FC 27 - Ultimate Team İnceleme: Yeni Ödül Sistemi, Yeni KKG Sistemi, FUT Galerisi ve Dahası...



















































ABD Başkanı Donald Trump'ın yasağının ardından MS NOW ve Politico muhabirlerinin Beyaz Saray'a girişi engellendi.
The post Trump yasak getirmişti: CNN, MS NOW ve Politico muhabirleri Beyaz Saray'a alınmadı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Fon soruşturmasında Pusula Portföy yöneticisi Serdar Turhan ve Tera Yatırım yöneticisi Alper Öztürk dahil beş kişi gözaltına alındı.
The post Fon soruşturmasında beş yeni gözaltı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüyle ilgili soruşturmada koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un ifadesi ortaya çıktı.
The post Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında Hasan Atilla Uğur'un ifadesi ortaya çıktı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .İstanbul'da düzenlenecek koşu etkinliği nedeniyle yarın Fatih ve Beyoğlu'nda bazı yollar trafiğe kapatılacak.
The post İstanbul'da yarın bazı yollar trafiğe kapatılacak appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .İngiltere Championship'te merakla beklenen Millwall-West Ham derbisi 2-2 berabere bitti.
The post 14 yıl sonra ilk Millwall-West Ham derbisi berabere bitti appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Uyuşturucu soruşturmasında işadamı Sayat Zurnacı ve DJ/prodüktör Aytaç Kart tutuklandı.
The post Uyuşturucu soruşturması: Sayat Zurnacı ve Aytaç Kart tutuklandı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .2 yıl önce kaybolduktan 19 gün sonra ölü bulunan Narin Güran'ın babası Arif Güran, Cumhurbaşkanlığı'na 'adalet yürüyüşü' başlattı.
The post Narin Güran'ın babası, cumhurbaşkanlığına 'adalet yürüyüşü' başlattı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Kafkaslar ve Anadolu'nu önemli geçiş güzergahı Kars'ta geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan kaya resimleri, bölgenin erken dönemlerine ışık tutuyor.
The post Kars'ta binlerce yıllık kaya resimleri appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .İngiliz futbol kulübü Oxford, 'United 93' yazılı yeni giyim koleksiyonu nedeniyle özür diledi
The post İngiliz kulübünden özür: 'United 93' yazılı giyim koleksiyonu çekildi appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Girne açıklarında batan gemide kaybolan bir kişinin daha naaşına ulaşıldı. Böylece hayatını kaybedenlerin sayısı 15'e yükseldi.
The post Girne açıklarında batan gemi: Ölü sayısı 15'e yükseldi appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .İstanbul'da 'İsrail bağlantılı uluslararası forex dolandırıcılığı'na karşı düzenlenen operasyonda gözaltı sayısı 201'e yükseldi.
The post İsrail bağlantılı dolandırıcılık: Gözaltı sayısı 201'e çıktı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Beşiktaş, yıldız futbolcusu Leandro Trossard'ın sakatlığını travmatik topuk kemiği ödemi diye açıkladı.
The post Trossard'ın sakatlığı travmatik topuk kemiği ödemi appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Yargıtay, boşandığı eşiyle aynı gelir düzeyindeki kadına nafaka bağlanması kararını 'hukuka aykırı' bularak bozdu.
The post Boşandığı erkekle aynı gelirdeki kadına bağlanan nafaka iptal appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Bu hafta avro yüzde 0,91, dolar yüzde 0,36 değer kazanırken gram altın yüzde 0,06 değer kaybetti.
The post Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 8,18 düşüşle 13,284,42 puandan tamamladı
The post Borsada en çok kazandıran ve kaybettiren hisseler appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin soruşturmada iki eski savcı tutuklandı. Hasan Atilla Uğur içinse ev hapsi verildi.
The post Kozinoğlu soruşturmasında iki tutuklama: Hasan Atilla Uğur'a ev hapsi appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Google'ın yapay zeka modeli Gemini da bağımsız bir denemede üç farklı şirketine sistemine izinsiz 'sızdı'.
The post Gemini da şirketlere sızdı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Motorine (mazot) 4 lira 9 kuruş indirim geldi; litre fiyatı yeniden 100 liranın altına düştü.
The post Motorine indirim geldi: Yeniden 100 liranın altında appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Eğer meşruiyetin kaynağı vatandaş değil de başka güç merkezleri haline geliyorsa o zaman hesap sorma makamı da değişiyor demek.
The post Osman Sert: 'Ört ki ölem' demekten başka ne kalıyor geriye? appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Evet, Yunanistan’da seçim takvimi hızlandı, anlaşılıyor ama bu gerilim kendisine de pek yaramayabilir.
The post Gökçe Aytulu: Bu şovun ne adadakilere ne de Türkiye'yle ilişkilere bir faydası var appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Siyasi istikrarsızlık ve gerileme, ekonomik istikrarsızlığı ve gerilemeyi de beraberinde getiriyor
The post Örsan K. Öymen: AKP iktidarındaki ekonomik krizin ve istikrarsızlığın iki temel nedeni vardır appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Fabrikaya, organize sanayi bölgesine, belediyeye, girişimciye ve KOBİ’ye ulaşabildiği ölçüde gerçek bir ekonomik dönüşümden söz edebiliriz.
The post Çisil Sohodol: Yeşil dönüşüm birkaç büyük şirketin pahalı bir ayrıcalığı kalırsa adına 'dönüşüm' diyemeyiz appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Amaç eleştiri odaklarının susturulması, tam olarak susturulamıyorlarsa da yüksek sesle konuşabilenlerin sayılarının azaltılmasıdır.
The post İzzettin Önder: Despotik yönetimlerin ortaya çıkışı da gelişmeleri de aynı dürtü ve kurgu üzerinde gelişir appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Yeni isme uygun reklam ve tanıtım harcamaları da ciddi bir kalem oluşturuyor yine...
The post Tunca Bengin: Bir siyasi partinin isminin değiştirilmesi boşa giden milyonlarca lira demek appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .. Acaba bu kurallara uymama hali mi insanları canından ediyor?
The post Tamer Heper: Balkondan düşerek ölme hadiseleri appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Kurtlar Vadisi Pusu’da...
Bu adama hakaretler yağdırılmaya tamgaz devam ediliyor.
The post Ahmet Hakan: Kaşif Kozinoğlu'na yapılan alçaklığa bakın… appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Soyguncunun sizdeni bizdeni yok, hepsi bir
The post Akif Beki: Ekonomistler göz göre göre yaşandığını söylüyor appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Yurttaş hangi davranışının suç olduğunu önceden bilebilmelidir.
The post Selin Nakıpoğlu: 'Genel ahlak' denilen şey kimin ahlakıdır? appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .Vatandaşın devletin bilip de kendisine söylemediği şeyi bilmesi mi gerekiyor?
The post Murat Muratoğlu: Devlet katında 'bilmek', kahvede hisse tüyosu almaya benzemez appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .ABD ve Danimarka'nın Grönland için 'kalıcı güvenlik kontrolü'nde anlaştığı ve adada büyük bir askeri varlık oluşturulacağı bildirildi.
The post ABD ve Danimarka, Grönland konusunda anlaştı appeared first on #site_linkat 19.09.2026 .







































































































































BURAKHAN BAŞARAN/VERYANSIN TV
Danıştay 6. Dairesi, Akbelen’deki 7 köyün sınırları içerisinde bulunan zeytinlik ve tarım alanlarının acele kamulaştırılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptali istemiyle 679 parselden 104’üne ilişkin açılan davaları görüştü.
Danıştay Savcılığı, köylüler tarafından açılan davaların reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.
Savcılık, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.
İkizköylülerin gönüllü avukatları CVP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Atal, Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca’nın takip ettiği davaya, Akbelen’in yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen köylüler de destek verdi.
Danıştay 6. Dairesi’nin kararını en geç bir ay içerisinde açıklaması bekleniyor.
İsmail Hakkı Atal, duruşmaya ilişkin bir açıklama yaptı.
Duruşmada Cumhurbaşkanlığı kararının sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı olduğunu savunduklarını belirten Atal, “2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.” dedi.
![]()
MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin, duruşmada dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Atal’ın açıklamasına göre Narin duruşmada, “zeytin kanununu bir türlü aşamadık” diyerek, tüm Türkiye için zeytin kanununda değişiklik içeren ve 24 Temmuz 2025’te Meclis’ten geçen kanun üzerinde çalışma yaptıklarını, ancak düzenlemenin Meclis’ten yalnızca Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktığını söyledi.
Atal, Narin’in sözlerine ilişkin şunları söyledi:
“Davamızda dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğunu beyan etmemizin yanı sıra; usul-şekil ve yetki unsurları açısından da dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sakat olduğunu; Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan kamu yararı kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından alınması gerekirken, yanlış kurum olan MAPEG tarafından kamu yararı kararı alındığını; diğer yandan kamu yararı kararının alındığı 16.07.2024 tarihinde henüz Zeytin Kanunundaki 4.08.2025 tarihli yasa değişikliği gerçekleşmediği için 16.07.2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.
Duruşmaların en ilginç noktası, (takkenin düştüğü, kelin gözüktüğü) MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in duruşmalara katılarak adeta LİMAK-İÇTAŞ’ın vekiliymişçesine şirketi ve zeytin yasası değişikliğini savunması oldu. MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in üzerinde avukat cübbesi olsaydı, YK şirketinin avukatı olduğunu düşünebilirdik. Aslan Narin söz alınca hayretlere düştük. Zira duruşmada “zeytin kanununu bir türlü aşamadık ve tüm Türkiye için Zeytin Kanununda değişiklik içeren 24.07.2025’te meclisten geçen kanunu hazırlamıştık ancak meclisten sadece Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktı” diyerek görevi kötüye kullandığını ve suç işlediğini itiraf etmiş oldu, Allah MAPEG genel müdürünü şaşırttı. Zira; LİMAK-İÇTAŞ’ın önünü açacak kanun taslağını hazırlamak “kamu kurumu” olarak kamuya hizmet etme yükümlülüğü olan MAPEG’in yetkisi ve görevi olmadığı gibi, Türkiye’de kanunların meclis tarafından hazırlanmadığının da itirafı oldu. Aslan Narin bizlere, Meclisin hiçbir işlevinin kalmadığını ve sadece şeklen mecliste ellerin kalktığını ve kanun çıkaran AKP-MHP milletvekillerinin hiçbir fonksiyonunun olmadığını, MECLİSİN YASAMA FAALİYETİ YAPAN DEĞİL-ŞEKLİ TASDİKLEME organı olduğunu da İFŞA etmiş oldu. Diğer yandan MAPEG’in Cumhurbaşkanlığını da aldattığını ve kamu zararını ortaya koymayarak şirketin vekili gibi hareket etmek suretiyle “acele kamulaştırma kararı” alınmasına sebep olduğunu beyan ettik.”
Atal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İkizköylülerin gönüllü avukatı olarak meslektaşlarım Arif Ali Cangı ve (gece gündüz çalışması sonucu) İpek Sarıca’yla birlikte Cumhurbaşkanlığına karşı açtığımız 104 parsel için “acele kamulaştırmanın iptali” davalarının duruşmaları Danıştay 6. Dairesi’nde 16 Eylül 2026 günü görüldü. Kamulaştırma adı altında LİMAK-İÇTAŞ’ın Türk köylüsünü mülksüzleştirme amacını taşıyan işleme karşı acele kamulaştırma sahası içinde kalan İkizköy, Karacahisar ve Çamköylülerin yanı sıra, Maden ve Petrol İşleri Müdürlüğünün Türkiye’nin her yerindeki vahşi madencilik uygulamalarından dolayı hayatları alt üst olan Giresun Tirebolu, Muş Varto, Fatsa, Denizli-Avdan, Tokat Niksar, Ordu-Perşembe, Aybastı v.s. köylüleri de katılarak hem duruşmayı izledi hem de davaya destek verdiler. Duruşmadan sonra Türkiye’nin her yerinden gelen köylüler MAPEG önüne giderek seslerini (sömürge madenciliği kurumu) MAPEG’e duyurdular.
![]()
Duruşmada “Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği’nin çalışmasına göre LİMAK-İÇTAŞ’ın öldürdüğü, hasta ettiği, kanser ettiği yurttaşlar sebebiyle Türkiye’ye yılda 80 milyar sağlık maliyeti olduğunu” tüm araştırmalarımıza rağmen şirketin yıllık kazancını bulamadığımızı ve bizden sonra söz alacak davalı taraf vekillerinin bu konuda bilgi vermesini istedik.
Ancak her 2 turda da bu konuda ETKB vekili, MAPEG Genel Müdürü ve YK vekili hiçbir beyanda bulunamadılar. Hatta YK vekili Av. Eyüp Kul ise bizim duruşmada anlattığımız bu somut HALK SAĞLIĞI zararının davanın konusu olmadığını ifade ederek; sadece ve hukuka ve ahlaka değil, tüm kanun sistematiğine ve insanlığa aykırı şekilde KAÇAMAK beyanda bulunmayı tercih etti.
ETKB vekili Av. Ethem Çakar’ın beyanıyla da YK Enerjinin vekillerinin ve CEO’larının yıllardır söyledikleri bir argümanın yalan olduğu dolaylı olarak kabul edilmiş oldu. Yıllardır YK, termik santraller durursa Muğla bölgesinin elektriksiz kalacağı iddiasında bulunuyor, mücadelenin kızıştığı zamanlarda bölgede elektrik kesintileri yaşanıyordu. Ancak ETKB vekili sistemin enterkonnekte olduğunu ve burada üretilen elektriğin sadece Muğla’da değil Türkiye’nin tamamında kullanıldığını beyan ederek YK Enerjinin yıllardır süren yalanını dolaylı da olsa ifşa etmiş oldu.
![]()
Davalı vekillerinin tamamı 1119 MW kurulu gücü bulunan Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin, Türkiye’nin toplam 130.000 MW kurulu gücü içinde gerçekte %0,5 payı olan şirketin üretimdeki payının %2 olduğunu söyleyerek bu konuda da gerçeğe aykırı beyanda bulunmalarına rağmen, mahkemede resmi rakamlarla bu yalanı da ifşa ettik. Ayrıca duruşmada uzman olarak dinlettiğimiz EMO temsilcisi Muğla bölgesinde YK Enerjinin 1 yılda 1,42 GW enerji ürettiğini, oysa ki bölgede çalıştırılmayan termik santrallerden dolayı boştaki kapasitenin 4,39 GW olduğunu beyan etmesiyle, davalı tarafın “güneş ve rüzgarın olmadığı zamanlarda baz olarak bu santrallerin hazır tutulması gerektiği” yönündeki savunması da boşa düşmüş oldu.
ÇED’i dahi olmayan, 1994 yılında Aydın İdare Mahkemesinin kapatma kararlarının Danıştay tarafından 1996’da onanmasıyla 1996 yılından bu yana hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde çalıştırılan ve kapatma kararları uygulanmadığı için Okyay v.d. Kararlarıyla Türkiye’nin AİHM’de mahkum olmasına ve Türkiye’nin dosyasının şu anda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin önüne gelmesine neden olan bu 3 termik santralin (Türkiye’yi karşılarına almak pahasına) çalıştırılması için neden bu kadar ısrar edildiği sorusuna ise duruşmada kendimiz sorduk, kendimiz cevap verdik.
Zira; bu kadar kamu zararı oluşturan bu termik santrallerin maden ve enerji ihtiyacı bahanesi arkasında, iklim krizi sürecinde bir hazine haline gelecek olan toprakların ve zeytinliklerin Türk halkının elinden alınarak halkın mülksüzleştirilmesi amacının olduğu tek rasyonel cevap olarak ortaya çıktı. Danıştay Savcılığı ise köylülerin aleyhinde mütalaa vererek davaların reddine karar verilmesini, eğer mahkeme aksi kanaatte ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi talep etti. Danıştay 6. Dairesi en geç 1 ay içinde kararları açıklayacak.”

Zafer Partisi GİK Üyesi Eray Ertürk’ü 8 Aralık 2024’te düzenlenen parti kongresinde darbettiği iddia edilen, aralarında Genel Başkan Yardımcısı Ali Dinçer Çolak’ın da bulunduğu 10 partili, kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edildi.
Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat’ın parti teşkilatlarına yaptığı açıklamaya göre, Ertürk ile Çolak arasında, Genel Başkan Ümit Özdağ’ın kongrede konuşma yaptığı sırada tartışma çıktı. Ertürk, 10 kişi tarafından darbedildiğini öne sürdü.
Polat, Ertürk’ün darp raporu aldığını, avukatı aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve adli süreç başlatıldığını bildirdi. Ertürk’ün ayrıca 20 Aralık 2024’te partiye gönderdiği dilekçeyle disiplin sürecinin başlatılmasını istediği belirtildi.
08 Aralık 2024 tarihinde yapılan Parti Kongresi sırasında Genel Başkanımızın konuşma yaptığı esnada o tarihte parti MDK üyesi, halihazırda GİK üyesi Eray ERTÜRK ile Genel Başkan yardımcısı Ali Dinçer ÇOLAK arasında tartışma çıkmıştır.. Olay sonrası Eray ERTÜRK adli darp raporu…
— Cezmi Polat (@cezmi_polat) September 16, 2026
Polat, Özdağ’ın tahliyesinin ardından Ertürk’ün avukatının, ilk başvurusu üzerine disiplin süreci başlatılıp başlatılmadığı, hangi işlemlerin yapıldığı ve herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmadığına ilişkin partiye yeniden başvurduğunu belirtti.
Ertürk’ün avukatının 20 Temmuz 2026’da verdiği yeni dilekçeyle başvuruların ivedilikle işleme alınmasını ve Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında bilgi verilmesini istediğini aktaran Polat, şunları kaydetti:
“Genel Başkanımız Sayın Ümit Özdağ, siyasi parti kongrelerinde zaman zaman gerilimli tartışmaların yaşanabileceği değerlendirmesiyle olay sonrasında herhangi bir disiplin soruşturması başlatmamıştır. Ayrıca Eray Ertürk’e iki ayrı kez, parti içi birlik ve beraberliğin korunması amacıyla adli ve idari şikâyetlerini geri çekmesi yönünde görüşmüştür. Ancak Eray Ertürk, bu talepleri kabul etmemiş ve şikâyetini sürdürmüştür. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması nedeniyle gelinen aşamada disiplin sürecinin işletilmemesi hem Genel Başkanımızın hem de partimizin hukuksal anlamda ve kurumsal kimliğinin zarar görmesine neden olacaktır.”
Özdağ’ın parti tüzüğünün ilgili hükümleri uyarınca konunun Merkez Disiplin Kurulu tarafından değerlendirilmesi ve disiplin soruşturmasının başlatılması yönünde talimat verdiğini belirten Polat, Çolak’ın Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdüğünü bildirdi.
Polat, işlemin parti tüzüğünün öngördüğü kurumsal yükümlülüğün yerine getirilmesinden ibaret olduğunu ifade ederek, sürecin henüz devam ettiğini, kurulun dosyayı savunma hakkını gözeterek parti tüzüğü ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde karara bağlayacağını kaydetti.
Çolak ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kesin ihraç talebiyle savunmasının istendiğini duyurdu. Şikâyet dilekçesinde kendisinin de aralarında bulunduğu 10 kişinin Ertürk’ü tehdit ve darbettiğinin iddia edildiğini belirten Çolak, şöyle devam etti:
“İddiaya konu olayın tarihi ise 8 Aralık 2024. Yaklaşık iki sene önce yaşandığı iddia edilen bir olayla ilgili bugün disiplin soruşturması başlatılması ve ihracımın istenmesini şimdilik bir kenara bırakarak şikâyet dilekçesinde yer alan bir iddiayı sizlerle paylaşmak istiyorum.”
Çolak, şikâyet dilekçesinde Ertürk’ün yangın merdiveninde 10 kişi tarafından darbedildiğini ve Çolak’ın Ertürk’ün kızına küfür ettiği ileri sürüldüğünü aktardı. Kendisine yöneltilen hakaret suçlamasını reddeden Çolak, “Beni tanıyan herkes, kimseye böyle ağır bir küfür etmeyeceğimi bilir” ifadesini kullandı.
Öte yandan, Çolak’ın da aralarında bulunduğu 10 partilinin kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilmesi, sosyal medyada bazı Zafer Partililerin tepkisine neden oldu. (ANKA)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformlarında sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcılarda korku ve paniğe neden olacak nitelikte paylaşımlar yapıldığı yönündeki tespitler üzerine eski AKP Milletvekili, eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, eski Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Mustafa Turhan hakkında resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, bazı sosyal medya platformlarında yer alan ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlara ilişkin inceleme başlatıldığı belirtildi.
Açıklamada, söz konusu paylaşımlarda doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcıda korku ve paniğe sebep olacak nitelikte içeriklerin yer aldığı yönünde tespitler bulunduğu ifade edildi.
Başsavcılığın açıklamasında, “Bazı sosyal medya platformlarında yer alan ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlarda, doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcıda korku ve paniğe sebep olacak nitelikte paylaşımlar yaptığı yönünde tespitler üzerine ‘@ibrahimmturhan2’ adlı hesap kullanıcısı olan İbrahim Mustafa Turhan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma işlemlerine başlanılmıştır” ifadelerine yer verildi.
Borsa İstanbul’da yüzde 6’yı aşan değer kaybıyla ilgili olarak Turhan, sosyal medyadan şu paylaşımı yapmıştı:
“Borsamızda, sermaye piyasasında temel ve yapısal bir risk olduğunu düşünmüyorum. Türkiye ekonomisi güçlü, halka açık şirketlerin tamamını etkileyecek bir risk söz konusu değil. Özellikle de iş modellerinde kârlılık ve serbest nakit akışı sorunu olmayan şirketler çok iyi durumda. Hatta birçoğu değerinin altında fiyatlanıyor. Döviz kuruna ilişkin açık ve yakın bir tehdit söz konusu değil. Kamunun finansal sürdürülebilirliği de gayet sağlam.
Sakin olmak lazım…
…
Bu gibi durumlarda panikle hareket edenler en büyük zararı kendilerine verir. Aynı zamanda piyasanın bozulmasına ve sorunun gerçekte olduğundan daha büyük görünmesine neden olabilir.
Türkiye ekonomisine, sermaye piyasamızın kurumsal altyapısına güvenin.
1997’de Asya krizi, ardından 1998 Rusya krizi gelişen piyasa ekonomilerini (EM) vurmuştu. Bu arada Brezilya EM’lerden olumlu yönde ayrışıyordu. Kasım 1998’de IMF öncülüğünde 41,5 milyar dolarlık devasa bir finansal destek paketi için anlaşma yapıldı ve Brezilya hükümeti bu anlaşma doğrultusunda ve sonrasında çok katı mali ve yapısal reformlar gerçekleştirdi. Brezilya kapkara bir gökyüzünde parlayan yıldız olmuştu.
EM’lere yatırım yapan riskli fonlar nakit ihtiyaçlarını karşılamak için portföylerindeki varlıkların bir kısmını satmak zorundaydı. Üstelik yaşanan EM krizi dolayısıyla müşterilerin nakit talepleri de artmıştı. Krizin etkisinin derin olduğu ve sıkıntıda olan ülkelerdeki pozisyonlardan satış yapılırsa o ana kadar kâğıt üzerinde olan zarar gerçeğe dönmüş/realize edilmiş olacaktı. Bu yüzden kârlı pozisyonlardan satış yapmak daha rasyoneldi. Portföylerdeki en kârlı kalem Brezilya varlıklarıydı. Dolayısıyla herkes kârlı olan, kaliteli olan, güçlü olan varlıkları satmaya başladı.
Kasım 1998’deki IMF paketine ve hükümetin kemer sıkma sözlerine rağmen Brezilya deyim yerindeyse “başarısının” kurbanı oldu. Yatırımcılar panikle Brezilya sattıkça kendi kendini besleyen kısır bir döngü oluştu. Merkez Bankası, para birimi realin değerini korumak için piyasaya milyarlarca dolar satmak zorunda kaldı. Sadece birkaç gün içinde milyarlarca dolarlık sermaye çıkışı yaşandı. 15 Ocak 1999’da Merkez Bankası pes etti ve reali tamamen dalgalı kura bıraktı. Real, dolar karşısında birkaç hafta içinde %40 değer kaybetti.
…
Bugün borsada yaşanan gelişmeler de bu gözle yorumlanabilir.”
Turhan’ın Borsa İstanbul’a yönelik diğer paylaşımı da şöyle:
“Finansal sistemin önemli bir bölümünde ortaya çıkan bozulmanın finansal aracılık işlevlerini ciddi biçimde aksatması, tek bir kuruluşta ya da birkaç piyasa aktöründe başgösteren sorunun güven kaybı, kaçış, likidite sıkışıklığı, varlık satışları, karşı taraf riski gibi mekanizmalarla sistemin tamamına yayılması sistemik finansal risktir. Bu öngörülebilir bir durumdur. Senaryo analizleri sistemik olaylara karşı önlemleri içerir. Aslolan önleyici tedbirleri gecikmeden devreye sokabilmektir. Yoksa bade harabu’l Basra…”
Sanatçı Tarık Akan için ölümünün 10’uncu yılında kurucusu olduğu Özel Taş İlkokulu’nda anma töreni gerçekleştirildi. Törene Akan’ın ailesi, sanatçı dostları, sevenleri ile okulun öğrencileri, öğretmenleri, mezunları ve yöneticileri katıldı. Akan’ın okulu anlattığı röportajın yer aldığı kısa film gösterimiyle başlayan anmada ilk konuşmayı Tarık Akan’ın kızı ve Özel Taş İlkokulu Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Üregül gerçekleştirdi.
“Taşa geldiğimden beri sen de farklı bir baba daha gördüm. Sen sevdiğin herkesin canı, dostu, gerektiğinde babasıydın” diyen Üregül şöyle konuştu:
“Gölgen hala omzumda, sesin hala rüzgarımda, sen hala burada okulun bahçesinde, taşında toprağına. Işığın sınıflarda. Sevgin, çocukların gülüşünde. İzin çok sevdiğin öğretmenlerin ve çalışanların emeğinde, yaşıyorsun, yaşatılıyorsun.
Taş gibi dimdik durdun hep hayatında. Sonra fark ettim; sevdiklerin, ideallerin, insanlık, adalet ve emek içinde taş gibi dimdik durduğun hayatta. Şimdi Atatürk’le atan kalbin bizimle; bize bıraktığın bu sağlam taşın üzerinde aynı umutla, aynı cesaretle, aynı aydınlık yarınlara yürüyoruz. Her adımında sen varsın, her nefeste senin umudun, her bakışımda senin sevgin. Taş ve sen, ikisi de bir; benim kalbimde, bu okulun yüreğinde, sonsuza dek.”
Üregül’ün ardından okul müdürü Burcu Aybat konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında öğrencilere seslenen Aybat, “Siz onu tanımadınız belki ama yıllar önce size o inandı; çocuklara inandı. İyi bir eğitimin, bir çocuğun hayatını, o çocukların da bu ülkenin geleceğini değiştirebileceğine inandı. Ve bu inancını yalnızca sözlerle ifade etmedi. Onun için bir şey yaptı, Taş okulu kurdu. Bir insanın geleceğe duyduğu inancın en güzel göstergelerinden biri budur. Sonucunu kendisinin göremeyeceğini bilse bile hiç tanıyamayacağı çocuklar için bir şey bırakmak” ifadelerini kullandı.
Aybat şöyle konuştu:
“Tarık Akan, Türkiye’nin ortak hafızasında pek çok yüzde yaşamaya devam ediyor. Hayatı boyunca çok farklı karakterlere hayat verdi. Bizi güldürdü, düşündürdü, bazen de görmek istemediğimiz gerçeklerle yüzleştirdi. Ama bana kalırsa hayatındaki en önemli rollerden birini hiçbir filmde oynamadı. O rolün bir senaryosu yoktu. Kameraları, seti, alkışı da yoktu. O, çocuklara ve eğitime inanan bir insanın rolüydü. Ve o rolü oynamadı, yaşadı.
![]()
Tarık Akan’a dair anıları dinlediğimde beni en çok etkileyen de bu oluyor. Anlatılanların çoğunda büyük sözler, büyük törenler yok. Tarık Akan okulun bahçesinde çocukların futbol oynamasını izliyor, karidorlarda öğrencilerle karşılaşıyor, yemekhanede elinde tepsisiyle bir çocuğun yanına oturup onunla birlikte yemek yiyor. Kalkarken yanağını okşuyor ve yoluna devam ediyor. Belki onun için sıradan bir okul günü. Ama o gün yanında oturduğu küçük çocuk akşam eve gidip bunu annesine ve babasına anlatmak için sabırsızlanıyor. Yıllar sonra da o anı hala aynı heyecanla hatırlıyor. Çünkü çocuklar kendilerine gerçekten değer veren yetişkinleri unutmazlar.
Bugün burada bu konuşmayı dinleyen sevgili öğrencilerimiz, çoğunuz Tarık Hakan’ı hiç tanımadınız. Siz onu tanımadınız belki ama yıllar önce size o inandı. Henüz isimlerinizi bilmiyorken, yüzlerinizi hiç görmemişken, hatta birçoğunuz dünyaya bile gelmemişken çocuklara inandı. İyi bir eğitimin, bir çocuğun hayatını, o çocukların da bu ülkenin geleceğini değiştirebileceğine inandı. Ve bu inancını yalnızca sözlerle ifade etmedi. Onun için bir şey yaptı. Taş okulu kurdu. Bir insanın geleceğe duyduğu inancın en güzel göstergelerinden biri budur. Sonucunu kendisinin göremeyeceğini bilse bile hiç tanıyamayacağı çocuklar için bir şey bırakmak.
Bugün aradan 10 yıl geçtikten sonra Tarık Akan’ın mirasına baktığımda bu nedenle yalnızca geçmişi görmüyorum. Bu sabah bu bahçede duran sizleri görüyorum. Sınıflarında çocukları için emek veren öğretmenlerimizi görüyorum. Yıllar önce bu okuldan mezun olup bugün hala kendisini Taş Okullu hissedenleri görüyorum. Ve bir insanın inandığı değerlerin kendisinden çok daha uzun yaşayabileceğini görüyorum. İyi ki bu çocuklara inandınız Tarık Akan. İyi ki bize bu emaneti bıraktınız. Ruhunuz şad olsun. Çok teşekkür ederim.”
Anne Kafamda Bit Var kitabını sahneye uyarlayan oyun yazarı Gökhan Aktemur ise törende yaptığı konuşmada Akan’ın hayallleri ve mücadelelerine değindi. “Tarık abinin hayatı hayallerini gerçekleştirmek için mücadele etmekle geçti.” diyen Aktemur şöyle devam etti:
“İlk mücadelesi de, sizin yaşlarınızdayken ilkokulda bir dönem konuşma güçlüğü çekiyor. Düşünsenize, sayısız filmde oynamış hatta son dönem belgesellerini kendisinin seslendirdiği Tarık Akan’ın eminim çocukken de anlatacak, konuşacak, paylaşacak çok şey vardır. Böyle bir çocuğun konuşma güçlüğü çekmesi sıkıntılı bir durum olsa gerek. Üstelik Kayseri gibi dönemin küçük Anadolu şehirlerinden birinde. Sevgili hocası Aliye öğretmen ona büyük sevgiyle, üstüne titreyerek birlikte çalışıyorlar ve ‘hele’ sözcüğün ardında tek tek diğer sözcükleri, cümleleri kuruyorlar ve birlikte bu sorunu hallediyorlar.
Tarık abi yıllar sonra o öğretmenine ulaşmak istiyor. Ki bizim hayatımızın büyük bir dönemi internet olmadan, telefon olmadan geçti. O dönemde insanlara ulaşmak bu kadar kolay değildi. Fakat Tarık abi bunu başarıyor. Yıllar sonra öğretmeniyle bir araya geliyor. Bu da hayallerinden biriydi…
Sizler de onun gibi, tıpkı Mustafa Kemal gibi, hayallerinizi, sözlerinizi, fikirlerinizi saklamayın. Onları büyütün, çoğaltın. Tabii ki karşınıza engeller çıkacaktır. O durumda da öğretmenlerinizin, bu çatı altında size verilenlerin ve bizlerin de her zaman size destek olacağını bilin. Ve o hayaller gerçek olduğunda size destek olanları tıpkı Tarık abinin Aliye öğretmeni hatırladığı, bir araya geldiği gibi, onları unutmayın.”
Kurduğu okulda gerçekleştirilen törenin ardından Akan, Bakırköy Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anıldı. Ailesi ve yakınları Akan’ı mezarı başında duygularını aktardıkları kısa konuşmalarla andı.
Anma sırasında duygusal anlar yaşandı. Akan’ın yakın arkadaşı Zeki İrfanoğlu konuşması sırasında gözyaşlarını tutamadı.
Taş İlkokulu’nun öğretmenlerinin de katılım gösterdiği anmaya katılan öğrenciler Akan’ın mezarına karanfiller bıraktı.
ÖSYM’nin yazılı açıklamasına göre, 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül’de 1 milyon 708 bin 329 adayın katılımıyla, 145 sınav merkezindeki 4 bin 724 sınav binası ve 86 bin 646 sınav salonunda uygulandı.
Şanlıurfa şehir merkezi ile Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü arasındaki bağlantı yolunun tek şeride düşürülmesi ve bölgede yaşanan trafik kazası nedeniyle sınav binalarına ulaşımın zorlaştığı belirtildi. ÖSYM Şanlıurfa İl Koordinatörlüğünün, çok sayıda adayın sınava yetişemeyeceğini tespit ederek sınavın ilgili binalarda 30 dakika ertelenmesi talebini ÖSYM Sınav Günü Masası’na ilettiği aktarıldı.
ÖSYM, mevzuat hükümleri ile geçmişte alınan karar ve uygulamalar kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, sınav gizliliği ve güvenliği korunmak kaydıyla Osmanbey Kampüsü’ndeki sınav binalarına girişin 30 dakika uzatılmasına ve sınav başlama saatinin 10.45 olarak uygulanmasına karar verildiğini bildirdi.
Açıklamada, yaşanan durumun ayrıntılarının ortaya çıkarılması amacıyla ivedilikle inceleme başlatıldığı belirtildi. İnceleme kapsamında ilgili sınav merkezindeki yönetici ve görevlilerle görüşüldüğü, sınav binaları ve salonlarındaki tüm kamera kayıtları ile bina ve salon tutanaklarının ÖSYM’ye ulaşmasının ardından ayrıntılı şekilde incelendiği kaydedildi.
ÖSYM, sınav binası giriş kameraları ile sınav salonu kamera kayıtlarının “tek tek ve her bir aday için detaylı şekilde” incelendiğini bildirdi.
Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda Osmanbey Kampüsü’ndeki 150 sınav salonunun 22’sinde sınava giren 392 adaya yönelik ÖSYM mevzuat hükümlerine aykırı sınav uygulamaları gerçekleştirildiğinin tespit edildiği açıklandı.
ÖSYM açıklamasında, “Her bir adayın sınavı Başkanlığımız için büyük bir sorumluluk ve emanettir. Bu emanetin korunması, adalet ve fırsat eşitliğinin bozulmaması amacıyla bu kapsamda belirlenen adaylara ÖSYM Yönetim Kurulunun 15 Eylül 2026 tarihli ve 2026/38.10 sayılı kararı ile eş değer sınav yapılmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla hakkında dava açılan Mahruki hakkındaki davanın ilk celsesinde karar çıktı. Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Mahruki ve avukatı katıldı.
Duruşmayı Mahruki’nin eşi Mine Mahruki ve oğlu Barlas Mahruki’nin yanı sıra Ayşe Kulin, Sunay Akın, Suat Suna, Ahmet Yavuz’un da arasında bulunduğu çok sayıda kişi takip etti.
![]()
Mahruki, savunmasında, paylaşımının “toplum içinde infial oluşturacak nitelikte olduğu” ve “açık ve yakın tehlike oluşturduğu” yönündeki değerlendirmelere itiraz ederek, iddianamede bunların somut olarak ortaya konulmadığını savundu.
Mahruki, “İçeriğinde neyin yanlış olduğunu bana söylerseniz ben ona göre bir savunma yapayım. Şu anda ben burada herhangi bir suç unsuru görmedim” dedi.
Hakim ise “İddianame bu şekilde. Ben iddianameyi anlatıyorum, siz savunmanızı yaparsınız. Siz ne derseniz şu an onu dinleyeceğiz. İddianamede yazanı anlatıyorum, onu okuyorum. Şu an yapmam gereken bu” karşılığını verdi.
İddianamede 15 Temmuz darbe girişimini “oyun” olarak tanımladığının öne sürüldüğünü belirten Mahruki, şöyle konuştu:
“Benim anladığım, ‘oyun’ diye tanımladığımdan suçlanıyorum. Tweet’e baktığınız zaman içinde ne ‘tiyatro’ ne de ‘oyun’ geçiyor. Şimdi ben kendimi nasıl savunabilirim? ‘Hayır, ben oyun demedim’ demekten başka ne söyleyebilirim? Yoksa 571 bin takipçimin olması bir suç unsuru olamaz herhalde. ‘Toplum içinde infial oluşturacak nitelikte bulunduğu’ diyor. Acaba infial oluşmuş mu? Bunu nasıl tespit edeceğiz? Buna ilişkin bir tespit var mı? Ben 63 gündür içerideyim, pek bir şey takip edemedim ama böyle bir şey var mı?”
Paylaşımının “açık ve yakın tehlike” oluşturduğu yönündeki suçlamaya itiraz eden Mahruki, “Bunun ortaya konması lazım. Bunu ben ortaya koyacak değilim. Beni suçlayan makamın hangi açık ve yakın tehlikenin oluştuğunu söylemesi lazım herhalde. Önüme somut bir şey koymadan ben hangi açık ve yakın tehlikeye karşı savunma yapabilirim ki?” dedi.
Savunmasının devamında hakkındaki “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasına değinen Nasuh Mahruki, paylaşımında toplumun iki kesimini karşı karşıya getiren bir ifade bulunmadığını savundu.
Mahruki, “Asıl konuya geleyim. TCK 216, özellikle benim açımdan oldukça rahatsız edici bir madde. Burada ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçlaması var. Bir kere bu maddeyi benim paylaşımıma uygulamak çok zor. Çünkü paylaşımda halkın bir kesimiyle diğer kesimi karşı karşıya getirilmiyor. Ortada ABD ve bu süreçten etkilenen Türk milleti var. İki ayrı halk kesimi yok” dedi.
Paylaşımının ilk bölümünde de 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin önceden istihbarat alındığını ve bunun gereğinin yapılmadığını savunduğunu belirten Mahruki, “Bir tarafta darbe girişimini durdurmadığını söylediğim kişiler, diğer tarafta bunun sonucunda zarar gören Türk milleti var. Dolayısıyla bu maddenin burada nasıl uygulandığını anlayabilmiş değilim” diye konuştu.
AKUT’u 26 yaşında kurduğunu ve 20 yıldan uzun süre yönettiğini anlatan Mahruki, Türkiye’de arama kurtarma alanında yapılan birçok çalışmanın kavramsal altyapısının AKUT tarafından oluşturulduğunu söyledi.
Mahruki, şöyle devam etti:
“‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ benim için kolay kolay söylenebilecek bir şey değil. Türkiye’nin ilk gönüllü arama kurtarma takımını ben kurdum ve 20 yıldan fazla yönettim. Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik edecek en son kişilerden biri benim. AKUT’u kurmaya karar verdiğimizde 26 yaşındaydım. AKUT bugün 28 yaşında. Ben ise bugün karşınızda, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediğime sizi ikna etmeye çalışıyorum. Benim gibi biri için bu oldukça incitici.”
![]()
Profesyonel dağcılık kariyerini ve AKUT bünyesinde yaptığı çalışmaları anlatan Mahruki, Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerini hatırlattı. Everest’e çıkan ilk Türk ve ilk Müslüman dağcı olduğunu belirten Mahruki, yedi kıtanın zirvesine Türk bayrağı diktiğini söyledi.
Eski Başbakan Bülent Ecevit, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda isimden çalışmaları nedeniyle takdir gördüğünü anlatan Mahruki, AKUT’un Yunanistan, Hindistan, Pakistan, Nepal, Mozambik, Haiti ve Tayvan dahil farklı ülkelerde arama kurtarma çalışmalarına katıldığını söyledi.
Mahruki, savunmasını şöyle tamamladı:
“Bunca yıldan sonra bana ‘Sen halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettin’ denmesini kabul etmiyorum. Dolayısıyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlamasını şiddetle reddediyorum. Ben öyle bir insan değilim. Burada tarif edilen kişi ben değilim. Ben, size biraz önce anlattığım kişiyim.”
Mahruki’nin avukatı Uğur Poyraz’ın savunması sırasında izleyici bölümünden sık sık alkış sesleri yükseldi.
Mahruki ve avukatlarının savunmalarının ardından mütalaasını açıklayan savcı, suçlamaya konu paylaşımda “oyun” ve “tiyatro” ifadelerinin bulunmadığı yönündeki savunmaya katıldığını söyledi. Savcı buna karşın, paylaşımın içeriği itibarıyla Mahruki’ye atılı suçun unsurlarının oluştuğu kanaatinde olduğunu belirterek cezalandırılmasını talep etti.
Savcı, “Herhangi bir ‘oyun’ ve ‘tiyatro’ hususu yok. O husustaki görüşlerinize katılıyorum. Fakat paylaşımdaki tespit yönünden atılı suçun oluştuğu kanaatindeyim” dedi.
Mahruki’nin avukatlarının, suçun hangi ifadeler nedeniyle oluştuğunun açıklanmasını istemesi üzerine savcı, ayrıntılı değerlendirmesini mütalaasında açıkladığını belirterek, “İddia makamı olarak atılı suçun unsurlarının oluştuğu kanaatindeyim. Sadece ‘tiyatro’ ve ‘oyun’ hususundaki görüşlerinize katılıyorum” ifadelerini kullandı.
Savcı, Mahruki’nin TCK’nin 216 ve 218’inci maddeleri uyarınca cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devam etmesini talep etti.
Hakim, değerlendirme yapmak üzere duruşmaya ara verdi.
Aranın ardından kararını açıklayan hakim, Mahruki’yi “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmettiğini ve tahliyesine karar verdiğini duyurdu. (ANKA)
Ankara Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi’nden alınan son verilere göre, 17 Eylül Perşembe günü sabah saatlerinden sonra Ankara çevrelerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiği bildirildi.
Açıklamada, yağışlarla birlikte sel, su baskını, yıldırım, dolu, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.
İstanbul’da hafta boyunca parçalı bulutlu bir hava etkili olacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM) tarafından yayımlanan hava tahmin raporuna göre, özellikle hafta sonuna kadar aralıklarla sağanak yağış geçişleri görülecek. 22 Eylül Salı günü ise sıcaklıklarda belirgin düşüş ve gök gürültülü sağanak öngörülüyor.
Bugün kentte sabah saatlerinde 19°C, öğle saatlerinde ise 22°C seviyelerinde sıcaklık bekleniyor. Akşam saatlerinde sıcaklığın 18°C, gece ise 17°C civarına düşeceği tahmin ediliyor.
Yağış miktarının 2 ila 5 kg/m² arasında olması beklenirken, rüzgârın kuzeyli (Poyraz) yönlerden 10-35 km/s hızla esmesi öngörülüyor. Nem oranı ise yüzde 55-85 arasında seyredecek.
AKOM’un haftalık hava tahmin raporuna göre;
• 17 Eylül Perşembe: Parçalı bulutlu, aralıklı yağmurlu. 17-25°C, yağış miktarı 2-5 kg/m².
• 18 Eylül Cuma: Parçalı bulutlu, sabah saatlerinde yağmurlu. 18-24°C, yağış miktarı 2-5 kg/m².
• 19 Eylül Cumartesi: Parçalı ve az bulutlu. 18-26°C, yağış beklenmiyor.
• 20 Eylül Pazar: Parçalı ve az bulutlu. 18-27°C, yağış beklenmiyor.
• 21 Eylül Pazartesi: Parçalı ve az bulutlu. 18-28°C, yağış beklenmiyor.
• 22 Eylül Salı: Gök gürültülü sağanak yağışlı. 15-22°C, yağış miktarı 5-12 kg/m².
Rapora göre sıcaklıkların özellikle hafta başında 22-24°C aralığında, mevsim normallerinin altında seyretmesi bekleniyor.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheli, 7 ilde düzenlenen operasyonlarla gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden 5’i önceki gün adliyeye sevk edilmiş, 4’ü tutuklanırken, 1’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Gözaltında kalan 6 şüpheli de emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 2’si doğrudan, 2’si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturma savcısının tutuklanmasını talep ettiği 2 şüpheli ise sulh ceza hakimliğindeki sorgularının ardından tutuklandı.
Soruşturmanın 6. dalgasında tutuklanan şüpheli sayısı 6’ya, Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan toplam şüpheli sayısı ise 38’e yükseldi. (ANKA)


















































Bugün 16 Eylül 2026. Medyascope editörleri günün öne çıkan gelişmelerini sizler için derledi. İşte bugün bilmeniz gerekenler.
İBB davasının 18. gününde tutuksuz sanıklar savunma yaptı; rüşvet, ihale ve örgüt suçlamalarına ilişkin beyanlar öne çıktı.
İBB davasında 2. duruşmada 18. gün: “Rüşvet durumu yok” Medyascope
Sosyal medya paylaşımı nedeniyle 2 aydır tutuklu bulunan AKUT kurucusu Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı verildi.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon sürecinin arzuladıkları hızda ilerlemediğini ve savaşın bunda etkili olduğunu söyledi.
Mehmet Şimşek: “Dezenflasyon istediğimiz hızda değil” Medyascope
"Ailem Güvende" operasyonu kapsamında tutuklanan gazeteci Tuğba Tekerk'in savcı ifadesi paylaşıldı. Gün boyu yaşananlar canlı blogumuzda.
“Ailem Güvende” operasyonu: İşte bugün yaşananlar Medyascope
Kaos GL, “Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Janset Kalan'ın yıllara yayılan mücadele ve yaşam hikâyesini yayımladı.
“Ailem Güvende” operasyonunda tutuklanan Janset Kalan’ın hikayesi: “Evsiz kaldım, yine de ertesi gün okula gittim” Medyascope
Üsküdar Belediye Başkanvekilliği seçimi öncesi CHP'den AKP'ye geçen Tahsin Usta, Üsküdar Belediye Başkanvekili Yardımcısı oldu.
Üsküdar’da CHP’den AKP’ye geçti, Belediye Başkan Yardımcısı oldu Medyascope
DEM Parti İmralı Heyeti'nde yer alan Pervin Buldan'dan Öcalan'a villa açıklaması geldi: "Cezaevinin adeta bir parçası".
ÖZEL HABER | Pervin Buldan’dan Öcalan’a villa açıklaması: “Cezaevinin adeta bir parçası” Medyascope
Orhan Ünğan, uyuşturucu davasında kendisine kumpas kurulduğunu savundu; tonlarca kokain sevkiyatına ilişkin MİT raporları olduğunu söyledi.
“Hayalet” lakaplı Orhan Ünğan hakim karşısında: “Kimlerin tonlarca kokaini Türkiye’ye getirdiğine dair MİT raporu var” Medyascope
"Ailem Güvende" operasyonunun ardından "genel ahlak" kavramı tartışılıyor. Peki nedir? Doğan Göçmen yazdı.
CHP’nin kurultay ceza davasında itirafçı Soytekin’in delegelere daire verildiği iddiasını çürüten beyanının dosyaya eklenmesi kararlaştırıldı
CHP’nin kurultay ceza davası: İBB davası itirafçısı Adem Soytekin’in delegelere daire verildiği iddiasını çürüten beyan dosyaya eklenecek Medyascope
Rabia Naz davasında gazeteciler Canan Coşkun ve Kazım Kızıl'ın ve Rabia Naz'ın babası Şaban Vatan'ın 14 yıla kadar hapsi istendi.
Rabia Naz davasında gazeteciler Canan Coşkun ve Kazım Kızıl’ın 14 yıla kadar hapsi istendi Medyascope















































