Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Bugün — 19 Eylül 2026Milliyet Gazetesi

ABD basını duyurdu! Netanyahu oy vermek isteyenleri engelliyor

CNN'in haberine göre, yurt dışında yaşayan on binlerce İsrailli oy kullanmak üzere ülkelerine dönüş uçuşları için rezervasyon yaptırırken, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun Likud Partisi ise bunların en azından bir kısmının ülkeye girişini engellemeye çalışıyor.

İlginizi Çekebilir

Likud partisi, İsrail’deki Merkez Seçim Komitesi’ne, yurt dışında yaşayan İsraillilerin seçim günü için ülkelerine dönmelerine yardımcı olan bir halk girişimi olan "Fly & Vote"u engellemesini talep eden bir dilekçe sundu. Likud, bu girişimi "yasadışı ve yabancı kaynaklı bir operasyon" olmakla suçlayarak, bunun "seçimlerin güvenilirliğine ciddi zarar verebileceğini" iddia etti.

"FLY & VOTE" GİRİŞİMİ HEDEFTE

ABD merkezli Amerika-İsrail Demokrasi Koalisyonu tarafından 2023'te oluşturulan "Fly & Vote" girişimi, misyonunu "İsrail'in demokratik temellerini güçlendirmek" olarak tanımlıyor. Grup, kimsenin seyahat masraflarını doğrudan karşılamadığını, ancak teknolojiyi kullanarak ticari ilanlarda uygun fiyatlı uçuş rotaları ve grup indirimlerini araştırdığını belirtiyor.

Ayrıca, uygunluk koşullarının kontrol edilmesi ve talep gerektirdiğinde ya da ticari seçenekler yetersiz kaldığında charter uçuşlarının organize edilmesi gibi lojistik konularda da destek sağlıyor. Gruba göre 35 binden fazla İsrailli kayıt yaptırmış durumda ve iç anketler, 50 binden fazla kişinin oy vermek için geri dönmeyi planladığını gösteriyor. Ancak grubun bu açıklamalarına rağmen Likud partisi, koalisyonun Amerikan bağışlarını İsrailli protesto gruplarına aktarmak amacıyla kurulmuş bir siyasi yapı olduğunu iddia ediyor. Likud, koalisyonun muhalefetteki Demokratlar Partisi ile bağlantılı olduğunu da öne sürüyor.

YURTDIŞI SEÇMEN OYLARI BELİRLEYİCİ OLABİLİR

Öte yandan uzmanlar, seçim sonuçlarının başa baş göründüğünü ve yurtdışındaki seçmenlerin oylarının belirleyici bir rol oynayabileceğini belirtiyor.

İsrail, birçok ülkenin aksine diplomatlar ve resmi görevliler haricinde yurt dışında yaşayan vatandaşlarının bulundukları ülkede oy kullanmasına izin vermiyor. Yurtdışındaki İsrail vatandaşlarının sayısı ise ülke nüfusunun yüzde 10'una tekabül ediyor.

Sermaye Piyasası soruşturmasında tutuklanan Altunç Kumova’nın ifadesi ortaya çıktı: 'Anormal bir rakam'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kardeşi kardeşe kırdırma planları boşa düştü

Suudi Arabistan'ın başkentinde havalimanı yakınında yangın!

Görgü tanıkları, Kral Halid Havalimanı yakınındaki bir bölgede yangın çıktığını belirtti. Bölgeden dumanların yükseldiğini aktaran görgü tanıkları, yangının nedenin ise bilinmediğini ifade etti.

NE OLMUŞTU?

Suudi Arabistan makamları yangına ve nedenine ilişkin henüz açıklama yapmadı. Yemen'deki İran destekli Husiler, Sana'ya gönderilen insansız hava araçları nedeniyle Suudi Arabistan'ı suçlamış ve karşılık verecekleri tehdidinde bulunmuştu.

Bu açıklamadan sonra dün akşam saatlerinde Suudi Arabistan makamları, ülkenin güneyindeki birçok bölgede saldırı uyarısında bulunmuştu.

İsrail TV'sinde 'hedefli saldırı' itirafı! 'Türkiye dört çevreden kuşatıyor' paniği: 'Ateş çemberindeki boşluk'

Gazze'de eğitim için umut ve hüzün bir arada! 3 yıl sonra dersler çadırlarda başladı

İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nde yaklaşık 541 bin öğrenci için 2026-2027 akademik yılı başladı. Filistinli öğrenciler, 3 yıl aradan sonra kısıtlı imkanlarla yeniden ders başı yaptı.

Gazze Şeridi genelinde yaklaşık 700 eğitim noktasında yüz yüze eğitim verilirken, hem Gazze Şeridi içindeki hem de dışındaki öğrencilere hizmet veren okullar da uzaktan eğitim faaliyetlerine başladı. Okul binalarının ciddi şekilde yetersiz olması sonucu bazı çadırlar okula dönüştürüldü. Bazı okul binaları da İsrail'in saldırıları sonucu evlerini terk etmek zorunda kalan ailelere barınak sağlamak için kullanılırken, bu da öğrencilere uygun bir eğitim ortamı sağlamaya yönelik çabaları zorlaştırdı.

SIRA OLMADIĞI İÇİN YERDE OTURMAK ZORUNDA KALIYORLAR

Gazze şehrinin batısındaki Gazze Belediyesi Okulu'nun müdürü Raghda Hmeid, Filistinli öğrencilerin sınırlı kaynaklara, saldırılarda okulların çoğunun yıkılmasına ve bazı eğitim kurumlarında yerinden edilmiş sivillerin kalmasına rağmen eğitim haklarını kullanma konusunda kararlı olduklarını ifade etti. Okul müdürü Hmeid, bazı öğrencilerin yaz sıcağından veya kış soğuğundan çok az koruma sağlayan çadırlarda eğitim aldığını ve sıra olmadığı için yerde oturmak zorunda kaldıklarını söyledi. Hmeid ayrıca yüksek öğrenci ve nüfus yoğunluğunun, okul ve eğitim merkezi sayısının yetersizliğinin ve yeni eğitim alanları kurmak için uygun arazi bulunmamasının, öğrenme sürecini giderek zorlaştırdığını ve öğrencileri savaştan önce bildikleri normal okul ortamından mahrum bıraktığını vurguladı.




OKULLARIN ÇOĞU KULLANILAMAZ HALDE

İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başlattığı saldırılar sonucu büyük yıkım meydana geldi. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu raporlarına göre okulların büyük çoğunluğu kullanılamaz hale gelecek kadar ciddi hasar gördü. Kuşatma ve saldırılar sırasında 179'dan fazla devlet okulu ve UNRWA tarafından işletilen onlarca okul da dahil olmak üzere yüzlerce okul yerle bir edildi. Saldırılarda Gazze Şeridi'nde 18 bin 800'den fazla okul çağındaki öğrencinin ölümüne ve yüzlerce öğretmen ile eğitim sektöründe çalışan diğer kişilerin ölümüne yol açtı.

Türkiye, Irak'ın Erbil kentinde vize başvuru merkezi açtı

Açılış törenine Başkonsolos Topçu'nun yanı sıra Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu Üyesi Aydın Maruf, Erbil Valisi Ümid Hoşnav, Erbil Belediye Başkanı Karzan Abdülhadi, IKBY Dış İlişkiler Dairesi Türkiye Masası Şefi Hoşeng Ahmed, Erbil'de faaliyet gösteren Türk kurum temsilcileri ve vize şirketinin personeli katıldı.

Açılışta konuşma yapan Başkonsolos Topçu, nisan ayında faaliyetlerine başlayan yeni Türkiye Vize Merkezi'nin resmi açılışını yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirtti.

Türkiye ile Irak ve IKBY arasındaki en güçlü bağın insani bağlar olduğuna ve vize merkezinin de bunu mümkün kılan bir araç görevi gördüğüne vurgu yapan Topçu, "Vize merkezi ve Başkonsolosluğumuz çalışanları, gidiş gelişlerin devam etmesi ve hızlı neticelenmesi için gece gündüz ellerinden geleni yapıyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum" dedi.

'BİR MERKEZ DAHA AÇILACAK'

ABD/İsrail ve İran arasındaki savaş nedeniyle talihsiz bir dönemden geçtiklerini aktaran Topçu, "Erbil savaştan hiç hak etmediği şekilde çok etkilendi. Ancak savaş zamanında bile vize başvuru merkezi hiç durmadan çalıştı. Dışarıda ne olursa olsun arkadaşlarımız vizeleri vermek için 24 saat çalıştılar. Gönül ister ki vize olmasın ama o zaman gelene kadar biz en iyisini, en layığını yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

Topçu, Türkiye sınırındaki Zaho kentinde de yeni bir vize merkezi açacaklarını, Duhok'takini de daha güzel bir yere taşıyacaklarını ve Türkiye'nin bu önemli işlevini devam ettireceklerini sözlerine ekledi.

Türkmen Bakan Maruf da, Erbil'de vize merkezinin önemli bir işlev gördüğüne dikkati çekerek, "Türkiye, geçmişten bu yana IKBY ve Irak genelinde büyük bir hizmet vermektedir. Buradaki insanlar özellikle sağlık, eğitim ve turizm için Türkiye'ye gitmeye ihtiyaç duyuyor. Türkiye, IKBY için çok önemlidir ve IKBY de Türkiye için önemlidir. Türkiye tüm Orta Doğu'da yaşayan insanlara her anlamda katkı sunmaktadır. Bu bizim için ve herkes için iftihar vesilesidir. Bu Türkiye Cumhuriyeti'nin Erbil halkına büyük bir hizmetidir." görüşlerini paylaştı.

'BAŞVURU SAYISI 2 BİNE KADAR ÇIKABİLİYOR'

Erbil Valisi Hoşnav da bu merkezle birlikte vize alımlarının daha da kolaylaşacağı bilgisinin kendisine aktarıldığını dile getirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"IKBY ve Erbil olarak, bu vize merkezinin açılması bizim için çok önemlidir. Halkımız turizm, tedavi ve ticaret için Türkiye'ye gidiyor ve vizeye çok ihtiyaçları var. Erbil Başkonsolosu ve çalışanları vizenin kolaylaştırılması için bize yardımcı olmuşlardır. Erbil'de günlük yaklaşık 600 kişi vize başvurusu yapıyor. IKBY/Irak ve Türkiye arasında vizenin olmayacağı bir günün gelmesini temenni ediyoruz ancak şu an aramızdaki sınır kapısı çok önemlidir. Türkiye ile tüm alanlarda çok iyi ilişkilerimiz var ve Türkiye, IKBY'yi dünyaya bağlayan bir ülkedir. Bu vize merkezinin de hizmetlerin artırılmasına hizmet edeceğini ümit ediyorum."

Vize şirketi yetkilileri, Erbil, Süleymaniye ve Duhok'ta günlük yaklaşık 1200 başvurunun alındığını, yoğun zamanlarda bu sayının 2 bine kadar çıkabildiği bilgisini paylaştı.

Avrupa'da tehlike sinyali! 'Sessiz seferberlik' iddiası: '300 bin Rus hazırlanıyor'

İran'dan flaş açıklama! 'ABD ile arabuluculuk çabaları sürüyor'

İran devlet televizyonuna göre, Tahran'da basın toplantısı düzenleyen İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Zeynivend, ABD ile İran arasındaki diplomatik sürecin aracısı Pakistan'ın İçişleri Bakanı Nakvi'nin Tahran ziyaretine ilişkin soruyu yanıtladı.

'BÜYÜK BİR GAYRETLE SÜRÜYOR'

Pakistan'ın arabuluculuk rolünün ve diplomatik girişimlerin "büyük bir gayretle" sürdüğünü aktaran Zeynivend, "Sorunları çözmek ve İslamabad Mutabakat Zaptı'na dönmek için uluslararası diplomatik çabalar ve arabuluculuk hala devam etmektedir." ifadelerini kullandı.

'ANLAŞMANIN HÜKÜMLERİNE UYULMALI'

"Birçok ülke sorunu çözmek ve tarafları yeniden anlayışa getirmek için çaba sarf etmektedir." diyen Zeynivend, 17 Haziran'da Pakistan'ın arabuluculuğunda İran-ABD arasında imzalanan ancak uygulanmayan mutabakata işaret ederek şunları aktardı:

"Karşı tarafın imzasının itibarına değer verip anlaşmanın hükümlerine uyması gerekiyor. ABD, İslamabad mutabakatının maddelerine bağlı kalmalıdır. Mutabakat Zaptı, İran'ın üst düzey bir kararıdır ve liderlik tarafından onaylanmıştır. Talebimiz, karşı tarafın bu mutabakata geri dönmesidir."

ABD ile İran arasındaki diplomatik sürecin aracısı Pakistan'ın İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin birkaç gün içinde yeniden Tahran'ı ziyaret edeceği bildirilmişti.

Avrupa'da tehlike sinyali! 'Sessiz seferberlik' iddiası: '300 bin Rus hazırlanıyor'
Üç gün komada kaldı, ölüp dirildiğini iddia etti! Anlattıkları tüyler ürpertti: 'Bedenimi dışarıdan görüyordum'

Kötü koku komşuları harekete geçirdi! Eskişehir'de şüpheli ölüm

Olay, Tepebaşı ilçesi Ertuğrulgazi Mahallesi Özgüneş Sokak'ta meydana geldi.

Edinilen bilgilere göre, sokak üzerindeki 3 katlı apartmanın 2'nci katında yalnız yaşayan ve son 3 gündür kendisinden haber alınamayan Mesut T. (43) isimli şahsın evinden gelen kötü koku komşularının dikkatini çekti.

İlginizi Çekebilir

CAMI KIRARAK GİRDİLER

İhbar üzerine adrese polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kapıyı açan kimse olmaması sebebiyle Mesut T.'nin evine itfaiye ekipleri camı kırarak girdi. Ekipler içeride Mesut T.'nin cansız bedeniyle karşılaştı. Belediye tabibi tarafından ölümü şüpheli olarak değerlendirilen adamın cenazesi Eskişehir Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı.

YAKINLARI EVİN ÖNÜNDE KAVGA ETTİ

Öte yandan, şahsın ölüm haberini alan yakınlarının evin önünde kavga ettiği ve mahalle sakinlerinin müdahalesiyle ayrıldığı öğrenildi.

Bekar olduğu ve çocuğu olmadığı belirtilen Mesut T.'nin kesin ölüm sebebi, yapılacak otopsinin ardından belli olacak.

Eskişehir'de feci ölüm! El frenini çekmediği kamyonetin altında kaldı
İstanbul'da fuhuş operasyonu! 31 kişi yakalandı

Zonguldak'ta kız çocuklarının etek altı görüntülerini çeken sapık yakalandı!

Çirkin olay, akşam saatlerinde kent merkezindeki Asma dolmuş durakları bölgesinde meydana geldi. İddiaya göre U.S., 2 kız çocuğunun etek altı görüntülerini çekerken çevredekiler tarafından fark edildi. Çevredeki vatandaşların müdahalesiyle yakalanan U.S. alıkonulup yere oturtuldu. Şüpheli, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen polis tarafından gözaltına aldı. U.S.’nin kentteki bir okulda temizlik görevlisi olarak çalıştığı öne sürüldü.

Şüphelinin cep telefonuna incelenmek el konulurken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Tahliye kararı çok konuşulmuştu! Cansız bedeni bulundu
Fon soruşturmasında yeni gelişme! 5 isim gözaltına alındı

İstanbul'da fuhuş operasyonu! 31 kişi yakalandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince, Bakırköy Başsavcılığı’ndan talep edilen arama ve gözaltı kararı kapsamında masaj salonları ve fuhuş yapılan mekanlara yönelik operasyon düzenlendi.

Operasyonda, fuhşa aracılık ettiği tespit edilen 15 şüpheli ile fuhuş yaptığı değerlendirilen 16 şüpheli olmak üzere toplam 31 kişi yakalandı.

İlginizi Çekebilir

Operasyon kapsamında arama ve gözaltı işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğünün kamu düzenini bozan her türlü eyleme karşı operasyonlarının aralıksız sürdüğü bildirildi.

Fatih'te döviz bürosundaki 2 kişinin öldüğü saldırıda 6 tutuklama

Fatih, Nuruosmaniye Mahallesinde 14 Eylül'de döviz bürosundan silah sesleri yükseldi. Silah seslerinin ardından ofiste bulunan bazı kişilerin pencereden, tenteye atlayarak hızla olay yerinden kaçtığı belirlendi.

İlginizi Çekebilir

Polis ekipleri olay yerine gittiklerinde Adnan Aksoy (30) ve kardeşi Kadir Aksoy (27) silahla vurulmuş olarak buldu. Sağlık ekipleri 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 2 kişinin de yaralandığını belirledi. Olay sırasında yaralanan E.A. (19) ve B.S. (33) ise sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılmıştı.

12 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINMIŞTI

Cinayet Büro Amirliği tarafından başlatılan çalışmada polis kısa sürede ilk dalga operasyonda 10 kişiyi gözaltına aldı. Olayla ilgileri olduğu belirlenen biri yaşı küçük iki kişinin daha alınmasıyla gözaltı sayısı 12’ye yükseldi.

Polisin yaptığı çalışmada döviz bürosuna gelen ilk gruptakilerin iş yeri sahibi K.E. ile geçtiğimiz Nisan ayında üçüncü bir kişiyi dolandırdıkları, bu nedenle aralarında bir alacak verecek meselesi olduğu tespit edildi. Olay günü bu konuyu görüşmek için toplandıkları iddia edilen iki gruptakilerin kavga ettikleri ardından öldürme ve yaralama olaylarının gerçekleştiği değerlendirildi.

Adliyeye çıkarılan şüphelilerden, O.A. (18), A.D. (26), M.T. (23), R.C. (26), C.P.D. (21), K.E. (40) tutuklanırken, 3 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest kaldı. 3 şüpheli ise serbest bırakıldı.

Eskişehir'de feci ölüm! El frenini çekmediği kamyonetin altında kaldı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler: Devletimiz gazilerimizin ve şehit, gazi ailelerimizin daima yanındadır

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, beraberindeki Kuvvet Komutanları ile bakım ve onarım çalışmaları tamamlanan Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Merkezi’nin açılış törenine katıldı.

İlginizi Çekebilir

Bakan Güler, 'Gaziler Günü' vesilesiyle tüm gazilere saygı ve şükranlarımı sunarken, vefat eden gazileri rahmet ve minnetle yad ettiğini belirtti. Güler, "Gazilik, şanlı tarihimizde ve milletimizin vefakar gönlünde daima büyük bir şeref ve onur vesilesi olarak görülmüştür. Muharip gazilerimiz de vatanımızın bağımsızlığı, milletimizin huzur ve güvenliği uğruna cephede sergiledikleri cesaret, fedakarlık ve yüksek vazife şuuruyla gönüllerimizde müstesna bir yere sahiptir. Türkiye Muharip Gaziler Derneğimiz ise bu kahramanlık mirasının yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması bakımından önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. İstiklal Savaşı’ndan Kore Harbi’ne, Kıbrıs Barış Harekatı’ndan günümüze uzanan kahramanlık mirasını yaşatan derneğimiz, muharip gazilerimiz arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi hak ve menfaatlerinin korunması, millî şuurun canlı tutulması noktasında çok önemli bir misyona sahiptir. Bu vesileyle yürüttüğünüz faaliyetleri memnuniyetle takip ettiğimizi özellikle ifade ediyor, başta Sayın Başkan olmak üzere derneğimizin bütün mensuplarını, gayretleri ve fedakâr çalışmaları dolayısıyla yürekten tebrik ediyorum" diye konuştu.

'ÖNCELİKLİ GÖREVİMİZ GÖRÜYORUZ'

Milli Savunma Bakanlığı olarak, şehitlerin emanetlerine sahip çıkmayı, gazilerin ve ailelerinin yanında olmayı, ihtiyaç ve taleplerine her daim duyarlılıkla yaklaşmayı öncelikli görevleri olarak gördüklerini söyleyen Güler, şöyle devam etti:

"Bu doğrultuda şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin ortak sesi olan derneklerimizin çalışmalarını önemsiyor, imkanlarımız ölçüsünde faaliyetlerine destek sağlamaya devam ediyoruz. Bugün yeniden hizmete açtığımız genel merkez binası da bu anlayışın somut örneklerinden biridir. Nitekim Bakanlığımız tarafından 2004 yılında derneğimize tahsis edilen genel merkez binamızın mayıs ayında başlattığımız bakım ve onarım çalışmalarını tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yenilenen genel merkezimizin gazilerimizin bir araya geldiği, dayanışmalarını güçlendirdiği, tecrübe ve hatıralarını paylaştığı, kahramanlık mirasımızın gelecek nesillere aktarılmasına hizmet eden önemli bir merkez olmaya devam edeceğine yürekten inanıyor, yenileme çalışmalarında emeği geçen herkese de teşekkürlerimi sunuyorum."

'ÇABALARIMIZI HASSASİYETLE SÜRDÜRÜYORUZ'

Şehit ve gaziler ile onların aile fertlerinin fedakârlıklarının karşılığını hiçbir şekilde ödeyemeyeceklerini vurgulayan Bakan Güler, "Ancak devletimizin imkanları ölçüsünde onların haklarını geliştirmeyi, ihtiyaçlarını karşılamayı ve hayatlarını kolaylaştırmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla şehit yakınlarımızın gazilerimizin ve vazife malullerimizin haklarını daha da geliştirmek amacıyla geçtiğimiz ay Gazi Meclisimiz tarafından önemli düzenlemeler içeren kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bakanlık olarak biz de başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız olmak üzere ilgili kurumlarımızla yakın koordinasyon içerisinde yapılan düzenlemelerin hak sahiplerimize en etkin şekilde yansıtılması gazilerimizin ve ailelerimizin karşılaştığı meselelerin hızlıca çözüme kavuşturulması için çalışmalarımızı hassasiyetle sürdürüyoruz. Şunu bir kez daha vurgulamak isterim ki devletimiz tüm ilgili kurumlarıyla gazilerimizin ve şehit-gazi ailelerimizin daima yanlarındadır ve bundan sonra da olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

10 soru 10 cevapla yatırımcının parası nasıl ödenecek?

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) sayısı 550 bin yatırımcının haklarının korunması ve varlıkların nakde dönüştürülmesi için sıkı bir takvim belirlendi. İşte yatırımcıların merak ettiği konular ve bu soruların yanıtları....

1 - Fonlarla ilgili işlemleri İş Bankası ve Ziraat Bankası mı yapacak?

Evet. SPK, tasfiye edilecek fonların portföy saklayıcısı olarak İş Bankası AŞ ve Ziraat Bankası’nı yetkilendirildi. Tera Portföy’ün fonlarını İş Bankası yönetecek. A1 Capital, Atlas, Bulls, Hedef, Pardus ve Pusula Portföy’ün kurucusu olduğu fonlar için ise Ziraat Bankası devrede.

2- Fonları mı bu banka hesaplarında mı göreceğim?

Bu bankalar artık sadece saklama değil, tasfiye işlemlerini bizzat yürütme yetkisine de sahip olacak. Tüm işlemler bu bankalar üzerinden yapılacak. İlgili 7 portföy şirketi aracılığıyla veya başka bankalar üzerinden fon alanların yeni hesapları bu iki bankada açılacak.

Milyar dolarlar İsrail'e aktı | MOSSAD bağlantılı forex ağına darbe: 175 gözaltı

3- Yatırdığım parayı alabilecek miyim?

İlgili fonlarln tüm alım ve satım işlemlerinin durdurulduğu bu süreçte, elde edilen nakitler yatırımcıların bireysel saklama hesaplarına oranları doğrultusunda aktarılacak.

4- Nasıl bir takvim öngörülüyor?

Tasfiye işlemlerinin 3 ay içerisinde tamamlanması öngörüldü. Gerekirse bu süre Kurul kararıyla uzatılabilecek. Şu unutulmamalı ki bu operasyon, Türkiye sermaye piyasaları tarihinin en kapsamlı fon tasfiye süreçlerinden biri.

5- Süreç nasıl işleyecek?

Sürecin başlamasıyla 2 iş günü içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ile bankalar arasında yatırımcıların katılma payı ve hesap detaylarına ilişkin mutabakat yapılacak. Yani kaç payın olduğu MKK hesaplarından net olarak ortaya konulacak.

6- MKK sonrası adım ne olacak?

Fon varlıkları Takasbank’taki hesaplarda saklanmaya devam edecek, geçmiş işlemlerden doğan alacak ve borçların mutabakatı en geç 10 iş günü (1 Ekim’e kadar) içinde tamamlanacak. Para Piyasası Fonları’nın (PPF) hesaplara geçmesi ile ilgili süreç daha hızlı ilerleyebilir. Hisse fonlarında ise süre zamana yayılabilir.

Trump dünyaya duyurdu: Grönland'ın kontrolü bize geçti

7- Fonlar hangi fiyatlardan hesap edilecek?

Fondaki varlıklar, piyasa koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta satılıp nakde çevrilecek.

8- Elde edilen nakit ile o grupların başka borçları kapatılabilir mi?

Elde edilen nakit de yatırımcıların katılma payı oranına göre bireysel hesaplarına aktarılacak.

9- SPK kararı günü olan 17 Eylül’de sabah satış işlemi veren ve öğleden sonra veren arasında bir fark var mı?

17 Eylül tarihinden itibaren tasfiyesine karar verilen fonlar için TEFAS dışındaki dağıtım kanalları üzerinden alım veya iade talimatı verilemeyecek. Saat 13.30’dan sonra iletilen iade talimatları da tasfiye kapsamında değerlendirilecek. İlgili gün 13.30 öncesi verilen fon satış emirleri tasfiyeden hariç tutulacak ve öncelikli olarak ödenecek.

10- Herkes parasını aynı gün mü alacak?

Fonlardaki paranın yatırımcıların hesabına tam olarak ne zaman hesaba geçeceği henüz belli değil. Bu süreç bankaların yapacağı işlemlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Ancak süreç en geç 3 ay içinde tamamlanacak. Sürecin sonunda ilgili fonların ticaret sicil kaydı silinecek. Tasfiyeyle birlikte yatırımcılarla mahsuplaşma gerçekleşmiş olacak.

Bayraktar TB2’ye ASELSAN dokunuşu

ASELSAN’dan yapılan açıklamaya göre, faaliyet kapsamında Bayraktar TB2’lerde görev yapan ANTIDOT ve FULMAR podları koordineli şekilde çalışarak elektronik destek, elektronik taarruz, keşif ve gözetleme kabiliyetlerini aynı operasyonel senaryoda sergiledi. Demo gösteriminde, bir TB2’ye ANTIDOT 2ES 100 ve ANTIDOT 2EA 200 podları, diğer TB2’ye ise FULMAR 200 podu entegre edildi. ANTIDOT, uçuş sırasında hedef radar sistemini tespit ederek konumunu başarıyla belirledi. ED podunun elde ettiği hedef verilerini aktarmasının ardından, ANTIDOT ile hedefe elektronik taarruz gerçekleştirildi.

Savunma Sanayi Günü’nde ortaklık mesajı

Türkiye Cumhuriyeti Brunei Darussalam Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen ASELSAN-ASELSAN.NET Savunma Sanayi Günü, Bandar Seri Begawan’da gerçekleştirildi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Brunei Darussalam Büyükelçisi Prof. Dr. Hamit Ersoy, “Teknoloji, kabiliyet geliştirme ve uygun alanlarda ortak üretimde partner olalım” mesajını verdi, ardından ASELSAN’ın faaliyet alanları ve teknolojik kabiliyetlerine ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.

Masada olmayan sahada kazanamaz

SerkanArman - Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Gürkan Yıldırım, Türkiye’nin üretim kapasitesi, lojistik avantajı ve küresel tedarik zincirlerindeki konumuyla uluslararası ekonomide giderek daha fazla öne çıktığını söyledi.G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi için Viyana’ya gelen Türkiye delegasyonu, 60’ın üzerinde iş insanıyla zirvenin en kalabalık heyetlerinden birini oluşturdu. Zirve kapsamında Türk basınıyla bir araya gelen Gürkan Yıldırım, Türkiye’nin ittifak içindeki etkisinin son yıllarda belirgin biçimde arttığını belirtti. Yıldırım, uluslararası iş birliklerinde Türkiye’nin giderek daha fazla tercih edildiğini vurgulayarak “Türkiye’nin dışarıda bırakılamayacağını herkes fark ediyor” dedi.


Güç projeksiyonu

TÜGİAD’ın son üç yılda 45’ten fazla ülkenin delegasyonunu Türkiye’de ağırladığını, bu temaslardan yeni ortaklıklar ve üçüncü pazarlarda kurulan şirketler çıktığını anlatan Yıldırım, Viyana buluşmasını da Türkiye açısından bir “güç projeksiyonu” olarak nitelendirdi. Yıldırım şunları söyledi: “Biz TÜGİAD olarak, Avrupa’nın en önemli başkentlerinden bir tanesinde genç girişimcilerin en önemli zirvesini yapacak güçteyiz. Bu bir güç projeksiyonudur. Masada olmazsanız sahada kazanamıyorsunuz.”

Şirketler arasında iş birlikleri tamam

Viyana’daki zirvenin en somut yeniliklerinden biri planlı ikili görüşmeler oldu. Katılımcılar zirve öncesi hangi şirket ve sektörlerle görüşmek istediklerini bildirdi. Buna göre görüşme programları oluşturuldu. Zirvede 400-450 katılımcının bulunduğunu belirten Gürkan Yıldırım, yaklaşık 400 ikili görüşme yapıldığını söyledi. Yıldırım, “Önce delegasyonlar birbirini tanıyor, ardından sektör bazlı B2B’ler gerçekleşiyor. Son aşamada şirketler bir araya geliyor ve iş birlikleri konuşuluyor” dedi.

Start-up iştahı artıyor

TÜGİAD’ın son dönemde start-up ekosistemine yakın ilgi gösterdiğini söyleyen Gürkan Yıldırım, İstanbul Kalkınma Ajansı ile yürütülen projede kurumsal şirketlerle girişimcileri bir araya getirdiklerini anlattı. TÜGİAD üyelerinin start-up yatırımlarının da arttığını belirten Yıldırım, “Üyelerimiz yatırım yapıyor, start-up’ları yurt dışına götürüyoruz. Konvansiyonel iş yapan şirketlerde bile ‘Ben de bir start-up geliştireyim ya da ortak olayım’ düşüncesi güçleniyor” diye konuştu.

İran bankasının faaliyet izni kaldırıldı

BDDK’nin 18 Eylül tarihli ve 11572 sayılı kararı, 19 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Söz konusu hüküm, yapılan denetimler sonucunda bir bankanın faaliyetini sürdürmesinin “mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin” ortaya çıkması halinde BDDK’ye faaliyet iznini kaldırma veya bankayı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devretme yetkisi veriyor. ABD Hazine Bakanlığı, Bank Mellat’ı 2007’de İran’ın nükleer programıyla bağlantılı kuruluşlara mali hizmet sağladığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

‘Sistemik risk yok’

Fon piyasalarında yaşanan dalgalanmayla gelen borsadaki sert satışlar sonrası kurumların bir dizi önlem paketi piyasaların ateşini söndürdü. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde Türkiye İş ve Ziraat bankalarını yetkilendirdiğini duyurdu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, “Piyasalarda dün yaşananlar sınırlı sayıda fonlardaki kredi ve likidite problemi, genele yayılmış sistemik risk söz konusu değil, borsada ve piyasada yapısal sorun yok” dedi.

Fonlarda ne oldu?

Başta Tera ve Pusula olmak üzere bir dizi potföy yönetim şirketi çıkardıkları hisse fonları ve para piyasası fonlarıyla, yatırımcılara, piyasadaki diğer köklü fon şirketlerinin çok üzerinde getiri sağladı. Ancak bu fonların yüksek getirileri arka plandaki kredili ve borsadaki hisse bazlı işlemlerle sağladığı ortaya çıktı. Portföy şirketleri, sürekli taban gören hisseleri elinden çıkaramadı, bu yüzden temerrüde düştü ve borçlarını ödeyemez oldu. Bu karmaşa ile başlayan süreçte SPK’nın hamlesi geldi, ilgili tüm fonlar işleme kapatıldı. Tasfiye süreci başlatıldı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, NTV özel yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Finansal İstikrar Komitesinin (FİK) dün toplandığını anımsatan Şimşek, “Piyasalarda dün itibarıyla yaşananların esas temeli, sınırlı sayılan fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok” diye konuştu. Şimşek, her senaryoya karşı alternatif planlarının bulunduğunu söyledi.

“Serbest fon” diye tabir edilen bir alan bulunduğunu ve bu alanın dünyada serbest ve nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan olduğunu belirten Şimşek, “Türkiye’de 2038 tane fon var, bunların 131’inde bahsediyoruz” dedi.

‘Baskı beklemiyoruz’

SPK’nin işlem yaptığı fonlara ilişkin de bilgi veren Şimşek, şöyle devam etti: “Kurul, riskli olanlara ilişkin gerekli adımları atmıştır. Fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı şekilde işlemeye devam etti. Son müdahalelerden etkilenen fonlar, toplam fon büyüklüğünün yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Tasfiye süreci SPK’nin yaptığı görevlendirme ve ilkeler çerçevesinde yapılacak. Sürecin önümüzdeki dönemde borsa üzerinde bir baskı oluşturmasını beklemiyoruz. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan yoğunlaşma riskinin diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirler devreye alındı.”

‘Karantinaya alındı’

Bankacılık dışı finans sektörünün farklı bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, “Ev ve araba almak için birikimlerin bir şekilde yönetildiği bir alan. Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Fonlarla ilgili, tekrar ediyorum, gerekeni yaptık. Sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Emlak Katılım, konut finansmanı konusunda uzman. Katılımevim ve Birevim, bu alanda faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım önceki gün itibarıyla bir süreç başlattı” dedi.

Morgan Stanley: Koşullarsağlıklı

Morgan Stanley, SPK’nın 7 varlık yönetim şirketine yönelik tedbirlerinin ardından piyasada geniş tabanlı bir bozulma sinyali görülmediğini belirtti. Kurum, fonlama koşulları ve yatırımcı pozisyonlanmasının genel olarak sağlıklı kaldığını değerlendirdi.

4 şüpheli tutuklandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bir kısım fon ve pay piyasasında manipülatif işlemler gerçekleştirildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada, 4 şüphelinin tutuklandığını, 51 zanlı hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi. 51 kişi hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanırken, malvarlıklarının kaçırılmasına imkan verilmemesi amacıyla ilgili hesaplar ile tüm malvarlığı değerleri hakkında tedbir kararları alındığı belirtildi.

Bakan Gürlek, “’Ponzi’ benzeri yöntemlerle vatandaşlarımızın birikimlerini hedef alan, yanıltıcı yönlendirmelerle haksız kazanç sağlayan kötü niyetli kişi ve yapılara karşı adli işlemler yapılmaktadır. Vatandaşımızın alın terini, emeğini ve geleceğini kendi çıkarı için istismaretmeye çalışan hiç kimseye göz yumulmayacaktır” dedi.

Öte yandan Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Erkan Kilimci ile Hedef Holding Yönetim Kurulu Üyesi Namık Kemal Gökalp görevlerinden ayrıldı.

Dolandırıcılara dikkat!

Fon piyasasında yaşanan son çalkantılar ve regülasyon müdahalelerinin, dolandırıcılar ve fırsatçılar için ideal bir zemin hazırladığı ifade eden uzmanların da bu süreçte uyarıları var. Uzmanlar, ‘Paranızı Kurtaralım Vaadi’, ‘Sahte Sosyal Medya Tüyo ve Kurtarma Grupları’, ‘Oltalama (Phishing) ve Sahte SMS/E-postalar’ konusunda dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, “Kamu kurumlarından gelecek bilgileri bekleyin, sakin kalın ve bilgileri mutlaka teyit edin” diyor.

Dünden önceki günMilliyet Gazetesi

Almanya’yı sarsan İHA girişiminde yeni iddia! Perde arkasında Rus istihbaratı mı var?

Almanya'nın Leipzig/Halle Havalimanında patlayıcı yüklü İHA bulunmasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.

Alman Welt am Sonntag gazetesinin özel haberine göre Alman güvenlik birimleri, 4 Ağustos'ta Ukrayna kargo uçağının yer aldığı bölümde bulunan ve etkisiz hale getirilen patlayıcı yüklü İHA'nın Rus askeri istihbarat servisi (GRU) ile bağlantı kişilerce yerleştirildiğine dair ciddi izler elde etti.

'İKİ ÜLKEDE SABIKASI VAR'

Buna göre söz konusu patlayıcı yüklü İHA’nın Leipzig/Halle Havalimanına ulaşması, Rusya vatandaşlığı da bulunan Belaruslu Andrei K. ile Rusya Askeri İstihbarat Servisi (GRU) ile bağlantılı olan Oleg L. tarafından organize edildi. Gazetenin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Oleg L. önce Berlin’e geldi, daha sonra Leipzig’e geçti. Oleg L., İHA’nın Leipzig Havalimanına ulaşmasından sonra Berlin’den Sırbistan’a, oradan da Rusya’ya geçti. İHA üzerinde yapılan parmak izi araştırmasında, patlayıcıların olduğu bir teneke kutuda ve İHA’yı kontrol etmek için bir ağaç üzerine yerleştirilmiş antende diğer şüpheli Belaruslu Andrei K.’nın DNA’sına rastlandı. Haberde söz konusu kişinin DNA izlerinin daha önce Finlandiya ve Litvanya’da kayıt altında olduğu ve Andrei K.’nın bu iki ülkede sabıkası bulunduğuna dikkat çekildi.

'PATLAYICILAR BULGARİSTAN VE SIRBİSTAN ÜZERİNDEN GETİRİLDİ'

Alman güvenlik birimlerinin İHA’ya yerleştirilen patlayıcıların kamyonla Bulgaristan ve Sırbistan üzerinden Almanya’ya getirildiğine dair ciddi verilere sahip olduğu da öne sürüldü. Güvenlik kaynaklarına göre patlayıcılar, kamyonların gizli bölmelerinde taşındı ve Almanya’ya getirildi, sonrasında saldırı girişimi öncesine kadar çok gizli şekilde saklandı.
Haberde yer verilen bir başka ayrıntıya göre güvenlik güçlerinin yaptığı analizde, patlayıcı yüklü İHA’daki düzeneğin infilak etmesi halinde büyük bir yıkıma yol açacağı, Leipzig/Halle Havalimanının bazı bölümlerini tamamen yok edeceği tespitine yer verildi.

PATLAYICI YÜKLÜ İHA, ALMANYA RUSYA İLİŞKİLERİNİ DAHA DA GERDİ

Almanya ile Rusya arasından yeni bir gerilimin fitili ateşleyen gelişme, 4 Ağustos akşamında yaşandı. Leipzig/Halle Havalimanında Ukrayna'ya ait Antonov kargo uçağının bulunduğu bölgede patlayıcı yüklü bir İHA olduğu tespit edildi. Etkisiz hale getirilmesinin ardından yapılan açıklamada, profesyonel bir hazırlık gerektirdiği belirtilen saldırı girişiminin, "uluslararası bir boyutu" olduğu belirtildi. Alman hükümeti Eylül ayı başında ise saldırı girişiminin arkasında Rusya'nın olduğunu duyurdu ve Bonn şehrindeki Rus Başkonsolosluğunun kapatılmasının da dahil olduğu bir dizi kararlarla söz konusu eyleme karşılık verildiğini bildirdi. Rusya da Almanya’nın bu hamlesine Rusya'nın farklı şehirlerindeki Goethe Enstitülerini kapatarak karşılık verdi.

Okyanusun ortasında ölüm kalım savaşı! 15 yaşındaki çocuk 2 gün boyunca kurtarılmayı bekledi
11 Eylül törenindeki bu görüntü sonrası hedefte Mamdani var: 'Neden gülüyorsun?'

ABD'den BAE'deki vatandaşlarına uyarı! 'Yahudi ve İsrailli topluluklarla bağlantılı alanlarda dikkatli olun'

ABD Büyükelçiliğinin, sosyal medya platformundaki hesabından uyarı paylaşımı yapıldı.

'AZAMİ DİKKAT GÖSTERİN'

Güvenlik uyarısında, BAE'deki Amerikalılardan, Yahudi dini mekanları ve İsrail topluluklarıyla bağlantılı alanlarda "azami dikkat göstermeleri" istendi.

ABD vatandaşlarına, "tetikte olmaları, çevrelerine karşı farkındalıklarını artırmaları ve kişisel güvenlik önlemlerini sıkı şekilde uygulamaları" çağrısında bulunuldu.

NE OLMUŞTU?

İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında varılan "ilişkilerin normalleştirilmesi"ne yönelik anlaşmalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde 5 Eylül 2020’de Beyaz Saray'da düzenlenen törenle imzalanmıştı.

ABD-İran savaşı ne zaman bitecek? Trump'tan flaş açıklama
BRICS ülkelerinden Orta Doğu'da itidal çağrısı! 'Derin endişe duyuyoruz'

BRICS ülkelerinden Orta Doğu'da itidal çağrısı! 'Derin endişe duyuyoruz'

Hem İran'ın hem de ABD'nin müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri'nin aralarında bulunduğu BRICS ülkelerinin liderleri, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'den düzenlenen zirvede bir araya geldi. Zirvenin ardından ortak bir bildiri yayınlandı.

'ORTA DOĞU'DAKİ GERİLİMDEN DERİN ENDİŞE DUYUYORUZ'

BRICS ülkeleri, Orta Doğu'daki savaştan duydukları "derin endişeyi" dile getirdi ve ulusal görüşlere saygı duyan "çok taraflı bir yaklaşımla" azami itidal çağrısında bulundu.

Bildiride, "Orta Doğu'daki gerilimlerin sürekli tırmanmasından derin endişe duyuyoruz. Azami itidal gösterilmesi ve durumu daha da kötüleştirebilecek eylemlerden kaçınılması çağrısında bulunuyoruz" denildi. Bildiride üye ülkelerin uluslararası anlaşmazlıkların "diyalog, istişare ve diplomasi yoluyla" barışçıl bir şekilde çözülmesine olan bağlılığı vurgulandı. Ayrıca ABD'nin İran ile olan savaşı nedeniyle Tahran'a ve Rusya'nın Ukrayna ile olan çatışması nedeniyle Rusya'ya uyguladığı yaptırımlar zemininde, ticareti bozan "tek taraflı gümrük ve gümrük dışı önlemlerin" artmasından endişe duyulduğu aktarıldı.

10 ÜLKEDEN OLUŞUYOR

BRIC, 2006 yılında Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kurulmuş olup 2011'de Güney Afrika Cumhuriyeti'nin katılımıyla "BRICS" adını almış istişare ve iş birliği platformu olarak biliniyor. Ağustos 2023'teki genişleme neticesinde Mısır, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran da BRICS'e katıldı. Endonezya ise Ocak 2025'te BRICS'e üye oldu.

Çin Devlet Başkanı Xi'den BRICS ülkelerine çağrı! 'Orta Doğu'da barış için rol üstlenin'
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'den şok açıklama! 'Putin ile görüşmeye hazırım'

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski'den şok açıklama! 'Putin ile görüşmeye hazırım'

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle'ye röportaj verdi. Devlet Başkanı Zelenskiy, kendisinin ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de davet edilmesi halinde Aralık ayında ABD'nin Miami kentinde düzenlenecek G20 zirvesinde Putin ile görüşmeye istekli olup olmadığı sorusuna, "Evet, elbette" yanıtını verdi.

'BULUŞMALIYIZ, KARARLAR ALMALIYIZ'

Zelenski, "Buluşmalıyız. Bir araya gelmeli, konuşmalı ve kararlar almalıyız. Mesele, sözler değil. Ona ne söyleyeceğim ya da onun bana ne söylemek istediği önemli değil. Önemli olan sadece sonuçtur. Sonuç önemlidir. Hepsi bu" ifadelerini kullandı.

Zelenski, ABD'li müzakereciler Witkoff ve Kushner'in Moskova ve Kiev ziyaretinin "iyi bir sinyal" olduğunu ve ikilinin Moskova'nın yanı sıra Kiev'i de ziyaret etmesinin önemli olduğunu söyledi. Zelenski ülkesinin çatışmayı sona erdirmeye yönelik müzakereler için iyi bir konumda olduğunu, ülkesinin geçtiğimiz yıla göre daha güçlü olduğunu sözlerine ekledi. Putin, 2019'dan beri G20 zirvesine katılmadı. Geçtiğimiz ay Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ABD tarafından Kuzey Carolina'da düzenlenen G20 ülkeleri toplantısına davet edilmişti, ancak bu durum Avrupalı liderleri kızdırmıştı.

DİPLOMATİK ÇABALAR HIZ KAZANIYOR

ABD, 19 ülke ve Avrupa Birliği ile Afrika Birliği'nden oluşan G20 grubunun bu yılki başkanlığını yürütüyor ve bu dönem Aralık ayında Miami'de yapılacak liderler zirvesiyle sona erecek. ABD, 5'inci yılına giren ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en ölümcül çatışma olan bu duruma çözüm bulmak için uzun süredir tıkanmış olan müzakereleri yeniden başlatmaya çalışıyor. Geçtiğimiz hafta sonu ABD'li müzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner Moskova'yı ziyaret etmiş ve Putin ile Trump da hafta başında "son derece samimi" ve "yapıcı" olarak nitelendirilen 1 saatlik telefon görüşmesinde savaşı ele almıştı.

11 Eylül törenindeki bu görüntü sonrası hedefte Mamdani var: 'Neden gülüyorsun?'

Çin Devlet Başkanı Xi'den BRICS ülkelerine çağrı! 'Orta Doğu'da barış için rol üstlenin'

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen 18. BRICS Zirvesi'ne katıldı. Devlet Başkanı Xi yaptığı konuşmada, dünyanın şu anda "eşi, benzeri görülmemiş" derin bir dönüşümden geçtiğini, Küresel Güney'in önemli ölçüde büyüdüğünü ve çok kutupluluğun durdurulamaz hale geldiğini ifade etti.

Xi, Aynı zamanda tek taraflılık ve güç politikaları yükselişte, çok taraflılık ve uluslararası düzen saldırı altında ve barış, kalkınma, güvenlik ve yönetişimdeki açıklar giderek büyüyor. BRICS ülkeleri tarihin doğru tarafında yer almalı, çağın öncüleri olarak hareket etmeli, uluslararası düzeni daha adil ve eşitlikçi bir yöne doğru yönlendirmeli ve insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluk inşa etmek için birlikte çalışmalıdır" dedi.

YAPAY ZEKA TABANLI YENİ SANAYİLEŞME GİRİŞİMİ ÖNERİSİ

Xi, "Öncelikle, yenilikçi gelişmeyi teşvik etmede öncü olmalıyız. Girişimi sağlam bir şekilde ele almalı, yapay zeka alanında iş birliğini güçlendirmeli, açık kaynak ve ortak paylaşımı teşvik etmeli ve pragmatik iş birliğini yeni zirvelere taşımalıyız. BRICS ülkelerinin Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü'ne aktif katılımını memnuniyetle karşılıyoruz. Çin, BRICS-Yapay Zeka Tabanlı Yeni Sanayileşme Girişimi'ni önerdi ve daha fazla Ar-Ge ve uygulama başarısı oluşturmak, endüstriyel ve tedarik zincirlerinde iş birliğini derinleştirmek için tüm taraflarla çalışmaya istekli" şeklinde konuştu.

ORTA DOĞU VE KÖRFEZ'DE BARIŞ İÇİN HAREKETE GEÇME ÇAĞRISI

Xi ayrıca, "İkinci olarak, barış ve istikrarın korunmasında öncü olmalıyız. Ortak, kapsamlı, işbirlikçi ve sürdürülebilir bir güvenlik anlayışını savunarak Soğuk Savaş zihniyetine ve blok çatışmasına karşı çıkıyor, diğer ülkelerin egemenliğine ve iç işlerine müdahaleye karşı çıkıyor, sıcak nokta sorunlarının çözümüne yapıcı bir şekilde katılıyor ve sorunların hem belirtilerine hem de kök nedenlerine yönelik çözümler arayışında BRICS'e özgü katkılar sunuyoruz. Çin, Orta Doğu ve Körfez bölgesinde barış ve huzurun sağlanmasında BRICS üyeleriyle birlikte üzerine düşen rolü oynamaya hazırdır" dedi. Xi, "Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki durum gelişmeye devam ederken, oradaki savaş bölge genelindeki insanlar için ciddi kayıplara neden oldu" ifadelerini kullandı. Xi, savaşın "uluslararası toplumun ortak çıkarlarına hizmet etmediğini" vurguladı.

Jinping, Çin'in gelecek yıl BRICS başkanlığını üstleneceğini ve 19. BRICS Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağını söyledi.

ABD basınından Çin'den İran'a destek iddiası! 'Uydu görüntülerini verdiler'
ABD-İran savaşı ne zaman bitecek? Trump'tan flaş açıklama

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan: İyiliğin egemen geleceği bir dünyada yaşamak mümkün

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 'İyilik Var: Türkiye Gönüllülük Programı'nın tanıtımına katıldı. Programa Erdoğan’ın yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve çok sayıda davetli katıldı.

İlginizi Çekebilir

"İYİLİĞİN EGEMEN GELECEĞİ BİR DÜNYADA YAŞAMAK MÜMKÜN"

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, “Bugün 'İyilik Var' diyebilmek için bir aradayız. İnşallah bugün 'İyilik Var' demeyi başarabiliriz ve inşallah bugün buradan yüksek bir sesle topluma iyiliklerin kötülüklerden çok daha fazla olduğu mesajını yayabiliriz. İnşallah çocuklarımıza dünyada iyiliğin egemen geleceği bir dünyada yaşamanın mümkün olduğunu anlatabiliriz. Ben de kendi serüvenimde, yurt dışındaki eğitimimden sonra Türkiye'ye geldiğimde ilk önce Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı'nda, Cumhurbaşkanımızın, 1996 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı olduğu dönemde kurulmasına öncülük ettiği, kız öğrencilerin İstanbul'a eğitim için geldiklerinde konaklamalarına destek veren bir vakıfta başladım. 5 yıl kadar genç kızlarımızın İstanbul'da arzu ettikleri üniversitelerde eğitim görürken onların emin ellerde konaklayabilecekleri yurt imkanlarının olması için kurulmuş bir vakıfta hizmetlerime başladım. Bugün TÜRGEV'de mütevelli kurulu başka arkadaşlarımızla devam ederken Yeni Türkiye Eğitim Vakfı bünyesinde anaokulundan lise sona kadar okullarımızda öğrencilerimizin eğitimine farklı bir pencere aralamak için bir mücadeleyi sürdürüyoruz. Bir Müzik İlkokulumuz var ki dünyada eşi benzeri olmayan, yetenekli çocuklarımızı 6 yaşında tespit edip onlara gelir durumlarına göre de burs imkanı sunarak Türk müziği eğitimini çok erken yaşta vermek suretiyle bir ufuk açmaya, kazandırmaya çalışıyoruz. Neden? Çünkü Türk müziğimizin, kendi müziğimizin desteklenmesine ihtiyaç var. Biz Türk müziğine de bir şans tanınsın, bazı deha çocuklarımız hiç olmazsa Türk müziğine de olsun diye böyle bir çalışmayı destekledik. Bunun dışında İlim Yayma Vakfımızda akademik hayatlarını ilerletmek isteyen üst düzey akademisyenleri İlim Yayma Ödülleri ile teşvik etmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

"KÖTÜLÜĞÜN REKLAMININ OLDUĞU BİR ZAMANDA İYİLİĞİN DE REKLAMINI YAPMAYA İHTİYACIMIZ VAR"

Erdoğan, “İlim Yayma Vakfımızda da her yıl binlerce öğrencimize biz burs destekleri sunuyoruz. İstanbul'daki yetim ortaokul, lise öğrencilerine burslar sağlıyoruz. Bizim kendi kurumlarımızda, vakıf derneklerimizde küçük ölçekte yaptığımız iyiliklerin bu kamu eliyle bu kadar büyütülmesi, kurumsallaştırılması gerçekten çok takdire şayan. Neden vakıflarımız, derneklerimiz önemli? Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı Başkanı olarak da bünyemizdeki bütün vakıf ve derneklerimizin iyiliği kurumsallaştırma çabasını desteklemeye çalışıyoruz. Benim de kendime göre eğitim hayatında edindiğim tecrübeyle, çalışma hayatında edindiğim tecrübeyle Türkiye'deki vakıf ve derneklerimizin profesyonelliğini, kurumsallığını nasıl geliştirebiliriz diye çalışmalar yaptım. Peygamber Efendimizin meşhur hadisi var, biliyorsunuz. 'Bir elin verdiğini diğer elin bilmemesine' dair çok ciddi toplumumuzda da bir bilinç var. Ama kötülüğün bu denli reklamının olduğu bir zamanda düşünüyorum da biraz iyiliğin de reklamını yapmaya ihtiyacımız var.” dedi.

"DÜNYADA KÖTÜLÜK BÜYÜYOR"

Erdoğan, “Bazı tür haberlerin, kötülük haberleri diyelim bunlara, kötülük haberlerinin sansürlü ve belli saatten sonra yayınlanması lazım. Buna izin verilmemesi lazım. Herhangi bir günün saatinde kötülük haberi insanların karşısına çıkamaması lazım. Sosyal medya ve internet siteleri aracılığıyla da aynı şekilde kötülük haberlerinin bir şekilde 16 yaş altına karşısına gelmemesiyle ilgili tedbirlerin alınmasına ihtiyacımız var. Son zamanlarda bizler de birkaç yıldır aslında sivil toplum olarak arzu ettiğimiz bir gönüllülük yasa teklifi ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Biz bu gönüllülük yasasını çok önemsiyoruz. Gerçekten, gönüllülüğün gözetilmesine ihtiyacımız var. Gönüllülüğün bir şekilde ödüllendirilmesinin gerektiği yerlerde ödüllendirilmesine ihtiyacımız var. Dünyada kötülük büyüyor, bunu kabul etmemiz lazım. Bizim kötülüğe alan kapatmaya ihtiyacımız var. Allah-u Teala Kur'an'da bize iyiliklerin emredilmesi ve kötülüklerin yasaklanmasından bahsediyor ve bize bunu emrediyor. İnşallah bu ‘İyilik Var’ hareketi portalıyla, aplikasyonuyla, dijital yapısıyla gençlerde de kolay kullanımıyla iyi bir karşılık bulur. İnşallah burada yapılan iyiliklerin dalga dalga yayılır. Önce gönül coğrafyamıza, sonra bütün dünyaya da yayıldığını izleriz ve Türkiye iyilik alanında da, mirasımızdan, ecdadımızdan, inancımızdan getirdiğimiz güzellikleri dünyaya tanıtmada öncü olur, örnek olur. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "12 Eylül" mesajı: Asla unutmayacağız

Sivas'ta kayıp 11 aylık Büşra bebek için arama çalışması başlatıldı

Gündüren köyünde hayvancılıkla uğraşan Elif Balıkçı (27), 10 Eylül'de bebeği Büşra Balıkçı'yı yaşadıkları çadırda bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi.

KÖYDE ARAMA ÇALIŞMALARI BAŞLATILDI

İhbar üzerine köye AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Aramalarda yapay zeka destekli insansız hava aracı ile iz takip köpeği de kullanıldığı ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan '12 Eylül' mesajı: Asla unutmayacağız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

"12 Eylül Askerî Darbesi’nin 46’ncı yılında, o meşum günlerde mağdur edilen, eziyet gören, haksız yere idamla yargılanan vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları hâlen yüreğimizde hissediyoruz. Ülkemizin geleceğine kurulan bir tuzak olan 12 Eylül’ün insanımıza yaşattıklarını asla unutmayacağız. Kalkınma yolculuklarımızın darbelerle sekteye uğratılmasına bir daha izin vermeyeceğiz."

Siyasilerden 12 Eylül mesajları: Karanlık dönemin acılarını hiçbir zaman unutmadık
Infografik Görsel (Quality Image)
Almanya’yı sarsan İHA girişiminde yeni iddia! Perde arkasında Rus istihbaratı mı var?

İstanbul Bahçelievler'de 5 katlı binanın istinat duvarı çöktü

Olay, saat 13.00 sıralarında Bahçelievler Merkez Mahallesi Erde Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, kentsel dönüşüm çalışmaları nedeniyle yıkılan bir binanın temel kazma çalışmaları sırasında bitişikte 5 katlı apartmanın istinat duvarı çöktü.

İlginizi Çekebilir

İNCELEME BAŞLATILDI

Binanın merdivenlerinde de hasar yaşandı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve belediye ekipleri sevk edildi. Binaya giriş çıkışlar güvenlik sebebiyle bir süre kapatıldı. Yapılan çalışmaların tamamlanmasının ardından binaya giriş ve çıkışlar kontrollü olarak sağlanırken olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Hortum böyle geldi! Araç kamerası saniye saniye görüntüledi

AK Partili Mustafa Şen'den yeni anayasa mesajı: 1 Ekim itibarıyla hız vereceğiz

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen, ‘Türkiye Yüzyılı Buluşmaları’ programı kapsamında geldiği Bingöl’de düzenlenen toplantıya katıldı. AK Parti İl Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıya ayrıca AK Parti Bingöl milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven ve davetliler katıldı.

Fazla mesai hesabı değişti! Yargıtay'dan milyonlarca çalışanı ilgilendiren emsal karar

'1 EKİM İTİBARIYLA ANAYASA ÇALIŞMALARINA HIZ VERECEĞİZ'

Şen, burada yaptığı konuşmasında yeni anayasa çalışmalarına 1 Ekim itibarıyla daha fazla hız vereceklerini belirterek, “Bingöl, 12 Eylül faşistlerinin anayasasına yüzde 82 oranında 'Hayır, böyle anayasa olmaz' diyerek cevap vermiş bir şehir. Bugün o gurur gününü yaşıyor. Böyle bir günde Bingöl'de bulunmak benim için büyük bir mutluluk ve gurur vesilesi. O 'Hayır' diyen eller dert görmesin. Biliyorsunuz bir zamandır Meclis Başkanımız yeni anayasa için ön hazırlık çalışmalarını yürütüyordu. Biz de o sırada terörle mücadele bağlamında Terörsüz Türkiye Komisyonu olarak çalışıyorduk. İnşallah 1 Ekim itibarıyla milletvekillerimizle birlikte bu anayasa çalışmalarına daha fazla hız vereceğiz. 'Terörsüz Türkiye' meselesi son zamanlarda en çok mesai harcadığımız iş oldu ve Allah'ın izniyle bunu başardık. Komisyonumuz, Meclis’te 8 ay boyunca çalıştı; her parti kendi raporunu ve ayrıca bütün partiler ortak komisyon raporunu hazırlayıp yayınladı. Teröre karşı mücadele vermiş bir devletin ve milletin raporunun nasıl olduğunu görmek için Meclis’in sitesinden bu raporu okumanızı tavsiye ederim” dedi.

Son dakika... 'Vanlı Kara Haydar'ın düğünündeki altınlar bulundu

‘SEÇİMLER 2028'DE ZAMANINDA YAPILACAK’

Şen, devletin kimseyle pazarlık yapmadığını ifade ederek, “Bazen bunu eleştirenler oluyor. 'Siz ne pazarlık yaptınız?' diye soranlar var. Devlet kimseyle pazarlık yapmaz. Hele ki milletin iradesiyle seçilmiş bir Cumhurbaşkanı ve Başkomutandan bahsediyorsak, pazarlık söz konusu olamaz. Teröristle pazarlık yapılmaz ama bu meselenin çözülmesi ve daha fazla can kaybının yaşanmaması için adımlar atılır. Eleştirenlere 'Sizin öneriniz ne?' diye sorduğumuzda ise hiçbir cevap alamıyoruz. Düşünün; Hakkari'de bir anne oğlunun mezarı başında dua ediyor, bir başka anne Trabzon'da oğlunun mezarı başında dua ediyor. İkisi de aynı Fatiha'yı, aynı İhlas Suresi'ni okuyor. Bir anne, 'Benim bir oğlum dağda, bir oğlum askerde. Bir oğlum öbür oğlumu vuracak diye uyuyamıyorum, bu işi bitirin' diyorsa, meseleye o annenin yüreğinden bakmak gerekir. Bütün annelerin gözyaşlarının rengi aynıdır. ‘Diyarbakır Anneleri’nden bir anne bana, çocuğunun okuldan alınıp örgüte teslim edildiğini söylemişti. O gün bu işin bitmesi gerektiğine dair kendime söz verdim. Çok şükür bugün bu gerçekleşiyor. Sizlerden ricam, ortamı zehirlemek ve zihinleri bulandırmak isteyenlere izin vermeyiniz. Biz bu mücadeleyi gençlerimiz ve çocuklarımız ölmesin, yaşasın diye veriyoruz. Yakın zamanda PKK'nın Suriye kolu da kendisini feshetti. Terörün tamamen bitmesi sizlerin göstereceği güçlü iradeye bağlıdır. Cumhurbaşkanımız dünyadaki zalimlere karşı dik durabiliyorsa, bu gücünü önce Allah'tan, sonra da milletin iradesinden ve sağlam teşkilat yapısından almaktadır. Seçimler 2028'de zamanında yapılacaktır. Bizler AK Parti ve teşkilatlar olarak sürekli sahadayız ve milletimize hizmet etmeye devam ediyoruz” diye konuştu.

Haber İçi Banner

Türkiye ile Azerbaycan’dan enerjide dev hamle! 3 büyük proje geliyor

Dünyanın krizler dünyası haline geldiğini ve krizlerin artık "yeni normal" olduğunu ifade eden Bayraktar, böyle bir ortamda Türkiye ile Azerbaycan'ın enerjide öngörülebilir, çeşitlendirilmiş ve daha yoğun işbirlikleri geliştirdiğini söyledi.

Bayraktar, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, TANAP ve TAP gibi projeleri hatırlatarak, "TANAP'tan bu sene itibarıyla 100 milyar metreküp doğal gaz akışı gerçekleşti. Bu hat, Avrupa'nın arz güvenliğine çok büyük katkı yapıyor." ifadesini kullandı.

Türkiye ve Azerbaycan'ın birbirini tamamlayan özelliklere sahip olduğunu kaydeden Bayraktar, Azerbaycan'ın önemli bir petrol ve doğal gaz üreticisi olduğunu, şimdi ise elektrik üreticisi olma yolunda ilerlediğini dile getirdi.

Fazla mesai hesabı değişti! Yargıtay'dan milyonlarca çalışanı ilgilendiren emsal karar

Bayraktar, Türkiye'nin ise büyüyen ve enerji ihtiyaçları artan bir pazar olduğunun altını çizerek, "Türkiye, aynı zamanda önemli tüketici olan Avrupa ile birçok bağlantısı olan, dolayısıyla buradaki enerjiyi Avrupa'ya ihraç edebilme kapasitesi, kabiliyeti olan bir ülke." diye konuştu.

Bu özelliklerin Türkiye ve Azerbaycan'ı birbirini tamamlayan iki ülke haline getirdiğini anlatan Bayraktar, iki ülkenin cumhurbaşkanlarının ortaya koyduğu ortak vizyonun da buna uygun projeler geliştirilmesine vesile olduğunu kaydetti.

MEVCUT ENERJİ PROJELERİNİN KAPASİTESİNİN TAM KULLANILMASI HEDEFLENİYOR

Bayraktar, öncelikli olarak Bakü-Tiflis-Erzurum, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP gibi mevcut projelerin kapasitesinin tam kullanılması gerektiğini vurgulayarak, Bakü-Tiflis-Ceyhan'dan bugün 600 bin varil petrol aktığını, hattın kapasitesinin ise 1 milyon varil olduğunu ifade etti.

Bu hatta Orta Asya'daki ve Türk dünyasındaki diğer kaynaklardan ham petrol taşınabilmesi gerektiğine işaret eden Bayraktar, doğal gaz için de benzer çalışmaların yapılabileceğini aktardı.

Bayraktar, önlerinde elektrik alanında çok büyük projeler bulunduğunu belirterek, "Üç ana projeyi konuşuyoruz. Bunlar, Nahçıvan üzerinden Türkiye elektrik iletim hattının gelmesi, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan-Bulgaristan'ın dörtlü yeşil enerji koridoru ve Karadeniz'in altından yine Avrupa'ya gidecek elektrik iletim hattıdır." bilgisini verdi.

Bankada parası olanlar dikkat! Mevduat faizlerinde sert düşüş

TÜRK DEVLETLERİYLE ENERJİ VE MADENLERDE ORTAK PROJELER

Türkiye ve Azerbaycan örneğinde olduğu gibi diğer Türk devletleriyle de birbirlerini tamamlayan bir bütün oluşturduklarına değinen Bayraktar, Türkmenistan'ın önemli doğal gaz kaynaklarına, Kazakistan'ın ise önemli ölçüde petrol üretim kapasitesine sahip olduğunu söyledi.

Bu ülkelerin aynı zamanda önemli maden kaynaklarına ve maden üretimlerine sahip olduğunu belirten Bayraktar, Kazakistan'ın dünyanın önemli uranyum tedarikçilerinden biri olduğunu ifade etti.

Bayraktar, "Dolayısıyla hem enerjide hem madenlerde üretici büyük ülkeler, Türkiye gibi çok önemli, sanayisi güçlü, maden ham maddesine ihtiyaç duyan, elektrik talebi büyüyen, enerji talebi büyüyen bir ülke ve Türkiye üzerinden de farklı pazarlara açılma imkanının olduğu bir yapıdayız. Bu sinerjiyi, ortak çalışmalarla hayata geçirip daha büyük projeleri birlikte gerçekleştireceğiz." dedi.

BİGG yatırım için 2. çağrı

Bakan Kacır, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye yönelik desteklerin sürdüğünü belirtti. Kacır, paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “BiGG Yatırım Programı’nın 2026 yılı 2. Çağrısını başlatıyoruz. TÜBİTAK, BiGG Yatırım Programı ile girişimci adaylarının teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini desteklemeye devam ediyor. Çağrı kapsamında Mükemmeliyet Mührü alan girişimler yüzde 3 hisse karşılığında 1.350.000 TL yatırım alabilecek.”

Gastrodiplomasi İnisiyatifi kuruldu

En son Ankara’daki NATO zirvesinde kendini gösteren ve servis edilen tabaklarla Türkiye’yi dünyaya taşıyan gastrodiplomasi, ülkelerin en etkili “yumuşak güç”ü olarak tanımlanıyor.

Stratejik bir güç

Marka stratejisti ve Gastro TV Kurucusu Hakan Kural öncülüğünde hayata geçirilen inisiyatif, farklı uzmanlık alanlarından oluşturulacak çalışma grupları aracılığıyla ulusal ve uluslararası projeler geliştirecek. Ayrıca iş birlikleri kurulması ve Türkiye’nin gastronomi alanındaki birikiminin dünyaya daha sistematik biçimde taşınması yönünde çalışmalar da yapacak olan İnisiyatif’ in kurucu yapı ve çalışma gruplarında; Şef Araz Aknam, Prof. Dr. Derya Aydıner, Prof. Dr. Osman Arayıcı, Prof. Dr. Osman Can Ünver, Şef Rüştü Ekmen, Şef Haldun Tüzel, Süleyman Tarakçı, Prof. Dr. Saadet Aytıs, Yeşim Kaya, Merve Kılıç, Dr. Yavuz Dizdar, Bekir Kaya, Celal Uysal ve Nedim Özkan yer aldı. İnisiyatif, önümüzdeki dönemde farklı uzmanlık alanlarından yeni isimlerin katılımıyla çalışma ağını genişletmeyi planlıyor.

Gastrodiplomasi İnisiyatifi Kurucusu Hakan Kural, “Dünyada ülkeler artık yalnızca ekonomik güçleriyle değil; kültürleri, yaşam biçimleri ve anlatabildikleri hikâyelerle de rekabet ediyor. Türkiye ise binlerce yıllık gastronomi mirası, ürün çeşitliliği, üretim kültürü ve farklı coğrafyalarıyla bu alanda olağanüstü bir zenginliğe sahip. Amacımız yalnızca Türk mutfağını tanıtmak değil; bu birikimi Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkı sağlayan stratejik bir güce dönüştürmek” açıklamasında bulundu.

‘İlk defa 1.8 trilyon doları aşacak’

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından düzenlenen “TİSK 4. Birlikte Daha Güçlü Bir Gelecek Zirvesi” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Şişli’de bir otelde düzenlenen zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomide, bölgede yaşanan gerilimlerin, savaşın ve jeopolitik gerilimlerin etkisi altında yoluna devam ettiğine dikkati çekerek, “Enerji ve emtia fiyatlarındaki yükseliş ile ticaret ortaklarımızdaki yavaşlama ekonomimizi etkilerken enerji ithalatımızın bu sene 63 milyar dolardan 71 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyoruz. 8-9 milyar dolar faturamızda maalesef bir artış gözüküyor. Dış ticaret açığımıza baktığımızda 96 milyar dolardan 105 milyar dolara yükselmiş durumda, tahmini olarak bu yıla ilişkin” dedi.

Büyüme tahmini yüzde 3.3

Bu zorlu koşullara rağmen ekonominin büyümeye, istihdam oluşturmaya ve dış pazarlardaki konumunu güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:

“2026 yılında ilk yarıda yüzde 2.5 civarı büyüme gerçekleşmişti. İkinci 6 ayda, özellikle üçüncü çeyrekte biraz daha ivmelenme bekliyoruz. Üçüncü çeyreğin ağırlığı da daha fazladır, ekonomide, turizmiyle, tarımıyla vesaire. Dolayısıyla üçüncü çeyrekteki olumlu gelişme yıl ortalamamızı da daha iyi bir noktaya taşıyacak diye bekliyoruz. Büyümemizi yüzde 3.3 tahmin ediyoruz. Dünyanın, bölgemizin şartlarıyla baktığımızda son derece önemli bir performans. Yıl sonu itibarıyla milli gelirin ilk defa bu sene 1.8 trilyon doları aşmasını bekliyoruz.”

Savaş yüzde 7 artırdı

Enflasyonun en önemli mesele olduğunu dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

“Savaşın enerji, ulaştırma ve gıda fiyatları etkisi son aylarda enflasyonda geçici olarak bir yataylaşmaya yol açtı. Savaş etkileri azaldıkça bu yataylaşmanın sona ereceğini düşünüyoruz. Merkez Bankamızın bir hesabına göre 7 puan civarında enflasyona etkisi var savaşın. Yıl sonu tahminimiz yüzde 28,4 son OVP’de. Savaş olmasa yüzde 21-22 ile bu seneyi kapatmış olacaktık.”

Yılmaz, enflasyonun özellikle de çalışan ve dar gelirli kesimleri daha çok ilgilendiren konut, gıda ve ulaşım gibi kalemleri üzerinde yoğunlaştıklarını belirtti. Sosyal konut hamlelerini devam ettireceklerini, “500 bin konut” ve “kiralık konut” kampanyalarının sürdüğünü dile getiren Yılmaz, “Bütçemizde sosyal konutla ilgili ödeneklerimizi yüzde 150 artırmış durumdayız. Yani bütçemizin geneli 20 küsur artarken, sosyal konut ödeneğimiz yüzde 150 artmış durumda. 100 milyardan 250 milyara taşınmış durumdayız” dedi.

500’ü aşkın sektör

TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, bu yıl dördüncüsü düzenlenen zirvede 500’ü aşkın sektör temsilcisiyle bir arada olduklarını söyledi.

Akkol, “Amacımız, işletmelerimizin, sanayicimizin sahada yaşadığı konuları, beklentilerini ve çözüm önerilerini birinci ağızdan aktarmak, işverenimizin, sanayicimizin sahada karşılaştığı konuları ortak akıl ve istişare kültürüyle birlikte değerlendirmek. Sahada üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan ve yatırım kararları alan temsilcilerimizin gündemini doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz” diye konuştu.

3 yılda 2.1 milyon istihdam

Enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere ulaştırmayı planladıklarına dikkati çeken Yılmaz, 3 yıllık dönemde 2,1 milyon ilave istihdam öngördüklerini vurguladı.

Yılmaz, “Hem büyümeyle hem de diğer iş gücü piyasasına ilişkin çalışmalarımızla, aktif iş gücü programlarımızla, çok yönlü politikalarımızla istihdamda da ciddi bir artış öngörüyoruz. İşsizlik oranımız bugün 8,1 civarında, uzun süredir tek hanede. Bu sevindirici bir durum. Dönem sonunda işsizliğimizi 7,6’ya düşürmeyi hedefliyoruz” bilgisini paylaştı.

En uzun 5 tünelden 38.7 milyon araç geçti

Türkiye’de 2002 sonunda 83 olan tünel sayısının bugün 548’e, toplam tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 881 kilometreye çıktığını belirten Uraloğlu, böylece tünel sayısının yaklaşık 6.6 katına, toplam uzunluğun da 17.6 katına yükseldiğini kaydetti. Tünel ağına eklenen 831 kilometrelik uzunluğun Kilis ile Afyonkarahisar arasındaki kara yolu mesafesine karşılık geldiğini belirtti.
En uzun 5 tünelle akaryakıt tüketimi ve zamandan yılda 3.3 milyar lira tasarruf sağlandığını ifade eden Uraloğlu, “Tünellerimizle yalnızca dağları ve geçitleri aşmıyoruz, güzergahları kısaltıyor, seyahat sürelerini düşürüyor ve vatandaşlarımızın daha güvenli ulaşımını sağlıyoruz” dedi. Uraloğlu, özellikle kış şartlarının ağır geçtiği bölgelerde tünellerin ulaşım standardını yükselttiğini vurguladı.

Tatil kabusa döndü! Oteli terk edip parasını geri istedi: Nedeni şaşkına çevirdi

Tatil için ödediği parayı geri istedi, üstelik gerekçesi duyanları şaşkına çevirdi. Bacağındaki sivrisinek ısırıklarının tatilini mahvettiğini ve psikolojisini olumsuz etkilediğini savunan tatilci, ısırıkların fotoğraflarını yetkililere göndererek konaklama ücretinin tamamının ya da bir kısmının iade edilmesini talep etti.

YETKİLİLERE FOTOĞRAF GÖNDERDİ

Yaklaşık bir ay önce yaşanan olayda tatilci, sivrisinek ısırıkları nedeniyle konaklamasını yarıda kesti. Sadece şikayet etmekle kalmayan kişi, otelden ayrılarak ödediği ücretin geri verilmesi için resmi başvuruda bulundu.

Olayın, Girit'te tatil yapan İngiliz bir turistle ilgili olduğu ortaya çıktı. Bacağındaki sivrisinek ısırıklarının fotoğraflarını yetkililere gönderen turist, yaşadığı durumun psikolojisini olumsuz etkilediğini ve tatilinin mahvolduğunu savundu.

SADECE ŞİKAYET ETMEDİ, OTELİ TERK ETTİ

Girit Bölge Danışmanı Kiriakos Kotsoglou, yerel basına yaptığı açıklamada, İngiliz turistin sivrisinek ısırıkları nedeniyle otelden ayrıldığını ve resmi para iadesi talebinde bulunduğunu belirtti.

Turistin konaklama ücretinin tamamını ya da bir bölümünü geri almak istemesi, bölge yetkilileri ve turizm sektörü temsilcilerini de şaşırttı. Sivrisinek ısırıkları gerekçesiyle tatil ücretinin iadesinin istenmesi, bölgede sıra dışı bir olay olarak değerlendirildi.

22 yaşında 245 milyon dolarlık vurgun yaptı! Çaldığı serveti böyle harcadı: 'Gece kulübünde çanta yağmuru'

245 milyon dolarlık Bitcoin, milyon dolarlık otomobiller, özel jetler ve gece kulüplerinde tek gecede harcanan yüz binlerce dolar...Henüz 22 yaşındaki Malone Lam’ın adı, kripto para dünyasının en büyük soygunlarından birinin ardından gündeme geldi.

‘245 MİLYON DOLAR ÇALIP AKLADI’

BBC’nin haberine göre ABD Adalet Bakanlığı, Singapurlu Lam’ın arkadaşlarıyla kurduğu uluslararası suç ağıyla 245 milyon dolar değerinde Bitcoin çaldığını ve bu parayı akladığını açıkladı. Lam, tarihin en büyük kripto para hırsızlıklarından birini organize etmek ve çete faaliyetlerinde bulunmak suçlamalarını kabul etti.

Ancak soruşturmanın ortaya çıkardığı ayrıntılar, yalnızca çalınan paranın miktarıyla sınırlı değil. Lam ve beraberindekiler, milyonlarca dolarlık kripto serveti kısa sürede gösterişli bir yaşamın finansmanına çevirdi.

BİR GECEDE YARIM MİLYON DOLAR

Çetenin çaldığı fonlarla gece kulüplerinde tek gecede 500 bin dolara kadar harcama yaptığı belirlendi. Şebeke ayrıca değeri 100 bin ila 3.8 milyon dolar arasında değişen lüks araçlardan oluşan bir filo satın aldı.

Lam’ın gece kulüplerindeki gösterişi ise soruşturmanın en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu. Sanığın kalabalıkların üzerine on binlerce dolar değerindeki lüks marka çantalarını attığı bildirildi.

Lüks saatler, özel jet kiralamaları ve özel koruma ekipleri için de milyonlarca dolar harcandı.

ÇEVRİMİÇİ PLATFORMDA TANIŞMIŞLAR

Mahkeme belgelerine göre şebekenin faaliyetleri Ekim 2023’te başladı ve en az Mayıs 2025’e kadar devam etti. Şebeke üyeleri çevrim içi oyun platformlarında tanışırken, California, Connecticut, New York ve Florida’nın yanı sıra ABD dışından katılan kişiler de grubun içinde yer aldı.

Şebekenin liderliğini Lam üstlendi. Sanığın çevrim içi ortamda “Anne Hathaway”, “$$$” ve “King Greavy” takma adlarını kullandığı kaydedildi.

Çete, Bitcoin sahiplerini hedef alırken sosyal mühendislik yöntemlerinden yararlandı. Mağdurlar kandırılarak gizli bilgileri ele geçirildi ve bu bilgiler kullanılarak dijital cüzdanlara erişildi.

Bazı olaylarda ise dijital yöntemler yerini doğrudan fiziksel müdahaleye bıraktı. Çete üyelerinin mağdurların evlerine baskın düzenleyerek dijital cüzdanları boşaltmalarını sağlayacak bilgilere ulaştığı belirtildi.

20 YILA KADAR HAPİS CEZASI

ABD Bölge Yargıcı Colleen Kollar-Kotelly, suçlamaları kabul eden Lam için henüz duruşma tarihi belirlemedi. Lam’ın suçlardan mahkum edilmesi halinde 20 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağı belirtildi.

ABD Savcısı Jeanine Pirro, uluslararası bir suç ağını yöneten sanığın deşifre edildiğini ve adalete teslim edildiğini vurguladı.

İsrail'de, Türkiye'nin GÜRZ'ü yankılandı! 'Dengeleri değiştirecek' diyerek duyurdular: 'Beraberliği bozan maç'
Avrupa’nın yeni sağını kim şekillendiriyor? Trump, Bannon ve İsrail detayı... İşte yükselişin şifreleri

İran'dan ABD'ye Hürmüz'de sert misilleme! 'Ağır hasar oluştu'

İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansına göre, Devrim Muhafızları Ordusu Basın Halkla İlişkiler Birimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD ordusunun Basra Körfezi'nde 5 İran tankerine yönelik saldırılarına karşılık verildiği belirtildi.

'AĞIR HASAR OLUŞTU'

Bölgede ABD'ye ait 2 gemi ile 8 tankerin hedef alındığı ve söz konusu unsurlarda ağır hasar oluştuğu ifade edilen açıklamada, ayrıca ABD ordusunun teşviki ve desteğiyle Hürmüz Boğazı'ndaki “yasaklı bölgeden” geçmeye çalışan 10 geminin de hedef alındığı aktarıldı.

Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ve gözetiminin Devrim Muhafızları Ordusu donanmasının elinde olduğu vurgulandı.

İsrail'de, Türkiye'nin GÜRZ'ü yankılandı! 'Dengeleri değiştirecek' diyerek duyurdular: 'Beraberliği bozan maç'
İran'dan ABD'yi şoke eden açıklama! 'Ele geçirdik, görüntüleri paylaşacağız'

Son Dakika: Tüm dengeleri değiştirecek! Türkiye'nin GÜRZ'ü İsrail'de yankılandı!

MİLLİYET.COM.TR / Türkiye’nin hava savunmasındaki yerli ve milli kabiliyetlerini güçlendiren GÜRZ, İsrail basınının da radarına girdi.

İsrail merkezli Maariv 5 Eylül 2026’da başarıyla tamamlanan canlı atış testinin ardından sistem hakkında kapsamlı bir analiz yayımlarken, GÜRZ’ün sahada operasyonel faaliyete başlamasına dikkat çekti.

‘SAVAŞ ALANININ ÇEHRESİNİ VE DENGELERİ DEĞİŞTİRMEYE HAZIR’

Maariv’in haberinde GÜRZ, “savaş alanının çehresini ve dengeleri değiştirmeye hazır” bir sistem olarak tanımlandı. Aselsan tarafından geliştirilen sistemin, tek bir mobil platform üzerinden çok çeşitli hava tehditlerine karşı kısa menzilli, çok katmanlı hava savunması sunduğu belirtildi.

‘GÖKYÜZÜNDEKİ TEHDİDE KARŞI TÜRK KALKANI’

İsrail basınında yer alan analizde GÜRZ için kullanılan bir başka dikkat çekici ifade ise “Gökyüzündeki tehdide karşı Türk kalkanı” oldu. Maariv, hibrit yapısıyla önleyici füzeleri toplarla bir araya getiren sistemin, hem manevra yapan kuvvetler hem de stratejik tesisler için koruyucu bir şemsiye oluşturmak üzere tasarlandığını aktardı.

Sistemin 5 Eylül’deki canlı atış testinde hedefleri belirleme ve sürekli takip etme konusunda yüksek başarı gösterdiği belirtilirken, gelişmiş dört yönlü radar, elektro-optik sistemler ve iletişim altyapısının da beklendiği şekilde çalıştığı kaydedildi.

Testin en dikkat çekici aşamalarından birini ise GÖKSUR önleme füzesinin performansı oluşturdu. Maariv, füzenin karmaşık manevralar gerçekleştirmesine rağmen planlanan yörüngesini başarıyla takip ettiğini aktardı.

TEK PLATFORMDA ÇOK KATMANLI SAVUNMA

Maariv’in aktardığına göre GÜRZ’ün en önemli özelliklerinden biri, farklı savunma unsurlarını tek bir mobil platform üzerinde buluşturması. Sistem 3.5 santimetrelik KORKUT topunun yanı sıra dört adet SUNGUR ve dört adet GÖKSUR füzesini taşıyan fırlatma rampalarına sahip.

Haberde “Bu yapı, farklı önleme unsurlarının aynı platform üzerinden kullanılmasına imkan sağlıyor. Böylece GÜRZ, kısa menzilli hava savunmasında yalnızca tek bir silaha dayanmayan, farklı tehditlere karşı farklı önleme kabiliyetlerini bir arada kullanan hareketli bir savunma çözümü sunuyor” denildi.

Maariv, GÜRZ’ün şirketin daha önceki programlarında geliştirilen teknolojileri tek bir platformda birleştirdiğine de dikkat çekti.

İlginizi Çekebilir

‘TÜRK CEVABI’

Bununla birlikte haberde dikkat çeken bir diğer nokta da sistemin Rusya’nın Pantsir hava savunma sistemine doğrudan Türk cevabı olarak görülmesi oldu.

Maariv’in aktardığı değerlendirmelere göre askeri uzmanlar, GÜRZ’ü NATO standartlarına uyarlanmış gelişmiş bir alternatif olarak değerlendiriyor. Türk Kara ve Hava Kuvvetleri’nin de sistem için sipariş verdiği belirtilirken, GÜRZ’ün 6x6 ve 8x8 araç konfigürasyonlarına entegre edilmesinin beklendiği aktarıldı.

'PROTOTİPTEN OPERASYONEL GÜCE'

GÜRZ’ün Mayıs 2026’da SAHA EXPO’da sergilenen konfigürasyonuna da yer veren Maariv “5 Eylül’de gerçekleştirilen canlı atış ise sistemin prototip aşamasından seri üretime ve operasyonel kullanıma geçişinde kritik bir doğrulama adımı olarak öne çıktı.Türkiye’nin hava savunmasında farklı menzil ve kabiliyetlere sahip sistemleri aynı çatı altında buluşturma hedefinde GÜRZ, hareketli birliklerden stratejik tesislere kadar geniş bir alanda önemli bir savunma katmanı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Ayrıca “Canlı atış testini başarıyla tamamlayarak sahaya çıkan sistem, artık yalnızca bir proje ya da prototip olmaktan çıkıp Türkiye’nin hava savunma mimarisinin sahadaki unsurlarından biri haline geliyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

‘BERABERLİĞİ BOZAN MAÇ’

Son olarak Maariv’in “beraberliği bozan maç” benzetmesiyle dikkat çektiği GÜRZ için “Asıl maç ise şimdi başlıyor. Türkiye, kendi geliştirdiği radarları, topları ve farklı önleme füzelerini tek bir platformda buluştururken, gökyüzündeki tehditlere karşı kendi kalkanını daha da güçlendiriyor” denildi.

NE OLMUŞTU?

GÜRZ Hava Savunma Sistemi'nin atışlı faaliyeti, başarıyla gerçekleştirildi. Yakın mesafede farklı hava tehditlerine karşı katmanlı hava savunma çözümünü tek araç üzerinden sunan sistemle gerçekleştirilen faaliyette, radar ve elektro-optik tespit ile takip, takip devamlılığı ve menzil doğruluğunda yüksek başarı sağlandı.

GÜRZ, dört yüzlü AESA radarı, elektro-optik süitleri ve haberleşme sistemleriyle yetkinliğini doğrularken, faaliyette kullanılan GÖKSUR füzesi de zorlu manevralar gerçekleştirerek beklenen yörüngeyi takip etti.

ASELSAN tarafından geliştirilip üretilen GÜRZ Hava Savunma Sistemi, top ve füze olmak üzere farklı önleyicilerin kullanımına imkan tanıyarak tek platform üzerinde çok katmanlı hava savunma çözümü sunuyor.

ASELSAN, sosyal medya hesabından GÜRZ'e ilişkin yaptığı paylaşımda da "Gökyüzünde tehdit varsa, karşısında GÜRZ. Yakın hava savunma çözümünü tek araçta sunan ASELSAN GÜRZ, farklı hava tehditlerine karşı oyun değiştirecek" ifadelerine yer verdi.

Avrupa’nın yeni sağını kim şekillendiriyor? Trump, Bannon ve İsrail detayı... İşte yükselişin şifreleri
İran'dan ABD'yi şoke eden açıklama! 'Ele geçirdik, görüntüleri paylaşacağız'

Avrupa’nın yeni sağını kim şekillendiriyor? Trump, Bannon ve İsrail detayı... İşte yükselişin şifreleri

MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL - Avrupa’da artan göçmen ve mülteci sayısının toplumda oluşturduğu endişeleri siyasi fırsata dönüştüren aşırı sağ partilerin, bu söylemler üzerinden seçmen desteğini artırdığı değerlendiriliyor.

Son olarak Almanya Başbakanı Friedrich Merz, aşırı sağcı AfD’nin Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerini yüzde 43,8 oyla açık ara kazanmasının kendileri için büyük bir şok olduğunu söyledi. AfD, 2021’e göre oylarını iki kattan fazla artırırken, Merz’in liderliğindeki CDU 19,9 puan kaybederek yüzde 17,2 ile ikinci sıraya geriledi. Sonucu CDU’nun onlarca yıldır aldığı en ağır seçim yenilgisi olarak nitelendiren Merz, Almanya’nın köklü reformlara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Görevini bırakmayı düşünüp düşünmediği sorulan Merz, “Vazgeçmek benim için bir seçenek değil.” dedi.

Evli ve TC vatandaşı olanlar başvuracak

Peki bu sonuç Avrupa genelindeki sağ/popülist partilerin yükselişinin devamı olarak görülebilir mi? İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Canan Tercan, Avrupa'daki "aşırı sağ"ın yükselişini Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi.

OKLAR TAMAMEN GÖÇ VE İSLAM'A YÖNELMİŞ DURUMDA

Avrupa’da bugün yükselen "aşırı sağ" için ne söyleyebilirsiniz, aşırı sağ neden yükseldi?

Bugün “Aşırı sağ neden yükseliyor?” sorusundan önce, “Avrupa’nın yükselen aşırı sağı gerçekte aşırı sağ” mı?” sorusunu sormalıyız. Avrupa’da yükselen olgu aslında klasik anlamda bir aşırı sağ değildir. Aşırı sağ ismi ve seçkin tabanı üzerinde yükselen yapı, merkez sağa kayan sağ popülist bir harekettir.

Şöyle açıklayalım: Klasik aşırı sağ, Avrupa’da faşizmin çöküşü sonrası ulusçuluğu temel alan, ağırlıklı olarak faşizm mirasçılarının yer aldığı marjinal siyasi bir ideolojiydi. 1970’lerden sonra belirginleşen bu geleneksel aşırı sağın temel davası; antisemitizm, antikomünizm, anti-Amerikancılık ve anti-kapitalizmdi. Çok kültürlülüğe, parlamenter demokrasiye, ulus-üstü yapılara, liberalizme, Avrupa entegrasyonuna ve NATO’ya karşı duran; ulusal ekonomi, ulusal kimlik, ulusal egemenlik ve ulusal ordu gibi unsurları savunan sert bir hareketti. Günümüzde yükselen Avrupa sağı ise bunun tam tersi bir profil çiziyor; Amerikancı, İsrail’e yakın, kapitalist, AB ve NATO’yu benimsemiş bir çizgiye sahip. Bu yeni hareket, oklarını ise tamamen göç ve İslam’a yöneltmiş durumda.

HEM YENİ MÜTTEFİK İSRAİL, HEM DE TABANDA KARŞILIK BULABİLECEK KULLANIŞLI BİR DÜŞMAN

İslam karşıtlığı, klasik aşırı sağın kurucu unsurlarından biri değildi. 2010 sonrasında daha belirgin olmaya başladı ve güvenlik tehdidi söylemiyle hedefe kondu. "İslam karşıtlığının rolü neydi?" diye soracaksınız; İslamiyet, sonradan üretilen "yeni düşman" söyleminin merkezine oturtuldu. Çünkü karşımızda, zamanla eski sistem düşmanlarının kimliğiyle entegre olan bir aşırı sağ vardı. Ve tabanındaki "faşist ve ulusçu" öfkeli kitle nasıl konsolide edilecek? Eski düşmanlar dost olduğuna göre yeni düşman kim olacak ve bu düşmanın getirisi ne olacaktı? İşte bu noktada göç ve İslam tehdidi devreye giriyor. Hem yeni müttefik İsrail’de; hem de tabanda karşılık bulabilecek kullanışlı bir düşman. Diğer yandan, düşman karşısında kenetlenme algısı yaratarak görünürlüğü artırmak, siyasi partiler için kullanışlı bir yöntemdir ve popülist partilere kolay oy getirir. Avrupa aşırı sağında da bu oldu. İslam ve güvenlik tehdidi söylemi ile "düşmana karşı birlik" üzerine siyasi düşmanlık ekseni yaratıldı.

TOPLUMU HAREKETE GEÇİREN EN ÖNEMLİ ARAÇLAR: KORKU, UMUT VE ÖFKE

Siyasi açısından bu düşmanlığın güçlü bir işlevi vardı. Korku, umut ve öfke toplumları harekete geçiren en önemli araçlardır. Güçlü bir tehdit algısı yarattığınızda toplumu konsolide edebilirsiniz. Dolayısıyla güçlü bir göç ve Müslüman tehdidi seçmen tabanını aktif tutan bir mobilizasyon aracına dönüştü. Özetlersek, günümüzde yükselen aşırı sağ partilerde aşırı sağın kurucu temaları yer almıyor, bu partiler, güçlü bir düşman söylemiyle (göç ve Müslüman tehdidi) hareket eden, politikalarında "merkez sağ" unsurlara sahip, "sağ popülist" partilerdir. Avrupa’da klasik aşırı sağ temaları erozyona uğramayan partiler yok mu? Elbette var, ancak onlar yükselişte değil, marjinal kalıyorlar. Örneğin Yunanistan’daki aşırı sağ hala antisemitik, Avrupa şüphecisi, Rus yanlısı, LGBT karşıtı bir çizgide ve oy oranları hala düşük.

'Vanlı Kara Haydar' tutuklandı! 45 milyon TL'lik düğün takılarıyla gündeme gelmişti

ÇİZGİLERİ TAMAMEN FARKLI

Arka planda neler vardı, bu dönüşüm nasıl oldu?

Partiler üzerinden gidersek, bu dönüşümün en belirgin iki aktörü Fransa’da Le Pen ile özdeşleşen RN (Ulusal Birlik) ve İsveç Demokratları’nı örnek verebiliriz. Jean-Marie Le Pen 1970’lerde partisi "Ulusal Cephe"yi kurarken eski faşistler, monarşi yanlıları ve radikal Katoliklerle birlikte hareket etti. Temel söylem antisemitizm ve sert bir ulusçuluktu. Avrupa Ekonomik Topluluğu’na, NATO’ya, ulus-üstü yapılara ve liberal ekonomiye tamamen karşıydı. 2011 yılında kızı Marine Le Pen partinin başına geçti ve tüm yapıyı değiştirdi hatta partinin adını bile. Yeni düşman söylemi İslam ve göç üzerine inşa edildi. Baba Jean M. Le Pen partideki köklü değişime direndiği için O da partiden ihraç edildi. İsrail ve Batı desteğini arkasına alan Le Pen, oylarını %10’lardan %40’lara yükseltti. Dün marjinal bir hareket olan parti bugün devlet liderliğine oynuyor ancak parti eski parti değil ve partiye ABD-İsrail desteği çok görünür.

İsveç Demokratları da benzer bir dönüşüm yaşadı. Tarihsel olarak neo-Nazi ve antisemitik çevrelerle bağlantılı bir geçmişten gelen parti, özellikle 2010’lu yıllarda İsrail yanlısı ve radikal İslam karşıtı bir çizgiye geçti. Dolayısıyla bu partiler klasik aşırı sağın devamı niteliğinde değiller; ideolojik, ekonomik ve jeopolitik çizgileri tamamen farklı. Burada "aşırı sağın yükselişi"nden değil, ideolojik yeniden yapılanmadan söz etmeliyiz. Yeni kurulan aşırı sağ partilerin de temel söylemleri klasik aşırı sağ söylemleri değildi. 2012 İtalya’da FdI, 2013’de Almanya’da AfD, 2013’de İspanya’da VOX ve 2019 ‘da Portekiz’de Chega yeni üretilen aşırı sağ ilkeleri ile kuruldular. Dış politika ve ekonomi açısından bakıldığında, bu hareketler merkez sağa daha yakın görünüyorlar.

YUNANİSTAN VE GÜNÜMÜZDEKİ AŞIRI SAĞ

Komşumuz Yunanistan’da aşırı sağın daha geleneksel kalmasındaki dinamikler nelerdir?

Komşumuzdaki aşırı sağ yapısal bir ideolojik erozyona uğramadı, ilkelerini değiştirmedi, marjinal kaldı. Bu konuyu, Yunanistan’ın önde gelen siyasal analistlerinden, To Vima Gazetesi yazarı Pierros Tzanetakos’a sordum. Tzanetakos süreci şöyle özetliyor:

"Yunanistan'daki aşırı sağ siyasi olgusu, ülkenin savaş sonrası siyasi tarihiyle ve özellikle 1967'deki askeri diktatörlük dönemiyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. 1974 yazında demokrasinin yeniden tesisi, aşırı sağın seçimlerdeki etkisini azaltmış ve oy oranını parlamentoya girme eşiği olan %3'ün altına düşürmüştür. 2012 yılına kadar, Yunan toplumunun ekonomik büyümeye dayalı yüksek bir uzlaşma sağladığı Yeni Demokrasi-PASOK iki partili sistem döneminde, kayda değer bir aşırı sağ aktör yoktu. Ancak 2012'den itibaren baş gösteren derin ekonomik kriz ve siyasi sistemin itibar kaybı, hem Yunan Parlamentosu'na (2012) hem de Avrupa Parlamentosu'na (2014) güçlü bir giriş yapan aşırı sağcı, faşist bir örgüt olan Altın Şafak Partisi'nin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu parti daha sonra bir suç örgütü olarak mahkum edildi ve üst düzey yetkilileri hapse atıldı. Altın Şafak; aşırı Batı karşıtı, Yahudi karşıtı ve göçmen karşıtı net bir çizgiye sahipti.

Bugün bu hareketin eski liderlerinden bazıları yasal kısıtlamalara rağmen başka partiler üzerinden siyasete dönmeye çalışıyor. Son seçimlerde (2023) parlamentoya giren ancak mahkeme kararıyla feshedilen Spartalılar Partisi'nin arkasında da bu figürler vardı. Bu hareketin Yunanistan'daki seçim karşılığı şu an %5 civarında tahmin ediliyor. Ülkede faşist nitelikte olmasa da aşırı sağcı gündeme sahip başka küçük partiler de mevcut. Bu yapılar politikalarını COVID-19 pandemisi eleştirilerine (aşılara şüpheyle yaklaştılar) ve Ukrayna’daki savaşa karşı çıkmaya dayandırarak Rusya yanlısı bir tutum sergiliyorlar. Bir diğer ortak noktaları göçmenlik meselesidir; ancak bu konu, AfD'nin yükselişte olduğu Almanya gibi diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar Yunan toplumunun ana belirleyicisi haline gelmedi. Özetle Yunanistan'daki günümüz aşırı sağı; Yahudi karşıtı, Batı karşıtı, Avrupa şüphecisi ve Rus yanlısı olmasının yanı sıra, LGBTQ+ karşıtlığı gibi kimlik meselelerini konsolidasyon aracı olarak kullanmaktadır."

Günümüz Yunanistan'ındaki klasik aşırı sağ ile Avrupa’da dönüşen aşırı sağın seçim sonuçlarındaki fark, uluslararası bağlantıların iç siyasetteki "kral yapıcı" etkisine somut bir örnek.

TRUMP, İSRAİL VE STEVE BANNON DETAYI

Aşırı Sağdaki dönüşüm Avrupa dinamikleriyle mi gerçekleşti, yoksa bir proje mi?

Avrupa’daki yeni sağın yükselişine baktığımızda, bunun yalnızca ülkelerin kendi iç dinamikleriyle açıklanamayacağını görüyoruz. Peki bu partilere ivme gücü veren ne oldu?

Steve Bannon ön planda yer alan aktör. ABD’de Breitbart Medya ve Steve Bannon, milyarder Robert Mercer’in finansal desteğiyle büyük bir güç kazandı. Bannon, Donald Trump’ın 2016 kampanyasında başarıya ulaşan "America First" modelini Avrupa’ya ihraç etmeye yöneldi. Bu hamlenin ardındaki temel hedef ise Avrupa'daki sağ partileri tek bir çatı altında toplayıp uluslararası geniş bir siyasi eksen yaratmaktı. Bannon’ın 2018’de kurduğu The Movement, Viktor Orbán, Matteo Salvini, Marine Le Pen, Giorgia Meloni ve Avrupa’daki AfD ve VOX gibi sağ-popülist ve milliyetçi aktörlerle temasları aynı siyasi ağ içerisinde buluşturmayı hedefledi. Bu ağın bir diğer boyutunda ise İsrail sağıyla kurulan ilişkiler yer aldı. Özellikle Netanyahu çevresindeki siyasi aktörler, İsrail yanlısı girişimler ve Friends of Israel Initiative gibi yapılar üzerinden Avrupa’daki sağ partilerle temaslar geliştirildi. Dolayısıyla ortaya çıkan tablo, ABD’deki Trump-Bannon çizgisi, Avrupa’nın yeni sağ partileri ve İsrail sağındaki bazı aktörler arasında oluşan liderler, danışmanlar, düşünce kuruluşları, finansörler ve siyasi iletişim ağlarından oluşan ulusötesi bir sağ ekosistemidir. Bunu "transatlantik bir siyasi ve iletişim ağı" olarak tanımlayabiliriz. Ortak siyasi dil; göçün sınırlandırılması, İslam karşıtlığı, güvenlik ekseni ve "Yahudi-Hristiyan Batı medeniyeti" (Judeo-Christian West) söylemi, ve ilgili ulusun büyük yapılması ve ilgili inanca vurgu etrafında inşa ediliyor. Bu açıdan bakıldığında dönüşüm, sağın küresel ölçekte yeniden örgütlenmesidir.

İSRAİL, AVRUPA'DA YÜKSELEN BU AŞIRI SAĞ PARTİLER ÜZERİNDEN MEŞRUİYET KAZANIYOR

İsrail bu yeni Avrupa sağının neresinde yer alıyor? Bu yakınlık neden önemli?

İsrail, dönüşen Avrupa sağının en stratejik uluslararası ortaklarından biridir. Bu nokta çok önemli çünkü tarihsel olarak Avrupa aşırı sağının alametifarikası antisemitizmdi. Bugün ise aynı partiler İsrail’in Avrupa’daki güçlü temsilcileri oldular. Fransa (RN), İspanya (VOX), Portekiz (Chega) ve İsveç Demokratları bunun örnekleridir. Burada karşılıklı bir meşruiyet ilişkisi söz konusu. İsrail Avrupa’da yükselen bu aşırı sağ partiler üzerinden meşruiyet kazanıyor, Avrupa siyasetini etkileyebiliyor ve karar alma mekanizmalarında görünmez aktör olarak yer alabiliyor. Dönüşen aşırı sağ partiler ise, yüzünü ABD ve İsrail’e çevirince; muazzam bir meşruiyet, siyasal danışmanlık, lobi gücü, finansman ve medya desteği elde ederek ana akım siyasette güçlü etkiye sahip olabiliyorlar.

AVRUPA SİYASETİNDEKİ ASIL KIRILMA NOKTASI

Sonuç olarak; Avrupa’da yükselen nedir: Aşırı sağ mı, merkez sağ mı?

Bugünkü Avrupa sağını yalnızca "aşırı sağın yükselişi" klişesiyle okumak, bu hareketlerin geçirdiği derin ideolojik evrimi ıskalamaktır. Batı sistemiyle bütünleştirmiş öz kimliğini biriciklikten alıp Avrupacılık ile birlikte konumlandıran bir yapıyı, sırf göç ve İslam karşıtlığı üzerinden aşırı sağ olarak nitelemek açıklayıcı değildir. Avrupa’da yükselen sağ model; ekonomik olarak kapitalist, güvenlik açısından NATO ile uyumlu, İsrail ile sistem içinde hareket eden bir yapıdır ve merkez sağa kaymaktadır. Seçmen mobilizasyonunu ise göç, sınırlar ve İslam karşıtlığı üzerinden yürütmekte olan sağ popülist bir harekettir. Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru "Aşırı sağ neden yükseliyor?" değildir. Asıl soru şudur; Avrupa’nın sağı neden küresel sistem tarafından yeniden yapılandırılıyor ve bu yeni sağ, kitleleri peşinden sürüklemek için neden hâlâ aşırı sağın o öfkeli dilini kullanmaya ihtiyaç duyuyor? Avrupa siyasetindeki asıl kırılma noktası tam olarak burada yatmaktadır.

Aracın motorunda patlama oldu, başına parça isabet eden çırak öldü

Olay, 8 Eylül tarihinde Samandağ ilçesi Uzunbağ Mahallesi'nde yaşandı. Mahallede bulunan oto tamirhanede çırak olarak çalışan 13 yaşındaki Tunç Ç.'nin iş yerine gelen bir aracın motor kısmında bakım yaptığı esnada patlama yaşandı.

Aracın motor kısmından kopan parça, Ç.'nin başına isabet etti. Durumun 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirilmesi üzerine olay yerine jandarma ve ambulans ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekiplerinin, ilk müdahalesinin ardından 13 yaşındaki Ç.'nin öldüğü tespit edildi. Ç.'nin cansız bedeni cenaze aracıyla Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.

Jandarma ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.

Manisa'da iğrenç olay! Çay bahçesi tuvaletinde gizli kamera düzeneği bulundu
'Vanlı Kara Haydar' tutuklandı! 45 milyon TL'lik düğün takılarıyla gündeme gelmişti

Özür mesajında bile ayrımcılık!

Gazze Şeridi’nde yaşam mücadelesi veren, binlercesi ampute edilen, insanların acılarına karşı yapılan reklam büyük tepki çekti. Tüm dünyaya yayılan boykot hareketinin ardından, “Adidas Arabia”nın sosyal medya hesabından açıklama yapıldı. Paylaşımda markanın, “dile getirilen endişeleri kabul ettiği ve geri bildirimleri ciddiye aldığı” belirtilerek, “Yerel ekibin yakın zamanda düzenlediği bir etkinlikte kullanılan bir görselin endişelere ve güçlü tepkilere yol açtığının farkındayız. Kimseyi gücendirmek gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı. Etkilenen herkesten özür dileriz” denildi. Şirketin benimsediği kapsayıcı değerleri yansıtmak için dinlemeye, öğrenmeye ve çalışmaya devam edileceği belirtilen açıklamada, “Orta Doğu genelinde hizmet verdiğimiz topluluklara yönelik uzun soluklu bir bağlılığımız bulunuyor. Bölge genelinde sporcular, takımlar ve spor topluluklarıyla birlikte çalışmanın yanı sıra ürün bağışları yoluyla ihtiyaç sahibi kişi ve toplulukları destekliyoruz” ifadeleri kullanıldı. AA’nın haberine göre, Adidas benzer bir açıklamayı Times of Israel’e özel olarak yaptı ancak o habere sitenin ana sayfasında yer verilmedi.

Javier Bardem’den tepki

Oscar ödüllü İspanyol aktör Javier Bardem de Adidas’a sert tepki gösterdi. Takipçilerini, “soykırımcı İsrail”in propagandasını yapan markaya yönelik boykota katılmaya teşvik eden Bardem, “Adidas, ellerinde kan olan bir adamı seçti” dedi.

Yıllık işlem hacmi 3.1 milyar

Merkez Bankası denetimi, MASAK ve bilirkişi raporları doğrultusunda yürütülen soruşturmada, TRPOS’un bazı üye işyerlerinin hesaplarının yasa dışı bahis kapsamında oyunculardan para toplanması ve başka hesaplara aktarılmasında kullanıldığına ilişkin mali bulgular tespit edildi. 2024 ve 2025 yıllarında toplam 3.1 milyar liralık işlem hacmine ulaşan şirketin, yasa dışı bahisle bağlantılı para transferlerine aracılık ettiği ve suçtan elde edilen malvarlığının aklanmasında kullanıldığı değerlendirildi. Operasyonda 245 banka ve kripto hesabına bloke konulurken, şirket yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 27 kişi için işlem yapıldı. Soruşturmada TRPOS Ödeme Kuruluşu A.Ş.’nin yönetimine TMSF kayyum olarak atandı.

PANELİN ARKASINDAN TORBACILAR ÇIKTI

İstanbul merkezli 8 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 2 ayrı suç çetesinin mensubu olduğu belirlenen 35 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin, “MTBAY” ve “JBFİNANS” isimli küresel bahis panellerine entegre olarak yasa dışı bahis oynattıkları belirlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde yapılan operasyonda 64 adreste panel kurarak bahis oynatan organizasyon tespit edildi. Operasyonda gözaltına alınan örgüt yöneticileri, panel temincileri ve ofis çalışanlarının adres ve ofislerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Şüphelilerin “Çapkanlar” ve “Yalçınlar” olarak bilinen uyuşturucu ve organize suç çetelerinin mensupları olduğu belirlendi. Hakkında gözaltı kararı bulunan 23 firarinin yakalanması için çalışmalar sürüyor. / Ferit Zengin - Haber Merkezi

18 yıl alan katili 8 yıl sonra serbest

Bakırköy 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmaya 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla yargılanan tutuklu sanık E.Ç. ile Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada son sözü sorulan E.Ç. pişman olduğunu söyledi. Mahkeme, E.Ç’yi “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan 14 yıl 9 ay, “silahla tehdit” suçundan 3 yıl 9 ay ve “6136 sayılı Kanun’a muhalefet” suçundan 4 ay 15 gün olmak üzere toplam 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. Avukat Pekay Salmanoğlu “12-15 yaş grubundaki çocuklara, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir. Ayrıca bu çocukların ceza infaz kurumunda geçirdiği her bir gün, suç tarihinde yürürlükte bulunan kanun uyarınca iki gün olarak hesaplanır. Sanığın ceza infaz kurumunda geçireceği süre toplam8 yıl 5 ay olacaktır” dedi. Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü, karara “Yatacağı 3-4 sene. Adalete bir kez daha güvenelim mi? Bilmiyorum. Sadece Allah’ın adaletine güveniyorum. Ölenin hakkını savunmuyorlar” diyerek tepki gösterdi.

‘Herkes üstüne düşeni yapmalı’

Barış sürecini desteklediğini, 15 ilde konferanslar verdiğini belirten Özer, “Bu fırsatın heba edilmemesi için herkesin üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. TBMM çatısı altında oluşan yüksek siyasi mutabakatın toplumsal mutabakata dönüşmesi gerekiyor” dedi.

Okula dönüşe renkli destek

Çocukların hayal gücü ve el becerilerini desteklemeyi amaçlayan uygulama, markanın Türkiye’deki 6 mağazası ve online alışverişte geçerli olacak. Markanın açıklamasında, “1976’dan günümüze çocuklar için Fransız modasının zamansız mirasını yeniden canlandıran Jacadi Paris, okula dönüş döneminde mağazalarında ve onlinedaki tüm alışverişlerde çocuklarımızın hayal güçlerini genişletecek, el becerilerini geliştirecek boyama kitabı ve kalemlerinden oluşan bir seti hediye olarak veriyor” denildi.
1976’da kurulan Fransız çocuk giyim markası Jacadi Paris, 0-12 yaş grubuna yönelik kıyafet, aksesuar, ayakkabı ve çocuk odası ürünleri tasarlıyor. Koleksiyonların tasarım ve modelleme çalışmaları markanın Paris’teki atölyelerinde gerçekleştiriliyor. Jacadi Paris, 39 ülkede 270 butik mağazayla faaliyet gösteriyor. Markanın Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Dorimu Giyim, ilk Jacadi Paris mağazasını 2011 yılında İstanbul Akmerkez’de açtı.

‘İstanbul mucizesi’yle başlayan hikâye büyüyor! THY’nin yeni rotası: Anfield

Türk Hava Yolları (THY), küresel spor sponsorluklarına İngiliz futbol devi Liverpool’u (Liverpool FC) ekliyor. THY, 1 Haziran 2027’den itibaren Liverpool’un ana partneri olacak ve 2027/28 sezonunun başlangıcıyla birlikte logosunu kulübün erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının ön yüzüne taşıyacak. Liverpool’un maçlarını oynadığı Anfield Stadı böylece THY’nin yeni küresel vitrinlerinden biri haline gelecek.

Liverpool’un mevcut forma göğüs sponsoru Standard Chartered ise 2027’den itibaren kulüpte Global Partner olacak.

İki küresel marka

THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, Liverpool’un köklü mirası ve dünyanın dört bir yanına yayılan güçlü taraftar topluluğuyla en tanınmış ve saygın futbol kulüplerinden biri olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“THY’nin kulübün ana partneri olacak olmasından ve markamızın dünya sporunun en ikonik formalarından birinde yer alacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu işbirliği, küresel erişimleri, mükemmeliyet anlayışları ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana ilham verme güçleriyle öne çıkan iki global markayı bir araya getiriyor.”

Anlaşmanın aynı zamanda THY’nin dünya sporuna uzun yıllardır verdiği desteğin yeni ve önemli bir aşamasını temsil ettiğini kaydeden Olmuştur, “Sporun sınırları aşan ve toplulukları bir araya getiren eşsiz gücüne inanıyoruz. Bu yeni dönemde Liverpool FC ve dünyanın dört bir yanındaki taraftarlarıyla birlikte ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

‘Sabırsızlıkla bekliyoruz...’

Liverpool FC Ticari İşler Direktörü Ben Latty anlaşmanın Liverpool FC için önemli bir kilometre taşı olduğunu belirterek, şunları aktardı:

“Liverpool formasının ön yüzü, kulübümüzün tarihinde özel bir yere sahip. THY, geniş uluslararası uçuş ağına sahip, dünya çapında tanınan bir kuruluş. 2005 yılına uzanan özel anılarımızın oluşturduğu güçlü temeller üzerinde işbirliğimizi başlatmayı ve uzun soluklu, güçlü bir ilişki inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

İNGİLİZ BASINI: 300 MİLYON STERLİNİ AŞAN BİR ANLAŞMA

İngiliz The Times ve The Guardian, THY ile Liverpool arasındaki anlaşmanın beş yıl süreli olduğunu ve toplam değerinin 300 milyon sterlini (yaklaşık 20 milyar Türk Lirası) aştığını yazdı. Yıllık 60 milyon sterlinin üzerine çıkan anlaşma, Liverpool’un mevcut forma önü sponsorluk gelirinin de üzerine çıkacak. Standard Chartered’ın mevcut anlaşmasının yıllık değerinin yaklaşık 50 milyon sterlin olduğu belirtiliyor.

Neden 2005’e vurgu yapıldı?

Liverpool ile THY arasındaki yeni ortaklığın açıklamasında 2005’e özel vurgu yapıldı. Bunun nedeni Liverpool tarihine ‘İstanbul Mucizesi’ olarak geçen Şampiyonlar Ligi finali. Liverpool, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Milan karşısında 3-0’dan dönerek maçı 3-3’e taşımış, kupayı penaltılarla kazanmıştı. UEFA’nın final sonrasındaki değerlendirmesine göre organizasyon için yaklaşık 60 bin taraftar İstanbul’a gelmişti.

6.2 milyar $’lık futbol markası

Liverpool, açıkladığı son finansal sonuçlarda 703 milyon sterlinle tarihinin en yüksek yıllık gelirine ulaştı. 2026 değerlendirmelerine göre 6.2 milyar dolarlık değeriyle dünyanın en değerli 4’üncü futbol kulübü olan Liverpool, 2024/25 sezonunda 588 milyonu aşkın TV izleyicisine ulaştı. Kulübün açıkladığı verilere göre aynı dönemde sosyal medya hesaplarında 1.7 milyar etkileşim kaydedilirken resmi internet sitesi 87 milyon ziyaret aldı.

Kanada’dan tarifelere misilleme

Başbakan Mark Carney yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’a karşı daha sert bir tutum sergilemenin, ülkesinin Washington’la yürüttüğü müzakerelerde elini güçlendireceğini düşünüyor. Yeni tarifeler, Kanada ile yoğun ticaret yapan ve kasım ayındaki ara seçimlerde kritik yarışların yaşanacağı Michigan ve Ohio gibi ABD eyaletlerindeki ihracatçıları özellikle etkileyecek.

Kanada hükümeti, ABD’den ithal edilen birçok çelik ürünündeki vergiyi yüzde 25’ten yüzde 50’ye yükseltirken, motosiklet, kozmetik, peynir ve çeşitli tüketim ürünlerine de yeni tarifeler uygulamaya başladı. / EKONOMİ SERVİSİ

Evli ve TC vatandaşı olanlar başvuracak

DUYGU ERDOĞAN - Dar gelirliler için konuta erişimi kolaylaştırmak amacıyla yapımına hız verilen konutlar yanı sıra bu yıl ilk defa kiralık sosyal konut sistemi de hayata geçirildi. Bu kapsamda İstanbul özelinde, dar gelirlilerin barınma sorununu çözmek ve bölgelerdeki kira rayicini düşürmek hedefiyle 15 bin kiralık sosyal konut devreye alınıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Kabine Toplantısı ardından yaptığı açıklamada kiralık sosyal konutlar için başvuruların 14 Eylül’de başlayacağını duyurdu.

3 yıl süreli

Sistem kapsamında ilk etapta 1071 konut kiralanacak. Üzerine evi olmayan, 18 yaşından büyük evli T.C. vatandaşları kiralık sosyal konutlara başvurabilecek.

Koylarda dijital dönüşüm: DERİA

81 ilde 500 bin sosyal konutun inşa edileceği ‘Ev Sahibi Türkiye’ sloganlı Yüzyılın Konut Projesi kapsamında, İstanbul’da kiralık sosyal konut dönemi de başlamış olacak. Yüzyılın Konut Projesi ile İstanbul’da inşa edilecek 100 bin konutun yanı sıra 15 bin de sosyal konut dar gelirli vatandaşlar için Türkiye’de ilk kez uygulanacak sistemle kiralanacak.

Bölge rayicin altında fiyatlarla ev sahibi olmayan vatandaşlara uygun şartlarda kiralama imkanı sunacak proje kapsamında kira tutarları konutun büyüklüğüne göre değişecek.

Hangi ilçeler?

Ataşehir, Sancaktepe, Üsküdar, Başakşehir, Gaziosmanpaşa ve Beyoğlu gibi ilçelerde kiralık konutların tahsis edildiği öğrenildi.

Yoğun talep süreyi uzattı

Kabinenin ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Aralık 2026’da tamamlanması planlanan ‘Yarısı Bizden’ kampanyanın 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıldığını açıkladı.

PISA'da tarihi sıçrama: Türkiye her alanda ‘en fazla yükselen ülke’

Konuyla ilgili bir paylaşım yapan Bakan Kurum, kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul’da 435 bin 683 bağımsız bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığını, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını belirtti. 2026 yılı sonuna kadar 500 binden fazla konutun kampanya kapsamına alınması hedefleniyor.

Kampanya kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Dükkanı/iş yeri için de 437 bin 500 TL hibe ve 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sağlanıyor. Her bir dükkan için 875 bin TL kredi imkanı var.

Yarın açıklanıyor

Kura takvimi, başvuru koşulları, teslimat süreçleri ve kampanyadan kimlerin faydalanacağına dair detayları Bakan Kurum, 10 Eylül Perşembe günü (yarın) açıklayacak.

Bakan Bayraktar: Elektrikte yüzde 65 yerliliğe ulaşmış durumdayız

Bakan Bayraktar, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” programı kapsamında bulunduğu Çorum’da valilik, AK Parti İl Başkanlığı ve Belediye Başkanlığını ziyaret etti. Esnafı da gezen Bakan Bayraktar, vatandaşlarla bir araya gelerek sohbet etti.

ŞEHİT AİLELERİNE ZİYARET

Bakan Bayraktar, 2016 yılında Şırnak’ta gerçekleştirilen Hendek Operasyonları sırasında şehit olan Şehit Jandarma Uzman Çavuş Habip Gökçe ile 2016 yılında Hakkâri’nin Çukurca ilçesi Güvendağı bölgesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Şehit Piyade Er Emre Şahin’in ailelerini ziyaret etti.

HEDEF ENERJİDE BAĞIMSIZLIK

Bakan Bayraktar, ildeki temasları çerçevesinde Çorum Ticaret ve Sanayi Odasını da ziyaret etti. Burada bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, hedeflerinin Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye’yi enerjide bağımsız kılmak olduğunu ve bütün politikalarının da bunun üzerine şekillendiğini söyledi.

YAPAY ZEKÂ ÇAĞINA CİDDİ BİR HAZIRLIK GEREKİYOR

Dünyanın bir yapay zekâ çağına girmekte olduğunu belirten Bakan Bayraktar, “Buna ciddi bir hazırlık gerekiyor. Devlet olarak biz, üniversitelerimiz, iş dünyamız; bütün paydaşların bu işe hazır olması lazım. Türkiye'yi buna hazır etmemiz, sizlerin de buna hazır olması lazım. Bu yapay zeka çağında iki şey rekabette öne çıkıyor: bunlardan bir tanesi enerji; ikincisi, bunun ihtiyaç duyduğu madenler önem arz ediyor.” dedi.

ELEKTRİKLEŞMEYİ BAŞA KOYUYORUZ

Bakan Bayraktar, enerjide talebin artmaya devam etmesini öngördüklerini belirtti. Bakan Bayraktar, “Türkiye'de ekonominin bütün alanlarında; binalarda, sanayide, ticarette, tarımda, ulaştırmada elektrikleşmeyi en üst düzeye çıkarmamız lazım. Çünkü Türkiye'nin enerji alanında en güçlü olduğu alanlardan bir tanesi elektrik. Elektrikte yüzde 65 yerliliğe ulaşmış durumdayız. Bu çok önemli bir oran. Dolayısıyla buradan yürümemiz lazım. Doğal gaz ve petrolde hala şu anda yüzde 15'ler civarındayız. Biz elektrikleşmeyi başa koyuyoruz.” diye konuştu. Enerji talebiyle ilgili bazı dönüşümleri yapmaları gerektiğine dikkat çeken Bakan Bayraktar, ulaştırmadaki elektrikleşmeyi çok önemsediklerini söyledi.

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Türkiye’nin önümüzdeki 15-20 yıla yenilenebilir enerji kaynaklarını maksimum düzeyde kullanarak hazırlandığına işaret eden Bakan Bayraktar, “Güneşimizi, rüzgarımızı, biyokütlemizi, jeotermalimizi, bütün atıklarımızı ve bunların enerjisini mutlaka kullanmamız lazım. Şu ana kadar güneş ve rüzgarda son 10-15 yılda çok önemli bir aşama kaydettik ama potansiyelimiz gayet büyük ve bunu artırmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Bakan Bayraktar, Türkiye'nin enerjisini verimli kullanması gerektiğini de vurguladı.

İLK REAKTÖRDEN ELEKTRİĞİ ÜRETMEK İÇİN ARTIK GÜN SAYIYORUZ

Nükleer enerjinin önemine vurgu yapan Bakan Bayraktar, “İlk reaktörden elektriği üretmek için artık gün sayıyoruz. 70 yıllık bu rüyayı inşallah Türkiye'nin yaşamasını sağlayacağız. Türkiye; Akkuyu’ya yapacağımız dört reaktör, Sinop ve Trakya santralleriyle 2050'ye geldiğimizde elektriğinin yüzde 10-15’ini nükleerden sağlayan bir ülke olsun istiyoruz.” dedi. Küçük modüler reaktörlerin nükleerin yeni çağı olduğunu işaret eden Bakan Bayraktar, bu yeni alanda Türkiye’nin teknolojiye sahip, teknolojiyi üreten bir ülke olarak en az 5 bin megavatlık kurulu gücü olmasını hedeflediklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan PISA 2025 sonuçları paylaşımı: Eğitim camiamızı tebrik ediyorum
'Vanlı Kara Haydar' tutuklandı! 45 milyon TL'lik düğün takılarıyla gündeme gelmişti

2027 Baba Vanga kehanetleri: Tüyler ürpertti...

Gelecek yıl için ortaya atılan bir iddia, insanlığın geleceğine ilişkin en sıra dışı senaryolardan birini yeniden gündeme taşıdı. Yıllar önce gerçekleştiği öne sürülen olaylarla adı anılan gizemli kahinin Baba Vanga’nın takipçileri, 2027’de yaşanacak gelişmenin bazı insanları bugünkünden tamamen farklı bir hale getireceğine inanıyor.

GELECEK YIL NE DEĞİŞECEK?

Wio News'ün aktardığı iddiaya göre yaşanacak gelişmenin merkezinde, henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir hastalık ya da deney bulunuyor.

Takipçilerinin yorumlarına göre bu gelişme, geniş bir insan grubunu etkileyebilir. Ancak asıl şaşırtıcı sonuç yalnızca birkaç kişide ortaya çıkacak.

Çünkü iddia, bu kişilerin sıradan insanlardan ayrılacak insanüstü özellikler kazanabileceği yönünde.

Başka bir ifadeyle, yıllardır bilim kurgu filmlerinde görülen “süper insan” senaryosunun 2027’de gerçeğe dönüşebileceği öne sürülüyor.

‘SÜPER İNSANLAR ORTAYA ÇIKACAK’

Bulgaristanlı mistik Baba Vanga’nın takipçileri, 2027 yılına ilişkin olduğu ileri sürülen bu sıra dışı kehaneti yeniden gündeme taşıdı.

İddiaya göre gizemli bir hastalık veya genetik bir deney, bazı insanlarda insanüstü güçlerin ortaya çıkmasına neden olacak.

Ancak kehanette bu güçlerin ne olacağına ilişkin herhangi bir ayrıntı bulunmuyor. Etkilenen kişilerin fiziksel olarak mı değişeceği, olağanüstü yetenekler mi kazanacağı ya da dönüşümün nasıl gerçekleşeceği bilinmiyor.

Hatta hastalık veya deney çok sayıda insanı etkilerken, söz konusu “güçlerin” yalnızca küçük bir grupta ortaya çıkabileceği öne sürülüyor.

Şimdilik bu senaryonun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin bilinen tek şey, iddianın 2027 yılına işaret ettiği.

BABA VANGA’NIN KEHANETLERİ GERÇEKTEN DOĞRU MU?

Baba Vanga, yıllardır dünyanın en çok konuşulan mistik isimlerinden biri.

Takipçileri, Bulgar kahinin COVID-19 pandemisini, 11 Eylül saldırılarını ve Prenses Diana’nın ölümünü yıllar öncesinden öngördüğünü savunuyor. Ancak bu iddiaların önemli bir açmazı bulunuyor.

Baba Vanga’nın söz konusu olayları gerçekten önceden tahmin ettiğini gösteren güvenilir ve doğrulanabilir kayıtlar bulunmuyor. 2027’de insanların insanüstü güçler kazanacağı iddiası için de aynı durum geçerli.

Yani ortada doğrulanmış bir kehanetten ziyade, Baba Vanga’nın takipçileri tarafından ona atfedilen bir gelecek senaryosu bulunuyor.

‘DOĞU’DAN BATI’YA YAYILACAK’

Baba Vanga’ya atfedilen 2026 kehanetleri ise çok daha karanlık bir tablo ortaya koyuyordu.

Takipçilerine göre kahin, bu yıl için yeni bir dünya savaşı, iklim değişikliğiyle bağlantılı büyük doğal afetler, teknolojiden kaynaklanan bir tehdit ve uzaylı ziyareti öngörmüştü.

İddiaya göre savaş Doğu’da başlayacak ve Batı’ya doğru yayılacaktı.

Üstelik benzer bir kehanet yalnızca Baba Vanga’ya atfedilmiyor. Fransız astrolog Nostradamus’un da yeni bir dünya savaşına ilişkin öngörüde bulunduğu ileri sürülüyor.

‘DÜNYANIN EFENDİSİ’

2026 kehanetleri arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilişkin dikkat çekici bir iddia da bulunuyor.

Baba Vanga’nın Putin’in küresel ölçekte büyük bir güç kazanacağını ve sonunda “dünyanın efendisi” haline geleceğini öngördüğü ileri sürülüyor.

Ancak Rusya-Ukrayna savaşı devam ederken, Putin’in bu şekilde daha büyük bir küresel güç elde ettiğini gösteren kesin bir gelişme bulunmuyor.

DEPREMLER VE SELLER DİKKAT ÇEKTİ

Doğal afetler ise 2026 boyunca dünyanın farklı bölgelerinde gündemin önemli başlıklarından biri oldu.

Venezuela, Kolombiya, Japonya ve Endonezya’da meydana gelen büyük depremler, ağustos ayında ise Nepal ve Tibet’te yaşanan yıkıcı ani seller dikkat çekti.

Baba Vanga’nın takipçileri, bu gelişmeleri 2026 için kendisine atfedilen doğal afet kehanetleriyle ilişkilendirdi.

YAPAY ZEKA İDDİASI DA GÜNDEMDE

Teknoloji alanındaki gelişmeler de kehanet tartışmalarının başka bir ayağını oluşturdu.

Yapay zekânın dünya genelinde binlerce kişinin işini kaybetmesine yol açması ve önümüzdeki dönemde daha fazla işten çıkarmanın yaşanabileceğine ilişkin beklentiler, Baba Vanga’ya atfedilen teknoloji kehanetini yeniden gündeme getirdi.

Ancak 2026 için öne sürülen bazı iddialar henüz gerçekleşmiş değil. Bunların başında ise uzaylı ziyareti geliyor.

GÖZLER KASIM AYINDA

Baba Vanga’nın 2026 için uzaylılarla ilgili de oldukça sıra dışı bir öngörüde bulunduğu iddia ediliyor.

Takipçilerine göre bir spor etkinliği sırasında uzaylılarla temas yaşanacak ve Kasım 2026’da büyük bir uzay aracı Dünya’yı ziyaret edecek.

Bu nedenle kehanetin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görmek için hala yaklaşık iki aylık bir süre bulunuyor.

Üstelik benzer bir uzaylı kehanetinin 2025 yılı için de ortaya atılmış olması, bu iddiaların ne kadar ciddiye alınabileceği konusunda yeni soru işaretleri yaratıyor.

ŞİMDİ SIRA 2027’DE

2026 için öne sürülen kehanetlerin bazıları gerçekleştiği iddiasıyla tartışılırken, bazıları ise henüz beklemede.

Ancak Baba Vanga’nın takipçileri şimdiden gözlerini bir sonraki yıla çevirmiş durumda.

Çünkü 2027 için ortaya atılan iddia, diğerlerinden çok daha sıra dışı. Eğer bu senaryo gerçekleşirse, gizemli bir hastalık veya genetik deney bazı insanlarda insanüstü güçlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Kimlerin değişeceği, kaç kişinin etkileneceği, bu güçlerin ne olacağı ve dönüşümün nasıl gerçekleşeceği ise tamamen belirsiz. Şimdilik ortada bilimsel bir kanıt ya da doğrulanmış bir kehanet bulunmuyor.

Yunan kulislerinde yankılanan 'Türkiye-İsrail' senaryosu! 'Tehlike zinciri' itirafı: 'En muhtemel nokta'
Beyaz Saray'da 'istenmeyen kadın' krizi! Melania'yı çıldırtan gece: 'Gizli odada yakalandılar'

Yemen'deki Husiler duyurdu! 'Suudi Arabistan'daki Aramco tesislerine saldırdık'

Yemen’de Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim yeniden tırmandı. Husiler, Suudi Arabistan’ın güneyindeki kritik noktaları onlarca balistik füze ve insansız hava aracıyla hedef aldıklarını açıklarken, Riyad yönetimi saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 73 sivilin yaralandığını duyurdu.

SUUDİ ARABİSTAN’A GENİŞ ÇAPLI SALDIRI

Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik “geniş çaplı” bir askeri operasyon düzenlediklerini bildirdi. Seri, operasyonda onlarca balistik füze ve İHA kullanıldığını belirterek saldırıların Abha, Necran ve Cizan’daki Aramco tesisleri ile Hamis Muşayt Hava Üssü'nü hedef aldığını söyledi.

Seri, saldırıların “doğrudan ve isabetli” olduğunu ve hedef alınan tesislerde büyük çaplı hasar meydana geldiğini öne sürdü.

‘121 HAVA SALDIRISI DÜZENLENDİ’

Husiler, saldırıların gerekçesinin ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hava operasyonları olduğunu savundu. Saree, Suudi Arabistan’ın son üç gün içerisinde Marib, El-Beyda, Hudeyde, Taiz ve El-Cevf vilayetlerine toplam 121 hava saldırısı düzenlediğini iddia etti.

Husi sözcüsü ayrıca Suudi güçlerini El-Cevf vilayetinin El-Hazm kentindeki Merkez Cezaevi'ni vurmakla suçladı. Saldırıda cezaevindeki mahkumlar ile aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu ziyaretçilerin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını öne sürdü.

Saree, operasyonların devam edeceğini belirterek, “Suudi topraklarının derinliklerinde operasyonlarımızı sürdüreceğiz, askeri yığınaklarını hedef alacağız ve saldırılar durana, ülkemize yönelik abluka kaldırılana kadar ‘ablukaya abluka’ denklemimizi pekiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

RİYAD: EN AZ 73 SİVİL YARALANDI

Husilerin açıklamasından önce Suudi Arabistan makamları da saldırılar hakkında bilgi verdi. Riyad yönetimi, Husilerin Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran'a yönelik saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu en az 73 sivilin yaralandığını açıkladı.

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı ise ülkenin güney bölgesindeki enerji tesislerinde yangın çıktığını duyurdu. Bakanlık, saldırıların hedef aldığı bazı tesislerdeki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu bildirdi.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, saldırıları “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirdi. El-Maliki, koalisyon güçlerinin Husileri caydırmak ve tehdit kaynaklarını etkisiz hale getirmek amacıyla gerekli tüm operasyonel tedbirleri alacağını söyledi.

CEPHEDE DE HUSİLERE KARŞI İLERLEME

Bölgedeki gerilim, Yemen hükümet güçlerinin Husilere karşı çeşitli cephelerde ilerleme kaydettiği bir dönemde yaşandı. Yemen hükümet güçleri özellikle El-Cevf, El-Beyda, Taiz ve Hudeyde cephelerinde sahada kazanımlar elde ettiklerini bildirdi.

Son saldırılar, bir yandan Yemen içindeki çatışmalar sürerken diğer yandan Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki karşılıklı saldırıların yeniden sertleştiğini ortaya koydu.

YEMEN'DE SAVAŞ 2014'TE BAŞLADI

Yemen'deki çatışmalar, Husilerin 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirmesiyle derinleşti. Bunun ardından Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek amacıyla Mart 2015'te ülkeye müdahale etti.

Aradan geçen yıllara rağmen Yemen'deki savaş sona ermezken, Husilerin son saldırıları bölgedeki çatışmanın yeniden daha geniş bir alana yayılabileceğine ilişkin endişeleri artırdı.

Yunan kulislerinde yankılanan 'Türkiye-İsrail' senaryosu! 'Tehlike zinciri' itirafı: 'En muhtemel nokta'
Kendi vatandaşları ülkeyi terk ediyor! '10 yıl içinde savaş' tahmini: Harediler iyi İsrailli mi?

İsrail'de geri sayım başladı, Netanyahu köşeye sıkıştı!

Kanal 12 için Midgam Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen ankete göre, Eisenkot'un Yashar Partisi, Netanyahu liderliğindeki Likud'un 4 milletvekili önünde İsrail Meclisi'nin en büyük partisi olacak.

SANDALYE SAYISINI ARTIRDI

Aynı enstitünün yaptığı bir önceki ankete kıyasla bir sandalye daha kazanan Yashar, 120 sandalyeli İsrail Meclisi'nde 25 milletvekiliyle birinci parti olurken, iki sandalye kaybeden Likud ise 21 milletvekiliyle ikinci parti konumunda kalmaya devam etti.

Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in "Birlikte" listesi ise 13 sandalye elde etti.

Netanyahu liderliğindeki mevcut iktidar bloğu 52 milletvekiline, Eisenkot bloğunun ise 55 milletvekiline ulaştığı görüldü.

Yusuf Cabarin liderliğindeki Arap Ortak Listesi 7, Mansur Abbas'ın Raam Partisi 4 olmak üzere Arap partileri 11 milletvekiline ulaştı.

NETANYAHU GERİYE DÜŞTÜ

Ankete göre, katılımcıların yüzde 42'si Eisenkot'un başbakan olmasını tercih ederken, Netanyahu'yu tercih edenlerin oranı yüzde 35'te kaldı.

İsrail seçim sistemine göre hükümetin kurulabilmesi için 120 sandalyeli İsrail Meclisinde en az 61 milletvekilinin desteğinin alınması gerekiyor.

İsrail'de yayınlanan kamuoyu yoklamaları, karmaşık koalisyon hesaplarına ve seçimler sonrasında sıkı koalisyon pazarlıklarının yapılacağına işaret ediyor.

Yunan kulislerinde yankılanan 'Türkiye-İsrail' senaryosu! 'Tehlike zinciri' itirafı: 'En muhtemel nokta'
Beyaz Saray'da 'istenmeyen kadın' krizi! Melania'yı çıldırtan gece: 'Gizli odada yakalandılar'

İki ülkeyi birbirine bağlayan ilk karayolu köprüsü açıldı! 'Son örnek'

Kuzey Kore'nin Rason şehri ile Rusya'nın Khasan kasabasını birbirine bağlayan ve yapımı 495 günde tamamlanan Tuman Nehri Karayolu Köprüsü iki ülkede eş zamanlı olarak düzenlenen törenle hizmete açıldı.

'SON ÖRNEK'

Kuzey Kore basınında yer alan habere göre resmi adını Rus Kızıl Ordu Subayı "Yakov Noviçenko"dan alan ve ülkeler arasındaki çok yönlü iş birliğinin son örneği olan köprünün açılış törenine Kuzey Kore Başbakanı Pak Thae Song ve Rusya Başbakanı Mihail Vladimiroviç Mişustin de görüntülü bağlantı yoluyla katıldı.

'İKİLİ İŞ BİRLİĞİNE DİNAMİZM KATACAK ÖNEMLİ BİR GELİŞME'

Kuzey Kore Başbakanı Pak Thae Song yaptığı konuşmada köprünün inşaatını kısa sürede tamamlayan görevlilere teşekkür ederek, "Bu yapının tamamlanması ikili iş birliğine dinamizm katacak önemli bir gelişmedir. Kuzey Kore ve Rusya hükümetleri, bu köprünün inşası yoluyla elde edilen değerli başarılar ve deneyimlere dayanarak ortak kalkınma ve refah yolunda somut başarılar elde edecektir" dedi.

'TARİHİ BİR OLAYA TANIKLIK EDİYORUZ'

Rusya Başbakanı Mihail Vladimiroviç Mişustin ise Kuzey Kore ile ulaşım konusunda yapılan iş birliğinin iki ülke liderleri tarafından imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'nın parçası olduğunu belirterek, "Bu köprünün açılmasıyla tarihi bir olaya tanıklık ediyoruz" ifadelerini kullandı. Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinin kapsamlı stratejik ortaklık seviyesine taşındığını vurgulayan Mişustin, ikili ilişkileri daha da geliştirmek için çalışacaklarını söyledi.




İLK KARAYOLU KÖPRÜSÜ

Kuzey Kore ve Rusya'yı birbirine bağlayan ilk karayolu köprüsü, ilk olarak kargo taşımacılığı için kullanılacak, yılın ilerleyen aylarında ise yolcu trafiğine açılacak. Rus resmi haber ajansı TASS'a göre köprüden günlük 300'e kadar araç ve 2 bin 323 kişi geçebilecek. İki ülke arasında bugüne kadar sadece hava ve demiryolu bağlantıları bulunuyordu.

İNŞASINA GEÇTİĞİMİZ YIL BAŞLANMIŞTI

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2024 yılında Pyongyang'da bir araya gelerek Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Gelişmenin ardından iki ülke farklı alanlarda iş birliğini güçlendirmişti. Geçtiğimiz yılın Nisan ayında ise Tuman Nehri Karayolu Köprüsü'nün inşaatına başlanmıştı. Köprünün insan etkileşimi, turizm ve mal dolaşımı gibi çeşitli alanlarda karşılıklı iş birliğini güçlendireceği açıklanmıştı.

Dışişleri'nden soykırım suçlusu Mladiç'in cenaze törenine tepki! 'Kabul edilemez'

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli,sosyal medya platformundaki hesabından, Srebrenitsa Soykırımı'nın baş sorumlularından "Bosna Kasabı" lakaplı Ratko Mladic için cenaze töreni düzenlenmesiyle ilgili paylaşım yaptı.

'KABUL EDİLEMEZ'

Paylaşımda Keçeli, "Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ötürü uluslararası mahkemelerce kesin hükümle mahkum edilmiş olan Ratko Mladic'in cenaze töreninin, işlenen ağır suçların ve yaşanan insani acıların inkarı anlamına gelecek şekilde istismar edilmesi kabul edilemez" ifadesini kullandı.

'ACILARI DERİNLEŞTİRİYOR'

Söz konusu mahkeme kararlarının reddedilmesi veya hüküm giymiş faillerin kahramanlaştırılmaya çalışılmasının, mağdurların ve yakınlarının acılarını derinleştirdiğine işaret eden Keçeli, bunun bölgede barış ve uzlaşı yönünde yıllardır kararlılıkla sürdürülen çabalara zarar verdiğini vurguladı.

Keçeli, Balkanlar'ın ihtiyacının, geçmişten gerekli derslerin çıkarılarak huzurlu, müreffeh ve ortak bir geleceğin birlikte inşa edilmesi olduğunu belirterek, başta Srebrenitsa Soykırımı kurbanları olmak üzere Bosna Savaşı sırasında hayatını kaybeden tüm masum insanları saygıyla andığını ve yakınlarının acılarını paylaştığını kaydetti.

Bir bacağını kaybetti, hayalinden vazgeçmedi! 26 yaşında başardı: Pes etmek istemedim

Mersin'de 2023'te intern doktorken uğradığı silahlı saldırıda bir bacağı ampute edilen 26 yaşındaki Nida Nur Nergiz, tedavisinin ardından eğitimini tamamlayarak doktor oldu ve Erzincan İl Ambulans Servisi Başhekimliği görevine getirildi.

Memleketi Erzincan'da yeni görevine başlayan Nergiz, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ile Vali Hamza Aydoğdu'yu makamında ziyaret etti. Nergiz'i tebrik eden Vali Aydoğdu, yeni görevi dolayısıyla başarı dileklerini iletti.

Nida Nur Nergiz, gazetecilere, 3 yıl önce yaşadığı saldırı sonrası zorlu bir süreç atlattığını söyledi.

Göreve Erzincan 112 Komuta Kontrol Merkezi'nde doktor olarak başladığını ve şimdi de İl Ambulans Servisi'nde başhekim olduğunu ifade eden Nergiz, şöyle konuştu:

"Bu yaşadığım zorlu süreçte çok şükür sağlık durumum elverdiğince ilerledim, buralara geldim. Öncelikle Sayın Valimizin, Cihan hocamızın sayesinde ve ailemin desteğiyle birlikte bugünlere geldim. Bu süreçte yanımda olan herkese çok teşekkür ediyorum. Ben ilk tıp fakültesine başlarken de daha öncesinde de bir amacım, hayattan bir beklentim vardı, insanlara yardımcı olmak. Zorlu olaylar yaşayabiliriz, zorlu süreçler atlatabiliriz ama yani ne olursa olsun, sonuçta bir hayalimiz, isteğimiz var, buna devam ediyoruz. Sevenlerimiz, sevdiğimiz insanlar, ailemiz var. Pes etmek istemedim. Hem kendime bunu yapmak istemem açıkçası hem ailemin beklentisi var, kimseyi üzmek istemem."

Doktoru vuran sanık MİT mensubu olduğunu beyan eden mesaj atmış

"HEPİMİZİN GURUR DUYDUĞU BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ ORTAYA ÇIKTI"

İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ise Vali Aydoğdu ile birlikte yaklaşık 2 yıl önce Nergiz'i evinde ziyaret ettiklerini ve bu süreçte maddi ve manevi yanında olduklarını anlattı.

Tekin, "Bu süreç içinde bizler de İl Sağlık Müdürlüğü olarak elimizden geldiğince her konuda kendisine destek olmaya, bu süreci atlatmasında yanında bulunmaya ve mevcut çalışmış olduğu ortam koşullarını en iyi şekilde sunarak onun da daha sağlıklı bir şekilde hizmet vermesini sağladık. Geldiğimiz bu noktada bugün itibarıyla bir başhekim olarak karşınıza çıkmış oldu. Bütün bu süreci değerlendirdiğimizde gerçekten hepimizin gurur duyması gereken, hepimizin gurur duyduğu bir başarı öyküsü ortaya çıktı." diye konuştu.

Nergiz'i azmi ve başarısı nedeniyle tebrik eden Tekin, "Gerek süreç içindeki destekleri, gerekse başhekim olarak onayı nedeniyle Sayın Valimizi de bugün ziyaret ettik ve kendisine şükranlarımızı arz ettik. Bundan sonraki süreçte de inşallah Nida kızımıza her türlü desteği verip başhekimliğinde de başarılı olmasını sağlayacağız." ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy’dan Gazze çağrısı: 'Müslüman diasporaların Filistin mücadelesini dünyaya anlatmada kritik rolü var'

Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan milyonlarca Müslümanın kültürel ve tarihî köklerini yaşatırken bulundukları toplumlarla kurduğu ilişkinin geleceği, Ankara’da düzenlenen 1. Müslüman Diasporalar Forumunda ele alındı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla düzenlenen “Köklerden Ufuklara” temalı forumda; Yurt Dışındaki Pakistanlılar ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesinden Sorumlu Federal Bakan Chaudhry Salik Hussain, Diaspora ile İlişkiler Devlet Komitesi Başkanı Fuad Muradov, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcıları Dr. Serdar Çam ile Coşkun Yılmaz, İİT Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Dr. Dawas Dawas, SESRIC Başkanı Zehra Zümrüt Selçuk ve YTB Başkanı Abdulhadi Turus da yer aldı. Ersoy, forumun gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile SESRIC’e ve emeği geçen kurumlara teşekkür etti.

MÜSLÜMAN DİASPORALARIN KÜRESEL ÖLÇEKTE “SOFT POWER” POTANSİYELİ

Diaspora kavramının geçmişle bugünü, bugünle geleceği sentezleyen yeni ve belirleyici bir ilişkiler ağını beraberinde getirdiğini belirten Bakan Ersoy, dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Müslümanın kendi kültürel ve tarihî köklerini yaşatırken içinde bulundukları toplumların değerleriyle de etkileşim hâlinde olduğunu söyledi.

Farklı kültür, dil ve coğrafyalara rağmen milyonlarca Müslümanı birbirine bağlayan ortak ve tek bir akidenin bulunduğunu ifade eden Ersoy, dillerin ve renklerin çeşitliliğinin bu akideden hareketle zenginliğe dönüştürülebildiğini kaydetti.
Ersoy, dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmış Müslüman diasporaların ortak değerleri ve kültürel bağları etrafında bir araya geldiklerinde küresel ölçekte önemli bir “soft power” potansiyeli ortaya koyabileceklerini vurguladı.

Muhasebe müdürünün akılalmaz planı! Yıllarca şirketin parasını kendi hesabına aktararak servetine servet kattı

Asayiş Şube Müdürlüğü ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yapılan bir ihbar üzerine soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda bir şirkette muhasebe müdürü olarak çalışan M.A.’nın yıllar içinde şirkete ait paraları önce kendi hesaplarına daha sonra suç ortaklarının hesaplarına aktardığı belirlendi.

Şirketin hesaplarını inceleyen polis ekipleri şüphelinin toplam 122 milyon lirayı çaldığını belirledi. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışmada şüpheli M.A. ve suç ortaklarını yakalamak için İstanbul merkezli Sinop ve Tokat'ta operasyon düzenledi. Özel harekat polislerinin de katıldığı eş zamanlı baskınlarda M.A.’ın da aralarında bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı.

70 yaşında, direniyor: Benden başka yapan kalmadı

Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen şüphelilerin sorgusu Dolandırıcılık Büro Amirliğinde yapıldı. M.A.’nın dışında gözaltına alınan şüphelilerin banka hesaplarını kullandıran ve aynı şirkette çalışarak ona yardım eden kişiler olduğu belirtildi. Emniyette işlemleri tamamlanan 19 şüpheli adliyeye sevk edildi.

70 yaşında, direniyor: Benden başka yapan kalmadı

İlçede besicilik yapan 5 çocuk babası Tümtürk, hayvanlarını otlatmak için gittiği yerlerde süpürge yapımında kullandığı karamuk çalılarını topluyor.

Dikenlerini sıyırdığı çalıları evinin bahçesine getiren Tümtürk, süpürge yapımı için göz kararı belirlediği miktardaki çalıyı bir araya getirerek iple ve telle sıkıca bağlıyor.

Süpürgenin sapını da kendi kestiği ağaç dalından yapan Tümtürk, hazırladığı çalıları sapa bağlayarak süpürgeyi kullanıma hazır hale getiriyor.

Eskisi kadar rağbet görmeyen süpürgeleri ilerleyen yaşına rağmen gelen siparişe göre yapmaya devam eden Tümtürk, bunları pazarda da satıyor.

Yörede "çalgı" olarak adlandırılan süpürgeler, özellikle evlerin önünün, bahçelerin ve ahırların temizliğinde kullanılıyor.

Diyarbakır'da İlginç olay! Ailesi karşı çıktı, o vazgeçmedi: Bebeğine Ronaldo'nun adını verdi

"BENDEN BAŞKA YAPAN KALMADI"

Geleneksel çalı süpürgeciliğinin ilçedeki son temsilcisi olan Bilal Tümtürk, süpürge yapımını babasını izleyerek öğrendiğini söyledi.

Eskiden bölgede bu işi yapanların fazla olduğunu anlatan Tümtürk, "1991-1992 yıllarıydı, çalgı yapmaya başladım. Babam yapardı, ben de ondan öğrendim. Diğer köylerden gelen arkadaşlar da yapardı. Plastik süpürge ve benzeri şeyler çıktıktan sonra bizim çalgı yapmamız geriledi." diye konuştu.

Tümtürk, çalı süpürgesinin özellikle köy yaşamında kullanıldığını belirterek, "Bu eski bir gelenek. Kapının önünü, bahçeyi, ahırı süpürmek için kullanılan bir temizlik malzemesi. Ben bunu yapmaya hala devam ediyorum ama benden başka yapan kalmadı." ifadelerini kullandı.

"DİKENDEN YAPILIYOR"

Geleneği devam ettirmeye çalıştığını anlatan Tümtürk, şunları kaydetti:

"Şimdi yaşlandım artık. 5-6 hayvanım var, onları güdüyorum. Dağa gidiyorum, ufak tefek çalı getiriyorum. İyi kötü bu zamana geldik. Geleneği yaşatmaya devam ediyorum. Bu gelenek eskiden beri ebemizden, dedemizden gelen, bütün memleketin geleneğidir. Bu çalgı çok önemli bir şey ama kimse kıymetini bilmiyor. Bir çalgıyı aldığın zaman 3 ay, 5 ay, 7 ay kullanacağına garanti veriyorum. Çok dayanıklı bir şey. Dikenden yapılıyor."

Tümtürk, yaptığı süpürgeleri pazarda da sattığını belirterek, "Müşteriler bana bakıyor, 'Bunu nasıl yaptın?' diyorlar. O benim alışkanlığım, bir sanatım. Vakit geçiriyorum. Bunu yapmayı çok seviyorum." dedi.

Kılıçdaroğlu'ndan İmamoğlu çıkışı! 'Siyasi tutuklu değil, adaylığı ayrı bu davalar ayrıdır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğundan CHP’de yaşanan bölünmeye, kurultay davasından Özgür Özel ile ilişkisine kadar birçok konuda dikkat çeken mesajlar verdi.

'İMAMOĞLU SİYASİ TUTUKLU DEĞİL'

Euronews Türkçe’ye verdiği röportajda Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nu “siyasi tutuklu” olarak görmediğini söyleyerek, "Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan deği.," dedi.

Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili seçimi başladı

'CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI AYRI, BU DAVALAR AYRI'

Kılıçdaroğlu, “Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip [adaylığı için] oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır.” dedi.

İmamoğlu’nun yargılanabileceğini ancak tutuklanmasını doğru bulmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Yargılanabilir ama tutuklanmasını doğru bulmadım. Bugün de aynı görüşteyim.” ifadelerini kullandı.

'YÜZDE 51'İ İŞ BİRLİĞİ YAPACAK ALACAKSINIZ'

İmamoğlu’nun önündeki hukuki engellerin kalkması ve aday olması halinde iş birliğine açık olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, muhalefetin seçim kazanabilmesi için birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Şimdi yüzde 51'i nasıl alacaksınız? İş birliği yaparak. İş birliği yapmadan nasıl alacaksınız?” ifadelerini kullandı. Özgür Özel ile görüşmeye de açık kapı bırakan Kılıçdaroğlu, “Elbette Özgür Bey görüşmek isterse elbette otururuz, konuşuruz.” dedi.

'BÖLÜNME GÜÇ KAYBINA YOL AÇACAK'

CHP’de yaşanan bölünmenin partiye etkisine ilişkin de konuşan Kılıçdaroğlu, tabanda kayma olmadığını savundu.

Son dakika... 'Vanlı Kara Haydar' lakaplı Mehmet Fatih Tançalan gözaltına alındı

Ancak bölünmenin parti açısından güç kaybına neden olacağını kabul eden Kılıçdaroğlu, “Bakınız parti ikiye bölündü mü? Bölündü. Bu bir kayba yol açar mı? Yol açar. Ben size doğruları söylemek zorundayım. Güç kaybı yaşar mı? Elbette yaşayacak.” ifadelerini kullandı.

KURULTAY DAVASI: BEN BU DAVANIN TARAFI DEĞİLİM

Hakkında mutlak butlan kararı verilen CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin davayı da değerlendiren Kılıçdaroğlu, sürecin tarafı olmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Ben bu davanın tarafı değilim. Dava açan değilim. İfade veren değilim. Ben bu davanın hiçbir yerinde yokum,” dedi.

Kurultayın yeniden yapılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, mahkeme kararının ardından göreve dönüşlerinin amacının da yeni kurultayı gerçekleştirmek olduğunu ifade etti.

Serhat Kılıç’a ayıp ettiler

'RÜŞVETE BULAŞANIN PARTİDE İŞİ YOKTUR'

CHP içerisinde temiz siyaset vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, yolsuzluk iddiaları bulunan kişilerin hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Hesap sormazsanız namertsiniz. Her yerde, her ortamda hesabını vereceğim ben bunun. Kör kuruşun hesabını vereceğim diyecek. Bizim bildiğimiz CHP'li budur. Kör kuruşun hesabını veren kişidir.” ifadelerini kullandı.

Ardından “Rüşvete kim bulaştıysa bu partide işi yoktur.” diyen Kılıçdaroğlu, hesap vermekten korkulmaması gerektiğini savundu.

ÖZGÜR ÖZEL’E: ASLA KAVGA ETMEYECEKSİNİZ

Kılıçdaroğlu, Yeni Parti konusunda da parti teşkilatlarına talimat verdiğini açıkladı. Kılıçdaroğlu, “‘Asla ve asla eleştirmeyeceksiniz. Asla ve asla kavga etmeyeceksiniz’ dedim. Bizim eleştireceğimiz yer iktidar.” ifadelerini kullandı.

Dolardaki geri çekilme altını ateşledi! Gözler Fed’e çevrildi: Yeni ralli gelir mi?

Siyasette kişisel düşmanlığın olmaması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Siyasette kin, öfke, düşmanlık olmaz. Siyasette tek şey vardır, önemli olan ülkenin çıkarları ve o ülkede yaşayan insanların huzuru.” dedi.

ERKEN SEÇİM MESAJI

Özgür Özel yönetiminin erken seçim stratejisini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, seçim çağrısı yapmanın tek başına yeterli olmadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, “Erken seçim tarihi vermeniz önemli değil. Erken seçime zorlayacaksınız.” dedi. Kendisinin erken seçim isteyip istemediği sorusuna ise “Ben isterim. Ben her zaman isterim.” yanıtını verdi.

Haritada gezerken tesadüfen keşfetti: ‘Burası Türkiye’de göl üzerinde yaşam bulunan tek ada’

'DOĞMAMIŞ ÇOCUĞA DON BİÇİLMEZ'

Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarının zamanlamasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, “Doğmamış çocuğa don biçilmez,” ifadesini kullandı.

Ülkenin gündeminde işsizlik, yoksulluk, emeklilerin sorunları ve gençlerin yurt dışında gelecek arayışı gibi konuların bulunması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, siyasetin bu sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini söyledi.

4 bin BTC çalındı işlemler durdu

Bitcoin odaklı Liquid Network, federasyon cüzdanındaki yaklaşık 4 bin BTC’nin çalındığını açıkladı. Yaklaşık 320 milyon dolar değerindeki varlıkların güvenlik açığını tespit eden saldırganlar tarafından ele geçirildiği belirtilirken, ağdaki yeni işlemler durduruldu.

Geri gelecek mi?

Transfer öncesinde federasyon rezervinde yaklaşık 4 bin 200 Bitcoin bulunuyordu. Böylece rezervin çok büyük bir bölümü tek olayın ardından cüzdandan çıktı. Liquid üzerinde bulunan USDT, DePix ve bazı gerçek dünya varlığı tokenlerinin doğrudan güvenlik olayından etkilenmediği belirtilirken, ağın durması nedeniyle transferlerde geçici sorunlar yaşanabileceği ifade edildi. Şimdi gözler olayın teknik nedeninin belirlenmesine, Liquid Network’ün yeniden faaliyete geçeceği tarihe ve yaklaşık 4 bin Bitcoin’in federasyon cüzdanına geri dönüp dönmeyeceğine çevrildi.

Yol kenarında 250, Markette 100 TL

Yaş incir kilo fiyatı 80-120 lira arasında değişkenlik gösterdi. Şu günlerde market fiyatı ortalama 100 lira olan yaş incirde sosyal medya üzerinden ise farklı bir tartışma yaşanıyor. Tatil dönüşü yol kenarında satış yapanlardan taze incir alanlar, marketleri ikiye hatta üçe katlayan fiyatlarla karşılaştıklarını ifade ediyor.

Yol kenarında ‘köyde’ bahçeden direkt toplayarak getirdiklerini ifade eden satıcılar, yaş incirin kilosunu 250-300 lira arasında satıyor. ● EKONOMİ SERVİSİ

‘Alım yapmayın’

Özellikle tatil ve memleket dönüşü, yol kenarlarındaki satıcılardan alışveriş yapanlar, ürünün daha bol olduğu bu sezondaki fiyata isyan ederken; ürünü yetiştiren çiftçiler ise uyarıyor:

“Biz en iyi ürünleri düşük fiyatlara satarken, yol kenarlarında daha düşük kalitede ürünü yüksek fiyata satarak üretici bölgeleri kötü tanıtıyorlar. Hijyeni ve haksız fiyatları düşünerek buralardan alım yapmayın.”

DÜNYADA BİRİNCİ SIRADA

Türkiye, dünya incir üretiminde yüzde 28’lik oranla birinci sırada. 2026 rekolte tahmini yaş incir için yaklaşık 388 bin ton. Geçen sezon iklim temelli sorunlar nedeniyle rekoltesi daha az olan incir, markette sezon boyunca yüksek fiyata satılmıştı. Bu yıl ise fiyatlar bir miktar gevşeyerek 80-120 lira aralığında satıldı. 150 lira bandına çıkan yerler de var.

Nükleer teknoloji için TORYUM açılımı!

Nükleer enerji ham maddesi olan toryumun, yenilikçi teknolojilerde kullanılmasını sağlayacak önemli bir adım atıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın refakatinde atılan imzalarla toryumun yeni nesil nükleer teknolojilerde kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılacak. Bu çalışmalar sayesinde toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi amaçlanacak.

Mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, atılan imzaların farklı bir özelliği bulunduğunu belirterek, “Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli” dedi.

Bakan Bayraktar, alacakları için yaptıkları eylemi uzlaşmayla sonuçlandıran Doruk Madencilik işçilerini kabul etti. Bayraktar, “Bu iş yapılırken bu işin karşılığının verilmemesi asla kabul edilebilecek bir şey değil. Siz haklı bir mücadele verdiniz. Biz hep yanınızda olduk” dedi.

Modüler reaktörler

İmza töreninde konuşan Bakan Bayraktar, büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra son dönemde ‘nükleerin yeni çağı’ olarak ifade ettikleri küçük modüler reaktörlerin çok hızlı bir şekilde geliştirildiğine vurgu yaptı. Bayraktar, “Dünyada birçok ülke bu teknolojiyi geliştirmekle alakalı çalışıyor. Türkiye de bu konuda önemli faaliyetler içerisinde ve birçok proje paralel bir şekilde yürüyor. Türkiye’deki yatırımcılar, bizim kamu kurumlarımızla beraber ortak bir şekilde bu projeleri yürütmeye gayret ediyorlar. Onun dışında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ortaya koyduğu teşvik programı sayesinde ciddi bir ilgi oluşmuş durumda. Biz de ‘farklı teknolojileri ülkemize nasıl kazandırabiliriz?’ düşüncesinden hareketle çalışıyoruz” dedi.

YAKIT OLARAKÖNE ÇIKIYOR

TENMAK ile Copenhagen Atomics arasındaki atılan imzanın farklı bir özelliği olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Küçük modüler reaktörlerde, Copenhagen Atomics’in teknolojisinde toryum yakıtı öne çıkıyor. Toryum, çok yoğun bir şekilde ülkemizde bulunan, bu anlamda yakıtın dışa bağımlılığının olmayacağını düşündüğümüz bir teknoloji olduğu için ayrı bir önemi var. Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Varılan anlaşma ile Türkiye’nin sahip olduğu toryum kaynaklarının yüksek katma değerli nükleer teknolojilerde değerlendirilmesine yönelik olarak yerli sanayi ve teknoloji paydaşlarının, araştırmacıların ve mühendislik kapasitesinin sürece dahil edilmesi sağlanacak.

Ar-Ge çalışmaları

Çalışmaların öncelikli başlıklarından birini, toryumun yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinden Ergimiş Tuz Reaktörlerinde kullanılabilecek nitelikte Türkiye’de üretilmesine yönelik Ar-Ge ve projelendirme faaliyetleri oluşturacak. Danimarka merkezli Copenhagen Atomics, toryumun nükleer yakıt çevriminde kullanımına imkân sağlayabilecek 4’üncü nesil reaktör konseptlerinden biri olan Ergimiş Tuz Reaktörlerine yönelik Ar-Ge çalışmaları yürütüyor.

Ar-Ge teşviklerinde yüzde 60 artış oldu

Dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanan girişimler, 86 milyar 105 milyon lirayla en fazla gelir vergisi stopaj desteğinden faydalandı. Bunu 81 milyar 63 milyon lirayla kurumlar vergisi, 1 milyar 725 milyon lirayla gelir vergisi, 141 milyon lirayla katma değer vergisi (KDV) desteği izledi.

Bilgi ve iletişim

AR-GE faaliyetlerine yönelik vergi teşviklerinden yararlanan girişim sayısı, 2025 yılında 11 bin 835 oldu. Teşviklerden yararlanmak için beyanname veren girişimler ana faaliyetlere göre incelendiğinde ilk 3 sırayı 6 bin 98 ile bilgi ve iletişim, 2 bin 421 ile imalat sanayi ve 1627 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler aldı.

Dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanan girişimler büyüklük gruplarına göre ele alındığında, 11 bin 835 girişimin yüzde 89.5’i KOBİ olarak kayıtlara geçti. Girişim sayısı bakımından AR-GE teşviklerinden yararlanan büyük ölçekli girişimlerin payı yüzde 10.5 olurken, bu girişimler dolaylı AR-GE teşviklerinin yüzde 61.8’inden yararlandı.

KOBİ’lerin dolaylı AR-GE teşviklerinden yararlanma oranı yüzde 38.2 oldu. Büyüklük gruplarına göre incelendiğinde, KOBİ’lere sağlanan 64 milyar 596 milyon lira olan dolaylı AR-GE teşvik miktarının yüzde 61.1’inin orta ölçekli, yüzde 32.1’inin küçük ölçekli ve yüzde 6.8’inin mikro ölçekli girişimlere sağlandığı tespit edildi.

Faiz değişikliği beklemiyorlar

Bloomberg HT’nin aktardığı, Morgan Stanley ekonomistleri Georgi Deyanov ve Arnav Gupta tarafından hazırlanan rapora göre banka, TCMB’nin 10 Eylül Perşembe günü politika faizini yüzde 37’de sabit tutmasını bekliyor. TCMB, 23 Temmuz’daki son toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de bırakmıştı. Bankanın yayımladığı takvime göre yılın kalan Para Politikası Kurulu toplantıları 10 Eylül, 22 Ekim ve 10 Aralık’ta yapılacak.

Morgan Stanley ekonomistleri, enflasyonun ana eğiliminde yılın son çeyreğinde gevşeme görüleceğini ve dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını tahmin ediyor.

Raporda, bu görünümün TCMB’ye temkinli bir faiz indirim döngüsü başlatmak için alan açacağı belirtildi. Banka, politika faizinin ekim ve aralık toplantılarında 100’er baz puan düşürülerek yıl sonunda yüzde 35’e çekileceğini öngördü.

Trump, Kanadalı uçak üreticisi Bombardier'in ürünlerinin ABD'de satılmayacağını söyledi

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bombardier'in ürünlerinin ABD'ye satışına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada şirketin gelirlerinin yüzde 50'den fazlasının ABD'den geldiğini ve ürünlerinin ise yeterince iyi olmadığını öne süren Trump, "Artık Bombardier ürünleri ABD'de satılmayacak." ifadesini kullandı. Trump, Bombardier'in "Amerikalı alıcılar, şirketler ve havalimanlarından" geçindiğini savunarak, buna karşın Kanada'nın ABD'li bankaların ve şirketlerin ülkedeki faaliyetlerini engellediğini iddia etti.

Kanada'nın, ABD merkezli Gulfstream Aerospace şirketinin iş yapmasını engellediğini iddia eden Trump, bu durumu "tamamen haksız ve adaletsiz" olarak nitelendirdi. Trump, "Önce Amerika" vizyonuna atıfta bulunarak "O dönem artık bitti. Pazarımıza girmek istiyorlarsa, burada yatırım yapmalı ve Amerika'yı bir kumbara gibi görmeyi bırakmalılar. Amerikan ürünlerini satın alın. Amerikan hava yollarıyla uçun. Amerikan içeceklerini için." ifadelerini kullandı.

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 9 yaralı
Alevlerle mücadele sürüyor! Antalya'da çok sayıda ev tahliye edildi, bir ev tamamen yandı... İl il son durum

Canlı yayında korkunç anlar: Lübnanlı muhabir İsrail hava saldırısının hedefi oldu

İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırıları devam ederken bir gazeteci daha saldırıların hedefi oldu. Hizbullah ile bağlantılı Al-Manar kanalının muhabiri Ali Shabib, canlı yayında İsrail’in Nebatiye kenti çevresine düzenlediği hava saldırısının hedefi oldu.

PATLAMANIN ARDINDAN YAYIN KESİLDİ

Saldırı anı anbean kayıt altına alınırken patlamanın ardından yayın kesildi. Saldırıda yaralanan Shabib, hastaneye kaldırıldı.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'kiralık konut' açıklaması: Başvurular 14 Eylül'de başlıyor
Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 8 yaralı

Meksika'da festival savaş alanına döndü! Havai fişek patlamasında en az 10 ölü, 64 yaralı

MİLLİYET.COM.TR - Meksika'da başkent Mexico City yakınlarındaki bir kasabada yerel bir dini bayram çerçevesinde düzenlenen festivalde, havai fişek patlaması yaşandı. Bir duvarın çökmesine neden olan patlamada yetkililerin açıklamalarına göre en az 10 kişi yaşamını yitirdi, 64 kişi de yaralandı. Yerel medyanın paylaştığı haberlere göre hayatını kaybedenler arasında iki de çocuk bulunuyor. Resmi kaynakların yanında farklı yerel kaynaklar, can kaybı sayısını en az 13 olarak aktarmakta.

Mexico City'nin yaklaşık 160 kilometre kuzeybatısındaki 66 bin nüfuslu Temascalcingo kasabasında yüzlerce kişinin katıldığı festivalde geleneksel olarak hazırlanan havai fişek gösterisi öncesinde henüz bilinmeyen bir sebepten havai fişekler kontrolsüz bir biçimde patlamaya başladı.

HAVAİ FİŞEKLER KİLİSENİN DEPOSUNDAYDI

Mexico City Eyalet Başsavcılığı tarafından olaya ilişkin soruşturma başlatılırken Nuestra Señora de la Luz adlı kilisenin yanı başındaki festivalde yaşanan kazada yaralılar arasında iki de rahip yer almakta. İlk tahminler kilise bünyesinde depo olarak kullanılan bölümde saklanan piroteknik malzemelerin bir şekilde infilak ettiği yönünde.

Sosyal medya üzerinden paylaşılan bir videoda, patlamanın ardından onlarca insanın duman ve enkaz arasında panik içinde yaralıları kurtarmaya çalıştıkları görülüyor.

Havai fişekler sokak kutlamalarında ve dini festivallerde sıkça kullanılması nedeniyle Meksika'da piroteknik patlamalar yaygın olarak görülmekte. Yaklaşık dört yıl önce, Hidalgo eyaletinin merkezindeki Huejutla kentine bağlı bir köyde meydana gelen havai fişek patlamasında 17 kişi yaralanmıştı.

AfD’nin Saksonya-Anhalt zaferi CDU’yu sarstı: 'Derin bir şok içindeyiz'

AfD’nin Saksonya-Anhalt zaferi CDU’yu sarstı: 'Derin bir şok içindeyiz'

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Merz, partisinin Berlin'deki Federal Yönetim Kurulu toplantısının ardından Saksonya-Anhalt Başbakanı Sven Schulze ile ortak basın toplantısı düzenledi.Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Merz, partisinin Berlin'deki Federal Yönetim Kurulu toplantısının ardından Saksonya-Anhalt Başbakanı Sven Schulze ile ortak basın toplantısı düzenledi.

Seçim sonucuna ilişkin Merz, "Hepimiz derin bir şok içindeyiz. Böyle bir sonuç beklemiyorduk." ifadelerini kullandı.
Sonucun demokratik kuralların parçası kabul edilmesi gerektiğini belirten Merz ancak hiçbir şey olmamış gibi gündelik işlere dönülemeyeceğini söyledi.

Oyuncu Serhat Kılıç'a veda töreni! Acılı babası ayakta durmakta zorlandı

Merz, "Bu, CDU'nun yıllardır hatta on yıllardır aldığı en ağır seçim yenilgisidir." diye konuştu.

İnsanların siyasi tutumlarını değiştirebilmesinin demokrasinin özü olduğunu dile getiren Merz, "Oylamaya açık olmayan bir şey var, o da birlikte yaşama kurallarımız ve anayasada güvence altına alınan değerlerdir." dedi. Almanya'nın tarihinden kaynaklanan özel sorumluluk taşıdığını vurgulayan Merz, ülkenin siyasi ve anayasal düzenini korumayı sürdüreceklerinin altını çizdi.

Merz, seçim sonucunun ardından Almanya'nın köklü reformlara ihtiyaç duyduğunu ve hükümetin aldığı kararları ve gerekçelerini halka daha iyi anlatması gerektiğini söyledi.

Ülkesine karşı kişisel sorumluluğunun bilincinde olduğunu dile getiren Merz, bu sorumluluğu yerine getirmekte kararlı olduğunun altını çizdi."Kişisel sonuçları" göz önünde bulundurup bulundurmadığına ilişkin soru üzerine Merz, "Vazgeçmek, benim için bir seçenek değil." yanıtını verdi.

Son dakika...Veyis Ateş hakim karşısında! 'Mehmet Akif Ersoy benden helallik istedi'

SAKSONYA-ANHALT SEÇİMLERİNİ AFD KAZANDI

AfD, Saksonya-Anhalt'ta düzenlenen eyalet meclisi seçimlerini yüzde 43,8 oy alarak kazandı ancak tek başına iktidara gelmesi için gerekli çoğunluğu elde edemedi.

Eyalet seçim kurulunun açıkladığı geçici resmi sonuçlara göre AfD, oyların yüzde 43,8'ini alarak açık farkla birinci çıktı.
AfD, 2021 seçimindeki yüzde 20,8'lik oy oranının iki katından fazlasını alarak eyalet meclisi seçiminde elde ettiği en güçlü sonucu kaydetti.

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), 2021'e göre 19,9 puan kaybederek yüzde 17,2 oyla ikinci parti oldu.
Bir önceki seçime göre oyunu 0,9 puan artıran Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 9,3 ile üçüncü sırada yer aldı.

Mısır’dan Arap ülkelerine ortak caydırıcılık kapasitesini artırma çağrısı

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre BakanAbdulati, Mısır'ın başkenti Kahire'de düzenlenen Arap Birliği Konseyi'nin bakanlar düzeyindeki 166. oturumunda konuşma yaptı.

Abdulati, Arap ülkelerinin güvenliğini korumaya yönelik kolektif kapasiteyi güçlendirecek düzenlemelerin önemini vurgulayarak, “Bu düzenlemeler, güvenlik ve savunma alanındaki bütünleşmenin ilerletilmesi, mevcut kapasitenin koordinasyonu ve Arap Ortak Savunma Antlaşması (17 Haziran 1950) ile ilgili kararların temel alınması yoluyla gerçekleştirilir.” diye konuştu.

Mısır’ın, Arap Birliği ve üye ülkelerleişbirliği, koordinasyon, krizlere müdahale ve uygulama süreçlerini kapsayan kapsamlı bir taslak hazırlamaya hazır olduğunu belirtenAbdulati, bu düzenlemelerin ortak siyasi iradeyi, tehdit ve krizlere karşı önleme, caydırma ve kolektif eylem kapasitesine dönüştüreceğini ifade etti.

Büyükçekmece’de 12 katlı binada yangın! Mahsur kalan 3 kişi kurtarıldı

Yangın, saat saat 20.15 sıralarında Mimaroba Mahallesi Mustafa Kemal Bulvarı'nda meydana geldi.

İddiaya göre, 12 katlı binanın 7'nci katındaki dairenin mutfağından bilinmeyen bir nedenle yükselen alevler kısa sürede büyüdü.

Yangında binada yaşayanlar kendi imkanlarıyla dışarı çıkarken, yoğun duman nedeniyle 3 kişi içeride mahsur kaldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İtfaiye ekipleri yangını söndürürken içeride mahsur kalan 3 kişiyi kurtardı. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi aldı. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.

Haber Detay Görsel Slider
Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 9 yaralı
Alevlerle mücadele sürüyor! Antalya'da çok sayıda ev tahliye edildi, bir ev tamamen yandı... İl il son durum

Bolu Belediyesine 'irtikap' davasında ikinci duruşma! Tanju Özcan baygınlık geçirdi

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık Tanju Özcan ve görevinden uzaklaştırılan Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) aracılığıyla tutuklu bulundukları cezaevinden katıldı, sanıklar eski BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız ve Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal ile tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

İlginizi Çekebilir

Duruşmada dinlenilen müşteki N.G, Alpağutbey Mahallesi'nde yapacağı inşaatla ilgili belediyeye verdiği dilekçelere geç veya olumsuz yanıt aldığını, imardan sorumlu Başkan Yardımcısı Tuna Özcan ile yaptığı görüşmede Tanju Özcan'ın talebiyle kendisinden 3,5 milyon lira istendiğini söylediğini ve sanık Can'ın da "Tanju Bey 4 milyon lira istiyor." dediğini iddia etti.

Özcan ile belediyenin ek hizmet binasında görüştüğünü, görüşmede telefonuna el konulup para vermesi yönünde baskı yapıldığını öne süren N.G, daha sonra miktarın 2,5 milyon liraya düşürüldüğünü, bunun 1 milyon lirasını nakit, 1,5 milyon lirasını ise çek olarak vermeyi kabul ettiğini ileri sürdü.

N.G, Özcan'ın yönlendirmesiyle sanık Sarıyıldız'a bankada 1 milyon lira nakit verdiğini, 1,5 milyon liralık çeki de bir hafta içinde teslim ettiğini, ardından reklam sözleşmesi imzalamasının istendiğini, Özcan’ın tutuklanmasından iki gün önce de arayarak sözleşmeyi neden imzalamadığını sorduğunu iddia etti.

İnşaat işlerini yürüten mimar C.T'nin de aynı yönde söylemlerde bulunması üzerine reklam sözleşmesini imzalamak zorunda kaldığını savunan N.G, sanıkların cezalandırılmalarını istedi.

Alevlerle mücadele sürüyor! Antalya'da çok sayıda ev tahliye edildi, bir ev tamamen yandı... İl il son durum

SANIKLAR SUÇLAMALARI REDDETTİ

Müşteki N.G'nin beyanlarının ardından söz verilen sanık Sarıyıldız, para ve çek alışverişi ile bunların iade sürecine ilişkin savunma yaptı, suçlamaları reddetti.

Sanık Özcan ise salonda bulunmamasının savunma açısından dezavantaj oluşturduğunu belirterek, N.G'nin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, telefon görüşme kayıtları ile müştekinin ifadeleri arasında tutarsızlıklar bulunduğunu savundu.

N.G'ye ruhsat verilmesi karşılığında vakfa bağış yapmasının istendiği iddiasını reddeden ve müştekinin belediyeye yaptığı başvuruların karşılıksız bırakılmadığını savunan Özcan, N.G ile geçmişten tanışıklığının olduğunu ancak yakın ilişkilerinin bulunmadığını, aralarındaki sorunların siyasi tartışmalar sonrasında başladığını öne sürdü.

Tutuksuz sanık C.T. ile tutuklu sanık Süleyman Can da N.G'nin iddialarını kabul etmediklerini ifade etti.

Görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, haklarında adli kontrol tedbiri uygulanan sanıklar yönünden tedbirlerin devamını ve tutuklu sanıkların mevcut hallerinin sürdürülmesini istedi.

Söz verilen sanık Can, yaklaşık 7 aydır tutuklu bulunduğunu, hakkındaki suçlamalara konu market işlemlerinin mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğini, müfettişlerce incelenen bu işlemlerin mevzuata uygun olduğunun tespit edildiğini belirterek, tahliye ve beraatini talep etti.

Oyuncu Serhat Kılıç'a veda töreni! Acılı babası ayakta durmakta zorlandı

ÖZCAN SAVUNMA SIRASINDA KISA SÜRELİ BAYGINLIK GEÇİRDİ

Hakkındaki suçlamalar ve yürütülen diğer soruşturmalara ilişkin konuşan sanık Özcan, "Benimle ilgili normal bir süreç yürütülmüyor. Herkeste yürütüldüğü gibi bir süreç yürütülmüyor." diye konuştu.

Sanık Özcan, soruşturmanın başından bu yana davayı "siyasi" olarak nitelendirmediğine işaret ederek, yürütülen sürecin, "kendisini hapiste tutmak için düzenlenen operasyonlar" olduğunu savundu.

Temizlik İşleri Müdürlüğünde görev yapan bazı kişilerin de tutuklanmasına tepki gösteren Özcan, "Bolu Türkiye'nin en temiz şehriyse Temizlik İşleri Müdürlüğü de en başarılı müdürlüktür." ifadesini kullandı.

Bu esnada rahatsızlanan Özcan'ın kısa süreli baygınlık geçirmesi üzerine duruşmaya ara verildi.

Sağlık ekiplerinin kontrolünün ardından devam eden duruşmada Özcan, tutukluluk sürecinin sağlık durumunu da olumsuz etkilediğini, yaklaşık bir yılda 25 kilo verdiğini söyledi.

Sanık avukatlarının cumhuriyet savcısının taleplerine karşı beyanda bulunmasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, taraf avukatlarına tevsii tahkikat taleplerini mahkemeye ulaştırmaları için 5 gün süre verdi.

Tutuklu sanıkların bu hallerinin ve sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerinin devamını kararlaştıran heyet, duruşmayı 19 Ekim'e erteledi.

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 9 yaralı

SÜREÇ VE İDDİANAME

​​​​​​​Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesine yönelik 28 Şubat'ta başlatılan "irtikap" soruşturması kapsamında 19 kişi gözaltına alınmıştı.

Tanju Özcan, başkan yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, belediye meclis üyeleri Cihan Tutal ve Aydan Özdemir, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve BolSev yöneticisi Ali Sarıyıldız tutuklanmış, itiraz üzerine Beykoz ve Özdemir adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

"Rüşvet" operasyonu kapsamında tutuklanan Bolu Köroğlu Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifi ile Bolu Manavlar Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal'ın dosyası da bu dosyayla birleştirilmişti.

Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, Tanju Özcan'ın her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Süleyman Can'ın 5 kez "icbar suretiyle irtikap" ve 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçundan toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, Ali Sarıyıldız'ın 6 kez "irtikap suçuna yardım", 3 kez "irtikap suçuna yardıma teşebbüs" ve 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezasına mahkum edilmesi isteniyor.

İddianamede, diğer sanıklar hakkında da bu suçlardan değişen sürelerde hapis cezası talebinde bulunuluyor.

Görülen ilk duruşmada, Tanju Özcan, Ali Sarıyıldız, Mustafa Altındal ve Süleyman Can'ın tutukluluk halinin devamına, Naim Ayhan ve Cihan Tutal'ın ise tahliyesine karar verilmişti.

Tutuksuz sanıklar Belediye Meclis üyesi A.D. ve Bolu Belediye Başkan Yardımcısı L.B'ye uygulanan adli kontrol tedbir kararlarının, yurt dışına çıkış yasağı hariç kaldırılmasına hükmedilmişti.

Sahte trafik cezası mesajına dikkat! 'Ehliyetinize el konacak' diyerek hesabınızı boşaltıyorlar

Batman Valiliğinden 'Bir ailenin Kürtçe konuştuğu için darbedildiği' iddialarına ilişkin açıklama

Valilikten yapılan açıklamada, bazı haber siteleri ve sosyal medya paylaşımlarında yer alan "Kürtçe konuştukları için darbedilen aile İHD'ye başvurdu. Komşusu olan Işık ailesine saldıran polis B.N, aileyi darbedip telefonlarına el koydu. Aileye tehditler savuran polisin şiddeti görüntülere yansıdı" yönündeki iddialar ve yayınlar üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

İl Emniyet Müdürlüğünce konuya ilişkin inceleme yapıldığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İnceleme neticesinde, iddia edildiği gibi olayın Kürtçe dil kullanımı veya iddia edilen sair saiklerle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Polis memuru B.N'nin eşinin Mardin nüfusuna kayıtlı olduğu, anne ve babasının Batman'da ikamet ettiği, polis memuru ve ailesinin Kürtçe konuşulmasıyla ilgili herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığı tespit edilmiştir. Batman'da görev yapan polis memuru B.N. ile aynı apartmanda ikamet eden komşusu Işık ailesi arasındaki olayın, gürültü ve komşuluk ilişkilerinden kaynaklanan, uzun süredir devam eden kişisel bir anlaşmazlıktan ibaret olduğu anlaşılmıştır. B.N'nin komşuları tarafından kendisine ve ailesine yönelik gerçekleştirilen 'darp', 'tehdit', 'hakaret', 'mala zarar verme' ve 'silah teşhiriyle tehdit' eylemleri nedeniyle daha önce 3 kez adli mercilere başvurduğu ve konunun zaten adli makamlara intikal ettiği belirlenmiştir."

Açıklamada, eşinin ailesinin Batman'da ikamet etmesi dolayısıyla Batman'da görev yapan polis B.N'nin komşusuyla yaşadığı bu husumet ve olaylar sebebiyle tayin dilekçesi vererek şehirden ayrılma talebinde bulunduğu belirtilerek, "Gerçeği yansıtmayan ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür asılsız iddialara itibar edilmemesi hususu kamuoyuna saygıyla duyurulur." ifadesine yer verildi.

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 9 yaralı
Canlı yayında korkunç anlar: Lübnanlı muhabir İsrail hava saldırısının hedefi oldu

Düzce'de fındık işçilerini taşıyan araç tırla çarpıştı; 4 ölü, 9 yaralı

D-655 Düzce-Zonguldak Batı Karadeniz Bağlantı Yolu'nda seyreden 16 AAY 442 plakalı demir çelik yüklü tır ile fındık işçilerini taşıyan "pat pat" diye tabir edilen tarım aracı Ayazlı Akevler mevkisinde çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle tarım aracını altına alan tır yakındaki bir evin bahçesine yuvarlandı.

İhbar üzerine kaza yerine çok sayıda sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekibi sevk edildi.

Görevlilerin yaptığı kontrollerde 3 kadın işçi ile tarla sahibinin kaza mahallinde yaşamını yitirdiği belirlendi.

Kazada yaralanan 9 kişi ise ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.

Haber Detay Görsel Slider

VALİLİK AÇIKLAMA YAPTI

Düzce Valiliği, Akçakoca ilçesinde 4 kişinin hayatını kaybettiği, 9 kişinin de yaralandığı trafik kazasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İlimiz Akçakoca ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, tır aracının patpat olarak tabir edilen tarım aracına çarpması sonucu 4 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 9 vatandaşımız yaralanmıştır. İhbarın alınmasının ardından emniyet, sağlık ve ilgili ekiplerimiz ivedi şekilde olay yerine intikal etmiş; yaralı vatandaşlarımıza ilk müdahaleler yapılarak sağlık kuruluşlarına sevkleri sağlanmıştır. Kazayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup, süreç ilgili kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmektedir. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı; yaralı vatandaşlarımıza ise acil şifalar diliyoruz.”

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'kiralık konut' açıklaması: Başvurular 14 Eylül'de başlıyor
Kocaeli'de çürümeye bırakılan Ahbap deposundaki yardım malzemeleri görüntülendi

Sahte trafik cezası mesajına dikkat! 'Ehliyetinize el konacak' diyerek hesabınızı boşaltıyorlar

Son dönemde artış gösteren siber dolandırıcılık yöntemlerine bir yenisi daha eklendi. Dolandırıcılar, kamu kurumlarından gönderilmiş izlenimi uyandıran sahte e-postalar hazırlayarak sürücüleri hedef almaya başladı.

Gelen mesajlarda "Trafik İhlalleri Dairesi" gibi var olmayan resmi isimler kullanılarak vatandaşlara 3 aydan uzun süredir ödenmemiş trafik cezalarının bulunduğu iddia ediliyor. Sürücülere paniğe kapılmaları için belirli bir süre tanınarak baskı kuruluyor.

Oyuncu Serhat Kılıç'a veda töreni! Acılı babası ayakta durmakta zorlandı

Mesajlarda ödemenin hemen yapılmaması durumunda ehliyetin süresiz olarak askıya alınacağı yönünde tehditkâr ve korkutucu ifadeler yer alıyor. 24 saat içinde cezanın ödenmesi gerektiği vurgulanarak mağdurların düşünmeden hareket etmesi amaçlanıyor. Vatandaşın banka hesabını hedef alan dolandırıcılığınen tehlikeli aşamasını ise e-postaların içerisine yerleştirilen sahte bağlantı butonları oluşturuyor.

Maillerin vatandaşı sahte bir E-Devlet sitesine yönlendirdiğine dikkat çeken uzmanlar daha sonraki süreçte kişisel bilgilerin ele geçirildiğini sonrasında ise girilen kart bilgilerinin ve şifrelerin çalınarak dolandırıcıların tuzağına düşmüş olunduğuna dikkat çekti.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'kiralık konut' açıklaması: Başvurular 14 Eylül'de başlıyor

Bu oltalama taktiğine düşmemek için yapılması gereken şu:

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, son dönemde yaygınlaşan dolandırıcılık yöntemi hakkında detaylı bilgiler verdi. Dolandırıcıların trafik cezası bildirimi göndererek vatandaşın endişesinden faydalandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

Gelen mailde 'kimden' kısmını açtığınızda resmi bir kurum ve kuruluştan gelmediğini, mailde sahte bir uzantı kullanıldığını fark ediyorsunuz.

Trafik cezası veya benzeri resmi bildirimlerin kontrolü için e-posta bağlantılarına tıklamak yerine e-Devlet veya Gelir İdaresi Başkanlığı'nın resmi internet sitelerinin kullanılması gerekiyor.

Kocaeli'de çürümeye bırakılan Ahbap deposundaki yardım malzemeleri görüntülendi

Bakan Bayraktar Doruk Madencilik işçilerini kabul etti: Haklı mücadelenizde yanınızda olduk

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Maden İşçileri Sendikası Başkanı Nurettin Akçul ve beraberindeki Doruk Madencilik işçilerini Bakanlıkta kabul etti. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar, madencilerle sohbet ederek onlardan gelen talepleri dinledi.

"KARŞI TARAF DEĞİLİZ"

Görüşmede, işçilerin hak ettikleri ücreti almasının en önemli mesele olduğunu belirten Bayraktar, "En zor işlerden birisini madencilerimiz yapıyor. Yerin altından bir ekonomik varlığı çıkarıp ekonomiye katıyoruz. Çok kıymetli, çok ağır bir iş yapılıyor. Bu iş yapılırken bu işin karşılığının verilmemesi asla kabul edilebilecek bir şey değil. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Siz haklı bir mücadele verdiniz. Biz hep yanınızda olduk, başından beri. Biz aynı hedef için çalıştık, karşı taraf değiliz." ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir

KIRMIZI ÇİZGİMİZ

Bayraktar, yerli kömürden elektrik üreten santrallere 2029 yılı sonuna kadar alım garantisi verdiklerini anımsatarak, "Bu düzenlemeyle madenlerin çalışmasını, buradan gelen kömürle elektrik üretilmesini, Türkiye'nin cari açığında bir azalma olmasını ve madendeki işçilerin istihdamında bir aksama olmamasını hedefliyoruz. Kırmızı çizgimiz, işçiye borcu olan firmaya biz bu teşviki vermiyoruz. Sizleri düşündük. İşçi, hakkını alsın diye o düzenlemeyi yaptık." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Bayraktar, çevreyle ilgili yatırımın yapılmaması durumunda, firmaya teşvik verilmediğini sözlerine ekledi.

Türkiye Maden İşçileri Sendikası Başkanı Akçul da sürecin büyük bir başarıyla sonuçlandığını belirterek, "Tüm arkadaşlarım adına size tekrar teşekkür ediyorum. Sağ olun. Heyetinize de ayrıca teşekkür ediyorum, sizin öncülüğünüzde hepsi emek harcadılar." ifadelerini kullandı. Madenciler de yaşanan süreçte haklarını almalarına verdiği destek nedeniyle Bakan Bayraktar'a teşekkürlerini iletti.

Türkiye'de en zor ulaşıma sahip ilçesinin kaderini değiştirecek proje: Biz oraya 'saklı bahçe' diyoruz

Türkiye'den 'toryum' hamlesi! TENMAK ile Danimarkalı şirket mutabakat zaptı imzaladı

Türkiye, nükleer enerji ham maddesi olan toryumun, yenilikçi teknolojilerde kullanılmasını sağlayacak önemli bir adım attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile bir mutabakat zaptı imzaladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın refakatinde atılan imzalarla toryumun yeni nesil nükleer teknolojilerde kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılacak. Bu çalışmalar sayesinde toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi amaçlanacak.

İlginizi Çekebilir

Mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, atılan imzaların farklı bir özelliği bulunduğunu belirterek, “Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli.” dedi.

AR-GE KAPASİTESİ

TENMAK ile Copenhagen Atomics, yenilikçi nükleer teknolojiler alanındaki Ar-Ge kapasitesini geliştirmek amacıyla mutabakat zaptı imzaladı. TENMAK İstanbul Çekmece Yerleşkesinde gerçekleşen imza törenine Bakan Bayraktar refakat etti.

NÜKLEERİN YENİ ÇAĞI KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLER

Bakan Bayraktar, törenin ardından mutabakat zaptına ilişkin açıklamalarda bulundu. Büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra son dönemde ‘nükleerin yeni çağı’ olarak ifade ettikleri küçük modüler reaktörlerin çok hızlı bir şekilde geliştirildiğine vurgu yapan Bakan Bayraktar, “Dünyada birçok ülke bu teknolojiyi geliştirmekle alakalı çalışıyor. Türkiye de bu konuda önemli faaliyetler içerisinde ve birçok proje paralel bir şekilde yürüyor. Türkiye'deki yatırımcılar, bizim kamu kurumlarımızla beraber ortak bir şekilde bu projeleri yürütmeye gayret ediyorlar. Onun dışında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ortaya koyduğu teşvik programı sayesinde ciddi bir ilgi oluşmuş durumda. Biz de ‘farklı teknolojileri ülkemize nasıl kazandırabiliriz?’ düşüncesinden hareketle çalışıyoruz. Çünkü bu süreçte, bunların hangisi daha ileri gidecek ve gerçekten ticarileşecek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu belli olacak.” dedi.

TORYUM YAKITI ÖNE ÇIKIYOR

TENMAK ile Copenhagen Atomics arasındaki atılan imzanın farklı bir özelliği olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Küçük modüler reaktörlerde, Copenhagen Atomics'in teknolojisinde toryum yakıtı öne çıkıyor. Toryum, çok yoğun bir şekilde ülkemizde bulunan, bu anlamda yakıtın dışa bağımlılığının olmayacağını düşündüğümüz bir teknoloji olduğu için ayrı bir önemi var. Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli. TENMAK ve ilgili kurumlarımızla beraber bu ilgili şirket bu çalışmaları yürütecek.” değerlendirmesinde bulundu.

2 kentte orman yangını alarmı! Alevler bir ilçeden diğerine sıçradı, tahliyeler başladı

YERLİ KATKISI

Varılan anlaşma ile Türkiye’nin sahip olduğu toryum kaynaklarının yüksek katma değerli nükleer teknolojilerde değerlendirilmesine yönelik olarak yerli sanayi ve teknoloji paydaşlarının, araştırmacıların ve mühendislik kapasitesinin sürece dahil edilmesi sağlanacak.

ERGİMİŞ TUZ REAKTÖRLERİ

Çalışmaların öncelikli başlıklarından birini, toryumun yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinden Ergimiş Tuz Reaktörlerinde kullanılabilecek nitelikte Türkiye’de üretilmesine yönelik Ar-Ge ve projelendirme faaliyetleri oluşturacak. Bu doğrultuda, nükleer yakıt standartlarını karşılayan toryum bileşiklerinin yerli imkânlarla üretilmesi ve Türkiye’nin bu alanda uluslararası çapta etkin bir tedarikçi konumuna ulaşması hedefleniyor.

MODÜLER REAKTÖR

Danimarka merkezli Copenhagen Atomics, toryumun nükleer yakıt çevriminde kullanımına imkân sağlayabilecek 4’üncü nesil reaktör konseptlerinden biri olan Ergimiş Tuz Reaktörlerine yönelik Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. Onion Core adını verdikleri Modüler Ergimiş Tuz Reaktörü konseptine yoğunlaşan Danimarkalı şirket, TENMAK ile yaptığı iş birliği çerçevesinde söz konusu teknolojisini Türkiye’nin araştırma altyapısı, insan kaynağı ve sanayi kabiliyetleri açısından değerlendirecek.

Serhat Kılıç’ın sevgilisinin ifadesi ortaya çıktı! Ünlü oyuncuyla son diyaloğunda kahreden detay

BETUYAB’dan Bakan Kurum ve Bakan Ersoy’a teşekkür

Türkiye turizminin dünyadaki en güçlü destinasyonlarından Belek, ulaşım ve çevre altyapısında hayata geçirilen stratejik yatırımlarla geleceğe hazırlanıyor. BETUYAB Başkanı Ali Özdoğan, Belek’in yollarının yenilenmesi ve genişletilmesine sağladığı destek dolayısıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a; bölgenin arıtma altyapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir turizme sağladığı katkılar nedeniyle de Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür plaketi takdim etti.

BELEK’İN YOLLARI TOKİ TARAFINDAN YENİLENDİ VE GENİŞLETİLDİ

Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Belek’in ulaşım altyapısında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirildi. Belek bölgesindeki yolların yapımı, yenilenmesi ve genişletilmesi TOKİ tarafından gerçekleştirildi. Bölgenin yoğun turizm trafiğine ve uluslararası standartlarına uygun şekilde hayata geçirilen çalışma, Belek’in ulaşım altyapısının güçlendirilmesi açısından önemli bir yatırım oldu. Projenin hayata geçirilmesine verdiği destek dolayısıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a, BETUYAB Başkanı Ali Özdoğan tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

İlginizi Çekebilir

SÜRDÜRÜLEBİLİR BELEK İÇİN STRATEJİK ARITMA YATIRIMI

Belek’in geleceğine yönelik bir diğer önemli adım ise bölgenin arıtma altyapısının güçlendirilmesi oldu. Turizm kapasitesinin gelişimine paralel olarak gerçekleştirilen arıtma yatırımları; Belek’in denizinin, sahillerinin ve doğal değerlerinin korunmasının yanı sıra bölgenin sürdürülebilir turizm vizyonu açısından da büyük önem taşıyor. Arıtma yatırımlarının hayata geçirilmesine sağladığı destek ve Belek’in sürdürülebilir turizm geleceğine yaptığı katkılar dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a da Ali Özdoğan tarafından teşekkür plaketi sunuldu.

ÖZDOĞAN: “BU YATIRIMLAR BELEK’İN GELECEĞİNE BIRAKILAN KALICI ESERLERDİR”

BETUYAB Başkanı Ali Özdoğan, plaket takdimlerinde yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Belek, bugün Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli turizm vitrinlerinden biri. Böylesine güçlü bir destinasyonun yalnızca otelleriyle değil, yollarından çevre altyapısına kadar her unsuruyla dünya standartlarında olması gerekiyor. Belek yollarının TOKİ tarafından yenilenmesi ve genişletilmesi, bölgemiz açısından son derece önemli ve kalıcı bir yatırım olmuştur. Bu projenin gerçekleştirilmesine verdiği güçlü destek dolayısıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’a Belek turizm yatırımcıları adına şükranlarımızı sunuyoruz. Aynı şekilde, bölgemizin arıtma altyapısının güçlendirilmesine verdiği destekle Belek’in denizinin, doğasının ve çevresel değerlerinin korunmasına önemli katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a da teşekkür ediyoruz. Bir tarafta TOKİ tarafından gerçekleştirilen modern yol altyapısı, diğer tarafta Belek’in doğasını ve denizini geleceğe taşıyacak güçlü bir çevre altyapısı… Bunlar yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan yatırımlar değil; Belek’in gelecek nesillerine bırakılan kalıcı eserlerdir.”

“BELEK, TÜRKİYE’NİN DÜNYAYA AÇILAN TURİZM VİTRİNİ”

Özdoğan, kamu ile turizm yatırımcıları arasındaki güçlü iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları ifade etti: “Amacımız Belek’i sadece daha fazla büyütmek değil; kalitesi, altyapısı, çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirlik anlayışıyla dünyaya örnek bir turizm destinasyonu olarak geleceğe taşımaktır. Bu yatırımlar Belek’e yapılan yatırımlar olmanın ötesinde, Türk turizminin geleceğine yapılan yatırımlardır.”

Bakan Kurum'dan Akdeniz'deki çevre koruma faaliyetlerine ilişkin paylaşım

Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:

"Denizlerimizin mavisi gelecek nesillere ulaşsın diye Akdeniz’in en büyük çevre koruma seferberliğini başlatıyoruz. Fethiye'de deniz ekosistemini tehdit eden 16,2 milyon metreküp dip çamurunu temizliyoruz. Deniz çayırlarını koruyacak, çapa atmaya gerek kalmayacak, Mapa-Şamandıra Sistemini devreye alıyoruz. Kontrolsüz tekne bağlamanın önüne geçerek deniz trafiğini düzenliyoruz."

Bakan Kurum, Antalya EXPO Alanı'ndaki COP31 hazırlıklarını inceledi

İşte Türk ekonomisinin 3 yıllık yol haritası

Mithat Yurdakul - Türkiye ekonomisinin 3 yıllık hedef ve politikalarının yer aldığı Orta Vadeli Program (OVP) ile temel ekonomik büyüklükler ve hedefler belirlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın da katılımıyla düzenlenen toplantıda 2027-2029 dönemini içeren OVP’yi açıkladı. Bölgedeki savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan baskılara dikkat çeken Yılmaz, “2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3.3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2.3’e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28.4’e yükseldi. Cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de yüzde 2.6’ya güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz ise yine savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir” dedi.

Enflasyonla mücadelede mesafe

Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkışın sorunsuz tamamlandığını anımsatan Yılmaz, “Brüt rezervlerimiz 89.7 milyar dolar artarak, 188.2 milyar dolara ulaşmıştır. Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz 700’lü seviyelerden 220 seviyesinin de altına inmiştir” diye konuştu.

Enflasyonla mücadelede önemli mesafe katettiklerini belirten Yılmaz, “2026 yılı son çeyreğinde enflasyonun yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28.4 olmasını bekliyoruz. Enflasyonun, 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13.5’e ve 2029’da yüzde 9’a gerileyerek program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz. 2026’da yüzde 3.3 beklediğimiz büyümenin, kademeli olarak güçlenerek 2027’de yüzde 4.2’ye, 2028’de yüzde 4.6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşmasını öngörüyoruz. 2026’da yüzde 8.1 beklediğimiz işsizlik oranını, 2027’de yüzde 8’e, 2028’de yüzde 7.8’e ve 2029’da yüzde 7.6’ya düşürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Kademeli gerileyecek

Yılmaz, bölgedeki savaşın etkisinin azalmasıyla cari işlemler açığının 2027’de yüzde 1.9’a, 2028 yılında yüzde 1.8’e ve 2029 yılında yüzde 1.6’ya düşmesini öngördüklerini söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin savaş nedeniyle diğer ülkelerden daha fazla enflasyondan etkilenmesinde, geçmişten gelen yüksek enflasyonun getirdiği ataletin etkili olduğunu belirterek, “Dış konjonktür bize hiç destek olmadı, hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık. Savaşlar, başka birtakım gelişmeler... Sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31.5’lerde değil de yüzde 25 enflasyonlardan bahsediyor olacaktık” dedi.

‘veriler olumlu’

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ise savaşın enflasyona etkisine dikkat çekerek, onun dışında karamsarlığa sebep olacak bir revizyon öngörmediklerini kaydetti. Karahan, “Özellikle talebe dayalı alanlarda enflasyon verilerinin olumlu geldiğini görüyoruz. Bunu temel mallarda görebiliriz” ifadesini kullandı.

Milli gelirde hedef 25 bin dolar

Kişi başına milli gelirin 25 bin dolara ulaşmasını beklediklerini anlatan Yılmaz, “Gıda fiyatlarında arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız” dedi. Yılmaz, sosyal güvenlik prim gelirlerini artıracaklarını, sistemi yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hale getireceklerini belirterek, “Enerji, savunma sanayii, yüksek teknoloji ve sanayimizin geleceği açısından kritik öneme sahip madenlerde dışa bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Maden Tetkik ve Arama yatırımlarını yüzde 139 artırıyoruz. Sanayi altyapı yatırımlarını yüzde 54 artırıyoruz. Savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz. Sosyal konut yatırımlarını yüzde 150 artırıyoruz. İstanbul’da başlattığımız kiralık sosyal konut projelerimizi ülke sathına yaymayı planlıyoruz” diye konuştu. Yılmaz, program döneminde 2.1 milyon istihdam öngördüklerini belirterek, “’Gençliğin Üretim Çağı’ dediğimiz yeni ve kapsamlı bir program gündemimizde” dedi.

Tasarruf 6 bakanlık bütçesini geçti

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamuda tasarrufta başarı yakalandığını; kamu taşıtları, binalar, haberleşme-seyahat giderleri, enerji, su, kırtasiye, demirbaşlar gibi alanlarda tasarruf yapıldığını belirterek, “Tasarruf Genelgesi’nden önceki 10 yılda bu kalemlerin bütçe harcamaları içindeki payı yüzde 4.6’ydı. Bugün bu pay 2025 sonu itibarıyla yüzde 2.9. Bu tasarruf 484 milyar liraya tekabül ediyor. Bu da aslında 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük bir tasarrufa karşılık geliyor. Sözleşmesi sona eren kiralık taşıtların yenileme sürecinde kiralık araç sayısını yüzde 21 azalttık” dedi.

Gıdada normalleşme

Kayıtdışılıkla mücadele hakkında bilgi veren Şimşek, “Her 100 büyük şirketin 31’ini denetliyoruz. 2024’te bu yüzde 11 civarıydı. Orta ölçekli şirketlerde yüzde 3.6’dan yüzde 7.3’e artırmışız” dedi. Şimşek, “Enflasyon böylesine zorlu bir konjonktürde bırakın düşmeyi kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Arzuladığımız noktada değiliz, başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Bu zorlu konjonktürde enflasyonun, dış koşulların yanı sıra özellikle 2023’te deprem, KKM ve EYT’nin etkileri de var. Böylesine zorlu bir konjonktürde, enflasyonun kontrolden çıkmaması önemliydi” dedi.

Bireysel emekliliğe yeni tasarım

OVP’de öngörülen düzenlemeler:

■ BES’te standart emeklilik yatırım fonları, katılımcıların birikimleri için daha fazla katma değer üretecek şekilde yeniden tasarlanacak.

■ Savunma sanayi teknolojilerinin sivil alandaki uygulamalar ile etkileşiminin artırılması ve teknoloji yoğun sivil alımlarda yerli savunma sanayi yeteneklerinden istifade edilmesi teşvik edilecek. Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinlikler için eğitim ve mesleki gelişim programları yaygınlaştırılacak.

■ Sermaye piyasalarında sistemik risklerin tespiti ve erken uyarı amacıyla Yatırımcı Risk Merkezi kurulacak.

■ Makul sürede yargılanma hakkı için dijital çözüm platformları, çevrimiçi uyuşmazlık ve elektronik duruşma yöntemleri geliştirilecek. Yeni ihtiyaç alanlarında ihtisas mahkemeleri oluşturulacak.

■ Piyasa denetim faaliyetlerinin toplulaştırılması için Piyasa Gözetim ve Denetim Kurumu kurulacak.

■ Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımı hızlandırılacak, kiralık sosyal konutlar yaygınlaştırılacak.

İş dünyasından OVP değerlendirmesi

İş dünyası temsilcileri, OVP’ye ilişkin değerlendirmede bulundu. MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir “Güçlü sanayi altyapımızı daha yüksek teknoloji, daha yüksek ihracat birim değeri ve daha fazla yerli katma değerle buluşturarak küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkabileceğimize inanıyoruz” dedi. TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım ise “Enflasyonun tek haneye indirilmesi ve büyümenin %5 seviyesine taşınmasının hedeflenmesini, ekonomimizin yeniden daha güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına ulaşması açısından önemli buluyoruz” ifadelerini kullandı. / AA

Özel okullara zam uyarısı

Okul ücretlerindeki artışa dikkat çeken Şimşek, getirilen sınırlamaya rağmen özellikle özel üniversitelerin fahiş fiyat artışlarına devam ettiğini belirterek, “Eğitim enflasyonu 2024’te yüzde 92, 2025’te yüzde 66 ve bu sene yüzde 53 olarak gerçekleşti. Burada manşetten ciddi bir kopuş var. Onu mutlaka, ilgili kurum tarafından kurallara uyulup uyulmaması hususunun değerlendirilmesi gerekiyor. Eğitim enflasyonunda bu kadar aşırı, yüksek artışları, meşru kılacak hiçbir zemin görmüyoruz. Çok fahiş fiyat artışları olduğu net. Manşet enflasyonu yüzde 31.5 iken, eğer eğitim enflasyonu toplamda yüzde 53’ün üzerindeyse burada bir sorun var demektir” diye konuştu.

Rusya'dan Almanya'ya tehdit gibi sözler! 'Onlar yine savaş istiyor'

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Almanya’nın Rusya'ya yönelik aldığı kararları "gerçek bir savaşın başlangıcı" olarak nitelendirerek, "Onlar (Almanlar), yine savaş istiyor." dedi.

İlginizi Çekebilir

Rusya Devlet Televizyon ve Radyo Kurumuna (VGTRK) konuşan Lavrov, Almanya’nın Rusya’ya yönelik sergilediği yaklaşımı değerlendirdi.

Almanya'nın Leipzig-Halle Havalimanı'nda insansız hava aracı (İHA) bulunmasını gerekçe göstererek geçen hafta Rusya'ya yönelik kararlar aldığını anımsatan Lavrov, bu kararların arasında Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğu ve Berlin'deki Rus Evi’nin kapatılmasının yer aldığına dikkati çekti.

Lavrov, şöyle devam etti:

"Onlar (Almanlar), bir İHA buldular ve bunun Rusya’ya ait olduğunu bildirdiler. Kimse işin aslını araştırmadı. Bu aslında, gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Almanların, İkinci Dünya Savaşı öncesinde de diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Bu, kesinlikle kabul edilemez. Onlar, yine savaş istiyor."

Bakan Lavrov, Almanya'nın tarihinden ders çıkarmadığını vurguladı.

NE OLMUŞTU?

Almanya'daki Leipzig-Halle Havalimanı'nda 4 Ağustos'ta Ukrayna'ya ait bir nakliye uçağının yakınında patlayıcı düzeneği içerdiği değerlendirilen İHA bulunmuştu.

ABD istihbaratı, bulunan patlayıcı yüklü İHA'nın özelliklerinin, Rus askeri istihbaratına "özgü" olduğunu iddia etmişti.

Almanya hükümeti, 1 Eylül'de, olayla ilgili soruşturmada elde edilen bulguların Rusya'yı sorumlu gösterdiğini belirterek, bir dizi tedbir açıklamıştı.

Karar gereği, Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğu 18 Eylül itibarıyla kapatılacak, Berlin'deki Rus Evi ile ilgili sözleşme feshedilecek, Rus vatandaşlarına yönelik giriş kontrolleri sıkılaştırılacak ve Rusya'nın sözde gölge filosuna yönelik baskı artırılacak.

Husiler, Suudi destekli kritik toplantıyı balistik füzeyle vurdu

Yemen’deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan destekli silahlı güçlere yönelik düzenledikleri balistik füze saldırısına ilişkin görüntüler paylaştı.

Husiler tarafından yapılan açıklamada, Suudi destekli seferberlik güçlerinin liderlerinin bir araya geldiği toplantının, yerli üretim bir balistik füzeyle düzenlenen "hassas saldırı" ile hedef alındığı belirtildi.

Saldırı anı, bölgedeki bir dron tarafından görüntülendi. Görüntülerde, saldırı sonucunda 3 aracın imha edildiği görüldü. Saldırının tam konumuna ilişkin herhangi bir ayrıntı verilmedi.

Sevgilisinden açıklama! Ünlü oyuncuyu evinde ölü bulmuştu
Son dakika... Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Umut Altaş'ın FBI'a verdiği ifade ortaya çıktı

Beyaz Saray'dan tartışmalı oyun: GÖÇMEN AVI

HABER MERKEZİ- Beyaz Saray'dan tartışma yaratan bir hamle daha geldi. Trump yönetimi, göçmenlerin sınır dışı edilmesini ve sınır duvarının inşasını video oyununa dönüştürdü. Beyaz Saray, beş farklı oyunla Trump'ın politikalarını özellikle gençlere ve çocuklara ulaştırmaya çalışırken, oyunlar insan hakları gruplarının tepkisini çekti.

Son dakika... Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Umut Altaş'ın FBI'a verdiği ifade ortaya çıktı

Trump yönetimi, politikalarını tanıtmak için video oyunlarını devreye soktu. Beyaz Saray'ın resmi internet sitesinde beş farklı oyun yayınlandı. Oyunlarda Trump yönetiminin göç politikaları, sınır güvenliği ve ekonomik programları öne çıkarılıyor.

Oyunlardan birinde oyuncular göçmenleri takip ediyor ve sınırda duvar inşa ediyor. Trump, seçim kampanyası sırasında milyonlarca düzensiz göçmeni sınır dışı etme sözü vermişti. Göreve dönmesinin ardından yönetim, sınır geçişlerini azaltmak ve sınır dışı işlemlerini hızlandırmak için çeşitli adımlar attı.

Beyaz Saray'ın yayınladığı oyunlar sadece göç politikasıyla sınırlı değil. Oyuncular hareketli bir bant üzerinde yiyecekleri ayırıyor ve Amerika'ya tekrar sağlıklı yap standartlarına uymayan ürünleri eliyor. Bir diğer oyunda ise bir kel kartal, engellerden kaçarak bir yasa tasarısını taşımaya çalışıyor.

Bir diğer oyunun adıysa Trump Tasarruf Patronu. Oyuncular, gökyüzünden düşen paraları toplayarak çocukların Trump hesaplarını dolduruyor. Oyun, Trump yönetiminin ikinci başkanlık döneminde 2025 ve 2028 yılları arasında doğan çocuklar için açılacak tasarruf programına gönderme yapıyor.

Oyunların tanıtımında ise Trump'ın "Amerika'yı Yeniden Harika Yap" sloganının kısaltması olan MAGA logosu kullanılıyor. Beyaz Saray, bu içeriklerle Trump yönetiminin politikalarını daha geniş kitlelere, özellikle de çocuklara ulaştırmayı amaçlıyor.

Bu yeni iletişim yöntemi tepkileri de beraberinde getirdi. İnsan hakları grupları, göçmenlerin sınır dışı edilmesi gibi son derece ciddi bir konunun video oyunu haline getirilmesini eleştiriyor.

Beyaz Saray ise sosyal medya ve internet üzerinden Trump yönetiminin politikalarını anlatan içerikler üretmeyi sürdürüyor. Öyle ki oyunların bulunduğu bağlantıda altıncı oyun için de "Yakında gelecek" ifadesi yer alıyor.

Savaş sonrası altın çağı mı başlıyor? Merkez bankalarının yeni hamlesi

Ben-Gvir'den Gazze için yeni açıklama! Seçim sonrası 'göç ofisi' kuracaklarını duyurdu

Ben-Gvir, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze'de sözde "gönüllü göçü" teşvik etmenin gerçek ve tek çözüm olduğunu savundu. Bunun Gazze'deki Filistinlilere iyi bir hayat imkanı sunacağını ileri süren Ben-Gvir, 27 Ekim'deki seçimlerden sonra, gelecek dönemde bir "hükümet göç ofisi" kuracaklarını kaydetti. Ben-Gvir, partisi Yahudi Gücü'nün bu ofisin başında olacağını iddia etti.

Son dakika... Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Umut Altaş'ın FBI'a verdiği ifade ortaya çıktı

İsrail basını, Ben-Gvir'in "Bağı koparma 710" adını taşıyan ve Gazze'den “gönüllü göç” olarak nitelendirdiği sürece dair planını kamuoyuna sunmaya hazırlandığını, bu plan kapsamında 2 milyon 200 bin kişinin yaşadığı Gazze'den ilk yıl 250 bin Filistinlinin, 3 yıl içinde 1,11 milyon kişinin ve 7 yılın sonunda 1 milyon 860 bin civarında kişinin zorla göç ettirilmesinin hedeflendiğini bildirmişti.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da Filistinlilerin Gazze'den sürgün planının iptal edilmediğini, hala görüşüldüğünü ancak şu anda dondurulduğunu kaydetmişti.

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanları, Ben-Gvir ve Katz'ın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesine yönelik açıklamalarını şiddetle kınamıştı.

Savaş sonrası altın çağı mı başlıyor? Merkez bankalarının yeni hamlesi

İran Devrim Muhafızları: Irak'ta geçen hafta, ABD'ye ait bir gözetleme balonunu hedef aldık

Tesnim Haber Ajansı, Devrim Muhafızları tarafından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamayı yayımladı. Açıklamada, "Geçen hafta çarşamba günü sabaha karşı, Kuzey Irak'ta Erbil Havalimanı çevresine konuşlandırılmış ABD ordusuna ait PSS-T model bir gözetleme balonu, Devrim Muhafızları Ordusu Hava-Uzay Kuvvetlerine ait Şahid-136 İHA'ları tarafından hedef alınarak imha edildi." ifadeleri kullanıldı.

Son dakika... Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Umut Altaş'ın FBI'a verdiği ifade ortaya çıktı

İran ile ABD arasında bölgede geçen hafta yaşanan çatışmalarda Irak'ın Erbil kentinde ABD ordusuna ait PSS-T tipi sabit gözetleme balonunun Şahid-136 kamikaze İHA ile hedef alındığı ve imha edildiği belirtildi. Balonun vurulma anına ait olduğu savunulan görüntülerin de paylaşıldığı açıklamada, söz konusu balonun geleneksel uçan balonlardan farklı olarak belirli bir noktada sabit şekilde konuşlandırıldığı ve gözetleme kulesi gibi kullanıldığı belirtildi.

Açıklamada, yaklaşık 35 metre uzunluğundaki balonun 500 kilograma kadar çeşitli yük taşıyabildiği öne sürüldü. Resmi olarak açıklanmış kesin bir irtifa bulunmamakla birlikte, bazı kaynaklara göre balonun yaklaşık 750 metre yükseklikte konuşlandırıldığı belirtildi. Vurulan balonun çevresini 24 saat boyunca gözetleyebildiği ve genellikle bir aya kadar havada kalabildiği ifade edildi.

Savaş sonrası altın çağı mı başlıyor? Merkez bankalarının yeni hamlesi

Lüks araçları taşıyordu! Bir anda alevlere teslim oldu

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde otomobil taşıyan tırın dorsesinde çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü.

İlginizi Çekebilir

Alınan bilgiye göre, Gürbulak Tır Parkı mevkisinde sıra bekleyen ve otomobil taşıyan tırın dorsesinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Dorseden yükselen yoğun dumanı fark eden çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye Doğubayazıt Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, tırın iki katlı taşıma bölümünde bulunan otomobillerin çevresini kaplayan yoğun dumanın ardından yangına müdahale etti.

Araçların birbirine yakın olması nedeniyle alevlerin dorsede bulunan diğer otomobillere sıçrama ihtimaline karşı ekipler yoğun çaba gösterdi. Yangının büyümesini önlemek amacıyla müdahale sırasında çevrede güvenlik tedbirleri de alındı.

İtfaiye ekiplerinin yangına müdahalesi sırasında bazı vatandaşlar da ekiplere destek oldu. Vatandaşlar, yangın söndürme çalışmalarında kullanılan hortumların taşınmasına yardım etti. Ekiplerin çalışması sonucu yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü.

Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, tırda bulunan otomobillerde oluşan hasarın tespit edilmesi ve yangının kesin çıkış nedeninin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatıldı.

Tuğba Ekinci'nin ifadesi ortaya çıktı! 'Videoların müstehcen olacağını biliyordum, yine de paylaştım'
Erzurum'da şimşek çaktı 3 mahallede yangın çıktı

Tuğba Ekinci'nin ifadesi ortaya çıktı! 'Videoların müstehcen olacağını biliyordum, yine de paylaştım'

Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/2009 sayılı soruşturması kapsamında, Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünce sosyal medya üzerinden müstehcen içerik yayımladığı değerlendirilen kişilere yönelik 5 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.

Operasyonda Tuğba Ekinci, Ahmet Yılmaz, Ozan Rüzgar Dikici, Beren Akın ve Çağlayan Yıldırım gözaltına alındı. TCK’nın 226. maddesi kapsamında hakimliğe sevk edilen Tuğba Ekinci, Ahmet Yılmaz, Ozan Rüzgar Dikici ve Beren Akın tutuklanırken, Çağlayan Yıldırım hakkında adli kontrol kararı verildi.

Soruşturmanın ardından Tuğba Ekinci ve Ahmet Yılmaz’ın emniyet, savcılık ve sulh ceza hakimliğindeki savunmalarının ayrıntıları ortaya çıktı.

İlginizi Çekebilir

"MÜSTEHCENLİK OLUŞTURABİLECEĞİNİ TAHMİN EDİYORDUM YİNE DE PAYLAŞTIM"

Ekinci, savcılıkta pembe bikinili videosunun müstehcenlik oluşturabileceğini “tahmin ettiğini” ancak buna rağmen paylaştığını söylerken, görüntüde içtiği maddenin esrar değil sigara olduğunu savundu. Ahmet Yılmaz ise “Melibendeli” isimli X hesabının ve hesabındaki dikkat çekici profil yazısının kendisine ait olduğunu kabul ederek, soruşturma konusu paylaşımların tamamını kendisinin yaptığını söyledi. Yılmaz savcılıkta, “Bu paylaşımlardan ötürü pişmanım” dedi.

Tuğba Ekinci’nin savcılık ifadesindeki sözleri dikkat çekti. Ekinci, kollukta verdiği ifadesini tekrar ettiğini belirterek kendisine gösterilen görüntülerdeki beyaz bikinili ve pembe bikinili kişinin kendisi olduğunu kabul etti.

Pembe bikinili olduğu videoda içtiği maddeye ilişkin de açıklama yapan Ekinci, “Pembe bikinili olduğum videodaki içtiğim şey kesinlikle esrar maddesi değildir. Sigaradır.” dedi.

Ekinci ardından soruşturmanın en dikkat çekici ifadelerinden birini kullandı: “Ben bu videoların müstehcenlik oluşturabileceğini tahmin ediyordum. Fakat yine de paylaştım.”

Sanatçı, daha sonra ailesinden gelen tepkiler üzerine söz konusu videoları sildiğini söyledi.

Sevgilisinden açıklama! Ünlü oyuncuyu evinde ölü bulmuştu

EMNİYETTE “SPOR YAPIYORDUM” DEDİ

Ekinci’nin emniyet ifadesinde ise Siber Suçlarla Mücadele birimlerince tespit edilen ve başka bir sosyal medya hesabından yayılan video ayrıntılı şekilde soruldu.

Ekinci, görüntülerin kendisine ait olduğunu ancak videonun tespit edildiği X hesabının kendisine ait olmadığını savundu. Söz konusu videoyu kendi Instagram hesabının “story” bölümünde paylaştığını kabul eden Ekinci, videonun daha sonra başka hesaplar tarafından kopyalandığını anlattı.

Ekinci, “Burada yaptığım paylaşım ise ana sayfada sabitlenmeden story olarak adlandırılan anlık bir paylaşımdır. Çektiğim ve paylaşmış olduğum bu videonun suç unsuru olduğunu düşünmedim.” dedi. Videoda evinde spor yaptığını savunan Ekinci, görüntüdeki beyaz maddenin de uyuşturucu olmadığını savundu.

Ekinci, emniyet ifadesinde paylaşımı yaptıktan kısa süre sonra ailesinin tepki gösterdiğini ve bunun üzerine içeriği kendi hesabından kaldırdığını söyledi. Ekinci, söz konusu içerikten herhangi bir maddi gelir elde etmediğini de öne sürdü.

Son dakika... Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Umut Altaş'ın FBI'a verdiği ifade ortaya çıktı

MAHKEMEDE SUÇLAMAYI REDDETTİ

Tutuklama talebiyle hakimliğe çıkarılan Ekinci bu kez suçlamaları kabul etmediğini söyledi. Soruşturma konusu görüntülerin kısa süreli “story” videoları olduğunu belirten Ekinci, videolardan tek tek fotoğraf alınarak müstehcenlik algısı oluşturulmaya çalışıldığını savundu.

Ekinci mahkemedeki savunmasında, görüntülerin tamamının izlenmesini talep ederek “Ben görüntülerde spor yapmaktaydım, teşhircilik yapmak gibi bir amacım yoktur.” dedi.

Paylaşımlardan para kazanmadığını ve bunların yayılmasına aracılık etmediğini de savunan Ekinci, yaşananlar nedeniyle annesinin kalp krizi geçirdiğini söyleyerek serbest bırakılmasını istedi.

AHMET YILMAZ: SOSYAL MEDYADAN PARA KAZANIYORUM

Ahmet Yılmaz ise emniyet ifadesinde herhangi bir işte çalışmadığını, geçimini sosyal medya üzerinden sağladığını anlattı. Yılmaz, özellikle TikTok üzerinden gelir elde ettiğini ve bu gelirler için vergi ödediğini söyledi.

YouTube, Instagram, TikTok ve X platformlarındaki çeşitli hesapların kendisine ait olduğunu belirten Yılmaz, hesaplarını kendisinin yönettiğini ve başkasının kendi adına paylaşım yapmadığını ifade etti.

Rusya'dan Almanya'ya tehdit gibi sözler! 'Onlar yine savaş istiyor'

YILMAZ: “PAYLAŞIMLARIN TAMAMINI BEN YAPTIM”

Yılmaz’ın savcılık ifadesinde ise sosyal medya hesaplarına ilişkin açık kabulleri yer aldı. Yılmaz, “melibende” isimli sosyal medya profilinin kendisine ait olduğunu, kendisine gösterilen fotoğrafların da kendisine ait bulunduğunu söyledi.

Ayrıca “melibendeli” rumuzlu X hesabının da kendisine ait olduğunu kabul etti. Savcılıkta hesabın profil bölümündeki “Fantazi sevgime hepiniz hoşgeldiniz aşkım” şeklindeki ifadenin kendisine ait olduğu sorulan Yılmaz, bunu da doğruladı. Ardından “Bana göstermiş olduğunuz paylaşımların tamamını ben yaptım.” dedi.

Yılmaz savcılık ifadesinde, paylaşımlarının müstehcenlik oluşturabileceğini düşünmediğini savundu. Ancak ifadesini “Bu paylaşımlardan ötürü pişmanım.” sözleriyle tamamladı.

“HESABI BENİM ADIMA BAŞKASI AÇMASIN DİYE AÇTIM”

Ahmet Yılmaz’ın emniyet ifadesinde OnlyFans hesabına ilişkin açıklaması da dikkat çekti. Yılmaz, kendisine gösterilen OnlyFans hesabının kendisi tarafından açıldığını kabul ederken, hesabı aktif olarak kullanmadığını savundu. Hesabı, kullanıcı adının başka bir kişi tarafından alınmasını engellemek amacıyla açtığını belirten Yılmaz, aktif bir içerik paylaşımı yapmadığını öne sürdü.

Yılmaz, sosyal medya paylaşımlarındaki amacının takipçileriyle günlük hayatını paylaşmak ve kitlesini korumak olduğunu anlattı. TikTok ve YouTube üzerinden canlı yayın yaptığını belirten Yılmaz, takipçiler tarafından gönderilen hediyelerin uygulama tarafından hesabına gelir olarak yatırıldığını söyledi. Başka bir işi bulunmadığını ifade eden Yılmaz, geçimini bu şekilde sağladığını belirtti.

Yılmaz, X hesabındaki “fantezi sevgime hepiniz hoşgeldiniz aşkım” ifadesinin nedenini de emniyette açıkladı. Bu ifadenin gerçek hayatıyla ilgisi olmadığını savunan Yılmaz, “hayal gücüne dayalı” çeşitli fotoğraflar paylaştığını ve profil yazısını bu nedenle kullandığını söyledi.

Savaş sonrası altın çağı mı başlıyor? Merkez bankalarının yeni hamlesi

MAHKEMEDE: “SUÇ OLDUĞUNU BİLSEM PAYLAŞMAZDIM”

Hakimlikteki sorgusunda Ahmet Yılmaz da üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Paylaşımların suç teşkil ettiğini bilmesi halinde bunları yayımlamayacağını söyleyen Yılmaz, geçmişte oyunculuk yaptığını, şu anda ise TikTok ve YouTube üzerinden içerik ürettiğini anlattı.

Yılmaz ve müdafii, paylaşımlarda açık cinsel organ görüntüsü bulunmadığını ve müstehcenlik suçunun oluşmadığını savunarak tutuklama talebinin reddini istedi.

4 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI

Kızılcahamam Sulh Ceza Hakimliği, dosyadaki görüntüler, paylaşımların niteliği, mevcut delil durumu ve kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular bulunduğuna ilişkin değerlendirmesinin ardından Tuğba Ekinci, Ahmet Yılmaz, Ozan Rüzgar Dikici ve Beren Akın’ın ayrı ayrı tutuklanmasına karar verdi.

Çağlayan Yıldırım ise paylaşımının yaklaşık 3 yıl önceye ait olması ve içeriğinin değerlendirilmesi sonucunda adli kontrol talebiyle sevk edildi; hakkında adli kontrol kararı verildi. Kızılcahamam Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma devam ediyor.

Muhittin Böcek soruşturmasında iki mağdur kadının ifadesi daha ortaya çıktı: Aklını kullan, başkan seni beğenmiş

Erzurum'da şimşek çaktı 3 mahallede yangın çıktı

Erzurum'un Çat ilçesinde aniden bastıran sağanak yağış sırasında şimşek çakması sonucu ilçeye bağlı 3 mahallede otluk yangınları çıktı. Ekiplerin yangınlara müdahalesi sürerken, bölgede durumun kontrol altında olduğu bildirildi.

Çat ilçesinde etkili olan sağanak yağış sırasında şimşek çaktı. İlçeye bağlı Mollaömer, Sarıkaşık ve Gökçeşeyh mahallelerinde şimşek çakması sonrası otluk alanlarda yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Çat ilçesindeki ekiplerin müdahalesine, Erzurum merkezden gönderilen itfaiye ekipleri de destek verdi. Ekiplerin yangınları kontrol altına alma çalışmaları sürerken, bölgede durumun kontrol altında olduğu belirtildi.

Çarpıcı rapor: Türkiye’de hanelerin yüzde 58’inde 18 yaş altı çocuk yok

Bakan Gürlek'ten OVP mesajı: Daha fazla güven veren adalet sistemi için çalışmalarımız devam edecek

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu hazırlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) doğrultusunda adalet hizmetlerimizin etkinliğinin artırılacağını, adalete erişimi kolaylaştırılacağını ve hukuki öngörülebilirliği güçlendirecek reformları kararlılıkla sürdüreceklerini belirtti.

Bu kapsamda, yargılama süreçlerinin daha etkin hale getirileceğini ifade eden Gürlek, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha da güçlendirileceğini vurguladı.

Gürlek, uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümüne yönelik uygulamaların yaygınlaştırılacağını aktararak, "Adalete erişimi ve makul sürede yargılanma hakkını geliştirmek amacıyla dijital çözüm platformları, çevrim içi uyuşmazlık ve elektronik duruşma yöntemlerini geliştirecek." ifadesini kullandı.

Yeni ihtiyaç alanlarında ihtisas mahkemeleri oluşturacaklarını belirten Gürlek, paylaşımında şunları kaydetti:

"Başta fikri ve sınai haklar mahkemeleri olmak üzere ihtisaslaşmaya yönelik eğitim çalışmalarını güçlendirecek, icra ve iflas mevzuatını günümüz şartları doğrultusunda güncelleyecek, konkordato kurumunun kötüye kullanılmasının önlenmesine ve ticari hayatta uygulamadan kaynaklanan aksaklıkların giderilmesine yönelik mevzuat çalışmalarını yürütecek, elektronik tebligat uygulamasını yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Vatandaşlarımızın adalete daha hızlı ve etkin şekilde erişebildiği, uyuşmazlıkların makul sürede çözüme kavuştuğu, daha fazla güven veren ve daha öngörülebilir bir adalet sistemi için çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz. 2027–2029 Orta Vadeli Programı'nın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, başta Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz olmak üzere programın hazırlanmasında emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum."

Son dakika... OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

Muhittin Böcek soruşturmasında yeni detay! 8 mağdur kadın şikayetçi sıfatıyla ifade verdi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e yönelik yürüttüğü fuhuş soruşturmasında yeni ayrıntılara ulaşıldı.

Soruşturma kapsamında fuhşa aracılık ettiği tespit edilen 3 erkek ve 1 kadından 3’ünün tutuklandığı; tespit edilen 20 mağdur kadından 11’inin işe alınma vaadiyle, 9’unun ise ev kirası, beyaz eşya alımı ve ailelerine yardım gibi vaatlerle fuhşa yönlendirildiği öğrenildi.

Muhittin Böcek soruşturmasında iki mağdur kadının ifadesi daha ortaya çıktı: Aklını kullan, başkan seni beğenmiş

Şu ana kadar 8 mağdur kadının da şikayetçi sıfatıyla ifade verdiği belirtildi.

Bakan Uraloğlu, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'ı değerlendirdi

Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi OVP'ye ilişkin değerlendirmede bulundu.

OVP'nin ülkeye ve millete hayırlı olması temennisinde bulunan Uraloğlu, şunları kaydetti:

"Ulaştırma ve altyapı yatırımlarımızı bu güçlü ekonomik çerçeveyle uyum içinde sürdürecek, istihdamın ve üretimin artmasına destek olacağız. Üretimden ticarete, ulaşımdan lojistiğe uzanan geniş bir alanda ülkemizin rekabet gücünü artıracak projelere hız vermeye devam edeceğiz. Programın, ülkemizin ekonomik gücünü ve milletimizin refahını daha da ileri taşımasını temenni ediyorum."

Son dakika... OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

Ticaret Bakanı Bolat: Mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz

Bakan Bolat, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi OVP'ye ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bolat, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bugün, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü irade ve yön verdiği politika ve reformlar öncülüğünde, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuyla paylaşılan 2027-2029 Orta Vadeli Program, ekonomimizin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koymuştur. Ekonominin gelecek 3 yılı yeniden yazılıyor: Hedefte büyüme, istihdam ve refah var. Üç yıldır kararlılıkla uyguladığımız programımızla makroekonomik istikrarımızı güçlendirirken, ekonomimizin üretim kapasitesini, ihracat gücünü ve dış şoklara karşı dayanıklılığını da artırdık. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına milli gelirimizin ise 20 bin doları geçmesini öngörüyoruz. Güçlü Türkiye hedefimiz doğrultusunda Orta Vadeli Program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesi önceliklendiriliyor" ifadelerini kullandı.

OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

'YÜKSEK KATMA DEĞERLİ VE TEKNOLOJİ YOĞUN ÜRETİMİ DESTEKLEYECEĞİZ'

Bakan Bolat, "Program döneminde büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027'de yüzde 4,2, 2028'de yüzde 4,6 ve 2029'da yüzde 5 seviyesine ulaşması hedefleniyor. Aynı dönemde yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranının yüzde 7,6'ya gerilemesi öngörülüyor. Güçlü Türkiye için Orta Vadeli Program'ın dış ticarette önceliği, rekabet gücünü daha da artırmak, ihracatı nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşturmak. Bu doğrultuda ihracatta yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payını artırılacak. Nitekim uyguladığımız politikaların somut sonuçlarını bugün ihracatımızın teknoloji kompozisyonunda da görüyoruz. Orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içerisindeki payı, 2024 Ağustos ayında yüzde 40 seviyesindeyken 2026 Ağustos itibarıyla yüzde 44 seviyelerine yükselmiştir. Yıllıklandırılmış ihracatımız ise küresel ticaretteki zorlu koşullara ve ticaret ortaklarımızdaki yavaşlamaya rağmen ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Önümüzdeki dönemde hedefimiz; ihracatımızı yalnızca miktar olarak değil, nitelik ve katma değer açısından da büyütmektir. Program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatımızı 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. Bu kapsamda yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretimi ve ihracatı destekleyecek, düşük ve orta teknolojili sektörlerimizin dönüşümünü hızlandıracak, firmalarımızın yeşil ve dijital dönüşüme uyumunu güçlendireceğiz. Türk malı ve hizmetlerinin uluslararası pazarlardaki bilinirliğini ve marka değerini yükseltirken, ticaret anlaşmalarımızın etkinliğini artıracak ve yeni pazarlara erişimimizi güçlendireceğiz" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Işıkhan'dan yeni dönem OVP'ye ilişkin açıklama

'TÜRKİYE'Yİ GÜÇLÜ BİR ÜRETİM VE TİCARET MERKEZİ HALİNE GETİRECEĞİZ'

Bolat ayrıca, "Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejimiz, Afrika açılımımız, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ticaretimizi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik girdi, ürün ve teknolojilerde yerli üretim kapasitemizi geliştirirken tedarik kaynaklarımızı ve stratejik ticaret koridorlarımızı çeşitlendireceğiz. Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor ve Hicaz Demiryolu gibi stratejik bağlantısallık projeleriyle Türkiye’yi doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinde küresel ticaret akımlarının kesiştiği güçlü bir üretim, lojistik ve ticaret merkezi haline getireceğiz. Gümrüklerimizde dijital ve fiziki altyapımızı güçlendirerek artan ticaret hacmimize cevap verecek kapasiteyi oluştururken, yapay zekâ destekli uygulamalarımızla ticareti kolaylaştırmaya ve yasa dışı ticaretle mücadelemizi daha etkin şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Üretim, yatırım ve ihracatın önünü açacak finansman imkanlarını da güçlendireceğiz. İmalat Sanayii Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar TL büyüklüğünde ilave kredi desteği sağlarken, orta-yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik 750 milyar TL’lik YTAK kredilerini kullandırmaya devam edeceğiz. Hükümetimiz; yatırım yapan, üreten, istihdam sağlayan ve ihracat yapan sanayicimizin yanında olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Yatırım-Üretim-İstihdam-İhracat' ekseninde ortaya koyduğu kalkınma vizyonu doğrultusunda, Türkiye Yüzyılı’nı güçlü üretim, güçlü ticaret ve güçlü ihracatla inşa ediyoruz. Ekonomimizin ölçeğini büyütürken, üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü artırırken temel hedefimiz; büyümeyi vatandaşlarımızın yaşam standartlarına yansıyan kalıcı bir refah artışına dönüştürmektir. Güçlü Türkiye için çalışmaya, üretmeye, ihracatımızı daha yüksek katma değerli bir yapıya taşımaya ve ülkemizi küresel ticaretin stratejik merkezlerinden biri hâline getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.

Bakan Işıkhan'dan yeni dönem OVP'ye ilişkin açıklama

Bakan Işıkhan, NSsosyal hesabından paylaştığı açıklamada, Türkiye'nin gelecek üç yılına ilişkin kalkınma hedeflerini, ekonomi alanında atacağı adımları, politika ve reformları içeren yeni Orta Vadeli Program'ın (OVP) Resmi Gazete'de yayımlandığını belirtti.

Önceki dönem OVP, Ulusal İstihdam Stratejisi ve çalışma hayatını geliştirmeye yönelik politikaların etkisiyle yakın zamanda önemli başarılara imza attıklarını vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:

"2027-2029 yıllarını kapsayan OVP doğrultusunda işgücümüzün ihtiyaçlarını tespit ederek gerekli adımları atmaya, istihdamımızı artırmaya ve işsizlikle kararlı mücadelemize devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz her programda, ülkemizde ve küresel alanda yaşanan gelişmeler ışığında faaliyetlerimizi yürütüyoruz. OVP hazırlıkları boyunca Bakanlıklarımızın, kurumlarımızın, ilgili kuruluşların öneri ve görüşleri ortak bir çalışma etrafında şekillendi. Etkin bir koordinasyon içerisinde uyguladığımız ekonomi programımız ile enflasyonla mücadeledeki kararlılığımızı sürdürecek, fiyat istikrarını sağlayacak, istihdam ve büyüme oranlarında yakaladığımız başarıyı daha yüksek seviyelere çıkaracağız. Önümüzdeki dönemde dijital ve yeni nesil teknolojilerde yaşanan değişimlere, yeni nesil çalışma modellerine ve sektörlerin ihtiyaçlarına uygun olarak işgücü piyasasını güçlendireceğiz. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin daha da geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kayıt dışı istihdamla mücadelemizi kararlılıkla sürdürerek sosyal güvenlik sistemimizin aktüeryal dengesini destekleyeceğiz."

OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

"AKTİF İŞGÜCÜ PROGRAMLARI DÜZENLEYEREK KALICI İSTİHDAMA GEÇİŞİ DESTEKLEYECEĞİZ"

Işıkhan, işsizlikle mücadele ve istihdamı artırmaya ek olarak potansiyel işgücüne yönelik uygulamaları da artıracaklarını aktararak, şu ifadeleri kullandı:

"Yeniden beceri kazandırmak amacıyla aktif işgücü programları düzenleyerek, kalıcı istihdama geçişi destekleyeceğiz. Bu süreçte 2,1 milyon ilave istihdam ile OVP beklentileri doğrultusunda olumlu seyreden işsizlik oranının gerilemeyi sürdürerek 2027 yılında yüzde 8, 2028 yılında yüzde 7,8, 2029 yılında yüzde 7,6 olarak gerçekleşmesini tahmin ediyoruz. Nitekim son dönemde işsizlik oranında elde ettiğimiz tarihi seviyeler, istihdam politikalarımızın olumlu sonuçlarını ortaya koymaktadır. Bu alanda başarımızı artırmak için kadın, genç ve engelli vatandaşlarımızın işgücüne katılımını daha da kolaylaştıran adımlar atacağız. Eğitim-istihdam bağlantısını güçlendirerek gençlerin çalışma hayatına hazırlanması, işgücüne ve üretime katılması için Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) gibi bütüncül politikalar ortaya koyacağız. İstihdam tarafında yakaladığımız başarının artırılmasına yönelik hedeflerimiz olan işgücü beceri uyumunun iyileştirilmesi, yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması, işgücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamının desteklenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz."

"BECERİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK POLİTİKALARI UYGULAYACAĞIZ"

Yeşil ve dijital dönüşümün işgücü piyasalarına olan etkilerine yönelik uygulamaları hayata geçireceklerini belirten Işıkhan, şunları kaydetti:

"Adil Geçiş Stratejisi'ni hazırlayarak dönüşen mesleklere ve ortaya çıkacak yeni iş alanlarına çalışanlarımızın uyumunu güçlendirecek, beceri ihtiyaçlarını karşılayacak politikaları uygulayacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sosyal paydaşlarımızla diyalog ve uzlaşı içerisinde yatırım, üretim, ihracat ve istihdam odaklı politikalarımızı adım adım gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Temel Hedefimiz Güçlü Ekonomi, Güçlü Çalışma Hayatı, Güçlü Türkiye. Resmi Gazete'de yayımlanan ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz tarafından detayları açıklanan Orta Vadeli Programımızın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum."

Bakan Kacır: Ülkemizin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 'Türkiye'nin teknoloji ve üretim kapasitesini daha da ileriye taşıyacak, katma değerli üretimi ve rekabet gücümüzü artıracak politikaları kararlılıkla hayata geçirmeye; ülkemizin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz' dedi.

Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'a (OVP) ilişkin değerlendirmede bulundu. Kacır, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koyan 2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) ülkemize hayırlı olsun. Teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla ülkemizin büyüme potansiyelinin güçlendirilmesi, fiyat istikrarının sağlanması, mali disiplinin sürdürülmesi ve kalıcı refah artışının temin edilmesi programın temel hedeflerini oluşturuyor. Türkiye'nin teknoloji ve üretim kapasitesini daha da ileriye taşıyacak, katma değerli üretimi ve rekabet gücümüzü artıracak politikaları kararlılıkla hayata geçirmeye; ülkemizin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz. Güçlü Türkiye" ifadelerini kullandı.

OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

Bakan Kurum, Antalya EXPO Alanı'ndaki COP31 hazırlıklarını inceledi

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 kapsamında hazırlıklar sürüyor.

COP31 Alanı ve Oteller Bölgesi Yolları Açılış Töreni için kente giden Kurum, programın ardından EXPO Alanı'nda inceleme yaptı.

OVP açıklandı! İşte Türkiye'nin ekonomideki 3 yıllık büyüme ve enflasyon tahminleri

Bakanlık koordinasyonunda devam eden hazırlıklar, kurumlar arası çalışmalar, ulaşım ve lojistik ile teknik altyapı gibi konularda bilgi alan Kurum, yetkililerle koordinasyon toplantısı yaptı, devam eden inşa çalışmalarını yerinde gördü ve EXPO Alanı'na ağaç dikti.

Kurum, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı videolu paylaşımda, "İklim diplomasisinin kalbi Antalya'da atacak. Dünyayı ağırlayacağımız COP31 alanında çalışmaları inceledik." ifadesini kullandı.

TÜRKİYE'NİN COP31 VİZYONU "UYGULAMA COP'U"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un başkanlığında gerçekleştirilecek COP31 oturumlarında Türkiye, söylemlerin yerini eylemlere bırakacağı, ülkelerin harekete geçmesini sağlayacak "uygulama COP'u"nu hayata geçirmeyi hedefliyor.

Konya-Antalya arasında seyahat süresi 20 dakika kısalacak

Diyalog, uzlaşı ve aksiyon hedefleri ile planlanan COP31'de 190'dan fazla ülkenin lideri, iklim krizine karşı taahhütlerini, politikalarını ve çözüm önerilerini Türkiye'de tartışacak.

Putin ve ABD Başkanı Trump'ın temsilcilerinin görüştü: Kremlin'den açıklama!

Rus basınında yer alan haberlere göre, Trump'ın özel temsilcileri Witkoff ve Kushner, başkent Moskova'da Putin ile görüşmelerinin ardından Kremlin Sarayı'ndan ayrıldı.

Yaklaşık 3 saat süren görüşmede, Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov ve Putin'in Özel Temsilcisi ve Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı Kirill Dmitriyev de yer aldı. ABD’li temsilcilerin Moskova’daki temaslarının ardından Kiev’e geçeceği açıklanmıştı.

KREMLİN'DEN AÇIKLAMA

Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile görüşmesinde Ukrayna krizi ve ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi.

İlginizi Çekebilir

Uşakov, başkent Moskova'da gazetecilere ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın Moskova'ya ziyaretiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bunun sekizinci ziyaret olduğuna dikkati çeken Uşakov, ABD'li temsilcilerin Putin tarafından kabul edildiğini kaydetti.

Görüşmenin yaklaşık 3 saat sürdüğünü, yapıcı, güvene dayalı ve faydalı olduğunu belirten Uşakov, görüşmede Ukrayna krizinin çözümü ve diğer güncel konuların ele alındığını bildirdi.

"KRİZİN TEMEL NEDENLERİNİN ORTADAN KALDIRILMASI GEREKTİĞİ VURGULANDI"

Uşakov, Putin'in görüşmede, ABD'nin Ukrayna konusunda arabuluculuk rolünü takdir ettiğini, Trump'a meselenin çözümüne yönelik girişimlerinden dolayı teşekkür ettiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Görüşmede, son derece ciddi konular ele alındı. Rus tarafı, (Ukrayna'da) yürütülen özel askeri operasyon seyrinde oluşan durumla ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Rus ordusunun cephede ilerlediği ve belirlenen hedeflere ulaşılacağı belirtildi. Elbette, krizin temel nedenlerinin ortadan kaldırılması gerektiği vurgulandı. Putin, Amerikalılarla meseleye siyasi diplomatik çözümlerin bulunmasına yönelik ortak çalışmaları sürdürmeye hazır olduğunu teyit etti."

ABD'li temsilcilerin Moskova'daki temaslarının ardından Kiev'e geçeceğine işaret eden Uşakov, "Witkoff ve Kushner, Putin'in Ukrayna krizinin kalıcı barışçıl çözümüne dair değerlendirmelerini yarın Kiev'de yapacakları temaslarda kullanacakları konusunda söz verdi." dedi.

Uşakov, ABD'li temsilcilerin bu ziyarete ciddi şekilde hazırlandıklarını belirterek, "Onlar, yalnızca çatışmaların bir an önce sona ermesine yönelik isteklerini dile getirmekle kalmadı, olası çözüm yollarına ilişkin çeşitli öneriler de sundu." ifadelerini kullandı.

"GÖRÜŞMEDE, EKONOMİK KONULAR İSTİŞARE EDİLDİ"

Putin'in görüşmede Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin de ele alındığı bilgisini paylaşan Uşakov, "Ekonomik konular ile Rusya ve ABD arasında uygulanabilecek büyük ve karşılıklı fayda sağlayan projeler ayrıntılı şekilde istişare edildi." diye konuştu.

Uşakov, Rus ve ABD liderlerinin kişisel temaslarına devam edecekleri, Witkoff ve Kushner üzerinden yürütülen çalışmaların sürdürüleceği konusunda mutabık kalındığını kaydetti.

Müstehcen içerik operasyonu: Tuğba Ekinci dahil 5 şüpheli gözaltına alındı
Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu

İran: Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçen 3 petrol tankeri ile ABD bağlantılı 3 gemiyi hedef aldık

İran Devrim Muhafızları "Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçen 3 petrol tankeri ile diğer bölgelerde ABD bağlantılı 3 gemiyi hedef aldık." açıklamasında bulundu.

İRAN'IN 3 PETROL TANKERİ HEDEF ALINDI

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.

Açıklamada CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bölgesel sularda devriye gezen ABD Donanmasına ait 2 savaş gemisine balistik füzeler fırlatmasının ardından 3 İran ham petrol tankerini hedef aldıklarını bildirdi.

İran'ın yaptığı saldırıdan ABD gemilerinin "başarıyla kurtulduğu" belirtilen açıklamada, CENTCOM'un Karg Adası açıklarında İran'a ait 2 ham petrol tankerini devre dışı bıraktığı, ayrıca Umman Körfezi'nde de bir İran tankerinin imha edildiği kaydedildi.

'BEDEL ÖDETİRİZ'

Açıklamada, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, gerekirse İran'ın sınırlı ve savunmasız petrol filosunu yok etmekten çekinmeyeceklerini belirterek, "İran Devrim Muhafızları'na mesajımız açık, eğer gemilerime ateş ederseniz, size çok daha yüksek bir ekonomik bedel ödetiriz." ifadesine yer verildi.

Yunan basını tarih verdi! Perde arkasında hazırlık: 'Türkiye ile ne zaman yüzleşeceğiz?'
Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu

Zelenskiy: 'Ukrayna, ABD heyetinin ziyareti süresince Moskova'ya saldırmayacak'

Zelenskiy, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Trump'ın özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'in bugün Rusya'da müzakerelere başladığını belirtti.

Zelenskiy, "Müzakere sürecine dahil olan kentlere yönelik hava saldırılarına ara verilmesi rejimine uymaya hazırız. Bugün, yarın ve pazartesi Moskova'ya yönelik saldırılardan kaçınacağız. Rusların da Kiev'e yönelik saldırılardan kaçınmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.

Ukrayna'nın diplomatik alanda da "yüzde 100 güçlü ve etkili" olması gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, ABD heyetinin katılımıyla yarın Kiev'de gerçekleştirilecek diplomatik temasların planının onaylandığını bildirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de ABD'li temsilcilerin ziyareti kapsamında Rus ordusuna 3 gün boyunca Kiev'e saldırmama talimatı vermişti.

Son Dakika: Oyuncu Serhat Kılıç evinde ölü bulundu
Müstehcen içerik operasyonu: Tuğba Ekinci dahil 5 şüpheli gözaltına alındı

ABD duyurdu! 'İran'ın 3 petrol tankerini yok ettik'

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.

İRAN'IN 3 PETROL TANKERİ HEDEF ALINDI

Açıklamada CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bölgesel sularda devriye gezen ABD Donanmasına ait 2 savaş gemisine balistik füzeler fırlatmasının ardından 3 İran ham petrol tankerini hedef aldıklarını bildirdi.

İran'ın yaptığı saldırıdan ABD gemilerinin "başarıyla kurtulduğu" belirtilen açıklamada, CENTCOM'un Karg Adası açıklarında İran'a ait 2 ham petrol tankerini devre dışı bıraktığı, ayrıca Umman Körfezi'nde de bir İran tankerinin imha edildiği kaydedildi.

'BEDEL ÖDETİRİZ'

Açıklamada, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, gerekirse İran'ın sınırlı ve savunmasız petrol filosunu yok etmekten çekinmeyeceklerini belirterek, "İran Devrim Muhafızları'na mesajımız açık, eğer gemilerime ateş ederseniz, size çok daha yüksek bir ekonomik bedel ödetiriz." ifadesine yer verildi.

İsrail'den 'çıkmaz' itirafı! 'Trump-Netanyahu ilişkisi çok kötü'

İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesinin konuyla ilgili haberinde, "Gazze anlaşması çıkmaza girdi... İlgililer için nedenler açık: Netanyahu ve seçimler" başlığı kullanıldı.

Haberde, ABD'nin Gazze'ye ilişkin vizyonu ile sahadaki gelişmeler arasındaki farkın yanı sıra ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılığının da giderek belirginleştiği ifade edildi.

Gazze anlaşmasının, İsrail ile Hamas arasında ateşkes ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen "çıkmazda" olduğu dile getirilen haberde, İsrail'deki seçimlere ve ABD'deki ara seçimlere iki aydan az süre kaldığı hatırlatıldı.

İSRAİLLİ YETKİLİLER BARIŞ KURULU İLE İŞBİRLİĞİNİ REDDEDİYOR

Gazeteye konuşan ve adı açıklanmayan bir kaynak, Barış Kurulu ile İsrail güvenlik sistemi arasında karşılıklı bir hayal kırıklığı yaşandığını söyledi.

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi ve Savunma Bakanlığındaki bazı yetkililerin yanı sıra Güney Bölge Komutanlığındaki kimi subayların Barış Kurulu ile açıkça işbirliği yapmayı reddettiğini belirten İsrailli kaynak, yetkililerin ABD'li diplomatlara, "Washington'ın kendilerini nasıl olsa kabul edilmiş bir taraf olarak gördüğünü" söylediğini aktardı.

Kaynak, söz konusu yetkililerin, Gazze planının uygulanmasının "hükümeti İsrail'i satıyormuş gibi göstereceği" gerekçesiyle plana karşı çıktığını ifade etti.

Gazze Barış Kurulu'nun 30 Temmuz'da Trump'ın Gazze'de kapsamlı barış planının uygulanmasına yönelik 15 maddelik "Yol haritası" belgesini yayımladığı, belgede Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, Gazze yönetiminin Ulusal Komite'ye devredilmesi ve İsrail'in aşamalı olarak çekilmesinin öngörüldüğü belirtildi.

Netanyahu'nun ise 9 Ağustos'ta yol haritasını reddederek herhangi bir çekilmeden önce silahsızlanmanın tamamen gerçekleştirilmesini istediği kaydedildi.

ENGELLEME YAKLAŞIMI NETANYAHU'NUN DESTEĞİNİ ALIYOR

Haberde, İsrail'in Trump'ın planının uygulanmasını engellemesinin bir yaklaşım haline geldiği, bu yaklaşımın İsrail'deki seçimlerin yaklaşmasından kaynaklandığı ve en üst düzeyde, yani Netanyahu tarafından desteklendiğinin bilindiği ifade edildi.

İsrail'de parlamento seçimlerinin 27 Ekim'de yapılacağı, anketlerde Netanyahu'nun liderliğini yaptığı Likud Partisinin oy oranında düşüş yaşandığı belirtildi.

Netanyahu'nun plana yönelik tutumunun bir başka örneğinin de Gazze'de yeni polis gücünde görev yapmak üzere teknokrat komite tarafından işe alınan binlerce Gazzelinin eğitim için Mısır'a gitmesinin engellenmesi olduğu aktarıldı.

Kaynağa göre Barış Kurulu, söz konusu kişilerin Gazze'den çıkmalarına izin verilse dahi eğitimlerini tamamladıktan sonra İsrail'in güvenlik gerekçesiyle bölgeye dönmelerini engellemesinden endişe ediyor.

Gazze'deki geçiş döneminde sivil, güvenlik ve hizmet işlerini yürütmek üzere Filistinli Ali Şaas başkanlığında ocak ayında kurulan teknokrat komitenin, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi olarak da adlandırıldığı belirtildi.

'TRUMP-NETANYAHU İLİŞKİSİ ÇOK KÖTÜ'

Gazeteye konuşan başka bir kaynak da Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkinin "çok kötü" olduğunu ve iki lider arasında daha önce var olan iyi ilişkiden çok az şey kaldığını söyledi.

Trump, 29 Eylül 2025'te Gazze'deki savaşı sona erdirmeye yönelik 20 maddelik planını açıklamıştı. Plan; İsrailli esirlerin serbest bırakılması, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail ordusunun Gazze'den kısmen çekilmesi, teknokrat bir yönetim kurulması ve uluslararası istikrar gücü konuşlandırılmasını öngörüyordu.

Planın ilk aşaması 10 Ekim 2025'te yürürlüğe girmişti. Hamas ilk aşamanın gereklerini yerine getirmişti, İsrail ise taahhütlerinden geri adım atarak saldırılarını sürdürüyor.

Trump, İsrail'in taahhütlerini yerine getirmemesine rağmen ocak ayının ortasında, 17 Kasım 2025'te kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2803 sayılı kararıyla desteklenen planın ikinci aşamasının başladığını duyurmuştu.

İkinci aşamada İsrail ordusunun daha geniş kapsamlı çekilmesi, yeniden imar ve Filistinli grupların silahsızlandırılması öngörülürken, İsrail ordusu halen Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını işgal ediyor ve İsrail silahsızlanmanın çekilmeden önce gerçekleşmesi konusunda ısrar ediyor.

Yunanistan'da F-4 savaş uçağı düştü! Mürettebattan haber alınamıyor, sıcak görüntü
Yunan basını tarih verdi! Perde arkasında hazırlık: 'Türkiye ile ne zaman yüzleşeceğiz?'

Denizli'de restoranda silahlı kavga: 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı

İddiaya göre, Yenişehir Mahallesi 49. Sokak'ta faaliyet gösteren restoranda iki grup arasında "alacak-verecek anlaşmazlığı" nedeniyle tartışma çıktı.

Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesi üzerine taraflar birbirine ateş açtı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve 112 Acil Sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Ercan Kazan ve Mahsun Kazan'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, 4 kişinin de yaralandığı belirlendi.

YAKALAMA ÇALIŞMALARI BAŞLATILDI

Yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Polis ekiplerinin restoran ve çevresinde güvenlik önlemleri alarak başlattığı inceleme sürüyor.

Olay yerinde terk edilen şüphelilere ait otomobilde inceleme yapan ekipler, başka bir araçla kaçan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.

Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu
Oyuncu Serhat Kılıç evinde ölü bulundu! Kanser detayı kahretti

Diyarbakır'da otomobilden ateş açılması sonucu 3 kişi yaralandı

Merkez Kayapınar ilçesi Fırat Mahallesi 470. Sokak'ta kimliği henüz belirlenemeyen şüpheli ya da şüpheliler tarafından bir otomobilden silahla ateş açıldı.

Kurşunların isabet etmesi sonucu 3 kişi yaralandı, 2 iş yeri, 2 otomobil ve bir kamyonette hasar oluştu.

İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı. Polis ekipleri, şüpheli veya şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.

Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu
Müstehcen içerik operasyonu: Tuğba Ekinci dahil 5 şüpheli gözaltına alındı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan İranlı mevkidaşı Arakçi ile telefonda görüştü

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile telefon görüşmesi yaptı.

Görüşmede, devam eden müzakerelerle ilgili son durum kapsamlı biçimde değerlendirildi.

İRAN'DAN "HÜRMÜZ"AÇIKLAMASI

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Donanması Siyasi İşler Müdür Yardımcısı Ali Muhammedi, 20 ve 30 Ağustos tarihleri arasında Hürmüz Boğazı'nda günde 2 ila 5 gemiyi "izinsiz" geçiş yapmaya çalıştıkları gerekçesiyle hedef aldıklarını bildirdi.

Yarı resmi Fars Haber Ajansına göre Muhammedi, İran tarafından hedef alınan gemilere ilişkin açıklamada bulundu. Muhammedi, 20 ile 30 Ağustos tarihleri arasında Hürmüz Boğazı'nda günde 2 ila 5 gemiyi "izinsiz" geçiş yapmaya çalıştıkları gerekçesiyle hedef aldıklarını ve gerekli gördükleri durumda müdahalelerin devam edeceğini belirtti.

Ülkesinin Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolü elinde tuttuğunu ifade eden Muhammedi, ABD'nin bölgedeki saldırılarının İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki denetim gücüne zarar veremeyeceğini kaydetti.

İran: Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçen 3 petrol tankeri ile ABD bağlantılı 3 gemiyi hedef aldık
Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu

Elazığ'da kaynak suyu hattı kazısında göçük! 1 işçi hayatını kaybetti

Bademli köyünde yaklaşık 4 metre derinliğindeki yer altı kaynak suyu hattı kazısı sırasında henüz belirlenemeyen nedenle göçük meydana geldi.

İşçilerden O.K. (50) toprak altında kaldı. İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Ekiplerce toprak altından çıkarılan O.K'nin yaşamını yitirdiği belirlendi. Olaya ilişkin soruşturma sürüyor.

Müstehcen içerik operasyonu: Tuğba Ekinci dahil 5 şüpheli gözaltına alındı
Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu

Cevdet Yılmaz duyurdu: Orta Vadeli Program bugün kamuoyuyla paylaşılacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

"Saat 11.00'de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ekonomimizin 3 yıllık yol haritası niteliğinde olan Orta Vadeli Programı detaylı şekilde kamuoyu ile paylaşacağız. Dünya ve bölgemizde risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemde, istikrar içinde öngörülebilir politikalar izlerken, yeni stratejik öncelikleri de güncellenmiş programımıza entegre edeceğiz. Ülkemizin kurumsal birikimini ve ortak aklını yansıttığımız programın şimdiden hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum."

Bakan Bayraktar Hakkari'de vatandaşlarla sohbet etti: Doğunun yükselen yıldızı olacak
Yunan basını tarih verdi! Perde arkasında hazırlık: 'Türkiye ile ne zaman yüzleşeceğiz?'

Bakan Kacır, Kocaeli'de TEKNOFEST yarışlarını izledi

TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen "Uluslararası Elektrikli Araç Yarışları ve Hyperloop Geliştirme Yarışması", TÜBİTAK Gebze Yerleşkesi'nde devam ediyor.

Yarışları izleyip katılımcılarla sohbet eden Kacır, gazetecilere, TEKNOFEST’in dünyada eşi benzeri olmayan, gençlerin hayallerini araştırma projelerine, projelerini teknoloji girişimlerine dönüştürdüğü adeta Türkiye'ye özgü bir garaj modeli olduğunu söyledi. Bugün artık TEKNOFEST'lerden doğan binlerce teknoloji girişiminden bahsettiklerini belirten Kacır, bu girişimlerin kendi alanlarında çok başarılı ürünler, hizmetler, katma değerli neticeler elde ettiklerini bildirdi.

"TEKNOFEST HER YIL KENDİ REKORUNU TAZELİYOR"

Elektrikli araç yarışmalarının da Türkiye'nin özellikle mobilite teknolojilerindeki hedefleriyle çok uyumlu olduğunu ifade eden Kacır, mobilitede, otomotiv sektöründeki dönüşümün yenilikçi enerji uygulamalarıyla hızlandığını belirterek, "Bataryalı araçlar, elektrikli araçlar, hidrojenli araçlar geleceğin otomotiv endüstrisini şekillendirecek. Türkiye bu alanda bir yandan milli projeleriyle, TOGG'la var olurken bir yandan da gençlerinin bu teknolojileri daha etkin şekilde kavramaları ve bu alanda teknoloji geliştiren ekipler kurmalarına TEKNOFEST'lerle fırsat sunmuş oluyor. Buradaki ekipler bu alanda elde ettikleri deneyimlerle sonrasında endüstride önemli roller üstleniyorlar ve nihayetinde Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna önemli katkılar sağlıyorlar." diye konuştu.

Bütün bu süreçte heyecanını ortaya koyan tüm gençleri tebrik eden Kacır, "Bu yıl 1 milyon 600 binden fazla genç TEKNOFEST yarışmalarına katıldı. Bu haliyle de TEKNOFEST her yıl kendi rekorunu tazelemeye, yeni rekorlara imza atmaya devam ediyor." dedi.

Bakan Kacır, TEKNOFEST kapsamında 61 farklı yarışma ve alt kategoride 150’den fazla müsabaka bulunduğunu aktararak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Yarışma finallerini Türkiye'nin farklı illerinde düzenliyoruz. İşte şimdi Kocaeli'de TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi kampüsü içerisindeyiz ama sadece burada değil, Güneydoğu illerimizin tamamında yine Aksaray'da roket yarışmasıyla, Malatya'da insansız hava aracı yarışmasıyla Türkiye'nin farklı coğrafyalarında aslında bu heyecanı yaşıyoruz, paylaşıyoruz. Ben bu heyecana öncülük eden Türkiye Teknoloji Takımı Vakfımıza, Selçuk Bayraktar Beyefendiye, tüm ekibine, bütün paydaşlarımıza, 100'den fazla paydaşla TEKNOFEST hayata geçiyor, gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. Her yıl TEKNOFEST'lere katılan Türk gençliğine öz güven ve cesaret aşılayan liderliği dolayısıyla Saygıdeğer Cumhurbaşkanı'mıza da şükranlarımı sunuyorum."

Katılımcı öğrencilerle sohbet edip hatıra fotoğrafı çektiren Kacır, yarışa katılan bazı araçların üzerine imzasını attı. Bakan Kacır'a Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen ve Marmara Teknokent Genel Müdürü Mehmet Ali Okur eşlik etti.

Bakan Bayraktar Hakkari'de vatandaşlarla sohbet etti: Doğunun yükselen yıldızı olacak
Bakan Gürlek duyurdu: Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yasa dışı bahis operasyonu

Bakan Bayraktar: Terörsüz Türkiye, bölgedeki bütün illerimizi adeta yıldız gibi parlatacak

Bakan Bayraktar, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” programı kapsamında çeşitli temaslarda bulunmak üzere Hakkâri’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. İlk olarak AK Parti il yönetimi, yerel yöneticiler ve kurum temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Bayraktar, Hakkari’de yürütülen çalışmalara dair kapsamlı bilgi aldı.

BÜTÜN İLLERİMİZİ ADETA YILDIZ GİBİ PARLATACAK

Toplantının ardından Bakan Bayraktar, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Türkiye Yüzyılı vizyonunun en önemli projelerinden bir tanesinin Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge projesi olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, “Terörsüz Türkiye ve Bölge, ben inanıyorum ki bu bölgedeki bütün illerimizi adeta yıldız gibi parlatacak. Çünkü her ilin kendine has çok önemli özellikleri var.” dedi.

DAHA GÜÇLÜ TÜRKİYE

Önemli hedefler ortaya konduğuna dikkat çeken Bakan Bayraktar, “Dünyanın ve bölgenin ateş çemberinden geçtiği bir dönemde, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Allah'ın izniyle biz bir olarak, birlik içerisinde bu hedeflere ulaşacağız. Daha güçlü, ekonomisi daha büyümüş bir Türkiye; ihracatı, istihdamı, üretimi artmış bir Türkiye olarak yolumuza devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Yunan basını tarih verdi! Perde arkasında hazırlık: 'Türkiye ile ne zaman yüzleşeceğiz?'

GABAR GİBİ

Bölgedeki illerin terörle mücadele nedeniyle 40 yıllık süreçte gerçek potansiyeline kavuşamadığına işaret eden Bakan Bayraktar, terörden o bölgeyi arındırdıktan sonra petrol keşfi ve üretimiyle beraber Gabar'ın ve Şırnak'ın çehresi nasıl değiştiyse bölgedeki diğer illerin de çehresinin değişeceğine vurgu yaptı.

MADENDE EN ÖNEMLİ YERLERDEN

Hakkari’nin önemli bir insan kaynağı ve maden potansiyeli olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Hakkâri, madende bir merkez haline gelecek. Dinamik gençleriyle beraber ben inanıyorum ki burayı madende bir parlayan yıldız haline getireceğiz. Türkiye'yi madende ve enerjide getirmek istediğimiz noktada Hakkâri, bizim en önemli itici güçlerimizden bir tanesini oluşturuyor. Türkiye, maden zengini bir ülke, maden çeşitliliğinde dünyada en önemli ülkelerden bir tanesi ve en önemli yerlerimizden bir tanesi de Hakkâri. Bu maden çeşitliliğini ve zenginliğini ekonomimize katmamız gerekiyor.” dedi. Bakan Bayraktar, madende ‘çevre’ ve ‘iş sağlığı ve güvenliği’ olmak üzere iki çok önemli kırmızı çizgileri olduğunu da anlattı.

Süper Lig'de dev derbi! Fenerbahçe'nin konuğu Beşiktaş

HAKKÂRİ ÇEKİM MERKEZİ HALİNE GELECEK

Ortaya koydukları çalışmalarla Hakkari’nin istihdam merkezi olacağını belirten Bakan Bayraktar, “Yani burada binlerce genç kardeşlerimize istihdam kapısı olacak ve Hakkâri, tam bir çekim merkezi haline gelecek. Ülkemizin de ekonomisine, gücüne güç katmaya devam edecek.” dedi.

DOĞAL GAZIN GİTMEDİĞİ HİÇBİR YER BIRAKMAYACAĞIZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2002’de ortaya ‘81 ile doğal gaz götürme’ hedefi koyduğunu anımsatan Bakan Bayraktar, 2018’de Hakkâri’nin merkezinin doğal gaza kavuştuğunu belirterek, “Doğal gazın gitmediği hiçbir yer bırakmayacağız.” diye konuştu.

İhracatçıların finansman maliyetini düşürmek için reeskont kredilerinde BSMV istisnası genişletildi

İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ve konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararla, ticari bankalarca kullandırılan reeskont kredileri kapsamında, BSMV istisnasının uygulamaya alındığı belirtildi.

Açıklamada, kısa vadeli reeskont kredilerinin yanında gerek Türk Eximbank gerekse de ticari bankalarca kullandırılan uzun vadeli reeskont kredileri için de BSMV istisnası getirildiği bildirildi.

"Reeskont kredileri kapsamındaki birçok iyileştirme devreye alınıyor"

İhracatçıların küresel piyasalardaki rekabet gücünün, ihracatın finansmanı imkanlarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu doğrultuda ihracatın finansmanı imkanlarının iyileştirilmesine yönelik birçok tedbirin hayata geçirilmesine devam edildiği vurgulandı.

Açıklamada, ihracatçıların finansman imkanlarının artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı dış ticaret politikası hedeflerinin başında geldiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:

"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından usul ve esasları belirlenen ve kaynak sağlanan Reeskont Kredi Programı ise ihracatın finansmanı anlamında en önemli politika araçlarından biri konumundadır. TCMB ile Ticaret Bakanlığımız arasında oluşturulan çalışma grupları vasıtasıyla ihracatçılarımızın reeskont kredileri kapsamındaki talepleri değerlendirilmekte ve birçok iyileştirme aşamalı olarak devreye alınmaktadır."

Bu doğrultuda, son dönemde yapılan değişiklikle reeskont kredilerinin finansman maliyetinin yüzde 23,95'e düşürüldüğü anımsatılan açıklamada, daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitinin 5 milyar liraya çıkarıldığı, firma başına günlük limitin de 60 milyon liraya yükseltildiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca yabancı para cinsi ihracat reeskont kredisi limitinin 5 milyon dolar olduğunun, toplam program bütçesinin 1 milyar dolar olarak oluşturulduğunun altı çizilerek, reeskont kredilerinde döviz almama zorunluluğunun kaldırıldığı, yine reeskont kredilerinde net ihracatçı uygulaması yerine "ihracatçı skoru" uygulamasına geçildiği ve ilave döviz bozdurma zorunluğunun kaldırılarak ihracatçıların finansmana ulaşma imkanlarının iyileştirilmesinin amaçlandığı ifade edildi.

"İhracatçılarımızın finansman maliyetlerini aşağı çekiyoruz"

Yeni düzenlemeyle ticari bankalarca kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde BSMV istisnası sağlandığına dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanıldı:

"Kısa vadeli kredilerin yanında uzun vadeli reeskont kredileri de istisna kapsamına alınarak önemli bir iyileştirme, ihracatçılarımızın kullanımına sunulmuştur. Böylece, bir taraftan reeskont kredilerinin hacmini artırarak daha fazla ihracatçımızın finansmana ulaşımını sağlarken diğer taraftan maliyetlerin düşürülmesi ve vergi yükünün azaltılması yoluyla ihracatçılarımızın finansman maliyetlerini aşağı çekmiş bulunuyoruz. İhracatçılarımızın rekabetçiliklerinin artırılması noktasında finansman imkanlarının geliştirilerek uygun koşullarda finansmana ulaşmalarını sağlamak öncelikli çalışma alanlarının başında gelmektedir. Finansmana ulaşım konusu tüm yönleriyle hassasiyetle takip ediliyor, bu kapsamdaki talepler ilk elden alınıyor, taleplere ilişkin hızlı ve etkili çözümler üretilmesi, yeni mekanizmaların geliştirilmesi için yoğun gayretlerimiz kesintisiz devam ediyor."

"Karar, ihracatçılarımızın finansman imkanlarını güçlendiriyor"

Ticaret Bakanı Ömer Bolat da NSosyal hesabından konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ihracatçıların küresel rekabet gücünü daha da artıracak, finansman maliyetlerini aşağı çekecek önemli bir imkanın hayata geçirildiğini belirtti.

Bu doğrultuda, kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamının istisna kapsamına alındığına işaret eden Bolat, şunları kaydetti:

"Böylece ihracatçılarımızın üzerindeki vergi yükünü azaltıyor, finansmana ulaşımlarını kolaylaştırıyor ve daha uygun maliyetlerle finansmana ulaşmalarına katkı sağlıyoruz. İhracatçılarımızın finansman imkanlarını güçlendiren bu önemli karar dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı sunuyorum. Yüce Allah'ın izniyle, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, üreten, istihdam sağlayan ve ülkemize döviz kazandıran ihracatçılarımızın yanında olmaya, ihracatımızı daha güçlü finansman imkanlarıyla desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz."

Bakan Uraloğlu, Van'daki tramvay hattı projesinin Bakanlıkça üstlenilmesini değerlendirdi

Uraloğlu, yaptığı yazılı açıklamada, bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.

Van Büyükşehir Belediyesi tarafından projelendirilen Şehir Hastanesi-Havalimanı-Belediye Tramvay Hattı Projesi'nin, havalimanı bağlantısıyla Bakanlık tarafından üstlenildiğini bildiren Uraloğlu, söz konusu hattın 8,67 kilometre uzunluğunda olduğu ve 11 istasyondan oluştuğu bilgisini verdi.

Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti: "Havalimanı bağlantısını da kapsayan hattımızla şehir hastanesi ile belediye arasında raylı sistem ulaşımı sağlayacağız. Kentin yüksek yoğunluklu konut alanları, merkezi iş alanı, hastane tesisi, otogar ve havalimanı gibi cazibe merkezlerine hizmet verecek güzergahta planlanan hattımızın 2050 hedef yılında saatte tek yönde 10 bin 305 yolcuya hizmet vermesini öngörüyoruz."

Türkiye’nin sanayi ve teknoloji planları dünyanın dikkatini çekti

Bakan Kacır; Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdiklerini açıkladı.

Konuya ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Kacır, şu ifadelere yer verdi:”Dünya Bankası Grubu Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Başkan Yardımcısı Sayın Imad N. Fakhoury ve heyeti ile İstanbul’da bir araya geldik. Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdik.

Özellikle yüksek teknoloji, yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında uluslararası finansman imkânlarının geliştirilmesi ve yatırımların desteklenmesi konusunu ele aldık.

Sanayi Alanları Master Planı, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi ile kurulacak yeni bağlantılar sayesinde Türkiye küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendiriyor.

Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu ile yeşil üretimde uluslararası kaynakları Türk sanayisi için harekete geçiriyoruz. Robotik, yapay zekâ ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla verimlilik artışını hızlandırıyoruz.

Karavanla Türkiye'yi geziyor, günde 5 gram altın çıkarıyor: Çok verimli bölgeler var

SON DAKİKA HABERLER: Ezber bozan karar verildi, 164 ülke 'evet' dedi! 'Dünya haritası değişiyor'

Dünyayı bugüne kadar yanlış görmüş olabiliriz. Haritalarda dev gibi görünen bazı bölgeler gerçekte o kadar büyük değil, küçük görünen kıtalar ise sanılandan çok daha geniş.

CNN International’ın aktardığına göre Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu algıyı değiştirecek kararı kabul ederek ülkelerin gerçek yüz ölçümlerini daha doğru yansıtan haritaların kullanımını teşvik etti.

164 ÜLKE ‘EVET’ DEDİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen “Haritayı Düzelt” adlı karar, dünya haritalarında kullanılan projeksiyonların yarattığı çarpık algının giderilmesini amaçlıyor.

Afrika ülkelerinin girişimiyle gündeme gelen karar, 164 ülkenin oyuyla kabul edildi. Altı ülke çekimser kalırken, karara karşı oy kullanan tek ülke ABD oldu. Kararda özellikle Afrika, Latin Amerika ve Güney Asya'nın dünya haritalarında gerçek yüz ölçümlerinden daha küçük algılanabildiğine dikkat çekildi.

Karar, Mercator haritasının yasaklanması anlamına gelmiyor. Ancak ülkelerin ve kıtaların yüz ölçümlerini daha doğru yansıtan projeksiyonların kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor.

YÜZYILLARDIR KULLANILAN HARİTA NEDEN TARTIŞILIYOR?

Tartışmanın merkezinde, 1569 yılında Gerardus Mercator tarafından geliştirilen Mercator projeksiyonu bulunuyor.

Özellikle denizcilik ve navigasyonda büyük kolaylık sağlayan bu harita sistemi, dünyanın küresel yüzeyini düz bir zemine aktarmanın sonucu olarak ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe kara parçalarını olduğundan büyük gösteriyor.

Bu nedenle haritaya bakıldığında Grönland, Afrika'ya yakın büyüklükteymiş gibi algılanabiliyor. Gerçekte ise tablo çok farklı. Afrika, Grönland'ın yaklaşık 14 katı büyüklüğünde.İşte BM'nin kabul ettiği karar da tam olarak bu algı farkına dikkat çekiyor.

AFRİKA'NIN GERÇEK BÜYÜKLÜĞÜ ORTAYA ÇIKACAK

BM kararında, haritalardaki bu orantı farklılığının yalnızca coğrafi bir yanılgıya neden olmadığı belirtildi.

Özellikle Afrika ve diğer güney bölgelerinin olduğundan küçük gösterilmesinin, bu bölgelerin ekonomik, jeopolitik ve kalkınma potansiyelinin de daha düşük algılanmasına katkıda bulunabileceği ifade edildi.

Bu nedenle daha gerçeğe yakın projeksiyonların kullanılmasıyla dünya üzerindeki kıtaların ve ülkelerin büyüklüklerinin daha doğru şekilde anlaşılması amaçlanıyor.

YENİ ALTERNATİF BULUNDU

BM kararında öne çıkan projeksiyonlardan biri ise Equal Earth. 2018 yılında geliştirilen Equal Earth projeksiyonu, ülkelerin ve kıtaların yüz ölçümlerini birbirlerine göre daha doğru oranlarda göstermeyi amaçlıyor.

Mercator'daki gibi kutuplara doğru gidildikçe kara parçalarının aşırı büyümesi yerine, alanların birbirlerine oranını korumaya odaklanan Equal Earth'te Afrika ve ekvator çevresindeki bölgeler daha gerçekçi bir ölçekte görülüyor.

Ancak uzmanlara göre düz bir dünya haritasında küresel yüzeyin bütün özelliklerini aynı anda kusursuz biçimde göstermek mümkün değil. Farklı projeksiyonların farklı amaçları bulunuyor.

FRANSA DA DEĞİŞİKLİĞE GİDİYOR

Harita tartışması Avrupa'ya da uzandı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, ülkesinin Dışişleri Bakanlığı'nda Mercator projeksiyonunun kullanımından vazgeçileceğini açıkladı.

Fransa, daha gerçekçi bir yüz ölçümü sunan Eckert IV projeksiyonuna geçmeye hazırlanıyor. Barrot, Mercator projeksiyonunun özellikle yüksek enlemlerdeki bölgeleri olduğundan büyük gösterdiğine dikkat çekerek, yıllardır devam eden bu görsel çarpıklığın insanların dünya algısına yerleştiğini savundu.

GİRİŞİM AFRİKA'DAN GELDİ

“Haritayı Düzelt” girişiminin arkasında Afrika ülkeleri bulunuyor. Afrika Birliği, mart ayında Equal Earth haritasını benimseme yönünde adım atarken, girişim daha sonra Birleşmiş Milletler gündemine taşındı.

BM'ye sunulan taslakta yalnızca devletlerin değil, dijital harita platformlarının da daha doğru projeksiyonların kullanımına yönelik çalışmalar yürütmesi çağrısında bulunuldu.

Böylece değişimin yalnızca okul atlaslarıyla sınırlı kalmaması; eğitim materyallerinden resmi haritalara, medya kuruluşlarından dijital platformlara kadar geniş bir alana yayılması hedefleniyor.

SINIRLAR DEĞİŞMEYECEK, HARİTAYA BAKIŞ DEĞİŞECEK

BM'nin kararı, ülkelerin sınırlarını veya yüz ölçümlerini değiştirmiyor Değişmesi hedeflenen şey, küresel bir yüzeyin düz bir harita üzerinde nasıl gösterildiği.

Yani dünya aynı dünya kalacak ancak kıtaların ve ülkelerin harita üzerindeki görüntüsü gerçeğe çok daha yakın hale gelebilecek.

Bu nedenle BM kararı, teknik bir haritacılık düzenlemesinin ötesinde, dünyanın nasıl algılandığına ilişkin küresel bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsrailli uzmandan 'üç mevsim' itirafı! Tek tek sıraladı: 'Türkler ulaşmanın yolunu bulur'
ABD basınından şok iddia! Trump'ın yeni planı sızdı, detaylar ortaya çıktı: 'Çok daha büyük bir şey'

SON DAKİKA HABERLER: Bolivya'da askeri üste peş peşe iki patlama! Çok sayıda can kaybı ve yaralı var

Bolivya’nın batısındaki bir askeri üste cuma günü meydana gelen iki büyük patlama ülkeyi alarma geçirdi.

Yetkililer, ilk belirlemelere göre en az 10 kişinin hayatını kaybettiğini, 50’den fazla kişinin yaralandığını açıklarken, patlamaların ardından bölgede mühimmat ve patlayıcı maddelerin çevreye saçıldığı bildirildi.

PEŞ PEŞE İKİ PATLAMA

Patlamalar, Bolivya’nın La Paz idari merkezinin yaklaşık 22 kilometre güneybatısında bulunan Viacha kentindeki RAM-2 “Bolivar” askeri üssünün Genel Bakım Merkezi’nde meydana geldi.

Savunma Bakanlığı, yerel saatle yaklaşık 14.30’da iki ayrı patlamanın gerçekleştiğini duyurdu. Savunma Bakanı Ernesto Justiniano, ilk patlamanın tesiste depolanan piroteknik malzemeye ait kara barutun infilak etmesiyle meydana geldiğini, hemen ardından ise çok daha güçlü ikinci bir patlamanın yaşandığını açıkladı.

ÖLÜ VE YARALI SAYISI YÜKSELDİ

Viacha Sağlık Direktörü Rita Nebraska, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, askeri kaynaklardan gelen ilk bilgilere göre patlamalarda 10 ila 15 kişinin hayatını kaybetmiş olabileceğini söyledi.

Nebraska, hastanelere toplam 62 yaralının getirildiğini belirtti. Durumu ağır olan 14 kişi, ciddi travma ve yanıklar nedeniyle La Paz’daki uzman hastanelere sevk edildi. Sevk edilenler arasında 10 askerin bulunduğu ve bu askerlerin askeri hastaneye gönderildiği aktarıldı.

Savunma Bakanı Justiniano ise patlamaların ardından yaptığı ilk açıklamada 2 ölü, 81 yaralı ve 7 kayıp olduğunu bildirmişti. Justiniano, yaralılardan ikisinin durumunun kritik olduğunu belirtirken, enkaz kaldırma çalışmaları devam ettiği için ölü sayısına ilişkin yeni bir tahminde bulunmayacağını ifade etti.

PATLAMALAR 1 KİLOMETRELİK ALANI ETKİLEDİ

Viacha Belediyesi, iki patlamanın yaklaşık 1 kilometrelik yarıçap içindeki bölgeyi etkilediğini açıkladı.

Şiddetli patlamalar nedeniyle çevrede çok sayıda yapıda hasar meydana gelirken, tehlikeli mühimmat ve patlayıcı maddelerin kamuya açık alanlarda açığa çıktığı bildirildi. Bölgede güvenlik önlemleri artırılırken, enkaz kaldırma ve alanın güvenli hale getirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

KENTTE 3 GÜNLÜK YAS İLAN EDİLDİ

Patlamaların ardından Viacha’daki yerel yönetim, hayatını kaybedenlerin aileleriyle dayanışma göstermek amacıyla 3 günlük yas ilan etti.

Ülkede büyük üzüntüye yol açan olayla ilgili soruşturma başlatılırken, patlamaların kesin nedeninin belirlenmesi için çalışmalar devam ediyor.

‘SONUÇLARA İLİŞKİN ACELE ETMEYECEĞİZ’

Bolivya Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz, patlamaların ardından yaptığı açıklamada hayatını kaybedenlerin yakınlarına taziyelerini iletti.

Paz, olayın tüm yönleriyle ve şeffaf biçimde soruşturulması talimatını verdi. Sorumlulara ilişkin henüz kesin bir değerlendirme yapılmaması gerektiğini vurgulayan Paz, hükümetin “spekülasyon yapmayacağını veya sonuçlara ilişkin acele etmeyeceğini” belirtti.

Patlamaların ardından bölgede enkaz kaldırma çalışmaları sürerken, kayıp kişilerin akıbeti ve can kaybının kesin sayısının çalışmaların tamamlanmasının ardından netleşmesi bekleniyor.

İsrailli uzmandan 'üç mevsim' itirafı! Tek tek sıraladı: 'Türkler ulaşmanın yolunu bulur'
ABD basınından şok iddia! Trump'ın yeni planı sızdı, detaylar ortaya çıktı: 'Çok daha büyük bir şey'

SON DAKİKA HABERLER: ABD basınından şok iddia! Trump'ın yeni planı sızdı, detaylar ortaya çıktı: 'Çok daha büyük bir şey'

ABD basınında yer alan haberlerde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile savaşın sona ermesinin ardından Orta Doğu’ya yönelik uygulanacak stratejiye ilişkin bir plan taslağı hazırlama sürecinde olduğunu öne sürdü.

'HENÜZ İLK AŞAMALARDA'

Haber sitesi Axios’un iki ABD’li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberde, Trump yönetiminin söz konusu planda İran’ın çevrelenmesi ve İsrail’in komşuları ile ilişkilerinin normalleştirilmesine odaklandığı iddia edildi.

Henüz taslağın ilk aşamalarında olduğu vurgulanan planın, Trump’ın görev süresinin kalan iki yılında ABD’nin Orta Doğu politikasına yön vermesinin hedeflendiği belirtildi. Planın hazırlanma sürecinde İsrail’de 27 Ekim’de düzenlenecek parlamento seçimleri ile ABD’de kasım ayında yapılması beklenen ara seçimlerin de önem taşıdığı öne sürüldü.

'ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ŞEY'

ABD’li yetkililer, söz konusu stratejiye yönelik çalışmaların Trump yönetiminden üst düzey siyasi kadrolar ile çeşitli kurumlar seviyesinde yürütüldüğünü belirtti. Kaynaklar, Trump’ın son haftalarda üst düzey danışmanlarıyla planı görüşmek üzere iki toplantı gerçekleştirdiğini ve çeşitli fikirlerin gündeme geldiğini aktardı.

Axios, Trump’ın özel görüşmelerinde, İran ile savaşın ardından Orta Doğu’da "çok daha büyük bir şey" üzerinde çalıştığını söylediğini öne sürdü. Beyaz Saray ise iddialara ilişkin yorum yapmadı.



'ÜÇ TEMEL UNSUR'

Kaynaklar, söz konusu stratejinin üç temel unsur üzerine kurulmasının değerlendirildiğini aktardı. Bunlardan birinin, ABD’nin bölgedeki müttefikleri arasında İran’ın etkisini kısıtlamak amacıyla Washington’ın garantörlüğünde bölgesel bir uyum oluşturulması olduğu kaydedildi.

Diğer bir unsurun ise Trump’ın öncülüğündeki Gazze planının bir sonraki aşamasının güvence altına alınması, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varılması ve İsrail-Lübnan arasındaki anlaşmanın uygulanması olduğu belirtildi.

Böylece, İsrail’in 7 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını başlatmasının ardından ortaya çıkan bölgesel krizin sona erdirilmesine yönelik ortak bir çaba gösterilmesinin planlandığı öne sürüldü. Üçüncü unsurun ise İbrahim Anlaşmaları’nın genişletilmesi ve Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşmasına varılması olduğu iddia edildi.

'BAĞIMSIZ OLARAK ÇABA GÖSTERECEK'

Haberde, Trump yönetiminin 27 Ekim’de yapılacak seçimlerin ardından kurulacak yeni İsrail hükümetinin savaş sonrası strateji kapsamında ABD ile işbirliği yapmaya istekli ve bunu gerçekleştirebilecek durumda olmasını umduğu belirtildi.

Axios’a göre bazı ABD’li yetkililer, Trump’ın İsrail’deki seçim sonuçlarından bağımsız olarak söz konusu stratejinin uygulanması için çaba göstereceğini ifade etti. Seçimlerin siyasi bir çıkmazla sonuçlanması halinde dahi planın hayata geçirilmesinin hedeflendiği öne sürüldü.
Süreç hakkında bilgi sahibi bir kaynak, stratejinin taslağının hazırlanmasının birkaç hafta daha süreceğini belirterek, "Üzerinde çalışıyorlar ancak henüz tamamlanmış değil. Buradaki fikir, bölgedeki pek çok unsuru birbiriyle ilişkilendirmek ve savaşın ardından bölgesel bir uyumun nasıl oluşturulacağını ortaya koymak. Ancak bölgedeki tüm ABD müttefiklerinin bu planı destekleyip desteklemeyeceği henüz net değil" dedi.

İsrailli uzmandan 'üç mevsim' itirafı! Tek tek sıraladı: 'Türkler ulaşmanın yolunu bulur'
Kahramanmaraş okul saldırısı davasında İsa Aras Mersinli'nin annesi için tahliye kararı

SON DAKİKA HABERLER: İsrailli uzmandan 'üç mevsim' itirafı! Tek tek sıraladı: 'Türkler ulaşmanın yolunu bulur'

MİLLİYET.COM.TR / İsrail basınından Calcalist için analiz kaleme alan İsrailli havacılık uzmanı Nitzan Sadan, Türkiye’nin hava gücünü bütün unsurlarıyla değerlendirdi.

Türkiye’nin yalnızca savaş uçağı sayısıyla değil, hava savaşının farklı katmanlarını aynı anda kullanabilen kapasitesiyle dikkat çektiğini belirten Sadan, F-16 filosundan uzun menzilli mühimmatlara, havadan yakıt ikmal uçaklarından erken ihbar sistemlerine ve elektronik harp kabiliyetine kadar Türk Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu imkanları tek tek sıraladı.

‘TÜRK GÜCÜNÜN BEL KEMİĞİ’

Sadan’ın analizinde Türk Hava Kuvvetleri’nde sayısı 250’yi aşan F-16 savaş uçakları olduğunu iddia ederek “Türk savaş gücünün bel kemiğini sayısını 250’i aşan F-16’lar oluşturuyor” dedi.

İsrailli uzman, Türk F-16’larının önemli modernizasyonlardan geçirildiğini ve uçaklara yeni radar sistemleri kazandırıldığını aktardı. Bu geliştirmelerle uçakların menzil, elektronik karıştırmaya karşı direnç ve hedef takip kabiliyetlerinin artırıldığına dikkat çekti.

Sadan ayrıca Türk F-16’larının uzun menzilli uçuş yapabilmesini sağlayan yakıt tanklarına dikkat çekerek, bunun Türkiye’nin potansiyel bir rakip karşısındaki hava operasyonları açısından önemli bir unsur olduğunu belirtti.

Ancak Türkiye’nin hava gücünün yalnızca F-16'lardan oluşmadığının altını çizen Sadan, savaş uçaklarının kullandığı mühimmatların da dikkat çekici bir çeşitliliğe sahip olduğunu yazdı.

İlginizi Çekebilir

‘UZUN MENZİLLİ VURUŞ GÜCÜ’

İsrailli uzman,Türkiye’nin lazer ve uydu güdümlü bombalar, TOLUN tipi mühimmat ve SOM seyir füzesi gibi sistemlere sahip olduğunu belirtti.

Özellikle SOM’un uydu güdümü ile akıllı kamera sistemlerini bir araya getirdiğini ve farklı hedeflere karşı kullanılabildiğini aktaran Sadan, Türk savaş uçaklarının Amerikan yapımı HARM radar karşıtı füzeler ve AGM-154 gibi mühimmatları da taşıyabildiğini yazdı.

Hava-hava muharebesinde ise Türk F-16’larının AIM-9X ve AIM-120 füzelerini kullandığını belirten Sadan, Türkiye’nin kendi geliştirdiği Gökdoğan füzesine de dikkat çekti.

Böylece Sadan’ın çizdiği tabloda Türk Hava Kuvvetleri, yalnızca yüksek sayıda savaş uçağına sahip bir filo olarak değil, farklı menzillerde ve farklı hedeflere karşı kullanılabilecek geniş bir mühimmat kapasitesine sahip bir güç olarak öne çıktı.

‘TÜRKİYE SINIRLARI AŞIYOR’

Türkiye’nin hava operasyonlarını uzak mesafelere taşıyabilme kapasitesine de dikkat çeken Sadan, Türk kuvvetleri bünyesinde 7 adet KC-135 havadan yakıt ikmal uçağı olduğunu öne sürerek “Bu uçaklar, savaş uçaklarının menzilini ve havada kalış süresini artırdığı için Türkiye’nin yalnızca kendi sınırları çevresinde değil, daha uzak mesafelerde de hava operasyonları yürütmesine imkan sağlayan bir altyapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor” dedi.

Sadan’ın dikkat çektiği bir diğer unsur ise E-7 Wedgetail erken ihbar ve kontrol uçakları oldu. Yaklaşık 600 kilometre içerisindeki tehditleri tespit edebilen gelişmiş sensörlerden söz eden Sadan, bu sistemlerin Türk savaş uçaklarına operasyon sırasında önemli bir erken uyarı ve hedef farkındalığı sağladığını belirtti.

Bu kapasiteye HAVA SOJ elektronik harp uçaklarının da eklenmesiyle Türkiye’nin hava gücünün savaş uçaklarından çok daha geniş bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

‘TÜRKİYE RONALDO, İSRAİL MESSİ’

Analizin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Türkiye’nin insansız hava aracı kapasitesine ayrıldı. Sadan, Türk İHA teknolojisinin ulaştığı noktayı İsrail ile kıyaslarken futbol üzerinden çarpıcı bir benzetme yaparak “Eğer insansız hava araçları futbol olsaydı, Türkiye Ronaldo, biz de Messi olurduk” dedi.

Türk İHA’larının Ukrayna savaşındaki performansına dikkat çeken Sadan, Bayraktar TB2’nin Rus zırhlı birliklerine karşı kullanılmasını örnek gösterdi.

Ancak Türkiye’nin yalnızca TB2 ile sınırlı kalmadığını belirten İsrailli uzman, daha gelişmiş insansız sistemlerin de farklı görevlerde kullanılabildiğini yazdı.

Sadan ayrıca Kargı gibi kamikaze İHA sistemlerine dikkat çekerek, bu araçların hedef bölgede dolaşarak hedef arayabildiğini veya uydu yönlendirmesiyle doğrudan hedefe ilerleyebildiğini belirtti.

‘DÜNYANIN EN TEHLİKELİLERİNDEN’

İsrailli uzman, Türk Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu tüm bu unsurları bir arada değerlendirerek çarpıcı bir sonuca ulaşarak “Ekipmanı, kültürü, yetenekleri ve tecrübesi sayesinde dünyanın en tehlikeli hava kuvvetlerinden biridir” dedi.

Sadan’a göre Türkiye’nin gücü yalnızca sahip olduğu silah sistemlerinden kaynaklanmıyor. NATO üyeliği kapsamında Batılı hava kuvvetleriyle düzenli tatbikatlar yapılması, farklı operasyonel yöntemlerin denenmesi ve gerçek zamanlı istihbarat entegrasyonu da Türk Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini artırıyor.

Ayrıca uzman eğitim, teknoloji, istihbarat, elektronik harp ve operasyonel tecrübenin aynı yapı içerisinde bulunmasının Türkiye’yi ciddi bir hava gücü haline getirdiğini savundu.

‘YILDA 180 SAAT UÇUYORLAR’

Sadan, Türkiye’nin insan kaynağına da özel bir parantez açtı. Türk pilotlarının yüksek kalitede eğitim aldığını belirten uzman, ortalama bir Türk pilotunun yılda yaklaşık 180 saat uçtuğunu ve bunun Rusya, Çin, İngiltere gibi birçok ülkenin pilotlarından daha yüksek olduğunu öne sürdü.

‘F-16’LARIN YANINA EUROFIGHTER VE KAAN’

Analizde Türkiye’nin gelecekteki hava gücü de dikkat çekti. Sadan, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin 44 Eurofighter Typhoon uçağına sahip olmasının beklendiğini, ilerleyen dönemde F-35 ve Türkiye’nin geliştirdiği KAAN savaş uçağının da hava gücüne dahil olabileceğini yazdı.

Bu gelişmelerin gerçekleşmesi halinde Türkiye’nin mevcut F-16 ağırlıklı filosunun yeni nesil savaş uçaklarıyla destekleneceğine dikkat çekti.

ANKARA’NIN SAHA TECRÜBESİ

Sadan, Türkiye’nin yalnızca teknik kapasitesine değil, savaş ve operasyon tecrübesine de dikkat çekti. Türk F-16’larının Kosova Savaşı sırasında yaklaşık 40 gün boyunca hava operasyonlarına katıldığını belirten uzman, Türkiye’nin NATO çatısı altında farklı ülkelerin hava kuvvetleriyle birlikte görev yaptığını aktardı.

Sadan, NATO üyeliğinin Türkiye’ye Batılı hava kuvvetleriyle sürekli eğitim ve tatbikat yapma imkanı sağladığını ifade etti.

‘İSRAİL’DE ÜÇ MEVSİM VAR’

Sadan, Türkiye ile İsrail hava kuvvetlerini karşılaştırırken iki ülke arasındaki en önemli farklardan birinin savaş tecrübesi olduğunu savundu.

İsrail’in savaş algısını anlatan Sadan, analizinin en çarpıcı ifadelerinden birine imza atarak “İsrail’de sadece üç mevsim var: Yaz, kış ve savaş” itirafında bulundu.

‘TÜRKLER BİZE ULAŞMANIN YOLUNU BULUR'

Son olarak Sadan, tüm bunlar göz önüne alındığında Türkiye’nin hava gücünün hafife alınamayacağını vurguladı. Türk Hava Kuvvetleri’nin ekipman, eğitim, teknoloji, İHA kapasitesi, elektronik harp ve operasyonel kabiliyetleriyle ciddi bir güç olduğunu belirten İsrailli uzman, iki ülke arasında olası bir çatışmanın her İsrail için ağır sonuçlar doğuracağını ifade ederek "Türkler bize ulaşmanın yolunu bulur" dedi.

‘Bosna kasabına’ tören büyük tepki çekti
31 yıl sonra De Niro’dan İstanbul itirafı: Polislerle baskınlara gittim

‘Çözüm sürecinin olumlu etkisi olacak’

Türkiye’nin Suriye’de yeni dönemde etkisinin arttığını ifade eden Abdi, “Suriye’nin meseleleri Türkiye’yi ilgilendirmeye ve Suriye’deki Türkiye etkisi devam edecektir. Türkiye, Suriye’nin inşasında özel olarak ekonomik açıdan ya da başka konularda olumlu bir rol oynayabilir. Şu anda Türkiye’de devam eden barış süreci de özellikle Suriye’deki Kürtlerin dosyasını yakından ilgilendiriyor. Şu an Türkiye’de yürümekte olan çözüm sürecinin, buradaki sürece de katkısı oldu. Temel hedefimiz coğrafyada istikrarın oluşması, istikrar açısından Türkiye’nin bir rolü olacak ve biz de buna açığız” diye konuştu.

Danışmanlık görevinde mesaiye henüz başlamadığını, SDG’nin feshedildiğinin açıklanmasından sonra aralarında ABD, Suudi Arabistan, Fransa ve Katar’ın da olduğu birçok ülkeden tebrik mesajı aldığını belirten Abdi, “Halkımızla birlikte yeni bir mücadeleye, siyasi bir mücadeleye başlıyoruz. Amacımız halkımızın Suriye devleti içerisinde kendi yerini almasını sağlamak” diye konuştu. “Başaramadılar, teslim oldular” gibi söylemleri doğru bulmadığını vurgulayan Abdi, “Ama ‘biz başardık, devlet kaybetti’ de demiyoruz. Herkes için iyi olacak ve halkımız açısından da olumlu sonuçlar doğuracak bir süreç söz konusu. Şimdi önemli olan Suriye içerisinde sağlam bir statümüzün olması. Her şeyden önce, yasal bir çerçevede Kürt halkı kimliğiyle bu yeni devlete katılıyor. Bu büyük bir başarıdır” ifadelerini kullandı.

Son dakika... Ankara’da uyuşturucu ve fuhuş soruşturması: 21 şüpheliye eş zamanlı operasyon

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen uyuşturucu ve fuhuş soruşturması kapsamında 21 şüpheliye yönelik bu sabah eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Şüpheliler hakkında gözaltı, arama ve el koyma kararları uygulanıyor.

İnternetten ticaret yapanlar dikkat! Karar Resmi Gazete'de yayımlandı: Vergi sistemi değişti

Arnavutköy 'de tartıştığı servis şoförüne kurşun yağdırdı! Görüntüler ortaya çıktı

Olay, dün saat 17.30 sıralarında Arnavutköy Hadımköy Mahallesi Ürgüplü Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 34 LAR 691 plakalı işçi servisinin sürücüsü Mehmet Taştan ile 34 LDE 633 plakalı servis minibüsünün sürücüsü Özcan K. arasında, iddiaya göre akaryakıt anlaşmazlığı nedeniyle tartışma çıktı.
Tartışmanın büyümesi üzerine Özcan K., yanında bulunan silahı çıkararak aracında bulunan Mehmet Taştan'a ateş açtı. Vücuduna 4 kurşun isabet eden Taştan ağır yaralanırken, şüpheli Özcan K. ise aracıyla olay yerinden kaçtı.

CİNAYET ANININ GÖRÜNTÜLERİ ORTAYA ÇIKTI

Olayın ardından çevredeki güvenlik kameraları incelemeye alındı. Cinayet anını kaydeden güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde iki servis sürücüsü arasında yaşanan tartışmanın ardından şüphelinin silahını çıkararak ateş açtığı görülüyor. Silah sesleriyle birlikte olay yerindeki diğer kişilerin panik içerisinde koşarak bölgeden uzaklaştıkları anlar da kameraya yansıyor.

HASTANEDE HAYATINI KAYBETTİ

İhbar üzerine olay yerine sağlık ve çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Ağır yaralanan Mehmet Taştan, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Hadımköy Doktor Niyazi Kurtulmuş Hastanesi'ne kaldırıldı. Taştan, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

KAÇAN ŞÜPHELİYİ YUNUS POLİSLERİ YAKALADI

Olayın ardından kaçan Özcan K.'yi yakalamak için çalışma başlatan Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı yunus polisleri, şüphelinin kullandığı aracı Haraççı-Hadımköy Yolu Caddesi üzerinde durdurdu. Yakalanarak gözaltına alınan Özcan K.'nin, olayda kullandığı silahı yol kenarına attığını söylediği öğrenildi.

Kahramanmaraş okul saldırısı davasında İsa Aras Mersinli'nin annesi için tahliye kararı

Kahramanmaraş'ta 1 öğretmen ile 9 öğrencinin hayatını kaybettiği, 15 öğrencinin yaralandığı okul saldırısına ilişkin, ölen saldırganın babası tutuklu sanık Uğur Mersinli ile annesi tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı.

Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dün görülmeye başlanan ve gece yarısını geçen duruşmada, sanıklar, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Duruşmada taraf avukatları, TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu üyeleri AK Parti milletvekilleri İrfan Karatutlu ve İsa Mesih Şahin ile İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar hazır bulundu.

Duruşmaya aileler, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarının yer aldığı tişörtleri giyerek katıldı. Dün sanık savunmalarıyla başlayan ve müşteki beyanları ile avukat ifadeleriyle devam eden duruşmada psikologlar tanık olarak dinlendi. Emniyet Müdürlüğünde görevli psikolog D.Ö, görev tanımının teşkilat mensupları ile eş ve çocuklarına psikolojik destek vermek olduğunu ifade ederek, Uğur Mersinli'nin çocuğunun sınavı için görüşmelere düzenli geldiğini ancak aralık ayından itibaren görüşmeleri sonlandırdığını ekledi.

Olaydan 1 hafta önce Mersinli ile karşılaştıklarını ve Aras'ı sorduğunu ifade eden D.Ö, "Psikiyatra gidiyoruz mutluyuz' dedi ve otizm teşhisi konulduğunu belirtti, ayrıldık." dedi.

İsrailli uzmandan 'üç mevsim' itirafı! Tek tek sıraladı: 'Türkler ulaşmanın yolunu bulur'

Psikolojik danışman H.G. de 7 Mart'ta anne, baba ve çocukla görüştüğünü aktararak, şöyle devam etti:

"Rutin sorular yönelttim, çocukla yaptığım özel görüşmede teknoloji kullanımının fazla olduğunu ve canlı oyun arkadaşı olduğunu söyledi. Aileyi bu konudan bilgilendirdim, ikinci görüşmede ise halkla ilişkilerinin zayıflığı anlatıp okulu sevmediğini söyledi. Üçüncü çalışmaya çok gönüllü gelmedi, ailesiyle görüştüm. Kimlik yönelimiyle ilgili bir sorun olduğunu tespit edip anneyi davet ederek bu durumu da ilettim. Annesi, konuyu bildiğini söyledi. Ben de psikiyatrik değerlendirmenin uygun olacağını söyledim. Daha önce psikiyatra gittiklerini belirttiler, ben de oraya tekrar götürebileceklerini söyledim."

Psikolojik danışman F.B. ise özel klinikte psikolojik danışmanlık yaptığını belirterek, ailenin kendisine çocuğunun sınav sorunlarından bahsettiğini belirterek, "Sonra aile bize 'kayıt alacak mısınız?' diye sorunca biz de bu konuda aileye bilgilendirme yaptık. Hesap öderken 'Fatura kesilecek, onun için kimlik bilgilerinizi almamız gerekiyor' dedim. Sonra aile 'fatura kesmeyin' dedi, biz de böylelikle kayıt oluşmadan işlem yaptık." ifadelerini kullandı.

"AİLESİYLE İLGİLİ SORULAR SORUNCA ÇOCUK TIKANDI"

Psikolog Y.G. de İsa Aras Mersinli'nin arkadaş edinemediği için kendisine başvurduklarını belirterek, "Aras'a arkadaşlarınla neden sorun yaşıyorsun dediğimde arkadaşlarının ve kendi yaşıtlarının cahil olduğunu söyledi. Ben Aras'a ailesiyle ilgili sorular sorunca çocuk tıkandı, konuşamadı. Ben bir kez görüşmüştüm ve bir daha da görüşme olmadı." ifadelerini kullandı.

AĞLAMA KRİZLERİ

Olayın yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu'nun rehberlik öğretmeni E.İ. de Aras'ı 5. sınıftan beri tanıdığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"7. sınıfta özellikle arkadaşlık kurma ilişkilerinde sorun yaşıyordu. Bu konuda kendisiyle görüştüm. Sonra aileyle görüştüm, çocuğun psikolog tavsiye almasını istedim. 8. sınıfta da okul çantasıyla boğazını sıkmıştı, kendini boğmaya çalışmıştı. Bu durumu kendisine sordum, bana dersten sıkıldığını söylemişti. Bu durumu aileye bildirdim, sorunlarını anlattım. Teknolojiden uzak durması gerektiğini bildirdim. Aile, bana emniyet ve özel psikoloğa gittiklerini ilettiler. Aras, bana genelde ağlama krizleriyle geliyordu. Arkadaş ilişkilerinde çok yalnız kalıyordu, bu da gün geçtikçe artıyordu."

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli doktor N.E.S. ise tetkik istediğini belirterek, şunları söyledi:

"Hemşire hanım EKG çekilirken kollarında çizikler olduğunu fark ettik, konuştuğumda dün gece yaptığını, bazı zamanlar canı sıkıldığını ve kalem-kalemtraşla böyle zarar verdiğini söyledi. Daha sonra adli vaka açılması yönünde talimat verip çocuk psikiyatra sevk ettim. Ardından çocuk psikiyatristi geldi, onun beyanları ve benim gözlemlerimle adli vaka dosyasını tamamladım. Veli gelmeden taburcu etmeyeceğimi söyledim ve velisi gelince taburcu ettim. Babası geldiğinde başmüfettiş olduğunu söyledi, ben de hekim olduğumu söylediğimde 'canın sağ olsun' dedi."

Duruşma savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti, ara kararında baba Uğur Mersinli'nin tutukluluk halinin devamına, anne Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine karar vererek, duruşmayı 4 Aralık'a erteledi.

Saldırıda ölenlerin yakınları ise tahliye kararına tepki gösterdi.

Başakşehir-Galatasaray maçının tartışmalı pozisyonlarını eski hakemler yorumladı! 'Penaltı için yeterli değil'

KARARA İTİRAZ EDİLECEK

Saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmenin avukatı Özcan Kara, kararın ardından adliye binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, mahkemenin tarafsızlığını ve adil yargılama hakkını ihlal ettiğini iddia ederek, anne Mersinli'nin tahliyesine tepki gösterdi.

Zaman kaybetmeden karara itiraz edileceğini aktaran Kara, tahliye kararını destekleyen heyet üyeleri hakkında da reddi hakim talebinde bulunacaklarını aktardı.

Kara, anne Mersinli'nin ihmaller zincirine sebep olduğunu iddia ederek, mahkeme kararını "hukuk skandalı" olarak nitelendirdi.

Saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil'in babası Abdullah Cevdet Yeşil de bir daha Türkiye'de böyle bir acının yaşanmaması için mücadele verdiklerini belirterek, gelinen noktada hukukun sarsıldığını savundu.

10-11 yaşındaki çocuklarını toprağa veren aileler olarak konuya el atılmasını isteyen Yeşil, tek isteklerinin hak ve hukukun yerini bulması olduğunu kaydetti.

Bayram Nabi Şişik'in annesi Mine Şişik de yaklaşık 15 saattir davanın sürdüğünü, bu süre zarfında da tüm tanıkların annenin ihmallerini anlattığını dile getirerek, "Bu kadar ihmali olan kadın, 'Benim iki kızım var, onlar evde yalnızlar' sözüyle mi serbest bırakıldı. Evladının birini terörist yetiştirmiş, biz evlatlarımızı toprağa verdik. Cani yetiştirmiş biri, dışarıdaki kızlarına mı destek olacak." diye karara tepki gösterdi.

İDDİANAMEDEN

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 43 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Uğur Mersinli'nin 10 kişiye yönelik "olası kastla öldürme", 15 kişiye yönelik farklı niteliklerde "olası kastla yaralama" ile "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından, tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin ise "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılması isteniyor.

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulunda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı.

Son dakika: Bakırköy'de otel yangını! Çok sayıda kişi yaralandı

İstanbul’un Bakırköy ilçesinde bir otelde çıkan yangında 12 kişi yaralandı. Cevizlik Mahallesi Muhasebeci Sokak'ta bulunan 6 katlı otelin birinci katında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve üst katlara sıçrayan yangında alevler binanın dış cephesini kapladı.

YARALILAR VAR

İhbar üzerine adrese itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Üst katlarda mahsur kalan 7 kişi itfaiye ekiplerince tahliye edildi. Yangında yaralanan 12 kişi, ambulanslarda ilk müdahale yapılarak hastaneye sevk edildi.

İnternetten ticaret yapanlar dikkat! Karar Resmi Gazete'de yayımlandı: Vergi sistemi değişti

YANGIN KONTROL ALTINDA

Yaklaşık bir saat süren çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

Infografik Görsel (Quality Image)
Infografik Görsel (Quality Image)




Koruyacakları hakları gasp etmişler!

CHP’den İstanbul hamlesi

MEHTAP GÖKDEMİR / ANKARA -Üsküdar Belediye Meclisi’nde bugün başkanvekilinin belirlenmesi için yeniden seçim yapılacak. Ancak seçim öncesi CHP’li üç belediye meclis üyesinin gözaltına alınması ve 4 üyenin de CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılması dengeleri değiştirdi. Gözaltına alınan isimlerden Belediye Başkan Yardımcısı Mithat Özdemir’in adli kontrolle serbest bırakılmasıyla seçime CHP ile AK Parti ve MHP 21’er oyla eşit durumda giriyor.

Hem Üsküdar’ın AK Parti’ye geçme riski hem de Ekrem İmamoğlu hakkında Yargıtay’da bekleyen dava dosyalarına ilişkin olumsuz bir karar durumunda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin de el değiştirme olasılığının dillendirilmesi CHP’yi harekete geçirdi. Genel Merkez, İstanbul’daki belediye meclis üyeleriyle toplantı yaparak, birebir temas kuracak.

Gizli oyla seçilecek

Üsküdar Belediyesi’nde Başkan vekili, belediye meclis üyeleri arasından ve gizli oyla seçilecek. İlk 2 tur oylamada üye tam sayısının üçte iki ve 3. oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranacak. 3. oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılacak. 4. oylamada en fazla oy alan üye, belediye başkanı veya başkan vekili seçilmiş olacak. Oyların eşitliği durumunda kur’a çekilecek.

‘Teslim etmeyeceğiz’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Milletin verdiği emaneti masa başı oyunlarıyla kimseye teslim etmeyeceğiz” mesajını verdi.

44 uçağında 'VCT Finlet' entegrasyonu tamamlandı

Şirketten yapılan açıklamaya göre, SunExpress, 2024’te Vortex Control Technologies (VCT) ile gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında emisyon azaltımına katkı sağlayacak bir adım attı. SunExpress’te ilk etapta 5 adet Boeing 737-800 uçağında uygulanan VCT Finlet entegrasyonu, başarılı test sonuçlarının ardından 44 adet uçağa kadar genişletildi. Uçakların arka gövdesine yerleştirilen ve hava akışını optimize ederek sürüklenmeyi azaltan aerodinamik kanatçıklardan oluşan VCT Finlet teknolojisi, uçuş performansını iyileştirirken, yakıt verimliliğinin artırılmasına ve buna bağlı operasyonel emisyonların azaltılmasına katkı sağlıyor.

Hedef: En değerli 100’de ‘ilk’ olmak

Türkiye’nin en değerli markası olan Türk Hava Yolları, dünyanın en değerli 100 markası arasına girmeyi hedefliyor. Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü, Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Üyesi Ahmet Olmuştur, Türkiye’nin en değerli markası olan Türk Hava Yollarının marka değerini daha da yukarı taşımak istediklerini belirterek, “Dünyanın en değerli 100 markası arasına giren ilk Türk markası olmayı hedefliyoruz” dedi. Olmuştur, THY’nin mevcutta dünyanın en değerli hava yolu markasının 120’li basamaklarda yer aldığını söyledi. Bugüne kadar hiçbir hava yolu markasının ilk 100’e giremediğine dikkati çeken Olmuştur, söz konusu hedefin iddialı olmakla birlikte dünyada bu seviyeye yaklaşmış hava yolları varsa hedef alınabileceğini ifade etti.

Değer odaklı strateji

Marka değerinin, kolaylıkla kopyalanamayan ve markaların çok uzun süre sürdürülebilir büyüme koridorunda yaşamasına sebebiyet veren çok kıymetli ve inşa edilmesi uzun bir sürece yayılmış bir değer olduğunu belirtti.

Bu doğrultuda müşteri memnuniyetini ve net tavsiye skorunu artırmaya yönelik çok sayıda çalışma yürüttüklerini belirten Olmuştur, şunları kaydetti:

“Yolcularımızla temas ettiğimiz 122 deneyim noktamız bulunuyor. Bu yolculuk, yolcumuzun internet sitemizi ziyaret etmesiyle başlıyor, havalimanındaki check-in ve boarding süreçleriyle, uçak içi deneyimle, bagaj teslimiyle ve sonrasında müşteri ilişkileri süreçleriyle devam ediyor. Müşteri deneyiminin parçaları olan tüm bu temas noktalarının, değer odaklı büyüme stratejimizde en önemli kriter olduğunun farkındayız. Bu stratejinin hayata geçirilmesinde yönetim kurulu başkanımız Prof. Dr. Murat Şeker Bey’in de desteği bizler için çok kıymetli.”

Ahmet Olmuştur, THY’nin son 9 yıldır Türkiye’nin en değerli markası seçildiğini belirterek, şirketin Avrupa’nın en iyi hava yolu ödülünü 10. kez aldığını, Skytrax ve APEX değerlendirmelerinde de uzun yıllardır dünyanın önde gelen hava yolları arasında gösterildiğini kaydetti.

Bölgesel uçakta 2028 planı

Bölgesel uçak projesinin öncelikli stratejik gündemlerinden biri olduğuna işaret eden Olmuştur, “Bölgesel uçak ihalesi sürecine başladık; Temmuz ayında üreticilere şartnamemizi gönderdik” ifadelerini kullandı. Ahmet Olmuştur, bölgesel uçakların filoya katılması için 2028’in ikinci yarısını hedeflediklerini, bölgesel uçakların yanı sıra, uçuş ağında ihtiyaç duyulan uzun menzilli ve 400 koltuğa yaklaşan yüksek kapasiteli uçak tipleriyle ilgili çalışmaların da yapıldığını ve uzun menzilli uçakların filodaki payının artırılması yönünde stratejik planlamaların yapıldığını ifade etti.

1.2 milyon kişi ilk kez THY ile seyahate çıktı!

Ahmet Olmuştur, THY’nin pazar payındaki gelişimin önemli unsurlarından birinin yeni müşteriler olduğunu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla THY ile ilk kez seyahat eden 1.2 milyon kişiyi misafir ettiklerini açıkladı. Olmuştur, “Kazandığımız yeni yolcularımızın markamızla ilişkilerini güçlendirmek amacıyla sadakat programımız başta olmak üzere farklı alanlarda ticari aksiyonlar almaya devam ediyoruz” dedi.

16 milyonluk hacim küresel ilgi çekiyor

ABD basını, şirketin uluslararası ortaklarından Opus Group’un yapay zekâ, görüntüleme, lazer ve temassız ölçüm teknolojilerindeki deneyimini Türkiye’ye taşımasına odaklandı. Türkiye’nin 34.5 milyon araçlık parkı ve yılda yaklaşık 16 milyonluk muayene hacmiyle dünyanın en büyük araç muayene pazarlarından biri olduğu vurgulandı.

İngiltere medyasına yansıyan haberlerde ise ‘Türkiye, 3 milyar dolarlık araç muayene dönüşümünü yapay zekâ ve otomasyon üzerine kuruyor’ başlığı öne çıktı. Alman basını, Türkiye’de 20 yıllık dönemin sona ermesinin ardından başlayacak yeni sistemin teknoloji altyapısına odaklandı.

TURKA Yönetim Kurulu Başkanı Halis Ezer, Türkiye’de yürütülen dönüşümün ölçeği ve teknoloji altyapısıyla uluslararası basının dikkatini çektiğini belirterek şunları söyledi:

“Uluslararası ortaklarımızın Kuzey Amerika, Avrupa ve Latin Amerika’daki deneyimini Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla bir araya getiriyoruz. Hedefimiz daha hızlı, daha şeffaf, ülke genelinde aynı standartta çalışan ve geleceğin araçlarına hazır bir sistem kurmak. Türkiye’nin bu alanda teknolojiyi kullanan ve yeni standartların oluşmasına katkı sağlayan ülkeler arasında yer almasını istiyoruz.”

Büyük ikramiye 620 milyon lirayı aştı

Şimdiye kadar Çılgın Sayısal Loto’da en yüksek ikramiye, 8 Haziran’daki çekilişte Adana Yüreğir’den oynayarak 6 bilen 1 talihlinin kazandığı 1 milyar 110 milyon 362 bin 664 TL’lik rekor ikramiye olmuştu. Sultangazi’deki Milli Piyango şans oyunları bayisi işletmecisi Kerim Turan, büyük ikramiyenin 624 milyon TL’ye ulaşmasıyla yeni oyuncuların da ilgi gösterdiğini belirtti.

ABD'den Rusya'ya kritik ziyaret! Tarih belli oldu

Rusya'nın resmi haber ajansı TASS, adı açıklanmayan bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD'li müzakereciler Steve Witkoff ve Jared Kushner'in 5-6 Eylül tarihlerinde önce Rusya'nın başkenti Moskova'yı, ardından Ukrayna'nın başkenti Kiev'i ziyaret edeceğini aktardı. Witkoff ve Kushner'in ilk durağının Moskova olacağı belirtildi.

Yunan basını İsrail ittifakının perde arkasını yazdı! Türkiye'ye karşı plan: 'Denklemin bilinmeyeni'
Uzun süre oturanlar dikkat! Uzmanlardan kritik uyarı: 'Ölüm riskini yüzde 9 artırıyor'

İsrailli komandoya Fransa'da soğuk duş! Suç duyurusunda bulunuldu: 'Gazze'deki soykırıma katıldı'

Fransız milletvekili Thomas Portes, sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, "Gazze'de soykırıma katılan eski bir İsrailli komando şu andaFransa'da" ifadesini kullandı.

İŞLEDİĞİ SUÇLARI SIRALADI

Söz konusu İsrailli komandonun yönettiği askeri birliğin bölgede hastanelere yönelik saldırılara ve camilerin, okulların ve binaların yıkımına katıldığını belirten Portes, "İşlediği suçlar, savaş, soykırım suçları ve işkence eylemleri olarak nitelendirilebilir" dedi.

Portes, eski komando hakkında sorumluluklarının saptanması için soruşturma başlatılması talebiyle cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

Brüksel merkezli Hind Recep Vakfından (HRF) yapılan açıklamaya göre, Fransız milletvekilinin hakkında suç duyurusunda bulunduğu İsrailli komandonun adı Elitzur Gitler.

Hind Recep VakfınınFransamerkezli Urgence Palestine (Acil Filistin) derneği ile yürüttüğü araştırma kapsamında, Gitler'in kasım 2023 ve nisan 2024 tarihleri arasında Gazze'deki soykırım boyunca sivilleri ve koruma altındaki altyapıları hedef alan saldırılara dahil olduğu belgelendi.

‘SOYKIRIMCILAR İÇİN GÜVENLİ LİMAN’

Hind Recep Vakfı ve Urgence Palestine derneği, Gitler hakkında ön soruşturma başlatılmasını ve şüphelinin İsrail'e dönmesini engellemek için tedbirler alınmasını talep etti.

Hind Recep Vakfının Hukuk Direktörü Natacha Bracq, "Bu engeller var oldukça,Fransa, soykırımcılar için bir güvenli liman olmaya devam edecek" ifadesini kullandı.

Bracq, belgelenmiş vahşetlere gönüllü olarak katılan kişilerin, yalnızca geçerli bir pasaportu veya davetiyesi olduğu için Paris yakınlarında serbestçe gezipFransa'da spor etkinliklerine katılabilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

Söz konusu kişi, Uluslararası Roundnet Federasyonu tarafındanFransa'nın başkenti Paris'e yakın Champigny-sur-Marne kentinde 2-6 Eylül'de düzenlenen Dünya Roundnet Şampiyonası'na katılmak üzere bu ülkede bulunuyor.

İtalya'da on binlerce kişi kutlamaya hazırlanıyor! 'Meloni'den 1.413 günlük rekor'
Yunan basını İsrail ittifakının perde arkasını yazdı! Türkiye'ye karşı plan: 'Denklemin bilinmeyeni'

SON DAKİKA HABERLER: Nepal'de sel felaketinden günler sonra gelen mucize! 'Ses duyuldu'

Nepal’de etkili olan şiddetli sel ve toprak kaymalarının ardından ekipler, Trishuli 3A Hidroelektrik Projesi’ndeki tünelde mahsur kalan kişilere ulaşmak için zamana karşı mücadele verdi.

İKİ KİŞİ SAĞ ÇIKARILDI

BBC’nin haberine göre, kurtarma ekipleri cuma sabahı tünelin içerisinden sesler duydu ve çalışmaların ardından iki kişiyi sağ olarak çıkarmayı başardı.

GÜNLER SONRA GELEN UMUT

Nepal Enerji Bakanlığı, ekiplerin tünelden sesler duyulmasının ardından en az 42 kişinin kurtarılmasını beklediklerini açıkladı.

Kurtarılan ilk kişinin Sanjaya Shah olduğu bildirildi. Shah, olay yerinden helikopterle alınarak başkent Katmandu’nun kuzeybatısında bulunan Battar’daki hastaneye sevk edildi.

İkinci kurtarılan kişinin ise Kabir Maharjan olduğu belirtildi. Maharjan’ın Katmandu’daki askeri hastane Chhauni Hastanesi’ne götürülmek üzere hazırlıklarının sürdüğü aktarıldı.

Kurtarma ekiplerinin tünelde başka kişilerin de bulunabileceğine ilişkin umutları sürerken, çalışmaların devam ettiği bildirildi.

SEL VE TOPRAK KAYMALARI BÖLGEYİ YUTTU

Felaket, Nepal’in Çin sınırındaki bölgelerinde büyük yıkıma yol açtı. Şiddetli yağışların ardından meydana gelen ani seller ve toprak kaymaları, Nepal’in Rasuwa, Nuwakot, Dhading ve Kavre bölgelerini vurdu. Felaketten başkent Katmandu Vadisi de ağır şekilde etkilendi.

Sel suları ve çamur kütleleri yalnızca Nepal’de değil, Çin tarafında da büyük hasara neden oldu. Çin’in güneybatısındaki Xizang Özerk Bölgesi’nde, Tibet olarak da bilinen bölgede bulunan Gyirong Limanı da sel ve toprak kaymalarının etkisiyle adeta çamur altında kaldı.

CAN KAYBI 1.280’E ULAŞTI

Felaketin bilançosu ise giderek ağırlaşıyor. Nepal makamlarının verilerine göre, geçen hafta meydana gelen ani sellerde 1.259 kişi hayatını kaybetti, 5 bin 83 kişi ise kayıp.

Çin makamları ise ülkede 21 kişinin öldüğünü, 541 kişinin bulunması için arama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

İki ülkenin toplam bilançosu en az 1.280 can kaybına ulaşırken, 5 bin 624 kişinin akıbeti henüz bilinmiyor. Kayıplar arasında 844 yabancı uyruklu kişi de bulunuyor.

Bölgede ekiplerin arama-kurtarma çalışmaları sürerken, hidroelektrik santralinin tünelinden günler sonra iki kişinin sağ çıkarılması, ağır bilançoya rağmen arama çalışmalarına ilişkin umutları yeniden artırdı.

Yunan basını İsrail ittifakının perde arkasını yazdı! Türkiye'ye karşı plan: 'Denklemin bilinmeyeni'
Pekin'in okyanustaki 'gizli kulağı!' Dev şirket casusluk ağına mı dönüştü?

100'den fazla kişi ABD'den sınır dışı edildi! 'Uçuş sıklığı artırıldı'

Associated Press (AP) ajansına konuşan Haiti Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden Nicolas Mardochee, ABD'nin sınır dışı faaliyetlerine ilişkin açıklamada bulundu.

ABD tarafından dün 101 kişinin Haiti'ye sınır dışı edildiğini belirten Mardochee, bu kişilerin arasında Haiti Vatandaşlarını Koruma Ofisi'nin eski yetkilisi Renan Hedouville'in de yer aldığını kaydetti.

'ÜST ÜSTE ÜÇ HAFTA GERÇEKLEŞTİ'

ABD merkezli, bağımsız ve kar amacı gütmeyen insan hakları savunma örgütü Human Rights First kuruluşunun verileri ise söz konusu uçağın ABD'nin Louisiana eyaletinden kalktığını ve Haiti'nin kuzeyindeki Cap-Haitien şehrine iniş yaptığını gösterdi.

Kuruluştan yapılan açıklamada ayrıca, Haiti'ye üst üste üç haftadır sınır dışı amacıyla uçuş gerçekleştirildiği ve uçuş sıklığının aylıktan haftalığa düştüğüne dikkat çekildi.

NE OLMUŞTU?

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE), ülkede geçici koruma statüsü (TPS) sona eren 300 binden fazla Haitili göçmene karşı tutuklama ve sınır dışı operasyonlarına başlayacağı iddia edilmişti.

Amerika kıtasının en yoksul ülkelerinden Haiti, çetelerin yol açtığı şiddet sarmalı ve iktidar boşluğu nedeniyle ekonomik çöküşün eşiğinde bulunuyor.

İtalya'da on binlerce kişi kutlamaya hazırlanıyor! 'Meloni'den 1.413 günlük rekor'
Menüyü gören restorandan kaçıyor! 'Bu gerçekten yenebilir mi?'

İtalya'da on binlerce kişi kutlamaya hazırlanıyor! 'Meloni'den 1.413 günlük rekor'

İtalya siyasetinde yıllardır değişmeyen tablo, cuma günü itibarıyla değişti. 2022’de iktidara gelen Giorgia Meloni, başbakanlık koltuğunda geçirdiği süreyle ülkenin siyasi tarihinde daha önce hiçbir hükümetin ulaşamadığı bir eşiği aştı.

ANSA’nın aktardığına göre Meloni, 1.413 günle Silvio Berlusconi’nin ikinci hükümetine ait 1.412 günlük rekoru geride bıraktı. Böylece hem İtalya Cumhuriyeti tarihinin en uzun süre görev yapan hükümetinin başbakanı hem de savaş sonrası dönemin en uzun süre görevde kalan başbakanı oldu.

REKOR YALNIZCA BİR GÜN FARKLA GELDİ

Meloni, 22 Ekim 2022’de başbakanlık görevini devraldı. Berlusconi’nin ikinci hükümeti ise 11 Haziran 2001'den 23 Nisan 2005'e kadar görev yapmış ve toplam 1.412 gün iktidarda kalmıştı.

Meloni, cuma günü itibarıyla bu süreyi yalnızca bir gün farkla aşarak yeni rekorun sahibi oldu. Üstelik hükümeti hala görevde olduğu için bu rekor, Meloni başbakanlık koltuğunda kaldığı sürece büyümeye devam edecek.

ON BİNLERCE KİŞİ KUTLAMAYA HAZIRLANIYOR

Tarihi dönüm noktası, İtalya'nın güneyindeki liman kenti Bari'de düzenlenecek etkinlikle kutlanacak. İtalyan ekonomi gazetesi Il Sole 24 Ore, kutlamaya on binlerce kişinin katılmasının beklendiğini bildirdi.

Ancak tarihi günün bir de güvenlik boyutu bulunuyor. Gazeteye göre, olası protestolar nedeniyle kentte güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarılması bekleniyor.

PARTİSİNDEN DİKKAT ÇEKEN MESAJ

Meloni'nin liderliğindeki İtalya'nın Kardeşleri partisi de tarihi gün için özel bir video hazırladı. Yaklaşık dört yıllık iktidar döneminden görüntülerin yer aldığı videoda hükümetin elde ettiği başarılar öne çıkarılırken, “En istikrarlı hükümet, en güçlü İtalya” sloganı kullanıldı.

MELONİ’DEN İLK AÇIKLAMA

Meloni ise tarihi eşiği X hesabından yaptığı paylaşımla değerlendirdi. Rekoru “minnettarlık ve güçlü bir sorumluluk duygusuyla” karşıladığını belirten İtalya Başbakanı, uzun süre görevde kalmanın tek başına övünülecek bir başarı olmadığını söyledi.

Meloni'ye göre istikrar, bir ülkenin plan yapabilmesinin, karar alabilmesinin, verdiği sözleri yerine getirebilmesinin ve saygı görmesinin ön koşulu.

Böylece Meloni, iktidarda geçirdiği süre bakımından yalnızca Berlusconi'yi geride bırakmakla kalmadı, İtalya'nın savaş sonrası siyasi tarihindeki en uzun soluklu başbakanlık döneminin de sahibi oldu.

Yunan basını İsrail ittifakının perde arkasını yazdı! Türkiye'ye karşı plan: 'Denklemin bilinmeyeni'
Menüyü gören restorandan kaçıyor! 'Bu gerçekten yenebilir mi?'

Deniz Göktaş hakkında iddianame hazırlandı! İşte istenen ceza

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Göktaş'ın sanal medya platformlarında yayınladığı videonun içeriğinde suç unsuru tespit etmi, bunun üzerine Göktaş hakkında soruşturma başlatmıştı. Yurt dışı seyahatinden Türkiye'ye dönen Deniz Göktaş İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınmıştı. Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Göktaş, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Dini değerleri aşağılama' suçlarından tutuklanmıştı.

İDDANAME HAZIRLANDI

Deniz Göktaş hakkında iddianame tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” ismiyle yayınlanan gösteri içeriğinde sarf ettiği ifadeler nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret', 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama' ve 'Suçu ve suçluyu övme' suçlarından 2 yıl 2 aydan 9 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

TAHLİYEYE KARARINA İTİRAZLA İKİNCİ KEZ TUTUKLAMA

Öte yandan 3 Temmuz’da tutuklanan Göktaş hakkında, avukatlarının itirazı üzerine İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce tahliye kararı verilmişti. Göktaş, 28 Ağustos’ta tahliye edilmişti. Tahliyesinin ardından Göktaş, bu kez ‘suçu ve suçluyu övme’ suçundan yeniden tutuklanmıştı. İstanbul 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği, Göktaş’ın gösterisinde kullandığı bazı ifadelerde, ‘Daltonlar Çetesi’ olarak bilinen suç grubunun suç içerikli eylemlerini öven, meşru gösteren ve suça ulaşılmasını kolaylaştıran ifadeler olarak değerlendirmişti.

Peş peşe deniz kazalarının ardından Antalya'da korkutan olay! Batma tehlikesi geçiren tekne kıyıya çekildi

Antalya’nın Manavgat ilçesi açıklarında su alarak batma tehlikesi geçiren tekne ırmak kenarındaki tersaneye çekildi. Manavgat'ta bir iş insanına ait olan ve günübirlik turist taşımacılığı yapılan fiber teknede 2 Eylül Çarşamba günü egzoz arızası meydana geldi.

Bunun üzerine arızalanan egzoz sökülerek tamire götürüldü. Gece saatlerinde ise su almaya başlayan teknenin büyük kısmı su altında kaldı.

Sabah dalgıçlar tarafından suyu boşaltılan tekne römorkör yardımıyla bakım ve onarımının yapılması için Manavgat ırmak kenarındaki tersaneye çekildi.

Denizde yıllar sonra aynı facia! Gemi enkazı çok derinden çıkarılabilir mi? 9 yıl önce batan geminin mürettebatına ulaşılamamıştı
Türkiye'nin konuştuğu ceza! Sürücü konuştu: Maddi cezadan daha ağırdı, affetmesini istiyorum

Enkaz nerede? Silivri'de çarpışan gemiler sonrası gündemde! 9 yıl sonra aynı kaza

HABER MERKEZİ- Kocaeli'den Aliağa'ya seyreden boş durumdaki Alsu tankeri ile İskenderun'dan Karadeniz Ereğli'ye 4199 ton rulo sac taşıyan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisi 2 Eylül saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil (35 kilometre) güneyinde çarpışmış, içerisinde 10 mürettebatın bulunduğu Tuğberk İmamoğlu isimli gemi batmıştı.

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması sonucu batan geminin bulunduğu bölgede arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Marmara Denizi'nde 2 Eylül'de "MT Alsu" ile "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemilerin çatışması ve 10 kişilik mürettebatı bulunan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin batması nedeniyle başlatılan arama kurtarma çalışmalarına Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti, Deniz Kuvvetleri, AFAD ve Kızılay başta olmak üzere ilgili kurumlar katılıyor.

Çalışmalarda 18 yüzer unsur, 5 helikopter, 2 insansız hava aracı, 1 uçak ile su altında arama yapan Deniz Kuvvetlerine ait bir gemi görev alıyor. Kaza sonrası Silivri'de İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünce oluşturulan kriz merkezinde ise çalışmalar anlık takip ediliyor. Arama kurtarma çalışmalarının takip edildiği bölgede, gemideki mürettebatın aileleri ve yakınları da bekleyişi sürüyor. Ayrıca Silivri Kaymakamlığı koordinasyonunda, kurum ve kuruluşların destekleriyle, mürettebatın akrabaları ve yakınlarına çalışmalar hakkında sürekli bilgi veriliyor. Çarpışmadan hasar almadan kurtulan Alsu isimli ticari gemi ise Silivri açıklarında bekletiliyor. Öte yandan, sahil güvenliğe ait teknenin Alsu'ya yanaştığı ve ekiplerin gemiye çıktığı görüldü.

9 YIL ÖNCE DE BENZER BİR GECE YAŞANDI

Yaşananlar ise gözleri 9 yıl önce Karadeniz'de yaşanan başka bir faciaya çevirdi.Belgesel yapımcısı Hakan Arslan, TRT Haber canlı yayınında Silivri açıklarında yaşanan kazanın kendilerini 9 yıl öncesine götürdüğünü söyledi. 1 Kasım 2017'de kuru yük gemisi Bilal Bal, Marmara'dan Karadeniz Ereğli'ye doğru seyrediyordu. Gemi demir tozu taşıyordu. Sabaha karşı Şile açıklarından bir tehlike sinyali geldi. Bu, gemide bir sorun olduğuna işaret eden sinyaldi. Ancak gemiye ulaşılmaya çalışıldığında herhangi bir iletişim kurulamadı.

Dakikalar içinde hem karadan hem denizden arama çalışmaları başlatıldı. Ardından gemiye ait filikalar bulundu. Ancak filikalar boştu. Gemide 9 kişilik mürettebat bulunuyordu. Arslan'a göre, yaşananlar bugünkü kazayla birçok açıdan benzerlik taşıyordu.

GEMİNİN BATTIĞI NOKTA BELLİYDİ AMA MÜRETTEBATA ULAŞILAMADI

Bilal Bal'ın kaybolmasının ardından arama çalışmaları karadan, denizden ve havadan sürdürüldü. Ancak mürettebata ulaşılamadı. M/V Bilal Bal kuryük gemisi, 1 Kasım 2017 tarihinde Şile açıklarında 3 bin 100 ton tufal (demir/çelik tozu) yüküyle ve 9 mürettebatıyla batmıştı.

Bunun üzerine başka bir kritik soru ortaya çıktı. Geminin nerede battığı yaklaşık olarak biliniyordu ancak enkaz gerçekten o noktada mıydı? Hakan Arslan, denizde bunun her zaman mümkün olmadığını vurguladı. Çünkü bir gemi batarken bulunduğu noktadan farklı bir konuma sürüklenebiliyor, suyun altına inerken farklı bir pozisyona geçebiliyor. Üstelik Bilal Bal yaklaşık 80 metre derinlikteydi.

Karadeniz’de yine gemi battı

OPERASYONUN MERKEZİNDE TCG ALEMDAR VARDI

Arama çalışmalarında Türk Deniz Kuvvetleri'nin önemli unsurlarından TCG Alemdar görevlendirildi. Arama çalışmalarına katılan Arslan'ın verdiği bilgilere göre TCG Alemdar, 90 metre uzunluğunda ve 4 bin 200 ton ağırlığında bir denizaltı arama ve destek gemisi olarak inşa edildi. Geminin asıl görevi, Türk Deniz Kuvvetleri'nin denizaltı filosunda yaşanabilecek olası acil durumlarda devreye girmek.

Yüzerliğini kaybeden bir denizaltıya yaşam desteği sağlayabilecek sistemlerle donatılan geminin, 600 metre derinliğe kadar hava desteği verebildiğini belirten Arslan, TCG Alemdar'ın bu kabiliyetiyle dünyada sayılı gemiler arasında bulunduğunu ifade etti. Gemi ayrıca 227 metre derinlikten personel kurtarma yeteneğine de sahip. Operasyonda yalnızca TCG Alemdar görev yapmıyor. Arslan, 63 metre uzunluğundaki TCG Işın ve TCG Akın gemilerinin de destek ve yedekleme kabiliyetine sahip olduğunu anlattı. Bu üç geminin bir başka önemli özelliği ise Türk mühendisler tarafından tasarlanmış ve Türk tersanelerinde üretilmiş olmaları.

Son dakika: Kaptan konuştu! Şile'de batan gemi ile ilgili skandal gerçek!

DENİZİN ALTINA SES DALGALARI GÖNDERİLDİ

Peki, metrelerce derinlikte bir gemi nasıl bulunuyor? Bilal Bal operasyonunda bu sorunun yanıtı, gelişmiş bir iskandil sisteminde saklıydı. TCG Alemdar, deniz tabanına ses dalgaları gönderdi. Bu dalgaların geri dönüşleri kaydedildi ve deniz tabanının adeta bir haritası çıkarıldı. Sistemin hassasiyeti ise dikkat çekiciydi.

Arslan'ın anlattığına göre, deniz zemininden yalnızca yarım metre yükselen bir cisim bile tespit edilebiliyordu. Ses dalgalarının geri dönüşleriyle deniz tabanındaki yükseltiler farklı renklerle belirleniyordu. En yüksek noktalar ise görüntülerde farklı şekilde öne çıkıyordu. Ve kısa süre içinde Bilal Bal'ın enkazına ulaşıldı. Görüntüler, geminin iki parçaya ayrıldığını ortaya koydu. Arslan, demir tozu taşıyan gemide çok ani bir kırılma ve batış yaşandığını belirtti.

80 METRE İLE YÜZLERCE METRE AYNI DEĞİL

Silivri açıklarındaki son kazada en önemli farklardan biri ise derinlik. Arslan, suyun altında derinlik arttıkça fizik kurallarının tamamen değiştiğini söyledi. 80 metre ile yüzlerce metre arasındaki fark, karadaki mesafe farkıyla aynı şekilde değerlendirilemiyor. Bu nedenle belirli bir derinliğin ardından insanlı operasyonlar sona eriyor. Dünyada insanlı dalış operasyonlarının yaklaşık 110 ila 120 metre derinliğe kadar yapılabildiğini belirten Arslan, daha derin noktalarda ise robotik sistemlerin devreye girdiğini anlattı.

Şile’nin derinlerinde bekleyen büyük dram

80 METREYE BİRİNCİ SINIF DALGIÇLAR İNDİ

Bilal Bal yaklaşık 80 metre derinlikte olduğu için Türk Deniz Kuvvetleri'nin birinci sınıf dalgıçları operasyona katıldı. Ancak bu dalışlar, normal bir dalıştan çok farklıydı. Dalgıçlar bir asansör sistemiyle batığa indirildi. Gemiden sürekli olarak yaşam desteği sağlandı.

Hava, ısınma ve diğer destek sistemleri dalgıçlara bağlı kablolar üzerinden ulaştırıldı. Derinlik arttıkça hipotermi riski nedeniyle sıcak su bağlantısı da sağlandı. Dalgıçlar operasyon boyunca gemiyle sürekli iletişim halinde kaldı. Her dalışta iki dalgıç aşağı inerken, yukarıda yaklaşık 17 kişilik bir ekip operasyona destek verdi.

NORMAL HAVAYLA İNMİYORLAR

Derinlikteki en büyük tehlikelerden biri de basınç. Bu nedenle dalgıçlar normal havayla dalış yapmıyor. Arslan, derinlikte azot narkozu riskine karşı özel gaz karışımlarının kullanıldığını belirtti. Dalgıçlar yaklaşık 80 metre derinlikte 40 dakika çalışma yapabiliyordu. Batığa asansörle iniş ise yaklaşık 5,5 dakika sürüyordu. Ancak asıl zorlu süreç dönüşte başlıyordu.

Yaklaşık 40 dakikalık çalışmanın ardından dalgıçların yeniden yüzeye çıkış süreci saatleri bulabiliyordu. Bu nedenle gemilerde bulunan basınç odaları kritik önem taşıyordu. Dalgıçlar uzun süre denizde beklemek yerine basınç odalarına alınarak güvenli şekilde basınç değişimine uyum sağlamaları sağlanıyordu. TCG Alemdar ve benzeri gemilerde ayrıca ameliyathane ve revir de bulunuyor. Böylece olası bir sağlık müdahalesi anında yapılabiliyor.

'CANLI BATIK' TEHLİKESİ

Yeni batıkların dalgıçlar için taşıdığı başka bir büyük tehlike daha var. Arslan, bu tür batıkların henüz deniz tabanına tam olarak oturmadığı için "canlı batık" olarak adlandırıldığını anlattı. Yeni batmış bir geminin içerisinde her an çökme yaşanabiliyor. Malzemeler yer değiştirebiliyor. Enkazın yapısı değişebiliyor. Bu da batığın içine giren dalgıçlar için operasyonu çok daha tehlikeli hale getiriyor. Birinci sınıf dalgıçlar sıfır görüş mesafesinde bile görev yapabilecek özel eğitimlere sahip olsa da, bu tür operasyonlarda risk her an devam ediyor.

110 METREDEN SONRA İNSAN DEĞİL ROBOT

Derinlik arttığında ise artık insanlı dalış mümkün olmuyor. İşte bu noktada uzaktan kumandalı robotik sistemler devreye giriyor. Türk Deniz Kuvvetleri'nin 1000 metre ve 3000 metre derinlikte görev yapabilen robotik sistemlere sahip olduğunu belirten Arslan, bu araçların özel kameralar ve robotik kollarla donatıldığını anlattı.

Bu sistemler deniz tabanındaki görüntüleri aktarabiliyor, robotik kollarıyla müdahale edebiliyor ve belirli ağırlıktaki nesneleri yüzeye çıkarabiliyor. 3 bin metre derinlik kapasitesinin ise Türkiye'nin denizlerindeki en derin noktalar dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi.

YÜZLERCE METREDE BASINÇ

Denizin altında derinlik arttıkça insan vücudunun karşı karşıya kaldığı basınç da katlanarak yükseliyor. Arslan, örnek olarak yüzlerce metre derinlikteki basıncın onlarca atmosfer seviyesine ulaştığını vurguladı. Bu nedenle insanın doğrudan inemediği derinliklerde artık tüm çalışma robotik sistemlerle yürütülüyor. Yani denizin yüzeyinden bakıldığında birkaç yüz metre gibi görünen mesafe, suyun altında bambaşka bir dünyaya dönüşüyor.

ŞİMDİ GÖZLER DERİNLİKTEKİ OPERASYONDA

Silivri açıklarında yaşanan kazanın ardından başlayan çalışma, 9 yıl önceki Bilal Bal faciasında edinilen tecrübeleri bir kez daha gündeme getirdi. Bir geminin denizin altında bulunması, yalnızca batış noktasını bilmekle sınırlı değil. Önce deniz tabanı ses dalgalarıyla taranıyor. Ardından enkazın konumu belirleniyor.

Derinliğe göre insanlı ya da robotik operasyon yöntemi seçiliyor. Ve denizin altında, yüzeyden kilometrelerce uzakta yürütülen o sessiz operasyon başlıyor. 9 yıl önce Bilal Bal için yapılan çalışmaların ardından şimdi gözler, Silivri açıklarında başlayan yeni arama sürecine çevrilmiş durumda. Denizin altındaki enkaza ulaşmak için teknoloji devrede. Ancak bu kez derinlik, geçmişteki operasyondan çok daha farklı bir mücadeleyi beraberinde getiriyor.

Silivri’deki gemi kazasının 3’üncü gün! Kayıp 10 denizciyi arama çalışmaları sürüyor

Türkiye'nin konuştuğu ceza! Sürücü konuştu: Maddi cezadan daha ağırdı, affetmesini istiyorum

Korkuteli-Çavdır karayolunda geçtiğimiz günlerde meydana gelen olayda, Burdur'un Çavdır ilçesinde yaşayan Vesile (52) ve Ünal Oral (58) çifti, kamyonetleriyle seyir halindeyken yol üzerinde trafik uygulaması yapan polis ekiplerini gördü. Araçta yasal yolcu kapasitesinin üzerinde kişi bulunması nedeniyle sürücü Ünal Oral, uygulama noktasına gelmeden hemen önce eşi Vesile Oral'ı araçtan indirerek yoluna devam etti. Sürücünün bu hamlesi uygulama yapan polis ekiplerinin gözünden kaçmadı.

YAŞANAN DİYALOG YÜZLERİ GÜLÜMSETTİ

Sürücünün eşini yol üzerinde bıraktığını fark eden trafik ekipleri uygulama noktasında kamyoneti durdurdu. Ceza yiyeceğini düşünen Ünal Oral ile trafik polisi Oğuzhan Yüceer arasında yaşanan diyalog cep telefonu kamerası ile kaydedilirken, tüm Türkiye'nin yüzünü gülümsetti. Sürücüye "Sen burada bekleyeceksin, ben gidip anamı alıp geleceğim" diyen polis memuru Oğuzhan Yüceer ekip otosuyla eşi tarafından yolda indirilen Vesile Oral'ı alarak uygulama noktasına getirdi. Sonrasında ise sürücü ile polis memuru arasında yaşanan sıcak diyalog yüzleri gülümsetti.

EŞİNİ YOLDA İNDİREN SÜRÜCÜYE BULAŞIK YIKAMA CEZASI

Polis memuru Oğuzhan Yüceer sürücü Ünal Oral'a trafik cezası yazmayacağını bunun farklı bir ceza yazacağını söyledi. Sürücüye eşini yürüttüğü için ev cezası verdiğini söyleyen polis memuru Oğuzhan Yüceer "Şimdi size ceza yazmayacağım. Bugün akşam bulaşıkları sen yıkayacaksın. Eğer ki yıkamazsa bana haber verin. Bu kadını buraya kadar yürüttü, ben de cezayı yazdım. Bugün bulaşık olmasa bile toplamaya yardım edeceksin" dedi. Polis memurunun esprili uyarısı karşısında sürücü ve eşi gülümserken, yaşananlar uygulama noktasında renkli görüntülere sahne oldu.

"POLİSİ GÖRÜNCE EŞİMİ İNDİRDİM"

Görüntülülerin sosyal medyada yayılmasının ardından tüm Türkiye polis memurunun araç sürücüsüne kestiği cezayı tebessüm ime izlerken polis memuru Oğuzhan Yüceer ve araç sürücü Ünal Oral İHA'ya konuştu. Korkuteli'nde yapılacak güreşlere gelmek için yola çıktığını söyleyen araç sürücüsü Ünal Oral, "Güreşlere davetliydim. Kızımı da aldım, hep birlikte gezmiş oluruz diye. Arabaya bindik, ama araç 2 kişilik biz 3-4 kişi bindik. Yolda radar aracı var, polis arkadaşlar yolu kesmişler. O şekilde gitmek saygısızlık olacak gibi geldi. Orada eşimi indirdim. Eşimi indirdikten sonra polis arkadaşların yanına gittim" dedi.

"MADDİ CEZADAN ZİYADE AĞIR BİR CEZA VERMİŞ OLDU"

Uygulama noktasında görevli memurun eşini yolda indirirken fark ettiğini söyleyerek ekip aracı ile giderek yolda yaya olarak ilerlemekte olan eşi Vesile Oral'ı aldıktan sonra kendisine bulaşık yıkama cezası verdiğini söyleyen Ünal Oral, "Memur arkadaş ‘Benim içim rahat etmedi. Bu yaptığın çok yanlış, bu sıcakta bu kadını neden yolda bırakıyorsun. Ben annemi gidip alıp geleceğim' dedi. Gidip eşimi alıp geldi. Bu arada eşim ceza yazacak diye biraz korkmuş. ‘Size ceza yazmayacağım, ayrı bir ceza vereceğim' dedi. Bulaşık yıkama cezası verdi. ‘Eğer onu yapmazsan bile yardım edeceksin' dedi. Tamam dedik, sağ olsun ceza yazmadı bize, burada amaç ceza yazmak değil. Türk polisinin kadınlara karşı merhametiydi. Maddi cezadan ziyade ağır bir ceza vermiş oldu. Kendisinden bu cezayı affetmesini istiyorum. Başka bir ceza versin. Polisimizin her zaman başımızın üstünde yeri var" şeklinde konuştu.

"ÖNCELİĞİMİZ VATANDAŞIMIZIN CAN VE MAL GÜVENLİĞİ'

Uygulama yaparken noktanın 500 metre gerisinde bir aracın durarak bir kişinin indiğini fark ettiklerini belirten polis memuru Oğuzhan Yüceer, "Biz rutin uygulamamızı yaparken, noktanın yaklaşık 500 metre gerisinde aracın sağa doğru yanaştığını, sonrasında da araçtan birisinin indiğini gördük. Sonrasında beyefendi geldi kendisi ile görüştük. Teyzemin orada indirildiğini gördüm. O sıcakta gönlüm el vermedi. Gittim, aldım geldim. Olay sonrasında çok samimi bir şekilde gelişti. Kendileri ile güzel bir sohbetimiz oldu. Bizim burada amacımız hiçbir şekilde vatandaşımıza ceza yazmak değil. Önceliğimiz vatandaşımızın can ve mal güvenliği. Bizde kendilerine bunları güzel bir şekilde izah edebildiğimizi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Mersin limanında kimyasal sızıntı! Açıklama geldi

Alınan bilgiye göre, Mersin Limanı'nda bir konteynerin delinmesi sonucu gaz sızıntısı meydana geldi. İddiaya göre, yaşanan sızıntı nedeniyle limandaki operasyonlar geçici olarak durduruldu, çalışanlar tedbir amacıyla liman sahasının dışına çıkarıldı.

CHP'li Berhan Şimşek’e 'kadına şiddet'ten uzaklaştırma kararı! Görüntüler ortaya çıktı

Gazdan etkilendiği öne sürülen çok sayıda çalışanın için bölgeye ambulanslar sevk edildi. Olayın ardından bölgeye çok sayıda ilgili kurum ekiplerinin de gönderildiği öğrenildi. Sağlık ekiplerinin bazı kişileri çevredeki hastanelere sevk ettiği bildirildi.



SIZINTININ SEBEBİ ORTAYA ÇIKTI

Konuyla ilgili Mersin Valiliği'nden açıklama geldi. Açıklamada:" 04 Eylül 2026 tarihinde saat 02.20 sıralarında, Mersin Uluslararası Limanı'nda bir iş kazası meydana gelmiştir. Olay yerine sevk edilen AFAD ekiplerince yapılan incelemede, iş makinesinin bir konteynerin üzerine devrilmesi sonucu sızıntı meydana geldiği ve etil akrilat olarak değerlendirilen maddenin çevreye yayılarak yoğun kokuya neden olduğu tespit edilmiştir. AFAD KBRN ekiplerince yapılan ölçümlerde herhangi bir olumsuz değere rastlanmamıştır. Tedbir amacıyla bölgede güvenlik alanı oluşturulmuş ve kısa sürede konteyner izole bir alanda bulunan güvenlik havuzuna taşınmıştır. Yoğun kokudan etkilenen 35 kişinin genel sağlık durumları iyi olup sağlık gözetimleri sürdürülmektedir. Durumdan etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz .Olaya ilişkin çalışmalar, Valiliğimiz koordinasyonunda ilgili kurumlarımızca titizlikle yürütülmektedir" denildi.




TOKİ'den İstanbul'da kiralık konut dönemi! Bakan Kurum: Teslimlere başlayacağız

Bakan Kurum, İstanbul Finans Merkezi Halk Bankası Ana Salon'da "COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanına" temalı İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, iklim değişikliğinin ağırlaşan etkilerinin üzerlerindeki baskıyı artırdığını söyledi.

Artan sıcaklıkların etkisini Nepal ve Çin'de acı olaylarla bir kez daha gösterdiğini, iklim adaleti ve finansman meselesini gündemin birinci sırasından asla düşürmeyeceklerini belirten Kurum, bir hedefi uygulamaya, bir planı yatırıma, bir kararı sonuca dönüştürmenin yegane aracının finansman olduğunu kaydetti.

Kurum, dünyanın içinde bulunduğu kötü koşulların finans sektörünün sürece çok daha güçlü şekilde katılmasını gerektirdiğini anlattı.

Zirveyi bu aciliyet anlayışıyla düzenlediklerini ifade eden Kurum, iklim finansmanı ihtiyacı 7,5 ile 9 trilyon dolar seviyesindeyken dünya için harcanan mevcut finansmanın yaklaşık 1,9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu aktardı.

İSTANBUL'DA KİRALIK KONUT DÖNEMİ BAŞLIYOR

Alıntı Metni

Bakan Kurum, şöyle devam etti: "Bizce, bundan sonraki büyük pazar, iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm pazarı olacaktır. Bu büyük dönüşüme bugün yatırım yapanlar, çok daha kısa sürede karşılığını almaya başlayacak, yeni iş alanlarına, yeni finansman kaynaklarına ve büyüyen pazarlara erkenden erişecektir. Önümüzdeki yıllarda birçok geleneksel sektör daralacak, bazı iş modelleri pazarını bütünüyle kaybedecek. Buna karşılık yeşil, temiz ve sürdürülebilir yatırımlar, ekonominin en canlı, en dirençli ve en uzun ömürlü alanları arasında yerini koruyacaktır. Yani geleceğin kazananları, bu dönüşümü uzaktan izleyenler olmayacak, bugünden yatırım yapanlar olacaktır."

COP31 Başkanlığı olarak İklim Uygulama Köprüsü'nü oluşturduklarına dikkati çeken Kurum, "Bu köprü sayesinde, ülkelerimizin, açıkladıkları ulusal iklim hedefleri ile bu hedeflerin uygulanması arasındaki boşluğu tamamen kapatmayı hedefliyoruz. Daha basit ifadeyle ihtiyacı olan ülke ile çözümü sunan finansmanı bu köprünün tam ortasında el sıkıştıracağız. Bu noktada Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı'yla yürüttüğümüz ortaklık için kendilerine teşekkür ediyorum. Bugün ayrıca, köprü kapsamında işbirliği yapmak üzere ortak irademizi koyarak müşterek bir bildirgeyi de yayımlamaktan memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Hedefimiz net. Ülkelerin iklim ve kalkınma önceliklerini, finansman sağlanabilecek somut proje portföylerine dönüştüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Kacır: Uluslararası iş birliklerini ve ortak çalışma alanlarını güçlendirmeye devam edeceğiz

"İKLİM FİNANSMANINI EKONOMİK VE SOSYAL KAYIPLARI BUGÜNDEN ÖNLEYEN STRATEJİK BİR YATIRIM OLARAK GÖRMEK ZORUNDAYIZ"

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İklim Uygulama Köprüsü'nün önemli uygulamalarından birinin de Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) olduğunu söyledi.

Bakan Bayraktar İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nin açılışında konuştu

İLBANK, İklim Değişikliği Başkanlığı ve COP31 Başkanlığıyla birlikte geliştirilen faaliyetin yeni bir fon olmadığını vurgulayan Kurum, "SURFF, finansmanı, proje hazırlama kapasitesini ve uygulamayı bir araya getiren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Amacımız, yerel yönetimlerin proje geliştirme kapasitesini güçlendirmek ve şehirlerin ihtiyaçlarını finansmana hazır yatırımlara dönüştürmektir." dedi.

Kurum, İstanbul'da müsilaj sorununa ilişkin projelerin hızlı şekilde hazırlandığını belirtti.

Müsilajla mücadelede çok önemli bir adımı bu toplantı sonrasında atacaklarına işaret eden Kurum, "Marmara'ya kıyısı olan şehirlerimizde, arıtma tesislerimizle bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdürme adına Asya Kalkınma Bankasıyla birlikte ortak bir iradeyi koyacağız. Türkiye'de geliştirilen bu yaklaşımın, uluslararası işbirlikleriyle güçlenerek farklı ülkelerde ve şehirlerde de kullanılabilecek bir modele dönüşmesini hedefliyoruz." diye konuştu.

Kurum, İklim Uygulama Köprüsü ve SURFF'le iklim hedeflerini uygulanabilir, finansmana hazır yatırımlara dönüştüreceklerine olan inançlarının tam olduğunu dile getirerek, "Şu çok net: İstisnasız hepimiz, iklim finansmanını bir maliyet başlığı olarak görmüyoruz, gelecekte karşılaşacağımız çok daha büyük ekonomik ve sosyal kayıpları bugünden önleyen stratejik bir yatırım olarak görmek zorundayız. Bunun için de, sözü ya da temennileri değil, aksiyonu hızlandıracak mekanizmalara ihtiyaç var." ifadelerini kullandı.

Özel sektörün yenilikçi gücüne, yatırım kapasitesine ve uygulama hızına ihtiyaçları olduğunu belirten Kurum, bu kritik ihtiyacı görüp Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanlığını "iş dünyası temsilcisi" olarak görevlendirdiklerini bildirdi.

TOBB'un 12-13 Kasım'da "Liderler Zirvesi ve Finans Günü"yle eş zamanlı "İş Dünyası Zirvesi"ne ev sahipliği yapacağını aktaran Kurum, "Bu yapı sayesinde finans kuruluşlarını, yatırımcıları, şirketleri ve proje sahiplerini aynı zeminde buluşturacağız. İnşallah bu sayede, finansmanla uygulama arasındaki mesafeyi kapatmayı hedefliyoruz." dedi.

"COP31 BAŞKANLIĞI VE BURADAKİ DOSTLARIMIZDAN ALDIĞIMIZ GÜÇLE AÇIK BİR ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ"

Bakan Kurum, her finansman kararının sonunda korunacak bir şehir, dönüşecek bir fabrika, devam edecek bir üretim ve hayatı kurtulacak insanlar olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Dünya, güvenlik konseptini yeniden kurmaktadır. NATO ülkeleri savunmayla bağlantılı yatırımlarını, milli gelirlerinin yüzde 5'ine kadar çıkaracak büyük bir dönüşüm başlatmıştır. Biz, benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği için de bekliyoruz. Çünkü savunmaya ayrılan kaynak nasıl gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yatırım yapmak olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. Asıl mesele yalnızca ülkeleri savunmak değil, savunmaya değer, yaşanabilir bir dünyayı gelecek nesillere bırakmaktır. Buradan bütün dünya liderlerine COP31 Başkanlığı ve buradaki dostlarımızdan aldığımız güçle açık bir çağrıda bulunuyoruz: İklim meselesinde artık daha güçlü, daha cesur ve daha somut bir siyasi irade ortaya koymanın zamanı geldi de geçmiştir. Tüm dünya liderlerini temiz enerjiye, elektrifikasyona, su güvenliğine, dirençli şehirlere ve yeşil sanayiye daha fazla kaynak ayırmaya ve bu dönüşümü hızlandıracak ortak bir küresel irade oluşturmaya acilen davet ediyoruz."

Bakan Bayraktar İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nin açılışında konuştu

Bakan Bayraktar, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi'nin açılışında konuştu. Türkiye açısından enerji dönüşümünün tek hedeften ibaret olmadığını, aynı anda 3 kritik amacın gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiren Bayraktar, "Birincisi, enerji arz güvenliğini sağlamak. İkincisi, ekonomimiz açısından önemli bir kırılganlık olmaya devam eden ithal enerjiye bağımlılığımızı azaltmak. Üçüncüsü ise Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından konulan 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz başta olmak üzere iklim taahhütlerimizi yerine getirmek." ifadesini kullandı.

Bayraktar, bu hedeflerin hiçbirinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini, bugünün koşullarında ise bu 3 amacı aynı anda gerçekleştirmenin her zamankinden daha zorlu hale geldiğini dile getirdi.

Son yıllarda dünya genelinde yaşanan zorluklara dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti: "Bugün ise küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında yeniden ciddi baskılar yaşıyoruz. Enerji fiyatları önemli ölçüde yükseldi. Avrupa doğal gaz fiyatları son yılların en yüksek seviyelerine yeniden ulaştı. Bu tablo bize temel bir gerçeği yeniden hatırlatıyor, enerji dönüşümüyle birlikte enerji güvenliği gündemden çıkmış değil. Tam tersine, enerji güvenliği ile enerji dönüşümü birlikte ilerlemek zorunda. Türkiye açısından bunun anahtarı elektrifikasyon."

Yenilenebilir enerji, enerji dönüşümünün merkezinde

Bakan Bayraktar, yenilenebilir enerjinin bu dönüşümün merkezinde yer alacağını ifade ederek, "Türkiye, güneş, rüzgar, hidroelektrik ve jeotermal kaynaklar bakımından önemli potansiyele sahip. Yenilenebilir kurulu gücümüzü hızla artırıyor, aynı zamanda çok daha yüksek miktarda değişken yenilenebilir üretimi sisteme entegre edebilecek elektrik altyapısı inşa ediyoruz." dedi.

Enerji verimliliğinin de başlı başına stratejik enerji kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Bayraktar, "Mevcut Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'mız, 2024-2030 döneminde hem kamu hem de özel sektörde 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörmekte. Bu yatırımlar, sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerini kapsayacak. Üstelik hedefimiz 2030 ile sınırlı değil. Bir sonraki 10 yıl için çok daha iddialı hedefler içeren Üçüncü Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı'nı hazırlayacağız." diye konuştu.

Bayraktar, nükleer enerjinin de Türkiye'nin karbon içermeyen elektrik üretim portföyünün vazgeçilmez unsurlarından biri olacağını vurgulayarak, "Giderek daha fazla elektrikleşen bir ekonomide, nükleer enerji ile yenilenebilir enerjiyi rakip değil, güvenli ve temiz bir enerji sisteminin birbirini tamamlayan iki temel bileşeni olarak görüyoruz." ifadesini kullandı.

"Hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyuyoruz"

Ulaştırmada da büyük bir dönüşüme hazırlanıldığını, batarya depolama sistemlerinin ise giderek daha kritik bir rol üstleneceğini söyleyen Bayraktar, "Bütün bunlar bizi belki de önümüzdeki dönemin en önemli başlığına getiriyor, elektrik altyapısı. Yalnızca üretim yatırımlarına odaklanmak yeterli değil. Hem iletim hem de dağıtım şebekelerinde çok büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyuyoruz. Elektrik şebekelerimizin daha büyük, güçlü, akıllı ve esnek hale gelmesi gerekiyor." dedi.

Bayraktar, iletim hatları ve bataryalar için gerekli kritik minerallere yatırımın önemine ilişkin de "Nasıl ki 1800'lü yıllarda bir 'altına hücum' yaşandıysa, bugün de kritik mineraller için küresel bir yarış yaşanmakta. Bu minerallere erişemeyen ülkeler, yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine, yapay zekadan geleceğin sanayilerine kadar pek çok alanda geride kalacak. Kısacası, bu minerallerin çıkarılması ve madencilik projelerinin finansmanı stratejik öneme sahip." değerlendirmesinde bulundu.

Elektrik altyapısı yeniden tasarlamalı ve güçlendirmeli

Dünyanın birçok bölgesinde yaşanan aşırı hava olaylarına dikkati çeken ve bunların elektrik üretimini, iletimini ve dağıtımını doğrudan etkileyebildiğini dile getiren Bayraktar, "Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle elektrik altyapısını yeniden düşünmek, yeniden tasarlamak ve güçlendirmek zorundayız." ifadesini kullandı.

Bakan Bayraktar, şunları kaydetti: "İklim finansmanı yalnızca emisyonların azaltılmasını finanse etmemeli. Aynı zamanda iklim direncini ve uyum yatırımlarını da finanse etmeli. Bugün inşa ettiğimiz altyapı, geçmişin iklim koşullarına değil, gelecek 10 yılların iklim gerçeklerine göre tasarlanmalı. Bunun için ise çok büyük finansman kaynaklarına ihtiyaç var. Kamu finansmanı tek başına yeterli olmayacaktır. Özel sektör sermayesini, uluslararası finans kuruluşlarını, kalkınma bankalarını ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıları harekete geçirmek zorundayız. Riski azaltan, sermaye maliyetini düşüren ve temiz enerji ile iklim dirençli altyapı yatırımlarını ticari açıdan cazip hale getiren finansman mekanizmalarına ihtiyacımız var. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişim hayati önem taşımaktadır. Enerji talebinin ve yatırım ihtiyacının en hızlı arttığı ülkelerde finansman pahalı veya erişilemez kaldığı sürece küresel enerji dönüşümünün başarıya ulaşması mümkün değil."

Enerji dönüşümü ölçeği bakımından eşi benzeri görülmemiş bir dönüşüm olduğunu söyleyen Bayraktar, "Bu yalnızca çevre gündemi değil. Bu aynı zamanda bir enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sanayi rekabetçiliği gündemi. Gerekli yatırımları harekete geçirir ve doğru finansman mimarisini kurabilirsek, daha güvenli bir enerji sistemini, daha rekabetçi bir ekonomiyi ve daha temiz bir geleceği birlikte inşa edebiliriz." dedi.

Kruvaziyer turizmi tüm yıla yayılıyor

Galataport İstanbul’un ana liman vizyonu doğrultusunda, kış sezonu kruvaziyer hareketliliği İstanbul tarihinde ilk kez 25 sefer ve 55 bin yolcu ile 2024 yılında başlamıştı. Aroya Cruises’ın yeni seferlerinin eklenmesiyle, geçen yıla göre sefer sayısında %143, yolcu sayısında ise 150 bin yolcu hedefi ile %188 artış gerçekleşecek.

AROYA Cruises, 10 Ekim 2026-24 Nisan 2027 tarihleri arasında Galataport İstanbul'dan hareket edecek seferleriyle Türkiye ve Akdeniz'in öne çıkan destinasyonlarını misafirleriyle buluşturacak. Program kapsamında Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve İskenderiye gibi destinasyonları ziyaret edecek. Kış dönemini kapsayan program, İstanbul'un uluslararası kruvaziyer turizmi açısından taşıdığı uzun vadeli potansiyelin güçlü bir göstergesi olacak.

Galataport İstanbul Liman İşletme Direktörü Tolga Tuncay, yeni programa ilişkin şunları paylaştı: "AROYA Cruises'ın Ekim-Nisan döneminde İstanbul'u ana liman olarak seçmesi, şehrimize duyulan güvenin çok güçlü bir göstergesi. Galataport İstanbul'da düzenli kış seferlerini Kasım 2024'te MSC ile başlattık. MSC ile 2025'te de sürdürdüğümüz bu operasyon, 2026'da AROYA'nın katılımıyla yeni bir ölçeğe ulaşıyor. Kasım 2024-Nisan 2025 döneminde 25 seferde 55.000, Kasım 2025-Nisan 2026 döneminde 21 seferde 52.000 yolcu ağırladık. Kasım 2026-Nisan 2027 döneminde ise 51 seferle 150.000 yolcu ağırlamayı hedefliyoruz; bu toplam içinde AROYA'nın payı 26 sefer ve 78.000 yolcu olacak. AROYA'nın kış dönemine eklenmesi, İstanbul'un kruvaziyer sezonunun 12 aya yayıldığını tescillerken, şehrimizin Akdeniz çanağındaki ana liman konumunu da daha da güçlendiriyor. İstanbul'un ana liman olarak seçilmesinin etkisi yalnızca şehrimizle sınırlı kalmıyor. AROYA'nın İstanbul için planladığı 25 yeni sefer ile AROYA'nın Türk kruvaziyer sektörüne katkısı 76 ilave sefere ulaşıyor. 2026'nın ilk altı ayında tüm Türk limanlarına yapılan kruvaziyer seferi sayısının 488 olduğu düşünüldüğünde, bu ana liman kararının yaratacağı etkinin ölçeği çok daha net görülüyor. Bu tablo, Türkiye'nin kruvaziyer potansiyelini doğru altyapı, güçlü iş birlikleri ve bütüncül rota planlamasıyla ne kadar etkin yönettiğinin somut bir göstergesi."

Cruise Saudi CEO Vekili Taha Nazer ise konuyla ilgili şunları ifade etti: "İki başarılı sezonun ardından 100’den fazla farklı milletten misafiri ağırlamış olmanın gururuyla, AROYA’nın 2026-27 Akdeniz programını 10 Ekim’de Galataport İstanbul’da başlatıyoruz. Galataport İstanbul’un Boğaz üzerindeki ayrıcalıklı konumu, dünya standartlarındaki tesisleri ve güçlü uluslararası bağlantıları, İstanbul’un zengin kültürü ve enerjisiyle birleşerek AROYA için ideal bir Akdeniz ana limanı oluşturuyor. Aynı zamanda İstanbul, uluslararası

misafirlerimizin seyahat deneyiminde önemli bir destinasyon olarak öne çıkıyor. Misafirlerimize İstanbul’un canlı sahil şeridini ve zengin kültürünü keşfetmekten AROYA ile Akdeniz’in benzersiz destinasyonlarını ziyaret etmeye uzanan kesintisiz bir seyahat deneyimi sunmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Tüm bu deneyimi bize özgü Arap misafirperverliğiyle tamamlıyoruz."

AROYA Cruises'ın Galataport İstanbul çıkışlı yeni programı, farklı ülkelerden gelen misafirleri İstanbul ile buluştururken, Türkiye'nin kruvaziyer turizmindeki görünürlüğünü ve bölgesel bağlantılarını da güçlendirecek.

Bakan Kacır: Uluslararası iş birliklerini ve ortak çalışma alanlarını güçlendirmeye devam edeceğiz

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ABD'deki temaslarına ilişkin sanal medya hesabından paylaşımda bulundu. Bakan Kacır, ‘Artemis Mutabakatı’na (Artemis Accords) NASA ev sahipliğinde düzenlenen törende Türkiye adına imza attıklarını bildirdi.

Kuzey Carolina’da Chapel Hill kentinde düzenlenen G20 İnovasyon Bakanları Toplantısı’na katıldıklarını belirten Kacır, “İki gün süren oturumlarda; inovasyonu destekleyen politika çerçeveleri, refah için teknoloji, nitelikli iş gücünün geliştirilmesi, yapay zekâ alanında fikri mülkiyet politikaları ve standartlar, tedarik zincirlerinde endüstriyel inovasyon ve yatırımlar konularını ele aldık. Yapay zeka ve gelişmekte olan teknolojilerin ekonomik büyüme, toplumsal refah ve inovasyonu desteklemedeki kritik rolünü değerlendirdik. Bu kapsamda Türkiye’nin teknoloji, inovasyon, yapay zekâ, insan kaynağı, fikri mülkiyet, standartlar ve sanayide dönüşüm alanlarında hayata geçirdiği politika ve uygulamaları paylaştık. Toplantı marjında muhataplarımızla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Teknolojinin insan hayatına değer katan, fırsat eşitliğini güçlendiren ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen bir anlayışla geliştirilmesinin önemine inanıyoruz. Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, uluslararası iş birliklerini ve ortak çalışma alanlarını güçlendirmeye; insan odaklı, kapsayıcı ve güvenilir teknolojilerin geliştirilmesini desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakan Kacır, Sancar Türk Kültür ve Toplum Merkezi’ni ziyaret ettiklerini de vurgulayarak, “Nobel ödüllü bilim insanımız, kıymetli büyüğümüz Aziz Sancar hocamızla, akademisyen ve öğrencilerle gerçekleştirdiğimiz buluşma ise bizim için çok özeldi” açıklamasında bulundu.

‘Tüm faizlerde indirim olmalı’

İstanbul Finans Merkezinin katkısıyla hazırlanan Anadolu Ajansı (AA) Finans Masası’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avdagiç, “Körfez’de çıkan savaştan dolayı bazı adımlar ertelendi. Özellikle PPK’nin alacağı indirim kararlarının buna bağlı olarak ertelendiğini gözlemliyoruz. Merkez Bankasının referans faizi ile gecelik faizler arasında 3 puanlık bir fark kısa bir süre evvel kapandı. Bu hafta başı itibarıyla buradaki indirimin tüm kredi faizlerine yansımasını bekliyoruz” diye konuştu.

Enflasyonun belli bir seyirde devam ettiğini dile getiren Avdagiç, “Bizim gözlemlediğimiz Merkez Bankasının bir miktar daha faizler konusunda ketum davranacağı yönünde. İlk işaret bu 3 puanlık pencerenin kapanması oldu. Dolayısıyla önümüzdeki PPK’de benim öngörüm, bu 3 puanlık pencerenin hayata geçmesi ama bir süre daha faizin bu şekilde devam edeceği yönünde” dedi. / EKONOMİ SERVİSİ

İran’dan Kuveyt'e saldırı dalgası! Hava savunma sistemleri devrede

ABD’nin İran’a yönelik son saldırıları gündemdeki tazeliğini korurken, Kuveyt bir kez daha İran misillemelerine hedef oldu.

Kuveyt ordusundan yapılan açıklamada, ülkenin hava savunma sistemlerinin İran tarafından gerçekleştirilen yeni füze ve İHA saldırılarına karşı devreye girdiği bildirildi.

Duyulan patlama seslerinin düşman unsurları önleme çabalarının sonucu olduğu belirtilerek, "Herkesten ilgili makamların güvenlik talimatlarına tam olarak uymasını rica ediyoruz" denildi.

Saldırıların herhangi bir can kaybı ya da hasara yol açıp açmadığına ilişkin detaylı bilgi verilmedi.

İran'ı çileden çıkaracak öneri: Adı 'Trump Boğazı' olsun

ABD'de silahlı saldırı! Aralarında polislerin de olduğu çok sayıda yaralı var

ABD'nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde meydana gelen silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre aralarında iki polisin de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı.

Olaya ilişkin açıklamada bulunan yetkililer, Minneapolis şehir merkezinde silahlı saldırı meydana geldiğini bildirdi.

Yetkililer, saldırıda ilk belirlemelere göre aralarında iki polis memurunun da bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığını belirtirken, polislerin hayati tehlikesinin bulunup bulunmadığı ve daha fazla yaralının var olup olmadığıyla ilgili detay paylaşmadı.

Minnesota Valisi Tim Walz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamu güvenliği ekibimiz, bu öğleden sonra Minneapolis şehir merkezinde meydana gelen bir silahlı saldırıya müdahale ediyor. Eyalet yetkilileri, yerel kolluk kuvvetlerine destek olmak için olay yerinde bulunuyor ve daha fazla bilgi edindikçe paylaşacağız." ifadelerini kullandı.

İran'ı çileden çıkaracak öneri: Adı 'Trump Boğazı' olsun

İran'ı çileden çıkaracak öneri: Adı 'Trump Boğazı' olsun

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin paylaşım yaptı. Trump, Hürmüz Boğazı’nın ABD’nin kontrolü altında olduğuna yönelik söylemlerini yineleyerek, "Artık burayı ABD kontrolü altında tuttuğumuza göre adını Trump Boğazı olarak değiştirmeli miyiz? Tıpkı Amerika gibi, eskisinden çok daha popüler olurdu" ifadelerini kullandı.

Trump’ın açıklaması, Beyaz Saray’ın sosyal medya hesabı üzerinden de "Kulağa hoş geliyor" ifadeleriyle yeniden paylaşıldı.

ABD Başkanı, daha önce yaptığı açıklamalarda Hürmüz Boğazı’nı ABD toprağı olarak gördüğünü söylemişti.

TRUMP: İSTEDİĞİMİZ ZAMAN YENİDEN SALDIRIRIZ

ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te basın mensuplarının İran gündemine ilişkin sorularını yanıtladı. Trump, İran'a yönelik son "tehditlerini" yineleyerek, İran'a "istedikleri zaman" yeniden saldırmaya hazır olduklarını ifade etti.

Dün ABD ordusunun Hürmüz Boğazı bölgesindeki İran hedeflerine yönelik saldırılarının "çok başarılı" olduğunu savunan Trump, "Dün gece onları çok sert vurduk. Onlar ise hafif bir karşılık verdiler ama dün gece onlara çok sert vurdum." dedi.

Trump, Hürmüz Boğazı'nın tamamen ABD'nin kontrolünde olduğunu savundu.

Çok sayıda petrol tankerinin günlük olarak boğazdan geçmeye devam ettiğini söyleyen Trump, "Bunu büyük ölçüde sorunsuz bir şekilde yapıyoruz. Arada bir insansız hava aracını vurup düşürüyorlar ancak boğazdaki kontrolümüz çok net." değerlendirmesini yaptı.

ABD Başkanı ayrıca Hürmüz Boğazı'nın adını "Trump Boğazı" olarak değiştirme yönündeki son açıklamasının sorulması üzerine, "Sadece öyle bir fikir ortaya attım." ifadesini kullandı.

Trump, "İran nükleer silaha sahip olamayacak. Bu işin çok uzun sürmeyeceğini düşünüyorum, daha ne kadar dayanabileceklerini bilmiyorum." diye konuştu.

NETANYAHU: İRAN'DA YÖNETİMİ DEVİRECEĞİZ

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ile savaşın henüz bitmediğini ve "İran'da yönetimin düşeceğini" öne sürdü.

İsrail'de yayın yapan i24 televizyon kanalına konuşan Netanyahu, İran ile çatışmaların yeniden başlayabileceği imasında bulundu.

"İran ile işimiz henüz bitmedi." diyen Netanyahu, zayıfladığını savunduğu İran yönetimini devireceklerini iddia etti.

Netanyahu, "Yönetimim altındaki tüm sistemlerimiz (İran'da) rejimi devirmek ve onu yenmek için çalışıyor." ifadelerini kullandı.

İRAN'A SALDIRILAR YENİDEN BAŞLADI

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), dün akşam saatlerinde, İran'da Devrim Muhafızları Ordusu hedeflerine saldırı başlattığını açıklamış, İran da ABD'nin saldırılarına karşı bölge ülkelerindeki ABD üslerine füze ve insansız hava araçlarıyla misilleme başlattığını duyurmuştu.

İlginizi Çekebilir

3 ÜLKEDEN İRAN’A TEPKİ

Katar, Kuveyt ve Mısır, İran'ın Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alan saldırılarını gerilimi azaltma çabalarını zorlaştıran, bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlamaya yönelik diplomatik çabaları baltalayan "tehlikeli bir tırmanış" olarak niteledi.

Katar Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, yeniden başlatılan saldırıların hedef alınan ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açık bir şekilde ihlal ettiği belirtildi.

İran'ın saldırılarıyla uluslararası hukuk, BM Şartı ve iyi komşuluk ilkelerini çiğnediği aktarılan açıklamada, saldırılardan ve sonuçlarından yasal olarak tamamen İran'ın sorumlu olduğu ifade edildi.

Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt ile dayanışma mesajı verilen açıklamada, bu ülkelerin egemenlikleri, güvenlikleri ve toprak bütünlüklerini korumak için aldıkları önlemlerin de desteklendiği kaydedildi.

Bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden saldırıların bir an önce durdurulması ve gerilimin tırmandırılmasına yol açacak adımlardan kaçınılması çağrısında bulunuldu.

Diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi ve diplomatik çabalarla elde edilen kazanımlara bağlı kalınması gerekliliği vurgulandı.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İran'ın ülkedeki birçok noktayı hedef alan saldırılarının Kuveyt'in egemenliğini açık bir şekilde ihlal ettiği, güvenliği ile istikrarını tehdit ettiği vurgulandı.

İran'ın gece saatlerinde düzenlediği saldırıların "çirkin" olarak nitelendiği açıklamada, İran saldırılarının devam etmesinin "uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın hükümlerinin ciddi bir ihlali ve BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı Kararının açık bir şekilde çiğnenmesi" olduğu vurgulandı.

Açıklamada, İran'ın saldırılarının bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit ettiği, gerilimin azaltılmasını ve tırmandırılmasının önlenmesini amaçlayan diplomatik çabaları baltaladığı belirtildi.

Kuveyt'in "uluslararası hukuk hükümlerine uygun olarak egemenliğini korumak, güvenliğini ve ulusal çıkarlarını güvence altına almak, halkının ve sakinlerinin güvenliğini sağlamak için gerekli tüm önlemleri alma" hakkının saklı olduğu kaydedildi.

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da İran’ın Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’e saldırıları, “bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit eden tehlikeli bir tırmanış” şeklinde nitelendirildi.

Açıklamada bu saldırıların kardeş ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiği belirtilerek, Kahire’nin bu ülkelere desteğini sürdürdüğü ve güvenlik ve emniyetlerine zarar veren saldırıları kabul etmediği vurgulandı.

Mısır’ın saldırıların yeniden başlamasının bölge ülkelerinin güvenliği ve seyrüsefer serbestisi üzerindeki olası sonuçları konusunda defalarca uyarıda bulunduğu anımsatıldı.

Gerginliğin devam etmesinin, “çatışma ve istikrarsızlığın kısır döngüsünden başka şekilde sonuçlanmayacağı ve bunun bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit edeceği” belirtildi.

Mısır, “askeri tırmanışın derhal durdurulması, azami ölçüde itidalli davranılması, devletlerin egemenliğine, uluslararası hukukun ilkelerine; iyi komşuluk kurallarına saygı gösterilmesi, diyalog ve diplomasinin öncelenmesi” çağrısında bulundu.

İRANLI YETKİLİ, ABD ORDUSUNUN "SİVİLLERİ ASLA HEDEF ALMAYIZ" İDDİASINI REDDETTİ

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD'nin dünkü saldırılarında düğün merasimindeki sivillerin de hayatını kaybetmesinin ardından ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın "ABD ordusu sivilleri hedef almaz" şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Bekayi, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins'in "ABD ordusu sivilleri hedef almaz" şeklindeki açıklamasına yanıt verdi.

ABD'nin 2002'de Afganistan'ın Kakarak, 2004'te Irak’ın Mukaradeeb ve 2008'de Afganistan'ın Deh Bala ile Wech Baghtu bölgelerinde düğün merasimlerine yönelik saldırılarını hatırlatan Bekayi, ödüllü Amerikan dizisi Homeland'de ABD güçlerinin Pakistan'da bir düğüne saldırısını tasvir ettiğine de dikkati çekti.

Bekayi, "Gerçek o kadar korkunç ki Amerikan propagandası bile bugün Hawkins'in yaptığı iddiaya hiç cesaret edemedi. Sirik bir hikaye değil. Siviller gerçek. Kurbanlar gerçek." ifadelerini kullandı.

İran, ABD'nin dünkü saldırısında Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentinin Kuhestek bölgesinde bir düğün evini hedef aldığını, saldırıda 4 yaşındaki bir çocuk dahil en az 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 68 kişinin yaralandığını duyurmuştu.

CENTCOM Sözcüsü Hawkins, saldırıya ilişkin açıklamasında, "ABD ordusu sivilleri asla hedef almaz" ifadelerini kullanırken, İran, saldırıyı "savaş suçu" olarak nitelendirmişti.

ABD ordusu, 28 Şubat'ta da Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentinde bir ilkokulu vurmuş ve saldırıda 168 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

Netanyahu'dan Gazze'de skandal işgal mesajı! 'Daha fazlası yolda'

İsrail Başbakanı Netanyahu, sosyal medya platformundaki hesabından, Gazze'de işgal altında tuttukları bölgeden bir video mesaj yayımladı.

'GERİ ÇEKİLMEYECEĞİZ'

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve diğer komutanlarla birlikte Gazze'de olduklarını aktaran Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerden kademeli olarak çekilmesi şartına rağmen "geri çekilmeyeceklerini" söyledi.

'DAHA FAZLASI YOLDA'

Netanyahu, Gazze Şeridi'nin yüzde 60'ını işgal altında tuttuklarını belirttikten sonra "daha fazlası yolda" diyerek işgali genişletme tehdidinde bulundu.

Hamas'ın silahsızlandırılmasını sağlayacaklarını savunan Netanyahu, hedeflerine büyük ölçüde ulaştıklarını, fakat işlerinin bitmediğini ileri sürdü.

İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak seçimler yaklaşırken kamuoyu yoklamalarına göre geri düşen Netanyahu'nun son günlerde söylemlerini sertleştirmesi ve tehditlerini artırması dikkati çekiyor.

Yunan istihbaratında şok! 'Ciddi açık' iddiası: 'Hedefler arasında'
Bu kez Suriye değil! 'İsrail'i endişelendiren Türk hamlesi': 'Tel Aviv'i kıskaca alabilir'

Yunan istihbaratında şok! 'Ciddi açık' iddiası: 'Hedefler arasında'

Predator casus yazılımıyla takip edilen kişilerin avukatı Zaharias Kesses, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, EYP'de görev yapan bazı kritik isimlerin Predator ile hedef alındığını ve hedeflere gönderilen mesajlarda teşkilatın kamuya açık olmayan iç bilgilerine yer verildiğini belirtti.

'HEDEFLER ARASINDA'

Kesses, EYP'yi denetleyen savcı Vasiliki Vlahu'nun yanı sıra teşkilatın müdür yardımcısı, güvenlik direktörü, Patra'daki karşı istihbarat birimi sorumlusu, Gümülcine-İskeçe biriminin eski yöneticisi ve Siber Uzay Müdürlüğü'nde görevli bir personelin de hedefler arasında bulunduğunu aktardı.

Hedeflere Predator'ın yüklenmesi veya cihazlardaki etkinliğinin sürdürülmesi amacıyla onlarca mesaj gönderildiğini ifade eden Kesses, mesajların içeriği ve zamanlamasının EYP'nin personel yapısı, iç işleyişi ve operasyonel faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olunduğuna işaret ettiğini savundu.

Bu durumun, teşkilatın iç ve operasyonel güvenliğinde ciddi açık oluşturduğunu kaydeden Kesses, paylaştığı örneklerde, EYP yöneticilerinin kurum içindeki görev değişiklikleri, bazı personelin kullandığı telefon hatları, kurum içi idari meseleler ve operasyonel nitelikteki bilgilerin hedef kişilere gönderilen mesajlarda kullanıldığını belirtti.

'GERÇEK ZAMANLI BİLGİ TOPLANDI'

Kesses, Mart 2021'de gönderilen bir mesajda EYP Başkanı'nın teşkilat binasındaki kişisel alanının yerleşimine ilişkin kamuya açık olmayan ayrıntıların yer aldığını, başka bir mesajdan ise Patra'daki karşı istihbarat biriminde kısa süre önce yapılan bir görevlendirmenin bilindiğinin anlaşıldığını ifade etti.

Aynı dönemde EYP'ye yeni ulaşmış bir ihbarın hedef kişiyi kandırmak amacıyla kullanıldığını aktaran Kesses, bunun teşkilatın içinden "gerçek zamanlı bilgi toplandığı" ihtimalini ortaya çıkardığının altını çizdi.

Kesses, mesajlardan birinde Türk istihbarat servisleriyle ilgili bir konuya da atıfta bulunulduğunu belirtti.

Kesses, söz konusu bulguların EYP'nin iç ve operasyonel işleyişine ilişkin kritik bilgilere sistematik erişim sağlandığını gösterdiğini, hedef alınan cihazlardan hangi verilerin elde edildiğinin, bunların gizlilik derecelerinin ve bilgilerin halen üçüncü kişilerin elinde bulunup bulunmadığının bugüne kadar tam olarak araştırılmadığını kaydetti.

Kesses, yaşananları "casusluk amaçlı sızma" olarak nitelendirerek, olayın ulusal güvenliği açığa çıkardığını ve kapsamlı şekilde soruşturulmasının kurumsal bir yükümlülük olduğunu vurguladı.

Rus istihbaratı iddiası! Slovenya Cumhurbaşkanı'nın geçirdiği trafik kazasının görüntüleri ortaya çıktı
Bu kez Suriye değil! 'İsrail'i endişelendiren Türk hamlesi': 'Tel Aviv'i kıskaca alabilir'

Bayrampaşa'da polisin 'dur' ihtarına uymayan şüpheliler kaza yaptı! 1 gözaltı

Olay, akşam saatlerinde Muratpaşa Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, devriye gezen polis ekipleri, şüphe üzerine 34 EPU 923 plakalı otomobili durdurmak istedi. Ancak araçtaki şüpheliler 'dur' ihtarına uymayarak hızla kaçmaya başladı. Ekiplerin telsizle durumu bildirmesi üzerine otomobilin kaçış güzergahında önlem alındı. Takip sırasında şüpheliler, araçlarıyla girdikleri bir sokakta park halindeki bir otomobile çarparak durdu.

Araçtan inen şüphelilerden biri, olay yerine gelen plakasız bir motosiklete binerek kaçtı. Havaya uyarı ateşi açan polis ekipleri diğer şüpheliyi yakalayarak gözaltına aldı. Olay yeri inceleme ekipleri, şüphelilerin kullandığı otomobilde inceleme yaptı. Çalışmaların ardından araç çekiciyle bulunduğu yerden kaldırılarak otoparka götürüldü.

Polis ekipleri, kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

Haber Detay Görsel Slider
İran'ı çileden çıkaracak öneri: Adı 'Trump Boğazı' olsun
Silivri'de batan gemide 10 denizci kayıp! Soruşturmada detaylar ortaya çıktı: Gemilere ait tüm kayıtlar incelenecek

Gece yarısı feci kaza! Şarampole devrilen aracının altında kalarak can verdi

Kaza, saat 00.30 sıralarında İnkılap Mahallesi Hamamlıdere Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, Mehmet A.'nın kontrolünü yitirdiği 34 MHZ 207 plakalı otomobil, şarampole devrilip ters döndü.

Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde otomobilin altında kalan sürücü Mehmet A.’nın hayatını kaybettiği belirlendi.

İtfaiye ekiplerinin çalışmalarının ardından sürücünün cenazesi araçtan çıkarılarak otopsi için Adli Tıp Kurum morguna kaldırıldı. Ters dönen otomobil ise çekiciyle bulunduğu yerden kaldırıldı.

Polis, kazayla ilgili inceleme başlattı.

Haber Detay Görsel Slider
Silivri'de batan gemide 10 denizci kayıp! Soruşturmada detaylar ortaya çıktı: Gemilere ait tüm kayıtlar incelenecek
MHP Lideri Bahçeli: Spor, siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli

Balıkesir'de iki kardeş arasında çıkan kavgada, ağabey kardeşini öldürdü

Edinilen bilgilere göre, Karesi ilçesi Maltepe Mahallesi'nde A.O. (50) ikametinin bahçesine geldiği sırada kardeşi Y.T.O. (48) ile arasında tartışma çıktı.

Alkol kullanımı nedeniyle başladığı belirtilen sözlü tartışma kısa sürede büyüyerek arbedeye dönüştü. İddiaya göre yaşanan arbede sırasında iki kardeş de bıçakla yaralandı.

Olayda ağır şekilde yaralanan Y.T.O. yapılan kontrollere rağmen hayatını kaybetti. A.O. hakkında gerekli işlemler başlatılırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Marmara Denizi'nde iki gemi çarpıştı! Telsiz kayıtları ortaya çıktı
MHP Lideri Bahçeli: Spor, siyasete ve karanlık emellere alet edilmemeli

SON DAKİKA HABERLERİ: Marmara Denizi'nde iki gemi çarpıştı! Gemiler nerede, neden çarpıştı?

Silivri açıklarının 18 mil güneyinde Türk bayraklı 2 ticari gemi çarpıştı. İlk belirlemelere göre gemilerden birinde gözle görünür hasar bulunmazken, diğer gemide bulunan 10 personelle irtibat kurulamadı. Bölgedeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Canlı Haber İçerik Kartı

Silivri'deki gemi kazasında soruşturma detayları belli oldu

Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı. Kazanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 personelle irtibatın kesildiği bildirilirken, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin denizdeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.

İlginizi Çekebilir

GEMİLERE AİT KAYITLAR İNCELENECEK

Soruşturma kapsamında dosyada Başsavcılık tarafından her 2 geminin armatör ve işletici şirketleri ile şirket yetkililerine ilişkin bilgilerin temin edildiği, olayın aydınlatılmasına yönelik kayıt, belge ve dijital verilerin ilgili şirketlerden alınması için gerekli talimatların verildiği bildirildi. ALSU gemisinin seyir, rota ve manevra bilgileri, köprüüstü ve makine kayıtları, VDR (Sefer Veri Kaydedicisi), ECDIS ve AIS/GPS verileri, jurnal ve manevra defterleri, sefer planı, mürettebat ve vardiya çizelgeleri, gemi ve klas sertifikaları, yük kayıtları ile fotoğraf ve video kayıtlarının da soruşturma kapsamında muhafaza altına alınması istendi. İstanbul Bölge Liman Başkanlığı’ndan her iki gemiye ait sicil belgeleri, sertifikalar, klas belgeleri, liman devleti kontrol raporları ve idari tahkikat dosyası talep edildi. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden ise olaydan önceki 12 saati de kapsayacak şekilde gemilere ait VHF/telsiz haberleşmeleri, gemiler ile Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) arasındaki telsiz görüşmeleri ile radar, rota, hareket ve manevra kayıtlarının gönderilmesi istendi.

KUSUR DURUMU İÇİN BİLİRKİŞİ GÖREVLENDİRİLDİ

Kusur durumuna ilişkin ön rapor hazırlanması amacıyla gemi kaptanı ve gemi inşaat mühendisliği alanlarında bilirkişiler görevlendirildi. Bilirkişilerin, Silivri’deki limana çekilmekte olan ALSU gemisi üzerinde ve kaza mahallinde inceleme yapabilmeleri için bölgeye intikalleri sağlandı. Tuğberk İmamoğlu gemisinin battığı bölgede deniz derinliğinin yaklaşık 800 ile bin 100 metre arasında olduğu değerlendirildi. Derinlik nedeniyle geminin ve enkaz alanının tespiti, deniz tabanında tarama ve inceleme yapılması ile delillerin elde edilmesi amacıyla bu derinlikte çalışma yapabilecek teknik imkanların belirlenmesi ve temini için araştırma ve koordinasyon çalışmalarının sürdüğü belirtildi.

TELSİZ KAYITLARI İSTENDİ

Kazanın ardından Alsu ve Tuğberk İmamoğlu gemilerinin kaptanları arasında yapıldığı belirtilen bazı telsiz görüşmelerinin asıl ve bütün halinin temin edilmesi amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nden her iki gemiye ait VHF/telsiz ve VTS haberleşme kayıtlarının istendiği bildirildi. Soruşturma dosyasına, Sahil Güvenlik unsurları ile ALSU gemisi arasında olay sonrasında gerçekleştirilen telsiz görüşmelerinin kayıtlarının da alındığı ve görüşmelerin incelenerek tutanak altına alındığı belirtildi.

DENİZ YÜZEYİNDE KİRLİLİK TESPİT EDİLDİ

Batış alanında deniz yüzeyinde kirlilik oluşmaya başlamasının tespit edilmesi üzerine, kirliliğin niteliği, kaynağı ve yayılımının belirlenmesi ile çevre ve insan sağlığı açısından oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi amacıyla gerekli sağlık ve çevre tedbirlerinin alınmasına yönelik araştırma ve incelemelerin yapılması talimatı verildi.

Marmara Denizi'nde iki gemi çarpıştı! Telsiz kayıtları ortaya çıktı

D-Smart'tan 'Okula Dönüş' kampanyası

Okul hazırlıkları hızlandı. Aileler okul masraflarıyla ilgili planlamalar yaparken D-Smart, bütçe dostu yeni bir kampanyayı hayata geçirdi. “Okula Dönüş” kampanyası hem yüksek hızlı interneti hem de zengin TV içerikleri ile dikkat çekiyor.

HIZLI VE LİMİTSİZ EV İNTERNETİ

Kampanya dahilinde kullanıcılar, 35 Mbps’ye kadar hızlı ve limitsiz ev internetinin yanı sıra “Aile Spor Paketi” veya “Film-Dizi Paketi” seçeneklerinin birinden yararlanabilecek. Paket içeriğine dijital platform D-Smart GO erişimi de dahil olacak.

İLK 3 AY İNDİRİMLİ

D-Smart’ın hazırladığı kampanya kapsamında aylık bin 49 lira olan paket ücreti, ilk 3 ay boyunca aylık 709 lira olarak uygulanacak. 30 Eylül’e kadar geçerli olacak teklif, öğrencilerin ders ve araştırma sürecindeki internet ihtiyacını kesintisiz karşılarken tüm ailenin eğlenceli zamanlar geçirmesini de sağlayacak.

NASIL BAŞVURABİLİRİM?

Detaylı bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak isteyenler; ⁠dsmart.com.tr internet adresinden, ⁠0850 266 00 00 numaralı çağrı merkezinden ya da D-Smart hizmet noktalarından başvurularını yapabilecek.

Bakan Kurum: Sıfır Atık Projemizi okullarımızda daha da yaygınlaştırıyoruz

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan himayesinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında eylül ayının teması 'Okullarda Sıfır Atık' olarak belirlendi. Tema kapsamında Sıfır Atık bilincini teşvik edici bilgilendirme ve eğitici-öğretici uygulamalara ilişkin yol haritası hazırlandı. Temaya ilişkin sanal medya hesabından paylaşım yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Geleceğimizin Sıfır Atık kahramanları okullarımızda yetişiyor. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerindeki Sıfır Atık projemizi Milli Eğitim Bakanlığımız ile okullarımızda daha da yaygınlaştırıyoruz. Yeni eğitim öğretim yılımızın başlamasıyla birlikte okullarımızda; atık ayrıştırma eğitimlerinden kompost uygulamalarına, Sıfır Atık kamplarından geri dönüşüm atölyelerine, çevre temalı seminerlerden ekolojik pazar günlerine kadar birçok farkındalık çalışması yapacağız. Evlatlarımız öğrenecek, anlayacak, Sıfır Atık bilinci daha da güçlenecek" ifadelerini kullandı.

BROŞÜRLER VE PAYLAŞIMLARLA SIFIR ATIK ÇAĞRISI YAPILACAK

Bakanlığa bağlı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, öğrenci ve velilere ihtiyaçları kadar alışveriş yapmaları ve uzun ömürlü ürünleri tercih etmeleri çağrısında bulunuldu. Hazırlanan bilgilendirici broşürlerde kırtasiye alışverişi öncesinde geçmiş dönemlerden kalan çanta, defter, kalem, silgi ve benzeri okul gereçlerinin gözden geçirilmesi ve yeniden değerlendirilmesi gerektiği hatırlatıldı.

YENİDEN KULLANIM BİLİNCİ TEŞVİK EDİLECEK

Öğrencilerin günlük yaşamlarında bilinçli tüketim alışkanlıkları kazanmaları, tek kullanımlık ürünlerden kaçınmaları, atıkları kaynağında ayırmaları ve israfı önlemelerine yönelik çeşitli bilgilendirici içerikler hazırlandı. Tek kullanımlık su şişeleri yerine yeniden kullanılabilir mataraların, tek kullanımlık poşet ve ambalajlar yerine ise beslenme kutuları ve yeniden kullanılabilir saklama kaplarının tercih edilmesi önerildi.

ETKİNLİK VE HİKAYE KİTAPLARI SIFIR ATIK'I ANLATACAK

'Sıfır Atık Kahramanları Etkinlik Kitabı' ile öğrencilerin atıkları doğru ayrıştırma, yeniden kullanım ve geri dönüşüm konularını çeşitli etkinliklerle öğrenmeleri desteklendi. 'Mavi Dünya'nın Sıfır Atık Kahramanları' hikaye kitabında ise kağıt, plastik, cam, metal ve biyobozunur atıkların doğru ayrıştırılmasına ilişkin bilgiler aktarıldı. Çocukların Sıfır Atık yaklaşımını uygulamalı ve eğitici içeriklerle öğrenmelerine yönelik hazırlanan materyaller, 'sıfıratık.gov.tr' internet sitesi ve sosyal medya hesabı üzerinden de erişime açıldı.

KANTİNLERDE İSRAFIN AZALTILMASINA DİKKAT ÇEKİLECEK

Çalışmalar kapsamında okul kantinlerindeki tüketim alışkanlıkları da ele alındı. Yine hazırlanan broşürlerle kantinlerde gereksiz tüketim ve gıda israfının azaltılmasına, atıkların kaynağında ayrı toplanmasına, öğrencilerin sürdürülebilir tercihlere yönlendirilmesine yönelik bilgiler paylaşıldı.

Okullarda kurulacak Sıfır Atık köşeleri, yeniden kullanım etkinlikleri ve atıklardan yeni ürünlerin üretildiği çalışmalarla öğrencilerin çevre konularını uygulayarak öğrenmeleri teşvik edilecek. Öğrencilere 'yenisini almak yerine yeniden kullanmaları, israf etmek yerine paylaşmaları ve tüketim tercihlerinde sürdürülebilir seçeneklere yönelmeleri' mesajı verilecek. Bu sayede çocukların erken yaşta Sıfır Atık bilincini kazanmaları ve çevrelerine aktarmalarıyla toplumsal farkındalığın artması hedefleniyor.

Saç boyasına alerji uyarısı

MİTHAT YURDAKUL Ankara - Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Kozmetik Ürünler Yönetmeliği’nde Avrupa Birliği Kozmetik Tüzüğü’ne uyum kapsamında değişikliğe gidiyor. Hazırlanan taslağa göre, kozmetik ürünler yeni yıldan itibaren karekod aracılığı ile satılacak. Dijital etiket, şerit ya da fiş üzerinde bulunacak bu kodda, ürüne ilişkin son kullanım süresi, seri numarası, ürünün fonksiyonu gibi tüm bilgilere yer verilecek. Saç spreyleri, güneş kremleri, nemlendiriciler, fondötenlerin içerisinde bulunan ve sağlık açısından riskli olabileceği değerlendirilen “Decamethy-lcyclopentasiloxane” isimli sentetik slikon bileşeni ihtiva eden ürünler, bu yıl sonundan itibaren yasaklanacak.

Alüminyum içeren

bileşenlerin solunum yoluyla akciğerlere zarar verebileceği endişesi nedeniyle, güneş kremi ürünlerinde alüminyum içerikleri yasak olacak. Saç boyalarının üzerine, “Saç boyaları şiddetli alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ürünü kullanmadan önce aşağıdaki hususlara dikkat ediniz. Bu ürün 16 yaşın altındaki kişilerin kullanımına uygun değildir” uyarılarının eklenmesi zorunlu olacak.

Kurum: Antalya’da dünyanın en büyük imecesini kuracağız

Türkiye’nin aksiyon hedefiyle COP31’e başkanlık edeceğini vurgulayan Kurum, “Dünyanın masa başında sürekli yeni hedefler üretmeye ihtiyacı yok. Dünyanın yegane ihtiyacı, o hedefleri tarlada, sanayide ve şehirde eyleme dönüştürecek sarsılmaz bir iradedir. Biz, tarihe ‘Uygulama COP’u olarak geçmeye geliyoruz. Bütün diplomatik kapasitemizi, birikimimizi, uygulamadaki engelleri yırtıp atmak için kullanacağız. Antalya’da, dünyanın en büyük imecesini kuracağız, ‘küresel imeceyi’ tarihin altın sayfalarına yazacağız” diye konuştu.

6 küresel adım atılacak

Bakan Kurum, 2035 yılına kadar 6 büyük hedef koyduklarını vurgulayarak, şunları söyledi: “Elektrifikasyonun küresel payını yüzde 35’e çıkaracağız. Küresel atık artışını yarı yarıya düşüreceğiz. Binalardaki enerji tüketimini yüzde 25 azaltmayı hedefliyoruz. Sanayide döngüsel malzeme kullanım oranını yüzde 15’e taşıyarak, doğadan aldığımızı doğaya geri vereceğiz. İklim okuryazarlığını, dünyanın en ücra köşesindeki çocuğun zihnine nakşedeceğiz. İklim Uygulama Köprüsü’nü kuracağız. İhtiyacı olan ülkeyle çözümü sunan finansmanı, bu köprünün tam ortasında el sıkıştıracağız.”

En kapsamlı dip temizliği

Kurum, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla gelecek hafta Fethiye Körfezi’nde önemli bir temizlik çalışmasını devreye alacaklarını bildirerek, “Türkiye’nin en kapsamlı dip çamuru temizliğini başlatacak, ardından Karadeniz’in incisi Trabzon’da okyanusların çığlığına kulak vereceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye uzay yolunda

Türkiye, barışçıl ve şeffaf uzay araştırmalarında uluslararası işbirliği yapılmasını öngören Artemis Anlaşmaları’na imza atarken, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Türkiye, uzay yolculuğu alanında inanılmaz hedefler ve yeteneklerle yeni bir döneme giriyor” dedi.

Washington’daki ABD Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi (NASA) genel merkezindeki imza törenine Türkiye adına Bakan Kacır ile Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yusuf Kıraç katılırken, ABD’yi NASA Direktörü Jared Isaacman ve ABD Dışişleri Bakanlığı Uzay ve Çevreden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Connor Tomlinson temsil etti.

Uzayın barışçıl kullanımı

Bakan Kacır, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve Türk astronot Alper Gezeravcı’nın da yer aldığı törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Artemis Anlaşmaları’na imza atan 71. ülke olduğunu belirtti. Kacır, “Türkiye, uzay yolculuğu alanında inanılmaz hedefler ve yeteneklerle yeni bir döneme giriyor. Amacımız, uzayda sürdürülebilir bir görünürlüğe sahip olmak ve tüm insanlığın yararı için uzayın barışçıl kullanımı konusunda adımlar atmaktır” dedi.

Cesur bir vizyon

NASA Direktörü Isaacman da iki ülke arasındaki bağların güçlendiğinin altını çizdi.

“Bugün önemli bir dönüm noktasıdır. Bu alanda Türkiye, ortaya cesur bir vizyon koyuyor” diyen Isaacman, ABD ile Türkiye’nin “astronotlarını Ay’ın yüzeyine geri gönderme vizyonunu” paylaştığını belirtti. NASA’nın sosyal medya hesabından da Türkiye’nin Artemis Anlaşmaları’na imza atmasına ilişkin paylaşımda bulunuldu. Türkiye’nin, Artemis Anlaşmaları’nı imzalayarak uzayın barışçıl şekilde keşfedilmesi ve bu alanda refahın artırılması konusunda taahhütte bulunan diğer ülkelere katıldığı belirtilen paylaşımda, “Artemis Anlaşmaları’na hoş geldin, Türkiye” ifadesi kullanıldı.

‘2027’de Ay’a gidiyoruz...’

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Kacır, Türkiye’nin Artemis Anlaşmaları’na katılmasının, son yıllardaki uzay atılımının sadece bir halkası olduğunu belirtti.

Kacır, 2027’nin ilk aylarında hibrit motora sahip bir uzay aracını Ay’a göndermeyi planladıklarını ifade ederek, “Bu vesileyle hem Ay yörüngesinden veri toplayacağız hem de Ay’a erişen ülkeler arasındaki yerimizi alacağız” diye konuştu. Türkiye’nin Somali’de bir uzay limanının inşasına başladığını dile getiren Kacır, bu uzay limanının Türkiye’nin uzay ekonomisinde daha güçlü şekilde yer almasını sağlayacağını ve uzay çalışmalarında daha bağımsız adımlar atabilmesini mümkün kılacağını söyledi.

İran, Hürmüz Boğazı'nda ABD'ye ait bir İHA'yı düşürdü

İran, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda ABD'ye ait bir MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracını (İHA) daha düşürdüğünü bildirdi.

İlginizi Çekebilir

İran’ın Fars Haber Ajansının haberinde, "Birkaç dakika önce, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait gelişmiş bir hava savunma sisteminin ateşine maruz kalan bir MQ-9 insansız hava aracı düşürüldü." ifadeleri kullanıldı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, dün sabaha karşı da ABD’ye ait bir MQ-9’un Hürmüz Boğazı üzerinde düşürüldüğünü bildirmişti.

Washington Post gazetesi, 13 Ağustos'ta yayımladığı haberinde, ABD'nin İran ile savaş sırasında, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun olarak kullandığı MQ-9 Reaper tipi İHA'lardan en az 45'ini kaybettiğini belirtmişti.

ABD'li yetkililere dayandırılan haberde, bu miktarın, MQ-9 Reaper filosunun yaklaşık yüzde 25'ine tekabül ettiği kaydedilmişti.

Yurt dışı çıkış yasağı bulunan Arif Kocabıyık TIR dorsesinin altında yakalandı
Gemi faciası hakkında ırkçı Rumlardan skandal ifadeler: Ölen Türkleri umursamayın!

İran: ABD saldırılarının kaynağını hedef alacağız

İran Genelkurmay Başkanlığının yazılı açıklamasında, "bazı bölge ülkelerindeki üslerin uyarılara rağmen ABD tarafından İran topraklarına saldırılar için kullanıldığı" belirtildi.

Saldırılara müsamaha gösterilmeyeceği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Saldırgan Amerikan ordusunun bölgeyi terk etmekten başka yolu yoktur ve İran'a karşı Amerikan saldırganlığını kolaylaştıranlar şunu bilmelidir ki güçlü Silahlı Kuvvetlerimiz her türlü saldırının kaynağını hedef alacaktır."

ABD ordusu, dün gece Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Lark Adası'na iki saldırı düzenlemişti. Saldırılarda sivillerin de aralarında olduğu en az 2 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin yaralandığı bildirilmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, saldırıya karşılık Ürdün'de ABD güçlerinin kullandığı Muvaffak Salti ve Kral Hüseyin hava üslerini balistik füzelerle vurduğunu duyurmuştu. İran ordusu ise Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Al Minhad Hava Üssü'nde konuşlu ABD askerleri ve helikopterlerini onlarca kamikaze insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığını bildirmişti. Ürdün ordusu, 8 füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurmuştu.

Dışişleri Bakanlığı: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Anlaşması ile kararlılığını teyit etti
SON DAKİKA | Yurt dışı çıkış yasağı bulunan Arif Kocabıyık TIR dorsesinin altında yakalandı

Kıbrıs'ta KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman ile GKRY lideri Hristodulidis görüşmesi ertelendi

KKTC Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erhürman ile GKRY lideri Hristodulidis arasında 2 Eylül'de yapılması planlanan görüşmenin, ülkedeki gemi faciası nedeniyle ertelendiği duyuruldu.

9 EYLÜL'E ERTELENDİ

Açıklamada, Erhürman ile Hristodulidis'in görüşmesinin, ülkede yaşanan gemi faciası nedeniyle 9 Eylül Çarşamba günü saat 10.30'a ertelendiği belirtildi.

NE OLMUŞTU?

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, GKRY lideri Nikos Hristodulidis ile en son 26 Ağustos'ta ara bölgede görüşmüştü.

Mekke Savunma İttifakı toplantısı! Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Uluslararası sistem, Netanyahu tehdidiyle savaşmalıdır

Rusya'dan Çin'e 'vizesiz seyahat' sinyali! 'Kalıcı hale getirilebilir'

Rusya Devlet Başkanı Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi çerçevesinde bir araya geldi.

'KALICI HALE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞMAYA HAZIRIZ'

Putin, Xi ile görüşmede yaptığı konuşmada, Rusya ile Çin arasındaki ilişkilerin tüm alanlarda başarıyla geliştiğini belirterek, Nepal ve Tibet'teki sel felaketi sonucu insanların hayatını kaybetmesinden dolayı başsağlığı dileklerini iletti. Putin ayrıca, "Rusya ve Çin arasındaki vizesiz seyahat düzenlenmesini kalıcı hale getirmek için çalışmaya hazırız" dedi.

'KARŞILIKLI OLARAK 30 GÜNE KADAR KALINABİLİYOR'

İki ülke vatandaşları turistik, ticari ve özel amaçlarla seyahatlerinde karşılıklı olarak 30 güne kadar kalabiliyor. Rusya ile Çin, bu yılın temmuz ayında karşılıklı vizesiz seyahat uygulamasını 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatma kararı almıştı.

Mekke Savunma İttifakı toplantısı! Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Uluslararası sistem, Netanyahu tehdidiyle savaşmalıdır

ABD Başkanı Trump'tan İran çıkışı! 'Resmen çökmüş bir ulus'

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından İran'a ilişkin açıklamada bulundu.

'RESMEN ÇÖKMÜŞ BİR ULUS'

İran'ın "resmen çökmüş bir ulus" olduğunu ve "öldüğünü" ileri süren Trump, "Onların (İran’ın) donanması yok, hava kuvvetleri yok, dövizi yok, askerlerine veya polislerine maaş ödemiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Trump, ülkedeki enflasyon oranının "yüzde 300" olduğunu savunarak, İranlı liderlerin "düzensizlik içinde" olduğunu ve ülkeyi layıkıyla temsil edemediğini öne sürdü.

'ELLERİNDEKİ TEK ŞEY'

Ayrıca Trump, "Onların elindeki tek şey ABD'den gelen yalan haberler, protestocuları öldürme niyeti, (100 bini aşkın kişi öldü. İnsanlığa karşı işledikleri savaş suçundan yargılanmalılar) ve saçma söylemler" ifadelerini kullandı.

Mekke Savunma İttifakı toplantısı! Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Uluslararası sistem, Netanyahu tehdidiyle savaşmalıdır
Trump-Putin-Zelenskiy zirvesi olacak mı? Kremlin'den ilk açıklama geldi

Bakanlar Hakan Fidan ve Yaşar Güler Bişkek'e gidiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Savunma İttifakı'nın Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı sonrasında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile Bişkek yolunda olduğunu duyurdu. Fidan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, uçakta çekilen fotoğraf paylaştı.

İlginizi Çekebilir

Bakan Fidan, paylaşımında, "Mekke Savunma İttifakı'nın Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı sonrasında Sayın Milli Savunma Bakanımızla birlikte Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılan Sayın Cumhurbaşkanımıza refakat etmek üzere Bişkek’e gidiyoruz. Bu yolculukta Pakistan Dışişleri Bakanı kardeşim İshak Dar da bizimle beraber. İstanbul’da başlayan istişarelerimizi Bişkek yolunda da sürdürüyoruz." ifadesini kullandı.

Fotoğrafta, Fidan ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da yer aldı.

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanları, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile teşkil edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi formatında İstanbul'da bugün bir araya gelmişti.

Dışişleri Bakanlığı: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Anlaşması ile kararlılığını teyit etti
Gemi faciası hakkında ırkçı Rumlardan skandal ifadeler: Ölen Türkleri umursamayın!

SON DAKİKA | Yurt dışı çıkış yasağı bulunan Arif Kocabıyık TIR dorsesinin altında yakalandı

Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan Arif Kocabıyık, Edirne'de TIR dorsesinin altına gizlenerek Bulgaristan'a geçmeye çalışırken yakalandı.

Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen adli süreç kapsamında, Kapıkule Gümrük Sahası'ndan Bulgaristan'a çıkış yapmak üzere gelen 42 BHK 513 plakalı TIR'da arama ve kontrol yapıldı.

Kontrolde, tırın dorsesinin altında gizlenmiş iki kişi tespit edildi. Yakalanan kişilerin Arif Kocabıyık ile İran uyruklu S. P. S. olduğu belirlendi.

TIR DORSESİNİN ALTINA GİZLENDİ

Kamuoyunda YouTuber olarak tanınan Kocabıyık hakkında Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesince, Türk Ceza Kanunu'nun 299/1. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" suçu kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu tespit edildi.

Hakkındaki tedbirin devam ettiği belirlenen Kocabıyık'ın, Bulgaristan'a geçmek amacıyla TIR dorsesinin altına gizlendiği değerlendirildi. Olayın ardından Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla adli işlem başlatıldı. Kocabıyık ile tır sürücüsü M. A. gözaltına alındı. Yabancı uyruklu kişi ise İl Göç İdaresine teslim edildi.

‘EMNİYET BİRİMLERİMİZE TESLİM EDİLMİŞTİR’

Ticaret Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Bekir Kaplan, konuya ilişkin sanal medya üzerinden paylaşım yaptı. Kaplan açıklamasında, “Hakkında Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret ve çeşitli suçlardan arama kaydı bulunan Arif Kocabıyık isimli şahıs, Ticaret Bakanlığı Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerimizce Kapıkule Gümrük Kapısı’nda bir TIR’ın altına gizlenmiş vaziyette yakalanmıştır. Edinilen istihbari bilgi doğrultusunda, Edirne’de bulunan TIR parklarında saklandığı bilgisine ulaşılması üzerine, Gümrükler Muhafaza ekiplerimizce başlatılan takip ve kontroller sonucu yakalanan Arif Kocabıyık; işlemlerinin tamamlanmasının ardından emniyet birimlerimize teslim edilmiştir” ifadelerine yer verdi.

Dışişleri Bakanlığı: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Mekke Anlaşması ile kararlılığını teyit etti
Gemi faciası hakkında ırkçı Rumlardan skandal ifadeler: Ölen Türkleri umursamayın!

Kalp krizi geçirip anjiyo olan Cem Yılmaz taburcu oldu

Çanakkale’de geçirdiği kalp krizi sonucu anjiyo olan ünlü komedyen Cem Yılmaz taburcu oldu.

İlginizi Çekebilir

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy köyündeki yazlık evinde 2 gün önce kalp krizi geçirdi. Ayvacık Devlet Hastanesindeki ilk müdahalesinin ardından Cem Yılmaz, ÇOMÜ Hastanesinde sevk edilerek burada anjiyo oldu.

Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından Cem Yılmaz’a el bileğinden yaklaşık 40 dakikada balon ve stent işlemi yapıldı.

Operasyon sonrası sağlık durumu iyi olan Cem Yılmaz, 2 günlük takip süresini doldurdu. Durumu stabil olan Cem Yılmaz, şikayeti olmadığı için ilaçları yazılarak bugün saat 19.30 sıralarında taburcu oldu.

Cem Yılmaz'ın kulağındaki kalp krizi detayı! Doktor çizgiyi gösterdi: 'Yıllardır var'
Samsun’da literatürde benzeri olmayan ameliyat! Çift kapak takıldı

Gemi faciası hakkında ırkçı Rumlardan skandal ifadeler: Ölen Türkleri umursamayın!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentin açıklarında yolcu feribotu faciasında 8 kişi hayatını kaybederken 20 kişi kayboldu.

Katamaran tipi Türk yolcu gemisinin kısa süre sonra alabora olması büyük üzüntüye yol açtı. Gemide mürettebat dahil 267 kişi bulunurken, kazada 8 kişi hayatını kaybetti, 239 kişi kurtarıldı. Kayıp 20 kişiyi arama çalışmaları ise sürüyor. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, "8 can kaybı, 20 kayıp var. 40 kişi için teyit çalışması sürüyor. Suçlu kimse cezasını çekecek" dedi.

BİR TARAFTA YAS, BİR TARAFTA IRKÇILIK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yas ilan edilirken facia, Güney Kıbrıs'ta skandal ifadelerle gündeme geldi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden çok sayıda kişi yaşananların ardından taziye mesajları paylaştı fakat sosyal medyada bazı kullanıcıların ırkçı ve nefret içerikli ifadeler kullanması ise tepki çekti.

Bazı paylaşımlarda "Kahrolsunlar", "Ölsünler" ve "Üzülmeyin hepsi Türk’tü" gibi kan donduran ifadeler yer aldı. Aşırı sağcı ELAM partisinden Rum milletvekili Fivos Kyprianou, "Ölenleri umursamayın, aklınızı başınıza alın" şeklinde paylaşımda bulundu.

"YARDIM EDEBİLİRİZ" MESAJI

CNN Türk KKTC Temsilcisi Ömer Bilge, katıldığı yayında Güney Kıbrıs'tan gelen mesajları aktardı. Resmî açıklamalarda taziye mesajlarının öne çıktığını ifade eden Bilge, Rum lider Nikos Hristodulidis'in de yardım çağrısında bulunduğunu ve "Yardım edebiliriz" mesajı verdiğini dile getirdi.

Bununla birlikte Bilge, yakın tarihte yaşanan benzer durumlarda Güney Kıbrıs'ın Türk tarafının yardım tekliflerini kabul etmediği örneklerin de bulunduğunu söyledi.

"KIBRIS TÜRK HALKI YASTA"

Facianın ardından sosyal medyada paylaşılan bazı mesajlara dikkat çeken Bilge, Kıbrıs Türk halkının büyük bir acı yaşadığını belirtti.

Bilge, "Kıbrıs Türk halkı yasta. Canını kaybetti. Sosyal medyada paylaşılan mesajlarda, böyle bir anda bile Türk düşmanlığı mesajları verebilen bir kitleyle karşı karşıyayız" dedi.

Kıbrıs'ın yakın tarihinde de Türk karşıtı söylemlerin görüldüğünü belirten Bilge, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde ve sırasında yaşanan saldırılara da değinerek, günümüzdeki bazı sosyal medya paylaşımlarının bu anlayışın devamı olarak görülebileceğini vurguladı.

ÇİRKİN PAYLAŞIM: "ÖLENLERİ UMURSAMAYIN"

Bilge, "Ölenleri umursamayın" şeklindeki paylaşımın aşırı sağcı ELAM partisinden Rum milletvekiliFivos Kyprianou tarafından yapıldığını belirtti.

ELAM'ın Rum toplumundaki siyasi ağırlığının arttığını ifade eden Bilge, Türk karşıtı söylemlerin de yükseldiğini savundu.

Bilge, "Böylesine acılı bir insani tablo karşısında bile sosyal medyadan bu tür mesajlar gelmesine; 'Türkler ölsün', 'İyi oldu' gibi ifadeler kullanılmasına hiç şaşırmadık. Sadece böyle bir acılı günde aslında gerçek yüzlerini göstermiş oluyorlar" ifadelerini kullandı.

Faciayı ilk o fark etti! KKTC'de batan teknede 100 kişiyi kurtaran su sporları hocası konuştu
Kıbrıs'ta batan gemideki kayıpların sayısı 20'ye yükseldi! Kimlikleri belli oldu

Samsun’da literatürde benzeri olmayan ameliyat! Çift kapak takıldı

Samsun Şehir Hastanesi’nde amyotrofik lateral skleroz (ALS) tanısı konulan Oktay Asal’ın (43) ileri derecede bozulan aort ve mitral kalp kapakları eş zamanlı yapılan operasyonda mekanik protezlerle değiştirildi. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, ALS’li bir hastaya aynı anda mekanik aort ve mitral kapak replasmanı uygulayan benzer bir olgunun Türkiye’de ve dünya tıp literatüründe bulunmadığını söyledi.

İlginizi Çekebilir

Samsun’da yaşayan Oktay Asal, 2023 yılında yüksek tansiyon, yürüme ve konuşma bozukluğu ile sol tarafında his kaybı şikayetiyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki Nöroloji servisine başvurdu. Yapılan tetkiklerde ALS hastalığı başlangıcı teşhisi konulan Asal’ın şikayetleri zamanla arttı. Nefes darlığı, çabuk yorulma, yolda yürüyememe ve konuşma güçlüğü yaşayan Asal, yeniden hastaneye başvurdu. Yapılan incelemelerde birisi doğuştan diğeri ise sonradan bozulan iki kalp kapağında ileri derecede bozulma ve buna bağlı belirgin kalp büyümesi geliştiği tespit edildi. Ameliyata alınan Asal, yüksek riskli bir operasyonla aynı ameliyatta mekanik protezlerle değiştirildi.

AMELİYAT 5 SAAT SÜRDÜ

Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde gerçekleştirilen operasyonun, ALS hastasına aynı seansta mekanik aort ve mitral kapak replasmanı uygulanması açısından dünya tıp literatüründe benzeri bulunmadığı bildirildi. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyeleri ile Samsun Şehir Hastanesi hekimlerinin gerçekleştirdiği operasyonda, Asal’ın doğumsal kalp kapağı bozukluğuna bağlı olarak ileri derece hasarlanan aort ve mitral kapakları yaklaşık 5 saat süren ameliyatta değiştirildi.

BAŞARILI AMELİYAT SONRASI HASTA TABURCU OLDU

Ameliyatın başarılı bir şekilde gerçekleştiğini belirten Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, “Hastamız çift kapak replasmanı ameliyatı oldu. Mitral kapak yetmezliği ve aort kapağında darlık, doğumsal bir bozukluk sebebiyle gelişen kapak hastalığından dolayı her iki kapağında değişmesi gerekiyordu. ALS hastalarında cerrahiden ziyade ameliyat sonrası süreç daha zorlu geçiyor. O konuda endişelerimiz vardı. Anestezin ve yoğun bakım ekibimizin desteğiyle hastamızın da gayretiyle bu süreçleri atlatabildik. Ameliyatımız başarıyla sonuçlandı. Hedeflediğimiz cerrahi yapabildik. Şimdi hastamızı taburcu ediyoruz. Bundan sonraki hayatta tabi belli bir takipleri olacak. Kapak hastalarında kullanılması gereken belli ilaçlar, kan sulandırıcılar onları takip edeceğiz. Ama çok şükür korktuğumuz ölçüde bir problem yaşamadan bu ameliyattan sağ salim ve başarıyla sonuç alabildik” dedi.

Özellikle cerrahi sınıra gelmiş olan kalp kapak hastalıklarında yaşam süresi beklenenden çok daha az olduğunu belirten Ereren, “Kalp kapak hastalıkları daha çok doğumsal şekil bozukluklarından veya geçirmiş bazı enfeksiyonlara bağlı oluyor. Özellikle kalp kapağında ciddi bir darlık oluştuktan sonra 2 ile 5 yıl içerisinde hasta çok ağır semptomlar yaşamaya başlıyor. Özellikle tabii yaşamda en çok sıkıntı oluşturan şey nefes darlığı. Yine eforla ciddi sıkıntı yaşamaya başlıyorlar. Halsizlik, yorgunluk. Bütün bu şikayetler gün be gün artıyor. Cerrahi bu tarz hastalarda son seçenek. Biz de bu alternatifleri düşünürken tabii hem bir yandan bu hastalığın kendisinin risklerini düşündük. Hem de ameliyat olup olmaması konusunda beraber istişare ettik. Kendisine de bu konuda bilgiler verdik. Ama gördüğümüz kadarıyla ameliyattan fayda gördü. Zaman içerisinde daha da görecek. Hayati riski kapak ameliyatı olmayanlarda olan durum artık yok” diye konuştu.

TÜRKİYE'DE DEĞİL, DÜNYADA HENÜZ BU ŞEKİLDE BİR AMELİYAT TANIMLANMAMIŞ

Dünya literatüründe yaptıkları taramada benzer bir vakaya rastlamadıklarını da belirten Ereren, “Ameliyatla ilgili bizi en çok endişeye düşüren durum olan bu ek hastalık yani ALS ile ilgili de bildirilmiş herhangi bir literatür bilgisi yok kalp ameliyatlarıyla ilgili. Şu ana kadar yayınlanmış bir açık kalp cerrahisi geçiren veya kapak cerrahisi geçiren motor nöron hastalığıyla ilgili bir bulgu da yoktu. Bu da tabi bizi en çok endişeye sevk eden durumlardan biriydi. Aslında bir ilk olacak inşallah yayınlandığı zaman. Bu konuyla ilgili de literatür hazırlığımız devam ediyor. Literatür taraması derken bunun bilimsel PubMed veri tabanında ve kabul görmüş bilimsel makaleler tarayarak baktık. Türkiye'de değil, dünyada henüz bu şekilde bir ameliyat tanımlanmamış” dedi.

SOLUNUM CİHAZINDAN BEKLENENDEN ERKEN AYRILDI

Hastanın ALS hastalığı nedeniyle ameliyatın özel bir risk taşıdığını ifade eden Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Aneztezi Uzmanı Doç.Dr. Şener Canikli Adıgüzel, “Oktay Bey ile 3 ay önce ameliyat kararı alındığında ayrıntılı görüştük. Çünkü kendisinin özel bir durumu vardı. ALS dediğimiz solunum kaslarını da tutan ciddi bir hastalığı var. Bunun yanında da ciddi kalp kapak patolojileri vardı. İkisinin birleşmesi sebebiyle de özellikle solunumsal açıdan ciddi sıkıntılar yaşıyordu. Zaten mevcut haliyle solunum kaslarını tutan bir hastalık olduğu için onu oldukça zorlayan bir durumdu. Ameliyat kararı alındı. Biz ayrıntılı görüşmelerimizi yaptık. Kendisini özellikle anestezi ile ilgili ameliyat sonrasında solunumla ilgili ekstra sıkıntılar yaşayabileceğimizi, çünkü ameliyat ne kadar iyi olursa olsun solunum kaslarındaki güçsüzlükten dolayı solunum makinesine ihtiyacı olabileceğini anlattık. Kendisinden bu süreçte solunum kapasitesini artırıcı egzersizler yapmasını istedik. Göğüs hastalıkları nöroloji doktorlarıyla ayrıntılı görüştük. O da zaten çok uyumlu bir hastaydı. Ameliyattan sonra da solunum kaslarını daha fazla baskıya uğramaması adına, solunum baskılayıcı ilaçlardan mümkün olduğunca uzak bir anestezi şekli uyguladık. Ağrı kesici ilaçlarımızı da ona göre belirledik. Hatta mümkün olduğunca solunum baskılayıcı ağrı kesici kullanmadan özel ağrı kesici blok işlemleri uyguladık ve böylece uygun bir şekilde solunum makinesinden kalış süresini uzatmadan ayırabildik. Sonuç itibariyle kendisi de oldukça gayretli bir hasta olduğu için bugün sağlıklı bir şekilde burada. Sanırım bundan sonrasında taburculuk için hazır. Bizim açımızdan tedavisiyle ilgili bir önerimiz kalmadı. Normal hayatına bundan sonra devam edecek” diye konuştu.

‘AMELİYAT OLMASAM ÇOK KISA SÜRE YAŞAYABİLECEĞİMİ SÖYLEDİLER’

2023 yılında yüksek tansiyonla eğitim araştırma hastanesine başvurduğunu belirten Hasta Oktay Asal (43) ise “Orada nörolojiye başvuru yaptım. Nörolojide ALS hastalığının başlangıcı olduğunu söyledi. Bu kısa sürede ilerledi. Yürüme ve konuşma bozukluğum başladı. Sol tarafımda his kaybı vardı. Yolda yürüyemiyordum, konuşamıyordum. Çok hızlı konuşuyordum ve kelimelerimi çok yuvarlayarak konuşmaya başladım. Daha sonra bu beni bayağı bir zorladı ve ALS’nin hızlı ilerlediğini düşündüm. Sonra tekrar hastaneye geldim. Aslında ALS’den değil, kalbimde bir sıkıntı olduğunu söylediler. Kalp kapakçıklarımdan bir problem vardı. Bir tanesi doğuştan bir tanesi daha sonradan özelliğini yitirmişti. Konuşurken ve yürürken beni yoruyordu. Emre Hocamla oturduk, konuştuk. Baya iyi konuştu, bana her şeyi anlattı. Başka bir doktora gitseydim belki ikna edemezdi beni. Hocaya, ‘hocam ben ameliyat olmazsam ne olur?’ dediğimde bana çok kısa bir süre yaşayabileceğimi söyledi. Ama ameliyat olursam her şeyin düzelebileceğini, çok iyi hissedeceğimi ve kendilerine güvenmemi istedi. Hocam ekibiyle birlikte ameliyatıma girdi. Ameliyatım çok iyi geçti. Ben bu kadar çok çabuk düzelebileceğimi beklemiyordum. Şu anda çok iyiyim” dedi.

Ağustos ayı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçlandı
Bankacılık sektörünün net karı 596,4 milyar lira oldu

Fuar, uluslararası ticaret buluşmalarına kapılarını açtı

Beşinci yılında 6 salon ve 60 bin metrekarelik alanda düzenlenen Türkiye’nin gıda, içecek, ambalaj ve üretim teknolojileri alanındaki önemli uluslararası ticaret platformlarından F İstanbul Uluslararası Gıda Endüstrisi Fuarı; ilk gününde ziyaretçilerin yoğun ilgisine sahne oldu. Fuarın merkezinde yer alan B2B görüşme alanlarında üreticiler ve satın almacılar birebir ticari görüşmeler gerçekleştirirken, yeni ihracat bağlantıları için ilk temaslar kuruldu.

Açılış programında Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Sherzodkhon Ibragimov, Özbekistan İhracatçılar Birliği Başkanı Yorqin Malikov, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, El Salvador Büyükelçisi Hector Enrique Jaime Calderon ve Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan konuşma yaptı.

Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan şunları söyledi: “Türkiye tarım sektörü son 20 yılda bir ivme yakalayarak ihracatını 2002'deki 3,7 milyar dolardan 2025 sonunda 32,6 milyar dolara, 2026'nın ilk 7 ayında ise %4,1 artışla 19,1 milyar dolara çıkarmıştır. Tarım ve gıda sektörümüzde verdiğimiz 10,8 milyar dolarlık dış ticaret fazlası, sektörümüzün ülke ekonomisine sağladığı stratejik desteğin kanıtıdır. Bakanlık olarak dış pazarlardaki teknik engelleri kaldırmaya yönelik çalışmalarımızla ihracatçımızın önünü açarken; iç ticarette de perakende yasası düzenlemeleri, lisanslı depoculuk ve tarladan sofraya izlenebilirlik sağlayan Hal Kayıt Sistemi ile piyasa istikrarını koruyoruz. Yurt içi fuarlar kapsamında desteklediğimiz F İstanbul’un ülkemiz ekonomisine ve ihracatına katkılarının artarak devam etmesini diliyorum."

Özbekistan Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Sherzodkhon Ibragımov ise, “Fuarda 70’ten fazla Özbekistan firmasıyla yer alıyoruz. Fuarın sadece ürün sergilemekle kalmayıp somut anlaşmalara, yeni projelere ve uzun süreli iş birliklerine vesile olacağına inanıyoruz." Dedi.

Özbekistan İhracatçılar Birliği Başkanı Yorqin Malikov da “Katılan firmalarımızdan birçoğu Türkiye’de ortaklıklar kurmak, Serbest Bölgelerde faaliyet göstermek ve Türkiye'ye yatırım yapmak arzusunda. Amacımız, Türk iş insanlarıyla güçlerimizi birleştirip ortak üretim ve iş birliğiyle üçüncü ülkelere ihracat gerçekleştirmektir." Şeklinde konuştu.

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç de konuşmasında “Gıda ve gıda ürünlerinde 2025 yılında 28 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Bakanlığımızın desteğiyle önümüzdeki 3 yıl içerisinde 50 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmayı amaçlıyoruz. Gelecek dönemde gıda güvenliği, uzun raf ömrü, sürdürülebilir ambalaj, otomasyon ve yapay zekâ gibi yüksek teknolojiler öne çıkacak. Kardeş ülkemiz Özbekistan’ın fuardaki güçlü varlığından da ayrıca memnuniyet duyuyoruz." Dedi.

El Salvador Büyükelçisi Hector Enrique Jaime Calderon şunları söyledi: "El Salvador olarak katılımımız ürün tanıtmaktan çok daha fazlasını, Türk alıcılar ve tüketicilerle iş topluluklarımız arasında yeni köprüler kurma fırsatını temsil ediyor. Kahve, kakao, bal, pirinç bisküvileri gibi öne çıkan sektörlerimizden firmalarla buradayız. Girişimcilerimizle bu fuarda yer almaktan, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve ticari bağları geliştirmekten gurur duyuyoruz."

F Fuar İcra Yönetim Kurulu Üyesi Alaaddin Orhan konuşmasında şunları ifade etti: "Burası sadece bir fuar değil, üreticilerimizi kullanıcı, satıcı ve alıcılarla buluşturan uluslararası bir ticari eşleştirme platformudur."

Konuşmaların ardından fuarın açılış kurdelesi kesilirken, protokol üyeleri ve davetliler fuar alanındaki stantları ziyaret etti. F İstanbul’un bu yılki onur ülkesi olan Özbekistan, resmi heyeti ve 70 firmasıyla fuarda yer alırken; Bulgaristan, Çin, El Salvador, Hindistan, İran, Kırgızistan, Mısır, Irak ve Suriye de fuardaki yerini aldı.

Bakan Kacır, yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme verilerini değerlendirdi

Kacır, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, yılın ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi.

Türkiye ekonomisinin, küresel ekonomideki tüm zorluklara rağmen 24 çeyrektir büyümesini sürdürdüğüne dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti:

"GSYH 2026 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 arttı. Sanayi sektörü yüzde 2,4 büyüdü. Üretimin, yatırımın, istihdamın, ihracatın yanında olmaya devam edeceğiz. Sanayi katma değerimizi yükseltmek için çalışmayı sürdüreceğiz."

Koç Holding COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç’u Bakanlıkta kabul ederek iş birliğine ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de; kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu” mesajını verdi.

COP31 ANTALYA’DA DÜZENLENECEK

Türkiye’nin ilk kez ev sahipliğinde, Antalya'da 9-20 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Taraflar Konferansı’nın 31’inci Oturumu (COP31) için hazırlıklar devam ediyor.

BM’nin iklim değişikliği ile mücadelede en önemli organizasyonlarından biri olan COP31 Zirvesi için COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum öncülüğünde farklı sektörlerle iş birliği ve ortaklık anlaşmaları hayata geçiriliyor.

KOÇ HOLDİNG’İN 100. YILINDA COP31 İÇİN GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ‘COP31 iş dünyası elçisi’, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) ‘COP31 Stratejik Ortağı’, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) COP31 Başkanlığı’nın ‘Finansal Alandaki İş Ortağı’ ve son olarak Garanti BBVA ve BBVA’nın ‘COP31 Küresel Bankacılık Partneri’ olmasıyla devam eden süreçte yeni bir adım daha atıldı.

Koç Holding, kuruluşunun 100. yılında anlamlı bir karar alarak COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu.

BAKAN KURUM İLE ALİ KOÇ BİR ARAYA GELDİ

COP31 Başkanı Murat Kurum, bu kapsamda Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti.

Görüşmede, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği vizyonu ve Koç Holding’in sürdürülebilirlik, teknoloji ve inovasyon ekseninde konferansa sunacağı katkılar ele alındı.

BAKAN KURUM: TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞINI DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ

Kabule ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bakan Kurum, “Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31’de; kamudan özel sektöre, finans dünyasından sivil topluma kadar tüm paydaşlarımızla güçlerimizi birleştirerek Türkiye’nin iklim eylemindeki kararlılığını dünyaya göstereceğiz. Bu kapsamda ülkemizin köklü kuruluşlarından ve bu yıl 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu, Koç Holding şemsiyesi altında, COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ oldu” ifadelerini kullandı.

Kurum, “Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ve beraberindeki heyetle görüşerek bu süreçte birlikte neler yapabileceğimizi ele aldık. COP31’de özel sektörün katkısını ve iş birliklerimizi önemsediğimizi; Koç Holding’in de bu sürece katkı sunacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti aktardık” dedi.

“TAAHHÜTLERİ EYLEME DÖNÜŞTÜRECEĞİZ”

Bakan Kurum açıklamasının devamında, “COP31’de; ortak akılla, güçlü iş birlikleriyle ve somut adımlarla taahhütleri eyleme dönüştürecek adımları atacağız. Hayırlı olsun” ifadelerine yer verdi.

ALİ KOÇ: COP31 EV SAHİPLİĞİ TARİHİ BİR FIRSAT

Anlaşmayla ilgili açıklama yapan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, “Koç Topluluğu olarak 100 yıldır ülkemizin geleceğine duyduğumuz güvenle yatırım yapıyor, üretiyor, ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlıyoruz” dedi.

Ali Koç, “İkinci yüzyılımıza adım attığımız bu anlamlı dönemde, dünyanın en önemli iklim platformlarından COP31’in ‘Küresel İş Ortağı’ olarak ülkemizin temsiline güçlü şekilde katkı sunmaktan gurur ve memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“YEŞİL DÖNÜŞÜMDE REKABET GÜCÜMÜZÜ DÜNYAYA GÖSTERECEĞİZ”

Koç, Türkiye’nin COP31 ev sahipliğinin önemine dikkat çekerek, “Ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim hedeflerini hayata geçirme kararlılığını ve yeşil dönüşümdeki rekabet gücünü dünyaya göstermek açısından tarihi bir fırsat olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Cevdet Yılmaz: Türkiye ekonomisi küresel belirsizliklere karşı dayanıklılığını sürdürmekte

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yılmaz, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Küresel ekonomide çok yönlü kriz dinamiklerinin, bölgemizdeki savaş ve jeopolitik gerilimlerin belirginleştiği, özellikle küresel düzeyde ve ticaret ortaklarımızda büyüme oranlarının aşağıya doğru revize edildiği bir ortamda Türkiye ekonomisi, uygulanan politikaların katkısıyla makroekonomik istikrarını ve dinamizmini korumakta ve küresel belirsizliklere karşı dayanıklılığını sürdürmektedir. Son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı sergileyen ekonomimiz, 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 oranında büyüme kaydetmiştir. Birinci çeyrekte gözlenen dayanıklı büyüme performansı ikinci çeyrekte de sürmüş olup ekonomimiz makroekonomik istikrar programıyla uyumlu, dengeli bir büyüme patikası izlemeye devam etmektedir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre kaydedilen yüzde 1,1 oranındaki büyüme ise iktisadi faaliyetin çeyreklik bazda yeniden hız kazandığına işaret etmektedir. 2025 yılında tarihi bir rekorla 1,6 trilyon dolar olan gayrisafi yurt içi hasılamız, 2026 yılı ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,71 trilyon dolara ulaşarak yılın ilk çeyreğine kıyasla da istikrarlı bir artış kaydetmiştir" dedi.

'TARIM SEKTÖRÜ İVME KAZANMIŞTIR'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, üretim yönünden gayrisafi yurt içi hasıla bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda dengeli bir görünümün korunduğunu kaydederek, "Bir önceki çeyrekte olumlu hava koşullarının da katkısıyla güçlü bir toparlanma sergileyen tarım sektörü, bu dönemde yüzde 13,3 oranında büyüyerek ivme kazanmıştır. Hizmetler sektörü yüzde 1,6 oranında büyüyerek, dezenflasyon programıyla uyumlu bir görünüm sergilemiş; bu sektör bünyesinde yer alan inşaat faaliyetleri ise yüzde 1,9 oranında daralmıştır. Sanayi sektörü ise bir önceki çeyrekte dış talepteki yavaşlamanın etkisiyle kaydettiği daralmanın ardından yüzde 2,4 oranında büyüyerek toparlanma eğilimi göstermiştir. Harcamalar yönünden büyüme değerlendirildiğinde, toplam tüketim harcamalarının yüzde 2,7 oranında artarak dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak şekilde ılımlı bir seyir izlediği görülmektedir. Gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 oranında büyürken, üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,6 oranında artış göstermiştir. Öte yandan, 2023 yılında depremlerden etkilenen illerimizdeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte inşaat faaliyetleri deprem sonrası dönemdeki güçlü performansının ardından normalleşme sürecine girmiş ve buna bağlı olarak inşaat yatırımları yüzde 0,9 oranında daralmıştır" açıklamasında bulundu.

'POLİTİKALAR EŞGÜDÜM İÇERİSİNDE UYGULANMAYA DEVAM EDİLECEK'

Yılmaz ayrıca "Dış ticaret tarafında, ithalattaki yüzde 6,4'lük gerilemenin ihracattaki yüzde 3,4'lük daralmadan daha belirgin gerçekleşmesi sonucunda net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı 0,6 puan ile pozitif gerçekleşmiş, böylece dış ticaret bu çeyrekte büyümeyi destekleyici bir unsur haline gelmiştir. İç talepteki dengelenme süreciyle birlikte ithalat gerilerken, başta ticaret ortaklarımız olmak üzere dış talep koşullarında gözlenen kısmi toparlanmayla imalat sanayine ve ihracata yönelik desteklerin katkısıyla ihracattaki daralma sınırlı düzeyde kalmıştır. Ülkemiz ekonomisinde ikinci çeyrekte gerçekleşen büyüme performansı, fiyat istikrarı hedefiyle ve dengeli büyümeye yönelik uygulanan politika çerçevesiyle uyumlu bir görünüm sergilemektedir.

Orta Vadeli Program (2026–2028) kapsamında belirlenen temel öncelikler ve hedefler doğrultusunda, makroekonomik istikrarı güçlendiren, verimliliği artıran ve dış şoklara karşı dayanıklılığını destekleyen politikaların uygulanmasına devam edilmektedir. Bölgesel jeopolitik gelişmeler ve küresel belirsizliklerin makroekonomik dengeler üzerinde olası etkileri yakından izlenmekte, bu etkileri sınırlamaya yönelik gerekli politika araçları ilgili kurumlar arasında güçlü eşgüdüm içerisinde devreye alınmaktadır. Yılın ilk altı ayında gerçekleşen yüzde 2,5 oranındaki büyüme performansı dikkate alındığında, 2026 yılı genelinde büyümenin Orta Vadeli Program hedefinin bir miktar altında gerçekleşmesi beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması hedefi korunurken, sanayide teknolojik kapasitenin geliştirilmesi, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesine yönelik politikalar eşgüdüm içerisinde uygulanmaya devam edilecektir" dedi. (DHA)

Bakan Bolat'tan ikinci çeyrek büyüme performansı değerlendirmesi

Bakan Bolat, Türkiye ekonomisinin yılın 2'nci çeyreğinde yüzde 2,3'lük büyüme performansına ilişkin yaptığı yazılı değerlendirmede, "2026 yılı 2'nci çeyrek büyüme performansı, küresel ölçekte zorlu şartların ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde ekonomimizin dayanıklılığını göstermiştir. Ticaret Bakanlığı olarak yürüttüğümüz faaliyetlerin de katkısıyla cari işlemler dengesindeki ılımlı görünüm, tüm olumsuz küresel gelişmelere rağmen korunmaktadır. Ticaret Bakanlığı olarak, 2026 yıl sonu hedefimiz olan mal ihracatında 282 milyar üzerinde bir performansın yakalanması ve büyüme ivmesinin korunarak güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz. Mal ve hizmet ihracatında yıl sonu hedefi olan 410 milyar doların yakalanması ve büyüme ivmesinin güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz" dedi.

'BÜYÜME TRENDİ DEVAM EDİYOR'

Türkiye ekonomisinin pandemide dahi büyüme performansını sürdürdüğünü aktaran Bolat, "Türkiye ekonomisi 2020 yılında yüzde 1,8, 2021 yılında yüzde 11,8, 2022 yılında yüzde 5,4, 2023 yılında yüzde 5, 2024 yılında yüzde 3,5 ve 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüme kaydetmişti. 2026 yılı ilk yarısında ise GSYH’de büyüme hızı yüzde 2,5 oranında gerçekleşmiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, yılın ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,1 oranında artmıştır. 2021 yılında 828 milyar dolar, 2022 yılında 925 milyar dolar, 2023 yılında 1 trilyon 153 milyar dolar, 2024 yılında 1 trilyon 361 milyar dolar olan cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında 1 trilyon 602 milyar dolara yükselerek, tüm zamanların rekorunu kırmıştı. 2026 yılı 2'nci çeyreği itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 1 trilyon 706 milyar dolara yükselerek bu rekorunu yinelemiştir. 2022 yılında 10 bin 434 dolar, 2023 yılında 13 bin 8 dolar ve 2024 yılında 15 bin 356 dolar olan kişi başına düşen milli gelir 2025 yılında ivmelenmesini sürdürerek tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 18 bin 103 dolara ulaşmıştır" ifadelerini kullandı.

Cari işlemler dengesinin, GSYH içindeki payının tarihsel ortalamaların altındaki seyrine devam ettiğine işaret eden Bolat, devamında şunları kaydetti:

"2022 yılında yüzde 5, 2023 yılında yüzde 3,6 ve 2024 yılında ise yüzde 1 olan cari işlemler açığının GSYH içindeki payı 2025 yılı itibarıyla yüzde 1,9 oranında gerçekleşerek tarihsel ortalamasının (2002-2025 ortalaması yüzde 3,4) altında seyretmeye devam etmişti. Küresel belirsizliğin ve savaşların hakim olduğu 2026 yılı 2'nci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşerek tarihsel ortalamanın altında dengeli seyrini korumuştur. 2026 yılı 2'nci çeyreğinde büyümeye en yüksek katkı özel tüketimden gelmiş; özel tüketim büyümeye 2,3 yüzde puan katkı sağlamıştır. Mal ve hizmet ithalatı 2026 yılı 2'nci çeyreğinde yüzde 6,4 oranında düşüş gerçekleşmiş olup net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı 0,6 yüzde puan olmuştur. 2026 yılı 2'nci çeyreğinde yatırım harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 0,6 artarak ekonomik büyümeye 0,2 yüzde puan katkı sunmuştur. Böylelikle yatırımlar büyümeyi desteklemeyi 7 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür." (DHA)

Çin-Nepal sınırında peş peşe felaketler! 5.0'lik deprem sonrası kırmızı alarm; sel uyarısı verildi

Çin’in Nepal sınırında peş peşe doğal afetler yaşanıyor. Dün toprak kaymasının yaşandığı Tibet Özerk Bölgesi'nde 5.0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

İlginizi Çekebilir

Alman Yer Bilimleri Araştırma Merkezi (GFZ) tarafından yapılan açıklamada, depremin Tibet’in kuzeyinde, 10 kilometre derinlikte meydana geldiği belirtildi.

Çin devlet haber ajansı Xinhua, Tibet’te bir set gölünün taşma riski nedeniyle 5. seviye sel alarmının devreye alındığını bildirdi. Xinhua’ya göre; Çin Su Kaynakları Bakanlığı, yerel yetkililere set gölünü ve yağışları izleme talimatı verdi. Çin Deprem Ağları Merkezi dün Tibet’in Nagqu bölgesinde 4,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini bildirmişti.

Nepal'de 'ölüm' seli! En az 800 kişi kayıp, şok iddia: 'Dev parça koptu'

NEPAL’DE ÖLÜ SAYISI 359'A YÜKSELDİ

Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesinde ve çevresinde meydana gelen selde yaşamını yitirenlerin sayısının 359'a yükseldiği bildirildi.

Yerel basında yer alan haberlere göre, dün ülkenin Çin sınırına yakın bölgelerini etkileyen sel felaketi nedeniyle can kayıpları artarken sel sularına kapılanları kurtarmak için başlatılan çalışmalar devam ediyor.

BBC'nin Nepal Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumunun açıklamasına dayandırdığı haberinde, Nepal ordusunun helikopterlerle selden etkilenen bölgelerdeki 351 kişiyi kurtardığı belirtildi.

Açıklamada, arama kurtarma çalışmalarının felaketten en fazla etkilenen Rasuwa ve Nuwakot bölgelerinde yoğunlaştırıldığı ifade edildi.

Çin devlet televizyonu CCTV ise sınırın Tibet tarafında kayıp olduğu bildirilen 558 kişiden 260'ının yabancı olduğunu belirtti.

Kathmandu Post gazetesine konuşan Nepal polisi, yerleşim bölgelerinin etkilendiği, çok sayıda kamu binası ile özel mülkün hasar gördüğü selde hayatını kaybedenlerin sayısının 359'a yükseldiğini belirtti.

Associated Press (AP) ajansına konuşan yetkililer de aralarında yabancıların da bulunduğu 1300'den fazla kişinin kayıp olduğunu ifade etti.

Sele ilişkin arama kurtarma çalışmalarında 4 bin 50 polis memurunun görevlendirildiği belirtiliyor.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığının açıklamasında da 53 Ukrayna vatandaşının sel sularına kapılarak kaybolduğu ifade edildi.

UZMANLAR, BUZUL ÇÖKMESİNE İŞARET EDİYOR

Sel öncesi bölgede ilk olarak deprem meydana geldiğini açıklayan ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, daha sonra verilerini güncelleyerek 5,2 büyüklüğündeki sismik hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu ifade etti.

Merkezi Katmandu'da bulunan Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi'nde görevli uzmanlar da sele bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığın neden olduğunu belirtti.

Nepal'deki sel sonrası Prof. Dr. Orhan Şen'den açıklama: Dünyada görülmemiş felaketler yaşanacak

Suriye'de Kürtçenin okullarda okutulmasına ilişkin yeni düzenleme yapıldı

Bakanlığın yayımladığı karara göre Kürtçe, söz konusu bölgelerde "ulusal dil" olarak eğitim müfredatına dahil edilecek.

Kürtçe eğitimi, tüm eğitim kademelerinde haftada 3 ders saati verilecek. Öğrenciler Kürtçenin yanı sıra Arapça ve İngilizce de eğitim alacak ve Kürtçe dersinden alınan not, öğrencinin nihai not toplamına dahil edilecek. Bunun yanı sıra haftada bir ders saati "etkinlikler" dersi okutulacak.

BU YIL DERSLERİ ARAPÇA VEYA KÜRTÇE ALMA SEÇENEĞİ SUNULDU

Kararda, geçiş sürecini kolaylaştırmak amacıyla, düzenlemenin yürürlüğe girmesini takip eden ilk eğitim-öğretim yılında öğrencilere sosyal bilgiler, tarih, coğrafya ve felsefe derslerini Arapça veya Kürtçe alma seçeneği tanındı.

Bu uygulamanın yalnızca söz konusu eğitim-öğretim yılı için geçerli olacağı belirtildi. Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Ulusal Merkezinin, tüm eğitim kademeleri için Kürtçe dersine ilişkin müfredatları hazırlayacağı, etkinlikler dersinin de onaylı kılavuza uygun şekilde Kürtçeye çevrileceği kaydedildi.

KÜRTÇE ÖĞRETMENLERİ SINAVLA BELİRLENECEK

Karara göre Kürtçe derslerinin okutulması için gerekli eğitim ve öğretim kadroları, mevcut personel arasından veya dışarıdan yapılacak görevlendirmelerle karşılanacak. Üniversite veya öğretmen yetiştirme enstitüsü mezunu olup Kürtçe bilenler öğretmen olarak görevlendirilebilecek. İhtiyaç halinde Kürtçe bilen lise mezunlarının da görevlendirilebileceği belirtildi. Kürtçe yeterliliğinin belirlenmesi amacıyla adaylara Eğitim Denetleme Müdürlüğü tarafından, Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Ulusal Merkezi ile koordinasyon içinde yazılı ve sözlü sınav yapılacak.

Yeni Nesil Seyir Füzesi ÇAKIR'dan tam isabet: İlk kez karadan ateşlendi
'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

'Hürmüz' şartını açıklayan İran'dan ABD'ye sert uyarı: Tarihe geçecek karşılık veririz

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızayi, Washington'un İran’a karşı herhangi bir kötülük yapmaya başlaması durumunda, ABD'nin askeri ve ekonomik çıkarlarına tarihe geçecek bir darbe vuracaklarını söyledi.

Fars Haber Ajansı'na göre Rızayi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Tahran'da bir araya geldi.

Görüşmede, ABD’ye güvenmediklerini dile getiren Rızayi, ABD’nin diplomasi ve müzakerelere defalarca ihanet ettiğini ifade etti.

Rızayi, "ABD, İran’a karşı herhangi bir kötülük yapmaya başlarsa, onların askeri ve ekonomik çıkarlarına tarihe geçecek bir darbe vuracağımız konusunda uyarıyoruz." dedi.

İranlı yetkili, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için de öncelikle ABD'nin İran'ın şartlarını yerine getirmek için pratik adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Katar Başbakanı Al Sani ise konuşmasında, İran ile işbirliği konusunda hiçbir zaman tereddüt etmediklerini, bölgedeki mevcut hassas koşullarda sorumluluk duygusuyla hareket ederek Tahran ile işbirliği yapmaya her zaman istekli olduklarını söyledi.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani, bugünkü Tahran ziyaretinde, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya gelmişti.

'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor
Hesap bozuldu! İsrail basını YPG'nin kararını 'Türkiye, büyük bir zafer kazandı' başlığıyla duyurdu

Trump, Kanada sınırındaki Ontario Gölü'nün adını 'Amerika Gölü' olarak ilan etti!

ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği imza töreninde, Ontario Gölü'nün adını değiştiren kararnameyi imzaladı.

Trump, kararnameye ilişkin açıklamasında, söz konusu gölün New York ile Ontario arasında yer aldığını ve buranın adının "Amerika Gölü" olmasının çok normal olduğunu ifade etti.

Meksika Körfezi'nin isminin "Amerika Körfezi" olarak değiştirilmesini öngören başkanlık kararnamesini hatırlatan Trump, bu adımı atmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

TRUMP İLE ONTARİO BAŞBAKANI ARASINDA ATIŞMA

İki ülke arasındaki ticari müzakerelerin geçen hafta sonuçsuz kalmasının ardından Trump, gelecek yıldan itibaren Kanada'dan ithal edilen otomobillere, kamyonlara, otomotiv parçaları ve çeliğe uygulanan gümrük vergilerinin yüzde 50'ye çıkarılacağını açıklamıştı.

Kanada Başbakanı Mark Carney ise işçileri, çiftçileri, aileleri ve işletmeleri korumak amacıyla Washington'ın yeni tarifelerine aynı oranda karşılık vereceklerini söylemişti.

Ontario Başbakanı Doug Ford da katıldığı bir programda ABD'nin tarife kararını sert sözlerle eleştirmiş, Trump da bu eleştirileri "böbürlenme" şeklinde nitelendirmişti.

Yeni Nesil Seyir Füzesi ÇAKIR'dan tam isabet: İlk kez karadan ateşlendi
'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

İsrail Büyükelçiliği'nden Güney Kıbrıs itirafı: 20 bin İsrailli burayı evi gibi görüyor

İsraillilerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki varlığı giderek artarken, bölgede yaşayan İsraillilerin sayısına ilişkin dikkat çeken bir rakam paylaşıldı. İsrail’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ndeki Büyükelçiliği’nden Phileleftheros gazetesinin dijital haber portalı Philenews’e yapılan açıklamada, "Yaklaşık 15-20 bin İsrailli halihazırda Kıbrıs’ı evi (Rum kesimini) olarak görüyor" ifadeleri kullanıldı. Büyükelçilik, bu sayının yıllar içerisinde önemli ölçüde yükseldiğini belirterek, Güney Kıbrıs’ın İsrailliler açısından cazip hale gelmesinde coğrafi yakınlığın ve İsrail-Rum yönetimi arasındaki ilişkilerin etkili olduğunu bildirdi.

İlginizi Çekebilir

SADECE NÜFUS DEĞİL, EKONOMİK VARLIK DA BÜYÜYOR

Büyükelçilik açıklamasında, İsrailli şirketlerin Rum kesimini yalnızca bir pazar olarak değil, uluslararası faaliyetlerini yürütebilecekleri bir merkez olarak değerlendirmeye başladıkları da belirtildi. Tarım ve su teknolojilerinin yanı sıra enerji depolama, yapay zeka ve siber güvenlik alanlarının İsrail-GKRY hattında iş birliğinin genişletilmesi planlanan alanlar arasında yer aldığı ifade edildi.

İsrail Büyükelçiliği’nin verilere göre; İsrail ile GKRY arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında 600 milyon euroyu aşarken, İsrail aynı yıl Güney Kıbrıs’ın en büyük ikinci turizm pazarı oldu. İsrail’den gelen ziyaretçiler toplam turist girişlerinin yüzde 13’ünü oluşturdu.

İmamoğlu davasında 71. duruşma! 'Kameraların bantlanması benim talimatımla olmadı'

RESMİ RAKAM GERÇEK SAYININ ALTINDA OLABİLİR

Açıklamada dikkat çeken bir diğer nokta ise gerçek İsrailli nüfusunun resmi kayıtlarda tam olarak görülmeyebileceği oldu. Güney Kıbrıs’ta yaşayan bazı İsraillilerin aynı zamanda Avrupa Birliği ülkelerinden pasaport taşıması nedeniyle resmi istatistiklerde İsrail vatandaşı olarak kaydedilmeyebileceği belirtildi. Bu durum, 15-20 bin olarak açıklanan İsrailli nüfusunun sahadaki toplam İsrail bağlantılı yerleşimi tam olarak yansıtmayabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

YÜKSEK GELİRLİ İSRAİLLİLER ÜLKEDEN AYRILIYOR

Tel Aviv Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre; yaklaşık 49 bin İsrailli, 2023 ve 2024 yıllarında ülkeden bir yıldan uzun süreliğine ayrıldı.

İsrail Vergi Dairesi’nin araştırması ise ülkeden ayrılanların profiline dikkat çekti. Varlıklı İsrailliler arasındaki göç oranının 2023 ve 2024 yıllarında rekor seviyelere ulaştığı, doktorların, mühendislerin ve yüksek gelirli çalışanların göç edenler içerisinde önemli yer tuttuğu belirtildi. Ortaya çıkan tablo, İsrail’den yaşanan dış göçle eş zamanlı olarak Güney Kıbrıs’taki İsrailli nüfusun, sermayenin ve kurumsal yapılanmanın büyüdüğünü gösterirken, Rum kesiminde dahi İsrail varlığının yatırım ve turizm sınırlarını aşarak kalıcı yerleşime dönüşüp dönüşmediği tartışmasını büyütüyor.

Yeni Nesil Seyir Füzesi ÇAKIR'dan tam isabet: İlk kez karadan ateşlendi

RUMLAR DA "KALICI YERLEŞİM" TARTIŞMASINI BAŞLATMIŞTI

Yunanistan merkezli ve Güney Kıbrıs’ta da yayımlanan Kathimerini gazetesinde daha önce yayımlanan "İsrail varlığının giderek artan etkisi" başlıklı makalede, İsraillilerin Güney Kıbrıs’a yerleşiminin kalıcı bir nitelik kazanabileceğine dikkat çekilmişti. Makalede, İsraillilerin ihtiyaçlarına yönelik okulların, ibadet yerlerinin, işletmelerin ve altyapıların kurulmasının, İsrail varlığının yalnızca turizm ve yatırımdan ibaret olmadığı; "yerleşim ve daha büyük kalıcılık" görüntüsü oluşturduğu savunulmuştu.

Hesap bozuldu! İsrail basını YPG'nin kararını 'Türkiye, büyük bir zafer kazandı' başlığıyla duyurdu

Suriye diplomatik pasaport sahiplerine vize muafiyeti Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre; Suriye Arap Cumhuriyeti'nin diplomatik pasaport hamili vatandaşlarının Türkiye'de görev atamalarında, Türkiye'ye yapacakları her 180 gün içinde azami 90 gün ikamet süreli turistlik amaçlı seyahatlerinde ve transit geçişlerinde vize muafiyeti sağlanmasına karar verildi.

Karar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Kanunu'nun 18'inci maddesi gereğince verildi.

Yeni Nesil Seyir Füzesi ÇAKIR'dan tam isabet: İlk kez karadan ateşlendi
'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

Çıldır’da şiddetli dolu ve fırtına: 20’den fazla evin çatısı uçtu

Çıldır ilçesinde akşam saatlerinde hava aniden karardı. Ardından fındık büyüklüğünde dolu yağışı başladı. Yaklaşık 10 dakika süren dolu nedeniyle ilçe genelinde yerler beyaza büründü. Özellikle Öncül köyü ve çevresinde etkili olan dolunun ardından şiddetli fırtına başladı. Fırtınanın etkisiyle 20’den fazla evin çatısı uçarken, bazı ev ve yapılarda da su baskınları meydana geldi.

Dolu ve fırtına, ilçedeki ekili tarım arazilerinde de büyük zarara neden oldu. İhbar üzerine bölgeye AFAD ekipleri sevk edildi. Ekipler, yaşanan olumsuzlukların ardından bölgede hasar tespit çalışmalarına başladı.

Yeni Nesil Seyir Füzesi ÇAKIR'dan tam isabet: İlk kez karadan ateşlendi
'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

Türkiye'den İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri seçilen Ahmed'e tebrik

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Bugün (27 Ağustos) Cidde’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 23. Olağanüstü Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) Toplantısı’nda, İİT Genel Sekreterliği’ne oy birliğiyle seçilen Moritanya’nın adayı Ismail Ould Cheikh Ahmed’i İİT 51. DBK Dönem Başkanı sıfatıyla tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.

İİT’in İslam dünyasının karşı karşıya olduğu ortak sınamaların aşılmasına yönelik çabalara önümüzdeki dönemde de katkı sunacağına; Filistin meselesi başta olmak üzere ortak davalarının savunulması ile üye ülkeler arasındaki iş birliği ve dayanışmanın güçlendirilmesinde etkin rol oynamaya devam edeceğine inanıyoruz” denildi.

'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor
3 bölge için kırmızı alarm! Bakan Yumaklı duyurdu: 28-30 Ağustos'a dikkat

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Bingöl'de konuştu! '105 milyar doları göreceğiz'

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Bingöl'e gelen Yılmaz, İl Özel İdaresi bünyesinde Bingöl-Muş kara yolunda bulunan ve kapasitesi artırılan asfalt plentinin açılış törenine katıldı. Törende konuşan Yılmaz, yeni asfalt plentinin Bingöl'ün yol yapım ve bakım kapasitesini güçlendireceğini söyledi.

Bu yatırımın İl Özel İdaresinin üretim gücünü artıracağını ifade eden Yılmaz, tesisin köylerden mezralara uzanan geniş hizmet ağında önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini belirtti.

AK Parti'nin iktidara geldiği günden bu yana Türkiye'nin kalkınma ufkunu belli merkezlerin sınırlarına hapseden anlayışı değiştirdiğini aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

İlginizi Çekebilir

"Yatırımın, üretimin ve refahın 81 ilimize yayıldığı, her şehrin kendi potansiyeliyle milli kalkınmaya güç kattığı bir Türkiye'yi inşa ettik, inşa etmeye de devam ediyoruz. Ülkemiz 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerine varacaksa, ulaşacaksa bunu sadece birkaç ilin, birkaç metropol bölgenin enerjisiyle başaramaz. 81 ilimizin, 86 milyon insanımızın enerjisini harekete geçirmeliyiz ki 'Türkiye Yüzyılı'nı inşa edelim. Eğitimden sağlığa, enerjiden sanayiye, tarımdan ulaştırmaya kadar attığımız her adımı birbirinin etkisini büyüten topyekün kalkınma hamlemizin parçası olarak ele alıyoruz. Zira kalkınma, farklı alanlarda kurulan kapasitelerin aynı hedef doğrultusunda birbirini beslemesiyle kalıcı bir güce dönüşür. Ulaştırma, bu bütün içinde üretimin, ticaretin ve yatırımın yönünü değiştiren stratejik alanların başında gelmektedir."

"ULAŞTIRMAYA YAPTIĞINIZ YATIRIM BÜTÜN DİĞER SEKTÖRLERİ ETKİLER"

Güçlü bir ulaşım altyapısının üretimin pazara, sermayenin yatırım imkanlarına, vatandaşların ise kamu hizmetlerine daha hızlı ulaşmasını sağlayacağını ifade eden Yılmaz, "Bana bütün sektörleri etkileyen, bütün sektörlerden etkilenen bir alan söyleyin derseniz ulaştırma derim. Ulaştırmaya yaptığınız yatırım bütün diğer sektörleri etkiler. Bu anlayışla ülkemizin ana ulaşım ağlarını şehirlerden ilçelere, köylere ve mezralara uzanan yerel yol yatırımlarıyla tamamlıyoruz. Kalkınma hamlemizin gücünü en uzak yerleşim yerlerimize kadar taşıyoruz. Hiç kimseyi geride bırakmayan bir kalkınma anlayışıyla hareket ediyoruz. Nerede olursa olsun bütün vatandaşlarımıza bir şekilde ulaşıp onları bu kalkınma sürecinin bir parçası haline getiriyoruz." diye konuştu.

Yılmaz, yeni asfalt plentinin de şehrin ulaşım altyapısını ve hizmet kapasitesini daha ileri seviyeye taşıyacağını dile getirerek, "İlimizdeki 325 köy ve 823 mezraya hizmet veren İl Özel İdaremizin sorumluluğunda toplam 4 bin 757 kilometre uzunluğunda geniş bir yol ağı bulunmaktadır. Aşağı yukarı Ankara'ya 5 defa gitmiş oluyorsunuz. Bingöl'ün coğrafi yapısı ve mevsim şartları dikkate alındığında bu ağın bakımını sürdürmek, güçlü bir üretim altyapısı ve düzenli bir çalışma programını gerektirmektedir." ifadelerini kullandı.

"YENİ PLENTİMİZ SAATTE 260 TONLUK KAPASİTEYE ULAŞMIŞTIR"

İl Özel İdaresinin, en uzak yerleşim birimlerine kadar ulaşan yol ağının güvenli ve kullanılabilir durumda tutulması için yıl boyunca yoğun gayret gösterdiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

"Bu tesiste yıllık ortalama 35 bin ton roadmix (yol karışımı) ve 25 bin ton sıcak asfalt üretilerek köy ve mezra yollarımızın bakım, yapım ve onarımında kullanılmıştır. Aradan geçen sürede genişleyen çalışma programları ve yol standartlarını yükseltme hedefimiz, İl Özel İdaremizin üretim kapasitesinin yeni bir yatırımla güçlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Saatte 160 ton üretim yapabilen mevcut tesisimizin ardından kurulan yeni plentimiz, saatte 260 tonluk kapasiteye ulaşmıştır. Yeni tesisle depolama kapasitemizin 280 ton artması, üretim ve uygulama süreçlerinin daha düzenli biçimde planlanmasını da sağlamış olacaktır."

Yılmaz, ulaşılan bu kapasite sayesinde yol yapım sezonunun daha verimli değerlendirileceğini belirterek, farklı güzergahlardaki çalışmaların hızlandırılacağını, bakım ihtiyaçlarına daha kısa sürede müdahale edilebileceğini söyledi.

İhtiyaç duyulan asfaltın İl Özel İdaresinin kendi tesisinde ve daha yüksek miktarda üretilmesinin, mevcut araç ve personel gücünün sahada daha etkin kullanılmasını sağlayacağını dile getiren Yılmaz, böylece kamu kaynaklarından daha yüksek verim alınırken vatandaşlardan gelen taleplere de daha güçlü bir programla karşılık verileceğini belirtti.

Toplam yol ağının 2 bin 474 kilometresinin asfalt yollarla buluşturulduğunu, bu yolların yaklaşık 269 kilometresinin bitümlü sıcak karışım standardına ulaştırıldığını anlatan Yılmaz, en verimli yatırımın bakım olduğunu vurguladı.

Yılmaz, "Düzenli bakım yapmazsanız yatırımınız boşa gider. Ekonomik ömründen önce kaybetmiş olursunuz. Dolayısıyla yeni bir şey yapmadan önce mevcudun bakımını yapmak lazım ki kaynakları daha verimli kullanmış olalım." dedi.

"HUZUR ORTAMI ÖZEL YATIRIMLARI DA DAHA FAZLA ARTIRACAK"

Yılmaz, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürüttüğümüz 'Terörsüz Türkiye' ve 'terörsüz bölge' vizyonu, kalıcı huzur ve güven ortamını güçlendirerek ülkemizin yatırım ikliminin önündeki engelleri kaldırmaktadır. Bu huzur ve güven ortamı sadece kamu yatırımlarını değil, özel yatırımları da daha fazla artıracak. Bu noktalara kendiliğinden gelinmedi. Özellikle şehitlerimize, şehit yakınlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, gazilerimize minnetimizi ifade ediyoruz."

Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde kalkınmada ve demokraside atılan adımların bugün gelinen noktaya çok önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Geçmişin yasaklarını, anlamsız birtakım tartışmaları ortadan kaldıran, tabuları yıkan anlayış bugün toplumumuzu çok daha rahatlatmış, çok daha farklı kimliklerin rahatça bir arada yaşadığı bir atmosfer oluşturmuştur. Diğer yandan bölgesel kalkınma politikamızın da çok önemli olduğuna inanıyorum." diye konuştu.

Yılmaz, ülkenin her bir karışına hizmet etmeye, her bir karışına huzuru, güveni taşımaya devam edeceklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"'Terörsüz Türkiye' de ayağımızdaki bu prangaları sökerek ülkemizin hem demokraside hem kalkınmada standartlarını daha yukarıya taşıyacaktır. Ülkemiz çok daha farklı hedeflere, 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyecektir. Sadece ülkemizde değil, bölgemizde de huzura ve güvene bu süreç büyük katkı yapacaktır. Nitekim Suriye'de yaşanan gelişmeleri hep birlikte görüyoruz. Yine İran-ABD-İsrail savaşında birtakım çevrelerin, orada yaşayan Kürt kardeşlerimizi kışkırtma çabalarına cevap verilmemiş olması da Türkiye'de yaşanan sürecin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bir taraftan da bölgemiz üzerindeki emperyalist tuzakları, oyunları bozma gayreti içindeyiz ve teker teker de bozuyoruz. Uzun yıllardır etnik fay hatları üzerinden, mezhebi farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturuluyor bölgemizde ve insanlar çatışarak enerjilerini tüketirken birileri de gelip bu bölgeleri sömürüyor. Orta Doğu'nun kaynaklarını burada yaşayan insanlar değil, başka insanlar değerlendiriyorlar. Dolayısıyla bu huzur, güven ortamında komşu ülkelerin de çok daha huzurlu olacağına ve kaynakların bu bölge için, bu ülkelerin vatandaşları için değerlendirileceğine inanıyoruz."

"EĞİTİME HEP BİRİNCİ ÖNCELİĞİ VERDİK"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, daha sonra iş insanı Veysel Demirci tarafından merkeze bağlı Güveçli köyünde yaptırılan 8 derslikli Ziver İlkokulu ve Ortaokulu'nun açılışına katıldı.

Yılmaz, milletin geleceğine yön verecek en stratejik yatırımın, çocukların iyi yetişmesini sağlayacak güçlü bir eğitim sistemi olduğunu ifade etti.

Bir ülkenin, kalkınma hedeflerini taşıyacak bilgili, donanımlı ve özgüven sahibi nesiller yetiştirdiği ölçüde kalıcı bir güce dönüşeceğini kaydeden Yılmaz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde beşeri sermayeyi kalkınmanın merkezine alıyor, eğitimi devlet politikalarımızın en öncelikli alanlarından biri olarak görüyoruz. İnsanı merkeze alan bir yönetim ve kalkınma anlayışıyla hareket ediyoruz. Bütün politikalarımızda hem en büyük vasıta insan hem de hedef, amaç insana hizmet etmek. Bütçelerimizi yaparken eğitime hep birinci önceliği verdik. 2003 yılından bu yana hazırlanan tüm bütçelerimizde birinci payı ve aslan payını hep eğitim sektörü ve Milli Eğitim Bakanlığımız aldı." diye konuştu.

Yılmaz, ayırdıkları kaynaklarla okulların fiziki ve teknolojik altyapısını geliştirdiklerini, öğretmen kadrosunu güçlendirdiklerini ve öğrencilerin nitelikli eğitime erişimini desteklediklerini belirtti.

"Türkiye Yüzyılı"nı bilimde, teknolojide, kültürde ve sanatta söz sahibi olacak iyi yetişmiş nesillerle inşa etmek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu büyük hedefin ilk şartlarından biri sevgili çocuklarımızın güvenli ve nitelikli eğitim ortamlarında geleceğe hazırlanmasıdır. Özellikle bu 11 ilimizi etkileyen depremden sonra da en önemli önceliklerimizden biri eğitim kurumlarının yeniden inşa edilmesi oldu. Sadece okul yapmadık aynı zamanda hastaneler, okullar, yollar, organize sanayi bölgeleri, aklınıza ne gelirse bütün bu altyapıları yeniledik. Bugüne kadar deprem bölgemize 90 milyar doları aşkın yatırım yaptık. Bu yıl sonu itibarıyla 105 milyar doları göreceğiz. Çok şükür Cenab-ı Allah bizlere, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Cumhur İttifakı'mıza, AK Parti'ye bunu nasip eyledi."

Güveçli köyünün geçmişte deprem yaşadığını anımsatan Yılmaz, burada yıkılan eski okulun yerine inşa edilen 8 derslikli Ziver İlkokulu ve Ortaokulu'nun yaklaşık 110 öğrenciye güvenli ve nitelikli şartlarda eğitim imkanı sunacağını söyledi.

Yılmaz, kentte hayırseverlerin desteğiyle yapımı süren 8 yatırımın büyük bölümünün tamamlandığını, kent genelinde ise 18 yatırımın devam ettiğini belirterek, yatırımlar kapsamında 16 okul ve 222 yeni dersliğin yanı sıra 100 yataklı öğretmenevi ve 120 kişilik yemekhanenin bulunduğunu aktardı.

İş insanı Veysel Demirci de Güveçli köyünde annesinin dayısının yaşadığını, onun anısına bu okulu inşa ettiğini anlatarak, Bingöl'ün kendisi için çok ayrı bir yerinin olduğunu, bu eseri kente kazandırmanın onurunu ve gururunu yaşadığını ifade etti.

Programlara, Bingöl Valisi Cahit Çelik, Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, AK Parti Bingöl milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Sabri Küyük, İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı, İl Genel Meclisi Başkanı Nihat Doğu, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Enes Üçgül, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven, MHP İl Başkanı Emin Varan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Çintay, kaymakamlar, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.

3 bölge için kırmızı alarm! Bakan Yumaklı duyurdu: 28-30 Ağustos'a dikkat

AK Parti'de 4 ile yeni il başkanı atandı

AK Parti'de Tunceli, Ardahan, Karaman ve Afyonkarahisar, il başkanlıklarına atama yapıldı.

AK Parti Teşkilat Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Tunceli İl Başkanlığına Recai Hazar, Ardahan İl Başkanlığına Hasan Şenel, Karaman İl Başkanlığına Adem Küçükyarma ve Afyonkarahisar İl Başkanlığına Özgür Kavak'ın atandığı belirtildi.

Açıklamada, eski il başkanlarına bugüne kadar gösterdikleri özverili çalışmalarından dolayı teşekkür edilerek, yeni görevlendirilen il başkanlarına başarı dileğinde bulunuldu.


'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor
Hesap bozuldu! İsrail basını YPG'nin kararını 'Türkiye, büyük bir zafer kazandı' başlığıyla duyurdu

Bakan Bayraktar'dan Gabar müjdesi! Günlük petrol üretimi 84 bin varile yaklaştı

AK Parti Bursa İl Başkanlığı'nda konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Gabar'daki petrol üretimine ilişkin 'Şu anda üretimimiz 83-84 bin varil günlere doğru gidiyor. Petrolün bu kadar sıkıntılı arz edildiği bir dünyada, elbette ki bu üretimin anlamı çok daha büyük' dedi.

AK Parti Bursa İl Başkanlığını ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin adeta can damarı olan Bursa'nın enerji üretim şehirlerinden biri olduğunu belirterek, kentin son 23-24 yılda 5 kat büyüdüğünü söyledi.

İlginizi Çekebilir

Türkiye'nin ihracat potansiyeli olan bir ekonomiye sahip olduğunu aktaran Bayraktar, "Yaklaşık 270 milyar doların üzerinde ihracat yapan Türkiye'de tabii Bursa'nın çok önemli, ağırlıklı bir yeri var. Biz bu ihracatı, üretimi ve istihdamı desteklemek için enerji altyapısının da benzer şekilde çok güçlü olması gerektiğine inanıyoruz." diye konuştu.

Enerjinin ulusal güvenliği ilgilendiren bir yönü olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

"Dünyada 20 milyon varillik petrol arzında şu anda sıkıntı var, Hürmüz geçişi. Türkiye, kaynaklarını, güzergahları, rotaları çeşitlendirdiği için bundan en az etkilenen, evet, fiyat yönüyle etkileniyoruz çünkü bütün dünyada belirlenen fiyatlar söz konusu ama en azından ülkemizde ne akaryakıtta ne benzinde ne dizelde, diğer alanlarda hiçbir sıkıntı olmadı, doğal gazda, elektrikte. Arz güvenliği, bir ülkenin aslında en önemli unsuru. O anlamda milli güvenliğin bir parçası ve şu anda aslında dünyada büyük bir enerji ve maden savaşı var. Yani etrafımızda var ama dünyanın genelinde de böyle bir mücadelenin olduğunu görüyoruz."

Türkiye'nin kullandığı enerjinin neredeyse 3'te 2'sinin ithal edildiğini belirten Bayraktar, bu yüzden ülkeyi enerjide dışa bağımlılıktan kurtarma, kendi kendine yeten bir ülke olma hedefi taşıdıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Bugün içinde yaşadığımız ekonomik sıkıntıların özüne baktığınızda, Türkiye'nin bir cari açık meselesi var. Yani maalesef Türkiye, 270 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor ama önemli bir miktarda da ithalat yapıyor ve bu ithalat kalemlerinde iki şey öne çıkıyor. Bir tanesi petrol, doğal gaz, enerji ithalatı, diğeri de maden ithalatı, özellikle altın ithalatı. Diğer madenlerde de yani sanayinin ihtiyaç duyduğu madenlerde de ciddi bir ithalat söz konusu. Dolayısıyla bunu nasıl azaltabiliriz ve bu anlamda Türkiye'yi net ihracatçı bir ülke yapabiliriz, bütün arayışımız, bütün mesaimiz, gayretimiz, yani AK Parti iktidarının, Sayın Cumhurbaşkanı'mızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonundaki enerjideki en temel hedefi, bu."

'Alihan Kuriş suç örgütü' soruşturması! Bakan Gürlek: İdris Naim Şahin'in söyledikleri ile deliller tutmuyor

"GABAR'DA TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN NE OLDUĞUNUN KÜÇÜK KESİTİNİ SUNMUŞ OLDUK"

Bakan Bayraktar, 4 milyon hanede yerli doğal gaz kullanıldığını, bu hane sayısının 2026 yılının sonunda 8 milyona yükseleceğini, 2028'de de 17 milyon hanenin ihtiyacının Karadeniz'de üretilen gazla karşılanacağını ifade etti.

Gabar'da 2021 yılında bulunan petrolün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük keşfi olduğunu anlatan Bayraktar, şöyle konuştu:

"Şu anda üretimimiz 83-84 bin varil günlere doğru gidiyor. Petrolün bu kadar sıkıntılı arz edildiği bir dünyada, elbette ki bu üretimin anlamı çok daha büyük. Bu kadar az ithalat yapıyoruz demek oluyor. Yaklaşık 2-2,5 milyar dolarlık bir kaynak, ülkemizde kalıyor demek. Dolayısıyla bu açıdan fevkalade önemli. Gabar'da biz terörsüz Türkiye'nin, terörsüz bölgenin ne olduğunun adeta küçük bir kesitini sunmuş olduk. Gabar, aslında terörle, kanla, gözyaşıyla anılan bir yerdi. O bölge terörden temizlendiğinde neleri getirebileceğimizi, ülkeye ne gibi katkılar sunabileceğimizi gösterdik, hem ekonomik anlamda hem de sosyal anlamda. Orada 3 bin 500 genç kardeşimiz, çoğunluğu o bölgenin insanları, istihdam, iş imkanı buldu. Oranın sosyoekonomik yapısına önemli katkısı oldu. Ülkemizin ekonomisine, makroekonomiye katkısı oldu."

Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye olarak, daha çok Gabar'a ihtiyacımız var. Karadeniz, Sakarya Gaz Sahası'ndaki keşiflere ihtiyacımız var. Türkiye, onun için hem yurt içinde hem yurt dışında yoğun bir arama faaliyetini gerçekleştiriyor. Gemilerimizden Çağrı Bey sondaj gemimiz, şu anda Somali'de görev yapıyor. Pakistan'da yakın zamanda başlayacağız. Libya'da, Irak'ta yaptığımız çalışmalar, imzaladığımız anlaşmalar var. Bütün hedefimiz, Türkiye'nin mutlak surette bu dışa bağımlılığını bitirebilmek. Bizim için 2035, çok önemli bir tarih. Türkiye'nin dışa bağımlılıkta aşağı doğru gelmesinde önemli bir tarih olacak."

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan da Bursa'nın Türkiye'nin en büyük ihracat şehirlerinden biri olduğunu, 20 milyar dolardan fazla ihracat potansiyeliyle istihdama, cari bütçeye katkı sağladığını söyledi.

Bakanlığın hizmetlerinin kentteki her fabrikada hissedildiğini belirten Gürkan, "Enerji maliyetleri noktasındaki destek, çok önemli bir hale geldi. Özellikle ihracat kategorisinde, maliyet analizine baktığımızda, enerji maliyetleriyle ilgili sizin döneminizde ciddi bir teşvik almış olduk. Çok teşekkür ederiz." dedi.

Bakan Bayraktar, AK Parti Bursa İl Başkanlığı ziyaretinden önce Bursa Valisi Erol Ayyıldız'ı ziyaret etti. Daha sonra tarihi belediye binasında Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba'yı ziyaret eden Bayraktar'a, AK Parti Bursa milletvekilleri, ilçe belediye başkanları eşlik etti.

İmamoğlu davasında 71. duruşma! 'Kameraların bantlanması benim talimatımla olmadı'

Bakan Şimşek, kur korumalı mevduat bakiyesinin sıfırlanmasını değerlendirdi

Şimşek, NSosyal hesabından KKM hesapları bakiyesinin sıfırlanmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:

"Programımızın önemli hedeflerinden birini daha gerçekleştirdik. Koşullu yükümlülük olan KKM'den çıkış sürecini başarıyla tamamladık. Makro finansal istikrarı güçlendiren ve Türk lirasına güveni artıran politikalarımıza devam edeceğiz."

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, KKM hesaplarının geçen hafta itibarıyla 4 milyon lira azalarak sıfıra indiğini bildirdi.

153 yıllık demir yolu güzergahında leylekler için özel önlem

Bakan Bolat: Türkiye, Suriye’nin en büyük dış ticaret ortağı konumunda

Bakan Bolat, Ticaret Bakan yardımcıları, milletvekilleri, ihracatçı birlikleri ile Şanlıurfa, Mersin, Adana, Gaziantep, Kilis, Hatay, Mardin ve Şırnak'tan ticaret ve iş dünyası temsilcilerinin de aralarında bulunduğu heyetle Halep'teki Şeyh Neccar Organize Sanayi Bölgesini ziyaret etti.

Sanayi bölgesini gezen Bolat, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ile Suriye arasındaki ticaretteki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halep’i ziyaret etmekten dolayı duyduğu mutluluğu dile getiren Bolat, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün kardeş şehir Halep’te olmaktan şahsım ve heyetim adına çok büyük memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle öğrendim ki (Suriye'de) 8 Aralık (2024) devriminden bu yana dünyadan Halep’e gelen ilk Bakan da biz olmuşuz. Böyle güçlü bir heyetle de bu ziyareti yaptığımız için gerçekten büyük bir mutluluk duyuyorum."

Suriye'de eski rejmin devrilmesiyle sonuçlanan 8 Aralık Devrimi'ne dair Bolat, bu durumun ekonomik zaferle taçlanmasını ümit ettiğini ve bunun da çok önemli olduğunu belirtti.

153 yıllık demir yolu güzergahında leylekler için özel önlem

Bolat, Halep'in her zaman önemli bir ticaret merkezi olarak öne çıktığını, aynı zamanda güçlü sanayi altyapısıyla Suriye ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Bakan Bolat, Halep'in gerek üretim gerek ticaret gerekse satış noktalarında Türkiye ile yakından çalıştığını dile getirdi.

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde istikrar ve huzurun sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyleyen Bolat, bu ortamın ekonomik faaliyetlerin gelişmesini de beraberinde getirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin kararıyla Türk ordusunun 2016 Ağustos ayında yaptığı Fırat Kalkanı Harekatı, ardından Afrin Harekatı, ardından İdlib Harekatı ve ardından da Tel Abyad ve Resulayn’ı kapsayan Barış Pınarı Harekatları; despot Esed rejiminin kan dökerek iktidarda kalmaya çalıştığı dönemlerde, devrimden önceki 7-8 sene içinde Suriye’nin kuzeyinde bir istikrar, bir huzur bölgesi olmasını sağlamıştı.

Huzur ve istikrar sağlandıktan sonra da ekonomik faaliyetler hızlanmıştı. O yüzden devrimden sonraki süreçte Suriye’nin kuzeyindeki altyapılar ve sanayi yapıları, huzur ortamı gerçekten bütün ülke sathına yayılma başarısı gösterdi."

5 yılda 17 tona yakın altın üretecek! Ağrı Mollakara Altın Madeni açıldı

"TÜRKİYE, SURİYE’NİN EN BÜYÜK DIŞ TİCARET ORTAĞI KONUMUNDA"

Suriye’de istikrarın olduğunu ve ekonomide çarkların hızlanmaya başladığını belirten Bolat, "Allah’a ne kadar şükretsek azdır. Bugün barış ve huzur içinde, birleşmiş ve toprak kaybı yaşamamış güçlü bir Suriye yönetimi var, istikrarı var." dedi.

Türkiye-Suriye ekonomik ilişkilerine dair ise Bolat, "Türkiye, Suriye’nin en büyük dış ticaret ortağı konumunda. Bu anlamda ticaretin yanında; yatırımlar, ortaklıklar, güç birlikleri, ulaştırmada işbirliği, enerjide işbirliği, transit ticaretin başlamış olması çok önemli gelişmeler olarak kayda geçmiştir." ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki yaklaşık 910 kilometrelik sınır boyunca gümrük kapılarının modernizasyonu, genişletilmesi ve kapasitesinin artırılmasına yönelik yatırımların hızlandığını aktaran Bolat, bunun iki ülke arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sağlayacağını vurguladı.

Bolat, Suriye ile Türkiye arasındaki ticaret koridoruna da işaret ederek, şunları ifade etti:

"En önemlilerinden biri de uluslararası ticaret koridorunun Türkiye ve Suriye üzerinden Körfez ülkelerine kadar uzanan uluslararası bir ulaşım koridoru haline gelmesi devrim sonrasının en olumlu ve özel gelişmeleri olarak kayda girmiştir."

Halep'in sanayi potansiyeline de dikkati çeken Bolat, Şeyh Neccar Organize Sanayi Bölgesi'ndeki iş insanlarının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını dile getirdi.

Bolat, Türkiye'nin dün Şam Uluslararası Fuarı'na 200 kişilik heyet ve 33 firma ile Türkiye Pavilyonu'ndaki stantlarıyla katıldığını hatırlatarak, bugün de Halep'te Halepli ve Türk iş insanlarının katılımıyla büyük bir iş forumu düzenleneceğini bildirdi.

Halep ziyaretinin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesine vesile olmasını dileyen Bolat, programın hayırlı ve verimli geçmesi temennisinde bulundu.

5 yılda 17 tona yakın altın üretecek! Ağrı Mollakara Altın Madeni açıldı

"Ağrı Mollakara Altın Madeni"nin açılışı yapıldı. Programda, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Türk Altın İşletmeleri ile Mollakara Altın Madeni tanıtım videosu izletildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Ağrı'nın sahip olduğu potansiyeli harekete geçirecek, bölgede üretime ve istihdama yeni imkanlar sağlayacak kıymetli yatırımın ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.

Hazine destekli yatırım ve işletme kredilerinde uygulanan faiz indirimi oranları yeniden belirlendi

Dünyanın büyük bir dönüşümden geçtiği, ekonomik ve jeopolitik rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde özellikle bölgede savaş ve çatışmaların arttığı bir süreçte, ülkelerin gücünü belirleyen faktörlerin yeniden şekillendiğini ifade eden Yılmaz, "Enerji kaynaklarından kritik minerallere, üretim kapasitesinden teknolojiye kadar sahip olunan her stratejik imkan ülkelerin geleceği üzerinde doğrudan söz sahibi oluyor. Bu nedenle kendi kaynaklarımızı yüksek katma değerle ekonomimize kazandırmak ve ülkemizin ihtiyaçlarını mümkün olan en yüksek ölçüde kendi imkanlarımızla karşılamak zorundayız. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son çeyrek asırda inşa ettiğimiz büyük dönüşümün temelinde de bu irade bulunmaktadır." dedi.

"MADENCİLİKTE KATMA DEĞER ÇOK DAHA YÜKSEK"

Üretimin önemine dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti: "Aramadan üretime, işletmeden ileri teknolojiye uzanan bütün değer zincirini ülkemizde güçlendirmeyi, yer altındaki zenginliğimizi, sanayimizin, ihracatımızın ve kalkınmamızın hizmetine sunmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Kendi topraklarımızdaki kaynakları ekonomiye kazandırdığımız her yeni yatırım, ithalata bağımlılığı azaltmakta, dış dengemizi güçlendirmekte ve milli servetimizi büyütme hedefimize katkı sağlamaktadır. Diğer birçok sektörde elbette üretim, ihracat yapıyoruz ama şunu bilmemiz lazım. Birçok sektörde ihracatını yaptığımız ürünlerin üretim maliyeti içinde ithalatın da ciddi bir payı var. İthal girdiler oluyor, sonra bunları işleyip tekrar ihraç ediyoruz. Madencilik öyle değil. Madencilikte katma değer çok daha yüksek. Tamamen kendi taşımız, toprağımız. Dolayısıyla burada yaptığımız ihracat katma değeri en yüksek ihracat. Ülkemizde net etkide bulunan bir ihracat. Bu yönüyle madencilik sektörünün ayrı bir önemli olduğunun altını çizmek isterim."

ODTÜ’den mezun olup hayvancılığa başladı! ‘Köy hayatı 10 tavuk 5 koyun alırız gibi bir şey değil’

Yılmaz, hedefleri doğrultusunda önemli bir sorumluluk üstlenen Türk Altın İşletmelerinin bugün ülkenin altın madenciliğindeki köklü birikimini yeni bir döneme taşıdığını, Türkiye Varlık Fonu bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türk Altın İşletmelerinin 6 işletmesi, 4 projesi ve 2 bin 643 doğrudan çalışanıyla ülkenin madencilik alanındaki önemli öncü kuruluşları arasında yer aldığını ifade etti.

Yaklaşık 18 yıllık arama, etüt, fizibilite ve mühendislik çalışmalarının ardından üretim aşamasına ulaşan Mollakara'nın 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretimine başladığını, 16 Temmuz'da ilk altın dökümü gerçekleştirdiğini dile getiren Yılmaz, "Aramakla bulamayabilirsiniz ama bulanlar hep arayanlardır. Dolayısıyla bu felsefeyle, bu anlayışla biz de hareket ediyoruz. Ülkemizde özellikle AK Parti, Cumhur İttifakı döneminde arama faaliyetlerine apayrı bir hız kattık." diye konuştu.

"BU YIL ÜRETİMİN 1 TON CİVARINDA OLMASINI BEKLİYORUZ"

Türkiye Varlık Fonu bünyesine katılmasının ardından Türk Altın'ın üretime kazandırdığı ilk altın madeni olması bakımından Mollakara'nın ayrı bir anlam taşıdığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:

"Mollakara'da yapılan yatırımın tutarı 250 milyon dolardır. Bu yıl üretimin 1 ton civarında olmasını bekliyoruz ve şu anda planlanan 5 yıllık süreçte 17 tona yakın altın üretilecektir. Yeni aramalar devam ediyor. Biz altına biraz meraklı bir milletiz. Türkiye, her sene 150 tondan fazla altın ithal ediyor. Altın ithalatı geçen sene olmasaydı, cari açığımız neredeyse olmayacaktı. Yani petrolden, enerjiden sonra en önemli cari açık kalemimiz altın ithalatı. Ziynet eşyalarını kastetmiyorum yanlış anlaşılmasın. O bizim kültürümüz. O elbette devam edecek ama ülkemizde altınla tasarruf yapma anlayışı da maalesef biraz fazla güçlü. En azından bu altınların sisteme daha fazla girmesi, üretime, yatırıma dönüşmesi beklentimiz."

Cevdet Yılmaz, "Merkez Bankamızın rezervinden kat kat fazla milletimizin rezervi var ama bunu uluslararası kurallar gereği bilançolara pek yansıtamıyoruz. Bu da risk birimlerimizi daha fazla aşağıya düşürmemize engel oluyor. İnşallah bu daha fazla yansır ve Türkiye'nin gücü daha fazla görülür. Her yıl 150 tondan fazla altın ithal ediyoruz. Şu anda kendi üretimimiz ise Türkiye olarak 30 ton civarında. İşte bunu ne kadar artırabilirsek, cari açığımızı o kadar aşağıya çekmiş oluruz. Doğrudan cari açığı azaltıcı makroekonomik istikrarımıza da katkıda bulunan bir yatırım olduğunu ifade etmek isterim." değerlendirmesinde bulundu.

SGK borç yapılandırmasında son günler: İl müdürlükleri hafta sonu da açık

"TÜRKİYE'NİN ALTIN ÜRETİMİNİ YÜZDE 10 ARTIRACAK"

Yılmaz, tesiste gelecek yıl 3 ton altın üretileceğini ve sonraki yıllarda daha fazla üretim yapılacağını söyledi.

Tesisin, Türkiye'nin altın üretimini tek başına yüzde 10 artıracağına dikkati çeken Yılmaz, "30 tonu 33 tona çıkarmış olacak. Bu gerçekten çok sevindirici. Bu tesisimiz 5 yıllık dönemde 17 tona yakın altın üretmiş olacak ve bunun bugünkü fiyatlarla baktığımızda 2,5 milyar dolar gibi bir rakama tekabül ettiğini görüyoruz. Yani bu tesisin, ülkemizin 5 yıllık süreçte cari dengesinin iyileşmesine, cari açığın düşmesine 2,5 milyar dolarlık bir katkısı olacak. Emeği geçenleri tekrar tekrar tebrik ediyorum." ifadesini kullandı.

Ekonomi kavramının insana yansımasının istihdamla gerçekleştiğine işaret eden Yılmaz, "İstihdam sadece ekonomik bir kavram değil, aynı zamanda sosyal bir kavramdır. İstihdam, sosyal refah demek. Dolayısıyla şu anda bu işletmemizde tek başına 265 kişi istihdam ediliyor. Tam kapasiteye çıkınca 337'ye yükselecek. Bu doğrudan istihdam. Çarpan etkisiyle baktığınızda en az 1500-2000 istihdamdan bahsediyoruz. Bu gerçekten bu işin en sevindirici tarafı. Burada çalışanların en az yüzde 81'i bu bölgedeki insanlarımız olacak. Bu da bölgesel ve yerel kalkınma bakımından çok kıymetli." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dün Suriye'de SDG, YPG kendisini feshettiğini ilan etti. Şam'da çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgedeki komşu, dost ülkelerin de birlik, beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını, devam etmesini istiyoruz, istikrarlı bir Suriye istiyoruz." dedi.

Güvenliğin ve huzurun olmadığı yerde yatırım olmadığına dikkati çeken Yılmaz, "Kamu yatırımlarını her halükarda yapabilirsiniz. Terör, kavga, şiddet de olsa yapabilirsiniz ama özellikle özel sektör huzurun, güvenin olmadığı bir yere gelip yatırım yapmıyor. Tam aksine o yörelerdeki özel sektör sermayesini başka bölgelere taşıyıp oralara yatırım yapmaya başlıyor." diye konuştu.

"EN BÜYÜK BEDELİ DE DOĞU-GÜNEYDOĞU'DA YAŞAYAN İNSANLARIMIZ ÖDEDİLER"

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin uzun yıllar terör nedeniyle potansiyelini yeterince harekete geçiremediğini ve özel yatırımı cezbedemediğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bunun bedelini de burada yaşayan insanlarımız ödediler. Özellikle de gençler iş bulamadılar, sıkıntılar yaşadılar. Bugün geldiğimiz noktada çok farklı bir atmosferdeyiz. Geçmişte bir hesaba göre Türkiye'nin 2,3 trilyon dolar kaybı oldu. Bu terör meselesinden, güvenlik meselesinden yıllar yılı baktığınız zaman yeterince tarım ve hayvancılık yapılamadı, turist gelmedi, bölgeye nitelikli eleman gelmedi. Sermaye kaçışı oldu, ticaret yapılamadı. Bütün bunları değerlendirdiğinizde tüm Türkiye'de tabii ki kayıplar oldu. En büyük bedeli de Doğu-Güneydoğu'da yaşayan insanlarımız ödediler. Şimdi tam tersine bir süreç var. Şimdi Türkiye Yüzyılı'nda terörden uzak, terörün artık gündem olmadığı bir Türkiye'ye doğru gidiyoruz ve bu ortamdan da tüm Türkiye istifade edecek, tüm Türkiye kazanacak, 86 milyon kazanacak ama en çok da Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan insanlar kazanacak. İşte bu yatırım ortamıyla, ekonomik gelişmeyle, kalkınmayla çok farklı bir dönem oluşmuş olacak."

Yılmaz, TBMM'den 467 evet oyuyla 7595 sayılı kanunun (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun) çıktığını hatırlatarak, kanundan sonra başkanlığını yaptığı Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu'nu topladıklarını ve çok önemli kararlar aldıklarını belirtti.

Türkiye yeni döneme hazırlanıyor: Ulusal Yapay Zeka Kurulu kurulacak

"ÖNCE SİLAHLAR BIRAKILACAK, TASFİYE SÜRECİ BİTECEK, BU, SAHADA TESPİT EDİLECEK"

Yol haritası oluşturduklarını söyleyen Yılmaz, şunları ifade etti:

"Önümüzdeki süreçte sahayı çok dikkatli bir şekilde değerlendireceğiz, izleyeceğiz. Bu konuda ilgili kurumlarımız tespitler yapacak, sahadaki gelişme, somut gelişmeler konusunda güvenlik kurullarımız, ilgili kuruluşlarımız çok net tespit yapacaklar. Bu tespitlerin Milli Güvenlik Kurulu'muzda teyidi ile birlikte bu süreç başlamış olacak. Kanun da Meclisimizden böyle çıktı. Bütün diğer maddelerin hayata geçmesi silahların bırakılması ve tasfiye süreçlerinin tamamlanmasıyla bağlantılı. İlk maddede bu yazıyor. Önce silahlar bırakılacak, tasfiye süreci bitecek, bu, sahada tespit edilecek, Milli Güvenlik Kurulu'muzca teyit edilecek. Daha sonra diğer maddeler işler hale gelmiş olacak. Bizim hedefimiz bu hayırlı süreci en hızlı şekilde tamamlamaktır. Bunu en hızlı, en etkili bir şekilde bu süreci hayata geçirmektir. Bu yönde de gayretlerimizi yoğunlaştırmış durumdayız. Bütün ilgili kurumlarımız üzerlerine düşen görevi bir hakkın yapıyorlar, çalışmalarını yürütüyorlar."

Bölgeden güzel haberler aldıklarını söyleyen Yılmaz, "Dün Suriye'de SDG, YPG kendisini feshettiğini ilan etti. Şam'da çok önemli bir toplantı oldu. Bundan dolayı da büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Biz kendi birliğimizi, istikrarımızı istediğimiz gibi bölgedeki komşu, dost ülkelerin de birlik, beraberlik içinde olmasını istiyoruz. Toprak bütünlüğünün, egemenliğinin, milli birliğinin sağlanmasını, devam etmesini istiyoruz, istikrarlı bir Suriye istiyoruz." diye konuştu.

"FARKLI KİMLİKLERİ KUCAKLAYAN BİR VE BÜTÜN BİR SURİYE'DEN YANAYIZ"

Yılmaz, bu istikrar içinde elbette kapsayıcı bir yönetim anlayışını savunduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Arabıyla, Kürt'üyle, Türkmen'iyle, Alevisi'yle, Nusayris'iyle, Sünnisi'yle bütün farklı kimlikleri kucaklayan bir ve bütün bir Suriye'den yanayız. Farklılıklarını insanların rahatça yaşadığı ama tek bir devlet çatısı altında, tek bir ordu bünyesi içinde ülkelerini korudukları, istikrarlarını korudukları bir yapılanma. Bu çok önemli. Suriye'de bu yönde gelişmeler sağlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. İnşallah sahada bu işlerin çok daha hızlı bir şekilde geliştiğini görürüz. Bundan birkaç yıl önceki Suriye ile bugünkü Suriye'yi mukayese ederseniz bölgemizdeki gelişmeyi görmüş olursunuz. O yüzden diyoruz ki Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge. Hem Terörsüz Türkiye hem terörsüz bölge. Bölgemizin istikrarı, refahı, huzur ortamıyla çok yakından ilgili. Yine son dönemde Mekke Anlaşması ile Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında varılan ittifaklık anlaşması da çok önemli. Burada da biliyorsunuz, bu üç ülkenin üçü de çok önemli ülke. Güçlerini bir araya getiren caydırıcı bir savunma anlaşması yapmış durumdayız. İleride inşallah buna başka ülkeler de dahil olacaktır. Buna inanıyoruz. Türkiye olarak da bunu savunuyoruz. Tabii ki bu üç ülke ülkenin belirleyeceği şartlarla, uzlaşmayla daha da genişleyecektir bu yapılanma ve bölgemiz çok daha istikrarlı hale gelecektir."

"BÖLGEMİZİN HUZURU, İSTİKRARI BİZİM İSTİKRARIMIZDIR"

Suriye'nin, Irak'ın istikrarının, Türkiye'nin istikrarı olduğunu vurgulayan Yılmaz, bölgenin huzurunun, istikrarının, Türkiye'nin istikrarı olduğunu belirtti. Tüm bunları yaşayarak gördüklerini ifade eden Yılmaz, "Suriye'de o zor dönemlerde, o yangının olduğu dönemlerde bize, bölgeye, dünyaya yansımalarını hep birlikte gördük. Dolayısıyla huzurlu bir Suriye aynı zamanda bölgesel istikrara ve refaha da büyük katkı sağlayacaktır. Ben bu vesileyle dirayetli yönetimi için Cumhurbaşkanı Şara'nın yönetimini buradan tebrik etmek istiyorum. Kardeşliğimiz daha da güçlenecek. Milletimizin terörü artık konuşmadığı bir Türkiye'de huzurun kalıcı, refahın, güvenin, yatırıma, istikrara, üretime dönüştüğü bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz." dedi.

Dünyada kritik minerallere yönelik rekabet hız kazanırken, yapay zeka, otonom sistemler, ileri arama ve işleme teknolojilerinin madenciliğin bütün çehresini değiştirdiğine işaret eden Yılmaz, şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlemiz ile yakaladığımız ivmeyi madencilik dahil ekonomimizin bütün stratejik alanlarına taşımaya kararlıyız. Teknolojide belli bir yere gelmeyen bir ülkenin bağımsız olması mümkün değil. Savunma sanayi başta olmak üzere kendi teknolojinizi üretemiyorsanız, bağımsızlık bir slogandan ibaret kalır. Dolayısıyla bu alanda atılan adımların çok çok kıymetli olduğunu vurgulamak isterim. Bugün Mollakara'da üretime kazandırdığımız her bir gram altının arkasında yıllara yayılan bir arama ve mühendislik emeği, büyük bir yatırım iradesi ve Türkiye'nin kendi kaynaklarına duyduğu güven vardır. Ülkemizin yer altı zenginliklerini milletimizin refahına kazandırmaya, madencilikte teknolojik kabiliyetimizi geliştirmeye, nitelikli insan kaynağımızı güçlendirmeye ve yeni yatırımlarla şehirlerimizin kalkınmasına katkı sunmaya devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı'nı ülkemizin bütün imkanlarını harekete geçirerek ve milletimizin ortak geleceğine yeni eserler kazandırarak adım adım inşa edeceğiz."

Konuşmaların ardından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Fatin Rüştü Karakaş, Yılmaz'a hediye takdim etti. Dua okunmasının ardından açılış butonuna basılmasıyla cevher sahasında patlatma gerçekleştirildi, altın dökümü başlatıldı. Yılmaz ve beraberindekiler, daha sonra altın döküm tesisini ziyaret etti.

Programa, Vali Önder Bozkurt, AK Parti Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci, Türk Altın İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Tokmak, Diyadin Kaymakamı Furkan Korkusuz, AK Parti İl Başkanı İlhami Yıldız, MHP İl Başkanı Selahattin Aktaş ve vatandaşlar katıldı.

Bakan Yumaklı: Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi üretime hazır

Yumaklı, NSosyal hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. Kütahya'nın Simav ilçesinde jeotermalin gücünü tarımın bereketiyle buluşturduklarına ve bölge ekonomisinde yeni bir sayfa açtıklarına dikkati çeken Yumaklı, şunları kaydetti:

"Altyapısı tamamlanan Simav Jeotermal Isıtmalı Sera Organize Tarım Bölgesi üretime hazır. Bölgemiz, 1185 dekar üretim alanı, 17 modern sera ve 8 sanayi tesisi ile yatırımcılarımızın hizmetinde. 1500 kişiye istihdam ve ülke ekonomimize yıllık 3 milyar lira katkı sağlayacak bu dev tesis, Kütahya'mıza, bölgemize ve ülkemize hayırlı olsun."

Doktorların kurduğu kooperatifte yapay zeka destekli zeytin üretimi başladı

Kremlin'den flaş açıklama! 'CIA Başkanı, Moskova'da Rus mevkidaşlarıyla görüştü'

Kremlin Sarayı Sözcüsü Dmitriy Peskov, CIA Başkanı John Ratcliffe’in Rus yetkililerle görüşmek üzere dün Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin açıklama yaptı.

'HER ŞEYDEN HABERDAR EDİLİYOR'

Sözcü Peskov, Rusya ve ABD istihbarat servisleri arasında görüşme yapıldığını belirterek, "Özel servisler arasında temaslar gerçekleşti. Rusya Devlet Başkanı ile herhangi bir görüşme olmadı. Elbette Başkan Putin her şeyden haberdar ediliyor" ifadelerini kullandı.

Peskov Ratcliffe'in Moskova'daki görüşmelerinin, Ukrayna'daki savaşın tırmandığı ve ABD ile İran arasında kalıcı bir barış anlaşmasına varma çabalarının çıkmaza girdiği bir dönemde gerçekleştiğini söyledi.

'OLUMLU BİR GELİŞME'

ABD'li üst düzey yetkililerin gerçekleştirdiği ziyaretlerin ABD-Rusya ilişkilerinin durumunu iyileştirmeye yardımcı olup olamayacağı sorulan Peskov, iki ülkenin istihbarat teşkilatları arasındaki temasların "olumlu bir gelişme" olduğunu söyledi.

Peskov, "Bu temaslar, ikili ilişkilerdeki en zor dönemlerde bile sıklıkla devam ediyor. Devlet Başkanımız da bu konuya değindi. Ancak bunun genel olarak ikili ilişkilerimizi şu anda içinde bulundukları derin krizden çıkarmaya ne ölçüde yardımcı olacağını söylemek için henüz çok erken" ifadelerine yer verdi.
Peskov görüşmelerin içeriği hakkında daha fazla ayrıntı vermedi.

'KİEV REJİMİ ÇÖKÜYOR'

Peskov Ukrayna savaşına ilişkin ise, "Ukrayna'nın çatışmayı kaybettiği tartışılmaz bir gerçektir. Cephedeki gelişmeler bunu açıkça ortaya koymaktadır. Kiev rejimi içinde siyasi bir kargaşa yaşanıyor ve bu kargaşa giderek şiddetleniyor. Kiev rejimi içeriden çöküyor ve her zaman eksik olan istikrarını kaybediyor" dedi.

TRUMP'TAN İLK AÇIKLAMA

Öte yandan ABD Başkanı Trump, Ratcliffe'in Rusya ziyaretini "yarı rutin" olarak nitelendirdi ve ziyaretin Rusya'nın NATO'nun kararlılığını test etme ve İngiltere'ye saldırma planlarıyla ilgili olduğu iddialarını reddetti.

Bir anda bastırdı, her şeyi önüne kattı! Nepal'de sel felaketi: Yüzlerce kişi kayıp

İran ile Umman anlaştı! 'Hürmüz gelirleri paylaşılacak'

İran Devrim Muhafızları'ndan yapılan son açıklamada "Hürmüz Boğazı'ndaki her iki ülkenin payı ve bundan elde edilecek gelir konusunda Umman ile anlaşmaya vardık" denildi.

İran'ın Tesnim Haber Ajansına göre Tuğgeneral Muhibbi, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

'ASKERİ GEMİ BULUNMUYOR'

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde kontrole sahip olduğunu söyleyen Muhibbi, ABD yönetiminin açıklamalarının aksine Basra Körfezi ve Boğaz'da hiçbir askeri geminin bulunmadığını ifade ederek, "Düşman savaş gemilerinin tamamı Hürmüz Boğazı'ndan en az 400 kilometre uzakta konumlanmışlardır ve askeri ve toprak açısından, İran'ın izni ve yönetimi olmadan hiçbir gemi bu su yolundan geçemez." dedi.

Hürmüz Boğazı'nda Umman'a yakın olan su yolunun da tamamen İran'ın kontrolünde olduğunu savunan İranlı komutan, şunları kaydetti:

"Hürmüz Boğazı, İran'a ve karşımızda yer alan Umman ülkesine aittir. Yaklaşık bir ay önce Umman ile müzakerelere başladık ve her iki tarafın da kabul ettiği bazı mutabakatlara ulaştık. Bu müzakerelerde, iki ülkenin Boğaz'daki payı ile İran ve Umman'ın gelirlerden payları konusunda anlaşmalar sağlandı."

'MUTABAKATA UYARLARSA HÜRMÜZ'Ü AÇABİLİRİZ'

ABD'nin Umman ile İran arasındaki anlaşma sürecini engellemeye çalıştığını savunan Muhibbi, "Bu durum sürecin gecikmesine yol açmıştır. Eğer ABD engellemeyi bırakır ve mutabakat zaptına (17 Haziran'da imzalanan mutabakat) dönerse, ulaşılan mutabakat çerçevesinde Hürmüz Boğazı'nı açabiliriz. Dolayısıyla bizim koşullarımız ABD tarafından kabul edilmelidir. Eğer ABD koşullarımızı kabul etmezse Hürmüz Boğazı hiçbir şekilde açılmayacaktır." diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

İran ve ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.

ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman kara sularından alternatif rota belirlemişti.

ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik, 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı çevresinde şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık 2 hafta devam etmişti.

İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nda ortak koridorun etkinleştirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmuştu. Garibabadi, ABD ve diğer ülkelerin, "Hürmüz Boğazı'nın yalnızca İran'ın belirlediği düzenlemeler çerçevesinde açılacağını bilmesi gerektiğini" söylemişti.

SON DAKİKA HABERLER: Bir anda bastırdı, her şeyi önüne kattı! Nepal'de sel felaketi: Yüzlerce kişi kayıp

The Kathmandu Post gazetesinin haberine göre, dağlık bir bölge olan Rasuwa'da sabah saatlerinde sel meydana geldi.

95 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

En az 25 kişinin kurtarıldığı bilgisini paylaşan yetkililer, ilk belirlemelere göre selde 95 kişinin öldüğünü bildirdi.

Selin, Bhotekoshi Nehri çevresindeki yerleşim yerlerine ve binalara zarar verdiğini kaydeden yetkililer, kolluk kuvvetlerinin arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.

390 HACIDAN HABER ALINAMIYOR

Yetkililer, 9 polisin yanı sıra Rasuwa'nın sınır komşusu olan Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'ndeki Kailash Mansarovar bölgesine dini ziyaret düzenleyecek yaklaşık 390 hacıdan da haber alınamadığını belirtti.

YOLLARI VE BİNALARI SANİYELER İÇİNDE YUTTU

Öte yandanÇin-Nepal sınırından gelen yeni görüntülerde, Himalayalar vadisinden aşağıya doğru akan devasa bir moloz duvarının saniyeler içinde yolları, elektrik hatlarını ve binaları yuttuğu görüldü.

'DEPREM TETİKLEDİ'

Nepal Dışişleri Bakanı Shishir Khanal'a göre, kuzey Nepal'deki yerleşim yerlerini yerle bir eden ani sel, bir depremin tetiklediği büyük bir toprak kayması sonucu Bhote Koshi nehrinin tıkanmasından kaynaklandı.

İtalyan basını 'Ankara'nın 2027 hedefi' diye yazdı! 'Başka bir ülke daha yapamadı: 60 bin tonluk Türk gücü'
Seçim yaklaştı, Netanyahu köşeye sıkıştı! Şimdi de 'suikast kartı'nı oynadı: 'Oğullarımdan birini öldürmek istediler'

Fransa'da itfaiye istasyonunda akılalmaz hırsızlık! 'Hayati önem taşıyor'

Kamu yayıncısı Franceinfo'nun haberine göre, Rhone vilayetinde 4, Isere vilayetinde ise 1 itfaiye istasyonunda bu ay hırsızlık yaşandı.

'HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR'

Söz konusu istasyonlardan, kaza sırasında araçlarında mahsur kalan vatandaşların kurtarılmasını sağlayan hidrolik kurtarma makasları çalındı.

Binlerce avro değerindeki acil kurtarma ekipmanları, itfaiyecilerin görevlerinde hayati önem taşıyor. Hırsızlık vakalarıyla ilgili soruşturma başlatıldı.

NE OLMUŞTU?

Aşırı sıcakların olumsuz etkilediği Fransa'da bu yıl orman yangınları nedeniyle 117 bin hektarlık alan küle dönmüştü.

Fransa'da görevlerini yerine getirebilmek için daha fazla imkan ve personel talep eden itfaiyeciler, 29 Eylül'de başkent Paris'te gösteri düzenleyecek.

Gören inanamıyor! Avrupa'da 56 TL'ye ev sahibi olma fırsatı: Şartlar belli oldu
Seçim yaklaştı, Netanyahu köşeye sıkıştı! Şimdi de 'suikast kartı'nı oynadı: 'Oğullarımdan birini öldürmek istediler'

Güney Kore-Rusya hattında tansiyon yükseldi! 'Savaş uçakları havalandı'

Güney Kore semalarında tehlikeli bir gerginlik yaşandı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı (JCS), Rusya’ya ait çok sayıda askeri uçağın dün öğleden sonra Dokdo adacıkları ve Ulleung Adası yakınlarında Güney Kore’nin Hava Savunma Tanımlama Bölgesi’ne (ADIZ) girdiğini duyurdu.

'SAVAŞ UÇAKLARI HAVALANDIRILDI'

JCS’den yapılan açıklamada, "Güney Kore ordusu, Rus askeri uçaklarını ADIZ’e girmeden önce tespit etmiş ve muhtemel acil durumlara karşı hazırlıklı olmak amacıyla kendi savaş uçaklarını havalandırmıştır" denildi.

Rus uçaklarının kısa bir süre sonra ADIZ’i terk ettiği kaydedilirken, Güney Kore hava sahasının ihlal edilmediği vurgulandı. Yaşanan olay, haziran ayı sonlarında Çin ve Rusya'ya ait 10'a yakın askeri uçağın Güney Kore’nin doğu ve güney suları semalarında kısa süreliğine ADIZ’e girmesinin ardından yaşanan son gerginlik olarak kayıtlara geçti.

POTANSİYEL TEHDİTLERİ BELİRLEMEDE KULLANILIYOR

Uluslararası hukukta tanımı bulunmayan ve hava sahasından farklı olan Hava Savunma Tanımlama Bölgesi (ADIZ), genelde ülkeler tarafından tek taraflı olarak ilan ediliyor. ADIZ, yaklaşan askeri uçakların askeri tehdit olarak algılanıp uyarılması amacıyla kullanılıyor. ADIZ, bir ülkenin ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda herhangi bir hava aracını tespit ve takip etmeye çalıştığı bölge olarak da biliniyor.

Seçim yaklaştı, Netanyahu köşeye sıkıştı! Şimdi de 'suikast kartı'nı oynadı: 'Oğullarımdan birini öldürmek istediler'
İtalyan basını 'Ankara'nın 2027 hedefi' diye yazdı! 'Başka bir ülke daha yapamadı: 60 bin tonluk Türk gücü'

Nişantaşı’nda çınar ağacı taksinin üzerine devrildi! Teşvikiye Caddesi trafiğe kapandı

Olay, saat 14.00 sıralarında Harbiye Mahallesi Teşvikiye Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yol kenarındaki çınar ağacı henüz bilinmeyen nedenle seyir halindeki taksi ile park halindeki otomobilin üzerine devrildi.

Taksi şoförü aracından yara almadan çıktı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve belediye ekipleri sevk edildi. Yaralananın olmadığı olayda, araçlarda hasar meydana geldi.

TEŞVİKİYE CADDESİ TRAFİĞE KAPANDI

Polis ekipleri, Teşvikiye Caddesi’ni trafiğe kapatırken, belediye ekipleri devrilen ağacı keserek kaldırmak için çalışma başlattı. Devrilen ağaç, araçlarda oluşan hasar ve ekiplerin çalışması cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

‘ÇINAR AĞACI TAKSİNİN ÜZERİNE DEVRİLMİŞ’

Cadde üzerindeki bir iş yerinde çalışan Murat Akgün, “Burada çalışanım. Büyük bir gürültü oldu. Gürültüye dışarı çıktık. Çınar ağacının devrildiğini gördük. Taksinin üzerine devrilmiş.

Birkaç araçta hasar vardı. Yaralanma gibi bir olay yok herhalde. Takside yolcu yaralandı diye duydum ama görmedim. Olay sırasında burada yayalar da vardı ama bir şey olmadı” dedi.

Tarih verildi! Sıcaklık bir anda 10 derece düşüyor: İstanbullular üşüyecek
Haber İçi Banner

Çorum’da mezarlıkta yaşıyordu! 'Onlarla dertleşiyorum'

Ankara'da bir süre AŞTİ'de, daha sonra Şefkat Evleri'nde kaldığını belirten Asuman Yalçınkaya, Çorumlu olduğunu ve kimsesinin bulunmadığını söyledi. Çorum'a geldikten sonra da kalacak yer bulamayınca Çıkrık Köyü Mezarlığı'nda yaşamaya başlayan Yalçınkaya, "Mezarlık, büyük şehirlerden daha güvenli. Mezarlıkta zaman zaman kalıyorum. Elbette çok korkuyorum fakat yatacak, kalacak yerim yok. Ben de burayı tercih ettim. Burada sabahladığım oluyor. Elbette çok korkuyorum. Burada kalmam çok sakıncalı ancak kalacak başka yerim de yok" dedi.

'ONLARLA DERTLEŞİYORUM'

Mezarlıkta bulunan anneannesi ve diğer yakınlarının mezarlarını ziyaret ettiğini belirten Yalçınkaya, "Anneannemin ve dayımın mezarlarının başına gelip, sabahladığım oluyor. Onlarla dertleşiyorum, bu da beni rahatlatıyor. Duygusallığım fazla, zaman zaman ağlıyorum ve rahatlıyorum" diye konuştu.

‘TEK GÖZ DE OLSA BİR EV İSTİYORUM’

Kendisinin herhangi bir maddi imkanının olmadığını belirten Yalçınkaya, "Ben büyüklerimden, iş insanlarından, hayırseverlerden, kim el uzatırsa bir kiralık ev istiyorum. Tek göz de olsa yeter. Benim çeşitli rahatsızlıklarım var. İstiyorum ki odam olsun, çorbamı kaynatayım, hiç kimseye muhtaç olmayayım. Kısacası kiralık bir ev istiyorum. Maddi durumum olmadığı için bunu kendim yapamıyorum. En azından buralarda kalmaktan iyidir. Az da olsa eşyası olan bir ev istiyorum" dedi.

BELEDİYENİN MİSAFİRHANESİNE YERLEŞTİRİLDİ

Yalçınkaya, durumun bildirilmesinin ardından jandarmanın devreye girmesi ile Çorum Belediyesi'ne ait misafirhaneye yerleştirildi.

Alparslan Kuytul hakkındaki iddianamede dikkat çeken iddia! ‘Sırtında sopa kırdı’
Haber İçi Banner

Tarih verildi! Sıcaklık bir anda 10 derece düşüyor: İstanbullular üşüyecek

Hafta boyunca yaz sıcaklarının etkisini hissettireceği İstanbul'da, cuma günüyle birlikte hava koşullarında kısa süreli ancak belirgin bir değişim yaşanması öngörülüyor.

Sıcaklık düşüşüne yağışın ve kuvvetli rüzgarın da eşlik etmesi beklenirken, bu değişimin mevsimsel açıdan olağan bir hava geçişi olduğu kaydediliyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün tahminlerine göre, İstanbul'da bu hafta 32 dereceye kadar çıkan sıcaklıkların, perşembe günü de benzer değerlerde seyretmesi bekleniyor. Cuma günü ise sıcaklıkların kentin genelinde belirgin şekilde düşeceği ve sağanak ile gök gürültülü sağanağın etkili olacağı tahmin ediliyor.

Uzmanlar, İstanbul'da cumadan itibaren etkisini göstereceği öngörülen serin hava ve yağışlı sisteme ilişkin değerlendirmede bulundu.

"PERŞEMBEDEN İTİBAREN KUZEYDEN GELEN SERİN HAVA KUZEY BÖLGELERİ RAHATLATACAK"

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı'nda görevli meteoroloji mühendisi Adil Tek, hava sıcaklığındaki değişimin olağan olduğunu söyledi.

Kuzey Afrika kökenli bir akış ve yüksek basıncın var olduğunu, bunun da sıcaklıkları bu hafta artırdığını belirten Tek, "Hafta sonundan itibaren devam eden Kuzey Afrikalı akışlar, bugünden itibaren tam Kuzey Afrika kökenli olmamakla birlikte Akdeniz üzerinden bir paralel akışa, normal enlemsel değerlerle bir akışa dönüştü. Özellikle perşembeden itibaren kuzeyden gelen nispeten serin hava, kuzey bölgeleri rahatlatacak." ifadelerini kullandı.

Cumadan itibaren kuzeyden gelen akışın görülmeye başlanacağını anlatan Tek, şunları kaydetti:

Alıntı Metni

Tek, yağışların, cuma sabahı zayıf şekilde başlayıp öğleden sonra biraz daha kuvvetleneceğini belirterek, "Cumartesi öğlen saatlerinden akşama kadar aralıklarla devam eden yağış geçişleri göreceğiz. Pazar gününden itibaren o yağış etkisini kaybetmiş olacak. 23-24 derecelere düşen sıcaklıklar da tekrar 28-29 derecelere çıkmaya başlıyor. Önümüzdeki hafta da çok sıcak olmamakla birlikte yine o yaz günleri devam edecek. Özellikle cuma günü öğleden sonra, cumartesi sabahı, gece İstanbullular birazcık üşüdüklerini hissedecek. Geçişlerden dolayı sıcaklıklar 18 derecelere kadar İstanbul'da inebilir." dedi.

İç Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz'in iç kesimlerinde de cumartesi günü kuvvetli yağışların görülebileceğini dile getiren Tek, "Cumartesi günü özellikle İstanbul ile birlikte Marmara'nın doğusu ve güney kesimleri yağışlı havanın etkisinde kalıyor. Cumartesi akşam saatlerinden itibaren doğuya kayarak biraz daha etkisini batı bölgelerinde kaybediyor." bilgisini verdi.

Eylül sıcaklıklarının biraz daha mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğinin, yazın biraz daha uzun süreceğinin tahmin edildiğini belirten Tek, kış aylarında yağışların bol olacağını, sıcaklıkların yine ortalamaların üzerinde seyredeceğini söyledi.

Bir anda bastırdı, her şeyi önüne kattı! Nepal'de sel felaketi: Yüzlerce kişi kayıp

"CUMA GÜNÜ MARMARA BÖLGESİ'NİN TAMAMI KUVVETLİ POYRAZ ALACAK"

İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi ve meteoroloji mühendisi Güven Özdemir de serin havanın etkisini özellikle cuma ve cumartesi günü göstereceğini, serinlemeyle yağışların da geleceğini ifade etti.

Özdemir, "Sıcaklıkların düşmesiyle gece sıcaklığı 22 derecelerde, gündüz de 27-29 derece arasında görülecek. Rüzgarın olmadığı bölgelerde nemin de artmasıyla hissedilen sıcaklıklar, bunların 3-4 derece üzerine çıkacak. Çok güçlü bir soğuk hava dalgası değil, sadece kenti serinletecek." diye konuştu.

Yağışların yerel olacağını, tüm ülkeyi ilgilendirmediğini ve zor duruma sokmayacağını anlatan Özdemir, "Cuma günü Marmara Bölgesi'nin tamamı kuvvetli poyraz alacak. Trakya'dan başlamak üzere tüm Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz'in doğusu, Doğu Anadolu Bölgesi de yağış alacak." dedi.

Poyraza dikkat edilmesi gerektiğini belirten Özdemir, rüzgarın 40-60 kilometre hızla eseceğini kaydetti.

Meteoroloji mühendisi Sinan Şahinoğlu ise Kırım üzerinden Karadeniz'e doğru yaklaşacak kopuk alçak basınç sisteminin Türkiye'nin kuzey kesimlerinde etkili olmasının beklendiğini bildirdi.

Marmara Bölgesi'nde, İstanbul'da perşembe gününden itibaren kuzeyden yaklaşan sistemin etkilerinin hissedilmeye başlanacağını belirten Şahinoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Cuma günü Marmara genelinde sıcaklıkların belirgin şekilde düşmesi, gündüz en yüksek değerlerin 27-29 derece, gece sıcaklıklarının ise 20-21 derece bandına gerilemesi bekleniyor. Kuzey ve kuzeydoğudan esecek kuvvetli, yer yer fırtınamsı poyraz ile birlikte Karadeniz üzerinden taşınan nemli havanın üst seviyelerdeki soğuk havayla etkileşime girmesi sonucu yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak geçişleri görülebilir."

Ahlat'ta yeni yuvalarına kavuşan 371 Ahıska Türkü aileye kimlik kartları teslim edildi!
Haber İçi Banner

Nevşehir’de traktör ile çekici çarpıştı! Römorktaki 4 çocuk yaralandı

Kaza, saat 14.30 sıralarında Aksaray-Nevşehir çevre yolunda meydana geldi. Aksaray yönünde ilerleyen Ö.T. yönetimindeki 38 AKJ 093 plakalı çekici ile N.T. idaresindeki 50 AGA 468 plakalı traktör çarpıştı.

TRAKTÖR İLE ÇEKİCİNİN ÇARPIŞTIĞI KAZADA 4'Ü ÇOCUK 6 KİŞİ YARALANDI

Kazada traktör şoförü N.T. ve römorkundaki 4 çocuk ile çekicinin şoförü Ö.T. yaralandı. İhbarLA kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı. Polis, kazaya ilişkin inceleme başlattı.

Alparslan Kuytul hakkındaki iddianamede dikkat çeken iddia! ‘Sırtında sopa kırdı’
İmamoğlu davasında gündeme gelen ses kaydı! '200 bin dolar insana her şeyi yaptırabilir'

TBMM Başkanı Kurtulmuş: İsrail sadece Türkiye'den çekiniyor

TBMM Başkanı Kurtulmuş'un açıklamalarından satır başları şöyle; Bu bölgenin bütün etnik unsurları, aynı medeniyetin parçalarıdır. Şimdi Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge meselesiyle, dağılan parçaları bir araya getiriyoruz

SDG bir örgüt olarak kendisini feshetmiştir açıklaması, bizim için önemlidir, tarihidir ve değerli bir açıklamadır. İnşallah bu açıklamayla işin devamı gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor, Türkiye yön veriyor
AK Parti Sözcüsü Çelik'ten SDG'nin silah bırakmasıyla ilgili açıklama: Önemli bir eşik geçilmiş oldu

Bakan Bolat: Mekke Anlaşması ile olan güvenlik ittifakı birçok ülkenin de katılımıyla genişleyecek

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) organizasyonuyla Şam'da düzenlenen "Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti ve İkili İş Görüşmeleri" toplantısında konuşan Bolat, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bolat, bu akşam 63. Uluslararası Şam Fuarı'nın açılacağını hatırlatarak, Türkiye'den 200 kişilik iş insanı heyetiyle geldiklerini bildirdi.

Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşık 33 firma ve 1000'e yakın ziyaretçinin katılımıyla Şam Uluslararası Fuarı'nda yerlerini alacaklarını kaydeden Bolat, "Türkiye salonunun açılışını gerçekleştireceğiz. Suriye ve Türkiye ekonomileri arasında çok yakın bir entegrasyon var. 8 Aralık devrimi başarıldıktan ve yeni Suriye kurulduktan sonra çok yakın bir koordinasyon içinde Suriye hükümeti ve bakanlıklarıyla çalışıyoruz. Türkiye ve Suriyeli yatırımcılar, sanayiciler, KOBİ'ler, tüccarlar, ihracatçılar yıllardır çok yakın işbirliği içinde görev yapıyorlar. İnsanlar önce komşusuyla ticaret yapar, komşusuyla ortaklık kurar ve yol arkadaşlığı yapar." diye konuştu.

Altın alacaklar dikkat! Ani geri çekilme olur mu?

Bolat, dünya ekonomisinin ve ticaretinin jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve büyük ekonomiler arasındaki ticaret savaşları nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğine dikkati çekerek, bölgesel işbirliğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

"JETCO VE BANKACILIK ALANINDA ADIMLAR SÜRÜYOR"

Bakan Bolat, iki ülke arasındaki kurumsal adımlara değinerek, Gümrük İşbirliği Anlaşması'nın imzalandığını ve işbirliği komitesinin kurulduğunu hatırlattı.

Bolat, Ekonomi ve Ticaret Komitesinin (JETCO) kuruluşunun geçen yıl ağustos ayında Ankara'da atılan imzalarla gerçekleştiğini belirterek, ilk toplantının nisan ayında İstanbul'da yapıldığını anımsattı.

Infografik Görsel (Quality Image)

Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin sürdüğünü ve Türk bankalarının Suriye'de kuruluşu konusunda olumlu gelişmeler beklediklerini aktaran Bolat, sınır illeri ve ticaret-sanayi odaları arasındaki işbirliklerinin de hız kazandığını kaydetti.

Bakan Bolat, fuar katılımlarına ilişkin "Suriye'deki fuarlarda yerimizi alıyoruz. Geçen yıl 8 Suriye fuarına katıldık, 2026'da da 8 fuara iştirak ediyoruz. Gelecek ay eylülde yapılacak olan 'Suriye'nin Yeniden İnşası, İmarı Fuarı'nda da TOKİ başta olmak üzere Türk inşaat ve yapı malzemeleri firmaları geniş katılımla yer alacak." değerlendirmesini yaptı.

Gören inanamıyor! Avrupa'da 56 TL'ye ev sahibi olma fırsatı: Şartlar belli oldu

"ORTA DOĞU'DA ÜLKELER ARASINDA ÇOK GÜZEL EKONOMİK İTTİFAK DOĞMAYA BAŞLADI"

Bolat, bölgesel lojistik ve ticaret hatlarına işaret ederek, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların enerji tedariki, petrokimya ürünleri ve küresel navlun fiyatlarında aksamalara yol açtığını ifade etti.

Bu kapsamda Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine uzanan transit ticaret koridorunun açıldığını ve ulaştırma bakanlıklarının anlaşmalar imzaladığını belirten Bolat, petrol ve doğal gaz boru hatları konusunda da yeni projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti.

Bolat, son dönemde imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na da değinerek, şöyle devam etti:

"Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Türkiye-Suriye arasında çok güzel bir ekonomik ittifak doğmaya başladı. Mekke Anlaşması ile olan güvenlik ittifakı birçok ülkenin de katılımıyla inşallah genişleyecek. Ekonomik ittifak da ekonomik entegrasyon da hızlanacaktır. Bazen hayır görünen durumlardan şer olabiliyor ama şer görünen durumlardan da inşallah hayır çıkacaktır. Özellikle İsrail'in bölge ülkelerine yönelik tehditleri ve istikrarsızlaştırma çabaları karşısında bölge ülkeleri yekvücut bir araya gelerek güçlü ittifaklar kurma konusunda büyük gelişmeler kaydediyorlar."

Velileri yakından ilgilendiriyor! Okul kıyafetlerinde yeni dönem

Bölge ülkelerinin tehditler karşısında ortak hareket etmesinin önemine işaret eden Bolat, Suriye'nin 14 yıllık yıkım ve despot rejimden kurtulmasının ardından birlik ve bütünlük içinde güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğini, bölgedeki ekonomik entegrasyonun halkların refahına katkı sunacağını belirtti.

Bakan Bolat, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bolat, bu yıl sonuna kadar Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı'nın açılması konusunda Suriye tarafından söz aldıklarını belirterek, "Bu hem Suriye'ye yeni bir giriş kapısı hem de Irak'a ve Körfez'e transit ticaret anlamında çok olumlu bir adım olacak." şeklinde konuştu.

Bakan Kacır: Türk milleti insanlık değerlerinin sancaktarlığını en kuvvetli şekilde icra ediyor

Bakan Kacır, Ahlat ziyaretine ilişkin resmi sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında kabine toplantısının gerçekleştirildiğini belirterek Türk milletinin geçmişte olduğu gibi bugün de değerlerinin sancaktarlığını icra ettiğini ifade etti.

Altında kritik eşik! Piyasalar ABD verilerine kilitlendi

"TÜRK MİLLETİ BUGÜN DE İNSANLIK DEĞERLERİNİN SANCAKTARLIĞINI EN KUVVETLİ ŞEKİLDE İCRA EDİYOR"

Bakan Kacır, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Biz kökü mazide olan atiyiz. Anadolu'nun fetih üssü, İslam'ın kubbesi, bu topraklardaki ebedi varlığımızın simgesi Ahlat’ta idik. Selçuklu Kabristanı'nda ecdadımızı rahmetle ve dualarla yad ettik. Kabine toplantısını, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde gerçekleştirdik. Şehitlerimizin kıymetli aileleriyle bir araya geldik. Anadolu’nun kapılarını milletimize açan tarihi yürüyüşün en güçlü sembollerinden biri olan bu topraklar, asırlardır vatan uğruna verilen mücadelenin, fedakarlığın ve milletimizin köklü devlet geleneğinin izlerini taşıyor. Büyük Türkiye, köklerinden aldığı güçle şimdi yeniden tarih sahnesinde. Türk milleti tıpkı geçmişteki gibi, bugün de insanlık değerlerinin sancaktarlığını en kuvvetli şekilde icra ediyor."

Bakan Bolat, Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı eş-Şaar ile bir araya geldi

Bolat, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda 63'üncüsü düzenlenen Uluslararası Şam Ticaret Fuarı vesilesiyle ve güçlü bir iş heyetiyle Şam'da bulunduklarını belirtti. Ziyaretinin ilk bölümünde eş-Şaar ile görüştüklerine işaret eden Bolat, şunları kaydetti:

Altında kritik eşik! Piyasalar ABD verilerine kilitlendi

"Görüşmemizde Sayın Cumhurbaşkanlarımızca belirlenen ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolar hedefine taşıyacak adımları, ulaştırma ve gümrük kapıları başta olmak üzere ticaretin kolaylaştırılmasına yönelik işbirliğimizi ve Suriye'nin yeniden imar sürecinde Türk özel sektörünün üstlenebileceği rolü ele aldık. Nisanda gerçekleştirdiğimiz Türkiye-Suriye JETCO Toplantısı'nda mutabakata vardığımız hususların takipçisi olmaya ve bunları somut sonuçlara dönüştürmeye yönelik irademizi bir kez daha teyit ettik. Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomi ve ticaret bağlarını karşılıklı fayda temelinde daha da güçlendirmeyi sürdüreceğiz."

Bakan Uraloğlu: Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile 10 yılda 138 milyar lira tasarruf sağladık

Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün hizmete alınışının 10. yılı dolayısıyla değerlendirmede bulundu. Köprünün, 26 Ağustos 2016'da hizmete açıldığını anımsatan Uraloğlu, Türkiye'nin en prestijli projelerinden biri olan eserin çevre dostu özelliğiyle ön plana çıktığını söyledi.

Uraloğlu, köprüyle İstanbul trafiğinin önemli ölçüde rahatlatıldığına dikkati çekerek, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile 10 yılda zamandan 134 milyar lira, yakıttan ise 4 milyar lira olmak üzere toplam 138 milyar lira tasarruf sağladık. 180 bin ton karbon emisyonunu önledik." diye konuştu.

Altında kritik eşik! Piyasalar ABD verilerine kilitlendi

Köprünün, İstanbul'un kuzeyinde yer alan İstanbul Havalimanı'na hızlı ve güvenli ulaşım sağladığını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:

"Yavuz Sultan Selim Köprüsü modern tasarımı, estetik yapısı ve en gelişmiş malzeme ve mühendislik teknikleriyle inşa edildi. Ülkemizin sembol projelerinden biri olarak öne çıktı. Köprü, yoğun ve sürekli bir ulaşım akışına hizmet ediyor."

İLERİ TEKNOLOJİ VE UZMANLIK BİR ARADA

Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında inşa edildi. İstanbul Boğazı'nın Karadeniz girişinde bulunan köprü, kentin Avrupa Yakası'nda Sarıyer ilçesinin Garipçe yerleşim birimi ile Anadolu Yakası'nda Beykoz ilçesinin Poyrazköy yerleşimi arasına yapıldı.

Yerel zemin koşulları, faylanma, tarihsel depremler ve diğer faktörler göz önüne alınarak elde edilen verilerle deprem etkileri belirlenen köprünün tasarımı ulusal ve uluslararası şartnamelerde belirlenen esaslar dahilinde hazırlandı.

Kuzey Marmara Otoyolu Projesi kapsamında inşa edilen ve 1408 metrelik ana açıklığa sahip Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün toplam boyu, kenar açıklıklarıyla birlikte 2 bin 164 metreye ulaşıyor.

İleri teknoloji ve uzmanlığın bir araya getirildiği köprü, 59 metre genişliğe sahip ve üzerinden demir yolu geçecek şekilde projelendirildi. Köprünün kule yüksekliği ise 330 metreyi buluyor

ABD’de 200 bin vize için iptal hazırlığı

ABD basınının ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerine dayandırdığı haberlere göre, 2016-2026 arasında verilen iş ve turizm vizeleri incelemeye alındı. Olası iptaller doğrudan sınır dışı anlamına gelmeyecek. Başvurusu sürenlerin çoğu yeniden sınıflandırılacak ancak iş veya turizm amaçlı ziyaretçi statüsünü kaybedecek. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, “Kısa süreli ziyaretçi olarak gelip daha sonra kalıcı olarak burada kalmak için sığınma başvurusu yapan yabancıların vizelerini tespit etmek ve iptal etmek için İç Güvenlik Bakanlığı ile koordinasyon halindeyiz” dedi.

Trump yönetimi ayrıca kota kapsamındaki yeni H-1B başvurularına mevcut ücretlere ek olarak 103 bin 265 dolar ücret getirilmesini önerdi. Yüksek vasıflı yabancı çalışanların istihdamında kullanılan vizelere ilişkin düzenleme henüz yürürlükte değil ve 30 günlük görüş sürecine tabi. Teklif, daha önce mahkemece engellenen 100 bin dolarlık geçici ücretin kalıcı hale getirilmesini amaçlıyor. / EKONOMİ SERVİSİ

İngiltere'de can pazarı! Ters yönde giden araç polis aracına çarptı: 7 ölü

Cleveland Polisi tarafından yapılan açıklamada, A66 kara yolu üzerinde ters yönde ilerleyen bir otomobilin, devriye görevindeki polis aracıyla çarpıştığı belirtildi.

Sağlık ve emniyet ekiplerinin kaza yerindeki incelemelerinde, polis aracındaki 2 görevli ile diğer araçtaki 5 kişinin hayatını kaybettiği belirlendi. Emniyet yetkilileri, yaşamını yitiren polis memurlarının 37 yaşındaki Matthew Blades ile 38 yaşındaki Tom Clough olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan meydan okudu: Düşman İran’ın çökeceğini düşündü, ancak güçlendik

İngiltere Başbakanı Andy Burnham sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, görev esnasında hayatını kaybeden iki polis memuru ve yaşamını yitiren 5 sivil için taziyelerini iletti. Kazaya ilişkin soruşturmanın devam ettiği kaydedildi.

Rusya'da Ozon deposuna İHA saldırısı: Yangın çıktı, 300'den fazla çalışan tahliye edildi

Pezeşkiyan meydan okudu: Düşman İran’ın çökeceğini düşündü, ancak güçlendik

İran resmi haber ajansı IIRNA'ya göre Pezeşkiyan, "Hükümet Haftası"nın ilk gününde, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu Ayetullah Humeyni'nin başkent Tahran'daki türbesinde konuştu.

Trump'ın İran'a "en korkunç yaptırımları uygulayacakları" yönündeki açıklamalarına işaret eden Pezeşkiyan, "Biz ayakta durduk ve bu eşitsiz savaş karşısında halka hizmet etmek için çaba gösteriyoruz. Düşman, İran'ın çökeceğini ve Venezuela'ya dönüşeceğini değerlendirmişti. Ancak İran çökmedi, aksine güçlendi ve dünya bu direniş, dayanışma ve birlik karşısında şaşkınlığa uğradı." dedi.

İlginizi Çekebilir

Pezeşkiyan, ülkesinin karşı karşıya olduğu ekonomik savaşın, İran-Irak Savaşı (1980-1988) döneminde olduğu gibi toplumun tüm kesimlerinin birlikte hareket etmesini gerektirdiğini belirterek, "Elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ve sürekli daha fazla işbirliği ve sinerji sağlayacak yollar düşünüp bulmaya çalışıyoruz. Ancak düşmanın bize karşı başlattığı topyekun ekonomik savaş karşısında, Kutsal Savunma döneminde olduğu gibi herkesin sahada olması ve birbirine yardım etmesi gerektiğini kabul etmeliyiz." ifadelerini kullandı.

"MUTABAKATIN UYGULANMASI KONUSUNDA UZMANLARIN GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARDIK"

Pezeşkiyan, savaş döneminde piyasalarda ciddi sorun yaşanmadığını belirterek, mevcut krizlerin aşılması için herkesin el ele vermesi gerektiğini söyledi.

İran'ın vardığı mutabakatın uzun görüşmelerin ardından, savaşa katılan askeri personel, ülkenin güvenliğini sağlayan yöneticiler ve uygulamadan sorumlu yetkililerden oluşan geniş bir uzmanlık konsensüsü sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Pezeşkiyan, kararın "maslahat, izzet ve hikmet" ilkeleri doğrultusunda alındığını ifade etti.

Pezeşkiyan, söz konusu kararı eleştirenlerin konunun ayrıntılarını bilmediklerini veya sürecin içinde yer almadıklarını öne sürdü.

Trump'tan Kanada'ya tarife çıkışı: Eyalet olmadan eyalet olmanın faydalarını istiyor

"GECE GÜNDÜZ HİZMETE İHTİYAÇ VAR"

İran'ın bugün gece gündüz hizmet edecek insanlara ihtiyaç duyduğunu belirten Pezeşkiyan, "İran'ın nasihate ve tavsiyeye değil, sahaya çıkıp ülkenin yükünü omuzlayacak insanlara ihtiyacı var." dedi.

Bir karar alındığında ve mutabakata varıldığında herkesin bu kararın arkasında durması gerektiğini dile getiren Pezeşkiyan, "Bunu yaparsak mutlaka kazanacağız. Ancak karar alıp ardından bunu ihlal edersek doğal olarak istikrarsızlık ortaya çıkar." diye konuştu.

Düşmanın İran'daki sorunları kullanarak toplumda bölünme ve çatlak oluşturmayı umduğunu savunan Pezeşkiyan, hükümet olarak ayrışma, çatışma ve kişisel çıkarların önüne geçmek için çalışacaklarını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ülkenin sorunlarının üstesinden tek başına gelemeyeceğini belirterek toplumun tüm kesimlerinden destek istedi.

İran-Irak Savaşı'nın ilk yıllarında, İran Cumhurbaşkanı Muhammed Ali Recai ile Başbakan Muhammed Cevad Bahoner'in hükümet binasına düzenlenen bombalı saldırıda 30 Ağustos 1981'de öldürülmeleri nedeniyle bu tarihler "Hükümet Haftası" olarak anılıyor.

Haber İçi Banner

Pakistan ve Malezya'dan güvenlik işbirliği: Terörle mücadele ve istihbarat paylaşımı

Pakistan'ın resmi haber ajansı Associated Press of Pakistan'a (APP) göre Nakvi, ülkesini ziyaret eden Saifuddin ile başkent İslamabad'da bir araya geldi.

Bakanlar, ikili ilişkileri ve iç güvenlik konusunda işbirliğini artırma konularını ele aldı.

Terörle mücadele ve uyuşturucu kaçakçılığı konusunda istihbarat paylaşımının, güvenlik sorunlarıyla mücadelede önemli rol oynayacağını ifade eden bakanlar, iki ülkenin polis akademileri arasındaki işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı.

Nakvi ve Saifuddin, bakanlıkları arasında ortak çalışma grubu kurulması ve sahil güvenlik gibi güvenlik alanlarında işbirliği yapılması konularında anlaştı.

Hayalet bölümler, sıfır çeken programlar! Bölüm var öğrenci yok
Haber İçi Banner

Japonya’da 5,8’lik deprem paniği! 20’den fazla yaralı var

Kyodo ajansının haberine göre, yetkililer, ülkenin doğusunda meydana gelen depreme ilişkin açıklama yaptı.

Yetkililer, 5,8 büyüklüğündeki deprem nedeniyle başkent Tokyo ve çevresindeki bölgelerde 20'den fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Depremin ardından ulaşımda aksamalar yaşandığını aktaran yetkililer, bazı tren seferlerinin gecikmeli şekilde başladığını, bazı hatlarda ise düşük hızda sefer yapıldığını kaydetti.

Trump'tan Kanada'ya tarife çıkışı: Eyalet olmadan eyalet olmanın faydalarını istiyor

Japonya Meteoroloji Ajansından (JMA) yapılan açıklamada, depremden sonraki 2 ila 3 gün içinde benzer şiddette sarsıntılar yaşanabileceği uyarısında bulunuldu.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezinden (USGS) dün yapılan açıklamada, Japonya'da meydana gelen 5,8 büyüklüğündeki depremin merkez üssünün Toride kentinin 4 kilometre kuzeybatısı olduğu bildirilmişti. JMA'dan yapılan açıklamada ise depremin büyüklüğünün 5,9 olduğu aktarılmıştı.

Haber İçi Banner

Rusya'da Ozon deposuna İHA saldırısı: Yangın çıktı, 300'den fazla çalışan tahliye edildi

Orenburg Belediye Başkanı Albert Yumadilov, yaptığı yazılı açıklamada, sanayi işletmelerinin bulunduğu bölge üzerinde birkaç İHA'nın düşürüldüğünü belirtti.

İHA parçalarının Ozon'un deposuna düştüğünü aktaran Yumadilov, çıkan yangının söndürüldüğünü ve olayda yaralanan olmadığını ifade etti.

Ozon'dan yapılan açıklamada ise tesiste 300'den fazla çalışanın tahliye edildiği ve deponun faaliyetlerinin geçici olarak durdurulduğu kaydedildi.

Ozon'un Samara bölgesindeki deposunda da dün düzenlenen İHA saldırısı sonucu yangın çıkmış, 500'den fazla çalışan tahliye edilmişti.

Ukrayna, son dönemde Rusya merkezli bir başka e-ticaret platformu Wildberries'e ait depo ve lojistik tesislerine yönelik İHA saldırıları düzenlemişti.

Trump'tan Kanada'ya tarife çıkışı: Eyalet olmadan eyalet olmanın faydalarını istiyor
Haber İçi Banner

Nişantaşı’nda evde ceset bulundu! Haber alamayan yakınları harekete geçti

Olay, 17 Ağustos Pazartesi günü saat 16.00 sıralarında Şişli Nişantaşı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tek başına yaşayan Melih Yalın’dan haber alamayan yakınları, kendisine ulaşamayınca endişelendi.

Yakınları, Yalın’ın sağlık durumundan endişe ederek ekiplere haber verdi. İhbarın ardından adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede eve ulaşan ekipler, Yalın’ın yaşadığı eve girdi.

SALONDA CANSIZ BEDENİ BULUNDU

Polis ve sağlık ekipleri, Yalın'ı bulabilmek için odaları kontrol etmeye başladı. Ekipler Yalın’ı evin salonunda yerde hareketsiz yatarken buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Melih Yalın’ın hayatını kaybettiği belirlendi.

Bunun üzerine polis ekipleri evde inceleme yaptı. Yalın’ın ölümünün habr verildiği yakınları adrese geldi.

Olay yerindeki incelemelerin ardından Yalın’ın cansız bedeni morga kaldırıldı. Yalın’ın 2 çocuk sahibi olduğu öğrenildi.

Son dakika... Milli Uçak Gemisi ne aşamada? Deniz Kuvvetleri Komutanı Tatlıoğlu, tarih verdi
Haber İçi Banner

Malazgirt’te geri sayım başladı! Gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajlarda

Malazgirt Zaferi'nin 955. yıl dönümü dolayısıyla Türkiye'nin dört bir yanından ziyaretçileri ağırlamaya hazırlanan Muş'un Malazgirt ilçesinde, tarihi zaferin ruhu geleneksel Türk kültürünü yansıtan etkinliklerle yaşatılacak. 24-26 Ağustos'ta düzenlenecek kutlamalar kapsamında Malazgirt Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı, geleneksel sporlar, kültürel etkinlikler ve gösterilerin yanı sıra Türkiye'nin farklı kentlerinden gelecek binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yapacak.

MALAZGİRT, BÜYÜK ZAFERİN 955. YILINDA TARİH VE KÜLTÜRÜN BULUŞMA NOKTASI OLUYOR

İçerisinde Han Otağı ve 16 tematik çadırın kurulduğu milli parkta atlı okçuluk, atlı cirit, kökbörü, atlı savaş sanatları, atlı akrobasi, at binme, ok atma ve güreş gibi etkinliklerin yanı sıra el sanatları çarşısı, ok ve yay atölyesi, yöresel ürün stantları ve çocuk oyun alanları yer alacak.

Türk boylarının bayraklarıyla süslenen alanda düzenlenecek etkinliklerle ziyaretçilere Selçuklu kültürü ve ruhunun aktarılması planlanıyor.

Kutlamalar kapsamında SOLOTÜRK ve Çelik Kanatlar ekipleri de Malazgirt semalarında gösteri uçuşu gerçekleştirecek.

Peyzaj ve çevre düzenleme çalışmalarının tamamlandığı milli parkta, ziyaretçilerin sıcak havadan olumsuz etkilenmemesi için gölgelendirme alanları ve serinletme sistemleri kuruldu.

Etkinliklere katılan ziyaretçiler, milli park içerisindeki 1071 adımlık Fetih Yolu, merasim ve hitabet alanı, namazgah ile yürüyüş ve dinlenme alanlarını da gezebilecek.

Cadde ve sokakların Türk bayraklarıyla donatıldığı ilçede, çeşitli noktalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın posterleri asıldı.

Malazgirtli vatandaşlar ve esnaf, 26 Ağustos'taki etkinliklere katılması beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilçeye gelişini ve kutlama programlarını heyecanla bekliyor.

"MALAZGİRT HALKI, MİSAFİRLERİNİ DÖRT GÖZLE BEKLİYOR"

Malazgirt Kaymakamı Ahmed Tayyib Kahraman, Malazgirt Zaferi'nin 955'inci yıl dönümü kutlamaları için hazırlıkları büyük bir coşku ve heyecanla sürdürdüklerini söyledi.

Ekiplerin yaklaşık bir aydır alanda çalışma yaptığını belirten Kahraman, şöyle konuştu:

"Alanda 16 çadırımız, bir tane de han çadırı, 44 tane yine vatandaşlarımızın alışverişlerini yapabileceği alan oluşturuldu. 24 Ağustos saat 14.00'te inşallah çok coşkulu bir şekilde burada açılışımız olacak. Açılışımızın ardından at yarışlarımız ve güreşçilerimizin er meydanında maharetlerini göstereceği alanlar olacak. Yine vatandaşlarımızın okçuluk deneyimini, ata sporumuzu deneyimleyebilecekleri alanlar oluşturuldu. Oraları kullanabilecekler. Akşamına inşallah çok büyük bir fener alayıyla buraya, namazgah alanına intikal etmiş olacağız. Milli parkımızda, namazgah alanında inşallah Mevlit Kandili programımızı icra edeceğiz."

Kahraman, Malazgirt Zaferi'nin ruhunu yaşatmak istediklerini ifade ederek, "26 Ağustos 1071 günü Sultan Alparslan nasıl üzerine beyaz kıyafetini giyerek, 'Bu benim kefenimdir.' diyerek askerlerine namazını kıldırdıysa biz de aynı ruhaniyeti, aynı ruhu, aynı maneviyatı yaşayabileceğimiz bu güzel atmosfere bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz." dedi.

Kutlamalarda SOLOTÜRK gösterisinin de gerçekleştirileceğini belirten Kahraman, şöyle devam etti:

"SOLOTÜRK gösterilerimiz olacak. Pilotlarımız burada gösteri yapacaklar. 26 Ağustos günü de Sayın Cumhurbaşkanımızı inşallah ilçemizde misafir edeceğiz. Kendilerinin hitapları olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın vereceği mesajları çok önemsiyoruz. Tarihi mesajların ve güzel müjdelerin verileceğini düşünüyoruz. Bütün vatandaşlarımızı 24-26 Ağustos'taki programlarımıza davet ediyoruz. İlçemiz çok heyecanlı. İlçemiz bayraklarla donatıldı. Malazgirt halkı, misafirlerini dört gözle bekliyor."

MALAZGİRTLİLERDEN KUTLAMALARA DAVET

İlçe sakinlerinden Abdulvahap Ulaş da Malazgirt'in tarihi açıdan önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşları kutlamalara davet etti.

Ulaş, "Türkiye'nin dört bir yanından herkesin ilçemize gelmesini istiyoruz. Sultan Alparslan bize çok güzel bir vatan bıraktı. Ona gerçekten minnettarız, teşekkür ederiz. Etkinlikler başlıyor ve çok heyecanlıyız. Kutlamalara her yıl gidiyoruz. Çok memnunuz. Çok güzel etkinlikler oluyor. 81 ilden, ilçesinden ve köyünden herkesi bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Esnaf Barış Sap da Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferi'nin ardından kendilerine çok güzel bir yurt bıraktığını söyledi.

Kutlamalar için heyecanlı olduklarını anlatan Sap, "Allah devletimize zeval vermesin. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı dört gözle bekliyoruz. Yani reisin yeri bizde ayrıdır. Reisi çok severiz. Allah onu başımızdan eksik etmesin." dedi.

Esnaf İsmet Doğan, "Çok güzel bir etkinlik olacak. İnşallah hep beraber burada mutlu bir etkinlik geçiririz. Türkiye'deki 81 ilden herkesi buraya davet ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızı da bekliyoruz. Çok heyecanlıyız. İnşallah burada güzel 3 gün geçireceğiz." diye konuştu.

Son dakika... Milli Uçak Gemisi ne aşamada? Deniz Kuvvetleri Komutanı Tatlıoğlu, tarih verdi
Haber İçi Banner

Hazreti Muhammed'in doğum günü olan Mevlit Kandili, yarın idrak edilecek

Hazreti Muhammed'in dünyaya gelişi dolayısıyla hicri takvime göre rebiülevvel ayının 12'nci günü idrak edilen Mevlit Kandili, İslam toplumlarında asırlardır kutlanıyor. Sözlükte "doğum yeri ve zamanı" anlamına gelen mevlit, İslam kültüründe özellikle Hazreti Muhammed'in doğumunu, bu kapsamda yapılan törenleri ve yazılan eserleri ifade etmek için kullanılıyor.

İlginizi Çekebilir

Osmanlı, Memlük, Eyyubi ve Fatimi devletleri döneminde Hazreti Muhammed'in doğum gününün resmi törenlerle kutlanılmasının yanı sıra Türk ve Arap edebiyatında peygamber sevgisinin işlendiği eserler kaleme alındı.

Özellikle İslam toplumlarının büyük bir kısmında yoğun rağbet gören Süleyman Çelebi'nin "Vesiletü'n Necat (Kurtuluş Vesilesi)" adlı mesnevisi, besteli veya kendine has bir şekilde irticalen mevlit merasimlerinde okundu.

Hazreti Muhammed'in doğumunun 1501. yıl dönümü, bu sene "Peygamberimiz ve Güzel Ahlak" temasıyla idrak edilecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı bu yıl da Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında yurt içi ve yurt dışında çok sayıda etkinlik gerçekleştirecek.

"MEVLİT KANDİLİ HZ. MUHAMMED'İN İLKELERİNİN YENİDEN HATIRLANMASIDIR"

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Hüseyin Arı, Hazreti Muhammed'in doğumunun yıl dönümünün İslam toplumları arasında yüzyıllardır hasret, minnet ve coşkuyla kutlandığını söyledi.

Türkiye'de icra edilen kutlamalarda Süleyman Çelebi'ye ait mevlit kasidesinin okunduğunu, vaazlarda ve sohbetlerde güzel ahlakı anlatılarak Peygamber sevgisinin gönüllerde tazelendiğini belirten Arı, şöyle devam etti:

"Mevlit Kandili ve Mevlid-i Nebi Haftası, yalnızca tarihi bir doğum gününün anılması değil, Hz. Muhammed'in getirdiği adalet, merhamet ve ahlak ilkelerinin yeniden hatırlanmasıdır. Adalet duygusunun zayıfladığı, merhametin yerini zaman zaman öfke ve şiddetin aldığı, bencilliğin ve çıkarcılığın insan ilişkilerini kuşattığı bir dünyada nebevi ahlaka her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır."

Mevlid-i Nebi Haftasının Hz. Peygamber'in ümmetine yapmış olduğu birlik ve kardeşlik vurgusunun yeniden hatırlanmasına vesile olacağını ifade eden Arı, "Başta Gazze olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde zulüm gören insanların kurtuluşu ancak Müslümanların Hz. Peygamber'in güzel ahlakı etrafında bir ve beraber olmasıyla mümkündür." diye konuştu.

"Resulullah'ın güzel ahlakını kuşanmak Müslümanlar için kaçınılmaz bir sorumluluktur"
Diyanet İşleri Başkanlığının Mevlid-i Nebi Haftası için belirlediği "Peygamberimiz ve Güzel Ahlak" temasının çağın ihtiyaçları bakımından son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Arı, şunları kaydetti:

"Zira güzel ahlak, sadece bireysel davranışlarımızı değil, aile hayatımızı, komşuluk ilişkilerimizi, çalışma hayatımızı, toplumsal dayanışmamızı ve bütün insanlarla ilişkilerimizi kuşatan kapsamlı bir değerdir. Başkanlık çeşitli anma etkinlikleriyle, radyo ve televizyon programlarıyla onun merhamet, adalet, cömertlik, zarafet, tevazu gibi yüce ahlakını ve getirdiği rahmet yüklü mesajları insanlıkla buluşturmaya çalışmaktadır. Resulullah'ın güzel ahlakını kuşanmak ve imanın, ibadetin ve ahlakın o kopmaz bağını yeniden tesis etmek Müslümanlar için kaçınılmaz bir sorumluluktur. Günümüz insanının manevi dertlerinin yegane çaresi, Resul-i Ekrem'in güzel ahlakını örnek almaktır."

Son dakika... Milli Uçak Gemisi ne aşamada? Deniz Kuvvetleri Komutanı Tatlıoğlu, tarih verdi
Haber İçi Banner

Son dakika... Milli Uçak Gemisi ne aşamada? Deniz Kuvvetleri Komutanı Tatlıoğlu, tarih verdi

HABER MERKEZİ- Milli uçak gemisinin inşa sürecinde kritik aşamaya gelindi. Kocaeli'de Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda düzenlenen TEKNOFEST Mavi Vatan'da açıklamalarda bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Dr. Ercüment Tatlıoğlu, Türkiye'nin merakla beklediği milli uçak gemisi için tarih verdi. Tatlıoğlu'nun açıklamalarıyla birlikte geminin ne zaman denizle buluşacağı ve bünyesinde hangi sistemleri taşıyacağına ilişkin dikkat çeken detaylar da ortaya çıktı.

2 ilde feci kaza! 5 kişi hayatını kaybetti

27 EYLÜL 2027'DE DENİZLE BULUŞACAK

Milli uçak gemisinin inşa sürecinin çok iyi şekilde devam ettiğini belirten Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Dr. Ercüment Tatlıoğlu, "Milli uçak gemimiz şu anda çok iyi bir inşa süreci içerisinde. Önümüzdeki sene 27 Eylül 2027 tarihinde milli uçak gemimiz denizle buluşacak" dedi.

SADECE BİR UÇAK GEMİSİ OLMAYACAK

Tatlıoğlu, inşa edilen geminin yalnızca bir uçak gemisi olmayacağını vurgulayarak insansız sistemlerin de müştereken kullanılacağını söyledi. Tatlıoğlu, gemiden insansız su altı araçları, insansız deniz araçları ve insansız hava araçlarının birlikte kullanılacağını belirtti.

52 KIZILELMA TAŞIYABİLECEK

Milli uçak gemisinin üzerinde 52 Kızılelma bulunabileceğini ifade eden Tatlıoğlu, geminin operasyonel kullanımıyla ilgili çalışmaların da bir süre devam edeceğini söyledi. Tatlıoğlu, geminin 2027 yılında denize inmesinin ardından bu çalışmaların daha hızlı şekilde gerçekleştirileceğini belirtti.

İNSANSIZ SİSTEMLER BİRLİKTE KULLANILACAK

Türkiye'nin insansız hava araçlarının yanı sıra insansız deniz ve su altı araçlarında da önemli bir kapasiteye sahip olduğunu belirten Tatlıoğlu, milli uçak gemisinin bu sistemlerin birlikte kullanılacağı bir platform olacağını ifade etti.

Tatlıoğlu, Türkiye'nin beş farklı tipte insansız deniz aracına sahip olduğunu, ayrıca iki farklı türde kamikaze insansız deniz aracı bulunduğunu söyledi. İnsansız su altı araçlarında ise üç farklı tipte sistem bulunduğunu aktardı.

"DÜNYADA İLK DEFA BÖYLE BİR UÇAK GEMİSİ KULLANAN ÜLKE OLACAĞIZ"

"Şu anda biz insansız hava araçlarında çok iyiyiz ama insansız deniz araçlarında da çok iyiyiz. Bizim beş tip insansız deniz aracımız var. İki de kamikaze insansız deniz aracımız var, çeşit olarak söylüyorum. İnsansız deniz araçlarında çok iyiyiz. İnsansız su altı araçlarında üç tip insansız su altı aracımız var. Uçak gemimiz, 2027'de denizle buluşacak olan uçak gemimiz hem insansız uçakları uçurabilen hem insansız deniz araçlarının ve insansız su altı araçlarının içinden çıkabildiği bir gemi olacak ve dünyada ilk böyle bir uçak gemisi kullanan ülke olmuş olacağız. Devasa bir yapı olacak."

AYNI ANDA ONLARCA SAVAŞ GEMİSİ İNŞA EDİLİYOR

Tatlıoğlu, Türkiye'nin yalnızca milli uçak gemisini inşa etmediğini, aynı zamanda farklı projeleri de sürdürdüğünü belirtti. Türk Deniz Kuvvetleri için aynı anda 37 platformun yapıldığını, 10 platformun yapımına da bu ay içerisinde başlanacağını ifade eden Tatlıoğlu, yabancı ülkeler için de 24 savaş gemisinin inşa edildiğini söyledi.

"Biz şu anda Türk Deniz Kuvvetleri için 37 adet, yabancı deniz kuvvetleri için de 24 adet olmak üzere 50'den fazla savaş gemisini aynı anda inşa ediyoruz. Gemi inşa kapasitemiz çok ciddi bir şekilde büyüdü. Mesela Avrupa'da bizim bildiğimiz, bizden sonra ikinci gelen Fransa var. O da 28 tane savaş gemisi yapıyor. Dolayısıyla biz 50'den fazla savaş gemisini aynı anda inşa ediyoruz. Bu gemilerimizi yurt dışına da satıyoruz. 140'tan fazla büyük savaş gemisinin, ama toplamda küçüklü büyüklü 200'den fazla savaş gemisinin yurt dışına ihracatını yaptık. Dolayısıyla çok güçlü bir gemi inşa imkânına da sahibiz."

Deniz Kuvvetleri Komutanı Tatlıoğlu, Türkiye'nin sadece platform üretiminde değil, bu platformlarda kullanılan silah sistemlerinde de millî ve yerli kapasitesini artırdığını belirtti.

"Aynı zamanda şu anda sadece uçak gemimizi yapmıyoruz. Hücumbotumuzu, millî mayın avlama gemimizi, millî hava savunma harbi muharebe gemimizi, Kocatepe'yi, 37 tane platformu yapıyoruz. 10 platformun yapımına da bu ay içinde başlayacağız. Yani 47 tane savaş gemisini Türkler için aynı anda yapıyoruz. Yabancılar için de 24 adet yapıyoruz. Sadece dediğim gibi platform yapmakla kalmıyoruz. Örneğin biz NATO ülkeleri olarak Amerikan deniz mayınları kullanıyorduk daha önce. Şimdi MALAMAN millî mayınımızı yaptık, akıllı mayın. Onu kullanıyoruz. Millî torpidomuz Akya'yı kullanıyoruz. Dolayısıyla sadece platform bazında değil, kullandığımız silahlar bazında da millî ve yerli olduk."

Son dakika: Alparslan Kuytul ve eşi için karar verildi

Eskişehir'de günlük kiralık daireye ölen kişinin kimliğiyle girmeye çalıştı

Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde, günlük kiralık daireye başkasına ait kimlikle giriş yapmaya çalışan kişi hakkında inceleme başlatıldı.

Güllük Mahallesi Uysal Sokak'taki günlük kiralık aparta gelen bir kişi, konaklama kaydı için işletme yetkililerine kimlik beyanında bulundu.

Apart yetkililerince Anlık Veri Bildirim Sistemi'ne girilen kimlik bilgilerinin vefat eden bir kişiye ait olduğu anlaşıldı.

Sistemin uyarı vermesi üzerine Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri adrese sevk edildi.

Olay yerine giden polis ekipleri, apartta konaklamak isteyen kişinin gerçek kimliğini gizleyerek farklı bir kimlik beyan ettiğini tespit etti.

Gözaltına alınan şüpheli hakkında adli işlem ve inceleme başlatıldı.

2 ilde feci kaza! 5 kişi hayatını kaybetti
Haber İçi Banner

Bakan Bayraktar: Türkiye için enerji gücümüzü büyütmeye devam ediyoruz

Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2026’nın temmuz ayında da yükselişini sürdürdü ve 126 bin 476 megavata yükseldi. Toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 62,8’ine karşılık gelen 79 bin 433 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji oluşturdu. Yerli kaynakların payı ise yüzde 71,9 oldu.

TEKNOFEST Mavi Vatan’da hafta sonu coşkusu

GÜNEŞ VE RÜZGÂRIN PAYI YÜZDE 33,8

Temmuz ayı sonu itibarıyla elektrik kurulu gücünde 27 bin 507 megavat ile güneşin payı yüzde 21,7’ye çıktı. 15 bin 358 megavata ulaşan rüzgârın payı da yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti. Güneş ve rüzgâr kurulu gücünün toplamı ise Temmuz’da yüzde 33,8’lik pay ile 42 bin 865 megavata yükselmiş oldu.

Hayalet bölümler, sıfır çeken programlar! Bölüm var öğrenci yok

ENERJİ GÜCÜMÜZÜ BÜYÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ

Sosyal medya hesaplarından konuya ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Türkiye Yüzyılı’nın enerjisini hep birlikte inşa ediyoruz. Elektrik kurulu gücümüz, temmuz ayı itibarıyla 126 bin 476 megavata ulaştı. Bu gücün %62,8’i yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor. Güneş ve rüzgârda ulaştığımız 42 bin 865 megavatlık kurulu güç, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki güçlü iradesini ortaya koyuyor. Daha güçlü, daha bağımsız ve daha müreffeh bir Türkiye için enerji gücümüzü büyütmeye devam ediyoruz. Hedefimiz belli: Enerjide Tam Bağımsız Türkiye.” ifadelerini kullandı.

Antalya’ya 10 milyon yabancı turist geldi

Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken kente en fazla turist gönderen ülkeler Rusya, Almanya ve İngiltere oldu. 1 Ocak-21 Ağustos döneminde 10 milyondan fazla yabancı turist ağırlayan Antalya, bir yandan da kentte düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) hazırlanıyor.

İki organizasyon sürecinde kentteki otellerde doluluk oranlarının üst seviyede olması bekleniyor.

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, turist sayısında geçen yılın yüzde 6 gerisinde olduklarını, sezonu en iyi şekilde atlatmaya çalıştıklarını söyledi. Yıl sonuna kadar turist sayısında 1 milyonluk kayıp olabileceğini dile getiren Kavaloğlu, uluslararası etkinliklerin en iyi şekilde düzenlenmesi için paydaşlar olarak büyük çaba sarf ettiklerini söyledi.

Yerli ve milli imkanlarla lityum borat üretilecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Bakanlık, Türkiye’nin cari açığının kapatılması için yaptığı çalışmalara bir yenisini daha ekledi.

Üretim tesisi kuruldu

Türkiye, büyük bir kısmı çimento ve cam sanayisinde kullanılmak üzere yıllık 8.5 ila 10 ton lityum borat bileşiklerine ihtiyaç duyuyor ve bu miktarı önemli ölçüde ithal ediyordu.Bakanlığın ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), bu konuda yerlileştirme çalışmaları yürüttü. Çalışmaların ardından lityum borat bileşiklerinin yerli ve milli imkanlarla üretilmesi amacıyla TENMAK BOREN Lityum Borat Tuzları Üretim Tesisi kuruldu. Tesisin montajı, devreye alma ve performans testleri tamamlandı ve muayene kabul testlerine geçildi.

5 tonluk kapasite

Lityum Borat Tuzları Üretim Tesisinde yıllık toplam 5 tonluk lityum borat bileşikleri üretilecek. Böylece, ihtiyaç duyulan maddelerin ciddi bir kısmı, yerli ve milli imkanlarla TENMAK tarafından üretilmiş olacak. Pilot üretimin başladığı tesis ile bu alandaki ithalatın azaltılması ve ekonomiye yıllık yaklaşık 5 milyon dolarlık bir katkı sağlanması bekleniyor.

Trabzon Havalimanı'nda tüm zamanların günlük uçak trafiği rekoru kırıldı

Bakan Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, dün iç hatlarda 69, dış hatlarda ise 81 uçak trafiğinin gerçekleştiğini belirtti.

Trabzon Havalimanı'nda yaz sezonunun yoğunluğuyla birlikte hava trafiğinin de arttığını ifade eden Uraloğlu, "Trabzon Havalimanı'mız 21 Ağustos Cuma günü tarihi bir güne imza attı. Bir günde toplam 150 uçak trafiğiyle tüm zamanların en yüksek günlük trafik sayısına ulaştık." değerlendirmesinde bulundu.

Uraloğlu, iç hatlarda 35 iniş ve 34 kalkış olmak üzere 69 uçak trafiği gerçekleştiğine işaret ederek, dış hatlarda ise 43 iniş ve 38 kalkış olmak üzere 81 uçak trafiğine hizmet verildiğini belirtti.

DIŞ HAT TRAFİĞİ İÇ HATLARI GERİDE BIRAKTI

Trabzon Havalimanı'ndan gerçekleşen 150 uçuşun 81'inin dış hatlardan oluştuğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Toplam uçak trafiğinin yarıdan fazlasını dış hat uçuşları oluşturdu. Trabzon'umuzun uluslararası hava ulaşımındaki güçlü konumunu her geçen gün daha da ileri taşıyoruz." ifadelerini kullandı.

Selçuk Bayraktar, SAT ve SAS komandolarıyla bir araya geldi

TEKNOFEST Mavi Vatan 3. gününde 7'den 70'e vatandaşları buluşturdu

TEKNOFEST Mavi Vatan, Milli Savunma Bakanlığı ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) ana yürütücülüğünde Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda düzenleniyor.

Türkiye'nin yerli ve milli savunma teknolojilerinin sergilendiği organizasyona, çocuklardan yaşlılara, gençlerden ailelere kadar farklı yaş gruplarından vatandaşlar katılıyor. Alanı dolduran ziyaretçiler, sergilenen hava ve deniz araçlarını yakından inceleyerek etkinlik alanında düzenlenen gösterileri takip ediyor.

"TEKNOFEST KESİNLİKLE GENÇLERE ÖNCÜLÜK EDİYOR"

Ordu Üniversitesi Fatsa Deniz Bilimleri Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Muhammed Adanur, organizasyona kendi atölyesinde geliştirdiği deniz aracı maketiyle geldi.

TEKNOFEST'e daha önce 2022 yılında okuluyla katıldığını belirten Adanur, insansız deniz araçlarının gelişmiş olmasından mutluluk duyduğunu söyledi.

ASELSAN'da 30 milyar dolarlık hedef! Ahmet Akyol yıl sonunu işaret etti

Adanur, "4 yıl önce yapmak istediğim projenin bugün birebir aynılarını, farklı özellikte olanlarını görmek mutluluk verici. TEKNOFEST kesinlikle gençlere öncülük ediyor." dedi.

Muhammed Adanur'un 67 yaşındaki annesi Birsen Adanur da TEKNOFEST'e ilk kez geldiğini belirterek, Türkiye'nin yerli ve milli ürünlerini görmekten gurur duyduğunu ifade etti.

Birsen Adanur, "Türkiye'nin buradaki yerli ve milli ürünlerini görünce çok gurur duydum. Allah'ım ülkemizi var etsin, devletimize zeval vermesin. Herkesi çağırıyorum buraya, herkes gelip görmeli, bütün gençler gelsin." diye konuştu.

Karamürsel Karapınar köyünden gelen 57 yaşındaki Mücahit Dışbudak da TEKNOFEST'e ilk kez katıldığını anlatarak, "Gurur duydum. Allah daha fazlasıyla nasip etsin inşallah. Gemileri de gezdim, çok büyükler, çok gurur duyduk. Bütün Türk halkı burada. Bunlar çok güzel şeyler; kaynaşma, gezme, görme. İnşallah Allah daha fazlasını nasip etsin, nesiller görsün, Türk milleti daha güçlü olsun." ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilir

"GURUR DUYDUM"

Hatay'dan gelen 87 yaşındaki Ahmet Kebabcıoğlu ise oğlunu ziyaret etmek için geldiği Gölcük'te TEKNOFEST’e katıldığından bahsetti.

Kebabcıoğlu, "Buraya gelmekten çok mutluyum, çok güzel burası, çok beğendim. İlk gemiyi gezdim, şimdi gezmeye ikinci gemiye götürüyorlar. Gurur duydum gurur. Çok mutluyum Allah'a şükür." değerlendirmesinde bulundu.

TEKNOFEST’e asker kostümüyle babası ve abisinin yanında gelen 9 yaşındaki Beyzanur Tanta da organizasyona ilk kez katıldığını belirterek, "Babama 'Beni oraya götürür müsün?' dedim, ailecek burada olalım istedim. Burayı çok beğendim. Çok heyecanlıyım. Vatanımı çok seviyorum, iyi ki geldik. Asker kostümüyle geldim buraya, bu aslında abimindi ama buraya gelirken ben giydim." dedi.

Beyzanur'un 14 yaşındaki ağabeyi Fatih Tanta da organizasyondan çok etkilendiğini ifade ederek, "Çok beğendim. Aşırı memnun kaldım. Çok şaşırtıcı bir duygu. Kardeşimle ve babamla geldim buraya. Kardeşimin asker kostümünü küçükken ben giyiyordum aslında ama artık ona verdim. Burada gemilere özellikle helikoptere çok hayran kaldım. Uçaklar da çok güzeldi ama o ilk gelen helikoptere bayıldım." diye konuştu.

İstanbul’dan gelen Hüseyin Yağcı da geçen yıl İstanbul’daki TEKNOFEST’e katıldıklarını, bu yıl da Gölcük’teki organizasyonu görmek istediklerini anlattı.

Kızı Asel Yağcı'nın da etkinlikte büyük heyecan yaşadığını dile getiren Yağcı, "TCG Anadolu'da aşırı bir sıra var. İnsanlarımız da onun içini gerçekten görmek istiyor. Çok yoğun bir katılım söz konusu." ifadelerini kullandı.

"DEVLETİMİZİN GÜCÜNÜ GÖRÜYORUZ"

Körfez'den ailesiyle gelen Ömer Çen ise TEKNOFEST'e ilk kez katıldığını belirterek, organizasyondan duyduğu memnuniyeti paylaştı.

Ömer Çen, "Kendi gücümüzü, devletimizin gücünü görüyoruz. Çok kalabalık. Gemilerde çok sıra var. Uçaklar da çok yakın geçiyor, çok güzel bir duygu." şeklinde konuştu.

Çen'in eşi Kadriye Çen ise organizasyonda büyük gurur yaşadıklarını dile getirerek, TCG Anadolu'yu henüz gezemediklerini, yoğunluk nedeniyle sıra beklediklerini kaydetti.

Trump: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ABD'de, petrol fiyatları düşüyor

ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısının ardından İran ile yaşanan süreç ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Trump, Hürmüz Boğazı'nı Amerikan toprağı ilan etme fikrini beğendiğini dile getirdi.

Boğaz'daki kontrolün tamamen kendilerinde olduğunu iddia eden ABD Başkanı, her hafta milyonlarca varil petrol geçtiğini söyledi. Hürmüz'den sevk edilen petrolün daha da artacağını söyledi.

"PETROL FİYATLARI DÜŞÜYOR"

Trump ayrıca "Hürmüz Boğazı açık ve petrol fiyatları düşüyor. Çok daha sert bir adım atmaya karar vermediğimiz sürece fiyatlar düşmeye devam edecek." ifadelerini de kullandı.

Trump "İran'ın başı büyük belada. Ülkeleri darmadağın durumda. Orduları tamamen yenilgiye uğradı." diye ekledi.

Trump, İran'la bugün süresi dolan 60 günlük çerçeve anlaşmanın uzatılıp uzatılmayacağı sorusuna "Hayır" cevabını verdi. İran'la nihai bir anlaşmaya varıp varamayacakları yönündeki soru üzerine ABD Başkanı, "Anlaşma yapmak istiyorlar ancak benim gerekli gördüğüm türde bir anlaşma yapmayacaklar." dedi.

Trump, İran'ın nükleer programı konusunda ABD'nin gerekli gördüğü maddelerin kabul edilmesi konusunda henüz istediği noktada olmadıklarını belirterek, "her ne olursa olsun Tahran'ın nükleer silaha sahip olamayacağı" mesajını vurguladı.

ABD BAŞKANI'NDAN UMMAN'A MESAJ

Trump, Hürmüz Boğazı konusunda "karşılarına çıkması halinde" Umman'ı vurabilecekleri yönündeki açıklamasına atıf yaparak, bu ülkenin kendileri için sorun olmadığını belirtti.

Umman'a karşı sabrının tükenip tükenmediği sorusuna Trump, "Hayır ama pek iyi davrandıklarını düşünmüyorum ancak diğer konularda olduğu gibi onlarla da çok kolay başa çıkabiliriz." yanıtını verdi.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası! Ercan Saatçi: Müzisyenler ticaretten anlamaz
Bakan Gürlek duyurdu! 4 yeni nesil suç örgütüne darbe: 818 şüphelinin mal varlıklarıne el konuldu

Suudi Arabistan'da bir ilk! 'Başkonsolos olarak atandı'

Ülke basınında yer alan haberlere göre, Vefa bint Abdullah el-Merzuki, ABD'nin Houston kentinde başkonsolos olarak atanmasının ardından Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan'ın huzurunda yemin etti.

BİR İLK GERÇEKLEŞMİŞ OLDU

El-Merzuki'nin Houston Başkonsolosluğuna atanmasıyla Suudi Arabistan'da ilk kez bir kadın "başkonsolos" görevine getirilmiş oldu.

ABD Başkanı Trump, İran'dan sonra yeni bir ülkeyi daha hedef gösterdi! 'Fena halde bombalarız'

Hamas'tan ilk açıklama geldi! 'Trump'ın söylediklerinden memnunuz'

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım yaptığı açıklamada, hareketin Trump'ın çağrısını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bunun ABD Başkanı'nın Gazze Şeridi'ndeki ateşkes sürecine bağlılığın sürdüğünü gösterdiğini ifade etti.

'ANLAŞMAYA UYUN'

Kasım, Trump'a Gazze'deki barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını güvence altına almak amacıyla İsrail hükümetine baskı yapması ve varılan anlaşmaya uymaya zorlaması çağrısında bulundu.

Üzerinde mutabakata varılan yükümlülüklerin yerine getirilmesinin, tarafların taahhütleri ve gelecek aşamanın uygulanmasına ilişkin mekanizmalar konusunda anlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde ateşkes sürecinin tamamlanması açısından temel bir adım olacağını vurgulayan Kasım, anlaşmanın tüm unsurlarının uygulanması gerektiğini belirtti.

NE OLMUŞTU?

Fox News muhabiri Trey Yingst'e verdiği röportajda Trump, Hamas ile farklı kanallardan iletişim kurduklarını ve Hamas'ın "silah bırakacağını" söyleyerek, İsrail'in "Gazze'ye saldırı düzenlememesi gerektiğini" ifade etmişti.

Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner'in, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin yaptığı bölge turu kapsamında Mısır'da üst düzey Hamas yetkilileriyle "verimli bir görüşme" gerçekleştirdiği belirtilmişti.

Kushner, Mısır'daki görüşmelerin ardından Gazze'deki ateşkesin ikinci aşamasını görüşmek için İsrail'e gelerek Başbakan Binyamin Netanyahu ile görüşmüştü.

ABD Başkanı Trump, İran'dan sonra yeni bir ülkeyi daha hedef gösterdi! 'Fena halde bombalarız'
Soykırım destekçisi İsrailli Smotrich'ten Netanyahu'ya skandal çağrı! 'Gazze'yi tamamen işgal edelim'

Soykırım destekçisi İsrailli Smotrich'ten Netanyahu'ya skandal çağrı! 'Gazze'yi tamamen işgal edelim'

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner'in Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş için bölgeyi ziyaret ettiği sırada, Sderot kentinde bir Yeşiva'da (Tevrat okulu) yaptığı konuşmada, Hamas'ın yenilgiye uğratılması için Gazze Şeridi'nin tamamen işgalinden başka yol olmadığını savundu.

‘KONTROL TAMAMEN ELE GEÇİRİLMELİ’

İsrail'in Gazze'de kontrolü tamamen ele geçirmesi gerektiğini ileri süren Smotrich, "Gazze'yi tamamen işgal etme, orada bir askeri yönetim ve yasa dışı Yahudi yerleşimleri kurma ve Filistinlilerin göçünü teşvik etme" çağrısında bulundu.

‘BİZDEN BAŞKA KİMSE YÖNETEMEZ’

Smotrich, Gazze anlaşmasına işaret ederek "İsrail'den başka kimsenin Gazze'yi yönetemeyeceğini ve Hamas'ı silahsızlandıramayacağını" savundu.

Gazze'ye saldırıların başlamasından beri Netanyahu'ya Gazze'de İsrail askeri yönetiminin olması gerektiğini söylediğini aktaran Smotrich, bölgede yasa dışı yerleşimler kurulmadan güvenliğin sağlanamayacağını iddia etti.

NE OLMUŞTU?

Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ilk aşaması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmişti. Ateşkes, esir takası ve insani yardımların artırılmasını öngören anlaşmaya rağmen İsrail'in saldırıları ve yardım girişine yönelik kısıtlamaları sürmüştü.

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Hamas'ın ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik ayrıntılı bir yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı.

Netanyahu ise Barış Kurulu'nun Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin açıkladığı 15 maddelik planı reddettiklerini duyurmuştu.

Kushner ve Mladenov, dün Mısır'ın başkenti Kahire'de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Hamas heyetiyle görüşmüştü. Buradan İsrail'e geçen Kushner, anlaşmanın ikinci aşamasına geçiş konusunu görüşmek üzere Netanyahu ile bir araya gelmişti.

ABD Başkanı Trump, İran'dan sonra yeni bir ülkeyi daha hedef gösterdi! 'Fena halde bombalarız'
Aracının camına bırakılan notla kabusu yaşadı! 'Aklıma en kötü ihtimaller geldi'

ABD Başkanı Trump, İran'dan sonra yeni bir ülkeyi daha hedef gösterdi! 'Fena halde bombalarız'

Fox News muhabiri Trey Yingst, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı röportajdan, ABD Başkanı'nın Hürmüz Boğazı'na ilişkin değerlendirmelerini aktardı.

'FENA HALDE BOMBALARIZ'

Yingst'e göre Trump, Umman'ın ABD'nin Hürmüz'deki faaliyetlerine müdahale etmesi durumunda ne yapacağı sorusuna, "Umman önümüze çıkarsa, onları fena halde bombalarız" şeklinde yanıt verdi.

Trump ayrıca İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileriyle gizli iletişim kanalları olduğunu söyledi.

İran'da ABD'ye ait mühimmatın "küçük bir kısmının" kullanıldığını savunan Trump, "orta seviyede çok sayıda silahları olduğunu", eski ABD Başkanı Joe Biden'ın gelişmiş sistemleri Ukrayna'ya verdiğini dile getirdi.

'ACELEM YOK'

İran ile varılan mutabakatın süresinin dolmasına ilişkin Trump, Tahran yönetiminin "teslim olması gerektiğini" vurgulayarak, "Acelem yok" ifadesini kullandı.

Trump, ABD'nin İran'a deniz ablukasının "ekonomik baskı" oluşturduğunu belirterek, İran'ın bu konuda "blöf yaptığını" savundu.

İsrail'de ekimde yapılacak seçimleri değerlendiren Trump, "Benim İsrail seçimlerinin dışında kalmam en uygunu olur ancak (adaylardan) birini destekleyebilirim" diye konuştu.

Trump ayrıca Hamas ile farklı kanallardan iletişim kurduklarını ve Hamas'ın "silah bırakacağını" söyleyerek, İsrail'in "Gazze'ye saldırı düzenlememesi gerektiğini" ifade etti.

İlginizi Çekebilir

NE OLMUŞTU?

İran ile ABD arasında 14 Haziran'da Pakistan arabuluculuğunda varılan mutabakatın ilk aşamasında ABD'nin İran'a ait dondurulmuş varlıkları serbest bırakması karşılığında Hürmüz Boğazı'nın açılması ve İran'ın bu stratejik su yolundan geçişlerden 60 gün boyunca ücret almayacağı kararlaştırılmıştı.

ABD, mutabakatın imzalanmasının ardından İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmamış ve Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için Umman kara sularından alternatif rota belirlemişti.

ABD'nin bu adımlarını mutabakatın ihlali sayan İran, Boğaz'dan geçişleri kısıtlayarak "izinsiz geçiş yapmaya çalışan" bazı gemileri vurmuştu. Mutabakata rağmen iki ülke arasındaki gerginlik, 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı çevresinde şiddetli çatışmaların başlamasına yol açmış ve yaklaşık 2 hafta devam etmişti.

İran, Hürmüz Boğazı'na kıyısı bulunan Umman ile Boğaz'da gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla yeniden görüşmelere başlamıştı.

Herkes aynı soruyu soruyor! ABD Başkanı Trump'ın son görüntüsü kafaları karıştırdı: 'Arkasındaki gizemli çıkıntı ne?'
Irak duyurdu! 'İran İHA'ları Barzani'nin ofisini hedef aldı'

Resmi Gazete'de yayımlandı! ÖSYM Başkanlığı’na Bayram Ali Ersoy atandı

Resmi gazetede yayınlanan atama kararlarına göre ÖSYM Başkanlığına Bayram Ali Ersoy atandı.

BAYRAM ALİ ERSOY KİMDİR?

İlginizi Çekebilir

Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 1974 yılında İstanbul'un Bayrampaşa ilçesinde doğmuştur. Aslen Ispartalıdır. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği Programı'nda tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Matematik Anabilim Dalı'nda tamamlamıştır. 2008–2009 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Cincinnati'de doktora sonrası (post-doktora) akademik çalışmalarda bulunmuştur. Akademik kariyerini Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü'nde sürdüren Ersoy, 2012 yılında doçent, 2017 yılında profesör unvanını almıştır.

Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli idari görevlerde de bulunan Prof. Dr. Ersoy; Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcılığı, Personel Daire Başkanlığı, Genel Sekreterlik ve Rektör Danışmanlığı görevlerini yürütmüş, ayrıca Matematik Bölüm Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 2017 yılından bu yana Italian Journal of Pure and Applied Mathematics dergisinde değerlendirme kurulu üyesi olan Prof. Dr. Ersoy'un, ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış çok sayıda bilimsel makalesi bulunmaktadır. Araştırma alanları; değişmeli halkalar ve cebirler, grup teorisi ve genellemeleri ile temel bilimler üzerine yoğunlaşmaktadır. Cebir alanında yayımlanmış ulusal kitapları bulunan Prof. Dr. Ersoy, çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezine danışmanlık yapmıştır. Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 4 Ağustos 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı görevine atanmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Emniyet Genel Müdürlüğünde terfi ve atamalar yapıldı

Trump ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'kalıcı barış' vurgusu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı görüşme ile ilgili şu açıklamada bulundu: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Liderler görüşmede, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı.

"KALICI BARIŞ" VURGUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesinin mühim olduğunu, görüşmelerin sürmesini temenni ettiğimizi ve Türkiye’nin barış çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanımız, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzaladığımız Ortak Savunma Anlaşması’yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilediğimizi ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçilmesini hedeflediğimiz bir dönemde İsrail yönetiminin Filistinlileri hedef alan eylemlerinde artış yaşandığını, Türkiye olarak bölgede kalıcı barışa ve Gazze’nin yeniden imarı için atılacak adımlara destek vermeyi sürdüreceğimizi vurguladı.

Çerçeve Yasa Resmi Gazete’de yayımlandı! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hayırlara vesile olsun
Trump: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ABD'de, petrol fiyatları düşüyor

SON DAKİKA HABERİ: Çerçeve Yasa Resmi Gazete’de yayımlandı!

Terörsüz Türkiye çerçeve yasası olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazi Meclisimizde tarihi bir mutabakat örneği olarak 467 milletvekilimizin desteğiyle kabul edilen ve bugün itibarıyla yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

İlginizi Çekebilir

Erdoğan, paylaşımında şunları kaydetti: "Gazi Meclisimizde tarihi bir mutabakat örneği olarak 467 milletvekilimizin desteğiyle kabul edilen ve bugün itibarıyla yürürlüğe giren Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye'nin huzurlu, müreffeh ve güvenli geleceği için atılan bu önemli adımda emeği geçen Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'ye ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu'na, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş'a, AK Parti Grubu'ndaki kıymetli yol ve dava arkadaşlarıma, farklı kulvarda yer almakla birlikte yapıcı bir tutum sergileyen tüm siyasi parti gruplarına ve milletvekillerine yürekten teşekkür ediyorum.

Sürecin bugünlere kazasız belasız gelmesinde katkısı bulunan devletimizin kurumlarını ve görevlilerini tebrik ediyorum. Başta şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz olmak üzere, milletimizin tamamının hassasiyetlerini dikkate alan bir yaklaşımla yürüttüğümüz süreci, Kanun'un belirlediği zeminde, ilgili kurum ve kurullarımızın riyasetinde aynı samimiyet ve titizlikle yönetmeye devam edeceğiz."

Gazi Meclisimizde tarihî bir mutabakat örneği olarak 467 milletvekilimizin desteğiyle kabul edilen ve bugün itibarıyla yürürlüğe giren Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Türkiye’nin huzurlu, müreffeh ve…

— Recep Tayyip Erdoğan (@RTErdogan) August 17, 2026
Bakan Gürlek duyurdu! 4 yeni nesil suç örgütüne darbe: 818 şüphelinin mal varlıklarıne el konuldu
Trump: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ABD'de, petrol fiyatları düşüyor

Emniyet Genel Müdürlüğünde terfi ve atamalar yapıldı

Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, EGM'nin sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamasında, 1. Sınıf Emniyet Müdürü rütbesine terfi ve atama işlemlerinin, gerekli inceleme ve değerlendirmelerin ardından Bakanlık makamının onayıyla gerçekleştirildiğini belirtti.

Ali Fidan, ayrıca Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri rütbesindeki 270 personelin 2026 yılı genel atamalarının yapıldığını kaydetti. Terfi ve atama işlemlerinin yarın saat 00.00 itibarıyla "PBS.NET" üzerinden personele duyurulacağını aktaran Fidan, "Bir üst rütbeye terfi eden ve yeni görev yerlerine atanan teşkilat mensuplarımıza yeni rütbe ve görevlerinin hayırlı olmasını diliyor, görevlerinde üstün başarılar temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası! Ercan Saatçi: Müzisyenler ticaretten anlamaz
Trump: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ABD'de, petrol fiyatları düşüyor

Derin dondurucuda parçalanmış ceset bulunmuştu! 17 zanlıdan 13'ü tutuklandı

Kırıkkale'de geçen yıl bir apartman dairesinde buzdolabında ve derin dondurucuda parçalanmış erkek cesedi bulunmasına ilişkin gözaltına alınan 17 zanlıdan 13'ü tutuklandı.

İlginizi Çekebilir

Hüseyin Okumuşoğlu cinayetine ilişkin İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi tarafından 14 Ağustos'ta Kırıkkale, Ankara ve Aydın'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda yakalanan A.M.T, H.Ş, N.Ş, S.T, A.G, F.M.Ş, H.V, H.A, J.B, K.G, M.S, M.Y, N.G, N.G, S.V, S.O. ve T.E'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünün ardından güvenlik önlemi altında Kırıkkale Adliyesi'ne sevk edilen zanlılardan A.M.T, savcılıktan salıverildi.

A.G, F.M.Ş, H.V, H.A, J.B, K.G, M.S, M.Y, N.G, N.G, S.V, S.O. ve T.E. ise çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı, H.Ş, N.Ş. ve S.T. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Minik Fenerbahçe taraftarının formasını çıkarttıran Şenel Akdemir ilk kez konuştu

OLAY

Çalılıöz Mahallesi 11. Sokak'ta 16 Mayıs 2025'te 3 katlı apartmanın son katında evi bulunan C.Ç, kira ücretini alamayınca kiracısı olduğu öğrenilen M.V'yi aramış, telefonu açan M.V'nin kızı, annesinin 3 Mayıs'ta vefat ettiğini söylemişti.

Ev sahibi C.Ç, bunun üzerine il dışından Kırıkkale'ye gelerek evin durumunu görmek için dairenin kapısını çilingire açtırarak içeri girmiş, evde yaptığı incelemede, buzdolabı ve derin dondurucuda parçalanmış ceset bulmuştu.

Ekiplerce yapılan incelemede, bir erkek cesedinin parçalanarak çöp poşetleri içinde dolaplara yerleştirildiği belirlenmiş, evde satır ele geçirilmişti.

Kırıkkale Adli Tıp Kurumundaki otopsinin ardından cesedin, 2014'te kayıp ilanı verilen ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hüseyin Okumuşoğlu'na ait olduğu belirlenmişti.

Olayla ilgili gözaltına alınan ölen kiracı M.V'nin kocası S.V, kızı S.V, oğlu H.V. ile yeğeni K.G, sulh ceza hakimliğince adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.

Daha sonra yapılan inceleme ve kriminal çalışmalar neticesinde derin dondurucu içerisinde yaklaşık 10 yıldır muhafaza edildiği değerlendirilen ve 7 parçaya ayrılmış cesede ilişkin, Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının koordinasyonunda, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca çalışma yürütülmüş, soruşturma kapsamında elde edilen deliller ve yapılan analizler sonucunda, maktulün öldürülmesi olayına iştirak ettikleri değerlendirilen 17 şüpheli belirlenmişti.

Hüseyin Okumuşoğlu'nun 2014'te kaybolmasından yaklaşık 12 yıl sonra, 14 Ağustos'ta Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi tarafından Kırıkkale, Ankara ve Aydın'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 17 zanlı gözaltına alınmıştı.

Trump: Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ABD'de, petrol fiyatları düşüyor
Tutuklanan Alihan Kuriş'in ifadesi ortaya çıktı! Mal varlığı ve aylık gelirini açıkladı

Yenilenebilir kaynaklı enerji üretimi artıyor

Bu oran TEİAŞ’ın veri yayınlamaya başladığı 1 Ocak 2016 tarihinden bu yana temmuz ayında kaydedilmiş en yüksek yenilenebilir enerji payını temsil ediyor. Cengiz Holding’in grup şirketi Cengiz Enerji, temmuz ayında yenilenebilir kaynaklardan üretilen toplam elektriğin yüzde 2,49’luk kısmına denk gelen 504 bin 829 Mwh’lık elektrik üretimi gerçekleştirdi. Cengiz Enerji bu üretimi ile yaklaşık 2,5 milyon kişiye yenilenebilir enerji sağlamış oldu.

Cengiz Enerji CEO’su Ahmet Türkoğlu konu hakkında, “Ülkemizin yenilenebilir kaynaklı üretimine katkı sunmuş olmaktan mutluyuz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne yatırım yapmaya ve ülkemizin enerjide daha güçlü, daha bağımsız bir geleceğe ulaşmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.

Bakan Şimşek temmuz ayı bütçe gerçekleşmelerini değerlendirdi

Şimşek, NSosyal hesabından temmuz ayı bütçe gerçekleşmelerini değerlendirdi. Jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkilerine rağmen mali disiplini koruduklarını vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:

"Dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli ölçüde vergi gelirinden feragat etmemize ve iç talepteki dengelenmenin gelir performansı üzerindeki etkilerine rağmen bütçe hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz."

Altında yeni hedef açıklandı: Gram altın yıl sonunda 8 bin 400 lirayı görebilir

Şimşek, borç yükünün azaltılmasında önemli faktör olan faiz dışı bütçe fazlasının ocak-temmuz döneminde geçen yıla göre 228 milyar lira artarak 470 milyar liraya ulaştığının altını çizerek, "Finansman koşullarını gözeterek yurt içi borç çevirme oranımızı yüzde 87 seviyesinde tuttuk. Gelir politikalarımızda artan etkinlik ve güçlenen harcama disipliniyle sağladığımız mali alanı öncelikli alanlara yönlendirmeye ve dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Çamlıhemşin Tüneli hizmete açıldı! Ayder'e ulaşım 20 dakika kısalacak

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çamlıhemşin Tünelli Geçişi’nin açılış töreninde konuştu. Bakan Uraloğlu, açıklamasında Rize’ye iki önemli müjde ile geldiklerini söyledi. Uraloğlu, “İlk olarak bizleri burada bir araya getiren Çamlıhemşin Tünelimizle birlikte Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini de kapsayan 2 kilometrelik yol kesimimizi hizmete açıyoruz. İnşallah öğleden sonra da Rize'yi Karadeniz'in en güçlü lojistik merkezlerinden birine dönüştürecek İyidere Lojistik Limanımıza gelecek gemileri Karadeniz’in dalgalarından koruyacak ana mendireğimizin son parçasını birlikte tamamlayacağız.” dedi.

ULAŞIMIN VE HABERLEŞMENİN HER ALANINDA DESTAN YAZILDI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde; “durmak yok, yola devam!” diyerek Türkiye’nin her karış toprağına hizmet götürmeye devam ettiklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Cuma günü AK Parti’nin 25'inci kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen kutlama programında Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihi konuşmasını dinlerken ulaştırma yatırımlarından bahsettiği kısım bizlere yeniden fark ettirdi ki; 2002 yılından bu yana; karayolundan demiryoluna, denizden havayoluna... Ulaşımın ve haberleşmenin her alanında adeta bir destan yazmış ve altın bir çağ da yaşamaya başlamışız. Şimdi burada Çamlıhemşin Tünelli Geçişini hizmete sunarak o destana yeni bir satır daha ekliyoruz.”

Infografik Görsel (Quality Image)

“ÜLKEMİZİN DÖRT BİR YANINI YÜKSEK STANDARTLI YOLLARLA DONATTIK”

Uraloğlu, son 24 yılda, karayolu altyapısına yaptıkları yatırımlarla Türkiye’yi adeta yeniden inşa ettiklerini belirterek “Ülkemizin dört bir yanını yüksek standartlı yollarla donattık. 2002 yılında 6 bin 101 km uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 120 kilometreye çıkardık. Otoyol ağımızı 3 bin 796 kilometreye yükselttik. Ülkemizde trafik akışının yoğunlaştığı doğu-batı ve kuzey-güney koridorlarını belirleyerek bu akslarda yol standartlarını yükseltmeye de devam ediyoruz.” diye konuştu.

Patrona attığı e-posta pahalıya patladı! Yargıtay'dan emsal karar

“SON 24 YILDA 519 KİLOMETRE UZUNLUĞUNDA 4 BİN 272 YENİ KÖPRÜ İNŞA ETTİK”

Zorlu coğrafyalarda, yüksek dağları ve derin vadileri Çamlıhemşin Tüneli’nde olduğu gibi doğaya meydan okuyan köprü ve tünellerle aşarak çok daha güvenli ve konforlu ulaşım sağladıklarını anlatan Bakan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Son 24 yılda 519 kilometre uzunluğunda 4 bin 272 yeni köprü inşa ettik. Toplam köprü sayımız 10 bin 239’a, uzunluğumuz ise 830 kilometreye ulaştı. Yine 80 yılda sadece 50 kilometre tünel inşa edilmişken, biz bu uzunluğu da yaklaşık 17 kat arttırarak 878 kilometreye çıkardık. Bu köprü ve tünelleri uç uca eklesek, Rize’den çıkıp Edirne’yi aşarak Sofya’ya ulaşan bir mesafeden fazlası ediyor. Bu tünel ve köprülerimiz; üretim, ticaret, turizm, istihdam ve birliğin aktığı yaşam damarları olarak Türkiye’nin kalkınma destanına can veriyor, milletimizin yarınlarına umut ve bölgemize refah taşıyor.”

Infografik Görsel (Quality Image)

“PROJEMİZ KAPSAMINDA 3 TEK TÜP TÜNEL VE 5 ADET KÖPRÜ BULUNUYOR”

Uraloğlu, Rize’de dünyaca ünlü Ayder Yaylası’na giden yolu daha güvenli ve konforlu hale getiren Çamlıhemşin Tüneli’ni ve 2 kilometrelik kesimi hizmete açmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

Çamlıhemşin Tünelini Ardeşen-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu kapsamında inşa ettiklerini söyleyen Uraloğlu, “36,5 kilometre uzunluğundaki projemiz Karadeniz Sahil Yolu'nun Pazar – Ardeşen ayrımından başlayıp, Çamlıhemşin ilçe merkezinden geçerek, Ayder mevkiinde son buluyor. Yolun ilk 5,5 km’lik kesimini bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında, kalan kısmı ise platform genişliği 12 metre olacak şekilde tırmanma şeritli olarak inşa ediyoruz. Projemiz kapsamında; şu an açılışını gerçekleştirdiğimiz 955 metrelik Çamlıhemşin Tüneli ile birlikte2 bin 265 metrelik Hala Tüneli ve 450 metrelik Hala-2 Tüneli olmak üzere toplam uzunlukları 3670 metre olan 3 tek tüp tünel; ve yine bugün hizmete aldığımız Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprümüzle birlikte toplam uzunlukları 345 metre olan 5 adet köprü bulunuyor.” bilgisini paylaştı.

Uraloğlu, yolun yaklaşık beşinci kilometresinde Tunca Kavşağı’ndan ayrılıp Tunca Beldesi’ne bağlantı sağlayan3 kilometrelik bağlantı yolunun da bulunduğunu, böylece projenin toplam uzunluğunun da 39,5 kilometreye ulaştığını kaydetti.

Patrona attığı e-posta pahalıya patladı! Yargıtay'dan emsal karar

10 KİLOMETRELİK KESİM AÇILDI

Bu kapsamda daha önce Ayder Mevki tarafında yaklaşık 8 kilometrelik kesimi trafiğe açtıklarını hatırlatan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bugün de Çamlıhemşin Tüneli ile Fırtına Deresi ve Hala Deresi-1 köprülerini hizmete açarak böylece projenin toplam 10 kilometrelik bölümünü tamamlamış bulunuyoruz. Yine Hala Tüneli’nde kazı ve kaplama betonu çalışmalarını bitirdik. Hala-2 Tüneli’nde de kazı destekleme çalışmalarını tamamladık, kemer betonu imalatlarına devam ediyoruz. İnşallah Çamlıhemşin Tünelimiz ile Ayder Yaylası arasında kalan yaklaşık 7 kilometrelik kesimi de bu yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz.”

“YOLUMUZ TAMAMLANDIĞINDA SEYAHAT SÜRESİNDE 20 DAKİKA KISALMA SAĞLAYACAĞIZ”

Bakan Uraloğlu, yolun hem kış turizmi hem de yayla turizmi faaliyetleriyle her yıl bir milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlayan dünyaca ünlü Ayder Yaylası'na ulaşım sağlamasıyla bölgenin kültürel ve ekonomik dokusunu şekillendirmesi açısından büyük önem taşıdığını anlattı.

Uraloğlu, proje ile mevcut yolda artan trafik yoğunluğu rahatlatarak, güzergahta daha hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım tesis ettiklerini söyledi. Uraloğlu, “Yolumuz tamamlandığında mevcut yolda 1,5 kilometre, seyahat süresinde ise 20 dakika kısalma sağlayacağız. Böylece zamandan 675 milyon lira, akaryakıttan 97 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 772 milyon lira tasarruf edececeğiz. Ayrıca güzel Rize’mizin doğasına zarar veren araçların karbon emisyonunu da 4 bin 800 ton azaltarak Rize’nin ve Ayder’in eşsiz doğasının korunmasına katkı sağlayacağız.” dedi.
Karadeniz sahilinden iç kesimlere ulaşım kolaylığı sağlayacak proje ile tüm bölgedeki ticaret ve turizm potansiyelini de arttıracaklarını anlatan Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Infografik Görsel (Quality Image)

“Ama özellikle bu yolumuz başta Ayder Yaylası olmak üzere tüm bölge turizmi için önemli bir dönüm noktası olacak. Neredeyse bütün yıla yayılan trafik yoğunluğunu yolumuz sayesinde önemli ölçüde azaltarak, yerli ve yabancı turistlerimiz ile Rizeli hemşerilerimize çok daha konforlu bir seyahat imkânı sunacağız. Daha kısa sürede, konfor ve güvenle ulaşabilme, turistlerin bölgede daha fazla zaman geçirmelerine imkân tanıyacak. Turizm çeşitliliğini artırarak bölgenin ekonomisine katkı sağlayacak. Bölgeye yapılan yatırımların artmasına ve yeni turizm tesislerinin açılmasına öncülük ederek yeni istihdam imkanlarını da arttıracaktır.”

Son dakika...Irak duyurdu! 'İran İHA'ları Barzani'nin ofisini hedef aldı'

24 YILDA YAKLAŞIK 226 MİLYAR YATIRIM

Uraloğlu, “Hızla gelişen Organize Sanayi Bölgesi ve yapım çalışmaları devam eden İyidere Lojistik Limanı’nın tamamlanmasıyla Karadeniz’de daha da önemli bir lojistik üs haline gelecek Rize’nin ulaşım ihtiyaçlarını yönelik büyük projeler hayata geçirmeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Rize’nin ulaşım ve iletişim altyapısına son 24 yılda yaklaşık 226 milyar yatırım gerçekleştirdiklerini de belirten Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“2002’ye kadar sadece 12 kilometre bölünmüş yolu vardı biz 175 kilometre daha yaparak toplamda 187 kilometreye ulaştık. Yollarının sadece 12 kilometresi BSK kaplamalıydı 387 kilometreye yükselttik. Karadeniz Sahil Yolu, Ovit Tüneli ve Bağlantı Yolları, İkizdere Şehir Geçişi, Hurmalık-1 ve Hurmalık 2 Tünelleri ve Rizeli vatandaşlarımızın 70 yıl boyunca hayalini kurduğu Salarha Tüneli gibi çok önemli projeleri tamamladık. İyidere-İkizdere, Kendirli, Güneysu Başköy Yollları ve Ardeşen-Çamlıhemşin-Ayder İl Yolu, Handüzü Yolu gibi 16 karayolu projesine devam ediyoruz.”
İyidere Lojistik Limanı’nın da Rize’nin geleceğine vurulan altın bir mühür olduğunu düşündüğünü söyleyen Bakan Uraloğlu, “Bu limanımız Doğu Karadeniz Bölgesi, Avrupa ve Orta Asya’ya açılan Kafkasya Koridoru üzerindeki konumu ile stratejik öneme sahip. Ama öğleden sonra orada da bir programımız olduğu için burada daha fazla detaya girmiyorum.” dedi.

Rize-Artvin Havalimanı’nda da açıldığı günden bu yana yaklaşık 4,5 milyon yolcuya hizmet sunduklarını belirten Bakan Uraloğlu, “Rize-Artvin Havalimanı’nın pist aydınlatma sistemini daha kısıtlı görüş mesafelerinde ve geceleri uçakların inişine imkan tanıyan CAT-2 seviyesine de yükselttik. İstanbul, Sabiha Gökçen, Ankara Esenboğa, Adnan Menderes ve Antalya Havalimanları olmak üzere iç hatlarda 5 ayrı noktaya haftalık 85 sefer, dış hatlarda ise; Riyad, Cidde, Medine, Hofuf ve El Jouf olmak üzere 5 noktaya 11 sefer düzenliyoruz. Hem iç hat hem de dış hat uçuş ağı yeni noktalarla genişlemeye devam ediyor.” açıklamasında bulundu.

Bakan Uraloğlu açıkladı! Bu zamana kadar taşınan numara sayısı 200 milyonu geçti

Bakan Uraloğlu, yaptığı açıklamada, elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısının 416'ya yükseldiğini dile getirerek, bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısının da 782 olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Elektronik haberleşme sektöründeki işletmecilerin net satış gelirleri toplamının 179,7 milyar liraya, yatırımların toplam tutarının ise 263 milyar liraya yaklaştığına işaret eden Uraloğlu, sektörde yaşanan gelir artışının yatırımları da olumlu etkilediğini kaydetti.

Uraloğlu, Bakanlık olarak hizmetlerin ülkenin tamamında en üst kalitede alınabilmesi için büyük çaba harcadıklarını anlatarak, "Özellikle mobil hizmetlerin ülke çapında yaygınlığı ve abone sayısı artmaya devam ediyor. Mobil hizmetlerde abone sayısı 86 milyona, nüfusa göre mobil abone yaygınlığı ise yüzde 100,3'e yükseldi." dedi.

Altın, Pazartesi gününe yükselişle başladı! İşte nedeni...

"5G HİZMETİ ALTYAPISI GÜÇLENEREK YAYGINLIĞI ARTIYOR"

5G hizmeti altyapısının gün geçtikçe güçlendiğini ve yaygınlığının arttığını vurgulayan Uraloğlu, bu hizmete abone olanların sayısındaki artışın da sürdüğünü ifade etti.

Uraloğlu, Türkiye genelinde, 1 Nisan'dan itibaren 5G'nin mobil şebekelerde kullanılmaya başlandığını hatırlatarak, "Daha ilk günden 21 milyon abone bu teknolojiyle buluştu. Bugün ise bu sayı 44,5 milyon oldu. Yaklaşık 4 ayda ülkemiz nüfusunun yarısından fazlası 5G ile buluştu, başka bir ifadeyle her iki kişiden biri 5G abonesi oldu." diye konuştu.

5G'nin sadece bir teknoloji değil, Türkiye'nin ekonomisini, sanayisini, sağlığını, ulaşımını ve tarımını dönüştürecek bir çağın adı olduğunu anlatan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

"5G, 4,5G'ye kıyasla ultra düşük gecikme süreleri ve yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle Türkiye'yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Ulaşımda tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarıyla, yol güvenliği artacak, trafik daha verimli yönetilecek. Sanayide akıllı fabrikalar, otonom robotlar ve anlık veri analiziyle üretim süreçleri optimize edilecek. Akıllı şehirlerde enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar her alanda yenilikçi çözümler hayat bulacak."

Zorbaya karşı tüm Türkiye ayakta

"TÜRKİYE, AVRUPA ÜLKELERİNE KIYASLA MOBİL TELEFONLA EN FAZLA GÖRÜŞME YAPAN ÜLKE"

Uraloğlu, operatörlerin en uygun fiyata en iyi hizmeti sunma yarışının, abonelerin yararına olduğuna işaret ederek, "Rekabet ortamının ne kadar güçlü olduğu, taşınan numara sayılarına bakılarak da görülebilir. Yılın birinci çeyreğinde taşınan 3,5 milyon numarayla toplamda taşınan numara sayısı 218 milyon 239 bin 274'e ulaştı. Bunun 215 milyon 400 bin 185'i mobil, 2 milyon 839 bin 89'u sabit numaralarda gerçekleşti." diye konuştu.

Avrupa ülkeleri arasında aylık ortalama mobil konuşma süreleri bakımından Türkiye'nin, birinciliğini bu dönemde de koruduğunu vurgulayan Uraloğlu, yılın birinci çeyreğinde 439 dakika olan ortalama aylık mobil kullanım süresiyle Avrupa ülkelerine kıyasla mobil telefonla en fazla görüşme yapan ülkenin Türkiye olduğunu dile getirdi.

Bakan Uraloğlu, fiber altyapı konusunda da yatırımların sürdüğünü görmekten memnuniyet duyduğunu dile getirerek, toplam fiber altyapı uzunluğunun yılın ilk yarısında 365 bin kilometreye ulaştığını sözlerine ekledi.

Bakan Uraloğlu: İstanbul Havalimanı tüm zamanların en yüksek günlük uçuş ve yolcu sayısına ulaştı

Uraloğlu, yazılı açıklamasında, İstanbul Havalimanı'nın 16 Ağustos'taki günlük uçuş ve yolcu sayısına ilişkin bilgi verdi. Bu kapsamda yeni rekora imza atıldığına dikkati çeken Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı, 16 Ağustos'ta 1739 uçuş ve 290 bin 287 yolcu ile Türkiye ve Avrupa'da tüm zamanların en yüksek günlük uçuş ve yolcu sayısına ulaştı." ifadesini kullandı.

Altın, Pazartesi gününe yükselişle başladı! İşte nedeni...

Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın uluslararası havacılıktaki stratejik önemini her geçen gün artırdığına işaret ederek, şunları kaydetti:

"İstanbul Havalimanı'mız, sahip olduğu kapasite, güçlü altyapısı ve sunduğu hizmet kalitesiyle dünyanın önde gelen havalimanları arasında yer alıyor. Kırılan bu yeni rekorlar, havalimanımızın küresel aktarma merkezi konumunu daha da güçlendirdiğini bir kez daha ortaya koydu."

Uçakta korku dolu anlar! 22 yaşındaki genç aniden hayatını kaybetti

ABD'de Dallas-Los Angeles seferini yapan yolcu uçağında korku dolu anlar yaşandı. 22 yaşındaki Rain McMillan Walmsey, uçuş sırasında aniden tepki vermemeye başladı, mürettebat ve yolcuların tüm müdahalelerine rağmen genç yolcu kurtarılamadı.

İngiliz basınından The Sun'ın haberine göre olay, Southwest Airlines'ın Dallas'tan Los Angeles'a giden 958 sefer sayılı uçağında meydana geldi. Uçak Los Angeles'a doğru ilerlerken 22 yaşındaki Walmsey bir anda sağlık sorunu yaşadı ve kısa süre sonra tepkisiz hale geldi. Genç yolcunun durumunu fark eden kabin ekibi ve diğer yolcular hemen müdahale etti.

UÇAKTA ZAMANLA YARIŞTILAR

Uçakta bulunanlar, Walmsey'i hayata döndürmek için peş peşe kalp masajı uyguladı. Mürettebat ve yolcuların birden fazla kez CPR yaptığı belirtilirken, uçak yolculuğuna devam etti. Yaşanan panik anlarının ardından uçağın Los Angeles Uluslararası Havalimanı'na inişi için acil ekipler de hazır bekletildi.

Southwest uçağı havalimanına ulaştığında sağlık ekipleri vakit kaybetmeden genç yolcuya müdahale etti. Ancak yerde gerçekleştirilen tüm yeniden canlandırma çabalarına rağmen Walmsey hayata döndürülemedi. İtfaiye ekipleri, 22 yaşındaki yolcunun olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.

NEDEN HAYATINI KAYBETTİ?

Trajedinin ardından en büyük soru ise yanıtsız kaldı. Walmsey'in uçuş sırasında yaşadığı sağlık sorununun nedeni henüz açıklanmadı. Yetkililer, genç yolcunun tepkisiz hale gelmeden önce hangi belirtileri gösterdiğine ilişkin de bilgi paylaşmadı.

Ölüm nedeni henüz kesinleştirilmezken, vaka açık tutuluyor ve olayın koşulları araştırılıyor. Walmsey'in uçağa binmeden önce bilinen herhangi bir sağlık sorununun bulunup bulunmadığı da bilinmiyor.

HAVAYOLUNDAN İLK AÇIKLAMA

Southwest Airlines, uçuş sırasında bir yolcunun sağlık sorunu yaşadığını doğruladı. Şirket, 958 sefer sayılı uçakta “bir müşterinin dahil olduğu tıbbi bir olay” yaşandığını belirtirken, hayatını kaybeden yolcunun kimliği ya da uçakta yaşananlara ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

Genç yolcunun uçuş sırasında aniden tepkisiz hale gelmesi, ardından uçakta yolcular ve mürettebat tarafından yapılan müdahaleler ve havalimanında bekleyen acil yardım ekiplerinin çabalarına rağmen kurtarılamamasıyla sonuçlanan olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Walmsey'in ölümüne neyin yol açtığı ise yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak.

İsrail'de hesapları bozan Türkiye korkusu! Tel Aviv'den 'yeni cephe' itirafı: 'Çatışma ihtimali artıyor'
7.4 şiddetinde depremle sarsılan Kolombiya'da can kaybı artıyor! Felaket anı böyle görüntülendi: Kaçarken üstlerine balkon çöktü

Çin'de 2020'den bu yana ilk! Roket 85 saniye sonra patladı

Çin, ChinaSat-4B uydusunu taşıyan Long March 7A roketini Hainan eyaletindeki Wenchang Fırlatma Merkezi'nden yerel saatle 20.02'de fırlattı. Roket, 85 saniye sonra patladı. Çin resmi medyası, roketin uçuş sırasında bir anormallik yaşadığını belirtti. Olayının nedeninin araştırıldığı ifade edilirken, daha fazla detay verilmedi.

2020'DEN BU YANA İLK

Çin'in Mart 2020'de Long March 7A'yı fırlatmaya yönelik ilk girişimi de başarısız olmuş, roket kalkışından kısa süre sonra patlamıştı. Roket, 1 yıl sonra başarılı bir şekilde tekrar uçuşa geçmiş, 10'dan fazla başarılı uçuş gerçekleştirmişti.

Long March 7A, Çin Havacılık ve Uzay Bilimi ve Teknolojisi Şirketi'nin kuruluşu olan Çin Fırlatma Aracı Teknolojisi Akademisi tarafından tasarlanan bir uydu taşıma roketi olarak biliniyor. Uzay programı için ana fırlatıcı görevi gören Long March roketleri, ağır ve hafif yükleri uzaya taşımak için kullanılıyor.

ABD İLE YOĞUN REKABET

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 2050 yılına kadar Çin'i uzay biliminde dünya lideri yapmayı hedefliyor ve ülke, yeniden kullanılabilir fırlatma teknolojisi, ay araştırmaları ve uydu fırlatmaları da dahil olmak üzere birçok alanda ABD ile yoğun bir rekabet içinde.

'Kral Charles öldü' anonsu ortalığı karıştırdı! Radyo 16 dakika sustu, milli marş çalındı
7.4 şiddetinde depremle sarsılan Kolombiya'da can kaybı artıyor! Felaket anı böyle görüntülendi: Kaçarken üstlerine balkon çöktü

Joe Biden'ın oğlundan Netanyahu'ya zehir zemberek sözler! 'Kötülüğün vücut bulmuş hali'

ABD'li ünlü muhafazakar siyaset yorumcusu ve podcast sunucusu Tucker Carlson'a mülakat veren eski ABD Başkanı Joe Biden’ın oğluHunterBiden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya ilişkin konuştu.

'KÖTÜLÜĞÜN VÜCUT BULMUŞ HALİ'

Biden, "Netanyahu'nun kötülüğün vücut bulmuş hali olduğunu söylemek antisemitikse insanlara ne diyebilirim bilmiyorum. Tek yapmanız gereken gözlerinizi açmak, kalbinizi açmak" diye konuştu.

İsrail'de hesapları bozan Türkiye korkusu! Tel Aviv'den 'yeni cephe' itirafı: 'Çatışma ihtimali artıyor'
7.4 şiddetinde depremle sarsılan Kolombiya'da can kaybı artıyor! Felaket anı böyle görüntülendi: Kaçarken üstlerine balkon çöktü

'Kral Charles öldü' anonsu ortalığı karıştırdı! Radyo 16 dakika sustu, milli marş çalındı

Olay, The Barry Marsh Show programı sırasında meydana geldi. Programda, önceden kaydedilmiş mesajlardan biri yanlışlıkla yayına verildi. Mesajda, "Majesteleri Kral 3. Charles'ın vefatının ardından saygı göstergesi olarak normal yayınlarımızı bir sonraki duyuruya kadar durdurduk" ifadesi yer aldı.

Söz konusu mesajların ardından İngiltere'nin milli marşı çalındı ve yaklaşık 16 dakika boyunca sessizlik yaşandı.

Programın sunucusu daha sonra hatayı fark ederek dinleyicilerden özür diledi.

Sunucu yayında, "Biraz önce bazı bilgilerin yanlışlıkla yayınlandığı konusunda bilgilendirildim. Bunu kendim duymadım ancak söz konusu bilgi yanlıştır. Bu bir teknik sorundur ve elbette özür dileriz" ifadelerini kullandı.

ÇALIŞAN MERAK ETTİĞİ DOSYALARI AÇTI

Olay, stüdyo bilgisayarında bakım çalışması yapan bir istasyon çalışanının önceden kaydedilmiş ses dosyalarına erişmesiyle başladı.

Çalışanın, dosyaların yayına girmesine neden olacağını bilmeden merak ettiği için ses kayıtlarını oynattığı belirtildi.

Çalışan, yaşananları fark etmesinin ardından dosyaları durdurdu ancak panikleyerek istasyondan ayrıldı.

The Independent’ten edinilen bilgilere göre yayınla ilgili iki şikayet alındığı ve Radio Caroline'ın yayınlarının iki ayrı kuralı ihlal ettiği açıklandı.

Bunlardan ilki, haberlerin doğru ve tarafsız şekilde aktarılmasını gerektiren 5.1 numaralı kural olurken, ikinci ihlal ise haberlerde meydana gelen hataların hızlı şekilde yayında kabul edilerek düzeltilmesini zorunlu kılan 5.2 numaralı kuralla ilgili oldu.

‘ÇOK CİDDİ BİR YANLIŞLIKTI’

Yetkililerden gelen açıklamada, olayın kamuoyu açısından büyük önem taşıyan bir konuda "çok ciddi bir yanlışlık" olduğunu değerlendirdi.

Açıklamada, Radio Caroline'ın yanlış anonsların yayınlanmasından yaklaşık 30 dakika sonra özür ve düzeltme yaptığı belirtildi.

Düzenleyici kurum ayrıca, olay sırasında istasyonun yayınını takip ettiğini ve bir mühendisin de sorunun farkında olduğunu belirtti. Ancak yaşananların tam olarak anlaşılmasının ve planlanan programın yeniden başlatılmasının zaman aldığı kaydedildi.

Bu sürecin, program sunucusunun yayını uzaktan gerçekleştirmesi nedeniyle daha da uzadığı ifade edildi.

DOSYALARIN YANINDA UYARILAR BULUNUYORDU

Radio Caroline, Kral'ın ölümüne ilişkin mesajların bulunduğu dosyaların yanında, sunucular ve yöneticiler tarafından takip edilmesi gereken "katı talimatlar" bulunduğunu açıkladı.

Ancak istasyon çalışanının söz konusu dosyaları merak ettiği için açtığı ve yayına verdiği belirtildi.

Radio Caroline, olayın ardından konuyu "çok ciddi" şekilde ele aldığını ve yaşananlara "mümkün olan en kısa sürede" müdahale ettiğini bildirdi.

İstasyon ayrıca, dosyaları yayına veren çalışanın "uyarıldığını" ve kendisinden özür geldiğini açıkladı.

BENZER OLAYIN TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALINDI

Radio Caroline, benzer bir olayın yeniden yaşanmaması için Kral'ın ölümüne ilişkin ses dosyalarını stüdyo bilgisayarının masaüstünden kaldırdı.

ÇALIŞAN MERAK ETTİĞİ DOSYALARI AÇTI

Ofcom'un kararına göre olay, stüdyo bilgisayarında bakım çalışması yapan bir istasyon çalışanının önceden kaydedilmiş ses dosyalarına erişmesiyle başladı.

Çalışanın, dosyaların yayına girmesine neden olacağını bilmeden merak ettiği için ses kayıtlarını oynattığı belirtildi.

Çalışan, yaşananları fark etmesinin ardından dosyaları durdurdu ancak panikleyerek istasyondan ayrıldı.

Yetkililer, yayınla ilgili iki şikayet aldığını ve Radio Caroline'ın yayınlarının iki ayrı kuralı ihlal ettiğini açıkladı.

Bunlardan ilki, haberlerin doğru ve tarafsız şekilde aktarılmasını gerektiren 5.1 numaralı kural olurken, ikinci ihlal ise haberlerde meydana gelen hataların hızlı şekilde yayında kabul edilerek düzeltilmesini zorunlu kılan 5.2 numaralı kuralla ilgili oldu.

‘ÇOK CİDDİ BİR YANLIŞLIKTI’

Yetkilierin açıklamasında, olayın kamuoyu açısından büyük önem taşıyan bir konuda "çok ciddi bir yanlışlık" olduğunu değerlendirdi.

Açıklamada, Radio Caroline'ın yanlış anonsların yayınlanmasından yaklaşık 30 dakika sonra özür ve düzeltme yaptığı belirtildi.

Yetkililer, "Bunu kamuoyu açısından özellikle önemli bir konuya ilişkin çok ciddi bir yanlışlık olarak değerlendirdik" ifadelerini kullandı.

Düzenleyici kurum ayrıca, olay sırasında istasyonun yayınını takip ettiğini ve bir mühendisin de sorunun farkında olduğunu belirtti. Ancak yaşananların tam olarak anlaşılmasının ve planlanan programın yeniden başlatılmasının zaman aldığı kaydedildi.

Bu sürecin, program sunucusunun yayını uzaktan gerçekleştirmesi nedeniyle daha da uzadığı ifade edildi.

DOSYALARIN YANINDA UYARILAR BULUNUYORDU

Radio Caroline, Kral'ın ölümüne ilişkin mesajların bulunduğu dosyaların yanında, sunucular ve yöneticiler tarafından takip edilmesi gereken "katı talimatlar" bulunduğunu açıkladı.

Ancak istasyon çalışanının söz konusu dosyaları merak ettiği için açtığı ve yayına verdiği belirtildi.

Radio Caroline, olayın ardından konuyu "çok ciddi" şekilde ele aldığını ve yaşananlara "mümkün olan en kısa sürede" müdahale ettiğini bildirdi.

İstasyon ayrıca, dosyaları yayına veren çalışanın "uyarıldığını" ve kendisinden özür geldiğini açıkladı.

BENZER OLAYIN TEKRARLANMAMASI İÇİN ÖNLEM ALINDI

Radio Caroline, benzer bir olayın yeniden yaşanmaması için Kral'ın ölümüne ilişkin ses dosyalarını stüdyo bilgisayarının masaüstünden kaldırdı.

Azerbaycan, Ermenistan ve ABD'den ortak bildiri! 'Minsk Grubu da lağvedildi'
1700 cenaze 'pazarlık kozu' olarak tutuluyor! İsrail'in kirli oyunu

Ülkede kuş gribi alarmı! Hükümet düğmeye bastı: 'Aşılama başlayacak'

ABC News'un haberine göre,Avustralyahükümeti ülkede görülen "H5N1" türü kuş gribi virüsüne karşı yeni bir önlem alıyor.

'AŞILANMAYA BAŞLAYACAK'

Ülkede görülen "H5N1" vakalarının sayısı 230'u aşarken, hükümet doğal ortamlarının dışında tutulan "öncelikli" yerli kuş türlerinin bu hastalığa karşı aşılanmaya başlanacağını duyurdu.

Eyaletler ve bölgelerin gelecek günlerde aşı uygulamasına başlaması beklenirken, aşı uygulamasına dahil edilecek kuş türleri hastalığa karşı duyarlılıkları ve koruma açısından olası etkileri göz önünde bulundurularak seçilecek.

Çevre Bakanı Murray Watt, odak noktasının insan himayesindeki kuşlar olduğunu, özellikle aşının iki doz gerektirmesi nedeniyle vahşi doğadaki kuşlara yönelik geniş çaplı bir aşılama çalışmasının "pratik veya uygulanabilir olmadığını" belirtti.

'YAYILMASINI ENGELLEYEMEYİZ'

Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanı Julie Collins de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "H5 kuş gribinin yabani kuşlar arasında yayılmasını engelleyemeyiz ancak en fazla risk altında olan türleri korumak için önlemler alabiliriz ve aşılama artık bu önlemlerin bir parçası" ifadesini kullandı.

7.4 şiddetinde depremle sarsılan Kolombiya'da can kaybı artıyor! Felaket anı böyle görüntülendi: Kaçarken üstlerine balkon çöktü
İsrail'de hesapları bozan Türkiye korkusu! Tel Aviv'den 'yeni cephe' itirafı: 'Çatışma ihtimali artıyor'

Köpek saldırısında emsal karar! Yargıtay 637 bin liralık tazminatı onadı

Kırşehir’in Boztepe ilçesinde 10 Ocak 2019’da saat 07.00 sıralarında kızını okul servisine bindiren Sebahat Karaman'a, eve dönerken sürü halinde gezen köpekler saldırdı. Komşularının müdahalesiyle kurtarılan Karaman, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Karaman’ın sağ kulak kepçesi ile kulak memesinin bir bölümünde ve her iki kolunda doku kaybı meydana geldiği belirlendi. Olayın ardından Karaman, köpeklerin sahipleri hakkında tazminat davası açtı.

MALULİYET ORANI YÜZDE 37 OLARAK BELİRLENDİ

Kırşehir 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi, davalıların Türk Borçlar Kanunu’nun hayvan bulunduranın sorumluluğunu düzenleyen 67’nci maddesi kapsamında 'kusursuz sorumlu' olduğuna hükmetti. Mahkeme, Karaman’ın yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığını, yaşamını tehlikeye soktuğunu, yüz bölgesindeki lezyonlar ile sağ kulak kepçesindeki kısmi doku kaybının yüzde sabit iz niteliğinde olduğunu belirtti. Karaman’ın maluliyet oranının yüzde 37 olduğu, 3 aylık geçici iş göremezlik zararının 6 bin 62 lira 70 kuruş, sürekli iş göremezlik zararının ise 431 bin 193 lira 50 kuruş olduğu hesaplandı. Mahkeme, Karaman’a toplam 437 bin 156 lira 20 kuruş maddi ve 200 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ayrıca Karaman’ın eşine 30 bin lira, diğer 2 davacıya ise 10’ar bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmedildi. Tazminatların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verildi.

Terörsüz Türkiye yasası TBMM'den geçti! Şimdi ne olacak? İşte Genel Kurul'daki oylama tablosu

‘SOPAYI KENDİNİ KORUMA İÇGÜDÜSÜYLE KULLANDI’

Davalıların karara karşı yaptığı istinaf başvurusu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24’üncü Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedildi. Bunun üzerine davalılar kararı temyiz etti. Temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi, hayvan bulunduran kişinin, hayvanın başkasına zarar vermesini önleyecek tedbirleri almak ve gerekli özeni göstermek zorunda olduğunu belirtti. Kararda, hayvan bulunduranın sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli özeni gösterdiğini veya bu özen gösterilmiş olsa dahi zararın önlenemeyeceğini ispatlaması gerektiği kaydedildi. Yargıtay, davalıların bakımını üstlendikleri köpeklerin zincir ve tasma gibi gerekli önlemler alınmadan, çevre güvenliği açısından tehlike oluşturacak şekilde serbestçe dolaşmalarına izin verilmesinin özen ve gözetim yükümlülüğünün ihlali olduğuna hükmetti. Davalıların, Karaman’ın elindeki sopayı sallayarak köpekleri kışkırttığı yönündeki itirazı da kabul edilmedi. Kararda, Karaman’ın sabah saatlerinde dışarıda bulunmasının ve köpeklerin saldırısını engellemek amacıyla elindeki sopayı kendisini koruma içgüdüsüyle kullanmasının, olay ile zarar arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığı belirtildi.

Yargıtay, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğunu belirterek davalıların temyiz itirazlarını reddetti. Böylece Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24’üncü Hukuk Dairesinin kararını oy birliğiyle onadı. (DHA)

Vize randevularında bot oyunu! Savcılık düğmeye bastı: 6 ilde 49 gözaltı kararı

Mahalle pire istilasıyla karşı karşıya kaldı! 3 katlı binadan çıkanlar şaşkına çevirdi

Bursa'da kullanılmayan 3 katlı apartmanda sağlıksız koşullarda tutulan ve çevrede pire istilasına neden olan kedi, köpek ile kanatlı hayvanlar, belediye ekiplerinin çalışmasıyla kurtarılıp bakıma alındı. Binadan 15 tavuk, 1 kedi ve 1'i ölü 2 köpek çıkarıldı.

Yıldırım ilçesi Anadolu Mahallesi Yıldız Sokak'ta kullanılmayan 3 katlı apartmanda tutulan hayvanlardan çevreye yayılan pirelerin, mahalleliye zor anlar yaşattığı belirtildi.

15 TAVUK, 1 KEDİ VE 2 KÖPEK BULUNDU

Vücutlarında ısırık izleri ve kabarmalar oluşan bazı kişiler ise hastaneye başvurdu. Mahallelinin şikayeti üzerine harekete geçen ekipler, binada inceleme başlattı.

Adreste yapılan kontrollerde 1 ölü köpeğin yanı sıra uygunsuz şartlarda tutulan 15 tavuk, 1 kedi ile 1 köpek tespit edildi. Mahallelinin tepki gösterdiği bina sahibine ulaşılamadı.

Acil müdahale gerektiren hayvanlar ekipler tarafından kurtarılıp, Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü'ne teslim edildi ve tedaviye alındı. Ayrıca ekipler, bina çevresinde de pirelere karşı ilaçlama çalışması gerçekleştirdi.

Son dakika... Fenerbahçe otobüsüne saldırı soruşturmasında 5 kişi gözaltına alındı
Haber İçi Banner

Çocuklarının yanında öldürülmüştü! Cinayette yeni detay: 1 gün önce olay yerinde keşif yapmış

Olay, 12 Eylül 2025 sabahı, Bağlar ilçesi Alipınar Mahallesi Alipınar Caddesi’nde meydana geldi. Erkan Ceylan, evinin önündeki aracına bindiği sırada yanına gelen Yusuf Dağkıran tarafından çocuklarının yanında bıçaklandı. İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Göğüs ve kolundan bıçaklanan Ceylan, kaldırıldığı Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi’nde doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Ceylan’ın cenazesi, otopsinin ardından Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve çevredeki güvenlik kameralarının görüntülerini inceleyip, Yusuf Dağkıran’ı saklandığı yerde operasyonla gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Dağkıran, tutuklandı.

Erkan Ceylan

KIYAFET DEĞİŞTİRMİŞ

Erkan Ceylan’ın öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık Yusuf Dağkıran’ın olaydan 1 gün önce ve olay günü Ceylan’ın bulunduğu bölgede beklediği belirtildi. Dağkıran’ın cinayetin ardından üzerindeki kıyafetleri değiştirdiği, suç aleti bıçağı ise olay yerinin karşısındaki camiye bıraktığı kaydedildi. Otopsi raporunda Ceylan’ın kesici-delici alet yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu hayatını kaybettiğinin tespit edildiği belirtildi. Savcılık, dosyadaki deliller doğrultusunda Dağkıran’ın ‘Tasarlayarak öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Terörsüz Türkiye yasası TBMM'den geçti! Şimdi ne olacak? İşte Genel Kurul'daki oylama tablosu

Davanın ilk duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık Yusuf Dağkıran, eşi B.D. ile Erkan Ceylan arasında geçmişte ilişki bulunduğunu ve Ceylan’ın evlilikleri sırasında eşini rahatsız etmeyi sürdürdüğünü öne sürdü. Olay günü Erkan Ceylan ile konuşmak amacıyla evinin bulunduğu siteye gittiğini savunan Dağkıran, “Ben Erkan Ceylan’ı hayatımda hiç görmemiştim. Olay günü Erkan ile görüşmek için Erkan’ın evinin bulunduğu siteye konuşmak için gittim. Erkan’ı öldürme gibi bir niyetim yoktu. Erkan beni görür görmez tanıdı ancak ben kendisini tanımıyordum. Erkan kızlarının yanında bana ‘P.’ dedi ve yüzüme tükürdü, etrafına baktı ve bir şey aradı. Benim elimde bir poşet vardı ancak o poşetin içinde iş makinesi gereği yanımda bıçak bulunuyordu. Erkan etrafına bakıp taş, sopa arayınca ben de kendimi tehdit altında hissettim. Kendimi savunmak amacıyla bıçağı çıkardım. O an şok geçirdim, kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum” dedi.

‘EŞİME 6 BIÇAK DARBESİ VURDU’

Erkan Ceylan’ın eşi S.C. ise olay anını evlerinin 5’inci katındaki pencereden gördüğünü belirterek, sanığın eşine doğrudan saldırdığını söyledi. Ceylan, “Olay günü eşim çocukları okula bırakmak için evden çıktı. Çocuklarım ve eşim araca binerken sanığın elinde beyaz bir poşetle eşime doğru koştuğunu gördüm. Eşime toplam 6 bıçak darbesi vurdu. Sanığın bahsettiği gibi olay yaşanmadı. Ben 5’inci kattan pencereden aşağıya bakıyordum. Eşimin ‘ay, ay’ diye bağırdığını duydum. Olay nedeniyle şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum” diye konuştu.

‘BİR ŞEY SÖYLEMEDEN DOĞRUDAN BABAMA SALDIRDI’

Olay sırasında babasının yanında bulunan K.C., “Babam aracın içindeyken sanık kapıyı sürekli zorla açıp babama bıçak saplıyordu. Aralarında hiç konuşma olmadı. Babamın ‘ay, ay’ diye sesini duydum. Babamı korumak için sanığı itmeye çalışıyordum. Hatırladığım kadarıyla 7-8 bıçak darbesi vardı. Sanık olay yerine geldiğinde bir şey söylemeden doğrudan babama saldırdı. Sanık babamın üzerine geldiğinde ben sanığı uzaklaştırmaya çalıştım ancak uzaklaştıramadan seri şekilde bıçak darbeleri vurdu” dedi.

Mahkeme heyeti, ifadelerin ardından bazı tanıkların zorla getirilmesine karar verdi. Heyet, sanık Yusuf Dağkıran hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin dosyada bulunması ile kaçma, saklanma ve yakalanamama ihtimalini göz önünde bulundurup, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma, 12 Ekim’e ertelendi.

Son dakika... Fenerbahçe otobüsüne saldırı soruşturmasında 5 kişi gözaltına alındı

'Sana mezar yeri aldım' diyerek kefen gönderdi! Eski eşin ifadesi ortaya çıktı

Olay, önceki gün Yüreğir ilçesi Serinevler Mahallesi'nde meydana geldi. Ayşe Katırcı, 10 yıl önce boşandığı ancak kendisini tehdit etmeye devam ettiği öne sürülen eski eşi Arif Tanrıkulu tarafından evinde 8 bıçak darbesiyle yaralandı. Gürültü seslerini duyan komşuların ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

İlginizi Çekebilir

Katırcı, sağlık görevlilerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yoğun bakım servisine alınan Katırcı'nın hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.

8 KEZ UZAKLAŞTIRMA KARARI ALMIŞ

Tanrıkulu'nun saldırının ardından sakin şekilde sokakta yürüdüğü anlar güvenlik kamerasına yansıdı. O anlar cep telefonu kamerasıyla da görüntülendi. Yaklaşık 25 yıl evli kaldığı eski eşine bir süre önce, 'Sana mezar yeri aldım' şeklinde mesaj gönderip kefen yolladığı öne sürülen Tanrıkulu hakkında, bugüne kadar uyguladığı şiddet olayları nedeniyle 8 kez uzaklaştırma kararı verildiği ileri sürüldü.

‘KONUŞMAK İÇİN GİTTİM, ÖFKE PATLAMASIYLA SALDIRDIM’

Olayın ardından kaçan Arif Tanrıkulu, Pozantı ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü ve Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki sorgusunda suçunu itiraf eden Tanrıkulu'nun, "Konuşmak için gitmiştim, bir anlık öfke patlamasıyla saldırdım. Sonrasında ne olduğunu hatırlamıyorum. Keşke böyle olmasaydı, pişmanım" dediği belirtildi.

7.4 şiddetinde depremle sarsılan Kolombiya'da can kaybı artıyor! Felaket anı böyle görüntülendi: Kaçarken üstlerine balkon çöktü

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Fenerbahçe otobüsüne saldırı soruşturmasında 5 kişi gözaltına alındı

Son dakika... Fenerbahçe otobüsüne saldırı soruşturmasında 5 kişi gözaltına alındı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, ülke vicdanında yara bırakan olayların aydınlatılması ve adaletin eksiksiz şekilde tecelli etmesi için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti.

Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade eden Gürlek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Content Video - Fenerbahçe otobüsüne saldırı soruşturmasında 5 kişi gözaltına alındı

Gürlek, şunları kaydetti:

"Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir.

Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Türk futbol camiasının ve milletimizin yıllardır cevabını beklediği soruların aydınlatılması için süreci sonuna kadar takip edeceğiz. Ne herhangi bir kişi veya topluluğun haksız yere töhmet altında bırakılmasına ne de herhangi bir saldırının faili meçhul kalmasına izin vermeyeceğiz."

6 ilde 'vize randevusu' operasyonu! 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı

DOSYA 11 YIL SONRA YENİDEN İNCELENDİ, YENİ HTS VE BAZ ANALİZLERİ YAPILDI

Soruşturma kapsamında 3 farklı GSM operatörüne ait 6 baz istasyonuna ilişkin yeni HTS ve baz analizleri gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen yeni deliller üzerine, 4 Ağustos 2020 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar Trabzon 1. Sulh Ceza Hakimliğince kaldırıldı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan temin edilen farklı ID numaralarına ilişkin baz istasyonu verilerinin incelenmesi sonucunda, bazı şüphelilerin olay öncesinde birbirleriyle irtibat halinde olduğu, olay sırasında irtibatlarının kesildiği ve saldırının ardından yeniden iletişim kurdukları tespit edildi.

ŞÜPHELİLERİN OLAY BÖLGESİNDEKİ BAZ KAYITLARI İNCELENDİ

Yapılan analizlerde şüphelilerden Y.Ö.’nün, daha önce olay sırasında ikametinde olduğunu ve saldırıyı kardeşinden öğrendiğini beyan etmesine rağmen, olay saatinde Fenerbahçe kafilesindeki futbolcuların sinyal aldığı baz istasyonundan sinyal verdiği belirlendi.

Y.Ö. ile birlikte şüpheliler E.A, H.H. ve Ö.E.’ün olay öncesinde birbirleriyle sık irtibatlarının bulunduğu, söz konusu kişilerin Fenerbahçe otobüsünün Rize’den geliş güzergahında bulunan Of ilçesindeki sahil yolu üzerinde baz sinyallerinin tespit edildiği kaydedildi. Ayrıca olay sonrasında Y.Ö. ve E.A’nın aynı bölgeden, H.H. ve Ö.R.K.’nın ise yine aynı bölgeden baz sinyali verdiği tespit edildi.

MALİ HAREKETLERİ DE İNCELENDİ

Soruşturma kapsamında Ö.E.'nin daha önceki ifadesinde Y.Ö.’nün kendisinden bir arkadaşının alacağı aracı kendi üzerine almasını istediğini söylediği belirtildi. Bu ifade doğrultusunda Y.Ö.’nün olay tarihinde maddi sorunlar yaşadığı değerlendirilirken, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından temin edilen 2017 yılı ve sonrasına ait hesap hareketlerinin de incelemeye alındığı kaydedildi. İncelemelerde Y.Ö.’nün özellikle 2022 yılı sonrasında maddi durumunun iyileştiği ve üzerine kayıtlı 5 araç bulunduğunun tespit edildiği belirtildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin araç, ev ve iş yerlerinde arama ve el koyma işlemleri yapılması ile gözaltına alınmaları amacıyla operasyon başlatıldı.

OLAY

4 Nisan 2015 tarihinde Rize’de oynanan Çaykur Rizespor-Fenerbahçe maçının ardından Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüse, Trabzon’un Sürmene ilçesi Soğuksu Mahallesi Karadeniz Sahil Yolu Viyadük mevkisinde av tüfeğiyle ateş açılmıştı. Saldırıda otobüs şoförü Ufuk Kıran sol şakak bölgesinden hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanırken, otobüste bulunan futbolcular, kulüp görevlileri ve yetkililer de büyük tehlike atlatmıştı.

Olayın ardından yürütülen soruşturma kapsamında bazı şüpheliler hakkında işlem yapılırken, yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle Sürmene Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 Ağustos 2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.

Adalet Bakanı Akın Gürlek talimat verdi! Fenerbahçe kafilesine yönelik 4 Nisan saldırısı yeniden inceleme altında

Osman Gazi’nin hazırlık çalışmalarında son viraj

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Eylül ayı sonunda görev yerine uğurlamayı, yılın son çeyreğinde ise devreye almayı planladığımız Osman Gazi ile Sakarya Gaz Sahası’ndaki günlük üretimimizi iki katına çıkaracağız. Böylece 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını Karadeniz’den karşılayacağız. Hedefimiz, 2028’de ikinci yüzer üretim platformumuzu da devreye alarak günlük üretimimizi 45 milyon metreküpe çıkarmak ve 17 milyon hanenin doğal gazını Karadeniz’den karşılamak.” dedi.

Sakarya Gaz Sahası’nda günlük 9,5 milyon metreküplük doğal gaz üretimi tüm hızıyla sürerken, bu üretimi iki katına çıkarak olan Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi’nin hazırlık çalışmalarında da sonuna yaklaşıldı.

ACİL DURUMLAR İÇİN KRİTİK

Bu kapsamda, acil durumlarda açığa çıkan hidrokarbon gazlarının güvenli bir şekilde uzaklaştırılmasını ve tahliye edilen gazları yüksek sıcaklıkta kontrollü şekilde yakarak tesis içerisindeki basıncın güvenli sınırlar içerisinde tutulmasını sağlayan Alev Kulesi’nin platforma montajına ilişkin kritik bir operasyon yürütüldü.

DEV VİNÇLER KULLANILDI

“Flare Tower” olarak da bilinen Alev Kulesi modülünün Osman Gazi Yüzer Üretim Platformuna montajlanması için biri 3 bin 500 ton, diğeri de 800 ton kaldırma kapasitesine sahip iki dev vinç kullanıldı. Söz konusu kaldırma işleminin ardından 96 metre yüksekliğinde, yaklaşık 65 metrekare taban alanına sahip ve 260 ton ağırlığındaki alev kulesi, platformdaki yerine yerleştirildi.

Altın uçuşa geçti: İşte piyasaların konuştuğu yeni hedef!

BAŞARILI ŞEKİLDE PLATFORMA ENTEGRE EDİLDİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Osman Gazi’nin devreye alınmasına ilişkin bu kritik çalışmayla ilgili sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yaptı. Bakan Bayraktar, “Karadeniz'de doğal gaz üretimimizi yeni bir aşamaya taşıyacak olan Osman Gazi Yüzer Üretim Platformumuz kritik görevi için artık gün sayıyor. Filyos Limanı’ndaki hazırlıklarda son aşamaya gelinirken son olarak platformun en kritik parçalarından biri olan 96 metre yükseklikte ve 260 ton ağırlığındaki alev kulesi de başarılı bir şekilde platforma entegre edildi.” dedi.

8 MİLYON HANENİN İHTİYACI KARADENİZ’DEN

Osman Gazi’nin yerli doğal gaz üretimine vereceği katkıyla ilgili de bilgiler paylaşan Bakan Bayraktar, “Eylül ayı sonunda görev yerine uğurlamayı, yılın son çeyreğinde ise devreye almayı planladığımız Osman Gazi ile Sakarya Gaz Sahası’ndaki günlük üretimimizi iki katına çıkaracağız. Böylece 8 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını Karadeniz’den karşılayacağız. Hedefimiz, 2028’de ikinci yüzer üretim platformumuzu da devreye alarak günlük üretimimizi 45 milyon metreküpe çıkarmak ve 17 milyon hanenin doğal gazını Karadeniz’den karşılamak.” ifadelerini kullandı.

Bakan Kurum'dan Bozkurt'taki sel felaketinin 5. yılına ilişkin paylaşım

Bakan Kurum, NSosyal'deki hesabından yaptığı "Acımızı kalbimize gömüp, yüzleri güldürmek için verdiğimiz emeğin hikayesi..." başlıklı paylaşımında, Bozkurt'ta 5 yıl önce yaşanan sel felaketinin ardından beklemeden yaraları sarmaya, hasarları onarmaya, kayıpları telafi etmeye başladıklarını anımsattı.

Kurum, "Çok şükür bu zorluğun da altından kalktık, el ele verdik bir kez daha zoru başardık. Şimdi Bozkurt'umuz konutuyla, iş yeriyle, köprüsüyle, hastanesiyle, yeşil alanıyla bakmaya doyulmaz bir yer oldu." ifadesini kullandı.

Kurum'un, bölgenin öncesini ve sonrasını gösteren videolu paylaşımında, ilçede yaşayan vatandaşların görüşlerine de yer verildi.

Altın uçuşa geçti: İşte piyasaların konuştuğu yeni hedef!

2 derece yüksek ayar ile yüzde 15 tasarruf

Bakanlık uzmanları, klimalarda sıcaklığın 2 derece daha yükseğe ayarlanmasıyla, elektrik faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceğini bildirdi.

İki kat artacak

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, iklim değişikliğinin etkisiyle artan yaz sıcaklıkları, klima kullanımını her geçen yıl yaygınlaştırıyor.

Bakanlık uzmanlarının yaptığı çalışmalara göre, 2025 yılında hanelerde yaklaşık 11 milyon klima stoğu bulunurken, bu sayının önümüzdeki 10 yıllık dönemde iki kattan fazla artması bekleniyor. Klima sayısındaki artışa paralel olarak, evlerdeki klimaların elektrik tüketiminin, 2025 yılındaki 5-6 bin GWh (gigavat) seviyesinden, 2035 yılında 12 bin GWh seviyesine çıkabileceği öngörülüyor. Bakanlık uzmanları, artan klimakullanımının enerji tüketimine etkisini azaltmanın en kolay yollarından birinin “doğru sıcaklık ayarı” olduğuna dikkat çekiyor. Yaz aylarında klimaların iç ortam sıcaklığının en düşük 24 dereceye ayarlanması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, “Sıcaklık ayarının 2 derece yüksek seçilmesiyle, enerji faturasında yüzde 15’e varan tasarruf sağlanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır” uyarısını yapıyor.

Altın günler geri dönüyor

ABD’de zayıf gelen istihdam verileriyle Fed’in tahmin edildiği ölçüde sıkılaşmaya gitmeyeceği beklentilerinin artması, değerli metallerden altın ve gümüşe yönelik talebi artırdı. Altının ons fiyatı, geçen hafta yüzde 7.4 artışla 4 bin 342 dolara çıkarak yaklaşık son 7 ayın en güçlü performansını sergiledi. Benzer şekilde, gümüşün ons fiyatı yüzde 10.2 değer kazanarak 63.54 dolara yükseldi. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftaya yüzde 0.33 yükselişle 13.825,07 puandan başladı.

Petrol yükselişte

Petrol ise Hürmüz Boğazı’nın kısa vadede yeniden açılacağına ilişkin belirsizliğin sürmesiyle yükseldi. İran, Umman ile yeni deniz geçiş güzergâhlarını belirleyen anlaşmanın son aşamaya geldiğini açıklarken, boğazın yeniden açılması için ABD’nin başka koşulları da yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 1.09 yükselerek varil başına 84.46 dolara çıktı.

Sabiha Gökçen’de tüm zamanların rekoru

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, 9 Ağustos’ta tarihinin en yoğun gününü geride bıraktı. Havalimanında bir günde 935 uçuş gerçekleştirildi, 179 bin 789 yolcuya hizmet verildi. Böylece hem günlük uçuş hem de yolcu trafiğindetüm zamanların rekoru kırıldı.

Yüzde 56 dış hat

Rekor seviyedeki trafiğin yüzde 56.5’i dış hat, yüzde 43.5’i iç hat uçuşlarından oluştu. Yolcu trafiğinde de dış hatların payı yüzde 56, iç hatların payı ise yüzde 44 olarak kaydedildi. 9 Ağustos’taki yoğunlukta gelen yolcular toplam trafiğin yüzde 50,4’ünü, giden yolcular ise yüzde 49,6’sını oluşturdu. Böylece Sabiha Gökçen’de rekor gününde hem iç hem de dış hatlarda yoğun bir operasyon gerçekleştirildi.

Avrupa’nın en yüksek yolcu sayısına ulaştı

İstanbul Havalimanı, önceki gün 289 bin 732 yolcuya hizmet vererek, Türkiye ve Avrupa’da tüm zamanların en yüksek günlük yolcu sayısına ulaştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “İstanbul Havalimanı’mız, 9 Ağustos’ta 289 bin 732 yolcuya hizmet vererek Türkiye ve Avrupa’da tüm zamanların en yüksek günlük yolcu sayısını bir kez daha kayda geçirdi. Kurduğumuz güçlü ulaşım altyapısıyla İstanbul’un küresel havacılıktaki merkez konumunu pekiştiriyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrailli bakanın 'Mekke Anlaşması' korkusu! 'Bizim için çok kötü bir gelişme'

İsrail Diaspora Bakanı Chikli, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'ndan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, Suudi Arabistan'ın Türkiye ile birlikte hareket etmeye başlamasını İsrail açısından "çok kötü bir gelişme" olarak nitelendirdi.

İlginizi Çekebilir

İsrail'de yayın yapan İ24NEWS televizyonuna konuşan Diaspora Bakanı Chikli, 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na ilişkin açıklamalarda bulundu.

Chikli, "Mekke İttifakı son derece tehlikeli ve endişe verici bir gelişmedir." ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan'ın bugüne kadar bölgede tarafsız bir tutum izlediğini savunan Chikli, "(Suudi Arabistan’ın) Pakistan ile zaten bir savunma anlaşması vardı. Ancak Akdeniz'den Suriye cephesine kadar son derece ciddi sonuçlara yol açabilecek şekilde, bizimle doğrudan karşı karşıya olan Türkiye ile birlikte hareket etmeye başlaması İsrail açısından çok ama çok kötü bir gelişmedir.” ifadelerini kullandı.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın İsrail'e yönelik stratejik riskleri artırdığı değerlendirmesinde bulunan Chikli, Tel Aviv yönetimine şu sözlerle çağrıda bulundu:

"Bu tablo, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Birleşik Arap Emirlikleri ve (Somali'den tek taraflı bağımsızlığını ilan eden) Somaliland ile olan ittifaklarımızı daha da derinleştirmemizi zorunlu kılmaktadır."

Kosova'da Zelenskiy tepkisi! Dev Ukrayna bayrağı indirildi

Kosova’nın başkenti Priştine’de, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının ardından Ukrayna’ya destek amacıyla asılan dev Ukrayna bayrağı kaldırıldı. Ukrayna Devlet Başkanı Valdimir Zelenskiy’nin Sırbistan ziyareti sırasında Kosova’ya ilişkin yaptığı açıklamaların ardından Grand Hotel binasında bulunan "Free Ukraine" (Özgür Ukrayna) yazılı dev bayrak kaldırıldı.

Bayrağın kaldırıldığını Priştine Belediye Başkanı Prparim Rama sosyal medya hesabından duyurdu. Rama, Kosova devletine saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek, aksi durumda Priştine Belediyesi’nin buna karşılık vereceğini ifade etti. Rama, paylaşımında savaş, şiddet ve zulümle karşı karşıya kalan halklarla dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini belirterek, hiçbir dava veya politikanın Kosova’nın devlet kimliğini ve halkının fedakârlığını küçümseyerek yürütülemeyeceğini vurguladı.

ZELENSKİY’DEN TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMA

Zelenskiy, Sırbistan'ın başkenti Belgrad’da düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin Kosova’nın tanınmasına ilişkin sorusu üzerine Ukrayna’nın uluslararası hukuka ve ortaklarının toprak bütünlüğüne saygı duyduğunu belirterek, Kosova’nın tek taraflı bağımsızlık ilanına ilişkin Ukrayna’nın tutumunun değişmediğini vurgulamıştı.

30 yıl boyunca terk edilmişti! NASA'nın seçtiği İspanyol köyünün ilginç hikayesi
Netanyahu, ABD'nin 15 maddelik planını reddetti! Batı Şeria'da gizli plan devrede

Netanyahu, ABD'nin 15 maddelik planını reddetti! Batı Şeria'da gizli plan devrede

İsrail Başbakanı Netanyahu, haftalık kabine toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Barış Kurulu'nun Gazze'de ateşkese ilişkin duyurduğu yeni yol haritasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasının uygulanmasına ilişkin 15 maddelik yeni yol haritasını kabul etmediklerini açıklayan Netanyahu, İsrail ordusunun Hamas tamamen silahsızlandırılmadan Gazze Şeridi'nde işgal ettiği bölgelerden çekilmeyeceğini ifade etti.

Netanyahu, "Silahsızlanma derken ağır ve hafif silahları, kısacası tüm silahları kastediyorum. Biz, düzmece veya hayali bir silahsızlanmadan değil, gerçek bir silahsızlanmadan bahsediyoruz." ifadesini kullandı.

Hamas'ın silahsızlandırılmasına ilişkin ABD yönetimiyle görüştüklerini söyleyen Netanyahu, "Onların bazı fikirleri var ve bu fikirlerin bir kısmı bizim için kabul edilebilir bir kısmı ise kabul edilemez nitelikte." diye konuştu.

NETANYAHU: YAKIN DOSTLARIMIZA KARŞI BİLE NASIL DİK DURACAĞIMIZI BİLİYORUZ

Büyük bir hayranlık duyduğu ABD Başkanı Donald Trump'ın kendilerinin Beyaz Saray'daki dostu olduğunu söyleyen Netanyahu, "Bize akıl verenlerin aksine biz, İsrail'in güvenliği için yapılması gerekeni yapıyoruz. Gerektiğinde en yakın dostlarımıza karşı bile nasıl dik duracağımızı biliyor ve bunu başarabiliyoruz." dedi.

İran'a ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Netanyahu, Başbakanlık koltuğunda oturduğu sürece "İran'ın nükleer silah sahibi olamayacağını" savundu.

Netanyahu, ateşkese rağmen Lübnan'ın güneyinde sürdürdükleri işgal ve saldırılara dair ise İsrail ordusunun bölgeye saldırılar düzenlediğini ve Nebatiye vilayetine bağlı Ali Tahir Tepesi'nde Hizbullah mensuplarını hedef aldıklarını öne sürdü.

ATEŞKESİN İKİNCİ AŞAMASI İÇİN YOL HARİTASI DUYURULMUŞTU

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Hamas'ın ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik ayrıntılı bir yol haritasını kabul ettiğini açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump da Barış Kurulu'nun, Hamas ve Gazze'deki diğer silahlı gruplarla silahların bırakılması konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.

Hamas, Filistinli gruplarla birlikte müzakere sürecine ve arabulucuların ikinci aşamanın tamamlanmasına yönelik sunduğu önerilere olumlu yaklaştığını bildirmişti. Hamas, İsrail'in saldırılarını durdurması ve üzerinde mutabakata varılan hususlara ilişkin takvim oluşturulmasının temel şart olduğunu, ikinci aşamanın uygulanmasının da İsrail'in ilk aşamadaki yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine bağlı olduğunu vurgulamıştı.

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi de Gazze Şeridi'nin yönetimini devralmak için kurumsal ve operasyonel hazırlıklarını tamamladığını açıklamıştı.

Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasının ilk aşaması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmişti. Esir takası ve insani yardım girişinin artırılmasını öngören ateşkese rağmen İsrail'in saldırıları ve yardım girişine yönelik kısıtlamaları sürmüştü.

GİZLİCE KABUL EDİLEN YENİDEN İNŞA PLANI

Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinin doğusunda yeniden inşa çalışmalarının başlamasını gizlice kabul ettikleri bildirildi.

İsrail Ordu Radyosu'nun haberinde, "Netanyahu ve Katz'ın temsil ettiği siyasi kademe, kamuoyunun dikkatinden uzak bir şekilde Gazze'de geniş çaplı bir yeniden yapılanma sürecine başlanmasını kabul etti" ifadeleri yer aldı.

Refah'ın doğusundaki "Refah El-Hadra" bölgesinde altyapıyı inşa etme çalışmalarının Netanyahu ve Katz tarafından kabul edildiğini aktaran haberde, "Burada, Filistinliler için Hamas'ın kontrolünde olmayan bir yerleşim projesinin inşası olacak." denildi.

Bu bölgenin çok uluslu güçlerin kontrolünde olacağı belirtilen haberde, şu ifadeler kullanıldı:

"Bu karar, yaklaşık 2 hafta önce çok uluslu güçlerin Gazze'ye girmesi yönünde alınan kararla birlikte alındı ancak kamuoyuyla paylaşılmadı."

Haberde, Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail ordusu tarafından yerle bir edilerek boşaltılan "Refah El-Hadra" bölgesinin İsrail işgalindeki "Sarı Hat" bölgesinin içinde yer aldığına dikkat çekildi.

Altyapının inşası için müteahhit ve işçilerin bölgeye girişine izin verileceğini vurgulayan haberde, kazı çalışmalarının yanı sıra elektrik, su ve kanalizasyon şebekeleri için çalışmaların başlayacağı aktarıldı.

Haberde, "Refah El-Hadra" bölgesinde çalışacak müteahhit ve işçilerin Gazze Şeridi'nde yaşayan Filistinlilerden oluşacağı ve bunların halihazırda İsrail iç istihbaratı tarafından incelendiği belirtildi.

İsrail'in halihazırda bölgeye prefabrik veya konteyner evlerin girişini reddettiği ifade edilen haberde, bu tutumun Ekim 2026'da gerçekleşecek seçimlere kadar sürebileceğine işaret edildi.

Mekke Anlaşması'nın perde arkası! 3 ülkenin özellikleri tek tek sıralandı: 'Türkiye için yeni fırsat'

30 yıl boyunca terk edilmişti! NASA'nın seçtiği İspanyol köyünün ilginç hikayesi

İspanya'nın Burgos vilayetindeki küçük bir köy olan Villalibado, onlarca yıl terk edildikten sonra yeniden hayat buluyor. Köy, 12 Ağustos'taki tam güneş tutulmasını dünya genelindeki izleyicilere aktarmak üzere bir NASA etkinliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Yok olmanın eşiğinden döndürülen Villalibado, NASA'nın seçtiği özel gözlem noktalarından biri olmak için gün sayıyor.

NASA'nın dijital platformları ve San Francisco'daki Exploratorium aracılığıyla dünya genelindeki izleyicilere canlı olarak aktarılacak tutulma anının, köye daha önce sahip olmadığı uluslararası bir görünürlük sağlaması bekleniyor.

NASA'DAN KÖYE KİRALAMA TALEBİ

Euronews'den elde edilen bilgilere göre köyün seçilmesinde tam tutulma hattı üzerinde bulunması, görüşü engellemeyen bir ufka sahip olması ve iletişim altyapısının elverişli olması gibi çeşitli faktörler etkili olurken gözlem noktası köyün yüksek kesimindeki San Salvador Kilisesi'nin yanında kuruluyor. Yaklaşık 30 NASA ve Exploratorium çalışanının burada uluslararası yayının hazırlıklarını yapması planlanıyor.

Villalibado'yu 20 yıl önce satın alarak köyü bir kırsal turizm kompleksine dönüştüren iş insanı Juan Ansótegui, Diario de Burgos'a yaptığı açıklamada NASA'nın aylar önce kendisiyle iletişime geçerek tutulma sırasında Romanesk kilisesi de dahil olmak üzere köyün tamamını kiralamak istediğini söyledi. Ansótegui, telefon görüşmesinin bir dolandırıcılık olduğunu düşündüğünü de belirtti.

Ansótegui, NASA'nın şu ana kadar teknik açıdan çok az talepte bulunduğunu da sözlerine ekledi:

“Elbette kendilerine özel bir elektrik ve internet bağlantısı istediler ancak köyümüzde zaten fiber optik bağlantı bulunduğu için herhangi bir sorun yaşanmadı”.

Villalibado, kırsal bir turizm merkezine dönüştürülmesi için çalışmalar başlayana kadar yaklaşık 30 yıl boyunca yerleşimsiz kaldı. Köyün son iki sakini 1998'de bölgeden ayrıldı. Yıllar sonra Ansótegui ve kardeşleri, köyün kırsal turizm kompleksine dönüştürülmesi amacıyla restorasyon çalışmalarına öncülük etti.

Güneş tutulması, köyü milyonlarca kişinin son yılların en çok beklenen astronomi olaylarından birini takip edeceği gözlem noktalarından birine dönüştürecek.

Yunanistan'dan Mekke Anlaşması'na karşı hamle çağrısı! 'Derhal harekete geçilmeli'
Husiler El-Muha Limanı'nı hedef aldı! 7 kişi öldü, 35 kişi yaralandı

Husiler El-Muha Limanı'nı hedef aldı! 7 kişi öldü, 35 kişi yaralandı

Yemen basınında yer alan haberlere göre, Husilerin El-Muha Limanı ve yerleşim bölgelerine düzenlediği saldırılarda ilk belirlemelere göre 7 kişi hayatını kaybetti, 35 kişi yaralandı. Öte yandan Husilerin, Hudeyde Valisi Hasan Ali Tahir'in El-Huha kentindeki ikametgahını balistik füzeyle hedef aldığını belirtildi. Saldırıdan kurtulduğu açıklanan Tahir'in saldırı sırasında ikametgahında bulunup bulunmadığına ilişkin bilgi verilmedi.

Yemen'deki İran destekli Husiler, Taiz ilinin El-Muha bölgesinde Suudi Arabistan güçlerine ait olduğunu iddia ettikleri askeri yığınaklar ve silah depolarını çok sayıda balistik füze ve İHA ile hedef aldıklarını açıklamıştı.

YEMEN'DE HUSİLERDEN FÜZE VE İHA SALDIRISI

Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri, saldırının Suudi Arabistan güçlerinin Yemen'in batı kıyısı ve Taiz ilindeki askeri faaliyetlerine karşılık düzenlendiğini savunmuştu.

Yemen hükümetine bağlı SABA televizyonu da Husilerin El-Muha Limanı'nı füze ve İHA'larla hedef aldığını bildirmişti.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, El-Muha Limanı çevresinde art arda patlamaların meydana geldiği ve bölgeden yoğun dumanların yükseldiği görülmüştü.

Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ile bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten itibaren Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Mekke Anlaşması'nın perde arkası! 3 ülkenin özellikleri tek tek sıralandı: 'Türkiye için yeni fırsat'
Netanyahu'dan Gazze mesajı! 'Hamas silahsızlandırılana kadar çekilmeyeceğiz'

Bodrum'da otelde 15 kişi hastaneye kaldırıldı! Havuz bakımı yapıyorlardı

Alınan bilgiye göre, Gümüşlük Mahallesi'ndeki bir otelde yürütülen havuz bakımı sırasında gaz sızıntısı meydana geldi.

İlginizi Çekebilir

O sırada havuz çevresinde bulunan ve bulantı, baş dönmesi ve solunum sıkıntısı yaşayan kişilerin ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda sağlık ekibi sevk edildi.

Gazdan etkilenen 15 kişi, ambulanslar ve özel araçlarla Bodrum Devlet Hastanesi ile çevredeki özel hastanelere kaldırıldı.

Hastanelerde tedavileri süren kişilerin hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.

Kastamonu’da feci kaza! 2 otomobil çarpıştı; yaralılar var
SON DAKİKA | Şehit aileleri ve gazilerin hakları düzenleniyor! Teklif kabul edilerek yasalaştı

Kastamonu’da feci kaza! 2 otomobil çarpıştı; yaralılar var

Kastamonu’nun Cide ilçesinde iki otomobilin çarpıştığı kazada 1’i ağır 4 kişi yaralandı.

İlginizi Çekebilir

Kaza, saat 23.30 sıralarında Cide-Kastamonu karayolu üzerindeki Hastane Kavşağı yakınlarında meydana geldi. Sürücüleri henüz belirlenemeyen 34 AL 8813 ile 34 RT 6164 plakalı iki otomobil çarpıştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan Burcu Erdemir (42), Fatma Çoroğlu (45), Fatma Çetinkaya (64) ve Sadettin Çetinkaya (67), sağlık görevlilerinin yaptığı müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan Burcu Erdemir’nin durumunu ağır olduğu öğrenildi.

Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Şehit aileleri ve gazilerin hakları düzenleniyor! Teklif kabul edilerek yasalaştı
Manisa'da orman yangını! Havadan ve karadan dev müdahale

Selçuk Bayraktar, Şırnak'ta TEKNOFEST Dron Şampiyonası'nda! Teknoloji iklimi Güneydoğu'dan esecek'

Selçuk Bayraktar, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, T3 Vakfı ile Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ'nin yürütücülüğünde Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) kapsamında dün Şırnak Şehir Stadı'nda başlayan "Dron Şampiyonası"nın 1. etabına katılan sporcu çocukların daveti üzerine Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve Anadolu Ajansı (AA) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz ile kente geldi.

İlginizi Çekebilir

Şampiyonanın yapıldığı stada geçen Bayraktar, beraberindekilerle stadın dışında kurulan kamu kurum ve kuruluşlarına ait stantları gezdi.

Bayraktar, daha sonra stada giriş yaparak yarışmaya katılan sporcularla sohbet edip fotoğraf çektirdi.

Selçuk Bayraktar, AA Genel Müdürü Serdar Karagöz ve protokol üyeleri, Anadolu Ajansı Spor Kulübü adına yarışan Emrullah Yılmaz'ı da ziyaret etti.

Bayraktar, programda yaptığı konuşmada, çocukları selamlayarak, onları "medeniyetin güneş yüzlü çocukları", "geleceğin mimarları" ve "TEKNOFEST kuşağı" olarak nitelendirdi.

Şırnak'ın kendisi için her zaman özel bir yere sahip olduğunu dile getiren Bayraktar, "2006'da ülkemizin ilk insansız hava aracı olan, göklerdeki bağımsızlığına attığımız ilk adım olan Bayraktar Mini İHA geliştirme çalışmaları büyük oranda Şırnak ilimizde, adeta benim için de ikinci şehrim olan hemşehrisi olduğum Şırnak'ta gerçekleşti. Tabii Dicle'nin o inanılmaz güzelliği, Şırnak'ın coğrafyası, Gabar'da, Seslice, bütün bu bölgenin doğal güzellikleri maalesef o dönemde küresel emperyalizmin beslediği terör nedeniyle gölgede kalıyordu. Bugün Allah'a şükür terörün de temizlenmesiyle Rabb'imize hamdolsun ki bütün bu güzellikler tekrardan adeta benim için 20 sene sonra gözümde yeniden canlandı ve bambaşka bir hüviyete kavuştu." diye konuştu.

SON DAKİKA | Şehit aileleri ve gazilerin hakları düzenleniyor! Teklif kabul edilerek yasalaştı

TEKNOFEST'in geleceğin umudu gençlerin projelerini, hayallerini, fikirlerini gerçekleştirdiği bir platform olduğunu belirten Bayraktar, bu yıl TEKNOFEST Güneydoğu'nun ilk ayağının Şırnak'ta başladığını, TEKNOFEST Dron Şampiyonası'nın ilk startının muazzam bir coşkuyla verildiğini söyledi.

Bayraktar, şöyle konuştu:

"Şırnak, Türkiye'nin tam bağımsız teknoloji mücadelesinde önemli ilkleri başardı. 18 bine yakın genç kardeşimiz teknoloji yarışmalarına başvurdu ve Şırnak, Türkiye genelinde başvurularda ilk 10 il arasına girdi ve 22 yarı finalist takımı çıkartarak da kendi nüfusuna göre büyük bir başarıya imza attı. Şırnak'ı yürekten tebrik ediyorum."

TEKNOFEST Güneydoğu'nun Şanlıurfa merkezli olarak 30 Eylül-4 Ekim tarihlerinde düzenleneceğini dile getiren Bayraktar, öncesinde "TEKNOFEST Mavi Vatan" adını verdikleri, Gölcük Tersanesi'nde 20-23 Ağustos'ta gerçekleşecek muazzam bir etkinliklerinin olacağını ifade etti.

Bayraktar, TEKNOFEST kuşağının eserleri ile ilk uçak gemisi, ilk defa dünya tarihinde insansız uçaklara ve Bayraktar TB3'e ev sahipliği yapmış TCG Anadolu, milli fırkateyn TCG İstanbul, ata yadigarı TCG Savarona gibi milli teknolojinin sergileneceğini, Kızılelma, Akıncı ve Bayraktar TB3'ün TEKNOFEST Mavi Vatan'ı şenlendireceğini kaydetti.

Bu etkinliğe tüm Türkiye, bölge ve özellikle Şırnak'taki gençleri davet ettiğini belirten Bayraktar, kayıtların NSosyal üzerinden yapılabileceğini dile getirdi.

Şanlıurfa merkezli TEKNOFEST Güneydoğu kapsamında neredeyse bölgedeki tüm illerde etkinlikler düzenleneceğini ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:

"Adeta teknoloji iklimi Güneydoğu'dan esecek. Dünyada medeniyet tarihinin başlangıcı nasıl ki bu topraklardan olduysa teknoloji rüzgarı da yine bu mümbit, bu bereketli topraklardan canlanacak. Şanlıurfa, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Mardin ve Adıyaman nice teknoloji yarışmasına ev sahipliği yapacak. 54 farklı alandan teknoloji yarışmaları olacak ve 81 ilimizden 97 ülkeden başvuran yarışmacılar bu son etaplarında final kısmında yarışmış olacak."

Soru sorma bahanesiyle yaklaştı bıçakla saldırdı; ayağından vurularak yakalandı

Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu yıl TEKNOFEST, Güneydoğu ile birlikte bir rekor daha kırdı, kendi rekorunu kırdı. Tam 1 milyon 600 bin yarışmacı ve 730 bin takım TEKNOFEST yarışmalarına başvurdu. Tüm TEKNOFEST kuşağını yürekten tebrik ediyorum. Tabii 100 milyon liranın üzerinde maddi destek ve aynı zamanda 75 milyon liranın üzerinde ödül olacak bu yarışmacılarımıza, finalist olup şampiyon olanlara. Bu yıl tabii yeni yarışmalarımız da var. Teknolojinin her alanında, insansız su altı sistemlerinden, tarım teknolojilerindeki toprağımızı en bereketli şekilde kullanmak için ileri robotik teknolojilerine kadar, bunun yanında hareketli uydu sistemlerinden, uydu terminali yarışmalarından, 5G, yapay zeka yarışmalarına kadar teknolojinin her alanını kuşatan yeni yarışmalarla TEKNOFEST yolculuğuna devam ediyor."

Şırnak'ın kendisi için özel bir yere sahip olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

"Şırnak ikinci evim gibi sevdiğim topraklar. Özellikle bizim milli insansız hava araçları mücadelemizde, o teknolojinin gelişmesinde çok önemli bir merkez. İlk defa Mini İHA Bayraktar buralarda geliştirildi. Aynı zamanda insansız helikopterimiz de ilk denemelerini, ilk çalışmalarını buralarda yaptı ve gördük ki 20 senede de hakikaten aradan geçen zamanda çok şey değişmiş. Bunun yanında bu teknolojiyi geliştirmede Şırnak'ın benim için ayrıca özel bir yeri var. O da hayatımı vakfettiğim mühendislik çalışmalarında uzmanı olduğum alanın kurucusunun bu topraklarda yetişmiş olması. Robotik biliminin kurucusu olan bir büyük insan, yüzyıllar önce olduğu gibi nasıl ki dünyaya yön verdiyse, bizlerin de hayatlarına, tüm çalışmalarına ilham oldu ve yön verdi. Evet, Cezeri, robotik alanının dünyadaki kurucusu. Kendi döneminde bugün bilgisayar teknolojisiyle yapılan robotları ilk defa mekanik otomatlarda başarmış bir büyük mühendis, bir yol gösterici, bir çığır açıcı."

Bayraktar, gençlerin arasından nice Cezeriler ve Harezmilerin yetişeceğine inandığını ifade ederek sözlerini şöyle tamamladı:

"İnşallah bu oluşan yeni iklimle birlikte, 20 senede bölgeye gelen huzurla birlikte, küresel emperyalizmin beslediği terörün temizlenmesiyle birlikte hem bölgemiz hem Şırnak'ımız hem de Türkiye'miz bambaşka bir noktaya gidecek. Buradaki en büyük gücümüz, sevgili kardeşlerim ve umudumuz sizlersiniz, 10 binlerle yetişmiş TEKNOFEST kuşağı. Bölgemizi, ülkemizi ve hatta tüm dost ve kardeş coğrafyaları Cezeri'nin ruhuyla, yüksek teknolojiyle kalkındırma vakti geldi. Bunu inşallah sizler başaracaksınız. TEKNOFEST kuşağı, köklerden aldığı güçle göklerde bayrağımızı ve medeniyetimizin değerlerini en yükseğe çekecek. Tüm kurumlarıyla yıkılmış ve büyük bir karanlığa sürüklenen dünyanın yeniden inşası, medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları TEKNOFEST kuşağı sizler tarafından gerçekleşecek. Hürriyetin, adaletin ve refahın kuşattığı o güzel dünyada buluşmak dileğiyle, sevgiyle kalın."

İsrailli bakanın 'Mekke Anlaşması' korkusu! 'Bizim için çok kötü bir gelişme'

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE'NİN BAŞARILMASINDA 'BEN DE VARIM' DİYEN BİR ŞIRNAK'TAYIZ"

Vali Birol Ekici de bugün kendileri için tarihi bir gün olduğunu ifade etti."Biz 40 yıl, 50 yıl karanlık bir dönem yaşadık." diyen Ekici, şöyle konuştu:

"Bu karanlık dönemin sonu olarak bugünü milat olarak kabul ediyorum çünkü biz artık daha önce gidemediğimiz, daha önce gitmeye çekindiğimiz dağlarda Şırnak'ın gençleri 83 bin varil petrol üretiyor. Bugün bu sahada dron yarışması yapıyor ve TEKNOFEST kuşağının başaracağı bilim ve teknoloji yarışında, bilgi çağında, Türkiye yüzyılının oluşmasında, 'Terörsüz Türkiye'nin başarılmasında 'ben de varım' diyen bir Şırnak'tayız. Bugün bizi yalnız bırakmayıp buraya kadar gelen gençlerimizin Selçuk abisine teşekkür ediyorum. Yarışmaya katılan herkese başarılar diliyorum."

"SELÇUK BAYRAKTAR BEYEFENDİ'Yİ ŞIRNAK'IN FAHRİ HEMŞEHRİSİ OLARAK İLAN EDECEĞİZ"

Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka ise Şırnak'ın bereketli topraklar olduğunu belirtti. Yarışmalara katılan gençlerin dün akşam tek ağızdan Selçuk Bayraktar'ı kente davet ettiğini anımsatan Yarka, "Selçuk Bey'in az önceki konuşmalarından çok etkilendim. Şırnak'ı ve teknolojiyi gençlere en güzel şekilde anlattı ve 20 yıl önce burada yaptıkları çalışmalar ve ayrıca Şırnak için hep 'ikinci evim' demesi bizim için çok anlamlıdır ve çok önemlidir. Sayın Selçuk Bayraktar Beyefendi'yi ilk meclis toplantımızda Şırnak'ın fahri hemşehrisi olarak ilan edeceğiz ve kendisinden de kabul etmesini rica ediyorum" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından havai fişek gösterisi yapıldı.

Programa Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürü Sadullah Uzun, Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Canik, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Zafer Tombul, İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, kurum amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Yunanistan'dan Mekke Anlaşması'na karşı hamle çağrısı! 'Derhal harekete geçilmeli'

SON DAKİKA | Şehit aileleri ve gazilerin hakları düzenleniyor! Teklif kabul edilerek yasalaştı

TBMM Genel Kurulunda, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Genel Kurulda kabul edilerek yasalaştı.

İlginizi Çekebilir

Kanunla, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Buna göre, kapsama ilişkin sınırlamalar kaldırılarak kategorik bir ayrıma gitmeksizin tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının bir aylık asgari ücretin net tutarından az olmaması yasal güvenceye alınacak.

Kanundaki bir diğer düzenlemeyle, bakıma muhtaç gazi ve malullere net asgari ücretin 2 katı olarak yapılan ödeme, net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılacak.

Vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amacıyla Terörle Mücadele Kanunu'nda da değişikliğe gidildi.

Buna göre, ilgili kanun hükümleri kapsamında bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla en az 4 yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesinde bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamayacak ve bunlar için Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ilgili fıkrasına göre yapılacak yükseltmelerde aynı derece başlangıç olarak esas alınarak artırılacak. Derece yükselmelerinde yükseköğrenim mezunu gibi işlem yapılacak ve dördüncü dereceye yükselenler için 2 bin 100, üçüncü dereceye yükselenler için 2 bin 200, ikinci dereceye yükselenler için 3 bin, birinci dereceye yükselenler için ise 3 bin 600 ek gösterge rakamı esas alınacak.

Bu hüküm kapsamındakilere bağlanacak aylığın toplam tutarı, 35 bin 398 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan, hak sahiplerinin aylık tutarı ise bulunacak tutarın hisseleri oranı esas alınarak tespit edilecek tutardan az olamayacak. Hüküm uyarınca ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı Sosyal Güvenlik Kurumunca Hazineden tahsil edilecek.

Terörle Mücadele Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, terör eylemleri nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuata göre malul sayılmayan ancak Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılan kişilerin gösterge tablosu güncellenerek bağlanan aylık miktarları artırılacak.

Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde ve ayrıca terörle mücadele kapsamında yaralanıp malul sayılmamakla birlikte derece tespiti yapılanların aylıklarına esas gösterge rakamları yükseltilecek. Muharip gazilere tanınan ücretsiz seyahat, elektrik ve su kullanımına yönelik ücretlerde de indirim gibi diğer haklar tanınacak.

Bu düzenlemeler yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

İsrailli bakanın 'Mekke Anlaşması' korkusu! 'Bizim için çok kötü bir gelişme'

MEVCUT MEVZUATA GÖRE MALUL SAYILMAYAN PERSONELE YÖNELİK DÜZENLEME

Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici madde ile terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında yaralanan ancak mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması esası getirilecek.

Düzenleme ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli, Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli, askeri öğrenciler ve güvenlik korucuları kapsama alınacak. Terör eylemleri sonucu ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya patlayıcı mühimmatın (EYP, mayın, havan, roket, el bombası vb.) vücutta penetran yaralanmaya neden olması, bunların blast (patlama basıncı) ve termal etkileriyle yaralanması ya da terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici yakın muharebe saldırıları sonucu meydana gelen yaralanmalar da kapsama dahil edilecek.

Olay tarihindeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması ve olay ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespitiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak. Yapılan ödemeler fatura karşılığı Hazinece SGK'ye aktarılacak ve bu kişiler aylık hükümleri hariç 1005 sayılı Kanun kapsamındaki gazilere sağlanan diğer sosyal ve özlük haklarından yararlanabilecek.

Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar bakımından bir defaya mahsus uygulanacak. Başvuruların kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde olay tarihindeki kurumlara yapılması gerekiyor. İlgililerin sonradan malul olduklarının tespiti halinde ise vazife malullüğü hükümleri uygulanarak bu maddeye göre bağlanan aylıkları kesilecek.

Bu düzenlemeler 1 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

ER VE ERBAŞLARIN YENİDEN MUAYENE HAKKINA İLİŞKİN YAŞ HADDİNE YÖNELİK DÜZENLEME

Düzenlemeyle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddi, 55 yaşını doldurdukları tarih esas alınarak düzenleniyor.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemlerin devamı niteliğindeki eylemlerin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı oldukları sırada yaralanan kamu görevlileri ve sivillerden malul sayılmayan veya Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayanlara bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak.

Bu aylıklar hakkında uygulanacak kanun da belirlendi. Bu düzenleme kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen aylıklar, fatura karşılığında iki ay içerisinde Hazineden tahsil edilebilecek.

Bu düzenleme yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

Düzenlemenin Genel Kurulda kullanılan 382 oyun tamamını alarak yasalaşmasının ardından gündemdeki diğer kanun tekliflerinin isimlerini okutan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu: 52 orman yangınına ilişkin soruşturmada 9 şüpheli tutuklandı

BAKAN GÖKTAŞ: YENİ BİR DÖNEMİN KAPILARINI ARALIYORUZ

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM'de kabul edilerek yasalaşmasına ilişkin, "Şehitlerimizin bizlere emaneti kıymetli ailelerinin ve vatanımız uğruna canlarını ortaya koyan kahraman gazilerimizin haklarını güçlendiren yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz." ifadesini kullandı.

Bakan Göktaş, NSosyal'deki hesabından yaptığı açıklamada, şehit aileleri ve kahraman gazileri daha güçlü haklarla buluşturduklarını belirtti.

Şehitlerin emaneti ailelerin ve vatan uğruna canlarını ortaya koyan gazilerin haklarını güçlendiren yeni bir dönemin kapılarının aralandığını belirten Göktaş, düzenlemelerle, tüm şehitlerin anne ve babalarına ödenen aylıkların, asgari ücretin altında kalmayacak şekilde iyileştirileceğini, terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayanlara ilk kez aylık bağlanacağını ve ücretsiz toplu taşıma, elektrik ve su faturalarında indirim gibi sosyal haklar sağlanacağını bildirdi.

Göktaş, 15 Temmuz gazilerine aylık bağlanacağını, 15 Temmuz ve terörle mücadelede yaralanıp malul sayılmayan ancak derece tespiti yapılarak aylık bağlananların aylıklarını artırılacağını aktararak, erbaş ve erler, güvenlik korucuları, askeri öğrenciler ve terör eylemlerinin önlenmesinde faydalı olan siviller dahil olmak üzere vatan için canını siper eden gazilerin aylıklarının artırılacağını kaydetti.

Yasayla birlikte er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddinin, 55 yaşını doldurdukları tarihi esas alarak düzenleyerek hak kayıplarının önüne geçildiğini ifade eden Göktaş, ağır engelli gazilere ödenen bakım aylığının da artırılacağını duyurdu.

Bakan Göktaş, şunları kaydetti:

Alıntı Metni
Yunanistan'dan Mekke Anlaşması'na karşı hamle çağrısı! 'Derhal harekete geçilmeli'

Manisa'da orman yangını! Havadan ve karadan dev müdahale

Manisa'nın Kula ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale edildi.

Seyitali Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle orman yangını çıktı.

İhbar üzerine bölgeye İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı 9 uçak, 6 helikopter, 33 arazöz ve 4 dozer ile Manisa Büyükşehir İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri sevk edildi.

KONTROL ALTINA ALINDI

Tarım arazisinde çıkan ve ormana sıçrayan yangın, ekiplerin 8 saatlik çalışmalarının ardından kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışmaları sürerken, yangının çıkış nedenine ilişkin soruşturma başlatıldı.

Başpehlivan Serhat Elvan 3 kişi tarafından dehşeti yaşadı! ‘Kafamı çevirdiğim anda vurmaya başladılar’
Soru sorma bahanesiyle yaklaştı bıçakla saldırdı; ayağından vurularak yakalandı

Abdülhamid Han ile gurur dolu 4 yıl! Bakan Bayraktar: Gücümüzü her geçen gün artırıyoruz

Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından paylaşım yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “6 derin deniz sondaj gemimiz ve 2 sismik araştırma gemimizle, dünyanın 4. büyük enerji filosuna sahip ülkesi olarak Mavi Vatan’daki gücümüzü her geçen gün artırıyoruz. Türk mühendisliğinin gücünü denizlerimize taşımaya; milletimizin refahı için aramaya, keşfetmeye ve üretmeye devam edeceğiz.” dedi.

DÜNYANIN 4’ÜNCÜ ENERJİ FİLOSU

6 derin deniz sondaj gemisiyle dünyanın en büyük 4’üncü enerji filosuna sahip olan Türkiye, bir taraftan Karadeniz’deki Sakarya Gaz Sahası’nda üretime devam ederken Çağrı Bey ile Somali’de sondaj çalışmalarını sürdürüyor.

AKDENİZ’DE 3 SONDAJ

Filonun 7’nci nesil gemilerinden olan Abdülhamid Han da tam 4 yıldır farklı lokasyonlarda başarıyla görev üstleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 9 Ağustos 2022’de Mersin Taşucu Limanı'ndan Akdeniz'deki Yörükler-1 kuyusuna uğurlanan gemi, Akdeniz'deki faaliyetlerine Taşucu-1 ve Akseki-1 kuyularında devam etti.

KARADENİZ’E GEÇTİ

Abdülhamid Han, Akdeniz'deki çalışmaların ardından Sakarya Gaz Sahası’nda görevlendirildi. 2024’te İstanbul Boğazı'nı geçerek Karadeniz'e intikal gemi, bu yıl içerisinde Amasra-4 kuyusunda çalışmalara başladı. Abdülhamid Han, 2024’ten bugüne Karadeniz’de 17 kuyuda sondaj yaptı.

İstanbul'da yağış sürprizi! AKOM'un yeni hava durumu raporu belli oldu

12 BİN METRELİK SONDAJ KAPASİTESİ

Abdülhamid Han, 17 Mayıs 2025’te Göktepe-3 kuyusunda 75 milyar metreküplük doğal gaz keşfetti. Bu keşifle birlikte Karadeniz’deki toplam doğal gaz rezervi 785 milyar metreküpe ulaştı. Gemi, 238 metre uzunluğu, 42 metre genişliği ve 12 bin 120 metreye ulaşan sondaj kapasitesiyle hâlihazırda Türkali-44 kuyusundaki sondaj faaliyetleri devam ediyor.

GÖKTEPE-3’ÜN MİMARI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, geminin görevdeki 4’üncü yılını doldurmasına ilişkin sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yaptı. Abdülhamid Han Sondaj Gemisinin 4 yıldır Mavi Vatan’da Türkiye’nin enerjisinin izini sürdüğünü belirten Bakan Bayraktar, “9 Ağustos 2022’de Akdeniz’de ilk görevine başlayan Abdülhamid Han Sondaj Gemimiz, bugün Karadeniz’de enerji bağımsızlığı hedefimizin en önemli aktörlerinden biri olarak çalışmalarını sürdürüyor. Akdeniz ve Karadeniz’de bugüne kadar 20 kuyuda görev yapan Abdülhamid Han, Göktepe-3 kuyusunda gerçekleştirdiği 75 milyar metreküplük doğal gaz keşfiyle de Türkiye’nin enerji tarihine önemli bir başarı kazandırdı.” dedi.

MİLLETİMİZİN REFAHI İÇİN ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Bakan Bayraktar, “6 derin deniz sondaj gemimiz ve 2 sismik araştırma gemimizle, dünyanın 4. büyük enerji filosuna sahip ülkesi olarak Mavi Vatan’daki gücümüzü her geçen gün artırıyoruz. Türk mühendisliğinin gücünü denizlerimize taşımaya; milletimizin refahı için aramaya, keşfetmeye ve üretmeye devam edeceğiz.” ifadelerini de kullandı.

İspanya'da manşetler Arda Güler! 'Mesut Özil'i andırıyor, Real Madrid vazgeçemez'

Bakan Bolat: Habur Gümrük Kapımızda 2026'nın günlük TIR çıkış rekorunu kırdık

Bakan Bolat, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin ticaret gücü, sınırlarımızın ötesine taşınırken; bölgesel ticaret yollarındaki ağırlığımız da her geçen gün artıyor. 7 Ağustos 2026 Cuma günü, Şırnak ilimizin Silopi ilçesine bağlı Habur Gümrük Kapımızdan 2 bin 454 adet TIR çıkışı gerçekleştirerek, 2026 yılının günlük TIR çıkış rekorunu kırdık. Bu rekor; Habur Gümrük Kapımızın ülkemizin güneydoğudan bağlandığı komşu ülke Irak'la büyüyen ticaretimizin, Körfez ülkelerine uzanan yeni transit ticaret koridorlarımızın ve Türkiye'nin bölgesel lojistik merkez olma iradesinin sahadaki güçlü bir göstergesidir. Habur Gümrük Kapımız artık yalnızca Türkiye-Irak ticaretinin değil, Türkiye'yi Irak üzerinden Körfez'e ve daha geniş pazarlara bağlayan stratejik İpekyolu ticaret koridorunun en önemli geçiş kapılarından biri olarak öne çıkıyor" dedi.

Batarya neden yanıyor? Elektrikli araçlarda ölümcül risk

"TÜRKİYE'Yİ BÖLGESİNİN TİCARET ÜSSÜ HALİNE GETİRECEĞİZ"

Türkiye Yüzyılı'nda ticaret yollarını genişlettiklerini, lojistik altyapıyı güçlendirdiklerini, ihracatçının dünyaya daha hızlı ve daha güçlü ulaşmasını sağladıklarını vurgulayan Bolat, "2 bin 454 TIR'lık günlük rekor, büyüyen ticaretimizin ve güçlenen lojistik kapasitemizin somut bir göstergesidir. Bu başarının mimarı ihracatçılarımız, cefakar taşımacılarımız, şoförlerimiz ve gümrük çalışanlarımızla iftihar ediyor, onlara teşekkür ediyoruz. Ülkemizin ticaret yollarını büyütmeye, ihracatımızı artırmaya ve Türkiye'yi bölgesinin ticaret üssü haline getirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Türkiye üretiyor, ihraç ediyor ve dünyaya açılıyor" açıklamasında bulundu.

Aktif büyüklüğü 5.8 trilyon lirayı aştı

EKONOMİ SERVİSİ -Reel sektöre sağladığı finansman desteğini 4.3 trilyon TL’ye ulaştıran VakıfBank, yurt dışından yılın ilk yarısında 7.1 milyar dolar kaynak sağladı. Finansal sonuçlar ile ilgili açıklama yapan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, “Uluslararası finansman olanaklarıyla çeşitlendirerek temin ettiğimiz kaynaklarla reel sektörü desteklemeyi sürdürüyor, kalkınma odaklı değer bankacılığı anlayışımız doğrultusunda ülkemizin üretim gücüne katkı sağlamaya devam ediyoruz” dedi.

Katkıya devam edecek

Osman Arslan, “Kaynaklarımızı ülkemizin üretim kapasitesini, ihracatını, istihdamını ve yatırımlarını destekleyen alanlara yönlendirmeye devam ediyoruz. Deprem bölgesinin yeniden güçlendirilmesinden reel sektörün yeşil dönüşümünün desteklenmesine, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişiminin artırılmasından enerji verimliliği yatırımlarına kadar geniş bir alanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de kalkınmaya değer katan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeyi sürdürecek; ülkemizin kalkınma yolculuğunda yalnızca finansman sağlayan bir banka değil, aynı zamanda büyümeye yön veren güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

80 ülke için 107 pazar araştırması

Ticaret Bakanlığı, ticaret müşavirlerince hazırlanan 80 ülkeye yönelik 107 pazar araştırmasının, iş dünyasının hizmetine sunulduğunu bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ihracatın geliştirilmesi, çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için görevlendirilen ticaret müşavirleri ve ataşelerin, Türk iş dünyasının bulundukları ülkelerdeki ilk temas noktaları ve temsilcileri olduğu aktarıldı.

Ticaret müşavirlerinin bulundukları ülkelerdeki potansiyel sektörler hakkında iş dünyasını bilgilendirerek, pazara giriş stratejilerine katkı sağlamakla görevli olduklarına işaret edilen açıklamada, “Bu çerçevede, 2026 yılının ilk 7 ayı itibarıyla 80 ülkede ihracatımız açısından önem arz eden sektörlere yönelik ‘107 Sektörel Pazar Araştırması Raporu’ hazırlanarak, Ticaret Bakanlığımızın internet sayfası aracılığıyla, iş dünyamızın istifadesine sunulmuştur” ifadesi kullanıldı.

Ürün-alt sektör

Almanya Tekstil Sektörü, Bahreyn Gıda Sektörü, Çekya Otomotiv ve Yan Sanayi ​Sektörü, Belçika Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, Fransa Mobilya Sektörü, Hindistan Beyaz Eşya Sektörü, Japonya Hazır Giyim Sektörü, Madagaskar Demir-Çelik Sektörü, Meksika Kozmetik Sektörü, Portekiz Elektrik Elektronik Sektörü gibi ana sektör kollarına ilişkin raporların 2025’te yayımlandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Ana sektörlere ilaveten ürün ya da alt sektörler bazında da yerinde pazar araştırmaları yapılmasına ağırlık verildi. Bu çerçevede, Almanya doğal bal, ABD doğal taş, Arnavutluk inşaat iskelesi ve kalıp, Avustralya halı, Avusturya armatür, Hollanda plastik ambalaj, Brezilya PVC, Güney Kore su ürünleri, İrlanda mutfak eşyaları, İtalya ayakkabı, Tanzanya ilaç sektörleri gibi ürün-alt sektör bazlı raporlar hazırlandı.”

75 milyarlık finansman

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Yeni Parti Mersin Milletvekili Talat Dinçer’in küçük esnaf ve işletmelerden talep edilen yüksek telif ücretlerine ilişkin yazılı soru önergesine cevap verdi. Bakan Bolat, “2026 yılının ilk 6 ayında esnaf ve sanatkarlarımıza ülkemiz genelinde 98 bin 678 kullandırım kapsamında 74.8 milyar lirayı aşan tutarda uygun geri ödeme koşullu finansman sağlanmıştır” bilgisini verdi.

Riskler ve fırsatlar

Pazar araştırmasında, belirli bir sektöre ya da ürüne odaklanıldığının altı çizilen açıklamada, raporlarda hedef bölgeler, şehirler, eyaletler, dış ticaret ve ikili ticaret verileri, ithalatta zorunlu belgeler, önemli fuarlar, standartlar-etiketleme-ambalajlama, tüketici tercihleri, lojistik, dağıtım kanalları, e-ticaret pazar yerleri, tanıtım-pazarlama, tarife dışı engeller ve vergiler gibi başlıkların sektörel bakış açısıyla incelendiği aktarıldı. Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“İlgili ülke pazarına girmeyi hedefleyen firmalarımıza yönelik öneriler ile karşılaşılabilecek tehdit ve fırsatlar da sektörel raporların içeriğinde bulunmaktadır. Diğer taraftan, iş dünyamızdan gelecek talepler de dikkate alınarak, gelecek yıllarda da ihracatımız açısından potansiyel arz eden farklı sektörlere yönelik ticaret müşavirlerimizce, ataşelerimizce yerinde pazar araştırmaları yapılarak, elde edilen bilgiler iş dünyamıza aktarılmaya devam edilecektir.”

KOSGEB’den COP31 odaklı 6.5 milyon lira destek

EKONOMİ SERVİSİ -Bakan Kacır, “KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin uluslararası pazarlara açılmasını hedefliyoruz. Program kapsamında, TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlayarak, bünyelerindeki girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak hızlandırma programlarının hayata geçirilmesini destekleyeceğiz. Bu destek sayesinde girişimlerin yeni yatırım ve iş birliği fırsatlarına erişimlerinin güçlendirilmesini amaçlıyoruz” dedi.

Hendekli provokasyon

Kudüs Bölge Mahkemesinin ‘hapishane çevresine timsah yerleştirilmesine’ yönelik tartışmalı hükümet planını, daha fazla hukuki inceleme yapılana kadar durdurma kararı alması, aşırı sağcı bakanları harekete geçirdi. Çevre Koruma Bakanı Idit Silman ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, hapishane çevresinden çektikleri görüntü sosyal medyada paylaşıldı. Aşırı sağcı Bakan Ben-Gvir “İşte tam burada, bu noktada timsahlar olmalı. Mahkeme karar çıkartarak yaptığımız işlere yine çomak sokuyor ve onları bu kadar korkutmamız gerçekten inanılmaz” diye konuştu.

Netanyahu: Planı kabul etmedik

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı bitirme planını ‘kabul etmediklerini’ ifade etti. Washington’dan kendilerine bir “taslak gönderildiğini” belirten Netanyahu, “Biz bunu kabul etmedik. O taslak bizim taslağımız değildi” dedi ve planda değişiklik önerilerinde bulunduklarını kaydetti. Netanyahu’nun liderliğini yaptığı koalisyon hükümetinde yer alan aşırı sağcıların, son günlerde anlaşmayı reddetmesi için Başbakan’a baskı yaptıkları öne sürülüyordu.

Rusya’dan ağır saldırı

Kiev’in Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko yaralı sayısının ise 26’ya yükseldiğini ifade etti. Bu, bu yıl Kiev genelinde gerçekleşen en ölümcül saldırılardan biri oldu. En fazla can kaybı, Brovary ilçesindeki tren istasyonu yakınlarında kaydedildi.

Ukrayna Hava Kuvvetleri Komutanlığının yazılı açıklamasında, Rus ordusunun bu gece ülkeye 24’ü balistik olmak üzere 28 füze ile 115 silahlı İHA fırlattığı bildirildi. Rapora göre Ukrayna, Rusya’nın fırlattığı füzelerin hiçbirini düşüremedi. Ukraynalı yetkililer bir süredir balistik füze önleyici mühimmat sıkıntısının ciddi boyutlara ulaştığını belirtiyor.

‘Kurtarabilirdik’

Nitekim Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, bu duruma dikkat çekerken, “Balistik füze önleyiciler bugün hayatını kaybeden insanların yaşamlarını kurtarabilirdi. Ortaklarımızın, teslimatlardaki gecikmelerin veya balistik füze savunma sistemlerini vermeye yanaşmamanın böylesine korkunç can kayıplarına ve yıkıma yol açtığını anlamaları çok önemli” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, “Saldırının ana hedefi sivil işletmelerin depolarıydı. Altyapı tesisleri ve bir tren istasyonu da vuruldu” dedi. Saldırılarda Ukraynalı yapı-market, e-ticaret platformları ve posta şirketleri vuruldu. Rusya ise Kiev bölgesinde İHA parçalarının depolandığı ve sevkiyatının yapıldığı noktaların vurulduğunu öne sürdü.

Manavı İHA ile vurdular!

Rusya’nın bir İHA ile bir sivile yönelik gerçekleştirdiği saldırı büyük tepki çekti. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukraynalı sivilin İHA ile hedef alındığı anların videosunu sosyal medya hesabından paylaştı. Zelenskiy olayın, Rusların sivillere yönelik “insan safarisinin” bir örneği olduğunu kaydetti. Herson’da yaşanan olayın görüntülerinde, bir seyyar satıcıyı aracının etrafında kovalayan İHA’yı gösteriyor. Manav olduğu öğrenilen adam, İHA’dan kaçıyor ancak daha sonra patlama yaşanıyor.

Hürmüz’de kontrol kimde olacak?

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile görüşmelerin “çok iyi” ilerlediğini ve tablonun “48 saat içinde” netleşeceğini belirterek, Hürmüz Boğazı’nın da “çok yakında açılacağını” söyledi. Müzakerelerden vazgeçmeleri halinde İran tarafının “sert bir karşılık göreceğini” savunan Trump, “Eğer yine geri adım atarlarsa çok ağır bir darbe alacaklar. Bunu biliyorlar, bunu anlıyorlar. Başka seçeneğim yok” diye konuştu. Trump, Hürmüz Boğazı’nın açılabileceğine işaret ederek, “Boğaz çok yakında açılacak ya da çok sert vurulacaklar ve sonra boğaz açık olacak.” dedi.

Büyük taviz

Bununla birlikte hem İran’dan gelen haberler, hem de müzakerelerden basına yansıyanlar, Trump’ı memnun edecek gibi durmuyor. İran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda gemiler için güvenli geçiş yolları belirlenmesi amacıyla Umman ile yürütülen teknik ve siyasi görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini açıklarken, müzakerelerde masada olan anlaşmada İran’a ciddi haklar verildiği öne sürülüyor. İngiliz basınına yansıyan haberlere göre anlaşmada Hürmüz’e giren trafiğin İran kontrolüne bırakıldığı, çıkış trafiğinin de İran’a gözetim hakkı verildiği iddia edildi.

Bu, çok ciddi tavizler verildiği anlamına geliyor. Zira hem ABD hem de bölge ülkeleri Hürmüz’de İran kontrolüne karşı. ABD yetkilileri, İran’ın dünyanın en önemli enerji tedarik ticaret yoluna erişimi kontrol etmesine izin verecek herhangi bir anlaşmayı asla kabul etmeyeceklerini defalarca vurguladılar. Trump, İran’ın boğazı kontrol etmesine ve geçiş ücreti alınmasına karşı çıkıyor.

‘Hemen açılmaz’

Umman’ın da son görüşmelerde önemli bir rol üstlendiğine değinen kaynaklar, söz konusu tek sayfalık belgenin sadece Hürmüz Boğazı ile ilgili olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre, belgede İran’ın nükleer programından bahsedilmezken, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması buna karşılık ABD’nin de ablukayı kaldırması öngörülüyor.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusunun yayın organı, Hürmüz Boğazı konusunda Umman ile yürütülen görüşmelerde anlaşmanın gecikmesinin temelinde ABD’nin müdahalesi ve askeri tehditleri olduğunu belirtti. İran’a yönelik saldırı tehditleri devam ettikçe herhangi bir anlaşma gerçekleşmeyeceği aktarıldı. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Umman ile Hürmüz Boğazı’nda müzakerelerin son aşamaya girdiğini ve müzakere edilen güzergahın 2 ila 4 ay sürmesi beklenen bir “geçici güzergah” olduğunu belirterek, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ABD’nin tutumuna bağlı olacağını söyledi.

‘ABD stokları tüketti’ iddiası

ABD’li komutanların, Pentagon’un mühimmat stokunun “tehlikeli derecede düşük” olduğu uyarısında bulunduğu ve ordunun, kritik bir füze savunma sistemine ait önleyici füzelerin neredeyse yüzde 80’ini tükettiği öne sürüldü. CNN’e konuşan ve konuyla ilgili bilgi sahibi birçok kaynağa göre, ABD ordusu İran’la karşılıklı süren saldırılarda, önemli bir savunma sistemi için kullandığı füzelerin büyük kısmını tüketti. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise iddiayı yalanladı ve CNN’in haberine tepki göstererek, “Size yazıklar olsun. Sahte medyadan yeterince nefret etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Suudi gemisi vuruldu

Yemen’deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz’in kuzeyinde Suudi Arabistan’a ait petrol gemisini çok sayıda balistik füzeyle hedef aldıklarını duyurdu. Husilerin Sözcüsü Yahya Seri bu saldırının “ablukaya ablukayla karşılık verme” anlayışı çerçevesinde gerçekleştirildiğini savundu.

Belçika’da güçlü araç yasağı geliyor

Ülke basınında yer alan haberlere göre, Belçika Mobilite, İklim ve Çevre Geçişi Bakanı Jean-Luc Crucke, acemi sürücülerin güçlü araçlara erişimi konusunda tartışma başlatmanın meşru olduğunu söyledi. Vias Enstitüsünden yapılan açıklamada, 2025’te 25 yaşın altındaki 4 bin 600’den fazla sürücünün trafik kazalarına karıştığı ve genç sürücülerin yüksek performanslı araçların direksiyonuna geçmelerini önlemek için “en uygun yaklaşımı” analiz edeceği aktarıldı.

Trump'tan yeni İran açıklaması! 'Anlaşmayı tercih ediyorum'

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la bir anlaşma yapmayı tercih ettiğini ancak diplomasinin başarısız olması halinde "güç kullanımının hala bir seçenek olduğunu" söyledi.

İlginizi Çekebilir

ABD'nin Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde düzenlenen ekonomi temalı bir etkinlikte konuşan Trump, dış politikada İran gündemine değindi.

İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini kaydeden Trump, "Onlarla anlaşma yapmayı tercih ederim çünkü insanları öldürmek istemiyorum." dedi.

Trump, "İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük saldırıyı" başlatmaya hazır olduklarını, ancak Körfez liderlerinden ve İranlı yetkililerden gelen saldırıyı durdurma ve görüşme talebine olumlu karşılık vererek planladıkları saldırıları askıya aldığını belirtti.

"Beni aradılar ve lütfen bunu yapmayın konuşalım dediler. Biz şu anda görüşüyoruz. Bakalım ne olacak, ama bize saygı gösteriyorlar." ifadelerini kullanan Trump, görüşmelerin başarısız olması halinde İran'ı "sert şekilde" vurmaya hazır olduklarını yineledi.

ABD Başkanı Trump, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını bir kez daha dile getirerek, temel amaçlarının bu olduğunu savundu.

ABD'de silahlı saldırı dehşeti! Çok sayıda ölü ve yaralı var
ABD'den İran kararı! 'Yaptırımlar kaldırıldı'

Çocukların verileri için yeni düzenleme geliyor! ‘Dijital rıza yaşı’ yasaya giriyor

EVRİN GÜVENDİK / Ankara - Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. Cihan Kanlıgöz’ün TBMM Okul Saldırılarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’nda yaptığı açıklamalar, Adalet Bakanlığı bünyesinde hazırlanan yeni yasa taslağında “çocukların kişisel verileri” ve “dijital rıza yaşı” konularına yönelik düzenlemelerin yer alacağını ortaya koydu. Kanlıgöz, kişisel verilerini paylaşmanın sonuçlarını öngörememeleri, dijital risklerin farkında olmamaları, haklarını bilmemeleri, aile denetiminin dijital ortamda sınırlı kalması ve kötü niyetli kişilerin bu zafiyetleri kullanabilmesi gibi nedenlerle çocukların kişisel verilerinin korunmasının önem taşıdığını söyledi.

Koruma altında

Mevcut kanunda çocukların kişisel verilerine ilişkin özel bir tanım ya da hüküm bulunmadığını ifade eden Kanlıgöz, buna rağmen çocuklara ait verilerin de kanun kapsamında değerlendirildiğini söyledi. Kanlıgöz, çocuklara ilişkin kişisel veriler arasında kimlik ve iletişim bilgileri, eğitim kayıtları, sağlık ve görüntü ve ses kayıtları ile dijital platformlarda oluşan dijital ayak izlerinin yer aldığını belirtti. Kanlıgöz, bunlara okul devam-devamsızlık bilgileri, sınav sonuçları, disiplin kayıtları, rehberlik dosyaları ve kamera kayıtlarını örnek gösterdi.

AB’de 16, ABD’de 13

Çocukların hangi verilerinin hangi amaçla işlendiğinin, kimlerle paylaşılabileceğinin ve sahip oldukları hakların yaşlarına uygun bir dille mutlaka anlatılması gerektiğini vurgulayan Kanlıgöz, uluslararası uygulamaları da paylaştı. Buna göre, AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) dijital rıza yaşını 16 olarak belirlerken üye ülkelere bu sınırı 13 yaşa kadar düşürme yetkisi tanıyor. ABD’de dijital rıza yaşı 13, Çin’de ise 14 olarak uygulanıyor. Türkiye’de ise mevcut mevzuatta bu konuda özel bir düzenleme bulunmadığını belirten Kanlıgöz, Türk Medeni Kanunu hükümleri gereği 18 yaşından küçüklerin kişisel verilerinin işlenmesinde anne, baba veya yasal temsilcinin rızasının esas alındığını söyledi.

Yasa taslağı hazırlanıyor

Milletvekillerinin çocuklara yönelik özel düzenleme yapılıp yapılmayacağı yönündeki sorusunu da yanıtlayan Kanlıgöz, Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Bilim Komisyonu’nun, KVKK’nın da katkısıyla AB Genel Veri Koruma Tüzüğü’ne uyum amacıyla yeni bir yasa taslağı hazırladığını açıkladı. Kanlıgöz, taslakta GDPR’da olduğu gibi dijital rıza yaşının belirlenmesi ve çocukların kişisel verilerine ilişkin özel hükümlerin yer almasının beklendiğini ifade etti. Türkiye’de sosyal medya için uygulanan 15 yaş sınırına rağmen internet siteleri ve çevrimiçi hizmet sağlayıcılarının çocukların kişisel verilerini hangi koşullarda işleyebileceği konusunda belirsizlik bulunduğunu belirten uzmanlar, hazırlanacak düzenlemenin bu alandaki yükümlülükleri netleştirmesinin beklendiğini ifade ediyor.

160 günü havada geçti! Atamaların arkasındaki dikkat çekici öyküler...

Aydın Hasan - Orgeneral Dalkıran, Hava Harp Okulu’nun yanı sıra ABD’de İnsan Gücü Yönetimi Kursu’nu tamamladı. Güney Kore Cumhuriyeti Hannam Üniversitesi’nde Korece eğitimini tamamladıktan sonra Güney Kore Hava Harp Akademisi’nde eğitim gördü.

15 ayrı hava aracı

Dalkıran, F-16, F-5, F-104; eğitim uçağı T-41, T-33, T-37, T-34, KT-1T, T-38, SF-260D, CIT-VII, CN-235 nakliye uçağı ve AS-532, UH-1H, T-70 helikopter kullandı. Dalkıran’ın bu güne kadar hava araçlarındaki uçuş saati, toplamda 3852 saat beş dakika oldu. Bunun 3 bin 134 saat 20 dakikalık bölümünü jet uçuşları oluşturdu.

Bu kareye son kez girdi

Son yıllarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın YAŞ kararlarını imzaladığı ana ilişkin fotoğraflarda da yer alan Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal, önceki gün YAŞ kararlarını son kez Cumhurbaşkanı’na takdim etti. Yaş haddinden 1 Eylül’den itibaren emeklilik hayatına başlayacak Gürdal’ın yaşam hikâyesi, TSK’nın fırsat eşitliği sunan sisteminin somut bir göstergesi.

Tümgeneral Gürdal ile TSK İnsani Yardım Tugayı Komutanı Tuğgeneral Mehmet Bahtiyar, önceki gün yapılan YAŞ toplantısında yaş haddinden emekliye sevk edildi. İki komutan da, astsubay kökenli idi. Bugüne kadar astsubay kökenli olup tümgeneralliğe terfi eden tek isim Gürdal olmuştu.

Gürdal’ın “yoksulluğun getirdiği sıkıntılar ile başlayan ancak çalışkanlık ve sabırla başarıyla taçlanan” yaşamı, Isparta Sütçüler’in Aşağıyaylabel köyünde başladı. Gürdal, liseden mezun olduktan sonra tıp fakültesini kazandı. Ancak yoksulluk nedeniyle tıp eğitimi almasına ailesinin gücü yetmedi. Gürdal, bunun üzerine yatılı olarak İzmir’de astsubay yetiştiren Hava Teknik Okulu’nda eğitim gördü. 1985’te mesleğe astsubay çavuş olarak başlayan Gürdal, 1998 yılında başarı göstererek subaylığa geçti.

Tüm kuvvetlerde kadın general

Türkiye’deki kadın generaller, sembolik bir eşiği aştı. Deniz’in ardından Hava ve Kara Kuvvetlerinde de iki kadın subayın generalliğe terfi etmesiyle TSK ile jandarmadaki toplam kadın general/amiral sayısı beşe çıktı.

2022 yılında Türkiye’nin ilk kadın generali, Jandarma’da kurmay albay rütbesinden tuğgeneral rütbesine terfi eden Özlem Yılmaz olmuştu. Jandarmada tuğgeneralliğe terfi eden ikinci kadın komutan Gülden Mat Şakir oldu. 2023’te de Gökçen Fırat Deniz Kuvvetlerinin ilk kadın amirali oldu.

Önceki gün yapılan YAŞ toplantısında Hava Kuvvetleri Komutanlığında Albay Özlem Karapınar ile Kara Kuvvetleri Komutanlığında Albay Armağan Özel tuğgeneralliğe terfi ettirildi. Karapınar, Hava Kuvvetlerinin; Özel ise Kara Kuvvetlerinin ilk kadın generali oldu.

Tıptan vazgeçti

Hava Kuvvetlerinin ilk kadın generali olan Karapınar 1977 doğumlu. Liseyi bitirdikten sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Aynı günlerde Hava Harp Okulu’nun yüksek fen ve matematik puanına sahip öğrencilere gönderdiği davet mektubunu alan Karapınar, kariyer planını değiştirdi.

Karapınar, 20 yaşında iken kendisiyle yapılan söyleşide, “Yalova’daki ön uçuş programından sonra dünyada en çok istediğim şeyin uçmak olduğunu anladım. Elemeleri geçip okula kabul edildim. Gökyüzünde hiç kimsenin görmediği güzellikler sizin. Hız, hükmettiğiniz büyük güç, bunu yaşamak muhteşem” demişti. Karapınar, evli ve bir çocuk annesi.

Firari FETÖ mensubu her şeyi itiraf etti! 1998’de örgüte katılmış

KENAN GÜRBÜZ / Muğla - Soruşturma dosyasına göre suikast girişiminin ardından tim Marmaris’teki ormanlık alana çekildi. Karatepe’nin 16 Temmuz sabahı gruptan ayrıldığı, dikkat çekmemek amacıyla askeri kıyafetlerini çıkararak şort, beyaz tişört, parmak arası terlik, güneş gözlüğü ve boynuna astığı havluyla tatilci görünümüne büründüğü belirtildi.

Elebaşı ile görüşmüş

Karatepe’-nin ifadesinde, 1998 yılında FETÖ yapılanmasına dahil olduğunu, Maltepe Askeri Lisesi ile Kara Harp Okulu sürecinde örgütün mahrem yapılanması içerisinde yer aldığını anlattığı öğrenildi. Karatepe’nin, Özel Kuvvet-ler’deki kritik bilgileri bağlı bulunduğu mahrem imama aktardığını, ABD’de görev yaptığı sırada FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile görüştüğünü de itiraf etti.

Örgütsel toplantıyla time katıldı

Darbe girişiminden önce İstanbul’da düzenlenen örgütsel toplantılara katılarak suikast timine dahil edildiğini anlatan Karatepe’nin ifadesinde, 15 Temmuz gecesi yaptıklarını da itiraf etti.

10 yıllık süreç...

İfadesinde 10 yıllık firari dönemi nasıl geçirdiğini anlatan Karatepe, ailesi, akrabaları ve tanıdıklarının yardımıyla gizlenmeyi başardığını anlattı. Sahte kimlik ve kendisine taktığı Salih ismi ile firari hayatına devam ettiğini belirten Karatepe, “Afyon’a geldikten sonra kendimi Salih ismi ile tanıttım. İlk eve taşındığımda iki yıl kadar hiçbir işte çalışmadım. Evden dışarıya zorunlu olunca geceleri çıkıyordum. İki yıl sonunda önce hurda toplama işlerine başladım.Ufak ufak inşatlarda amelelik yapmaya başlamıştım” dedi.

Cumhurbaşkanı şikâyetçi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi sundu. Dilekçede “Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımız, hem şahsına yönelen eylemleri nedeniyle hem de Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletinin birliğine yönelen eylemleri nedeniyle şüpheliden şikayetçi olduğu gibi 10 yıllık süre zarfında şüpheliye yer temin eden ve yardım eden kişilerden de şikayetçidir” denildi.

15 Temmuz hafızası yeniden canlandı

Doç. Dr. Hüseyin Aydın’ın kitabından uyarlanan, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni kapsamlı olarak ele alan Miray Yapım imzalı 15 bölümlük “Asırlık Gece” dizisi, TRT’nin dijital platformu Tabii ve YouTube üzerinden eş zamanlı olarak izleyiciyle buluşuyor. Yönetmenliğini Cihan Sağlam ile Ahmet Toklu’nun üstlendiği, gerçek mekânlarda çekilen dizi, ilk bölümleriyle yoğun ilgi gördü. Dizinin en dikkat çeken sahneleri, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde çekildi. Köprü, çekimler için üç gün kontrollü olarak trafiğe kapatıldı.

Aynı atmosfer...

Sette 15 Temmuz gecesi adeta yeniden yaşandı. Askeri araçlar, tanklar, dönemin üniformaları, siren sesleri, patlama ve çatışma efektlerinin kullanıldığı sahneler, gerçeğini aratmadı. Yüzlerce figüranın görev aldığı çekimlerde, darbeci askerlerin köprü üzerindeki müdahalesi ve vatandaşların direnişi büyük titizlikle canlandırıldı. Kullanılan ekipmanlar, dekorlar ve oyuncuların performansı, tarihi gecenin atmosferini yansıttı.

Büyük prodüksiyon

Dizinin yapımcılarından Halis Cahit Kurutlu ile köprüdeki çekimler sırasında görüştük. Bu büyük prodüksiyonun perde arkasını Milliyet’e anlatan Kurutlu, “Normal şartlarda bir sinema filmi ya da dizi yaptığınızda kullanacağınız mekân sayısı bellidir. Burada her bölümde farklı bir atmosfer, farklı bir mekân ve farklı bir olay anlatılıyor. Her bölüm aslında başlı başına ayrı bir proje gibiydi” dedi.

Köprü çekimlerinin en zor etaplardan biri olduğunu ifade eden Kurutlu, “Burada çekim yapabilmek için uzun süren hazırlıklar gerçekleştirdik. Trafik düzenlemelerinden güvenlik planlamasına kadar her ayrıntı titizlikle planlandı. Burada çekilen sahnelerin izleyiciye o geceyi en gerçek haliyle hissettirmesini istedik” diye konuştu.

‘Hesaplaşma’

Kurutlu, çekimlerin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını da belirterek “15 Temmuz gecesi ben de Ankara’da birçok farklı noktadaydım. Çekimler sırasında aynı model askerî araçlarla TRT binasının önünde ekip arkadaşlarımızla hatıra fotoğrafı çektirdik. Benim için çok duygusal bir an oldu. O gün kendi kendime, ‘Ya Rabbi bana bunun hesabını sormaya vesile olacak imkân ver’ diye dua etmiştim. Bugüne kadar FETÖ ve 15 Temmuz’u anlatan dördüncü yapımım oldu. Bu projeyi de o hesaplaşmanın bir parçası olarak görüyorum” diye konuştu.

Ekip de gözyaşlarını tutamadı

Dizinin yapımcılarından Eyüp Gökhan Özekin de, ekibin zaman zaman duygulanarak gözyaşlarını tutamadığını söyledi. “Hakikate sadık kalarak o duyguları yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz” diyen Özekin, şöyle konuştu: “Tarihe bu konunun izini bırakmak ve 15 Temmuz’u yaşamamış, görmemiş, çok fazla bilgisi olmayan gençlere hakikati anlatmak istedik” Özekin, dizinin çekimlerinde, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, destek veren herkese teşekkür etti. Özekin, “15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün kapatılıp bir dizi için kullanılması çok alışık olunan bir şey değil. Buna izin veren, dizinin çekimlerinde emeği ve desteği herkese verdikleri katkılar için teşekkür ediyoruz” dedi. AA


Af yok şartlı erteleme var

EVRİN GÜVENDİK / ANKARA -Terör örgütü PKK’nın tüm unsurlarıyla kendini fesh etmesi ve örgüt üyelerinin silah bırakmasını sağlamaya yönelik yasa teklifi dün “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adıyla TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklife, AK Parti ve MHP’li tüm vekillerin yanı sıra, DEM Parti, CHP ve HÜDA Par olmak üzere beş partiden toplam 360’ın üzerine milletvekili imza verdi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM Adalet Komisyonu’nun cuma günü düzenlemeyi görüşeceğini açıkladı. Teklifin pazar günü Genel Kurul’da ele alınması planlanıyor.

15 soru, 15 cevap

1) AMAÇ NE?: Teklif, terör örgütünün varlığına son verdiği ve kontrolü altındaki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı sonrası, halen yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesine ilişkin işlemleri düzenleyecek.

2) KİMLERİ KAPSIYOR?: Kanun, PKK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları kapsıyor. Kanun, sadece PKK’nın faaliyetiyle ilgili olarak, teklifte yer alan suçlarla sınırlandırıldı.

1 Haziran 2005 sınırı

3) HANGİ SUÇLAR KAPSAM DIŞI?: Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlardan yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar...

4) ÖCALAN YARARLANABİLECEK Mİ?: 1 Haziran 2005 sınırı nedeniyle yararlanamayacak.

5) BAŞVURU NEREYE?: Değerlendirmeler halihazırda soruşturma ve kovuşturmaların bulunduğu merciler tarafından yapılacak. Ancak başvurular, bulunulan yerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yapılabilecek.

6) ERTELEME NE KADAR?: Üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlarda beş yıl, 15 yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 10 yıl süreyle soruşturma ve kovuşturmalar ertelenecek.

7) HANGİ HALLERDE KALDIRILACAK?: Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri koşullarının bulunması halinde kaldırılacak.

8) HANGİ HALLERDE İNFAZ SAYILACAK?: Erteleme süresi suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde ceza infaz edilmiş sayılacak.

9) ZAMANAŞIMI İŞLEYECEK Mİ?: Erteleme sürelerinde zamanaşımı süreleri işlemeyecek.

10) HAK YOKSUNLUĞU KALKACAK MI?: Siyaset yasağı gibi hak yoksunluklarının ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için beş yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren iki yıl; 10 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise üç yıl geçmiş olması gerekecek.

11) TAKİP VE KOORDİNASYON NASIL SAĞLANACAK?: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında bir kurul kurulacak. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanları, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreteri yer alacak.

12) TBMM DEVREDE Mİ?: TBMM’de 17 üyeden oluşacak bir İzleme Kurulu oluşturulacak. Kurul, düzenleme kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek.

13) SİLAHLAR NE OLACAK?: Örgüt mensuplarının getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat vs kayıt altına alınacak. Buna ilişkin uygulama esasları İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca belirlenecek.

14- SÜRE NE KADAR?: Kanundan faydalanmak isteyenler MGK Kararı’nın Resmî Gazete’de yayımlanmasını takip eden altı ay içinde yazılı başvuru yapacak.

15- YARGILANMA RİSKİ VAR MI?: Kanunun amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari ve cezai sorumluluğu bulunmayacak.

‘Barışa imza’

DEM Parti yasa teklifine önceki gün MYK’da aldığı karar doğrultusunda dün imza koydu. Teklifte Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın da aralarında olduğu 18 vekil imza verdi. Bakırhan teklifi imzalarken “Bu sadece bir metnin altına atılmış bir imza değil. Barışa, demokrasiye ve ortak geleceğimize atılmış bir imzadır” ifadesini kullandı.

MGK bitti diyecek

Yasa, terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiği ve her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı sonrası uygulanacak. Öte yandan MGK’nın temmuz ayı olağan toplantısı, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Külliye’de yapılacak. Toplantıda Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşamanın tüm boyutlarıyla ele alınması bekleniyor.


‘İmralı’da ziyaretler yapılabilir’

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, teklifte yer alan kasten adam öldürme suçuna yönelik düzenlemede, terör örgütü yönetici kadrolarının eyleme katılıp katılmadığı veya emri verip vermediğine yönelik belirsizliğin nasıl giderileceğine ilişkin soru üzerine, “Bu TCK değişmeden önce, 2005 öncesi aslında, bu dediğiniz kişileri ihtiva ediyor” dedi. Güler, Öcalan’ın çalışma ve iletişim koşullarına yönelik soru üzerine, “Bunlar idari düzenlemelerle yapılabilecek işler, yasaya ihtiyaç yok. Bize sorarsanız bundan sonraki süreçlerde rahatlıkla, belli bir disiplinde, belli kurallara tabi olarak İmralı’da akademisyen, gazeteci ziyaretleri, bu konudaki açıklamalar noktasında idari düzenlemeyle yapılabilir” diye konuştu.

Büyükelçiliklere başvuru

Güler, yurt dışındaki örgüt üyelerinin ise kanundan yararlanmak için konsolosluk ve büyükelçiliklere başvurabileceğini söyledi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da “Selahattin Demirtaş için AİHM ve AYM kararlarının uygulanmasında bir gelişme bekleyelim mi” sorusuna “Bekleyin. Zaten raporda da var” yanıtını verdi.

KURTULMUŞ: İÇ KALEYİ TAHKİM EDECEK

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, teklifin sunulmasının ardından yaptığı açıklamada, “Farklı siyasi anlayışları, böylesine önemli bir ortak paydada buluşturan bu çalışma, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda ülkemizin iç kalesini tahkim edecek, millî birlik ve kardeşliğimizi daha da güçlendirecek önemli bir merhaledir” dedi.

Meclis’te yasa mesaisi

TBMM, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi için mesai yapacak. Genel Kurul’da dün AK Parti’nin Genel Kurul’un gün, gündem ve çalışma saatlerine ilişkin grup önerisi kabul edildi. TBMM, haftalık çalışma günlerinin dışında 7, 8, 9 ve 10 Ağustos tarihlerinde de çalışmalarına devam edecek.

ÖZEL’DEN USUL ELEŞTİRİSİ

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yasa teklifine ilişkin şunları söyledi: “AK Parti kendi grubundan boş kâğıda imzaları topladı. Parti gruplarına bugün (dün) öğle saatlerinde yolladılar. Biz bunu çalışacağımız ilgili Meclis komisyonlarımızın başkanları ve Meclis’te oluşturulan Terörsüz Türkiye Komisyonu’na görevli olarak gönderdiğimiz arkadaşlardan oluşan heyet metni çoğaltıp önüne alıp toplantıya başlarken, onlar yarım saat içinde metni Meclis Başkanlığı’na teslim ettiler. Siyasi yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak usul ve üslup açısından son derece yanlış bir iş. Teklif metnini sır gibi saklayıp boş kağıtlara imza alıp diğer siyasi partiye yolladıktan yarım saat sonra Meclis Başkanlığı’na teslim etmek meselenin ruhuna aykırı. Yasa teklifine imza veren siyasi partiler arasında CHP de yer aldı. Teklifi Faik Öztrak, Sevda Erdan Kılıç, Rahmi Aşkın Türeli ve İnan Akgün Alp imzaladı.

Yapılan açıklamada “Halkımız gönlünü ferah tutsun. Kanun teklifinin görüşmeleri sırasında, toplumsal barışın, hukukun üstünlüğünün, demokratik siyaset anlayışının ve milletimizin ortak geleceğinin güçlendirilmesi için gerekli gördüğümüz tüm düzenlemeleri kararlılıkla savunacağız” denildi.

İYİ Parti: İade edilsin

İYİ Parti, teklifin sunumunun ardından TBMM Başkanlığına, düzenlemenin iade edilmesi talebiyle başvurdu. Başvuruda “TBMM Başkanlığı’nın anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk çerçevesinde hareket ederek teklifi işleme almaksızın teklif sahibine iade etmesi” istendi.

Şehit aileleri ve gaziler teklifi Genel Kurul’a geliyor

TBMM Milli Savunma Komisyonu, AK Parti ve MHP tarafından hazırlanan, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeler içeren yasa teklifini görüştü. Komisyonda kabul edilen 9 maddelik yeklifin, yarın TBMM Genel Kurulu gündemine gelmesi bekleniyor. Güvenpark’ta hak talepleri için eylemlerini sürdüren er gaziler ile şehit yakınları ise İYİ Parti milletvekilleriyle birlikte komisyon toplantısına katılmak istedi. Komisyon salonuna girmelerine izin verilmemesi üzerine er gazi ve şehit yakınları tepki gösterdi. TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanvekili Refik Özen ise eylem yapan er gazi ve şehit yakınlarıyla görüşerek sorunların çözümü için çalışma yürüttüklerini ifade etti.

Son dakika... Teklifte neler var? İşte madde madde Terörsüz Türkiye yasası
Terörsüz Türkiye Yasası Meclis'te! Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milli birliğimizi perçinleyecek
10 soruda Terörsüz Türkiye yasası! Teklif kimleri kapsayacak?

Sivil uçuş emniyetinde en çok kuş çarpması sorun oldu

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), 2025 yılı emniyet olayları yıllık bültenini yayınladı. Buna göre sivil uçuşlarla ilgili toplam olay raporlama sayısı, 2023 yılında 4 bin 343, 2024 yılında 5 bin 306 iken geçen yıl 8 bin 23’e yükseldi. Geçen yıl Türk hava sahasında ya da Türk şirketlerinin yurtdışı uçuşlarında raporlanan 8 bin 23 olayın 4 bin 12’sini “uçağa kuş çarpması” olayları oluşturdu. Kuş çarpmaları 2024’te bin 650 kez raporlanırken, son raporda bildirimler 2.5 katına çıktı. Uçaktan korkanların kabusu olan türbülans olayı ise 138 kez raporlanırken, sert iniş olayı 166 kez, sert manevra raporlaması ise 95 kez yapıldı.

Sivil havacılık emniyet olayları, uluslararası ve ulusal mevzuat gereğince raporlanırken, bildirimler hem havalimanı çalışanları hem de vatandaşlar tarafından yapılabiliyor. Vatandaşlar, uçaklarda ya da havalimanlarında karşılaştığı sorunları SHGM’ye raporlayabiliyor. / MİTHAT YURDAKUL Ankara

51 ilde 540 konut ve iş yeri açık artırma ile satılacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), ev ve iş yeri edinmek isteyenler için 51 il kapsayan dev bir gayrimenkul satışı başlattı. Toplam 540 taşınmaz, 19-20 Ağustos 2026 tarihlerinde düzenlenecek açık artırmayla yeni sahiplerini bulacak. Toplam 2 milyar 987 milyon TL muhammen bedel üzerinden satılacak gayrimenkuller için esnek vade alternatifleri sağlanacak.

3 farklı ödeme imkânı

Konut satışı yapılacak 41 şehir arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Diyarbakır ve Erzurum gibi büyükşehirler yer alıyor. Liste genelindeki 235 konut; yüzde 25 peşinat ve 120 ay vade imkanıyla alıcıya sunulacak.

Konut kategorisinde muhammen bedeller Anadolu şehirlerindeki projelerde 1.2 milyon TL seviyesinden başlarken; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde 2.5 milyon TL’den başlayıp konumuna göre değişiyor.

Ticari gayrimenkul edinmek isteyenler için ise 30 ilde 305 iş yeri açık artırmaya dahil edildi. İş yerleri için esnek ödeme planları uygulanırken; yüzde 10 peşin 96 ay, yüzde 10 peşin 120 ay ve yüzde 30 peşin 60 ay vade seçenekleri devreye alınacak.

İhaleler 19 ve 20 Ağustos’ta

İnternet katılımı için kayıt süreci 18 Ağustos 2026 Salı günü saat 10.30’da sona erecek. Detaylı şartnameye TOKİ’nin resmi internet adresinden ulaşılabiliyor.

Her şeye rağmen kesintisiz büyüme

Dünyanın en fazla ülkesine uçan hava yolu THY, Orta Doğu’daki savaş ortamının oluşturduğu küresel belirsizlik, artan maliyetler ve uçak üretiminde yaşanan darboğaza rağmen gelirini, yolcu sayısını ve filosundaki uçak sayısını artırdığını açıkladı.

Seyahat endüstrisini zorlu bir türbülansa sokan ABD-İran savaşı kaynaklı kriz, hava yolu şirketleri için de darboğaz olmaya devam ediyor. Bu dönemdeki zorlu ortama rağmen Türk Hava Yolları (THY), ilk 6 ayda yolcu ve kargo gelirlerini artırdığını açıkladı. Şirket, ayrıca kârlılığını da koruyarak böylesi zorlu bir ortamda önemli bir gelişmeye imza attı. THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker ile CEO’su Ahmet Olmuştur, jet yakıtının yüzde 95 arttığı bir ortamda uçuş operasyonlarını yönetimleriyle dikkat çekti.

Gelirler yüzde 20 arttı

THY’nin yılın ilk 6 aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarının açıklandığı basın toplantısında konuşan Murat Şeker’in verdiği bilgiye göre, toplam gelirler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak 13.1 milyar dolara çıktı. Milli bayrak taşıyıcının yolcu geliri yüzde 17 artarak 10.4 milyar dolara ulaştı. En önemli gelir artışının yaşandığı hava kargoda tarafında ise geçen yılın ilk 6 ayında 1.6 milyar dolar olan kargo geliri, bu yılın aynı döneminde yüzde 44 artarak 2.3 milyar dolara yükseldi. Böylece Turkish Cargo, global pazardan yüzde 6.9’luk pay alarak ilk sıraya yerleşti.

Farklı rotalar telafi etti

Bu dönemde şirket karlılığının bir miktar gerilemeye rağmen sürdüğü görüldü. Şirketin konsolide kârı ilk 6 ayda 420 milyon dolar oldu. İlk 6 ayda ayrıca 3.1 milyar dolarlık yatırım yapıldı. THY’nin varlık büyüklüğünün 51 milyar doları yakaladığı ifade edildi. Murat Şeker, “İnce ipte cambazlık yapıyoruz” derken, savaştan etkilenen bölgenin toplam kapasitelerinin yüzde 6-7’sini oluşturduğunu ve buradaki kayıpları farklı rotalarla telafi ettiklerini vurguladı.

Burada alternatif rotalar ise, Orta Asya, Uzak Doğu ve Avrupa olarak görüldü. Murat Şeker, “Ortadoğu’da kapasite ilk 6 ayda yüzde 29 azaldı. Halep, Maskat, Şam, Beyrut, Bağdat, Abu Dhabi, Amman, Doha, Dammam, Dubai hatları savaştan etkilendi. Asya ve Uzak Doğu’da arz edilen koltuk kilometre yüzde 17.9 artarken, doluluk oranı yüzde 87.4’e çıktı. Avrupa, ve Afrika’da da kapasite artışı oldu. İlk 5 ayda yolcu kapasitesi yüzde 5, yolcu sayısı yüzde 6 arttı Toplam 44 milyon yolcu taşıdık. Bunun 29.3 milyonu dış hat yolcusu” diye konuştu.

2.1 milyar dolarlık maliyet oluştu

Savaş kaynaklı kriz ortamı ile birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlarla artan enerji fiyatları; jet yakıtlarında sert yükseliş ve düşüşler getiriyor. Sektörün en büyük maliyet kalemlerinden jet yakıtının ton fiyatı mart, nisan aylarında 1543 dolara kadar çıkmıştı. Barış görüşmeleri başlayınca haziranda 1.031 dolar test edildi. Ancak yeni gerginliklerle tekrar tırmanışa geçti. Murat Şeker bu konuda, “NATO öncesi ve NATO sonrası ilave 700 milyon dolarlık yakıt yükü oluştu. Savaş nedeniyle ilave yakıt maliyetimiz 1.3 milyar dolar oldu. İlk yarıda küresel etkilerin toplam ilave maliyet etkisi 2.1 milyar doları buldu” dedi. Şeker, geçen yıl mart-haziran döneminde tonu ortalama 662 dolar olan jet yakıtının yüzde 95 artışla bu yıl 1.291 dolara yükseldiğinin altını çizdi.

Dev bir filosu var

Uçak firmalarındaki üretim sıkıntısı nedeniyle sipariş edilen uçakların teslimatı konusunda da gecikmeler olduğu ifade ediliyor. THY’nin toplam 420 uçak siparişi bulunuyor. THY, teslim edilemeyen uçaklara rağmen filosunu güçlendirdiğini açıkladı. Kargo dahil şu anda uçak sayısı 564’e çıktı. Bu yılın sonuna kadar 20 uçak daha gelecek. THY’nin 2027 sonunda 600 uçağı geçmesi bekleniyor. Murat Şeker bu noktada şu bilgiyi paylaştı: “Uçaklar ortalama 1 seneye yakın gecikti. Bu açığı leasing şirketleriyle kapattık. Savaş olmasaydı yüzde 8’le açık ara en büyük kapasite artışını sağlardık. Olumsuz etkiyi rakiplerden daha az hissettik.”

157 milyon dolar fayda

Savaşın olumsuz etkilerini bertaraf edilmesi için tasarruf tedbirleri de alan şirket, 157 milyon dolarlık verimlilik artışı sağladı. Dinamik yönetilen kapasite ile nakit yönetimi ve stratejik kredi kullanımları da bilançoyu güçlü tutan etkenler oldu.

Ankara’nın atağı sürdü

Dış hatlarda 35 noktaya uçtuklarını hatırlatan AJet Genel Müdürü Kerem Sarp ise, savaşa rağmen Ankara çıkışlı yeni destinasyonlar eklediklerini aktardı. Sarp’ın verdiği bilgiye göre filodaki uçak sayısı 89 olurken, zamanında kalkış yüzde 85’lere ulaştı.

Net tavsiye skoru artıyor

THY’nin rekabette artan payına dikkat çeken THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, THY’nin kendi uçtuğu ve rakipleriyle mücadele ettiği, bir yolcunun kendi yolcuğunu 1.4’ten fazla uzatmadığı pazarlarda lider olduğunu söyledi. Son 2 yılda net tavsiye skorunun 16 puan arttığını belirten Olmuştur, burada istikrarlı artışın sürdüğünü söyledi. Bölgesel jet çalışmalarının devam ettiğini ifade eden Olmuştur, “Biz Körfez’deki rakiplerimize göre Avrupa’ya coğrafi olarak daha yakın bağlantı merkeziyiz. Dolayısıyla biz bu kıtanın hemen her noktasında ağımızı güçlendireceği” dedi.

‘A.TR Dolaşım Belgesi’ ile ilk ihracat yapıldı

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Gümrük Birliği’nin yasal çerçevesinin korunması ve Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında e-ticaret alanında tercihli ticaret mekanizmasının sürdürülebilmesi amacıyla önemli bir sistemsel düzenlemenin hayata geçirildiği vurgulandı.

Kadın girişimciden ilk

AB’nin e-ticaret alanında uyguladığı ‘de minimis’ muafiyetini 1 Temmuz itibarıyla kaldırmasının ardından Türkiye’den Birlik ülkelerine gerçekleştirilen düşük değerli e-ihracat gönderileri için elektronik ‘A.TR Dolaşım Belgesi’ sisteminin devreye alındığı belirtilen açıklamada, “Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi (BGB) kapsamında AB’ye ihraç edilen ve kıymeti 150 euroyu aşmayan eşya için e-ticaret iş modeline uygun kolaylaştırılmış bir A.TR Dolaşım Belgesi’nin, BGB veri alanları uyarınca otomatik olarak oluşturulmasına yönelik sistem, Bakanlığımız yazılım çalışmaları marifetiyle oluşturulmuştur. Böylece, Bakanlığımızdan operatör yetkisi alan hızlı kargo firmalarıyla posta idaresinin kullanımına 3 Temmuz 2026 itibarıyla sunulmuştur” denildi. Sistem kapsamında elektronik “A.TR Dolaşım Belgesi” kullanılarak ilk ihracatı gerçekleştiren ihracatçının kadın girişimci Merve Özçelik olduğu duyuruldu.

Ordu’da çilek sürprizi

İl Tarım ve Orman Müdürü Bayram Ay, çilek bahçesinde Ordu’da üreticilerin büyük bir bölümünün ana geçim kaynağının fındık olmasına rağmen çilek üretiminin yaygınlaştığını söyledi.Ay, “Çilek yetiştiriciliği alanı son yıllarda uyguladığımız projelerle 432 dekara kadar ulaştı. Üretim de 500 tondan 1100 tona kadar çıktı” dedi.

ABD İran'a saldıracağını duyurmuştu! İran’ın farklı bölgelerinde patlama sesleri duyuldu

İran devlet televizyonunda yer alan haberlere göre, ülkenin güneyinde bulunan Hürmüzgan eyaletine bağlı Bender Abbas kentinde 2 ayrı patlama sesi duyuldu.

İlginizi Çekebilir

Eyalet sınırları içinde yer alan stratejik konumdaki Ebu Musa ve Kiş adalarında da patlamalar meydana geldi.

Keşm Adası'nda Hürmüz Boğazı yönünden ve ülkenin güneybatısındaki Huzistan eyaletine bağlı Abadan kentinde patlama sesleri duyuldu.

CENTCOM'DAN AÇIKLAMA

​​​​​​​Saldırılara ilişkin eş zamanlı açıklama yapan CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda "İran'daki askeri hedeflerin vurulmaya başlandığı" bildirildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"ABD kuvvetleri, bugün yerel saatle 20.00 itibarıyla İran'a yönelik saldırılar başlatmıştır. Söz konusu saldırılar, dün Orta Doğu'da konuşlu ABD güçlerine karşı gerçekleştirilen İran'ın saldırı girişimlerine verilen güçlü bir yanıttır."

ABD Başkanı Trump'tan yeni tehdit! 'Çok sert karşılık vereceğiz'
ABD Başkanı Trump cenazede ne yapacağını şaşırdı! Şok görüntüler: Önce uyukladı, sonra şeker yedi

ABD Başkanı Trump'tan yeni tehdit! 'Çok sert karşılık vereceğiz'

ABD Başkanı Donald Trump, Mısır’da ABD’ye ait LNG tankerine yapılan dron saldırısına "çok sert" şekilde karşılık vereceklerini bildirdi. ABD Başkanı Trump, Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısının ardından gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İlginizi Çekebilir

Mısır'da ABD'ye ait bir LNG tankerine yapılan dron saldırısının İran kaynaklı olup olmadığı sorusuna Trump, "Konuyla ilgili bilgilendirildim. Durum hemen hemen aynı görünüyor ancak netleşecek." yanıtını verdi.

ABD Başkanı, İran'ı hedef alarak "Onlara (İran'a) çok sert bir darbe indireceğiz çünkü sıra bizde. Bunun olacağını biliyorlar ama yapabilecekleri bir şey yok." değerlendirmesini yaptı.

Söz konusu saldırıyı farklı bir grubun düzenlediğini ve kendilerinden hemen özür dilediklerini belirten Trump, buna karşın tanker saldırısına karşılık vermek durumunda olduklarını kaydetti.

Trump, İran'ın dün gece ABD hedeflerine 5 roket fırlatmaya çalıştığını, roketlerin tamamının etkisiz hale getirildiğini ifade etti.

Orta Doğu'daki Amerikan askerlerine veya tesislerine yönelik saldırıların, ABD'nin bölgeden çekilmesiyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı yönündeki bir soruya cevap veren ABD Başkanı Trump, "Ben böyle bir şey görmüyorum. Hayır, geri çekilmiyoruz." dedi.

Trump, İran’a yönelik gümrük tarifeleri getirilmesini istediğini dile getirdi.

İran'ın Çin'den 400 roket rampası alacağı yönündeki haberlerin sorulması üzerine ABD Başkanı, "Bu benim için şaşırtıcı olurdu. (Çin Devlet Başkanı Şi Cinping) Bana bu işe karışmayacağını söylemişti. Benim oldukça hayal kırıklığına uğrayacağımı biliyor." diye konuştu.

ZELENSKİY'E "SAVAŞI BİTİR" ÇAĞRISI

Trump, bir soru üzerine dün Beyaz Saray'da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile iyi bir görüşme gerçekleştirdiğini aktardı.

Zelenskiy ile şu anda çok iyi anlaştığını belirten Trump, "Ona 'savaşı bitir' dedim." değerlendirmesini yaptı.

Washington'da kritik zirve! Vance ve Netanyahu görüştü

TRUMP'A DESTEK YÜZDE 32'YE DÜŞTÜ

ABD'de yeni yapılan anket, genel seçmenin Başkan Donald Trump'a desteğinin yüzde 32'ye gerilediğini ortaya koydu.

Quinnipiac Üniversitesinin son anketinde, genel seçmen kitlesi içinde Trump'ın başkanlık performansını başarılı bulanların oranı yüzde 32'ye düşerken, Cumhuriyetçi seçmenin Başkan'a desteği de yüzde 76'ya geriledi.

Ankete katılanların çoğu, enerji maliyetlerini artıran ve 18 ABD askerinin ölümüne yol açan ABD-İran çatışmalarının devam etmesinden duydukları "memnuniyetsizliği" vurguladı.

Katılımcıların yüzde 54'ü, ABD'nin İran'la yaptığı savaşı "kazanamadığı", yüzde 36'lık bir kesim ise "kazandığı" görüşünü ifade etti.

Savaş konusunda görüş bildirenlerin yüzde 66'sı, çatışmaların "sağladığı faydaya değmediğini" söyledi.

Ayrıca ankette, Trump'ın göçmen politikasını doğru bulmayanların oranı yüzde 57 olurken, ekonomi ve dış politika konularında da bu oranın yüzde 62'ye çıktığı görüldü.

Üniversitenin 24 Haziran'da yaptığı ankette Cumhuriyetçi seçmenin yüzde 85'i, Trump'ın başkanlık görevini yürütme biçimini desteklemişti.

ABD televizyon kanalı CNN'in yakın zamanda yaptığı ankette ise Trump'ın ikinci dönem başkanlık görevindeki performansından memnun olan genel seçmen oranı yüzde 34 civarında kaydedilmişti.

Almanya ile Suriye arasında 14 yıl sonra ilk! İlk uçak Şam'a ulaştı

Washington'da kritik zirve! Vance ve Netanyahu görüştü

İsrail basınına konuşan üst düzey İsrailli yetkililere göre, Vance ile Netanyahu'nun Beyaz Saray'a ait Blair House'da dün yaptığı ikili görüşme olumlu bir atmosferde gerçekleşti. Washington ziyaretini sürdüren Netanyahu'nun bugün ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile de bir araya gelmesinin beklendiği aktarıldı.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve ekibinin, Netanyahu ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmeyi engellemeye çalıştığı basına yansımıştı.

İsrail basınına konuşan yetkililer, Vance'a yakın isimlerin iki liderin görüşmesini engelleme çabasının arkasında Netanyahu'nun İran konusunda daha sert bir tutum takınması için Trump'a baskı yapmasının önüne geçmek olduğunu aktarmıştı.

VANCE'IN İSRAİL'E İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, 16 Temmuz'da yaptığı açıklamada, "Daha önce Trump’ın seçim döneminde bizzat İsrail hükümeti tarafından fonlanmış kişiler bana acımasızca saldırıyor. Bizzat Başkan’ın ülke için koyduğu müzakere hedefini gerçekleştirmeye çalıştığım için bana saldırıyorlar." ifadelerini kullanmıştı.

İsrail'in ABD siyasetini etkilemeye çalışma konusunda çoğu ülkeden daha etkili olduğunu belirten Vance, kendisine saldıranlara, "Cehenneme kadar yolunuz var." şeklinde karşılık verdiğini söylemişti.

İsrailli bazı yetkililerin İran ile ABD arasındaki barış görüşmelerinden rahatsız olduğunu ifade eden Vance, "İsrail hükümetinin Amerikan siyasetini ne kadar etkilediği konusu çok konuşuluyor ve İsrail hükümeti içinde de anlaşmadan nefret eden bazı kişiler var. Bunun somut kanıtlarını görüyoruz." demişti.

Almanya ile Suriye arasında 14 yıl sonra ilk! İlk uçak Şam'a ulaştı
Profesör tuzak kurdu, 35 kişiden 32'si yakalandı! Üniversite sınavında yapay zeka skandalı

Almanya ile Suriye arasında 14 yıl sonra ilk! İlk uçak Şam'a ulaştı

Düsseldorf kentinden havalanan uçak Şam Uluslararası Havalimanı'na ulaştı. Almanya'nın Şam Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Markus Hicken, uçuşun Suriye ile Almanya'nın sivil havacılık alanında imzaladığı antlaşmanın ilk somut sonuçlarından biri olduğunu belirtti.

'DESTEĞE DEVAM'

Hicken, ilerleyen dönemde Halep'e de uçuşların başlatılmasının planlandığını ifade ederek, bunun iki ülke arasındaki kapsamlı iş birliğinin bir parçası olduğunu söyledi.

Almanya'nın Esad rejimi dönemindeki zorlu süreçte bir milyondan fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Hecken, Almanya'nın Suriye'nin yeniden toparlanma sürecine destek vermeye devam edeceğini belirtti.

İran'dan Hürmüz açıklaması! 'İznimiz olmadan olmayacak'

Profesör tuzak kurdu, 35 kişiden 32'si yakalandı! Üniversite sınavında yapay zeka skandalı

ABD'de bir üniversite profesörü, final sınavında kurduğu basit bir yapay zeka tuzağıyla 35 öğrenciden 32'sinin ödevini yapay zekaya hazırlattığını ortaya çıkardı.

Mississippi eyaletindeki Alcorn State University'nde tarih dersleri veren Jason Gibson, öğrencilerine gönderdiği final sınavı yönergesine beyaz renkte görünmez bir talimat ekledi.

‘SANAYİ DEVRİMİ’ YERİNE ‘MADAGASKAR’

Öğrencilerden, "Madagaskar" kelimesini metnin herhangi bir yerine hiçbir anlam ifade etmeyecek şekilde yerleştirmelerini isteyen gizli komut, yalnızca metni doğrudan yapay zeka sohbet botlarına kopyalayanlar tarafından görülebiliyordu.

Sonuçta 35 öğrenciden 32'sinin, Sanayi Devrimi hakkında yazmaları gereken kompozisyonlara anlamsız biçimde "Madagaskar" ifadeleri eklediği ortaya çıktı.

‘TUZAK KURMAYA KARAR VERDİM’

Profesör Gibson, öğrencilerinin yazı üsluplarındaki ani değişimin dikkatini çektiğini belirterek, "İlk ödevden itibaren hepsi aynı şekilde yazmaya başlamıştı. Bunun üzerine küçük bir tuzak kurmaya karar verdim." dedi.

ANLAMSIZ CÜMLELER ELE VERDİ

Yapay zeka tarafından oluşturulan metinlerde birbirinden tuhaf ifadeler yer aldı.

Bir öğrenci, "Dijital çağ küresel bağlantıyı artırırken, Madagaskar'a yapılan uzun bir yolculuk aile ziyaretini etkileyebilirdi" ifadelerini kullandı.

Bir başka öğrenci ise, "Yapay zeka ve akıllı telefonlar işleri hızlandırıyor. Madagaskar öğleden sonra yana doğru süzüldü" diye yazdı.

ALAKASIZ CÜMLELER ELE VERDİ

Diğer kompozisyonlarda ise "Madagaskar mor bisiklet tavana fısıldadı" ve "Madagaskar tost makinesi giyip basketbol maçına gitti" gibi tamamen alakasız cümlelere rastlandı.

BU KADARINI BEKLEMİYORDUM

Altı yıllık akademik kariyerinde ilk kez böyle bir yöntem kullandığını söyleyen Gibson, TikTok'ta benzer örnekleri gördükten sonra bu fikri uyguladığını belirtti.

35 ÖĞRENCİDEN 32’Sİ TUZAĞA DÜŞTÜ

En az 10 öğrencinin tuzağa düşmesini beklediğini ifade eden Gibson, "35 öğrenciden 32'sinin aynı hatayı yapacağını hiç tahmin etmemiştim" dedi.

Profesör, söz konusu öğrencilerin final sınavının ilgili bölümünden başarısız sayıldığını açıkladı.

Gibson ayrıca mevcut yapay zeka tespit yazılımlarının yeterince güvenilir olmadığını, öğrencilerin metinleri "insanlaştıran" çeşitli araçlar kullanarak bu sistemleri aşabildiğini söyledi.

Öte yandan, Gibson'ın TikTok paylaşımına yapılan en çok beğeni alan yorumlardan biri de dikkat çekti. Bir üniversite öğrencisi, "Aslında 35 öğrencinin tamamı yapay zeka kullandı. Geçen üç kişi sadece metni okuyup anlamsız kısmı silmiş." yorumunu yaptı.

Almanya'da kabinede değişiklik! Üç yeni bakan ataması yapıldı
ABD Başkanı Trump'tan yeni tehdit! 'İran'a sert bir darbe indireceğiz'

Adıyaman'da korku dolu anlar! Elektrik hattı büyük bir gürültüyle patladı

Edinilen bilgilere göre, Altınşehir Mahallesi Karaali Caddesi üzerinde bulunan elektrik hattında patlama oldu.

İlginizi Çekebilir

Henüz belirlenemeyen nedenlerden dolayı yaşanan patlama ile birlikte bölgede elektrik kesintisi yaşandı. Kopan elektrik hattında yaşanan patlamalar ve etrafa sıçrayan kıvılcımlar paniğe neden oldu. Dakikalarca süren patlamalar aynı zamanda gecenin karanlığını aydınlattı. Olayın meydana geldiği bölgeye gelen polis ekipleri ile itfaiye ekipleri güvenlik önlemleri aldı. İtfaiye ekipleri, patlayan elektrik kablosuna ve yanında bulunan çam ağacına kontrollü bir şekilde su sıktı. Yapılan müdahaleler sonucunda patlama durduruldu.

Patlamanın olduğu elektriği hattında 22 Ağustos 2024 tarihinde de gece saatlerinde patlamalar olmuştu.

Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.

Sakarya'da feci kaza! Ağaca çarpan araç ikiye bölündü
Meteoroloji uyardı: Marmara ve Kuzey Ege'de fırtına bekleniyor

Sakarya'da feci kaza! Ağaca çarpan araç ikiye bölündü

Adapazarı-Karasu çevre yolunun Küpçüler Mahallesi mevkisinde A.İ.Ç'nin kullandığı 54 ABF 642 plakalı araç, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki ağaca çarptı.

İlginizi Çekebilir

Çarpmanın etkisiyle ikiye ayrılan aracın bir kısmı ağaca saplandı. Aracın diğer yarısı ise ağacın yaklaşık 50 metre ilerisine sürüklendi.

İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Araçtan çıkarılan yaralı sürücü, sağlık ekiplerince Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Ulaşım bir süre kontrollü sağlanırken, çalışmaların tamamlanmasıyla normale döndü​​​​​​​.

Meteoroloji uyardı: Marmara ve Kuzey Ege'de fırtına bekleniyor
İstanbul'daki Ferhat Açık cinayetinin şüphelileri Van'da yakalandı! Operasyonda şok detaylar

Meteoroloji uyardı: Marmara ve Kuzey Ege'de fırtına bekleniyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, rüzgarın yarın Marmara'nın güneybatısı ile Kuzey Ege'de kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli ve fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.

Ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ile ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.

Haberler peş peşe geldi! Orman yangınlarıyla cansiparane mücadele devam ediyor... Kütahya'dan yüreklere su serpen haber

İstanbul'daki Ferhat Açık cinayetinin şüphelileri Van'da yakalandı! Operasyonda şok detaylar

Olay, Arnavutköy’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Esenyurt'ta düğün fotoğrafçılığı yapan Ferhat Açık, şüpheliler tarafından öldürüldükten sonra ilçedeki ormanlık alana gömüldü.

İlginizi Çekebilir

Olaya ilişkin çalışma başlatan polis ekipleri, cinayete ilişkin tespit edilen 3 kişinin Van'da olduğunu belirledi. Şüphelilerin yakalanması için Van’da operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında 3 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul’a getirilen şüpheliler, işlemler için emniyete götürüldü.

ARACI SATMAK İÇİN VEKALET ÇIKARMAYA ÇALIŞMIŞLAR

Polis ekiplerinin çalışmalarında, şüphelilerin öldürdükleri Ferhat Açık'a ait aracı satabilmek için noterden kendi adlarına vekalet çıkarmaya çalıştıkları belirlendi. Şüphelilerin gösterdiği yerde yapılan aramalarda Açık'ın cesedi, Arnavutköy’deki ormanlık alanda gömülü halde bulundu. Öte yandan emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerin yarın adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Hayye'yi kabul etti

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, yeni seçildiği görevinde Hayye'ye başarılar diledi.

Hayye, Gazze ve Batı Şeria'daki durum hakkında bilgi verdi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin yasa dışı yerleşim faaliyetlerini ve Kudüs'te kutsal mekanlara yönelik saldırılarını artırdığına dikkati çekti.

Hamas'ın, barış müzakerelerinde yapıcı bir tutum izlemeyi sürdürdüğünü ifade eden Hayye, Filistinliler arası uzlaşı süreci hakkında da bilgi aktardı.

Bakan Fidan da Türkiye'nin, Filistinlilerin haklı davasını her alanda ve her platformda en güçlü şekilde desteklediğini yineledi.

Fidan, Türkiye'nin, Netanyahu hükümetinin Gazze'de ve Batı Şeria’da işlediği suçların ve kutsal mekanlara yönelik saldırılarının uluslararası toplumun gündeminde kalmasını sağladığını ve Gazze'ye daha fazla insani yardım ulaştırılması için her türlü çabayı göstermeye devam edeceğini kaydetti.

Bakan Fidan, Türkiye'nin Gazze barış sürecini desteklemeyi sürdüreceğini, bu süreçte Hamas'ın oynadığı rolü takdirle karşıladığını belirtti.

Görüşmede, diğer bölgesel konular da ele alındı.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Önümüzdeki günlerde yasal düzenlemeyi TBMM'ye sunacağız

Bakan Kacır: Ülkemizin teknolojik kapasitesini daha ileri taşıyacağız

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi, Bakan Kacır'ın katılımıyla Ankara'da bir otelde gerçekleştirildi. Kacır, burada yaptığı konuşmada, geçen yıl dünyada yapay zeka yatırımlarının 1,5 trilyon dolar seviyesine ulaşmasının, gelecek dönemde yapay zekanın küresel ekonomide oynayacağı rol hakkında ipucu verdiğini ifade etti.

Tüm dünyada firmaların, değer zincirlerinin tüm halkalarına yapay zeka teknolojilerini entegre ettiğine dikkati çeken Kacır, yapay zeka alanında öncü ülkelerin, kendi teknolojik üstünlüklerini korumaya yönelik daha korumacı, seçici ve çıkar odaklı politikalar izlediğini aktardı.

Dört kentte orman yangını: Alevler otoyola indi, ulaşım durdu! Devlet hastanesi tedbir amaçlı boşaltıldı

Kacır, kendi verisini yönetemeyen, yapay zeka modellerini geliştiremeyen ve kritik dijital altyapılarını inşa edemeyen ülkelerin, geleceğin dünyasında dijital parya olmaya mahkum edileceğini belirterek, yapay zekayı, güvenilirlik, şeffaflık, hesap verebilirlik, insan odaklılık ve etik sorumluluk ilkeleri temelinde Türkiye'nin kalkınma yolculuğunun lokomotifi yapmaya gayret ettiklerini söyledi.

TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsünü kurduklarını ve Yapay Zeka Ekosistem Çağrıları ile yapay zeka çözümlerine ihtiyaç duyan işletmeleri, teknoloji sağlayıcı şirketleri ve araştırma kurumlarını ortak hedefler etrafında buluşturduklarını kaydeden Kacır, şu bilgileri paylaştı:

"Yapay zeka alanında üniversitelerimiz ve şirketlerimiz bünyesindeki birikimin ekonomik değere dönüşmesine aracılık eden programın ilk 4 çağrısında 62 işbirliği projesini destekledik, yapay zeka sistemlerini iş süreçlerine entegre etmeyi planlayan firmaları programın 5'inci çağrısına başvurmaya davet ediyorum. 14 Eylül'e kadar açık kalacak çağrımızla, akıllı üretim sistemleri, akıllı tarım, gıda ve hayvancılık, finans teknolojileri, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik ile akıllı eğitim teknolojileri başlıklarında yapay zeka çözümlerine ihtiyaç duyan şirketlerimizin, ülkemizin araştırma ve inovasyon altyapısı birikiminden etkin şekilde faydalanmasını sağlayacağız. Kurumlarımızın yapay zeka alanındaki somut ihtiyaçlarına yerli ve özgün çözümler geliştirmek üzere attığımız bir diğer adım da Rekabet Öncesi İşbirliği Programımız kapsamında açtığımız Türkçe Büyük Dil Temel Modeli Sektörel Uyarlama Çağrısı'dır. Çağrıyla Türkçe büyük dil modellerini sektörlerimizin özgün ihtiyaçlarına uyarlayacak 10 stratejik projeyi destekliyoruz."

YAPAY ZEKA EYLEM PLANI

Kacır, yapay zekanın sunduğu potansiyeli ekonomik ve toplumsal değere dönüştürmenin, nitelikli veriyi gelişmiş algoritmalarla işleyebilen yüksek başarımlı bir hesaplama altyapısıyla mümkün olduğunu ifade etti.

HIT-30 Programı ile yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarını hızlandırdıklarını, hesaplama kapasitelerini büyüttüklerini ve girişimlerin ihtiyaç duyduğu dijital altyapıyı güçlendirdiklerini belirten Kacır, yapay zekayı gerçek bir kalkınma kaldıracına dönüştürmek için nitelikli insan kaynağının önem taşıdığını bildirdi.

15 yıl önce oğluna verdiği tapu hayatını değiştirdi! 90 yaşındaki Merdane Nine'ye evini boşaltması için 10 gün süre

Kacır, TEKNOFEST, Sektör Kampüste Programı, Ekol 42 Yazılım Okulları ile Yapay Zeka ve Teknoloji Akademisi gibi öncü uygulamalarla gençleri yapay zeka çağının gerektirdiği bilgi, beceri ve yetkinliklerle donattıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin 2026-2030 dönemindeki yapay zeka yol haritasını ortaya koyan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nı geçen ay kamuoyuyla paylaştığını hatırlatan Kacır, şöyle devam etti:

"Eylem planımız doğrultusunda önümüzdeki dönemde 81 ilimizde hayata geçireceğimiz Yapay Zeka Okuryazarlığı Atölyeleri ile 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Sağlıktan tarıma, savunmadan elektronik ticarete kadar stratejik alanlardaki en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi'nde erişime açarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve şirketlerimizin yenilikçi çözümler geliştirmesine imkan sağlayacağız. Yapay zekanın ihtiyaç duyduğu hesaplama kapasitesini büyütecek, enerji verimliliğini ve uluslararası standartları gözeterek veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030'a kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Kamu yatırım programlarında yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayırarak teknolojik dönüşümü kamu politikalarımızın ayrılmaz bir unsuru haline getireceğiz."

"ÜLKEMİZİN TEKNOLOJİK KAPASİTESİNİ DAHA İLERİ TAŞIYACAĞIZ"

Kacır, kamu kurumlarının, yerli ve başarılı yapay zeka çözümlerine ilk kullanım alanını açarak firmaların ürünlerini geliştirmesine, doğrulamasına ve küresel pazarlara taşımasına güçlü bir referans sunacağını aktardı.

Enerji ve dijital altyapısı hazır Yapay Zeka Büyüme Bölgeleri ile KOBİ'lere ve araştırmacılara fikirlerini kısa sürede prototipe dönüştürebilecekleri ortam sağlayacaklarını kaydeden Kacır, "Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçirerek, ülkemizin teknolojik kapasitesini daha ileri taşıyacağız. Yenilikçi çözümlerin güvenli biçimde geliştirilip test edilebilmesi için en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracak, girişimcilerimize öngörülebilir, çevik ve yeniliği destekleyen bir uygulama zemini sunacağız. Yapay zeka modellerinin toplumumuzun hafızasını, değer dünyasını ve dilimizin zenginliğini yansıtması, teknolojik bağımsızlığımız açısından büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda BİLGE dil modelimizi yakın zamanda geliştiricilerin kullanımına açacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Oscar ödüllü oyuncu Jared Leto hakkında cinsel saldırı iddiaları: 4 kadın konuştu

Kacır, yapay zeka girişimlerinin sermayeye erişimini artırmak için yapay zeka odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolarlık kamu kaynağını yönlendireceklerini belirterek, şunları kaydetti:

"KOBİ'lerimize teknolojiye erişimde fırsat eşitliği sağlamak, yüksek maliyetli dijital altyapıların oluşturduğu finansman yükünü hafifletmek ve yapay zeka çözümlerini iş süreçlerine daha hızlı entegre etmelerini desteklemek üzere KOSGEB Yapay Zeka Kredi Programı'nı uygulamaya aldık. Program kapsamında teknogirişim rozeti sahibi girişimlerimize, yüksek başarımlı hesaplama altyapısı, güvenli veri saklama hizmetleri ve yapay zeka araçlarına erişim için 5 milyon liraya kadar faizsiz finansman sağlıyoruz. Bu imkanı, ilk 12 ayı geri ödemesiz olmak üzere 24 ay vadeyle sunuyoruz. Türkiye'den doğan yapay zeka girişimlerini dünya markalarına dönüştürmek için girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz."

14 bin ağacın kurtarılmasına eşdeğer enerji tasarrufu

“Nesillerin Sağlığı Nesillerin Yarını” vizyonu doğrultusunda çalışmalarını çevresel, toplumsal ve ekonomik sürdürülebilirliği odağına alarak yürüten Pınar Süt, gerçekleştirdiği enerji verimlilik projeleriyle önemli başarılara imza attı. 2025 yılı içerisinde imalat üniteleri ve yardımcı tesislerinde 529,8 milyon TL’lik yenileme ve modernizasyon yatırımı gerçekleştiren Pınar Süt, geçtiğimiz yılki sera gazı emisyon yoğunluğunu 0,228 tCO₂e/ton üretim seviyesine indirerek 2024 yılına kıyasla bu alanda %10,9'luk bir düşüş elde etti.

Akıllı ve çevreci modern sistemleri devreye alarak kaynak verimliliğini en üst seviyeye taşıdıklarını belirten Pınar Süt Genel Müdürü Serdar Türkmen, “Gerçekleştirdiğimiz kaynak verimliliği, inovasyon ve yenilikçi teknolojilerin kullanımı ile sürdürülebilirlik hedeflerimize ulaşmak için hep birlikte çalışıyoruz. Enerji tasarrufuna yönelik projeler yürütüyor, yatırımlar yapıyoruz. Su verimliliği çalışmalarımızla su kullanımını azaltmaya odaklanıyor, atık yönetimimizi döngüsel ekonomi yaklaşımıyla şekillendiriyoruz. Fabrikalarımızda kağıt ve karton geri dönüşümü, makine bazlı verimlilik çalışmaları, led dönüşümü ve pompa revizyonu gibi projelerle toplamda 3.144.570 kWh elektrik enerjisini geri kazandık. Ayrıca, yaptığımız yatırımlarla 21.786 ton m³ su tasarrufu elde ettik. Tüm bu çalışmalar sonucunda 2025 yılında, 14.327 ağacın kesilmesine denk bir enerji tasarrufu sağladık” diye konuştu.

“TÜM ÜRETİM SÜREÇLERİNDE KAYNAK VERİMLİLİĞİNİ ÖN PLANDA TUTMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Döngüsel ekonomiye sundukları katkının tüketiciler tarafından da takdir edilmesinden büyük memnuniyet duyduklarını söyleyen Serdar Türkmen, “Yeni nesil tüketiciler artık sadece lezzetli, kaliteli ve güvenli gıda değil aynı zamanda doğaya zarar vermeyen, hayvan refahını gözeten, enerji kaynaklarını verimli kullanan markaları da talep ediyor. Bizler de bu talebi karşılamaya ve tüm üretim süreçlerimizde kaynak verimliliğini ön planda tutmaya devam edeceğiz. Sürdürülebilirliği sadece üretim, dağıtım ve tüketim süreçlerini kapsayan bir alan olarak değil, tüm faaliyetlerimize temel teşkil eden bir konu olarak görüyoruz. Bu vizyonla hayata geçirdiğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle de sürdürülebilirliği ön planda tutuyoruz. Süt kalitesini artırmayı ve çevre dostu tarım yöntemlerini teşvik eden “Sütümüzün Geleceği Bilinçli Ellerde” projemiz ile yakın zamanda EBSO Yeşil Dönüşüm Ödülü’nün sahibi olduk. Hayata geçirdiğimiz yenilikçi altyapı yatırımlarına devam ettikçe, 2050 yılında karbon nötr olma hedefimize yaklaşmayı sürdüreceğiz” dedi.

Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan: Tunus ve Türkiye arasında ticaret hacmini üst seviyeye çıkaracağız

Türkiye-Tunus İşbirliği ve Yatırım Geliştirme Forumu, Tunus Türk Ticaret ve Sanayi Odası (CCITT), Türkiye-Tunus Sanayi ve Ticaret Platformu ile Dünya Sektörler Arası İşbirliği Forumu'nun (WCI Forum) destekleriyle İstanbul'da gerçekleştirildi.

Forumun açılışına Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, Tunus'un Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ve iki ülkenin iş dünyası temsilcileri katılım sağladı.

Gürcan, küresel ekonominin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiği bir dönemde tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini ve üretim merkezlerinin çeşitlendiğini belirterek, ülkelerin artık yalnızca ticaret ortağı değil, aynı zamanda stratejik üretim ve yatırım ortağı arayışında olduğunu söyledi.

Dünyanın en korkulan hapishanesinde müzik stüdyosu! Çete lideri nasıl şarkıcı oldu?

Türkiye ile Tunus arasındaki ekonomik işbirliğinin her iki ülke için de önemli fırsatlar sunduğunu belirten Gürcan, Türkiye'nin kriz dönemlerinde sergilediği ekonomik dayanıklılığının bu işbirliğinin stratejik önemini artırdığını vurguladı.

Gürcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2026 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarında baktığımızda Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesi ve ihracat gücünün, tüm olumsuz küresel konjonktürde pozitif ayrışmayı başardığını görmekteyiz. 2026 yılına damgasını vuran tedarik zinciri krizleri ve bölgesel çatışmaların etkilerine rağmen Türkiye 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 2,5'lik büyümeyle tam 23 çeyrektir büyüyor. Yani yaklaşık 6 yıla yakın süredir büyümesine devam etmektedir. Türkiye bu büyümeyle 2025 yılında 1 trilyon 596 milyar dolar olan Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nı (GSYH) 2026’nın ilk çeyreği itibarıyla yıllıklandırılmış olarak baktığımızda 1 trilyon 639 milyar dolar seviyesine yükselterek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmıştır."

Bu dayanıklılığın en somut göstergelerinden birinin dış ticaret performansı olduğuna işaret eden Gürcan, küresel belirsizliklere rağmen Türkiye'nin dış ticarette güçlü performans sergilediğini dile getirdi.

"2025 YILINDA MAL İHRACATIMIZ 273,4 MİLYAR DOLAR İLE CUMHURİYET TARİHİNİN EN YÜKSEK SEVİYESİNİ GERÇEKLEŞTİRMİŞTİ"

Gürcan, Türkiye'nin ihracat performansına değinerek, “İhracatımız ülke ekonomisine geniş bir yelpazede katkı sağlamaya devam etmektedir. 2025 yılında mal ihracatımız 273,4 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesini gerçekleştirmişti. 2025'te hizmet ihracatımız da 2024'e kıyasla 5,4 milyar dolar artışla 122,6 milyar dolar seviyesine yükseldi. Baktığımızda 2025 yılında toplam mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolar seviyesine ulaşmış oldu. Tunus ile ihracatımız 2025'te yüzde 11,6 artışla 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.” diye konuştu.

Hedef pazarlarda Türk ürünlerinin bilinirliğini artırmanın, firmaların rekabet gücünü güçlendirmenin ve ihracatın sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamanın temel öncelikleri arasında olduğunu ifade eden Gürcan, Türkiye ile Tunus arasındaki ticaret hacminin artırılmasının hedeflendiğini belirtti.

Üç kentte orman yangını: Alevler otoyola indi, ulaşım durdu! Devlet hastanesi tedbir amaçlı boşaltıldı

Gürcan, şunları kaydetti:

"Bugün burada yapılacak işbirliği ortaklıklarıyla iki ülke arasında bugüne kadar gerçekleşmiş olan 1,6 milyar dolarlık ticaret hacmini daha üst seviyeye çıkarmayı hedefliyoruz. Tabii bu ticaret hacmini açıklarken amacımız sadece Tunus'a ihracat yapmak değil. Hem Tunus'a mal satalım, hem Tunus'un üretmiş olduğu ürünleri ülkemize alalım. Tunus'a olan işbirliğimizi daha yukarı seviyeye çıkartmak istiyoruz."

Konuşmasının sonunda Türkiye ile Tunus arasındaki ilişkilerin daha da güçleneceğine olan inancını dile getiren Gürcan, "Bu anlayışla hareket ettiğimiz sürece Türkiye ile Tunus arasındaki dostluğun, kardeşliğin, ekonomik alanda da çok daha güçlü bir ortaklığa dönüşeceğinden hiçbir şüphemiz yok." ifadelerini kullandı.

"2025 YILI İTİBARIYLA TÜRKİYE'NİN TUNUS'A İHRACATI 1,2 MİLYAR DOLARI AŞTI"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Tunus İş Konseyi Başkanı Banu Küçükel, Türkiye ve Tunus arasındaki ekonomik ilişkileri daha da ileriye taşıyarak, özel sektörler arasındaki işbirliklerini güçlendirme amacıyla bir araya geldiklerini söyledi.

Forumun, her iki ülke arasındaki mevcut ticari ilişkileri geliştireceğini ve yeni ortaklıklara zemin hazırlayacağını belirten Küçükel, DEİK'in, 40 yılı aşkın süredir Türk özel sektörünün dış ekonomik ilişkilerini koordine eden ve dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren toplam 153 iş konseyi aracılığıyla ülkeler arasında sürdürülebilir ticaret ve yatırım ortaklıklarının geliştirilmesine katkı sağlayan bir platform olduğunu anlattı.

Küçükel, Türkiye ve Tunus'un, köklü dostluk bağları üzerine yükselen, karşılıklı güvene, tamamlayıcılığa ve ortak kalkınma hedeflerine dayalı bir ekonomik ilişki yumağı tesis ettiğini dile getirerek, "Son yıllarda ticari hacmimiz gelişmiş, 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin Tunus'a ihracatı 1,2 milyar doları aştı. Tunus'tan ithalat ise 350 milyon dolar seviyelerinde, toplam ticaret hacmi 1,6 milyar dolara ulaşmıştır." diye konuştu.

ABD Başkanı Trump cenazede ne yapacağını şaşırdı! Şok görüntüler: Önce uyukladı, sonra şeker yedi

Tunus'un, Afrika'ya açılan bir kapı olduğunu aktaran Küçükel, Tunus'un, Avrupa'ya yakınlığı ve gelişmiş sanayi altyapısıyla, rekabetçi üretim maliyetleri ve nitelikli iş gücüyle yatırımcılar arasında önemli bir öneme sahip olduğunu kaydetti.

Küçükel, ülkede potansiyeli olan sektörlerle ilgili yaptığı değerlendirmede, "Özellikle otomotiv, makine, elektrik-elektronik, tekstil, gıda ve tarım gibi alanlarda iki ülke arasında tamamlayıcı, güçlü yönler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra lojistik, yenilenebilir enerji, sağlık, dijital dönüşüm, yaşlı bakımı, sanayi yatırımları gibi alanlarda da ortak işbirliği olanakları bulunmaktadır." ifadelerini kullandı.

Forum kapsamında iki ülke arasındaki ticaretin gelişmesi adına firmalarının katılımıyla ikili görüşmeler gerçekleştirildi.

Kerkük’teki ortaklık anlaşmasının ardından önemli temas! Bakan Bayraktar Kerkük Valisi Ağa’yı kabul etti

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) Kerkük’te faaliyet gösteren BP Energy Company of Kirkuk Limited’in (BP ECKL) yüzde 15 hissesini satın almasının ardından Ankara’da önemli bir görüşme gerçekleşti.

STRATEJİK BİR MERKEZ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa’yı Bakanlıkta kabul etti. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklamalarda bulunan Bakan Bayraktar, “Kerkük, sadece zengin enerji kaynaklarıyla değil, asırlardır süren ortak tarihimiz, kültürümüz ve sarsılmaz gönül bağlarımızla kalbimizde yer alan stratejik bir merkezdir. Dün Türkiye Petrolleri’nin Kerkük’teki 3 milyar varil potansiyelli BP ortaklığına katılımı; enerji diplomasimiz kadar, Kerkük ile aramızdaki köklü tarihî ve kültürel bağlar açısından da önemli bir adımdır.” dedi.

Infografik Görsel (Quality Image)

PROJELER DEĞERLENDİRİLDİ

Bakan Bayraktar, “Anlaşmanın ardından Kerkük Valisi Sayın Mehmet Seman Ağa ile bir araya gelerek bölgenin kalkınması ve istikrarı için yapabileceğimiz projeleri değerlendirdik. Ortak tarihimizden aldığımız ilhamla Irak’ın istikrarına, ülkemizin enerji geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz.” ifadelerini de kullandı.

15 yıl önce oğluna verdiği tapu hayatını değiştirdi! 90 yaşındaki Merdane Nine'ye evini boşaltması için 10 gün süre

TARİHİ ADIM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etmesinin ardından gerçekleştirilen basın toplantısında TPAO tarafından imzalanan anlaşmaya ilişkin “Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur” açıklamasını yaptı.

Türkiye’de yabancı araçlara yeni kural: Borcu olan sınırı geçemeyecek!

3 MİLYAR VARİL

Söz konusu proje, Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden biri olan Kerkük’teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor. Sözleşme alanının, ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğerinin üzerinde hidrokarbon kaynağı içerdiği değerlendiriliyor. Ayrıca, alanın, önemli ilave arama potansiyeli barındırdığı da öngörülüyor.

Bakan Bolat: İnanıyorum ki Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret daha da güçlenecektir

Bolat, NSosyal hesabından Bakanlıktaki görüşmeye ilişkin paylaşım yaptı. Birleşik Krallık'ın Ankara Büyükelçisi Jill Morris'in görev süresini tamamlayarak Türkiye'den ayrılacağını belirten Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde iki ülke arasındaki stratejik ortaklık ve ekonomik işbirliğinin son dönemde önemli bir ivme kazandığını bildirdi.

İki kentte orman yangını! Alevler otoyola yaklaştı, sürücüler zor anlar yaşadı

Bakan Bolat, bu süreçte Büyükelçi Morris'in iki ülke arasındaki dostluğun ve stratejik ortaklığın daha da güçlendirilmesine sunduğu katkıları her zaman takdirle anacaklarını ifade ederek, "Birleşik Krallık ile ülkemiz arasındaki ikili ticaret hacmimiz, 2023 yılındaki 18,9 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 24 milyar dolara yükseldi. Hizmet ticaretimiz de yaklaşık 8 milyar dolara ulaşmıştır." bilgisini verdi.

Birleşik Krallığın Türkiye'deki doğrudan yatırım stokunun 2023 yılında 9,5 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirten Bolat, bu tutarın da geçen yıl itibarıyla 15,2 milyar dolara yükseldiğine dikkati çekti.

"MÜZAKERELERDE ÇOK ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI"

Bolat, Morris'in görev yaptığı süreçte İngiliz ticaret bakanlarıyla iki başarılı Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi toplantısı yaptıklarını belirterek şunları kaydetti:

Türkiye’de yabancı araçlara yeni kural: Borcu olan sınırı geçemeyecek!

"Serbest ticaret anlaşmamızın hizmetler sektörüne genişletilmesine yönelik müzakerelerde çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret, yatırım ve stratejik işbirliği, karşılıklı fayda anlayışı temelinde daha da güçlenecektir. Sayın Jill Morris'e Türkiye-Birleşik Krallık dostluğu ile stratejik ortaklığının güçlendirilmesine sunduğu kıymetli katkılar dolayısıyla teşekkür ediyor, bundan sonraki görev ve çalışmalarında başarılar diliyorum."

Trump, Netanyahu ile Beyaz Saray'da görüştü

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham'ın cenaze törenine katılmak üzere Washington'a giden İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Beyaz Saray'da bir araya geldi. Trump ile Netanyahu arasındaki görüşme basına kapalı olarak gerçekleşti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trump ile hem Netanyahu hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki görüşmenin ‘verimli ve olumlu’ geçtiğini bildirdi.

NETANYAHU, TRUMP İLE "MÜKEMMEL" BİR GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİĞİNİ SAVUNDU

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile "mükemmel" bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi.

Başbakan Netanyahu, görüşme sonrası yayımladığı video mesajda, Trump'la şimdiye kadar en iyi görüşmelerinden birini yaptığını ileri sürdü.

Netanyahu, "Tam bir işbirliği, karşılıklı destek ve İran'ın nükleer silah sahibi olmaması başta olmak üzere ortak hedeflerimiz konusunda tam mutabakat içinde gerçekleşen bir görüşmeydi." dedi.

Ayrıca Netanyahu görüşmenin "fikir alışverişinde bulunmak ve ayrıca İsrail'in güvenliği ile geleceği açısından önemli olan konularda koordine olmak için bir fırsat" olduğunu belirtti.

Yedioth Ahronot gazetesine konuşan ismi açıklanmayan İsrailli üst düzey bir yetkili, Trump ile Netanyahu'nun Beyaz Saray’da yaptığı görüşmenin ana gündeminin İran olduğunu söyledi.

İsrailli yetkili, "Görüşme İran'a odaklandı ve çok olumlu geçti. Liderler arasındaki kimyayı görebiliyordunuz. Trump ve Netanyahu, İran'ın nükleer silah elde etmesini engelleme yönündeki ortak hedeflerini yinelediler." ifadelerini kullandı.

Söz konusu yetkili, ikilinin ABD-İsrail işbirliği ve Abraham Anlaşmaları'nın genişletilmesi de dahil olmak üzere Orta Doğu’ya ilişkin çeşitli "fırsatları" görüştüğünü aktardı.

İsrail basınına konuşan bir başka görüşmeye ilişkin bilgi sahibi İsrailli yetkili ise Trump'ın İsrail'in Suriye, Lübnan veya Gazze Şeridi'nden çekilmesini talep etmediğini ileri sürdü.

KAZMA DAĞI'NIN GÖRÜŞMEDE GÜNDEME GELMEDİĞİ AKTARILDI

İsrail Ulusal Kamu Diplomasisi Direktörlüğü Başkanı Tzipi Hotovely ise gazetecilerle gerçekleştirdiği brifingde, Netanyahu ile Trump arasındaki görüşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hotovely, "Netanyahu ile Trump görüşmesinde Kazma Dağı konusu gündeme gelmedi. İsrail'in istihbarat bilgileriyle geldiğini iddia eden haberler tamamen asılsızdır." dedi.

Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile Beyaz Saray'da görüştü

Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile Beyaz Saray'da görüştü

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Trump ile Zelenskiy arasındaki basına kapalı görüşme, yerel saatle 09.47'de başladı ve yaklaşık 1 saat sürdü.

ABD Başkanı Trump, Zelenskiy ile görüşmesinin hemen ardından yine Graham'in cenazesine katılmak üzere ABD'ye gelen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir görüşme gerçekleştirecek. İsrail ve Ukrayna'ya verdiği destekle bilinen Senatör Graham, 11 Temmuz 2026'daki ölümünden bir gün önce Kiev'de Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

Elçin Sangu’nun Ahbap soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent iyi niyetimizi kullandı
SGK duyurdu! Emekliye yeni avantaj paketi

Gazze'de açlık kuyruğu! 'Sabah 10'dan öğleden sonra 3'e kadar bekliyorum'

Soykırımcı İsrail ordusunun Ekim 2023'te başlattığı saldırılar Gazze'de büyük yıkıma yol açarken, bölge halkı açlık, susuzluk ve ilaç yoksunluğuyla baş başa kaldı. Açlığın silah olarak kullanıldığı bu süre boyunca çocuklardan yaşlılara kadar onlarca kişi dünyanın gözleri önünde açlıktan hayatını kaybetti.

Yaklaşık 9 ay önce sağlanan ateşkes, Gazze'deki Filistinlilerin daha iyi yaşam koşullarına kavuşma beklentisini karşılamadı.

Yeniden imar bir yana, çadırlara alternatif konteyner gibi "insana yakışır" yaşam alanlarına dahi ulaşamayan Filistinliler, ablukanın devam etmesi ve insani yardımların "damla damla akıtılması" nedeniyle aşevleri önündeki kuyruklardan da kurtulamadı.

İsrail'in Gazze'ye girişine izin verdiği yardımların ihtiyaçların binde birini dahi karşılamaması nedeniyle Filistinliler, hâlâ aşevleri ve yardım kuruluşlarının yemek dağıtım noktalarında uzun kuyruklarda bekliyor, çoğu zaman yoğun izdihamın içinde yemek almaya çalışıyor.

KANSER HASTASI ANNE, ÇOCUKLARI İÇİN HER GÜN KUYRUĞA GİRİYOR

,Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'a bağlı Mevasi bölgesinde de bu kuyrukların bir benzerini görmek mümkün.

Refah'ın Tel es-Sultan Mahallesi'nden Mevasi'ye göç eden Nesrin Ebu Matar, ailesine bakacak kimse olmadığı için kanser hastası olmasına rağmen her gün aşevine gitmek zorunda kalıyor.

Ebu Matar, 5 çocuğuna bir lokma yiyecek götürebilmek için her gün aşevinin yolunu tuttuğunu söyledi.

Gazze'deki yaşam koşullarının çok ağır olduğunu ve çocuklarının karnını doyuracak imkanı bulunmadığını dile getiren Ebu Matar, şöyle konuştu:

"Gaz yok. Saatlerce ateş başında oturmak zorunda kalıyoruz ve ben hasta olduğum için aslında bunlar bana yasak. Sağlığım sürekli kötüye gidiyor."

Aşevlerinin bir nebze olsun karınlarını doyurmalarına yardımcı olduğunu ifade eden Ebu Matar, "Sabah saat 10'dan öğleden sonra 3'e kadar kuyrukta bekliyorum. Yemek aldığım gün de oluyor eli boş döndüğüm gün de." dedi.

AŞEVLERİ GAZZE'DE HAYATTA KALMA MÜCADELESİNİN SON ADRESİ OLDU

Refah'tan Mevasi'ye göç eden ve aşevinden yemek almaya gelen Filistinli Şadi Süleyman da saldırıların başladığı ilk günlerde evlendiğini, bir çocuğu olduğunu ve eşinin şu an ikinciye hamile olduğunu söyledi.

Dünya Merkez Mutfağı'nın (World Central Kitchen-WCK) baskılar nedeniyle günlük dağıttığı yemek miktarının azaldığına işaret eden Süleyman, sınır kapılarından giren yakıt, gıda maddeleri ve ilacın çok az olduğunu vurguladı.
Süleyman, "Aşevleri, ailemin karnını doyurmak ve hayatta kalmanın tek adresi haline geldi." dedi.

YİYECEK BULAMAYANLAR DÖRT BİR YANDAN AŞEVLERİNE GELİYOR

Aşevi sahibi Saad Abdin ise çocuklarına yiyecek götürmek isteyen yüzlerce kişinin Mevasi'nin dört bir yanından aşevine geldiğini söyledi.

Abdin, "İnsanların buraya geliş sebebi, yemek pişirecek gaz bulamamaları ve odun dahil yakacak fiyatlarının çok yüksek olması. İnsanlar yaşadıkları çadırlarda yiyecek bir şey bulamayınca buraya geliyor." dedi.

Abdin, yapılan yardımların azalması ve ablukanın devam etmesi durumunda aşevlerinden yapılan yemek dağıtımlarının da tehlikeye girebileceği uyarısında bulundu.

İsrailli bakan Katz'dan saldırı itirafı! 'ABD engelledi'
Türkiye ile Sudan arasında işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalandı

İsrailli bakan Katz'dan saldırı itirafı! 'ABD engelledi'

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İran'a ilişkin açıklamalarda bulundu. Yerel medyaya konuşan Katz, "ABD savaş uçakları İran'a saldırı düzenlemek için İsrail'den kalkıyor ve İranlılar bunun farkında" ifadelerini kullandı. Katz, "Eğer İsrail'e ateş açarlarsa biz de tam güçle karşılık vereceğiz" dedi.

"İRAN'DA ENERJİ TESİSLERİNE SALDIRILARI ABD ENGELLEDİ"

Katz ayrıca, İsrail'in İran'da enerji hedeflerine saldırmasını ABD'nin engellediğini söyledi. Katz, "İran'da enerji hedeflerine saldırmayı çok istiyoruz. ABD şu anda bunu onaylamıyor. Çünkü İran'ın komşu ülkelere saldırarak küresel bir petrol krizine yol açabileceğinden endişe ediyor. Biz, İran'ı 40 yıl geriye götürmeye hazırız" diye konuştu.

Almanya Başbakanı Merz'den İsrail yaptırımlarına ret! 'Genel yaptırımları doğru bulmuyoruz'
ABD Başkanı Trump'tan İran'a yeni tehdit! 'Kazma Dağı'nı imha ederiz'

Almanya Başbakanı Merz'den İsrail yaptırımlarına ret! 'Genel yaptırımları doğru bulmuyoruz'

Almanya Başbakan Friedrich Merz Dublin'de İrlanda Başbakanı Micheal Martin ile düzenlenen ortak basın toplantısında, İsrail'e yönelik Avrupa Birliği (AB) yaptırımlarıyla ilgili soruya, "İsrail'e genel yaptırımları doğru bulmuyoruz." dedi.

Ancak Merz, Batı Şeria'daki İsrail işgali altındaki bölgelerden gelen ürünlerin AB'nin İsrail'e tanıdığı ticari ayrıcalıklardan yararlanmaması gerektiğini de belirtti.

Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinden duyduğu endişeyi dile getiren Merz, bunu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde defalarca söylediğini aktardı.

Ülkesinin İsrail'e karşı özel tarihi sorumluluğu bulunduğunu yineleyen Merz, "Bu nedenle İsrail’e yönelik yaptırım rejimlerine genel olarak katılamayız ve katılmak da istemiyoruz. Bu durum, en azından şimdilik böyle kalacaktır." diye konuştu.

Japonya'da 7.1'lik deprem sonrası kabus senaryosu! 'AVM'deki çökme sonucu çok sayıda ölü'

AB BÜTÇESİNDE KESİNTİ ÇAĞRISI

Merz, AB bütçesinin mevcut haliyle kabul edilemeyeceğini belirterek, bütçede "birkaç yüz milyar avroluk" kesintiye gidilmesini istedi.

2028 sonrasında uygulanacak çok yıllık mali çerçevenin 2026 sonuna kadar sonuçlandırılmasını hedeflediklerini belirten Merz, Avrupa Komisyonunun bütçe teklifini desteklemediklerini ifade etti.

Merz, Avrupa'nın Rusya-Ukrayna savaşı, ABD'nin ticaret politikaları, Orta Doğu'daki gelişmeler ve enerji krizinin baskısı altında bulunduğuna dikkati çekerek, AB'nin ekonomik rekabet gücünü artırmasının zorunlu hale geldiğini söyledi.

İzin süreçlerinin hızlandırılması, dijitalleşme, enerji ve karbonsuzlaşma yatırımlarına öncelik verilmesi gerektiğini vurgulayan Merz, rekabet gücü ile iklim korumasının birlikte ele alınmasının önemine işaret etti.

KARADAĞ BEKLETİLMEMELİ

AB'nin genişleme sürecine de değinen Merz, Ukrayna için üyeliğe giden yolda "ortak üyelik" modelini önerdiğini hatırlattı.

Moldova'nın reformlarda önemli ilerleme kaydettiğini dile getiren Merz, Batı Balkan ülkelerinin üyelik sürecinin hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

Karadağ'ın üyelik kriterlerini büyük ölçüde yerine getirdiğini belirten Merz, "Karadağ'ı diğer ülkeler hazır değil diye bekleme listesine alamayız. Bu on yılın sonuna kadar AB üyesi olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin Rusya'ya yönelik yeni yaptırımlar ve Rus uranyumuna olası yasaklarla ilgili sorusunu yanıtlayan Merz, bu konuların Avrupa ve Almanya'nın çıkarları çerçevesinde değerlendirildiğini kaydederek, ayrıntı vermekten kaçındı.

Bir gazetecinin İrlandalı aktivist Daniel Tatlow-Devally'in 8 Eylül 2025'te Ulm'daki İsrailli savunma şirketi Elbit Systems bürolarına düzenlenen eylem nedeniyle Stuttgart-Stammheim'da yargılandığını ve yargılamanın İrlanda'da eleştirildiğini hatırlatması üzerine Merz, şu yanıtı verdi:

"Almanya’da hukukun üstünlüğüne dayalı yargılama süreçleri vardır. Konsolosluk desteği de güvence altındadır. Sanıkların yanında ceza avukatları da bulunmaktadır ve Almanya’da, milliyet ne olursa olsun, uluslararası geçerli standartlara uygun olarak hukukun üstünlüğüne dayalı yargılama süreçlerinin yürütüldüğünden hiç şüphem yoktur."

80'lik nineden şaşkına çeviren gösteri! 'Ellerinden geleni yapsınlar'

Beykoz ve Sarıyer'de yarın denize girilmesine izin verilmeyecek

Beykoz Kaymakamlığından yapılan açıklamada, ilçe sınırlarında Karadeniz'e kıyısı bulunan sahiller, plajlar ve koylarda dalga boyu yüksekliği nedeniyle, İl İdaresi Kanunu gereğince yarın denize girmenin yasaklandığı bildirildi.

Sarıyer Kaymakamlığından yapılan açıklamada, son meteorolojik değerlendirmeler doğrultusunda yarın gün bitimine kadar dalga boyunun yüksek olacağının değerlendirildiği belirtildi.

Açıklamada, can güvenliği açısından herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için yarın geçici olarak Sarıyer sınırları içerisinde bulunan Kısırkaya Halk Plajı'nın girişe kapatılmasına karar verildiği kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak Türkiye'ye günde 1 milyon varil petrol verecek
SGK duyurdu! Emekliye yeni avantaj paketi

Uğur Dündar’ın Ahbap Derneği soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı

Uğur Dündar bugün öğle saatlerinde İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek ifade verdi. Dündar ifadesinde, "Haluk Levent ile şahsi bir yakınlığım yoktur. Dönem dönem kendisi ile genel gidişata ilişkin konuşmalarımız oldu. Bu kapsamda 2017 yılında Ahbap İyilik Hareketi ile ilgili tavsiyelerde bulundum. O dönem Ahbap para toplama yetkisine sahip değildi. Yalnızca ameliyat olacak hastaların, SMA'lı bebeklerin veya ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarının giderilmesine aracılık ediyordu. Ben Haluk Levent'e 'para işlerine karışma, geçmişin senin önüne çıkar, iyi niyetinin gölgelenmesine izin verme' şeklinde abi tavsiyesinde bulundum. Meslek geçmişim ve kıdemim nedeni ile çevremdekilere bu yönde yumuşak tavsiyelerim olur" dedi.

‘PAYLAŞIMLARI SİLMEK ZORUNDA KALMIŞTIM’

Dündar, "Benim aktif kullandığım Twitter ve Instagram hesabım vardır. Deprem döneminde bürokratlar ile yapılan paylaşımları ve yaratılan organize görüntüyü görünce Twitter hesabımdan 'Helal olsun çocuklara, Ahbap- Babala gururumuzdur' şeklinde paylaşım yapmıştım. O dönem akredite oldukları için destek olmak adına iyi denetlendiğini düşünerek paylaşım yapsam da daha sonra Haluk Levent'in hakkındaki iddiaları ve soruşturma haberlerini öğrenince paylaşımımı silmek durumunda kalmıştım” ifadelerini kullandı.

'TÜRK TOPLUMU ADINA OLDUKÇA ÜZGÜNÜM'

Dündar, “Haluk Levent ile herhangi bir görüşme kaydımız yoktur. Ahbap'ın yerini bilmem, hiç gitmedim. Herhangi bir yardımlarını koordine etmedim. Ahbap'ın ünlüleri kullanarak ön plana çıkmaya çalıştığı ve eleştirilere karşı sosyal medya gücü ile linç yaptığı şeklinde bir bilgim yoktur. Bana sorduğunuz Ahbap organizasyonunu kullanarak şahsi şöhreti artırma hamlesi benim kıdemimde birinin ihtiyacı olmayan ucuzluktadır. Her bir belgeselim beni toplumca bilinir ve güvenilir hale getirmeye yeterlidir. Ben süreç dolayısıyla Türk toplumu adına oldukça üzgünüm ancak şahsi olarak özür dilememi gerektiren bir husus yoktur. Deprem sürecinde Devletimizin kurumlarının en ufak davetini ve çalışma isteğini onur kabul eder, emir telakki ederdim. İfadelerim bunlardan ibarettir" dedi. Uğur Dündar, ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeden ayrıldı.

Elçin Sangu’nun Ahbap soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent iyi niyetimizi kullandı
Hayko Cepkin'in Ahbap soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent sözleri dikkat çekti

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile Ankara’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından Bakan Fidan, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, "Irak Dışişleri Bakanı, değerli kardeşim Fuad Hüseyin'i bugün Ankara'da ağırlamaktan büyük memnuniyet duydum. Görüşmelerimizde; enerji, ticaret, ulaştırma ve güvenlik alanları başta olmak üzere çok boyutlu iş birliğimizi ve ortak projelerimizi ele aldık. Sınırlarımızı bölgesel iş birliği ve ortak kalkınmanın alanı haline getirme hedefi doğrultusunda, milletlerimizin huzuruna ve güvenliğine doğrudan katkı sağlayacak projeleri sürdürüyoruz. Bu çerçevede, Kalkınma Yolu Projesi'ni Türkiye ile Irak'ı bölgesel bağlantısallığın ve refahın merkezine yerleştirecek stratejik bir vizyon olarak görüyoruz. Kıymetli mevkidaşımla, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da kapsamlı görüş alışverişinde bulunduk. Kardeş Irak'ın istikrarını ve güvenliğini kendi istikrarımızdan ve güvenliğimizden ayrı görmüyoruz. İlişkilerimizi karşılıklı güven temelinde her alanda daha da ileri taşımaya devam edeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak Türkiye'ye günde 1 milyon varil petrol verecek
Türkiye Petrolleri Kerkük’te! Tarihi adım: Günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz

Orta Doğu'da gerilim azaldı: Brent petrol, yüzde 5'ten fazla düştü

Dün 88,95 dolara kadar yükselen Brent petrolün ekim vadeli varil fiyatı, günü 85,87 dolardan tamamladı.

Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 19.43 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 5,8 azalışla 80,90 dolara geriledi. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün eylül vadeli varil fiyatı da 77,97 dolar olarak belirlendi.

ABD ile İran arasında diplomatik çözüm ihtimalinin güçlenmesi, Libya'da petrol üretiminin yeniden başlaması ve Tahran'ın enerji altyapısına yönelik yeni saldırı riskinin azalması, fiyatlardaki düşüşü destekleyen başlıca gelişmeler olarak öne çıktı.

İlginizi Çekebilir

ABD Başkanı Donald Trump, dün İran ile yürütülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini belirterek, bir anlaşmaya varılma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade etti. Trump, müzakerelerin başarısız olması halinde askeri operasyonların yeniden başlayabileceğini söylese de taraflar arasındaki diplomatik temasların sürmesi, piyasalarda jeopolitik risk algısını azalttı.

ABD basınında yer alan haberlerde, Trump'ın cuma günü ABD ordusuna İran'a yönelik yeni saldırıları durdurma talimatı verdiği öne sürülürken, İran son iki gecedir ABD saldırılarının durduğunu belirterek, buna bağlı olarak misilleme saldırılarını askıya aldığını açıkladı.

Petrol fiyatlarını baskılayan bir diğer gelişme ise İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın açıklamaları oldu. Katz, İsrail'in İran'ın enerji altyapısına yönelik yeni saldırılar düzenlemek istediğini ancak ABD'nin bunun küresel petrol krizini tetikleyebileceği endişesiyle bu planlara onay vermediğini söyledi. Bu durum, piyasa oyuncularının arz endişelerini hafifleterek fiyatların aşağı yönlü hareketini destekledi.

Bunun yanı sıra Trump'ın Beyaz Saray'da önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmeler de diplomatik temasların sürdüğüne işaret etti. Beyaz Saray görüşmeleri "olumlu ve verimli" olarak nitelendirilirken, piyasalar bu temasları Orta Doğu'da gerilimin daha fazla tırmanmayabileceğine yönelik iyimserliği destekleyen gelişmeler arasında değerlendirdi.

LİBYA KAYNAKLI ARZ ENDİŞELERİ AZALDI

Öte yandan Libya'dan gelen haberler de arz tarafındaki endişeleri sınırladı.

Trablus'un batısındaki Milite Petrol Kompleksi, göstericilerin tesisi kapatmasının ardından güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kısa sürede yeniden faaliyete geçti. Kompleksin yeniden devreye alınmasıyla birlikte Fil ve Vafa petrol sahalarında kısmen duran üretim yeniden başladı. Libya'dan petrol arzının normale dönmesi, küresel piyasalarda arz kesintisi endişelerini azaltarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü etki oluşturdu.

Buna karşın, ABD-İran görüşmelerinin seyri, Orta Doğu'daki güvenlik gelişmeleri ve bölgedeki enerji altyapısına yönelik olası yeni tehditlerin ilerleyen dönemde petrol piyasalarının yönü açısından belirleyici olmayı sürdüreceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak Türkiye'ye günde 1 milyon varil petrol verecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi ile baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin ardından çeşitli alanlardaki anlaşmaların imza törenine katıldı.

Daha sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, Zeydi'yi bölgenin içinden geçtiği zorlu dönemde üstlendiği görev için tekrar tebrik etti.

Eski Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ile de ilişkileri kurumsal temelde güçlendirmeye matuf stratejik adımlar attıklarını hatırlatan Erdoğan, yakaladıkları bu ivmeyi Zeydi ile daha ileri noktalara taşıyacaklarına inandıklarını belirterek, Türkiye olarak Zeydi'ye ihtiyaç duyduğu her alanda destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.

Bu kardeşlik zemini temelinde ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini dile getiren Erdoğan, "İran, Suriye ve Filistin başta olmak üzere bölgesel gelişmeler hakkında fikir teatisinde bulunduk. İlişkilerimizi daha da ileri taşıyacak belgeleri huzurlarımızda az önce imzaladık." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin yanı başındaki savaş ortamının etkisiyle görüşmelerde güvenlik, terörle mücadele, enerji ve ulaştırma konularının bir hayli yer tuttuğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Komşumuz Irak, maalesef bu savaş ve istikrarsızlık ortamından en çok etkilenen ülkelerden biridir. Biz, geçmişten bu yana Irak'ın huzur ve istikrarını ülkemizin durumundan ayrı tutmadık, tutmayız. Bölgemizin artık savaş, terör ve çatışmayla değil, kalkınma, refah, huzur ve istikrarla anılması için çaba gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog halindeyiz. İnşallah her iki ülkeye de ağır bedeller ödeten bu meseleyi kalıcı olarak gündemimizden çıkartacağız. Öte yandan, Irak'ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki noktasında da üzerimize düşeni yapmaya hazırız."

"HEDEFİMİZ, EN YAKIN ZAMANDA KAPSAMLI ENERJİ İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI İMZALANMASIDIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu savaş ortamının kendilerini sadece savunma konusunda değil, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliklerini derinleştirmeye sevk ettiğine dikkati çekti.

"Körfez bölgesinin dünya ile bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi'nin mevcut gelişmeler karşısında her zamankinden daha önemli hale geldiğini görüyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu konuda Sayın Başbakan'ın da güçlü bir iradeye sahip olduğunu memnuniyetle müşahede ettim. İşbirliğimizin bir diğer önemli başlığı enerjidir. Türkiye-Irak Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji işbirliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petrol'ün operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur."

Erdoğan, iklim değişikliğinden etkilenen iki komşu ülke olarak suyun sürdürülebilir kullanımına yönelik işbirliğinin ilerletilmesi yönündeki iradelerinin tam olduğunu söyledi.

Bu noktada Türkiye olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, su konusunu akılcı, bilimsel ve insani temelde daimi bir işbirliği alanı olarak gördüklerinin altını çizen Erdoğan, "Irak ile geçtiğimiz yıl 17 milyar dolara yaklaşan ticaret hacmimizi çok daha ileri seviyelere taşımayı istiyoruz. Bu çerçevede Sayın Başbakan'ın heyetindeki bakanların, iş insanlarımız, müteahhitlerimiz ve yatırımcılarımızdan oluşan geniş bir heyetle bir araya gelmesini de son derece önemli bulduğumu ifade etmek istiyorum." şeklinde konuştu.

"IRAK'TAN 1 MİLYON VARİL PETROL İHTİYACIMIZI KARŞILAR"

Irak Başbakanı Zeydi ile güncel bölgesel gelişmeler hakkındaki görüşlerinin büyük ölçüde benzer olduğunu memnuniyetle müşahede ettiklerini aktaran Erdoğan, Irak'ın bölgesiyle bütünleşmesine yönelik çabaları ve bilhassa Suriye ile temaslarını yapıcı adımlar olarak görüp desteklediklerini belirtti.

Erdoğan, Irak'ın beşeri zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olan ve aralarındaki kardeşliğin en sağlam dayanağını teşkil eden Irak Türkmenlerine Zeydi'nin de hassasiyetle yaklaştığını gördüğünü ifade ederek, "Heyetinde, Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı ve Kerkük Valisi Selman Ağaoğlu kardeşimize yer vermesini özellikle anlamlı buluyorum. Sayın Zeydi'ye ziyaretleri için bir kez daha teşekkür ediyor, istişarelerimizin ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi.

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin konuşmasında "Türkiye'ye günde 1 milyon varil biz petrol verebiliriz." dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başka yere diyor muhtaç olmayın. 1 milyon varil. Evet Sayın Bakan, sağa sola muhtaç olmaya gerek yok. Hemen komşumuz Irak'tan inşallah 1 milyon varil petrolü buraya transfer ettik mi ihtiyacımızı karşılar." değerlendirmesinde bulundu.

EZ - ZEYDİ: ASIRLAR ÖNCESİNE DAYANAN İLİŞKİNİN NİŞANESİ

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Türkiye ziyaretinin asırlar öncesine dayanan ilişkilerin pekiştirilmesinin bir nişanesi olduğunu belirterek iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da ileriye taşınacağını söyledi.

Zeydi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelmekten ve Türkiye ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Zeydi, "Bizim bu ziyaretimiz protokol icabı değil, asırlar öncesine dayanan ilişkilerimizin pekiştirilmesinin bir nişanesidir." dedi. Zeydi, iki ülkenin aynı coğrafyayı, uygarlığı ve su kaynaklarını paylaştığına işaret ederek görüşmelerde enerji, ulaştırma, eğitim, su ve diğer birçok konunun ele alındığını belirtti.

Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilere dair Zeydi, "Bu ilişkilerin daha da yüceltilmesi, güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Kardeşlik içerisinde bir ortaklık arzu ediyoruz ve özellikle Kalkınma Yolu Projesi üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'yla (görüşmede) dedim ki: 'Bize aslında coğrafya doğal olarak iki nehir vermiş. Biz üçüncü nehrin de artık ekonomi nehri olmasını istiyoruz.' Ve bu da tabii ki Kalkınma Yolu'dur." diye konuştu.

Zeydi, Türkiye ve Irak'ın Doğu ile Batı'nın birbirine bağlanmasını sağlayacağına dikkati çekerek "Irak ile Türkiye arasındaki ilişkiler daha da ileri gidecektir. Ekonomik kaynaklarımızı da yücelteceğiz, büyüteceğiz, enerji alanında da daha fazla petrol pompalayacağız." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Yani günde 1 milyon varil biz Türkiye'ye petrol verebiliriz diyor" ifadeleri üzerine Zeydi, "Evet doğru, 1 milyon." dedi.

TÜRKİYE İLE IRAK ARASINDA 3 ANLAŞMA İMZALANDI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin huzurunda, iki ülke arasında 3 anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Zeydi'nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa görüşmelerinin ve heyetler arası görüşmeye başkanlık etmelerinin ardından, iki ülke arasındaki anlaşmalar imza altına alındı.

Bu kapsamda, "Eğitim ve Akademik İşbirliği Mutabakat Muhtırası", Polis Akademisi Başkanı Murat Balcı ile Irak Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Özel Kalem Müdürü General Abdulemir Şammari tarafından imzalandı.

"Gençlik ve Spor Alanlarında Mutabakat Zaptı"na, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin imza attı.

"Sınai Mülkiyet Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı"na ise Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Irak Maliye Bakanı Falih Sari tarafından imza koyuldu.

Elçin Sangu’nun Ahbap soruşturmasındaki ifadesi ortaya çıktı: Haluk Levent iyi niyetimizi kullandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a İletişim Başkanı Duran'dan anlamlı hediye

Türkiye Petrolleri Kerkük’te! Tarihi adım: Günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunan Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Baş başa görüşmenin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Irak Başbakanı ez-Zeydi basın açıklaması yaptı.

İlginizi Çekebilir

Kapsamlı Enerji İş Birliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki iş birliğinin önemli bir başlığının da enerji olduğunu belirterek “Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı anlaşması dün itibarıyla sona erdi. Şimdi hedefimiz, en yakın zamanda iki tarafın da faydasına olacak kapsamlı enerji iş birliği anlaşması imzalanmasıdır. British Petroleum'un operatörlüğünü yürüttüğü Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrollerine ortaklık verilmiştir. Bugün imzalanan anlaşma, enerji alanındaki ortaklık açısından tarihi bir adım olmuştur.” dedi.

Bakanlıkta Tören

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabulü öncesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında imza töreni düzenlendi. Bakan Bayraktar’ın refakat ettiği törende imzaları, TPAO Genel Müdürü Cem Erdem ile BP Upstream İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Andrew McAuslan attı.

1 Milyon Varil Hedefi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, tören sonrasında yaptığı açıklamada “Bu aslında üzerinde uzun süredir çalıştığımız bir proje ve Türkiye Petrollerini günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi yapan bir şirket yapma yolundaki en önemli adımlarımızdan bir tanesi.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak Türkiye'ye günde 1 milyon varil petrol verecek

Kerkük’te Ortak Oldu

2026’nın başından itibaren Türkiye Petrollerini büyütme, dünyadaki farklı coğrafyalarda daha etkin kılma adına uluslararası şirketlerle anlaşma imzaladıklarını anımsatan Bakan Bayraktar, “Bu anlaşmalarımızın BP ile olan kısmının somut çıktılarından bir tanesinin imzasını attık. Bu anlaşmayla Türkiye, BP ile beraber Kerkük'teki sahalara ortak oldu.” diye konuştu.

Üretim Artacak

Bakan Bayraktar, varılan anlaşma ile Türkiye Petrollerinin yüzde 15’lik bir hissesi olacağını dile getirerek “ConocoPhillips, BP ve Türkiye Petrollerinin ortaklığında bir konsorsiyum oluşturulmuş olacak ve bu konsorsiyum orada yaklaşık 3 milyar varil olduğunu tahmin ettiğimiz rezervi geliştirmek, üretmek, oradaki üretimi artırmak için birlikte çalışacak.” dedi.

Ekonomiye Güç Katacak

Anlaşmanın, ülke ekonomisine güç katacak önemde olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, Türkiye Petrollerinin uluslararası alanda etkinliğini attırma adına farklı projeler, farklı ortaklıklar yapacaklarını da dile getirdi.

Hangi Sahalar Kapsamda?

Proje; Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden biri olan Kerkük’teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a İletişim Başkanı Duran'dan anlamlı hediye

İlave Potansiyel Barındırıyor

Sözleşme alanının ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğerinin üzerinde hidrokarbon kaynağı içerdiği değerlendiriliyor. Alanın, önemli ilave arama potansiyeli barındırdığı da öngörülüyor.

Önemli Yatırım

Uluslararası ölçekte önemli olan bu yatırım, TPAO’nun üretim portföyünü büyütmenin yanı sıra teknik gücünü, operasyonel tecrübesini ve uluslararası ortaklık geliştirme kabiliyetini dünyanın önde gelen hidrokarbon bölgelerinden biri olan Kerkük’e taşıyacak.

Konumunu Güçlendirecek

Enerjide tam bağımsız Türkiye vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine ve Irak’ın uzun vadeli enerji hedeflerine katkı sağlarken TPAO’nun küresel enerji sektöründeki konumunu daha da güçlendirecek.

Külliyede Görüşme

Bu arada Bakan Bayraktar, Irak Başbakanı ez-Zeydi'nin heyetinde yer alan Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ve Irak Elektrik Bakanı Ali Saadi Vehib ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir görüşme gerçekleştirdi.

Ortak Kararlılık Vurgusu

Görüşmeye ilişkin sosyal medyadan bir paylaşım yapan Bakan Bayraktar, “Görüşmemizde Türkiye-Irak enerji iş birliğinin mevcut altyapısının tam kapasiteyle değerlendirilmesi hususundaki ortak kararlılığımızı teyit ettik. Petrol, doğal gaz ve elektrik iletim hatları başta olmak üzere iş birliğimizi güçlendirecek somut projeler üzerinde durduk. Karşılıklı fayda temelinde geliştireceğimiz ortak projelerle ülkelerimiz arasındaki enerji iş birliğini daha da derinleştirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Meclis’te yeni dönem! YENİ Parti sonrası koltuklar değişti: CHP’nin yeri dikkat çekti

Bakan Bolat: Irak ile Türkiye arasındaki ticareti 30 milyar dolarlık hacme ulaştırma konusunda kararlıyız

Bolat, Ankara'da bir otelde düzenlenen Türkiye-Irak İş İnsanları Yuvarlak Masa Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iki ülke ilişkilerinin son yıllarda ticaret, yatırımlar, müteahhitlik, ulaştırma, savunma sanayi, turizm ve hizmetler gibi sektörlerde ekonomik entegrasyon çerçevesinde ilerletildiğini söyledi.

Türkiye-Irak ticaret hacminin 17 milyar dolar seviyesinde olduğunu bildirenBolat, bu hacmin Kovid-19 salgınından sonraki süreçte ve enerji fiyatlarının yükseldiği dönemde 24 milyar dolara kadar çıktığını ifade etti.

İKİLİ TİCARETTE HEDEF 30 MİLYAR DOLAR

Bolat, Türkiye'nin dış ticaretinde Irak'ın 5'inci en büyük ortak olduğuna işaret ederek, "Irak ile Türkiye arasındaki ticareti, değerli Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin riyasetinde orta vadede 30 milyar dolarlık bir hacme ulaştırma konusunda kararlıyız." diye konuştu.

Türk müteahhitlerinin en fazla proje üstlendiği 3'üncü ülkenin Irak olduğunu aktaranBolat, söz konusu ülkede bugüne kadar 40 milyar dolar değerinde 1157 projenin başarıyla tamamlandığını söyledi.Bolat, Türk müteahhitlerinin dünyada 13 bine yakın projeyle 566 milyar dolarlık iş hacmine ulaştığını, Irak'ta üstlenilen projelerin bu toplamın yaklaşık yüzde 7,5-8'ini oluşturduğunu kaydetti.

Infografik Görsel (Quality Image)

"IRAK'IN TIR​​​​​​​ SÖZLEŞMESİ'Nİ UYGULAMASI KONUSUNDA İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ"

Yeni hükümetin kurulmasının ardından Irak'la hızlı şekilde çalışmaya, ticaret, yatırım, müteahhitlik, hizmetler ve ulaştırma alanlarında işbirliği yapmaya hazır olduklarını aktaranBolat, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu yıl içinde Körfez bölgesinde yaşanan sıcak savaş ve jeopolitik gelişmeler ekonomi üzerinde maalesef olumsuz etkiler yapıyor. Özellikle enerji koridorları ve enerji kaynaklarının dünyaya ulaştırılması noktasında ciddi olumsuzluklarla karşılaşıldı. Bu gelişme, Irak ile Türkiye arasında Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nın tam kapasite çalıştırılması, Basra'dan Ceyhan Türkiye'ye uzanacak yeni petrol boru hattının inşası, Türkiye ile Irak arasındaki ikili ticaret koridoru ve Basra Körfezi'nde Fav Limanı'ndan başlayacak Kalkınma Yolu'nun Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması, enerji ve ticaret koridorlarının işler hale getirilmesi için çalışılması gerektiğini ortaya koymaktadır."

Bolat, iki ülke arasında imzalanan Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması ile Çifte Vergilendirmeyi Önleme anlaşmalarının, karşılıklı iç onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından yürürlüğe girmesinin önem taşıdığını aktardı.

İki ülke arasındaki ticareti yükseltmek için atılması gereken adımlara işaret edenBolat, "Türkiye ile Irak arasındaki ticareti 30 milyar dolar seviyesine yükseltme hedefine, İbrahim Halil Gümrük Kapısı'nın Irak hükümetinin yürürlüğe koyduğu ASYCUDA sistemine en kısa sürede entegre edilmesinin çok önemli katkı yapacağına inanıyoruz. Ticaret ve enerji koridorları açısından Türkiye-Irak işbirliği bu kadar önemli bir konuma yükselmişken, söz konusu sistemin entegrasyonunun İbrahim Halil Gümrük Kapısı ile tamamlanacak olması, belirsizliği ortadan kaldıracak ve ticareti de hızlandıracaktır." şeklinde konuştu.Bolat, Irak'ın TIR Sözleşmesi'ni uygulaması hususunda her türlü işbirliğine açık olduklarını da bildirdi.

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki transit vize rejiminin 15 Nisan'dan bu yana uygulanmaya başladığını anımsatanBolat, şunları kaydetti:

"Türkiye'den Irak'a ve Irak'tan da Suudi Arabistan'a, Kuveyt'e ve bütün Körfez'e transit ticaretin kanalları açılmıştır. Bu çerçevede Kalkınma Yolu'nun, yeni lojistik merkezleri ve şehirlerin kurulması anlamında Türkiye-Irak ilişkilerinde yatırımlar ve müteahhitlik çalışmalarını hızlandıracağına inanıyoruz."

Bolat, Türkiye-Irak Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) toplantısına bu yıl ev sahipliği yapmak istediklerini de söyledi.

"KARA YOLU VE DEMİR YOLU KORİDORLARININ GENİŞLETİLMESİ GEREKİYOR"

BakanBolat, toplantı sonrasında yaptığı değerlendirmede de iki ülkenin dış ticarette near-shoring (yakın kıyı desteği) ve friend-shoring (dost desteği) kapsamında yer aldığına işaret ederek, "Türkiye'nin bu yıl 282 milyar dolara ulaşacak mal ihracatının yüzde 94'ü sanayi ürünleridir ve bunun yüzde 55-60'ı Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine, yani gelişmiş ülkelere yapılıyor." diye konuştu.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 30 yıllık Gümrük Birliği entegrasyonu olduğunu hatırlatanBolat, AB'nin kabul ettiği "Made in EU" konsepti ve projesine Türkiye'nin de dahil edildiğini, Irak hükümetinden beklentilerinin, "aranan ürün şartı" içinde Türkiye Cumhuriyeti'nin de mutlaka yer alması olduğunu dile getirdi.

Bolat, Hürmüz Boğazı'ndaki sıkıntılı süreçlerle bir daha karşılaşılmaması için mutlaka gümrük geçişlerinin, kara-demir yolu koridorlarının, enerji hatlarının genişletilmesi ve artırılması gerektiğini bildirerek, ziyaretin Türkiye-Irak ilişkilerine çok büyük katkılar yapacağına gerçekten inandıklarını kaydetti.

"ÇOK GİRİŞLİ TİCARİ VİZELER BİZİM İÇİN HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da ticareti artırmak için ticari diplomasi noktasında çalıştıklarını belirterek, "Yeni hükümetin kurulması iki ülke arasındaki işbirliğini daha iyi bir zemine taşıyacaktır. Savaşın geride kalmasıyla Irak'taki yeniden yapılanma ve kalkınma sürecinin hızlanacağına inanıyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bu süreçte de Türkiye olarak komşumuz Irak'ın en güvenilir ortağı olmaya devam edeceğiz." dedi.

Sadece ticaretin değil yatırımların da önemli olduğuna dikkati çeken Olpak, bundan sonraki süreçte bu konuda da önemli adımlar atılacağını bildirdi.

Olpak, şunları kaydetti:

"Merkezi Hükümet ile Kürt Bölgesel Yönetimi arasındaki gümrük uygulama farklarının giderilmesi, özellikle liberalizasyon ve operasyonlar açısından önem taşıyor. ASYCUDA (Automated System for Customs Data) sisteminin gümrük kapılarında etkin uygulanması, süreçlerimizi hızlandıracaktır. Para transferleri, iş hayatının vazgeçilmezi. Bankacılık uygulamaları nedeniyle ticaret ödemelerinde yaşanan güçlüklerin çözümü de iş dünyasının başlıkları arasında. İş insanlarına yönelik e-vize süreçlerinin hızlandırılması ve çok girişli ticari vizeler bizim için hayati önem taşıyor."

Bakan Kacır: AR-GE ve yenilik altyapısını güçlendirerek Türkiye Yüzyılı'na güçlü şekilde hazırlanıyoruz

Kacır, KOSGEB'de düzenlenen "11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni"nde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde planlı sanayileşmeyi yaygınlaştırarak, AR-GE ve yenilik altyapısını güçlendirerek, nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak Türkiye Yüzyılı'na güçlü şekilde hazırlandıklarını söyledi.

SANAYİDE VERİMLİLİK OECD ORTALAMASINI KATLADI

Sanayi ve teknolojide, imalat sanayi katma değerini 41 milyar dolardan 250 milyar doların üzerine, ihracatı da 36 milyar dolardan 278 milyar dolara taşıdıklarını bildirenKacır, "Türkiye, Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir halkasıdır. Türkiye Yüzyılı'nda daha güçlü ve müreffeh Türkiye'yi inşa etmeye kararlıyız." diye konuştu.

Kacır, kaynaklarını verimli yöneten, üretirken doğaya ve geleceğe saygılı davranan, yeniliği katma değere dönüştüren ülkelerin, geleceğin dünyasında söz sahibi olacağını anlattı. Sürdürülebilirliği ve yüksek katma değerli üretimi kalkınma politikalarının merkezine yerleştirdiklerini ifade edenKacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Okul yönetmeliğinde kapsamlı değişiklik! Kayıt, nakil, devamsızlık ve seçmeli derslerde yeni dönem

"Göstergeler, bu yaklaşımın üretim gücümüze ve verimlilik performansımıza doğrudan yansıdığını ortaya koyuyor. Çalışan başına reel üretimimiz 2002-2025 döneminde yüzde 105 arttı. Bu oran, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasının yaklaşık 3,5 katına karşılık geliyor. Sanayimiz, verimlilik artışını 2026'da da sürdürüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde, sanayide çalışılan saat başına üretim, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 artış gösterdi."

Kacır, bu ivmeyi kalıcı hale getirmek ve daha ileri taşımak için işletmelerin verimliliğini, sürdürülebilirliğini ve teknolojik yetkinliğini artıran teşvik ve destek mekanizmalarını Bakanlık olarak devreye aldıklarını kaydetti.

"MODEL FABRİKA SAYISI 16'YA ÇIKARILACAK"

Ekonominin lokomotif sektörlerinin sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı dönüşümünü desteklemek üzere Dijital ve Yeşil Dönüşüm programlarını hayata geçirdiklerini anlatanKacır, "Bakanlığımızın ikiz dönüşüm yolculuğunda firmalara rehberlik ettiği programlarda, 226 milyon liraya kadar destek, yatırımların yüzde 40'ına kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Dünya Bankası işbirliği ile yürüttüğümüz 'Türkiye Yeşil Sanayi', 'Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri' ve 'Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş' projeleriyle 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk." ifadesini kullandı.

Kacır, 'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla sanayinin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030'a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli adım attıklarını söyledi.

TÜBİTAK eliyle son 23 yılda kaynak verimliliği, süreç iyileştirme, enerji verimliliği ve yalın üretim alanlarında 2 bin 844 projeye 15,8 milyar lira destek verdiklerini bildirenKacır, "Adana, Ankara, Bursa, Denizli, Eskişehir, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Mersin ve Samsun'da sanayimizin yalın ve dijital dönüşüm yolculuğuna rehberlik eden 12 model fabrika kurduk. Model fabrikalarda bugüne kadar 800'ün üzerinde Öğren-Dönüş Programı gerçekleştirdik, 220 proje uygulama çalışması yaptık ve 3 binin üzerinde katılımcıya farkındalık eğitimi verdik. Hizmet sunduğu işletmelere yüzde 76'ya varan verimlilik artışı sağlayan model fabrikalarımızın sayısını önümüzdeki yılın sonuna kadar 16'ya çıkaracağız." değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, üretimin, istihdamın ve ihracatın omurgasını oluşturan KOBİ'lerin dijitalleşmeyi, yalın ve sürdürülebilir üretimi benimsemesinin, ekonominin rekabetçiliği açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. KOBİ'lerin bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirebilmesi için finansman imkanlarının yanı sıra nitelikli danışmanlığa, ileri teknolojiye, eğitim altyapısına ve kurumsal işbirliklerine erişmesinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret edenKacır, şöyle devam etti:

"KOBİ'lerimize eğitim, danışmanlık, teknoloji adaptasyonu ve süreç iyileştirme alanlarında rehberlik eden merkezlerin kurumsal kapasitesini güçlendirmek üzere Sektörel Gelişim Merkezi Destek Programı'nı hayata geçirdik. Program kapsamında dijital, yalın ve yeşil dönüşüme hizmet eden altyapılara 10 yıl boyunca yıllık 6,5 milyon liraya kadar geri ödemesiz KOSGEB desteği sağlıyoruz."

Hızlı trende geri sayım: 3 ili ilgilendiriyor! Süre 2 saat 15 dakikaya düşüyor

"YENİLİKÇİ UYGULAMALARI GÖRÜNÜR KILIYORUZ"

Kacır, verimliliğin, kurumların karar alma süreçlerine, işletmelerin üretim anlayışına ve bireylerin davranışlarına yerleşmesinin önemine işaret etti. Akademi, kamu ve özel sektör arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını güçlendiren çalışmaların uzun yıllardır sürdürüldüğünü belirtenKacır, "Verimlilik Dergisi'yle 1967'den bu yana akademisyenlerin ve sektör profesyonellerinin verimlilik odaklı çalışmalarını geniş kitlelerle buluşturuyoruz. 2014'ten itibaren icra ettiğimiz 'Verimlilik Proje Ödülleri' ile kamu ve özel sektörde verimliliği artıran yenilikçi uygulamaları görünür kılıyor, başarıları teşvik ediyoruz." diye konuştu.

Kacır, finale kalan projelerin, kamu kurum ve işletmelerinde 3,7 milyar liralık tasarrufa imkan sağladığına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

"Üretimde katma değeri artıran projeleri taltif eden bu platforma 2025'te 49 ilden 451 proje ve 64 ilden 413 bağımsız değerlendirici başvurusu yapılması, programın gördüğü yoğun ilginin en somut göstergelerinden biridir. Bağımsız değerlendiricilerimiz titiz ve objektif incelemeler sonucunda 72 projeyi finale taşıdı. Süreçleri iyileştiren ve yeni yatırım maliyetlerini düşüren uygulamalar da kurumlarımızın bütçelerinde tek seferlik yaklaşık 611 milyon liralık ilave kaynak oluşturdu."

Projelerin çevresel kazanımlarının ekonomik kazanımlar kadar kıymetli olduğunu kaydedenKacır, söz konusu projelerin çevreye duyarlı üretim ve hizmet modellerinin, yıllık 25 bin tonun üzerinde karbon salımının önüne geçtiğini söyledi.

Kacır, endüstriyel süreçlerde israfı azaltan uygulamaların yaklaşık 114 bin metreküp suyu koruduğunu belirterek, "Ödül jürimiz, bağımsız değerlendirme sürecinin ardından sağladığı etki, yenilikçi yaklaşımı, sürdürülebilirliği ve yaygınlaştırılabilirliğiyle öne çıkan 28 projeyi 10 kategoride ödüle layık gördü." dedi.

Anket diye adını soyadını verdi, hayatı kabusa döndü! Maaşına ve banka hesaplarına haciz

KAMU KURUMLARINA DAVET

Verimlilik Proje Ödülleri'nde 2026 yılı için başvuru sürecinin devam ettiğini hatırlatanKacır, şunları kaydetti:

"Temennimiz, bugün ödüllendirdiğimiz çalışmaların ülkemizin dört bir yanındaki kurumlara ve işletmelere ilham kaynağı olması, sürekli iyileştirme anlayışının yaygınlaşmasına ve verimlilik kültürünün daha sağlam biçimde kökleşmesine katkı sunmasıdır. Kamu kurumlarımızı, işletmelerimizi ve proje ekiplerimizi yenilikçi çalışmalarını bu platforma taşımaya davet ediyorum."

450'NİN ÜZERİNDE PROJE İÇİN BAŞVURU YAPILDI

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürü Abdullah Başar da bu programla, başarılı proje ödüllerini vitrine çıkarmayı amaçladıklarını söyledi. Başvuru ve değerlendirme sürecinin uzun bir maraton olduğunu belirten Başar, 450'nin üzerinde proje başvurusu aldıklarını kaydetti. BakanKacır, konuşmaların ardından verimlilik ödüllerini takdim etti.

Bakan Yumaklı: İspanya'nın ardından Fransa için de iki yangın söndürme uçağı görevlendirildi

Yumaklı, NSosyal hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. Avrupa'da günlerdir süren orman yangınlarının, verilen mücadelenin ne denli zorlu bir süreç olduğunu bir kez daha gösterdiğine işaret eden Yumaklı, "Bu kapsamda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda İspanya'ya gönderdiğimiz iki yangın söndürme uçağımızın ardından, Fransa'nın da destek talebi üzerine iki yangın söndürme uçağımızı görevlendirdik. Türkiye, sahip olduğu imkan ve tecrübeyle yalnızca kendi ormanlarını değil, ihtiyaç duyulduğunda farklı ülkelerin ormanlarını korumak için de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Görüşme öncesi provokasyon!

Yumaklı, görev için yola çıkan ve sahada mücadele eden ekiplere başarılar dileyerek, "Ormanlar, bizlere emanet değil, gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli mirastır. Bu bilinçle sınırları aşan dayanışmayı ve mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

Giriş ücretsiz, yiyecek fiyatları uygun! Bodrum halk plajlarında ekonomik deniz keyfi

Bodrum’un popüler koyları Türkbükü, Yalıkakavak, İçmeler, Torba’daki halk plajlarında da yerli ve yabancı turistler ekonomik fiyatlarla deniz keyfi yaşıyor.

Hamburger 450 lira

Ücretsiz şezlong ve şemsiye gibi hizmetlerin sunulduğu plajlar, her yaştan ziyaretçiye konforlu bir tatil deneyimi sunuyor. Bodrum Halk Plajlarında menüler de zengin ve ekonomik.

En çok tercih edilen lezzetlerden hamburger 450 TL, lahmacun 250 TL, et döner 550 TL, pizza çeşitleri 450 TL; cheesecake, magnolya ve meyve tabağı gibi tatlılar 250 TL, dondurma çeşitleri ise 65 TL’den başlayan fiyatlarla sunuluyor. Ayrıca sabah saatlerinde gelen misafirler de kahvaltı seçeneklerinden yararlanabiliyor.

20 noktada

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen halk plajları projesi, Antalya’da 14, Muğla’da beş ve İzmir’de bir olmak üzere bugün itibariyle toplam 20 noktada hizmet veriyor. Sinop Abalı, Samsun Yakakent ve Bitlis Adilcevaz’da 2026 sonu itibariyle faaliyete geçmesi planlanan üç yeni plaj ile birlikte hizmet modelinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Dünya Ankara'ya kilitlendi: Tarihi NATO zirvesinin perde arkası Milliyet.com.tr’de olacak

MİLLİYET.COM.TR - Küresel güvenlik mimarisinin ve jeopolitik dengelerin yeniden şekilleneceği tarihi NATO Zirvesi için geri sayım başladı. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan dev zirve, 2004 İstanbul zirvesinin ardından Türkiye’de düzenlenecek ikinci tarihi buluşma olma özelliğini taşıyor.

NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra binlerce üst düzey diplomat ve bakanı ağırlayacak olan Başkent'te dünya siyasetine yön verecek kritik kararlar alınacak.

MİLLİYET.COM.TR TARİHİ ZİRVENİN MERKEZİNDE

Bu dev organizasyonun nabzını, Milliyet.com.tr Dış Haberler Editörü Pırıl Cennet ve Batıkan Altaş tutacak. Zirve parkurundan, basın merkezinden ve liderlerin ortak açıklama alanlarından aktaracağı sıcak gelişmelerle küresel zirvenin tüm detayları ilk elden okuyucuya ulaşacak.

KRİTİK BAŞLIKLAR

Ankara Zirvesi, özellikle son dönemde Washington-Ankara hattında peş peşe gelen F-35 ve savunma sanayii iş birliği açıklamalarının ardından çok daha kritik bir boyuta ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılması beklenen ikili zirve, yalnızca Türkiye-ABD ilişkileri açısından değil, NATO içi dengeler bakımından da belirleyici olacak.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılacağı duyurulan zirvede, ittifakın genişleme stratejileri, bölgesel güvenlik riskleri ve terörle mücadele başlıkları masaya yatırılacak.

EN ÜST DÜZEYDE ALARM

Tarihi zirve öncesinde Ankara’da da güvenlik ve lojistik hazırlıkları tamamlandı. Yaklaşık 70 bin güvenlik personelinin görev yapacağı başkentte, birçok nokta baştan aşağı yenilendi. Zirve haftasında kamu personelinin idari izinli sayılacağı Ankara, tarihin en büyük koruma ve diplomasi trafiğine sahne olacak.

DAKİKA DAKİKA TAKİP

Dünya liderlerinin Ankara zirvesindeki kritik hamleleri, perde arkası görüşmeler ve uluslararası basının manşetleri, Pırıl Cennet’in özel izlenimleri ve canlı aktarımlarıyla her an Milliyet.com.tr’de.

🌐 Dünya Ankara'ya kilitlendi: Tarihi NATO zirvesinin perde arkası https://t.co/6SyiyyYDV1’de olacak

📢 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni, Dış Haberler Editörü Pırıl Cennet (@pirilcennet) ve Batıkan Altaş (@batikanaltas) yerinde takip edecek

🎙 @KubraaCelebiipic.twitter.com/KXnFwRAwW8

— milliyet.com.tr (@milliyet) July 6, 2026

Ankara’ya NATO piyangosu

Trump, Rusya-Ukrayna savaşı için kolları sıvadı

Uşakov, ABD tarafının önerisiyle gerçekleşen 1,5 saatlik telefon görüşmesinin yapıcı geçtiğini bildirdi, “Trump, (Ukrayna’da) çatışmalara hızlı bir şekilde son verilmesini ve krize barışçıl çözümler bulunmasını kolaylaştırmaya hazır olduğunu yineledi” dedi. Uşakov, Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’in arabuluculuk çabalarına devam edeceğini ve uygun zamanda Moskova’ya gelmeye hazır olduklarını da aktardı. Öte yandan Trump’ın, Putin’in yanı sıra Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile de görüştüğü bildirildi.

Hamaney’e cenaze namazı

Hamaney için İran’ın başkenti Tahran’daki İmam Humeyni Musalla Camisi’nde cenaze namazı kılındı. Camideki özel alanda eda edilen cenaze namazını Ayetullah Cafer Sobhani kıldırdı.

Törene, İran’ın çeşitli kentlerinden ve yurt dışından on binlerce kişi katılırken,başta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsin Ejei olmak üzere çok sayıda üst düzey devlet yetkili de katıldı.

Daha önceden yaralandığı bildirilen ve mesajları yazılı olarak aktarılan oğul Mücteba Hamaney katılmazken, Ali Hamaney’in diğer üç oğlu ise törende hazır bulundu. Bununla birlikte törende ABD Başkanı ve İsrail Başbakanı’nın üzeri çarpı işaretli portreleri taşındı, intikam sloganları yankılandı.ABD Başkanı Donald Trump ise cenazeye katılanlar için “Ağlamalarınaşaşırdım. Bu kadar sevdiklerini bilmiyordum” diye konuştu.Başkent sokaklarındaki veda törenininardından Hamaney’in naaşı, bugün Kum kentine nakledilecek.

‘Patronun kim olduğunu biliyor!’

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendisinden gelecek hafta için Beyaz Saray’da görüşme talep ettiğini söyledi.

Amerika merkezli haber platformu “Axios”a telefonda demeç veren Trump, “(Netanyahu ile) Çok iyi anlaşıyoruz. Patronun kim olduğunu biliyor” ifadesini kullandı. Trump, görüşmenin 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nden dönüşünden sonra gibi erken bir tarihte olabileceğini söyledi.

‘Avantaja çevirecek’

İsrail basınında yer alan haberlerde ise, Başbakan Netanyahu’nun Trump ile yapmayı planladığı görüşmeye büyük önem verdiği öne sürüldü. İsrail medyasına göre Netanyahu, Washington’da gerçekleştireceği görüşmeyi Trump ile olan ilişkisinin gücünü vurgulamak ve Ekim 2026’da yapılacak İsrail parlamento seçimleri için yürüteceği kampanyada kullanmak için fırsat olarak görüyor.

Bununla birlikte görüşme tarihi konusunda muğlak ifadeler var. Netanyahu’nun basın ofisi, 3 Temmuz’da, Netanyahu’nun Trump’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği ve “yakında ikili bir görüşme konusunda mutabık kaldıkları” belirtildi. Ancak Trump’ın “NATO Zirvesi’nden döndükten görüşebileceklerini” söylemesine karşın, İsrail basını, “henüz randevu verilmediğini” yazdı, görüşmenin gelecek hafta olmasının pek mümkün görülmediğini kaydetti.

‘Hepsini vurabilirdik’

Bu arada Axios’a İran ile ilgili değerlendirmede bulunan Trump, İranlıların “anlaşma yapmak için yalvardığını” iddia etti, ancak her iki tarafın da ülkenin eski lideri Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze töreni nedeniyle görüşmelere bir hafta ara verdiklerini belirtti.

Trump, “Hepsi orada. Tek bir atışla hepsini etkisiz hale getirebiliriz ama bunu yapmayacağız çünkü o zaman müzakere edecek kimse kalmaz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan ABD ile İran arasında bir süredir devam eden diplomatik temasların yeni turuna ilişkin dikkat çeken bir iddia gündeme geldi. Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya televizyonunun haberine göre tarafların bir sonraki müzakere toplantısı 11 Temmuz’da Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

Haberde, görüşmelerin Pakistan’da yapılmasının planlandığı belirtilirken, müzakerelerin nükleer program başta olmak üzere iki ülke arasındaki temel anlaşmazlık başlıklarına odaklanmasının beklendiği ifade edildi.

Netanyahu’dan yanıt geldi

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendisi hakkında “Patronun kim olduğunu biliyor” açıklaması yapan ABD Başkanı Donald Trump ile ilişkilerinde “çatlak” olmadığını ileri sürerek “Her ailede, her yakın dostlukta olduğu gibi bazen fikir ayrılıkları olur ve bunları açık şekilde konuşuruz” dedi.

‘BAKANBEN-GVİR ABD’YE KORKUDAN GİTMEDİ’

İsrail merkezli “Haaretz” gazetesi, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, “gözaltına alınma” endişesiyle ABD’ye yapacağı ziyareti iptal ettiğini ileri sürdü. Gazetenin haberine göre, Ben-Gvir, Birleşmiş Milletler (BM) Polis Şefleri Zirvesi’ne katılmak üzere New York’a planladığı ziyareti, insan hakları gruplarının protesto gösterileri düzenlemesi ve hakkındaki gözaltı ile soruşturma taleplerinin artması endişesiyle iptal etti. Haberde, iptal kararının, Ben-Gvir’in radikal söylem ve politikaları nedeniyle protestolarla karşılaşabileceğine ve yasal baskılara maruz kalabileceğine işaret eden iç güvenlik ve siyasi değerlendirmelerin ardından alındığı vurgulandı.

“The Jerusalem Post” gazetesi ise, Ben-Gvir’in konferansa katılımını iptal etmesinin arkasında, ABD’de bir dernek tarafından hakkında yasal şikayetlerde bulunmasının yattığını öne sürdü.

‘İsrail’in 10 günlük mühimmatı kaldı!’

İsrail eski Savunma Bakanı ve “İsrail Evimiz Partisi” lideri Avigdor Liberman, Başbakan Binyamin Netanyahu ve hükümetini eleştirerek, İsrail ordusunun 10 gün içinde mühimmatının tükeneceğini iddia etti. İsrail devlet televizyonu KAN’a konuşan Liberman, Netanyahu hükümetini, koalisyonu bir arada tutabilmek için ülkeyi mahvetmeye hazır olmakla suçlayarak, “10 gün içinde İsrail ordusunun mühimmatı kalmayacak” ifadesini kullandı. Liberman, Gazze Şeridi’nde Hamas’ın kontrolünü sıklaştırdığını ve yeniden roket üretmeye başladığını da iddia etti.

Bombalı saldırı gizli servis işi mi?

Saldırıyı gerçekleştirip Fransa’ya kaçan Ukraynalı Anastasiia Berezovska (39) ise aranıyor. Daily Mail gazetesi, Ukrayna’daki savaştan kaçarak Monako’da lüks bir hayat süren 84 Ukraynalının saldırının ardından paniğe kapıldığını yazdı. Habere göre, Ermolaev’in ülkesinden kaçmadan önceki Rusya ilişkileri nedeniyle Ukrayna gizli servisinin hedefi haline gelmiş olabileceği de iddialar arasında yer alıyor.

Trump'ın 'Canavar’ lakaplı makam araçları Ankara'da

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi görüşmeleri sonrası Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile de bir araya geleceği bildirildi.

Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, ABD’nin NATO nezdindeki Büyükelçisi Matt Whitaker ile birlikte telekonferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında, Ankara ziyaretiyle ilgili bazı yeni bilgiler paylaştı.

Toplantıda, ABD Başkanı Trump’ın, Ankara’daki NATO Zirvesi temaslarının ardından gerçekleştireceği ikili görüşmelere de yer verildi. Bu kapsamda, ABD Başkanı'nın çarşamba günü Ankara’da NATO Zirvesi programının ardından Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ve Suriye Cumhurbaşkanı Şara ile bir araya geleceği belirtildi.

NATO Büyükelçisi Whitaker, toplantıda yaptığı açıklamada, İttifakın savunma harcamaları ve yük paylaşımı konularına dikkati çekerek, zirvenin "İttifakın geleceği açısından kritik bir eşik" olduğunu ifade etti. Beyaz Saray Baş Basın Sözcü Yardımcısı Kelly de ABD Başkanı Trump’ın Ankara’da, NATO Liderler Zirvesi kapsamındaki programı hakkında bazı ayrıntıları paylaştı.

Dünya Ankara'ya kilitlendi: Tarihi NATO zirvesinin perde arkası Milliyet.com.tr’de olacak

TRUMP, ANKARA'DA DOLU DOLU 2 GÜN GEÇİRECEK

Beyaz Saray açıklamasına göre, Başkan Trump, salı günü Ankara’ya ulaşacak. ABD Başkanı Trump’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi törenle karşılanması bekleniyor.

Trump ilk olarak NATO liderler yemeğine katılacak, çarşamba günü de NATO liderleri oturumu ve aile fotoğrafında yer alacak.

Daha sonra Trump, Zelenskiy ve Şara ile görüşmelerinin ardından düzenleyeceği basın toplantısında, Türkiye ziyareti kapsamındaki temaslarıyla ilgili açıklamalarda bulunacak. Trump, aynı akşam, ilk kez bir yurt dışı seyahatinde kullandığı "Boeing 747" tipi yeni Air Force One uçağıyla Washington’a geri dönecek.

ANKARA TEMASLARI, ABD BAŞKANI İÇİN PEK ÇOK STRATEJİK HEDEFİ İÇERİYOR

ABD’li üst düzey yetkililerin, Anadolu Ajansına verdiği bilgide, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabaların, Başkan Trump’ın Zelenskiy ile yapacağı görüşmenin merkezinde olacağı belirtildi.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile yapacağı görüşmenin ana gündeminin, savaşın sona erdirilmesi olacağını aktardı. ABD'li yetkili, Ukrayna cephesindeki durumla ilgili "Cephe hattı, son aylarda büyük ölçüde donmuş durumda. Savaşın sona erdirilmesi için aciliyet hissediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

ABD tarafı, hem Rusya hem Ukrayna ile temasların sürdüğünü ve Başkan Trump’ın arabuluculuk rolü oynadığını vurguladı.

Yetkililer, savaşın devam etmesinin "her iki taraf için de ağır kayıplara ve yıkıma" neden olduğunu ifade ederek, diplomatik çözüm çabalarının hızlandırılacağının altını çizdi. Bir diğer üst düzey ABD’li yetkili, Ankara’daki zirvede, İran kaynaklı bölgesel güvenlik riskleri ve deniz ticaret hatlarının korunmasının gündeme geleceğini bildirdi.

Yetkili, NATO müttefiklerinin katkı vermeye hazır olduğunu, ancak birçok ülkenin yeterli deniz unsuru ve askeri kapasiteye sahip olmadığını belirterek, "İhtiyacımız olan şey, kabiliyetli müttefikler. Bazı ülkelerin anlamlı katkı sunacak gemi ve varlığı yok." sözlerini sarf etti. ABD savunma sanayisine yönelik yeni işbirlikleri ve üretim anlaşmalarının zirve sırasında açıklanabileceği, milyarlarca dolarlık savunma projelerinin gündeme geleceği de kaydedildi.

Ankara'da zirve içinde zirve

‘CANAVAR’ DEPOYU ANKARA’DA FULLEDİ

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO Zirvesi için kargo uçağıyla Ankara’ya getirilen “Canavar’ lakaplı makam araçları, bir akaryakıt istasyonunda görüntülendi.



Kargo uçağının, araçların yanı sıra helikopterinin parçalarını da taşıdığı öğrenildi. Cadillac marka birbirinin tamamen aynısı olan araçlardaki güvenlik amaçlı 800-002 numaralı aynı plakalar dikkat çekti. “Yürüyen Kale” de denilen araçlar, benzin ikmalinin ardından süratle istasyondan ayrıldı.

Zirve öncesi operasyonlar

Ankara’da denetimlerini artıran ekipler, silahlı paylaşım yaptığı belirlenen, silahlı olaylara karıştığı değerlendirilenşüphelilere yönelik çalışma yaptı. Operasyonda 46 şüpheligözaltına alındı. İstanbul’da da “THKP/C Dev-Yol Devrimci Hareket Terör Örgütü’nün gençlik yapılanması” suçlamasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 39 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında T24 editörü Buse Söğütlü ve Oda TV editörü Ceren Erdoğdu da var. / NESLİHAN KESKİN - Haber Merkezi

RTÜK’ten zirve uyarısı: Milli güvenlik perspektifini gözetin

“Türkiye’nin NATO içindeki kilit rolünü, diplomatik etkinliğini ve bölgesel caydırıcılığını bir kez daha öne çıkaracak olan bu zirve, devletimizin vakarını ve asil milletimizin ev sahipliğini uluslararası alanda sergileyeceğimiz önemli bir süreçtir. Küresel güvenlik ve diplomasi başlıklarının yoğunlaştığı bu kritik dönemde, yayıncı kuruluşlarımızın haber ve tartışma programlarında kamu yararını ve millî güvenlik perspektifimizi gözetmeleri büyük önem arz etmektedir. Yayınların, teyit edilmiş bilgiye dayalı, ölçülü, toplumsal hassasiyetleri gözeten ve dezenformasyondan uzak bir anlayışla yürütülmesi temel beklentimizdir.”

Vali Gül, İstanbul’da bilançosunu açıkladı: Araç sayısı yüzde 6.5 arttı

‘Sokak hayvanı olmayacak’

Sokak hayvanlarıyla ilgili bilgi veren Gül, “Özel ekiplerimiz hep sahada. Aranması olan şahıslar yakalanıyor, suç oranı düşüyor. İstanbul’da son 5 yılda faili meçhul 1 tane bile cinayet yok. 39 ilçemizin tamamına ormandan yer tahsis edildi. İstanbul’da bugün itibariyle tespit edilen sahipsiz hayvanların yüzde 65’i toplandı. Bu konu 2-3 ay içerisinde gündemden çıkacak. Sahipsiz hayvan sokakta olmayacak” dedi.

Çözüm metro

Vali Gül, sahte çakarı neredeyse gündemden çıkardıklarını belirtirken, şunları dedi:

“İnsanlar vaktinin önemli bir kısmını trafikte geçiriyor. Nüfus, araç sayısı ile toprak büyüklüğümüzü kıyaslayınca yaklaşık 30 kat daha dezavantajlıyız. Her yere metro ile gidilebilse inanıyorum ki birçok hemşehrimiz araçtan ziyade metroyu tercih edecektir. Geçen senenin ilk 6 ayı ile bu senenin ilk 6 ayında araç sayımız yüzde 6 buçuk arttı. Yollar yüzde 6.5arttı mı, artmadı. Çözüm metro, toplu taşıma, toplu taşıma hatlarının birbirine bağlanması,denizin olabildiğince kullanılması.”

Göktaş ve İmamoğlu ziyareti

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Deniz Göktaş’ı Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Ceza İnfaz Kurumu’nda ziyaret etti. Cezaevine gelişinde Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt ve partililer tarafından karşılanan Özel, cezaevinde Deniz Göktaş ile yaklaşık 30 dakika süren bir görüşme yaptı. Özel, görüşmenin ardından cezaevinden ayrıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Deniz Göktaş’ın sanal medya platformlarında yayınladığı videonun içeriğinde suç unsuru tespit etti. İstanbul Havalimanı’nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alınan Göktaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Dini değerleri aşağılama” suçlarından tutuklandı.

Silivri’de 6 saat

Özgür Özel,en son Kurban Bayramı’nda görüştüğü eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’n Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde ziyaret etti. İmamoğlu başta olmak üzere diğer tutuklu belediye başkanları ve siyasetçilerle görüşen Özel, cezaevinden yaklaşık 6 saat sonra ayrıldı. Özgür Özel, İmamoğlu’nun sanık olarak yer aldığı İBB, casusluk ve diploma davaları için bugün Silivri’de olacak.

Altından 5 hafta sonra yükseliş geldi

ABD’de açıklanan istihdam verileri ve jeopolitik gelişmelere ilişkin iyimserlikten kaynaklı pozitif etkilerle altının onsu temmuz ayına pozitif başladı.

ABD’de tarım dışı istihdam haziranda 57 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin oldukça altında gerçekleşti. ABD’de işsizlik oranı haziranda yüzde 4.2’ye geriledi. Piyasa beklentileri bu dönemde işsizlik oranının mayısta olduğu gibi yüzde 4.3 seviyesinde gerçekleşmesi yönündeydi. Bu durum, yatırımcıların Fed’in faiz artırımı beklentilerini düşürmesine yol açtı. Bu gelişmeyle dolara olan talebin azalması da altın başta olmak üzere değerli metal fiyatlarını destekledi.

Altının onsu ABD’de beklenenden düşük gelen istihdam verilerinin ardından Fed’in faiz artırımı beklentilerini düşürmesiyle 5 haftanın ardından haftalık bazda yüzde 2.5 artarak 4 bin 175 dolara çıktı ve ilk haftalık kazancını elde etti.

Yaşlı ve engelliye 8.1 milyar lira

Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, engelli ve yaşlı bireylerin hayatın her alanına tam katılımlarını sağlamak ve aynı zamanda bağımsız yaşam sürmelerine destek olmak amacıyla çalıştıklarını ifade etti. Eğitimden sağlığa, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda yaşlı ve engelli vatandaşların yanında olduklarını aktaran Göktaş, hizmetleri insan odaklı ve hak temelli politikalar çerçevesinde yürüttüklerini vurguladı. Engelli ve yaşlı vatandaşlara yönelik kapsayıcı ve düzenli sosyal yardım programları geliştirmeyi sürdürdüklerini kaydeden Göktaş, şu ifadeleri kullandı:

“Bu doğrultuda temmuz ayı için yaklaşık 4.7 milyar yaşlı aylığı ve yaklaşık 3.4 milyar engelli aylığı olmak üzere toplam 8.1 milyar lira tutarındaki yaşlı aylığı ve engelli aylıklarını hesaplara yatırmaya başladık. Ayrıca memur maaş katsayısındaki yeni düzenleme sonrasında yaşlı ve engelli aylıklarını bir sonraki ay hak sahiplerimizin hesaplarına artışlı bir şekilde yatıracağız.”

Hızlı trenle 48 saatte ‘Türkiye turu’ hedefi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2028 yılına kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayısını 11’den 27’ye yükselteceklerini belirterek, “2053 yılında da ülkemizin dört bir yanını hızlı tren hatlarıyla birleştirerek 48 saatte tüm Türkiye’yi gezeceğiz” dedi.

Bakan Uraloğlu, AA’ya yaptığı açıklamada 2002’de yaklaşık 11 bin kilometre olan demir yolu ağının bugün 2 bin 251 kilometresi yüksek hızlı tren hattı olmak üzere 14 bin 9 kilometreye yaklaştığı bilgisini verdi.

Uraloğlu, sadece yeni hatlar inşa etmediklerini, 11 bin kilometrelik demir yolu ağını da modernize ettiklerini aktararak, Halkalı - Kapıkule, Ankara - İzmir, Bandırma - Bursa - Yenişehir - Osmaneli, Mersin - Adana - Osmaniye - Gaziantep gibi hızlı tren hatlarında inşa çalışmalarının devam ettiğini ifade etti.

İlk etapta 27 il

Yapım çalışmaları süren Kars - Iğdır - Aralık - Dilucu Demir Yolu ile Türkiye Ermenistan - Azerbaycan arasındaki demir yolu bağlantısını güçlendirdiklerini, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde hayata geçirilecek demir yolu bağlantısıyla İstanbul Boğazı’ndan Marmaray’a alternatif yeni demir yolu hattına kavuşulacağını belirten Uraloğlu, bu projede ihale sürecinin ardından bu yıl inşa çalışmalarına başlamayı planladıklarını anlattı.

Uraloğlu, ana hatların yanı sıra 439 kilometrelik 286 iltisak hattı işletildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“2028 yılına kadar 608 kilometre iltisak hattına ulaşmayı planlıyoruz. 13 olan lojistik merkezi sayımızı 25’e çıkarmayı planlıyoruz. Demir yolu hatlarımızı 2028’e kadar 17 bin 287 kilometreye, 2053 yılında ise 28 bin 590 kilometreye yükseltmeyi hedefliyoruz. Halen 4 bin 164 kilometrelik hatta yapım çalışmalarımıza devam ediyoruz. 2028’e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11’den 27’ye yükselteceğiz. 2053 yılında da ülkemizin dört bir yanını hızlı tren hatlarıyla birleştirerek 48 saatte tüm Türkiye’yi gezeceğiz.”

Çamlıbel Tüneli’yle13 keskin viraja son

Bakan Uraloğlu, dün Sivas’ın Yıldızeli ilçesindeki Çamlıbel Geçidi’nde düzenlenen Çamlıbel Tüneli Temel Atma Töreni’ne de katıldı. Uraloğlu, 11 numaralı kuzey-güney aksı olan Ordu Ünye’den Adana Karataş’a uzanan stratejik koridordaki Çamlıbel Geçidi’ni, çift tüplü tünelle aşacak yapım çalışmalarını başlatmanın gururunu yaşadıklarını belirterek şu bilgileri verdi:

“4 bin 735 metre uzunluğundaki Çamlıbel Tüneli’miz, 3 kilometrelik bağlantı yollarıyla birlikte 7.7 kilometrelik bir projedir. Yıldızeli-Sivas ayrımı Tokat yolunun 9’uncu kilometresindeki Ilıca Göleti civarından başlayıp 19’uncu kilometresindeki İhsaniye Göleti civarına bağlanacaktır. Tünelimizle ulaşım kotunu 286 metre aşağı çekip 1684 metreden 1398 metreye indirecek, 13 keskin virajı baypas edecek, güzergahı 2.3 kilometre kısaltarak seyahat süresini 5 dakikaya düşüreceğiz. Böylece zamandan 313 milyon lira, akaryakıttan 58 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 371 milyon lira tasarruf sağlayacağız.”

Isparta’dan dünyaya gül suyu ihracatı

Geleneksel yöntemlerle ve modern üretim teknikleriyle işlenen yağlık güllerden, kozmetik ve parfümeri sektöründe yoğun olarak kullanılan gül yağı ile gül suyu elde ediliyor. Isparta’nın Gönen ilçesine bağlı Güneykent beldesinde yaklaşık 8 yıldır gül suyu üretimi yapan Muhammet Kaya, KOSGEB desteğiyle evinin bahçesinde kurduğu işletmede tek distilasyon (tek damıtma) yöntemiyle yağlı gül suyu ürettiğini söyledi. Kaya, ürünlerinin büyük bölümünü yurt içi pazarına sunduklarını, son dönemde ihracata da başladıklarını ifade ederek başta Almanya olmak üzere birçok ülkeye ürün gönderdiklerini dile getirdi.

İndirim kampanyaları mercek altında

MİTHAT YURDAKUL / ANKARA -İndirimli satış reklamlarının mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmediğini ve tüketicilerin mağdur edildiğini belirleyen bakanlık, indirimli satışların başlangıç ve bitiş tarihlerine yer verilmemesi, yüzde 50 + yüzde 20 + yüzde 10 gibi birden fazla orana yer verilerek nihai indirim oranına ilişkin anlam karışıklığına neden olunması gibi ihlallere işaret ederek ceza uyarısında bulundu.

İlginizi Çekebilir

Ticaret Bakanlığı’na ulaşan tüketici şikayetleri ile gerçekleştirilen denetimler, indirimli satış reklamlarının mevzuata uygun olarak gerçekleştirilmediğini ve tüketicilerin mağdur edildiğini ortaya koydu. Yapılan tespitler üzerine iş ve esnaf örgütlerine uyarıda bulunan bakanlık ihlallere işaret etti. Bakanlık, reklam metninde “tüm ürünlerde yüzde 50 indirim” ifadesine yer verilirken, bazı ürünlerin kampanya kapsamı dışında tutulduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda indirim kapsamına alınmayan ürünlerle ilgili bilgilerin tüketicilerden gizlendiği, bu bilgilerin tüketiciler tarafından zor farkedilecek şekilde konum, punto ve renk tonuyla yer aldığı belirtildi.

Reklam Kurulu tarafından aldatıcı ve mevzuata aykırı reklamlar nedeniyle, reklamın yer aldığı mecranın türüne göre 99 bin liradan 39 milyon liraya kadar ceza verildiği anımsatılan bakanlık yazısında, yapılacak indirim reklamlarının mevzuata tam uyumlu hale getirilmesi istendi. Bakanlık, belirtilen para cezaları uygulanırken; haksız içerik, aykırılık dolayısıyla elde edilen menfaat ve neden olunan zararın büyüklüğü ile aykırılığı gerçekleştirenin ekonomik durumunun gözetileceğini bildirdi.

İspanya Başbakanı Sanchez'in eşinden Ankara başvurusu! 'NATO Zirvesi için mahkemeden özel izin istedi'

Dünya, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek ve 32 liderin katılım sağlayacağı NATO Zirvesi’ne kilitlendi. İspanyol basınında yer alan haberlerde, İspanya'da Başbakan Pedro Sanchez'in eşi Begona Gomez'in avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurduğu belirtildi.

NATO ZİRVESİ İÇİN ÖZEL İZİN TALEP ETTİ

Begona Gomez'in NATO Ankara Zirvesi'nde eşi Pedro Sanchez'e eşlik etmek ve kızının Londra'daki mezuniyet törenine katılabilmek için 7-10 Temmuz tarihlerinde yurt dışına çıkış izni talep ettiği bildirildi.

Haberlerde, NATO Ankara Zirvesi'ne katılacak ülke liderlerinin, eşlerinin de resmi olarak davetli oldukları hatırlatıldı.

PASAPORTUNA EL KONULMUŞTU

İspanya tarihinde pasaportuna el konulan ilk başbakan eşi olan Begona Gomez, "nüfuzunu kullanma, iş dünyasında yolsuzluk, zimmet ve görevini kötüye kullanmakla" suçlanıyor.

Hakim Juan Carlos Peinado'nun "ülkeden kaçma şüphesiyle" ihtiyati tedbir uygulama kararı almasının ardından Begona Gomez, 24 Haziran'da pasaportunu mahkemeye bırakmıştı.

Begona Gomez, son olarak iki ay önce Başbakan Sanchez'e Çin seyahatinde eşlik etmişti.

ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'
Ülkenin karanlık para ağı çökertildi! Milletvekilinin gizli kasası patlatıldı: '15.5 milyon dolar nakit ve altın'

Avrupa'yı kavuran kabus doğuya doğru ilerliyor! 'Sokağa çıkmama' çağrısı yapıldı

Geçen hafta Avrupa'nın batısında sıcaklık rekorları kıran hava kütlesi, rotasını kıtanın orta, doğu ve güney kesimlerine çevirdi. Yeni bir bölgeyi etkisi altına alan aşırı sıcaklar nedeniyle Slovakya’da termometreler 40,5 dereceyi göstererek tüm zamanların rekorunu kırdı.

Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de sıcaklıkların 40 dereceyi aşması beklenirken, yetkililer halkın sığınabilmesi için ülke genelinde iki binden fazla klimalı serinleme merkezi açtı.

Nehir sularının ısınması nedeniyle elektrik üretiminde düşüş yaşanmaması adına, Macaristan'daki nükleer santrale geçici muafiyet tanındı.

ULAŞIM AKSADI, ORMAN YANGINLARI BAŞLADI

Almanya üst üste üç gün boyunca sıcaklık rekoru kırarken Brandenburg eyaletinde termometreler 41,7 dereceyi buldu. Berlin polisi kamusal alanlardaki kalabalıkları serinletmek için tazyikli su sıkarken, bazı kentlerde sıcaklığın tramvay hatlarında bozulmalara yol açması nedeniyle ulaşım aksadı.

Hırvatistan'da başkent Zagreb ile Split ve Dubrovnik gibi turistik kentler için kırmızı alarm verilirken, Adriyatik Denizi'ndeki Vis Adası'nda çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

Sıcak hava dalgası batı kesimlerinde etkisini kaybetmeye başlasa da acı bilanço geride kaldı; Fransa'da sıcaklara bağlı 1000'den fazla, İspanya'da ise 800'ün üzerinde ek ölüm kaydedildi.

FIRTINA, TAŞKINLAR VE ALTYAPI SORUNLARI

Aşırı sıcaklar bazı bölgelerde ise şiddetli fırtına ve sellere yol açtı. İtalya'nın kuzeyindeki Alto Adige bölgesinde metrekareye bir saatte 50 kilogram yağış düşmesi sonucu heyelan ve su baskınları yaşandı, nehirlerin taşması üzerine çok sayıda kişi tahliye edildi.

Hafta sonu Polonya'daki bir bisiklet maratonunda iki sporcu hayatını kaybederken, Kıbrıs'ta park halindeki araçta mahsur kalan iki çocuk yaşamını yitirdi, Almanya'da ise serinlemek için suya giren 13 kişi boğuldu.

Orta ve Doğu Avrupa şehirlerinin iklim krizine karşı hassas olduğunu belirten uzmanlar, bölgedeki binaların büyük kısmının kışın ısıyı hapsetmek üzere tasarlanan beton bloklardan oluştuğuna ve klima kullanım oranının çok düşük olduğuna dikkat çekiyor.

Savaş koşullarında faaliyet gösteren ve altyapısı zarar gören Ukrayna enerji şebekesi de artan elektrik talebi karşısında zorlanırken, aşırı sıcaklar nedeniyle birçok bölgede acil elektrik kesintilerine gidildi.

ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'
Ülkenin karanlık para ağı çökertildi! Milletvekilinin gizli kasası patlatıldı: '15.5 milyon dolar nakit ve altın'

Hamas'tan flaş açıklama! 'Ateşkesi görüşmek üzere heyet Kahire'de'

HamasSözcüsü Hazım Kasım, Hamasheyetinin Kahire’de olduğunu söyledi. Kasım,Hamasve Filistinli grupların geçen günlerde anlaşmanın uygulanması için "kabul edilebilir ve mantıklı yaklaşımlar" sunduğunu ve bunların "arabulucular tarafından memnuniyetle karşılandığını" belirtti.

'TOP ŞU AN ARABULUCULARIN SAHASINDA'

Söz konusu ziyaretin "bu yaklaşımları uygulama aşamasına koyma" bağlamında gerçekleştiğini ifade eden Kasım, İsrail'i üzerinde anlaşmaya varılan maddelere uymaya zorlama konusunda "topun şu anda arabulucuların sahasında olduğunu" vurguladı.

'ÇABA MEVCUT'

Kasım sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hamasve Filistinli grupların üzerinde mutabık kalınan konuların uygulanmasına ilişkin yaklaşımlara ulaşmak için sorumlu tutumları var ve bu konuda arabulucuların da bir çabası mevcut."

'TÜM ENGELLERİ KALDIRMAYA HAZIRIZ'

Öte yandan Kahire İhbariye televizyon kanalı, birHamasheyetinin, ateşkes planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik yol haritası hakkındaki müzakereleri yeniden başlatmak üzere Mısır'ın başkentine ulaştığını duyurdu.

Kanal,Hamasliderlerinin ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanmasına tam destek verdiklerini ve önündeki tüm engelleri kaldırmaya hazır olduklarını aktararak, "görüşmelerin olumlu bir atmosferde geçtiğini ve Başkan Trump'ın barış planının uygulanmasının tamamlanması konusunda büyük bir iyimserlik olduğunu" kaydetti.

İsrail'in sözde 'Ermeni soykırımı' kararına sert tepkiler! Paşinyan'dan sonra bu kez dünyaca ünlü grubun solisti konuştu

Dünyaca ünlü müzik grubu System of a Down'ın solisti Serj Tankian, İsrail'in sözde ‘Ermeni Soykırımı'nı tanıma kararına sert tepki gösterdi. Tankian, kararı ‘ikiyüzlülük’ olarak nitelendirdi.

'CANINIZ CEHENNEME'

Ermeni asıllı Amerikalı sanatçı, Başbakan Netanyahu hükümetini hedef alarak ağır ifadeler kullandı.Video mesajında Tankian, ‘Bizi kendi siyasi çıkarları için kullanıyorlar. Canınız cehenneme’ ifadelerini kullandı.

Ayrıca Ermenistan'ın resmi haber ajansı Armenpress'in haberine göre Ermenistan Başbakanı Paşinyan, lideri olduğu Sivil Sözleşme Partisi'nin toplantısının ardından, İsrail hükümetinin aldığı karara ilişkin bir soruyu yanıtladı.

ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'

‘SİYASİ BİR SİLAH’

Söz konusu karara ilişkin Paşinyan, "Bir yanıt verme ihtiyacı görmüyoruz. Çünkü bu meselenin bir silah olarak kullanılması sürecine dahil olmamanın, Ermenistan'ın çıkarlarına olduğuna inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

İsrail hükümeti, dün Ermenilerin 1915 olaylarına ilişkin iddialarını oybirliğiyle "soykırım" olarak tanıma kararı almıştı.

Ülkenin karanlık para ağı çökertildi! Milletvekilinin gizli kasası patlatıldı: '15.5 milyon dolar nakit ve altın'

Şimdi de horona göz diktiler! Türkiye rekor kırdı, Yunanistan çıldırdı

İstanbul, 28 Haziran’da tarihe geçen dev bir horon gösterisine sahne oldu. Türkiye Halk Oyunları Federasyonu öncülüğünde düzenlenen organizasyonda yaklaşık 5 bin kostümlü folklorcu, aynı anda horon oynayarak Guinness Dünya Rekoru kırdı.

TÜRKİYE REKORU KAZANDI

“Horon bizumdur” sloganıyla Türkiye’nin farklı illerinden gelen katılımcılar dev bir horon halkasında buluştu.

Yaklaşık 3 dakika süren performansın ardından Guinness hakemleri değerlendirmesini tamamladı. Guinness, Türkiye Halk Oyunları Federasyonunun “Türk Halk Oyunları” kategorisinde rekoru resmen kazandığını açıkladı. Açıklamanın ardından alanda büyük coşku yaşandı. Katılımcılar, rekorun tescillenmesini horon oynayarak kutladı.

ATİNA KÜPLERE BİNDİ

Rekorun ardından Atina küplere bindi. Yunan basınından Newsbeast'te çıkan haberlerde horonun “Türk geleneksel dansı” olarak sunulması eleştiri konusu oldu. Bazı yorumlarda dansın kökenine ilişkin farklı iddialar yeniden gündeme taşındı.

‘SERRA’ VE ‘PİRRİKE’ BENZETMESİ

Yunan medyasında ayrıca horon ile Pontus Rumlarının “serra” dansı arasında bağlantı kuran yorumlara yer verildi. Bu çizgi, daha da geriye gidilerek antik Yunan dönemindeki “Pirrike” savaş dansına kadar uzatıldı.

Ancak Türkiye’deki kültür çevreleri ve uzmanlar, horonun Karadeniz’in yüzyıllardır süregelen yerli kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. Horonun, bölgedeki Türk halklarının yaşattığı en güçlü kültürel miraslardan biri olduğu vurgulanıyor.

Özellikle Karadeniz’in ritmiyle özdeşleşen horonun, Türkiye’nin kültürel kimliğini yansıtan en özgün halk oyunlarından biri olduğu ifade ediliyor.

GUINNESS REKORUNUN ALTI ÇİZİLEN DETAYI

Yetkililer, Guinness rekorunun yalnızca katılımcı sayısı ve organizasyon başarısına dayandığını, kültürel köken tartışmasıyla hiçbir ilgisi bulunmadığını özellikle vurguluyor. Böylece rekor, Türkiye’nin halk oyunları alanındaki gücünü bir kez daha uluslararası düzeyde tescillemiş oldu.

İstanbul’daki dev horon halkası ise hem görsel şölen hem de kültürel bir gövde gösterisi olarak hafızalara kazındı.

30 yıllık sessizlik bozuldu! Baba Vanga'nın bilinmeyen kehaneti ilk kez ortaya çıktı: 'Tüm dünyaya yayılacak'
Ülkenin karanlık para ağı çökertildi! Milletvekilinin gizli kasası patlatıldı: '15.5 milyon dolar nakit ve altın'

Devlet hastanesinde yumruklu kavga kamerada! Hastane müdürü açığa alındı: Aynı hastanede ikinci soruşturma

Sivrihisar Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 3 ay önce, iddiaya göre hastane müdürü T.Y. ile personel A.D. arasında tartışma çıktı. Hastane koridorundaki tartışma sırasında T.Y., A.D.’yi darbetti. Tartışma, hastane bahçesine de taştı.

Burada T.Y.’nin attığı tek yumrukla A.D. yere yığıldı. Kavgaya ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri sanal medyada paylaşıldı.

Görüntüler kısa sürede yayılırken, hastane müdürü T.Y. kaymakamlık kararıyla açığa alındı.

GÜVENLİK GÖREVLİSİ HAKKINDA DA İDARİ SORUŞTURMA

Bu arada, aynı hastanede bir güvenlik görevlisinin, bekleme salonunda şakalaştığı kadınının kucağına oturduğu görüntülere ilişkin de idari soruşturma açıldı.

Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Sivrihisar Devlet Hastanesi’nde meydana gelen her iki olayla ilgili olarak İl Sağlık Müdürlüğümüz tarafından idari soruşturma başlatılmış olup, süreç titizlikle ve hassasiyetle takip edilmektedir” denildi.

İspanya Başbakanı Sanchez'in eşinden Ankara başvurusu! 'NATO Zirvesi için mahkemeden özel izin istedi'
Yarın dışarı çıkacaklar dikkat! İstanbul'da sıcaklık 40 dereceye çıkacak

Terörsüz Türkiye süreci! TBMM Başkanı Kurtulmuş: Bundan sonra bu işin savsaklanmadan, geciktirilmeden yapılması şarttır

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştiren Norveç Parlamentosu Başkanı Masud Gharahkhani ile Meclis'te bir araya geldi. Mevkidaşı Gharahkhani'yi Meclis'e gelişinde karşılayan Kurtulmuş, Gharahkhani ile Türk ve Norveç bayrakları önünde el sıkıştı. Daha sonra iki meclis başkanı heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından Kurtulmuş ve Gharahkhani, TBMM Tören Salonu'nda ortak basın toplantısı düzenledi.

İlginizi Çekebilir

Kurtulmuş, Gharahkhani ve heyetini TBMM'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek, kendisiyle son derece verimli ve faydalı bir görüşme yaptıklarını kaydetti. Norveç ve Türkiye'nin NATO müttefikliği başta olmak üzere birçok uluslararası asamblede ortak hareket ettiğini dile getiren Kurtulmuş, görüşmede pek çok meseleyi karşılıklı olarak müzakere etme imkanını bulduklarını ifade etti.

Kurtulmuş, Türkiye ile Norveç arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 100'üncü yıl dönümünde gerçekleştirilen ve 14 yıl aradan sonra Norveç'ten Türkiye'ye meclis başkanı düzeyinde yapılan bu ziyaretin ülkeler arasındaki işbirliğine önemli katkılar sunması temennisinde bulundu.

Norveçli mevkidaşının, dün İstanbul'da gerçekleştirilen NATO Parlamenter Zirvesi toplantısında da iştirak ettiğini anımsatan Kurtulmuş, Zirve kapsamında da karşılıklı görüş alışverişinde bulunduklarını bildirdi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Avrupa kıtasının özellikle son dönemde artan güvenlik risklerinin, yeni bir barış perspektifinin oluşturulabilmesi konusunun, bölgedeki türbülanslar ve dünya siyasetindeki ciddi değişmelerin ele alındığı dünkü toplantının da verimli ve faydalı olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Zirve kapsamında meclis başkanları onuruna verdiği yemekte Türkiye'nin barış perspektifini, özellikle güvenlik sağlamadaki rolünü katılımcılara aktardığını ifade eden Kurtulmuş, "İnşallah önümüzdeki hafta 7-8 Temmuz'da Ankara'da NATO Liderler Zirvesi gerçekleştirilecek. Bu vesileyle şunu ifade etmek isterim ki Türkiye, özellikle diplomasiye önem veren tavrıyla, dünyadaki bütün çatışmaların masada çözülebileceğine inanan yaklaşımlarıyla özellikle son dönemde uluslararası diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline geldi." diye konuştu.

"TÜRKİYE, ÇATIŞMA ÇÖZÜMLERİNE İLİŞKİN NELER TEKLİF ETTİĞİ MERAK EDİLEN ÖNEMLİ BİR ÜLKE HALİNE GELMİŞTİR"

Bu yıl içerisinde en az 5-6 büyük toplantının Türkiye'de yapıldığına ve yapılacağına işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Parlamentolar Arası Birlik 152. Genel Kurulu'nun nisan ayında İstanbul'da yapıldığını hatırlatmak isterim. Şimdiye kadar yapılan en yüksek katılımlı bir toplantıyı icra ettik ve dünya parlamentolarının temsilcileri bir araya gelerek küresel meseleleri müzakere etme imkanına kavuştu. Aynı günlerde Antalya Diplomasi Forumu'nda çok sayıda uluslararası temsilci, bakan, hükümet temsilcisi gelerek çok verimli bir diplomasi platformu oluşturuldu, meseleler müzakere edilme imkanına kavuştu. İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz NATO Meclis Başkanları Toplantısı da Washington ve Brüksel'den sonra üçüncü toplantı olması bakımından önemliydi. Ümit ederiz ki bundan sonraki süreçte bu toplantılar da artık gelenekselleşir ve kurumsallaşır."

Kurtulmuş, gelecek hafta Ankara'da yapılacak NATO Liderler Zirvesi'nin de NATO'nun tarihi bir süreçten geçtiği, dünyanın bütün dengelerinin yeniden değiştiği ve yapılma sürecine girdiği bir dönemde, yeni dünyanın kuruluşuna ilişkin fikirlerin ortaya çıktığı bir toplantı olması beklentisini dile getirdi.

Türkiye'nin kasımda bir büyük toplantıya daha ev sahipliği yapacağını anlatan Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı'nın 31. Oturumu'nun (COP31) çok geniş katılımla, uluslararası alanda fevkalade etkin ve saygın bir toplantı olarak Türkiye'de icra edileceğini belirtti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin özellikle en zor, en karmaşık meselelerde bile "savaştan başka bir yol vardır, çatışmadan başka bir yol vardır" diyerek ortaya koyduğu yaklaşımların, "en zor meseleler için bile diplomasinin yolunun açık tutulması gerektiği" şeklindeki anlayışının, bundan sonra dünyada çok daha fazla etkili olacağını vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Türkiye, çatışma çözümlerine ilişkin neler teklif ettiği merak edilen önemli bir ülke haline gelmiştir. Bu da Türkiye'nin bir diplomatik çekim merkezi haline gelmesini sağlamaktadır. Burada şunu da ifade etmek isterim ki Norveç aslında arabuluculuk konusunda, çatışma çözümleri konusunda fevkalade önemli ülkelerden birisidir, çok geniş tecrübelere sahiptir, birçok ülke arasındaki çatışmalarda arabulucu rolünü başarıyla icra etmiş olan bir ülkedir. Norveç'in de bizim gibi temel yaklaşımı, meselelerin, çatışmaların çözümünde savaşın değil, silahın değil, müzakerenin ve diplomasinin esas alınması gerektiğidir. Bundan dolayı da Norveç'le bu konuda bir benzerliğimizin olduğunun altını çizmek isterim."

ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'

"NORVEÇ'İN, FİLİSTİN'İ RESMEN TANIMIŞ OLMASINI TAKDİRLE KARŞILADIĞIMIZI İFADE ETMEK İSTİYORUM"

Mevkidaşı Gharahkhani ile müzakere ettikleri konuların çoğunda Norveç ile önemli müştereklikler yakaladıklarını gördüğünü söyleyen Kurtulmuş, bunlardan birisinin Orta Doğu'nun en önemli meselesi, dünya barışının en kilit sorunu olan Filistin meselesinin çözülebilmesi için ortaya konulan bakış açısı olduğunu vurguladı.

Norveç'in de Türkiye gibi Filistin meselesinde iki devletli çözümden başka bir yol olmadığını, bölgede tam manasıyla egemen, bağımsız, 1967 sınırlarında bir Filistin Devleti'nin kurulmasından başka bir yol bulunmadığına inanan ve bunu dile getiren bir ülke olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Norveç'in, 2024 yılında Filistin Devleti'ni resmen tanımış olmasını da bir kere daha takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum." dedi.

ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD ile İran'ın müzakerelerine de benzer şekilde destek verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu sorunun bir an evvel karşılıklı müzakereler yoluyla çözülmesi, her iki tarafın da kabul edeceği bir barış sürecinin nihayete erdirilmesi gerektiğinin hem bölgemizin barışı açısından hem dünya barışı açısından hayati önemde olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede Cenevre'de başlayan ve Doha'da devam edecek olan ABD-İran görüşmelerinin iyi sonuçlar vermesini ümit ediyoruz.

Burada bir kere daha şu uyarıyı yapmanın bir vazifemiz olduğu kanaatindeyim: bu mesele, kendi yolunda müspet şekilde devam ederken, bundan rahatsız olan bazı ülkelerin yapabileceği provokasyonlara karşı da başta her iki ülke olmak üzere uluslararası camianın dikkatli olmasını tavsiye ediyoruz. Bölgede barış istemeyen, istikrarsızlıktan beslenen ve istikrarsızlığın olması için çevredeki ülkelere zaman zaman saldırılarını sürdüren İsrail'in, Amerika-İran arasındaki barış müzakerelerinden oldukça rahatsız olduğu aşikardır. İsrail'in provokasyonlarına mahal verilmemesi, meydan bırakılmaması bu sürecin sağlıklı yürümesinin en temel şartıdır.

Bu çerçevede Türkiye olarak İsrail'in hem Lübnan'da sürdürdüğü saldırıları hem de Suriye'ye karşı yaptığı saldırıları uluslararası hukukun açık birer ihlali olarak görüyor ve bölgemizin sükunete, huzura ihtiyacı olduğunu bir kez daha tekrarlıyoruz. İsrail'in bu saldırganlıklarını durdurması, bölge barışının ilk şartıdır. Dolayısıyla uluslararası camia, hazır ABD ile İran arasında bir müzakere ortamı doğmuşken ve buradan sonuç alma ihtimali mevcutken İsrail'in bu süreci berhava etmesine asla fırsat vermemelidir."

"25 BİN TÜRK NÜFUSUNUN VARLIĞI İKİ ÜLKE ARASINDA SAĞLAM BİR KÖPRÜ OLUŞTURUYOR"

Kurtulmuş, Türkiye ile Norveç arasında başta ikili ticari ilişkiler olmak üzere fevkalade önemli gündemlerin bulunduğuna dikkati çekerek, Norveç'te yaşayan yaklaşık 25 bin Türk nüfusunun varlığının da iki ülke arasında sağlam bir köprü oluşturduğunu belirtti.

Mevkidaşı Gharahkhani'nin Konya'dan Norveç'e yerleşen Türk vatandaşlarının yaşadığı bölgede oturduğunu ve oradaki Türklerle de çok yakın ilişkiler geliştirdiğini aktaran Kurtulmuş, "Kendisine seçim bölgesinde ayrıca başarılar diliyoruz ve oradaki Türk vatandaşlarımıza da selam ve saygılarımızı iletmesini istirham ediyoruz." dedi.

Hükümetler arasındaki olumlu gündemin meclisler arasında da sürdürülmesi temennisinde bulunan Kurtulmuş, ziyaretin, iki ülkenin meclisleri arasında bundan sonraki süreçte gerçekleştirilecek müşterek çabalara büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Kurtulmuş, Norveç Parlamentosu Başkanı seçilen Gharahkhani'ye başarılar dileyerek, Türkiye ile Norveç arasındaki ilişkileri ilerletmekteki kararlılığı için şükranlarını dile getirdi.

"ÇIKARILACAK OLAN YASA, MÜSTAKİL VE GEÇİCİ BİR YASADIR"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından bir gazetecinin, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında yapılması öngörülen yasal düzenlemelerin son durumuna ilişkin sorusu üzerine, Terörsüz Türkiye çalışmasıyla Türkiye'nin iç kalesini tahkim etmek bakımından tarihi bir adım atıldığını ve çok başarılı bir şekilde bugüne kadar gelindiğini söyledi.

Türkiye'de bir seneye yakın bir süre içerisinde bu konunun başarılmış olmasının önemli olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun bir raporla çalışmalarını sonlandırdığını ve bu raporun yol haritası olduğunu ifade etti.

Yol haritasında dile getirilen hususları alarak partilerin bu süreci sonlandırmak ve taçlandırmak bakımından bir yasal düzenleme yapılması mecburiyeti olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Mutlaka terör örgütü mensuplarının silahlarını bırakmasını, terörün bütünüyle geride kalmasını, örgütün kendisini feshetmesini sağlayarak bu arada bu yolda atılacak adımların kısa süre içerisinde tamamlanması gerektiğini düşünüyoruz. Çıkarılacak olan yasa, müstakil ve geçici bir yasadır. Yani münfesih örgüt mensuplarını kapsayacak geçici bir yasadır. Bir kereliğine çıkarılacak. Belli bir süre verildikten sonra gelenler bundan istifade edecek. Gelmeyenler için de kapı kapanacak. Böyle bir mekanizmanın kurulmasını ümit ediyoruz."

Kurtulmuş, çıkarılacak yasanın asla bir af niteliğinde olmayacağının altını çizerek, "Aynı şekilde çıkarılacak olan yasa başta şehitlerimiz ve gazilerimizin aileleri olmak üzere Türkiye'de geniş kitleleri rencide edecek bir yaklaşıma sahip olmayacaktır. Bunun için bütün partiler bir araya gelerek, terör örgütünün silah bırakmasının tamamlanması süreci için gerekli olan bu yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Hazırlanacak yasa sadece bir ya da birkaç partinin hazırladığı değil, Meclis'in ortak kanaati, ittifakla çıkartılacak yasa olması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

Süreçle ilgili devlet kurumlarının hepsinin büyük bir titizlikle, dikkatle çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kurtulmuş, "Ümit ederim ki çok kısa bir süre içerisinde yasal hazırlıklar da tamamlanır ve önce komisyonlara ardından da Genel Kurul'a getirilmiş olur. Başlanılan hayırlı işi en kısa süre içerisinde en hayırlı şekilde bitirmek esastır. Artık bundan sonra bu işin savsaklanmadan, geciktirilmeden ve asla en ufak bir detayı ihmal edilmeden iyi planlanarak yapılması ve Türkiye'nin bu adımı atması şarttır." dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, toplantının ardından Norveç Parlamentosu Başkanı Gharahkhani ile FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında bombalanan alana karanfil bıraktı.

Kurtulmuş ve Gharahkhani daha sonra çalışmalarına devam eden TBMM Genel Kurulu Salonu'nu ziyaret ederek, milletvekillerini selamladı.

Prof. Dr. Erhan Afyoncu yaklaşmakta olan büyük tehlikeyi açıkladı: 'Türkler için savaştan bile önemli bir tehdit'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB Yüksek Temsilcisi Kallas'ı kabul etti

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabul, basına kapalı gerçekleşti. Kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da yer aldı.

Kabine bugün Beştepe'de toplanıyor! Kritik konular masada
Zorunlu trafik sigortasında yeni dönem! Yarın başlıyor: Tek eksper, tek rapor

Prof. Dr. Erhan Afyoncu yaklaşmakta olan büyük tehlikeyi açıkladı: 'Türkler için savaştan bile önemli bir tehdit'

HABER MERKEZİ- Doğurganlık hızı her geçen yıl biraz daha düşüyor. Uzmanlar bunun yalnızca demografik değil, ekonomik ve stratejik sonuçlar doğurabilecek bir süreç olduğuna da dikkat çekiyor.

2000 yılında 2,49 olan doğurganlık hızı, 2025 yılında 1,42'ye kadar geriledi. Bu oran, nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli kabul edilen 2,1 seviyesinin altında. Yani Türkiye artık yaşlanan ülkeler grubuna hızla yaklaşıyor.

Yarın dışarı çıkacaklar dikkat! İstanbul'da sıcaklık 40 dereceye çıkacak

TÜRKİYE'DE DOĞURGANLIK HIZI KRİTİK SEVİYEYE GERİLEDİ

Tarihçi ve Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu da kaleme aldığı yazıda bu soruna dikkat çekti. Türkiye'de genç nüfus azalırken yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payı her geçen yıl artıyor. Bu tablo, iş gücünden üretime, savunma sanayinden sosyal güvenlik sistemine kadar birçok alan için tehlike arz ediyor.

NÜFUS KENDİNİ YENİLEYEMİYOR

Prof. Dr. Erhan Afyoncu tarihsel örneklere de dikkat çekti. Osmanlı İmparatorluğu yükseliş döneminde kalabalık nüfusuyla geniş coğrafyalara hâkim oldu. Ancak sonraki yüzyıllarda Avrupa nüfusunu hızla artırırken Osmanlı aynı hızda büyüyemedi. Bu durum askeri ve ekonomik dengelerin değişmesinde etkili oldu.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında nüfusu artırmaya yönelik politikalar uygulandı. Ancak sonraki yıllarda nüfus artışını yavaşlatan politikalar öne çıktı.

PROF. DR. ERHAN AFYONCU'DAN DİKKAT ÇEKEN UYARI

Erhan Afyoncu, köşe yazısında doğurganlık hızındaki düşüşün artık kritik seviyeye ulaştığını belirtti.

"Türkiye, nüfus meselesinde dönülemez bir kâbusa doğru gidiyor. Nüfus artış hızımız durma noktasına geldi. 1935'te yıllık nüfus artış hızımız binde 21,1, 1950'de 21,7, 1955'te 27,8, 1960'da 28,5, 1970'te 25,2, 1985'te 24,8, 1990'da 21,7 idi.

2000'de 18,2, 2010'da 15,8 oldu. Yıllık nüfus artış hızımız 2020'de binde 5,5, 2024'te ise 3,4'e geriledi. 1960'ta yıllık %2,85 oranında artan nüfusumuz, 2025'te sadece binde 5 arttı. Yani artık nüfusumuz azalmaya başlıyor.

"SAVAŞTAN BİLE DAHA ÖNEMLİ BİR TEHDİT"

Doğurganlık hızımızın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altına inmesi, nüfusumuzun yaşlanma eğilimine girdiğini gösteriyor. Nüfusumuzun kendini yenileyememesi ciddi bir risktir, gerçek bir beka sorunudur. Bu, birçoğumuzun fark edemediği, Türkler için savaştan bile daha önemli bir tehdittir.

"BÖYLE GİDERSE NÜFUS 25 MİLYONA KADAR DÜŞER"

Nüfusun düşmesinin sebeplerinden biri de aile kurmanın azalmasıdır. Türklerde ilk sosyal birlik olan aile, bütün Türk sosyal bünyesinin çekirdeği durumunda idi. Türklerin, çok geniş coğrafyalara yayılmalarına rağmen bugün yaklaşık 250 milyonluk bir nüfusla Türk kimliğini devam ettirmelerinin sebebi de ailedir. Aile yapımız korunmadığı takdirde Türk kimliğinin var olması da zora girecektir.

Nüfus ve aile konusunda tehlike kapıyı çalmıyor, kırıyor. Hâlâ tehlikenin farkında değiliz. Çok acil tedbirler alıp uygulamaya sokmazsak 2100'de Türkiye'nin nüfusu 25 milyona kadar düşerken, yaşlı nüfusumuzun toplam nüfusumuzun yarısına yükselme ihtimali fazladır. Nüfusumuzun azalmasını ve yaşlanmasını engelleyemezsek Anadolu'nun yaşlı milletlerinden biri olarak tarih sahnesinden çekiliriz."

TÜİK VERİLERİ TEHLİKEYİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ

Türkiye İstatistik Kurumu verileri de yıllık nüfus artış hızındaki yavaşlamayı ortaya koyuyor. Bu eğilimin sürmesi hâlinde Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda iş gücü açığı, sosyal güvenlik yükü ve ekonomik üretim açısından önemli sorunlarla karşılaşabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, aile kurumunu destekleyen politikaların güçlendirilmesi, doğurganlığı teşvik edecek sosyal uygulamaların artırılması ve uzun vadeli nüfus planlamasının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

ABD'li kuruluş NATO zirvesi öncesi Ankara'nın rotasını yazdı! 'Türkiye gibi bir ülke daha yok'
Şimdi de horona göz diktiler! Türkiye rekor kırdı, Yunanistan çıldırdı

Yarın dışarı çıkacaklar dikkat! İstanbul'da sıcaklık 40 dereceye çıkacak

Uzmanlar İstanbul için alarm verdi. Yarın yaşanacak hava değişimi nedeniyle kritik uyarılar yapıldı. Uzmanların 'dikkat' diyerek uyardığı detay, dışarı çıkmayı planlayan milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiriyor.

İSTANBUL'DA HİSSEDİLEN SICAKLIK 40 DERECEYE ULAŞACAK

İstanbul'da yarın yılın şu ana kadarki en sıcak günü yaşanacak. Öğle saatlerinde hissedilen hava sıcaklığının nemle birlikte 40 dereceye kadar yükselmesi bekleniyor. Başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde bugün bunaltan sıcaklar yaşanıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre bugün ve yarın yurt genelinde yağış beklenmiyor.

Yurt genelinin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığının bugün ve yarın yurt genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği belirtiliyor.

Bugün hava sıcaklığının en yüksek 32 dereceyi görmesi beklenen İstanbul'da yarın hava bir kademe daha ısınacak.

Sabah saatlerine 25-26 derece bandında başlayacak İstanbul'da hava sıcaklığı öğle saatlerine gelindiğinde 32 dereceye yükselecek.Yüksek nemle birlikte hissedilen sıcaklığın 40 dereceye kadar çıkması bekleniyor.

İstanbul'da sıcak havanın hafta sonuna kadar etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Zorunlu trafik sigortasında yeni dönem! Yarın başlıyor: Tek eksper, tek rapor

ANADOLU YAKASI'NDA OTURANLAR DİKKAT

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Deniz Demirhan, İstanbul'da sıcaklıkların özellikle yarın Anadolu Yakası'nda 32 dereceye çıkmasının beklendiğini, nemle birlikte hissedilen sıcaklığın ise 40 dereceye ulaşacağını belirterek, çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanlara uyarıda bulundu.

Demirhan, yaptığı açıklamada, kuzeybatıdan gelen sıcak hava dalgasının başta Edirne ve Trakya olmak üzere Ege, Akdeniz ve Marmara'yı etkisi altına aldığını söyledi.

İstanbul'daki hava sıcaklıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirhan, "İstanbul, kuzeybatıdan gelen sıcak hava dalgasının etkisinde. Özellikle bugün ve çarşamba günü Anadolu yakasında sıcaklıkların 32 derece olması bekleniyor. Bu sadece ölçülen sıcaklık. Eğer hissedilen sıcaklığa bakacak olursak burada bir de nem etkisi ortaya çıkıyor. Tabii ki nemle birleştiğinde hissedilen sıcaklık sağlığımızı bozacak dereceye, 40 derecelere kadar çıkabilir. Bu da hassas bünyeli olan kişileri, çocukları, yaşlıları, kronik rahatsızlığı olanları çok rahatlıkla etkileyebilecek bir hava sıcaklığıdır." diye konuştu.

Demirhan, deniz kıyılarındaki yüksek buharlaşmanın nem oranını artırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Nem içerme kapasitesi arttığı zaman nem ve sıcaklık birleştiğinde hissedilen sıcaklığı da artırıyor. Hissedilen sıcaklık şöyle bir şey, dışarı çıktığınızda üzerinizdeki buharlaşması gereken o nemli his sizin üzerinizde buharlaşamıyor. O nemli yapışkan his hiçbir zaman kaybolmuyor, vücudunuzdaki nem atmosfere karışamıyor çünkü atmosfer neme doymuş vaziyette. Bu nedenle vücut üzerindeki hissedilen sıcaklık çok daha fazla oluyor. O yüzden tehlikeli bir hava var."

İstanbul'un en sıcak bölge olmadığını ancak kentleşmenin oluşturduğu "şehir ısı adası" etkisinin önemli bir risk oluşturduğuna işaret eden Demirhan, "İstanbul, geceleri soğuyamayan bir şehir. Gündüz de aşırı ısındığı için hiçbir zaman soğuyamayan, nefes alamayan bir şehir anlamına geliyor. Bundan kurtulmak için bir bina, beton yapı ve asfalt yapıldığı zaman hemen yakınına bir park yapılması gerekli. O zaman şehir nefes alır." ifadelerini kullandı.

SU TÜKETİMİ VE ORMAN YANGINI RİSKİNE KARŞI UYARI

Demirhan, vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde uzun süre güneş altında kalmamaları çağrısında bulunarak, şunları tavsiye etti: "Dışarı çıkarken bir şapka takarak ya da uzun süre güneşin altında durmayarak güneşten korunmamız gerekli. Mümkünse bir termos ya da bir su şişesini yanımızda taşımak gerekli. Özellikle bugünlerde su tüketimimizi artırmamız, kapalı giysiler giymemiz, terimizi çekecek ve bizi serinletecek pamuklu ve keten kıyafetler giymemiz gerekiyor. Tabii ki sokak hayvanlarını unutmamak lazım. Bizim içeri girme imkanımız var ama onların içeri girme imkanı da yok. Dışarıya bir kap su koymak çok önemli."

Yüksek sıcaklıkların su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını, barajlarda buharlaşmanın yaz aylarında önemli su kayıplarına neden olduğunu vurgulayan Demirhan, yağışların yetersiz kaldığı dönemlerde suyun daha dikkatli kullanılması, duş süresinin kısaltılması, çamaşır ve bulaşık makinelerinin tam dolu çalıştırılması, araç yıkama gibi gereksiz su tüketiminden kaçınılması uyarılarında bulundu.

Sıcak havanın orman yangını riskini de yükselttiğine işaret eden Demirhan, ormanlara giriş yasaklarına uyulmasının büyük önem taşıdığının altını çizerek, ormanlarda bırakılan atıkların yüksek sıcaklık ve güneş radyasyonunun etkisiyle kolaylıkla yangına neden olabileceğini, kuru otların temizlenmesi ve insan kaynaklı risklerin en aza indirilmesi gerektiğini belirtti.

Şimdi de horona göz diktiler! Türkiye rekor kırdı, Yunanistan çıldırdı

New York’ta kira 2 yıl donduruldu

Karar, Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin seçim kampanyasındaki en önemli vaatlerinden birinin hayata geçirilmesi anlamına geliyor. ABD’nin New York kentinde emlak sektörüyle ilgili karar alan Kira Düzenleme Kurulu, bu hafta yaptığı oylamada yaklaşık bir milyon kira kontrollü dairenin kirasını iki yıla kadar dondurma kararı aldı.

Alınan bu karar, demokratik sosyalist Belediye Başkanı Zohran Mamdani’nin göreve başlamasındansadece birkaç ay sonra, en önemli seçim vaatlerinden birini yerine getirmesini sağladı. Kurulda yapılan 7-1’lik oylama sonucunda, ekim ayından itibaren geçerli olmak üzere hem bir yıllık hem de iki yıllık kira sözleşmelerinde artış oranı yüzde sıfır olarak belirlendi.

Ekonomik güven 4 ayın zirvesinde

Ekonomik güven böylece Şubat 2026’dan bu yana en yüksek düzeye çıktı.Tüketici güven endeksi, haziranda aylık bazda yüzde 2.5 artarak 87.9’a yükseldi. Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 1 artışla 102 olarak kayıtlara geçti. Hizmet sektörü güven endeksiyüzde 1.4 yükselişle 110.5 oldu. Perakende ticaret sektörü güven endeksiyüzde 0.3 artışla 112.8, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1.1 artarak 83 değerini aldı.

Bankaların kârı 5 ayda %29 arttı

Nisan ayında net kâr 75.2 milyar TL olmuştu. BDDK verilerine göre bankacılık sektörünün net kârı Ocak-Mayıs döneminde, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 29.1 artışla 421.8 milyar lira olarak gerçekleşti. Takipteki alacakların toplam nakdi kredilere oranı yüzde 2.69 oldu. Mayıs 2025’te bu oran yüzde 2.09 olarak gerçekleşmişti.Krediler 26 trilyon liraya ulaşırken; Mayıs 2025’te krediler 18.9 trilyon lira olarak hesaplanmıştı.

Trafik sigortasında yeni dönem

SEDDK tarafından hazırlanan ve trafik sigortası genel şartlarında köklü değişiklikler öngören yeni düzenleme 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe giriyor. Buna göre, kaza yapan araçlar için Maddi Zararlar Teminatı kapsamında yapılacak başvurular, araçta meydana gelen hasar bedelini ve değer kaybını kapsayacak.

Değişiklikle, genel şartlara “kalıcı veri saklayıcısı” tanımı eklendi. Kısa mesaj, elektronik posta, internet, mobil uygulama, disk, CD, DVD, hafıza kartı ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veya e-Devlet üzerinden kurulacak sistemler bu kapsamda değerlendirilecek.

Robota karşı insan isyanı

İSMAİL ŞAHİN / İSTANBUL - Dünyanın en büyük 3. otomotiv üreticisi konumunda olan Güney Koreli Hyundai’de işçiler robot istihdamı ve yapay zeka kullanımının işlerini elinden alacağı endişesiyle greve gidiyor. Hyundai bünyesinde çalışan 73 bin işçiden 40 bini greve katılacağını açıkladı.

Hyundai’nin bağlı olduğu Kore Metal İşçileri Sendikası (KMWU) bünyesindeki yaklaşık 40 bin işçi, şirket yönetimiyle mayıs ayından bu yana ücret artışları konusunda görüşmeler yürütüyordu. Ancak bu görüşmeler devam ederken Hyundai, özellikle üretim hatlarında kullanılmak üzere, 2028’e kadar dünya genelindeki üretim tesislerine 25 bin adet insansı robot yerleştirmeyi planladığını duyurdu. Şirket yönetimi bu hamleyi “Ağır işleri robotlara devretmek” olarak göstermeye çalışsa da KMWU sendikası, bunun doğrudan iş güvencesini ortadan kaldıracağını iddia ediyor. Fabrikadaki bir işçi, “Robotlar nedeniyle iş güvencemiz konusunda endişeliyiz. Anlaşma olmadan tek bir robotun bile çalışmasına izin vermeyeceğiz” diyerek tepkisini dile getirdi. Yanı sıra şirket, yapay zekâ ve çip teknolojilerine 5 yıl içinde 125 trilyon won (80 milyar dolar) yatırım yapılacağını açıklamıştı.

Greve onay!

Çalışanlar, artan verimlilik ve şirket performansından daha fazla pay talebinde de bulundu. İşçilerin aylık taban maaşa 97 dolar zam ve şirketin geçen yılki kârının üçte birine denk gelen performans primi talebine yönelik de görüşmeler var. 40 bin üyesi bulunan KMWU sendikasında üyelerin yüzde 86’sı greve onay verdi.

Kararlarda söz hakkı

Hyundai 2025 yılında 130 milyar dolar gelir ve 7.5 milyar dolar kâr açıklamıştı. Şirketin 2026 ilk çeyrek geliri de 34 milyar dolar oldu. İşçiler,üretimin geleceğini belirleyen kararlarda söz sahibi olmayı;uzun vadeli istihdam güvencesi için sosyal hakların güçlendirilmesini istiyor.

Başka şirketler de kullanmaya başladı

Büyük şirketlerin işçi maliyetlerini düşürmek ve sendikal örgütlülüğü kırmak için devreye soktuğu insansı robotlar, dünya genelinde yaygınlaşıyor. BMW, Leipzig’deki fabrikasında insansı robotları test etmeye başlarken, Japan Airlines bagaj taşımada, Çin Devlet Postası ise posta ayrıştırmada insansı robotları kullanıyor. Amazon ve Alibaba gibi e-ticaret devleri yıllardır sipariş ve paketlemede robotlardan yararlanıyor. Tesla fabrikalarında binden fazla robot kullanılıyor.

Günlük maliyeti340 milyon

Sendika grev hazırlıklarına devam ederken tarafların perşembe günü Çalışma İlişkileri Komisyonu nezdinde bir arabuluculuk sürecine girmesi bekleniyor. Hyundai’de en son 2018 yılında grev gerçekleşmişti. Bugün dayatılan güvencesizlik karşısında işçiler, üretimin gücünü kullanarak şalterleri yeniden indirmekte kararlı. Söz konusu grevin Güney Kore’deki bütün Hyundai fabrikalarını kapsayacağı ve günlük maliyetinin 340 milyon dolar olacağı belirtiliyor.

İş güvencesi veyapay zekâ payı

Amazon’dan Samsung’a, limanlardan tersanelere kadar birçok sektörde çalışanlar, robotlaşmaya karşı iş güvencesi ve artan yapay zekâ kârlarından pay talebiyle eylemlere yöneliyor. İşte örnekleri:

ABD’de 47 binliman işçisi 2024 yılında yarı otomatik vinçler ve liman otomasyonu yüzünden greve gitmişti. 3 günlük grevinABD’ye maliyeti 11 milyar doları aşmıştı.

Amazon çalışanları 2025 yılında robotlaşma ve otomasyon yüzünden performans baskısı altında oldukları gerekçesiyle 30’dan fazla ülkede eş zamanlı protesto eylemleri başlatmıştı. Şirket uzlaşma yoluna giderek maaş iyileştirmelerinde bulunmuştu.

Bu yılın başında Samsung’un 32 milyar dolar rekor kâr açıklamasının ardından işçiler yapay zekâ gelirlerinin paylaşılması konusunda grev tehdidinde bulundu. Defalarca masadan kalkan Samsung yönetimi sonunda işçilere ek pirim ve kârdan pay veren bir dizi tavizverdi.

Hollywood gibi!

Hollywood senaristleri (WGA) ve oyuncularının (SAG-AFTRA) 2023’te yaptığıeylem de Hyundai grevine mantık olarak benziyor. Oyuncu ve senarist sendikaları yapay zekânın senaryo yazması ve oyuncuların dijital ikizlerini oluşturarak onları işsiz bırakma riskine karşı ayaklanmıştı. George Clooney, Jessica Chastain, Margot Robbie, Matt Damon gibi isimler hem açıklamalarıyla hem de grev desteğiyle sürecin “yüzü” olmuştu.

Venezuela'da depremi yaşayan Türk vatandaşından korkunç paylaşım: Her yer cehennem gibi...

ABD Jeolojik Araştırma MerkeziUSGS, ilk olarak 7,1 büyüklüğünde olduğunu açıkladığı depremin ardından yeni bilgiler paylaştı. USGS, Venezuela'da, Yaracuy eyaletine bağlı Yumare kentinin 23 kilometre güneydoğusunda 7,5, aynı eyalete bağlı San Felipe kentinin 24 kilometre kuzeydoğusunda ise 7,2 büyüklüğünde ardışık depremler meydana geldiğini açıkladı.Depremin derinliğinin Yumare'de 10, San Felipe'deki ise 21,9 kilometre olduğu bilgisi paylaşıldı.

ÖLÜ SAYISININ ARTMASINDAN KORKULUYOR

Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez ülkeyi vuran iki büyük depremin ardından düzenlediği basın toplantısında son duruma ilişkin bilgi verdi. Depremde 32 kişinin yaşamını yitirdiğini, 700'den fazla kişinin yaralandığını belirten Rodriguez, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve ölü sayısının artmasından endişe edildiğini söyledi.

La Guaria'nın depremden en çok etkilenen eyalet olduğunu kaydeden Rodriguez, "Onlarca bina yıkıldı, Tanrı’nın kurtarmamıza izin verdiği canları kurtarma yönündeki o zorlu görevi yürütüyoruz. La Guaria gerçek bir trajedi ile karşı karşıya ve afet bölgesi oldu." ifadelerini kullandı.

📽 Ailesiyle Venezuela’nın La Guaira kentinde ikamet eden ve 16 yıldır ülkede yaşayan Türk vatandaşı İbrahim Eser, depremin ardından bölgedeki yıkımı görüntüledi

📌 Eser, yaşadığı bölgedeki durumu, “Her yer cehennem gibi. Hiçbir yer sağlam kalmadı, her yer yıkıldı.” sözleriyle… pic.twitter.com/LUUOKFUaIo

— milliyet.com.tr (@milliyet) June 25, 2026

DEPREMİ YAŞAYAN TÜRK: HER YER CEHENNEM GİBİ

Ailesiyle Venezuela’nın La Guaira kentinde ikamet eden ve 16 yıldır ülkede yaşayan Türk vatandaşı İbrahim Eser, depremin ardından bölgedeki yıkımı görüntüledi. Eser, yaşadığı bölgedeki durumu, “Her yer cehennem gibi. Hiçbir yer sağlam kalmadı, her yer yıkıldı.” sözleriyle nlatırken, sarsıntının ardından alev alan bir binanın görüntülerini de paylaştı.

NE OLMUŞTU?

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem olduğunu bildirdi. USGS, Venezuela'da, Yaracuy eyaletine bağlı Yumare kentinin 23 kilometre güneydoğusunda 7,5, aynı eyalete bağlı San Felipe kentinin 24 kilometre kuzeydoğusunda ise 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremin derinliğinin Yumare'de 10, San Felipe'deki ise 21,9 kilometre olduğu bilgisi paylaşıldı.

Venezuela'da 39 saniye arayla iki büyük deprem! Bölgeden korkunç görüntüler geliyor
Venezuela'da 39 saniye arayla 7.5 ve 7.2 şiddetinde deprem! OHAL ilan edildi, arama kurtarma çalışmaları sürüyor

‘5.700 ev yıktık’ diye övündü!

İsrail merkezli Kanal 12 televizyonunun haberine göre Ben-Gvir, Tel Aviv’de düzenlenen Yerel Yönetim Merkezi Konferansı’nda yaptığı açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin “yasa dışı inşaat yaptığı” iddiasında bulundu, Filistinli bedevilerin evlerini yıkmakla övünerek, “Sadece, son bir yılda 5 bin 700 ev yıktım” ifadesini kullandı. Filistinlilere yönelik baskı ve şiddetin devam edeceğini belirten Ben-Gvir, “Bedevi toplulukların daha fazla evini yıkmaya devam edeceğim” dedi.

‘Lübnan planı’ varmış!

İsrail merkezli “Maariv” gazetesi, Lübnan’ın güneyinde Lübnan ordusunun güvenlik sorumluluğunu üstleneceği ve Hizbullah’ın dönmesinin engellenmesi karşılığında İsrail’in de işgal ettiği bazı bölgelerden sınırlı şekilde çekilmesini içeren bir planın görüşüldüğünü savundu. Buna göre “pilot bölgeler” planının uygulanmasına yönelik bir mekanizma oluşturulmasının görüşüldüğü belirtiliyor.

Hizbullah ise, örgüt savaşçılarının güneyden çekilmesini de şart koşan bu güvenlik planını tamamen reddettiğini paylaştı.

11 bin yıkıntı

Bu arada Birleşmiş Milletler, İsrail saldırıları sonucu Güney Lübnan’da 11 binden fazla konutun tamamen yıkıldığını, bu nedenle çok sayıda aile geri dönebilecek bir eve sahip olmadığını bildirdi. BM Kalkınma Programı’nın raporuna göre, binalarla birlikte 18 bin hane tamamen yok oldu, ayrıca 2 bin 200 bina kısmen, 9 bin 300 binanın da hafif şekilde hasar gördü. Oluşan maddi hasarın ise 1 milyar 380 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor.

Kongre’de aldatma itirafı

ABD’de 2019’da cinsel istismar suçundan yattığı cezaevinde ölen fuhuş patronu Jeffrey Epstein’ın çevresindeki ünlülerden biri de Microsoft’un kurucusu Bill Gates’ti. Epstein olayını soruşturan ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’nde 10 Haziran’da kapalı kapılar ardında ifade veren 70 yaşındaki milyarder Gates, Melinda Gates ile evliyken evlilik dışı ilişkiler yaşadığını Kongre tutanaklarında doğruladı. Bu kadınlardan birinin Harvard Tıp Fakültesi’nden doktora derecesine sahip medikal girişimcisi Alice Jacobs Nesselrodt, diğerinin ABD’de eğitim görmüş Rus bilim insanı Karima Nigmatulina, üçüncüsünün ise Gates’ten 30 yaşküçük olan briç oyuncusu Mila Antonova olduğu belirtildi. Söz konusu ilişkilerin çoğunun 2013 yılından önce yaşandığı, ancak Melinda French Gates’in boşanmak için 2021 yılına kadar beklediği biliniyor.

Londra’da birliktelik

Gates, Nigmatulina ile birlikteliğinin bir dönem Londra’da gerçekleştiğini ve bu durumun, Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Epstein’a ait milyonlarca e-posta ve dosyada da yer aldığını doğruladı. Milyarder ifadesinde, Rus kadınlarla yaşadığı ilişkilerden haberdar olan Epstein’ın kendisine doğrudan açık bir şantajda bulunmadığını, ancak e-postalar incelendiğinde bu yönde bir şantaj niyeti olduğunun anlaşıldığını ifade etti. 2010’da 20’li yaşlarındayken ABD’ye gelen Antonova’nın kodlama okulu ücretini Epstein ödemişti. E-postalar, Epstein’ın Gates’ten bu okul ücretini kendisine geri ödemesini istediğini, aksi takdirde ilişkiyi ifşa etme imasında bulunduğunu gösteriyor. Ancak ödeme yapmayı reddettiğini belirten Gates, Epstein dosyalarında iddia edilenin aksine herhangi bir cinsel hastalığa yakalandığı yönündeki iddiaları ise reddetti. Gates sorgusunda, sadece hayır işlerine bağış almak için tanıştığı Epstein ile görüşmüş olmaktan duyduğu pişmanlığı da dile getirdi.

Öte yandan üç çocuğunun annesi Melinda Gates ile 2021’de boşanan milyarder, boşanma sürecinde ve sonrasında şirket içinde de birden fazla evlilik dışı ilişki iddiasıyla karşı karşıya kalmıştı.

Son dakika... İzmir'de 2 belediye başkanı gözaltına alındı

İzmir'in Seferihisar Belediyesi’ne yönelik 'yolsuzluk' ve 'rüşvet' soruşturması kapsamında düzenlenen 3’üncü dalga operasyonunda Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ve Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit’in de aralarında olduğu 24 şüpheli gözaltına alındı.

Venezuela'da 39 saniye arayla 7.5 ve 7.2 şiddetinde deprem! OHAL ilan edildi, arama kurtarma çalışmaları sürüyor

Seferihisar Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, üçüncü dalga operasyonu düzenlendi. 'Yolsuzluk' ve 'rüşvet' suçundan yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ve Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile belediye çalışanları ve iş insanlarının da olduğu şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi.

Soruşturmada şüphelilerin inşaat ve imar konularıyla alakalı belediye görevlileri ve müteahhitlerle usulsüzlükler karşılığında elden ve banka üzerinde rüşvet aldıkları/verdikleri, 31 Mart 2024 seçimlerinden önce rüşvet olarak değerlendirilen para transferleri bulunduğu belirlendi. Sabah saatlerinde düzenlenen üçüncü dalga operasyonundan belediye başkanları ile birlikte 24 şüpheli gözaltına alındı.

Kılıçdaroğlu manifesto hazırlıyor

Türkiye’ye göç edenlerin sayısı yüzde 25.2 arttı

Bunların yüzde 56.6’sıerkek, yüzde 43.4’üise kadınlardan oluştu. Türkiye’ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952’siTürk vatandaşı, 301 bin 877’siise yabancı uyruklu. Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 oldu. Bu nüfusun yüzde 55.3’ü erkek, yüzde 44.7’siise kadın. Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119’uTürk vatandaşı, 248 bin 97’siise yabancı uyruklu. Ülkeye 2025’te gelen yabancı uyruklu nüfusta ilk sırayı, yüzde 23.4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8.3 ile Azerbaycan, yüzde 6.9 ile Özbekistan, yüzde 6.1 ile Mısır ve yüzde 5.8 ile Afganistan takip etti. Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15.7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11.2 ile Afganistan, yüzde 7.6 ile Rusya, yüzde 6.3 ile İran ve yüzde 5.7 ile Türkmenistan izledi.

NATO Zirvesi’ne siber kalkan

MİTHAT YURDAKUL Ankara - Yazıda kritik kamu hizmetleri başta olmak üzere, önemli dijital altyapılarda meydana gelebilecek siber güvenlik zafiyetlerinin tespit edilmesi ve bunlara yönelik siber tehditlerin bertaraf edilmesi için çalışma yapıldığını belirtildi.

Kurumların sorumluluğundaki kritik bilgi sistemleri, dijital altyapı ve hizmetler, internet erişim altyapıları, haberleşme sistemleri,bulut bilişim hizmetleri ve organizasyonla doğrudan ve dolaylı ilişkili tüm bilişim unsurlarının güvenlik seviyeleri gözden geçirilecek. Tespit edilen kritik ve yüksek seviyeli zafiyetler başta olmak üzere, istismar edilebilir güvenlik açıklarına yönelik yama uygulanacak, telafi edici kontroller devreye alınacak.

Felaket senaryosu

Kritik sistemlerin sürekli şekilde çalışabilmesi için felaket kurtarma senaryoları, yedekleme mekanizmaları, bu yedeklerden geri dönüş sağlama ve kriz yönetimi prosedürleri gözden geçirilerek eksiklikler giderilecek. Kurumsal Siber Olaylara Müdahale Ekipleri’nin (SOME) iletişim bilgilerinin güncelliği kontrol edilerek, 5- 10 Temmuz arasında 7/24 ulaşılabilir olmaları sağlanacak. Olası siber güvenlik olaylarında görev alacak diğer teknik ve idari irtibat personeli önceden belirlenerek, organizasyon süresince nöbet düzenlemeleri yapılacak.

Ankara alarmda!

Ankara genelinde zirveye yönelik hazırlıklar da tam gaz sürüyor. Zirveye katılacak misafirlerin kullanacağı güzergahlarda asfalt yenileme ve çevre düzenlemesinin yanı sıra duvarlarda Ankara’nın simgelerini yansıtan grafiti çalışmaları yapılıyor. Refüjlere yaya güvenliğini artırmak amacıyla demir korkuluklar yerleştirildi. Yol kenarları ile refüjlerde ağaçlandırma çalışmaları gerçekleştiriliyor. Bazı binaların dış cepheleri ücretsiz yenilenirken, bazı noktalarda da görüntü kirliliğini önlemek için platformlar oluşturuldu.

‘Operasyon Turkuvaz’

Şehirdeki Kent Güvenlik Yönetim Sistemikameralarına ek olarak 100 önemli noktaya üst düzey gözcü kameralar yerleştirildi. Ankara Emniyet Müdürlüğü, ‘Operasyon Turkuaz’ adı altında üst düzey önlemleri hayata geçirdi. Şehir giriş ve çıkışlarında kontroller arttırıldı.Kırmızı Alan’ uygulaması yapılacak. ‘Kırmızı Alan’ içinde olan bölgeler yaya ve araç trafiğine kapatılacak.

32 ülkenin lideri Ankara’da buluşacak

Ankara zirve kapsamında İttifak üyesi 32 devlet ve hükümet başkanının yanı sıra, çok sayıda davetli lidere, 100’e yakın bakana, birçok üst düzey diplomata, uluslararası kuruluş temsilcilerine ve binlerce yabancı misafire ev sahipliği yapacak.

Dünyanın dört bir yanından, 3 bine yakın gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri, dijital medya temsilcisi ve uluslararası yayın kuruluşunun akreditasyon başvurusunda bulunduğu zirve kapsamında 48 bin 841’i emniyet, 7 bin 447’si jandarma personeli olmak toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görevlendirilecek. Ayrıca suç ve suçlularla mücadele amacıyla siber ortamda 7/24 esasına göre sanal devriye faaliyetleri yürütmek üzere 639 personel görev yapacak.

Liderler arasındaki toplantı tamamen kapalı oturum şeklinde gerçekleştirilecek ve NATO düzeyinde gizlilik derecesine sahip bir formatta yürütülecek.

Toplantı ve yürüyüş yasağı

* Valilikçe 28 Haziran saat 00.00’dan 10 Temmuz saat 23.59’a kadar 13 gün süreyle kent genelinde toplantı, gösteri yürüyüşü, basın açıklaması ve benzeri etkinlikler ile Ankara hava sahasında Valilik izni haricinde her türlü insansız hava aracı (dron) uçuşu yasaklandı.

Türkiye artık NATO’nun merkezinde

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek 36. NATO Zirvesi kapsamında gazete ve televizyon kanallarının temsilcileri ile bir araya geldi. Türkiye, NATO’ya katıldığı 1952 yılında daha çok İttifak’ın güneydoğu kanadında bir cephe ülkesi olarak konumlanırken bugün bu rolün değiştiğini, Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz. Türkiye artık sadece NATO sınırlarını koruyan bir ülke değil, NATO’yu ilgilendiren hemen hemen her konuda merkezi konumda bulunan bir müttefiktir. Türkiye NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının merkezindedir” diye konuştu.

Zirvenin gündemi

Burhanettin Duran, “2026 Ankara Zirvesi yalnızca bir ev sahipliği meselesi değil. Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne” dedi.

‘Caydırıcı gücüz’

Savunma sanayinin, Türkiye’nin stratejik otonomisini artıran ve NATO’nun toplam kapasitesine katkı sunan bir unsur olduğunu dile getiren Duran, “Türkiye’nin bu alanlardaki kapasitesi, NATO için de önem taşımaktadır, zira NATO’nun gelecekte yalnızca asker sayısına değil, üretim kapasitesine, teknolojik esnekliğe ve tedarik güvenliğine ihtiyacı olacak. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca milli güvenliğimiz için değil, NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır” açıklamasında bulundu.

Fidan Kanada’ya gidiyor! Savunma ve enerjide iş birliği konuşulacak

Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, 25-26 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek ziyarette Fidan, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand’la bir araya gelecek.

Serbest Ticaret Anlaşması

Ziyaret kapsamında yapılacak görüşmelerde Fidan, Türkiye-Kanada ilişkilerinin ve iş birliğinin derinleştirilmesi ve çeşitlendirilmesi ile ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesi konularındaki görüş ve beklentileri dile getirecek. Ayrıca başlatılan Serbest Ticaret Anlaşması sürecinin gecikmeksizin sonuçlandırılması beklentisini ifade edecek.

Türkiye ile Kanada arasında, nükleer enerji sektörü dahil, enerji alanında yeni iş birliği imkânlarının geliştirilebileceğini belirtecek olan Fidan, savunma sanayii sektöründe daha ileri iş birliği yönünde ortak gayretlerin yoğunlaştırılması gerektiğini vurgulayacak.

‘Sanayiciye acil kredi paketi şart’

İSO Meclisi’nin haziran ayı olağan toplantısında konuşan Bahçıvan şunları söyledi:

“Sanayicinin oksijeni finansmandır. Ve geldiğimiz noktada sanayicimizin ciddi ölçüde oksijensiz kaldığını görüyoruz. Üretmeye devam eden, istihdam yaratan, ihracat yapan ve ülkesine katma değer kazandıran sanayi kuruluşlarımız; yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve artan mali yükler karşısında adeta nefes almakta zorlanmaktadır. Bugün sektörümüzün ihtiyacı yalnızca iyi niyetli temenniler değildir. Sanayinin yeniden nefes almasını sağlayacak somut, etkili ve sonuç odaklı adımlara ihtiyaç duyuluyor. Çünkü oksijensiz kalan bir insan nasıl yaşamını sürdüremezse, finansmana erişemeyen bir sanayinin de yatırım yapması, üretimini geliştirmesi, teknolojiye yönelmesi ve küresel rekabette güç kazanması imkansız. Ülkemiz sanayisinin geleceği konusunda duyarsız kalınırsa, özellikle geleneksel sektörlerimiz desteklenmek yerine kaderine terk edilirse bu Türkiye için çok ciddi sorunlar üretir.”

‘Limitler düşük’

Bahçıvan ayrıca, “Türk Eximbank tarafından sağlanan reeskont kredilerinde günlük limitlerin düşük kalması ve firma başına kullanımın 60 milyon TL ile sınırlı olması; ihtiyaç duyulan kredilere erişimi 5-6 aya kadar geciktirmekte, bu da sanayicileri çok daha yüksek maliyetli, banka ve banka dışı farklı kredi kaynaklarına yöneltmektedir. Günlük limitlerin yükseltilmesi ihracatçılarımıza çok önemli destek sağlayacaktır” dedi.

Bahçıvan’ın konuşmasının ardından basına kapalı düzenlenen panelde Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan Çakar, Halkbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Recep Süleyman Özdil, Vakıfbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Osman Arslan ve Türk Eximbank Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Ali Güney gündeme yönelik değerlendirmelerini paylaştı.

Pırlantaya yeni ayar!

Ahenk Bayazıt - Ticaret Bakanlığı, kuyum ticaretine ilişkin yönetmelikte önemli bir değişikliğe gitti. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; laboratuvarda üretilen kıymetli taşların satışında artık ‘sentetik’ veya ‘yapay üretim’ ibaresi zorunlu olacak. Tüketiciler böylece doğal ve sentetik taşları ayırt edebilecek. Etiket, sertifika, fatura ve reklamlarda bu bilgiler açıkça yer alacak. Sentetik ve doğal taşlar mağazalarda ayrı vitrinlerde, e-ticarette ise ayrı kategorilerde satışa sunulacak. Bu karar sektör temsilcileri tarafından son derece olumlu karşılandı.

Yüzde 90 daha ucuz

İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) Başkanı Mustafa Atayık, düğün sezonunun açıldığı bugünlerde alınan kararın hem sektöre emek verenler hem de müşteriler açısından önemli bir gelişme olduğunu ifade etti. Atayık, “Doğal elmaslarla sentetik elmaslar arasındaki fiyat farkı, son 5 yılda ciddi şekilde açıldı. Sentetik elmaslar, 5 yıl önce doğal elmastan en fazla yüzde 30-40 civarında daha ucuzdu. Bu fark şu aralar yüzde 90’lar düzeyinde. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda ‘lab-grown’ kullanımının arttığını gözlemliyoruz” dedi.Atayık, şöyle devam etti: “Dürüst çalışan esnafımızın ve tüketicilerin korunması ve ticaretin sağlıklı işlemesi adına yayımlanan yönetmelik ile laboratuvar ortamında üretilen kıymetli taş ürünlerinin satışında; sentetik, laboratuvar üretimi, yapay üretim veya Bakanlıkça uygun görülecek benzeri ibarelerden en az birinin etiket, ürün sertifikası, fatura, internet sayfası, reklam ve tanıtım materyallerinde alıcının açıkça görebileceği şekilde belirtilmesi, vitrin, satış alanları ve ortamlarda ayrı olarak satışı zorunlu hale getirilmesini çok olumlu karşılıyor ve destekliyoruz. Düğün sezonuna girdiğimiz bugünlerde yayımlanan yeni yönetmeliğin sektörümüze hayırlı olmasını diliyoruz.”

Gri listede aranan FETÖ’cülere VİP hizmet: Alman meclisinde skandal

Memnun etti

Kuyumcu Nazar Özsahakyan da düzenlemeden son derece memnun olduklarını belirterek “Müşteriler genelde aldığı ürünün sentetik olup olmadığını sormuyor. Bu konuda bir bilinç yok. Ama şimdi en azından ibareyi görecekler, vitrinlerde de ona göre seçim yapacaklar” dedi.

‘Laboratuvardan sertifika isteyin’

Bir pırlantanın doğal mı yoksa sentetik mi olduğu ancak gemoloji laboratuvarlarında yapılan inceleme sonucu ortaya çıkıyor. İKO Başkanı Atayık, “Kuyumcu meslektaşlarımızın mücevherde kullanmak üzere sadece çıplak gözle inceleyip aldığı pırlanta ve renkli taşlar, lab-grown taşlar çıkabilir. Bu durumdan sadece kuyumcularımız mağdur olmuyor, pırlanta diye satın aldığı taş, sentetik çıktığında tüketicilerimiz de hayal kırıklığı yaşıyor. Kuyumcularımızın taşları Darphane tarafından yetkilendirilmiş gemoloji laboratuvarlarında analiz ettirmeleri gerekiyor. Tüketici de satın aldığı mücevherde sadece kendisine verilen bilgiyle yetinmemeli, gemoloji laboratuvarında düzenlenen sertifikayı talep etmelidir” bilgisini paylaştı.

Gül uzatarak başladı füzeyle sona erdi! Savaşların gölgesi ve Dünya Kupası

Sentetik taş nedir?

Bir pırlantanın doğal bir yolla meydana gelmesi için yerin magmaya yakın katmanlarında 80 bar basınç ve yaklaşık 1400 derece ısı gerekiyor. Sentetik yani lab-grown denilen taşlar da madenlerden çıkarılan doğal pırlantalar ile aynı kimyasal, fiziksel ve optik özelliklere sahip ancak bu taşlar, yerin altında milyonlarca yılda oluşmak yerine laboratuvar ortamındateknolojik yöntemlerle daha hızlı üretiliyor. Bu yöntemlerden biri kıymetli taşın doğada oluştuğu ortamın benzerini oluşturarak üretilen ‘yüksek basınç yüksek sıcaklık’ yöntemi, diğeri ise yüksek basınç gerektirmeyen ‘kimyasal buhar biriktirme’ yöntemi. Bu taşların dünya mücevher sektöründeki payı, yüzde 50civarında.

Restoran ve kafeye kalori uyarılı menü

MELTEM GÜNEŞ / ANKARA - Restoran, kafe ve pastane gibi toplu tüketim yerlerindeki, menülerde ayrıntılı içerik bilgisi dönemi 1 Temmuz itibarıyla başlayacak. İşletmeler, sundukları tüm yiyecek ve içeceklerin bileşenlerini, alerjen bilgilerini ve kalori değerlerini menülerinde açıkça beyan etmekle yükümlü olacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı, halk sağlığını korumak, vatandaş için sağlıklı ve bilinçli tüketim oluşturmak amacıyla düzenleme yaparak, toplu tüketim yerlerinde tüketiciye sunulan gıdaların içeriğinde yer alan bileşenler ve enerji değerine ilişkin tüketiciye bilgilendirme yapılmasını zorunlu kılmıştı. Ulusal çapta zincir şeklinde hizmet veren işletmelerin 1 Temmuz’da uygulamaya başlaması gerekiyor.

Bilgilendirme, tüketici tarafından kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek şekilde; menüler, yazı tahtaları, broşür, karekod, dijital ekran ve benzeri araçlar vasıtasıyla yapılacak. Örneğin “Bir porsiyon et yemeği; 120 gram dana eti, soğan, domates, sivri biber, tereyağ, sarımsak, pul kırmızıbiber, karabiber, kekik ve tuz. 300 kalori” şeklinde hem yemekteki malzeme bilgisi hem de porsiyondaki toplam enerji bilgisi tüketiciye verilecek. Bilgilerin karekod ile sunulması durumunda, “bu bilgiye karekodla ulaşabileceğine ve karekod okutacak cihazı olmayan tüketiciler için talep edilmesi halinde bu bilginin sunulacağına” dair, tüketicinin kolayca görebileceği bir yerde yazılı bilgilendirme yapılacak.

Alerjen, alkol ve domuz kaynaklı bileşene ilişkin bilgiler de kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek şekilde içindekiler listesinin geri kalan bölümünden açıkça ayıran bir yazı dizgisi vasıtasıyla (örneğin, punto, stil veya arka plan rengi aracılığıyla) vurgulanarak menülerde yer alacak.

Gül uzatarak başladı füzeyle sona erdi! Savaşların gölgesi ve Dünya Kupası

Geçiş takvimi

Sektörün bu yeni sisteme sorunsuz entegre olabilmesi için işletmelerin büyüklüğüne göre kademeli bir geçiş süreci oluşturuldu. Buna göre, ulusal çapta hizmet veren toplu tüketim yerleri 1 Temmuz’a kadar, sadece bulunduğu ilde 3 ve üzeri şubesi bulunan işletmeler 31 Aralık’a kadar, bunlar dışında kalan diğer tüm yerler içerik bildirimleri için 31 Aralık’a kadar, kalori bildirimleri için ise 31 Aralık 2027’ye kadar yeni kurallara uyum sağlamış olacak.

14 alerjen öne çıkıyor

Gıda alerjileri hayati tehlike oluşturabiliyor. Menülerde mutlaka belirtilmesi gereken en önemli alerjenler şunlar: Gluten içeren tahıllar ve bunların ürünleri, kabuklu deniz ürünleri, yumurta, süt ve süt ürünleri, balık, hardal, yer fıstığı, soya fasulyesi, kereviz, acı bakla, sert kabuklu meyveler, sülfitler, acı bakla ve midye, kalamar gibi yumuşakçalar.

İstanbul sokaklarında karavanda yaşadı! 'Önce Maslak'ta kalmayı denedim... Olduğunuz semtte bir eviniz var gibi’

SpaceX’te hızlı düşüş

Şirketin değeri son 3 günde 600 milyar dolar eridi. Hisse senedi pazartesiyi 154.60 dolardan kapatarak en düşük kapanış fiyatını gördü ve 12 Haziran’daki 150 dolarlık açılış fiyatının sadece yüzde 3 üzerinde kaldı. Bu geri çekilme, SpaceX’in geçen hafta 2.6 trilyon dolara ulaşan piyasa değerinden yaklaşık 600 milyar dolar silinmiş oldu.

Komşudan şifalı su çağrısı

Meltem Güneş - ‘Lik’ dergisinin Türkçe hazırlanan ‘Sudan Gelen Sağlık - BG SPA’ özel sayısının tanıtıldığı programa, Bulgaristan Turizm Bakan Yardımcısı Mariela Modeva, Bulgaristan’ın Ankara Büyükelçisi Anguel Tcholakov, BTA Genel Müdürü Kiril Valchev, Bulgaristan Balneoloji ve SPA Turizm Birliği Georgi Bogdanov ve Bulgaristan Radyosundan Krasimir Martinov katıldı.

Modeva, “Bulgaristan’da 600 civarında şifalı su kaynağı var. Biliyoruz ki Türkiye’de de bu konuyla ilgili büyük bir tecrübe var. İki ülke birbirimizi rakip olarak görmemeliyiz, ortak projeler yapabiliriz. İstatistiklere göre, 2026 yılında Ocak-Nisan ayları arası Türkiye’den Bulgaristan’a gelen turistlerin sayısı 92 bin oldu. 2025 yılına bakarsak toplam 295 bin. Bunu 2024 yılıyla kıyaslarsak yüzde 61 artış demek” dedi.

‘Türkler deneyimli’

Büyükelçi Tcholakov ise ortak projelerden bahsederken, iki ülkenin dostluğunun önemine dikkati çekti. Genel Müdür Valchev “Türkler kaplıca konusunda çok deneyimli. İnsanlar, SPA merkezlerinin ve sağlığın değerini biliyor” ifadelerini kullandı.

Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu! SpaceX hisseleri Nasdaq'ta işlem görmeye başladı

"SPCX" koduyla işlem görmeye başlayan SpaceX hisseleri, 150 dolardan açılış yaptı. Böylece şirketin piyasa değeri 2 trilyon doları aşarak Musk'ın 1,5 trilyon dolarlık piyasa değerine sahip elektrikli otomobil şirketi Tesla'yı geride bıraktı. SpaceX, piyasa değeriyle dünyanın en değerli halka açık şirketleri arasında yedinci sırada yer aldı.

Şirketin hisselerinin işlem görmeye başlaması dolayısıyla Nasdaq borsasında açılış zilini SpaceX Başkanı Gwynne Shotwell ve Mali İşler Direktörü Bret Johnsen çaldı.

Musk ise açılış törenine Texas'taki Starbase'den video konferans aracılığıyla katıldı. Açılış zili öncesi yaptığı konuşmada Musk, El Segundo'daki bir depoda küçük bir şirket olarak yola çıkan SpaceX'in bugün halka arz edilmesine inanmanın zor olduğunu ifade etti. Musk, "SpaceX'in başarılı olma ihtimaline yüzde 10'dan bile az şans veriyordum." ifadesini kullandı.

SPACEX TARİHİN EN BÜYÜK HALKA ARZINA İMZA ATTI

SpaceX, halka arz kapsamında 555,6 milyon A sınıfı hissesini hisse başına 135 dolardan satarak yaklaşık 75 milyar dolar kaynak sağladı.

Bu büyüklük, 2019 yılında Suudi petrol şirketi Aramco'nun gerçekleştirdiği 29,4 milyar dolarlık halka arzı geride bırakarak tarihin en büyük halka arzı olarak kayıtlara geçti. SpaceX'in halka arzına yatırımcı ilgisi yüksek seviyede gerçekleşirken, arzın yaklaşık dört kat fazla talep gördüğü kaydedildi.

MUSK DÜNYANIN İLK TRİLYONERİ OLDU

Halka arzın ardından yapılan hesaplamalara göre, Musk'ın Tesla'daki hisseleri ve diğer varlıkları da dikkate alındığında toplam serveti 1 trilyon doları aştı. Şirket, 20 Mayıs'ta halka arz sürecini başlatmak amacıyla ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonuna (SEC) başvuruda bulunmuştu.

SEC'e sunulan belgelere göre Musk, halka arzın tamamlanmasının ardından oy haklarının yaklaşık yüzde 82,4'ünü elinde bulunduracak. Musk, sahip olduğu yüksek oy hakkı sayesinde hissedar onayı gerektiren önemli şirket kararlarında belirleyici konumda olacak.

UZAY VE YAPAY ZEKA YATIRIMLARINA KAYNAK SAĞLAYACAK

SpaceX, halka arzdan elde edilecek geliri uzay taşımacılığı, uydu internet hizmetleri, yapay zeka altyapısı ve veri merkezi yatırımları başta olmak üzere büyüme planlarının finansmanında kullanmayı hedefliyor. Şirket, bu yıl yapay zeka girişimi xAI ile birleşerek faaliyet alanını uzay teknolojilerinin ötesine taşımıştı.

SEC'e sunulan belgelere göre, SpaceX 2025'te 4,9 milyar dolar, 2026'nın ilk çeyreğinde ise 4,28 milyar dolar zarar açıkladı. Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, yeniden kullanılabilir roket teknolojileri geliştirme ve insanlığın uzayda kalıcı varlık göstermesini sağlama hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor.

Son dakika: Pakistan'dan 'Anlaşma metni hazır' açıklaması! Trump'tan 'Arakçi' paylaşımı
Kentte dolu kabusu! Dakikalar içinde her yer bembeyaz oldu: Arabayı delik deşik etti

Sahilde meyve kabuğuna bastı, 7 gün açık denizde mahsur kaldı! İnanılmaz kurtuluş hikayesini anlattı

Çin’in Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi’ndeki Hainan Adası’nda tatil yapan 40 yaşındaki Qin Jianping, sahilde yaşadığı talihsiz bir olay sonucu günlerce denizde hayatta kalma mücadelesi verdi.

Çin merkezli Xinhua Haber Ajansı'nın haberine göre, sahilde yürüyüş yaptığı sırada bir meyve kabuğuna basarak dengesini kaybeden Jianping, denize düşerek güçlü dalgaların etkisiyle açık sulara sürüklendi.

ONLARCA YENGEÇİ ÇİĞ ÇİĞ YEDİ

Kıyıya ulaşamayan Jianping, üzerindeki kıyafetleri, ayakkabılarını, saatini ve yüzüğünü çıkararak ağırlığını azaltmaya çalıştı. Bir süre sonra açık denizde bir şamandıra fark eden Jianping, üzerine çıkarak hayatta kalmayı başardı.

Açlık, susuzluk ve uykusuzluk nedeniyle zaman zaman halüsinasyonlar gördüğünü anlatan Jianping, hayatta kalmak için şamandıranın üzerinde bulunan küçük deniz yengeçlerini çiğ olarak tüketti.

Yaklaşık 80 yengeç yediğini belirten Jianping, susuzluğunu gidermek için deniz suyu ve idrar içmeye çalıştığını da ifade etti.

GÜNLER SONRA KURTARILDI

Denizde 7 gün boyunca mahsur kalan Jianping, iki balıkçı tarafından fark edilerek kurtarıldı. Hastaneye kaldırılan adamda ciddi susuzluk, cilt enfeksiyonu ve çiğ yengeç tüketimine bağlı sindirim sistemi iltihabı tespit edildi.

Yoğun bakıma alınan Jianping’in son iki gündür sağlık durumunun stabil olduğu bildirildi.

Doktorların, çiğ yengeç tüketiminin bazı durumlarda hayatta kalmasına yardımcı olmuş olabileceğini ancak ciddi sağlık riskleri de taşıdığını belirttiği aktarıldı.

İran Dışişleri Bakanı Arakçi yazdı, Trump sosyal medyadan paylaştı! 'Anlaşmada' kritik gelişme

Son dakika: Pakistan'dan 'Anlaşma metni hazır' açıklaması! Trump'tan 'Arakçi' paylaşımı

Pakistan'dan ABD ve İran arasındaki anlaşma ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulunuldu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasındaki müzakerelere ilişkin "Barış hiç bu kadar yakın olmamıştı." ifadesini kullandı.

Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde ülkesinin yoğun arabuluculuk çabaları yürüttüğünü belirtti.

İlginizi Çekebilir

'BARIŞ HİÇ BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI'

Bu çabalar arasında barış anlaşmasını sabote etmek isteyenlerin yürüttüğü aralıksız dezenformasyon kampanyasının farkında olduklarını ifade eden Şerif, şunları kaydetti: "Gürültüyü bir kenara bırakarak barış anlaşmasının nihai, üzerinde mutabık kalınan metnine ulaşıldığını teyit edebiliriz. Pakistan, sonraki adımları sonuçlandırmak için her iki tarafla da yakından çalışıyor. Barış hiç bu kadar yakın olmamıştı."

İRAN DIŞİŞLERİ SÖZCÜSÜ: TOPLANTI DEVAM EDİYOR

İranlı Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise "ABD ile mutabakat zaptına ilişkin iç incelemenin son aşamalarındayız, ilgili tarafların toplantısı şu anda devam ediyor" dedi.

ABD'li üst düzey bir yetkili, ülkesi ile İran arasındaki anlaşmada sona gelindiğini belirterek anlaşma ile İran'ın nükleer programının tasfiye edileceğini ve elindeki zenginleştirilmiş uranyumun kendilerine iletileceğini açıkladı. ABD'li yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İran'la anlaşmada artık son aşamaya gelindiğini vurgulayan yetkili, şunları kaydetti: "Bu anlaşmayı önümüzdeki birkaç gün içinde imzalamayı bekliyoruz. Size kesin bir tarih veremem ancak bir tahminde bulunmam gerekirse bu sabah yüzde 75 derdim. Şu anda bu oran muhtemelen yüzde 80 ya da yüzde 85 civarında, ancak yüzde 100 değil çünkü sistemleri oldukça karmaşık."

ANLAŞMAYLA SAĞLANACAK 4 TEMEL HEDEF

Söz konusu anlaşmayla ABD'nin temel önceliklerinin büyük oranda yerine getirildiğini vurgulayan yetkili, anlaşmayla öne çıkan dört başlığı şu şekilde özetledi: "Bu anlaşmanın sağladığı sonuçlar şunlar: Birincisi, Hürmüz Boğazı yeniden açılıyor ve (ABD'nin İran'a yönelik) ablukayı kaldırıyor. İkincisi, İran'ın nükleer programının tasfiyesini sağlıyor. Üçüncüsü, ABD'nin (İran'daki) zenginleştirilmiş materyali (uranyum) almasına yol açıyor. Dördüncüsü, anlaşma bölgede uzun vadeli bir barışı garanti ediyor." Yetkili, anlaşma çerçevesinde İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun yerinde imha edilip daha sonra ülke dışına çıkarılmasının öngörüldüğünü belirtti.

İRAN ÜZERİNDEKİ YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASI ÖNGÖRÜLÜYOR

Üst düzey yetkili, İran'ın anlaşmaya uyması halinde bu ülkeye yönelik ekonomik kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulacağını ifade ederek İran'ın bu yolla "dünya ekonomisine yeniden entegre olabileceğini" belirtti. "Terörizmin en büyük destekçisi olmak yerine normal bir ülke gibi davranmaları karşılığında bu şekilde ödüllendirilecekler." diyen yetkili, anlaşmanın İran halkına fayda sağlayacağına inandıklarını söyledi.

İSRAİL DE ANLAŞMA SÜRECİNİN PARÇASI

Başta İsrail olmak üzere bölgedeki ilgili ülkelerin bu sürece katıldığını ve anlaşmaya uygun hareket etmelerini beklediklerini söyleyen yetkili, "Tüm müttefiklerimizin, İsraillilerin ve Körfez ülkelerinin bu girişime katılacağından oldukça eminiz." değerlendirmesini yaptı.

TRUMP'TAN ARAKÇİ PAYLAŞIMI

ABD Başkanı Donald Trump'ın, sosyal medya hesabından, İran Dışişleri Bakanı Arakçi'nin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki bir paylaşımını alıntılayarak paylaşması dikkati çekti.

ABD Başkanı'nın takipçileriyle paylaştığı Arakçi'nin paylaşımında, "İslamabad Mutabakat Zaptı sonuçlanmaya hiç bu kadar yakın olmamıştı." ifadesi kullanıldı. Arakçi'nin açıklamasında ayrıca, basın mensuplarının anlaşma metniyle ilgili spekülasyonlardan kaçınması gerektiği ve detayları yakın zamanda açıklayacakları vurgusu da yer aldı.

Trump, konuyla ilgili son açıklamasında, İran'ın anlaşma maddelerini yanlış şekilde medyaya sızdırdığını savunarak "Kendilerini toparlasalar iyi olur, hem de hemen." yorumunu yapmıştı.

ARAKÇİ:MUTABAKAT ZAPTI BİRKAÇ GÜN İÇİNDE DİJİTAL ORTAMDA İMZALANABİLİR

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Dışişleri Bakanı Arakçi, "Mutabakat zaptının gelecek birkaç gün içinde dijital ortamda imzalanması ihtimali mevcut." ifadelerini kullandı. Mutabakat zaptındaki hususlar hayata geçirilmezse, nihai anlaşma ile ilgili müzakere yapılmayacağını söyleyen Arakçi, şunları kaydetti: "Eğer yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun durumu netleştirilecekse, bunun tek yolu bu malzemenin İran'da seyreltilmesidir.

Zenginleştirme ve zenginleştirilmiş uranyum stokları konusu ile yaptırımların kaldırılması ve İran’ın yeniden yapılanması için oluşturulacak ilgili fon mekanizması nihai anlaşmada karara bağlanacak."

"DÜŞMAN ÜMİTSİZLİĞE KAPILIP MÜZAKERE TALEP ETTİ

ABD’nin müzakere talebinde bulunduğunu öne süren Arakçi, "Düşman savaşta hedeflerine ulaşamayacağını anladı ve ümitsizliğe kapıldı. Bununla birlikte müzakere talep etti." diye konuştu.

İranlı Bakan, "Müzakerelerin sonucunun İran'ın çıkarları için iyi olacağını ve savaş meydanındaki kazanımları pekiştireceğini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu. Arakçi, olası mutabakat zaptının teknik detayına ilişkin ise "Mutabakat zaptı iki sayfadan az ve her kelimesi titizlikle gözden geçirildi. Bakanlığımız talep edilen tüm hususları uyguladı." dedi. Hürmüz Boğazı ile ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması hususunun olası mutabakat zaptında yer aldığını belirten Arakçi, şunları söyledi: "Hürmüz Boğazı idaresi önceki gibi olmayacak. Boğaz, Umman ve İran’ın egemenliği altındadır. İki ülke bundan önce boğazdaki hizmetleri ücretsiz sağlıyordu.

Umman ile Hürmüz Boğazı’nın idaresine ilişkin olumlu görüşmeler yaptık. Kılıcımız, Hürmüz Boğazı’nın üzerinde olacaktır."

ABD-İran mutabakatı için sona yaklaşılıyor! Flaş iddia: 'Tarih belli oldu'
ABD Başkanı Trump'tan İran açıklaması! 'Sızan haberlerin anlaşma şartlarıyla ilgisi yok'
Son dakika... CHP'de 2 isme daha ihraç talebi

DSÖ'den Ebola alarmı! 676 vaka, 136 ölüm bildirildi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Epidemiyoloji ve Müdahale Analizi Birimi Başkanı Olivier le Polain, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

KDC'deki salgının hem vaka sayısı hem de coğrafi yayılım açısından genişlemeye devam ettiğini belirten Polain, "Sağlık Bakanlığının bildirdiğine göre, dün itibarıyla 136'sı ölümlü olmak üzere 676 doğrulanmış vaka bildirildi. Vakaların büyük çoğunluğu Ituri eyaletinde ancak Kuzey Kivu ve Güney Kivu'daki 34 sağlık bölgesinde de vakalar tespit edildi." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump'tan İran açıklaması! 'Sızan haberlerin anlaşma şartlarıyla ilgisi yok'

Polain, neredeyse her gün yeni vakaların tespit edildiğine işaret ederek, belirlenenden çok daha fazla vaka olduğunun öngörüldüğünü kaydetti.

Ebola salgınıyla mücadele için KDC hükümetiyle birlikte çalıştıklarını belirten Polain, salgının temel etkenlerinin neler olduğunu ve neler yapılması gerektiğini bildiklerini söyledi.

Polain, KDC'deki yüksek nüfus hareketliliği, zayıflamış sağlık sistemi ve devam eden güvensizliğin müdahaleyi zorlu hale getirmeye devam ettiğini aktardı.

EBOLA SALGINI

KDC'nin doğusundaki Ituri eyaletinde açıklanan 246 şüpheli vaka ve 65 ölümün ardından 15 Mayıs'ta ülkede salgın ilan edilmişti.

DSÖ, 17 Mayıs'ta, yeniden ortaya çıkan Ebola salgını nedeniyle uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan etmişti.

Sağlık yetkililerine göre, mevcut salgın, nadir bir Ebola varyantı olan "Bundibugyo" virüsünden kaynaklanıyor ve onaylanmış tedavisi veya aşısı bulunmuyor. Söz konusu salgında vaka sayısının 1000'i aştığı bildiriliyor.

Al Jazeera'da çarpıcı Bayraktar analizi! 'Türkiye'nin jeopolitik güç artışı'

Sahilde şemsiye yasağı! Yerli ve yabancı turistlerden büyük tepki

İtalya’nın dünyaca ünlü adası Sardinya’nın güney kıyısında ilginç bir karar alındı. Ada'da yer alan Punta Molentis Plajı, bu yaz tatile gelenleri şaşırtan ve tartışmalara yol açan yeni bir uygulamayla gündeme geldi.

CNN International'ın habarine göre yerel yönetim, plajda oluşabilecek acil durumlarda tahliye işlemlerini aksatmamak ve güvenliği sağlamak gerekçesiyle şemsiye kullanımına yaş sınırı getirdi.

10 EURO GİRİŞ ÜCRETİ

Alınan karara göre, sahilde sadece 10 yaşından küçük çocuğu olan aileler ile 65 yaş ve üzerindeki kişilerin tek bir büyük şemsiye açmasına izin verilecek. Bu yaş grubunun dışındaki tüm ziyaretçilerin şemsiye, çadır veya benzeri gölgelik sistemlerini kurması tamamen yasaklandı.

Ekim ayının sonuna kadar geçerli olacak yeni kurallar kapsamında plaja girişler de ücretli hale getirildi. Engelli vatandaşlar ve refakatçileri hariç tutulmak üzere, sahile ayak basan herkesten yaklaşık 10 euro giriş ücreti alınmaya başlandı.

KARARA TEPKİLER BÜYÜYOR

Güneş korumasının ve cilt sağlığının hiçe sayıldığını savunan plaj sakinleri, belediyenin internet sitesi ve sosyal medya üzerinden karara sert tepki gösterdi. Birçok tatilci, güneşten korunmak için illa çocuk sahibi mi olmak gerektiğini sorarak durumu tiye alırken, bazıları da bu kararın ardından plaj gününün acil serviste yanık tedavisiyle biteceğini belirterek yetkilileri eleştirdi.

Belediye yönetimi ise eleştirilere karşı kararın arkasında duruyor. Yetkililer, geçtiğimiz yıl bölgede çıkan bir yangın sonrasında sahildeki kalabalık ve şemsiye kirliliği nedeniyle onlarca insanın teknelerle tahliye edilmesinde büyük zorluklar yaşandığını hatırlatıyor. Benzer bir felaketin önüne geçmek için bu tarz radikal önlemler almaktan başka çare kalmadığı ifade ediliyor.

İTALYAN SAHİLLERİNDE SIKI KURALLAR DÖNEMİ

İtalya’da plaj kültürünü düzenleyen kurallar, son yıllarda hem yerel halkı hem de turistleri zorlayan bir boyuta ulaştı. Ülke genelinde kıyıların büyük bölümü, günlük ücretleri yüzlerce euroyu bulan özel işletmeler tarafından kapatılmış durumda. Başkent Roma yakınlarındaki Ostia gibi bölgelerde, usulsüz işletilen veya kamu arazisini işgal eden birçok plaj kulübü bu sezon mühürlendi.

Üstelik şemsiye kısıtlaması, İtalyan sahillerindeki tek ilginç kural değil. Aşırı yoğunluğu önlemek adına birçok plajda internetten ön rezervasyon sistemi uygulanıyor ve teknelerle gelen ziyaretçilere 90 dakikalık zaman sınırı konuyor. Ayrıca Sardinya genelinde sahillerden kum taşınmasını engellemek için havlu yerine hasır mat kullanılması zorunlu tutuluyor ve bu kurallara uymayanlara binlerce euroluk ağır para cezaları kesiliyor.

Al Jazeera'da çarpıcı Bayraktar analizi! 'Türkiye'nin jeopolitik güç artışı'
Ermenistan-Rusya geriliminde yumuşama sinyali! Paşinyan’dan Putin’e mesaj

AFAD duyurdu: Gaziantep Nurdağı'nda 4.6 büyüklüğünde deprem

AFAD "Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde, saat 00.08’de 4.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Gelişmeleri takip etmekteyiz." bilgisini paylaştı.

Deprem, Kilis, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş gibi çevre illerden de hissedildi.

"OLUMSUZ BİR DURUM YOK"

AFAD ayrıca 4.6 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmadığını da bildirdi.

Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu! SpaceX hisseleri Nasdaq'ta işlem görmeye başladı
Son dakika: Pakistan'dan 'Anlaşma metni hazır' açıklaması! Trump'tan 'Arakçi' paylaşımı

Erzurum'da bariyerlere çarpan tır alev aldı! Sürücü son anda kurtuldu

Halil Keskin yönetimindeki 31 PBM 64 plakalı tır, Ardahan'dan aldığı hurda yüküyle Pasinler ilçesinden Erzurum istikametine seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıktı.

Kent merkezine yaklaşık 15 kilometre kala meydana gelen kazada bariyerlere çarpan tırda yangın çıktı. Sürücü Keskin ile yanında bulunan arkadaşı, yolcu kapısından çıkarak kazadan yara almadan kurtuldu.

İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri, alevlere müdahale ederek yangını söndürdü. Bu sırada polis ekipleri güvenlik önlemleri kapsamında yolu bir süre her iki yönden trafiğe kapattı.

Karayolları 12. Bölge Müdürlüğü ekipleri de yola savrulan hurdaları iş makinesi yardımıyla temizledi.

Kaza nedeniyle yolda uzun araç kuyrukları oluşurken, trafik tırın çekici yardımıyla kaldırılmasının ardından normale döndü. Sürücü Keskin, Ardahan'dan aldığı yükle Hatay'a gittiğini söyledi.

Kazanın sol ön lastiğin patlamasıyla meydana geldiğini belirten Keskin, "Lastiğin patlamasından dolayı tır kontrolden çıktı. Sağ sol yaptım ama zapt edemediğim için orta refüje girdim. Tırda yangın çıktı. Sağ kapıdan canımızı zor kurtardık." dedi.

Yine aynı tuzak! Yaşlı kadın dolandırıcılara 7.5 milyon TL'yi elleriyle teslim etti

Büyükçekmece Adliyesi'ndeki kilolarca altın ve gümüş hırsızlığı: Firari 2 şüpheli teslim oldu

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, emanet bürosundaki kasalardan yaklaşık 25 kilogram altın ve 50 kilogram gümüş çalınmasına ilişkin başlatılan soruşturma devam ediyor.

Bu kapsamda, şüphelilerden M.E. ve M.S. Gürcistan'a kaçak girmeye çalışırken yakalandı. Tutuklanmalarının ardından serbest bırakılan 2 şüpheli, Gürcistan sınır kapısına gelerek teslim oldu.

Hopa'da gözaltında tutulan şüphelilerin İstanbul'a getirilerek adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

NE OLMUŞTU?

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Bürosu'nda çalışan kadrolu işçi E.T'nin uzun zamandır işe gelmemesi üzerine 1 Aralık'ta durumdan şüphelenen sorumlu cumhuriyet savcısı, emanet memuru K.D'ye kasaları açtırmıştı.

Kasaların boş olduğunun anlaşılması üzerine yapılan incelemede, soruşturma ve kovuşturma dosyalarına ait yaklaşık 50 kilogram gümüş ve yaklaşık 25 kilogram altının kayıp olduğu belirlenmişti.

Araştırmada, E.T'nin karısı ve çocuklarıyla 19 Kasım'da uçakla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan İngiltere'ye kaçtığı tespit edilmişti. Şüpheli ile eşi E.T. hakkında yakalama kararı çıkarılırken, kasalardan sorumlu olan K.D. gözaltına alınmış ve "zimmet" suçundan tutuklanmıştı.

Büroda çalışan E.T'nin adli emanette bulunan altın ve gümüşü tek seferde market arabasıyla çıkardığı belirlenmişti.

Soruşturma kapsamında, polis ekiplerince belirlenen 17 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, firari şüpheli E.T'nin kayınpederi, kayınvalidesi ve kayınbiraderinin yanı sıra çalınan altınların yüklendiği araçta bulunduğu, kamera kayıtlarından tespit edilen şüphelilerden 1'i ile altınların bir kısmını almak için gelen başka bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 zanlı yakalanmıştı. Polis ekiplerince 2 şüpheli daha gözaltına alınırken, şüpheli sayısı 13'e yükselmişti.

Şüphelilerden Ö.K, Z.V, E.İ.S, G.V. ve Y.E.K. tutuklanmış, M.T, B.Ç. ve M.S. hakkında ev hapsi, Y.T, A.T, F.T, A.S. ve D.D. hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol şartı uygulanmıştı.

Son dakika: Pakistan'dan 'Anlaşma metni hazır' açıklaması! Trump'tan 'Arakçi' paylaşımı
Elon Musk dünyanın ilk trilyoneri oldu! SpaceX hisseleri Nasdaq'ta işlem görmeye başladı

Gecekondudaki yangın mahallede paniğe neden oldu! 'Kundaklamış olabilirler'

Yangın, Derince ilçesi Sırrı Paşa Mahallesi Acar Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir gecekonduda henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Mahalleyi kısa sürede yoğun duman kapladı.

Mahalle sakinleri panikle dışarı çıkarak sokağa döküldü. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri yönlendirildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

Yangında can kaybı ya da yaralanma olmadığı öğrenildi. Evin kiraya verildiği ancak kiracının iş sebebiyle evde bulunmadığı öğrenildi.

Ev sahibi, yangının kundaklama sonucu çıkmış olabileceğinden şüphelendiğini ifade etti. Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.

16 yaşındaki Kayra'yı katleden zanlıdan kan donduran itiraf: Amacım bacağından bıçaklamaktı

Beykoz'da Karadeniz'e kıyısı olan yerlerde denize girmek yasaklandı

Kaymakamlıktan yapılan açıklamada, "İlçemiz Beykoz sınırlarında, Karadeniz'e kıyısı bulunan sahiller, plajlar ve koylarda dalga boyu yüksekliği nedeniyle, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince, 13 Haziran 2026 Cumartesi, 1 gün süreyle denize girmek yasaklanmıştır." ifadelerine yer verildi.

Son dakika: Pakistan'dan 'Anlaşma metni hazır' açıklaması! Trump'tan 'Arakçi' paylaşımı
Yine aynı tuzak! Yaşlı kadın dolandırıcılara 7.5 milyon TL'yi elleriyle teslim etti

AYM'den CHP'nin '128 milyar dolar' iddiasına ret! Berat Albayrak'ın avukatından açıklama: Yakın siyasi tarihin en büyük iftirası

Anayasa Mahkemesi (AYM), CHP'nin, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a "kişilik haklarına saldırı" kapsamında manevi tazminat ödemesine ilişkin "hak ihlali" iddiasıyla yaptığı başvuruyu reddetti.

AYM'nin kararına göre, 2020 ve sonrasındaki süreçte CHP Genel Başkanı ve parti yöneticilerinin de arasında olduğu bazı kişiler, dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak hakkında çeşitli açıklamalarda bulundu, ayrıca konuyla ilgili partinin sosyal medya hesaplarından paylaşımlar yapıldı.

Bunun üzerine Albayrak, söz konusu söylemlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, "kişilik haklarına saldırı" yapıldığını ileri sürerek manevi tazminat davası açtı. Davaya bakan İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vererek CHP'nin Albayrak'a 40 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetti.

İstinaf başvurusu da reddedilen CHP, "ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği" iddiasıyla AYM'ye başvurdu. Başvuruyu görüşen Yüksek Mahkeme, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilemez olduğuna, Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkının ise ihlal edilmediğine hükmetti.

İlginizi Çekebilir

KARARIN GEREKÇESİNDEN

AYM'nin kararında Anayasa'da ifade özgürlüğü hakkının güvence altına alındığı, ifade özgürlüğü hakkı ile kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği vurgulandı.

CHP'nin, Albayrak döneminde Merkez Bankasındaki azalan rezervlerle bağının ortaya konulmadığı belirtilen kararda, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nda belirtildiği üzere Merkez Bankasının para politikalarına ve yapılacak işlemlere bankanın kendi organları tarafından karar verilmektedir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda başvurucunun ileri sürdüğü olgusal iddiaların, davacıyla olan doğrudan ilgisine ilişkin bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz edilemeyecektir." ifadeleri yer aldı.

Söz konusu tespitler doğrultusunda yerel mahkemece, başvurucu CHP'nin ifade özgürlüğü hakkı ile davacının şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengeleme yapıldığı ifade edilen kararda, şunlar kaydedildi:

"Başvurucunun (CHP) ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği, başvurucu aleyhine hükmedilen tazminatın orantılı olduğu, bu haliyle derece mahkemelerinin çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir."

"128 MİLYAR DOLAR YALANI SİYASİ YALAN OLARAK TESCİLLENDİ"

Sosyal medya hesabından açıklama yapan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de şunları söyledi; CHP’nin “yalan siyaseti” bir kere daha çöktü. CHP tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük üretilen iftira kampanyalarından biri siyasi tarihimize “128 milyar dolar yalanı” olarak geçmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla; yerel mahkeme, istinaf ve AYM olmak üzere üç yargı aşamasında da CHP’nin sözde iddiasının delillendirilemediği net şekilde ortaya koyuldu.
Böylece CHP’nin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve o dönem Hazine ve Maliye Bakanımız olan Sayın Berat Albayrak’a dönük iddialarının “yalan siyaseti” olduğu bir kere daha kesinleşti.

AYM kararıyla birlikte CHP’nin “128 milyar dolar yalanı” milletimize söylenmiş büyük bir “siyasi yalan” olarak tescillendi.

Bu “yalan siyaseti”ni üretenlerin milletimize bu yalanı ısrarla niye söylediğini ve neyi amaçladıklarını çok iyi değerlendirmek gerekir.

“Yalan siyaseti” ile mücadele etmek milletimize karşı sorumluluğumuzdur. Bu mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz.

YAKIN SİYASİ TARİHİMİZİN EN BÜYÜK İFTİRASI

Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş'tan kararla ilgili açıklama geldi.

Göktaş'ın açıklaması şöyle: Yakın siyasi tarihimizin en büyük iftirası, "128 milyar dolar yalanı" söylemini konu alan dava sonucu, davalı Cumhuriyet Halk Partisi'nin ("CHP" veya "Ana Muhalefet" olarak anılacaktır) Sayın Berat Albayrak'a yönelttiği ithamlar nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü tutulduğu ve tahsil edilen bedelin Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı'na bağışlandığı bilgisi daha önce kamuoyunun takdirine sunulmuş olup, bu kez de Anayasa Mahkemesi'nin 20.05.2026 tarihli kararı ile CHP tarafından yapılan bireysel başvurunun reddine karar verilmiş ve CHP'nin iftiralarını kurumsallaştırdığı tasdiklenmiştir.

"128 milyar dolar yalanı" temeline dayanan iddiaların asılsızlığı, yargı yollarının tüketilmesiyle hukuken kesinleşmiş olmakla beraber aşağıda yer verilen somut ekonomik verilerle de açıkça ortaya konulmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın ("Merkez Bankası" olarak anılacaktır) piyasa istikrarını sağlamak, spekülatif kur ataklarını bertaraf etmek, sanayicisini, esnafını ve emeklisini pandemi koşullarının olumsuz etkilerinden korumak amacıyla yürüttüğü uluslararası normlara uygun işlemler, veri olmaksızın uydurulan rakamlarla kasıtlı biçimde çarpıtılmış ve bir dezenformasyon operasyonuna dönüştürülmüştür.

STRATEJİK, PLANLI VE CESUR ADIMLARA VURGU

2018 yılı ve sonrasında Türkiye'nin maruz kaldığı yoğun finansal saldırılar karşısında devletin gösterdiği refleksi "buharlaşan rezerv" iddiasıyla gölgelemeye çalışan Ana Muhalefet, esasen Türkiye'yi devaluasyon, enflasyon ve faiz kısır döngüsüne sürüklemeyi hedeflemiş; ancak atılan stratejik, planlı ve cesur adımlarla iktisadi tabular yıkılmış ve bugün önemi daha da iyi anlaşılan ekonomik kazanımlar elde edilmiştir.

CHP'nin tek bir merkezden yönettiği, genel başkanından milletvekillerine, il başkanlarından parti yöneticilerine kadar bilinçli bir şekilde iştirak edilen pespaye yalanlar zincirinde atılan iftiraların aksine, Sayın Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini devraldığı dönemde yaklaşık %25 seviyesinde bulunan enflasyon, para ve maliye politikalarında uygulanan reformlar sayesinde bir yıl içinde %8'e indirilmiştir.

Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı sınır ötesi operasyonlarına, kamuoyuna "Rahip Brunson Krizi" olarak yansıyan siyasi gerilimlere, ABD Başkanı'nın 2018 ve 2019 yıllarında ekonomimizi doğrudan hedef almasına (ABD Başkanı Donald J. Trump tarafindan "Türkiye ekonomisini tamamen mahveder ve yok ederim (bunu daha önce yaptım!)" ifadesi kullanılmıştır), ABD'nin Türkiye'ye ve siyasilere uyguladığı yaptırımlara ve döviz piyasası arka plan kur saldırılarına rağmen ekonomik düzen korunmuş; Covid-19 dönemi sebebiyle yaşanan üretim-tedarik zincirinin kırılması, küresel işsizlik ve ekonomik daralma gibi zorlu şartlarda ise enflasyon %11 seviyesinde tutulmuştur.

"İLK DEFA, MERKEZ BANKASI VERİLERİNE GÖRE 15 MİLYAR DOLAR CARİ FAZLA VERİLEREK CUMHURİYET TARİHİ REKORU KIRILMIŞTIR"

Sayın Berat Albayrak göreve başladığında 57 milyar dolar seviyesinde olan cari açık, bir yıl içerisinde kapatılmış; 17 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ilk defa, Merkez Bankası verilerine göre 15 milyar dolar cari fazla verilerek Cumhuriyet tarihi rekoru kırılmıştır. Böylece tek haneli faiz ve tek haneli enflasyon dengesi kurulmuş, cari fazla verilmiş, pozitif büyüme sağlanmış ve bazı ekonomistlerce "imkânsız üçlü" olarak nitelendirilen hedeflerin doğru politikalarla mümkün olabileceği gösterilmiştir. Anılan tablo, "dış finansman olmadan büyüyemeyiz, cari açık vermeden üretemeyiz" diyerek, ortaya konulan ideali küçümseyenlere de net bir cevap niteliği taşımaktadır.

KONUT VE KREDİ KAMPANYASI

Pandeminin yol açtığı ekonomik durgunluk sebebiyle, konut sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin kapanma ve iflas tehdidiyle karşı karşıya kaldığı, bankalar üzerinde alacak riski baskısının arttığı 2020 yılında; kamu bankaları aracılığıyla, tarihin en uzun vadeli ve en düşük konut kredi oranıyla (%0,49), alt ve orta gelir grubundaki bir milyondan fazla vatandaşımız ev sahibi olmuş; konut stokları eritilmiş, reel sektör desteklenmiş, bankaların risk baskısı azaltılmış ve böylelikle herkesin kazandığı, tarihin en hayırlı işlerinden birine imza atılmıştır.

İstihdamı korumak ve ekonomik istikrarı sağlamak amacıyla 700 binden fazla esnafa finansman desteği verilmiş; SGK prim ve vergi ödemeleri ertelenmiş, KDV oranları düşürülüp kira stopajı azaltılarak yüz binlerce işletmenin yükü hafifletilmiştir. Ayrıca 6 milyondan fazla aileye nakdi yardım sağlanmış; tek bir esnaf dahi kapanmadan iş gücü piyasası ayakta tutulmuş ve işsizlik azaltılarak pandemi süreci büyük bir başarıyla aşılmıştır.

"YURT DIŞINDAKİ ALTINLAR TÜRKİYE'YE GETİRİLDİ"

Günümüzde yaşanan küresel ölçekteki krizler, sınır ülkelerde devam eden savaşlar, ekonomik ve siyasi yaptırımlar ile önemi bir kere daha anlaşılan ve Türkiye'nin en stratejik hamlelerinden biri olan yurt dışındaki altın rezervlerimizin ülkeye taşınması eylemi de yine aynı dönemde gerçekleştirilmiştir. ABD, İsviçre ve İngiltere'de tutulan yaklaşık 350 ton altın Türkiye'ye getirilmiş ve Merkez Bankası altın rezervi 2020 yılı sonu itibariyle 719 tona ulaşmıştır.

Türkiye'nin altın rezervlerini yurda getirme hamlesi, diğer ülkeler açısından da örnek teşkil etmiş; artan jeopolitik gerilimler nedeniyle bazı ülkeler rezervlerini içeriye taşırken, bazıları ise yurt dışında tuttukları altınlarına erişimde sorunlarla karşılaşmıştır.

Dünya ekonomisinde yaşanan dönüşüm, Sayın Berat Albayrak tarafından önceden görülmüş; Merkez Bankası rezervlerindeki altın miktarının artırılması için döneminde atılan adımlar büyük bir finansal kazanıma dönüşmüştür. Altın fiyatlarının ons bazında değer artışı dikkate alındığında, 719 ton altının Merkez Bankası rezervlerine katkısı, 2020 yılı itibariyle 40 milyar dolarken 2026 yılı Mayıs ayı itibariyle yaklaşık 110 milyar dolardır.

Bakanlık görevi öncesi Haziran 2018'de Merkez Bankası rezervi 98,4 milyar dolar iken, görevinden ayrıldığı 2020 yılında ise finansal saldırılara, yabancı ülke yaptırımlarına ve ağır pandemi şartlarına rağmen 85,2 milyar dolar olmuştur.

Türkiye ekonomisi, 2020 yılında elde ettiği %1,8'lik büyüme performansı ile Covid-19 salgınına karşın pozitif ayrışmayı başarmıştır. Bütün ülkelerin küçüldüğü pandemi yılında Türkiye, verileri açıklanan OECD ve G-20 ülkeleri arasında Çin'le beraber büyüme kaydeden iki ülkeden biri olmuştur. Aynı dönemde Merkez Bankası, tarihinde görülmemiş şekilde 165 milyar TL (döviz karşılığı yaklaşık 30 milyar dolar) kâr elde ederek rekor kırmış ve bu kârı milletin hazinesine aktarmıştır.

Bankacılık sektöründeki "milli şuur" eksikliğini gidermek, "teminat bankacılığı" anlayışını terk ederek reel sektör ile tüketiciyi daha etkin biçimde desteklemek ve finansal istikrarı sürdürülebilir kılmak amacıyla güçlü adımlar atılmıştır.

Finansal güvenlik stratejisi çerçevesinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun kademeli olarak devreye aldığı swap düzenlemeleri ile sıcak para akımlarında yaşanan ani yön değişikliklerinden kaynaklanan finansal dalgalanmaların önüne geçilmiştir. Olası jeopolitik risklere ve yaptırım tehditlerine karşı döviz rezervleri içerisindeki ABD tahvillerinin payı azaltılmıştır.

Son dakika.... Beyaz et sektörüne soruşturma! Bakan Gürlek: 13 şirkete 'denetim kayyımı' atandı

"MİLLİ ENERJİ VE MADEN POLİTİKASI"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde ise "Milli Enerji ve Maden Politikası" oluşturulmuş ve "Yeşil Kitap" hazırlanarak uzun vadeli strateji belirlenmiştir. Bu çerçevede Karapınar Güneş Enerjisi Santrali başta olmak üzere yenilenebilir enerjide büyük yatırımlar gerçekleştirilmiş, %80 yerlilik oranına ulaşılmış ve rüzgâr enerjisi kapasitesi artırılmış; "Akıllı Kömür Kullanımı" ile 5 milyar ton ilave kömür rezervi keşfedilmiş, üretim ise 60 milyon tondan 100 milyon tona çıkarılmış; Eskişehir Beylikova'daki 694 milyon ton nadir toprak elementi rezervi ile Türkiye bu alanda dünya ikincisi konumuna gelmiştir. Ertuğrul Gazi FSRU gemisinin satın alınması ve Silivri, Tuz Gölü, Hatay Dörtyol tesisleriyle doğalgaz depolama kapasitesinin güçlendirilmesi ile kriz anlarında kesintisiz arz güvencesi sağlanmış; TANAP ve Türk Akım boru hattı projeleri devreye alınarak Türkiye enerji merkezi konumuna yükseltilmiştir. Türkiye'nin elektrik enerjisi ihtiyacının %10'unu tek başına karşılayacak Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi ve 65 yıllık rüyası olan ilk nükleer reaktörü Akkuyu'nun temeli 2018'de atılmıştır. Yıllardır yer altı kaynaklarıyla ilgili efsaneler üretilip hikâyeler anlatılan Şırnak Gabar'da sahaya inilmiş ve ekonomik değeri 110 milyar dolar olan 1 milyar varillik petrol rezervi keşfedilmiştir. Fatih, Yavuz ve Kanuni sondaj gemileri ülke envanterine katılarak "Mavi Vatan" vizyonu somutlaştırılmıştır. İlk derin sondaj gerçekleştirilerek Karadeniz'de 710 milyar metreküp doğal gaz keşfi yapılmış olup, sahanın ekonomik değeri yüz milyarlarca dolardır.

Hatırlatmak gerekir ki "Gemileri alamazsınız, işletemezsiniz, teknik kapasitemiz yetmez, yabancı ülkeler izin vermez" diyenlerin, "Bu gemiler hurda olacak" diye rapor yazanların, gemi alım süreçlerini sabote ederek imza atmaktan kaçan sözde komutanların, 15 Temmuz gecesi bu milletin canına kasteden FETÖ'cü hainler olduğu ortaya çıkmıştır.

500 yıllık bir ekosistemin dönüşüm sürecine girdiği bu dönemde; enerjiden ekonomiye tam bağımsız Türkiye inşa etme yolunda gerçekleştirilen eylemler, ülkemiz üzerindeki keyfiliğini kaybeden finans ve enerji lobilerinde rahatsızlığa sebep olmuştur.

Getirilen yeni yaklaşımla sıcak para akımlarına dayalı dış finansmanın terk edilmesi, hedefli finansman teşvikleriyle yerli üretim ve ihracatın desteklenmesi, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması, stratejik sektörlerde kısmi ve geçici ithal ikame politikalarının uygulanması, tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi, turizm gelirlerinin ve reel sektörün verimliliğinin artırılması ve rekabeti artıracak dönüşüm adımlarının atılması sağlanmıştır. Bu doğrultuda oluşturulan 5 yıllık stratejik planlama çerçevesinde 2017 yılında 157 milyar dolar olan ihracat rakamı 2023 yılı itibarıyla 255 milyar dolara ulaşmıştır.

Böylelikle, Türkiye'ye reva görülen; faiz artırımları yoluyla yabancı sermayenin ülkede tutulması ve döviz kurlarının kontrol altına alınması, bunun sonucunda ekonomik durgunluk ve artan işsizlikle birlikte cari açığın daralması, ardından yeniden dış sermaye girişleriyle borçlanmanın artması, TL'nin değer kazanması, iç talebin canlanması ve devamında cari açığın yeniden büyümesi şeklinde işleyen makroekonomik sarmaldan kalıcı olarak kurtulunması hedeflenmiştir.

Ekonomi literatüründe sıklıkla kullanılan, alıcısı bol olan ancak tarifi de yapılmayan "yapısal reformlar" söylemi, Sayın Berat Albayrak döneminin icraatları ile pratikteki karşılığını bulmuştur.

Dünya ekonomisinin karşılaştığı en büyük sarsıntılardan biri kabul edilen Covid-19 pandemisine rağmen, doğru ekonomik politikaların uygulanmasının bir çıktısı olarak tek haneli enflasyon ve tek haneli faizi sağlayıp, eş zamanlı olarak tarihi rekorla cari fazla veren ve pozitif büyüme sağlayan Türkiye üzerinde kurulmaya çalışılan tahakküm; kimi zaman Ana Muhalefet'in safsata olarak dahi nitelendirilmeyecek "128 milyar dolar yalanı" söylemiyle, kimi zaman toplumun en mukaddes değeri olan aile birliğini hedef alan iftiralarla, kimi zaman da ekonomist görünümlü kapitülasyoncuların somut kazanımları kasıtlı şekilde göz ardı ederek ya da çarpıtarak yürüttükleri organize karalama kampanyalarıyla kendini göstermiştir.

FETÖ iltisaklı hesapların başı çektiği odaklar tarafından akla hayale sığmayacak senaryolar sosyal medya platformları üzerinden dolaşıma sokularak itibar suikastı girişimlerinde bulunulmuş; olgusal temeli olmayan asılsız haberler, sözde gazeteciler tarafından kamuoyuna servis edilmiştir.

Türk siyasi tarihinde görev süresi boyunca en çok yalan ve iftiraya maruz kalan kişilerden biri olan Sayın Berat Albayrak'a yönelik bu hukuksuz eylemlerin, görevinden ayrıldıktan sonra da büyük bir motivasyonla devam etmesinin nedeni, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz menfaatine hayata geçirdiği sayısız çalışmalarıdır.

İsrail ile Türkiye arasında 'yeni soğuk savaş': 8 kritik nokta! Doğrudan çatışma olur mu?

"O GÜN ALINAN KARARLARIN DEĞERİ GELECEKTE DAHA NET ŞEKİLDE ORTAYA ÇIKACAK"

Netice itibarıyla, CHP'nin bu ülkeye sağlayamadığı katkı ve hizmeti, 24 yıllık AK Parti iktidarının yalnızca iki yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üstlenen Sayın Berat Albayrak gerçekleştirmiştir.

Kısa vadeli siyasi kazanımlardan ziyade Türkiye'nin hiçbir saldırıdan ve sınamadan etkilenmeyecek güçlü bir ekonomik ve finansal altyapıya sahip olması için büyük bir gayret ve milli sorumluluk şuuru ile hareket eden Sayın Berat Albayrak, yoğun emek ve cesaretle hayata geçirilen reform niteliğindeki birçok icraatlarının bıraktığı manevi memnuniyetle 08 Kasım 2020 tarihinde görevinden ayrılmıştır.

Nihai hükmün ahirette verileceği inancıyla; aradan geçen süreçte yaşanan gelişmeler, hakikatin er ya da geç ortaya çıktığını ve adaletin tecelli ettiğini göstermiştir. O gün alınan kararların ve yapılan işlerin değeri bugün daha iyi anlaşılmakta olup, gelecekte ise çok daha net şekilde ortaya çıkacaktır. Kamuoyunun takdirine saygıyla sunulur.

Teknoloji altyapısıyla veriyi etkin yönetecek

IBM, Türkiye’nin önde gelen finans kurumlarından Halkbank ile yürüttüğü iş birliğini genişlettiğini duyurdu. Bu kapsamda Halkbank, artan veri hacmini daha etkin yönetmek, operasyonel süreçlerini daha çevik hale getirmek ve regülasyonlara uyumunu güçlendirmek amacıyla teknoloji altyapısını daha ileri taşımayı hedefliyor.

Genişletilen iş birliğiyle birlikte IBM Confluent’in, sistemler arasında kesintisiz veri akışı sağlayarak müşteri işlemlerinde hız ve sürekliliği artırması; IBM HashiCorp çözümlerinin ise altyapı otomasyonu ve güvenlik süreçlerini güçlendirmesi hedefleniyor. IBM Z17 ile birlikte bu yaklaşım, çekirdek bankacılık uygulamaları ve ana sistem altyapısının modernizasyonunu destekleyerek kritik iş yüklerinde süreklilik ve yüksek performans sağlayacak.

Bu dönüşümün, Halkbank’ın müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermesini, hizmet güvenilirliğini artırmasını ve operasyonel verimliliğini güçlendirmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Geleceğin modeli

IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna, “Uygulama modernizasyonu, veri ve yapay zeka odağındaki yaklaşımımızı; Confluent ve HashiCorp çözümlerimiz ile IBM Z altyapımızla birlikte konumlandırarak, daha entegre ve dayanıklı bir teknoloji mimarisi oluşturulmasına katkı sağlıyoruz. Bu iş birliği, bankanın veri ve yapay zeka odaklı kullanım alanlarını geliştirmesine güçlü bir zemin sunarken, aynı zamanda geleceğin iş modellerine hazırlanmasına destek oluyor” dedi.

Halkbank Bilgi Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Olcay Atlıoğlu ise şunları ifade etti: “Bankamız, yapay zekâ alanında yapmış olduğu yatırımlarla teknolojik dönüşüm yolculuğuna kararlı bir şekilde sürdürüyor…Bu çerçevede ana bankacılık sistemimize yaptığımız z17 yatırımı ile stratejik ortaklığımızı devam ettirerek IBM’in global tecrübesini Bankamıza transfer etmeye devam ediyoruz. Yapay zekâ yatırımlarımızın ürün bacağında da bu global tecrübeyle birlikte gelen çözümlerin, Bankamıza faydalı olacağını düşünüyoruz.”

‘Dava tamamen sona erecek’

Halkbank, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi’nin kısa süre içerisinde müşterek talep dilekçesini dikkate alarak ceza davasının düşürülmesini onaylamasıyla banka aleyhine açılan ve 9 yıldır devam eden ceza davasının tamamıyla sona ereceğini bildirdi.

Halkbank tarafından, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) ABD’de banka aleyhinde açılan ceza davası ve ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi (OFAC) süreçlerine ilişkin açıklama yapıldı.

ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile Halkbank arasında imzalanarak 11 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren “Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması” kapsamındaki yasal süreçlerde son aşamaya gelindi.

Daha önce açıklandığı üzere anlaşma kapsamında Halkbank, herhangi bir cezai suç kabulü yapmadığı gibi adli veya idari para cezası da ödemeyecek.

Yeni nesil fon yatırım deneyimi

TEFAS’ta işlem gören binlerce yatırım fonuna tek platform üzerinden erişim sağlayan HedefOn, yatırımcıların yalnızca işlem yapmasını değil, fonları karşılaştırmasını, trendleri keşfetmesini ve yatırım kararlarını daha bilinçli şekilde yönetmesini de hedefliyor.

Mobil yatırım deneyimini sadeleştiren uygulama sayesinde kullanıcılar dakikalar içinde tamamen dijital hesap açılışı yapabiliyor; video görüşme ve NFC kimlik doğrulama süreçlerinin ardından fon alım-satım işlemlerine hızlıca başlayabiliyor.

Hedef Portföy Genel Müdürü Ömer Eryılmaz, yatırımcı davranışlarının son dönemde önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Fon yatırımcılığı artık yalnızca al-sat yapılan bir alan olmaktan çıktı. Yatırımcı hızlı işlem yapabilmek, yatırımını kolayca takip edebilmek, alternatifleri karşılaştırabilmek ve tüm süreci tek uygulama üzerinden yönetebilmek istiyor. HedefOn’u bu yeni yatırımcı beklentilerine yanıt verecek şekilde tasarladık. Bugün yatırımcılar yalnızca yatırım ürünü değil, aynı zamanda hızlı, sade ve güven veren bir dijital yatırım deneyimi bekliyor. Biz de HedefOn ile yatırım fonlarını daha erişilebilir, daha anlaşılır ve daha pratik hale getirmeyi hedefledik.”

HedefOn’un öne çıkan özellikleri arasında TEFAS’ta işlem gören yatırım fonlarına tek platformdan erişim; fonları kategori, tema ve performansa göre keşfetme; fon getirilerini altın ve döviz gibi alternatif yatırım araçlarıyla karşılaştırabilme; “1000 TL ne olurdu?” simülasyonu ile geçmiş performans analizi; hisse senedi yoğun fonlarda detaylı portföy dağılımı görüntüleme; tamamen dijital müşteri olma süreci; komisyonsuz fon alım-satım deneyimi yer alıyor.

Uygulama ayrıca yatırımcıların valör süresindeki nakitlerini değerlendirebilecek yapıları da destekleyerek yatırım sürecinde atıl nakit yönetimine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Hedef Portföy Genel Müdürü Ömer Eryılmaz, HedefOn’un yalnızca bugünün değil, geleceğin yatırım deneyimine odaklanan bir platform olarak geliştirildiğini belirterek şu değerlendirmede

bulundu: “Çok yakın zamanda TEFAS dışı yatırım ürünlerini de platforma dahil etmeyi hedefliyoruz. Bununla birlikte yatırımcının risk profili, yatırım alışkanlıkları ve tercihleri doğrultusunda şekillenecek yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş portföy önerileri üzerinde çalışıyoruz. Amacımız yalnızca yatırım yapılabilen bir uygulama sunmak değil, yatırımcıyı anlayan, ona rehberlik eden ve yatırım deneyimini kişiselleştiren bir ekosistem oluşturmak.”

Son yıllarda yatırım fonlarına olan ilginin artmasıyla birlikte yatırımcıların beklentilerinin de değiştiğini belirten Hedef Portföy, kullanıcıların artık daha mobil, daha hızlı ve daha veri odaklı yatırım deneyimleri talep ettiğini vurguluyor.

HedefOn yatırımcıların yalnızca fon alıp satabildiği bir platform olmanın ötesinde, yatırım dünyasını keşfedebildiği, farklı temaları inceleyebildiği ve kendi yatırım profiline uygun ürünleri daha kolay analiz edebildiği bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Roblox engele karşı harekete geçti

Mithat Yurdakul ANKARA - Sosyal medya için 15 yaşın altına yasak getiren düzenleme sonrasında, Türkiye’de erişim kısıtlaması bulunan çevrimiçi oyun platformu Roblox, 15 yaş altındaki çocukların siteye girişini engelleyen ebeveyn kontrolü için harekete geçti. 15 yaşın altına sosyal medya yasağı getiren düzenleme sonrasında ilk adım Türkiye’de erişim kısıtlaması bulunan çevrimiçi oyun platformu Roblox’tan geldi. Platform, 15 yaş altındaki çocukların siteye girişini engelleyen ebeveyn paneli için harekete geçti. Roblox, daha önce de İstanbul merkezli bir şirket kurduğunu resmi olarak tescil ettirmişti. Bu şekilde Türkiye’deki faaliyetlerini yasal zemine oturtması beklenen platform, yerel makamlarla doğrudan iletişim kurma ve yasal talepleri karşılama kriterlerini karşılaması halinde, Türkiye’deki kullanıcılarıyla tekrar buluşabilecek. Böylece platformun Türkiye’deki yasal yükümlülüğü yerine getiren ilk uluslararası oyun platformu olması bekleniyor. Roblox, çocukların istismarına neden olacak içerikler barındırması nedeniyle geçen yıl mahkeme kararıyla erişime kapatılmıştı.

İlginizi Çekebilir

Yasaya uyum için yeşil ışık

Diğer platformlarla da yasal düzenlemeler kapsamında görüşmelerin devam ettiği, platformların da mevzuata uyum için olumlu sinyal verdiği öğrenildi. Geçtiğimiz mayıs ayında yürürlüğü giren yasaya göre, Türkiye’den günlük erişimi 100 binden fazla olan büyük çaplı yurtdışı oyun platformları; BTK, Erişim Sağlayıcıları Birliği, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya benzer talepleri yerine getirmekle yükümlü. Bu platformlar ayrıca, resmi taleplerin karşılanmasını sağlamak için Türkiye’de temsilci atamak ve oyunlara yönelik ebeveyn kontrolü sağlamak zorunda. Düzenlemelere uyum için kasım ayına kadar süre bulunuyor.

100 milyar Euro'luk proje çöktü, KAAN adeta tek alternatif: 'Başka ihtimal kalmadı!'

THY yine en değerli marka

Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance, 2026 yılına ilişkin “Türkiye’nin En Güçlü ve En Değerli Markaları-Türkiye 125” raporunu hazırladı. THY, 2 milyar 884 milyon dolarlık marka değeriyle son yıllarda olduğu gibi yine ilk sırada yer aldı.

İkinci sıranın sahibi 1 milyar 989 milyon dolarla Arçelik olurken, İş Bankası 1 milyar 243 milyon dolarla üçüncü sıradaki yerini korudu. Geçen yıl beşinci olan Ford Otosan, bir sıra yükselerek 1 milyar 37 milyon dolarla dördüncü sıraya çıktı. Ziraat Bankası da 958 milyon dolarla beşinci sıraya yükseldi. Listeye bu yıl 13 yeni marka dahil oldu. Alfa Solar, ATP, Baykar, Besler, Çelebi Havacılık, Datagate, e-Bebek, Karaca, Karel, Koçtaş, Ray Sigorta, Trabzonspor ve Yudum listeye girdi. EKONOMİ SERVİSİ

İsrail'in Mescid-i Aksa bünyesindeki Musa Kubbesi'ni hedef aldığı bildirildi

Uluslararası Kudüs Vakfı'ndan yapılan yazılı açıklamada, İsrail polisinin güvenlik bahanesiyle son ay ve haftalarda Mescid-i Aksa içindeki bazı yapıları boşalttığı kaydedildi.

Açıklamada, son uygulamanın Mescid-i Aksa'da yer alan Musa namazgâhının ortasında bulunan Musa Kubbesi'ni hedef aldığı belirtildi.

İlginizi Çekebilir

Öte yandan, Hamas'tan yapılan yazılı açıklamada ise, İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan ihlallerinin sonuçları konusunda uyarıda bulunularak, Filistinliler, Araplar ve Müslümanlara İsrail’in planlarına karşı harekete geçme çağrısı yapıldı.

İsrail’in Mescid-i Aksa’daki Musa Kubbesi'nin de dahil olduğu temel yapıları hedef alan ihlallerinin Filistinlilerin öfkesini genişleteceğine dikkat çekildi.Açıklamada, "Ciddi bir ihlal ve son derece tehlikeli bir adım" olarak nitelendirilen gelişme üzerine Mescid-i Aksa’nın yapılarını asılsız güvenlik gerekçeleriyle boşaltmaya yönelik ihaller konusunda uyarıda bulunuldu.

Avrupa Birliği'nden Meta'ya WhatsApp talimatı: 5 gün içinde kısıtlamaları kaldırın
Atlas Çağlayan cinayeti davasında mütalaa açıklandı: İşte katiline istenen ceza

Avrupa Birliği'nden Meta'ya WhatsApp talimatı: 5 gün içinde kısıtlamaları kaldırın

AB Komisyonu, Meta'nın rakip genel amaçlı yapay zeka asistanlarının WhatsApp üzerinden hizmet sunmasını engelleyen uygulamasına ilişkin yürüttüğü rekabet soruşturması kapsamında geçici tedbir kararı aldığını açıkladı.

Açıklamada, Meta'nın WhatsApp üzerinden rakip yapay zeka hizmetlerinin kullanımını sınırlandırmasının, hızla büyüyen yapay zeka asistanları pazarında rekabete ciddi zarar verme riski taşıdığı belirtildi.

META KONUMUNU KÖTÜYE KULLANIYOR

AB Komisyonu'nun ilk değerlendirmesine göre Meta'nın Avrupa'daki tüketici iletişim uygulamaları pazarında hakim konumda bulunduğu belirtilen açıklamada, şirketin bu konumunu kötüye kullanarak rakip yapay zeka asistanlarının WhatsApp'a erişimini engellediği kaydedildi.

İlginizi Çekebilir

Açıklamada, Meta'nın 15 Ekim 2025'te yürürlüğe koyduğu politika ile üçüncü taraf genel amaçlı yapay zeka asistanlarının WhatsApp üzerinden hizmet sunmasının yasaklandığı, böylece yalnızca şirketin kendi yapay zeka hizmeti Meta AI'ın WhatsApp'ta erişilebilir kaldığı anımsatıldı.

5 GÜN SÜRE VERİLDİ

AB Komisyonu'nun, Meta'nın daha sonra üçüncü taraf yapay zeka hizmetlerine yeniden erişim izni verdiğini ancak talep ettiği ücretlerin fiilen önceki yasağa eşdeğer bir engel oluşturduğunu değerlendirdiği belirtilen açıklamada, alınan son karar kapsamında Meta'dan 5 iş günü içinde, 15 Ekim 2025 öncesinde geçerli olan şartlar çerçevesinde rakip yapay zeka asistanlarına WhatsApp Business API'ye ücretsiz erişimi yeniden sağlamasının istendiği ifade edildi.

AB ülkelerinde faaliyet gösteren şirketlerin sektörlerinde rekabete aykırı bir durum bulunup bulunmadığını denetleme yetkisi AB Komisyonu'nda bulunuyor.

AB Komisyonu, bu tür soruşturmalarda şirketlerin rekabet kurallarını ihlal edip etmediğini değerlendiriyor, rekabete zarar veren uygulamaların tespit edilmesi halinde ise söz konusu uygulamaların sona erdirilmesini talep ediyor ve şirketlere yüksek para cezaları uygulayabiliyor.

Al Jazeera Türkiye’nin balistik füze yolculuğunu yazdı! ‘Düşman topraklarının derinliklerine taşıyabilecek kapasite’
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Devleti FETÖ'vari yapıdan temizledik, savunmada dışa bağımlılığı azalttık

Al Jazeera Türkiye’nin balistik füze yolculuğunu yazdı! ‘Düşman topraklarının derinliklerine taşıyabilecek kapasite’

MİLLİYET.COM.TR - Türkiye'nin savunma sanayiindeki son hamlelerinden biri olan kıtalararası balistik füze "YILDIRIMHAN", İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026 Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda ilk kez kamuoyuna tanıtıldı.

YILDIRIMHAN, ANKARA’NIN ULAŞTIĞI NOKTAYI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ

Yaklaşık 6 bin kilometre menzile ve 25 Mach hıza sahip olduğu belirtilen füze, Ankara'nın son yıllarda hız verdiği uzun menzilli füze programının ulaştığı noktayı gözler önüne serdi.

‘ERDOĞAN’IN AÇIKLAMASI HEDEFLERİN EN NET GÖSTERGELERİNDEN BİRİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, İsrail-İran savaşının ardından yaptığı "Orta ve uzun menzilli füze stoklarımızı artırıyoruz. Kısa sürede kimsenin bize baskı yapamayacağı bir savunma kapasitesine ulaşacağız" açıklaması, Türkiye'nin bu alandaki stratejik hedeflerinin en net göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

KENDİ BAĞIMSIZ CAYDIRICILIK KAPASİTESİ

Al Jazeera’nın haberine göre Ankara, günümüzde değişen güvenlik ortamı nedeniyle kendi bağımsız caydırıcılık kapasitesini oluşturmayı hedefliyor.

‘TÜRKİYE YERLİ ASKERİ ÜRETİM ALTYAPISINI OLUŞTURMAYA BAŞLADI’

Analize göre 1980'li yıllarda başlatılan savunma sanayii hamlesiyle birlikte Türkiye, yerli askeri üretim altyapısını oluşturmaya başladı.

ROKETSAN'IN YÜKSELİŞİ

Habere göre Türkiye'nin füze programının merkezinde 1988 yılında kurulan Roketsan yer aldı. 1997 yılında TR-300 Kasırga roket sistemi, Türkiye'nin yerli füze üretimindeki ilk önemli aşamalardan biri oldu. Daha sonraki modernizasyonlarla sistemin menzili ve hassasiyeti önemli ölçüde artırıldı.

Ardından geliştirilen J-600T Yıldırım balistik füzesi ve onun devamı niteliğindeki Bora sistemi, Türkiye'nin kısa ve orta menzilli balistik füze kabiliyetinin temelini oluşturdu.

TAYFUN VE YILDIRIMHAN DÖNEMİ

Habere göre Roketsan'ın sonraki projesi olan Tayfun füzesi, 2022 yılında yapılan ilk testte 560 kilometreden fazla mesafe kat etti. Şirket, 2025 yılında düzenlenen IDEF Savunma Sanayii Fuarı'nda 1000 kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğu değerlendirilen Tayfun Blok-4 varyantını tanıttı.

Al Jazeera’nın haberine göre SAHA 2026'da ilk kez sergilenen "YILDIRIMHAN" ise Türkiye'nin kıtalararası menzile ulaşan ilk balistik füze konsepti olarak dikkat çekti.

Füzenin 6 bin kilometre menzil ve 25 Mach hız değerleriyle tanıtılması, Ankara'nın küresel ölçekte caydırıcılık oluşturma arayışının bir göstergesi olarak yorumlandı.

TÜBİTAK VE ASELSAN'IN KATKISI

Türk füze programında Roketsan'ın yanı sıra TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN da kritik rol oynuyor.

TÜRK İHA’LARININ SAHADAKİ BAŞARISI

Analize göre Türkiye'nin füze programı, son yıllarda elde edilen insansız hava aracı başarılarından bağımsız değerlendirilmediği vurgulandı.

Suriye, Libya ve Karabağ'da kullanılan Bayraktar TB2 gibi sistemlerin sahadaki başarısı, Ankara'yı hassas vuruş kabiliyetlerini daha da geliştirmeye yöneltti.

TÜRKİYE’DEN KRİTİK MOTOR ADIMI

Bu süreçte uzun menzilli seyir füzeleri geliştirme çalışmaları hız kazanırken, yerli üretim KTJ-3200 turbojet motorunun geliştirilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Böylece Türkiye, seyir füzelerinde kritik öneme sahip motor teknolojilerinde de dışa bağımlılığı azaltma yolunda önemli bir adım attı.

Uzmanlar, Türkiye'nin balistik füze, seyir füzesi ve insansız sistemleri aynı çatı altında geliştirmesinin, gelecekte çok katmanlı ve yüksek hassasiyetli bir caydırıcılık mimarisi oluşturma hedefinin parçası olduğunu değerlendiriyor.

‘SAVAŞI DÜŞMAN TOPRAKLARININ DERİNLİKLERİNE TAŞIYABİLECEK KAPASİTE’

Analize göre Türkiye'nin balistik füzelere bakışının, sınır cepheleri ve taktik caydırıcılıkla ilişkilendirilen bir silahtan, savaşı düşman topraklarının derinliklerine taşıyabilecek bir kapasiteye doğru evrildiği vurgulandı.

'Soğuk leke' Avrupa'ya, oradan Asya'ya geliyor! 'Kanada benzeri kış görülebilir'
DSÖ'den korkutan Ebola açıklaması! 'Kontrol eğrisinin çok gerisindeyiz'

Laboratuvar ortamında nükleer patlama simülasyonu! 'Beklenmedik davranışlar'

Olası bir nükleer felaketin veya patlamanın ardından çevreye yayılan radyoaktif serpintilerin sonuçlarını anlamak, afet yönetimi ve güvenlik planlaması için hayati bir önem taşıyor.

ABD’deki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı'ndan (LLNL) araştırmacılar, bu amaçla yüksek sıcaklıklı bir plazma tüpü kullanarak nükleer bir ateş topunun küçük bir modelini laboratuvarda canlandırdı.

Gerçek bir nükleer reaksiyon yaşanmayan bu kontrollü deneyde bilim insanları, nükleer patlamada buharlaşan maddelerin soğuma aşamasında nasıl parçacıklara dönüştüğünü ilk kez bu kadar yakından gözlemleme fırsatı buldu.

PLAZMA TÜPÜNDE 5 BİN DERECELİK ATEŞ TOPU

Sciencealert'in haberine göre deneyde nükleer yakıt olan uranyum, radyoaktif bir yan ürün olan sezyum ve plütonyumu temsilen seryum elementleri kullanıldı. Yaklaşık bir metre uzunluğundaki plazma akış reaktöründe bu elementler, Güneş'in yüzey sıcaklığına yakın bir seviyeye, yani 4 bin 727 santigrat dereceye kadar ısıtıldı.

Bu muazzam sıcaklık karşısında tüm maddeler, tıpkı gerçek bir nükleer patlamada olduğu gibi anında buharlaştı. Araştırmacılar, bu aşamadan sonra maddelerin soğuma süreçlerini iki farklı senaryo üzerinden test etti.

İlk senaryoda maddeler sürekli ve düzenli bir şekilde soğumaya bırakılırken, ikinci senaryoda ise sıcaklık uzun süre çok yüksek tutulduktan sonra ani bir düşüş gerçekleştirildi.

SEZYUMUN BEKLENMEDİK DAVRANIŞI ŞAŞIRTTI

Deneyin sonuçları, nükleer serpintiye dair yerleşik teorileri sarsacak cinsten oldu. Uranyum ve seryum elementleri, her iki soğuma senaryosunda da beklendiği gibi erken aşamalarda yoğunlaşarak katılaşmaya başladı. Ancak radyoaktif bir madde olan sezyum bilim insanlarını şaşkına çevirdi.

Sezyum, diğer elementlere kıyasla çok daha geç yoğunlaştı. Daha da önemlisi, sıcaklığın uzun süre yüksek tutulduğu ikinci senaryoda, sezyumun diğer elementlerle çok daha yoğun bir şekilde etkileşime girdiği ve tahmin edilenden çok daha karmaşık kimyatif bileşikler oluşturduğu görüldü.

GELECEKTEKİ FELAKETLERİN ŞİFRESİ ÇÖZÜLECEK

Bu çalışma, geleneksel nükleer bulut modellerinin eksik kalabileceğini, çünkü bu modellerin soğuma hızındaki değişimlerin kimyasal reaksiyonlar üzerindeki bu tür etkilerini gözden kaçırabildiğini kanıtladı. Keşfedilen bu yeni dinamikler, bilim insanlarına tersine mühendislik yapma imkanı da tanıyacak.

Gelecekte olası bir nükleer olay sonrasında geriye kalan serpinti parçacıkları incelenerek, o patlamanın hangi sıcaklıkta ve hangi koşullarda gerçekleştiği tam olarak tespit edilebilecek.

Parçacıkların kendi oluşum geçmişlerine dair bir tür kayıt tuttuğunu belirten uzmanlar, bu yöntemin nükleer kalıntıları anlamlandırmada varsayımların yerini kesin ölçümlerin almasını sağlayacağını vurguluyor.

2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek seviye! 2025'e devletler arası çatışmalar damga vurdu
'Soğuk leke' Avrupa'ya, oradan Asya'ya geliyor! 'Kanada benzeri kış görülebilir'

Mayıs ayından bu yana salgında 74 kişi öldü! 7 bin 850 şüpheli vaka tespit edildi

Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Borno eyaleti, Mayıs ayında patlak veren kolera salgını ile mücadele ediyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından yapılan açıklamada, eyalette Mayıs ayından bu yana kolera salgınında en az 74 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

Ayrıca 7 Haziran itibariyle 14 yerel yönetim bölgesinde 7 bin 850 şüpheli vaka tespit edildiği ve enfeksiyonların her geçen gün hızla arttığı belirtildi.

KONTROL ALTINA ALMA ÇABALARI

Yetkililer, kitlesel yer değiştirmelerin, yetersiz su ve sanitasyonun merkezinde yer alan bir bölgede görülen salgının zaten kırılgan olan sağlık sistemini ciddi şekilde etkilediğini bildirerek, kontrol altına alma çabalarının başarısız olması durumunda salgının daha geniş bir alana yayılma riskini taşıdığı uyarısında bulundu.

9 yıllık rüya sona erdi, 100 milyar euroluk savaş uçağı projesi rafa kalktı!

TEDAVİ MERKEZİ KURULDU

Sağlık Bakanlığı ile çalışmalarını sürdüren MSF, eyaletin başkenti Maiduguri’da kolera tedavi merkezi kurarak bölge halkına destek veriyor. MSF açıklamasında günlük ortalama 230 kişi olmak üzere 7 bin 439 hastanın tedavi edildiğini açıklayarak, 5 Haziran’dan bu yana 500’den fazla vaka tespit edildiğini bildirdi.

Maiduguri’deki tedavi merkezi koordinatörü Bienfait Tombola durumun her geçen gün daha da kötüleştiğini ifade ederek "Her gün, çok daha fazla insanın ishal ve dehidratasyon şikayetleri ile tedavi merkezlerine geldiğini görüyoruz ve büyük bir çoğunluğu merkeze ulaşmak için uzun bir mesafe kat ediyor" dedi.

2. Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek seviye! 2025'e devletler arası çatışmalar damga vurdu

Engelli kardeşini ve polis memurunu yaraladı, operasyonla etkisiz hale getirildi

Olay, öğleden sonra Muratpaşa Mahallesi'nde meydana geldi. Psikolojik rahatsızlığı bulunduğu ileri sürülen Erkan S., henüz bilinmeyen nedenle işitme engelli kardeşi Bahtiyar S. ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine Erkan S., yanında bulunan tabancayla kardeşini sağ göğüsünden vurarak yaraladı. Silah ve kavga sesini duyan komşularının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Bahtiyar S., ambulansla Muş Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayati tehlikesi bulunan Bahtiyar S., buradaki ilk müdahalesinin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Van'daki bir hastaneye sevk edildi.

KENDİSİNİ EVE KİLİTLEDİ

Kendisini eve kilitleyen Erkan S., olay yerindeki polislerin 'teslim ol' çağrısına tabancayla ateş açarak karşılık verdi. Şüphelinin açtığı ateş sonucu çevredeki bazı bina ve araçlara kurşun isabet ederken, mahallede geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis ekiplerinin telsiz anonsu üzerine bölgeye destek için özel harekat timleri sevk edildi. Evin çevresinde güvenlik çemberi oluşturan ekipler, vatandaşları bölgeden uzaklaştırarak tedbir aldı. Saatler süren ikna çalışmalarından sonuç alınamaması üzerine özel harekat timleri operasyon düzenledi. Operasyon sırasında bir polis memuru ayağından yaralanırken, Erkan S. ile vurularak etkisiz hale getirildi. Yaralı polis memuru hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Etkisiz hale getirilen Erkan S.'nin cansız bedeni ise olay yerindeki incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

VALİLİK'TEN AÇIKLAMA

Muş Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, "Bugün saat 16.00 sıralarında ilimiz Muratpaşa Mahallesi'nde meydana gelen olayda, psikolojik rahatsızlığı bulunan Erkan S. isimli şahıs, aralarında çıkan tartışma sonucunda kardeşi Bahtiyar S.'yi ateşli silahla yaralamıştır. Yaralanan Bahtiyar S., olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince Muş Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alınmış olup, hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenilmiştir" denildi.

Avrupa Birliği'nden Meta'ya WhatsApp talimatı: 5 gün içinde kısıtlamaları kaldırın
Atlas Çağlayan cinayeti davasında mütalaa açıklandı: İşte katiline istenen ceza

Adıyaman'da sosyal medyada 'silah teşhiri' yapan çok sayıda zanlı gözaltına alındı

Adıyaman Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen sanal devriye faaliyetlerinde, silah kullanımıyla ilgili suç unsuru taşıyan paylaşımlar yaptığı tespit edilen 18 sosyal medya hesabı incelendi.

Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, 14 şüpheli gözaltına alındı.

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, 5 tabanca, 6 av tüfeği ve çeşitli ebatlarda 17 fişek ele geçirildi. Silah ve mühimmata el konulurken, şüpheliler hakkında adli işlem başlatıldı.

Kamyonetin çarptığı bisikletteki 3 çocuk aracın altında kaldı! Dehşet anları kamerada

Özgür Özel ve Mansur Yavaş, Ferdi Zeyrek'in mevlit programına katıldı

Yunusemre ilçesindeki evinde geçen yıl 6 Haziran Kurban Bayramı'nın ilk günü akşamı saatlerinde elektrik akımına kapılan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, tedavi gördüğü Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde 9 Haziran'da yaşamını yitirdi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek, ölümünün birinci yıl dönümünde düzenlenen mevlit programıyla anıldı.

Şehzadeler ilçesindeki tarihi Hatuniye Camii'nde gerçekleştirilen Mevlid-i Şerif CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Ferdi Zeyrek'in eşi Nurcan Zeyrek, kızı Nehir Zeyrek, annesi Gülten Zeyrek, kız kardeşi, akrabaları, siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur'an-ı Kerim tilaveti ve duaların okunmasının ardından merhum Ferdi Zeyrek için Mevlid-i Şerif okutuldu. Camiyi dolduran vatandaşlar, Zeyrek için hep birlikte dua etti.

‘ANISINI YAŞATACAĞIZ, EMANETLERİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ’

Mevlit programının ardından Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Nurcan Zeyrek cami çıkışında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yakın arkadaşı olan merhum Ferdi Zeyrek'in seneyi devriyesine katılabilmek için Ankara'daki yoğun siyasi trafiğin arasında Manisa'ya gelebildiğini ifade eden Özgür Özel, "Acımız çok büyük. Çok büyük bir acının yıl dönümündeyiz. Bugün buraya gelebilmiş olmak, Ferdi Başkanımla, Ferdi kardeşimle son bayram namazını birlikte kıldığınız Hatuniye Camii'nde hiç değilse onun seneyi devriyesine, mevlidine katılabilmiş olmak bir nebze olsun yüreğimize su serpti.

Bu acıya, Ferdi'nin yokluğuna katlanmak o kadar kolay değil. Bu noktada hem Manisa'mız hem ailesi hem Cumhuriyet Halk Partisi ailesi zor günlerden, büyük bir sınavdan geçti, geçiyor, geçmeye de devam edeceğiz. Acımızı paylaşan herkese, olay duyulduğu andan itibaren 3 gün gece gündüz üniversite hastanesinin bahçesinde Ferdi için nöbet tutan herkese, cenazesini şehre sığmayacak şekilde kaldıran herkese, o günden bugün kadar da Ferdi Başkanımızın hatırasına, ailesine, şehrine, emanet ettiği belediyesine, partimize sahip çıkan herkese yürekten teşekkür ediyoruz.

Hepinizden Allah razı olsun. Bu büyük acıyı ve bu büyük dayanışmayı her dakika adım adım takip ettiniz. Burada olan herkese çok çok teşekkür ediyoruz. Burada olamayan ama yüreği bizlerle birlikte olan herkese teşekkür ediyoruz. Ruhu şad olsun. Anısını yaşatacağız, emanetlerine sahip çıkacağız" diye konuştu.

MANSUR YAVAŞ, EŞİNİN SELAMLARINI İLETTİ

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Eşimle beraber gelecektik. Öyle planlamıştık. Ancak yaşananlardan dolayı gelemeyeceğimizi düşündük ve son anda bir kriz diyebiliriz, onu çözdükten sonra artık ben geldim. Eşim gelmedi ama selamlarını getirdim. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun. Allah kabul etsin" dedi.

Merhum Ferdi Zeyrek'in eşi Nurcan Zeyrek ise "Zor bir gün. Vefatın ilk yıl dönümü. İlkler çok zor olur. Ama bu süreçte çok şey öğrendik aile olarak. Sabretmeyi, tevekkül etmeyi öğrendik ve bir vakıf kurduk, Ferdi Zeyrek Vakfı. Bu vakıf sadece onun ismi değil, onun vicdanının, merhametinin ve iyiliğinin sonucu kurulan bir vakıftır ve o yolda da devam edecektir. Arkamızda büyük holdingler, büyük yapılar yoktur. Tamamen Türkiye vardır. Bu anlamda Ferdi Zeyrek'i seven, vicdanına, merhametine güven herkesten vakfımıza destek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Özel ve Yavaş, beraberindekiler ile birlikte Ferdi Zeyrek için düzenlenen hayır programına katıldı. Manisa Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen hayır yemeğinde vatandaşlarla bir araya gelen Özel ve Yavaş, Zeyrek için okutulan dualara eşlik etti. Hayır yemeğinin ardından Özel ve Yavaş, Zeyrek'in kabristanının bulunduğu Çatal Mezarlığı'na geçti.

Burada merhum başkanın mezarını ziyaret eden heyet, dua ederek karanfil bıraktı. Duygusal anların yaşandığı mezarlık ziyaretinde Ferdi Zeyrek, sevenleri tarafından bir kez daha rahmet ve özlemle anıldı. Yapılan duaların ardından anma programı sona erdi.

CHP Genel Merkezi'nde 'Hain Özgür' sloganları! Kılıçdaroğlu: Kirli olanları kapının önüne koyacağım

Bakan Çiftçi temaslar için KKTC'ye geldi

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve beraberindeki heyeti, Ercan Havalimanı'nda KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri ve diğer yetkililer karşıladı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin KKTC temasları kapsamında yarın, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ve Başbakan Ünal Üstel tarafından ayrı ayrı kabul edileceği öğrenildi.

CHP Genel Merkezi'nde 'Hain Özgür' sloganları! Kılıçdaroğlu: Kirli olanları kapının önüne koyacağım

Nevşehir'de feci kaza! Zincirleme kazada 5 kişi yaralandı

Nevşehir’de 4 otomobilin karıştığı zincirleme kazada 5 kişi yaralandı.

İlginizi Çekebilir

Kaza, saat 18.00 sıralarında Cevher Dudayev Mahallesi Necip Fazıl Kısakürek Bulvarı’nda meydana geldi. Aynı yönde seyir halinde olan Hakan A. idaresindeki 55 DZ 084 plakalı otomobil, İbrahim Ö. yönetimindeki 38 APL 122 plakalı otomobil, Okan K. kontrolündeki 50 AGE 388 plakalı otomobil ve sürücüsünün ismi öğrenilemeyen BZG 327 plakalı otomobil çarpıştı. Kazada savrulan otomobillerden birinin çarptığı aydınlatma direği devrildi. İhbar üzerine kaza yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 5 kişi, ambulanslarla Nevşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Haber Detay Görsel Slider

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Meteoroloji yeni hava durumu haritası paylaştı! İki kenti sağanak ve dolu vurdu
Kamyonetin çarptığı bisikletteki 3 çocuk aracın altında kaldı! Dehşet anları kamerada

Turizm varlıkları için 'Satın Al, Kirala, Geri Sat' modeli ivme kazanıyor

JRO Yatırım, 'Satın Al-Kirala-Geri Sat' modelini turizm sektöründe de uygulayarak tesislerin kurumsal sermaye ile buluşması ve işletmelerin daha sürdürülebilir bir finansman yapısına kavuşmasını sağlıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de turizm sektöründe son yıllarda yaşanan büyüme, yatırımcıların otel ve turizm varlıklarına olan ilgisini artırırken, sektörde finansmana erişimi konusunda da yeni modeller gündeme geliyor.

Model kapsamında bir turizm tesisinin fiziksel varlıkları yerli ve yabancı fonlar ile kurumsal yatırımcılar tarafından satın alınırken, tesis güçlü bir işletmeci tarafından uzun dönemli olarak kiralanıyor. Belirlenen yatırım süresi sonunda ise yatırımcılara önceden tanımlanmış çıkış mekanizmaları sunuluyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen OteliniSat.com ve SellYourHotel.com çatı markası JRO Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göktuğ Aksu, turizm sektörünün gelecekte klasik kredi finansmanının ötesinde, sermaye piyasalarından daha fazla yararlanacağını belirtti.

Aksu, Türkiye'nin yalnızca turizm talebi açısından değil, turizm yatırımları açısından da dünyanın en dikkati çekici pazarlarından biri haline geldiğini vurgulayarak, 'Özellikle güçlü operasyonel performansa sahip tesisler, düzenli kira geliri üretebilen yapılar ve yüksek marka değerine sahip oteller kurumsal yatırımcıların radarına girmeye başladı.' ifadelerini kullandı.

Geliştirdikleri modelin en önemli avantajının işletmecilere uzun vadeli ve düşük maliyetli kaynak yaratırken yatırımcılara da reel varlık temelli, öngörülebilir nakit akışı sunabilmesi olduğuna dikkati çeken Aksu, gelecek dönemde Türkiye turizm sektörüne yüz milyonlarca avro seviyesinde yeni sermaye girişinin mümkün olabileceğini düşündüklerini savundu.

Turizm varlıkları yatırımcıların radarına giriyor

JRO Yatırım Genel Müdürü Göksel Akman da sektördeki dönüşümün yalnızca otel işletmeciliği tarafında değil, yatırım tarafında da yaşandığını belirterek, kurumsal yatırımcıların artık alternatif varlık sınıflarına daha fazla ilgi gösterdiğini anlattı.

Akman, son dönemde yatırımcıların yalnızca fiziksel varlıkların değer artışına değil, düzenli gelir üreten varlıklara da yöneldiğine dikkati çekerek, 'Özellikle yüksek doluluk oranlarına sahip, güçlü markalar tarafından işletilen ve sürdürülebilir nakit akışı yaratabilen turizm tesisleri önemli bir yatırım kategorisi haline geliyor.' değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin sahip olduğu turizm potansiyeline dikkati çeken Akman, yatırımcılar açısından hem kira gelirinden faydalanabilecekleri hem de uzun vadede değer artışı elde edebilecekleri yeni nesil modellerin ön plana çıkacağını aktardı.

Akman, gelecekte otellerin yalnızca işletme olarak değil, sermaye piyasaları ve kurumsal yatırım dünyası açısından da stratejik yatırım araçları arasında yer alacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

'Turizm sektöründe faaliyet gösteren güçlü işletmecilerin uzun vadeli kiracı olarak konumlandığı, yatırımcıların ise düzenli gelir ve planlı çıkış mekanizmalarıyla sisteme dahil olduğu modellerin sektörün büyümesinde önemli rol oynaması bekleniyor. JRO Yatırım olarak önümüzdeki dönemde turizm varlıklarının kurumsal sermaye ile buluşturulmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken, Türkiye'nin turizm yatırımlarında yeni bir finansman dönemine girmeye hazırlandığını değerlendiriyoruz.'

Karşılıklı saldırılar piyasaları karıştırdı

Cuma günü 93.09 dolara kadar inen Brent petrolün varil fiyatı yüzde 4.6 artarak 97.33 dolara çıktı. Gün sonuna ise 95 dolar seviyesinden devam etti.

İsrail’in İran’ın güneybatısındaki Huzistan eyaletine bağlı Mahşehr kentinde bulunan petrokimya tesisini vurduğubelirtilirken Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu üyesi 7 ülke, temmuzda üretimlerini beklentiler dahilinde günlük 188 bin varil artırma kararı aldı. Analistler, OPEC+’ın üretim artışı kararına rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve bazı üretici ülkelerdeki kapasite sorunları nedeniyle küresel arz üzerindeki baskının devam ettiğini ifade ediyor. Kapasite artırımı karar sonrasında Brent petrol 94.56 dolara kadar geriledi.

Düşüş sürüyor

Piyasalardaki hareketlilik sadece petrolle de sınırlı kalmadı. Altın, güçlü gelen ABD istihdam verilerinin ardından Fed’in faiz artırabileceğine yönelik beklentilerin güçlenmesiyle haftaya düşüşle başladı. Spot altın, yüzde 0.4 düşüşle ons başına 4.310 dolara geriledi. Gram altın ise 6.389 TL’ye kadar düştü. Gün içinde ons altın 4.330 dolara kadar toparlanırken, gram altın da 6.417 TL’ye kadar yükseldi.

Sert vurdu

Ortadoğu’da ateşkesin bozulmasıyla tırmanan jeopolitik gerilim ve yapay zeka yatırımlarına yönelik aşırı değerleme endişeleri, Asya teknoloji hisselerinde sert bir çöküşe yol açtı. Güney Kore’de Kospi endeksinin açılışta yüzde 9’a yakın değer kaybetmesi üzerine panik işlemlerini önlemek amacıyla devre kesiciler uygulanarak işlemler geçici olarak durduruldu, Japon Nikkei endeksi ise yüzde 3.4’le son üçayın en keskin düşüşünü kaydetti.

20 bin konut için satış 15 Haziran’da

Bakan Kurum, paylaşımında, “TOKİ ile yeni yapacağımız Açık Satış Kampanyamızla böyle 20 bin yuvamız daha sahiplerini bekliyor. Bu kapıların ardında huzur, mutluluk ve güven var” dedi. Konutlar için 15 Haziran-17 Temmuz arasında Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. üzerinden doğrudan satış yapılacak.

‘Ekonomi programı temelleri güçlendirdi’

Toplantının ardından yayımlanan açıklamada, uygulanan ekonomi programıyla makroekonomik temellerin güçlendiği, Türkiye ekonomisinin daha dayanıklı, rekabetçi ve küresel şartlardaki değişimlere hızlı uyum sağlayabilen bir yapıya kavuştuğu vurgulandı.

Yaşanan çoklu şoklara rağmen Türkiye 23 çeyrektir kesintisiz büyümesini sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, “Küresel ekonomide belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı, teknolojik dönüşümün hızlandığı bu süreçte güçlü makroekonomik temellerimiz, esnek ve çeşitlendirilmiş politikalarımız sayesinde ülkemiz, ortaya çıkan fırsatları değerlendirmek için avantajlı bir konumdadır” ifadelerine yer verildi.

Zeytinyağı kalitesinde iklim belirleyici oldu

MELTEM GÜNEŞ / ANKARA - Çalışmada, zeytin yetiştiriciliğinde sıcaklık ve yağış gibi iklimsel faktörlerin belirleyici rol oynadığı, aşırı sıcaklık ve soğuk streslerinin verim ve kalite üzerinde olumsuz etkiler yarattığı belirtildi.

Kalitede sapma

Gelecekteki iklim projeksiyonları, zeytin ağacı gibi çok yıllık bitkiler üzerinde su kaynaklarının azalması, fizyolojik süreçlerin bozulması, fenolojik zamanlamaların kayması ve nihai ürün verim ile kalite parametrelerinde düşüş gibi çok yönlü olumsuz etkilerin ortaya çıkabileceğini gösterdiğine vurgu yapıldı.

Çalışmaya göre, özellikle Akdeniz iklim kuşağında yaygın olarak yetiştirilen zeytin türleri açısından, sıcaklık artışları ve buharlaşma oranlarındaki yükselme, büyüme mevsiminin uzamasına, çiçeklenme dönemlerinin kaymasına ve meyve olgunlaşmasının hızlanmasına neden olacak. Bu durum da hasat zamanlamasında değişikliklere yol açarak, ürünün olgunluk düzeyi ile kalite özelliklerini olumsuz yönde etkileyebilecek. Tüm bu olumsuzluklar meyve gelişimini ve dolayısıyla zeytinyağının kimyasal bileşimini etkileyerekkalite parametrelerinde sapmalara neden olabilecek.

Türkiye üretimde istikrarlı

Dergideki verilere göre, Türkiye küresel zeytinyağı üretimindeki payını son 35 yıl içinde yüzde 5.5’ten yüzde 13 seviyesine çıkardı. Dünya toplam zeytinyağı üretimi 1990’da 1.4 milyon ton seviyesindeyken, 2021’de 3.5 milyon ton zirvesine ulaştı, sonrasında 2023’te 2.5 milyon tona geriledi ve 2024-2025’te tekrar 3.4 milyon ton seviyesine yükseldi.

Zeytinyağı üretiminde dünya devi olan İspanya, miktar olarak açık ara lider konumunu korumasına rağmen oransal olarak üretimdeki payını 35 yıllık süreç içinde yüzde 44 seviyesinden yüzde 38’e düşürdü. İtalya, 1990’lardan itibaren 300-500 bin ton bandında istikrarlı bir üretim profili sergileyerek küresel üretimde ikinci sırada yer alıyor. Yunanistan’ın üretimi 200-400 bin ton aralığında dalgalanırken, Türkiye 200-400 bin ton kapasiteyle AB dışında enbüyük üretici olarak öne çıktı.

ZEYTİN İÇİN UYUM HARİTASI

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge çalışmalarını sürdürürken, zeytinin iklim krizine uyum haritası çıkarıldı. Üreticilerin hangi bölgede hangi çeşidi dikmeleri gerektiğine ışık tutularak, Türkiye’deki tescilli zeytin çeşitleri kuraklığa dayanıklılık seviyelerine göre şu üç ana gruba ayrıldı:

1 - Kuraklığa Dayanıklı Çeşitler: Butko, Çekişte, Memecik, Sarı Yaprak, Kara Yaprak, Kiraz, Girit, Satı.

2 - Kuraklığa Orta Düzey Dayanıklı Çeşitler: Domat, Ödemiş Eşek, Tekirdağ Çizmelik, Sarı Ulak, Erdek Yağlık.

3 - Kuraklığa Hassas Çeşitler: Gemlik, Görvele, Ayvalık, Sinop No:2, İzmir Sofralık,Marentelli, Samanlı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

İsrail ordusu, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılara ilişkin ölü ve yaralı sayısına dair son verileri paylaştı.

Buna göre, söz konusu dönemde İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 20 artarak 3 bin 613'e yükseldi, 11 bin 72 kişi de yaralandı. Sağlık Bakanlığı, dünkü açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan itibaren Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 3 bin 593 kişinin öldüğünü bildirmişti.

Türkiye, Fransa'nın kalesini elinden alıyor! Paris'ten itiraf

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES

İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla "geniş kapsamlı ateşkes" konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı.

Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: Türkiye çözüm için yardıma hazır

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kore ziyareti kapsamında JTBC TV'ye mülakat verdi. Türkiye ve Güney Kore'nin Kore Savaşı'ndan bu yana müttefik olduğuna ve işbirliğinin 2012'de stratejik düzeye yükseltildiğine işaret eden Fidan, "Dolayısıyla kurumsal olarak stratejik bir işbirliği mekanizmamız var. Her geçen yıl, her iki tarafta başa gelen yönetimler, bence her alanda işbirliğini ilerletmek için ellerinden geleni yapıyorlar." dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son 24 yıldır Güney Kore ile her düzeydeki işbirliğine büyük önem verdiğini dile getirerek, tarafların karşılıklı üst düzey ziyaretler gerçekleştirdiğini hatırlattı.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung'un geçen yıl Türkiye'yi ziyaretinin halihazırda iyi olan ilişkileri daha da ilerletmek için bir dönüm noktası olduğunu belirten Fidan, "Her iki tarafın liderleri bir araya gelerek, işbirliğinin düzeyini ve günümüz dünyasının gerekliliklerini gözden geçiriyorlar. Böylece, hangi alanlarda ve nasıl ilişkiler kurmamız gerektiği konusunda güncelleme yapıyorlar." ifadelerini kullandı.

"HER İKİ TARAF DA ŞU ANDA SİNOP NÜKLEER SANTRALİ KONUSUNDA OLASI BİR İŞBİRLİĞİNİ GÖRÜŞMEYE BAŞLADI"

Fidan, ticaret, savunma sanayii ve teknoloji alanlarında işbirliğinin "doğru yolda" olduğu değerlendirmesinde bulunarak, küresel zorluklar konusunda da giderek daha fazla fikir alışverişinde bulunduklarına işaret etti.

"Her iki taraf da şu anda Sinop Nükleer Santrali konusunda olası bir işbirliğini görüşmeye başladı" diyen Fidan, 2008-2009 döneminde Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan ile çalışırken bu proje üzerinde görevli olduğunu ve Kore Elektrik Enerjisi Kurumuyla (KEPCO) ileri düzeyde bir işbirliği yapmak istediklerini, ancak projenin sonuca varamadığını söyledi.

Fidan, bu sefer ortak projeyi gerçekleştirebileceklerini umduğunu belirterek, Kore teknolojisinin Türkiye'deki nükleer santral inşaatlarında önemli bir rol oynamasını istediklerini vurguladı.

ABD-İRAN GÖRÜŞMELERİ

"ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz günlerde İran ile bir mutabakat zaptının bir hafta içerisinde imzalanabileceğini belirtti. Bu zaman çizelgesine ilişkin değerlendirmeniz nedir?" sorusunu cevaplayan Fidan, şunları söyledi:

"Ben iyimserim, çünkü her iki tarafla, arabulucu Pakistan ve bölgedeki diğer bazı ilgili taraflarla düzenli istişareler içindeyim. Onların bir mutabakata, bir anlaşmaya varmalarına yardımcı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bununla birlikte, bazı teknik ayrıntılar olduğunu da biliyorsunuz. Nihai teyit konusunda ise her iki tarafın da ilk taslağın son hali üzerinde genel bir mutabakata vardığını düşünüyorum. Umarım çok yakında iyi haberler alabiliriz."

Fidan, "Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere tamamen yeniden açılma ihtimali nedir? Daha geniş kapsamlı nükleer çerçeve müzakerelerine başlamadan önce boğazla ilgili bir anlaşma yapılması gerektiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu da yanıtladı.

ABD ile İran arasındaki görüşmelerin geleneksel olarak her zaman nükleer meseleler etrafında döndüğüne dikkati çeken Fidan, "Mevcut durum nedeniyle ilk kez başka bir konu daha acil hale gelmiş ve nükleer meselelerden daha önemli bir konuma yükselmiştir Hürmüz Boğazı'nın durumu. Hürmüz Boğazı birkaç ay daha kapalı kalırsa, bazı raporlara göre Afrika'daki bazı ülkeler gerçekten gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Sonuç olarak bu herkes için küresel bir kabustur." ifadelerini kullandı.

Fidan, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nın açılmasına odaklanıp ardından nükleer müzakerelere geçmeye çok istekli olduğunu aktardı.

TÜRKİYE, ÇÖZÜM İÇİN YARDIMA HAZIR

Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki olası mayın temizleme operasyonlarına katılımı hakkındaki soruya cevaben "Eğer taraflar arasında bir anlaşma sağlanırsa veya bizden mayın temizleme sürecine katkıda bulunmamız istenirse, bunu memnuniyetle yaparız." dedi.

Fidan, "Aslında Cumhurbaşkanımızın bu konuda ilkesel bir tutumu var, ancak bazen örneğin Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi arabuluculuk yapmaya çalıştığımızda kendimizi benzer bir durumda buluyoruz, burada da durum aynı. Savaşan taraflar bir çözüm üzerinde anlaştığında, o çözümün bir parçası olabileceğimizi düşündüğümüz veya o çözümü kolaylaştırmamız istendiğinde, yardım etmeye hazırız." ifadelerini kullandı.

Çatışmanın sona ermesi konusunda ne kadar zor olursa olsun, iyimser olduğunu dile getiren Fidan, her iki tarafın da farklı zorluklarla karşı karşıya olduğunu, ancak aynı sonucu istediğini söyledi.

Fidan, hem Amerikalılar hem de İranlıların savaşın sona ermesini istediğini belirterek, "Ancak burada savaşın başlatıcısı olan üçüncü bir taraf var. İsrail. İsrail şu anda, ABD ve İran arasında şu anki haliyle yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail'in çıkarlarına uygun olmadığını düşünüyor. Bu yüzden müzakereleri rayından çıkarmak veya sabote etmek için ellerinden geleni yapıyorlar." diye konuştu.

Bakan Fidan, uluslararası topluma, barış müzakereleri söz konusu olduğunda "İsrail'e baskı uygulayarak onu uslu durmaya zorlaması" çağrısında bulundu.

"İSRAİL'İN YAYILMACILIĞI TÜM DÜNYAYI ETKİLEYEN BÜYÜK RİSKLER DOĞURUYOR"

İsrail'in müzakere masasına oturtulması için en önemli diplomatik kozun "geçen yıl Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Filistin Devleti'nin tam üyeliği konusunda yapılan oylamada görüldüğü gibi" tüm uluslararası toplumun tutumu olduğunu kaydeden Fidan, 157 ülkenin Filistin Devleti lehinde oy kullanmasının önemine değindi.

Fidan, tüm uluslararası toplumun Gazze ve Filistin'deki soykırıma şiddetle karşı olduğunun altını çizerek, bu tutumun İsrail'e baskı yapmak için bir koz olarak kullanılması gerektiğini ifade etti.

İsrail'in uluslararası kurallardan, normlardan, düzenlemelerden ve etik kurallardan muaf tutulmaması gerektiğini vurgulayan Fidan, "Avrupa Birliği, BM, diğer bazı bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve topluluklar ile ulus devletler bir araya gelip İsrail'e aynı şeyi söyleyebilirse, eğer İsrail buna karşı önlem almazsa eyleme geçerlerse, bence yüzde yüz başarı şansımız olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, İsrail'in bölgedeki istikrarsızlıkları uzatma yönündeki adımlarına ilişkin, "İsrail'in bölgedeki tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan yayılmacılık ve işgal politikası ile halkları yerinden eden savaşlar yaratması, sadece bölge için değil, İran'a yönelik saldırıda da görüldüğü gibi tüm dünyayı etkileyen büyük riskler doğurmaktadır." ifadelerini kullandı.

Enerji güvenliğinden kitlesel göçe, terörle mücadele meselelerine kadar her türlü sorunun, İsrail'in bölgedeki dış politikasının bir sonucu olarak ortaya çıktığını kaydeden Fidan, bu teşhisin neredeyse herkes tarafından paylaşıldığını söyledi.

Fidan, bu nedenle bölgesel ve uluslararası toplumun, İsrail'in bölgedeki yayılmacı politikalarını gerçekten durdurmak için gerekli önlemleri alması gerektiğini belirtti.

"İSRAİL KENDİSİNİ İSTİSNAİ KONUMDA GÖRÜYOR"

Alınması gereken önlemlere ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

"İsrail, geçmişte Holokost'a maruz kalmış olmanın bir dokunulmazlık sağladığını düşünüyor. Kendilerini istisnai bir konumda görüyorlar. Bence bu bir yanılsamadır. Kim soykırım yaparsa yapsın, onu suçlamalı, adını ortaya çıkarmalı ve utandırmalıyız. Eğer dünyanın geri kalanından izole edilirlerse, bence kendileri de şu soruyu soracaklardır. 'Neden izole ediliyoruz?' Ve normal davranmaya başlayacaklardır. İnsanları, masum insanları, kadınları ve çocukları öldürmeyi bırakın, Gazze halkının gıda, ilaç ve barınağa erişmesine izin verin, diğer ülkeleri işgal etmeyi bırakın ve ardından bölgesel ülkelerle güvenlik konularında bile işbirliği yapmaya başlayın. Kendi güvenlik sorunlarınız varsa, bölgenin geri kalanıyla işbirliği yapmaya başlayın. İyi niyet, iyi inanç ve bölgeyle işbirliğine dayalı kendi gerçek ilişkilerinizi kurmaya başlayın. Bu bölgemizde büyük ve acil bir sorundur."

Fidan, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesine ve ABD Başkanı Donald Trump'ın olası katılımına ilişkin, "Bildiğiniz gibi ABD başkanlarının neredeyse her seferinde NATO zirvelerine katıldığını görüyoruz. Başkan Trump da ilk döneminde tüm zirvelere katıldı, ikinci döneminde de zirvelere katıldığını gördüm. Örneğin, geçen yıl Hollanda'da da katıldı, sanırım bu yıl Ankara'daki zirveye de katılacaktır." dedi.

Küresel güvenlik mimarisindeki değişimlere yönelik Fidan, miras alınan mevcut sistemin İkinci Dünya Savaşı'nın sonrasında ortaya çıktığını hatırlatarak, o dönemde Birleşmiş Milletler'de üye 55 ulus devlet bulunduğunu, şu anda 200'ye yakın olduğunu söyledi.

"MEVCUT ULUSLARARASI SİSTEMİ GÖZDEN GEÇİRMENİN ZAMANI GELDİ"

Fidan, güç parametreleri, güç dengesi, teknoloji, yaşam tarzı, refah, sermaye, dünyada her şeyin değiştiğine işaret ederek, "Dolayısıyla miras aldığımız sistem, insan olarak, ulus devletler olarak sorunlarımızı düzgün bir şekilde ele almamıza izin vermiyor. Bunu Gazze'deki Filistinlilere yönelik soykırım sırasında gördük. Bu nedenle daha iyi işleyen bir uluslararası sistem oluşturmak için mevcut sistemi gözden geçirmenin zamanı geldiğini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Başka hiçbir ulus devletin uluslararası normlara, düzenlemelere ve insanlığın geleceğine olan inancını yitirmesine izin vermemeleri gerektiğini vurgulayan Fidan, "İşbirliği yapma becerimizin eksikliği ya da kendi çıkarlarımızı karşılamak için daha açgözlü olmamız nedeniyle diğer ulus devletleri, dünya nüfusunu ve insanları hayal kırıklığına uğratırsak, insanlığın geleceğine olan inançlarını yitirirler. Bunun insanlığa karşı büyük bir ihanet olacağını düşünüyorum. İşte bu yüzden acilen samimi bir şekilde bir araya gelip bu sorunu çözmek için bir yol bulmamız gerekiyor." diye konuştu.

Fidan, Güney Kore halkına en iyi dileklerini ileterek, çok keyifli zaman geçirdiğini ve kendisine büyük bir misafirperverlik gösterildiğini dile getirdi.

Bugüne kadar görülen en güçlüsü geliyor! Sıcaklıklarda artış için tarih verdiler
Yunanistan'da 5.3 büyüklüğünde deprem! Peş peşe sarsıntılar sonrası panik

İsrail'den Batı Şeria'da kan donduran saldırı! Aile aracını taradılar, 7 aylık bebek hayatını kaybetti

İsrail güçleri, Batı Şeria'da sürdürdükleri işgal politikalarına ve sivillere yönelik saldırılarına devam ediyor. İsrail askerlerinin Batı Şeria'nın El Halil kentinde bir aile aracına ateş açması sonucu ağır yaralanan 7 aylık Filistinli bebek hayatını kaybetti. Filistin Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sam Fahd Ebu Heykel isimli bebeğin kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği bildirildi. Olayda bebeğin anne ve babasının da orta derecede yaralandığı aktarıldı.

AKRABA ZİYARETİNDE İSRAİL SALDIRISI

Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre; aile, El Halil kentindeki akrabalarını ziyaret etmek üzere yola çıktığı sırada hedef alındı.

İsrail ordusu, cuma günü El Halil bölgesindeki operasyon sırasında askerlerin üzerlerine doğru hızlanan bir araç tespit edildiğini ve bir askerin araca ateş açtığını belirtmişti. Açıklamada, ilk incelemelerde yaralananların olayla ilgisi bulunmayan siviller olduğunun tespit edildiği ve olayın soruşturulduğu ifade edilmişti.

Dünyayı sarsan 100 gün! İşte ABD ve İsrail'i İran'ı yenememesinin sebepleri
ABD Başkanı Trump'tan İran açıklaması! 'Nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti'

ABD Başkanı Trump'tan İran açıklaması! 'Nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti'

İran-ABD arasındaki müzakereler çıkmaza girmişken ABD Başkanı Trump, NBC News'e İran konusu hakkında açıklamalarda bulundu. "İran nükleer silaha sahip olmayacağını kabul etti, biz de bunu belirten bir madde ekledik ve herkes bu istisnadan memnun kaldı" ifadelerini kullanan Trump, ayrıca Lübnan'ın İran'la yapılacak kısa vadeli bir anlaşmanın parçası olmasını talep etmediğini söyledi.

'ABD BİRLİKLERİNİ ÇEKMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM'

Trump'ın açıklamaları şu şekilde:

Ateşkes olsa bile ABD birliklerini geri çekmeyi düşünmüyorum.Savaş bittiğinde Amerikalılar rahat bir nefes alacak.İran'ın üstleneceği maliyetler sürdürülemez, çünkü ekonomisi çöküyor. İran'a deniz ablukası uygulamanın nedeni, onların bize abluka uygulamaya çalışmasıydı; şimdi de biz onlara abluka uyguluyoruz.İran, deniz ablukası nedeniyle her gün 400 ila 500 milyon dolar arasında bir kayıp yaşıyor. Bu arada,İran'ın Yüce Lideri de ağır yaralandı.

Eğer şimdi dostane bir anlaşmaya varırsak, uranyumu birlikte imha edeceğiz. Bu bizim kontrolümüzde olacak. İster bulunduğu yerde olsun ister başka bir yere taşınsın, onu çıkarıp imha edeceğiz.Anlaşmayı imzalayacak mıyız yoksa diğer yolu mu izleyeceğiz? Diğer yol hiç de hoş değil.

100 GÜNÜN BİLANÇOSU

ABD/İsrail-İran Savaşı'nın üzerinden geçen 100 günde Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların petrol, doğal gaz ve gübre arzını sekteye uğratması nedeniyle küresel ekonomi ve ticarette büyümenin bu yıl belirgin şekilde yavaşlayacağı öngörülüyor.

ABD/İsrail-İran Savaşı'nın 28 Şubat'ta başlamasının ardından insani kayıpların yanı sıra küresel ekonomi için de büyük zorluklar oluştu.

İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nda ticari gemi trafiğini büyük ölçüde durdurması nedeniyle küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yüzde 20'si, gübre ticaretinin yüzde 30'u, üre arzının yaklaşık yüzde 40'ı, kükürt arzının yüzde 50'si ve fosfat tedarikinin yüzde 30'u bu aksaklıktan etkilendi.

7 Haziran'da savaşın 100'üncü gününe girilirken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol'a göre özellikle petrol ve petrol ürünlerindeki arz şoku, "tarihteki en büyük enerji krizine" yol açtı.

IEA verilerine göre, dünyanın günlük petrol tüketimi nisanda 104 milyon varil seviyesinde gerçekleşti ancak petrol arzı 95,1 milyon varilde kaldı. Hürmüz Boğazı'nda akışın durma noktasına gelmesiyle Körfez'deki petrol üreticilerinin savaş öncesine göre günlük kaybı 14,4 milyon varile ulaştı.

Arz sıkışıklığı nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı halihazırda savaş öncesi seviyenin yüzde 30, Avrupa gaz fiyatları ise yüzde 50 üzerinde seyrediyor.

Dünya Deniz Taşımacılığı Konseyi verilerine göre, gemi yakıt maliyetleri de bu dönemde yüzde 59 artış gösterdi. Küresel taşımacılık ağındaki aksaklıklar ve yükselen yakıt maliyetleri tedarik zinciri üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturuyor.

Fiyatlardaki ani artış, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin mahsur kalması nedeniyle küresel filonun daralması ve nakliye maliyetlerinin yükselmesi ve birçok ülkenin ihracat ve ithalat dengesinin bozulması, daha yüksek enflasyon beklentilerini güçlendirdi.

Arz kısıtına bağlı olarak tüketim zayıflaması ve şirketlerin de girdi maliyetlerini artırması, küresel ekonomi ve ticarete yönelik büyüme tahminlerin de aşağı yönlü keskin revizyonlara neden oldu.

BÜYÜMEDE EN AZ 700 MİLYAR DOLARLIK POTANSİYEL KAYIP

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) Ekonomik Görünüm Raporu'ndan derlenen bilgilere göre, savaşa ilişkin gelişmeler ve savaşın süresi, küresel ekonomik büyüme için belirleyici olacak. Savaşın nispeten kısa sürmesi halinde küresel ekonomik büyümenin 2025'teki yüzde 3,4 seviyesinden bu yıl yüzde 2,8'e düşeceği ve 2027'de yeniden yüzde 3,1 seviyesine yükseleceği öngörülüyor.

Dünya ekonomisinin halihazırda yaklaşık 118 trilyon dolar büyüklüğünde olduğu dikkate alındığında, büyümenin 0,6 puan zayıflaması küresel ekonomi açısından en az 700 milyar dolarlık potansiyel kayıp anlamına geliyor.

Ancak savaş ve ticaret akışındaki aksaklıkların daha uzun sürmesi halinde dünya ekonomisindeki büyüme bu yıl yüzde 2,1 ve 2027'de yüzde 1,8 seviyesine kadar zayıflayabilir.

PETROL STOKLARI GELECEK 2 AYDA DAHA FAZLA AZALABİLİR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise savaşın tetiklediği petrol krizi nedeniyle bu yıla ilişkin küresel ekonomik büyüme tahminini 0,2 puan aşağı çekerek yüzde 2,4'e indirdi. Ancak petrol şokunun küresel ekonomik aktivite üzerindeki etkisi, yapay zekayla bağlantılı teknoloji yatırımlarındaki beklenenden güçlü ivme sayesinde kısmen dengeleniyor. Bu durum da dünya ticaretindeki büyümeyi ve Asya ülkelerinin ihracatını destekliyor.

Fitch Ratings, ticaretin 14 haftadır durma noktasında olduğu Hürmüz Boğazı'nın temmuza kadar yeniden açılmayacağını öngörüyor.

Boğazdan akışın kısa sürede normale dönemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, petrol piyasalarının gelecek 2 ayda stokların azalması nedeniyle daha da sıkılaşması bekleniyor.

TİCARET BÜYÜMESİNDE YAVAŞLAMA

OECD, küresel ticaretteki büyümenin de 2025'teki yüzde 5 seviyesinden bu yıl yüzde 3,1'e ve 2027'de yüzde 2,9'a düşeceğini öngörüyor. Bu yıl özellikle Körfez ekonomileriyle yapılan ticaretteki keskin düşüşün yanı sıra artan enerji ve taşımacılık maliyetlerinin etkisiyle ticaretteki toplam büyümenin yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde zayıflaması bekleniyor.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, 2025'te yüzde 4,6 büyüyen küresel ticarette bu oranın bu yıl yüzde 1,9'a ve 2027'de yüzde 2,6'ya düşeceği tahmin ediliyor. Enerji şokunun etkisi ağır olmasına rağmen yapay zekayla bağlantılı ürünlerdeki güçlü talep artışı zayıflamayı kısmen dengeliyor.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kuruluşu (UNCTAD), küresel ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2,6 seviyesine yavaşlayacağını tahmin ederken, dünya ekonomisinin daha kırılgan bir döneme ilerlediği uyarısında bulundu.

GELİŞMEKTE OLAN PETROL İTHALATÇISI ÜLKELERE 20 MİLYAR DOLAR EK FATURA

UNCTAD'a göre, özellikle petrol ithalatına bağımlı gelişmekte olan ülkeler için ekonomik zorluklar giderek ağırlaşıyor. Ekonomik zorluklar karşısında kırılgan durumda olan 75 ülkeden 65'i net petrol ithalatçısı ve bu ülkelerde bir milyar insan bulunuyor. Bu nüfusun yüzde 30'undan fazlası günlük 3 doların altında bir gelirle yaşıyor.

Ancak mevcut ithalat seviyeleri dikkate alındığında, petrol fiyatındaki artışın ithal yakıta bağımlı bu ekonomilerin yıllık ithalat faturalarına 20 milyar dolardan fazla ek yük getirebileceği hesaplanıyor.

Dünyayı sarsan 100 gün! İşte ABD ve İsrail'i İran'ı yenememesinin sebepleri
İsrail uçakları Lübnan'ın başkenti Beyrut'u vurdu! Bölgeden dumanlar yükseliyor

İletişim Başkanı Duran'dan 6 beldedeki ara seçime ilişkin açıklama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, bugün 3 şehir 6 beldede yapılan ara seçime ilişkin, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

Duran, şu ifadeleri kullandı:

Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 belde ile ülkemizin çeşitli bölgelerindeki 362 mahallede gerçekleştirilen ara seçimler, demokrasi geleneğimize yakışır bir olgunlukla, huzur ve güven içerisinde tamamlandı.

Sandığa yansıyan her tercih, demokrasimizin köklü geleneğini ve millî iradenin gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Seçim sonuçlarının ülkemize, milletimize, beldelerimize ve mahallelerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen Sıfır Atık Festivali sona erdi

Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayelerinde, Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının işbirliğiyle hayata geçirilen festival, 4-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirildi.

İlginizi Çekebilir

Yoğun katılımın olduğu festivalin son gününde farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Gün boyunca çocuklar ve gençler için geri dönüşüm materyallerinden oyuncak ve sanat eseri üretimine yönelik atölyeler, çevre temalı oyunlar, yarışmalar, interaktif eğitim programları ve konserler gerçekleştirildi.

Türk Telekom ana sahnesinde konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Sıfır Atık Haftası kapsamında düzenlenen festivalde vatandaşlarla bir araya geldikleri için mutluluk duyduğunu söyledi.

Gül, festivalde 1500'ün üzerinde etkinliğin gerçekleştirildiğini kaydederek, "Her bir etkinlik çok güzeldi ama en güzeli sizlerin coşkusu, heyecanı ve bu alanı tıklım tıklım doldurmanızdı. Sizlerle birlikte gelecek sene daha büyük alanlarda, daha büyük organizasyonlar yapmak istiyoruz." dedi.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise festivalin son gününde yüksek bir coşkunun olduğunu belirterek, "16 milyon hemşerimizle beraber İstanbul için güzel bir festivali bugün noktalıyoruz. Bu festival İstanbul için yeni bir başlangıç. Bugünden sonra İstanbul'un farklı ilçelerinde Valimizle beraber farklı etkinliklerde buluşacağız." diye konuştu.

Festival, Buray ve Ceza konserleriyle sona erdi.

Yerel yönetimler için 6 beldede seçim yapıldı! İşte Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir'de sonuçlar
Erdoğan: AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlandı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Arakçi ile görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde bölgede bugün yaşanan gerginlik ve İran ile ABD arasında devam eden müzakerelerdeki son durumu ele aldı.

İlginizi Çekebilir

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Fidan, İranlı mevkidaşı Erakçi ile telefonda görüştü.

Görüşmede, bölgede bugün yaşanan gerginlik ve İran ile ABD arasında devam eden müzakerelerdeki son durum ele alındı.

İsrail ordusu, ateşkese rağmen bugün Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiş, İranlı yetkililer İsrail'in bu saldırısına tepki göstererek karşılık vereceğini duyurmuştu.

İran ordusu, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının merkezi olan Ramat David Hava Üssü’nün balistik füzelerle hedef alındığını açıklamıştı.

İsrail: İran'dan füze fırlatıldı, hava savunma sistemleri devrede
Lübnan Sağlık Bakanlığı yeni rakamları duyurdu! İsrail saldırılarında 3 bin 613 ölü, 11 binden fazla yaralı

Erdoğan: AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane'deki 6 belde ile Türkiye'nin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahalli idareler ara seçimlerinin ülke ve millet için hayırla vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı:

"Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane'deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahalli idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. AK Parti'mizin ve Cumhur İttifakı'mızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah'tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum."

İlginizi Çekebilir

ERDOĞAN'DAN İLK TEBRİK MUSTAFAPAŞA BELDESİNE

Erdoğan, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde 12 yıl aradan sonra yapılan seçimleri AK Parti'nin kazanması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşlara hitap etti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir, belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimlerinde sandıkların açılması sonrası Mustafapaşa Belediye Meydanı'nda toplanan vatandaşlara hitap ettikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı telefonla aradı.

Telefon bağlantısıyla vatandaşlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlerde elde edilen başarıdan dolayı Cumhur İttifakı seçmenlerine teşekkür etti.

Erdoğan konuşmasında, "Her şeyden önce bizleri meydanda dinleyen tüm kardeşlerime en samimi duygularımla selamlarımı iletiyorum. Seçimler bitti. Dört tanesini Cumhur İttifakı olarak biz aldık, bir tanesini de MHP aldı. Böylece büyük bir zaferi hep birlikte kucakladık. Ben bu davaya gönül veren kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Bu başarınızın devamını diliyorum. Her zaman yanınızdayız ve bu birlikteliğinizi beraber yürüteceğiz. Bu beş beldemizde de çok daha güçlü şekilde geleceğe yürüyeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması meydanda toplanan vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı.

Yerel yönetimler için 6 beldede seçim yapıldı! İşte Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir'de sonuçlar

Onlarca hayvan telef olmuştu! Adana'daki gizemli ölümlerin nedeni belli oldu!

Karaisalı ilçesi Kızıldağ Yaylası Meydan mevkisinde besicilik yapan Hüseyin Kuşdemir'in, yem verdiği küçükbaş hayvanları, iddiaya göre bir saat sonra ölmeye başladı.

Bir gün içinde 76 küçükbaş hayvanı ölen Kuşdemir, durumu İlçe Tarım Müdürlüğü'ne bildirdi. Hayvanlardan alınan numuneleri inceleyen Tarım Müdürlüğü veterinerleri, ölümlerin iç parazit ve ani yem/yer değişikliğine bağlı bağırsak zehirlenmesinden kaynaklandığını belirledi.

Öte yandan hayvanlarının, yemlerden öldüğünü savunan Kuşdemir, “Yemden sonra hayvanlarım patır patır öldü.

Yemleri verirken yanımda iki kişi daha vardı, onlar da duruma şahit. Benim yetkililerden tek isteğim, zararımın karşılanması ve bana sahip çıkılmasıdır” dedi.

Yerel yönetimler için 6 beldede seçim yapıldı! İşte Tokat, Gümüşhane ve Nevşehir'de sonuçlar
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sıfır Atık projesiyle 613 milyon ağacın kesilmesini engelledik

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi tamamlandı

'İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması' temasıyla gerçekleştirilen zirve; devlet temsilcilerini, merkez bankası başkanlarını, ekonomi yöneticilerini, yatırımcıları, akademisyenleri, finans kuruluşlarını, girişimcileri ve iş dünyasının önde gelen isimlerini aynı platformda buluşturdu.

İlginizi Çekebilir

4 gün boyunca düzenlenen paneller, stratejik çalıştaylar, yuvarlak masa toplantıları, akademik oturumlar ve üst düzey görüşmelerde; İslami ekonominin geleceği, küresel sermaye hareketleri, dijital dönüşüm, yapay zeka, katılım finansı, sürdürülebilir kalkınma, reel ekonomi, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve boyunca ortaya çıkan ortak mesaj ise netti: Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu eşitsizlikler, artan borç yükü, finansal kırılganlıklar ve kalkınma sorunları karşısında; etik değerlere dayanan, üretimi önceleyen, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik modele her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunuyor.

4 GÜN BOYUNCA ÜST DÜZEY KATILIM

3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca ele aldığı konularla değil, ağırladığı üst düzey isimlerle de uluslararası ölçekte dikkat çekti. Zirvenin üçüncü günü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen resmi açılış törenine sahne oldu. Resmi açılış törenine AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel, Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ile çok sayıda uluslararası davetli katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında mevcut küresel ekonomik sistemin daha adil, üretim odaklı ve ahlaki temellere dayanan yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Faizin olduğu yerde bereket olmaz" mesajıyla İslam ekonomisinin sunduğu ilkelerin küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekti.

Açılış konuşmasını gerçekleştiren AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Mütevelli Heyeti Başkanı Abdullah Saleh Kamel ise İslam ekonomisinin yalnızca finansal bir model değil; sosyal adalet, sürdürülebilir kalkınma ve kapsayıcı büyüme hedeflerine katkı sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunduğunu vurguladı.

Kamel, İstanbul'un tarih boyunca ticaret, finans ve medeniyetlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, Türkiye'nin İslami ekonomi ve katılım finans alanındaki stratejik rolünün her geçen yıl daha da güçlendiğini ifade etti.

Törende konuşan Suudi Arabistan Kraliyet Sarayı Danışmanı ve Mescid-i Haram İmamı Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid ise ekonomik kalkınmanın yalnızca finansal göstergelerle değil; ahlaki değerler, adalet ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bin Humaid, İslam ekonomisinin insan odaklı yaklaşımına dikkat çekerek sürdürülebilir refahın ancak etik değerlerle desteklenen ekonomik modeller aracılığıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Tören kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Türkiye Varlık Fonu tarafından özel bir hediye takdim edildi. Ayrıca Abdullah Saleh Kamel tarafından da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a özel bir hediye sunuldu.

İSTANBUL, KÜRESEL İSLAMİ EKONOMİNİN BULUŞMA NOKTASI OLDU

Zirvenin resmi açılışında Abdullah Saleh Kamel ve Şeyh Dr. Saleh bin Abdullah bin Humaid gibi İslam dünyasının önde gelen kanaat önderlerinin yer alması, organizasyonun uluslararası düzeydeki etkisini ve küresel İslami ekonomi ekosistemindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Ekonomi, finans, akademi ve dini düşünce dünyasını aynı platformda buluşturan zirve, disiplinler arası bir küresel diyalog zemini oluşturdu. Zirve, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen politika yapıcıları, finans liderlerini, yatırımcıları ve düşünce kuruluşlarını İstanbul'da bir araya getirerek Türkiye'nin küresel İslami ekonomi ekosistemindeki stratejik konumunu bir kez daha ortaya koydu.

İstanbul Finans Merkezi'nde gerçekleştirilen program boyunca İslami finansın geleceğine yön verecek yeni fikirler, politika önerileri ve iş birlikleri masaya yatırılırken, katılımcılar İstanbul'un bölgesel ve küresel bir finans merkezi olarak yükselen rolüne dikkat çekti.

ZİRVENİN ANA GÜNDEMİ: SERMAYENİN YENİDEN TANIMLANMASI

Zirvenin merkezinde yer alan 'sermaye' kavramı, yalnızca finansal kaynaklar çerçevesinde değil; insan kaynağı, bilgi, teknoloji, girişimcilik, sosyal etki ve sürdürülebilir kalkınma boyutlarıyla ele alındı.

Dört gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sermayenin;

-Reel ekonomiye yönlendirilmesi,

-Üretim kapasitesinin artırılması,

-KOBİ'lerin desteklenmesi,

-Altyapı yatırımlarının güçlendirilmesi,

-Sosyal refahın yaygınlaştırılması,

-Genç girişimcilerin desteklenmesi,

-Eğitim ve bilgi üretiminin teşvik edilmesi,

-Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulandı.

Katılımcılar, sermayenin yalnızca büyüme üretmek için değil, toplumsal fayda oluşturmak ve kalkınmayı daha kapsayıcı hale getirmek için de yapılandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardı.

İSLAMİ FİNANS İÇİN YENİ BÜYÜME DÖNEMİ

Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, İslami finansın küresel ölçekte halen önemli bir büyüme potansiyeli taşıdığı yönündeydi.

Katılımcılar, İslami finansın yalnızca Müslüman toplumlar için değil; etik yatırım, sürdürülebilirlik ve kapsayıcı kalkınma arayışındaki tüm ekonomiler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı.

Merkez bankası başkanları, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ve sektör liderleri tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde; finansal istikrar, likidite yönetimi, sermaye hareketliliği, sınır ötesi iş birlikleri ve ekonomik dayanıklılık konuları öne çıktı.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM VE YAPAY ZEKA ZİRVENİN BELİRLEYİCİ BAŞLIKLARI ARASINDA YER ALDI

Zirvenin ilk gününden son gününe kadar dijital sermaye, fintech çözümleri, dijital varlıklar, tokenizasyon, yapay zeka destekli finansal hizmetler ve veri ekonomisi en yoğun tartışılan başlıklar arasında yer aldı.

Uzmanlar, yapay zekanın yatırım süreçlerinden risk yönetimine, şeriat uyumluluğunun denetlenmesinden finansal kapsayıcılığın artırılmasına kadar geniş bir alanda dönüştürücü etkiler yaratacağını vurguladı.

Son gün gerçekleştirilen oturumlarda ise yapay zeka çağında sermayenin dönüşümü, dijital para uygulamaları, dijital finans altyapıları, İslami fintech çözümleri ve şeriata uygun dijital finans ekosisteminin geleceği kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Katılımcılar, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda İslami finansın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak stratejik bir fırsat olduğu konusunda görüş birliğine vardı.

KOBİ'LER, GİRİŞİMCİLİK VE REEL EKONOMİ VURGUSU

Zirvenin son gününde gerçekleştirilen oturumlarda, sermayenin üretime yönlendirilmesi ve reel ekonominin güçlendirilmesi konusu öne çıktı.

KOBİ'lerin finansmana erişimi, girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi, sürdürülebilir iş modelleri, altyapı yatırımları ve genç iş liderlerinin desteklenmesi ekonomik kalkınmanın temel unsurları arasında gösterildi.

Katılımcılar, İslami finans araçlarının özellikle gelişmekte olan ekonomilerde üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kaldıraç görevi üstlenebileceğini ifade etti.

ETİK DEĞERLER VE SOSYAL ADALET ORTAK PAYDA OLDU

Zirvenin en dikkat çekici yönlerinden biri, ekonomik büyümenin ahlaki ilkelerden bağımsız değerlendirilemeyeceğine yönelik güçlü vurgu oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bilal Erdoğan, Abdullah Saleh Kamel ve uluslararası konuşmacılar tarafından yapılan değerlendirmelerde; adalet, emanet, sorumluluk, hakkaniyetli paylaşım ve toplumsal fayda kavramlarının İslam ekonomisinin temel yapı taşları olduğu vurgulandı.

Katılımcılar, sürdürülebilir refahın ancak etik ilkelerle desteklenen ekonomik sistemler aracılığıyla mümkün olabileceği konusunda ortak görüş ortaya koydu.

YENİ İŞ BİRLİKLERİ VE STRATEJİK ORTAKLIKLAR

Zirve kapsamında uluslararası kurumlar arasında çeşitli iş birliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalanırken, akademik kurumlar, finans kuruluşları ve uluslararası organizasyonlar arasında yeni ortaklıkların temelleri atıldı.

İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI), İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi, Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu başta olmak üzere birçok kurum arasında gerçekleştirilen anlaşmalar, zirvenin somut çıktıları arasında yer aldı.

Ayrıca AlBaraka Stratejik Raporu'nun lansmanı gerçekleştirilerek İslami ekonominin geleceğine ilişkin kapsamlı bir referans çerçevesi sektörün kullanımına sunuldu.

DOLMABAHÇE SARAYI'NDA KÜRESEL BULUŞMA

Zirvenin üçüncü günü akşamında Dolmabahçe Sarayı Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nde düzenlenen özel gala yemeği, küresel iş dünyası temsilcilerini, kamu otoritelerini, yatırımcıları ve uluslararası davetlileri bir araya getirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın teşrifleriyle gerçekleştirilen gala programı, zirve boyunca kurulan uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesine ve farklı ülkelerden katılımcılar arasındaki stratejik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Gala gecesi, küresel İslami ekonomi ekosisteminin önde gelen temsilcilerini tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda buluşturarak zirvenin uluslararası niteliğini ve prestijini bir kez daha ortaya koydu.

GELECEĞE YÖN VEREN BİR PLATFORM

4 gün boyunca gerçekleştirilen oturumlar sonunda ortaya çıkan ortak değerlendirme, İslami ekonominin artık yalnızca alternatif bir finans modeli değil; sürdürülebilir kalkınma, finansal kapsayıcılık, etik yatırım ve küresel ekonomik dayanıklılık açısından giderek daha fazla önem kazanan bütüncül bir yaklaşım sunduğu yönünde oldu.

İstanbul'da gerçekleştirilen 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca mevcut ekonomik sorunlara çözüm arayan bir tartışma platformu olmakla kalmadı; aynı zamanda geleceğin ekonomi ve finans mimarisine ilişkin somut fikirlerin, iş birliklerinin ve stratejik vizyonun şekillendiği küresel bir buluşma noktası olarak öne çıktı.

AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi yaptığı kapanış konuşmasında zirvenin 4 günlük genel bir özetine yer verirken, başarılı bir programa imza atıldığını, her yıl farklı bir konuya odaklandıklarını bu yıl sermaye ile ilgili konuya yer verdiklerini önümüzdeki yıl ise İslami yatırım ve bankacılık üzerine odaklanacaklarını açıkladı. İslami bankacılığın faizsiz olmasının yanı sıra herhangi bir katkı da sağlamaması gerektiğini vurguladı. "Bunu nasıl yapacağımız ile ilgili konulara önümüzdeki sene bakacağız" dedi. Khalawi ayrıca; zirvede gerçekleştirilen panellerin yanı sıra kapalı oturum olarak düzenlenen yuvarlak masa toplantılarında spesifik konuların ele alındığını ve bu görüşmelerin çıktılarının yakın gelecekte yayınlanacağını belirtti. Ayrıca her yıl bu yuvarlak masa görüşmelerinde farklı bölgelere odaklandıklarını söyleyen Khalawi, bu yıl Rusya ve Orta Asya bölgeleri ile ilgili çalıştıklarını da söyledi. Genel olarak partnerlerimiz ve sponsorlarımızın da desteğiyle başarılı bir zirveyi geride bıraktık diyen Khalawi gelecek sene için herkesi tekrardan zirveye davet ederek, teşekkürlerini sundu.

GÜÇLÜ PAYDAŞLARIN DESTEĞİYLE GERÇEKLEŞTİ

3.Global İslami Ekonomi Zirvesi, kamu kurumları, finans kuruluşları, akademik yapılar ve uluslararası organizasyonların oluşturduğu güçlü bir iş birliği ağıyla hayata geçirildi. Zirvenin Stratejik Ortakları arasında yer alan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu, İstanbul Finans Merkezi, İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) ve İbn Haldun Üniversitesi'nin temsilcileri; Global Partner AlBaraka Group, Ev Sahibi Partner Halkbank, Resmi Taşıyıcı Türk Hava Yolları, Global İletişim Partnerleri Anadolu Ajansı ve Demirören Medya, Platin Sponsor Ziraat Katılım, Medya Partneri Iqraa, Altın Sponsorlar Türkiye Katılım Sigorta, Takas İstanbul, Fuzul ve Emlak Katılım, Gümüş Sponsor Yıldız Holding ile Bronz Sponsor Kalyon İnşaat, Ayhan Hukuk ve Halal 360 sponsorlarının üst düzey temsilcileriyle birlikte gala gecesinde yer aldı.

Kamu, özel sektör, akademi ve uluslararası kuruluşları ortak bir vizyon etrafında buluşturan bu güçlü paydaş yapısı sayesinde 3. Global İslami Ekonomi Zirvesi, yalnızca fikirlerin tartışıldığı bir platform olmanın ötesine geçerek yeni iş birliklerinin kurulduğu, ortak projelerin şekillendiği ve İslami ekonominin geleceğine yön veren küresel bir buluşma noktası olarak tamamlandı.

‘Halkalı-Kapıkule 1.5 saate düşecek’

EKONOMİ SERVİSİ - Halkalı-Kapıkule Demir Yolu Hattı’nda test sürüşü yapan Bakan Uraloğlu, “Bu hattımız, Türkiye’yi Avrupa demir yolu ağına yüksek standartlarda bağlayan, Orta Koridor’un Avrupa’ya açılan en kritik kapısıdır. Test sürüşlerimizin ardından sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak hattımızı inşallah bu yıl bitmeden işletmeye almayı hedefliyoruz. Hattın tamamlanmasıyla Halkalı-Kapıkule arasındaki yolcu seyahat süresi 4 saatten 1.5 saate, yük taşıma süresi ise 8.5 saatten 3.5 saate inşallah düşecek. Yıllık yolcu kapasitesi 600 binden yaklaşık 3 milyona, yıllık yük taşıma kapasitesi de 1.5 milyon tondan 9.5 milyon tona bu projeyle inşallah çıkacak.”

Yeni feribot iskelesi

Uraloğlu daha sonra Çanakkale’nin Gelibolu ilçesinde hizmete açılan 115 tır ve 340 otomobil kapasiteli, 4 rampalı yeni feribot iskelesinin açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, “Bu modern iskele, 43 bin metrekarelik alanda 4 yanaşma rampası, 115 tır ve 340 araçlık park alanı ile 215 metrekarelik ferah yolcu salonuyla Lapseki-Gelibolu hattına yeni bir soluk getirecek” dedi.

Bitcoin 60 bin doların altında

EKONOMİ SERVİSİ -Yüzde 6’lık değer kaybıyla birlikte Bitcoin’in fiyatı 59.770 doları gördü. Bu seviye, Donald Trump’ın Kasım 2024’teki seçim zaferinden ve ardından gelen rekorlar serisinden bu yana (Ekim 2024’ten beri) görülen en düşük nokta oldu. MicroStrategy firmasının, rezervlerinden 32 BTC sattığını açıklaması piyasayı sarstı. Uzmanlar, satılan miktar finansal olarak çok küçük olsa da, bunun sembolik değerinin devasa olduğunu belirtiyor. Piyasada kabul gören “MicroStrategy ne olursa olsun asla satmaz, sürekli biriktirir” algısının kırılması, panik satışına yol açtı.

'Yapay Zekâ'da yılın anlaşması: SpaceX’e her ay 920 milyon dolar

EKONOMİ SERVİSİ -Anlaşma kapsamında Google, Gemini yapay zekâ modellerini güçlendirmek amacıyla SpaceX’in yapay zekâ çip altyapısına erişim için ayda tam 920 milyon dolar ödeyecek. Teknoloji dünyasında taşları yerinden oynatan bu milyar dolarlık iş birliği kapsamında Google’ın gelişmiş yapay zekâ ajanı platformu Gemini Enterprise’a olan beklenmedik yüksek talebi karşılamayı amaçlıyor. Haziran 2029’a kadar sürecek olan anlaşmanın toplam hacmi yaklaşık 30 milyar doları buluyor.

Bodrum jet-set akınıyla uçacak

DUYGU ERDOĞAN İSTANBUL -Lüks segment tatilin dünyadaki önemli adreslerinden Bodrum, deneyim ve değer odaklı turizmi ile kendi segmentinde dolu dolu bir sezon geçirecek. Doğal güzelliği, kültürel dokusu, yükselen gastronomi çizgisiyle turizmin pek çok çeşidini bir arada sunan Bodrum, üst segment otel yatırımlarında wellness gibi esenlik ve iyi yaşam üzerine kurulu dengesiyle de öne çıkıyor.

Bu dinamiklerin Bodrum’u dünya markaları ve üst gelir grubu turist için önemli bir adres yaptığını anlatan Caresse, a Luxury Collection Resort & Spa, Bodrum’un yatırımcısı Büyükhanlı Kardeşler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Büyükhanlı, “Tüm bu çok katmanlı yapı sayesinde Bodrum artık yalnızca yaz sezonunda tercih edilen bir tatil destinasyonu değil; yılın dört mevsiminde ziyaret edilen güçlü bir destinasyona dönüşüyor” diyor.

Büyükhanlı Kardeşler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Volkan Büyükhanlı

Gastronomi ve Wellness

Otellerini de bu dönüşümün aktif bir parçası olarak konumlandırdıklarını vurgulayan Büyükhanlı, “Kendimizi yalnızca bir otel olarak değil; sanat, gastronomi ve wellness odaklı bir yaşam alanı olarak konumlandırıyoruz. Bünyemizde yer alan Michelin tavsiyeli Barbarossa Bodrum ve global yaşam tarzı markası Buddha-Bar Beach gibi önemli iş birlikleriyle, Bodrum’un uluslararası gastronomi sahnesinde güçlü bir rol üstlendiğimize inanıyorum. Tam da bu noktada The Longevity Spa ve The Longevity Kitchen konseptlerinin önemine ayrıca vurgu yapmak gerekir. Wellness alanında sunduğumuz bütüncül yaşam deneyiminin, Bodrum yarımadasında önemli bir fark yarattığını düşünüyoruz” diye konuşuyor.

İngiltere, ABD ve Rusya...

İngiltere,ABD ve Rusya...Geçen yıl Caresse, a Luxury Collection Resort & Spa, Bodrum olarak 10. yıllarını kutladıklarını anlatan Büyükhanlı, bu sezon da pek çok program hazırladıklarını dile getiriyor. Büyükhanlı, kaynak ve hedef pazarlarından aldıkları payı sürekli artırdıklarını ifade ederken, şunları söyledi: “Talep anlamında en güçlü pazarlarımız arasında İngiltere, ABD ve Rusya öne çıkıyor. Öte yandan, bölgede yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle Körfez ülkelerinden gelen yoğun taleplerde belirli bir yavaşlama gözlemliyoruz. Bununla birlikte, iç pazarda güçlü bir konumumuzu koruyor; yüksek profilli yerli misafir portföyümüzle Bodrum’un üst segment turizm dinamiklerine katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde büyümesini beklediğimiz Çin pazarına yönelikyatırımlarımızı da uzun vadeli bir perspektifle değerlendiriyoruz.”

‘Rezervasyon akışı hızlandı’

İsrail, ABD ve İran eksenli jeopolitik gerilimlerin Körfez ülkelerini doğrudan etkilemesiyle küresel ölçekte seyahat hareketliliğinin negatif yönde etkilendiğini anlatan Volkan Büyükhanlı, aynı zamanda Rusya/Ukrayna arasındaki gerginliğin de bazı iptalleri beraberinde getirdiğini söylüyor.Bu açıdan 2026 FIFA Dünya Kupası organizasyonu nedeniyle de bazı ertelemeler olduğunu kaydeden Büyükhanlı, “Tüm bu gelişmelere rağmen, mayıs ayı itibarıyla talep ve rezervasyon akışında belirgin bir hızlanma var. Özellikle üst segment seyahat alışkanlıklarına sahip misafirlerin Bodrum’a ilgisinin ivme kazandığını gözlemliyoruz. Yüksek sezonun yoğun geçeceğine dair inancımızı koruyoruz” diyor.

Yeni nesil lüks, ‘anlam’ arıyor

2026 yılında ülke genelinde turizm hareketliliğinin temkinli bir seyir izlemeye devam ettiğini anlatan Büyükhanlı, ancak Bodrum destinasyonunun kalite, hizmet ve deneyim anlamında üst segmentte konumlandığı için bu grupta daha iyi durumda olduğunu söylüyor. Küresel seyahat pazarında Bodrum’un farklı dinamikleriyle değişen yeni nesil lüks anlayışının önemli bir rotası olduğunu belirten Büyükhanlı, şunları söylüyor:

“Yeni nesil lüks seyahat anlayışında ‘deneyim’ kadar ‘anlam’ da ön plana çıkıyor. Misafirler artık sadece iyi bir yatakta uyumayı değil; sağlıklı beslenmeyi, özgün gastronomik deneyim, doğa ve kültürle daha güçlü bir bağ kurmayı önemsiyor. Caresse, a Luxury Collection Resort & Spa, Bodrum olarak biz de bu dönüşümü çok yakından gözlemliyor ve stratejimizi bu yeni beklentilere göre şekillendiriyoruz. Örneğin, The Longevity Kitchen ile misafirlerimize “Blue Zone” yaşam felsefesinden ilham alan sağlıklı ve dengeli bir gastronomi deneyimi sunarken; The Longevity Spa ile bilimsel temellere dayanan, uzun vadeli yaşam kalitesini destekleyen wellness programları geliştiriyoruz. Bunun yanında sanatın da bu dönüşümün önemli bir parçası olduğuna inanıyoruz. Caresse Art programımız kapsamında otel içerisinde dönemsel sergilere ev sahipliği yaparak, estetik deneyimi fiziksel konforla bir araya getiriyoruz.”

Kushner’in ‘adası’na soruşturma açıldı!

Söz konusu gelişme, bizzat, Arnavutluk Özel Yolsuzluk ve Organize Suçlarla Mücadele Savcılığı tarafından açıklandı.

Affinity Partners’ın bölgede tatil merkezine ilişkin planlarını 2024 Ağustos’unda duyuran Kushner, bu yılın başında eşi Ivanka Trump ile birlikte bölgeyi ziyaret etmişti. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da, hükümetle Kushner arasındaki görüşmelerin sürdüğünü, projenin 10 bin otel odasını içereceğini söylemişti. Rama, projenin koruma altındaki doğal alanlara zarar verdiği iddialarını ise reddetmişti.

Adriyatik kıyındaki Avlonya şehri yakınlarındaki proje sahası çevresinde 6 Haziran’da yeni protestolar düzenlenmesi bekleniyor. Çevre koruma örgütleri öncülüğünde vatandaşlar, protestolar düzenlemeye başlamıştı.

Frederiksen 3. kez başbakan oldu

Koalisyon görüşmelerini tamamlayan Frederiksen, ülke gezisinde olan Kral X.Frederik’in Odense Limanı’nda demirli Kraliyet gemisine giderek yeni hükümeti kurduğunu bildirdi. Frederiksen, Kral’la görüşmesinde yeni hükümetin kurulmaya hazır olduğunu ilettiğini söyledi.
Danimarka’da, seçilmiş başbakanın hükümet belgelerini görevdeki devlet başkanına sunma konusunda resmi bir yükümlülüğü bulunuyor. Frederiksen’in seçimden 68 gün sonra kurulabilen, Sosyal Demokrat Parti, Sosyalist Halk Parti, Ilımlılar ve Radikal Liberal Parti’den oluşan yeni dörtlü sol koalisyon hükümeti, bugün Amalienborg Sarayı’nda Kral Frederik’in huzuruna çıktıktan sonra göreve başlayacak. / İrfan KURTULMUŞ-KOPENHAG

Moskova’dan seçim öncesi hamle

Nitekim Rusya, hafta sonu Ermenistan büyükelçisini “istişareler” için Moskova’ya çağırırken, ülkenin balıkçılık sektörünün yüzde 30’unu kapsayan deniz ürünleri ithalatına yasak getirdiğini açıkladı.

Bununla birlikte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya liderliğindeki Avrasya Ekonomik Birliği’ne (AEB) üye ülkeler, Erivan’ı “en kısa sürede” AB’ye üyelik emellerini referanduma taşımaya çağırdı. Ülkeler, yayımladıkları ortak bildiriyle, Erivan’ın AB’yi seçmesi durumunda, Erivan’ın AEB ayrıcalıklarını kaybedeceğini vurguladı. Avrupa Birliği ise Rusya’yı Ermenistan’daki seçimlere müdahale etmekle suçladı.

Bu arada Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, temkinli bir açıklamada bulunarak, “Rusya ile ilişkilerimiz bir dönüşüm aşamasından geçiyor” dedi ve yeni ilişkilerin “başarılı olacağına inandığını” savundu.

Ukrayna’ya şiddetli saldırı: 17 ölü

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, önceki gece boyunca düzenlenen saldırılarda 4 kişinin hayatını kaybettiğini, aralarında çocukların da bulunduğu 58 kişinin yaralandığını bildirdi. Saldırıların sonrasında, Kiev’deki yüksek katlı binaların üzerinde büyük patlamalar ve yoğun duman yükseldiği görüldü. Görgü tanıkları, bazı füze parçaları yüzünden açık alanlarda da yangınlar çıktığını belirtirken, binlerce kişinin geceyi Kiev metrosuna sığınarak geçirdiğini, bazılarının yanlarında kişisel eşyalarını ve yataklarını da taşıdığını aktardı. Ukrayna’nın güneydoğusundaki Dnipro kentiyle çevresine düzenlenen füze ve İHA saldırılarında ise ikisi çocuk en az 11 kişinin öldüğü belirtiliyor.

Hipersonik füzeler

Kremlin, geçtiğimiz hafta, Rus kontrolündeki Luhansk bölgesindeki bir öğrenci yurduna düzenlenen ve 21 kişinin ölümüne yol açan İHA saldırısına misilleme olarak Kiev’deki hedeflere yönelik “sistematik saldırılar” gerçekleştireceğini bildirmişti. Nitekim Rusya Savunma Bakanlığı, son saldırılar için “misilleme” dedi, hipersonik hava balistik füzeleri de dahil, uzun menzilli hava, kara ve deniz konuşlu yüksek hassasiyetli silahlarla gerçekleştirildiğini kaydetti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırılardan bir gün önce yaptığı açıklamada, Rusya’nın büyük çaplı saldırı hazırlığında olabileceği uyarısında bulunmuştu. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya’nın toplam 656 İHA ve 73 füze fırlattığını, bu füzeler arasında 33 balistik füze ve 8 Zircon hipersonik füzenin de bulunduğunu bildirdi.

Netanyahu zorda

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan’a operasyon konusunda fikir ayrılığı yaşayınca, İsrailli lider zora girdi. ABD basınında, Axios haber platformunda yer alan ve iki ABD’li yetkiliye dayandırılan haberde, Trump’ın önceki gün telefonda görüştüğü Netanyahu’ya sert çıktığı belirtildi.

Haberde, Trump’ın İran’la müzakere sürecini “baltaladığı” gerekçesiyle İsrail’in Lübnan’da son günlerde gerginliği tırmandırmasından duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirerek Netanyahu’ya, “Sen delisin” ifadesini kullandığı kaydedildi. ABD Başkanı’nın görüşmede Netanyahu hakkındaki yolsuzluk soruşturma süreçlerine de atıf yaparak, “Ben olmasaydım şu an hapiste olurdun” değerlendirmesini yaptığına işaret edilen haberde, yetkililerden birinin, Trump’ın Netanyahu’ya “Seni ben kurtarıyorum. Şu an herkes senden nefret ediyor, herkes bundan dolayı İsrail’den nefret ediyor” şeklinde ifadeler kullandığını aktardığı bilgisine de yer verildi.

Trump durdurdu

Netanyahu, önceki gün İsrail ordusuna, Lübnan’da Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik hava saldırısı emri verdiğini duyurmuştu. Ancak Netanyahu’nun açıklamasına rağmen saldırılar gerçekleşmedi. Nitekim bu durumda Trump’ın müdahalesinin etkili olduğu öğrenildi. Trump’ın tutumunu ise İran’ın müzakereleri durdurma kararı etkiledi. İran, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının devam etmesi nedeniyle arabulucular üzerinden ABD ile gerçekleştirdiği mesaj alışverişini durdurduğunu duyurmuştu. Bu gelişmenin ardından İsrail basını, Dahiye’ye düzenlenecek saldırıların ABD tarafından son anda durdurulduğunu ileri sürdü.

‘Kukla lider’

Yaşananlar, Netanyahu’ya İsrail içinde de büyük tepki oluşmasına neden oldu. İsrail’de siyasetçiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile Hizbullah’ın “birbirlerine saldırmama” konusunda “mutabık kaldıklarını” açıklamasının ardından, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu eleştiri yağmuruna tuttu. İsrail eski savunma bakanı ve İsrail Evimiz Partisi lideri Avigdor Liberman, Netanyahu’nun “başbakan değil, bir kukla” olduğunu söyledi. Eski başbakan Naftali Bennett, Netanyahu hükümetinin “İsrail’in egemenliği üzerindeki kontrolü yitirdiğini” belirterek “Her köşede kaos hakim” ifadesini kullandı. Ana muhalefet lideri Yair Lapid, İsrail’i “tam anlamıyla vasal devlet” şeklinde niteledi. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise, Netanyahu’ya seslenerek “Güçlü bir başbakan, ABD Başkanı’na mümkün olduğunda ‘evet’ der ve gerektiğinde ‘hayır’ der, demiştiniz. Şimdi dostumuza, Başkan Trump’a ‘hayır’ deme zamanı” çağrısında bulundu.

‘İran planını Erdoğan engelledi’

İsrail ordusu eski İstihbarat Dairesi (AMAN) başkanı Tamir Hayman, ABD ve İsrail’in bazı grupları İran’a saldırtma planının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ı ikna etmesi neticesinde akamete uğradığını öne sürdü. Hayman, ABD ve İsrail’in etnik tabanlı bazı silahlı gruplar üzerinden İran’a karşı yürütmeye çalıştığı planın akamete uğramasına ilişkin Erdoğan’ın, Trump’ı ikna ederek planın iptal edilmesini sağladığını savundu.

Güneyde karşılıklı saldırılar sürdü

İsrail’in Beyrut’a yönelik müdahalesi durdurulsa da, ülkenin güneyinde İsrail ordusu ve Hizbullah arasında yaşanan karşılıklı saldırılar devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın her iki tarafın da çatışmayı durdurma konusunda anlaştığını duyurmasından sonra karşılıklı saldırılar sürdü. İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki El-Mervaniyye kasabasına ve Nebatiye kentine düzenlediği saldırılarda 14 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı. Hizbullah ise, İsrail’in kuzeyindeki iki köy yakınlarında İsrail tanklarına ve askerlerine insansız hava araçları ve “topçu ateşi” kullanarak üç saldırı düzenlediğini duyurdu. Son saldırıların, İsrail ordusunu yeni önlemler almaya zorladığı belirtildi.

Görüşmeye devam

Öte yandan İsrail ile Lübnan arasındaki 4. tur doğrudan görüşmeleri, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda başladı. Washington’daki doğrudan görüşmelere, önceki turlarda olduğu gibi ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ve Bakanlık Yetkilisi Mike Needham, Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh ile eski büyükelçisi ve Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Simon Karam, İsrail’i temsilen de Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Yossi Draznin ve diğer bazı yetkililerin katıldığı aktarıldı.

Kılıçdaroğlu’nun itirazına rağmen TBMM’de CHP grubu toplandı:

Mutlak butlan kararı sonrası çift başlı yönetim sorunu yaşayan CHP’de Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Grup Başkanı Özgür Özel arasında krize konu olan Meclis Grubu toplantısı dün gerçekleşti. Daha önce Genel Başkan sıfatıyla çıktığı grup kürsüsünden bu kez Grup Başkanı olarak seslenen Özel, özetle şunları söyledi:

BIRAKMAYI BİLSEYDİ MADALYASI DAHA BÜYÜKOLACAKTI: Bizim kurultayımızda ilk kez Türkiye’de bir siyasi partinin Genel Başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde Genel Başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.(Hain Kemal sloganları üzerine) Lütfen bu salonda, bu öfke cümlesi yerine geleceğe yönelik umut sloganları atalım.

İKİ CHP GÖRÜNTÜSÜ VAR: Hızla çözeceğiz, çözmek için gayret, cesaret göstereceğiz ama maalesef şu anda iki tane CHP görüntüsü var.

İTİRAFÇI TEPKİSİ: Benim suçüstü yaptığım Türkiye’den kaçarken yakalanan, ev hapsi alan bir avukat, ev hepsini kaldırmışlar partinin balkonunda keyif yapıp ‘CHP arınmaya başladı’ diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. İlk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan, canımız Ferdi’nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesine ‘Çarpıldı’ diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde.

DOSTLAR YARALADI: Bizi asıl yaralayan, düşmanın attığı taş değil, zamanında dost bildiklerimizin bugün yaptıkları olmuştur.

SAFLAR NET: Sözün sonu: Saflar nettir; otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Bundan sonra eğer mücadele sürerse, destek sürerse, dayanışma büyürse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak.

‘iktidara yürüyüş grubu’

GRUBUMUZ DİMDİK AYAKTA: Meclis’e bir yazı yazılmış, ‘Grubumuz yoktur’ diye. Evelallah grubumuz buradadır, bir aradadır, dimdik ayaktadır. Bu grup iktidara yürüyüş grubudur. Öfkeyi, mücadeleye dönüştürmeye, enerjiye dönüştürmeye, hiç yorulmadan yürümeye, iktidara varana kadar yürümeye var mısınız? Var mısınız? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar.

‘Hain Kemal’ sloganı

Grup toplantısına mevcut vekillerin yanısıra aralarında Önder Sav’ın da yer aldığı çok sayıda eski bakan, milletvekili, parti yönetici ve partililer katıldı. Özel beklenirken ve kürsüdeyken salondan sık sık “Hain Kemal”, “Özgür Türkiye, özgür gelecek” ve “kurultay” sloganları yükseldi.

‘Liste bir çaresizliği çağrıştırıyor’

Özgür Özel, TBMM’de bir araya geldiği parlamento muhabirlerinin sorularını yanıtladı. Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun MYK’sına ilişkin, “Liste bir çaresizliği çağrıştırıyor. 19 kişilik MYK tedirginlik ve bir al-ver ilişkisiyle sadakat sağlamaya yönelik bir iş. ‘7 kişi yeter partiye’ deyip, 19’a çıktıysa, 12 tane oynayan parça var demektir. Uçak mühendisleri bilir. Her uçuştan önce bütün parçaları yoklayacaksın. Kemal Bey her sabah parçaları yoklaması lazım” dedi. MHP lideri Bahçeli’ye Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’nın ziyaretine ilişkin de Özel, “Ümit ediyorum Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Çünkü Devlet Bey’in değerlendirmelerini önemli buluyorum” ifadelerini kullandı. MEHTAP GÖKDEMİR Ankara

804 delege imzası ulaştı

Özel, Kurultay talebine ilişkin soruya, “Şu anda herhalde 804 net gelmiş, ulaşmış ıslak imzalı delege imzası var, kurultay talebine dair. 900’e, bine doğru gidiyor. Biz bunun için tüm yolları deneyeceğiz. Anayasa Mahkemesi kararı var” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu yeni MYK’sını belirledi

NESLİHAN KESKİN Haber Merkezi -Mutlak butlan kararıyla Genel Başkanlığa geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, merakla beklenen MYK’sını netleştirdi.

Kılıçdaroğlu dahil 19 üyeden oluşan MYK listesini CHP’nin yeni Parti Sözcüsü olarak belirlenen Müslim Sarı açıkladı. Kılıçdaroğlu, açıklamanın ardından ilk MYK toplantısını yaptı.Sarı, MYK’ya ilişkin açıklamasında, ekonomi politikaları, dış politika ve hukuk ile seçim işleri birimlerinin başkanlık olarak değil “kurul” olarak yapılandırıldığını belirterek, “Bu üç birim doğrudan Genel Başkan’a bağlı kurullar tarafından önümüzdeki süreçte yürütülecek” dedi.

Bu arada kulislerde, Kılıçdaroğlu’nun MYK’da yer vermediği Faik Öztrak’ı, grup başkanı olarak düşündüğü belirtiliyor.

‘Özel için 700 delegeyi aradık’

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda delegelerin oy kullanma iradesine müdahale edildiği iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmada, tutuklanmasının ardından Uşak Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özkan Yalım ile iş insanı Turgut Koç ifade verdi. Özkan Yalım, son ifadesinde kurultay sürecinde Özgür Özel lehine çalışmalar yaptığını ve yaklaşık 700 delegeyi telefonla arayarak destek istediğini söyledi. Yalım, bazı delegelerin destek karşılığında çeşitli taleplerde bulunduğunu, bunlardan birinin iki çocuğunun belediyelerde işe alınmasını istediğini öne sürdü. İfadesinde, kendisine iletilen özgeçmişleri CHP İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş’a gönderdiğini anlatan Yalım, delegelerin taleplerinin kurultay koordinasyon merkezine iletildiğini ve karşılanmaya çalışıldığını iddia etti.

A takımı

Rıfat Nalbantoğlu

Orhan Sarıbal

Bülent Kuşoğlu

Müslim Sarı

Semra Dinçer

Deniz Demir

Ali Rıza Erbay

Cemal Canpolat

Necdet Saraç

Yıldırım Kaya

Hasan Efe Uyar

Berhan Şimşek

Devrim Barış Çelik

Ahmet Hakan Uyanık

Nevaf Bilek

Adnan Demirci

Tahsin Tarhan

Gamze Akkuş İlgezdi

‘KURULTAY MÜMKÜN DEĞİL’

Sarı, olağanüstü kurultay konusunda “Mevcut hukuki durumda hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın kurultay yapma şansı yok. İster imzalar toplansın, ister Parti Meclisinden böyle bir karar alınsın, isterse şu anda Sayın Genel Başkanımız ‘hadi gelin hep beraber kurultaya gidiyoruz’ desin, kurultayı toplayabilmek mümkün değil” dedi. Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısı yapıp yapmayacağına ilişkin Sarı, “MYK’da değerlendireceğiz” dedi.

Saflar büyük ölçüde netleşti

CHP’de mutlak butlan kararı sonrası oluşan çift başlı yönetim çekişmesi sürerken, bayramlaşma programıyla kısmen kamuoyuna yansıyan Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel destekçileri arasındaki bölünmüşlük, olağanüstü kurultay için yayımlanan bildiri ve dünkü ilk grup toplantısıyla büyük ölçüde netleşti. Ortaya çıkan tablo, siyaset kulislerinde CHP’nin bölünme olasılığının değerlendirilmesine yol açarken, Özel ile görüşen kimi milletvekillerinin de açıkça “yeni parti” önerisini dile getirdikleri öğrenildi.

Özel’in ise parti içinde mücadele için tüm imkanların kullanılmasının ardından, halkın da tavrı bu yönde olursa yeni parti konusunun “son seçenek” olarak değerlendirilebileceği mesajını verdiği belirtildi. Özel’in meclisteki görüşmelerinin ardından önceki akşam 138 CHP milletvekilinden 111’nin imzasıyla “12 Temmuz’da olağanüstü kurultay yapılması” çağrısını içeren ortak bildiri yayımlandı. Çağrıya 27 milletvekili imza atmazken, bunlardan bazılarının “metnin içeriği” gerekçesiyle destek vermedikleri belirtiliyor. Olağanüstü kurultay çağrısı bildirisine imza veren vekillerden 19’unun ise, mutlak butlan kararı ile PM üyeliğine geri dönen isimlerden olması dikkati çekti.

Dolandırıcılara dev operasyon

FERİT ZENGİN Haber Merkezi - 269 kişiyi 600 milyon lira dolandıran ve 60 milyar liralık işlem hacmine sahip olduğu tespit edilen şebekenin 4 milyar 606 milyon değerinde dört şirketine, 15 akaryakıt istasyonu ile bir akaryakıt ve LPG dolum tesisine kayyım atandı. Operasyonla ilgili Adalet Bakanı Akın Gürlek yaptığı açıklamada “Dev operasyonlar gerçekleştirerek vatandaşlarımızın ve kamunun haklarına göz diken suç odaklarına büyük bir darbe indirdik” dedi.

Dolandırıcı taksici tutuklandı

NESLİHAN KESKİN Haber Merkezi - Yolculuk sonunda Arguç, 50 Euro karşılığında 7 bin 300 lira ödeme aldı. Taksiciye fazla ücret aldığını söyleyen yayıncı, yaşadıklarını görüntüleyerek sosyal medyada paylaştı. Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, gözaltına alınan taksici Arguç’un taksimetre açmadığı da belirlendi. Toplam 141 bin 500 lira ceza yazılan Arguç, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Kurumsal hafızada 80 yıllık yolculuk

İsmail Şahin - Garanti BBVA, 80 yıllık yolculuğunu anlatan “80 Yıldır Yarınlardayız” sergisini 2 Haziran’da, Salt Galata’da basın mensuplarına özel bir davetle tanıttı. Bankanın Ankara’da atılan temellerinden bugüne uzanan kurumsal hafızası, geçmişi bugüne taşıyan ve yeniden yorumlayan bir yapı olarak katılımcılarla paylaşıldı. Sergi, yalnızca bir kurum tarihini görünür kılmayı değil; farklı dönemlerde bankanın parçası olmuş çalışanların, müşterilerin ve paydaşların birlikte oluşturduğu yaşayan bir hikâyeyi geleceğe taşımayı amaçlıyor.

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, bankanın 80 yıllık yolculuğunu “kendini sürekli yenileyen ama özündeki güven duygusunu hiç kaybetmeyen bir kurum hikâyesi” olarak tanımladığı konuşmasında geçmişten geleceğe uzanan deneyimi şu sözlerle aktardı:

‘Değişimi kucakladık’

“Bugün burada yalnızca bir kuruluş yıl dönümünü değil, Türkiye ile birlikte büyüyen 80 yıllık bir kurumsal mirası konuşuyoruz. Ama bu 80 yıl, alıştığımız anlamda bir yaş alma öyküsü de değil. Aksine; her dönemde kendini yeniden tanımlayan, değişimi kucaklayan ve sürekli yenilenebilen bir yapıdan bahsediyoruz. Bu yüzden 80. yılımızı yıl boyunca farklı deneyimlerle devam edecek bir anlatı olarak ele alıyoruz. Garanti Bankası’nın hikâyesi, 1946’da Türkiye’nin üretmesi, güçlenmesi ve dünyayla bağ kurması amacıyla başladı. Türkiye büyüdükçe, şehirler değiştikçe ve teknoloji hayatın merkezine yerleştikçe biz de kendimizi sürekli dönüştürdük. Dijital deneyim alanımızın ziyaretçileri de reklam afişlerinden çalışan fotoğraflarına, şubelerin dönüşümünden dijitalleşmenin ilk adımlarına kadar uzanan pek çok hafıza parçasını bir arada deneyimleme imkânı bulacaklar. Garanti BBVA için bu anlatı, geçmişe dönük bir arşivleme faaliyetinden çok; sürekli gelişen, yeni hikâyelerle büyüyen ve kurumun geleceğine eşlik edecek ortak bir bellek oluşturma anlayışını temsil ediyor. Biz her zaman değişimi kucaklayan, teknolojiyi iş modelinin merkezine koyan ve geleceğe yatırım yapan bir anlayışla hareket ettik. İnternet bankacılığını hayata geçirdiğimiz dönemde şubeye gitmeden işlem yapmak birçok kişi için neredeyse bilim kurgu gibiydi. Ama biz teknolojinin hayatın akışını değiştireceğine inanıyorduk”.

Sektöre yön veren yenilikler

Garanti BBVA, 80 yılda Türkiye’de bankacılık sektörüne yön veren birçok yeniliğe imza attı. Gerçek zamanlı online bankacılık altyapılarından internet ve mobil bankacılığa, sanal POS’tan Bonus ödeme sistemine, temassız ve dijital ödeme çözümlerinden yapay zekâ destekli uygulamalara kadar birçok alanda geliştirdiği çözümlerle sektörde öncü rol üstlendi. Bugün standart hale gelen pek çok uygulamanın temeli, Garanti BBVA’nın erken dönemde attığı bu adımlara dayanıyor.

Zengin alışverişte bilinçli ama israflı

TÜİK verilerine göre, gelir düzeyi yükseldikçe gıda alışverişinde fiyat takip eğilimi artıyor. En yüksek gelir grubundaki hanelerin yüzde 18.2’si alışverişte fiyat takibi yaptığını belirtirken, bu oran en düşük gelir grubunda ise yüzde 9.3. Buna karşılık israf oranı ise yüksek gelir grubunda daha fazla...

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı hanehalkı tüketim harcamaları yayımlandı. Araştırmaya göre, gelirin en düşük yüzde 20’lik grubunda yer alan hanelerin yüzde 93.9’u gıda ürünlerini hiçbir zaman çöpe atmadığını belirtirken, bu oran gelirin en yüksek yüzde 20’lik grubunda yüzde 73.3’e düşüyor. Türkiye genelinde ise gıdayı hiçbir zaman çöpe atmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 84 olarak ölçüldü.

■ Gıda alışverişini planlama yöntemleri incelendiğinde düşük gelir grubundaki hanelerin yüzde 57.3’ü alışveriş listesinden yararlanırken, yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 49.9’a geriliyor. Buna karşılık ürün fiyatlarını takip ederek alışveriş yaptığını belirtenlerin oranı gelir arttıkça yükseliyor. En yüksek gelir grubunda fiyat takibi yapanların oranı yüzde 18.2 iken, en düşük gelir grubunda bu oran yüzde 9.3 seviyesinde bulunuyor.

■ ‘Son tüketim tarihi’ kavramının anlamını bilmediğini söyleyenlerin oranı düşük gelir grubunda yüzde 16.6 olurken, yüksek gelir grubunda yüzde 1.9’a kadar düşüyor. Benzer şekilde ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ konusunda fikri olmadığını belirtenlerin oranı en düşük gelir grubunda yüzde 21.6, en yüksek gelir grubunda ise yüzde 5.3 olarak kaydedildi.

İsrafta olumlu tablo

■ Gıda israfını önleme konusunda Türkiye genelinde olumlu bir tablo ortaya çıkıyor. Katılımcıların yüzde 83.6’sı gıda israfını engellemek için elinden geleni yaptığını ifade ediyor. Ancak bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 80’e inerken, diğer gelir gruplarında yüzde 84-85 bandında seyrediyor.

■ Gıda israfında ürün tercihleri de gelir gruplarına göre değişiyor. Düşük gelir grubunda en fazla israf edilen ürün ekmek olurken (yüzde 38.6), yüksek gelir grubunda bu oran yüzde 27.8’e geriliyor. Buna karşılık taze meyve ve sebze israfı yüksek gelir grubunda yüzde 44.3 ile ilk sırada yer alırken, düşük gelir grubunda yüzde 33 düzeyinde kalıyor. Süt ve süt ürünlerinde de benzer bir eğilim görülüyor. En yüksek gelir grubunda süt ve süt ürünlerini en fazla israf edilen gıda grubu olarak gösterenlerin oranı yüzde 17.5 olurken, düşük gelir grubunda bu oran yüzde 13.4 seviyesinde bulunuyor.

Yüksek gelirliler ulaştırmaya harcıyor

Gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibarıyla tüketim harcamalarının 2025 yılındaki dağılımına bakıldığında; en yüksek gelir grubu olan beşinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları, ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı vb.) yüzde 25, konut ve kira harcamalarına yüzde 25.7 ve gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 12.4 pay ayırdı. En düşük gelir grubu olan birinci yüzde 20’lik grupta yer alan hanehalkları ise, konut ve kira harcamalarına yüzde 38.7, gıda ve alkolsüz içecekler harcamalarına yüzde 29.2 ve ulaştırma harcamalarına yüzde 8.6 pay ayırdı.

En fazla harcama konut ve kiraya

TÜİK’in 2025 yılı Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerine göre; Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 29.3 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20.5 ile ulaştırma harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 17.3 ile gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama türleri ise yüzde 0.8 ile sigorta ve finansal hizmetler, yüzde 1.8 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 2.2 ile sağlık harcamaları oldu.

Bakan Kacır: Milli Teknoloji Atölyeleri kurulacak

Kacır, İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) Termal Çamur Kurutma Tesisi ile Hizmet Binaları Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, İzmir'e yeni projeler kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Açılışı yapılan tesisin 172 milyon lira yatırım büyüklüğüne sahip olduğunu ifade eden Kacır, tesisin, üretim altyapısını güçlendireceğini, çevreye duyarlı sanayi anlayışını destekleyeceğini ve atık yönetiminde verimliliği artıracağını aktardı.

Bakan Kacır, çeyrek asra, yüz yıla bedel başarılar sığdırdıklarını, ülkeyi küresel fırtınalara karşı korunaklı, üretim altyapısı sağlam bir liman haline getirdiklerini belirterek, "Türkiye'yi dünyanın önde gelen üretim ve teknoloji geliştirme üsleri arasında taşıdık. Üstelik tüm bu kazanımları küresel ölçekte kırılganlıkların derinleştiği bir dönemde, çatışma ve savaşların gölgesinde gerçekleştirdik." diye konuştu.

Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda sanayiyi daha da ileriye taşımakta kararlı olduklarını dile getiren Kacır, organize sanayi bölgelerini yurdun her köşesine yaymayı, Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına taşımak için öncelikli olarak gördüklerini anlattı.

Bu anlayış doğrultusunda OSB'lerin sayılarının arttığını vurgulayan Kacır, "2002'den bu yana OSB'lerimizin sayısını 191'den 373'e, OSB'lerde üretimde olan fabrika sayısını 11 binden 60 bin 800'e, çalışan sayısını ise 415 binden 2,7 milyona yükselttik." bilgisini paylaştı.

Yatırımı olanlar dikkat: Altın için tahminler değişti

İzmir'in, Türkiye Yüzyılı hedefine en güçlü katkıyı sunan şehirlerin başında geldiğini aktaran Kacır, "Son 23 yılda şehrimizdeki planlı sanayi altyapısını güçlendirmek için 4 OSB'yi daha şehrimize kazandırdık. OSB'lerin sayısını 14'e çıkardık. OSB'lerimizde 97 bin ilave istihdam oluşturduk." ifadesini kullandı.

Kacır, kentte 5 endüstri bölgesi, 6 teknopark, 103 AR-GE merkezi ve 28 tasarım merkezi bulunduğunu, KOBİ'lere de KOSGEB aracılığıyla 15,4 milyar liralık destek sağlandığını dile getirdi.

Kentteki yatırım teşviklerine değinen Kacır, şunları kaydetti: "Yatırım teşvik sistemimizle, şehrimizde gerçekleşecek 1,2 trilyon lira yatırımın ve 188 binin üzerinde istihdamın önünü açtık. Yeni teşvik sistemimizle ilimizde yapılacak yatırımlarda istihdam edilecek çalışanların SGK işveren payının yarısını, yatırımın organize sanayi bölgelerimizde gerçekleşmesi durumunda 1 yıl boyunca bakanlığımız karşılıyor. Şehrimizde yapılacak yatırımlarda kullanılacak krediler için finansman desteğini 30 milyon liraya çıkardık. 9,25 puan finansman desteği sunuyoruz. Yatırımın niteliğine göre yüzde 30'a varan yatırıma katkı oranı ile vergi indirimi sağlıyoruz. Yatırım makinelerinde KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti veriyoruz."

Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı

Yeni teşvik sistemiyle şehirlerin potansiyelini harekete geçirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Kacır, "Yüzer deniz üstü rüzgar türbini platformu üretim tesisi ile sürdürülebilir havacılık yakıtı için bitkisel atık yağdan ham madde üretimi yatırımları için toplam 27 milyar liralık yatırım projesini destekleyeceğiz." sözlerini sarf etti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İzmir'de aktarma elemanlarının üretimi, deniz ürünleri kaynaklı fonksiyonel gıda maddeleri üretimi, Küçük Menderes Havzası ilçelerinde doğa temelli turizm ve nitelikli kültür endüstrisi yatırımları alanlarında hayata geçirilecek toplam 11,5 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 46 proje başvurusu aldık. Bu projeler için 301 milyon liraya kadar finansman desteği ve yatırımın yüzde 50'si oranında vergi indirimi sağlayacağız." Kacır, İzmir Kalkınma Ajansı aracılığıyla İzmir'de yürütülen 703 kalkınma projesine 6 milyar 900 milyon lira destek sağladıklarını belirtti.

"Milli Teknoloji Atölyeleri kurulacak"

Bakan Kacır, "İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ve Ege Üniversitesi bünyesinde, öğrencilerimizin uluslararası bilim ve teknoloji yarışmalarına da hazırlanacağı Milli Teknoloji Atölyelerimizi kuracağız." dedi.

Bu atölyelerde fikirlerin projeye dönüşeceğini dile getiren Kacır, "Gençlerimiz, TÜBİTAK'ın 30 milyon liralık desteğiyle hayata geçecek bu atölyelerde tasarımdan üretime, yapay zeka uygulamalarından robotik sistemlere kadar geniş bir alanda yetkinlik kazanacak, fikirlerini projeye dönüştürecek." değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Valisi Süleyman Elban da sanayicilerin birçok anlamda tamamlayıcı işler görebildiğini ifade ederek, atıkların bertarafının, işlenmesinin ve geri kazanımının bir arada yapılmasının ayrı bir önem taşıdığını anlattı.

Konuşmaların ardından Kacır ve beraberindekiler tesisin açılış kurdelesini kesti ve incelemelerde bulundu. Törene, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace ve davetliler katıldı.

Kırtasiye sektörü, sürdürülebilirlik hamlesiyle doğa dostu kimliğini güçlendiriyor

Kırtasiye sektörü günümüzde sürdürülebilirlik odaklı gelişimi doğrultusunda başta geri dönüşüm olmak üzere birçok önlem alırken çevre dostu ürünlerin varlığı pazardaki payını her geçen gün artırıyor. Bu da sürdürülebilir bakış açısını kırtasiye sektörü için çevreci bir tercihten ziyade rekabet gücünü, marka güvenini ve ihracat kabiliyetini belirleyen stratejik bir başlık olarak konumlandırıyor. Sektörün çatı kuruluşu TÜKİD de üretici, ithalatçı, perakendeci ve tüketiciyi aynı bilinç düzeyinde buluşturarak yeşil dönüşüme öncülük ediyor.

Avrupa Birliği’nin ambalaj atıkları düzenlemesiyle, 2030’a kadar tüm ambalajların geri dönüştürülebilir olmasının hedeflendiğini ve bu da kırtasiye sektörüne sorumluluk yüklediğini ifade eden TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Özellikle ihracat yapan sektör mensuplarımız için sürdürülebilirlik bir tercih olmaktan çıkıp pazara girişin ön koşullarından biri haline gelmiş durumda. Bugün gelinen noktada Türk kırtasiye sektörü, üretim tarafında daha az atık, daha verimli ham madde ve çevreye daha duyarlı ürünlere yöneliyor. Özellikle geri dönüştürülmüş kağıttan defterler, kraft ambalajlı ürünler, yeniden doldurulabilir kalemler, su bazlı boyalar ve yapıştırıcılar, PVC içermeyen kaplama ürünleri, geri dönüştürülmüş plastikten üretilen dosya ve klasörler öne çıkıyor. Sahadaki eğilime baktığımızda sürdürülebilir ürünler özellikle kurumsal satın almalarda, ihracat yapan firmalarda ve bilinçli ebeveyn tercihlerinde giderek daha görünür hale geliyor.” dedi.

Sürdürülebilirlik konusunda sektör ve tüketiciye büyük sorumluluklar düşüyor

Sektörün yol göstericisi konumundaki TÜKİD’in sürdürülebilirlik konusunda da bir yol haritası sunduğunu belirten Keresteci, bu doğrultuda yapılanlara dair şu bilgileri paylaştı: “Dernek olarak yeşil dönüşümü sektörün geleceğe hazırlık başlıklarından biri olarak görüyoruz. Bu noktada temel prensibimiz üyelerimizi mevzuat değişiklikleri, ürün güvenliği, belgelendirme, ambalaj standartları, geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim konularında bilgilendirmek, farkındalık oluşturmak ve sektörün dönüşümünü ortak akılla yönetmek. Tüm bunlarla ilgili üreticimizin, ithalatçımızın, perakendecimizin ve tüketicimizin aynı bilinç düzeyinde buluşmasını sağlamak için çeşitli toplantılar, bilgilendirme çalışmaları yapıyor, onlara

rehberlik edebilecek zemini hazırlıyoruz. Bu noktada özellikle tüketici bilinci bizim için çok önemli. Ebeveynler okul alışverişinde yalnızca fiyat odaklı değil güvenli, sağlıklı, belgeli ve mümkünse çevre dostu ürünleri tercih etmeli. Çocuklara ürünün değerini öğretmek bu sürecin önemli bir parçası. Sürdürülebilirlik çocuklara sadece anlatılarak değil, alışveriş davranışıyla gösterilerek kazandırılır.”

E-ticaret, doğru planlama ile yeşil dönüşüme katkı sağlıyor

Günümüzde yükselişini sürdüren e-ticaretin sürdürülebilirlik ile doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çeken Keresteci, “E-ticaret oranının devam eden yükselişi iki noktayı ön plana çıkarıyor. İlk olarak dijitalleşme sayesinde ürünlere erişim kolaylaşıyor, stok yönetimi daha verimli hale geliyor ve bazı operasyonel maliyetler azalıyor. Diğer yandan ise tekil gönderiler, fazla ambalaj kullanımı, kargo kaynaklı karbon salımı ve iade süreçleri çevresel yük oluşturabiliyor. Bu nedenle e-ticarette asıl meseleyi yalnızca satış kanalının büyümesi değil doğru ambalaj, toplu gönderim, geri dönüştürülebilir paketleme ve gereksiz iade oranlarını azaltacak bilinçli tüketim kültürünün yerleşmesi oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

Dönüşüm topyekûn gerçekleştirilmeli

Sektörün sürdürülebilirlik odaklı dönüşümünün yakın gelecekteki durumunu da değerlendiren Keresteci, şu açıklamaları yaptı: “Yakın gelecekte sektörümüzü daha sıkı ambalaj, geri dönüşüm, izlenebilirlik ve ürün güvenliği kriterleri bekliyor. AB’nin ambalaj düzenlemeleri, ormansızlaşmayla mücadeleye yönelik kuralları kağıt bazlı ürünleri de yakından ilgilendiriyor. Sektörümüz bu dönüşümün farkında ancak her firma aynı hazırlık seviyesinde değil. Bu nedenle önümüzdeki dönem, sadece üretim yapanların değil, ithalatçıların, dağıtıcıların ve perakendecilerin de kendini güncellemesi gereken bir dönem olacak. TÜKİD olarak biz bu süreci bir yük değil, Türk kırtasiye sektörünün kalite, güven ve ihracat gücünü artıracak önemli bir fırsat olarak görüyoruz.”

Sabiha Gökçen’de yeni uçuş rekoru

Havalimanı meydan otoritesi HEAŞ Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Kurban Bayramı tatilinin son günü iç ve dış hatlarda toplam 894 iniş-kalkış yapıldı.

Bu hava trafiği, havalimanı tarihinde bir gün içerisinde ulaşılan en yüksek uçuş sayısı olarak kayıtlara geçti. HEAŞ ile Terminal İşletmecisi İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) koordinasyonundaki çalışmalar neticesinde bayram yoğunluğu ve söz konusu rekor trafik sorunsuz şekilde yönetildi.

Almanya'daki Solingen ırkçı saldırısının üzerinden 33 yıl geçti

Törenlere, Untere Werner Caddesi üzerindeki evlerinde 33 yıl önce yaşanan faciada 5 aile ferdini yitiren Genç ailesinin yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Türkiye'nin Essen Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, Solingen Belediye Başkanı Daniel Flemm, Alman siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları ve dernek temsilcileriyle vatandaşlar katıldı.

Solingen Belediyesinin şehir anıtında düzenlediği törende konuşmalar yapıldı.

Mevlüde Genç Derneği'nin yanan evin önünde organize ettiği törende, Kur'an-ı Kerim okundu ve dualar edildi.

İlginizi Çekebilir

Törenlerde, yaşamını yitirenlerin yanı sıra saldırıda 5 evladını kaybetmesine rağmen yaşamı boyunca barış mesajları veren Mevlüde Genç de anıldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sırakaya, burada yaptığı konuşmada, Solingen'in bu ırkçı saldırıyla derin ve silinmez bir acıyı yaşadığını belirtti.

Sırakaya, bu saldırıda 5 masum insanın nefretin alevlerinde katledildiğini belirterek, bu saldırıların şehrin ruhunda bir yara olduğunu söyledi.

Irkçı nefret karşısında "körleşmemek gerektiğini" vurgulayan Sırakaya, şunları kaydetti:

"Bugün de, 33 yıl sonra bile insanlar inançları, kökenleri ve isimleri nedeniyle saldırıya uğruyor. Bugün de nefret ekiliyor. İşte tam da bu yüzden Solingen’i asla unutmamalıyız. Farklı kökenlerden, dinlerden ve kültürlerden insanlar, barış içinde bir arada yaşamalı. Gelin hep birlikte, Solingen’in yalnızca bir anma yeri olarak kalmamasını, insanlığın nefreti nasıl yenebileceğinin yaşayan bir örnek olmasını sağlayalım."

Essen Başkonsolos İzbul ise Solingen ve Mölln'deki olayların, NSU cinayetleri ve Hanau ve Halle'deki gibi ırkçı saldırıların Türk toplumunun kolektif hafızasına kazındığını ve derin yaralar bıraktığını belirtti.

İzbul, "Bugüne kadar Almanya'da, bu tür saldırılarda 50'den fazla yurttaşımızı kaybettik. Bugün bile camilerimize ve ibadet yerlerimize yönelik saldırılar devam etmektedir. Bu yaralar sadece geçmişte kalmış bir şey değil, etkileri bugün bile hissedilmektedir." dedi.

Solingen Belediye Başkanı Flemm ise 33 yıl önce yaşananlardan dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirerek, birlik ve beraberlik mesajı verdi.

SOLİNGEN FACİASI

Almanya'nın Kuzey Ren Vestfalya eyaletindeki Solingen kentinde 29 Mayıs 1993'te Genç ailesinin Untere Werner Caddesi'ndeki evleri kundaklanmış, saldırıda Gürsün İnce (28), Gülüstan Öztürk (12), Hatice (19), Hülya (9) ve Saime Genç (5) hayatını kaybetmişti.

Yakalanan failler Markus Gartmann, Felix Köhnen, Christian Reher ve Christian Buchholz, mahkemece verilen hapis cezalarını çekmelerinin ardından tahliye edilmişti. Kimlikleri değiştirilerek gizli tutulan saldırganlar, yaşamlarını Almanya'da sürdürüyor.

Solingen faciasında 2 kızı, 2 torunu ve yeğenini kaybetmesine rağmen verdiği birleştirici mesajlarla Almanya'da barış ve uzlaşı simgesi olan Mevlüde Genç ise 30 Ekim 2022 tarihinde geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat etmişti.

Bayram dönüşü yoğunluğu başladı! Trafik, yer yer durma noktasına geldi

SON DAKİKA HABERİ: Trump'tan 'İran' açıklaması: Nihai kararı vereceğim... İran, nükleer silaha sahip olmayacak!

ABD Başkanı Donald Trump, bugün Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibiyle görüşerek, İran'la anlaşma konusunda son kararını verebileceğini bildirdi.ABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, İran'la müzakerelerin akıbetine ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

İlginizi Çekebilir

Açıklamasında, "İran, hiçbir zaman nükleer silaha veya bombaya sahip olmayacağını kabul etmelidir. Hürmüz Boğazı, her iki yönde de sınırsız deniz trafiği için derhal ve herhangi bir geçiş ücreti alınmaksızın açılmalıdır." ifadelerini kullanan Trump, boğazdaki mayınların da temizlenmesi gerektiğini vurguladı.

Trump, birazdan Durum Odası'nda ulusal güvenlik ekibiyle toplantıya gireceğini ve birçok başlıkta anlaşma sağladıklarını aktararak, "Şimdi, son kararı vermek üzere Durum Odası'nda bir toplantıya gireceğim." değerlendirmesini yaptı.

ABD Başkanı, anlaşma sağlanması halinde ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılacağını ve İran'daki nükleer tozun da ABD'ye teslim edileceğini kaydetti.

"ABD'Yİ DENİZ ABLUKASINI SONLANDIRMAYA ZORLAYACAĞIZ"

İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney'in Danışmanı ve eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Muhsin Rızai, ABD'nin deniz ablukasını sürdürmesi halinde onu ya müzakerelerle ya da doğrudan eylemle kıracaklarını söyledi.

İran'ın Tesnim Haber Ajansına göre Tümgeneral Rızai, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasına karşı ülkesinin seçeneklerini değerlendirdi.

ABD ile İsrail'in bölgede ortak bir doktrin izlediğini belirten Rızai, "Bu doktrine göre, bölgede yeni bir düzen dayatmak istiyorlarsa İran'ın kesinlikle düşmesi gerekir. İran var olduğu sürece, istedikleri 'yeni düzenlerin' hiçbiri gerçekleşmeyecektir." dedi.

Rızai, ABD'nin ülkesine uyguladığı deniz ablukasına işaret ederek "Amerika Birleşik Devletleri'ni deniz ablukasını sonlandırmaya zorlayacağız. Bu ya müzakereler yoluyla veya buna direnmeleri durumunda doğrudan eylemle gerçekleştirilecektir." ifadelerini kullandı.

Bayram dönüşü yoğunluğu başladı! Trafik, yer yer durma noktasına geldi

ABD ANLAŞTIK DESE DE İRAN YALANLAMIŞTI

İran basını, ABD ile İranlı müzakerecilerin ateşkesin uzatılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin yapılması için 60 günlük bir anlaşmaya vardığına dair ABD basınında yer alan haberin doğru olmadığını bildirdi. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansına konuşan İran'ın ABD ile müzakere ekibinden ismi açıklanmayan bir yetkili, "Bazı Batılı kaynakların İran ile ABD'nin terörist rejimi arasında sözde 'mutabakat zaptı' metninin tamamlandığı ve sadece her iki tarafın da açıklamasını beklediği yönündeki iddialar doğru değildir ve metin henüz tamamlanmamıştır." ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili, mutabakat zaptının nihai hale gelmesi halinde İran'ın müzakerelerin arabulucusu Pakistan'a ve kamuoyuna bilgi verileceğini aktardı.Amerikan Axios haber platformunda yer alan ve isimleri açıklanmayan iki ABD'li yetkiliye dayandırılan haberde, ABD ile İranlı müzakerecilerin ateşkesin uzatılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin yapılması için 60 günlük bir anlaşmaya vardığı iddia edilmişti. Mutabakat için ABD Başkanı Donald Trump'ın onayının beklendiği bildirilmişti.

Haberde, söz konusu mutabakat metninde, ilk aşamada Hürmüz Boğazı'nın herhangi bir kısıtlama olmaksızın ticari gemilerin geçişine açılacağı ve buna karşılık ABD'nin de İran limanlarına yönelik uyguladığı deniz ablukasını kaldıracağı bilgisi verilmişti.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var
AB'den bölgeyi alarma geçiren Rusya iddiası! 'Putin, komşu NATO ülkelerine saldırabilir'

İsrail Başbakanı Netanyahu'dan işgal ilanı! 'Lübnan'ın güneyindeki Litani Nehri'ni geçtik'

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Israel Katz ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Tamir Yadai ile birlikte Lübnan sınırındaki birlikleri ziyaret etti.

'LİTANİ'Yİ GEÇTİK'

Netanyahu, Lübnan'daki faaliyetlerle ilgili üst düzey askeri komutanlardan bilgi aldı. Netanyahu yaptığı konuşmada, İsrail Savunma Kuvvetleri 36. Tümene bağlı birliklerin Litani Nehri'ni geçerek Lübnan'ın güneyindeki stratejik noktalara doğru ilerlediğini belirtti. Netanyahu, "Güçlerimiz Litani'yi geçti ve ilerledi. Beyrut'ta, Bekaa'da, tüm cephede faaliyet gösteriyoruz ve Hizbullah'a sert darbeler indiriyoruz" ifadelerini kullandı.

LÜBNAN'DA İŞGALİNİ GENİŞLETİYOR

İsrail, Lübnan'ın güneyinde bazı bölgeleri işgal altında tutuyor. Bunların bir kısmı on yıllardır, diğer bir kısmı ise 2023-2024 savaşından beri işgal altında. İsrail son saldırıları sırasında Lübnan'ın güney topraklarında yaklaşık 10 kilometre ilerledi.

NE OLMUŞTU?

İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması ve haziran ayı başında 4. tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.

Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

Netanyahu 25 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, orduya Lübnan'a yönelik saldırıların artırılması talimatını verdiğini söylemişti.​​​​​​​

İsrail basını 'yakından izliyoruz' diyerek duyurdu! 'Gökyüzünde Türk gücünün ilanı, verilen mesaj açık'
Dünyanın en çok altın rezervine sahip ülkeleri açıklandı! Türkiye kaçıncı sırada?

İran Meclis Başkanı Kalibaf'tan ABD'ye gözdağı! 'Tavizleri füzelerle alıyoruz'

İran Meclis Başkanı ve ABD ile müzakere heyetinin başkanıKalibaf, sosyal medya platformundaki hesabından paylaşımda bulundu.

'TAVİZLERİ FÜZELERLE ALIYORUZ'

Kalibaf, ülkesinin müzakere sürecinde izlediği temel ilkelere dair "Biz tavizleri görüşmelerle değil füzelerle alıyoruz" diyerek ABD ile müzakere sürecinde anlaşma için sözlü garantilere güvenmediklerini ve karşı taraf sözlerini yerine getirmeden herhangi bir adım atmayacaklarını belirtti.

Bununla birlikte Kalibaf, "Herhangi bir anlaşmanın galibi, onun ertesi günü için savaşa daha iyi hazırlanandır" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'de gizli hazırlık başladı! 'Kritik noktada 'askeri üs' kuracaklar'
Dünyanın en çok altın rezervine sahip ülkeleri açıklandı! Türkiye kaçıncı sırada?

İsrail'de gizli hazırlık başladı! 'Kritik noktada 'askeri üs' kuracaklar'

İsrail'de yayın yapan "+972 Magazine", İsrail'in Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kentinin El-Cebbariyyat Mahallesi'nde bir araziyi istimlak ettiğini bildirdi.

7 DÖNÜM ARAZİYE EL KOYDULAR

İsrail ordusunun, Ocak 2025'te "Demir Duvar" adını verdiği saldırılar neticesinde Cenin, Tulkerim ve Nur Şems'deki mülteci kamplarını işgal ederek 45 bine yakın Filistinliyi zorla yerinden ettiği hatırlatılan haberde, mahalledeki Filistinlilere ait 7 dönüm araziye askeri üs yapmak için el konulmasının, Oslo Anlaşmaları’ndan beri A Bölgesinde bir alanın gasbı olduğuna dikkat çekildi.

Filistin yönetiminin mahalledeki arazi sahiplerine, İsrail ordusunun komutanlarından Avi Bluth tarafından imzalanmış Arapça bir belgeyle el koyma emrini ilettiği kaydedildi.

‘KALICI OLABİLİR’

Haberde ayrıca el koyma kararının 2028 sonuna kadar geçerli olacağı belirtilse de bölge sakinlerinin bunun kalıcı hale gelmesinden endişe duyduğu aktarıldı.

‘ASKERİ ÜS KURMAK İSTİYORLAR’

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki faaliyetlerini izleyen Kerem Navot adlı sivil toplum kuruluşunun kurucusu Dror Etkes ise el koyma emri ve yeni asfaltlanan askeri yolların, İsrail’in Cenin Mülteci Kampı’nın bitişiğinde büyük bir askeri üs kurma planını açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

Etkes, bunun Oslo Anlaşmalarından bu yana A Bölgesi'nde bir askeri üs için ilk el koyma emri olduğunu belirterek İsrail'in bölgede daha kalıcı yapılar inşa ettiği ve kalıcı girişimlerde bulunduğunu dile getirdi.

İsrail'in söz konusu askeri üsse ek olarak Arraba kavşağında büyük bir askeri üs inşa ettiğini kaydeden Etkes, bu üssün Cenin ile 2005'te terk edildikten sonra bu yıl Filistin toprakları gasbedilerek yeniden kurulan Sa-Nur yerleşimi arasında bulunacağını belirtti.

İsrail basını 'yakından izliyoruz' diyerek duyurdu! 'Gökyüzünde Türk gücünün ilanı, verilen mesaj açık'
Dünyanın en çok altın rezervine sahip ülkeleri açıklandı! Türkiye kaçıncı sırada?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü paylaşımı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Bu topraklarda Malazgirt'le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkası olan İstanbul'un fethinin 573'üncü yılında Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih'i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyorum. Fethin 573'üncü yılı kutlu olsun, mübarek olsun." ifadelerini kullandı.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var
Son dakika... Trump'tan 'İran' açıklaması: Nihai kararı vereceğim... İran, nükleer silaha sahip olmayacak

DMM'den 'TFF İstiklal Marşı'nı kaldırdı' iddialarına yalanlama

DMM'nin NSosyal'deki hesabından yapılan açıklamada, bazı sosyal medya hesaplarında yer alan "Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) maçlarda İstiklal Marşı uygulamasını kaldırdı" yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğu belirtildi.

TFF tarafından alınan kararın, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla hiçbir ilgisi olmadığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Maçlardan önce İstiklal Marşı'mızın okunması uygulaması, TFF talimatlarında yer aldığı şekliyle hiçbir değişiklik yapılmaksızın aynen devam etmektedir. Söz konusu düzenleme, yalnızca maç öncesi seremoni kapsamında ve ısınma esnasında sahaya pankartla çıkılması uygulamasına son vermeye yöneliktir. Bu karar, UEFA ve FIFA'nın küresel stadyum ve maç operasyon uygulamalarına uyum sağlanması amacıyla hayata geçirilmiştir. Düzenlemede ayrıca kulüplerden ve futbolculardan gelen talepler de dikkate alınmıştır. Toplumsal hassasiyetleri istismar ederek kamuoyunda infial oluşturmayı amaçlayan manipülasyonlara itibar edilmemesi önemle rica olunur."

Bayram dönüşü yoğunluğu başladı! Trafik, yer yer durma noktasına geldi
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı himayesinde hazırlanan “Zihnin Fethi” dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. İstanbul’un fethini yalnızca askerî bir zafer olarak değil; aynı zamanda entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı’nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor. Gösteride, Fatih Sultan Mehmet Han’ın temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.

SULTANAHMET MEYDANI

Sultanahmet’teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet’in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor. Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu’nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîfi’nin 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle “Türkiye Yüzyılı” vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

RUMELİ HİSARI SURLARI

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mappinggösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet’in askerî ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. “İstanbul’un Fethi” Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenebilecek.

FETİH RUHUNU YAŞATAN MEHTERAN KONSERLERİ İSTANBUL’UN DÖRT BİR YANINDA

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenen mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşındı. Fetih ruhunu yaşatmak, tarihî hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilen programlarda; Millî Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı, Jandarma Mehteran Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne aldı. Bu kapsamda Kadıköy Meydanı, Üsküdar Meydanı, Ümraniye Meydanı, Kartal Meydanı, Ayasofya-i Kebir Camii önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camii, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı’nda mehteran performansları vatandaşlarla buluştu.

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: İstanbul'un fethini hala hazmedemeyen hazımsızlar var
Son dakika... Trump'tan 'İran' açıklaması: Nihai kararı vereceğim... İran, nükleer silaha sahip olmayacak

SON DAKİKA KAZA HABERLERİ: Tekirdağ'da korkunç kaza kamerada! Otoyol gişelerine çarpan otomobildeki karı-kocayı ölüm ayırdı

Kaza, saat 07.30 sıralarında 1915 Çanakkale Otoyolu Malkara gişelerinde meydana geldi. Mustafa Şenol'un kontrolünü kaybettiği 17 AD 771 plakalı otomobil, gişelerin beton bariyerine çarpıp, takla attı. İhbar üzerine kaza yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan sürücü ile yanındaki eşi Sevim Şenol, ambulanslarla Malkara Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Yaralılardan durumu ağır Sevim Şenol, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Tedavisi süren Mustafa Şenol'un ise hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Öte yandan, kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Marmaris'te tur teknesi battı! Yolcular tahliye edildi
Bayram dönüşü yoğunluğu başladı! Trafik, yer yer durma noktasına geldi

Sokak ortasındaki kadına şiddete kadın müdahalesi anbean kamerada!

Olay, Osmangazi ilçesi İstanbul Yolu Caddesi’ndeki kaldırımda meydana geldi. Kimliği belirsiz bir kadın ile yanındaki erkek arasında tartışma çıktı.

Tartışmanın büyümesi üzerine erkek, iddiaya göre kadını darbederek yere düşürdü. Yerden kalkmaya çalışan kadının boğazını sıkan saldırgana, o sırada üst geçit merdivenlerinden inen başka bir kadın müdahale etti.

Hızla olay yerine gelen kadın, saldırganı iterek uzaklaştırdı ve kavgayı sonlandırdı.

Yaşananlar, çevredekiler tarafından cep telefonu kamerasıyla kayda alındı.

Bayram dönüşü yoğunluğu başladı! Trafik, yer yer durma noktasına geldi
Marmaris'te tur teknesi battı! Yolcular tahliye edildi

MKE'den Malaman Akıllı Dip Mayını hakkında açıklama

MKE tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre; deniz dibinin yapısına uygun olarak tasarlanan Malaman, aşırı ısınma ve mermi çarpmalarından etkilenmeden güvenli şekilde görev yapabiliyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın envanterine giren Malaman, 400 kilogramı duyarsız su altı patlayıcı olmak üzere yaklaşık 600 kilogram ağırlığa sahip. Malaman, su altında meydana gelen akustik, manyetik ve basınç değişimlerini gerçek zamanlı olarak algılama, analiz etme ve değerlendirebilme kabiliyetine sahip. Yüksek teknolojili sensörler ile donatılan sistem, bu kabiliyeti sayesinde fırkateyn, denizaltı, hücumbot ve tankerleri tespit edip, bilgiyi anlık olarak yönetim merkezine bildiriyor. Algılayıcılardan gelen sinyalleri işleme kabiliyetine sahip Ateşleme Sistemi, farklı parametrelerle ayarlanabiliyor ve tespit edilen düşman hedefini, patlayıcıyı ateşleyerek başarıyla etkisiz hale getiriyor. Kontrolsüz patlamanın önüne geçilmesi ve emniyetin sağlanması amacıyla mayının üzerinde çoklu kilit düzenekleri bulunuyor.

DENİZ TABANINDA TESPİT EDİLMESİ ZOR

Malaman, sahip olduğu özel gövde yapısıyla mayın tarama sonarlarının deniz tabanında kendisini tespit etmesini zorlaştırırken; akustik yansıtıcılığını en aza indirmek ve görsel gizliliğini artırmak amacıyla geliştirilen 3 farklı özel kompozit kılıf sayesinde bu avantajını daha da güçlendiriyor. Deniz tabanının doğal yapısına uygun şekil ve renklerde tasarlanan bu kılıflar, Malaman'ın yandan taramalı sonarlar ve otonom sualtı araçları tarafından tespit edilme ihtimalini de en düşük seviyeye indiriyor.

İstanbul'daki Çamlıca Kulesi 5 yılda 2,8 milyon ziyaretçi ağırladı

Bakan Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Çamlıca Kulesi'nin 29 Mayıs 2021'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete alındığını ve 5 yıldır faaliyette olduğunu hatırlattı.

Lale formunda inşa edilen kulenin teknolojiyi, mimariyi ve deneyimi bir araya getiren önemli eserlerden biri olduğunu belirten Uraloğlu, yapının betonarme gövdesinin 201 metre, çelik anteninin 168 metre olduğu bilgisini verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu yarın ne açıklayacak? CHP kulislerinden son bilgiler

Uraloğlu, kulenin deniz seviyesinden 587 metre yüksekliğiyle İstanbul'un en tepe noktası olarak öne çıktığına işaret ederek, "Yaklaşık 30 bin 150 metrekarelik alanda inşa edilen kulede ileri mühendislik teknikleri kullandık. 58 metre çapında ve 21 metre derinliğindeki betonarme çekirdek, zeminin altına inerek yapıya güçlü bir temel sağlıyor. Toplam 49 kattan oluşan kulede seyir terasları, restoranlar ve lounge alanları bulunuyor." ifadelerini kullandı.

"İstanbul'a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık"

Uraloğlu, Çamlıca Kulesi'nde ziyaretçilere farklı deneyimler sunduklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti: "İstanbul'u farklı bir açıdan keşfetmek isteyenlerin ilk durağı olan Seyir Terası'nda tarihi yarımadanın silüeti, Boğaz'ın eşsiz manzarası ve doğal güzellikler tek bir çerçevede buluşuyor. 'Seyyah 360' ise ziyaretçileri interaktif görsel yolculuğa çıkarıyor, Hezarfen Ahmed Çelebi'nin gözünden İstanbul'un kültürel mirasını ve simge yapılarını keşfetme imkanı sunuyor. Çamlıca Kulesi açıldığı günden bu yana yaklaşık 2,8 milyon ziyaretçi ağırladı. Kule, 360 derece panoramik manzarası, modern mimarisi ve sunduğu zengin içeriklerle İstanbul'un yeni cazibe merkezlerinden biri haline geldi."

Çamlıca Kulesi sayesinde dünyada ilk kez aynı anda 100 FM radyo yayınının tek bir haberleşme kulesinden gerçekleştirilebildiğini bildiren Uraloğlu, "Halihazırda 100 FM, 16 analog karasal TV ve 22 DAB+ yayını aktif olarak yürütülüyor. DAB+ teknolojisiyle radyo yayıncılığımıza yeni bir soluk getirdik. Sadece bugünü değil geleceği de şekillendirecek önemli bir dönüşümü Çamlıca Kulemizde hayata geçirdik. DAB+ teknolojisiyle İstanbul'a 448 yeni radyo frekansı kazandırdık. Kamu ve özel yayın kuruluşları olmak üzere 22 radyo kanalımız bu teknolojiyle yayın yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türk öğrencilerin 9 projesi uluslararası bilim ve mühendislik yarışmasında ödül aldı

Kacır, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Türk öğrencilerin başarısına ilişkin bilgi verdi.

2026 Uluslararası Regeneron ISEF Bilim ve Mühendislik Yarışması'nda gençlerin yine göğüslerini kabarttığını vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

"Ülkemizi temsil eden 27 öğrencimizin hazırladığı 13 projeden 4 proje Büyük Ödül'e, 2 proje İkincilik Ödülü'ne, 2 proje Dördüncülük Ödülü'ne ve 1 proje Özel Ödül'e layık görüldü. Başarılarıyla ülkemizin gurur tablolarına bir yenisini daha ekleyen öğrencilerimizi, onlara rehberlik eden danışmanlarını ve destekleriyle her zaman yanlarında olan ailelerini gönülden tebrik ediyorum."

Bakan Kurum'dan İmrahor Millet Bahçesi paylaşımı

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından hayata geçirilen Ankara İmrahor Vadisi Millet Bahçesi, şehrin kalabalığından, yoğunluğundan kaçmak isteyen vatandaşlara adeta nefes oluyor.

Altında rota değişti! Yatırımcılara kritik uyarı: Piyasada yeni hesap başladı

196 bin metrekarelik proje alanına ve 100 bin metrekare yeşil alana sahip millet bahçesinde 240 araçlık otopark, bisiklet yolları, çocuk parkları, seyir terasları, kafeteryalar, mescit, millet kıraathanesi, büfeler, elektronik oyun ve fitness sahaları bulunuyor.

Bakan Kurum da sosyal medya hesabından İmrahor Vadisi Millet Bahçesi'nin görüntülerini paylaşarak, "Bayramda nefeslenmek isteyenlerin adresi belli, millet bahçelerimiz. Başkentliler, hala İmrahor Millet Bahçesi'ni görmediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Reges Elektrik, elektrik üretimindeki yatırımlarını artırdı

Reges Elektrik, 66 MWm / 65 MWe kurulu güce sahip Topaz Rüzgâr Enerji Santrali projesini geliştiren Hanti Enerji Üretim A.Ş.’yi bünyesine kattı. Çorum ve Yozgat’ın Alaca ve Aydıncık ilçe sınırlarında bulunan proje, Reges Elektrik’in yenilenebilir enerji üretimindeki büyüme hedefleri açısından önemli bir adım oldu.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’nin (TEİAŞ) 2017 yılında düzenlediği rüzgâr kapasitesi ihalesi kapsamında geliştirilen proje, ön lisans sürecini başarıyla tamamlayarak, Mart 2026 itibarıyla üretim lisansı almaya hak kazandı. Topaz RES’in devreye girmesiyle birlikte yaklaşık 80 bin ton CO2 eşdeğeri sera gazı emisyonunun önlenmesi hedeflenirken, projenin ilk 10 yılda 13,2 milyon ABD doları katkı payı ve 25 yıllık proje ömrü boyunca yaklaşık 25 milyon ABD doları şebeke kullanım bedeliyle kamuya toplamda yaklaşık 38,2 milyon ABD doları ekonomik katkı sağlaması öngörülüyor.

Reges Elektrik’in üretim alanındaki yatırımlarını güçlendirmeye devam ettiğinin ve markanın yenilenebilir enerji odağında daha entegre bir yapıya doğru ilerlediğinin altını çizen Reges Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ünal, şunları kaydetti: “Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde yenilenebilir kaynaklara yapılan yatırımların, yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, sürdürülebilir kalkınma hedefleri bakımından da kritik önemde olduğuna inanıyoruz. Reges Elektrik olarak son yaptığımız yatırımlar sayesinde, enerji tedarik alanında edindiğimiz güçlü deneyimi üretim gücümüzle tamamlayarak, daha entegre ve sürdürülebilir bir yapıya geçiyoruz. Hanti Enerji Üretim A.Ş.’nin Reges Elektrik bünyesine katılması işte bu sürecin çok önemli bir parçası. Çorum ve Yozgat’ta hayata geçirilecek 66 MW’lık bu yatırımla, üretim alanındaki adımlarımızı hızlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji alanında yatırımlarımızı daha da artırarak, Türkiye’nin enerji bağımsızlığına ve düşük karbonlu geleceğine katkı sunmayı sürdüreceğiz."

Topaz Rüzgâr Enerji Santrali’ni geliştiren RES Türkiye’nin Genel Müdürü Geert Dooms ise, proje devrine ilişkin olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’nin enerji geleceğine bir değer daha ekledik! Mühendislik ve proje geliştirme alanındaki köklü uzmanlığımızı yenilikçi bir projeyle daha taçlandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. 2009’dan bu yana Türkiye’nin yenilenebilir enerji hedeflerini ve enerji bağımsızlığını desteklemek RES olarak en büyük önceliğimiz. 40 yılı aşkın uluslararası birikimimizle, sürdürülebilir bir dünya ve güçlü bir Türkiye için aynı kararlılıkla üretmeye devam ediyoruz.”

İsrail alıkoymuştu! 85'i Türk vatandaşı 422 Sumud aktivisti Türkiye'de

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, 85'i Türk vatandaşı olmak üzere 422 Küresel Sumud Filosu katılımcısının İsrail'deki Ramon Havalimanı'ndan ayrılarak Türkiye'ye doğru yola çıktığını bildirmişti.

3 AYRI UÇAK TÜRKİYE'YE İNDİ

Gazze ablukasını kırmak ve yaşamsal insani yardım ulaştırmak üzere çıktıkları yolda, uluslararası sularda İsrail ordusunun saldırısına uğrayan Küresel Sumud Filosu'nda alıkonulan aktivistleri taşıyan Türk Hava Yolları'na (THY) ait 3 ayrı uçak, İstanbul Havalimanı'na indi.

Aktivistler, havalimanının VIP Salonu'nda yakınları ile bazı yetkililer tarafından karşılandı.

Yaralı olan aktivistler, havalimanında hazır bekleyen ambulanslara alındı.

Karşılama töreninin ardından aktivistlerin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında gerekli muayene için İstanbul Adli Tıp Kurumuna gitmesi bekleniyor.

NE OLMUŞTU?

İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik ablukasını kırmayı ve bölgeye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 29 Nisan Çarşamba gecesi Girit Adası açıklarında Yunan kara sularından birkaç deniz mili açıkta İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmıştı.

150 yıl önce 50 milyon kişiyi öldüren tehlike kapıda! 'Bu sefer daha ağır olabilir'
İran dini lideri Hamaney'den kritik talimat! 'Ülke dışına çıkarılmayacak'

Lübnan'da ölü sayısı 3 bini aştı! İsrail'in saldırıları devam ediyor

İsrail'in Lübnan ile yürürlükteki ateşkese rağmen ülkeye gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle bilanço ağırlaşıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail'in 2 Mart'ta başlattığı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 3 bin 89'a, yaralı sayısının ise 9 bin 397'e yükseldiği ifade edildi.

İSRAİL, ATEŞKES İHLALİNİ SÜRDÜRÜYOR

İsrail ordusu, İran'a 28 Şubat'ta, Lübnan'a ise 2 Mart'ta saldırı başlatmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 17 Nisan’da İsrail ve Lübnan arasında 10 günlük ateşkes ilan edildiğini duyurmuş, ateşkes daha sonra 17 Mayıs'a kadar uzatılmıştı. Taraflar arasında gerçekleştirilen temasların ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin 45 gün uzatıldığını açıklamıştı.

150 yıl önce 50 milyon kişiyi öldüren tehlike kapıda! 'Bu sefer daha ağır olabilir'
Avrupa'nın tıkanıklığına çare Türkiye! Savunma sanayide rekorlar kırıldı, peş peşe anlaşmalar geldi

Pezeşkiyan, İran Ordu Komutanı ile görüştü! Masada 'düşman saldırıları' var

Hükümetin resmi internet sitesindeki açıklamaya göre, Pezeşkiyan, İran Ordu Komutanı Hatemi’yi kabul etti.Hükümetin resmi internet sitesindeki açıklamaya göre, Pezeşkiyan, İran Ordu Komutanı Hatemi’yi kabul etti.

ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında “ordunun yüksek operasyonel hazırlık, istihbarat üstünlüğü, komuta birliği ve etkili muharebe kabiliyeti ile ülkenin savunma gücünü gösterdiğini” ifade eden Pezeşkiyan, silahlı kuvvetlerin savunma kapasitesinin sürekli olarak güçlendirilmesi ve muharebe hazırlığının arttırılması gerektiğini kaydetti.

'STRATEJİK PLANLAR DESTEKLENECEK'

Pezeşkiyan, “Hükümet, tüm kapasitesiyle silahlı kuvvetlerin yanındadır. Savunma yeteneklerinin geliştirilmesi, lojistik destek, teçhizat modernizasyonu, operasyonel altyapının güçlendirilmesi ve ülkenin caydırıcılık gücünün artırılmasına yönelik stratejik planları destekleyecektir.” ifadelerini kullandı.

Hatemi de İran ordusunun “düşmanların saldırıları ve düşmanca hareketleriyle mücadeledeki son operasyonel durumu ve savunma önlemleri hakkında” bir rapor sunarak, muhtemel saldırılara karşı, ordu birliklerinin tam olarak hazır olduğunu aktardı.

Pezeşkiyan'ın Hatemi’yi kabulü, Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi’nin, ABD ile İran arasındaki görüşmeler çerçevesinde Tahran’da olduğu ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in de beklenen ziyareti öncesinde gerçekleşmesi dikkati çekti.

228 kişinin öldüğü uçak kazasında 16 yıl sonra gelen karar! 'Taksirle ölüme neden olmak', Fas'ta korkunç olay! Dört katlı bina çöktü, çok sayıda ölü var

228 kişinin öldüğü uçak kazasında 16 yıl sonra gelen karar! 'Taksirle ölüme neden olmak'

2009 yılında Atlas Okyanusu’nda korkunç bir hadise meydana gelmişti. Brezilya’nın Rio de Janeiro şehrinden Fransa’nın başkenti Paris’e giden "AF447" sefer sayılı uçak 1 Haziran 2009’da Atlas Okyanusu’na düşmüş, 228 kişi hayatını kaybetmişti.


KARAR AÇIKLANDI

Ulusal basında yer alan haberlere göre Paris Temyiz Mahkemesi, kazayla ilgili geçen yıl başlatılan temyiz sürecine ilişkin kararını açıkladı.

‘TAKSİRLE ÖLÜME NEDEN OLMAK’

Paris Temyiz Mahkemesi, 2023'te alt mahkemenin herhangi bir ihmalkarlık olmadığına karar verdiği davada Air France ile Airbus'ı "taksirle ölüme neden olmak"tan suçlu buldu.

Mahkeme, şirketlerin her birinin 225 bin avro para cezası ödemesine hükmetti. Fransız savcılar, 2023’te alt mahkemenin şirketlerle ilgili beraat kararını Eylül 2025’te temyize taşımıştı.

Avrupa'da 2 gün peş peşe İHA alarmı! NATO savaş uçakları havalandı
Prens William'ın takımı İstanbul'da şampiyon! Aston Villa'yı desteklemesinin nedeni ortaya çıktı

Fas'ta korkunç olay! Dört katlı bina çöktü, çok sayıda ölü var

Fas'ın Fes kentinde gece saatlerinde bir bina çöktü. Dört katlı binanın enkazında kalan 11 kişi hayatını kaybederken, 6 kişi de yaralandı. Yetkililer, enkaz altında olabilecek kayıplar için arama çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, muhtemel yeni çökmelere karşı önlem amacıyla çevredeki binalar tahliye edildi.

FAS'TA 38 BİN 800 BİNA ÇÖKME RİSKİ TAŞIYAN YAPI OLARAK SINIFLANDIRILMIŞTI

Fas'ın eski başkenti ve ülkenin en kalabalık üçüncü şehri olan Fes'te Aralık ayında iki bina çökmüş, en az 22 kişi ölmüştü. Ülkenin tarihi kenti Meknes'te ise 2010 yılında bir minarenin çökmesi sonucu 41 kişi hayatını kaybetmişti.

Fas Konuttan Sorumlu Devlet Bakanı Adib Ben İbrahim geçtiğimiz yıl, ülke genelinde yaklaşık 38 bin 800 binanın çökme riski taşıyan yapı olarak sınıflandırıldığını söylemişti.

Köpeğini gezdirirken kanalizasyona düştü! Korkunç anlar kamerada
Prens William'ın takımı İstanbul'da şampiyon! Aston Villa'yı desteklemesinin nedeni ortaya çıktı

Ömer Çelik: Kardeşlerimiz, Gazze'deki soykırıma karşı durmak adına bu yolculuğu gerçekleştirdiler

Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan ve uluslararası sularda İsrail tarafından el konulduktan sonra Negev Çölü'ndeki Ketziot Hapishanesi'nden çıkarılan Küresel Sumud Filosu aktivistleri İsrail'in güneyindeki Ramon Havalimanı'na getirildi. İşlemleri tamamlanan 85'i Türk vatandaşı olan 422 aktivist Türk Hava Yolları'na ait Ramon Havalimanı’ndan havalanan 3 ayrı uçakla İstanbul'a getirildi.

'BURANIN VERDİĞİ MESAJI BÜTÜN DÜNYA ANLAMALI'

İstanbul Havalimanı'nda açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, "İnsanlık filosu; insanlığın sesini, adaletini, Gazze'ye olan ilgisini duyurmak için ortaya çıktı. Buradaki bütün kardeşlerimiz insanlık adına, insanlık haysiyeti adına, Gazze'deki soykırıma karşı durmak adına bu yolculuğu gerçekleştirdiler. İnsanlığın mesajını oraya duyurdular. Orada bir takım zulümlere de uğradılar, ama o güçlü mesajı sürdürmeye devam ediyorlar. Bugün devletimizin gönderdiği uçaklarla birlikte buraya geldiler. Yaralılar var, onlar ambulanslarla buradan götürülüyor. Bu tablo bile şunu gösteriyor; insanlık haysiyeti ve onuru adına dünyanın her tarafından asil insanlar ayaktadır. Buranın verdiği mesajı bütün dünya anlamalı, bu mesaj doğrultusunda soykırım şebekesine karşı bir bütün olarak hareket etmelidir" dedi.

CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Lütfü Savaş’tan ilk açıklama
Son dakika... CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Bakan Gürlek'ten açıklama: Kararın temyiz yolu açık, süreç hukuk içinde işleyecek

CHP'de kurultay davasının tarihçesi: 'Mutlak butlan' süreci, Bursa'da yapılan bir başvuruyla başladı

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Kasım 2023'te Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan bir başvuruyla başlayan süreç Ekim 2025'te Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin “husumet yokluğu” kararının Aralık 2025'teki İstinaf Mahkemesi tarafından bozulmasıyla bugüne gelmişti. İstinaf tarafından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilen davada BAM 36. Hukuk Dairesi, Özgür Özel ile mevcut CHP yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Daire, 2 hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı "oy birliğiyle" aldı. İşte “mutlak butlan” davasının tarihçesi...

19 Kasım 2023: Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 4-5 Kasım 2023 tarihli CHP 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin yargı süreçleri, kurultaydan kısa süre sonra yapılan “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarıyla başladı. E.Ç.’nin 19 Kasım 2023’te Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptığı başvuru, başsavcılık tarafından yetkisizlik kararıyla 22 Aralık 2023'te Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Başkent, Ocak 2024'te 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesinde düzenlenen “oylamaya hile karıştırılması” suçu yönünden soruşturma başlattı.

10 Şubat 2025: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kurultay günü para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarına ilişkin Kemal Kılıçdaroğlu ve Akif Hamzaçebi'yi tanık sıfatıyla ifadeye çağırdı. Açıklamada, Kılıçdaroğlu ve Hamzaçebi'nin soruşturmaya konu olayla ilgili basın organlarında ve sosyal medyada yapmış oldukları açıklamaları nedeniyle tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldığı bildirildi.

15 Şubat 2025: Eski CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, bazı eski kurultay delegeleriyle “kurultayda delege iradesinin para, menfaat ve görev vaadiyle sakatlandığını” ileri sürerek CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleşen 38. Olağan Kurultayı'nın iptali kurultayda seçilen parti organlarının görevden uzaklaştırılması talebiyle Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtı. Savaş, avukatı Onur Yusuf Üregen aracılığıyla Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının "kurultay günü para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarına ilişkin soruşturma başlattığını hatırlatmıştı. Savaş dilekçesinde araştırma yaparak birçok kurultay delegesiyle konuştuğu belirtti:

Alıntı Metni

Dilekçede, iki adayın bulunduğu seçimin 18 oy farkla sonuçlandığı aktarılırken “irade fesadı halleri kapsamında suç işlenmeseydi, 10 oyun mevcut genel başkana değil de diğer adaya verilmiş olması halinde seçimin diğer aday lehine sonuçlanacağı net bir şekilde görülecektir” ifadelerine yer verildi ve söz konusu kurultayın mutlak bir şekilde tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi istendi.

6 Nisan 2025: Olağanüstü kurultay kararı alan CHP, 6 Nisan 2025’te delegesini topladı. Tek aday olan Özgür Özel, 1323 kayıtlı delegeden 1276’sının oy kullandığı seçimde 1171 geçerli oyla yeniden CHP Genel Başkanı seçildi. Bu kurultay da yargı sürecine konu edildi. Başta Lütfü Savaş olmak üzere bazı delegeler, 21. Olağanüstü Kurultay çağrısının 38. Olağan Kurultay sonucunda oluşan mevcut genel merkez yönetimi tarafından yapıldığını, bu nedenle çağrının ve kurultay sonuçlarının “yok hükmünde” sayılması gerektiğini ileri sürerek mahkemeye başvurdu.

CHP için mutlak butlan kararı! Özgür Özel yönetimi görevden uzaklaştırıldı

3 Haziran 2025: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlandı. CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda "para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarına ilişkin 12 şüpheli hakkında "oylamaya hile karıştırma" suçundan 1 yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na mağdur, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'a müşteki sıfatıyla yer verildi.

Ekrem İmamoğlu, Cemil Tugay, Özgür Çelik, Baki Aydöner, Erkan Aydın, Hüseyin Yaşar, Mehmet Kılınçaslan, Metin Güzelkaya, Özgen Nama, Özgür Çelik, Rıza Akpolat ve Serhat Can Eş hakkında, Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. maddesinde yer alan "oylamaya hile karıştırma" suçundan 1 yıldan 3'er yıla kadar hapis cezası istendi.

5 Haziran 2025: CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin davada, rüşvet iddialarının araştırılması gerektiğine hükmeden Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, "görevsizlik" kararı vererek dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesini kararlaştırdı. Devam eden davanın 30 Haziran'daki oturumunda duruşma, Eylül 2025'e ertelendi.

15 Eylül 2025: CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ve 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptaline ilişkin davada ara karar verildi. Mahkeme, davacı vekilinin tüm tedbir taleplerinin daha önce değerlendirildiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verdi. Mahkeme, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi ve Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesine müzekkere yazarak karar ve gerekçeli kararının dosyaya kazandırılmasına hükmetti. Ayrıca mahkeme, CHP'den 21 Eylül'de yapılacağı belirtilen olağanüstü kurultayına ilişkin delege listesinin birleştirme tutanaklarının seçimde oy kullanan ve kullanmayan seçime katılan katılmayan tüm delegelerin isim listesinin istenmesine ve İstanbul il kongresinde seçime katılan, katılmayan, oy kullanan kullanmayan delege listesinin istenmesine karar verdi. Duruşma, 24 Ekim 2025'e ertelendi.

Son Dakika! CHP için mutlak butlan kararı çıktı! İşte kararın gerekçeleri

22 Ekim 2025: Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın da aralarında bulunduğu önceki CHP kurultay delegeleri, CHP'nin 39. Olağan Kurultayı sürecinde yapılan il kongreleri seçimlerinin iptali için Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dilekçe verdi. Dilekçede, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay'ının "mutlak butlanla" batıl olduğunun tespitiyle yapıldığı tarihten itibaren iptaline, Genel Başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına karar verilmesi talep edildi. CHP'nin 6 Nisan'daki 21. ve 21 Eylül'deki 22. Olağanüstü kurultaylarının yok hükmünde olduğunun tespitiyle bu kurultaylarda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi istenen dilekçede, CHP'nin mevcut yönetimi tarafından başlatılan ve riyasetinde devam eden 39. Olağan Kurultay sürecinde yapılan tüm seçimlerin iptaline karar verilmesi istendi.

24 Ekim 2025: Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, 4-5 Kasım 2023’te yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davanın "konusuz kalması" sebebiyle "karar verilmesine yer olmadığına" hükmetti. Mahkeme ayrıca, CHP'nin 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemini de içeren birleşen dosyalara ilişkin, “husumet yokluğu” nedeniyle ret kararı verdi.

4 Kasım 2025: CHP'nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla,hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılan eski İBB Başkanı İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 12 sanığın yargılandığı dava 13 Ocak 2026'ya ertelendi. Ara kararını açıklayan mahkeme, 15 ara karar ile alt başlıkları oluşturarak, eksik hususların giderilmesine, bir sonraki celse için mağdur eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetiye ile dava ve duruşmadan haberdar edilmesine ve Anayasa Mahkemesi için ön görülen 5 aylık bekleme süresinin 25 Aralık 2025'de biteceğini gerekçe göstererek duruşmayı 13 Ocak 2026'ya erteledi.

30 Aralık 2025: İstinaf Mahkemesi, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin CHP 38. Olağan Kurultayı ile İstanbul İl Kongresi'nin iptaline ilişkin "pasif husumet yokluğu" sebebiyle verdiği "davanın reddi" kararını usulden kaldırdı. Tarafların delillerini sunmaları için verilen yasal süreler dolmadan karar verilmesinin de usul hatası olduğunu bildiren daire, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği kararı kaldırarak, dosyanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verdi.

1 Nisan 2026: CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla, yolsuzluk soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 12 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. Mahkeme, sanık Özgen Nama'nın ifadesinin sonraki celse alınmasına hükmederek, duruşmayı 6 Mayıs'a erteledi. Duruşma 6 Mayıs'ta ise 1 Temmuz'a ertelendi. Bu davanın ceza davası olduğunun altını çizmek gerek. Haberlere konu “mutlak butlan” davası bu tarihlerde istinaf sürecindeydi.

21 Mayıs 2026: 30 Aralık 2025'te İstinaf Mahkemesi, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin "pasif husumet yokluğu" sebebiyle verdiği "davanın reddi" kararını usulden bozarken dosya Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne (BAM) dönmüştü. BAM 36. Hukuk Dairesi CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi. Daire, 2 hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı "oy birliğiyle" aldı.

Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi. Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti.

Son dakika... CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Bakan Gürlek'ten açıklama: Kararın temyiz yolu açık, süreç hukuk içinde işleyecek

CHP'de mutlak butlan depremi! Mutlak Butlan Ne Demek? Karar ne anlama geliyor? Kılıçdaroğlu göreve geri dönecek

HABER MERKEZİ- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı. Buna göre, esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verildi.

CHP'de kurultay davasının tarihçesi: 'Mutlak butlan' süreci, Bursa'da yapılan bir başvuruyla başladı

Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti. Daire, mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptal kararı dolayısıyla bu tarihten sonra parti bünyesinde gerçekleştirilen tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile alınan kararların da hükümsüz kaldığına karar verdi.

Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi.

Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti.

CHP için mutlak butlan kararı

"ÖZGÜR ÖZEL, PARTİ KARAR YÜRÜTME ORGANLARI VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULU’NUN GÖREVİ SONA ERMİŞTİR"

Sıcak gelişmeyi Hukukçu Şükrü Aksu şöyle değerlendirdi;

"Bu kararın verildiği an itibarıyla artık mutlak butlan hükmü, bu noktada hukuka ve hukuk sistemine tabidir. Bunun bir üst mahkemeye temyiz durumu söz konusu olabilir. Ancak kararın detaylarına baktığımda, ihtiyati tedbirle ilgili olan kısmında kabuliyetin ve yoklukla malul olduğuna dair tespitlerin yer aldığı bir karar verildiğini görüyorum. Bu noktada artık eski yönetimin bulunduğu tarihe, zamana tamamıyla dönülmüş olduğunu hukuken söylemekte fayda var.

Burada mahkemenin vermiş olduğu şu karar çok önemli. Normal şartlarda bu karar, Yargıtay yoluna yani temyiz yoluna başvurma hakkının bulunduğu bir karar. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın içeriğinde, şu an okuduğum kadarıyla karar diyor ki; tedbiren eski yönetimin görevi üstlenmelerine, yani Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine ilişkin bir hüküm tesis edildiğini görüyoruz.

Bu noktada şu an itibarıyla artık Sayın Özgür Özel, parti karar yürütme organları ve Yüksek Disiplin Kurulu’nun görevi sona ermiştir.

"AN İTİBARIYLA KEMAL KILIÇDAROĞLU ARTIK GÖREVDEDİR"

Şu an itibarıyla Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemde var olan Yüksek Disiplin Kurulu ile Parti Meclisi artık görevdedir. Şimdi kararda, bu kararın temyiz yolu yani Yargıtay yolu açık olarak verilmiş olduğu belirtiliyor. Normal şartlarda ihtiyati tedbir kararı verilmese idi, Yargıtay’dan karar gelinceye kadar Sayın Özgür Özel görevine devam edecekti. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini de kabul ederek davacı tarafı bu noktada haklı bulmuş durumda. Bugün itibarıyla Sayın Özgür Özel, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu tamamıyla görevden el çektirilmiş pozisyondadır.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, o dönemdeki Parti Meclisi’ni ve Yüksek Disiplin Kurulu’nu karar kesinleşinceye kadar, yani Yargıtay’a giderlerse Yargıtay’dan dönünceye kadar görevli olarak addetmiştir. Dolayısıyla artık Sayın Özgür Özel’in, Parti Meclisi’nin ya da Yüksek Disiplin Kurulu’nun herhangi bir şekilde partiyi bağlayacak bir çaycı dahi alacak sözleşme yapma yetkisi yoktur. Bunu çok açık ve net olarak vurgulayalım.

Şu an verilen karar itibarıyla partiyle ilgili duygu ve düşüncelerini ifade etmiş olmaları dahi hukuken partiyi bağlayacak nitelikte bir karar, bir düşünce ya da bir duygu olmayacaktır. Çünkü Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar çok açık ve net. İhtiyati tedbir talebini kabul ettiği için ve karar Yargıtay’da kesinleşinceye kadar Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini, Parti Meclisi’ni ve Yüksek Disiplin Kurulu’nu göreve çağırdığı için bu talep Sayın Kemal Kılıçdaroğlu tarafından da kabul edildiği takdirde tabii burasını da söyleyelim hukuken geçerlidir.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun da, var olan Parti Meclisi’nin de, o dönemki Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin de bu durumu kabul etmesi hâlinde bu durum hukuken geçerlidir.

Burada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin vermiş olduğu karara baktığınızda, bu 38. Olağan Seçimli Kurultay’ın mutlak butlan yani kesin hükümsüzlük nedeniyle malul olduğuna, sakat olduğuna hükmedildiğini görüyoruz.

Bu mutlak butlan ne demek? O işlemin yapıldığı an itibarıyla bugüne kadar olan bütün işlemlerin, tabiri caizse, bir çaycı aldıysanız çaycıyla yapmış olduğunuz çalışma dâhil olmak üzere bütün işlemlerin yok olduğunu bize anlatır. Dolayısıyla şu an itibarıyla Sayın Özgür Özel ve devamında var olan Parti Meclisi ile Yüksek Disiplin Kurulu, ihtiyati tedbir kararı da verildiği için aynı kararın içerisinde, Yargıtay’dan kesinleşinceye kadar yani bu karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı ile Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, önceki Parti Meclisi ve önceki Yüksek Disiplin Kurulu göreve çağrıldığı için artık Sayın Özgür Özel ve mevcut disiplin kurulu ile Parti Meclisi’nin hukuken bir söz hakkı, bir hükmü bulunmamaktadır.

"BU GÖREV KAMU GÖREVİDİR"

Tabii burada bir kere şunu açıklayalım. Bakın, burası Türk Medeni Kanunu’nun 427. maddesi. Çok açık ve net. Bir parti organı ya da bir genel kurul organı görevde artık bulunmuyorsa, boşluk oluştuysa bir yönetim kayyımı atanır, der Medeni Kanun’un 427. maddesi. Bu noktada Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Parti Meclisi’ne ve Yüksek Disiplin Kurulu’na verilen görev, mahkeme tarafından verilen bir kamu görevidir. Yani burada verilen görev bir kamu görevidir. Mahkemenin atamış olduğu, mahkemenin yetkilendirmiş olduğu bir kamu görevlisi gibi artık hizmet edecekler, görev sağlayacaklar ve yaptıkları her işlemi de ilgili mahkemeye rapor hâlinde bildirmek durumunda olacaklar. Bu noktada bugün itibarıyla, daha doğrusu şu an itibarıyla diyelim, Sayın Özgür Özel’in, Parti Meclisi’nin ve mevcut Yüksek Disiplin Kurulu’nun görevi sona ermiştir diyebiliriz.

Borsada işlemler devre kesicinin çalışmasıyla geçici olarak durduruldu

Son dakika... CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ilk açıklama

HABER MERKEZİ- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı. İnceleme neticesinde CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın ve İstanbul İl Kongresi’nin ‘kanunun emredici hükümlerine aykırılık’ nedeniyle mutlak butlanla sakatlandığı ifade edildi.

CHP'de mutlak butlan depremi! Karar ne anlama geliyor? Kılıçdaroğlu göreve geri dönecek

Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nın ‘mutlak butlan’ nedeniyle iptaline karar verdi. Ayrıca, söz konusu kurultayın iptal edilmesi nedeniyle sonrasında yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan tüm kararların da iptaline karar verildiği ifade edildi. Söz konusu kurultayın iptal edilmesi sebebiyle, kurultay öncesinde görevde bulunan CHP eski Genel Başkan'ı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine aynen devam etmeleri yönünde karar verildiği vurgulandı.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NDAN İLK AÇIKLAMA

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesince, 4-5 Kasım 2023'te yapılan CHP 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada verilen karara yönelik sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisinin, kişisel ikbal arayışlarının mücadele alanı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Cumhuriyet Halk Partisi milletimizin egemenlik senedidir. 38. Olağan Kurultayımız ile ilgili mahkemenin vermiş olduğu karar, bir ayrışma vesilesi değil, asırlık çınarımızın altında kenetlenme fırsatı olmalıdır. Gün, sevinç çığlıklarıyla birbirimizi kırma günü değildir. Gün, kırgınlıkları bir kenara bırakıp ciddiyetiyle, sükunetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür. Bu süreci 'keşkelerle' değil, ciddiyetle, parti kültürümüzden aldığımız samimiyetle ve ortak akıl ile yönetmek zorundayız.

"HERKESİ SÜKÜNETE VE ORTAK AKILA DAVET EDİYORUM"

Şahsi ikballer değil, Türkiye'nin geleceği esastır. Bu kapsamda süreci; önceki dönem Genel Başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve işbirliği içinde yürüteceğiz. Hiç kimse endişe etmesin, partimizi bu tartışmaların içinden çıkaracak ve iktidar yürüyüşünü devam ettireceğiz. Herkesi sükunete ve ortak akla davet ediyorum. Biz bir aradayız."

CHP için mutlak butlan kararı! Özgür Özel yönetimi görevden uzaklaştırıldı

MAHİR POLAT: YETKİ37. KURULTAYDADIR

Kararın ardından CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat ise parti önünde şu açıklamalarda bulundu;

"Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin evladıyım, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekiliyim. Yargı, partimizde sonuç doğuran bir karar verdi. Bu kararı tüm partilerin suhuletle, sakinlikle karşılamasını temenni ederek başlamak istiyorum. Sonuç itibarıyla yargının kararıyla birlikte tekrar göreve dönen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, hepimizin bildiği, hepimizin üzerinde emeği olan, bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin her kademesinde görev yapan siyasileri yetiştiren kişidir. 13 yıllık genel başkanımızdır. Dolayısıyla onun tweetinde de söylediği gibi hep beraber kucaklaşarak, partide küskünlük olmadan, birbirimizle kenetlenerek iktidar yürüyüşümüze devam edeceğiz.

Herkesin, tüm Türkiye'deki insanların bilmesi gereken bir şey var: Cumhuriyet Halk Partisi siyaset üretecek. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin sorunlarına, bölgemizdeki sorunlara eğilen, daha fazla siyaset üreten bir parti hâline dönecektir. Sonuç itibarıyla partimiz için hayırlı olsun. Hep beraber bu sürecin içerisinden güçlenerek çıkacağımızı söylemek istiyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na partililerimizin, örgütümüzün ve vatandaşlarımızın güvenmesini; kendisinin bu durumdan çıkmasını bilecek bir siyasi lider olduğunun bilinmesi gerektiğine inanıyorum.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bugün değil ama uygun gördüğü en doğru zamanda sizleri bilgilendirecektir. Bildiğiniz üzere bir tweet attı. O tweette de görüşlerini hem sizlerle hem de parti kamuoyuyla paylaştı. Dolayısıyla en uygun zamanda en uygun açıklamayı sizlere yapacaktır. Çok daha yeni süreçler yaşanıyor. Kendisinin bir değerlendirmesi olacaktır. Dolayısıyla o tweette de söylediği üzere partinin yetkili kurullarıyla, partideki arkadaşlarla anladığımız kadarıyla bir istişare, bir görüşme sürecinin sonrasında en doğru kararı, partimiz için en sağlıklı kararı verecektir.

Biz milletvekiliyiz, görevimizin başındayız. Bu karar sonrasında CHP Genel Merkezi'nde bir MYK toplandı. Görüşmeler yapıldı. Resmî hesaptan tepki geldi. Sayın Özgür Özel'den açıklama geldi. Fakat karar yayımlandıktan sonra yetki, resmî hesapta, yetkili kurulda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve 37. Kurultayımızda seçilmiş arkadaşlarımızdadır."

CHP'de kurultay davasının tarihçesi: 'Mutlak butlan' süreci, Bursa'da yapılan bir başvuruyla başladı
Son dakika... CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Bakan Gürlek'ten açıklama: Kararın temyiz yolu açık, süreç hukuk içinde işleyecek

CHP'de Kılıçdaroğlu başkanlığa geri dönüyor! Özgür Özel'den ilk açıklama geldi

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da ‘mutlak butlan’ kararı verdi. Karara göre Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığa geri dönecek.

İlginizi Çekebilir

Karar sonrası parti genel merkez binası önünde hareketlilik başlarken CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel'in çağrısı üzerine olağanüstü toplandığı öğrenildi.

Özgür Özel ise karara ilişkin ilk açıklamasını sosyal medya hesabından paylaştı. Özel açıklamasında; "Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum" ifadelerini kullandı.

CHP: 'GERİ ADIM YOK, MÜCADELEYE DEVAM' AÇIKLAMASI

CHP'nin 38'nci Olağan Kurultayı ile ilgili mahkemenin mutlak butlan kararı sonrası partinin sanal medya hesabından da açıklama yapıldı. Açıklamada, "Demokrasiye yönelik bu müdahaleye karşı tüm üyelerimizi baba ocağımıza, 81 ilde il ve ilçe başkanlıklarımıza ve genel merkezimize çağırıyoruz. Geri adım yok, mücadeleye devam" denildi.

Son dakika... CHP'de mutlak butlan kararı sonrası Bakan Gürlek'ten açıklama: Kararın temyiz yolu açık, süreç hukuk içinde işleyecek

NE OLDU?

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı.

Buna göre, esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verildi.

Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti.

Daire, mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptal kararı dolayısıyla bu tarihten sonra parti bünyesinde gerçekleştirilen tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile alınan kararların da hükümsüz kaldığına karar verdi.

Son Dakika! CHP için mutlak butlan kararı çıktı! İşte kararın gerekçeleri

Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi.

Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti.

'Mutlak butlan' davasının tarihçesi: Süreç, Bursa'da yapılan bir başvuruyla başladı

Dairenin kararında şu ifadelere yer verildi:

"Mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi

üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine, göreve iadelerine ihtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir."

Daire, 2 hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı "oy birliğiyle" aldı.

CHP için mutlak butlan kararı! Özgür Özel yönetimi görevden uzaklaştırıldı

Bakan Kurum: Küresel hedeflerin ulusal eyleme dönüştürülmesi en büyük beklentimiz

Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı kapsamında düzenlenen “Dayanıklılığın Artırılması ve Uyumun Hızlandırılması” oturumunu yöneten COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Bugün artık temel ihtiyaç yeni çerçeveler oluşturmak değil; mevcut hedefleri hızla uygulamaya geçirmek ve somut sonuç üretmektir. Burada 3 öncelik öne çıkıyor: uyum hedeflerinin etkin uygulanması, uyum finansmanının güçlendirilmesi ve tüm paydaşlar arasında daha güçlü iş birliği mekanizması. Çünkü iklim değişikliğine uyum artık yalnızca iklim politikalarını değil; kalkınma politikalarını, ekonomik planlamayı ve toplumsal dirençliliği de merkezine alıyor. COP31 Başkanlığı olarak yaklaşımımız nettir. Küresel hedeflerin artık ulusal eyleme dönüştürülmesi en büyük beklentilerimizden biridir. O yüzden ‘Uygulama COP'u diyoruz” dedi.

Bakan Işıkhan açıkladı! İşsizlik maaşı hesaplara erken yatacak, tarih belli oldu

Oturumun açılışında konuşan Bakan Kurum, iklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. İklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir senaryo olmadığının altını çizen Bakan Kurum, günlük yaşamı, üretim sistemlerini, altyapıyı ve doğal ekosistemi doğrudan etkileyen küresel bir gerçeklik olduğunu söyledi.

ADAPTASYON VE DİRENÇLİLİK EKONOMİ VE TOPLUMSAL REFAHIN TEMEL UNSURU

Son yıllarda yaşanan aşırı hava olayları, kuraklıklar, seller, orman yangınları ve su krizlerinin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin en ağır sonuçları olduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, bu etkileri en yoğun yaşayanların gelişmekte olan ülkeler ve yerel topluluklar olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, bu doğrultuda adaptasyon ve dirençliliğin sadece bir çevre politikası olmadığını, ekonominin ve toplumsal refahın da temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi.

“YAPILAN ÇALIŞMALAR, UYUM YATIRIMLARININ EKONOMİK KAYIPLARI AZALTTIĞINI GÖSTERİYOR”

Bakan Kurum, yürütülen çalışmaların önemli fırsatlar da oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: Yapılan çalışmalar, uyum yatırımlarının ekonomik kayıpları azalttığını, yatırım güvenliğini artırdığını, yeni istihdam alanları oluşturduğunu ve sürdürülebilir büyümeyi desteklediğini göstermektedir. Bu doğrultuda son yıllarda uluslararası düzeyde önemli gelişmeler yaşandı. COP30 kapsamında Küresel Uyum Hedefi’nin uygulanmasını izlemeye yönelik Belem Uyum Göstergeleri üzerinde uzlaşı sağlanması, adaptasyon finansmanının artırılmasına yönelik çağrılar ve giderek daha fazla Ulusal Uyum Planı’nın hazırlanması küresel iradenin güçlendiğini göstermektedir. Ayrıca Ulusal Uyum Planları Uygulaması İttifakı (NAP Implementation Alliance) gibi girişimler, uyumun sahada somut sonuçlar üreten bir gündem haline gelmesi açısından önemli bir rol üstlenmektedir.

Sosyal medyada 'kaydırma' etkisi okulları vurdu! 'Çocuklar tükenmiş geliyor'

“COP31 BAŞKANLIĞI OLARAK YAKLAŞIMIMIZ NETTİR”

Bakan Kurum, Ulusal Uyum Planları’nın uygulanmasını hızlandırmanın önemli olduğuna dikkat çekerek, “Bugün artık temel ihtiyaç yeni çerçeveler oluşturmak değil; mevcut hedefleri hızla uygulamaya geçirmek ve somut sonuç üretmektir. Burada bir parantez açmak istiyorum. Farkındalığı da hep birlikte arttırmalıyız. Bence en önemli araç o. Bu farkındalık arttıkça hükümetler, ülkeler bu talebe karşı kayıtsız kalamayacaklar. Burada 3 öncelik öne çıkıyor: uyum hedeflerinin etkin uygulanması, uyum finansmanının güçlendirilmesi ve tüm paydaşlar arasında daha güçlü iş birliği mekanizması. Çünkü iklim değişikliğine uyum artık yalnızca iklim politikalarını değil; kalkınma politikalarını, ekonomik planlamayı ve toplumsal dirençliliği de merkezine alıyor. COP31 Başkanlığı olarak yaklaşımımız nettir. Küresel hedeflerin artık ulusal eyleme dönüştürülmesi en büyük beklentilerimizden biridir. O yüzden ‘Uygulama COP'u diyoruz” dedi.

Oturumda, Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Başkanı Jim Skea, Uganda, Maliye Bakanları Koalisyonu bünyesindeki Uyum Çalışma Grubu Başkanı Sam Mugume Koojo, UNDP İklim Değişikliği Küresel Direktörü Cassie Flynn, COP31 Gençlik İklim Şampiyonu Sally Hıggıns de birer konuşma yaptı.

KÜRESEL UYGULAMA HIZLANDIRICISI VE 1,5 DERECE BELEM MİSYONU

Bakan Kurum, İklim Bakanları Toplantısı kapsamında düzenlenen COP Başkanlarını Bilgilendirme Toplantısı’na da katıldı. COP30 Başkanı ve Büyükelçi Andre Correa do Lago, COP31 Müzakereler Başkanı ve Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, COP29 Başkanı ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İklim Meseleleri Özel Temsilcisi Muhtar Babayev’in de bulunduğu toplantıda konuşan Bakan Kurum, COP30’da alınan kararlardan biri olan Küresel Uygulama Hızlandırıcısı ve 1,5 Derece Belem Misyonuna dikkat çekti.

“BELEM 1.5 DERECE GÖREVİ HEPİMİZİN KATKI VERECEĞİ ŞEFFAF BİR BULUŞMA NOKTASI”

Bakan Kurum, konuşmasında şunları söyledi: Küresel Uygulama Hızlandırıcısı konusunda Brezilya ve Avustralya ile verimli çalışmalar yürütüyoruz. Oradaki tecrübeleri ve birikimi COP31'e aktararak süreci birlikte yürütmek gerektiğini düşünüyoruz. Hakikaten “uygulama” dediğimiz konsepte çok farklı ve yenilikçi bir yaklaşım getiren Hızlandırıcı, önceliklendirilen çözüm alanları ile sahayı birleştirecek. Eylem Ajandası ile de belirli noktalarda bağlantı kuracak. Paris Anlaşması’nın başarısının hem müzakerelerde alınan kararlara hem de bunları ulusal politikalarımıza tercüme etme kararlılığımıza bağlı olduğunu unutmamak gerek. Belem 1.5 derece görevi de bu noktada kilit bir misyon olarak hepimizin katkı vereceği şeffaf ve katılımcı bir buluşma noktası rolü üstleniyor. Azerbaycan, Brezilya ve Avustralya ile birlikte çalıştığımız bu konuyu, NDC ve NAP’lerin daha azimli uygulanması için sorular soran ve cevapları arayan bir alan olarak tasarlıyoruz. 1.5 dereceyi erişilebilir kılmak için fırsatları, engelleri, uluslararası iş birliği gibi konuları, hep birlikte, sadece devletler tarafında değil, uygulamanın tamamındaki aktörlerle konuşma fırsatı sunan bu alanın etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesini son derece önemsiyoruz.

'Karbon düzenlemelerinin ihracatımıza ticari bir engel getirmemesini amaçlıyoruz'

Bolat, Bakanlıkta düzenlenen Responsible/Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, uluslararası ticaret kurallarına uygun destek programlarıyla ihracatçıların yanında yer almaya devam edeceklerini bildirdi.

Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yapılan düzenlenmelerden birinin, bu yıl itibarıyla uygulanmaya başlanan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) olduğunu anımsatan Bolat, düzenleme kapsamında demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinin yer aldığını aktardı.

Bolat, mekanizma kapsamında bu ürünlerin, Avrupa Birliği'ne (AB) yapılacak ihracatta karbon emisyonları doğrultusunda mali bir yükümlülüğe tabi olacağını, karbon emisyon hedeflerine uyulması durumunda mali yükümlülüğün azalacağını anlattı.

"Karbon düzenlemelerinin ihracatımıza ticari bir engel getirmemesini amaçlıyoruz"

Bolat, Türkiye'nin, SKDM kapsamındaki ürünlerde ihracatının yüzde 47,8'inin AB'ye gerçekleştirildiğini aktardı. Brüksel'de geçen yıl düzenlenen Yüksek Düzeyli İklim Diyaloğu kapsamında Türkiye-AB SKDM Çalışma Grubu'nun kurulduğunu hatırlatan Bolat, "Gayemiz, SKDM ile getirilen karbon düzenlemelerinin ve kriterlerinin ihracatımıza ticari bir engel getirmemesini sağlamaktır. Kamu olarak özel sektörümüzü de yanımıza alıp, onlarla karşılıklı koordinasyon içinde sektörleri buraya hazırlıyoruz. Diğer sektörlere de önümüzdeki birkaç yıl içinde bu kapsam genişletilecek." dedi.

Bolat, AB Komisyonunun İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Üyesi Wopke Hoekstra ile görüşmesinde de SKDM kapsamında lisanssız yenilenebilir enerji yatırımlarının tanınması, doğrulayıcıların Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmesinin sağlanması ve varsayılan değerlerin rekabet dezavantajı doğurmayacak şekilde belirlenmesi konularındaki talepleri ilettiklerini bildirdi.

AB'de ürün bazlı çok sayıda yeni mevzuatların yürürlüğe girdiğini belirten Bolat, burada yapılan düzenlemelerin ülkeyi yakından ilgilendirdiğini ifade etti.

"44 firma 'Responsible' markasını kullanım hakkını elde etti"

Bolat, Bakanlık olarak sürdürülebilirlik, çevre, iklim değişikliği ve yeşil ekonomiye uyum konularında yaptıkları çalışmalar doğrultusunda Responsible-Sorumluluk Programı'nı geliştirdiklerini söyledi.

Program kapsamında firmalara yeşil ekonomiye uyum konusunda destek verdiklerine işaret eden Bolat, şöyle devam etti:

"Bu konudaki eğitim ve danışmanlık harcamalarının 5 yıl süresince yüzde 50'sine kadarlık bölümünü 17 milyon 640 bin liraya kadar destekliyoruz. Amacımız, küresel taleplere ve pazara girişe engel olan risklerden kurtulmaları için uluslararası normlara uymalarını sağlamak. Bunun için bir yol haritası lazım. Bu konuda gerek Eximbank gerekse Türkbank'ın yeşil ekonomi finansman destek ve kredi paketleri de var."

Bolat, söz konusu programın üç aşamadan oluştuğunu, şu ana kadar 166 firmanın destek kapsamına alındığını aktararak, bu firmaların 97'sinin Faz-1 sürecini tamamladığını, projelerinin belirlendiğini, sürdürülebilirlik yol haritalarının da oluşturulduğunu ifade etti.

Faz-2 ve Faz-3 aşamalarına geçiş yapan 44 firmanın, "Responsible" markasının kullanım hakkını elde ettiğini kaydeden Bolat, bugüne kadar firmalara 39,5 milyon lira destek verdiklerini, başvurular arttıkça bu desteklerin de artacağını belirtti.

Bolat, UR-GE Projesi'nin de hızla ilerlediğine işaret ederek, "56 illimizde UR-GE projeleri uygulanıyor. 2010 yılında başlatılan UR-GE kapsamında bugüne kadar 742 proje destek kapsamına alındı, 245 kuruluş bu projeleri yürütüyor, halen 187 proje devam ediyor. Diğerleri tamamlanmış durumda." diye konuştu.

Bu projeler kapsamında 18 bin 704 KOBİ için analizler yapıldığını, bunların ihracata hazırlandığını bildiren Bolat, KOBİ'lerin ihracattaki ihtiyaçlarını gidermek amacıyla 3 bin 58 analiz, eğitim ve danışmanlık faaliyeti gerçekleştirildiğini söyledi. Bolat, UR-GE kapsamında verilen desteklere ilişkin de şunları kaydetti:

"Son 10 yılda UR-GE desteği kapsamında ihtiyaç analizi, eğitim ve danışmanlık için 126 milyon lira, yurt dışı pazarlama faaliyetleri için 450 milyon lira, küme tanıtımı için 3 milyon lira, alım heyetleri için 111 milyon lira, istihdam için 93 milyon lira olmak üzere 783 milyon lira ödeme gerçekleştirildi. İyi uygulama örneği olarak 19 UR-GE Projesi belirlendi."

Programda, "Responsible" markasını kullanmaya hak kazanan şirketler ile UR-GE desteği kapsamında iyi uygulama örneklerini devreye alan işbirliği kuruluşlarına ödül verildi.

'Nissibi Köprüsü ile zamandan ve akaryakıttan 5,9 milyar lira tasarruf sağlandı'

Bakan Uraloğlu, Nissibi Köprüsü'nün hizmete açılışının 11’inci yılı nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Uraloğlu, 21 Mayıs 2015 tarihinde hizmete açılan köprünün, Güneydoğu Anadolu kara yolu ulaşım ağı içerisinde en önemli geçiş noktalarından birini oluşturduğunu vurgulayarak, Atatürk Barajı’nın su tutmasıyla yıllarca feribot aracılığıyla sağlanan Adıyaman-Diyarbakır arasındaki ulaşımın Nissibi Köprüsü sayesinde kesintisiz hale getirildiğini belirtti. Bakan Uraloğlu, "Diyarbakır'ın batı, Adıyaman'ın doğu illerine olan ulaşımını 40 kilometre kısaltan köprü ile seyahat süresi feribota göre yaklaşık bir buçuk saat daha kısa sürüyor. Nissibi Köprüsü'nü açıldığı günden bu yana 6,9 milyon araç kullanırken 11 yıllık süreçte zamandan 3,3 milyar lira, akaryakıttan 2,6 milyar lira olmak üzere toplam 5,9 milyar lira tasarruf sağladık. Çevreye zararlı egzoz emisyonu 128 bin ton azaldı" dedi.

'610 METRE UZUNLUĞUNDA İNŞA EDİLDİ'

Köprünün teknik özellikleri hakkında da bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Adıyaman ve Diyarbakır arasındaki en kısa kara yolu ulaşımını sağlayan Nissibi Köprüsü, gergin eğik kablo askılı olarak inşa edildi. Orta açıklığı 400 metre, kenar açıklıkları 105'er metre olmak üzere toplam 610 metre uzunluğundaki köprü; 24,5 metre genişliğinde, 4 şeritli olup kule yüksekliği ise tam 96 metredir" ifadelerini kullandı. (DHA)

800 milyon dolarlık işleme soruşturma

WSJ’nen haberine göre CFTC, İran ile yaşanan askeri gerilime dair kritik kararlar kamuoyuna duyurulmadan hemen önce vadeli işlem piyasalarında açılan devasa pozisyonları mercek altına aldı. Soruşturma kapsamında, ulusal güvenlik kararlarının Wall Street’teki belirli ticaret şirketlerine önceden sızdırılıp sızdırılmadığı ve piyasa manipülasyonu yapılıp yapılmadığı araştırılıyor.

Milyonlar kazandılar

London Stock Exchange Group (LSEG) verilerine göre, 23 Mart gecesi piyasaların kapalı olduğu işlem dışı saatlerde, ABD ve uluslararası ham petrol vadeli işlem piyasalarında saniyeler içinde devasa pozisyonlar açıldı. Bu işlemlerden tam birkaç dakika sonra Başkan Trump, Truth Social hesabı üzerinden Washington’ın Tahran’ın enerji altyapısına yönelik planladığı askeri saldırıları ertelediğini duyurdu.

Trump’ın askeri gerilimi düşüren bu sürpriz geri adımıyla birlikte, küresel petrol fiyatları anında yüzde 13’e varan sert bir düşüş yaşadı. Fiyatların çakılacağını öngörerek tam zamanında “kısa” (short) pozisyon açan en az beş firmanın, hacim ayarlı ortalama fiyatlar üzerinden gün sonunda milyonlarca dolar kâr elde ettiği belirlendi.

Sızıntı değil iddiası

Sektörde kırmızı alarm verilmesine yol açan bu zamanlama üzerine harekete geçen CFTC analistleri, Beyaz Saray veya askeri kanattan ulusal güvenlik kararlarının Wall Street’teki belirli fonlara sızdırılıp sızdırılmadığını araştırıyor.

Soruşturma kapsamında şu ana kadar herhangi bir resmi suçlama yöneltilmemiş olsa da düzenleyici kurumun en az üç büyük finansal aktörün işlem kayıtlarını incelediği bildirildi.

Petrol fiyatlarında düşüş sürdü

Başkan bu hafta başında İran’a yönelik yeni saldırıları ertelediğini açıklamıştı.Yatırımcılar, ABD ve Tahran arasındaki müzakerelerin bir sonraki turundan çıkacak sonuçları bekliyor.

Tankerler geçiyor

Öte yandan, iki Çin bayraklı süpertanker Hürmüz Boğazı’ndan dün geçti. Boğaz üzerinden arz akışının daha fazla açılabileceği iyimserliği fiyatlara yansıdı. Bununla birlikte, küresel petrol göstergesi Brent ham petrolü savaş öncesi seviyelerinin oldukça üzerinde seyrediyor. Piyasanın odağı büyük ölçüde ham petroldeydi. Ancak analistler bazı endişelerin devam ettiğini ifade ediyor.

New York'ta 43. Türk Günü Yürüyüşü coşkuyla kutlandı

Türk-Amerikan toplumunun 43'üncü defa düzenlediği geleneksel yürüyüş, New York'ta Türk-Amerikan toplumunun binlerce üyesini bir araya getirdi. Geçit töreni ve sonrasındaki kutlama programı coşku dolu anlara sahne oldu.

ABD'de Türk diplomatların Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından ilk olarak 1981'de düzenlenen ve sonrasında gelenekselleşen yürüyüş ve sonrasındaki festivale, ABD'deki Türk misyonu temsilcileri, bazı bürokratlar, Türkiye'den gelen sanatçılar ve çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Yürüyüş kortejinde, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Büyükelçi Prof. Dr. Çağrı Erhan, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Sedat Önal, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız ve Türkiye'nin New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal başta olmak üzere, Türk Amerikan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulundu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN ABD'DEKİ TÜRK TOPLUMUNA MESAJ

Türk-Amerikan toplumunun yanı sıra KKTC, Azerbaycan ve Türk dünyasından da yoğun katılımın olduğu etkinlikte, New York ve çevre eyaletlerden gelenler, geçit törenini izlemek için Madison Caddesi'nin kaldırımlarına sıralanırken, spordan eğitime çeşitli alanlarda faaliyet gösteren dernekler, okullar ve benzeri eğitim kuruluşları, yürüyüş esnasında protokolü selamladı.

Madison 38. Sokaktan başlayan ve 25. Sokaktaki Madison Meydanı Parkı'na kadar devam eden yürüyüşün ardından, konser alanında birçok sanatçı tarafından Türk marşları ve ezgileri seslendirilirken, bu sezonun lig şampiyonu Galatasaray başta olmak üzere diğer Türk takımlarının coşkusu da festivale renk kattı.

Yürüyüş sonrası Madison Meydanı Parkı'nda devam eden kutlamalar İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı, daha sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajı festival alanında izlendi.

"BU COŞKU YALNIZ BİR YÜRÜYÜŞÜN DEĞİL, SARSILMAZ BİR BİRLİK RUHUNUN İFADESİ"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türk Amerikan toplumuna gönderdiği video mesajında, Türkiye'nin uluslararası etkinliği bağlamında yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının önemine vurgu yaparak birlik beraberlik mesajı verdi.

Duran, dayanışma ruhuna vurgu yaptığı konuşmasında, "Manhattan sokaklarını kırmızı beyaza boyayan bu coşku yalnız bir yürüyüşün değil, köklü bir tarihin, güçlü bir kimliğin ve sarsılmaz bir birlik ruhunun ifadesidir." dedi.

"Türkiye bu gücünü, birlik ve beraberliğimizden almaktadır. Bu dayanışma ruhuyla üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur." diyen Duran, Türk Günü Yürüyüşü'nün "bu ortak ruhun, güçlü aidiyetin ve anlayışın en somut tezahürü" olduğunu kaydetti.

YÜRÜYÜŞ ESNASINDA TÜRKİYE'NİN TARİHİ VE TURİSTİK DEĞERLERİ DE TANITILDI

Türk Günü Yürüyüşü kapsamında, İletişim Başkanlığının organize ettiği ve New York sokaklarında dolaşan dijital kamyonlar, Türkiye’nin tarihi ve turistik yerlerini, kültürel değerlerini ve çevre vizyonunu dünya kamuoyuna aktardı.

Dijital kamyonların ekranlarında yayınlanan içeriklerde, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na üye olan, gastronomi, müzik ve el sanatları ile ön plana çıkan Afyon, Gaziantep, Hatay, Kırşehir, Bursa, Kütahya ve Şanlıurfa gibi şehirlere özgü değerler tanıtıldı.

Aynı zamanda içeriklerde Türkiye’nin küresel ölçekte yürüttüğü çevre ve sürdürülebilirlik çalışmaları da geniş yer buldu.

Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi ile Türkiye’nin çevre politikaları ve Sıfır Atık vizyonuna özgü mesajlar da ekranlarda paylaşıldı.

Öte yandan festivalde kürsüye davet edilen Washington Büyükelçisi Sedat Önal ve New York Başkonsolosu Ahmet Yazal da Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali'nin önemine vurgu yaparken, Türk Amerikan toplumunun ABD'de geldiği noktanın altını çizen değerlendirmelerde bulundu.

Daha sonra Milli Savunma Bakanlığı uhdesindeki Mehteran Birliği'nin sergilediği performans katılımcılardan büyük alkış alırken ilerleyen saatlerde misafirler, Türk sanatçıların ve folklor ekiplerinin performanslarıyla coşkulu saatler yaşadı.

ABD'de, Türk diplomatın Ermeni terör örgütü ASALA tarafından şehit edilmesine tepki amacıyla ilk olarak 1981'de düzenlenen yürüyüş, sonraki yıllarda Türk kültürünün tanıtıldığı geleneksel bir kutlamaya dönüşmüştü.

EFES-2026 Tatbikatı'ndan nefes kesen görüntü! Türkiye'nin çelik kanatları şov yaptı
Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

Nijerya'da terör saldırısı! 17 polis öldü

Polis Sözcüsü Anthony Placid, yaptığı yazılı açıklamada, 8 Mayıs'ta Yobe eyaletine bağlı Buni Yadi kasabasında bulunan Nijerya Ordusu Özel Kuvvetler Okulu'na yönelik terör saldırısı düzenlendiğini belirtti.

Saldırıda 17 polisin öldüğünü kaydeden Placid, çok sayıda kişinin yaralandığını aktardı.

Placid, ayrıca saldırıyı püskürtmeye çalışan Nijerya ordusundan da bazı askerlerin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Nijerya Polis Genel Müdürü Olatunji Rilwan Disu ise hayatını kaybeden polislerin "ülke güvenliği için fedakarca görev yapan cesur ve vatansever personel" olduğunu belirtti.

Disu, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi, güvenlik güçlerinin fedakarlıklarının unutulmayacağını vurguladı.

Nijerya, uzun süredir ülkenin çeşitli bölgelerinde silahlı çetelerin yanı sıra terör örgütleri Boko Haram ve DEAŞ'ın Batı Afrika kolu ISWAP'ın saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor.

'Savunma sanayimiz TEKNOFEST neslinin omuzlarında yükseliyor' diyen Erdoğan: Dünya imrenerek bakıyor
Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

Putin, Transdinyester kararnamesini imzaladı

Putin'in imzaladığı ve Rusya Devlet Yasa Bilgi Sistemi'nde yayımlanan kararnameye göre, Transdinyester sakinlerine Rus vatandaşlığı verilme süreci kolaylaştı.

Karar gereği, Transdinyester'de sürekli ikamet eden, 18 yaşını dolduran yabancı uyruklu vatandaşlar, Rus vatandaşlığına kabul için basitleştirilmiş başvuru yapma hakkına sahip oldu.

Söz konusu karar, insan hakları ve özgürlüklerinin korunması amacıyla uluslararası hukuk doğrultusunda kabul edildi.

MOLDOVA'DAN KARARA TEPKİ

Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu, Estonya'nın başkenti Tallinn'de yaptığı açıklamada, Putin'in kararına tepki verdi.

Putin'in Moldova'yı korkutmaya çalıştığını belirten Sandu, "Ukrayna'da savaşın başlamasının ardından (Transdinyester) bölgedeki sakinlerin birçoğu, kendilerini güvende hissetmek için Moldova vatandaşlığına sahip oldu." ifadelerini kullandı.

MOLDOVA'DAKİ TRANSDİNYESTER MESELESİ

Moldova'nın 1991'de Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Dinyester Nehri'nin doğu kıyısındaki Transdinyester, Rusya'nın desteğiyle tek taraflı bağımsızlığını ilan etmişti.

Bağımsızlık ilanından sonra Moldova ile Transdinyester arasında başlayan silahlı çatışmalar, 1992'de ateşkesle son bulmuştu. Buradaki çatışmalarda 1000'den fazla kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin ise yaralandığı belirtiliyor.

Moldova ile Transdinyester arasında 1993'te AGİT bünyesinde çözüm görüşmeleri başlamıştı. AGİT bünyesinde 5+2 formatında yapılan müzakerelerde, Transdinyester, Moldova, Rusya, Ukrayna, ABD ile AGİT ve AB temsilcileri yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) üyesi hiçbir ülke tarafından tanınmayan Transdinyester'in kendi siyasi yapısı, meclisi, ordusu, polisi ve posta sistemi bulunuyor.

"Barış gücü" adını verdiği askeri birliklerini Transdinyester'e yerleştiren Rusya'nın, bölgenin desteklenmesi için her yıl milyonlarca dolar aktardığı belirtiliyor.

Rusya'nın Sovyetler Birliği döneminde 2. Dünya Savaşı'ndan kalan en büyük cephanesi, Transdinyester bölgesindeki Kobasna köyünde yer alıyor.

Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

İspanya devlet televizyonundan Eurovision'un başlama saatinde 'Filistin için barış ve adalet' çağrısı

RTVE, Gazze'deki soykırıma rağmen İsrail'i Eurovision'dan ihraç etmeyen Avrupa Yayın Birliğinin (EBU) aldığı kararı protesto etmek için Filistin'e destek mesajı yayımladı.

İlginizi Çekebilir

Bu yıl canlı yayınlamadığı Eurovision Şarkı Yarışması'nın başladığı saatle eş zamanlı mesaj yayımlayan RTVE, ekranını kısa süreliğine karartarak, İspanyolca ve İngilizce dillerinde "Eurovision bir yarışmadır, insan hakları ise değildir. Kayıtsızlığa yer yok. Filistin için barış ve adalet." mesajını paylaştı.

RTVE, sosyal medyadaki paylaşımlarında da "Bu akşamki Eurovision Şarkı Yarışması finali öncesinde RTVE, bu yılki yarışmaya katılmama kararı aldığını hatırlatır." ifadesini kullanarak, canlı yayınındaki mesajı tekrarladı.

İspanya devlet televizyonu, 2025'teki Eurovision'da da "İnsan hakları söz konusu olduğunda sessizlik bir seçenek değildir. Filistin için barış ve adalet." yazılı mesaj yayımlamıştı.

Yunan basını 'hazırlıklar başladı, mesajımız net' diyerek duyurdu! Türkiye sınırına İsrail füzesi

İtalya'da şok! Bir kişi aracıyla yayaların arasına daldı, 7 kişi yaralandı

Ulusal basındaki haberlerde, ülkenin kuzeyindeki Modena kentinde yerel saatle 16.30 civarında 31 yaşındaki sürücünün aracıyla şehir merkezindeki Emilia Caddesi'ne saatte 100 kilometrenin üzerinde hızla daldığı ve yayalara çarptığı belirtildi.

Aracın bir dükkanın vitrinine çarparak durduğu, Fas asıllı İtalyan vatandaşı olduğu belirtilen sürücünün kaçmaya çalıştığı ve bu sırada bir kişiyi bıçakladığı ifade edildi.

Sürücünün yoldan geçenlerce yakalanarak durdurulduğu ve güvenlik güçlerince gözaltına alındığı bilgisi verildi.

Modena Belediye Başkanı Massimo Mezzetti, yaptığı açıklamada, olayda 2'si ağır 7 kişinin yaralandığını belirtti.

Bazı basın organları ise ağır yaralı sayısının 4 olduğunu kaydetti.

Basına konuşan görgü tanıkları, aracın çok hızlı geldiğini ve çarptığı yayaları havada gördüklerini ifade etti.

MELONİ: "YARALILARA VE AİLELERİNE DAYANIŞMAMI BELİRTİYORUM"

Yunanistan'da Avrupa-Körfez Forumu Toplantısı'na katılan Başbakan Giorgia Meloni, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

"Bugün Modena'da bir adamın birkaç yayaya çarptığı ve ardından yoldan geçen birini bıçakladığı olay son derece vahimdir. Yaralılara ve ailelerine dayanışmamı belirtiyorum. Ayrıca saldırganı durdurmak için cesurca müdahale eden bölge sakinlerine ve polise de teşekkür ediyorum. Belediye Başkanı ile görüştüm ve olayla ilgili gelişmeleri takip etmek için yetkililerle sürekli iletişim halindeyim. Saldırganın yaptıklarından ötürü tam olarak hesap vereceğine inanıyorum."

Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'
'Savunma sanayimiz TEKNOFEST neslinin omuzlarında yükseliyor' diyen Erdoğan: Dünya imrenerek bakıyor

Yer: Bursa! Sahte diş hekimi karı koca baskınla gözaltına alındı

Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ve İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü KOM Büro Amirliği ekipleri, Turgutalp Mahallesi’nde bulunan bir iş merkezinde kaçak olarak diş muayenesi yapıldığı bilgisine ulaştı. İhbar üzerine harekete geçen ekipler, belirlenen adrese operasyon düzenledi. İş yerinde yapılan aramalarda diş tedavisinde kullanıldığı belirlenen çok sayıda malzeme ile çeşitli ilaçlara el konuldu. Operasyonda M.T. ile eşi S.T. gözaltına alınırken, karı kocanın diş hekimi olmadıkları, kaçak şekilde diş muayenesi ve tedavisi uyguladıkları öğrenildi.

Şüpheliler ifadeleri alınmak üzere emniyete götürülürken, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Şanlıurfa'da tüyler ürperten olay! Mezarlıkta varil içinde 21 insan cenini bulundu
Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'

Kırıkkale'de hafif ticari araç şarampole devrildi; 1 ölü, 3 yaralı

Kaza, akşam saatlerinde Kırıkkale-Kulu kara yolu Doğanay Mahallesi'nde meydana geldi. Bayram B.'nin kontrolünü yitirdiği plakalı hafif ticari araç, şarampole devrildi. İhbar üzerine kaza yerine polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Bölgeye gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücü Bayram B.'nin hayatını kaybettiği belirlendi. Kazada yaralanan H.B., M.B. ve A.B., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.

Polis, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'
EFES-2026 Tatbikatı'ndan nefes kesen görüntü! Türkiye'nin çelik kanatları şov yaptı

Şanlıurfa'da tüyler ürperten olay! Mezarlıkta varil içinde 21 insan cenini bulundu

Olay, kentteki Yeni Mezarlık’ta meydana geldi. İddiaya göre, mezarlık ziyaretine giden vatandaşlar, çöp attıkları bir varilin içerisinde kaplara konulmuş insan ceninlerini fark etti. Üzerlerinde Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi etiketleri bulunduğu öne sürülen ceninler için polise ihbarda bulunuldu. Mezarlığa sevk edilen polis ekipleri, ceninlerin gömülmek üzere kim tarafından getirildiği ve neden bir kenara bırakıldığıyla ilgili çalışma başlattı.

Düşük ve kürtaj sonucu ölmüş olduğu değerlendirilen ceninler için bölgede güvenlik önlemi alındı. Ceninler, incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’nun morguna gönderildi. Polis, olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlattı.

ŞANLIURFA VALİLİĞİ'NDEN AÇIKLAMA

Şanlıurfa Valiliği, mezarlıkta bulunan ceninlerle ilgili ekipler tarafından gerekli incelemelerin yapıldığını, durumun açıklığa kavuşturulması ve sorumluluk oluşturan yönlerinin belirlenmesi amacıyla konunun adli mercilere intikal ettirildiğini açıkladı.

Şanlıurfa Valiliğinden yapılan açıklamada, "16 Mayıs 2026 tarihinde Haliliye ilçesinde bulunan Asri Mezarlıkta tıbbi işlem gördüğü değerlendirilen bazı cenin ve uzuvların uygun olmayan şekilde bırakıldığına ilişkin ihbar alınması üzerine uzman ekipler tarafından mahallinde gerekli incelemeler yapılmıştır. Durumun açıklığa kavuşturulması ve sorumluluk oluşturan yönlerinin belirlenmesi amacıyla konu adli mercilere intikal ettirilmiştir. Söz konusu durum valiliğimiz tarafından takip edilmekte olup idari yönden de kapsamlı olarak incelenecektir" denildi.

Antalya'da Litvanyalı boksör tur şoförünü hastanelik etti: 'Telefonu şarja koymadın diye yumrukladı'
Son dakika... Gülistan Doku dosyasında başhekimle ilgili yeni detay! PTS kayıtları ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Türk Günü Yürüyüşü' mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Amerikan toplumu tarafından 43'üncüsü düzenlenen 'Türk Günü Yürüyüşü'ne bir video mesaj gönderdi.

'TÜRKİYE'NİN SESİ, VİCDANI VE TEMSİLCİSİ OLUYORSUNUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk-Amerikan toplumunun değerli mensupları, kıymetli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün Amerika'nın dört bir yanından New York'a gelen siz kıymetli vatandaşlarımıza ve soydaşlarımıza, Türkiye'deki 86 milyon kardeşinizin selamlarını iletiyorum. Aziz kardeşlerim. Türk-Amerikan toplumu tarafından 43'üncüsü düzenlenen Türk Günü Yürüyüşü, Amerika'daki Türk varlığının en güzel etkinliğidir. Manhattan sokaklarını ay-yıldızlı bayrağımızla donatan bu yürüyüş, Türk milletinin vakarının ve özgüveninin yansımalarından biridir. Amerika Birleşik Devletleri'nde 100 yılı aşkın süredir varlık gösteren Türk-Amerikan toplumu, bugün artık her alanda başarılarıyla temayüz eden, saygın ve etkili bir konuma ulaşmıştır.

Sizler girişimleriniz, akademik başarılarınız, sivil toplum çalışmalarınız ve ekonomik katkılarınızla Amerika'ya değer katarken Türkiye ile olan gönül bağınızı da sürdürüyor, Türkiye'nin sesi, vicdanı ve temsilcisi oluyorsunuz. Bu yönünüzle her birinizi Türkiye'nin Amerika'daki doğal temsilcileri olarak görüyor, çalışmalarınızı takdirle takip ediyoruz" diye konuştu.

'BİZLER, MESAFELERİN AYIRAMAYACAĞI KADAR GÜÇLÜ BİR BAĞA SAHİBİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İş dünyasından akademiye, sivil toplumdan siyasete kadar her alanda güçlü bir şekilde var olmanızı özellikle önemsiyoruz. Sizlerden beklentimiz, bulunduğunuz her platformda daha etkin rol almanız, karar alma mekanizmalarında daha fazla yer edinmenizdir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız, Türkiye'nin küresel vizyonunun en önemli taşıyıcılarından biridir. Sizlerin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi, hem Türk-Amerikan toplumunun daha güçlü bir konuma ulaşmasını hem de Türkiye'nin doğru şekilde temsil edilmesini sağlayacaktır. Unutmayalım ki bizler, mesafelerin ayıramayacağı kadar güçlü bir bağa sahibiz. Aynı kültürün, aynı tarihin, aynı köklü milletin ve medeniyetin mensuplarıyız. Bu bilinçle hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bu düşüncelerle, 43'üncü Türk Günü Yürüyüşü'nün hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP'de baskı görenler AK Parti'de huzur buldu, aramıza katılanlar olabilir
'Savunma sanayimiz TEKNOFEST neslinin omuzlarında yükseliyor' diyen Erdoğan: Dünya imrenerek bakıyor

'Savunma sanayimiz TEKNOFEST neslinin omuzlarında yükseliyor' diyen Erdoğan: Dünya imrenerek bakıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Gençlik Kollarınca Turka Kocaeli Stadyumu'nda düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni Programı"ndaki konuşmasına gençleri selamlayarak başladı.

Erdoğan, coşkulu, heyecanlı, her yönüyle dolu dolu şölende gençlerle beraber olmanın memnuniyeti içinde olduğunu belirterek, şölenin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Türkiye'nin aydınlık yüzlerini, bu büyük milletin yüz akı, göz bebeği olan tüm gençleri, "Türkiye Yüzyılı"nın mimarları olacak genç yürekleri sevgiyle selamlayan Erdoğan, aynı şekilde Avrupa'da, Amerika'da, Asya ve Afrika'da, yeryüzünün dört bir ucunda, bayrağı gururla dalgalandıran, başarılarıyla yurt dışındaki millet varlığının en parlak sembolü olan Türk diasporasının genç mensuplarına muhabbetlerini gönderdi.

İlginizi Çekebilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehirleri, ülkeleri, kıtaları aşan sevgi ve muhabbette, dostluk ve kardeşlikte sınır tanımayan, bugün burada olduğu gibi stadyumlardan taşan şu coşkunuz için, eşsiz birlik ve beraberlik tablosu için her birinize tek tek teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Bugün 81 ilin kalbinin burada attığını aktaran Erdoğan, "Millet ve medeniyetimizin nabzı burada atıyor. Hayalini kurduğumuz büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı işte burada atıyor. Tam 1000 yıldır, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için mübarek kanlarını toprağa akıtan şehitlerimizin, istiklal ve istikbalimiz uğruna bedel ödeyen cesaret timsali gazilerimizin, Alparslan'dan Kılıçarslan'a, Fatih'ten Yavuz'a, Selahattin Eyyübi'den Abdülhamit Han'a, cümle ecdadımızın aziz ruhları, sizlerin dik duruşuyla, ümit saçan aydınlığıyla, şu anda inşallah şad oluyor, yad oluyor." diye konuştu.

"TÜRKİYE'Yİ AYDINLIK YARINLARIYLA BULUŞTURACAK GENÇLER BURADA"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sezai Karakoç'un "Diriliş nesli", Nurettin Topçu'nun "Hareket nesli", Necip Fazıl Kısakürek'in "Büyük Doğu nesli" derken buradaki gençlerden bahsettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Asım'ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.' diyen merhum Mehmet Akif bu ülkenin siz genç yüreklerini müjdeliyordu. TEKNOFEST kuşağının öncü neferleri olarak rahmetli Nurettin Topçu Hocamızın şu müjdesine bugün sizler nail oluyorsunuz: 'Ömerler ile Akiflerin tam ortasında duran Fatih'in ruhu hakikatte bizim vücudumuzda devam ediyor. Bunu hissediyoruz. Fatih'i bir kılıçtan ibaret sananlar, bilsinler ki Fatih ölmüştür ama Fatih'in ruhunun ebedi hakimiyetine inananlara müjdeliyorum. Fatih'in ruhu ölmez, Fatih'in ruhu ebedi kalacaktır.' İnanıyorum ki Fatih'in ruhunu ihtiramla selamlayan, ecdadın emanetini gururla taşıyan gençler burada. Türkiye'yi aydınlık yarınlarıyla buluşturacak gençler burada. Milletimizin hayallerini gerçeğe dönüştürecek gençler burada. Rabbim sizleri kem gözlerden saklasın."

Erdoğan, AK Parti Gençlik Kollarınca Turka Kocaeli Stadyumu'nda düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni Programı"nda yaptığı konuşmada, karşısında, mazinin birikimini bugüne taşıyan, Türkiye'nin istikbalini var gücüyle omuzlayan kararlı, dünyaya yeni sözler söyleyen, dikkatleri üzerine çeken, hakkı ve hakikati seslendiren ufuk sahibi bir gençlik gördüğünü söyledi.

Gazze'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e mazlumun, mağdurun, gözlü yaşlı kardeşlerinin hüznünü kalbinin en derinlerinde hisseden merhametli bir gençliği hissettiğini dile getiren Erdoğan, "Şu an karşımda deprem gecesi milletinin yardımına koşan, yangın bölgesinde sabahlayan, milletin derdiyle dertlenen bir gençlik görüyorum. Şu an karşımda vicdanlı bir gençlik, şuurlu bir gençlik, iman, idrak, basiret ve feraset sahibi bir gençlik görüyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Merhum Sezai Karakoç, bu gençliği yani sizleri yıllarca şu sözlerle bekledi" diyerek, şair ve yazar Sezai Karakoç'un "İnsanlığın alın yazısı bir çocuk" başlıklı yazısından bölümler okudu.

Şehirleri ayağa kaldıracak, yaralara merhem olacak, dirilişi şahlandıracak, uyuyanları uyandıracak o çocukları şu anda karşısında gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bize alnı ak, yüzü ak, sevdası ak bu gençlikle yol yürümeyi nasip eden Rabb'ime hamdolsun. Rabb'im, sizlerle birlikte tüm gençlerimizi korusun. Yolunuzu, bahtınızı daima açık etsin. Kıymetli gençler, gençlik yüreğin bentleri yıkıp atmasıdır. Gençlik hayaldir, heyecandır, dinamizmdir. Bir milletin lokomotifi gençlerdir, toplum enerjisini gençlerden alır. Bireyden aileye, aileden millete, milletten devlete uzanan zincirin en kritik halkası gençlerdir. Asırların birikiminden süzülüp gelen değerler, kurumlar ve prensipler gençlerin eliyle geleceğe aktarılır. Tarihimize şöyle bir göz attığımızda bu hakikati çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu milletin sinesinde yetişen gençler ne zaman elini taşın altına koymuşsa aile güçlenmiş, millet kenetlenmiş, devlet asıl misyonuna kavuşmuştur. Yalnızca İstanbul'u değil kalpleri de fetheden Sultan Fatih'te işte bunu görürsünüz. Tuğrul Bey'de, Tarık Bin Ziyad'ta, Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ta, Süleyman Gazi'de bu saf hakikati görürsünüz. En keskin dönemeçlerde, en zorlu mesuliyetleri yüklenerek istikbalin taşlarını döşeyen, istiklalin sancağını yüceltenler hep gençlerdir. Malazgirt'te, Çanakkale'de, Milli Mücadele'de, 15 Temmuz ihanetinin çelikten bir iradeyle püskürtülmesinde bu ruhu görürsünüz. Gençler güçlüyse millet de devlet de güçlüdür. Bununla birlikte ne zaman ki gençler kendi aralarında gruplara bölünmüş, tuzaklara düşmüş, tahriklere kapılmış ve değerlerinden uzaklaşmışsa tarihimizin en sancılı dönemleri de o zaman yaşanmıştır."

"Bu ülkenin gençlerini kimi zaman sağcı solcu diyerek, kimi zaman Türk-Kürt diyerek, kimi zaman Alevi-Sünni diyerek kimi zaman da ilerici-gerici diyerek birbirlerine düşman ettiler" diyen Erdoğan, anne ve babaların elleri yüreklerinde akşam olunca evlatlarının sağ salim eve dönebilmesi için pencere kenarlarında dua ettiği günler yaşadıklarını dile getirdi.

Erdoğan, sadece başörtüsünden, sakalından, kılık kıyafetinden dolayı insanların eğitim ve çalışma hakkının elinden alındığını, istifaya zorlandığı, geleceğinin karartıldığı günler yaşadıklarını anlattı.

"EN BÜYÜK YATIRIMIYSA ELBETTE GENÇLERİMİZE YAPTIK"

Şimdi o günleri esefle ve acıyla hatırladıklarını aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK Parti olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımız ilk günden itibaren Türkiye'nin hak ettiği seviyelere gelebilmesi için uğraştık. Üniversite okumak ve kamuda işe girebilmek için belirli bir giyim tarzına, yaşam biçimine, dünya görüşüne sahip olmanın şart koşulduğu ideolojik aidiyetin ehliyet ve liyakatin önüne geçtiği günler artık geride kaldı. Zengin fakir, şehirli köylü, doğulu batılı ayırmadan bu ülkenin evlatları arasında fırsat eşitliğini tam manasıyla biz sağladık. En büyük yatırımıysa elbette gençlerimize yaptık. Unutmayın gençler, önce seçilme yaşını 30'dan 25'e, ardından 18'e düşürerek gençlerimize duyduğumuz güveni çok net bir şekilde gösterdik."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de siyaseti dar kadro siyaseti olmaktan çıkartarak gençlerin eğitimde, bürokraside, sivil toplumda, kültür, sanat ve sporda önünü açtıklarına işaret ederek, "23 yıldır hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını eğitime tahsis ettik. 2002'de yükseköğretime ayrılan bütçe sadece 2,5 milyar liraydı. Biz, bunu 2026 itibarıyla 651 milyar liraya çıkardık. Aynı dönemde üniversite sayımızı 76'dan 208'e yükselttik. Yükseköğrenim yurt sayımızı 190'dan 873'e, yatak kapasitemizi 182 binden 1 milyona ulaştırdık. Yıllar içinde hem burs miktarını hem burs alan öğrenci sayısını artırdık hem de başvuran her öğrencimize burs veya kredi veriyoruz." bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Gençlik Kollarınca Turka Kocaeli Stadyumu'nda düzenlenen "Bir Gençlik Şöleni Programı"nda yaptığı konuşmada, 81 ili gençlik ve spor tesisleri, bilim ve kültür merkezleri, spor salonları, futbol sahaları ve olimpik yüzme havuzlarıyla donattıklarını, hepsinden önemlisi gençlere cesaret ve özgüven kazandırdıklarını söyledi.

Bugün kendisini çok iyi yetiştirmiş, birkaç dil bilen, dünyayı tanıyan, sosyal zekası yüksek, deneyimli, donanımlı, yenilikçi aynı zamanda ahlaklı ve imanlı neslin gümbür gümbür geldiğini gördüklerini belirten Erdoğan, "İmandır o cevher ki İlahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.' Tüm dünyanın imrenerek baktığı savunma sanayimiz bu ülkenin genç mühendislerinin, genç yazılımcılarının, genç teknisyenlerinin ve elbette TEKNOFEST kuşağının genç neferlerinin omuzlarında yükseliyor. Genç bilim insanlarımız, genç öğrencilerimiz, genç sanatçılarımız dünya ölçeğinde ses getiren başarılara imza atıyor. Genç yeteneklerimiz uluslararası turnuvalarda, olimpiyatlarda madalyalara her gün yenilerini ekliyor." diye konuştu.

Erdoğan, Tekvando Milli Takımı'nın engelli sporcularla birlikte 22 madalya kazanıp Avrupa Şampiyonu olduğunu aktararak, milletin göğsünü kabartan tüm tekvandocuları tebrik etti.

Kazakistan ziyaretinde Türkiye'yi e-spor alanında temsil eden gençlerle karşılaştıklarını belirten Erdoğan, "İster geleneksel spor dallarında, ister teknolojiyle beraber gelişen e-spor branşlarında olsun, gençlerimizin başarılarıyla gurur duyuyoruz. Bugünün ve yarının dünyasında sizlerin hak ettiğiniz yeri alabilmeniz için yanınızda olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

"SİZLER BU MİLLETİN GÖZ BEBEĞİSİNİZ. ÜZERİNE TİTREDİĞİ KIR ÇİÇEKLERİSİNİZ"

Gençlere de seslenen Erdoğan, şunları söyledi:

"Kıymetli gençler, Türkiye'nin geleceği sizlere emanettir. Türkiye'nin parlak yarınları sizlerin gayretleriyle şekillenecektir. Sadece ülkemizde değil Türk dünyasında, İslam aleminde, Afrika'da, Asya'da, Latin Amerika'da sizi izleyen Türkiye'deki her gelişmeyi yakından takip eden milyonlarca kardeşiniz var. Siyasi hayatının her aşamasında gençlerle yol yürümüş, çeyrek asra yaklaşan millete hizmet yolculuğunda gençleri daima öncelemiş bir büyüğünüz olarak sizlere hep güvendim ve güveniyorum. Sizler bu milletin göz bebeğisiniz, üzerine titrediği kır çiçeklerisiniz. Sizler geçmişi şanla, şerefle, başarılarla dolu bir milletin evlatlarısınız. Kimsenin sizi yolunuzdan döndürmesine, ümitlerinizi söndürmesine izin vermeyin. Sırf sarf malzemesi, konu mankeni, vitrin süsü olarak kullanmak isteyen kifayetsizlere asla prim vermeyin. Sizi kirli ve karanlık siyasi emelleri uğruna aparat olarak, kaldıraç olarak, manivela olarak kullanmak isteyenlere müsaade etmeyin. Sizi zayıflatmaya, zayıf göstermeye çalışanlara hiçbir suretle kulak asmayın."

Abdurrahim Karakoç'un "İlmi azık eyle, sabrı silah, gittiğin Hak yoldur, yardımcın Allah, 40 geceden sonra 40 milyon sabah görecek güçtesin, zayıfım sanma. Sevda kelep kelep, kin deste deste, eller tetikdedir, kulaklar seste, en uzak menzile iki nefeste varacak güçtesin, zayıfım sanma." dizelerini okuyan Erdoğan, "Birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz daim olsun. Sevinciniz huzurunuz baki olsun.' diyorum. Bu düşüncelerle sizleri bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Gençlik şölenimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, emeği geçen tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek, buluşmak dileğiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum." diye konuştu.

PROGRAMDAN NOTLAR

"Kocaeli her zamanki yerinde", "Elif gibi dimdik Ilgaz Dağı gibi arkandayız" ve "Nehirden denize özgür Filistin" yazılı bazı pankartların asılı olduğu stattaki gençler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı alkışlar ve sloganlarla karşıladı.

Alana geldiği sırada gençleri selamlayan Erdoğan, buradaki bazı gençlerle fotoğraf çektirdi.

Şölende, "İyi ki varsın Erdoğan" adlı şarkı eşliğinde koreografi yapıldı. Koreografide, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve bazı savunma sanayisi üretimlerinin fotoğraflarının da bulunduğu "Reise sözümüz", "Maziden kökümüz" ile "İstikbalde müjdemiz var" yazılı pankartlar açıldı.

AK Parti Gençlik Kollarınca hazırlanan "Beraber yürüdük" isimli kısa filmin izletildiği programda, ayrıca dron gösterisi yapıldı. Bu sırada gençler gösteriye ellerindeki cep telefonu ve ışıklarla eşlik etti.

Programda, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş de konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hitabını gerçekleştirmek için kürsüye çıkmadan önce stadı gezerek, gençleri selamladı.

Hitabın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Yusuf İbiş, Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül ile Milli Güreşçi Rıza Kayaalp tablo, hafız Furkan Kılıç Kur'an-ı Kerim, milli tenisçi Zeynep Sönmez de raket takdim etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a oyuncu Serkan Çayoğlu kılıç, sosyal medya içerik üreticisi Elif Akçivi tablo, TEKNOFEST Savaşan İHA Yarışması ekibi adına Yusuf Kaan Çoğalan ise maket İHA hediye etti.

Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle aile fotoğrafı çektirdi. Programda şarkıcı Sefo da konser verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gençler başımızın tacıdır
Cumhurbaşkanı Erdoğan: CHP'de baskı görenler AK Parti'de huzur buldu, aramıza katılanlar olabilir

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Teknoloji bizim için kritik bir alan

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Batman’da, 50 okulda yapımı tamamlanan 'Yapay Zeka Atölyeleri’nin toplu açılışı için Yunus Emre Anadolu Lisesi’ndeki programa katıldı. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Zekeriya Kaya, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Vali Ekrem Canalp, AK Parti Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ali Koç, İl Emniyet Müdürü İbrahim Kaba, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ekrem Doğan, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir, kurum amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de programa katıldı.

İlginizi Çekebilir

Bakan Mehmet Şimşek, konuşmasında teknoloji ve yapay zeka sınıflarını önemsediklerini belirterek, “Eminim diğer okullarımızda da benzer bir durum söz konusu. Öncelikle Batman’ımıza, ülkemize, hemşehrilerimize hayırlı olsun. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Öncelikle öğretmenlerimizin eğitimi çok önemli, daha sonra öğrencilerimizin. Daha sonra, özellikle şehrimizdeki işletmelerin verimliliğini artırmak için teknolojinin ve yapay zekanın kullanımını Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızla birlikte güçlü bir şekilde desteklememiz gerekiyor. Artık eskisi gibi değil, birkaç yıl ilköğretim, ortaöğretim, lise, üniversite okuduk, artık ‘eğitim bitti’ dönemi kapandı. Artık hayat boyu, ömür boyu eğitim devrindeyiz, çağındayız. Yapay zeka da bu noktada önemli bir bileşen. Teknoloji bizim için çok kritik bir alan. Bunun sayesinde inşallah Türkiye katma değer zincirinde yukarı çıkacak, rekabet gücü artacak. Onun için bugünkü açılışı anlamlı ve önemli buluyoruz” diye konuştu.

'BATMAN, DEVLET TİYATROLARI OYUNLARINA SAHNE OLACAK'

Bakan Şimşek, daha sonra, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında yapımı tamamlanan 'Devlet Tiyatroları Batman Sahnesi'nin açılış törenine katıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teşekkür eden Bakan Şimşek, “Gerçekten değişmiş sahne. Daha önce burada birçok program yaptık ama en önemlisi Batman artık düzenli bir şekilde Devlet Tiyatroları oyunlarına sahne olacak. Bu önemli bir gelişme. Batman, gelişiyor ve kalkınıyor. Büyükşehir olma yolunda da bayağı hızlı ilerliyor. Kültür ve sanat çok önemli bir bileşen. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

Bakan Uraloğlu açıkladı: Otobüs bileti iadesinde sistem değişti

Bakan Uraloğlu açıkladı: Otobüs bileti iadesinde sistem değişti

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde sektörel ihtiyaçlar, dijitalleşme hedefleri ve operasyonel verimlilik doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidildiğini bildirdi. Değişiklikler 16 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Bakan Uraloğlu, yapılan düzenlemelerle birlikte karayolu taşımacılığında hem hizmet kalitesinin artırılacağını hem de sektörde uygulama birliğinin güçlendirileceğini belirterek "Karayolu taşımacılığında vatandaşlarımızın haklarını daha güçlü şekilde koruyan, sektörümüzün ihtiyaçlarına daha hızlı cevap veren ve dijitalleşmeyi merkeze alan yeni bir dönemi başlatıyoruz." ifadelerini kullandı.

TERMİNALLERDE YENİ DÜZENLEME

Uraloğlu, taşımacıların terminallerde yaşanan yoğunluklardan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla yeni bir düzenleme yapıldığını belirterek, "Terminallerde yer bulunamaması halinde yerel makamlarca tahsis edilen veya gösterilen alanların kullanılabilmesine yönelik yasal altyapıyı oluşturduk." dedi.

Memur ve emekli maaş zammı hesapları değişti! İşte en düşük emekli maaşı için yeni tahmin

Mevsimlik tarım işçilerinin taşınmasına yönelik de düzenleme yapıldığını kaydeden Uraloğlu, D3 yetki belgesi sahiplerinin yalnızca kendi tarım alanlarında çalışacak mevsimlik tarım işçilerini taşıyabilmesine imkan sağlandığını söyledi.

DİJİTAL TEBLİGAT ZORUNLU HALE GELECEK

Karayolu taşımacılığında dijital dönüşümü hızlandıracak adımlar attıklarını belirten Bakan Uraloğlu, tüm yetki belgesi sahipleri için Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'ni zorunlu hale getirdiklerini ifade etti. Uraloğlu, "UETS zorunluluğunu 1 Ocak 2027 itibarıyla devreye alacağız." dedi.

"ULUSLARARASI LOJİSTİK İŞLETMECİLİĞİ FAALİYETİ YÜRÜTECEKLER İÇİN GEÇMİŞ GEÇERLİLİK SÜRELERİ HESAPLAMAYA DAHİL EDİLECEK"

Uluslararası lojistik işletmeciliğinde aranan tecrübe şartına ilişkin de açıklamada bulunan Uraloğlu, "Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için aranan 3 yıllık tecrübe şartında dayanak olan yetki belgelerinin geçmiş geçerlilik süreleri de hesaplamaya dahil edilecek." açıklamasında bulundu.

Uraloğlu ayrıca, yetki belgesi devir işlemlerinde ise mesleki yeterlilik şartının sağlanma süresinin 45 günden 60 güne çıkarıldığını ifade etti.

İstanbul’da şoke eden olay: Trafikte kafa atan fenomene 180 bin TL ceza

KURYE TAŞIMACILIĞINA YENİ YÜKÜMLÜLÜKLER

Kurye taşımacılığı alanındaki yeni yükümlülükler hakkında açıklamada bulunan Uraloğlu, kargo taşımacılığı yetki belgesine sahip taşımacıların kurye gönderisi taşımaları halinde kurye yükümlülüklerine uygun faaliyet göstermelerinin zorunlu hale geldiğini bildirdi.

SRC KURYE VE KURYE FAALİYET BELGELERİNİN 1 OCAK 2027'YE KADAR TEMİN EDİLMESİNE İMKAN TANINDI

SRC Kurye ve Kurye Faaliyet belgelerinin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarını ifade eden Uraloğlu ayrıca, 2013 model ve öncesi otomobillerin B2 ve D2 belgelerine ilavesine ilişkin süre uzatımı sağlandığını kaydetti

AÇIK BİLET DÜZENLENMESİ ZORUNLU OLACAK

Yolcu haklarına ilişkin düzenlemelere de değinen Bakan Uraloğlu, "Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına şehirler arası otobüslerde hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik. Ayrıca sefer başlayana kadar açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak." açıklamasında bulundu.

Otobüs firmalarının ücret tarifelerini Bakanlığa önceden bildirebilmesine imkan sağlandığını ifade eden Uraloğlu, firmaların azami 1 ay sonrasına kadar geçerli olacak tarifeleri sisteme tanımlayabileceklerini ve gerekli durumlarda 10 gün içerisinde düzeltme başvurusu yapabileceklerini söyledi.

ŞOFÖR YAŞ SINIRLARI GENEL MEVZUATA UYUMLU HALE GETİRİLECEK

Sürücüler için uygulanan yaş sınırlarının genel mevzuat hükümlerine bırakıldığını belirten Uraloğlu, muayenesi bulunmayan taşıtların ise yetki belgesine kayıtlı olsa dahi trafik güvenliği gerekçesiyle yurtdışına çıkışına izin verilmeyeceğini kaydetti.

TURİZM AMAÇLI YOLCU TAŞIMACILIĞINDA OTOMOBİL KULLANIMINA İLİŞKİN YENİ DÜZENLEMELER

Ev eşyası taşımacılığı faaliyetlerinde yalnızca kamyonetle taşımacılık yapmak isteyenler için azami 1 kamyonet sınırı getirildiğini belirten Uraloğlu, turizm amaçlı yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığını belirterek, Yerli Malı Belgesi'ne sahip otomobillerin kullanılması halinde kullanılabilecek taşıt adetlerine ilişkin teşvik mekanizmasının devreye alındığını bildirdi.

Uraloğlu ayrıca kalkış veya varış noktası büyükşehir olan ve tarifeli faaliyet gösteren D4 yetki belgeleri için U-ETDS veri iletim zorunluluğunun kaldırıldığını ifade etti. Engelli ve diyaliz hastalarını tek taşıtla taşıyan D2 belgeli taşımacıların mesleki yeterlilik şartından muaf tutulacağını belirten Uraloğlu, fiili taşıma imkanı bulunmayan taşımacılar için de ODY-ÜDY şartının aranmayacağını söyledi.

KADEMELİ CEZA SİSTEMİ

Bakan Uraloğlu, kapsam dışı faaliyet gösteren taşımacılara yönelik cezaların düzenlendiğini belirterek, "Kuralsız ve kayıt dışı taşımacılığın önüne geçmek amacıyla kademeli ceza sistemini devreye alıyoruz. Buna göre ilk ihlalde 21 bin 333 lira, ikinci ihlalde 42 bin 666 lira, üçüncü ihlalde 106 bin 665 lira, dördüncü ihlalde ise 213 bin 330 lira idari para cezası uygulanacak. Beşinci ihlalde ise yetki belgesi iptal edilecek." dedi. Uraloğlu ayrıca terminal işletmeciliğinde geçerli belge olmadan faaliyet gösterilmesinin de engelleneceğini söyledi.

Adana’da salyangoz mesaisi: Kilogramı 35 lira

İlçeye bağlı Kahveli Mahallesi kırsalında vatandaşlar, bahar yağmurlarının ardından otluk ve nemli alanlarda ortaya çıkan kara salyangozlarını toplamak için mesai yapıyor. Akşam saatlerinde başlayan toplama çalışmaları gece yarısına kadar sürerken, vatandaşlar dağlık alanlarda ellerindeki ışıklarla salyangoz arıyor.

Kilogram fiyatı 35 lira

Kilogram fiyatı 35 liradan alıcı bulan salyangozlar, kozmetik, ilaç sanayi ve turistik tüketim amacıyla kullanılıyor. Vatandaşlar, topladıkları salyangozları tüccara teslim ediyor.

Memur ve emekli maaş zammı hesapları değişti! İşte en düşük emekli maaşı için yeni tahmin

"Salyangoz popülasyonu azaldı"

Geçtiğimiz yıllara oranla salyangoz popülasyonunun azaldığını ve bu nedenle toplayanların da azaldığını anlatan Mehmet Yiğen isimli vatandaş, "Akşam 8’de başlıyoruz, gece 1-2’ye kadar mesai sürüyor. Işıklarla otluk alanlarda arıyoruz. Özellikle yağmurdan sonra çıkıyorlar. Eskiden her yerde çok bulunurdu, ancak şimdi popülasyon azaldı. Bu yıl da az olduğu için, gelen sayısı da az" dedi.

"20 tane salyangoz 1 kilogram geliyor"

Toplanan salyangozların bölgede tek bir tüccar tarafından alındığını kaydeden Yiğen, "Burada bir tüccar alıyor, ardından Mersin’e gönderiliyor. Turistlerin tüketiminde, kozmetik ve ilaç yapımında kullanıldığını biliyoruz. Biz tüketmiyoruz. Yaklaşık 20 tane salyangoz 1 kilogram geliyor" diye konuştu.

Salyangoz toplamanın belirli kurallara bağlı olduğunu ifade eden Yiğen, "Özel izin alınmadan toplamak yasak. Ayrıca ceviz tanesinden büyük olması gerekiyor. Bu işi tamamen ek gelir için yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Destinasyonda kritik atak

15 Mayıs itibarıyla başlayan Münih uçuşları, haftada iki kez çarşamba ve cuma günleri karşılıklı olarak gerçekleştiriliyor. Hannover hattında ise uçuşlar, 16 Mayıs’ta Cumartesi seferleriyle başlayacak; 10 Haziran’dan itibaren çarşamba günlerinin de uçuş programına eklenmesiyle birlikte seferler haftada iki frekansa ulaşacak. Yaz sezonunda Edremit’ten Düsseldorf ve Stuttgart’a uçuşlarını sürdüren SunExpress, Münih ve Hannover seferleriyle birlikte Edremit’ten sunduğu dış hat destinasyon sayısını 4’e çıkardı. Hava yolu, Münih ve Hannover uçuşları ile Almanya’nın önemli merkezlerine doğrudan erişim imkânı sunarak bölgenin uluslararası bağlantılarını güçlendiriyor.

Yıldırım ilk görevi için Karadeniz’e açıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, geçtiğimiz yıl 4 Aralık’ta Türkiye’ye getirildikten sonra, Mersin Taşucu Limanı’na yanaşarak ay-yıldız deseni ile bezenen gemi, operasyonlara hazır hale getirilmişti. Test süreçleri tamamlanan Yıldırım derin deniz sondaj gemisi, ilk görevi için Filyos Limanı’ndan ayrılarak Karadeniz’e açıldı. Yıldırım, ilk görevini Türkali-16 Kuyusunda icra edecek. 20 Mayıs’ta operasyona başlayacak olan gemi, söz konusu lokasyonda kuyuya ilişkin “alt tamamlama” faaliyetleri yürütecek. Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han derin deniz sondaj gemilerinin ardından Yıldırım’ın da göreve başlamasıyla Karadeniz’deki sondaj gemisi sayısı da 5’e çıktı. İnşası 2024 yılında Güney Kore’de tamamlanan Yıldırım, derin denizde 12 bin metreye kadar sondaj yapabiliyor. “7. nesil ultra derin deniz sondaj gemisi” olarak tanımlanan gemi, 228 metre uzunluğa ve 42 metre genişliğe sahip. Helikopter pisti bulunan Yıldırım, 200 personele yaşam alanı sunuyor.

Filipinler Senatosu'nda sıcak saatler! Silah sesleri duyuldu, Senatör polislerden kaçtı

Filipinler’de hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından insanlığa karşı suçlardan yakalama kararı çıkarılan Senatör Ronald dela Rosa’nın gözaltına alınacağı yönündeki beklentiler sürerken parlamento binasında silah sesleri duyuldu.

PARLAMENTO BİNASINDA KOVALAMACA

The Guardian’dan edinilen bilgilere göre Pazartesi (11.05.2026) gününden bu yana Senato’daki ofisine sığınan dela Rosa’nın etrafında yaşanan gerilim sırasında binada kaos ortamı oluştu.

Yetkililer tarafından gözaltına alınmak istenen dela Rosa’nın, güvenlik güçlerinden kaçarak Senato koridorları ve merdivenlerinden geçtiği, ardından ofisine sığındığı aktarıldı.

Senato Başkanı Alan Peter Cayetano’nun dela Rosa’ya “koruyucu gözetim” sağladığı ifade edildi.

Silahların kim tarafından ateşlendiği henüz netlik kazanmazken, Senato Sekreteri Mark Llandro Mendoza olayda can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

Mendoza, “Çok sayıda kolluk kuvvetinin binaya girmeye çalışmasının ardından durum değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.

UYUŞTURUCUYLA SAVAŞ OPERASYONLARINI YÖNETMİŞTİ

64 yaşındaki dela Rosa, eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte döneminde ülke polis teşkilatının başında bulunmuş ve tartışmalı “uyuşturucuyla savaş” operasyonlarını yönetmişti.

Habere göre söz konusu operasyonlarda binlerce şüpheli uyuşturucu satıcısının öldürüldüğü belirtilirken, insan hakları örgütleri polisi sistematik infazlar ve delil karartmakla suçluyor. Polis ise suçlamaları reddederek, operasyonlarda öldürülen 6 binden fazla kişinin silahlı olduğunu ve gözaltına direnç gösterdiğini savunuyor.

SENATO’DA GÖZALTINI ENGELLEME ÇAĞRISI

Dela Rosa’nın kısa süre içinde gözaltına alınmasının beklendiği belirtilirken, senatör destekçilerine Senato önünde toplanarak gözaltıyı engelleme çağrısı yaptı.

Yerel televizyonlarda yayımlanan görüntülerde dela Rosa’nın, hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından güvenlik güçlerinden kaçtığı aktarıldı.

ABD Başkanı Trump 8.5 yıl sonra Çin'de! Uçağı iniş yaptı, Belçika'da gündem Kraliçe Mathilde'nin Türkiye ziyareti! 'Yeni bir dönemin kapısı açıldı'

Belçika'da gündem Kraliçe Mathilde'nin Türkiye ziyareti! 'Yeni bir dönemin kapısı açıldı'

Belçika'dan Türkiye'ye gelen ve Belçika Kraliçesi Mathilde başkanlığında, Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Savunma ve Dış Ticaret Bakanı Theo Francken, Brüksel Bölge Başbakanı ve Valon ve Flaman Hükümeti temsilcileri yanında 194 şirket temsilcisinin de içinde bulunduğu 428 kişilik heyetin ekonomik misyon ziyareti Belçika'da geniş yankı uyandırdı. ,

Basına yansıyan haberlerde, "Belçika'nın Türkiye hamlesi, Kraliçe Mathilde'in tarihi misyonu ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını açtı" ifadeleri öne çıktı. Belçika'nın Türkiye'ye yönelik en büyük ekonomik misyonu olarak nitelendirilen ziyaretin, uzun süren diplomatik soğukluğun ardından Ankara-Brüksel hattında belirgin bir yakınlaşmanın işareti olduğu yorumları yapıldı. Belçika basınına göre ziyaret, hem siyasi çevrelerde hem de kamuoyunda "stratejik eksen değişikliği" olarak değerlendirildi.

KRALİÇEDEN 428 KİŞİLİK HEYETLE TÜRKİYE'YE ÇIKARMA

Türkiye'ye yapılan misyon ziyaretini "tarihi bir çıkarma'' olarak nitelendiren Belçika medyasında , "Kraliçe Mathilde'in Türkiye'ye gerçekleştirdiği ekonomik misyon, Belçika'nın dış ilişkilerinde son yılların en dikkat çekici adımlarından biri olarak kayda geçti. 428 katılımcı ve 194 şirketle bugüne kadar Türkiye'ye düzenlenen en büyük Belçika misyonu olan ziyaret, siyasi ağırlığıyla da öne çıktı.

Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Savunma Bakanı Theo Francken, Flaman, Brüksel ve Valon bölge başbakanlarının aynı heyette yer alması, Brüksel'in Ankara ile ilişkilerde yeni bir dönem başlatma iradesini açık biçimde ortaya koydu" yorumu yapıldı. Haberlerde ayrıca geçmişin aksine yeni bir sürecin başladığı belirtilerek; "Bu temaslar, geçmişte yaşanan siyasi gerilimlere rağmen Belçika'nın Türkiye'ye yönelik yaklaşımında belirgin bir değişim yaşandığını gösteriyor. Uzun yıllar demokrasi, ifade özgürlüğü ve güvenlik politikaları üzerinden süren tartışmaların ardından, iki ülke arasında daha pragmatik bir çizgiye geçiliyor" yorumları yapıldı.




'TÜRKİYE YENİDEN KİLİT ÜLKE'

Belçikalı uzmanlara göre; bu yön değişikliğinin temelinde, Avrupa'nın son yıllarda karşı karşıya kaldığı güvenlik riskleri bulunuyor. Ziyarete yönelik analizler yapan Gent Üniversitesi öğretim üyesi ve Türkiye uzmanı Dries Lasage analizinde; "Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Avrupa'nın savunma kapasitesine dair soru işaretlerini artırırken, ABD'nin Avrupa'ya yönelik tutumundaki belirsizlikler Brüksel'i daha gerçekçi bir dış politika arayışına itti. Bu ortamda Türkiye; NATO içindeki askeri kapasitesi, bölgesel etkisi, 85 milyonluk pazarı ve savunma sanayisindeki hızlı yükselişiyle Belçika için yeniden "stratejik ortak" konumuna yerleşti. Türkiye'nin hem Rusya hem Ukrayna ile aynı anda temas kurabilen nadir aktörlerden biri olması, Brüksel'de dikkatle izlenen bir denge politikası oldu" değerlendirmesinde bulundu.

'BAYKAR ZİYARETİ STRATEJİK'

Belçika'da yankısı süren ziyarette en öne çıkan nokta olarak savunmaya dikkat çekildi. Haberlerde heyetin İstanbul'da Baykar Teknoloji tesislerini ziyaret etmesine özel ilgi gösterilirken, ziyaret "stratejik" olarak nitelendirildi. Ziyarete ilişkin öne çıkan analizlerde, "Baykar ziyareti misyonun savunma boyutunun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Türkiye'nin dron teknolojisindeki liderliği, Avrupa'da giderek daha fazla ilgi görüyor. Baykar'ın İtalyan Leonardo ile ortak üretim projeleri yürütmesi, Belçika'nın da bu zincire dahil olma isteğini güçlendiriyor. Savunma Bakanı Francken'in temasları, Belçika'nın Türkiye ile savunma sanayii alanında daha yakın iş birliğine açık olduğunu ortaya koydu. Belçikalı şirketlerin, tedarik zincirinin farklı halkalarında ortak üretim ve teknoloji paylaşımı fırsatlarını değerlendiriyor" ifadeleri yer aldı.

'BELÇİKA'NIN DESTEKLEDİĞİ ÜLKELERDEN'

Belçika'da ziyarete ilişkin haberlerde ayrıca Türkiye'nin hem Avrupa Birliği'nin (AB) Savunma Fonlarından yararlanma hem de Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi konusunda beklentilerinin gündeme geldiğine dikkat çekildi. Haberlerde, "Ziyaretin ekonomik boyutunda, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusundaki beklentileri öne çıktı. Tarım ve sanayi ürünlerinde pazar erişiminin genişlemesi, iki ülke ticaret hacmini hızla artırabilecek bir adım olarak görülüyor. Türkiye'nin ayrıca AB'nin 150 milyar euroluk savunma fonuna dahil olma isteği, Brüksel'de stratejik bir dosya olarak değerlendiriliyor. Belçika'nın, Türkiye'nin bu süreçte destek beklediği ülkeler arasında yer aldığı biliniyor" denildi.

'TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUK ROLÜ BRÜKSEL'DE TAKDİR GÖRÜYOR'

Belçika basınındaki yansımalarda ayrıca Türkiye'nin bölgesel ve küresel krizlerde izlediği diplomasi ve arabuluculuk rolünün önemine de vurgu yapıldı. Haberlerde; ''Türkiye'nin hem Rusya hem Ukrayna ile aynı anda temas kurabilmesi, savaşın kritik dönemlerinde tahıl koridoru ve esir takası gibi önemli diplomatik başarılar elde etmesi, Belçika'da dikkatle izlenen bir unsur. Bu arabuluculuk rolü, Ankara'nın uluslararası arenadaki etkisini artırırken, Brüksel'in de Türkiye ile diyaloğu güçlendirme motivasyonunu artırıyor. Aynı şekilde Türkiye'nin İran-ABD hattında da arabuluculuk girişimlerinde bulunması, Ankara'nın bölgesel diplomasideki ağırlığını pekiştiriyor" değerlendirmesi yapıldı.




'YENİ BİR SAYFA'

Kraliçe Mathilde'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi, Belçika kamuoyunda "ilişkilerde yumuşama" olarak değerlendirildi. Uzmanlar, bu temasın iki ülke arasında daha yapıcı, daha çok yönlü ve karşılıklı çıkar odaklı bir dönemin başlangıcı olduğu yorumlarına neden oldu. Belçika basınında yer alan yorumlarda, misyonun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik bir yeniden konumlanma anlamına geldiği vurgulanıyor.

'TÜRKİYE ALGISINI GÜÇLENDİREN ZİYARET'

Belçika basınına göre, söz konusu ziyaret iki ülke ilişkileri ve Belçika kamuoyundaki Türkiye algısı açısından son derece olumlu bir etki yaptı. Özellikle Savunma ve Dış Ticaret Bakanı Theo Francken'in alışılagelen eleştirel paylaşımlarının yerine İstanbul ve Türkiye'ye hayranlık duyduğunu ifade ettiği paylaşımları ülke kamuoyunda Türkiye hakkında olumlu rüzgarlar estirdi. Bazı takipçileri bakana İstanbul'da gezip görmesi için tavsiyeler verirken , Belçika'da yaşayan Türkler de duydukları memnuniyeti dile getirerek bakana destek verdi. Bakan Francken anneler günü mesajını, "Güzel İstanbul'dan tüm annelere pırıl pırıl bir anneler günü diliyorum'' şeklinde paylaştı.

Ziyaretin her günü uzun ve detaylı paylaşımlar yapan bakan, her seferinde Türkiye ve İstanbul'dan hayranlıkla bahsederek, "Dostlar, İstanbul öyle bir şehir ki Öyle dinamik ve canlı bir ticari hayat var. Burası inanılmaz, her yerde altyapı yatırımı var, her yer şantiye" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump 8.5 yıl sonra Çin'de! Uçağı iniş yaptı
Avrupa'dan Hürmüz'de dikkat çeken hamle! 'Kritik bölgeye 2 mayın gemisi konuşlandırılacak'

Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinde yeni adım! Erivan'dan açıklama geldi

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ani Badalyan, X sosyal medya platformundaki hesabından "Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına" ilişkin açıklama yaptı.

"Türkiye'nin Ermenistan ile ikili ticaret üzerindeki yasakları kaldırma kararını memnuniyetle karşılıyoruz." ifadesini kullanan Badalyan, bunun, "Ermenistan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinin bir diğer sonucu olduğunu" belirtti.

ERMENİSTAN'DAN DİPLOMATİK İLİŞKİ VURGUSU

Badalyan, kararın, iki ülkenin iş çevreleri arasındaki ticaretin ve bağların geliştirilmesi, ekonomik bağlantısallığın teşvik edilmesi ve bölgede barış ile refahın sağlanması açısından önemine dikkati çekti.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca bunun, iki ülke arasında tam teşekküllü ve normal ilişkilerin geliştirilmesi yolunda önemli bir adım olduğunu vurgulayarak, "Ermenistan-Türkiye sınırının açılması ve diplomatik ilişkilerin kurulmasıyla" devamının getirilmesi temennisini ifade etti.

NE OLMUŞTU?

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, X sosyal medya platformundaki hesabından, Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin açıklama yapmıştı.

Keçeli, Ermenistan ile Türkiye'nin 2022'den bu yana devam eden normalleşme süreci çerçevesinde atılan güven artırıcı adımlar kapsamında, iki ülke arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin bürokratik hazırlıkların 11 Mayıs itibarıyla tamamlandığını belirterek, "İki ülke arasındaki ortak sınırın açılmasına yönelik gerekli teknik ve bürokratik çalışmalar ise halen devam etmektedir." ifadesini kullanmıştı.

Hayata geçirilen yeni düzenleme sayesinde Türkiye'den üçüncü bir ülkeye, oradan da Ermenistan'a giden veya aynı güzergahı kullanarak gelen malların nihai varış veya çıkış noktasının "Ermenistan/Türkiye" şeklinde yazılabilmesinin mümkün hale geldiğini vurgulayan Keçeli, şunları kaydetmişti:

"Güney Kafkasya'da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsatın ışığında Türkiye, bölgede iktisadi münasebetlerin geliştirilmesine ve işbirliğinin tüm bölge ülkeleri ile halklarının yararına daha da ilerletilmesine katkı sunmaya devam edecektir."

Son dakika...ABD Başkanı Trump 8.5 yıl sonra Çin'de! Uçağı iniş yaptı, Avrupa'dan Hürmüz'de dikkat çeken hamle! 'Kritik bölgeye 2 mayın gemisi konuşlandırılacak'

ABD Başkanı Trump 8.5 yıl sonra Çin'de! Uçağı iniş yaptı

Xinhua'nın haberine göre, Trump, siyasi kurmayları ve Amerikan şirketlerinin temsilcilerinden oluşan geniş bir heyetle 3 günlük ziyaret için başkent Pekin'e ulaştı.

8.5 YIL SONRA BİR İLK

Trump, 8.5 yıl aradan sonra Çin'i ziyaret ediyor. Önceki Başkan Joe Biden, kendi döneminde Çin'e ziyaret gerçekleştirmemişti. ABD'den bu ülkeye lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk döneminde, 2017'de yapılmıştı.

Ziyarette Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth, Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer ve Beyaz Saray Müsteşarı Stephen Miller, Trump'a eşlik ediyor.

Hazine Bakanı Scott Bessent da bugün Güney Kore'nin başkenti Seul'de Çin ile yürütülen ekonomi ve ticaret müzakerelerinin tamamlanmasının ardından Pekin'e hareket etti.

HEYETTE 17 AMERİKAN ŞİRKETİNİN TEMSİLCİLERİ VAR

Aralarında Tesla'nın patronu Elon Musk, Apple CEO'su Tim Cook ve Nvidia'nın kurucusu Jensen Huang'ın olduğu 17 Amerikan şirketinin temsilcilerden oluşan iş heyeti de Trump'la birlikte Çin'e geldi.

Trump'ın eşi Melania Trump'ın katılmadığı ziyarette, aileden oğlu Eric Trump ile onun eşi Lara Trump yer alacak.

Bugünü istirahatle geçirecek Trump için yarın sabah Tienanmın Meydanı'nda devlet töreni düzenlenecek. Trump, törenin ardından Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirecek. Öğleden sonra Gök Tapınağı'nı ziyaret edecek Trump, akşam onuruna verilecek yemeğe katılacak.

Trump, 15 Mayıs sabahında Çin lideri ile çay buluşmasında yeniden bir araya gelecek. ABD Başkanı, öğlen birlikte yenecek çalışma yemeğinin ardından ülkesine dönecek.

ORTA DOĞU'DAKİ SAVAŞIN GÖLGESİNDE ÇİN'İ ZİYARET EDİYOR

Trump, ABD ile İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle Orta Doğu'da tırmanan savaşın, kırılgan ateşkes süreci içinde halen çözüme kavuşturulamadığı dönemde, stratejik rakibi Çin'i ziyaret ediyor.

Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılacağı bildirilen fakat ABD Başkanı'nın İran'daki savaşla ilgilenmesi gerektiği gerekçesiyle ertelenen ziyarette, Orta Doğu'daki savaşın önemli bir gündem maddesi olacağı öngörülüyor.

İki ülke liderinin, küresel enerji ticareti açısından kritik geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı'ndaki durumu ele alması bekleniyor.

🇺🇸🇨🇳 ABD Başkanı Trump, 8.5 yıl sonra Çin'de!

Uçağı iniş yaptı, Pekin'de ABD bayraklarıyla karşılandıhttps://t.co/VldEWm5b4l pic.twitter.com/eASsYNlqIi

— milliyet.com.tr (@milliyet) May 13, 2026

EKONOMİK VE TİCARİ SORUNLAR

Öte yandan, ABD ile Çin arasındaki ekonomik ve ticari sorunlar da ziyarette ele alınacak. ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Trump'ın ikinci iktidar döneminde bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları, diğer tarafta Çin'in küresel tedarikin büyük bölümünü karşıladığı nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlenmişti.

İki ülke heyetleri, karşılıklı tarife artışlarıyla tırmanan ticaret gerilimini çözmek için geçen yıl mayısta İsviçre'nin Cenevre kentinde, haziranda İngiltere'nin başkenti Londra'da, temmuzda İsveç'in başkenti Stockholm'de, eylülde İspanya'nın başkenti Madrid'de, ekimde Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da müzakereler yürütmüştü.

Müzakerelerde karşılıklı tarife artışlarını 90 günlük periyotlarla iki kez askıya alan taraflar, beşinci tur müzakerelerin sonunda ekonomik anlaşmazlıkların çözümüne dair geçici mutabakat çerçevesi üzerinde uzlaşmaya vardıklarını duyurmuştu.

GEÇİCİ MUTABAKAT

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 30 Ekim 2025'te Güney Kore'nin Busan şehrinde yaptığı görüşmenin ardından verilen olumlu mesajlarla taraflar, anlaşmazlık konularında geçici uzlaşmaya varmıştı.

Görüşmede, iki ülke, "karşılıklı tarifeler" kapsamında birbirlerine getirdikleri yüzde 24 ek tarifeyi 10 Kasım 2025'ten itibaren bir yıl erteleme konusunda anlaştıklarını duyurmuştu.

Çin tarafı, fentanil ve öncül maddelerinin ihracatının kontrolü konusunda gerekli adımları atmayı taahhüt ederken, ABD tarafı da bu alandaki tedbirlerinin yetersizliği gerekçesiyle Çin'e getirilen yüzde 20 ek gümrük tarifesini yüzde 10'a düşüreceğini bildirmişti.

Bu yıl martta Fransa'nın başkenti Paris'te yeniden bir araya gelen ABD ile Çin ekonomi heyetleri, Trump'ın ziyareti öncesinde bugün Güney Kore'nin başkenti Seul'de istişareler yürütmüştü.

Macron’a eşinden ‘Platonik aşk’ tokadı! Fransız medyasından ‘İranlı ünlü aktör ile mesajlaşma’ iddiası
TasteAtlas açıkladı! İşte dünyanın en iyi 10 Türk yemeği: Zirvenin sahibi şaşırttı

Avrupa'dan Hürmüz'de dikkat çeken hamle! 'Kritik bölgeye 2 mayın gemisi konuşlandırılacak'

ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırıların ardından Tahran yönetiminin geçişleri kısıtladığı Hürmüz Boğazı’na döşenen mayınların temizlenmesi birçok ülkenin gündemini meşgul ediyor.

'HÜRMÜZ'E YAKIN KONUŞLANDIRILABİLİR'

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, parlamentoda Hürmüz Boğazı’ndaki duruma ilişkin yaptığı açıklamada, muhtemel bir operasyon için iki mayın imha gemisinin Hürmüz Boğazı’na yakın bir noktaya konuşlandırılması konusunun masada olduğunu bildirdi.

Crosetto, "Sadece bir önlem olarak, iki mayın temizleme gemisinin Boğaz’a nispeten daha yakın bir noktaya konuşlandırılması için düzenleme yapıyoruz" ifadelerini kullandı. İtalyan bakan, Hürmüz Boğazı’na muhtemel bir misyonun ancak milletvekillerinin önceden onayıyla gerçekleşebileceğini söyledi.

'ÖN ŞART ATEŞKES DEĞİL'

Herhangi bir konuşlandırmanın ön şartının şu anda yürürlükte olan ateşkes değil, "gerçek, güvenilir ve istikrarlı bir ateşkes ya da daha da iyisi kalıcı bir barış" olacağını vurgulayan Guido Crosetto, mayın temizleme gemilerinin bölgeye ulaşmasının haftalar alacağını, bu nedenle de İtalya’nın gemileri önce Doğu Akdeniz’e, ardından Kızıldeniz’e olmak üzere "önceden konumlandıracağını" söyledi.

TasteAtlas açıkladı! İşte dünyanın en iyi 10 Türk yemeği: Zirvenin sahibi şaşırttı
Hantavirüs'ün ardından Norovirüs kabusu! Lüks gemide 1 kişi öldü, 1700 kişi karantinada

Tam 500 milyon lira! 5 ilde eş zamanlı siber dolandırıcılık operasyonu

Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 'Bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık’ ve 'Bilişim sistemleri kullanılmak suretiyle nitelikli hırsızlık’ suçlarıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Trabzon merkezli Batman, Mersin, Sakarya ve Siirt illerinde 13 farklı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

DUDAK UÇUKLATAN BANKA HESAP HAREKETLİLİĞİ

Trabzon'da yaşayan 1 şüphelinin; kiraladığı banka hesaplarını, Türkiye genelinde sabıkalı şüphelilere satarak haksız menfaat ve dolandırıcılık ağı oluşturduğu tespit edildi.

Mağdurları, kiralık banka hesaplarına para göndermeye yönlendirdikleri, ödeme alındıktan sonra iletişim hatlarını ve hesapları kapattıkları anlaşılan diğer şüphelilerin de banka hesaplarında yaklaşık 500 milyon lira hareketlilik olduğu belirlendi.

Elde edilen suç gelirlerinin bir kısmının kripto para borsalarına aktarıldığı belirlenen soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin jandarmadaki sorgu işlemleri sürüyor.

Çocuğunun önünde "öl" diyerek bıçakladı! Bursa'daki vahşetin kan donduran kaydı ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kazakistan'da Tokayev tarafından resmi törenle karşılandı

HABER MERKEZİ- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı ve Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'a gitti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da Kazakistan'a vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyet, Astana'da Nursultan Nazarbayev Uluslararası Havaalanı’nda Kazakistan Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından resmi törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan temasları başkent Astana’dan başlayacak. Bağımsızlık Sarayı’nda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile baş başa görüşecek olan Erdoğan, ardından mevkidaşı ile Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı’na başkanlık edecek.

Son dakika: Meteoroloji son hava durumu raporu... İstanbul'da bugüne dikkat! Hava ters köşe yapacak

Görüşmelerde, "geliştirilmiş stratejik ortaklık" düzeyindeki ikili ilişkiler tüm yönleriyle değerlendirilecek ve iki ülke arasındaki stratejik bağların güçlendirilmesine yönelik atılacak adımlar ele alınacak.

Ziyaretin ekonomi ayağında, iki ülke arasında belirlenen 15 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi ve enerji alanındaki iş birliği projeleri öncelikli gündem maddeleri arasında yer alacak. Bu kapsamda, çeşitli alanlarda yeni iş birliği protokollerinin ve anlaşmaların imza altına alınması bekleniyor. Ayrıca, Erdoğan ve Tokayev’in Türkiye-Kazakistan İş Forumu’na katılarak her iki ülkeden iş insanlarıyla bir araya gelmesi ve yatırım fırsatlarını değerlendirmesi öngörülüyor.

TÜRK DÜNYASININ MANEVİ BAŞKENTİNDE LİDERLER ZİRVESİ

Astana’daki temaslarını tamamlamasının ardından Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan’a geçecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada TDT Gayriresmi Liderler Zirvesi’ne iştirak edecek.

Zirve kapsamında yapacağı hitabında Orta Doğu’daki güncel gelişmeler başta olmak üzere bölgesel ve küresel meselelere ilişkin önemli mesajlar vermesi beklenen Erdoğan, katılımcı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.

Altında 2 dev engel! Yatırımcılar merakla bekliyor: Çarpıcı tahmin geldi

Anne, baba ve ağabeyini öldürüp intihar süsü vermişti! 'Gidip bakar mısın?'

İzmir'in Torbalı ilçesinde annesi Hatice Avcı (54), babası Şadi Avcı (67) ve ağabeyi Mehmet Avcı'yı (32) öldürüp, intihar görünümü vermeye çalıştığı ortaya çıkan Mert Avcı'nın (31) yargılanmasına başlandı. Duruşmaya SEGBİS ile katılan tutuklu sanık Avcı, huzurda savunma yapmak istediğini belirterek, ifade vermedi.

Son dakika: Meteoroloji son hava durumu raporu... İstanbul'da bugüne dikkat! Hava ters köşe yapacak

İZMİR’DE AİLE KATLİAMI

Olay, 24 Ekim 2025’te Torbalı ilçesi Muratbey Mahallesi 3663 Sokak'taki bir apartman dairesinde meydana geldi. Hatice ve Şadi Avcı çifti ile çocukları Mehmet Avcı'dan haber alamayan yakınları, durumu polise bildirdi. İhbarla adrese giden polis ekipleri, çilingirle eve girdiklerinde Avcı çifti ile oğulları Mehmet’i tabancayla vurulmuş halde kanlar içinde buldu. Kontrolde, 3 kişinin de yaşamını yitirdiği belirlendi. İlk belirlemelere göre Mehmet Avcı'nın, annesi Hatice ve babası Şadi Avcı'yı tabancayla vurup, ardından intihar ettiği değerlendirildi.

ÖZEL EKİP KURULDU

Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında olayı aydınlatmak için Cinayet Büro Amirliği ve Suç Analiz Büro Amirliği personelinden oluşan özel ekip kuruldu. Cinayet Büro dedektifleri, ailenin küçük oğlunun durumunu şüpheli buldu. Olay öncesi ve sonrası tüm hareketleri mercek altına alındı. Olay yerinde bulunan tabancanın üzerindeki parmak izlerinin de silindiği tespit edildi. Polis, cinayetlerin, olay zamanına ait kamera kayıtları, telefon sinyalleri ve elde edilen deliller doğrultusunda Şadi ve Hatice Avcı çiftinin küçük oğlu Mert Avcı tarafından işlendiği belirledi.

AİLESİNİ ÖLDÜRÜP AĞABEYİNE SUÇ ATTI

Mert Avcı'nın olaydan önce kolonya, pamuk, eldiven temin ettiği ve cinayetleri ağabeyinin anne ile babasını öldürdükten sonra intihar ettiği şeklinde kurgulamaya çalıştığı ortaya çıktı.

KOMŞUNUN DUYDUĞU SESLE DETAYLAR ORTAYA ÇIKTI

Ayrıca olayın yaşandığı apartmanda yaşayan tüm komşular sorgulandı. Yan komşunun şiddetli bir ses duyduğu, bu sesten şüphelendiği söylemesi ile burada yoğunlaşıldı. Sesin duyulduğu zaman aralığı, komşunun o sırada bebeğine izlettiği videonun saatinden tespit edildi. Öte yandan bu zaman diliminde kameralar incelendiğinde, şüpheli Mert Avcı'nın saat 12.00'de otomobille eve gelip, binaya yürüdüğünü belirledi. Şüphelinin saat 14.50'de ise evden ayrıldığı da yine kameralardan tespit edildi.

YANILTICI DELİLLER ÜRETMİŞ

Öte yandan Avcı'nın olay günü akrabalarını arayıp, ailesine ulaşamadığını söylediği, çilingirle girilen evde cesetlere ulaşılınca da şaşırıp, üzülmüş gibi bir tavır sergilediği de belirlendi. Şüpheliye ait dijital materyallerin İzmir Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yapılan incelemesinde; şüphelinin cep telefonunda arama geçmişinde tabanca ses desibel seviyeleriyle ilgili aramaların bulunduğu tespit edildi. Şüphelinin olaydan önce evde olayı gerçekleştirirken çıkabilecek sesi bile düşünüp, olayı her ince detayına kadar planladığı ve delilleri yok ederek ayrıca intihar izlenimi verip, yanıltıcı delil üretmeye çalıştığı saptandı.

Şüphelinin eve giderek önce evde tek bulunan annesini bir odada, sonra eve çağırdığı babasını farklı bir odada ve son olarak eve gelen ağabeyini evin salonunda öldürdüğü belirlendi. Ardından şüphelinin, ağabeyinin bu olayı gerçekleştirdiği ve intihar ettiği izlenimini vermek amacıyla ağabeyinin bulunduğu odayı düzenleyerek çıktığı tespit edildi.

Polis, Mert Avcı, eşi S.A. (31) ve kayınbiraderi T.B.'yi (28) de gözaltına aldı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 3 şüpheliden Mert Avcı tutuklandı, diğerleri serbest bırakıldı.

İDDİANAME HAZIRLANDI

Soruşturmanın tamamlanmasının ardından iddianame hazırlandı. Avcı hakkında annesine, babasına ve ağabeyine karşı 'Tasarlayarak kasten öldürme' suçundan üç kez ağırlaştırılmış müebbet ile '6136 Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet' suçundan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

'TELAŞLI BİR HALİ YOKTU'

Sanık Mert Avcı, bugün Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim önüne çıktı. Tutuklu sanık Avcı, cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katılırken, avukatı ile müştekiler salonda hazır bulundu. Duruşmada söz verilen sanık Avcı, savunmasını SEGBİS ile değil; salonda yapmak istediğini söyledi. Sanık savunma yapmazken, duruşmada dinlenilen sanığın dayısı H.Y. ve amcası L.A., şikayetçi olduklarını söyledi. Şikayetçilerin ardından tanıklara söz verildi.

"GİDİP BAKAR MISIN?"

Sanık Avcı'nın yeğeni F.Y, "Sanık olaydan sonra beni arayıp ‘Aileme ulaşamadım, gidip bakar mısın?’ dedi. Eve gittim ancak kapıyı açan olmadı. Durumu kendisine ilettim. Sonrasında çilingir çağırmamı istedi. Telaşlı bir hali yoktu" dedi.

'TEFECİLERİN ELİNE DÜŞMÜŞ'

Duruşmada dinlenilen sanık Avcı'nın teyzesi S.C., sanığın tefecilerin eline düştüğünü belirtip, "Ölen kardeşim sıcağı sevmezdi ama eve geldiğimizde panjurlar kapalıydı. Ben günlük tutuyorum. Kardeşim bana, geçen yıl 2 Nisan'da Mert'in kaybolduğunu söylemişti. 5 Nisan'da da tefeciler tarafından tehdit edildiklerini, borcunu ödememeleri durumunda Mert ile karısının öldürüleceğini söylemişler. 7 Nisan'da da maktul kardeşim Hatice, oğlu maktul Mehmet'le birlikte Menemen'e tefecilerle görüşmeye gitmişler. Kardeşim 3 evini de satıp, onun borcunu ödemiş" diye konuştu.

Tanık beyanlarının ardından ara karar açıklandı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, duruşmayı erteledi.

Altında 2 dev engel! Yatırımcılar merakla bekliyor: Çarpıcı tahmin geldi

Komedyen Atalay Demirci, İstanbul'da yakalandı! FETÖ'den 5 yıl hapis cezası bulunuyor

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince FETÖ kapsamında aranan kişilerin yakalanmasına yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma yürütüldü.

Çalışmalarda, FETÖ davası kapsamında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hakkında 5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan ve firari olarak aranan komedyen Atalay Demirci'nin kentte olduğu tespit edildi.

Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından Demirci, Kartal'da düzenlenen operasyonla yakalandı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Demirci, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Son dakika: Meteoroloji son hava durumu raporu... İstanbul'da bugüne dikkat! Hava ters köşe yapacak
Altında 2 dev engel! Yatırımcılar merakla bekliyor: Çarpıcı tahmin geldi

Aydın’daki vahşette yeni tutuklama! Annesini odunla öldürmüştü: Kanlı mont ortaya çıktı

Aydın'ın Germencik ilçesinde annesini odunla darbederek öldüren kişinin arkadaşı da cinayete yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Germencik Cumhuriyet Başsavcılığının, mart ayında Meryem Akgün'ün (77) öldürülmesine ilişkin soruşturması sürüyor.

İlginizi Çekebilir

Bu kapsamda 12 Mart'ta annesini odunla darbederek öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan İbrahim Akgün'ün arkadaşı F.B. (61) de jandarma ekiplerince gözaltına alındı.

Şüphelinin evinde yapılan aramada üzerinde kan bulunan bir mont ele geçirildi. Yapılan incelemede monttaki kanın Meryem Akgün'e ait olduğu belirlendi.

Gözaltına alınan F.B, işlemlerinin tamamlanmasının ardından sevk edildiği adliyede, cinayete yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

NELER OLMUŞTU?

Çamköy Mahallesi'nde Meryem Akgün'ün 8 Mart'ta evinde ölü bulunmasına ilişkin Germencik Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış, başında darp izi bulunan Akgün'ün ölümüne ilişkin oğlu İbrahim Akgün (49) 12 Mart'ta gözaltına alınmıştı.

Jandarmadaki ifadesinde annesine odunla vurduğunu itiraf eden İbrahim Akgün tutuklanmıştı.

Son dakika: Meteoroloji son hava durumu raporu... İstanbul'da bugüne dikkat! Hava ters köşe yapacak

Bakan Yumaklı: 'Ülke ekonomisine yıllık katkı yaklaşık 2,2 milyar lira'

Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Etlik Tesisleri'ndeki makine parkında düzenlenen, ​"DSİ Yeni İş Makinelerini Hizmete Alma Töreni"ne katıldı.

DSİ'nin, içme suyu sağlamadan tarımsal sulamaya, taşkın önlemeden korumaya kadar birçok görevi yerine getirmek için çalışmalarına devam ettiğini anlatan Yumaklı, "Son 23 yılda, 4,7 trilyon liralık yatırımı hayata geçirdik, bu da yaklaşık 11 binin üzerinde su ve sulama yatırımını ifade ediyor. 805 baraj ve 522 gölet inşa ettik. Bu yatırımlarla su depolama kapasitemiz yüzde 38 artarak 184 milyar metreküpe ulaşmış durumda." diye konuştu.

Yumaklı, DSİ'nin gücüne güç katacak yeni "Yeşil Karıncalar"ın envantere ekleneceğine dikkati çekerek, maliyeti yaklaşık 2,7 milyar lira olan 150 yeni iş makinesinin, millete, DSİ çalışanlarına, operatörlerine ve mühendislerine hayırlı olmasını diledi.

Gıda arz güvenliği için önemli olan sulama alanlarının, yüzde 52 bir artışla 72 milyon dekara çıktığını aktaran Yumaklı, 352 içme suyu tesisi ve 6 bin 239 yeni taşkın koruma yapıları inşa ettiklerini, ayrıca yıl içinde tamamlayarak hizmete alacakları su ve sulama tesislerinin toplam 300 olacağını bildirdi.

Yumaklı, geçen yıl kuraklıkla ilgili çok ciddi bir imtihan verdiklerini hatırlatarak, 2026 yılının ülke için bereketli geçtiğini, bu yıl yağışların mevsim normallerine göre yüzde 30, geçen yıla göre ise yüzde 73 arttığını söyledi. Son 7 aydaki yağışların, 66 yılın en yüksek seviyelerini gördüğüne işaret eden Yumaklı, barajlardaki doluluk oranlarının yüzde 75'ler civarında olduğunu, hatta bazı barajların yüzde 100 doluluk seviyesine ulaştığını vurguladı.

"Ülke ekonomisine yıllık katkı yaklaşık 2,2 milyar lira"

DSİ'nin iş makinelerinin, taşkın korumada ve afetle mücadelede çok önemli bir vazife üstlendiğinin altını çizen Yumaklı, "Sadece 2025 yılı içinde 81 ilimizde, 199 toplu makineli çalışma ve 1311 münferit çalışma gerçekleştirdik. Bu çalışmalarla, yaklaşık 20 milyon dekarlık alanın korunması söz konusu oldu. 10 bin yerleşim yerini de taşkınlardan ve sel baskınlarından korumuş olduk. DSİ, Türkiye'nin en büyük makine parkını yönetiyor. Son alımlarla birlikte, iş makinesi ve ekipman sayımız, 5 bin 776'ya ulaşmış durumda. Bugün teslimini gerçekleştireceğimiz yeni 80 dozerle birlikte, dozer sayısı yüzde 35 artışla 311'e yükselmiş oldu. Genç dozer oranı da yüzde 41'den yüzde 67'ye ulaşmış oldu. Bu modernizasyon sayesinde, yıllık kazı kapasitemiz yüzde 58 artışla, 63 milyon metreküpe yükselmiş oldu. Ülke ekonomisine, bu sayede yıllık katkı yaklaşık 2,2 milyar lira civarında." ifadesini kullandı.

Yumaklı, alınan iş makinelerinin, yapılan işlerle kıyaslamasını gerçekleştirdiklerinde, kendisini 1 yılda amorti ettiğini gördüklerini dile getirdi. DSİ'nin, orman yangınları, çığ ve benzeri afetlerde, devletin sahadaki en önemli güçlerinden birisi olduğunu belirten Yumaklı, sel ve taşkının, öncesinde alınacak tedbirlerle bir anlam ifade ettiğini söyledi. Bu kapsamda, erken uyarı sistemlerinin önemine işaret eden Yumaklı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Taşkın Erken Uyarı Sistemi (TEUS), son dönemde bizler için önemli bir argüman. Bu sistemler sayesinde, derelerdeki ani su yükselişlerini anlık olarak takip ediyoruz. Eğer bir taşkın olma ihtimali varsa, Taşkın Erken Uyarı Sistemi sayesinde öncelikle illerdeki idari amirler, yerel yöneticiler ve ilgili tüm kurumlar SMS ve diğer uyarı sistemleriyle hızlı bir şekilde bilgilendiriliyor."

"Kurumsal kapasitemizi daha da ileriye taşıyacak"

DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da Genel Müdürlük makine parkına, 150 iş makinesinin daha katılacağını bildirdi. DSİ ekipleri ve iş makinelerinin, Türkiye'nin dört bir yanında dere ıslahı, rüsubat (tortu, çöküntü) temizliği, yatak tanzimi ve taşkın önleme çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü belirten Balta, "Bugün teslim aldığımız yeni iş makineleri, kurumsal kapasitemizi daha da ileriye taşıyacak. Makine parkımıza katılan bu araçlarla birlikte, DSİ teşkilatımız daha hızlı, daha etkin ve daha güçlü bir şekilde milletimizin hizmetinde olmaya devam edecektir. 7 gün 24 saat görev başında olan personelimiz, yeni makinelerimizle birlikte, sahada çok daha etkin çalışmalar gerçekleştirecektir." şeklinde konuştu.

Bakan Yumaklı dozer simülasyonunu test etti

Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı, makine parkında envantere eklenecek yeni iş makinelerini inceleyerek bilgi aldı. Çeşitli iş makinelerinin simülasyonlarının gerçekleştirildiği merkezde, dozer simülasyonunu test eden Yumaklı, makine ve ekipmanlara yönelik son dönemde yapılan yeni teknolojik yatırımların büyük kolaylıklar sağladığını anlattı.

Yumaklı, DSİ'nin kurumların içinde en modern ekipman parkına sahip olduğuna dikkati çekerek, "Türkiye'nin dört bir tarafında, 'Yeşil Karıncalar' görev yapıyor." dedi.

Bakan Kacır: TSE küresel pazarlardaki hareket alanını genişletti

Kacır, TSE'nin 65. Olağan Genel Kurulu'na video mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 23 yılda Türkiye'nin tarihine yeni bir istikamet kazandırdıklarını vurgulayan Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemleri, planlı sanayi alanları, gelişen girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye'yi üretim ve inovasyonun merkez üsleri arasına taşıdıklarını söyledi.

İlginizi Çekebilir

Kacır, 2002'de 41 milyar dolar olan imalat sanayisi katma değerini 246 milyar doların üzerine çıkardıklarına dikkati çekerek, Türkiye'nin askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada; ticari araç, güneş paneli, otobüs, beyaz eşya, çelik ve ağaç ürünlerinde Avrupa'da lider olduğunu bildirdi.

Ülkenin alüminyum, düz cam, seramik, plastik mamul, motorlu taşıtlar, rüzgar türbini üretiminde ise Avrupa'nın önde gelen üreticileri arasında bulunduğunu belirten Kacır, şöyle konuştu:

"Geleneksel ihracat pazarlarımızda rekabet gücümüzü artırarak yeni ticaret ortaklıkları tesis ederek ve ürün çeşitliliğimizi genişleterek 2002'de 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatımızı 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün Çin'den sonra Orta Avrupa'ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Tüm bu başarıları daha müstesna kılan, bu kazanımları küresel tedarik sisteminin yeniden şekillendiği, gümrük duvarlarının yükseldiği, jeopolitik gerilimlerin ve ekonomik belirsizliklerin derinleştiği dönemde elde etmemizdir."

243 BİN ÜRÜN DENETLENDİ

Kacır, Türkiye'yi üretim kabiliyeti ve teknolojik yetkinliğiyle hak ettiği konuma taşımaya kararlı olduklarını dile getirerek, TSE'nin de bu yolculukta küresel trendler ve paydaşlarının ihtiyaçları doğrultusunda hızla güncellediği geniş hizmet portföyüyle, gelişmiş laboratuvar altyapısı ve teknik uzmanlığıyla sanayinin kalite ve verimlilik odaklı dönüşümüne rehberlik ettiğini anlattı.

Üreticilerin uluslararası standartlara uyum kabiliyetini de artırdığını vurgulayan Kacır, şöyle devam etti: "TSE son 1 yılda uygunluk değerlendirme alanında düzenlediği 26 bin belge ve 130 bin raporla ihracatçıların küresel pazarlardaki hareket alanını genişletti, tüketicilerimizin güvenli üreticilere ulaşmasında önemli katkı sundu. Enstitü, ithalat denetimleri kapsamında gerçekleştirdiği 243 bin ürün denetimiyle standartlara uygun olmayan 5 bin 800 ithal ürünün ülkemize girişini engelledi, sanayicimizin, tüketicilerimizin güvenli ve standartlara uygun ürünlere erişimini teminat altına aldı."

Kacır, dünyada iklim değişikliğiyle mücadele politikaları hız kazanırken iklim değişikliğinin sanayi ve teknoloji politikalarıyla bağlantısının giderek güçlendiğini söyledi.

Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı Avrupa Birliği'nin (AB) sınırda karbon düzenleme mekanizmasını hayata geçirdiğini anımsatan Kacır, 2053'teki sıfır emisyon hedeflerine ulaşmak için sürdürülebilir, verimli ve çevreci bir üretim altyapısı kurmanın ülke için tercihten öte bir zorunluluk olduğunu bildirdi.

Son dakika: Meteoroloji son hava durumu raporu... İstanbul'da bugüne dikkat! Hava ters köşe yapacak

YEŞİL OSB SERTİFİKASYONU

Kacır, sanayinin geleceğini belirleyen diğer konunun ise teknolojinin geniş ve çok katmanlı etkileri olduğunu ifade etti. Bugün yenilikçi teknolojilerin iş modellerini yeniden tanımladığını belirten Kacır, şu bilgiyi verdi:

"Yapay zekadan siber güvenliğe, nesnelerin internetinden bulut bilişime farklı dijital teknolojileri üretim süreçlerine bütünüyle entegre edenler, daha hızlı, daha esnek, daha verimli ve daha kaliteli üretim kabiliyetine erişiyor. Küresel ekonominin ikiz dönüşüm ekseninde yeniden şekillendiği bir dönemde, milli standartlarımızı oluşturmayı, dijital ve yeşil ekonominin normlarını tayin etmeyi, üretim ve teknolojide bağımsızlığımızın teminatı addediyoruz. Enstitümüz devreye aldığı yeşil OSB sertifikasyon sistemiyle çevresel sürdürülebilirliği esas alan 28 OSB'mizi yeşil OSB olarak tescilledi. Ürün karbon ayak izi, su ayak izi, su verimliliği yönetimi alanlarında çalışmalarıyla sanayimizde yeşil üretim anlayışının yerleşmesine katkı sundu."

ISO YILLIK TOPLANTISI İSTANBUL'DA

Kacır, TSE'nin savunma sanayisinden demir yolu sistemlerine, rüzgardan nükleer enerji santrallerine kadar birçok stratejik alanda sunduğu uygunluk değerlendirme hizmetleriyle yüksek teknolojili ve kritik sektörlerde yerli üretim kabiliyetlerini güçlendirdiğini anlattı.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi'nde yürüttüğü test gözetim ve teknik eğitim hizmetleriyle nükleer alanda önemli birikim elde eden TSE'nin nükleer teknolojilerde yerli kabiliyetlerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Kacır, şunları kaydetti:

"Sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu pek çok kritik test ve deney hizmetini de Ankara kalite kampüsümüzde uygun maliyetle daha hızlı ve tam güvenilirlikle sunacağız. Ülkemizi dünyada hak ettiği konuma taşırken Enstitümüzün küresel standardizasyon süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenmesi önceliğimizdir. TSE'nin ev sahipliğinde, 170 ülkenin standardizasyon kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin ve teknik uzmanlarının katılımıyla ISO Yıllık Toplantısı'nı önümüzdeki yıl İstanbul'da gerçekleştireceğiz. Bu büyük buluşma, Türkiye'nin standardizasyon alanındaki kurumsal birikimini, teknik kapasitesini ve küresel vizyonunu dünyaya göstermesi bakımından son derece kıymetli bir fırsat sunacak. Türkiye Yüzyılı'nda Enstitümüz, sahip olduğu kurumsal birikim ve teknik yetkinlikle ülkemizin kalkınmasını desteklemeye devam edecek, dost ve kardeş ülkelerle yeni ticaret köprüleri kurmamıza ve sanayimizin küresel değer zincirlerindeki ağırlığını artırmamıza katkı sağlayacak. Sunduğu standardizasyon ve uygunluk değerlendirme hizmetleriyle, sanayimizin ikiz dönüşümüne rehberlik edecek."

Galatasaraylı Lucas Torreira'ya yumruklu saldırı! Görüntüler ortaya çıktı

Kurban Bayramı yoğunluğu nedeniyle trenlerde ek kapasite artışı!

Uraloğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olması dolayısıyla şehirler arası ulaşım talebinin arttığını söyledi.

Kurban Bayramı tatili nedeniyle yüksek hızlı tren (YHT) ile ana hat ve bölgesel trenlerde yolcu kapasitesinin artırılacağını bildiren Uraloğlu, "Kurban Bayramı tatilinde artan yolcu talebine yanıt verilmesi için TCDD Taşımacılık tarafından işletilen YHT'lere ek sefer, ana hat ve bölgesel trenlere de ek vagon konularak toplam 18 bin 664 kişilik kapasite artışı sağlayacağız." ifadesini kullandı.

Uraloğlu, vatandaşların sevdikleriyle bayram sevincini doyasıya yaşaması için YHT ile ana hat ve bölgesel trenlerde kapasite artışına önem verdiklerini kaydetti.

YHT'ye 3 bin 864 kişilik ek sefer

Ankara-İstanbul YHT hattında 23-24 Mayıs ile 30-31 Mayıs günlerinde ek seferlerin düzenleneceğine dikkati çeken Uraloğlu, "Buna göre, cumartesi ve pazar günlerine denk gelen söz konusu tarihlerde, Ankara-İstanbul-Ankara güzergahında Ankara'dan saat 11.15'te, İstanbul'dan saat 17.45'te hareket edecek ek YHT seferleri konuldu. Toplam 483 yolcu kapasitesine sahip setlerle yapılacak ilave seferlerle, 3 bin 864 koltuk kapasitesi artışı sağlamış olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Ne altın ne mevduat: Yüzde 60'tan fazla kazandırdı! Borsa İstanbul’da kritik eşik: Uzman isim yükselişin şifrelerini anlattı

Ana hat ve bölgesel trenlerde 14 bin 800 koltuk artışı

Uraloğlu, bayram tatili süresince ana hat ve bölgesel trenlerde de önemli kapasite artışına gidildiğini belirtti. İzmir Mavi, Güney/Vangölü, Konya Mavi, Ege, 6 Eylül, 17 Eylül, Pamukkale, Ankara ve Doğu ekspresleri ile Uzunköprü-Halkalı ve Edirne-Halkalı bölgesel trenlerine vagon ilavesi yapılacağını ifade eden Uraloğlu, şunları kaydetti:

"9 günlük tatil boyunca ana hat ve bölgesel trenlerimize 260 vagon ilaveyle 14 bin 800 koltuk kapasitesi artışı sağlanmıştır. Kurban Bayramı tatilinde günlük karşılıklı 26 vagon ilavesiyle ortalama 1480 yolcumuz daha keyifli yolculuk gerçekleştirecek. Demir yolları, düşük karbon emisyonu, yüksek güvenlik standartları ve sunduğu konfor sayesinde bayram dönemlerinde en çok tercih edilen ulaşım alternatiflerinden biri haline geldi. Vatandaşlarımızın ailelerine ve sevdiklerine huzur içinde ulaşabilmeleri için tüm planlamalarımızı titizlikle gerçekleştirdik. Ek seferlerden saha personeli takviyelerine kadar gerekli tüm adımları attık. Bayram süresince demir yollarımız, güvenli ve konforlu kavuşmalar için milletimizin hizmetinde olmaya devam edecek."

Türkiye’deki 10’uncu yılda yeni yatırım

Grup CEO’su Guido Vanherpe şirketin Türkiye’deki 10’uncu yılı ve yeni yatırımla ilgili şunları söyledi:

“La Lorraine Türkiye’de üretime başlamamızın 10. yılını kutlarken, bu pazarın 2016 yılında Avrupa dışındaki büyümemizde üstlendiği başarılı rolden büyük gurur duyuyoruz. Türkiye’nin dinamik pazarı, güçlü ekmek kültürü ve bake-off inovasyonu açısından sunduğu önemli potansiyel, büyüme için son derece mantıklı bir adım oldu ve bu karar son 10 yılda somut sonuçlar verdi. Türkiye ve ardından Orta Doğu, doğuya doğru genişleme stratejimizde kilit bir geçit haline geldi. Bunun yanı sıra, La Lorraine Türkiye’nin gelecekteki büyüme potansiyeli, Grubumuzun 2030 hedeflerini gerçekleştirmesinde stratejik olarak merkezi bir rol üstleniyor. Bir aile şirketi olarak Türk ekibimizin girişimciliğine, tutkusuna, enerjisine, dayanıklılığına büyük değer veriyoruz ve geleceğin fırıncılık hikâyesini yazmayı birlikte sürdürmeye kararlıyız.”

Şirketin Türkiye & Orta Doğu Bölge Başkan Yardımcısı Neslihan Nigiz Ulak ise şöyle konuştu:

“Manisa’daki bu tesis, bizim için bir fabrika tanımının çok ötesinde. Burası, ekmeğin bu topraklardaki anlamına duyduğumuz saygının bir ifadesi. Çünkü Anadolu’da ekmek yere düşerse öpülüp alna konur, üzerine basılmaz, çöpe atılmaz. Nitekim Marketing Türkiye ve Aksoy Araştırma ile gerçekleştirdiğimiz araştırmada toplumun %84,3’ü ekmeği ‘kutsal’ olarak tanımlıyor. Ekmek; nimet, bereket ve vazgeçilmezlik kavramlarıyla yan yana duruyor. Bu veri bizim için istatistik olmanın ötesinde, bir sorumluluk anlamı taşıyor. Çünkü biz burada yalnızca üretim yapmıyoruz. Kültürel bir değere dokunuyoruz.

Önümüzdeki dönemde ise hedefimiz, güçlü büyüme ivmemizi sürdürmek, sürdürülebilir ürün liderliğimizi pekiştirmek ve 2030 yılına kadar satışlarımızı iki katına çıkarmak. Bunu yaparken müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve distribütörlerimizle birlikte büyümeye; Türk tüketicilerini taze pişmiş, yüksek kaliteli ve yenilikçi fırın ürünleriyle buluşturmaya devam edeceğiz. Böylece Türkiye, Orta Doğu operasyonlarının da İstanbul ofisimizden yönetildiği bölgesel bir mükemmeliyet merkezi haline geliyor, ayrıca hem bu pazarlarda hem de Kuzey Afrika’ya uzanan büyüme stratejimizde önemli bir merkez rolü üstlenmiş oluyor.”

2026 rüzgâr yılı olacak

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2026’nın rüzgâr enerjisinde yeni bir atılım yılı olacağını söyledi. Her yıl 2 bin megavatlık Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları düzenlemeye devam edeceklerini belirten Bayraktar, bu yılki ihalelerin bin 500 megavatlık kısmının rüzgar enerjisine ayrılacağını bildirdi.

Bakan Bayraktar, Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin enerji stratejisinin merkezinde dışa bağımlılığı azaltma ve yerli-yenilenebilir kaynakları azami düzeyde değerlendirme hedefinin bulunduğunu vurguladı. Türkiye’nin enerji dönüşümüne ilişkin verileri paylaşan Bayraktar, 2005’te yüzde 33 olan yenilenebilir enerji payının bugün yüzde 63’e ulaştığını söyledi.

Rüzgâr kurulu gücünün 20 megavattan 15 bin megavatın üzerine çıktığını aktaran Bakan Bayraktar, rüzgâr santrallerinin 2025 yılında elektrik üretiminin yüzde 10.9’unu karşıladığını kaydetti. Güneş enerjisindeki büyümeye de dikkat çeken Bayraktar, 2014’te 40 megavat olan kapasitenin bugün 26 bin megavatı aştığını ifade etti.

Yüzde 60 yerlilik

Bakan Alparslan Bayraktar, enerji sektöründe yerli üretim kapasitesinin güçlendiğini vurgularken, rüzgâr türbinlerinde yüzde 60 yerlilik oranına ulaşıldığını söyledi. 2014’te 27 olan üretici sayısının bugün 500’e çıktığını belirten Bayraktar, sektörde yaklaşık 50 bin kişiye yeşil istihdam sağlandığını aktardı. Ulusal Enerji Planı kapsamında 2035 yılında elektrik talebinin 510 teravatsaat seviyesine ulaşmasının beklendiğine işaret eden Bayraktar, bu talebi karşılamak için rüzgâr ve güneş kurulu gücünün 120 bin megavata çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Bayraktar, ayrıca iletim altyapısına 2035’e kadar yaklaşık 30 milyar dolarlık yatırım yapılacağını söyledi. YEKA modeline de değinen Bayraktar, bugüne kadar 7 bin 800 megavatlık kapasitenin yarışmalarla tahsis edildiğini hatırlattı.

Offshore rüzgârda 4 yeni saha

2026 yılının rüzgarın yılı olacağını söyleyen Bayraktar, “Önümüzdeki dönemde her yıl en az 2 bin megavatlık YEKA yarışmaları düzenlemeye devam edeceğiz. YEKA yarışmalarının bin 500 megavatlık kısmı rüzgâr olacak. Önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından biri de deniz üstü yani offshore rüzgâr enerjisi olacaktır. Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahip. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore saha belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 gigavatlık kapasite hedefliyoruz” diye konuştu.

Siber güvenlik vurgusu

Enerji verimliliği alanında yeni adımlar atıldığını belirten Bayraktar, 4-7 Haziran’da Atatürk Havalimanı’nda düzenlenecek Sıfır Atık Festivali ile enerji verimliliğinin toplumsal dönüşüm vizyonunun bir parçası haline getirileceğini söyledi. EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz enerji altyapısında siber güvenliğin önemine değinerek, santral yönetiminde kullanılan yazılım ve donanımların siber güvenlik perspektifiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Güneşten elektrik üretiminde yılın rekoru kırıldı

Türkiye’de güneş enerjisi santrallerinden elektrik üretimi dün günlük bazda yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Türkiye Elektrik İletim AŞ verilerinden derlenenbilgiye göre, Türkiye’de önceki günlük bazda 905 bin 824 megavatsaat elektrik üretildi.Üretimde yüzde 32.4 payla barajlı hidroelektrik santralleri ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 16.3 ile güneş santralleri ve yüzde 14.7 ile doğal gaz santralleri izledi. Böylece, Türkiye’de güneş enerjisinden günlük bazda üretilen elektrik, dün 147 bin 753 megavatsaatle yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Kanat fabrikaları yeniden açılıyor

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Başkanı İbrahim Erden, elektrik üretiminde rüzgarın payının yüzde 12’nin üzerine çıktığını, bu yıl için 2 bin 500 megavatlık yeni kurulum hedeflendiğini belirtti. Rüzgarda kanat ve kule üretiminde yüzde 65 yerlilik şartı getirildiğini aktaran Erden, daha önce üretimi duran üç kanat fabrikasının da yeniden faaliyete geçeceğini açıkladı. Türkiye’nin 2035’e kadar 120 gigavat yenilenebilir enerji kurulu gücüne ulaşma hedefinin 48 gigavatlık bölümünün rüzgardan karşılanmasının öngörüldüğünü söyleyen Erden, güncellenen Ulusal Enerji Planı kapsamında bu hedeflerin daha da büyümesini beklediklerini ifade etti. Erden, sektörün yıllık 15 gigavatlık RES ve GES hedefini desteklediğini, yıllık 7 gigavatlık kapasite tahsisine hazır olduklarını kaydetti.

İran’da Mossad ve CIA casusuna idam! 'Kripto para karşılığı bilgi'

İran’da ABD ve İsrail adına casusluk yaptığı gerekçesiyle bir kişi idam edildi. İran Yargı Erkine bağlı Mizan Haber Ajansı’na göre, İrfan Şekurzade adlı sanık hakkında "ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail istihbarat servisi Mossad ile iş birliği yapmak" suçlamasıyla verilen idam cezasının infaz edildiği bildirildi.

Haberde, Şekurzade’nin uydu alanında faaliyet gösteren önemli bir bilimsel kurumda çalıştığı ve sahip olduğu erişim imkanlarını kullanarak yabancı istihbarat servislerine bilgi aktardığı belirtildi.

MOSSAD VE CIA İLE TEMAS KURDU

Dosyada yer alan bilgilere göre Şekurzade’nin ilk olarak Mossad ile internet üzerinden bağlantı kurduğu, iş birliği formu doldurarak e-posta aracılığıyla kişisel bilgilerini, görev yaptığı kurumla ilgili detayları ve erişim alanlarını servis yetkilileriyle paylaştığı kaydedildi. Daha sonra sosyal medya üzerinden kendisiyle iletişime geçen ve Kanada’da yaşayan bir İranlı olduğunu söyleyen kişinin gerçekte Mossad subayı olduğu, Şekurzade’ye yurt dışındaki dolar bazlı projelerde çalışma teklifinde bulunduğu aktarıldı.

İlginizi Çekebilir

KRİPTO PARA KARŞILIĞINDA BİLGİ VERDİ

Haberde, Şekurzade’nin mesajlaşma uygulamaları ve internet tabanlı iletişim kanalları üzerinden Mossad görevlileriyle temasını sürdürdüğü, çalıştığı şirketin uydu projeleriyle ilgili bilgileri, çalışan listelerini, telefon numaralarını ve proje detaylarını servisle paylaştığı ifade edildi. Bu bilgilerin karşılığında ise kendisine kripto ile para ödülü verildiği belirtildi.

ABD VİZESİ VE PASAPORT TALEP ETTİ

Şekurzade’nin daha sonra CIA ile de bağlantı kurmaya çalıştığı belirtilen haberde, CIA’in resmi internet sitesi üzerinden kişisel bilgilerini ve uzmanlık alanını girerek iş birliği talebinde bulunduğu kaydedildi. Yazışmalarda Şekurzade’nin ABD vizesi, eğitim imkanı, ABD pasaportu ve para talep ettiği, CIA görevlilerinin ise kendisinden bilgi göndermesini istediği aktarıldı.

YENİ GÖREVLER VE GİZLİ İLETİŞİM YÖNTEMLERİ

Haberde, Mossad görevlilerinin Şekurzade’den kimliği belirsiz İran SIM kartı temin etmesini istediği, bunun mümkün olmaması üzerine kendisine yabancı bir telefon numarası ve kontrolü servis tarafından sağlanan yeni bir eposta hesabı verildiği ifade edildi. Ayrıca Şekurzade’nin, yürütülen projeler, çalışanların servisle iş birliği eğilimleri ve bilgi toplama yöntemleri hakkında da Mossad’a bilgi aktardığı belirtildi.

SORUŞTURMA SÜRECİNDE İTİRAF ETTİ

Haberde ayrıca, Şekurzade’nin soruşturma sürecinde CIA ve Mossad ile bilinçli şekilde iletişim kurduğunu kabul ettiği, yabancı servislerle kendi isteğiyle iş birliği yaptığını itiraf ettiği bildirildi. Dosyada yer alan deliller, elektronik yazışmalar ve sanığın ifadeleri doğrultusunda hakkında idam cezasının verildiği kaydedildi.

İsrail medyası Türkiye’nin ‘su altındaki devrimini’ yazdı! ‘Sinarit denizaltı, dengeleri değiştirebilir’
ABD-İran görüşmeleri tıkandı, gözler Çin’e çevrildi! İşte Orta Doğu’da 2 tehlikeli senaryo

Fransa'da ilk hantavirüs vakası! Başbakan'dan açıklama

Hantavirüs salgını nedeniyle etkilenen kruvaziyer gemisinden tahliye edilen bir Fransız yolcuda, Fransa’ya geri gönderilme sürecinde hastalık belirtileri görüldü. Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, bu kişiyle birlikte gemiden tahliye edilen beş Fransız vatandaşının derhal sıkı izolasyona alındığını açıkladı.

YUNANİSTAN'DA DA KARANTİNA

Hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" yolcu gemisinde bulunan Yunanistan vatandaşının, getirildiği Atina'da tedbiren karantina altına alındığı belirtildi.

Yunanistan Devlet Televizyonu ERT'nin haberine göre, "MV Hondius" gemisinin yolcuları arasında bulunan Yunanistan vatandaşı, C-27 tipi askeri nakliye uçağıyla Elefsina Askeri Havaalanı'na getirildi.

Bu kişi, havaalanından ambulansla götürüldüğü Atina'daki Attikon Hastanesi'nde karantina altına alındı. Herhangi bir semptomu olmadığı belirtilen hastanın hantavirüs tehlikesine karşı tedbiren 45 gün karantinada kalması öngörülüyor.

HANTAVİRÜS

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

İsrail medyası Türkiye’nin ‘su altındaki devrimini’ yazdı! ‘Sinarit denizaltı, dengeleri değiştirebilir’
ABD-İran görüşmeleri tıkandı, gözler Çin’e çevrildi! İşte Orta Doğu’da 2 tehlikeli senaryo

İsrail'den yasaklı fosfor bombasıyla saldırı! Lübnan'da ateşkese rağmen katliam

İsrail ordusunun, Lübnan'ın güneyindeki köy ve kasabalara düzenlediği hava ve topçu saldırılarında 2 kişinin daha yaşamını yitirdiği bildirildi. Lübnan resmi ajansı NNA tarafından aktarılan bilgilere göre, İsrail 17 Nisan'da yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ederek Lübnan'ın güneyindeki Sur, Bint Cubeyl, Mercayun ve Nebatiye bölgelerine yönelik yoğun saldırılarını sürdürdü.

Nebatiye ilçesindeki Katrani beldesi kırsalına düzenlenen silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısında 1 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi yaralandı.

Sur ilçesindeki saldırılarda ise 6'sı çocuk, 2'si kadın olmak üzere 13 kişi yaralandı, 1 kişi hayatını kaybetti. Nebatiye şehrinde ise bir kişinin dükkanının önünde hava saldırısına uğradığı aktarıldı.

FOSFOR BOMBASI VE YOĞUN TOPÇU ATEŞİ

İsrail ordusu Nebatiye kenti ve çevresine yönelik topçu atışlarının şiddetini artırırken, Kefr Rumman beldesi ve bölgeye enerji sağlayan bir elektrik istasyonunun çevresi saldırıya uğradı.

Sur, Bint Cubeyl ve Mercayun ilçelerine bağlı çok sayıda yerleşim bölgesi hava saldırıları ve topçu atışlarının hedefi olduğu aktarıldı.

İsrail ordusunun, Nebatiye'ye bağlı Yahmur Şakif beldesine fosfor bombasıyla saldırdığı anlar görüntülerle tespit edildi.

Uluslararası hukuka göre yoğun sivil nüfusun bulunduğu bölgelerde kullanımı yasak olan fosfor bombası, İsrail tarafından Gazze'de de kullanılmıştı.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES

İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.

Lübnan hükümeti de bu sürede ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan bu yana ateşkes ilanına rağmen devam eden İsrail saldırılarında 2 bin 846 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ateşkese rağmen İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını ve ev yıkımlarını sürdürürken, Hizbullah ise ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail birliklerine saldırılar düzenliyor.

İsrail medyası Türkiye’nin ‘sualtındaki devrimini’ yazdı! ‘Sinarit denizaltı, dengeleri değiştirebilir’
ABD-İran görüşmeleri tıkandı, gözler Çin’e çevrildi! İşte Orta Doğu’da 2 tehlikeli senaryo

SON DAKİKA HABERLER: ABD-İran görüşmeleri tıkandı, gözler Çin’e çevrildi! İşte Orta Doğu’da 2 tehlikeli senaryo

MİLLİYET.COM.TR - Katar merkezli Al Jazeera, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın ateşkes ve savaşın sona erdirilmesine ilişkin sunduğu yanıta sert tepki göstermesinin ardından bölgede ortaya çıkabilecek olası senaryoları analiz etti.

Habere göre Trump, İran’ın ABD’nin önerisine verdiği yanıtı ‘Hiç hoşuma gitmedi, kesinlikle kabul edilemez’ sözleriyle değerlendirdi. Trump ayrıca İran’ı yaklaşık 47 yıldır oyalama politikası izlemekle suçladı.

'TRUMP MEMNUN DEĞİLSE PLAN İYİDİR'

İran tarafı ise resmi düzeyde doğrudan bir açıklama yapmazken, İran’a yakın Tasnim Haber Ajansına konuşan bir kaynak, "Trump memnuniyetsizlik gösteriyorsa bu genellikle planın daha iyi olduğu anlamına gelir"ifadelerini kullandı.

Haberde, İran’ın yanıtını özellikle ABD piyasalarının açılışı öncesine denk getirecek şekilde geciktirdiği ve bunun Washington üzerindeki ekonomik baskıyı artırmayı hedeflediği ileri sürüldü. Nitekim petrol fiyatlarının anlaşma sağlanamaması sonrası yüzde 3 yükseldiği aktarıldı.

'ABD’NİN TEKLİFİ TESLİMİYET DAYATMASI'

İran medyasına göre Tahran yönetimi, ABD’nin teklifini 'teslimiyet dayatması'olarak gördüğü için reddetti. İran’ın yanıtında savaşın tüm cephelerde derhal durdurulması, gelecekte İran’a saldırı yapılmayacağına dair güvence verilmesi, petrol ihracatına yönelik yaptırımların 30 gün içinde tamamen kaldırılması, deniz ablukasının sona erdirilmesi ve dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması gibi taleplerin yer aldığı belirtildi.

İKİ TEMEL SENARYO

Al Jazeera’nın haberinde uzman görüşlerine de yer verildi. Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Mulroy’a göre Washington’un önünde iki temel senaryo bulunuyor.

İlk senaryonun, ‘Özgürlük Projesi’ adı verilen ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının sürmesini öngören uzun süreli deniz operasyonu olduğu ifade edildi. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın da İran’ın yanıtını “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdiği ve daha sert bir yaklaşım çağrısı yaptığı aktarıldı.

İkinci senaryonun ise İran’daki altyapı hedeflerine yönelik askeri saldırılar olduğu kaydedildi. Mulroy, böyle bir adımın Tahran üzerinde baskıyı artırabileceğini ancak İran’ın da bölgedeki petrol ve doğal gaz altyapılarını hedef alabileceğini, bunun küresel enerji fiyatlarını daha da yükseltebileceğini söyledi.

Haberde, ABD’nin bölgede askeri yığınak yaptığı ve mühimmat sevkiyatını artırdığı da belirtildi. Ayrıca 40’tan fazla ülkenin, Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat edecek Avrupa öncülüğündeki olası bir görev gücüne katkıyı görüşmek üzere bir araya geleceği aktarıldı.

NETANYAHU: SAVAŞ HENÜZ SONA ERMEDİ

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da Trump ile İran’ın yanıtını görüştüğü ve “savaşın henüz sona ermediğini” söylediği ifade edildi. Netanyahu’nun İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının taşınması ve füze kapasitesinin sınırlandırılması gerektiğini savunduğu kaydedildi.

Öte yandan İranlı eski diplomat Abbas Hamiyar, ülkesinin ‘tehdit altında müzakere etmeyeceğini’ belirterek, ‘Direnişin bedeli teslimiyetin bedelinden daha düşüktür’ dedi.

CBS News’e röportaj veren Netanyahu, "Bence çok şey başardık. Ancak İran’dan çıkarılması gereken nükleer malzeme hala mevcut olduğu için bu iş bitmedi" diye konuştu.

ASKERİ HAREKAT OLASILIĞI

Netanyahu, bir anlaşma olması halinde İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun ortadan kaldırılması gerekeceğini kaydetti. Netanyahu, "Askeri yöntemler hakkında konuşmayacağım, ancak Başkan Trump bana ‘Oraya girmek istiyorum’ dedi. Bunun için bir zaman çizelgesi vermeyeceğim, ancak bu son derece önemli bir konu" ifadelerini kullandı.

ÇÖZÜM ÇİN'DE OLABİLİR Mİ? ZİYARETİN PERDE ARKASI

Haberde, diplomasi ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığına da dikkat çekildi.

Trump’ın bu hafta (13-15 Mayıs) Çin’e yapacağı ziyaret kapsamında İran meselesinin de gündeme gelebileceği belirtildi. The Wall Street Journal’e konuşan ABD’li yetkililer, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’den İran konusunda destek isteyebileceğini öne sürdü.

İsrail medyası Türkiye’nin ‘sualtındaki devrimini’ yazdı! ‘Sinarit denizaltı, dengeleri değiştirebilir’
Trump 8,5 yıl sonra Çin'e gidecek! Tarih belli oldu

Trump 8,5 yıl sonra Çin'e gidecek! Tarih belli oldu

Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Trump'ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in davetiyle 13-15 Mayıs'ta Pekin'e resmi ziyarette bulunacağı belirtildi. ABD tarafının daha önce duyurduğu ziyaret, Çin'in açıklamasıyla doğrulanmış oldu.

SON ZİYARET 2017'DEYDİ

Trump, 8,5 yıl aradan sonra Çin'i ziyaret ediyor. ABD'nin önceki Başkanı Joe Biden, Çin'i ziyaret etmemişti. ABD'den Çin'e lider düzeyindeki son ziyaret, Trump'ın ilk iktidar döneminde, 2017'de yapılmıştı.

ABD Başkanı Trump, Orta Doğu’da ABD ve İsrail'in İran’a saldırıyla başlayan ve İran’ın misillemeleriyle tırmanan savaşın henüz çözüme kavuşmadığı bir dönemde stratejik rakibi Çin’e kritik ziyaret gerçekleştirecek.

'PEKİN'E BASKI YAPACAK'

ABD'li yetkililer Wall Street Journal'a, Trump'ın İran'la olan çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması için Pekin'e baskı yapacağını açıkladı.

ABD basını, savaşa bir çözüm bulunmasının, Çin Devlet Başkanı'nın olası bir askeri tırmanmadan önce kritik anda müdahale eden bir dünya lideri olarak konumunu güçlendirebileceğini yazdı.

İsrail medyası Türkiye’nin ‘sualtındaki devrimini’ yazdı! ‘Sinarit denizaltı, dengeleri değiştirebilir’

SAVAŞ NEDENİYLE GİDEMEDİ

Daha önce 31 Mart-2 Nisan tarihlerinde yapılacağı bildirilen fakat ABD Başkanı’nın İran’daki savaşla ilgilenmesi gerektiği gerekçesiyle ertelenen ziyarette, Orta Doğu’daki savaşın önemli bir gündem maddesi olacağı öngörülüyor.

ABD ile Çin arasındaki ilişkiler, Trump'ın ikinci iktidar döneminde bir tarafta Washington yönetiminin tarife artışları ve teknoloji alanındaki kısıtlamaları ile diğer tarafta Çin'in küresel tedarikin büyük bölümünü karşıladığı nadir toprak elementlerinin kontrolüne yönelik attığı adımlarla genişleyen bir dizi anlaşmazlıkta düğümlenmişti.

Ziyarette tarafların, ekonomi ve ticaret konularının yanı sıra ABD’nin son dönemde büyük çaplı silah satışlarına onay verdiği, Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’a ilişkin sorunları da ele alması bekleniyor.

Türkiye'nin 'Mavi Vatan' yasası Yunanistan'da gündem! AB'nin kapısı çaldılar: Ankara'dan meydan okuma

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a şampiyonluk telefonu! Dursun Özbek ve Okan Buruk’u tebrik etti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbek ve Buruk ile telefonda görüştü. Erdoğan, iki ismi Galatasaray'ın şampiyonluğundan dolayı tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trendyol Süper Lig'de sezonun bitimine bir hafta kala şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray Spor Kulübü'nü tebrik ederek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da "Üst üste 4'üncü kez Trendyol Süper Lig Şampiyonu olan Galatasaray'ı, futbolcularıyla, teknik ekibiyle, yönetimiyle ve taraftarıyla tüm Galatasaray Spor Kulübü camiasını yürekten tebrik ediyorum." ifadesini kullanmıştı.

Galatasaray'dan şampiyonluk paylaşımı! 'Emeklerin karşılık bulduğu anlar'
Noa Lang, Galatasaray'ın şampiyonluğunu yeni şarkısıyla kutladı

D-100’de saniyelerle gelen kurtuluş! Otomobil bariyerlere çarptı, motosikletli son anda kurtuldu

Maltepe D-100 Karayaolu’nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil sürüklenerek bariyerlere çarptı. Bu sırada emniyet şeridinde ilerleyen motosikletli araca çarpmaktan son anda kurtuldu. Otomobil sürücüsünün yaralandığı kaza motosiklet sürücüsünün kask kamerasına yansıdı.

İlginizi Çekebilir

Kaza saat 00.30 sıralarında Maltepe D-100 Karayolu’nda meydana geldi. İddiaya göre seyir halindeki otomobil sürücüsü henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Otomobil devrildikten sonra sürüklenerek bariyerlere çarptı. Kazayı gören diğer sürücüler araçlarını durdurarak kaza yapan sürücünün yardımına koştu.

İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri yolda güvenlik önlemi aldı. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan sürücünün yaralandığı ve ambulansla hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

MOTOSİKLETLİ ARACA ÇARPMAKTAN SON ANDA KURTULDU

Kaza anı seyir halindeki motosiklet sürücüsünün kask kamerası tarafından görüntülendi. Kaza sırasında emniyet şeridinde ilerleyen motosiklet sürücüsü araca çarpmaktan son anda kurtuldu.

Kaza sonrası çevredekiler ve arkadan gelen başka bir motosiklet sürücüsü otomobil sürücüsünün yardımına koştu. Kaza nedeniyle D-100 Karayolu’nda bir süre trafik yoğunluğu oluştu. Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.

Altın yatırımcısına kötü haber! Barış olmazsa fiyatlar ne olur?

Park yeri tartışması hastanede bitti! Gaziosmanpaşa’da aracını park eden sürücü, bina sakinlerinin saldırısına uğradı

Gaziosmanpaşa'da otomobilini park eden sürücü, binalarının önüne araç park edilmesini istemeyen kişiler tarafından darbedildi. Yaralı sürücü ambulansla hastaneye kaldırılırken, saldırı anı cep telefonu kamerasına yansıdı.

Olay, dün gece saatlerinde Karadeniz Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, aracını sokaktaki bir binanın önüne park eden sürücü, binadakilerin tepki göstermesi üzerine tartıştı.

Binanın önüne aracın park edilmesine karşı çıkan kişiler, daha sonra sürücüye saldırdı. Çıkan arbede sırasında otomobil sürücüsü yaralandı. Mahallelinin araya girmesinin ardından olay yerine gelen sağlık ekipleri, yaralı sürücüyü ambulansla hastaneye kaldırdı. Sürücüye yapılan saldırı cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.

Altın yatırımcısına kötü haber! Barış olmazsa fiyatlar ne olur?

Liderlerden duygusal Anneler Günü mesajları

Erdoğan, mesajında “Annelerimizin, güçlü Türkiye’nin inşasında en büyük pay sahibi olduklarını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

■ TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da “sevginin en saf tecelligâhı” olarak nitelendirdiği annelerin Anneler Günü’nü kutladı. Kurtulmuş, “Filistin başta olmak üzere dünyanın tüm mazlum coğrafyalarındaki annelerin metanetini, vakarlı duruşunu hürmetle selamlıyorum. Aziz şehitlerimizin metanet timsali annelerine en derin şükranlarımı sunuyorum” dedi.

■ CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise sosyal medyada, annesi Rukiye Şükran Özel’le Anıtkabir’de çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, “Anneler, sadece evlat büyütmez... Vicdan büyütür, dayanışma büyütür, umut büyütür. Başta şehit annelerimiz olmak üzere, emeğiyle, sevgisiyle, direnciyle hayatımıza ışık olan tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun” ifadelerini kullandı.

‘Onlar varsa, karanlık yok’

■ Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan da mesajında “Onlar varsa, karanlık yoktur. Başta şehitlerimizin kıymetli anneleri olmak üzere, evlat hasreti çeken Diyarbakır Anneleri’ni hürmetle anıyorum. Filistinli annelerin acısını kalbimin en derininde hissediyor, her birine sabır ve güç diliyorum” ifadelerini kullandı. ANKARA Milliyet

SAHA’da 57. Alay Ruhu

AYDIN HASAN / İstanbul - Çanakkale Savaşı’ndaki üniformaların aslına uygun üretilmiş röprodüksiyonlarını giyen iki temsili asker, İstanbul Fuar Merkezi’nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’na 57. Alay ruhunu taşıdı. RAFF Military Textile firmasının standındaki iki temsili asker fuara anlam kattı. ŞirketinGenel Müdürü Eray Yükseloğlu, dedesi Başçavuş Ziya Nuri Efendi’nin 1929’da Meclis Muhafız Alayı’nda görev yaptığını, iki temsili askerin giydiği üniformaların Çanakkale Savaşı’na katılan 57’nci Alay 2’nci Piyade Taburu’na ait üniformaların rekonstrüksiyonu olduğunu söyledi.

‘Nizamnameye uygun hazırlandı’

Kendisini ‘üniformalog’ olarak nitelendiren sanat ve tarih danışmanı akademisyen Burhan Erhan Çavdaroğlu şunları söyledi: “Eray Yükseloğlu bana büyük dedesinin TBMM Muhafız Birliği’nde astsubay olduğunu, elinde orijinale en yakın üniforma kumaşının bulunduğunu söyledi. Ben de kendisine ‘Madem işin en zor kısmı olan kumaşı hallettiniz, üniforma yapalım’ dedim.Üniformaların ilki 1909’da yayımlanan Elbise-i Askeriye Nizamnamesi’nin 1911 ve 1915 değişikliklerine bağlı kalınarak hazırlandı. Bu çerçevede bir nefer, iki küçük zabit yani astsubay üniforması benim danışmanlığımda Raff Tekstil atölyelerinde hazırlandı. Maalesef tarihi dizi ve filmlerde hatalı üniforma örnekleri var.”

Türkiye’nin tam üyeliği stratejik zorunluluktur

DEİK, Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya, Polonya ve Belçika’yı kapsayan yedi ülkenin liderlerine yönelik açık mektupları, ülkelerin en prestijli gazetelerinde ilan olarak yayımlamak üzere bir kampanya başlattı. Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita ve Belçika’da De Tijd gazetelerinde ülke liderlerine hitaben hazırlanan mektup ilanları 8 Mayıs’ta yayımlandı.

‘İki tarafın çıkarına’

Açıklamada görüşlerine yer verilenDEİK Başkanı Nail Olpak, “Açık mektuplarımızda sadece ticari bağları değil, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin Avrupa’nın stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değeri de hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı. “Türkiye-AB ilişkilerinin, stratejik ortaklık, ekonomik entegrasyon ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çerçevesinde güçlenmesi gerektiğini, bu durumun her iki tarafın çıkarına olduğunu söylüyoruz” diyen Olpak, “Şimdiden ülkelerden çok olumlu yorumlar almaya başladık. 11 Mayıs Pazartesi günü de (bugün) Belçika Kraliçesi Mathilde’nin katılımıyla Türkiye-Belçika İş Forumu gerçekleştireceğiz. En önemli gündemimiz bu konu olacak” ifadelerini kullandı.DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör BaşkanıYalçındağ, “Beklenecek ve oyalanacak vakit kalmamıştır. Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini sadece ekonomik bir işbirliği olarak değil, stratejik bir zorunluluk olarak görüyoruz. Avrupa bugün tarihi bir dönüm noktasında bulunmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

2030 hedefi 100 bin teknoloji girişimi

GO Bilişim Vadisi İstanbul’da farklı ülkelerden girişimci ve iş insanlarının katılımıyla düzenlenen ‘Terminal İstanbul x SSCI, İnovasyon ve Yatırım Forumu’na katılan Kacır, “Teknoparklarıyla, Ar-Ge Tasarım Merkezleriyle, Girişim Sermayesi Fonlarıyla, Melek Yatırımcılarıyla Türkiye’nin büyüme ve kalkınma yolculuğuna çok kıymetli katkılar sunan bir girişimcilik ekosistemini hep birlikte inşa ettik. 23 yıl önce 36 milyar dolar ihracat yapan Türkiye, bugün 276 milyar dolar ihracat yapıyor. Türkiye’nin bugün 250 milyar dolara yakın sanayi katma değeri var” ifadelerini kullandı.

300 milyon dolar kaynak

Kacır, “Bugün bizim Turcorn olarak tarif ettiğimiz 8 Türk teknoloji Unicorn’u var. Ve artık Turconlarımız küresel düzeyde satın almalarla büyümelerini sürdürüyorlar ve değerlerini katlayarak büyütmeye devam ediyorlar. Hedefimiz 2030 yılına gelindiğinde 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklardan doğmasını sağlamak ve Turcorn’ların toplam değerinin de 100 milyar doları yakalamasını mümkün kılmak” dedi.Kacır ayrıca “Bakanlık olarak kamu kaynaklarından Türkiye’nin teknoloji girişimlerini büyütecek girişim sermayesi fonlarına 300 milyon dolar daha kaynak ayıracağız, bu kaynak sayesinde en az 750 milyon dolar daha yatırımın Türk teknoloji girişimlerine yönelmesini bekliyoruz” bilgisini verdi.

Genel Kurul’da gündem ‘vergi’ düzenlemesi

Haftalık çalışmalarına 12 Mayıs Salı günü başlayacak Genel Kurul, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacak. Teklifle, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla ülke dışında elde ettiği kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden müstesna olacak. Amme alacağına ilişkin tecillerde azami taksit süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil tutarı 1 milyon liraya çıkarılacak.

Muafiyet uzuyor

Nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin 3 katını aşmayan kısmı için gelir vergisi istisnası uygulanacak. Gerçek veya tüzel kişilerce, yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027’ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi halinde, söz konusu varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak. İstanbul Finans Merkezinde katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların kazançları için yüzde 100 olarak uygulanan kurumlar vergisi indirimi uygulaması 2047 yılına kadar uzatılacak, bu kuruluşlara kuruluş ve izinleri için finansal faaliyet harçları yönünden 5 yıl süreyle sağlanan muafiyet 20 yıla çıkarılacak.

TBMM Dışişleri Komisyonu toplanarak, gündemindeki 5 uluslararası anlaşmayı görüşecek. Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon gündemindeki konuları görüşecek. Salı ve çarşamba günleri, Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.ANKARA A.A

Yapay zekâda insana odaklanan platform

Melisa Sabancı Tapan’ın liderliğinde ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici’nin katılımı ve desteğiyle hazırlanan AI.SU, yapay zekâ çağında değerler sistemini, karar alma süreçlerini ve insan ilişkilerini farklı disiplinlerin merceğinden tartışmaya açan bir oluşum olarak konumlanıyor. Bu oluşumun ilk çıktısı olan videocast/podcast serisi ise yayına girdi.

Geniş kitlelere yönelik

Teknik jargonlardan arındırılmış diliyle hazırlanan seri, yapay zekâ tartışmalarını geniş kitleler için daha erişilebilir kılmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve toplum ilişkisinin hem insani hem de varoluşsal açıdan kritik bir eşik olduğuna dikkat çeken Melisa Sabancı Tapan, şunları söyledi:

Nasıl bir gelecek?

“Bugün yapay zekâyı konuşurken çoğu zaman hızdan, verimlilikten ve kapasiteden söz ediyoruz. Oysa asıl mesele, bu teknolojik dönüşümün içinde insan olarak neyi koruyacağımız. Empatiyi, şefkati, hakkaniyeti, insan onurunu ve gerçek bağ kurma kapasitemizi birlikte taşıyıp taşıyamayacağımızı konuşmamız gerekiyor. AI.SU’yu bu yüzden önemsiyorum. Amacımız, yapay zekâyı yalnızca uzmanların değil, daha geniş toplum kesimlerinin de anlayabildiği, takip edebildiği ve üzerine düşünebildiği bir mesele haline getirmek. Çünkü insan kalabilmek sadece teknolojiyi geliştirmekle değil, onunla nasıl bir gelecek kurmak istediğimize birlikte karar verebilmekle mümkün.” / EKONOMİ SERVİSİ

İhracatta kadın gücü dönemi

GlobHer, kadın girişimcileri küresel pazarlara entegre etmeyi amaçlayan uçtan uca bir stratejik sistem kurulumu ekosistemi. Geleneksel modellerden farklı olarak; pazar analizinden dijital altyapıya kadar tüm operasyonel süreci bizzat inşa eden bir “Güç Transferi” mekanizması. Program; girişimcinin seviyesine göre özelleştirilmiş Adım, İvme ve Zirve olmak üzere üç temel modelden oluşurken, aynı zamanda GlobHer Sosyal modeliyle her kesimden kadını kapsayan geniş bir dayanışma ekosistemi yaratıyor. Türkiye’nin kadın ihracatçı oranını ilk fazda yüzde 0,6’dan yüzde 1’e yükseltme vizyonuyla hareket eden GlobHer, kadın liderliğindeki girişimleri makro-ekonomik engellerden arındırarak dünya sahnesinde rekabetçi, sürdürülebilir ve kolektif bir başarı hikâyesine dönüştürmeyi hedefliyor. GlobHer modeli; kadın girişimcilere pazar seçiminden satış altyapısına, global konumlandırmadan sürdürülebilir büyüme stratejilerine kadar tam entegre bir yol haritası sunuyor.

GlobHer projesinde ilk buluşma, üretim gücünü dünya pazarlarına açmak ve işinin geleceğini sınırların ötesinde kurgulamak isteyen kadın girişimcileri ve vizyoner liderleri bir araya getirdi. Buluşmada konuşan BosPros Kurucusu Savaş Aylan, “GlobHer, klasik bir danışmanlık veya eğitim programı değil. Biz burada bir ‘güç transferi’ yapıyoruz. Kadın girişimcilerimizin önündeki teknik ve operasyonel engelleri kaldırarak, onların dünya sahnesinde alkışlanan birer başarı hikâyesine dönüşmeleri için gerekli olan tüm sistemi bizzat kuruyoruz” dedi.

Yüzde 35 finansman kaldıracı

GlobHer programı kapsamında sunduğu yüzde 35 finansman kaldıracı ve stratejik değer takası modelleriyle de Kadın Dostu Markalar Platformu kadın girişimcilerin ihracat maliyetlerini birer yatırım avantajına dönüştürerek girişimcilerden büyük ilgi topluyor. Kadın Dostu Markalar Platformu Kurucu Başkanı Nazlı Demirel ise, Türkiye’deki kadın ihracatçı oranının mevcut durumda yüzde 0.6 seviyesinde olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Biz platform olarak, kadın girişimcilerimizin yazacağı yeni ve dev başarı hikâyelerine odaklandık. Hedefimiz; binde 6 olan bu oranı yıl sonuna kadar kararlı adımlarla çok daha ileriye taşımak. GlobHer programına katılacak kadın girişimcilerimiz için özel olarak kurguladığımız yüzde 35 finansman kaldıracı modeli ile ihracat yolculuğunda benzersiz bir destek sunuyoruz. Her ölçekten kadın girişimcinin küresel pazardaki engellerini aşan bu bütüncül güç transferi hareketini başlatmaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’nin kadın girişimcileriyle, ihracatın kurallarını kadınların gücüyle yeniden yazacağımız bir döneme giriyoruz.”

Kadın ihracatçı programı yeni önemi başlıyor

KAGİDER tarafından yürütülen ve UPS desteğiyle sürdürülen Kadın İhracatçı Programı, yenilenen içeriğiyle yeni dönemine 7 Mayıs’ta başlıyor.

KAGİDER, girişimcilerin yalnızca yerel pazarlarda değil, küresel ölçekte güçlü ve sürdürülebilir oyuncular haline gelmesini hedefleyen bu programla, ihracat kapasitesini geliştirmek isteyen girişimcilere kapsamlı bir gelişim alanı sunuyor. İhracata başlamayı planlayan ya da mevcut ihracatını büyütmek isteyen girişimcilere yönelik tasarlanan program, katılımcılara stratejik bakış açısı kazandırmanın yanı sıra, ihracat süreçlerinin tüm aşamalarına dair uygulanabilir bilgi ve araçlar sunmayı amaçlıyor. Program kapsamında; hedef pazar seçimi, bütçe yönetimi, uluslararası sözleşmeler, lojistik ve gümrükleme süreçleri ile ihracat finansmanı gibi kritik başlıklar, alanında uzman akademisyenler ve özel sektör temsilcileri tarafından ele alınacak. Ayrıca yapay zekâ destekli sosyal medya ve içerik yönetimi, e-ticaret ve dijital iş modelleri gibi güncel konular da eğitim içeriğinde yer alıyor.

KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Girişimcilerin küresel pazarlarda daha görünür ve güçlü hale gelmesi, sürdürülebilir ekonomik büyümenin en kritik unsurlarından biri. Günümüzde rekabet yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası arenada da şekilleniyor. Bu nedenle girişimcilerin ihracat süreçlerine daha güçlü şekilde dahil olması hem işletmelerinin ölçeklenmesi hem de ülke ekonomisinin katma değerli büyümesi açısından büyük önem taşıyor. Bu programla, katılımcıların yalnızca bilgi edinmelerini değil; bu bilgiyi stratejik bir bakış açısıyla değerlendirerek somut, uygulanabilir ve ölçülebilir bir ihracat planına dönüştürmelerini destekliyoruz. Aynı zamanda girişimcilerin doğru pazarlara erişim, finansmana ulaşım ve sürdürülebilir iş modelleri geliştirme konularında daha donanımlı hale gelmelerini hedefliyoruz.”

ABD'li Senatör Murphy'den şok itiraf! 'Savaşı kaybediyoruz'

Senatör Murphy, ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta içinde Beyaz Saray'da İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdiği "Ulusa Sesleniş" konuşmasındaki ifadelerine tepki gösterdi.

'BİZ BU SAVAŞI KAYBEDİYORUZ'

Konuşmanın içeriğinin "sadece Trump'ın zihninde var olan gerçekliklere dayandığını" belirten Murphy, ABD'nin İran'a karşı saldırılarına yönelik "Biz bu savaşı kaybediyoruz" dedi.

'DAHA FAZLA GÜÇ SERGİLER'

ABD'nin, (İran'ın) tüm füze, insansız hava araçları ve nükleer programlarını yok edemeyeceğini dile getiren Murphy, "İran, özellikle Hürmüz Boğazı'nı kalıcı olarak kontrol altına alırsa, bölgede savaştan öncekinden daha fazla güç sergiler. Sahip olmadığımız milyarlarca doları harcıyoruz ve dünyayı istikrarsızlaştıran ve bizi beceriksiz gösteren bir savaşta Amerikan hayatlarını kaybediyoruz" ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Murphy, marttaki bir açıklamasında da ABD'nin İran ile savaşa neden girdiği konusunda "ikna edici argümanlar" görmediklerini belirterek, "İsrail bize İran'a ne zaman savaş açacağımızı söylememeli. Bu nasıl bir ortaklık?" demişti.

ABD-İsrail-İran savaşının 35. günü! Tahran açık açık uyardı, Washington'a kara saldırısı çağrısı: 'Hazırız'

ABD, İran'daki kayıplarını gizliyor mu? Pentagon'la ilgili çarpıcı iddia

ABD merkezli araştırmacı gazetecilik platformu The Intercept'in kaynaklara ve kendi analizlerine dayandırdığı haberinde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM), ABD ile İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaştaki askeri kayıp verilerine ilişkin düşük ve güncel olmayan rakamlar paylaştığı, kayıplara dair detaylı açıklama yapmadığı ileri sürüldü.

Haberde, İran savaşı kapsamında ölen ve yaralanan ABD'li askerlerin sayısına ilişkin güncel verilerin paylaşılmadığı ve kayıpların kamuoyuna eksik yansıtıldığı iddia edildi.

'ÖRTBAS EDİLİYOR'

CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins'in 30 Mart'taki açıklamasında, "Destansı Öfke Operasyonu'nun başlangıcından bu yana yaklaşık 303 ABD askerinin yaralandığı" ifade edilirken, haberde, bu sayının 27 Mart'ta Suudi Arabistan'ın Prens Sultan Hava Üssü'ne düzenlenen saldırıda yaralanan 15 askeri içermediği iddia edildi.

İsmi açıklanmayan bir Pentagon yetkilisi de Bakanlığın söz konusu bilgileri eksik yansıtarak kamuoyundan gizlemeye çalıştığını, sayıların, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Beyaz Saray yetkilileri tarafından "örtbas edilmek" istendiğini savundu.

ABD-İsrail-İran savaşının 35. günü! Tahran açık açık uyardı, Washington'a kara saldırısı çağrısı: 'Hazırız'
Son dakika... Bakan Tekin duyurdu! LGS tarihi değişti

İsrail askerlerinden camiye skandal baskın! Ellerini kaldıran Filistinliye köpekle saldırdılar

İsrail'in Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde 7 Ekim 2023'te başlayan zulmü devam ediyor. İsrail askerleri bu kez, işgal altındaki Batı Şeria'nın el-Halil kentinde bir camiye baskın düzenleyerek savunmasız Filistinliye köpekle saldırdı. Sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre, 10'dan fazla İsrail askerleri, El Halil'in batısındaki Tarkumiya beldesindeki bir camiye baskın düzenledi.

KÖPEĞİ CAMİDEN ÇIKAN FİLİSTİNLİ ADAMIN ÜZERİNE SALDILAR

Camiden çıkan bir Filistinli adam, çıkış kapısını açtığı anda İsrail askerini karşısında görerek ellerini havaya kaldırdı. Buna rağmen, eğitimli köpeği saldırtan İsrail askerleri, içeri girip Filistinli adamı yere yatırıp üzerine çullandı.

Çok sayıda İsrail askerinin, bir şeyler aramak için caminin içerisinde ayakkabılarıyla girdiği görüldü.

📌 İsrail askerleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın el-Halil kentinde bir camiye baskın düzenleyerek savunmasız Filistinliye köpekle saldırdı!https://t.co/iAU3z3A9uG pic.twitter.com/h6IY48FLtA

— milliyet.com.tr (@milliyet) April 3, 2026

BATI ŞERİA'DA SKANDAL YASA ONAYLANMIŞTI

İsrail Meclisi, İran'a saldırıların gölgesinde Filistinli esirlere idam cezası getirilmesini öngören tartışmalı yasa tasarısını onaylamıştı.

Yasaya göre, "İsrail’in varlığını inkar etme amacıyla bir İsrailliyi veya burada yaşayan birini öldürmek" suçlamasıyla hüküm giyenler idam edilebilecek.

Uluslararası hak ve hukuk örgütleri özellikle yasanın bu maddesinin "Filistinlileri" hedef almak için hazırlandığına dikkati çekiyor.

Yasa, idam cezası kararı için oy birliği şartının aranmamasını ve kararın hakimlerce salt çoğunlukla verilmesini öngörüyor.

Yasa ile işgal altındaki Batı Şeria'da da İsrail askeri mahkemelerinin idam cezası verebilmesinin önü açıldı. İşgal altındaki Batı Şeria'da askeri mahkemelerin Filistinli esirlere ölüm cezası vermesi halinde, af ve temyiz yolu kapalı olacak.

İsrail'de yargılanan Filistinli esirler için ise idam cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilebilecek.

İsrailli bazı insan hakları örgütleri, Meclisten geçen yasanın iptali için İsrail Yüksek Mahkemesi'ne başvuruda bulundu.

İsrail Yüksek Mahkemesi, Arap Azınlıkları Hukuk Merkezi "Adalah"ın başvurusu üzerine yasa hakkında 24 Mayıs'a kadar ihtiyati tedbir kararı getirmişti.

İsrail basınında 'en kötü sonuç' senaryosu! Tel Aviv'in ABD-İran anlaşması korkusu
Rusya'da yanardağ patladı! 11 kilometre yükseğe kül püskürttü

Rusya'da yanardağ patladı! 11 kilometre yükseğe kül püskürttü

Rusya'nın Kamçatka Yarımadası'ndaki Şiveluç Yanardağı kül püskürtmeye devam ediyor. Rusya Bilimler Akademisi Uzak Doğu Ofisi Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü Kamçatka Volkanik Patlama İzleme Birimi (KVERT) tarafından yapılan açıklamada, Şiveluç Yanardağı'nın deniz seviyesinden 11 kilometre yüksekliğe kül püskürttü duyuruldu.

'HIZLI ŞEKİLDE KÜL PÜSKÜRTTÜ'

Birim tarafından servis edilen görüntülere göre yanardağın hızlı bir şekilde kül püskürttüğü ve küllerin yayılarak yükseldiği görüldü. KVERK, küllerin kuzeydoğu yönüne doğru ilerlediğini belirtti.

NE OLMUŞTU?

Geçtiğimiz ay yanardağ bölgesinde uçuşların tehlikeli olduğu açıklanmış ve tehlikenin en yüksek olduğu kırmızı tehlike kodu belirlenmişti.
Kamçatka Yarımadası'nın en aktif yanardağı olan Şiveluç Yanardağı, Ust-Kamçatskiy bölgesindeki 5 bin nüfuslu Klyuchi yerleşimine yaklaşık 45 kilometre uzaklıkta bulunuyor.,

ABD-İsrail-İran savaşının 35. günü! Tahran açık açık uyardı, Washington'a kara saldırısı çağrısı: 'Hazırız'

İsrail basınında 'en kötü sonuç' senaryosu! Tel Aviv'in ABD-İran anlaşması korkusu

İsrail merkezli Yedioth Ahronoth gazetesinin İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre Tel Aviv, saldırıların sona ermesine yönelik ABD-İran müzakereleri hakkında çelişkili mesajlar alıyor. Gazeteye göre, ABD-İran müzakerelerinde ilerleme işaretlerinin yanı sıra görüşmelerin tıkandığına dair belirtiler, İsrailli yetkilileri belirsizliğe ve artan bir karamsarlığa sürüklüyor.

İsrailli yetkililer, ABD-İran görüşmelerinin iki kanal üzerinden yürütüldüğünü belirtiyor.

DOĞRUDAN İLETİŞİM İDDİASI

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in, Tahran ile önemli bir aracı olarak görülen Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asim Munir ile temas kurduğu iddia edilen haberde, paralel olarak yürütülen ikinci kanalda ise ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile doğrudan iletişim halinde olduğu öne sürüldü.

Görüşmelerdeki belirsizlik İsrail hükümetinde, Trump'ın daha ileri müzakerelere imkan tanımak adına geçici bir ateşkese onay verebileceği endişesini doğurdu.

'EN KÖTÜ SONUÇ'

İsrailli yetkililer, bu senaryoyu "en kötü sonuç" olarak niteliyor. Zira böyle bir durum, "geniş kapsamlı hedeflere ulaşılmadan İran’a yönelik devam eden saldırıların" durmasına neden olacak.

İsrail, Hürmüz Boğazı'nın yeniden trafiğe açılmaması durumunda İran’ın enerji altyapısının hedef alınabileceği konusunda uyarıda bulunan Trump’ın belirlediği 6 Nisan son tarihini ise yakından takip ediyor.

Tel Aviv yönetiminin, 31 Mart'ta İran’da belirlenen askeri hedeflerin büyük ölçüde vurulmasının ardından, Tahran ekonomisine zarar verecek saldırılar düzenlenmesi talimatı verdiği öne sürülmüştü.

İsrailli yetkililer, "bu tür hedeflere yönelik büyük ölçekli saldırıların İran ekonomisine ağır hasar verebileceğine ve potansiyel olarak Tahran'ı istikrarsızlaştırabileceğine" inanıyor.

Kıdemli bir İsrailli yetkili, gazeteye yaptığı açıklamada, "Trump'ın öngörülemezliği göz önüne alındığında olayların nasıl gelişeceğini tahmin etmenin hala zor olduğunu" belirterek, yetkililerin bir yandan olumlu bir sonuç umarken diğer yandan kötümserliğe meyilli olduklarını kaydetti.

10 yıllık sessizlik bozuldu! ABD'nin odağı Orta Doğu'dayken Çin kolları sıvadı: Kritik bölgede devasa üs inşası ortaya çıktı
İsrail basınından çarpıcı analiz! 'Yeni düzenin başlangıcı' diyerek duyurdular: 'Daha az ABD, daha çok Türkiye'

Kahreden son! Tüfeğini temizlerken kendini vurdu

Olay, dün saat 20.00 sıralarında Baklan ilçesinde meydana geldi. Muhammet Beşparmakkaya, iddiaya göre evinde av tüfeğini temizlediği sırada kazara tetiğe dokundu. Beşparmakkaya, tüfekten çıkan saçmalarla göğsünden vuruldu.

Aile bireylerinin ihbarıyla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Ambulansla Denizli Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Beşparmakkaya, kurtarılamadı.

İkiz olan Muhammet Beşparmakkaya’nın, AK Parti Baklan İlçe Başkanı Ramazan Beşparmakkaya'nın oğlu olduğu bildirildi.

TIR'ın altına saklanıp kardeşini öldürdü! 31 yıllık korkunç sır ortaya çıktı

Egemen Bağış: Türkiye tecrübesiyle Güneydoğu Avrupa'nın önemli bir ortağı olabilir

Eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Büyükelçi Egemen Bağış, Romanya'nın başkenti Bükreş'te temaslarda bulundu. Bağış, ‘Romanya Hükümeti Yuvarlak Masa Toplantısı’ kapsamında gerçekleştirilen bir panele katıldı. Güneydoğu Avrupa'nın yatırım ve iş olanaklarına ilişkin konuşan Bağış, son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi ve enerji dönüşümünün Güneydoğu Avrupa'nın stratejik önemini artırdığını bildirdi. Bağış, “Güneydoğu Avrupa giderek üretim ağlarının, enerji sistemlerinin ve lojistik koridorların yeniden şekillendiği yeni bir büyüme alanı haline geliyor” ifadelerini kullandı.

AB fonlarının dönüşümde kritik rol oynadığını vurgulayan Bağış, Avrupa’nın artık tek aktör olmadığına dikkati çekti. Romanya, Bulgaristan ve Macaristan'da AB fonunun önemli miktarda kullanılmadığını belirten Bağış, bunun bir zafiyet değil, aksine bölge için önemli bir fırsat olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

“Orta Doğu, Asya ve diğer bölgelerden gelen sermaye giderek daha etkin. Bu çeşitlenme hem bir fırsat hem de bir sınavdır. Sonuç açık; Güneydoğu Avrupa’da eksik olan kaynak, ilgi ya da önem değildir. Eksik olan hız, koordinasyon ve her şeyden önce bir zihniyet değişimidir. Küreselleşmenin artık garanti olmadığı bir dünyada, bölgeleri, pazarları ve sistemleri birbirine bağlayabilenler büyümenin bir sonraki aşamasını belirleyecek. Güneydoğu Avrupa bunu gerçekleştirmek için gerekli coğrafyaya, ivmeye ve ortaklara sahip. Geriye kalan tek şey, buna uygun şekilde harekete geçme kararıdır.”

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE İSRAİL’İN ORTA DOĞU’DAKİ ASKERİ OPERASYONLARI

Bağış konuşmasında, Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinerek, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini dile getirdi. Bağış, “Rusya’nın işgaliyle tetiklenen savaş ve İsrail’in Orta Doğu’daki askeri operasyonlarından yayılan istikrarsızlık, birbirinden ayrı krizler değildir. Daha derin bir dönüşümün katalizörleri. Tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor, enerji güzergahları yeniden değerlendiriliyor ve yatırım akışları yön değiştiriyor. Bir zamanlar küreselleşmiş bir sistem gibi görünen yapı, daha parçalı ve bölgeselleşmiş bir düzene evriliyor. Bu değişen tabloda coğrafya yeniden belirleyici hale geliyor ve uzun süre Avrupa’nın çevresi olarak görülen Güneydoğu Avrupa, sessizce merkeze doğru ilerliyor” açıklamasında bulundu.

Romanya’daki Türk yatırımlarıyla ilgili değerlendirme yapan Bağış, “On yıl önce, Romanya’daki Türk yatırımlarının 14 milyar avroyu aşacağı pek az kişi tarafından öngörülürdü. Bugün Türk sermayesi yalnızca mevcut değil; yerleşik hale gelmiş durumda. Şirketler hastaneler, otoyollar, sanayi tesisleri ve enerji altyapıları inşa ediyor. Bu, stratejik bir konumlanmadır. Sebep basit; küresel tedarik zincirleri risklere karşı daha hassas hale geldikçe, yakınlık önem kazanıyor. Siyasi istikrarı, pazarlara erişimi ve lojistik bağlantıları bir arada sunan bölgeler daha değerli oluyor. Güneydoğu Avrupa bu üçüne de sahip. Avrupa, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in kesişiminde yer alıyor; ticaret, enerji ve veri için yükselen bir koridor” diye konuştu.

Büyük ölçekli altyapı ve dönüşüm projelerinin yalnızca kamu tarafından yürütülemediğinin altını çizen Bağış, başarılı projeler için çok paydaşlı iş birliğinin şart olduğunu aktardı.

TÜRKİYE’DEN ÖRNEKLER

Bağış, Türkiye'den örnekler vererek, İstanbul Havalimanı projesinin kamu-özel iş birliğinin başarılı bir modeli olduğunu, Karapınar Güneş Enerjisi Santrali ile enerji dönüşümünde teknoloji, finans ve sanayi iş birliğinin önemine vurgu yapıldığını ve Teknopark İstanbul ile inovasyonun ekosistem yaklaşımıyla geliştiğini anlattı.

AB'nin yeni yatırım stratejisi olan ‘Global Gateway’ ve Ukrayna'nın yeniden inşa sürecinin bölge için yeni fırsatlar sunduğunu kaydeden Bağış, Güneydoğu Avrupa'nın önümüzdeki dönemde Avrupa'nın önemli yatırım ve bağlantı koridorlarından biri haline gelebileceğini bildirdi.

Bağış, Türkiye'nin sanayi kapasitesi, altyapı tecrübesi ve bölgesel bağlantı gücüyle bu yeni dönemde Güneydoğu Avrupa için önemli bir ortak olabileceğine de dikkati çekti.

‘Avrupa'da yeni Einstein'lar nasıl çıkar?’ sorusuna ‘Baykar’ örneğini veren Bağış, “İnanmış bir baba ve evlatlarının garajlarında başlayan bir süreç dünyanın önde gelen insansız hava aracı şirketlerinden biri haline geldi” dedi.

TIR'ın altına saklanıp kardeşini öldürdü! 31 yıllık korkunç sır ortaya çıktı

Nenehatun Mahallesi Ertuğrulgazi Caddesi'nde 1 Nisan Çarşamba günü saat 08.00 sıralarında meydana gelen olayda, işe gitmek üzere tırının yanına gelen evli ve iki çocuk babası Çetin Kaya (35), aracını çalıştırdığı esnada silahlı saldırıya uğradı. Başında kask bulunan ve tırın altına saklanarak pusu kurduğu belirlenen şüpheli, saklandığı yerden çıkarak Kaya'ya tabancayla ateş etti. Ağır yaralanan Çetin Kaya, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

İlginizi Çekebilir

Olayın ardından geniş çaplı çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti işleyen kişinin Çetin Kaya'nın 47 yaşındaki ağabeyi S. Kaya olduğunu tespit etti. Ekiplerin takibi sonucu, cinayetin ardından hastanede tedavi gören annesini de öldürmek amacıyla hastaneye gittiği iddia edilen zanlı, hastanede yakalanarak gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan S. Kaya, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

BABASINI ÖLDÜRDÜĞÜ ORTAYA ÇIKTI

İlk etapta miras ve para meselesi olduğu düşünülen cinayetin altından ise yıllara dayanan başka bir aile trajedisi çıktı. İddiaya göre S. Kaya, henüz 16 yaşındayken 1995 yılında Gebze ilçesi Akse Sapağı'nda 42 yaşındaki babası Cemal Kaya'yı da bıçaklayarak öldürdü.

'Futbolda bahis' soruşturması: Mert Hakan Yandaş için karar verildi

O dönem, babasının kendisinin hırsızlık yapan arkadaşlarıyla görüşmesini istemediği ve bu sebeple kendisine tokat attığı, buna öfkelenen S. Kaya'nın gece eve gitmediği öğrenildi. S. Kaya'yı bulmak için evden çıkan baba Cemal Kaya'nın sapakta oğluyla karşılaştığı, "Eve gel" demesine rağmen ret cevabı aldığı ve arkasını dönüp giderken oğlu tarafından karpuz satıcısından alınan bıçakla sırtından bıçaklanarak öldürüldüğü belirtildi. Bu cinayetin ardından S. Kaya'nın cezaevine girdiği kaydedildi.

Baba cinayetinin ardından Kaya ailesinin diğer üyelerinin S. Kaya ile tüm iletişimini kestiği, zanlının ise bu dışlanmayı hazmedemediği ve aile üyeleriyle zaman zaman sürtüşmeler yaşadığı öne sürüldü.

Zanlının, olaydan önceki yaklaşık bir hafta boyunca kardeşi Çetin Kaya'nın evinin önünden geçtiği, aile üyelerini zaman zaman tehdit ederek kışkırtmaya çalıştığı; ayrıca tüm bu husumetin ve aileden dışlanmasının sorumlusu olarak annesini gördüğü, bu nedenle kardeşinin ardından annesini de öldürmeyi planladığı ileri sürüldü.

Öte yandan, zanlı S. Kaya'nın kendi ailesinden bazı kişilerin, sosyal medya üzerinden maktulün ailesindeki bazı kişilere yönelik kışkırtıcı yorumlar yaptığı da iddialar arasında yer aldı.

Okul çantasındaki servet! Her anını görünütledi: Psikolojim altüst

Son dakika... 'Futbolda bahis' soruşturması: Mert Hakan Yandaş için karar verildi

'Bahis' ve 'Şike' soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan ve hakkında 17 yıl 10 aya kadar hapis talep edilen Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hakim karşısına çıktı.

Çağlayan Adliyesi'nde görülen dava saat 10.30'da başladı.

Haber Detay Görsel Slider

Futbolcular Mert Hakan Yandaş'ı adliyede yalnız bırakmadı.

METEHAN BALTACI DA DESTEĞE GELDİ

Fenerbahçe kulübü başkanı Saadettin Saran , eski başkan Ali Koç ve futbolcular Kerem Aktürkoğlu, Ostar Wolde, Mert Günok, Çağlar Söyüncü, Cenk Tosun, Dorgeles Nene, Mert Müldür, ve aynı soruşturma kapsamında tutuklanan ve geçtiğimiz günlerde tahliye edilen Metehan Baltacı ile bazı Fenerbahçeli yöneticiler destek için adliyeye geldi.

'Futbolda bahis' davasında Metehan Baltacı tahliye edildi

GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ

Duruşma öncesi adliye çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı, duruşma salonunun önüne de çok sayıda polis ekibi görev aldı.

Futbolda bahis soruşturması davasında tahliye olan Mert Hakan Yandaş için Fenerbahçe'den açıklama!

'BİR MAÇIN BEDELİNİ ÖDÜYORUM'

Yandaş, bahis oynatma iddialarını reddederek, "Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Kimseye bahis oynatmadım" dedi.

Yandaş savunmasını şöyle sürdürdü: " 6 yıl önce tercih yapıp Türkiye’nin en büyük kulübüne geldim. Ama saha dışındaki itibar suikastı artarak devam etti. Tutukluluğa sevkimi dahi avukatlarım ve ben sosyal medyadan öğrendim. Bir maçın bedelini ödüyorum. O maçın hangi maç olduğunu herkes biliyor." ifadelerini kullandı.

Bakan Tekin duyurdu! LGS tarihi değişti

'İTİBAR SUİKASTI YEDİM'

Mert Hakan Yandaş savunmasında "Fenerbahçe’yi ne kadar sevdiğimi ve Fenerbahçe’ye zarar vermeyeceğimi bilmenizi isterim. Vergi rekortmeni olmuş biri üç beş bin lira için maçı satar mı? Ben bu dosyaya nasıl geldiğimi, nasıl dahil edildiğimi bilmiyorum. Fenerbahçe’yi ne kadar sevdiğimi herkes biliyor. Ama itibar suikastı yedim. Dosyada gizlilik kararı varken tutukluluğuma dair sevki bile avukatlarımla birlikte sosyal medyadan öğrendim. Ben 9 yaşında rahmetli babama bir söz verdim ve mücadeleme devam edeceğim. 3 kuruş para için onurunu ve şerefini satacak birisi değilim. Ersen abi ile yaklaşık 15 yıl önce sanal medyadan bana mesaj atmasıyla birlikte tanıştım. Ara ara zor dönemler geçirdim ve o da bana hep yardım ederdi, abilik yapardı. Ben de ona aynı şekilde. Aramızdaki para mevzusu da bundan ibarettir. Aramızdaki para trafiği abi kardeş ilişkisiden kaynaklıdır. Ersen abiye para gönderdikten sonra o parayı ne yaptı nereye yatırdı bilmiyorum" dedi.

'FENERBAHÇE'NİN ZARAR GÖRECEĞİ BİR ŞEYDEN PARA KAZANMAYI ASLA DÜŞÜNMEDİM'

Ersin Dikmen savunmasında, "Öncelikle ben bir iş insanıyım. Bu dava süresi boyunca sanal medyada birçok kişiden tepki gördüm. Kusura bakmayın ilk kez hakim karşısına çıkıyorum biraz heyecanlıyım. Büyük paralar kazanmak ya da para kazanmak için bahis oynamadım, oynadığım bahisler normal yasal bahislerdir. Ben Fenerbahçe'ye zarar verecek bir şey yapmam. Kupon oynarken kesinlikle Mert Hakan Yandaş'tan bilgi almadım. Fenerbahçe' yi en iyi bilenlerden birisiyim, her oyuncuyu çok iyi tanırım. Ben Fenerbahçe'nin zarar göreceği bir şeyden para kazanmayı asla düşünmedim" dedi.

TAHLİYE EDİLDİ

Futbolda bahis soruşturması kapsamında tutuklanan Mert Hakan Yandaş’ın yargılandığı davada mahkeme kararını açıkladı.Mert Hakan Yandaş ve Ersin Dikmen hakkında tahliye kararı verdi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, şüpheliler Mert Hakan Yandaş ve Ersen Dikmen'in 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 5'er yıl 10'ar aydan 17'şer yıl 10'ar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Content Video - Futbolcu Mert Hakan Yandaş için kritik gün! Futbolcular ve ünlü isimler adliyeye akın etti

Okul çantasındaki servet! Her anını görünütledi: Psikolojim altüst
ABD-İsrail-İran savaşının 35. günü! Tahran açık açık uyardı, Washington'a kara saldırısı çağrısı: 'Hazırız'

SON DAKİKA LGS HABERLERİ: LGS tarihi değişti mi? 2026 LGS ne zaman yapılacak?

Bakan Tekin, Aydın programı kapsamında Valilik Toplantı Salonu'nda gerçekleştirilen İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İlginizi Çekebilir

"14 Haziran'da yapılacağı duyurulan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın Dünya Kupası'ndaki Türkiye-Avustralya maçı sebebiyle öne çekilebileceği" şeklindeki açıklamasıyla ilgili görüşleri sorulan Yusuf Tekin, "Anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bu açıklamayı yaptık. Ne söyleyeceğini şaşıran bazı her şeye muhalif insanlar bunu da eleştirdiler. Hatta şöyle bir açıklama gördüm. 'Sınavın tarihini değiştireceğinize maçın saatini değiştirirseniz.' Çok komik, üzüntü verici şeyler bunlar." dedi.

Türkiye'nin Dünya Kupası grup aşamasındaki ilk maçının 14 Haziran Pazar günü Türkiye saatiyle 07.00 civarında başlayacağını öğrendiklerini aktaran Tekin, öğrencilerin milli heyecana ortak olabilmeleri için çalışma başlattıklarını ifade etti.

Yapılan teknik ve hukuki incelemeler sonucunda sınavın bir gün öne alınmasında engel görülmediğini dile getiren Tekin, şunları söyledi:

"Çarşamba günü itibarıyla bu konuda arkadaşlarımız çalışmaya başladılar ve 14 Haziran günü yapılacağını ilan ettiğimiz temel eğitimden ortaöğretime geçiş kapsamındaki liselere geçiş sınavının, 13 Haziran Cumartesi günü aynı saatte yapılmasına hukuken ve teknik olarak bir engel olmadığını arkadaşlarımız tespit edince biz de sınav değişikliğini yapmaya karar verdik. 13 Haziran'da sınavı yapacağız."

Futbolcu Mert Hakan Yandaş için kritik gün! Futbolcular ve ünlü isimler adliyeye akın etti

"12 HAZİRAN CUMA GÜNÜ İDARİ TATİL OLACAK"

Sınav öncesi hazırlık süreci ve velilerin okul ziyaretleri için de düzenleme yaptıklarını aktaran Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okullarımızın, sınavın pazar günü olması durumunda cumartesi günü hazırlıkların yapıldığı gün olarak, velilerimizin çocuklarının sınava girecekleri yerlerle ilgili hazırlıklarını yaptıkları bir gün olarak bizim için önemliydi. Dolayısıyla bu hazırlıklar açısından da bir sorun yaşanmaması adına 12 Haziran Cuma günü de Bakanlığımız bünyesindeki örgün eğitim kurumlarında bir gün idari izin olarak geçirilmesini bugün zannediyorum arkadaşlarımız basın açıklamasıyla duyuracaklar. Dolayısıyla 12 Haziran Cuma günü idari tatil örgün eğitim kurumlarında. 13 Haziran Cumartesi günü daha önce ilan ettiğimiz aynı saatte liselere geçiş sınavını gerçekleştirmiş olacağız. Çocuklarımıza, öğretmenlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum."

MAÇ FİKSTÜRÜ ŞU ŞEKİLDE:

14 HAZİRAN | AVUSTRALYA - TÜRKİYE: 07.00

20 HAZİRAN | TÜRKİYE - PARAGUAY: 06.00

26 HAZİRAN | TÜRKİYE - ABD: 05.00

72. AXA Sigorta Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri'nde Abdullah Avcı'dan Dünya Kupası cevabı: Ucu her şeye açık

Bakan Şimşek, enflasyon rakamlarını değerlendirdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in açıklamaları şu şekilde: "Enflasyon martta aylık yüzde 1,9 olurken, yıllık enflasyon yüzde 30,9’a geriledi.

Gıda enflasyonu bir önceki yılın aynı ayına göre 4,8 puan iyileşerek yıllık yüzde 32,4 oldu. Geçtiğimiz yıl yaşanan don ve kuraklığın ardından iklim koşullarında görülen normalleşmenin, 2026 yılında gıda enflasyonu görünümünü desteklemesini bekliyoruz.

Yıllık hizmet enflasyonu son bir yılda 16,1 puan azaldı. Hizmetlerdeki dezenflasyonun; kira enflasyonundaki düşüş eğilimi, konut arzını artırmaya yönelik politikalarımız ve eğitimde kural bazlı fiyatlama ile önümüzdeki dönemde daha da belirginleşmesini öngörüyoruz.

Jeopolitik gelişmelerin ekonomimize etkilerini sınırlamak için gerekli adımları atıyoruz. Program döneminde oluşturduğumuz mali alan ile enflasyonist baskıları azaltacak eşel mobil gibi uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde devreye alıyoruz.

Kısa vadede bu şokların enflasyon etkileri olsa da, kalıcı fiyat istikrarı hedefimize ulaşmamızı sağlayacak politika setimizi bütüncül ve kararlı bir şekilde uygulamaya devam ediyoruz."

Bakan Kacır: Sektörümüz Avrupa'nın 1 numaralı alüminyum üretim ve işleme üssü konumuna erişecek

Kocaeli'nin Dilovası ilçesindeki İMES OSB'de düzenlenen Sima Alüminyum Üretim Hattı açılış töreninde konuşan Kacır, dünyada siyasi ve ekonomik düzenin adeta baştan kurgulandığı, tedarik zincirlerinin kırılganlaştığı ve üretim modellerinin yeniden belirlendiği süreçte olunduğunu, bu kritik dönemeçte güçlü sanayi altyapısını, özgün ve rekabetçi AR-GE ve inovasyon ekosistemle destekleyen ülkelerin küresel ligde yükseldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 23 yılda inşa ettikleri inovasyon ve araştırma ekosistemiyle, planlı sanayi alanlarıyla, gerçekleştirdikleri reform niteliğindeki atılımlarla ülkeyi yüksek katma değerli ve rekabetçi üretimin merkez üssü haline getirdiklerini dile getiren Kacır, askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada birinci, ticari araç, güneş paneli, otobüs, beyaz eşya, çelik ve çimentoda Avrupa'da lider Türk sanayisi inşa ettiklerini kaydetti.

Üretim kapasitesi ve kabiliyetlerindeki muazzam sıçramayı, ihracatta elde ettikleri yeni rekorlarla taçlandırdıklarını vurgulayan Kacır, "2002'de 36 milyar dolar olan yıllık ürün ihracatımızı, imalat sanayimizin öncülüğünde 273,5 milyar dolara çıkardık. Pek çok Avrupa ülkesinde sanayinin kan kaybettiği pandemi sonrası dönemde üretimde ihracatta rekorlar kırdık." diye konuştu.

Kacır, otomotivden yapı sektörüne, elektronikten kimyaya, makine imalatından savunma ve havacılığa uzanan geniş yelpazede ileri teknoloji uygulamaları için kritik girdi sağlayan alüminyum endüstrisinin, bu başarının mimarları arasında olduğuna işaret ederek, "1500 firmada 35 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan sektörümüz, yüksek katma değerli üretim yapısı, gelişmiş ürün kalitesi, geniş ürün gamı ve teknolojik derinliğiyle ülkemizin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu tahkim ediyor. 2025, sektörümüzün yeni eşikleri geride bıraktığı atılım yılı oldu. Küresel şoklara rağmen sektör ihracatımız bir önceki yıla göre yüzde 7 artarak 5,6 milyar dolara ulaştı. İhracatımızın miktarıyla beraber katma değeri de artarak ton başına 4 bin 500 doları aştı. Bugün alüminyum ürünleri ihracatında dünyada 14'üncüyüz. Çubuk ve profil ihracatında ise dünyada 3'üncü, Avrupa'da 2'nci sıradayız." ifadelerini kullandı.

Türkiye'yi Avrupa'nın önde gelen alüminyum üretim merkezlerinden biri haline getirecek, sektörün rekabet kabiliyetini güçlendirecek ve dış pazarlardaki etkinliğini artıracak adımları kararlılıkla hayata geçirdiklerini belirten Kacır, şöyle devam etti:

"Kuşkusuz küresel alüminyum pazarı, karbonsuzlaşma, sürdürülebilirlik ve gelişmiş üretim teknolojilerinin üretim süreçlerine entegrasyonuyla kabuk değiştiriyor. Yeni dönemin dinamiklerini doğru okuyan ülkeler, rekabet güçlerini artıracak ve küresel pazarlarda daha sağlam konum elde edecek. Geleneksel üretim modellerine hapsolan ülkeler ise küresel yarışta irtifa kaybedecek. Bizler, doğru strateji, kararlı vizyon ve uygun maliyetli finansmanla bu dönüşümü ülkemiz adına önemli fırsata dönüştürecek imkan ve kabiliyete sahibiz. Bu anlayışla hazırladığımız Alüminyum Sektörü Düşük Karbonlu Yol Haritamızda sektörümüzün düşük karbonlu üretime geçişte ihtiyaç duyduğu modernizasyon, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve atık ısı geri kazanımı yatırımlarını belirledik. Sanayicilerimizin küresel finans kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak amacıyla son dönemde Dünya Bankası işbirliğinde 1 milyar doların üzerinde finansmanı ülkemize kazandırdık. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030'a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlamak üzere önemli adım attık. Yeşil Dönüşüm Programıyla da imalat sanayi firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40'ına kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Sektörümüz gerek yeni alaşım ürünleri yatırımları gerekse de yeşil ve dijital dönüşüme sağladığımız desteklerle beraber büyümesini sürdürecek ve inşallah Avrupa'nın 1 numaralı alüminyum üretim ve işleme üssü konumuna erişecek."

"TÜM DÜNYANIN GIPTAYLA BAKTIĞI SAVUNMA SANAYİİ EKOSİSTEMİ İNŞA ETTİK"

Bakan Kacır, açılışı gerçekleştirilen 65 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip tesisin, sanayinin yüksek katma değerli üretim, ihracat odaklı büyüme ve yeşil dönüşüm hedeflerine hizmet eden stratejik kazanım olduğunu belirtti.

Son 23 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde tüm dünyanın gıptayla baktığı savunma sanayisi ekosistemi inşa ettiklerini anlatan Kacır, "Bugün kendi İHA'larını, SİHA'larını, helikopterlerini, deniz platformlarını, kara araçlarını, mühimmatını ve akıllı savunma sistemlerini tasarlayan, geliştiren, üreten ve rekabetçi şekilde dünyaya ihraç eden Türkiye'den bahsediyoruz. Savunma ürünlerinde yerli tedarik oranımızı yüzde 20'lerden yüzde 80'lere çıkarmamızı da sağlayan bu büyük atılımın arkasında, kritik bileşenlerde yerlileşme iradesi, güçlü AR-GE altyapısı ve kararlılıkla inşa ettiğimiz üretim altyapısı bulunuyor." değerlendirmesinde bulundu.

Sima Alüminyum gibi yüksek teknoloji odaklı üretim yapan tesislerin, sektörün ihtiyaç duyduğu hafiflik, dayanıklılık ve yüksek mukavemeti sağlayarak savunma sanayisinin gelişimini desteklediğine işaret eden Kacır, "Sima Alüminyum'un, güçlü AR-GE birikimi ve üretim metodolojisiyle, insansız hava araçlarından milli piyade tüfeğine, Fırtına obüsünden zırhlı araçlara, kamikaze dronlardan mühimmat üretimine ülkemizin önde gelen savunma projelerinde oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz. Dünyanın önde gelen savunma pazarlarına gerçekleştirdiği 10 milyon dolardan fazla ihracat, alüminyum sektörümüzün ve savunma sanayimizin küresel rekabet gücünün nişanesidir." dedi.

Kacır, açılışı yapılan tesisin de bugüne kadar büyük ölçüde yurt dışından temin edilen yüksek alaşımlı alüminyum ekstrüzyon ürünlerinin yurt içinde üretilmesini sağlayacağını aktararak, "Tesis, savunma sanayimizin kabiliyetlerini güçlendirirken, Milli Teknoloji Hamlemizin tam bağımsızlık hedefinin sahadaki somut yansımalarından biri olacak. Sanayimizin ikiz dönüşüm sürecine sağladığı uyumla bir adım öne çıkan tesisimizin ülkemize ve milletimize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

Daha büyük, daha güçlü, tam bağımsız müreffeh Türkiye yolunda atılan bu adımın, ülkenin parlak geleceğine de atılmış güçlü imza olacağını vurgulayan Kacır, ülkenin katma değerli ve yüksek verimli üretimine katkı sağlayacağını belirttiği tesisin hayata geçmesinde emeği olanları tebrik etti.

Sima Alüminyum Genel Müdürü Mustafa Çığlı ise bu yatırımın, sadece ekonomik girişim değil, ülkeye duydukları güvenin ve inancın somut göstergesi olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin üretim gücüne, sanayisine ve geleceğine olan inançla yatırımlarına kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Çığlı, "Bu doğrultuda 2027'nin ilk çeyreğinde Sakarya'da 65 bin metrekare kapalı alana sahip yaklaşık 80 milyon dolar yatırım tutarı olan yeni fabrikanın temelini atmayı planlıyoruz. İnşallah Sayın Bakanımızla o tesisin de açılışını gerçekleştirmeyi Allah bize nasip eder." diye konuştu.

Genel Müdür Mustafa Çığlı ile Sima Alüminyum Genel Koordinatörü Celalettin Kırboz, konuşmaların ardından Bakan Kacır'a tablo hediye etti. Protokol üyeleriyle açılış kurdelesini kesen Kacır, daha sonra fabrikayı gezdi.

Programa, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Soba, Dilovası Kaymakamı Metin Kubilay, Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu da katıldı.

Sıfır otomobil alacaklar dikkat: Hizmet bedeline mahkeme freni!

İzmir'de yaşayan bir kişi, geçen yıl 5 Mayıs'ta Aydın'daki bir bayiden, 1 milyon 948 bin liralık sıfır otomobil satın aldı. Satıştan sonra faturada 11 bin 148 lira fazladan para tahsil edildiğini fark eden tüketici bayiyle görüştü.

Tutardaki 5 bin 56 liranın motorlu taşıtlar vergisi, 2 bin 757 liranın trafik tescil ve ruhsat işlemleri geriye kalan 3 bin 335 liranın da "hizmet bedeli" olduğunun belirtilmesi üzerine tüketici, 3 bin 335 liranın iadesini istedi.

Talebin karşılanmaması üzerine tüketici, avukatı Zeynep Satılmış aracılığıyla icra takibi başlattı. Araç bayisinin itirazı üzerine İzmir 5. Tüketici Mahkemesi'nde açılan dava, 3 Şubat'ta karara bağlandı.

"Keyfi uygulamalara yol açabilir"

Mahkemenin, tüketici yararına verdiği kararında şu ifadeler yer aldı: "Araç satış sözleşmelerinde ayrıca araç satıcıları tarafından hizmet bedelinin belirlenmesinin keyfi uygulamalara yol açabileceği anlaşılmaktadır."

Mahkeme, hizmet bedeline ilişkin masrafların somut şekilde ortaya konulamadığını belirterek tutarın faiziyle iadesine hükmetti.

Avukat Zeynep Satılmış, AA muhabirine, araç satışında tüketicilerin çoğu zaman yalnızca araç bedelini ödediklerini düşündüklerini ancak fatura incelendiğinde ek kalemlerle karşılaşılabildiğini ifade etti.

Kararın emsal teşkil ettiğini belirterek tüketicilere önerilerde bulunan Satılmış, şunları kaydetti: "Mahkeme belirsiz, tüketicinin bilgilendirilmediği ve herhangi bir açıklama yapılmadığı bedellerin hukuka aykırı olduğunu söyleyerek bedelin iadesine karar verdi. Bu dosya için rakamlar küçük olabilir ama tüm ülkede gözetildiğinde gerçekten birçok kişinin mağdur olduğu gözler önündedir. Mahkeme, 'bir çalışanın ekstra herhangi bir masrafa sebep olmazken ve bedeli de nasıl belirlendiği belli değilken, bu şekilde keyfi bir rakam belirterek tahsilat yapmak hukuka aykırı' dedi. Tüketicilere, bu noktada ödedikleri bedelleri, aldıkları hizmetleri detaylı olarak sorgulayıp bir ödeme yapmalarını tavsiye ediyorum. Eğer ki ceplerinden fazla bir rakam çıkarsa, bunun da hakkını sonuna kadar kovalasınlar."

"Bedelin niçin alındığı tam olarak belli değil"

Tüketici Konfederasyonu Genel Başkanı Aydın Ağaoğlu da tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmete ilişkin nihai fiyatın, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 54. maddesinde açıkça belirtildiğini ifade etti.

Tüketicilerin araç satın aldıktan sonra fatura ve ödeme belgelerini karşılaştırmaları gerektiğini, önceden bildirilmeyen ek ücretlerin hukuka aykırı olabileceğini belirten Ağaoğlu, şöyle devam etti:

"Önceden belirtmiş, faturasını da kesmiş olsaydı satıcı haklı bulunabilirdi. Tüketici daha önceden bilmediği sürpriz bir bedelle karşılaşıyor. Üstelik bu bedelin niçin alındığı da tam olarak belli değil. Hizmet bedeli adı altında geniş bir tanımlama yapılmış. Bu nedenle tüketiciler satın alacakları hizmetlerle ilgili her türlü vergi dahil nihai fiyatı bilmek durumdadır. Bu nedenle tüketici haklı bulunmuş, tüketici hakem heyetlerinden çıkan kararlarla icraya da başvurulabilir. Otomobil alacak olanlar özellikle, imzaladıkları sözleşmeleri okusunlar. Orada belirtilen ücret kalemlerini incelesinler ve onayladıkları takdirde sözleşmeye imzasını atıp sonra da ödedikleri bedeli fatura, makbuz gibi belgeleri de talep etsinler. Bunun dışında ücret ödendiği takdirde bu yıl için 186 bin liraya kadar itilaflarla ilgili internet üzerinden tüketici hakem heyetlerine hiçbir bedel ödemeden başvurulabilir. Çıkacak kararlar mahkeme kararı hükmündedir."

SON DAKİKA KİRA HABERLERİ: Nisan ayı kira zammı ne kadar oldu? Kira artış oranı belli oldu

Konut kiralarında yüzde 25 zam tavanının kaldırılması ve Mart ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte konut ve iş yerlerine yapılacak kira artış oranı da belirlendi.

Zam oranı yüzde 32,82 olarak kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu, Mart ayına ilişkin enflasyon oranlarını açıkladı. Buna göre normal koşullarda kira artışlarında baz alınan 12 aylık ortalama verisi de netleşti.

Böylece Nisan ayında kiralara uygulanabilecek tavan zam oranı da belli oldu. Buna göre Nisan ayında kiralara uygulanacak zam oranı yüzde 32,82 oldu.

İSTANBUL, ANKARA VE İZMİR’DE KİRA ARTIŞLARI BELLİ OLDU

Öte yandan Merkez Bankası Yeni Kiracı Kira Endeksini de yayımlamaya başladı. Buna göre Şubatta yıllık en yüksek kira artışı %41 ile İstanbul’da yaşandı. Ankara’da artış %36.1 olurken, İzmir’de artış %34.2 olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde şubatta kiralar yıllık %34.2 oranında arttı.

Altında 2 kritik ihtimal! Düşüş sonrası ‘aceleci olmayın’ uyarısı

Peki kiralarda son durum ne? İstanbul’un hangi bölgelerinde kiralar avantajlı? Önümüzdeki aylarda kira fiyatları ne olur? Konut ve kira piyasasına dair tüm gelişmeleri milliyet.com.tr’ye değerlendiren Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı şu ifadeleri kullandı: “Özellikle veriler açısından baktığımızda 2026 yılının ilk 2 ayında İstanbul'da tam olarak 60.311 adet gayrimenkul satış işlemi gerçekleşti. Bu satışların ise yaklaşık 43.706 adedi konutlardan oluştu. Geride kalan kısımlara konut dışı taşınmazlar diyebiliriz.

İstanbul'da Ocak ayına baktığımızda 20.412 adet konut ve 2.016 adet iş yeri satışı gerçekleşmişti. Şubat ayında ise konut satışları 23.294'e, iş yeri satışları da 2.719 seviyesine çıktı.

İSTANBUL’DA EN ÇOK KONUT SATILAN İLÇELER... ZİRVENİN SAHİBİ YİNE DEĞİŞMEDİ

Genel anlamda İstanbul’un ilçelerine baktığımızda Esenyurt zaten hep ilk sırada yer alıyor. 2025 yılıyla kıyaslama yapacak olursak; Esenyurt'u Pendik, Başakşehir ve Bahçelievler takip ediyor. Başakşehir, Bahçelievler ve Pendik sıralamada birbirine oldukça yakın. Bunların ardından ise Beylikdüzü ve Kartal gibi ilçeler geliyor.

Özellikle bu kapsamda Küçükçekmece ve Bahçelievler'deki satış yoğunluğunun, biraz da kentsel dönüşüm ve sonrasında tamamlanan inşaatlardan kaynaklandığını değerlendiriyorum. Bunu özellikle Esenyurt'tan sonra gelen Küçükçekmece ve Bahçelievler için söyleyebilirim.

İSTANBUL’DA YILIN İLK 2 AYINDA YOĞUN TALEP GÖREN İLÇELER

İstanbul’da İlk 2 aya baktığımızda Esenyurt'ta 5.171 konut satışı gerçekleşti. Bu sayı Küçükçekmece'de 2.107, Pendik'te 2.058 ve Bahçelievler'de ise 2.006 oldu. Yani verilere göre Esenyurt, Küçükçekmece, Pendik ve Bahçelievler, İstanbul'da ilk 2 ayı en yoğun satışla geçiren ilçeler oldu diyebiliriz.

Ankara'daki AVM’den tartışma yaratan ‘18 yaş altına yasak’ kararı: Bu uygulama yasal mı?

ŞİLE VE SARIYER’DE DİKKAT ÇEKEN HAREKETLİLİK

İstanbul içerisinde satışların arttığı ilçelere baktığımızda, ilk etapta Şile'de Ocak ayında 51 olan satış sayısının Şubat'ta 85'e çıkarak yüzde 66 arttığını görüyoruz. Sarıyer'de ise Ocak'taki 152 adet olan satış, Şubat’ta 247'ye ulaşmış ve yüzde 62'lik bir artış yaşanmış. Ancak Şile ve Sarıyer bu noktada çok doğru bir ölçüt değil. Çünkü bu bölgelerde satışlar o kadar az ki, bir proje teslim edildiğinde ya da tapular çıktığında satışlar çok yüksek oranda artmış gibi gözüküyor.

Bu durumu yıllık ortalamaya göre değerlendirmekte fayda var. İstanbul'da Ocak'tan Şubat'a satışların en çok arttığı diğer ilçelere baktığımızda ilk sırada yüzde 34 artışla Büyükçekmece yer alıyor. Ardından yüzde 33 artışla Sancaktepe, yine yüzde 33 artışla Sultanbeyli ve yüzde 31 artışla Şişli geliyor.

2 İLÇEDE SATIŞLAR AZALDI

Satışlarda Çatalca ve Silivri'deki düşüşün en önemli nedeni ise Ocak ve Şubat aylarının arsa-arazi satışlarının nispeten yavaşladığı dönemler olması. O nedenle buralarda kış aylarında bu düşük oranları görmemiz normal. Önümüzdeki aylarda, özellikle bahar ve yaz döneminde Çatalca ve Silivri'deki satışlar da artacaktır.

İSTANBUL'DA KİRALAR YÜKSELİŞTE: İŞTE EN BÜYÜK NEDENİ

İstanbul'da gerçekten kiralarda önemli artışlar var. Bunun en temel nedeni hiç şüphesiz kentsel dönüşüm süreçleri. Kentsel dönüşüm İstanbul'da çok hızlı ve etkili bir şekilde devam ediyor. Ayrıca İstanbul, doğası gereği büyükşehir ve göç alan bir yer. Yeni daireler eski dairelere kıyasla piyasaya daha yüksek rakamlardan arz edildiği için İstanbul'da bu tür fiyatları görüyoruz.

3 ŞEHİR ŞAŞIRTTI: İŞTE KİRALARIN EN AZ ARTTIĞI İLLER

Öte yandan Hatay, Kahramanmaraş ve Osmaniye gibi deprem bölgelerinde sosyal konutların teslimi yapıldı. Çok sayıda vatandaşın artık kiradan kendi evine yerleşmesiyle birlikte, bu illerdeki kiralarda düşüşler gördüğümüzü söyleyebiliriz.

Merkez Bankası tarafından yayımlanan Yeni Kiracı Kira Endeksi’ne göre şubatta yıllık bazda Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye’de kira artışları %20 seviyesinde gerçekleşti.

İSTANBUL’DA ORTALAMA KİRA FİYATI NE KADAR?

Açıkçası İstanbul'da geçen yıllara kıyasla bu dönemi biraz daha hareketli geçirdik. Normalde Eylül-Ekim aylarından Mart ayına kadar piyasada yatay bir seyir izlenirdi ancak Şubat ayında da bu artış yaşandı. Şu an için İstanbul'da ortalama konut kira fiyatlarının metrekarede 375 TL seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Yani 100 metrekare bir dairenin kirası yaklaşık 37.500 TL civarında.

Ancak yaşı genç, yani sıfır daireler dediğimizde bu rakam metrekarede 450 TL'lere kadar çıkabiliyor. 15-16 yıl ve üstü eski yapılarda ise metrekare değeri 300 TL'lere kadar düşüyor. Genel anlamda ifade etmek gerekirse, kira fiyatları artış trendine girmiş durumda ve her ay metrekare bazında ortalama 10-15 TL üzerine koyacak gibi duruyor.

AĞUSTOS AYINA DİKKAT!

Bu durum, Ağustos ayı gibi yaz ortasında İstanbul'da metrekare kira fiyatlarının ortalama 450 TL bandına çıkmasına neden olabilir. Arzın sınırlı ve kentsel dönüşümün yoğun olduğu bir dönemde olduğumuz için ister istemez yüksek kiralarla karşı karşıya kalıyoruz.”

Son dakika: Enflasyon rakamları açıklandı

TÜFE'deki (2025=100) değişim 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %1,94 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %10,04 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,87 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,82 artış olarak gerçekleşti.

TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE YILLIK %32,36 ARTTI

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %32,36 artış, ulaştırmada %34,35 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %42,06 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,25, ulaştırmada 5,45 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,04 yüzde puan oldu.

Bakan Şimşek, enflasyon rakamlarını değerlendirdi
Son dakika: Ev sahibi ve kiracılar dikkat: Kira zam oranı belli oldu

TÜFE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLERDE AYLIK %1,80 ARTTI

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde %1,80 artış, ulaştırmada %4,52 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %1,91 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,46, ulaştırmada 0,75 ve konutta 0,22 yüzde puan oldu.

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Mart ayı itibarıyla, 40 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 127 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Altında 2 kritik ihtimal! Düşüş sonrası ‘aceleci olmayın’ uyarısı

ÖZEL KAPSAMLI TÜFE GÖSTERGESİ (B) YILLIK %30,11 ARTTI, AYLIK %1,45 ARTTI

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre %1,45 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %8,03 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %30,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %32,50 artış olarak gerçekleşti.

Bir petrol tesisi daha vuruldu! İran-ABD-İsrail savaşında ateş yayılıyor

Bahreyn Petrol Şirketi'ne (BEPCO) ait petrol rafinelerinden birine insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlendi. Bahreyn medyasında yer alan habere göre; Ma'amer bölgesinde düzenlenen saldırının ardından tesiste yangın çıktı. İlk belirlemelere göre, ölen ya da yaralanan olmadı. Rafinerideki yangını söndürme çalışmaları sürüyor.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, rafineriden alevlerin ve dumanların yükseldiği görüldü.

FORS MAJÖR İLAN EDİLDİ

BEPCO, rafineri kompleksine yönelik saldırının ardından grup operasyonlarında "fors majör" (mücbir sebep) ilan ettiğini açıkladı. Şirket tarafından yapılan açıklamada, iç piyasadaki tüm ihtiyaçların tamamen güvence altında olduğunu ve yürürlükte bulunan proaktif planlar sayesinde tedarikin kesintisiz şekilde devam edeceğini bildirdi.

FÜZE SALDIRISI YAPILMIŞTI

BAPCO'ya ait Ma'ameer bölgesindeki petrol rafinelerinden biri, geçtiğimiz hafta füze saldırısı nedeniyle alevlere teslim olmuştu. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, "Ma'ameer bölgesindeki tesislerden biri hedef alındı ve ilgili yetkililer şu anda olaya müdahale ediyor" açıklamasında bulunmuştu.

İran-ABD-İsrail savaşı 10. gününde! Bir petrol tesisi daha vuruldu

İsrail ordusuna ait helikopter düşürüldü! Savaşta sıcak saatler

İsrail-İran-ABD savaşı 10. gününde de sürerken, Lübnan’ın doğusunda İsrail ordusu ile Hizbullah arasında şiddetli çatışmalar yaşandığı bildirildi. Lübnan resmi haber ajansının haberine göre, İsrail’e ait helikopterlerle bölgeye indirilen birlikler nedeniyle Lübnan-Suriye sınır hattında çatışmalar çıktı.

Haberde, çatışmaların doğu Lübnan’daki Nebi Şit kasabasının dış kesimlerine doğru uzanan El-Şaara bölgesinde yoğunlaştığı belirtildi. Lübnanlı kaynaklar, İsrail’e ait birliklerin helikopterlerle Doğu Dağ Silsilesi’nin zirvelerine indirildiğini ve buradan Lübnan topraklarına doğru ilerlemeye çalıştığını öne sürdü.

İSRAİL'E AİT HELİKOPTER ÇATIŞMALAR SIRASINDA DÜŞÜRÜLDÜ

Aynı zamanda Hizbullah’a yakın bir kaynak, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada örgütün Lübnan’ın doğusunda, Baalbek dağları bölgesinde bir İsrail helikopterini düşürdüğünü iddia etti. İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, helikopterin çatışmalar sırasında vurulduğunu ileri sürdü.

Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya televizyonu da Lübnan’ın doğusunda bir İsrail helikopterinin düştüğüne dair haber yayımladı.

15 İSRAİL HELİKOPTERİ BÖLGEDE

Öte yandan Hizbullah tarafından yapılan açıklamada yaklaşık 15 İsrail helikopterinin Suriye topraklarındaki Serghaya ovasına, Lübnan sınırına yakın bir noktaya piyade birlikleri indirdiği iddia edildi. Açıklamada, örgüt unsurlarının Lübnan topraklarına doğru ilerlediği öne sürülen bu birlikleri tespit ettiği ve ateş açtığı, bölgede çatışmaların sürdüğü belirtildi.

İsrail ordusu (IDF) ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.

ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında bin 332 kişi hayatını kaybetti.

NYT, Trump'ın yalanını ifşa etti! İşte ABD füzesinin İran'da 165 çocuğu öldürdüğü şok görüntü
İran-ABD-İsrail savaşı 10. gününde! Lübnan'da sıcak çatışma, İsrail'e ait helikopter düşürüldü

NYT, Trump'ın yalanını ifşa etti! İşte ABD füzesinin İran'da 165 çocuğu öldürdüğü şok görüntü

İran-İsrail-ABD savaşı tüm şiddetiyle sürerken, tarafların karşılıklı misilleme saldırıları da devam ediyor. Savaşın ilk günlerinde İran'da bir kız ilkokulu vurulmuş, çok sayıda çocuk hayatını kaybetmişti. ABD’ye ait bir füzenin İran’da Minab ilkokulun bulunduğu bölgeyi vurduğuna dair yeni görüntüler ortaya çıktı.

New York Times'a göre görüntüler, saldırının sorumluluğunun İran’a ait olduğunu savunan ABD Başkanı’nın açıklamalarıyla çelişen yeni kanıtlar sundu.ABD basınında yer alan haberlere göre, 28 Şubat’ta İran’ın Minab kentinde bulunan bir ilkokulun vurulması sonucu çoğu çocuk olmak üzere 175 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin yeni bir video yayımlandı.

İlginizi Çekebilir

TOMAHAWK FÜZELERİNİ KULLANAN TEK TARAF ABD

İran Mehr Haber Ajansı tarafından pazar (08.03.2026) günü yayımlanan görüntülerde, ABD’ye ait Tomahawk seyir füzesinin okulun hemen yanındaki bir deniz üssünü hedef aldığı görülüyor. Haberde, Tomahawk füzelerini kullanan tek tarafın ABD ordusu olduğu belirtildi.

Habere göre uydu görüntüleri, sosyal medya paylaşımları ve doğrulanmış diğer videoların incelenmesi sonucunda ilkokul binasının, aynı anda deniz üssüne yönelik gerçekleştirilen hassas saldırı sırasında ağır hasar aldığı değerlendiriliyor. Söz konusu deniz üssünün İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından işletildiği ifade edildi.

TRUMP 'İRAN YAPTI' DEMİŞTİ

ABD Başkanı Donald Trump, bir gazetecinin ABD’nin okulu bombalayıp bombalamadığına ilişkin sorusuna, “Hayır. Benim görüşüme ve gördüklerime göre bunu İran yaptı.” yanıtını vermişti. Trump ayrıca İran’ın mühimmatlarının 'çok isabetsiz'olduğunu öne sürmüştü.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise Pentagon’un olayı araştırdığını belirterek, "Sivilleri hedef alan tek taraf İran’dır" ifadelerini kullanmıştı.

Araştırmacı gazetecilik kolektifi Bellingcat tarafından ilk kez gündeme getirilen saldırı görüntüleri daha sonra bağımsız olarak doğrulandı. Görüntülerdeki ayrıntılar, saldırıdan birkaç gün sonra Minab’da çekilen uydu fotoğraflarıyla karşılaştırıldı. Videonun, deniz üssünün karşısında bulunan bir inşaat alanından çekildiği ve görüntülerde yer alan toprak yol, çimenlik alan ile moloz yığınlarının uydu görüntülerindeki ayrıntılarla örtüştüğü belirtildi. Bu durum videonun doğruluğunu güçlendiren unsurlar arasında gösterildi.

ÇIĞLIK SESLERİ DUYULDU

Görüntü analizine göre füze, Devrim Muhafızları’na ait üste "tıbbi klinik olarak tanımlanan bir binaya isabet etti. Füzenin çarpmasının ardından binadan yoğun duman ve enkaz yükseldiği, çevrede bulunan kişilerin çığlıklarının duyulduğu kaydedildi.

'İLKOKUL, DENİZ ÜSSÜNE YAPILAN SALDIRIDAN HEMEN ÖNCE VURULMUŞ OLABİLİR'

Kamera sağa çevrildiğinde ise ilkokulun bulunduğu bölgede büyük toz ve duman bulutlarının yükseldiği görülüyor.Habere göre bu durum okulun, deniz üssüne yapılan saldırıdan kısa süre önce vurulmuş olabileceğine işaret ediyor. Hazırlanan saldırı zaman çizelgesi de okulun, üsle aynı zaman diliminde hedef alındığını ortaya koyuyor.

Uydu görüntülerinin incelenmesi, saldırı sırasında deniz üssü içindeki birçok yapının da hassas saldırılarla vurulduğunu gösterdi. Ancak bölgede silah parçalarının bulunmaması ve bağımsız gazetecilerin olay yerine ulaşamaması nedeniyle saldırının tüm ayrıntıları henüz netlik kazanmış değil.

İRAN'A ONLARCA TOMAHAWK FÜZESİ FIRLATILMIŞTI

Görüntülerdeki silahın Tomahawk seyir füzesi olduğu tespit edildi. İsrail ve İran ordularının envanterinde bulunmayan bu füzeler yalnızca ABD tarafından kullanılıyor. ABD donanmasına ait savaş gemilerinin 28 Şubat’tan bu yana İran’a onlarca Tomahawk füzesi fırlattığı bildirildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), donanma gemilerinden Tomahawk füzelerinin fırlatıldığı görüntülerin de 28 Şubat’ta çekildiğini açıkladı. Tarih, Minab’daki deniz üssü ve okulun vurulduğu günle örtüşüyor.

İkinci bomba mescidi vurdu! 'Küçük kızım tamamen yanmıştı, onu sıkıca tuttuğu okul çantasından tanıyabildik'

300 KİLOGRAM TNT PATLAYICIYA EŞDEĞER GÜCE SAHİP

ABD Savunma Bakanlığı Tomahawk füzelerini yaklaşık bin mil menzile sahip, yüksek hassasiyetli güdümlü füzeler olarak tanımlıyor. Füzeler fırlatılmadan önce belirlenen uçuş planına göre hedefe yöneliyor.ABD donanmasına göre yaklaşık 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre kanat açıklığına sahip olan Tomahawk füzelerinin en yaygın kullanılan modellerinde yaklaşık 300 kilogram TNT patlayıcıya eşdeğer güce sahip savaş başlıkları bulunuyor.

ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı. İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında 1332 kişi hayatını kaybetti.

İran-ABD-İsrail savaşı 10. gününde! İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney oldu
ABD-İsrail arasında ilk çatlak! İran'da petrol tesislerine saldırı sonrası ipler gerildi: Bu kadarını beklemiyorduk

Trump ve Netanyahu İran savaşını görüşecek! 'Nihai kararı ben vereceğim'

İsrail-İran-ABD savaşı 10. gününde de devam ediyor. Karşılıklı misillemeler tüm şiddetiyle sürerken, Mücteba Hamaney’in İran'ın yeni lideri olarak seçilmesinin hemen ardından The Times of Israel gazetesine konuşan ABD Başkanı Donald Trump, İran’a başlattıkları saldırıları ne zaman sona erdireceklerine ilişkin net bir takvim belirtmezken nihai kararı kendisinin alacağının altını çizdi.

'NETANYAHU'NUN GÖRÜŞLERİNİ DİKKATE ALACAĞIM'

İran'a saldırıların sona erdirilmesi kararını her şeyi dikkate alarak doğru zamanda vereceğini iddia eden Trump, "Son kararı ben vereceğim, ancak Netanyahu'nun görüşlerini de dikkate alacağım." dedi.

28 Şubat'ta saldırı başlattıkları İran'ın İsrail'i ve çevresindekileri yok etmeyi hedeflediğini ileri süren Trump, "Birlikte çalıştık ve İsrail’i yok etmek isteyen bir ülkeyi yok ettik." ifadesini kullandı.

ABD'nin savaşı sona erdirmesi halinde İsrail'in saldırılara devam edip etmemesine ilişkin de Trump "Bunun gerekli olacağını düşünmüyorum." dedi.

Trump İran’a saldırıların ne kadar süreceğine ilişkin tarih vermekten kaçınırken, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt cuma yaptığı açıklamada Washington yönetiminin savaşın 4 ila 6 hafta sürmesini beklediğini söylemişti.

ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İranlı yetkililere göre, ABD-İsrail saldırılarında bin 332 kişi hayatını kaybetti.

İran-ABD-İsrail savaşı 10. gününde! İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney oldu
ABD-İsrail arasında ilk çatlak! İran'da petrol tesislerine saldırı sonrası ipler gerildi: Bu kadarını beklemiyorduk

ABD-İsrail arasında ilk çatlak! İran'da petrol tesislerine saldırı sonrası ipler gerildi: Bu kadarını beklemiyorduk

İsrail-İran-ABD arasındaki savaş tüm şiddetiyle sürüyor. Karşılıklı misillemeler 10. gününde de devam ederken, İsrail’in İran’daki petrol depolarına düzenlediği saldırılar birçok kentte gökyüzünü siyaha bürüdü. İsrail’in cumartesi günü (07.03.2026) İran’daki 30 yakıt deposuna düzenlediği saldırılar, İsrail’in önceden ABD’ye bildirimde bulunmasına rağmen Washington’ın beklediğinin çok ötesine geçti.


MÜTTEFİKLER ARASINDA İLK ÇATLAK

Axios’un haberine göre konuya ilişkin bilgi sahibi bir ABD’li yetkili, bir İsrailli yetkili ve bir kaynak, bunun savaşın sekiz gün önce başlamasından bu yana iki müttefik arasında yaşanan ilk önemli görüş ayrılığına yol açtığını söyledi.

ABD, İranlılara hizmet veren altyapıya yönelik İsrail saldırılarının stratejik açıdan ters tepebileceğinden endişe ediyor. Washington’a göre bu tür saldırılar İran toplumunu rejimin etrafında kenetleyebilir ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olabilir.

IDF’DEN 'SİVİL ALTYAPI' MESAJI VE SALDIRININ GEREKÇESİ

İsrail Hava Kuvvetleri’nin cumartesi günü gerçekleştirdiği saldırılar Tahran’da büyük yangınlara yol açtı. Kilometrelerce uzaktan görülebilen alevler başkentin üzerinde yoğun bir duman tabakası oluşmasına neden oldu.

İsrail ordusu (IDF) yaptığı açıklamada yakıt depolarının “İran rejimi tarafından askeri birimleri de dahil olmak üzere çeşitli tüketicilere yakıt sağlamak için kullanıldığını” öne sürdü.

Bir İsrailli askeri yetkili ise saldırıların kısmen İran’a, İsrail’in sivil altyapısını hedef almayı bırakması gerektiği mesajını vermek amacıyla düzenlendiğini söyledi.

“BUNUN İYİ BİR FİKİR OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUZ”

İsrailli ve ABD’li yetkililer, İsrail ordusunun saldırılar öncesinde ABD ordusunu bilgilendirdiğini söyledi.

Ancak bir ABD’li yetkili, saldırıların kapsamının bu kadar geniş olmasının ABD ordusu için sürpriz olduğunu belirtti.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, “Bunun iyi bir fikir olduğunu düşünmüyoruz” dedi. Beyaz Saray ve İsrail ordusu konuyla ilgili yorum yapmadı.

'HEDEFLER KONUSUNDA DİKKATLİ OLUN'

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da, İsrail’in İran’ın petrol tesislerine yönelik saldırılarını eleştirerek, "Lütfen seçeceğiniz hedefler konusunda dikkatli olun. Amacımız, İran halkını, bu rejim çöktüğünde yeni ve daha iyi bir hayata başlama şanslarını sekteye uğratmayacak bir şekilde özgürlüğüne kavuşturmaktır. İran'ın petrol ekonomisi bu çaba kapsamında hayati önem taşıyacaktır" açıklamasında bulundu.

Habere göre vurulan tesisler petrol üretim tesisleri olmasa da ABD’li yetkililer, yanan yakıt depolarına ait görüntülerin petrol piyasalarında endişe yaratabileceğinden ve enerji fiyatlarını daha da yükseltebileceğinden kaygı duyuyor.

İran’ın askeri operasyonlarını koordine eden Hatam el-Enbiya Karargahı’nın sözcüsü, İran’ın petrol altyapısına yönelik saldırıların devam etmesi halinde Tahran’ın bölgede benzer saldırılarla karşılık verebileceği uyarısında bulundu.

PİYASALARDA 200 DOLAR KORKUSU: İRAN’DAN SERT UYARI

Sözcü, İran’ın şimdiye kadar bölgedeki yakıt ve enerji altyapısını hedef almadığını, ancak böyle bir adım atılması halinde petrol fiyatlarının varil başına 200 dolara kadar çıkabileceğini söyledi.

İran Meclis Başkanı ve rejimin en üst düzey isimlerinden biri olan Muhammed Bakır Galibaf da altyapıya yönelik saldırıların sürmesi halinde İran’ın ‘gecikmeden’ misilleme yapacağını belirtti.

Bir ABD’li yetkiliye göre ise, yaşanan görüş ayrılığı ve ABD’nin savaşta ne beklediği konusu iki müttefik arasında üst düzey siyasi temaslarda ele alınacak.

İran başkenti Tahran'ın güney ve batısındaki petrol tesislerine düzenlenen büyük hava saldırılarının ardından bu sabah Tahran'da petrol yağıyorhttps://t.co/ZrcKwOqxSO pic.twitter.com/aPupykmW3o

— milliyet.com.tr (@milliyet) March 8, 2026
Yakında “Zafer kazandım” diyecek...
İran'ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney hakkında neler biliniyor? 'O benim oğlum değil'
❌
❌