Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Bugün — 19 Eylül 2026Ana akış

Konya'da kahreden kaza! Traktörün altında kalan küçük çocuk hayatını kaybetti

Konya’nın Ereğli ilçesinde çiftlik evinin avlusunda geri manevra yapan traktör 4 yaşındaki çocuğa çarptı. Kahreden kazada küçük çocuk olay yerinde yaşamını yitirdi. Traktör sürücüsü Mohammad Akbar T. ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürülerek gözaltına alındı.

Zonguldak'ta kız çocuklarının görüntülerini çekti iddiası: Şüpheli gözaltına alındı

Zonguldak'ta bir şahsın 2 kız çocuğunun etek altı görüntülerini telefon kamerasıyla çektiği iddia edildi. Skandal olayda vatandaşlar tarafından alıkonulup yere oturtulan U.S., polis tarafından gözaltına alındı. U.S.’nin kentteki bir okulda temizlik görevlisi olarak çalıştığı ortaya çıktı.

Fon soruşturmasında yeni gelişme: Gözaltı sayısı 5'e yükseldi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan ile Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve yöneticileri Alper Öztürk, Emre Alkin ve Kerem Alkin gözaltına alındı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Terör, Türkiye’nin gündeminden kalkacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde, Sayın Devlet Bahçeli’nin vermiş olduğu büyük bir destekle ve diğer bütün siyasi partilerin verdiği büyük destekle Terörsüz Türkiye meselesi bu noktaya kadar gelmiştir. İnşallah bundan sonra sonucu alacağız ve artık Türkiye’de bundan sonra hiçbir salonda, hiçbir toplantıda terör kelimesi bile gündeme gelmeyecek. Terör, Türkiye’nin gündeminden kalkacak" dedi.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması! Hasan Atilla Uğur'un ifadesi ortaya çıktı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verilen Hasan Atilla Uğur'un ifadesi ortaya çıktı. Uğur, Kozinoğlu’na verdiği dil altı hapının kaynağını hatırlamadığını söyledi. Kamera görüntülerinde elinde görülen cismi açıklayamayan Uğur, odadan çıkarılan bardağın neden kendisine gösterildiğini de söyleyemedi. Uğur’un, önceki dönemde hâkim huzurunda verdiği imzalı beyanı da reddetmesi dikkat çekti.

20 yaşındaki Mehmet'in aquaparkta ölümüne ilişkin görüntü ortaya çıktı

Ankara'da inşaat işçisi Mehmet Keleş'in (20), aquaparkta kaydıraktan düşerek hayatını kaybetmesine ilişkin takipsizlik kararının kaldırılması ardından yürütülen soruşturmada Keleş'in kaydıraktan düşme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntüsü delil olarak dosyaya girdi.

Bot çiftliklerinden ABD'ye, Latin Amerika aşırı sağının dijital ağı

Arjantinli aşırı sağcı siyasi danışman Fernando Cerimedo'nun Bolivya'da tutuklanmasının ardından yapılan aramalarda “bot çiftliği” bulundu. Gustavo Petro, Cerimedo'nun dijital ağını Kolombiya seçimlerini manipüle etmekle suçlarken, ortaya çıkan bağlantılar Arjantin'den Brezilya'ya uzanan Latin Amerika sağının ortak iletişim ve propaganda ağlarını deşifre etti.

Fon soruşturması! Serdar Turhan ve Alper Öztürk hakkında gözaltı kararı

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Pusula Portföy’ün yöneticilerinden Serdar Turhan ile Tera yöneticisi Alper Öztürk hakkında gözaltı kararı verildiği öğrenildi. Öte yandan soruşturmada tutuklanan Destek Holding’in patronu Altunç Kumova’nın ifadesi ortaya çıktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terör endüstrisinden beslenenlerin hortumlarını keseceğiz

"Şehit Yakınları, Gazi ve Gazi Yakınlarının Kamu Kurumlarına Yerleştirilmesi Kura Töreni"nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri o davayı yaşatmak için her türlü badireyi milletimizle birlikte göğüsledik." dedi. Erdoğan, terörsüz Türkiye süreciyle ilgili mesajında, "Yaklaşık 50 yıldır terör endüstrisinden beslenen millet ve memleket düşmanlarının hortumlarını tek tek keseceğiz." ifadelerine yer verdi.

ABD baskıyı arttırıyor, Kanada ve Küba direniyor

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergileri, yaptırımlar ve ekonomik tehditler üzerinden yürüttüğü politika Amerika kıtalarında yeni bir baskı yapısı oluşturuyor. İhracatının yüzde 80'inden fazlasını ABD'ye yapan Meksika anlaşma ararken Kanada tarifelere karşılık veriyor. Küba ise 60 yılı aşan ambargoya eklenen yeni yaptırımlarla karşı karşıya.

Çernobil paniği artıyor, savaşın ortasında nükleer tehlike

Rusya'daki Kursk Nükleer Santrali'nin soğutma kulesine İHA isabet etti. Reaktör çalışmayı sürdürürken radyasyon tehlikesi oluşmadığı bildirildi. Ancak Rusya ve Ukrayna'daki nükleer tesislerin uzun zamandır savaşın ortasında kalması, 1986'daki Çernobil felaketinin tekrarlanabileceği endişesini yeniden gündeme taşıdı.

Bakan Tekin açıkladı: Okullarda ara tatil kaldırılacak mı?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 yıldır Ramazan ve Kurban bayramlarının ara tatil için planlanan zaman aralığına denk düştüğünü, bunu yerleştirebildikleri sürece ara tatillerde problem yaşanmayacağını ancak takvime yerleştirme noktasında sıkıntı yaşanabilecek durumlarda ara tatil uygulamasının yapılamayabileceğini söyledi.

İsrail bağlantılı dolandırıcılık şebekesine operasyon: 201 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile birlikte yürütülen İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine yönelik operasyon kapsamında 248 şahıs hakkında yürütülen çalışmalarda 201 kişi gözaltına alındı.
Dünden önceki günAna akış

Avukat Atal, Akbelen davası sonrası açıkladı… MAPEG Genel Müdürü’nden skandal ‘zeytin’ itirafı

BURAKHAN BAŞARAN/VERYANSIN TV

Danıştay 6. Dairesi, Akbelen’deki 7 köyün sınırları içerisinde bulunan zeytinlik ve tarım alanlarının acele kamulaştırılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın iptali istemiyle 679 parselden 104’üne ilişkin açılan davaları görüştü.

Danıştay Savcılığı, köylüler tarafından açılan davaların reddedilmesi yönünde mütalaa verdi.

Savcılık, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etti.

İkizköylülerin gönüllü avukatları CVP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Atal, Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca’nın takip ettiği davaya, Akbelen’in yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen köylüler de destek verdi.

Danıştay 6. Dairesi’nin kararını en geç bir ay içerisinde açıklaması bekleniyor.

İlişkili Haber
thumbnail
Akbelen köylüleri Danıştay önünde: ‘Toprağımızı korumak için buradayız’
Haberi görüntüle

AVUKAT ATAL’DAN AÇIKLAMA

İsmail Hakkı Atal, duruşmaya ilişkin bir açıklama yaptı.

Duruşmada Cumhurbaşkanlığı kararının sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka aykırı olduğunu savunduklarını belirten Atal, “2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.” dedi.

MAPEG GENEL MÜDÜRÜ’NDEN ‘ZEYTİN’ İTİRAFI

MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin, duruşmada dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Atal’ın açıklamasına göre Narin duruşmada, “zeytin kanununu bir türlü aşamadık” diyerek, tüm Türkiye için zeytin kanununda değişiklik içeren ve 24 Temmuz 2025’te Meclis’ten geçen kanun üzerinde çalışma yaptıklarını, ancak düzenlemenin Meclis’ten yalnızca Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktığını söyledi.

Atal, Narin’in sözlerine ilişkin şunları söyledi:

“Davamızda dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğunu beyan etmemizin yanı sıra; usul-şekil ve yetki unsurları açısından da dava konusu Cumhurbaşkanı kararının sakat olduğunu; Cumhurbaşkanı kararının dayanağı olan kamu yararı kararı, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından alınması gerekirken, yanlış kurum olan MAPEG tarafından kamu yararı kararı alındığını; diğer yandan kamu yararı kararının alındığı 16.07.2024 tarihinde henüz Zeytin Kanunundaki 4.08.2025 tarihli yasa değişikliği gerçekleşmediği için 16.07.2024’te Zeytin Kanununca koruma altında olan zeytinlik parseller hakkındaki kamu yararı kararının da geçersiz olduğunu ve dolayısıyla buna dayanılarak çıkarılan Cumhurbaşkanı kararının da hukuka aykırı olduğunu beyan ettik.

‘İFŞA ETTİK’

Duruşmaların en ilginç noktası, (takkenin düştüğü, kelin gözüktüğü) MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in duruşmalara katılarak adeta LİMAK-İÇTAŞ’ın vekiliymişçesine şirketi ve zeytin yasası değişikliğini savunması oldu. MAPEG Genel Müdürü Aslan Narin’in üzerinde avukat cübbesi olsaydı, YK şirketinin avukatı olduğunu düşünebilirdik. Aslan Narin söz alınca hayretlere düştük. Zira duruşmada “zeytin kanununu bir türlü aşamadık ve tüm Türkiye için Zeytin Kanununda değişiklik içeren 24.07.2025’te meclisten geçen kanunu hazırlamıştık ancak meclisten sadece Yeniköy-Kemerköy-Yatağan termik santralleri için çıktı” diyerek görevi kötüye kullandığını ve suç işlediğini itiraf etmiş oldu, Allah MAPEG genel müdürünü şaşırttı. Zira; LİMAK-İÇTAŞ’ın önünü açacak kanun taslağını hazırlamak “kamu kurumu” olarak kamuya hizmet etme yükümlülüğü olan MAPEG’in yetkisi ve görevi olmadığı gibi, Türkiye’de kanunların meclis tarafından hazırlanmadığının da itirafı oldu. Aslan Narin bizlere, Meclisin hiçbir işlevinin kalmadığını ve sadece şeklen mecliste ellerin kalktığını ve kanun çıkaran AKP-MHP milletvekillerinin hiçbir fonksiyonunun olmadığını, MECLİSİN YASAMA FAALİYETİ YAPAN DEĞİL-ŞEKLİ TASDİKLEME organı olduğunu da İFŞA etmiş oldu. Diğer yandan MAPEG’in Cumhurbaşkanlığını da aldattığını ve kamu zararını ortaya koymayarak şirketin vekili gibi hareket etmek suretiyle “acele kamulaştırma kararı” alınmasına sebep olduğunu beyan ettik.”

Atal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“İkizköylülerin gönüllü avukatı olarak meslektaşlarım Arif Ali Cangı ve (gece gündüz çalışması sonucu) İpek Sarıca’yla birlikte Cumhurbaşkanlığına karşı açtığımız 104 parsel için “acele kamulaştırmanın iptali” davalarının duruşmaları Danıştay 6. Dairesi’nde 16 Eylül 2026 günü görüldü. Kamulaştırma adı altında LİMAK-İÇTAŞ’ın Türk köylüsünü mülksüzleştirme amacını taşıyan işleme karşı acele kamulaştırma sahası içinde kalan İkizköy, Karacahisar ve Çamköylülerin yanı sıra, Maden ve Petrol İşleri Müdürlüğünün Türkiye’nin her yerindeki vahşi madencilik uygulamalarından dolayı hayatları alt üst olan Giresun Tirebolu, Muş Varto, Fatsa, Denizli-Avdan, Tokat Niksar, Ordu-Perşembe, Aybastı v.s. köylüleri de katılarak hem duruşmayı izledi hem de davaya destek verdiler. Duruşmadan sonra Türkiye’nin her yerinden gelen köylüler MAPEG önüne giderek seslerini (sömürge madenciliği kurumu) MAPEG’e duyurdular.

80 MİLYARLIK SAĞLIK MALİYETİ!

Duruşmada “Avrupa Sağlık ve Çevre Birliği’nin çalışmasına göre LİMAK-İÇTAŞ’ın öldürdüğü, hasta ettiği, kanser ettiği yurttaşlar sebebiyle Türkiye’ye yılda 80 milyar sağlık maliyeti olduğunu” tüm araştırmalarımıza rağmen şirketin yıllık kazancını bulamadığımızı ve bizden sonra söz alacak davalı taraf vekillerinin bu konuda bilgi vermesini istedik.

Ancak her 2 turda da bu konuda ETKB vekili, MAPEG Genel Müdürü ve YK vekili hiçbir beyanda bulunamadılar. Hatta YK vekili Av. Eyüp Kul ise bizim duruşmada anlattığımız bu somut HALK SAĞLIĞI zararının davanın konusu olmadığını ifade ederek; sadece ve hukuka ve ahlaka değil, tüm kanun sistematiğine ve insanlığa aykırı şekilde KAÇAMAK beyanda bulunmayı tercih etti.

ETKB vekili Av. Ethem Çakar’ın beyanıyla da YK Enerjinin vekillerinin ve CEO’larının yıllardır söyledikleri bir argümanın yalan olduğu dolaylı olarak kabul edilmiş oldu. Yıllardır YK, termik santraller durursa Muğla bölgesinin elektriksiz kalacağı iddiasında bulunuyor, mücadelenin kızıştığı zamanlarda bölgede elektrik kesintileri yaşanıyordu. Ancak ETKB vekili sistemin enterkonnekte olduğunu ve burada üretilen elektriğin sadece Muğla’da değil Türkiye’nin tamamında kullanıldığını beyan ederek YK Enerjinin yıllardır süren yalanını dolaylı da olsa ifşa etmiş oldu.

Davalı vekillerinin tamamı 1119 MW kurulu gücü bulunan Yeniköy-Kemerköy termik santrallerinin, Türkiye’nin toplam 130.000 MW kurulu gücü içinde gerçekte %0,5 payı olan şirketin üretimdeki payının %2 olduğunu söyleyerek bu konuda da gerçeğe aykırı beyanda bulunmalarına rağmen, mahkemede resmi rakamlarla bu yalanı da ifşa ettik. Ayrıca duruşmada uzman olarak dinlettiğimiz EMO temsilcisi Muğla bölgesinde YK Enerjinin 1 yılda 1,42 GW enerji ürettiğini, oysa ki bölgede çalıştırılmayan termik santrallerden dolayı boştaki kapasitenin 4,39 GW olduğunu beyan etmesiyle, davalı tarafın “güneş ve rüzgarın olmadığı zamanlarda baz olarak bu santrallerin hazır tutulması gerektiği” yönündeki savunması da boşa düşmüş oldu.

ÇED’i dahi olmayan, 1994 yılında Aydın İdare Mahkemesinin kapatma kararlarının Danıştay tarafından 1996’da onanmasıyla 1996 yılından bu yana hukuka ve kanuna aykırı bir şekilde çalıştırılan ve kapatma kararları uygulanmadığı için Okyay v.d. Kararlarıyla Türkiye’nin AİHM’de mahkum olmasına ve Türkiye’nin dosyasının şu anda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin önüne gelmesine neden olan bu 3 termik santralin (Türkiye’yi karşılarına almak pahasına) çalıştırılması için neden bu kadar ısrar edildiği sorusuna ise duruşmada kendimiz sorduk, kendimiz cevap verdik.

Zira; bu kadar kamu zararı oluşturan bu termik santrallerin maden ve enerji ihtiyacı bahanesi arkasında, iklim krizi sürecinde bir hazine haline gelecek olan toprakların ve zeytinliklerin Türk halkının elinden alınarak halkın mülksüzleştirilmesi amacının olduğu tek rasyonel cevap olarak ortaya çıktı. Danıştay Savcılığı ise köylülerin aleyhinde mütalaa vererek davaların reddine karar verilmesini, eğer mahkeme aksi kanaatte ise bölgede keşif ve bilirkişi incelemesi talep etti. Danıştay 6. Dairesi en geç 1 ay içinde kararları açıklayacak.”

 

 

💾

Kick hesabımız:https://kick.com/veryansintvVeryansın Tv'ye destek olmak için KATIL'ın... https://www.youtube.com/channel/UCLEhuU5yv0T4WBjntWoUSXw/join#Veryan...

Eski Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mustafa Turhan hakkında soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformlarında sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcılarda korku ve paniğe neden olacak nitelikte paylaşımlar yapıldığı yönündeki tespitler üzerine eski AKP Milletvekili, eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı, eski Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Mustafa Turhan hakkında resen soruşturma başlatıldığını açıkladı.

BAŞSAVCILIK AÇIKLAMA YAPTI

Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, bazı sosyal medya platformlarında yer alan ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlara ilişkin inceleme başlatıldığı belirtildi.

Açıklamada, söz konusu paylaşımlarda doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcıda korku ve paniğe sebep olacak nitelikte içeriklerin yer aldığı yönünde tespitler bulunduğu ifade edildi.

Başsavcılığın açıklamasında, “Bazı sosyal medya platformlarında yer alan ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlarda, doğrudan ya da dolaylı olarak sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcıda korku ve paniğe sebep olacak nitelikte paylaşımlar yaptığı yönünde tespitler üzerine ‘@ibrahimmturhan2’ adlı hesap kullanıcısı olan İbrahim Mustafa Turhan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca re’sen soruşturma işlemlerine başlanılmıştır” ifadelerine yer verildi.

NE DEMİŞTİ?

Borsa İstanbul’da yüzde 6’yı aşan değer kaybıyla ilgili olarak Turhan, sosyal medyadan şu paylaşımı yapmıştı:

“Borsamızda, sermaye piyasasında temel ve yapısal bir risk olduğunu düşünmüyorum. Türkiye ekonomisi güçlü, halka açık şirketlerin tamamını etkileyecek bir risk söz konusu değil. Özellikle de iş modellerinde kârlılık ve serbest nakit akışı sorunu olmayan şirketler çok iyi durumda. Hatta birçoğu değerinin altında fiyatlanıyor. Döviz kuruna ilişkin açık ve yakın bir tehdit söz konusu değil. Kamunun finansal sürdürülebilirliği de gayet sağlam.
Sakin olmak lazım…

Bu gibi durumlarda panikle hareket edenler en büyük zararı kendilerine verir. Aynı zamanda piyasanın bozulmasına ve sorunun gerçekte olduğundan daha büyük görünmesine neden olabilir.
Türkiye ekonomisine, sermaye piyasamızın kurumsal altyapısına güvenin.

1997’de Asya krizi, ardından 1998 Rusya krizi gelişen piyasa ekonomilerini (EM) vurmuştu. Bu arada Brezilya EM’lerden olumlu yönde ayrışıyordu. Kasım 1998’de IMF öncülüğünde 41,5 milyar dolarlık devasa bir finansal destek paketi için anlaşma yapıldı ve Brezilya hükümeti bu anlaşma doğrultusunda ve sonrasında çok katı mali ve yapısal reformlar gerçekleştirdi. Brezilya kapkara bir gökyüzünde parlayan yıldız olmuştu.

EM’lere yatırım yapan riskli fonlar nakit ihtiyaçlarını karşılamak için portföylerindeki varlıkların bir kısmını satmak zorundaydı. Üstelik yaşanan EM krizi dolayısıyla müşterilerin nakit talepleri de artmıştı. Krizin etkisinin derin olduğu ve sıkıntıda olan ülkelerdeki pozisyonlardan satış yapılırsa o ana kadar kâğıt üzerinde olan zarar gerçeğe dönmüş/realize edilmiş olacaktı. Bu yüzden kârlı pozisyonlardan satış yapmak daha rasyoneldi. Portföylerdeki en kârlı kalem Brezilya varlıklarıydı. Dolayısıyla herkes kârlı olan, kaliteli olan, güçlü olan varlıkları satmaya başladı.

Kasım 1998’deki IMF paketine ve hükümetin kemer sıkma sözlerine rağmen Brezilya deyim yerindeyse “başarısının” kurbanı oldu. Yatırımcılar panikle Brezilya sattıkça kendi kendini besleyen kısır bir döngü oluştu. Merkez Bankası, para birimi realin değerini korumak için piyasaya milyarlarca dolar satmak zorunda kaldı. Sadece birkaç gün içinde milyarlarca dolarlık sermaye çıkışı yaşandı. 15 Ocak 1999’da Merkez Bankası pes etti ve reali tamamen dalgalı kura bıraktı. Real, dolar karşısında birkaç hafta içinde %40 değer kaybetti.

Bugün borsada yaşanan gelişmeler de bu gözle yorumlanabilir.”

Turhan’ın Borsa İstanbul’a yönelik diğer paylaşımı da şöyle:

“Finansal sistemin önemli bir bölümünde ortaya çıkan bozulmanın finansal aracılık işlevlerini ciddi biçimde aksatması, tek bir kuruluşta ya da birkaç piyasa aktöründe başgösteren sorunun güven kaybı, kaçış, likidite sıkışıklığı, varlık satışları, karşı taraf riski gibi mekanizmalarla sistemin tamamına yayılması sistemik finansal risktir. Bu öngörülebilir bir durumdur. Senaryo analizleri sistemik olaylara karşı önlemleri içerir. Aslolan önleyici tedbirleri gecikmeden devreye sokabilmektir. Yoksa bade harabu’l Basra…”

ÖSYM açıkladı… KPSS’de 392 aday yeniden sınava alınacak!

ÖSYM’nin yazılı açıklamasına göre, 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül’de 1 milyon 708 bin 329 adayın katılımıyla, 145 sınav merkezindeki 4 bin 724 sınav binası ve 86 bin 646 sınav salonunda uygulandı.

Şanlıurfa şehir merkezi ile Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü arasındaki bağlantı yolunun tek şeride düşürülmesi ve bölgede yaşanan trafik kazası nedeniyle sınav binalarına ulaşımın zorlaştığı belirtildi. ÖSYM Şanlıurfa İl Koordinatörlüğünün, çok sayıda adayın sınava yetişemeyeceğini tespit ederek sınavın ilgili binalarda 30 dakika ertelenmesi talebini ÖSYM Sınav Günü Masası’na ilettiği aktarıldı.

ÖSYM, mevzuat hükümleri ile geçmişte alınan karar ve uygulamalar kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda, sınav gizliliği ve güvenliği korunmak kaydıyla Osmanbey Kampüsü’ndeki sınav binalarına girişin 30 dakika uzatılmasına ve sınav başlama saatinin 10.45 olarak uygulanmasına karar verildiğini bildirdi.

KAMERA KAYITLARI VE TUTANAKLAR İNCELENDİ

Açıklamada, yaşanan durumun ayrıntılarının ortaya çıkarılması amacıyla ivedilikle inceleme başlatıldığı belirtildi. İnceleme kapsamında ilgili sınav merkezindeki yönetici ve görevlilerle görüşüldüğü, sınav binaları ve salonlarındaki tüm kamera kayıtları ile bina ve salon tutanaklarının ÖSYM’ye ulaşmasının ardından ayrıntılı şekilde incelendiği kaydedildi.

ÖSYM, sınav binası giriş kameraları ile sınav salonu kamera kayıtlarının “tek tek ve her bir aday için detaylı şekilde” incelendiğini bildirdi.

392 ADAY İÇİN EŞ DEĞER SINAV KARARI

Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda Osmanbey Kampüsü’ndeki 150 sınav salonunun 22’sinde sınava giren 392 adaya yönelik ÖSYM mevzuat hükümlerine aykırı sınav uygulamaları gerçekleştirildiğinin tespit edildiği açıklandı.

ÖSYM açıklamasında, “Her bir adayın sınavı Başkanlığımız için büyük bir sorumluluk ve emanettir. Bu emanetin korunması, adalet ve fırsat eşitliğinin bozulmaması amacıyla bu kapsamda belirlenen adaylara ÖSYM Yönetim Kurulunun 15 Eylül 2026 tarihli ve 2026/38.10 sayılı kararı ile eş değer sınav yapılmasına karar verilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Nasuh Mahruki hakkında tahliye kararı!

15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla hakkında dava açılan Mahruki hakkındaki davanın ilk celsesinde karar çıktı. Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Mahruki ve avukatı katıldı.

Duruşmayı Mahruki’nin eşi Mine Mahruki ve oğlu Barlas Mahruki’nin yanı sıra Ayşe Kulin, Sunay Akın, Suat Suna, Ahmet Yavuz’un da arasında bulunduğu çok sayıda kişi takip etti.

Mahruki, savunmasında, paylaşımının “toplum içinde infial oluşturacak nitelikte olduğu” ve “açık ve yakın tehlike oluşturduğu” yönündeki değerlendirmelere itiraz ederek, iddianamede bunların somut olarak ortaya konulmadığını savundu.

Mahruki, “İçeriğinde neyin yanlış olduğunu bana söylerseniz ben ona göre bir savunma yapayım. Şu anda ben burada herhangi bir suç unsuru görmedim” dedi.

Hakim ise “İddianame bu şekilde. Ben iddianameyi anlatıyorum, siz savunmanızı yaparsınız. Siz ne derseniz şu an onu dinleyeceğiz. İddianamede yazanı anlatıyorum, onu okuyorum. Şu an yapmam gereken bu” karşılığını verdi.

TOPLUMDA İNFİAL OLUŞMUŞ MU?’

İddianamede 15 Temmuz darbe girişimini “oyun” olarak tanımladığının öne sürüldüğünü belirten Mahruki, şöyle konuştu:

“Benim anladığım, ‘oyun’ diye tanımladığımdan suçlanıyorum. Tweet’e baktığınız zaman içinde ne ‘tiyatro’ ne de ‘oyun’ geçiyor. Şimdi ben kendimi nasıl savunabilirim? ‘Hayır, ben oyun demedim’ demekten başka ne söyleyebilirim? Yoksa 571 bin takipçimin olması bir suç unsuru olamaz herhalde. ‘Toplum içinde infial oluşturacak nitelikte bulunduğu’ diyor. Acaba infial oluşmuş mu? Bunu nasıl tespit edeceğiz? Buna ilişkin bir tespit var mı? Ben 63 gündür içerideyim, pek bir şey takip edemedim ama böyle bir şey var mı?”

Paylaşımının “açık ve yakın tehlike” oluşturduğu yönündeki suçlamaya itiraz eden Mahruki, “Bunun ortaya konması lazım. Bunu ben ortaya koyacak değilim. Beni suçlayan makamın hangi açık ve yakın tehlikenin oluştuğunu söylemesi lazım herhalde. Önüme somut bir şey koymadan ben hangi açık ve yakın tehlikeye karşı savunma yapabilirim ki?” dedi.

TCK 216’NIN BU PAYLAŞIMA NASIL UYGULANDIĞINI ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM’

Savunmasının devamında hakkındaki “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasına değinen Nasuh Mahruki, paylaşımında toplumun iki kesimini karşı karşıya getiren bir ifade bulunmadığını savundu.

Mahruki, “Asıl konuya geleyim. TCK 216, özellikle benim açımdan oldukça rahatsız edici bir madde. Burada ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçlaması var. Bir kere bu maddeyi benim paylaşımıma uygulamak çok zor. Çünkü paylaşımda halkın bir kesimiyle diğer kesimi karşı karşıya getirilmiyor. Ortada ABD ve bu süreçten etkilenen Türk milleti var. İki ayrı halk kesimi yok” dedi.

Paylaşımının ilk bölümünde de 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin önceden istihbarat alındığını ve bunun gereğinin yapılmadığını savunduğunu belirten Mahruki, “Bir tarafta darbe girişimini durdurmadığını söylediğim kişiler, diğer tarafta bunun sonucunda zarar gören Türk milleti var. Dolayısıyla bu maddenin burada nasıl uygulandığını anlayabilmiş değilim” diye konuştu.

HALKI KİN VE DÜŞMANLIĞA TAHRİK EDECEK EN SON KİŞİLERDEN BİRİ BENİM’

AKUT’u 26 yaşında kurduğunu ve 20 yıldan uzun süre yönettiğini anlatan Mahruki, Türkiye’de arama kurtarma alanında yapılan birçok çalışmanın kavramsal altyapısının AKUT tarafından oluşturulduğunu söyledi.

Mahruki, şöyle devam etti:

“‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ benim için kolay kolay söylenebilecek bir şey değil. Türkiye’nin ilk gönüllü arama kurtarma takımını ben kurdum ve 20 yıldan fazla yönettim. Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik edecek en son kişilerden biri benim. AKUT’u kurmaya karar verdiğimizde 26 yaşındaydım. AKUT bugün 28 yaşında. Ben ise bugün karşınızda, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmediğime sizi ikna etmeye çalışıyorum. Benim gibi biri için bu oldukça incitici.”

Nasuh Mahruki tutuklandı! 15 Temmuz paylaşımı sonrası gözaltına alınmıştı - Internet Haber

BU İDDİANAMEDE TARİF EDİLEN KİŞİ BEN DEĞİLİM’

Profesyonel dağcılık kariyerini ve AKUT bünyesinde yaptığı çalışmaları anlatan Mahruki, Türkiye’de ve yurt dışında gerçekleştirilen arama kurtarma faaliyetlerini hatırlattı. Everest’e çıkan ilk Türk ve ilk Müslüman dağcı olduğunu belirten Mahruki, yedi kıtanın zirvesine Türk bayrağı diktiğini söyledi.

Eski Başbakan Bülent Ecevit, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda isimden çalışmaları nedeniyle takdir gördüğünü anlatan Mahruki, AKUT’un Yunanistan, Hindistan, Pakistan, Nepal, Mozambik, Haiti ve Tayvan dahil farklı ülkelerde arama kurtarma çalışmalarına katıldığını söyledi.

Mahruki, savunmasını şöyle tamamladı:

“Bunca yıldan sonra bana ‘Sen halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettin’ denmesini kabul etmiyorum. Dolayısıyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suçlamasını şiddetle reddediyorum. Ben öyle bir insan değilim. Burada tarif edilen kişi ben değilim. Ben, size biraz önce anlattığım kişiyim.”

Mahruki’nin avukatı Uğur Poyraz’ın savunması sırasında izleyici bölümünden sık sık alkış sesleri yükseldi.

SAVCI CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ

Mahruki ve avukatlarının savunmalarının ardından mütalaasını açıklayan savcı, suçlamaya konu paylaşımda “oyun” ve “tiyatro” ifadelerinin bulunmadığı yönündeki savunmaya katıldığını söyledi. Savcı buna karşın, paylaşımın içeriği itibarıyla Mahruki’ye atılı suçun unsurlarının oluştuğu kanaatinde olduğunu belirterek cezalandırılmasını talep etti.

Savcı, “Herhangi bir ‘oyun’ ve ‘tiyatro’ hususu yok. O husustaki görüşlerinize katılıyorum. Fakat paylaşımdaki tespit yönünden atılı suçun oluştuğu kanaatindeyim” dedi.

Mahruki’nin avukatlarının, suçun hangi ifadeler nedeniyle oluştuğunun açıklanmasını istemesi üzerine savcı, ayrıntılı değerlendirmesini mütalaasında açıkladığını belirterek, “İddia makamı olarak atılı suçun unsurlarının oluştuğu kanaatindeyim. Sadece ‘tiyatro’ ve ‘oyun’ hususundaki görüşlerinize katılıyorum” ifadelerini kullandı.

Savcı, Mahruki’nin TCK’nin 216 ve 218’inci maddeleri uyarınca cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devam etmesini talep etti.

MAHRUKİ HAKKINDA CEZA İLE TAHLİYE KARARI

Hakim, değerlendirme yapmak üzere duruşmaya ara verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan hakim, Mahruki’yi “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmettiğini ve tahliyesine karar verdiğini duyurdu. (ANKA)

Ankara Valiliği’nden kritik yağış uyarısı!

Ankara Valiliği tarafından yapılan açıklamada, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi’nden alınan son verilere göre, 17 Eylül Perşembe günü sabah saatlerinden sonra Ankara çevrelerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış beklendiği bildirildi.

Açıklamada, yağışlarla birlikte sel, su baskını, yıldırım, dolu, kuvvetli rüzgar ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.

AKOM tarih verdi: İstanbul’u gök gürültülü sağanak vuracak!

İstanbul’da hafta boyunca parçalı bulutlu bir hava etkili olacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı (AKOM) tarafından yayımlanan hava tahmin raporuna göre, özellikle hafta sonuna kadar aralıklarla sağanak yağış geçişleri görülecek. 22 Eylül Salı günü ise sıcaklıklarda belirgin düşüş ve gök gürültülü sağanak öngörülüyor.

Bugün kentte sabah saatlerinde 19°C, öğle saatlerinde ise 22°C seviyelerinde sıcaklık bekleniyor. Akşam saatlerinde sıcaklığın 18°C, gece ise 17°C civarına düşeceği tahmin ediliyor.

Yağış miktarının 2 ila 5 kg/m² arasında olması beklenirken, rüzgârın kuzeyli (Poyraz) yönlerden 10-35 km/s hızla esmesi öngörülüyor. Nem oranı ise yüzde 55-85 arasında seyredecek.

AKOM’un haftalık hava tahmin raporuna göre;

• 17 Eylül Perşembe: Parçalı bulutlu, aralıklı yağmurlu. 17-25°C, yağış miktarı 2-5 kg/m².

• 18 Eylül Cuma: Parçalı bulutlu, sabah saatlerinde yağmurlu. 18-24°C, yağış miktarı 2-5 kg/m².

• 19 Eylül Cumartesi: Parçalı ve az bulutlu. 18-26°C, yağış beklenmiyor.

• 20 Eylül Pazar: Parçalı ve az bulutlu. 18-27°C, yağış beklenmiyor.

• 21 Eylül Pazartesi: Parçalı ve az bulutlu. 18-28°C, yağış beklenmiyor.

• 22 Eylül Salı: Gök gürültülü sağanak yağışlı. 15-22°C, yağış miktarı 5-12 kg/m².

Rapora göre sıcaklıkların özellikle hafta başında 22-24°C aralığında, mevsim normallerinin altında seyretmesi bekleniyor.

Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı yükseldi

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheli, 7 ilde düzenlenen operasyonlarla gözaltına alınmıştı.

Şüphelilerden 5’i önceki gün adliyeye sevk edilmiş, 4’ü tutuklanırken, 1’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Gözaltında kalan 6 şüpheli de emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 2’si doğrudan, 2’si ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Soruşturma savcısının tutuklanmasını talep ettiği 2 şüpheli ise sulh ceza hakimliğindeki sorgularının ardından tutuklandı.

Soruşturmanın 6. dalgasında tutuklanan şüpheli sayısı 6’ya, Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan toplam şüpheli sayısı ise 38’e yükseldi. (ANKA)

DUS ve STS Diş Hekimliği başvuruları başladı!

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezinin (ÖSYM) internet sitesinden yapılan duyuruya göre, bugün başlayan başvurular, 24 Eylül'e kadar sürecek. Doktoralı diş hekimi olup uzman olmaya hak kazanmak isteyen adayların da DUS'a girmeleri gerekecek.

Adaylar başvurularını ÖSYM Başvuru Merkezleri, https://ais.osym.gov.tr veya ÖSYM Aday İşlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgiye, 2026-DUS 2. Dönem Başvuru Kılavuzu ile 2026-STS Diş Hekimliği 2. Dönem Başvuru Kılavuzu'ndan ulaşılabilecek.

Kaynak: AA

Suriye'de dikkat çeken adım!

Devrik Esed rejimi döneminde muhalifler ile göstericilerin yargılandığı tartışmalı Terörle Mücadele Mahkemesi, Meclisteki oylamanın ardından yasal olarak kapatıldı.

Suriye'de 2011 yılında lağvedilen Yüksek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin yerine istisnai bir alternatif olarak hayata geçirilen yapı, 26 Temmuz 2012 tarihli ve 22 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile faaliyete geçmişti.

Geniş yetkilerle donatılan ve "Terörle Mücadele Mahkemesi" olarak bilinen bu kurum, faaliyette olduğu dönem boyunca barışçıl göstericilerin ve muhalif isimlerin yargılandığı ana merci haline gelmesi nedeniyle yoğun tepkilerin hedefi olmuştu.

Kaynak: AA

Nasuh Mahruki hakkında karar açıklandı

Eski Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Başkanı Nasuh Mahruki'nin sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimine yönelik yaptığı paylaşım nedeniyle yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Bakırköy 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nce adliyenin konferans salonunda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Nasuh Mahruki ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya çok sayıda izleyici de katıldı.

"BU PAYLAŞIM NETİCESİNDE BİR İNFİAL OLUŞTUĞUNA DAİR BİR TESPİT YOKTUR"

Duruşmada savunma yapan sanık Mahruki, yaptığı paylaşımın suç unsuru oluşturmadığını iddia ederek, "571 bin takipçimin olması suç mu? Ben burada herhangi bir suçlama görmüyorum. İddianamede, 15 Temmuz hain darbe girişimini oyun olarak tanımladığım söyleniyor. Bu paylaşım neticesinde bir infial oluştuğuna dair bir tespit yoktur. Benim paylaşımım içerisinde ve savunmamda tiyatro kelimesi geçmiyor ama evraklarda böyle dediğim yazıyor. Ben kendimi nasıl savunabilirim? Paylaşımım içerisinde bir oyun yada tiyatro kelimesi geçmiyor. Ben 15 Temmuza tiyatro demedim, CHP milletvekilleri bu hain darbe girişimine 'tiyatro' dediler ve tutuklanmadılar. Ben 15 Temmuz'a tiyatro demedim, diyemem de, çünkü değil. Buna rağmen 63 gündür tutukluyum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan sanık avukatları, atılan tweetin bir suç unsuru oluşturmadığını belirterek, Mahruki'nin tahliyesini talep etti.

MÜTALAADA 4 YIL 6 AYA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanık Mahruki'nin, ‘basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Son sözü sorulan Sanık Mahruki, önceki savunmalarını tekrar ettiğini belirterek tahliyesini talep etti.

1 YIL 3 AY HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILAN MAHRUKİ, TAHLİYE EDİLDİ

Alınan savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Nasuh Mahruki'nin ‘basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkeme, bu cezada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vererek, Mahruki'nin tahliyesine karar verdi.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Nasuh Mahruki ‘şüpheli' sıfatıyla yer aldı. İddianamede, Mahruki'nin sosyal medya hesabı üzerinden "15 Temmuz önceden fark edilmiş ancak rejim değişikliği için bir fırsat olarak görülerek bilerek engellenmemiş, kontrollü bir şekilde kalkışılmasına müsaade edilmiş bir darbe girişimidir. Baş planlayıcısı ABD'dir, Fil'i feda etmiş, Vezir'i almıştır, Erdoğan'ı Şah yapmış Türk milletini Mat etmiştir" şeklinde paylaşım yaptığı aktarıldı. İddianamede, Nasuh Mahruki'nin paylaşımında suç işleme kastının olmadığını beyan ettiği vurgulandı. Paylaşımın düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırlarını aşan bir eylem olduğu aktarıldı
İddianamede, Mahruki'nin yaptığı paylaşımın düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırlarını aşan bir eylem kapsamında kaldığı, toplum içinde infial oluşturacak nitelikte bulunduğu, şüphelinin eyleminin açık ve yakın tehlike oluşturduğu aktarıldı. Öte yandan iddianamede, şüphelinin halkın bir kesimini diğer kesimine karşı tahrik edecek nitelikte paylaşım yaptığı da anlatıldı.

4 YIL 6 AYA KADAR HAPİS CEZASI TALEBİ

Hazırlanan iddianamede, şüpheli Nasuh Mahruki hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Kaynak: Haber Merkezi

Bakan Kurum'dan Cenevre'de uluslararası temas trafiği!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, görüşmeye ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulundu.

Okonjo-Iweala ile bir araya geldiklerini kaydeden Kurum, "Yeşil dönüşümün küresel ticaret üzerindeki etkilerini, sürdürülebilir değer zincirlerinin geliştirilmesine yönelik fırsatları ve ağustos ayında uygulamaya aldığımız Emisyon Ticaret Sistemini ele aldık." ifadelerini kullandı.

Kurum, COP31'de DTÖ ile geliştirebilecekleri işbirliği alanlarını değerlendirdiklerini kaydederek, "Bu kapsamda, 13 Kasım’da DTÖ işbirliğiyle düzenleyeceğimiz Finans ve Ticaret Günü'nün; iklim, ticaret, finans ve yatırım başlıklarını somut adımlarla buluşturmasını hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Kurum, IFRC Genel Sekreteri Chapagain ile Cenevre'de bir araya geldi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, görüşmeye ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulundu.

Jagan Chapagain ile Cenevre’de bir araya geldiklerini belirten Kurum, şu ifadeleri kullandı:

“Görüşmemizde Türkiye ile Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) arasındaki köklü işbirliğini güçlendirme imkanlarını, Gazze’de acil ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra önümüzdeki dönemde bölgedeki toparlanma sürecinde atabileceğimiz ortak adımları değerlendirdik. İstanbul’da kurulması planlanan İnsani Lojistik Merkezi’nin hayata geçirilmesi için yürütülecek çalışmaları, Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 kapsamında yürütülebilecek somut projeleri ve iklim eyleminin insani boyutunu ele aldık.”

Kurum, küresel insani krizlere karşı uluslararası dayanışmayı ve saha kapasitemizi artıracak adımları atmayı sürdüreceklerini de kaydetti.

Kaynak: AA

Yağış arttı, su faturası düşmedi: Büyükşehirlerde 1 ton su kaç lira?

Türkiye'de son dönemde yağış miktarlarında yaşanan artış ve birçok bölgede su kaynaklarının toparlanması, kuraklık ve su sıkıntısı açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Barajlardaki doluluk oranlarının yükselmesi ve yağışların su havzalarına katkısı, su kaynakları açısından önemli bir rahatlama sağlarken, bu gelişme büyükşehirlerde tüketicinin ödediği su tarifelerine aynı ölçüde yansımadı. Büyükşehirlerde su tarifeleri, belediyelere bağlı su ve kanalizasyon idareleri tarafından belirleniyor. Su kaynağının niteliği, arıtma ve pompalama maliyetleri, enerji giderleri, altyapının durumu ve yatırım ihtiyaçları kentlere göre değişiyor. Buna karşın tüketici açısından ortaya çıkan tablo, aynı miktarda su için farklı kentlerde farklı bedeller ödenmesi. 30 büyükşehirde uygulanan konut su tarifeleri, ilgili belediyelerin su ve kanalizasyon idarelerinin internet sitelerinde yayımlanan ve araştırma tarihi itibarıyla geçerli olan güncel tarifeler üzerinden karşılaştırıldı. Kademeli tarifelerde standart konut aboneleri için ilk ve en düşük kademe esas alındı. Bölgesel farklılık bulunan illerde kırsal veya özel indirimli tarifeler yerine standart konut tarifeleri dikkate alındı. Karşılaştırmada su ve atık su bedellerinin toplamı esas alındı. BİR TON SU 60 LİRAYA KADAR ÇIKIYORSu faturasında tüketicinin karşısına çıkan tutar yalnızca kullanılan suyun bedelinden oluşmuyor. Su bedeline atık su bedeli eklenirken, bazı vergiler ve diğer ücretler de nihai faturayı yükseltebiliyor. Bu nedenle kentler arasındaki karşılaştırmada nihai fatura toplamı yerine standart konut aboneleri için su ve atık su bedellerinin toplamı dikkate alındı. Kocaeli'de Eylül 2026 itibarıyla standart konutlarda 0-12 metreküp arasındaki kullanım için su bedeli 25,659 lira, atık su bedeli 12,8295 lira. Böylece 1 metreküp, yani 1 ton suyun su ve atık su bedeli toplam 38,49 lira oluyor. Eskişehir'de kent merkezindeki konutlarda su ve atık su bedelinin toplamı 51,31 lira olarak uygulanıyor. Gaziantep'te Eylül 2026 tarifesinde standart konutların ilk kademesinde toplam birim fiyat 55,30 lira seviyesinde bulunuyor. İzmir'de ise 1 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe giren tarifede konut abonelerinin ilk kademesinde 1 metreküp su ve atık su bedelinin toplamı 60 lira. Bu rakamlar ilk kademe için geçerli. Tüketim miktarı arttıkça birçok büyükşehirde birim fiyat da yükseliyor. ANKARA'DA 1 TON SU 56 LİRAAnkara'da Eylül 2026 dönemine ait bir ASKİ faturası, tüketicinin ödediği bedeli somut biçimde ortaya koyuyor. 8 Eylül 2026 tarihli faturada 9 metreküp su tüketimi bulunuyor. Faturada 9 metreküp için 335,98 lira su bedeli ve 168,04 lira atık su bedeli tahsil edilmiş. İki kalemin toplamı 504,02 lira olurken, 1 metreküp su ve atık su bedeli yaklaşık 56 liraya denk geliyor. Bu birim fiyat üzerinden ayda 15 metreküp, yani 15 ton su tüketen 4 kişilik bir ailenin yalnızca su ve atık su bedeli yaklaşık 840 lira oluyor. Ancak tüketicinin ödeyeceği nihai fatura bundan daha yüksek. Aynı faturada ÇTV, KDV ve diğer ücretlerin de eklenmesiyle toplam ödeme 622,83 lira olarak gerçekleşmiş. Bu durum, su faturalarında “1 ton suyun fiyatı” ile tüketicinin kasadan çıkan toplam para arasında fark bulunduğunu da gösteriyor. 4 KİŞİLİK AİLENİN 15 TON SU BEDELİ BİN LİRAYI AŞABİLİYORBüyükşehirler arasındaki birim fiyat farkı, özellikle düzenli olarak su tüketen ailelerin bütçesine doğrudan yansıyor. Bir kentte 1 metreküp su ve atık su bedeli 40 lira ise 15 metreküp tüketimin karşılığı 600 lira oluyor. Birim fiyat 50 liraya çıktığında aynı tüketim 750 liraya, 60 liraya çıktığında ise 900 liraya ulaşıyor. Daha yüksek birim fiyat uygulanan kentlerde 4 kişilik bir ailenin aylık 15 tonluk tüketiminin yalnızca su ve atık su bedeli bin lirayı aşabiliyor. Bu hesaplamalara KDV, çevre temizlik vergisi, katı atık ve diğer ek ücretler dahil değil. Dolayısıyla tüketicinin gerçek fatura tutarı, su ve atık su bedelinin üzerinde gerçekleşebiliyor. Büyükşehirlerin önemli bölümünde kademeli su tarifesi uygulanıyor. Belirli bir tüketim sınırına kadar daha düşük birim fiyat uygulanırken, tüketim arttıkça daha yüksek tarifeye geçiliyor. Kademeli sistemin temel amacı su tasarrufunu teşvik etmek. Ancak sistemin haneler açısından adil olup olmadığı da tartışılıyor. Çünkü iki kişinin yaşadığı bir ev ile beş veya altı kişinin yaşadığı bir ailenin su ihtiyacı aynı değil. Kalabalık aileler, aynı tüketim sınırları uygulandığında daha kısa sürede üst kademeye çıkabiliyor. Bu da su tasarrufu amacıyla getirilen sistemin bazı haneler açısından daha yüksek fatura anlamına gelmesine neden olabiliyor. “YÜKSEK FİYATLA SU SATILIYOR AMA MUSLUKTAN İÇİLEBİLİR DENİLMİYOR”Su tarifelerini değerlendiren TÜKON Genel Başkanı Aziz Koçal, yağışlardaki artışın tek başına su tarifelerinin hemen düşmesini gerektirmediğini belirtti. Suyun arıtılması, depolanması, şebekeyle taşınması, altyapının yenilenmesi ve atık su hizmetlerinin önemli maliyetleri bulunduğunu ifade eden Koçal, buna karşın su kaynaklarına erişimde veya idarelerin maliyetlerinde yaşanan olumlu gelişmelerin tüketici faturalarına neden yansımadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Suyun yalnızca gelir sağlayan bir hizmet olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Koçal, suyun temel bir insan hakkı olduğunu belirterek tarifelerde kamu yararı, maliyet, sosyal devlet ilkesi ve tüketicinin ekonomik koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Koçal'ın dikkat çektiği bir diğer konu ise vatandaşın ödediği su bedelinin karşılığında güvenli ve içilebilir şebeke suyuna erişebilmesi. Vatandaşın bir yandan belediyeye su faturası öderken diğer yandan içme ihtiyacını karşılamak için damacana veya ambalajlı su satın almak zorunda kaldığını belirten Koçal, belediyelerin yüksek bedelle su hizmeti sunmasına rağmen birçok yerde şebeke suyunun doğrudan ve güvenle içilebildiğine ilişkin tüketicide yeterli güven oluşmadığını söyledi. Koçal, tüketicinin yalnızca ucuz suya değil, güvenli ve içilebilir suya erişebilmesi gerektiğini vurguladı. “SU TARİFESİ SOSYAL AÇIDAN DA DEĞERLENDİRİLMELİ”Büyükşehirler arasındaki fiyat farklılıklarının tek başına belediyelerin tercihleriyle açıklanamayacağını belirten Koçal, suyun kaynağı, arıtma ve pompalama maliyetleri, enerji giderleri, altyapının durumu ve yatırım ihtiyacının kentlere göre değişebileceğini söyledi. Bununla birlikte vatandaşın eline ulaşan faturanın şeffaf ve anlaşılır olması gerektiğini belirten Koçal, bir metreküp suyun gerçek maliyetinin ne olduğu, tüketiciden ne kadar tahsil edildiği ve faturadaki diğer kalemlerin hangi hizmetin karşılığı olduğunun açıkça görülebilmesi gerektiğini kaydetti. Kademeli tarifelerde de yalnızca sayaçtaki toplam tüketimin değil, hanede yaşayan kişi sayısının dikkate alınması gerektiğini savunan Koçal, asgari insani ihtiyaç için gerekli su miktarının düşük bedelle sağlanması, aşırı ve lüks tüketimin ise daha yüksek tarifeden ücretlendirilmesi gerektiğini ifade etti. YAĞIŞ ARTIŞI FATURAYA NEDEN YANSIMADI?Yağışların artması, su kaynaklarının güçlenmesi açısından önemli olsa da su tarifelerinin otomatik olarak düşmesi anlamına gelmiyor. İçme suyunun arıtılması ve dağıtılması, kanalizasyon ve atık su tesislerinin işletilmesi, enerji, bakım-onarım ve altyapı yatırımları su hizmetlerinin önemli maliyet kalemleri arasında bulunuyor. Ancak tüketici açısından soru yalnızca tarifelerin neden yüksek olduğu değil. Su kaynaklarında yaşanan olumlu gelişmelerin hangi ölçüde maliyetleri düşürdüğü ve bu durumun neden faturalara yansımadığı da açıklanması gereken başlıklar arasında. Koçal, tasarruf politikalarının yükünün yalnızca tüketicinin omuzlarına bırakılamayacağını belirterek, şebeke kayıp ve kaçaklarının azaltılması, altyapının yenilenmesi, su havzalarının korunması ve tarım ile sanayide verimli su kullanımının sağlanmasının da kamunun sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Yerel yönetimlerin şebeke suyunun kalitesini sürekli denetlemesi ve analiz sonuçlarını kamuoyuyla açık biçimde paylaşması gerektiğini belirten Koçal, meydan, park ve ulaşım merkezleri gibi yoğun kullanılan alanlarda ücretsiz ve güvenli içme suyu noktalarının yaygınlaştırılması çağrısında bulundu. “Su yaşamdır. Su temel haktır” diyen Koçal, tüketiciye “daha az su kullan” denilmeden önce adil tarife, şeffaf fatura, sağlam altyapı ve musluktan güvenle içilebilir su sağlanması gerektiğini söyledi.

Bakanlıktan güvenli okul alışverişi uyarısı: Etiketine bakmadan almayın

Ticaret Bakanlığı tarafından, 'Güvenli okul alışverişi, bilinçli tercihle başlar' notuyla açıklama yapıldı. Açıklamada, yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte çocuklar için yeni bir dönemin başladığı, bu dönemde kırtasiye alışverişlerini güvenli ürünlerden ve güvenilir satış noktalarından yana yapmanın, çocukların sağlığını korumak ve tüketici haklarını güvence altına almak açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Açıklamada şu uyarılarda bulunuldu;

"Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği için;

- Güvenilir satış noktalarını tercih edelim.

- Ürünlerde üretici/ithalatçı bilgisi, kullanım talimatı, yaş uyarıları ve gerekli işaretlerin bulunup bulunmadığını kontrol edelim.

- Alışverişlerimizde belge ve fişlerimizi mutlaka alalım. Şüpheli, kaynağı ve bilgileri belli olmayan ürünlerden uzak duralım.

Unutmayalım; güvenli ürün, bilinçli tüketiciyle buluşur. Ticaret Bakanlığı olarak çocuklarımızın sağlığını ve tüketicilerimizin haklarını korumak için denetimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Yeni eğitim öğretim yılında tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, velilerimizi güvenli ve bilinçli alışveriş yapmaya davet ediyoruz."

Raci Şaşmaz, Osman Sınav’ın Kurtlar Vadisi’nden neden ayrıldığını anlattı

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında ifade veren Raci Şaşmaz, Osman Sınav’ın Kurtlar Vadisi’nden ayrılmadan önce tehdit aldığını, çocuklarını gerekçe göstererek projeyi bırakmak istediğini söylediğini öne sürdü. Sınav ise yıllar önce ayrılık nedeni için, “Bu benimle sır olarak gidecek” demişti.

Kurtlar Vadisi dizisinin senaristi Raci Şaşmaz'ın ifadesi ortaya çıktı

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, 'Kurtlar Vadisi' dizisinin senaristi Raci Şaşmaz'ın savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Şaşmaz, diziye dışarıdan bilgi ve belge sızdırıldığı iddialarını kesin bir dille yalanlarken, FETÖ iddialarına ve senaryoya müdahale suçlamalarına da yanıt verdi. İşte detaylar.

Gıdada fahiş fiyat operasyonu: 41 gözaltı

Adalet Bakanı Gürlek: "Fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi, 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı"

Erdoğan: Kalkınma yolculuklarımızın darbelerle sekteye uğratılmasına bir daha izin vermeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin geleceğine kurulan bir tuzak olan 12 Eylül'ün insanımıza yaşattıklarını asla unutmayacağız. Kalkınma yolculuklarımızın darbelerle sekteye uğratılmasına bir daha izin vermeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

200 milyon liralık yasa dışı bahis vurgununa operasyon: 5 şüpheli yakalandı

Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde MASAK raporları doğrultusunda harekete geçen emniyet güçleri, Burdur ve Antalya'da eş zamanlı operasyon düzenledi. Transfer aracı olarak kullanılan hesaplarda yaklaşık 200 milyonluk işlem hacmi saptanan 5 şüpheli gözaltına alındı.

Büşra bebek olayında çelişkili ifadeler: Anne "satıldı" dedi, baba "kayıp"ta ısrarcı

Sivas’ın Divriği ilçesinde 4 gündür kayıp olan 11 aylık Büşra Balıkçı soruşturmasında anne Elif Balıkçı, bebeğin para karşılığı satıldığını itiraf ederken, baba Yusuf Balıkçı ise suçlamaları reddedip kayıp iddiasında ısrar etti. Soruşturma kapsamında aralarında bir veterinerin de bulunduğu 6 kişi gözaltına alındı.

💾

Genç kadının doğumunu itfaiye personeli gerçekleştirdi

İzmir'de kalpleri ısıtan bir olay yaşandı. İtfaiye paramedik personeli, hastaneye nakli için vakit kalmayan Rabia Akkeçe'nin (29) doğumunu evinde gerçekleştirdi. Yaklaşık 3 kilogram ağırlığında sağlıklı bir erkek bebeğin dünyaya gelmesini sağlayan ekip, meslek yaşamlarının en özel anlarından birine tanık oldu.

Adana'da dehşet anları: Balkonda kadını sopayla dövüp saçından sürükledi

Sarıçam ilçesi Gültepe Mahallesi'nde meydana gelen olayda, bir apartmanın balkonunda çıkan tartışmada saldırgan kadın sopayla defalarca darp etti. Çığlık atarak yardım isteyen kadının saçından tutularak eve götürüldüğü anlar mahalle sakinleri tarafından saniye saniye görüntülendi.

💾

Girdiği kitapçıda hayatının kararını verdi: Hastalığına çare ararken yaşam koçu oldu

Yaşadığı ve henüz adı konulamayan nörolojik rahatsızlığın ardından sağlıklı yaşam üzerine araştırmalar yapmaya başlayan İdil Gazioğlu, bütüncül sağlık koçluğu, bitkisel beslenme ve davranış değişimi alanlarında eğitim aldı. Kendi yaşamında uyguladığı yöntemlerle daha aktif bir hayat sürmeye çalışan Gazioğlu, sağlıklı yaşamın katı kurallardan değil, sürdürülebilir alışkanlıklardan oluşması gerektiğini söyledi. Gazioğlu, “Ne yapmamız gerektiğini çoğumuz biliyoruz. Asıl mesele nasıl yapacağımız ve neden başlayamadığımız” dedi.

Türkleri yakından ilgilendiren araştırma: Sıcak içecekte büyük risk! Ülkemizde o bölgelerde vakalar çok yüksek

Dünya Sağlık Örgütü’nün 65 derece üzerindeki içecekleri "muhtemelen kanserojen" olarak sınıflandırması, Türkiye gibi çay tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde gözleri bardağın sıcaklığına çevirdi. Peki risk gerçekten büyük mü? Sıcak içecek nasıl yemek borusu kanserine neden oluyor? Uzman isim tüm merak edilenleri anlattı, Türkiye’de vakaların ve riskin yüksek olduğu bölgeleri açıkladı.

Heyecan verici keşfi Bakan Ersoy duyurdu | 'Ankara'da deniz mi vardı' sorusuna yanıt veriyor

Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış Gastropoda fosili keşfedildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 5 bin yıllık Hatti ve Hitit kentinde bulunan fosile ilişkin, “Fosilin, binlerce yıl önce Külhöyük sakinleri tarafından yerleşime taşınmış olabileceği değerlendirmesi ise keşfi daha da dikkat çekici kılıyor.” dedi.

💾

İstanbul merkezli 20 ilde nefes kesen operasyon: 155 yeni nesil suç örgütü üyesi yakalandı

İstanbul merkezli 20 ilde, motosikletli iş yeri kurşunlama ve yağma gibi suçlara karışan elebaşları kırmızı bültenle aranan yeni nesil organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 155 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda silah, mermi, uyuşturucu ve nakit para ele geçirildi.

Süper El Nino etkisini artırıyor: Haritada endişelendiren detay! Bu hafta hava nasıl olacak?

Yurt genelinde hâlâ yazdan kalma günler devam ederken, kısa aralıklarla etkili olan yağışlar bir nebze olsun nefes aldırıyor. Ancak gözler artık sonbahar ve kışa çevrildi. El Nino’nun güçlenmesiyle Avrupa’da önümüzdeki aylara ilişkin hava tahminleri dikkat çekerken, Türkiye’de sonbaharın ne zaman tam anlamıyla kendini hissettireceği ve yağışlı günlerin ne zaman artacağı merak konusu. Peki bu hafta hava nasıl olacak? Sonbahar ve kışa ilişkin önemli gelişmeler neler? Yeni harita endişelendirse de önümüzdeki aylarda Türkiye’yi nasıl bir hava bekliyor?

💾

Bakan Gürlek duyurdu: 'Sokaklar güvende' operasyonunda 2 bin 447 şüpheli hakkında işlem yapıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 'sokaklar güvende' operasyonlarına ilişkin paylaşımında "Soruşturmalar kapsamında 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildi; jandarma ve polis teşkilatlarımızla 148 eş zamanlı operasyon yapıldı." dedi.

💾

Bakan Fidan Şam’da konuştu: SDG’nin feshi önemli bir adım

2 günlük bir ziyaret için Şam’a giden Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile yaptığı basın toplantısında, “Suriye’de olumlu gelişmeler devam ediyor. Bunlardan biri de entegrasyon süreci. SDG’nin kendini feshetmesi önemli bir adım. Vakit geçirilmeden pratiğe evrilmesini bekliyoruz” dedi...

Çelik’ten Özel’e tepki: Siyaset adabına davet ediyoruz

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özgür Özel’in İstanbul Üsküdar’daki mitingde yaptığı konuşmasındaki ifadelerine tepki göstererek, “Sayın Özel’in devletimizin makamlarını hedef alan ve mülki idare amirlerimizi açıkça tehdit eden yakışıksız üslubunu şiddetle kınıyoruz. Kendisini siyaset adabına davet ediyoruz” dedi.

Samsun’da şehir hastanesi açan Erdoğan: İyi ki eleştirilere kulak asmadık

Samsun Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehir hastaneleri projesi benim hayalimdi. SSK’lı bir işçi olarak sizler gibi bu kardeşiniz de geçmişte çok sıkıntı çekti. İyi ki eleştirilere kulak asmamışız. Dünyada parmakla gösterilen konuma geldik” dedi.

İstanbul'da otobüs alev alev yandı: 2 ölü, 8 yaralı

Eyüpsultan Kuzey Marmara Otoyolu'nda yağışlı hava nedeniyle kayganlaşan yolda şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otobüs bariyere çarptı. Kazada çarpmanın etkisiyle otobüsten yükselen alevler kısa sürede büyüdü. Yangında 2 kişi hayatını kaybederken, 1'i ağır 8 kişi yaralandı.

AK Partili Zorlu'dan Suriye'de Türkçenin seçmeli dil olarak kullanımına ilişkin açıklama

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu, "Suriye'de Türkçenin seçmeli dil olarak kullanımı konusunda bir engel bulunmadığı Suriye makamlarınca açıklanmıştır. Buna göre Türkçe seçmeli ders olarak uygulamadaki mevcut haliyle kullanılmaya devam edecek ve önümüzdeki süreçte yeni bir düzenleme olması halinde kurumlarımız arasındaki istişarelerle çözüme kavuşturulacaktır" dedi.

Elazığ'daki vahşete ilişkin Vali'den açıklama: Tüm yönleriyle aydınlatacağız

Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde meydana gelen çifte cinayet olayıyla ilgili Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu açıklamada bulundu. Vali Hatipoğlu, öldürülüp evleri ateşe verilen Ağa Üykü (79) ile eşi Hayriye Üykü’nün (72) ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Hatipoğlu, “Burada çok vahşice işlenmiş bir cinayet var. Olayı tüm yönleriyle aydınlatacağız. Bu menfur cinayeti lanetliyorum” dedi.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel'den gemi kazası açıklaması: Yarın yeni bir aşamaya geçiyoruz

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında batan gemi kazası sonrasında sürdürülen arama çalışmalarına yarın yeni bir geminin dahil olacağını ve deniz altındaki batığın iç bölümlerine ulaşılmasının hedeflendiğini açıkladı.

Okul çevrelerinde yeni tedbirler! İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız açıkladı: Sesli ikaz sistemli dronlar devrede

Okul çevrelerinde yeni tedbirler! İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız açıkladı: Sesli ikaz sistemli dronlar devrede
Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla İstanbul'da okul çevrelerinde güvenlik önlemleri artırıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, denetimleri bizzat yerinde takip ederek öğrenci ve...Devamı için tıklayınız

Bakan Göktaş’tan çocukları dijital tehditlerden koruyacak yeni adım: e-Devlet üzerinden güvenli giriş modeli

Bakan Göktaş’tan çocukları dijital tehditlerden koruyacak yeni adım: e-Devlet üzerinden güvenli giriş modeli
Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu bugünkü köşesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın Şam dönüşü uçakta yaptığı kritik açıklamaları aktardı. Bakan Göktaş, çocukları...Devamı için tıklayınız

Kâşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümünde gizemli e-posta: Savcılık “Esmer Melek” rumuzlu ihbarcının peşinde

Kâşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümünde gizemli e-posta: Savcılık “Esmer Melek” rumuzlu ihbarcının peşinde
MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kâşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli ölümüne ilişkin dosyaya giren e-posta yazışmaları ortaya çıktı. Kendisini cezaevinden tahliye edilen bir tutuklu olarak...Devamı için tıklayınız

Ergenekon soruşturmasında 20 ihraç hakim ve savcı hakkında gelişme! FETÖ'ye zamanaşımı kararı kaldırıldı

Ergenekon soruşturmasında 20 ihraç hakim ve savcı hakkında gelişme! FETÖ'ye zamanaşımı kararı kaldırıldı
FETÖ/PDY'nin hain kumpaslarından Ergenekon soruşturma ve kovuşturmalarında görev alan aralarında Zekeriya Öz'ün de olduğu 20 FETÖ'cü ihraç hâkim ve savcı hakkında zamanaşımı kararı kaldırıldı. İtirazı...Devamı için tıklayınız

Bakan Gürlek A Haber'de açıklamıştı! Mersin Limanı'nda uyuşturucu operasyonu! Gemide zulalanmış 350 kilogram kokain ele geçirildi

Bakan Gürlek A Haber'de açıklamıştı! Mersin Limanı'nda uyuşturucu operasyonu! Gemide zulalanmış 350 kilogram kokain ele geçirildi
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in A Haber'de yaptığı "Şimdi sıra baronlarda" açıklamasının ardından uyuşturucu ağlarına yönelik operasyonlar sürüyor. Mersin Limanı'nda Brezilya'dan gelen CSPC PISCES isimli...Devamı için tıklayınız

Döner, hamburger ve sucukta yasak kararı! Bakanlık kuralları değiştiriyor, işte yeni lezzet şartları

Döner, hamburger ve sucukta yasak kararı! Bakanlık kuralları değiştiriyor, işte yeni lezzet şartları
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenilirliğine katkı sağlanması, tüketicinin yanıltılmasının önüne geçilmesi ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve...Devamı için tıklayınız

Sağlık Bakanlığı tütün düzenlemesi taslağını Külliye'ye taşıdı! Paketler tek tip, tüketim yerleri sınırlandı

Sağlık Bakanlığı tütün düzenlemesi taslağını Külliye'ye taşıdı! Paketler tek tip, tüketim yerleri sınırlandı
Sağlık Bakanlığı, sigara, tütün mamulleri, elektronik sigaralar ve ısıtılmış tütün ürünlerine yönelik çok radikal kısıtlamalar içeren yeni bir yasa taslağı hazırladı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bu...Devamı için tıklayınız

Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra açıldı: Bozulmayan yumuşak dokular! Şüpheli ölümün sırrını adli tıp çözecek

Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı 15 yıl sonra açıldı: Bozulmayan yumuşak dokular! Şüpheli ölümün sırrını adli tıp çözecek
Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden "Hayalet" lakaplı MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi. Ümraniye...Devamı için tıklayınız

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten "Ailem Güvende" operasyonu açıklaması! 5 il merkezli soruşturmada 162 şüpheliye adli işlem

Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan “Ailem Güvende” operasyonlarında 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemlerin sürdüğünü açıkladı. Operasyonlarda...Devamı için tıklayınız

Bakan Fidan İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile görüştü! Bölgedeki çatışmaları durdurmaya yönelik müzakereler gündemde

Bakan Fidan İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile görüştü! Bölgedeki çatışmaları durdurmaya yönelik müzakereler gündemde
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Hürmüz Boğazı, bölgedeki çatışmaları durdurmaya yönelik müzakereler ve Suudi Arabistan'a...Devamı için tıklayınız

Başkan Erdoğan ile görüşen Yavaş'tan tepkilere cevap: Bu ülkeyi yönetenlerle görüşmeyeceksek nasıl hizmet edeceğiz?

Başkan Erdoğan ile görüşen Yavaş'tan tepkilere cevap: Bu ülkeyi yönetenlerle görüşmeyeceksek nasıl hizmet edeceğiz?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Beştepe’de Başkan Erdoğan ile yaptığı görüşmenin hizmet odağında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyip eleştirilere cevap verdi. Görüşmelere devam...Devamı için tıklayınız

15 ilde 'Ailem Güvende' operasyonu: 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye işlem yapıldı

Bakan Gürlek: İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın koordinasyonunda, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarımızla birlikte başlatılan “Ailem Güvende” operasyonlarında, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirilmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Sakarya Zaferi mesajı: Bağımsızlığın tezahürü oldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Zaferi’nin 105. yıl dönümüne ilişkin mesaj yayımladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk milletinin tarih boyunca süren istiklal mücadelesindeki en büyük zaferlerinden Sakarya Meydan Muhaberesi, bu milletin özgürlüğü ve bağımsızlığı için ne kadar büyük mücadeleler vereceğinin bir tezahürü olmuştur" dedi.

Türk dünyasının bilim hafızası Bakü’de canlandı

Birinci Türkoloji Kurultayı’nın 100. yılında Bakü’de düzenlenen 14. Uluslararası Altay Toplulukları Sempozyumu, Türk dünyasının ortak tarih, dil ve kültür mirasını yeniden bilimsel gündemin merkezine taşıdı. 15 ülkeden bilim insanlarını buluşturan programla, Türkoloji ve Altay araştırmalarında yeni ortak çalışmaların önü açılıyor.

Ev sahibi olma hayali 80 ailenin kabusu oldu: Aynı dairelerin birden fazla kişiye satıldığı iddia edildi

Samsun’da bir konut projesinden ev satın alan yaklaşık 80 aile, müteahhit ile kooperatif arasında yaşanan sorunlar nedeniyle dairelerini teslim alamadı. Basın açıklaması yapan mağdur aileler, aynı dairelerin birden fazla kişiye satıldığını iddia ederek yetkililerden çözüm istedi.

Dünyada ikinci Türkiye'de en büyük: Stresten kaçıp doğayla baş başa kalmak isteyenlerin uğrak noktası oldu

Dünyada ikinci, Türkiye’de ise tek parça halindeki en büyük longoz olma özelliği taşıyan Acarlar Longozu, hayatın stresinden uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenlerin uğrak noktası oldu. Longoz, geçtiğimiz yıllarda yenilenen yüzüyle doğaseverlerin, yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra amatör ve profesyonel fotoğrafçıların da uğrak noktası olmaya devam ediyor.

Ankara'da 2 ayrı suç örgütüne yönelik operasyon: 8 tutuklama

Ankara'da pazar yerinde meydana gelen silahlı kavganın ardından 2 ayrı suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 8'i, 'silah ticareti, uyuşturucu ticareti ve öldürmeye teşebbüs' suçlarından tutuklandı.

Öğrenciler fazladan 3 yıl okula gitmiş gibi

OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuç raporunda, eğitimde büyük sıçrama kaydeden Türkiye’nin başarısı övüldü: “Türkiye, ilerlemenin ne kadar hızlı gerçekleşebileceğini ortaya koydu ve 10 yıl içinde fen bilimleri performansını yaklaşık 70 PISA puanı yükseltti. Bu, üç yıldan fazla ek öğrenme süresine eş değer bir kazanım anlamına geliyor.”

Gülistan Doku dosyasında 11 yeni gözaltı

Tunceli’de 2020’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yeni operasyon: Delillerin karartılması ve soruşturmaya müdahale iddiasıyla 11 şüpheli için gözaltı kararı çıkarıldı. Şüpheliler arasında emekli ve görevdeki emniyet mensupları da bulunuyor.

Yeni sigara kuralları

Sigara kullanımını kısıtlayacak yeni düzenlemenin kasım ayında Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Taslağa göre sigara paketleri dışarıdan görünmeyen kapalı dolaplarda tutulacak. Restoran ve kafeler toplam kullanım alanlarının en fazla yüzde 10’u kadar sigara içme bölümü oluşturabilecek. Okul, hastane ve ibadethanelerin 10 metre çevresinde sigara içilemeyecek. Hedef 2040’ta sigaranın tamamen yasaklanması.

Yeni Parti’de isim çıkmazı

Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti, Öztürk Yılmaz'ın genel başkanı olduğu Yenilik Partisi ile isim benzerliği nedeniyle hukuki sorunla karşı karşıya. Yargıtay'ın uyarısının ardından parti yönetimi, olası bir isim değişikliğine karşı Değişim Partisi'ni B planı olarak yedekte tutuyor. İsim krizinin aşılması için Yenilik Partisi ile birleşme ihtimali de masada bulunuyor.

12 Eylül’ün yaşattıklarını unutmayacağız

Türkiye demokrasi tarihinin kara lekelerinden 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbenin yıl dönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Ülkemizin geleceğine kurulan bir tuzak olan 12 Eylül’ün insanımıza yaşattıklarını asla unutmayacağız. Kalkınma yolculuklarımızın darbelerle sekteye uğratılmasına bir daha izin vermeyeceğiz” dedi.

Demokrasi tarihinin kara lekesi

46 yıl önce gerçekleştirilen 12 Eylül darbesi, idamlar ve ağır insan hakları ihlalleriyle Türkiye tarihine kara bir dönem olarak geçti. TBMM feshedildi, siyasi partiler kapatıldı ve yüz binlerce kişi gözaltına alındı. Darbecilerin anayasal dokunulmazlığı 2010 referandumuyla kaldırılırken, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edildi.

Alihan Kuriş ve FETÖ itirafları

Alihan Kuriş ve grubuna yönelik soruşturmada ifade veren isimler, FETÖ’nün Süleymancılar cemaatini kullanmak istediğini ancak Arif Ahmet Denizolgun’un buna karşı çıktığını anlattı. Tanıklara göre Denizolgun’un şüpheli ölümünden sonra yönetimi ele geçiren Kuriş ise FETÖ’cülerle yakın bağlar geliştirdi.

Kozinoğlu’nun mezarı açıldı

2011 yılında cezaevinde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı, kesin ölüm sebebinin tespiti için açıldı. 3 Adli Tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyetin Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’ndaki feth-i kabir çalışması üç saat sürdü. Mezardan alınan kemik ve toprak örnekleri Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Kahramanmaraş'ta kuyu faciası: Arkadaşını kurtarmak için girdi kendisi de can verdi, metan gazı detayı dikkat çekti

Kahramanmaraş'ta temizlemek için girdiği su kuyusunda rahatsızlanıp bayılan Gurbet Esenceli (52) ile onu kurtarmak için kuyuna inen Mehmet Tekin (37), metan gazından zehirlenerek hayatını kaybetti. İki kişinin cansız bedenleri, itfaiye ve AFAD ekipleri tarafından kuyudan çıkarıldı.

YENİ Parti'nin Üsküdar mitinginde kamu aracı skandalı: Özgür Özel alana resmi hizmete mahsus İBB teknesiyle geldi

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in Üsküdar İskele Meydanı'nda düzenlediği mitinge geliş şekli kamu kaynaklarının kullanımı tartışmasını yeniden alevlendirdi. Özel’in, siyasi bir mitinge İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) resmi hizmetinde kullanılan deniz aracıyla gelmesi tepkilere neden oldu.

Kahramanmaraş’ta kuyuya düşen iki kişi hayatını kaybetti

Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde kuyu yapımında çalışan 2 işçi, kuyuya düşerek hayatını kaybetti. AFAD, itfaiye, jandarma ve sağlık ekiplerinin ortak çalışmasıyla kuyudan çıkarılan işçilerin cansız bedenleri otopsi için morga kaldırıldı.

İzmir'de uyuşturucu operasyonu: Sekiz şüpheli yakalandı

İzmir'in Bayındır ilçesinde uyuşturucu ticareti ve kullanımının engellenmesine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 8 şüpheli gözaltına alındı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında 3 farklı mahalledeki 4 adrese baskın yapıldı.

Mersin'de otomobil hafif ticari araçla çarpıştı: Ölü ve yaralılar var

Mersin'in Tarsus ilçesinde, kontrolden çıkan otomobilin karşı şeride geçerek hafif ticari araçla çarpışması sonucu 6 yaşındaki Elanur Yağır hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralıları hastanelere kaldırırken, küçük çocuğun cansız bedeni Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Dışişleri Bakanı Fidan İranlı mevkidaşı Erakçi ile görüştü: Bölgedeki çatışmalar ve Suudi Arabistan'a düzenlenen saldırılar ele alındı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Hürmüz Boğazı, bölgedeki çatışmalar ve Suudi Arabistan'a karşı düzenlenen saldırıları görüştü.

Gülistan Doku soruşturmasında 6'ncı dalga: 7 ilde polislere 'delil karartma' operasyonu

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülistan Doku dosyasında delillerin karartıldığı ve sürece müdahale edildiği gerekçesiyle aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheli hakkında 7 ilde eş zamanlı gözaltı kararı verdi.

Lösemiyi yenen 10 yaşındaki Gülsüm Efsa için gökyüzüne balonlar bırakıldı

Afyonkarahisar'da lösemi hastalığını yenen 10 yaşındaki Gülsüm Efsa Erkuş için balon uçurma etkinliği yapıldı. Valilik, belediye ve Fenerbahçeliler Derneği'nin de destek verdiği etkinliğe gelenler, ellerindeki balonları gökyüzüne bıraktı.

Osmaniye’de otomobil ile motosiklet çarpıştı: Bir kişi yaralandı

Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde otomobil ile motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü yaralandı. Olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralı sürücü, ambulansla Düziçi Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Adıyaman'da motosiklet yayaya çarptı: İki kişi yaralandı

Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan bir yayaya motosikletin çarpması sonucu 2 kişi yaralandı. Olay yerinde ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, sağlık ekipleri tarafından Gölbaşı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Canlı yayında polislere hakaret savuran Semih Varol gözaltına alındı

TikTok platformunda gerçekleştirdiği canlı yayında görev başındaki emniyet mensuplarına yönelik küfür ve sinkaflı ifadeler kullanan sosyal medya fenomeni Semih Varol, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gözaltına alındı. Sosyal medyada büyük tepki toplayan yayının ardından polis ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalanan Varol’un gözaltı anları kameralara yansıdı.

Kars’ta traktörle otomobil çarpıştı: Altı kişi yaralandı

Kars çevre yolunda otomobil ile traktörün çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 6 kişi yaralandı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Ankara’da yakıt tankeri ile otomobil çarpıştı: İki kişi yaralandı

Ankara-İstanbul kara yolunda bir otomobil ile yakıt tankerinin çarpışması sonucu meydana gelen kazada 2 kişi yaralandı. Çarpışmanın etkisiyle tanker yola devrilirken, ihbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.

Bursa’da tarım işçilerini taşıyan minibüs traktöre çarptı: 10 yaralı

Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüs, yol kenarında park halinde bulunan traktöre çarptı. Kazada minibüste bulunan 10 kişi yaralandı. Kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı. Kaza, saat 06.30 sıralarında Fevzipaşa Caddesi’nde meydana geldi. Sürücüsünün simit almak için fırına gittiği traktöre, tarım işçilerini taşıyan minibüs çarptı. Çarpmanın etkisiyle traktör havalanırken, minibüsün açılan kapısından bazı işçilerin kaldırıma savrulduğu görüldü. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ambulanslarla kentteki çeşitli hastanelere kaldırıldı. Yaralılardan 8’i tedavilerinin ardından taburcu edilirken, vücutlarının çeşitli yerlerinde kırıklar bulunan 2 kişinin tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Hatay'da motosiklet uçurumdan yuvarlandı: Sürücü hayatını kaybetti

Hatay’ın Hassa ilçesinde hakimiyetini kaybederek motosikletiyle uçuruma yuvarlanan 74 yaşındaki Hasan Keskin hayatını kaybetti. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen itfaiye ekipleri, talihsiz sürücünün cansız bedenini uçurumdan çıkararak sağlık ekiplerine teslim etti.

Siirt Havalimanı yeniden uçuş trafiğine açıldı

Yenileme çalışmaları tamamlanan Siirt Havalimanı, İstanbul Havalimanı’ndan gerçekleştirilen uçuşla yeniden hava trafiğine açıldı. İlk uçuş havalimanında düzenlenen su takı töreniyle karşılandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada havalimanının yeni terminal binasının yanı sıra nizamiye, kule, apron bariyer ve teknik merkez binalarının da yenilendiğini belirtti. 3 bin 135 metrekare büyüklüğündeki yeni terminal binasında çalışmalar tamamlanırken, elektronik ve seyrüsefer sistemlerinin test, kontrol ve kalibrasyonları da gerçekleştirildi. İstanbul Havalimanı-Siirt seferiyle yeniden uçuş trafiğine açılan havalimanında ilk uçak su takı töreniyle karşılandı. Uraloğlu, yenilenen havalimanının Siirt ve vatandaşlara hayırlı olmasını diledi.

Adana merkezli 11 ilde suç örgütü operasyonu: 64 şüpheli yakalandı

Adana merkezli 11 ilde bir suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda hakkında yakalama kararı bulunan 97 şüpheliden 64'ü gözaltına alındı. Baskınlarda çok sayıda silah ve dijital materyal ele geçirilirken, örgüte ait olduğu değerlendirilen şirket, taşınmaz ve araçlara el konuldu.

Adana'da kamyonet tıra çarptı: İki kişi hayatını kaybetti

Adana'nın Ceyhan ilçesinde TAG Otoyolu'nda bir kamyonetin tıra çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hayatını kaybetti. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, araçta sıkışan Ahmet Diyar ve Rıdvan Dakar'ın cansız bedenlerini çıkardı.

Avrupa Türkleri, yaşadıkları ülkelerin önemli ekonomik gücü haline geldi

Avrupa’ya yönelik Türk iş gücü göçünün üzerinden 60 yılı aşkın süre geçti. Başlangıçta ağırlıklı olarak otomotiv, madencilik, metal, tekstil ve imalat sektörlerinde ücretli çalışanlardan oluşan Türk toplumu, bugün küçük işletmelerden teknoloji şirketlerine, sanayiden finans ve gayrimenkule uzanan geniş bir ekonomik yapıya sahip.

Türkiye Dışişleri Bakanlığının verilerine göre dünya genelinde yaşayan Türk vatandaşları ve Türk kökenlilerin sayısı 7,5 milyonu aşarken bunların yaklaşık 6 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Bu rakam, yalnızca Türk pasaportu taşıyanları değil, yaşadıkları ülkenin vatandaşlığına geçmiş sonraki kuşakları da kapsayan geniş bir tahmin niteliğinde.

Bununla birlikte “Avrupa’daki Türklerin ekonomik gücü ne kadar?” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek mümkün değil. Çünkü Avrupa ülkelerinin çoğu şirket sahiplerini etnik kökenlerine göre kaydetmiyor; vatandaşlık, doğum ülkesi ve etnik kimlik verileri de birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Almanya, Türk ekonomik varlığının merkezi

Avrupa’daki en büyük Türk topluluğu Almanya’da yaşıyor. Almanya Federal İstatistik Dairesinin 2025 sonuçlarına göre ülkede Türkiye bağlantılı göç geçmişine sahip yaklaşık 1,5 milyon kişi doğrudan göçmen kuşağında yer alıyor. Almanya’da doğan ikinci ve sonraki kuşaklar ile ebeveynlerinden yalnızca biri Türkiye’den gelenler hesaba katıldığında, Türk kökenli toplam nüfus için kullanılan tahminler yaklaşık 3 milyon seviyesine ulaşıyor. Aynı dönemde yalnızca Türk vatandaşlığı taşıyanların sayısı ise yaklaşık 1,52 milyon olarak kaydediliyor.

Türklerin Almanya ekonomisindeki etkisi yalnızca nüfus büyüklüğünden kaynaklanmıyor. İlk kuşağın açtığı bakkal, restoran, terzi ve seyahat acentesi gibi küçük işletmeler, zaman içerisinde inşaat, lojistik, otomotiv yan sanayisi, sağlık, enerji, yazılım, telekomünikasyon, finans ve profesyonel hizmetlere yayıldı.

Türk kökenli işletmelere ilişkin kamuoyunda en fazla kullanılan tahminler şöyle:

  • 100 bini aşkın Türk veya Türk kökenli girişimci ve işletme,
  • Yaklaşık 500 bin kişilik doğrudan istihdam,
  • 50’den fazla sektörde faaliyet,
  • Yıllık 50 milyar avroyu aşan toplam ciro.

Bu büyüklükler, geçmiş yıllarda Alman ekonomi yönetimi ve Türk-Alman iş dünyası kuruluşları tarafından açıklanan tahminlere dayanıyor. Dönemin Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries de 2017’de 100 binden fazla Türk kökenli girişimcinin 500 bini aşkın kişiye istihdam sağladığını açıklamıştı. Daha yakın tarihli kurumsal değerlendirmelerde de toplam cironun 50 milyar avronun üzerinde olduğu ifade ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ancak bu rakamların güncel bir işletme sayımı olmadığı unutulmamalı. Almanya’daki şirket sicilleri işletme sahiplerini “Türk kökenli” şeklinde sınıflandırmadığı için tahminler; girişimci birlikleri, araştırma merkezleri ve geçmiş dönem saha çalışmalarından elde ediliyor. Bazı araştırmalarda işletme sayısının 75 bin, istihdamın 375 bin ve cironun 35 milyar avro civarında gösterilmesi de kullanılan tanım ve araştırma yılı farkından kaynaklanıyor.

Dolayısıyla Almanya için güvenli ifade, Türk kökenli ekonomik yapının 75–100 binin üzerinde işletme, 375–500 bin istihdam ve 35–50 milyar avroyu aşan yıllık ciro bandında olduğudur.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

50 milyar avro ciro, 50 milyar avro servet anlamına gelmiyor

Türk girişimcilerin “finansal gücü” değerlendirilirken ciro, ekonomik katkı ve servet kavramlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Ciro, şirketlerin bir yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplam satışları gösteriyor. İşletmelerin giderleri, çalışan ücretleri, satın aldığı mal ve hizmetler, vergileri ve borçları bu rakamdan düşülmüş değil. Bu nedenle 50 milyar avroluk ciro, girişimcilerin elinde 50 milyar avroluk sermaye veya kişisel servet bulunduğu anlamına gelmiyor.

Ekonomiye gerçek katkıyı ölçmek için şirketlerin yarattığı brüt katma değerin, ödediği ücret ve vergilerin, yaptığı yatırımların ve oluşturduğu istihdamın bilinmesi gerekiyor. Almanya’da Türk kökenli şirketlere özgü güncel bir katma değer hesabı yayımlanmadığından, bu işletmelerin ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası içindeki kesin payını vermek mümkün değil.

Buna rağmen yaklaşık yarım milyon kişilik istihdam ve 50 milyar avroyu aşan satış hacmi, Türk kökenli girişimciliğin artık yalnızca “etnik pazar” olarak değerlendirilemeyecek ölçekte olduğunu gösteriyor.

Almanya’nın iş gücünde vazgeçilmez konum

Türk toplumunun ekonomik katkısı yalnızca işletme sahiplerinden oluşmuyor. Milyonlarca Türk kökenli çalışan; sanayi, sağlık, bakım hizmetleri, ulaştırma, inşaat, perakende, konaklama ve kamu hizmetlerinde görev yapıyor.

Almanya’da 2024 yılında toplam çalışan sayısı 46,1 milyonla rekor seviyeye yükseldi. İstihdam artışında göçmen iş gücünün önemli rol oynadığı, Federal İstatistik Dairesinin değerlendirmelerine de yansıdı. 2024 itibarıyla Almanya’daki ücretli çalışanların yüzde 26’sının göç geçmişine sahip olması, göçmen toplulukların üretim kapasitesindeki ağırlığını gösteriyor. Bunun ne kadarının yalnızca Türk kökenli çalışanlardan oluştuğu ise ayrıca açıklanmıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Türk kökenli çalışanlar ayrıca gelir vergisi, sosyal güvenlik primi, KDV’ye konu tüketim ve konut yatırımları üzerinden kamu maliyesine katkıda bulunuyor. Fakat Almanya vergi idaresi tahsilatı etnik kökene göre yayımlamadığı için “Türklerin ödediği toplam vergi” başlığı altında güvenilir bir rakam bulunmuyor.

AB ülkelerinde milyonlarca kişilik üretim ve tüketim pazarı

Almanya’nın ardından en büyük Türk toplulukları Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika’da bulunuyor. Ancak ülkelerin kullandığı ölçütler arasında önemli farklar var. Bazı istatistikler yalnızca Türk vatandaşlarını, bazıları Türkiye doğumluları, bazı araştırmalar ise üçüncü kuşağa kadar bütün Türk kökenlileri kapsıyor.

Söz konusu ülkelerde doğan ikinci ve üçüncü kuşaklar dahil edildiğinde Türk kökenli nüfus çok daha yüksek seviyeye çıkıyor. Örneğin Hollanda’daki geniş tanımlı Türk toplumu yaklaşık 430–450 bin, Avusturya’da 280–300 bin, Belçika’da ise 220–250 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Bu nedenle yalnızca vatandaşlık ya da doğum ülkesi verileri, topluluğun ekonomik ölçeğini eksik gösteriyor.

Türk girişimciler bu ülkelerde özellikle perakende, gıda üretimi ve dağıtımı, restoran işletmeciliği, tekstil, taşımacılık, inşaat ve kişisel hizmetlerde güçlü bir konuma sahip. Sonraki kuşakların yükseköğretime katılımıyla hukuk, mühendislik, tıp, finans ve teknoloji alanlarındaki ağırlık da artıyor.

Bununla birlikte AB çapında Türk kökenli işletmelerin güncel toplam sayısını, cirosunu ve istihdamını gösteren ortak bir resmî veri tabanı bulunmuyor. 2000’li yıllarda yapılan akademik araştırmalarda AB genelindeki Türk girişimcilerin cirosu 60 milyar avronun üzerinde hesaplanmıştı; ancak aradan geçen süre, enflasyon ve işletme yapısındaki dönüşüm nedeniyle bu rakam günümüzde doğrudan kullanılamaz.

Birleşik Krallık’ta ekonomik güç ölçülemiyor

Birleşik Krallık’ta Türkler, Türkiye kökenlilerin yanı sıra İngiltere doğumlu kuşakları ve geniş bir Kıbrıslı Türk toplumunu da kapsıyor. Türkiye doğumluların sayısı yaklaşık 145 bin olarak görünse de, topluluğun tamamına ilişkin tahminler 400 bin ile 600 bin arasında değişiyor.

İngiltere ve Galler’in 2021 nüfus sayımında “Türk” ve “Kıbrıslı Türk” kimlikleri ayrıntılı etnik köken seçenekleri arasında tanımlandı. Ancak bu nüfus gruplarının sahip olduğu şirket sayısı, toplam cirosu, serveti veya vergi katkısı ayrıca yayımlanmadı.

Companies House kayıtlarında şirket yöneticilerinin etnik kökeni tutulmadığı için Türk işletmelerinin kesin sayısı belirlenemiyor. Restoran, market, toptan gıda, tekstil ve inşaatın yanı sıra emlak, hukuk, muhasebe, finansal hizmetler, turizm, teknoloji ve sağlık alanlarında büyüyen bir Türk iş dünyası bulunmasına rağmen bunun toplam ekonomik hacmi konusunda doğrulanabilir bir ulusal tahmin mevcut değil.

Bu nedenle Birleşik Krallık’taki Türklerin ekonomik gücünü milyarlarca sterlinlik kesin bir rakamla ifade eden açıklamalara ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor.

Independent Mortgage 3

Görünenden daha büyük, ancak yeterince ölçülmeyen bir ekonomi

Mevcut veriler, Avrupa’daki Türk toplumunun yaklaşık 6 milyon kişilik üretici, tüketici, yatırımcı ve girişimci kitlesi oluşturduğunu gösteriyor. Yalnızca Almanya’daki işletmeler için kullanılan 35–50 milyar avroluk ciro tahmini bile topluluğun ekonomik önemini ortaya koyuyor.

Ancak Avrupa genelinde Türklerin toplam serveti, satın alma gücü veya milli gelire katkısı konusunda bilimsel olarak savunulabilecek tek bir rakam bulunmuyor. Bunun başlıca nedenleri; vatandaşlık değişiklikleri, üçüncü kuşağın istatistiklerde görünmemesi, şirket kayıtlarında etnik köken tutulmaması ve ciro ile katma değerin birbirine karıştırılması.

Ortaya çıkan tablo yine de açık: Avrupa Türkleri artık yalnızca göçmen iş gücü değil; yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan, milyarlarca avroluk ticaret oluşturan ve Avrupa’nın yaşlanan ekonomilerinde üretim ile girişimciliğin devamlılığına katkıda bulunan kalıcı bir ekonomik aktör konumunda.

Türkiye–İngiltere STA müzakerelerinde 11 başlık tamamlandı

Türkiye ile İngiltere arasındaki mevcut Serbest Ticaret Anlaşması, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından iki ülke arasındaki ticaretin gümrük vergileri nedeniyle kesintiye uğramasını önlemek amacıyla 29 Aralık 2020’de imzalandı.

1 Ocak 2021’den itibaren uygulanan anlaşma, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin sağladığı ticari koşulları büyük ölçüde korudu. Böylece başta otomotiv, tekstil, makine, beyaz eşya, demir-çelik ve elektrikli cihazlar olmak üzere birçok sanayi ürününün tercihli şartlarla ticaretine devam edildi.

Ancak mevcut anlaşma esas olarak mal ticaretine odaklandığı için hizmetler, yatırımlar, dijital ticaret ve kamu alımları gibi modern ekonominin önemli alanlarını kapsam dışında bıraktı.

Istikbal 860X450 Pxl

Kapsamlı anlaşma için süreç 2024’te başlatıldı

Ankara ve Londra, mevcut anlaşmanın gözden geçirilmesinin ardından daha kapsamlı ve “yeni nesil” bir STA hazırlanması konusunda uzlaştı. İngiltere hükümeti, müzakere yaklaşımını ve hedeflerini Mart 2024’te yayımladı.

Yeni anlaşmayla yalnızca gümrük vergilerinin değil, şirketlerin karşılaştığı teknik ve idari engellerin de azaltılması hedefleniyor. İngiltere açısından Türkiye’nin büyüyen hizmetler ve tüketici pazarı; Türkiye açısından ise İngiliz pazarına daha geniş erişim ile mevcut dış ticaret fazlasının korunması önem taşıyor.

İlk resmî müzakere turu, 23 Haziran–2 Temmuz 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bunu Londra ve Ankara’da düzenlenen diğer teknik görüşmeler izledi.

Independent Mortgage 3

Tarım, hizmetler ve yatırımlar masada

Türkiye’nin hedefleri arasında tarım ürünlerine yeni pazar imkânları sağlanması, hizmet ticaretinin anlaşmaya eklenmesi ve yatırımların kolaylaştırılması bulunuyor.

Mali hizmetler ve İslami finansın yanı sıra sağlık, görsel-işitsel hizmetler, telekomünikasyon ve hukuk hizmetleri de ele alınan sektörler arasında yer alıyor. Coğrafi işaretli ürünlerin korunması, KOBİ’lerin anlaşmadan daha fazla yararlanması ve gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi de gündemde bulunuyor.

Ankara ayrıca Türk iş insanları ve hizmet sağlayıcıların İngiltere pazarına giriş koşullarının iyileştirilmesine önem veriyor. Ticaret Bakanlığı, tarım tavizleri ile sağlık ve görsel-işitsel hizmetler gibi Türkiye’nin rekabet gücünün yüksek olduğu sektörlerin müzakerelerde gözetildiğini açıklamıştı.

Beş turda 11 başlık kapatıldı

Müzakerelerin dördüncü turu, 23 Şubat 2026 haftasında Londra’da yapıldı. Bu turda yatırımlar, dijital ticaret, telekomünikasyon, sınır ötesi hizmet ticareti, iş insanlarının geçici dolaşımı, gümrük işlemleri ve sağlık-bitki sağlığı önlemleri görüşüldü.

Beşinci tur ise 15–23 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. İngiltere İş ve Ticaret Bakanlığı, görüşmelerde dijital ticaret, yatırımlar, hukuk hizmetleri, mal piyasasına erişim, fikri mülkiyet, kamu alımları ve sürdürülebilirlik konularının ele alındığını bildirdi.

Beş turun sonunda toplam 11 müzakere başlığı üzerinde anlaşma sağlanarak görüşmeler kapatıldı. İngiliz hükümeti özellikle hukuk hizmetlerinde güçlü ilerleme kaydedildiğini, fikri mülkiyet alanındaki görüşmelerin de ivme kazandığını açıkladı. Bununla birlikte, hangi 11 başlığın bütünüyle kapatıldığına ilişkin ayrıntılı liste henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ticaret hacmi 28,4 milyar sterline ulaştı

İngiltere’nin resmî verilerine göre iki ülke arasındaki mal ve hizmet ticaretinin toplam değeri 2025 yılında 28,4 milyar sterline ulaştı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 4,3 artış anlamına geliyor. Ticaret hacmi 2019’da 18,6 milyar sterlin seviyesindeydi.

Türkiye’de BP, Shell, Vodafone, Unilever, BAE Systems, Aviva ve Diageo’nun da aralarında bulunduğu 2 bin 500’den fazla İngiltere merkezli şirket faaliyet gösteriyor. İngiltere’den Türkiye’ye yapılan başlıca ihracat kalemleri arasında enerji üretim makineleri, otomobiller, uçaklar, metal cevherleri ve ilaçlar bulunuyor.

Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatında ise otomotiv, hazır giyim, elektrikli makineler, beyaz eşya, mücevher, demir-çelik ürünleri ile çeşitli tarım ve gıda ürünleri öne çıkıyor.

En zorlu pazarlık alanları henüz sonuçlanmadı

Müzakerelerde ilerleme sağlanmasına rağmen tarım ürünlerinde pazar erişimi, menşe kuralları, bazı sanayi ürünlerinde uygulanacak koşullar, yatırım hükümleri ve hizmet sağlayıcıların pazara giriş şartları gibi hassas konularda görüşmeler sürüyor.

Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği içinde bulunması da yeni anlaşmanın teknik yapısını karmaşıklaştırıyor. Özellikle ürün standartları, menşe kuralları ve tedarik zincirlerinde Türkiye’nin AB mevzuatıyla uyumunun korunması gerekiyor.

İngiltere ise anlaşmanın kendi çevre, çalışma hayatı, gıda güvenliği ve kamu hizmetleri standartlarıyla uyumlu olması gerektiğini vurguluyor.

Altıncı tur sonbaharda yapılacak

Son açıklanan resmî takvime göre altıncı müzakere turunun 2026 sonbaharında gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak 6 Eylül itibarıyla toplantının kesin tarihi ve yeri kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu nedenle süreçte önemli ilerleme sağlanmış olmakla birlikte, yeni STA henüz sonuçlandırılmış veya imzalanmış değil. Tarafların kalan anlaşmazlıkları gidermesinin ardından metnin hukuki kontrolden geçirilmesi, imzalanması ve iki ülkede gerekli onay süreçlerinin tamamlanması gerekecek.

Yeni anlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar 2021’den beri uygulanan mevcut Türkiye–İngiltere Serbest Ticaret Anlaşması geçerliliğini koruyacak. Hedef, mal ticaretindeki mevcut avantajları muhafaza ederken hizmetler, dijital ekonomi ve yatırımları da kapsayan daha geniş bir ekonomik ortaklık oluşturmak.

Bakan Gürlek duyurdu: 15 ili kapsayan 'Ailem Güvende' operasyonu: 162 şüpheliye adli işlem

Son dakika haberine göre, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarımızın koordinasyonunda, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarıyla birlikte başlatılan “Ailem Güvende” operasyonlarında, 5 il merkezli ve toplam 15 ili kapsayan çalışmalarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemler gerçekleştirildiğini duyurdu.

Meteoroloji yeni raporu duyurdu: İstanbul sağanak yağışa teslim olacak!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından günlük hava tahmin raporu yayımlandı. Yapılan son değerlendirmelere yurdun kuzey ve doğu kesimlerinde parçalı bulutlu bir havanın hakim olması bekleniyor. Megakent İstanbul'da ise sağanak yağışların etkili olacağı öngörülüyor.

Sigarada yeni dönem hazırlığı: Yasaklı alanlar genişliyor! Bina girişlerine "5 metre" düzenlemesi

Sağlık Bakanlığı, tütün kullanımıyla mücadele kapsamında yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Hazırlanan taslakla sigara yasağının uygulandığı alanların genişletilmesi, tütün ürünlerinin satış noktalarındaki görünürlüğünün azaltılması ve özellikle çocukların pasif içicilikten korunması hedefleniyor. Düzenlemenin hayata geçmesi halinde parklar, plajlar ve bazı işletmelerin açık alanlarında yeni kısıtlamalar gündeme gelecek.

Et ürünlerinde yeni dönem: Sucuk, burger ve dönere yeni kurallar geliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, et ve et ürünlerinde tüketicinin yanıltılmasını önlemek ve geleneksel ürünlerin yapısını korumak amacıyla yeni bir düzenleme hazırladı. "Burger" ilk kez mevzuatta tanımlanırken, dönerin üretim şeklinin etikette açıkça belirtilmesi zorunlu olacak. Sucuk, pastırma ve kavurma gibi ürünlerde ise bazı çeşni maddeleri ile tütsüleme uygulamasına izin verilmeyecek.

Ankara'daki silahlı kavganın ardından iki suç örgütüne operasyon: 8 kişi tutuklandı

Ankara'nın Keçiören ilçesinde pazar yerinde meydana gelen silahlı kavganın ardından başlatılan soruşturma kapsamında 2 ayrı suç örgütüne yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda gözaltına alınan 10 şüpheliden 8'i, 'silah ticareti, uyuşturucu ticareti ve öldürmeye teşebbüs' suçlarından tutuklandı.

Tunceli Valisi duyurdu: "Hızır'ın Davarları" için sınırsız ve süresiz yasak

Tunceli'de, yüksek rakımlı arazilerde gezen ve halk tarafından kutsal kabul edilip "Hızır'ın Davarları" olarak adlandırılan dağ keçilerinin avlanması sınırsız ve süresiz olarak yasaklandı. Dağ keçileri için alınan özel koruma kararını Tunceli Valisi Şefik Aygöl duyurdu.

Alanyaspor-Göztepe maçında görev alan 50 kişi zehirlendi

Antalya'nın Alanya ilçesinde Süper Lig'in 5'inci haftasında oynanan Alanyaspor- Göztepe maçında görevli jandarma personeli ve özel güvenlik görevlisi yaklaşık 50 kişi gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu. Olaya ilişkin açıklama yapan Alanyaspor Genel Koordinatörü Mevlüthan Çavuşoğlu, görevlilere kumanyayı dağıtan firmanın ürünleriyle ilgili numuneler alındığını ve gerekli incelemelerin yapılacağını bildirdi.

İstanbul'da 'Ailem Güvende' operasyonu: 10 adreste arama ve kimlik kontrolü yapıldı

İstanbul'un Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde 'Ailem Güvende' denetimi kapsamında gece kulüpleri, masaj salonları ile derneklerin de aralarında olduğu toplam 10 adreste denetim gerçekleştirildi. Polis ve jandarma ekiplerinin denetimi sırasında çok sayıda kişi kimlik kontrolünden geçirildi.

Antalya’da rüşvet soruşturması! 2 emniyet müdürü ve 1 komiser gözaltına alındı

Antalya'da kamu görevlilerine rüşvet verildiği iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bir avukat ile avukatlık bürosu çalışanı gözaltına alındı. Şüphelilerden ele geçirilen dijital materyallerde yapılan incelemenin ardından Narkotik Şube Müdürü O.U., Koruma Şube Müdürü E.D.E. ve narkotikte görevli komiser M.A. da gözaltına alındı.

Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız yurtdışına kaçtı iddiası: Şirketten açıklama geldi

Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Yarız'ın yurtdışına kaçtığı iddiası üzerine şirketin sosyal medya hesabından açıklama yapıldı. Açıklamada, "Kamuoyuna yansıyan söz konusu gelişmelerin, Pusula Finans Holding A.Ş. ve bağlı şirketlerinin tüzel kişilikleri, faaliyetleri ve kurumsal yapıları ile Tera Grubu’nun planlanan devralma işlemine ilişkin stratejik değerlendirmesi ve finansal vizyonu bakımından herhangi bir değişiklik oluşturmadığı önemle belirtilmelidir" ifadeleri kullanıldı.

Dışişleri'nden ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararını uzatmasına ilişkin açıklama

Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) yönelik silah ambargosunu kaldırma kararının 30 Eylül 2027'ye kadar uzatılmasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Ada'daki iki taraf arasında güvenin daha da aşınmasına yol açacak adımlardan kaçınılması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz." ifadelerine yer verdi.

İyilik Var web sitesi ve mobil uygulaması erişime açıldı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bugün hem 'İyilik Var' web sitemizi hem de mobil uygulamamızı erişime açıyoruz. Platformumuzun en özel adımlarından biri de 'İyilik Kapısı' olacak. 81 ilimizde esnafımız, ürünlerini, hizmetlerini ve uzmanlıklarını ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızla buluşturacak." dedi.

AK Parti Genel Sekreteri İnan'dan 12 Eylül mesajı

AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan, "Darbe; kendilerini milletin üzerinde görenlerin, devleti kendi mülkü, vatandaşın iradesini ise gerektiğinde yok sayabilecekleri bir ayrıntı olarak kabul etmesidir. Bu nedenle darbeciliğin hiçbir gerekçesi meşru, hiçbir bahanesi mazur görülemez." dedi.

Bakan Fidan: Suriye ve Irak'ta huzur olduğunda bölgedeki bütün devletler yollarına barış içerisinde devam edecek

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Suriye'de huzur olduğu zaman, Suriye'nin tamamını kastediyorum, Irak'ın tamamında huzur olduğu zaman artık bölgedeki bütün halklar, devletler yollarına barış, huzur ve kalkınma içerisinde devam edecekler. Bizim buna ihtiyacımız var." dedi.

AYM’den Tayfun Kahraman açıklaması

Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan ve Yönetim Kurulu üyeleri, Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya ile bir araya geldi.

Günümüzde anayasa yargısının yalnızca hukuk normlarının Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen bir mekanizma olmadığını belirten Özkaya, anayasa yargısının temel hak ve özgürlüklerin etkin şekilde korunması ve demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesinde de önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

AYM’nin incelemelerinde uluslararası yaklaşımların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında kullanılan ilke ve standartların, diğer ülkelerin anayasa mahkemelerinin kararlarının ve Türkiye’deki yüksek yargı organlarının içtihatlarının titizlikle incelendiğini belirten Özkaya, raportörlerin görüşleri ve Mahkemenin kurumsal birikiminin de değerlendirme sürecine dahil edildiğini ifade etti. Özkaya, bireysel başvurulardaki ihlal iddialarının “adalet odaklı bir yaklaşımla” değerlendirildiğinin altını çizdi.

‘AYM, KANUNA UYGUNLUK DEĞİL, ANAYASAL DENETİM YAPIYOR’

Bireysel başvurunun niteliği ve yüksek yargı organlarının yetkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özkaya, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay, Danıştay ve diğer yargı kurumları arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmadığını ifade etti. Özkaya, her bir yargı kurumunun görev, yetki ve sorumluluklarının Anayasa ve kanunlarda düzenlendiğini, yargı kurumlarının görev ve yetkilerini bu çerçeve içerisinde yerine getirip kullandığını ifade etti. AYM’nin bireysel başvurularda bir “kanun yolu mahkemesi gibi hareket etmediğini” vurgulayan Özkaya, AYM’nin kanuna uygunluk değil, anayasal denetim yaptığını belirtti.

KAHRAMAN KARARININ GEREKÇESİ YAYIMLANMA SÜRECİNDE

Özkaya, Gezi Parkı davası hükümlüsü Tayfun Kahraman’ın ikinci başvurusuna ilişkin olarak ise AYM’nin hem “adil yargılanma hakkının” hem de “bireysel başvuru” hakkının ihlal edildiğine karar verdiğini hatırlattı. Kararın gerekçesinin yayımlanma sürecinde olduğunu belirten Özkaya, AYM’nin görevinin kişinin suçlu olup olmadığını belirlemek değil, yargılamada usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını denetlemek olduğunu vurguladı. Özkaya, AYM’nin Kahraman ile ilgli ilk kararının da bu kapsamda olduğuna dikkati çekti. (ANKA)

Bahçeli’nin danışmanından ‘Mansur Yavaş’ mesajı: ‘AK Parti’ye katılırsa şok geçirmeyin’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek, Türkgün’deki yazısında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın siyasi tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Yavaş’ın CHP ile arasındaki mesafenin son dönemde arttığını savunan Çiçek, iktidar cephesine yaklaşabileceği yorumunu yaptı.

Çiçek “Mansur Yavaş görüşmesine yönelik tepkiler üzerine, ‘Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem’ diyerek kapıyı her türlü ihtimale açık bırakmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

Yavaş’ın CHP’deki gelişmeler karşısındaki tutumuna da değinen Çiçek, CHP yönetimiyle yaşadığı görüş ayrılıklarının siyasi geleceği açısından dikkat çekici olduğunu belirtti.

Çiçek yazısında, Yavaş’ın CHP’den ayrılarak AKP’ye geçmesi ihtimalini gündeme getirerek “Ne Mansur Yavaş’ın durduğu yer ne söylediği sözler sizi aldatmasın… Yarınlarda ne yapacağına dair de kimse erken konuşmasın” dedi.

‘Ses kaydı’ iddiasıyla gündeme gelmişti: AKP’li başkan görevinden istifa etti

Sosyal medyada yayılan ve AKP Kilis İl Başkanı Zihni Serhan Diyarbakırlı’ya ait olduğu iddia edilen yaklaşık 6 dakikalık ses kaydı, kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Kayıtta, görev yeri değiştirilen bir kadının eski görev yerine dönme talebine ilişkin görüşme yer aldı.

Tartışmaların ardından yazılı açıklama yapan Diyarbakırlı, AKP Kilis İl Başkanlığı görevinden kendi isteğiyle ayrıldığını duyurdu. Kaydın montaj olduğunu savunan Diyarbakırlı, şunları kaydetti:

“Son günlerde şahsımı hedef alan montaj ses kaydı ve buna bağlı olarak ortaya atılan iddiaları yakından takip ediyorum. Söz konusu içeriklerle ilgili gerekli hukuki süreç tarafımca başlatılmış olup, gerçeklerin hukuk önünde tüm açıklığıyla ortaya çıkacağına olan inancım tamdır.

Ancak bu sürecin görev yaptığım siyasi teşkilatımıza ve partimize zarar vermesini, teşkilatımızın şahsım üzerinden bir tartışmanın tarafı hâline getirilmesini istemiyorum. Bu nedenle, teşkilatımızın itibarının korunması ve hukuki sürecin siyasi tartışmaların gölgesinde kalmaması adına AK Parti Kilis İl Başkanlığı görevimden kendi irademle istifa etme kararı almış bulunuyorum.”

‘BU KARARIM İDDİALARIN DOĞRULUĞU ANLAMINA GELMEMEKTEDİR’

İstifa kararının iddiaları kabul ettiği anlamına gelmediğini vurgulayan Diyarbakırlı, açıklamasına şöyle devam etti:

“Bu kararım kesinlikle bir geri adım, kabulleniş veya hakkımdaki iddiaların doğruluğu anlamına gelmemektedir. Ben görevimden ayrılıyorum; ancak haklılığımdan, hukuk mücadelemden ve davamıza olan inancımdan ayrılmıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine, AK Parti’ye ve milletimize hizmet idealine olan bağlılığım dün olduğu gibi bugün de tamdır ve bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edecektir.

Görev sürem boyunca omuz omuza yürüdüğüm tüm dava arkadaşlarıma, teşkilat mensuplarımıza ve kıymetli hemşerilerime teşekkür ediyorum. Makamlar ve görevler gelip geçicidir; asıl olan davaya sadakat, millete hizmet ve Türkiye’ye olan sevdamızdır.”

Diyarbakırlı, kaydı hazırlayan, yayımlayan ve paylaşanlar hakkında hukuki süreç başlatıldığını belirterek, “Kirli siyasete teslim olmayacağız. Algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz. Yalan karşısında susmayacağız. İtibarımızı hedef alan hiçbir girişimi karşılıksız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

NE OLMUŞTU?

Kilis’te sosyal medyada paylaşılan ses kaydında, görev yeri değiştirilen bir kadının hastanedeki eski görevine dönmek istediğine ilişkin konuşmaların bulunduğu ileri sürülmüştü. Diyarbakırlı’ya ait olduğu iddia edilen kayıtta, kadına “Beni nasıl ikna edeceksin?” sorusunun yöneltildiği; kadının ise kendisini yüz yüze görüşerek ikna edeceğini söylediği öne sürülmüştü. Diyarbakırlı, yaptığı ilk açıklamada kaydın “belli odaklar tarafından montajlandığını ve bağlamından koparıldığını” savundu.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı bugün açılacak

Ergenekon soruşturmasında tutuklu bulunduğu sırada, 2011 yılında Silivri’deki cezaevinde yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine, Kozinoğlu’nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir işlemi yapılacak.

Kozinoğlu’nun mezarı bugün açılacak. İşlemin 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet gözetiminde yapılması bekleniyor. Çalışmalar kapsamında Kozinoğlu’nun kabrinden kemik, toprak ve diğer tıbbi örnekler alınacak.

Kozinoğlu’nun mezarından alınan örneklerin yanı sıra ceza infaz kurumuna ait kamera kayıtları, 112 Acil Çağrı Merkezi ses kayıtları ile hastane evrakının da incelemeye dahil edileceği bildirildi. İnceleme sürecinin ardından Adli Tıp Kurumu 1’inci İhtisas Kurulu tarafından, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeni ve olayda üçüncü kişi müdahalesinin bulunup bulunmadığına ilişkin nihai mütalaanın hazırlanması planlanıyor.

Meteoroloji’den yüksek sıcaklık uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) 12 Eylül hava durumu raporunu yayımladı.

Buna göre, yurdun kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Van çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Hava sıcaklıklarının ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın genellikle kuzey, güney kesimlerde güney yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette esmesi bekleniyor.

İşte il il hava durumu tahminleri…

MARMARA

Parçalı ve az bulutlu, zamanla batısının çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

BURSA °C31°C

Parçalı ve az bulutlu

ÇANAKKALE °C34°C

Parçalı ve az bulutlu

İSTANBUL °C30°C

Parçalı ve az bulutlu

KIRKLARELİ °C33°C

Parçalı bulutlu

EGE

Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

DENİZLİ °C38°C

Az bulutlu ve açık

İZMİR °C33°C

Az bulutlu ve açık

MUĞLA °C36°C

Az bulutlu ve açık

UŞAK °C32°C

Az bulutlu ve açık

AKDENİZ

Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

ADANA °C35°C

Az bulutlu ve açık

ANTALYA °C34°C

Az bulutlu ve açık

BURDUR °C35°C

Az bulutlu ve açık

HATAY °C31°C

Az bulutlu ve açık

İÇ ANADOLU

Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

ANKARA °C32°C

Az bulutlu

ESKİŞEHİR °C32°C

Az bulutlu ve açık

KONYA °C32°C

Az bulutlu ve açık

NEVŞEHİR °C29°C

Az bulutlu ve açık

BATI KARADENİZ

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

BOLU °C30°C

Az bulutlu

DÜZCE °C29°C

Parçalı ve az bulutlu

SİNOP °C28°C

Az bulutlu

ZONGULDAK °C24°C

Parçalı ve az bulutlu

ORTA VE DOĞU KARADENİZ

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

AMASYA °C33°C

Parçalı ve az bulutlu

RİZE °C26°C

Parçalı ve az bulutlu

SAMSUN °C27°C

Parçalı ve az bulutlu

TRABZON °C25°C

Parçalı ve az bulutlu

DOĞU ANADOLU

Parçalı ve az bulutlu, Van çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

ERZURUM °C26°C

Parçalı ve az bulutlu

KARS °C25°C

Parçalı ve az bulutlu

MALATYA °C34°C

Parçalı ve az bulutlu

VAN °C25°C

Parçalı bulutlu, öğle saatlerinde yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı

GÜNEYDOĞU ANADOLU

Parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

DİYARBAKIR °C36°C

Az bulutlu ve açık

GAZİANTEP °C35°C

Az bulutlu ve açık

MARDİN °C34°C

Az bulutlu ve açık

ŞANLIURFA °C37°C

Az bulutlu ve açık

Bulgaristan ile yeni gümrük kapısı için mutabakata varıldı

Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile Bulgaristan arasında Kapıkule ve Kapitan Andreevo gümrük kapılarındaki yoğunluğun azaltılması amacıyla açılması planlanan yeni gümrük kapısına ilişkin çalışmalar kapsamında, 10 Eylül’de Edirne’nin Kapıkule bölgesinde toplantı düzenlendi.

Toplantıya, Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak başkanlığındaki Türkiye heyeti ile Bulgaristan İçişleri Bakanı Ivan Demerdzhiev başkanlığındaki Bulgaristan heyeti ve Bulgaristan Ulusal Gümrükler Ajansı Başkanı Nikolay Shushkov katıldı.

Toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin olumlu seyrinden duyulan memnuniyet dile getirildi. Kapıkule/Kapitan Andreevo-Kuzey Gümrük Kapısı Projesi’nin hızla hayata geçirilmesi amacıyla gerekli hukuki ve teknik altyapı çalışmalarının koordineli şekilde yürütülmesi konusunda mutabakata varıldı.

Türkiye ile Bulgaristan’ın Kalkınma Yolu ve Orta Koridor üzerindeki stratejik konumlarına dikkatin çekildiği toplantıda, açılması planlanan yeni gümrük kapısının bölgesel bağlantısallığı güçlendireceği ve iki ülke arasındaki iş birliğini daha ileri bir seviyeye taşıyacağı değerlendirildi.

Toplantının ardından Uçarmak, Demerdzhiev ve Shushkov, beraberlerindeki heyetlerle yeni gümrük kapısının inşa edileceği alanda incelemelerde bulundu. Heyetler, gümrük kapısının inşası için yapılması gereken çalışmaları değerlendirdi.

‘Hakaret’ davası: İmamoğlu 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı

Ekrem İmamoğlu’nun, 2023 yılında yapılan bir törende eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle “hakaret” suçundan yargılanıp iki kez beraat ettiği davanın ikinci duruşması, Silivri’de bulunan 6 no’lu duruşma salonunda görüldü.

İmamoğlu ve avukatlarının savunmalarının ardından Şadi Yazıcı’nın avukatı söz aldı. Yazıcı’nın avukatı, müvekkilinin şikayetinin devam ettiğini söyledi.

İMAMOĞLU: NE BÖYLE BİR MÜTALAA OLUR NE BÖYLE BİR İDDİANAME

Duruşma savcısı, İmamoğlu’nun 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mütalaaya karşı beyanda bulunan İmamoğlu, “Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur. Bu mahkemenin bile burada kurulu olması skandaldır. Bu mütalaa da mesnetsizdir. Türk yargısı adına hakim konumundasınız ve Türk milleti adına karar vereceksiniz. Dilerim ve umarım ki bu kararı verebilirsiniz” dedi.

SALONDAN GÖTÜRÜLDÜ

İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nu “kamu görevlisine hakaret” suçundan 2 yıl 1 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. İmamoğlu, kararın açıklanmasının ardından karara tepki göstererek, “Benim adıma karar verecek hiçbir mahkeme yoktur. Yere düşen Türk yargısına sağlam bir tekme vurmuştur. Hakimler yok hükmündedir” dedi.

İmamoğlu, sözlerinin ardından zor kullanılarak salondan götürüldü.

‘UMARIM YARGITAY BU HUKUKA AYKIRI KARARI DÜZELTİR’

Kararın ardından ANKA Haber Ajansı’na açıklama yapan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, şunları söyledi:

“Aslında çok fazla söyleyecek bir şey yok. Daha önce iki kez beraat kararı verilen bir yargılama sürecinden geçtik. Beraat kararı, bize göre usule uygun olmayan bir şekilde bozuldu ve dosya yeniden buraya gönderildi. Duruşmalarda da bunu dile getirdik. Hâkim değişikliğinin ardından böyle bir karar çıktı.

Bir hukukçu olarak bu kararı doğru bulmuyorum. Hiçbir hukukçunun doğru bulacağını ve vicdanına sığdırabileceğini de düşünmüyorum. Kararı hukuka aykırı görüyoruz. Gerekli yasal başvuruları yapacağız ancak bugün yaşanmaması gereken bir gün yaşadık.

Hâkim değişikliğinin kararda etkili olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakıyorum ancak olağan bir süreç yaşanmadığını elbette değerlendirmek durumundayız. Hâkim hanım, duruşma salonundan çıkarken siyasi yasak uyguladığını söyledi. Ancak istinaf ve temyiz süreçleri tamamlanana kadar bu kararın herhangi bir hukuki sonucu olmayacaktır. Umarım istinaf ve Yargıtay bu hukuka aykırı kararı düzeltir; böylece Türk yargısı adına büyük ve tarihî bir yanlıştan dönülmüş olur.”

Seçil Erzan davasında yeni perde!

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Seçil Erzan ve bazı müştekiler ile tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi'nin 30 Haziran'daki kararıyla İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 3 Temmuz itibarıyla faaliyetinin durdurulduğu, bu mahkemeye ait derdest, kesinleşmemiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ancak yasal süresi henüz dolmayan, durma kararı verilen, infaz bekleyen, karar verilip kanun yolu incelemesi için Yargıtay veya bölge adliye mahkemesine gönderilen dosyalar ile arşiv dosyalarının İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar verilmesi tutanağa geçirildi.

Savunma yapan Erzan, hiç kimsenin iradesini fesada uğratmadığını, her şeyin kendi iradesi dışında baskı altında geliştiğini söyledi.

Müştekilere ödeme yapmak için her şeyini sattığını, faiz oranıyla kimsenin kandırılamayacağını belirten Erzan, söz konusu süreçte tehdit edilerek darbedildiğini, soruşturma sürecinde savcıya verdiği ifadelerinin bağlamından koparıldığını kaydetti.

Erzan, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek tahliyesini ve beraatine karar verilmesini istedi.

Söz alan bazı müşteki avukatları mahkemenin kararında direnmesini talep etti.

Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, Erzan'ın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Erzan'ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanığın üzerine atılı eylemlerde cezanın alt ve üst sınırı ve tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut olduğu, adli kontrol hükümlerinin de bu aşamada yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Heyet Erzan'ın, katılanlar İsmail İbrahim Çağlar, Fernando Muslera, Musa Mert Çetin, Ömer Kahraman, Uğur Gözaçan, Nurettin Gözaçan, Fatih Altıntaş, Bülent Çeviker, İnci Çeviker, Mert Zeydanlı, Deniz Güzel, Volkan Bahçekapılı, Arda Turan, Evrim Pınar Güzel, Melis Özsüt Şener yönünden uzlaştırma raporlarının dönüşünün beklenilmesine ve akıbetlerinin sorulmasına hükmetti.

Duruşma, eksik hususların giderilmesi için 9 Ekim'e ertelendi.

Karar

Davayı 1 Aralık 2025'te karara bağlayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Seçil Erzan'ı 27 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık", "özel belgede sahtecilik" ile "güveni kötüye kullanma" suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile toplam 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.

Mahkeme heyeti, kararında, sanık Erzan hakkında "özel belgede sahtecilik" suçundan her bir katılana yönelik ayrı ayrı ceza istemiyle kamu davası açıldığını anımsatarak, bu suçun mağdurunun kamu olduğunu, sanığın eyleminin de tek olduğunun kabul edildiğini belirtmişti.

Kararda ayrıca "özel belgede sahtecilik" suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren heyet, Erzan'ın bu suç yönünden 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetmişti.

Erzan'ın, katılanlar Nesrin Çakır, Kaan Sinih, Sevgi Sinih, Tursun Sinih, Erkan Karaca, Atilla Baltaş, Ercüment Gülen, Bakiye Gülen, Kemal Tanın Yılmaz, Merve Özer Yılmaz ile müşteki sanıklar Mojtaba Haghani, Nur Erkasap ve Süleyman Arslan'a yönelik eyleminden dolayı da beraatine karar verilmişti.

Diğer sanıklara verilen cezalar

Heyet, sanık Ali Yörük'ü, 4 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 150 bin lira para cezasına, sanık Atilla Yörük'ü de 4 müştekiye karşı aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ile 75 bin lira para cezasına çarptırmıştı.

Sanık Nur Erkasap'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ile 79 bin 160 lira para cezasına çarptıran heyet, sanık Hüseyin Eligül'e de 3 müştekiye karşı aynı suçtan 5 yıl 2 ay hapis ile 7 bin 600 lira para cezası vermişti.

Heyet, sanık Nazlı Can'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ile 31 bin 500 lira para cezasına çarptırırken, sanık hakkında 6 müştekiye karşı bu suçtan beraat hükmü kurmuştu.

Sanık Süleyman Arslan da "tefecilik" suçundan 2 yıl 6 ay hapis ile 20 bin lirayla cezalandırılırken, Mojtaba Haghani, Asiye Öztürk, Mehmet Aydoğdu, Hakan Ateş, Rüya Sağır, Kerem Can ve Candaş Gürol'ün ise beraatine karar verilmişti.

İstinaf kararı

Gerekçeli kararın yazılmasının ardından dosya istinafa taşınmıştı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurulurken birleşen dosya bilgilerine yer vermediği ve bunun da denetim güçlüğüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle itirazları yerinde görmüştü.

Ceza Dairesi, sanık Erzan'ın yargılanması sırasında bazı usullerin uygulanmadığını belirterek, kararın bozularak dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetmişti.

Bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezası kararlarını da bazı usullerin uygulanmadığı gerekçesiyle bozan daire, bir kısım sanıklar yönünde verilen kararları hukuka uygun bulmuştu.

Kaynak: AA

İstanbul’da okullar açılmadan kritik hazırlık: Valilikten peş peşe açıkladı!

Valilikten yapılan açıklamaya göre, İstanbul'da pazartesi 2 milyon 800 bine yakın öğrenci ile 161 bin 453 öğretmen dersbaşı yapacak.

Bu kapsamda, 2026-2027 eğitim öğretim yılının huzur ve güven içerisinde geçirilebilmesi için kentte gerekli tüm tedbirler alındı.

İl Emniyet Müdürlüğünce sorumluluk alanındaki 719 noktada, 1483 ekip ve 2 bin 469 personel ile okul tedbirleri uygulanacak. Bu tedbirler, eğitim öğretim yılı boyunca uygulanmaya devam edecek.

Çocuk Şube Müdürlüğü personelinden oluşan 229 “Okul Kolluk Görevlisi” 239 okulda, 470 "Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi" 470 okulda görevlendirilirken, okullarda giriş ve çıkış saatlerinde 578 ekip sabit olarak görev yapacak.

Okullarda ve okul çevrelerinde meydana gelebilecek güvenlik sorunlarına müdahale edebilmek için kurulan Mobil Okul Timleri de 39 ilçede 45 ekiple görev yapacak.

Yoğunlaştırılmış güvenlik uygulamaları günlük 120 noktada, çocuk, asayiş, trafik, önleyici, narkotik şube ve ilçe emniyet müdürlükleri personelinden oluşan 341 ekiple eğitim öğretim dönemi boyunca aralıksız devam edecek.

Ekipler, ayrıca okul çevrelerinde bulunan ve öğrencilerin yoğun olarak bulundukları mekan ve işletmelerde asayiş ve denetim uygulamalarını aralıksız sürdürecek.

Trafikte denetimler aralıksız sürecek

Trafik Denetleme, Bölge Trafik ve İlçe Trafik Büro ekiplerince 14-25 Eylül arasında 499 noktada, 262 ekip, 157 motosikletli, 161 yaya, 41 çekici olmak üzere toplam 890 personelle trafik tedbirleri uygulanacak.

Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri, ayrıca okul servislerine yönelik denetimlerine de eğitim öğretim yılı boyunca aralıksız devam edecek.

Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü 8-19 Eylül arasında okul çevrelerinde bulunan önemli kavşak ve meydanlarda 10 ekip, okul önü ve çevrelerinde giriş-çıkış saatlerinde 100 motosikletli Yunus ekibiyle genel güvenlik ve asayişin sağlanması amacıyla tedbir uygulaması yapacak.

Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü 100 personelle, 14-25 Eylül 2026 tarihlerinde 50 ekip okul çevrelerinde bulunan önemli kavşak ve meydanlar ile 100 noktada ring halinde bulunacak.

Jandarma sahada denetimleri artıracak

İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca okulların açılacağı 14 Eylül ve sonraki günlerde, sorumluluk bölgesindeki okullarda ve okul çevrelerinde toplam 114 tim ve 335 personelle çok yönlü güvenlik, trafik ve asayiş uygulaması yapılacak.

Okul çevrelerinde ve öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu yerlerde uyuşturucu/uyarıcı maddelerle mücadele başta olmak üzere öğrencilere alkol ve açık sigara satışının önlenmesine yönelik yapılan denetimler, okulların açılmasıyla birlikte yoğunluğu artırılarak devam edecek.

Jandarma ekipleri, giriş ve çıkış saatlerinde okul önlerinde görev yapacak.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise okulların açılacağı ilk gün 10.00-15.00 saatleri arasında okul kantinlerinde hijyen denetimleri gerçekleştirecek.

İlk güne mahsus saat düzenlemesi yapıldı

Okulların açılacağı ilk gün olan pazartesi, 19 bin civarında servis aracının ve çocuklarını ilk gün kendi araçlarıyla okullarına götürmek isteyen binlerce velinin trafiğe çıkacağı değerlendirildiği için lk güne mahsus saat uygulaması yapıldı.

Eğitim öğretimin ilk gününde servis ve okul güzergahlarının tespiti nedeniyle trafikte yaşanması muhtemel aksaklıkların önüne geçilebilmek adına 14 Eylül’de il genelindeki resmi ve özel ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim öğretimi 10.00-15.00 saatleri arasında yapılacak.

Öğrencilerin güvenli giriş çıkışlarının sağlanmasına ve okul bahçelerindeki güvenlik ve koordinasyona katkı sunmak için 3 bin 13 bahçe görevlisi de 14 Eylül'de göreve başlayacak.

Bahçe görevlileri, anaokulları dahil bütün okulların bahçelerinde güvenlik, koordinasyon ve işbirliği amacıyla görev yapacak. Bahçe görevlilerine yönelik eğitimler ise polisler tarafından verilecek.

Okullarda İstanbul Valiliği tarafından temin edilen dedektörler olacak

İstanbul’da bulunan tüm okullarda, bu sene İstanbul Valiliği tarafından temin edilen dedektörler olacak. Uygun görüldüğü zaman, riskli olan hususlarda dedektörle gerekli aramalar, incelemeler ve kontroller yapılacak.

İŞKUR üzerinden Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında görevlendirilen 8 bin 500 temizlik personeli, pazartesi günü itibarıyla İstanbul’daki okullarda görev yapmaya başlayacak.

Görevlendirilen personel, öğrencilerimizin sağlıklı ve temiz bir ortamda eğitim görmelerine katkı sunmak amacıyla okullarda temizlik hizmetlerini yürütecek.

Kaynak: AA

Anbar dikkat çeken operasyon:

Irak yetkilileri Cuma günü, batıdaki Anbar vilayetinde 47 insansız hava aracı ve 46 füze ele geçirdiklerini açıkladı.

ABD merkezli sosyal medya şirketi Facebook'ta yapılan açıklamada, İçişleri Bakanlığı, Anbar il polis komutanlığına bağlı birimlerin istihbarat üzerine harekete geçerek terk edilmiş bir yer keşfettiğini belirtti.

Açıklamada, söz konusu yerin daha önce araç lastiği tamir atölyesi olarak kullanıldığı ve operasyonla ilgili insansız hava araçları, mermiler ve ekipmanlar içerdiği belirtildi.

Yapılan açıklamaya göre, olay yerinde yapılan aramada 47 insansız hava aracı ve bu araçlara takılmak ve kullanılmak üzere hazırlanmış 46 mermi ile kontrol cihazları, bataryalar, ekipman ve ilgili malzemeler ele geçirildi.

Bakanlık, bölgenin güvenliğinin sağlandığını ve oradaki tüm eşyaların ele geçirilerek güvenli bir şekilde depolandığını da sözlerine ekledi.

Açıklamada, yetkililerin materyallerin kaynağını ve bunlarla bağlantılı tarafları belirlemek ve gerekli yasal önlemleri almak için prosedürlere başladığı belirtildi.

Bu açıklama, Irak'ın silahların yalnızca devletin elinde bulunmasını sağlamaya çalıştığı bir dönemde geldi.

Irak ordusu sözcüsü Sabah el-Numan, 3 Haziran'da silahların tamamen devlet kontrolüne alınması amacıyla bir komite kurulduğunu ve komitenin çalışmalarına başladığını duyurdu.

Bu durum, Şii siyasi güçleri bir araya getiren Koordinasyon Çerçevesi'nin 1 Haziran'da yaptığı ve silahların tamamen devlet kontrolüne verilmesini ve resmi kurumların otoritesinin güçlendirilmesini desteklediğini ifade eden açıklamasının ardından geldi.

Devlet kontrolü dışındaki silahlar, Irak'ın başlıca güvenlik ve siyasi sorunlarından biri olmaya devam ediyor; bu durum, bazıları Halk Seferberlik Güçleri'nin parçası olan, diğerleri ise bağımsız olarak faaliyet gösteren silahlı grupların varlığıyla da bağlantılı.

Siyasi güçler ve kamuoyunun bazı kesimleri, Irak'ın iç istikrarı etkileyen aralıklı güvenlik gerilimleri, saldırılar ve çatışmalarla karşı karşıya kalmaya devam etmesi nedeniyle resmi güvenlik kurumlarının otoritesinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: AA

Etimesgut’ta kritik toplantı: Zorlu’dan dikkat çeken çıkış!

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu, partisinin Etimesgut İlçe Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı. AK Parti Etimesgut İlçe Başkanlığı'nda düzenlenen toplantı için binaya gelen Zorlu'yu, İlçe Başkanı Yasin Şankazan ile teşkilat üyeleri karşıladı.

Teşkilat mensuplarıyla selamlaşmasının ardından toplantı salonuna geçen Zorlu, ilçe teşkilatının son bir aylık faaliyetlerine ilişkin yapılan sunumun ardından partililere hitap etti.

Küresel bir güç mücadelesinin ortasında Türkiye'nin "güvenli liman" olarak geleceğe ilerlediğini belirten Zorlu, "Eğer ülkemizde bugün dünyaya kendisini ispatlamış, küresel ölçekte böylesine güçlü bir lider olmasaydı, bunları asla başaramazdık ve bugünlere gelemezdik." diye konuştu.

Zorlu, şöyle devam etti:

"Liderlik, normal zamanlarda, her şeyin iyi gittiği dönemlerde kendini göstermez. Lider, fırtınalı sularda gemiyi yüzdürmeyi başarıp hedefe götürebilme kabiliyetidir ve Cumhurbaşkanımız bu süreç içerisinde dünyada artık sadece kendi bölgemizde değil, Ukrayna savaşı başta olmak üzere Afrika'daki krizlere bakın, Kafkasya'daki gelişmelere bakın, hemen hemen dünyanın her bölgesinde artık arabulucu konumuna gelen ve sözüne itibar edilen, duruşuna güven duyulan bir lider konumundadır. İşte bu da bizim gururumuzdur. AK Parti olarak şunun da altını çizmek istiyorum: Bugün Türkiye'de yaşayan, mücadele eden ve sahada mücadele veren tek siyasi parti Adalet ve Kalkınma Partisi'dir."

Muhalefetin vatandaşları manipüle etmeye yönelik faaliyetler içerisinde bulunduğunu savunan Zorlu, "Ana muhalefet kendi içerisinden başka bir muhalefet çıkardı. Bir siyasi vakum içerisinde olduklarını görüyorum. Günümüzde bu vakumun üç önemli kavramı var; günümüze yansıyan ve ortaya çıkan, manipülasyon, dezenformasyon ve provokasyon." ifadelerini kullandı.

Zorlu, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gururla ifade etmek isterim ki bizim temel hedefimiz, içeride birlik ve huzurumuzu sağlamak, dışarıda tam bağımsız, güçlü bir Türkiye'yi inşa edebilmektir." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rize'deki konuşmasında yaklaşan seçimlere ilişkin "İnşallah hep birlikte başarılı olacağımıza inanıyoruz." açıklamasını hatırlatan Zorlu, bu sözün parti teşkilatları açısından önem taşıdığını ifade etti.

Türk dünyasına yönelik çalışmalara değinen Zorlu, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortaya konulan işbirliği modelinin önemine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Gerçekten Türkiye'miz, bugün 8 Türk devleti, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında dünyaya örnek bir birliktelik modelini ortaya koydu ve 29-30 Ekim tarihlerinde başkent Ankara'mızda Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde 13. Devlet Başkanları Zirvesi'ni gerçekleştireceğiz ve bu zirveye uzun zamandır büyük bir heyecanla hazırlanıyoruz. Orada güzel müjdeleri inşallah Cumhurbaşkanımız verecek."

Zorlu, "TÜRKPOL" olarak adlandırılan Türk Polis Teşkilatına ilişkin çalışmalara da değinerek, Türk devletlerinin terör, uyuşturucu ve düzensiz göçle mücadele başta olmak üzere çeşitli güvenlik başlıklarında işbirliğini geliştirmeye başladığını söyledi.

Türk dünyasına ilişkin kitaplar özel okullara da dağıtılacak

Milli Eğitim Bakanlığınca hazırlanan "Türk Dünyası Kültür Atlası" ve "Türk Dünyası Hikayesi" adlı eserlerin ilk ve ortaöğretim öğrencileriyle buluşturulacağını, yalnızca devlet okullarında değil, özel okullarda da dağıtımının gerçekleştirileceğini bildirdi.

Kürşad Zorlu, "Milli Eğitim Bakanlığımızla görüştüm, bu kitapları inşallah sadece devlet okullarımızda değil, inşallah tüm özel okullarımıza da dağıtacağız, onlarla buluşturacağız." dedi.

Türk devletlerindeki vatandaşların karşılıklı sık şekilde seyahatte bulunmalarını istediklerini belirten Zorlu, şunları dile getirdi:

"Bu seyahatlerle ilişkili olarak müzelerimizi, tarihi yerlerimizi çok daha rahat bir şekilde gezebilelim. Bu konuda da kültür bakanlıklarımız çalışmalarını son aşamaya getirdi. İnşallah Türk devletleri arasında 'Türk Dünyası Ortak Müze Kart' uygulamasına geçeceğiz ve bu kartı aldığımızda inşallah tüm o devletlerimizdeki müzeleri, tarihi yerleri hep birlikte rahat biçimde gezme fırsatını bulacağız. Bunun gibi pek çok adımı atmaya hazırlanıyoruz.

Bir tanesini daha söyleyeyim, havalimanlarımızda ortak bir geçiş noktası kurulabilmesi için çalışıyoruz. Bunu Avrupa Birliği başardı, biz neden başarmayalım? Şimdi masamızda bunu çalışıyoruz. İnşallah bu müjdeyi de devlet başkanlarımızın zirvesinde vatandaşlarımızla paylaşma imkanımız olacak."

"Türk dış politikasının artık ana kolonlarından biri"

Türk dünyasında geliştirilen birlikteliğin başka oluşumlara karşı bir tehdit olmadığını vurgulayan Zorlu, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını sürdürdüğünü ifade etti.

Kürşad Zorlu, "Bu birliktelik hiçbir başka birlikteliğe elbette tehdit değil. Çünkü Türkiye'nin çok yönlü dış politikası Avrupa'dan Amerika'ya, Afrika'dan uzak mecralara kadar her yönüyle gelişmeye, genişlemeye devam ediyor. Ancak bizim gönül coğrafyamızdaki ilişkilerimiz ve burada kurmaya çalıştığımız birliktelikler, işte Türk dış politikasının artık ana kolonlarından biri haline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti bünyesinde Türk dünyasıyla ilişkilerden sorumlu bir başkanlığın kurulmasını da bunun göstergelerinden biri olarak nitelendiren Zorlu, yaklaşık 1,5 yıldır yoğun çalışma yürüttüklerini, Türkiye'de ilk kez Türk dünyasına yönelik bir vizyon belgesi hazırladıklarını söyledi.

Zorlu, belgenin Türk devletlerinin dillerinde de yayımlandığını kaydetti.

TÜDSES'i bir ayda 90 bine yakın kişi indirdi

Geçen ay "Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi (TÜDSES)" adlı platformu hayata geçirdiklerini belirten Zorlu, sisteme Türk dünyasından 1200'den fazla sivil toplum kuruluşunun entegre olduğunu aktardı.

Zorlu, "Şu an itibarıyla bir ay gibi kısa sürede 90 bine yakın insanımız telefonlarına bu TÜDSES'i indirdi. Gerçekten bu bizi mutlu ediyor." dedi.

Ahilik Haftası kapsamında da yeni bir çalışma açıklayacaklarını bildiren Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başyazısını kaleme aldığı "Türkistan'dan Anadolu'ya Ahilik" adlı eser ile tanıtım filminin Ankara'da kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.

Konuşmasının son bölümünde Etimesgut'a ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zorlu, Cumhur İttifakı olarak ilçeyi yeniden kazanmayı hedeflediklerini belirterek, "Biz Cumhur İttifakı olarak Etimesgut'u arkadaşlar yeniden alacağız, yeniden hizmet siyasetini Etimesgut'a getireceğiz." şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

Fenerbahçe’de flaş gelişme: Teknik direktör için karar verildi!

Fenerbahçe, Cuma günü yaptığı açıklamada, Roma ile oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi maçının ardından istifasını sunan teknik direktör İsmail Kartal'ın görevine devam edeceğini duyurdu.

Sarı-lacivert kulübün yaptığı açıklamaya göre, Kartal Cumartesi günü yerel saatle 11.30'da başlayacak olan takım antrenmanını yönetecek.

Fenerbahçe, Gaziantep FK ile yapacağı maç öncesi hazırlıklarına antrenmanla başlayacak.

Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, takımının UEFA Şampiyonlar Ligi açılış maçında Roma ile 1-1 berabere kalmasının ardından Perşembe günü istifa ettiğini açıkladı.

65 yaşındaki Türk teknik direktör, maç sonrası basın toplantısında kararını doğrulayarak İstanbul kulübünün başındaki dördüncü dönemine son verdi.

Kartal, "Bu akşam itibariyle oyuncularımı tebrik etmek ve görevimden istifa ettiğimi duyurmak istiyorum," dedi.

Fenerbahçe taraftarlarına, yönetimine, oyuncularına, personeline ve medya mensuplarına teşekkür ettikten sonra soruları yanıtlamayı reddetti.

"Kulübümün önünü açmak için bu kararı aldım," dedi.

"Sevgili Fenerbahçe'me, oyuncularıma ve gelecekteki teknik direktörlere yardımcı olmak için, henüz vakit varken görevimden istifa ettim. Herkese iyi akşamlar dilerim, bir daha asla geri dönmeyeceğimi de belirtmek isterim," diye ekledi.

Kartal, Haziran 2026'da dördüncü kez teknik direktör olarak Fenerbahçe'ye geri döndü.

Son görev süresi boyunca, Türk kulübünü 2008-09 sezonundan bu yana ilk kez Şampiyonlar Ligi'ne geri döndürerek, 18 yıllık bir aradan sonra bu turnuvaya katılmalarını sağladı.

Kartal'ın istifasını açıklamasının ardından Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, maç sonrası düzenlediği basın toplantısında istifayı reddetti.

Yıldırım maçtan sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hiçbirimiz istifa kararından haberdar değildik" dedi.

"İsmail Kartal görevine devam ediyor. Ancak tüm Fenerbahçe camiası teknik direktörün arkasında durmalı," dedi.

"Ben burada olduğum sürece İsmail Kartal baş antrenör. Ben ayrılmadığım sürece o da ayrılamaz."

Yıldırım, maç sırasında kendisine şişe atılmasının ardından istifa eden İsmail Kartal'ı desteklemeleri için tüm Fenerbahçe taraftarlarına çağrıda bulundu.

Fenerbahçe cuma günü yaptığı açıklamada, Kartal'a şişe atan taraftarın kimliğinin tespit edildiğini ve gelecekteki maçlara girişinin yasaklandığını bildirdi.

Kulüp, söz konusu kişinin İstanbul savcılığının talimatı üzerine yetkililere ifade verdiğini belirtti.

Fenerbahçe, "Söz konusu şahıs hakkında 6222 sayılı Kanun uyarınca stadyuma giriş yasağı getirilmiştir" açıklamasında bulundu.

Kaynak: AA

Suudi Arabistan’da kritik karar: Petrol boru hattı kapatıldı!

Suudi Arabistan Cuma günü yaptığı açıklamada, bir gün önce Riyad ve Medine bölgelerinde meydana gelen ve çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açan saldırıların ardından Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nı kapattığını bildirdi.

Enerji Bakanlığı'ndan bir yetkili kaynak yaptığı açıklamada, saldırıların Perşembe sabahı gerçekleştiğini söyledi.

Kaynak, saldırıların ardından boru hattının "tedbir amaçlı" olarak kapatıldığını söyledi.

Bakanlık, çok sayıda kişinin yaralandığını ve tıbbi müdahale gördüğünü belirtti ancak ölü sayısı veya yaralıların durumu hakkında bilgi vermedi.

Acil durum ve uzman teknik ekipler derhal olay yerine intikal ederek boru hattının güvenliğini sağlamak ve durumunu değerlendirmek için önlemler aldı.

Bakanlık, bundan sonraki gelişmelerin zamanı geldiğinde duyurulacağını belirtti.

Açıklamada saldırıları kimin gerçekleştirdiği veya saldırıların niteliği hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi ve hiçbir grup saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi.

Kaynak: AA

Türk ve Suudi bakanlar görüştü: Bölge masada!

Türk diplomatik kaynaklarının bildirdiğine göre, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan El Suud, Cuma günü yaptıkları telefon görüşmesinde bölgedeki son gelişmeleri ve Suudi Arabistan'ı hedef alan son saldırıları ele aldılar.

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı Cuma günü yaptığı açıklamada, bir gün önce Riyad ve Medine bölgelerinde meydana gelen ve çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açan saldırıların ardından Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın kapatıldığını bildirdi.

Bakanlık, saldırıların ardından boru hattının "tedbir amaçlı" olarak kapatıldığını açıkladı.

Bakanlık, çok sayıda kişinin yaralandığını ve tıbbi müdahale gördüğünü belirtti ancak ölü sayısı veya yaralıların durumu hakkında bilgi vermedi.

CNN'in Cuma günü, konuyla ilgili bilgi sahibi iki ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak verdiği habere göre, Suudi Arabistan'daki önemli bir petrol boru hattı sistemine Perşembe günü füzelerle saldırı düzenlendi ve pompa istasyonlarında yangınlar çıktı.

Doğu-Batı petrol boru hattı, Suudi Arabistan'ın doğu petrol üretim bölgesinden Kızıldeniz'deki Yanbu limanına ham petrol taşıyarak ihracatın Hürmüz Boğazı'nı atlamasını sağlıyor.

Kaynak: AA

ABD’de Cyclospora salgını sona erdi: Yetkililer duyurdu!

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Cuma günü yaptığı açıklamada, geri çağrılan buzdağı marullarıyla bağlantılı bir Cyclospora salgınının sona erdiğini bildirdi.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Meksika'nın orta kesiminden ithal edilen ve Taylor Farms de Mexico tarafından geri çağrılan buzdağı marullarıyla ilişkili enfeksiyonlara yönelik soruşturmanın devam edeceğini açıkladı.

CBS News'e göre, CDC, salgından kaynaklanan bilinen bir hastalık riskinin artık bulunmadığını ve etkilenen tüm marulların piyasadan kaldırıldığına inanıldığını söyledi.

FDA, soruşturmasının federal, eyalet ve uluslararası ortaklarla işbirliği içinde devam edeceğini belirtti. Kurum, daha fazla bilgi edinildikçe ek güncellemeler sağlayacağını söyledi.

21 eyalette görülen yaklaşık 13.000 Cyclospora enfeksiyonu, marul kaynaklı salgınla bağlantılı olup, bu yıl ülke genelinde vakalarda alışılmadık derecede büyük bir artışa önemli ölçüde katkıda bulundu. Federal sağlık kurumlarına göre, 570'ten fazla kişi hastaneye kaldırıldı ve iki kişi hayatını kaybetti.

1 Mayıs'tan bu yana ABD genelinde laboratuvar onaylı yaklaşık 20.000 Cyclospora vakası bildirildi; bu sayı geçen yılın aynı döneminde kaydedilen sayının 16 katından fazla. Ayrıca 6.100 şüpheli vaka da bildirildi.

Michigan, salgından en çok etkilenen eyalet oldu ve hem en yüksek vaka sayısını hem de salgınla bağlantılı iki ölümü bildirdi.

Cyclospora, sindirim sistemini enfekte eden mikroskobik bir parazittir. CDC'ye göre, sulu ishalle karakterize edilen ve bazen sık ve şiddetli bağırsak hareketleriyle birlikte görülen bir bağırsak hastalığı olan siklosporiyaza neden olabilir.

Kaynak: AA

12 Eylül: Yasaklar, idamlar, işkenceler

12 Eylül'e giden yıllarda Türkiye'de siyasi kutuplaşma giderek derinleşti. Özellikle 1970'lerin ikinci yarısında sağ ve sol görüşlü gruplar arasındaki çatışmalar arttı. Üniversitelerde başlayan olaylar sokaklara taşınırken siyasi cinayetler ve silahlı saldırılar ülke genelinde büyük bir güvenlik sorununa dönüştü.Ekonomik tablo da giderek ağırlaştı. Yüksek enflasyon, işsizlik, petrol ve temel ihtiyaç maddelerindeki sıkıntılar halkın günlük yaşamını zorlaştırdı. Hükümet krizleri ve siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle karar alma mekanizmaları da zayıfladı.1978'de Kahramanmaraş'ta, 1980'de ise Çorum'da yaşanan olaylar toplumsal gerilimi daha da artırdı. 1980 yılına gelindiğinde TBMM'nin yeni cumhurbaşkanını seçememesi de siyasi sistemdeki tıkanıklığın önemli göstergelerinden biri oldu.Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, 12 Eylül öncesinde Türkiye'de ciddi bir siyasi istikrarsızlık bulunduğunu belirterek, bu dönemin ekonomik problemler ve uluslararası gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Arıboğan, ABD'nin Kıbrıs müdahalesinin ardından Türkiye'ye uyguladığı ekonomik ambargonun da ekonomik sıkıntıları artırdığını söyledi. 1979 İran Devrimi ve Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgalinin ardından uluslararası dengelerin değiştiğine işaret eden Prof. Dr. Arıboğan, Türkiye'nin de bu gelişmelerin etkisi altında kaldığına vurgu yaptı. 12 EYLÜL SABAHI12 Eylül 1980 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in başkanlığında yönetime el koydu.Kenan Evren tarafından radyodan okunan bildiriyle darbe kamuoyuna duyuruldu. TBMM ve hükümet feshedildi, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı ve siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu.Bildiride, sabah saat 05.00'ten itibaren ikinci bir emre kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Yurt dışına çıkışlar da yasaklandı. Ülke genelinde sıkıyönetim uygulaması genişletilirken, yönetim Milli Güvenlik Konseyinin eline geçti.Kenan Evren'in başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyinde kuvvet komutanları da yer aldı. Daha sonra 21 Eylül 1980'de emekli Oramiral Bülend Ulusu başkanlığında yeni hükümet kuruldu. SİYASİ HAYAT ASKIYA ALINDIDarbe sonrasında siyasi partilerin yanı sıra çok sayıda sendika ve derneğin faaliyetleri de durduruldu. 16 Ekim 1981'de, 2533 sayılı Siyasi Partilerin Feshine Dair Kanun ile 12 Eylül öncesinde kurulmuş siyasi partiler feshedildi.Ülke genelinde geniş çaplı gözaltı operasyonları gerçekleştirildi. Üniversiteler, sendikalar ve siyasi örgütler üzerinde yoğun bir denetim kuruldu. Basın ve yayın kuruluşları da askeri yönetimin uyguladığı sıkı denetimden etkilendi.TBMM kayıtlarına göre darbe sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. Askeri savcılar 7 bin kişi hakkında idam cezası istedi, 517 kişi hakkında idam cezası verildi ve bunlardan 50'sinin cezası infaz edildi.CEZAEVLERİNDE AĞIR TABLO12 Eylül döneminin en tartışmalı başlıklarından biri de cezaevlerinde yaşanan işkence ve kötü muamele oldu.TBMM kayıtlarında işkence sonucu öldüğü belgelenen 171 kişiden söz ediliyor. Diyarbakır ve Mamak cezaevlerinde yaşananlar, dönemin hafızalarda bıraktığı en ağır olaylar arasında yer aldı.Açlık grevleri, cezaevlerindeki kötü koşullar ve mahkumlara yönelik uygulamalar uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etti. 50 KİŞİNİN İDAMI İNFAZ EDİLDİAskeri mahkemelerde görülen davalar sonucunda yüzlerce kişi hakkında idam cezası verildi. İdam cezaları hem sağ hem de sol görüşlü siyasi gruplardan kişiler için uygulandı.Dönemin en çok tartışılan infazlarından biri Erdal Eren'in idamı oldu. 17 yaşındaki Eren'in yaşı büyütülerek idam edildiğine ilişkin tartışmalar, 12 Eylül'ün simge olaylarından biri haline geldi.1982 ANAYASASI KABUL EDİLDİAskeri yönetim döneminde yeni bir anayasa hazırlanması için Danışma Meclisi oluşturuldu. Hazırlanan yeni anayasa, 7 Kasım 1982'de halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.Anayasanın kabul edilmesinin ardından Kenan Evren cumhurbaşkanı oldu. Ancak ülke yönetimi bir süre daha askeri vesayet altında kaldı.ASKERİ YÖNETİM NASIL SONA ERDİ?Siyasi partilerin yeniden kurulmasının önünün açılmasıyla Türkiye'de seçim sürecine geçildi. 6 Kasım 1983'te genel seçimler yapıldı.Seçimi Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi kazandı ve tek başına iktidar oldu. Yeni TBMM'nin 24 Kasım 1983'te toplanmasıyla sivil siyasetin yeniden önü açıldı.6 Aralık 1983'te TBMM Başkanlık Divanının oluşturulmasıyla Milli Güvenlik Konseyi dönemi sona erdi. Böylece 12 Eylül 1980'de başlayan yaklaşık üç yıllık askeri yönetim yerini yeniden sivil yönetime bıraktı."ASKERİ DARBELER ÇÖZÜM DEĞİL"Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, 12 Eylül'ün yalnızca o gün yaşanan askeri müdahaleyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:“Askeri darbeler kısa vadede bazı sorunları çözmüş gibi görünse de uzun vadede daha derin problemler yaratabiliyor. 12 Eylül de o dönemde sokaktaki şiddeti sona erdirmiş olsa da ancak Türkiye'nin sonraki yıllarda yaşadığı bazı sorunların temelinde darbenin bıraktığı mirasın bulunduğunu yok saymamak gerekir.”Arıboğan ayrıca 12 Eylül'ün dış dünyadan destek gördüğünü ve Türkiye'nin darbe öncesinde bilinçli biçimde bir istikrarsızlık ortamına sürüklendiğini de ileri sürdü. Arıboğan Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı siyasi ve toplumsal sorunların çözüm yolunun askeri müdahaleler değil, demokratik mekanizmalar olması gerektiğini ifade ederek, 12 Eylül'ün üzerinden yıllar geçmesine rağmen darbenin yarattığı siyasi, hukuki ve toplumsal etkilerin Türkiye'nin yakın tarihinde önemli bir kırılma noktası olmayı sürdürdüğünü de sözlerine ekledi.

BİK’ten gazete ve internet haber sitelerine işbaşı eğitim düzenlemesi

Basın İlan Kurumu (BİK) 33. Dönem 8. Genel Kurul Toplantısı, 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Genel Kurulun son oturumunda, Yönetim Kurulu tarafından gündeme taşınan çeşitli düzenlemeler ele alınarak karara bağlandı. İşbaşı eğitim katılımcıları asgari kadroda sayılabilecekİlan İşleri, Hukuk İşleri ve Mali İşler Komisyonlarında değerlendirilen gündem maddelerine ilişkin raporların Genel Kurul üyelerine sunulmasının ardından oylamalara geçildi. Toplantıda Kurumun Durum Raporu ile Denetçiler Kurulu Raporu da görüşülerek oy birliğiyle kabul edildi. Genel Kurulda kabul edilen düzenlemelerden biri, Basın İlan Kurumu ile Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) arasında imzalanan “Aktif İşgücü Hizmetleri İş Birliği” protokolü kapsamında uygulanan İşbaşı Eğitim Programı ile ilgili oldu. Asgari kadroda kişi sayısına göre sınır uygulanacak Yapılan düzenlemeyle, belirli şartları sağlayan ve İşbaşı Eğitim Programından yararlanan resmî ilan yayımlama hakkına sahip gazete ve internet haber sitelerine, program katılımcılarını asgari kadrolarında gösterebilme imkânı getirildi. Düzenleme kapsamında, Aktif İşgücü Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte yer alan şartları karşılayan gazete ve internet haber siteleri, programdan yararlanmaları halinde katılımcıları belirli sayılarla sınırlı olmak üzere asgari kadrolarına dahil edebilecek. 20 kişinin üzerindeki kuruluşlar 3 kişiye kadar gösterebilecek Buna göre, asgari kadrosunda 10 kişiye kadar çalışan bulunan kuruluşlar 1 kişiyi, 11 ila 20 kişi arasında çalışanı bulunanlar 2 kişiyi, 20 kişinin üzerinde istihdam sağlayanlar ise en fazla 3 İşbaşı Eğitim Programı katılımcısını asgari kadroda gösterebilecek. Yetki BİK Yönetim Kurulu'nda olacak Program kapsamında asgari kadroda gösterilecek kişilerin taşıması gereken şartlar ile bu kişilerin çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda Basın İlan Kurumu Yönetim Kuruluna yetki verildi. Öte yandan, İşbaşı Eğitim Programını başarıyla tamamlayan ve bu kapsamda işbaşı eğitim belgesi veya sertifika almaya hak kazanan katılımcılar için de ayrı bir kolaylık sağlandı. İlgili gazete veya internet haber sitesinde çalışmaya kesintisiz şekilde devam eden bu kişilerin, Yönetmelikte öngörülen nitelik ve şartlar aranmadan asgari kadro içerisinde yer alabilmelerinin önü açıldı. Genel Kurul toplantısı, üyelerin dilek ve temennilerinin alınmasının ardından sona erdi. Bir sonraki Genel Kurul toplantısının ise 25-27 Kasım 2026 tarihlerinde yapılmasına karar verildi. Kaynak: Haber Merkezi

İlk yardımda yanlış müdahale tehlikeyi büyütebilir

Yanığa diş macunu sürmekten burun kanamasında başı geriye yatırmaya, bayılan kişiye su içirmekten nöbet sırasında ağza kaşık koymaya kadar toplumda doğru sanılan pek çok uygulama risk taşıyor. Uzmanlar, ilk yardımda temel amacın kişiye zarar vermeden doğru müdahaleyi yapmak olduğunu vurguluyor. Her yıl eylül ayının ikinci cumartesi günü kutlanan Dünya İlk Yardım Günü, acil durumlarda doğru müdahalenin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Acil Tıp Uzmanı Dr. Serdar Yaşar, toplumda sık karşılaşılan yanlış ilk yardım uygulamalarına karşı uyarılarda bulundu.Acil durumlarda yardım etmek isteyen kişilerin kimi zaman çevresinden öğrendiği bilgilerle hareket edebildiğine dikkat çeken Yaşar, yanlış uygulamaların farkında olmanın en az doğru ilk yardımı bilmek kadar önemli olduğunu belirtti.“AMAÇ ZARAR VERMEDEN DOĞRU MÜDAHALEYİ YAPMAK”Toplumda yıllardır uygulanan bazı yöntemlerin doğru ilk yardım müdahalesi olarak kabul edilmemesi gerektiğini belirten Yaşar, acil durumlarda panik yerine doğru bilgiyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi.“Acil bir durumda yardımcı olmak çok insani bir durum ancak yapılan müdahalenin doğru olması gerekiyor.” diyen Yaşar, ilk yardımın temel amacının hayati tehlike oluşturan duruma müdahale ederken yanlış uygulamalarla kişiye zarar vermemek olduğunu ifade etti.Yaşar, herkesin temel ilk yardım bilgilerine sahip olmasının ve acil bir durumla karşılaştığında ne yapacağını bilmesinin önem taşıdığını belirterek, toplumda sık yapılan 5 yanlış uygulamayı sıraladı. YANIĞA DİŞ MACUNU, YOĞURT VEYA SALÇA SÜRMEYİNYanıklarda yapılan en yaygın hatalardan biri, etkilenen bölgeye diş macunu, yoğurt, salça veya benzeri maddeler sürmek. Yaşar, bu tür uygulamaların doğru bir ilk yardım yöntemi olmadığını belirtti.Yanık bölgesine bu maddelerin uygulanmasının sağlık çalışanlarının bölgeyi değerlendirmesini ve uygun tedaviyi gerçekleştirmesini zorlaştırabileceğine dikkat çeken Yaşar, yanığın ciddiyetine göre sağlık kuruluşundan destek alınması gerektiğini kaydetti.BURUN KANAMASINDA BAŞI GERİYE YATIRMAYINBurun kanaması sırasında başın geriye doğru yatırılması da doğru sanılan yaygın uygulamalardan biri. Yaşar, bunun tam tersine başın hafifçe öne eğilmesi gerektiğini belirtti.Başın öne doğru tutulmasının kanın geriye akmasını ve yutulmasını önlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Yaşar, burun kanamalarında bu ayrıntının önemli olduğunu söyledi. BAYILAN KİŞİYE SU İÇİRMEYİNBayılan kişiyi kendine getirmek amacıyla yüzüne su serpmek, tokat atmak veya su içirmeye çalışmak da yanlış müdahaleler arasında bulunuyor.Bilinci yerinde olmayan veya henüz tamamen yerine gelmemiş kişiye ağızdan yiyecek ve içecek verilmemesi gerektiğini belirten Yaşar, yüzüne su dökülmemesi ve tokat atılmaması konusunda da uyardı.Böyle bir durumda öncelikle kişinin güvenliğinin sağlanması ve solunumunun kontrol edilmesi gerektiğini kaydeden Yaşar, kişinin kısa sürede kendine gelmemesi veya solunumunda sorun bulunması halinde 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istenmesi gerektiğini ifade etti.NÖBET GEÇİREN KİŞİNİN AĞZINA KAŞIK KOYMAYINNöbet sırasında kişinin “dilini yutmasını” engellemek amacıyla ağzına kaşık, bez veya başka bir cisim yerleştirilmesi de toplumda sık görülen yanlış uygulamalardan.Yaşar, nöbet geçiren kişide temel amacın yaralanmayı önlemek olduğunu belirterek çevrede bulunan sert, keskin ve tehlikeli nesnelerin uzaklaştırılması gerektiğini söyledi.Nöbet sırasında kişinin hareketlerinin zorla durdurulmaması gerektiğini vurgulayan Yaşar, ağzına herhangi bir cisim yerleştirilmemesi konusunda uyardı. BOĞAZINA BİR ŞEY KAÇAN KİŞİYE HEMEN SU VERMEYİNHava yoluna bir şey kaçan kişiye refleks olarak su içirmek de yanlış ilk yardım uygulamaları arasında yer alıyor. Böyle durumlarda öncelikle kişinin nefes alıp alamadığına, konuşup konuşamadığına ve etkili biçimde öksürüp öksüremediğine bakılması gerekiyor.Kişi nefes alabiliyor ve etkili biçimde öksürebiliyorsa öksürmeye teşvik edilmesi gerektiğini belirten Yaşar, konuşamama, etkili öksürememe veya nefes alamama durumlarının ise ciddi hava yolu tıkanıklığına işaret edebileceğini söyledi.Ciddi hava yolu tıkanıklığında vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini vurgulayan Yaşar, kişinin yaşına ve durumuna uygun ilk yardım uygulamasının yapılması gerektiğini kaydetti.Dünya İlk Yardım Günü dolayısıyla yapılan uyarılar, acil durumlarda iyi niyetle gerçekleştirilen ancak bilimsel temeli olmayan müdahalelerin risklerini bir kez daha gündeme getirirken, doğru ilk yardım bilgisinin yaygınlaştırılmasının önemini ortaya koyuyor.

İslam ve psikoloji aynı masada buluştu

Üsküdar Üniversitesi, psikoloji ile İslam düşüncesini uluslararası akademik zeminde buluşturan “Uluslararası İslam ve Psikoloji Konferansı”na ev sahipliği yapıyor. Risale-i Nur Araştırmaları Platformu öncülüğünde, Uluslararası İslami Psikoloji Öğrencileri Derneği iş birliğiyle düzenlenen konferans, 9-11 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.Üç gün sürecek konferansta insanın psikolojik yapısı, ruh sağlığı, anlam arayışı ve değerler ile İslam düşüncesinin psikolojiyle kesişen yönlerinin farklı akademik perspektiflerden değerlendirilmesi amaçlanıyor. Programda yasın Kur’an ayetleri perspektifinden değerlendirilmesinden nefs psikolojisi ve psikoterapisine, tasavvuf ve psikolojiden manevi terapi ve psikolojik dayanıklılığa kadar farklı konular ele alınıyor.TARHAN: RUHUMUZUN VARLIĞINI AKIL GÖZÜYLE GÖREBİLİYORUZKonferansın açılışında konuşan Üsküdar Üniversitesi Yönetim Üst Kurulu Başkanı ve Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İslam ile psikoloji arasındaki ilişkiye değindi.Psikolojinin bazı ekollerinin geçmişte insanı daha çok dünyasal bir varlık olarak değerlendirdiğini belirten Tarhan, özellikle kuantum fiziği ve beynin çalışma biçimine ilişkin bilimsel gelişmelerin farklı değerlendirmeleri beraberinde getirdiğini söyledi.Tarhan, “Son zamanlarda özellikle kuantum fiziğinin ortaya çıkması ve insan beyninin nasıl çalıştığının anlaşılmasıyla yeni sonuçlar ortaya çıktı. Ruhumuzun varlığını akıl gözüyle görebiliyoruz.” dedi. NÖROTEOLOJİYE DİKKAT ÇEKTİKonferansta “Nöroteoloji” başlığında da sunum yapan Tarhan, bu alanın din, beyin ve insanın manevi deneyimleri arasındaki ilişkiyi tartışmaya açtığını belirterek, akıl ile vahyin birbirinin karşıtı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.“Nöroteoloji, dinin ve tevhid inancının akla uygun olduğunu gösteren bir bilim dalı olarak kendisini gösteriyor.” diyen Tarhan, bilimsel gelişmelerin din ve bilim ilişkisine yeni bir perspektiften bakılmasını sağladığını savundu.“HAZ KISA VADELİ, MUTLULUK UZUN VADELİ”Modern yaşamda haz ile mutluluk kavramlarının birbirine karıştırıldığını söyleyen Tarhan, nörobilim çalışmalarının da bu konuda yeni değerlendirmeler ortaya koyduğunu belirtti.“Hazzı, zevki mutlulukla karıştırıyoruz. Zevk kısa vadelidir, mutluluk uzun vadelidir.” diyen Tarhan, modern yaşam kültüründe haz odaklı yaklaşımın ön plana çıktığını ifade etti.Tarhan, insan beyninin yalnızca haz arayışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek dopaminin daha çok hazla, serotoninin ise anlam ve daha kalıcı mutlulukla ilişkili olduğunu dile getirdi.GENÇLERDE YALNIZLIĞA DİKKAT ÇEKTİKonuşmasında modern insanın yaşadığı psikolojik sorunlara da değinen Tarhan, gençler arasında yalnızlığın dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi. BBC ile Manchester Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir araştırmaya işaret eden Tarhan, 16-24 yaş grubundaki yalnızlık düzeylerinin ileri yaş gruplarından daha yüksek çıktığını aktardı. Dijitalleşmenin yüz yüze iletişim üzerindeki etkilerine dikkat çeken Tarhan, depresyon, kendine zarar verme ve intihar davranışlarına ilişkin bazı ABD verilerini de değerlendirdi. Özellikle 2010'lu yıllardan itibaren ruh sağlığı sorunlarında artış görüldüğünü ifade eden Tarhan, koruyucu ruh sağlığı çalışmalarının önemini vurguladı.“PARA MUTLULUK SATIN ALAMIYOR”Tarhan, ekonomik refah ile mutluluk arasındaki ilişkiye de değinerek, ABD'de ekonomik büyüme ve mutluluk düzeylerini karşılaştıran bazı istatistikleri örnek gösterdi.Milli gelirdeki artışa rağmen mutluluk seviyesinin aynı ölçüde yükselmediğini belirten Tarhan, “Ekonomik gelir yükseliyor ama mutluluk aynı şekilde artmıyor, hatta bazı dönemlerde azalıyor. Yani para mutluluk satın alamıyor.” diye konuştu.Modern insanın ruhsal sorunlarının arkasında sekülarizm, narsisizm ve materyalizm olmak üzere üç önemli değişken bulunduğunu savunan Tarhan, sosyal ve manevi hayatın insan psikolojisi açısından göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.“İSLAM VE PSİKOLOJİ BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR”Psikiyatrik hastalıkları madde ve mana ilişkisi üzerinden de değerlendiren Tarhan, ruhsal hastalıkların yalnızca tek bir boyut üzerinden ele alınmaması gerektiğini ifade etti.Tarhan, “Psikiyatrik hastalıklarda madde dünyasıyla mana dünyası arasındaki bağın kopması ve beyindeki devrelerin bozulması söz konusu olabiliyor. Bu nedenle İslam ve psikolojinin birbirini tamamladığını burada görüyoruz.” dedi.MODERN İNSANIN ANLAM ARAYIŞI SÜRÜYORÜsküdar Üniversitesi Risâle-i Nur Araştırmaları Platformu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka da bilim ve teknolojideki ilerlemenin insan hayatını önemli ölçüde kolaylaştırmasına rağmen psikolojik ve manevi ihtiyaçların devam ettiğini söyledi.Modern insanın yalnızlık, kaygı, stres, depresyon, aile içi sorunlar ve sosyal ilişkilerde yaşanan güçlüklerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Zelka, “Bütün bu gelişmelere rağmen insanın huzur, mutluluk ve anlam arayışı devam etmektedir.” dedi.İslam düşüncesinin asırlara dayanan insan ve maneviyat birikiminin çağdaş psikolojiye katkı sunabileceğini ifade eden Zelka; iman, ibadet, dua, sabır, şükür, tevekkül, ümit, affetme ve merhamet gibi kavramların insanın duygu, düşünce ve davranış dünyasıyla da ilişkili olduğunu söyledi.“RUH SAĞLIĞI KONUSUNDA CİDDİ BİR MEDENİYET MİRASIMIZ VAR”Avrupa Müslümanlar Forumu Yönetim Kurulu Üyesi Resul Hacıyev ise İslam medeniyetinin insan psikolojisi ve ruh sağlığı konusunda önemli bir tarihsel birikime sahip olduğunu belirtti.Ebu Zeyd el-Belhi, İbn-i Sina, Farabi ve İmam Gazali gibi isimleri hatırlatan Hacıyev, bu isimlerin insanın ruhsal dünyasına ilişkin önemli eserler bıraktığını ifade ederek, “Zamanımızda bu araştırmaların aynı şekilde devam etmesi çok önemlidir. Ruh sağlığı konusunda çok ciddi bir medeniyet mirasımız var.” diye konuştu.Konferans kapsamında Asya Bölgesi Başmüftüsü Şeyh Nafiullah Aşırov ile Üsküdar Üniversitesi RİNAP Yönetim Kurulu Üyesi ve Konferans Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlham Mirac da insanın maddi ve manevi boyutlarıyla ele alınmasının önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası İslami Psikoloji Öğrencileri Platformu Başkan Yardımcısı Fatma Ahmed ise Kanada’dan video mesajla programa katıldı.MANEVİ TERAPİ VE PSİKOLOJİK DAYANIKLILIK TARTIŞILACAKUluslararası katılımla gerçekleştirilen konferansta yasın Kur’an ayetleri perspektifinden ele alınması, nefs psikolojisi ve psikoterapisi, dinî ve tasavvufî hikâyelerin terapötik potansiyeli, tasavvuf ve psikoloji, niyetin psikoterapötik süreçlere etkileri, manevi terapi ve psikolojik dayanıklılık gibi konuların tartışılması planlanıyor.

ASM’lerde personel açığı alarm veriyor

Halk Sağlığı Haftası’nda koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi bir kez daha gündeme gelirken, aile sağlığı merkezlerindeki insan kaynağı ihtiyacı dikkat çekti. İzmir, İstanbul ve Sakarya’da aile sağlığı çalışanı bulunmayan birimler için yayımlanan duyurular, birinci basamakta personel açığının sürdüğünü ortaya koydu. SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık hizmetlerinin etkin yürütülebilmesi için ASM’lerdeki ekiplerin eksiksiz olması gerektiğini vurguladı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, 14 Ağustos’ta aile sağlığı çalışanı bulunmayan aile hekimliği birimleri için başvuru süreci başlattı. Duyuruda ebe, hemşire, sağlık memuru ve acil tıp teknisyenlerinin söz konusu birimlerde görev almak üzere başvurabileceği belirtildi. Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü de 4 Eylül’de aile sağlığı çalışanı bulunmayan birimlere ilişkin yeni bir duyuru yayımladı. İzmir’de ise aile sağlığı çalışanı bulunmayan aile hekimliği birimlerinin listesi 7 Eylül itibarıyla yeniden güncellendi. Bu duyurular, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesi için ihtiyaç duyulan insan kaynağının bazı bölgelerde henüz tam olarak karşılanamadığını ortaya koydu. İZMİR’DE 17 BİRİMDE HEKİM AÇIĞIİzmir’deki tablo ise yalnızca aile sağlığı çalışanı eksikliğiyle sınırlı değil. İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün 3 Eylül’de yayımladığı resmi duyuruya göre kent genelindeki 1.539 aile hekimliği biriminin 17’si boş durumda bulunuyor. Yeni açılma, istifa, emeklilik ve sözleşme feshi gibi farklı nedenlerle boşalan bu birimler için 29 Eylül’de ek yerleştirme yapılması planlanıyor. Yaşanan personel hareketliliğinin birinci basamak sağlık hizmetlerinin işleyişi açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, insan kaynağı planlamasının yalnızca boşalan kadroların doldurulması şeklinde ele alınmaması gerektiğini ifade etti. Aile hekimliği sisteminin koruyucu sağlık hizmetlerinin önemli merkezlerinden biri olduğuna işaret eden Akarken, sistemin sağlıklı biçimde yürüyebilmesi için hekimlerin yanı sıra diğer sağlık çalışanlarının da yeterli sayıda görev yapması gerektiğini söyledi. Akarken, “Vatandaşlarımızın düzenli olarak aile hekimlerine başvurmasını, kronik hastalıklarını takip ettirmesini, gerekli tarama ve kontrollerini yaptırmasını istiyoruz. Bu, koruyucu sağlık açısından son derece önemli. Ancak vatandaşın bu hizmetlerden etkin biçimde yararlanabilmesi için sağlık kurumlarında yeterli personelin bulunması gerekiyor. Aile hekimliği bir ekip işidir. Hekim, hemşire, ebe ve diğer sağlık çalışanları birbirini tamamlayan görevler üstleniyor. Bu ekipte bir kişi eksildiğinde yapılması gereken işler ortadan kalkmıyor, mevcut çalışanların üzerine ekleniyor” dedi. Personel eksikliğinin özellikle günlük işleyişte kendisini daha fazla hissettirdiğini belirten Akarken, çalışan sayısının yetersiz olduğu birimlerde mevcut personelin hem hizmet sunumunu hem de takip ve kayıt süreçlerini aynı anda yürütmek zorunda kaldığını dile getirdi. ASM’LERDE İŞ YÜKÜ MUAYENEYLE SINIRLI DEĞİLAile sağlığı merkezlerindeki iş yoğunluğunun yalnızca gün içerisinde başvuran hasta sayısına bakılarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Akarken, birinci basamakta çok sayıda koruyucu ve takip hizmetinin eş zamanlı olarak yürütüldüğünü söyledi. Gebelik ve lohusalık dönemindeki kadınların izlemleri, bebek ve çocukların gelişim kontrolleri, aşılama hizmetleri, kronik hastalığı bulunan vatandaşların düzenli takipleri, kanser taramalarına ilişkin yönlendirmeler ve kayıt işlemlerinin ASM çalışanlarının sorumlulukları arasında yer aldığını hatırlatan Akarken, personel açığının bu hizmetlerin tamamına yansıdığını belirtti. Akarken, “Bir sağlık çalışanının günlük iş yükü sadece o gün ASM’ye gelen kişilerden oluşmuyor. Takip edilmesi gereken gebeler, çocuklar, kronik hastalar, yapılması gereken aşılar, taramalar ve kayıt işlemleri bulunuyor. Bunların tamamı belirli bir planlama ve zaman gerektiriyor. Personel sayısı yetersiz olduğunda bütün bu görevler mevcut çalışanların üzerine dağılıyor. Bu da hem çalışma yükünü artırıyor hem de verilen hizmetin niteliği açısından değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkarıyor” diye konuştu. KORUYUCU SAĞLIĞIN GÜCÜ İNSAN KAYNAĞINA BAĞLIHalk Sağlığı Haftası kapsamında koruyucu sağlık hizmetlerinin öneminin öne çıktığını belirten Akarken, koruyucu sağlık politikalarının yalnızca vatandaşların sağlık hizmetlerine yönlendirilmesiyle sınırlı tutulamayacağını ifade etti. Koruyucu sağlık hizmetlerinin etkin olabilmesi için sağlık çalışanlarının da çalışma koşullarının ve personel sayısının dikkate alınması gerektiğini söyleyen Akarken, ASM’lerdeki eksik kadroların bir an önce tamamlanması çağrısında bulundu. Akarken, “Koruyucu sağlık hizmeti, yalnızca vatandaşın hastalanmadan sağlık hizmetine ulaşması anlamına gelmiyor. Vatandaş ASM’ye geldiğinde kendisine yeterli zaman ayrılabilmesi, gerekli takiplerin yapılabilmesi ve ihtiyaç duyduğu hizmetin eksiksiz sunulabilmesi de koruyucu sağlık yaklaşımının bir parçasıdır. Bu nedenle eksik kadroların hızla tamamlanması gerekiyor” ifadelerini kullandı. İnsan kaynağı planlamasının bölgesel farklılıklar ve hizmet yoğunluğu dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirten Akarken, yalnızca boşalan pozisyonların doldurulmasının kalıcı çözüm sağlamayacağını söyledi. “NÜFUSA GÖRE İNSAN KAYNAĞI PLANLANMALI”ASM’lerde görev yapan sağlık çalışanlarının iş yükünün belirlenmesinde yalnızca kayıtlı nüfusun değil, verilen hizmetlerin çeşitliliği ve yoğunluğunun da dikkate alınması gerektiğini belirten Akarken, birinci basamak sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir bir personel politikasına ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Akarken, sağlık çalışanlarının üzerindeki idari ve mesleki yüklerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Birinci basamağı güçlendirmek istiyorsak bunun temel unsurlarından biri yeterli ve sürdürülebilir istihdamdır. Bölge nüfusu, hizmet yoğunluğu ve ihtiyaçlar birlikte değerlendirilerek insan kaynağı planlaması yapılmalı. Sağlık çalışanlarının yalnızca sayısal olarak değil, yaptıkları işin niteliği ve üzerlerindeki yük açısından da değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Akarken, vatandaşın sağlık sorunlarının mümkün olduğunca erken aşamada tespit edilmesinin sağlık sisteminin geneli açısından fayda sağlayacağını ifade etti. “PERSONEL AÇIĞI DOĞRUDAN HALK SAĞLIĞINI İLGİLENDİRİYOR”Aile sağlığı merkezlerindeki insan kaynağı eksikliğinin yalnızca sağlık çalışanlarının çalışma koşulları üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirten Akarken, sorunun doğrudan vatandaşın aldığı hizmetle bağlantılı olduğunu söyledi. Güçlü bir birinci basamak sisteminin hastalıkların erken tespitinde, kronik hastalıkların düzenli takibinde ve vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminde önemli rol oynadığını ifade eden Akarken, ASM’lerdeki personel ihtiyacının sağlık politikalarının temel başlıklarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Akarken, “Güçlü bir ASM sistemi, hastalıkların erken tespit edilmesine, vatandaşın sağlık hizmetine daha kolay ulaşmasına ve hastanelerin üzerindeki yoğunluğun azalmasına katkı sağlar. Bu nedenle aile sağlığı merkezlerindeki insan kaynağı açığını yalnızca bir personel eksikliği olarak değerlendiremeyiz. Burada söz konusu olan doğrudan halk sağlığıdır. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir olması için yeterli sayıda sağlık çalışanının sahada bulunması gerekiyor” dedi.

YKS ek tercihte geleceğin meslekleri öne çıkıyor

YKS ek yerleştirme sürecinde üniversite adaylarının tercih edeceği programların mezuniyet sonrasındaki çalışma alanları da önem kazanıyor. Değişen nüfus yapısı ve toplumsal ihtiyaçların yanı sıra sağlık alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, bazı mesleklerin çalışma alanlarını genişletirken yeni uzmanlık alanlarını da beraberinde getiriyor. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu akademisyenleri, sosyal hizmetler, engelli bakımı ve rehabilitasyon ile ortopedik protez ve ortez alanlarının değişen ihtiyaçlar doğrultusunda sunduğu kariyer olanaklarını değerlendirdi. YAŞLANAN NÜFUS SOSYAL HİZMET İHTİYACINI ARTIRIYORDr. Öğr. Üyesi Melek Çaylak, Türkiye’de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının yüzde 11’in üzerine çıktığını belirterek, demografik değişimin sosyal hizmetlere duyulan ihtiyacı artırdığına dikkat çekti. Yaşlanan nüfusla birlikte bakım, yalnızlık, sosyal izolasyon ve yaşlıların toplumsal yaşama katılımı gibi konuların önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğini ifade eden Çaylak, bu gelişmelerin sosyal hizmet alanının önemini de artırdığını söyledi. SOSYAL HİZMET SADECE “YARDIM ETMEK” DEĞİLSosyal hizmetin bilimsel ve profesyonel bir alan olduğunun altını çizen Çaylak, mesleğin yalnızca ihtiyaç sahibi kişilere yardım etmek şeklinde değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirtti. Sosyal hizmet uzmanlarının bireylerin, ailelerin veya grupların yaşadığı sorunları değerlendirerek bunların sosyal nedenlerini analiz ettiğini kaydeden Çaylak, mevcut kaynakların belirlenmesi ve bilimsel bilgiye dayalı müdahale planlarının oluşturulmasının da mesleğin temel unsurları arasında bulunduğunu söyledi. Çalışma alanlarının giderek çeşitlendiğini belirten Çaylak; hastaneler, belediyeler, sosyal hizmet merkezleri, çocuk koruma sistemi, kadın ve aile hizmetleri, bağımlılıkla mücadele, özel bakım kuruluşları, göç ve uyum çalışmaları, afet ve kriz müdahaleleri ile sivil toplum kuruluşlarının istihdam alanları arasında yer aldığını ifade etti. “İNSANLARA YARDIM ETMEYİ SEVMEK YETERLİ DEĞİL”Sosyal hizmet alanını tercih etmeyi düşünen adaylara da seslenen Çaylak, insanla çalışmanın önemli bir sorumluluk gerektirdiğini belirterek, “Sosyal hizmet yalnızca ‘insanlara yardım etmeyi seviyorum’ düşüncesiyle seçilecek bir meslek değildir” dedi. Meslekte sabır, bilimsel düşünme, etik duyarlılık, kriz yönetimi ve toplumsal sorunları analiz edebilme becerilerinin önem taşıdığını ifade eden Çaylak, Sosyal Hizmetler Programı mezunlarının özel bakım kuruluşlarından yaşlı ve engelli hizmetlerine, belediyelerin sosyal destek birimlerinden çocuk ve aile hizmetleri ile sivil toplum kuruluşlarına kadar farklı alanlarda çalışabildiğini kaydetti. ENGELLİ BAKIMINDA NİTELİKLİ ÇALIŞAN İHTİYACIEngelli Bakımı ve Rehabilitasyon Program Başkanı Öğr. Gör. Gönül Kil Tetik ise engelli bireylere yönelik hizmetlerin çeşitlenmesinin nitelikli çalışan ihtiyacını artırdığını belirtti. Profesyonel bakım ve rehabilitasyonun yalnızca temel bakım hizmetlerinden oluşmadığını ifade eden Tetik, bireyin fiziksel, zihinsel ve sosyal potansiyelini geliştirmeyi hedefleyen bir yaklaşımın benimsendiğini söyledi. Tetik, “Yalnızca temel bakım sağlamakla kalmaz; öz bakım, hareket kabiliyeti ve sosyal uyum gibi bağımsız yaşam becerilerini de güçlendirir” diye konuştu. Evde bakım hizmetlerinden gündüzlü bakım merkezlerine, korumalı iş yerlerinden aktif yaşam merkezlerine kadar hizmet alanlarının genişlediğine dikkat çeken Tetik, bu değişimin teorik bilgi ve uygulama becerisine sahip teknikerlere olan talebi artırdığını ifade etti. Mezunların kamuya bağlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, özel engelli bakım kuruluşları, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, hastaneler ve evde bakım hizmetlerinde görev alabildiğini belirten Tetik, DGS aracılığıyla çeşitli lisans programlarına geçiş olanağının da bulunduğunu kaydetti. PROTEZ VE ORTEZDE TEKNOLOJİ DÖNÜŞÜMÜOrtopedik Protez ve Ortez Program Başkanı Öğr. Gör. Kübra Akkalay, alanın sağlık bilgisini teknoloji ve el becerisiyle bir araya getirdiğini belirterek, protez ve ortez uygulamalarının bireylerin hareket kabiliyetlerini ve bağımsız yaşamlarını desteklediğini söyledi. Yaşlanan nüfusun yanı sıra diyabet, travmalar ve uzuv kayıplarının protez ve ortez hizmetlerine duyulan ihtiyacı artırdığına işaret eden Akkalay, mezunların kamu ve özel sağlık kuruluşlarında, protez-ortez merkezlerinde, rehabilitasyon kurumlarında ve üretici firmalarda çalışabildiğini belirtti. 3D YAZICI VE AKILLI PROTEZLER YENİ ALANLAR AÇIYORDijital teknolojilerin protez ve ortez alanındaki üretim süreçlerini de değiştirdiğini ifade eden Akkalay, dijital ölçüm, CAD/CAM ve üç boyutlu üretim teknolojilerinin tasarım ve üretim süreçlerini hızlandırdığını söyledi. Sensörler ve robotik sistemlerle desteklenen akıllı protezlerin bireylerin hareketlerine daha uyumlu çözümler sunduğunu belirten Akkalay, teknolojik dönüşümün dijital uygulamalara hâkim ve uygulama becerisi yüksek çalışanlara duyulan ihtiyacı artırdığını kaydetti.

Kaşif Kozinoğlu’nun mezarı açılacak! El yazısıyla savunma notları da ortaya çıktı

Kaşif Kozinoğlu'nun Silivri Cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında mezarının açılmasına ve feth-i kabir işlemi yapılmasına karar verildi. Kozinoğlu'nun ölümünden hemen önce hazırladığı savunma notları da ortaya çıktı.

İzmir'de MHP'ye dev katılım: Yeni üyelere rozetleri takıldı

İzmir'in Karşıyaka ilçesinde düzenlenen törenle MHP'ye katılan 500 kişiye rozetleri takıldı. Programda konuşan MHP İl Başkanı Veysel Şahin, partinin önceliğinin Türkiye'nin bekası olduğunu belirterek Terörsüz Türkiye sürecinin önemine ve yeni üyelerin üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti.

Akılalmaz olay: Boynunu kütlettirdi, hayatını kaybetti! Bu işlem hukuken de suç... “Saatler hatta günler sonra bile yaşanabilir"

İstanbul'da boyun ağrısı için yaptırdığı kütletme işlemi sonrası beynine pıhtı atarak hayatını kaybeden Berat Topay'ın acı kaybı, gözleri yetkisiz uygulamalara çevirdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer, ehliyetsiz kişilerin yaptığı bu hamlelerin damar yırtılmasına yol açabileceğini vurgulayarak, ölümcül risklerin işlemden saatler ya da günler sonra bile ortaya çıkabileceği konusunda uyardı.

💾

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Sanal şöhret suça perde olmayacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medyadaki lüks yaşam ve gösterişli düğün mizansenleriyle suç gelirlerini meşru göstermeye çalışanlara yönelik adli süreçlerin tavizsiz sürdüğünü açıkladı. 'Vanlı Kara Haydar' olarak bilinen M.F.T.'nin kara para aklamaktan tutuklandığını, A.H.K. hakkında ise gözaltı ve el koyma kararı uygulandığını belirten Bakan Gürlek, "Sosyal medya denetimsiz bir alan değildir; oluşturulan sanal şöhret suçun ve haksız kazancın gizlenmesine asla perde olamayacaktır" dedi.

Kaçakçılıkla mücadelede 8 aylık bilanço: 673 bin litre sahte alkol ele geçirildi

Emniyet ve jandarma ekiplerinin yılın ilk 8 ayında ülke genelinde gerçekleştirdiği 27 bin 706 operasyonda 35 bin 950 şüpheli gözaltına alındı. Ölümcül zehirlenmelere ve kalıcı körlüğe yol açan sahte içki imalathaneleri ile kaçakçılık ağlarına darbe vurulan operasyonlarda 673 bin 85 litre sahte ve kaçak alkol ele geçirilirken; kamunun 4 milyar 562 milyon liralık vergi kaybının önüne geçildi.

Adana, Antalya ve Mersin'de orman yangınları... Kozan'daki yangın yayılıyor! Alevler mahallelere sıçradı, evler tahliye ediliyor | 1 can kaybı

Adana’nın Kozan ilçesinde başlayıp, İmamoğlu ve Aladağ ilçelerine sıçrayan orman yangını, 2’nci gününde devam ediyor. Gece boyu karadan sürdürülen söndürme çalışmalarına sabahın ilk ışıklarıyla havadan da destek verilmeye başlandı. Antalya'nın Aksu ilçesinde 8 kişinin etkilendiği, çok sayıda ev ve ahırın alevlere teslim olduğu orman yangınının enerjisi düşürüldü. Söndürme çalışmalarına katılan mahalleli, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Öte yandan OGM, Antalya Kumluca ve Mersin Bozyazı'da orman dışında başlayan yangınların büyük ölçüde kontrol altına alındığını duyurdu.

💾

Bebeğini 9 yerinden bıçaklayıp öldürmüştü: Yargıtay, verilen ceza kararını bozdu

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde meydana gelen korkunç olayda yeni gelişme yaşandı. 3 çocuk annesi Merve T. (34) evinin banyosunda doğum yaptıktan sonra bebeği 9 yerinden bıçaklayarak öldürmüştü. Yargıtay, anneye verilen müebbet hapis cezası kararını bozdu.

3 çocuğuyla sırra kadem bastı: 'Parka gidiyorum' diye evden çıkan anneden 2 gündür bir iz yok

İstanbul Sultangazi'de eşini telefonla arayarak 3 çocuğuyla birlikte hava almak için parka gideceğini söyleyen Şenay Alan ve çocuklarından 2 gündür haber alınamıyor. Polise kayıp başvurusunda bulunan Murat Alan, "Eşimin psikolojik sorunları vardı, çocuklarımla nereye gittiğini bilmiyorum; açlar mı susuzlar mı çaresizce bekliyorum" dedi.

Bel ağrısı şikayeti ile gitmişti: Polis memurunun kahreden ölümü

Samsun'da bel ağrısı şikayeti ile hastaneye başvuran polis memuru Erkan Sevindik'in kalp krizi geçirdiği belirlendi. Sevindik, hastanedeki tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Polis memuru Sevindik'in ölümü sevenlerini yasa boğarken 1 yıl sonra emekli olacağı öğrenildi.

Batan gemideki can pazarını anlattı: Kapılar kapalıydı, bir amcayı 30 dakika elimdeki zincirle tutmaya çalıştım

KKTC Girne açıklarında Mersin'e giderken batan gemide yolcuları kurtarmak için dakikalarca mücadele eden Hataylı Kürşat Bahadır, içeride yaşanan dehşet anlarını anlattı. Koltukların altından su sızmasıyla başlayan faciada hiçbir can yeleğinin verilmediğini ve kilitli kapılar nedeniyle izdiham yaşandığını söyleyen Bahadır, "Camın altında bir anne iki evladına sarılmış 'Kurtarın' diye feryat ediyordu. Boğulmak üzere olan yaşlı bir amcayı elime zincirle bağlayıp 30 dakika yukarıda tuttum ama sert bir dalga vurunca kayıp sulara gömüldü" dedi.

Kahramanmaraş ilk kez Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 12–20 Eylül tarihleri arasında 18. durağı Kahramanmaraş olacak. İlk kez festivalle buluşacak şehir, dokuz gün boyunca tarihi ve kültürel mekanlarına yayılan etkinliklerle kültür ve sanatın merkezine dönüşecek. UNESCO Edebiyat Şehri kimliğiyle öne çıkan Kahramanmaraş’ın gelenekleri festivalle birlikte farklı sanat disiplinleriyle yeniden yorumlanacak. Şehrin mutfak kültürü ise 52 Lezzet Noktası ile festival deneyiminin önemli duraklarından biri olacak.

Osmanlı yapısı üzerinde tepki çeken görüntü | 'Böyle gözükmesi hiç hoş değil'

Beyoğlu'ndaki Perşembe Pazarı bölgesinde yer alan Galata Bedesteni'nin dış avlusuna çizilen grafitiler görenlerin tepkisini çekiyor. Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, yaptığı açıklamada "Yapının giriş kısmına yazılar yazılmış ve içinde de görüntü kirliliği var. Sıvalar dökülmüş, bazı yapıları çok kötü gözüküyor, taşlarında dökülmeler var." dedi.

💾

3,5 aylık Muhammed bebek için zamanla yarış: Hava ambulansıyla Malatya’ya sevk edildi

Bitlis’in Tatvan ilçesinde 1 kilo 400 gram dünyaya gelen ve yaklaşık 2 aydır entübe olarak takip edilen Muhammed Ali Uyan, pulmoner hipertansiyon ve oksijen ihtiyacı nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için hava ambulansıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderildi.

Yıllar sonra İstanbul’da yeniden ortaya çıktılar: Dev orkinoslar neyin işareti? Soframızdaki balıkları azaltır mı?

Bir zamanlar İstanbul Boğazı ve Marmara’da düzenli olarak görülen orkinoslar, yıllar sonra yeniden Galata Köprüsü çevresinde ortaya çıktı. Kısa sürede sosyal medyada yayılan görüntüler, “Orkinoslar neden şimdi İstanbul sularında?” sorusunu da beraberinde getirdi. Prof. Dr. Deniz Ayas, bu dikkat çekici görüntünün ardındaki hikâyeyi anlattı. Peki orkinosların yeniden görülmesi Marmara için ne anlama geliyor, soframızdaki balıkları azaltır mı ve orkinos avcılığında nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Uzman isim, Hürriyet.com.tr’ye özel açıklamalarda bulundu.

Ayşe Tokyaz cinayeti davasında karar bekleniyor

Küçükçekmece’de, eski polis memuru Cemil Koç (38) tarafından öldürülerek cansız bedeni bavul içinde Eyüpsultan'da yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz (22) cinayeti davası bugün görülecek. 9'u tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada, sanık Cemil Koç hakkında, 'Kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'Şantaj' ve 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından ise 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi.

Milli antrenör Funda Bakış'ı öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı: Üzerime yüklendi, elimdeki bıçak saplandı

İstanbul Sancaktepe’de milli cimnastik antrenörü Funda Bakış’ı  sokak ortasında göğsünden bıçaklayarak öldüren eski çalışma arkadaşı Zehra G.’nin savcılık ifadesi ortaya çıktı. Bakış için 100 bin lira kredi çektiğini ve borcunu alamadığını iddia eden şüpheli, "Funda bana 'Seni bitireceğim' deyip üzerime saldırdı. Çantamdaki çakıyı açıp arkamı döndüğümde bıçak kendisine saplandı. Kasten yapmadım; çocuklar bulmasın diye bıçağı rögara attım" dedi.

💾

Karadeniz'in dev sağlık üssünde resmi açılış heyecanı: Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Eylül'de Samsun'da

Sağlık Bakanlığı'nın öz kaynaklarıyla 305 bin metrekarelik alana inşa edilen ve 9 Mayıs'ta hasta kabulüne başlayan bin 458 yatak kapasiteli Samsun Şehir Hastanesi'nin resmi açılış töreni, 13 Eylül Pazar günü saat 14.00'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilecek. 40 ameliyathanesi ve 230 yoğun bakım yatağıyla Karadeniz Bölgesi'ne hizmet veren dev tesisin kurdelesi törenle kesilecek.

Hatay'da dehşet: 4 kişiyi palayla yaralayarak ortalığı kan gölüne çevirdi

Hatay'da ayrılma aşamasında olduğu eşinin sığındığı konteyner kenti basan ve 4 kişiyi palayla yaralayan 60 yaşındaki adam çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olayda; eşini, kızını, üvey kızını ve bacanağını palayla yaralayan şahsın alkolün etkisindeyken eşine sinirlenerek ortalığı kan gölüne çevirdiğini söylediği öğrenildi.

Akdeniz’in ciğerleri yandı

Antalya, Adana ve Mersin’deki orman yangınları, kâbus dolu saatler yaşattı. Antalya Aksu’da pazartesi başlayıp rüzgârın da etkisiyle Döşemealtı ve Kepez ilçelerine sıçrayan yangın nedeniyle 300’den fazla evden 720 kişi tahliye edildi, 2 bin 97 haneye elektrik verilemediği kaydedildi. 1016 personelle havadan ve karadan mücadele dün de aralıksız sürerken, alevleri söndürmek için yöre halkı da seferber oldu, uyumadan su havuzuna traktörleriyle su taşıdı.

4 kentte suçlu temizliği

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 4 şehirde organize suç yapılarına yönelik operasyon düzenlendiğini açıkladı. Antalya’da dolandırıcılık, Gaziantep’te 122 milyar liralık kara para trafiği, İstanbul’da yasadışı bahis ve İzmir’de uluslararası uyuşturucu ticareti yapan örgütlere yönelik operasyonlar düzenlendi.

💾

Ankara'da 3'üncü dalga uyuşturucu-fuhuş operasyonu: 17 tutuklama

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen 3'üncü dalga uyuşturucu-fuhuş operasyonu kapsamında haklarında adli işlem başlatılan 21 şüpheliden 19'u yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Şüphelilerden 17'si tutuklanırken, 2'si ise adli kontrol şartıyla salıverildi.

Londra podyumundan Türkiye’deki çocuklara... Ünlü iş insanı Esra Oflaz, Barrus için yürüyor

Barrus by Neslisah Yılmaz, “The Anatolian Garden – Anadolu Bahçesi” adını taşıyan yeni koleksiyonunu 19 Eylül’de Londra Moda Haftası’nda tanıtıyor. Esra Oflaz’ın podyumda taşıyacağı özel Barrus tasarımının satışından elde edilen gelir ise TEGV – Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na bağışlanacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan PISA 2025 sonuçlarına ilişkin paylaşım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına ilişkin, "Eğitime verdiğimiz önemin bir sonucu olan bu başarıda emeği geçen tüm öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim camiamızın tamamını tebrik ediyorum." dedi.

KKTC'de Batı Nil virüsü alarmı: Biri rutin kontrolde 3 vaka çıktı! 'Özel ilacı yok' uyarısı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik şikayetiyle hastaneye başvuran 2 kişi ile rutin kan tahlili yaptıran 1 kişi olmak üzere toplam 3 kişide Batı Nil virüsü tespit edildi. KKTC Sağlık Bakanlığı, sivrisineklerle bulaşan hastalığa karşı bir aşı ya da bir ilacın bulunmadığını belirtti ve vatandaşları uyardı.

İstanbul’da seyir halindeki otomobile kurşun yağdı: Araçta 28 mermi izi, 1 ölü

İstanbul Çekmeköy Aydınlar Mahallesi Sevgi Caddesi'nde seyir halinde olan otomobile silahlı saldırı düzenlendi. Ön camı ve sürücü tarafı kurşun yağmuruna tutulan araçta yolcu koltuğunda oturan Fırat Yavşan hayatını kaybetti. Olay yerinde 21 boş kovan ve araçta 28 kurşun izi tespit eden polis, siyah bir otomobille kaçan şüphelileri yakalamak için operasyon başlattı.

Ümraniye'de 'Vanlı Kara Haydar' benzeri görüntünün şüphelisi gözaltına alındı! Ali Haydar Kurum'un kayıtlarında 11 olay var

Ümraniye'de 'Vanlı Kara Haydar' benzeri görüntünün şüphelisi gözaltına alındı! Ali Haydar Kurum'un kayıtlarında 11 olay var
Sosyal medyada yayılan 'Vanlı Kara Haydar' benzeri görüntüdeki kişinin 1965 Erciş doğumlu Ali Haydar Kurum olduğu tespit edildi; Kurum Ümraniye'de gözaltına alındı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı...Devamı için tıklayınız

Kocaeli'de banyoda doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin 'ayırt etme gücünü' kaybedip kaybetmediği incelenecek

Kocaeli'de banyoda doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin 'ayırt etme gücünü' kaybedip kaybetmediği incelenecek
Kocaeli'de 2021 yılında yeni doğan bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren anneye verilen müebbet hapis cezası, olay sırasında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybedip kaybetmediğinin...Devamı için tıklayınız

Başsavcılık 'bySerez' soruşturmasında 9 hisseyi inceledi! Eş zamanlı operasyon: 4 şüpheli gözaltında

Başsavcılık 'bySerez' soruşturmasında 9 hisseyi inceledi! Eş zamanlı operasyon: 4 şüpheli gözaltında
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bilgi bazlı piyasa dolandırıcılığı soruşturması kapsamında, “bySerez” isimli X hesabından 9 hisse senedine yönelik yapılan paylaşımlarla ilgili eş...Devamı için tıklayınız

"Sistem"in kirli trafiği! İmamoğlu’nun reklamcısı Eyüp Subaşı tek tek anlattı: “İşlerimi zorla devraldılar 47 milyonluk fatura çıktı”


Ekrem İmamoğlu’nun 2014 ve 2019 seçim kampanyalarında reklam çalışmalarını yürüten isimlerden Panofect Medya’nın sahibi Eyüp Subaşı, mahkeme huzurunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Etkin pişmanlık...Devamı için tıklayınız

Silivri’de batan Tuğberk İmamoğlu gemisinde balon sistemi gündemde: Yaşam mahalli için teknik analiz bekleniyor

Silivri’de batan Tuğberk İmamoğlu gemisinde balon sistemi gündemde: Yaşam mahalli için teknik analiz bekleniyor
Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 10 mürettebatı arama çalışmaları 7’nci gününde sürüyor. Kayıp mürettebattan Nidai Duman’ın kızı Süreyya Keleş, geminin yaşam mahallinin balon...Devamı için tıklayınız

Önce takip etti sonra aracıyla önünü kesip saldırdı: Sürücülerin yol verme kavgası kamerada

Beylikdüzü E-5 Karayolu’nda iki motosiklet sürücüsü ile bir otomobil sürücüsü arasında başlayan yol verme tartışması kısa sürede kavgaya dönüştü. Otomobilinden inerek motosiklet sürücüsüne tekme tokat saldıran şahsın ve araçtaki kadının o anları, kask kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.

Labirent gibi yol: Mahalle sakinleri çileden çıktı

Afyonkarahisar kent merkezinde bir caddeye gelişigüzel yerleştirilen dev beton bariyerler trafiği kilitledi. Kim tarafından konulduğu bilinmeyen bariyerler nedeniyle sürücüler yolda zikzak çizerek ilerlemek zorunda kalırken, mahalle sakinleri olası bir kazadan korkuyor.

CHP’li Muğla Belediye Başkanı Aras'tan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Murat Kurum'a teşekkür

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Fethiye Körfezi’nin temizlenmesine yönelik dip çamuru temizleme projesi ile koyların korunmasını amaçlayan MAPA-Şamandıra Sistemi’nin tanıtım programında konuştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da katıldığı programda Aras, Muğla’ya yönelik projeler kapsamında toplam 112,5 milyon euro kaynak aktarıldığını belirtti. Aras, konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Emine Erdoğan ve Bakan Murat Kurum’a teşekkür etti. Aras, “Güzel Muğla’mız bu hizmetleri öncelikle Sayın Emine Erdoğan’ın himayelerinde yine Sayın Bakan Murat Kurum’un büyük gayretleriyle kavuşuyor. Bu yüzden katkısı olan Sayın hanımefendiden başlamak üzere herkese çok çok teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a da verdiği destek için teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

Kahramanmaraş ilk kez Kültür Yolu Festivali'ne ev sahipliği yapacak

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 12–20 Eylül tarihleri arasında 18. durağı Kahramanmaraş olacak. İlk kez festivalle buluşacak şehir, dokuz gün boyunca tarihi ve kültürel mekanlarına yayılan etkinliklerle kültür ve sanatın merkezine dönüşecek. UNESCO Edebiyat Şehri kimliğiyle öne çıkan Kahramanmaraş’ın gelenekleri festivalle birlikte farklı sanat disiplinleriyle yeniden yorumlanacak. Şehrin mutfak kültürü ise 52 Lezzet Noktası ile festival deneyiminin önemli duraklarından biri olacak.

Dünyadaki Mars’ta gezmek istedi: Kayalıklarda mahsur kalan genci AFAD kurtardı

Sivas’ta rengi ve yapısıyla Mars gezegenine benzetilen Eğribucak kayalıklarında doğa yürüyüşü yapmak isteyen bir genç, çıktığı alanda mahsur kaldı. Köylülerin ihbarı üzerine olay yerine ulaşan AFAD ekipleri, 2 saatlik çalışmanın ardından mahsur kalan genci kurtardı.

Kayseri’de yasal sınırın 0.03 promil altında kalan sürücü: "Kurtuldum, gördün mü?"

Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde polis ekipleri tarafından yapılan uygulamada durdurulan otomobil sürücüsü yasal sınırın 0.03 promil altında kalarak, 0.47 promil alkollü çıktı. Cezadan ucu ucuna kurtulan sürücü, sonucun ardından ekiplere teşekkür ederek, ‘kurtuldum, gördün mü?’ dedi. Edinilen bilgiye göre, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı polis ekipleri tarafından yapılan uygulamada, U.A. yönetimindeki 06 YBZ 53 plakalı otomobil durduruldu. Araçtan iner inmez ekiplere alkollü olduğunu itiraf eden U.A.’nın yapılan kontrollerde yasal sınırın altında 0.47 promil alkollü olduğu belirlendi. Yasal sınırın 0.03 promil altında ceza yemekten kurtulan B.B. ‘kurtuldum, gördün mü?’ diyerek, sevinç yaşadı. B.B., görevini yapan ekiplere teşekkür ederek, uygulamadan ayrıldı.

Ayşe Tokyaz cinayeti davası bugün görülecek: Karar bekleniyor

Küçükçekmece'de, eski polis memuru Cemil Koç (38) tarafından öldürülerek cesedi bavul içinde Eyüpsultan'da yol kenarına bırakılan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz (22) cinayeti davası bugün görülecek. 9'u tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada, sanık Cemil Koç hakkında, 'Kadına karşı tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'Şantaj' ve 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından ise 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istendi.

Bilal Erdoğan dini eğitim ve hafızlık konusunu örnek gösterip anlattı: Dünyada eşi olmayan bir metod gelişti

İlim Yayma Vakfı ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) işbirliğiyle hayata geçirilen '75 Günde Hafızlık Programı' tamamlandı. Özel bir metotla eğitimi başarıyla bitiren 40 kız öğrenci, İZÜ Halkalı yerleşkesinde düzenlenen törenle hafızlık belgelerini alarak mezuniyet gururu yaşadı.

Telef olan eşinin başından ayrılmayan baykuş kurtarıldı

Hatay'da eçeli baykuş, bir evin çatı katında mahsur kaldı. Peçeli baykuşun sesini duyan ev sahibi, çatı katında baykuşun mahsur kaldığını görünce 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri, koruyucu eldivenle peçeli baykuşu mahsur kaldığı yerden kurtardı. Kurtarılan peçeli baykuş, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne teslim edildi. Peçeli baykuşun, telef olan eşinin başından ayrılmadığı anlar kameraya yansıdı.

Antalya Kumluca'da orman yangını: Alevlerin enerjisi düştü hava müdahalesi yeniden başladı

Antalya'nın Kumluca ilçesinde dün başlayan orman yangınına müdahale gece boyunca sürdü. Yoğun çalışmalar sonunda yangının enerjisi düşürüldü. Günün ilk ışıklarıyla hava müdahalesinin yeniden başladığı yangının kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.

Filenin Sultanları bu kez hakikat için sahada: Avrupa şampiyonlarından 'Dezenformasyona dur de' çağrısı

2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda zirveye çıkarak Türkiye'ye büyük bir gurur yaşatan A Millî Kadın Voleybol Takımı, bu kez dijital mecralardaki bilgi kirliliği ve yalan haberlere karşı harekete geçti. "Filenin Sultanları", dijital medyada yayılan manipülasyon ve algı operasyonlarına karşı başlatılan "Dezenformasyona Dur De" kampanyasına destek vererek önemli bir farkındalık çağrısında bulundu.

İstanbul'da boyun kütletme faciası: Yaptırdığı masaj sonu oldu

İstanbul'da sırt ve boyun ağrısı şikayetiyle gittiği sahte fizyoterapistin yaptığı 'boyun kütletme' müdahalesi sonrası beynine 5 pıhtı atan TIR şoförü Berat Topay yaşamını yitirdi. Olayın ardından gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.

Sahilde çekirdek çitlemenin bedeli ağır oldu: 8 bin 687 lira ceza

Hatay’da İskenderun Belediyesi zabıta ekipleri, sahilde çekirdek çitleyen ve kabuklarını yere atan kişiye 8 bin 687 TL para cezası uyguladı. Çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla sahilde 7 gün boyunca sergilenen ve vatandaşların çevreye attığı atıklardan oluşan "sanat eseri", farkındalık çalışmasının ardından temizlendi.

Dilek İmamoğlu Kılıçdaroğlu'na ateş püskürdü: 'Allah’a havale ediyorum'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun siyasi görüşü nedeniyle tutuklanmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Her kör kuruşun hesabını vereceksiniz” ifadelerini kullanarak hakkındaki yolsuzluk iddialarına da işaret etti. CHP Genel Başkanının bu açıklamaları İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu'nu kızdırdı.

Japonya'yı sel vurdu

Japonya'nın Nagoya kentinde gerçekleşen şiddetli yağışların ardından su baskınları meydana geldi.Japonya'nın Nagoya kentinde bir saat içerisinde 100 milimetrenin üzerinde yağış kaydedildi. 1890'dan bu yana kentte bir saatlik sürede ölçülen en yüksek yağış miktarı olduğu belirtilen sağanak, su baskınlarına yol açtı. Yerel medyaya göre yaklaşık 3 bin kişi evlerinden tahliye edilirken, kentte alarm verildi.

Kırkkardeşler Mezarlığı Malatya'nın turizmine kazandırılacak: Anadolu'nun tapusu olan mezarlarımıza sahip çıkacağız

Malatya’nın Battalgazi ilçesinde 112 dönümlük alandaki, Selçuklu mirasının önemli izlerini taşıyan Kırk Kardeşler Mezarlığı, arkeolojik çalışmaların yanı sıra onarım ve restorasyon uygulamalarıyla turizme kazandırılacak.

Adana Kozan'daki yangın İmamoğlu ve Aladağ'a sıçradı: Orman yangınına müdahale sürüyor

Adana'nın Kozan ilçesinde başlayıp İmamoğlu ve Aladağ ilçelerindeki bazı mahallelere de sıçrayan yangına müdahale sürüyor. Gece boyu karadan sürdürülen söndürme çalışmalarına sabahın ilk ışıklarıyla havadan da destek verilmeye başlandı.

Eğitimde Türkiye başarısı

PISA 2025, Türkiye’nin eğitimde başarı çıtasını yükselttiğini ortaya koydu. 91 ülkenin katıldığı araştırma sonuçlarına göre Türkiye, fen bilimleri, matematik ve okuma becerisinde puanlarını artırdı. Fen bilimlerinde 494 puana ulaşan Türkiye, OECD ortalamasını geride bırakırken raporda, OECD ülkeleri ve tüm katılımcılarda okuma becerisi puanları düşmesine rağmen ülkede artış kaydedildiği belirtildi. Matematikte de 463 puan, tüm ülkelerin üzerinde kaldı.

Kirli trafiğe ağır darbe

İzmir’de, Belçika merkezli Yaramışlar suç örgütüne yönelik operasyonda 24 şüpheli gözaltına alındı. Bayram Yaramış’ın liderliğindeki örgütün, Güney Amerika’dan temin ettiği kokaini Avrupa ve Türkiye’ye soktuğu belirlendi. Operasyonda yaklaşık 1 milyar liralık mal varlığına el konuldu.

İmamoğlu ve butlan davası siyasi değil

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini belirterek, “Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil” dedi. Mutlak butlan davasıyla ilgili de Kılıçdaroğlu, “Parayı veren ‘Parayı verdim’ diyor. Parayı alan da ‘Parayı aldım’ diyor. ‘Aldığım için de şuna oy verdim’ diyor. Bunun neresi siyasi? Ortada siyasi bir görüş yok” ifadelerini kullandı.

Daha güçlü Orta Doğu'yu inşa edeceğiz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” süreçleriyle dağılan parçaları bir araya getireceklerini vurgulayarak “Birleşiyoruz, beraber oluyoruz, barış içerisinde, kardeşlik içerisinde inşallah hep beraber daha güçlü bir Orta Doğu, daha güçlü bir bölgeyi inşa etme kararlılığıyla yolumuza devam ediyoruz” dedi.

Villayı aldığını herkes biliyor sen bilmiyorsun!

Fatih Keleş’in mali müşaviri Cem Çelik’ten mahkemede villa itirafı geldi. Çelik, Cebeci’de kaçak hafriyat sahası üzerinden milyarlarca lira yolsuzluk yapan Murat Gülibrahimoğlu’nun Keleş’e 10 milyon dolarlık villa verdiğini söyledi. Keleş’in “Bunu nereden biliyorsun?” sorusu üzerine Çelik şu cevabı verdi: “Herkes biliyor, bir siz bilmiyorsunuz.”

Bina bir anda çöktü: Mahalle toz duman oldu

İstanbul Küçükçekmece İnönü Mahallesi Maslakçeşme Caddesi'nde kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı gerçekleştirilen bir sitenin binası çalışmalar esnasında aniden çöktü. Çökmenin etkisiyle mahalleyi yoğun bir toz bulutu kaplarken, çevredeki vatandaşlar panik içinde sağa sola kaçıştı. Can kaybı ve yaralanmanın yaşanmadığı olay anı cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı.

Külliye'de şampiyonlar buluşması: Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Filenin Sultanları'nı kabul etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Akdeniz Oyunları şampiyonu voleybolcuları Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul etti. Sıcak ve renkli anlara sahne olan kabulde sporcuları tek tek tebrik eden Erdoğan'a milli forma takdim edilirken, şampiyonlar Külliye'de zaferin gururunu paylaştı.

İletişim Başkanı Duran'dan 12 ülkenin Batı Şeria kararına yönelik açıklama: Önemli bir adım

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada öncülüğünde 12 ülkenin Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle bağlantılı ticari faaliyetlere karşı aldığı kararı memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi. Duran, söz konusu kararın uluslararası hukukun hiçe sayılmasına karşı önemli bir adım olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye'nin Filistin halkının haklı davasını savunmaya ve barış için mücadele etmeye devam edeceğini vurguladı.

Adıyaman'da suya düşen köpeğin imdadına su altı ekipleri yetişti

Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Tekağaç köyünde gölete düşerek mahsur kalan köpek, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı dalgıç polisler tarafından kurtarıldı. Kıyıya çıkarılan köpek, sağlık kontrolleri için veteriner hekime teslim edildi.

İzmir'de MHP'ye dev katılım: Üye olan 500 kişiye törenle rozetleri takıldı

İzmir'in Karşıyaka ilçesinde düzenlenen törenle MHP'ye katılan 500 kişiye rozetleri takıldı. Programda konuşan MHP İl Başkanı Veysel Şahin, partinin önceliğinin Türkiye'nin bekası olduğunu belirterek Terörsüz Türkiye sürecinin önemine ve yeni üyelerin üstlendiği sorumluluğa dikkat çekti.

İstanbul'da panik: Tahliye edilen beş katlı bina mühürlendi

İstanbul Sultangazi’de bir inşaatın temel kazısı sırasında bitişikteki beş katlı binanın temelinde kayma meydana geldi. Binadan gelen sesler üzerine sakinler tahliye edilirken, belediye ekiplerinin incelemesinin ardından bina tedbir amacıyla mühürlendi. Evlerinden çıkarılan vatandaşlar otel ve misafirhanelere yerleştirilirken, olayla ilgili çalışmalar sürüyor.

Adana'da alevler 3 ilçeyi sardı: İki köy tahliye edildi

Adana'nın Kozan ilçesinde başlayarak ormanlık alana yayılan yangın, İmamoğlu ve Aladağ ilçelerine ulaştı. Alevlerin yaklaşması üzerine İmamoğlu'na bağlı Musulu ile Aladağ'a bağlı Dailer köyleri tedbir amaçlı boşaltılırken, bölgede söndürme çalışmaları aralıksız sürüyor.

İngiltere’den işgale karşı tarihî adım, İsrail’den diplomatik misilleme

İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkiler, Londra hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik kapsamlı yaptırımları ve İsrail’in sert misilleme kararlarının ardından son yılların en ağır diplomatik krizine sürüklendi.

Dışişleri Bakanı Ed Miliband, 8 Eylül’de Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamada İngiliz hükümetinin artık yalnızca İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşimleri değil, Batı Şeria’daki işgalin tamamını hukuka aykırı kabul ettiğini duyurdu.

Bu açıklama, İngiltere’nin İsrail-Filistin politikasında önemli bir değişiklik anlamına geliyor. Önceki hükümetler yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu söylerken işgalin bütünü hakkında aynı açıklıkta bir tutum ortaya koymamıştı.

“Filistinlilere karşı etnik temizlik yürütülüyor”

Miliband, Batı Şeria’daki Filistinli toplulukların evlerinin yıkılması, yollarının ve temel altyapılarının tahrip edilmesi, ailelerin zorla yerlerinden çıkarılması ve İsrailli yerleşimcilerin saldırılarının sistematik hale gelmesi üzerinde durdu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İngiliz hükümetinin değerlendirmesini son derece açık ifadelerle ortaya koyan Miliband, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde Filistinlilere karşı “yerleşimci teröristler tarafından etnik temizlik” yürütüldüğünü söyledi.

Miliband, Netanyahu hükümetinin bu saldırılara çoğu zaman göz yumduğunu, bazı hükümet üyelerinin ise Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesini destekleyen açıklamalar yaptığını belirtti.

Dışişleri Bakanı, bu nitelemenin ağırlığının farkında olduğunu vurgulayarak, yaşanan ağır ihlaller karşısında gerçeği açıkça söylemenin adaletin ilk adımı olması gerektiğini ifade etti. İngiltere’nin yeni tutumu, Netanyahu hükümetine yönelik Londra’dan bugüne kadar yapılan en sert resmî suçlamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Gazze için “savaş suçu kanıtları” vurgusu

Miliband, Gazze’de yaşanan yıkım ve sivil ölümler konusunda da İsrail hükümetini sert biçimde eleştirdi. Filistin’de uluslararası toplumun gözleri önünde yaşananlardan “derin bir utanç” duyduğunu söyleyen İngiliz Bakan, Gazze’de savaş suçları işlendiğine ilişkin kanıtların bulunduğunu belirtti.

İngiliz hükümeti, Gazze’de yaşananların hukuken “soykırım” oluşturup oluşturmadığı konusunda uluslararası mahkemelerin kararını beklediğini kaydetti. Ancak Miliband, bu hukuki sürecin mevcut savaş suçu kanıtları karşısında hareketsiz kalmak için gerekçe oluşturamayacağını söyledi.

Miliband’ın Avam Kamarası’ndaki konuşmasında aktarılan doğrulanmış ifadeler arasında, Netanyahu hükümetinin Gazze’de yaptıklarının “dünyanın vicdanında bir leke” olduğu şeklindeki sözleri de yer aldı. Bununla birlikte İngiltere’nin açıkladığı somut yaptırım paketinin odağını, Batı Şeria’daki işgal, yerleşimlerin genişlemesi ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi oluşturdu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yerleşim mallarına kapsamlı ithalat yasağı

İngiliz hükümetinin açıkladığı pakete göre, işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan İsrail yerleşimlerinde üretilen bütün malların İngiltere’ye ithal edilmesi yasaklanacak.

Yasak özellikle yerleşimlerden gelen hurma, narenciye, şarap, bitkisel ürünler ve diğer tarım ürünlerini kapsayacak. Yerleşim malları İsrail’in toplam ihracatı içinde sınırlı bir paya sahip olduğu için kararın doğrudan ekonomik etkisinin düşük kalması bekleniyor. Buna karşın karar, İsrail’in işgal ekonomisine yönelik önemli bir siyasi ve hukuki adım olarak görülüyor.

Miliband, İngiliz halkının süpermarketlerde işgal altındaki yerleşimlerden gelen ürünleri satın alarak işgali desteklemek istemediğini söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Finansman, inşaat, emlak ve reklama da yasak

Yaptırımlar yalnızca mal ticaretiyle sınırlı olmayacak. İngiliz şirketlerinin ve finans kuruluşlarının İsrail yerleşimlerine aşağıdaki alanlarda hizmet vermesi de engellenecek:

· Finansman ve yatırım

· İnşaat ve mühendislik

· Altyapı hizmetleri

· Gayrimenkul alım-satımı

· Yerleşimlerdeki konutların İngiltere’de pazarlanması ve reklamı

· İşgale maddi katkı sağlayan belirli ihracat ve silah ruhsatları

Yerleşimci şiddetini teşvik eden veya Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasında rol oynayan bazı kişiler hakkında ayrıca mal varlığı dondurma ve seyahat yasağı uygulanacak.

Miliband, gerekli yasal düzenlemelerin yaklaşık altı ila dokuz ay içinde yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü açıkladı. İşgale “maddi katkı sağlayan” silahlar ve diğer ürünler için ihracat ruhsatlarının kapsamı da daraltılacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

E1 projesi Filistin’i ikiye bölme tehdidi taşıyor

İngiltere, Fransa ve Kanada’yı harekete geçiren başlıca gelişmelerden biri, İsrail’in Doğu Kudüs yakınlarındaki E1 bölgesinde yerleşimleri genişletme girişimi oldu.

E1 projesinin uygulanması halinde Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağlantının büyük ölçüde kesilmesi, Doğu Kudüs’ün çevresindeki Filistin yerleşimlerinin birbirinden koparılması ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasının fiilen imkânsızlaştırılması bekleniyor.

Netanyahu hükümeti aynı gün Batı Şeria’da yaklaşık bin yeni yerleşim konutu için plan açıkladı. Uluslararası toplumun büyük bölümü, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara taşımasını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi nedeniyle bu yerleşimleri hukuka aykırı kabul ediyor. İsrail yönetimi ise bu değerlendirmeyi reddediyor.

Fransa ve Kanada da harekete geçti

İngiltere’nin kararı Fransa ve Kanada ile eş güdümlü olarak açıklandı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Mark Carney ortak açıklamalarında, yerleşimlerin genişlemesi ile yerleşimci şiddetinin iki devletli çözüm açısından “doğrudan ve acil bir tehdit” oluşturduğunu belirtti.

Üç lider, “çok geç olmadan” harekete geçme kararı aldıklarını ve konuyu eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na taşıyacaklarını duyurdu.

Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Polonya, Portekiz ve İsveç daha ileri önlemleri destekleyeceklerini açıkladı. Hollanda, İrlanda, Belçika, İspanya ve Norveç ise yerleşim mallarına karşı daha önce yasak getiren veya yasak hazırlığında bulunan ülkeler arasında yer alıyor.

İsrail, Doğu Kudüs’teki İngiliz Başkonsolosluğu’nu kapatıyor

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Londra’nın kararına karşı hazırlanan misilleme paketinin Başbakan Benjamin Netanyahu ile koordine edildiğini açıkladı.

Paketin en ağır maddesini, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah bölgesinde bulunan İngiliz Başkonsolosluğu’nun kapatılması oluşturuyor.

Başkonsolosluk İngiltere’nin Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerle diplomatik ilişkilerini yürütüyor. İngiltere’nin İsrail nezdindeki büyükelçiliği ise Tel Aviv’de bulunuyor. Dolayısıyla kapatma kararı, İngiltere’nin İsrail Büyükelçiliği’ni değil, Filistin topraklarıyla ilgilenen diplomatik temsilciliğini hedef alıyor.

İsrail, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’ün kendi “bölünmez başkenti” olduğunu ileri sürerken bu ilhak uluslararası toplum tarafından tanınmıyor.

İngiliz görevliler Gazze merkezinden çıkarılacak

İsrail yönetimi, İngiltere’nin ABD öncülüğünde İsrail’de faaliyet gösteren ve Gazze’deki ateşkes ile insani yardım çalışmalarını koordine eden merkezdeki görevinin sona erdirileceğini de açıkladı.

Merkezde görev yapan İngiliz askerî planlama personeli ve yetkililerin çalışmasına son verilecek. İngiltere’nin Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi güvenlik güçlerine verdiği eğitim programları da durdurulacak.

Bu kararların doğrudan Filistinlilere yönelik güvenlik ve insani yardım mekanizmalarını zayıflatabileceği, dolayısıyla İsrail’in İngiltere’ye karşı aldığı misillemenin bedelinin kısmen Filistin halkına çıkarılabileceği değerlendiriliyor. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, kararların İngiltere’nin yerleşimlere yönelik yaptırımlarına karşı alındığını doğruladı.

Corbyn ve Abbott’ın da aralarında bulunduğu siyasetçilere yasak

İsrail ayrıca milletvekilleri ve siyasi aktivistlerden oluşan 12 İngiliz vatandaşına giriş yasağı getirdi.

Açıklanan isimler arasında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, bağımsız milletvekili Zarah Sultana, İşçi Partili milletvekilleri Diane Abbott, Naz Shah, John McDonnell ve Richard Burgon ile Yeşiller Partisi milletvekilleri Hannah Spencer, Carla Denyer, Siân Berry ve Ellie Chowns bulunuyor.

İsrail yönetimi bu kişileri “antisemitik ve İsrail karşıtı faaliyetlerde bulunmakla” suçladı. Ancak listede yer alan siyasetçilerin önemli bir bölümü, İsrail devletine veya Yahudilere yönelik düşmanlık nedeniyle değil, Gazze’deki saldırıları, işgali ve Filistinlilere yönelik hak ihlallerini eleştiren tutumlarıyla tanınıyor.

İsrail’in hükümet politikalarına yönelik eleştirileri antisemitizmle özdeşleştiren yaklaşımı, insan hakları örgütleri ve ifade özgürlüğü savunucuları tarafından uzun süredir eleştiriliyor.

Ben-Gvir’den Falkland çıkışı

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı ve işgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan bir yerleşimci olan Itamar Ben-Gvir, krizi Falkland/Malvinas Adaları anlaşmazlığına taşıdı.

Ben-Gvir, Netanyahu hükümetine Arjantin’in adalar üzerindeki egemenlik iddiasını tanıma ve İngiltere’ye yaptırım uygulama çağrısı yaptı. İngiltere’nin adalardaki varlığını “işgal” olarak niteleyen Ben-Gvir’in, aynı zamanda Batı Şeria’nın İsrail’e ilhakını savunması dikkat çekti.

Ben-Gvir’in açıklaması şu aşamada İsrail hükümetinin resmî Falkland politikası haline gelmiş değil. Dolayısıyla bunu alınmış bir devlet kararı değil, Netanyahu’ya yapılmış siyasi bir çağrı olarak değerlendirmek gerekiyor.

İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısı Kirsty McNeill ise Avam Kamarası’nda, Londra’nın Falkland Adaları üzerindeki egemenliği ve ada halkının kendi geleceğini belirleme hakkı konusundaki tutumunun değişmediğini söyledi.

ABD yaptırımlara katılmayacak

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İngiltere’nin yerleşim mallarına yönelik kararını “Yahudi halkına karşı ayrımcılık” olarak niteledi ve Londra’nın ABD’den karşılık görebileceğini öne sürdü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha ölçülü bir açıklama yaparak Washington’ın İngiltere, Fransa ve Kanada’nın ithalat yasağına katılmayacağını bildirdi. Rubio, Batı Şeria’yı istikrarsızlaştırabilecek adımlardan kaçınılmasını istedi ancak İngiltere’ye karşı yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı konusunda açıklama yapmadı.

Londra-Tel Aviv ilişkilerinde dip nokta

İngiltere’nin 2025’te Filistin devletini tanıması, şiddet yanlısı yerleşimciler ile bazı yasa dışı karakollara yaptırım uygulaması ve İsrail’in Gazze saldırılarını giderek daha sert biçimde eleştirmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri zaten ciddi ölçüde germişti.

Son yaptırım ve misilleme kararlarıyla kriz yeni bir aşamaya taşındı. İsrail’in tepkisi yalnızca ticari veya siyasi karşılıklarla sınırlı kalmadı; Filistinlilerle çalışan İngiliz diplomatik temsilciliğinin, Gazze koordinasyonundaki İngiliz görevlilerin ve Filistin güvenlik güçlerine verilen eğitimin doğrudan hedef alınması dikkat çekti.

İngiltere’nin yeni politikasının pratik etkisi, yaptırımların kapsamının nasıl belirleneceğine ve denetim mekanizmasının ne kadar etkili işletileceğine bağlı olacak. Ancak Londra’nın ilk kez işgalin tamamını hukuka aykırı ilan etmesi ve İngiliz şirketlerinin yerleşim ekonomisine katkısını engellemeye yönelmesi, Netanyahu hükümetinin cezasızlık alanının Batılı müttefikleri arasında da daralmaya başladığını gösteriyor.

Bakan Gürlek duyurdu: Sosyal medyadaki görüntüleri tepki çeken Ali Haydar Kurum gözaltına alındı

Son dakika haberine göre, Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesaplarından paylaştığı görüntülerle tepki çeken Ali Haydar Kurum hakkında soruşturma başlatıldığını ve gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulandığını açıkladı.

İğne sonrası ölüm davasında hemşire kusurlu bulundu

Gaziantep'te 3 yıl önce geçirdiği trafik kazasının ardından tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Abdurrezzak Baysal'ın ölümüne ilişkin hastane çalışanlarının yargılandığı davada, ölümün şırıngadan kaynaklandığı iddiasına ilişkin beklenen Adli Tıp Kurumu raporu dosyaya ulaştı. Raporda, iğneyi yapan hemşire ve hemşirin kusurlu olduğu belirtildi.

Trump'ın hediyeleri tartışma yarattı, geçmişte elmas alan var

ABD Başkanı Donald Trump’ın üç yakın Beyaz Saray çalışanına kişi başı 45 bin dolar nakit vermesi Washington’da yeni bir etik tartışması başlattı. Beyaz Saray ödemelerin yasal olduğunu savunurken eski hükümet etik yetkilileri federal yasaları işaret etti. ABD tarihinde hediyeler daha önce de Beyaz Saray’ı sarsan tartışmalara yol açtı.

'Parka gidiyorum' diyerek evden ayrılan anne ve 3 çocuğundan 2 gündür haber alınamıyor

İstanbul'un Sultangazi ilçesinde eşiyle telefonla görüştükten sonra 3 çocuğuyla parka gideceğini söyleyen Şenay Alan'dan (33) bir daha haber alınamadı. Eşine ulaşamayan Murat Alan, polise kayıp başvurusunda bulundu. Eşi Şenay ve 3 çocuğundan haber alamayan Alan, eşinin psikolojik sorunları olduğunu söyledi.

Çelişkili açıklamalar geldi! 'Aşil Kalkanı'nda 'kod' belirsizliği

İsrail, Yunanistan’ın mevcut İsrail hava savunma sistemlerinin kaynak koduna erişemeyeceğini açıklarken, Atina için özel bir kaynak kodu geliştirileceğini ve bu kod üzerindeki değişikliklerin Yunanistan’ın kontrolünde olacağını duyurdu. Açıklama, 3 milyar euroluk Aşil Kalkanı anlaşmasında teknoloji transferi ve sistem üzerindeki kontrol tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Saklanan gizli belgeler, 11 Eylül dosyaları açılıyor

11 Eylül saldırılarının 25'inci yıldönümüne günler kala New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, Ground Zero çevresindeki zehirli hava konusunda 170 binden fazla sayfalık belgeyi kamuoyuna açtı. Saldırılara ilişkin dönemin hükümetinin El Kaide tehdidi hakkında ne bildiğini gösteren istihbarat özetleri ve üst düzey yetkililerin 9/11 Komisyonu'na verdiği ifadelerin büyük bir bölümü ise halen gizli tutuluyor.

Dalyan Kanalı ve Köyceğiz Gölü için kapsamlı eylem planı hazırlanıyor

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Muğla'daki Dalyan Kanalı ve Köyceğiz Gölü'nde gerçekleştirdiği saha incelemelerinin ardından bölgenin doğal, tarihi ve kültürel mirasının korunması için kapsamlı bir eylem planı hazırlanacağını açıkladı.

İşte virüslerin yeni haritası! Türkiye de Avrupa kadar risk altında

Avrupa'da iklim değişikliğinin etkisiyle sivrisineklerin taşıdığı hastalıkların yayılma alanı genişlerken, Türkiye açısından tablo daha da dikkat çekici. Çünkü Avrupa'nın bazı bölgelerinde henüz ortaya çıkan risklerin bir bölümü Türkiye'de zaten mevcut. Asya kaplan sivrisineği Türkiye'de yerleşik durumda; Batı Nil virüsü ise ülkede yıllardır görülüyor.

Milli antrenör Funda Bakış’ı öldüren şüpheli: Elimdeki bıçak kendisine saplandı

Sancaktepe’de milli cimnastik antrenörü Funda Bakış’ı (39) alacak meselesi nedeniyle çıkan kavgada bıçaklayarak öldüren Zehra G.’nin (21) savcılık ifadesi ortaya çıktı. Zehra G., Funda Bakış’ı kasten bıçaklamadığını öne sürerek, “Ben olay yerine sadece konuşmak için gitmiştim. Elimdeki bıçak kendisine saplandı” dedi.

Duran: 12 ülkenin İsrail'e karşı aldığı karardan memnuniyet duyuyoruz

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "12 ülkenin, Batı Şeriadaki yasa dışı İsrail yerleşimleriyle bağlantılı ticari ve ekonomik faaliyetlere karşı aldığı karardan memnuniyet duyuyoruz. Uluslararası toplumun bu yöndeki iradesini güçlendirmesi ve İsrailin hukuksuz politikalarına karşı somut adımları artırması gerekmektedir" açıklamasını yaptı.

Türkiye'den 12 ülkenin işgalci İsrail'e yönelik ortak yaptırım kararına destek

Dışişleri Bakanlığı, "Birleşik Krallık, Fransa ve Kanadanın öncülüğünde on iki ülke tarafından Batı Şeriadaki yasa dışı yerleşimlerle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklamaya yönelik atılan adımları memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Türkiye'nin PISA 2025 başarısına tebrik

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, PISA 2025te üç farklı alanda OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke oldu. Eğitime verdiğimiz önemin bir sonucu olan bu başarıda emeği geçen tüm öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve eğitim camiamızın tamamını tebrik ediyorum" açıklamasını yaptı.

Tunç Soyer hakkında iddianame: Avukatlarından tahliye talebi

Tutuklu eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in avukatları Murat Aydın, İsmet Köymen ve Defne Soyer, bugün Tunç Soyer hakkında hazırlanan iddianamenin mahkemeye sunulmasının ardından yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, iddianamede Soyer hakkında bir paragraflık bölüm bulunduğu belirtilerek, Soyer’in kooperatifleşmeye yönelik açıklamalarının, kooperatiflerde işlendiği iddia edilen zimmet suçuna yardım kapsamında değerlendirildiği aktarıldı. Avukatlar, suçlamaların hukuka aykırı olduğunu savunarak, Soyer’in tahliyesini talep etti.

Açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Tunç Soyer 1 Temmuz 2025 tarihinde tutuklanmıştı. Tutukluluk kararı ve hakkındaki suçların tümünün haksız ve hukuk dışı olduğu açıkça ortaya çıkınca Sayın Soyer için tahliye kararı verildi. Ancak özgürlüğüne kavuşmasını engellemek için aynı iddiaları başka bir niteleme ile yeniden soruşturma konusu yaptılar ve 30 Aralık 2025 tarihinde Tunç Başkan yedek tutuklama olarak yeniden tutuklandı. Ardından aynı dosyadan ayrılan başka bir dosyayla yedeğin yedeği tutuklama yapıldı. 30 Aralık 2025 tarihinden bu yana yapılan tüm araştırmalar, dosyaya giren tüm belgeler Sayın Soyer’in suçsuzluğunu, masumiyetini tekrar tekrar kanıtladı. Buna rağmen aylardır iddianame yazılmadı.

Nihayet bugün savcılık makamı iddianamesini düzenledi ve mahkemeye sundu. Bugün mahkemeye sunulan iddianame yapılan haksızlığın açıkça kabulüdür. İddianamede, Tunç Soyer hakkında sadece bir paragraf bulunmaktadır. 11 satırlık bu paragrafta Tunç Soyer’in tüm İzmir’e ‘kooperatifleşin, güvenli konutlarda yaşayın’ demesi; kooperatiflerde iddia edilen zimmet suçuna yardım olarak değerlendirilmiştir. Bu iddianamedeki iddiaların da önceki iddialar gibi maddi gerçeği yansıtmadığı, hukuka aykırı olduğu apaçık ortadadır. Bu nedenle artık bu haksız tutukluluğa son verilmesini talep ediyoruz.”

‘Rüşvet’ davası: Ayhan Bora Kaplan ve 4 polis beraat etti

Ayhan Bora Kaplan davası kapsamında rüşvet ve mal varlığı bildirilmesi kanununa muhalefet suçlarından yargılnan dört polis hakkında beraat kararı verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nden sorumlu eski İl Emniyet Müdür Yardımcısı A.A., eski Asayiş Şube Müdürü O.Ö., Başkomiser E.K. ve polis memuru S.C.‘nin hesaplarına yüksek tutarlarda para yatırıldığı iddiasıyla Temmuz 2024’te soruşturma başlattı.

Soruşturma sonunda Ayhan Bora Kaplan ile 4 polis hakkında ‘Rüşvet’ ve ‘Mal Varlığı Bildirilmesi Kanunu’na muhalefet’ suçlarından iddianame düzenlenerek dava açıldı.

SAVCIDAN BERAAT TALEBİ

DHA’nın haberine göre sanıkların Ankara 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Duruşmaya tutuksuz sanıklar S.C., E.K., A.A. ve O.Ö. ile suç örgütü davası kapsamında tutuklu bulunan Ayhan Bora Kaplan ve taraf avukatları katıldı.

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığını belirterek, tüm sanıkların beraatına karar verilmesini talep etti. Sanıklar, mütalaaya katıldıklarını söyleyerek beraatlarını istedi.

Sanık ve avukatlarının beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ayhan Bora Kaplan ve diğer 4 sanığın üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatına karar verdi.

Hakan Fidan, Tom Barrack ile görüştü

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da, ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Darrell Issa’yı kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Bakanımız Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ve Irak Başkanlık Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Darrell Issa’yı Ankara’da kabul etti” ifadeleri yer aldı.

Görüşmenin içeriği hakkında henüz bilgi verilmedi. (ANKA)

DEM Partili Selçuk Mızraklı tahliye edildi

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, yaklaşık yedi yıldır bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nden ceza süresinin tamamlanmasının ardından tahliye edildi.

Ailesi ve yakınları ve DEM Partililerin karşıladığı Mızraklı, cezaevinde bulunan Selahattin Demirtaş’a da değindi. Mızraklı, “Eğer ben bugün burada, bu kapının önündeysem asıl burada olması gereken benden önce bu halkın sevgilisi sevgili Selahattin Demirtaş’tır. Ve eğer ben bugün bu kapının önündeysem, ben çok kısa zamanda bu kapının önüne tekrar geri dönmek istiyorum. İçeriye girmekten korkum yok. İçeriye girmek için değil, oradaki yoldaşlarımızı, oradaki Selahattin Başkan’ımızı almak için buraya gelmek istiyorum” diye konuştu.

Mızraklı şunları söyledi:

“Yani bir yerlerde birtakım görüşmeler yapılıyor ve ondan sonra da bir şeyleri duyuyoruz. Toplumdaki duygu durumunun bu olduğunu hissediyorum ben. Şimdi buradan çıkmak gerekiyor. İnsanlar bir yola çıktıkları zaman varacakları adresi görmek isterler. Varacakları adrese göre o yolda adımlarını atarlar. Dolayısıyla bizler de siyaset olarak, toplum olarak, Türkiye halkları olarak önümüzü görmek istiyoruz. Önümüzü görebilmemiz için de sürecin şeffaflaştırılması, enformasyonun çoğaltılması gerekiyor”

Üsküdar Belediyesi AKP’ye geçti

Üsküdar Belediyesi’nde 5 Eylül’de salt çoğunluk sağlanamadığı için ertelenen başkan vekili seçimi bugün yapıldı. Seçimde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ile AK Parti’nin adayı Dündar Ziya Gültekin yarıştı.

Toplam 42 meclis üyesinin katıldığı seçimde ilk tur oylamasında AKP’li Gültekin 21, CHP’li Çetinkaya’nın 19 oy aldı. 2 oyun geçersiz sayıldığı seçimlerde ikinci tur oylama geçildi.

İkinci tur oylamasında AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin 22, CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya 20 oy aldı. İtiraz edilen oyun bulunmadığı seçimde, salt çoğunluk olan 31 oyun sağlanamaması nedeniyle oylama üçüncü tura kaldı.

Üçüncü tur oylamasında da AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin 23 oy, CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ise 19 oy aldı. Salt çoğunluk olan 24 oya ulaşılamadığı için seçimlerde dördüncü tur oylamaya geçildi.

Seçimlerin dördüncü turunda AKP’nin adayı Dündar Ziya Gültekin 23 oy alarak başkan vekili seçildi. CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ise 19 oy aldı. (ANKA)

Atlas Çağlayan davasında karar

Güngören’de bıçaklanarak hayatını kaybeden Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

DHA’nın haberine göre; Bakırköy 2’nci Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 9 Haziran’daki ilk duruşmasında Cumhuriyet Savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı.

Savcı, tutuklu sanık E.Ç. hakkında Atlas Çağlayan’a karşı ‘çocuğa karşı öldürme’, mağdurlar D.Ç., R.E.O., T.U.A. ve Y.O.O.’ya yönelik ise ‘silahla tehdit’ ve ‘6136 sayılı Kanun’a muhalefet’ suçlarından toplam 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezası istemişti.

Saat 10.00 sıralarında başlaya duruşmada sanık E.Ç.’nin savunması dinlendi. Avukatların dinlenmesinin ardından mahkeme heyeti, duruşmaya ara verdi.

‘BİZ İŞTİRAKÇİLERİN DE ARTIK CEZA ALMASINI İSTİYORUZ’

Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü, şöyle konuştu:

“Bugün ikinci duruşma için buradayız. Maalesef ki ilk duruşmamızda da söylediğim gibi, taleplerimizin hepsi reddedilmişti. Yine bugün aynı taleplerde bulunacağız. İlk duruşmamızda görüntülerin izlenmesini istemiştik, maalesef ki bu talep de reddedildi.

Duruşmadan beklentim, aslında diğer iştirakçilerin de artık sanık olarak yargılanmasını istemek. Bugün onlar burada bile değil, maalesef. Çünkü sadece dosyada tanık olarak varlar. Ayrıca dosyamızda çok fazla açık olduğundan şimdiden söylemek istiyorum.

Dosyada mesajlaşmalar var, katilin o gün içerisinde silah istemesi var, olaydan 4 gün öncesinden bir başkasını bıçakladığına dair mesajlaşması var, uyuşturucu var. Onun dışında tekrardan farklı bir şekilde Arda H. ile olan konuşmasında silah isteme var. Bunlar zaten çeteler. Biz iştirakçilerin de artık ceza almasını istiyoruz.

‘BURADAN DAHA UMUTLU BİR ŞEKİLDE ÇIKMAK İSTİYORUM’

8 ay geçti. 8 ay boyunca ne gecemiz var, ne gündüzümüz var, ne uykumuz var. Artık evladımın adaletinin sağlanmasını istiyorum. Verilecek hiçbir ceza beni rahatlatmayacak, bunu da biliyorum. Ama en azından bu cezasızlık algısının ortadan kalkmasını istiyorum. ‘3 yıl, 5 yıl yatarız, ondan sonra hayatımıza devam ederiz’ düşüncesi olmasın artık. Biz artık diğer çocuklarımızı da korumak istiyoruz. Yani ne yapılabilirse İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapılması gerekiyor. Yasa çıktı fakat yasanın çıkması tek başına yeterli olmuyor; çünkü ‘Yasa geriye işlemiyor’ diyorlar. Neden geriye işlemiyor? Bugün var olan, inşallah yaşanmaz ama olacak durumlarda bu yasa geçerli oluyor da neden geriye işlemiyor? Madem geriye işlemiyor, o zaman İnfaz Kanunu’nda değişiklikler yapılsın. Bu canilerin, katillerin yatarları aldıkları ceza gibi olsun. 21 yıl diye ceza veriliyor fakat bunun yatarı 5 yıl oluyor. Belli bir kısmı da zaten açıkta geçiyor, denetimli serbestlik oluyor.

Yani bu şimdi bir ceza mı oluyor? Bu ceza bizim gibi mağdur ailelere verilmiş bir ceza oluyor. Delil karartma var. Mesela bu ülkede delil karartmanın cezası yok mu? Ben bunu sormak istiyorum. Suç aletinde parmak izleri siliniyor. O gün. Yani burada hepiniz sormak istiyorum. Hanginiz cinayetin işlendiği cinayet aletini elinize alırsınız? Neden alırsınız? Çünkü almak için bir sebebiniz olması gerekiyor. Biz bu sebebin peşinden koşturuyoruz, ‘Neden?’ diyoruz sürekli. Maalesef ki bir önceki duruşmamızda bunların hiçbirine cevap alamadık. Ne istediysek, ne talepte bulunduysak hepsi de ret yedi. Bugün umut etmek istiyorum. Buradan çıktığımda inşallah daha umutlu bir şekilde çıkmak istiyorum.”

KARAR AÇIKLANDI

Çağlayan’ın ölümüne ilişkin davada mahkeme, sanık E.Ç.’nin ‘çocuğa karşı kasten öldürme’, ‘6136 sayılı yasaya muhalefet etme’ ile ‘zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından toplam 18 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Diyarbakır’da korucunun şüpheli ölümü… Valilikten açıklama geldi!

Kulp ilçe Turgut Özal mahallesinde bir kişinin cansız bedeninin istinat duvarına asılı olduğunu gören çevredekiler sağlık ekiplerini ihbarda bulundu. Ekipler yaptıkları incelemede cesedin, güvenlik korucusu Mehmet Sevinç’e ait olduğunu tespit etti.

Diyarbakır Valiliği’nce olaya ilişkin yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlimiz Kulp ilçesi, Turgut Özal Mahallesinde bir alanda 7 Eylül 2026 tarihinde sabah saatlerinde bulunan erkek cesediyle ilgili olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi maksadıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması zaruri görülmüştür. Kolluk birimlerimizce yapılan çalışma neticesinde; bulunan cesedin Güvenlik Korucusu Mehmet Sevinç adlı kişiye ait olduğu, vücudunda ateşli silah ya da kesici aletle yaralanma izine rastlanmadığı, olayın meydana geldiği bölgedeki kameralarda yapılan incelemede şüpheli bir durumun tespit edilmediği, kişinin cep telefonunda yapılan araştırmada şüpheli olarak değerlendirilebilecek herhangi bir arama, aranma veya mesajlaşmaya rastlanılmadığı, Adli Tıp Kurumunda yapılan otopsi işlemi sonucunda hazırlanan ön raporda ölümün intihara bağlı olarak gerçekleştiği şeklinde uzman görüşü bulunduğu anlaşılmıştır. Netice olarak, olay yerindeki mevcut bulgular, kamera çalışmaları, tanık araştırmaları, cep telefonu incelemesi ve ön otopsi raporu birlikte değerlendirildiğinde adı geçen şahsın intihar etmiş olabileceğinin kuvvetle muhtemel olduğu değerlendirilmekte olup, detaylı adli soruşturma halen devam etmektedir.”

Bahçeli'den dikkat çeken açıklama!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İzmir'in kurtuluşunun 104. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, 9 Eylül 1922'nin, emperyalizmin kanlı esaret hesabının İzmir'in masmavi semalarında boğulduğu, müstevlilerin ve aparatlarının Anadolu üzerindeki meşum emellerinin Türk süvarisinin nal sesleri altında ezildiği, üç yılı aşkın süren işgalin ay yıldızlı Türk bayrağının gölgesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri" emriyle nihayete erdiği kutlu bir zafer günü olduğunu belirtti.

15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkan işgal kuvvetlerinin, Türk milletinin hürriyetinden vazgeçeceğini, vatan toprağını mukadderatına terk edeceğini sandığını ifade eden Bahçeli, Hasan Tahsin'in şahsında sembolleşen mukavemet ruhunun Adalar Denizi'ne gölge veren dağlarda efelerin cesaretiyle büyüdüğünü, Kuvayi Milliye'nin sarsılmaz azmiyle Anadolu'nun dört bir yanına yayıldığını ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Büyük Taarruz'la milletin istiklal kararlılığına dönüştüğünü kaydetti.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"26 Ağustos'ta kopan fırtına, 30 Ağustos'ta düşmanın belini kırmış, 9 Eylül sabahı İzmir'de zaferle müjdelenmiştir. Türk süvarisinin şehre girişini takip eden saatlerde Yüzbaşı Şerafettin Bey'in Hükümet Konağı'na çektiği al bayrak, işgalin kara hatırasını göklerden söküp atmış, İzmir yeniden Türk milletinin hür vicdanıyla buluşmuştur. 9 Eylül, Anadolu'nun parçalanabileceğini, Türk milletinin tarihten silinebileceğini, devletimizin prangalara mahkum edilebileceğini düşünenlere verilmiş tarihi bir cevap, Türk'ün vatansız bırakılabileceğini vehmedenlere indirilmiş bir tokat, emperyalizmin boyunduruğu altına girmiş mazlum milletler içinse bir umut ışığı olmuştur.

İzmir'de yükselen bayrak, büyük Türk milletinin esareti reddeden karakterinin, yoksulluk ve yoksunluğun, savaşın kanlı gölgesinin, umutsuzluğun sinsi pençesinin altında dahi devlet kuran iradesinin ve Mehmetçiğin istiklal uğruna ölümü hiçe sayan, şehadet şerbetinin tadına eren, cennet bahçelerine koşar adım giden imanının nişanesidir. Göklerimizi süsleyen bayrağımızın gölgesinde, minarelerde ezanımızın dinmeyecek sesinde, vatanımızda hür yaşamanın saadetinde bize düşen, istiklalimizin hangi bedellerle kazanıldığını unutmamak ve onu canımız pahasına da olsa ecdadın emanetine sadakatle yaşatmaktır."

Devlet Bahçeli, güzel İzmir'in kurtuluşunun 104. yıl dönümünü kutladığını belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Milli Mücadele'nin tüm kahramanlarını, şehitleri ve gazileri rahmet, minnet ve hürmetle andığını kaydetti. Bahçeli, "9 Eylül kutlu, İzmir ilelebet Türk yurdu olsun." ifadesini kullandı.

Kaynak: AA

Avrupa’nın zirvesindeki milliler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuğu oldu!

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Trendyol 2026 CEV Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı ve Akdeniz Oyunları'nda şampiyon olan milli voleybolcularla bir araya geldi.

Kabulde, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, A Milli Kadın Voleybol Takımı'nı kabul etti

Kaynak: AA

Yılmaz ve Üstel buluştu: Gündemde kritik konu başlıkları

Yılmaz, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, KKTC Başbakanı Üstel ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve KKTC Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu'nun da katılımıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirtti.

Yılmaz, şunları kaydetti:

"Görüşmelerimizde, Girne açıklarında yaşanan ve hepimizi derinden üzen deniz faciasının ardından devam eden arama kurtarma çalışmalarının son durumunu ve bundan sonraki süreçte atılacak adımları ele aldık. Bunun yanı sıra KKTC ile ikili işbirliğimizin gündeminde yer alan konuları ve önümüzdeki döneme ilişkin ortak çalışmalarımızı değerlendirdik. Deniz Kuvvetleri Komutanımız Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, ilgili kurumlarımızın teknik heyetleri ve alanında uzman ekiplerin değerlendirmeleri doğrultusunda yürütülen çalışmalar tüm imkanlar seferber edilerek titizlikle sürdürülüyor."

Yılmaz, bu zorlu süreçte bekleyişleri süren ailelerin yanında olmaya, kayıp vatandaşlara ulaşılması için her türlü imkanın ve teknik kapasitenin seferber edilmesi yönünde tüm gayretleri göstermeye devam edeceklerini belirtti.

Hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileyen Yılmaz, arama kurtarma çalışmalarında gece gündüz demeden görev yapan tüm ekiplere şükranlarını sundu.

Kaynak: AA

Okullarda yeni dönem başladı!

Belediyeden yapılan açıklamaya göre, ilçede öğrencilerin okul ve okul çevresindeki güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir adım atıldı.

Belediye tarafından İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı işbirliğiyle yürütülen "Güvenli Şehir Esenler Projesi" kapsamında, ilçedeki 70 okulun tamamı kamera altyapısıyla güvenlik ağına dahil edildi.

Sistemle, okul çevresinde meydana gelebilecek olumsuzlukların daha erken fark edilmesi ve ihtiyaç halinde ilgili güvenlik birimlerinin hızlı şekilde harekete geçirilmesi amaçlanıyor.

Proje, yalnızca eğitim kurumlarını değil ilçenin genelini kapsayan bütünleşik bir güvenlik sistemi oluşturmayı hedefliyor. Proje kapsamında Esenler genelindeki 1291 cadde ve sokak ile parklar ve eğitim kurumları kamera altyapısıyla merkezi güvenlik ağına bağlandı.

Esenler Akıllı Şehir ve Afet Koordinasyon Merkezi üzerinden takip edilebilen sistemle, ilçenin farklı noktalarından elde edilen görüntüler merkezi sisteme aktarılarak gerekli durumlarda emniyet birimleriyle koordinasyon sağlanıyor.

Sistem, yaşanan olayların sonradan incelenmesinin yanı sıra olası risklerin erken fark edilmesi, caydırıcılığın artırılması ve güvenlik birimlerinin çalışmalarına destek olunması amacıyla da kullanılıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, projenin öğrencilerin güvenliğine önemli katkı sağlayacağını, öğrencilerin güvenli bir ortamda eğitim alması ve okullarına güven içerisinde gidip gelmesinin kendileri için her şeyden önce geldiğini kaydetti.

Teknolojinin imkanlarını kullanarak Esenler'in tamamını kapsayan güçlü bir güvenlik ağı oluşturduklarını aktaran Göksu, "Hayata geçirdiğimiz bu entegrasyon sayesinde hem suç oranlarını minimize edeceğiz hem de afet ve kriz yönetimi süreçlerine hızlı müdahale edebilen güçlü bir şehir altyapısını İstanbul'a kazandırmış olacağız." ifadesini kullandı.

Kaynak: AA

Eğitimde dikkat çeken tablo: Türkiye üç alanda puanını artırdı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, NSosyal hesabından Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçlarına ilişkin yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:

"PISA 2025 sonuçlarında Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının tamamında puanını anlamlı artıran tek OECD ülkesi olması, eğitimde kaydettiğimiz ilerlemenin önemli bir göstergesidir. Bu kıymetli başarıda emeği bulunan başta Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin olmak üzere öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve tüm eğitim camiamızı yürekten tebrik ediyorum. İnsan gücümüz en büyük varlığımızdır. Bu nedenle, evlatlarımızın daha güçlü bir gelec

Kaynak: AA

Milyonlarca İstanbulluyu ilgilendiriyor!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, NSosyal hesabından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın duyurduğu Yarısı Bizden Kampanyası'nın 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin paylaşımda bulundu.

Thumbs B C 1082422609Ab4321Eda72E4B19991043

Bakan Kurum, "Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık. Yeni süre, 31 Aralık 2027. Evini dönüştürmek isteyen vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." açıklamasını yaptı.

Kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul'da 435 bin 683 bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı bilgisini paylaşan Kurum, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını bildirdi.

Kurum, bu yıl sonuna kadar 500 binden fazla konutun ise kampanya kapsamına alınmasının hedeflendiğini kaydetti.

Yarısı Bizden Kampanyası

İstanbul'da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024'te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira da tahliye desteği olmak üzere 1 milyon 875 bin lira destek veriliyor.

Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı veya iş yeri için 437 bin 500 lira hibe ve 437 bin 500 lira kredi, 125 bin lira taşınma desteği sağlanırken, hak sahibinin diğer her bir dükkanı için 875 bin lira da kredi imkanı sunuluyor.

Alan bazlı site benzeri büyük dönüşümlerde ise TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin liralık hibe desteği ve 125 bin liralık taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor.

Kaynak: AA

Bölgenin kaderini değiştirecek proje için kritik çağrı!

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye yaklaşımının bütün bölgeye etki edeceğini, Iraklı kardeşlerimizin de en kısa zamanda terörden kurtulacağını ümit ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, "Önümüzdeki aydan itibaren Irak'taki silahlı, milis grupların silahlarını Irak Merkezi Hükümetine devretmesiyle ilgili hazırlık da çok önemli." açıklamasını yaptı.

Kaynak: AA

Hayvan hastalıklarının rotası değişiyor

Sınır aşan salgınlardan antimikrobiyal dirence, gıda güvenliğinden erken uyarı sistemlerine kadar hayvancılığın geleceğini etkileyen başlıklar, 33. Dünya Buiatri Kongresi’nde bilim insanları ve sektör temsilcileri tarafından ele alınıyor. 66 yıl aradan sonra Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen kongreye 3 bin 560 kişi katılıyor. Dünya sığır ve ruminant sağlığı alanındaki önemli bilimsel organizasyonlardan biri olan 33. Dünya Buiatri Kongresi, 10 Eylül’e kadar devam edecek. Kongrenin açılış töreninde Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen, 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz, Dünya Buiatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Arcangelo Gentile ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yer aldı. HAYVAN SAĞLIĞINDA DİJİTAL TAKİP DÖNEMİ Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen, açılış konuşmasında insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek Tek Sağlık yaklaşımının önemine dikkati çekti. Zoonotik hastalıklar ve antimikrobiyal direncin ülkelerin karşı karşıya olduğu önemli risklerden olduğunu ifade eden Gümen, bu alanlarda mücadele için ortak bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’deki hayvan varlığına ilişkin verileri de paylaşan Gümen, büyükbaş hayvan sayısının 2023 yılında 16,5 milyon iken 2025'te 17,7 milyona, küçükbaş hayvan varlığının ise aynı dönemde 52,3 milyondan 57,9 milyona yükseldiğini aktardı. Hayvancılık alanındaki başarının yalnızca hayvan sayısındaki artışla değerlendirilmediğini vurgulayan Gümen, sağlıklı hayvan varlığının artırılması, hayvan başına verimliliğin yükseltilmesi, hastalıklar ortaya çıkmadan gerekli önlemlerin alınması, hayvan refahının korunması ve güvenli gıda üretiminin temel hedefler arasında bulunduğunu dile getirdi. Gümen, bu kapsamda veteriner ilaç ve aşıların izlenmesine yönelik yeni bir çalışma yürüttüklerini belirterek, aşı ve ilaç takip sistemlerinin altyapısını karekod temelli bir takip sistemine dönüştürmek için çalışmaların başlatıldığını açıkladı. Söz konusu sistemle ilaç ve aşıların üretim aşamasından son kullanımına kadar daha etkin biçimde takip edilmesinin amaçlandığını belirten Gümen, gerçek zamanlı izleme imkanının denetim ve şeffaflığın güçlendirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Teknolojik gelişmelerin hayvancılık sektöründe giderek daha fazla kullanılmaya başlandığına işaret eden Gümen, yapay zekanın hayvan sağlığı açısından artık bir seçenek olmaktan çıktığını söyledi. Sensörler aracılığıyla hayvanlarda hastalık belirtilerinin klinik olarak ortaya çıkmasından önce tespit edilebildiğini belirten Gümen, salgınların hareketinin önceden tahmin edilmesi ve çok büyük miktardaki genomik verilerin hayvan ıslahı ve seleksiyon kararlarında kullanılmasının da mümkün hale geldiğini kaydetti. Bu teknolojilerin hayvancılığın karşı karşıya olduğu farklı sorunların çözümünde kullanılmasının önemine dikkati çeken Gümen, özellikle buzağı kayıplarının azaltılması, antimikrobiyal direncin kontrol altına alınması, verimliliğin artırılması ve emisyonların azaltılması gibi konularda yapay zeka ve dijital teknolojilerin önemli katkılar sağlayabileceğini ifade etti. IL ÖNCEKİ HAYALİ KONGREYLE GERÇEKLEŞTİ33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz ise organizasyonun Türkiye'ye taşınmasının kendisi açısından uzun yıllara dayanan bir hikaye olduğunu anlattı. Batmaz, 1996 yılında Edinburgh'da düzenlenen 19. Dünya Buiatri Kongresi'ne Türkiye'den katılan tek kişi olduğunu belirterek, o kongrede karşılaştığı bilimsel ortamdan etkilendiğini söyledi. O dönemde benzer büyüklükte bir organizasyonun ilerleyen yıllarda Türkiye'de düzenlenip düzenlenemeyeceğini düşündüğünü aktaran Batmaz, aradan geçen 30 yılın ardından 33. Dünya Buiatri Kongresi'nin Türkiye'de gerçekleştirilmesinin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi. Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın hayvan hastalıkları açısından stratejik bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Batmaz, küresel ısınma ve hayvan hareketliliğinin artmasının enfeksiyon hastalıklarının yayılmasını hızlandırdığını belirtti. Antimikrobiyal direnç ve gıda güvenliğinin de önümüzdeki dönemin önemli sorunları arasında yer aldığını ifade eden Batmaz, veteriner hekimlerin yaşanan değişimlere kayıtsız kalmaması gerektiğini söyledi. Veteriner hekimlerin yalnızca mevcut hastalıkların tedavisiyle sınırlı kalmaması gerektiğine işaret eden Batmaz, mesleğin geleceğe yönelik planlamalarda daha aktif sorumluluk üstlenmesinin önemini vurguladı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ HASTALIKLARIN COĞRAFYASINI DEĞİŞTİRİYORDünya Buiatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Arcangelo Gentile de hayvan hastalıklarının artık yalnızca belirli ülkelerin veya bölgelerin sorunu olarak değerlendirilemeyeceğine dikkati çekti. İklim değişikliği, uluslararası ticaret ve artan hayvan hareketlerinin yanı sıra savaşlar ve siyasi istikrarsızlıkların da hastalıkların yayılmasını hızlandırabildiğini belirten Gentile, hastalıkların ulusal sınırlarla sınırlı kalmadığını ifade etti. Gentile, değişen koşulların yalnızca hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere ulaşmasına yol açmadığını, aynı zamanda hastalıkların coğrafi dağılımlarının değişme hızının ve ulaştığı ölçeğin de farklılaştığını söyledi. Bazı durumlarda hastalıkların yayılımının öngörülmesinin daha zor hale geldiğini belirten Gentile, dünyanın herhangi bir bölgesindeki veterinerlik hizmetlerinin zayıflamasının kısa sürede başka bölgeler açısından da risk oluşturabileceğini dile getirdi. Bu nedenle güçlü veterinerlik hizmetlerinin yalnızca bir maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gentile, hayvan sağlığına yapılan yatırımların küresel ölçekte bir güvenlik ve koruma yatırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. TÜRKİYE İÇİN TEK SAĞLIK ÇAĞRISITürk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu ise Tek Sağlık yaklaşımının artık yalnızca bilimsel toplantılarda ele alınan bir başlık olmaktan çıkarılması gerektiğini belirtti. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Eroğlu, 2026 yılı itibarıyla Tek Sağlık yaklaşımının uygulamada daha güçlü biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de bir Tek Sağlık Yasası çıkarılması gerektiğini savunan Eroğlu, ilgili bakanlıklar ve kurumların çalışmalarını koordine edecek, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir hastalık kontrol, yönetim ve önleme merkezinin oluşturulmasını gerekli gördüklerini ifade etti. Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında yer alan coğrafi konumunun hayvan hastalıkları açısından ayrıca önem taşıdığını belirten Eroğlu, hayvan hareketlerinin kontrol altında tutulması ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesinin bulaşıcı hastalıklarla mücadelede kritik rol oynadığını kaydetti. KONGREDE BİLİM İNSANLARINA ÖDÜL Kongrenin açılış programında, buiatri ve veteriner hekimlik alanında bilimsel ve mesleki çalışmalarıyla öne çıkan isimlere çeşitli ödüller de verildi. Bilime Üstün Katkı Ödülü, University of Wisconsin-Madison Hayvan ve Süt Bilimleri Bölümü'nden Prof. Dr. Milo Wiltbank, University of Illinois Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Peter D. Constable, sığır besleme ve metabolizma alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Jesse P. Goff ile University of Zurich Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Swiss Institute of Allergy and Asthma Research (SIAF) Direktörü Prof. Dr. Cezmi Akdis'e takdim edildi. Mesleğe Üstün Katkı Ödülü ise Dünya Buiatri Birliği Onursal Başkanı Prof. Dr. Walter Baumgartner ile Dünya Buiatri Birliği Başkanlığı görevini devretmeye hazırlanan Prof. Dr. Arcangelo Gentile'e verildi. BRUSELLA ARAŞTIRMASINA ULUSLARARASI ÖDÜLKongrenin öne çıkan ödüllerinden biri olan Gustav Rosenberger Memorial Fund Award da Etiyopya'da sığırlarda Brusella hastalığının tanısı, izlenmesi ve kontrolü üzerine çalışmalar yürüten genç veteriner hekim Lelti Miesho Berhe'nin oldu. Berhe, Etiyopya'da sığırların milyonlarca kırsal aile açısından gıda, gelir ve tarımsal üretimin önemli bir kaynağı olduğunu belirterek, Brusella hastalığıyla mücadele çalışmalarının yalnızca hayvan sağlığı açısından değil, kırsal toplumların refahı bakımından da önem taşıdığını ifade etti. Veteriner hekimliği yalnızca hayvanların tedavisiyle sınırlı bir meslek olarak görmediğini belirten Berhe, yürüttüğü çalışmaların toplumların yaşam koşullarına da katkı sağlamasını hedeflediğini söyledi. Ödül kapsamında Berhe'nin araştırmalarının bir bölümünü Bologna Üniversitesi'nde, Dünya Buiatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Arcangelo Gentile ve ekibiyle sürdüreceği bildirildi. 33.Dünya Buiatri Kongresi, 10 Eylül'e kadar devam edecek. Kongre boyunca ruminant sağlığı, bulaşıcı hastalıklar, aşılama, antimikrobiyal direnç, gıda güvenliği, hayvan hareketleri, erken uyarı sistemleri ve yeni teknolojilerin veteriner hekimlikte kullanımı gibi başlıklarda bilimsel çalışmalar paylaşılmaya devam edecek.

Atlas Çağlayan davasında karar: Sanık Efe Ç. 18 yıl 10 ay hapse mahkûm edildi

Bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan davasında mahkeme heyeti kararını açıkladı. Efe Ç. 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Atlas Çağlayan davasında karar: Sanık Efe Ç. 18 yıl 10 ay hapse mahkûm edildi Medyascope

Kaşif Kozinoğlu davasında gizemli e-Posta detayı!

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 15 yılın ardından önemli gelişmeler yaşanıyor. Kozinoğlu soruşturması kapsamında en son 11 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 10’u gözaltına alınırken, 1 şüphelinin yurt dışında firari olduğu öğrenildi.

Şüpheliler hakkında bilgi veren Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ardından Kozinoğlu davasında ölümdeki şüpheleri oluşturan detaylar da ortaya çıkmaya başladı. İşte Kaşif Kozinoğlu davasına ilişkin bilinenler...

Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin takipsizlik kararının kaldırıldığını duyurmuştu.

Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlı olduklarını belirten Gürlek, kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, geçen zamana bakmaksızın yeniden ele aldıklarını ve ulaşılabilecek her delilin izini sürdüklerini kaydetmişti.

Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullandı.

KOĞUŞTA NELER YAŞANDI?
Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte o gün koğuşta neler yaşandığı da merak konusu oldu. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre; Kozinoğlu'nun fenalaşması üzerine koğuştaki acil durum butonuna basıldı. Ancak Mayıs 2011'de göreve başlayıp özel olarak koğuşa verilen infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül, alarmı görünce müdahale etmek yerine odadaki radyonun sesini sonuna kadar açtı.

Telsiz ve radyo sesiyle yardım çığlıklarını boğan Gül'ün, diğer görevlilerin durumu geç fark etmesine neden olarak kritik dakikaları çaldığı tespit edildi. Gül'ün 15 Temmuz sonrası Fransa'ya kaçtığı belirlendi.

AĞIR HAREKETLER YAPIYORMUŞ
Sabah'ın haberine göre; Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi B Blok B1 koğuşunu Kozinoğlu ile paylaşan eski Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Babala TV'nin sahibi Oğuzhan Uğur'un babası emekli albay Hasan Atilla Uğur ifadelerinde şunları kaydetti: "Kaşif Kozinoğlu bize daha önce kalp krizi geçirdiğini ve yapılan muayenesinde 'kırık kalp sendromu' teşhisinin konulduğunu anlattı. Koğuş arkadaşları ifadesinde, "Koğuşta bulunduğu dönemde günde 1,5 saat yürüyüş, şınav, mekik ve benzeri ağır spor hareketleri yapıyordu ancak en az 1,5 paket sigara içiyordu. Cezaevi görevlileri olaya gerekli hassasiyet ve süratle müdahale etti, hastayı en seri şekilde götürdüler, hiçbir ihmal ve gecikmenin bulunmadığını gördük." dedi.

DOSYA BU İKİ ŞÜPHE NEDENİYLE AÇILMIŞ
Soruşturmanın yeniden açılmasındaki en büyük nedenlerden biri; Kozinoğlu'nun vefat etmeden hemen önce cezaevi yönetiminden ısrarla "Corasprin" ve bir vitamin hapı talep etmiş olmasıydı. Kozinoğlu'nun avukatları, klasik otopsi işlemleri sırasında bu tüketilen vitamin ilacı yönünden toksikolojik ve kimyasal detaylı bir inceleme yapılmamış olmasını büyük bir boşluk olarak nitelendiriyor.

Diğer ikinci şüphe ise, Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin atılan bir gizemli e-Posta oldu. Kozinoğlu ile aynı dönemde tutuklu bulunduğunu iddia eden bir şahıs, gönderdiği mesajda Kozinoğlu'nun kesinlikle kalp krizinden ölmediğini savundu. O dönem güvenlik gerekçesiyle bu iddianın ve e-postanın üstüne gidilemediği anlaşıldı.

O GÜN YAŞANANLAR
03:56 — Gece boyunca uyumayan Kozinoğlu üst kattaki odasına girdi.
07:58 — Sabah sayımı için odasından çıktı.
07:59 — Sayım sonrası odasına döndü ve 8 saat boyunca dışarı çıkmadı.

15:59 — Odasından çıkarak ortak alana indi.
16:07 — Koğuş arkadaşlarıyla havalandırmada ağır spor antrenmanına başladı.
17:02 — Sporu tamamlayıp havalandırmadan ayrıldı.
17:56 — Odasına çekilen Kozinoğlu aniden fenalaştı.

18:05 - 18:07 — Şüphelenen koğuş arkadaşları odaya girip durumun kritik olduğunu gördü.
18:08 — Acil durum çağrı butonına basıldı.
18:08 - 18:25 — Sedye ulaştırıldı. 163 metrelik koridor ve güvenlikli 7 kilitli kapı geçilerek mahkum kabul kapısına taşındı. Bilincinin yarı açık olduğu görüldü.

18:37 — 112 Ambulansı geldi, ilk müdahalenin ardından yola çıkıldı. TEM Otoyolu Kınalı Gişeler — Destek ambulansı ekibe katıldı; hasta entübe edilip adrenalin takviyesi yapıldı. Kalp masajı için TEM otoyolunda 10 dakika duraklama yapıldı.
19:10 — Silivri Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne ulaştırıldı.
19:30 — Tüm canlandırma müdahalelerine rağmen yanıt alınamadı ve saat 19:30 itibarıyla hayatını kaybettiği resmi olarak açıklandı.

Atlas Çağlayan davasında karar çıktı!

İstanbul Güngören’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın ölümüne ilişkin davada karar çıktı. Mahkeme, sanık Efe Ç.’yi 18 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Duruşma öncesinde Bakırköy Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Ünlü, oğlunun ölümünün üzerinden 8 ay geçtiğini belirterek adalet çağrısında bulunmuştu. Ünlü’ye destek olmak için çok sayıda vatandaş da adliye önünde bulunmuştu.

Ünlü, ilk duruşmada reddedilen taleplerini yeniden mahkemeye sunacaklarını belirterek olay anına ilişkin görüntülerin izlenmesini istemişti. Dosyada yer alan mesajlaşmalar ve fotoğraflara dikkat çeken Ünlü, olayın ardından bazı kişilerin yalnızca tanık olarak dosyada yer almasına tepki göstermişti.

“İŞTİRAKÇİLERİN DE SANIK OLARAK YARGILANMASINI İSTEDİ”
Gülhan Ünlü, duruşma öncesinde yaptığı açıklamada, “Duruşmadan beklentim, iştirakçilerin de sanık olarak yargılanmasını istiyorum. Sadece dosyada tanık olarak varlar” demişti.

Dosyada dikkat çeken deliller bulunduğunu savunan Ünlü, “Mesajlaşmalar var, katilin silahla fotoğrafları var, olaydan 4 gün öncesinde başkasını bıçakladığına dair mesajlaşması var, uyuşturucu var. İştirakçilerin de artık ceza almasını istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Oğlunun ölümünün ardından geçen 8 ayın kendileri için çok zor olduğunu dile getiren Ünlü, “Ne gecemiz var, ne gündüzümüz var, ne uykumuz var. Artık evladımın adaletini istiyorum” diye konuşmuştu.

“HİÇBİR VERİLECEK CEZA BENİ RAHATLATMAYACAK”
Verilecek hiçbir cezanın oğlunun kaybının acısını dindirmeyeceğini belirten Ünlü, asıl beklentisinin cezasızlık algısının ortadan kalkması olduğunu söylemişti.

Ünlü, “Hiçbir verilecek ceza beni rahatlatmayacak bunu da biliyorum ama bu cezasızlık algısının da ortadan kalkmasını istiyorum. ‘3 yıl, 5 yıl yatarız, ondan sonra hayatımıza devam ederiz’ düşüncesi olmasın artık. Biz artık diğer çocuklarımızı da korumak istiyoruz” demişti.

“21 YIL DİYE CEZA VERİLİYOR FAKAT YATARI 5 YIL OLUYOR”
Ceza miktarlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Ünlü, verilen cezalarla fiilen çekilen cezalar arasındaki farkın ailelerde adalet duygusunu zedelediğini ifade etmişti.

Ünlü, “Bu canilerin, katillerin cezaları, aldıkları ceza gibi olsun. 21 yıl diye ceza veriliyor fakat yatarı 5 yıl oluyor. Bu ceza, mağdur ailelere verilmiş gibi oluyor” ifadelerini kullanmıştı.

Mahkemenin kararında sanık Efe Ç. 18 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Ali Rıza Demircan yazdı: Mehmet Görmez hoca ne diyor?

Ali Rıza Demircan, Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in "şer’î ve meşru" kavramları üzerine yaptığı konuşmasını eleştirdi. Görmez'in "Her şer’î olan meşru değildir" çıkışının itikadî bakımdan sakıncalı olduğunu belirten Demircan; söz konusu beyanların acz içerdiğini ve Kur'an'ın açık hükümlerini gölgelediğini öne sürdü.

"Şer’î Olan Şey Nasıl Meşru Olmaz?"
Ali Rıza Demircan, "meşru" kelimesinin özü itibarıyla zaten "şer'î" anlamına geldiğini belirterek, ikisinin karşıt kavramlar gibi sunulmasını temel bir hata olarak niteledi. Meşruiyetin ölçüsünün İslam Şeriatı olduğunu savunan Demircan, bu kavramların ayrıştırılmasının ilahi bilgiyi ve kudreti eksiklikle niteleme tehlikesi doğurduğuna dikkat çekti.

"Açık Nasslar ile İçtihatlar Bir Tutulamaz"
Şer’î hükümlerin iki ana kategoride değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Demircan, kavram kargaşasının bu ayrımdan yoksun olunmasından kaynaklandığını belirtti:

Sabit Şer’î Hükümler: Kur’ân ve sahih sünnet ile sabit olan ibadetler, ahlaki ilkeler, miras, adalet ve kısas gibi hükümler üzerinde tartışma yürütülemeyecek açık esaslardır.

İçtihadî Hükümler: Müçtehitlerin yorumlarına dayanan hususlar meşru kabul edilmeyebilir veya eleştirilebilir; ancak bu durum doğrudan Kur'an nasslarını inkâr anlamına gelmez.

Demircan, Görmez'in konuşmasında verdiği kölelik ve Hz. Ömer'in tarihi uygulamalarına dair örneklerin, açık Kur'an hükümlerini geçersiz kılmak için delil gösterilemeyeceğini savundu. Hz. Ömer'in bazı hükümleri ilga etmediğini, sadece dönemin özel şartları nedeniyle tehir ettiğini belirten ilahiyatçı; dinin asıl kaynağının sadece Kur'an ve sahih sünnet olduğunun altını çizdi.

Ali Rıza Demircan’ın 'MEHMET GÖRMEZ HOCA NE DİYOR?' başlıklı yazısını okumak için tıklayınız

Cedide Köprülü yazdı: Para bir veri haline gelirken

Parayı çalmak, artık bir yazma eylemi. Peki bilgi bolluğu içinde istihbarat kaybolabilir mi?

Geçen hafta şöyle bitirmiştik: Refleksleri güçlü bir ülkeyiz; sıradaki iş, refleksi hafızaya çevirmek.

Bu hafta bir basamak daha aşağı ineceğiz. Çünkü defterin altında, ondan da temel bir soru duruyor: Kim "ben söyledim" diyebiliyor?

4 Şubat 2016. Bangladeş Merkez Bankası'nın ödeme terminali, arka arkaya otuz beş transfer talimatı gönderdi. Toplam tutar 951 milyon dolar. Saat seçimi tesadüf değildi: Bangladeş'te hafta sonu başlamıştı, New York'ta iş günü sürüyordu.

New York'taki muhatap banka beş talimatı işleme aldı. 101 milyon dolar hesaptan çıktı. Bunun 81 milyon doları Filipinler'e, oradan kumarhanelere gitti.

Sri Lanka'ya gidecek 20 milyon dolar ise son anda durduruldu. Sebep bir yazım hatasıydı: Alıcı adında "Foundation" yerine "Fandation" yazıyordu.

Şimdi vakanın en şaşırtıcı yanına gelelim. Hiçbir şifre kırılmadı. Ödeme ağı ele geçirilmedi. Kasa soyulmadı.

Saldırganlar bankanın parasını değil, bankanın "ben söyledim" deme yeteneğini çaldılar. Bir ayrıntı daha: Teyit çıktılarını basan yazıcı da manipüle edilmişti. Bankalarda "dört göz ilkesi" vardır: Bir işlemi, en az iki kişi görür. O gece, iki göz de aynı yalanı gördü.

Peki nasıl oldu da bir soygun, tek bir kasa kırılmadan tamamlandı?

Cevap için paranın kendi hikâyesine bakmak gerekiyor. Çünkü para, tarih boyunca birkaç kez kılık değiştirdi.

Önce bir ölçüydü. İnsanlar mal takas ederken neyin neye eşit olduğunu söylemek zorundaydı. Para, bu eşitliğin adıydı. Ortada taşınan bir şey değil, ortak bir kabul vardı.

Sonra bir mal oldu. Ölçü, ölçtüğü şeyin içine girdi: Altın, gümüş. Para artık hem değerin ölçüsü hem değerin kendisiydi. Cebinizdeki şey, kendi ağırlığınca kıymetliydi ve kimseye sormanız gerekmiyordu.

Sonra bir söze dönüştü. Banknot aslında bir senettir: "Bunu getirene şu kadar altın ödenecektir." Değer, maldan çıkıp vaade taşındı. O günden itibaren paranın arkasında bir kurum, bir imza ve bir güven durdu.

Bugün ise para bir veridir. Cebinizdeki kart değer taşımaz; bir kaydı işaret eder. Maaşınız bir kâğıt değil, bir satırdır. Havale dediğimiz şey, bir mesajdır. Dünyada dolaşan paranın ezici çoğunluğu hiçbir zaman fiziksel bir biçim almaz. Bir veri tabanından ötekine geçen bir kayıt olarak yaşar ve ölür.

Şimdi Dakka'ya dönün.

O gece kırılacak bir kasa yoktu. Para bir veriydi. Ve veriyi çalmanın yolu onu almak değil, onu yazmaktı.

Modern hırsızlığın tanımı budur: Yazma yetkisini ele geçirmek.

Buradan da bu yazının ana hükmü çıkıyor: Para veri hâline geldiyse, paranın gücü de veriye geçmiştir. Yani paranın hareketini kimin doğrulayabildiği, artık paranın kendisidir.

Peki bu doğrulama yetkisi nerede duruyor?

Küresel finansal sistem, düz bir ağ değildir. Yıldız biçiminde bir yapıdır. Mesajlaşma birkaç kanaldan, takas birkaç kurumdan, saklama birkaç kuruluştan geçer.

Bu yoğunlaşma aslında verimlilik için tasarlandı. Ama bir yan ürün doğurdu: Ağın merkezini tutan, ağın herhangi bir yerindeki aktörü ağdan çıkarabilir. Merkezden bakan, bütün ağı görür. Merkezi tutan ise erişimi keser. Ve ikisi birbirini besler: Görebildiğiniz için kesebilirsiniz, kesebildiğiniz için size bilgi verilir.

Bunun pratik sonucu şu: Bir kurumun güvenliği aslında iki ayrı yerde belirlenir. Birincisi kendi kalesidir: Duvar, kilit, kamera, siber savunma. İkincisi ise erişimidir yani ağa bağlanma hakkı.

Kurumlar bütçenin neredeyse tamamını birinciye ayırır. Oysa ikincide, tehdidin cinsi değişir: Birinci halkada karşınızda bir saldırgan vardır, ikincide bir karar verici. Bir bankanın siber savunması kusursuz olabilir. Ama yurt dışındaki muhatabı, ilişkiyi kestiği an bunun hiçbir önemi kalmaz.

Ve o karar, çoğu zaman sandığımız gibi verilmiyor. Karşı taraf size kapıyı genellikle sizi riskli bulduğu için kapatmaz. Sizi anlamanın maliyetini yüksek bulduğu için kapatır. Buna okuma maliyeti diyelim. Karşıdaki analist, işlem yapınızı anlamıyorsa iki seçeneği vardır: Anlamak için kaynak harcamak ya da ilişkiyi kesmek. İkincisi ucuzdur ve kimseye hesap vermeyi gerektirmez.

Nitekim dünyada aktif muhabir banka sayısı 2011-2019 arasında yaklaşık beşte bir azaldı ve en sert daralma Afrika'da yaşandı. Aynı dönemde, sınır ötesi ödemelerin hacmi arttı. Daha az düğüm, daha çok trafik. Bu verimlilik değil, dayanıklılık kaybıdır.

Şimdi asıl soruya gelelim.

Para veri hâline geldiyse, bilgiyle çalışanlar için bu, bir cennet olmalı. Çünkü her işlem, iz bırakıyor. Her ödeme; bir zaman damgası, bir isim, bir ülke kodu taşıyor. Kasım 2025'te ödeme mesajlaşmasında bir dönem kapandı ve artık ödemeyle birlikte taşınan veri, denetimin kendisi hâline geldi.

Peki gerçekten daha çok mu görüyoruz?

Tam tersi de mümkün. Ve tehlike burada: İstihbarat, veri yokluğunda değil, veri bolluğunda da kaybolabilir. Üç yolu var.

Birincisi, bakılmayan veri. 2024'te Kuzey Amerikalı büyük bir banka, ABD'de üç milyar doları aşan bir cezaya çarptırıldı. Gerekçe, verinin eksikliği değildi: Trilyonlarca dolarlık müşteri hareketinin hiç izlenmemiş olmasıydı. Veri oradaydı. Kimse bakmadı.

İkincisi, ölçülemeyen alan. Uluslararası ticaretin yaklaşık yüzde sekseni açık hesapla yürür. Yani banka belgeyi görmez, yalnızca havaleyi görür. Küresel finansal varlıkların yarısından fazlası, artık bankaların dışındadır. Kayıt dışılık ölçümünde ise yöntemler arasındaki fark, çoğu zaman rakamın kendisinden büyüktür. Veri çağının en büyük yanılsaması budur: Ölçtüğümüz şey arttıkça, ölçemediğimizi unutuyoruz.

Üçüncüsü, yalan söyleyen veri. Dakka'da yazıcı manipüle edilmişti. 2024'te bir mühendislik şirketinin Hong Kong ofisinde bir çalışan, katılımcıların tamamı, yapay olarak üretilmiş bir video toplantının ardından 25 milyon dolara yakın transfer yaptı. Çalışan başta şüphelenmişti ama görüntü, şüpheyi sildi. "Görürsem inanırım" artık bir güvenlik kuralı değildir.

Üçü birleşince istihbaratın tanımı da değişiyor. Klasik tanım bilinmeyeni bulmaktı. Bugünkü tanım, bilinenin içinden önemli olanı ayırmaktır. Ve ikincisi daha zordur çünkü eksiklik dediğiniz şey, hissedilir. Bolluk ise bir doygunluk yanılsaması üretir. Ekranı sinyalle dolu bir kurum, hangisinin önemli olduğunu bilmiyorsa kör bir kurumdur.

Şimdi bir veriye bakalım ve bu veri bize kadar uzanıyor.

Merkez bankaları yıllardır altın alıyor. Türkiye bunun uç örneği: Merkez Bankası'nın brüt rezervinin yaklaşık yüzde altmışı altındır.

Bu genellikle "dolardan kaçış" diye okunur. Eksik bir okumadır. Çünkü doların ödemelerdeki ve rezervlerdeki payı düşmüyor.

Doğru okuma şudur: Altın, veri olmayan tek paradır. Bir mesaj taşımaz, bir kayda ihtiyaç duymaz, bir sunucuda durmaz, bir listeye takılmaz. Kimsenin onayına muhtaç değildir. Yani altına kaçış paradan kaçış değil, veriden ve başkasının defterinden kaçıştır.

Ama madalyonun öbür yüzü de söylenmeli. Altının rezervlerdeki payındaki artışın önemli kısmı, fiilî birikimden değil, fiyat artışından geliyor. Avrupa Merkez Bankası, kendi raporunda bunu açıkça not ediyor. Daha önemlisi, altın kriz anında hızlı ve tam değerinde nakde çevrilebilen bir varlık değildir. Güvenliktir, ama likidite değildir. İçgüdü doğru ama tek başına yeterli değil.

Türkiye bu tabloda nerede duruyor?

Yine zor bir yerde ve bu kez sebep, coğrafya değil: Mevzuat. Amerika, yıllardır ülke dışı yetki kullanıyor: Kendi teknolojisini içeren malı, dünyanın neresinde olursa olsun kendi kuralına tabi sayıyor. Ekim 2025'te Çin aynısını yaptı: Kritik hammaddelerde, ülke dışı yetki ve ortaklık kuralı getirdi.

Yani iki blok artık aynı gramerle konuşuyor. Söz dizimi aynı, sözcükler farklı. Bir Türk firması aynı anda iki dilbilgisine uymak zorunda ve ikisi çelişebilir.

Bunun bir yükü, bir de fırsatı var. Yük şu: Kurumlarımızın izleme ve uyum mimarisi, tek eksenli kurulmuştur, yalnızca Batı'ya bakar. Bugün ise iki eksenli olmak zorunda. Fırsat ise şu: İki gramerde birden okuyabilen ülke sayısı azdır ve iki tarafla da çalışmak zorunda olanlar öyle bir ülkeye ihtiyaç duyar. Ama bu, kendiliğinden gelen bir imtiyaz değil, kurulması gereken bir kabiliyettir.

Toparlayalım.

Bu dizide sırasıyla şunları konuştuk: Savaş fiyatlanır. Fiyatı, merkez koyar. Merkez, defteri tutandır. Defteri tutanlar kenarda durur, nöbeti ortadakiler tutar.

Bu haftanın halkası hepsinin altına giriyor: Para bir veri hâline geldi. Bu yüzden defterin sahibi, deftere yazılanı doğrulayabilendir.

Ve doğrulama yetkisi kahramanlıkla kazanılmıyor. Yine o sıkıcı şeylerle: Kendi verinin kalitesiyle, kendi mesajlaşma ve mutabakat altyapınla, kendi analistinle ve kendini karşı tarafa anlatabilme kapasitenle.

Çünkü bir gün biri sizin adınıza "o söyledi" derse ve siz "hayır, ben söylemedim" diyemezseniz, kaybettiğiniz şey para değildir.

Sözünüzdür.

17 yıl sonra bir ilk! THY, dünyaca ünlü futbol kulübünün ana sponsoru oldu

THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, işbirliği kapsamında 2027/2028 sezonunun başlangıcından itibaren THY'nin logosu Liverpool Kulübü'nün erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının ön yüzünde yer alacak.

17 YIL SONRA BİR İLK
Bu anlaşma, Liverpool'un ticari tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, kulübün ana partnerinde 17 yıl sonra gerçekleşecek ilk değişiklik olma özelliğini taşıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, Liverpool'un köklü mirası ve dünyanın dört bir yanına yayılan güçlü taraftar topluluğuyla dünyanın en tanınmış ve saygın futbol kulüplerinden biri olduğunu belirterek, "THY'nin kulübün ana partneri olacak olmasından ve markamızın dünya sporunun en ikonik formalarından birinde yer alacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu olarak insanları, kültürleri ve kıtaları birbirine bağlamak, kimliğimizin temelinde yer alıyor. Bu işbirliği, küresel erişimleri, mükemmeliyet anlayışları ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana ilham verme güçleriyle öne çıkan iki global markayı bir araya getiriyor." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın aynı zamanda THY'nin dünya sporuna uzun yıllardır verdiği desteğin yeni ve önemli bir aşamasını temsil ettiğini kaydeden Olmuştur, "Sporun sınırları aşan ve toplulukları bir araya getiren eşsiz gücüne inanıyoruz. Bu yeni dönemde Liverpool FC ve dünyanın dört bir yanındaki taraftarlarıyla birlikte ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." açıklamasını yaptı.

KULÜPTEN DE AÇIKLAMA GELDİ
Liverpool FC Ticari İşler Direktörü Ben Latty de anlaşmanın Liverpool FC için önemli bir kilometre taşı olduğunu ve Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerleri olarak aralarında görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, şunları aktardı:

"Liverpool formasının ön yüzü, kulübümüzün tarihinde özel bir yere sahip. THY, geniş uluslararası uçuş ağına sahip, dünya çapında tanınan bir kuruluş. 2005 yılına uzanan özel anılarımızın oluşturduğu güçlü temeller üzerinde işbirliğimizi başlatmayı ve uzun soluklu, güçlü bir ilişki inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu duyuru aynı zamanda Standard Chartered'ın son 17 yılda Liverpool FC'ye sağladığı olağanüstü katkıyı takdir etmek için de bir fırsat. Kulüp tarihimizin çok özel bir dönemindeki yolculuğumuzun önemli bir parçası oldular. Standard Chartered'ın 2027'den itibaren Global Partner olarak Liverpool FC ailesinin bir parçası olmaya devam edecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Geçiş sürecine hazırlanırken yeni sezonu heyecanla bekliyor, Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerimiz olarak karşılamayı sabırsızlıkla bekliyoruz."

SENELİK 60 MİLYON STERLIN DEĞERİNDE
Kulübün Türkçe sosyal medya hesabından ise forma görselleri paylaşılarak şu açıklamaya yer verildi: Liverpool, Turkish Airlines ile 300 milyon sterlinden fazla değere sahip 5 yıllık forma sponsorluğu anlaşmasına vardı. Anlaşmanın yıllık değeri 60 milyon sterlinin üzerinde olacak.

Bakırköy'de skandal güzellik merkezi ile sınırlı kalmadı: Gizli görüntüler 80 bine çıktı

İstanbul Bakırköy’de bir güzellik merkezinde ortaya çıkan gizli kamera skandalıyla ilgili soruşturma sürerken, gizli kameraları yerleştirdiği iddia edilen şirketin sahibi, güzellik merkezinin işletmecisi ve görüntüleri sosyal medyada para karşılığı sattığı öne sürülen kişiler tutuklandı. Dosyaya giren yeni bilgiler ise skandalın daha büyük olabileceğine işaret ediyor.

SAPIKLIK GÜZELLİK MERKEZİYLE SINIRLI DEĞİL
Skandal, mağdur kadınlardan K.Ş.’nin ihbarıyla ortaya çıktı. Bir tanıdığının uyarısı üzerine sosyal medya kanalını inceleyen K.Ş., burada kendisine ait görüntüleri gördü. Bunun üzerine ihbarda bulunan K.Ş., ifadesinde kanalda 15 binden fazla video bulunduğunu söyledi. Ancak görüntülerin yalnızca güzellik merkezinde çekilenlerden oluşmadığı da ortaya çıktı. K.Ş., kanalda “ev ortamlarında” ve “başka mekanlarda” kaydedilmiş başka insanlara ait görüntülerin de yer aldığını belirtti.

80 BİN GİZLİ ÇEKİLMİŞ İÇERİK
Görüntülerin Telegram ve X (Twitter) üzerinden para karşılığı satıldığı iddiasıyla tutuklanan Abdullah Çatalbaş da ifadesinde, görüntülerin kendisine farklı kişiler tarafından Telegram üzerinden gönderildiğini söyledi. Çatalbaş’ın, görüntüleri sattığını belirttiği Davut Demirci’nin adının geçtiği bir yazışma da soruşturma dosyasına girdi. Yazışmada bir kişinin, “Grubun hepsi Türk içerik. Daha neler var bende oraya atmadığım…” ifadelerini kullandığı görüldü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan Araştırma Raporu’nda yer alan deliller de kan donduruyor. Telegram kanalının reklamında bilinenin aksine 15 bin değil, 80 bin içerik görüntü olduğu belirtiliyor.

Aynı reklamda 20 ayrı kategori olduğu ifade ediliyor. Kategoriler ise “masaj salonu”, “Otobüs AVM”, “ETEK ALTI”, “IPCAM”, “QR CANLI” gibi ifadelerle ayrılıyor. Bu kategoriler gizli kamera sapıklığının her yerde olabileceğini ortaya koyuyor.

BAŞKA YERLERE DE SİSTEM KURMUŞ
İddiaların odağındaki kamera sistemini kuran şirketin sahibi E.S.C., suçlamaları kabul etmeyerek 2022’de kurduğu firmasının hastane grupları, oteller, askeri birlikler, fabrikalar ve gece kulüpleri gibi farklı yerlere kamera, yangın ve hırsızlık sistemleri hizmetleri verdiğini aktardı.

Evdeki kameralara dikkat!

Bakırköy’de bir güzellik merkezinde kadın müşterilerin gizli kameralarla kaydedildiği iddiaları, görüntülerin dijital ortamda kötüye kullanılması ve kişisel mahremiyet konusunda endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Olay, yalnızca işletmelerdeki gizli kamera riskini değil, evlerde kullanılan bebek ve akıllı güvenlik kameralarının siber güvenliğini de tartışmaya açtı. İnternete bağlanan bu cihazlar uzaktan erişim kolaylığı sağlarken zayıf şifre ve yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle yetkisiz erişime açık hale gelebiliyor. Dijital Medya Uzmanı Oğuzhan Saruhan, bu riski azaltmak için kameranın kurulduğu ilk gün güvenlik ayarlarının mutlaka yapılması gerektiğini belirtti.

İKİ FAKTÖRLÜ DOĞRULAMA AKTİF HALE GETİRİLMELİ
Birçok kullanıcının kamerayı kurup uygulamayı çalıştırdıktan sonra sürecin tamamlandığını düşündüğünü ifade eden Saruhan, “Oysa asıl önemli bölüm bundan sonra başlıyor. Kameranın varsayılan kullanıcı adı ve şifresi mutlaka değiştirilmeli, başka hiçbir platformda kullanılmayan güçlü ve benzersiz bir şifre oluşturulmalı. Kamera uygulamasında iki faktörlü doğrulama özelliği bulunuyorsa mutlaka aktif hale getirilmeli. Kamera ve uygulamanın güvenlik güncellemeleri geciktirilmemeli, bağlı cihazlar ve erişim kayıtları da belirli aralıklarla kontrol edilmeli” dedi. Saruhan, özellikle iki faktörlü doğrulamanın hesap güvenliği açısından kritik olduğuna dikkat çekti.

KAMERA EVE AÇILAN DİJİTAL BİR PENCERE
Kullanıcıların internete bağlı kameraları küçük bir bilgisayar gibi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Saruhan, kamera ve uygulama güncellemelerinin zamanında yapılmasının, tanınmayan cihaz ve şüpheli girişlerin düzenli olarak kontrol edilmesinin önemine işaret etti. Saruhan, olağan dışı bir durum fark edilmesi halinde internet bağlantısının kesilerek şifrenin değiştirilmesini önerdi. Kameranın kullanılmadığı zamanlarda mümkünse fiziksel olarak kapatılması veya lens kapağının kullanılması gerektiğini belirten Saruhan, “İnternete bağlanan her kamerayı, evimizin içine açılan dijital bir pencere gibi düşünmeliyiz. Bu pencerenin anahtarını nasıl yabancı birine vermiyorsak, kamera hesabımızın güvenliğini de aynı ciddiyetle korumalıyız” diye konuştu.

Güllü cinayetinde flaş telefon konuşması: Tüm gerçekleri anlatacağım

Arabesk müziğin ünlü ismi Güllü, 26 Eylül'de Yalova Çınarcık'taki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Şüpheli ölümle ilgili ortaya çıkan her detay, tüyler ürpertti.

Yapılan incelemelerde, Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter tarafından pencereden atıldığı tespit edilirken Yeni çıkan ses kaydında Sultan Nur Ulu babasının ortaya attığı Tuğyan ve kızım birlikte ittiler iddialarına cevap verdi. Bir başka kayıtta ise Gül'ünün kızı Tuğyan ve eski nişanlısı arasında geçiyor.

'SULTAN 'BİZ ATTIK' DEDİ'
Öte yandan Güllü cinayetini aydınlatan o ses kaydına ulaşıldı. Sultan'ın arkadaşı ile Sultan'ın babası Arif Ulu arasında geçen ses kaydında, çarpıcı ifadeler yer aldı. Sultan'ın babasının arkadaşına sitemi açık açık itiraftı: "Sultan bana dedi, biz attık baba dedi. Biz attık dedi ya."

BABASININ İDDİASINA TEPKİ GÖSTERDİ
Sultan'ın arkadaşıyla arasında geçen konuşmaları ise babasının iddialarına cevap niteliğindeydi. Arkadaşının "Kız niye ağlıyorsun, bir şey olmaz" sorusuna Sultan "'Yok tehdit değil doğruları söylüyorum' diyor şimdi de. Ben mi yaptım?" cevabını verdi. Sultan'ın babası hem kendi hem de Güllü'nün kızını suçlayarak ikisinin de cinayeti itiraf ettiğini söyledi. Yeni çıkan ses kayıtlarında Sultan Nur Ulu babasının iddiasına tepki gösterdi.

TELEFONUMU AÇSIN YOKSA KÖTÜ OLACAK'
Sultan'ın "Yemin ederim şu an iftira atıyor. Ona söyle benim telefonumu açsın. Yoksa çok kötü yerlere gidecek bu iş." ifadelerine arkadaşı "Dedi ki ben dedi onunla başka türlü hesaplaşacağım." Şeklinde karşılık verdi.

"İKİ TANE DAİRE TEKLİF ETTİ"
Şarkıcı Güllü 26 Eylül 2025'te evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetmişti. Olay kaza olarak kayıtlara geçmiş ancak soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter şüpheli olarak tutuklanmıştı. "Tuğyan bana iki tane daire teklif etti dedi ben de attım dedi." bu konuşmayı yapan o akşam evde olan Sultan Nur Ulu'nun babasıydı. Arif Ulu'nun sözleri ortalığı daha da karıştırdı.

BABASININ İFADESİNE SAVUNMA PLANI
ATV'nin haberine göre ses kaydının devamında Sultan'ın arkadaşı eğer Arif Ulu yani Sultan'ın babası böyle bir ifade verirse nasıl bir savunma vereceklerini de tek tek anlatıyor. "Kızıyla kavga etti derim bana da böyle böyle şeyler söyledi derim. Dengesiz bir adam psikolojisi bozuk deriz."

'SENİ ARADIĞIMDA TELEFONU AÇMAZSAN GERÇEKLERİ ANLATACAĞIM'
Dosyadaki bir başka kayıtta ise bu kez Tuğyan Ülkem Gülter ile eski nişanlısı Kervan'ın konuşması yer alıyor. Tuğyan eski nişanlısına Sultan Nur Ulu'nun babasının kendisini arayıp aramadığını sorusuna Kervan Eminoğlu "İki gün önce aradı" diye cevaplıyor.

Sultan panikleyerek eski nişanlısına "Doğruyu söyle ama Kervan bak çok doğruyu söyle. Bak kim dost kim düşman biz bilmiyoruz bizim psikolojimiz bozuldu. Kervan bu bizim için önemli iyi misin?" derken Kervan Eminoğlu'nun sözleri konuşmanın seyrini değiştiriyor: "Yine de sana söyleyeceğim. Saat 4.30 seni arayacağım. Çıktın çıktın. Çıkmadın ben gerçekleri anlatacağım."

Adana'nın Kozan ilçesinde iki noktada çıkan orman yangınlarına müdahale ediliyor

Doğanalanı Mahallesi kırsalında henüz belirlenemeyen nedenle orman yangını çıktı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, söndürme helikopterleri ve arazözler sevk edildi.

Ekiplerin yangına müdahalesi sürerken Düzağaç Mahallesi'nin Dağılcak mevkisindeki ormanlık alandan da bilinmeyen nedenle duman yükseldi.

Bölgeye yönlendirilen ekipler, alevlere havadan ve karadan müdahale etti.

İki farklı noktadaki yangınların kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.

Kaynak: AA

Okuryazarlıkta dev adım: 1 milyondan fazla kişi mezun oldu, 471 bin kadın okuma yazma öğrendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde 2018 yılında başlatılan Okuryazarlık Seferberliği kapsamında, bugüne kadar 471 bin 734 kadın okuma yazma öğrendi. 8 Eylül Uluslararası Okuryazarlık Günü vesilesiyle derlenen verilere göre, açılan kursları başarıyla tamamlayan 1 milyondan fazla kişi belge aldı.

Teneffüste dehşet: Kapı kolu atardamarlarını kesen öğrenci ölümden döndü, aileden suç duyurusu

Ankara’nın Çubuk ilçesindeki özel bir okulda teneffüste koşarken dışarıya doğru açılan kapının metal kolu koluna saplanan 7'nci sınıf öğrencisi Asya Ç. (12), 2 ana atardamarının kesilmesi sonucu ölümden döndü. Sağ işaret parmağında işlev kaybı oluşan ve bacağından damar nakledilerek 2 ameliyat geçiren çocuğun ailesi suç duyurusunda bulundu.

Bisikletli Güneş'in öldüğü kazada ilk duruşma! Acılı anne koridorda ağladı: Sen bizim Güneş'imizi söndürdün

Samsun'un Atakum ilçesinde bisikletiyle yaya geçidinden geçerken otomobilin çarpması sonucu 12 yaşında yaşamını yitiren Güneş Uçak'ın ölümüne ilişkin davada tutuksuz sanık üniversite öğrencisi Mustafa Furkan K. (24) ilk kez hakim karşısına çıktı. Acılı anne Sevil Topaloğlu Uçak adliye koridorunda sanığın yüzüne karşı "Bu dünyaya can borcun var. Sen bizim Güneş’imizi söndürdün. Biraz frene bassaydın yaşıyor olacaktı" diyerek gözyaşı döktü.

Bakan Ersoy duyurdu: Korkut Ata Türk Dünyası film festivali İstanbul’a dönüyor | Festivalde bu yıl ilk kez kısa filmler de yarışacak

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali’nin altıncısının 3–7 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirileceğini duyurdu. Beş yıl sonra başladığı şehre dönen festivalde bu yıl ilk kez Kısa Film Yarışması da düzenlenecek. Türkiye’den uzun metraj kurmaca, belgesel ve kısa film dallarında yapılacak başvurular 25 Eylül’de sona erecek.

Adana'da duruşma öncesi sokakta silahlı ve döner bıçaklı çatışma: 1 ölü, 7 yaralı

Adana Adliyesi'nde 2 ay önceki bir kavganın duruşmasına gelen husumetli iki aile, adliye yakınındaki ara sokakta karşı karşıya geldi. Silahların ve döner bıçaklarının çekildiği kavgada kurşunların hedefi olan Cebrail Timi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı. Olay yerinde inceleme yapan polis ekipleri bazı şüphelileri gözaltına alırken, bir otomobilin bagajında çok sayıda sopa ve bıçak ele geçirildi.

Silahlı saldırıda bir bacağını kaybetmişti; hayalinden vazgeçmeyen Dr. Nida Nur başhekim oldu

Mersin'de 3 yıl önce intörn doktorken uğradığı silahlı saldırı sonucu bir bacağı ampute edilen 26 yaşındaki Nida Nur Nergiz, zorlu tedavi sürecinin ardından tıp fakültesini bitirip hekim oldu. Memleketi Erzincan'da İl Ambulans Servisi Başhekimliği görevine getirilen Dr. Nergiz, "Tıp fakültesine başlarken bir hayalim vardı: İnsanlara yardım etmek. Zorluklar yaşasak da pes etmek istemedim." dedi.

Minik Elif'in öldüğü kazada 'ev hapsi' kararı kaldırıldı; sürücü tutuklandı

Eskişehir'de annesiyle yolun karşısına geçerken otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitiren 3 yaşındaki Elif Mavi Avli'nin ölümüne neden olan sürücü Fatoş Akıl Bilgesoy, savcılık ve acılı ailenin itirazı üzerine yeniden gözaltına alındı. Bilgesoy, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

💾

Kasapoğlu'ndan belediyelere çağrı: Engelli bireyler için elinizi taşın altına daha fazla koyun

Kocaeli'de 38 ülkeden 703 sporcu ve antrenörün katılımıyla başlayan Para Yüzme Avrupa Şampiyonası'nın açılışında konuşan TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, yerel yönetimlere seslendi. Meclis araştırmalarında sporun ve belediyelerin rolünün öne çıktığını belirten Kasapoğlu, "Bir tesisin kapısının açık olması yetmez, engelli vatandaşımızın o kapıya ulaşabilmesi de önemlidir. Belediyelerimiz yatırımlarını ve çalışmalarını artırmalı" dedi.

Bakan Ersoy’dan Gazze çağrısı: Müslüman diasporaların Filistin mücadelesini dünyaya anlatmada kritik rolü var

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC) iş birliğinde ilk kez düzenlenen Müslüman Diasporalar Forumu’nda, dünyanın farklı coğrafyalarındaki Müslüman diasporaların ortak değerleri ve kültürel bağları etrafında bir araya geldiklerinde küresel ölçekte önemli bir “soft power” potansiyeli ortaya koyabileceklerini belirtti. Ersoy, “Tüm bu altını çizmeye gayret ettiğim konularda artık yapmamız gereken; bilgiyi, tecrübeyi ve insan kaynağını birleştirmektir.” dedi.

122 milyonluk şirket vurgununda akılalmaz hayat: 60 milyon kumara, 5 milyon sevgiliye estetiğe gitti

İstanbul'da çalıştığı şirketin hesaplarından yıllar içinde 122 milyon lirayı zimmetine geçiren muhasebe müdürü Mesut A. ile aralarında anne, baba, eşi ve sevgilisinin de bulunduğu 19 şüpheli adliyeye sevk edildi. Paranın 60 milyon lirasını Gürcistan ve Kıbrıs'taki kumarhanelerde kaybeden, 5 milyon lirasını sevgilisinin estetik ameliyatlarına harcayıp adına ev yaptıran şüphelinin, emniyetteki ifadesinde "Pişman değilim" dediği öğrenildi.

❌
❌