüt görüşmelerini takip eden herkesin bildiğini, 1993-1995-1999-2009-2014 yıllarında bütün bu tarihi değiştirme fırsatının geldiğini, 27 Şubat açıklaması ve buna bağlı olarak pratik adımların hızlanması gerektiğini, Komisyon'dan beklentinin çok yüksek olduğunu ve geçmişteki hatalara düşmemek gerektiğini, görünmez bir el ve darbe mekaniğinin bulunduğunu, buradan çıkmanın yolunun Suriye'de de Türkiye'de her yerde örgütün Abdullah Öcalan'ın çağrısına uyması olduğunu,
Tarihsel hafızanın Türkler ile Kürtlerin 1000 yıllık kardeşliğini beraber sağlayacaklarını veya bugünkünden çok daha büyük bir savaş yıkım/ kriz yaşanacağını, (Bunun üzerine Feti Yıldız tarafından 'Türkiye için hiçbir zaman gerçekleşmeyecek iddialarda bulunmanın süreci sabote etmek olacağını, buna dikkat edilmelidir' şeklinde ifade edilmiştir.)
Darbe tehdidi bulunduğunu, bunu açıklığa kavuşturmak gerektiğini,
Temel meselenin bütün hafızayı tarihsel gerçekliği bilen bir heyet olarak Terörsüz Türkiye gerçekleşecekse Türkiye'nin pratik adımları bekliyor olduğunu, (Bunun üzerine Abdullah Öcalan 'pozitif hamleler peşinde olduğunu' ifade etmiştir.)
Komisyona gelen herkes pratik adımlar atılması, çok hızlı hareket edilmesi gerektiğini söylediğini,
Bir direnç bulunduğunu, çünkü örgütün merkezini Kandil'den Suriye sahasına taşımasının sorunu çözmediğini, kendisinin (Abdullah Öcalan) örgütün lideri olarak kesin talimat vermesi gerektiğini, bunu tüm Kamuoyu ve Türkiye'nin beklediğini, bunu gerçekleştirdiğinde başka bir iklimin gelişeceğini,
Komisyon'da dinlenen her kesimin şiddet sona ermesi halinde Türkiye'nin çok ileri gideceğini, belirttiğini, dolayısıyla somut adıma ihtiyaç duyulduğunu, darbe mekanizmasının devreye girebileceğinin akıllarında olacağını,
Bütün tarihsel çelişkiyi ortadan kaldırmanın ve yeni bir yol bulmanın Komisyon'un görevi olduğunu,
Kendisinin Türkmen ve ülkücü kökenli olduğunu ve kardeşlik adına inisiyatif aldığını,
Komisyon'un kurulmasının tarihsel olduğunu, nitelikli çoğunlukla buraya geldiklerini, 'milletin kendilerinden sonuç nedir Suriye'de silahlar bırakılacak mı? Diyarbakır'da çocuklarını isteyen anneler çocuklarına kavuşacak mı? Silahlar sadece elde değil zihinde bırakılacak mı' sorularının cevap beklediğini,
Buradan çıktıklarında gazetecilerin soracağını, bir açıklama yapacaklarını, burada olan temel meselenin, Sayın Teşkilat Başkanı'nın dile getirdiği pedal çevirme (sorunu) olduğunu, sorunların bir günde çözülemeyeceğini kamuoyunun da bildiğini, yol haritası belirlenmesinin, pozitif mesajlar verilmesinin, toplumsal beklentilerin yükseltilmesinin çok önemli olduğunu, Türkiye'de böyle bir politik psikolojinin bulunduğunu, hep beraber bunu başarmak zorunda olduklarını,
Bu tarihi adımı tarihi bir sonuçla ilerletmek gerektiğini aksi takdirde ilerleyemeyeceğini,
İhtiyatlı iyimser olduğunu, geçmişte yaşananları asla unutmadığını ve Terörsüz Türkiye'nin gerçekleşmesi için çalışması gerektiğini belirttiğini,
Gülistan Kılıç Koçyiğit;
Gayet iyi ve sağlıklı göründüğünü, sağlığının da gayet iyi göründüğünü, birçok kesimi dinlediklerini, komisyon adına burada bulunduklarını, kendisini dinlemek istediklerini, kendisinin (Abdullah Öcalan) düşüncelerini de kamuoyu ile paylaşmak istediklerini,
Kürtlerin kendi örgütlülüğünü sağlayarak Cumhuriyet'e entegrasyonu, Cumhuriyet'in de bir karakteri olacağını, nasıl bir Cumhuriyet olacağını, merak ettiğini,
Sürecin ilerlemesi, kendisinin (Abdullah Öcalan) elinin güçlenmesi için bütün söylediklerinin pratiğe geçmesi için komisyona düşenin ne olduğu konusunda fikrini bilmek istediklerini,
Yarın 25 Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Günü olduğunu, kadınların selamlarını ilettiklerini ifade etmişlerdir."
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool, Bodo ve Ajax karşısında aldığı galibiyetlerle 9 puana ulaşan Galatasaray, 7. maçta İspanyol devi Atletico Madrid'i ağırladı.
Sarı-Kırmızılılar bugüne kadar hiç yenemediği rakibi karşısında çok erken bir golle geriye düşmesine rağmen maçtan 1 puanla ayrılmayı başardı. Uğurcan Çakır maçın son bölümünde yaptığı kurtarışlarla alkış aldı.
Puanını 10'a yükseltti
Sara, 90+4'te mutlak golü kaçırdı. Puanını 10'a yükselten Galatasaray için Play-off hesapları son maça kaldı.
Geçirdiği enfeksiyon sonrası günlerdir yoğun bakımda olan 97 yaşındaki usta sanatçı Haldun Dormen, hayatını kaybetti.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla usta tiyatrocu Dormen'in yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Memişoğlu, "Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden, usta sanatçı Haldun Dormen’in vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrendim. Türk tiyatro tarihinde eşsiz izler bırakan Haldun Dormen’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı.
Güllü'nün ölümüyle ilgili kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in eski nişanlısı Kervan E. gözaltına alındı.
Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'ndeki 6 katlı binanın teras katındaki evinin penceresinden 26 Eylül'de düşen Güllü'nün ölümüyle ilgili tutuklu bulunan kızı Tuğyan Ülkem Gülter’in eski nişanlısı Kervan E, konu kapsamında ifadesine başvurulmak üzere Yalova Adliyesi'ne çağrıldı.
İfadesinin ardından Kervan E. hakkında "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla gözaltı kararı verildi.
İl Emniyet Müdürlüğüne götürülen Kervan E'nin işlemleri sürüyor.
NE OLMUŞTU?
Şarkıcı Güllü (52), 26 Eylül'de Yalova'nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi'nde bulunan 6. kattaki evinin üzeri kapalı terasındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmiş, Güllü'nün cenazesi, İstanbul'da toprağa verilmişti.
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatmış, bir süredir teknik takipte tutuldukları öne sürülen Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve olay günü aynı odada bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu, Ulu'nun babası Arif Ulu ile 2 kişi gözaltına alınmıştı.
Gözaltına alınanlardan Gülter tutuklanmış, Sultan Nur Ulu hakkında ise ev hapsi kararı verilmişti. Diğer 3 kişi ise savcılıktaki ifadelerinin ardından salıverilmişti.
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında tutuklanan Ümit Karan ve Kütüphane adlı mekanın sahibi Yılmaz Efe'nin uyuşturucu kullandığı ortaya çıktı.
Karan, ünlülere yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanan Ümit Karan'la ilgili yeni bir gelişme yaşandı.
Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu’nda saç ve kan örnekleri alınan eski futbolcu Ümit Karan’ın uyuşturucu testi pozitif çıktı. Karan’ın hem kanında hem de saçında ‘kokain’ maddesinin pozitif çıktığı öğrenildi.
İstanbul'da Etiler'de çok sayıda ünlünün sık sık gittiği eğlence mekanı Kütüphane'nin sahibi Yılmaz Efe'nin de testinin pozitif çıktığı ifade edildi.
ÜNLÜLERE UYUŞTURUCU OPERASYONU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu tarafında yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyeti Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğünce operasyon yapılmıştı.
Operasyonda eski futbolcu Ümit Karan'ın da aralarında bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alınmıştı. Emniyetteki işlemlerin ardından Adli Tıp Kurumu'na götürülen şüphelilerden tahliller için kan ve saç örneği alınmıştı.
Şüpheliler işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Savcılık ifadesi tamamlanan Ümit Karan, ‘TCK/188 Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddeyi Ruhsatsız Olarak Satmak', 'Satışa Arz Etmek - Vermek, Sevk Etmek, Nakletmek, Depolamak, Satın Almak, Kabul Etmek, Bulundurmak' suçundan tutuklama istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Karan, 16 Ocak'ta çıkarıldığı
Gezi tutuklusu MS hastası Tayfun Kahraman, bir kez daha hastaneye kaldırıldı.
Meriç Kahraman, X hesabından eşinin sağlık durumuna dair açıklama yaptı.
Meriç Kahraman'ın aktardığına göre Tayfun Kahraman, dün (18 Ocak Pazar) gündüz sayıma çıktığı sırada dengesini sağlayamayarak başını yere çarptı.
Hem başından hem de elinden yaralanan Kahraman'ın alnında yarık ve elinde de sürtmeye bağlı yara oluştu.
Meriç Kahraman, eşinin kafası ve eli şişmiş halde hastaneye götürüldüğünü belirtti.
Tayfun Kahraman, bandaj ve pansuman işlemlerinin ardından Silivri Cezaevi'ne geri gönderildi.
Kahraman'ın bugün devam eden şişme ve morarma şikayetleri nedeniyle bugün eline atel takıldı.
Meriç Kahraman, Tayfun Kahraman hakkında AYM tarafından verilen yeniden yargılama kararını hatılatarak, "Eşim hukuken masumdur. Kararın uygulanmaması nedeniyle şu an fiilen özgürlüğünden mahrumdur. Yaşadıklarımız nedeniyle eşimin sağlığı tehlikeye giriyor, bunların hepsi belgelidir, hepsi AYM’ye yaptığımız ikinci başvuru dosyasında mevcuttur" dedi.
Meriç Kahraman, AYM'ye ek dilekçe sunduklarını sözlerine ekledi.
"MAHKEME KARARLARINA UYUN, EŞİMİ SERBEST BIRAKIN"
Meriç Kahraman X'te yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Bugün de Tayfun’un geçirdiği akut MS atağının tıbbi tüm sürecini heyet raporları ve epikriz belgeleri, MS atağı ile bağlantılı olarak dün yaşanan düşmeye bağlı yaralanması da dahil olmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne ek beyan dilekçemiz ile sunduk. Biz 4 yıldır yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz. Her Allah’ın günü canımızdan can gidiyor. Eşimin hastalığı cezaevi şartlarında her gün daha fazla ilerliyor. Biricik evladımın babasına ve ailemize daha fazla eziyet etmeyin. AYM'ye yaptığımız ikinci başvuruyu bir an önce gündeme alın. Yasalara uyun, mahkeme kararlarına uyun, eşimi serbest bırakın."
TMMOB'DAN AÇIKLAMA
TMMOB, Tayfun Kahraman'ın cezaevinde yaralanarak hastaneye kaldırılmasına ilişkin açıklama yaptı.
"Tayfun Kahraman ve tüm Gezi tutsakları derhal serbest bırakılmalıdır" denilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Anayasa Mahkemesi Kararına Uyulmalı! Tayfun Kahraman ve Tüm Gezi Tutsakları Derhal Serbest Bırakılmalıdır!
Gezi Davası’ndan tutuklu bulunan Birliğimize bağlı TMMOB Şehir Plancıları Odası’nda yıllar boyunca çeşitli kurullarda görev yapmış olan meslektaşımız Tayfun Kahraman, sağlık sorunları yaşamakta, MS hastası olmasına rağmen cezaevi koşullarında tutulmaktadır. Sağlık hakkı ihlal edilerek yaşamı tehlikeye atılan meslektaşımız dün cezaevinde düşme sonucu yaralanmış ve hastaneye kaldırılmıştır.
Buradan bir kez daha ifade ediyoruz.
Bu ülkenin güzel yarınları için mücadele eden arkadaşımıza bedel ödetmeye çalışmaktan vazgeçilmelidir.
Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yargılama kararı açık olmasına rağmen Tayfun Kahraman’ın cezaevinde olduğu her gün, her saat hukuksuzdur.
TBMM’ye sunulan kanun teklifine göre fiilen çalışan ve 15 yılını dolduran mühendis ve mimarlara yeşil pasaport (hususi pasaport) hakkı verilmesi planlanıyor.
Yeşil pasaport, vize almadan dünyanın birçok ülkesini seyahat etme hakkı tanıyor.
13 Ekim 2025’te Meclis Başkanlığı’na sunulan son düzenlemenin mevcut durumu “Komisyonda” olarak belirtiliyor.
Teklifin özetinde, TMMOB’ye bağlı odalara üye olan, fiilen mesleğini icra eden ve en az 15 yıl kıdeme sahip mühendis ve mimarlara hususi damgalı pasaport verilmesinin amaçlandığı ifade ediliyor.
Gerekçede, mühendis ve mimarların uluslararası toplantılar, teknik incelemeler, fuarlar ve projelerde vize sorunlarıyla karşılaştığına dikkat çekiliyor. Bu durumun hem bireysel mesleki faaliyetleri hem de Türkiye’nin teknik alanlardaki temsil gücünü olumsuz etkilediği belirtiliyor.
KİMLER YEŞİL PASAPORT ALABİLİYOR?
Türkiye’de yeşil pasaport kullanabilen grup ve meslekler şöyle:
1. Devlet memurları ve kamu görevlileri
Kamu kurumlarında 1., 2. veya 3. derece kadrolarda çalışan devlet memurları ve benzeri kamu görevlileri.
Bu derecelerde görev yaparken emekli olanlar da haklarını korur.
2. Meclis ve hükümet üyeleri
Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyeleri (milletvekilleri).
Eski bakanlar.
3. Belediye başkanları
Görevleri süresince büyükşehir, il veya ilçe belediye başkanları.
Derece kadro ile emekli olmuş eski belediye başkanları.
4. Sporcular
Devlet sporcusu statüsündeki sporcular (belirli şartlarla).
5. Belirli kamu bankası ve kurum çalışanları
Özelleştirilmeden önce yeşil pasaport hakkı olan kurumlarda çalışanlar (örneğin Türk Telekom, Ziraat Bankası, Halk Bankası vb.), belirli koşullarla.
6. İhracatçı iş insanları ve şirket yetkilileri
Belirli ihracat hacmine ulaşan şirket sahipleri/ortakları/çalışanlarına kanunla yeşil pasaport hakkı tanınmıştır.
7. Avukatlar
Baroya en az 15 yıl kayıtlı avukatlar.
Türk Metal Sendikası, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile gerçekleştirilen ve 138 bin işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine grev kararı alındığını açıkladı.
Türk Metal Sendikası'ndan yapılan açıklamada, "Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 19 Ocak 2026 günü grev kararı almıştır" denildi.
Açıklamada, "Türk Metal Sendikası artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Ayrıca Sendikamız, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine de aynen devam edecektir" ifadelerine yer verildi.
Türk Metal Sendikası'ndan yapılan açıklama şöyle:
"Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) arasında 13 Ekim 2025 tarihinde başlayan ve 138 bin üyemizi ilgilendiren Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri, 8 Aralık 2025 tarihinde yapılan oturumda Sendikamız Türk Metal’in masadan kalkması üzerine kesilmiş ve taraflar uyuşmazlık tutanağını tutmuştu.
Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde o güne kadar yapılan 5 oturumda, 47 Ana Madde, 5 Ek Madde ve 2 Geçici Madde olmak üzere toplam 54 Madde ile sözleşmenin eki niteliğindeki 2 Yönetmelik Sendikamızın teklif ettiği şekliyle kabul edilmişti. Görüşmelerde 33 Ana Madde, 2 Ek Madde, 3 Geçici Madde olmak üzere toplam 38 Madde ile 1 Yönetmelikte ise anlaşma sağlanamamıştı.
Anlaşma sağlanamayan maddelerin başında ücret artışına ilişkin hükümler ile sosyal haklara yönelik maddeler gelmektedir. Ayrıca, MESS’in kazanılmış haklarımızı geriye götürecek nitelikteki teklifleri de uyuşmazlığın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
Hatırlanacağı üzere MESS, ücret teklifine, sözleşmenin ilk 6 ayı için, 6 aylık enflasyonun bile altında kalan (%5+Seyyanen 11,50 TL) toplamda %10’luk oran ile başlamıştı. Uyuşmazlık tutulmasının ardından 8 Ocak 2026 tarihinde yapılan 6. oturumda teklifini (%7,5+Seyyanen 17,30 TL’ye) toplamda %15’e, 13 Ocak 2026 tarihinde yapılan 7. oturumda ise (%10,5+Seyyanen 17,30 TL’ye) toplamda %18’e çıkarmıştı. Ancak bu teklifler sendikamız tarafından kabul edilmemişti.
Yürürlükteki yasa gereğince Arabuluculuk sürecinin başlamasının ardından, resmi arabulucu tarafları uzlaştıramamış ve arabulucu raporu bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) sendikamıza ulaşmıştır.
Türk Metal Sendikası olarak; ülkemizin ekonomik olarak zor bir dönemden geçtiğinin, enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalandığının, tüm ücretlilerin geçim sıkıntısı yaşadığının bilincinde olarak böyle bir dönemde metal işçilerine reva görülen bu teklifleri kabul etmediğini kamuoyuna daha önce olduğu gibi bugün bir kez daha açıklamaktadır.
Süreçte ise bu duruma karşı tepkimizi sokaklarda, işyeri sahalarında, yemekhanelerde, tezgah başında yaptığımız etkin ve anlamlı eylemlerle göstermiştik.
İşte tüm bu tabloyu değerlendirmek için bugün (19 Ocak 2026 Pazartesi günü) Başkanlar Kurulumuz Genel Merkezimizde toplanmıştır.
Ve sonuç olarak;
Sendikamız, üyelerinin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için 19 Ocak 2026 günü grev kararı almıştır.
Türk Metal Sendikası artık sözün bittiği yerde, bıçağın kemiğe dayandığı noktadadır. Ayrıca Sendikamız, sözleşmede insan onuruna yaraşır bir ücret elde etmek için sonuç alıncaya kadar eylemlerine de aynen devam edecektir."
Dün Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre Tan Sağtürk, Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürlüğü görevinden alındı.
İki yılı aşkın süredir bu görevde bulunan Sağtürk, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile yaptığı görüşmenin ardından yeni bir göreve atandı.
Görevden alınma büyük yankı uyandırırken görev değişikliğinin Tan Sağtürk'ün kendi isteğiyle gerçekleştiği iddia edildi.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Tan Sağtürk'ün görev değişikliğine dair sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
Türkkan'ın sosyal medya paylaşımı şu şekilde:
"Tan Sağtürk, görevini iyi yapan başarılı bir sanatçı, sansasyonel olmayan tavrı ile iyi bir Genel Müdürdü.
Görevden alındı haberlerini ben de üzülmüştüm.
Ancak; 'Tan Sağtürk görevden alındı' haberlerinin aslı şöyle:
Aldığım bilgiye göre; görevden alma yok, kendi rızası ile pozisyon değişikliği var.
Çocuklarına daha çok vakit ayırmak zorunda olduğu bir dönemde olan sanatçı, sahada aktif olması gereken Genel Müdürlük görevi yerine; daha üstte, koordinasyon ve proje üreten bir yönetici pozisyonunda göreve devam edecekmiş."
İstanbul'da Mattia Ahmet Minguzzi cinayetini hatırlatan benzer bir cinayet işlendi.
Güngören'de 16 yaşındaki Atlas Çağlayan isimli çocuk, 15 yaşındaki başka bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Atlas'ın ölümünde 16 yaşındaki çocuğun olay günü yanında bulunan ikizi ile cinayeti işleyen 15 yaşındaki katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı.
Olay 14 Ocak günü akşam saatlerinde yaşandı.
16 yaşındaki Atlas Çağlayan, arkadaşlarıyla birlikte ilçedeki bir kafeye gitti.
İddiaya göre, Çağlayan ile arkadaşları, kafede oturdukları sırada yan masada bulunan başka bir grupla yan bakma tartışması yaşadı.
Kafenin içinde başlayan tartışma, kısa sürede büyüyerek sokağa taşındı. Bu sırada 15 yaşındaki bir çocuk, Atlas Çağlayan'ı göğsünden bıçakladı.
Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, Atlas'ı hızla hastaneye götürdü. Ancak Atlas, kurtarılamadı.
Polis ise saldırgan ve beraberindeki arkadaşlarını gözaltına aldı.
15 yaşındaki saldırgan emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemede tutuklandı.
KATİL ZANLISININ İFADESİ
Atlas'ı bıçaklayarak ölümüne neden olan 15 yaşındaki E.Ç. ise tutuklandı.
E.Ç. savcılıktaki ifadesinde kendilerine küfür edildiğini ileri sürdü.
Olay günü arkadaşlarıyla birlikte bir kafeye gittiğini anlatan E.Ç., "Bir süre kafede oturduktan sonra dışarı çıktık ve kafenin önünde beklemeye başladık." dedi.
Katil zanlısı, öldürülen çocuğun küfür ettiğini ileri sürerek kendisini savundu.
Atlas'ı daha önceden tanımadığını söyleyen E.Ç., "Ben de üzerimde bulunan bıçağı çıkartarak salladım. Karnına bir kez bıçağı vurdum. Sonrasında çocuğu yere yatırdılar." dedi.
15 yaşındaki saldırgan kendisinin de dövüldüğünü ileri sürdü.
Olayın ardından cinayetin işlendiği yerde beklemeye başladığını anlatan katil zanlısı yanında bulunan arkadaşının bıçağı kendisine vermesini söylediğini belirterek, "Ben de elimdeki bıçağı ona verdim. Bıçağı elinde tutarken kafede bulunanlar bıçağı yere atmasını söylediler. Arkadaşım da bıçağı yere attı. Polisler geldiğinde beni kafede yakaladılar. Bıçağı teslim aldılar." ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın GazzeBarış Planı kapsamında işlenen sürecin ikinci aşamasına geçildi.
Beyaz Saray, Gazze'deki geçiş sürecini yönetecek Barış Kurulu üyelerini açıkladı. Gazze'de Filistin Yönetimi'ne destek olacak Yürütme Kurulu'nda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da var.
Gazze'de güvenliğin sağlanmasından ve yeniden imarından sorumlu olacak Barış Kurulu ve organları tesis edildiğini belirten İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ABD Başkanı Donald Trump'tan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a davet gönderildiğini duyurdu.
Duran, "ABD Başkanı Donald Trump, 16 Ocak 2026 tarihinde, Barış Kurulu’nun kurucu başkanı sıfatıyla bir mektup göndererek Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Barış Kurulu’nda kurucu üye olarak yer almaya davet etmiştir." dedi.
GAZZE'DE İKİNCİ AŞAMA
Trump'ın Gazze barış planı kapsamında, daha karmaşık bir sürecin olduğu ikinci aşamaya geçildi.
İkinci aşama; Gazze'de geçici yönetimin kurulması, bölgenin silahsızlandırılması ve bölgenin yeniden inşası süreçlerini kapsıyor.
Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi de sürecin önemli bir parçası. Komiteye Filistin Yönetimi'nin eski Planlama Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaat başkanlık edecek. Şaat'ın görevi, kamu hizmetlerinin yeniden tesis edilmesi, sivil kurumların yeniden inşası ve Gazze'deki günlük yaşamın istikrara kavuşturulması. Şaat, uzun vadeli yönetimin temellerini atacak çalışmalar da yürütecek.
Komite, Filistin ekonomisini yeniden inşa etmeyi hedefleyen 15 teknokrat isimden oluşuyor. Çalışmalara Mısır'ın başkenti Kahire'de başlandı. Şaat, kısa süre içinde Gazze'ye geçerek acil yardım planını hayata geçireceklerini belirtiyor.
İkinci aşamanın önemli bir parçasını da Filistinli grupların silahsızlandırılması oluşturacak.
Bir diğer adım da Gazze'nin yeniden imarı. İsrail saldırıları sonucu sivil altyapısının yüzde 90'ı tahrip olan Gazze'de geniş çaplı bir imar süreci başlatılması hedefleniyor.
Birleşmiş Milletler (BM), bu imarın maliyetini yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
Diğer başlıklardan biri ise Gazze'nin güvenliği. Barış planının ikinci aşamasına göre, Gazze'nin güvenliğini Uluslararası İstikrar Gücü üstlenecek. En az üç ülkenin katılacağı Uluslararası İstikrar Gücü'nün 2027'ye kadar görev yapması planlanıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı İran'ı tehdit etti. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, İran'ın ABD üslerini hedef aldığına dair bilgi aldıklarını ve İran'ın saldırı düzenlemesi halinde çok sert karşılık verileceği ifade edildi.
Yapılan açıklamada, "Başkan Donald Trump ile oyun olmaz" ifadeleri kullanıldı.
İran'da protestoların başlamasının ardından ABD sürekli müdahale tehdidinde bulunuyordu. İran yetkilileri ise protestoların ABD tarafından kışkırtıldığını belirtiyor.
Son olarak Trump müdahaleden vazgeçtiklerini açıklamıştı. The Wall Street Journal'ın haberine göre ABD Başkanı Donald Trump'ı danışmanları ve İranlı diplomatları, İran'a saldırmaması konusunda ikna etti.
Uyuşturucu operasyonda gözaltına alınan ve yasaklı madde kullanıp kullanmadıklarına yönelik teste tabi tutulan isimlerden Oktay Kaynarca ve Emel Müftüoğlu'nun test sonuçlarının negatif çıktığı belirtildi.
Oktay Kaynarca’dan yeni açıklama:
Sonuçların çıkmasının ardından Oktay Kaynarca, “Alnım açık, başım dik sözünü ispat etmiş oldum." açıklamasında bulundu.
Trendyol Süper Lig ekiplerinden Kasımpaşa, Fenerbahçe ile yollarını ayıran santrfor Cenk Tosun'u kadrosuna kattı.
Kulübün sosyal medya platformundaki hesabından, "Şimdi hazırım. Kasımpaşa'dayım." başlığıyla Tosun'un lacivert-beyazlı formayla videosu paylaşıldı.
Sezonun ilk yarısını Fenerbahçe'de geçiren 34 yaşındaki santrfor, 7 resmi müsabakada toplamda 72 dakika süre bulurken skor katkısı veremedi.
Emre Belözoğlu'nun çalıştırdığı Kasımpaşa, daha önce Fenerbahçe'de İrfan Can Kahveci'yi de almıştı.
Sinop'ta yolda gördüğü yaban domuzunu eliyle yakalayan adama para cezası kesildi.
Olay Erfelek ilçesinde yaşanmıştı.
Karlı yolda ilerleyen bir araçtan inen Şenel Yılmaz, yol kenarında gördüğü yaban domuzlarını kovalamaya başlamıştı.
Domuzlardan birini eliyle yakalayan adam, sosyal medyada en çok konuşulanlar arasına girmişti.
15 BİN LİRA PARA CEZASI
Olayın sosyal medyaya yansımasının ardından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı.
İnceleme sonucunda Yılmaz'a, yaban hayvanını yakalayıp sürüsünden ayırdığı ve avlanma mevzuatına aykırı davrandığı gerekçesiyle 14 bin 911 lira ceza uygulandı.
Domuzu eliyle yakalayan Yılmaz ise ceza karşısında şaşkın.
"Yavrudan biraz büyük bir domuzu yakaladım, yola getirdim ve ısırabilir diye yanımdan uzağa bıraktım." diyen Yılmaz, "Sonrasında da sürünün gittiği yöne doğru saldım, ailesinin peşine gitti. Silah yok, bıçak yok, avlanma yok." ifadelerini kullandı.
Erken ödemesi halinde cezanın 11 bin liraya düşeceğini söyleyen Yılmaz, "Ama ben bu cezayı hak etmedim. Videolarda da her şey açıkça görülüyor. İtirazımı yapacağım." diye konuştu.
(İha)
Ziraat Türkiye Kupası'nda Fethiyespor'u 2-1 mağlup eden Galatasaray, Süper Lig'de oynayacağı Gaziantep FK maçının hazırlıklarına başladı.
Sarı-kırmızılıların orta saha oyuncusu Lucas Torreira, ülkesi Uruguay'da Espectador Deportes radyosunun Las Voces del Futbol programına konuk oldu ve çarpıcı açıklamalarda bulundu.
işte tecrübeli futbolcunun sözleri:
"Fenerbahçe ile finalde kaybettikten sonra benim için zor günler oldu. Benim Galatasaray'a olan bağlılığım kadar bağlıysanız bu tür yenilgiler çok acı verir.”
“Fernando Muslera'nın kulüpten ayrılması hepimizi üzdü ve bunu her gün hissediyoruz. Çok önemli bir oyuncuyu kaybettik. Benim için zor zamanlarda bana eşlik eden bir baba gibiydi.”
"Icardi ile çok iyi bir ilişkim var. Hayatımın en zor anlarında bana yardım etti. Hem Türkiye'de hem de Arjantin'de çok şey yapıyor. Harika bir adam ve bazen başına gelenler beni üzüyor."
Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu'dan şaşırtan bir Romanya çıkışı geldi.
Ülke basınında yer alan haberlere göre, Sandu, "The Rest Is Politics: Leading" isimli YouTube kanalına konuştu. Cumhurbaşkanı Sandu, ülkesindeki kırılgan demokrasiyi Rusya'nın baskısına karşı koruma amacıyla olası bir referandumda Moldova'nın komşusu Romanya ile birleşmesi yönünde oy kullanacağını bildirdi.
Sandu, Moldova gibi küçük bir ülkenin, demokratik ve egemen bir devlet olarak ayakta kalması ve Rusya'ya karşı direnmesinin daha zor hale geldiğini söyledi.
Vatandaşlarının çoğunun kendisiyle aynı görüşü savunmadığı değerlendirmesini yapan Sandu, bu nedenle Kişinev'in Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonunun daha gerçekçi bir hedef olduğunu bildirdi.
Moldova'nın komşusu Romanya, halihazırda AB ve NATO üyesi. Kişinev yönetimi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın başından beri Ukrayna'ya destek veriyor.
Mart 2022'de ülkesinin AB'ye katılımı için başvuruda bulunan Moldova'ya aday ülke statüsü verilmişti. Böylece AB ile Moldova arasında geçen yıl üyelik müzakereleri başlamıştı.
AB'ye 2030’a kadar üye olmayı hedefleyen Moldova'da 2024'te AB’ye katılım referandumu düzenlenmişti. AB’ye katılım amacıyla Anayasa'da değişiklik yapılmasına, vatandaşların yüzde 50,31’i "evet", yüzde 49,69’u ise "hayır" cevabı vermişti.
İKİNCİ KEZ CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ
Sandu, Kasım 2024'te yapılan seçimlerin ikinci turunda yüzde 55,33 oy oranıyla zafer elde ederek ikinci kez cumhurbaşkanı seçilmişti.
Batı yanlısı politikalarıyla bilinen ve Moldova'nın ilk kadın cumhurbaşkanı olan Sandu'nun rakibi Rusya yanlısı Moldova Sosyalistler Partisi (PSRM) adayı Gagauz Türkü Aleksandr Stoyanoglo, oyların yüzde 44,67'sini alabilmişti.
ABD, Başkan Donald Trump'ın ülkeye gelmek isteyen yabancılara karşı son hamlesi olarak, 75 ülkeden gelen göçmen vizelerinin işlenmesini durdurduğunu açıkladı.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, X'te yayınladığı bir gönderide, "ABD, Somali, Rusya ve İran da dahil olmak üzere 75 ülke için tüm vize işlemlerini dondurdu" diyerek, bu kararın göçmen vizeleriyle ilgili olduğunu belirtti.
VİZE İPTALLERİ BİDEN DÖNEMİNİN İKİ KATI
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göreve tekrar geldiği 2025 yılında 100 binden fazla vizeyi iptal etti. Bu iptal edilen vizelerin yaklaşık 8 binini öğrenci vizeleri oluşturuyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Trump döneminde vize iptallerinin, eski ABD Başkanı Joe Biden döneminin son yılı olan 2024'e kıyasla 2 katından fazla arttığını açıkladı.
İptal edilen vizelerin büyük çoğunluğu, vizelerinin süresini aşan uzman işçilik ve turistik amaçlı seyahat edenleri kapsıyor. Yaklaşık 2 bin 500 uzman işçi de yasal statülerini kaybetti. Vizelerini kaybeden işçi ve öğrencilerin çoğunun suça karıştığı savunuldu.
İstanbul Cumhuiyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması olarak da bilinen soruşturmada gözaltına alındıktan sonra Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nda uyuşturucu testi veren 20 kişinin test sonucu çıktı. Sonuca göre toplamda 15 kişide pozitif bulguya ulaşıldı.
Uyuşturucu testi pozitif çıkan isimler şöyle:
Mahmut Uğur Ziylan
Erdi Çetin
Uğur Can Peker
Yağmur Uçkun
Atilla Aydın
Melisa Fidan Çalışkan
Melisa Şahin
Nuran Çokçalışkan
Burak Kaptan
Müzeyyen Karakan
Murat Can Şirin
Ozan Kılıç
Esra Yoldaş Balcı
Hamdi Burak Beşer
Yılmaz Burak Bozkurt
Etiyopya'da turistik bir gezi sırasında saldırıya uğrayan Erdoğan Akbulak ve Cengizhan Güngör adlı iki Türk vatandaşı ile Etiyopyalı şoförleri hayatını kaybetti.
Türkiye'nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran, olay hakkında bilgi verdi. Baran, saldırının Etiyopya'nın Güney Ulusları ve Halkları Bölgesinde, "Tum" şehrine yakın kırsal kesimde, 12 Ocak sabah saatlerinde gerçekleştiğini, saldırı sonucunda Erdoğan Akbulak ve Cengizhan Güngör adlı iki Türk vatandaşı ile Etiyopyalı şoförün hayatını kaybettiğini bildirdi.
2 TÜRK VATANDAŞI SALDIRIDAN KURTULDU
Baran, olay yerinde başka Türk vatandaşlarının bulunup bulunmadığı sorusuna ilişkin, Etiyopya’ya turistik gezi için gelen 4 Türk vatandaşının iki araçla seyahat ettiğini, öndeki araçta bulunan 2 kişinin saldırıdan kaçabildiğini ve olayın yara almadan kurtulanlar tarafından kendisine bildirildiğini söyledi.
Kurtulan Türk vatandaşlarının ve hayatını kaybedenlerin cenazelerinin bu sabah uçakla Addis Ababa'ya getirildiğini belirten Baran, "İşlemler devam ediyor. Vatandaşlarımız Büyükelçilikte misafir ediliyor, cenazeler yarın sabah İstanbul'da olmak üzere bu gece THY seferiyle gönderilecek" ifadelerini kullandı.
Baran, Etiyopya makamlarının saldırıyla ilgili yaklaşımına vurgu yaparak, "Olay duyulur duyulmaz Etiyopya Dışişleri Bakanlığı bizimle temasa geçti, taziye ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Dışişleri, Turizm ve Savunma Bakanlıkları ile federal ve yerel polis birimlerinin temsilcilerinin dahil olduğu bir görev gücü hem olayın soruşturulması hem de vatandaşlarımız ile cenazelerin Addis Ababa'ya getirilmesi konusunda görevlendirildi. Etiyopya makamları takdire şayan bir işbirliği ve destek sergiledi" ifadelerine yer verdi.
Saldırının faillerinin bulunması için Etiyopya makamlarının yapacakları soruşturmanın sonuçlarının beklendiğini aktaran Baran, saldırının meydana geldiği bölgenin yılın her döneminde çok sayıda turist kafilesi tarafından ziyaret edildiğini, Türk turistlerin de bu ziyaretçiler arasında olduğunu söyledi.
Baran, turistlerin seyahatleri öncesinde gidecekleri bölgeyle ilgili araştırma yapmasında fayda olduğunu aktararak, "Bu amaçla Büyükelçiliğimizle temas kuran vatandaşlarımıza gerekli yönlendirmeyi yapmaya hazırız." dedi.
Büyükelçi Baran, saldırıda hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, kurtulanlara da geçmiş olsun dileklerini iletti.
TBMM Genel Kurulu'nda vergi oranlarında düzenleme, KDV'de istisnalarının daraltılması, gayrimenkul ve tapu işlemlerinde vergi değişiklikleri, kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve kamu gelirlerinin arttırılması ile bütçe dengesinde düzenlemeleri içeren Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edildi.
Toplam 40 maddeden oluşan kanun teklifi, kayıt dışılıkla mücadele, vergi adaletinin sağlanması ve vergi dışı alanların kapsama alınmasını öngörüyor.
Kanun teklifine yapılan yeni madde ihdası ile Emlak Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde yıllık artış sistemini değiştiren kalıcı bir düzenleme de yer alıyor. Düzenlemeyle, bina ve arsa vergi değerlerinin takip eden yıllarda "yeniden değerleme oranında" artırılacağı hükmü getirildi.
Düzenlemede, krediyle alınan konutlarda kiraya verilen gayrimenkuller için ödenen faizlerin gider olarak indirilmesine ilişkin vergi avantajındaki farklılık azaltılacak. Kredili ve kredisiz alımlar arasında vergi yükünün eşitlenmesi amaçlanıyor.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılacak düzenlemeyle, dördüncü geçici vergi döneminin yeniden sisteme dahil edilmesiyle, geçici vergi mükellefiyeti bulunan mükelleflerin kazançlarının 3, 6, 9 ve 12 aylık dönemlerde tespit edilmesi ve yılın son çeyreğine ait geçici vergi beyannamesinin alınması düzenlenecek.
Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılacak bir diğer değişiklikle, portföyünün sürekli en az yüzde 51’i Borsa İstanbul hisse senetlerinden oluşan fonların bir yıllık elde tutma istisnası ile ilgili istisnanın; portföyünün en az yüzde 51’i BIST hisse senetlerinden oluşan ve özellikleri belirtilen bazı serbest fonlarda uygulanmaması düzenlenecek. Düzenlemeyle, TEFAS’ta işlem görmeyen, sadece nitelikli yatırımcılara satılan ve portföy sınırlaması olmayan bazı fonların istisna kullanımı engellenecek.
TAPUDA BEYAN EDİLEN ALIM-SATIM BEDELİNİN DENETİMİ VE CEZANIN ARTIRILMASI
Düzenlemede, büyükşehirlerde il özel idareleri yerine kurulan yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının adına kayıtlı taşıtların motorlu taşıtlar vergisinden istisna edilmesi sağlanacak.
Harçlar Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, gayrimenkul alım-satımlarında beyan edilen bedel emlak vergisi değerinden az olmamak üzere tapu harcı hesaplanacak, gerçeği yansıtmayan beyanlarda aradaki fark için uygulanacak vergi cezası mevcut yüzde 25’ten bir kat artırılacak.
SIFIR VE İKİNCİ EL ARAÇ İŞLEMLERİNDE NİSPİ NOTER HARCI ALINACAK
Teklifte yer alan düzenlemeyle, noterlerde yapılan sıfır araçların ilk tescili ve ikinci el araç satış/devri işlemlerinden, satış bedeli üzerinden ve asgari maktu harçtan az olmamak üzere nispi noter harcı alınacak.
ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI, VETERİNER, KIYMETLİ MADEN İŞLETMELERİNDEN YENİ YILLIK HARÇLAR ALINACAK
Düzenlemede, ayakta teşhis-tedavi yapan özel sağlık kuruluşları, ağız-diş klinikleri, veteriner muayenehaneleri, hayvan hastaneleri, kıymetli maden faaliyet izin belgeleri, ikinci el motorlu taşıt ve taşınmaz ticareti yetki belgeleri ile ticari havacılık ruhsatları gibi belgeler için yıllık harç getirilerek, bazı ruhsat harçları yıllıklaştırılacak.
VAKIF YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARINDA ÜCRET BELİRLEME ESASLARI DÜZENLENİYOR
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle, vakıf üniversitelerindeki öğrenci ücretlerinin belirlenmesinde, mütevelli heyetin yetkisi korunuyor ancak ücretlerin güncellenmesine ilişkin esaslar cari yıl haziran ayı yıllık üretici fiyat endeksi artışı ile cari yıl haziran ayı yıllık tüketici fiyat endeksi artışı ortalaması da dikkate alınarak YÖK esaslarına göre belirlenecek.
UEFA ORGANİZASYONLARI İÇİN KDV İSTİSNALARI GETİRİLİYOR
Düzenlemeyle, 2026 Avrupa Ligi Finali, 2027 Konferans Ligi Finali ve 2032 Avrupa Şampiyonası kapsamında UEFA ve yurt dışından gelecek katılımcılara ilişkin teslim ve hizmetler KDV, gelir ve kurumlar vergisinden geçici istisna edilecek. İstisna kapsamındaki yüklenilen KDV’nin indirim, iadesine imkan sağlanacak.
Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) Cumhurbaşkanı, devlet katkısı oranını yüzde 50'sine kadar arttırabilecek, sıfıra kadar indirebilecek.
HAZİNE NET BORÇ KULLANIM TUTARI ARTIRILACAK
Kamu Finansman ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a eklenen geçici maddeyle, 2023 Kahramanmaraş merkezli deprem harcamaları ve 2025 gelir yönlü bütçe gelişmeleri nedeniyle ortaya çıkan ilave finansman ihtiyacı ile Hazine nakit rezervinin belli bir seviyede tutulabilmesi amacıyla bütçe kanunu ile belirlenen net borç kullanım tutarı artırılacak.
Borçlanma tutarlarının artırılması, kendi nam ve hesabına çalışanların primlerini süresinde ödemeyip sonradan toplu ödeyerek canlandırmaları durumunda, durdurulan sürelerin ihya prim oranının daha yüksek tutulması, 5434 sayılı kanun kapsamındakiler de dahil borçlanma prim oranları yüzde 45’e çıkarılacak.
5510 sayılı kanunun 81. maddesi kapsamındaki uzun vadeli sigorta kolları prim oranlarında artış yapılacak. Ayrıca düzenlemeyle, genç girişimcilere verilen bir yıllık prim desteği de kaldırılacak.
Prime esas kazanç üst sınırı asgari ücretin 7,5 katından 9 katına çıkarılacak.
SGK’dan gelir veya aylık alanlardan, kendi veya hak sahibinin sigortalılığı nedeniyle prim ve gecikme cezaları olanların bu borçlarının, bağlanan gelir/aylıklardan yüzde 25’i geçmeyecek şekilde kesilerek tahsil edilmesine imkan tanınacak.
KAMU ÜNİVERSİTE HASTANELERİNE EK BÜTÇE DESTEĞİ VE TERKİN EDİLEN TUTARLAR
Götürü bedel sözleşmeleri kapsamında 2025 sözleşme tutarından aşağıda kalan tahakkuk tutarları için üniversite hastanelerinin 2026’daki alacaklarından mahsup edilmesi yerine, terkin edilen bu tutarlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Kurumlar Vergisi Kanunu geçici 2'inci maddesindeki dernek ve vakıflarca elde edilen kesinti suretiyle vergilendirilmiş kira, menkul kıymet, faiz gelirleri ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı uygulama birimlerindeki döner sermaye gelirleri nedeniyle iktisadi işletme sayılmama düzenlemesinin uygulama süresi 31 Aralık 2035 tarihine kadar uzatılacak.
Kentsel Dönüşüm Başkanlığı malvarlığını ve taşınmazlarını teminat göstererek sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait bankalardan iç borçlanma yapabilecek.
Teklifin, 1 ve 2’inci maddeleri 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemleri, gelir ve kazançlarına ilişkin verilecek beyannamelere uygulanmak üzere yayımı tarihinde; 7, 9, 13, 16, 21, 24, 25, 26 ve 35'inci maddeleri 1 Ocak 2026 tarihinde; 14. madde, teklifin yayımını izleyen ayın başında; 22, 23 ve 27. maddeleri, 2026 yılının ocak ayı başında; 24. maddesi, 1 Ocak 2025 tarihinden geçerli olmak üzere teklifin yayımı tarihinde ve diğer maddelerin de yayımı tarihinde yürürlüğe girmesine karar verildi.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın emanet kasasının soyulmasına ilişkin gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen K.D. isimli şüpheli tutuklandı.
Başsavcılığın emanet kasasında gerçekleşen hırsızlık olayına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince gözaltına alınan adliye memuru K.D'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Büyükçekmece Adliyesi'ne sevk edilen şüpheli çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında firari şüpheliler E.T. ve eşi hakkında, kırmızı bülten çıkarılmasını talep etti.
Soruşturma kapsamında, kasadaki altın ve gümüşü çaldıktan sonra İngiltere'ye kaçtığı belirlenen ve haklarında yakalama kararı çıkarılan Emanet Bürosu'nda çalışan kadrolu işçi E.T. ve eşi hakkında kırmızı bülten çıkarılması talebiyle Adalet Bakanlığına yazı yazıldı.
NE OLMUŞTU?
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosu'nda çalışan kadrolu işçi E.T'nin uzun zamandır işe gelmemesi üzerine dün durumdan şüphelenen sorumlu cumhuriyet savcısı, emanet memuru K.D'ye kasaları açtırmıştı.
Kasaların boş olduğunun anlaşılması üzerine yapılan incelemede, soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ait yaklaşık 50 kilogram gümüş ve yaklaşık 25 kilogram altının kayıp olduğu belirlenmişti.
Savcılık kolluk kuvvetlerine E.T. ve kasalardan sorumlu olan K.D'nin gözaltına alınması talimatı verirken, yapılan araştırmada E.T'nin karısı ve çocuklarıyla birlikte 19 Kasım'da uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan İngiltere'ye kaçtığı tespit edilmişti.
Soruşturma kapsamında, emanet bürosunda çalışan E.T'nin adli emanette bulunan altın ve gümüşü tek seferde market arabasıyla çıkardığı belirlenmişti.
İsrail'in 2026 yılında düzenlenecek olan Eurovision Şarkı Yarışması'na katılabileceği bildirildi.
Kararın ardından; İspanya, Hollanda ve İrlanda yarışmadan çekildiklerini duyurdu.
Bu ülkelerle birlikte Belçika, İzlanda ve Slovenya'nın da boykot kararı aldığı belirtildi.
Avrupa Yayın Birliği'nin (EBU), gelecek yıl düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması'na, Gazze'de soykırım gerçekleştiren İsrail'in katılıp katılmayacağının Avrupa Yayın Birliği Yönetim Kurulu'nda oylanması bekleniyordu.
EBU tarafından alınan karar uyarınca İsrail'in yarışmaya katılabilecek.
İBB soruşturmasında iddianamede yer almayan 21 kişi hakkında tutukluluk incelemesi yapıldı.
Hakimlik, 19 kişi hakkında tahliye kararı verirken, 2 kişinin tutukluluğunun devamına hükmetti.
Tahliye edilenlere yurtdışına çıkış yasağı konuldu.
Yıllar önce yayınlanan "Bez Bebek" dizisinde canlandırdığı "Yağmur" karakteriyle bilinen çocuk oyuncu Asena Keskinci, dizide rol alan bir diğer isim Evrim Akın ile ilgili ortaya attığı iddialar gündemi salladı.
Dizi setinde Akın'ın kendilerine kötü davranıp psikolojik baskı uyguladığını iddia eden Keskinci, ardından başka isimler de Evrim Akın ile ilgili benzer iddialar açıkladı.
Gündemi sallayan olay iddialarla ilgili Evrim Akın'dan yanıt geldi.
'NEDEN BENİMLE PROGRAMLARA ÇIKTI?'
Kameralar karşısında gözyaşlarını tutamayan Evrem Akın, olayı "algı operasyonu" olarak niteleyerek "Oturduğum koltuktan kalkamıyorum. Ağlamaktan bitap oldum. İyilikten başka ne yaptım? Annesi doğum günümü kutluyor. 'İyi ki hayatımızdasın' diyor" diye konuştu.
Akın özetle şunları söyledi:
"Beni bilen bilir; kadın çocuk ve hayvan hakları konusunda ne kadar hassas olduğumu.
Ben nerede kime ne yaptım iyilikten başka. Madem bu kadar kötüyüm, neden benimle programlara çıktı?
Bana sosyal medyadan 'Seni seviyorum' ile başlayan 'Bu kıyafetleri giyiyorum Evrim Abla nasıl' diye mesajlar attı. Doğum günlerimi kutladı. Annesinin de mesajları var."
KESKİNCİ, AVUKATI ARACILIĞIYLA AÇIKLAMA YAPTI
Bu arada Evrim Akın'ın konuşmasının ardından Asena Keskinci, avukatı Feyza Altun aracılığıyla açıklama yaptı.
Altun'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Asena Keskinci, gerçeklerden başka bir şey anlatmamıştır. Tek bir gözyaşı bile süzülmeden yapılan açıklamalardan ziyade hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması konusunda kararlıyız" denildi.
Açıklama şu şekilde:
"Duygusal ve fiziksel şiddete uğrayan herkesin çok iyi bileceği gibi, bu travmaların sindirilmesi; zaman zaman kabul edilebilmesi ve dile getirebilmesi yıllar almaktadır.
Ve tek bir tetikleyici olay her şeyi haykırmanıza neden olur. Müvekkilim de bu etkenlerle, çocukluğunda Evrim Akın tarafından maruz kaldığı hareketleri kamuoyu ile paylaşmaya karar verdiğinde bunu samimi duygularla yapmıştır ve gerçeklerden başka bir şey anlatmamıştır.
Zira bu olay, gelecek vadeden genç bir oyuncu olan müvekkilimin kariyerini dahi zedeleyebilecekken, ruhunda onarılamaz yaralar açtığı, yaşadığı bu acı ile gerçekleri konuşma kararı aldığı tüm açıklığıyla ortadadır.
Ez cümle, henüz müvekkilim aleyhine açılmış bir dava olmadığı gibi, tek bir gözyaşı bile süzülmeden yapılan açıklamalardan ziyade hukuk önünde gerçeklerin açığa çıkması konusundaki kararlılığımızı kamuoyuna arz ederiz."
Sırbistan ekibi Partizan'a, Basketbol EuroLeague'in 12. haftasında oynanan Fenerbahçe Beko maçında Sırp taraftarların açtığı ırkçı pankart dolayısıyla 40 bin euro para cezası verildi.
EUROLEAGUE'İN AÇIKLAMASI
Basketbol EuroLeague'den yapılan açıklamada, "Partizan Belgrad taraftarlarının Fenerbahçe Beko maçı sırasında meydana getirdiği çok sayıda olay nedeniyle kulübe 40 bin euro para cezası verilmesine ve evinde oynanacakları maçların stad kapasitesinin %80'i ile sınırlı olarak oynanmasına karar verilmiştir" ifadelerine yer verdi.
EuroLeague, kısmen seyircisiz oynama cezasının 2025-26 sezonu boyunca şartlı olarak askıya alındığını fakat kulübün kuralları ihlal etmesi halinde bu cezanın uygulanacağını belirtti.
FENERBAHÇE ŞİKAYET ETMİŞTİ
Ligin 12. haftasında Fenerbahçe Beko'nun, deplasmanda Partizan'ı 99-87 yendiği maçta Sırp taraftarlar, 1389'daki I. Kosova Savaşı'nda Osmanlı Padişahı I. Murad'ı hançerleyerek şehit eden Milos Obiliç'i tasvir eden bir pankart açmıştı.
Tribünlerde dakikalarca Türkler aleyhine tezahüratlar yapılırken açılan skandal pankart büyük tepkiye neden olmuştu.
Fenerbahçe Basketboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Cem Ciritci, çirkin olayla ilgili gerekli yerlere şikayette bulunduklarını ancak yetkililerin tüm uyarılara rağmen çirkin pankartın asılmasına izin verdiğini dile getirmişti.
Milyonlarca memur ve emeklinin merakla beklediği zam oranları için kritik veriler yaklaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıklayacağı kasım ve aralık ayı enflasyon verileri öncesi, AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler tahminlerini paylaştı.
Ortaya çıkan tablo, hem yıllık enflasyonda düşüş beklentisini hem de maaşlara yapılacak artışın ne olabileceğini gözler önüne seriyor.
KASIM AYI ENFLASYON BEKLENTİSİ NETLEŞTİ
AA Finans’ın 32 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği beklenti anketine göre, kasım ayı enflasyonunun yüzde 1,31 seviyesinde gelmesi öngörülüyor.
Ekonomistlerin tahmin aralığı ise yüzde 1 – yüzde 1,65 bandında seyrediyor.
Bu tahmine göre, ekim ayında yüzde 32,87 olan yıllık enflasyonun kasım ayında yüzde 31,65 seviyesine gerilemesi bekleniyor. Bu düşüş, yıl sonu tahminlerinde de etkili olacak görünüyor.
2025 SONU ENFLASYON TAHMİNİ AÇIKLANDI
Ekonomistlerin 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi, kasım itibarıyla yüzde 31,89 oldu.
Yıl sonuna ilişkin tahminlerin yüzde 31 – yüzde 32,51 aralığında yer aldığı belirtiliyor. Tüketici Fiyat Endeksi ise ekim ayında yüzde 2,55 artış göstermişti.
MEMUR VE EMEKLİYE NE KADAR ZAM YAPILACAK?
Zam hesaplamalarında SSK ve Bağ-Kur emeklileri için 6 aylık enflasyon verileri, memurlar ve memur emeklileri için ise toplu sözleşme zammına eklenen enflasyon farkı belirleyici oluyor.
Şu ana kadar oluşan zam farkı:
-SSK ve Bağ-Kur emeklileri: %10,25
-Memur ve memur emeklileri: %16,56
Bu oranlar, temmuz–ağustos–eylül–ekim aylarındaki açıklanan enflasyon verilerine göre kesinleşti.
-Kasım enflasyonu yüzde 1,31 gelirse:
-SSK ve Bağ-Kur emeklileri: %11,69
-Memur ve memur emeklileri: %18,07
Bu oranlar, aralık ayı verisiyle birlikte netleşmiş olacak.
Ekonomistlerin 2025 yılına ilişkin enflasyon beklentileri ve gerçekleşen oranlar ise şöyle:
GÖZLER ARALIK AYI VERİLERİNDE
Ekonomistlerin kasım ayı tahminleri, yıllık enflasyonda hafif bir gerilemeye işaret ediyor.
Bu durum, memur ve emekli maaşlarına yansıyacak zam oranlarını da şekillendiriyor. Kasım verilerinin açıklanmasının ardından, gözler aralık ayı enflasyonunda olacak.
Son verinin gelmesiyle birlikte, 2025’in ilk yarısında geçerli olacak zam oranları kesinleşmiş olacak.
Beşiktaş Kulübü Genel Sekreteri Uğur Fora, Coca-Cola'nın sponsorluk teklifini kabul etmediklerini söyledi.
Fora, yaptığı açıklamada, siyah-beyazlı kulübün toplum hassasiyetlerine duyarsız kalamayacağına vurgu yaparak, "Böyle bir anlaşmayı etik bulmadığımız için kabul etmedik. Beşiktaş olarak önceliğimiz her zaman toplumumuzun hassasiyetidir. Yaşananlar ortada. Taraftarlarımız da böyle bir anlaşmaya sıcak bakmadı. Ülkemizin ve toplumun hassasiyetini göz önüne alarak böyle bir anlaşma yapmak istemedik. Beşiktaş her zaman vicdandan yana olmuştur." diye konuştu.
Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan da "Filistin'de, Gazze'de yaşananlar belli. Gönlüm böyle bir anlaşmaya el vermedi." ifadeleriyle Coca-Cola'nın sponsorluk teklifini reddettiklerini açıklamıştı.
CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin ilk adımını attı.
Tekin, yaptığı yazılı açıklamada CHP Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Yalçın Kızılaslan’ı “geçici çıkarma” talebiyle disipline sevk ettiğini duyurdu.
Tekin’in açıklaması şöyle:
-Geçtiğimiz günlerde partimizin önceki Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik Gaziosmanpaşa İlçe Başkanlığı’nda sarf edilen ve tüm partililerimizi rahatsız eden, parti kültürümüzle bağdaşmayan, nezaketten uzak tutum ve davranışlar tarafımızca asla kabul edilemez bulunmuştur.
İstanbul İl Başkanlığı Geçici Kurulu olarak, bu tür davranışların parti ahlakı, geleneği ve tüzüğümüzle bağdaşmadığı açıktır.
-Bu nedenle, ilgili kişi hakkında gerekli işlemler ivedilikle yapılmış ve süreç tüzüğümüzün hükümleri doğrultusunda işletilmiştir.
-Cumhuriyet Halk Partisi, kurucu değerlerine, ahlaki duruşuna ve ortak saygınlık iklimine gölge düşüren hiçbir tutuma müsamaha gösterilmemiş; bundan sonra da hiçbir tereddüt göstermeden gereğini yapmaya devam edilecektir.
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde düzenlenen törenin sunuculuğunu,Yazar Işınsu’nun yeğeni Yönetmen Banu Zorlutunayaptı.
ABB Başkanı Mansur Yavaş, yaptığı konuşmada,‘’Bugün, Türk edebiyatının, zarafet İle güç arasında kurduğu o ince köprülerden birinin sahibi olan Emine Işınsu’yu anmak ve onun adını taşıyan bu anlamlı ödülü takdim etmek için bir aradayız’’ dedi, Yavaş şöyle devam etti:
‘’Emine Işınsu; ‘Küçük Dünya’nın yalnızlığını, ‘Azap Toprakları’nın çığlığını, ‘Sancı’nın vicdanını, ‘Çiçekler Büyür’un umudunu aynı kalpte birleştirebilmiş nadir kalemlerdendir. O, romanlarında sadece hikayeler değil, bir milletin hafızasını, acılarını, direncini ve iyiliğe olan inancını da yansıtmıştır.
Bizler, şehirleri sadece asfaltla, binalarla değil; kültürle, edebiyatla, sanatla da yaşatabileceğimize inanıyoruz. Çünkü bir şehrin ruhunu oluşturan şey, ardında bıraktığı hikayelerdir. Ankara’ya düşen görev ise böyle değerli kalemlerin mirasına sahip çıkmaktır; tıpkı Emine Işınsu’nun romanlarında olduğu gibi, insanı önceleyen bir vicdanı geleceğe taşımaktır.
Bugün aramızda bulunan, değerli hocamız İskender Öksüz’e de özel bir teşekkür borçluyuz. Hem Emine Işınsu’yu anmak hem de edebiyatımızı yaşatmak adına kitap yazmak, gerçekten de zor bir iştir.’’
Başkan Yavaş, bu yılki ödülü kazanan Hülya Başarangil Demir’i de tebrik ederek, ‘‘Bilinmeze Doğru adlı eseriyle hem Emine Işınsu’nun ruhuna yakışan bir derinlik ortaya koymuş, hem de edebiyatımıza yeni bir soluk katmıştır. Bu ödülün, genç kalemlere ilham olmasını diliyorum. Gençlerin telefonu elinden düşürmediği günümüzde, ödüle 269 eserin başvurması da takdire şayandır’’ şeklinde konuştu.
-ÖKSÜZ, 2027 ÖDÜLÜ BAŞVURULARINI DA DUYURDU
Ödül Komitesi Başkanı ve Yazar Emine Işınsu’nun eşi Prof. Dr İskender Öksüz de ödül için emeği geçen herkese teşekkür ederek başladığı konuşmasında, ‘’En çok da 269 eseri tek tek okuyan ön jüriye, sonra da finale kalan eserleri okuyup değerlendiren seçici kurula teşekkür borçluyuz. 269 başvuru, edebiyatımızın hak ettiği noktaya geldiğini göstermesi bakımından çok önemlidir’’ dedi.
Emine Işınsu’nun edebi hayatı boyunca roman, tiyatro, grafik yarışmaları düzenlediğini ve adını dailk kez bir roman yarışmasını kazanarak duyurduğunu belirten Öksüz, ‘’Biz de şimdi onun geleneğini devam ettiriyoruz’’ dedi. Öksüz şöyle devam etti:
‘’Roman ödülünü 2 yılda bir düzenliyoruz. 2027 Roman Ödülü’nün duyurusunu da şimdi buradan yapıyoruz. Aynı şartlar ve aynı jürilerle 1 Mart 2027’ye kadar roman başvurularını kabul edeceğiz ve sonuçları, yine Işınsu’nun doğum günü olan 17 Mayıs’ta açıklayacağız. Açıklandıktan sonra da ödül alan romanları, ödül törenine kadar bastırmış olacağız.’’
-DEKAN ALBAYRAK: ’’IŞINSU, ROMANIMIZDA ÖZEL BİR YERE SAHİPTİR’’
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dekanı Prof. Dr İrfan Albayrak da törenin fakültelerinde yapılmış olmasının rastgele mekânsal bir tercih olmadığına dikkati çekerek, ‘’Işınsu’nun Fakültemizde bir süre öğrencilik yapmasının yanında, Cumhuriyetimizin kültürel inşa tasavvurunda Fakültemize yüklenen tarihsel misyonun günümüzde de aynı bilinçle sürdürüldüğü gerçeğinin yansımasıdır’’ dedi.
Roman türünün, zihinsel mecranın en güçlü alanlarından biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Albayrak, şöyle konuştu:
‘’Değerli yazarımız Emine Işınsu, roman sanatının yeteneklerini işleyen yazarlarımız arasında çok özel bir yere sahiptir’’ dedi.
. -‘’269 BAŞVURU, ROMANDA REKORDUR’’
Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen panelde de jüri üyeleri Prof. Dr. Bilge Ercilasun, Prof. Dr. Belkıs Altuniş Gürsoy, Prof. Dr. Nazım H. Polat ve Şair-Yazar A.Yağmur Tunalı, Emine Işınsu’nun edebi kişiliği ve ödülü kazanan ‘’Bilinmeze Doğru’’ eseri hakkında konuştular.
Paneli yöneten Şair-Yazar Yağmur Tunalı, ödül için 269 eserin başvurduğunu hatırlatarak, ‘’Bu bir rekordur. Türkiye’de düzenlenen hikaye ve şiir yarışmalarında bu rakam aşılabiliyor ama roman yarışmalarında bu rakama ulaşan yarışma ve ödül yok. 2. ödülümüzün böyle bir rekorla geçirilmesi, ödül komitesi ve jüri olarak bizi çok gururlandırmıştır’’ şeklinde konuştu.
Yazar Işınsu’nun edebi geçmişi hakkında da bilgi veren Tunalı, bir yandan roman yazdığını, diğer yandan uzun yıllar Töre Dergisi’ni çıkarttığını, bu sırada da okuyuculardan gelen her mektuba cevap verme sorumluluğu taşıdığını anlatarak, şunları söyledi:
’’Dergi dolayısıyla Emine Işınsu’nun bir sosyal ağı da vardı. O dergi, bir insan yetiştirme ve toplumu mayalama merkeziydi onun için. Ülke insanlarıyla temas da romancılığını besleyen bir unsurdu. Çok verici karakterde bir insandı. 3 çocuğunu yetiştirirken, bir de memleketin çocuklarını kendi çocuğu bilerek onlarla uğraşmaya çalışan bir yüksek karakterdi.’’
-YAZAR DEMİR: ’’KIRIM SÜRGÜNÜ, YAKIN TARİHİN EN ACI OLAYI’’
1944 yılında SSCB döneminde vatan topraklarından sürgün edilen Kırım Türklerinin acı dolu hikayesiniişlediği ‘’Bilinmeze Doğru’’ romanıyla ödülü kazanan Hülya Başarangil Demir de Kırım Türklerinin tarihte çok defa baskı ve zulümle topraklarından koparıldığını, sürgün edildiğini anlattı. 1944 yılındaki sürgünün ise yakın tarihin belki de en acı olayı olarak tarihe geçtiğini vurgulayan Demir, şöyle konuştu:
‘’Vatan Kırım’ın Türklerden arındırılması hedefi hiç değişmedi. Bir Kırımlı olarak atalarımızın göçüp geldiği toprakları anlatmalıydım. Atalarımdan bana miras kalan içsel hafıza, beni anlatmaya yöneltti. İsmail Gaspıralı ve Atatürk’ün ışığı bana ilham oldu. Romanımda, ay yıldızlı bayrağımızın bağımsızca dalgalanmasını sağlayan Milli Mücadele ile Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarını, Türk toprağı oluşundan asla vazgeçmeyeceğimi, Tarak Damgalı Kök Bayrağın özgürce dalgalanmasını ümit ettiğim Kırım topraklarını, Kırım’dan Ak Topraklara göç eden bir ailenin hikayesini ve 1944 Kırım Sürgünü’nü ele aldım.
Bu ödül kapsamında Işınsu’nun aziz hatırası için tutulan 269 ışıktan biri olmak ve bu ödüle layık görülmek, içimde tarifsiz bir sevinç yarattı. Dalgalı denizlerde fırtınalarla boğuşan öksüz Türkçüler için Emine Işınsu, her zaman sığınılacak bir liman oldu.’’
Törende son olarak Ödül Komitesi Başkanı Prof. DrÖksüz, Hülya Başarangil Demir’e beratını takdim etti.
Eserleri mansiyona değer görülen Süleyman Yüksel Akın, Gazi Karabulut ve Mahmut Sarıkaya’ya da ödül komitesi tarafından beratları ve hediyeleri takdim edildi.
Ödül kazanan yazarlar, tören sonunda romanlarını okurlar için imzaladı.
Törene, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın yanı sıra AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, akademisyenler, edebiyatseverler, Emine Işınsu’nun ailesi ve yakınları katıldı.
Futbol maçlarının biletlerini yetkileri dışında satışına aracılık edenlere soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında yapılan açıklamada yetkisiz şekilde bilet satışına aracılık ettiği belirlenen 6 siteye (kombinedevret, varbilet, biletwise, ticketfoni, ticketbix ve bir diğer site) erişim engeli kararı verildi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından futbol müsabakalarına ilişkin biletlerin resmi satış kanalları dışında satıldığı, devredildiği iddialarına ilişkin resen soruşturma başlatılmıştır.
Yürütülen soruşturma kapsamında taraftarların ve spor kulüplerinin mağduriyetinin önüne geçmek ve suç işlenmesini önlemek amacıyla, yetkisi olmaksızın bilet satış ve devrine aracılık ettiği tespit edilen www.kombinedevret.com, www.varbilet.com, www.biletwise.com. www.ticketfoni.com, www.ticketbix.com isimli internet siteleri hakkında İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından 5651 sayılı yasanın 8/A maddesi uyarınca erişim engellenmesine karar verilmiştir.
Soruşturma kapsamında maddi gerçeğin her yönüyle açığa çıkarılması amacıyla gereken işlemler titizlikle sürdürülmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 26/11/2025"
Otel odasından alınan havlu, maske ve yüzey sürüntülerinde fosfin gazı (böcek ilacı metaboliti) tespit edildi.
Aile üyelerinin tamamının ilaçlamadan kaynaklanan zehirlenme sonucu yaşamını yitirdiği mütalaa edildi.
ÖLÜMÜN NEDENİ BÖCEK İLACI
Adli Tıp Kurumunca hazırlanan raporda, 'Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince anne, baba ve iki çocuğun ölüm sebebi hakkında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’ndan görüş alınması gerektiği yönünde kanaat belirten rapor, 24 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. 25 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli tahkikat dosyası da gönderilerek Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’ndan anne, baba ve iki çocuğun ölüm sebebi hakkında görüş istenmiş olup, 1. İhtisas Kurulu tarafından ölüm sebeplerini belirtir mütalaa 26 Kasım 2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir. Yapılan ölü muayenesi ve otopsi işlemleri ile laboratuvar incelemeleri ve Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde; Anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek, çocuklar Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek’in; Ölümlerinin gıda zehirlenmesi sonucu meydana gelmediği, Ölümlerinin, kalmakta oldukları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana gelmiş olduğu mütalaa edilmiştir' yazıldı.
Almanya'dan tatil için geldikleri İstanbul'da 'zehirlenme' şüphesiyle hastanede tedavi altına alınan, ardından hayatını kaybeden Böcek ailesinin 4 ferdinin öldüğü olaya ilişkin soruşturma sürüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında gözaltı verilen 11 şüpheliden 8'i tutuklanırken, 3 şüpheli ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin 5. haftasında Belçika'nın Union Saint-Gilloise ekibini konuk edeceği maçın hazırlıklarını tamamladı.
Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri'nde teknik direktör Okan Buruk yönetiminde ilk 15 dakikası basına açık gerçekleştirilen antrenman, ısınmayla başladı. İdman, 5'e 2 top kapma çalışmasının ardından Union Saint-Gilloise karşılaşmasının taktik organizasyonuyla sona erdi.
Antrenmanda sakatlıkları bulunan Victor Osimhen, Yunus Akgün, Mario Lemina, Wilfried Singo, Kaan Ayhan ve Berkan Kutlu yer almadı.
Bahis soruşturması kapsamında Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından 45 gün hak mahrumiyeti cezası alan Eren Elmalı da takımla çalıştı.
Komisyonun İmralı tartışmaları siyasetin gündeminde yer almaya devam ediyor. AKP-MHP ve DEM Parti'li isimler İmralı'da teröristbaşı ile görüşmeye gideceğini açıklamışken CHP İmralı'ya gitmeme kararı siyasetin merkezine oturmuştu.
İmralı'ya gitmeme kararı alan partilerden bir tanesi de DEVA Partisi oldu. Bu karar DEVA Partisi'nde yeni bir krizi ateşledi.
DEVA Partisi kurucularından 22. Dönem Bitlis Milletvekili Abdurrahim Aksoy partisinden istifa ettiğini açıkladı.
SORUMLULUK KAÇINAN TUTUM VURGUSU
Aksoy'un açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Kurucusu ve mensubu bulunduğum DEVA Partisi'nin İmralı heyetine katılmama yönündeki kararı, Kürt sorununun çözümünde sorumluluk almaktan kaçınan bir tutumu ortaya koymuştur.
Kürt halkının temel haklarını kabul eder görünmesine rağmen, sorumluluk almaya gelince bu sorumluluktan kaçınması; komisyona üye vermemesi, hatta komisyona katılmayıp sıvışması, kaçkın ve ürkek bir davranış sergilemesi; çözüm üretmek yerine polyanacı bir tutuma savrulması sonucu, hiçbir taraf için sorun çözen değil, klasik siyasetin risk almaktan kaçınan statükocu çizgisinde konumlanmıştır.
Kürt halkı için hayati öneme sahip bu tarihi dönemeçte demokratik bir siyaset tavrı gösterilememiş; çözüm için sorumluluk üstlenilmemiştir. Bu nedenle, DEVA Partisi'ndeki üyeliğime bugün itibarıyla son verdiğimi kamuoyuna saygıyla bildiriyorum."
Terörsüz Türkiye sürecinde beklenen kritik İmralı ziyareti bugün gerçekleşti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından belirlenen heyet, İmralı'ya gitti.
Süreç komisyonundan AK Parti'den Hüseyin Yayman, Milliyetçi Hareket Partisi'nden Feti Yıldız ve DEM Parti'den Gülistan Koçyiğit heyette yer aldı.
Görüşmeye ilişkin açıklama Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'ndan geldi.
Yapılan açıklamada, "En son 21 Kasım 2025 tarihinde yapılan 18'inci toplantısında ise İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda Abdullah Öcalan'ın dinlenmesi konusunda nitelikli çoğunlukla karar alınmıştır. Söz konusu karar doğrultusunda, 24 Kasım 2025 tarihinde heyet, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'na gitmiştir." denildi.
MECLİS HEYETİ İMRALI'DA SURİYE'Yİ SORDU
3 saate yakın süren görüşmede Suriye'de YPG'nin merkezi hükümete entegrasyonu süreci en önemli gündem başlığıydı.
Bu kapsamda Öcalan'a YPG'nin 10 Mart Mutabakatı'nı uygulaması konusundaki görüşü soruldu.
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
"Bu doğrultuda, 27 Şubat'ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı akabinde örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye'de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik sorulan sorular kapsamında detaylı beyanları alınmıştır.
Görüşme neticesinde; toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır.
Komisyonun bundan sonraki süreçte hedeflerini gerçekleştirme yönündeki azimli ve kararlı tutumu sürdürülecektir."
KARAR NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA ALINDI
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 18. toplantısında İmralı'ya gitme kararı verildi.
Komisyondaki karar nitelikli çoğunlukla alındı. Ziyarete katılmayacağını açıklayan CHP ile Yeniden Refah Partisi (YRP) oylamaya katılmadı.
AK Parti, MHP ve DEM Parti “evet” oyu verirken, üç partinin toplam oyu firesiz 30 oldu. Yeni Yol çekimser kaldı. EMEP ve TİP, “evet” oyu kullandı. Demokrat Parti, DSP ve HÜDA-PAR teklife “ret” oyu verdi. Komisyonda toplam 32 “evet” oyu kullanılmıştı.
KOMİSYON RAPOR AŞAMASINA GEÇECEK
Görüşmenin sonuçları Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda masaya yatırılacak.
Komisyonun bu gündemle 26 Kasım Çarşamba günü toplanması bekleniyor. Sonrasında ise komisyonun hazırlayacağı rapor için çalışmalar başlayacak.
Raporda Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis'te gerçekleşebilecek yasal düzenlemeler için atılacak adımlara ilişkin öneriler olacak.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: SÜRECE KATKI SUNACAK
Güney Afrika ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, "Cumhur İttifakı olarak, Terörsüz Türkiye çalışmalarını eşgüdüm içinde yürütüyoruz." dedi. Komisyonda farklı siyasi partilerin sürece dahil olmasının ve katkı vermesinin çok önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, "Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz." dedi.
Süper Lig'in 13. haftasında Trabzonspor'un deplasmanda Başakşehir ile Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'nda oynadığı karşılaşmada sakatlanan Edin Visca, maça devam edemedi.
Karşılaşmanın henüz 8. dakikasında gelişen Trabzonspor atağında sağ kanatta topla buluşan Edin Visca, Festy Ebosele'nin müdahalesi ile yerde kaldı. Hakem Halil Umut Meler, pozisyon sonrası Festy Ebosele'ye sarı kart gösterdi. Ancak gelen Video Yardımcı Hakem (VAR) uyarısı sonrası pozisyonu yeniden izleyen Halil Umut Meler, sarı kartı iptal etti ve doğrudan kırmızı kart göstererek Festy Ebosele'yi oyundan attı.
Acı içinde yerde kalan ve kalkamayan Edin Visca'ya ilk müdahale saha içinde yapıldı. Tecrübeli futbolcunun oyuna devam edemeyeceği yedek kulübesine iletildi. Edin Visca'nın yerine 11. dakikada oyuna Kazeem Olaigbe dahil oldu.
Sol bileğinden sakatlanan ve sahaya sedye ile terk eden Edin Visca, karşılaşma devam ederken bacağı sarılı bir şekilde ambulansla hastaneye kaldırıldı.
KIRIK TESPİT EDİLDİ
Mücadelenin ardından Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, Visca'nın sağlık durumu için açıklama yaptı.
Fatih Tekke, Visca'nın ameliyat olacağını söyleyerek "Edin Visca'nın ayağının kırık olduğu yönünde bir haber aldık, yarın ameliyat olacak." ifadelerini kullandı.
Zayıf ya da geri planda kalan bir çene yapısı, yüz hatlarını daha yuvarlak ve belirsiz gösterebilir. Bu da kişinin olduğundan daha kilolu, yorgun veya yaşlı görünmesine neden olabilir. Günümüzde bu estetik sorunlara cerrahi müdahale olmadan, dolgularla hızlı ve etkili çözümler sunmak mümkün hale geldi.
Çene dolgusu ve jawline dolgusu, yüzde daha keskin hatlar, dengeli oranlar ve genç bir görünüm elde etmek için uygulanan medikal estetik işlemler arasındadır. Bu uygulamalar, yüzün alt bölgesini yeniden şekillendirerek hem kadınlarda zarif bir hat, hem erkeklerde güçlü bir çene yapısı oluşturur. Esteworld, bu alanda sunduğu kişiye özel uygulamalar ve medikal uzmanlığıyla doğal ve tatmin edici sonuçlara imza atar.
Çene Dolgusu Nedir?
Çene dolgusu, çene ucuna hacim kazandırmak, çene yapısını daha simetrik ve belirgin hale getirmek için yapılan enjeksiyon uygulamasıdır. Hyaluronik asit bazlı dolgu maddeleri cilt altına enjekte edilerek çene yapısında istenilen form elde edilir. Bu işlem, yüzün genel oranlarını dengeleyerek daha simetrik ve estetik bir görünüm sağlar.
Özellikle çene ucunun geride olması ya da çok küçük yapıda bulunması, yüz ifadesinde dengesizlik yaratabilir. Bu durum, dolgu işlemiyle kolayca düzeltilebilir. Esteworld'de uygulanan çene dolgusu işlemleri, hastanın yüz hatlarına ve ihtiyacına göre planlanır. Uzman doktorlar tarafından yapılan detaylı analiz sonrası, en uygun dolgu hacmi ve enjeksiyon tekniği belirlenir.
Jawline Dolgusu Nedir?
Jawline dolgusu, çene hattını belirginleştirmek, yüz konturlarını netleştirmek ve çene çizgisine daha keskin bir form kazandırmak amacıyla yapılan bir medikal estetik uygulamadır. Jawline bölgesi, çene ucundan kulak hizasına kadar uzanan hat boyunca şekillendirilir. Bu uygulama sayesinde çene hattı daha keskin, yüz profili daha orantılı ve genç görünür hale gelir.
Özellikle sarkma eğilimi olan cilt yapısında jawline dolgusu büyük fark yaratır. Boyun ve çene arasındaki geçiş belirginleşir, yüz daha fit bir görünüm kazanır. Esteworld, jawline dolgusunda kullanılan ileri tekniklerle doğal, yüz ile uyumlu ve kalıcı sonuçlara ulaşmayı hedefler.
Kimler İçin Uygundur?
● Çene ucunda gerilik olanlar
● Yüz hatlarında netlik eksikliği yaşayanlar
● Çene hattı belirsiz olan kişiler
● Oval yerine daha keskin bir yüz hattı isteyenler
● Cerrahi işlem istemeyen ama estetik görünüm arayan bireyler
Hem kadın hem erkek hastalarda etkili sonuçlar elde edilebilen bu uygulamalar, kişinin yüz yapısına özel planlanır. Esteworld’de işlem öncesinde yüz analizi yapılır, ihtiyaç ve beklentilere göre tedavi planı oluşturulur.
Uygulama Nasıl Yapılır?
Çene ve jawline dolgusu, lokal anestezi etkili kremle yapılan konforlu bir işlemdir. İşlem süresi genellikle 15–30 dakika arasında değişir. Dolgu maddesi ince uçlu iğneler ya da kanül yardımıyla ilgili bölgelere enjekte edilir. Uygulama sonrasında hasta günlük yaşamına hemen dönebilir. Hafif kızarıklık ya da ödem gibi geçici etkiler görülebilir ancak bu durumlar kısa sürede kendiliğinden kaybolur.
Esteworld'de uygulamalar, alanında deneyimli medikal estetik uzmanları tarafından gerçekleştirilir. Kullanılan dolgu maddeleri FDA onaylı, güvenilir ve ciltle uyumlu ürünlerdir. Her hasta için steril ortamda ve kişiye özel ürünlerle işlem yapılır.
Kalıcılığı Ne Kadar Sürer?
Çene ve jawline dolgusunun kalıcılığı kullanılan ürünün yoğunluğuna, kişinin metabolizma hızına ve yaşam tarzına bağlı olarak değişir. Genellikle 12 ila 18 ay arasında kalıcılık sağlar. İşlem tekrarlanabilir ve düzenli uygulamalarla etkisi daha uzun süre korunabilir.
Esteworld’de işlem sonrası kontroller ihmal edilmez. Dolgunun cilt altındaki yerleşimi ve formu düzenli aralıklarla değerlendirilir. Bu sayede istenilen görünüm uzun vadede korunur.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
● İşlem sonrası ilk 24 saat yüzüstü yatılmamalı
● Uygulama bölgesine baskı uygulanmamalı
● İlk gün aşırı mimik hareketlerinden kaçınılmalı
● Spor ve sauna gibi aktiviteler birkaç gün ertelenmeli
● Bol su tüketilmeli ve cilt nemli tutulmalı
Esteworld, işlem sonrası da hastalarını bilgilendirir ve süreci yakından takip eder. Her hastaya özel bakım önerileri sunularak elde edilen estetik sonucun kalıcılığı artırılır.
Çene ve Çene Hattında Estetik Dönüşüm
Çene dolgusu ve jawline dolgusu sayesinde yüz hatları yeniden şekillenebilir, daha genç, dengeli ve dinamik bir görünüm elde edilebilir. Bu işlemler, sadece yüz estetiğini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda kişilerin kendine olan güvenini de artırır. Estetik görünümdeki bu küçük dokunuşlar, sosyal hayatta daha rahat ve pozitif bir duruş sergilemeye yardımcı olur.
Esteworld, medikal estetik alanındaki deneyimiyle çene bölgesi şekillendirmelerinde doğal ve başarılı sonuçlara ulaşmak isteyenler için güvenilir bir tercihtir. Gelişmiş teknikler, kaliteli ürünler ve kişiye özel uygulamalarla her hasta için ideal sonuç hedeflenir.
Yeni Bir Profil, Yeni Bir Sen
Eğer siz de yüzünüzde daha net bir görünüm, daha keskin bir çene hattı ya da dengeli bir profil istiyorsanız, çene dolgusu ve jawline dolgusu sizin için uygun bir seçenek olabilir. Cerrahi işlem gerektirmeden, kısa sürede etkileyici sonuçlar elde etmek artık çok kolay.
Esteworld’ün uzmanlığı ile uygulanan bu işlemler sayesinde, hayal ettiğiniz yüz hatlarına ulaşmak mümkün. Gülümsemenizi tamamlayan bir çene yapısı, dış görünümünüzde fark yaratacak en güçlü detaylardan biridir.
Detaylı bilgi ve çene dolgusu fiyatları için hemen bize ulaşın.
Sık Sorulan Sorular
Çene dolgusu acı verir mi?
Hayır. Uygulama öncesi bölgeye lokal anestezik etkili krem sürülür. Bu sayede işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmez. İşlem oldukça konforludur.
Jawline dolgusu ile çene dolgusu aynı anda yapılabilir mi?
Evet. Jawline dolgusu çene hattını belirginleştirirken, çene dolgusu çene ucunu öne çıkarır. İkisi birlikte uygulandığında yüz profili çok daha dengeli ve estetik görünür.
İşlem sonrası şişlik olur mu?
İşlemden sonra hafif düzeyde şişlik, kızarıklık veya ödem olabilir. Bu etkiler geçicidir ve genellikle 1–2 gün içinde kendiliğinden azalır.
Dolgu maddesi vücuda zarar verir mi?
Esteworld’de kullanılan dolgu maddeleri FDA onaylı ve insan vücuduyla uyumlu hyaluronik asit içeriklidir. Doğru uygulandığında herhangi bir sağlık riski oluşturmaz.
Çene dolgusu yüz ifadesini değiştirir mi?
Evet, ancak bu değişim olumlu yöndedir. Daha orantılı, net ve estetik bir yüz profili elde edilir. Yüz ifadesi daha genç ve dinamik bir görünüme kavuşur.
Etki süresi dolduğunda yüz eski haline döner mi?
Dolgunun etkisi zamanla azalır. Ancak bu süreç doğal ve kademeli ilerler. Dolgu eridiğinde yüz, işlem öncesi haline döner. Kalıcı bir deformasyon oluşmaz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 8 Ekim’de şafak operasyonuyla aralarında şarkıcı, oyuncu, sosyal medya fenomeni gibi isimlerin bulunduğu 19 kişi evlerinden alınmıştı.
Haklarında gözaltı kararı bulunmayan ancak polis eşliğinde evlerinden alınan ünlü isimler, önce jandarmaya, ardından test vermeleri için Adli Tıp Kurumu’na götürülmüşlerdi. Bu isimden 8’inin saçında veya kanında uyuşturucu madde, 4’ünde ise sadece antidepresan ilaç maddesi tespit edildi.
Ünlü isimlere yönelik devam eden soruşturma kapsamında kan ve saç örneklerinde uyuşturucu madde tespit edilen isimler, savcılığa davet edilerek ifadeleri alınıyor.
İFADELERİ ORTAYA ÇIKTI
Habertürk'ün haberine göre Kubilay Aka, Kaan Yıldırım, Defne Samyeli’nin kızları Derin ve Deren Talu, Metin Akdülger ve sosyal medya fenomeni Dilan Polat ile eşi Engin Polat adliyeye giderek savcılığa ifade verdi.
İşte ünlü isimlerin savcılıktaki ifadeleri:
KUBİLAY AKA: “BANGKOK’TA RAHATSIZLANDIM, KLİNİKTE İLAÇ VERDİLER”
Oyuncu Kubilay Aka, savcı huzurunda Tayland’ın başkenti Bangkok tatilinde rahatsızlandığını ve şiddetli baş ağrısı çektiğini söyleyerek burada tedavi için gittiği bir klinikte kendisine ilaç verildiğini anlattı. Kanında çıkıp saçında çıkmayan bu maddenin bundan kaynaklanabileceğini, uyuşturucu kullanmadığını ifade etti.
DERİN VE DEREN TALU: “ANTİDEPRESAN KULLANIYORUZ, UYUŞTURUCU DEĞİL”
İfade verenler arasında Defne Samyeli’nin kızları Derin ve Deren Talu da vardı. Antidepresan ilaçları kullandıklarını söyleyen Derin ve Deren Talu, uyuşturucu kullanmadıklarını belirttiler, rapordaki sonuçları reddettiler.
METİN AKDÜLGER: “YURT DIŞI SEYAHATİNDE KULLANDIM”
Oyuncu Metin Akdülger, kanında çıkan uyuşturucu madde için yurt dışı seyahatinde kullandığını söyledi.
DİLAN POLAT: “PROTEZ SAÇTA ÇIKMIŞ OLABİLİR”
Hem kanında hem de saçında uyuşturucu madde tespit edilen rapora karşın sosyal medya fenomeni Dilan Polat ise doğal saçlardan oluşan protez saç kullandığını belirterek “Ben uyuşturucu kullanmıyorum, protezimde kalmış olabilir.” dedi. Eşi Engin Polat ise antidepresan kullandığını, reçetesini sunacağını söyledi.
KAAN YILDIRIM: “SONUÇLAR YANLIŞ”
Oyuncu Kaan Yıldırım, çıkan rapora göre kanında uyuşturucu madde tespit edilirken saçında olmamasına dikkat çekti. Raporun hatalı olduğunu ve uyuşturucu kullanmadığı gerekçesiyle çıkan sonuca itiraz etti.
NE OLMUŞTU?
8 Ekim’de şafak operasyonuyla aralarında şarkıcı, oyuncu, sosyal medya fenomeni gibi isimlerin arasında yer aldığı 19 kişi evlerinden alınmıştı. Önce jandarmaya, ardından test vermeleri için Adli Tıp Kurumu’na götürülmüşlerdi. Bu ünlü isimden 8’inin saçında veya kanında uyuşturucu madde, 4’ünün ise sadece antidepresan ilaç maddesi tespit edildi. Bu isimlere yönelik soruşturma devam ediyor. Öte taraftan sonuçların hatalı olduğunu belirten ünlü isimler yeniden test verdiler.
7 İSMİN TESTLERİ TEMİZ ÇIKMIŞTI
Adli Tıp Kurumu raporuna göre, aralarında Hadise, İrem Derici, Zeynep Meriç Aral gibi sanatçıların bulunduğu 7 ismin saç ve kan örneklerinde herhangi bir maddeye rastlanılmadı. Raporları temiz çıkan bu isimlerin de dosyası takipsizlikle sonuçlandı.
Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, 16 Eylül'de Bayrampaşa Belediyesi'ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Mutlu tutuklanma öncesinde parti değiştirmesi yönünde tehditler aldığını açıklamış, belediyeye yönelik operasyon yapılacağına dair duyumlar üzerine sol bacağındaki rahatsızlık için acil olarak ameliyat olduktan sonra 9 Eylül'de taburcu edilmişti.
Cezaevinde tekrar rahatsızlandığı öğrenilen Mutlu’nun avukatı şu açıklamayı yaptı:
“Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, 22 Ekim günü rahatsızlığı nedeniyle Silivri Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirilmişti. 21 Kasım günü ise sağlık sorunlarının devam etmesi üzerine Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Gerekli kontrollerin ardından tekrar cezaevine götürülmüştür. Evvelce yaşadığı rahatsızlığın tutuklu kaldığı sürede hızlı bir şekilde tekrar nüks etmesi ve ağrılarının artması sebebiyle bu aşamada ilaç tedavisi devam etmektedir. Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.”
Türkiye’nin AB ve Serbest Ticaret Anlaşması dışındaki ülkelerden yapılan binek otomobil ithalatına uygulayacağı ek vergi bugün yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme birçok markada 500 bin lirayı aşan fiyat artışlarına neden olacak.
RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANMIŞTI
Resmi Gazete'de 22 Eylül 2025'te yayımlanan 10436 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile otomotiv ithalatında ek mali yükümlülük öngören yeni vergisel düzenlemeler hayata geçirilmişti. Bu düzenleme için tanınan 60 günlük geçiş süresi 21 Kasım Cuma 23.59 itibarıyla sona erdi. Bugünden itibaren AB ve Serbest Ticaret Anlaşması dışındaki ülkelerden getirilen ithal araçlarda daha yüksek fiyatlar geçerli olacak.
Yeni düzenleme, mevcut yüzde 10'luk taban gümrük vergisine ek olarak tüm araç segmentlerinde ilave mali yükümlülükler getiriyor.
EN AZ YÜZDE 25
Zam oranının benzinli ve dizel otomobillere; %25 veya en az 6.000 dolar, Hibrit otomobillere; %25 veya en az 6.000 dolar, Plug-in hibrit otomobillere; %30 veya en az 7.000 dolar, elektrikli otomobillere ise %30 veya en az 8.500 dolar ek vergi getirilmesi bekleniyor.
Düzenleme, Çin, Japonya, Meksika ve Güney Afrika olmak üzere çok sayıda büyük otomobil ihracatçısı ülkelerden getirilen araçların fiyatını doğrudan etkilenecek.
Bazı modellerin Türkiye pazarından çekilmesi, bazı yeni modellerin gelmesi veya rekabet güçlerinin azalması bekleniyor. Elektrikli araçlarda, 7 bölgede en az 20 yetkili servis bulunması şartı nedeniyle ithalat süreci daha zorlu ilerliyor. Buna karşın benzinli ve dizel araçlar şu anda daha avantajlı konumda. Düzenleme özellikle Japon üretimi araçlarda doğrudan fiyat artışına yol açacak ve Türkiye'de popüler birçok modelin liste fiyatlarını da yükseltecek.
Matrahsız fiyatı 1 milyon TL olan bir araç için yeni ek vergi: 250.000 TL. Üzerine eklenen ÖTV ve KDV ile toplam artış 540 bin TL’yi bulabiliyor. Matrah yükseldikçe zam oranı da katlanarak artıyor. Bu nedenle bazı modellerde fiyat farkının 500 bin TL’nin üzerine çıkması bekleniyor.
Fiyat artışı beklenen bazı araba modelleri:
Nissan X-Trail (e-POWER / e-4ORCE)
Subaru Forester e-BOXER
Subaru Crosstrek (XV)
Suzuki Jimny
Toyota RAV4 Hybrid
Honda Jazz e:HEV
Honda HR-V e:HEV
CİDDİ ARTIŞLAR KAPIDA KAÇINILMAZ
Ek vergi uygulamasıyla birlikte özellikle AB dışından gelen modellerde ciddi fiyat artışları kaçınılmaz görünüyor. Bu durumun hem tüketicinin alım tercihlerini hem de markaların yıl sonu satış stratejilerini etkilemesi bekleniyor.
TBMM Başkanlığı'na aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ve CHP grup başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir'in de bulunduğu 12 milletvekili hakkında 18 dokunulmazlık dosyası sunuldu.
TBMM Başkanlığı tarafından yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi. Dosyaları Karma Komisyon'a sevk edilen milletvekilleri şöyle:
CHP Genel Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, TİP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, CHP Grup başkanvekilleri Ali Mahir Başarır ve Murat Emir, CHP Düzce Milletvekili Talih Özcan, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, TİP İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, İYİ Parti Gaziantep Milletvekili Mehmet Mustafa Gürban, CHP Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır ve CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat.
Özgür Özel'e ait 7 ayrı dokunulmazlık dosyası sunuldu.
Doğrudan ve dolaylı olarak herkesi etkileyen yılın son enflasyon rakamı açıklandı. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan hedeflerini açıklarken dezenflasyon hızının yavaşladığını belirtti.
Karahan enflasyonda 2025 yılı için tahmin aralığını yüzde 31-33, 2026 yılı için de yüzde 13-19 olarak belirledi. Ara hedefler ise 2025 için yüzde 24, 2026 için yüzde 16, 2027 için yüzde 9 olarak korundu.
Memur, memur emeklisi, SSK ve Bağ-Kur'luların maaşları 4 aylık enflasyon verisine göre belli olmuştu. Merkez Bankası'nın yeni hedeflerine göre yeni zamlar da tahminen ortaya çıktı.
SSK ve Bağ-Kur emeklisinin 4 aylık enflasyon zammı yüzde 10,25 olmuştu. Son enflasyon raporuna göre yüzde 13,50 oranında zam yapılması bekleniyor. Böylece en düşük maaş 19 bin 159 lira olabilir.
Memur ve memur emeklisi için de açıklanan son 4 enflasyon verisine zam yüzde 16,55 olmuştu. Merkez Bankası'nın enflasyon raporunun gerçekleşmesi halinde memur ve memur emeklisinin alacağı zam oranı yüzde 19'a yükselebilir. Böylece memur emeklisi en düşük 26 bin 977 lira olacak. Memurlarda da en düşük maaş 52 bin 34 liraya yükselebilir.
Türk futbolundaki bahis soruşturması her geçen gün daha da derinleşirken, bugün dikkat çeken gelişmeler yaşandı.
17 hakem, 1 Süper Lig kulübü başkanı, 1 futbol takımının eski sahibi ve eski dernek başkanı "görevi kötüye kullanma" ve "müsabaka sonucunu etkileme" suçlamalarıyla gözaltına alınmasının ardından TFF'nin iç soruşturmasında da istifalar peş peşe geliyor.
45 KLASMAN TEMSİLCİSİ İSTİFA ETTİ
TFF'nin iç soruşturmasında bahis oynadıklarını kabul eden 45 klasman temsilcisi istifa etti.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun hakem camiasını sarsan açıklaması İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ihbar kabul edilmişti.
Başsavcılık, soruşturmanın derinleşerek süreceğini belirtti. Başsavcılık, süren bir soruşturma olduğunu ve son iddiaların da bu kapsamda ele alınacağını bildirmişti.
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu'nun açıklamalarının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 2025 yılı Nisan ayında futbol müsabakalarında görev yapan bir kısım hakemin karıştığı iddia edilen bahis oynama iddiası kapsamında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Başsavcılık açıklamasında süren bir soruşturmanın varlığına da dikkat çekilerek şöyle denildi:
"Bu soruşturma devam ederken başkaca bir kısım hakemin Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurusu ile MHK hakkında ayrıca soruşturma işlemi başlatıldığına dair haberlerden sonra, zaten devam eden mevcut soruşturma nedeni ile talep üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nda bulunan bu yeni soruşturma yetkisizlik kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmiş olup her iki soruşturma dosyası birleştirilerek tek dosya üzerinden araştırmalar devam etmektedir."
İbrahim Hacıosmanoğlu'nun yaptığı "bahis hesabı bulunan hakemler" açıklaması da ayrıca devam eden soruşturma dosyası bakımından ihbar niteliğinde kabul edildiğini açıklayan başsavcılık, şu ifadelere de yer verdi.
“Bu hakemlerin tespiti ile haklarında 6222 Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'a muhalefet, 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'na muhalefet, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet ve ayrıca tespit edilecek diğer suç iddiaları bakımından devam eden mevcut soruşturma daha da derinleştirilerek sürdürülecektir.”
Soruşturmayı derinleştiren açıklama Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'ndan geldi. Hacıosmanoğlu, 371 hakemin bahis hesabı olduğunu ve 152'sinin aktif olarak bahis oynadığının tespit edildiğini iddia etti. TFF Başkanı Hacıosmanoğlu bu hakemler hakkında gerekli yaptırımların yapılacağını söyledi.
MASAK RAPORLARI DA GELECEK
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, yürütülen soruşturma kapsamında MASAK raporları, HTS kayıtları, ulaşılabilen yurtiçi ve yurtdışı bahis siteleri abonelik kayıtları ve bu sitelerden bahis oynanma durumlarının tespitine dair kayıtlar ve tanık beyanları temin edilmekte olduğunu açıkladı.
Açıklamada, Takdir olunması gerekir ki en az 5 yıllık geriye dönük zaman aralığında binlerce kişiye ve onlarca kuruma ait bu kayıtların analiz edilmesi belli bir zaman almakta, yoğun bir mesai gerektirmekte olup ancak bu analizlerden sonra gerçek şüphelilerin tespiti üzerine haklarında adli anlamda gereğine ayrıca tevessül edilecektir." denildi.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin tamamlanması için komisyonun İmralı'ya gidebileceğini söyledi. Kurtulmuş, "Sürecin tamamlanması bakımından böyle bir adım atılabilir. Ama bu kararı verecek olan Meclis’teki komisyonumuzdur" dedi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul'da bir araya geldi. Kurtulmuş burada yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtladı.
Meclis'te 16. toplantısını yapan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Türkiye'de önemli ve tarihi bir misyon üstlendiğini söyleyen Kurtulmuş, “Bundan sonra da artık nihai noktaya doğru geliyor. Şunu çok rahat söyleyebilirim. Çok farklı fikirleri olmakla birlikte buraya gelip katılan, komisyonda fikir beyan edenlerden hiçbirisi biz bu süreci istemiyoruz, bu süreç olmasın diye bir beyanda bulunmadı. Herkes coşkuyla bu meselenin bir an evvel bitirilebilmesi için önemli fikirler ortaya koydular " dedi.
İMRALI ZİYARETİ: KARARI VERECEK OLAN KOMİSYONDUR
Meclis Başkanı Kurtulmuş, son günlerde tartışılan komisyonun İmralı'yı ziyareti konusunda “Sürecin tamamlanması bakımından böyle bir adım atılabilir” dedi.
Kararı verecek olanın komisyon olduğunu belirten Kurtulmuş, "Benim şahsi görüşüm burada önemli değildir. Çeşitli siyasi partiler bu konuda olumlu kanaatlerini ifade ettiler, ediyorlar. Kamuoyu önünde de ediyorlar. Eğer komisyon böyle bir karar alırsa ona göre hareket edilir” dedi.
“Tamamen teknik sebeplerle bu hafta perşembe yapacağımız toplantıyı erteledik. Bir bakan arkadaşımız yurt dışında olacağı için toplantıyı yapmadık" diyen Kurtulmuş, "Önümüzdeki hafta İçişleri Bakanımızı, Milli Savunma Bakanımızı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımızı dinleyeceğiz. Öyle görüyorum ki son dinleme faslıdır bu. Eğer ilave yeni bilgileri olursa sonra yine komisyon bilgilendirilir. Dolayısıyla tamamen teknik bir sebepten dolayı bu erteleme yapılmıştır” diye konuştu.
“BİR BARIŞ SÜRECİ DEĞİLDİR"
Sürecin terör örgütünün silah bırakması ile ilgili olduğunu belirten Kurtulmuş, “Türkiye’de bu süreç, aslında Türkler ile Kürtler arasında bir barış süreci değil, aslında devlete karşı mücadele eden terör örgütünün silahlarını bırakmasını ilan etmesiyle birlikte başlayan bir sürecin parlamento tarafından dikkatle izlenmesi sürecidir. Dolayısıyla, burada hemen herkesin Türk-Kürt kardeşliği vurgusu yaptığının, bu ülkede yaşayan insanların arasındaki birlik ve beraberlik vurgusunu yaptığının altını çizmek isterim, bu fevkalade önemli bir meseleydi” dedi.
“HERHANGİ BİR PAZARLIK YOK"
Süreçte herhangi bir pazarlığın söz konusu olmadığını kaydeden Numan Kurtulmuş, “Herhangi bir şekilde örgütle devlet arasında bir pazarlık söz konusu değildir, bugüne kadar da olmamıştır. Örgütün de maksimalist taleplerle gündeme gelmediğini zaten kamuoyuna yapılan açıklamalarla da biliyoruz. Örneğin, federasyon gibi, birtakım ayrıcalıkların tesis edilmesi gibi, başka bir dilin Türkçenin yanında resmi dil olmasının talep edilmesi gibi bazı taleplerin gündeme gelmediğini biliyoruz. Henüz adımların tamamlandığını ifade edecek noktada değiliz, ama özellikle 26 Ekim açıklamasıyla birlikte, yani artık Türkiye sınırları içerisinde hiçbir şekilde terör faaliyeti yapılmayacağına ilişkin açıklamayla birlikte konu yeni bir safhaya, yeni bir merhaleye gelmiştir” diye konuştu.
Terörsüz Türkiye sürecinin Türkiye için önemli bir kazanç olduğunu kaydeden Kurtulmuş, bazı uyarılarda da bulundu:
"Bu, Türkiye'nin en zor konusu. Tabi ki burada herkesin söylediği söz sadece kendisinin bugününü değil, bütün geleceğini de şekillendirecek. Siyaset ilk sefer bir konu etrafında, çözüme ilişkin kanatları farklı olabilir, ama bu sorun çözülsün diye siyaset ilk sefer ortak noktada duruyor, bu fevkalade değerlidir. O geçmiş çözüm denemeleri sırasında siyasetin daha işin başından itibaren bu işi bir siyasi manevra alanına döndürdüğünü çok çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla, bunları görmek lazım”
YASAL DÜZENLEMELER: BU TESPİTLER YAPILMALI
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, sürece ilişkin yasal düzenlemelerin çeşitli kriterler karşılandıktan sonra gerçekleştirilebileceğini söyledi.
“Şimdi örgütün gerçekten silahları bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin tespit ve tescili bundan sonraki aşamanın en kritik noktasıdır” diyen Kurtulmuş, “Yani bunu biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olacak yapacak durumda değiliz. Milli güvenlikle ilgili kurumlarımızın, başta Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Savunma Bakanlığı unsurlarının, evet örgüt kendisini feshetmiştir, sahada ciddi bir silahsızlanma sağlanmıştır diyerek bu tespiti yapmasından sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin konunun gerektirdiği birtakım yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesi mümkün olabilecektir” dedi.
“KASIM SONU ŞEKİLLENMİŞ OLUR”
Başkan Numan Kurtulmuş, komisyonun takvimine ilişkin bir soru üzerine, "Raporun hazırlanacağına ilişkin bütün partilerin bilgisi var. Bazı partilerin hazırlığı var. Biliyorsunuz 31 Aralık’ta komisyonu bitirmek için en başta öyle kurmuştuk. Benim zihnimden geçen ekim sonu bitirmekti ama biraz gecikecek, öyle görünüyor. Kasım sonu gibi inşallah iş şekillenmiş olur.” ifadelerini kullandı.
“MGK İLAN EDERSE ÖNEMLİ BİR MESAFE AŞILIR”
PKK’nın silah bırakması konusunda MGK'nın tespitlerinin önemli olduğunu belirten Kurtulmuş, "Türkiye'nin en üst güvenlik kurulu olarak Milli Güvenlik Kurulu'nda bu konu ele alınır ve Milli Güvenlik Kurulu eğer bu tespitleri yapar ve bunu da ilan ederse burada çok önemli bir mesafe aşılmış olur” dedi.
“O SLOGANLAR PROVOKASYONDUR”
Numan Kurtulmuş, Meclis'te atılan Abdullah Öcalan sloganlarına ilişkin "Meclis’te o sloganların atılması, Diyarbakır’da başka yerlerde, gerçekten milletin kahir ekseriyetinin rahatsızlık duyduğu eylemlerin ortaya konulması, açık söylüyorum provokasyondur” ifadelerini kullandı.
“Çözüm süreci” ve “Terörüz Türkiye” süreci arasındaki fark sorulan Kurtulmuş, "Geçen süreci de aşağı yukarı neredeyse her gününü hatırlayan, bilen birisi olarak söyleyeyim. Çok büyük farklılıklar var. Her şeyden evvel üzülerek ifade ediyorum, o dönem içerisinde devlet adına bu süreci yürüten kurumların neredeyse tamamı FETÖ’cülerin yönetimindeydi, onların etkisi altındaydı” cevabını verdi..
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, bugün İstanbul'da Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Müzakere Heyeti Başkanı Halil el-Hayye ve beraberindeki Hamas heyeti ile bir araya geldi.
Görüşmede, Hamas heyeti "Gazze Ateşkes Anlaşması" kapsamında ateşkesin sağlanması ve bu sürecin izlenmesi konusunda başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, arabulucu ve garantör olan Türkiye'nin rolü ve çabaları için teşekkür etti.
Hamas heyeti ayrıca, İsrail tarafının ateşkes süreci boyunca yaptığı ihlallere rağmen ateşkes anlaşmasına olan bağlılığını bir kez daha bildirdi.
İki heyetin ateşkes sürecinin sağlıklı bir şekilde işlemesi için atılacak gerekli adımları ve mevcut sorunların nasıl aşılacağını konuştuğu görüşmede, bununla birlikte ateşkes planının sonraki aşamalarının uygulanması noktasında izlenecek yollar üzerine istişarelerde bulunuldu.
Görüşmede, Türkiye'nin Gazze'ye sağladığı insani yardımlar ve insanlık dramının sona erdirilmesi yönündeki çabaları hakkında bilgi verildi, daha fazla yardım girişinin sağlanması için uluslararası kuruluşlarla birlikte yürütülen çalışmalar ele alındı.
T24'ten Can Öztürk'ün haberine göre, Mahkeme, kararında söz konusu işlemin “tek başına idari bir davaya konu edilmesinin mümkün olmadığını” belirterek davayı esasına girmeden sonuçlandırdı.
72 SAAT SÜRE VERİLMİŞTİ
RTÜK, 27 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiği kurul toplantısında, Fatih Altaylı ve Flu TV’nin YouTube hesaplarına, yayın lisansı almaları için 72 saat süre tanıma kararı almıştı. Bunun üzerine Altaylı ve avukatları, kararın iptali istemiyle idari yargıya başvurmuştu. Ancak mahkeme, RTÜK’ün kararını idari dava konusu yapılabilecek nitelikte görmeyerek başvuruyu reddetti.
RTÜK’ün 2019 yılında yürürlüğe koyduğu ve internet yayıncılığını da denetim kapsamına alan yönetmelik, basın ve ifade özgürlüğü alanında uzun süredir tartışma konusu. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), yönetmeliğin ifade özgürlüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptali için 2019’da Danıştay’a dava açmıştı.
Derneğin Eş Direktörü Av. Veysel Ok, yönetmeliğe karşı açılan ilk davanın MLSA tarafından yapıldığını hatırlatarak, “Beş yıl boyunca hiçbir karar verilmedi, ancak 2025’te mahkeme iptal talebimizi reddetti. Şimdi karar temyizen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda inceleniyor,” dedi.
RTÜK’ün dijital platformlar ve bağımsız yayıncılara yönelik lisans uygulaması, hem basın örgütleri hem de hukukçular tarafından ifade özgürlüğü açısından eleştiriliyor. Uzmanlar, mahkemenin Altaylı kararını “usulden ret” gerekçesiyle sonuçlandırmasının, internet yayıncılığına yönelik denetim tartışmalarını daha da derinleştireceği görüşünde.
Trendyol Süper Lig'in 11. haftasında ikas Eyüpspor'u deplasmanda 1-0 yenen Hesap.com Antalyaspor'da teknik direktör Erol Bulut, kırmızı-beyazlı kulübün içinden birinin antrenman bilgilerini ve analizlerini rakip teknik adamlara aktardığını söylemesi spor dünyasına damga vurdu.
BİLGİLER RAKİP TAKIMA AKTARILDI İDDİASI
Bulut, "Geçen hafta Başakşehir maçından önce bütün bilgilerimizi kulübün içinde olan birisi rakip takıma aktarmış. Nuri Hoca'ya (Şahin) aktarmış." ifadelerini kullanmıştı.
Başakşehir'den yapılan açıklamada iddialar yalanlandı. Turuncu-lacivertliler Nuri Şahin'in hiçbir bilgi ya da belge almadığını ifade etti.
"BÖYLE ŞEYLERE DE TENEZZÜL ETMEM"
Nuri Şahin ise yaptığı açıklamada, "Hayatım boyunca sporun ruhuna ters düşecek herhangi bir işin içinde olmadım, böyle şeylere de tenezzül etmem. Ama benden daha da önemlisi; gecesini gündüzüne katarak çalışan ekip arkadaşlarımın böyle bir gündemin parçası haline getirilmesinden dolayı son derece üzüntülüyüm." dedi.
Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ile oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hakkında yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu ile oğlu Mehmet Selim İmamoğlu’nu şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırdı.
“Rüşvet” ve “Suç gelirlerini aklama” suçlamalarına karşı iki ismin de savunması istendi. Hasan İmamoğlu ve Mehmet Selim İmamoğlu’nun ifade işlemleri için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat verildi. Hasan İmamoğlu ve torunu Mehmet Selim İmamoğlu saat 11.00’de ifade verecek.
BAŞSAVCILIKTAN YURTDIŞI ÇIKIŞ YASAĞI KARARI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu ile oğlu Mehmet Selim İmamoğlu hakkında yurtdışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararı verildiği açıklandı. Başsavcılıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada "Şüpheliler hakkında İstanbul Sulh ceza hakimliğinin bugün tarihli kararıyla haklarında yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir" ifadeleri kullanıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'a tepki gösteren Bahçeli, "Ülkemizde görev yapan dış misyon görevlilerinin yerini yurdunu bilmesi lazımdır. Had ve hudut aşımına asla girmemeleri asıldır, kaçınılmazdır" dedi.
Süreç ile ilgili konuşan Bahçeli, "Elbette PKK’nın kurucu önderliğinin son düzlükteki görüş, düşünce ve kanaatleri alınmalı, konuyla ilgili günlerdir yapılan kısır tartışmalar sonlandırılmalıdır" diye konuştu.
Çağrıda bulunan Bahçeli, "Meclis’te kurulan Komisyon’dan seçilecek milletvekillerinin İmralı’ya giderek ilk ağızdan ve ilk elden ihtiyaç duyulan mesajları alması süreci çok daha güçlendirecektir. Milliyetçi Hareket Partisi böylesi bir heyete katılmaya hazırdır" ifadelerini kullandı.
Cumhur İttifakı mesajı veren Bahçeli, "AK Parti ile aramızda bir hadise değil, iki tarafı sımsıkı saran ve kuşatan bir hakikat vardır. Cumhur İttifakı yoluna devam edecek" dedi.
MHP lideri, grup toplantısındaki konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
"TAHLİYESİ TÜRKİYE İÇİN HAYIRLI OLUR"
Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın durumuyla ilgili bir soru üzerine Bahçeli, "Sayın Selahattin Demirtaş hukuki yollardan sonuca ulaşmıştır. Tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır" cevabını verdi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demirtaş'ın tutukluğu hakkındaki ikinci ihlal ve tahliye kararına itiraz eden Adalet Bakanlığı'nın talebini reddetmişti.
Avrupa Birliğine 2007 yılında tam üye olan Bulgaristan’da hükümetin euroya geçiş kararı, ülke genelinde protestoları alevlendirdi.
Ulusal para birimi leva’nın korunmasını isteyen vatandaşlar, Cumhuriyet Geçidi yolu üzerinde toplanarak hükümetin derhal istifasını talep etti.
Protestoyu organize eden gruplar, eylemi “ulusal egemenlik ve ekonomik bağımsızlığı savunmak için bir sivil itaatsizlik hareketi” olarak tanımladı. Gösterinin yoğunlaşması üzerine bölgeye çok sayıda polis ve jandarma ekibi sevk edildi.
Eylem başlamadan kısa süre önce, bazı göstericilerin yolu kapatma girişimi üzerine jandarma ile protestocular arasında arbede yaşandı. Güvenlik güçlerinin kalabalığı yol kenarına itmeye çalıştığı sırada birkaç jandarma görevlisinin yaralandığı bildirildi.
1 OCAK'TA EURO'YA GEÇECEKLER
Bulgaristan’ın euroya geçiş kararına tepki gösteren halk, son haftalarda ülkenin farklı kentlerinde protesto düzenliyor. Göstericiler, 1 Ocak 2026 itibnarıyla euroya geçişin ulusal egemenliği ve ekonomik bağımsızlığı zayıflatacağını savunuyor. Ülkedeki birçok vatandaş Bulgar levasının korunmasını istiyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK), Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın diplomasına ilişkin soru önergesine verdiği yanıtı paylaştı.
YÖK tarafından Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı'na gönderilen tek sayfalık yanıtta, şunlar kaydedildi:
"1994 yılında eğitimine başladığı 'Government and Politics' alanındaki lisans öğrenimini 1997 yılında tamamlayan Hakan Fidan, Almanya'da bulunan 'University of Maryland University College' adlı yükseköğretim kurumundan mezun olmuştur. Hakan Fidan'ın Kurulumuz Başkanlığı'na yaptığı denklik başvurusu üzerine, Yükseköğretim Yürütme Kurulunun 15 Ocak 1998 tarihli kararı neticesinde, kendisine 'Politik Bilimler' alanında Lisans Diploma Denklik Belgesi düzenlenmiştir.
Kurulumuz tarafından doksanlı yılların sonlarına kadar düzenlenen denklik belgelerinde, başvuru sahiplerinin ortaöğrenim bilgilerine ayrıca yer verilmekteydi. Hakan Fidan'ın denklik belgesi de bu uygulamanın sürdüğü zaman diliminde düzenlendiğinden denklik belgesinde ortaöğretime ilişkin bilgiye yer verildiği görülmektedir.
Üniversiteler tarafından bilgi aktarılan Yükseköğretim Bilgi Sistemi (YÖKSİS) üzerinden yapılan incelemede; Hakan Fidan'ın İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesinde 1997-1999 yılları arasında Uluslarası İlişkiler (İngilizce, Tezli) programında yüksek lisans eğitimini, 1999-2006 yılları arasında ise Uluslararası İlişkiler (İngilizce) programında doktora eğitimini tamamladığı anlaşılmaktadır. Bilgilerinize arz ederim."
Milyonlarca memur, emekli ve çalışan için zam oranını 'beklenilen enflasyon' ölçüsünde artıran iktidar, vergi ve cezalara uygulanacak zam oranı için referans alınan Yeniden Değerleme Oranı'nı (YDO) ise katlayarak artırmaya devam ediyor.
Yarın TÜİK tarafından açıklanacak ekim ayı enflasyonuyla birlikte 2026 yılında geçerli olacak yeniden değerleme oranı kesinlik kazanacak. Bu rakam 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla birçok vergi türü ve ceza için yapılacak artışı da doğrudan belirleyecek.
EN DÜŞÜK CEZA 1,250 TL'Yİ BULACAK
Halihazırda uygulanan ceza tarifesine göre emniyet kemeri takmama, takip mesafesine uymama, trafik sigortası olmadan trafiğe çıkma, kask takmadan motosiklet kullanma ve geçiş hakkı vermeme gibi ihlaller için belirlenen 993 liralık ceza, yeni yılda yapılması planlanan yüzde 25,5'lik zammın ardından 1246 liraya yükselmiş olacak.
Bir başka deyişle trafikteki en basit ihlallere karşı sürücüler 1.246 liralık ceza ödemekle karşı karşıya kalacak.
En düşük hız limiti ihlali cezası ise YDO ile birlikte 2.720 liraya çıkacak. Uyuşturucu madde etkisindeyken araç kullanma sonucu verilen en yüksek trafik cezası ise 2025 yılı için 47.842 TL olarak belirlenmişti. Yeni yılda söz konusu cezanın 60.041 liraya çıkması bekleniyor.
DESTEKLEYEN DE VAR TEPKİ GÖSTEREN DE
Trafik cezalarının artırılmasına bazı sosyal medya kullanıcıları destek verirken, mevcut cezaların caydırıcılık noktasında yetersiz kaldığı değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan birçok kullanıcı, iktidarın söz konusu ceza sistemini 'istismar' ettiğini belirterek, mevcut radar uygulamalarında kesilen cezaların gerçeği yansıtmadığını ve bu yöntem ile milyonlarca vatandaştan usulsüz para toplanıldığını öne sürdü.
DRİFT YAPANLARA AĞIR CEZA
Değişiklik sonrası alkollü araç kullanmada ilk yakalanmada kesilecek cezanın 11.631 liraya çıkması öngörülüyor. İkinci yakalanmada ise şu an 11 bin 622 lira olan ceza, 2026’da 14 bin 585 liraya kadar yükselebilir. Yetkisiz biçimde çakar ya da siren kullanmanın cezası da 9.268 liradan 11.631 liraya kadar çıkacak.
Trafik cezaları arasında en yüklü olan cezalardan biriyse drift yapanlara kesilecek. Şu anda 46 bin 393 lira olan drift cezası, yüzde 25,5'lik artışla birlikte yeni yılda 58 bin 223 liraya çıkacak.
Optima Express'le yola çıkan ve içinde gurbetçilerin 140 arabası ile yolcuları bulunan tren, Sırbistan'da geçen yıl 1 Kasım'da meydana gelen tren kazasını protesto eden Sırplar'ın iş durdurması nedeniyle mahsur kaldı.
YETKİLİLERDEN YARDIM İSTEDİLER
500'e yakın Türk yolcu, Filibe-Yagadovo'da önceki gece 01.00'den beri bekletiliyor. Optima Tur'un personeli de konuyla ilgili bir açıklama yapamadı ve beklemenin süreceği beirtildi.
Türklerin ne zaman yola çıkacağı bilinmezken, sorunun çözümü için yetkililerden yardım istendi.
Vize kararının ardından birçok tur operatörü, Karadağ’ı içeren Balkan turlarında iptal ve rota değişikliğine gitti. Şirketler, “vizesiz Balkan hattı” olarak bilinen turlardan Karadağ’ı çıkararak Saraybosna, Sırbistan, Kosova, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk güzergahına yöneldi.
Tur operatörleri, Karadağ kısmının programdan tamamen kaldırıldığını, mevcut rezervasyonlarda da tarih değişikliği veya iptal seçeneklerinin yolculara sunulduğunu bildirdi.
VİZE SERBESTİSİ ASKIYA ALINDI
Karadağ’daki gerginliğin fitili, başkent Podgoritsa’da yaşanan bıçaklama olayı sonrası ateşlendi. Olayın ardından iki Türk vatandaşı gözaltına alındı. Bu gelişmenin ardından bazı gruplar, sosyal medyada yapılan çağrılarla Türk işletmelerine ve araçlara saldırılar düzenledi.
Yaşanan olayların ardından Karadağ Başbakanı Milojko Spajic, Türkiye’ye yönelik vize serbestisinin geçici olarak askıya alındığını açıkladı.
TURİZM SEKTÖRÜNDEN TEPKİ
Dünya'da yer alan habere göre, turizm sektör temsilcileri, bu kararın hem iki ülke ilişkilerini hem de bölge turizmini olumsuz etkileyeceğini ifade etti. Yetkililer, vize kararının ardından Balkan turlarına olan ilgide azalma yaşandığını, Karadağ’a yapılan rezervasyonların önemli ölçüde iptal edildiğini belirtti.
Bir tur şirketi yetkilisi, Karadağ rotasının kapatılmasıyla birlikte Adriyatik kıyısı boyunca ilerleyen sahil güzergahının da kullanılamaz hale geldiğini, bu nedenle Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’ya yönelen yeni tur planlarının hazırlanmakta olduğunu aktardı.
VİZESİZ DÖNEM KAPANDI
Türkiye’den Karadağ’a pasaportsuz seyahat dönemi Kasım itibarıyla tamamen sona erdi. Artık ülkeye giriş yapmak isteyen vatandaşlar, Karadağ Büyükelçiliği veya konsoloslukları üzerinden vize randevusu alacak. Turizm acentaları, yaşanan bu değişiklikle birlikte 2024–2025 döneminde Balkan turlarının yeniden yapılandırılacağını ifade etti.
Karadağ’ın kararıyla, Türkiye vatandaşlarının vizesiz seyahat edebildiği Balkan ülkeleri listesi bir ülke daha azaldı. Sektör temsilcileri, uygulamanın uzun sürmemesi ve iki ülke arasında diplomatik çözüm sağlanması gerektiğini belirtti.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun internet sitesi üzerinden bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'na sevk edilen isimlere verilen cezaları açıkladı.
PFDK'nın kararına göre Zorbay Küçük, Melih Kurt ve Mertcan Tubay hakkındaki incelemenin devamına karar verildi.
PFDK'ya sevk edilen diğer hakemlere 8 ila 12 ay arasında hak mahrumiyeti cezası verildi.
NE OLMUŞTU?
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde bir basın toplantısı düzenlemişti.
Hacıosmanoğlu, 571 aktif hakemden 371'inin bahis hesabı olduğunu, 371 hakemin 152'sinin aktif olarak bahis oynadığının tespit edildiğini duyurmuştu.
Konuya ilişkin İbrahim Hacıosmanoğlu, “Bunların içinde 10 hakemin 10 binin üzerinde bahis oynadığı, bir hakemin tek başına 18 bin 227 kez bahis oynadığı, 42 hakemin ayrı ayrı 1000'in üzerinde futbol müsabakasında bahis oynadığı, bazı hakemlerin ise bir seferlik bahis oynadığı tespit edilmiştir. Bugünden itibaren başlayarak disiplin kurulumuz gerekli işlemleri yapacak.” ifadelerini kullanmıştı.
Zorbay Küçük, PFDK'ya sevk edilmesinin ardından adliyeye giderek suç duyurusunda bulunmuştu.
Küçük daha sonra yaptığı açıklamada, "Benim adıma hesaplar açıldığı için şikayetçi olduk. Gerçekleri ortaya çıkarmak için geldik, gerekli işlemleri yaptık. Çok daha uzun ayrıntılı anlatmak isterim ama mesleğim gereği bu kadarını yapabiliyorum." ifadelerini kullanmıştı.
Kayyum atanan TELE1'de, çalışanlar istifa ettiklerini duyurdu.
TELE 1 Ana Haber Sunucusu Murat Taylan, "Penguen medyası olmayacağız" ifadelerini kullandı.
NE OLMUŞTU?
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan başlatılan soruşturmada, televizyon kanalı TELE1'in sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ'ye, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verilmişti.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İYİ Parti Grup Sözcüsü Erhan Usta’nın TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a sözleri tansiyonu yükseltti.
Görüşmeler sırasında çözüm sürecine atıf yapan İYİ Partili Usta, Kurtulmuş'a “TBMM Başkanı olarak PKK sevdanız nereden geliyor anlamıyorum” sözlerini yöneltti.
KURTULMUŞ SALONU TERK ETTİ
Kurtulmuş, Usta’ya “Bu söylenen sözü çok ağır bir hakaret olarak kabul ediyorum, bu arkadaş bu salonda sözlerinden vazgeçtiğini söylemelidir. Bu hafif tabiriyle hadsizliktir” diyerek salonu terk etti.
MEHMET MUŞ DA DAHİL OLDU
Bunun üzerine Komisyon Başkanı Mehmet Muş “Gazi Meclis’in başında olan kişiye doğru bir ifade değildir. Bu ifade buraya yakışmadı” uyarısını yaptı. Usta da “Bu bir siyasi eleştiridir” karşılığını verdi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kocaeli İl Teşkilatı’nda uzun süredir kulislerde konuşulan iç çekişme, Çayırova İlçe Yönetimi’nde patlak verdi.
Geçtiğimiz hafta İl Başkanı Tuncay Batı’nın önerisiyle göreve getirilen yeni İlçe Başkanı Bülent Işık henüz koltuğuna tam oturmadan yönetimden 7 ismin istifası geldi.
TEŞKİLAT YOK SAYILDI, İSTİFALAR PEŞ PEŞE GELDİ
Edinilen bilgilere göre, MHP Çayırova İlçe Yönetimi’nde yer alan Haktan Karakoçan, Hilal Gül, Hüseyin Yılmaz, Burhan Bayram, Emre Asil, Ahmet Gargın ve Latif Demirel, partideki görevlerinden istifa etti.
Söz konusu isimlerin, geçtiğimiz hafta il başkanlığının hazırladığı ve genel merkeze gönderilen yönetim listesinde yer aldığı öğrenildi.
İstifaların gerekçesiyle ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, parti içinden yansıyan bilgilere göre rahatsızlığın, “atama sürecinin kapalı kapılar ardında yapılması ve teşkilat görüşlerinin yok sayılması” nedeniyle yaşandığı iddia ediliyor.
Parti tabanında yankı uyandıran gelişme, MHP'nin Kocaeli örgütündeki güç dengeleri ve liyakat tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
GÖZLER GENEL MERKEZDE: SESSİZLİK SÜRÜYOR
Yaşanan istifa dalgasının ardından gözler MHP Genel Merkezi’ne çevrildi. Genel Merkez ve İl Başkanlığı’ndan henüz bir açıklama yapılmazken, kulislerde bu krizin parti içi hizipleşmenin yeni bir işareti olduğu yorumları yapılıyor.
MHP Kocaeli İl Teşkilatı’nda uzun süredir devam eden “yetki çatışması” iddiaları, Çayırova’daki istifalarla birlikte yeniden alevlendi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasi Araştırmalar Vakfı'nın (TÜSES) eski Başbakan Yardımcısı ve SHP Genel Başkanı Erdal İnönü'yü anma toplantısına katıldı. Özel, darbe dönemleri dışında Türkiye siyasi tarihinin bir siyasi parti açısından en çalkantılı ve baskının en yoğun olduğu bir döneminde olduklarını belirterek, dayanışma ve mücadeleyi birlikte sürdürmenin zamanı olduğunu kaydetti. Özel, Erdal İnönü'ye ilişkin konuştu:
“Biz bu anlamlı ve değerli toplantıya İl Başkanımız, Genel Başkan Yardımcılarımız, Sarıyer Belediye Başkanımız, milletvekillerimiz, Parti Meclisi üyelerimizle birlikte katıldık. Biraz önce ifade edildiği gibi darbe dönemleri dışında, belki Türkiye siyasi tarihinin bir siyasi parti açısından en çalkantılı, en baskının yoğun olduğu bir dönemindeyiz. Öyle olunca da dönem, dayanışmaya dair bir dönem, birlikte olmaya dair bir dönem, mücadeleyi birlikte sürdürmeye dair bir dönem. TÜSES Vakfı hiç şüphe yok ki bizim siyasette yoğunluktan dolduramadığımız alanları dolduran, söz kuramadığımız yerlere söz kuran ve aslında sosyal demokrat siyasetin yapması gerekenleri bizim yerimize de bu zorlu dönemde yapmaya çalışan, Türkiye’de çok önemsediğimiz birkaç yapıdan bir tanesi. Kıymetli İnönü Ailesi’nin, değerli konuklarının, sevgili yoldaşlarımın huzurunda bugün büyük bir devlet adamı, usta bir siyasetçi olmanın yanı sıra, ülke siyasetinde sabah da mezarı başında andığımız gibi hem çok hoş sedalar bırakan, hem siyaset gibi asık suratlı yapılan bir işe mizahı, espriyi katabilen, derin bir zekayı büyük bir ustalıkla ve fevkalade anlaşılabilir bir şekilde siyasi söylemlerin içine dahil edebilen, Sayın Genel Başkanımın biraz önce çok hoş ve unutulmaması gereken noktalarla dikkat çektiği gibi, siyasete böyle katı kurallarla değil, kendi yaşam biçimi ile çok önemli etkiler bırakmış birisidir Sayın Genel Başkan. Biraz önce de ifade edildiği gibi ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanlık katında öyle bir değişikliği de yaptık. Aslında zaten yasalar önünde taahhüdüdür Cumhuriyet Halk Partisi’nin. ‘SHP’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanları, bundan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanları olarak anılacak’ diye birleşme protokolü buna uygundur. Ve Sayın Erdal İnönü de partimizin önceki Genel Başkanlarından biridir. Kendisini bu anlamda da bugün bir kez daha hem rahmetle, hem minnetle yâd ediyoruz.”
“VİZYONUNU, CESARETİNİ İBRET ALARAK OKUMUŞUMDUR”
“Kendisi siyasetten önce bilim insanı kimliğine sahipti. Onun yaşam hikayesini okuduğumda, onun son anda fizik okumaya karar verdiğini öğrenmiştim. Son sene karar vermiş. Burada da kendisi de ifade ediyor. Ben de son seneye kadar fizik okumaya karar vermiş, hatta fizik mühendisliği ve fizik bölümlerini tercihlerine yazmış, yatılı okulda büyümenin verdiği, sırtıma yüklediği bir yükle son gece tercihleri evde yaparken, babamın ‘Neler yazıyorsun?’ deyince ‘Fizik yazıyorum’ dediğimde -kendisi de öğretmendir- ‘Dershanede fizik öğretmeni olursun, Türkiye’de fizik okumakla olmaz. Gel sen şuraya benim hatırım için şu fiziği sil de şuraya bir eczacılık yaz’ diyerek eczacılık mesleğine yönlendirdiği, ben de ‘Nasıl olsa daha yukarıdaki tercihlerden biri tutacak’ diyerek babamı kırmamak için son gece tercihini değiştirmiş birisi olarak, Erdal İnönü’nün yıllar yıllar önce Türkiye’de fizik okuyabilecek tek bir bölüm varken, onu tercih etme vizyonunu, hem cesaretini, hem kararlılığını hep böyle ibret alarak okumuşumdur. Bugün de kendi sesinden bir kez daha hep birlikte dinledik. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin kurucu rektörlerinden bir tanesi olması, TÜBİTAK‘ın kurucu müdürü olarak görev yapmış olması, Nobel’den sonra gelen fizik alanındaki en büyük ödül olan Wigner madalyasına sahip olması, onun hakkında sıkça tekrarlamamız, unutmamamız gereken önemli noktalar geçmişinde.”
“GÖZÜNÜN İÇİNE BAKANLAR VARKEN, O BUNU YAPIYOR”
“Bir askeri darbeden sonra Erdal İnönü’nün siyasete girmeye karar vermesi kadar bence önemli bir şey yok. Çünkü biz hep babasının demokrasiye dair anılarıyla, duruşlarıyla, söylemleri ile övünüyoruz. Ona karşı yapılan haksızlıkları yıllarca Meclis çatısı altında savuşturmak, doğru cevapları vermekle meşgul oldum partinin Grup Başkanvekilliğini yaptığım sürede. İsmet Paşa efendim 1960 darbesinden, Menderes’in, Polatkan’ın, Zorlu’nun idamından falan mesul tutulmaya çalışılan çirkin saldırılara uğradığında, hem o süreçteki çabalarını doğru kaynaklardan aktarıp cevaplardık. Ama en çok da şeyi anlatırız: İsmet Paşa’nın 1950 seçimlerine giderken hakim denetiminde, bugün halen daha, hatta belki partimizin son yaşadığı zorlu süreçlerde dahi seçim hukukunu, hakim denetiminde seçim yapılmasını, seçim hukukunun hakimler tarafından, tarafsız hakimler tarafından işletilmesinin ne kadar önemli olduğunu yaşıyoruz. Demokrat Parti’nin kaygılarını Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte Cumhurbaşkanı olarak onları bir araya getirip, ortaya koyduğu hakim denetiminde seçimin ne kadar önemli olduğunu bir kere hatırlamak lazım. Sonra 1950 seçimlerinde 14 Mayıs akşamı daha seçimlerin sonuçlarının kesinleşmesine bayağı da zaman varken ve daha ilk geceden birileri ‘Herhalde bunlara iktidarı bırakmayı düşünmüyorsunuz Paşam’ demişken yaverini Demokrat Parti‘ye yollayıp ‘Paşa devir teslime hazırdır, bu konuda kararlıdır’ demesinin ki bunu söyleyen kişi düşünün ki Garp Cephesi Kumandanı, Atatürk’le birlikte ülkenin kurucu babalarından, kurucu önderlerinden biri. Selamını alırken baktığı askerin heyecandan düştüğü, tansiyonunun düştüğü bir karizmatik asker ve kaşını oynatmasıyla bu dediğini yapmak için gözünün içine bakanlar varken o bunu yapıyor. Bugün andığımız Erdal İnönü’ye seçimden bir hafta - 10 gün sonra yazdığı mektubunda diyor ki ‘Şüphesiz en büyük yenilgimi yaşadım ama ülkeye kazandırmak istediğimiz yaşam biçimi açısından çok önemli bir başarıyı elde ettik. Türkiye’de demokrasi kazandı, çok partili hayat geri dönülmez bir şekilde hayatımıza girdi.’”
“ÇOK ÖZVERİLİ ADIMLARI KARARLILIKLA ATTI”
“İşte o mektubun muhatabı genç Erdal, 1980 darbesinden sonra bu kadar başarılı bir bilimsel geçmişi varken ve aslında Türkiye siyasetine baktığında… Ki ülkenin başbakanı, bir önceki başbakanı, muhalefet partisi liderleri içeriye atılmış, partiler kapatılmış, işkenceler ve idamlar var. O dönüp siyasette bir sorumluluk alma ihtiyacı duyuyor ve bir parti kuruyor. Önce veto ediliyor, ardından partisini kuruyor. Ardından Halkçı Parti ile bir birleşme ile Sosyal Demokrat Halkçı Parti’yi kurmuş oluyor, yeni partisine kavuşmuş oluyor. 1986’da, darbeden altı yıl sonra partisini ve Aslan Sosyal Demokratları Meclis’e taşıyor 1986’da. Dağılanı topluyor, kaybolan umutları yeniden örgütlüyor. 1989 yerel seçimlerinde Türkiye’de belediyelerin yüzde 58’ini kazanarak partisini darbeden sonra birinci parti yapmayı başarıyor. Ondan sonraki süreçte de kavga yerine uzlaşıyı koyarak, kendisini Başbakan Yardımcılığına, Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşıyarak ve o süreçte artık Türkiye’nin yeniden demokratikleşmesine yönelik çok özverili adımları kararlılıkla atarak siyasetteki muhataplarıyla onların beklediği gibi birtakım ilişkilere girip ve kendisi dışındakilere siyaset alanını kapatmak yerine aksine fevkalade demokratik ve özverili bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugünlere gelmesinin önündeki bütün engelleri kaldırıyor. Kapıyı herkese açıyor. Biz hiçbir zaman öyle düşünmedik ama zamanı gelmiş bir veda için kişinin kendi üzerine düşen sorumluluğu öyle tüzüklerde yazmasına falan da bakmaksızın kendi kendine yerine getiriyor. Partideki bir devir teslimi öyle hiç kimse zorlamadan, hiç kimse beklemeden yapıyor ve aslında 10 yıllık bir sürenin sonunda o darbe döneminden sonra üstüne düşen sorumluluğu yerine getirip anılarını yazmayı ve ülkeye bir başka şekilde katkı sağlamayı göze alabilecek kadar örnek bir davranışı gösteriyor.”
“CİNSİYET KOTASINI İLK KOYAN KİŞİDİR”
“Sevinç hanım sordu. Türkiye’de cinsiyet kotası mühim bir şey. Onu Türkiye’de siyasi partilerin tüzüğüne ilk koyan kişi Erdal İnönü’dür. Şu anda biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak onun yüzde 20 uyguladığı kotayı önce yüzde 30, sonra yüzde 33 ve geçen sene zor bir kurultayda Sayın Genel Başkanımın da varlığında ve aslında rahmetli Altan Öymen ve Hikmet Çetin’le birlikte bulduğumuz bir formülle, üç adım atlamayla… Çünkü beşi kadın, 76’sı erkek il başkanının taşıdığı bir süreçte delegelerin ezici bir çoğunluğu erkekken geçici madde düzenlemeleriyle ‘üç adım atlama’ dediğimiz bir formülle şöyle yaptık: Her kurultayda önce yüzde 35’ten yüzde 40, sonra yüzde 45 ve yapılacak üçüncü kurultayda yüzde 50 ile kadınla erkeğin eşit temsil edildiği bir parti haline Cumhuriyet Halk Partisi geldi. Yani bu yapacağımız kurultaydan iki sonraki kurultayda hiçbir tüzük düzenlemesine gereksinim olmaksızın artık cinsiyet kotası diye bir şeye de ihtiyaç yok ve eşit temsil var. Her yerde yüzde 50 - yüzde 50. Ben bunu gerçekten Erdal İnönü’den kendime veya CHP’li bütün yöneticilere yazılı olmayan bir vasiyet olarak görüyorum. İlla bir şeylerin yazılı olması gerekmez. Örneğin kotalar var; cinsiyet kotası var, gençlik kotası var. Biz bu kotaları koymuşuz. Sonra belediye meclis seçimleri yapıyoruz veya başka seçimler yapıyoruz. O seçimlerde kotalar parti örneğin o ilde 12 belediye meclis üyesi çıkaracak güçte ise bütün kotalar 12’den sonra uygulanıyor kadınlara ve gençlere. ‘Buna bir çare bulmak lazımdı ama düşünememişiz böyle uygulanabileceğini. 16, 17, 18, 19’a ‘kadın’ yazıp kotayı tutturduk Genel Başkanım’ diyorlar. Biz hiçbir yerde yazmasına bakmaksızın şöyle bir şey yaptık: Dedik ki ‘Pencere yöntemi uygulayacağız. Madem ki gençlik kotası yüzde 20 ise, ilk beşin içinde o pencerede bir genç göreceğiz.. Kadın kotası yüzde 33 ise her üçte bir kadın göreceğiz.’ Ön seçim de yapsak ya da bir başka şekilde sıralamayı genel merkeze yolladığınızda ilk üçte değil de kadın dokuzdaysa dokuzdaki kadını üçe çekeceğiz. 14’teki kadını beşe çekeceğiz. 18’e koyduğunuz kadını dokuza çekeceğiz ve kotaları kendi içinde döndürerek pencere yöntemiyle uygulayacağız.’”
“YETKİNİN YARISINI KADINLAR KULLANIYOR OLACAKLAR”
“Bunu yapmak suretiyle Türkiye’de gittiğinizde belediye meclisleri ile fotoğraf çektirmek istediğinizde geçmişte böyle yan yana 12 erkek gördünüz. Şimdi o 12 erkekten en az dördünü, fiili uygulamada toplamda yüzde 33 hedeflediğimiz yerde yüzde 25’lik bir kadın kotası gerçekleşmesi ile karşı karşıyayız. Bundan sonraki süreçlerde de hem kadınlar, hem gençler için bu kotaları böyle koruyucu değil, siyasete katmak için ve bundan sonra o kotalara ihtiyaç olmayacak kadar çok kadının ve gencin siyasette söz sahibi olmasını sağlamak için kullanmaya devam edeceğiz. Şunu söyleyeyim, televizyonların varlığında bunu söylemeyi çok önemsiyorum. Sayın Erdoğan birisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 17’si bakan, 18 kişilik bir kabine atladı. Halen o kabine görevde. O kabinede bir tane kadın var. O kadın da Mahinur Hanım, aileden sorumlu. Türkiye’deki bütün kadınlar bilsin diye söylemek durumundayım ki; Türkiye’yi yöneten zihniyette kadın aileden sorumludur. Evlenir, çocuk doğurur, çocuk büyütür, çocuğa bakar, eşine bakar ve onun sınırı ailedir. O yüzden Türkiye’de devletin kreş yapmak gibi bir derdi yoktur mesela. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin vardır. Devletin her mahalleye bir kreş yapmak gibi, kadını sosyal hayata, istihdama katmak gibi bir derdi yoktur. Sayın Erdoğan bu görevlendirmeyi yaptıktan dokuz ay sonra partinin yönetimine geldik. Ve bir gölge kabine uygulaması başlattık. Orada da biz birisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak üzere 17 gölge bakan, toplam 18 kişi atadık. Cumhuriyet Halk Partisi’nde, ikisi de burada bana eşlik ediyor değerli arkadaşlarım, 18 gölge bakanın dokuzu kadın, dokuzu erkektir. Yani Türkiye’deki bütün kadınlar bilsin ki; eğer Cumhuriyet Halk Partisi yönetiyorsa Türkiye’yi, orada erkeklerin vereceği kararlarla kadınlara alanlar açılmayacak. Zaten ülkedeki yetkinin, iradenin yarısını kadınlar, yarısını erkekler kullanıyor olacaktır. İşin bu tarafını da ifade etmek istedim.”
“ISRARLA ÇÖZÜMÜN YERİNİN MECLİS OLDUĞUNU SÖYLEDİK”
“Sayın Genel Başkanım tarihsel perspektifini çok doğru bir yere koydu. Biz de, benden önceki Genel Başkanımız da hep ısrarla Kürt sorununun çözümünün yerinin Meclis olduğunu ve Meclis’te kurulacak komisyon olduğunu söyledik. Tabii biraz önce tarihte söylenenler olduğu gibi son seçimde bile sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayına Kürtler oy verecek diye Cumhuriyet Halk Partisi’ni terörle ilişkilendirip, Kandil’den yalan videolar yayınlayanlar olmuştu. Son seçimlerde biz Türkiye İttifakı diye Aslan Sosyal Demokratlarla, Sayın Genel Sekreterim ben bazen mitinglerde söylüyorum ‘Burada Aslan Sosyal Demokratlar var’ diye. Sosyal demokratların yanında milliyetçi demokratları, muhafazakar demokratları, liberal demokratları, sosyalist demokratları ve Kürt demokratları Türkiye İttifakı’na davet etmiştik. Bu süreçlerimizi biz seçmenin durumuna göre bazı yerlerde milliyetçi demokratların, bazı yerlerde hem milliyetçi, hem Kürt, hem muhafazakar demokratların listelerimizde yer almasını sağladık. Biz buna Türkiye İttifakı ya da o ilin ittifakı, ilçenin adıyla aldığımız ittifaklarla ifade ediyorduk. DEM Parti de bunu ‘Kent Uzlaşısı’ diye, ‘Kazanacağımız yerde kazanırız, kazanamayacağımız yerde kent suçu işlemeyeceğine, adil davranacağına, Kürt seçmenleri de kapsayacağına, onların iradesini de göreceğine inandığımız adaylara listelere oy veririz’ demişlerdi. Biz Türkiye İttifakı’nı cesaretle savunduk ve savunmaya devam ediyoruz. Yerel seçimlerde bunu da bir terörle ilişkilenme gibi ifade edenler olmuştu. Ardından iddianameler düzenlediler. Örneğin şuradaki Şişli’nin Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ı Şişli İttifak’ı kurduğu için DEM Parti’nin Parti Meclisi kararında yer alan tanımlamayla bir sorguya aldılar ve kendisine ‘Kent Uzlaşısı ne demek?’ dediler. Sordukları sorunun, kalıbın içinde şu cümle vardı. Hemen hemen aynı aktarıyorum, bir-iki kelime belki değişir. ‘Doğuda belediye kazanabiliyorken, batıya geldikçe belediyeleri kazanamayacakları için, Kürtler’den adayları belediye meclis listelerine koymak suretiyle batıdaki belediye meclislerinde Kürtleri söz sahibi kılmaya çalıştığınız doğru mu?’ diye sordular. Kent Uzlaşısı iddianamesinin özü budur.”
“O MASA FİKRİNİN SAHİBİ BİZİZ”
“Bu aslında herhalde biz yaptığımız işi, yani kimseyi dışarıda bırakmadan, kimseye ‘Sen belediye yönetemezsin’, kazanabileceği yerde kazanır, adayını çıkarır seçilir. Ama gücünün olmadığı yerde onu yok saymak yerine; onu sistemin içine katmak, onun da kendinin temsil edildiğini gördüğü kimseleri listelere koymak, onun kıymetli oylarına talip olmak, kazandıktan sonra da ona yetkiler verme meselesinin aslında siyasetin temel amacı, demokrasinin temel amacı olduğunu görmeyen, bunu içselleştirememiş, demokrasiyi işine geldiği istasyonda binilip, 31 Mart’ta seçimi kaybettiğinde o istasyonda inilmesi gereken bir yer olarak gören zihniyet, bununla suçladı arkadaşlarımızı. Halen daha 10 arkadaşımız, belediye meclis üyemiz, ikisi belediye başkan yardımcımız bu dosyadan tutuklular. İki belediye başkanımız bu dosyadan tutuklu. Gerçi bir tanesinin bu dosyadan tutukluluğu kalktı. Yedeklediler, başka bir dosyadan tutukladılar. Resul Emrah Şahan’ın da bu dosyadan tutukluluğunun kalkacağını öngörüp, başka bir iftirayla tutukladılar. Aynı sürecin içinde de Sayın Altan Ertürk de benzer bir iftiraya muhatap olarak o da şimdi Silivri Cezaevi’nde. Bugün kendisinin burada ev sahibi olarak mesajını dinledik. Yarın da kendisini Ekrem Başkan ile birlikte Silivri Cezaevi’nde ziyaret edeceğim. Ama Türkiye’de halen daha bir yanda bir süreç yürütülüyor, bir anda böyle bir ayıpla karşı karşıya. Sonra bize çokça şey sordular. ‘Bu şartlarda o masaya oturacak mısınız?’ Ben ısrarla ve kararlılıkla söyledim. Hatta zaman zaman her çalkantıda sorarlar, ‘Masadan kalkacak mısınız?’ diye. O masa fikrinin sahibi biziz. Bu ülkede işine geldiğinde sahnelere çıkıp, Kürtçe sloganlar atıp, Kürt sanatçılarla birlikte selamlar verip, partisine oy isteyenler; işine geldiğinde İmralı’dan mektup alıp İstanbul’da Anadolu Ajansı’na okutanlar, işine gelmediğinde Kürt siyasetçileri, Kürtleri kriminalize ediyorlar, onlarla kurulan ilişkileri ayıplıymış gibi gösteriyorlar. Şimdi işlerine gelmiş, kendilerince bir süreç yürütüyorlar.”
“ERDAL İNÖNÜ’NÜN YAKLAŞIMI VASİYETTİR”
“Biz onların çizdiği çerçeveye mahkum değiliz. Bizim çerçevemiz; Erdal İnönü’nün her bir Kürt’ün oyunu ve temsilini Türklerin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı olan her etnisiteden insanın oyu ve kimliği gibi değerli gören yaklaşımı hepimize bir vasiyettir. O vasiyeti takip etmeye, biraz önce Sayın Genel Başkanım söyledi, Genel Başkan olarak kürsüye ilk çıktığımda söylemiştim. Kürtler ‘Sorunum var’ diyorsa Türkiye’de Kürt sorunu vardır. Aleviler ‘Sorunum var’ diyorsa, Türkiye’de Alevilerin sorunu vardır. Siyasetin görevi; onlar ‘Sorunum kalmadı’ diyene kadar onları dinlemek, onların sorunlarına çözüm üretmektir. Bunun için Meclis’te birileri açısından bambaşka alan olarak tarif edilebilecek Meclis komisyonunu önemsiyoruz. Oraya yapıcı katkılar veriyoruz. İşlevsizleştirildiğinin farkındayız. Eleştirilerimizi dile getiriyoruz. Ama Tayyip Erdoğan kendi çizdiği çerçevede bize yer yok diye istediği kadar uğraşsınlar, o komisyonun dışında kalmak, bu sürecin dışında kalmak, tarihin yanlış tarafında durmak bizim işimiz değil. İlk sorulduğunda söylemiştim. Tarihin doğru tarafında durma sorumluluğumuz var. Ne kadar acı çekiyorsak, ne kadar zulme uğruyorsak, ne kadar baskı görüyorsak görelim. Çözerlerse çözerler, çözmezlerse gelecek ilk sandıkta Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu gün olduğu gibi, 31 Mart gecesi olduğu gibi, bütün anketlerde olduğu gibi gelecek ilk sandıkta da Türkiye’nin birinci partisi olacaktır. Bugün katkı sağlamaya çalıştığı sorun, demokratik yollarla çözülürse katkı sağlayacaktır. Eksik alırsa, eksiklerini tamamlayacaktır. Hiç çözülmezse hiç şüpheniz olmasın iktidara geldiğinde çözecektir.”
“ASLAN SOSYAL DEMOKRATLARIN DÜŞLEDİĞİ ÜLKE İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
“Bizim yöneteceğimiz Türkiye’de kimse kendini bu ülkede bir diğerinden daha az ayrıcalıklı, daha az kıymetli, daha az hakları olan birisi olarak görmeyecektir. Yöneteceğimiz ülkede hiçbir çocuk hayata kapatamayacağı kadar farkla geriden başlamayacaktır. Babadan, anadan, oğula - kıza yoksulluk miras kalmayacaktır. Bu ülkede biz Erdal İnönü’nün düşlediği gibi bütün Aslan Sosyal Demokratlar’ın düşlediği gibi hep birlikte, kardeşçe ve bu ülkenin yarınlarını, bu ülkenin evlatlarının hak ettiği gibi bir ülke olmaya hazırlayacak şekilde hep birlikte çalışacağız. İnanıyorum ki hep birlikte başaracağız. Bugünkü bu kıymetli toplantı için, davetleriniz için teşekkür ediyorum. Gün boyunca Erdal İnönü’yü andık, anmaya devam edeceğiz. Çok kıymetli konuşmacılar var. Otobüslerin üstünde, gece mitinglerinde, hafta sonları şehir mitinglerinde koşturarak, maalesef itiraz ederek, ses yükselterek ve bir yandan mücadeleyi diri tutarak ve bir yandan örgütümüzü ayakta tutarak, kimseyi bu kadar baskıya ve zulme rağmen teslim olmamızı gerektirecek hiçbir şey olmadığına ikna etmeye çalışırken; gerçekten hem yoruluyoruz, hem belki kendi sesimizle bile birbirimizi yoruyoruz. Ama böyle bir günün içinde yer almak, böyle kıymetli bir toplantıyı takip etmek ve dinleyecek olmak, hepimize de nefes aldırdı. Sayın Genel Sekreterin şahsında TÜSES’e, Friedrich Ebert Vakfı’na teşekkür ediyorum ki, Almanya’yı her ziyaretimizde Sayın Başkan Schulz ile bir araya geliyoruz. Türkiye’de de çok kıymetli katkıları oluyor düşün hayatımıza, siyasi hayatımıza. Kendilerine de teşekkür ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
CHP Ankara Milletvekili Deniz Demir, TMMOB’a bağlı mühendis ve mimarlara hususi pasaport verilmesini içeren Pasaport Kanunu değişiklik teklifini TBMM’ye sundu.
Ankara Milletvekili Deniz Demir, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalara üye olan ve en az 15 yıl kıdemi bulunan mühendis ve mimarlara hususi (yeşil) pasaport verilmesini öngören kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu.
Teklif, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nda değişiklik yapılmasını amaçlıyor. Buna göre, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına bağlı mühendis ve mimarlar, belirli kıdem şartını sağladıklarında vize muafiyetine sahip yeşil pasaport hakkı kazanabilecekler.
“Yeşil pasaport, uluslararası rekabet için gereklilik”
Kanun teklifinin genel gerekçesinde, mühendis ve mimarların Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik gelişimine sağladığı katkılara dikkat çekildi.
Savunma sanayii, enerji, otomotiv, inşaat, uzay teknolojileri ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde çalışan mühendislerin ülke kalkınmasındaki rolü vurgulandı.
Demir’in gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“Mühendislerimiz ve mimarlarımız, uluslararası fuarlarda, sempozyumlarda ve konferanslarda ülkemizi temsil ediyor. Ancak yeşil pasaport hakkına sahip olmadıkları için yurtdışı seyahatlerinde ciddi zorluklar yaşıyorlar.”
Yeşil pasaportun, bu meslek gruplarının uluslararası iş birliklerine katılımını kolaylaştıracağı, mesleki itibarlarını güçlendireceği ve bilgi paylaşımını artıracağı ifade edildi.
Teklifin içeriği ve düzenleme detayları
Teklif, 15 Temmuz 1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14’üncü maddesinde değişiklik yapılmasını öngörüyor.
Buna göre, TMMOB’a bağlı odalara kayıtlı ve en az on beş yıl kıdemi bulunan mühendis ve mimarlara, belirli suçlar kapsamında soruşturma veya kovuşturması bulunmaması koşuluyla hususi damgalı pasaport verilebilecek.
Yeni eklenen paragraf, mevcut pasaport düzenlemesine şu ifadeyle dahil ediliyor:
“TMMOB’a bağlı odalara üye olan ve en az on beş yıl kıdemi bulunan mühendis ve mimarlara, haklarında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma bulunmaması kaydıyla hususi damgalı pasaport verilir.”
Teklif, yayımı tarihinde yürürlüğe girecek ve Cumhurbaşkanı tarafından yürütülecek.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 28. Dönem TBMM’nin 4 Yasama Yılı’nın Açılış Oturumu öncesi yaptığı açıklamada, suça sürüklenen çocuklar düzenlemesiyle ilgili önemli bilgiler verdi.
Tunç, "Burada sorun olan 15-18 yaş grubu. Bununla ilgili yaşın büyümesi, fiziksel durumu, mükerrir durumu ve kasten öldürme suçlarında hâkimlerimize takdir yetkisinin verilmesinin doğru olacağını düşündük, taslak önerilerimizi de Meclis grubumuza arz ettik" dedi.
Yeni yargı paketleri hakkında da konuşan Bakan Tunç, "Şimdi gündemde 11. yargı paketi var. 11. yargı paketinde özellikle toplumsal huzur ve barışı bozmaya yönelik suçların önlenmesi bakımından hem soruşturma hem kovuşturma açısından yapılabilecek düzenlemeler var. Yine bilişim suçlarının özellikle vatandaşları mağdur eden sanal bahis gibi, sanal kumar gibi hususların önlenmesine yönelik mobil hatlarla dolandırıcılık, bilişim yoluyla dolandırıcılığın önlenmesine yönelik önemli taslaklarımız var. Bunları Meclis grubumuza arz ettik. Yine hukuk yargılamalarında onu da 11. yargı paketi olarak değerlendirebiliriz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılınca Can Holding yetkilileriyle ilgili "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "yönetme", "kurulan örgüte üye olma", "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına yönelik başlatılan soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.
Savcılıkta ifade veren şüphelilerden Turgay Ciner'in oğlu Atilla Ciner ile Ciner Glass AŞ CEO'su Gökhan Şen tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Sulh ceza hakimliği, şüpheliler Atilla Ciner ve Gökhan Şen’in tutuklanmasına karar verdi.
Şüpheliler Hacı Mustafa Kıraç, Ömer Çatal, Orhan Yüksel, Gürsel Usta, İsmail Karakuzu, Yalçın Tahiroğlu, Timur Haşhaş, Kemal Gürsel Özyar, Selçuk Yeşiltaş ve Çiğdem Yılmaz hakkında ise "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.
Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu, bu örgüt aracılığıyla "nitelikli dolandırıcılık", "vergi kaçakçılığı", "kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması", "suçtan elde edilen gelirlerin aklanması"na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği öne sürülmüştü.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporlarıyla soruşturma başlatılmıştı.
Soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişlerinin yapıldığı, bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılarak izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleriyle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı iddia edilmişti.
Holding yapısı altında kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ederek aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında değişiklikler yapıp sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği öne sürülmüştü.
Ayrıca ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı, sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı, ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı "Varlık Barışı Kanunu" kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, gerçekleştirilen bu işlemlerin, kanunun amacına aykırı şekilde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu iddiasında bulunulmuştu.
MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda suç örgütünün "nitelikli dolandırıcılık", "kaçakçılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği, eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinin doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği, bu yolla örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydedilmişti.
Soruşturma kapsamında 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve TMSF kayyum olarak atanarak 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
İstanbul Jandarma Komutanlığı ekipleri, düzenledikleri operasyonda aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ'ın da bulunduğu 6 şüpheliyi gözaltına almıştı.
Kayyum atanan şirketlerin bazıları şöyle aktarılmıştı:
"Habertürk Gazetecilik, Ciner Medya TV Hizmetleri, Show Televizyon Yayıncılık, Boğaziçi Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Reklamcılık, Enerji Petrol Ürünleri Pazarlama, Doğa Okulları İşletmeciliği, Bilgi Doğa Eğitim İşletmeciliği, Turktobacco Sigara İç ve Dış Ticaret Pazarlama, HT Spor Televizyon Yayıncılık ile Bosphorus Medya Grubu Radyo ve Televizyon Yayıncılığı Anonim Şirketi."
Adliyeye gönderilen ve savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K. ve K.Ç. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "kara para aklama" suçlarından, C.C. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan tutuklanmış.
Şüpheli Tekdağ ise aynı suçlardan "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderilmişti.
Hakimlik, D.Ç, D.C, M.K, K.Ç. ve C.C'nin üzerine atılı suçlardan tutuklanmasına, şüpheli Kenan Tekdağ hakkında ise "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.
Öte yandan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını yetkisizlik nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında ise Can Holding'e ait 10 şirkete daha kayyum atanmasına karar verilmişti. Kayyum atanan 10 şirketin isimleri ise şöyle aktarılmıştı:
"Türktab Marketing Sigara ve Tütüncülük AŞ, ZA Lojistik ve Araç Kiralama Hizmetleri Ticaret AŞ, Canpet Benzin İstasyon İşletmeciliği AŞ, Tares Tek. Ürünleri İç ve Dış Tic. Ltd Şti, Furkon Teknik Hırdavat Sanayi ve Dış Ticaret Ltd Şti, Temiz Petrol ve Gayrimenkul Ticaret AŞ, MCN Petrol AŞ, Yön Özel Eğitim Basım Yayın San. Tic. AŞ, Mer Yatırım ve Özel Eğitim Hiz. AŞ, Arı Bilim İnovasyon Eğitim Hizmetleri AŞ."
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Can Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, "yönetme" ve "malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek" suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), son toplantısında aldığı kararları açıkladı. Kararlarda en dikkat çekici yaptırımlar Fenerbahçe Kulübü ve eski başkanı Ali Koç’a yönelik oldu.
PFDK, Trendyol Süper Lig’de Alanyaspor ile oynanan maçta yaşananlardan dolayı Fenerbahçe’ye toplam 620 bin lira para cezası verdi.
Çirkin ve kötü tezahürat: 400 bin TL
Saha olayları: 220 bin TL
Ayrıca tribünlerde yaşanan olaylar nedeniyle sarı-lacivertli kulübün bazı bölümlere kısmi tribün kapatma cezası da uygulandı.
ALİ KOÇ'A 15 GÜN HAK MAHRUMİYETİ VE 2 MİLYON TL
Kurul, Fenerbahçe’nin eski başkanı Ali Koç’a, futbolun ve kurumların itibarını zedeleyici nitelikteki açıklamaları gerekçesiyle 15 gün hak mahrumiyeti ve 2 milyon lira para cezası verdi.
İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2024 yılında kreş-anaokulu tartışmalarıyla ilgili bir soruya yanıt verirken Ekrem İmamoğlu'na "Birlikte hareket ettiği terör gruplarının dilinden esinlenmiş olacak ki hukuk devletinin kurallarına meydan okuyor" diyen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in 25 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verdi.
27 Kasım 2024’te TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bakan Tekin, belediyelerin kreş ve anaokulu açma yetkisine ilişkin tartışmalara değinmişti.
Tekin, belediyelerin “kreş adı altında anaokulu ve anasınıfı açma” yetkisinin bulunmadığını savunarak İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için şu ifadeleri kullanmıştı:
“Birlikte hareket ettiği terör gruplarının dilinden esinlenmiş olacak ki hukuk devletinin kurallarına meydan okuyor.”
Bu açıklamanın ardından İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, 50 bin TL tutarında manevi tazminat talebiyle dava açtı.
KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI VURGUSU
Dava dilekçesinde, Bakan Tekin’in sözlerinin kamuoyu nezdinde İmamoğlu’nun itibarını zedelediği belirtildi. Dilekçede şu ifadeler yer aldı:
“Müvekkil hakkında hiçbir yargı kararı bulunmamasına rağmen terör örgütleriyle ilişkilendirilmiş, kişilik hakları ağır biçimde ihlal edilmiştir. Bu tür isnatlar kamu güvenini sarsacak niteliktedir ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez.”
Davada savunma yapan Tekin’in avukatları, müvekkillerinin sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etti. Ancak mahkeme, davacı lehine karar verdi.
Mahkeme, Yusuf Tekin’in Ekrem İmamoğlu’na 25 bin TL manevi tazminat ödemesine hükmetti. Faizin, açıklamanın yapıldığı 27 Kasım 2024 tarihinden itibaren işletilmesine karar verildi. Fazla talep ise reddedildi. Karara karşı istinaf yolu açık bırakıldı.
Tartışmanın temelinde, belediyelerin kreş ve anaokulu açma yetkisine dair farklı görüşler yer alıyor. Bakan Tekin, belediyelerin yasal olarak yalnızca kreş açabileceğini, anaokulu ve anasınıfı açma yetkilerinin bulunmadığını belirtmişti. “Belediyelere kreş kapatın demedik” diyen Tekin, söz konusu uygulamanın 2017’den bu yana sürdüğünü ifade etmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda konuştu. Trump, “Gazze’de ateşkes için çaba gösterdim ancak Hamas barış tekliflerini reddediyor. Şu anda Filistin devletini tanımak, 7 Ekim’deki gibi zulmü ödüllendirmek anlamına gelir. Barış isteyenler birleşmeli ve rehinelerin serbest bırakılmasını talep etmelidir” ifadelerini kullandı.
Trump, Filistin’i devlet olarak tanımayacağını açıkça ilan etti.
Trump’ın Gazze’deki saldırılardan İsrail’i sorumlu tutmadan Hamas’ı suçlayan açıklamaları sırasında İsrail’in BM Büyükelçisi Danny Danon’ın başını sallayarak onay vermesi ve konuşmanın ardından alkış tutması kameralara yansıdı. Bu görüntüler sosyal medyada gündem oldu.
İçişleri Bakanlığı'nın suç duyurusunda bulunduğu ünlü şarkıcı Mabel Matiz hakkında, sosyal medyada paylaştığı “Perperişan” isimli şarkısındaki ifadeler nedeniyle "müstehcenlik" suçundan soruşturma başlatılmıştı.
Polis eşliğinde bilişim suçları soruşturma bürosunda ifade vermeye giden ünlü şarkıcı, yaklaşık 1 saat süren ifade verme işleminin ardından adliyeden açıklama yapmadan ayrıldı.
"MÜSTEHCENLİK İÇEREN BİR KASIT YA DA AMAÇ BULUNMAMAKTADIR"
Mabel Matiz'in savcılıkta verdiği ifade ise ortaya çıktı. Ünlü şarkıcı ifadesinde şunları dedi:
Perperişan isimli şarkının sözleri bana aittir. Bu şarkıyı bahse konu Instagram ve YouTube adresimden, benim rızamla ben ve ekibim yayınladık. Bu şarkının içerisinde yer alan sözlerde herhangi bir şekilde müstehcenlik içeren bir kasıt ya da amaç bulunmamaktadır. Ben bu şarkıyı sadece 8 Eylül 2025 tarihinde bir kez söyledim. Bu sözlerimin yanlış anlaşılmasından sonra hiçbir konserimde yer vermedim.
Bir Fransız grup, bu şarkının bestesini hazırlayarak Türk Halk Müziği sözleriyle kendi albümleri için benden bir şarkı yazmamı istedi. Bunun üzerine bu şarkı yazıldı. Şarkıyı yazmamda özel bir amaç yoktur. Diğer şarkılarımı hangi amaç için yazıyorsam bu şarkıyı da aynı amaçla yazdım.
Müziğimin amacı insanları tetiklemek ya da insanlarda negatif yönlendirme yapmak değil, aksine insanları birleştirmek ve iyi duygular uyandırmaktır. Şarkımın içeriğinde geçen 'Cici Toybebe' sözleri, sevdiğinin sevdiği kişi için kullanılan, daha ham bir birey anlamında tercih edilmiştir. 'Diyo şeytan üstüne atla, sal kuşu hanesine' sözleriyle ise 'evine haber yollamak' anlamını kastettim. Amacım kesinlikle suç işlemek değildi. Bu şarkı 1,5 yıl önce kaydedilmiştir ve binlerce insan tarafından dinlenmiştir.
"ŞARKIYI HEMEN KALDIRIRDIM"
Şarkıyı yazarken böyle bir etki yaratacağını tahmin etmedim. Eğer yayınlamadan önce dinlettiğim insanlardan bu yönde en ufak bir yorum duysaydım, şarkıyı hemen kaldırırdım. Bu konularda çok hassas bir insanım. Negatif duygular uyandıracağını düşündüğüm eserlerde gerekli inisiyatifi alıp müdahalede bulunuyor ve kelime değişikliklerine gidiyorum.
"PİŞMANIM AMA SUÇLAMAYI KABUL ETMİYORUM"
Örneğin, 'Dam Üstüne Çul Serer'türküsünde yer alan 'Küçükten yar sevene cennete gönderseler' ibaresini 'Güzelden yar sevene cennete gönderseler' şeklinde değiştirerek konserlerimde söylüyorum. Bu konularda hassasiyetim yüksektir. Bu konsere ilişkin görüntüleri dosyaya sunacağım. Pişmanım. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum."
Malta Başbakanlık Ofisi, ülkenin Pazartesi günü New York'taki BM Genel Kurulu'nda Filistin devletini resmen tanıyacağını duyurdu.
İngiltere, Kanada, Avustralya ve Portekiz Pazar günü Filistin devletini tanımasından sonra Malta da Filistin'i tanıyan ülkeler arasında yerini aldı.
Başbakanlık ofisine göre bu adım, Gazze'deki savaşı sona erdirmek için iki devletli çözümü teşvik etmek amacıyla atıldı.
Fransa ve diğer bazı ülkelerin de Pazartesi günü aynı kararı alması bekleniyor. Filistin devletini, bugün 150'den fazla ülke tanıyor.
MHP'li Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, belediye başkanları listesinden çıkarıldı.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci’nin, parti ilke ve politikalarına aykırı davranışları nedeniyle belediye başkanları listesinden çıkarıldığını duyurdu.
Durmaz açıklamasında, “Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, parti ilke ve politikalarımızla bağdaşmayan davranışları nedeniyle belediye başkanları listemizden düşürülmüştür” ifadelerini kullandı.
Ekinci istifa gerekçesini, "Son günlerde yaşanan gelişmelerin partime, camiama ve yıllardır yol yürüdüğüm dava arkadaşlarıma zarar vermemesi adına önemli bir karar almış bulunuyorum" sözleri ile duyurdu.
Türkiye Futbol Federasyonu, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun görevden ayrılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
İşte TFF'nin açıklaması;
Kamuoyuna Duyuru
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Sayın Dr. Ferhat Gündoğdu'ya ilişkin bugün medyaya yansıyan spekülatif haberler hakkında açıklama yapma gereği doğmuştur. Sayın Gündoğdu görevinin başındadır ve çalışmalarına devam etmektedir.
Bu tür haberlere itibar edilmemesi gerektiğini hatırlatır, kamuoyuna saygıyla duyururuz
AK Parti’de dün Elazığ ve Muğla il başkanlarının istifasının ardından bugün de Adıyaman, Niğde ve Çanakkale il başkanları görevlerini bıraktıklarını duyurdu. Çanakkale İl Başkanı Ömer Faruk Göktürk babasının sağlığı nedeniyle görevi bıraktığını açıklarken Adıyaman İl Başkanı Faruk Bülent Kablan, Niğde İl Başkanı Mustafa Özdemir herhangi bir gerekçe göstermedi.
AK Parti'de dün iki il başkanı istifa etmişti. Oğlunun "uyuşturucu kullanırken çekilen görüntülerinin siyasi rakiplerince kullanıldığı" yönündeki açıklamasıyla gündeme gelen AK Parti Elazığ İl Başkanı Şerafettin Yıldırım, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partisinden istifa ettiğini duyurdu.
AK Parti'de ikinci istifa haberi ise Muğla'dan geldi. Geçtiğimiz yıl göreve gelen AKP Muğla İl Başkanı Haluk Laçin, yaptığı yazılı basın açıklaması ile görevinden istifa ettiğini duyurdu. Laçin, istifa açıklamasında "Elbette bu bir veda değil; AK Parti ailesinin bir neferi olarak, her zaman partimin ve davamın emrinde olmaya devam edeceğim. Bu bir bayrak yarışıdır" ifadelerini kullandı.
PEŞPEŞE İSTİFALAR
Dün gelen peş peşe gelen istifalar bugün de devam etti. 3 il başkanı istifalarını duyurdu. AKP Adıyaman İl Başkanı Faruk Bülent Kablan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda görevinden istifa ettiğini açıklayarak, şunları söyledi: "Bu kutlu görevi bana tevdi ederek aziz milletimize hizmet etme imkânı tanıyan, liderliğiyle bizlere daima istikamet çizen Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a en kalbi şükranlarımı sunuyorum. AK Parti’mizin bir neferi olarak, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın izinde davamız için çalışmaya, teşkilatımızın emrinde olmaya devam edeceğim."
Bugünkü ikinci istifa ise Niğde'den geldi. AKP Niğde İl Başkanı Mustafa Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, kendi iradesi ve genel merkezin bilgisi doğrultusunda görevinden ayrıldığını açıkladı. "Bu bir veda değildir" diyen Özdemir, partisinin hizmetinde olmaya devam edeceğini söyledi.
Son olarak ise AKP Çanakkale İl Başkanı Ömer Faruk Göktürk, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Eylül 2024'ten beri AKP Çanakkale İl Başkanlığını yürüten Ömer Faruk Göktürk, "Gerek babamın sağlık durumu, gerekse benim geçirmem gereken operasyonlar nedeniyle, uzunca bir süre Çanakkale’den ayrılmak zorunda kalacağım" dedi.
"İSTİFALAR DEVAM EDECEK"
Diğer yandan Gazeteci İsmail Saymaz istifaların devam edeceğini açıkladı. Saymaz, sosyal paylaşım sitesi X'ten yaptığı paylaşımda "AK Parti’de son 2 gün içinde Muğla, Elazığ, Çanakkale, Adıyaman ve Niğde il başkanları istifa ettirildi. İddiaya göre sırada Bitlis ve Tunceli var. Ayrıca AK Parti MKYK üyesi ve Kadıköy Belediye Başkan adayı Veli Arslan da 'bazı büyük dosyalarından ötürü' sessizce uzaklaştırıldı" dedi.
Fenerbahçe, pazar günü yapacağı seçim ile yeni başkanını seçmeye hazırlanıyor.
Fenerbahçe'de hafta sonu yapılacak seçimli olağanüstü genel kurul için geri sayıma geçilirken sarı lacivertli kulübün efsane başkanlarından Aziz Yıldırım'dan flaş bir açıklama geldi.
Aziz Yıldırım, yaptığı açıklamada iki başkan adayının da yanında olmadığını ifade ederken kongreye de katılmayacağını aktardı.
Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, hafta sonu gerçekleşecek olan sarı lacivertli kulübün başkanlık seçimiyle ilgili yazılı açıklama yaptı.
3 Eylül'de basın toplantısı düzenlediğini hatırlatan Aziz Yıldırım, "26 Temmuz’daki Yüksek Divan Kurulu toplantımızda ve 3 Eylül’deki yazılı açıklamamda da belirttiğim, 'Eylül ayında bir kongre yapılmasının kulübün yararına olmayacağı ve bundan vazgeçilmesi gerektiği' düşüncemle paralel olarak, özü itibariyle Fenerbahçe’nin yararına olduğunu düşünmediğim bu kongreye katılmayı düşünmüyorum" dedi.
Hiçbir adayı desteklemediğini belirten Yıldırım, "Bununla birlikte, halihazırdaki 2 başkan adayından herhangi birinin yanında da değilim. Tutumumun bu yönde olduğunu camiamızın bilgisine sunuyor, adımın adaylar lehine speküle edilmemesini herkesten rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
3 MADDEYE VETO TALEBİ
Aziz Yıldırım, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "20-21 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleşecek olan olağanüstü genel kurulumuzla ilgili olarak düşüncelerimi, 3 Eylül’de yaptığım basın açıklamasıyla kamuoyuyla son derece şeffaf bir şekilde paylaşmıştım.
26 Temmuz’daki Yüksek Divan Kurulu toplantımızda ve 3 Eylül’deki yazılı açıklamamda da belirttiğim, “Eylül ayında bir kongre yapılmasının kulübün yararına olmayacağı ve bundan vazgeçilmesi gerektiği” düşüncemle paralel olarak, özü itibariyle Fenerbahçe’nin yararına olduğunu düşünmediğim bu kongreye katılmayı düşünmüyorum.
Bununla birlikte, halihazırdaki 2 başkan adayından herhangi birinin yanında da değilim. Tutumumun bu yönde olduğunu camiamızın bilgisine sunuyor, adımın adaylar lehine speküle edilmemesini herkesten rica ediyorum.
Asıl vurgulamak istediğim konu ise, açıklanan genel kurul gündem maddeleri arasında, camiamızın seçilecek olan yeni yönetim kuruluna, olması gerekenin üzerinde yetki tanıyan ve yönetimi, kulübün sahibi konumuna taşıyan, 11, 12 ve 13.maddelerin veto edilmesini önemle tavsiye ediyorum. Söz konusu maddeler, genel kurul üyelerimizin, kulübün sahip olduğu varlıklar üzerindeki söz haklarını tümüyle yönetim kuruluna devretmekte, bu durum kulüp üyelerinin karar mekanizmasındaki etkinliğini sıfıra indirmektedir.
Bu konu, bir sonraki olağan genel kurulda tüm ayrıntılarıyla ele alınıp sınırları ve tanımları iyice belirginleştirilmelidir. Sonuç olarak bu maddelerin genel kurul üyelerimiz tarafından bu haliyle veto edilmesi elzemdir.
Bu hususları genel kurul üyelerimizin takdirlerine sunuyor, bu vesileyle yapılacak olan genel kurulun camiamıza hayırlı olmasını ve başarı getirmesini gönülden diliyorum."
ABD Başkanı Trump'ın açıklamasının CHP lideri Özgür Özel'in Erdoğan-Trump görüşmesine dair iddialarının ardından gelmesi dikkat çekti.
Trump sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"25 Eylül'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Beyaz Saray'da ağırlamaktan memnuniyet duyuyorum.
Cumhurbaşkanı ile, Boeing uçaklarının büyük ölçekli satışı, önemli bir F-16 anlaşması ve olumlu sonuçlanmasını beklediğimiz F-35 görüşmelerinin devamı dâhil olmak üzere birçok Ticaret ve Askerî anlaşma üzerinde çalışıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile her zaman çok iyi bir ilişkim olmuştur. "
Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı “ahmak” davasında aldığı 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak cezası İstinaf Mahkemesi tarafından onandı.
İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na, kamuoyunda “Ahmak Davası” olarak bilinen davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 4 yıl süreyle siyasi yasak cezası vermişti.
İmamoğlu’nun istinaf mahkemesine taşıdığı o cezaya ilişkin karar çıktı. İstinaf mahkemesi İmamoğlu’nun 2 Yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile TCK 53. maddeden kaynaklanan “siyasi yasağı” da içeren haklardan yoksun bırakma cezasını onadı. Ancak ceza 1 Yıl 19 ay 15 gün hapis cezası olarak onandı.
Av. Kemal Polat'a yazdığı mesaja gelen yanıtı açıkladı. Av. Bolat verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:
"Karar bize henüz tebliğ edilmedi. Ancak Yargıtay yolu açık henüz kesinleşen bir siyasi yasak yok. Biz kararı temyiz edeceğiz."
Siyasi Yasak nedir?
TCK 53. Maddeden kesinleşen bir ceza alan kişi; aldığı hapis cezası süresi boyunca seçme ve seçilme hakkında mahrum bırakılıyor ve dolayısıyla seçimle gelinen belediye başkanlığı ve milletvekilliğine de aday oylamıyor, bu görevi yapamıyor.
İstinaf Mahkemesi, İmamoğlu'nun avukatlarının taleplerini reddetmiş oldu. Ancak İstinaf, verdiği kararda itiraz yolunun açık olduğunu belirtti. Bu durumda İmamoğlu'nun avukatları İstinaf Mahkemesi'nin onama ilamını üst mahkeme olan Yargıtay'a taşıyacak.
Beykoz Belediye Meclisi'nde peş peşe istifalar yaşanıyor...
Sözcü TV muhabiri Muratcan Altuntoprak'ın aktardığı bilgiye göre son operasyonda Belediye Başkanı gözaltına alınan Bayrampaşa'da CHP'li meclis üyesi Murat Salman'ın ardından İbrahim Soytürk de istifa etti.
Daha önce istifa eden iki meclis üyesiyle birlikte bu sayı 4'e çıkmış oldu. Böylece Bayrampaşa Belediye Meclisi'nde dengeler değişti.
MECLİS'TE KRİTİK DENGE
Buna göre CHP'nin 18 üyesine karşılık 15 AKP ve MHP'li üye yer alıyor. İstifa eden üyeler de an itibarıyla 'bağımsız' durumda.
Son operasyonda gözaltına alınan Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu'nun tutuklanıp görevden uzaklaştırılması durumunda belediye CHP'den AKP'ye geçebileceği belirtiliyor.
Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu ile birlikte 48 kişi gözaltına alınmıştı.
Olay, Cumhuriyet Mahallesi'nde meydana geldi. İki çocuğuyla birlikte okul yolunda yürüyen baba, iddiaya göre süratli bir şekilde yanlarından geçen lüks cipin sürücüsünü sözlü olarak uyardı. Babanın tepkisi üzerine öfkelenen sürücü, aracıyla bir süre ilerledikten sonra geri dönerek babanın önünü kesti.
Araçtan inen sürücü, çocuklarının yanında duran babayla kısa süreli bir tartışmaya girdi. Tartışmanın büyümesi üzerine sürücü, babanın boğazını tuttuktan sonra çocuklarının gözü önünde tokat attı. Bu anlar güvenlik kamerasına da yansıdı.
Söz konusu olay hakkında açıklama yapan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, babaya saldıran sürücü hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.
Tunç şunları yazdı:
“Kocaeli ilimizin Gebze ilçesindeki bir sokakta aşırı hız yapan sürücüyü uyaran vatandaşımızın, okula götürdüğü çocukların gözü önünde fiziki saldırıya uğramasıyla ilgili Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılmıştır.
Soruşturma kapsamında şüpheli sürücü hakkında gözaltı talimatı verilmiştir.
Okula giden çocukların yanında vatandaşımıza yönelik şiddet içeren bu davranış asla kabul edilemez.
Toplumun huzur ve güvenliğini tehdit eden, trafik güvenliğini tehlikeye sokan, özellikle çocukların ruhsal gelişimini olumsuz etkileyen her türlü şiddet eylemine karşı adli süreç titizlikle takip edilecektir.
Ekrem İmamoğlu, 23 Ekim 2024'te Ankara'da TUSAŞ'a yönelik terör saldırısından sonra İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) TUSAŞ standını ziyaret etmiş, terörü kınamış ve “Özellikle savunma sanayine yapılan bu saldırı milletimize yapılmış bir saldırıdır... Bu kurum ve kuruluşlarımızın daha özenle korunmasının, daha özenle ve daha dikkatli bir biçimde steril hale getirilmiş alanlarda faaliyetlerini sürdürmesini sağlanması şarttır diye düşünüyorum. Özellikle millete ve ülkeye gösterdiği kadirşinaslıktan ötürü çok yetenekli evlatlarımızın, özellikle gençlerin orada çalıştığını biliyorum. Onlara birtakım özel düzenlemelerin, özel koruma haklarının ve buna dönük çalışmaların yapılması da gerçekten milletimizin bekası ve ülkemizin geleceği açısından değerlidir” ifadelerini kullanmıştı.
Silivri’deki Marmara Cezevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na bu ziyaret sırasındaki bir diyalog nedeniyle önceki gün yeni bir dava açıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 26 Ekim 2024'te müşteki Serkan Şahin’in Bakırköy’de düzenlenen SAHA EXPO Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı alanında dolaştığı sırada tesadüfen Ekrem İmamoğlu’nu gördüğü belirtildi.
İddianamede, "Şahin ve İmamoğlu arasında 3-5 metre mesafe bulunduğu esnada müştekinin diğer bir kişiye, 'Burada geziyor da şehit oldu askerimiz. Ne olacak şimdi? Dün makamında ağırladı Zeydan'ı' dediği sırada İmamoğlu’nun söyleneni duyduğu, müştekiye 'Sakinleş konuşuruz seninle zamanı gelince. Sen siyaset yapmaya devam et aslanım. Çirkin siyasetine devam et, sen bayağı çirkinsin' şeklinde cevap vermesi üzerine şikayetçi olduğu" aktarıldı. İddianamede ifadesine yer verilen Ekrem İmamoğlu'nun sarf edilen sözlerin nezaket dışı ve kaba söz niteliğinde, müştekinin şahsiyetine değil, eylemine yönelik olduğunu belirttiği ifade edildi. İddianamede, tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu hakkında "hakaret" suçundan 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya hapis cezası talep edildi. Ayrıca İmamoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) 53. maddesi kapsamında siyasi yasak da istendi. İddianame, Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi.
AVUKATI KEMAL POLAT, İDDİANAMENİN İADESİNİ İSTEDİ
Gelişme üzerine İmamoğlu'nun avukatlarından Kemal Polat, iddianamenin iadesine karar verilmesi talebiyle başvuru yaptı. Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, İmamoğlu aleyhine çok sayıda hakaret iddiasına ve "kovuşturmaya gerek yok" kararına yer verilerek, Anayasa'nın eşitlik ilkesi anımsatıldı ve şu itirazda bulunuldu:
"1- TCK m.125/1 hükmünde de belirtildiği üzere bir ifadenin hakaret suçunu oluşturabilmesi için ifadenin onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte olumsuz bir değer yargısını yahut isnadı ihtiva etmesi gerekmektedir. Ancak müvekkil şüphelinin şikayete konu 'sen bayağı çirkinsin' ifadesi onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta değildir, nezaket dışı, kaba söz niteliğindedir ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmasına engeldir. Buradaki '…sen bayağı çirkinsin…' sözlerinin hemen öncesindeki sözler dikkate alındığında bu sözün kişinin şahsına değil eylemine yönelik olduğu şüphesiz olup lehe olan bu durum dikkate alınmamış ve değerlendirilmeyerek sözler bağlamından aleyhe delil yaratılacak şekilde koparılmıştır"
İMAMOĞLU'NA YÖNELİK HAKARETLERİ TEK TEK SIRALADI
Polat'ın dilekçesinde yer verdiği bazı "kovuşturmaya yer yok (KYOK)" kararları şöyle:
"22.08.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik 'Ulan karaktersiz sen gerçekten tam tiyatrocu fırıldağın tekisin sen sahtekar şerefsizsin' ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 03.11.2023 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 10.11.2023 tarihinde Bakırköy 6.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2023/7663 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
13.07.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik 'Cahil Hadsis Pevezenkler' ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 23.10.2023 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 12.10.2023 tarihinde Bakırköy 5.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2023/6910 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
29.05.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik 'Gak si... gavat ne anlatiyon' ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 07.02.2024 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 14.02.2024 tarihinde Bakırköy 6.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/1270 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
25.05.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik "Yaaaa su katılmamış gavursun ekrem bu ne lan i." ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 24.04.2024 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 12.09.2024 tarihinde Bakırköy 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/4144 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
29.05.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik "Hastir yalancı it" ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 07.02.2024 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 23.02.2024 tarihinde Bakırköy 3.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/1699 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
31.03.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na müvekkil Ekrem İmamoğlu’na yönelik "Si... git Angus" ifadeleri için tarafımızca şikâyette bulunulmuş 29.04.2024 tarihinde KYOK kararı verilmiş bu karara karşı 23.07.2024 tarihinde Bakırköy 6.Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/3922 D.İş sayılı kararı ile KYOK itirazımızın reddine karar verilmiştir.
Daha ağır hakaret ifadelerinin KYOK ile kapatıldığı, daha hafif ve kaba söz niteliğindeki bir ifadenin ise dava konusu yapıldığı bu çelişkili uygulama, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini zedelemekte, ayrıca Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Bu husus tek başına dahi iddianamenin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır."
Leroy Sane, Alman Milli Takımı'nın son maçlarında kadroya alınmadı. Teknik direktör Nagelsmann kararını “daha düşük bir seviyeye” gittiği için aldığını belirtmişti.
Eski Alman milli futbolcu Matthias Sammer, Nagelsmann'ın Leroy Sane'yi"daha düşük seviye" ligde oynadığı için milli takıma davet etmemesini eleştirdi.
Sammer Bild'e yaptığı açıklamasında; "Türk futbolunun bu kadar saygısızca aşağılanmasına biraz şaşırdım. Milli takım için bireysel performansın her zaman gerekli olduğunu her zaman düşünürdüm. Aksi takdirde, Cristiano Ronaldo artık Portekiz'de oynamamalı çünkü üst seviye ligde değil ve uzak bir ligde oynuyor" dedi.
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, NATO'nun fiilen Rusya ile savaş halinde olduğunu söyledi.
Peskov, Moskova'da gazetecilere gündemdeki konulara ilişkin yaptığı değerlendirmede Polonya krizine değindi.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski'nin NATO'nun Rusya ile savaş halinde olmadığı yönündeki sözlerini yorumlayan Peskov, "NATO, Rusya ile savaş halinde. Bu, apaçık ortada ve herhangi bir ilave kanıta ihtiyaç yok" dedi.
Sözcü Peskov, NATO'nun Ukrayna'ya doğrudan ve dolaylı destek sağlayarak "fiilen" bu savaşa dahil olduğuna dikkat çekti.
Ukrayna meselesinin çözümüne ilişkin Peskov, Avrupa ülkelerinin meseleye müdahale ettiğini ve krizin temel nedenlerine dikkat etmediklerini dile getirdi.
Kremlin sözcüsü, Rusya'nın Ukrayna krizini siyasi ve diplomatik yollarla çözme konusundaki ilgisi ve isteğinin sürdüğünü, Kiev tarafından sürecin yapay olarak yavaşlatıldığını ifade ederek, "Gerçekten de bir duraklama olduğunu söylemiştik. Bu duraklama apaçık ortada" dedi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski arasında olası bir görüşmenin iyi hazırlanması gerektiğini yineleyen Peskov, aksi takdirde görüşmenin hiçbir işe yaramayacağını ifade etti.
POLONYA KRİZİ
Polonya geçtiğimiz hafta, hava sahasına giren Rus insansız hava araçlarını düşürdü. Bu, NATO üyesi bir ülkenin Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı sırasında ateş açtığı bilinen ilk olay.
Polonya, Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği büyük hava saldırısı sırasında 19 nesnenin hava sahasına girdiğini ve tehdit oluşturanları düşürdüğünü açıkladı. Başbakan Donald Tusk, NATO anlaşmasının dördüncü maddesini yürürlüğe koyduğunu ve bu maddeye göre ittifak üyelerinin müttefikleriyle istişare talep edebileceğini söyledi.
Tusk, “Büyük çaplı bir provokasyonla karşı karşıyayız. Bu tür provokasyonları püskürtmeye hazırız. Durum ciddi ve çeşitli senaryolara hazırlıklı olmamız gerektiği konusunda kimsenin şüphesi yok” dedi. Ancak "Paniğe gerek yok" diye ekledi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi eylül ayı toplantılarının üçüncü oturumu, 12 Eylül Cuma günü Meclis 2. Başkanvekili Gökhan Gümüşdağ başkanlığında Saraçhane'deki belediye binasında yapıldı.
Mecliste, kentteki otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine yüzde 30 zam yapılmasını içeren "Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi" başlıklı gündem maddesi de görüşüldü.
Meclisteki konuşmaların ardından oylamaya geçildi. İstanbul'da toplu ulaşım araçları, taksi ve servis ücretlerine yüzde 30 zam yapılmasına ilişkin teklif, oy çokluğuyla kabul edildi.
İSTANBUL TAKSİMETRE AÇILIŞ VE TAKSİ İNDİ BİNDİ ÜCRETİ NE KADAR?
İstanbul'da toplu ulaşıma yapılan yüzde 30’luk zam sonrası taksi açılış ve indi bindi ücretleri de artış yaşadı.
Buna göre, taksimetre açılış ücreti 42 liradan 54,50 liraya yükseldi. İndi bindi olarak bilinen kısa mesafe ücreti ise 135 liradan 175 liraya çıktı.
Mesafe ücreti kilometre başına 28 liradan 36,30 liraya çıkarken, zaman tarifesi ücreti ise saatte 350 liradan 453,71 liraya yükseldi.
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), milli takımların maç takviminde değişiklik yapma kararı aldı.
Yeni takvim gelecek sezondan itibaren uygulanacak. Buna göre 2026-2027 sezonunda, liglere verilen ilk milli takım arası daha uzun olacak.
Eylül ve Ekim aylarında birer kez milli takım arası verilirken, yeni uygulama ile bu teke indirilecek.
Milli takımlar 21 Eylül ve 6 Ekim arasında 4 maç oynayacak. Bu uygulama 2030 yılına kadar devam edecek.
İtalyancada argo bir terimden türetilen “Phica” adlı internet sitesi, kadınların şikayetleri üzerine kapatıldı. Corriere della Sera’ya göre, sitenin yöneticisinin İtalyan olduğu ancak sunucularının yurt dışında bulunduğu belirtildi. Roma Başsavcılığı, 700 binden fazla üyesi olduğu öne sürülen site ve yöneticileri hakkında soruşturma başlattı.
Sitede özellikle sanat dünyasından ünlü kadınların fotoğraflarının tahrif edilerek müstehcen şekilde paylaşıldığı ortaya çıktı. Hedef alınan isimler arasında Başbakan Giorgia Meloni, kardeşi Arianna Meloni ve ana muhalefet lideri Elly Schlein de yer alıyor.
Başbakan Meloni, Corriere della Sera’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu iğrenç olay karşısında dehşete düştüm. Mahremiyeti ihlal edilen tüm kadınlarla dayanışma içindeyim. 2025 yılında bir kadının onurunu bu şekilde hedef almayı meşru görenlerin varlığı utanç verici. Sorumluların en kısa sürede en ağır cezaları almasını diliyorum.”
Aile ve Fırsat Eşitliği Bakanı Eugenia Roccella, hükümetin ‘Phica’ gibi cinsiyetçi içerik barındıran sitelere karşı sert önlemler alacağını ve yeni yasal düzenlemelerin yakında hayata geçirileceğini açıkladı.
PD Milletvekili Alessandra Moretti ise, “Bu sitede yıllardır farklı platformlardan alınan görüntüler paylaşılıyor. Daha önce de ihbarda bulunmuştum. Tecavüz ve şiddeti teşvik eden bu tür siteler derhal kapatılmalı” dedi.
Geçtiğimiz hafta ise benzer bir skandal yaşanmış, bazı erkeklerin eşlerinin özel fotoğraflarını Facebook’taki “Mia Moglie (Karım)” adlı grupta paylaştığı ortaya çıkmıştı. Meta, topluluk kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle grubu kapattığını duyurmuştu.
Bu olaylar, İtalya’da kadınların mahremiyetini korumaya yönelik daha sıkı yasal önlemler alınması gerektiği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
İtalya’da eski Papa Françesko’ya yönelik olası suikast planıyla bağlantılı olarak bir Türk vatandaşı tutuklandı. DW Türkçe’nin, Corriere della Sera ve Il Piccolo’ya dayandırdığı habere göre, 46 yaşındaki Hasan U., Interpol tarafından Hollanda’da yakalandıktan sonra İtalya’ya iade edildi. Zanlı, Milano’da birkaç gün gözaltında tutulduktan sonra Trieste’deki cezaevine gönderildi ve tek kişilik hücreye alındı.
Temmuz 2024’te Papa Françesko’nun Trieste ziyareti öncesi bir valizde tabanca ve mühimmat bulunmuş, zanlının bu olayla bağlantılı olduğu öne sürülmüştü. Medyada çıkan haberlere göre suikast planının IŞİD bağlantılı ve Türkiye merkezli bir örgüt tarafından hazırlandığı iddia ediliyor.
Olayın ertesi günü Papa, Trieste’nin ana meydanında açık hava ayini yönetmiş ve elektrikli araçla halkın arasına karışmıştı. Silahın bulunduğu valizin ortaya çıkmasının ardından İtalyan emniyeti kapsamlı bir soruşturma başlatmış ve bir yılı aşkın süredir olası suikast planını araştırmıştı.
Uzun süredir sağlık sorunları yaşayan Papa Françesko, 21 Nisan 2025’te 88 yaşında Vatikan’da hayatını kaybetti.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından Ayşe Barım’ın sağlık sorunları nedeniyle bir an önce tutuksuz yargılanması gerektiğini vurguladı. Özdağ, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Ayşe Barım, Gezi gösterileri sırasında hükümete darbe girişimi iddiasıyla Silivri’de tutuklu bulunuyor. Barım’ın 6 ayrı kalp hastalığı var; beyninde iki stentli anevrizmanın yanında yeni bir anevrizma daha mevcut. Cezaevinde 30 kilo kaybetti ve 6 kez bayıldı. İddianamesi hazır. Tutuksuz yargılansa veya ev hapsiyle serbest kalsa ne fark eder? PKK’lı katiller serbest kalıyor. Ve Adalet Bakanı'nın ifadesiyle Türkiye bir hukuk devleti."
İş insanı Halit Yukay, 4 Ağustos’ta saat 15.10’da ‘Graywolf’ isimli teknesiyle Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere denize açıldı. Aynı gün haber alınamaması üzerine yakınlarının ihbarıyla Sahil Güvenlik ekipleri arama çalışması başlattı. Ertesi gün Balıkesir Erdek açıklarında yarı batık halde tekne parçaları bulundu. İncelemede motor seri numarasının Yukay’ın teknesine ait olduğu belirlendi.
Kazaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında, parçalanmış tekne Ekinlik Adası’na çekilip karaya çıkarıldı. Bilirkişi incelemesi sürerken, ‘Graywolf’a çarptığı öne sürülen ‘Arel 7’ adlı kuru yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu önce adli kontrolle serbest bırakıldı, ardından savcılığın itirazı üzerine tutuklandı. Geminin ön kısmındaki sürtme izlerinin, Yukay’ın teknesinden alınan boya örnekleriyle eşleştiği kriminal rapora girdi. Ayrıca teknenin kara kutusu yurt dışında incelenmek üzere gönderildi.
Mürettebat ifadelerinde kaza günü deniz yüzeyinde tekne parçaları ve can simidi gördüklerini, ancak kaptanın gerekli bildirimi yapmadığını aktardı. Kazanın, kaptanın seyir sırasında ‘otomatik kaptan’ sistemini açarak yerini terk etmesi nedeniyle yaşanmış olabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Yukay’ın en son görüştüğü kişi olan oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da soruşturma kapsamında ifade verdi. Tatlıtuğ, “Her şey yolunda dedi, ardından sağanak rüzgârın içine girmiş gibi bir ses duydum. Daha sonra defalarca aramama rağmen ulaşamadım” sözleriyle son konuşmalarını anlattı.
19’uncu günde, Erdek açıklarında 68 metre derinlikte ulaşılan Yukay’ın cansız bedeninin çıkarılması için bölgeye giden Deniz Kuvvetleri’ne ait ‘TCG Işın’ gemisi, olumsuz hava şartları nedeniyle çalışmalarına başlayamadı. Cenazenin dalgıçlar eşliğinde denizden alınması planlanıyor.(DHA)
Son günlerde sanat camiası, peş peşe gelen taciz ifşalarıyla sarsılıyor. Bu iddialardan biri de “İlişki Testi” programıyla geniş kitlelere ulaşan komedyen Mesut Süre hakkında ortaya atıldı.
Tuluğ Özlü isimli bir kadın, Mesut Süre tarafından taciz edildiğini iddia eden ve adını açıklamak istemeyen bir kişinin mesajlarını sosyal medyada paylaştı.
Mesajlarda, staj programı için bir çay bahçesinde buluşan kadının, Süre tarafından yemek bahanesiyle evine davet edildiği ve burada cinsel saldırıya uğradığını öne sürdüğü görüldü.
X ve Instagram’da yayımlanan ifşada şu ifadeler yer aldı:
“Üniversitedeyken bir dergi çıkarıyorduk. Bu dergide alternatif komedi üzerine ‘az ünlü’ komedyenlerle bir söyleşi yapmak istedik. Bu vesileyle o dönem radyo programcılığı yapan ve küçük kulüplerde sahne alan Mesut Süre ile tanıştık.
Bir süre sonra, staj programıyla ilgili görüşmek üzere benimle iletişime geçti. Bu görüşmeyi Beşiktaş’ta bir çay bahçesinde yaptık. Daha sonra acıktığını söyledi, ‘Yemek yiyelim’ dedi. Kabul ettim. ‘Dışarıda para harcamayalım, evde çok güzel yemek var bizde yiyelim’ dedi. Yine kabul ettim. (Henüz Türkiye’nin bu kadar korkunç olmadığı dönemlerdi, bir sakınca görmemiştim. Bu açıklamayı yapma gereği duymak bile beni yaralıyor.)”
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündeme ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya genelindeki çatışma bölgelerine yönelik 'barış ve diyalog çağrılarını' önemsediğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki çatışma bölgelerine yönelik barış ve diyalog çağrıları, İstanbul’un bu çerçevede sivrilip öne çıkması ağırlaşan sorunların çözümünde umut ışığı olarak görülmelidir. İnsanlık vicdanına tercüman olan bu çağrıların kulak ardı yapılması hakkaniyet ve hakikat ölçüleriyle taban tabana zıt olup krizleri tırmandıracaktır. Türkiye içinde ve dışında kalıcı barış ve huzur amacındadır.Terörsüz Türkiye hedefi bunun en bariz ve belirgin misalidir. Milli birlik ve kardeşliğimiz yegane kuvvetimizdir."
Bahçeli açıklamasında CHP'yi ve lideri Özgür Özel'i de hedef aldı. CHP için 'sorumsuz ve baştan savma siyaseti demokrasi kültürümüzü tahrip etmektedir' diyen Bahçeli, Özgür Özel'in Cumhur İttifakı'na yönelik sözlerine "Cumhur İttifakı aleyhine estirdiği fitne rüzgarının bizim nazarımızda hiçbir değer ve ehemmiyeti olamayacaktır" sözleriyle yanıt verdi.
Bahçeli, açıklamasının ilgili kısmında şunları kaydetti:
"TBMM'NİN TOPLANMASINA GEREK YOK"
"Çevremizde yaygın ve yoğun bir gündem bütün ağırlığı ve ardışık komplikasyonlarıyla sürüyorken Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorumsuz ve baştan savma siyaseti demokrasi kültürümüzü tahrip etmektedir. CHP Genel Başkanı’nın TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağıracaklarını duyurması, bunu da Gazze istismarıyla temellendirmesi boşuna bir avunmadır. Gazze dramıyla ilgili konuşulmadık bir şey kalmamıştır.Vakit laf değil iş ve icraat üretme vaktidir.Her ihtimali dikkate alan atılgan, cesur ve çevik siyasi iradenin kararıyla somutlaşan Türkiye’nin duruşu, bölgesel ve küresel bağlamda paylaştığı ısrarlı görüşler ortadadır.Bu nedenle TBMM’nin olağanüstü toplanmasına yer ve gerek yoktur.
'HİÇ KİMSE CUMHUR İTTİFAKI’NIN ARASINA NİFAK TOHUMU SAÇAMAYACAK'
Ayrıca CHP Genel Başkanı’yla beraber yanında yöresinde safa giren ideolojik önyargılı ve ilkesiz yandaşlarının Cumhur İttifakı aleyhine estirdiği fitne rüzgarının bizim nazarımızda hiçbir değer ve ehemmiyeti olamayacaktır. Cumhur İttifakı her geçen gün çok daha güçlenmektedir. Çünkü Cumhur İttifakı ahlaki, manevi, vatan ve millet sevdasına dayanarak 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulmuş tarihi nitelikli beraberliktir. Paramparça olan altılı masanın hiçbir mücrim unsurunun konuşmaya yüzü kalmamıştır. Cumhur İttifakı camdan vazo değil ki çatlasın, zarar görsün. Cumhur İttifakı Türk milletinin ve Türkiye’nin istikbal umudu, istiklal ufku, varoluşsal güvencesidir. Hiç kimse Cumhur İttifakı’nın arasına nifak tohumu saçamayacak, buna tevessül ve teşebbüs etse bile sonuç alamayacaktır.
'CHP HASTADIR'
Cumhur ittifakı, inancın kudreti, gönül seferberliğinin kuvvesi, vatan ve millet ittifakının siyaset mihveridir. Bu gerçeği rüşvet ve yolsuzluk çarkında öğütülen CHP yöneticilerinin çok iyi anlayıp özümsemesi samimi dileğimdir. Cumhuriyet Halk Partisi hastadır, ezik ve yenik bir siyaset anlayışıyla hatıralarını ve haysiyetini haraç mezat elden çıkarmıştır. Dahası organize suç şebekelerinin yatağı, hırsızlık çetelerinin üreme sahası, soygun ve vurgun düzenin sevk ve idare merkezine dönüşmüştür. İç ve dış sorun başlıklarında vizyoner nitelikli hiçbir görüş ve düşünce üretemediği ortadadır. CHP’nin gündemi ve siyaset güvertesi yalan, riya, iftira ve dedikodu üzerine bina edilmektedir. Türk milleti böylesi çirkef, eğrelti, engelli ve umutsuz vakıa olan siyaset önermelerine asla prim vermeyecektir."
Trabzon’un Çaykara ilçesinde bir düğün öncesi etkinliğinde silahla ateş açılması sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 kişinin de yaralandığını hatırlatan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, iki şüphelinin tutuklandığını bildirdi.
Bakan Tunç, İstanbul Eyüpsultan’da bir kadın sürücünün önünü kesip aracına saldıran şüphelinin de “mala zarar verme, kara ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma” suçlarından tutuklandığını duyurdu.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Tunç, “Toplumun huzurunu bozan, güvenliğini tehdit eden her türlü fiile karşı etkili tedbirler alınacak, vatandaşlarımızın güvenliği ve huzuru için bu tür eylemlere asla fırsat verilmeyecektir” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı, daha önce 10. Yargı Paketi kapsamında hazırlanan düzenlemelerin TBMM Genel Kurulu gündemi nedeniyle yeni yasama yılında 11. Yargı Paketi’nde değerlendirileceğini açıkladı. Bu kapsamda özellikle trafikte yol kesme ve düğünlerde havaya ateş açma fiilleri için öngörüşen cezaların artırılacağını bildirdi.
TRAFİKTE YOL KESMEYE HAPİS CEZASI
Tunç'un açıklamasına göre, Cebir tehdit olmasa bile hukuka aykırı bir davranışla trafikte yol kesilmesi durumunda bu eylem suç olarak düzenlenecek ve failler 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşacak.
HAVAYA ATEŞ AÇANLARA 5 YILA KADAR HAPİS VERİLEBİLECEK
Yeni düzenlemeyle düğün, nişan ve asker uğurlaması gibi toplu etkinliklerde silahla ateş açılması fiillerinin cezaları da artırılacak.
Açıklamada, “Meskûn mahalde silahla ateş etme suçunun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis iken, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olacak şekilde artırılmaktadır. Ayrıca ses ve gaz fişeği atabilen kuru sıkı silahlar da kapsama alınmaktadır” denildi.
Galatasaray'da ismi uzun süredir transfer dedikodularıyla geçen Barış Alper Yılmaz, takımının yarın akşam oynayacağı Kayserispor maçının kadrosuna alınmadı.
Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukçu, kanat oyuncusu Barış Alper Yılmaz'ın Kayserispor maçı kafilesinde yer almamasının sebebini, "içinde bulunduğu sürecin kendisine daha fazla yük olmaması amacıyla, teknik heyet ve yönetimin ortak kararı" olarak açıkladı.
Kavukçu, kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Barış Alper Yılmaz, aidiyeti ve sahadaki hırsıyla Galatasaray için çok büyük bir değerdir. Kayserispor maçı kafilesinde yer almamasının nedeni, içinde bulunduğu sürecin kendisine daha fazla yük olmaması amacıyla, teknik heyetimiz ve yönetimimizin ortak kararıdır. Bu karar tamamen oyuncumuzu koruma amaçlı olup kadro dışı bırakılması gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir" ifadelerini kullandı.
5 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Halk TV'den İsmail Saymaz'a konuşan İmamoğlu, CHP'li Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun AKP'ye geçmesini şu şekilde değerlendirdi:
“Bu fidye yöntemi, belediye başkanlarına yöneltilen suç veya teftiş dosyalarıyla savcılık soruşturmaları üzerinden şantajla başlıyor. ‘AK Parti’ye geçersen serbestsin, geçmezsen hapistesin’ tehditleriyle devam ediyor. İktidar safına geçerek fidyesini verenlerin soruşturmalardan kurtulmasıyla sonuçlanıyor. İBB dosyasında ve diğer dosyalarda tutuklu olan veya tutuklanma ihtimali olanlarsa ya hapisle ya da ailesi ve işiyle tehdit edilerek şantaja maruz kalıyor. Savcılıkla bağlantılı olduğu iddia edilen avukatların özel ziyaretleriyle hapisten kurtulmak için önüne konan iftira ifadesine imza atması beklenenler düzenli bir biçimde tehdit ediliyor. Ve sonuçta istenilen ücreti ve ifadeyi verenler fidye yoluyla serbest kalıyor."
İmamoğlu, Çerçioğlu'nun AKP'ye geçmesiyle tutuklama süreçlerinin doğrudan AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönlendirmesiyle yapıldığının ortaya çıktığını öne sürdü: “Bütün operasyonlar Erdoğan'ın talimatıyla yapılmış, boyun eğmeyen belediye başkanlarına cezaevi yolu gözükmüş, diz çökenlereyse transfer zorunluluğu getirilmiştir. Nihayetinde bu sürecin nasıl ahlaksızca yürütüldüğü, bütün operasyonların hukuki değil siyasi temellerle oluşturulduğu tescillenmiştir.”
“İBB DAVASI, ‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ SÜRECİNE SABOTAJDIR”
Tutuklanmasının, iktidarın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği ve PKK'nin silahsızlanmasını öngören sürecin satone edilmesi anlamına geldiğini vurgulayan İmamoğlu, “Özellikle İBB davasıyla tutuklanmam, ‘Terörsüz Türkiye’ ismiyle başlayan sürece yönelik gerçekleştirilmiş en büyük sabotajdır. ‘PKK’yla silah bırakma süreci yürütülürken, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı tutuklanıyor’ çelişkisini milletimizin zihninde uyandırmak için kurulmuş bir kumpastır" dedi.
“ÜLKENİN SORUNLARINI ÇÖZEMEYEN İKTİDAR, SÜRECİ DE ÇÖZEMEYECEK”
İktidarın yargıyı muhaliflere karşı bir sopa olarak kullandığını belirten ve ülkedeki hiçbir sorunu çözemediğini dile getiren İmamoğlu, sürecin devamı hakkında ise şunları söyledi:
“Adaletsizlikle, tehdit ve kavga siyasetiyle yargıyı muhaliflerin üstünde bir sopa olarak kullanmaya çalışan iktidar, ülkemizin eğitimden sağlığa, sanayiden tarıma hiçbir sorununu çözemeyeceği gibi, eğer bu tehlikeli yoldan sapmazsa ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini de çözme becerisini gösteremeyecektir.”
“TÜRKİYE’NİN İKİ TEMEL MESELESİ VAR”
İmamoğlu, bugün ülkenin gündemindeki iki temel meselenin 'CHP'ye yapılan baskılar' ve 'Terörsüz Türkiye' süreci olduğunu ifade etti:
“Bugün Türkiye’nin iki temel meselesi var: Birisi ‘Terörsüz Türkiye’ ismiyle başlayan süreç, diğeriyse CHP’ye yönelik kuşatmadır. Bu iki olay arasındaki ilişkiyi anlamayan, yapılan sabotajı görmeyen ve kimin neyi amaçladığını fark edemeyenler; ışıksız yolda fenersiz, açık denizde yelkensiz siyaset yapanlardır.”
Suriye'ye pasaport ile geçiş dönemi başladı.
İçişleri Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları ile 3. Ülke vatandaşlığını kazanmış Suriye vatandaşlarının pasaport ile Suriye'ye girip çıkabileceğini açıkladı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada söz konusu giriş-çıkış işlemlerinde Barış Pınarı Hareket Bölgesi'nin kullanılmayacağı belirtildi.
İçişleri Bakanlığı'nın X hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler yer aldı:
"8 Aralık sonrasında Suriye’nin özgürleşmesiyle başlayan normalleşme süreci doğrultusunda, Suriye Kara Hudut Kapılarımızdan pasaportla geçiş işlemleri başlamıştır. Türk vatandaşları ile 3. Ülke vatandaşlığını kazanmış Suriye vatandaşları, Suriye sınırımızda bulunan Barış Pınarı Hareket Bölgesi hariç, diğer Kara Hudut Kapılarımızdan pasaportla giriş çıkış yapabilecektir."
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun burnunda tespit edilen iyi huylu tümör ameliyatla alındı.
Geçen hafta rahatsızlık nedeniyle hastaneye başvuran Dervişoğlu, operasyonun ardından evde beş gün dinlendi.
Gazeteci İsmail Saymaz sosyal medya hesabından şu ifadelerle duyurdu:
İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu, geçen hafta burnundaki rahatsızlıktan ötürü hastaneye gitti.
Burnunda tümör tespit edildi.
İyi huylu olduğu anlaşılan bu tümör ameliyatla alındı.
Evde beş gün istirahat eden Dervişoğlu, parti mesaisine başladı.
Tutuklanan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney görevden uzaklaştırıldı.
İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında Güney'in 'geçici bir tedbir olarak' görevinden uzaklaştırıldığı kaydedildi.
BAŞKAN VEKİLİ SEÇİLECEK
Bakanlığın kararı üzerine Belediye meclisinde Beyoğlu Belediye Başkan Vekili'ni belirlemek için oylama yapılacak. Başkan Vekili, 22 Ağustos Cuma günü seçilecek.
17 KİŞİ TUTUKLANMIŞTI
Cumartesi sabahı düzenlenen operasyonda 44 kişi gözaltına alınmıştı.
İnan Güney dahil 17 kişi, dün akşam tutuklanmışlardı. Tutuklananlar arasında İnan Güney’in eniştesi İsmail Akkaya, Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, İnan Güney’in şoförü Deniz Göleli, Mahir Gün, Mehmet Kaya, Esma Bayrak, Güngör Bozkurt, Hasan Yalnız bulunuyor.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen Muhittin Böcek'in yurt dışındaki oğlu Gökhan Böcek, bugün Viyana'dan uçakla geldiği Antalya Havalimanı'nda gözaltına alındı.
NE OLMUŞTU?
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "rüşvet" soruşturmasında, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 5 Temmuz tarihinde tutuklanmıştı.
Muhittin Böcek'in eski gelini Zeynep Kerimoğlu ise 27 Temmuz'da yurt dışı dönüşünde gözaltına alınmıştı. Kerimoğlu, 31 Temmuz'da ise aynı soruşturma kapsamında tutuklandı.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun AKP'ye geçmesinin ardından kulisler hareketlendi. CHP'li bazı belediye başkanlarının da AKP'ye katılacağı iddiaları gündeme gelirken listede ismi bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey söz konusu iddialara sert tepki gösterdi.
Bozbey, "Biz işimizin başındayız. Tüm gücümüzle Bursa'ya hizmet ediyoruz, hizmet etmeye de devam edeceğiz. Göreve geldiğimiz günden itibaren şehrimize değer katan, Bursalıların hayatına dokunan pek çok önemli projeyi hayata geçirdik ve geçirmeye de devam ediyoruz." dedi.
Bozbey şu ifadeleri kullandı:
Katılımcı, şeffaf, hiç kimseyi ötekileştirmeden bu hizmetleri Bursalılara götürüyoruz.
Sosyal medyada kaynağı belirsiz kişiler üzerinden yayılan iddiaları dikkate bile almıyorum. Bu iddiaların tek amacı olabilir. Bizler işimizin başında proje üretirken onlar başka şeylerin peşinde.
Bursa bize 1.5 sene önce onay verdi. Bursalılara hizmet etme konusunda güvendi. Bu emaneti onları istediği ve arzuladığı şekilde devam ettiriyoruz. Bursa'ya hizmet etmeye devam edeceğiz. Bursalılar Mustafa Bozbey'i iyi tanır.Bu kenetlenmeyi ve birleşmesi asla kimse bozamayacak.
MHP lideri Devlet Bahçeli yaptığı açıklamada dün tutuklanan çete lideri Selahattin Yılmaz'a destek oldu. Bahçeli, açıklamasında "Selahattin Yılmaz ülküdaşım ve dava arkadaşımdır. İnanıyorum ki, masum ve suçsuz olduğu da süreç içinde anlaşılacak ve açığa çıkacaktır." ifadelerini kullandı.
İBB soruşturmaları için de dikkat çeken ifadeler kullanan Bahçeli, "Uzayan ve uzatılan soruşturma ve kovuşturmaların siyasi istismara maruz kalması, organize yıpratma kampanyalarına uğraması, kutuplaşma dinamiklerini tetiklemesi kaçınılmazdır." dedi.
Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"YILMAZ, DAVA ARKADAŞIM ÜLKÜDAŞIMDIR"
"CHP Genel Başkanı’nın ve CHP menşeli suç örgütünün nasıl bir cendereye kapıldığı, nasıl bir çıkmaza sürüklendiği bellidir, bilinmektedir.
Özgür Özel’in Aydın’daki konuşmasında Selahattin Yılmaz ismini “kiralık katil ve suikastçı” diye lanse etmesi, partimiz üzerinde spekülasyona yeltenmesi ayıplı ve alçalmış bir dilin sonucudur. Selahattin Yılmaz ülküdaşım ve dava arkadaşımdır. Hiçbir ülkücü kiralık katil, suikastçı, hain ya da gayri meşru olarak tanımlanamaz, böyle de adlandırılamaz. Selahattin Yılmaz ismini temel alarak MHP’ye ayar verildiğini iddia etmek ise çok ağır bir bühtan, dayanaksız ve mesnetsiz bir uydurmadır.
Kaldı ki MHP’ye ayar ve istikamet vermek hiç kimsenin yapabileceği bir şey değildir. Ezcümle ve tekraren Selahattin Yılmaz ülküdaşım ve dava arkadaşımdır.
İnanıyorum ki, masum ve suçsuz olduğu da süreç içinde anlaşılacak ve açığa çıkacaktır.
Özgür Özel’e tavsiyem, dava arkadaşlarımızı diline dolamaktan vazgeçip kol ve göz mesafesinde bulunan, hatta epey kalabalık halde bulunan hırsız yoldaşlarıyla meşgul olması, eğer bir işbirliği içinde değilse bu zevata kafa yormasıdır."
ÖZGÜR ÖZEL'İ ELEŞTİRDİ
Bahçeli, CHP lideri özgür Özel'in Aydın Mitingi'nde yaptığı konuşmayı şu sözlerle eleştirdi:
"Siyasi dağınıklığın simge ismine dönüşen CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Aydın Mitingi’nde yaptığı konuşma tek kelimeyle hezeyanname nutku, hezimet ve hüsran numunesidir. CHP Genel Başkanı’nın her sözü yalan ve yamuk, her iddia ve ifşası yaban ve yanıltıcıdır.
Türk siyaset ve demokrasi kültürü pişkince, daha ötesi pervasızca tahrip edilmektedir. Önemle ve özellikle ifade etmek gerekirse; CHP’li belediyeler etrafında dönen rüşvet çarkları, işleyen yolsuzluk şantiyeleri, genişleyen kirli ilişkiler ağı, çıta yükselten haksız kazançlar sarmalı, yaygınlaşan gayri meşru para trafikleri bütün netliğiyle ortada ve gündemin başköşesindedir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı siyasi ikbal gayesiyle araçsallaştıran, yapılan ihalelerden alınan astronomik rüşvet paralarını adına “Sistem” denilen mekanizmada toplayan şahsın ve çetesinin adeta bir soygun düzeni kurduğu bütün vahametiyle meydandadır. CHP Genel Başkanı’nın, toplanan maddi delilleri ve etkin pişmanlıktan istifade eden şahsıların çarpıcı itiraflarını karalayıp onu bunu suçlamak yerine ürk yargısının işleyişine yardımcı olması, CHP’nin düştüğü derin bataklıktan gerçeklerle yüzleşerek ve özeleştiri yaparak çıkmayı denemesi siyasi akıl ve ahlaka en uygun seçenektir.
Suçluların telaşıyla yolsuzluk ve rüşvet müdafaası CHP Genel Başkanı’na hiçbir şey kazandırmayacak, hiçbir şey de katmayacaktır. CHP’nin yönetimde olduğu belediyelerde aleni şekilde kurulan haram ve hırsızlık saltanatının devlete ve millete karşı açılan şer ve şekavet cephesi olduğu artık inkarı mümkün olmayan bir olgudur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir.
Bunun hilafına veya buna aykırı tavır, tutum ve eylemsel siyasi hareketler elbette yok hükmündedir. Güneşin balçıkla sıvanacağını düşünenler, mitinglerle milletimizin aldatılacağını hesap edenler hem ufuksuz bir kafanın, hem şuursuz bir aklın, hem de huzursuz bir vicdanın dibindedir.
Milliyetçi Hareket Partisi görülen ve yürüyen davaların bir an evvel adalet ruhuna muvafık halde sonuçlanmasını, doğal olarak objektif hükmün açıklanmasını arzulamaktadır.
"UZAYAN SORUŞTURMALAR KUTUPLAŞMA DİNAMİKLERİNİ TETİKLER"
Uzayan ve uzatılan soruşturma ve kovuşturmaların siyasi istismara maruz kalması, organize yıpratma kampanyalarına uğraması, kutuplaşma dinamiklerini tetiklemesi kaçınılmazdır."
Galatasaray kaleci transferi için girişimlerini sürdürüyor… Listenin en başında bulunan Ederson transferinde flaş bir gelişme yaşandı… Manchester City'nin Brezilyalı file bekçisi Ederson, Pep Guardiola döneminde bir ilki yaşadı. Sakatlığı bulunmayan Brezilyalı kaleci, Premier Lig'de oynanacak Wolverhampton maçının kadrosuna dahil edilmedi.
Galatasaray ile Manchester City’nin ileri düzeyde transfer görüşmeleri yapması nedeniyle Ederson'un bugünkü maç kadrosunda yer almadığı öğrenildi. İngiliz ekibinde kaleyi yeni transfer Trafford koruyacak.
Ederson ile anlaşan sarı kırmızılılar bonservis konusunu çözmek için Manchester City ile görüşüyor.
ABB Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada, sosyal medyada yer alan bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığı ifade edilerek, “Bu tür paylaşımlar ciddiye alınacak içerikte değildir. Siyasetteki çürümenin etkisiyle, iftira siyaseti gündelik bir araç haline getirilmiştir” denildi.
Açıklamada, söz konusu iddiaların haberleştirilirken muhataplarına dahi sorulmadan servis edildiği ve bunun da kamuoyunun yanıltılmasına neden olduğu belirtildi. ABB, bu tür içeriklerin art niyetli kampanyaların parçası olduğunu vurguladı.
Belediyenin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Bazı sosyal medya hesaplarında aslı astarı olmayan iddialar dolaşıma sokulmaktadır. Bu iddiaların ciddiye alınır hiçbir yanı yoktur. Maalesef görünen o ki siyasetteki çürüme, her yere sirayet etme noktasına gelmiştir. Ortaya atılan iddialar, haberin muhatabına dahi sorulmadan servis edilmekte, böylece iftira siyasetinin bir parçası haline getirilmektedir.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yönetim anlayışında, parti ayrımı gözetmeksizin herkese eşit ve adaletli hizmet sunmak esastır. Ve bunu da Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yapmaktadır ve aynı çatı altında da yapmaya devam edecektir. Herkesi sorumlu ve ilkeli haberciliğe davet ediyor, yalan ve iftira üzerinden yürütülen kirli kampanyalara itibar edilmemesini hatırlatıyoruz.''
Moldova’nın başkenti Kişinev’de Rusya yanlısı Zafer Bloğu’nun gençlik örgütü tarafından düzenlenen hükümet karşıtı protestoya polis müdahale etti. AB karşıtı lider Evgenia Gutsul’un gözaltına alınmasını protesto eden kalabalık arasından çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Cumartesi sabahı tren istasyonunda toplanan göstericiler çadır kampı kurmaya çalıştı ancak polis engeliyle karşılaştı. Eylemciler, Gutsul’un serbest bırakılmasını talep ederken, yetkililerin tutumunu “hukuksuzluk” olarak nitelendirdi.
Zafer Bloğu, geçmişte usulsüzlük iddiaları nedeniyle birçok kez seçimlere katılmaktan men edilmişti. Protestolar sırasında dikkat çeken anlardan biri ise Pikachu kostümü giyen bir göstericinin gözaltına alınması oldu. Pikachu, Labubu ve Kutup Ayısı'nın gözaltına alındığı anlar sosyal medyada gündem oldu.
PKK'nın fesih kararı almasının ardından Meclis'teki siyasi partilerin seçtikleri üyeler ile kurulan 'Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu' ilki 5 Ağustos tarihinde, ikincisi MİT Başkanı, İçişleri Bakanı ve Savunma Bakanı'nın katılıp sunum yaptığı ve dün yapılan toplantı olmak üzere 3 defa bir araya geldi.
Bu toplantılardan ikincisinde İçişleri Bakanı, MİT Başkanı ve Savunma bakanı komisyon üyelerine sunum yaptı. Komisyon kararı ile bu toplantıya gizlilik kararı alındı.
Meclis'teki süreç komisyonunun tutanakları TBMM'nin resmi sitesinden yayımlandı. 3 toplantının tutanakları herkese açıldı. Ancak MİT, İçişleri Bakanı ve Savunma Bakanı'nın katılıp sunum yaptığı 2. toplantının tutanakları yayımlanmadı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 19-20 Ağustos tarihlerinde yapılacak 4. ve 5. toplantılarında dinlenecek isimler belli oldu. Toplantılar, her iki gün de saat 14.00’te TBMM Tören Salonu’nda yapılacak. Toplantılarda dinlenecek isimler ve vakıflar belli oldu.
19 AĞUSTOS – İLK GÜN OTURUMLARI
Birinci oturumda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş sunum yapacak. Ardından şu kurum ve kuruluş temsilcileri dinlenecek:
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği
Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı
Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı
Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı
İkinci oturumda ise Diyarbakır Anneleri dinlenecek.
20 AĞUSTOS – İKİNCİ GÜN OTURUMLARI
20 Ağustos tarihinde yapılacak olan 5. toplantının ilk oturumunda dinlenecek isimler, kuruluşlar da şu şekilde:
Cumartesi Anneleri
Barış Anneleri
İKİNCİ OTURUM:
İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı (İHH)
İnsan Hakları Derneği (İHD)
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER)
Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı
Özgür Özel, sosyal medyada da çok konuşulan basın toplantısında eski AKP MKYK üyesi avukat Mücahit Birinci için önemli iddialarda bulunmuş ve savcılık iddialar üzerine soruşturma açmıştı.
Eski AK Parti MKYK üyesi ve avukat Mücahit Birinci, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kendisine yönelik “2 milyon dolar karşılığında sahte ifade imzalatma” iddialarına sosyal medyadan sert yanıt verdi.
Birinci, X hesabından yaptığı paylaşımda Özel’i etiketleyerek, “Şu zırvaların bir bitsin, sana kendi öngördüğüm sürede bir cevap vereceğim. Çok uzun sürmeyecek. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacak” ifadelerini kullandı.
Nedim Şener'in paylaşımı:
'Lan Özgür Özel, ahtapot Ekrem ile İstanbul’u soyan Murat Kapki gibi naylon faturacı hırsızlarla bir olup, kirli pazarlıkta benim adımı anan avukat Mücahit Birinci’nin g..üne o mektubu sokarım.
Bunu hiç birinizin yanına bırakmam. Bakarsın yine bir asansörde karşılaşırız.
Nasıl rüşvet çarkına battıysanız, oyununuz da açığa çıkıyor.
Sen de bana attığın ve mahkemede mahkum olduğun iftiralarla kirlettiğin ağzınla adımı anma.'
Mücahit Birinci'nin Nedim Şener'e cevabı:
'Ulan g..!
Sen beni korkuttuğun badem bıyıklı Fetöcü mü sandın?
Sen kimsin ki ben senin ismini kullanacağım. Kendini nereye koyuyorsun?
Seni geçenlerde aramıştım, paçadan akıtıp keke küke konuşuyordun. Sana ne dedim?
Ben avukatım istediğime giderim istediğimle görüşürüm mesleğimi yaparken senden mi izin alacağım? Şimdi gidip ifademi vereceğim. İstediğin zaman istediğin yerdede senin ifadeni alırım sıkıntı yok.'
Nedim Şener, Mücahit Birinci'ye küfürlerine devam etti:
'Adını başına yazmışsın öyle devam edeyim;
Bay g…!
İstanbul C.Savcılığı’nın açtığı soruşturmaya “müşteki” olarak dilekçe vereceğim orada karşılaşırız.
Keşke badem bıyıklı diye aşağıladığın adamlar kadar cesaretin olsa.
Murat Kapki yemler diye koşa koşa gidip görüşmeye utanmadın mı?
Orada bu pis ağzınla adımı andıysan hukuk önünde hesabını sorarım.'
Antalya'da sabah saatlerinde 3 ayrı noktada orman yangını çıktı. Yerleşim yerlerine yakın noktalarda çıkan yangınlara Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ve Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri kısa sürede müdahale etti.
3 ilçede ormanlık alanlarda çıkan yangınlar söndürüldü ancak Gazipaşa ilçesinde yeni bir yangın daha çıktı. Yangın, rüzgarın etkisiyle hızla yayılarak Aksu ilçesi Kundu bölgesi Güzeloba Mahallesi’ndeki yerleşim alanlarına kadar ulaştı. Alevler, ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un villasına da sıçradı.
anışman Arzu Acay, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:
"Görüyorsunuz dostlarım. Sayın Diva’mızın villası da şurada. Ramak kala orman resmen yandı, kül oldu. Diva'mızı güçlükle de olsa tahliye ettik. Gelmiş geçmiş olsun. İtfaiyeci kardeşlerimizden de Allah razı olsun, hemen müdahale ettiler."
Bülent Ersoy’un sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, merkez Şehitkamil ilçesi Alparslan Mahallesi'nde 15 bin 34 metrekare kapalı kullanım alanına sahip olacak Gaziantep Adli Tıp Grup Başkanlığı binasının temel atma töreninde, açıklamalarda bulundu. Bakan Tunç, sık sık dile getirdiği "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir" sözlerine gelen eleştirilere "Niye rahatsız oluyorsunuz?" ifadeleri ile tepki gösterdi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, temel atma töreninde gündeme ilişkim değerlendirmelerde bulundu. Tunç "Maalesef son zamanlarda yargıya yönelik bazı soruşturmaları, dosyanın içeriğinden farklı noktalara getirilerek, siyasallaştırarak bir algı çalışması yapanlar var. O soruşturmaları yargı teşkilatımız bağımsız ve tarafsız bir şekilde delillere dayanarak gerçekleştiriliyor. Sonucu bekleyeceksiniz ve yargının kararlarına saygı duyacaksınız" dedi.
Bakan Tunç, son zamanlarda sık sık kullandığı "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir" sözlerine gelen eleştirilere "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir' dediğimiz zaman bundan rahatsız olanlar var. Niye rahatsız oluyorsunuz? Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yargısı her zamankinden daha bağımsızdır, tarafsızdır, hukuk devletine ve milli iradeye saygılıdır." ifadeleri ile yanıt verdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik 19 Mart'ta başlatılan operasyonlar kapsamında tutuklanan İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi"nin ilki açılacak.
CHP'DEN AÇIKLAMA GELDİ
Cumhurbaşkanlığı ofisi için CHP'den ilk açıklama geldi. Açıklamada, CHP'nin önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Adayı olarak belirlediği tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" açılacağı vurgulandı.
İmamoğlu için açılması planlanan ilk "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi"nin Ankara'nın Çankaya ilçesinde açılacağı bildirildi.
Açılış 26 Temmuz 2025 Cumartesi günü saat 18.30'da yapılacak olan törenle Özgür Özel'in katılımıyla gerçekleşecek.
İMAMOĞLU'NA KAÇ OY ÇIKMIŞTI?
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı belirlemek için yaptığı ön seçime beş gün kala diploması iptal edilen Ekrem İmamoğlu için 23 Mart'ta milyonlarca insan sandığa giderek oy kullanmıştı.
Özgür Özel, dayanışma oyları dahil toplam 15 milyona yakın vatandaşın CHP'nin cumhurbaşkanı adayı olarak Ekrem İmamoğlu'nu seçtiğini açıklamıştı.
Yozgat Yenifakılı Belediye Başkanı Musa Sarıaslan; Nevşehir'de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.
Kozaklı ilçesine bağlı Merdanali köyü Yenifakılı yolunda meydana gelen kazada ilk bilgilere göre Yenifakılı Belediye Başkanı Musa Sarıaslan'ın içerisinde bulunduğu resmi plakalı araç, kontrolden çıkarak tarlaya girdi.
Araç takla atarken, çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde Musa Sarıaslan'ın hayatını kaybettiği belirlendi. Ekiplerin olay yerindeki incelemeleri sürüyor.
Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, Adıyaman Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Abdurrahman Tutdere'nin 'ev hapsi' şeklinde adli kontrol kontrol tedbiri kaldırıldı.
Habertürk muhabiri Ceylan Sever'in haberine göre; Tutdere’nin avukatının adli kontrolün kaldırılması için Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurması üzerine savcı, mevcut delil durumunu dikkate alarak yurt dışı çıkış yasağının yeterli olacağı şeklinde mütalaa verdi.
İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesi de hürriyeti bağlayıcı nitelikte olan ev hapsi şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasına, yurt dışına çıkış şeklindeki adli kontrol kararının ise devamına karar verdi.
Fenerbahçe'nin yıldızı İrfan Can Kahveci, Portekiz kampında açıklamalarda bulundu.
Milli futbolcu, takımda kalacağını işaret ederek, "Fenerbahçe'de iyi günlerim de oldu, zor zamanlarım oldu. Geçen sene zor geçti. Bu sene elimizden geleni yapacağız. " dedi.
TARAFTARA SESLENDİ
"Ben de çok üzülüyorum. Benim de artık zor günlere tahammülüm kalmadı." diyen milli yıldız, "Her ne olursa olsun taraftarımız bizi desteklesin, arkamızda olsunlar. İnşallah bekledikleri şeyleri vermeye çalışacağız." sözleriyle taraftara seslendi.
TRT Spor'a konuşan Kahveci, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önemli bir eşleşme. Çok az bir zaman kaldı. Feyenoord buraları oynamayı bilen iyi bir takım. Bizlerin daha iyi tanıdığı Robin van Persie var. Biz de çok çalışıp kazanmak istiyoruz ve o turu geçmek istiyoruz.
(Yeni sözleşme) Duyurudan 3-4 ay önce anlaşmıştık kulüple. Benim için başka seçenek yoktu. Açıklanan videoyu da 3-4 ay önce hazırlamıştık. İş sadece imzaya kalmıştı. Fenerbahçe'de olmak mutluluk, gurur verici. Fenerbahçe'yi ailem gibi görüyorum. Güzel oldu benim için de, kulübümüz için de hayırlı olur. Allahım bana Fenerbahçe'de şampiyonluklar görmeyi nasip eder."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışında basın mensuplarına gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin diplomatik girişimlere değinerek, bu hafta içinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşebileceğini belirtti.
"Liderleri İstanbul’da buluşturma gayretindeyiz"
İstanbul’da geçtiğimiz günlerde Çırağan Sarayı’nda Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında yapılan üçüncü tur müzakerelere atıfta bulunan Erdoğan, iki liderin bir araya gelmesi için diplomatik temasların sürdüğünü belirtti.
Erdoğan, "Ukrayna heyetini Ankara’da kabul ettim. Sayın Putin ile bir görüşmem oldu ve kendilerinden destek istedik. Belki bu hafta içinde Sayın Putin ve Sayın Trump’la da görüşmeler yapmak suretiyle bu liderleri İstanbul’da bir araya getirebilir miyiz, bunun gayreti içinde olacağız," dedi.
“Büyük bir felaketle karşı karşıyayız”
Erdoğan, Türkiye'nin farklı bölgelerinde süren orman yangınlarına ilişkin de bilgi verdi.
Karabük, Antalya ve Uşak’ta yangınların halen devam ettiğini belirten Erdoğan, söndürme çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü ifade etti.
Erdoğan, "Şu an itibariyle 27 uçak ve 105 helikopter aktif olarak müdahaleye katılıyor. 6 bin kara aracı ve 25 bin personel sahada. Ne yazık ki can kayıplarımız var. Şehitlerimizin 10’u defnedildi, biri bugün defnedilecek. Gerçekten çok büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Kahraman itfaiyecilerimiz büyük fedakârlık gösterdi, ancak ateş çemberinden kurtulamayanlar oldu" dedi.
“80 milyar dolarlık potansiyele ulaştık”
Erdoğan, savunma sanayii alanında düzenlenen IDEF Fuarı hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin bu alanda önemli bir ivme kazandığını vurgulayan Erdoğan, savunma sektörünün aldığı siparişlerle küresel alanda güçlü bir konuma geldiğini söyledi.
Erdoğan, "Göreve geldiğimizde 20 milyar dolarlık bir potansiyelimiz vardı. Şimdi ise 80 milyar dolarlık bir kapasiteye ulaştık. Savunma sanayiinde bu konumu yakalayamazsanız mücadeleyi sürdüremezsiniz. Tüm arkadaşlarımız fedakârca çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Lenfoma şüphesiyle geçen haftalarda ameliyat edilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık hakkında Adli Tıp raporu çıktı. Kurum, Çalık hakkında tüm sağlık kontrolleri ve tetkiklerin tekrardan yapılması yönünde karar verildi. Çalık, İzmir Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Bir süredir hastanede olan Çalık'a ikinci kez kemik iliği biyopsisi uygulandı.
Arınç, "Henüz iddianamesi bile yazılmadı, tutukluluk hali devam ediyor. Serbest bırakılmasını arzu etmiştim, olmadı ama olacaktır inşallah. Rahatsızlığı söz konusu, steril bir ortamda olduğu için bizim görüşmemize haklı olarak izin verilmiyor, doktorları beni bilgilendirdi. Tedavisi devam ediyor, geçmişte yaşadığı rahatsızlıkların nüks etme ihtimali var. Önemli olan Adli Tıp'ın bir türlü müspet karar vermemesi. Herkese insaf, merhamet, vicdan tavsiye ediyorum. İnşallah Çalık'ın da tutuksuz yargılanarak eski sağlığına kavuşmasını diliyorum. Annesi, eşi ve evladıyla görüştüm, avukatlarıyla konuştum, hepsine teşekkür ediyorum. Ümit ederim sevindirici haberi Türkiye olarak bekliyoruz" dedi.
Arınç, "Tutukluluk istisnai olmalıdır, serbest yargılanma doğal olmalıdır. Bir cinayetten, ağır bir suçtan bahsetmiyoruz... Kendisi belli bir yer sahibi olan insanların belli bir zamanlarda suçlanması mümkündür. Ben de bir siyasetçi olarak yargılandım, hapis cezası aldım ama hep tutuksuz yargılandım. Sayın Cumhurbaşkanımız tutuksuz yargılandı, cezaevine hüküm kesinleştiğinde girdi... Sayın Erbakan da öyle... Bütün dünya tutuksuz yargılamayı prensip kabul eder ama bizde bu süreç içinde yerine getirilmiyor. İnşallah hakim ve savcıların, AYM, AİHM kararlarına uygun olarak bu konuda hukuka uygun davranacağını ümit ediyoruz" diye konuştu.
Arınç ayrıca, "Çalık pırlanta bir insandır, üzerine atılan suçların inşallah gerçekleşmediğini hep beraber göreceğiz" diye konuştu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi ekipleri, 24 Ocak'ta Kadıköy'de öldürülen 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik sosyal medya platformlarında tehdit içerikli mesajların paylaşıldığının belirlenmesi üzerine harekete geçti.
Yapılan incelemelerde söz konusu paylaşımları yaptığı tespit edilen H.Y.Ç. (16) polis tarafından gözaltına alındı.
Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Bakırköy Adliyesine sevk edildi.
Savcılık ifadesinin ardından sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüpheli H.Y.Ç. tutuklandı.
Dün (24 Temmuz) Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa’nın Filistin’i tanıyacağını açıklamıştı.
Macron, X’teki paylaşımında kararı eylülde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda resmileştireceklerini şöyle duyurmuştu:
“Ortadoğu’da adil ve kalıcı bir barış yönündeki tarihsel taahhüdümüze sadık kalarak, Fransa’nın Filistin Devleti’ni tanımasına karar verdim. Bu kararı, önümüzdeki eylül Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda resmi olarak ilan edeceğim.“
Trump, İskoçya ziyareti için Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce basına konuştu.
Macron’un Filistin’i tanıma kararı sorulan ABD başkanı şunları söyledi:
“Macron farklı bir adam. Fena biri değil. Takım oyuncusu sayılır. Ama açıklamasının hiçbir önemi yok. Çok iyi bir adam, onu severim ama açıklamasının bir önemi yok.”
Gazze’de ateşkesin Hamas’ın müzakerelerden çekilmesi nedeniyle sağlanamadığını belirtti.
ABD başkanı “(Hamas) Gazze’deki müzakerelerden çekildi. Hamas için çok kötü oldu. Gerçekten bir anlaşma yapmak istemiyorlardı” dedi.
Birçok esiri kurtardıklarını ancak kalan 20 civarındaki esiri bırakmamak için Hamas’ın anlaşma yapmak istemediğini savunan Trump şöyle devam etti: “Şimdi son rehineler kaldı ve son rehineleri kurtardıktan sonra ne olacağını biliyorlardı. Bu yüzden anlaşma yapmak istemiyorlar. Bunu gördüm, bu yüzden çekildiler.”
Trump ayrıca, adını anmadan İsrail’in, ‘Gazze’yi savaşarak temizlemek zorunda kalacağı’ yorumunu yaptı.
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde üs bölgesinde kendisini ziyaret ettikten sonra dönüş yolunda PKK’lı teröristlerin yola tuzakladığı patlayıcının infilak etmesi sonucu bebekleri Bedirhan ile birlikte şehit olan Nurcan Karakaya’nın (25) eşi Astsubay Serkan Karakaya, Kayseri’de oturduğu binada yönetici ve yakınlarının saldırısına uğradı. Karakaya darbedilirken, o anlar cep telefonuyla görüntülendi.
Alınan bilgiye göre Kayseri’de görev yapan astsubay Serkan Karakaya ile oturduğu binanın yöneticisi olan komşusu K.Y. ve onun yakınları F.Y., Y.Y., Z.Y. ve E.Y. arasında henüz bilinmeyen bir sebeple tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine K.Y. ve yakınları Karakaya’ya yumrukla saldırdı. Bina sakinlerinin 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine olay yerine polis ekipleri yönlendirildi. Darbedilen Karakaya, bina yöneticisi ve yakınlarından şikayetçi oldu. Gözaltına alınan 5 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Serkan Karakaya’nın olay sonrası darp raporu aldığı öğrenildi.
Bu arada olay, çevredeki bir kişi tarafından cep telefonuyla kayda alındı. Görüntülerde, bina yöneticisi ve yakınlarının Karakaya’ya saldırdığı görüldü.
EŞİ VE BEBEKLERİ ŞEHİT OLMUŞTU
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 31 Temmuz 2018'de, üs bölgesinde görevli eşi Serkan Karakaya’yı ziyaret eden Nurcan Karakaya ile 10 aylık bebeği Bedirhan Karakaya’nın dönüş yolunda içinde bulunduğu otomobil geçerken, PKK'lı teröristlerce yola tuzaklanan patlayıcı infilak etmişti. Patlamada Nurcan Karakaya olay yerinde, 10 aylık bebeği Bedirhan ise kaldırıldığı hastanede şehit olmuştu.
İstanbul Kadıköy'de yaşanan cinayet soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.
14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ölümüne ilişkin ortaya çıkan kamera kayıtları sonrası gözaltına alınıp tutuklanan iki çocuk hakkında açılan dava kabul edildi.
DURUŞMA 2 EKİM'DE
Dosya ana dava ile birleştirildi. Suça sürüklenen çocuklar hazırlanan dosya kapsamında 2 Ekim tarihinde hakim karşısına çıkacak.
Eskişehir'in Seyitgazi ilçesinde çıkıp Afyonkarahisar sınırını geçen orman yangınına müdahale sırasında şehit olan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) gönüllüsü Alperen Özcan'ın babasının itirazına rağmen yangınla mücadele çalışmalarına katıldığı belirtildi.
Eskişehir Seyitgazi'de başlayıp, Afyonkarahisar sınırına geçen orman yangınında şehit olan 5 AKUT gönüllüsünün cenazeleri son yolculuğuna uğurlanmak üzere Ahmet Hamdi Akseki Camii’ne getirildi. 22 Yaşındaki AKUT Gönüllüsü Alperen Özcan'ın 6 Şubat depremlerinde de görev yaptığı belirtildi. Özcan'ın Eskişehir'e gideceği gün de babasının tedirgin olduğu ve servise yetişememesi için trafikte oyalandığı ancak bölgeye gidecek aracın bekleyerek Özcan'ı aldığı öğrenildi.
Şehit Alperen Özcan'ın kuzeni Hasan Biber, "Alperen'e dün saat 12.00'den itibaren ulaşamadık ancak oradaki iletişim kaynakları nedeniyle olduğunu düşünüyorduk. Annesi, babası, teyzesi ve dedesi saat 21.00'de hastanelere bakmak için Eskişehir'e doğru yola çıktılar. Polatlı'yı geçmek üzereyken bir haber geldi. Haberde şehit olduğunu söylemişler. Şehit olduğu haberini aldıktan sonra tabii acı haber tez yayılıyor. Hemen herkese haber ulaştı. AKUT'a gönüllü olarak yazılmıştı. Kendisi alışveriş merkezlerinde dışarıdan böyle halatlarla sarkıp cam temizleme işi yapıyordu. Güçlü, cesur, kendinden emin bir gençti. Zaten oraya da yardım etmeye; hem hayvanlar için hem insanlar için gitmişti. Eğitim hayatına tekrar dönmeyi düşünüyordu ama nasip olmadı" dedi.
'OLAY SABAHI ANNESİNE MESAJ ATMIŞ'
Biber, Özcan'ın ısrarla bölgeye gitmek istediğini belirterek, "Eniştemizin anlattığına göre, eniştem göndermek istememiş. Göndermek istemediği halde gitmek için çok ısrar etmiş. Hatta servise yetişmesin diye trafikte biraz oyalanmışlar ama işte ecel çekeceği için şehadeti yaşayacağı için yetişti. Oyalanmalarına rağmen servistekiler beklemişler. Şehadetinden önce saat 06.00'da annesiyle yazışması var; 'söndürme çalışmaları olumlu, soğutmaya başladık; eğer rüzgar tersten esmezse, yeniden alevlendirmezse bugün bitirebiliriz' gibi bir yazışma olmuş. Bir de öğlen saat 12.00 civarında annesiyle tekrardan görüşebilmiş. Ondan sonra da görüşme ihtimali olmamış zaten. En son Kahramanmaraş depremine de gitmişti. Diğer yangınlara da gidiyordu gönüllü olarak ama bu seferki gidişi biraz daha manidar oldu" diye konuştu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Filistin'i devlet olarak tanımasına karar verdiğini bildirdi.
Macron, eylül ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda resmi bir açıklama yapacağını duyurdu.
Şu an için önemli olanın Gazze'de savaşı bitirmek ve insani yardım girişinin sağlanması olduğunu belirten Macron, barış için Filistin devletinin varlığının gerekli olduğunu belirtti.
Macron bunun Ortadoğu'ya barış getireceğini de sözlerine ekledi.
UEFA Avrupa Ligi 2. eleme turu ilk maçında Arda Turan'ın teknik direktörlüğünü yaptığı Ukrayna temsilcisi Shakhtar Donetsk'i konuk eden Beşiktaş, sahadan 4-2 mağlup ayrıldı.
Beşiktaş'ın gollerini yeni transfer Tammy Abraham 40. dakikada penaltıdan ve 87. dakikada Joao Mario kaydederken, Shakhtar Donetsk'in golleri 7. dakikada Alisson Santana, 28. dakikada Eguinaldo ve 67 ve 90+5. dakikalarda Kevin'den geldi.
Sahasında aldığı iki farklı yenilgi sonrası Beşiktaş, 31 Temmuz Perşembe günü deplasmanda oynayacağı rövanş maçı öncesi tur umutlarını oldukça azalttı.
Rock müziğin efsanevi gruplarından Black Sabbath'ın solisti Ozzy Osbourne 76 yaşında hayatını kaybetti. Heavy metalin önemli isimlerinden 'Ozzy' lakaplı sanatçı geçtiğimiz haftalarda İngiltere'nin Birmingham kentinde düzenlenen son konseriyle sahnelere veda etmişti.
'OZZY' HAYATINI KAYBETTİ
Osbourne ailesinden yapılan açıklamada, rock müzik efsanesinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Vefat nedeniyle üzüntü içerisinde oldukları belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Sevgili Ozzy Osbourne'un bu sabah vefat ettiğini, kelimelerle anlatılamayacak kadar büyük bir üzüntüyle bildirmek zorundayız. Ailesiyle birlikteydi ve sevgiyle çevriliydi."
76 yaşında hayatını kaybeden Osbourne, 5 Temmuz 2025'te İngiltere'nin Birmingham kentinde Black Sabbath grubuyla veda konseri düzenlemişti. Villa Park'ta oturduğu tahttan şarkılarını söyleyen efsanevi vokalist, şu ifadelerle hayranlarına veda etnişti:
"Nasıl hissettiğimi bilemezsiniz - kalbimin derinliklerinden teşekkür ederim."
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve iştirak şirketi İZBETON AŞ’nin de arasında bulunduğu kurumların bazı ihalelerine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında 30 kişi hakkında tahliye kararı verildi.
Başsavcılığın, 2023'te İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi ile 2024'te Kent Temizliği Şube Müdürlüğü'nün görevleri kapsamında düzenlenen iş makinesi ve araç kiralama hizmet alımı ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma sonucunda 30’u tutuklu 56 kişi hakkında iddianame hazırlandı.
Hazırlanan iddianame, İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Mahkeme, aralarında eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya, Buca Belediye Başkan Yardımcısı Engin Güzel ve Bayraklı Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Mert Hanifi Yılmaz'ın da yer aldığı 30 tutuklu isim hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanması şartıyla tahliyelerine karar verdi.
"ACİL BİR DURUM BULUNMUYOR"
Karar, tutukluların sabit ikametgah sahibi olmaları, delil karartma ve kaçma şüphesi bulunmaması ve yaklaşık bir yıl süren soruşturmanın ardından tutuklama tedbirinin devamını gerektirecek acil bir durumun bulunmaması gerekçesiyle alındı.
Ayrıca soruşturma sürecinde adli kontrolle serbest bırakılan 20 kişi hakkındaki bazı yükümlülükler kaldırılırken, yurt dışına çıkış yasağına ilişkin kontrol tedbirlerinin devam etmesine hükmedildi.
BAŞSAVCILIKTAN AYNI GÜN İTİRAZ
İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen tahliye kararlarına İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gün itirazda bulundu.
CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun annesi Hava İmamoğlu ve kızkardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, İzmir Şehir Hastanesi’nde tedavisi devam eden tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın annesi Gülümser Çalık’ı ziyaret etti.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönelik soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından cezaevinde rahatsızlanan ve hastaneye sevk edilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın İzmir Şehir Hastanesi’nde tedavisine devam ediliyor.
Hastane önünde oğluna camdan baktığı fotoğraflarla gündem olan Mehmet Murat Çalık’ın annesi Gülümser Çalık’ın da hastanedeki bekleyişi sürüyor.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun annesi Hava İmamoğlu ve kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, İzmir Şehir Hastanesi’ne giderek Gülümser Çalık’ı ziyaret etti.
Yeniden Refah Partisi'nden istifası ile gündem olan ve AKP'ye geçeceği iddia edilen Kasım Gülpınar'ın kritik bir ziyareti ortaya çıktı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi ziyaret etti. Bahçeli'yi ziyareti ile kulisleri hareketlendiren Gülpınar'ın nezaket ziyareti yaptığı öğrenildi. Ziyaret Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi resmi X hesabından duyuruldu.
Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Kasım Gülpınar, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye nezaket ziyaretinde bulundu.
Başkanımız, nazik kabulleri ve ilgilerinden dolayı Sayın Bahçeli’ye teşekkürlerini iletti."
ATM'lerde yeni dönem başlıyor. Mobil şubelerde zorunlu tutulan “6 ayda bir şifre yenileme” uygulaması, artık fiziksel ATM’lerde de geçerli olacak.
Banka kaynaklı mağdur olanların büyük bölümü internet bankacılığı ve mobil şube üzerinden dolandırılırken, bu durumu engellemek için bankalar, kullanıcıların 'dijital şifrelerini' en geç 6 ayda bir değiştirmesini şart koşuyor.
BDDK'nın konuya dair bir tebliği olmamasına karşın, sektör kaynaklarının aktardığı bilgiye göre çok sayıda bankanın güvenlik önlemlerini artırmak amacıyla hayata geçireceği yeni uygulama, Türkiye'nin 81 ilinde yürürlüğe girmeye başlayacak.
Bankalar, dijital dolandırıcılıkla mücadele kapsamında yeni bir adım attı. Şifresini 6 aydır değiştirmeyen kullanıcıların, ATM’ye kartlarını taktıkları anda işlem öncesinde yeni şifre belirlemeleri gerekli olacak.
Güvenliği artırmak için, kullanıcıların son üç şifresinden herhangi birini tekrarlamaması gerekiyor.
Bu kural, hem rastgele tahmin edilen hem de sık tekrar edilen şifrelerin kullanımını azaltmayı ve güvenliği artırmayı amaçlıyor.
AK Partili Tuğrul Türkeş, Devlet Bahçeli’nin terörist başı için Alparslan Türkeş’in kabri başında “kurucu önder” tabirini kullanmasına tepki gösterdi:
“Devlet Hocamızın iyi niyetle babamın kabri başında telaffuz ettiği ‘Kurucu Önder Abdullah Öcalan’ ifadesini, bahse konu kişinin (Abdullah Öcalan) Türk yargısı tarafından kesinleşmiş ‘terörist’ geçmişini ibra etmeye yönelik algılar yaratacağı noktasında, bu ifadenin her yerde telaffuz edilebileceğini ancak tek bir yerde asla ağza alınmaması gerektiğini (babamın kabri başı) vicdani ve tarihe karşı sorumluluğum neticesinde açıkça beyan etme zarureti hasıl olmuştur.
En derin saygılarımla, kamuoyuna duyurulur.”
Yasadışı bahisten elde edilen paraların Papara üzerinden aktarıldığı kripto cüzdan hesaplarının sahiplerinden birinin emekli bir doktor olduğu iddia edildi.
DOKTOR TUTUKLANDI
Habertürk'ün haberine göre, Dosyaya giren MASAK raporuna göre, 2021- 2023 yılları arasında yasadışı bahis sitelerinde 26 bin 12 Papara hesabı kullanıldı. Bu hesaplardaki paralar 274 farklı banka hesabına aktarıldı. Paralar bu hesaplardan da 5 farklı kripto cüzdan adresine gönderildi.
Bir kripto cüzdan adresinin sahibinin ise emekli doktor Mehmet Eyüp Oğan olduğu belirlendi. Mehmet Eyüp Oğan’ın sahibi olduğu kripto cüzdan adresinden yaklaşık 6 milyon 31 bin 242 USDT çıkışı yapıldığı tespit edildi. Gözaltına alınan Oğan emniyet işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Oğan, kuvvetli suç şüphesi, delillerin henüz yeterince toplanmamış olması, cezanın alt ve üst sınırı dikkate alınarak tutuklandı.
Otoyollardaki hız radarlarındaki ciddi artış gündemdeki yerini korurken, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya "30 kilometrede bir radar var. Otoyollarda toplam 120 radar cihazımızla gece gündüz hız denetimi gerçekleştiriyoruz" açıklamasını yapmıştı. Radar sıklığına tepkiler yükselirken bir tepki de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Sara'dan geldi.
Radar uygulamasıyla ilgili pek çok kişiden şikayet telefonu aldığını söyleyen Saral X hesabından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya,'ya seslendi. Kendisine gelen talep ve şikayet telefonlarını ileten Saral, şu ifadeleri kullandı:
"Bazı meseleler vardır, siyaset adamı gözüyle bakılması gerekir. Her gün birçok insan arıyor ve her 30 km. de bir radar konulmuş olmasının şikâyetini yapıyor. Sayın İçişleri Bakanı'nından bu duruma çare olmasını talep ediyorlar."
DEM Parti'den yapılan açıklamaya göre, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Kurban Bayramı vesilesiyle Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül’ü aradı. Görüşmede Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, anne Bülbül'ün bayramını kutladı
DEM Parti'den yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Kurban Bayramı vesilesiyle siyasi parti liderlerini, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin ailelerini arayarak bayramlarını kutladı.
Hatimoğulları, Türkiye’deki siyasi parti liderlerinden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Parti Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Sol Parti temsilcileri ve bileşen partilerimizin eş genel başkanlarını aradı. Hatimoğulları ayrıca Cemile Çağırga, Ceylan Önkol ve Uğur Kaymaz’ın ailelerini de arayarak bayramlarını kutladı.
Bakırhan ise KDP lideri Mesut Barzani, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, bileşen partilerimizin eş genel başkanlarını arayarak bayramlarını kutladı. Bakırhan, Bafil Talabani, Neçirvan Barzani ve Kubat Talabani'yi de arayarak bayramlarını kutlayacak. Bakırhan ayrıca Barış Anneleri, Cumartesi Anneleri, Gezi Ailelerinden Berkin Elvan’ın ailesini ve Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül’ü arayarak bayramlarını kutladı.
Şehit Eren Bülbül
Görüşmelerde bayramın barış, kardeşlik, hukuk ve adaletin tesis edildiği bir Türkiye’nin yaratılmasına vesile olması temennisi paylaşıldı. Özellikle yakınlarını kaybeden ailelerle yapılan görüşmede, bir daha benzer acıların yaşanmaması için bayramın barış ve kardeşliğe vesile olması temennisini iletilirken, aileler de aynı temenniyi paylaştı."
EREN BÜLBÜL KİMDİR?
Eren Bülbül, Maçkalı Ayşe ve Hasan Bülbül çiftinin çocuğu olarak 1 Ocak 2002 yılında dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybeden Bülbül, ilçeye bağlı Köprüyanı Mahallesi'ndeki tek katlı evde annesi ve 12 kardeşiyle yaşamını sürdürdü.
İlkokulu Köprüyanı, ortaokulu Çatak İlköğretim Okulunda okuyan Bülbül, eğitimine Maçka Anadolu İmam Hatip Lisesinde devam etti. Çevresinde futbola tutkusuyla tanınan Bülbül, Trabzonspor sevdalısıydı. Eğitiminden arta kalan zamanlarda ailesinin geçimine katkıda bulunmak amacıyla bağ, bahçe ve yük taşıma gibi gündelik işlerde çalışan Bülbül, küçük yaşına rağmen elinden geldiğince ailesine destek oldu.
Yaşamı boyunca karşılaştığı zorlukları göğüsleyen Bülbül, Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında, 11 Ağustos 2017'de, bölücü terör örgütü mensuplarıyla sağlanan sıcak temas sırasında ağır yaralandı.
Bülbül, kaldırıldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bülbül'ün cenazesi, 12 Ağustos 2017'de Maçka Merkez Camisi'nde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Köprüyanı Mahallesi'ndeki aile kabristanlığında toprağa verildi.
MHP'de bayramlaşma programı belli oldu.
Bayramın 2. gününde, siyasi partileri, MHP Genel Başkan Yardımcısı Zühal Topcu, Siyaset ve Liderlik Okulu Koordinatörü, MYK Üyesi Turan Şahin ve MYK Üyesi Özmen Alp Giray Erdemir'den oluşan heyet kabul edecek.
Partilerle bayramlaşma heyetinde ise Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, Genel Başkan Başdanışmanı MYK Üyesi Esma Özdaşlı ve MYK Üyesi Şahin Kartal yer alacak.
MHP'de ilk bayramlaşma saat 09.00'da DSP heyetinin kabulüyle başlayacak. MHP'yi, 09.25'de DEM Parti heyeti, 09.50'de AKP heyeti ziyaret edecek.
Bayramlaşma programı, Saadet Partisi, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ile devam edecek.
MHP heyetinin aynı saatlerde bu partilere bayramlaşma ziyaretinde bulunacağı bildirildi.
CHP'li belediyelere yönelik cumartesi sabahı düzenlenen operasyonda yeni bir gelişme yaşandı. Gözaltına alınanların sayısı 38'e yükseldi.
Soruşturmada 'örgüt lideri' olduğu belirtilen Aziz İhsan Aktaş'ın 'etkin pişmanlık'tan yararlanmasının ardından CHP'li belediyelere 31 Mayıs sabahı operasyon düzenlendi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yürütülen "yolsuzluk" iddialı soruşturma kapsamında, 5. dalga operasyon başladı. 4 farklı soruşturmada, aralarında Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Adana Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy, CHP PM üyesi Baki Aydöner ve eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu'nun da yer aldığı kişiler gözaltına alındı.
TBMM Başkanvekili ve İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder'in vefatıyla TBMM Başkanvekilliği boş kalmıştı. Mecliste yeni dönemde yenilenen Başkanlık divanı için partiler isimleri belirlemeye devam ediyor.
PERVİN BULDAN SEÇİLDİ
DEM Parti'nin TBMM Başkanvekili, yapılan kapalı grup toplantısında seçildi. Başkanvekili DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, Meclis Başkanvekili olarak seçildi
Bolu'da, Kartalkaya'daki otel yangınına ilişkin 13 şüpheli hakkında 1998'er yıla, 19 şüpheli hakkında 22 yıl 6'şar aya kadar hapis istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi.
Başsavcılık tarafından hazırlanan iddianamede, otelin teknik personelleri Tahsin Pekcan, Hüseyin Özer ve Bayram Ütkü, mutfak personeli Reşat Bölük, Enver Öztürk ve Faysal Yaver, iş güvenliği uzmanları Kübra Demir ile Ece Kayacan, resepsiyon görevlisi Yiğithan Burak Çetin, Mudurnu Enerji Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yetkilileri İbrahim Polat ile İsmail Karagöz, FQC Global Sertifikasyon Anonim Şirketi yetkilisi Ali Ağaoğlu ile çalışanı Aleyna Beşinci, LPG tesisatı bakım görevlileri Doğan Aydın ile Muharrem Şen, Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sırrı Köstereli, Bolu İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı Bünyamin Bal, Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Yeliz Erdoğan ve eski Bolu İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürü Mehmet Özel'in "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenildi.
Gazeteci Nevşin Mengü, CHP Kurultay soruşturması ile ilgili bir iddiayı gündeme getirmişti.
Mengü, "Edindiğim bilgiye göre savcı, Kılıçdaroğlu'na mesaj göndererek 'Gelir ifadesinde kurultayda yolsuzluk yoktur, ben böyle şeyi görmedim, şahit olmadım' derse dosyayı kapatırız demiş. Ancak Kemal Bey yine de ifade vermeye gitmemiş" iddiasında bulunmuştu.
CHP'nin 7'nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından "Sessizliğimiz suskunluk değil, sorumluluktur" başlıklı bir yazı yazarak şunları kaydetti:
'CAN GÜVENLİĞİ TEHDİTLERİM VAR'
"Sessizliğimiz Suskunluk Değil, Sorumluluktur…
20 Kasım 2023 tarihinde, 38. Kurultayımızın üzerinden henüz iki hafta geçmişken, kurultaya ilişkin bazı iddialar kamuoyuna yansımaya başladı. O gün yayımladığım videoda, partimizi korumak adına gerekli olan her şeyi açıkça ve kararlılıkla dile getirdim.
Ancak o günden bu yana, organize edilmiş, kimliklerini gizleyerek karanlıkta hareket eden trol hesaplar üzerinden sistematik bir linç kampanyasına maruz bırakılıyorum.
Can güvenliğime yönelik açık tehditler alıyorum.
Beni elektrik direğine asmakla tehdit edenler de var, silahla vurulmamı isteyenler de…
Tehditler, iftiralar ve kirli kampanyalar bir araya gelmiş durumda.
Sahte sosyal medya hesaplarından, fonlanan sözde akademisyenlere, iftira ve manipülasyonla mesleklerini kirleten bazı gazetecilere kadar uzanan geniş bir cepheyle karşı karşıyayız.
Ve ne yazık ki, dün siyasi ikballeri uğruna yanımda saf tutan, bir zamanlar benimle yol yürümeyi bir övünç sayarken bugün başka mecralara savrulmuş bazı siyasetçiler de bu koroya katılmış durumda.
Hepsi bir ağızdan, hiçbir bilgi sahibi olmadığım, hiçbir dahlimin bulunmadığı bir konuda konuşmamı talep ediyorlar.
Oysa biz, bu milletin hakiki gündeminden sapmadan yürümek zorundayız.
Şahsi değil, kamusal olana; dedikoduya değil, hakikate yaslanmak zorundayız.
Ben, polemikle değil halkla konuşan bir siyasetçiyim.
Ve beni tanıyan herkes bilir: Eğer ortada bir gerçeklik varsa, onu eğip bükmeden, çekinmeden, dimdik bir duruşla dile getirmekten asla geri durmam.
Beni direklere asacaklara,
silahla vuracaklara,
beni yakacaklara, taşlatacaklara,
bir adım attırmayacaklara ve lamalara söylüyorum: Sizden korkan sizden namerttir.
Benden bir mesaj bekleyen herkese buradan açıkça sesleniyorum:
Herkes bilsin ki; bu partinin düşmanlarını, yine bu partinin harem-i ismetinde boğmaya muktediriz."
Eyüpspor ile geçtiğimiz günlerde sözleşmesi sona eren ve Antalyaspor ile oynanan karşılaşmanın ardından takımdan ayrıldığını açıklayan Arda Turan’ın yeni durağı Shakhtar Donetsk oldu. Genç teknik adam, Ukrayna ekibi ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.
Shakhtar Donetsk’ten 'Hoş geldin Arda Turan' başlığıyla yapılan açıklamada, “38 yaşındaki Türk teknik adam ile 2027 yılının yazına kadar sözleşme imzalandı. Arda Turan, Donetsk kulübünün 39’uncu teknik direktör olacak” ifadeleri kullanıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları kapsamında 10 hukukçuyu görevlendirdiğini söyledi.
AK Parti Genel Merkezi'nde gerçekleşen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nasıl sandığın üzerindeki bütün vesayet gölgelerini ortadan kaldırdıysak inşallah darbe anayasası utancından da bu milleti mutlaka kurtaracağız." dedi.
Erdoğan'ın gündeminde bugün 65'inci yıldönümü olan 27 Mayıs 1960 darbesi de vardı. 27 Mayıs darbesinin milletin kalbinde kanayan bir yara olduğunu söyleyen Erdoğan, "27 Mayıs'ta sadece Menderes hükümetine değil, milletin tercihine ve umutlarına darbe vurulmuştur. Asıl darbe 'yeter, söz milletindir' ifadesinde anlamını bulan cesarete indirilmiştir." ifadelerini kullandı.
"NE YAPTIĞIMIZI BİLİYORUZ"
Erdoğan konuşmasında Terörsüz Türkiye sürecine de değindi. "Cumhur İttifakı'nın iki güçlü ve tecrübeli lideri olarak Bahçeli ile ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Tüm negatif söylemlere, güvensizlik iklimi oluşturmak için her gün yeni bir fitne kazanı kaynatanlara rağmen biz son derece umutluyuz. Allah'ın izniyle bu sefer hedeflerimize ulaşacağız. El ele verecek, Türkiye'yi bu musibetten kurtaracağız. Türkiye Yüzyılı'nı kardeşliğin de yüzyılı haline getireceğiz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:
"Demokrat Parti döneminde önemli hizmetler gerçekleştirildi. Tarihimize yönelik faşizan uygulamalar kaldırılmıştır. 27 Mayıs'ta ülkemizi darbe ortamına sokan CHP'dir. 27 Mayıs'ta milletin umutlarına da darbe vurulmuştur. 27 Mayıs darbesi, milletimizin kalbinde kanayan bir yaradır. 27 Mayıs, darbeler zincirinin ilk halkasıdır.
"MİLLETE 'HADDİNİZİ BİLİN' DENDİ"
27 Mayıs'ta sadece Menderes hükümetine değil, milletin tercihine ve umutlarına darbe vurulmuştur. Asıl darbe 'yeter, söz milletindir' ifadesinde anlamını bulan cesarete indirilmiştir.
27 Mayıs'la başlayan ve Yassıada tiyatrosuyla devam eden, Menderes ve arkadaşlarının idamıyla sonuçlanan süreçte siyasetçilere ve millete şu mesaj verilemek istenmiştir; 'Çizgiyi aşmayın.' 27 Mayıs'ın esas mesajı işte budur.
"DARBE ANAYASASI UTANCINDAN BU MİLLETİ KURTARACAĞIZ"
27 Mayıs 1960 darbesiyle açılan parantezi 15 Temmuz gecesi yazılan destanla bir daha açılmamak üzere biz kapattık. O gece sadece demokrasimiz kurtulmadı. O gece aynı zamanda Menderes ve arkadaşlarının ruhu da şad oldu.
Nasıl sandığın üzerindeki bütün vesayet gölgelerini ortadan kaldırdıysak inşallah darbe anayasası utancından da bu milleti mutlaka kurtaracağız.
Yeni ve sivil bir anayasa üstümüzdeki ölü toprağını tamamen atma imkanını bizlere sunacak. Yeni anayasayı demokrasimizin envanterine katmakta kararlıyız.
Dün itibariyle 10 hukukçu arkadaşımı görevlendirdim. Şimdi bu hukukçu arkadaşlarımız çalışmaya başlayacaklar. Bu çalışmayla birlikte inşallah yeni anayasa hazırlık çalışmalarını yürüteceğiz.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
MHP'nin saygıdeğer genel başkanı Devlet Bahçeli'nin tarihi çıkışıyla olgunlaşan Terörsüz Türkiye çalışmalarında kritik bir eşiği daha aştık. Örgütün aldığı fesih ve silah bırakma kararıyla yeni bir safhaya geçilmiş oldu. Şurası bir gerçek; her yeni aşamayla birlikte hem ümitlerimiz hem de yükümüz artmaktadır.
Cumhur İttifakı'nın iki güçlü ve tecrübeli lideri olarak Bahçeli ile ne yaptığımızı gayet iyi biliyoruz. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşıldığında ülkemizin özellikle ekonomi, özgürlükler, diplomasi alanında büyük bir şahlanış yaşayacağını görebiliyoruz. Devletimizin tüm kurumları, tüm kadroları aynı şekilde ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Terörsüz Türkiye menziline vardığımızda sadece bir zumre veya bir kesim değil, 86 milyonun tamamı kazanacak.
Tüm negatif söylemlere, güvensizlik iklimi oluşturmak için her gün yeni bir fitne kazanı kaynatanlara rağmen biz son derece umutluyuz. Allah'ın izniyle bu sefer hedeflerimize ulaşacağız. El ele verecek, Türkiye'yi bu musibetten kurtaracağız. Türkiye Yüzyılı'nı kardeşliğin de yüzyılı haline getireceğiz.
NEŞTER VURULMASI VAKTİ ÇOKTAN GELDİ
Son grup toplantısında belediyelerle ilgili ayyuka çıkan sıkıntıları ve çözüm önerilerini paylaştık. Oldukça olumlu tepkiler aldık. Kaynak yetersizlikleri, vesayet sorunları, operasyonel güçlükler belediyelerimizin hizmet standardını aşağı çekiyor.
İmar planlamalarında şeffaflığın yeterince sağlanamamsı sebebiyle belediye-vatandaş arasında güven bunalımı oluşuyor. Belediyelerin borç yönetimi meselesi, üzerinde uzun uzun konuşmamız gereken bir başka sorun alanı. İstisnalar haricinde belediyelerin çoğu, özellikle de muhalefet belediyeleri ne yazık ki borç içinde.
SGK prim borçlarını gündeme getirdiğimizde maruz kaldığımız eleştirileri hepimiz hatırlıyoruz. Oysa SGK borçları 'Bunları ödersek dükkanı kapatmak zorunda kalırız' diyen muhalefet belediyelerinin konser üzerinden vurgun yapmaya gelince kesenin ağzını nasıl açtıklarını hepimiz gördük.
Belediye başkanlığı yaptım; nerede, İstanbul'da. Açık ve net söylüyorum. Personel giderleri bütçenin yüzde 30'unu aşamaz, aşmamalıdır. Ama bunlarda böyle bir hesap var mı? Yok. Böyle bir hatayı bizim arkadaşlarımız da yapsa, tavrımız yine değişmez. Milletin parası kimsenin şahsi PR arpalığı değildir.
Sorunlara neşter vurulmasının vaktinin çoktan geldiği kanaatindeyiz. Sadece AK Parti belediyelerini değil, 86 milyonun tamamını ilgilendiren bu konuyu siyaset üstü bir yaklaşımla ele almak istiyoruz. Bizim tek bir gayemiz var, milletin sorunlarına çözüm bulmak.
14-28 Mayıs seçimlerinin üzerinden yarın itibariyla iki sene geçmiş olacak. Tüm sancılı süreçlerden hiçbir vatandaşımızın kılına zarar gelmeden, ülkemizi selamete çıkarmayı başardık.
Güvenlikte, ekonomide, enflasyonla mücadelede, sağlıkta, turizmde, eğitimde ve daha birçok alanda yeni kazanımlar elde ettik. İşte geçtiğimiz günlerde enerjide bir müjdemizi daha milletimizle paylaştık. Yedinci nesil sondaj gemimiz Abdulhamid Han ile Göktepe 3 kuyusunda 49 gün süren çalışmalarımız neticesinde 75 milyar metreküplük yeni bir doğalgaz keşfi yaptık.
Bizim yaptıklarımıza onların hayalleri dahi yetişemez. Türkiye'nin başarıları karşısında karalar bağlayanlara bugün bir haberim daha var. Geçen yıl temmuz ayında duyurduğumuz yüzer üretim platformunda önemli bir aşamaya geldik. Türkiye'ye yeni bir üretim kabiliyeti kazandıracak üç futbol sahası uzunluğundaki platformun adını Osman Gazi olarak belirledik. Bir fabrika gibi çalışarak doğalgaz işleyecek.
ÖZGÜR ÖZEL'E TEPKİ
CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ne yazık ki bulunduğu makamın hakkını veremiyor. Çok konuşup, genellikle boş konuşarak partisini komik durumlara düşürüyor. Ne dünyadan ne bölgeden haberi var, ne de Türkiye'yi tanıyor. Biz onun yanlışlarını düzeltmekten usandık, ancak o bunlara her gün yenisini eklemekten bıkmadı.
Aralarında bizim de dostlarımızın olduğu yabancı misafirlerin önünde yalvarmasını açıkçası izah edemiyoruz. Halbuki o dost bildiklerimiz 'nedir bu işin aslı' diye şahsıma soruyor, ben de kendilerine anlatıyorum; o da şok oluyor. Ülkesini ona buna şikayet etmesini Türkiye'nin ana muhalefet liderine yakıştıramıyorum.
Hırsızlıkları aklamak için yabancı konukların huzurunda adeta taklacı güvercin misali şekilden şekle girmesini taaccüple seyrediyoruz. Açık söylüyorum; biz CHP'nin bir avuç muhterisi savunmak uğruna İngiliz Muhipler Cemiyeti'ne dönüşmesinden memnun değiliz."
İktidara yakınlığı ile bilinen gazeteci Cem Küçük, katıldığı bir televizyon programında muhalefete yönelik yapılacak yeni operasyonu açıkladı.
Cem Küçük şu ifadeleri kullandı:
“Bana göre İSPARK'a da bir operasyon olur. Savcılık 2. dalga olduktan sonra İSTAÇ, İSFALT, İSPARK'ın ihale dosyalarını istemişti. İSTAÇ, İSFALT’a operasyon gelir dedim ve geldi. Operasyon yapılmayan bir tek İSPARK kaldı. İSPARK dışında başka iştirake olacağını düşünmüyorum."
İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu'nun oğlunun doğum gününde tutuklanarak cezaevine gönderilmesine tepki gösterdi.
İmamoğlu, 'Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi' hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
- Sırf benimle çalıştı diye insanlara zulmediyorsunuz.
- Onurlu, görevini layıkıyla yapan, kamuda çalışmanın bilincine sahip, devletine ve milletine bağlı pırıl pırıl insanları zorla evlerinden alıyor, uyduruk gerekçelerle tutukluyorsunuz.
- Çocuğunu tek başına büyütmeye çalışan, hakkında halihazırda adli kontrol kararı olan bir anneye bile sırf benimle çalışıyor diye işkence yapıyorsunuz. Evladının doğum gününde annesini tutukluyor, çocuğu tek başına bırakıyorsunuz.
- 5 dakikalık ifade için tekrar tekrar gözaltına alıyor, günlerce hücrede tutuyorsunuz, suç bulamayınca uyduruyorsunuz, gerekçe bulmak için uğraşmıyorsunuz bile.
- Böylesi bir gaddarlığı, böylesi bir kötülüğü ülkemiz hiçbir dönem yaşamadı.
- Anneleri serbest bırakın, çocukların ahını daha fazla almayın.
- Arşı titreten bu zulmünüzün hesabını iki dünyada veremeyeceksiniz.
İş insanı İnan Kıraç’ın kızı İpek Kıraç, Emine Alangoya ile evlenen babasının fiili ehliyetinin yerinde olmadığını iddia ederek evliliğin iptali istemiyle dava açmıştı. Bugün görülen duruşmada karar çıkmadı, dava 4 Temmuz’a bırakıldı. Duruşma sonrası açıklama yapan İnan Kıraç vasileri avukat Mert Öztürk ve Atakan Yılmaz ise şunları kaydetti:
"BİR AY BOYUNCA FARKLI İLLERE GÖTÜRÜLMEYE ZORLANDI”
*Sayın İnan Kıraç’ın 22 Mayıs’ta akşam saatlerinde İstanbul Zeytinburnu’nda özel bir hastaneden kaçırılması kısa sürede ülke gündemine yerleşmiştir. Medyada yer alan bazı haberlerde kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği görülmüştür. Bu nedenle kamuoyunu bilgilendirmek zorunlu hale gelmiştir.
*Vesayet mahkemesi tarafından Sayın İnan Kıraç’ın tedavisi yönünde verilen kararlara rağmen, uygulama aşamasında yaşanan kötü niyetli engellemeler sebebiyle, Sayın İnan Kıraç'ın tedavi süreci aksatılmıştır.
*Sayın İnan Kıraç, bazı kişiler tarafından yaklaşık bir ay boyunca farklı illere götürülmeye zorlanmış, ne yazık ki bu durumun sayın İnan Kıraç'ın sağlık durumunu olumsuz yönde etkilediği anlaşılmıştır.
*21 Mayıs 2025 tarihinde Sayın İnan Kıraç’ın Kartal Lütfi Kırdar Hastanesi’nde olduğu tespit edilince, kolluk kuvvetleri ve biz vasiler eşliğinde, tüm engellemelere rağmen, Sayın İnan Kıraç'ın Zeytinburnu’ndaki özel bir hastaneye sevki sağlanarak tedavisine başlanmıştır.
"UZAKLAŞTIRMA KARARI VERİLDİ"
*Aynı zamanda İstanbul Anadolu 2. Aile Mahkemesi tarafından Emine Alangoya’nın; Sayın İnan Kıraç’a ve bulunduğu konuta yaklaşmaması yönünde uzaklaştırma kararı verilmiştir.
“İNAN KIRAÇ, ÖZEL ARAÇ İLE KAÇIRILDI”
*22 Mayıs 2025 tarihinde, hastanedeki ziyaretimiz sırasında Sayın İnan Kıraç’ın kalabalık bir grupla birlikte hastaneden çıkarılmaya çalışıldığı tarafımızca son anda fark edilmiştir.
*Sayın İnan Kıraç hastanenin çıkış kapısında kendisini hazır olarak bekleyen bir araca doğru yönlendirildiği görülmüş; tüm uyarı ve çabalarımıza rağmen sayın İnan Kıraç, kendisini bekleyen özel araç ile hastaneden iznimiz olmaksızın kaçırılmış ve olay derhal kolluk kuvvetlerine bildirilmiştir.
“ŞEHİR DIŞINA DOĞRU YOLA ÇIKMIŞLAR”
*Arama çalışmaları devam ederken emniyet mensuplarınca tarafımıza verilen bilgiye göre, Sayın İnan Kıraç'ın hastaneden kaçırılırken içinde bulunduğu aracın farklı bir araçla değiştirildiği, telefonlarının değiştirilen araçta bırakıldığı, ilgili şahıslar tarafından; öncelikle Sayın İnan Kıraç'ın şehir dışına doğru yola çıkarıldığı, kaçırılma olayının kısa süre içerisinde ülke gündemine yerleşmesi üzerine, seyahat halindeki aracın yön değiştirdiği ve gece saatlerinde Sayın Kıraç'ın Vaniköy'de bulunan yalısına bırakıldığı öğrenilmiştir.
*Emniyet birimlerinin hızlı ve etkili çalışmaları sayesinde Sayın Kıraç, saatler içerisinde bulunmuş ve tarafımızca tekrar bir sağlık kuruluşuna güvenli bir şekilde ulaştırılmıştır.
*Kaçırılma olayı ile ilgili, savcılık makamınca soruşturma başlatılmış olup, Sayın İnan Kıraç’ın kaçırılmasını sağlayan, kaçırılmasına iştirak eden, kaçırılma olayında ihmali bulunan kişi ve kurumlar hakkında yasal süreç devam etmektedir.
*Şu anda Sayın İnan Kıraç, Ümraniye’deki özel bir ihtisas hastanesinde tedavi altındadır. Kendisinin sağlık durumu yakından takip edilmekte olup, en kısa sürede sağlığına ve sevenlerine kavuşacağına olan inancımız tamdır.
*Sayın İnan Kıraç, tüm yakınlarına ve Galatasaray camiasına sevgi ve selamlarını iletmektedir. Vasiler olarak temel görevimiz, Sayın Kıraç’ın sağlığını ve üstün yararlarını korumaktır.
*Görevimizi icra ettiğimiz süreçte, bazı üçüncü kişiler ve gruplar tarafından hukuka aykırı engellemelere ve baskılara maruz kalmamıza rağmen, görevimizi layıkıyla yerine getirme kararlılığımızdan, kimsenin şüphesi olmamalıdır.
Miss Turkey 2024'te İdil Bilgen (24) Türkiye'nin en güzel kızı olmuş, sosyal medyada büyük bir kesimden ise geçer not alamamıştı.
Bilgen, hakkında yapılan olumsuz yorumların ardından "Aslında Miss World yarışması çok donanımlı, eğitimli ve güzel kadınları seçiyor ve onlar yarışıyor. İç beynin güzelliği, duruşu, zarafeti, dil bilgisi ve kendini taşıma şekliyle var olan kadınlar güzel olarak göründüğü için... Güzellik bir bütündür" açıklamasını yapmıştı.
Ve tartışmalar uzun bir süre gündemde kalmıştı.
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan İdil Bilgen geçen günlerde ise Miss World yarışmasında ülkemizi temsil etmek için Hindistan'a gitmişti.
Miss World'den yapılan açıklamada "72. Miss World yarışmasının çeyrek finalinde yer alan İdil Bilgen'i tebrik ediyoruz. Gerçek güzelliğin şefkat ve cesarette bulunduğunu kanıtladı" denildi.
Miss World 2025 finali, 31 Mayıs'ta Haydarabad'daki HITEX Sergi Merkezi'nde düzenlenecek.
"ESTETİK BASKISI ARTIK KALKMALI"
Ukrayna basınından Qirim Media'ya konuşan Bilgen, güzellik standartlarının genç kadınlar üzerindeki baskısını eleştirmişti:
"Güzelliğin hem kutlandığı hem de sorgulandığı küresel platformda yer alan bir kadın olarak önemli bir mesajı paylaşmanın sorumluluğunu hissediyorum. Ve bunu dinleyen kadınlara sesleniyorum. Dijital dünyanın yön verdiği çağda, genç kadınlar toplumsal baskılarla şekillenen güzellik standartlarına uyma konusunda ciddi bir baskı hissediyor. Ve öyle bir duruma gelmiş halde ki kendimiz olmanın o zarafetini unutmuş durumdayız."
Borsa İstanbul'da işlem gören bazı sermaye piyasası araçları paylarında manipülatif hareketler gerçekleştirildiği iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen eski Türk Hava Kurumu Üniversitesi Rektörü ve AKP'li Zehra Taşkesenlioğlu'nun eski eşi Ünsal Ban, Ünal Ban ve Ahmet Karakaş tutuklandı.
Borsa İstanbul'da manipülasyon iddialarına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor.
Ünsal Ban "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", Ünal Ban ve Ahmet Karakaş ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" suçundan sulh ceza hakimliğince tutuklandı.
Şüpheliler hakkında ayrıca, "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçundan" yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol kararı verildi.
NE OLMUŞTU?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında, halka açık bir şirketin hisseleri üzerinde 2022 yılı mart ile eylül ayları arasında yatırımcı sayısı, işlem hacmi ve hisse fiyatında hayatın olağan akışına aykırı dalgalanmalar yaşandığı, yapay yükselişlerin küçük yatırımcıyı zarara uğrattığı belirlenmişti.
Örgütlü hareket eden şüphelilerin faaliyetlerinin "piyasa dolandırıcılığı" suçunu oluşturduğu tespiti üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince operasyon düzenlenmişti.
Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Şara ile Dolmabahçe'de görüştü. Görüşme iki buçuk saat sürdü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde bir araya geldi.
Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler de yer aldı. Görüşmede bölgede yaşanan gelişmelerin ele alındığı belirtildi.
Samsun’un Terme ilçesi Akçay Mahallesi'nde bulunan Akçay Irmağı'nda, arkadaşlarıyla birlikte dinlenmek için ırmak kenarına giden Jandarma Astsubay Çavuş Hakan Fidan (24), bir süre sonra ırmağa girdi.
SUYUN 6 METRE DERİNLİĞİNDE ÖLÜ BULUNDU
Irmağın derinliğinde dengesini kaybeden Fidan, suda çırpınmaya başladı. Bu sırada ırmak içinde genç astsubayı kurtarmaya çalışan arkadaşları ise 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Ordu Büyükşehir Belediyesi Ünye İtfaiye Amirliğine bağlı dalgıç ekipler, suyun yaklaşık 6 metre derinliğinde genç astsubayın cansız bedenine ulaştı. Olay yerinde bulunan sağlık ekiplerinin yaptığı incelemelerde astsubayın hayatı kaybettiği belirlendi.
YILLIK İZİN İÇİN AİLESİNİN YANINA GELMİŞ
Astsubayın cenazesi, Ordu'nun Ünye ilçesinde bulunan özel bir hastaneye kaldırıldı.
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde görevli olan 24 yaşındaki Hakan Fidan’ın, tim komutanı olarak görev yaptığı ve yıllık izin için Ordu’nun Ünye ilçesinde ailesinin yanına geldiği öğrenildi.
Terme İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı olay yeri inceleme ekipleri ve savcı, olayın yaşandığı alanda incelemelerde bulundu.
Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Ticaret Bakanlığı, mesafeli satış sözleşmelerine ilişkin olarak tüketicileri koruyan önemli mevzuat değişiklikleri yaptı.
1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek düzenlemelerle, cayma hakkını kullanan tüketicilere iade kargo ücreti yansıtılamayacak ve bazı elektronik ürünlerdeki cayma hakkı istisnaları kaldırılacak.
KARGO ÜCRETİ SATICIYA AİT OLACAK
Tüketicilerin mesafeli alışverişlerde ürün iadesi yaparken kargo ücretinden sorumlu tutulmalarına yönelik daha önce getirilen değişiklik, 4 Eylül 2024’te yapılan 28. Tüketici Konseyi’nde gelen öneriler doğrultusunda geri çekildi.
Buna göre, cayma hakkını kullanan tüketicilerin iade kargo ücreti, satıcı veya sağlayıcı tarafından karşılanacak.
Daha önce cep telefonu, akıllı saat, tablet ve bilgisayar gibi ürünlerde cayma hakkının kaldırılacağı öngörülmüştü.
Ancak tüketicilerden gelen talepler dikkate alınarak bu düzenlemeden vazgeçildi. Böylece söz konusu ürünlerde de tüketiciler, satın alma sonrası 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkını kullanabilecek.
ARABULUCULUK BİLGİSİ ÖN BİLGİLENDİRME FORMUNDA YER ALACAK
Yine 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek başka bir düzenleme ise, tüketici uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvuru şartına yönelik.
Buna göre, parasal limitler dahilindeki uyuşmazlıklarda mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya başvurulması gerektiği bilgisi, mesafeli satış sözleşmesi yapılmadan önce tüketiciye sunulan ön bilgilendirme formunda yer alacak.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Medya A.Ş. ve Kültür A.Ş.'de usulsüz ihaleler düzenlendiği ve rüşvet elde edildiği iddialarına ilişkin soruşturma sürüyor.
Soruşturmada, Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanlığından itibaren irtibatlı olan Taner Çetin'in, Medya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı tutuklu şüpheli Murat Ongun'a bağlı olarak Medya A.Ş ve Kültür A.Ş'de karıştığı eylemlere ilişkin inceleme yapıldı.
ŞÜPHELİLER ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan, aralarında İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin, Çetin'in asistanı Arzu Can, İBB Halkla İlişkiler Müdürü Serap Karay, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin ve Musa Özışık'ın da bulunduğu 20 şüphelinin, İl Jandarma Komutanlığındaki işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıkta, ifade verme işlemlerinin başlaması bekleniyor. Savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden 4'ü adli kontrol, 16'sı ise tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP'ye anayasa için çağrıda bulunurken, çözüm sürecine ilişkin de "Siyaseti çok daha güçlü bir şekilde sürdürebilmesi DEM’e yeni avantajlar sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Macaristan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan yeni anayasa çalışmaları için CHP'ye çağrıda bulunarak, "Diyoruz ki; gelin el ele verelim. Komisyonlarımızı kuralım ve bu komisyonlarla beraber sivil anayasayı bir an önce oluşturalım ve milletimize takdim edelim. Hem milli olsun hem yerli olsun. Böyle bir anayasayı inşallah Türkiye görsün, yaşasın. Olmaması için hiçbir sebep yok. İlk dört madde ile ilgili herhangi bir sorun yok. Yani AK Parti olarak bizim böyle bir sorunumuz yok ve diğer siyasi partilerin de hemen hemen birçoğunun böyle bir sorunu yok. Ortada ilk dört madde ile ilgili bir sorun olmadığına göre, sadece yol haritasını belirleyeceğiz" dedi.
"Yeni anayasayı kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz. Benim tekrar seçilme veya tekrar aday olma gibi bir derdim yok" diye devam eden Erdoğan Özel'in erken seçim sözleri için de "Türkiye’yi böyle bir badirenin içerisine sokmayız, sokamayız, buna gerek de yok" ifadelerini kullandı.
Çözüm süreci ile ilgili konuşan Erdoğan;
Bu sorun ortaya çıktığında doğan bebekler bugün 40 yaşın üzerinde. Birkaç nesil bu sorunun içine doğdu ve uzun yıllar boyunca çözümsüz kaldı. Biz ilk andan itibaren samimiyetle, çözüm perspektifi ile meseleye yaklaştık. Çünkü Terörsüz Türkiye’nin ülkemizi nasıl şaha kaldıracağını biliyoruz. Evlatlarımıza bırakacağımız en önemli miras Terörsüz Türkiye olacak. Yıllarca süren acıların, kayıpların ve mücadelelerin ardından bu noktaya gelmek, gerçekten umut verici. Şehit cenazelerinde hissettiğim tarifsiz acıların, yüreklerimizi dağlayan terör eylemlerinin gölgesinde, bugün bu başarıyı görmek benim için tarifsiz bir gurur kaynağı. Terörle mücadelenin kahramanları, güvenlik güçlerimizle gurur duyuyorum, şehit ailelerimizin metanetleri ile iftihar ediyorum. Her bir acının, her bir kaybın ardında güçlü bir dayanışma, sabır, dirayet ve kararlılık yatıyor. Diyarbakır annelerini bir kenara koyamayız. Diyarbakır annelerini ihmal edemeyiz. Diyarbakır annelerinin artık gözü yaşlı değil, onlar da artık mutluluğu tatsınlar, yaşasınlar istiyoruz. Yakında anneler evlatlarıyla kucaklaşacaklar. Bu müjdeleri de alacağımıza inanıyorum. Bu konuları rahmetli Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan ziyaretimize geldikleri zaman kendileriyle görüşmüştük. Milli İstihbarat Teşkilatımız, diğer kurumlarımızla iş birliği içinde, Terörsüz Türkiye ile ilgili çalışmaları kontrollü bir şekilde devam ettiriyor. Başbakanlığım döneminde ben silahların gömülmesinden bahsetmiştim. Şimdi gelinen noktada bu ifade silahların bırakılmasına ve teslimine döndü. Bu adımlar atıldığında şehitlerimiz de inşallah huzura kavuşur. Diğer taraftan, silah vesayetinden kurtuldukça, DEM Parti de siyasi mücadelesini çok daha farklı bir şekilde sürdürme fırsatını yakalıyor. Mecliste 50’nin üzerinde milletvekilleri bulunuyor. Siyaseti çok daha güçlü bir şekilde sürdürebilmesi DEM’e yeni avantajlar sağlayacaktır. DEM’in de yeni dönemde farkını ortaya koyması hem kendi tabanları için, hem ülkemiz için hayırlı olacaktır.
Türkiye'nin neden yeni bir anayasaya ihtiyacı vardır? Siz 1924 Anayasası’ndan 101 yıl sonra Türkiye'nin ikinci sivil anayasasını yapmak için Meclis’te ve toplumda bir mutabakat olduğunu düşünüyor musunuz? Yeni bir anayasanın, yani sivil anayasanın öneminin idrak edildiği kanaatinde misiniz?
Türkiye değişiyor, dünya değişiyor. Yeni bir çağda yaşıyoruz, daha yeni bir çağa doğru ilerliyoruz. Bu kadar hızlı değişen dünyada, eski Türkiye’nin üstelik de darbenin şartlarında hazırlanmış, ne kadar değişiklik yapılırsa yapılsın darbeci zihniyetin satırlarında gezindiği bir anayasa ile bir yere varmak mümkün müdür? Darbecilerin yazdığı anayasa ile toplumu birleştirmenin ne kadar zor olduğunu 40 yıldır yaşayarak görmüyor muyuz? Bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde darbe anayasasının olduğunu bilmeyen var mı? Siyasi hayatım boyunca Türkiye’nin sivil, demokratik ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dile getirdim. Bugün de aynı noktadayım. Artık darbecilerin yazdığı, darbecilerin ortaya koyduğu bir anayasayla Türkiye geleceğe yürüyemez. Artık darbecilerin değil, sivillerin ortaya koyduğu bir anayasaya ihtiyacımız var. Bunun için de AK Parti olarak biz bir çalışma yapıyoruz.
Bununla ilgili bazı arkadaşlarımıza görevler de verdik. Bütün mesele, acaba Cumhuriyet Halk Partisi de bizlerle ortak, müşterek bir sivil anayasa yapma yolculuğuna çıkar mı? Önemli olan bu. Diyoruz ki; gelin el ele verelim. Komisyonlarımızı kuralım ve bu komisyonlarla beraber sivil anayasayı bir an önce oluşturalım ve milletimize takdim edelim. Hem milli olsun hem yerli olsun. Böyle bir anayasayı inşallah Türkiye görsün, yaşasın. Olmaması için hiçbir sebep yok. İlk dört madde ile ilgili herhangi bir sorun yok. Yani AK Parti olarak bizim böyle bir sorunumuz yok ve diğer siyasi partilerin de hemen hemen birçoğunun böyle bir sorunu yok. Ortada ilk dört madde ile ilgili bir sorun olmadığına göre, sadece yol haritasını belirleyeceğiz. Süratle heyetlerimizi oluşturabiliriz. Başbakanlığım döneminde böyle bir çalışmayı yapmıştık, yine yapabiliriz, fazla vaktimizi almaz. Yeni anayasayı kendimiz için değil, ülkemiz için istiyoruz. Benim tekrar seçilme veya tekrar aday olma gibi bir derdim yok. Atacağımız adımlarla ülkemizin itibarını nasıl yükseltiriz, derdimiz bu. Şu anda artık Türkiye'nin milli geliri hamdolsun güçlü bir konuma ulaştı. Göreve geldiğimizde rakamlar neydi, şu anda rakamlar nerede? İhracata bakıyorsun, ihracatta hamdolsun 265-270 milyar dolar seviyelerini yakaladık. Öbür tarafta kişi başı milli gelirimiz o yıllara göre tavan yapmaya başladı. Rezervimiz de tırmanmaya başladı. Döviz rezervi noktasında şu anda hazinemiz güçlü.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'in “Meclis’te boş sandalye sayısının 30'a yaklaşması durumunda anayasal çerçevede ara seçim kaçınılmaz olur” şeklindeki bir çıkışı vardı. Her ne kadar kendileri “milletvekillerini istifa ettirme planımız yok” dese de bu açıklama sizce erken seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi mi? Siz bu çıkışı nasıl değerlendirirsiniz? Aynı zamanda muhalefetin meclis üzerinden bir erken seçim stratejisi geliştirmesi sizce ne kadar doğru? Gerçekçi ya da demokratik teamüllere uygun mu? Bu hamlenin siyasi bir karşılığı olur mu?
CHP’nin milletin verdiği ödevi yerine getirmek gibi bir niyeti hiç olmadı. Her seçim sonrası, onlar açısından bakarsak her yenilgi sonrası, aradan bir zaman geçtikten sonra erken seçim borazanını öttürmeye başlıyorlar. Fakat CHP budur. Hatırlayın, CHP'nin erken seçim olayı yeni bir tez değil. Yatıyorlar kalkıyorlar “erken seçim” diyorlar. Yani erken seçim olduğu zaman ne olacak? Bunlar iktidara mı gelecekler? Şu anda elindeki boş veya dolu sandalye sana yeter. Tepe tepe kullan. Erken seçim hesaplarıyla ile heba ettikleri vakitleri, millete hizmete harcasalar, belki milletin gönlüne girebilmenin bir yolunu bulabilirler. Kaldı ki Özgür Bey’in anlattığı erken seçim değil başka bir konu. Buna erken seçim denmez. Buna ara seçim denir. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir. Dahası şu anda TBMM’deki tabloya bakıldığında ara seçimi gerektiren bir durum da yoktur. Millet, bundan 2 sene önce vekilleri 5 yıl görev yapsınlar diye Meclis’e göndermiştir. Diğer yandan Sayın Özel’in anladığı manada erken seçimi bugüne kadar çok dillendirdiler. Türkiye’yi böyle bir badirenin içerisine sokmayız, sokamayız, buna gerek de yok. Türkiye şu anda tarihinin en istikrarlı, güçlü zamanlarını yaşıyor. Tam bir birliktelik ruhuyla terörü bitirmenin arifesindeyiz. Enflasyona karşı topyekûn mücadeleyi başarıyla yürütüyoruz. Dış politikada hamdolsun yıldızımız giderek parlıyor. Cumhur İttifakı olarak birilerinin keyfi için bunların zarar görmesine müsaade etmeyiz."
Fenerbahçe’de kritik bir zirve gerçekleştirildi…. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Aziz Yıldırım bir araya geldi. Aziz Yıldırım'ın ofisinde gerçekleşen görüşmede gündemdeki konular değerlendirildi. Görüşmede Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu da yer aldı.
SEÇİM ZAMANI TARTIŞMASI
Hatırlanacağı üzere Fenerbahçe’de Başkan Ali Koç, seçimi eylül ayında yapacağını açıklarken imza kampanyası başlatan muhalefet de seçim tarihini öne çekmek istiyor.
'FİKİR İSTİŞARESİ YAPILDI'
Fenerbahçe Spor Kulübü'nden yapılan bilgilendirmede ise şu ifadelere yer verildi: "Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Ali Y. Koç ile Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Sayın Şekip Mosturoğlu, Kulübümüzün bir önceki başkanı Sayın Aziz Yıldırım’a nezaket ziyaretinde bulunmuşlardır.
Ziyaret sabah saatlerinde son derece samimi bir ortamda gerçekleşmiş; Fenerbahçe’mizin bugününe ve yarınına dair kapsamlı değerlendirmeler yapılmıştır. Kulübümüzün gündemine dair karşılıklı fikirlerin istişaresi için önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelme temennisiyle, görüşme sona ermiştir."
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Arif Aras hakkında dernek kurulundaki konuşmalarında kullandıkları ifadelere ilişkin "Zincirleme şekilde basın yoluyla yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve " Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçlarından açılan davanın ilk duruşması görüldü.
DAVA EYLÜL AYINA ERTELENDİ
Turan ve Aras’ın yargılandığı davada cumhuriyet savcısı, sanıkların ’zincirleme şekilde yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘zincirleme şekilde adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarından 5’er yıl 6’şar ay hapisle cezalandırılmasını talep etti.
TÜSİAD yöneticilerinin yargılandığı davanın ara kararında yurt dışına çıkış yasakları kaldırılırken dava 23 Eylül'e ertelendi.
MAHKEMEDE NELER YAŞANDI?
Hakim karşısına çıkan Orhan Turan aylık gelirinin 1 Milyon TL, Aras da 900 Bin TL olduğunu söyledi.
Savunmada ilk sözü Ömer Aras aldı.
Suça konu edilen 13 Şubat’taki sözlerine ilişkin, konuşmanın “ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu suçlamanın anlamsız olduğunu ve nasıl savunma yapacağını şaşırdığını” söyledi.
Terör örgütü PKK’nın geçtiğimiz günlerde aldığı fesih kararının ardından, örgütün kurucularından Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun’un hayatlarını kaybettikleri açıklandı. Bu açıklamanın ardından, Tunceli’de söz konusu isimler için yürüyüş ve anma programı düzenlendi.
DEM PARTİ VE DBP YÖNETİCİLERİ DE KATILDI
Tunceli kent merkezinde yer alan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen grup, burada bir anma etkinliği gerçekleştirdi. Etkinliğe Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, DEM Parti milletvekilleri, kayyum atanan eski Tunceli Belediye Eşbaşkanları, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.
BÜYÜK TEPKİ TOPLADI, VALİ İSTİFASINI İSTEDİ
Tunceli'de yaşanan olay büyük tepki topladı. Tepkilerin ardından Tunceli Valisi Tunceli Valisi Bülent Tekbıyıkoğlu'ndan dikkat çeken bir adım geldi.
Nowhaber'den Alican Uludağ'ın haberine göre Vali Tekbıyıkoğlu, 'Ankara'dan gelen bir telefonla' terör örgütü yöneticileri Ali Haydar Kaytan ve Rıza Altun için yapılan anmaya izin verilmesi üzerine, 19 Mayıs'ta istifa kararı aldı. Vali Tekbıyıkoğlu'nun İçişleri Bakanlığı'na dilekçe vererek merkeze çekilmeyı istediği belirtildi.
İmamoğlu'nun açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Terör örgütü PKK’nın silah bırakma kararının ve kendini feshetmesinin ardından, TBMM rehberliğinde katılımcı, şeffaf ve demokratik bir süreci hep birlikte inşa etmemiz gerekmektedir. Ülkemizin sabırla ve katılımcı bir iradeyle, milletimizin güvenini kazanan bir Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefine ilerlemesi, tarihimize, milletimize ve ortak geleceğimize karşı sorumluluğumuzdur.
Daha önce belirttiğimiz gibi bu süreci salimen tamamına erdirebilmek üzere, konunun meclisimizde bir genel görüşme açılarak ele alınması ve mecliste temsil edilen bütün partilerin katılımıyla “Terörsüz ve Demokratik Türkiye Komisyonu” oluşturulması milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gerekliliğidir. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel bu komisyonun kurulması adına tarihi bir çağrıda bulunmuştur. Silahların susması ve terörün bitmesi adına, bu komisyonun şeffaf, katılımcı, demokratik ve çoğulcu bir iradeyle çalışması, bu tarihi sorumluluğumuzu başarıyla gerçekleştirmemizi sağlayacaktır.
TBMM bünyesinde bir komisyonun kurulması adına, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de bir çağrıda bulunması kıymetlidir. İnanıyorum ki bu süreç, ancak Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasına vesile olursa başarıya ulaşacak, milletimize umut ve güven verecektir.
Terörsüz ve Demokratik Türkiye hedefi için çalışılan şeffaf, katılımcı ve demokratik bir TBMM zemininin ve millet iradesinin hepimize rehber olacağını ümit ediyorum.
Milletimiz hiç merak etmesin. Vatandaşın hakkını ve ülkemizin geleceğini her koşulda koruyacak, Terörsüz ve Demokratik Türkiye’yi milletimize armağan etmek için sağlam irademizi güçlü bir biçimde ortaya koymaya devam edeceğiz.
AK Parti Genel Merkez Gençlik Kollarınca düzenlenen "GENÇFEST: Bir Gençlik Festivali" İstanbul'da bulunan Basketbol Gelişim Merkezi'nde konserlerle tamamlandı.
Düzenlenen festivalde Erdoğan'ın konuşmasının ardından çeşitli şarkıcıların konserleri yapıldı.
Gençler tarafından tanına şarkıcı ve rapçiler sahne aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da programa katılarak gençlerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sagopa Kajmer ve Ferhat Göçer ile sahneye çıkarak katılımcıları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ferhat kardeşim hemen kaçmak istiyor. Durmak yok, yola devam" ifadelerini kullandı. O anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü.
Fenerbahçe’de sular durulmuyor. Taraftarların istifaya davet ettiği Ali Koç ve yönetiminin seçime girmesi için camiadan baskılar artıyor.
Sabah'ın haberine göre; Fenerbahçe'de kongre üyelerinin başlatmış olduğu imza kampanyasında rakam 5 bini geçti. 8 bine ulaşırsa Fenerbahçe olağanüstü seçime 1 ay içinde gidecek.
Tribünlerin istifaya davet ettiği Fenerbahçe'de Ali Koç ve yönetimi olağanüstü seçimli kongreye gitme fikrine sıcak bakıyor. Eylül ayındaki mali genel kurulun seçimli kongreye dönüştürülmesi planlanıyor.
Daha önce istifa etmeyeceğini ve kongreye gitmeyeceklerini açıklayan Koç, yeterli imza toplanması halinde aday olmayacağını da ifade etmişti.
Başkan Koç, teknik direktör Jose Mourinho ile yola devam edeceklerini de açıklamıştı.
İKİ İSİMDEN ADAYLIK AÇIKLAMASI
Fenerbahçe'de eski yöneticilerden Hakan Bilal Kutlualp ve Mahmut Uslu, başkanlığa aday olacaklarını açıklamıştı.
Karadeniz'deki Göktepe-3 kuyusunda 75 milyar metreküplük doğalgaz keşfi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son gelişmeyi İstanbul'daki hastane açılışında duyurdu.
75 milyar metreküplük keşif!
Abdulhamid Han gemisinin Göktepe-3 kuyusundaki çalışmalarına 27 Mart günü başladığını anımsatan Erdoğan, dün müjdeli bir haber alındığını söyledi. Buna göre, 49 günlük sondaj operasyonu sonucunda sahada 75 milyar metreküplük yeni doğalgaz keşfi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni keşfin ekonomik değerinin 30 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Erdoğan, "Sahanın geliştirilmesinde Sakarya projesi için yaptığımız yatırımlarla yüzer üretim platformunu kullanacağız." diye konuştu.
Yeni doğalgaz kefşinin yapıldığı Göktepe-3 kuyusu Filyos'a 180 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Kuyu, Bulgaristan-Türkiye Münhasır Ekonomik Bölge sınırına yakın bir bölgede yer alıyor.
İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Gelen Yolcu Karşılama Salonu’nda 25 Nisan saat 21.30 sıralarında yapılan denetimlerde, Çimkent’ten gelen Özbekistanlı Azıza B. Dılsora A. ve Fıruza K. adlı 3 kadın, şüphe üzerine durduruldu.
Şüphelilerin bagajları aranınca herhangi bir şeye rastlanmadı. Ancak X-ray taramasında kadınların bel bölgelerinde yoğunluk tespit edildi. Kuvvetli şüphe üzerine savcılık talimatıyla şüpheliler, röntgen çekimi için Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne götürüldü.
Röntgenlerde, kadınların cinsel organlarında cisimler olduğu belirlendi.
Kadın polis memurları gözetiminde özel bir alana alınan şüphelilerin, genital bölgelerindeki altınlar alındı.
Yapılan incelemede, cinsel organlarından çeşitli ağırlıklarda toplam 120 parça halinde, 6 kilo 28 gram altın ele geçirildi.
Altınlar, Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK'nın fesih bildirisindeki tepki çeken 'Lozan' sözlerine değindi. Erdoğan, "Ben hiçbir konuşmamda bu gelişmelerin Lozan'la ilişkisinin olup olmadığına dair en ufak bir ifade kullanmadım. Sizler duydunuz mu benden? Ne millete seslenişlerde böyle bir beyanım oldu, ne dar kapsamlı toplantılarda bu tür bir açıklama yaptım. Böyle bir şey düşünmedik. Bunun Terörsüz Türkiye ile yakından uzaktan alakası yok. Bunlar maalesef duymuyorlar, uyduruyorlar." dedi.
Erdoğan, Arnavutluk ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan silah bırakılmasına ilişkin olarak da "Sınırlarımız dışındaki teröristlerin silahlarının ne şekilde teslim edileceği ile ilgili komşularımızdaki muhataplarıyla da görüşmeler yürütülüyor. Bağdat ve Erbil yönetiminin bu süreçte nasıl yer alacağına ilişkin planlamalar var." bilgilerini paylaştı.
- PKK terör örgütünün yapmış olduğu son açıklamada, biliyorsunuz Lozan'a bir vurgu yapılmıştı. Bu Lozan'a vurgu yapılması sonrasında sanki bu açıklamayı iktidar yapmışçasına tepkiler gelmeye başladı, eleştiriler gelmeye başladı. Hatta muhalefet Lozan'la ilgili çok böyle sert tepki gösterirken CHP lideri Özgür Özel, "Bu açıklamanın altında Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin imzası var" dedi. Oysa siz son grup toplantısında hani tabiri caizse 10 adım daha muhalefete yaklaşmıştınız ve orada bu sürece CHP'nin lideri Özgür Özel'in de vermiş olduğu desteği takdirle yad etmiştiniz. Fakat sizin bu açıklamanızdan sonra böyle bir açıklama geldi. Bunu nasıl değerlendireceğiz? Bu dil böyle mi devam edecek?
Ben hiçbir konuşmamda bu gelişmelerin Lozan'la ilişkisinin olup olmadığına dair en ufak bir ifade kullanmadım. Sizler duydunuz mu benden? Ne millete seslenişlerde böyle bir beyanım oldu, ne dar kapsamlı toplantılarda bu tür bir açıklama yaptım. Böyle bir şey düşünmedik. Bunun Terörsüz Türkiye ile yakından uzaktan alakası yok. Bunlar maalesef duymuyorlar, uyduruyorlar. Bu gelişmeler karşısında Doğu ve Güneydoğu'daki halkımın yaklaşımını çok önemsiyorum. Onlar da zaten Diyarbakır'da gereken cevabı verdi. Bizim muhatabımız milletimizdir, bölgedeki kardeşlerimizdir. Bizim ne dediğimiz, neyi desteklediğimiz, neyi öncelediğimizi de milletimiz çok iyi bilir. Bizim gündemimizde, terörün tamamen devre dışı, saf dışı bırakılması var. Terör örgütünün kendini feshetmesi, silahı bırakması var. Bunun eksiksiz, sorunsuz ve yol kazası yaşanmadan gerçekleşmesine odaklanıyoruz. Devletimizin birliği, bütünlüğü, üniter yapısı, rejimi, bayrağı, resmi dili gibi konuların tartışmaya açılmasına rıza göstermeyiz. Kimsenin tereddüdü olmasın, devletimiz, hükümetimiz gündemine hakimdir. Cumhur İttifakı tam bir dayanışma içindedir.,
SİLAH BIRAKMA NASIL OLACAK?
-Bu sürecin devamı için, Suriye'de Şam yönetimi ile yapılan anlaşmanın sonuçlarına mı bakılacak? Yine Bağdat ve Erbil yönetimlerinin teröristlerin silah bırakması ve bu silahların teslimi ile ilgili süreçlerdeki rolleri neler olacak?
Bundan sonra örgütün feshi ve silahların teslimi ile ilgili çalışmaların nasıl yapılacağı, devletimizin güvenlik birimlerinin takibindedir. Sınırlarımız dışındaki teröristlerin silahlarının ne şekilde teslim edileceği ile ilgili komşularımızdaki muhataplarıyla da görüşmeler yürütülüyor. Bağdat ve Erbil yönetiminin bu süreçte nasıl yer alacağına ilişkin planlamalar var. Silahların teslimi ve örgütün tamamen tasfiyesi gerçekleştiğinde ise birlik ve beraberliğimizi güçlendiren adımlarla terörün tamamen Türkiye gündeminden çıkışı sağlanacaktır. Annelerin, babaların yüreklerine su serpilecektir. Şiddetin tamamen devreden çıkması, sivil siyasetin güçlenmesini beraberinde getirecek. Türkiye’nin hedeflerine daha kolay ulaşması mümkün olacaktır. Bu adım, aynı zamanda Irak ve Suriye’nin de huzuruna, kalkınmasına, istikrarına hizmet edecektir. Biz halihazırda Suriye yönetimi ile çok iyi ilişkilere sahibiz. Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara iki kez Türkiye’ye geldi. Son derece verimli görüşmelerimiz oldu. Sorduğunuz soruyla ilgili ilk etapta Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan, İstihbarat Başkanımız İbrahim Kalın ve Savunma Bakanımız Yaşar Güler görüşmeler yaptılar. Temaslarımız sürüyor. İnşallah umduklarımıza vasıl olacağız."
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN NİHAİ HEDEFİ SİLAHLARI GÖMMEK"
-Sayın Devlet Bahçeli'yle birlikte 50 yıllık bir kâbusu bitirdiniz. Bu, aslında Nobel Barış Ödülü gerektiren bir adım, bir devrim. Çünkü PKK, tarihinde ilk kez, fesih ile birlikte, silah bıraktığını açıkladı. Bundan sonra beklenti ya da beklentilerimiz ne olacak? Tam olarak ne olduğunda biz “tamam işte oldu” diyeceğiz?
Terörsüz Türkiye'nin nihai hedefi bellidir. Silahları gömmek. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, fesih kararının eksiksiz biçimde uygulanması, illegalitenin terk edilmesi şart. Alınan kararların tatbikini çok yakından takip edeceğiz. Şehitlerimizin manevi hatırasına, şehit yakını ve gazilerimizin haklarına halel getirmeden terörsüz Türkiye’ye kavuşacağız. Terörün, Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkmasıyla birlikte yepyeni bir dönemin kapısı aralanacaktır. Bakın, terör belası yıllarca bu ülkenin ayağına vurulmuş bir prangaydı. Hızımızı azaltan, ayaklarımızı bağlayan zincirleri kırmaya başladık.
Terör örgütünün, bulunduğu bölgeleri terk etmesiyle Güneydoğu'da, Doğu’da halaylar niye çekildi? Bütün bu halayların bir anlamı vardı. Artık Doğu’ya, Güneydoğu’ya huzur geldi diye benim vatandaşım orada halaylar çekti. Bölgeye gelen bu huzuru, bu refahı Tayyip Erdoğan kendi için istemiyor, ülkesi için istiyor, bölgesi için istiyor. Şunu bir defa çok iyi bilmemiz lazım. Bütünüyle bu bölgede ekonomik ayağa kalkış, bu huzur iklimiyle beraber olacak. Benim Doğu’daki, Güneydoğu'daki halkımın yaşamı çok daha farklı bir hale gelecek. Hem ticari hayat canlanacak hem de benim vatandaşım caddelerde, sokaklarda nefes alacak. Yaylalar canlanacak, ayağa kalkacak.
Çobanlarımız yaylada sürüsüyle beraber güvenli şekilde hayat sürdürebilecek. Ülkemin dört bir yanında da artık huzur, tam anlamıyla hissedilecek. Birkaç cılız ses çıkıyor, vatandaşımız sürece sahip çıktıkça bu sesler de kesilecek. Beklentimiz, terör defterinin bir daha açılmamak üzere kapanmasıdır.
23 Mart'tan beri tutuklu olan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Günü resepsiyonuna gönderdiği mesajında, PKK'nın kendini lağvettiğini hatırlatarak, bunun tek başına barış anlamına gelmeyeceğini belirtti. İmamoğlu, "Ateşkeslerin arkasında sosyal adalet, onurlu bir yaşam ve demokratik bir düzen olmazsa; temel haklar ve özgürlükler güvence altına alınmaz, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım sağlanmazsa, silahlar bir gün daha da yüksek sesle dönebilir. Kürt meselesi konusunda hayati öneme sahip bir süreç, iktidarın yapmak istediği gibi, az sayıdaki siyasetçinin kapalı kapılar ardında yürüteceği görüşmelerle yönetilemez. Günü kurtarmayı amaçlayan, kısa vadeli ve dar siyasi hesaplarla ve sorunun bölgesel boyutu göz ardı edilerek, sonuca ulaşılama" ifadesini kullandı.
İmamoğlu; PKK'nın açıklamasında "Kürt inkâr ve imha siyasetinin kaynağı" olarak tanımlanan Lozan Antlaşmasına da değinirken, "Demokratik Cumhuriyetimizin temeli olan Lozan'da, Türkiye'nin içinde her yurttaşın başı dik, onurlu ve özgür bir biçimde, kendi kimliğiyle yaşayabileceği dünyaya ilan edilmiştir. Lozan Konferansı, aynı zamanda savaştan yeni çıkmış ve barışı öncelemiş Türkiye’nin büyük bir diplomatik zaferidir ve her yurttaşımız bu zaferle haklı bir gurur duyar, duymalıdır. Şunun altını çizmeliyim ki; Türkiye için her zaman öncelik, ‘yurtta ve dünyada barış’ ilkesidir" dedi.
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Thomas Ossowski ev sahipliğinde “Avrupa Günü” resepsiyonu düzenlendi. İlk konuşmayı yapan Ossowski’nin ardından konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İmamoğlu’nun mesajını okudu.
İmamoğlu, Aslan aracılığıyla paylaştığı mesajında şunları söyledi:
“Geçen yıl birlikte ev sahipliği yaptığımız Avrupa Günü’nün tersine, bugün fiziksel olarak aranızda olamıyorum. Ancak bizleri buluşturan demokratik değerlere olan ortak inancımıza verdiğim güçlü desteği ifade etmek adına, bu özel günde sizlere bir mesaj yollamak istedim. İstanbul, Avrupa’nın kültürel başkentlerinden biri olarak, iki kıtayı birleştiren eşsiz konumuyla, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de Avrupa'nın çoğulcu ve açık toplum vizyonunun önemli bir simgesidir. Bizi üç kere seçen halkın iradesi sayesinde 2019 yılında göreve gelen sosyal demokrat belediyemiz, bu vizyonu katılımcı ve kapsayıcı bir yerel yönetim anlayışıyla, yorulmadan hayata geçirmeye kararlıdır. Bugün dünyanın ve Avrupa’nın pek çok bölgesinde yaşanan demokratik gerilemeler, sadece temel hak ve özgürlükleri hedef almıyor; uluslararası ilişkilerin de zeminini sarsıyor. Otoriterleşme dalgası, demokratik kurumları zayıflatmakla kalmıyor; ortak değerleri ve hak temelli uluslararası düzeni de erozyona uğratıyor.
Popülist liderler, kendi politik gündemlerine uğruna, hemen hiçbir şeyi manipüle etmekten kaçınmıyorlar. Ukrayna ve Gazze’de yaşanan büyük kayıplar, acı ve yıkımın ardından barış girişimlerinin yeniden başladığına tanıklık ediyoruz. Türkiye'de ise, ülkemizin en sancılı meselelerinden biriyle ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Haftanın başında, terör örgütü PKK, silah bıraktığını ve kendini lağvettiğini açıkladı. Ancak unutmayalım ki, silahların susması, tek başına barış anlamına gelmez. Ateşkeslerin arkasında sosyal adalet, onurlu bir yaşam ve demokratik bir düzen olmazsa; temel haklar ve özgürlükler güvence altına alınmaz, eşit yurttaşlık ve toplumsal katılım sağlanmazsa, silahlar bir gün daha da yüksek sesle dönebilir. Adil bir toplumsal ve siyasi düzen kurulmadan, kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir. Dolayısıyla, bu çerçevede kilit bir noktayı vurgulamak isterim: Kürt meselesi konusunda hayati öneme sahip bir süreç, iktidarın yapmak istediği gibi, az sayıdaki siyasetçinin kapalı kapılar ardında yürüteceği görüşmelerle yönetilemez. Günü kurtarmayı amaçlayan, kısa vadeli ve dar siyasi hesaplarla ve sorunun bölgesel boyutu göz ardı edilerek, sonuca ulaşılamaz.
Bu vesile ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu metinlerinden birini oluşturan Lozan Antlaşması’na da değinmek istiyorum. Demokratik Cumhuriyetimizin temeli olan Lozan'da, Türkiye'nin içinde her yurttaşın başı dik, onurlu ve özgür bir biçimde, kendi kimliğiyle yaşayabileceği dünyaya ilan edilmiştir. Lozan Konferansı, aynı zamanda savaştan yeni çıkmış ve barışı öncelemiş Türkiye’nin büyük bir diplomatik zaferidir ve her yurttaşımız bu zaferle haklı bir gurur duyar, duymalıdır. Şunun altını çizmeliyim ki; Türkiye için her zaman öncelik, ‘yurtta ve dünyada barış’ ilkesidir. Bu ilke, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bize mirasıdır. Lozan Antlaşması da işte Avrupa ile eşitlik, bağımsızlık ve barışa dayanan ilişkilerin başlangıç noktasıdır. İstanbul'da da 100 yılı aşan bu demokrasi mirasını ve kapsayıcılığı koruyan politikalar izledik.
Yıllardır yürüttüğümüz yerel yönetim anlayışı, halkı dışlamayan, ötekileştirmeyen, kapsayıcı yönetişime, yönetmeye dayalı bir vizyon sundu. Biz bu vizyonu hayata geçirdikçe, Türkiye'ye yaymaya çabaladıkça, üzerimizdeki baskılar arttı. Biliyorsunuz ki 19 Mart sabahı evim, yüzlerce polis tarafından kuşatıldı. Siyasi güdümlü, hukuki mesnetten yoksun suçlamalarla tutuklandım. Belediyemiz abluka altına, çalışma arkadaşlarım gözaltına alındı. Ancak halkımız, bu siyasi operasyon karşısında sessiz kalmadı. Üniversite öğrencilerinden kadınlara, gençlerden emeklilere milyonlarca insan, tüm engellemelere karşı demokratik protesto hakkını kullandı. Bu konuda açıklamalar yapan, dayanışma gösteren Avrupalı liderlere, parlamento üyelerine ve özellikle belediye başkanı dostlarıma teşekkür ediyorum. Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkileri günübirlik çıkarlarla değil, uzun vadeli bir vizyonla şekillenmelidir.”
"DEMOKRASİYE BAĞLI TÜRKİYE, AVRUPA'NIN GELECEĞİ İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR"
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, Türkiye'nin yerinin demokratik, çoğulcu, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı ülkelerin arasında olduğuna inanıyoruz. AB ile ilişkilerin sadece teknik alanlarda değil, değerler ve ilkeler temelinde ve kurumsal düzeyde yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir Türkiye, Avrupa’nın güvenliği ve ortak geleceği için vazgeçilmezdir. Bu ilişkinin göç-güvenlik-mali destek üçgeni arasına sıkışması ya da bazı üye ülkelerin iç gündemlerine tutsak olması, her iki tarafa da zarar verir. Avrupa Gününüzü kutlar, katılımınız için teşekkür ederim.”
İBB’ye yönelik “mali suçlar” soruşturmasında 23 Mart’ta tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun ve diğer şüphelilerle ilgili aylık tutukluluk incelemesi yapıldı.
Mahkeme, tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde gerçekleştirilen toplu açılış törenine katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, burada vatandaşlara seslendi. Özel'in konuşmasından satır başları şöyle:
"Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda kendisinin 19 Mart darbe girişimine karşı yedi gün Saraçhane’de gece gündüz direnen ve Saraçhane’ye, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atama hevesini kursağında bırakan ve bu darbeye karşı mücadele eden demokrasi sevdalılarının yaptıklarını hazmedemeyip, dönüp meydanlara -meydanlara çıkamıyor da, sıcak salonlara, milletin karşısına çıkamıyor da atadıklarının kendisini alkışladığı salonlarda- çıktı, rahmetli Adnan Menderes üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’ni darbecilikle, darbe yapmakla suçladı. Şunu size hatırlatmak isterim: Birisinin darbeci mi, darbeci değil mi, demokrat mı, otokrat mı olduğunu anlayacaksanız, onun seçimi kazandığı gün ne yaptığına bakmayacaksınız. Kazandığı gün herkes demokrat. Önemli olan seçimin kaybedildiği gün, ne yaptığına bakacaksınız.
Şimdi utanmadan, sıkılmadan İsmet Paşa’ya, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ‘darbeci’ diyenlere hatırlatırız: Seçimi kaybedince ‘Silkeleyin’ demekle, İstanbul’a bir siyasiyi başsavcı yollamakla, iftiralarla, yalan tanıklarla, gizli tanıklarla, öyle Çınarlarla, Ladinlerle, sahtekar odunlarla iftira atmakla olmaz. İsmet Paşa gibi kabullenmekle olur, yenilgiyi kabullenmekle.
"Bizi yolumuzdan hiçbir darbeci çeviremez"
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi 31 Mart seçimlerinin birinci partisi olarak çıktığı günden beri kimseye ayırmadan, kimseyi ötekileştirmeden, kazandığı seçimi övünecek bir zafer değil, üstlenilecek bir görev görerek, seçmenin verdiği desteği bir kredi olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine verilmiş bir yatırım kredisi olarak görerek, o seçimin kaybedeninin olmadığını, kazananının bütün Türkiye olduğunu ilan ederek, Kuşadası’nın, Aydın’ın, Türkiye’nin sadece sosyal demokratlarını değil, muhafazakar demokratlarını, milliyetçi demokratlarını, Kürt demokratlarını, liberal demokratlarını, sosyalist demokratlarını, Türkiye’nin vatanına, milletine, bayrağına bağlı bütün demokratlarını kucaklayarak ve gelecekteki halkın iktidarını onlarla birlikte kurmak için yola çıkmıştır. Bizi bu yolumuzdan hiçbir darbeci çeviremez.
Her darbenin bir karargahı vardır. 19 Mart Darbe girişiminin karargahı maalesef Beştepe’dir. Her darbenin silahı vardır, maalesef 19 Mart Darbesi’nin silahı yargıdır. Her silahın kurşunu, mühimmatı vardır. Maalesef 19 Mart Darbe girişiminin silahı, mühimmatı yalandır ve iftiradır. Bundan 57 gün önce, darbe girişiminden hemen sonra milletin gözünün içine bakıp ‘Göreceksiniz bir ayı bulmadan birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar, ailelerinin bile gözünün içine bakamayacaklar’ diyenlere, hatta diyen Erdoğan’a hatırlatmak isterim ki; değil 30 gün 57 gün geçti.
"TRT gece gündüz yalan yayın yapıyor"
Televizyon, TRT gece gündüz yalan yayın yapıyor. Merkez medya, ya da yandaş kanallar her gün iftiraları parlatıyor, anlatıyor. Ancak dosyaya bir kanıt girebilmiş, yalancı şahitlerin iftiralarına bir somut delil eklenebilmiş değildir. Kuşadası’nda ben konuşurken karşımdaki bu ülkenin namuslu, çalışkan insanlarının emeklilerinin, gençlerinin, kadınlarının gözünün içine baka baka konuşuyorum. Ve dün Silivri’de gözünün içine bakıp geldiğim Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını iletiyorum.
"Erdoğan'a iki hatırlatmada bulunacağım"
Bugün Erdoğan, geçtiğimiz günlerde bize hitaben, daha önce de bunu Bahçeli yapmıştı, ‘Yargıya güven, partinde otur’ demişti. Dün de geçen gün de Erdoğan, bize Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nu kendi gördüğü, başka kimsenin görmediği bir hayali ahtapotu suç örgütü diye söyleyerek, kollarından, kafasından bahsederek, ‘O suç örgütünü bırak, ayrıl, kendi yoluna bak’ diye bize siyasi ahlaka da insani ahlaka da sığmayacak sözlerle arkadaşlarımızın arkasında durmamamızı telkin edip, teklifte bulunmaktadır. Buradan sizlerin huzurunda ona iki tarihi hatırlatmada bulunacağım.
Bu hatırlatmanın birisi yakın tarihe ve kendisine dairdir. Geçtiğimiz dönem ne istediyse verdiği, etle tırnak gibi olduğu, sonra aynı menzile farklı yollardan yürürken çatışmaya düştüğü Fethullahçılar, milli ordumuza kumpas kurduğunda, kumpasçı savcının arkasında duran Erdoğan, ordunun Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u ‘terör örgütü üyesi’ olarak nitelendirip, yani Gazi Mustafa Kemal’in Başkomutanlığı yaptığı ordunun Genelkurmay Başkanı’nı alıp, feda edip, Fethullahçılara verip, Zekeriya Öz’e verip ordunun arkasından çekilmişti. Şimdi yakın tarihimiz ülkenin Başbakanının, bugünkü Cumhurbaşkanının ülkenin Genelkurmay Başkanı’na kurulan kumpasta, atılan iftirada arkasından çekilip onu Silivri’ye yolladığını hatırlıyoruz. Bir de bu, bu anlattığım, bu ülkenin son Cumhurbaşkanının yaptığı.
Bir de ilk Cumhurbaşkanının burada yaptığı var. Malum yıl 1934.14 Temmuz günü Kanapiçe Koyu’na bir sandal geliyor. Sandalda dört yabancı asker. Nöbetçi Mehmetçik, görevi vatanı korumak. Görevi Ege Adaları’ndan bu kutsal topraklara daha 11-12 yıl önce denize döktüklerinin sızmasını engellemek. Nöbetçi Er Musa uyarıda bulunuyor, ‘Geri dönün’ diye. Dönmüyorlar. Silah gösteriyorlar. Musa biraz havaya, baktı karaya çıkıyorlar o çıkan sandala doğru ateş ediyor. Sandaldakiler güçlü İngiliz donanmasının Kuşadası’na, Kanapiçe’ye çıkmak isteyen dört askeri. Üçü hayatını kaybediyor. İngiltere Türkiye’ye bu erin cezalandırılmasını, hatta idam edilmesini istiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Balıkesirli Asker Musa’nın ‘Tüfeği eline biz verdik, vatanı koru diye biz söyledik. Parolayı sor, bilemezse vur diye biz dedik. Değil Musa’yı cezalandırmak, idam etmek, görevinden bile almayacağız’ deyip Türkiye’yi savaşla tehdit eden Britanya İmparatorluğu’nun uzantısına meydan okuyor. Bir tarafta FETÖ’cülere Genelkurmay Başkanı’nı feda eden Recep Tayyip Erdoğan, tarihteki örneği asker Musa’yı bile, bir asker Musa’yı İngiltere’ye feda etmeyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Ey Erdoğan, sen bana diyorsun ya ‘Ekrem’in arkasından çekil, kendi yoluna bak. Kendi işine bak.’ Ben senin gibi İlker Başbuğ’u feda edenlerden değil, asker Musa’nın arkasında duran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturuyorum.
"Cumhurbaşkanı adayımıza sahip çıkın"
'Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diyenlere o zaman şunu söyleyelim... Siz ilk Cumhurbaşkanını örnek alan, vatanını, milletini seven, arkadaşlarının arkasında duran, iftiralara inanmayan ve bunu bu meydanda yüksek sesle söyleyenler, o zaman bir sonraki Cumhurbaşkanımıza, milletimiz takdir ederse bir sonraki Cumhurbaşkanımız olacak Cumhurbaşkanı adayımıza sahip çıkmaya sonuna kadar devam edin. Bunun bir yolu; bugün yaptığınız gibi davet edildiğiniz yerlere, haberdar olduğunuz dayanışma alanlarına, meydanlara, eylemlere ve yürüyüşlere katılmaktır. 19 Mayıs günü akşamüstü saat 19.19’da İzmir’de hep birlikte haykıracağız, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi. Hepinizi Gündoğdu Meydanı’na bekliyorum. Bütün Türkiye’yi 19 Mayıs günü, 19.19’da Gündoğdu Meydanı’nda miting yapmaya değil, özgürlük ve demokrasi için eylem yapmaya davet ediyorum.
"Bundan sonrası kolay olmayacak"
Ayrıca her birinizin imza kampanyasına imza verdiğinizi tahmin ediyorum. Eğer eksik kalan varsa, bugün ilçe başkanlığımızda, Kuşadası’nın çeşitli yerlerinde var olan stantlara koşmaya, ama daha çok imza atan her birinizin boş imza föylerini alıp o imza föyleri ile imza verememiş olan eşinizi, dostunuzu, akrabanızı, komşunuzu mutlaka bulup imzalarını almaya ve bu büyük dünya siyaset tarihinin en büyük imza kampanyasına katılmaya, hem bugün ülkeyi böylesine yöneten bu iktidara karşı bir güvensizlik oyu anlamına gelecek, hem Ekrem Başkanımızın özgürlüğünü sağlayacak, hem erken seçim sandığını getirecek olan imza kampanyamıza destek vermeye, mücadeleye ve çalışmaya davet ediyorum. Hepimiz şunu biliyoruz ki bundan sonrası kolay olmayacak. Ama hiçbir zaman kolay olmadı. Bu ülke kolay kurtarılmadı, bu ülkede demokrasi kolay korunmadı. Kolay savunulmadı. Hep yiğit insanlara, cesur insanlara, korkmayanlara, korkunun karşısında teslim olmayanlara, bakın orada yazdığı gibi ‘Korkuyu evde bırakanlara’, korkuyu evde unutanlara ihtiyaç var. Elinizdeki al bayraklara teşekkür ediyorum, Türkiye İttifakı’na, Aydın İttifakı’na, Kuşadası İttifakı’na sahip çıkmaya devam edin. Rengini ay yıldızlı al bayraktan alan Türkiye İttifakı, Türkiye’yi bir kez daha kurtaracak, bir kez daha demokrasiyi kuracak, bir kez daha bu topraklarda yoksul kalmayacak, mutsuz kalmayacak, sömürü kalmayacak. Biz kazanacağız, hiç kimse kaybetmeyecek. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, korucularla ilgili dile getirdiği ifadeler nedeniyle özür diledi.
Muş'ta çiftçilerle bir araya gelen Bakırhan, "Çatışmalar bittiğinde korucuları işsiz bırakmayacağız. Elindeki silahı al, ver sopayı, köyde hayvan baksın. Daha onurlu bir görevdir" ifadelerini kullanmıştı.
Bakırhan'dan geri adım! "Özür dilerim"
Bakırhan, TV100'de katıldığı canlı yayında konuyla ilgili soru üzerine “Korucular mevcut çözümsüzlüğün bir sonucudur. Kürt meselesi çözülmediği için ortaya çıkan bir zemindir. Bu mesele çözülecekse tabii ki onlara da bir hal yolu bulunmalıdır. Onu demek istedim ama kalbi kırılan korucular olduysa… Yanlış ifade edilmiş olabilir. Özür dilerim. Bir kastım yok" dedi.
"Bu çok derin bir konu ama tam olarak ifade edememiş olabilirim" diyen Bakırhan, “Burada başka bir kasıt yoktu, buna emin olabilirsiniz. Belki hani Türkiye kamuoyu bilmez. Benim ailem şu anda hayvancılıkla uğraşıyor. Biz bütün geçimimizi oradan sağlıyoruz. Arılarımız var, hayvanlarımız var, besleriz, satarız. Bütün geçimimiz bizim odur. Yani burada bir kasıt, bir küçümseme, bir aşağılama yok” ifadelerini kullandı.
Bazı partilerden ve MSB'den tepki gelmişti
Bakırhan'ın korucularla açıklamasına İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhur İttifakı ortağı Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ve Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu yaptıkları açıklamalarla tepki göstermişti.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) da açıklama yapıp "Güvenlik Korucularımız, terörle mücadelenin gerçek kahramanlarındandır. Devlet-millet bütünleşmesinin güzel bir örneği olarak daima devletinin yanında yer alan Güvenlik Korucularımızı hedef alan açıklamalar, milletimizin engin feraseti ile birlik ve dayanışma ruhu karşısında beyhude bir çaba olmaktan öteye geçemeyecektir" ifadelerini kullandı.
Yabancı kuralı son on sezonda 7 kez değişti. Bu sistemle uzun süre gitme temennilerinin ardından yeniden bu sistemde güncellemeye gidildi. Güncellemeye U23 kategorisi eklenirken, bu yaş sınırının kademeli olarak artırılacağı açıklandı.
Yeni kural bir süredir kulis bilgisi olarak konuşulurken TFF de nihayet kamuoyu ile paylaştı.
Yeni kurala göre A takım listesine yazılabilecek 14 yabancı futbolcunun 12’si için herhangi bir yaş kriteri aranmayacak.
En az 2 yabancı oyuncunun 01.01.2003 veya daha sonraki tarihlerde doğmuş olması zorunlu olacak. 2026-27 sezonunda ise 14 yabancı futbolcunun en az 4 tanesinin 01.01.2004 veya daha sonraki tarihlerde doğmuş olması zorunlu olacak.
Takımların Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olarak A Takım Listesine yazılan 1 futbolcuyu ve Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olarak A Takım Listesine yazdıkları 1 futbolcu hakları vardı. Bu oyuncular da sözleşmeleri bittiğinde yenilenmek ya da transfer edilmek istenirse yabancı statüde oynayacaklar.
14 Mayıs 2023 seçimlerinde CHP listelerinden TBMM’ye giren Gelecek Partisi Konya Milletvekili Hasan Ekici, partisinden istifa ettiğini açıklayarak bugün AKP’ye geçti. Rozetini, AKP grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.
Gelecek Partisi Konya İl Başkanı Ahmet Arslan sosyal medya hesabı üzerinden Ekici'ye tepki gösterdi.
Gelecek Partisi Genel Başkan Vekili Ayhan Sefer Üstün ise ''İnsanlıktan istifa etmişsin…. Gelecek Partisi’den istifa etsen ne yazar.. Haklarını aşırdığın insanların vebalini dünya ve ahirette çekeceksin…'' paylaşımını yaptı.
ABD ile Çin arasındaki ticari gerilimin hafiflemesi ve yatırımcıların güvenli limanlardan çıkışı, altın fiyatlarında düşüşe neden oldu. 14 Mayıs 2025 itibarıyla ons altın fiyatı 3.177 dolar seviyesine gerilerken, yurtiçinde gram altın fiyatı 3.957 TL'ye kadar düştü.
Küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler, altın fiyatlarını sert şekilde etkiledi. ABD ile Çin arasındaki ticari gerilimin gevşemesi ve borsalara yönelen yatırımcı ilgisi sonrası gram altın, 4.000 TL psikolojik sınırının altına sarktı.
Kapalıçarşı'daki gram altın fiyatı ise 4 bin lira sınırına yakın seyrederken 4 bin 44 liradan işlem görüyor.
Haftanın üçüncü işlem gününde ons altın fiyaaklaşık ytı yüzde 1,80 düşüşle 3.177 dolar seviyesine gerilerken, yurt içinde gram altın fiyatı da güvenli liman talebinin zayıflamasıyla düşüşe geçti.
2018 yılında yayınlanmaya başlayan programın ilk jüriliğini Mehmet Yalçınkaya, Hazer Amani ve Somer Sivrioğlu yaptı. Ancak şef Amani sadece 1 sezon programda yer almasının ardından yarışmadan ayrıldı. Yerine ise İtalyan şef Danila Zanna geldi. Masterchef yarışma programıyla adını geniş kitlelere duyuran Hazer Amani’den dikkat çeken bir hamle geldi.
CHP’ye katılan Hazer Amani’nin rozetini CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek taktı. Amani ile birlikte iş insanı Metin Özkan da CHP'ye katılan isimlerden biri oldu.
Gökhan Zeybek o anları X hesabından paylaştı. Zeybek şu ifadeleri kullandı:
'Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine gönülden bağlı, aydınlık yarınlara inanan iki değerli isim daha aramıza katıldı...
Dünyaca ünlü şef Hazer Amani ve başarılı iş insanı Metin Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında mücadele etme kararı aldı.
Genel Başkanımızdan aldığım yetkiyle, CHP rozetlerini kendilerine gururla takdim ettim.
Dayanışmayla, emekle, sevgiyle büyüyoruz. Her geçen gün daha çok insan, Cumhuriyet Halk Partisi’nde kendini buluyor. Çünkü biz, halkın partisiyiz. Çünkü biz, geleceği birlikte inşa etmeye kararlıyız.
Hazer Amani’ye ve Metin Özkan’a hoş geldiniz diyoruz. Yolumuz açık, mücadelemiz kararlıdır.
Birlikte başaracağız.'
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bugün “İstatistiklerle Aile, 2024” bültenini yayımladı.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün, azalma eğilimi göstererek 2024 yılında 3,11 kişiye düştüğü görüldü.
Ayrıca, ortalama hanehalkı büyüklüğü 2009’dan bu yana her yıl giderek düşüyor.
Türkiye'de 2024 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 4,85 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak’ı Şanlıurfa ve Batman izledi. Ortalama En düşük olduğu iller ise 2,53 kişi ile Giresun ve Çanakkale oldu.
Tek kişilik hanehalklarının oranı her sene artıyor
ADNKS sonuçlarına göre, yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının sayısı ve oranı 2012’den bu yana her sene giderek artıyor. 2012’de 2 milyon 513 bin tek kişilik hane halkı varken, 2024’te ise 5 milyon 322 bin tek kişilik hane halkı görüldü.
Tek kişilik hanehalkının toplam hanehalkı içindeki payı ise 2012’de yüzde 12,7 iken, 2024 yılında yüzde 20’ye yükseldi.
İllere göre hanehalkı tipleri incelendiğinde, 2024 yılında tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 31,7 ile Gümüşhane olduğu görüldü. Gümüşhane ilini Tunceli ve Giresun izledi. Diğer yandan tek kişilik hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 11,1 ile Batman oldu. Bu Van ve Diyarbakır izledi.
Türkiye’de 2024 yılında toplam hanehalklarının yüzde 10,9’unu tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalkları oluşturdu. Toplam hanehalklarının yüzde 2,6’sını baba ve çocuklardan oluşan, yüzde 8,4’ünü ise anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oluşturduğu görüldü.
Evliliklerin yüzde 3,3’ü akraba evliliği
Türkiye’de 2024 yılında toplam evlenme sayısı 568 bin 395 oldu. Bu evliliklerin yüzde 3,3’ü ise akraba evliliği. 2010 yılında gerçekleşen evlenmelerin yüzde 5,9’u akraba evliliği iken, 2019 yılında ise yüzde 4’ü akraba evliliğiydi.
Türkiye’de 2024 yılında toplam boşanma sayısı ise 187 bin 343.
Kendi konutuna sahip aile oranı azalıyor
Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, 2024 yılında konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, bireylerin yüzde 56,1’inin oturduğu konutun sahibi olduğu, yüzde 28’inin ise kiracı olduğu görüldü.
2015 yılında bireylerin yüzde 60,4’ü ev sahibi iken, yüzde 23,3’ü kiracıydı. 2020 yılında ise ev sahibi bireylerin oranı yüzde 57,5 seviyesindeydi.
İBB’ye yönelik operasyon nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve TMSF tarafından 101 şahsa ait 24 şirkete doğrudan kayyım atandığı, şüphelilere ait 28 şirkete ise denetim kayyımı atandığı öğrenildi.
İMAMOĞLU İNŞAAT'A DA KAYYUM ATANDI
Bu çerçevede, aralarında İmamoğlu İnşaat ve Nuhoğlu İnşaat'ın da olduğu; 101 kişiye ait 24 şirkete, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atandı.
Soruşturma kapsamında yine şahıslara ait 28 şirkete ise denetim kayyumu atandığı öğrenildi.
İşte o şirketlerin isimleri…
- İmamoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
- Trend İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
- Nuhoğlu İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
- İstcon İnşaat Yatırım Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi,
- Karpuz Danışmanlık Limited Şirketi,
- Reklam İstanbul Medya ve Reklamcılık Anonim Şirketi,
- Carsal Reklamcılık ve Yayıncılık Anonim Şirketi,
- Karsal Örme Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
- BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi,
- Asır Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
- Asak Araç Kiralama Anonim Şirketi,
- Asoy İnşaat Anonim Şirketi,
- Mufa İnşaat ve Sanayi Anonim Şirketi,
- Sulkar İnşaat Yatırım Sanayi Anonim Şirketi,
- Erta İnşaatçılık Mühendislik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi,
- SMO Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi,
- Vizyonkent Reklam Pazarlama Anonim Şirketi,
- Kentvizyon Medya İletişim Pazarlama Anonim Şirketi,
- 3. Mecra Reklam ve Turizm Sanayi Ticaret Anonim Şirketi,
- Urbanmedia Reklam ve İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi,
- Panoffect Medya Anonim Şirketi,
- Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi,
- MSO Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri Anonim Şirketi,
- Sev Açık Hava Reklamcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi.
Ekonomim'in haberine göre; ABD ile Çin arasında tırmanan ticaret savaşının yatırımcıları güvenli limanlara yönlendirmesi, ABD dolarındaki zayıflık ons altına rekorlar kırdırıyor.
Ons altın Çin'in ABD mallarına gümrük vergisini Trump'a misilleme olarak yüzde 84'ten yüzde 125'e çıkarma kararı sonrası 3227,16 doları gördü.
Ons altın şu sıralarda düne göre yüzde 1,40 artışla 3220,11 dolardan işlem görüyor.
Altın fiyatı bu hafta yüzde 5,97 yükseldi. Ay başından bu yana yükseliş yüzde 3,10 olurken, yıl başından bu yana yükseliş yüzde 22,8 oldu.
UBS analisti Giovanni Staunovo, “Altının daha gidecek yolu olduğuna inanıyoruz- yukarı yönlü durumda, önümüzdeki aylarda 3.400-3.500 dolar/ons hedefliyoruz” dedi.
Heraeus Metals Almanya'dan Alexander Zumpfe, “Resesyon riskleri artıyor, tahvil getirileri yükseliyor ve ABD doları zayıflamaya devam ediyor- tüm bu faktörler altının krizden korunma ve enflasyon kalkanı rolünü güçlendiriyor” dedi.
Rootes Wealth Management Bağımsız Finansal Danışmanı Rob Mansfield şunları söyledi: "Herkes Trump'ın bundan sonra ne yapacağını anlamaya çalışıyor. Piyasalar belirsizlikten nefret eder ve bu nedenle en son Truth Social paylaşımına göre ya coşkulu ya da umutsuzdur. Altın, tarihi bir değer deposu olarak ün salmıştır, bu nedenle insanların altın fiyatını daha da yükseltmeye çalışması şaşırtıcı değildir"
Analistler ons altın için hedefin 3.236,70 dolar olduğunu, buranın aşılması halinde 3.246 doların üzerinin hedefleneceğini belirtiyorlar.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İBB binasının bulunduğu Saraçhane başta olmak üzere birçok yerde eylemler yapılmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmıştı.
İstanbul başsavcılığı, 8 Nisan’da İstanbul’daki eylemlerle ilgili toplam ayrı 20 soruşturma yürütüldüğünü, 829 kişiden 819’una kamu davası açıldığını duyurmuştu. Başsavcılık açıklamasına göre 278’i tutuklu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise dün tutuklu sayısını 270 olarak vermişti.
İstanbul 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi, tutuklu gençlerden 25’inin tahliyesine hükmetti.
Gençler, her pazar gün içinde karakola gidip imza verecek.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin terörist başı Abdullah Öcalan'a çağrı yapmasının ardından başlayan süreç sonrası DEM Parti heyeti siyasi partilerle iki tur görüşme gerçekleştirirken Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la da ilk temas bugün gerçekleşti. Terörist başı Öcalan, terör örgütü PKK'ya silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı yapmıştı.
İLK KARELER GELDİ
DEM Parti heyetinden Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan yer alırken MİT Başkanı İbrahim Kalın ve AKP Genel Başkan vekili Efkan Ala'da görüşmede yer aldı.
Görüşmeden ilk kareler de servis edildi.
DEM PARTİ HEYETİ'NDEN GÖRÜŞME ÖNCESİ AÇIKLAMA
Önder görüşme öncesi, "Sürecin geldiği noktayı sayın Cumhurbaşkanı'na arz edeceğiz. Görüşme ve önerileri paylaşacağız. İnanıyoruz ki hem demokratik siyaset alanı, hem barış ve buna dair faaliyetler bundan sonra çok daha seri ve nitelikli adımlarla devam edecektir." açıklamasını yaptı.
Buldan da, "Bazı notlarımız var. Önemli bir görüşme olduğunu ifade etmek isterim. Şimdiye kadar birçok görüşme gerçekleştirdik." dedi.
GÖRÜŞME SONRASI AÇIKLAMA YAPILACAK MI?
Buldan şu ifadeleri kullandı:
Sayın Cumhurbaşkanı ilk defa bu konuda bizimle bir görüş alışverişinde bulunacak. Nelerin yapılması gerektiğine dair bize görüşlerini ifade edecek. Biz de yaptığımız görüşmelerle ilgili kendisini bilgilendireceğiz. Hepimize hayırlı olsun, Türkiye'ye hayırlı olsun, barışa vesile olsun. Görüşme sonrası belki yazılı bir açıklama yapabiliriz.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde binlerce genç hukuksuzca olan bu kararı protesto etmiş, bu protestolarda bazı gençler tutuklanmıştı. Tutuklanan gençler için çok sayıda sanatçı destek mesajları paylaştı, bu isimler arasına oyuncu Nebahat Çehre de katıldı.
Çehre Instagram'da yaptığı paylaşımda "Çocuklarımı içeriden çıkarın! Kalbim de, ruhum da dayanmakta ve anlamakta zorlanıyor. Nice umudu, hevesi, aşkı, sevdası olan güzeller güzeli çocuklarımız içeride, anası babası yasta" diyerek tepkisini dile getirdi.
"İSTERDİM Kİ SANATI SİYASETTEN DAHA ÇOK KONUŞALIM"
Nebahat Çehre, mesajının devamında toplumsal birlikteliğe ve ortak değerlere vurgu yaptı:
"Sen, ben, o yok bu ülkede… Kocaman bir BİZ varız. Rengimiz bazen griye çalsa da biz Türk milletiyiz, her zaman kırmızı beyaz önünde şenlik ateşleri kurduk, yine kuracağız."
Kanının son damlasına kadar demokrasi, hak ve özgürlerin yanında olacağına vurgu yapan Çehre, "İsterdim ki bir sanatçı olarak, sanatı siyasetten daha çok konuşuyor olalım; ne yazık ki zor ama inancım hep var hep de var olacak" diye yazdı.
"BEN CUMHURİYET KADINIYIM"
Çehre, mesajını şu sözlerle noktaladı: "Ben Cumhuriyet kadınıyım. Hepiniz gibi ben de kanımın son damlasına kadar demokrasi, hak ve özgürlüğün yanında olacağım."
"Birbirimize karşı empati duyduğumuz sağduyunun kalbimizden ve aklımızdan çıkmayacağı güzel yarınlarda görüşmek dileğiyle. Yüreğim sizinle güzel çocuklarım."
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu ziyaret etti. Görüşmenin ardından açıklama yapan Özel, gazeteci Murat Ağırel ve Timur Soykan'ın gözaltına alınmasıyla ilgili de konuştu.
Özel'in açıklamasından satır başları şöyle oldu:
"Bugün Timur Soykan ve Murat Ağırel'in programlarını milyonlar izliyor. Onları yıldırmak için sabah erkenden evlerinden alındılar. Eşleri ile görüştük. Mesajlarımızı dayanışmamızı onlara ilettik. Gazetecileriniz yıldırılma amacıyla gözaltındadır.
"İMAMOĞLU İLE KARDEŞ HUKUKU YAPTIK"
Görüşmede aramızda bir uyuşmazlık çıktı, sonra hallettik. Yozgat'taki traktörlere kesilen cezaları kendisi üstleneceğini ilan edecekken, benim üstlendiğimi öğrenmiş, ‘Böyle olmaz’ dedi, kardeş payı yapacağız.
"ELİ BALTALILAR... BÜYÜK İFTİRACILIK"
Mitingi izlemiş, yürüyemezsin demişler yürümüş... Maalesef MEB Bakanı iftira atıyor, 'eli baltalılar' diyor. Bu kadar büyük iftiracılık, gencecik çocuklara hakaret ve iftira olmaz! Bu gençlerden 55'i salıveriliyorsunuz denilip tutuklanıldı. Hâkimin karşısında bir soruya cevap vermediler, ismi okundu, tutuklandı. Burada tutuldukları her gün işkencedir. Gördükleri kötü muamele, ters kelepçe... Hepsi yıldırmak içindir, ne aileleri yılmıştır ne çocuklar yılmıştır. Yapılan haksızlıktır. Gençlere özgürlük istiyoruz. Sınavlara girmelerini talep ediyoruz. Vekillerimizden oluşan heyet, ilgili görüşmeleri yapacaklar. Bir gün bile yatarı olmayan ve eline bir taş, sopa almamış gençler... Ne baltası ya, yalancı adam, utanmaz adam! Çubuk yoktu ellerinde! "
Gazeteciler Murat Ağırel ve Timur Soykan, sabah saatlerinde evlerinde gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, gazetecilere yönelik suçlamaların, Flash TV'nin el değiştirme sürecinde, kanalı satın alan kişilere yönelik "tehdit" ve "şantaj" iddialarına dayandığı belirtildi.
Açıklamada, "7258 sayılı yasaya muhalefet ve Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, şüpheli sıfatıyla yer alan şahısların FLAŞ HABER TV isimli televizyon kanalının devri ve satın alınması hususunda" Ağırel ve Soykan'ın "kendilerine tehdit ve şantajda bulundukları yönünde davacı ve şikayetçi olmaları üzerine" soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Ağırel ve Soykan'ın avukatı Enes Ermaner, BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada gözaltı kararını "hukuksuz" olarak nitelendirdi.
Ermaner'in aktardığına göre, iki gazetecinin evinde arama yapıldı; telefon ve bilgisayarlarına el konuldu.
Avukat, müvekkillerinin başlatılan soruşturma kapsamında bugün zaten savcılığa gidip ifade vermeyi planladığını ve bu durumun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da bilindiğini söyledi. Buna rağmen gözaltı işlemi uygulandığını vurguladı.
Ermaner, dosyada suçlamaları destekleyecek somut bir delil bulunmadığını savunarak, "Flash TV'nin yeni sahibi Erkan Kork'un şikâyeti üzerine gözaltına alındılar. Kork, kara para aklama suçlamasıyla cezaevinde tutuklu bulunuyor. Şikâyetin dışında ortada başka hiçbir delil yok" ifadelerini kullandı.
Emniyet'ten yapılan açıklamada "Sözde iddialar ile ilgili olarak yapılan incelemelerde, adı geçen şahsın üst araması ve nezarethane işlemlerinin, 'Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği', 'Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği ve Emniyet Genel Müdürlüğünün Nezarethane Talimatnamesi' doğrultusunda yapıldığı anlaşılmıştır" denildi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü, gözaltı sürecinde çıplak arama ve işkence iddialarına ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Emniyet'ten yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Bazı sosyal medya hesaplarında, G.U. isimli şahsa gözaltı sürecinde sözde çıplak arama ve işkence yapıldığına dair iddiaların yer aldığı görülmüştür. Adı geçen şahıs, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen talimat doğrultusunda 22.03.2025 tarihinde gözaltına alınmıştır. Emniyetteki işlemlerinin ardından 24.03.2025 günü adli makamlara sevk edilmiş ve aynı gün adli kontrol şartı ile serbest bırakılmıştır.
"Söz konusu haberlerin Emniyet Teşkilatımızı zan altında bırakmaya yönelik olduğu tespit edilmiştir"
Sözde iddialar ile ilgili olarak yapılan incelemelerde, adı geçen şahsın üst araması ve nezarethane işlemlerinin, "Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği”, "Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği” ve Emniyet Genel Müdürlüğünün Nezarethane Talimatnamesi” doğrultusunda yapıldığı anlaşılmıştır. Söz konusu haberlerin Emniyet Teşkilatımızı zan altında bırakmaya yönelik olduğu, yapılan işlemlerin yukarıda belirtilen yönetmeliklere uygun olarak hassasiyetle yapıldığı tespit edilmiştir. Bu iftiraları atanlar ve yayınlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."
Nefes'te yer alan habere göre; İstanbul Arnavutköy’de Sazlıbosna Barajı’nın yanı başında bulunan 1 milyon 935 bin metrekarelik tarla vasıflı arazi, Çevre Düzeni Planı’nda “Tarımsal Niteliği Korunacak Alan” olarak görünüyordu. Bakanlık bu alanı konut ve ticaret alanına çevirdi ve TOKİ etaplar halinde toplam 24 bin 874 konutun yapılacağı 65 milyar lira yatırım değerine sahip bir proje geliştirdi.
Sazlıbosna konutları için 2024'ün sonundan itibaren çok sayıda ihale düzenlendi. Bu ihalelerden 14’ü sonuçlandı. Toplam 12 bin 344 konutun yapımını öngören ihalelerde 27 milyar 723 milyon liralık rant yaratıldı.
Konut, dükkan, okul, cami gibi sosyal donatılarla birlikte altyapı ve çevre düzenlemelerini de kapsayan ihaleleri kazanan firmalar ve imzalanan sözleşme bedelleri şöyle:
- 703 konutluk projeyi, Gaziantep Gold Yapı İnşaat ile Grup Yapı toplam 1 milyar 418 milyon TL bedelle üstlendi.
800 konut için açılan ihaleyi Baş Yapı İnşaat, 1 milyar 761 milyon TL karşılığında aldı.
- Arslanlar İnşaat ile Serhat Özbek İnşaat, 840 konutluk projeyi 1 milyar 923 milyon TL sözleşme bedeliyle üstlenecek.
- 997 konutluk projenin yapımını Esta İnşaat 2 milyar 457 milyon TL’ye gerçekleştirecek.
- Kahraman İnşaat, 1.048 konut için 2 milyar 290 milyon TL tutarında sözleşme imzaladı.
- Haldız İnşaat 1.044 konutluk projeyi 2 milyar 452 milyon TL’ye üstlendi.
- İntek Konut İnşaat, 1097 konut için düzenlenen ihaleyi 2 milyar 620 milyon TL bedelle kazandı.
- 614 konutun yapımını, Serhat Özbek İnşaat ile BSG Grup Yapı birlikte 1 milyar 313 milyon TL karşılığında gerçekleştirecek.
- Selahattin Kaldırım İnşaat ve Bayburt Öz Ka İnşaat, 700 konut için 1 milyar 736 milyon TL değerinde anlaşma yaptı.
- 1.147 konutluk projeyi, Sinerji Planlama İnşaat ile Fiba Halı Medikal 2 milyar 488 milyon TL bedelle gerçekleştirecek.
- Prestij Yaşam İnşaat ve İfam İnşaat, 1.104 konut için 2 milyar 464 milyon TL tutarında sözleşme yaptı.
- 888 konutun inşaatı, Adana Üstyapı İnşaat ile Prestij Yaşam İnşaat tarafından 2 milyar 68 milyon TL bedelle yapılacak.
- Gönüç İnşaat, 612 konutluk projenin inşasını 1 milyar 258 milyon TL bedelle gerçekleştirecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonda tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun babasına ait Edremit'teki yazlık evde arama yapıldı.
Jandarma ekiplerinin araması dün gerçekleşti.
Hasan İmamoğlu'na ait Edremit'in Güre Mahallesi'ndeki yazlık eve gelen ekipler, evin kapısını çilingirle açtırarak arama yaptı.
Ekipler, evdeki arama sonrasında bölgeden ayrıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı İBB protestolarına katılan 819 kişi hakkında kamu davası açıldığını duyurdu.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunu protesto gösterilerine katıldıkları gerekçesiyle 819 kişi hakkında kamu davası açılırken, hakkında dava açılan kişilerin 278’inin tutuklu olduğu belirtildi.
Açıklamada ayrıca 10 kişinin de firari olduğu kaydedildi.
Kaza, 11 Ekim 2024 saat 19.38 sıralarında Yunusemre ilçesi Uncubozköy Mahallesi'nde meydana geldi.
Sürücü Ege Karaaslan, yönetimindeki 35 EA 8862 plakalı otomobiliyle Mimar Sinan Bulvarı üzerinden Akhisar yönüne seyir halindeyken Uncubozköy Kavşağı'nda kırmızı ışık ihlali yaparak, Cemal Ergün Caddesi'ne geçmek isteyen motokurye Hasan Emre yönetimindeki 35 BRP 612 plakalı motosiklete çarptı.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri Hasan Emre'nin kaza yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Mobese kameraları tarafından kaydedilen kaza sonrası gözaltına alınan sürücü Ege Karaaslan, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede bilinçli taksirle ölüme sebep olma suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Sürücü 7 ay sonra tahliye edildi!
Manisa'da motokuryenin öldüğü kazada, kırmızı ışıkta geçen sürücüye verilen ceza artırıldı, sanığın tahliyesine karar verildi.
Ege Karaaslan hakkında Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın 12 Aralık’ta görülen ikinci duruşmasında karar verildi.
Mahkeme, Ege Karaaslan'ı 4 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıp, tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Emre'nin ailesi, Avukat Ahmet Akcan aracılığıyla karar itiraz ederek konuyu istinafa taşıdı. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 18 Mart'ta cezayı 4 yıl 3 aydan, 5 yıla çıkardı ancak Karaaslan'ın tutukluluk süresini göz önünde bulundurarak tahliyesine karar verdi.
"BİR KEZ DAHA YIKILDIK"
Oğlunun ölümüne neden olan sürücüye verilen cezanın artmasını beklerken, tahliye kararı çıkınca ikinci kez yıkıldıklarını söyleyen anne Fadime Emre, "Hak ve hukuk yerini bulsun ve sürücü gereken cezayı alsın istiyorum. Acımız çok büyük ve biz bu kararla bir kez daha yıkıldık." dedi.
Baba Sadettin Emre ise tahliye kararına itiraz edeceklerini söyledi. Sadettin Emre şöyle konuştu:
"İki çocuğum vardı, birisini maalesef kazada kaybettik. Kanadımız kırıldı. Çok üzgünüz. Mahkemenin verdiği karar bizi bir kez daha yıktı. Tahliye kararına itiraz ettik. Kaza ölümlerinin neden değersiz olduğunu anlamıyoruz.
Karar verenler çocuklarının başına gelse aynı şekilde mi karar verecekler? Cezanın arttırılması için elimizden geleni yapacağız. En azından karar acımızı dindirmese bile yüreğimize su serperdi."
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, kredi kartı borçlarına dikkati çekerek, bireysel iflasların kaçınılmaz olduğunu belirtti. Bakırlıoğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"RAKAMLAR ENDİŞE VERİCİ"
Yurttaşlarımızın cebinde taşıdığı kredi kartı adeta bir bombaya dönmüş durumda. Tehlike her geçen gün artmakta. BDDK’nin verilerine baktığımızda, yurttaşlarımızın bireysel kredi kartı borcu 2024’ün mart sonunda 1 trilyon 376 milyar lirayken, 28 Mart 2025 tarihi itibarıyla 1 trilyon 948 milyar liraya ulaşmış. Artış 571 milyar 870 milyon lira.
Yüzde 41,5’luk bir artış söz konusu. Bu artışı fiyat artışlarıyla, enflasyonla anlamlandırabiliriz, açıklayabiliriz. Ancak açıklayamayacağımız başka bir rakam var. Takipteki bireysel kredi kartı tutarında da çok ciddi bir artış söz konusu.
29 Mart 2024’te 21 milyar 411 milyon lira olan takipteki bireysel kredi kartı tutarı, bir yıl sonra 28 Mart 2025 itibarıyla 52 milyar 350 milyon liralık bir artışla; 73 milyar 761 milyon liraya ulaşmış. Artış yüzde 245. Yani takipteki bireysel kredi kartı tutarı 1 yıl içerisinde nerdeyse üç buçuk katına çıkmış.
Rakamlar gerçekten endişe verici rakamlar. Tabii takipteki tutarın böyle artışı, takipteki yurttaş sayısına da yansımış durumda.
"KÖTÜ SİNYALLER VERİYOR"
Risk Merkezi’nin verilerine baktığımız zaman, Şubat 2024’te, 109 bin 988 yurttaşımız kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe düşmüştü. Bu rakam bir yıl sonra Şubat 2025’te 57 bin 775 binlik bir artışla 167 bin 163’e ulaşmış durumda.
Artış yüzde 52. Gerçekten bu rakamlar önümüzdeki süreçte yurttaşlarımızın borçlanmasıyla ilgili kötü sinyaller veriyor.
Bilindiği gibi ülkemizde birçok firma konkordato ilan ediyor; iflas eden şirket sayısı, kapanan esnaf sayısı her geçen gün artmakta.
Tüm bunlara ilave ne yazık ki bireysel iflaslar da kapımızda. Yurttaşların önümüzdeki süreçte kredi kartı ve bireysel kredilerini ödeyemediği için bireysel iflasları da kaçınılmaz gözükmekte.
Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ hakkında "zincirleme şekilde basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan 1 yıl 10 ay 15 günden yıldan 7 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenlendi.
78 GÜN SONRA GELEN İDDİANAME
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 19 Ocak'ta Antalya'da düzenlenen partisinin il başkanları istişare toplantısındaki konuşmasında 'Cumhurbaşkanına hakaret' ettiği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, başlatılan soruşturmada Ankara'da gözaltına alındı.
İstanbul'a sevk edilen Özdağ, İstanbul Adliyesi'ndeki işlemleri sürerken hakaret suçlamasından serbest bırakılıp gözaltındayken hazırlanan jet soruşturma ile sosyal medya paylaşımlarında “zincirleme şekilde basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan tutuklandı.
ABD Başkanı Donald Trump, gümrük vergileri konusunda yeni bir açıklama yaparken, Çin'e özel vurgu yaptı.
Trump açıklamasını, Social Truth isimli sosyal medya platformundan yaptı.
Çin'in ABD tarafından uygulanan yüzde 34'lük gümrük vergisine aynı oranda misilleme yapmasına değinen Trump, Çin'in bu vergiyi geri çekmemesi durumunda, ek yüzde 50 gümrük vergisine başvuracaklarını duyurdu.
Trump ek vergi için 9 Nisan'ı işaret ederek Çin'e zaman tanıdı.
Trump ayrıca, verginin uygulanmaya devam etmesi hâlinde, vergilere ilişkin müzakerelerin de yapılmayacağını ifade ederken, diğer ülkelerle müzakerelerin derhâl başlayacağını dile getirdi.
PİYASALARDA SON DURUM
New York borsası, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıkladığı tarifelerin ardından oluşan satış baskısının derinleşmesiyle haftanın ilk işlem gününe sert düşüşle başladı.
Açılışta Dow Jones endeksi 1000 puanın üzerinde değer kaybetti ve yüzde 2,86 azalarak 37.217,28 puana geriledi.
S&P 500 endeksi yüzde 3,51 azalışla 4.895,90 puana ve Nasdaq endeksi yüzde 3,91 kayıpla 14.978,91 puana indi.
S&P 500, tüm zamanların en yüksek seviyesinden yaklaşık yüzde 20 düşerek "ayı piyasası" bölgesine girdi.
ABD Başkanı Trump'ın izlediği korumacı ticaret politikası belirsizlik kaynağı olmaya devam ederken, pay piyasalarındaki negatif seyir sürüyor.
"Kurtuluş günü" olarak nitelendirdiği 2 Nisan'da diğer ülkelere karşılıklı tarife oranlarını açıklayan Trump, temel tarife oranının yüzde 10 olacağını ve diğer ülkelerin uyguladığı tarifeler ile tarife dışı engelleri hesaba katarak ülkeye göre değişen orandaki gümrük vergisi oranlarını duyurmuştu.
Trump'ın tarifeleri Çin'in misillemesiyle karşılaşmış ve bu durum ticaret savaşının şiddetleneceği, ekonomik büyümeyi yavaşlatacağı, enflasyonist baskıları artıracağına dair endişeleri körüklemişti.
Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Trump, piyasaların tarifelere tepkisine ilişkin "Hiçbir şeyin kötüye gitmesini istemem, ama bazen bir şeyi düzeltmek için ilaç almanız gerekir." dedi.
Ayrıca Trump, ABD'nin Çin ile olan ticaret açığını çözmesi gerektiğini vurgulayarak, "Her yıl Çin'e karşı yüz milyarlarca dolar kaybediyoruz ve bu sorunu çözmedikçe bir anlaşma yapmayacağım." ifadelerini kullanmıştı.
Trump'ın tarifelerinin ekonomi üzerindeki olası etkilerine ilişkin endişelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4 seviyesinde dengelendi.
"Muhteşem yedili" olarak adlandırılan şirketlerin hisselerindeki düşüş de sürerken, Amazon'un hisseleri yüzde 2'nin, Alphabet, Microsoft ve Meta'nın hisseleri yüzde 3'ün, Apple ve Nvidia'nın hisseleri yüzde 5'in ve Tesla'nın hisseleri yüzde 8'in üzerinde değer kaybetti.
Analistler, ABD'de perşembe günü açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) başta olmak üzere makroekonomik veri gündemi, Fed yetkililerinin sözle yönlendirmeleri ile tarifelere ilişkin gelişmelerin bu hafta yatırımcıların odağında olduğunu belirtti.
MHP’den yapılan açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında 2020 yılında zincirleme şekilde “ suç ve suçluyu övme ” suçunu işlediği iddiasıyla yapılan şikayet üzerine 14 Mayıs 2023’te dava açıldığı, Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmanın 10 Nisan 2025’e bırakıldığı belirtildi. Açıklamada, “Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, ‘Terörsüz Türkiye ve bölge barışı için yürütülen kararlı politikaya’ paralel olarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin önceki Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu hakkında sözlü olarak dile getirdiğimiz şikayetten vazgeçme hususunun bir dilekçeyle mahkemesine sunulması talimatını vermiştir” denildi.
Mahkemeye dilekçe verildi ve şikayetten vazgeçildi
Kılıçdaroğlu hakkında suç duyurusunda bulunarak dava açılmasını sağlayan MHP Milletvekilleri Feti Yıldız, Ulvi Yönter ve Faruk Aksu da, Bahçeli’nin verdiği talimat üzerine Ankara 35. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe verdi. Dilekçenin başında, “Terörsüz Türkiye” ve bölge barışı için yürütülen kararlı duruşa paralel olarak sanık hakkında yapmış olduğumuz şikayetten vazgeçiyoruz.” denildi. Dilekçede, şöyle devam edildi:
“İnsan Haklarının başında yer alan düşünce ve ifade özgürlüğü aynı zamanda kapsamlı bir sorumluluk alanıdır.
Demokratik Ülkelerin Yasama Meclislerinde, evrensel ilkelerin yanında milli takdir alanlarının da korunarak düzenlemeler yapılması kamu düzeni gereğidir.
Ceza Hukuku yalnız insan hareketinden bilfiil doğan sonuçlarla değil doğabilecek sonuçlarla da ilgilenir.
Açık ve yakın tehlike
Bu noktada tehlike kavramı karşımıza çıkar. Çağdaş hukukta, tehlike olasılıktan başka bir şey değildir, zarar doğurmaya elverişli tehlike, korunan hukuksal değeri bozabilecek nitelikte bulunduğu takdirde tehlike doğmuş ve buna bağlı olarak da suç oluşmuş bulunacaktır.
Kuşkusuz her rejim gibi, demokratik rejimde varlığına yöneltilecek tehlikeler karşısında kendini koruma hakkına sahiptir.
Öte yandan ‘açık ve yakın tehlike’ oluşturan, milli güvenliği bozan ifadelerin takibe uğraması hukuk devletinin bir gereğidir.
Gerek milli ve gerekse evrensel hukukta düşünce özgürlüğü ile ilgili olarak, ‘hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi’ için ayrıntılı düzenlemeler bulunmaktadır.
"CHP savruldu, aidiyet bilincinden uzaklaştı"
Mesela;
Mandacıların milli ürünleri boykot çağrısı yaparak yönetilemezlik algısı oluşturulma gayretleri, bu çağrı sonucu meydana gelen saldırılar, asılsız isnatlar ifade özgürlüğü kavramının arkasına saklanamaz.
05.02.2020 tarihli şikayet dilekçesinde kısmen belirttiğimiz gibi, bu süreçte CHP vahim bir şekilde savrulmuş, tüm geçmişini inkar eden bir yapıya dönüşmüş, millete aidiyet bilincinden uzaklaşmış, Türk Milletinin egemenlik ve tarihsel haklarıyla temelden ve bütünüyle çatışmaya girmiştir. Kısaca izah ettiğimiz nedenlerle CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında şikayetten vazgeçiyoruz. Gereğinin yapılmasını saygıyla talep ederiz.”
İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerine göre, İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti Mart 2025 itibarıyla 87 bin 485 liraya yükseldi. Yaşam maliyeti, bir önceki aya göre yüzde 2,38; geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 51,95 oranında arttı.
İPA’nın "İstanbul’da Yaşam Maliyeti" araştırmasının Mart 2025 verileri açıklandı. Buna göre, İstanbul’da yaşamanın maliyeti şubat ayına göre 2 bin 32 lira arttı. Geçtiğimiz yıl mart ayında 57 bin 573 lira olan ortalama yaşam maliyeti, bu yıl aynı dönemde 87 bin 485 liraya ulaştı.
Aylık değişim oranı son üç ayda sırasıyla ocakta yüzde 7,10, şubatta yüzde 3,10 ve martta yüzde 2,38 olarak gerçekleşti. Yıllık bazda ise yaşam maliyeti artışı ocakta yüzde 56,21, Şubat’ta yüzde 54,47 ve Mart’ta yüzde 51,95 oldu.
“En yüksek artış bebek bezi ve ayçiçek yağında”
Temel tüketim maddeleri incelendiğinde, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 83,25 ile tıraş malzemelerinde, yüzde 58,13 ile ayçiçek yağında ve yüzde 55,88 ile bebek bezi ürünlerinde yaşandı. Bebek bezi fiyatlarındaki artış mart ayında yüzde 13,97’ye ulaştı.
Gıda ürünlerinde ise yıllık bazda yumurta fiyatları yüzde 48,59, ekmek yüzde 44,59, süt yüzde 31,20, et ve kıyma yüzde 27,01 oranında arttı. Aylık bazda en dikkat çekici artışlar ise yumurtada yüzde 11,33, tavuk etinde yüzde 5,32 ve toz şekerde yüzde 4,97 olarak kayıtlara geçti.
''İstanbul’da yaşamak her geçen ay daha pahalı''
İPA’nın 2023’ten bu yana hazırladığı raporlara göre, İstanbul’da yaşam maliyetindeki artış eğilimi sürüyor. 2023 Mart ayında 31 bin 788 lira olan ortalama yaşam maliyeti, iki yıl içinde yaklaşık üç katına çıkarak 87 bin 485 liraya ulaştı.
İstanbul’da özellikle barınma, gıda, kişisel bakım ürünleri ve çocuk ihtiyaçlarındaki fiyat artışları, kentteki yaşamı her geçen gün daha maliyetli hale getiriyor.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik "kent uzlaşısı" soruşturması kapsamında 'terör' suçlamasıyla Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın sağlık durumuna ilişkin olarak açıklama yaptı.
Katıldığı canlı yayında Cevdet Yılmaz, "Tüm tutuklular devletimize emanettir. Devlet kurumlarına düşen insanların sağlığını korumaktır." dedi.
Yılmaz şunları kaydetti:
-Mahir Polat konusunda hastaneye sevki oluyor. Ardından bu şikayetler devam ettiği için Adli Tıp'a müracaat söz konusu. Adli Tıp uzman kurum. Onun kararı neyse o yönde de işlem yapılacaktır.
-İşlediği suç ne olursa olsun hapishanede olanlar devletimize ve hukuka emanettir. Hiç kimsenin bir endişesi olmasın.
CHP'de yarın yapılacak 21. Olağanüstü Kurultay öncesi Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal'ın genel başkanlık için aday olduğunu ilan etmesinden sonra Özgür Özel'e bir rakip daha çıktı.
Eski CHP Milletvekili Berhan Şimşek, genel başkanlığa aday olma kararı aldı. 22. Dönem (2002-2007) CHP Milletvekili olan Şimşek, bir dönem sinema oyunculuğu ve yönetmenliği de yapmıştı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Hukuk Müşavirliği, Ziraat Türkiye Kupası'nda oynanan Fenerbahçe - Galatasaray derbisi sonrası yaşanan olaylar nedeniyle iki kulüpten de bazı isimlerin PFDK'ya sevk edildiğini açıkladı. Olaylı derbinin cezaları belli oldu.
TFF’nin yaptığı açıklamaya göre, Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, Fred ve Mert Hakan Yandaş ile birlikte Galatasaraylı Barış Alper Yılmaz ve Kerem Demirbay, tedbirli olarak Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edildi. Ayrıca Fenerbahçe cephesinden, sportif direktör Mario Branco, yardımcı antrenör Salvatore Foti ve kaleci antrenörü Sandro Zufic de PFDK’ya gönderilen isimler arasında yer aldı.
Cezaler belli oldu
PFDK'nın alt sınırdan verdiği cezalar şöyle:
- Jose Mourinho 3 maç
- Fred 3 maç
- Mert Hakan 1 maç
- Barış Alper 1 maç
- Kerem Demirbay 1 maç ceza aldı
Jose Mourinho'nun yardımcısı Salvatore Foti 'hakaret' nedeniyle 4 maç ceza aldı.
DETAYLAR
4 maçtan az ceza alan Fred ve Barış Alper Yılmaz cezalarını ligde çekmeyecek.
3 maç ceza alan Fred, sarı-lacivertlilerin Trabzonspor ile oynayacağı maçta sahada olacak.
Barış Alper, Kerem Demirbay ve Mert Hakan Yandaş’a sevk edildikleri maddelerden değil, sadece kırmızı kartlarından ötürü 1’er maç ceza verildi.
Reşitpaşa’da, 3 katlı bir villada Ferdifon adını verdiği bir prodüksiyon firması vardı. Müzik yapımının yanı sıra, o dönemin ileri teknolojisine sahip bir kurgu seti bulunuyordu. (Kurgu setlerinin inanılmaz rakamlar olduğu yıllar.)
Bu seti kiralar, reklam filmleri kurgulardım. Onu orada tanıdım. Bence Ferdi Tayfur’u sevenleri de dahil kimse onu tam anlamıyla tanımıyor. Batı ve Doğu müziğini çok iyi bilen biriydi. Kusursuz bir müzisyendi.
Gitar, keman ve piyano gibi enstrümanları ileri seviyede çalardı. Çok okur ve kendine “edebiyatçı” diyen birçok kişiden daha iyi yazardı. Prensipleri ve sert köşeleri olan biriydi. Ama benim gözümde Ferdi Abi’yi “Ferdi Abi” yapan şey mütevazılığıydı. Onca şöhretine ve milyonlarca hayranına rağmen ömrünün hiçbir döneminde kadın düşkünlüğü ya da çapkınlığı olmayan biriydi.
Kimi hayat arkadaşı seçmişse, hayatında yalnızca o kişi olurdu. Herkesin para için her türlü şekle girdiği bugünlerde, sözü ve bestesi kendisine ait onlarca hit şarkı yapmış ve bu şarkılardan telif almayı reddetmiş bir adamdır Ferdi Tayfur. (Çünkü eserlerini kendisinin yaptığını ama onları sevenlerine ait gördüğünü, bu nedenle kendisine ait olmayan bir parayı alamayacağını söylerdi. Ferdi Abi’nin eserleri telifsizdir.)
İyi, çok iyi bilirdim kendisini. Rahmet olsun ömrüne.
AKP'li Hüseyin Yayman, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Öcalan' çağrısı ve DEM Parti'nin teröristbaşı Abdullah Öcalan'ı ziyaretine ilişkin konuştu. Yayman, "Türkiye'de artık eylem yapmayacağının gündeme geleceğini, önemli bir provokasyon olmazsa her şey yolunda ilerlerse şubat ayı içerisinde çok önemli gelişmelerin olacağını görüyorum. Türkiye tarihini gerçekten olumlu yönde değiştirecek" dedi.
Yayman, Türkiye'nin terörden çok acılar çektiğini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şehit analarının ağlamaması, Türkiye'nin bu terör belasından kurtulması için Sayın Bahçeli'nin çağrısı tarihsel önemdedir, ezberleri bozmuştur, duvarları yıkmıştır. Bir anlamda turnusol, samimiyet testidir. Çok değerlidir. 1990'lı yıllarda Türkiye terör belası ile boğuşurken bir TV kanalında rahmetli Alparslan Türkeş'in, HEP milletvekili Leyla Zana'ya 'Kızım bir sorunun olursa beni ara, her zaman arayabilirsin.' şeklinde ifadesi vardır."
"ŞUBATTA SİLAHLARIN BIRAKILACAĞI İKLİMİN GÜNDEME GELECEĞİNİ GÖRÜYORUM"
Şubat ayı içerisinde artık Türkiye'de silahların bırakılacağı bir iklimin, silah tesliminin ve PKK terör örgütünün Türkiye'de artık eylem yapmayacağının gündeme geleceğini, önemli bir provokasyon olmazsa her şey yolunda ilerlerse şubat ayı içerisinde çok önemli gelişmelerin olacağını görüyorum. Türkiye tarihini gerçekten olumlu yönde değiştirecek, Türkiye'nin ileri hamleler yapmasını sağlayacak bir takım gelişmelerin olacağını görüyorum."
Türk müziğinin efsanesi Ferdi Tayfur, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti.
Cenaze programı belli oldu
Efsane sanatçı Ferdi Tayfur’un cenaze programı belli oldu.
4 Aralık Cumartesi günü Atatürk Merkezi’nde yapılacak anma töreninin ardından, Emirgan Çınaraltı Camisi’nde ikindi namazına müteakiben kılınacak cenaze namazından sonra Yeniköy’deki aile mezarlığına defnedilecek.
DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder ve yerine kayyım atanan eski Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk'ten oluşan DEM Parti heyeti, Meclis'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşüyor.
Görüşme 40 dakika sürdü!
Bahçeli, DEM Parti heyetini kapıda karşıladı. Görüşme 40 dakika sürdü. Görüşmeden sonra açıklama yapılmadı.
Ahmet Türk'ün görüşmede Devlet Bahçeli'ye kehribar tespih hediye ettiği öğrenildi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim'de partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, "Teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti Grup Toplantısı'nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, 'umut hakkı'nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın" ifadelerine yer vermişti.
Bahçeli, bu açıklamasından kısa bir süre sonra ise DEM Parti heyetine İmralı'ya gitmesi için izin verilmesi çağrısı yapmıştı.
Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder'in de içinde olduğu heyet, 28 Aralık'ta İmralı Adası'na giderek Abdullah Öcalan ile görüşmüştü.
Antalya'da tedavi gören arabesk müziğinin usta ismi Ferdi Tayfur, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Müzik kariyeri boyunca pek çok albüm ve şarkıya imza atan sanatçı 79 yaşındaydı.
Ferdi Tayfur, yaşamını sürdürdüğü Marmaris'teki evinde 15 Aralık'ta rahatsızlanınca önce ambulansla ilçedeki özel bir hastaneye, daha sonra Muğla'daki başka bir özel sağlık kuruluşuna nakledilmişti.
Genel cerrahi bölümünün yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan 79 yaşındaki sanatçının, daha önce Antalya'daki bir hastanede yapılan ameliyatla beyin damarına stent takıldığı ve 4 gün önce taburcu edildiği belirtilmişti.
Bir süre diyaliz tedavisi gören Ferdi Tayfur'a, Antalya'da 2020'de oğlunun böbreği nakledilmişti. Tayfur, 16 Aralık akşamı Muğla'dan Antalya'ya sevk edilmiş, Medical Park Antalya Hastanesinde tedaviye alınmış, ameliyat edilmişti.
Türk müzik dünyası, önemli bir ismini daha kaybetti. Arabesk müziğin efsane isimlerinden Ferdi Tayfur, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
79 yaşında hayata veda eden sanatçı, geçtiğimiz günlerde Marmaris'teki evinde rahatsızlanarak Muğla'daki bir hastaneye kaldırılmıştı.
GÜLHANE KONSERİ HALA HAFIZALARDA
Adana doğumlu Ferdi Tayfur, 1993 yılında İstanbul Gülhane Parkı'nda düzenlediği ve yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı konserle adını müzik tarihine yazdırmıştı. Bu unutulmaz performans, dünyanın en büyük korosu olarak hafızalarda yer edinmişti.
Türkiye seyirci rekoru orada kırılmıştı. İstanbul’daki tüm yollar kilitlenmiş, insanlar akın akın Ferdi Tayfur’a koşmuştu.250 binden fazla insanın katıldığı tahmin edilen Ferdi Tayfur’un Gülhane konseri.⌛️1993 pic.twitter.com/AZk1nrXzn6— Aykırı (@aykiricomtr) January 2, 2025
Sözcü'nün haberine göre, yeni başkan Serdal Adalı’nın yeni teknik direktörü belli oldu: Sergen Yalçın... Başkan olduktan sonra hemen kolları sıvayıp göreve başlayan Başkan Adalı, telefonla görüştüğü Yalçın ile 3.5 yıllık anlaşmaya vardı.
İkinci Sergen Yalçın dönemi başlıyor
Adalı’nın yeni projelerinden memnun kalan ve siyah-beyazlılar ile ikinci kez buluşmak isteyen Yalçın, gelen teklifi tereddüt etmeden kabul etti. Kara Kartal’da ikinci Sergen Yalçın dönemi, cuma günü oynanacak Çaykur Rize maçının ardından başlayacak. Rize maçını tribünden izleyecek olan Yalçın, cumartesi günü takımın başında yer alacak.
2020-21 sezonunda Beşiktaş ile lig şampiyonluğu yaşayan Sergen Yalçın, yeni sezonda alınan başarısız sonuçlardan sonra 9 Aralık 2021’de görevinden ayrıldı. Siyah-beyazlı taraftarlara “Elbet bir gün yine görüşeceğiz” mesajıyla veda eden Yalçın, 3 yıl sonra geri döndü. Şu an takımın başında olan Serdar Topraktepe, yeni dönemde Sergen Yalçın’ın ekibinde olacak. Deneyimli teknik direktörün şampiyonluk yaşadığı dönemdeki yardımcısı Murat Şahin, aynı görevine devam edecek.
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından 2025 yılında verilecek idari para cezalarına ilişkin yönetmelik yeniden değerlendirme oranına göre belirlenerek Resmi Gazete'de yayımlandı.
Karara göre uçak içerisinde duman çıkaran cihaz kullanan ve sigara içen yolculara 19 bin 668 lira para cezası verilecek.
Uçuş emniyetini riski edebilecek şekilde hava araçlarına lazer tutulması, uçak haberleşmesine müdahale edilmesi ve benzer ihlallerde bulunanlara uygulanacak para cezası 131 bin 176 lira olacak.
Havalimanlarında güvenlik kontrol noktalarında uyarılmasına rağmen taranmaya, elle aranmaya mukavemet gösterilmesi, güvenlik personelinin işini yapmasına engel olunması durumunda ise, 26 bin 226 TL para cezası uygulanacak.
Uçakta taşkınlık yapan, kabin ekipleriyle ve yolcularla tartışan uçuş ekibinin görev yapmasına güç kullanarak engel olan kural tanımaz yolculara ise 19 bin 668 lira idari para cezası verilecek.
Milano’da, bugün itibariyle açık alanlarda sigara içmek resmi olarak yasaklandı. Yasak, parklar, meydanlar, kafeler ve kaldırımlar gibi kamusal alanlarda geçerli olacak.
Sigara içmek isteyenlerin diğer insanlardan en az 10 metre uzaklıkta bulunan belirli izole alanlarda içmelerine izin verilecek.
Yasağa uymayanlara 40 ila 240 Euro arasında para cezası uygulanacak.
Milyonlarca yurttaşı yüzde 30’luk asgari ücret zammıyla sefalete mahkûm eden ve şimdi de memur ve emeklilere yüzde 15 civarında zam yapmaya hazırlandığı konuşulan AKP iktidarı, vergi ve harçlara yapılacak zamlarda yeni yılı dahi beklemedi. Yeni yıl gelmeden yeni zamlar kendini gösterdi. Zamlar, dün mükerrer sayı ile Resmi Gazete’de ilan edilerek yürürlüğe girdi. 2025 için yüzde 43,93 olarak belirlenen yeniden değerleme oranı ile, pek çok vergi ve harca zam geldi.
Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), Özel İletişim Vergisi (ÖİV), Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), telsiz kullanım ücreti, pasaport ve ehliyet harcı, yurt dışına çıkış harcı, gelir vergisi gibi kalemlere gelen zamlar belli oldu. Yurt dışından kişisel kullanım için getirilen telefonlar için ödenecek IMEI kayıt harcı, satıştaki pek çok telefon modelinin fiyatını geride bıraktı. 2025 yılında uygulanacak gelir vergisi tarifesi de belirlendi. Sendikaların "Vergide adalet" çağrılarına rağmen gelir vergisi dilimlerinde ücretliler lehine düzenleme yapılmadı. Yılın son günlerinde DİSK’in Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yaptığı "Vergi diliminde yetkinizi kullanarak sınırları yükseltin" çağrısı karşılık bulmadı.
2025’te uygulanacak gelir vergisi tarifesinin ilk dilimi 110 bin TL’den 158 bin TL’ye, ikinci dilimi 230 bin TL’den 330 bin TL’ye, üçüncü dilimi 580 bin TL’den 800 bin TL’ye, dördüncü dilim ise 3 milyon TL’den 4 milyon 300 bin TL’ye çıkarıldı. Ücret geliri elde edenlerde 870 bin lira olan üçüncü dilim, 1 milyon 200 bin lira oldu.
Resmi Gazete’de yer alan tebliğ ile değerli kağıtlardan alınacak ücretler de belli oldu. Noter kağıdı ve beyanname bedeli 87 TL’den 125 TL’ye, protesto, vekaletname, resen senet bedeli 174 TL’den 250 TL’ye, ikamet izni bedeli 565 TL’den 810 TL’ye çıktı. Yeni yılda, doğum ve değiştirme nedeniyle düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları için 185 lira, kayıp nedeniyle düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartında ise 370 lira ödenecek. Aile cüzdanı bedeli de 705 TL’den 1010 TL’ye çıktı.
EKMEĞE ZAM
İstanbul’da 200 gram ekmeğin fiyatı zamlanarak 12 lira 50 kuruş oldu. Ekmeğin kilogram fiyatı ise zamla beraber 62 lira 50 kuruşa yükseldi. Ekmeğe uygulanan zamlı tarife bugünden itibaren geçerli olacak. Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği tarafından zamlı tarifenin 5 Kasım tarihinde belirlendiği, 27 Aralık tarihi itibariyle de onaylandığı kaydedildi.
Yurt dışı çıkış harcı 500 TL’den 720 TL’ye,
IMEI kayıt harcı 31 bin 692 TL’den 45 bin 614,20 TL’ye,
A sınıfı ehliyet harcı 1308 TL’den 1882 TL’ye,
1 yıllık pasaport harcı 2 bin 379 TL’den 3 bin 424 TL’ye,
1300 cm³ ve altı motor hacmine sahip araçlar için MTV 3 bin 359 TL’den 4 bin 834 TL’ye,
Hız sınırını aşma cezası 6 bin 439 TL’den 9 bin 267 TL’ye çıktı.
İstanbul'da, "Sarallar" olarak bilinen organize suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 31 şüpheliden 19'u tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, elebaşılığını Alaattin İlyas Saral'ın yaptığı silahlı organize suç örgütüne yönelik soruşturmada gözaltına alınan 31 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.
Ünlü kebapçı tutuklandı
Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirilen şüpheliler, savcılıkta ifadeleri alındıktan sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Hakimlik, şüphelilerden 19'unun tutuklanmasına, 12'sinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmederken, firari şüpheliler hakkında ise yakalama kararı çıkardı.
İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklananlar arasında, Fiko Ocakbaşı’nın sahibi Fikret Aydoğdu da bulunuyor...
"Silahlı suç örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak", "nitelikli yağma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "tehdit", "kasten yaralama", "6136 sayılı kanuna muhalefet" ve "genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması" suçlarından 14 eyleme karıştığı iddiasıyla 58 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, şüphelilerden 31'i yakalanırken, 2'sinin cezaevinde, 5'inin yurt dışında olduğu belirlenmişti.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ankara’nın Ulus semtindeki hal pazarını ve ulus sokaklarında esnafı ziyaret etti. Daha sonra gündeme dair açıklamada bulunan Özdağ, şunları söyledi;
Zafer Partisi olarak biz Haziran 2025’te çalışmalarımıza başlamış durumda olacağız ve Türkiye'nin de bu atmosfere girdiğini görüyoruz. İktidarın yapmış olduğu bütün hamlelerin 2025'in ilk yarısında ama yetişmezse sonbahara bir seçim hazırlığı olduğu anlaşılıyor.
Elitaş'ın yapmış olduğu açıklama bizim açıklamamızla uyum içinde bir açıklama değil. O daha çok bu süreyi sonuna kadar kullanırız.
Ondan sonra seçime gideriz şeklinde bir açıklama ki Türkiye'nin objektif şartlarının, ekonomik krizin bu iktidarla aşılamayacağının ortaya çıktığı bir Türkiye'de artık sandığı ortaya koymamızın gerekli olduğunu düşünüyoruz.
"SURİYE'DE ZAFER MASALI..."
İktidar da zaten daha fazla götüremeyeceğini bildiği için ekonomik olarak Türk milletine bir çözüm vaadedemediği için Suriye'de zafer masalı üzerinden seçim hazırlıklarını yürütmeye başladı.
Ama bir erken seçim değil de bir baskın seçim bir AKP milletvekilinin ifadesiyle şekillendirmek istiyorlar. Onun için de bazı uyuyan muhalefet grupları var. Onları uyandırmamaya çalışıyorlar. Ama Zafer Partisi hazırlıklarını yürütüyor.
GEÇİM SIKINTISI ÖN PLANDA
Özdağ, Ankara’nın Ulus semtinde bulunan hal ve ulus sokaklarında esnaf ziyareti yaptığı sırada vatandaşların yeni yıllarını kutlarken dertlerini de dinledi. Vatandaşlar en çok geçim sıkıntısından dert yandı.
Özdağ’ın bir esnafa vatandaşların yılbaşı alışverişi yapıp yapamadığını sorması üzerine esnaf, “vatandaşta para mı var? Vatandaş bitmiş” dedi.
Özdağ’ın bir kestaneciye vatandaşın kestane alıp alamadığını soması üzerine esnaf, “Alıyor ama az alıyor. Parası yok, durumlar iyi değil” dedi.
EMEKLİ MAAŞLARI
Emekli bir vatandaş Özdağ’a, “12 bin 500 lira ile nasıl geçinilir? Tek başımayım bana yetmiyor” dedi.
Özdağ’ın bir pazarcıya “Geçen yıl 100 kişi geliyorsa bu yıl kaç kişi geliyor alışverişe?” diye sorması üzerine esnaf, “Geçen sene 100 kişi geliyorsa bu yıl 40 kişi geliyor” diye konuştu.
Bir kasap Özdağ’a geçen yılbaşında daha fazla hindi sattıklarını belirterek, “Bugün iki tane sattım. Geçen yıl en az 10-15 tane satılıyordum günde” dedi.
Bir başka vatandaş Özdağ’a hastanelerde Suriyelilere ayrıcalıklı davranıldığını iddia etti. Vatandaş konuya ilişkin, “Sıra bende olmasına rağmen başkalarının ismi ekranda çıktı. Gittim sordum onların önceliği var dediler” ifadesini kullandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) borcu olan belediyelere ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Işıkhan, belediyelerin SGK'ya prim borçlarına ilişkin soru üzerine, 31 Mart seçimlerinden bugüne kadar, 96 milyar lira olan belediyelerin SGK borçlarının şu an 160 milyara ulaştığını dile getirdi.
Ödenmeyen sigorta primleri için her gün faiz işlediğine dikkati çeken Işıkhan, "Tüm belediyelerimize eşit bir şekilde yaklaşıyoruz, hiçbir şekilde parti ayrımı gözetmeksizin SGK'nın prim tahsilatını gerçekleştirmeye çalışıyoruz." dedi.
HACİZ İŞLEMLERİ BAŞLATILDI
Küçükçekmece Belediyesi'nin 1 milyar 65 milyon liralık borcuna karşılık gayrimenkul teklifini kabul ettiklerini ve tahsilatı gerçekleştirdiklerini ifade eden Işıkhan, "Burada o belediye, şu belediye diye biz bakmıyoruz. Ben 85 milyonun bakanıyım. Benim en önemli amaçlarımdan bir tanesi belediyelerimizin SGK'ya olan prim borçlarının ödenmesidir." diye konuştu.
"İlk 10 belediyeyi, 1 milyar küsur borcu olan belediyeleri açıklamıştık." değerlendirmesinde bulunan Işıkhan, "Haciz getirme sürecini de gerçekleştirdik. Ancak daha önce attığımız adımları da değerlendirmemiz gerekiyor." açıklamasında bulundu.
81 ildeki SGK il müdürlüklerinin bu belediyelerle birebir iletişime geçmelerine rağmen hala borcunu ödemeyen belediyelerin olduğunu da sözlerine ekleyen Işıkhan, "Özellikle Adana ve Mersin Büyükşehir Belediyelerimiz, banka mevduat hesaplarına haciz koyarak ve diğer yöntemleri yasanın bize vermiş olduğu, mevzuatın bize verdiği yetkiye dayanarak da biz haciz işlemlerini gerçekleştirdik." dedi.
Vergi, ceza ve harçlara ilişkin tebliğler Resmi Gazete'de yayımlandı, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), yeniden değerleme oranında artırıldı.
Buna göre yüzde 43,93 oranında artış yapılan MTV'de araç sahiplerinin 2025'te ödeyeceği miktarlar da belli oldu.
2024 yılında 2 bin 343 lira motorlu taşıtlar vergisi olan bir aracın 2025 yılı vergisi 3 bin 372 lira, 5 bin 265 lira motorlu taşıtlar vergisi olan bir aracın 2025 yılı vergisi 7 bin 577 lira oldu.
Elektrik motorlu araçlar için tarifenin dörtte biri oranında vergi ödenecek.