Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Bugün — 19 Eylül 2026Ana akış
Dünden önceki günAna akış

Ev fiyatlarında ağustos tablosu: Konut fiyat endeksi yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ağustos ayına ilişkin KFE ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı.

Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE (2023=100), ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0,9 artarak 236,8 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 6,5 azaldı.

KFE ağustosta aylık bazda İstanbul'da yüzde 1,9, Ankara’da yüzde 1,5 ve İzmir’de yüzde 2,7 artış gösterdi.

Endeks değerleri ağustosta yıllık bazda İstanbul'da yüzde 26,3, Ankara'da yüzde 24,8 ve İzmir’de yüzde 23,3 arttı.

İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, ağustos ayında en yüksek yıllık artış yüzde 27 ile Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli, Van, Bitlis, Hakkari, Muş bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 13 ile Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesinde gözlendi.

Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,3 artan YKKE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 26,4 yükselirken reel olarak yüzde 3,9 azaldı.

YKKE, ağustosta İstanbul'da yüzde 4,9, Ankara’da yüzde 2,6 ve İzmir’de yüzde 5,4 artış kaydetti.

Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul'da yüzde 34,5, Ankara'da yüzde 28,3 ve İzmir’de yüzde 25,5 artış kaydetti.

İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, ağustosta en yüksek yıllık artış yüzde 34,5 ile İstanbul bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 17,3 ile Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ bölgesinde görüldü.

Kaynak: AA

Bakan Şimşek'ten seçim süreci için dezenflasyon vurgusu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bir politika taahhüdü içerdiğini, özel sektör açısından ise daha çok bir yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu vurgulayan Şimşek, "Temel hedefimiz dezenflasyondur. Dezenflasyon var. Arzuladığımız hızda mı, değil. Bir sürü iç ve dış faktör var. Özellikle bu aralar dış faktörler ön planda." dedi.

Dünyada bir enerji şoku yaşandığını, ayrıca bütün emtia fiyatlarında da ciddi artış olduğunu dile getiren Şimşek, bunun Türkiye'de de dünyada da enflasyonu olumsuz etkilediğini söyledi.

"OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir"

Şimşek, OVP hedeflerine değinerek, şöyle konuştu:

"OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir. Neden? Çünkü o, önemli ölçüde kamunun kontrolündedir. Gelirler değil ama giderler kamunun kontrolündedir. 2023'te biz bütçe açığı olarak yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz, daha iyi bir performans göstermişiz, yüzde 5,1. 2024'te yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz yüzde 4,7 ile çok daha iyi bir performans göstermişiz. 2025'te hedeften çok daha iyi bir performans sergilemişiz. Geçen sene bütçe açığını yüzde 2,9'a düşürmüşüz. Bize benzer ülkelerin ortalaması yüzde 5,9. Yani biz, bize benzer ülkelerin yarısı kadar bile açık vermemişiz. 2026'da eşel mobil sistemini uyguluyoruz. Şimdiye kadar gelirden ciddi feragat ettik. Türkiye ekonomisi dış şokların etkisiyle biraz daha yavaş gidiyor. Buna rağmen 2026 için yüzde 3,5'lik bütçe açığı hedefimiz vardı. Biz yüzde 3,5 değil, yüzde 3,1'lik performans göstereceğimizi söylüyoruz."

Geçen seneki OVP'de 2026 yılı için yüzde 3,8'lik büyüme öngörüldüğünü, yurt dışındaki bu kadar şoka rağmen büyümenin bu sene yüzde 3,3 civarı olmasını beklediklerini aktaran Şimşek, "Yaşanan şoka oranla buradaki sapma çok ciddi boyutlarda değil. Burada tutmayan net bir hedef var, o da enflasyon hedefi. Kısmen savaşın etkisi var ama Türkiye'de belli ki enflasyonda bizim öngördüğümüzden veya modelin öngördüğünden daha fazla atalet ve katılık var. Bu bir sorun tabii. O zaman daha çok zamana ihtiyaç var. Nitekim hedefler de bu çerçevede revize edildi." değerlendirmesinde bulundu.

"OVP hedefleri büyük oranda tutuyor"

OVP sayesinde birçok hedefin başarıldığına işaret eden Şimşek, kur korumalı mevduatın sona erdiğini, rezervleri endişe kaynağı olmaktan çıkardıklarını, mali disiplini tesis etme hedeflerini gerçekleştirdiklerini, büyümenin de dünyaya oranla makul olduğunu bildirdi.

Şimşek, "OVP hedeflerinin tutmadığı" yönündeki eleştirilere şu yanıtı verdi:

“OVP hedeflerinin tutmadığı yaklaşımı doğru değil, hedefler büyük oranda tutuyor. Hedeflerin bir kısmı niteliksel, bir kısmı sayısal hedeflerdir. Zaten bütün dünyada tam olarak mükemmel bir şekilde tutturulması söz konusu değil. Önemli olan yöndür ve yönde de bir değişiklik yoktur.”

"Enflasyon artış oranında ciddi yavaşlama var"

Dezenflasyonun 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, "Bu sene savaş etkisi arındırılırsa çok büyük ihtimalle enflasyon yüzde 20-22 arası bir noktada olurdu. Geçen sene yüzde 31 civarıydı, bir önceki sene 44, daha önceki sene yüzde 65. Dolayısıyla, enflasyon artış oranında ciddi yavaşlama var. Bu da aslında programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor. Sadece belki başlangıçta öngördüğümüz zaman çerçevesi bir miktar daha uzayacak." dedi.

Ölçüm metodolojisinin EUROSTAT'ta neyse Türkiye'de de öyle olduğunu belirten Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumunun uluslararası normlarda veri ürettiğini söyledi.

"Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz"

Şimşek, dezenflasyon sürecine ilişkin şu mesajları verdi:

"Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Biz seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon gelir dağılımını iyileştiriyor. Dezenflasyon demek hayat pahalılığıyla mücadele demek. Zaten vatandaşımız bunu istiyor. Dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var. Seçim sonuçlarını etkileyecek en önemli faktör dezenflasyonun devam etmesidir. Vatandaşın çok daha güçlü şekilde hissettiği çerçevede enflasyonun yavaşlamasıdır. Onun için bu programın ana hedefi fiyat istikrarıdır. Bu konuda maliye politikası ve diğer alanlarda en güçlü desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Ücretli kesimin en az enflasyon oranında alım gücünün korunması kadar değerli ve önemli bir şey yok. Bu bizim temel hedefimizdir. Biz her zaman memura, emekliye, ücretlimize, kamu çalışanlarına en az enflasyon artışı kadar artış verdik, vermeye de devam edeceğiz. Bütün kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin maaşları her zaman en az enflasyon kadar artacak."

"Tek yönlü piyasa varsa 'yönetilen kur rejimi' ile karşı karşıyasınız"

Türkiye'de normalde olması gerekenin "dalgalı kur rejimi" olduğunu vurgulayan Şimşek, bunun şokları absorbe etmeye, şoklara karşı doğru tepki vermeye zemin hazırladığını anlattı.

Şimşek, kur rejiminin günübirlik işlemesinin Merkez Bankasının uhdesinde olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Tek yönlü bir piyasa varsa o zaman 'yönetilen kur rejimi' ile karşı karşıyasınız. Uzun bir süredir çalkantılı dönemler hariç, genelde Türk lirasına rağbet var. Bırakırsanız piyasaya, Türk lirası o dönemlerde aşırı değerlenir. Yok eğer piyasada olursanız, onu da yönetmeniz gerekir. Şimdi şartlar bunu gerektiriyor. Aslında ideal olarak, enflasyonun tek hanelere doğru evrildiği bir ortamda, ihracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğü kaldırılarak daha esnek bir kur rejimine geçilebilir. Fakat henüz piyasada bu şartlar oluşmuş değil. Zamanı gelince bakarız. Ama kur tartışmaları bu ülkede her zaman olmuştur, yeni bir şey değildir. Kurla ilgili tartışmalar da baz yılınıza bağlı. 2010 yılını baz alın, 2010 eşittir 100 deyin. Hiçbir ölçümde şu anda reel kur 100'de değil, 100'ün altında. 2000 yılını baz alın, hangi veriyi ve seriyi kullanırsanız kullanın, reel kur 100'ün altında. Ama 2020'yi baz alırsanız reel kur 100'ün üstünde."

Rekabette dış talep etkisi

Şimşek, rekabet gücünü belirleyen faktörün sadece kur olmadığına dikkati çekerek, girdi maliyetlerinin önemli olduğunu bildirdi.

Orta Doğu kenara bırakılırsa rakiplere oranla sanayiye en ucuz doğal gazı ve elektriği Türkiye'nin verdiğini belirten Şimşek, diğer önemli faktörün de "dış talep" olduğunu ifade etti.

"Bu tartışmaları dış talepten bağımsız okursak yanlış okuruz." ifadesini kullanan Şimşek, şunları kaydetti:

"Orta Doğu bizim önemli bir pazarımız. Bu sene Orta Doğu ve Kuzey Afrika ekonomileri küçülüyor. Avrupa Birliği'nde, Avro Bölgesi'nde büyüme çok uzun süredir yüzde 1-1,5 arası. Bu sene dünya yüzde 3 civarı büyüyecekken bizim ticaret ortaklarımız yüzde 1,5-1,6 büyüyecek. Bunun etkisini ortaya koymak yorumcular açısından zordur ama bu da etkilidir. Mesela ikinci Çin şoku önemli bir gelişmedir. 2000'li yılların başında Çin, Dünya Ticaret Örgütüne girdiğinde daha çok düşük katma değerli, orta-düşük veya düşük teknoloji ürünlerinde ciddi bir kırılma yaşandı. Şimdi gelinen noktada geçen seneki ticaret savaşı ile birlikte dünyada ikinci şoktan bahsediliyor. Çünkü ABD'nin yükselttiği gümrük vergilerine karşı Çin üretimi azaltmadı, kapasiteyi düşürmedi. Tam aksine Afrika'ya ihracatını dolar bazında yüzde 27 artırdı. Asya zaten kendi pazarı. Avrupa Birliği'ne yüzde 13-14 artış var. Bunlar bizim de pazarlarımız, biz de oralara mal satıyoruz. Dolayısıyla Çin etkisi burada yine dikkate alınmıyor."

Kaynak: AA

Finansmana erişimdeki daralma KOBİ’leri zorluyor

Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV) Yönetim Kurulu Başkanı Elif Ufluoğlu, KOBİ’lerin finansmana erişimde yaşadığı güçlüklerin üretim kapasitesi üzerinde ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Merkez Bankası’nın faiz oranlarını yüzde 37’de sabit tuttuğunu hatırlatan Ufluoğlu, ticari kredi faizlerinin ise yüzde 50 seviyelerinde bulunduğunu belirtti. Ufluoğlu, “Sanayicinin finansmana erişimini yalnızca bugünün kredi sorunu olarak değil, Türkiye’nin üretim kapasitesinin geleceği olarak değerlendirmeliyiz” dedi. KOBİ’lerin Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99,6’sını oluşturduğunu vurgulayan Ufluoğlu, sanayinin kritik bir dönemden geçtiğini ifade etti. Sıkı para politikasının 2023 yılı Haziran ayında başlayan faiz artışlarıyla birlikte işletmeler üzerindeki etkisinin belirginleştiğini kaydeden Ufluoğlu, yüzde 10’un altındaki faizlerin kısa sürede yüzde 50’lere ulaştığını anımsattı. İki yılı aşan süreçte kredi limitlerinin daralması, vadelerin kısalması ve teminat talebinin artmasının özellikle üretim odaklı KOBİ’ler için önemli bir baskı yarattığını söyleyen Ufluoğlu, işletmelerin işletme sermayesine erişiminde yaşanan sorunun giderek büyüdüğünü dile getirdi. TAKİPTEKİ TİCARİ KREDİ ORANI YÜKSELDİBDDK verilerine işaret eden Ufluoğlu, takipteki ticari kredilerin toplam ticari krediler içindeki payının 2024’te yüzde 1,4 iken 31 Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 2,3’e çıktığını belirtti. Bu tablonun finansmana erişimdeki sorunların işletmelerin ödeme kapasitesine yansıdığını gösterdiğini ifade eden Ufluoğlu, konkordato başvurularındaki artışın da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Ufluoğlu, kısa vadeli ve pahalı finansmanın işletmelerin nakit akışını bozduğunu, yatırım kararlarını ertelediğini ve rekabet gücünü zayıflattığını belirterek, “Vade yapısının bozulması, teminat ihtiyacının yükselmesi ve finansman maliyetlerindeki artış; işletmelerin yalnızca bugünkü faaliyetlerini değil, gelecekteki yatırım ve büyüme kabiliyetini de etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu. BANKA KREDİSİ DIŞINDAKİ KAYNAKLAR ÖNE ÇIKARILMALISanayicinin finansman ihtiyacının yalnızca kredi hacmini artırarak çözülemeyeceğini vurgulayan Ufluoğlu, kaynak çeşitliliğinin sağlanması gerektiğini söyledi. TOSYÖV olarak işletmelerin banka kredilerine aşırı bağımlılığının azaltılmasını savunduklarını belirten Ufluoğlu, alternatif finansman modellerinin üretim ekonomisinin merkezine alınması çağrısında bulundu. İşletme sermayesi ihtiyacının uzun süre karşılanamamasının üretim zincirinde daha büyük sorunlara yol açabileceğine işaret eden Ufluoğlu, yatırımların durması, kapasite kullanımının gerilemesi ve tedarikçi ödemelerinin gecikmesi gibi sonuçların ortaya çıkabileceğini kaydetti. Bu gelişmelerin devam etmesi halinde konkordato başvuruları ve işletme kapanmalarının gündeme gelebileceğini belirten Ufluoğlu, “Bu meseleye yalnızca bankacılık sistemi ya da faiz politikası penceresinden bakamayız. Konu, üretimin, istihdamın, ihracatın ve Türkiye’nin sanayi kapasitesinin korunmasıyla doğrudan ilgilidir” dedi. Sağlıklı biçimde çalışan, üretim yapan ve sipariş portföyü bulunan firmaların geçici likidite sıkıntısı nedeniyle üretimden çekilmemesi gerektiğini ifade eden Ufluoğlu, “Finansman sorunu konkordato sorununa dönüşmeden harekete geçmeliyiz” diye konuştu. İLK HEDEF NAKİT AKIŞINI GÜVENCEYE ALMAKTOSYÖV Başkanı Ufluoğlu, KOBİ’lerin yaşadığı finansman problemlerine yönelik kısa, orta ve uzun vadeli çözüm önerileri sundu. Kısa vadede temel önceliğin işletmelerin nakit akışını korumak olduğunu belirten Ufluoğlu, üretim ve ihracat odaklı seçici finansman modellerinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Kredi Garanti Fonu benzeri teminat yapılarının üretim yapan işletmeler için daha etkin kullanılması gerektiğini dile getiren Ufluoğlu, ihracatçıların uygun koşullarda kaynağa erişiminin de desteklenmesini istedi. Alacakların daha kısa sürede nakde dönüşmesini sağlayan faktoring ve tedarik zinciri finansmanı uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önemine değinen Ufluoğlu, leasing başta olmak üzere yatırım finansmanı araçlarının erişilebilir hale getirilmesi çağrısında bulundu. Kamu desteklerinde değerlendirme ve ödeme süreçlerinin hızlandırılmasının işletmeler için önemli bir rahatlama yaratacağını belirten Ufluoğlu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacının arttığı dönemde bu mekanizmaların daha hızlı işlemesi gerektiğini söyledi. ORTA VADEDE FİNANSMAN KANALLARI ÇEŞİTLENMELİOrta vadede KOBİ’lerin sermaye piyasalarına ve farklı finansman modellerine erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Ufluoğlu, özel sermaye fonları, girişim sermayesi yatırım fonları, kitle fonlama, tahvil ve diğer borçlanma araçları, yatırım ortaklıkları ile uygun şirketler için halka arz seçeneklerinin daha erişilebilir hale getirilmesini istedi. Bu araçların yaygınlaşması için kamu kurumları, finans sektörü, sermaye piyasası kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Ufluoğlu, “KOBİ Finansmana Erişim ve Alternatif Finansman Programı benzeri, ulusal ölçekte bir kapasite geliştirme yaklaşımının oluşturulmasını önemli görüyoruz” dedi. Ufluoğlu, KOBİ’lerin alternatif finansman kaynaklarına yönelmesi için yalnızca yeni ürünlerin sunulmasının yeterli olmayacağını, işletmelerin bu araçlardan yararlanabilecek finansal yönetim yetkinliğine de sahip olması gerektiğini ifade etti. Bilgilendirme, eğitim ve danışmanlık süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini kaydeden Ufluoğlu, finansman ekosisteminin üretim işletmelerinin ihtiyaçlarına göre yeniden ele alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. KALICI ÇÖZÜM GÜÇLÜ ÖZKAYNAK YAPISIUzun vadede asıl çözümün firmaların özkaynaklarını güçlendirmesi olduğunu vurgulayan Ufluoğlu, sürekli borçlanma yoluyla büyüyen şirket modelinden uzaklaşılması gerektiğini belirtti. Hedefin; sermayesi güçlü, verimliliği yüksek, dijital dönüşümünü tamamlamış, ihracat yapan ve yüksek katma değer üreten şirketler oluşturmak olduğunu ifade etti. Finansman politikası ile sanayi politikasının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini söyleyen Ufluoğlu, kaynakların teknoloji yatırımlarına, dijitalleşmeye, enerji verimliliğine, yeşil dönüşüme, yüksek katma değerli üretime, ihracata ve nitelikli istihdama yönlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Dönüşüm yatırımlarının gelecekte işletmelerin rekabet gücü, üretim hacmi ve pazar payı açısından belirleyici olacağını kaydeden Ufluoğlu, sanayicinin de finansal dayanıklılığını artırmaya odaklanması gerektiğini söyledi. İlk aşamada likiditenin korunmasının, işletme sermayesinin güçlendirilmesinin ve üretimin kesintisiz sürdürülmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Orta vadede işletmelerin finansal yönetim kapasitelerini geliştirmesi gerektiğine dikkat çeken Ufluoğlu, uzun vadeli hedefin ise güçlü özkaynağa sahip, teknolojik dönüşümünü gerçekleştirmiş, ihracat ve katma değer üretme kapasitesi yüksek işletmeler yaratmak olduğunu ifade etti. Ufluoğlu, “Türkiye’nin üretim gücünü korumak için finansmanı yeniden üretimin hizmetine vermeliyiz. Sanayiciyi borç sarmalından çıkararak yeniden yatırım yapabilir hale getirmek, önümüzdeki dönemin en önemli ekonomi politikası önceliklerinden biri olmalıdır” dedi.

Borsada geniş çaplı düşüş: BIST 100'de 98 hisse gerilerken Sadrettin Bağcı satışları analiz etti

BIST 100 endeksinde hisselerin geneline yayılan satış dalgasıyla 98 hisse geriledi. Borsa İstanbul'daki tabloyu değerlendiren Sadrettin Bağcı, şirket bilançoları ve çarpanların göz ardı edildiği sürecin tersine dönmesiyle düşüşün ivme kazandığını ancak fon çıkışlarının zamanla zayıflayabileceğini belirtti.

AJet kampanyayı başlattı! Yurt dışı biletleri 19 dolardan satışta! İndirimli biletler hangi ülkelerde geçerli?

Yurt dışı seyahati planlayanlara AJet'ten dikkat çeken kampanya geldi. Şirket, 250 bin koltuğu indirimli fiyatlarla satışa sunarken, kampanyalı biletlerde fiyatlar vergiler hariç 19 dolardan başlıyor. Biletler 18 Eylül'e kadar alınabilecek, indirimli seyahat dönemi ise 5 Ekim 2026 ile 4 Mart 2027 tarihleri arasında olacak.

Bakan Şimşek'ten emekli ve memur zammına ilişkin açıklama! Enflasyonu işaret etti

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi politikalarında kararlılık mesajı vererek, 'Hayat pahalılığıyla mücadele en büyük önceliğimiz, seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz.' dedi. Dış şoklara ve emtiadaki fiyat artışlarına dikkat çeken Şimşek, bu yıl savaş olmaması hâlinde enflasyonun en az 7 puan daha aşağıda seyredeceğini ifade etti. Emekli ve memur zammına ilişkin de konuşan Şimşek, 'Kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşları en az enflasyon kadar artacak.' ifadelerini kullandı.

Eylül SED ödemeleri hak sahiplerinin hesaplarına yatırıldı

Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, çocuklara yönelik çalışmalara özel önem verdiklerini ve çocukların farklı ihtiyaçlarını gözeterek hizmetleri çeşitlendirdiklerini belirtti.

Çocukların aile ortamında büyümesinin, toplumsal değerlerin korunmasında önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Göktaş, SED hizmeti ile çocukları, ailelerinin yanında ve sosyal çevreleri içerisinde desteklediklerini kaydetti.

Bakanlık olarak, çocukların eğitimli, sağlıklı ve kendine güvenen birer fert olarak yetişmeleri, güvenli ve sevgi dolu bir aile ortamında büyümeleri için gayretle çalıştıklarını belirten Göktaş, "Çocukların sosyal açıdan desteklenmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için eylül ayına ilişkin 2 milyar 186 milyon lira tutarındaki SED ödemesini hesaplara yatırdık." ifadesini kullandı.

 

15.775 TL veriliyor: Hesaplara teker teker yatacak! Şimdi kontrol edin

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanan Evde Bakım Yardımı kapsamında bu ay yapılacak ödemeler hak sahiplerinin hesaplarına aktarılmaya başlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evinde tam bağımlı bireyin bakımını üstlenen vatandaşlara yönelik destek kapsamında toplam 7,7 milyar lira ödeme gerçekleştirileceğini açıkladı.

Kredi kartı olanlar dikkat: Sizde de varsa kullanmayın! Acilen yenileyinKredi kartı olanlar dikkat: Sizde de varsa kullanmayın! Acilen yenileyin

15.775 TL VERİLİYOR: HESAPLARA TEK TEK YATACAK! ŞİMDİ KONTROL EDİN

Bakan Göktaş, Evde Bakım Yardımı uygulamasının 2006 yılından bu yana engelli bireylerin mümkün olduğunca ailelerinin yanında ve kendi yaşam alanlarında desteklenmesini hedefleyen aile merkezli bakım hizmetleri arasında yer aldığını belirtti.

Engelli bireylerin ailelerinden ve yakınlarından ayrılmadan yaşamlarını sürdürebilmelerinin önemine işaret eden Göktaş, sağlanan yardımın aile bütünlüğünün korunmasına ve bakım sürecinin ev ortamında devam etmesine katkı sunduğunu ifade etti.

Evde Bakım Yardımı'ndan yararlanan hak sahiplerine aylık 15 bin 775 lira ödeme yapılıyor. Bakan Göktaş, bu ayki ödemelerin toplam tutarının 7,7 milyar liraya ulaştığını belirtti.

Yumurtada bu işaretle karşılaşırsanız sakın almayın! Hemen değiştirinYumurtada bu işaretle karşılaşırsanız sakın almayın! Hemen değiştirin

Göktaş'ın verdiği bilgilere göre, halihazırda 490 bin vatandaş Evde Bakım Yardımı desteğinden faydalanıyor. Bakanlık tarafından yapılan ödemelerin, evde bakım hizmeti sunan ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

TMO'da fındık yoğunluğu: Fiyatlar piyasanın üstünde!

Fındık hasadını tamamlayan üreticiler, günler öncesinden aldıkları sıra doğrultusunda Ordu'nun farklı noktalarında bulunan TMO alım depolarına gelerek ürünlerini teslim ediyor. Alım öncesinde fındıkların gerekli kontrolleri yapılırken, randıman ölçümleri de gerçekleştiriliyor. Belirlenen randımana göre fiyatlandırılan fındıkların bedelleri ise üreticilerin banka hesaplarına yatırılıyor.

Serbest piyasa ile TMO arasındaki fiyat farkının yaklaşık 70-80 liraya ulaşması, üreticilerin tercihini TMO'dan yana kullanmasını sağlıyor. TMO'nun 50 randıman kabuklu fındık için açıkladığı 250 liralık alım fiyatının yanı sıra, randımanı yüksek ürünlerde üreticilere ek fiyat farkı uygulanıyor.

"260 LİRANIN ÜZERİNDE SATTIM"

Altınordu ilçesi Günören Mahallesi'nden fındık üreticisi Haki Uğur, 53,5 randıman gelen ürününü TMO'ya 260 liranın üzerinde bir fiyata sattığını belirterek, üreticilerin kaliteli ürün elde etmek için bahçelerinin bakımına önem vermesi gerektiğini söyledi. Uğur, "2026 yılı hasadımızı yaptık ve bugün itibariyle çok şükür 53,5 randıman geldi. Orta vadi olduğumuz için güzel fındığımız oldu. TMO bu yıl bazı kriterleri yükseltti, bu nedenle memnunuz ancak bir de tonaj da artarsa üreticilerimiz için daha iyi olur diye düşünüyorum. Gerekli bakımını yaptığımız fındıkta hak ettiğimizi alacağız inşallah. Ben 260 liranın üzerinde sattım, tabi piyasaya göre her zaman TMO daha iyi. Üretici bakımlarını güzel yapıp, iyi kurutup fındığını teslim etmeli" dedi.

"180 LİRA İLE 250 LİRA ARASINDA ÇOK FARK VAR"

Fındık üreticisi Hüseyin Şahin ise hasadını yaptığı ürünü yüksek fiyat nedeniyle TMO'ya satmak için getirdiğini ifade ederek, "Allah devletimizden razı olsun, bizi tüccarlara teslim etmedi. 180 lira ile 250 lira arasında çok fark var" diye konuştu.

💾

<p>Ordu'da Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) fındık alım noktalarında yoğunluk yaşanırken, serbest piyasada 180 lira seviyelerinde işlem gören 50 randıman kabuklu fındığın TMO tarafından 250 liradan alınması üreticilerin kuruma yönelmesini sağlıyor.<br>
Fındık hasadını tamamlayan üreticiler, günler öncesinden aldıkları sıra doğrultusunda Ordu'nun farklı noktalarında bulunan TMO alım depolarına gelerek ürünlerini teslim ediyor. Alım öncesinde fındıkların gerekli kontrolleri yapılırken, randıman ölçümleri de gerçekleştiriliyor. Belirlenen randımana göre fiyatlandırılan fındıkların bedelleri ise üreticilerin banka hesaplarına yatırılıyor.<br>
Serbest piyasa ile TMO arasındaki fiyat farkının yaklaşık 70-80 liraya ulaşması, üreticilerin tercihini TMO'dan yana kullanmasını sağlıyor. TMO'nun 50 randıman kabuklu fındık için açıkladığı 250 liralık alım fiyatının yanı sıra, randımanı yüksek ürünlerde üreticilere ek fiyat farkı uygulanıyor.<br>
<br>
"260 liranın üzerinde sattım"<br>
Altınordu ilçesi Günören Mahallesi'nden fındık üreticisi Haki Uğur, 53,5 randıman gelen ürününü TMO'ya 260 liranın üzerinde bir fiyata sattığını belirterek, üreticilerin kaliteli ürün elde etmek için bahçelerinin bakımına önem vermesi gerektiğini söyledi. Uğur, "2026 yılı hasadımızı yaptık ve bugün itibariyle çok şükür 53,5 randıman geldi. Orta vadi olduğumuz için güzel fındığımız oldu. TMO bu yıl bazı kriterleri yükseltti, bu nedenle memnunuz ancak bir de tonaj da artarsa üreticilerimiz için daha iyi olur diye düşünüyorum. Gerekli bakımını yaptığımız fındıkta hak ettiğimizi alacağız inşallah. Ben 260 liranın üzerinde sattım, tabi piyasaya göre her zaman TMO daha iyi. Üretici bakımlarını güzel yapıp, iyi kurutup fındığını teslim etmeli" dedi.<br>
<br>
"180 lira ile 250 lira arasında çok fark var"<br>
Fındık üreticisi Hüseyin Şahin ise hasadını yaptığı ürünü yüksek fiyat nedeniyle TMO'ya satmak için getirdiğini ifade ederek, "Allah devletimizden razı olsun, bizi tüccarlara teslim etmedi. 180 lira ile 250 lira arasında çok fark var" diye konuştu.</p>

Hackerlar devlet kılığına girdi: Avrupa devinde veri skandalı! 27 zengin Türk listede...

Avrupa devinde veri skandalı: 27 zengin Türk'ün bilgileri çalındı!

 

Avrupa'nın en büyük fintech şirketlerinden Revolut, gerçek bir devlet kurumunun e-posta alan adını kullanan sahte bilgi taleplerini gerçek sanarak müşterilerine ait son derece hassas verileri saldırganlara gönderdi. Aralarında 27 Türk isminde bulunduğu toplam 680 zengin müşterinin etkilendiği olayda pasaport ve ehliyet kopyaları, kimlik doğrulama fotoğrafları, IBAN ve hesap bilgileri ile işlem geçmişlerinin ele geçirildiği bildirildi. Saldırganlar şimdi 10 bin Bitcoin, yaklaşık 780 milyon dolar, fidye talep ediyor.

Dijital bankacılığın en büyük isimlerinden Revolut, alışılmışın dışında bir siber güvenlik skandalıyla karşı karşıya. Ancak bu kez saldırganların Revolut'un sistemlerine girip müşterilerin hesaplarını ele geçirmesi söz konusu değil.

Hackerlar, gerçek bir devlet kurumunun e-posta alan adını kullanarak resmi görünümlü bilgi talepleri gönderdi. Revolut da bu talepleri gerçek kabul ederek bazı müşterilerine ilişkin hassas bilgileri karşı tarafa iletti.

Şirket, olayın fark edilmesinin ardından ilgili e-posta adresini engellediğini, devlet kurumunu, kolluk kuvvetlerini, veri koruma makamlarını ve finansal düzenleyicileri bilgilendirdiğini açıkladı. Revolut ayrıca kendi sistemlerinin ve müşterilerin paralarının etkilenmediğini belirtiyor.

PASAPORTTAN BİTCOİN GEÇMİŞİNE KADAR HER VERİYE ULAŞTILAR

Olayın boyutunu çarpıcı hale getiren ise gönderilen verilerin niteliği.

ekonomim.com'un edindiği bilgilere göre Revolut'un etkilenen müşterilere yaptığı bildirimlerde saldırganların eline geçmiş olabilecek bilgiler arasında pasaport veya ehliyet kopyaları, kimlik doğrulama selfie'si, ad-soyad, doğum tarihi, adres, telefon ve e-posta bilgileri bulunuyor.

Bununla da sınırlı değil.

Bildirimlerde IBAN ve hesap bilgileri, hesap özetleri, para çekme kayıtları ve tüm işlem geçmişinin de paylaşılmış olabileceği belirtiliyor. Kripto para kullanan müşteriler açısından en dikkat çekici ayrıntı ise işlem geçmişinin Bitcoin hareketlerini de kapsaması.

Bu nedenle olay, klasik bir kredi kartı veya banka hesabı veri sızıntısından farklı bir risk taşıyor. Kimlik belgesiyle finansal hareketlerin aynı veri setinde bulunması, saldırganların belirli müşterileri hedef alan dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı girişimlerinde kullanabileceği son derece değerli bir bilgi kombinasyonu oluşturuyor.

680 MÜŞTERİ ETKİLENDİ

İlk açıklamalarında Revolut yalnızca “sınırlı sayıda” müşterinin etkilendiğini belirtmişti. Ancak bugün yayımlanan Financial Times haberinde şirketin 680 müşteriyi bilgilendirdiği aktarıldı. İngiltere Bilgi Komiserliği Ofisi'nin (ICO) de olayla ilgili soruşturma başlattığı bildirildi.

Daha dikkat çekici gelişme ise Türkiye tarafında yaşandı.

Revolut, olaydan etkilenen 680 zengin müşteri arasında 27 Türk'ün bulunduğu açıklandı. Revolut'un bu müşterilerle doğrudan iletişime geçtiği ve destek sağladığı bildirildi.

Dolayısıyla olay, yalnızca İngiltere veya Batı Avrupa'daki Revolut kullanıcılarını ilgilendiren bir güvenlik problemi olmaktan çıkmış durumda.

780 MİLYON DOLARLIK FİDYE

Skandalın ikinci perdesi ise çok daha büyük bir rakamla açıldı.

Saldırgan olduğunu öne süren grup, Revolut'tan 10 bin Bitcoin talep ediyor. Bitcoin'in mevcut fiyatı üzerinden bu miktar yaklaşık 780 milyon dolar değerinde.

Grup, ödeme yapılmaması halinde ele geçirdiğini iddia ettiği verileri parça parça yayımlamakla tehdit ediyor. Güncel paylaşımlarda saldırganların “her gün daha fazla veri” yayımlama tehdidinde bulunduğu aktarılıyor.

10 bin Bitcoinlik fidye talebi henüz Revolut tarafından doğrulanmış değil. Talep ve veri yayımlama tehdidi saldırganların iddiasına dayanıyor. Bağımsız kaynaklar da dolaşıma sokulan verilerin tamamının gerçek olup olmadığının henüz doğrulanamadığına dikkat çekiyor.

HACKERLAR İTALYAN POLİSİNİ DE HEDEF ALDIKLARINI ÖNE SÜRÜYOR

Olayın daha da karmaşık hale gelmesine neden olan bir başka iddia ise saldırganların kullandıkları yönteme ilişkin.

“IAmNotAVillain” adını kullanan bir sosyal medya kullanıcısı, Revolut operasyonunun yaklaşık altı ay sürdüğünü ve bilgi taleplerinin İtalyan kolluk kuvvetlerine ait ele geçirilmiş sistemler üzerinden gönderildiğini öne sürüyor.

Aynı kişi, İtalyan kolluk birimlerinden yaklaşık 147 GB veri elde ettiğini de iddia ediyor. Ancak bu iddialar şu aşamada doğrulanmış değil.

REVOLUT'TAN GELEN E-POSTAYA DİKKAT

Revolut, etkilenen müşterilerle doğrudan iletişime geçtiğini açıkladı. Şirket, olayın tespit edilmesinin ardından sahte taleplerde kullanılan adresi engellediğini ve ilgili makamları bilgilendirdiğini bildirdi.

Bu nedenle Revolut hesabı bulunan kullanıcılar açısından en önemli nokta, şirketten gelen güvenlik bildirimlerini kontrol etmek.

Özellikle pasaport veya ehliyet kopyası, kimlik doğrulama fotoğrafı, IBAN, hesap özeti ya da işlem geçmişinin etkilendiği bildirilen kullanıcıların, kendi adlarına gerçekleştirilebilecek dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı girişimlerine karşı daha dikkatli olması gerekiyor.

Çünkü bu olayda saldırganların ele geçirdiği iddia edilen veri, yalnızca bir banka hesabının numarasından ibaret değil. Bir kişinin kimliğini doğrulamaya yarayan belge, yüz görüntüsü, adresi ve finansal hareketlerinin aynı dosyada bulunması, saldırganlara çok daha kapsamlı bir hedefleme imkanı sağlayabilir.

“SİSTEME GİRMEDİLER, BİZE GÖNDERİLDİ”

Revolut açısından olayın en çarpıcı tarafı da tam olarak burada.

Şirketin açıklamasına göre saldırganlar Revolut'un ana sistemlerine sızmadı. Bunun yerine güvenilir görünen bir devlet talebi üreterek şirketin kendi veri paylaşım mekanizmasını kullandı.

Yani milyonlarca müşterinin verisini koruyan sistemin kapısını kırmadılar; kapının arkasındaki verileri, gerçek bir devlet kurumundan geliyormuş gibi görünen bir talep göndererek şirketin kendisine açtırdılar.

Ve şimdi bu verilerin karşılığında 10 bin Bitcoin istiyorlar.

Schengen için kritik karar: 9 AB ülkesi beceremedi, ertelendi!

Avrupa'nın yeni biyometrik sınır kontrol sistemi EES, havalimanları ve sınır kapılarında yaşanan teknik aksaklıklar ve uzun bekleme süreleri nedeniyle yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. Dokuz Avrupa ülkesi sistemin tam olarak uygulanmasını erteleme kararı aldı.

İngiliz The Times'ın haberine göre, Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Yunanistan, Malta, Portekiz, İtalya ve İsviçre'ye, sınır geçişlerinde ciddi aksamaların önüne geçilebilmesi için EES'nin tam uygulanmasını erteleme konusunda Brüksel tarafından fiilen yeşil ışık yakıldı.

YENİ TARİH VERİLMEDİ

Haberde, söz konusu ülkelerin Avrupa Komisyonu'na sistemdeki teknolojik sorunlar giderilmeden tam uygulamaya geçmek istemediklerini bildirdiği belirtildi. Komisyonun da sınır geçişlerindeki akışın korunması amacıyla bu yaklaşımı kabul ettiği, ancak tam uygulama için yeni bir tarih belirlenmediği aktarıldı.

Kararın arkasında özellikle yoğun havalimanlarında yaşanan gecikmeler bulunuyor. EES kapsamında kullanılan sistemlerde veri aktarımı ve yolcu kayıtlarına erişim konusunda yaşanan sorunların işlemleri uzattığı, bazı biyometrik cihazların da istenilen şekilde kullanılamadığı bildiriliyor.

6 EYLÜL'DE ESNEKLİK SONA ERMİŞTİ

EES'nin kademeli geçiş döneminde ülkelere, aşırı yoğunluk ya da teknik arıza yaşanması halinde biyometrik veri alımını geçici olarak durdurma imkânı tanınmıştı. Bu uygulamaya ilişkin ek esneklik 6 Eylül'de sona ermişti.

Avrupa Komisyonu ise eylül ayının başında, bazı üye ülkelerde belirli sınır geçiş noktalarında hâlâ düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu ve bu ülkelerle temasların sürdüğünü açıklamıştı.

TÜRKİYE'DEN GİDENLERİ DE İLGİLENDİRİYOR

EES, Schengen bölgesine kısa süreli seyahat eden AB dışı ülke vatandaşlarının giriş ve çıkışlarını elektronik ortamda kayıt altına alıyor. Sistem pasaport bilgilerinin yanı sıra yüz görüntüsü ve parmak izi gibi biyometrik verileri de kaydediyor. Bu nedenle uygulama, kısa süreli Schengen seyahati yapan Türk vatandaşlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Uzun süreli vize veya oturum iznine sahip bazı yolcular ise sistemin kapsamı dışında bulunuyor.

EES, 12 Ekim 2025'te kademeli olarak devreye alınmış, Avrupa Komisyonu 10 Nisan 2026 itibarıyla sistemin Schengen'in dış sınır kapılarında tam olarak faaliyete geçtiğini açıklamıştı.

Türkiye-İngiltere ilişkilerinde yeni dönem! Ticaret anlaşması için kritik açıklama geldi

İngiltere Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson, göçten savunmaya, teknolojiden yeşil enerjiye kadar Türkiye ile işbirliğinin genişlediğini belirterek yeni ticaret anlaşması müzakerelerine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 8 Eylül'de güven mektubu sunarak Ankara'daki görevine başlayan Anderson, Türkiye'deki izlenimlerini, hayatını ve iki ülke ilişkilerini Türkçe olarak AA muhabirine anlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson

"TÜRKİYE HEP KALBİMDEYDİ"

Yıllar önce İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliğinde misyon şef yardımcılığı görevini yürüten ve bu yıl büyükelçi olarak Ankara'ya dönen Anderson, "Türkiye hep kalbimdeydi. Bu yüzden Türkiye'deki gelişmeleri mümkün olduğunca takip etmeye çalıştım." dedi.

Anderson, Türkiye'den ayrıldıktan sonra konsolosluk ve kriz işleri direktörü olarak çalıştığını, o dönemin çok yoğun olduğunu belirterek, 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye'deki yardım çalışmalarını yönettiğini dile getirdi.

Ankara'daki izlenimlerini anlatan Anderson, Çankaya bölgesinde yer alan konutta yaşadığı için şanslı olduğunu ve bu çevreye, Tunalı Hilmi Caddesi'ne ve Ulus'a çok aşina olduğunu söyledi.

"EN SEVDİĞİM YEMEK KARALAHANA SARMASI"

Türkiye'den ayrılmadan önceki dönemde Türkçe eğitimi aldığını belirten Anderson, bu dönemde Türk gazetelerini okuduğunu ve televizyonlarını izleme fırsatı bulduğunu kaydetti.

Anderson, Ankara'yı çok sevdiğini, burada kendini mutlu hissettiğini dile getirerek, Türkçe deyimlere olan ilgisinden söz etti.

En çok "kuş uçmaz kervan geçmez" ve "aynı tas aynı hamam" deyimlerinin kulağına romantik geldiğini ve eski Osmanlı dönemini yansıttıkları için beğendiğini ifade eden Anderson, öğrenciyken bu ifadeleri sık kullandığını anlattı.

Anderson, Türk mutfağıyla ilgili "inanılmaz" ifadesini kullanarak, sevdiği yemeklerin ona mutlu anlarını hatırlattığını dile getirdi.

Büyükelçi Anderson, "En sevdiğim yemek karalahana sarması çünkü biz ailecek Karadeniz'de bir tatil yapmıştık ve karalahana sarmasını orada yemiştim. Benzer olarak, en lezzetli tatlı olarak katmeri de çocuklarımla Gaziantep'e yaptığım bir seyahatte yemiştim." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson

TİCARET HACMİNDE BÜYÜK SIÇRAMA VE YENİ HEDEFLER

İki ülke arasındaki ilişkileri değerlendiren Anderson, "Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler çok güçlü ve giderek daha da güçleniyor." ifadesini kullandı.

Anderson, nisanda Türkiye ve İngiltere arasında "Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi" imzalandığını, temmuzda da Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi'nin imzalanmasıyla ortaklığın daha da derinleştiğini belirtti.

Türkiye-İngiltere arasında yıllar içinde bazı alanlarda yaşanan olumlu gelişmelere değinen Anderson, şunları anlattı:

"Türkiye'ye ilk geldiğimde, ikili ticaret hacmimiz 17 milyar sterlindi ama bu yıl, bu sayı 28,6 milyar sterline ulaşmış durumda. Büyük bir artış katediyoruz. İkinci bir değişim olarak, Britanyalı turistler sayısı konusunda büyük bir artış görebiliriz."

Anderson, 2020'de, Türkiye'ye gelen İngiliz turist sayısının 1,7 milyon olduğunu, bu rakamın bu yıl 4,4 milyona ulaştığını ve büyük artış görüldüğünü kaydetti.

Yeni bir serbest ticaret anlaşması konusunda müzakerelerin devam ettiğine dikkati çeken Anderson, "Göç, savunma, kalkınma, bilim, teknoloji ve inovasyon, yeşil enerjiye geçiş dahil tüm alanlarda işbirliğiniz sürekli derinleşiyor ve genişliyor. Birleşik Krallık büyükelçisi olarak ortaklığımızı ve dostluğumuzu daha da ilerletmeye kararlıyım." dedi.

Anderson, ülkesinin ve Türkiye'nin iki önde gelen NATO müttefiki ülkeler olduğunu anımsatarak, ikili savunma işbirliğinin en önemli alanlarından birinin ekonomik büyümeye katkı sağlayan stratejik alan olduğunu kaydetti.

Büyükelçi, Ankara'da NATO zirvesi sırasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi'nin, ikili savunma sanayi işbirliğini tüm sektörlerde derinleştirme kararlılığını yansıttığını vurguladı.

"BİRLEŞİK KRALLIK, DAHA FAZLA ACI YAŞANIRKEN SESSİZ KALMAYACAK"

İngiltere, Fransa, Norveç ve Kanada dahil 12 ülkenin, 8 Eylül'de işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı aldığını duyurmasına ilişkin konuşan Anderson, "Birleşik Krallık artık yaklaşımını değiştiriyor, Gazze'de ve Batı Şeria'da akıl almaz acılar yaşandı ve bu böyle devam edemez. Birleşik Krallık, daha fazla acı yaşanırken sessiz kalmayacak. İki devletli çözümün eksiksiz şekilde hayata geçirilmesi, Birleşik Krallık hükümetinin temel politikasıdır. Bu konuda, harekete geçmeye karar verdik." dedi.

Anderson, İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın "Filistin'de yaşananlar karşısında şu ana kadar yeterli adımlar atılmadığına" ilişkin sözlerine atıfta bulunarak, "Türk Dışişleri Bakanlığını ve Sekizler Grubu'nun açıklamalarını memnuniyetle karşılıyorum. Dışişleri Bakanlığının da dediği gibi bölgedekilerle birlikte çalışmaya devam etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

"İngiltere'nin bundan sonra iki devletli çözüm ve işgal altında bulunan Batı Şeria'daki toprakları gasbeden İsrail yerleşimlerini engellemek için daha sıkı ve sert adımlar atacak mı?" sorusuna Anderson, "Evet, bu yeni tedbirler, tam olarak iki devletli çözümü desteklemek ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimleri engellemek amacıyla açıklandı. İsrail hükümetini, eylemleriyle değerlendirmeye devam edeceğiz. İsrail'den hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da yeni bir yaklaşım beklediğimiz çok net." yanıtını verdi.

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. 

Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor.

“ÜRETİMDE ORTAYA ÇIKAN DEĞERİ KORUMAYI ÖNEMSİYORUZ”

VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi:

“Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.”

Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.”

DÖNÜŞÜM SÜRECİNE UZUN VADELİ DESTEK

Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor.

VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor.

SIFIR ATIK, DAHA AZ KAYNAKLA DAHA FAZLA DEĞER ÜRETMEKTİR

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi.

Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı.

FİNANS SEKTÖRÜNÜN ROLÜ ÇOK KRİTİK

Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti:

“Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.”

DÖNGÜSEL DÖNÜŞÜMÜN FARKLI AŞAMALARINA FİNANSMAN

Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor.

Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor.

Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor.

 

Dev bankadan çarpıcı tahmin! Gümüş yatırımcılarına müjde

Gümüş, cuma günü yüzde 1,64 değer kazanarak ons başına 64,48 dolara yükseldi ancak bu artış, önceki seansta yaşanan kayıpları tamamen telafi etmeye yetmedi. Değerli metal, haftalık bazda ise yüzde 2,6 geriledi.

Yeni haftaya 63,86 dolar seviyesinden başlayan gümüşün gram fiyatı ise 100,12 TL'den işlem görüyor.

Dalgalanmaya rağmen UBS, gümüş fiyatlarına ilişkin tahminlerini değiştirmedi. Banka, ons başına gümüşün Aralık 2026'da 70 dolara ulaşmasını, Mart ve Haziran 2027'de 75 dolara yükselmesini ve Eylül 2027'de 80 doları görmesini bekliyor.

UBS'nin 70 dolarlık yıl sonu hedefi mevcut seviyenin yüzde 8,6, Eylül 2027 için belirlediği 80 dolarlık hedef ise yüzde 24 üzerinde bulunuyor.

GÜMÜŞTE GÖZLER FED KARARINDA

Piyasalar ise gümüşün kısa vadeli seyri açısından Fed'in 15-16 Eylül toplantısına odaklandı. UBS, Fed'in 25 baz puanlık faiz artışına gitmesini beklerken, kararın kendisinden çok sonrasında verilecek mesajların değerli metaller üzerinde belirleyici olabileceğini düşünüyor.

UBS'ye göre asıl belirleyici unsur, piyasaların Fed'in kararını ve basın toplantısındaki mesajları şahin veya güvercin olarak yorumlaması olacak.

Banka ayrıca temel senaryosunda dolara geniş çaplı destek sağlayacak kadar şahin bir faiz artırımı beklemediğini belirtti. Doların belirgin şekilde güçlenmemesi, gümüş fiyatlarının yeniden toparlanmasını destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

💾

<p>Gümüş, cuma günü yüzde 1,64 değer kazanarak ons başına 64,48 dolara yükseldi ancak bu artış, önceki seansta yaşanan kayıpları tamamen telafi etmeye yetmedi. Değerli metal, haftalık bazda ise yüzde 2,6 geriledi.</p>

<p>Yeni haftaya 63,86 dolar seviyesinden başlayan gümüşün gram fiyatı ise 100,12 TL'den işlem görüyor.</p>

<p>Dalgalanmaya rağmen UBS, gümüş fiyatlarına ilişkin tahminlerini değiştirmedi. Banka, ons başına gümüşün Aralık 2026'da 70 dolara ulaşmasını, Mart ve Haziran 2027'de 75 dolara yükselmesini ve Eylül 2027'de 80 doları görmesini bekliyor.</p>

<p>UBS'nin 70 dolarlık yıl sonu hedefi mevcut seviyenin yüzde 8,6, Eylül 2027 için belirlediği 80 dolarlık hedef ise yüzde 24 üzerinde bulunuyor.</p>

<p>GÜMÜŞTE GÖZLER FED KARARINDA</p>

<p>Piyasalar ise gümüşün kısa vadeli seyri açısından Fed'in 15-16 Eylül toplantısına odaklandı. UBS, Fed'in 25 baz puanlık faiz artışına gitmesini beklerken, kararın kendisinden çok sonrasında verilecek mesajların değerli metaller üzerinde belirleyici olabileceğini düşünüyor.</p>

<p>UBS'ye göre asıl belirleyici unsur, piyasaların Fed'in kararını ve basın toplantısındaki mesajları şahin veya güvercin olarak yorumlaması olacak.</p>

<p>Banka ayrıca temel senaryosunda dolara geniş çaplı destek sağlayacak kadar şahin bir faiz artırımı beklemediğini belirtti. Doların belirgin şekilde güçlenmemesi, gümüş fiyatlarının yeniden toparlanmasını destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.</p>

Bir yılda 7 ilde 5 bin çocuğa dijital yaşam kalitesi eğitimi verilecek

Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Vakfı, genç nesilleri dijital geleceğe hazırlamaya devam ediyor. Vakıf, “Dijital Dostum” adıyla yeni bir dijital eğitim projesi başlattı. 
 
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliğiyle hayata geçirilen yeni proje kapsamında 8-9 yaş ilkokul ve 10-14 yaş arası ortaokul öğrencilerinin dijital teknolojileri daha güvenli, bilinçli ve dengeli bir şekilde kullanmalarını desteklemek amacıyla eğitimler verilecek. Projenin okul uygulamaları, gerekli eğitimlerden geçen Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecek. Bu gençler, çocuklarla etkileşimli atölyeler gerçekleştirerek proje içeriklerinin çocuklara ulaştırılmasında aktif rol üstlenecek. Dijital Dostum projesinin ilk yılında 7 ilde 5 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.


 
Proje, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, TOG Genel Müdürü Seçkin Karataş ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’un katılımıyla düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
 
HER 4 ÇOCUK VE GENÇTEN SADECE 1’İNİN DİJİTAL YAŞAM KALİTESİ DURUMU İYİ
 
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi:
 
“Araştırmalar günümüzde çocuk ve gençlerin benzeri görülmemiş bir bağlantı çağında büyüdüğünü ama aynı zamanda benzeri görülmemiş dijital risk ve etkilerle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Global Vodafone Vakfı’nın Save The Children işbirliği ile 9 Avrupa ülkesinde yaptığı araştırmaya göre her 4 çocuk ve gençten sadece biri dijital yaşam kalitesini iyi olarak değerlendirirken, her 4 çocuktan 3’ü uyku bozuklukları, yüksek stres seviyeleri veya çevrim içi ve çevrim dışı yaşamları arasında denge kurma zorluklarıyla mücadele ediyor. Dijital okur-yazarlığı güçlendirmek ve dijital dengeyi kolaylaştıracak kalıcı önlemler almak, dijital yaşam kalitesini artırmak açısından önem taşıyor. Bu konuda alınabilecek önlemlerden biri de dijital yaşam kalitesinin eğitime entegre edilmesi. 
 
Dijital Dostum projesini Vodafone Grup Vakfı’nın SkillsuploadJr. programı kapsamında tam da bu noktadan hareketle hayata geçirdik. Projemizin temel hedefleri arasında çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri erken yaşta tanımaları, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmayı öğrenmeleri, kişisel sınırlarını ve başkalarının haklarını gözetmeleri ve teknolojinin günlük yaşamları üzerindeki etkisini sağlıklı şekilde yönetebilmeleri yer alıyor. Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecek etkileşimli okul uygulamalarıyla çocukların yalnızca bilgi edinmelerini değil; düşünmelerini, deneyimlemelerini, soru sormalarını ve günlük yaşamlarında kullanabilecekleri güvenli dijital davranışlar geliştirmelerini amaçlıyoruz. Hedefimiz, bir yılda 5 bin öğrenciye ulaşmak. Bu anlamlı projede bizimle el ele veren Toplum Gönüllüleri Vakfı’na ve proje elçimiz Prof. Dr. Yavuz Samur’a teşekkür ederiz.”
 
Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Seçkin Karataş, şöyle konuştu:
 
“Çocukların dijital dünyada güvenli, bilinçli ve dengeli bir ilişki kurabilmeleri için bilgi kadar, bu bilgiyi günlük yaşamlarında kullanabilecekleri becerileri geliştirmeleri de önemli. Dijital Dostum projesinde çocukların aktif katılımını esas alan, onların kendi deneyimleri üzerinden düşünmelerine ve soru sormalarına alan açan bir öğrenme yaklaşımı benimsiyoruz. Bu yaklaşımın önemli bir parçasını ise Toplum Gönüllüsü gençler oluşturuyor. Gerekli eğitimlerden geçen gençlerimiz, okul uygulamalarında çocukların öğrenme süreçlerine kolaylaştırıcı olarak eşlik edecek ve akran öğrenmesini destekleyecek. Böylece çocukların dijital dünyada daha güvenli ve bilinçli davranışlar geliştirmelerine katkı sunarken, gençlerimizin de toplumsal fayda üretme ve kolaylaştırıcılık becerilerini güçlendirmelerini sağlayacağız. Projenin farklı şehir ve okullarda uygulanabilecek, sahadan elde edilen deneyimlerle gelişebilecek ve gençlerin aktif katkısıyla sürdürülebilecek bir model oluşturmasını hedefliyoruz.”
 
Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur ise şunları kaydetti:
 
“Çocuklarımız dikkat ekonomisinin kurallarıyla işleyen devasa bir dijital evrenin merkezinde büyüyorlar. Dijital platformların mimarisi, kullanıcıyı ekranda daha uzun süre tutmak üzerine kurgulanmış durumda. Çocuklarımızın bu dijital kurgular karşısında savunmasız kalmaması için onlara dijital yaşam kalitesi kavramını, dijital okuryazarlığı ve bilinçli tüketim alışkanlıklarını çok erken yaşlardan itibaren kazandırmalıyız. Çocuklarımıza yalnızca neyi yapmamaları gerektiğini dikte etmek yerine teknolojiyi nasıl bilinçli, dengeli ve kendi kişisel sınırlarını koruyarak kullanabileceklerini deneyimleterek göstermeliyiz. Dijital Dostum projesi tam da bu hayati pedagojik ihtiyaca cevap veren, çocukların dijital dünyadaki varoluşlarını oyun temelli öğrenme yaklaşımları, etkileşimli senaryolar ve akran dayanışması ile güçlendirmeyi hedefleyen vizyoner bir adım. Bu proje sayesinde çocuklar karşılarına çıkan şüpheli bir içeriği eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi, siber zorbalıkla başa çıkma stratejilerini ve ekran karşısında geçirdikleri süre ile fiziksel dünyadaki sorumlulukları arasında o hassas dengeyi kurmayı öğrenecekler. Eğitimlerin didaktik bir formattan ziyade aktif katılıma dayalı olması, çocukların dijital ayak izlerinin farkına varmalarını ve siber dünyada karşılaştıkları riskleri kendi iradeleriyle yönetebilmelerini sağlayacak.”
 
ÇOCUKLARIN DİJİTAL YOLCULUKLARINA EŞLİK EDİLECEK
 
Dijital Dostum projesiyle çocukların dijital dünyada kendilerini koruyabilecekleri, doğru kararlar verebilecekleri ve teknolojiyi hayatlarının dengeli bir parçası haline getirebilecekleri becerileri geliştirmeleri hedefleniyor. Bu kapsamda, dijital ortamda karşılaşabilecekleri riskleri tanımaları; kişisel bilgilerinin ve mahremiyetlerinin nasıl korunacağını öğrenmeleri; dijital ortamda kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını gözetmeleri; siber zorbalık gibi riskli davranışları fark etmeleri; şüpheli içerik, mesaj ve bağlantılar karşısında güvenli davranışlar geliştirmeleri; dijital içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeleri; ekran kullanımı ile uyku, hareket, sorumluluklar ve sosyal yaşam arasında denge kurmaları ve ihtiyaç duyduklarında güvenilir yetişkinlerden destek istemeleri konularında çocuklar desteklenecek. 
 
EĞİTİMLER 6 SAATLİK 3 MODÜLDEN OLUŞACAK
 
İlkokul ve ortaokul öğrencileri için uygulanacak programların her biri toplam 6 saatlik 3 modülden oluşacak. İlkokul programı için belirlenen modüller “Dijital Sınırlarım ve Paylaşımlarım”, “Dijital Dengem ve Güvenli Seçimlerim”, “Güvendeyim, Yardım İsteyebilirim” başlıklarından; ortaokul programı için belirlenen modüller ise “Dijital Kimliğim ve Mahremiyetim”, “Dijital Haklarım ve Siber Zorbalık” ve “Dijital Dünyada Güvenli ve Bilinçli Seçimler” başlıklarından oluşacak. Tüm uygulamalar, okullarda yüz yüze ve etkileşimli atölyeler şeklinde gerçekleştirilecek. Çocukların yalnızca dinlediği bir eğitim modeli yerine aktif olarak katıldığı, düşündüğü, soru sorduğu ve kendi deneyimlerinden yola çıktığı bir öğrenme yaklaşımı benimsenecek. Atölyelerde oyunlaştırma, grup çalışmaları, senaryo tartışmaları, rol oynama, uygulama temelli etkinlikler kullanılacak.
 
105 TOPLUM GÖNÜLLÜSÜ GÖREV ALACAK
 
Proje kapsamında Bitlis, İzmir, Ankara, Hatay, İstanbul, Samsun ve Diyarbakır’da 105 Toplum Gönüllüsü gencin katkısıyla gerçekleştirilecek ilkokul ve ortaokul uygulamalarıyla ise 5 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında yürütülecek akran öğrenmesi yaklaşımı sayesinde farklı şehir ve okullarda uygulanabilecek, yaygınlaştırılabilir ve sürdürülebilir bir yapı sunmaktadır.

 

Borsa için geri sayım! Uzman isim portföy dağılımını açıkladı

Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, Borsa İstanbul’da 13.850-14.750 bandının takip edilmesi gerektiğini belirterek, yatırımcılar için daha korumacı bir portföy stratejisinin öne çıktığını söyledi.

14 BİN PUANIN ALTI KRİTİK

Borsa İstanbul’da 14.150 seviyesinin 50 günlük ortalamaya işaret ettiğini belirten Erbaş, endeksin 14 bin ve 13.850 seviyelerinin altına gerilemesini beklemediğini ifade etti. Erbaş, endekste 14.750 seviyesinin üzerinde de kalıcı bir hareket beklemediğini kaydetti.

Fonlarda yaşanan konsolidasyon ve endeks değişikliklerinin bazı hisselerde dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çeken Erbaş, özellikle BIST 30 hisselerinin endeks üzerindeki etkisinin daha belirgin olduğunu söyledi.

Borsa güne düşüşle başladıBorsa güne düşüşle başladı

YATIRIMCIYA ‘SAVUNMACI PORTFÖY’ ÖNERİSİ

Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimlerine kadar daha temkinli bir portföy yaklaşımının öne çıkabileceğini belirten Erbaş, portföylerde yaklaşık yüzde 60 oranında sabit getirili TL varlıkların, yüzde 20 civarında değerli metallerin ve kalan bölümde hisse senetlerinin değerlendirilebileceğini söyledi.

Erbaş, “Biraz daha savunmacı bir portföyle hisse senedinde de yüzde 20 ağırlıkla devam etmek ve 13.850-14.750 bandını kullanmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

💾

<p><em><strong>Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş,</strong></em> Borsa İstanbul’da 13.850-14.750 bandının takip edilmesi gerektiğini belirterek, yatırımcılar için daha korumacı bir portföy stratejisinin öne çıktığını söyledi.</p>

Fed kararı her şeyi değiştirebilir! Altın, gümüş ve petrolde kritik senaryo

Küresel piyasalar Fed’in faiz kararına odaklanırken, Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, faiz kararı sonrası altın, gümüş ve petrol fiyatlarında yaşanabilecek hareketliliğe ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

FED’DEN 25 BAZ PUANLIK ARTIŞ BEKLENTİSİ

Son dönemde enflasyon verileri ve yüksek seyreden enerji maliyetlerinin tahvil faizlerini kritik seviyelerin üzerine taşıdığını belirten Erbaş, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’in, 30 yıllık tahvil faizinin ise yüzde 5,40 seviyelerinin üzerine çıktığını söyledi.

Piyasanın Fed’in faiz politikasında değişikliğe gitmesini beklediğini ifade eden Erbaş, “Şimdilik piyasa aslında Fed’i faiz artırmaya zorlayacak bir fiyatlama yapıyor” değerlendirmesinde bulundu. Erbaş, mevcut görünüm altında 25 baz puanlık bir faiz artışının öne çıktığını, sonraki toplantılardaki seyrin ise özellikle seçim sonrası gelişmelere bağlı olacağını belirtti.

Altın fiyatlarında kritik hareket! 5 haftanın dibinden döndü: Peş peşe 4 kötü gelişme Altın fiyatlarında kritik hareket! 5 haftanın dibinden döndü: Peş peşe 4 kötü gelişme

PETROLDE 115-120 DOLAR POTANSİYELİ

Petrol fiyatlarında kritik seviyenin üzerinde kalındığına dikkat çeken Erbaş, Brent petrolde 102 dolar seviyesinin önemini vurguladı. Bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sürmesi halinde petrolün 115 ve daha önce gördüğü 120 dolar seviyelerini yeniden test etme potansiyeli bulunduğunu söyledi.

ALTINDA 4.200 DOLAR UYARISI

Yüksek tahvil faizleri ve değerlenen doların altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Erbaş, ons altında 4.350 dolar seviyesinin önemli olduğunu ifade etti.

Fed’in faiz artırması veya bu yöndeki beklentinin güçlenmesi halinde ons altında 4.200 dolar seviyelerinin görülebileceğini söyleyen Erbaş, bu seviyenin altında ise 4.150 dolar desteğinin takip edileceğini kaydetti.

Erbaş, altında geniş bant için 4.850 dolar, dar bant için ise 4.200-4.650 dolar aralığının izlenebileceğini belirtti.

Gümüş fiyatlarında yeni rota: Dev bankadan 80 dolar tahminiGümüş fiyatlarında yeni rota: Dev bankadan 80 dolar tahmini

GÜMÜŞTE BASKI SÜREBİLİR

Gümüşte ise 65-70 dolar seviyelerinin kritik olduğunu ifade eden Erbaş, bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanmadığı sürece değerli metalde baskının devam edebileceğini söyledi. Erbaş, küresel büyüme beklentilerindeki zayıflama ve teknoloji sektöründeki yapay zeka yatırımlarına yönelik tartışmaların da gümüş fiyatlarını baskılayabileceğini dile getirdi.

💾

<p>Petrol fiyatlarında kritik seviyenin üzerinde kalındığına dikkat çeken Erbaş, Brent petrolde 102 dolar seviyesinin önemini vurguladı. Bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sürmesi halinde petrolün 115 ve daha önce gördüğü 120 dolar seviyelerini yeniden test etme potansiyeli bulunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>ALTINDA 4.200 DOLAR UYARISI</strong></p>

<p>Yüksek tahvil faizleri ve değerlenen doların altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Erbaş, ons altında 4.350 dolar seviyesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Fed’in faiz artırması veya bu yöndeki beklentinin güçlenmesi halinde ons altında 4.200 dolar seviyelerinin görülebileceğini söyleyen Erbaş, bu seviyenin altında ise 4.150 dolar desteğinin takip edileceğini kaydetti.</p>

<p>Erbaş, altında geniş bant için 4.850 dolar, dar bant için ise 4.200-4.650 dolar aralığının izlenebileceğini belirtti.</p>

<p><strong>GÜMÜŞTE BASKI SÜREBİLİR</strong></p>

<p>Gümüşte ise 65-70 dolar seviyelerinin kritik olduğunu ifade eden Erbaş, bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanmadığı sürece değerli metalde baskının devam edebileceğini söyledi. Erbaş, küresel büyüme beklentilerindeki zayıflama ve teknoloji sektöründeki yapay zeka yatırımlarına yönelik tartışmaların da gümüş fiyatlarını baskılayabileceğini dile getirdi.</p>

Su fiyatı doğalgazı solladı: 1 liradan 27 liraya çıktı: "Hamam mı çalıştırıyoruz?"

Metreküpü 3 yıl önce 1 TL'lik fiyatıyla Türkiye'de suyun en ucuza satıldığı il olan Amasya'da suyun metreküpü 27,67 TL'ye kadar yükseldi. Su fiyatı, yaz döneminde doğalgaz ve elektriğin birim fiyatlarını geçti.

UCUZ SU DÖNEMİ GERİDE KALDI

Belediyeyi 2019-2024 yılları arasında MHP'nin yönettiği şehirde içme suyu uzun süre 1 TL'den satıldı. Ayrıca Ramazan ayında ve dini bayramlarda halktan su ücreti alınmadı. 31 Mart seçimlerinde CHP'nin yönetimi devraldığında 5 TL olan su fiyatı önce 11 TL'ye, ardından 19 TL'ye yükseltildi. Son olarak suyun 1 metreküpü 27,67'ye çıktı.

"YÜZDE 400'ÜN ÜSTÜNDE ZAM GELMİŞ"

MHP Amasya Belediye Meclisi Üyesi Oğuz Kaan Sütoğlu, "Yaklaşık 2 yıllık süreçte suya yüzde 400'ün üstünde zam gelmiş durumda. Yazın elektrik, doğalgaz ve su fiyatları yarış içerisinde. Eskiden su fiyatları insanların gönlünü ferahlatırdı. Diğer giderlerden daha aşağı kalırdı. Ancak insanlar su fiyatının yükselmesinden aşırı derecede etkilendiler" dedi. Suyun ithal edilen doğal gaza göre daha pahalı olduğuna işaret eden Sütoğlu, "1 metreküp su 1 metreküp doğalgazdan neredeyse yüzde 50 daha pahalı. Bu su Amasya'nın öz kaynaklarından karşılanan bir ihtiyaç" diye konuştu.

"HAMAM MI ÇALIŞTIRIYORUZ?"

Amasya'nın MHP döneminde suyun en ucuza satıldığı il olduğunu hatırlatan esnaf Tuncay Çuhadar, "Sadece 1 TL'den satılıyordu. Ayrıca bu yıl suyumuz bol. Acaba Amasya Belediyesi'nin gelirlerimi azaldı da su fiyatlarına zam yaptılar. Su faturası doğalgaz ve elektriğin çok önüne geçti. Eskiden böyle değildi. Gelen müşterilerimiz de su faturalarından yakınıyorlar. ‘Hamam mı çalıştırıyoruz?' diye söyleniyorlar" şeklinde konuştu.
Su fiyatından yakınan esnaf Mehmet Demir ise "Elektrik ve doğalgazdan daha düşük gelmesi beklenen su faturası çok yüksek. Sebebini de anlamak mümkün değil. Çünkü su 20 kilometre ilerideki Akdağ'dan geliyor. Fiyatın bu kadar yükselmesinin bir izahı lazım" ifadelerini kullandı.

Petrol fiyatları düşecek mi? Trump’tan piyasaları hareketlendiren İran açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan askeri çatışmanın sona ermesinin ardından petrol fiyatlarının hızla düşeceğini belirtti. Trump ayrıca Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının sürdüğünü ifade ederek, çatışmanın uzun sürmeyeceği mesajını verdi. 

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden askeri çatışmanın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarında hızlı bir düşüş yaşanacağını söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump

"HIZLA ÇAKILACAK"

Trump, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda ABD'deki fiyat artışlarının sorumluluğunu eski Başkan Joe Biden yönetimine yükledi. Biden döneminde petrol fiyatlarının bugünkü seviyelerin üzerinde seyrettiğini belirten Trump, kendi yönetiminin ise İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellediğini ifade etti. Petrol fiyatlarındaki yükselişin geçici olduğunu savunan Trump, diğer ürün ve hizmetlerde fiyatların önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Trump, İran'la yaşanan askeri çatışmanın sona ermesiyle petrol fiyatlarının da "hızla çakılacağını" belirterek, savaşın uzun sürmeyeceği mesajını verdi.

Trump ayrıca yaptığı bir başka paylaşımda, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının devam ettiğini açıkladı.

"ABD'NİN MASRAFLARINI KARŞILAYACAK"

ABD Başkanı, çatışma sürecinde ABD'ye destek vermeyen ülkelerin, savaş sona erdikten sonra ABD'nin üstlendiği maliyetleri karşılaması gerektiğini savundu. Trump, "aldatmaca" olarak nitelendirdiği çatışma ortamının sona ermesinin ardından bu ülkelerin ABD'nin masraflarını karşılayacağını öne sürdü.
ABD'nin uzun yıllardır kendi çıkarlarından çok diğer ülkeler için çaba gösterdiğini belirten Trump, bu durumun nesiller boyunca devam ettiğini iddia etti.

Türk havacılık tarihinde HÜRKUŞ-II ile stratejik eşik aşıldı

Türkiye, milli hava platformlarının sertifikasyonunda yeni bir yetkinlik seviyesine ulaştı. Türkiye'de yerli olarak geliştirilen bir hava platformuna, uluslararası standartlara uygun ve tamamen milli insan kaynağıyla yürütülen kapsamlı sertifikasyon süreci sonunda ilk kez Askeri Tip Sertifikası verildi. 

HÜRKUŞ-II için yürütülen çalışmalar sonucunda Askeri Tip Sertifikası, 9 Eylül 2026 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinden oluşan Sertifikasyon Kurulu tarafından onaylandı. Belgenin yayımlanması dolayısıyla 11 Eylül 2026'da düzenlenen törenle, Türkiye'nin hava platformlarını yalnızca tasarlama ve üretme değil; test etme, doğrulama, uçuşa elverişliliğini değerlendirme ve sertifikalandırma alanlarında ulaştığı milli yetkinlik de ortaya konuldu.

"KENDİ TEKNİK OTORİTEMİZİ VE SERTİFİKASYON KÜLTÜRÜMÜZÜ DE İNŞA EDİYORUZ"

HÜRKUŞ-II'nin Askeri Tip Sertifikası'nın Türk havacılık sanayisi açısından teknik olduğu kadar stratejik bir eşik niteliği taşıdığını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, "9 Eylül 2026, Türk havacılık sanayimiz açısından teknik olduğu kadar stratejik bir eşiktir. HÜRKUŞ-II'nin Askeri Tip Sertifikası; Türkiye'nin kendi hava aracını tasarlama, üretme, test etme, doğrulama ve sertifikalandırma yetkinliğinin somut bir göstergesidir." dedi.

Bu belgenin çok yoğun bir mühendislik, test ve doğrulama emeğinin sonucu olduğuna dikkat çeken Görgün, "Biz yalnızca hava platformları geliştirmiyor; bu platformların güvenilirliğini kendi insanımızla doğrulayacak teknik otoriteyi, metodolojiyi ve sertifikasyon kültürünü de inşa ediyoruz. HÜRKUŞ-II'de kazandığımız sertifikasyon tecrübesi, gelecekteki milli hava platformlarımız için kalıcı bir yetkinliğe ve güçlü bir kurumsal hafızaya dönüşecektir." diye konuştu.

HÜRKUŞ-II'nin kanatlarında Türkiye'nin iradesi olduğunu anlatan Görgün çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Kendi tasarımına, kendi testine ve kendi teknik yetkinliğine güvenen bir Türkiye'nin iradesi vardır. Bu kabiliyeti daha ileriye taşımaya kararlıyız. Sürece katkı sunan SSB Kalite-Test ve Sertifikasyon ekiplerimize, Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza, Milli Savunma Bakanlığımıza, TR Uçuşa Elverişlilik ve TUSAŞ ekiplerine, görev alan bütün mühendis ve uzmanlarımıza teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

MİLLİ UZMANLIK BİRİKİMİ ORTAK ÇALIŞMADA BULUŞTU

HÜRKUŞ-II'nin sertifikasyon faaliyetleri, farklı kurumlardan uzmanların müşterek teknik çalışmasıyla yürütüldü. Süreçte SSB Kalite-Test ve Sertifikasyon Daire Başkanlığından 7 uzman, SSB adına sertifikasyon panellerinde TR Uçuşa Elverişlilik (TRUE) firmasından 16 sertifikasyon uzmanı, Hava Kuvvetleri Komutanlığından 5 uzman ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı adına sertifikasyon panellerinde Milli Savunma Bakanlığından 12 sertifikasyon uzmanı görev yaptı.

Yüklenici TUSAŞ ise çalışmalara 40 Uçuşa Elverişlilik Uzmanı ile 10 Tasarım ve Üretim Organizasyon Onayı uzmanıyla katıldı. Böylece tasarımdan üretime, doğrulamadan teknik değerlendirmeye uzanan sertifikasyon sürecinde Türkiye'nin farklı kurum ve kuruluşlarında oluşan uzmanlık birikimi ortak bir yapı altında buluşturuldu.

12 SERTİFİKASYON DİSİPLİNİNDE BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME

HÜRKUŞ-II Projesi'nde sertifikasyon çalışmaları 12 ayrı disiplin altında yürütüldü. Aviyonik, elektronik donanım, elektrik sistemleri ve elektromanyetik ortam etkileri, itki-yakıt, insan faktörleri, kabin emniyeti, sistem emniyeti, sürekli uçuşa elverişlilik, uçak sistemleri, uçuş performansı, yapısal ve yazılım alanları ayrı sertifikasyon panellerinde değerlendirildi.

Bu çalışmalar kapsamında 283 panel toplantısı ve çalıştay gerçekleştirildi. Yazılım ve elektronik donanım faaliyetlerine destek veren alt yüklenici firmalara yönelik 225 denetim yapıldı. Sertifikasyon sürecinde ayrıca 1790 sertifikasyon gereksinimi doğrulandı, 950 sertifikasyon kanıt dokümanı ilgili paneller bünyesinde teknik açıdan incelendi ve değerlendirildi.

153 SERTİFİKASYON TESTİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Sertifikasyon planlarında tanımlanan doğrulama faaliyetleri kapsamında HÜRKUŞ-II üzerinde 38 laboratuvar testi, 71 yer testi ve 44 uçuş testi gerçekleştirildi. Böylece farklı doğrulama seviyelerinde toplam 153 sertifikasyon testi tamamlandı.

Test ve doğrulama faaliyetleriyle hava aracının ilgili sertifikasyon gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığı teknik kanıtlarla değerlendirildi ve Askeri Tip Sertifikası'na temel oluşturan kapsamlı kanıt altyapısı oluşturuldu. Projeyle kazanılan kabiliyetin, gelecek hava platformlarının tasarım, test, doğrulama ve sertifikasyon süreçlerinde Türkiye'nin milli yetkinliğini daha ileri seviyeye taşıması hedefleniyor.

💾

<p>Türkiye'de yerli olarak geliştirilen HÜRKUŞ-II, tamamen milli insan kaynağıyla yürütülen süreç sonunda Askeri Tip Sertifikası alan ilk hava platformu oldu. Süreçte 153 test gerçekleştirildi ve 1790 gereksinim doğrulandı.</p>

<p>HÜRKUŞ-II için yürütülen çalışmalar sonucunda Askeri Tip Sertifikası, 9 Eylül 2026 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinden oluşan Sertifikasyon Kurulu tarafından onaylandı. Belgenin yayımlanması dolayısıyla 11 Eylül 2026'da düzenlenen törenle, Türkiye'nin hava platformlarını yalnızca tasarlama ve üretme değil; test etme, doğrulama, uçuşa elverişliliğini değerlendirme ve sertifikalandırma alanlarında ulaştığı milli yetkinlik de ortaya konuldu.</p>

<p> </p>

Devlet frene bastı! Kamu harcamalarında yeni dönem başlıyor: Tek tek gözden geçirilecek

Kamu harcamalarına sıkı fren geliyor. 2027-2029 bütçe döneminde verimsiz harcamalar tasfiye edilecek, kamu yatırımlarında ekonomik ve sosyal fayda esas alınacak. İhtiyaç fazlası araçlar elden çıkarılırken, geçici gelirlerle kalıcı harcama yapılmayacak; mali disiplin ve tasarruf bütçenin ana eksenini oluşturacak

Kamuda harcama disiplinini artıracak yeni dönem başlıyor. 2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı Tebliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.

Üç yıllık bütçe döneminde mali disiplin, tasarruf ve kaynakların daha etkin kullanılması öncelik haline getirildi.

Yeni bütçe döneminde kamu idarelerinin harcamaları sistematik olarak gözden geçirilecek. Verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek, tasarruf tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin denetim ve izleme faaliyetleri sürdürülecek.

Kamu yatırımlarında da frene basılacak. Yatırım programındaki rasyonelleştirme çalışmalarının devam edeceği belirtilirken, ekonomik ve sosyal fayda üreten yatırımlara öncelik verilecek.

  • Böylece kamu kaynaklarının düşük getirili veya önceliği olmayan projelerde kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
     

KAMU ARAÇLARINA DA FREN

Tasarruf paketinin dikkat çeken başlıklarından biri kamu taşıtları oldu. Kamu araçlarının kullanımı ihtiyaç ve tasarruf kriterleri çerçevesinde yeniden değerlendirilecek.

İhtiyaç fazlası veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek. Zorunlu haller dışında yeni araç alımına sınırlama getirilecek. Yeni taşıt edinimlerinde ise ekonomiklik gözetilecek; yerli üretim ve çevreci araçlara öncelik verilecek.

GEÇİCİ GELİRE KALICI HARCAMA YOK

  • Bütçe çağrısında kamu maliyesi açısından kritik bir başka mesaj da gelir-harcama dengesi oldu.
     
  • Süreklilik taşımayan ve konjonktüre bağlı gelirler, kalıcı harcamaların finansmanında kullanılmayacak.
     
  • Böylece geçici gelir artışlarının kamu harcamalarında kalıcı yük oluşturmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
     

MALİ DİSİPLİN ÖNE ÇIKIYOR

2027-2029 döneminde mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi temel hedefler arasında yer alıyor.

Para ve maliye politikalarının eş güdüm içinde yürütülmesi, harcamalarda etkinliğin artırılması, vergilemede adalet ve etkinliğin güçlendirilmesi ile kayıt dışılıkla mücadelenin daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.

Bütçe politikasıyla birlikte fiyat istikrarı, finansal istikrar ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi de hedefler arasında bulunuyor.

ÜÇ YILLIK SIKI BÜTÇE DÖNEMİ

Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini belirlenen hedefler, politika öncelikleri ve ödenek tavanları doğrultusunda hazırlayacak.

Yeni dönemin bütçe mesajı açık: Kamu daha az harcayacak, kaynak kullanımında daha seçici olacak, yatırımlarda ekonomik ve sosyal getiriyi önceleyecek.

Kredi kartı olanlar dikkat: Sizde de varsa kullanmayın! Acilen yenileyin

Günlük yaşamın pek çok alanında kullanılan kredi kartları, gerekli önlemler alınmadığında dolandırıcılık ve hatalı işlem gibi çeşitli riskleri beraberinde getirebiliyor.

KREDİ KARTI OLANLAR DİKKAT: SİZDE DE VARSA KULLANMAYIN! ACİLEN YENİLEYİN

Kart bilgilerinin gizli tutulması, ödeme sırasında yapılan işlemlerin dikkatle incelenmesi ve internet alışverişlerinde güvenilir ödeme seçeneklerinin kullanılması, olası maddi kayıpların önüne geçilmesine yardımcı oluyor.

O ürünlere para ödemeyin: Kullananlara flaş uyarı! Kurşun riski taşıyorO ürünlere para ödemeyin: Kullananlara flaş uyarı! Kurşun riski taşıyor

POS ekranındaki tutarı ödemeden önce kontrol edin

Sabah’ın haberinde yer verilen güvenlik önerileri arasında, kartla ödeme yapılırken POS cihazındaki tutarın mutlaka kontrol edilmesi bulunuyor. Mağaza, market veya restoran gibi işletmelerde ödeme öncesinde ekranda görünen miktarın faturadaki tutarla karşılaştırılması gerekiyor. İşlem tamamlandıktan sonra fişin alınması ve harcamanın mobil bankacılık uygulamasından kontrol edilmesi de ek güvenlik sağlıyor.

Özellikle bağlantı problemi yaşanan POS cihazlarında işlemin gerçekleşmediğine dair uyarı alınması durumunda dikkatli olunması gerekiyor. Kartın yeniden okutulması, ilk işlemin aslında gerçekleşmiş olması halinde aynı tutarın ikinci kez tahsil edilmesine yol açabiliyor.

Yumurtada bu işareti görürseniz sakın almayın! Hemen yenisiyle değiştirinYumurtada bu işareti görürseniz sakın almayın! Hemen yenisiyle değiştirin

Ödeme sırasında kartınızı kontrolünüzden çıkarmayın

Kartın ödeme esnasında müşterinin görüş alanından uzaklaştırılması, kart bilgilerinin kötüye kullanılma ihtimalini artırabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca temassız ödeme veya şifreli işlem yöntemlerinin tercih edilmesi ve kartın ödeme süreci boyunca kullanıcının yanında tutulması tavsiye ediliyor.

Hesaptan yanlış bir tutarın çekildiği ya da ödenmesi gerekenden daha yüksek bir miktarın tahsil edildiği fark edilirse, durumun gecikmeden bankaya bildirilmesi önem taşıyor.

Anlık harcama bildirimlerinden yararlanın

Mobil bankacılık uygulamalarında bulunan işlem bildirimleri, kart hareketlerinin anlık olarak takip edilmesine imkan tanıyor. Kart sahibinin yapmadığı bir harcamanın bildirim üzerinden fark edilmesi halinde kart kullanıma kapatılarak vakit kaybetmeden bankayla iletişime geçilebiliyor.

İnternet üzerinden düzenli olarak alışveriş yapan kullanıcıların sanal kart tercih etmesi de güvenlik açısından avantaj sağlayabiliyor. Sanal karta ana kredi kartından daha düşük bir limit tanımlanması, kart bilgilerinin ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek maddi zararın sınırlandırılmasına yardımcı oluyor.

Kart şifresinde kolay tahmin edilebilen bilgilerden uzak durun

Kart şifresi oluştururken doğum tarihi gibi kişisel bilgilerin kullanılmaması gerekiyor. Sosyal medya hesaplarından veya başka kaynaklardan kolaylıkla öğrenilebilen bilgilerin şifre olarak belirlenmesi, kötü niyetli kişilerin şifreyi tahmin etmesini kolaylaştırabilir.

Ardışık rakamlar, basit tekrarlar veya ağırlıklı olarak sıfırlardan oluşan kombinasyonlar yerine tahmin edilmesi daha zor şifrelerin tercih edilmesi öneriliyor. Böylece kart bilgilerinin korunmasına yönelik güvenlik önlemleri güçlendirilebiliyor.

Kiralık konut başvuruları başladı: 90 sosyal konut havadan görüntülendi İşte şartlar

HABERİN VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN

İstanbul'da TOKİ tarafından hayata geçirilen Sosyal Konut Tahsis Projesi kapsamında ilk etapta kiralanacak bin 71 konut için başvurular başladı. Dört gruba ayrılan projede 4. grupta yer alan Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konutun kiraya verilmesi planlanırken, konutların bulunduğu bölge dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Arnavutköy'de 2+1 konutlar için aylık 12-17 bin TL, 3+1 konutlar için ise 15-18 bin TL tahsis bedeli belirlendi. Bölgede benzer konutların 25 bin ile 40 bin TL arasında kiralandığını belirten gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, projenin devam etmesi halinde bölgedeki kira fiyatlarını etkileyebileceğini söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasında başvuru süreci 14 Eylül itibarıyla başladı. İlk etapta İstanbul genelinde 4 grupta toplam bin 71 konut kura yöntemiyle vatandaşlara tahsis edilecek. Başvurular 25 Eylül'e kadar e-Devlet üzerinden ücretsiz gerçekleştirilecek. Kura çekilişleri ve ilk teslimlerin ise Ekim ayında yapılması planlanıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında İstanbul genelinde toplam 15 bin kiralık sosyal konutun vatandaşların kullanımına sunulması hedefleniyor. TOKİ, uygulamayla dar gelirli vatandaşların uygun fiyatlı kiralık konuta erişimini kolaylaştırmayı ve kira piyasasının dengelenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

ARNAVUTKÖY'DE 90 KONUT UYGUN FİYATA KİRALANACAK

Projede ilçeler 4 gruba ayrılırken Arnavutköy tek başına 4. grupta yer aldı. Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konut kiralık sosyal konut olarak tahsis edilecek. Resmi tarifeye göre ilçedeki 2+1 konutların aylık tahsis bedelleri 12 bin ile 17 bin TL, 3+1 konutların ise 15 bin ile 18 bin TL arasında olacak. Konutların tesliminden itibaren ilk 12 ay tahsis bedellerinde artış yapılmayacak. İlk artış, 12 aylık sürenin ardından gelen ilk ocak ayında TÜFE oranı esas alınarak gerçekleştirilecek. Hak sahipleri konutlarda en fazla 3 yıl kalabilecek ve sürenin sonunda uzatma yapılmayacak.
Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'nda kiralık sosyal konut olarak tahsis edilmesi planlanan dairelerin bulunduğu proje dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Bölgede blokların büyük bölümünün tamamlandığı görülürken, çevrede altyapı ve yol çalışmalarının sürdüğü görüntülere yansıdı.

E-DEVLET ÜZERİNDEN ÜCRETSİZ BAŞVURU FIRSATI

Projeye başvuracak vatandaşların 18 yaşını tamamlamış T.C. vatandaşı olması, İstanbul'da en az bir yıldır kesintisiz ikamet etmesi ve hane halkı aylık net gelirinin 100 bin TL'yi aşmaması gerekiyor. Başvuru sahibinin veya eşinin adına bağımsız konut bulunmaması ve son 5 yıl içerisinde bağımsız konut alım-satımı yapılmamış olması da şartlar arasında bulunuyor. Genel kural olarak evlilik şartı aranırken 65 yaşını dolduran başvuru sahipleri bu şarttan muaf tutuluyor.

"BAKLALI'DA YAKLAŞIK 3 BİN 750 BAĞIMSIZ BÖLÜM MEVCUT"

Bölgedeki gayrimenkul piyasasını değerlendiren gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, "Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'ndayız. Burada yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sosyal kiralık konut projesi kapsamında 90 adet dairenin kiraya verilmesi bekleniyor. Başvurular bugün itibarıyla başladı. 14 Eylül-25 Eylül arasında yapılacak başvurular. Projenin yüzde 90'a yakın kısmı tamamlanmış durumda şu anda. Altyapı çalışmaları ve yol çalışmaları devam etmekte. Proje kendi bünyesinde sosyal yaşam alanları barındırmakta. Yeşil alanları, camiler, okul gibi sosyal alanlar mevcut" dedi.

"KİRALAR DAHA DA AZALACAKTIR"

TOKİ tarafından açıklanan tahsis bedelleriyle bölgedeki piyasa fiyatlarını karşılaştıran Demir, "Bölgede bu tip daireler şu anda 25 bin TL ile 40 bin TL arasında değişiyor. Tabii bu projelerin devam etmesi durumunda piyasayı etkileyeceğini düşünüyorum ama kısa vadede bir etki yapacağını düşünmüyorum şu anlık. Bu dairelerin bu fiyatlara kiraya verilmesi çevredeki dairelerin de fiyatlarını etkileyecektir. Özellikle ileriki dönemlerde diğer etaplarda da bu projenin devam etmesi durumunda kiralar daha da azalacaktır" ifadelerini kullandı.
Başvuruların tamamlanmasının ardından hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek. İstanbul'da ilk etapta tahsis edilecek bin 71 konutun teslim sürecinin ekim ayında başlaması planlanıyor.

💾

<p>İstanbul'da TOKİ tarafından hayata geçirilen Sosyal Konut Tahsis Projesi kapsamında ilk etapta kiralanacak bin 71 konut için başvurular başladı. Dört gruba ayrılan projede 4. grupta yer alan Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konutun kiraya verilmesi planlanırken, konutların bulunduğu bölge dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Arnavutköy'de 2+1 konutlar için aylık 12-17 bin TL, 3+1 konutlar için ise 15-18 bin TL tahsis bedeli belirlendi. Bölgede benzer konutların 25 bin ile 40 bin TL arasında kiralandığını belirten gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, projenin devam etmesi halinde bölgedeki kira fiyatlarını etkileyebileceğini söyledi.<br>
<br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasında başvuru süreci 14 Eylül itibarıyla başladı. İlk etapta İstanbul genelinde 4 grupta toplam bin 71 konut kura yöntemiyle vatandaşlara tahsis edilecek. Başvurular 25 Eylül'e kadar e-Devlet üzerinden ücretsiz gerçekleştirilecek. Kura çekilişleri ve ilk teslimlerin ise Ekim ayında yapılması planlanıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında İstanbul genelinde toplam 15 bin kiralık sosyal konutun vatandaşların kullanımına sunulması hedefleniyor. TOKİ, uygulamayla dar gelirli vatandaşların uygun fiyatlı kiralık konuta erişimini kolaylaştırmayı ve kira piyasasının dengelenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.<br>
<br>
Arnavutköy'de 90 konut kiraya verilecek<br>
<br>
Projede ilçeler 4 gruba ayrılırken Arnavutköy tek başına 4. grupta yer aldı. Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konut kiralık sosyal konut olarak tahsis edilecek. Resmi tarifeye göre ilçedeki 2+1 konutların aylık tahsis bedelleri 12 bin ile 17 bin TL, 3+1 konutların ise 15 bin ile 18 bin TL arasında olacak. Konutların tesliminden itibaren ilk 12 ay tahsis bedellerinde artış yapılmayacak. İlk artış, 12 aylık sürenin ardından gelen ilk ocak ayında TÜFE oranı esas alınarak gerçekleştirilecek. Hak sahipleri konutlarda en fazla 3 yıl kalabilecek ve sürenin sonunda uzatma yapılmayacak.<br>
Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'nda kiralık sosyal konut olarak tahsis edilmesi planlanan dairelerin bulunduğu proje dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Bölgede blokların büyük bölümünün tamamlandığı görülürken, çevrede altyapı ve yol çalışmalarının sürdüğü görüntülere yansıdı.<br>
<br>
Başvurular e-Devlet üzerinden yapılıyor<br>
<br>
Projeye başvuracak vatandaşların 18 yaşını tamamlamış T.C. vatandaşı olması, İstanbul'da en az bir yıldır kesintisiz ikamet etmesi ve hane halkı aylık net gelirinin 100 bin TL'yi aşmaması gerekiyor. Başvuru sahibinin veya eşinin adına bağımsız konut bulunmaması ve son 5 yıl içerisinde bağımsız konut alım-satımı yapılmamış olması da şartlar arasında bulunuyor. Genel kural olarak evlilik şartı aranırken 65 yaşını dolduran başvuru sahipleri bu şarttan muaf tutuluyor.<br>
<br>
"Baklalı'da yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut"<br>
<br>
Bölgedeki gayrimenkul piyasasını değerlendiren gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, "Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'ndayız. Burada yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sosyal kiralık konut projesi kapsamında 90 adet dairenin kiraya verilmesi bekleniyor. Başvurular bugün itibarıyla başladı. 14 Eylül-25 Eylül arasında yapılacak başvurular. Projenin yüzde 90'a yakın kısmı tamamlanmış durumda şu anda. Altyapı çalışmaları ve yol çalışmaları devam etmekte. Proje kendi bünyesinde sosyal yaşam alanları barındırmakta. Yeşil alanları, camiler, okul gibi sosyal alanlar mevcut" dedi.<br>
<br>
"Bölgede bu tip daireler 25 bin ile 40 bin TL arasında"<br>
<br>
TOKİ tarafından açıklanan tahsis bedelleriyle bölgedeki piyasa fiyatlarını karşılaştıran Demir, "Bölgede bu tip daireler şu anda 25 bin TL ile 40 bin TL arasında değişiyor. Tabii bu projelerin devam etmesi durumunda piyasayı etkileyeceğini düşünüyorum ama kısa vadede bir etki yapacağını düşünmüyorum şu anlık. Bu dairelerin bu fiyatlara kiraya verilmesi çevredeki dairelerin de fiyatlarını etkileyecektir. Özellikle ileriki dönemlerde diğer etaplarda da bu projenin devam etmesi durumunda kiralar daha da azalacaktır" ifadelerini kullandı.<br>
Başvuruların tamamlanmasının ardından hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek. İstanbul'da ilk etapta tahsis edilecek bin 71 konutun teslim sürecinin ekim ayında başlaması planlanıyor.</p>

Hizmet üretim endeksi temmuzda arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre endeks, temmuzda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3 arttı.

Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 2,8, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,3, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 7,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 5,5 artarken gayrimenkul hizmetleri yüzde 5,2, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 3,3 azaldı.

HİZMET ÜRETİM ENDEKSİ AYLIK YÜZDE 1 ARTTI

Hizmet üretim endeksi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1 yükseldi.

Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 0,1 azalırken bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 0,9, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2,3, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 3,1, idari ve destek hizmetleri yüzde 0,2 artış kaydetti.​​​​​​​

Çuvallarla satın alıyorlar: Tarlalardan sofralara acı yolculuk başladı

Şanlıurfa’nın mutfak kültürünün dünyaca ünlü tescilli simgesi olan taze isotta, hasat dönemiyle birlikte hareketlilik en üst seviyeye ulaştı. Kent genelinde kış hazırlıklarının başlamasıyla tarlalardan toplanan tamamen yerli isotlar, pazar tezgahlarındaki yerini almaya başladı.

Avrupa Türkleri, yaşadıkları ülkelerin önemli ekonomik gücü haline geldi

Avrupa’ya yönelik Türk iş gücü göçünün üzerinden 60 yılı aşkın süre geçti. Başlangıçta ağırlıklı olarak otomotiv, madencilik, metal, tekstil ve imalat sektörlerinde ücretli çalışanlardan oluşan Türk toplumu, bugün küçük işletmelerden teknoloji şirketlerine, sanayiden finans ve gayrimenkule uzanan geniş bir ekonomik yapıya sahip.

Türkiye Dışişleri Bakanlığının verilerine göre dünya genelinde yaşayan Türk vatandaşları ve Türk kökenlilerin sayısı 7,5 milyonu aşarken bunların yaklaşık 6 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Bu rakam, yalnızca Türk pasaportu taşıyanları değil, yaşadıkları ülkenin vatandaşlığına geçmiş sonraki kuşakları da kapsayan geniş bir tahmin niteliğinde.

Bununla birlikte “Avrupa’daki Türklerin ekonomik gücü ne kadar?” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek mümkün değil. Çünkü Avrupa ülkelerinin çoğu şirket sahiplerini etnik kökenlerine göre kaydetmiyor; vatandaşlık, doğum ülkesi ve etnik kimlik verileri de birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Almanya, Türk ekonomik varlığının merkezi

Avrupa’daki en büyük Türk topluluğu Almanya’da yaşıyor. Almanya Federal İstatistik Dairesinin 2025 sonuçlarına göre ülkede Türkiye bağlantılı göç geçmişine sahip yaklaşık 1,5 milyon kişi doğrudan göçmen kuşağında yer alıyor. Almanya’da doğan ikinci ve sonraki kuşaklar ile ebeveynlerinden yalnızca biri Türkiye’den gelenler hesaba katıldığında, Türk kökenli toplam nüfus için kullanılan tahminler yaklaşık 3 milyon seviyesine ulaşıyor. Aynı dönemde yalnızca Türk vatandaşlığı taşıyanların sayısı ise yaklaşık 1,52 milyon olarak kaydediliyor.

Türklerin Almanya ekonomisindeki etkisi yalnızca nüfus büyüklüğünden kaynaklanmıyor. İlk kuşağın açtığı bakkal, restoran, terzi ve seyahat acentesi gibi küçük işletmeler, zaman içerisinde inşaat, lojistik, otomotiv yan sanayisi, sağlık, enerji, yazılım, telekomünikasyon, finans ve profesyonel hizmetlere yayıldı.

Türk kökenli işletmelere ilişkin kamuoyunda en fazla kullanılan tahminler şöyle:

  • 100 bini aşkın Türk veya Türk kökenli girişimci ve işletme,
  • Yaklaşık 500 bin kişilik doğrudan istihdam,
  • 50’den fazla sektörde faaliyet,
  • Yıllık 50 milyar avroyu aşan toplam ciro.

Bu büyüklükler, geçmiş yıllarda Alman ekonomi yönetimi ve Türk-Alman iş dünyası kuruluşları tarafından açıklanan tahminlere dayanıyor. Dönemin Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries de 2017’de 100 binden fazla Türk kökenli girişimcinin 500 bini aşkın kişiye istihdam sağladığını açıklamıştı. Daha yakın tarihli kurumsal değerlendirmelerde de toplam cironun 50 milyar avronun üzerinde olduğu ifade ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ancak bu rakamların güncel bir işletme sayımı olmadığı unutulmamalı. Almanya’daki şirket sicilleri işletme sahiplerini “Türk kökenli” şeklinde sınıflandırmadığı için tahminler; girişimci birlikleri, araştırma merkezleri ve geçmiş dönem saha çalışmalarından elde ediliyor. Bazı araştırmalarda işletme sayısının 75 bin, istihdamın 375 bin ve cironun 35 milyar avro civarında gösterilmesi de kullanılan tanım ve araştırma yılı farkından kaynaklanıyor.

Dolayısıyla Almanya için güvenli ifade, Türk kökenli ekonomik yapının 75–100 binin üzerinde işletme, 375–500 bin istihdam ve 35–50 milyar avroyu aşan yıllık ciro bandında olduğudur.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

50 milyar avro ciro, 50 milyar avro servet anlamına gelmiyor

Türk girişimcilerin “finansal gücü” değerlendirilirken ciro, ekonomik katkı ve servet kavramlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Ciro, şirketlerin bir yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplam satışları gösteriyor. İşletmelerin giderleri, çalışan ücretleri, satın aldığı mal ve hizmetler, vergileri ve borçları bu rakamdan düşülmüş değil. Bu nedenle 50 milyar avroluk ciro, girişimcilerin elinde 50 milyar avroluk sermaye veya kişisel servet bulunduğu anlamına gelmiyor.

Ekonomiye gerçek katkıyı ölçmek için şirketlerin yarattığı brüt katma değerin, ödediği ücret ve vergilerin, yaptığı yatırımların ve oluşturduğu istihdamın bilinmesi gerekiyor. Almanya’da Türk kökenli şirketlere özgü güncel bir katma değer hesabı yayımlanmadığından, bu işletmelerin ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası içindeki kesin payını vermek mümkün değil.

Buna rağmen yaklaşık yarım milyon kişilik istihdam ve 50 milyar avroyu aşan satış hacmi, Türk kökenli girişimciliğin artık yalnızca “etnik pazar” olarak değerlendirilemeyecek ölçekte olduğunu gösteriyor.

Almanya’nın iş gücünde vazgeçilmez konum

Türk toplumunun ekonomik katkısı yalnızca işletme sahiplerinden oluşmuyor. Milyonlarca Türk kökenli çalışan; sanayi, sağlık, bakım hizmetleri, ulaştırma, inşaat, perakende, konaklama ve kamu hizmetlerinde görev yapıyor.

Almanya’da 2024 yılında toplam çalışan sayısı 46,1 milyonla rekor seviyeye yükseldi. İstihdam artışında göçmen iş gücünün önemli rol oynadığı, Federal İstatistik Dairesinin değerlendirmelerine de yansıdı. 2024 itibarıyla Almanya’daki ücretli çalışanların yüzde 26’sının göç geçmişine sahip olması, göçmen toplulukların üretim kapasitesindeki ağırlığını gösteriyor. Bunun ne kadarının yalnızca Türk kökenli çalışanlardan oluştuğu ise ayrıca açıklanmıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Türk kökenli çalışanlar ayrıca gelir vergisi, sosyal güvenlik primi, KDV’ye konu tüketim ve konut yatırımları üzerinden kamu maliyesine katkıda bulunuyor. Fakat Almanya vergi idaresi tahsilatı etnik kökene göre yayımlamadığı için “Türklerin ödediği toplam vergi” başlığı altında güvenilir bir rakam bulunmuyor.

AB ülkelerinde milyonlarca kişilik üretim ve tüketim pazarı

Almanya’nın ardından en büyük Türk toplulukları Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika’da bulunuyor. Ancak ülkelerin kullandığı ölçütler arasında önemli farklar var. Bazı istatistikler yalnızca Türk vatandaşlarını, bazıları Türkiye doğumluları, bazı araştırmalar ise üçüncü kuşağa kadar bütün Türk kökenlileri kapsıyor.

Söz konusu ülkelerde doğan ikinci ve üçüncü kuşaklar dahil edildiğinde Türk kökenli nüfus çok daha yüksek seviyeye çıkıyor. Örneğin Hollanda’daki geniş tanımlı Türk toplumu yaklaşık 430–450 bin, Avusturya’da 280–300 bin, Belçika’da ise 220–250 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Bu nedenle yalnızca vatandaşlık ya da doğum ülkesi verileri, topluluğun ekonomik ölçeğini eksik gösteriyor.

Türk girişimciler bu ülkelerde özellikle perakende, gıda üretimi ve dağıtımı, restoran işletmeciliği, tekstil, taşımacılık, inşaat ve kişisel hizmetlerde güçlü bir konuma sahip. Sonraki kuşakların yükseköğretime katılımıyla hukuk, mühendislik, tıp, finans ve teknoloji alanlarındaki ağırlık da artıyor.

Bununla birlikte AB çapında Türk kökenli işletmelerin güncel toplam sayısını, cirosunu ve istihdamını gösteren ortak bir resmî veri tabanı bulunmuyor. 2000’li yıllarda yapılan akademik araştırmalarda AB genelindeki Türk girişimcilerin cirosu 60 milyar avronun üzerinde hesaplanmıştı; ancak aradan geçen süre, enflasyon ve işletme yapısındaki dönüşüm nedeniyle bu rakam günümüzde doğrudan kullanılamaz.

Birleşik Krallık’ta ekonomik güç ölçülemiyor

Birleşik Krallık’ta Türkler, Türkiye kökenlilerin yanı sıra İngiltere doğumlu kuşakları ve geniş bir Kıbrıslı Türk toplumunu da kapsıyor. Türkiye doğumluların sayısı yaklaşık 145 bin olarak görünse de, topluluğun tamamına ilişkin tahminler 400 bin ile 600 bin arasında değişiyor.

İngiltere ve Galler’in 2021 nüfus sayımında “Türk” ve “Kıbrıslı Türk” kimlikleri ayrıntılı etnik köken seçenekleri arasında tanımlandı. Ancak bu nüfus gruplarının sahip olduğu şirket sayısı, toplam cirosu, serveti veya vergi katkısı ayrıca yayımlanmadı.

Companies House kayıtlarında şirket yöneticilerinin etnik kökeni tutulmadığı için Türk işletmelerinin kesin sayısı belirlenemiyor. Restoran, market, toptan gıda, tekstil ve inşaatın yanı sıra emlak, hukuk, muhasebe, finansal hizmetler, turizm, teknoloji ve sağlık alanlarında büyüyen bir Türk iş dünyası bulunmasına rağmen bunun toplam ekonomik hacmi konusunda doğrulanabilir bir ulusal tahmin mevcut değil.

Bu nedenle Birleşik Krallık’taki Türklerin ekonomik gücünü milyarlarca sterlinlik kesin bir rakamla ifade eden açıklamalara ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor.

Independent Mortgage 3

Görünenden daha büyük, ancak yeterince ölçülmeyen bir ekonomi

Mevcut veriler, Avrupa’daki Türk toplumunun yaklaşık 6 milyon kişilik üretici, tüketici, yatırımcı ve girişimci kitlesi oluşturduğunu gösteriyor. Yalnızca Almanya’daki işletmeler için kullanılan 35–50 milyar avroluk ciro tahmini bile topluluğun ekonomik önemini ortaya koyuyor.

Ancak Avrupa genelinde Türklerin toplam serveti, satın alma gücü veya milli gelire katkısı konusunda bilimsel olarak savunulabilecek tek bir rakam bulunmuyor. Bunun başlıca nedenleri; vatandaşlık değişiklikleri, üçüncü kuşağın istatistiklerde görünmemesi, şirket kayıtlarında etnik köken tutulmaması ve ciro ile katma değerin birbirine karıştırılması.

Ortaya çıkan tablo yine de açık: Avrupa Türkleri artık yalnızca göçmen iş gücü değil; yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan, milyarlarca avroluk ticaret oluşturan ve Avrupa’nın yaşlanan ekonomilerinde üretim ile girişimciliğin devamlılığına katkıda bulunan kalıcı bir ekonomik aktör konumunda.

Mortgage talebi zayıfladı: Konut piyasasında yüksek faiz baskısı sürüyor

İngiltere’de yüksek mortgage faizlerinin konut talebi üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) verilerine göre, ev satın almak amacıyla temmuz ayında onaylanan mortgage sayısı 56 bin 53’e geriledi.

Bu rakam, son altı ayda kaydedilen aylık 60 bin 800 düzeyindeki ortalamanın yaklaşık yüzde 8 altında kaldı. Temmuz verisi aynı zamanda mortgage onaylarının Ocak 2024’ten bu yana görülen en düşük aylık seviyeye indiğine işaret etti.

Mortgage onayları, tamamlanan konut satışlarından önce geldiği için piyasanın gelecek aylardaki yönünü gösteren önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Onay sayısındaki düşüş, yüksek borçlanma maliyetlerinin yeni alıcıların bütçelerini sınırlamaya devam ettiğini ortaya koyuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Faizler alım gücünü düşürüyor

İngiltere Merkez Bankası’nın para politikasına ilişkin belirsizlik ve ticari bankaların uyguladığı yüksek mortgage oranları, özellikle ilk kez ev alacakların piyasaya girişini zorlaştırıyor.

Mortgage faizlerindeki yükseliş, alıcıların aynı aylık ödeme karşılığında kullanabilecekleri kredi miktarını azaltıyor. Bu durum daha büyük peşinat ihtiyacı doğururken, bazı potansiyel alıcıların satın alma kararını ertelemesine veya daha ucuz konutlara yönelmesine neden oluyor.

Yılın başında yüzde 4’ün altına gerileyen bazı beş yıllık sabit faizli mortgage ürünlerinin yaz aylarında yaklaşık yüzde 4,8 seviyelerine çıkması, piyasadaki hareket alanını daha da daralttı. Ürünler arasındaki oranlar; peşinat miktarına, kredi-vade oranına ve başvuru sahibinin mali durumuna göre değişiklik gösteriyor.

Mortgage maliyetlerindeki artış, yalnızca yeni alıcıları değil, sabit faizli kredi döneminin sonuna yaklaşan mevcut ev sahiplerini de etkiliyor. Daha düşük faizle alınmış kredilerin yenilenmesi sırasında aylık taksitlerde önemli artışlarla karşılaşılabiliyor.

Independent Mortgage 3

Konut fiyatları ağustosta sınırlı arttı

Mortgage talebindeki zayıflamaya rağmen konut fiyatlarında sert bir düşüş yaşanmadı. Nationwide tarafından yayımlanan ayrı verilere göre, Birleşik Krallık genelinde ortalama ev fiyatı ağustos ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 arttı.

Yıllık fiyat artışı yüzde 1,6 olarak ölçülürken, ortalama konut değeri 275 bin 465 sterline yükseldi. Ancak yıllık artışın enflasyonun altında kalması, konutların reel değerinin baskı altında bulunduğuna işaret ediyor.

Fiyatların dirençli kalmasında satışa çıkarılan konut sayısının bazı bölgelerde sınırlı olması, ücret artışları ve uzun vadeli konut arzı yetersizliği rol oynuyor. Buna karşılık yüksek mortgage maliyetleri, fiyatların daha hızlı yükselmesini engelliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Satıcılar fiyat konusunda daha gerçekçi olmak zorunda

Talebin zayıflaması, satıcılarla alıcılar arasındaki pazarlık dengesini de değiştiriyor. Alıcıların aylık ödeme bütçelerine göre hareket etmesi, yüksek fiyatla satışa çıkarılan konutların piyasada daha uzun süre kalmasına neden olabiliyor.

Emlak piyasası uzmanları, gerçekçi fiyatlandırılan ve enerji verimliliği yüksek konutların daha kolay alıcı bulduğunu belirtiyor. İlk ilan fiyatı bölgedeki piyasa koşullarının üzerinde belirlenen konutlarda ise fiyat indirimi yapılması gerekebiliyor.

Londra ve Güneydoğu İngiltere gibi konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu bölgeler, mortgage faizlerindeki değişime daha hassas tepki veriyor. Kuzey İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın daha uygun fiyatlı bazı bölgelerinde ise piyasa görece dirençli seyredebiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Faiz indirimi tek başına yeterli olmayabilir

Piyasanın önümüzdeki dönemdeki yönü, İngiltere Merkez Bankası’nın faiz kararları kadar enflasyonun seyrine ve finans piyasalarındaki beklentilere de bağlı olacak. Merkez Bankası politika faizini düşürse bile mortgage oranlarının aynı ölçüde ve hemen gerilemesi garanti edilmiyor.

Bankaların mortgage fiyatlandırmasında politika faizinin yanı sıra uzun vadeli piyasa faizleri, tahvil getirileri, fonlama maliyetleri ve ekonomik risk beklentileri de etkili oluyor. Bu nedenle kredi kullananların yalnızca BoE kararlarına değil, sabit faiz piyasasındaki hareketlere de dikkat etmesi gerekiyor.

Uzmanlar, enflasyon baskısı devam ettiği sürece bankaların mortgage oranlarında hızlı ve kalıcı indirimlere gitmekte temkinli davranabileceğini değerlendiriyor.

Güçlü toparlanma beklentisi zayıf

Konut piyasasının sonbaharda mevsimsel olarak hareketlenmesi mümkün olsa da temmuz ayındaki düşük mortgage onayı, satışların yılın geri kalanında sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.

Faizlerde belirgin bir düşüş yaşanmaması halinde satış sayısında hızlı bir yükseliş beklenmiyor. Buna karşılık iş gücü piyasasının sert biçimde bozulmaması ve zorunlu satışların sınırlı kalması, konut fiyatlarında ülke genelinde keskin bir gerileme ihtimalini azaltıyor.

Mevcut görünüm, İngiltere konut piyasasında güçlü bir yükselişten çok düşük işlem hacmi, sınırlı fiyat artışı ve bölgeler arasında belirginleşen farklılıkların öne çıkacağı bir döneme işaret ediyor.

Türkiye–İngiltere STA müzakerelerinde 11 başlık tamamlandı

Türkiye ile İngiltere arasındaki mevcut Serbest Ticaret Anlaşması, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından iki ülke arasındaki ticaretin gümrük vergileri nedeniyle kesintiye uğramasını önlemek amacıyla 29 Aralık 2020’de imzalandı.

1 Ocak 2021’den itibaren uygulanan anlaşma, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin sağladığı ticari koşulları büyük ölçüde korudu. Böylece başta otomotiv, tekstil, makine, beyaz eşya, demir-çelik ve elektrikli cihazlar olmak üzere birçok sanayi ürününün tercihli şartlarla ticaretine devam edildi.

Ancak mevcut anlaşma esas olarak mal ticaretine odaklandığı için hizmetler, yatırımlar, dijital ticaret ve kamu alımları gibi modern ekonominin önemli alanlarını kapsam dışında bıraktı.

Istikbal 860X450 Pxl

Kapsamlı anlaşma için süreç 2024’te başlatıldı

Ankara ve Londra, mevcut anlaşmanın gözden geçirilmesinin ardından daha kapsamlı ve “yeni nesil” bir STA hazırlanması konusunda uzlaştı. İngiltere hükümeti, müzakere yaklaşımını ve hedeflerini Mart 2024’te yayımladı.

Yeni anlaşmayla yalnızca gümrük vergilerinin değil, şirketlerin karşılaştığı teknik ve idari engellerin de azaltılması hedefleniyor. İngiltere açısından Türkiye’nin büyüyen hizmetler ve tüketici pazarı; Türkiye açısından ise İngiliz pazarına daha geniş erişim ile mevcut dış ticaret fazlasının korunması önem taşıyor.

İlk resmî müzakere turu, 23 Haziran–2 Temmuz 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bunu Londra ve Ankara’da düzenlenen diğer teknik görüşmeler izledi.

Independent Mortgage 3

Tarım, hizmetler ve yatırımlar masada

Türkiye’nin hedefleri arasında tarım ürünlerine yeni pazar imkânları sağlanması, hizmet ticaretinin anlaşmaya eklenmesi ve yatırımların kolaylaştırılması bulunuyor.

Mali hizmetler ve İslami finansın yanı sıra sağlık, görsel-işitsel hizmetler, telekomünikasyon ve hukuk hizmetleri de ele alınan sektörler arasında yer alıyor. Coğrafi işaretli ürünlerin korunması, KOBİ’lerin anlaşmadan daha fazla yararlanması ve gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi de gündemde bulunuyor.

Ankara ayrıca Türk iş insanları ve hizmet sağlayıcıların İngiltere pazarına giriş koşullarının iyileştirilmesine önem veriyor. Ticaret Bakanlığı, tarım tavizleri ile sağlık ve görsel-işitsel hizmetler gibi Türkiye’nin rekabet gücünün yüksek olduğu sektörlerin müzakerelerde gözetildiğini açıklamıştı.

Beş turda 11 başlık kapatıldı

Müzakerelerin dördüncü turu, 23 Şubat 2026 haftasında Londra’da yapıldı. Bu turda yatırımlar, dijital ticaret, telekomünikasyon, sınır ötesi hizmet ticareti, iş insanlarının geçici dolaşımı, gümrük işlemleri ve sağlık-bitki sağlığı önlemleri görüşüldü.

Beşinci tur ise 15–23 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. İngiltere İş ve Ticaret Bakanlığı, görüşmelerde dijital ticaret, yatırımlar, hukuk hizmetleri, mal piyasasına erişim, fikri mülkiyet, kamu alımları ve sürdürülebilirlik konularının ele alındığını bildirdi.

Beş turun sonunda toplam 11 müzakere başlığı üzerinde anlaşma sağlanarak görüşmeler kapatıldı. İngiliz hükümeti özellikle hukuk hizmetlerinde güçlü ilerleme kaydedildiğini, fikri mülkiyet alanındaki görüşmelerin de ivme kazandığını açıkladı. Bununla birlikte, hangi 11 başlığın bütünüyle kapatıldığına ilişkin ayrıntılı liste henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ticaret hacmi 28,4 milyar sterline ulaştı

İngiltere’nin resmî verilerine göre iki ülke arasındaki mal ve hizmet ticaretinin toplam değeri 2025 yılında 28,4 milyar sterline ulaştı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 4,3 artış anlamına geliyor. Ticaret hacmi 2019’da 18,6 milyar sterlin seviyesindeydi.

Türkiye’de BP, Shell, Vodafone, Unilever, BAE Systems, Aviva ve Diageo’nun da aralarında bulunduğu 2 bin 500’den fazla İngiltere merkezli şirket faaliyet gösteriyor. İngiltere’den Türkiye’ye yapılan başlıca ihracat kalemleri arasında enerji üretim makineleri, otomobiller, uçaklar, metal cevherleri ve ilaçlar bulunuyor.

Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatında ise otomotiv, hazır giyim, elektrikli makineler, beyaz eşya, mücevher, demir-çelik ürünleri ile çeşitli tarım ve gıda ürünleri öne çıkıyor.

En zorlu pazarlık alanları henüz sonuçlanmadı

Müzakerelerde ilerleme sağlanmasına rağmen tarım ürünlerinde pazar erişimi, menşe kuralları, bazı sanayi ürünlerinde uygulanacak koşullar, yatırım hükümleri ve hizmet sağlayıcıların pazara giriş şartları gibi hassas konularda görüşmeler sürüyor.

Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği içinde bulunması da yeni anlaşmanın teknik yapısını karmaşıklaştırıyor. Özellikle ürün standartları, menşe kuralları ve tedarik zincirlerinde Türkiye’nin AB mevzuatıyla uyumunun korunması gerekiyor.

İngiltere ise anlaşmanın kendi çevre, çalışma hayatı, gıda güvenliği ve kamu hizmetleri standartlarıyla uyumlu olması gerektiğini vurguluyor.

Altıncı tur sonbaharda yapılacak

Son açıklanan resmî takvime göre altıncı müzakere turunun 2026 sonbaharında gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak 6 Eylül itibarıyla toplantının kesin tarihi ve yeri kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu nedenle süreçte önemli ilerleme sağlanmış olmakla birlikte, yeni STA henüz sonuçlandırılmış veya imzalanmış değil. Tarafların kalan anlaşmazlıkları gidermesinin ardından metnin hukuki kontrolden geçirilmesi, imzalanması ve iki ülkede gerekli onay süreçlerinin tamamlanması gerekecek.

Yeni anlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar 2021’den beri uygulanan mevcut Türkiye–İngiltere Serbest Ticaret Anlaşması geçerliliğini koruyacak. Hedef, mal ticaretindeki mevcut avantajları muhafaza ederken hizmetler, dijital ekonomi ve yatırımları da kapsayan daha geniş bir ekonomik ortaklık oluşturmak.

Kamuya 2027'de 'zorunlu olmadıkça' yeni proje alınmayacak: Gerekçe 'tasarruf'

Kamuya 2027'de 'zorunlu olmadıkça' yeni proje alınmayacak: Gerekçe 'tasarruf' 12.09.2026 Diken

Zorunlu haller dışında 2027 Kamu Yatırım Programı'na yeni proje alınmayacak. Gerekçe, 'tasarruf tedbirleri'.

The post Kamuya 2027'de 'zorunlu olmadıkça' yeni proje alınmayacak: Gerekçe 'tasarruf' appeared first on #site_linkat 12.09.2026 .

Türkiye ve Azerbaycan arasında 3 büyük elektrik projesi planlanıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Türkiye ve Azerbaycan'ın elektrik alanında üç büyük projeyi hayata geçirmeyi planladığını belirtti. Projeler arasında NahçıvanTürkiye elektrik hattı, dörtlü yeşil enerji koridoru ve Karadeniz'in altından Avrupa'ya uzanacak elektrik iletim hattı bulunuyor.

Tarih belli oldu: Motorine 6 TL 62 kuruş zam gelecek

Orta Doğu’da enerji tesisleri ve kritik deniz taşımacılığı güzergâhlarına yönelik saldırılar, petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı. Gerilim, Brent petrol ile ABD Batı Teksas türü ham petrol (WTI) fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Brent petrol, 100 doları aştı ve 104-105 dolardan işlem görüyor.

Küresel piyasalarda benzin ve motorinin metrik ton fiyatları da yükseldi. Motorinin metrik ton fiyatı, bin 371 dolardan bin 520 dolara dek çıktı. Ardından bir miktar gevşedi. Halen bin 479 dolardan işlem görüyor.

Küresel fiyat hareketleri önce benzine, ardından da motorine zammı gündeme getirdi Benzine, bugünden geçerli 3 TL 20 kuruş zam yapıldı. Motorine de salı gününden geçerli 6 TL 62 kuruş zam bekleniyor.

Sektör kaynakları, ANKA Haber Ajansı’na yaptıkları açıklamada, “Cuma günü piyasa kapanış değerlerine göre motorine salı günü 6 TL 62 kuruş zam söz konusu” dedi. Kaynaklar, bu zamla birlikte motorinin litresinin 100 TL’ye yaklaşacağını ve tüm zamanların rekorunu kıracağını anımsatarak, “Motorinde, yeniden ÖTV ayarlaması yapılır ve zammın bir bölümü ÖTV’den karşılanır mı? Farklı formüller devreye konulur mu? Zam olduğu gibi pompa satış fiyatlarına yansıtılır mı? Pazartesi günü saat 16.00’da işin rengi ortaya çıkar” ifadesini kullandı.

Benzine dev zam geldi

Benzinin litre fiyatına 3,20 lira zam yapılması Isparta’da vatandaşların tepkisine neden oldu. Zam sonrası kentteki bir akaryakıt istasyonunda benzinin litre fiyatı 79 liradan 82 lira 36 kuruşa çıktı.

Akaryakıt fiyatlarındaki artışın bütçelerini zorladığını belirten vatandaşlar, zammın yalnızca ulaşım maliyetlerini değil, başta gıda ve nakliye olmak üzere birçok alandaki fiyatları da artıracağını dile getirdi. Vatandaşlar, benzin fiyatlarındaki yükselişe ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

‘BARİ FİYATI 100 LİRA YAPSINLAR, HIRSIZLIK YAPALIM’

Benzine gelen zamma tepki gösteren Ramazan Zeybek, akaryakıt fiyatlarının vatandaşın bütçesini zorladığını belirterek şunları söyledi:

“Abi, 100 lira yapsınlar. Zaten 90 liraya ancak bir kilo mazot alıyoruz. Yapmışken madem 100 yapsınlar; millet çalsın, çırpsın, kötü işlere başlasın. Bu asgari ücretle çalışarak yapılacak işler değil. Arabaya biniyoruz, şimdi bin liralık mazot aldım, 10 kilo ediyor. Yetmiyor abi. Zaten benim arabam çok yakan bir araba.”

Kurye olarak çalıştığını belirten bir vatandaş da akaryakıt zamlarının birçok ürünü doğrudan etkilediğini söyleyerek, “Yediğimiz, içtiğimiz, marketten yaptığımız alışveriş dahil her şeyin zammı benzine bakar. Benzine zam gelmesi, her şeye zam gelmesi anlamına gelir. Ben de kuryeyim. Benzine zam gelmesi insanı telaşlandırmıyor değil. Gelmese daha iyi ama yapacak bir şey yok” dedi.

Bir başka vatandaş ise akaryakıt fiyatlarındaki artışın küresel ölçekte lojistik maliyetlerini etkilediğini belirterek, “Bir domino etkisi var. Bu, Amerika’yı da Çin’i de etkiliyor. Lojistik maliyetleri yükseliyor. Nakliye giderlerinin artması da fiyatları etkiliyor. Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler bütün dünyayı etkiliyor” ifadelerini kullandı.

‘BENZİNE ARTIK PARAMIZ YETMİYOR’

Sait Can, zammı bugün öğrendiğini ve artan benzin fiyatlarının geçim sıkıntısını daha da ağırlaştırdığını söyledi. Can, şöyle konuştu:

“Zam geleceğini bilmiyordum, daha bugün öğrendim. Ekonomimizi kötü etkiliyor. Maaşlar zaten belli, asgari ücret belli. Zor, geçinemiyoruz. Benzine artık paramız yetmiyor. Benzin bu gidişle 100 lirayı geçecek. Şu anda 83 lira olmuş. Aylık akaryakıt masrafım 5-6 bin lirayı buluyor.”

‘100 LİRA OLSA DA ALACAĞIZ, BİNMEK ZORUNDAYIZ’

Mustafa Erçelik ise vatandaşların akaryakıt zamlarına artık alıştığını belirterek araç kullanımının zorunlu hale geldiğini söyledi. Erçelik, “Alıştık. Yapacak bir şey yok. Yine alacağız. 100 lira olsa da alacağız, binmek zorundayız. Artık araç, otomobil zaruri” dedi.

Zamların üretici üzerindeki etkisine de değinen Erçelik, “Maliyetler artacak. Akaryakıt fiyatları yükseldikçe her türlü maliyet artıyor. Maliyet arttıkça insanların gelirleri düşecek” ifadelerini kullandı.

Küresel gelişmelere dikkati çeken Erçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyadaki savaşlara göre 150 lira da olabilir. Fiyatı 50 lirayken ‘Çok pahalı’ diyorduk ama şimdi 100 liraya yaklaşıyor. Kimsenin aklına 100 lira gelmezdi. Herhalde 150 liraya, belki 200 liraya doğru da gidebilir.”

Türk gıda sektörü Çin pazarında büyümeye odaklandı

Guangzhou’da Çinli alıcılarla bir araya gelen Türk gıda ihracatçıları 160’tan fazla ikili iş görüşmesi gerçekleştirirken, sektör önümüzdeki 5 yılda Çin’e gıda ihracatını 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedefliyor.Türkiye’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ne gıda ihracatını artırmak ve Türk ürünlerinin Çin pazarındaki bilinirliğini güçlendirmek amacıyla 2-6 Eylül 2026 tarihlerinde Guangzhou’da “Çin (Guanco) Ticaret Heyeti” gerçekleştirildi.Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği organizasyonunda düzenlenen heyete, gıda sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren 12 Türk firması katıldı. Türk firmaları program kapsamında Çinli ithalatçı, distribütör ve alıcılarla doğrudan temas kurma fırsatı buldu.60 ÇİNLİ ALICIYLA 160’TAN FAZLA GÖRÜŞMEEge İhracatçı Birliklerini heyette temsil eden Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Kadri Gündeş, Çin’in yüksek nüfusu, büyüyen orta sınıfı ve ithal gıdaya yönelik ilgisiyle Türk ihracatçıları açısından önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi.Türkiye’nin geniş bir tarımsal üretim altyapısına sahip olduğuna dikkat çeken Gündeş; zeytin ve zeytinyağından kuru meyveye, su ürünlerinden süt ürünlerine, hububat ve bakliyattan yaş meyve ve sebzeye kadar çok sayıda ürünün Çin pazarına sunulabileceğini belirtti.Türkiye’nin Çin’e gıda ihracatının 2025 yılında 218 milyon dolar olduğunu aktaran Gündeş, 2026’nın ocak-ağustos döneminde ise ihracatın yüzde 22 artarak 177 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Mevcut ihracatın Çin pazarının büyüklüğü dikkate alındığında daha yüksek seviyelere çıkabileceğini ifade eden Gündeş, “Firmalarımızın ürünlerini ithalatçı, distribütör ve alıcılara doğrudan anlatabildiği yoğun bir görüşme programı gerçekleştirdik. 60’a yakın Çinli alıcıyla 160’tan fazla iş görüşmesi yapılması heyetimize gösterilen ilginin önemli bir göstergesi.” dedi.Gündeş, Çin’deki temasların önümüzdeki dönemde artırılmasının planlandığını belirterek, Ticaret Ataşeleri Şerife Yıldırım Demirel ve Taylan Özgür Kavşut ile Başkonsolosluk aracılığıyla VIP heyet programının gerçekleştirilmesine yönelik girişimlerde bulunulmasının da planlandığını aktardı.ÇİN PAZARI YERİNDE İNCELENDİTicaret heyeti yalnızca ikili iş görüşmeleriyle sınırlı kalmadı. Türk firmaları 4 Eylül’de SIAL in China South Guangzhou 2026 Fuarı’nı ziyaret ederek sektördeki ürünleri ve pazar eğilimlerini yerinde inceleme fırsatı buldu.Fuarın ardından toptan satış merkezleri ve perakende marketlerde de incelemelerde bulunan heyet, Çinli tüketicilerin ürün tercihleri, ambalaj beklentileri, fiyat algıları, ürünlerin raflardaki konumlandırılması ve dağıtım kanallarının işleyişi hakkında gözlem yaptı.Çin pazarında kalıcı olabilmek için tüketici alışkanlıklarının doğru analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Gündeş, “Çinli tüketicinin ürün tercihini, ambalaj beklentisini, fiyat algısını, raflardaki ürün konumlandırmasını ve dağıtım kanallarının işleyişini doğru analiz etmek zorundayız.” diye konuştu.ÇİN İÇİN UZUN VADELİ STRATEJİÇin pazarına yönelik çalışmaların 2019 yılında oluşturulan Çin Çalışma Grubu aracılığıyla uzun vadeli bir strateji kapsamında yürütüldüğünü belirten Gündeş, bugüne kadar ülkenin farklı şehirlerinde ticaret heyetleri ve milli katılım fuarları gerçekleştirildiğini söyledi. Xiamen’den Urumçi’ye, Şanghay’dan Pekin’e kadar birçok şehirde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Gündeş, Çinli kurumlarla iş birliklerinin de geliştirildiğini kaydetti.Dijital pazarlama çalışmalarının Çin pazarına giriş stratejisinin önemli parçalarından biri olduğunu belirten Gündeş, WeChat ve Weibo gibi ülkede yaygın kullanılan dijital platformlarda Türk gıda ürünlerinin tanıtımının sürdürüldüğünü bildirdi.Gündeş ayrıca JD ve T-Mall tarafından onaylı ajanslarla Türk firmalarının dijital mağazalar açabilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.5 YILLIK HEDEF 1 MİLYAR DOLARIN ÜZERİTürk gıda sektörünün Çin pazarında daha güçlü bir konuma ulaşmasını hedeflediklerini belirten Gündeş, önümüzdeki döneme ilişkin hedefi de açıkladı.Gündeş, “Hedefimiz, önümüzdeki 5 yılda Çin’e gıda ihracatımızı 1 milyar doların üzerine taşımak.” dedi.Bu hedefe ulaşılması halinde, 2025 yılında 218 milyon dolar seviyesinde bulunan Çin’e gıda ihracatının yaklaşık beş katına çıkarılması öngörülüyor. 12 TÜRK FİRMASI ÇİN PAZARINDAÇin (Guanco) Ticaret Heyeti’ne hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, su ürünleri ve hayvansal mamuller, zeytin ve zeytinyağı, yaş meyve-sebze ile kuru meyve sektörlerinden toplam 12 Türk firması katıldı.Heyette DAİ Endüstriyel Gıda, Feceks Dış Ticaret ve Gıda, Fevzi Tunçelli Damlyağ, Hipal Organik Dış Ticaret, Kanat Grup Gıda Tarım, Kavaklıdere Şarapları, Narda Dış Ticaret, Parlak Su Ürünleri, SHN Gıda, Timtaş Tarım, TLN Enerji Gıda ve Uğuray Süt temsil edildi.Guangzhou’daki temasların ardından Türk gıda ihracatçılarının Çinli alıcılarla kurduğu ticari bağlantıların yeni ihracat anlaşmalarına dönüştürülmesi ve Türk gıda ürünlerinin Çin pazarındaki payının artırılması hedefleniyor.

Milyonların gözü bu projede! 10 bin TL’den başlayan evlerde detaylar netleşti

Konut kiralarını düşürmesi beklenen sosyal kiralık konut heyecanı tüm ülkeyi sararken, projede detaylar netleşiyor. Konutun büyüklüğüne göre 10 bin ila 18 bin lira arasında değişecek kiralar, her ayın 20'sinde ödenecek. Kira artışı ocak ayında TÜFE'ye göre yapılacak.

Palamut sezonu resmen patladı! Balıkçılar müjdeyi verdi: Bolluk 2 ay daha sürebilir

Av sezonunun başlamasıyla birlikte denizlerde yaşanan palamut bolluğu, tezgâhlara yansıdı. Yeni av sezonunun ilk günlerinde denizlerden gelen palamut bolluğu, tezgâhları süslerken fiyatı gramajına göre değişiyor. Bu yıl palamudun yanı sıra erken çıkan hamsi de tezgahlarda yerini aldı.
Bu yıl palamutun bol olduğunu belirten balıkçılar, diğer balık çeşitlerinde de bolluk yaşanabileceğini ifade ederken, palamudun yanı sıra hamsi de erken çıkması yüzleri güldürdü.

Balıkçılar, palamut bolluğunun devam edeceği yönünde tahminde bulunurken, istavrit, çipura, levrek ve mezgit gibi diğer balık çeşitlerinin de tezgâhlarda yer almasına rağmen palamut kadar yoğun talep görmediğini ifade etti. Balıkçıların değerlendirmesine göre bunun temel nedeni, palamudun mevsiminde olması ve vatandaşın şu anda özellikle palamuda yönelmesi.
Sezonun ilk döneminde palamutların yaklaşık 600-700 gram ağırlığında geldiği belirtildi. Balığın büyümeye ve yağlanmaya devam etmesi beklenirken, fiyatların da boy ve gramaja göre değiştiği kaydedildi.



Balıkçı esnafından Süleyman Çakır, son yılların en bereketli sezonunu yaşadıklarını ifade ederek, "Bu sene son yılların en bereketli sezonlarından birini yaşıyoruz. Özellikle palamut bolluğu var. Hamsi ise şu anda Marmara'dan geliyor. Palamut ise bu bölgenin yerli balığı. Geçen yıl palamut yoktu; palamut bir yıl olup bir yıl olmayan bir balık. Bu sene ise oldukça bol.Bu nedenle bu yıl hamsinin az olabileceğini düşünüyoruz. Palamutun fiyatı 75-100 TL arasında değişiyor ve fiyatlarımız makul seviyede. Talep de oldukça iyi, balık satılıyor. Bu bolluğun yaklaşık iki ay daha devam etmesini bekliyoruz" dedi.


Balıkçı esnafından Çetin Kavzoğlu, bu sezon avcılığın güzel başladığını belirterek, "Bu sene avcılığın gayet güzel geçeceğini düşünüyoruz. Palamut bir yıl bol olurken bir yıl olmayabiliyor. Bu yıl ise başlangıç itibarıyla durum fena değil, sezon güzel başladı. Önümüzdeki ayın sonuna kadar avcılığın nasıl seyredeceği daha net belli olur. Palamuda talep var. Fiyatlar kalite ve gramaja göre 50, 75, 100 ve 125 TL'ye kadar değişiyor. Palamutların ilerleyen dönemde daha da büyümesini ve 1 kilogramın üzerine çıkmasını bekliyoruz. Şu anda palamutların gramajı yaklaşık 500 ile 700 gram arasında değişiyor. Hamsi de gelmeye başladı" şeklinde konuştu.
Balıkçı esnafından Emin Avcı, palamutların şu anda 600-700 gram ağırlığında olduğunu kaydederek," Bu sene palamut bol, diğer balık çeşitlerinin de bol olacağı görülüyor. Şu anda vatandaş palamudu yaklaşık 100 TL'den tüketiyor. Tuzlama yapmak için ise henüz erken. Havaların soğuması ve balığın yağlanması gerekiyor. Dolayısıyla havalar soğuyup palamut yağlandığında tuzlama yapılabilir. Bir sene hamsi, bir sene palamut bol oluyor. Bu sene de palamut bol. Hamsi de erken çıktı. Şu anda Marmara tarafından geliyor ancak balıkçıların söylemlerine göre bu sene bölgemizde de hamsi var. Çinakop ve diğer balık çeşitleri de bulunuyor. Denizin soğuması gerekiyor, çünkü havalar henüz sıcak. Palamutlar şu anda 600-700 gram ağırlığında geliyor. Fiyatlar ise balığın boyuna ve gramajına göre değişiyor. 100 TL, 125 TL olan palamutlar var. Daha küçükleri ise 3 tanesi 200 TL civarında satılıyor. Tahminim, balığın bu bollukta çıkmaya devam edeceği yönünde. Diğer balık çeşitleri ise palamudun gölgesinde kaldı. İstavrit, çipura, levrek ve mezgit gibi balıklara şu anda fazla bakan yok. Çünkü palamudun mevsimi. Diğer çeşitler satılıyor ancak palamut kadar yoğun talep görmüyor" diye konuştu.

73 yıllık tekstil şirketi kepenkleri indirdi: Ünlü markalara üretim yapıyordu

Kayseri merkezli Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 73 yıllık sanayi geçmişini noktalama kararı aldı. Şirket yönetimi, artan finansman giderleri ve küresel tekstil piyasasındaki talep düşüşünün, mevcut iş modelini sürdürülemez kıldığını belirtti.

300'ÜN ÜZERİNDE MARKAYA TEDARİK

1986 yılından itibaren Levi’s, Mavi, Lee ve Diesel gibi dünya çapında tanınan 300'ü aşkın markaya denim kumaş sağlayan işletme, yerel sanayinin en köklü aktörlerinden biriydi. Şirket, yaptığı resmi açıklamada maliyetleri düşürmek için denenen yeniden yapılandırma çalışmalarından sonuç alınamadığını vurguladı.

12 EKİM'DE TESİSLER BOŞALACAK

11 Eylül 2026 itibarıyla üretim faaliyetlerini askıya alan firma, 12 Ekim 2026 tarihinde tesislerin tamamen kapatılacağını duyurdu. Kapanış sürecinde ticari yükümlülüklerin yerine getirileceği ve paydaşlarla koordineli bir çıkış süreci yönetileceği ifade edildi.

‘YAKIN İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ’

Şirketten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Değerli Müşterilerimiz ve İş Ortaklarımız,

1953 yılından bu yana sanayi üretiminde öncü bir rol üstlenen Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 1986’dan beri dünyanın en ikonik küresel markalarına premium denim kumaş tedarik etmektedir.

Son yıllarda küresel tekstil sektörü; zayıflayan talep, artan operasyonel ve finansman maliyetleri, tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar ve değişen ticaret dinamikleri gibi çok ciddi olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Maliyet azaltma girişimleri, verimlilik tedbirleri ve yeniden yapılandırma değerlendirmeleri gibi tüm kapsamlı çabalarımıza rağmen, ne yazık ki günümüz ekonomik koşulları altında operasyonel modelimizin artık sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu doğrultuda Yönetim Kurulumuz, Kayseri tesislerimizdeki üretim faaliyetlerini sonlandırma yönünde son derece zor bir karar almıştır. Alınan karar kapsamında, Kayseri’deki üretim faaliyetlerimiz 11 Eylül 2026 itibarıyla durdurulmuştur. Tüm üretim tesislerimiz 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla tamamen kapatılacaktır.

Özellikle altını çizmek isteriz ki tüm bu süreç boyunca mevcut ticari yükümlülüklerimizi sorumluluk bilinciyle, şeffaf bir şekilde ve kurumsal değerlerimize uygun olarak yerine getirmek adına tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde olacağız.

Orta Anadolu’nun 73 yıllık bu yolculuğuna katkı sağlayan tüm çalışanlarımıza; bizlere gösterdikleri güven, sadakat ve destek için müşterilerimize, finans kuruluşlarına ve tedarikçilerimize en derin şükranlarımızı sunarız.

💾

<p>Kayseri merkezli Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 73 yıllık sanayi geçmişini noktalama kararı aldı. Şirket yönetimi, artan finansman giderleri ve küresel tekstil piyasasındaki talep düşüşünün, mevcut iş modelini sürdürülemez kıldığını belirtti.</p>

<p>300'ÜN ÜZERİNDE MARKAYA TEDARİK</p>

<p>1986 yılından itibaren Levi’s, Mavi, Lee ve Diesel gibi dünya çapında tanınan 300'ü aşkın markaya denim kumaş sağlayan işletme, yerel sanayinin en köklü aktörlerinden biriydi. Şirket, yaptığı resmi açıklamada maliyetleri düşürmek için denenen yeniden yapılandırma çalışmalarından sonuç alınamadığını vurguladı.</p>

<p>12 EKİM'DE TESİSLER BOŞALACAK</p>

<p>11 Eylül 2026 itibarıyla üretim faaliyetlerini askıya alan firma, 12 Ekim 2026 tarihinde tesislerin tamamen kapatılacağını duyurdu. Kapanış sürecinde ticari yükümlülüklerin yerine getirileceği ve paydaşlarla koordineli bir çıkış süreci yönetileceği ifade edildi.</p>

<p>‘YAKIN İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ’</p>

<p>Şirketten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>Değerli Müşterilerimiz ve İş Ortaklarımız,</p>

<p>1953 yılından bu yana sanayi üretiminde öncü bir rol üstlenen Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 1986’dan beri dünyanın en ikonik küresel markalarına premium denim kumaş tedarik etmektedir.</p>

<p>Son yıllarda küresel tekstil sektörü; zayıflayan talep, artan operasyonel ve finansman maliyetleri, tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar ve değişen ticaret dinamikleri gibi çok ciddi olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Maliyet azaltma girişimleri, verimlilik tedbirleri ve yeniden yapılandırma değerlendirmeleri gibi tüm kapsamlı çabalarımıza rağmen, ne yazık ki günümüz ekonomik koşulları altında operasyonel modelimizin artık sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>

<p>Bu doğrultuda Yönetim Kurulumuz, Kayseri tesislerimizdeki üretim faaliyetlerini sonlandırma yönünde son derece zor bir karar almıştır. Alınan karar kapsamında, Kayseri’deki üretim faaliyetlerimiz 11 Eylül 2026 itibarıyla durdurulmuştur. Tüm üretim tesislerimiz 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla tamamen kapatılacaktır.</p>

<p>Özellikle altını çizmek isteriz ki tüm bu süreç boyunca mevcut ticari yükümlülüklerimizi sorumluluk bilinciyle, şeffaf bir şekilde ve kurumsal değerlerimize uygun olarak yerine getirmek adına tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde olacağız.</p>

<p>Orta Anadolu’nun 73 yıllık bu yolculuğuna katkı sağlayan tüm çalışanlarımıza; bizlere gösterdikleri güven, sadakat ve destek için müşterilerimize, finans kuruluşlarına ve tedarikçilerimize en derin şükranlarımızı sunarız.</p>

Kredi kartı kullananlar dikkat! Aidatsız kartta bile ücret çıkabiliyor: İşte sınırlar

Aidatsız kredi kartı seçeneği zorunlu olsa da her işlem ücretsiz değil. Nakit avans, ek kart ve bazı yenilemelerde ücret gündeme gelebiliyor. Buna karşılık kart borcu ödeme, sanal kart ve belirli hizmetler için sınırlar tüketici lehine çiziliyor.

Aidatsız kredi kartı, yıllık üyelik ücreti alınmayan kart anlamına geliyor. Ancak bu ifade, kartla ilgili bütün işlemlerin tamamen ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Kart sahibi yıllık kart aidatı ödemese bile bazı hizmetlerde ayrı ücret kalemleriyle karşılaşabiliyor.
Bu nedenle kart seçerken yalnızca “aidatsız” ibaresine bakmak yetmiyor. Asıl önemli nokta, hangi hizmetin ücretsiz, hangisinin ücretli olduğunun sözleşme ve ücret tarifesinde açık biçimde yer alması oluyor.

ÜCRETSİZ KARTA GEÇİŞ HAKKI YASAL BİR ZORUNLULUK

Kart çıkaran kuruluşlar, yıllık üyelik ücreti almadan sundukları en az bir kredi kartı türünü tüketiciye sunmak zorunda. Dahası, tüketici ücretli kartını aynı limit korunarak aidatsız karta çevirmek isterse bu talebin yerine getirilmesi gerekiyor.
Burada önemli ayrıntı şu: Aidatsız karta geçiş yalnızca kısa süreli bir kampanya gibi uygulanamıyor. Yani altı ay ücretsiz kullanımdan sonra tüketicinin yeni talebi olmadan yeniden aidat kesilmesi, aidatsız kart mantığıyla bağdaşmıyor.

"180 GÜN İŞLEM GÖRMEYEN" KARTLARA AİDAT YANSITILAMIYOR

Yıllık üyelik ücreti, ancak kartın tüketiciyi borçlandırıcı nitelikte ilk kullanımından sonra ve yıllık olarak tahakkuk ettirilebiliyor. Bu da kart hiç kullanılmamışsa ya da aktif bir borçlandırma işlemi oluşmamışsa aidat tartışmasının farklı bir zemine taşınabileceği anlamına geliyor.
Bir başka kritik ayrıntı da hareketsiz kartlarda ortaya çıkıyor. Kesintisiz en az 180 gün işlem görmeyen kredi kartları hareketsiz kabul ediliyor ve bu süre boyunca söz konusu karta yıllık üyelik ücreti yansıtılamıyor.

BORÇ VARKEN KART İPTALİ ENGELLENEMİYOR

Tüketicilerin en çok karıştırdığı konulardan biri, kartta borç varsa iptalin mümkün olup olmadığı. Mevzuat bu konuda açık bir çerçeve çiziyor. Kart iptal talebi, yalnızca kartla ilişkilendirilmiş borç bakiyesi bulunduğu gerekçesiyle reddedilemiyor.
Kart iptal edilse bile mevcut borç ortadan kalkmıyor; geri ödeme yükümlülüğü sürüyor. Ancak bu borcun taksit taksit ödeniyor olması, iptal edilen karta yeni bir yıllık üyelik ücreti kesilmesine kapı açmıyor.

SANAL KARTLARDA YILLIK ÜCRET BULUNMUYOR

Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamıyor. Bu ayrım özellikle dijital bankacılık kullanan tüketiciler açısından önemli çünkü bazı kullanıcılar sanal kartı da fiziksel kredi kartıyla aynı masraf rejiminde sanabiliyor.
Oysa sanal kart tarafında yıllık üyelik ücreti uygulanamıyor. Bu yüzden düzenli internet alışverişi yapan kullanıcılar, fiziksel kart ile sanal kart arasındaki farkı bilirse gereksiz masraf tartışmalarını daha kolay ayırt edebilir.

EK KART ÜCRETİ ASIL KARTIN "YÜZDE 50'SİNİ GEÇEMİYOR"

Ek kart tamamen ücretsiz olmak zorunda değil. Ancak burada da sınırsız bir fiyatlama alanı bulunmuyor. Asıl karta bağlı olarak sunulan her bir ek kredi kartının yıllık üyelik ücreti, asıl kartın yıllık üyelik ücretinin yüzde 50’sini geçemiyor.
Bu düzenleme özellikle aile içinde birden fazla ek kart kullanılan durumlarda önem kazanıyor. Çünkü ek kart sayısı arttıkça toplam yıllık maliyet büyüyebiliyor; fakat mevzuat bunun ana kart ücretini aşacak ölçüde kontrolden çıkmasına izin vermiyor.

NAKİT AVANS ÜCRETSİZ DEĞİL AMA SINIRI VAR

Aidatsız kartlarda en sık karıştırılan başlıklardan biri nakit avans. Nakit avans işlemlerinde ücret alınabiliyor ancak bu ücret avans tutarının yüzde 1’ini geçemiyor. Yani burada tamamen serbest bir kesinti alanı yok.
Buna karşılık taksitli nakit avans işlemleri için ayrıca ücret tahsil edilemiyor. Bu ayrım önemli çünkü kart kullanıcıları çoğu zaman nakit avans ile taksitli nakit avansı aynı kalem gibi görüyor. Oysa mevzuat bu iki işlem için farklı sınırlar çiziyor.

"İLK İKİ KART YENİLEMESİNDEN" ÜCRET ALINAMIYOR

Kart borcunun kuruluşun çeşitli kanalları üzerinden ödenmesi için ayrıca ücret alınamıyor. Aynı şekilde hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve sanal kart kullanımı da ücretsiz işlemler arasında yer alıyor.
Bunun yanında kayıp, çalıntı ve benzeri nedenlerle bir takvim yılı içinde yapılan ilk iki kart yenilemesinden ücret alınamıyor. Ancak üçüncü ve sonraki yenilemelerde maliyet kadar ücret gündeme gelebiliyor. Yani kart yenilemede de tamamen sınırsız bir ücretlendirme alanı yok.

EKSTRE ERTELEME VE İLAVE TAKSİTTE SINIR TÜKETİCİ LEHİNE

Kredi kartı işlemlerinde ekstre bakiyesinin ertelenmesi, alışveriş sonrası işlem tutarının taksitlendirilmesi, ilave taksit yapılması ya da son ödeme tarihinin belirli süre uzatılması gibi hizmetlerden ücret tahsil edilemiyor.
Bu nokta, özellikle son dönemde kart borcunu esnetmeye çalışan tüketiciler açısından dikkat çekici. Çünkü kullanıcılar bu hizmetlerin her biri için otomatik olarak ayrı masraf doğduğunu düşünebiliyor. Oysa mevzuat, birçok esnetme hizmetinde tüketici lehine daha koruyucu bir sınır çiziyor.

ÜCRET ARTIŞINDA BİLDİRİM VE ONAY ŞARTI

Kuruluşlar ücret artışlarını devreye almadan en az 30 gün önce tüketiciye bildirmek zorunda. Eğer artış, yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir seviyeye çıkıyorsa ayrıca tüketicinin onayı gerekiyor.
Tüketiciye böyle bir bildirim geldiğinde, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün sonrasına kadar ilgili ürün veya hizmetin kullanımından vazgeçme hakkı da bulunuyor. Bu nedenle kart ücretleriyle ilgili sürpriz yaşanmaması için bildirim mesajları, mobil uygulama duyuruları ve e-posta akışı dikkatle takip edilmeli.

AİDATSIZ KART "MASRAFIN SIFIRLANDIĞI BİR DÜNYA VAAT ETMİYOR"

Kart ve diğer finansal hizmetlerde ücret alınabilmesi için sözleşmenin açık, sade ve okunabilir biçimde düzenlenmesi gerekiyor. Ayrıca sözleşmede yer almayan bir ürün veya hizmet için işlem öncesinde tüketiciye bilgi verilmesi ve onay alınması şartı bulunuyor.
Kısacası aidatsız kart, masrafın sıfırlandığı bir dünya vaat etmiyor. Ama hangi ücretin alınabileceği, hangisinin alınamayacağı ve artışın nasıl yapılacağı konusunda tüketicinin elini güçlendiren net sınırlar sunuyor. Kart seçerken ve mevcut kartı kullanmaya devam ederken asıl farkı yaratan da bu sınırları bilmek oluyor.

💾

<p>Aidatsız kredi kartı seçeneği zorunlu olsa da her işlem ücretsiz değil. Nakit avans, ek kart ve bazı yenilemelerde ücret gündeme gelebiliyor. Buna karşılık kart borcu ödeme, sanal kart ve belirli hizmetler için sınırlar tüketici lehine çiziliyor.</p>

<p>Aidatsız kredi kartı, yıllık üyelik ücreti alınmayan kart anlamına geliyor. Ancak bu ifade, kartla ilgili bütün işlemlerin tamamen ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Kart sahibi yıllık kart aidatı ödemese bile bazı hizmetlerde ayrı ücret kalemleriyle karşılaşabiliyor.<br>
Bu nedenle kart seçerken yalnızca “aidatsız” ibaresine bakmak yetmiyor. Asıl önemli nokta, hangi hizmetin ücretsiz, hangisinin ücretli olduğunun sözleşme ve ücret tarifesinde açık biçimde yer alması oluyor.</p>

<p>ÜCRETSİZ KARTA GEÇİŞ HAKKI YASAL BİR ZORUNLULUK</p>

<p>Kart çıkaran kuruluşlar, yıllık üyelik ücreti almadan sundukları en az bir kredi kartı türünü tüketiciye sunmak zorunda. Dahası, tüketici ücretli kartını aynı limit korunarak aidatsız karta çevirmek isterse bu talebin yerine getirilmesi gerekiyor.<br>
Burada önemli ayrıntı şu: Aidatsız karta geçiş yalnızca kısa süreli bir kampanya gibi uygulanamıyor. Yani altı ay ücretsiz kullanımdan sonra tüketicinin yeni talebi olmadan yeniden aidat kesilmesi, aidatsız kart mantığıyla bağdaşmıyor.</p>

<p>"180 GÜN İŞLEM GÖRMEYEN" KARTLARA AİDAT YANSITILAMIYOR</p>

<p>Yıllık üyelik ücreti, ancak kartın tüketiciyi borçlandırıcı nitelikte ilk kullanımından sonra ve yıllık olarak tahakkuk ettirilebiliyor. Bu da kart hiç kullanılmamışsa ya da aktif bir borçlandırma işlemi oluşmamışsa aidat tartışmasının farklı bir zemine taşınabileceği anlamına geliyor.<br>
Bir başka kritik ayrıntı da hareketsiz kartlarda ortaya çıkıyor. Kesintisiz en az 180 gün işlem görmeyen kredi kartları hareketsiz kabul ediliyor ve bu süre boyunca söz konusu karta yıllık üyelik ücreti yansıtılamıyor.</p>

<p>BORÇ VARKEN KART İPTALİ ENGELLENEMİYOR</p>

<p>Tüketicilerin en çok karıştırdığı konulardan biri, kartta borç varsa iptalin mümkün olup olmadığı. Mevzuat bu konuda açık bir çerçeve çiziyor. Kart iptal talebi, yalnızca kartla ilişkilendirilmiş borç bakiyesi bulunduğu gerekçesiyle reddedilemiyor.<br>
Kart iptal edilse bile mevcut borç ortadan kalkmıyor; geri ödeme yükümlülüğü sürüyor. Ancak bu borcun taksit taksit ödeniyor olması, iptal edilen karta yeni bir yıllık üyelik ücreti kesilmesine kapı açmıyor.</p>

<p>SANAL KARTLARDA YILLIK ÜCRET BULUNMUYOR</p>

<p>Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamıyor. Bu ayrım özellikle dijital bankacılık kullanan tüketiciler açısından önemli çünkü bazı kullanıcılar sanal kartı da fiziksel kredi kartıyla aynı masraf rejiminde sanabiliyor.<br>
Oysa sanal kart tarafında yıllık üyelik ücreti uygulanamıyor. Bu yüzden düzenli internet alışverişi yapan kullanıcılar, fiziksel kart ile sanal kart arasındaki farkı bilirse gereksiz masraf tartışmalarını daha kolay ayırt edebilir.</p>

<p>EK KART ÜCRETİ ASIL KARTIN "YÜZDE 50'SİNİ GEÇEMİYOR"</p>

<p>Ek kart tamamen ücretsiz olmak zorunda değil. Ancak burada da sınırsız bir fiyatlama alanı bulunmuyor. Asıl karta bağlı olarak sunulan her bir ek kredi kartının yıllık üyelik ücreti, asıl kartın yıllık üyelik ücretinin yüzde 50’sini geçemiyor.<br>
Bu düzenleme özellikle aile içinde birden fazla ek kart kullanılan durumlarda önem kazanıyor. Çünkü ek kart sayısı arttıkça toplam yıllık maliyet büyüyebiliyor; fakat mevzuat bunun ana kart ücretini aşacak ölçüde kontrolden çıkmasına izin vermiyor.</p>

<p>NAKİT AVANS ÜCRETSİZ DEĞİL AMA SINIRI VAR</p>

<p>Aidatsız kartlarda en sık karıştırılan başlıklardan biri nakit avans. Nakit avans işlemlerinde ücret alınabiliyor ancak bu ücret avans tutarının yüzde 1’ini geçemiyor. Yani burada tamamen serbest bir kesinti alanı yok.<br>
Buna karşılık taksitli nakit avans işlemleri için ayrıca ücret tahsil edilemiyor. Bu ayrım önemli çünkü kart kullanıcıları çoğu zaman nakit avans ile taksitli nakit avansı aynı kalem gibi görüyor. Oysa mevzuat bu iki işlem için farklı sınırlar çiziyor.</p>

<p>"İLK İKİ KART YENİLEMESİNDEN" ÜCRET ALINAMIYOR</p>

<p>Kart borcunun kuruluşun çeşitli kanalları üzerinden ödenmesi için ayrıca ücret alınamıyor. Aynı şekilde hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve sanal kart kullanımı da ücretsiz işlemler arasında yer alıyor.<br>
Bunun yanında kayıp, çalıntı ve benzeri nedenlerle bir takvim yılı içinde yapılan ilk iki kart yenilemesinden ücret alınamıyor. Ancak üçüncü ve sonraki yenilemelerde maliyet kadar ücret gündeme gelebiliyor. Yani kart yenilemede de tamamen sınırsız bir ücretlendirme alanı yok.</p>

<p>EKSTRE ERTELEME VE İLAVE TAKSİTTE SINIR TÜKETİCİ LEHİNE</p>

<p>Kredi kartı işlemlerinde ekstre bakiyesinin ertelenmesi, alışveriş sonrası işlem tutarının taksitlendirilmesi, ilave taksit yapılması ya da son ödeme tarihinin belirli süre uzatılması gibi hizmetlerden ücret tahsil edilemiyor.<br>
Bu nokta, özellikle son dönemde kart borcunu esnetmeye çalışan tüketiciler açısından dikkat çekici. Çünkü kullanıcılar bu hizmetlerin her biri için otomatik olarak ayrı masraf doğduğunu düşünebiliyor. Oysa mevzuat, birçok esnetme hizmetinde tüketici lehine daha koruyucu bir sınır çiziyor.</p>

<p>ÜCRET ARTIŞINDA BİLDİRİM VE ONAY ŞARTI</p>

<p>Kuruluşlar ücret artışlarını devreye almadan en az 30 gün önce tüketiciye bildirmek zorunda. Eğer artış, yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir seviyeye çıkıyorsa ayrıca tüketicinin onayı gerekiyor.<br>
Tüketiciye böyle bir bildirim geldiğinde, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün sonrasına kadar ilgili ürün veya hizmetin kullanımından vazgeçme hakkı da bulunuyor. Bu nedenle kart ücretleriyle ilgili sürpriz yaşanmaması için bildirim mesajları, mobil uygulama duyuruları ve e-posta akışı dikkatle takip edilmeli.</p>

Kredi kartlarında yeni dönem: BDDK talimatı verdi!

2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında, kredi kartı limitlerinin belirlenmesinde kapsamlı bir reform süreci başlıyor.

Yeni sistemle birlikte, vatandaşların gerçek gelirleri ve borç ödeme kapasiteleri bankalar tarafından anlık verilerle kontrol edilecek.

SGK VE TBB RİSK MERKEZİ VERİLERİ ENTEGRE EDİLİYOR

BDDK ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iş birliğiyle kurulacak yeni veri altyapısı, bankaların limit tahsis süreçlerini doğrudan etkileyecek.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'ndeki borçluluk verileri ile SGK'daki resmi gelir kayıtları ortak bir havuzda analiz edilecek.

Böylece bankalar, kart sahiplerinin mevcut borç yükünü ve gerçek gelir durumunu tek bir sistem üzerinden görebilecek.

LİMİT SINIRLARINDA BELGE ZORUNLULUĞU BAŞLADI

Mevcut mevzuata göre, bir tüketicinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti, kart sahipliğinin ilk yılında aylık net gelirinin 2 katını, sonraki yıllarda ise 4 katını geçemiyor. BDDK'nın Ocak 2026'da aldığı karar uyarınca, yeni kart başvurularında ve limit artış taleplerinde gelirin resmi belgelerle doğrulanması şartı aranıyor.

BANKALAR İÇİN SON TARİH 1 OCAK 2027

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yüksek limitli kartların gerçek ödeme gücüyle uyumlu hale getirilmesi için bankalara 1 Ocak 2027 tarihine kadar süre tanıdı. Bu tarihe kadar tamamlanması gereken teknik hazırlıklar sayesinde, aşırı borçlanma riskinin asgari düzeye indirilmesi hedefleniyor.

💾

<p>2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında, kredi kartı limitlerinin belirlenmesinde kapsamlı bir reform süreci başlıyor.</p>

<p>Yeni sistemle birlikte, vatandaşların gerçek gelirleri ve borç ödeme kapasiteleri bankalar tarafından anlık verilerle kontrol edilecek.</p>

<p>SGK VE TBB RİSK MERKEZİ VERİLERİ ENTEGRE EDİLİYOR</p>

<p>BDDK ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iş birliğiyle kurulacak yeni veri altyapısı, bankaların limit tahsis süreçlerini doğrudan etkileyecek.</p>

<p>Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'ndeki borçluluk verileri ile SGK'daki resmi gelir kayıtları ortak bir havuzda analiz edilecek.</p>

<p>Böylece bankalar, kart sahiplerinin mevcut borç yükünü ve gerçek gelir durumunu tek bir sistem üzerinden görebilecek.</p>

<p>LİMİT SINIRLARINDA BELGE ZORUNLULUĞU BAŞLADI</p>

<p>Mevcut mevzuata göre, bir tüketicinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti, kart sahipliğinin ilk yılında aylık net gelirinin 2 katını, sonraki yıllarda ise 4 katını geçemiyor. BDDK'nın Ocak 2026'da aldığı karar uyarınca, yeni kart başvurularında ve limit artış taleplerinde gelirin resmi belgelerle doğrulanması şartı aranıyor.</p>

<p>BANKALAR İÇİN SON TARİH 1 OCAK 2027</p>

<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yüksek limitli kartların gerçek ödeme gücüyle uyumlu hale getirilmesi için bankalara 1 Ocak 2027 tarihine kadar süre tanıdı. Bu tarihe kadar tamamlanması gereken teknik hazırlıklar sayesinde, aşırı borçlanma riskinin asgari düzeye indirilmesi hedefleniyor.</p>

Petrol için kritik senaryo: Yükseliş durdurulamıyor!

Küresel gösterge Brent petrol, gün içinde yüzde 2,3 gerileyerek varil başına 105,15 dolara düştü. ABD tipi WTI ham petrolün fiyatı da yüzde 2,73 azalışla 99,68 dolara geriledi.

Brent petrol perşembe günü 108 dolar seviyesini görürken, WTI 104 doların üzerine çıktı. Buna rağmen iki gösterge de haftalık bazda yaklaşık yüzde 9'luk yükselişe hazırlanıyor.

İRAN'DAN DİPLOMASİ SİNYALİ GELDİ

Fiyatlardaki gün içi geri çekilmede, İran devlet medyasının Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki durumu görüşmek üzere Körfez ülkeleriyle Umman'da bir araya geleceğini duyurması etkili oldu.

Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerilim hafta boyunca tırmansa da diplomatik temasların sürdüğüne işaret etti. Ancak piyasalar, İran savaşının daha uzun süre devam edebileceği ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor.

Wall Street Journal'ın haberine göre Beyaz Saray'daki üst düzey danışmanlar, çatışmaların ABD Başkanı Donald Trump'ın mevcut görev süresinin ötesine uzama ihtimalini değerlendiriyor. Trump ise çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından sona ereceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarının kasım ayındaki seçim sonrasında gerileyeceğini savunuyor.

ARZ ENDİŞELERİ GÜÇLENİYOR

Deutsche Bank analisti Jim Reid, petrol fiyatlarındaki hareketin yeniden jeopolitik riskler tarafından şekillendirildiğini belirtti.

Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'in güneyinde, Babülmendep Boğazı yakınlarındaki Moha liman kentini ele geçirmesinin de deniz taşımacılığı ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatına yönelik endişeleri artırdığı ifade edildi.

Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin 1990'dan bu yana en düşük seviyeye gerilemesi de arz tarafındaki riskleri güçlendiren gelişmeler arasında gösterildi.

GÖZLER 126 DOLARLIK ZİRVEDE

PVM Oil Associates analisti Tamas Varga, piyasaların mevcut arz açığının kalıcı mı yoksa geçici mi olduğuna odaklandığını söyledi.

Küresel ve bölgesel petrol stoklarındaki düşüş nedeniyle yeni fiyat sıçramalarının göz ardı edilemeyeceğini belirten Varga, nisanda görülen 126 dolarlık zirvenin yeniden test edilebileceğini ifade etti.

Varga, petrol fiyatlarındaki yükselişin talep üzerinde de baskı oluşturacağına dikkat çekti. Yenilenebilir enerjinin, özellikle elektrik üretiminde petrolün bazı kullanım alanlarının yerini alabileceğini belirten analist, arz açığının ateşkesle birlikte üretimin artması veya alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla daralabileceğini söyledi.

Varga, kısa vadede petrol fiyatlarında daha fazla yükseliş ihtimalinin bulunduğunu ancak yüksek fiyatların 2026 sonrasına kalıcı şekilde taşınmasının şaşırtıcı olacağını kaydetti.

💾

<p>Küresel gösterge Brent petrol, gün içinde yüzde 2,3 gerileyerek varil başına 105,15 dolara düştü. ABD tipi WTI ham petrolün fiyatı da yüzde 2,73 azalışla 99,68 dolara geriledi.</p>

<p>Brent petrol perşembe günü 108 dolar seviyesini görürken, WTI 104 doların üzerine çıktı. Buna rağmen iki gösterge de haftalık bazda yaklaşık yüzde 9'luk yükselişe hazırlanıyor.</p>

<p>İRAN'DAN DİPLOMASİ SİNYALİ GELDİ</p>

<p>Fiyatlardaki gün içi geri çekilmede, İran devlet medyasının Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki durumu görüşmek üzere Körfez ülkeleriyle Umman'da bir araya geleceğini duyurması etkili oldu.</p>

<p>Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerilim hafta boyunca tırmansa da diplomatik temasların sürdüğüne işaret etti. Ancak piyasalar, İran savaşının daha uzun süre devam edebileceği ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor.</p>

<p>Wall Street Journal'ın haberine göre Beyaz Saray'daki üst düzey danışmanlar, çatışmaların ABD Başkanı Donald Trump'ın mevcut görev süresinin ötesine uzama ihtimalini değerlendiriyor. Trump ise çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından sona ereceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarının kasım ayındaki seçim sonrasında gerileyeceğini savunuyor.</p>

<p>ARZ ENDİŞELERİ GÜÇLENİYOR</p>

<p>Deutsche Bank analisti Jim Reid, petrol fiyatlarındaki hareketin yeniden jeopolitik riskler tarafından şekillendirildiğini belirtti.</p>

<p>Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'in güneyinde, Babülmendep Boğazı yakınlarındaki Moha liman kentini ele geçirmesinin de deniz taşımacılığı ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatına yönelik endişeleri artırdığı ifade edildi.</p>

<p>Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin 1990'dan bu yana en düşük seviyeye gerilemesi de arz tarafındaki riskleri güçlendiren gelişmeler arasında gösterildi.</p>

<p>GÖZLER 126 DOLARLIK ZİRVEDE</p>

<p>PVM Oil Associates analisti Tamas Varga, piyasaların mevcut arz açığının kalıcı mı yoksa geçici mi olduğuna odaklandığını söyledi.</p>

<p>Küresel ve bölgesel petrol stoklarındaki düşüş nedeniyle yeni fiyat sıçramalarının göz ardı edilemeyeceğini belirten Varga, nisanda görülen 126 dolarlık zirvenin yeniden test edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Varga, petrol fiyatlarındaki yükselişin talep üzerinde de baskı oluşturacağına dikkat çekti. Yenilenebilir enerjinin, özellikle elektrik üretiminde petrolün bazı kullanım alanlarının yerini alabileceğini belirten analist, arz açığının ateşkesle birlikte üretimin artması veya alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla daralabileceğini söyledi.</p>

<p>Varga, kısa vadede petrol fiyatlarında daha fazla yükseliş ihtimalinin bulunduğunu ancak yüksek fiyatların 2026 sonrasına kalıcı şekilde taşınmasının şaşırtıcı olacağını kaydetti.</p>

Araç sahipleri dikkat: Akaryakıta zam geldi!

Akaryakıt piyasasında yeni fiyat değişikliği devreye girdi. Benzinin litre fiyatına 3,20 TL zam yapılırken, artış bugün itibarıyla pompa fiyatlarına yansıdı. Zamla birlikte benzin fiyatı İstanbul’da 80 TL seviyesini aşarken, Ankara ve İzmir’de litre fiyatı 81 TL’nin üzerine çıktı.

Küresel enerji piyasalarında yaşanan hareketlilik akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, Türkiye’de pompa fiyatlarında yeni değişiklikleri beraberinde getiriyor.

ABD İRAN GERİLİMİ PETROL PİYASASINI SARSTI

ABD ile İran arasındaki karşılıklı misillemelerin yeniden başlaması, küresel petrol piyasalarında hareketliliğin artmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi ve petrol sevkiyatlarında yaşanan azalma da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.

Petrol arzına ilişkin gelişmelerin ardından küresel piyasalarda fiyat hareketliliği sürerken, bu tablo yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Benzinin litre fiyatında yapılan 3,20 TL’lik artışla birlikte Türkiye genelinde pompa fiyatları yeniden değişti.

ÜÇ BÜYÜKŞEHİRDE BENZİN 80 TL SINIRINI GEÇTİ

12 Eylül 2026 Cumartesi günü itibarıyla geçerli olan zam sonrasında benzinin litre fiyatı İstanbul’da 80,12 TL’ye yükseldi. Ankara’da litre fiyatı 81,25 TL olurken, İzmir’de 81,52 TL seviyesine çıktı.

Doğu illerinde ise benzinin litre fiyatı 82,88 TL seviyesine kadar yükseldi. Böylece üç büyükşehirde de benzin fiyatları 80 TL seviyesinin üzerine çıkmış oldu.

Akaryakıt fiyatları şehir, ilçe ve istasyona göre küçük farklılıklar gösterebilirken, pompa fiyatlarının belirlenmesinde petrol fiyatları ve döviz kurundaki hareketlerin yanı sıra vergi düzenlemeleri de etkili oluyor.

Bir önceki benzin zammı 4 Eylül’de gelmiş, benzinin litresi 8 liraya dayanmıştı
Benzinde 12 Eylül 2026 tarihinde uygulanan 3,20 TL’lik zamdan önceki son yüksek tutarlı artış 4 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleşti. Bu tarihte benzinin litre fiyatına 2,57 TL, motorinin litre fiyatına ise yaklaşık 7,79 TL zam yapıldı. 4 Eylül’deki artışın ardından benzinin litre fiyatı İstanbul’da yaklaşık 76,78 TL, Ankara’da 75,33 TL, İzmir’de ise 77 TL seviyesine yükseldi.

💾

<p>Akaryakıt piyasasında yeni fiyat değişikliği devreye girdi. Benzinin litre fiyatına 3,20 TL zam yapılırken, artış bugün itibarıyla pompa fiyatlarına yansıdı. Zamla birlikte benzin fiyatı İstanbul’da 80 TL seviyesini aşarken, Ankara ve İzmir’de litre fiyatı 81 TL’nin üzerine çıktı.</p>

<p>Küresel enerji piyasalarında yaşanan hareketlilik akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, Türkiye’de pompa fiyatlarında yeni değişiklikleri beraberinde getiriyor.</p>

<p>ABD İRAN GERİLİMİ PETROL PİYASASINI SARSTI</p>

<p>ABD ile İran arasındaki karşılıklı misillemelerin yeniden başlaması, küresel petrol piyasalarında hareketliliğin artmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi ve petrol sevkiyatlarında yaşanan azalma da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.</p>

<p>Petrol arzına ilişkin gelişmelerin ardından küresel piyasalarda fiyat hareketliliği sürerken, bu tablo yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Benzinin litre fiyatında yapılan 3,20 TL’lik artışla birlikte Türkiye genelinde pompa fiyatları yeniden değişti.</p>

<p>ÜÇ BÜYÜKŞEHİRDE BENZİN 80 TL SINIRINI GEÇTİ</p>

<p>12 Eylül 2026 Cumartesi günü itibarıyla geçerli olan zam sonrasında benzinin litre fiyatı İstanbul’da 80,12 TL’ye yükseldi. Ankara’da litre fiyatı 81,25 TL olurken, İzmir’de 81,52 TL seviyesine çıktı.</p>

<p>Doğu illerinde ise benzinin litre fiyatı 82,88 TL seviyesine kadar yükseldi. Böylece üç büyükşehirde de benzin fiyatları 80 TL seviyesinin üzerine çıkmış oldu.</p>

<p>Akaryakıt fiyatları şehir, ilçe ve istasyona göre küçük farklılıklar gösterebilirken, pompa fiyatlarının belirlenmesinde petrol fiyatları ve döviz kurundaki hareketlerin yanı sıra vergi düzenlemeleri de etkili oluyor.</p>

<p>Bir önceki benzin zammı 4 Eylül’de gelmiş, benzinin litresi 8 liraya dayanmıştı<br>
Benzinde 12 Eylül 2026 tarihinde uygulanan 3,20 TL’lik zamdan önceki son yüksek tutarlı artış 4 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleşti. Bu tarihte benzinin litre fiyatına 2,57 TL, motorinin litre fiyatına ise yaklaşık 7,79 TL zam yapıldı. 4 Eylül’deki artışın ardından benzinin litre fiyatı İstanbul’da yaklaşık 76,78 TL, Ankara’da 75,33 TL, İzmir’de ise 77 TL seviyesine yükseldi.</p>

2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı Resmi Gazete'de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan tebliğde, Merkezi Yönetim Bütçesi'nin hazırlık çalışmalarını yönlendirmek üzere 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın (OVP) yayımlandığı ve OVP'de ekonomi ile maliye politikalarının temel amaçlarının belirlendiği bildirildi.

Bu kapsamda 2027-2029 döneminde, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) hedefleri doğrultusunda makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin sürdürülmesi ve adil gelir dağılımına katkı sağlayacak şekilde fiyat istikrarının tesis edilmesinin temel amaç olduğu belirtildi.

Ayrıca verimlilik artışının desteklenmesi, AR-GE ve yenilikçilik kapasitesi ile beşeri sermayenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, iş gücü piyasasının etkinliğinin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Tebliğde, aynı dönemde maliye politikasının temel amaçları ise mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, maliye politikaları ile para politikasının eş güdüm içinde uygulanarak makroekonomik dengelenme sürecinin desteklenmesi, harcamalarda etkinliğin artırılması, vergilemede adalet ve etkinliğin güçlendirilmesi ile kayıt dışılıkla mücadele ve denetimlerde etkinliğin artırılması olarak sıralandı.

VERİMSİZ HARCAMA ALANLARI TASFİYE EDİLECEK

Kamu idarelerinin, OVP'de belirlenen politika, tedbir ve öncelikler doğrultusunda hareket ederek kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanacakları vurgulanan tebliğde, şu ifadelere yer verildi:

"Kaynak kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaların sistematik olarak gözden geçirilmesi sürdürülecek, verimsiz harcama alanları tasfiye edilecektir. Kamu harcamalarında etkinliği artıracak tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim ve izleme faaliyetlerine devam edilecektir. Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmaları sürdürülerek ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımlar önceliklendirilecektir. Kamu taşıtlarının kullanımı ihtiyaç analizleri ve tasarruf anlayışı çerçevesinde sistematik olarak gözden geçirilecek, ihtiyaç fazlası olan veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek ve zorunlu hallerle sınırlı yeni taşıt edinimlerinde ekonomiklik gözetilerek yerli üretim ile çevreci araçlara öncelik verilmeye devam edilecektir. Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre dayalı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık olarak kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır."

Tebliğde, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, OVP, Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi'nde yer alan makro politikalar, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükler, ödenek teklif tavanları, genel ilkeler ve standartlar ile çok yıllı bütçeleme anlayışını esas alarak 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini sunacakları bildirildi.

Tebliğ ekinde, 2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi'ne de yer verildi.

 

Fındığa alternatif ürün: Ejder meyvesi

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, ilçede ejder meyvesi üretimi gerçekleştiren Neşe Özbek’i serasında ziyaret etti. Ziyarete Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürü İsmail Yılmaz, Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir ile il ve ilçe müdürlüğünde görevli teknik personeller katıldı.

480 metrekarelik kapalı alanda ejder meyvesi yetiştiriciliği yapan Neşe Özbek ve ailesinden üretim süreçleri, seranın verimliliği ve pazarlama imkanları hakkında bilgi alan İl Müdürü Kemal Yılmaz, bölge tarımına sağladıkları katma değer ve cesur girişimcilikleri dolayısıyla üreticiyi tebrik etti.

ÜRETİCİ ÖZBEK: "GÜZEL BİR GETİRİSİ VAR"

Ziyaret sırasında üretim süreçleri hakkında bilgiler paylaşan üretici Neşe Özbek, "Bu işe fındık dışında farklı bir meyve yetiştirebilir miyiz diye araştırma yaparak başladım. Araştırırken ejder meyvesiyle karşılaştım; görsel olarak çok şık görünüyordu ve bölgemizde yetişebileceğine inandım. Yaklaşık 4 yıl önce fidanlarımızı diktik. 480 metrekarelik seramızda 100 direğin etrafına toplam 400 fidan yerleştirdik. 'Ürün tutarsa, meyvemiz yetişirse çok daha güzel bir getirisi olur' diye düşündük. Öyle de oldu. Son 2 yıldır hem ürün hem de fidan satışına başladık. Fındıktan alacağımız verim ve kazanca kıyasla ejder meyvesi kat kat daha fazla kazandırıyor. Bu süreçten çok memnunuz. Bu yıl meyvemizin kilosunu 250 TL’den, adet olarak ise 100 TL’den satışa sunuyoruz. Ejder meyvesi sürekli kendi fidanını veren bir tür olduğu için çelikten üretim de gerçekleştiriyoruz. Yetiştirmek isteyenler için hem şehir içine hem de şehir dışına fidan gönderimi yapıyoruz; balkonlarında veya ofislerinde bile yetiştirenler oluyor. Fidanlarımızın adet fiyatı ise bu yıl 120 TL" dedi.

"ÖRNEK BİR İŞ"

Samsun genelinde alternatif ürün yelpazesini genişletilmesinin önemine dikkat çeken Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, "Üretim şehri Samsun’umuzun her bir köşesinde farklı bir güzellikle, farklı bir üretimle karşılaşmak mümkün. Bir taraftan hasat işlemleri sürerken, diğer taraftan yeni fideler ve tohumlar toprakla buluşuyor. Burada da Çarşamba ilçemizde çok güzel bir örnekle karşı karşıyayız. Neşe Hanım ve eşi, yaklaşık 4 yıl önce bu tesisi kurarak hem örnek bir işe imza atmışlar hem de tüm üreticilerimize rol model olmuşlar" ifadelerini kullandı.

Ejder meyvesi hakkında temel bilgiler veren Müdür Yılmaz, "Ejder meyvesi hassas bir bitki; bölge şartlarımızda açık alanda yetiştirilmesi mümkün değil çünkü eksi derecelere karşı oldukça duyarlı. Üreticilerimiz kontrollü sera ortamında bu işin olabileceğini kanıtlamış durumdalar. Kış aylarında sıcaklıkların eksi değerlere düşme riskine karşı serada ısıtma yaparak bitkiyi koruyorlar ve bu sayede oldukça verimli bir ürün elde ediyorlar. Bu tür hassas ürünlerde çok dikkatli olmak gerekiyor; kış döneminde anlık bir ihmal veya ısıtma yapılmaması tüm tesisin zarar görmesine yol açabilir. Zamanında ve doğru müdahaleyle gayet başarılı sonuçlar alınıyor" diye konuştu.

"FINDIĞA KIYASLA BİRİM ALAN GETİRİSİ ÇOK DAHA YÜKSEK"

İl Müdürü Kemal Yılmaz, "Örtüaltı yetiştiricilik zaten birim alandan sağladığı yüksek gelirle karlı bir üretim yöntemi. Ejder meyvesini bölgemizde yetiştirilen geleneksel ürünlerle, örneğin fındıkla mukayese ettiğimizde birim alan kazancının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Şu an 4. yılında olan bu seradaki 400 fidanımızdan bu yıl yaklaşık 1 ton ürün bekleniyor. Piyasada kilogramı 100 ile 200 TL arasında alıcı bulan bu meyve, aile ekonomisine ve işletmeye ciddi bir gelir sağlıyor. Sahil ilçelerimizde ana ürünlerin yanında ilave gelir getirecek bu tarz alternatif ürün modellerini son derece önemsiyoruz" şeklinde konuştu.

"SAĞLIK DEPOSU EJDER MEYVESİNİN ÜRETİMİNİ ARTIRACAĞIZ"

Yılmaz, son olarak ejder meyvesinin faydalarından bahsederek, "Ejder meyvesi sadece ekonomik değeriyle değil, besin değeriyle de öne çıkan bir ürün. Antioksidan içeriği ve C vitamini oranı oldukça yüksek. Böylesine değerli ve kaliteli bir meyvenin Samsun genelindeki üretimini artırmak adına İl Müdürlüğü olarak bundan sonraki süreçte de saha çalışmalarımıza ve üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Ziyaret sonrası 480 metrekarelik serada olgunlaşmış Ejder Meyveleri hasat edildi.

 

Bakan Gürlek: 'Borsada takip ettiğimiz süreçler var'

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirleriyle Ankara'daki Adalet Bakanlığında bir araya geldi. Gündemdeki soruşturma ve davalara ilişkin soruları yanıtlayan Gürlek, borsadaki manipülasyon iddialarına yönelik çalışmalar hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğüne işaret eden Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların değerlendirildiğini ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçlerin bulunduğunu bildirdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirlerini Ankara'da bulunan Adalet Bakanlığında kabul etti. Bakan Gürlek, toplantıda açıklamalarda bulundu.

MANİPÜLASYON VURGUSU

Manipülasyon konusunda SPK'ya mevzuatla verilen yetki ve usullerin bulunduğunu hatırlatan Gürlek, adli süreçlerin de bu yasal çerçevede yürütüldüğünü belirtti.

Borsada çok sayıda vatandaşın yatırım yaptığını ve bu nedenle piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesinin önem taşıdığını vurgulayan Gürlek, buna karşılık suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de cezasız kalmaması gerektiğini ifade etti.

Gürlek, “Elbette piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesi de önemli. Çünkü borsada çok sayıda yatırımcı ve vatandaşımız var. Ancak suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de hukuk çerçevesinde karşılıksız bırakılmaması gerekir. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor” dedi.

Trendyol’dan GITEX Ai Türkiye 2026’da yapay zeka vurgusu: “Akıllı bir iş ortağı”

Erdem İnan, yapay zekayı yerli üretici ve KOBİ’lerin küresel pazarlara açılmasında “büyük bir stratejik güç ve kaldıraç” olarak gördüklerini belirtirken, Cenk Çivici ise yapay zeka teknolojilerinin Trendyol ekosisteminde uçtan uca kullanıldığını vurguladı.

Dünyanın önde gelen teknoloji etkinliklerinden GITEX, Türkiye’de ilk kez Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin ev sahipliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığıyla düzenlendi. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen GITEX Ai Türkiye 2026’da küresel teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve sektör profesyonelleri bir araya geldi. Zirvede, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar ele alındı.

Zirvede düzenlenen “Küresel Ticaretin Yeni Yol Haritası: Yapay Zeka Ekosistemleri, Ölçek ve Yerel Uyum” (The New Playbook of Global Commerce: AI Ecosystems, Scale and Local Relevance) başlıklı panele katılan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Trendyol’un yapay zeka yatırımlarını, global büyüme stratejisini ve e-ihracat vizyonunu paylaştı.

Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici ise GITEX Ai Türkiye 2026’da yaptığı sunumda, platformdaki yapay zeka uygulamalarının bugününü ve geleceğini anlattı.

“KOBİ’LERİ KÜRESEL PAZARLARA TAŞIYAN YAPAY ZEKA E-İHRACATIN LOKOMOTİFİ”

E-ticaretin günümüzde yalnızca bir satış kanalı olmaktan çıkarak “akıllı bir iş ortağı”na dönüştüğünü belirten Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, yapay zeka algoritmalarının yerli üretici ve KOBİ’lerin küresel pazarlara açılmasındaki rolüne dikkat çekti.

İnan, Trendyol ekosisteminin temelinde teknoloji ve yapay zekanın yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

  • “36 ülkeye uzanan Trendyol ekosisteminin temelinde teknoloji ve yapay zeka yer alıyor. Bugün 120 bini aşkın yerli üretici ve KOBİ’miz Trendyol üzerinden e-ihracat gerçekleştiriyor, her gün 200 binden fazla ‘Made in Türkiye’ etiketli ürünü yurt dışındaki kullanıcılara ulaştırıyoruz.
  • Lojistikten müşteri taleplerine e-ihracatın her aşamasında rol alan yapay zeka algoritmalarımız, kültürel ve coğrafi farkları anlık analiz ederek doğru ürünü, doğru pazardaki doğru müşteriyle buluşturuyor.
  • Yapay zekayı küresel pazarlarda büyük bir stratejik güç ve kaldıraç olarak görüyoruz. Dönüşüm hızının giderek ivmelendiği günümüzde, teknoloji altyapımızla KOBİ’lerimizi küreselleştirmek ve üretim kapasitelerini artırmak temel odak noktamız.
  • Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ve Azerbaycan’ı kapsayan e-ihracat ekosistemimizle, ülkemizi dijital ekonomide üst lige taşımayı hedefliyoruz.”

TRENDYOL GRUBU CTO’SU CENK ÇİVİCİ: YAPAY ZEKA UÇTAN UCA EKOSİSTEMİN HER NOKTASINDA

GITEX Ai Türkiye 2026’da bir sunum yapan Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici de platformda yapay zeka teknolojilerinin iş süreçlerinde uçtan uca kullanıldığını belirtti. Çivici, bu teknolojilerle iş ortaklarının, kullanıcıların ve Trendyol ekiplerinin geleceğe taşındığını söyledi.

Çivici, yapay zeka uygulamalarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

  • “Yerli yapay zeka büyük dil modelimiz Trendyol LLM ile iş ortaklarımız 10’dan fazla dilde ürün açıklaması oluşturabiliyor ve anlık çeviri sayesinde müşterilerle iletişim kurabiliyor.
  • Bunun yanı sıra yapay zeka agent’ımız ‘Ortak’, iş ortaklarımıza dijital asistan olarak hizmet vererek, operasyonel süreçlerini kolaylaştırıyor.
  • Müşteri tarafında ise Shopping Assistant uygulamamız müşterimizin bütçesine ve tarzına göre en uygun sepeti önerebiliyor.
  • Bu dönüşüm satıcı ve müşteri deneyimiyle sınırlı kalmıyor: Ekiplerimizin verimliliğini artırmak için geliştirdiğimiz agent platformlarımız sayesinde, şu an yazılan kodların yüzde 20’si tamamen otonom yazılıyor.
  • Otonom sistemlerimiz her gün 500 milyondan fazla karar ve tahmin üretiyor.”

Dezenflasyonun kaderini bu 8 gelişme belirleyecek! OVP’de dikkat çeken detay

Türkiye, jeopolitik gelişmeler ve küresel ticaretteki belirsizliklerin etkisiyle yataylaşan enflasyonun ana eğilimini yeniden aşağı çevirmek için yılın yeni tedbirlere ve gelişmelere odaklandı.

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'dan (OVP) derlediği bilgiye göre yıl sonuna kadar yaşanacak gelişmelerin dezenflasyon sürecine yeniden ivme kazandırması ve enflasyonda düşüş trendine girilmesi bekleniyor.

Haziran 2024'te başlayan dezenflasyon süreci, özellikle geçen yıl uygulanan politikaların da etkisiyle devam ederken enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanmıştı.

Sıkı para politikası duruşunun sürdürülmesi, maliye ve gelirler politikalarının desteği, talep koşullarının ılımlı seyretmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme bu gelişmede etkili olurken 2024 yaz aylarında yüzde 75 seviyelerindeki yıllık enflasyon bu yıl ağustosta yüzde 31,51 olarak hesaplandı.

SAVAŞ VE KÜRESEL TİCARETTEKİ BELİRSİZLİKLER FREN ETKİSİ YAPTI

Dezenflasyon sürecini yavaşlatan etken ise Türkiye'nin bölgesindeki savaşlar ve küresel ticaretteki belirsizlikler oldu.

Bu yılın ocak-ağustos döneminde enflasyon dinamikleri açısından öne çıkan olumsuz unsur ABD/İsrail-İran Savaşı ve bunun yansımaları olarak öne çıktı.

Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra küresel ticaretteki belirsizlikler, tarımsal üretimde arz koşulları ve artan maliyet yönlü gelişmeler enflasyon oranında geçici yataylaşmayı beraberinde getirdi.

8 GELİŞME "ANAHTAR" OLARAK GÖRÜLÜYOR

Buna karşın özellikle yılın kalan kısmı ile gelecek yıl dezenflasyon sürecinin hızlanması öngörülüyor. OVP'de enflasyonun bu yıl sonu için yüzde 28,4'e, gelecek yıl yüzde 21'e, 2028'te yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerileyeceği tahmin edildi.

Programda, dezenflasyon sürecinin kararlı ve kesintisiz sürmesiyle enflasyondaki ataletin kırılması ve program döneminde enflasyonun tek haneli seviyelere indirilerek fiyat istikrarının sağlanması temel amaç olarak öne çıktı.

Gelecek dönem beklenen 8 gelişme de dezenflasyon sürecinin hızlanmasında anahtar olarak görülüyor.

Enflasyonda hedeflerin tutmasını sağlayacağı belirtilen gelişmeler şöyle:

  •  Para politikasında kararlı duruşun sürdürülmesi

  • Maliye politikasının sürece sağlayacağı güçlü destek

  • Yurt içi talepteki dengelenmenin sürmesi

  • Türk lirasındaki istikrarlı görünümün korunması

  •  Enflasyon beklentilerinde son dönemde görülen iyileşmenin devam etmesi

  • Hizmet enflasyonundaki ataletin kademeli olarak zayıflaması

  •  Konut ve gıdaya yönelik arz yönlü tedbirlerin etkisinin güçlenmesi

  • Enerji fiyatlarındaki normalleşmenin maliyet baskılarını hafifletmesi.

OVP sonrası hesaplar değişti! Maaşları uçuracak formül

2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program, emeklilik sistemi ve çalışma hayatına dair önemli yenilikleri de beraberinde getiriyor. Çalışma süresi uzadıkça emekli maaşının düşmesi endişesini ortadan kaldırmayı hedefleyen yeni düzenlemeler, milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiriyor. SGK Başuzmanı İsa Karakaş, yeni OVP ile emekli aylıklarını adeta uçuracak o formülü açıkladı.

Yeni eğitim öğretim dönemi öncesi kiralık ev hareketliliği

Antalya'da üniversitelerin açılmasına kısa süre kala, Akdeniz Üniversitesi (AÜ) çevresinde kiralık konut piyasasında hareketlilik başladı. Gayrimenkul danışmanı Halit Mert, öğrencilerin tercih ettiği 1+1 dairelerde kiraların 10 bin liradan başlayıp 55 bin liraya kadar yükseldiğini söyledi.

İnşaat sektöründe dikkat çeken rakam..

Türkiye'nin son 12 aylık inşaat malzemesi ihracatı temmuz itibarıyla 33,38 milyar dolar oldu.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) tarafından KPMG işbirliğiyle hazırlanan dış ticaret endeksinin temmuz sonuçları açıklandı.

Buna göre, haziranda 3,17 milyar dolar olan inşaat malzemesi sanayi ihracatı, temmuzda yüzde 1 artışla 3,20 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Haziranda 5,19 milyon ton olan ihracat miktarı temmuzda yüzde 4,8 gerileyerek 4,94 milyon ton oldu. İnşaat malzemesi sanayinin ortalama ihracat birim fiyatı temmuzda kilogram başına ortalama 0,65 dolar olarak gerçekleşti. Haziranda kilogram başına ortalama 0,61 dolar olan ortalama ihracat birim fiyatı, temmuzda yüzde 6,1 artarak son iki aylık düşüşün ardından yeniden yükselişe geçti.

Temmuzda inşaat malzemesi ithalatı 1,44 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece haziranda 1,48 milyar dolar olan ithalat tutarı, temmuzda yüzde 2,6 geriledi. Haziranda 462,2 bin ton olan ithalat miktarı, temmuzda yüzde 21,4 gerileyerek 363,5 bin ton oldu. İnşaat malzemesi sanayisinin ortalama ithalat birim fiyatı temmuzda kilogram başına ortalama 3,96 dolar olarak kayıtlara geçti. Haziranda kilogram başına ortalama 3,20 dolar olan ithalat birim fiyatı, temmuzda yüzde 23,9 artarak hazirandaki gerilemenin ardından yeniden yükselişe geçti.

Sektör ocak-temmuz döneminde yaklaşık 10,67 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi

İnşaat malzemesi sanayisi temmuzda 3,20 milyar dolarlık ihracata karşılık 1,44 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Bu gelişmeyle sektörün dış ticaret fazlası yaklaşık 1,76 milyar dolar oldu. İhracat değerindeki sınırlı artışa karşın ithalat değerinin gerilemesi, dış ticaret dengesini ihracat lehine destekledi.

Ocak-temmuz döneminde inşaat malzemesi sanayi ihracatı toplam 19,51 milyar dolar, ithalatı ise 8,84 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ihracat miktarı 30,13 milyon ton, ithalat miktarı ise 2,48 milyon ton oldu.

Böylece sektör, yılın yedi ayında yaklaşık 10,67 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.

12 aylık ihracat 33,38 milyar dolar olarak gerçekleşti

İnşaat malzemesi sanayisinin 12 aylık dış ticaret performansında ihracat tarafındaki büyüme dikkati çekti. Ağustos 2025-Temmuz 2026 döneminde 12 aylık ihracat 33,38 milyar dolar ve 51,65 milyon ton olarak gerçekleşti. Yıllık ihracat değer olarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 artarken, miktar olarak da yüzde 2 yükseldi. Ortalama ihracat birim fiyatı aynı dönemde yüzde 8,3 artarak kilogram başına ortalama 0,65 dolar oldu.

İthalatta ise aynı dönemde 14,32 milyar dolarlık ve 4,24 milyon tonluk dış alım gerçekleşti. Yıllık ithalat değeri yüzde 16 artarken, ithalat miktarı yüzde 4,9 geriledi. Ortalama ithalat birim fiyatı yüzde 22 artarak kilogram başına ortalama 3,38 dolara yükseldi.

Kaynak: AA

OVP ile hesap değişti! İşte memur ve emekliyi ocakta bekleyen zam

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, hafta sonu Orta Vadeli Programı açıkladı. 2027-2029 yıllarını kapsayan Türkiye'nin 3 yıllık yol haritası olan programda yıl sonu enflasyon tahmini de açıklandı.

Yılmaz, "2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3’e gerilerken yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4’e yükseldi. Enflasyonun; 2027 yılında yüzde 21’e, 2028 yılında yüzde 13,5’e ve 2029 yılında yüzde 9’a gerileyerek program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz." dedi.

MEMUR VE EMEKLİ ZAMMI NE OLACAK?
OVP'de açıklanan yıl sonu enflasyon tahmini sonrası gözler memur ve emekli zammına çevrildi. Ekonomi yönetiminin hedefinin tutması halinde, memur ve emeklinin ocak zammı ne kadar olacak?

ENFLASYON KRİTİK ÖNEME SAHİP
Memur ve emekli zammı için enflasyon kritik öneme sahip. SSK ve BAĞ-KUR emeklileri 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyona göre zam alacak. Memur zammı ise toplu sözleşmeden gelen yüzde 7'lik artışa enflasyon farkının eklenmesiyle belirlenecek.

2 AYLIK ENFLASYON YÜZDE 3,66
Enflasyon temmuz ayında yüzde 1,78, ağustosta ise yüzde 1,84 geldi. 2 aylık enflasyon yüzde 3,66 oldu. Milyonların zammının kesinleşmesi için ise 4 aylık enflasyon verisi kaldı.

MEMUR VE EMEKLİ ZAMMI NE KADAR OLACAK?
OVP'de belirlenen 2026 sonu yüzde 28,4 oranındaki enflasyon hedefinin gerçekleşmesi halinde, 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 9,89, 6 aylık enflasyon farkı ise yüzde 2,7 olacak. Böylece SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin zammı yüzde 9,89, memur zammı ise yüzde 7,84 olacak.

EN DÜŞÜK MAAŞ KAÇ LİRAYA ÇIKACAK?
Yüzde 9,89'luk zamma göre en düşük emekli maaşı 23 bin 552 liradan 25 bin 881 liraya, yüzde 7,84'luk zamma göre ise en düşük memur maaşı 70 bin 224 liradan 75 bin 729 liraya yükselecek.

Geçen yıl 70 liraydı, şimdi 20 lira! Rekolte çok ama randıman yok

Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Çerkeşli Köyü'nde şeftali ve nektarin hasadına başlarken, bu yıl üretici fiyatlardan memnun değildi. Bilecik genelinde nektarin üretimi 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton olarak gerçekleştirilirken, bunun büyük bir kısmı Osmaneli ilçesinde yapılıyor.

Nektarin üreticisi Recep Yağcı, geçen yıl nektarin fiyatının 60-70 lira olduğunu, bu yıl fiyatların çok düştüğünü anlatarak, "Bu sene rekolte çok olduğu için fiyatlarda randıman yok. Ürettiğimiz şeftali yurt dışına gitmekte ama biz bunun hakkını alamamaktayız. Burada 25 yıldır 50-60 dönüm arazide şeftali yapıyorum. Tabii, bunun belli bir ömrü var. Bu bittikten sonra yeniden bahçeyi tazeliyoruz. Bir yıl ömrü var. 20 yıl sonra söküyorsun, bunu yeniden çeşit değiştiriyorsun. Bunun 5-6 yıl tekrar verime geçmesini bekliyoruz" dedi.

"GEÇEN YIL 60-70 TL OLAN BU MAL, BU YIL 20 TL"

Recep Yağcı, geçen yıl şeftali ne nektarin üretiminde yanıklar olduğundan rekoltenin az olduğunu anlatarak, "Geçen yıl şeftali eksikti Türkiye genelinde, yanık vardı. Ona rağmen işte 60-70 bin liraya falan satıldı. Ama bu sene işte 10 TL, 15 TL, 20 TL bandında bu milletin malı alınıyor. Bu malın yüzde 70'i yurtdışına da gidiyor, kalanı iş pazara gidiyor. İç pazarda genellikle İstanbul'a gidiyor. Ama ihracat desteklemediği sürece iç pazar malı yiyemiyoruz. Yiyemeyince bu sefer işte pazarda yok, pahalı gibi söylemler oluyor" dedi.

Bakan Şimşek: Son 10 yılda üç alanda artan tek ülke oldu

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, PISA 2025 sonuçlarına ilişkin, "Kalkınmanın temel unsurlarından biri olan beşeri sermayemizin niteliğini daha da güçlendirmek için eğitim politikalarımızı sürdürecek, elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşımaya devam edeceğiz" dedi.

Bakan Mehmet Şimşek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye, PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2025 sonuçlarına göre sıralamasını tüm alanlarda yükseltirken fen bilimleri ve okuma becerilerinde OECD ortalamasının üzerinde performans gösterdi. 91 ülke arasında sıralamamız; fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte 11 basamak yükseldi. OECD ülkeleri arasında 2022’ye kıyasla her 3 alanda puanını en fazla artıran Türkiye, son 10 yılda 3 alanda da performansını sürekli artıran tek OECD üyesi oldu. 2026 yılı bütçesinde en yüksek payı, yüzde 15,3 ile eğitime ayırdık. Kalkınmanın temel unsurlarından biri olan beşeri sermayemizin niteliğini daha da güçlendirmek için eğitim politikalarımızı sürdürecek, elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşımaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. 

Rusya Türkiye’ye özel kapıyı açıyor: Kritik ürünlerde kısıtlama kalkıyor

İran savaşı sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve Rusya'nın ihracata getirdiği kısıtlamalar Türkiye'nin gübre tedarikinde iki önemli kanalı daraltmıştı. Ankara ile Moskova arasında imzalanacak yeni anlaşmayla Rusya, ihracatını sınırlandırdığı azotlu ve fosforlu gübreler ile amonyakta Türkiye'ye özel alan açacak.

KÜRESEL KRİZE KARŞI TARIM DİPLOMASİSİ

Türkiye ile Rusya, tarımsal üretim açısından kritik öneme sahip gübre tedarikinde yeni bir anlaşmaya gidiyor. İki ülke arasında yürütülen tarım diplomasisi sonucunda Rusya, ihracatına kısıtlama getirdiği azotlu ve fosforlu gübreler ile amonyağın Türkiye'ye sevkiyatında özel bir düzenlemeye gidecek.
Bloomberg'ün haberine göre anlaşmayla Türkiye'nin özellikle gübre kullanımının yoğunlaştığı bahar aylarındaki ihtiyacının güvence altına alınması hedefleniyor.
Anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçen hafta Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Kırgızistan'daki zirvesi kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.

İRAN SAVAŞI TEDARİK KANALLARINI TIKADI

Türkiye açısından anlaşmanın önemini artıran gelişmeler ise İran savaşıyla başladı.
28 Şubat 2026'da başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Körfez ülkelerinden üre, amonyak ve kükürt ithalatı durmuş, Rusya da mart ayında bazı gübre ürünlerinin ihracatına kısıtlama ve kota getirmişti. 

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, mart ayında yaptığı açıklamada gübre tedarikinde sıkıntı bulunmadığını belirterek, "Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Farklı tedbirleri peyderpey devreye alacağız." demişti. Rusya ile varılan anlaşma da bu kapsamda atılan adımlardan biri olacak.

HAM MADDEDE DIŞA BAĞIMLILIK VE ÜRETİM AÇIĞI

Türkiye'nin yıllık gübre üretim kapasitesi 8 milyon tonun üzerinde olmasına rağmen sektörün ihtiyaç duyduğu temel hammaddelerin önemli bölümü ithal ediliyor. Amonyak, fosforik asit, fosfat kayası, potasyum ve kükürt gibi hammaddeler başta Körfez bölgesi, Akdeniz havzası ve Rusya'dan temin ediliyor.
Türkiye'de 7 büyük gübre üreticisi 17 tesiste faaliyet gösteriyor. Ancak ham maddede dışa bağımlılık nedeniyle tesislerin kapasite kullanım oranı yüzde 60-70 seviyesinde kalırken yıllık üretim 4,5-5 milyon ton civarında gerçekleşiyor. Tarım sektörünün yıllık gübre kullanımı ise yaklaşık 7 milyon ton. Yerli üretimin karşılayamadığı bölüm ithalat yoluyla temin ediliyor.

İHRACAT İÇİN YENİ BİR FIRSAT PENCERESİ

Rusya'dan tedarikin artması yalnızca iç piyasadaki arz açısından değil, Türkiye'nin gübre ihracatı açısından da önem taşıyor. Temelde net bir gübre ihracatçısı olmayan Türkiye, uluslararası piyasalarda fiyatların yükseldiği dönemlerde rekabet avantajı yakalayabiliyor. Bu dönemlerde yıllık gübre ihracatı 500 bin ton ile 1 milyon ton arasında değişebiliyor.
Rusya'dan gübre ve hammadde tedarikinin güçlenmesi, iç piyasadaki arzı desteklerken üretim kapasitesinin daha fazla kullanılmasına ve uygun piyasa koşullarında ihracatın artmasına da katkı sağlayabilir.

Borsa günün ilk yarısında değer kaybetti

Günün ilk yarısında düşüş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 49,15 puan ve yüzde 0,35 azalışla 14.102,43 puana indi.

Toplam işlem hacmi 105,2 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,73 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,44 değer kaybetti.

Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,48 ile gayrimenkul yatırım ortaklığı, en fazla kaybettiren ise yüzde 2,54 ile bilişim oldu.

Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel piyasalarda risk algısının artmasına neden oluyor.

Analistler, bugün yurt içinde ve yurt dışında veri gündeminin sakin olduğunu belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.000 ve 13.900 puanın destek, 14.300 ve 14.400 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Fındıkta randıman alım fiyatını yükseltiyor

Tirebolu ilçesindeki TMO alım deposuna fındıklarını getiren üreticilerin ürünlerinde randımanın 52 ile 55 arasında değiştiği görüldü. Yüksek randımanlı fındık getiren üreticiler, ürünlerini TMO'ya kilogramı 280 liraya yaklaşan fiyatlardan satabiliyor.
Tirebolu'ya bağlı Yalç köyünden fındığını TMO'ya getiren üretici Hamdi Yalçın, randımanı 53,5 gelen fındığını yaklaşık 275 liradan satmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Yalçın, serbest piyasada fındık fiyatlarının daha düşük seviyelerde olduğunu belirterek "Serbest piyasada fındık fiyatı 190 lira civarında seyrederken ben fındığımı 275 küsur liradan TMO'ya sattım. Devlet fındık fiyatını 255 lira olarak açıklamıştı ancak fındığına iyi bakarsan randımanı ne kadar yüksek olursa fiyatı da o kadar yüksek oluyor. Ben yıl boyunca fındığıma emek harcadım. Sonra tüccara emanete bırakmak ya da serbest piyasaya satmak yerine iyi kuruttum, seçtim ve bugün 275 liranın üzerinde satabildim" dedi.

"RANDIMAN VE VERİMLİLİK ÇOK ÖNEMLİ"

Tirebolu'da TMO'nun alım merkezini ziyaret ederek fındık alımlarını yerinde takip eden AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan da yüksek randımanın üretici açısından önemine dikkat çekti.

Alkan, TMO'nun Giresun kalite fındık için 50 randıman üzerinden açıkladığı 255 liralık fiyatın, randıman farkıyla 275-280 liraya kadar yükseldiğini belirterek "Fındığın dönüm başına verimi ve fındığın randımanının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Fındığın kalitesine göre fiyat 255 liradan başlayıp 275-280 liraya kadar çıkabiliyor. Hatta genel itibarıyla 275 lira civarında satışlar gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.

Fındıkta verimlilik ve kalitenin artırılması gerektiğini vurgulayan Alkan, "Daha önce de bahsetmiştik; önemli olan verimlilik, önemli olan kalitenin yüksek olması. Biz dönüm başına 50-55 kilolara düşen fındığımızı bir an önce 100 kilo üzerine taşımamız lazım. Randımanı da en az 52-53 seviyelerine oturtmamız lazım" şeklinde konuştu.
Fındık Araştırma Enstitüsü ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin üreticilere bilgilendirme ve destek sağladığını belirten Alkan, "Çiftçimizin her zaman yanında. Her zaman başvurabilirler, destek alabilirler; yeter ki emek etsinler. Bir işe ne kadar kıymet verilirse ve ne kadar emek edilirse o kadar verimli olur. Ürünümüze ve mahsulümüze sahip çıkalım. Hem de 255 liradan değil, 275-280 liradan" diye konuştu.

Çalışanların yerine yapay zeka geçecekti! Çıkarmaları durdurup yeni eleman alacaklar

Teknoloji şirketlerinin yapay zekayla daha az çalışanla daha fazla iş yapma hedefi, sahadaki ilk sonuçlarla yeniden şekilleniyor. Meta ve Klarna gibi şirketlerin insan emeğini doğrudan yapay zekayla ikame etmeye yönelik bazı adımlardan geri dönmesi, teknolojinin istihdam üzerindeki etkisine ilişkin beklentileri de değiştiriyor.

"BEKLENEN VERİMLİLİK SAĞLANAMAYINCA" GERİ ÇEKİLDİ

Meta'nın bazı ekiplerde çalışan sayısını yüzde 60'a kadar azaltarak görevlerin önemli bölümünü yapay zeka ajanlarına devretmeyi öngören yeniden yapılanma planı, beklenen verimlilik sağlanamayınca geri çekildi.

Reuters'ın şirket içi belgelere dayandırdığı araştırmaya göre Meta, ilk işten çıkarma dalgasının ardından planladığı yeni kesintileri durdurdu. Şirket içi veriler, yapay zeka sistemlerinin beklenen verimlilik artışını sağlayamadığını, buna karşılık teknik sorunların ve çalışanların bu sorunları çözmek için harcadığı zamanın arttığını ortaya koydu.

Meta CEO'su Mark Zuckerberg de daha sonra 2026 içinde şirket genelinde yeni bir işten çıkarma planlanmadığını açıkladı.

İnsan ve yapay zeka robotu

"MÜŞTERİ HİZMETLERİNDE YAŞANAN KALİTE SORUNLARI" STRATEJİYİ DEĞİŞTİRDİ

Benzer bir deneyim daha önce İsveçli fintech şirketi Klarna'da yaşandı. Yapay zeka destekli müşteri hizmetleri sisteminin yüzlerce çalışanın yaptığı işi üstlenebildiğini açıklayan şirket, bu süreçte işe alımları büyük ölçüde durdurmuştu.

Ancak müşteri hizmetlerinde yaşanan kalite sorunları şirketi strateji değişikliğine götürdü. Klarna yeniden insan çalışan istihdam etmeye başlarken CEO Sebastian Siemiatkowski, maliyetleri azaltmaya gereğinden fazla odaklandıklarını kabul etti.

Yeni modelde rutin müşteri taleplerini yapay zekanın karşılaması, ihtiyaç halinde ise müşterilerin gerçek bir çalışana ulaşabilmesi öngörülüyor.

"İNSAN ÇALIŞANLARIN DOĞRUDAN YERİNE GEÇECEĞİ BEKLENTİSİ" YIKILDI

Şirketler yapay zeka yatırımlarından vazgeçmiş değil. Değişen nokta, teknolojinin insan çalışanların doğrudan yerine geçeceği beklentisi.

İstihdam verileri de bu dönüşümün teknoloji sektörünün tamamında aynı şekilde yaşanmadığını gösteriyor. SignalFire'ın 2026 teknoloji istihdamı raporuna göre büyük teknoloji şirketlerinde toplam işe alımlar 2019'a kıyasla yüzde 25 azalırken yazılım mühendisliği işe alımlarındaki düşüş yüzde 11'de kaldı.

Yazılım mühendislerinin toplam işe alımlardaki payı ise aynı dönemde yüzde 46'dan yüzde 55'e çıktı. Yapay zeka ve makine öğrenimi mühendislerine yönelik talep artarken tasarım, pazarlama ve ürün yönetimi gibi alanlarda işe alımlar çok daha sert geriledi.

"GİRİŞ SEVİYESİ POZİSYONLARA DAHA AZ KİŞİ" ALINIYOR

Stanford Digital Economy Lab'in ABD bordro verilerine dayanan araştırması da yapay zekanın ekonomi genelinde yaygın bir iş kaybına yol açtığına ilişkin kanıt ortaya koymadı.

Buna karşılık yapay zekaya yüksek ölçüde maruz kalan mesleklerde 22-25 yaş grubunun istihdamının daha zayıf seyrettiği görüldü. Araştırmacılar bunun büyük ölçüde mevcut çalışanların işten çıkarılmasından değil, şirketlerin giriş seviyesi pozisyonlara daha az kişi almasından kaynaklandığına işaret ediyor.

"YAPAY ZEKAYI AKTİF KULLANAN EKİPLER" KURULUYOR

Teknoloji sektöründe işten çıkarmalar devam ederken şirketlerin yapay zekaya ayırdığı kaynak da büyüyor. Ancak son deneyimler, yapay zekadan sağlanan verimlilik artışını doğrudan çalışan sayısındaki düşüşe dönüştürmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını gösteriyor.

Meta ve Klarna örneklerinin yanı sıra son istihdam verileri de yeni modelin şekillenmeye başladığına işaret ediyor. Şirketler insan çalışanların tamamını yapay zekayla değiştirmek yerine daha küçük, teknik becerileri yüksek ve yapay zekayı aktif kullanan ekipler kurmaya yöneliyor.

THY, Liverpool Futbol Kulübü'nün ana partneri olacak

THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, işbirliği kapsamında 2027/2028 sezonunun başlangıcından itibaren THY'nin logosu Liverpool Kulübü'nün erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının ön yüzünde yer alacak.

Bu anlaşma, Liverpool'un ticari tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, kulübün ana partnerinde 17 yıl sonra gerçekleşecek ilk değişiklik olma özelliğini taşıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, Liverpool'un köklü mirası ve dünyanın dört bir yanına yayılan güçlü taraftar topluluğuyla dünyanın en tanınmış ve saygın futbol kulüplerinden biri olduğunu belirterek, "THY'nin kulübün ana partneri olacak olmasından ve markamızın dünya sporunun en ikonik formalarından birinde yer alacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu olarak insanları, kültürleri ve kıtaları birbirine bağlamak, kimliğimizin temelinde yer alıyor. Bu işbirliği, küresel erişimleri, mükemmeliyet anlayışları ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana ilham verme güçleriyle öne çıkan iki global markayı bir araya getiriyor." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın aynı zamanda THY'nin dünya sporuna uzun yıllardır verdiği desteğin yeni ve önemli bir aşamasını temsil ettiğini kaydeden Olmuştur, "Sporun sınırları aşan ve toplulukları bir araya getiren eşsiz gücüne inanıyoruz. Bu yeni dönemde Liverpool FC ve dünyanın dört bir yanındaki taraftarlarıyla birlikte ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." açıklamasını yaptı.

Liverpool FC Ticari İşler Direktörü Ben Latty de anlaşmanın Liverpool FC için önemli bir kilometre taşı olduğunu ve Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerleri olarak aralarında görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, şunları aktardı:

"Liverpool formasının ön yüzü, kulübümüzün tarihinde özel bir yere sahip. THY, geniş uluslararası uçuş ağına sahip, dünya çapında tanınan bir kuruluş. 2005 yılına uzanan özel anılarımızın oluşturduğu güçlü temeller üzerinde işbirliğimizi başlatmayı ve uzun soluklu, güçlü bir ilişki inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu duyuru aynı zamanda Standard Chartered'ın son 17 yılda Liverpool FC'ye sağladığı olağanüstü katkıyı takdir etmek için de bir fırsat. Kulüp tarihimizin çok özel bir dönemindeki yolculuğumuzun önemli bir parçası oldular. Standard Chartered'ın 2027'den itibaren Global Partner olarak Liverpool FC ailesinin bir parçası olmaya devam edecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Geçiş sürecine hazırlanırken yeni sezonu heyecanla bekliyor, Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerimiz olarak karşılamayı sabırsızlıkla bekliyoruz."

Japonya bir ilki yaşadı! 29 yıl aradan sonra maaşlar yükseldi!

Asya ülkesinde ekonomik büyüme, halka yayılıyor.

Japonya'da ortalama nakit kazançlar, Temmuz 2026'da yıllık bazda yüzde 4,7 artarak piyasa beklentilerini (yüzde 3,9 artış) aştı ve Ocak 1997'den bu yana en büyük artışı kaydetti.

TEMEL MAAŞLAR ARTTI

Son rakam ayrıca haziran ayındaki yukarı yönlü revize edilmiş yüzde 4'lük artıştan daha hızlıydı ve art arda altıncı ayda da yüzde 3'ün üzerinde kalarak son 34t yılın en uzun serisini oluşturdu.

  • Temel maaşlar dahil olmak üzere düzenli ödemeler yüzde 4,1 artarak 301 bin 582 yene ulaştı ve bu, Nisan 1992'den bu yana en hızlı büyüme oldu.
     
  • Bonus gibi özel ödemeler ise yüzde 6,3 artarak 134 bin 819 yene yükseldi.

YILLAR SONRA GELEN DEĞİŞİM

Fazla mesai ücretleri ise yüzde 3,1 artarak haziran ayındaki revize edilmiş yüzde 3,4'lük artıştan biraz daha düşük kaldı.

Ücret artışı özellikle inşaat (yüzde 13,5), madencilik (yüzde 12,6), ulaştırma ve posta hizmetleri (yüzde 8,3), bilgi ve iletişim (yüzde 6,2) ve imalat (yüzde 4,8) sektörlerinde güçlü olurken eğitim ve öğrenim desteği, yüzde 2,2'lik düşüşle gerileyen tek büyük sektör oldu.

Bu arada reel ücretler, yıllık bazda yüzde 2,4 artarak yedinci ay üst üste artış gösterdi ve Mayıs 2021'den bu yana en güçlü artışı kaydetti.

Mavi Vatan'da Çelik Kubbe dönemi: Milli sistemler gemilere entegre ediliyor

Türkiye'nin yerli ve milli sistemlerle donattığı imza projelerinden Çelik Kubbe, yakın gelecekte Mavi Vatan'da da boy göstermeye hazırlanıyor. Katmanlı hava savunmasını ve gerektiğinde hayli sert saldırı kabiliyetini denizlere taşımanın Ankara'nın elini daha da güçlendireceğini belirten güvenlik kaynakları, "Çelik Kubbe, Türk savunma sanayisinin sürekli güncellenecek ve her yeni teknolojiyle daha da gelişecek projelerinin başında geliyor. Sistem, Türkiye'ye denizlerde de hayli stratejik kazanımlar sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

İlk etapta çok yakın hava savunma sistemleriyle Türk Donanması'nın bu yapıyı kullanmaya başladığına dikkat çeken savunma sanayisi uzmanları, gelecek yıllarda envantere girecek yeni gemilerle Çelik Kubbe'nin daha gelişmiş ve büyük sistemlerinin Mavi Vatan'da varlık göstereceğini vurguladı.

"ÇOK KATMANLI YAPI DENİZLERDE DE KURULACAK"

Kabaca katmanın en altında konumlanacak sistemlerden birinin GÖKDENİZ olacağı belirtiliyor. Çok sayıda parçacıklı mühimmat atabilen yapısı sayesinde havada adeta bir set çeken bu kritik ürün, savaş gemilerine havadan yönelen füzelere, insansız hava araçlarına (İHA) ve diğer tehditlere karşı koruma sağlayacak. GÖKDENİZ, halihazırda farklı sınıflardaki gemilerde aktif olarak kullanılıyor.

Gemiye hayli yaklaşabilen tehditler için bir diğer çözümün ise TOLGA sistemi olduğu ifade ediliyor. Bu sistemin dron, kamikaze İHA ve seyir füzeleri gibi alçak irtifa asimetrik hava tehditlerine karşı sorumluluk üstleneceğini anlatan yetkililer, "Düşmanı elektronik karıştırma ya da gerekirse farklı kalibredeki silahlarıyla doğrudan vurarak etkisiz hale getirecek. Üzerindeki lazer sistemi de Türk Donanması'na ayrı bir kabiliyet kazandıracak." dedi.

Yakın hava savunmada uzun süredir test atışları gerçekleştirilen GÖKSUR ve LEVENT sistemleri de adından sıkça söz ettirecek. Özellikle son dönemlerde artış gösteren dron ve kamikaze İHA gibi tehditler için her iki sistem de aktif olarak kullanılacak.

YENİ GEMİLERLE BİRLİKTE KAPSAMLI SİSTEMLER GELECEK

Orta ve uzun menzilli katmanda ise Türkiye, yine yerli ve milli çözümlerle kendine bir yol haritası çiziyor. Bu noktada Türk mühendislerce geliştirilen Milli Dikey Atım Sistemi (MİDLAS) büyük önem taşıyor. MİDLAS'ın başarılmasının, atılabilecek füzeler konusunda donanmanın elini hayli rahatlattığı ifade ediliyor.

HİSAR ve SİPER sistemlerinin deniz versiyonlarının bu noktada öne çıktığını belirten kaynaklar, şunları kaydetti:

"HİSAR-D RF, alçak ve orta menzilli hava savunma ihtiyacını karşılıyor. SİPER ise Çelik Kubbe'nin uzun menzilli bacağını oluşturan öğelerden biri. Deniz versiyonu olarak bilinen SİPER BLOK 1-D de Türk Donanması'nın kritik yüzer unsurlarını koruyacak."

"MİLLİ UÇAK GEMİSİ DENKLEME DAHİL OLACAK"

Çelik Kubbe'nin füze unsurları kadar, sistemi taşıyacak platformların imkan ve kabiliyetlerinin de hayli önemli olduğu vurgulanıyor. Yeni yol haritasında Milli Uçak Gemisi yapacağını duyuran Türkiye, sadece bununla kalmayacak. Tepe Sınıfı (TF-2000) Hava Savunma Muhribi ve üretimi hızla devam eden farklı sınıflardaki askeri gemiler de denkleme dahil edilecek.

Bu platformlardaki radarlar, gelişmiş sensörler ve diğer yardımcı unsurların, Çelik Kubbe'nin Mavi Vatan'da ya da Türk Donanması'nın bayrak gösterdiği coğrafyalarda en iyi şekilde çalışmasını sağlayacağı bildirildi.

İŞKUR’da dev istihdam hamlesi: 8 ayda 947 bin kişi işe yerleştirildi

Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığı ile sağlanan istihdam sonuçlarına ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Işıkhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Türkiye İş Kurumu aracılığıyla istihdam destekleyici uygulamalarımıza devam ediyoruz. Ocak-Ağustos ayları arasında; 947 binden fazla işe yerleştirmeye aracılık ettik. 2,2 milyondan fazla bireysel görüşme gerçekleştirdik. 1,6 milyondan fazla açık iş, işveren tarafından talep edilen-ihtiyaç duyulan eleman tespit ettik. Orta Vadeli Program hedeflerimiz doğrultusunda işgücü piyasasının güncel ihtiyaçlarını tespit ederek istihdamımızı güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Unutma İŞKUR'da iş var."

TL mevduat için önemli karar! OVP’de dikkat çeken detay

Ekonomi yönetimi, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) ile Türk lirası mevduatı güçlendirmeye yönelik politikalarını sürdürecek.

OVP'ye göre, küresel belirsizlik ve jeopolitik risklere bağlı olarak uluslararası finans piyasalarında aşırı oynaklıkların görüldüğü 2026 yılında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından dezenflasyon sürecinde politika faizini destekleyici bir araç olarak kullanılan makroihtiyati politika adımlarıyla Türk lirasına geçiş teşvik edildi ve kredi büyümesinin enflasyonla uyumlu seviyelerde seyretmesi sağlandı.

Bu çerçevede, ocak ayında yabancı para (YP) kredilere ilişkin büyüme sınırı sıkılaştırılırken tüketici kredili mevduat hesaplarının (KMH) limitleri için de büyüme sınırı getirildi.

Martta, kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında istisna edilen kredilerin kapsamı daraltıldı.

Mayıs sonunda ise tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredileri ile KMH limitleri ve Türk lirası ticari krediler için kredi büyüme sınırları düşürüldü. YP kredilere ilişkin büyüme sınırının düşürülmesinin etkisiyle kur etkisinden arındırılmış yıllıklandırılmış YP ticari kredi artışı 28 Ağustos itibarıyla yüzde 11,2 seviyesine geriledi. Ayrıca ocakta TL cinsi yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ve yurt dışından kullanılan krediler için zorunlu karşılık oranları artırıldı.

Program döneminde kredi faizleri, TCMB'nin politika adımlarıyla uyumlu hareket etti. Fonlama maliyetlerindeki artış hem ticari hem de bireysel kredi faiz oranlarına yansıdı. Ticari kredi kompozisyonu, YP kredi büyümesindeki kısıtların etkisiyle Türk lirası lehine gelişti. Sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğu ve finansal kaldıraç oranı tarihi ortalamalarının altında kalırken YP krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaştı.

Makroihtiyati düzenlemeler hanehalkı borçluluğunu da dengelerken bireysel kredi kartı ve KMH büyümesi yavaşladı. Hanehalkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıkarken değerli metal fiyatlarındaki hızlı yükseliş, YP mevduat kompozisyonunda kıymetli maden hesaplarının payının artmasına neden oldu.

Bankacılık sektörünün takibe dönüşüm oranı, Temmuz 2026 itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,2'den yüzde 2,9'a yükseldi ancak tarihi ortalamasının altında seyretmeye devam etti. Söz konusu yükselişte küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) kredileri, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının alacak bakiyesindeki artış etkili oldu.

Ocak 2026 itibarıyla kredi kartları ve ihtiyaç kredilerine yeniden yapılandırma imkanı getirildi. Takipteki alacaklar için ayrılan yüksek karşılık oranları ve bankaların güçlü sermaye yapısı, finansal istikrara yönelik riskleri sınırlandırdı.

Bankacılık sektörünün istikrarlı karlılık yapısı, sermaye yeterliliğini destekleyen en önemli unsur olmaya devam ederken Sermaye Yeterliliği Rasyosu (SYR) hesaplamasında kullanılan geçici esneklikler 2026 yılı itibarıyla sonlandırıldı.

Aralık 2025 itibarıyla yüzde 19,7 seviyesinde bulunan sektör SYR'si, söz konusu düzenlemelerin de etkisiyle Ocak 2026 itibarıyla yüzde 16,8'e geriledi ve Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 16,6 seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu rasyo, Basel kriterlerine göre belirlenen yüzde 8'lik yasal alt sınırın ve BDDK'nin yüzde 12 olarak belirlediği hedef oranın üzerinde seyretmeye devam ediyor.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkış stratejisi çerçevesinde, 23 Ağustos 2025 itibarıyla gerçek kişiler için hesap açma ve yenileme işlemleri sonlandırıldı. Karar sonrası 9,6 milyar dolar seviyesinde bulunan gerçek kişi KKM bakiyesi, Ağustos 2026'da tamamen sıfırlandı.

Tüzel kişiler için 15 Şubat 2025 itibarıyla hesap açma ve yenileme işlemleri sonlandırıldı ve tüzel kişi KKM bakiyesi, 2025 yılı ağustos ayındaki 200 milyon dolar seviyesinden Aralık 2025 itibarıyla sıfıra indi.

Bu kapsamda, Ağustos 2023'te toplam mevduat içinde yüzde 26,2 paya ulaşan KKM bakiyesi tasfiye edilirken KKM'nin Türk lirasını teşvik edici rolü çerçevesinde TL cinsi mevduatın toplam mevduat içindeki payı 28 Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldi.

TÜRK LİRASI CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI TEŞVİK EDİLECEK

OVP'ye göre, Türk lirası cinsinden yatırım araçları teşvik edilecek, kredi büyümesine yönelik para politikasıyla uyumlu politikalar sürdürülecek, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansman koşulları iyileştirilecek.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) 6 Eylül'de açıkladı.

Yabancı para mevduatın cazibesinin azaltılması, Türk lirası mevduatın payının artırılması ve vadesinin uzatılmasına yönelik politikalar uygulanmaya devam edilecek. Cari işlemler dengesini ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek amacıyla yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşulları iyileştirilmeye devam edilecek.

İç talebi dengelemek, enflasyon beklentilerini çıpalamak ve cari işlemler açığını azaltmak amacıyla bireysel krediler ve hedefli olmayan ticari kredilerde para politikası duruşunu destekleyici politikalar uygulanmaya devam edilecek.

Finansal sektör düzenlemeleri, uluslararası standartlara uyum ile sektörde yaşanan yeni gelişmeler gözetilerek geliştirilecek. Basel III Final (Basel IV) düzenlemesine uyum sağlanması amacıyla, AB mevzuatı da göz önünde bulundurularak bankaların kamuya açıklama yükümlülükleri ile ilgili mevzuatta gerekli değişiklikler yapılacak ve uygulamaya geçirilecek.

Tasarruf finansman şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin süreçlerin sağlıklı sürdürülmesi, dengeli bir şekilde büyümelerinin sağlanması ve müşterilerin menfaatlerinin korunması amacıyla düzenlemeler yapılmaya devam edilecek.

Düzenlemelerin sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edilerek finansal sektörün aracılık faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürmesi sağlanacak. Uluslararası iyi uygulamalara uyum sağlanması amacıyla bankaların kurumsal yönetim ilkeleri ile iç sistemleri ve içsel sermaye değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgili mevzuatta değişiklikler yapılacak.

Kalkınma bankacılığının yeniden yapılandırılması ve etkinliğinin artırılması için mevzuat altyapısı ve organizasyon yapısı güçlendirilecek.

Gastrodiplomasi İnisiyatifi kuruldu

Türkiye’nin diplomasi dilini binlerce yıllık Anadolu mutfak kültürüyle harmanlamak için harekete geçildi. Türkiye’nin zengin gastronomi mirasını kültürel diplomasi, turizm, uluslararası tanıtım ve ülke markası perspektifiyle dünyaya tanıtacak olan Gastrodiplomasi İnisiyatifi kuruldu. En son Ankara’daki NATO zirvesinde kendini gösteren ve servis edilen tabaklarla Türkiye’yi dünyaya taşıyan gastrodiplomasi, ülkelerin en etkili ‘yumuşak güç’ü olarak tanımlanıyor. Marka stratejisti ve Gastro TV Kurucusu Hakan Kural öncülüğünde hayata geçirilen Gastrodiplomasi İnisiyatifi; gastronomi dünyasının yanı sıra akademi, kültür, iletişim, uluslararası ilişkiler, turizm, tarım ve sürdürülebilirlik gibi farklı alanlardan uzmanları ortak bir çalışma zemininde buluşturdu. Türkiye’nin gastronomi üzerinden uluslararası algısını güçlendirmeyi hedefleyen İnisiyatif; Türk mutfağı ve kültürel miras, gastronomi diplomasisi, uluslararası tanıtım ve markalaşma, dijital iletişim, bilim ve inovasyon, sağlıklı ve sürdürülebilir gıda, küresel gıda erişimi ile tarım ve doğal kaynak yönetimi alanlarında çalışmalar yürütecek.

GİRİŞİMDE KİMLER VAR?

İnisiyatif, farklı uzmanlık alanlarından oluşturulacak çalışma grupları aracılığıyla ulusal ve uluslararası projeler geliştirecek. Ayrıca iş birlikleri kurulması ve Türkiye’nin gastronomi alanındaki birikiminin dünyaya daha sistematik biçimde taşınması yönünde çalışmalar da yapacak olan İnisiyatif’in kurucu yapı ve çalışma gruplarında; Şef Araz Aknam, Prof. Dr. Derya Aydıner, Prof. Dr. Osman Arayıcı, Prof. Dr. Osman Can Ünver, Şef Rüştü Ekmen, Şef Haldun Tüzel, Süleyman Tarakçı, Prof. Dr. Saadet Aytıs, Yeşim Kaya, Merve Kılıç, Dr. Yavuz Dizdar, Bekir Kaya, Celal Uysal ve Nedim Özkan yer aldı. İnisiyatif, önümüzdeki dönemde farklı uzmanlık alanlarından yeni isimlerin katılımıyla çalışma ağını genişletmeyi planlıyor.

’’EN GÜÇLÜ HİKAYEMİZ SOFRAMIZ’’

Gastrodiplomasi İnisiyatifi Kurucusu Hakan Kural, girişimin çıkış noktasını şöyle açıkladı: "Dünyada ülkeler artık yalnızca ekonomik güçleriyle değil; kültürleri, yaşam biçimleri ve anlatabildikleri hikâyelerle de rekabet ediyor. Türkiye ise binlerce yıllık gastronomi mirası, ürün çeşitliliği, üretim kültürü ve farklı coğrafyalarıyla bu alanda olağanüstü bir zenginliğe sahip. Amacımız yalnızca Türk mutfağını tanıtmak değil; bu birikimi Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkı sağlayan stratejik bir güce dönüştürmek. Türkiye’nin en güçlü küresel hikâyelerinden birinin sofrası olduğuna inanıyoruz."

HEDEF 2027’DE ULUSLARARASI ZİRVE

Yapılan açıklamaya göre, Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin Ekim 2026 itibarıyla kurumsal yapılanmasını tamamlaması ve özel bir lansmanla yeni dönem çalışmalarını başlatması planlanıyor. İnisiyatif ayrıca çalışmalarını kalıcı ve sürdürülebilir bir kurumsal yapı altında yürütmek amacıyla dernekleşme hazırlıklarını da başlattı. Dernekleşme sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyuna ve uluslararası paydaşlara yönelik çalışmalarda "Gastrodiplomasi İnisiyatifi" kimliği kullanılmaya devam edecek. Gastrodiplomasi İnisiyatifi, 2027 yılında ise Uluslararası Gastrodiplomasi Zirvesi düzenlemeyi hedefliyor. Zirvede farklı ülkelerden uzmanlar, şefler, akademisyenler ve sektör temsilcileri Türkiye’de buluşacak. İnisiyatif, "Gastrodiplomat" yapılanması kapsamında ise farklı disiplinlerden uzmanların katkısıyla ulusal ve uluslararası projeler geliştirerek Türkiye’nin gastronomi üzerinden dünyayla kurduğu kültürel, ekonomik ve toplumsal ilişkileri güçlendirecek çalışmalar yürütmeyi amaçlıyor. Dünyada gastronomi, giderek ülkelerin kültürel diplomasisinin ve uluslararası tanıtım stratejilerinin önemli unsurlarından biri haline geliyor.

Kurucu üyeler şu değerlendirmelerde bulundu:

Prof. Dr. Osman Can Ünver (Kamu Diplomasisi Uzmanı), "Günümüzde ülkelerin uluslararası itibarı yalnızca siyasi ve ekonomik güçleriyle değil, kültürel değerlerini dünyaya anlatabilme kapasiteleriyle de şekilleniyor. Gastronomi bu açıdan en etkili kamu diplomasisi araçlarından biri. Gastrodiplomasi İnisiyatifi, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini kurumsal bir vizyonla uluslararası platformlara taşıyacak önemli bir adım."

Süleyman Tarakçı (TURGİD Yönetim Kurulu Üyesi), "Türk mutfağının uluslararası alanda hak ettiği yere ulaşması artık yalnızca sektörün değil, ülkemizin ortak meselesi. Sayın Emine Erdoğan’ın son dönemde Türk mutfağı ve gastrodiplomasi konularına verdiği önem, bu alandaki farkındalığın en güçlü göstergelerinden biri. Bu sivil inisiyatifin kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında güçlü bir köprü oluşturacağına inanıyorum."

Şef Araz Aknam, "Bir mutfağın dünyaya açılması yalnızca tariflerle değil; hikâyesi, kültürü ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla mümkün. Türk mutfağı bu zenginliğe fazlasıyla sahip. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin, bu mirası uluslararası standartlarda anlatabilecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum."

Şef Haldun Tüzel (Gastronomi Araştırmacısı), "Anadolu’nun binlerce yıllık gastronomi birikimi yalnızca korunması gereken bir miras değil, aynı zamanda geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer. Bu oluşum, yerel bilgi ile küresel vizyonu aynı çatı altında buluşturan önemli bir başlangıç olacak."

Yeşim Kaya (Kurumsal Dönüşüm Danışmanı), "Bir ülkenin sahip olduğu kültürel değeri küresel bir güce dönüştürmek, yalnızca güçlü bir hikâyeye değil; doğru bir vizyona, sürdürülebilir bir yapıya ve farklı disiplinlerin ortak akılla hareket etmesine bağlı. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin en önemli gücünün de bu bütüncül yaklaşım olduğuna inanıyorum."

Dr. Yavuz Dizdar, "Gastronomi yalnızca lezzet değildir; üretim biçimi, tarım politikaları, sağlıklı beslenme ve toplum sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle gastronomiye bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşılması büyük önem taşıyor. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin bu yaklaşımı benimsemesi son derece kıymetli."

Bakan Bolat, e-ticaret platformlarıyla yapılan işbirliğini değerlendirdi

Bolat, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadın kooperatiflerinin dijital pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla Bakanlık ve e-ticaret platformları arasında yapılan işbirliğini değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ortaya konulan "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna işaret eden Bolat, bu kapsamda en önemli hedeflerden birinin, milletin her bir ferdinin üretimden ticarete, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda daha güçlü şekilde yer alması olduğunu belirtti.

Bakan Bolat, kadınların emeğini ve üretim gücünü ekonominin daha güçlü bir parçası haline getiren söz konusu işbirliğini son derece önemsediklerini vurguladı.

Bu kapsamda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın koordinasyonuyla, kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki konumunu güçlendirmeye yönelik yapılan kararlı çalışmaların üretime önemli katkılar sunduğuna dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:

"Bakanlık olarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız başta olmak üzere hükümetimizin tüm kurumlarıyla güçlü koordinasyon ve işbirliği içerisinde, kadın kooperatiflerimizin ve kadın girişimcilerimizin daha fazla üretmesi, daha geniş pazarlara ulaşması ve ticaret hayatında daha güçlü yer alması için çalışmaya devam edeceğiz. Kadınlarımızın emeği büyüdükçe Türkiye büyüyecek, kadınlarımızın üretim gücü, Türkiye Yüzyılı'nın ekonomik gücüne güç katacak."

Avrasya Tüneli rekor tazeledi! Tüm zamanların en yüksek günlük geçiş sayısına ulaşıldı!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrasya Tüneli’nde günlük araç geçiş rekorunun yenilendiğini açıkladı.

Bakan Uraloğlu, “Avrasya Tüneli’nden 4 Eylül Cuma günü 94 bin 489 araç geçerek günlük araç geçiş rekoru yenilendi.” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu

ÖNCEKİ REKOR 13 HAZİRAN 2024’TE KIRILMIŞTI

Avrasya Tüneli’nde bir önceki günlük araç geçiş rekorunun 13 Haziran 2024 tarihinde kaydedildiğini belirten Uraloğlu, “13 Haziran 2024’te kaydedilen 94 bin 459 araçlık bir önceki rekor, 94 bin 489 araçla aşıldı.” ifadelerini kullandı.

NEREDEYSE 10 YILDIR HİZMET VERİYOR

Tünelin Asya ve Avrupa kıtalarını deniz tabanının altından birleştiren çift katlı ilk ve tek karayolu tüneli olduğuna dikkati çeken Bakan Uraloğlu, “5 kilometre uzunluğundaki Avrasya Tüneli, İstanbul’da araç trafiğinin en yoğun olduğu Kazlıçeşme - Göztepe hattında yaklaşım yollarıyla beraber toplamda 14,6 kilometrelik bir güzergahta neredeyse 10 yıldır hizmet vermeye devam ediyor” ifadesini kullandı.

Aile Bakanlığı, gönüllülük çalışmalarını "İyilik Var" ile dijital ortama taşıyacak

Bakanlık, sosyal hizmet alanındaki çalışmalara gönüllü katkısının artırılması ve gönüllülüğün sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda Bakanlıkça hayata geçirilecek "İyilik Var" adlı dijital gönüllülük platformunun lansmanının 12 Eylül'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Platform aracılığıyla bireysel ve kurumsal gönüllülerin, Bakanlığın bağlı kuruluşları ve il müdürlükleri tarafından belirlenen ihtiyaç alanlarına yönelik etkinliklere katılması sağlanacak.

ÇOCUK, YAŞLI VE KADINLAR İÇİN FAALİYETLER DÜZENLENECEK

Türkiye genelindeki ihtiyaçların analiz edilmesiyle oluşturulan tematik etkinlik havuzunda çocuklardan yaşlılara, kadınlardan engelli bireylere, şehit yakınları ve gazilerden sosyal yardım alan vatandaşlara kadar farklı gruplara yönelik gönüllülük faaliyetleri yer alacak.

Bu kapsamda Çocuk Evleri'nde kalan gençlerin üniversiteye hazırlık süreçlerine destek verilmesi, yaşlılara yönelik sanat, müzik ve ebru gibi kültürel etkinliklerin düzenlenmesi, kadınlara finansal okuryazarlık, kişisel gelişim ve mesleki eğitimler gibi yüzlerce farklı gönüllülük faaliyetinin sunulması planlanıyor.

Ayrıca platformda şehit yakınları ve gazilerle sosyal paydaşlık etkinlikleri düzenlenmesi, engelli bireylerin sosyal hayata katılımını destekleyecek erişilebilirlik, sanat ve sosyal etkinliklerin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

GÖNÜLLÜLERE YÖNELİK EĞİTİMLER VERİLECEK

Gönüllüler, platform üzerinden ilgi alanları ve sahip oldukları yetkinliklere uygun etkinlikleri görüntüleyerek katılım sağlayabilecek. Faaliyetlerin daha nitelikli ve güvenli şekilde yürütülmesi amacıyla platformda çeşitli eğitim modülleri de bulunacak.

Bu kapsamda gönüllülere, engelli bireylerle iletişim, ilk yardım, kadın hakları ve yaşlı mahremiyeti gibi konularda eğitimler verilecek.

Bakanlığın il müdürlükleri ve bağlı kuruluşları da platforma entegre edilerek, etkinliklerin planlanması, gönüllülerin yönlendirilmesi ve faaliyetlerin takibine ilişkin süreçlerin koordinasyonu sağlanacak.

"İYİLİK KAPISI" İLE ESNAF VE MESLEK ERBABI DA SİSTEME DAHİL OLACAK

Öte yandan platformun önemli bileşenlerinden biri olan "İyilik Kapısı" ile ülke genelindeki tüm ilçelerde esnaf ve serbest meslek erbabının ayni mal ve hizmet desteğinde bulunabilmesine imkan sunulacak.

Bakkal, terzi, tamirci, diş hekimi ve psikolojik danışman gibi farklı meslek gruplarından gönüllüler, sahip oldukları imkan ve uzmanlıkları ihtiyaç sahibi vatandaşların hizmetine sunabilecek. İhtiyaç sahibi vatandaşlar ise kendilerine tanımlanan tek kullanımlık dijital kodu kullanarak sunulan hizmetlerden yararlanabilecek.

Bu uygulamayla esnaf ve meslek erbabının desteğiyle ihtiyaç sahibi vatandaşların doğrudan buluşturulması ve geleneksel ahilik anlayışının dijital imkanlarla gönüllülük sistemine taşınması amaçlanıyor.

DÜZENLİ GÖNÜLLÜLÜK TEŞVİK EDİLECEK

Platformda düzenli gönüllülüğü teşvik etmek amacıyla kademeli bir ödüllendirme sistemi de uygulanacak.

Gönüllülerin katıldıkları faaliyetlerin takip edilebildiği sistem sayesinde gönüllülük çalışmalarının daha planlı, izlenebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Web sitesi ve mobil uygulama üzerinden hizmet verecek platformla, Türkiye'nin farklı illerindeki gönüllülük imkanlarının tek bir dijital altyapıda buluşturulması ve vatandaşların ihtiyaç duyulan alanlarda gönüllü faaliyetlere daha kolay erişebilmesi sağlanacak.

Bakanlık, platform aracılığıyla gönüllülük kültürünün toplumun farklı kesimlerine yaygınlaştırılmasını ve bireylerin yanı sıra kurumların da sosyal sorumluluk çalışmalarına daha etkin şekilde dahil edilmesini amaçlıyor.

Ayrıca platforma ilişkin bilgilere "www.iyilikvar.gov.tr" adresinden ulaşılabilecek. İnternet sitesinde, 12 Eylül'de gerçekleştirilecek lansman için geri sayım başlatıldı.

Böylesi sadece 2 kez yaşandı! 17 yılın en güçlü 3. hareketi! 201 tonluk tarihi giriş

ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz kararına yönelik dalgalanan altın için dikkat çeken gelişme yaşandı. Altın fonlarına ağustos ayında 201 tonluk net giriş gerçekleşti. Bu rakam, altın fonları tarihinde görülen en yüksek üçüncü aylık net giriş olarak kayıtlara geçti. Daha bu denli yüksek giriş yalnızca Şubat 2009 ve Mart 2020 dönemlerinde yaşanmıştı.

Ağustosta fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarına yönelik talep önemli ölçüde arttı. Fonlara bir ayda toplam 201 tonluk net altın girişi gerçekleşti.

Bu büyüklük, küresel finansal krizin etkilerinin sürdüğü Şubat 2009 ve Covid-19 pandemisinin küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtığı Mart 2020'nin ardından tarihin en güçlü üçüncü aylık girişi oldu.

Ağustos ayındaki giriş, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Mart 2022 ve ABD Merkez Bankası'nın üçüncü parasal genişleme programını açıkladığı Eylül 2012 dönemlerinde görülen fon girişlerini de geride bıraktı.

Altın, gümüş ve para piyasaları

"ORTA VADELİ YÜKSELİŞ POTANSİYELİ"

Altın piyasasında yatırımcı ilgisi fon girişleriyle sınırlı kalmadı. Vadeli işlemler piyasasında profesyonel para yöneticilerinin altındaki net uzun pozisyonlarının parasal büyüklüğü, kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana görülen ikinci en yüksek seviyeye ulaştı.

Söz konusu pozisyonlarda rekor seviye Ocak 2026'da görülmüştü. Mevcut ons altın fiyatının ocak ayındaki tarihi zirvenin yaklaşık 1.000 dolar altında bulunmasına rağmen profesyonel yatırımcıların pozisyonlarının parasal büyüklüğünün rekora yaklaşması dikkat çekti.
Bu tablo, büyük yatırımcıların altının orta vadeli yükseliş potansiyeline ilişkin beklentilerinin devam ettiğine işaret ediyor.

"DÜŞÜŞ RİSKİNİN TAMAMEN ORTADAN KALKTIĞI ANLAMINA GELMİYOR"

Altın piyasasındaki bir diğer dikkat çekici gelişme ise opsiyon piyasasında yaşandı. Altın fonlarında yükseliş beklentisini yansıtan alım opsiyonlarına yönelik talep arttı.

Büyük altın fonlarından birinde satım/alım opsiyonu oranının son 6 ayın en düşük seviyesine gerilemesi de yatırımcıların yükseliş yönündeki pozisyonlarının güçlendiğini gösterdi.
Ancak bu durum kısa vadede herhangi bir düşüş riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yatırımcıların kısa vadeli gerilemelere karşı koruma pozisyonlarını sürdürürken, daha ileri vadede altının yükselmesinden kazanç sağlamaya yönelik pozisyonlarını artırdığı görülüyor.

"FAİZ BASKISININ AZALMASINA NEDEN OLABİLİR"

Altın fiyatlarının kısa vadeli seyri açısından ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası önemini koruyor. ABD'de ağustos ayında tarım dışı istihdam 162 bin kişi artarken işsizlik oranı yüzde 4,1 seviyesinde kaldı.
İstihdam verileri sonrasında Fed'in eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına gidebileceğine yönelik beklentiler güçlendi. Faizlerin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan altının yatırımcılar açısından cazibesini azaltarak fiyat üzerinde baskı oluşturabiliyor.

Piyasalarda bu hafta ABD'den gelecek enflasyon verileri yakından takip edilecek. 10 Eylül Perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), 11 Eylül Cuma günü ise Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) açıklanacak.
ABD enflasyonunun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi faiz politikasına ilişkin sıkılaşma beklentilerini güçlendirebilirken, enflasyonda belirgin bir yavaşlama altın üzerindeki faiz baskısının azalmasına neden olabilir.

Kripto yatırımcısı dikkat! Bitcoin’de 74 bin dolar riski

Küresel piyasalarda volatilite yeniden yükselirken, kripto para piyasasında gözler ABD’den gelecek enflasyon verisine çevrildi. Kripto ve Para Uzmanı Helin Çelik, Bitcoin’de 80 bin dolar sınırının takip edildiği süreçte yatırımcıları artan oynaklığa karşı uyardı.

FED BEKLENTİLERİ PİYASAYI ŞEKİLLENDİRECEK

Çelik, beklentilerin üzerinde gelen güçlü istihdam verisinin ardından enflasyonun da yüksek gelmesi halinde piyasalardaki geri çekilmenin devam edebileceğini belirtti. FED’in 25 baz puanlık faiz artırım ihtimalinin yüzde 58 seviyesine yükseldiğine dikkat çeken Çelik, enflasyon verisi sonrasında bu beklentinin yeniden şekilleneceğini söyledi.

Jeopolitik gelişmelerin de piyasalar açısından kritik olduğunu vurgulayan Çelik, özellikle İran-Umman hattındaki gelişmeler ile Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin petrol fiyatları ve küresel enflasyon üzerindeki etkisinin yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.

16 yıldır hareket etmeyen 600 BTC transfer edildi! Bitcoin için kritik sınav16 yıldır hareket etmeyen 600 BTC transfer edildi! Bitcoin için kritik sınav

BİTCOİN İÇİN KRİTİK DESTEKLER

Çelik, olumsuz senaryoda Bitcoin için 77 bin dolar ve 74 bin dolar seviyelerini önemli destek bölgeleri olarak gösterdi. Ethereum’da 2 bin 350 ve 2 bin 100 dolar, Solana’da ise 97 ve 95 dolar seviyelerinin takip edilebileceğini belirtti.

Ethereum’un kuantuma dirençli hale getirilmesine yönelik yol haritasının da önemli olduğunu söyleyen Çelik, bu gelişmelerin Ethereum’un altcoin piyasasından pozitif ayrışabileceği yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini dile getirdi.

Altın yatırımcısı dikkat! Gram altın 6.918 TL'den güne başladı, kritik veri bekleniyorAltın yatırımcısı dikkat! Gram altın 6.918 TL'den güne başladı, kritik veri bekleniyor

MEMECOİN YATIRIMCISINA TEMKİNLİ OLUN UYARISI

Meme coin piyasasında ise temkinli olunması gerektiğini vurgulayan Çelik, yeni token projelerine karşı yatırımcıları uyardı. Trump Coin ve Melania Coin’de yaşanan sert kayıplara dikkat çeken Çelik, benzer projelerde toparlanma ihtimalinin zayıf olduğunu belirtti.

Faiz kararı öncesinde riskten kaçınmak isteyen yatırımcıların pozisyonlarını kapatmasının satış baskısını artırabileceğini ifade eden Çelik, özellikle long pozisyon taşıyan yatırımcıların önümüzdeki günlerde yükselmesi beklenen volatiliteye karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.

💾

<p>Küresel piyasalarda volatilite yeniden yükselirken, kripto para piyasasında gözler ABD’den gelecek enflasyon verisine çevrildi. <em><strong>Kripto ve Para Uzmanı Helin Çelik,</strong></em> Bitcoin’de 80 bin dolar sınırının takip edildiği süreçte yatırımcıları artan oynaklığa karşı uyardı.</p>

Bakan Kurum paylaştı! Yarısı Bizden Projesinde süre uzatıldı

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 14.50'de başladı. Toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeminde sosyal konut programı vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye’ diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kurallarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibari ile anahtarları teslim etmeye başlayacağız" dedi.

15 BİN KİRALIK KONUTTA KURA HEYECANI

İstanbul'da vatandaşlara verilecek kiralık konutlarla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül'de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk bin kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleri ile vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" açıklamasını yaptı.

YARISI BİZDEN PROJESİNDE SÜRE UZATILDI

Riskli yapıların dönüşümü amacıyla başlatılan Yarısı Bizden Projesi'ne vatandaşların yoğun ilgisinin de olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşüm tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızın sağlam konutlarına kavuşturduk. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" dedi.

BAKAN KURUM'DAN ‘YARISI BİZDEN’ PAYLAŞIMI

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık. Yeni süre 31 Aralık 2027. Evini dönüştürmek isteyen vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Bakan Kurum, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul’da 435 bin 683 bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığını, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını belirtti. Bakan Kurum'un paylaştığı verilerde, 2026 yılı sonuna kadar 500 binden fazla konutun kampanya kapsamına alınmasının hedeflendiği kaydedildi.

1 MİLYON 875 BİN TL DESTEK

İstanbul’da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024’te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı/iş yeri için 437 bin 500 TL hibe ve 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sağlanıyor. Hak sahibinin diğer her bir dükkan için 875 bin TL kredi imkanı sunuluyor.

Kampanya kapsamında bina bazlı dönüşümün yanı sıra alan bazlı site benzeri büyük dönüşümler de yapılabiliyor. Bu dönüşümlerde; TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin TL’lik hibe desteği ve 125 bin TL’lik taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor. 

💾

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden Projesinin süresinin 31 Aralık 2027'ye kadar uzatıldığını paylaştı.</p>

<p><br>
YARISI BİZDEN PROJESİNDE SÜRE UZATILDI</p>

<p>Riskli yapıların dönüşümü amacıyla başlatılan Yarısı Bizden Projesi'ne vatandaşların yoğun ilgisinin de olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşüm tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızın sağlam konutlarına kavuşturduk. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" dedi.</p>

<p> </p>

İhracatta dikkat çeken tablo...İşte detaylar!

Bakanlık, ağustos ayı ve yılın 8 ayına ilişkin faaliyet illerine göre ihracat verilerini açıkladı.

Buna göre İstanbul, geçen ay 5 milyar 503 milyon dolarla en fazla ihracat yapan il oldu. Kentin ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13 arttı. İstanbul'u, 3 milyar 122 milyon dolar ve yüzde 16,6 yükselişle Kocaeli ile 1 milyar 842 milyon dolar ve yüzde 1,2 azalışla İzmir takip etti.

Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar faslı, 1 milyar 585 milyon 465 bin dolarla İstanbul'un ihracatında ilk sırada yer aldı. Bu faslı, 444 milyon 940 bin dolarla örme giyim eşyası ve aksesuarları, 420 milyon 309 bin dolarla kazanlar-makineler izledi.

Kocaeli'de, motorlu kara taşıtları 1 milyar 16 milyon 136 bin dolarla en fazla dış satım yapılan sektör oldu. Bu faslı, 335 milyon 903 bin dolarla elektrikli makine ve cihazlar, 296 milyon 975 bin dolarla mineral yakıtlar ve yağlar takip etti.

İzmir'in ihracatında, mineral yakıtlar ve yağlar, 292 milyon 454 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Söz konusu faslın ardından, 183 milyon 569 bin dolarla kazanlar-makineler, 180 milyon 198 bin dolarla demir ve çelik geldi.

İlk 3 ilin en fazla ihracat yaptığı ülkeler

İstanbul'un ihracatında, 986 milyon 101 bin dolarla İsviçre ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi, 479 milyon 727 bin dolarla ABD ve 336 milyon 420 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri izledi.

Kocaeli, en fazla ihracatı 304 milyon 910 bin dolarla İngiltere'ye yaptı. Bu ülkenin ardından, 280 milyon 591 bin dolarla Almanya ve 179 milyon 400 bin dolarla ABD geldi.

İzmir'in en fazla ihracat yaptığı ülke, 177 milyon 652 bin dolarla Almanya oldu. Bu ülkeyi, 169 milyon 126 bin dolarla ABD, 144 milyon 824 bin dolarla İspanya takip etti.

İhracatını tutar bazında en çok artıran iller

Ağustosta, yıllık bazda ihracatını en fazla artıran iller sıralamasında İstanbul 634 milyon dolarlık artışla ilk sırada geldi. İstanbul'u, 467 milyon dolarla Mersin, 444 milyon dolarla Kocaeli izledi.

Böylece ocak-ağustos döneminde 25 il 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı, 56 il de ihracatını artırdı.

Kaynak: AA

BIST 100'de 76 hisse prim yaptı: Endeks 14.151,59 puana yükselirken BIST 30 yüzde 1,73 değer kazandı

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftanın ilk işlem gününü yüzde 0,99 yükselişle 14 bin 151,59 puandan tamamladı. Gün içinde 14 bin 169,80 puanı gören endekste 76 hisse değer kazanırken, piyasalarda altın, dolar ve Brent petrol fiyatlarındaki hareketlilik de dikkat çekti.

İstanbul'da kiralık sosyal konut takvimi netleşti: 15 bin ev için başvuru 14 Eylül'de, ilk 1000 konutun kurası ekimde çekilecek

İstanbul'da 15 bin kiralık sosyal konut için başvurular 14 Eylül'de alınacak, ilk 1000 evin kurası ekimde çekilecek. Kabine sonrası konuşan Başkan Erdoğan, yıl sonunda bitecek Yarısı Bizden kampanyasının 31 Aralık 2027'ye uzatıldığını da açıkladı; hak sahibine destek 1 milyon 875 bin TL.

Altın fiyatlarında son durum: Gram altın 6 bin 824 liraya geriledi

Altın fiyatlarında yeni haftanın ilk işlem gününde düşüş öne çıktı. Gram altın 6 bin 824 liraya gerilerken, ons altın da güçlenen dolar ve Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentilerin etkisiyle değer kaybetti. Piyasalarda gözler, ABD Merkez Bankasının gelecek haftaki faiz kararına çevrildi.

Barış Soydan'a göre OVP'de 2027 için bazı güçlü seçim işaretleri var

Barış Soydan'a göre OVP'de 2027 için bazı güçlü seçim işaretleri var 07.09.2026 Diken

Ekonomi gazetecisi Barış Soydan'a göre hükümetin dün (6 Eylül) Orta Vadeli Program'da (OVP) 2027 için bazı güçlü seçim işaretleri var.

The post Barış Soydan'a göre OVP'de 2027 için bazı güçlü seçim işaretleri var appeared first on #site_linkat 07.09.2026 .

İktisatçı Mahfi Eğilmez: OVP tahminleri, öncekilere göre daha gerçekçi

İktisatçı Mahfi Eğilmez: OVP tahminleri, öncekilere göre daha gerçekçi 07.09.2026 Diken

Mahfi Eğilmez'e göre hükümetin dün (6 Eylül) açıkladığı Orta Vadeli Program (OVP) tahminleri öncekilere göre daha tutarlı ve daha gerçekçi görünüyor.

The post İktisatçı Mahfi Eğilmez: OVP tahminleri, öncekilere göre daha gerçekçi appeared first on #site_linkat 07.09.2026 .

Morgan Stanley, Türkiye'de bu yıl iki faiz indirimi bekliyor

Morgan Stanley, Türkiye'de bu yıl iki faiz indirimi bekliyor 07.09.2026 Diken

ABD'li yatırım bankası Morgan Stanley, Türkiye'de yılın son çeyreğinde iki faiz indirimi bekliyor.

The post Morgan Stanley, Türkiye'de bu yıl iki faiz indirimi bekliyor appeared first on #site_linkat 07.09.2026 .

Okul masrafları cep yakıyor: Dikkat çeken fiyatlar!

Eğitim-İş tarafından 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi öncesinde Ankara’da yapılan piyasa araştırması, öğrencilerin okula başlama maliyetinin geçen yıla göre yüzde 23 ile 29 arasında arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre ulaşım ihtiyacını servisle karşılayan bir ilkokul öğrencisinin başlangıç maliyeti uzun mesafede 77 bin 559 liraya, ortaokul öğrencisinin 78 bin 862 liraya, lise öğrencisinin ise 81 bin 524 liraya ulaştı. Otobüs abonmanı kullanan öğrencilerde ise başlangıç maliyeti ilkokul için 28 bin 113, ortaokul için 29 bin 416, lise öğrencisi için 32 bin 78 lira olarak hesaplandı.

Eğitim-İş, 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi öncesinde Ankara özelinde yaptığı piyasa araştırmasında öğrencilerin okula başlamadan önce karşılaşacağı kırtasiye, giyim ve ulaşım giderleri ile eğitim dönemi boyunca aylık ulaşım ve beslenme maliyetlerini hesapladı. Araştırmada başlangıç harcamalarına dönem içerisinde yapılabilecek ek kırtasiye ve giyim giderlerinin dahil olmadığı belirtildi.

Araştırmada kırtasiye maliyeti ilkokul öğrencileri için 6 bin 363 lira, ortaokul öğrencileri için 7 bin 666 lira, lise öğrencileri için ise 10 bin 328 lira olarak hesaplandı. Giyim giderleri ise tüm eğitim kademeleri için iki takım üniforma, çorap, kışlık ayakkabı, kaban, eşofman ve spor ayakkabı dikkate alınarak 15 bin 900 lira olarak tespit edildi.

Ulaşımda kısa mesafe servis için sezonluk maliyet 42 bin 194 lira, uzun mesafe servis için 55 bin 296 lira olarak hesaplandı. Öğrenci abonmanının sezonluk maliyeti ise 5 bin 850 lira oldu.

SERVİSLİ EĞİTİMDE BAŞLANGIÇ MALİYETİ 81 BİN LİRAYI AŞIYOR

Uzun mesafe servis kullanan öğrenciler için başlangıç maliyeti ilkokulda 77 bin 559, ortaokulda 78 bin 862, lisede 81 bin 524 lira olarak hesaplandı. Kısa mesafe servis kullananlarda bu tutar sırasıyla 64 bin 457, 65 bin 760 ve 68 bin 422 lira oldu.

Otobüs abonmanı kullanan öğrencilerde ise başlangıç maliyeti ilkokul için 28 bin 113, ortaokul için 29 bin 416, lise için 32 bin 78 lira olarak belirlendi.

Eğitim-İş, ulaşım için araç kullanmayan öğrenciler açısından yalnızca kırtasiye ve giyim giderlerinin dahi ilkokulda 22 bin 566, ortaokulda 23 bin 566, lisede 26 bin 228 liraya ulaştığını bildirdi.

AYLIK MALİYET 9 BİN LİRAYI AŞIYOR

Araştırmada öğrencilerin eğitim dönemi boyunca karşılaşacağı aylık en düşük maliyetler de hesaplandı. Uzun mesafe servis kullanan ilkokul öğrencisinin beslenme ve ulaşım gideri aylık 8 bin 440 lira, ortaokul ve lise öğrencilerinin aylık gideri ise 9 bin 134 lira olarak belirlendi.

Kısa mesafe servis kullananlarda aylık maliyet ilkokul için 6 bin 984 lira, ortaokul ve lise için 7 bin 678 lira oldu. Otobüs abonmanı kullananlarda ise bu tutar ilkokul için 2 bin 946, ortaokul ve lise için 3 bin 640 lira olarak hesaplandı.

İlkokul öğrencileri için aylık beslenme çantası maliyeti 2 bin 296 lira olarak hesaplanırken ortaokul ve lise öğrencilerinde okul kantininde tost, ayran ve su tüketimi üzerinden aylık 2 bin 990 liralık maliyet öngörüldü.

ASGARİ ÜCRETLİNİN BAŞLANGIÇ AÇIĞI 49 BİN 484 LİRAYA ULAŞIYOR

Araştırmada başlangıç ve aylık maliyetler asgari ücret, en düşük kamu emekçisi maaşı ve en düşük emekli aylığıyla karşılaştırıldı.

Uzun mesafe servis kullanan ilkokul öğrencisi için 77 bin 559 liralık başlangıç maliyetine karşılık 28 bin 75 liralık asgari ücret dikkate alındığında aile bütçesinin 49 bin 484 lira açık verdiği hesaplandı. Bu açık ortaokulda 50 bin 787, lisede 53 bin 449 liraya çıktı.

Kısa mesafe servis kullananlarda başlangıç maliyeti ile asgari ücret arasındaki açık ilkokul için 36 bin 382, ortaokul için 37 bin 685, lise için 40 bin 347 lira olarak hesaplandı.

Otobüs abonmanı kullanan öğrencilerde ise başlangıç maliyeti asgari ücretin ilkokulda 38, ortaokulda 1341, lisede 4 bin 3 lira üzerinde kaldı.

Uzun mesafe servis kullanan ilkokul öğrencisinin aylık 8 bin 440 liralık maliyetinin asgari ücretin yüzde 30,06’sına, ortaokul ve lise öğrencilerinde 9 bin 134 liralık maliyetinin ise asgari ücretin yüzde 32,53’üne denk geldiği belirtildi. Kısa mesafede bu oran ilkokul için yüzde 24,88, ortaokul ve lise için yüzde 27,35 oldu. Abonman kullanımında ise aylık maliyetin asgari ücret içindeki payı ilkokulda yüzde 10,49, ortaokul ve lisede yüzde 12,96 olarak hesaplandı.

EN DÜŞÜK KAMU EMEKÇİSİNİN MAAŞI UZUN MESAFE SERVİS MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR

En düşük kamu emekçisi maaşı 70 bin 224 lira üzerinden yapılan hesaplamaya göre uzun mesafe servis kullanan öğrencilerde başlangıç maliyeti ilkokulda maaşın 7 bin 335 lira, ortaokulda 8 bin 638 lira, lisede 11 bin 300 lira üzerinde kaldı.

Kısa mesafe servis kullanımında ise maaş ile başlangıç maliyeti arasındaki fark ilkokulda 5 bin 767, ortaokulda 4 bin 464, lisede bin 802 lira olarak hesaplandı.

Otobüs abonmanı kullanan öğrencilerde en düşük kamu emekçisi maaşından başlangıç maliyeti çıktıktan sonra ilkokulda 42 bin 111, ortaokulda 40 bin 808, lisede 38 bin 146 lira kalıyor.

EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞIYLA OKULA BAŞLAMAK MÜMKÜN DEĞİL

En düşük emekli maaşı olan 23 bin 552 lira üzerinden yapılan hesaplamada ise uzun mesafe servis kullanan öğrenciler için başlangıç maliyeti ile gelir arasındaki açık ilkokulda 54 bin 7, ortaokulda 55 bin 310, lisede 57 bin 972 lira oldu.

Kısa mesafe servis kullananlarda açık ilkokulda 40 bin 905, ortaokulda 42 bin 208, lisede 44 bin 870 lira olarak hesaplandı.

Otobüs abonmanı kullanan öğrencilerde de başlangıç maliyeti en düşük emekli maaşının ilkokulda 4 bin 561, ortaokulda 5 bin 864, lisede 8 bin 526 lira üzerinde kaldı.

KIRTASİYEDE ARTIŞ YÜZDE 32’YE ULAŞTI

Eğitim-İş’in araştırmasında kırtasiye harcamaları geçen yıla göre yüzde 27 ile yüzde 32 arasında arttı. Giyim maliyetindeki artış yüzde 15, beslenme çantası maliyetindeki artış ise geçen yılın eylül ayına göre yüzde 19,22 oldu.

Ankara Kantinciler Odası’nın 2026 yılı fiyat tarifesine göre tostun fiyatı 70 liradan 95 liraya yükselirken artış yüzde 35,71 oldu. Karışık tost 90 liradan 120 liraya, Ayvalık tost 110 liradan 150 liraya çıktı. Simit 20 liradan 25 liraya; börek, açma ve poğaça 25 liradan 35 liraya yükseldi.

Kantinde ayranın fiyatı da 15 liradan 20 liraya çıktı. Araştırmada kantin ürünlerindeki artışın ürüne göre yüzde 41’e kadar ulaştığı belirtildi.

Servis ücretlerinin geçen yıla göre yüzde 25,49, öğrenci abonmanının da yüzde 44,44 arttığı kaydedildi.

EĞİTİM-İŞ: EĞİTİM HARCAMALARI AİLELERİ BORÇLANMAYA İTİYOR

Eğitim-İş’in araştırmasında, ağustos ayında açlık sınırının 38 bin 318 liraya, yoksulluk sınırının ise 121 bin 36 liraya ulaştığı; asgari ücretin 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira ve en düşük kamu emekçisi maaşının 70 bin 224 lira olduğu belirtildi.

Eğitim-İş, eğitim için yapılması gereken harcamaların tek seferle sınırlı kalmadığına dikkati çekerek, dönem içerisinde beslenme, ulaşım, kırtasiye ve giyim giderlerinin devam ettiğini vurguladı.

Araştırmada, “En temel hakların başında gelen eğitim için büyük maliyetlere katlanmak zorunda kalmak, buna karşın gelirin yetersiz olması toplumu çözümsüzlüğe sürüklemektedir. Bu durumda ailelerin bulabildiği tek yol borçlanmaktır” değerlendirmesine yer verildi.

Eğitim-İş, gelirlerin eğitim harcamalarını karşılamada yetersiz kalması ve yıl boyunca artan fiyatlarla birlikte beslenme çantalarının içinin boşaldığını, öğrencilerin okula harçlıksız gitmek zorunda kaldığını belirtti. (ANKA)

Memur, işçi ve emekliye ocak zammında oran tahmini

Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program’ına (OVP) göre 2026 yılı enflasyon tahmininin yüzde 28,4 olduğunu belirterek, “Bu tutarsa işçi ve BAĞ-KUR emeklileri, 2027 yılı ocak ayında yüzde 9, memur ve emeklileri ise yüzde 7 zam alacak. En düşük emekli aylığı da 25 bin 671,68 TL olacak” dedi. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 31 düzeyinde gerçekleşmesinin daha gerçekçi görüldüğünü vurgulayan Yılmaz, “Buna göre memur ve memur emeklilerinin alacağı artış oranı yüzde 9,3, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerinin alacağı zam yüzde 11,3 olmaktadır” dedi.

Yılmaz, dün açıklanan OVP bağlamında enflasyon tahminleri ve enerjideki fiyat artışlarının ekonomide yarattığı sonuçlarla ilgili ANKA Haber Ajansı’na açıklama yaptı.

Motorin ve benzin başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki artışların enflasyonu yukarı yönlü etkilediğini belirten Yılmaz, ekim ve izleyen aylarda elektrik ve doğal gaza zam yapılması durumunda enflasyon açısından çok daha zor bir döneme girileceğine dikkati çekti.

Yılmaz, yeni OVP’de, 2026 yılı enflasyon tahmininin 28,4 olarak revize edildiğini anımsatarak, “2027 enflasyon hedefi ise yüzde 21 olarak belirlenmiştir. 2027 yılı enflasyon hedefinde önceki OVP’ye göre sapma oranı yüzde 133 gibi oldukça yüksektir. Gelişmeler 2026 enflasyonun enerji fiyatlarındaki artışla yüzde 31-32 bandında gerçekleşme ihtimalinin daha yüksek olacağını göstermektedir” diye konuştu.

RİSK BÜYÜYOR

Enerji fiyatlarındaki artışın diğer mal ve hizmetlere zam olarak yansıma süresinin giderek kısaldığını vurgulayan Yılmaz, bunun fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı hızlandırdığını ifade etti.

Prof. Dr. Yılmaz: Enflasyon tahmini tutarsa ocakta işçi ve BAĞ-KUR emeklileri  yüzde 9, memur ve emeklileri yüzde 7 zam alacak

Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rakamlar bu tabloyu daha açık gösteriyor. Motorinin litre fiyatı birçok yerde 90 lira sınırına ulaştı, bazı illerde bu seviyeyi geçti. Eşel mobil sistemi uygulanmamış olsaydı motorin fiyatı yaklaşık 101 lira düzeyine çıkacaktı. Motorinde, yılbaşından bugüne artış yüzde 67. Benzinin litre fiyatı 80 liraya yaklaşırken, eşel mobil olmasaydı fiyat 90 lira sınırına dayanacaktı. Benzinde, yılbaşından bu yana artış yaklaşık yüzde 47.”

Yılmaz, eylül ayında akaryakıt fiyatlarının hiç artmadığı ve mevcut seviyelerde kaldığı varsayımı üzerinden bir hesaplama yaptı. Yılmaz, bu durumda bile aylık ortalama fiyat artışının benzinde yaklaşık yüzde 10,1, motorinde yüzde 12,7 olacağını ifade ederek, “Bunun tüketici enflasyonuna yalnızca doğrudan aylık katkısı en az 0,3 puan, yılbaşından bugüne birikimli doğrudan katkısı yaklaşık 1,5 puandır” dedi.

SOFRAYI DA FABRİKAYI DA VURUYOR

Motorin fiyatlarındaki artışın ekonomide çok geniş bir etkide bulunduğunu kaydeden Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“Tarladan fabrikaya, fabrikadan market rafına kadar ekonominin neredeyse bütün üretim ve dağıtım zincirinin maliyet unsurudur. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yükselişin ikincil fiyatlara geçiş süresi kısaldıkça, zamlar yalnızca bugünün enflasyonunu değil, gelecek ayların enflasyonunu ve enflasyon beklentilerini de yukarı taşımaktadır. Bu nedenle mesele artık sadece akaryakıt üzerindeki vergilerin ne kadarının eşel mobil yoluyla erteleneceği değildir. Enerji fiyatlarının enflasyon programıyla uyumlu biçimde yönetilmesi, vergi politikasının bu amaçla daha etkin kullanılması ve elektrik, doğal gaz ve akaryakıt fiyat düzenlemelerinin birbirinden bağımsız kararlar olarak değil, tek bir enflasyon patikasının parçaları olarak ele alınması gerekiyor.”

MAAŞ VE AYLIK ZAMLARI

Yılmaz, OVP tahmini kapsamında emekli aylıklarına ve memur maaşlarına yapılacak zammı da hesapladı.

Yılmaz, yeni OVP’de 2026 yılı enflasyon tahmininin yüzde 28,4’e yükseltildiğini belirterek, “Bu tutarsa işçi ve BAĞ-KUR emeklileri, 2027 yılı ocak ayında yüzde 9, memur ve emeklileri ise yüzde 7 zam alacak. En düşük emekli aylığı da 25 bin 671,68 lira olacak” dedi.

Yıl sonunda enflasyonun yüzde 31 seviyesinde gerçekleşmesinin daha gerçekçi görüldüğünü yineleyen Yılmaz, “Buna göre memur ve memur emeklilerinin alacağı artış oranı yüzde 9,3, işçi ve BAĞ-KUR emeklilerinin alacağı zam yüzde 11,3 olmaktadır” dedi.

ASGARİ ÜCRET

Yılmaz, asgari ücrete 2026 yılında yüzde 27 zam yapıldığını anımsatarak, “OVP’ye göre 2027’de yıl sonu enflasyon hedefinin yüzde 21 olması nedeniyle 2026 kaybı ile birlikte asgari ücret artış oranın yüzde 22-24 arasında olacağını söylemek mümkün” diye konuştu. (ANKA)

Kırtasiye alışverişinde sıkı denetim: Bakanlık ekipleri sahaya indi

İstanbul Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, Avrupa Yakası'nda 22, Anadolu Yakası'nda 14 olmak üzere toplamda 36 ekiple denetime çıktı.

Ekipler tarafından, okul ve beslenme çantası, kalem, defter, silgi, makas, kalemtıraş, boya ve yapıştırıcı gibi ürünlerin fiyat etiketlerinin bulunup bulunmadığı incelendi. Ürünlerin alış-satış faturalarına bakılarak haksız fiyat artışı denetimi yapıldı.

Ayrıca, ürün güvenliği açısından tehlikeli ve riskli görülen ürünler kontrol edildi, ürünlerin üzerindeki etiketler ve tüketiciyi bilgilendirme amaçlı metinler incelendi.

İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe, Şişli'de bir kırtasiyede katıldığı denetimin ardından yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"İstanbul'da 5 Ağustos'tan itibaren 885 kırtasiye ürünü satan işletmede denetim yaptık. Bu 885 işletmede yaklaşık 106 bin 901 ürünü hem fiyat etiketi açısından hem haksız fiyat açısından hem de ürün güvenliği açısından denetledik. Bu denetimlerimiz neticesinde yaklaşık 251 ürünün reyonla kasa arasındaki fiyatların uyuşmadığını gördük. Bunlara 997 bin 223 lira tutarında idari yaptırım uyguladık. Yine bu denetimlerin içerisinde 24 bin 378 ürünün de fiyatlarını yüksek bulduk. Haksız Fiyat Artışı (HFA) tutanağı düzenledik. Faturalarını istedik. Bunların alım ve satım faturalarını inceliyoruz. Neticelendiğinde de Bakanlığımız bu konuda kamuoyuna duyuru yapacaktır."

İsmail Menteşe, denetimler sonucunda Fiyat Etiketi Yönetmeliği'ne uyumun da arttığını belirterek, "2025-2026 yılı aralığında işletmelerimizin fiyat etiketine uyum oranının ciddi oranda yükseldiğini gördük. Geçen yıl ile bu yıl arasında fiyat etiketine uyum açısından yüzde 85'lik bir iyileşme var. Bu bizim açımızdan da sevindirici. Vatandaşlarımız açısından da sevindirici." diye konuştu.

Bursa

Osmangazi ilçesindeki bir kırtasiye ürünleri satış mağazasında denetim yapan ekipler, ürünlerde fiyat etiketi olup olmadığını kontrol etti.

Sırt çantası, boya ve defter gibi ürünlerin raf ve kasa fiyatlarını karşılaştıran ekipler, ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu inceledi, iş yeri yetkililerini bilgilendirdi.

Bursa Ticaret İl Müdürü İsmail Aslanlar, kırtasiye ürünlerine yönelik denetimlere ağustosta başladıklarını, okulların açılmasına sayılı günler kala denetimleri artırdıklarını bildirdi.

Raflarda etiketi olmayan veya etiket ile kasa fiyatında uyuşmazlık olan her bir ürün için 3 bin 973 lira idari para cezası kesileceğini ifade eden Aslanlar, Ticaret Bakanlığınca fahiş fiyat artışı yapan işletmelere 180 bin 617 liradan 1 milyon 806 bin 177 liraya kadar idari para cezası uygulanabildiğini aktardı.

Balıkesir

Balıkesir'in Altıeylül ilçesindeki kırtasiyeleri denetleyen ekipler, ürünlerde fiyat etiketi olup olmadığını kontrol etti.

Ekipler, boya, silgi, defter ve kalem gibi kırtasiye ürünlerinde raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı.

Ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu da inceleyen ekipler, iş yeri yetkililerini bilgilendirdi.

Ticaret İl Müdürü İlhan Pehlivan, gazetecilere yaptığı açıklamada, yaklaşık 1 aydır kırtasiye denetimlerini sürdürdüklerini söyledi.

Malatya

Malatya'nın Yeşilyurt ilçesindeki market ve kırtasiyeleri denetleyen ekipler, ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu inceledi, iş yeri yetkililerini bu konuda bilgilendirdi.

Malatya Ticaret İl Müdür Vekili Songül Esen, gazetecilere, öğrencilerin ve velilerin ekonomik menfaatlerini korumak için denetim yaptıklarını söyledi.

Ekiplerin sahada olduğunu ifade eden Esen, şöyle konuştu:

"10 Ağustos itibarıyla 115 işletmede 8 bin 460 ürün denetlenmiş, 2 ayrı firmaya 4 farklı üründe idari para cezası uygulanmıştır. Vatandaşlarımız şikayetlerini ALO 175 Tüketici Hattı ile Haksız Fiyat Artışı (HFA) ve E-Devlet üzerinden iletebilirler. Ekiplerimiz tarafından ilgili işletmelere denetimlerimiz yapılacaktır."

Şanlıurfa

Şanlıurfa Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yeni eğitim öğretim yılı dolayısıyla öğrencilerin sağlığı ve güvenliği ile tüketicilerin menfaatlerini korumak amacıyla kırtasiyelerde denetim yaptı.

Kent merkezindeki kırtasiyeleri dolaşan ekipler, satışı yapılan ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu inceledi.

Şanlıurfa Ticaret İl Müdürü İbrahim Akbaş, gazetecilere, toplumun menfaatlerini korumak için denetim yaptıklarını vurgulayarak, "Başta ürünlerin etiket ve kasa fiyatlarını kontrol ediyoruz. İş yeri çalışanlarını mevzuat konusunda bilgilendiriyoruz. Vatandaşlarımızın genel menfaati için denetimlerimizi aralıksız sürdürüyoruz." dedi.

Diyarbakır

Merkez Kayapınar ilçesindeki bir kırtasiyede inceleme yapan ekipler, ürünlerin fiyat etiketi ile raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı.

Denetimlere katılan Ticaret İl Müdürü Zafer Atik, geçen aydan itibaren yoğun bir şekilde denetim yaptıklarını belirterek, "Amacımız tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerini korumak. Kırtasiyelerde yaptığımız denetimlerde yaklaşık 204 esnafımıza ziyaret gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerde 4 bin 357 ürünü kontrol ettik." dedi.

Atik, denetimleri sadece kırtasiye ürünlerine yönelik yapmadıklarını, aynı zamanda perakende satışa sunulan bütün ürün gruplarında gerçekleştirdiklerini belirterek, bu yılın başından itibaren 4 bin 151 firmada 76 bin 532 ürünü kontrol ettiklerini kaydetti.

Yapılan denetimlere ilişkin bilgi veren Atik, şu ifadeleri kullandı:

"Kural ihlali yapıldığını tespit ettiğimiz ürünlerle ilgili 8 milyon 128 bin 758 lira idari yaptırım kararımız oldu. Ticaret İl Müdürlüğü olarak hem esnafımıza rehberlik etmeye hem de tüketicilerimizin ekonomik menfaatlerini korumaya devam edeceğiz."

Sakarya

Adapazarı ilçesindeki kitapçılar çarşısındaki dükkanları denetleyen ekipler, ürünlerde fiyat etiketi olup olmadığını kontrol etti.

Ekipler, boya, silgi ve oyuncak türü kırtasiye ürünlerinde raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı.

Ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu da inceleyen ekipler, iş yeri yetkililerini bilgilendirdi.

Kocaeli

Kocaeli Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, kentte başta zincir marketler ve kırtasiyeler olmak üzere perakende ürün satışı yapan işletmeleri denetledi.

İzmit ilçesinde bir kırtasiyede denetim gerçekleştiren ekipler, çanta, kıyafet ve kırtasiye malzemeleri başta olmak üzere okul ürünlerini sağlık ve etiket açısından inceledi.

Kocaeli Ticaret İl Müdür Vekili Yücel Ekmekçi, AA muhabirine, fiyat etiketlerinin kapsam ve biçim açısından okunabilir, düzgün ve anlaşılır olması, tüketiciyi aldatıcı veya yanıltıcı bilgiler içermemesi gerektiğini belirterek, etiketlerde ürünün üretim yeri ile Türkiye'de üretilen mallarda bakanlıkça tescil ve ilan edilen "Yerli Üretim" logosunun bulunmasının zorunlu olduğunu bildirdi.

Ekmekçi, fiyat etiketlerinde ürünün özellikleri ile KDV dahil satış fiyatının yanı sıra birim satış fiyatı ve birim satış fiyatının uygulanmaya başlandığı tarihin de yer alması gerektiğini ifade etti.

Konuya ilişkin gerekli incelemeleri yaptıklarını, Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nin 5. maddesinde belirtilen aykırılıkların tespit edilmesi halinde tutanak düzenleyerek gerekli işlemleri uyguladıklarını anlatan Ekmekçi, "İşletmelerimizde kasada fiyat farkının mevcut olması durumunda, tüketicinin lehine olan fiyat üzerinden satışın gerçekleştirilmesi daha makul olur. Aksi durumda bununla ilgili idari işlem müdürlüğümüz tarafından uygulanmaktadır." dedi.

Ekmekçi, Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında Kocaeli'de 2026 yılında toplam 8 bin 383 firmada 80 bin 961 ürünün incelendiğini, 1679 firmada 4 bin 273 üründe aykırılık tespit edilerek gerekli idari işlemlerin uygulandığını bildirdi.

Temel amaçlarının velilerin, öğrencilerin ve tüketicilerin ekonomik menfaatlerini korumak olduğunu vurgulayan Ekmekçi, söz konusu denetimlerin, aynı zamanda adil ve şeffaf bir rekabet ortamının oluşmasına katkı sağlamak amacıyla devam ettiğini kaydetti.

Trabzon

Ortahisar ilçesindeki kırtasiyeleri denetleyen ekipler, ürünlerin güvenlik standartlarına uygunluğunu inceledi, iş yeri yetkililerini bu konuda bilgilendirdi.

Trabzon Ticaret İl Müdür Vekili Hakan Bayrak, yaptığı açıklamada, amaçlarının tüketicilerin herhangi bir usulsüz uygulamaya maruz kalmadan alışveriş yapmalarını sağlamak olduğunu söyledi.

Denetimlerde herhangi bir aykırılık tespit edilmesi durumunda ise ilgili firmaya gerekli uyarıları yaparak idari yaptırım sürecini başlattıklarını dile getiren Bayrak, şunları kaydetti:

“Bu zamana kadar 190 firma ve 21 bin 916 adet ürün denetledik. Toplamda 63 bin 568 lira idari para cezası kararı uygulandı. Ayrıca tüketicilerimiz, alışveriş süreçlerinde karşılaştıkları aykırılıkları şikayet etmek veya akıllarına takılan soruları sormak için illerimizdeki Ticaret İl Müdürlüklerimize başvurabilir ya da 'ALO 175 Tüketici Hattı' üzerinden bizlere ulaşabilirler.”

Ordu

Ordu'nun Altınordu ilçesindeki kırtasiyeleri denetleyen ekipler, ürünlerde fiyat etiketlerini kontrol ederek, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırdı.

Denetimlere katılan Ticaret İl Müdürü Şenel Çakır, yaptığı açıklamada, denetimlerde fiyat etiketi, kasa ve raf fiyat uyumu ile haksız fiyat artışına yönelik incelemeler yapıldığını dile getirdi.

Ticaret İl Müdürlüğünün yıl içerisinde kentte yaptığı denetimlere değinen Çakır, "1080 firmada denetim gerçekleştirilmiş, 91 bin 771 ürün denetlenmiş, 115 firmada 252 aykırılık tespit edilmiştir. Aykırılık tespit edilen ürünler için yaklaşık 1 milyon lira idari para cezası uygulanmıştır." bilgisini paylaştı.

Kaynak: AA

Hürmüz gerilimi petrolü yukarı itti: Brent 97,82 dolara yükseldi, İstanbul'da benzin 76,92 motorin 88,89 TL

Brent petrolün kasım vadeli varili haftanın ilk işlem saatlerinde yüzde 1,6 artışla 97,82 dolara, WTI 92,80 dolara yükseldi. ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'ndaki arz riski fiyatı yukarı taşırken OPEC+ üyesi 7 ülke ekimde üretimi artırmama kararı aldı. İstanbul'da benzin 76,92, motorin 88,89, LPG 34,99 TL.

Dar ve orta gelirliye sosyal konut desteği: Yatırımlar yüzde 150 artacak, kiralık konut modeli yaygınlaşacak

Dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştıracak yeni dönem başlıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal konut yatırımlarının yüzde 150 artırılacağını açıklarken, kiralık sosyal konut uygulamasının da yaygınlaştırılacağını duyurdu. İstanbul'daki 15 bin kiralık sosyal konutta ise ilk teslimlerin eylül ayında başlaması bekleniyor.

OVP sonrası hesaplar sil baştan! İşte asgari ücrette yeni zam senaryoları

Orta Vadeli Program'da (OVP) yıl sonu enflasyon hedefinin açıklanmasının ardından 2027 yılında uygulanacak asgari ücret için zam beklentileri yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Enflasyon maaş artışlarını belirleyen en kritik ekonomik gösterge. Sadece emekli memur maaşlarını değil, aynı zamanda asgari ücret zammı için de önemli bir referans. Peki, yıl sonu enflasyon tahminlerine göre, 2027 Ocak asgari ücret zammı ne kadar olabilir? İşte tahminler….

Ocak ayındaki mevcut tablo ve raporlar
Ocak ayında gerçekleştirilen son artışla birlikte net asgari ücret yüzde 27 zamlanarak 28.075,50 liraya, brüt asgari ücret ise 33.030 liraya yükselmişti. Bu dönemde işverene toplam maliyet 40.874,63 TL olarak hesaplanırken, işverenlere sağlanan asgari ücret desteği aylık 1.270 TL olarak uygulanmıştı. 2027 yılında geçerli olacak rakam ise her yıl olduğu gibi işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun gerçekleştireceği toplantılar sonucunda netlik kazanacak. Komisyon kararında enflasyonun yanı sıra ekonomik büyüme ve işsizlik gibi temel makroekonomik veriler de belirleyici rol oynamaya devam edecek.

OVP ve Enflasyon Raporu'ndaki beklentiler
Pazar günü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program, enerji ve emtia fiyatlarındaki arz yönlü baskılar ile başlıca ticaret ortaklarındaki zayıflamanın ekonomik tahminlere yansıdığını ortaya koydu. OVP kapsamında 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak güncellenirken, sanayi büyümesi tahmini yüzde 2,3'e geriledi ve yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28,4'e yükseltildi. Diğer yandan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan tarafından açıklanan Enflasyon Raporu'nda da yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 26'dan yüzde 28'e çıkarılırken, 2027 yılı için beklenen enflasyon oranı yüzde 21 olarak duyuruldu.

2027 Asgari ücret zam senaryoları
Açıklanan bu enflasyon tahminleri doğrultusunda ekonomistler, 2027 yılında asgari ücrete yapılacak zammın yüzde 20 ile yüzde 30 arasında şekillenmesini bekliyor.

Öngörülen bu oranlar çerçevesinde, yüzde 20 zam yapılması durumunda yeni net asgari ücretin 33.690 TL seviyesine ulaşması öngörülüyor. Zam oranının yüzde 25 olarak gerçekleşmesi halinde ise asgari ücretin yaklaşık 35.094 TL'ye yükseleceği hesaplanıyor.

Yüzde 30'luk artış senaryosunun hayata geçmesi durumunda ise mevcut 28 bin liralık taban ücretin 36.489 TL civarında şekillenmesi bekleniyor; ancak nihai oran 12 aylık enflasyon verilerinin kesinleşmesi ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun uzlaşısıyla netleşecek.

Dolar kuru bugün ne kadar? ( 7 Eylül 2026 dolar -euro fiyatları )

İSTANBUL (AA) - Dolar/TL, haftaya yatay başlamasının ardından 48,4400 seviyesinde bulunuyor.

Cuma günü yükseliş eğiliminde hareket eden dolar/TL, günü önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 48,4330'dan tamamladı.

Dolar/TL, saat 09.40 itibarıyla önceki kapanışın hemen üzerinde 48,4400 seviyesinde bulunuyor. Aynı dakikalarda avro/TL yüzde 0,1 artışla 56,3140'tan, sterlin/TL yüzde 0,1 yükselişle 65,5780'den işlem görüyor.

Dolar endeksi yüzde 0,1 düşüşle 99,1 seviyesinde bulunuyor.

Güçlü ABD istihdam verilerinin faiz beklentilerini yukarı taşıması ve Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin artması, varlık fiyatları üzerinde etkili oluyor.

Cuma günü ABD'de açıklanan verilere göre, ağustosta tarım dışı istihdamın 56 binlik beklentiye karşılık 162 bin kişi artması ve işsizlik oranının yüzde 4,1'de sabit kalması, ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında faiz artırabileceği beklentisini güçlendirdi.

Ancak tarım dışı istihdam artışının konaklama, yeme içme ve kamu alanlarında yoğunlaşması, iş gücündeki keskin yükselişin mevsimsel olabileceği yönündeki değerlendirmeleri öne çıkardı.

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek haftaki toplantısında politika faizini yüzde 58 ihtimalle 25 baz puan artırması, yüzde 42 ihtimalle ise sabit bırakması öngörülüyor.

Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki gelişmeler takip edilmeye devam ediyor. Dün, İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran gemilerine yönelik deniz ablukasına katılan ABD'ye ait bir uçak gemisi ile bir muhrip gemiyi balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı.

Ayrıca İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı'nın giriş ve çıkışını birbirine bağlayan, İran'ın kontrolündeki yeni koridorla ilgili anlaşmanın gelecek günlerde imzalanacağını duyurdu.

Söz konusu gelişmelerin ardından enerji arzına yönelik endişelerle petrol fiyatları yukarı yönlü seyrini sürdürüyor. Cuma günü yüzde 0,8 artışla 96,3 dolardan haftayı kapatan kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı, yeni haftaya da yüzde 1,1 yükselişle 97,3 dolardan başladı.

Öte yandan dün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz." dedi.

Büyümenin 2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade eden Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya ve 2029 yılında yüzde 5'e ulaşmasını öngördüklerini dile getirdi.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde büyüme verilerinin takip edileceğini belirtti.

Altın fiyatları ne kadar oldu? ( 7 Eylül 2026 altın fiyatları)

İSTANBUL (AA) - Gram altın, yeni haftaya değer kaybıyla başlamasının ardından 6 bin 840 liradan işlem görüyor.

Cuma günü ons altındaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,74 azalışla 6 bin 897 liradan tamamlamıştı.

Yeni haftaya düşüşle başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışın hemen altında 6 bin 840 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 195 liradan, cumhuriyet altını 44 bin 573 liradan satılıyor.

Altının onsu, faiz artışı tahminleri ve güçlenen dolar endeksiyle yeni haftada yüzde 0,9 değer kaybederek 4 bin 389 dolardan alıcı buluyor.

Orta Doğu'daki askeri gerilimlerin henüz tam anlamıyla sönümlenmemesi, piyasalarda savaş riskine ilişkin endişelerin canlı kalmasına neden oluyor.

Öte yandan para piyasalarındaki fiyatlamalarda, ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek haftaki toplantısında politika faizini yüzde 58 ihtimalle 25 baz puan artırması, yüzde 42 ihtimalle ise sabit bırakması öngörülüyor.

Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, politikanın kısıtlayıcı olmadığını belirtti. Hammack, "Enflasyon çok yüksek ve hedefimizin üzerinde ne kadar uzun süre kalırsa geri düşürmek o kadar zor olacak. Şu anda duyduğum şey, harekete geçme zamanının geldiği." ifadesini kullandı.

Dolar endeksi ise Fed'e ilişkin belirsizliklerle güçlü duruşunu korurken, yeni haftaya yatay seyirle 99,2 seviyesinde başladı.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde büyüme ve Almanya'da sanayi üretimi verilerinin takip edileceğini belirtti.

Küresel piyasalar haftaya karışık başladı

Geçen hafta ABD'de istihdam piyasasına ışık tutan veriler karışık sinyaller verdi. Ülkede ADP özel sektör istihdamı iş gücü piyasasında ivme kaybına işaret ederken, tarım dışı istihdamdaki belirgin yükseliş ekonominin sıcaklığını koruduğunu ortaya koydu.

Ancak tarım dışı istihdamın konaklama, yeme içme ve kamu alanlarında yoğunlaşması, iş gücündeki keskin yükselişin mevsimsel olabileceği yönündeki değerlendirmeleri öne çıkardı.

İstihdam piyasasına ilişkin verilerin birbirinden ayrışması, Fed'in politika adımlarına yönelik beklentilerin şekillenmesini zorlaştırırken, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek haftaki toplantısında politika faizini yüzde 58 ihtimalle 25 baz puan artırması, yüzde 42 ihtimalle ise sabit bırakması öngörülüyor.

ABD'de bu hafta açıklanacak enflasyon verilerinin Fed'in gelecek hafta alacağı kararlara ilişkin net mesaj vermesi bekleniyor.

Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack politikanın kısıtlayıcı olmadığını belirtti. Hammack, "Enflasyon çok yüksek ve hedefimizin üzerinde ne kadar uzun süre kalırsa geri düşürmek o kadar zor olacak. Şu anda duyduğum şey, harekete geçme zamanının geldiği." ifadelerini kullandı.

Öte yandan, sosyal medya hesabından paylaşım yapan ABD Başkanı Donald Trump, istihdam verilerinin kendisininki hariç tüm tahminleri üçe katladığını vurgulayarak, faizlerin düşürülmesi gerektiğini ifade etti.

Başka bir paylaşımında da Trump, "harika" veriler alındığında piyasaların yükselmesi gerektiğinin altını çizerek, "Ancak borsa yine düşüyor, çünkü işler iyi gittiğinde enflasyon korkusu yüzünden hemen bunu durdurmamız gerektiğine dair sahte bir gerçeklik algısı içinde yaşıyoruz. Oysa durum tam tersi olmalıydı." değerlendirmesinde bulundu.

Trump, böyle devam ederse ülkenin hak ettiği büyümeye ulaşamayacağını belirterek, büyümenin enflasyona neden olmayacağını savundu.

Analistler, Fed'in adımlarına ilişkin belirsizliklere karşın yapay zeka alanındaki iyimserliğin piyasaları desteklediğini kaydetti. Buna göre, ABD merkezli yapay zeka şirketi OpenAI, GPT-6 Astra adlı şimdiye kadarki en gelişmiş ve akıllı yapay zeka modelini duyurdu.

OpenAI'dan yapılan açıklamada, kısa süre önce sınırlı sayıda kullanıcının erişimine açılan "GPT-6 Astra"nın gelişmiş siber kapasitesi ve yüksek otonom kontrol yeteneği bulunduğu, karmaşık bilgisayar sistemlerini yönetebildiği, e-tablo doldurma ve sıfırdan internet sitesi tasarlama gibi işlemleri insan müdahalesi olmadan yürütebildiği bildirildi.

Söz konusu modelin ardından diğer yapay zeka geliştiricilerinin de yatırımlarını artıracağı beklentisi, yarı iletken sektöründe talebin artacağı öngörülerini güçlendirerek özellikle Asya tarafında teknoloji hisselerine yönelik risk iştahının canlı kalmasını sağladı.

Jeopolitik tarafta ise ABD-İran hattındaki gelişmeler takip edilmeye devam ediyor. Dün, İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran gemilerine yönelik deniz ablukasına katılan ABD'ye ait bir uçak gemisi ile bir muhrip gemiyi balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı.

Ayrıca İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Umman ile Hürmüz Boğazı'nın giriş ve çıkışının İran'ın kontrolünde olan yeni koridoruyla ilgili anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanacağını duyurdu.

- Petroldeki yükseliş yeni haftada da sürüyor

Söz konusu gelişmelerin ardından enerji arzına yönelik endişelerle petrol fiyatları yukarı yönlü seyrini sürdürüyor. Cuma günü yüzde 0,8 artışla 96,3 dolardan haftayı kapatan kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı, yeni haftaya da yüzde 1,1 yükselişle 97,3 dolardan başladı.

Geçen hafta ABD'de karışık sinyaller veren istihdam verileri ve Orta Doğu kaynaklı enflasyonist baskıların devam edeceği endişeleriyle dalgalanan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, haftayı yüzde 4,78 seviyesinde kapatmasının ardından yeni haftaya yatay seyirle yüzde 4,79'dan başladı.

Dolar endeksi ise Fed'e ilişkin belirsizliklerle güçlü duruşunu korurken, yeni haftaya yatay seyirle 99,2 seviyesinde başladı.

Altının ons fiyatı ise faiz artışı tahminleri ve güçlenen dolar endeksiyle yeni haftaya değer kaybıyla başladı. Ons altın şu sıralarda yüzde 0,8 düşüşle 4 bin 396 dolardan alıcı buluyor.

Cuma günü New York borsasında S&P 500 yüzde 0,38, Nasdaq endeksi yüzde 0,29 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,51 değer kaybetti. ABD'de endeks vadeli kontratlar ise haftaya negatif başladı. Ülkede New York borsası bugün İşçi Bayramı dolayısıyla işleme kapalı olacak.

- Avrupa'da endeks vadeli kontratlar haftaya negatif başladı

Avrupa borsaları cuma günü karışık seyrederken, gözler yeni haftada Avrupa Merkez Bankasının (ECB) alacağı para politikası kararlarında olacak.

Hafta sonu Orta Doğu'da tansiyonun düşmemesi, yüksek seyrini koruyan enerji fiyatlarının Avrupa ekonomilerini olumsuz etkileyebileceği endişelerini körükledi.

Analistler, söz konusu durumun Avrupa'da endeks vadeli kontratların haftaya negatif bir başlangıç yapmasında etkili olduğunu belirterek, hafta içinde ECB'nin faiz kararının ardından Başkan Christine Lagarde'ın yapacağı açıklamaların piyasalarda oynaklığı artırabileceğini söyledi.

Analistler, bugün Avro Bölgesi'nde açıklanacak büyüme verileri ile Almanya'daki sanayi üretimi verilerinin yatırımcıların odağında bulunduğunu belirterek, para piyasalarındaki fiyatlamalarda bankanın yıl sonuna kadar iki faiz artışına gitme ihtimalinin fiyatlanmaya devam ettiğini bildirdi.

Diğer yandan Almanya'da sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Saksonya-Anhalt'ta düzenlenen eyalet meclisi seçimlerini yüzde 43,8 oy alarak kazandı ancak tek başına iktidara gelmesi için gerekli çoğunluğu elde edemedi.

Cuma günü İngiltere'de FTSE 100 endeksi yatay seyrederken, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,28 ve Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,09 düştü. Almanya'da DAX 40 endeksi ise yüzde 0,17 yükseldi.

- Güney Kore'de hızlı yükseliş görülüyor

Asya borsalarında yapay zeka alanındaki olumlu gelişmeler risk iştahını desteklerken, Güney Kore'de Kospi endeksindeki yükseliş dikkati çekiyor. Teknoloji ve yarı iletken ağırlığı yüksek Kospi endeksinde alımlar, yapay zeka yatırımlarının artacağı beklentisiyle güçlendi.

Güney Koreli yarı iletken şirketi SK Hynix'in hisseleri yüzde 7,4, teknoloji şirketi LG Electronics hisseleri yüzde 5,1 ve Samsung Electronics hisseleri de yüzde 5 yükseldi.

Öte yandan, bugün açıklanan verilere göre Japonya'da öncü endeks 117,9 ile beklentilerin altında gerçekleşti.

Bu arada Japon yeninin dolar karşısındaki değer kaybı frenlenirken, Japonya Merkez Bankasının (BoJ) atacağı olası adımlar yatırımcıların yakın takibinde bulunuyor.

Dolar/yen paritesi yatay seyirle 156,09 seviyesinde bulunuyor. Japonya'nın rezervleri ağustosta 79,6 milyar dolar düştü. Analistler, söz konusu düşüşte yetkililerin yene destek olmak için bu varlıkları kullanmasının rezerv azalışında etkili olduğunu belirterek, verilerin aynı zamanda ekonomi yönetiminin yeniden müdahale etmesi gerekirse yeterli finansal kaynağının bulunduğuna işaret ettiğini kaydetti.

Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,9 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 4,1 yükselirken, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 ve Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 düştü.

- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz OVP'yi açıkladı

Cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,57 değer kazanarak 14.012,42 puandan tamamladı.

Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise cuma günü akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,08 yükseldi.

Öte yandan dün Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ile 2027-2029 dönemini içeren Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 olmasını bekliyoruz." dedi.

Büyümenin 2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade eden Yılmaz, büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2'ye, 2028 yılında yüzde 4,6'ya ve 2029 yılında yüzde 5'e ulaşmasını öngördüklerini dile getirdi.

Dolar/TL cuma gününü 48,4330'dan tamamlarken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 48,4390'dan işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Avro Bölgesi'nde büyüme ve Almanya'da sanayi üretimi verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 13.800 puanın destek, 14.100 ve 14.200 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

09.00 Almanya, temmuz ayı sanayi üretimi

11.30 Avro Bölgesi, eylül ayı Sentix yatırımcı güven endeksi

12.00 Avro Bölgesi, 2. çeyrek, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)

17.30 Türkiye, ağustos ayı Hazine nakit dengesi

ABD'de piyasalar kapalı olacak

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten 6 Yıllık Başarı Yolculuğu

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, “Adımızdan aldığımız güçle, bugün ve gelecekte güveni büyütmeye, daha fazla insanımızı güvenceyle buluşturmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” dedi.

Sigorta ve emeklilik sektörünün öncü kuruluşları Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, kuruluşlarının 6. yılında güçlü finansal performansları, sürdürülebilir büyüme anlayışları, müşteri odaklı yaklaşımları, yaygın hizmet ağları, sigortayı herkes için daha erişilebilir kılma hedefleri, yenilikçi ürün ve hizmetleriyle sektördeki lider konumlarını güçlendirmeye devam ediyor.

Haziran sonu itibarıyla aktif büyüklüklerinin toplamı 791,7 milyar TL’ye ulaşan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik; 2 bin 600’ü aşkın çalışanı, 4 bin 500’ü aşan acente ve brokeri, 6 bin 300’ü aşan anlaşmalı banka şubesi, sağlıkta 6 bini aşkın ve kaskoda 4 bine yakın anlaşmalı oto servisiyle Türkiye’nin dört bir yanındaki sigortalılarına hizmet sunarken, iş ortakları ve paydaşlarıyla da değer üretmeyi sürdürüyor.

6 yılda toplam 13,3 milyon müşteriye ulaşan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, hayat dışında 72,5 milyon poliçe adedi ve 432,3 milyar TL prim üretimi, BES ve OKS’de 531 milyar TL fon büyüklüğü ve 6,3 milyon sözleşme adedi, hayat branşında 88,3 milyar TL prim üretimi ve 59 milyon poliçe adediyle Türkiye ekonomisine katkı sağlarken, geniş müşteri portföyü, yaygın dağıtım ağı, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü insan kaynağıyla da milyonlara güvencesi olmaya devam ediyor.  

“BİZİM İÇİN BAŞARI, SİGORTAYI HER KESİM İÇİN ERİŞİLEBİLİR KILMAK VE SİGORTALILIĞIN YAYGINLAŞMASINA KATKI SUNMAK”

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak 6 yılda güçlü bir büyüme kaydettiklerini ve şirketlerin alanlarının lideri olduğunu belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak, “Bugün geldiğimiz noktada finansal gücümüzü ve sektörümüzdeki lider konumumuzu, daha fazla vatandaşımızı sigorta ve emeklilik güvencesiyle buluşturma sorumluluğuyla birlikte değerlendiriyoruz. Bizim için başarı sadece prim üretimini, fon büyüklüğünü ya da kârlılığımızı artırmak değil, sigortayı toplumun her kesimi için erişilebilir kılmak ve ülkemizde sigortalılığın yaygınlaşmasına katkı sunmaktır.” dedi.

Taha Çakmak, enflasyonla mücadele sürecinde şirketlerinin güçlü finansal performanslarını bu yılın ilk yarısında da sürdürdüklerini ifade ederek, şunları kaydetti: “Türkiye Sigorta olarak prim üretimimizi yüzde 30 artışla 94,2 milyar TL’ye yükseltirken, Türkiye Hayat Emeklilik olarak hayat branşında yüzde 52 artışla 23,4 milyar TL’ye, BES ve OKS’de 5 milyon katılımcımızla 531 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşarak lider konumumuzu güçlendirdik. Sağlıkta milyonların güvencesi olurken, bireysel emeklilikte en yüksek BES fon getirisiyle katılımcılarımızın birikimlerine değer katmayı sürdürdük. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’te toplam kârlılığımızı 6 yılda 17 kat artırdık. İki şirketimizin toplam net kârı bu yılın ilk yarısında yüzde 48 artışla 24,5 milyar TL’ye ulaştı. Enflasyonla mücadele ve herkes için sigorta vizyonumuz doğrultusunda, kasko ve tamamlayıcı sağlık ürün gruplarımızda fiyat artışına gitmeden büyümemizi sürdürdük. 2026’nın ilk yarısında sigorta enflasyonunun üzerinde reel büyüme kaydederken, bu büyümeyi teknik kârlılıkla destekledik. Yatırım portföyümüzü çeşitlendiren ve sigorta erişilebilirliğini artıran hedeflerimizi başarıyla gerçekleştirdik. Finansal büyümemizin yanı sıra sigortalılarımızın ihtiyaç duydukları anda yanlarında olmayı en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla 6 yılda 16 milyon hasar dosyasını değerlendirerek toplam 145 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirdik. Bu performansın temelinde etkin risk yönetimimiz, mali disiplinimiz, dengeli fiyatlama yaklaşımımız ve sürdürülebilir büyüme stratejimiz yer alıyor. Başarımızı sadece finansal göstergelerle sınırlı tutmadık. Kuruluşumuzdan bu yana ulusal ve uluslararası platformlarda toplam 182 ödüle layık görüldük. Brand Finance’ın en değerli markalar listesinde 5 yıl üst üste yer aldık, dijitalleşme vizyonumuz doğrultusunda yenilediğimiz mobil uygulamamızla 9,5 milyon kullanıcıya ulaştık.”

Türkiye’nin geleceğine katkı sunmayı en önemli önceliklerinden biri olarak gördüklerinin önemine vurgu yapan Taha Çakmak, “Türkiye adını taşımanın gururu ve sorumluluğuyla milyonlarca vatandaşımızın yanı sıra köprülerden barajlara, uydulardan sondaj gemilerine, uçaklardan enerji santrallerine kadar ülkemizin stratejik değerlerine de güvence sunuyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarını güvence altına alarak sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlarken, spordan çevreye, eğitimden toplumsal dayanışmaya uzanan çalışmalarımızla ülkemiz için değer üretmeye devam ediyoruz. Her yıl olduğu gibi 6. yıl dönümümüzde de Yeşil Vatan’a katkı sunmak amacıyla çalışanlarımız ve acentelerimiz adına toplamda 10 bin adet fidan bağışında bulunarak Çanakkale’de Türkiye Sigorta Hatıra Ormanı oluşturduk.”

Önümüzdeki dönemde de farklı gelir gruplarının ve müşteri segmentlerinin ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ürün ve hizmetler geliştirerek sigorta ve emekliliğin daha geniş kitlelere ulaşması için çalışmayı sürdüreceklerini belirten Çakmak, “Adımızdan aldığımız güçle, güveni büyütmeye, daha fazla insanımızı güvenceyle buluşturmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” dedi.

Yıldız Holding’de Üst Düzey Atama

Yıldız Holding’de, İç Denetim Lideri (Chief Audit Officer) görevine Özge Aşcıoğlu atandı. Aşcıoğlu, yeni görevinde Holding'in iç denetim faaliyetlerine teknoloji ve veri odaklı bir yaklaşımla liderlik edecek. Bu kapsamda kurumsal yönetişim yapısının güçlendirilmesi ve iç denetim süreçlerinin etkinliğinin geliştirilmesiyle organizasyona sağlanan katma değerin daha da artırılmasına katkı sağlayacak.

İç denetim, risk yönetimi, uyum ve kurumsal yönetişim alanlarında yaklaşık 30 yıllık uluslararası deneyime sahip Özge Aşcıoğlu,  Yapı Kredi, Citibank, Rabobank, Enerjisa ve Avea şirketleri başta olmak üzere bankacılık, telekomünikasyon, enerji ve üretim sektörlerinde üst düzey liderlik görevlerini üstlendi. Yıldız Holding’e katılmadan önce, Hollanda merkezli TCC Dutch Holdings BV'de İç Denetim Lideri olarak görev yapan Aşcıoğlu, iç denetim, risk yönetimi, uyum, iç kontrol ve yatırım inceleme fonksiyonlarına liderlik etti. Global İcra Kurulu ve Etik Komitesi üyeliği görevlerini de yürüttü.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Aşcıoğlu, yüksek lisansını Gazi Üniversitesi Uluslararası Ekonomi bölümünde tamamlamıştır. Harvard Business School'da liderlik ve kurumsal yönetim programlarına katılan Aşcıoğlu, iç denetim ve risk yönetimi alanlarında çok sayıda profesyonel sertifikaya sahiptir. Aşcıoğlu, aynı zamanda iç denetim alanında uluslararası yayınlara katkıda bulunmakta ve çeşitli meslek kuruluşlarında da aktif görevler üstlenmektedir. 

İran'da ekonomik kriz kapıda: Hürmüz'deki etkisini kaybediyor!

Dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini aksatma girişimleri, beklenenin aksine küresel bir ekonomik krize yol açmadı.

Piyasaların alternatif arz akışlarına hızla uyum sağlaması, İran'ın boğaz üzerindeki stratejik baskı gücünü eritti. Analist Arash Azizi'ye göre, ABD'nin uyguladığı deniz ablukası İran ekonomisini ve Hürmüz'deki manevra alanını doğrudan ve ağır bir şekilde kısıtlıyor.

İran'ın Hürmüz'deki etkisi azalıyor: Ülkede ekonomik kriz derinleşiyor

İÇ PAZARDA KITLIK VE PROTESTO RİSKİ

Yaptırımların dövize ve küresel finans ağlarına erişimi tamamen kapatması, İran halkı üzerinde doğrudan bir baskı oluşturuyor. Yakıt ve buğday başta olmak üzere temel ithal ürünlerde yaşanan tedarik sıkıntıları, artan enflasyonla birleşerek yönetim tarafında ciddi bir toplumsal patlama endişesi yaratmış durumda.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent stratejinin rejimi çöküşe götüreceğini savunurken, bölgesel yetkililer yönetim içi çatlamalara dikkat çekiyor.

MÜZAKERE MASASINDAKİ YENİ FORMÜL

Ekonomik baskıya rağmen yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıklarına erişim taleplerinden vazgeçmeyen Tahran ile arabulucular arasında mekik diplomasisi sürüyor.

Eski ABD müzakerecisi Dennis Ross, İran'ın boğazdan dikte ettiği "geçiş ücreti" ısrarından vazgeçip meşru seyir ve çevre güvenlik hizmetleri adı altında bir bedele razı olmasının krizde yeni bir anlaşma zemini yaratabileceğini öngörüyor.

Alman bilimciden itiraf: Ülke ekonomik krizle karşı karşıya!

Alman siyaset bilimci Werner Josef Patzelt haber portalı RRN’ye konuştu. Parzelt, Almanya hükümetini mevcut göç politikaları üzerinden eleştirdi.

Göç politikasının güvenlikten yoksun olduğunu vurgulayan Alman siyaset bilimci, yıllar önce yapılan kontrolsüz göç uyarılarının “aşırı sağcı” olarak damgalandığını hatırlattı.

‘YÖNETİCİLER KORKUYOR’

Parzelt göçmenlerle ilgili teknik çözümlerin bir kimlik politikasına dönüştüğünü söyledi. Almanya’da hükümetin hatalarını kabul etmesinin siyasi itibar kaybı korkusuyla yapmadığını belirten Alman siyaset bilimci, “AfD’nin pozisyonuna yaklaşmamak adına politika değişikliği çok küçük adımlarla yapılabiliyor. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) de aynı siyasi korkulara sahip ve gerekli adımları atmıyor. ifadelerini kullandı.

‘ENERJİ KRİZİ YAŞIYORUZ’

Parzelt, göç sorununun yanında sanayisizleşme tehlikesine de dikkat çekti. Ülkede enerji dönüşümünün olduğunu belirten Alman siyaset bilimci, bunun 1970'lerde siyasallaşan bir neslin projesi olduğunu söyledi.

Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlar sonrası ucuz gaz akışının kesildiğini söyleyen Parzelt, bu durumun ülkeyi acı verici bir ekonomik krize ve sanayisizleşme sürecine soktuğunu ifade etti.

Alman devi Volkswagen'de tarihi dönüşüm

Volkswagen, Osnabrück tesisinin satışına ilişkin temel şartlarda anlaşmaya varıldığını açıkladı. Tesisin savunma ve güvenlik alanında geliştirilmesi için Aşağı Saksonya hükümeti ve Aurelius Capital ile anlaşma yapıldığı belirtildi.

Aurelius ile Aşağı Saksonya hükümetinin Rafael Advanced Defense Systems ile iş birliği yapmayı planladığı aktarıldı.

Anlaşmaların tesisin ve istihdamın büyük bölümünün korunmasını amaçladığı ifade edildi. Tarafların tesiste hava savunması alanında ilk ana projeyi hayata geçirmeyi planladığı kaydedildi.

İş birliğinin, yeni bir şirket çatısı altında gelecekteki projelerin önünü açmayı amaçladığı bildirildi. Volkswagen CEO'su Oliver Blume, anlaşmanın tesis için "yeni bir endüstriyel geleceğin" önünü açtığını söyledi.

Aurelius'un tesisin çoğunluk sahibi olacağı belirtilirken Volkswagen, planlanan satışın finansal detaylarını açıklamadı. Gelecekteki sorumluluklar ve yapıya ilişkin ayrıntıların gerekli onayların ardından açıklanacağı aktarıldı.

Dünya krize hazırlanıyor: Merkez bankaları altınlarını taşıyor!

Altın artık yalnızca ne kadar tutulduğu ile değil, nerede tutulduğu ile de küresel finans gündeminin merkezinde.

Hollanda Merkez Bankası’nın ABD ve Kanada’daki kasalardan yaklaşık 86 ton altını Londra’ya taşıması, rezervlerin coğrafi dağılımının önemine dikkat çekti.

Gerekçesi ‘artan jeopolitik huzursuzluk” ve krizlere hazırlık’ olarak açıklanan Hollanda’nın bu hareketi tek başına değerlendirildiğinde bir saklama değişikliği gibi görünebilir. Ancak son yıllardaki tablo daha geniş bir eğilime işaret ediyor.

Merkez Bankası'nın altın satışı 57.3 tona ulaştı - Ekonomim

Fransa, New York’ta bulunan son 129 ton altınını elinden çıkararak Avrupa’da LBMA standartlarına uygun altın satın aldı. Banque de France, bu işlemin lojistik açıdan daha hızlı ve düşük riskli olduğunu belirtti.

Almanya 2013-2017 döneminde New York ve Paris’ten toplam 674 ton altını Frankfurt’a taşıdı. Transferin ardından rezervlerin yüzde 50,6’sı Frankfurt’ta, yüzde 36,6’sı New York’ta, yüzde 12,8’i ise Londra’da tutulmaya başlandı.

Hindistan 2 yıl önce İngiltere’den kendi kasalarına 100 tonun üzerinde altın taşıdı.

Polonya 2019’da İngiltere Merkez Bankası’ndan yaklaşık 100 ton altını ülkesine getirdi.

Türkiye: 2017-2018 döneminde altının bir bölümünü yurtiçine taşıdı, Türkiye altın rezervlerinin önemli bölümünü Borsa İstanbul nezdinde, yani yurtiçinde tutuyor. TCMB, rezervlerin bir bölümünü de Londra’da bulunduruyor.

Altın göçü hızlanıyor! - Resim : 1

LONDRA YENİ ADRES OLARAK ÖNEM KAZANIYOR

Ancak altının eve dönüşü, New York ve Londra gibi merkezlerin terk edildiği anlamına gelmiyor.

Londra, dünyanın en büyük fiziki altın ticaret merkezi. İngiltere Merkez Bankası’nın kasalarında yaklaşık 400 bin külçe bulunuyor. Altın burada kasadan çıkarılmadan, hesaplar üzerinden el değiştirebiliyor. Bu özellik, özellikle kriz dönemlerinde altının hızlı biçimde nakde veya başka bir varlığa dönüştürülmesini kolaylaştırıyor.

KIYMETLİ METAL, NEDEN ÜLKESİNE GERİ GELİYOR?

Rusya yaptırımları: Rusya'nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervinin 2022'de dondurulması, yabancı ülkelerde tutulan rezervlerin siyasi kararlarla erişilemez hâle gelebileceği endişesini artırdı.

Trump faktörü: ABD yönetimiyle yaşanan ticaret ve siyasi gerilimler, Washington'ın finansal sistem üzerindeki etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.

Paranın kontrolü: Fiziki altının ülke sınırları içinde tutulması, merkez bankalarına rezerv üzerinde daha doğrudan kontrol sağlıyor.

Kriz hazırlığı: Altının kriz anında hızlı kullanılabilmesi için yalnızca güvenli olması değil, erişilebilir olması da önem taşıyor.

Çeşitlendirme: Merkez bankaları tüm altını tek bir ülkede tutmak yerine yurtiçi kasalar, Londra ve diğer finans merkezleri arasında dağıtarak saklama riskini azaltıyor.

De-dolarizasyon: Merkez bankalarının altına yönelik ilgisi, doların küresel rezervlerdeki ağırlığının geleceğine ilişkin kaygılarla da birleşiyor. Dünya Altın Konseyi araştırmasında merkez bankalarının yüzde 73'ü, önümüzdeki beş yılda küresel rezervlerde dolar payının azalacağını öngörüyor.

TCMB ocakta en çok altın alan merkez bankası oldu - Son Dakika Ekonomi  Haberleri | Cumhuriyet

HOLLANDA İKİ FARKLI YÖNTEMLE TAŞIDI

Hollanda Merkez Bankası New York'ta yaklaşık 59 ton altın sattı ve Londra'da aynı miktarda altın satın aldı. Ayrıca Kuzey Amerika'dan Hollanda'ya 27 tondan fazla altın fiziksel olarak taşıdı. Daha sonra benzer miktarda uluslararası ticareti yapılabilen altın Hollanda'dan Londra'ya transfer edildi. Bu, Hollanda'nın 86 tonun tamamını Atlantik Okyanusu üzerinden taşımak zorunda kalmadığı, bunun yerine altın satışları ve fiziki transferlerin bir karışımını kullandığı anlamına geliyor.

HSBC'den altın yatırımcılarına mesaj: Dip seviyeler geride kalmış olabilir

HSBC, 2026 yılının son çeyreğine ilişkin yatırım değerlendirme raporunu yayımladı. Piyasalardaki belirsizlik ve risklerin sürdüğü ortamda portföy çeşitlendirmesinin önemine dikkat çeken banka, "Altında dip görülmüş olabilir." değerlendirmesinde bulundu.

Hisse senedi piyasalarındaki riskleri dengelemek amacıyla kaliteli tahvillerin yanı sıra temettü hisseleri ve altyapı yatırımlarına odaklanıldığını belirten HSBC yetkilileri, "Altın ve alternatif varlıklara portföylerde yer veriyoruz." dedi.

"ALTIN PORTFÖYLERDE KORUYUCU İŞLEV GÖRMEYE DEVAM EDECEK"

Değerli metalin özellikle jeopolitik risklere karşı portföylerde koruyucu bir işlev görmeye devam edebileceğini anlatan banka analistleri, merkez bankalarının altın alımlarının da bu görünümü destekleyen önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı. 

Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin devam etmesinin altının güvenli liman özelliğini yeniden öne çıkardığına işaret eden raporda, "Merkez bankalarının devam eden altın talebiyle birlikte jeopolitik belirsizlikler, altın fiyatlarında aşağı yönlü risklerin sınırlanmasına yardımcı olabilir." ifadeleri kullanıldı.

PORTFÖY ÇEŞİTLENDİRMESİNDE ALTIN ÖNE ÇIKIYOR

HSBC'nin yayımladığı değerlendirmeye göre altın, altyapı ve alternatif varlıklar, geleneksel hisse senetleri ve tahvillerden farklı performans gösterebilmeleri nedeniyle yatırımcıların portföy riskini çeşitlendirmesine katkı sağlıyor. 

Özellikle piyasa belirsizliğinin yüksek olduğu dönemlerde farklı varlık sınıflarının bir arada kullanılmasının portföylerin dayanıklılığını artırabileceğini belirten banka, "Değerli metalin portföylerdeki koruyucu rolü sürecektir." açıklamasını yaptı. Son dönemdeki dalgalanmalara rağmen altında yeni bir yükseliş alanının oluşabileceği beklentisi rapora yansıdı.

💾

<p>Cuma günü ons altındaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,74 azalışla 6 bin 897 liradan tamamlamıştı.</p>

<p>Yeni haftaya düşüşle başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışın hemen altında 6 bin 840 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 195 liradan, cumhuriyet altını 44 bin 573 liradan satılıyor.</p>

<p>Altının onsu, faiz artışı tahminleri ve güçlenen dolar endeksiyle yeni haftada yüzde 0,9 değer kaybederek 4 bin 389 dolardan alıcı buluyor.</p>

Uber 2 ülkeden çekildi: 12 yıllık faaliyet sona erdi

Türkiye’de de faaliyet gösteren ABD merkezli araç çağırma uygulaması Uber, 2 Eylül itibarıyla Nijerya ve Uganda'daki faaliyetlerini sonlandırdı. Şirketin bu kararı, Nijerya'da 2014'ten bu yana 12 yıl süren, Uganda'da ise Haziran 2016'dan bu yana devam eden faaliyetlerin sona ermesi anlamına geldi.

Şirket sözcüsü, kararın yalnızca bu iki pazarı kapsadığını ve Afrika'nın diğer ülkelerindeki faaliyetleri etkilemediğini belirtti.

Sözcü ayrıca kararın Uber'in Afrika kıtasından daha geniş çaplı bir çekilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.

Uber'in Mısır, Gana, Kenya ve Güney Afrika'daki faaliyetlerini sürdürdüğü aktarıldı. Şirketin Nijerya'dan çekilme kararının herhangi bir siyasi baskıyla bağlantılı olduğu iddiasını da reddettiği belirtildi.

KÜRESEL DÖNÜŞÜM KAPSAMINDA YEREL KARAR

Çekilme kararı, Uber'in küresel çapta yeniden yapılanma süreciyle aynı döneme denk geldi. Fortune dergisinin aktardığına göre şirket, 3 bin 300 çalışanının işine son vereceğini açıkladı. Bu sayının şirketin toplam iş gücünün yüzde 10'una karşılık geldiği ve bunun Uber'in 2020'den bu yana gerçekleştirdiği en büyük işten çıkarma operasyonu olduğu belirtildi.

Fortune, Uber Üst Yöneticisi'nin (CEO) bu adımı çalışanların performansıyla değil, şirketin organizasyon yapısı ve önceliklerinin yeniden düzenlenmesiyle ilişkilendirdiğini aktardı. Uber'in otonom araçlara yönelik yatırımlarını genişletmek amacıyla 10 milyar dolar kaynak ayırmasının beklendiği ifade edildi.

İŞLETME MALİYETLERİ YÜKSELDİ

Africa News ise Nijerya ve Uganda'daki zorlukların sürücüler açısından yakıt ve işletme maliyetlerinin yükselmesinden kaynaklandığını belirtti. Nijerya'nın 2023'te benzin sübvansiyonlarını kaldırmasının ardından ulaşım ve yaşam maliyetlerinin yükseldiği, ayrıca platformların sürücülerden aldığı komisyon oranları konusunda anlaşmazlıklar yaşandığı ve bu anlaşmazlıkların sürücü protestolarına yol açtığı aktarıldı.

Nijerya'daki Olabisi Onabanjo Üniversitesi Ekonomi Profesörü Onabanjo Şerifuddin Tella, Nigerian Guardian gazetesine yaptığı değerlendirmede, Uber'in ülkeden çekilmesinin istihdamı etkileyeceğini ancak etkinin büyük olmayacağını belirtti.

Tella, sürücülerin başka platformlara geçeceğini ve çekilmenin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını ifade etti.

Nigerian Guardian, Nijerya'daki uygulama üzerinden ulaşım pazarının 2025'te yaklaşık 450 milyon dolar büyüklüğünde olduğunu ve 2032'ye kadar yaklaşık 1 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini aktardı.

ABD’de 40 trilyon dolarlık borç FED’in faiz kararını değiştirebilir mi?

Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, 16 Eylül’deki FED toplantısı öncesinde piyasa beklentilerinin belirgin şekilde ayrıştığını belirterek, mevcut koşullar altında FED’in faiz artırma ihtimalini piyasa fiyatlamasına kıyasla daha düşük gördüğünü söyledi.

PİYASA FED KARARINDA İKİYE BÖLÜNDÜ

FED toplantısına yaklaşık iki hafta kala piyasanın faiz kararı konusunda net bir beklenti oluşturamadığına dikkat çeken Kuru, faiz artışı ihtimalinin yüzde 60, pas geçme ihtimalinin ise yüzde 40 seviyesinde fiyatlandığını belirtti.

Son tarım dışı istihdam verisinin beklentilerden güçlü gelmesinin ardından faiz artışı beklentisinin yükseldiğini ifade eden Kuru, FED’in alacağı karar ne olursa olsun piyasalarda volatilitenin artacağını söyledi.

Altın ve petrol fiyatları ne kadar oldu? İşte rakamlar...Altın ve petrol fiyatları ne kadar oldu? İşte rakamlar...

“FAİZ KARARI SADECE ENFLASYON DEĞİL”

FED’in kararını yalnızca enflasyon ve istihdam verileri üzerinden değerlendirmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Kuru, ABD ekonomisinin yaklaşık 40 trilyon dolara ulaşan borç yükü, İran kaynaklı riskler, Çin ile rekabet ve yaklaşan seçim sürecinin para politikası üzerinde belirleyici olabileceğine dikkat çekti.

Kuru, “Faiz kararını hiçbir ülke için sadece enflasyon ve işsizlik üzerinden değerlendiremeyiz” diyerek, daha geniş ekonomik ve siyasi çerçevenin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Altın yatırımcısı dikkat! Fiyatlarda yeni hafta alarmı: Gözler Fed kararındaAltın yatırımcısı dikkat! Fiyatlarda yeni hafta alarmı: Gözler Fed kararında

“FAİZ ARTIRIMI İHTİMALİNİ ZAYIF GÖRÜYORUM”

Makroekonomik göstergelerin faiz artışını destekleyebileceğini ancak siyasi ve ekonomik dinamiklerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Kuru, piyasanın yüzde 60’lık faiz artışı beklentisine rağmen FED’in faiz artırma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledi.

💾

<p>Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, piyasanın yüzde 60’lık faiz artışı beklentisine karşın, ABD’nin borç yükü ve siyasi dinamikler nedeniyle FED’in faiz artırma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledi.</p>

OVP’de 2027 için kritik soru: Büyüme mi, dezenflasyon mu?

Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yılına ilişkin önemli ipuçları verdiğini belirterek, 2027 yılı hedeflerinin mevcut ekonomik görünümle birlikte değerlendirildiğinde revizyona açık olduğunu söyledi.

Kuru, geçen yılki OVP’de 2026 için yüzde 3,8 büyüme ve yüzde 16 enflasyon hedeflendiğini hatırlatarak, bu iki hedefin aynı anda gerçekleşmesinin zor olduğunu ve nitekim beklentilerin piyasa gerçeklerine göre güncellendiğini ifade etti.

OVP açıklandı: İşte Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası!OVP açıklandı: İşte Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası!

2027 HEDEFLERİ İDDİALI

2027 için yüzde 4,2 büyüme ve yüzde 21 enflasyon hedeflendiğine dikkat çeken Kuru, “Hem büyümeyi vites artırıp hem de enflasyonu yaklaşık 10 puan aşağı çekmek zor” değerlendirmesinde bulundu.

Kuru, bu iki göstergenin hedeflerin arasında bir noktada gerçekleşmesini beklediklerini belirterek, 2027’de bütçe harcamalarına ilişkin bazı göstergelerin “harcama musluklarının açılabileceği” mesajı verdiğini söyledi. Bu durumun seçim takvimine ilişkin bir ipucu olarak da izlenebileceğini kaydetti.

Bakan Şimşek: Kamuda tasarruf başarılı olduBakan Şimşek: Kamuda tasarruf başarılı oldu

KURDA 2027 İÇİN 56 LİRA İPUCU

OVP’de doğrudan kur tahmini bulunmadığını ancak milli gelir hesaplamalarından hareketle bir kur projeksiyonu çıkarılabildiğini belirten Kuru, 2027 için ortalama kurun yaklaşık 56 TL’ye işaret ettiğini söyledi.

Kuru’ya göre bu varsayım, kurun 2027 boyunca kademeli şekilde yükselmesi ve yıl sonunda 60 TL’nin biraz üzerinde şekillenmesi anlamına geliyor.

Enflasyon tahminine 'Savaş' etkisi: Fatih Karahan açıkladı!Enflasyon tahminine "Savaş" etkisi: Fatih Karahan açıkladı!

ERKEN FAİZ İNDİRİMİ MESAJI YOK

Ekonomi politikasında sıkı duruşun devam edeceğini vurgulayan Kuru, OVP’den erken faiz indirimine yönelik bir mesaj almadıklarını belirtti. Türk lirasının reel olarak değerlenme sürecinin de devam edeceğini söyleyen Kuru, ücret politikalarında da 2027 için gevşemeye ilişkin belirgin bir işaret görmediklerini ifade etti.

Kuru, özellikle 2027 enflasyon ve faiz hedeflerinin piyasa açısından iddialı olduğunu ancak OVP’nin ekonomi politikalarına ilişkin önemli bir çerçeve sunduğunu kaydetti.

Cevdet Yılmaz'dan erken seçim açıklamasıCevdet Yılmaz'dan erken seçim açıklaması

💾

<p><em><strong>Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, </strong></em>Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yılına ilişkin önemli ipuçları verdiğini belirterek, 2027 yılı hedeflerinin mevcut ekonomik görünümle birlikte değerlendirildiğinde revizyona açık olduğunu söyledi.</p>

OVP 2027-2029: Hedefler, riskler ve ekonominin yol haritası

Haber 7 yazarı DR. AHMET YARIZ'ın yazısı için tıklayınız...

Orta vadeli Program (OVP); 2027-2029 döneminde ekonomi yönetiminin izleyeceği makro politikaları ve hedeflenen temel ekonomik büyüklükleri içeren politika dokümanıdır.

OVP esas itibariyle;
1)Makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirme,
2)Mali disiplini sürdürme ve
3)Orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesis edilmesi hedeflerine odaklanmıştır.

OVP’de yer alan makro ekonomik hedefler ve değerlendirmelerimiz aşağıdadır:

BÜYÜME

2025 Yılında GSYH 1,6 trilyon USD ve büyüme %3,7’dir. GSYH’nin 2026 yılında 1,8 trilyon USD civarında olacağı tahmin edilmekte ve 2027 yılında 2 trilyon USD’ye yaklaşması hedeflenmektedir. Büyüme 2026 yılında %3,3 seviyelerinde tahmin edilirken sonraki yıllar için %4,2 ile %5 aralığı hedeflenmiştir.

OVP hedeflerinde global gelişmeler ve enflasyonda düşüş hedefi dikkate alınarak 2027-2029 dönemi için geçmiş dönem ortalaması olan %5,1’in altında belirlenmiştir. Enflasyonun düşürülmesi, nispeten düşük ve kontrollü büyüme hedefinde belirleyicidir. 2027 yılından itibaren seçim dönemine yönelik uygulamaların devreye alınması ve büyümenin hedeflerin üzerinde olması beklenmektedir.

Büyüme ve GSYH hedeflerine ulaşılması, döviz kurunda istikrara, yurt içinde ve dışında olağan dışı gelişme olmamasına bağlıdır.

ENFLASYON

2025 Yılında %31 olan enflasyonun 2026 yılında %29 civarına gerileyeceği tahmin edilmektedir. Hedefler 2027 yılında %21, 2028 yılında %13,5 ve 2029 yılında %8’dur. Enflasyon hedefleri geçen yıl yayınlanan OVP’ye göre yukarı yönde revize edilmiştir.

Döviz fiyatlarında istikrar, enerji fiyatları, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların seyri ile hizmet fiyatlarındaki katılığın çözülme süreci yıl sonu enflasyonu hedefine ulaşılmasında etkili olacaktır. Global ve yerel konjonktür, döviz kuru, enerji fiyatları, yağışlara bağlı tarım üretimi, hizmet fiyatları ve beklentiler gibi çok sayıda yurt dışı ve yurt içi faktörün etkilediği enflasyonda uzun vadeli tahminler yapmak önemli güçlükler içermektedir.

Yıllık %31 civarındaki enflasyonun dörtte biri yanı başımızdaki savaş kaynaklıdır. Global ve yerel konjonktürde radikal bir kırılma olmadığı, döviz kurunda istikrar devam ettiği enerji fiyatlarında dramatik artışlar olmadığı  takdirde 2026 yıl sonunda enflasyonun %29 civarında kalabileceği değerlendirilmektedir.

DR. AHMET YARIZ TARAFINDAN HAZIRLANAN ANALİZİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN
DÖVİZ KURU

Jeopolitik riskler, tarife savaşları, İsrail merkezli savaş ve belirsizlikler ile Rusya-Ukrayna savaşının evrileceği yön döviz kurunu doğrudan etkileyecektir. USD/TL’de 2026 sonu için beklentiler 50 TL ile 53 TL aralığındadır. 

Büyük ekonomilerde resesyon döneminin sona ererek ılımlı büyümeye geçişlerin başlaması, tarife savaşlarının nihai bir anlaşmayla sonuçlanması, ABD/İsrail-İran ile Rusya-Ukrayna merkezli savaşların sona ereceği en azından daha da şiddetlenmeyeceği ihtimalleri global ekonomide belirgin bir suhulet dönemi ile birlikte uluslararası fon akımlarını hızlandırabilecektir. Bu gelişmelerin etkisiyle istikrarlı döviz kuru dönemi devam edebilecektir. Döviz kurunda Hazirandan itibaren artışların enflasyon oranına yaklaşmasıyla aşırı değerli TL döneminin tamamen sonlandığı ve  döviz kurunki değişmelerin enflasyona paralel olacağı değerlendirilmektedir.

OVP’de döviz kuruna ilişkin bir hedef konulmamaktadır. Ancak, döviz kurunun rezervler, cari işlemler hesabı ve enflasyon üzerindeki ağır etkileri dikkate alındığında döviz kurundaki istikrarın önemi vurgulanmaktadır.  GSYH hesabından yola çıkılarak yıl ortası USD kuru; 2027 yılı için 56,1 TL hesaplanmaktadır.

KAMU BÜTÇESİ

2025 yılında %-2,9 açık veren Bütçe Dengesi/GSYH’nin 2026 yılında %-3,1’e, 2027 yılında %-3,5’e, 2028 yılında %-3,1’e ve 2029 yılında %-2,8’e gerilemesi hedeflenmektedir.

Deprem harcamalarının sonlanarak bütçeden çıkması, finansman maliyetlerindeki muhtemel gerilemeler, gelir artırıcı adımlar ile bütçe açıklarının gerilemesi beklenmektedir. Bütçe dengesi hedeflerinden kısa vadede daha iyi sonuçların alınabileceği ve 2027 yılının ortasından itibaren seçime yönelik büyüme uygulamalarının devreye alınması beklenmektedir.

CARİ İŞLEMLER DENGESİ (CARİ AÇIK)

İzlenen ekonomik programın en önemli başarısı cari açıktaki iyileşmedir. Cari açıktaki iyileşme ile döviz rezervleri güçlenmiş ve döviz kurunda istikrar sağlanmıştır. Cari açık 2022 yılında   -47 milyar USD, 2023 yılında  -42 milyar USD, 2024 yılında -13 milyar USD  ve 2025 yılında -30 milyar USD’dir.

Ocak-Haziran 2025 döneminde -26 milyar USD olan açık, 2026 yılının aynı döneminde %33 artış ile -35 milyar USD’ye yükselmiştir. Cari açığın 2026 yılında -48 milyar USD civarında kalması beklenmektedir.

Döviz kurunda enflasyon paralelinde artış, yurt içi ve yurt dışı finansman imkanlarının rahatlamasıyla iç talebin canlanması ithalat artışını ve cari açığı artıracaktır. 2026 yılında cari açığın -50 milyar USD civarında ve Cari Açık/GSYH’nın %-2,8 civarında kalabileceği tahmin edilmektedir.

Yeni OVP ile dezenflasyon sürecinin kesintisiz şekilde devamı hedefleniyor

AA muhabirinin 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'den yaptığı derlemeye göre, ağustos ayı itibarıyla yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşen yıllık tüketici enflasyonunun ardından dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedefleniyor.

Programda, dezenflasyon sürecinin kararlı ve kesintisiz sürmesiyle, enflasyondaki ataletin kırılması ve program döneminde enflasyon oranının tek haneli seviyelere indirilerek fiyat istikrarının sağlanması temel amaç olarak öne çıkıyor.

Bu kapsamda, program döneminde enflasyonla mücadele çerçevesinde para, maliye ve gelirler politikalarının güçlü eş güdümü sürdürülecek ve talep koşullarının enflasyonist olmayan bir patikada seyretmesi sağlanacak. Toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe sağladığı katkı daha elverişli maliyet koşullarıyla desteklenecek, ürün piyasalarında rekabetin geliştirilmesi ve arz yönlü politikaların güçlendirilmesiyle üretim potansiyeli yukarı taşınacak.

Enflasyon oranındaki düşüşle birlikte, gelir dağılımında daha dengeli bir yapı tesis edilerek, kalıcı refah artışına katkı sunulacak. Fiyat istikrarı kalıcı olarak tesis edilene kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tüm politika araçlarını etkin bir biçimde kullanmaya devam edecek.

- Enflasyondaki atalet kırılacak

Enflasyonla mücadelede TCMB bünyesinde enflasyon hedeflemesi uygulamasına ve dalgalı döviz kuru rejimine kararlılıkla devam edilecek, döviz kurlarının serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşması sağlanacak.

Enflasyon beklentilerinin hedeflerle uyumlu şekilde çıpalanması için iletişim kanalları güçlendirilecek.

Piyasa şeffaflığını artırmak amacıyla zincir marketlerdeki fiyatları paylaşan "Market Fiyatları" internet sitesinin kamuoyundaki bilinirliği artırılacak.

Ayrıca, bütüncül bir yaklaşımla geçmişe endeksli fiyatlama davranışının yerini, enflasyon beklentilerine dayalı fiyatlamanın alması sağlanacak ve fiyat katılıklarının önüne geçilerek enflasyondaki atalet kırılacak. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların, enflasyon tahmin ve hedefleriyle uyumu artırılacak.

- Gıda fiyatlarında istikrar ve arz güvenliği sağlanacak

Tarımsal ürünlerin alım fiyatları, kamu maliyesine etkileri, piyasa dinamikleri ve program hedefleri dikkate alınarak, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirlenecek.

Gıda ve tarımsal ürünlerdeki kısa ve uzun dönemli arz-talep ile ithalat-ihracat değişimleri, erken uyarı yaklaşımıyla izlenecek. Gıda arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla stratejik tarım ürünlerinin üretiminde arz-talep dengesi, yeterlilik düzeyleri, su kısıtı ve bölgesel üretim potansiyelleri dikkate alınarak uygulamadaki üretim planlaması sürdürülecek.

- Enflasyon tahminleri

OVP hedeflerine göre, 2026 yılı sonunda TÜFE yıllık artışının yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesi öngörülürken yıl sonu enflasyonunun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve program dönemi sonu olan 2029'da ise yüzde 9 seviyesine gerileyerek, tek haneye inmesi hedefleniyor.

Yeni OVP'de TROY ve dijital Türk lirası için yeni adımlar

2027-2029 dönemini kapsayan OVP'den edinilen bilgiye göre, yatırımcı ve sermaye piyasalarına yönelik adımlar gelecek dönemde de sürecek.

Bu kapsamda, sermaye piyasalarının etkinliğinin artırılması amacıyla düzenleyici çerçeve gözden geçirilecek.

Bunun yanı sıra pay piyasalarında güncelleme ve geliştirme çalışmaları yapılarak sermaye piyasaları derinleştirilecek.

Yatırım hizmet ve faaliyetleri, yatırım kuruluşlarının kuruluş ve faaliyet esasları, aracı kurumların sermaye ve sermaye yeterliliği yükümlülükleriyle, sermaye piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ile ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin düzenleyici çerçeve, bütüncül biçimde gözden geçirilecek.

TÜRK LİRASI TASARRUF VE YATIRIM ARAÇLARI ÇEŞİTLENDİRİLECEK

Sermaye piyasalarında yatırımcı ve yatırım kuruluşları kaynaklı risklerin bütüncül izlenmesi, sistemik risklerin tespiti ve erken uyarı amacıyla "Yatırımcı Risk Merkezi" kurulacak ve "Yatırımcı Risk Takip Sistemi" oluşturulacak.

Öte yandan, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi sağlanarak, sermaye piyasaları derinleştirilecek.

Şirketlerin sermaye piyasalarının sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanabilmesine yönelik düzenlemeler yapılacak ve nitelikli halka arzların artırılması desteklenecek.

Pay piyasasında takas süresinin kısaltılmasına yönelik mevzuat, sistem, operasyon ve piyasa uyum çalışmaları tamamlanacak. Ayrıca, pay piyasasında pazar sınıflandırma ölçütleri, likidite ve volatilite özelliklerini daha etkin yansıtacak şekilde güncellenecek.

Derecelendirme ve bağımsız denetim sektörlerinin etkinliğinin artırılması amacıyla ilgili mevzuat uluslararası uygulamalar doğrultusunda iyileştirilecek.

FİNANSAL TEKNOLOJİLERİN YAYGINLAŞTIRILMASI ÇALIŞMALARI SÜRECEK

Finansal teknolojilerin yaygınlaştırılması amacıyla OVP kapsamında, bu teknolojilere yönelik düzenleme altyapısı geliştirilecek, bu faaliyetlerin ölçeği, etkinlik ve güvenliği artırılarak, yaygınlaşması sağlanacak.

Dijital Türk lirasının iktisadi, hukuki ve güvenlik boyutları ele alınarak kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik altyapı çalışmaları tamamlanacak.

Fonların Anlık ve Sürekli Transferi (FAST) ve FAST katman servislerle ödeme hizmetlerinde veri paylaşım servislerinin yaygınlığının artmasını destekleyen çalışmalar yürütülecek.

ÖDEME VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARININ SİBER GÜVENLİK DAYANIKLILIĞI ARTIRILACAK

Kartlı ödemelerde yerli ve milli kart şeması TROY'un kullanım yaygınlığını artıracak çalışmalar yürütülecek.

Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, siber güvenlik alanında dayanıklılık seviyesinin artırılmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilecek.

Yenilikçi finansal hizmetlerin sunulduğu ve katma değeri yüksek uygulama ve teşebbüslerin ortaya çıktığı ödeme hizmetleri ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik düzenleme çalışmaları sürdürülecek.

Öte yandan, sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihraç edilebilmesine ve kayden izlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenecek.

💾

<p>2027-2029 OVP kapsamında sermaye piyasalarının derinleştirilmesi için “Yatırımcı Risk Merkezi” kurulacak, halka arzlar desteklenecek ve Türk lirası yatırım araçları çeşitlendirilecek. Dijital Türk lirası, TROY ve FAST'ın yaygınlaştırılması ile sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihraç edilmesine yönelik düzenlemeler de hayata geçirilecek.</p>

ABD'li savunma şirketi battı: 400 milyon dolarlık sipariş iptal oldu!

ABD'de hükümetle sözleşmeli iş yürüten şirketlerin ürünleri etkin şekilde tedarik etmek, depolamak ve sevk etmek için milyonlarca dolarlık sermaye yatırımı yapması gerekebiliyor. The Street'in haberine göre gerekli sermaye yatırımı, yüklenicilerin operasyonlarını finanse etmek için borçlanmasını da zorunlu kılabiliyor.

Hükümet kurumlarının yüklenicilere yüz milyonlarca dolar gelir sağlayan sözleşmeleri iptal etmeye başlamasıyla sözleşmeli iş yürüten şirketlerin mali yapısının da hızla bozulabildiği ifade edildi.

NOBLE SUPPLY & LOGISTICS BizSpotlight - Boston Business Journal

NOBLE SUPPLY & LOGİSTİCS İFLAS BAŞVURUSUNDA BULUNDU

ABD ordusu ve müttefiklerine kritik öneme sahip, ölümcül olmayan askeri ekipman ve hizmetler sağlayan Noble Supply & Logistics LLC, iflas başvurusunda bulundu.

ABD Savunma Bakanlığı'nın önemli yüklenicilerinden Boston merkezli şirket, bazı kazançlı savunma sözleşmelerini kaybetmesinin ardından Chapter 11 (Bölüm 11) kapsamında iflas koruması talep etti.

Şirket, 30 Ağustos'ta Delaware Bölgesi ABD İflas Mahkemesi'ne gönüllü olarak başvurdu. Mahkeme belgelerine göre şirketin 100 milyon ila 500 milyon dolar arasında varlığı, 500 milyon ila 1 milyar dolar arasında borcu bulunuyor. Bu borçların 292 milyon dolardan fazlasının finanse edilmiş borçlardan oluştuğu belirtildi.

ABD Savunma Tedarikçisi Noble İflas Etti

DEVLET KURUMLARIYLA SÖZLEŞMELER

2003 yılında Thomas W. Noble III tarafından kurulan Noble Supply & Logistics'in, ABD Savunma Lojistik Ajansı'nın (DLA) beşinci büyük ana tedarikçisi olduğu belirtildi. Şirketin ayrıca, ABD ordusunun yanı sıra Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Dışişleri Bakanlığı dahil olmak üzere bazı federal ve eyalet kurumlarının tedarik zincirlerini yöneten Genel Hizmetler İdaresi (GSA) ile de ortaklığı bulunduğu aktarıldı.

Noble'ın sözleşmelerinin iki ana kategoriden oluştuğu belirtildi. Buna göre High Touch Customer Solutions, şirket faaliyetlerinin yüzde 70'ini, Global Supply Chain Program ise kalan yüzde 30'unu oluşturdu.

High Touch portföyünde, müşterilere 1 ila 10 yıllık dönem boyunca belirli bir sipariş takvimi veya asgari satın alma taahhüdü olmaksızın, belirsiz miktarda ürün veya hizmet sağlayan 100'den fazla çoklu ödüllü sözleşme bulunduğu aktarıldı.

Mahkeme belgelerine göre Noble'ın bu sözleşmeler kapsamında insansız hava araçları, iletişim ekipmanları, güvenlik ekipmanları ve taktik teçhizat sağladığı belirtildi.

Şirketin Global Supply Chain sözleşmelerinin ise Noble'ın anlaşmalarda yer alan ürünleri tedarik ettiği, depoladığı ve dağıttığı 12 adet tek ödüllü, 5 veya 10 yıllık belirsiz teslimat-belirsiz miktar sözleşmesinden oluştuğu kaydedildi.

Noble'ın en büyük iş kolunun, Savunma Bakanlığı ve diğer federal kurumlara taktik, hayatta kalma ve destek ekipmanları ile hizmetler sağlayan Defense & Federal Solutions olduğu belirtildi. Bu birimin 2025 yılında şirkete 674 milyon dolar gelir sağladığı aktarıldı.

KURUM SÖZLEŞMEYİ YENİLEMEDİ

Şirketin mali sıkıntılarının, Savunma Lojistik Ajansı'nın Aralık 2024'te Noble'a, en büyük tek ödüllü sözleşmesi olan 10 yıllık ve 1,2 milyar dolarlık FSG-53 sözleşmesini Haziran 2026'da yenilemeyeceğini bildirmesinin ardından önemli ölçüde arttığı belirtildi.

Söz konusu sözleşme kapsamında Noble'ın kuruma havacılık ve uzay ürünleri tedarik ettiği aktarıldı.

Savunma Lojistik Ajansı'nın ayrıca sözleşme kapatma prosedürlerine ve sözleşme kapsamında satın alınması planlanan stokların geri alımına ilişkin yükümlülükleri yerine getirmediği, bunun da Noble'ı FSG-53 sözleşmesini desteklemek amacıyla alınmış 70 milyon dolarlık stok ve satın alma yükümlülüğüyle karşı karşıya bıraktığı kaydedildi.

Savunma Lojistik Ajansı'nın Mart 2026'da Noble'a Fire and Emergency Services Equipment sözleşmesini de yenilemeyeceğini bildirdiği, Mayıs 2026'da ise diğer kritik sözleşmeler için ek yenilememe bildirimleri gönderdiği aktarıldı.

Mahkeme belgelerinde sözleşmelerin neden yenilenmediğine ilişkin belirli bir gerekçe verilmediği belirtildi.

ŞİRKET ÇALIŞANLARA WARN BİLDİRİMİ GÖNDERDİ

19 farklı lokasyonda 294 çalışanı bulunan Noble'ın, kredi kuruluşlarıyla bir borç erteleme anlaşması yaptıktan ve o dönemde sınırlı finansman veya satış seçenekleriyle faaliyetlerini sonlandırma ihtimaliyle karşı karşıya kaldıktan sonra 10 Ağustos'ta Worker Adjustment and Retraining Notification (WARN) bildirimi yayımladığı aktarıldı.

Mahkeme belgelerine göre Savunma Lojistik Ajansı, 27 Ağustos'ta taktik teçhizat ve güvenlik ekipmanlarını kapsayan özel operasyon ekipmanı sözleşmesi kapsamındaki 400 milyon dolarlık siparişi iptal etti. Şirketin, 1978 tarihli Contracts Disputes Act kapsamında bu karara itiraz etmeyi planladığı belirtildi.

Söz konusu özel operasyon ekipmanı sözleşmesinin 2025 yılında Noble'a 630 milyon dolar gelir sağladığı aktarıldı.

Şirketin borç yükümlülüklerini ve birden fazla sözleşmenin iptal edilmesini değerlendirdikten sonra faaliyetlerini istikrara kavuşturmak ve varlıklarının değerini en üst düzeye çıkarmak için en iyi seçeneğin Chapter 11 kapsamında iflas başvurusunda bulunmak olduğuna karar verdiği belirtildi.

Dr. Kıyamet’ten ABD için 4 büyük alarm: Büyük çöküş kapıda!

“Dr. Kıyamet” lakaplı ekonomist; İran savaşı, Hürmüz Boğazı, yükselen tahvil getirileri ve piyasalarda olası bir düzeltmeye dikkat çekti. Buna rağmen Roubini, yapay zeka yatırımlarının ekonomiye destek olabileceği görüşünü koruyor.

Piyasalara ilişkin karamsar tahminleri nedeniyle yıllardır “Dr. Kıyamet” olarak anılan ekonomist Nouriel Roubini, bu kez ABD ekonomisinin önündeki riskleri sıraladı.

Yatırım ortamına genel olarak iyimser yaklaşmayı sürdüren Roubini'ye göre tablo tamamen rahat değil. Bloomberg'e yaptığı değerlendirmede ekonomist; devam eden İran savaşı, enerji piyasasındaki kırılganlık, tahvil getirilerindeki yükseliş ve piyasalarda yaşanabilecek bir düzeltmeyi öne çıkardı.

Roubini'nin dikkat çektiği nokta şu: Yapay zeka yatırımları güçlü bir ekonomik ivme yaratabilir, ancak jeopolitik ve finansal riskler hâlâ masada.

1. HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KAPALI KALMASI EN BÜYÜK RİSKLERDEN BİRİ

Roubini'nin ilk dikkat çektiği başlık, Basra Körfezi üzerinden petrol akışında yaşanan kesintiler.

İran savaşının başlamasından bu yana enerji piyasasında oluşan baskının petrol fiyatlarını yılın başlarında sert şekilde yukarı taşıdığı belirtildi. Ham petrol fiyatları savaş döneminde gördüğü zirveden gerilese de Roubini'ye göre tehlike geçmiş değil.

Çatışmaların sürmesi ve petrol rezervlerinin azalması halinde fiyatların yeniden yükselmesi mümkün. Bu da yalnızca enerji maliyetlerini değil, enflasyonu ve ekonomik büyümeyi de doğrudan etkileyebilir.

Yüksek petrol fiyatları, işte tam bu nedenle hisse senetleri gibi riskli varlıklar üzerinde de baskı oluşturuyor.

Uluslararası gösterge Brent petrolün, ABD ile İran'ın yeni saldırılar düzenlediği hafta yüzde 6 yükseldiği belirtildi. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin (EIA) son verilerine göre ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi'ndeki ham petrol stokları da geçen ay 43 yılın en düşük seviyesine geriledi.

2. İRAN SAVAŞI ARA SEÇİMLERDEN SONRA DAHA DA BÜYÜYEBİLİR

Roubini'nin ikinci uyarısı doğrudan siyasi takvimle bağlantılı.

Ekonomiste göre İran çatışmasının bu yıl yapılacak ABD ara seçimlerinden sonra daha da sertleşme ihtimali bulunuyor.

Roubini, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık mirasına ilişkin hesaplarının yönetimin savaşa yaklaşımını etkileyebileceğini ve İran üzerindeki askeri baskının artırılmasına yol açabileceğini öne sürdü.

Roubini bu ihtimali şu sözlerle dile getirdi:

“Temsilciler Meclisi'ni kaybederlerse ve o da savaşı kazanmaya çalışmak için İran'ı bombalamaya başlarsa, bu her zaman bir risk.”

Yani Roubini'ye göre seçim sonuçları yalnızca ABD iç siyasetini değil, İran savaşının seyrini de etkileyebilir.

3. TAHVİL GETİRİLERİNDE YENİ YÜKSELİŞ BASKISI

Üçüncü risk ise ABD tahvil piyasasında.

Roubini, hükümetin büyüyen bütçe açıklarına yönelik endişelerin ve kendi ifadesiyle ihtiyaç duyulan “mali konsolidasyonun” tahvil getirilerini daha da yukarı taşıyabileceğini söyledi.

Ekonomist, “Bu gerçekleşmezse tahvil getirileri yükselebilir ve bu durum baskı oluşturabilir ve iç talebin bir bölümünü dışlayabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD tahvil piyasası bir süredir ülkenin bütçe açığının sürdürülemez seviyelere çıkabileceği ve enflasyonun uzun süre yüksek kalabileceği endişeleriyle karşı karşıya.

Yatırımcıların ABD devlet borcunu taşımak için daha yüksek getiri talep etmesi, tahvil faizlerini yukarı itebiliyor. Faiz ve enflasyon beklentileri de bu hareketin yönünü belirleyen temel unsurlar arasında.

4. PİYASALARDA DÜZELTME İHTİMALİ MASADA

Roubini'nin yatırım görünümüne ilişkin tonu genel olarak olumlu olsa da piyasalardaki yükselişin kesintisiz devam edeceğini düşünmüyor.

“Bazı düzeltmeler yaşanabilir.” diyen Roubini, mevcut yapay zeka rallisini ise bir piyasa balonu olarak görmediğini söyledi.

Ekonomist, “Aşağı yönlü riskler her zamanki şüpheliler ancak gerçek bir küresel yatırım patlamasının ortasındayız.” ifadelerini kullandı.

Yüksek tahvil getirilerinin devam etmesi ve piyasaların mevsimsel olarak daha zayıf bir döneme girmesi, diğer ekonomistlerin de düzeltme ihtimalini gündeme getirmesine neden oluyor.

Business Insider'ın aktardığı Bank of America analizine göre S&P 500, 1928'den bu yana Ağustos-Ekim döneminde ortalama olarak yılın en zayıf 3 aylık performansını sergiliyor. Endeksin düşüş yaşadığı yıllarda ise bu dönemdeki ortalama düzeltmenin yüzde 7,35 olduğu belirtiliyor.

ROUBİNİ YAPAY ZEKA YATIRIMLARINDA NEDEN İYİMSER?

Bütün bu risklere rağmen Roubini'nin piyasa görünümü tamamen karamsar değil. Bunun temel nedeni ise yapay zekaya yapılan dev yatırımlar. Teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına milyarlarca dolar harcaması, Roubini'ye göre ekonomide ciddi bir yatırım dalgası yaratıyor. Bu yatırımların önümüzdeki dönemde sağlayabileceği verimlilik artışı da yatırım ortamını destekleyebilir.

 

Türkiye'den tarihi toryum adımı! İmzalar atıldı: Yeni bir devri başlatacak

Türkiye, nükleer enerji ham maddesi olan toryumun yenilikçi teknolojilerde kullanılması amacıyla stratejik bir adım attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) ile Danimarka merkezli Copenhagen Atomics arasında mutabakat zaptı imzalandı.

TENMAK İstanbul Çekmece Yerleşkesinde düzenlenen ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın refakat ettiği imza töreniyle, toryumun yeni nesil nükleer teknolojilerde kullanılmasına yönelik Ar-Ge çalışmalarının temeli atıldı. Anlaşma sayesinde toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi ve Türkiye'nin bu alanda uluslararası çapta etkin bir tedarikçi konumuna ulaşması amaçlanıyor.

"NÜKLEERİN YENİ ÇAĞI"

Törenin ardından mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra küçük modüler reaktörlerin çok hızlı bir şekilde geliştirildiğine dikkati çekti. Dünyada birçok ülkenin bu teknolojiyi geliştirmek için çalıştığını belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye de bu konuda önemli faaliyetler içerisinde ve birçok proje paralel bir şekilde yürüyor. Türkiye'deki yatırımcılar, bizim kamu kurumlarımızla beraber ortak bir şekilde bu projeleri yürütmeye gayret ediyorlar." dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ortaya koyduğu teşvik programı sayesinde sektöre ciddi bir ilgi oluştuğunu anlatan Bayraktar, "Biz de 'farklı teknolojileri ülkemize nasıl kazandırabiliriz?' düşüncesinden hareketle çalışıyoruz. Çünkü bu süreçte, bunların hangisi daha ileri gidecek ve gerçekten ticarileşecek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu belli olacak." ifadelerini kullandı.

"YAKITIN DIŞA BAĞIMLILIĞI OLMAYACAK"

TENMAK ile Copenhagen Atomics arasında atılan imzanın farklı bir özelliği olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, toryum yakıtının Türkiye için taşıdığı stratejik öneme değindi. Küçük modüler reaktörlerde Danimarkalı şirketin teknolojisiyle toryum yakıtının öne çıktığını ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:

"Toryum, çok yoğun bir şekilde ülkemizde bulunan, bu anlamda yakıtın dışa bağımlılığının olmayacağını düşündüğümüz bir teknoloji olduğu için ayrı bir önemi var. Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli. TENMAK ve ilgili kurumlarımızla beraber bu ilgili şirket bu çalışmaları yürütecek."

DÖRDÜNCÜ NESİL ERGİMİŞ TUZ REAKTÖRLERİ

Varılan anlaşma kapsamında, Türkiye'nin sahip olduğu toryum kaynaklarının yüksek katma değerli nükleer teknolojilerde değerlendirilmesi için yerli sanayi paydaşları, araştırmacılar ve mühendislik kapasitesi sürece dahil edilecek. Çalışmaların öncelikli başlıklarından birini, toryumun yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinden Ergimiş Tuz Reaktörlerinde kullanılabilecek nitelikte Türkiye'de üretilmesine yönelik Ar-Ge ve projelendirme faaliyetleri oluşturacak.

Toryumun nükleer yakıt çevriminde kullanımına imkan sağlayabilecek dördüncü nesil reaktör konseptleri üzerinde çalışan Copenhagen Atomics, Onion Core adını verdiği Modüler Ergimiş Tuz Reaktörü konseptine yoğunlaşıyor. Danimarkalı şirket, TENMAK ile yaptığı iş birliği çerçevesinde söz konusu teknolojisini Türkiye'nin araştırma altyapısı, insan kaynağı ve sanayi kabiliyetleri açısından değerlendirecek.

💾

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile nükleer enerjinin ham maddelerinden biri olan toryumun yenilikçi teknolojilerde kullanılmasına imkan sağlayacak bir mutabakat zaptı imzaladı.</p>

<p>Mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, atılan imzaların farklı bir özelliği bulunduğunu belirterek, “Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli.” dedi.</p>

<p> </p>

<p> </p>

Yahudilere en çok para yağdıran ülkeler açıklandı! Birinciden çok ikinci şaşırttı...

İsrail’e en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler belli oldu. Milyarlarca dolarlık ticaret hacminin dikkat çektiği sıralamada, İsrail’e en fazla ürün gönderen ülke öne çıkarken, listenin ikinci sırasında yer alan ülkenin rakamları da dikkat çekiyor.

YAHUDİLERE YAPILAN YARDIMLAR GÜNDEMDE

Son günlerde Yahudi topluluklarına yönelik yardımlar ve İsrail’e sağlanan ekonomik destekler yeniden gündeme geldi. Konu ABD’de de tartışılırken, İsrail ile yüksek ticaret hacmine sahip ülkelerin verileri mercek altına alındı. Bununla birlikte Trading Economics'in geçtiğimiz aylarda açıkladığı liste akıllara geldi...  

İSRAİL'E HER YIL MİLYARLARCA DOLAR PARA YAĞDIRIYORLAR

İsrail’in dış ticaret verileri, bazı ülkelerin bu ülkeye milyarlarca dolarlık ihracat yaptığını ortaya koyuyor. Peki İsrail’e en fazla ihracatı hangi ülke gerçekleştiriyor?

İŞTE YAHUDİLERE EN ÇOK PARA YAĞDIRAN ÜLKELER!

Yahudilere en çok para yağdıran ülkeler açıklandı! Birinciden çok ikinci şaşırttı...Yahudilere en çok para yağdıran ülkeler açıklandı! Birinciden çok ikinci şaşırttı...

Damlar kırmızıya boyandı, 300 TL'den alıcı buluyor: Acısı ellerini yakıyor, sıcağı nefes aldırmıyor

Hatay’da tarlalardan hasat edilen kapya biberler, kavurucu sıcağa ve zorlayan acıya rağmen emekçi kadınlar tarafından dilimlenerek salçaya dönüşüyor. Kilogram fiyatı 300 TL’den alıcı bulan salçalık biberin kuruması için serilen damlar kırmızıya büründü.

KKTC'deki gemi kazasındaki arama-kurtarma çalışmalarında 6. naaşa ulaşıldı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında batan yolcu gemisinde kaybolanlara yönelik sürdürülen arama kurtarma çalışmalarında 6. naaşa ulaşıldı. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, cenazenin 55-60 yaşlarındaki bir erkeğe ait olduğunu ve kimlik tespit çalışmalarına başlandığını bildirdi. Kayıp 14 kişiye ulaşılmasına yönelik çalışmalar deniz altında, su üstünde ve kıyı şeridinde devam ediyor.

İslam Memiş altın için yıl sonu rotasını çizdi: Gram altında yeni bant açıklandı

Altın fiyatlarında hareketli hafta geride kalırken yatırımcıların gözü yeniden kritik seviyelere çevrildi. ABD’de beklentilerin üzerinde gelen istihdam verisi ons altında ani düşüşe yol açarken, piyasalarda Fed’in faiz kararı ve enflasyon verileri beklenmeye başladı. Finans Analisti İslam Memiş, gram altında kısa vadede 6.800-7.200 TL bandını, ons altında ise 4.300-4.500 dolar aralığını işaret etti.

Merkez Bankası Başkanı Karahan: Para politikası etkileyebildiği kalemlerde başarılı oldu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TCMB Başkanı Fatih Karahan, "Enflasyon verilerine son dönemde baktığımızda, savaşın birçok olumsuz etkisine rağmen para politikasının etkileyebildiği alanlarda, özellikle talebe dayalı alanlarda enflasyon verilerinin olumlu geldiğini görüyoruz." dedi.

Orta Vadeli Program açıklandı: İşte yıl sonu enflasyon tahmini…

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programı açıkladı. Yılmaz, şunları söyledi:

“Programımızın makroekonomik çerçevesini oluştururken geçtiğimiz yıl esas aldığımız varsayımlar, bu yılın başında bölgemizdeki savaş başta olmak üzere meydana gelen hadiseler doğrultusunda güncellenmiştir.

Geçtiğimiz OVP’deki varsayımların başında gelen küresel büyüme tahmini aşağı yönlü revize edilmektedir. Geçtiğimiz yıl OVP’yi hazırlarken, uluslararası kuruluşların tahminleriyle uyumlu olarak 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydığımız brent petrol fiyatı ortalamada 89,3 dolara yükselmiştir.

Küresel enflasyon tahmini yüzde 3,6’dan yüze 4,7’ye yükselmiş durumdadır. Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve başlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, doğal olarak 2026 yılı ekonomik tahminlerimize yansımıştır.

‘2026 BÜYÜME TAHMİNİMİZİ YÜZDE 3,3 OLARAK GÜNCELLEDİK; YIL SONU ENFLASYON TAHMİNİMİZ YÜZDE 28,4’E YÜKSELDİ’

2026 yılı büyüme tahminimizi yüzde 3,3 olarak güncelledik. Sanayi büyümesi tahminimiz yüzde 2,3’e gerilerken yıl sonu enflasyon tahminimiz yüzde 28,4’e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara yükselirken, dış ticaret açığı tahmini 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahmini de yüzde 2,6 olarak güncelledik. Turizm gelirleri tahminimiz savaşın etkisiyle 68 milyar dolardan 65 milyar dolara revize edilmiştir.

Bu güncellemeler, programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken yeni pazarlara erişimini arttırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabamız önümüzdeki dönemde devam edecektir.

Programımızı hayata geçirdiğimiz günden bu yana temel önceliğimiz makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarımızı sürdürülebilir hale getirmek olmuştur.

Uyguladığımız politikalar çerçevesinde TL’ye güven artarak devam etmiş, TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payının yüzde 31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla yüzde 61,5 seviyesine yükselmesi izlediğimiz politikaların isabetli olduğunun diğer bir somut göstergesidir.

‘REZERVLER 188,2 MİLYAR DOLARA ULAŞTI’

Kararlılıkla uyguladığımız politikalarla küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaşmıştır. Rezervlerde sağlanan bu güçlü artış ekonomimizin dış şoklara karşı dayanıklılığını desteklemektedir.

Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz önemli ölçüde gerilemiş ve 700’lü seviyelerden bugün 220’nin altına inmiştir. Bu önemli gelişme, risk primlerimizin düşmesi gerek kamunun gerekse özel kesimin borçlanmalarında faiz yükünü aşağıya çekmektedir.

Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında yüzde 1,8, 2025 yılı Haziran ayında ise yüzde 1,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılında bu oran, yüzde 2,3’e yükselmiştir. Bu yükselişin içinde baktığımızda 0,7 puanlık farkın savaş nedeniyle geldiğini hesaplamaktayız. Dolayısıyla bunu çıktığınız zaman aslında yapısal bir bozulma olmadığını çok rahat bir şekilde görüyoruz.

Programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede önemli mesafe katettik. 2024 yılı Mayıs’ında yüzde 75,5 seviyesine yükselen enflasyon uyguladığımız politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girmiştir. Bu güçlü düşüş eğilimi, savaş koşullarının oluşturduğu arz yönlü baskılar nedeniyle geçici olarak yataylaşmıştır. 2026 Ağustos itibarıyla yüze 31,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz.

GELECEK YILLLARIN ENFLASYON HEDEFLERİ

TÜFE sepetinin yüzde 34,5’unu oluşturan gıda, akaryakıt, doğalgaz ve ulaştırma hizmetlerinden oluşturduğumuz endekste savaş kaynaklı belirgin bir yükseliş görmekteyiz. Buna karşılık savaştan doğrudan etkilenen bu kalemleri dışarıda bıraktığımızda enflasyonun ana eğilimindeki aşağı yönlü seyrin devam ettiğini görüyoruz. Dolayısıyla mevcut veriler bize son dönemde manşet enflasyondaki düşüşün yavaşlamasında programın temel dinamiklerinden ziyade savaşın doğrudan etkilediği ve tüfe sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olan kalemlerden gelen ilave fiyat baskılarının etkili olduğunu göstermektedir.

Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyeti enflasyon artışına etkisi 7 puana yakın hesaplanmaktadır. Uyguladığımız tasarruf genelgesiyle harcama disiplinini güçlendirdik.

Genelge kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payı uzun dönem ortalaması olan yüze 4,6’dan 2024 yılında 3,1’e, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine geriledi. Bu yöndeki kararlılığımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz.

‘MİLLİ GELİR 2026’DA 1,8 TRİLYON DOLARI AŞACAK’

2002 yılında 238 milyar dolar olan ekonomik büyüklüğümüz 3 bin 600 dolar civarında bir kişi başına gelirimiz vardı. 2026 yılı sonunda milli gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına milli gelirimizin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesini bekliyoruz. Türkiye’nin 2026 yılında yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğinin üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. 2026 yılında dünyada nominal olarak 16. büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre 11’inci büyük ekonomi konumumuzu sürdüreceğiz.

Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplinimizi güçlü şekilde muhafaza etmektir.

Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü şekilde yansıması amacıyla istihdamı arttıracak, atıl iş gücünü azaltacağız. Enerji başta kritik girdilerde arz güvenliğimizi güçlendirecek ve arz şoklarının ekonomi üzerindeki şokların etkilerini en aza indirecek politikaları hayata geçireceğiz. Programda öngördüğümüz yapısal reformlarla verimliliği ve rekabet gücümüzü yükselteceğiz.

Yaptığımız düzenlemeler ile uluslararası doğrudan yatırımları arttırmayı, rekabetçi bir transit ticaret merkezi oluşturmayı, küresel yeteneklerin, girişimcilerin, teknoloji şirketlerinin ve çok uluslu firmaların merkez operasyonlarını ülkemize çekmeyi amaçladık.

‘2027-2029 DÖNEMİNDE BÜYÜME YÜZDE 5’E ULAŞACAK’

2026 yılında yüzde 3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek 2027 yılında yüzde 4,2’ye, 2028 yılında yüzde 4,6’ya, 2029 yılında ise yüzde 5’e ulaşmasını öngörüyoruz.

Yeni Program döneminde, makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesini ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan sürdürülebilir bir büyüme anlayışı içindeyiz. Bunun için büyümenin niteliğini dönüştürüyoruz. Tarımda teknoloji ve verimlilik artışını, sanayide üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacağız.

Beşeri sermayemizi güçlendirirken, kamu yatırımlarının özel sektör yatırımları açısından ön açıcı ve tamamlayıcı olmasına özen göstereceğiz. Bu yaklaşımın merkezinde verimlilik yer alıyor. Kaynaklarımızı daha etkin kullanan, teknolojiyi üretim süreçlerine güçlü bir şekilde dahil eden ve toplam faktör verimliliğini kalıcı olarak artıran bir ekonomik yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Nitekim program döneminde her yıl ortalama faktör verimliliğinin, toplam faktör verimliliğinin 1,1 puanlık bir büyüme desteği getirmesini bekliyoruz.

‘İŞSİZLİK ORANI 2029’DA YÜZDE 7,6’YA DÜŞECEK’

Büyüme kadar öncelik verdiğimiz bir diğer temel alan istihdamdır. 2026 yılında yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını 2027’de yüzde 8’e, 2028’de yüzde 7,8’e, 2029’da ise yüzde 7,6’ya düşürmeyi hedefliyoruz. Program döneminde ekonomimize yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iş gücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedefimizle birlikte, programımızın önceliği dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı bir şekilde tesis etmektir. 2026’da yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz enflasyonun 2027 yılında yüzde 21’e, 2028 yılında yüzde 13,5’e, 2029 yılında yüzde 9’a gerileyerek program dönemi sonunda yeniden tek haneli seviyelere inmesini hedefliyoruz.

‘CARİ İŞLEMLER AÇIĞI KADEMELİ OLARAK GERİLEYECEK’

Dış dengede, küresel ticarette artan yeni nesil korumacılık eğilimlerine, jeopolitik gerilimlere ve ticaret politikalarındaki belirsizliklere rağmen cari işlemler açığını sürdürülebilir seviyelerde tuttuk. Program döneminde bölgemizdeki savaşın etkisinin azalmasıyla birlikte cari işlemler açığının yeniden kademeli olarak gerilemesini, 2027 yılında yüzde 1,9’a, 2028 yılında yüzd 1,8’e, 2029 yılında ise yüzde 1,6’ya düşmesini öngörüyoruz. Programda bütçe açığının kademeli bir şekilde düşürülmesini hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl 2026 için yüzde 3,5 olarak öngördüğümüz bütçe açığının milli gelire oranının aldığımız tedbirlerle bu yıl yüzde 3,1 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz.”

Memur ve memur emeklisine ocakta yüzde 7 zam hesabı! OVP açıklandı, rakamlar değişti: Kalem kalem yeni maaşlar

Memurlara ve memur emeklilerine ocak ayında yüzde 5 artışa ilaveten enflasyon farkı görünürken, OVP’den artışın ipucu geldi. OVP'deki yüzde 28,4 enflasyon tahmini memura yüzde 1,91 fark getiriyor. Buna göre en düşük memur maaşı 75.140, emekli aylığı 33.734 TL'ye çıkacak. Takvim.com.tr yeni maaşları kalem kalem hesapladı.

Ekonomi yönetiminden 3 yıllık yol haritası: Yeni Orta Vadeli Program hedefleri belli oldu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Küresel riskler ve jeopolitik gerilimler doğrultusunda makroekonomik göstergelerin güncellendiği programda, 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3 olarak belirlendi.

Emekli ve memurun Ocak 2027 zammında 4 senaryo: En düşük aylıklar ve yeni maaş hesapları ortaya çıktı

SSK ve BAĞ-KUR emeklileri ile memur emekli aylıkları için Merkez Bankası beklentisi, anketler ve tahminler 4 zam senaryosuna işaret ediyor. En iyi senaryoya göre; memur maaşı 100 bin lira bandına otururken, en düşük emekli memur aylığı da 34 bin 279 liraya çıkacak.

Taşınma faturası kabardı! Evden eve nakliye 250 bin TL'yi buluyor

Kentsel dönüşüm, tayin dönemi ve okulların açılmasıyla hareketlenen evden eve nakliyat sektöründe fiyatlar 13 bin 500 liradan başlayıp 250 bin liraya kadar çıkarken, fahiş artışlar ve taşınma esnasında 'Eşyalarını vermeyiz' diyerek ek ücret talep eden fırsatçı firmalar tüketici mağduriyetini zirveye taşıdı.

Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası belli oldu: OVP'de 2,2 trilyon dolar milli gelir, 25 bin dolar kişi başı gelir hedefi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık rotasını çizen Orta Vadeli Program detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Küresel jeopolitik riskler ve savaşların etkileri gözetilerek güncellenen makroekonomik verilere göre, 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,3, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,4 olarak belirlendi. Program dönemi sonunda milli gelirin 2,2 trilyon doları aşması ve kişi başına gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşması hedefleniyor. İmalat sanayisini güçlendirmek amacıyla 250 milyar liralık ilave kredi desteği sağlanacağını duyuran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, teknolojik yatırımlar için 750 milyar liralık kaynağın devrede kalacağını bildirdi. Deprem bölgesi için yapılan harcamaların 2026 sonu itibarıyla 104 milyar doları bulacağı, bütçe açığının kademeli olarak düşürüleceği vurgulandı. Savunma harcamaları yüzde 229, sosyal konuta ayrılan bütçe yüzde 150 artırıldı. OVP, Başkan Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

İnternetten satış yapanlar dikkat! Vergisiz ticaret devri bitti

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından atılan yeni adım ile internet üzerindeki kayıtdışı satışlar ve vergi kayıpları engellenecek. Özellikle dijital platformlardan yapılan ticari hareketler Bakanlığın radarında olacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile; e-ticaret siteleri, sosyal medya platformları ve ilan siteleri, internet üzerinden verilen tüm ev, araba, eşya satış ve kiralama ilanlarını her ay düzenli olarak Maliye’ye bildirim yapmakla yükümlü olacak.

SADECE ALIŞVERİŞ SİTELERİ, DİJİTALDEKİ TÜM ŞİRKETLER
Yapılan değişiklikle birlikte sadece alışveriş siteleri değil; internet, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yapılan her türlü alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyeti vergi denetimi kapsamına alındı. Düzenleme; e-ticaret sitelerinden sosyal medya devlerine, internet servis sağlayıcılarından ilan sitelerine kadar dijital ortamda imkan sağlayan tüm kurum ve şirketleri kapsıyor.

BİLGİLER HER AY MALİYE’YE BİLDİRİLECEK
Yeni düzenlemeye göre Gelir İdaresi Başkanlığı, internet ortamında yürütülen tüm ticari faaliyetlerin takibi için şirketlere bilgi verme zorunluluğu getirebilecek. Şirketler; iş hacmi, satılan veya kiralanan malın türü, satış tutarları ve ilan detayları gibi verileri belirleme yetkisine sahip olacak.

Tebliğde yapılan en önemli değişikliklerden biri de ilan siteleri ve sosyal medya platformlarına getirilen aylık raporlama zorunluluğu oldu. İnternet üzerinden taşınır (araba, eşya vb.), taşınmaz (ev, arsa vb.) veya hizmet satışı/kiralaması için ilan verilmesine imkan sağlayan tüm platformlar, her ay düzenli olarak bilgileri Maliye’ye bildirmek zorunda olacak.

OVP açıklandı: İşte Türkiye ekonomisinin 3 yıllık yol haritası!

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık dönemine ilişkin hedefler netleşti. Yeni Orta Vadeli Program'da büyüme ve enflasyon beklentilerinde önemli güncellemeler yapılırken, 2026 yılı için büyüme tahmini yüzde 3,3, yıl sonu enflasyon hedefi ise yüzde 28,4 olarak belirlendi. Ekonomide 2027'den itibaren büyümenin yeniden hız kazanması beklenirken, enflasyonla mücadelede de kademeli düşüş öngörüldü. Buna göre büyümenin 2027'de yüzde 4,2, 2028'de yüzde 4,6 ve 2029'da yüzde 5'e yükselmesi, enflasyonun ise 2029'da tek haneye indirilerek yüzde 9 seviyesine çekilmesi hedefleniyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamaları şöyle:

KÜRESEL RİSKLER ARTTI
Dünya ekonomisi son dönemde ekonomik, teknolojik ve jeopolitik gelişmelerin iç içe geçtiği, öngörülebilirliğin azaldığı ve risklerin tarihi yüksek seviyelere çıktığı yeni bir süreçten geçmektedir.

Türkiye ekonomisi de elbette dünyadan ve bölgemizde yaşanan bu gelişmelerden bağımsız değildir. Özellikle bölgemizde yaşanan savaşın doğrudan ve dolaylı etkileri, enerji ve emtia fiyatlarından küresel ticarete, enflasyon görünümünden büyüme beklentilerine kadar birçok alanda hissedilmektedir.

KÜRESEL BÜYÜME TAHMİNİ AŞAĞI ÇEKİLDİ
Programımızın makroekonomik çerçevesini oluştururken geçtiğimiz yıl esas aldığımız varsayımlar, bu yılın başında bölgemizdeki savaş başta olmak üzere meydana gelen hadiseler doğrultusunda güncellenmiştir.

Ticaret ortaklarımızın büyüme tahmini %2,4'den %1,6'ya, Avro Bölgesi büyümesi %1,2'den %0,9'a gerilerken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde %3,4 olarak öngörülen büyüme bu yıl %0,5'e kadar gerilemiştir.

PETROL VE EMTİA FİYATLARINDA YÜKSELİŞ
Geçtiğimiz yıl OVP'yi hazırlarken 2026 yılı için 64,3 dolar olarak varsaydığımız Brent petrol fiyatı ortalaması 89,3 dolara yükselmiştir.

Enerji dışı emtia fiyatlarında %5,7 oranında düşüş beklerken bugün %18,6 oranında artış öngörülmektedir. Küresel enflasyon tahmini ise %3,6'dan %4,7'ye yükselmiş durumdadır.

2026 BÜYÜME VE ENFLASYON TAHMİNİ GÜNCELLENDİ
Özellikle savaşla birlikte enerji ve emtia fiyatlarında ortaya çıkan arz yönlü baskılar ve başlıca ticaret ortaklarımızdaki zayıflama, 2026 yılı ekonomik tahminlerimize yansımıştır.

2026 yılı büyüme tahminimizi %3,3 olarak güncelledik.

Sanayi büyümesi tahminimiz %2,3'e gerilerken, yıl sonu enflasyon tahminimiz %28,4'e yükseldi.

Enerji ithalatı tahminimiz 63 milyar dolardan 71 milyar dolara, dış ticaret açığı tahminimiz ise 96 milyar dolardan 105 milyar dolara çıkmıştır.

Buna bağlı olarak cari işlemler açığının milli gelire oranına ilişkin tahminimizi de %2,6 olarak güncelledik.

"ANA ÇERÇEVEDE DEĞİŞİKLİK YOK"
Bu güncellemeler programımızın yönünde veya ana çerçevesinde bir değişiklik anlamına gelmemektedir.

Nitekim 2026'da öngörülmeyen ölçekte ortaya çıkan savaş ve beraberinde getirdiği enerji ve emtia şoku, dış talepteki zayıflamayla birlikte tüm ekonomiler üzerinde ilave yük oluşturmuştur.

Buna rağmen Türkiye ekonomisi üretmeye, büyümeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir.

2027'DE TOPARLANMA BEKLENTİSİ
2026 yılı hem küresel büyümenin hem de dünya ticaretinin belirgin biçimde ivme kaybettiği bir yıl olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bununla birlikte 2027 yılına ilişkin beklentiler küresel görünümde yeniden bir toparlanmaya işaret etmektedir.

Küresel büyümenin %3,4'e, küresel ticaret hacmindeki artışın ise %4,3'e yükselmesi beklenmektedir.

Özellikle küresel ticarette beklenen bu canlanmanın dış talep koşullarının iyileşmesine ve Türkiye gibi ihracatçı ülkeler açısından daha destekleyici bir ortamın oluşmasına katkı sağlamasını bekliyoruz.

İHRACATÇILAR İÇİN ZORLU DÖNEM
İhracatımızın yaklaşık %96'sını oluşturan başlıca ticaret ortaklarımızın ağırlıklı büyümesinin, 2025 yılındaki %2,4 seviyesinden 2026 yılında %1,6'ya gerilemesi tahmin edilmektedir.

2027 yılında ise dış talep koşullarının yeniden iyileşmesiyle bu oranın %2,8'e yükselmesini öngörüyoruz.

Bu zayıflama, ihracatımızın yaklaşık %43'ünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği ile %22'sini gerçekleştirdiğimiz MENA bölgesinde özellikle dikkat çekicidir.

"İHRACATÇILARIMIZ BAŞARILI PERFORMANS ORTAYA KOYDU"
Avrupa Birliği ve MENA bölgelerinin toplam ihracatımızın yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu dikkate alındığında, 2026 yılında ihracatçılarımızın oldukça zorlu bir dış talep ortamına rağmen son derece başarılı bir performans ortaya koyduklarının altını çizmek isterim.

Yıllar içerisinde ihracat pazarlarını çeşitlendiren ülkemizin mevcut pazardaki güçlü konumunu korurken yeni pazarlara erişimini artırma, ihracatımızı bölgesel ve küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirme çabamız önümüzdeki dönemde de devam edecektir.

JEOPOLİTİK RİSKLER EKONOMİYİ ETKİLİYOR
Savaşın başlamasıyla birlikte jeopolitik risk endeksi çok hızlı bir şekilde yükselmiş ve tarihsel ortalamasının oldukça üzerine çıkmıştır.

Jeopolitik gerilimler; enerji ve emtia piyasalarından ticaret ve lojistik hatlarına, yatırım kararlarından finansal piyasalara kadar birçok kanal üzerinden dünya ekonomisine yayılmaktadır.

Küresel arz koşullarından kaynaklanan fiyat hareketleri bir taraftan enerji ithalat maliyetlerimizi ve dış ticaret dengemizi etkilerken, diğer taraftan üretim ve ulaştırma maliyetleri üzerinden enflasyon görünümüne de yansımaktadır.

"MAKROEKONOMİK İSTİKRAR TEMEL ÖNCELİĞİMİZ"
Programımızı hayata geçirdiğimiz günden bu yana temel önceliğimiz makroekonomik istikrarı güçlendirmek, ekonomide dengelenmeyi sağlamak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmek ve kazanımlarımızı sürdürülebilir hale getirmek olmuştur.

Programımız kapsamında yatırımların tüketimin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla büyümenin kompozisyonunda daha dengeli, üretken ve sürdürülebilir bir yapının öne çıktığını görmekteyiz.

BÜYÜMENİN ÜÇTE BİRİNDEN FAZLASI VERİMLİLİKTEN
2026'da öngördüğümüz %3,3'lük büyümenin 1,2 puanının toplam faktör verimliliği kaynaklı olduğunu görüyoruz.

Yani büyümenin üçte birinden fazlası toplam faktör verimliliğinden gelmektedir.

Tüketim ağırlıklı bir yapı yerine üretim kapasitesini artıran yatırımların öne çıkması; enflasyonla mücadeleyi destekleyen, dış denge üzerindeki baskıları sınırlayan ve potansiyel büyümemizi yükselten daha sağlıklı bir makroekonomik görünüm sergilemektedir.

TL'YE GÜVEN ARTTI, REZERVLER YÜKSELDİ
TL mevduatın toplam mevduat içindeki payı %31,6 seviyesinden 28 Ağustos itibarıyla %61,5 seviyesine yükselmiştir.

Koşullu yükümlülüklerimizden olan kur korumalı mevduattan çıkış sorunsuz bir şekilde tamamlanmıştır.

Küresel ekonomik görünümdeki belirsizliklere ve jeopolitik risklere rağmen brüt rezervlerimiz 89,7 milyar dolar artarak 188,2 milyar dolara ulaşmıştır.

RİSK PRİMİ 220'NİN ALTINA İNDİ
Jeopolitik gerilimlere rağmen risk primimiz de önemli ölçüde gerilemiş ve 700'lü seviyelerden 220'nin altına inmiştir.

Bu önemli gelişme, risk primlerimizin düşmesiyle gerek kamunun gerekse özel kesimin döviz cinsi borçlanmalarında faiz yükünü aşağıya çekmektedir.

İHRACAT 280 MİLYAR DOLARA ULAŞTI
Yıllıklandırılmış ihracatımız, ticaret ortaklarımızdaki belirgin yavaşlamaya ve zorlu dış talep koşullarına rağmen Ağustos ayı itibarıyla 280 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.

İhracatımız nitelik olarak da güçlenmiş ve orta ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracatımız içindeki payı %40'tan %44,1'e ulaşmıştır.

CARİ AÇIKTA SAVAŞ ETKİSİ
Cari işlemler açığının milli gelire oranı 2024 yılı Haziran ayında %1,8, 2025 yılı Haziran ayında %1,6, 2026 yılında ise %2,3 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bu yükselişin içinde 0,7 puanlık farkın savaş nedeniyle geldiğini hesaplamaktayız.

Dolayısıyla bunu çıkardığınız zaman aslında yapısal bir bozulma olmadığını çok rahat bir şekilde görüyoruz.

Mevcut seviyenin 2000-2025 dönemi uzun dönem ortalaması olan %3,2'nin de belirgin bir şekilde altında kaldığını ve yönetilebilir seviyelerde olduğunu vurgulamak isterim.

ENFLASYONDA YENİDEN DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
2024 yılı Mayıs'ında %75,5 seviyesine yükselen enflasyon, uyguladığımız politikalarla belirgin bir düşüş eğilimine girmiştir.

2026 Ağustos itibarıyla %31,5 seviyesinde gerçekleşmiştir.

2026 yılı son çeyreğinde enflasyon oranının yeniden düşüş göstereceğini ve yıl sonunda %28,4 seviyelerinde olmasını bekliyoruz.

Merkez Bankamıza göre savaşın enflasyon üzerindeki maliyeti, enflasyon artışına etkisi 7 puana yakın hesaplanmaktadır.

MİLLİ GELİR 1,8 TRİLYON DOLARI AŞACAK
2026 yılı sonunda milli gelirimizin Cumhuriyet tarihimizde ilk kez 1,8 trilyon doları aşmasını, kişi başına milli gelirimizin de yine ilk kez 20 bin doları geçmesini bekliyoruz.

Türkiye'nin 2026 yılında da yüksek gelirli ülkeler grubu eşiğinin üzerinde olacağını tahmin ediyoruz.

Bu rakamlarla 2026 yılında dünyada nominal olarak 16. büyük ekonomi, satın alma gücü paritesine göre 11. büyük ekonomi konumumuzu da sürdüreceğiz.

Hedef: Enflasyonu tek haneye indirmek

Önümüzdeki dönemde temel hedefimiz fiyat istikrarını kalıcı hale getirerek enflasyonu tek haneli seviyelere indirmek ve mali disiplinimizi güçlü bir şekilde muhafaza etmektir.

Büyümenin toplumun tüm kesimlerine daha güçlü şekilde yansıması amacıyla istihdamı artıracak, atıl iş gücünü azaltacağız.

Enerji başta olmak üzere kritik girdilerde arz güvenliğimizi güçlendirecek ve arz şoklarının ekonomi üzerindeki etkilerini en aza indirecek politikaları hayata geçireceğiz.

2027-2029 BÜYÜME HEDEFLERİ
2026 yılında %3,3 olarak gerçekleşmesini beklediğimiz büyümenin kademeli olarak güçlenerek;

2027'de %4,2
2028'de %4,6
2029'da %5
seviyesine ulaşmasını öngörüyoruz.

Yeni program döneminde makroekonomik istikrarla uyumlu, üretim kapasitesi ve verimliliği artıran, enflasyonist baskı oluşturmayan, sürdürülebilir bir büyüme anlayışı içindeyiz.

İŞSİZLİKTE HEDEF YÜZDE 7,6
2026 yılında %8,1 seviyesinde gerçekleşmesini beklediğimiz işsizlik oranını;

2027'de %8
2028'de %7,8
2029'da %7,6
seviyesine düşürmeyi hedefliyoruz.

Program döneminde ekonomimize yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam kazandırarak iş gücü piyasasına daha fazla bireyin katılımını sağlamayı ve toplumsal refahı artırmayı hedefliyoruz.

VERİMLİLİK BÜYÜMENİN MERKEZİNDE
Program döneminde her yıl ortalama toplam faktör verimliliğinin büyümeye 1,1 puanlık destek getirmesini bekliyoruz.

Tarımda teknoloji ve verimlilik artışını, sanayide üretim kapasitesiyle teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesini, hizmetlerde ise bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli faaliyetlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacağız.

ENFLASYONLA MÜCADELE SÜRECEK
Sürdürülebilir büyüme hedefimizle birlikte programımızın önceliği, dezenflasyon sürecini kararlılıkla sürdürerek fiyat istikrarını kalıcı bir şekilde tesis etmektir.

MEVCUT OVP'DE HANGİ HEDEFLER VARDI?
2026-2028 dönemini kapsayan mevcut OVP'de ekonominin 2026'da yüzde 3,8, 2027'de yüzde 4,3 ve 2028'de yüzde 5 büyümesi hedeflenmişti.

Enflasyonun 2026'da yüzde 16, 2027'de yüzde 9 ve 2028'de yüzde 8 olması öngörülmüştü.

Bütçe açığının GSYH'ye oranının 2026'da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olması bekleniyordu.

İşsizlik oranında ise 2026 için yüzde 8,4, 2027 için yüzde 8,2 ve 2028 için yüzde 7,8 hedeflenmişti.

İhracatın 2026 sonunda 282 milyar dolar, 2027'de 294 milyar dolar, 2028'de ise 308,5 milyar dolar seviyesine ulaşması hedeflenirken, ithalatın sırasıyla 378 milyar dolar, 393 milyar dolar ve 410,5 milyar dolar olması öngörülmüştü.

Gözler şimdi saat 11.00'de başlayacak açıklamada. Yeni OVP ile Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemindeki hedefleri ve öncelikleri netlik kazanacak.

Nakliyecilerin gözünü para bürümüş: Fiyatlar 250 bin liraya kadar çıkıyor!

Kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanması yalnızca inşaat sektörünü değil, evden ev nakliyat ve lojistik sektöründeki hareketliliği de artırdı. Okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin ev bulma süreci ve tayin dönemi de bu artışa katkı sağladı.

Hareketliliği fırsat bilen bazı firmalar fiyat artışına gitti. Ayrıca taşınma öncesinde verilen ücreti, taşınma esnasında artıran firmalar olduğuna ilişkin tüketici şikayetleri de arttı.

Taşınma faturası kabardı! Evden eve nakliye 250 bin TL'yi buluyor

FİYATLAR UÇTU

Son birkaç ay içinde nakliye ücretlerinde artış görüldü. Fatura gidilecek mesafeye, eşyaların miktarına, toplama, paketleme, montaj işlemlerinin yapılıp yapılmayacağına, evin oda sayısına, binada asansör olup olmamasına ve asansörlü nakliyat tercihine göre değişiklik gösteriyor.

Oda sayısı 1+1 olan bir evin nakliyesi için maliyet 13 bin 500 liradan başlıyor ve 80 bin liraya kadar çıkıyor. Ev 2+1 olduğunda bu rakam 18 bin 150 lira ile 110 bin lira arasında değişiyor. 3+1 evlerde ise fatura 23 bin liradan başlayarak, 150 bin lirayı buluyor. 4+1 ve üzeri evlerde ise fiyat 26 bin 700 liradan kapıyı açıyor ve 250 bin liraya kadar yükseliyor.

Taşınma faturası kabardı! Evden eve nakliye 250 bin TL'yi buluyor-3

GÜNDE 5 BİN TAŞIMA

Sektör temsilcileri, evden eve nakliyat sektöründe geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60-70 civarında artış yaşandığını belirtirken, Evden Eve Nakliyeciler Derneği Başkanı Erdoğan Bağlar, günlük taşınma sayısının 4 bin 500 ila 5 bin arasında gerçekleştiğini söyledi.

Özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarının yoğunlaştığı ilçelerde nakliye talebinin arttığını belirten Bağlar; Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar ve Kartal'ın yanı sıra Kadıköy ve Üsküdar'da da yoğunluk yaşandığını ifade etti.

Taşınma faturası kabardı! Evden eve nakliye 250 bin TL'yi buluyor-4

SEBEPSİZ ÜCRET ARTIŞI

Taşınma hareketliliğinde yaşanan artış, tüketici mağduriyetlerini de beraberinde getirdi. Bazı nakliye firmalarının, belirlenen fiyatı taşınma esnasında sebepsiz şekilde artırdığı ortaya çıktı.

Bir tüketici, 25 bin lira olarak anlaşılan ücretin taşınma esnasında hiçbir sebep gösterilmeden 50 bin liraya çıkarıldığını söyledi. Başka bir tüketici ise Konya'daki bir firma ile 18 bin liraya anlaştığını fakat taşınma esnasında gerekçesiz 25 bin lira talep edildiğini belirtti.

Bir diğer tüketici ise İstanbul'daki bir firma ile 23 bin liraya anlaşma yaptığını, taşınma esnasında da fiyatın 34 bin liraya çıkarıldığını anlatarak, "Ödemezsen eşyalarını vermeyiz dediler" diyerek dert yandı.

💾

<p>Kentsel dönüşüm, öğrenci taşınmaları ve tayin döneminin etkisiyle nakliyat sektöründe hareketlilik geçen yıla göre yüzde 60-70 arttı. Taşıma ücretleri evin büyüklüğü ve hizmet kapsamına göre 13 bin 500 TL'den başlayıp 250 bin TL'ye kadar çıkarken, taşınma sırasında anlaşılan fiyatı artıran firmalara yönelik şikâyetler de çoğaldı.</p>

TİGEM duyurdu: Safkan Arap koşu atları satışa çıkıyor!

İşletmenin Resmi Gazete'de yer alan ihale ilanına göre, tayların satışı elektronik ihale usulüyle gerçekleştirilecek.

İhale, 28 Eylül'de başlayıp 2 Ekim'de sona erecek. İhalenin taylara göre başlangıç ve bitiş saatleri TİGEM e-Tay Satış Platformu'ndan görülebilecek.

İhaleye katılmak isteyenlerin TİGEM e-Tay Satış Platformu'nda üyelik kaydının olması, geçici teminat vermesi gerekecek.

İhale şartnamesi, platform üzerinden veya işletmeden temin edilebilecek.

Damlar kırmızıya boyandı! 300 TL'den alıcı buluyor

Hatay'da tarlalardan hasat edilen kapya biberler, kavurucu sıcağa ve zorlayan acıya rağmen emekçi kadınlar tarafından dilimlenerek salçaya dönüşüyor. Kilogram fiyatı 300 TL'den alıcı bulan salçalık biberin kuruması için serilen damlar kırmızıya büründü.

Kavurucu sıcakların etkili olduğu Amik Ovası'nda yeteri olgunluğa ulaşan kapya biberler hasat edilmeye devam ediyor. Tarım işçileri tarafından hasat edilen kapya biberler, salça olmadan önce kadınlar tarafından dilimlenerek damlara seriliyor. 

'1 AYDIR HASAT DEVAM EDİYOR, ÇİFTÇİLERİN ŞU AN İÇİN TEK İŞİ BİBERLE UĞRAŞMAK' 3

Yakan acı ve kavurucu sıcakta zorlanan kadınların ellerinden çıkan biberler, Antakya ilçesi Madenboyu Mahallesi'nde damları kırmızıya bürüdü. Doğal yöntemlerle üretilen ve kilogram fiyatı 300 TL'den alıcı bulan alıcı bulan kapya biberlerin dilimlenmesi ve damlarda kurutulmasıysa ortaya çıkan salçada zorlu mesainin Ekim ayına kadar sürmesi bekleniyor.

Kilosu 300 TL'den alıcı buluyor. Damlar kırmızıya boyandı 1

"1 AYDIR HASAT DEVAM EDİYOR, ÇİFTÇİLERİN ŞU AN İÇİN TEK İŞİ BİBERLE UĞRAŞMAK"

Çiftçilerin ve salçalık biber üretenlerin hasat ile salçanın kilogram fiyatından memnun olduklarını dile getiren Ahmet Şiker, "Yaz aylarında Madenboyu Mahallemiz'de vazgeçilmez olan biber sezonu başlamıştır. 1 aydır hasat devam ediyor, çiftçilerin şu an için tek işi biberle uğraşmak. Çiftçiler ve salçacılar hasattan memnun. Önce tarladan topluyoruz, ardından kadınlar biberi dilimliyorlar. Dilimlendikten sonra biberler damlara seriliyor ve ardından kurulanıp makinelerle salça olarak çekiliyor. Salçanın kilogram fiyatı 300 TL ve biberin acısı da var tatlısı da. Sıcakta çok zor oluyor, ter içerisinde kalıyoruz. Elimizi ve yüzümüzü elleyemiyoruz. Gaziantep, Adana, Antalya, Ankara ve Diyarbakır başta olmak üzere acıyı seven herkese salça gönderiyoruz" dedi

Kilosu 300 TL'den alıcı buluyor. Damlar kırmızıya boyandı 2

"LEZZETİ GÜZEL VE ACI, ELLERİMİZ YANIYOR"

Günde 500 kilogram kapya biberi dilimlediğini dile getiren Medine Alkış, "Kavurucu sıcakta ekmek parası için biber dilimliyoruz. Lezzeti güzel ve acı, ellerimiz yanıyor. Tek başıma 500 kilo biber yarabiliyorum" dedi.

Acıya rağmen mesaiyi sürdürdüklerini dile getiren Emine Şiker, "Biber yarıyoruz, ekmek parası için. Çok acı ama yapmak zorundayız. Günlük 4 kişi, 1 ton biber dilimliyoruz" dedi.

💾

<p>Amik Ovası'nda hasat edilen kapya biberler, kadın işçiler tarafından kavurucu sıcak ve yakıcı acıya rağmen dilimlenerek damlarda kurutuluyor. Ekim ayına kadar sürmesi beklenen zorlu mesainin ardından üretilen salça, kilogramı 300 TL'den Türkiye'nin farklı şehirlerine gönderiliyor.</p>

4 il için özelleştirme kararı! İhaleye çıkıyor

Başkanlığın konuya ilişkin ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre İzmir'in Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi'ndeki 2, İstanbul'un Eyüpsultan ilçesi Kemerburgaz Mahallesi'ndeki 1, Ankara'nın Gölbaşı ilçesi Karagedik-İmar ve Bahçelievler mahallelerindeki birer ve Mersin'in Silifke ilçesi Taşucu Mahallesi'ndeki 2 taşınmazın özelleştirilmesi için ihale düzenlenecek.

İhaleye katılmak isteyenlerin İstanbul ve İzmir ile Ankara'nın Karagedik Mahallesi'ndeki taşınmazlar için 29 Eylül'e, Ankara'nın Bahçelievler Mahallesi ile Mersin'deki taşınmazlar için 30 Eylül'e kadar teklif vermesi gerekiyor.

İhaleler, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif alıp görüşmeler yaparak "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek.

Özel hayatı nedeniyle işinden olmuştu! Mahkemeden emsal karar çıktı

Aynı iş yerinde çalıştığı arkadaşını mesai dışında darp ettiği iddiasıyla işten çıkarılan genç mühendisin açtığı davada Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) emsal niteliğinde bir karara imza attı.

İşe İade Davasını Kaybeden Kıdem-İhbar Tazminatı Davası

İŞ MAHKEMESİ 'GÜVEN ZEDELENDİ' DİYEREK İŞE İADEYİ REDDETTİ

İddiaya göre genç mühendis, aynı işyerinde çalışan arkadaşını darp ettikten sonra kovuldu. İş Mahkemesi'nde işe iade davası açan mühendis, özel hayattaki olayların işvereni ilgilendirmediğini öne sürdü. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile masumiyet karinesi gözetilmeden ceza dosyaları sonuçlanmadan fesih yapıldığını öne sürdü. İşyeri düzenini bozucu herhangi bir davranış sergilemediğini, davalı işverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı şekilde yalnızca kendisinin iş akdini feshettiğini ve B.A.'nın çalışmaya devam ettiğini, bu nedenlerle feshin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, feshin geçersizliği ile müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlara hükmedilmesini talep etti. Davalı işveren ise işyeri dışında gerçekleşmiş olsa dahi darp olayının iş ilişkisine olumsuz etkiler doğurduğunu dile getirdi. Mahkeme, iş yeri ve mesai dışında vuku bulan darp olayından sonra davalı işverenin davacı ile çalışmasının güven ilişkisini zedeleyeceği, davalının davacı ile çalışmaya devam etmesinin beklenemeyeceği bu nedenle yapılan feshin geçerli nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdi. 

İşe İade Davası Hangi Durumlarda Açılabilir, Şartları Nelerdir?

BAM 7. HUKUK DAİRESİNDEN 'ÖZEL HAYAT' VE 'SOMUT DELİL' VURGUSU

Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. BAM 7. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. İşçinin özel yaşamına ilişkin fiil ve davranışlarının, kural olarak işverenin müdahale alanı dışında kaldığını hatırlatıldığı BAM kararında; bu tür olayların işyerine somut, belirgin ve olumsuz şekilde yansıdığının ortaya konulması halinde feshe dayanak yapılması mümkün olduğuna dikkat çekildi. Salt özel yaşam alanında gerçekleştiği iddia edilen vakıalar geçerli fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği vurgulandı. İş sözleşmesinin sona erdirilmesine gerekçe yapılan olayın, işyeri sınırları dışında, tarafların özel hayat ilişkisi kapsamında gerçekleştiği ileri sürülen bir vakıaya dayandığı anlaşıldığı dile getirildi. 

işe iade davası arşivleri - ParaMedya

"FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİNE UYULMADI"

Kararda şöyle denildi: "İşyeri dışında gerçekleştiği iddia edilen darp olayının sübut bulduğu varsayılsa dahi, bu durumun kendiliğinden işveren yönünden geçerli fesih nedeni oluşturmayacağı; söz konusu fiilin işyeri ile bağlantısının ve iş ilişkisine somut etkisinin ayrıca ve açık biçimde ortaya konulmasının zorunlu olduğu izahtan varestedir. Bu çerçevede, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, iddia edilen fiilin işyeri ortamında huzursuzluğa sebep olduğuna, çalışma barışını bozduğuna veya işin yürütümünü olumsuz etkilediğine dair herhangi bir somut anlatım ya da delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının görev yaptığı birim ile dava dışı kişinin görev yaptığı birimlerin farklı olduğu, tarafların fiilen birlikte çalışmadıkları ve işveren tarafından fesih dışında daha hafif ve koruyucu önlemlerin değerlendirilmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının savunmasının disiplin kurulu toplantısı sırasında alınmış olması, fesih öncesinde usulüne uygun savunma alınması yükümlülüğünü karşılamamakta; isnat edilen fiilin davacıya açık ve net biçimde bildirildiği ve davacıya bu fiile karşı etkili şekilde kendini savunma imkanı tanındığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ileri sürülen olayın işyeriyle bağlantısının ve iş ilişkisini objektif olarak sürdürülemez hale getirdiğinin somut delillerle ispatlanamadığı, davacının savunma hakkının usulüne uygun biçimde kullandırılmadığı ve feshin son çare olması ilkesine uygun davranılmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu delil durumuna göre, ispat yükü altında olan davalı işverenin iş sözleşmesini geçerli nedenle feshettiğini ispatladığını kabule imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın kabulü ile davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi hatalı olmuştur."

💾

<p>İşyeri dışında darp olayına karışan mühendis, işyeri yönetimi tarafından kapı önüne konuldu. Bölge Adliye Mahkemesi, "İşçinin özel yaşamına ilişkin fiil ve davranışlar kural olarak işverenin müdahale alanı dışında kalır" dedi.</p>

Altın düşmeye devam ediyor! Yatırımcılar dikkat

Altın fiyatları 6 Eylül 2026 sabahında düşüş gösterdi. Ons altındaki gerileme iç piyasadaki fiyatlara da yansıdı. Gram altın 6.898 TL seviyesinde işlem gördü.

Ons altın yüzde 0,96 düşerken, gram altındaki kayıp yüzde 0,74 olarak kaydedildi.

Goldman Sachs'tan Türkiye değerlendirmesi: Yıl sonu tahminleri revize  edildi - Ekonomim

FİYATLAR DÜŞERKEN DEV BANKADAN ÇARPICI TAHMİN

Goldman Sachs Research, altının ons fiyatının 2026 sonuna kadar 4.900 dolara yükselmesini öngörüyor.

Kurum, merkez bankalarının döviz rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla güçlü altın talebini sürdürmesinin ve piyasaların 2026'da Fed'den faiz artırımı beklentilerini azaltmasının altın fiyatlarını destekleyeceğini öngörüyor.

Banka ayrıca yatırımcıların hükümet politikalarında büyük ölçekli değişikliklere karşı portföylerini korumak amacıyla altın türevlerini kullandığını, bunun da değerli metalde volatiliteyi artırıyor olabileceğini belirtti.

GRAM ALTIN NE KADAR OLDU?

Serbest piyasada gram altının alış fiyatı 6.898,04 TL oldu. Satış fiyatı ise 6.898,85 TL olarak kaydedildi. Böylece gram altında günlük düşüş yüzde 0,74’e ulaştı.

Has altın da benzer bir seyir izledi. Alış fiyatı 6.863,55 TL, satış fiyatı 6.864,36 TL oldu.

Bununla birlikte 22 ayar bilezik gramı 6.226,18 TL’den alındı. Satış fiyatı ise 6.452,28 TL seviyesinde gerçekleşti.

ÇEYREK ALTIN 11 BİN TL’NİN ÜZERİNDE

Çeyrek altın alışta 11.036,87 TL seviyesinde bulunuyor. Satışta ise fiyat 11.279,62 TL’ye ulaşıyor.

Ayrıca yarım altın 22.004,75 TL’den alınıyor. Satış fiyatı 22.559,24 TL olarak görülüyor.

Cumhuriyet altınının satış fiyatı 44.980,51 TL, tam altının satış fiyatı ise 44.844 TL oldu.

ALTIN/ONS

Alış: 4.428,85
Satış: 4.431,11

GRAM ALTIN

Alış: 6.898,04
Satış: 6.898,85

CUMHURİYET ALTINI

Alış: 44.147,46
Satış: 44.980,51

TAM ALTIN

Alış: 44.282,00
Satış: 44.844,00

ÇEYREK ALTIN

Alış: 11.036,87
Satış: 11.279,62

YARIM ALTIN

Alış: 22.004,75
Satış: 22.559,24

💾

<p>Altın fiyatları 6 Eylül 2026 sabahında düşüşle başladı. Ons altın yüzde 0,96 düşerken, gram altındaki kayıp yüzde 0,74 olarak kaydedildi. Ons altındaki gerileme iç piyasadaki fiyatlara da yansıdı. Gram altın 6.898 TL seviyesinde işlem gördü.</p>

<p>ALTIN/ONS</p>

<p>Alış: 4.428,85<br>
Satış: 4.431,11</p>

<p>GRAM ALTIN</p>

<p>Alış: 6.898,04<br>
Satış: 6.898,85</p>

<p>CUMHURİYET ALTINI</p>

<p>Alış: 44.147,46<br>
Satış: 44.980,51</p>

<p>TAM ALTIN</p>

<p>Alış: 44.282,00<br>
Satış: 44.844,00</p>

<p>ÇEYREK ALTIN</p>

<p>Alış: 11.036,87<br>
Satış: 11.279,62</p>

<p>YARIM ALTIN</p>

<p>Alış: 22.004,75<br>
Satış: 22.559,24</p>

Türkiye'nin yeni rotası belli oluyor! OVP bugün açıklanacak

X sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Yılmaz, "Dünya ve bölgemizde risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemde; istikrar içinde öngörülebilir politikalar izlerken, yeni stratejik öncelikleri de güncellenmiş programımıza entegre edeceğiz. Ülkemizin kurumsal birikimini ve ortak aklını yansıttığımız Programın şimdiden hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

ENFLASYON, BÜYÜME POLİTİKALARI VE REFORMLAR

OVP ile finans ve fiyat istikrarı, büyüme, istihdam gibi kritik alanlarda nasıl bir rota izleneceği belirleniyor. Kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları da OVP'de yer alacak.

Programda, enflasyon, büyüme politikaları ve yapısal reformların öne çıkacağı öngörülüyor.

OVP, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ortak çalışmalarla hazırlanıyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasının ardından Resmi Gazete'de yayımlanıyor. OVP ile makroekonomik politikaların belirlenmesi, temel ekonomik büyüklüklerin, gelir-gider tahminlerinin, bütçe dengesi ve borçlanma durumunun ortaya konulması amaçlanıyor. OVP, makroekonomik politika çerçevesi ve hedefleri ile öncelikli reform alanlarını ve takvimini gösteriyor.

MEVCUT OVP'DEKİ HEDEFLER

2026-2028 dönemini kapsayan OVP'de ekonominin 2026'da yüzde 3,8, 2027'de yüzde 4,3 ve 2028'de yüzde 5 büyümesi hedeflenmişti.

Enflasyonun bu yıl için yüzde 16, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olması öngörülmüştü. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026'da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği hesaplanmıştı. Söz konusu programda, işsizlik oranında 2026 için yüzde 8,4, 2027 yılı için yüzde 8,2 ve 2028 için yüzde 7,8 hedefi konulmuştu.

İhracatın bu yıl sonunda 282 milyar dolar, 2027'de 294 milyar dolar, program sonunda 308,5 milyar dolar olması hedeflenmişti. İthalatın ise 2026'da 378 milyar dolar, gelecek yıl 393 milyar dolar, 2028'de de 410,5 milyar dolar olması öngörülmüştü.

İnternetten satış yapanlar dikkat! Kapsam genişletildi

Türkiye'de elektronik ticaret ve internet üzerinden yürütülen ticari faaliyetlere ilişkin vergi düzenlemesinde kapsam genişletildi. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde yapılan değişiklikle, vergi güvenliğinin sağlanması amacıyla yalnızca elektronik ticaret faaliyetlerine ilişkin değil, internet ve diğer dijital ortamlarda gerçekleştirilen alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyetlerine yönelik bilgi ve bildirim yükümlülüklerinin de uygulanabilmesinin önü açıldı.

KAPSAM GENİŞLETİLDİ

Düzenlemeyle birlikte vergi idaresinin, dijital ortamda iktisadi ve ticari faaliyette bulunan kişi ve kuruluşlardan bildirim talep edebilmesine ilişkin kapsam genişletilirken, farklı türde dijital hizmet sağlayıcıların da düzenleme kapsamına alınması öngörüldü. Yapılan değişiklikle internet siteleri ve sosyal medya platformları üzerinden ilan vererek satış yapan kişilerin bilgilerinin Gelir İdaresi Başkanlığı'na (GİB) bildirilmesi zorunluluğu getirildi. Yani sahibinden.com, letgo, Trendyol, Dolap, Instagram veya Facebook gibi platformlar, kendi üzerlerinden satış ya da kiralama yapanların bilgilerini rapor halinde bildirmekle yükümlü olacak.

KİRALAMA, İLAN VE REKLAM

Yeni düzenlemede ticari faaliyetlerin kapsamı alım ve satımla sınırlı tutulmadı. İnternet dahil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı durumlar da vergi güvenliği kapsamında değerlendirilebilecek.


ELEKTRONİK ORTAMDA MUHAFAZA EDİLEBİLECEK

DÜZENLEMEYLE, vergi güvenliği kapsamında talep edilecek bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza edilmesi ve gerektiğinde ibraz edilmesine ilişkin yükümlülük getirilmesine de imkan tanındı. Bildirimlerin hangi kapsamda, hangi standartlarda ve hangi sürelerde verileceği konusunda belirleme yapma yetkisi de düzenleme kapsamında korunurken, gerektiğinde bu kurallarda değişiklik yapılabilecek. Bildirim kapsamında hizmet verilen gerçek veya tüzel kişilere ilişkin ad ve soyadı ya da unvan bilgilerinin yanı sıra TC numarası veya vergi numarası gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgiler de bildirilecek. 

💾

<p>Türkiye'de elektronik ticaret ve internet üzerinden yürütülen ticari faaliyetlere ilişkin gerçekleştirilen vergi düzenlemesi ile kapsam genişletildi.</p>

<p>KİRALAMA, İLAN VE REKLAM</p>

<p>Yeni düzenlemede ticari faaliyetlerin kapsamı alım ve satımla sınırlı tutulmadı. İnternet dahil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı durumlar da vergi güvenliği kapsamında değerlendirilebilecek.Ayrıca  söz konusu düzenlemeyle vergi güvenliği kapsamında talep edilecek bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza edilmesi ve gerektiğinde ibraz edilmesine ilişkin yükümlülük getirilmesine de imkan tanındı. </p>

Bakü'de "Şanlıurfa Kültür Günleri" etkinliği düzenlendi

Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayiciler Birliği (TÜİB) ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe, YEE Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat, Adıyaman'ın Samsat ilçesi Belediye Başkanı Halil Fırat ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar, etkinliğin Türkiye ile Azerbaycan'ın dostluğunu daha da pekiştirmek amacıyla düzenlendiğini söyledi.

Şanlıurfa'nın yalnızca müziği ve mutfağıyla değil, aynı zamanda Hazreti İbrahim'in misafirperverliği ve Hazreti Eyyüb'ün sabrıyla da tanındığını belirten Gülpınar, şehrin 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu ifade etti.

Gülpınar, "Bu kadim kültüre sahip iki şehrimizi bir araya daha sık getireceğiz. Bu dostluğu daha da ileriye götüreceğiz." dedi.

YEE Başkan Yardımcısı Yıldız da YEE'nin dünya genelinde Türk kültürünü, tarihini, dilini ve sanatını tanıtma misyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kültürel bağlara işaret eden Yıldız, Bakü'nün Türk dünyasının sanat ve kültür hayatında "parlayan bir inci" niteliğinde olduğunu söyledi.

Azerbaycan'daki faaliyetlerin diğer ülkelerdeki faaliyetlere kıyasla çok daha güçlü ve sağlam temeller üzerinde yükseldiğini belirten Yıldız, Enstitünün temel amacının yalnızca Türkiye'ye ait değerleri değil, tüm Türk dünyasının ortak mirasını küresel ölçekte tanıtmak olduğunu dile getirdi.

Samsat Belediye Başkanı Fırat, deprem felaketinde yardımlarını esirgemeyen Azerbaycan heyetine teşekkür etti.

Samsat'ın tarihi ve manevi değerlerine değinen Fırat, Bakü'den gelecek misafirleri ilçelerinde ağırlamaktan onur duyacaklarını belirtti.

TÜİB Başkanı Büyükfırat da Şanlıurfa ile Bakü'nün Hz. Ömer döneminden bu yana uzanan ortak bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olduğunu söyledi.

Türkiye'de Azerbaycan Türkçesinin ve kültürünün en yoğun şekilde yaşatıldığı yerin Şanlıurfa olduğunu vurgulayan Büyükfırat, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Şeddadiler döneminden kalan ortak değerlere, edebiyata ve müzik geleneğine dikkati çekti.

Büyükfırat, etkinliğin iki şehir arasındaki gönül bağını ve kardeşliği daha da güçlendireceğini ifade ederek, iki kent arasında doğrudan uçak seferlerinin başlatılması temennisinde bulundu.

Etkinlik kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe ve Şanlıurfa'nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerini yansıtan fotoğraf sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Katılımcılar, Şanlıurfa'ya özgü yerel ürünler, geleneksel el sanatları ve hediyelik eşyaları yakından tanıma fırsatı bulurken, kentin yöresel mutfağından çeşitli lezzetleri tattı.

Şanlıurfa'nın zengin folklor ve müzik kültürünün de tanıtıldığı etkinlikte, konserler, halk oyunları gösterileri ve "Sıra Gecesi" programı yapıldı.

Konser programında Azerbaycan Milli Konservatuvarı öğrencileri ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi sanatçıları sahne aldı.

Şanlıurfa'nın tarihi ve kültürel mirasının Azerbaycan'da tanıtılması ve iki ülke arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesinin amaçlandığı etkinlik yarın da devam edecek.

Bakan Şimşek: Özel sektör harekete geçirilmeli

Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın ortaya koyduğu, israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerinin yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesini esas alan sıfır atık yaklaşımı, iklim eylemiyle birlikte ele alınan bütüncül dönüşüm anlayışının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'un liderliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'e hazırlık sürecinde de bu yaklaşım, iklim hedeflerinin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir dönüşümün finansman boyutunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.

Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Türkiye işbirliğinde düzenlenen "COP31'e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu" programı, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nde gerçekleştirildi.

COP31'e giden süreçte Türkiye'nin iklim finansmanı kapasitesini güçlendirmek, kamu ve özel sektör yatırımlarını iklim hedefleriyle daha güçlü biçimde buluşturmak, ulusal ve uluslararası finansman aktörleri arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla gerçekleştirilen program, politika diyaloğu, kamu, finans, uluslararası kuruluş, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.

“KAMU KAYNAKLARININ ETKİSİ ARTIRILMALI, ÖZEL SERMAYE HAREKETE GEÇİRİLMELİ”

Programın açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iklim finansmanında temel meselenin iklim taahhütleri ile bu hedefleri hayata geçirmek için gereken finansman arasındaki açığın kapatılması olduğunu belirterek, “İstanbul bir köprüler şehri. Kıtaları, insanları ve fikirleri birbirine bağlıyor. Bu, bugün özellikle anlamlı çünkü ülkeler iklim taahhütleri ile hedeflerini hayata geçirmek için ihtiyaç duydukları finansman arasındaki açığı kapatmanın yollarını arıyor” dedi.

Birçok ülkenin kapsamlı iklim hedefleri ortaya koyduğunu ancak asıl zorluğun bu hedefleri gerçekleştirmek olduğunu vurgulayan Şimşek, kamu finansmanının bu ihtiyacın karşılanmasında önemli bir rol oynadığını ancak kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Hiçbir maliye bakanının elinde fazladan birkaç milyar dolar yok. Dolayısıyla temel mesele, kamu kaynaklarının etkisini nasıl artıracağımız ve özel yatırımcıların yatırım yapma konusunda güven duymasını nasıl sağlayacağımızdır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefinin yönü belirlediğini, Ulusal Yeşil Finans Stratejisi’nin ise bu hedef doğrultusunda açık bir yol haritası sunduğunu belirten Şimşek, planın kamu kurumları, düzenleyici kuruluşlar, bankalar ve şirketlerle birlikte hayata geçirildiğini söyledi.

"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, DÜŞÜK KARBONLU VE İKLİM DİRENÇLİ EKONOMİYE GEÇİŞTE ÖNEMLİ YATIRIM FIRSATI SUNUYOR"

Programın açılışında konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, iklim finansmanının artık iklim tartışmalarının kenarında değil, ekonomik ve finansal politika yapımının merkezinde yer aldığını belirterek, "Temel soru artık iklim eylemine yatırım yapmamız gerekip gerekmediği değil. Asıl soru, iklim hedeflerini yatırımlara, yatırımları da gerçek dünyada sonuçlara dönüştürmek için ihtiyaç duyduğumuz finansmanın ölçeğini, hızını ve niteliğini nasıl artıracağımızdır." ifadelerini kullandı.

İklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda sistemik, ekonomik ve finansal bir risk olduğuna dikkati çeken Ahonsi, "İklim değişikliği, mali dengeleri, borç sürdürülebilirliğini, finansal istikrarı, altyapıyı, gıda ve enerji güvenliğini, işletmeleri ve geçim kaynaklarını etkiliyor. Bununla birlikte düşük karbonlu ve iklim dirençli bir ekonomiye geçişte önemli bir yatırım fırsatı sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.

İklim hedeflerinin hayata geçirilmesi için finansal sistemlerin iklim amaçlarıyla tasarım aşamasından itibaren uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ahonsi, bu kapsamda düzenleme, vergilendirme, yatırım kararları, risk yönetimi, sermaye piyasaları, şeffaflık ve proje hazırlama süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

"FİNANS, İKLİM POLİTİKASINA EKLENEN BİR UNSUR DEĞİL, POLİTİKAYI UYGULAMAYA GEÇİRECEK GÜÇTÜR"

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da iklim finansmanının yalnızca iklim politikalarının tamamlayıcı bir unsuru olmadığını, bu politikaları hayata geçiren temel güç olduğunu kaydetti.

İklim krizinin artık geleceğin sorunu olmadığına, bugünün ekonomik meselelerinden biri haline geldiğine işaret eden Ağırbaş, "Finans, iklim politikasına eklenen bir unsur değil, politikayı uygulamaya geçirecek güçtür." ifadesini kullandı.

Ağırbaş, Sıfır Atık Hareketi'nin küresel ölçekte yaygınlaşmasında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinin önemini vurgulayarak, "Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, Türkiye'nin sıfır atık vizyonunun küresel bir harekete dönüşmesinde öncü bir rol üstlendi. Onun yaklaşımı bize önemli bir perspektif sunuyor. Değişim ancak toplumun bütün kesimlerini aynı hedef etrafında bir araya getirdiğimizde kalıcı hale geliyor. Aynı anlayışı iklim finansmanına da taşımamız gerekiyor." açıklamasını yaptı.

Samed Ağırbaş, iklim finansmanında kamu kaynakları, özel sermaye, uluslararası finans kuruluşları ve yeni finansman modellerinin aynı sistem içerisinde buluşturulması gerektiğini aktardı.

Programa, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve UNDP Politika ve Program Desteği Bürosu Direktörü Marcos Neto, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Ajay Bhushan Pandey, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ile Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank, Türkiye İş Bankası, Türk Eximbank, QNB ve Akbank temsilcileri ile üniversiteler, TİKA, büyükelçiler, uluslararası kuruluşlar, özel sektör, sektör dernekleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.

İKLİM FİNANSMANINDA ORTAK ÇÖZÜM ZEMİNİ

Programda, Türkiye'nin iklim finansmanı alanındaki kapasitesinin geliştirilmesi, kamu kaynakları ile özel sermayenin daha etkin biçimde buluşturulması ve yatırım yapılabilir iklim projelerinin geliştirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi.

Bir günlük üst düzey yuvarlak masa toplantısı formatında gerçekleştirilen politika diyaloğunda, Türkiye'nin iklim finansmanı ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik altı tematik çalışma grubu oluşturuldu. Çalışma gruplarında "Finansal Düzenleme ve Taksonomi", "Yeşil Finans Araçları", "Finanse Edilebilir Proje Havuzları", "Karma Finansman ve Risk Paylaşım Araçları", "Özel Sermayenin Harekete Geçirilmesi" ile "Sürdürülebilirlik Raporlaması, Güvence ve Güvenilir İklim Verisi" başlıkları ele alındı.

Çalışmalarda, Türkiye'de iklim finansmanına erişimin önündeki engeller, yatırım fırsatları ve finansman araçlarının daha etkin kullanılmasına yönelik çözüm önerileri değerlendirildi.

COP31'E GİDEN YOLDA SOMUT POLİTİKA ÖNERİLERİ

"COP31'e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu" kapsamında ortaya konulan değerlendirme ve önerilerin, Türkiye'nin iklim finansmanı alanındaki politika ve uygulamalarına katkı sunması hedefleniyor.

Diyalog kapsamında geliştirilen politika önerilerinin COP31 Başkanlığı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Ofisi, uluslararası finans kuruluşları ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla paylaşılması planlanıyor.

Programın, Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı (2024-2028) ile Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2030) doğrultusunda yeşil büyüme, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir finansman alanlarında yürütülen çalışmalara da katkı sunması amaçlanıyor.

COP31'e doğru İstanbul'da gerçekleştirilen politika diyaloğu, iklim hedeflerinin finansmanla buluşturulması, yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesi ve kamu, özel sektör ile uluslararası finans dünyası arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi açısından Türkiye'nin sürdürülebilir ve iklime dayanıklı geleceğine yönelik önemli bir ortak çalışma zemini ortaya koydu.

Türkiye'nin sanayi ve teknoloji planları dünyanın dikkatini çekti

Bakan Kacır; Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdiklerini açıkladı.
 
Konuya ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Kacır, şu ifadelere yer verdi:
 
”Dünya Bankası Grubu Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Başkan Yardımcısı Sayın Imad N. Fakhoury ve heyeti ile İstanbul’da bir araya geldik. Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdik.
 
Özellikle yüksek teknoloji, yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında uluslararası finansman imkânlarının geliştirilmesi ve yatırımların desteklenmesi konusunu ele aldık.
 
Sanayi Alanları Master Planı, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi ile kurulacak yeni bağlantılar sayesinde Türkiye küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendiriyor.
 
Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu ile yeşil üretimde uluslararası kaynakları Türk sanayisi için harekete geçiriyoruz. Robotik, yapay zekâ ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla verimlilik artışını hızlandırıyoruz.“

TKYB ile Dünya Bankası arasında yaklaşık 630 milyon dolarlık ek finansman anlaşması

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) ile Dünya Bankası arasında, Türkiye'deki yenilenebilir enerji yatırımlarının ve sanayide emisyon azaltımına yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla yaklaşık 630 milyon dolar karşılığında iki ek finansman anlaşması imzalandı.

TKYB'den yapılan açıklamaya göre, TKYB'nin 2024 yılından bu yana Dünya Bankası işbirliğiyle yürüttüğü iki programın finansman kapasitesi ve kapsamı, imzalanan ek finansman anlaşmalarıyla genişletilecek.

Hazine ve Maliye Bakanlığının geri ödeme garantisi altında sağlanan toplam yaklaşık 630 milyon dolar karşılığı kaynakla, dağıtık yenilenebilir enerji ve batarya enerji depolama yatırımlarının yaygınlaştırılması, sanayide emisyonların azaltılması ve özel sektörün yeşil dönüşümünün uzun vadeli finansmanla desteklenmesi hedefleniyor.

Dağıtık Enerji İçin Piyasa Geçişinin Hızlandırılması Projesi kapsamında TKYB'ye 200 milyon avro tutarında ek finansman sağlanacak.

Söz konusu kaynakla, 2024 yılında hayata geçirilen programın finansman imkânları genişletilirken desteklenecek yatırım alanları da çeşitlendirilecek.

Dağıtık güneş enerjisi ve batarya enerji depolama yatırımlarına ek olarak dağıtık rüzgar enerjisi yatırımları da program kapsamına alınacak. Böylece yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaştırılması ve Türkiye'nin yeşil dönüşüm hedeflerine katkının artırılması amaçlanıyor.

TKYB ile Dünya Bankası arasında imzalanan ikinci anlaşma kapsamında ise Türkiye Endüstriyel Emisyon Azaltımı Projesi'ne yaklaşık 400 milyon dolar karşılığında ek finansman sağlanacak.

Sağlanacak finansmanla sanayi kuruluşlarının daha temiz üretim teknolojilerine geçişini sağlayan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran proses entegre yatırımları ile havaya salınan emisyonların azaltılmasına yönelik baca sonu arıtma yatırımları desteklenecek.

"ULUSLARARASI KALKINMA ORTAKLARIMIZLA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ STRATEJİK İŞBİRLİKLERİNİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansına (COP31) ev sahipliği yapacağı bu kritik yılda, 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, Türk sanayisinin rekabet gücünün korunması, sürdürülebilir üretim modellerinin desteklenmesi ve enerji arz güvenliğinin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.

Çelik, şunları kaydetti:

"Bu bağlamda, 2024 yılından bu yana TKYB aracılığıyla başarıyla uygulanan Türkiye Dağıtık Enerji için Piyasa Geçişinin Hızlandırılması Programı ile Türkiye Endüstriyel Emisyon Azaltım Projesi'ne Bakanlığımız geri ödeme garantisi altında Dünya Bankasından sağlanan ek finansmanların, ülkemizin yeşil dönüşümüne büyük bir ivme kazandıracağına inanıyorum. Sürdürülebilir bir gelecek için uluslararası kalkınma ortaklarımızla yürüttüğümüz stratejik iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz."

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret ise bugün imzalanan anlaşmaların, Türkiye'nin daha rekabetçi, dayanıklı ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçişini destekleme yolunda önemli bir adımı temsil ettiğini belirtti.

TKYB ile kurdukları ortaklık sayesinde, Türk şirketlerinin daha temiz üretim teknolojilerine yatırım yapmalarına, verimliliklerini artırmalarına ve küresel yeşil dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmalarına destek olduklarını belirten Carret, aynı zamanda, enerji güvenliğini güçlendiren ve iklim eylemi için özel sermayeyi harekete geçiren dağıtık yenilenebilir enerji çözümlerine erişimi genişlettiklerini açıkladı.

Carret, "Sürdürülebilir büyümeye, istihdam yaratılmasına ve Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine katkı sağlayan yatırımları ilerletmek için TKYB ile birlikte çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz." ifadelerini kullandı.

TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop da Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği kapsamında, iki önemli programa aynı gün ek finansman sağlanmasından büyük memnuniyet duyduklarını açıkladı.

Öztop, bu anlaşmaların Türkiye'nin yeşil dönüşümüne yönelik uzun vadeli ve uygun koşullu uluslararası kaynakların reel sektöre ve enerji yatırımlarına aktarılması açısından önemli bir adım niteliğinde olduğunu belirtti.

Öztop, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir yandan dağıtık yenilenebilir enerji yatırımlarının kapsamını rüzgar yatırımlarını da içerecek şekilde genişletirken, diğer yandan sanayimizin daha temiz ve kaynak verimli üretim teknolojilerine geçişini destekleyeceğiz. TKYB olarak temel hedefimiz, uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü işbirliklerini Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayacak somut yatırımlara dönüştürmek. Sağlanan bu ek finansmanların daha fazla işletmenin yeşil dönüşüm yatırımlarını hayata geçirmesine, enerji maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmasına ve uzun vadede rekabet güçlerini artırmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz."

MSB'den Silivri açıklarındaki kazada batan gemiye ilişkin paylaşım

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda şunlar ifade edildi:

"Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemi, denizin yüzlerce metre altında Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Akın kurtarma gemisindeki TCB Istakoz-2 ROV cihazı ile teşhis edilmişti. Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından bölgedeki arama kurtarma faaliyetlerine 7/24 esasına göre devam ediliyor."

Paylaşımda, arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin fotoğraflara da yer verildi.

DASK'ta yeni dönem: Poliçe yeni mülk sahibine devredilmeyecek

Ev alıp satanları doğrudan ilgilendiren yeni DASK uygulaması bugün başladı. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nda yapılan değişiklikle birlikte konut satışlarında uzun süredir uygulanan poliçe devir sistemi değişti.

Konut satışlarında Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesinin yeni mülk sahibine devredilmesi uygulamasını bugün itibarıyla sona erdiren düzenlemeyle, evini satan vatandaşlara kullanılmayan süreye ait primleri iade edilecek, alıcılar için yeni poliçe yapılması gerekecek.

​​​​​​​Konut satışlarında Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesinin yeni mülk sahibine devredilmesi uygulamasını 5 Eylül itibarıyla sona erdirecek düzenlemeyle, evini satan vatandaşlara kullanılmayan süreye ait primleri iade edilecek, alıcılar için yeni poliçe yapılması gerekecek.

Geçen ay Resmi Gazete'de yayımlanan, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tebliğiyle duyurulan ve 5 Eylül'de yürürlüğe girecek yeni düzenlemeyle satış durumunda ZDS poliçesinin yeni mülk sahibine devri uygulaması sonlandırıldı.

Doğal Afet Sigortaları Kurumundan (DASK) edinilen bilgiye göre, bu tarihten itibaren bir konut satıldığında, eski ev sahibine ait ZDS poliçesi yeni ev sahibine geçmeyecek. Mevcut poliçe, eski ev sahibinin sigorta şirketi veya acentesine iptal talebi için başvurusu üzerine satışın tapuda tescil edildiği tarih itibarıyla sona erecek. Tapu işlemi sırasında da evi satın alan kişinin kendi adına ZDS poliçesi bulunup bulunmadığı kontrol edilecek.

Evini satanlar açısından bakıldığında, sona eren poliçede kullanılmayan günlere karşılık gelen prim tutarı, sigorta ettiren veya önceki ev sahibinin başvurusu üzerine poliçeyi yaptıran kişiye iade edilecek. Böylece satış sonrasında eski ev sahibine ait poliçenin yeni ev sahibine ek belgeyle devredilmesi yerine, ZDS poliçesinin konutun yeni sahibi adına düzenlenmesi esas olacak.

Yeni düzenleme, konutun satılmasının yanı sıra satış dışında konut üzerindeki hak sahibinin değiştiği diğer durumlara ilişkin süreci de kapsıyor. Satış ve satışa benzer işlemler dışındaki durumlarda mevcut ZDS poliçesi sona ermeyecek, konutun yeni hak sahibiyle devam edecek.

Satış dışındaki işlemlerden dolayı yeni hak sahibinin, mevcut poliçenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde poliçeye aracılık eden sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekecek. Bildirimin alınmasının ardından ilgili sigorta şirketi veya acente, 24 saat içinde hak sahibi değişikliğini poliçeye işleyecek ve güncellenen poliçeyi yeni hak sahibine verecek.

 "PRİM İADESİ İŞLEMLERİ İÇİN İLGİLİ SİGORTA ŞİRKETİ VEYA ACENTEYLE İLETİŞİME GEÇİLEBİLİR"

Söz konusu düzenlemeye ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, kurum olarak sigortalıların ihtiyaçlarını ve uygulamada ortaya çıkan gereksinimleri yakından takip ettiklerini, ZDS sisteminin daha etkin işlemesine yönelik ihtiyaçları tespit ederek SEDDK ile sürekli istişare halinde çalıştıklarını söyledi.

Düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğunu açıklayan Demirkan, ZDS sisteminde süreçlerin vatandaşlar açısından açık ve anlaşılır olmasının, aynı zamanda uygulamanın tüm taraflar için aynı şekilde yürütülmesinin önem taşıdığına dikkati çekti.

Demirkan, yeni düzenlemeyle bir konutun sahibinin değişmesi durumunda mevcut poliçenin nasıl devam edeceğine ilişkin sürecin daha açık hale getirilmesinin, uygulama birliğinin güçlendirilmesinin ve poliçenin doğru kişi adına düzenlenmesinin hedeflendiğini kaydetti.

Evini satan vatandaşların kullanılmayan süreye ait prim iade sürecinin işleyişine değinen Demirkan, "Vatandaşlarımız, prim iadesine ilişkin işlemler için poliçelerini düzenleyen sigorta şirketi veya acenteleriyle iletişime geçebilir. İade tutarı, tapudaki tescil tarihi esas alınarak poliçenin kullanılmayan süresine göre hesaplanacak." açıklamasını yaptı.

Yeni uygulamada sigorta şirketleri ve acentelerin özellikle satış dışındaki hak sahibi değişikliklerinde önemli rol üstleneceklerini belirten Demirkan, bunların konutun yeni hak sahibinin bildirimi üzerine 24 saat içinde değişikliği poliçeye işleyip güncellenen poliçeyi yeni hak sahibine vermelerinin yanı sıra, satış nedeniyle sona eren poliçelerde kullanılmayan günlere ait primlerin iadesine ilişkin başvurularda da vatandaşların başvuru noktası olacaklarını bildirdi.

YENİ DÖNEMDE KONUT ALIP SATACAKLARA TAVSİYELER

Balkır Demirkan, 5 Eylül'den sonra ev alacak veya satacak vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:

"Yeni dönemde vatandaşlarımızın özellikle ev alım ve satım işlemlerinde ZDS poliçelerini de sürecin bir parçası olarak değerlendirmeleri önem taşıyor. Evini satan vatandaşlarımızın, mevcut poliçelerinin tapudaki satış işlemiyle birlikte sona ereceğini bilmeleri ve poliçenin kullanılmayan günlerine ait prim iadesi için sigorta şirketleri veya acenteleriyle iletişime geçmeleri gerekiyor. Ev satın alan vatandaşlarımızın ise tapu işlemi öncesinde kendi adlarına geçerli bir ZDS poliçesi bulunup bulunmadığı kontrol edilecek."

Satış dışındaki hak sahibi değişikliklerinde mevcut poliçenin ek belge yapılması koşuluyla yeni hak sahibiyle devam edeceğini hatırlatan Demirkan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu durumda yeni hak sahibinin, mevcut poliçenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde poliçeye aracılık eden sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekiyor. Bildirimin ardından gerekli poliçe güncellemesi 24 saat içinde sigorta şirketi veya acente tarafından gerçekleştirilecek. Vatandaşlarımız, ZDS poliçelerine ilişkin işlemler için öncelikle poliçelerini düzenleyen sigorta şirketi veya acenteleriyle iletişime geçebilirler. Sigorta şirketi veya acentelerine ulaşamamaları ya da süreçle ilgili bilgi ve desteğe ihtiyaç duymaları halinde ise dask.gov.tr internet sitemizde yer alan 'DASK'a mesajım var' bölümünden kurumumuza ulaşabilirler."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz duyurdu: Ekonomide üç yıllık yol haritası yarın açıklanıyor

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde izleyeceği politikalar yarın netlik kazanacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonominin 3 yıllık yol haritası niteliğindeki Orta Vadeli Program’ın yarın kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Yılmaz, güncellenen programa yeni stratejik önceliklerin de entegre edileceğini belirtti.

Başkentin 8 aydaki ihracatı geçen yıla göre yüzde 20,7 artışla 12,2 milyar dolara ulaştı!

Ankara Sanayi Odasından (ASO) yapılan yazılı açıklamaya göre başkentin ihracatı, bu yılın 8 ayında geçen senenin aynı dönemine kıyasla 2 milyar 85 milyon dolar arttı.

Böylelikle bu dönemdeki dış satım yüzde 20,7 yükselişle 12 milyar 156 milyon dolara ulaştı.

Ülke ihracatındaki payı yüzde 6,5'ten yüzde 7,5'e çıkan Ankara, en çok dış satım yapan üçüncü il oldu. Başkentin yıllıklandırılmış ihracatı 19,57 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Ankara'nın geçen ayki ihracatı 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 2,9 artışla 1 milyar 347 milyon dolara ulaştı. Böylece son üç yılın en yüksek ağustos ayı ihracatı gerçekleştirildi.

Ankaralı firmalar, ağustosta 168 ülkeye ihracat yaptı, ilk 10 pazarın toplam dış satımdaki payı yüzde 56,5 oldu.

Başkentin ihracatında ilk sıra elektrik-elektronik sektörünün

Bu yılın 8 ayında elektrik-elektronik sektörü 1 milyar 513 milyon dolarla Ankara'nın ihracatında ilk sırada yer aldı. Sektörün ihracatı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 82 arttı.

Bu sektörü, 1 milyar 294 milyon dolarla otomotiv endüstrisi, 1 milyar 218 milyon dolarla kimyevi maddeler, 1 milyar 157 milyon dolarla makine ve aksamları ve 1 milyar 50 milyon dolarla madencilik ürünleri izledi.

Ankara'nın ocak-ağustos döneminde en büyük ihracat pazarı 976,5 milyon dolarla ABD oldu. Bunu 885,4 milyon dolarla Slovakya, 861,9 milyon dolarla Ukrayna, 822 milyon dolarla Çin ve 768,1 milyon dolarla Birleşik Krallık takip etti. Aynı dönemde başkentten ihracatın yüzde 40,4'ü Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı.

"Ülkemiz ekonomisine en yüksek katkıyı sunmak için çalışıyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen ASO Başkanı Seyit Ardıç, Ankara'nın organize sanayi bölgeleri, üniversiteleri, AR-GE merkezleri ve nitelikli insan kaynağıyla güçlü ekosisteme sahip olduğunu belirtti.

Savunma sanayisinin kalbi Ankara'nın, yüksek teknolojili üretimdeki kabiliyetini her geçen gün geliştirdiğinin altını çizen Ardıç, şunları kaydetti:

"Ankara sanayisinin üretim gücü ve teknolojik yetkinliği, ihracattaki yükselişe de güçlü biçimde yansıyor. Hedefimiz, savunma sanayisinde yoğunlaşan yüksek teknoloji kapasitemizi sanayimizin geneline yaymak, ürünlerimizin katma değerini ve ihracatımızın birim değerini daha da artırmaktır. Firmalarımızın teknolojik dönüşümünü hızlandıran, uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıran ve yeni işbirliklerine kapı açan projeler yürütüyoruz. Başkentimizin üretim ve ihracat gücünü büyüterek ülkemiz ekonomisine en yüksek katkıyı sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz."

Kaynak: AA

Emeklilerin geçim hesabı ağırlaşıyor

Tüm Emekliler Dayanışma Ağı'ndan İsmail Tutoğlu, artan kira, gıda ve sağlık giderlerinin emeklilerin bütçesini zorladığını belirtirken, Emekli Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdinç Aslan, emekli aylıklarının yaşam maliyetleri karşısında satın alma gücünün korunması gerektiğini vurguladı. Emekli temsilcileri, daha güvenli ve insanca bir emeklilik dönemi için gelir kayıplarının giderilmesi ve temel ihtiyaçlara erişimin kolaylaştırılması çağrısında bulundu.EN BÜYÜK YÜK GIDA, KİRA VE SAĞLIKEmeklilerin bütçesinde en fazla yük oluşturan kalemlerin başında gıda, kira, faturalar ve sağlık giderlerinin geldiğini belirten Tutoğlu, özellikle sağlık harcamalarındaki artışın sabit gelirli emekliler açısından önemli bir sorun oluşturduğunu söyledi.Tutoğlu, kendi kullandığı tansiyon ilacından verdiği örnekle, ilaç katkı paylarının emeklilerin bütçesinde oluşturduğu yükün zaman içerisinde arttığını anlattı. Daha önce herhangi bir ödeme yapmadan aldığı ilacın bugün kendisine 370 lira katkı payına mal olduğunu belirten Tutoğlu, yaş ilerledikçe sağlık harcamalarının da arttığına dikkati çekti. Emeklilerin sağlık hizmetlerine erişim konusunda da çeşitli güçlüklerle karşılaştığını savunan Tutoğlu, özellikle bazı branşlarda randevu sürelerinin uzamasının sorun oluşturduğunu ifade etti.Tutoğlu, emeklilerden kendilerine ulaşan şikayetlerde düşük maaş ve sağlık hizmetlerine erişimin öne çıktığını belirterek, bazı branşlarda randevu almanın zorlaştığını ve ileri tarihlere randevu verilebildiğini söyledi. Barınma giderlerinin de emekliler üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Tutoğlu, emeklilerin önemli bir bölümünün kirada yaşadığını ve kira ödemek zorunda olanların geçimlerini sürdürebilmek için çalışmaya devam ettiğini ifade etti. Emeklilik döneminin, uzun yıllar çalışma hayatının ardından daha sakin ve sosyal bir yaşam sürme dönemi olması gerektiğini belirten Tutoğlu, ekonomik nedenlerle çalışmaya devam eden emeklilerin sayısının yüksek olduğunu söyledi.Tutoğlu, emeklilerin çalışmaya devam etmek zorunda kalmasının gençlerin istihdam imkanları açısından da ayrı bir tartışma oluşturduğunu belirterek, emeklilerin ekonomik açıdan rahatlayabilmesinin hem onların yaşam kalitesini yükselteceğini hem de çalışma hayatındaki kuşaklar arası dengenin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.“EMEKLİ OLDUKTAN SONRA YAŞAM KALİTESİ DÜŞÜYOR”Kendisinin de öğretmen emeklisi olduğunu belirten Tutoğlu, çalışma hayatındaki gelir ile emeklilik dönemindeki gelir arasındaki farkın yaşam standartlarına doğrudan yansıdığını söyledi.Tutoğlu, emeklilerin büyük bölümünün zaman içerisinde en düşük emekli aylığına yaklaşan gelir seviyelerinde yaşamaya başladığını belirterek, emeklilerin taleplerinin yalnızca maaş artışı olmadığını, çalışma hayatları boyunca oluşturdukları ekonomik değerin karşılığında daha güvenli ve insanca bir emeklilik dönemi geçirmek istediklerini dile getirdi.En düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi gerektiğini ifade eden Tutoğlu, bunun yanında asgari ücretin de çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir seviyede olması gerektiğini söyledi.Tutoğlu, ağustos ayı enflasyonunun yıllık yüzde 31,51 olarak açıklanmasının ardından, resmi enflasyon verileri ile vatandaşların günlük yaşamda karşılaştığı fiyatlar arasında fark bulunduğunu savundu.Özellikle pazardaki fiyatların emeklilerin hissettiği hayat pahalılığını daha doğrudan ortaya koyduğunu belirten Tutoğlu, sabit gelirle yaşayan kişiler açısından önemli olanın maaşın satın alma gücünü ne ölçüde koruduğu olduğunu ifade etti.Tutoğlu, “hissedilen enflasyonun” emekliler açısından gıda, kira, ilaç, ulaşım ve faturalar üzerinden değerlendirildiğini belirterek, temel ihtiyaçların fiyatındaki artışların emeklilerin bütçesinde daha fazla hissedildiğini söyledi.EMEKLİLER SOSYAL HAYATTAN DA UZAKLAŞIYORGeçim sıkıntısının yalnızca temel ihtiyaçlarla sınırlı kalmadığını belirten Tutoğlu, emeklilerin sosyal yaşama katılım imkanlarının da ekonomik koşullardan etkilendiğini ifade etti.Tatil yapmanın, şehir dışına çıkmanın, sosyal etkinliklere katılmanın veya kişisel araçla bir yere gitmenin birçok emekli için önemli bir harcama anlamına geldiğini belirten Tutoğlu, akaryakıt ve ulaşım giderlerinin yükselmesi nedeniyle emeklilerin hareket alanlarının daraldığını söyledi.Emeklilerin yalnızca ihtiyaçlarını karşılayabildiği değil, dinlenebildiği, sosyalleşebildiği ve yaşamdan keyif alabildiği bir emeklilik döneminin önemli olduğunu vurgulayan Tutoğlu, ekonomik imkanların sosyal yaşam üzerinde de belirleyici olduğunu dile getirdi.Emeklilerin taleplerinin temelinde insanca yaşayabilecekleri bir gelir seviyesine ulaşmak olduğunu belirten Tutoğlu, maaşların yanı sıra sağlık ve sosyal yaşam imkanlarının da iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. Tutoğlu, emeklilerin yıllarca çalışma hayatında yer aldıktan sonra ekonomik kaygılar nedeniyle yeniden çalışmak zorunda kalmamasının önemine işaret ederek, emeklilik döneminin daha güvenli ve huzurlu hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.Tüm Emekliler Dayanışma Ağı'nın farklı emekli dernekleriyle bağlantılı çalışmalar yürüttüğünü belirten Tutoğlu, emeklilerin ortak sorunlarının ve taleplerinin gündeme taşınması için çalışmalar yaptıklarını söyledi. EMEKLİ DERNEKLER FEDERASYONU: ALIM GÜCÜNÜN KORUNMASI ÖNEMLİEmekli Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdinç Aslan da emeklilerin ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmesinde, açıklanan enflasyon oranlarının emeklilerin günlük yaşamda karşılaştığı fiyat artışlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.Aslan, emekli aylıklarının özellikle çarşı, pazar, kira, fatura, gıda ve temel ihtiyaçlardaki maliyetler karşısında değerlendirilmesinin önemine işaret ederek, emeklilerin satın alma gücünün korunması gerektiğini ifade etti.Emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirten Aslan, emekli aylıklarının yaşam maliyetleri karşısında daha güçlü bir seviyeye taşınması ve geçmiş dönemlerde oluşan alım gücü kayıplarının telafi edilmesi gerektiğini söyledi.Aslan, özellikle en düşük emekli aylığının emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir seviyeye çıkarılmasının önem taşıdığını vurguladı.SAĞLIK HARCAMALARI EMEKLİLERİN BÜTÇESİNDE ÖNEMLİ YER TUTUYORAslan'ın değerlendirmeleriyle birlikte emekli temsilcilerinin ortaklaştığı başlıklardan biri de sağlık harcamaları oldu.Yaş ilerledikçe sağlık ihtiyaçlarının arttığına dikkati çeken emekli temsilcileri, ilaç katkı payları ve sağlık hizmetlerine ilişkin diğer harcamaların sabit gelirle yaşayan emekliler açısından daha fazla hissedildiğini belirtiyor.Ekonomik koşulların sağlık hizmetlerine erişimden sosyal yaşama kadar emeklilerin günlük hayatının pek çok alanını etkilediğini ifade eden temsilciler, emeklilerin yalnızca maaşlarının değil, yaşamın bütününü kapsayan koşullarının değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekiyor.Emekli temsilcilerinin değerlendirmeleri, emeklilerin beklentilerinin yalnızca maaş artışıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelir, sağlık hizmetlerine daha rahat erişim, barınma ve ulaşım giderlerinin bütçeyi aşırı zorlamaması ve sosyal hayata katılabilme imkanı, emeklilerin öne çıkan beklentileri arasında bulunuyor.Yıllarca çalışma hayatında yer alan emekliler, emeklilik döneminde ekonomik kaygılar yaşamadan hayatlarını sürdürebilecekleri bir gelir seviyesine ulaşmayı ve sosyal yaşamın içinde daha fazla yer alabilmeyi istiyor.Emekli temsilcileri, özellikle sabit gelirle yaşayan kesim açısından maaşın nominal miktarından çok satın alma gücünün korunmasının önem taşıdığını vurgularken, önümüzdeki dönemde emeklilerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesine yönelik adımların yaşam kalitesi açısından belirleyici olacağı görüşünde birleşiyor.

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 yol haritası açıklanıyor: Yeni OVP’de enflasyon, büyüme ve istihdam hedefleri yer alacak

Türkiye ekonomisinin 2027-2029 dönemine ilişkin yol haritasını belirleyecek yeni Orta Vadeli Program (OVP) için geri sayım başladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyon, büyüme politikaları ve yapısal reformlara ilişkin hedeflerin yer alacağı yeni OVP'nin 6 Eylül Pazar günü saat 11.00'de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

Eylül ayı yaşlı ve engelli aylığı ödemeleri hesaplara geçiyor: Toplam destek 9,3 milyar TL

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, eylül ayına ilişkin yaşlı ve engelli aylığı ödemelerinin hak sahiplerinin hesaplarına aktarılmaya başlandığını açıkladı. Bu ay kapsamında yaşlı aylığı için 5,3 milyar lira, engelli aylığı için ise 4 milyar lira ödeme yapılacak.

Para piyasası fonu kazançlarında yeni dönem: Yüzde 10 tevkifat uygulanacak

Para piyasası fonları ile unvanında 'para piyasası' ibaresi bulunan serbest fon kazançlarında uygulanan stopaj oranı yüzde 0'dan yüzde 10'a yükseltildi. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren karar ile kurumsal yatırımcıların vergilendirme rejiminde kademeli esas benimsendi. Düzenleme kapsamında yerli ve yabancı gerçek kişilerin yatırım fonu katılma payı kazançlarına uygulanan yüzde 17,5 oranındaki tevkifat rejiminde ise herhangi bir değişikliğe gidilmedi.

Engelli ve eski hükümlülere hibe desteği: Tutar 905.000 TL'ye kadar çıkıyor, son başvuru 16 Eylül

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, kendi işini kurmak isteyen engelli girişimcilere 735 bin liraya, eski hükümlülere ise 550 bin liraya kadar hibe desteği sağlanacağını açıkladı. Korumalı iş yeri projelerinde üst limit 905 bin lira olarak belirlenirken, eski hükümlü başvuruları ilk kez e-Devlet'e taşındı. Son başvuru tarihi ise 16 Eylül.

Memur ve emekli zammı için 3 kritik tahmin! En düşük maaş ne kadar olacak?

SSK ve Bağ-Kur emeklileri, 2026'nın ikinci yarısındaki 6 aylık enflasyon kadar zam alacak.

Memur ve memur emeklilerinin zammı ise toplu sözleşmeden gelen yüzde 7'lik artışa enflasyon farkının eklenmesiyle belirlenecek.

2 AYLIK ENFLASYON YÜZDE 3,65
Temmuz enflasyonu yüzde 1,78, ağustos enflasyonu ise yüzde 1,84 oldu.

Böylece 2026'nın ikinci yarısına ilişkin 2 aylık enflasyon yüzde 3,65 olarak gerçekleşti.

SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 3,65'lik zammı şimdiden garantiledi.

Memurlar için ise henüz enflasyon farkı oluşmadı.

MEMURLAR İÇİN KRİTİK EŞİK!
Memurların enflasyon farkı alabilmesi için yılın kalan 4 ayında toplam enflasyonun yüzde 3,23'ü aşması gerekiyor.

Eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında açıklanacak enflasyon verileriyle birlikte 6 aylık enflasyon ve ocak zamları kesinleşecek.

MERKEZ'İN TAHMİNİNE GÖRE ZAM
Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 28 seviyesinde.

Bu tahmin gerçekleşirse 2026'nın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 8,7 olacak.

Buna göre ocak zammı şöyle olacak:

SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %8,7
Memur ve memur emeklisi: %6,67
En düşük emekli maaşı: 25.601 TL
En düşük memur maaşı: 74.907 TL

GOLDMAN SACHS'IN TAHMİNİ...
ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs, yıl sonu enflasyonunu yüzde 29 olarak öngörüyor.

Bu tahmin gerçekleşirse 6 aylık enflasyon yüzde 9,55 olacak.

Buna göre ocak zammı ve en düşük maaşlar şöyle olacak:

SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %9,55
Memur ve memur emeklisi: %7,5
En düşük emekli maaşı: 25.801 TL
En düşük memur maaşı: 75.490 TL

EN YÜKSEK ZAM TAHMİNİ BBVA'DAN
Bankacılık devi BBVA'nın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 30.

Bu gerçekleşirse yılın ikinci yarısındaki enflasyon yüzde 10,4 olacak.

Buna göre ise zamlar şöyle olacak:

SSK ve Bağ-Kur emeklisi: %10,4
Memur ve memur emeklisi: %8,34
En düşük emekli maaşı: 26.001 TL
En düşük memur maaşı: 76.080 TL

3 FARKLI TAHMİN, 3 FARKLI ZAM SENARYOSU
Enflasyon Tahmini Emekli Zammı Memur Zammı
TCMB: %28 %8,7 %6,67
Goldman Sachs: %29 %9,55 %7,5
BBVA: %30 %10,4 %8,34

Borsada 4 haftalık seri bitti! Hisselerdeki düşüş %40’a ulaştı

  • Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde %2,3 ile beklenti altında büyüme gösterdi.
  • Enflasyon ağustosta %1,84 ile tahminlerin altında kaldı ve yıllık TÜFE %31,51 oldu.
  • İSO İmalat PMI Endeksi ağustosta 48,1 değerini aldı ve eşik değerin altında kalmaya devam etti.
  • Otomobil satışlarında ise geçen ay %25’i aşan gerileme dikkat çekti.

PETROL VE TAHVİL BASKISI
Küresel piyasalarda da önemli gelişmeler yaşandı. Petrol fiyatı, Orta Doğu’dan yeniden çatışma haberlerinin geldiği haftada %8,5’i aşan oranda yükseldi ve cuma kapanışı 95,85 dolardan gerçekleşti. Yaklaşık son 6 haftanın en yükseğine ulaşan petrol fiyatları, küresel enflasyonist riskleri yeniden gündeme getirdi. ABD’de 10 yıllık tahvil faizi %4,8 ile son yılların en yüksek seviyelerine çıktı.

ABD’DE SÜRPRİZ VERİ
Bu arada FED’in para politikası için önemli olan ABD tarım dışı istihdam verisi, ağustosta 162 bin artışa işaret etti ve beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Verinin ardından FED’den bu ayki toplantıda faiz artışı ihtimali %59,4’e kadar yükseldi.

4 HAFTALIK SERİ BİTTİ
Piyasalarda bu gelişmeler yaşanırken Borsa İstanbul’da BİST 100 endeksi bu hafta %-4,3 geriledi ve 14.012’den kapanış yaptı. SPK’nın fon düzenlemesinin ardından borsada hisse bazlı hareketlilik artarken, bu gelişmenin de fiyatlamalar üzerinde etkili olduğu ifade ediliyor.

Gaziantep’te dolmalık patlıcan hasadı başladı: Tazesi 18 TL, kurusu ise bin adedi 4 bin TL'ye satılıyor

Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde dolmalık patlıcan hasadı başladı. İlçe kırsalındaki tarlalardan hasat edilen taze patlıcanlar, evlerde içleri oyulduktan sonra ipe geçirilip güneşte kurutularak dolmalık patlıcan halini alıyor.

Dolar, Üzerinde Kral Charles'ın Portresiyle Çıkacak

Kanada Merkez Bankası, ülke tarihinde ilk kez Kral III. Charles’ın portresine yer verilen banknotu Ottawa’da düzenlenen törenle kamuoyuna tanıttı.

Yeni 20 dolarlık banknotun tanıtımı; Kanada Genel Valisi Louise Arbour, Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ve Kanada Gelir İdaresi ile finans kuruluşlarından sorumlu Devlet Sekreteri Wayne Long’un katılımıyla 3 Eylül’de gerçekleştirildi.

Banknot, Kral Charles’ın 2022’de tahta çıkmasının ardından portresinin Kanada kâğıt parasına işlendiği ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda 20 dolarlık banknot üzerinde 70 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez yeni bir hükümdarın portresi yer alıyor.

Henüz piyasaya çıkmadı

Yeni banknotun piyasaya çıktığı yönündeki haberlerin aksine, Kanada Merkez Bankasının resmî açıklamasına göre para henüz dolaşıma girmedi. Kral Charles portreli 20 dolarlık banknotların Şubat 2027’nin sonundan itibaren kademeli olarak kullanıma sunulması planlanıyor.

Merkez Bankası, geçiş öncesinde finans kuruluşları, perakendeciler ve para işleme cihazı üreticileriyle birlikte çalışacak. Banknot sayma makineleri, ATM’ler, satış cihazları ve diğer nakit işleme sistemlerinin yeni paraya uyarlanması için gerekli hazırlıkların yapılacağı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dikey ve ağırlıklı olarak yeşil tasarım

Polimerden üretilen yeni banknot, geleneksel yatay görünümün aksine dikey olarak tasarlandı. Kanada’nın dikey banknot serisinin ikinci üyesi olan yeni 20 dolarlık para, ağırlıklı olarak yeşil renk taşıyor. Serinin ilk dikey banknotunda, 10 dolarlık kupür üzerinde sivil haklar öncüsü Viola Desmond’un portresi bulunuyor.

Kral Charles’ın ön yüzdeki portresi, hükümdarın çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarından esinlenen yaprak ve çiçek motifleriyle çevrelendi. Kanada’nın 10 eyaleti ile üç bölgesini temsil eden toplam 13 resmî çiçek amblemi de ön yüzde yer aldı.

Yerli halklar için anlam taşıyan bitkilere yer verildi

Banknotun iki tarafından da görülebilen yuvarlak şeffaf pencerede Kanada’nın yerli halkları açısından kültürel önem taşıyan dört bitki bulunuyor: yabani çilek, Batı kızıl sediri, örgülü tatlı çayır otu ve Arktik pamuk otu.

Bu bölümün tasarımı, Kanada Merkez Bankasının Yerli Danışma Çevresi ile yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandı. Görme engelli ve az gören kişilerin banknotu tanıyabilmesi amacıyla kabartmalı işaretler ve yüksek kontrastlı büyük rakamlar da kullanıldı.

Kral Charles Portre Kanada Dolari 1

Arka yüzde Vimy Anıtı korundu

Banknotun arka yüzünde Fransa’daki Kanada Ulusal Vimy Anıtı yer almaya devam ediyor. Anıt, Kanada askerlerinin savaşlardaki hizmet ve fedakârlıklarını simgeliyor. Tasarımda ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenleri anmak amacıyla gelincik çiçeklerine yer verildi.

Kanada Maliye ve Ulusal Gelir Bakanı François-Philippe Champagne, tasarımın ülkenin anayasal geleneklerini, İngiliz Milletler Topluluğu’yla bağlarını ve Kanadalı askerlerin fedakârlıklarını yansıttığını söyledi.

Sahteciliğe karşı yeni güvenlik şeridi

Yeni banknotta Kanada parasında daha önce kullanılmamış güvenlik teknolojileri bulunuyor. Mor renkli güvenlik şeridindeki şekiller, banknot hareket ettirildiğinde dönüyor, biçim değiştiriyor ve titreşimli bir görünüm oluşturuyor.

Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem, yeni banknotu “çarpıcı, sembolik ve güvenli” olarak nitelendirerek, tasarımın Kanada’nın doğal güzelliklerini ve tarihini yansıttığını belirtti.

Kademeli emeklilik şartları neler, ne olacak? Kademeli emeklilik gelecek mi?

Kademeli (erken) emeklilik son durum gelişmeleri gündemdeki yerini koruyor. Özellikle 1999 sonrası sigorta girişi bulunan vatandaşlar, kademeli emeklilik düzenlemesinin hayata geçirilip geçirilmeyeceğini araştırıyor. Peki, kademeli emeklilik ne zaman gelecek, Meclis'e geldi mi? Kademeli emeklilik şartları prim ve gün sayısı belli oldu mu?

Sıfır otomobilde fiyat savaşı! Türkiye'nin en ucuzları belli oldu

Sıfır otomobil pazarında Eylül ayıyla birlikte kampanya yarışı hızlandı. Markaların ve bayilerin satışları canlandırmak için devreye aldığı indirimlerle Türkiye'de sıfır otomobil sahibi olmanın alt sınırı 1 milyon 444 bin TL'ye kadar geriledi. Listenin zirvesinde Opel Corsa yer alırken, 1,5 milyon TL'nin altında yalnızca dört model kaldı. 2 milyon TL'nin altında satın alınabilecek otomobil sayısı ise 13 olarak sıralandı.

Yatırımda haftalık tablo: Gram altın yüzde 3,77 düştü

Yatırımda haftalık tablo: Gram altın yüzde 3,77 düştü 04.09.2026 Diken

Bu hafta yatırım seçenekleri arasında gram altın yüzde 3,77 azalırken dolar yüzde 0,41 arttı.

The post Yatırımda haftalık tablo: Gram altın yüzde 3,77 düştü appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .

AA anketi: Ekonomistler faizin sabit tutulmasını bekliyor

AA anketi: Ekonomistler faizin sabit tutulmasını bekliyor 04.09.2026 Diken

AA Finans'ın beklenti anketine katılan ekonomistler, bu ay Merkez Bankası'nın faizi yüzde 37'de sabit tutmasını bekliyor.

The post AA anketi: Ekonomistler faizin sabit tutulmasını bekliyor appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .

Bakan Bayraktar: TR2 Araştırma Reaktörümüz yeniden lisanslandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumunun TENMAK İstanbul Küçükçekmece yerleşkesinde bulunan TR2 Araştırma Reaktörü'nün yeniden lisanslandığını, çok kısa sürede burada yeniden araştırma ve malzeme testlerinin yapılacağını bildirdi.

Piyasalarda kayıp haftası: Sadece bir yatırım kazandırdı

Altın, dolar, euro, borsa yatırımcısının yakından takip ettiği haftalık kazanç rakamları geldi. Bu hafta sadece döviz ve para piyasası fonları yatırımcısını zarar etmekten kurtardı.

"EN ÇOK KAYBETTİREN YATIRIM ARACI BORSA OLDU"

Altın yatırımcısının diken üzerinde olduğu hafta da ondan daha çok kaybettiren yatırım aracı borsa oldu. Kazanını almayan 31 Ağustos 4 Eylül haftasında kardan bahsetilemezken zarar ettirmeyen yatırım araçları belli oldu. 

Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,30 değer kaybetti.

BIST 100 endeksi, en düşük 13.876,66 puanı ve en yüksek 14.662,89 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,30 altında 14.012,42 puandan tamamladı.

"ALTIN YATIRIMCISI DİKEN ÜZERİNDE"

Altının gram fiyatı yüzde 3,77 değer kaybetti.

Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,77 azalışla 6 bin 890 liraya indi.

Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,78 düşüşle 44 bin 952 liraya geriledi.

Geçen hafta sonu 11 bin 720 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,72 azalışla 11 bin 284 liraya geriledi.

"YATIRIM VE EMEKLİLİK FONLARINDA HÜSRAN"

Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,77 değer kaybetti

Emeklilik fonları yüzde 1,31 değer kaybetti.

"YÜZ GÜLDÜREN TEK LİMAN DÖVİZ OLDU"

Euro /TL yüzde 0,05 değer kazandı.

Euro yüzde 0,05 yükselişle 56,2590 liraya çıktı.

Dolar/TL yüzde 0,41 değer kazındı.

Bu hafta ABD doları yüzde 0,41 artışla 48,4400 liraya çıktı.
Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 0,72 ile "Para Piyasası Fonları" oldu.

💾

<p>Altın, dolar, euro, borsa yatırımcısının yakından takip ettiği haftalık kazanç rakamları geldi. Bu hafta sadece döviz ve para piyasası fonları yatırımcısını zarar etmekten kurtardı.</p>

<p><strong>"EN ÇOK KAYBETTİREN YATIRIM ARACI BORSA OLDU"</strong></p>

<p>Altın yatırımcısının diken üzerinde olduğu hafta da ondan daha çok kaybettiren yatırım aracı borsa oldu. Kazanını almayan 31 Ağustos 4 Eylül haftasında kardan bahsetilemezken zarar ettirmeyen yatırım araçları belli oldu. </p>

<p>Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,30 değer kaybetti.</p>

<p>BIST 100 endeksi, en düşük 13.876,66 puanı ve en yüksek 14.662,89 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,30 altında 14.012,42 puandan tamamladı.</p>

200 yıllık bağlarda hasat başladı: Kilosu 200 lira

Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yaklaşık 200 yıllık bağlarda yetiştirilen coğrafi işaret tescilli Cimin Üzümü’nün hasadına başlandı. Üzümün kilosu marketlerde 200 liradan satışa sunuldu.

İlçede yüzyıllardır sürdürülen bağcılık geleneğinin önemli ürünlerinden Cimin Üzümü, üreticiler tarafından özenle toplanarak tüketicilerin beğenisine sunuluyor.

Siyah çekirdekli sofralık üzüm grubunda yer alan Cimin Üzümü, kendine özgü aroması ve mayhoş tadının yanı sıra diğer üzüm çeşitlerine göre daha düşük şeker oranıyla öne çıkıyor.

AVRUPA VE ORTA DOĞU'DAN BÜYÜK TALEP

Üzümlü ilçesinde yaklaşık 10 bin dekar alanda üzüm yetiştiriciliği yapılırken, normal sezonlarda yıllık ortalama 6 bin ton Cimin Üzümü üretildiği belirtiliyor.

Üretimin önemli bölümü iç piyasada tüketilirken, ürüne Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden de talep geliyor.

Hasat döneminin başlamasıyla bağlarda yoğun çalışma yürütülürken, üreticiler sezonun verimli geçmesini umut ediyor.

"CİMİN ÜZÜMÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI"

Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat sezonunun başlamasıyla bağlarda yoğun mesai yaptıklarını söyledi.

Yıllık üretimin 5 ila 10 bin ton arasında değişebildiğini belirten Karakelle, Cimin Üzümü’nün kendine özgü tadı ve özellikleriyle diğer üzüm çeşitlerinden ayrıldığını ifade etti.

Karakelle, özellikle üzümün düşük şeker oranının ürünü farklı kılan özelliklerden biri olduğunu kaydetti.

"NE KADAR YENİRSE YENSİN RAHATSIZ ETMİYOR"

Üreticilerden Mehmet Canbaba da Cimin Üzümü’nün coğrafi işaret tesciliyle bölgenin önemli tarımsal değerlerinden biri olduğunu belirtti.

Üzümün kendine has lezzetine dikkati çeken Canbaba, "Ne kadar yenirse yensin rahatsız etmiyor." dedi.

Yaklaşık iki asırlık bağlarda geleneksel yöntemlerle sürdürülen üretimin ürünü olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte Erzincan’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışındaki tüketicilere gönderiliyor.

💾

<p>Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yaklaşık 200 yıllık bağlarda yetiştirilen coğrafi işaret tescilli Cimin Üzümü’nün hasadına başlandı. Üzümün kilosu marketlerde 200 liradan satışa sunuldu.</p>

<p>İlçede yüzyıllardır sürdürülen bağcılık geleneğinin önemli ürünlerinden Cimin Üzümü, üreticiler tarafından özenle toplanarak tüketicilerin beğenisine sunuluyor.</p>

<p>Siyah çekirdekli sofralık üzüm grubunda yer alan Cimin Üzümü, kendine özgü aroması ve mayhoş tadının yanı sıra diğer üzüm çeşitlerine göre daha düşük şeker oranıyla öne çıkıyor.</p>

<p>AVRUPA VE ORTA DOĞU'DAN BÜYÜK TALEP</p>

<p>Üzümlü ilçesinde yaklaşık 10 bin dekar alanda üzüm yetiştiriciliği yapılırken, normal sezonlarda yıllık ortalama 6 bin ton Cimin Üzümü üretildiği belirtiliyor.</p>

<p>Üretimin önemli bölümü iç piyasada tüketilirken, ürüne Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden de talep geliyor.</p>

<p>Hasat döneminin başlamasıyla bağlarda yoğun çalışma yürütülürken, üreticiler sezonun verimli geçmesini umut ediyor.</p>

<p>"CİMİN ÜZÜMÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI"</p>

<p>Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat sezonunun başlamasıyla bağlarda yoğun mesai yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Yıllık üretimin 5 ila 10 bin ton arasında değişebildiğini belirten Karakelle, Cimin Üzümü’nün kendine özgü tadı ve özellikleriyle diğer üzüm çeşitlerinden ayrıldığını ifade etti.</p>

<p>Karakelle, özellikle üzümün düşük şeker oranının ürünü farklı kılan özelliklerden biri olduğunu kaydetti.</p>

<p>"NE KADAR YENİRSE YENSİN RAHATSIZ ETMİYOR"</p>

<p>Üreticilerden Mehmet Canbaba da Cimin Üzümü’nün coğrafi işaret tesciliyle bölgenin önemli tarımsal değerlerinden biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Üzümün kendine has lezzetine dikkati çeken Canbaba, "Ne kadar yenirse yensin rahatsız etmiyor." dedi.</p>

<p>Yaklaşık iki asırlık bağlarda geleneksel yöntemlerle sürdürülen üretimin ürünü olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte Erzincan’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışındaki tüketicilere gönderiliyor.</p>

Altın yatırımcısı dikkat! Fiyatlarda yeni hafta alarmı: Gözler Fed kararında

Küresel piyasalarda ons altın fiyatı bu hafta %-0,56 geriledi ve 4.430 dolardan kapanış yaptı. Ons, oldukça dalgalı geçen haftada en düşük 4.282 dolar ve en yüksek 4.511 doları test etti. Cuma kapanışı itibarıyla iki haftalık düşüş serisinin gerçekleştiği ons altın; 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.534 doların altında kaldı. Ancak fiyatların 4.340 dolardan geçen önceki düşüş trendinin üzerine dönüş yapması olumlu karşılandı.

"SON ÜÇ HAFTANIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ"

Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelere bakıldığında; petrol fiyatları, ABD verileri ve FED beklentileri öne çıktı. ABD-İran geriliminin yeniden çatışmalara dönmesi ile birlikte petrol fiyatı 95 doları aştı ve küresel tahvil faizleri yükseldi. Bu gelişme ile haftanın ilk yarısında ons altın 4.282 dolar ile son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.

"TABLOYU YENİDEN TERSİNE ÇEVİRDİ"

Hafta ortasında FED Üyesi Waller’ın “güvercin” mesajları, 16 Eylül’deki kritik FED kararı öncesinde “faiz artışı olasılığını” düşürerek, altında güçlü tepki alımını tetikledi.
Cuma günü ABD’de tarım dışı istihdam verisinin 55 bin beklentiye karşı 162 bin kişi artması ise tabloyu yeniden tersine çevirdi. Son durumda piyasalar FED’den bu ay faiz artışı ihtimalini %60’a yakın bir oranla fiyatlıyor.

"KIYMETLİ METALLER ÜZERİNDEKİ BASKI"

Bu arada altın yatırımcısının gözü gelecek hafta 11 Eylül Cuma günü açıklanacak ABD ağustos ayı TÜFE verisine çevrildi. Bu veri, FED’in 16 Eylül’deki faiz kararı öncesinde açıklanacak son rakam olarak dikkatle takip edilecek.
Ağustosta TÜFE’nin aylık bazda %0,4 artması ve yıllık enflasyonun %3,4’te sabit kalması bekleniyor. Bu tahminlerden daha yüksek bir veri gelmesi halinde “daha şahin FED” beklentisinin artabileceği ve bunun da kıymetli metaller üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.

"DESTEK VE DİRENÇ OLARAK DİKKAT ÇEKİLİYOR"

Analistler, ons fiyatında ocak-haziran düşüşünün ardından başlayan yükselişte, %23,6 FİBO seviyesine işaret eden 4.335 doların destek ve %38,2 FİBO noktasının bulunduğu 4.576 doları direnç olarak gösteriyor.
Öte yandan 50 günlük hareketli ortalamanın konumlandığı 4.285 dolar ve 200 günlük ortalamaya işaret eden 4.534 dolar seviyelerine de destek ve direnç olarak dikkat çekiliyor.

"GRAMDA SINIRLI DÜŞÜŞ"

Bu arada spot piyasada işlem gören gram altın fiyatı da geçen hafta 6.647 TL-7.006 TL gibi geniş bir aralıkta dalgalandı. Hafta kapanışı ise %-0,12 değer kaybı ile 6.898 TL’den gerçekleşti. Gram fiyatında “hafta kapanışı” itibarıyla stabil görünüm öne çıktı.

💾

<p>Küresel piyasalarda ons altın fiyatı bu hafta %-0,56 geriledi ve 4.430 dolardan kapanış yaptı. Ons, oldukça dalgalı geçen haftada en düşük 4.282 dolar ve en yüksek 4.511 doları test etti. Cuma kapanışı itibarıyla iki haftalık düşüş serisinin gerçekleştiği ons altın; 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.534 doların altında kaldı. Ancak fiyatların 4.340 dolardan geçen önceki düşüş trendinin üzerine dönüş yapması olumlu karşılandı.</p>

<p>"SON ÜÇ HAFTANIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ"</p>

<p>Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelere bakıldığında; petrol fiyatları, ABD verileri ve FED beklentileri öne çıktı. ABD-İran geriliminin yeniden çatışmalara dönmesi ile birlikte petrol fiyatı 95 doları aştı ve küresel tahvil faizleri yükseldi. Bu gelişme ile haftanın ilk yarısında ons altın 4.282 dolar ile son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.</p>

<p>"TABLOYU YENİDEN TERSİNE ÇEVİRDİ"</p>

<p>Hafta ortasında FED Üyesi Waller’ın “güvercin” mesajları, 16 Eylül’deki kritik FED kararı öncesinde “faiz artışı olasılığını” düşürerek, altında güçlü tepki alımını tetikledi.<br>
Cuma günü ABD’de tarım dışı istihdam verisinin 55 bin beklentiye karşı 162 bin kişi artması ise tabloyu yeniden tersine çevirdi. Son durumda piyasalar FED’den bu ay faiz artışı ihtimalini %60’a yakın bir oranla fiyatlıyor.</p>

<p>"KIYMETLİ METALLER ÜZERİNDEKİ BASKI"</p>

<p>Bu arada altın yatırımcısının gözü gelecek hafta 11 Eylül Cuma günü açıklanacak ABD ağustos ayı TÜFE verisine çevrildi. Bu veri, FED’in 16 Eylül’deki faiz kararı öncesinde açıklanacak son rakam olarak dikkatle takip edilecek.<br>
Ağustosta TÜFE’nin aylık bazda %0,4 artması ve yıllık enflasyonun %3,4’te sabit kalması bekleniyor. Bu tahminlerden daha yüksek bir veri gelmesi halinde “daha şahin FED” beklentisinin artabileceği ve bunun da kıymetli metaller üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>"DESTEK VE DİRENÇ OLARAK DİKKAT ÇEKİLİYOR"</p>

<p>Analistler, ons fiyatında ocak-haziran düşüşünün ardından başlayan yükselişte, %23,6 FİBO seviyesine işaret eden 4.335 doların destek ve %38,2 FİBO noktasının bulunduğu 4.576 doları direnç olarak gösteriyor.<br>
Öte yandan 50 günlük hareketli ortalamanın konumlandığı 4.285 dolar ve 200 günlük ortalamaya işaret eden 4.534 dolar seviyelerine de destek ve direnç olarak dikkat çekiliyor.</p>

<p>"GRAMDA SINIRLI DÜŞÜŞ"</p>

<p>Bu arada spot piyasada işlem gören gram altın fiyatı da geçen hafta 6.647 TL-7.006 TL gibi geniş bir aralıkta dalgalandı. Hafta kapanışı ise %-0,12 değer kaybı ile 6.898 TL’den gerçekleşti. Gram fiyatında “hafta kapanışı” itibarıyla stabil görünüm öne çıktı.</p>

ABD'den İran suçlamasıyla Türk bankasına yaptırım: Bankadan açıklama geldi

ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırım politikasında yeni bir adım atarak Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ve iştiraklerini yaptırım kapsamına aldı. Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan banka yönetimi, iddiaları kesin bir dille reddederek hukuki sürecin başlatılacağını duyurdu.

Scott Bessent

ABD'DEN TÜRK BANKASINI YAPTIRIM KAPSAMINA ALDI

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) için on milyonlarca dolarlık işlemin kolaylaştırıldığı öne sürüldü. Ekonomik Dışlama Operasyonu kapsamında alınan karara ilişkin detayları paylaşan Bakanlık, Golden Global Bank'ın İran rejiminin fonlarını uluslararası alanda hareket ettirmesine olanak sağlayan muhabir bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti.

GOLDEN GLOBAL BANK'E İRAN SUÇLAMASI

Kurumun açıklamasında, bankanın İran'ın liderlik ağı tarafından elde edilen petrol gelirlerinin Çin'den Türkiye'ye aktarılmasını ve daha sonra nakit ile altına dönüştürülmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğu ileri sürüldü. Yaptırım kararı kapsamında, İstanbul merkezli Golden Global Varlık Kiralama A.Ş. ile Golden Global Portföy Yönetimi A.Ş. de listeye dahil edildi. Kararla birlikte, listelenen kuruluşların ABD'de bulunan tüm mal varlıklarının bloke edileceği ve bu kurumlarla işlem yapan yabancı finans kuruluşlarının ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.

BANKADAN İLK AÇIKLAMA

Yaptırım kararının ardından Golden Global Bank cephesinden resmi bir yalanlama geldi. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan izinle 1 Haziran 2020 tarihinde faaliyetlerine başlandığı belirtilerek, "Kurulduğu yıldan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kural, teamül ve uyum hususlarında gerekli tüm hassasiyeti istisnasız bir şekilde yerine getirmiş olup tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz bir şekilde geçmiştir." denildi.

Haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemlerinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, Bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır." ifadelerine yer verildi.

'GERÇEKLİKTEN UZAK İDDİA VE KARARA KARŞI EN KISA SÜREDE AKSİYON ALINACAKTIR'

ABD'nin yaptırım kararına ilişkin itiraz ve hukuki süreçlerin en etkin şekilde yürütüleceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

"Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.

Bununla birlikte, Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir."

💾

<p>ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırım politikasında yeni bir adım atarak Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ve iştiraklerini yaptırım kapsamına aldı. Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan banka yönetimi, iddiaları kesin bir dille reddederek hukuki sürecin başlatılacağını duyurdu.</p>

<p>ABD'DEN TÜRK BANKASINI YAPTIRIM KAPSAMINA ALDI</p>

<p>ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) için on milyonlarca dolarlık işlemin kolaylaştırıldığı öne sürüldü. Ekonomik Dışlama Operasyonu kapsamında alınan karara ilişkin detayları paylaşan Bakanlık, Golden Global Bank'ın İran rejiminin fonlarını uluslararası alanda hareket ettirmesine olanak sağlayan muhabir bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti.</p>

<p>GOLDEN GLOBAL BANK'E İRAN SUÇLAMASI</p>

<p>Kurumun açıklamasında, bankanın İran'ın liderlik ağı tarafından elde edilen petrol gelirlerinin Çin'den Türkiye'ye aktarılmasını ve daha sonra nakit ile altına dönüştürülmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğu ileri sürüldü. Yaptırım kararı kapsamında, İstanbul merkezli Golden Global Varlık Kiralama A.Ş. ile Golden Global Portföy Yönetimi A.Ş. de listeye dahil edildi. Kararla birlikte, listelenen kuruluşların ABD'de bulunan tüm mal varlıklarının bloke edileceği ve bu kurumlarla işlem yapan yabancı finans kuruluşlarının ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.</p>

<p>BANKADAN İLK AÇIKLAMA</p>

<p>Yaptırım kararının ardından Golden Global Bank cephesinden resmi bir yalanlama geldi. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan izinle 1 Haziran 2020 tarihinde faaliyetlerine başlandığı belirtilerek, "Kurulduğu yıldan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kural, teamül ve uyum hususlarında gerekli tüm hassasiyeti istisnasız bir şekilde yerine getirmiş olup tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz bir şekilde geçmiştir." denildi.</p>

<p>Haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemlerinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, Bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır." ifadelerine yer verildi.</p>

<p>'GERÇEKLİKTEN UZAK İDDİA VE KARARA KARŞI EN KISA SÜREDE AKSİYON ALINACAKTIR'</p>

<p>ABD'nin yaptırım kararına ilişkin itiraz ve hukuki süreçlerin en etkin şekilde yürütüleceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>"Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.</p>

<p>Bununla birlikte, Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir."</p>

Selçuk Bayraktar'dan heyecanlandıran açıklama! 'Birkaç sene içinde yapacağız'

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nın final etkinliği, TENMAK'ın İstanbul Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.

Selçuk Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yarışmacılarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.

"BİRKAÇ SENE İÇİNDE KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLERİ YAPABİLECEĞİMİZE İNANIYORUM"

TMRS Energy ile 1,5-2 yıldır küçük modüler reaktörlere yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk Bayraktar, "Biz şöyle dedik: En azından ulaşabileceğimiz en yakın dağ hangisiyse ona ulaşalım. Burası bize en yakın alan. Buradan başlayalım, sizler de zamanla oralara uzanırsınız diye düşündük. Ben o kadar iddialıyım ki birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum. Bunun birkaç sene içinde gerçekleşeceğine inanıyorum." diye konuştu.

Bu çalışmayı yürüten ekipte bir kartopu etkisi olduğunu ve bunun büyüdüğünü anlatan Bayraktar, aynı zamanda bu alanda yapılan çalışmalara yönelik bir programın açıklandığını anımsattı.

"DÜNYA DA BUNA DOĞRU İLERLİYOR VE NİSPETEN BU DÖNÜŞÜMÜN BAŞINDAYIZ"

Nükleer enerjiye yönelik çalışmaların bütün dünyada devlet kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, "Özellikle nükleer yakıtlar konusunda bu böyle. Biz inanıyoruz ki bir anlamda enerjideki bağımsızlığımızın önemli yapı taşlarından birisi küçük modüler reaktörler olacak. Büyük reaktörleri yapmamız çok zor olurdu. Bu, havacılıktaki kırılım gibi bir nokta aslında. Dünya da buna doğru ilerliyor ve nispeten bu dönüşümün başındayız." ifadelerini kullandı.

"DEĞER ZİNCİRİ OLUŞTURMADIKÇA BİR ŞEY YAPAMIYORSUNUZ"

Bayraktar, bu alanda en önemli hususun insan kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Arkadaşlar, yer altı zenginliğiniz de olmalı. Bu çok kıymetli ama o yer altı zenginliğini de alıp işleyecek insan gücünüz olmadıkça, değer zinciri oluşturmadıkça bir şey yapamıyorsunuz. Ben de konuya çok uzaktım. Ben elektronik mühendisiyim, robotik uzmanıyım. Nükleerin N'sinden anlamazdım. Sizlerle beraber, 47 yaşında adeta 20'li yaşlarıma tekrardan döndüm ve sıfırdan bambaşka bir alanı öğreniyorum. Ne diyor şair? 'Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.' Öyle bir hisle bu alanda da çalışıyoruz."

"BAYKAR, 20'NCİ SENESİNDE BU ALANDA DÜNYANIN EN BÜYÜK İNSANSIZ HAVA ARACI ŞİRKETİ"

Minik İHA'ları geliştirme sürecinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Baykar, 20'nci senesinde bu alanda dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi. Türkiye, bu SİHA'larla hem terörün belini büktü hem de büyük bir teknolojik başarıyı dünyaya sergiledi ve sürekli inovasyon yaparak devam ediyor. Bu da böyle bir alan. Böyle baktığınızda sizlerle birlikte büyüyebilecek bir alan. Çünkü halihazırda 600 milyon insan enerjiye hiç ulaşamadığı gibi bir yandan da '(Bugün teknolojideki en büyük kırılım nedir?) diye sorsanız, tarihe bakacak olsak, matbaanın yaptığı şeyi yapacak olan şey nedir? Yapay zeka.' Yapay zekanın temel işleme parametresi nereye dayandırılıyor bugün itibarıyla? Enerjiye. Şayet enerjiniz yoksa bilgi işleme de sahip değilsiniz. Bilgi işlem yapamadığınızda tüm bu geliştireceğiniz teknolojilerin hiçbirini yapamayacaksınız demektir. Dolayısıyla enerji çok önemli bir noktada, önemli bir yere yerleşiyor. Bu yaptığınız çalışmalar hem insanlık adına hem de artan enerji talebinin karşılanması açısından çok önemli. Dünyada elektrik tüketimi geometrik şekilde artıyor. Dolayısıyla bu projenin, teknolojinin çok önemli olduğunu ve bize tarihi bir fırsat verdiğini düşünüyorum."

"TEKNOFEST BÜYÜK BİR ÖZGÜVEN DEVRİMİ"

Çadırları gezerken, sunumlarını dinlerken gurur duyduğunu vurgulayan Bayraktar, "Bir mühendis evladı, bir mühendis abiniz olarak şunu ifade etmek isterim: Bizlerin bırakabileceği en büyük eser, ülkemizin ve medeniyetimizin önünü açacak çalışmaları yürütecek nesillerin önündeki engelleri kaldırmak olacaktır. Onların ufkunda, hayal dünyalarında engel tanımayan, engel tanımayacak bir ruh hali bırakmak olacaktır. " ifadelerini kullandı.

TEKNOFEST'in büyük bir özgüven devrimi olduğunu dile getiren Bayraktar, "Benim üniversitede olduğum zamanlarda böyle bir yarışma olacak ve bizler de bunları yapabileceğimizi düşüneceğiz. Açıkçası pek mümkün değildi. Ama artık her alanda dünyaya iddiasını yükseltebilecek, medeniyetimizin sesinin daha gür çıkarmasını sağlayacak bir kuşak geldi." dedi.

"GÜNEYDOĞU'DA, ADETA MEDENİYETİN DOĞDUĞU YERDEN TEKNOFEST MEŞALESİ YÜKSELECEK"

Bayraktar, TEKNOFEST'in 9'uncu yılında olduğuna, yurt dışında yapılan dahil olmak üzere 15'inci TEKNOFEST'i gerçekleştirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu yıl Şanlıurfa'da herkesi bekliyoruz. Güneydoğu'da, adeta medeniyetin doğduğu yerden TEKNOFEST meşalesi yükselecek. 1,6 milyon gencimiz, 54 farklı yarışmamıza başvurdu. Az önce Bakanım da ifade etti, en büyük ödüllü yarışmamız, en son katılan yarışmamız nükleer enerji yarışmamız. Toplam 23 milyon lira ödülü ve 15 milyon lira akademik teşvik ödülü var. Bu alanın önem sıralamasında nerede olduğunu buradan görebilirsiniz. Tabii Sayın Bakanımız artırırsa, çıtayı daha da yukarı çekecekse onu biz bilemeyiz. Bu, bir anlamda Baykar olarak bizim getirdiğimiz nokta. Elbette daha da iyi olacak inşallah. Geometrik bir artış görüyoruz."

Nükleer enerjide kilogram başına düşünüldüğünde diğer enerjilerden 2 milyon kat daha büyük bir enerji yoğunluğuna işaret eden Bayraktar, "Bu, ülkemizin ve medeniyetimizin her yönüyle ihtiyaç duyduğu bir güç. Sizler de bir anlamda bizlerin bağımsızlığı, milletimizin ve medeniyetimizin bağımsızlığı adına, dünyada enerjiye ulaşamayan 600 milyon insan adına bu enerjinin anahtarlarını, paradigma dönüşümüyle birlikte SMR'lerde yaşanan gelişmeler sayesinde açacaksınız." değerlendirmesinde bulundu.

"TEKNOFEST, 1,5-2 YILLIK DENEYİM KAZANDIRIYOR"

Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'e katılan gençlerin gelişimine ilişkin şunları söyledi:

"1,5 yıl bizim için net bir kazanım sağlıyor. Bunu geçenlerde de istişare ettik. Yeni başlayan bir mühendis yaklaşık 1,5-2 senede kazanılabilecek deneyimi TEKNOFEST'te edinebiliyor. Öğrenci, takım oyunuyla, kendi bütçesini oluşturarak, sabahlara kadar çalışarak, bir şeyi kendi elleriyle inşa etmenin ne demek olduğunu, bunun bedelini ödeyerek ve tüm toplumun önünde sergileyerek öğrenmiş oluyor. Başka bir projede çalışacak olsa belki 2 senede öğreneceği bütün o yolu TEKNOFEST'te geçmiş oluyor."

Teknoloji alanındaki yarışın yoğun olduğu bu dönemde TEKNOFEST'te edinilen kazanımların çok kıymetli olduğunu dile getiren Bayraktar, "Çünkü düşünün, iki marka arasındaki teknolojik yarışta biri diğerine en fazla 2 sene fark atabiliyor. Telefonlardaki yarışı düşünün. Bilgi çok hızlı yayılıyor ve 2 senelik teknolojik üstünlük üzerinden bütün ticari sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Teknolojik rekabette aradaki fark çok az olabiliyor. Biz bunun çok büyük faydasını gördüğümüzü değerlendiriyoruz." dedi.

Bayraktar, herkesi 30 Eylül ve 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2026'ya davet etti.

 

💾

<p>TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nın final etkinliği, TENMAK'ın İstanbul Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Selçuk Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yarışmacılarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.</p>

<p>"BİRKAÇ SENE İÇİNDE KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLERİ YAPABİLECEĞİMİZE İNANIYORUM"</p>

<p>TMRS Energy ile 1,5-2 yıldır küçük modüler reaktörlere yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk Bayraktar, "Biz şöyle dedik: En azından ulaşabileceğimiz en yakın dağ hangisiyse ona ulaşalım. Burası bize en yakın alan. Buradan başlayalım, sizler de zamanla oralara uzanırsınız diye düşündük. Ben o kadar iddialıyım ki birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum. Bunun birkaç sene içinde gerçekleşeceğine inanıyorum." diye konuştu.</p>

<p>Bu çalışmayı yürüten ekipte bir kartopu etkisi olduğunu ve bunun büyüdüğünü anlatan Bayraktar, aynı zamanda bu alanda yapılan çalışmalara yönelik bir programın açıklandığını anımsattı.</p>

<p>"DÜNYA DA BUNA DOĞRU İLERLİYOR VE NİSPETEN BU DÖNÜŞÜMÜN BAŞINDAYIZ"</p>

<p>Nükleer enerjiye yönelik çalışmaların bütün dünyada devlet kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, "Özellikle nükleer yakıtlar konusunda bu böyle. Biz inanıyoruz ki bir anlamda enerjideki bağımsızlığımızın önemli yapı taşlarından birisi küçük modüler reaktörler olacak. Büyük reaktörleri yapmamız çok zor olurdu. Bu, havacılıktaki kırılım gibi bir nokta aslında. Dünya da buna doğru ilerliyor ve nispeten bu dönüşümün başındayız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"DEĞER ZİNCİRİ OLUŞTURMADIKÇA BİR ŞEY YAPAMIYORSUNUZ"</p>

<p>Bayraktar, bu alanda en önemli hususun insan kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Arkadaşlar, yer altı zenginliğiniz de olmalı. Bu çok kıymetli ama o yer altı zenginliğini de alıp işleyecek insan gücünüz olmadıkça, değer zinciri oluşturmadıkça bir şey yapamıyorsunuz. Ben de konuya çok uzaktım. Ben elektronik mühendisiyim, robotik uzmanıyım. Nükleerin N'sinden anlamazdım. Sizlerle beraber, 47 yaşında adeta 20'li yaşlarıma tekrardan döndüm ve sıfırdan bambaşka bir alanı öğreniyorum. Ne diyor şair? 'Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.' Öyle bir hisle bu alanda da çalışıyoruz."</p>

<p>"BAYKAR, 20'NCİ SENESİNDE BU ALANDA DÜNYANIN EN BÜYÜK İNSANSIZ HAVA ARACI ŞİRKETİ"</p>

<p>Minik İHA'ları geliştirme sürecinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>"Baykar, 20'nci senesinde bu alanda dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi. Türkiye, bu SİHA'larla hem terörün belini büktü hem de büyük bir teknolojik başarıyı dünyaya sergiledi ve sürekli inovasyon yaparak devam ediyor. Bu da böyle bir alan. Böyle baktığınızda sizlerle birlikte büyüyebilecek bir alan. Çünkü halihazırda 600 milyon insan enerjiye hiç ulaşamadığı gibi bir yandan da '(Bugün teknolojideki en büyük kırılım nedir?) diye sorsanız, tarihe bakacak olsak, matbaanın yaptığı şeyi yapacak olan şey nedir? Yapay zeka.' Yapay zekanın temel işleme parametresi nereye dayandırılıyor bugün itibarıyla? Enerjiye. Şayet enerjiniz yoksa bilgi işleme de sahip değilsiniz. Bilgi işlem yapamadığınızda tüm bu geliştireceğiniz teknolojilerin hiçbirini yapamayacaksınız demektir. Dolayısıyla enerji çok önemli bir noktada, önemli bir yere yerleşiyor. Bu yaptığınız çalışmalar hem insanlık adına hem de artan enerji talebinin karşılanması açısından çok önemli. Dünyada elektrik tüketimi geometrik şekilde artıyor. Dolayısıyla bu projenin, teknolojinin çok önemli olduğunu ve bize tarihi bir fırsat verdiğini düşünüyorum."</p>

Trump'tan küresel ticaret tehdidi: Ticareti durduracağım

 Donald Trump, ABD Merkez Bankası'na (Fed) yönelik faiz indirim baskısını sert bir dille yineledi. Cuma günü yaptığı açıklamada, Fed'in faiz oranlarını düşürmemesi durumunda ABD'nin dış ticaret açığı verdiği ülkelerle ticari ilişkileri askıya alacağını belirten Trump, durumu şu sözlerle özetledi:

"Yüksek faiz oranları ABD'yi çok adaletsiz bir dezavantaja sokuyor ve bunun olmasına izin vermeyeceğim!"

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu'nun (BLS) ağustos ayı istihdam verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesinin ardından, piyasalarda Fed'in faiz artırabileceği yönündeki beklentiler güçlenmişti. Bu gelişme üzerine kendine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yeni bir açıklama yapan Trump, küresel ticareti hedef alan şu ifadeleri kullandı:

"Dünyadaki tüm ülkeler arasında en düşük faiz oranına sahip olmalıyız... Faizi düşürün, yoksa açık verdiğimiz ülkelerle ticareti durduracağım."

"AÇIK VERDİĞİMİZ ÜLKELERLE TİCARETİ DURDURACAĞIM"

Trump'ın hedef aldığı ve ABD'nin en yüksek mal ticareti açığı verdiği ülkelerin başında Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri geliyor. İmalat, otomotiv ve elektronik tedarik zincirlerinin merkezinde yer alan bu ülkeler ve öne çıkan sektörler şu şekilde sıralanıyor:

Çin: Elektronik, tüketim malları ve makine ithalatı nedeniyle ABD'nin en büyük ticaret açığını verdiği ülke konumunda bulunuyor.

Meksika: Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması ve üretimin yakın ülkelere kaydırılması eğilimi sebebiyle otomotiv ve imalat sanayisinde yüksek açık veriliyor.

Kanada: Enerji, hammadde ve otomotiv ticareti ön plana çıkıyor.

Almanya: Otomotiv, endüstriyel makine ve kimya ürünleri ithalatı açıkta büyük pay sahibi.

Japonya ve Güney Kore: Otomotiv, batarya teknolojileri, yarı iletken ürünler ve hassas makine ticareti ağırlıklı bir açık tablosu çiziyor.

İrlanda: Dev Amerikan ilaç ve medikal firmalarının üretim merkezlerine ev sahipliği yapması nedeniyle ilaç ve kimya ithalatında açığı yükseltiyor.

💾

<p>ABD Başkanı Donald Trump, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirmemesi halinde, ABD'nin dış ticaret açığı verdiği ülkelerle ticareti tamamen keseceğini duyurdu.</p>

Palamut patlaması: Tanesi 80 TL

Yeni sezona 1 Eylül'de "Vira Bismillah" diyerek başlayan Karadenizli balıkçılar, sezon öncesinde sinyallerini veren palamut bolluğunu yaşamaya başladılar.

BUGÜN 80 TL'DEN SATILIYOR

1 Eylül'de adedi 150 TL'den satılan palamutlar dün 100 TL, bugün ise 80 TL'den satılıyor. Vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren balıklara ilgi gösterirken, mezgit, barbun, istavrit ve çinakop gibi mevsim balıkları da oldukça ucuz fiyatlardan satışa konuluyor.

"İLK GÜN 1 PALAMUT ALDIĞIN PARAYLA 2 ADET BALIK ALABİLİYORSUN"

Palamuttaki bolluğun fiyatlara da olumlu yansıdığını ifade eden balık satıcısı Onurcan Köse, "Bugün balık bol çıktı. Palamudun tanesini 80 TL'den, 4 tane alırsan 300 TL'den satıyoruz. O zaman da tanesi 75 TL'ye geliyor. Palamutlar da çok küçük değil. 400 gramdan başlıyor. İlk gün aynı parayla bir palamut alabiliyorken bugün ise 2 palamut alabiliyorsun. Ayrıca hamsi, barbun ve mezgidin kilosu 100 TL, istavritin kilosu ise 80 TL. Bu paralara bence balık bedava. Bence balık fiyatları daha düşmeyebilir. Mazotun litre fiyatına göre balık fiyatları oldukça ucuz seyrediyor" dedi.

Vatandaşlar da balık fiyatlarının güncel ekonomiye göre gayet uygun olduğunu dile getirdiler. Fiyatların ucuz olduğunu, balık daha da bollaşırsa palamudun adedinin 50 TL'ye kadar düşebileceğini ifade eden vatandaşlar, mezgit, barbun ve istavritin de fiyatının oldukça ucuz olduğunu belirttiler.

 

Nükleer araştırmalarında yeni dönem! Bakan Bayraktar duyurdu: Yeniden lisanslandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TEKNOFEST 2026 kapsamında TENMAK Çekmece Yerleşkesi'nde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması’nın final gününde yaptığı açıklamada; TR-2 Araştırma Reaktörü ile ilgili gelişmeyi duyurdu.

  • TEKNOFEST 2026 kapsamında TENMAK Çekmece Yerleşkesi'nde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması’nın final gününe katıldı.

Finale kalan takımların tasarım sunumlarını dinleyen Bakan Bayraktar, gençlerin sorularını da yanıtladı. Programa TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar da iştirak etti.

Bakan Bayraktar, kızılelmanın enerjide Türkiye'yi bağımsız kılmak olduğunu söyledi. Nükleer enerjinin önemine vurgu yapan Bakan Bayraktar, bu alanda değer zinciri oluşturmak gerektiğine dikkat çekerek, “Madeninden yakıtına ve yakıtından nihai olarak bu teknolojiyi üretmeye kadar gittiğinizde dışa bağımlılığı azaltarak, ithal kömürden veya ithal doğalgazdan elektrik üretmek yerine kendi kaynağımızla ürettiğimiz zaman dışa bağımlılığa çok büyük bir çözüm getirecek.” dedi.

NÜKLEER ALANI HIZLA BÜYÜYECEK

Bakan Bayraktar, “Sinop'taki ve Trakya’da kurmayı düşündüğümüz reaktörler ve küçük modüler reaktörlerle birlikte Türkiye'nin nükleer alanı en hızlı büyüyecek, en büyük alanlardan bir tanesi olacak.” dedi. Bakan Bayraktar, Türkiye’nin nükleer enerjide 20 bin megavatlık kapasiteye ulaşmayı hedeflediğini de ifade etti. 

TR-2 Araştırma Reaktörüne Lisans

Bakan Bayraktar, TR-2 Araştırma Reaktörü’nün yeniden lisanslandığını da açıkladı. Bakan Bayraktar, “TR-2 Araştırma Reaktörümüz yeniden lisanslandı. Çok uzun bir aradan sonra ve inşallah çok kısa bir zaman içerisinde burada artık yeniden nükleer araştırmalar, testler yapılacak. Artık teorik çalışmalarımızın neticelerini laboratuvarda, araştırma tesislerinde görme şansımız olacak.” diye konuştu. 

TEKNOFEST AİLESİ BÜYÜYOR

TEKNOFEST ailesinin büyüdüğünü söyleyen Bakan Bayraktar, “TEKNOFEST bütün Türkiye'de büyüyor. Nükleer teknoloji yarışmaları da büyümeye devam ediyor. Geçen sene iki ülkeden 87 takım vardı, bu sene 9 ülke, 192 takım var” dedi. TEKNOFEST’in Türkiye’nin en önemli uluslararası markalarından biri olduğunu ifade eden Bakan Bayraktar, “Farkındalığı artırma açısından da gençlerimizi motive etme açısından da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Tarihi köprü yeniden hayat buldu!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Restorasyonlarını tamamlayarak kültür mirasımıza kazandırdığımız tarihi köprülerin sayısı 532'ye ulaştı. 48 tarihi köprünün de restorasyon çalışmalarına devam ediyoruz." dedi.

Bakan Uraloğlu, Menemen ilçesinde aslına uygun biçimde restore edilen Tarihi Gediz Köprüsü'nün açılış töreninde, Anadolu'nun binlerce yıllık medeniyet izlerini taşıyan bir açık hava müzesi olduğunu ifade etti.

Yalnızca ülkenin ulaşım altyapısını inşa etmediklerini, bu toprakların hafızasını da koruduklarını dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:

"Tarihi yapıları aslına uygun ihya ederek gelecek nesillere aktarmak için çalışıyoruz. Bugüne kadar Sangarios, Hıdırlık, Malabadi, Kızılin, Taşköprü, Osmancık Koyunbaba ve Diyarbakır Ongözlü gibi ülkemizin birçok noktasındaki tarihi köprülerimizi restore ettik ve kültür mirasımıza kazandırdık. Restorasyonlarını tamamlayarak kültür mirasımıza kazandırdığımız tarihi köprülerin sayısı 532'ye ulaştı. 48 tarihi köprünün de restorasyon çalışmalarına devam ediyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Tarihi Gediz Köprüsü'nü de bu kararlı yürüyüşe ekleyerek, hem teknik hem de manevi bakımdan anlamlı duraklarından birini daha milletimizin hizmetine sunuyoruz."

Köprünün teknik detaylarına değinen Uraloğlu, yapının 166,5 metre uzunluğa, 6,7 metre genişliğe ve 5 açıklığa sahip olduğunu, üstten betonarme kemer sistemiyle inşa edildiğini söyledi.

Güzergah değişikliğinin ardından yapının Yanıkköy, Doğa ve Belen köylerine hizmet verdiğini belirten Uraloğlu, Karayolları Genel Müdürlüğünce yürütülen kapsamlı güçlendirme, restorasyon ve aydınlatma çalışmalarıyla köprünün yeniden işlevsel kimliğine kavuşturulduğunu ifade etti.

Bakan Uraloğlu, son 24 yılda İzmir'in ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 349 milyar lira yatırım yapıldığını, bölünmüş yol uzunluğunun 431 kilometreden 1000 kilometreye, bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunun ise 366 kilometreden 1017 kilometreye çıkarıldığını anlattı.

İzmir-İstanbul Otoyolu ile seyahat süresinin 8,5 saatten 3,5 saate indirildiğini hatırlatan Uraloğlu, yapımı etaplar halinde süren İzmir-Ankara Yüksek Hızlı Tren projesi tamamlandığında seyahat süresinin 3,5 saate düşeceğini dile getirdi.

İzmir Valisi Süleyman Elban da son 24 yılda kara yolu yatırımlarında büyük adımlar atıldığını, Türkiye'nin bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi aştığını belirterek, bu projelerin yanı sıra tarihi ve kültürel değeri bulunan eserlerin de ayağa kaldırıldığını söyledi.

Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, üstten betonarme kemer sistemiyle inşa edilen köprüde kemer, tabliye, gergi, rüzgar kirişleri ve ayaklarda onarım ile güçlendirme yapıldığını, yapının özgün karakteri korunarak geleceğe taşındığını ifade etti.

Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan da 1935 yılında dönemin Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ve dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'in girişimleriyle hizmete açılan köprünün ilçe tarihi açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.

Törende, AK Parti İzmir milletvekilleri Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Yaşar Kırkpınar ve Mahmut Atilla Kaya ile MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu da konuşma yaptı.

Tarihi Gediz Köprüsü, dua okunmasının ardından kurdele kesilerek hizmete açıldı.

Borsa günü yükselişle tamamladı

BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 79,95 puan artarken, toplam işlem hacmi 190,1 milyar lira oldu.

Bankacılık endeksi yüzde 0,77, holding endeksi yüzde 0,93 değer kazandı.

Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 2,91 ile finansal kiralama faktoring, en fazla kaybettiren ise yüzde 2,08 ile bilişim oldu.

Küresel piyasalar, ABD'de güçlü gelen istihdam verilerinin faiz artışı beklentilerini yeniden canlandırmasıyla karışık bir seyir izliyor.

ABD'de tarım dışı istihdam ağustosta 162 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı değişim göstermeyerek yüzde 4,1 seviyesinde kaldı.

Analistler, haftaya yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) faiz kararı, cari denge, piyasa katılımcıları anketi, yurt dışında ise ABD'de enflasyon Euro Bölgesi'nde büyüme verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.100 ve 14.200 puanın direnç, 13.900 ve 13.800 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Emekliler için promosyon yarışı kızıştı: En yüksek ödemeyi hangi banka veriyor?

Emekli aylığını başka bankaya taşımayı düşünenler, Eylül 2026 kampanyalarını yan yana koyarak karar vermeye çalışıyor. 

Bankalar, maaşı belli bir süre kendi hesaplarından alma sözü karşılığında maaş dilimine göre nakit ödüyor; aynı anda kart, fatura talimatı veya başka ürünlerle paketi şişirebiliyor.

EN YÜKSEK EMEKLİ PROMOSYONUNU HANGİ BANKA VERİYOR?

Bankalar sadece “en yüksek rakamı” değil, koşulsuz nakit tutarı ve ek ürün şartını da farklı kuruyor. ING’de 32.000 TL’lik paketin 15.000 TL’si nakit; Şekerbank’ta 20.000 TL ve üzeri maaşa temel nakit 12.000 TL, kalanı ürün kullanımına bağlı. 

Şekerbank’ın ardından ING 32 bin TL, Yapı Kredi ve DenizBank ise 30 bin TL’ye kadar toplam promosyon fırsatı sunuyor. Garanti BBVA ve İş Bankası’nda toplam ödeme 25 bin TL’ye kadar çıkarken, Akbank ve QNB’de 20 bin TL’ye varan promosyon bulunuyor.

AKBANK'TAN 15 BİN TL'YE VARAN PROMOSYON

Akbank, 1-30 Eylül 2026 tarihleri arasında emekli maaşını bankaya taşıyan veya mevcut promosyon taahhüdünü yenileyen müşterilerine maaş tutarına göre 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon sağlıyor.

3 yıl boyunca maaşını Akbank'tan alma taahhüdü karşılığında verilen promosyon tutarları şöyle:

*0-9.999 TL maaş: 6.250 TL

*10.000-14.999 TL maaş: 10.000 TL

*15.000-19.999 TL maaş: 12.500 TL

*20.000 TL ve üzeri maaş: 15.000 TL

Başvurular Akbank Mobil ve müşteri iletişim merkezi üzerinden şubeye gitmeden gerçekleştirilebiliyor.

ALBARAKA TÜRK'TE TOPLAM ÖDEME 30 BİN TL'YE ULAŞIYOR

Albaraka Türk, eylül ayında emekli maaşını taşıyan müşterilerine maaş seviyesine göre 20 bin TL'ye kadar promosyon sunuyor.

İki otomatik fatura ödeme talimatı verilmesi durumunda ise ek ödül fırsatı bulunuyor.

Temel ve ek ödüllerle birlikte maaş gruplarına göre toplam tutarlar şöyle:

*0-9.999 TL: 9.700 TL

*10.000-14.999 TL: 14.700 TL

*15.000-19.999 TL: 18.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 21.400 TL

Referans kampanyası kapsamında bankaya yönlendirilen her yeni emekli maaş müşterisi için 1.075 TL, toplamda ise 8.600 TL'ye kadar ödül veriliyor.

Böylece en yüksek maaş grubunda toplam ödül 30 bin TL'ye kadar çıkabiliyor.

DENİZBANK'TA ÖDEME 30 BİN TL'YE KADAR ÇIKIYOR

DenizBank, emekli maaşını taşıyan müşterilerine 12 bin TL'ye kadar standart nakit promosyonun yanı sıra çeşitli ürün ve hizmetlerin kullanılması halinde ek ödeme imkanı sunuyor.

Maaş tutarına göre toplam promosyon ödemeleri şu şekilde:

*0-9.999 TL: 20.000 TL

*10.000-14.999 TL: 24.000 TL

*15.000-19.999 TL: 27.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 30.000 TL

Ek promosyondan yararlanabilmek için Kredili Mevduat Hesabı, iki otomatik fatura ödeme talimatı ve aktif kredi kartı kullanımı gibi şartların yerine getirilmesi gerekiyor.

ZİRAAT BANKASI'NDA 12 BİN TL'YE VARAN PROMOSYON

Ziraat Bankası, SGK kapsamında emekli maaşını bankadan alan müşterilerine maaş tutarına göre 12 bin TL'ye kadar promosyon ödüyor.

Maaş gruplarına göre promosyonlar şöyle:

*0-9.999 TL: 5.000 TL

*10.000-14.999 TL: 8.000 TL

*15.000-19.999 TL: 10.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 12.000 TL

ŞEKERBANK'TA TOPLAM ÖDEME 35 BİN TL

Şekerbank'ın eylül kampanyasında nakit promosyonun yanı sıra vadesiz hesap, kredi kartı, sigorta, Kredili Mevduat Hesabı ve otomatik fatura talimatlarına bağlı ek ödüller yer alıyor.

Maaş tutarına göre toplam ödeme seçenekleri şöyle:

*0-9.999 TL: 23.000 TL

*10.000-14.999 TL: 26.000 TL

*15.000-19.999 TL: 32.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 35.000 TL

Kampanyanın sunduğu ek ödemelerden yararlanmak için belirlenen ürün ve hizmet koşullarının karşılanması gerekiyor.

İŞ BANKASI'NDA 25 BİN TL'YE VARAN FIRSAT

İş Bankası, 1-30 Eylül 2026 tarihleri arasında emekli maaşını bankaya taşıyan veya mevcut promosyon taahhüdünü yenileyen SGK emeklilerine 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon veriyor.

Bunun yanında belirli kampanyalardan yararlanılması halinde 10 bin TL'ye kadar ek promosyon ve ödül fırsatı bulunuyor.

İlk kez iki otomatik fatura ödeme talimatı veren müşterilere 1.000 TL MaxiPuan, ilk kez bireysel kredi kartı başvurusu yapıp gerekli harcama koşulunu karşılayanlara ise 9.000 TL MaxiPuan sunuluyor.

HALKBANK VE VAKIFBANK'TA 12 BİN TL'YE KADAR

Halkbank ve VakıfBank, SGK emeklilerine maaş tutarına göre 5 bin TL ile 12 bin TL arasında değişen promosyon ödemeleri sunuyor.

VakıfBank'ta 3 yıl boyunca maaşını bankadan alma taahhüdü veren emekliler için promosyonlar şöyle:

*10.000 TL'ye kadar: 5.000 TL

*10.000-15.000 TL: 8.000 TL

*15.000-20.000 TL: 10.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 12.000 TL

Halkbank'ta da maaş tutarına göre 12 bin TL'ye kadar promosyon ödemesi bulunuyor.

GARANTİ BBVA'DA TOPLAM ÖDÜL 25 BİN TL'YE ÇIKIYOR

Garanti BBVA, emekli maaşını bankadan alan müşterilerine 15 bin TL'ye kadar nakit promosyon sağlıyor.

Bonus Kart veya Paracard ile yapılan harcamalar, Avans Hesap kullanımı ve yeni sigorta poliçesi gibi ürünlerle toplam ödül tutarı 25 bin TL'ye kadar ulaşabiliyor.

TÜRKİYE FİNANS'TA TOPLAM FIRSAT 32 BİN TL

Türkiye Finans, emekli maaşını bankaya taşıyan müşterilerine maaş tutarına göre 27 bin TL'ye kadar nakit promosyon ve bonus sunuyor.

Ayrıca emekli yakınlarını bankaya yönlendiren müşterilere 5 bin TL'ye kadar nakit ödül fırsatı bulunuyor.

Maaş tutarına göre toplam promosyon ve bonus tutarları şöyle:

*9.999 TL ve altı: 18.000 TL

*10.000-14.999 TL: 23.500 TL

*15.000-19.999 TL: 27.000 TL

*20.000 TL ve üzeri: 32.000 TL

ASELSAN Konya ve İŞKUR'dan iş birliği

Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, İmza törenine Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Önder Çiftci ve ASELSAN Konya Genel Müdürü Serhan Özsoy katıldı.

Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunlarına yönelik programda katılımcılar, eğitim hayatında edindikleri bilgi ve becerileri ASELSAN Konya bünyesinde uygulama ve geliştirme imkanı bulacak.

Çiftci, iş birliğine ilişkin, "İŞKUR olarak iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine ve özellikle gençlerimizin çalışma hayatına daha güçlü şekilde hazırlanmasına önem veriyoruz." ifadesini kullandı.

Özsoy ise protokole ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Nitelikli insan kaynağı, sürdürülebilir üretimin temelidir. İŞKUR ile imzaladığımız protokolle gençlerimizin mesleki deneyim kazanmalarını ve savunma sanayiimizin gerektirdiği yetkinlikleri geliştirmelerini hedefliyoruz. Bu yaklaşımımız, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde yürütülen 'Milli Yetkinlik Hamlesi Projesi'nin mesleki ve teknik eğitime yönelik stratejik hedefleriyle de örtüşüyor."

Akaryakıt fiyatlarına dev zam

ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilim ve Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerini hedef alan saldırıları, küresel petrol piyasalarında arz endişelerini artırdı.

Motorine gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere 7,72 TL, benzine ise 2,48 TL zam yapıldı.

Pompa fiyatlarına yansıyan bu artışın ardından özellikle motorin fiyatları büyükşehirlerde rekor seviyelere ulaştı. Ankara ve İzmir’de motorinin litre fiyatı 90 TL bandını yakalarken, İstanbul’da da 90 lira sınırına dayandı.

GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI

Zammın ardından üç büyükşehirde güncel akaryakıt fiyatları netleşti.

İstanbul’un Avrupa Yakası’nda benzinin litre fiyatı 76,92 TL’ye, motorin ise 88,88 TL’ye yükselirken; Anadolu Yakası’nda benzin 76,77 TL’den, motorin ise 88,76 TL’den satılmaya başladı.

Ankara’da benzinin litresi 77,87 TL, motorin ise 90,00 TL olurken; İzmir’de benzin 78,15 TL’ye, motorin ise 90,27 TL’ye ulaştı.

İhracatta ağustos ve 8 aylık dönem rekoru

Bolat, Ticaret Bakanlığında düzenlediği toplantıda Ağustos 2026 ve Ocak-Ağustos 2026 dönemi dış ticaret verilerini kamuoyuyla paylaştı.Küresel ekonomide artan belirsizliklere, jeopolitik gerilimlere ve ticaretteki korumacı politikalara rağmen Türkiye'nin büyümeye, üretmeye ve ihracatını artırmaya devam ettiğini belirten Bolat, Türkiye Yüzyılı'nda ekonomi, üretim ve ihracat alanında yeni rekorlara imza atıldığını ifade etti.Ticaret Bakanlığının dış ticaret veri bültenine göre ağustosta ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolar, ithalat ise yüzde 10,5 artışla 28 milyar 706 milyon dolar oldu. Dış ticaret hacmi de yüzde 9,4 artarak 52 milyar 173 milyon dolara yükseldi.8 AYLIK İHRACAT 185 MİLYAR DOLARA ULAŞTIBolat, ocak-ağustos döneminde ihracatın yüzde 4 artışla 185 milyar 6 milyon dolara yükseldiğini ve rekor seviyeye ulaştığını belirtti.Aynı dönemde ithalat yüzde 5,3 artarak 250 milyar 791 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise yüzde 4,7 artışla 435 milyar 798 milyon dolar oldu.2026'nın ilk 8 ayında Nisan, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ihracat rekoru kırıldığını aktaran Bolat, son 40 ayın 22'sinde aylık mal ihracat rekoruna ulaşıldığını, 29 ayında ise aylık ihracat artışı sağlandığını söyledi. Bolat, yıllıklandırılmış mal ihracatının 280,3 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti.Bakanlığın verilerine göre son 12 aylık dönemde ihracat yüzde 4,2 artarak 280 milyar 274 milyon dolar, ithalat ise yüzde 6 artışla 378 milyar 26 milyon dolar oldu. Yıllıklandırılmış dış ticaret hacmi 658 milyar 300 milyon dolara yükseldi.Bolat, yıllıklandırılmış ihracattaki artışın 11 milyar 235 milyon dolar olduğunu ifade etti.MAL VE HİZMET İHRACATI 405,3 MİLYAR DOLARA ULAŞTITürkiye'nin yıllıklandırılmış hizmetler ihracatının 125 milyar dolara, mal ve hizmet ihracatının toplamının ise 405,3 milyar dolara ulaştığını açıklayan Bolat, hizmetler ihracatında da önemli bir mesafe katedildiğini vurguladı.Bolat, hizmetler ihracatının 2002'de 14 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 122,6 milyar dolara yükseldiğini ve 8,7 katına çıktığını belirterek, 2025 yılında hizmetler ihracatında 63,5 milyar dolarlık rekor fazla verildiğini bildirdi.Ağustosta ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 81,8 olarak gerçekleşti. Enerji verileri hariç tutulduğunda bu oran yüzde 98,8'e, enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise yüzde 95'e çıktı.Ağustos ayında dış ticaret dengesi 5 milyar 240 milyon dolar açık verirken, ocak-ağustos dönemindeki dış ticaret açığı 65 milyar 785 milyon dolar oldu.İhracatta Almanya, ithalatta Çin ilk sıradaAğustosta Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler Almanya, ABD ve İngiltere oldu. Almanya'ya 1 milyar 759 milyon dolar, ABD'ye 1 milyar 734 milyon dolar ve İngiltere'ye 1 milyar 201 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.İthalatta ise ilk sırayı 4 milyar 710 milyon dolarla Çin aldı. Çin'i 2 milyar 70 milyon dolarla Almanya ve 1 milyar 873 milyon dolarla ABD izledi.Ülke grupları bakımından ağustosta en fazla ihracat 8 milyar 816 milyon dolarla Avrupa Birliği'ne yapılırken, ithalatta ilk sırayı 9 milyar 63 milyon dolarla Asya ülkeleri aldı. İHRACATIN YÜZDE 93,5'İ İMALAT SANAYİSİNDENSektörler itibarıyla ağustos ayında ihracatın yüzde 93,5'i imalat sanayisinden geldi. İmalat sanayisi 21 milyar 951 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün ihracatı 760 milyon dolar, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün ihracatı ise 539 milyon dolar oldu.Geniş Ekonomik Gruplar sınıflamasına göre ağustosta en fazla ihracat 13 milyar 154 milyon dolarla hammadde (ara malları) grubunda gerçekleştirildi. Bu grubu 7 milyar 41 milyon dolarla tüketim malları ve 2 milyar 978 milyon dolarla yatırım malları takip etti."HEDEFİMİZ KÜRESEL TİCARETTE DAHA ETKİN BİR TÜRKİYE"Bolat, Türkiye ekonomisinin istikrarlı büyümesini sürdürdüğünü de belirterek, 2026'nın ikinci çeyreğinde ekonominin yüzde 2,3 büyüdüğünü ve üst üste 24 çeyrek, başka bir ifadeyle 6 yıl boyunca kesintisiz büyüme kaydettiğini ifade etti.Yıllıklandırılmış GSYH'nin 1 trilyon 706 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördüğünü aktaran Bolat, ihracattaki gelişmelerin Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesinin küresel ölçekte yaşanan zorluklara rağmen güçlenerek devam ettiğini gösterdiğini söyledi.Bolat, "Hedefimiz; daha güçlü, daha rekabetçi, daha üretken ve küresel ticarette çok daha etkin bir Türkiye'dir." ifadelerini kullandı.Türkiye Yüzyılı'nı güçlü bir ekonomik yükselişin yüzyılı yapacaklarını belirten Bolat, üreticiden ihracatçıya, esnaftan çiftçiye ve iş insanlarına kadar toplumun tüm kesimleriyle ekonomik hedeflere kararlılıkla ilerleyeceklerini kaydetti.

Hongqi Türkiye’de yeni dönem: Dr. Berk Çağdaş, CEO ve Genel Müdür Olarak Atandı

Premium otomotiv markası Hongqi Türkiye, yönetim yapılanmasını güçlendiren önemli bir atamaya imza attı. Otomotiv, finans ve kurumsal yönetim alanlarında 30 yıllık üst düzey yöneticilik deneyimine sahip Dr. Berk Çağdaş, Hongqi Türkiye’nin CEO ve Genel Müdürü olarak göreve başladı.

Akaryakıt fiyatları güncellendi: Motorin Ankara ve İzmir'de 90 TL'yi, doğu illerinde 91,75 TL'yi aştı

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının yükselmesi, Türkiye'deki akaryakıt fiyatlarını da etkilemeye devam ediyor. Son zamlarla birlikte benzin, motorin ve LPG fiyatlarında yeni rakamlar ortaya çıkarken, özellikle motorinin fiyatı bazı illerde 90 liranın üzerine çıktı.

Merkez Bankası ve ekonomist tahminleriyle 2027 zam tablosu: En düşük memur maaşı 76.355, emekli aylığı 26.096 TL olabilir

2026 yılının ikinci yarısındaki enflasyon verileri şekillenmeye başlarken, milyonlarca memur ve emekli 2027 ocak zammı için heyecanlı bekleyiş içerisinde. Buna göre iki aylık enflasyon yüzde 3,66 olarak gerçekleşti. Merkez Bankası tahminleri doğrultusunda hesaplanan oranlar, en düşük memur, memur emeklisi ile SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarının olası yeni rakamlarını gözler önüne serdi.

Piyasaların beklediği kritik ABD verisi açıklandı! Altında düşüş...

Piyasaların günlerdir merakla beklediği ABD'nin tarım dışı istihdam verileri açıklandı.

ABD'de tarım dışı istihdam ağustosta 162 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşirken, işsizlik oranı değişim göstermeyerek yüzde 4,1 oldu.

Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ABD, ağustos ayında 162 bin istihdam kaydetti. Piyasa beklentisi istihdamın 85 bin kişi artması yönündeydi.

Temmuz ayında tarım dışı istihdam değişimi 23 bin kişilik düşüş olarak açıklanmıştı. Temmuz ayına ilişkin veri 21 bin kişilik düşüş olarak revize edildi.

ABD'de geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 7,8 olarak gerçekleşti. Önceki veri yüzde 8,3 seviyesindeydi.

Verinin adından Fed için eylülde faiz artırma ihtimali CME FedWatch göstergesinde 10 puan artarak yüzde 49'dan yüzde 59'a yükseldi.

Dolar endeksi (DXY) de verinin açıklanmasıyla 99,015 seviyesinden 99.35 seviyesine fırlarken dolarla ters korele olan ons altında da gerileme görüldü.

ALTININ ONS FİYATI 100 DOLAR BİRDEN DÜŞTÜ!
Ons altın fiyatı ABD tarım dışı istihdam verisinin beklentinin üzerinde gelmesi sonucu 100 dolar birden düşüş kaydederek 4.470 dolar seviyelerinden 4.370 seviyelerine kadar indi.

Zincir marketlere açılan soruşturmada karar! İşte verilen cezalar...

Rekabet Kurumu, 10 Mart 2025 tarihinde aralarında BİM, Migros ve ŞOK'un da bulunduğu çeşitli perakende şirketleri ve tedarikçiler hakkında iki ayrı soruşturma başlatmıştı. Şirketlerin rekabet kurallarını ihlal edip etmediği incelenen soruşturma tamamlandı. BİM, Migros VE ŞOK'tan soruşturmayla ilgili peş peşe KAP'a açıklama yapıldı.

BİM'E 67.2 MİLYON LİRA CEZA
BİM tarafından yapılan KAP açıklamasında, soruşturmalardan birinde şirketin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal etmediğine karar verildiği ve bu dosyada idari para cezası uygulanmadığı bildirildi.

Diğer soruşturma ise uzlaşma usulüyle sonlandırıldı. BİM'in ödeyeceği idari para cezası 67 milyon 217 bin 829,62 TL olarak belirlendi. Şirket yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanması halinde 50 milyon 413 bin 372 TL ödeme yapacak.

MİGROS'UN CEZASI 48.4 MİLYON TL
Migros Ticaret de KAP üzerinden soruşturmanın sonuçlandığını duyurdu. Şirkete tebliğ edilen ceza 48 milyon 443 bin 775,31 TL oldu. Migros'un yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanarak ödeyeceği tutar ise 36 milyon 332 bin 831,48 TL.

ŞOK'A 39,9 MİLYON TL CEZA
ŞOK Marketler'in KAP açıklamasına göre ise iki soruşturmadan birinde şirketin kanunun 4. maddesini ihlal etmediğine karar verildi ve ceza uygulanmadı.

Diğer soruşturma kapsamında uzlaşma yoluna gidilirken, ŞOK'un ödeyeceği tutar 39 milyon 910 bin 27,96 TL olarak belirlendi. Yüzde 25 erken ödeme indirimiyle bu rakam 29 milyon 932 bin 520,97 TL'ye düşecek.

ÜÇ MARKETİN TOPLAM CEZASI 155,5 MİLYON TL
Böylece BİM, Migros ve ŞOK'a tebliğ edilen toplam ceza yaklaşık 155,6 milyon TL oldu. Üç şirketin de yüzde 25 erken ödeme indiriminden yararlanması durumunda kasadan çıkacak toplam tutar ise yaklaşık 116,7 milyon TL olacak.

Soruşturmaların tamamlanmasıyla birlikte zincir marketler açısından uzun süredir devam eden süreç de sona ermiş oldu.

Manisa'da deneme amaçlı ekti, sonuçları şaşkına çevirdi: Üreticiler bağa akın etti, kapış kapış satılıyor

Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde genç üzüm üreticisi Mustafa Otuk’un dört yıl önce deneme amacıyla diktiği Sweet Sapphire cinsi siyah üzüm, ilk ürününü verdi. Uzun taneli, çekirdeksiz ve gevrek yapısıyla dikkat çeken üzüm çeşidi, üreticiler ve vatandaşlardan ilgi görüyor.

Çalışanına düşük ücret ödeyen şirketler ‘kara liste’yle teşhir edildi

İngiltere’de çalışanlarına Ulusal Asgari Ücret’in altında ödeme yaptığı tespit edilen yüzlerce şirket “kara liste”ye konarak kamuoyuna ilan edildi.

İş Dünyası, İnovasyon, Bilim ve Ticaret Bakanlığı ile yeni kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun 3 Eylül’de yayımladığı listede perakende, restoran, konaklama, sağlık, sosyal bakım ve çocuk bakımı gibi sektörlerde faaliyet gösteren 658 işveren bulunuyor.

HM Gelir ve Gümrük İdaresi’nin (HMRC) denetimleri sonucunda, 27 binden fazla çalışana yaklaşık 4 milyon sterlinlik ücret farkı geri ödendi. Kuralları ihlal eden işverenlere ayrıca toplam 7 milyon sterlin para cezası uygulandı.

Hükümetin açıklamasında ücret farklarının “faiziyle” ödendiğine ilişkin özel bir ifade bulunmuyor. Bu nedenle ödemenin, çalışanlara yasal olarak hak ettikleri ücret farklarının iadesi şeklinde belirtilmesi daha doğru.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Listenin başında B&Q var

Ülkenin en büyük yapı market zincirlerinden B&Q Limited, toplam eksik ödeme miktarı bakımından listenin ilk sırasında yer aldı.

Resmî verilere göre şirket, 4 bin 530 çalışanına toplam 456 bin 934 sterlin 72 peni eksik ödeme yaptı.

B&Q, ihlalin kasıtlı olmadığını ve saatlik asgari ücrete ek olarak ödenen coğrafi bölge ödeneklerinin hesaplanmasındaki hatadan kaynaklandığını açıkladı. Şirket, etkilenen çalışanların tamamına eksik tutarların Temmuz 2025’te ödendiğini bildirdi.

Listenin ikinci sırasında bulunan özel sağlık kuruluşu Elysium Healthcare Holdings 3 Limited’in ise bin 95 çalışanına toplam 330 bin 48 sterlin 81 peni eksik ödeme yaptığı belirlendi.

Independent Mortgage 3

Five Guys: Bordro kurallarının uygulanmasında teknik farklılık

Burger zinciri Five Guys JV Limited, çalışan sayısı bakımından en büyük ihlallerden biriyle listeye girdi. Şirketin 3 bin 699 çalışanına toplam 54 bin 642 sterlin 47 peni eksik ödeme yaptığı açıklandı.

Five Guys, HMRC incelemesinin ardından bordro mevzuatının uygulanmasında “teknik farklılıklar” tespit edildiğini bildirdi. Şirket, yaklaşık 330 milyon sterlinlik toplam bordro içinde 55 bin sterline yakın açık oluştuğunu, mevcut ve eski çalışanlara yapılması gereken bütün ödemelerin tamamlandığını belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

NHS vakıfları da listede

Kamu sağlık kuruluşlarının da listede bulunması dikkati çekti. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group’un 75 çalışanına 123 bin 331 sterlin 97 peni, St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust’ın ise 55 çalışanına 77 bin 498 sterlin 91 peni eksik ödeme yaptığı kayıtlara geçti.

Norfolk Community Health and Care NHS Trust da 105 çalışanına toplam 19 bin 948 sterlin 21 peni eksik ödeme yaptığı gerekçesiyle listenin 34’üncü sırasında yer aldı. Liverpool University Hospitals NHS Foundation Trust için ise 19 çalışanı kapsayan 13 bin 37 sterlin 89 penilik ücret açığı bildirildi.

St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group, personelin brüt maaşının asgari ücretin üzerinde olduğunu; ihlalin çocuk bakımı gibi bazı harcamalar için kullanılan maaştan kesinti sisteminin asgari ücret hesaplamasında teknik olarak farklı değerlendirilmesinden kaynaklandığını savundu. Kurum, uygulamanın daha sonra değiştirildiğini açıkladı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

En yüksek 10 ücret açığı

Hükümet listesinin ilk 10 sırasında şu işverenler bulunuyor:

1. B&Q Limited: 4.530 çalışan – 456.934,72 sterlin

2. Elysium Healthcare Holdings 3 Limited: 1.095 çalışan – 330.048,81 sterlin

3. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group: 75 çalışan – 123.331,97 sterlin

4. Support Staff Services Limited: 323 çalışan – 119.715,13 sterlin

5. Forest Holidays Limited: 598 çalışan – 100.308,68 sterlin

6. St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust: 55 çalışan – 77.498,91 sterlin

7. Lanes Group Limited: 297 çalışan – 67.893,34 sterlin

8. UK Care Team Ltd: 99 çalışan – 67.082,76 sterlin

9. Five Guys JV Limited: 3.699 çalışan – 54.642,47 sterlin

10. Merlin Cinemas Limited: 181 çalışan – 50.198,75 sterlin

Rakamlar, hükümetin yayımladığı 24’üncü dönem işveren listesinden alındı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Her ihlal kasıtlı ücret gaspı anlamına gelmiyor

Bir şirketin listede yer alması, çalışanlara sözleşmede açıkça asgari ücretin altında saatlik ücret verildiği veya ihlalin mutlaka kasıtlı olduğu anlamına gelmiyor.

Zorunlu kıyafet masraflarının maaştan düşülmesi, vardiya öncesi ve sonrasındaki çalışma süresinin hesaba katılmaması, maaştan fedakârlık uygulamaları, bölgesel ödenekler ve yaş değişikliğinin ardından yeni ücret oranının bordroya zamanında yansıtılmaması da çalışanın fiilî saatlik kazancını yasal sınırın altına indirebiliyor. Ancak hükümet, hata kasıtlı olmasa bile doğru ödeme yapılmasından işverenin sorumlu olduğunu vurguluyor.

Açıklanan listede ihlallerin hangi tarihler arasındaki ödemeleri kapsadığına ilişkin toplu bir dönem bilgisi verilmedi.

Asgari ücret saatte 12,71 sterlin

İngiltere’de 1 Nisan 2026’dan itibaren 21 yaş ve üzerindeki çalışanlar için Ulusal Yaşam Ücreti saat başına 12,71 sterlin olarak uygulanıyor. Saatlik ücret 18–20 yaş grubunda 10,85 sterlin, 18 yaş altındakiler ile uygun kapsamdaki çıraklar için ise 8 sterlin düzeyinde bulunuyor.

İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds, çalışanlara eksik ödeme yapmanın başarıya giden bir yol olmadığını belirterek ihlallerin üzerine gidileceğini söyledi. Geleceğin Çalışma Hayatı Bakanı Kate Dearden ise çalışanlara asgari ücretin altında ödeme yapılmasının yasa dışı olduğunu ve işverenlerin bordro sistemlerini derhal kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.

Hükümet, 2011’de başlayan kamuoyuna ilan uygulaması kapsamında bugüne kadar 5 bin 200’den fazla işverene 100 milyon sterlini aşan ceza verildiğini, yaklaşık 650 bin çalışana da 66 milyon sterlinden fazla ücret farkı ödetildiğini açıkladı. Nisan 2026’da kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun ilerleyen dönemde asgari ücretin yanı sıra tatil ve hastalık ödemelerine ilişkin ihlalleri de denetlemesi planlanıyor.

Küresel piyasalarda gelecek hafta takip edilecek konular

Tokyo ve Sidney'den Londra ve New York'a kadar borçlanma maliyetlerini son yılların en yüksek seviyesine çıkaran tahvil piyasasındaki satış dalgasının gölgesinde gelecek hafta ABD'den gelecek enflasyon verileri ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) para politikası toplantısı piyasaların odağında olacak.

En büyük 10 bankanın ilk yarı kârı 415,7 milyar lira

En büyük 10 bankanın ilk yarı kârı 415,7 milyar lira 04.09.2026 Diken

Türkiye'de en yüksek aktif büyüklüğe sahip 10 bankanın yılın ilk yarısındaki kârı 415,7 milyar lira.

The post En büyük 10 bankanın ilk yarı kârı 415,7 milyar lira appeared first on #site_linkat 04.09.2026 .

Bakan Ersoy: Turizmi yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Temel hedefimiz; turizmi ülkemizin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğimizi artırmak, ziyaretçilerimizin ülkemizde daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerimizin çok daha fazla pay almasını temin etmektir" dedi.

Alacakları ödenen Doruk Madencilik mağduru işçiler, Başkan Atalay'a teşekkür etti

Yürütülen görüşmeler, ilgili bakanlıklar ve kurumlar nezdinde gerçekleştirilen girişimler ve işçilerin kararlı duruşu sonucunda, birikmiş alacakların %80’lik bölümü bugün itibarıyla işçilerin hesaplarına yatırıldı.

MAĞDUR İŞÇİLERİN ALACAKLARININ YÜZDE 80'İ ÖDENDİ

Türkiye Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Nurettin AKÇUL, sendika yönetim kurulu üyeleri ve Doruk Madencilik mağduru işçiler, mücadelenin ilk gününden itibaren işçilerin yanında yer alan, ilgili tüm merciler nezdinde girişimlerde bulunarak süreci yakından takip eden TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY’a teşekkür ederek çiçek takdim ettiler.

Genel Başkan Ergün ATALAY, ziyarette yaptığı değerlendirmede, bir işçi ve sendika başkanı olarak haklı olanın yanında olmaya, emekçilerin hak mücadelesini desteklemeye devam edeceğini belirtti.

Ziyarette TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Eyüp ALEMDAR’da hazır bulundu.
Türkiye Maden-İş Sendikası Orta Anadolu Şubesi Başkanı Talih Kocabıyık da başta TÜRK-İŞ Konfederasyonu ve TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün ATALAY olmak üzere; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, İçişleri Bakanı, Ticaret Bakanı, basın mensupları ve kamuoyuna teşekkür ederek, alacakların büyük bölümünün ödenmesinin önemli bir adım olduğunu belirtti.

Yasal faiz hesaplamaları ve eksik kalan bakiyelerin ödenmesine ilişkin sürecin devam ettiğini, şirket yetkilileriyle yapılan görüşmeler doğrultusunda, kalan tutarların bir hafta ila 10 gün içerisinde madencilerin hesaplarına yatırılmasının beklendiğini söyledi.

Evleneceklere beyaz eşya uyarısı! 'Bütçe en az 120 bin lira olmalı'

Evlilik sezonunun gelmesiyle birlikte beyaz eşya sektöründe hareketlilik başladı. Çiftlerin düğün öncesi alışveriş listelerinde ilk sıralarda yer alan beyaz eşyalar için mağazalardaki yoğunluk artarken, sektörde 10 yıllık tecrübesi bulunan beyaz eşya danışmanı Melis Bulut, piyasadaki son durum ve fiyat aralıkları hakkında bilgi verdi. Talepte geçen yıllara oranla patlama yaşanmasa da sezonluk bir hareketliliğin olduğunu belirten Bulut, ürünlerin tek tek alınması yerine paket halinde tercih edilmesinin tüketiciye ciddi fiyat avantajı sağladığını vurguladı.

"TEKLİ ALIM YERİNE PAKET TERCİHİ"

Satışlarda buzdolabı ve çamaşır makinesi gibi temel ürünlerin öne çıktığını aktaran Melis Bulut, "Buzdolabı fiyatları 40 bin ile 50 bin lira arasında değişirken, üstten soğutuculu modeller 32 bin ile 38 bin lira bandında seyrediyor. Çamaşır makineleri ise kilo kapasitesine göre 35 bin ile 40 bin lira arasında, 11 kilogramlık yüksek kapasiteli ürünlerde ise 50 bin liraya kadar çıkabiliyor. Ancak tüketicilere önerimiz ürünleri tek tek almak yerine paket olarak tercih etmeleri yönünde.

"SIFIRDAN EV KURACAK ÇİFTLER 120 İLA 130 BİN LİRAYI GÖZDEN ÇIKARMALI"

Yeni evlenecek çiftlerin renk ve model tercihlerine de değinen Bulut, tasarımlarda kombi tipi buzdolaplarının öne çıktığını, renk seçiminde ise klasik beyazın yanı sıra Inox modellerin yoğun ilgi gördüğünü ifade etti. Sıfırdan beyaz eşya dizecek bir çiftin ayırması gereken bütçeyi de değerlendiren Bulut, "Bir evin temel beyaz eşya ihtiyacını sıfırdan karşılamak isteyen çiftlerimizin ortalama 120 bin ila 130 bin liralık bir bütçe ayırması gerekiyor. Nakit alımlarda veya yapılan özel indirimlerle bu rakam 80 bin ile 90 bin lira seviyelerine kadar gerileyebiliyor" diye konuştu.

 

Türkiye’nin en etkin 50 CHRO’su belli oldu

Türkiye’nin insan kaynakları alanında en önemli karar alıcılarının belirlendiği ‘En Etkin 50 CHRO’ araştırması sonuçlandı. Bu yıl 9. kez gerçekleştirilen araştırma kapsamında, binden fazla şirketin insan kaynakları yönetimi performansları ve yöneticilerin yetkinlikleri değerlendirilerek hazırlanan listeye giren liderler, ödüllerini 29 Eylül’de “Redefining Balance” temasıyla düzenlenecek CHRO Summit’te alacak.

DataExpert iş birliğinde BMI Business School tarafından; şirketlerin insan kaynakları performansı, liderlik etkisi ve inovatif uygulamaları dikkate alınarak hazırlanan ‘En Etkin 50 CHRO’ araştırmasının sonuçları açıklandı. Finans, perakende, enerji ve gıda başta olmak üzere farklı sektörlerden önde gelen şirketlerin insan kaynakları liderlerini bir araya getiren listede, kadın ve erkek liderlerin dengeli temsili de dikkat çekti.

İnsan kaynakları dünyasının kritik başlıkları tartışılacak

Türkiye’nin önde gelen kurumlarının insan kaynakları liderlerini bir araya getiren CHRO Summit 2026, bu yıl “Redefining Balance” (Dengeyi Yeniden Tanımlamak) temasıyla gerçekleştirilecek.

29 Eylül Salı günü Mandarin Oriental Bosphorus’ta düzenlenecek zirvede; yeni nesil liderlik, çalışan deneyimi, organizasyonel dayanıklılık, yetenek yönetimi, insan ve teknoloji arasındaki denge ve geleceğin çalışma dünyası gibi İK gündeminin öne çıkan başlıkları ele alınacak.

CHRO Summit 2026, “En Etkin 50 CHRO” ödül töreniyle sona erecek.

Alfabetik sıraya göre en etkin 50 CHRO 2026

    • ABDULKERİM ÇAY – TÜRK HAVA YOLLARI 
    • AHMET AKSOY – TOGG 
    • ALİ YALÇIN – TÜRKİYE İŞ BANKASI 
    • ALPER TOKALP – HAYAT KİMYA 
    • ASENA AKBALCILAR AŞKIN – KOÇSİSTEM 
    • ASLI NAMAL – ACIBADEM SAĞLIK GRUBU 
    • AYŞE GÜVENÇ – TÜRK TUBORG 
    • AYŞEGÜL GÜRKALE – ENERJİSA ÜRETİM 
    • BAHATTİN AYDIN – LC WAIKIKI 
    • BERRİN YILMAZ – ENERJİSA ENERJİ 
    • BUKET UĞUR – YILDIZ HOLDİNG 
    • BURCU YÜKSEL KOCAGÖZ – PETROL OFİSİ GRUBU 
    • BUSE KASAPOĞLU ÖZEN – DOĞUŞ HOLDİNG 
    • BÜLENT OĞUZ – AKBANK 
    • CENK AKINCILAR – QNB TÜRKİYE 
    • DR. DOĞAN BAŞAR – TÜRKİYE SİGORTA 
    • DUYGU ERZURUMLU CENGİZ – AKKÖK HOLDİNG 
    • ERHAN ÖZEL – TEMSA 
    • ERİŞ ASLAN – KOÇTAŞ 
    • ERKAN DURDU – TURKCELL İLETİŞİM HİZMETLERİ A.Ş. 
    • ESRA BEYZADEOĞLU – DOĞAN HOLDİNG 
    • EVRİM BAYAM – ECZACIBAŞI TOPLULUĞU 
    • EYLEM DERYA ÖZGÜR – PLADIS GLOBAL 
    • PROF. DR. HAKAN KARATAŞ – T.C. CUMHURBAŞKANLIĞI SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI 
    • HAKAN TİMUR – ZORLU HOLDİNG 
    • HALE ÖKMEN ATAKLI – ING TÜRKİYE 
    • HÜSEYİN ÖZUYSAL – T.C. ZİRAAT BANKASI 
    • İDİL PAMİR – ANADOLU SİGORTA 
    • İSKENDER BAYRAK – TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş. 
    • DR. M. OĞUZCAN BÜLBÜL – ABDİ İBRAHİM 
    • MELİS TUNAVELİ – TAV HAVALİMANLARI HOLDİNG 
    • NAZİRE ULUSOY – IC HOLDİNG 
    • NURSEL ÖLMEZ ATEŞ – BORUSAN HOLDİNG 
    • OLCAY YILMAZ NOMAK – MİGROS TİCARET A.Ş. 
    • ORÇUN SARICA – TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş. 
    • OSMAN ALPTÜRER – ANADOLU GRUBU 
    • OSMAN ÖZDEMİR – FORD OTOSAN 
    • ÖNDER KORKMAZ – TÜPRAŞ 
    • ÖZDEN ÖNALDI – YAPI KREDİ 
    • ÖZGE BOZKURT ALTIN – KALYON HOLDİNG 
    • PINAR YAMANER – ALARKO HOLDİNG 
    • SELDA SEÇKİNLER OBA – İGA İSTANBUL HAVALİMANI 
    • SEMİH SEL – KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI 
    • SEVDA ÇETİNKAYA – METRO TÜRKİYE 
    • ŞENGÜL ARSLAN – ŞİŞECAM 
    • ŞENNUR KURU – KİBAR HOLDİNG 
    • TUĞBA PAŞALI KARACAN – BORUSAN OTOMOTİV 
    • UFUK MAHİR – TAV İŞLETME HİZMETLERİ 
    • UMUT GÜNAL – KOÇ HOLDİNG 
    • YAKUP ARSLAN – TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ (TUSAŞ)

Avrupa borsaları yükselişle kapandı

Kapanışta gösterge endeks Stoxx Europe 600, yüzde 0,49 artarak 649,1 puana çıktı.

İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,7 değer kazanarak 10.831,52, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,63 yükselerek 26.003,32, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,07 artarak 8.286,40 ve İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,88 yükselişle 52.245,47 puana ulaştı.

Avro/dolar paritesi, TSİ 19.24 itibarıyla yüzde 0,39 artışla 1,163 seviyesinde işlem gördü. Avrupa piyasaları, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik saldırıların çok uzun sürmeyebileceğine dair açıklamalarını olumlu karşıladı. ABD basınında, Trump'ın, İran ile savaşın sona erdiğini ilan etmeyi değerlendirdiği öne sürüldü.

Uraloğlu duyurdu: Elektrikli araçta Avrupa’yı geride bıraktık!

 Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Elektrikli araç sayımız 2026'nın ilk yarısı itibarıyla 450 bini aştı, şarj soket sayımız yaklaşık 47 bine ulaştı. Soket başına düşen araç sayısı bakımından Avrupa'da lider durumda olduğumuzu belirtmek isterim." dedi.

Uraloğlu, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salonu'nda düzenlenen Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları Samsun Çalıştayı Sonuç Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Sıfır Atık Vakfı'nın "Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi" mottosuyla Türkiye genelinde yürüttüğü çalışmaların Samsun ayağının sonuçlarını değerlendirdi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesinin ev sahipliğinde, Samsun Valiliğinin himayesinde 255 katılımcı ve 14 tematik masayla gerçekleştirilen Samsun Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı'nda kentin israf, atık, çevre ve iklim önceliklerinin ortak akılla masaya yatırıldığını belirten Uraloğlu, çalışmanın Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'ne dönüştürüldüğünü söyledi.

Sürecin yerelden ulusala uzanan ve sahadan politika üreten bir model olduğunu ifade eden Uraloğlu, "Samsun'un bu belgesi, 81 ile yayılacak çalıştay zincirlerinin güçlü halkalarından biri olacaktır." dedi.

ULAŞIMDA NET SIFIR EMİSYON HEDEFİ

Uraloğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Emine Erdoğan öncülüğünde 2017'de başlatılan Sıfır Atık Hareketi'ni yalnızca çevre hassasiyeti olarak değil, ekonomik dayanıklılık ve kalkınma vizyonunun da bir parçası olarak gördüklerini belirtti.

Sıfır Atık Vakfı ile imzalanan işbirliği protokolü kapsamında ulaştırma projelerinde atık yönetiminin geliştirilmesi, inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımının artırılması, liman, havalimanı ve istasyonlarda sıfır atık uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Uraloğlu, şunları kaydetti:

"Ulaşım sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 21'ini oluşturarak dünyada üçüncü, yüzde 17,6'lık payıyla Türkiye'de ise ikinci sıradadır. İşte bu bilinçle 'Türkiye'nin Ulaşımda Net Sıfır Emisyon Yol Haritası'nı tüm ulaşım modlarını kapsayacak şekilde yürütüyoruz. Avrupa Birliği mali işbirliğiyle desteklenen bu proje kapsamında emisyon modellemeleri yapıyor, farklı senaryolara göre projeksiyonlar oluşturuyor ve 2053 net sıfır emisyon hedefimize kararlı adımlarla ilerliyoruz"

Uraloğlu, proje kapsamında kara yolu, demir yolu, hava yolu ve deniz yolunun mevcut durumunun analiz edildiğini, araç sayısı, yakıt türü ve emisyonlara ilişkin projeksiyonlar hazırlandığını belirtti.

"ELEKTRİKLİ ARAÇ SAYIMIZ 450 BİNİ AŞTI"

Son 24 yılda bölünmüş yol uzunluğunun 6 bin 101 kilometreden 30 bin 120 kilometreye çıkarıldığını aktaran Uraloğlu, kesintisiz trafik akışı sayesinde yıllık 6,57 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçildiğini bildirdi.

Ekolojik köprüler, bisiklet yolları, güneş enerjisi santralleri ve asfalt geri dönüşüm tesisleriyle karbon ayak izinin azaltıldığını belirten Uraloğlu, yıllık yaklaşık 2 milyon ton asfaltın geri kazanılmasıyla kaynak ve enerji verimliliği sağlandığını ifade etti.

Elektrikli araçların temiz enerjiye geçişte önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:

"Elektrikli araç sayımız 2026'nın ilk yarısı itibarıyla 450 bini aştı, şarj soket sayımız yaklaşık 47 bine ulaştı. Soket başına düşen araç sayısı bakımından Avrupa'da lider durumda olduğumuzu belirtmek isterim. Akıllı Ulaşım Sistemleri Merkezi Yazılım Platformumuzu Hasdal-İstanbul Havalimanı 5G koridorunda devreye aldık. Akıllı ulaşım sistemlerini yaygınlaştırmak için kara yolu ağlarımızdaki fiber optik altyapımızı da 20 bin kilometreye çıkaracağız."

DEMİR YOLUNDA HEDEF YÜZDE 22

Uraloğlu, demir yolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5'ten yüzde 22'ye yükseltmeyi hedeflediklerini, böylece daha güvenli, dengeli ve çevre dostu çok modlu taşımacılığı desteklediklerini de dile getirdi.

Yeşil Liman Sertifikası ve deniz taşımacılığındaki dekarbonizasyon projeleriyle çevreci dönüşümü desteklediklerini anlatan Uraloğlu, havacılık alanındaki çalışmalar hakkında ise şöyle konuştu:

"Uluslararası Havalimanları Konseyi tarafından yürütülen havalimanı karbon akreditasyonu programı kapsamında ülkemiz, karbonsuz 52 havalimanıyla dünyada en yüksek sayıda sertifikaya sahip üçüncü ülke konumundadır. Havalimanlarında 'Follow Me' hizmetlerinde elektrikli araçlar kullanarak havacılıkta sıfır emisyon hedefine yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz."

"YALNIZCA ÇEVRE BELGESİ DEĞİL"

Samsun'un limanı, lojistik merkezleri, sanayisi, tarımı ve Karadeniz'e açılan konumuyla Türkiye'nin stratejik üretim ve ticaret üstlerinden biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'nin bu özellikler dikkate alınarak geniş kapsamlı hazırlandığını söyledi.

Belgenin ulaşım, inşaat atıkları, liman ve havalimanı işletmeleri, kentsel hareketlilik ile kaynak verimliliğini de kapsadığını ifade eden Uraloğlu, "Burada açıklanacak İl Sıfır Atık Hedef Belgesi yalnızca çevre belgesi değil, ulaşım, inşaat atığı, liman-havalimanı işletmesi, kentsel hareketlilik ve kaynak verimliliğini de kapsayan bir kalkınma belgesidir." dedi.

Bakanlık olarak inşaat ve bakım süreçlerinde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artıracaklarını, liman ve havalimanlarında sıfır atık standartlarını yaygınlaştıracaklarını bildiren Uraloğlu, kombine taşımacılık ile yükün kara yolundan deniz ve demir yoluna aktarılmasını desteklemeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Uraloğlu, Valilik bünyesinde kurulacak Sıfır Atık Kurulunun çalışmalarına da katkı vereceklerini belirterek, Samsun İl Sıfır Atık Hedef Belgesi'nin kente ve ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Bakan Uraloğlu, Samsun'daki sıfır atık iyi uygulama örneklerinin olduğu stantları da ziyaret etti.

Çalıştaya, Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Samsun Üniversitesi Rektürü Prof. Dr. Mahmut Aydın, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Bakan Uraloğlu müjdeyi verdi: Samsun’da ulaşıma yerli nefes!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Samsun raylı sistemine kazandırılacak 12 yeni tramvaydan ikisinin hizmete alındığını, kalan 10'unun ise gelecek yıl hizmete girmiş olacağını söyledi.

Uraloğlu, Samsun Cumhuriyet Meydanı'ndaki tramvay durağında düzenlenen Yeni Tramvay Setlerini Hizmete Alma Töreni'nde yaptığı konuşmada, kentin raylı sistem filosunun yeni araçlarla güçlendirildiğini belirtti.

Proje kapsamında toplam 12 aracın Samsun'a kazandırılacağını dile getiren Uraloğlu, "Bugün Samsun raylı sistemine iki araç daha kazandırıyoruz. Toplam 12 araçlık projenin iki aracını bugün hizmete alıyoruz. Diğer 10 aracın da tamamını önümüzdeki yıl tamamlamış olacağız." dedi.

Yeni tramvayların teknik özelliklerine ilişkin bilgi veren Uraloğlu, araçların yüzde 10 eğime kadar tırmanma kabiliyetine sahip olduğunu belirtti.

Karayolları denetimindeki devlet yollarında eğimin yüzde 8'e kadar çıkabildiğine işaret eden Uraloğlu, şöyle konuştu:

"Arkamda gördüğünüz araçlar yüzde 10'a kadar tırmanabilme kabiliyetine sahip. Yani hem Şehir Hastanemize hem kamu kampüsümüze, eski hastanemizin de olduğu yere bu araçlar çıkabilme kabiliyetine sahip."

Uraloğlu, 7 bölümden oluşan tramvayların yaklaşık 450 yolcu kapasitesine sahip olduğunu ifade ederek, araçların yerli ve milli imkanlarla Bozankaya tarafından üretildiğini kaydetti.

SAMSUN'DAKİ İŞBİRLİĞİNİN DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEK OLMASINI İSTEDİ

Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı arasında örnek bir işbirliği yürütüldüğünü vurgulayan Uraloğlu, "Bunun bütün diğer belediyelerimize de örnek olmasını özellikle temenni ediyorum." diye konuştu.

Uraloğlu, projeye katkı sunan Samsun Büyükşehir Belediyesine, milletvekillerine ve Samsun Valiliğine teşekkür ederek, yeni tramvay setlerinin kente hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından Uraloğlu, tramvayları inceledi.

Tören sonrası Bakan Uraloğlu ve beraberindeki heyet, Samsun Valisi Orhan Tavlı'yı makamında ziyaret etti. Bakan Uraloğlu, Valilikte Şeref Defteri'ni imzaladı.

Törene, Samsun Valisi Orhan Tavlı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Ersan Aksu ve Orhan Kırcalı, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Fatih Çakmak, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

MKE ile Mısır arasında kritik anlaşma: Ortak üretim dönemi başlıyor

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE), Bosna-Hersek'te düzenlenen "Balkan Kalkanı" savunma fuarı kapsamında Mısır Arap Cumhuriyeti Askeri Üretim Bakanlığı ile mutabakat zaptı imzaladı.

STRATEJİK ORTAKLIKTA PATLAYICI VE MÜHİMMAT ÖNCELİĞİ

İmzalanan mutabakat zaptı, iki ülke arasındaki askeri iş birliğini üretim safhasına taşımayı hedefliyor.

Anlaşma çerçevesinde, patlayıcı maddeler başta olmak üzere çeşitli savunma sanayi ürünlerinin ortak geliştirilmesi planlanıyor.

Fuarın ilk resmi anlaşması olan imza törenine, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ve Mısır Askeri Üretim Bakanı Tümgeneral Salah Soliman Gomblat nezaret etti.

İKİNCİ AŞAMA MISIR'DAKİ HAVACILIK FUARINDA ATILACAK

MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ile Mısırlı mevkidaşı General Hesham Madkour Dakrouri tarafından atılan imzalar, bölgesel güvenlik dengeleri açısından önemli bir zemin sunuyor.

Taraflar, ortak üretimin teknik detaylarını netleştirmek üzere yeni bir takvim belirledi.

Bu kapsamda, 8-10 Eylül 2026 tarihleri arasında Mısır'da düzenlenecek El Alamein International Airshow fuarında iş birliğinin yol haritası resmileşecek.

Dünyada sadece Türkiye üretiyor! Savaşın kurallarını değiştirecek hamle

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Şimdi ise insansız ve modüler konseptiyle İ-ZAHA, amfibi operasyonlarda insan hayatını riske atmadan görev yapma hedefiyle dikkat çekiyor.

Peki ZAHA’nın 70 km/s kara ve 7 knot deniz hızına, kendi kendini düzeltme kabiliyetine ve 40 mm bomba atar ile 12,7 mm makineli tüfek taşıyan ÇAKA kulesine sahip olması ne anlama geliyor? İ-ZAHA hangi görevlerde kullanılabilecek? TCG Anadolu ile birlikte büyük bir güç çarpanı olacak.

Doğu Karadeniz’den 8 Ayda Rekor İhracat! Rakam Dudak Uçuklattı...

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk İskender, yaptığı yazılı açıklamada, bu yılın 8 aylık döneminde Trabzon'dan 895 milyon 240 bin, Rize'den 129 milyon 827 bin, Gümüşhane'den 86 milyon 973 bin, Artvin'den ise 60 milyon 495 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini belirtti.

İhracatta geçen yılın aynı dönemine göre Trabzon'da yüzde 15, Gümüşhane'de yüzde 49, Artvin'de yüzde 30 oranında artış yaşandığını aktaran İskender, Rize'den gerçekleştirilen ihracatta ise yüzde 2'lik düşüş olduğunu ifade etti.

En fazla ihracat yapılan sektörlerin başında 575 milyon 749 bin dolarla fındığın geldiğini vurgulayan İskender, bunu 162 milyon 746 bin dolarla maden ve metaller, 154 milyon 164 bin dolarla su ürünleri ve hayvancılık mamulleri, 94 milyon 942 bin dolarla da yaş meyve ve sebzenin takip ettiğini aktardı.

Thumbs B C 6Bb7Cef7Db48Ecbb87517E23B01D1878

Doğu Karadeniz'den söz konusu dönemde 126 ülkeye satış yapıldığına işaret eden İskender, en fazla ihracat yapılan ilk beş ülkenin ise İtalya, Rusya, Gürcistan, Almanya ve Çin olduğunu belirtti.

Geçen yılın aynı dönemine göre ihracat yapılan ülkelerden İtalya'ya yüzde 3, Rusya'ya yüzde 10, Gürcistan'a yüzde 16, Almanya'ya yüzde 42 ve Çin'e yüzde 61 oranında artış yaşandığına dikkati çeken İskender, geçen yılın aynı döneminden farklı olarak El Salvador, Gambiya, Sudan, Andorra, Maldiv Adaları ve Gabon'un da aralarında bulunduğu 12 ülkeye daha ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. ​​​​​​​

Kaynak: AA

Bir öğrencinin kırtasiye masrafı 1500 liradan başlıyor

2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına kısa süre kala velilerin okul alışverişi telaşı da başladı. Öğrencilerin yeni dönemde kullanacağı defterden kaleme, okul çantasından beslenme çantasına kadar birçok ürüne talep artarken kırtasiyelerde de sezon hareketliliği yaşanıyor. Ancak geçen yıla göre yükselen fiyatlar hem velilerin bütçesini hem de kırtasiyeci esnafının satışlarını etkiliyor. Ankara Kitap ve Kırtasiyeciler Esnaf Odası Başkanı Müslüm Küçükarzuman, yeni eğitim dönemi öncesinde sektörde yaşanan hareketliliği değerlendirdi. Kırtasiyecilerin yılın en yoğun dönemlerinden birine girdiğini belirten Küçükarzuman, buna karşın küçük esnafın özellikle zincir marketlerle rekabet etmekte zorlandığını söyledi. “FİYATLARDA YÜZDE 20-25 ARTIŞ VAR”Kırtasiye ürünlerinin fiyatlarında geçen yıla kıyasla artış yaşandığını belirten Küçükarzuman, artış oranının ortalama yüzde 20-25 bandında olduğunu ifade etti. Fiyatların yükselmesinde bazı ürünlerde dışa bağımlılığın ve döviz kurunun maliyetlere yansımasının etkili olduğunu kaydetti. Okulların açılmasına kısa süre kala velilerin en fazla merak ettiği konuların başında ise bir öğrencinin okul alışverişinin ne kadara mal olacağı geliyor. Küçükarzuman, öğrencinin yaşına, sınıfına ve tercih edilen ürünlerin niteliğine göre toplam maliyetin değişebildiğine dikkat çekti. Bir öğrencinin temel ihtiyaçlarını kapsayan alışverişin yaklaşık bin 500 liradan başladığını söyleyen Küçükarzuman, bu hesaplamaya okul çantası, beslenme çantası, suluk, kalem ve defter gibi temel ürünlerin dahil olduğunu belirtti. Küçükarzuman, tercih edilen marka ve ürünlerin yanı sıra okul veya öğretmen tarafından talep edilebilecek ek malzemelere göre rakamın daha da yükselebileceğini ifade etti.  “EN BÜYÜK PROBLEMİMİZ ZİNCİR MARKETLER”Kırtasiyeci esnafının karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan birinin zincir marketler olduğunu savunan Küçükarzuman, bu işletmelerin yoğun reklam çalışmaları nedeniyle tüketicide daha ucuz oldukları yönünde bir algı oluştuğunu öne sürdü. Küçükarzuman, “Şu an bizim en küçük kırtasiyecimizin bile onlardan daha ucuz olduğunu iddia ediyoruz. Vatandaşa ‘Mahallendeki kırtasiyeciyi koru, oradan alışveriş yap’ diyoruz. Esnafın yaşaması gerekiyor” dedi. Zincir marketlerin çok sayıda şubeyle faaliyet gösterdiğine işaret eden Küçükarzuman, küçük esnafın bu ölçekteki işletmelerle rekabet etmekte güçlük çektiğini söyledi. ZİNCİR MARKETLERE SATIŞ SINIRLAMASI ÖNERİSİKüçükarzuman, zincir marketlerin yalnızca kırtasiyecileri değil, farklı alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda küçük esnaf grubunu etkilediğini belirterek, konuya ilişkin Ticaret Bakanlığı’na bir öneri sunduklarını söyledi. Belirli büyüklüğün altındaki marketlerde bazı ürün gruplarının satışına sınırlama getirilmesini istediklerini aktaran Küçükarzuman, “Bin 500 metrekareden daha küçük marketlerde kitap, kırtasiye, sigara ve ekmek satılmasın önerisinde bulunduk. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Eğer böyle bir düzenleme çıkarsa herkes her şeyi satamaz ve yerel esnafın korunmasına katkı sağlanır” ifadelerini kullandı. Küçükarzuman, farklı sektörlere ait ürünlerin aynı market çatısı altında satılmasının küçük işletmelerin müşteri kaybetmesine neden olduğunu savunarak yapılacak bir düzenlemenin mahalle esnafına önemli ölçüde nefes aldırabileceğini kaydetti.  “FİYATLARI KIRTASİYECİLER BELİRLEMİYOR”Kırtasiyelerde fahiş fiyat uygulanıp uygulanmadığına yönelik soruyu da yanıtlayan Küçükarzuman, sektörde denetimlerin sürdüğünü ve İl Ticaret Müdürlüğünün bu konuda kontroller gerçekleştirdiğini söyledi. Kırtasiyecilerin ürünlerin piyasa fiyatını belirleyen taraf olmadığını ifade eden Küçükarzuman, fiyatların üretici, ithalatçı, toptancı ve piyasa koşulları doğrultusunda oluştuğunu belirtti. Küçükarzuman, küçük esnafın sınırlı miktarlarda ürün satın aldığını ve sermaye yapısı nedeniyle piyasa fiyatlarını belirleyebilecek veya etkileyebilecek bir güce sahip olmadığını kaydetti. VELİLERE KIRTASİYE ÜRÜNÜ UYARISIVelilere okul alışverişinde yalnızca ürünün fiyatına, rengine veya kokusuna göre tercih yapmamaları konusunda uyarıda bulunan Küçükarzuman, özellikle çocukların kullanacağı ürünlerde sağlık ve güvenlik kriterlerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Ürünlerin üzerindeki uygunluk ve güvenlik işaretlerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirten Küçükarzuman, bilinen ve güvenilir markaların tercih edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Kırtasiyecilerin sattıkları ürünler konusunda tüketiciyi bilgilendirebildiğini söyleyen Küçükarzuman, velilerin ürünün menşei ve özellikleri konusunda esnaftan bilgi alabileceğini belirtti. BAŞKENT KART VE KEÇİÖREN’DE KIRTASİYE DESTEĞİKüçükarzuman, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile yürüttükleri Başkent Kart projesine de değindi. Sosyal yardım alan öğrencilerin kırtasiye ihtiyaçları için Başkent Kart’a yatırılan ilgili destek tutarlarının anlaşmalı kitapçı ve kırtasiyecilerde kullanılabildiğini hatırlattı. Uygulamayla hem ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitim masraflarına katkı sunulduğunu hem de desteğin yerel kırtasiye esnafına yönlendirilmesinin sağlandığını belirten Küçükarzuman, vatandaşlara söz konusu desteğin kullanım alanlarını hatırlattı. Bu yıl Keçiören Belediyesi ile de benzer bir çalışma yaptıklarını belirten Küçükarzuman, belediye tarafından ihtiyaç sahibi öğrencilerin kırtasiye alışverişleri için sağlanacak desteğin Keçiören’deki anlaşmalı oda üyelerinde kullanılacağını söyledi. Küçükarzuman, uygulamanın hem öğrencilerin okul ihtiyaçlarının karşılanmasına hem de ilçedeki kırtasiyeci esnafının desteklenmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Yeni eğitim öğretim yılı için öğrenci, veli ve eğitimcilere başarı dileklerini ileten Küçükarzuman, “2026-2027 eğitim öğretim yılı hayırlı olsun. Kazasız, belasız ve başarılı bir yıl diliyorum” dedi.

Zorunlu e-kirada ‘yetkili emlakçı’ çağrısı

Kira sözleşmelerinde yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığının e-Devlet üzerinden kira sözleşmesi düzenlenmesine yönelik uygulamasında bugüne kadar 72 bin 581 sözleşme onaylanırken, sistemin tüm kira sözleşmeleri için zorunlu hale getirilmesine yönelik çalışmalar sürüyor. Düzenlemeyi değerlendiren ATEM Başkanı R. Burak Arpacı, e-kira sisteminin sektörde kayıt dışılıkla mücadele açısından önemli bir adım olacağını vurguladı. Arpacı, yetkili emlak işletmelerinin sistemin temel aktörlerinden biri olması gerektiğini belirterek, “Kira sözleşmesi hazırlama ve bu süreci yürütme yetkisinin sadece Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesine sahip emlak işletmelerine verilmesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi.  “EMLAK DANIŞMANLARI OLARAK SİSTEMİN AKTİF OLMASINI BEKLİYORUZ”Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası Başkanı Burak Arpacı, uygulamanın Ankara'daki emlakçılar açısından kullanımına ilişkin değerlendirmesinde, sistemin şu anda aktif olarak kullanılmadığını ifade etti. Emlak danışmanlarının uygulamanın etkin hale gelmesini beklediğini belirten Arpacı, “Emlak danışmanlarının sürece aktif şekilde dahil edilmesi hem vatandaşın hem de sektörümüzün işini kolaylaştıracaktır” dedi. Arpacı, emlak ofislerinin sisteme etkin şekilde dahil edilmesiyle kira değerlerinin gerçek seviyelerine yaklaşacağını, işlemlerin daha kısa sürede ve eksiksiz gerçekleştirilebileceğini ve kayıt dışı faaliyet gösteren emlak işletmelerinin önüne geçilebileceğini savundu. ZORUNLU E-KİRA DÖNEMİNE “YETKİLİ EMLAK İŞLETMESİ” ŞARTIBütün kira sözleşmelerinin e-Devlet üzerinden yapılmasının zorunlu hale getirilmesine yönelik çalışmayı değerlendiren Arpacı, sistemin hayata geçirilmesinde emlak işletmelerinin rolünün net biçimde belirlenmesi gerektiğine dikkati çekti. Arpacı, “Kira sözleşmesi hazırlama ve bu süreci yürütme yetkisinin sadece Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesine sahip emlak işletmelerine verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yetki belgesine sahip, kayıtlı ve denetlenen emlak işletmeleri bu sürecin en önemli aktörleri olmalıdır” ifadelerini kullandı. “KAYIT DIŞI KİRALAMALARI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE AZALTIR”E-kira sözleşmelerinin zorunlu hale getirilmesinin kayıt dışı kiralamalar üzerindeki etkisine de değinen Arpacı, düzenlemenin bu alanda önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Sistemin zorunlu hale gelmesiyle kayıt dışı kira işlemlerinin önemli ölçüde önüne geçilebileceğini kaydeden Arpacı, yetki belgesi olmadan emlakçılık faaliyeti yürüten kişilerin tespitinin de kolaylaşacağını ifade etti. Arpacı'ya göre sistem, sektörde kayıt dışılığın yanı sıra haksız rekabetle mücadeleye de katkı sağlayabilir. KİRA BEDELİNİN DÜŞÜK GÖSTERİLMESİNİ ZORLAŞTIRABİLİRE-Devlet üzerinden sözleşme düzenlenmesinin kira bedellerinin olduğundan düşük gösterilmesine karşı da etkili olabileceğini dile getiren Arpacı, bunun sorunu tamamen ortadan kaldırmasa dahi önemli ölçüde azaltabileceğini belirtti. Kira bedelinin elektronik sistemde kayıt altına alınmasının şeffaflığı artıracağını vurgulayan Arpacı, gerçeğe aykırı beyanda bulunmanın da zorlaşacağını söyledi. Arpacı, sistemin etkinliği açısından kayıt altına alınan bilgilerin ilgili diğer kurumların verileriyle sağlıklı şekilde eşleştirilmesinin önemli olduğunu kaydetti. VATANDAŞ EN ÇOK KEFİL, TAHLİYE TAAHHÜDÜ VE KİRA GÜNCELLEMESİNİ SORUYORArpacı, ev sahipleri ve kiracılardan kendilerine ulaşan soru ve taleplerin başında kefil bilgilerinin sisteme nasıl girileceği, tahliye taahhütnamesi ve kira bedelinin güncellenmesi gibi konuların geldiğini aktardı. Vatandaşların sistemi daha rahat kullanabilmesi için bilgilendirme faaliyetlerinin artırılması gerektiğini belirten Arpacı, özellikle uygulamalı yönlendirmelerin önem taşıdığını ifade etti. Kira bedeli ve ödeme bilgilerinin sistem üzerinden güncellenebilmesinin uyuşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlayabileceğini de belirten Arpacı, bu kayıtların taraflar arasında daha sonra yaşanabilecek anlaşmazlıklarda önemli bir belge niteliği taşıyabileceğini söyledi. Arpacı, ancak sistemin başarısının kullanıcılar tarafından girilen bilgilerin doğru ve gerçeğe uygun olmasına bağlı olduğunun altını çizdi. ZORUNLULUK ÖNCESİ EĞİTİM VE TEKNİK ALTYAPI ÇAĞRISIE-kira sözleşmelerinin zorunlu hale getirilmesi durumunda vatandaşların ve emlakçıların mağduriyet yaşamaması için geçiş sürecinin iyi planlanması gerektiğini belirten Arpacı, ev sahipleri, kiracılar ve emlak danışmanlarına yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının artırılmasını istedi. Kamu spotları ve uygulamalı eğitimlerin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade eden Arpacı, sistemin kullanımının kolaylaştırılması, ortaya çıkabilecek teknik sorunlara hızlı müdahale edilmesi ve yetkili emlak işletmelerinin süreçteki rolünün açık şekilde belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Arpacı, ATEM'in sisteme yaklaşımını ise şu sözlerle özetledi: “Ankara Tüm Emlakçılar Meslek Esnaf Odası olarak kayıtlı, güvenilir ve denetlenebilir bir kira sistemini destekliyoruz. Ancak düzenleme yapılırken sahadaki gerçeklerin ve emlak danışmanlarının tecrübelerinin mutlaka dikkate alınmasını istiyoruz.” 81 İLDE E-KİRA SÖZLEŞMESİ DÜZENLENDİE-Devlet üzerinden kira sözleşmesi hizmeti kapsamında bugüne kadar 72 bin 581 sözleşme onaylanırken, 81 ilin tamamında e-kira sözleşmesi düzenlendi. Sistemle kiralamaya konu taşınmazın sahipliğinin kontrol edilmesi, doğrulanmış bilgilere erişimin sağlanması ve yetki belgesi olmadan kira işlemlerine aracılık edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Elektronik sözleşmelerin entegre kamu hizmetlerinde kullanılabilmesiyle vatandaşların kira sözleşmelerini ayrıca ilgili kurumlara iletme yükünün azaltılması ve bürokrasinin önüne geçilmesi de hedefleniyor.

Altında yarın saat 15.30'a dikkat! İslam Memiş'ten gram ve ons altın tahmini

Altın fiyatlarında geçen haftaki teknik düzeltmenin ardından ibre yeniden yukarı döndü; Kapalıçarşı'da gram altın 6.870 liraya, ons altın 4.435 dolara ulaştı. ABD istihdam verileri öncesi piyasayı değerlendiren Finans Analisti İslam Memiş, 7.000 liranın altındaki rakamların alım için makul olduğunu belirterek yıl sonu için ons altında 5.000 dolar hedefini koruduğunu açıkladı.

Altın fiyatları düşecek mi, yükselecek mi: Finans Analisti İslam Memiş'ten yatırımcılara kritik destek seviyesi uyarısı

Finans Analisti İslam Memiş, altın piyasasındaki son gelişmeleri değerlendirerek yatırımcılara kritik uyarılarda bulundu. Piyasalarda kısa vadeli kâr satışlarının etkili olabileceğini belirten Memiş, gram ve ons altında takip edilmesi gereken destek seviyelerini açıkladı.

Piyasalarda jeopolitik fırtına: Ons altın 4.400 doları test ederken borsa yönünü aşağı kırdı

Jeopolitik gerilimler ve faiz patikasına ilişkin beklentiler emtia ve borsa tarafında sert fiyatlamalara yol açtı. Ons altın 4.400 dolar bandında seyrederken petrol fiyatlarındaki yükseliş sürdü. Uzmanlar, Borsa İstanbul'daki satış baskısına karşı yatırımcıları kritik direnç ve destek seviyeleri konusunda uyardı.

TMO'nun hububat mesaisinde rekor: 12,1 milyon ton alım yapıldı, üreticiye 170 milyar lira ödendi

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hububat hasadının bu yıl bol ve bereketli geçtiğini belirterek, buğday ve arpada hasat oranlarının yüzde 99’a yaklaştığını duyurdu. Toprak Mahsulleri Ofisinin 12,1 milyon ton ürün alımı gerçekleştirdiğini bildiren Yumaklı, üreticilere toplam 170 milyar lira ödeme yapıldığını açıkladı.

Bakan Ömer Bolat açıkladı: İhracat ağustosta yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar dolara çıktı

Türkiye'nin ağustos ayı ihracat rakamını Ticaret Bakanı Ömer Bolat açıkladı. Bolat, 'Ağustosta ihracatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolara çıktı, böylece en yüksek ağustos ayı ihracatına ulaştık.' ifadeleriyle rekoru duyurdu.

Emekli maaş zammında ilk tablo şekillendi! En düşük maaş 25.601 TL

Temmuz ve ağustos ayı enflasyon verilerinin netleşmesiyle SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin Ocak 2027 zam oranına dair ilk somut rakamlar belirdi. İki aylık veriye göre en düşük emekli maaşı 24.414 TL seviyesine ulaşırken, 6 aylık enflasyon tahminlerine göre yeni taban maaşın 25.601 TL’ye yükselmesi bekleniyor.

Emeklinin ocak zammı için yeni oran! Formüllere göre en düşük maaş 26 bin TL'ye dayandı

SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin gözü kulağı ocak ayında yapılacak maaş artışına çevrildi. Altı aylık enflasyon verilerinin ikincisinin netleşmesiyle birlikte, yıl sonu zam oranına dair ilk somut tablolar da ortaya çıkmaya başladı. İki aylık enflasyon verisine göre en düşük emekli maaşı 24.414 TL'ye gelirken formüllere ve tahminlere göre 6 aylık en düşük maaş ise 25.601 TL olacak. İşte yeni maaşlar...

TÜİK Ağustos ayı enflasyon verilerini açıkladı: Aylık yüzde 1,84! Bakan Şimşek açıkladı: 6 yıl sonra en düşük seviye

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, TÜFE ağustosta aylık yüzde 1,84, Yİ-ÜFE yüzde 2,57 arttı. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 31,51, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,95 oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, temel mal enflasyonunun yüzde 15,9 ile Kasım 2020'den sonraki en düşük seviyeye gerilediğini bildirdi. Şimşek, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, 'Yıllık kira enflasyonu son 46 ayın en düşük seviyesine indi.' ifadelerini kullandı.

Eylül ayı kira artış oranı 2026: TÜFE ile Eylül kira zammı tavanı yüzde kaç? İş yeri, dükkan, konut...

Milyonlarca kiracı ve ev sahibinin merakla beklediği Eylül ayı kira artış oranında kritik gün geldi. Ağustos ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, kira sözleşmesini Eylül ayında yenileyecekler için uygulanabilecek yeni artış oranı da netlik kazandı.

Emekliliği kaçıranlara müjde! Yargıtaydan SGK kayıtları ve akraba tanıklığı için karar

Sigortasız çalıştırıldığı için emeklilik hakkını kaybedenleri yakından ilgilendiren yüksek mahkeme kararına göre, çalışma süreleri hesaplanırken yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınmayacak. Önemli hukuki gelişmeyle birlikte, aynı iş yerinde görev yapmış akrabaların ifadeleri de tanıklıkta geçerli kabul edilecek.

Savaşlara rağmen havada büyüme tam gaz: İstanbul Havalimanı'nda yolcu trafiği artarken küresel talep gücünü koruyor

Dünyada jet yakıt krizinin konuşulduğu dönemde havacılık sektörü İstanbul’da buluştu. Sektör temsilcileri ‘savaşa rağmen büyümeye devam’ mesajı verdi. Küresel havacılıkta büyümenin ağırlıklı Türkiye ve Asya-Pasifik’ten gelmesi bekleniyor.

Araç sahiplerinin dikkatine: Motorine zam yolda

ABD-İran arasında gerilim devam ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik açıklamaları sonrası piyasalar yeniden hareketlendi.

Araç sahipleri de akaryakıt fiyatlarını takip ediyor.

Bu sefer yaşanacak olan gelişme ise araç sahiplerini üzecek.

Motorine zam geliyor.

akaryakit-benzin-motorin-aa-01

MOTORİNE ZAM YOLDA
Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, motorinin litre fiyatına 8,24 TL zam yapılması bekleniyor.

Artışın 3 Eylül Perşembe'yi 4 Eylül Cuma'ya bağlayan gece, pompa fiyatlarına yansıması öngörülüyor.

POMPAYA YANSIRSA DOLUM MALİYETİ 412 TL ARTACAK
Beklenen zam, motorinin litre fiyatında tek gecede yaklaşık yüzde 10'luk artış anlamına geliyor.

8,24 TL'lik zammın pompaya yansıması halinde, 50 litrelik bir deponun dolum maliyeti 412 TL artacak

LİTRESİ 90 TL'Yİ GEÇECEK
Zam sonrası motorinin litresinin İstanbul Avrupa Yakası'nda 89,38 TL, İstanbul Anadolu Yakası'nda 89,28 TL, Ankara'da 90,73 TL, İzmir'de ise 90,71 TL seviyesine çıkması bekleniyor.

akaryakit-benzin-motorin-aa-04

TÜRKİYE EŞEL MOBİL SİSTEMİNE GEÇTİ
28 Şubat 2026'da başlayan savaşla birlikte petrol fiyatları ani yükseliş gösterdi.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin akaryakıt pompalarına zam olarak yansımasının önüne geçmek için hükümet eşel mobil sistemini devreye aldı ve akaryakıttaki Özel Tüketim Vergisi tutarı kadar oranda gelecek zamlar devre dışı bırakıldı.

Yapılacak zammın sadece yüzde 25'i zam olarak pompaya yansırken yüzde 75'i ÖTV'den karşılandı.

Benzinde eşel mobil devam ederken motorinde ÖTV limiti bittiği için gelen zamlar aynen satış rakamlarına yansıyordu.

Eşel mobil sistemiyle birlikte dezenflasyon süreci desteklenirken, enflasyon tarafında güçlü yükselişin önüne geçildi.

AKARYAKIT FİYATLARI NASIL HESAPLANIYOR?
Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken gümrüksüz rafineri fiyatına ÖTV ve EPDK payının eklenmesiyle KDV hariç Rafineri satış fiyatı bulunuyor.

Gümrüksüz Rafineri Fiyatı hesaplanırken ise, Akdeniz-İtalyan piyasasında yayınlanan günlük CIF Akdeniz ürün fiyatları ve günlük dolar kuru takip edilerek, belli bir fiyat değişim farkında gümrüksüz rafineri tavan satış fiyatı elde ediliyor.

Ev sahibi ve kiracıların dikkatine! Eylül ayı kira zam oranı belli oldu!

Eylül 2026 kira artış oranı, tüm ev sahipleri ve kiracılar tarafından merak ediliyor. Türkiye İstatistik Kurumu Ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı.

TÜİK tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi verilerine göre; Ağustos ayında aylık enflasyon yüzde 1,84 son 12 aylık enflasyon ise 31,51 olarak gerçekleşti.

Açıklanan veriler sonrası Eylül ayı için kira artış oranı da 31,79 olarak belirlendi.

AĞUSTOS KİRA ZAM ORANI NE KADARDI?
Kira zammı TÜFE 12 aylık ortalamasına göre belirlenmeye devam ediyor. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları sonrasında o ay içerisindeki yapılabilecek en yüksek tavan kira zam oranı belirleniyor.

Ağustos ayı kira zam oranı yüzde 31,90 olarak kaydedilmişti.

TÜİK açıkladı! Ağustos ayı enflasyon oranı belli oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), merakla beklenen 2026 yılı Ağustos ayı enflasyon rakamlarını duyurdu.

Açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,84 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşti.

AĞUSTOS ENFLASYONUNUN ÖNE ÇIKANLARI

  • Yıllık Enflasyon: %31,51
  • Aylık Enflasyon: %1,84
  • Aylık Lider (En Çok Artan): Ulaştırma (%4,82)
  • Konut ve Kira Etkisi (Aylık): %2,26
  • Gıda Fiyatları (Aylık): %0,22
  • Çekirdek Enflasyon (B Göstergesi): %30,68

(TÜİK verilerine göre endekste kapsanan 174 alt sınıftan 134'ünde fiyat artışı gerçekleşti.)

enflasyon

BEKLENTİ ANKETLERİ NE SÖYLÜYORDU?

AA Finans'ın Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yarın açıklanacak ağustos ayı enflasyon verilerine ilişkin beklenti anketi, 20 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.

Ankete katılan ekonomistlerin ağustosta aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 1,86 oldu. Ekonomistlerin ağustos ayı için enflasyon beklentileri yüzde 1,25 ile yüzde 2,10 arasında yer aldı.

Ekonomistlerin ağustos ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 1,86) temmuzda yüzde 31,75 olan yıllık enflasyonun ağustosta yüzde 31,52'ye gerilemesi bekleniyordu.

Öte yandan, ekonomistlerin yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 29,49 oldu. Tüketici Fiyat Endeksi, temmuz ayında yüzde 1,78 artış göstermişti.

Enflasyon Beklentileri ve Gerçekleşmeler Veri Tablosu

GTA 6 çılgınlığı: ABD ekonomisine maliyeti 1 milyar doları aşacak

Rockstar Games'in sabırsızlıkla beklenen yeni oyunu Grand Theft Auto 6, piyasaya çıkmadan ekonomik etkilerini göstermeye başladı.

Ekonomistler, 19 Kasım'daki lansman haftasında çalışanların işe gitmemesi yüzünden ABD ekonomisinin ciddi bir darbe alacağını tahmin ediyor.

  • GENÇLER VE TEKNOLOJİ ÇALIŞANLARI İZNE AYRILIYOR

Lansman günü için özellikle 18 ile 30 yaş arasındaki genç erkeklerin ve teknoloji sektörü çalışanlarının koordineli bir şekilde hastalık izni alması bekleniyor.

Bazı hayranlar, şimdiden oyunun çıkışını takip eden günleri kendi adlarına resmi tatil ilan ederek iş yerlerinden izin planlarını yapmış durumda.

Yazılım mühendisi Bud Burruss, lansmanın ardından beş iş günü izin kullanacağını ifade etti.

Tıbbi satış temsilcisi Anna Ray ise bu süreyi daha da uzatarak perşembeden perşembeye kadar çalışmayacağını belirtti.

Gta 6

  • YÜZDE 2'LİK VERİMLİLİK DÜŞÜŞÜ BEKLENİYOR

Yaşanacak bu devasa devamsızlık dalgasının ABD ekonomisinde kısa vadede yaklaşık yüzde 2 oranında bir verimlilik düşüşüne yol açacağı hesaplandı.

Bu düşüşün maliyetinin ise iş dünyası için yaklaşık 1 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Beklenen bu büyük ekonomik etki, oyunun sadece bir eğlence aracı değil aynı zamanda devasa bir kültürel fenomen olduğunu kanıtlıyor.

Kısa vadeli de olsa ülkenin verimliliğini düşürecek olan bu lansman, oyun dünyasının gücünü bir kez daha gösterecek.

Ağustos enflasyonu açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı.

Buna göre, TÜFE'deki değişim ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,07 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,51 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,79 artış olarak gerçekleşti.

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 33,79 artış, ulaştırmada yüzde 35,08 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 39,77 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,12, ulaştırmada 5,94 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,01 yüzde puan oldu.

En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,22 artış, ulaştırmada yüzde 4,82 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,26 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,06, ulaştırmada 0,82 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu.

Endekste kapsanan 174 alt sınıftan ağustos ayı itibarıyla, 35 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 134 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.

Kaynak: AA

Manisa’da 138 yıllık lezzette hasat başladı: Yeşilken toplanıyor, güneşte kurutuluyor

Manisa’nın Demirci ilçesinde 1886 yılından bu yana yetiştirilen ve 2024 yılında coğrafi işaretle tescillenen ’Figani Efendi Eriği’nde hasat mesaisi başladı. Hiçbir zirai ilaç kullanılmadan yetiştirilen, yılda yaklaşık 200 ton üretimi yapılan erik, hem taze hem de kurutularak tüketicilere ulaştırılıyor.

Kayserili esnaf çocukluk hayali için meslek değiştirdi: İki paket sigara parasına 300 canlı doyuyor

Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde yaşayan Faruk Yaşar (60), 22 yıl kozmetik üzerine yaptığı esnaflığı bırakarak çocukluk hayali olan kanatlı hayvancılığa yöneldi. Yaşar, "Çocukluk hayalim hayvanlarla iç içe bir çiftlik kurmaktı. Bu nedenle esnaflığı bıraktım, buna başladım. Aşağı yukarı 20 yıldır da bu işin içindeyim. Eski geleneklerimizi, göreneklerimizi, eski hayvancılığımızı çiftçiliğimizi yaşatmak istiyorum” dedi.

Türk kahvesini prize bağımlılıktan kurtaran Arcadia Go İngiltere’de satışta

Türk kahvesinin yaklaşık 500 yıllık geleneğini yeni nesil teknolojiyle bir araya getirmeyi amaçlayan Arcadia Go, Birleşik Krallık’taki tüketicilerle buluştu. Ürünün İngiltere pazarına sunulması, ülkede uzun yıllardır elektrikli Türk kahvesi makinelerinin dağıtımı alanında faaliyet gösteren Coffee Talks Ltd. tarafından gerçekleştiriliyor.

Arcadia tarafından “dünyanın ilk şarj edilebilir portatif Türk kahvesi makinesi” olarak tanıtılan ürünün bu özelliği markanın resmi sitesinde de vurgulanıyor. Bağımsız satış kanallarındaki ürün bilgileri de cihazın USB-C üzerinden şarj edildiğini, kablosuz kullanılabildiğini ve otomatik kapanma özelliğine sahip olduğunu doğruluyor.

Türk kahvesini seyahate taşıyor

Arcadia Go projesinin arkasındaki isimlerden Coffee Talks Ltd. sahibi Alp Somyürek, ürünün geliştirilmesindeki temel düşüncenin Türk kahvesini sabit bir elektrik bağlantısına ihtiyaç duymadan farklı ortamlarda hazırlayabilmek olduğunu belirtiyor.

Arcadia Go Portatif Kahve Manikani Alp Somyurek 2

Kompakt yapısıyla çanta ve valizlerde taşınabilecek şekilde tasarlanan makine; ofislerden öğrenci evlerine, otomobil yolculuklarından kamp ve açık hava etkinliklerine kadar farklı kullanım alanlarını hedefliyor.

Somyürek'in verdiği bilgiye göre tam şarjla kullanım koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3 ila 5 fincan kahve hazırlanabiliyor. Cihazdaki sensör sistemi ise kahvenin hazırlanma sürecini kontrol ederek uygun noktada işlemi otomatik olarak sonlandırıyor.

USB-C ile şarj ediliyor

Arcadia Go'nun öne çıkan özelliklerinden biri USB-C bağlantısıyla şarj edilebilmesi. Bu sayede cihazın uygun güç kaynakları ve taşınabilir şarj çözümleriyle kullanılabilmesi hedefleniyor. Ürünün satış bilgilerinde paslanmaz çelik gövde, otomatik kapanma özelliği, ölçü kaşığı ve seyahat çantası gibi ayrıntılar da yer alıyor.

Ürünle birlikte verilen “Take & Go” ölçü kaşığı ise tek kullanımlık Türk kahvesi miktarının taşınmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış. Böylece kullanıcıların kahveyi ayrıca bir paket veya kapta taşıma ihtiyacının azaltılması amaçlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tasarımına uluslararası ödül

Arcadia Go, henüz küresel pazara çıkış hazırlıkları sürerken tasarımıyla da uluslararası alanda dikkat çekti. Ürün, 2024 European Product Design Award kapsamında ödüle layık görüldü. Somyürek de 2025'te yaptığı açıklamada ürünün küresel lansman öncesinde bu ödülü aldığını duyurmuştu.

Ürün Ağustos 2026'da uluslararası tasarım ve trend yayınlarının da dikkatini çekti. TrendHunter, Arcadia Go'yu geleneksel Türk kahvesinin farklı ortamlarda hazırlanmasına imkân veren mobil bir kahve makinesi olarak tanıttı.

İngiltere'den dünyaya açılıyor

Arcadia'nın resmi internet sitesindeki bilgilere göre marka bugün Birleşik Krallık'ın yanı sıra ABD, Orta Doğu ve EMEA pazarlarında da dağıtım ağı oluşturuyor.

Böylece cezveyle özdeşleşen geleneksel Türk kahvesi, elektrik prizine bağlı klasik makinelerin ardından bu kez şarj edilebilir ve taşınabilir bir ürünle uluslararası tüketicinin karşısına çıkıyor.

Birleşik Krallık'taki tüketiciler ürüne markanın resmi çevrim içi mağazasından ulaşabiliyor:

Detaylı bilgi için: info@coffeetalks.co.uk email adresi üzerinden iletişime geçilebilir.

Konutların reel değeri 20 yıl öncesinin gerisine düştü

İngiltere’de ortalama konut fiyatları son 20 yılda rakamsal olarak önemli ölçüde yükseldi. Ancak aynı dönemde gıda, enerji, ulaşım ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar hesaba katıldığında konut piyasasındaki kazancın büyük bölümü eriyor.

Konut fiyatlarının tüketici fiyat endeksiyle düzeltilerek hesaplandığı bazı analizler, ortalama evlerin reel değerinin yaklaşık 20 yıl önceki düzeyinin altına indiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, bugün daha yüksek sterlin tutarıyla satılan bir ev, satış bedelinin satın alma gücü bakımından 2000’li yılların ortasındaki kadar değerli olmayabiliyor.

Bununla birlikte sonuç, kullanılan konut fiyat endeksine, enflasyon ölçüsüne, başlangıç tarihine ve bölgeye göre değişiyor. Bu nedenle “bütün İngiltere’deki her ev değer kaybetti” şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ucuz kredi dönemi sona erdi

2008 küresel finans krizinden pandemi dönemine kadar faizlerin tarihsel olarak çok düşük seviyelerde kalması, İngiltere’de konut fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlardan biri oldu. Ucuz mortgage kredileri, alıcıların daha fazla borçlanabilmesini sağlarken artan talep fiyatları yukarı taşıdı.

Ancak pandemi sonrasında yükselen enflasyon nedeniyle İngiltere Merkez Bankası’nın faizleri artırması dengeleri değiştirdi. Daha önce yüzde 1,5-2 seviyelerinde mortgage kullanabilen haneler, yeni kredi veya yeniden finansman döneminde yüzde 4’ün üzerindeki oranlarla karşılaşmaya başladı.

Faizlerdeki birkaç puanlık artış bile 25 ya da 30 yıllık bir mortgage kredisinin aylık taksitinde yüzlerce sterlinlik ek yük oluşturuyor. Bu durum yalnızca yeni alıcıları değil, sabit faizli anlaşma süresi sona eren mevcut ev sahiplerini de etkiliyor.

Independent Mortgage 3

Aynı bütçeyle daha az borçlanılabiliyor

Emlak platformu Zoopla’nın ağustos sonunda yayımladığı verilere göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi yıl başında yüzde 4’ün altındayken yaklaşık yüzde 4,8’e yükseldi.

Faizlerdeki artış sonucunda alıcıların aynı aylık taksit bütçesiyle kullanabileceği mortgage miktarı yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 9 azaldı. Ocak ayında bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir alıcı, aynı aylık ödemeyle artık yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.

Aynı evi alabilmek için aradaki yaklaşık 18 bin sterlinlik farkın daha yüksek peşinatla karşılanması gerekiyor. Konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ise bu fark çok daha ağır hissediliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Fiyat endeksleri farklı tablo çiziyor

Konut piyasasının yönüne ilişkin göstergeler arasında da belirgin farklılıklar bulunuyor. Lloyds verilerine göre Birleşik Krallık’ta ortalama konut fiyatı temmuz ayında yaklaşık 299 bin sterlin seviyesinde ölçülürken yıllık nominal artış yalnızca yüzde 0,1’de kaldı.

Zoopla’nın temmuz verileri ise ülke genelinde yıllık fiyat artışını yüzde 1,3 olarak gösterdi. Bu oranların enflasyonun altında kalması, ev fiyatlarının rakamsal olarak düşmese bile reel olarak gerilemesi anlamına geliyor.

Bölgesel ayrışma da sürüyor. Kuzey İrlanda gibi bazı bölgelerde fiyatlar güçlü biçimde artarken Londra ve İngiltere’nin güneyindeki pahalı pazarlarda reel kayıp daha belirgin hale geliyor. Londra’daki ortalama konut değerinin yıllık bazda gerilediğini gösteren endeksler de bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yatırımcı üzerindeki vergi yükü arttı

Konutun yatırım aracı olarak cazibesini azaltan yalnızca faizler değil. İkinci konut ve kiraya vermek amacıyla yapılan alımlarda uygulanan damga vergisi ek oranının yükseltilmesi, yatırımcıların başlangıç maliyetini artırdı.

Mortgage faizlerinin kira gelirinden tamamen düşülmesine yönelik vergi avantajlarının sınırlandırılması, bakım ve sigorta giderlerinin yükselmesi ile kiralık konutlara ilişkin yeni düzenlemeler de küçük ölçekli ev sahiplerinin getirisini baskılıyor.

Bu gelişmeler sonucunda bazı “buy-to-let” yatırımcılarının piyasadan çekildiği, bazı ev sahiplerinin ise artan maliyetleri kiralara yansıtmaya çalıştığı belirtiliyor.

Reel fiyat kaybı, herkesin zarar ettiği anlamına gelmiyor

Uzmanlar, reel konut fiyatındaki gerilemenin ev sahiplerinin tamamının zarar ettiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Değerlendirmelerde kira geliri, ev sahibinin kira ödeme zorunluluğundan kurtulması ve kullanılan mortgage borcunun zaman içerisinde enflasyonla reel olarak küçülmesi de hesaba katılmalı.

Özellikle 20 yıl önce düşük bir fiyatla ev alan ve mortgage borcunun büyük bölümünü kapatan haneler hâlâ önemli bir nominal sermaye kazancına sahip. Buna karşılık son yıllarda yüksek fiyat, düşük peşinat ve büyük mortgage kredisiyle piyasaya girenlerin finansal baskısı daha ağır.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Konut artık otomatik kazanç sağlamıyor

İngiltere’de konut arzının yetersizliği ve nüfus artışı, fiyatların sert biçimde çökmesini engelleyen iki önemli unsur olmaya devam ediyor. Ancak ücretlerdeki zayıf reel artış, yüksek kredi maliyetleri ve ağırlaşan vergiler, geçmişteki hızlı değer artışlarının tekrarlanmasını zorlaştırıyor.

Ortaya çıkan tablo, konutun değerini tamamen kaybettiğini değil, “hangi fiyattan alınırsa alınsın uzun vadede mutlaka yüksek reel kazanç sağlar” düşüncesinin geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. İngiltere’de ev artık birçok hane için hızlı servet oluşturma aracından çok, yüksek finansman ve bakım maliyeti taşıyan uzun vadeli bir barınma yatırımı haline geliyor.

İslam Memiş gram altın için yeni hedefi açıkladı: 7.500 TL için tarih verildi

Altın piyasasında ağustos ayında yaşanan sert yükselişin ardından gözler yeniden gram altın ve ons altındaki kritik seviyelere çevrildi. İslam Memiş, canlı yayında yaptığı değerlendirmede ons altında 4.300 dolar seviyesinin güçlü destek olarak çalışabileceğini belirtirken, gram altında ise kısa vadede 7 bin TL ile 7 bin 500 TL aralığını işaret etti. Memiş, fiziki altındaki düşük işçilik farkının özellikle düğün yapacaklar ve altın borcu olanlar için fırsat oluşturduğunu ifade etti.

Kira enflasyonu: Deprem bölgesi ve yakınında fiyat artışı baskılanmaya başlamış

Kira enflasyonu: Deprem bölgesi ve yakınında fiyat artışı baskılanmaya başlamış 02.09.2026 Diken

Merkez Bankası'nın (MB) kira enflasyonu raporuna göre 6 Şubat deprem bölgesi ve deprem etkilenen illerde fiyat artışı baskılanmaya başladı.

The post Kira enflasyonu: Deprem bölgesi ve yakınında fiyat artışı baskılanmaya başlamış appeared first on #site_linkat 02.09.2026 .

Borsa İstanbul günü düşüşle kapattı

BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 178,45 puan azalırken, toplam işlem hacmi 195,2 milyar lira oldu.

Bankacılık endeksi yüzde 0,06, holding endeksi yüzde 0,23 değer kaybetti.

EN FAZLA KAYBETTİREN ORMAN KAĞIT BASIM OLDU

Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,69 ile madencilik, en fazla kaybettiren ise yüzde 3,87 ile orman kağıt basım oldu.

Küresel piyasalarda, ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle artan enerji ve enflasyon endişeleri risk iştahını baskılarken, ABD'de ADP özel sektör istihdamının ağustosta 38 bin kişiyle beklentilerin altında artması fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.

Analistler, yarın yurt içinde enflasyon ile haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise dünya genelinde hizmet sektörü ve Bileşik Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI), Avro Bölgesi'nde enflasyon ve ABD'de dış ticaret dengesi verileri başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 13.900 ve 13.800 puanın destek, 14.200 ve 14.300 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.

Ticaret Bakanı Bolat, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Orav ile görüştü

Bolat, NSosyal hesabından Bakanlık'taki görüşmeye ilişkin paylaşımda bulundu.

Görüşmede, Türkiye ile AB arasındaki köklü ilişkilerin ve yoğun ticari gündemin kapsamlı değerlendirmesini yaptıklarını belirten Bolat, mevcut ekonomik entegrasyonu geliştirme ve derinleştirme yönündeki kararlılıklarını yinelediklerini ifade etti.

Bolat, bu doğrultuda üçüncü toplantısı 13 Ekim'de Brüksel'de gerçekleştirilecek Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu'nun bu hedefin hayata geçirilmesi bakımından önemini teyit ettiklerini ve bu yönde atılabilecek somut adımları etraflıca değerlendirdiklerini aktararak, şunları kaydetti:

"Gümrük Birliği, Sanayi Hızlandırma Yasası, vize serbestiyeti, kara yolu taşıma kotaları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve e-ticaret olmak üzere birçok alanda ülkemizin görüşlerini ve beklentilerini bir kez daha ifade ettik. Görüşmemizde, AB'nin son dönemdeki sanayi, ticaret ve rekabetçilik politikalarını da ele aldık. Bu politikaların Gümrük Birliği'nin karşılıklı kazanımlarını koruyarak geliştiren bir yaklaşımla şekillendirilmesinin elzem olduğunu vurguladık. Gümrük Birliği'nin bütünlüğünü ve düzgün işleyişini koruyacak kapsayıcı politikalar geliştirmenin önemini bir kez daha dile getirdik."

Deprem bölgesinde artan konut arzı Türkiye genelinde kira artışlarını frenliyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan yeni rapora göre, deprem bölgesinde hız kazanan konut arzı ve başlayan geri göç dalgası, hem bölgede hem de çevre illerde kira enflasyonunu belirgin şekilde baskılamaya başladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), deprem bölgesindeki imar faaliyetlerinin kiralık konut piyasasına etkilerini inceleyen "Deprem Bölgesi Konut Arzı ve Bölgesel Kira Enflasyonu Gelişmeleri" başlıklı yeni bir çalışma yayımladı.

Raporda, felaket sonrasında konut piyasasında yaşanan değişimlerin enflasyon üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alındı.

Kamu öncülüğünde yürütülen yeniden imar faaliyetleri sayesinde bölgedeki konut arzının hızla artış gösterdiğini belirten TCMB raporunda, "Deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay, deprem öncesinde ortalama yüzde 12 civarındayken 2025 yılında yüzde 20'nin üzerine çıktı. Bu durum, bölgedeki inşaat faaliyetlerinin ne denli büyük bir ivmeyle sürdürüldüğünü açıkça ortaya koyuyor." denildi.

"KİRA ENFLASYONUNDA BELİRGİN YAVAŞLAMA EĞİLİMİ"

Konut arzındaki güçlü toparlanmanın kira artış hızına doğrudan yansıdığına dikkat çekilen çalışmada, "Deprem illerinde kira enflasyonu, 2023 ve 2024 yıllarında Türkiye'deki diğer grupların belirgin biçimde üzerinde seyrederken, konut teslimlerinin hız kazandığı 2025 yılında yavaşlama eğilimine girdi." ifadeleri kullanıldı.

Çalışmadaki en dikkat çekici bulgulardan biri de bu olumlu ayrışmanın sadece deprem bölgesiyle sınırlı kalmaması oldu.

Depremden dolaylı etkilenen illerde kira enflasyonunun 2024 ve 2025 yıllarında diğer illere yakın bir seyir izlediğini aktaran uzmanlar, "2026 yılında kira enflasyonu belirgin biçimde daha düşük gerçekleşti.

Bu görünümün arkasında, deprem bölgesindeki konut stokunun iyileşmesiyle birlikte, daha önce bu bölgelerden göç alan illerdeki kiralık konut talebinin geri göç kanalıyla kademeli olarak azalması yatıyor." diye konuştu.

"İNŞAAT KAPASİTESİ BÖLGE DIŞINA YÖNELİYOR"

Deprem konutu projelerinin büyük ölçüde tamamlanmasıyla birlikte sektörün dinamiklerinde de değişim gözlendiğini anlatan raporda, şu değerlendirmelere yer verildi:
"Bölgedeki inşaat sektörü istihdamı yavaş yavaş gerilerken, deprem bölgesi dışındaki illerde hızlı bir artış yaşandığı tespit edildi.

İnşaat kapasitesinin bölge dışına yönelmeye başlaması, konut arzındaki artışın önümüzdeki dönemde çok daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğinin sinyalini veriyor."

Deprem bölgesindeki konut arzı artışının gerek doğrudan bölgede gerekse dolaylı olarak etkilenen çevre illerde kira artışlarını baskılamayı sürdürmesinin beklendiğini vurgulayan Merkez Bankası, "Bu tablo, genel enflasyonla mücadele sürecine de olumlu katkı sunacak." değerlendirmesinde bulundu.

💾

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan raporda deprem bölgesinde hız kazanan konut arzı ve başlayan geri göç dalgası, hem bölgede hem de çevre illerde kira enflasyonunu belirgin şekilde baskılamaya başladı denildi.</p>

<p>Yeniden imar faaliyetleri sayesinde bölgedeki konut arzının hızla artış gösterdiğini belirten Merkez Bankası raporunda  "Deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay, deprem öncesinde ortalama yüzde 12 civarındayken 2025 yılında yüzde 20'nin üzerine çıktı. Bu durum, bölgedeki inşaat faaliyetlerinin ne denli büyük bir ivmeyle sürdürüldüğünü açıkça ortaya koyuyor." denildi.</p>

<p> </p>

Volkswagen'de kriz büyüyor! 4 fabrika kapanabilir: 50 bin kişi işini kaybedecek

Volkswagen yönetiminin temmuz ayından bu yana gündemde tuttuğu ve şirket tarihinin en büyük dönüşüm planı olarak nitelendirilen paket, bazı fabrikaların kapatılmasını, stratejik departmanların ayrıştırılmasını ve yaklaşık 50 bin çalışanın işten çıkarılmasını öngörüyor.

Alman şirketi, yüksek iş gücü maliyetleri, kapasitesinin altında çalışan fabrikalar ve yoğunlaşan Çin rekabeti nedeniyle milyarlarca avroluk tasarruf arayışındayken, Alman işçi sendikaları fabrika kapatma planlarına sert şekilde karşı çıkıyor.

Şirketin denetleme kurulu, cuma günü bir araya gelerek şu an masada bulunan üç farklı yeniden yapılanma önerisini oylayacak. Oylamadan uzlaşı çıkmaması durumunda krizin tırmanması ve şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Kritik toplantı öncesinde IG Metall tarafından, henüz resmi bir grev kararı ilan edilmemiş olsa da üretimin durma noktasına gelebileceği yönünde uyarılar yapılıyor.

Alman basınına yansıyan haberlere göre, taraflar arasında 1 Eylül'de yürütülen yoğun uzlaşı arayışları sonuçsuz kaldı.

Şirketin geleceğini belirleyecek cuma günkü kritik toplantı öncesinde tarafların sunduğu üç farklı öneri bulunuyor.

Yönetim kanadı, maliyetleri düşürmek adına sert önlemler içeren bir paket üzerinde duruyor. Bu plan, Emden, Zwickau, Neckarsulm ve Hannover'deki dört fabrikanın 2031-2034 yılları arasında kademeli olarak tamamen kapatılmasını öngörüyor. Fabrika kapatma kararına ek olarak, dünya genelinde on binlerce çalışanın işten çıkarılması da yönetim planının merkezinde yer alıyor.

İşçi sendikaları ve çalışan temsilcileri ise radikal kesintilere kararlılıkla karşı çıkıyor. Çalışanların masaya getirdiği alternatif öneri, mevcut istihdam hacmini korumayı ve hiçbir üretim tesisinin kapatılmamasını hedefliyor. Temsilciler, tasarrufun fabrikaları kapatarak değil, operasyonel süreçleri yeniden yapılandırarak sağlanmasını talep ediyor.

Süreçte kilit rol oynayan Aşağı Saksonya Eyalet Yönetimi, krizin çözümü için bir ara formül sundu. Volkswagen'de yüzde 20 oranında stratejik hisseye sahip olan ve şirketin özel statüsü gereği kararları engelleme hakkı bulunan eyalet yönetimi, istihdam dengesini gözeten ve tarafları ortak bir noktada buluşturmayı amaçlayan bir uzlaşı planını savunuyor.

Cuma günü gerçekleştirilecek söz konusu toplantıda, bu üç senaryodan hangisinin kabul göreceği veya yeni bir krizin tetiklenip tetiklenmeyeceği netleşecek.

"ELİ KOLU BAĞLI SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ"

IG Metall Aşağı Saksonya Bölge Sorumlusu ve Volkswagen Başmüzakerecisi Thorsten Gröger, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Eğer yönetim kurulu bu çatışmayı istiyorsa karşılığını alacaktır. Ancak biz açıkça bir çatışma istemiyoruz." ifadesini kullandı.

Sendikanın, kısa vadeli rahatlama sağlayan ancak nihayetinde fabrikaların tamamen kapatılmasına yol açacak hiçbir önlemi kabul etmeyeceğini vurgulayan Gröger, "IG Metall, sanayi tabanının ve dolayısıyla üretim tesislerinin geleceğinin tehlikeye atılmasına eli kolu bağlı seyirci kalmayacaktır." dedi.

Şirket içinden sızan bilgiler ve medyada yer alan haberlerin, yönetim kurulunun kapsamlı yapısal değişikliklere hazırlandığına işaret ettiğini belirten Gröger, bu tür kararların VW Denetleme Kurulunun onayı olmadan alınabileceğini düşünmenin yanlış olacağını ifade etti.

Gröger, "Bu durum, yönetim kurulunun bir an önce akıl yoluna dönmesi gerektiğinin en büyük kanıtıdır" diyerek, medya üzerinden yeni kriz senaryoları üretmek yerine çalışan temsilcileriyle ciddi diyalog kurulması çağrısında bulundu.

💾

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan raporda deprem bölgesinde hız kazanan konut arzı ve başlayan geri göç dalgası, hem bölgede hem de çevre illerde kira enflasyonunu belirgin şekilde baskılamaya başladı denildi.</p>

<p>Yeniden imar faaliyetleri sayesinde bölgedeki konut arzının hızla artış gösterdiğini belirten Merkez Bankası raporunda  "Deprem bölgesinin Türkiye genelindeki yapı kullanım izinlerinden aldığı pay, deprem öncesinde ortalama yüzde 12 civarındayken 2025 yılında yüzde 20'nin üzerine çıktı. Bu durum, bölgedeki inşaat faaliyetlerinin ne denli büyük bir ivmeyle sürdürüldüğünü açıkça ortaya koyuyor." denildi.</p>

<p> </p>

Altının kilogram fiyatı düştü!

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 6 milyon 704 bin 800 liraya indi.

Altın piyasasında en düşük 6 milyon 650 bin lira, en yüksek 6 milyon 714 bin 900 lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,4 düşüşle 6 milyon 704 bin 800 lira oldu.

Standart altının kilogram fiyatı dün günü 6 milyon 735 bin liradan tamamlamıştı.

KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 3 milyar 619 milyon 323 bin 89,65 lira, işlem miktarı ise 543,27 kilogram oldu.

TÜM METALLERDE TOPLAM İŞLEM HACMİ: 3,7 MİLYAR TL

Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 3 milyar 727 milyon 801 bin 133,00 lira olarak gerçekleşti.

Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Vakıf Katılım Bankası, Ahlatcı Döviz ve Kıymetli Madenler, Zirve Değerli Madenler, Uğuras Kıymetli Madenler ile Garanti BBVA olarak sıralandı.

💾

<p>Altın fiyatlarında düşüş 2 Eylül sabahında da devam etti. Ons altın, erken işlemlerde 4 bin 304 dolar seviyesine kadar gerileyerek son üç haftanın en düşük noktasını gördü. Böylece satış baskısı dördüncü işlem gününe taşındı.</p>

<p>Geçen hafta 4 bin 755 dolar seviyesine ulaşarak üç ayın zirvesini gören ons altında, kısa sürede önemli bir geri çekilme yaşandı. 25 Ağustos'taki zirveden 2 Eylül sabahındaki seviyeye kadar düşüş yaklaşık yüzde 9,5'i buldu.<br>
Bu tablo, ağustos sonunda hız kazanan yükselişin önemli bölümünün birkaç işlem gününde geri verildiğini gösteriyor. Satışların hızlanmasında jeopolitik gelişmelerin yanı sıra faiz beklentilerindeki değişim de etkili oluyor.</p>

<p>"SATIŞ BASKISI DÖRDÜNCÜ İŞLEM GÜNÜNE TAŞINDI"</p>

<p>Altındaki düşüş teknik görünümü de belirgin biçimde bozdu. Ons altın, yatırımcıların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalamanın altına geriledi.<br>
Yaklaşık 4 bin 530 dolar seviyesinde bulunan 200 günlük ortalama, bundan sonraki olası yükselişlerde önemli bir direnç olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin yeniden aşılması, teknik görünümün toparlanması açısından kritik olacak.</p>

<p>"GÜVENLİ LİMAN TALEBİ FAİZ BASKISINI DENGELEMEYE YETMEDİ"</p>

<p>Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altın genellikle güvenli liman talebiyle destek buluyor. Ancak ABD ile İran arasındaki yeni saldırılar sonrasında piyasalardaki fiyatlama bu kez farklı gerçekleşti.<br>
Artan gerilim petrol fiyatlarını yukarı taşırken enerji maliyetlerindeki yükseliş ABD'de enflasyon endişelerini güçlendirdi.</p>

<p>Enflasyonun yeniden hız kazanabileceği beklentisi ise Fed'in faiz artırabileceği ihtimalini gündeme taşıdı. Böylece güvenli liman talebinin altına sağladığı destek, faiz baskısını dengelemeye yetmedi.<br>
Brent petrol 2 Eylül sabahında 95 doların üzerine çıkarken ABD tipi ham petrol 91 dolar civarında işlem gördü. Hürmüz Boğazı'na yönelik risklerin devam etmesi enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.</p>

<p>ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,81 seviyesine yükseldi. Tahvil getirilerindeki artış, faiz getirisi bulunmayan altının yatırımcı açısından fırsat maliyetini artırıyor.<br>
Dolar da jeopolitik risklerin etkisiyle güç kazanırken, güçlü dolar diğer para birimleriyle altın alan yatırımcılar açısından maliyeti yükseltiyor. Böylece altın aynı anda hem yüksek tahvil faizlerinin hem de güçlü doların baskısıyla karşı karşıya kalıyor.</p>

ABD'de özel sektör istihdamı beklentilerin altında

ADP Araştırma Enstitüsünün, Stanford Digital Economy Lab işbirliğiyle hazırladığı ağustos ayına ilişkin Ulusal İstihdam Raporu yayımlandı.

Buna göre, ABD'de özel sektör istihdamı ağustosta 38 bin kişi arttı. Piyasa beklentisi, özel sektör istihdamının bu dönemde 48 bin kişi artması yönündeydi. Özel sektör istihdamında temmuzda yaşanan artışa ilişkin veri ise 44 binden 46 bine revize edildi.

Söz konusu dönemde istihdam hizmet sektöründe 48 bin kişi artarken, üretim sektöründe istihdam 10 bin kişi azaldı.

ABD'de 26 milyondan fazla özel sektör çalışanının bordro bilgileri kullanılarak hesaplanan ADP verilerine göre, yıllık ücret artışı ağustosta işinde kalan çalışanlar için yüzde 4,4 olurken, iş değiştiren çalışanlar için yüzde 7,3 olarak kaydedildi.

ADP Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Nela Richardson, verilere ilişkin değerlendirmesinde, ücretlerin dalgalı işe alım süreçlerine dair ipucu verebileceğini belirtti.

Richardson, işe alım eğilimlerini anlamak için ücret artışının nerede hızlandığına, nerede yavaşladığına ve bu durumun kimleri etkilediğine derinlemesine bakılması gerektiğini kaydetti.

💾

<p>ADP Araştırma Enstitüsünün, Stanford Digital Economy Lab işbirliğiyle hazırladığı ağustos ayına ilişkin Ulusal İstihdam Raporu yayımlandı.</p>

<p>Buna göre, ABD'de özel sektör istihdamı ağustosta 38 bin kişi arttı. Piyasa beklentisi, özel sektör istihdamının bu dönemde 48 bin kişi artması yönündeydi. Özel sektör istihdamında temmuzda yaşanan artışa ilişkin veri ise 44 binden 46 bine revize edildi.</p>

<p>Söz konusu dönemde istihdam hizmet sektöründe 48 bin kişi artarken, üretim sektöründe istihdam 10 bin kişi azaldı.</p>

<p>ABD'de 26 milyondan fazla özel sektör çalışanının bordro bilgileri kullanılarak hesaplanan ADP verilerine göre, yıllık ücret artışı ağustosta işinde kalan çalışanlar için yüzde 4,4 olurken, iş değiştiren çalışanlar için yüzde 7,3 olarak kaydedildi.</p>

<p>ADP Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Nela Richardson, verilere ilişkin değerlendirmesinde, ücretlerin dalgalı işe alım süreçlerine dair ipucu verebileceğini belirtti.</p>

<p>Richardson, işe alım eğilimlerini anlamak için ücret artışının nerede hızlandığına, nerede yavaşladığına ve bu durumun kimleri etkilediğine derinlemesine bakılması gerektiğini kaydetti.</p>

Gümüş fiyatları için eylül alarmı! Yönü tekrar değişebilir

Gümüş piyasasında, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz adımlarına ilişkin beklentiler ve küresel risklerdeki artışın etkisiyle dalgalı seyir sürüyor.

Jackson Hole toplantısının ardından faiz artırımı ihtimalinin güçlenmesi, tahvil faizleri ve doları desteklerken gümüş fiyatlarında satış baskısına neden oldu.

Fed Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı vermesiyle piyasalarda bu ay 25 baz puanlık faiz artışı olasılığı yaklaşık yüzde 70'e yükseldi. Orta Doğu'daki gerilimin petrol fiyatlarını yukarı çekmesi de enflasyona ilişkin kaygıları artırdı.

Gümüş, değerli metal özelliğinin yanı sıra sanayide yaygın olarak kullanılması nedeniyle faiz görünümü, doların yönü, büyüme beklentileri ve üretim faaliyetlerindeki değişimlere duyarlı hareket ediyor.

Doların değer kazanması ve küresel tahvil faizlerindeki yükseliş, kısa vadede fiyatı baskılayan başlıca etkenler arasında bulunuyor.

"SATIŞLARIN HIZ KAZANABİLECEĞİ DEĞERLENDİRİLİYOR"

Uluslararası piyasalarda ons gümüş 63,70 dolar civarında işlem görüyor. Aşağı yönlü hareketlerde 61,50 dolar ile 60 dolar seviyeleri destek noktaları olarak izlenirken, bu seviyelerin altına inilmesi halinde satışların hız kazanabileceği değerlendiriliyor.

Olası toparlanmalarda 65,50 dolar ilk, 68,50 dolar ise ikinci önemli direnç seviyesi olarak öne çıkıyor. Fiyatın bu eşiklerin üzerine çıkması, satış baskısının azaldığına dair sinyal verebilir.

"KISA SÜRELİ HAREKETLİLİĞE YOL AÇTI"

Hindistan hükümetinin altın ve gümüş ithalat vergisini indirebileceğine ilişkin iddiala da MCX'te işlem gören gümüş fiyatlarında kısa süreli hareketliliğe yol açtı. Uluslararası fiyatların üzerinde işlem gören MCX gümüşü, söylentilerin etkisiyle iskontolu seviyelere geriledi.

Vergi indirimi konusunda resmî bir duyuru yapılmamasıyla MCX gümüşü yeniden primli bölgeye döndü. Ürünün mevcut piyasa fiyatı 226 bin 850 rupi olarak kaydedildi. MCX tarafında 220 bin ve 214 bin rupi destek; 252 bin 700 ve 278 bin 400 rupi ise direnç seviyeleri olarak gösterildi.

"TREND DEĞİŞİMİNİN YAŞANABİLECEĞİ BELİRTİLİYOR"

Teknik değerlendirmelerde 1-3 Eylül dönemi, kısa vadeli dip oluşumu ihtimali açısından kritik görülüyor. Tarihsel 360 günlük gümüş döngüsüyle ilişkilendirilen 28 Eylül 2026 tarihi de piyasada öne çıkan diğer bir zaman aralığı olarak dikkat çekiyor.

Bu dönemlere yaklaşılırken fiyat hareketlerinin hızlanabileceği ve trend değişiminin yaşanabileceği belirtiliyor.

Square of 9 hesaplamasına göre 63,70-64,25 dolar aralığı, fiyatın yön değiştirebileceği destek bölgesi niteliği taşıyor. Yukarı yönlü hareketlerde 66,85, 68,34 ve 70,95 dolar seviyeleri direnç olarak takip edilecek.

Ancak yükselişin güç kazandığının teyit edilmesi için ons fiyatının 65,73 dolardaki günlük ortalamanın üzerine çıkması gerekiyor.

İstanbul’da kentsel dönüşüm taşınma trafiğini patlattı: İş hacmi yüzde 70 arttı!

İstanbul’da hızlanan kentsel dönüşüm, beraberinde taşınma hareketliliğini de artırdı. 

Özellikle Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar, Kartal, Kadıköy ve Üsküdar’da nakliye talebi yoğunlaştı. 

Sektör temsilcileri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60-70 civarında iş hacmi artışı yaşandığını bildirdi.

Evden Eve Nakliyeciler Derneği (END) Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Bağlar, İstanbul'da evden eve nakliyat sektörünün 2026'da önemli bir hareketlilik yaşadığını söyledi.

Kentsel dönüşüm kaynaklı talepte geçen yılın aynı dönemine göre önemli bir artış olduğunu vurgulayan Bağlar, "Şu anda yüzde 60-70 artış var kentsel dönüşüm nedeniyle. Çünkü İstanbul'da 2026'da gerçekten büyük bir yoğunluk yaşanıyor." ifadelerini kullandı.

Bağlar, "Yıl içerisinde Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar, Anadolu Yakası'nda ise Kartal gibi semtlerde büyük bir nakliye talebi var. Biz evden eve nakliyat firmaları olarak hem depolama hem de taşıma konusunda büyük bir yoğunluk yaşıyoruz." diye konuştu.

"GÜNLÜK TAŞINMA SAYISI 5 BİNE YAKLAŞIYOR"

İstanbul'daki taşınma hareketliliğinin boyutuna ilişkin de bilgi veren Bağlar, kent genelinde her gün binlerce hanenin taşındığını belirterek, günlük taşınma sayısının 4 bin 500 ila 5 bin arasında gerçekleştiğini söyledi.

Bağlar, İstanbul'da yaklaşık 1400-1500 belgeli nakliye firmasının bulunduğunu ifade ederek, dernek bünyesindeki kurumsal firmaların taşıma ve depolama hizmetlerinde yoğun şekilde çalıştığını söyledi.

Kentsel dönüşümün yalnızca inşaat sektörünü değil, evden eve nakliyat ve lojistik sektörünü de olumlu etkilediğini dile getiren Bağlar, dönüşüm sürecinin firmaların büyümesine katkı sunduğunu kaydetti.

Bağlar, "Sadece inşaat sektörüne değil, evden eve nakliyat sektörüne de gerçekten büyük bir katkı sundu. Şu anda tüm Türkiye'de üyelerimiz var ama İstanbul'da daha fazla yoğunluğumuz var, kentsel dönüşüm süreci de buna büyük bir katkı sağladı." dedi.

Yaz sezonunun yanı sıra tayin döneminin de taşınma hareketliliğini artırdığını belirten Bağlar, asker, polis, savcı ve hakim gibi farklı meslek gruplarında görev yeri değişen kişilerin de bu dönemde taşındığını söyledi.

"PERSONEL İHTİYACI ARTTI"

Artan taleple birlikte nakliye firmalarının personel ihtiyacının da arttığını aktaran Erdoğan Bağlar, "Şu anda her firma bir araca 7-8 kişilik bir ekip gönderiyor. Biz de bu taşıma yoğunluğunu daha fazla eleman ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz." diye konuştu.

Bağlar, kentsel dönüşümün hızlanmasının gelecek dönemde nakliye ve lojistik sektörlerinin iş hacmini daha da artırmasını beklediklerini ifade etti.

Depolama hizmetlerinde de yoğunluk yaşandığını belirten Bağlar, özellikle Kadıköy, Caddebostan, Suadiye, Üsküdar ve Ümraniye bölgelerinde talebin arttığını kaydetti.

İstanbul'da nakliye araçlarının park edebileceği alan konusunda sorun yaşandığını da dile getiren Bağlar, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile temas halinde olduklarını söyledi.

Bağlar, özellikle Maltepe ve Fındıklı Mahallesi'nde park sorununun yoğun şekilde hissedildiğini belirterek, sorunun yakın zamanda çözülmesini beklediklerini ifade etti.

Vatandaşlara nakliye firması seçerken kurumsal ve belgeli firmaları tercih etmeleri çağrısında bulunan Bağlar, mağduriyet yaşamamaları için sosyal medya üzerinden rastgele firma seçmek yerine dernek üzerinden kurumsal firmalarla çalışılmasının daha doğru olacağını sözlerine ekledi.
 

Kredi kartı kullananlar dikkat: Bankalardan uyarı geldi! Bu hatayı yapanın kartı iptal olabilir

Bankacılık sektörü, kredi kartlarının kullanım amaçlarına yönelik denetimlerini sıkılaştırma kararı aldı. BDDK ve Merkez Bankası'nın finansal istikrarı koruma hedefleri doğrultusunda, kart limitlerini usulsüz kullanan hesaplar mercek altına alınıyor.

HANGİ KULLANIMLAR RİSK KATEGORİSİNDE YER ALIYOR?

Bankaların yayımladığı uyarılara göre, kart limitinin gerçek bir mal veya hizmet alımına dayanmadan nakde dönüştürülmesi ilk sırada yer alıyor. 

Ayrıca bireysel kredi kartlarının yüksek hacimli ticari işlerde kullanılması ve asgari ödeme tutarlarının sürekli aksatılması da yaptırım gerekçesi sayılıyor.

Gelir beyanı ile harcama alışkanlıkları arasında uyuşmazlık saptanan müşterilerden ek belge talep edilebiliyor. Finansal analistler, bu tür usulsüz kullanımların bireysel kredi notunu da doğrudan aşağı çektiğini vurguluyor.

SINIRLANDIRMA VE KAPATMA SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?

Şüpheli işlem tespit edilen kartlarda ilk olarak nakit avans yetkisi sınırlandırılıyor ve işlem limitleri aşağı çekiliyor.

İhlalin devam etmesi durumunda ise ilgili banka, kartı tamamen kullanıma kapatarak yasal takip sürecini başlatabiliyor.

Akaryakıta zam kapıda

Brent petrol fiyatı, ABD ile İran arasında saldırıların yeniden başlamasıyla uluslararası vadeli piyasalarda 95 doların üzerine çıktı. Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün ekim vadeli varil fiyatı da 90,77 doları gördü.

Küresel piyasalarda motorin ve benzinin metrik ton fiyatı da yükseldi. Motorinin ton fiyatı, Orta Doğu’daki saldırılar sonrasında bin 450 dolara kadar çıktı.

Petrol fiyatlarındaki yükselişte, ABD ile İran arasında çatışmaların yeniden tırmanmasıyla piyasalarda arz endişelerinin artması etkili oldu.

Sektör kaynakları, yaptıkları açıklamada gerek petrol gerekse de ürün fiyatlarındaki yukarı doğru harekete işaret ederek, bu gelişmenin motorine ve benzine zammı tetiklediğini söyledi. Kaynaklar, akaryakıta çifte zam göründüğünü kaydederek, “Cuma günü motorine, ertesi gün de benzine zam gündeme gelebilir. Zam tutarları, küresel piyasalardaki hareketin yönüne ve hızına göre değişir” dedi.

Kaynaklar, il bazında değişmekle birlikte motorinin litre fiyatının 3 TL 60 kuruşluk (3 TL ÖTV ve yüzde 20 KDV) son zamla birlikte 82-83 TL aralığına çıktığını anımsatarak, “Cuma günü için gündeme gelecek olası zamla birlikte motorin fiyatları tırmanışını sürdürecek” diye konuştu.

Bu gece yarısından (perşembe) geçerli otogaza 1,09 TL zam bekleniyor. (ANKA)

Ekonomide dengeler değişiyor: Nakit döviz çekimine yönelik kısıtlamalar uzatıldı

Rusya Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, bankalardan nakit döviz çekimine yönelik kısıtlamaların 9 Mart 2027’ye kadar uzatıldığı bildirildi.

Batılı ülkelerin, yaptırımlar kapsamında Rus bankaları ve finans kuruluşlarına nakit dolar ve avro edinme yasağı getirdikleri hatırlatılan açıklamada, kısıtlamaları uzatma kararının da bu yasağın devam etmesi nedeniyle alındığı belirtildi.

Rusya Merkez Bankası, Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar nedeniyle Mart 2022'de aldığı kararla, ülkedeki vatandaşların bankalardaki döviz hesaplarından yalnızca ruble cinsinden nakit para çekmesine izin veriyor.

Kaynak: AA

SGK borçlarında 183,3 milyar liralık tutar taksitlendirildi

NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Işıkhan, prim borçlarının tecil ve taksitlendirilmesinde vatandaşlara kolaylık sağladıklarını belirtti.

Bakan Işıkhan, paylaşımında şunları kaydetti:

"4 Haziran 2026-31 Ağustos arasında işverenlerin ve sigortalı çalışanların SGK borçlarına yönelik yeni bir tecil ve taksitlendirme düzenlemesini uyguladık. Tecile başvuran işveren ve 4/b'li sigortalı çalışan sayısı 148 bin 984, tecil edilen borç tutarı 183,3 milyar lira, toplam tahsilat 7,5 milyar lira (ilk taksit miktarı). İşverenler ile çalışanların yanında olmaya, üretim ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz."

Muhabir: Samet Tunç

Altında düşüş ne kadar sürecek? İslam Memiş kritik seviyeleri açıkladı

Altın piyasasında yaşanan düşüş trendine ilişkin açıklamalarda bulunan Finans Analisti İslam Memiş, fiyatları baskılayan ana faktörleri sıraladı. Memiş, ons ve gram altın tarafında geri çekilmenin ne kadar süreceğine dair öngörülerini ve piyasanın takip etmesi gereken bant aralıklarını paylaştı.

SSK ve Bağ-Kur emeklisinin Ocak 2027 zammında yeni hesap: Yüzde 9,97 ile maaşlar ne kadar olacak?

Milyonlarca SSK ve Bağ-Kur emeklisinin Ocak 2027 zammı için yeni ipucu geldi. Gözler 3 Eylül’de açıklanacak verilere çevrilirken AA Finans anketindeki yüzde 29,49'luk yıl sonu enflasyon tahmini gerçekleşirse, ikinci 6 aylık TÜFE yüzde 9,97 olacak. Aynı oranın 23 bin 552 liralık en düşük emekli aylığına yansıtılması halinde ödeme yaklaşık 25 bin 900 liraya çıkacak.

Brent petrolün varil fiyatı 90 doların üzerine çıktı

İran'ın ABD'nin Hürmüz Boğazı çevresinde yoğun şekilde kullandığı MQ-9 Reaper tipi insansız hava aracını düşürüldüğünü açıklamasının ardından gözler ABD'ye çevrilmişti.

Beyaz Saray'da gazetecilere yaptığı açıklamada İran'a yönelik saldırı mesajı veren ABD Başkanı Donald Trump, "Bu gece İran'ı vuracağız" dedi.

İran'ın 'bitik bir ülke' olduğunu savunan Trump, bunun ABD açısından anlam ifade etmediğini söyledi.

"Bu onları tokatlamayacağımız anlamına gelmez" ifadelerini kullanan Trump, "Neler olacağını göreceğiz" şeklinde sözlerini tamamladı.
Trump Petrol

  • PETROL FİYATLARI YÜKSELDİ

ABD ve İran arasındaki gerilimin artmasıyla birlikte petrol fiyatları yeniden yükselişe geçti.

Brent petrolün varili saat 23.00 itibariyle 90,5 dolar seviyelerinden işlem gördü.

Aynı saatte Batı Teksas türü ham petrolün varili ise 86,2 dolar seviyelerinden alıcı buldu.

Kademeli emeklilik için tarih verdi: SGK uzmanı “kesinlikle gelecek” diyerek formülü açıkladı

EYT düzenlemesinin ardından kapsam dışında kalan milyonlarca çalışan, kademeli emeklilik için yeni bir adım atılıp atılmayacağını merak ediyor. SGK Başuzmanı İsa Karakaş, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede 2027 yılını işaret ederek kademeli emekliliğin siyasi, sosyal ve matematiksel açıdan kaçınılmaz hale geldiğini savundu. Karakaş, düzenleme çıksa bile herkesin aynı anda emekli olmayacağını, yaş şartının sigorta başlangıç tarihine göre kademelendirileceğini belirtti.

İstanbul dahil çok sayıda ile yeni sağanak alarmı: Meteoroloji tarih verip uyardı

Yeni haftaya 30 dereceye yaklaşan sıcaklıklarla girecek İstanbul’da hava durumu hafta sonu öncesi değişiyor. Meteoroloji’nin 5 günlük tahminlerine göre kentte salı ve çarşamba günü parçalı bulutlu hava beklenirken, cuma günü gök gürültülü sağanak yağış görülebilir. Türkiye geneli haritalarında da hafta ilerledikçe yağışlı sistemin geniş bir alana yayılması dikkat çekti.

SPK düzenlemesinin fonlarda yoğunlaşmayı önlemesi bekleniyor

Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) yatırım fonları rehberinde yaptığı değişikliklerle serbest fonların portföy ve yönetim yapısına yönelik sınırlar yeniden belirlenirken, düzenlemenin piyasalarda fiyat oluşumunun daha sağlıklı hale gelmesine ve yoğunlaşma risklerinin azaltılmasına katkı sağlaması öngörülüyor.

Reuters: Zorlu ve Anadolu Grubu TOGG ortaklığından çekiliyor

Reuters: Zorlu ve Anadolu Grubu TOGG ortaklığından çekiliyor 31.08.2026 Diken

Zorlu Holding'e ait Vestel Elektronik ve Anadolu Grubu, TOGG ortaklığındaki hisselerini satmaya hazırlanıyor. İki şirketin toplam yüzde 46 hissesi var.

The post Reuters: Zorlu ve Anadolu Grubu TOGG ortaklığından çekiliyor appeared first on #site_linkat 31.08.2026 .

Bakan Şimşek: Kalıcı refah artışı için yol haritamızı ortaya koyacağız

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde gelecek dönem büyümenin kademeli olarak artmasını beklediklerini, 20272029 dönemi Orta Vadeli Program OVP ile kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritasını ortaya koyacaklarını bildirdi.

TMO duyurdu: Buğday satışlarına başlıyor!

TMO Genel Müdürlüğünün NSosyal hesabından yapılan açıklamada, 2026 dönemi ürün alımlarında büyük ölçüde sona gelindiği ve sürecin tamamlanmak üzere olduğu belirtildi.

Kurumun, yurt içi ve yurt dışı piyasa gelişmelerini yakından takip ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Piyasa ihtiyaçları ve bölgesel gelişmeler dikkate alınarak hasadın tamamlandığı ve TMO'ya ürün arzının sona erdiği bölgelerden başlanmak üzere günlük olarak belirlenecek miktarda buğdayın satışı gerçekleştirilecektir. Bu kapsamda lisanslı depolarda muhafaza edilen TMO stokları, TÜRİB üzerinden 1 Eylül'den itibaren kişi ve kuruluş ayrımı yapılmaksızın serbest satışa sunulacaktır. TMO, piyasanın ihtiyaçlarına zamanında cevap veren etkin düzenleyici rolünü kararlılıkla sürdürecektir."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ikinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi

Yılmaz, 2026 yılı ikinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamasında Yılmaz, "Küresel ekonomide çok yönlü kriz dinamiklerinin, bölgemizdeki savaş ve jeopolitik gerilimlerin belirginleştiği, özellikle küresel düzeyde ve ticaret ortaklarımızda büyüme oranlarının aşağıya doğru revize edildiği bir ortamda Türkiye ekonomisi, uygulanan politikaların katkısıyla makroekonomik istikrarını ve dinamizmini korumakta ve küresel belirsizliklere karşı dayanıklılığını sürdürmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı sergileyen ülke ekonomisinin, 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 oranında büyüme kaydettiğini vurgulayan Yılmaz, "Birinci çeyrekte gözlenen dayanıklı büyüme performansı ikinci çeyrekte de sürmüş olup ekonomimiz makroekonomik istikrar programıyla uyumlu, dengeli bir büyüme patikası izlemeye devam etmektedir." açıklamasını yaptı.

Yılmaz, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre kaydedilen yüzde 1,1 oranındaki büyümenin ise iktisadi faaliyetin çeyreklik bazda yeniden hız kazandığına işaret ederek, "2025 yılında tarihi bir rekorla 1,6 trilyon dolar olan Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız, 2026 yılı ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,71 trilyon dolara ulaşarak yılın ilk çeyreğine kıyasla da istikrarlı bir artış kaydetmiştir." bilgisini paylaştı.

Üretim yönünden GSYH bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda dengeli bir görünümün korunduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Bir önceki çeyrekte olumlu hava koşullarının da katkısıyla güçlü bir toparlanma sergileyen tarım sektörü, bu dönemde yüzde 13,3 oranında büyüyerek ivme kazanmıştır. Hizmetler sektörü yüzde 1,6 oranında büyüyerek, dezenflasyon programıyla uyumlu bir görünüm sergilemiş, bu sektör bünyesinde yer alan inşaat faaliyetleri ise yüzde 1,9 oranında daralmıştır. Sanayi sektörü ise bir önceki çeyrekte dış talepteki yavaşlamanın etkisiyle kaydettiği daralmanın ardından yüzde 2,4 oranında büyüyerek toparlanma eğilimi göstermiştir."

Yılmaz, harcamalar yönünden büyüme değerlendirildiğinde, toplam tüketim harcamalarının yüzde 2,7 oranında artarak, dezenflasyon sürecine katkı sağlayacak şekilde ılımlı bir seyir izlediğinin görüldüğünü aktararak, "Gayri safi sabit sermaye oluşumu yüzde 0,6 oranında büyürken, üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,6 oranında artış göstermiştir." ifadesini kullandı.

2023'te meydana gelen depremlerden etkilenen illerdeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte inşaat faaliyetlerinin deprem sonrası dönemdeki güçlü performansının ardından normalleşme sürecine girdiğini belirten Yılmaz, buna bağlı olarak inşaat yatırımlarının yüzde 0,9 oranında daraldığını kaydetti.

"MAKROEKONOMİK İSTİKRARI GÜÇLENDİREN POLİTİKALARIN UYGULANMASINA DEVAM EDİLMEKTEDİR"

Dış ticaret tarafında ise ithalattaki yüzde 6,4'lük gerilemenin ihracattaki yüzde 3,4'lük daralmadan daha belirgin gerçekleşmesi sonucunda net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısının 0,6 puan ile pozitif gerçekleştiğine işaret eden Yılmaz, böylece dış ticaretin bu çeyrekte büyümeyi destekleyici bir unsur haline geldiğini vurguladı.

Yılmaz, iç talepteki dengelenme süreciyle birlikte ithalat gerilerken, başta ticaret ortakları olmak üzere dış talep koşullarında gözlenen kısmi toparlanmayla imalat sanayisine ve ihracata yönelik desteklerin katkısıyla ihracattaki daralmanın sınırlı düzeyde kaldığını bildirdi.

"Ülkemiz ekonomisinde ikinci çeyrekte gerçekleşen büyüme performansı, fiyat istikrarı hedefiyle ve dengeli büyümeye yönelik uygulanan politika çerçevesiyle uyumlu bir görünüm sergilemektedir." değerlendirmesinde bulunan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Orta Vadeli Program (2026-2028) kapsamında belirlenen temel öncelikler ve hedefler doğrultusunda, makroekonomik istikrarı güçlendiren, verimliliği artıran ve dış şoklara karşı dayanıklılığını destekleyen politikaların uygulanmasına devam edilmektedir. Bölgesel jeopolitik gelişmeler ve küresel belirsizliklerin makroekonomik dengeler üzerinde olası etkileri yakından izlenmekte, bu etkileri sınırlamaya yönelik gerekli politika araçları ilgili kurumlar arasında güçlü eşgüdüm içerisinde devreye alınmaktadır.

Yılın ilk altı ayında gerçekleşen yüzde 2,5 oranındaki büyüme performansı dikkate alındığında, 2026 yılı genelinde büyümenin Orta Vadeli Program hedefinin bir miktar altında gerçekleşmesi beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarının kalıcı olarak sağlanması hedefi korunurken, sanayide teknolojik kapasitenin geliştirilmesi, ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesi ve yüksek katma değerli üretimin desteklenmesine yönelik politikalar eşgüdüm içerisinde uygulanmaya devam edilecektir."

Merkez Bankası faiz kararı ne zaman? Faiz artar mı, düşer mi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, ağustos ayında gerçekleştirdiği aranın ardından eylül ayı toplantısı için hazırlıklarını tamamladı.

Piyasa aktörleri, bankanın sıkı para politikası duruşunu koruyup korumayacağını yakından izliyor.

KRİTİK EYLÜL TAKVİMİ VE ENFLASYON VERİLERİ

Banka, yeni faiz kararını 10 Eylül günü saat 14.00'te kamuoyuna duyuracak.

Bu karardan hemen önce, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Eylül'de açıklanacak olan enflasyon verileri piyasanın yönünü tayin etmede belirleyici rol oynayacak.

BEKLENTİLER FAİZİN SABİT TUTULACAĞI YÖNÜNDE

Finans analizcileri ve ekonomistler, TCMB'nin eylül ayında da mevcut politika faizini değiştirmeyerek pas geçeceği görüşünde birleşiyor.

Sıkılaşma adımlarının makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri kurul tarafından değerlendirilmeye devam ediyor.

İki dev şirket TOGG'daki hissesini satıyor!

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF), Türkiye’nin yerli elektrikli otomobil üreticisi TOGG’a ortak olmaya hazırlandığı bildirildi.

Reuters’a konuşan üç kaynağa göre Vestel Elektronik ve Anadolu Grubu, TOGG’daki toplam yüzde 46’lık paylarını satacak.

Mevcut ortaklık yapısında Vestel Elektronik, Anadolu Grubu, Turkcell ve BMC Otomotiv’in TOGG’da yüzde 23’er payı bulunuyor. Kalan yüzde 8’lik hisse ise Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) ait.

Kaynaklardan ikisi, Vestel ve Anadolu Grubu’nun yüzde 46’lık toplam hissesinin Turkcell ve TVF tarafından satın alınacağını belirtti. Hisselerin satış bedeline ilişkin ise bilgi verilmedi.

Görüşmelerin sürdüğü ve nihai anlaşmanın kısa süre içinde tamamlanmasının beklendiği aktarıldı.

TOGG’UN SATIŞLARI ARTTI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tamamen yerli sermayeyle binek otomobil üretimi çağrısının ardından mevcut ortaklar tarafından yaklaşık sekiz yıl önce kurulan TOGG, halka açık bir şirket değil.

Şirketin finansal tablolarına göre geçen yıl birkaç milyar lirayı bulan zarar, 2026'nın ilk altı ayında önemli ölçüde azaldı.

TOGG, 2025 yılında Türkiye'de 39 bin 20 araç satarken, 2026'nın ilk yedi ayında satışlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artırarak 25 bin 848 adede çıkardı.

Sektör kaynakları ise vergi avantajları ve teşviklere rağmen otomotiv şirketlerinin üretim hacmi yıllık 100 binli adetlerin üzerine çıkmadan kârlılığa ulaşmasının zor olduğunu belirtiyor.

MİA Teknoloji global büyümede dört farklı modeli bir araya getiriyor

Şirket; çok uluslu proje teslimi, teknoloji transferi ve yerelleştirme, yazılım ve platform lisanslama ile uluslararası Ar-Ge konsorsiyumlarını aynı büyüme mimarisinin farklı kanalları olarak konumlandırıyor. Hedef, Türkiye’de sahada geliştirilen sistem mühendisliği birikimini farklı regülasyonlara, standartlara ve iş modellerine uyarlayarak kalıcı teknoloji ihracatına dönüştürmek.

Teknoloji şirketlerinin globalleşme biçimi değişiyor.

Bir ürünü başka bir ülkeye satabilmek hâlâ önemli olmakla birlikte, özellikle büyük ölçekli ve kritik projelerde başarı; teknolojinin farklı standartlara uyarlanabilmesi, sahada kurulabilmesi ve uzun dönemli sürdürülebilmesiyle ölçülüyor.

MİA Teknoloji de yaklaşık 20 yıllık birikimini bu nedenle tek ihracat modeli üzerinden büyütmüyor.

BİRİNCİ KANAL: ÇOK ULUSLU PROJE TESLİMİ

Şirketin ilk global büyüme modeli doğrudan sistem teslimi.

Bu yapıda yalnız ürün sağlanmıyor; sistem mühendisliği, üretici koordinasyonu, saha kurulumu, test, kabul, teknik destek ve sürdürülebilirlik aynı proje yaşam döngüsünde yönetiliyor.

MİA’nın uluslararası savunma projeleri ve Avrupa araştırma konsorsiyumlarında oluşan tecrübesi bu model için kurumsal zemin oluşturuyor.

KÖRFEZ’DE ALTYAPIYA DİJİTAL MÜHENDİSLİK

Bu yaklaşımın yeni uygulama alanlarından biri Körfez Bölgesi.

MİA Teknoloji ile Katar merkezli Al Jaber Engineering arasında geliştirilen stratejik iş birliği kapsamında raylı sistemler, metro ve altyapı projelerinde tedarik, saha kabiliyeti ve teknoloji çözümlerinin birlikte sunulması hedefleniyor.

MİA’nın raylı sistem dijitalizasyonu, sensör tabanlı izleme, IoT, mobil haritalama, dijital envanter ve veri yönetimi kabiliyetlerinin yerel saha deneyimiyle bir araya getirilmesi planlanıyor.

İKİNCİ KANAL: TEKNOLOJİ TRANSFERİ

Bazı pazarlarda ise şirket doğrudan ürün satışı yerine teknoloji transferi ve yerelleştirmeye odaklanıyor.

Bu modelde yerel partner, mühendislik kapasitesi, eğitim, operasyon ve gerektiğinde tedarik veya üretim kabiliyetinin birlikte geliştirilmesi hedefleniyor.

MİA’nın “terzi modeli” mühendislik yaklaşımının global karşılığı da burada ortaya çıkıyor: aynı çözümü her ülkeye taşımak yerine teknolojiyi yerel ihtiyaca göre yeniden kurgulamak.

ÜÇÜNCÜ KANAL: LİSANSLANABİLİR FİKRİ MÜLKİYET

Yazılım yoğun alanlarda üçüncü model lisanslama.

Sağlık bilişimindeki uluslararası lisanslama deneyimi ve mobilite tarafındaki platform kabiliyetleri, şirketin fikri mülkiyetini fiziksel saha projesinden bağımsız olarak ölçekleyebildiği alanlar arasında bulunuyor.

Bu yapı global büyümeyi her ülkede yeniden büyük fiziksel proje kurma zorunluluğundan kısmen ayırıyor.

DÖRDÜNCÜ KANAL: ULUSLARARASI AR-GE

Globalleşmenin bir başka ayağını ise uluslararası Ar-Ge konsorsiyumları oluşturuyor.

Bu model sayesinde MİA yalnız mevcut ürünlerini dış pazarlara taşımıyor; farklı ülkelerin üniversite ve teknoloji şirketleriyle geleceğin sistemlerini geliştirme sürecinde de yer alıyor.

Şirket yönetiminin global hedefi bu nedenle ülke veya ofis sayısıyla değil, Türkiye’de geliştirilen mühendisliğin farklı coğrafyalarda tekrar çalışabilmesiyle ölçülüyor.

 

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

Küresel doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1,7 (69 milyar metreküp) artarak 4 trilyon 202 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Uluslararası Gaz Birliği (IGU) ve Snam tarafından hazırlanan "Küresel Gaz Raporu 2026"dan derlenen bilgilere göre, geçen yıl küresel doğal gaz piyasasında talebin yanı sıra arz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticareti de rekor seviyeye ulaştı.

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

"TÜM ZAMANLARIN EN YÜKSEK SEVİYESİNE ÇIKTI"

Küresel doğal gaz arzı 2025'te bir önceki yıla göre 52 milyar metreküp artarak 4 trilyon 147 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Arz artışında Kuzey Amerika 54 milyar metreküplük yükselişle başı çekerken Orta Doğu 11 milyar metreküp, Asya 6 milyar metreküp ve Güney Amerika 2 milyar metreküplük katkı sağladı.

Küresel doğal gaz talebi ise 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 1,7 (69 milyar metreküp) artarak 4 trilyon 202 milyar metreküple tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu artışta ise Asya, Orta Doğu ve Avrupa öne çıktı. Asya'da doğal gaz talebi 25 milyar metreküp, Orta Doğu'da 18 milyar metreküp ve Avrupa'da yaklaşık 10 milyar metreküp arttı. Afrika'da 6 milyar metreküp, Kuzey Amerika'da 5 milyar metreküp, Güney Amerika'da 4 milyar metreküp ve Rusya'da 3 milyar metreküp artış kaydedilirken Okyanusya talebin gerilediği tek bölge oldu.

Sektörler bazında, konut ve ticari tüketimde 32 milyar metreküplük artış kaydedildi. Bu kalem, küresel doğal gaz talebindeki en yüksek mutlak büyümeyi oluştururken, artışta özellikle Kuzey Amerika'daki soğuk kış koşulları etkili oldu.

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

ASYA VE AVRUPA'DA SOĞUK KIŞ ETKİSİ

Asya'da doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre 25 milyar metreküp arttı. Elektrik üretimi ile konut ve ticari tüketimdeki yükseliş, bölgedeki toplam doğal gaz talebindeki artışının yaklaşık yüzde 64'ünü oluşturdu. Artışın önemli bölümü Doğu Asya ve Güneydoğu Asya'da gerçekleşti.

Avrupa'da ise doğal gaz talebi geçen yıl yaklaşık 10 milyar metreküp, yüzde 2,3 arttı. Özellikle yılın başındaki soğuk kış koşulları ve kış aylarında rüzgar enerjisi üretiminin düşük seyretmesi, elektrik üretiminde doğal gaz kullanımını artırdı. Avrupa'da elektrik üretimi kaynaklı doğal gaz talebindeki artış 9 milyar metreküp oldu.

Kuzey Amerika'da doğal gaz talebi 5 milyar metreküp yükseldi. Bölgede konut ve ticari tüketim 21 milyar metreküp, sanayi tüketimi 2 milyar metreküp artarken, elektrik üretiminde doğal gaz talebi 18 milyar metreküp geriledi.

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

ORTA DOĞU VE TÜRKİYE'DE GÖZLE GÖRÜLÜR YÜKSELİŞ

Küresel doğal gaz talebindeki büyümenin öne çıktığı bölgelerden Orta Doğu'da tüketim 2025'te 18 milyar metreküp artarak yıllık bazda yüzde 2,9 yükseldi.

Bölgedeki büyümede özellikle sanayi ve elektrik sektörlerindeki doğal gaz talebi belirleyici oldu. Sanayinin doğal gaz talebi geçen yıl 15 milyar metreküp artarak yüzde 9,5 yükselirken elektrik sektöründeki doğal gaz talebi 11 milyar metreküple yüzde 4,2 arttı.

Öte yandan, Türkiye'nin doğal gaz talebi 2025'te bir önceki yıla göre 4 milyar metreküp artış gösterdi.

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

KÜRESEL LNG TİCARETİNDE TARİHİ ZİRVE

Küresel doğal gaz piyasasında 2025'te LNG ticareti de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Küresel LNG ticareti bir önceki yıla göre 43 milyar metreküp artarak 580 milyar metreküpe çıktı. Raporda, LNG'nin küresel enerji sistemindeki artan rolüne işaret edilirken ülkelerin enerji arz güvenliğine yönelik odağının da güçlendiği belirtildi.

Çin'in LNG ithalatı 2024'e göre 10 milyar metreküp azalmasına rağmen dünyanın en büyük LNG ithalatçısı konumunu korudu. Çin'i 91 milyar metreküple Japonya ve 67 milyar metreküple Güney Kore izledi.

Avrupa'nın LNG ithalatı ise 2025'te 32 milyar metreküp arttı. Raporda bu gelişmenin, Avrupa'nın Rusya'dan boru hatlarıyla sağlanan doğal gazdan uzaklaşmasına yönelik yapısal dönüşümünü ve LNG'ye artan yönelimini yansıttığı belirtildi. Avrupa'nın LNG ithalatının yüzde 50'den fazlası ABD'den karşılandı.

Doğal gazda rekor kırıldı! Talep yüzde 1,7 arttı, Türkiye'de tüketim yükseldi

HÜRMÜZ BOĞAZI KRİZİ TALEBİ VURACAK

Rapora göre, 2025'te tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşan küresel doğal gaz talebinin 2026'da 7 milyar metreküp azalması öngörülüyor.

Söz konusu düşüşte, Hürmüz Boğazı krizinin 2026'nın ilk yarısında özellikle gelişmekte olan Asya ve Afrika gibi fiyat duyarlı pazarlarda doğal gaz talebini azaltmasının etkili olduğu belirtildi.

"GÜNCEL UYGULAMALARINDAN BİRİ OLARAK GÖSTERİLDİ"

Raporda, Türkiye'nin doğal gaz altyapısında kullanılan dijital teknolojilerle de yer aldı.

Doğal gaz ve LNG sektöründe dijitalleşmenin son yıllarda önemli ölçüde hız kazandığı aktarılan raporda, yapay zeka destekli sistemlerden dijital ikizlere, tahmine dayalı bakımdan uzaktan operasyon teknolojilerine kadar farklı uygulamaların sektörün çeşitli aşamalarında kullanıldığı kaydedildi.

Dijital ikiz teknolojisinin doğal gaz işleme tesislerinin geliştirilmesinden büyük doğal gaz iletim şebekelerinin yönetimine kadar farklı alanlarda kullanıldığı belirtilirken Türkiye'deki Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) bu teknolojinin güncel uygulamalarından biri olarak gösterildi.

TANAP'ta kullanılan dijital ikiz teknolojisiyle boru hattının farklı işletme senaryolarındaki operasyonları ve bütünlüğü değerlendiriliyor. Raporda, söz konusu uygulamanın zamanında ve veriye dayalı risk yönetimini desteklediği ifade edildi.

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

Tekirdağ'ın coğrafi işaretli tarımsal ürünlerinden olan ve 2022'de tescillenen Tekirdağ soğanı, üreticilerin üç yıllık emeğinin ardından sofralara ulaşıyor. Kendine özgü şekli, turuncu-bakır renkli kabuğu, pembe-açık mor et rengi, acımtırak tadı ve güçlü aromasıyla öne çıkan Tekirdağ soğanı için bu yıl kent genelinde 4 bin 400 dekar alanda ekim yapılırken, yaklaşık 5 bin 700 ton ürün elde edilmesi bekleniyor.

Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri kentte yetiştirilen tarımsal ürünlerde olduğu gibi soğanda da hasat kontrollerini sürdürüyor. Bu kapsamda ekipler, Süleymanpaşa ilçesi Köseilyas Mahallesi'nde coğrafi işaretli Tekirdağ soğanı üretimi yapan üretici ve aynı zamanda ürünün tedarikçisi Sacit Vardas'ı ziyaret ederek hasat ve hasat sonrası süreçler hakkında bilgi aldı.

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

"YAPTIĞIMIZ İŞ SOĞAN AMA TEKİRDAĞ SOĞANI"

Üretici Sacit Vardas, Tekirdağ soğanının coğrafi işaretle birlikte Türkiye genelinde bir marka olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Yaptığımız iş soğan ama Tekirdağ soğanı. Yani geçen yıllarda aldığımız coğrafi işaretle artık Türkiye'nin duyması gereken bir marka olma yolunda giden üründür. Bizim soğanımızın bir özelliği üretim şeklidir. Bu 3 yıllık bir döngüde üretilen bir soğandır. İlk yıl kara tohum, ikinci yıl arpacık, üçüncü yılda normal baş soğan olarak üretimimiz var. Tekirdağ soğanı iyi bir soğan. Kaliteli, restoran, köfteci, börekçi, yemekhanelerin kullandığı en aromatik, Brix olarak en güçlü ve lezzetli bir soğandır. Tekirdağ soğanı aynı zamanda yeşil soğan anacı olarak da kullanılmaktadır. Bu özelliğinden dolayı şu an Türkiye'nin yeşil soğan üreten tüm illerine bu soğandan sevk edilmektedir" dedi.

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

DEDEDEN TORUNA UZANAN MİRAS

Üretimin kendileri için sadece bir tarımsal faaliyet olmadığını ifade eden Vardas, Tekirdağ soğanının aileden gelen bir miras olduğunu belirterek, "Biz üretici olarak dededen kalma bir iş, babalar devam etti, sıra bayrak bize geldi. Biz de çocuklara artık. Bu süreci tamamladık, sonunda coğrafi işareti aldık. Türkiye'nin bu işle uğraşan bütün illeri bizi biliyor ama bizim hedefimiz dünya. Dünya bu kalitedeki malları daha fazla tercih ediyor. Tekirdağ soğanı olmazsa köfte olmaz, yemek olmaz, börek olmaz. İşin gerçeği bu. Şu an durumlar iyi, üretim güzel, sevkiyatlar güzel. Çok şükür işimiz iyi" diye konuştu.

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

ÜÇ YILLIK ZORLU YOLCULUK

Ürünün üretim aşamalarını anlatan Vardas, "Üç aşamada yetişiyor. İlk aşama kara tohum dediğimiz olay. Soğan anacı ektiğimiz zaman kara tohum elde ediyoruz. Onu depoluyoruz, bir yıl sonra ektiğimiz zaman bu sefer kıska dediğimiz, arpacık dediğimiz olay gerçekleşiyor. Arpacık da yaklaşık 7-8 ay depolandıktan sonra bir yıl sonraki süreçte soğan olması için toprağa ekiliyor. Soğanımız olduktan sonra bunu depolama aşaması geliyor. Tekirdağ soğanı dayanıklı bir soğan. Yaklaşık 8 ay, 9 ay depolama şansı var. Bu özelliği de kıraç ve susuz arazide yetiştirildiğinden dolayı soğan etli ve sert oluyor, kendini de koruyor" ifadelerini kullandı.

"EN AZ 3-4 GÖZ YEŞİL SOĞAN ALIRSIN"

Tekirdağ soğanının yeşil soğan üretiminde anaç olarak tercih edilmesinin nedenini de anlatan Vardas, "Soğanlarımızı yeşil üretimde kullanılmasındaki amaçlardan bir tanesi de içindeki göz olayı. Bak bunda 1, 2, 3, 4 tane ayrı göz var. Sen normal soğanı ektiğin zaman tek göz alırsın. Bunu ektiğin zaman en az 3-4 göz yeşil soğan alırsın. Bu özelliğinden dolayı en güzel anaç olarak tercih edilmekte" dedi.

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

YENİ ROTA YUNANİSTAN VE BULGARİSTAN

Ürünün Türkiye'nin birçok noktasına gönderildiğini belirten Vardas, ihracat hedeflerini ise şöyle anlattı:
"Türkiye'deki birçok ile, aracılara veya açık tarla yeşil soğan üreticilerine gönderiyoruz. Hedefimiz şimdi Yunanistan, Bulgaristan oralara da ürün göndermek. Üretmek isteyen, bu işi yapmak isteyen tüm gençlere, özellikle çiftçilere tohum desteğimiz, bilgi desteğimiz, üretim desteğimiz olur. Görüyorsunuz ekimi modernize ettik, makineyle çalışıyoruz. Bir kadının günlük yapabileceği kolaylığı biz bir kadının günlük 2 bin kilogram soğan paketleyebilecek durumuna getirdik. İyi mal olsun yeter ki satılır."

Bu soğan 3 yılda sofraya geliyor! Aroması bambaşka, susuz yerde yetişiyor

"BİZİM İLİMİZDE TEKİRDAĞ SOĞANI SULANMIYOR"

Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Aksoy da Tekirdağ soğanının bölgenin önemli tarımsal ürünlerinden biri olduğunu belirterek, ürünün en dikkat çekici özelliklerinden birinin sulama yapılmadan yetiştirilebilmesi olduğunu söyledi. Aksoy, "Bizim ilimizde Tekirdağ soğanı sulanmıyor. Tekirdağ soğanı çok dayanıklı, özel bir soğan çeşididir. Kıraç ve susuz arazilerde yetişebilmesi, ürünün dayanıklılığını ve depolama süresini artıran önemli özelliklerinden bir tanesidir" dedi.
Tekirdağ soğanında verimin toprak yapısı ve organik madde durumuna göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Aksoy, "Dekara ortalama verimimiz bin 250 kilogram ile 2 bin 500 kilogram arasında değişiyor. Bu verim, toprağın yapısına ve organik madde durumuna göre farklılık gösterebiliyor. 2026 yılında Tekirdağ genelinde yaklaşık 4 bin 400 dekar alanda soğan ekimi gerçekleştirildi. Bu alanlardan yaklaşık 5 bin 700 ton ürün elde edilmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Aksoy, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak üretimin her aşamasında olduğu gibi hasat döneminde de sahada olduklarını belirterek, üreticilerle bir araya gelerek ürünün kalite ve hasat süreçlerini takip ettiklerini ifade etti.
Tekirdağ'ın coğrafi işaretli ürünlerinden olan Tekirdağ soğanı, üreticilerin tarladaki emeğinin ardından hem sofralarda hem de Türkiye'nin farklı kentlerindeki yeşil soğan üretiminde kullanılmak üzere yola çıkıyor.

💾

<p>Tekirdağ'ın coğrafi işaretli tarımsal ürünlerinden olan ve 2022'de tescillenen Tekirdağ soğanı, üreticilerin üç yıllık emeğinin ardından sofralara ulaşıyor. Kendine özgü şekli, turuncu-bakır renkli kabuğu, pembe-açık mor et rengi, acımtırak tadı ve güçlü aromasıyla öne çıkan Tekirdağ soğanı için bu yıl kent genelinde 4 bin 400 dekar alanda ekim yapılırken, yaklaşık 5 bin 700 ton ürün elde edilmesi bekleniyor.<br>
<br>
Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri kentte yetiştirilen tarımsal ürünlerde olduğu gibi soğanda da hasat kontrollerini sürdürüyor. Bu kapsamda ekipler, Süleymanpaşa ilçesi Köseilyas Mahallesi'nde coğrafi işaretli Tekirdağ soğanı üretimi yapan üretici ve aynı zamanda ürünün tedarikçisi Sacit Vardas'ı ziyaret ederek hasat ve hasat sonrası süreçler hakkında bilgi aldı.</p>

Bakan Bolat büyüme verilerini değerlendirdi

Bolat, yazılı açıklamasında, yılın ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini değerlendirdi.

Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye pozitif katkı verdiğini ve yüzde 2,3'lük büyümenin 0,6 yüzde puanının buradan geldiğini belirten Bolat, üretim itibarıyla sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerinin, harcama itibarıyla ise özel tüketim, net ihracat ve yatırımların milli gelir artışına olumlu katkı sunduğunu ifade etti.

Bolat, Türkiye ekonomisinin Kovid-19 salgınında bile büyüme performansını sürdürdüğüne dikkati çekerek, "İşsizlik oranı bu yılın temmuz ayında yüzde 8,1 olarak gerçekleşerek son 39 aydır yüzde 10'un altında kalmıştır. Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve belirsizliğe rağmen bu yılın ikinci çeyreğinde dış ticaret açığı geçen yılın ikinci çeyreğine kıyasla yüzde 8,8, cari işlemler açığı ise yüzde 7,7 gerilemiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"HİZMETLER, BÜYÜMEYE EN FAZLA KATKI VEREN SEKTÖR OLDU"

İkinci çeyrek büyümesine özel tüketimin 2,3 yüzde puanla en yüksek katkıyı sağladığına işaret eden Bolat, yatırım harcamalarının ise büyümeye 0,2 yüzde puanla katkı verdiğini aktardı.

Bolat, böylelikle yatırımların büyümeyi desteklemeyi 7 çeyrektir kesintisiz sürdürdüğünü belirterek, kamu kesimi harcamalarının büyümeye etkisinin ise eksi 0,2 yüzde puan olduğunu ifade etti.

Katma değer artışının ikinci çeyrekte hizmetler sektörü toplamında yüzde 2,1 olarak gerçekleştiği bilgisini veren Bolat, "Bu doğrultuda hizmetler, büyümeye en fazla katkı veren sektör olmuştur. Sanayi sektöründe üretim, yüzde 2,4 artarak büyümeye 0,5 yüzde puan pozitif katkı vermiştir. Elverişli hava şartlarının desteğiyle tarım üretimi yüzde 13,3 artarak büyümeye 0,5 yüzde puan katkı sağlamıştır. İnşaat sektöründe katma değer yüzde 1,9 azalmıştır." ifadelerini kullandı.

Bolat, ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleştiğini ve tarihsel ortalamanın altında, dengeli seyrini koruduğunu bildirdi.

"BÜYÜME KAPASİTESİNİ YAPISAL REFORMLARLA DAHA DA YUKARI TAŞIYACAĞIZ"

Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesini, üretimde verimlilik odaklı dönüşüm ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformlarla daha da yukarı taşıyacaklarının altını çizen Bolat, şunları kaydetti:

"İkinci çeyrek büyüme performansı, küresel ölçekte zorlu şartların ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde ekonomimizin dayanıklılığını göstermiştir. Bakanlık olarak yürüttüğümüz faaliyetlerin de katkısıyla cari işlemler dengesindeki ılımlı görünüm, tüm olumsuz küresel gelişmelere rağmen korunmaktadır. Yıl sonu hedefimiz olan mal ihracatında 282 milyar dolar üzerinde bir performansın yakalanması, mal ve hizmet ihracatında 410 milyar dolara ulaşılması ve büyüme ivmesinin güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz."

💾

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat yaptığı ayazılı açıklamada  yılın ikinci çeyreğindeki büyüme performansının, küresel ölçekte zorlu şartların ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını gösterdiğini bildirdi.</p>

<p>Net mal ve hizmet ihracatının büyümeye pozitif katkı verdiğini ve yüzde 2,3'lük büyümenin 0,6 yüzde puanının buradan geldiğini belirten Bolat, üretim itibarıyla sanayi, hizmetler ve tarım sektörlerinin, harcama itibarıyla ise özel tüketim, net ihracat ve yatırımların milli gelir artışına olumlu katkı sunduğunu ifade etti.</p>

Tarladan direkt vatandaşa sattı: Fiyatı 15 lira ucuzladı!

Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Aydın Mahallesi'nde yaklaşık 40 dönüm alanda kavun yetiştiren Fatih Yıldırım, bu sezon yaklaşık 70 ton ürün bekliyor.

2003 yılından bu yana kavun üretimi yapan Yıldırım, tarlasında yetiştirdiği kavunları aracıya ve hale göndermek yerine ailesiyle birlikte doğrudan pazarda satarak uygun fiyata tüketiciyle buluşturuyor.

Aracıları devre dışı bıraktı, kavunun kilo fiyatı 10-15 lira ucuzladı

"TARLADA KAVUN İÇİN 8-10 LİRA FİYAT VERİLİYOR"

Kavunlarını yaklaşık 20 yıldır pazarlarda kendisinin sattığını anlatan Fatih Yıldırım, ürünün hale girmeden doğrudan tüketiciye ulaşmasının hem üretici hem de vatandaş açısından avantaj sağladığını ifade ederek, "Biz aracı girdirmiyoruz, hale sokmuyoruz. Marketlere ve pazarlara kendimiz satıyoruz. Hale girmeden tarladan halka direkt ulaştırıyoruz. Tarlada kavun için 8-10 lira arasında fiyat veriliyor. Tonaj olarak alındığında 10 lira deniyor. Tarlanın tamamını aldıklarında ise 10 liranın da altına düşebiliyor. Bu durumda çiftçi zarar ediyor" dedi.

"HEM BİZ HEM VATANDAŞ KAZANIYOR"

Ürünlerini kendilerinin pazara götürmesiyle kar ettiklerini belirten Fatih Yıldırım, "Biz bu şekilde sattığımızda kilosu 15-20 liraya geliyor. Aracı girdiği zaman ise tüketiciye ulaşan fiyat 25 liranın üzerine çıkabiliyor. Böylece biz de kazanıyoruz, vatandaş da daha uygun fiyata kavun alıyor" diye konuştu.

Aracıları devre dışı bıraktı, kavunun kilo fiyatı 10-15 lira ucuzladı

"70 GÜNDE ÇIKIYOR"

Kavun yetiştiriciliğinin uzun ve yoğun emek isteyen bir süreç olduğunu anlatan Yıldırım, "Ürün tarlaya düştüğünde yaklaşık 70 gün sonra çıkıyor. 70 gün boyunca çiftçi tarlaya gelip emek etmek zorunda. Bizim burada hasat dönemi yaklaşık 1-1,5 ay sürüyor. Bir gün kavun topluyoruz, bir gün pazarda satıyoruz, sonraki gün yeniden topluyoruz" ifadelerini kullandı.

"ADETA AKİDE ŞEKERİ GİBİ"

Bölgede yetişen kavunun kendine özgü tadı ve aroması bulunduğunu belirten Yıldırım, özellikle açık tarla üretiminin ürünün lezzetinde etkili olduğunu ifade ederek, "Çok güzel şiresi olan, tadı ve kokusu olan bir kavun. Sarı kavun, sarı burun olarak biliniyor. Bizim burada yetişen kavunun lezzeti ve aroması adeta akide şekeri gibi. Açık tarla ürünü olması, güneşi tamamen alması tadına ve kokusuna yansıyor" dedi.

💾

<p>Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Aydın Mahallesi'nde yaklaşık 40 dönüm alanda kavun yetiştiren Fatih Yıldırım, bu sezon yaklaşık 70 ton ürün bekliyor.</p>

<p>2003 yılından bu yana kavun üretimi yapan Yıldırım, tarlasında yetiştirdiği kavunları aracıya ve hale göndermek yerine ailesiyle birlikte doğrudan pazarda satarak uygun fiyata tüketiciyle buluşturuyor.</p>

<p>"TARLADA KAVUN İÇİN 8-10 LİRA FİYAT VERİLİYOR"</p>

<p>Kavunlarını yaklaşık 20 yıldır pazarlarda kendisinin sattığını anlatan Fatih Yıldırım, ürünün hale girmeden doğrudan tüketiciye ulaşmasının hem üretici hem de vatandaş açısından avantaj sağladığını ifade ederek, "Biz aracı girdirmiyoruz, hale sokmuyoruz. Marketlere ve pazarlara kendimiz satıyoruz. Hale girmeden tarladan halka direkt ulaştırıyoruz. Tarlada kavun için 8-10 lira arasında fiyat veriliyor. Tonaj olarak alındığında 10 lira deniyor. Tarlanın tamamını aldıklarında ise 10 liranın da altına düşebiliyor. Bu durumda çiftçi zarar ediyor" dedi.</p>

<p>"HEM BİZ HEM VATANDAŞ KAZANIYOR"</p>

<p>Ürünlerini kendilerinin pazara götürmesiyle kar ettiklerini belirten Fatih Yıldırım, "Biz bu şekilde sattığımızda kilosu 15-20 liraya geliyor. Aracı girdiği zaman ise tüketiciye ulaşan fiyat 25 liranın üzerine çıkabiliyor. Böylece biz de kazanıyoruz, vatandaş da daha uygun fiyata kavun alıyor" diye konuştu.</p>

<p>"70 GÜNDE ÇIKIYOR"</p>

<p>Kavun yetiştiriciliğinin uzun ve yoğun emek isteyen bir süreç olduğunu anlatan Yıldırım, "Ürün tarlaya düştüğünde yaklaşık 70 gün sonra çıkıyor. 70 gün boyunca çiftçi tarlaya gelip emek etmek zorunda. Bizim burada hasat dönemi yaklaşık 1-1,5 ay sürüyor. Bir gün kavun topluyoruz, bir gün pazarda satıyoruz, sonraki gün yeniden topluyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"ADETA AKİDE ŞEKERİ GİBİ"</p>

<p>Bölgede yetişen kavunun kendine özgü tadı ve aroması bulunduğunu belirten Yıldırım, özellikle açık tarla üretiminin ürünün lezzetinde etkili olduğunu ifade ederek, "Çok güzel şiresi olan, tadı ve kokusu olan bir kavun. Sarı kavun, sarı burun olarak biliniyor. Bizim burada yetişen kavunun lezzeti ve aroması adeta akide şekeri gibi. Açık tarla ürünü olması, güneşi tamamen alması tadına ve kokusuna yansıyor" dedi.</p>

2035'e kadar 200 milyar dolar yatırım! Yol haritası belli oldu

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile APLUS Enerji Danışmanlık işbirliğinde hazırlanan "Enerji Sektör Raporu 2026"da Türkiye'nin 2035'e kadar enerji alanında atmayı hedeflediği adımlara ilişkin yol haritası paylaşıldı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının öngörülerine yer verilen raporda, Türkiye'nin 2035'e kadar rüzgar ve güneş enerjisindeki toplam kurulu gücünü 120 gigavata ulaştırmayı hedeflediği, buna ulaşılması için gelecek dönemde her yıl 8 ila 9 gigavat yeni kapasitenin devreye alınmasının gerektiği kaydedildi. Buna göre, nükleer enerji de dahil olmak üzere enerji dönüşümüne yönelik toplam finansman ihtiyacının 200 milyar dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor.

Bunun yaklaşık 80 milyar dolarlık bölümünün sistem esnekliğinin artırılması ve şebekenin modernizasyonu ile iletim, dağıtım ve şebeke altyapısı yatırımlarından oluşması beklendiğine işaret edilen raporda, 2035 hedeflerine ulaşılmasında şebeke modernizasyonu, sistem esnekliği ve finansman ihtiyacının önemi vurgulanıyor.

Bu yatırım hacmi, Türkiye'nin enerji sektöründe uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu geniş fırsat alanını ortaya koyuyor.

Raporda ayrıca, geleneksel enerji üretim alanlarının yanı sıra batarya depolama ve elektrikli araç şarj altyapısı gibi yeni nesil yatırım alanlarına da kapsamlı şekilde yer veriliyor.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine dayandırılan projeksiyonlara göre, Türkiye’deki elektrikli araç sayısının yüksek senaryoda 2035 itibarıyla 7 milyona ulaşması bekleniyor. Batarya depolama ile entegre yenilenebilir enerji yatırımları ve Türkiye'nin ilk açık deniz (denizüstü) rüzgar enerjisi girişimi olan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) DÜRES-2026 süreci de sektörde öne çıkan yeni yatırım fırsatları olarak yer alıyor.

Content media

7 KRİTİK TEKNOLOJİ ALANI İÇİN FIRSAT VE RİSK ANALİZİ

Raporda, rüzgar, güneş, batarya depolama, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve yeşil hidrojen olmak üzere 7 ana teknoloji alanı, yatırımcı perspektifinden ayrı ayrı inceleniyor.

Raporun ilk bölümünde Türkiye'nin elektrik piyasasının gelişimi, mevcut piyasa yapısı ve arz-talep dengesi ele alınırken elektrik talebindeki ve kurulu güçteki değişimler, üretim yapısı, piyasa işleyişi ve son dönemdeki mevzuat değişiklikleri bu bölümde inceleniyor.

Ayrıca, elektrik talebinin orta ve uzun vadeli gelişimine ilişkin değerlendirmelere yer verilen raporda ikinci bölümde yenilenebilir enerji ve batarya depolama yatırımlarına odaklanılıyor. Rüzgar ve güneş enerjisinin gelişimi de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) ve YEKA modeli gibi destek mekanizmaları, lisanssız ve hibrit projeler, depolama yatırımları ve yerli üretime yönelik düzenlemeler çerçevesinde değerlendiriliyor, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarının orta ve uzun vadeli görünümü ile yatırımcılar açısından ortaya çıkabilecek fırsatlar da bu bölümde inceleniyor.

Elektrik piyasasında yatırım kararlarını etkileyebilecek düzenleyici ve sektörel gelişmelere yer verilen raporda, piyasa tasarımındaki değişiklikler, dengesizlik maliyetleri, yan hizmetler, karbon piyasası, nükleer enerji, elektrikli araçlar ve şarj altyapısı ile ikili elektrik alım anlaşmaları bu kapsamda ele alınıyor. Son bölümde ise rüzgar, güneş, batarya depolama, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve yeşil hidrojen olmak üzere yedi teknoloji alanı ayrı ayrı değerlendiriliyor ve her teknoloji için mevcut piyasa koşulları, yatırım fırsatları, gelir yapısını etkileyen unsurlar ve yatırımcıların dikkate alması gereken temel riskler anlatılıyor.

Böylece Türkiye'nin enerji sektöründeki farklı yatırım alanları, fırsatlar ve riskler bakımından karşılaştırmalı bir çerçevede sunulan raporda, sektördeki dönüşüm, küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler ve enerji dönüşümünde öne çıkan eğilimler değerlendiriliyor, elektrik piyasasının mevcut yapısı, yatırım kararlarını etkileyebilecek piyasa gelişmeleri ve farklı teknoloji alanlarındaki yatırım fırsatları mercek altına alınıyor.

Nisan 2026'da güncellenen gün öncesi piyasası azami fiyat limiti, Mayıs 2026'da yürürlüğe giren lisanssız üretimde saatlik mahsuplaşma uygulaması, ulusal karbon piyasasına yönelik gelişmeler ve ikili elektrik alım anlaşmaları (PPA) gibi güncel düzenlemeler; yatırım getirileri ve riskler açısından değerlendiriliyor.

ENERJİDEKİ HEDEFLER YATIRIMCILAR İÇİN ÖNEMLİ FIRSATLAR SUNUYOR

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi yetkilileri, bu çalışmanın Türkiye'nin enerji sektörünün uluslararası yatırımcılar nezdindeki görünürlüğünü ve cazibesini daha da güçlendireceğini belirterek, raporun yatırım kararlarında ihtiyaç duyulan temel piyasa, düzenleme ve yatırım parametrelerini bütüncül bir çerçevede sunduğunu ifade etti.

Rapora ilişkin görüşlerine yer verilen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, şunları kaydetti:

"Enerji güvenliğinin ekonomik büyüme ve dayanıklılığın temel unsurlarından biri haline geldiği bu dönemde, Türkiye'nin güçlü sanayi altyapısı, stratejik coğrafi konumu, bölgesel enerji ağlarındaki merkezi rolü ve Sayın Cumhurbaşkanımızın bu alanda ortaya koyduğu reform gündemiyle küresel enerji dönüşümünün öncü ülkelerinden biri olma hedefini sürdürüyor. Yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla artması, şebeke modernizasyonu, enerji verimliliği, depolama ve yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, Türkiye'de yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz kapsamlı yol haritası, uluslararası sermayeyi, ileri teknolojileri ve stratejik işbirliklerini Türkiye'nin enerji dönüşümüne daha güçlü şekilde dahil etmeyi amaçlıyor. Hazırladığımız Enerji Sektör Raporu 2026'nın Türkiye'nin enerji ekosistemini ve sunduğu yatırım fırsatlarını bütüncül bir perspektifle ortaya koyarak yerli ve uluslararası yatırımcılar için değerli bir referans olacağına inanıyorum."

Avrupa'da doğal gaz fiyatları 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı!

Avrupa'da doğal gaz fiyatlandırmasında referans kabul edilen Hollanda merkezli TTF'de ekim vadeli kontratlarda doğal gazın megavatsaat fiyatı cuma günü 66,97 avrodan kapandı.

Fiyatlar bugün saat 11.34 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 4,4 artarak 69,90 avroya yükseldi.

Böylece doğal gaz fiyatları 69 avronun üzerine çıkarak Ocak 2023'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

DÜŞÜK DEPOLAMA SEVİYESİ FİYATLARI DESTEKLİYOR

Gas Infrastructure Europe (GIE) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 64,7 seviyesinde bulunuyor.

Depolama seviyelerinin yılın bu dönemi için tarihsel ortalamaların altında seyretmesi, kış öncesinde stokların tamamlanmasına yönelik endişeleri artırıyor.

Hava tahminlerinde eylül başı için daha ılımlı sıcaklıkların öngörülmesi talep beklentilerini sınırlasa da düşük depolama seviyeleri, Körfez'den LNG arzına ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı'na yönelik riskler, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.

ABD ordusunun dün gece Lark Adası'ndaki iki hedefe saldırı düzenlemesi ve İran basınının saldırının ardından bölgedeki hedeflere füze atıldığını bildirmesi de piyasalardaki arz endişelerini artırdı.

Söz konusu gelişmeler, ABD ile İran arasında bir süredir devam eden arabuluculuk girişimlerinin taraflar arasındaki anlaşmazlığı gidermede sonuç vermemesinin ardından yaşandı.

LNG İÇİN AVRUPA-ASYA REKABETİ ÖNE ÇIKIYOR

Orta Doğu'daki çatışmaların Körfez bölgesindeki LNG ihracatını, özellikle de önemli üreticilerden Katar'ın sevkiyatlarını olumsuz etkilemesi, küresel arz görünümüne ilişkin endişeleri artırıyor.

Körfez'den LNG ihracatının uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla LNG kargosu için rekabet etmek zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.

Analistler, özellikle Körfez'den LNG ihracatının daha uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla rekabet etmek zorunda kalabileceğini ve bunun doğal gaz fiyatları üzerinde gelecek dönemde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.

💾

<p>Avrupa'da doğal gaz fiyatlandırmasında referans kabul edilen Hollanda merkezli TTF'de ekim vadeli kontratlarda doğal gazın megavatsaat fiyatı cuma günü 66,97 avrodan kapandı.</p>

<p>Fiyatlar bugün saat 11.34 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 4,4 artarak 69,90 avroya yükseldi.</p>

<p>Böylece doğal gaz fiyatları 69 avronun üzerine çıkarak Ocak 2023'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.</p>

<p>DÜŞÜK DEPOLAMA SEVİYESİ FİYATLARI DESTEKLİYOR</p>

<p>Gas Infrastructure Europe (GIE) verilerine göre, Avrupa Birliği ülkelerindeki doğal gaz depolarının doluluk oranı yüzde 64,7 seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>Depolama seviyelerinin yılın bu dönemi için tarihsel ortalamaların altında seyretmesi, kış öncesinde stokların tamamlanmasına yönelik endişeleri artırıyor.</p>

<p>Hava tahminlerinde eylül başı için daha ılımlı sıcaklıkların öngörülmesi talep beklentilerini sınırlasa da düşük depolama seviyeleri, Körfez'den LNG arzına ilişkin belirsizlikler ve Hürmüz Boğazı'na yönelik riskler, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.</p>

<p>ABD ordusunun dün gece Lark Adası'ndaki iki hedefe saldırı düzenlemesi ve İran basınının saldırının ardından bölgedeki hedeflere füze atıldığını bildirmesi de piyasalardaki arz endişelerini artırdı.</p>

<p>Söz konusu gelişmeler, ABD ile İran arasında bir süredir devam eden arabuluculuk girişimlerinin taraflar arasındaki anlaşmazlığı gidermede sonuç vermemesinin ardından yaşandı.</p>

<p>LNG İÇİN AVRUPA-ASYA REKABETİ ÖNE ÇIKIYOR</p>

<p>Orta Doğu'daki çatışmaların Körfez bölgesindeki LNG ihracatını, özellikle de önemli üreticilerden Katar'ın sevkiyatlarını olumsuz etkilemesi, küresel arz görünümüne ilişkin endişeleri artırıyor.</p>

<p>Körfez'den LNG ihracatının uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla LNG kargosu için rekabet etmek zorunda kalabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Analistler, özellikle Körfez'den LNG ihracatının daha uzun süre aksaması halinde Avrupa'nın Asya'daki alıcılarla daha fazla rekabet etmek zorunda kalabileceğini ve bunun doğal gaz fiyatları üzerinde gelecek dönemde de yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.</p>

Hasar çetelerine büyük darbe! Alo 193 dönemi başlıyor

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, 1 Eylül'de faaliyete geçecek Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) ile kazazedelere illegal yapılardan önce ulaşacaklarını belirterek, "Yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın mağdur edildiği bu büyüklükteki bir vurgunu sonlandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz." dedi.

Trafik sigortalarındaki değer kaybı kaynaklı uyuşmazlıkların asgari seviyeye indirilmesi ve tazminat süreçlerinin etkin, adil ve hızlı şekilde yönetilmesi amacıyla SEDDK tarafından hazırlanan beş aşamalı eylem planı çerçevesinde önemli yapısal reformlar yapıldı.

Bu kapsamda ilk üç aşamada, eksper hesaplamalarının standartlaştırılması, eksper atamalarında akıllı sisteme geçilmesi ve değer kaybı tazminatının hak sahiplerine herhangi bir ilave başvuru şartı aranmaksızın maddi hasarla birlikte hesaplanarak ödenmesi yönünde değişiklikler hayata geçirildi. Dördüncü aşamada kanuna aykırı şekilde hasar aracılığı faaliyetinde bulunarak vatandaşların mağduriyetine neden olan yasa dışı yapıların engellenmesine yönelik genelge yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Hasar çetelerine karşı Alo 193 dönemi başlıyor: Milyarlık vurguna dur diyecek adım

BEŞ AŞAMALI EYLEM PLANININ SON HALKASI

Eylem planının beşinci maddesinde ise vatandaşların hasar ihbarlarını tek bir merkez üzerinden kolay ve hızlı şekilde iletebilmelerini sağlamak üzere tüm sigorta şirketlerinin entegre olduğu "Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi" kuruldu.

Merkez üzerinden ilk etapta trafik ve kasko sigortalarına ilişkin hasar başvuruları kabul edilmeye başlanacak. Vatandaşlar hasar ihbarlarının yanı sıra hasar sonrası kendilerini rahatsız ve mağdur eden illegal yapıları da Alo 193 hattını kullanarak SEDDK'ye şikayet edebilecek.

Merkez, SEDDK tarafından sigortadan menfaat sağlayan kişilerin hasar ve tazminat başvurularını sigorta şirketlerine doğrudan yapabilmelerinin yanı sıra merkezi bir platform üzerinden de kolaylıkla gerçekleştirebilmeleri amacıyla kuruldu.

Geçerli kabul edilen hasar başvuruları ilgili sigorta şirketine, Güvence Hesabına veya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılmış sayılacak. Sistem kesintileri, veri kayıpları veya bildirimlerin ilgili kuruluşlara iletilmesinde yaşanacak teknik gecikmeler, ilgili mevzuatta öngörülen sürelerin hesabında başvuru sahibi aleyhine dikkate alınamayacak.

BİR İŞ GÜNÜ İÇİNDE İLETİŞİME GEÇİLECEK

İletilen başvuruların ardından ilgili sigorta şirketi, Güvence Hesabı veya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu, en geç hasar başvuru bilgilerinin kendisine iletilmesini takip eden iş günü içerisinde çağrı merkezi aracılığıyla başvuru sahibiyle iletişime geçecek.

Yapılacak aramada başvuru sahibine tazminat ödemesi için gerekli belgeler, kaza tespit tutanağının tutulması, kusur oranlarının tespiti, ekspertiz işlemleri, tahmini onarım süresi, araç hasarı ile birlikte değer kaybı hesaplamasının da yapılacağı ve tazminatın ilgili kanunda belirtilenler dışındaki yetkisiz kişilerce takip ve tahsil edilemeyeceği hususlarında asgari bilgilendirme yapılacak.

Vatandaşların hasar başvurularını kolayca iletebilmeleri için Alo 193 telefon hattına ilave olarak bir mobil uygulama ve web sitesi de yakında hizmete girecek.

Hasar çetelerine karşı Alo 193 dönemi başlıyor: Milyarlık vurguna dur diyecek adım

"ALO 193 İLE KAZAZEDELERE BU YAPILARDAN ÖNCE ULAŞACAĞIZ"

SEDDK Başkanı Davut Menteş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, amaçlarının trafik kazalarından sonra vatandaşların kişisel bilgilerini hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirerek kazayla ilgili yapay ihtilaf yaratıp haksız kazanç elde eden illegal yapıları engellemek olduğunu söyledi.

Menteş, "hasar çeteleri" olarak adlandırılan bu yapıların 10 yıldan uzun süredir faal olduklarına dikkati çekerek, bunların, oluşturdukları sistemin ağlarına dahil ettikleri bilgi kaynakları vasıtasıyla trafik kazalarından saatler içinde haberdar olabildiklerini anlattı.

Söz konusu illegal yapıların, elde ettikleri kaza ve kazazede bilgilerini yine bu yapının bünyesinde faaliyet gösteren çağrı merkezlerine aktardıklarını dile getiren Menteş, çağrı merkezleri aracılığıyla ilk andan itibaren vatandaşların sistematik ve ısrarlı telefon aramalarına maruz bırakıldığını ifade etti.

Menteş, şöyle devam etti:

"Telefon aramalarında kullanılan 'Sigorta şirketleri hasarlarınızı ödemez. Bize vekalet verirseniz tüm hasarınızı tahsil ederiz.' şeklindeki yanıltıcı ve dolandırıcı ifadelerle vatandaşlarımız ikna edilmeye çalışılıyor. Bu illegal yapılar, sözde 'ücretsiz kaza tutanağı düzenleme' ve 'ücretsiz hasar danışmanlığı' gibi faaliyetlerde bulundukları izlenimi vererek kendilerini kamufle etmeye çalışıyor. Bu şekilde vekalet alınmasıyla ilerleyen süreç, kazazedeler ve sigorta şirketleri arasında oluşturulan yapay ihtilafların Sigorta Tahkim Komisyonuna veya hukuk mahkemelerine taşınmasıyla devam ediyor."

"YILLIK MİLYARLARCA LİRA HAKSIZ KAZANÇ"

Türkiye'de bu yöntemlerle oluşturulan ihtilaflara, sonucunda elde edilen haksız kazanca ve bu yapıyla mücadeledeki kararlılıklarına dikkati çeken Menteş, "Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin trafik kazası gerçekleşmekte ve bu illegal yapı yüz binlerce ihtilaf üretmektedir. Bu yapının bu hacimde bir işten elde ettiği haksız kazancın yıllık milyarlarca lira seviyelerinde olduğunu değerlendirmekteyiz. Sigorta sektörü otoritesi olarak, yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın mağdur edildiği bu büyüklükteki bir vurgunu sonlandırmak için ne gerekiyorsa yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Menteş, Trafik Sigortası Eylem Planı dahilinde, öncelikle hasar süreçlerinde ihtilaf oluşturabilen konuları çözmeye yönelindiğini söyleyerek, "Bu kapsamda, değer kaybı hesaplamalarının gerçek zarar ilkesine göre standartlaştırılması, kazaya en uygun eksperin otomasyonla yönlendirilmesi anlamına gelen 'akıllı eksper ataması sistemi'ne geçilmesi ve değer kaybı tazminatı için ilave başvuru şartının kaldırılması gibi önemli iyileştirmelere gidilmiştir." ifadelerini kullandı.

Planın yeni aşaması olan Alo 193'ün söz konusu illegal yapılarla mücadelede üstleneceği role dikkati çeken Menteş, "Alo 193 ile kazazedelere bu yapılardan önce ulaşacağız. Vatandaşlarımızın süratle ve kolaylıkla hasar başvurusu yapabilmelerinin yanı sıra kendilerini mağdur eden bu yapıları da kurumumuza şikayet edebilmelerini sağlayacağız." diye konuştu.

Menteş, bu yapının tüm unsurlarına yönelik kapsamlı bir denetim faaliyeti içinde bulunduklarını da vurgulayarak, illegal yapının suç teşkil ettiği değerlendirilen faaliyetlerine dair tespitleri tamamlandıkça adli mercilere intikal ettirdiklerini dile getirdi.

ŞİKAYETLER İÇİN YENİ DÖNEM BAŞLIYOR

Bu arada, ilgili kuruluşların gerçekleştirdikleri tüm işlemler ile sigortacılık ve özel emeklilik faaliyeti kapsamındaki üretim, hasar, aracılık ve benzeri hususlarda hizmet sunan kişi ve kuruluşların işlemlerine ilişkin şikayetler de SEDDK'nin mevcut başvuru kanallarına ek olarak Alo 193 hattı üzerinden iletilebilecek.

Şirketler, düzenleyecekleri poliçe ve bilgilendirme metinlerinin ilgili bölümlerine, hasar durumunda OHİM aracılığıyla da talepte bulunulabileceğine ilişkin bilgi ekleyecek. Ayrıca Alo 193 Sigorta Hasar İhbar ve Şikayet Hattına poliçenin ön yüzünde en az 14 punto büyüklüğünde yer verilecek.

💾

<p>SEDDK, trafik ve kasko hasar başvurularının tek merkezden yapılmasını sağlayacak Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi'ni 1 Eylül'de hizmete açıyor. SEDDK Başkanı Davut Menteş, yaklaşık 1 milyon vatandaşı mağdur ettiği belirtilen “hasar çeteleri” ile mücadelede kazazedelere yasa dışı yapılardan önce ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı.</p>

Bakan Şimşek GSYH verilerini değerlendirdi: Büyüme kademeli olarak artacak

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,3 büyüdü. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in GSYH verilerine yönelik açıklamaları Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından paylaşıldı.

Bakan Şimşek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

DENGELİ BİR BÜYÜME GERÇEKLEŞTİ

Türkiye ekonomisi, jeopolitik gerilimlerin öne çıktığı 2026 yılının ikinci çeyreğinde zorlu küresel koşullara rağmen çeyreklik yüzde 1,1, yıllık yüzde 2,3 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelir 1,7 trilyon doları aştı.

Teknoloji yoğun sektörlerdeki olumlu görünümün desteğiyle sanayi katma değeri yıllık yüzde 2,4 artarken tarım sektörü yüzde 13,3 ile güçlü büyümesini sürdürdü. Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar yüzde 0,6 büyürken net dış talep büyümeye pozitif katkı verdi. Böylece ikinci çeyrekte iç ve dış talebin desteğiyle dengeli bir büyüme gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Mehmet ŞİMŞEK’in ( @memetsimsek ) 2026 Yılı II. Çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla (GSYH) Büyümesine İlişkin Değerlendirmesi- 31.08.2026 pic.twitter.com/LIcXtmLPmW

— T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı (@HMBakanligi) August 31, 2026

BÜTÇE PERFORMANSINDA OLUMLU SEYİR

Jeopolitik gelişmelerin ticaret ortaklarımız üzerindeki etkileri ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artışla yıllıklandırılmış cari açık ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar olurken cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kaldı.

Kayıt dışılıkla mücadele, güçlenen vergide adalet ve harcama disiplini sayesinde önemli bir mali alan sağladık. Küresel fiyat şoklarının vatandaşlarımıza etkisini sınırlamak ve dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulamasıyla önemli bir vergi gelirinden vazgeçmesine rağmen bütçe performansımız olumlu seyrini sürdürüyor.

OVP İLE YOL HARİTAMIZI ORTAYA KOYACAĞIZ

İkinci çeyrek itibarıyla brüt dış borç stokumuzun milli gelire oranı yüzde 31,6 seviyesinde yatay seyretti. Türkiye'nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan yüzde 229'un ve dünya ortalaması olan yüzde 306'nın oldukça altında bulunuyor.

Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı direncimizi artırıyor. Dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve daha destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artmasını bekliyoruz. 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı refah artışını temin etmek için yol haritamızı ortaya koyacağız.

Altın yatırımcısı dikkat! 2 haftanın dibini gördü: Cuma günü her şey netleşecek

ABD Merkez Bankası'ndan gelen faiz uyarısı ve Orta Doğu'da tırmanan askerî gerilim değerli metallerde rüzgarı tersine çevirdi. Ons bazında son iki haftanın dibini gören altında gözler cuma günü açıklanacak kritik ABD istihdam verilerine çevrildi.

Fed Başkanı Kevin Warsh'ın faiz artışına açık kapı bırakan açıklamaları ve Orta Doğu'da artan gerilim altın fiyatlarını aşağı çekti. Spot altın ons başına 4.423,52 dolara gerileyerek son iki haftanın en düşük seviyesini gördü.

Altın fiyatlarında satış baskısı yeniden güç kazandı. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh'ın enflasyonla mücadelede yeni faiz artışlarının masada kalabileceğini söylemesi ve Orta Doğu'daki askerî gerilimin tırmanması, değerli madeni son iki haftanın en düşük seviyesine taşıdı.

Altın yatırımcısı dikkat! 2 haftanın dibini gördü: Cuma günü her şey netleşecek

ONS ALTINDA KAYIPLAR BÜYÜYOR

Spot altın, TSİ 08.15 itibarıyla yüzde 0,7 düşüşle ons başına 4.423,52 dolara geriledi. Cuma günü yüzde 3'ü aşan kayıp yaşayan sarı metal, böylece 19 Ağustos'tan bu yana en zayıf seviyesini gördü. ABD altın vadeli kontratları da satışlardan nasibini aldı. Kontratlar yüzde 1,4 değer kaybederek 4.466,80 dolara indi.

"ŞAHİN AÇIKLAMALARININ ETKİSİ"

Altındaki geri çekilmede Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole Ekonomi Sempozyumu'nda verdiği mesajların etkisi öne çıkıyor. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, altının Warsh'ın şahin açıklamalarının etkisini henüz üzerinden atamadığını söyledi. Waterer'a göre ABD'nin İran'a yönelik askerî adımlarıyla petrol fiyatlarının yükselmesi de enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Altın, enflasyon dönemlerinde geleneksel olarak güvenli limanlardan biri olarak görülüyor. Ancak faiz getirisi sağlamaması, borçlanma maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde değerli madene olan ilgiyi azaltabiliyor. İşte son satışlarda da bu denklem yeniden devreye girmiş durumda.

Altın yatırımcısı dikkat! 2 haftanın dibini gördü: Cuma günü her şey netleşecek

MASADAKİ YENİ FAİZ SENARYOSU

Warsh, cuma günü Jackson Hole'da yaptığı açıklamada, enflasyonun yüzde 2'lik hedefe doğru gerilediğine dair yeterli güven oluşmaması durumunda Fed'in "daha fazla adım atması gerekeceğini" söyledi. Bu açıklama, yeni bir faiz artışı ihtimalini yeniden masaya taşıdı. CME FedWatch göstergelerine göre vadeli işlem piyasaları, Eylül ayında olası bir faiz artırımını yüzde 60 ihtimalle fiyatlıyor.

ORTA DOĞU'DAKİ OPERASYON PETROLÜ VURDU

Piyasaların yakından izlediği bir diğer başlık ise Orta Doğu'daki gerilim oldu. ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada İran'ın stratejik enerji üssü Harg Adası'nın vurulduğunu duyurdu. Temmuz ayının sonundan bu yana Washington'ın Tahran yönetimine yönelik bilinen ilk doğrudan hamlesi olan operasyonun ardından uluslararası petrol fiyatları yüzde 2'nin üzerinde yükseldi. Petroldeki bu hareket, enflasyonun yeniden güçlenebileceği yönündeki kaygıları da artırdı. Bu tablo, bir yandan piyasalarda risk iştahını azaltırken diğer yandan Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri daha da önemli hale getirdi.

"GERİ ÇEKİLMEYİ DAHA DA DERİNLEŞTİREBİLİR"

Altının bundan sonraki yönü açısından bu hafta ABD'den gelecek istihdam verileri kritik olacak. Piyasa takviminde JOLTS açık iş pozisyonları, ADP özel sektör istihdamı, haftalık işsizlik maaşı müracaatları ve cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam (NFP) raporu bulunuyor. Tim Waterer, özellikle tarım dışı istihdam verisinin altında sert hareketlere yol açabileceğine dikkat çekti. Waterer'a göre güçlü gelecek bir veri, Jackson Hole sonrası başlayan geri çekilmeyi daha da derinleştirebilir. Tersi bir senaryoda ise açığa satışların kapanmasıyla birlikte hızlı bir toparlanma görülebilir.

Altın yatırımcısı dikkat! 2 haftanın dibini gördü: Cuma günü her şey netleşecek

GÜMÜŞ VE PLATİN DE DÜŞÜŞTE

Altındaki satış dalgası diğer kıymetli metallere de yansıdı. Spot gümüş yüzde 0,4 değer kaybederek 66,30 dolara gerilerken, platin yüzde 1,3 düşüşle 1.797,03 dolara indi. Paladyumdaki kayıp ise daha sert oldu. Değerli metal yüzde 2,5 gerileyerek 1.386,96 dolardan işlem gördü.

Araştırma şirketi BMI ise gümüş tarafında güçlü yatırım talebi ve sınırlı maden arzının fiyatların mevcut seviyelerde tutunmasına destek olabileceğini düşünüyor. Ancak fiziki arz darboğazlarının hafiflemesi halinde, gümüşün yukarı yönlü hareket alanının bir miktar sınırlanabileceği belirtiliyor.

💾

<p>Küresel piyasalarda altın haftaya zayıf seyirle başladı. Ons altın, geçen haftayı yüzde 3,22 değer kaybederek 4.455 dolardan tamamlamıştı. 25 Ağustos’ta 4.697 dolarla tarihi zirvesini gören ons fiyatında başlayan geri çekilme, üç haftalık yükseliş trendinin de sona ermesine neden oldu.</p>

<p>Yeni haftanın ilk işlemlerinde satış baskısı devam ederken, ons altın 4.396 dolara kadar geriledi. Fiyat, TSİ 06.00 itibarıyla 4.424 dolar seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>YENİDEN PETROL BASKISI</p>

<p>Altın fiyatlarını etkileyen son gelişmelere bakıldığında; pazar günü ABD tarafından İran’a gerçekleştirilen saldırılarla birlikte petrol fiyatları yeniden 90 doların üzerini test etti. Arz endişeleri ve enflasyon riski artarken, CME FED Watch anketinde ABD’de eylülde faiz artışının %57 gibi yüksek bir ihtimalle fiyatlanmaya başlaması sarı metal üzerinde baskı oluşturuyor.</p>

<p>KEVIN WARSH ETKİSİ</p>

<p>Ağustos başında altında 4.045 dolardan başlayan hızlı yükseliş de kâr satışlarını tetiklerken; ABD Merkez Bankası Başkanı (FED) Kevin Warsh’ın cuma günü Jackson Hole Sempozyumu konuşmasında şahin mesajlar vermesi de dolar endeksini yükseltmiş ve altında sert satışları tetiklemişti.</p>

<p>NE SÖYLEMİŞTİ?</p>

<p>Enflasyonun yüzde 2'lik hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle FED'in şu anki temel odağının fiyatlar olması gerektiğini vurgulayan Warsh, "Tüketici Fiyat Endeksi verileri beklentilerden daha iyi gelmiş olsa da bunlar temel eğilimlerin anlamlı biçimde iyileştiğini bana göstermiyor" ifadelerini kullanmıştı. 65 aydır devam eden yüksek enflasyonun sorumluluğunun doğrudan FED'in üzerinde olduğunu söyleyen Warsh, "Temel enflasyonun açık bir şekilde ve yeterli hızla hedefimize doğru ilerlediğinden emin olmalıyız. Aksi halde yapacak işimiz var" demişti.</p>

<p>AYLIK PRİM %10’A YAKLAŞTI</p>

<p>Son bir haftada yaşanan hızlı geri çekilmeye rağmen ons altın ağustos ayını bu sabahki fiyatlamalar itibarıyla %9,4 primle tamamlamaya doğru ilerliyor. Bu yükseliş, ocak ayından bu yana gerçekleşen en hızlı aylık prime de işaret edecek.</p>

<p>ALTINDA BEKLENTİLER</p>

<p>Altında bu hafta FED’in faiz kararlarına doğrudan etki eden ABD istihdam verileri odak noktasında iken, analistler fiyatlarda 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.527 doların altına gelindiğini hatırlattı.</p>

<p>Ocak-haziran düşüşünün %23,6 geri alma (FİBO) noktasının konumlandığı 4.335 dolar seviyesi, gelinen noktada en önemli destek noktası olarak gösterildi.</p>

<p>31 AĞUSTOS 2026 GRAM ALTIN</p>

<p>Ons tarafındaki sert hareketler iç piyasada gram fiyatını da etkiliyor. Geçen hafta 7.262 TL’ye kadar yükselen gram fiyatı, cuma günü 6.907 TL’den kapanış yapmıştı. 31 Ağustos 2026 gram altın fiyatı ise TSİ 06:00 itibarıyla 6.863 TL’den güne başladı. Gram altın, ağustosa 6.172 TL’den başlamıştı. Bu sabah itibarıyla gram altında da ağustos ayındaki prim %11,1 civarında gerçekleşiyor.</p>

Siirt fıstığında hasat heyecanı: Bu yıl yüksek verim bekleniyor! 'Yok yılı' tersine döndü!

Siirt’in önemli tarım ürünlerinden coğrafi işaret tescilli Siirt fıstığında hasat hazırlıkları başladı.

Siirt'te fıstık üreticileri bu yıl "yok yılı" olmasına rağmen mevsimsel yağışların etkisiyle yüksek verim bekledikleri hasada hazırlanıyor.

Kentin önemli tarımsal ürünlerinden olan ve coğrafi işaret tescili bulunan Siirt fıstığının üretimi devlet desteğiyle hayata geçirilen projelerle artıyor.

Kentte geçen yıl 415 bin dekarlık alanda, 12 milyonu aşkın ağaçtan yaklaşık 30 bin ton fıstık rekoltesi elde edildi.

Özellikle kış ve ilkbahar aylarında aralıksız devam eden yağışlar, fıstık bahçelerinde de canlanma sağlayarak, salkımların dolmasını sağladı.

Gelecek ay başlayacak hasat için fıstık bahçelerinde hazırlıklar sürüyor.

İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şanverdi de beraberindeki ziraat mühendisleriyle merkez ve ilçelerdeki fıstık bahçelerinde ağaçların gelişimi ve salkımlardaki doluluğa ilişkin incelemeler yapıyor.

"BU YIL VERİMİN İYİ OLMASINI BEKLİYORUZ"

Şanverdi, Siirt fıstığının kent ekonomisi için çok önemli bir ürün olduğunu belirterek, fıstığın geçen yıl yaşanan yüksek sıcaklıklardan olumsuz etkilendiğini söyledi.

Bu yıl etkili olan yağışlarla ağaçların kendini toparladığını ifade eden Şanverdi, "Siirt fıstığı, ilimiz ekonomisi için çok önemli bir tarım üründür. İlimizde yaklaşık 415 bin dekarda 12 milyondan fazla fıstık ağacımız bulunmakta. Siirt fıstığı üreticiler için çok önemli bir gelir haline geldi." dedi.

Şanverdi, fıstığın bugünlerde olgunlaşma dönemine girdiğini belirterek, fıstık bahçelerini gezerek ürünün gelişimini gözlemlediklerini ifade etti.

Kurum olarak ilde fıstık üretiminin gelişmesi için özellikle çiftçi eğitimi ve yayım çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Şanverdi, "Bir yandan çiftçilerimizin gübreleme, sürme ve tozlanma ile ilgili sorunlarını çözmeye çalışırken bir yandan da bahçelerimizin kontrolünü devam ettirmekteyiz. Üretim alanlarının artırılması amacıyla üreticilere fıstık fidanı dağıtımını sürdürüyoruz. Bu yıl da 40 bin civarında fıstık fidanı dağıtacağız. Fıstıkta döllenme sorununu çözmek amacıyla her yıl olduğu gibi erkek aşı kalemleri de dağıtıldı. Bu yıl 400 erkek aşı kalemi dağıttık." diye konuştu.

İLERLEYEN SÜREÇTE HEDEF İLK ETAPTA 50 BİN TON FISTIK ÜRETİMİ

Şanverdi, yağışların fazla olmasından dolayı hasada yaklaşık iki hafta geç başlanacağı bilgisini vererek, üreticilerin fıstığın tam olgunlaşmasını beklemesi gerektiğini söyledi.

Fıstıkta düzenli bakımın da verim açısından önem taşıdığını vurgulayan Şanverdi, şunları kaydetti:

"Geçen yıl aşırı sıcaklardan dolayı sürgünlerimiz çok uzamadı. Dolayısıyla bu yılı aslında 'yok yılı' diyebileceğiniz bir yıl olarak değerlendirebiliriz. Ancak yağışlarla beraber daha iyi bir verim bekliyoruz. Bu yıl sürgünlerimiz iyi. İlimizde 2000'li yıllarda 2 bin ton olan fıstık rekoltemiz bugünlerde 30 bin tonu aşmış durumda. İnşallah üreticilerimizin emekleri ve gayretleriyle ilk etapta 50 bin, daha sonra da 100 bin ton hedefimize doğru çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz."

Şanverdi, yağışların tarımsal üretim için önemine işaret etti ancak aşırı yağışların ve dolunun üretimi olumsuz etkilediğini belirtti.

Dondan zarar gören çiftçilere TARSİM tarafından gerekli desteğin verildiğini ifade eden Şanverdi, çiftçilerle bu yıl hasat şenliğine hazırlandıklarını söyledi.

Şanverdi, "Fıstık demek, umut demek, heyecan demek. Üreticilerimiz bir yıl boyunca emeklerinin karşılığını alacağı günleri bekliyor. Düğünlerimiz, derneklerimiz, umutlar hep fıstık hasadımıza bağlı. İlimiz güven ve huzur ikliminde üretimi artırmaya devam ediyor. Üreticilerimizin heyecanına, mutluluğuna ortak oluyoruz, onların daha fazla üretmesi, daha bol kazanç elde etmesi için yanlarında olmayı sürdürüyoruz." dedi.

"EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI EYLÜL AYINDA BAŞLAYACAK HASATLA ALACAĞIZ"

Fıstık üreticilerinden Osman Oysal, ilkbaharda fıstığın bakım, gübreleme ve budama çalışmalarını düzenli yaptıklarını belirtti.

Oysal, bu yıl dolu nedeniyle bazı ağaçlarda ürün kaybı da yaşandığını ifade ederek, "Buna rağmen bu yıl yine de iyi verim almayı bekliyoruz. Emeğimizin karşılığını eylül ayında başlayacak hasatla alacağız. Dolu olan bölgedeki zararımız TARSİM'den karşılandı. İl Müdürümüz ve şube müdürleri bahçelerimize gelip fıstığı kontrol ediyorlar, hastalık ve zararlar konusunda bizlere yardımcı oluyorlar." ifadelerini kullandı.

Ahmet Demir de düzenli yağışların salkımlardaki doluluğu artırdığını belirterek, "Yıl boyunca hazırlıklarımızı yaptık, hasadı bekliyoruz. Salkımlar doldu yüksek rekolte bekliyoruz." diye konuştu.

Piyasalarda dengeler değişiyor! Altın geriledi, petrol yükseldi, borsa düştü

Küresel piyasalar haftanın ilk işlem gününe jeopolitik riskler ve FED belirsizliğinin gölgesinde başlarken, altın fiyatlarında dikkat çeken bir geri çekilme yaşandı.

Marbaş Menkul Değerler Yatırım Uzmanı Gülbahar Özdemir, piyasalardaki son gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini değerlendirdi.

 Altının üç haftalık yükseliş serisi Jackson Hole açıklamalarıyla sona erdi Altının üç haftalık yükseliş serisi Jackson Hole açıklamalarıyla sona erdi

ALTINDA YÜZDE 3'LÜK GERİ ÇEKİLME

Özdemir, üç haftadır aralıksız yükselen altın fiyatlarının yaklaşık yüzde 3 değer kaybettiğine dikkat çekti. Jackson Hole toplantısında FED'e ilişkin şahin mesajların öne çıkmasının altın fiyatları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Özdemir, faiz artışı beklentilerindeki yükselişin de fiyatlamaları etkilediğini ifade etti.

Altının bir süre 4 bin 300-4 bin 500 dolar bandında yatay seyretmesini beklediğini söyleyen Özdemir, yaşanan düzeltmenin sağlıklı olduğunu ve yatırımcılar açısından yeni alım fırsatları oluşturabileceğini belirtti.

Altında kritik hafta: Gram ve ons fiyatında son durumAltında kritik hafta: Gram ve ons fiyatında son durum

5 BİN DOLAR BEKLENTİSİNDE "BEKLE-GÖR"

Yıl sonu için gündeme gelen 5 bin dolar beklentisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Özdemir, piyasada şu aşamada bekle-gör havasının hakim olduğunu söyledi. Eylül ayında FED'in faiz kararının altının yönü açısından kritik olacağını belirten Özdemir, merkez bankalarının altın alımlarının ve altın fonlarına yönelik para girişlerinin devam etmesinin ise değerli metal açısından olumlu olduğunu vurguladı.

BORSADA DÜZELTME HAREKETİ

Borsa İstanbul'un haftaya düşüşle başlamasını da değerlendiren Özdemir, geçtiğimiz hafta bankacılık endeksi öncülüğünde yaşanan güçlü yükselişin ardından mevcut geri çekilmenin bir düzeltme hareketi olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

SPK'nın fonlara yönelik yeni düzenlemelerinin de bazı hisselerde para çıkışlarına yol açabileceğini belirten Özdemir, özellikle halka açıklık oranı düşük hisselerde satış baskısının görülebileceğine dikkat çekti.

SPK'dan yatırım fonlarına yeni neşter: Serbest fonlara sığ hisse sınırı geldi!SPK'dan yatırım fonlarına yeni neşter: Serbest fonlara sığ hisse sınırı geldi!

BORSADA YÖN HALA YUKARI

Bankacılık endeksinde de düzeltme hareketinin izlendiğini belirten Özdemir, geçtiğimiz hafta Halkbank'taki üç günlük tavan serisinin sektörü desteklediğini, ancak yeni haftada bir miktar geri çekilmenin görüldüğünü ifade etti.

Endeks açısından olumsuz bir tablo görmediklerini belirten Özdemir, yoğun veri akışı ve gündemdeki gelişmeler nedeniyle fiyatlamaların bir süre daha oturmasının gerektiğini söyledi. Özdemir, kısa, orta ve uzun vadede Borsa İstanbul'da yönün yukarı olduğunu, ancak 14.250 seviyesinin korunmasının kritik önem taşıdığını vurguladı.

Borsa güne düşüşle başladıBorsa güne düşüşle başladı

💾

<p>Altında sert düzeltme yaşanırken Borsa İstanbul'da kısa, orta ve uzun vadede yönün yukarı olduğunu belirten Yatırım Uzmanı Gülbahar Özdemir, kritik seviyelere ve FED kararının piyasalar üzerindeki etkisine dikkat çekti.</p>

TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, temmuzda bir önceki aya kıyasla 150 bin artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan yükselişle yüzde 8,1'e çıktı.

İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise değişmedi.

GENÇ NÜFUSTAKİ İŞSİZLİK ARTTI

İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi.

Temmuzda 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 14,5 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,3, kadınlarda ise yüzde 20,3 olarak hesaplandı.

TÜİK, bazı aylara ilişkin verilerde revizyona gitti.

Verilere göre; mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı temmuzda bir önceki aya kıyasla 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bin kişiye düştü.

İstihdam oranı da 0,6 puan azalışla yüzde 48,3 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 65,5, kadınlarda yüzde 31,4 olarak kayıtlara geçti.

İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANI YÜZDE 52,5 OLDU

Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, temmuzda bir önceki aya göre 238 bin kişi azalarak 35 milyon 222 bin kişiye geriledi. İş gücüne katılma oranı da 0,4 puan azalarak yüzde 52,5 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,3, kadınlarda yüzde 35,2 olarak hesaplandı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi temmuzda bir önceki aya göre 0,4 saat azalışla 42 saat olarak kayıtlara geçti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı temmuzda aylık bazda 1,8 puan artışla yüzde 30,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,8 iken işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.

💾

<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı.</p>

<p>Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, temmuzda bir önceki aya kıyasla 150 bin artarak 2 milyon 860 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan yükselişle yüzde 8,1'e çıktı.</p>

<p>İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise değişmedi.</p>

<p>GENÇ NÜFUSTAKİ İŞSİZLİK ARTTI</p>

<p>İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8 iken kadınlarda yüzde 10,6 olarak tahmin edildi.</p>

<p>Temmuzda 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 14,5 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 11,3, kadınlarda ise yüzde 20,3 olarak hesaplandı.</p>

<p>TÜİK, bazı aylara ilişkin verilerde revizyona gitti.</p>

<p>Verilere göre; mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı temmuzda bir önceki aya kıyasla 388 bin kişi azalarak 32 milyon 362 bin kişiye düştü.</p>

<p>İstihdam oranı da 0,6 puan azalışla yüzde 48,3 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 65,5, kadınlarda yüzde 31,4 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>İŞ GÜCÜNE KATILIM ORANI YÜZDE 52,5 OLDU</p>

<p>Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, temmuzda bir önceki aya göre 238 bin kişi azalarak 35 milyon 222 bin kişiye geriledi. İş gücüne katılma oranı da 0,4 puan azalarak yüzde 52,5 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,3, kadınlarda yüzde 35,2 olarak hesaplandı.</p>

<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi temmuzda bir önceki aya göre 0,4 saat azalışla 42 saat olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı temmuzda aylık bazda 1,8 puan artışla yüzde 30,6 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,8 iken işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 19,5 olarak tahmin edildi.</p>

Ekonomi SPK'den yatırım fonlarına yönelik yeni düzenleme

SPK'nin yayımladığı duyuruda, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'e yönelik, "Kurul Karar Organı'nın 28 Ağustos 2026 tarih ve 52/1589 sayılı kararı ile Kurulumuzun i-SPK.52.4 (20.06.2014 tarih ve 19/614 s.k.) sayılı İlke Kararı olarak kabul edilen Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in 'Tanımlar' başlıklı bölümü ile (1.2.), (2.), (4.2.3.), (4.2.5.1.), (4.2.5.2.), (4.3.), (4.4.), (4.9.), (6.1.), (6.8.), (9.5.), (12.5.) maddelerinde değişiklik yapılmasına ve Rehber’e (4.2.10.), (4.10.), (6.12.), (9.8.) maddelerinin eklenmesine karar verilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Kurul, III-55.1 sayılı Portföy Yönetim Şirketleri ve Bu Şirketlerin Faaliyetlerine İlişkin Esaslar Tebliği'nin (PYŞ Tebliği) 41. maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde, PYŞ Tebliği'nin "Portföy yönetim şirketinin kuruluş şartları" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan başlangıç sermayesi tutarının ve "Sermaye yeterliliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 28. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan asgari ödenmiş sermaye tutarının her birinin 2027 yılı için geçerli olmak üzere geniş yetkili portföy yönetim şirketleri için 500 milyon lira ve faaliyetleri sınırlı portföy yönetim şirketleri için 250 milyon lira olarak belirlendiğini de duyurdu.

Duyuruda, VII-128.1 sayılı Pay Tebliği'nin (Pay Tebliği) 27. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki kişiler tarafından, herhangi bir 12 aylık dönemde, fiili dolaşımdaki pay oranı yüzde 50'nin üzerindeki ortaklıklar için ortaklık sermayesini temsil eden payların veya oy haklarının yüzde 2'sinden fazlasının ve fiili dolaşımdaki pay oranı yüzde 50 ve bunun altındaki ortaklıklar için ortaklık sermayesini temsil eden payların veya oy haklarının yüzde 4'ünden fazlasının, özel emir, BİAŞ Toptan Satışlar Pazarı (TSP) veya virman/devir yöntemleri ile yapılan satışlar dahil, Borsa dışında satılamayacağı ve fiili dolaşımdaki pay oranı olarak, satışın yapıldığı tarihte geçerli olan fiili dolaşım oranının dikkate alınacağı kaydedildi.

Söz konusu oranları aşan tutarda payların anılan yöntemlerle devredilmek istenmesi halinde Pay Tebliği'nin 27. maddesinin beşinci fıkrası ile 15. maddesindeki şartlar uygulanmaksızın devir öncesi pay satış bilgi formunun düzenleneceği ve bu formun Kurul'un onayına sunulacağı belirtilen duyuruda, "Kurulca onaylı pay satış bilgi formu düzenlenmeden anılan devirler Borsada özel emre veya TSP işlemlerine konu edilemez, devredilemez/virman yapılamaz. Bu konudaki sorumluluk, payını devreden ortak ile devre aracılık eden yatırım kuruluşlarındadır. 29 Ağustos 2026 tarihinden önce Borsa dışında yapılan satışlar ise herhangi bir 12 aylık dönem içerisinde yapılabilecek satış oranı hesaplamalarına dahil edilmez." ifadelerine yer verildi.

Haberi Paylaş

NSosyal

Muhabir: Samet Tunç

KOBİ'lere finansman nefesi! 250 milyar TL'lik destek paketinin ayrıntıları belli oldu: Kredi limiti 150 milyon TL'ye yükseltildi

Hükümet, istihdamını koruyan firmalara hem prim desteği hem de ucuz kredi imkânı sağlayacak. Kredi faizlerinin 12 puanını devletin karşılayacağı 250 milyar liralık finansman paketine başvurular 1 Eylül'de başlıyor. İşletmelere 6 aya kadar ödemesiz kredi, işçi çıkarmayan firmaya 3.500 TL prim desteği verilecek.

Londra’da ev sahibi olmak daha da zorlaştı

Londra’da ev sahibi olmak isteyenlerin karşılaştığı mali engeller, yükselen mortgage faizleriyle daha da büyüdü.

Emlak platformu Zoopla’nın 27 Ağustos’ta yayımladığı Konut Fiyat Endeksi’ne göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi ocak ayında yüzde 4’ün altındayken yüzde 4,8 seviyesine yükseldi.

Faizlerdeki artış, alıcıların aynı aylık ödemeyle kullanabilecekleri mortgage miktarını yılbaşından bu yana yüzde 9 azalttı. Ocak ayında aylık bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir kişi, bugün aynı ödeme tutarıyla yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Londra’da 35 bin 500 sterlinlik ek peşinat

Alıcıların aynı evi aylık taksitlerini artırmadan satın alabilmeleri için aradaki 18 bin 200 sterlinlik farkı peşinata eklemeleri gerekiyor.

Ancak konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ihtiyaç duyulan ek peşinat yaklaşık 35 bin 500 sterline ulaşıyor. Bu rakam, ülke ortalamasının neredeyse iki katı. Kuzeydoğu İngiltere’de ise aynı fark 10 bin 200 sterlin civarında kalıyor.

Bu nedenle yüzde 9’luk kredi kapasitesi kaybı ülke genelini kapsamasına rağmen, parasal etkisi en ağır biçimde Londralı alıcılar tarafından hissediliyor.

Zoopla’nın haziran ayındaki araştırması da faiz artışının Londra’daki ortalama bir mortgage ödemesine ayda 244 sterlin, ilk kez ev alacakların ödemesine ise yaklaşık 232 sterlin eklediğini ortaya koymuştu.

Independent Mortgage 3

İlk kez ev alacaklar daha fazla etkileniyor

Yüksek ev fiyatları ve peşinat gereksinimi, özellikle ilk kez konut satın alacakları zorluyor. Bu gruptaki alıcılar genellikle daha düşük peşinatla, daha yüksek tutarlı ve uzun vadeli mortgage kullanıyor.

Faiz değişiklikleri bu nedenle ilk kez ev alacakların aylık ödemelerine ve toplam borçlanma maliyetine daha hızlı yansıyor. Londra’da damga vergisinin de ortalama satın alma bedelinin yaklaşık yüzde 3’üne ulaşabilmesi, başkentteki mali yükü daha da artırıyor.

Bazı alıcılar daha küçük veya merkezden uzak konutlara yönelirken, bazıları da ev sahibi olma planlarını ertelemeyi tercih ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Satışlar düştü, aramalar yeniden arttı

Mortgage maliyetlerindeki artış konut satışlarını yavaşlatıyor. Birleşik Krallık genelinde üzerinde anlaşmaya varılan satışların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 daha düşük.

İngiltere Merkez Bankası verileri de haziran ayında konut alımı için onaylanan mortgage sayısının yıllık bazda yüzde 10 azalarak 58 bin 200’e gerilediğini gösteriyor.

Bununla birlikte piyasada sonbahar öncesinde sınırlı bir canlanma işareti görüldü. İnternette yapılan konut aramaları yıllık yüzde 7 artarak son 12 ayın en güçlü yükselişini kaydetti. Satılık konut sayısının da geçen yıla göre yüzde 5 fazla olması, alıcılara daha geniş seçenek ve pazarlık imkânı sağlıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra’da fiyatlar yıllık yüzde 1 geriledi

Birleşik Krallık’taki ortalama konut fiyatı temmuz itibarıyla 272 bin 800 sterline çıktı. Yıllık fiyat artışı hazirandaki yüzde 1,3 seviyesinden yüzde 0,9’a geriledi.

Londra’da ise ortalama konut fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 düştü. Güneydoğu İngiltere’deki gerileme yüzde 0,3 olarak ölçüldü. Buna karşılık Kuzeybatı İngiltere’de fiyatlar yüzde 3,1, Kuzey İrlanda’da yüzde 5,4 arttı.

Zoopla, mortgage faizlerinin yüzde 5’e yakın seyretmesinin talebi sınırlamayı sürdüreceğini; yıllık konut fiyatı artışının yıl sonunda yaklaşık yüzde 1’e gerileyebileceğini öngörüyor. Londra ile Güneydoğu İngiltere’de fiyatların yatay seyretmesi veya sınırlı ölçüde düşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Asgari ücret için bomba kulis bilgisi: Çarpıcı oran ortaya çıktı

Milyonlarca çalışanın beklediği asgari ücret pazarlığı öncesi kulisler hareketlendi. Aralık ayında toplanması beklenen Asgari Ücret Tespit Komisyonu öncesinde olası zam senaryoları gündeme gelirken, SGK Başuzmanı İsa Karakaş dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Karakaş, 2027 yılı için asgari ücrette iki farklı formülün öne çıktığını belirtti.

İslam Memiş’ten Fed öncesi altın uyarısı: Sert kırılım yaşanabilir

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş, piyasaların Jackson Hole toplantısından gelecek mesajlara odaklandığını belirtti. Memiş, Fed cephesinden yapılacak açıklamaların altın, döviz, petrol ve borsa tarafında yeni bir yön arayışını tetikleyebileceğini söyledi.

Amerikalı dev bankadan Türk bankacılık raporu: İki hisse için 'ağırlığı artır' tavsiyesi geldi

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, Türk bankacılık sektörü için yayınladığı analiz raporunda sektör için "ihtiyatlı olumlu" görüşü belirtirken; TCMB'nin fonlama kanalını açtığını belirterek maliyet baskısının azalmasıyla bankalar için yeni öneriler geldi.

Ünlü çanta devi iflas ediyor: Tüm mağazalar kapanıyor, ürünler yüzde 70 indirimle satılacak!

Ünlü çanta devi Radley, artan maliyetler ve zayıflayan tüketici talebi nedeniyle iflas koruması sürecine girdiğini duyurdu. Şirket, bu süreçte 21 mağazasını kapatma kararı alırken; ürünlerini yüzde 70 indirimle satma kararı aldı.

Halkbank ikincil halka arz için SPK'ye başvurdu

Halkbank ikincil halka arz için SPK'ye başvurdu 28.08.2026 Diken

Halkbank, sermayesinin yüzde 25 artırılmasını öngören ikincil halka arz kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvurdu.

The post Halkbank ikincil halka arz için SPK'ye başvurdu appeared first on #site_linkat 28.08.2026 .

Geçen yıl 70 liraydı bu yıl 5 liraya düştü! Üreticiler tepkili

Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Çerkeşli Köyü'nde şeftali ve nektarin hasadına başlarken, bu yıl üretici fiyatlardan memnun değildi. Bilecik genelinde nektarin üretimi 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton olarak gerçekleştirilirken, Osmaneli'nde nektarin üretimi de 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton düzeyinde bulunuyor.

"MARKETLERDE MEYVE SUYU FİYATLARI DÜŞMEZKEN, BİZDE ALIMLAR HER SENE DÜŞÜYOR"

Nektarin üreticisi Recep Yağcı, geçen yıl nektarin fiyatının 60-70 lira olduğunu, bu yıl fiyatların çok düştüğünü anlatarak, "Bu sene rekolte çok olduğu için fiyatlarda randıman yok. Bu yıl bir de üzerine meyve suyu firmaları kalan ürünleri 5 TL'ye alınması, ama marketlerde fiyatların düşmemesi ilginç. Bu işe bir çözüm bulunması gerekiyor. Bence gecen sene şeftali ve nektari üretimini azdı, yanık vurdu. Ama fiyatlar buna rağmen 60 ile 70 TL arasında satıldı. Ama bu sene 10-20 lira bandında satılıyor" dedi.

 

MİLGEM’İN 10 VE 11. GEMİSİNDE HAVELSAN İMZASI

Yazılım tabanlı çözümleriyle yurt içinde ve yurt dışında kritik görevler üstlenen HAVELSAN, Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen platformların en kritik alt sistemlerine katkı sunmaya devam ediyor. 

Milli imkânlarla geliştirilen FLEETSTAR GVDS, denizaltılarda Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi (DBDS) adıyla görev yapıyor. Modern deniz platformlarının dijital omurgasını oluşturan sistemler; sensörler, silahlar ve görev sistemleri arasındaki veri alışverişini yüksek güvenilirlikle yöneterek platformun etkin görev icrasına katkı sağlıyor.

SON TESLİMAT GERÇEKLEŞTİRİLDİ

İlk GVDS teslimatını 16 yıl önce MİLGEM’in ilk gemisi olan TCG HEYBELİADA’ya gerçekleştiren HAVELSAN, aradan geçen sürede sistemlerini farklı sınıflardaki çok sayıda deniz platformuna entegre ederek önemli bir birikim oluşturdu. Son teslimat da MİLGEM projesinin 10 ve 11. gemisinde kullanılmak üzere başarıyla tamamladı.

HAVELSAN, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle sürdürdüğü çalışmalar kapsamında GVDS ve DBDS ürün ailesinde yeni bir teslimatını daha gerçekleştirmiş oldu.

GVDS ve DBDS sistemleri, görev yaptıkları platformlarda kesintisiz olarak çalışıyor ve operasyonel faaliyetlerin sürdürülebilirliğinde kritik rol üstleniyor, elde edilen yüksek kullanılabilirlik oranları ürün ailesinin sahadaki başarısını ortaya koyuyor.

HAVELSAN, bu alandaki üretim ve teslimat faaliyetlerini istikrarlı şekilde sürdürüyor  ve Veri Dağıtım Sistemi teslimatlarına da başarıyla devam ediyor.

DENİZ PLATFORMLARININ DİJİTAL OMURGASI

Yoğun veri trafiği, yüksek operasyon temposu ve çevresel etkiler altında dahi görevini kesintisiz sürdürebilecek şekilde tasarlanan FLEETSTAR GVDS, deniz harekât ortamının zorlu koşullarında dahi üstün nitelikle çalışabiliyor.

Bulunduğu platformun kalbi olarak nitelendiren bu sistem, ortak veri altyapısı üzerinde organize çalışmasına imkân sağlıyor. Platform içerisindeki kritik bilgilerin doğru zamanda ve doğru sistemlere ulaştırılması, sistemlerin temel görevleri arasında yer alıyor.
HAVELSAN, GVDS/DBDS ürün ailesinde kullanılan elektronik kartların önemli bölümünü kendi imkânlarıyla geliştirirken, yazılım ve mekanik tasarım çalışmalarını tamamen özgün mühendislik kabiliyetleriyle yürütüyor. Uzun yıllardır farklı platformlarda görev yapan sistemler, elde ettikleri yüksek güvenilirlik performansıyla Türk Deniz Kuvvetleri ve kullanıcı kurumların operasyonel ihtiyaçlarına güçlü destek sağlıyor.

💾

<p>Yazılım tabanlı çözümleriyle yurt içinde ve yurt dışında kritik görevler üstlenen HAVELSAN, Türk savunma sanayisi bünyesinde geliştirilen platformların en kritik alt sistemlerine katkı sunmaya devam ediyor. </p>

<p>Milli imkânlarla geliştirilen FLEETSTAR GVDS, denizaltılarda Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi (DBDS) adıyla görev yapıyor. Modern deniz platformlarının dijital omurgasını oluşturan sistemler; sensörler, silahlar ve görev sistemleri arasındaki veri alışverişini yüksek güvenilirlikle yöneterek platformun etkin görev icrasına katkı sağlıyor.</p>

<p><strong>SON TESLİMAT GERÇEKLEŞTİRİLDİ</strong></p>

<p>İlk GVDS teslimatını 16 yıl önce MİLGEM’in ilk gemisi olan TCG HEYBELİADA’ya gerçekleştiren HAVELSAN, aradan geçen sürede sistemlerini farklı sınıflardaki çok sayıda deniz platformuna entegre ederek önemli bir birikim oluşturdu. Son teslimat da MİLGEM projesinin 10 ve 11. gemisinde kullanılmak üzere başarıyla tamamladı.</p>

<p>HAVELSAN, uzun yıllara dayanan tecrübesiyle sürdürdüğü çalışmalar kapsamında GVDS ve DBDS ürün ailesinde yeni bir teslimatını daha gerçekleştirmiş oldu.</p>

<p>GVDS ve DBDS sistemleri, görev yaptıkları platformlarda kesintisiz olarak çalışıyor ve operasyonel faaliyetlerin sürdürülebilirliğinde kritik rol üstleniyor, elde edilen yüksek kullanılabilirlik oranları ürün ailesinin sahadaki başarısını ortaya koyuyor.</p>

<p>HAVELSAN, bu alandaki üretim ve teslimat faaliyetlerini istikrarlı şekilde sürdürüyor  ve Veri Dağıtım Sistemi teslimatlarına da başarıyla devam ediyor.</p>

<p><strong>DENİZ PLATFORMLARININ DİJİTAL OMURGASI</strong></p>

<p>Yoğun veri trafiği, yüksek operasyon temposu ve çevresel etkiler altında dahi görevini kesintisiz sürdürebilecek şekilde tasarlanan FLEETSTAR GVDS, deniz harekât ortamının zorlu koşullarında dahi üstün nitelikle çalışabiliyor.</p>

<p>Bulunduğu platformun kalbi olarak nitelendiren bu sistem, ortak veri altyapısı üzerinde organize çalışmasına imkân sağlıyor. Platform içerisindeki kritik bilgilerin doğru zamanda ve doğru sistemlere ulaştırılması, sistemlerin temel görevleri arasında yer alıyor.<br>
HAVELSAN, GVDS/DBDS ürün ailesinde kullanılan elektronik kartların önemli bölümünü kendi imkânlarıyla geliştirirken, yazılım ve mekanik tasarım çalışmalarını tamamen özgün mühendislik kabiliyetleriyle yürütüyor. Uzun yıllardır farklı platformlarda görev yapan sistemler, elde ettikleri yüksek güvenilirlik performansıyla Türk Deniz Kuvvetleri ve kullanıcı kurumların operasyonel ihtiyaçlarına güçlü destek sağlıyor.</p>

Tek bir açıklamayla her şey değişebilir: Altında gözler Jackson Hole’da

Altın fiyatları, hafta başında gördüğü üç ayın zirvesinden sınırlı biçimde geri çekilmesine rağmen ağustos ayındaki güçlü kazancının büyük bölümünü koruyor. Yatırımcılar şimdi Fed Başkanı Kevin Warsh'ın cuma günü yapacağı Jackson Hole konuşmasından gelecek faiz mesajlarına odaklandı.

Altın, ABD'de enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiğini gösteren verilerin ardından beş günlük yükselişine ara verdi. Ancak geri çekilme sert olmadı ve değerli metal üç ayın en yüksek seviyelerine yakın kalmayı sürdürdü.

Spot altın ons başına 4 bin 640 dolar civarında seyrediyor. Böylece altın, hafta başında ulaştığı zirveden kazançlarının bir bölümünü geri verse de ağustos ayındaki yaklaşık yüzde 14'lük yükselişinin büyük kısmını korudu.

Tek bir açıklamayla her şey değişebilir: Altında gözler Jackson Hole’da

ABD'NİN "40 TRİLYON DOLARI AŞAN" BORCU ENDİŞESİ

Altının son dönemde değer kazanmasında ABD'nin 40 trilyon doları aşan federal borcuna ilişkin endişeler, doların zayıflaması ve uzun vadeli tahvil faizlerinin gerilemesi etkili oldu.

ABD Hazinesinin uzun vadeli devlet tahvillerine yönelik geri alımlarını artırması, piyasaya nakit akışını desteklerken tahvil getirilerinin ilk aşamada düşmesini sağladı. Bu gelişme, yatırımcıları paranın değer kaybetmesine karşı koruma sağlayabileceği düşünülen altın gibi varlıklara yöneltti.

PİYASALARDA "DEĞER KAYBI İŞLEMLERİ" DÖNEMİ

Benzer dönemde Bitcoin'in de yükselmesi, arzı sınırlı varlıklara yönelik talebin güçlendiğini gösterdi. Piyasalarda bu eğilim, para birimlerinin satın alma gücündeki olası kayıplara karşı pozisyon alınmasını ifade eden "değer kaybı işlemleri" olarak adlandırılıyor.

Bununla birlikte tahvil geri alımlarının, ABD'nin temel borç sorununu çözüp çözemeyeceği konusundaki soru işaretleri devam ediyor. Bu belirsizlik de güvenli liman talebi üzerinden altın fiyatlarına destek sağlıyor.

HAFTALIK BAZDA "28 TONDAN FAZLA ALTIN" ALINDI

Ekonomik endişelere kurumsal yatırımcıların artan talebi de eklendi. Fiziki altına dayalı borsa yatırım fonları geçen hafta 28 tondan fazla altın satın aldı.

Bu miktar, ocak ayından bu yana görülen en güçlü haftalık alıma işaret etti. Altının uzun vadeli eğilimini gösteren 200 günlük hareketli ortalamasının üzerine yeniden çıkması da fiyatlardaki teknik toparlanmayı destekledi.

Tek bir açıklamayla her şey değişebilir: Altında gözler Jackson Hole’da

TOPLANTIDA YAPACAĞI "İLK ÖNEMLİ KONUŞMA" OLACAK

Fed Başkanı Kevin Warsh, 28 Ağustos Cuma günü 17.00'de Jackson Hole'da konuşacak. Bu, Warsh'ın Fed Başkanı olmasının ardından toplantıda yapacağı ilk önemli konuşma olacak.

Yatırımcılar, Warsh'ın yüksek enflasyonla mücadele için faizleri ne ölçüde artırmaya hazır olduğuna ilişkin mesajlarını takip edecek. Fed'in yakından izlediği temmuz ayı kişisel tüketim harcamaları enflasyonu, yıllık yüzde 3,7 ile bankanın hedefinin üzerinde kaldı.

Reuters'ın aktardığı verilere göre eylül ayında faiz artırılma ihtimali yaklaşık yüzde 36'ya gerilerken, aralık ayına kadar bir artırım yapılması olasılığı yüzde 72 civarında bulunuyor.

YENİDEN "4 BİN 700 DOLARA YÖNELMESİNE" ALAN AÇABİLİR

Warsh'ın enflasyonla mücadelede daha sert bir tutum sergilemesi, faizlerin artırılacağı beklentisini güçlendirebilir. Böyle bir durumda dolar ve ABD tahvil getirileri yükselebilir. Faiz getirisi sunmayan altın ise satış baskısıyla karşılaşabilir.

Daha ılımlı mesajlar verilmesi hâlinde ise faiz artışı endişeleri azalabilir. Bu senaryo dolar üzerindeki baskıyı artırırken altının yeniden 4 bin 700 dolara yönelmesine alan açabilir.

💾

<p>Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda standart altının kilogram fiyatı, 7 milyon 75 bin 100 liraya indi. Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6,6 milyar lira oldu.</p>

İran’dan ABD’ye petrol resti: İhracat durmadı!

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, ABD’nin deniz ablukasına rağmen ülkesinin petrol ihracatının devam ettiğini söyledi. 

İran'dan yayın yapan "Jamaran" haber sitesine göre, Petrol Bakanı Paknejad, Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Himmeti'nin "Hiç petrol ihraç etmiyoruz." şeklindeki açıklamasına dair soruya yanıt verdi.

"SATIŞLAR SÜRÜYOR"

Petrol ihracatının devam ettiğini söyleyen Paknejad, "Detaylara girmeyeceğim çünkü ifşa edilirse, bu bilgi düşman tarafından kötüye kullanılacaktır. Şu ana kadar, karasularımızın dışındaki uzak sularda petrol satışı süreci, yani müşterilere teslimat anlamında satışlar devam ediyor." ifadelerini kullandı.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad

Paknejad, ABD ablukası nedeniyle petrol satışlarının azaldığını ancak sürdüğünü belirterek, "Çalışmaların devamı için gerekli önlemleri almak üzere titizlikle takip etmeye devam edeceğiz." dedi.

İran Merkez Bankası Başkanı Abdulnasır Himmeti, 20 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, ülkesinin petrol ihracatının tamamen durduğunu açıklamıştı.

Himmeti, "Katarlılarla veya Iraklılarla konuştuğumuzda ihracatlarının sıfıra düştüğünü söylüyorlar. Sonuçta bizim için de aynı durum söz konusu, hiç petrol ihraç etmiyoruz. Gerçek bu, fakat biz bunu öngörmüştük." dedi.

ABD, İran'a karşı uyguladığı "deniz ablukası" kapsamında İran limanlarına giriş ve çıkışları veya İran’a ait gemilerin Hürmüz’e giriş ve çıkışlarını engelliyor. İran, petrol ihracatının büyük çoğunluğunu Çin'e gerçekleştiriyor.

💾

<p>İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, ABD'nin deniz ablukasının petrol ihracatını azalttığını ancak tamamen durduramadığını açıkladı. Paknejad, ülke karasuları dışındaki teslimatların sürdüğünü belirtirken, ihracat yöntemlerine ilişkin detayların güvenlik gerekçesiyle paylaşılmayacağını söyledi.</p>

Altının kilogram fiyatında düşüş!

Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda (KMKTP) standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda 7 milyon 75 bin 100 liraya indi.

Altın piyasasında en düşük 7 milyon 70 bin lira, en yüksek 7 milyon 120 bin lirayı gören standart altının kilogram fiyatı, günün sonunda yüzde 0,6 düşüşle 7 milyon 75 bin 100 lira oldu.

Standart altının kilogram fiyatı dün günü 7 milyon 121 bin 200 liradan tamamlamıştı.

KMKTP'de altında toplam işlem hacmi 6 milyar 396 milyon 893 bin 940,14 lira, işlem miktarı ise 901,47 kilogram oldu.

TÜM METALLERDE TOPLAM İŞLEM HACMİ: 6,6 MİLYAR TL

Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6 milyar 624 milyon 951 bin 497,24 lira olarak gerçekleşti.

Altın borsasında bugün en fazla işlem yapan kurumlar, Türkiye Garanti Bankası, Dünya Katılım Bankası, Uğuras Kıymetli Madenler, NMGlobal Kıymetli Madenler ile Kuveyt Türk Katılım Bankası olarak sıralandı.

💾

<p>Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda standart altının kilogram fiyatı, 7 milyon 75 bin 100 liraya indi. Tüm metallerde toplam işlem hacmi ise 6,6 milyar lira oldu.</p>

Bakan Şimşek, kur korumalı mevduat bakiyesinin sıfırlanmasını değerlendirdi

Şimşek, NSosyal hesabından KKM hesapları bakiyesinin sıfırlanmasına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:

"Programımızın önemli hedeflerinden birini daha gerçekleştirdik. Koşullu yükümlülük olan KKM'den çıkış sürecini başarıyla tamamladık. Makro finansal istikrarı güçlendiren ve Türk lirasına güveni artıran politikalarımıza devam edeceğiz."

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, KKM hesaplarının geçen hafta itibarıyla 4 milyon lira azalarak sıfıra indiğini bildirdi.

Motorine indirim yapıldı

Brent petrol ve küresel piyasalarda motorinin ton fiyatı hareketli bir dönemden geçiyor. Petrol fiyatları, İran ile Umman arasındaki görüşmelerin Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının önünü açabileceği ve Orta Doğu’daki savaşın neden olduğu arz kesintilerini azaltabileceği beklentisiyle düştü. Brent vadeli kontratları 85-86 dolar, ABD ham petrolü (WTI) 81-82 dolar düzeyinde işlem görüyor.

Petrolle koşut olarak küresel piyasalarda motorinin metrik ton fiyatı da düştü. Bu gerileme motorine indirimi gündeme getirdi. Motorine, bugünden geçerli 5 TL 36 kuruş indirim yapıldı.

Motorine, cumadan geçerli olacak şekilde 2 TL daha ikinci bir indirim hesaplanırken, dün kapanışa doğru piyasalar birden yukarı yönlü hareketlendi, Brent petrol ve motorinin ton fiyatı yükseldi. İndirim için oluşan marj ortadan kalktı.

Sektör kaynakları, ANKA’ya yaptığı açıklamada, “Çarşamba, hareketli bir gün yaşandı. Motorine, gün içindeki fiyatlara (Brent petrol ve küresel piyasalarda ürün fiyatı) göre 2 TL’lik indirim hesaplandı. Kapanışa doğru yukarı yönlü hareket hesapları alt üst etti, indirim konusu gündemden çıktı” dedi.

Kaynaklar, benzine indirim beklenip beklenmediği sorusunu, “Uluslararası piyasalarda benzinin ton fiyatı da bir miktar geriledi. Ancak, indirimi gerektirecek bir gerileme henüz oluşmadı” diye yanıtladı.

Merkez Bankası rezervleri 188,4 milyar dolara yükseldi

TCMB, haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 21 Ağustos itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 938 milyon dolar azalarak 74 milyar 228 milyon dolara geriledi.

Brüt döviz rezervleri, 14 Ağustos'ta 75 milyar 166 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Bu dönemde altın rezervleri de 5 milyar 886 milyon dolar artışla 108 milyar 334 milyon dolardan 114 milyar 221 milyon dolara çıktı.

Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 21 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar 949 milyon dolar artarak 183 milyar 500 milyon dolardan 188 milyar 449 milyon dolara yükseldi.

TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):

Tarih Altın Rezervleri Brüt Döviz Rezervleri Toplam Rezervler
26.01.2024 48.007 89.154 137.161
23.02.2024 49.271 82.479 131.750
29.03.2024 54.378 68.748 123.126
26.04.2024 59.113 64.967 124.080
31.05.2024 59.740 83.909 143.648
28.06.2024 58.077 84.833 142.910
19.07.2024 59.214 94.695 153.910
29.08.2024 60.043 89.329 149.373
27.09.2024 63.566 93.824 157.390
25.10.2024 65.894 93.504 159.398
1.11.2024 66.614 93.005 159.619
13.12.2024 65.307 98.175 163.482
24.01.2025 68.232 99.328 167.560
14.02.2025 72.475 100.677 173.152
21.03.2025 74.785 88.328 163.114
04.04.2025 76.422 77.838 154.261
30.05.2025 83.164 70.026 153.190
13.06.2025 86.543 72.744 159.289
25.07.2025 85.223 86.625 171.848
29.08.2025 87.326 91.031 178.357
05.09.2025 90.931 89.176 180.107
17.10.2025 111.169 87.273 198.442
14.11.2025 107.389 80.043 187.432
26.12.2025 116.894 76.978 193.872
30.01.2026 133.753 84.405 218.158
13.02.2026 132.199 79.586 211.784
27.03.2026 100.049 55.290 155.339
17.04.2026 112.647 61.821 174.467
26.05.2026 105.992 53.234 159.226
26.06.2026 94.954 54.251 149.205
03.07.2026 97.742 61.952 159.694
24.07.2026 100.210 62.396 162.606
31.07.2026 100.637 63.811 164.448
07.08.2026 107.345 71.022 178.366
14.08.2026 108.335 75.166 183.500
21.08.2026 114.221 74.228 188.449
Kaynak: AA

İstanbullular kültür ve eğlencede tasarrufa yöneldi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) aylık veri bülteni İstanbul Barometresi’nin temmuz sayısında, İstanbulluların kültür ve eğlence alışkanlıkları ele alındı. 758 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, kent sakinlerinin kültürel yaşama katılım düzeyi, etkinliklere erişimde karşılaştıkları engeller, harcama tercihleri ve dijital eğlence alışkanlıkları incelendi. KÜLTÜR-SANAT ETKİNLİKLERİNE KATILIM SINIRLI KALDIAraştırmaya katılanların yüzde 45,8’i son bir yıl içerisinde herhangi bir kültür-sanat etkinliğine katılmadığını ifade etti. Etkinliklere katılanlar arasında ise en fazla tercih edilen etkinlik yüzde 33,9 ile konserler oldu. Konserleri yüzde 21,8 ile tiyatro ve stand-up gösterileri, yüzde 21,2 ile sanat galerisi veya müze ziyaretleri takip etti. Kitap fuarı ya da yazarlarla buluşmalar yüzde 16,2, sokak festivali ve açık hava etkinlikleri yüzde 16,1, film festivalleri ise yüzde 11,9 oranında tercih edildi. Tasarım, fotoğraf ve moda etkinliklerine katılım yüzde 6,2 olurken, dans gösterileri yüzde 5,9, opera, bale ve klasik müzik dinletileri ise yüzde 5,7 oranında kaldı. BİLET FİYATLARI EN BÜYÜK ENGELİstanbulluların kültür-sanat etkinliklerine katılımını zorlaştıran faktörlerin başında ekonomik nedenler geldi. Katılımcıların yüzde 45’i, “bilet ve giriş ücretlerinin yüksekliğini” etkinliklere katılımın önündeki en önemli engel olarak gösterdi. İkinci sırada ise yüzde 38,1 ile iş ve okul nedeniyle yeterli vakit bulamamak yer aldı. Böylece hem etkinliklerin maliyeti hem de zaman kısıtlamaları, İstanbulluların kültürel yaşama katılımını etkileyen başlıca unsurlar olarak öne çıktı. SOSYAL MEKÂN HARCAMALARI İLK SIRADA KISILDIAraştırmada ekonomik koşulların kültür ve eğlence harcamalarına etkisi de ölçüldü. Son bir yıl içerisinde en fazla tasarruf yapılan harcama kalemi, yüzde 41,4 ile restoran ve kafe gibi sosyal mekânlara yönelik harcamalar oldu. Katılımcıların yüzde 39,8’i ise ekonomik koşullar nedeniyle herhangi bir harcama kaleminde kısıntıya gitmediğini belirtti. Konser ve tiyatro biletlerinde kısıntıya gidenlerin oranı yüzde 37,6, sinema bileti harcamalarında ise yüzde 37,2 olarak kaydedildi. Müze ziyaretlerinde bu oran yüzde 26 olurken, kitap, dergi ve dijital içerik alımlarında yüzde 25,9, yayın platformu aboneliklerinde ise yüzde 25,2 olarak belirlendi. DİJİTAL İÇERİKLERE YÖNELİM ARTIYORAraştırma, dijitalleşmenin İstanbulluların kültür ve eğlence tercihleri üzerindeki etkisini de ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 56,9’u fiziksel olarak etkinliklere katılmayı tercih ettiğini belirtirken, yüzde 28,5’i kültürel deneyimler yerine sosyal medya ve dijital içerikleri tercih ettiğini ifade etti. Dijital içerikleri kültürel deneyimlere tercih edenlerin yüzde 34,3’ü bu tercihin temel nedenini, zaman kısıtlı olduğunda dijital içeriklerin daha pratik olması şeklinde açıkladı. Dijital içeriklerin daha erişilebilir ve uygun fiyatlı olması yüzde 29,6 ile ikinci sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 18,1’i sosyal çevrenin de dijital içeriklere yönelmesini tercih nedenleri arasında gösterirken, yüzde 12,5’i fiziksel mekânlara ulaşmanın zor veya yorucu olduğunu belirtti. GÜNLÜK SERBEST ZAMANIN BÜYÜK BÖLÜMÜ DİJİTAL İÇERİKLERE AYRILIYORAraştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de İstanbulluların günlük dijital eğlence süreleri oldu. Katılımcıların günlük ortalama dijital eğlence içeriği tüketim süresi 3 saat 8 dakika olarak hesaplandı. Buna karşılık iş, uyku, yemek ve çocuk bakımı gibi faaliyetler dışında kalan günlük ortalama serbest zamanın 3 saat 44 dakika olduğu belirlendi. Bu iki sürenin birbirine oldukça yakın olması, İstanbulluların günlük boş zamanlarının önemli bir bölümünü, hatta neredeyse tamamını dijital içerik tüketimine ayırdığını ortaya koydu.

Vergi ve prim borcu olan esnaf kredilerinde yeni dönem: Faiz indirim oranları değişti

Borç yükü nedeniyle krediye erişemeyen esnaf ve sanatkârlar için Hazine destekli finansman kapısı aralandı. Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile vergi ve SGK prim borcu bulunan esnafa borcun krediden kesilerek ödenmesi veya faiz indirim oranının düşürülmesiyle kredi kullanma imkânı sunuldu. Konuya ilişkin açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 'Üreten, yatırım yapan ve istihdam sağlayan esnafımızın her zaman yanında olmaya devam edeceğiz.' dedi.

Ekonominin 2025 haritası belli oldu! Zirvede hangi sektör var?

Türkiye İstatistik Kurumunun 2025 yılına ilişkin sanayi ve hizmet istatistikleri, ekonomide hizmet sektörünün ağırlığını ortaya koydu. Geçici sonuçlara göre, geçen yıl Türkiye’deki faal girişimlerin yüzde 48,4’ü hizmet sektöründe faaliyet gösterirken, toplam istihdamın yüzde 41,2’si bu sektörde gerçekleşti. Ciroda ise yüzde 46,8’lik payla ticaret sektörü ilk sırada yer aldı.

Memur maaşlarında 4 farklı zam formülü: Ocak 2027’de maaşlar 76 bin lirayı aşabilir

Yaklaşık 6,5 milyon memur ve memur emeklisinin ocak ayında alacağı maaş artışı için hesaplamalar başladı. Toplu sözleşme kapsamında yüzde 5 zam alacak memurlar için, 2026'nın ikinci yarısında enflasyonun yüzde 7'yi aşması halinde ayrıca enflasyon farkı da uygulanacak.

Altında yükseliş sürüyor! Ons ve gram altın güne artışla başladı

Küresel ve yerel piyasalarda altın, borsa, döviz ve Brent petrol dinamikleri Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem tarafından analiz edildi. Erdem, altın fiyatlarındaki yön arayışı ve yatırımcıların dikkat etmesi gereken seviyeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Altın fiyatları 27 Ağustos 2026: Altın düştü mü yükseldi mi?

Altın fiyatlarında hareketlilik yeni günde de sürüyor. Gram altın, güne yüzde 0,3 yükselişle başlayarak 7 bin 129 lira seviyesine çıkarken, yatırımcıların gözü küresel piyasalardaki gelişmeler ve Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentilerde. Ons altın da yüzde 0,3 değer kazanarak 4 bin 607 dolar seviyesinde işlem görüyor. İşte 27 Ağustos 2026 itibarıyla piyasada güncel altın fiyatları.

Türkiye ile Suriye arasında ticarette yeni dönem: Hedef 10 milyar dolar, Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı açılıyor

Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkaracak hedef için çalışmalar hızlandı. Beraberindeki 200 kişilik Türk heyetiyle Şam'a çıkarma yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yıl sonuna kadar Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı'nın açılabileceği mesajını verdi.

İhbar tazminatı ne kadar? 2026'da çalışma süresine göre ödenecek tutarlar ve Yargıtay'ın üst sınır kararı

Özel sektörde çalışanlar kıdem tazminatının yanı sıra ihbar tazminatı da alabiliyor. Bu tazminatın tutarı maaşa, çalışma süresine ve tabi olunan kanuna göre değişiyor. İhbar süreleri iş sözleşmeleriyle artırılabilirken bunun da bir üst sınırı bulunuyor.

Gram altın 7 bin liranın üzerinde: Üç ayın zirvesindeki altında kar satışı uyarısı! Fırtınalı piyasada sessiz yükseliş sürer mi?

Gram altının 7 bin lira, onsun ise 4 bin 600 dolar üzerindeki seyrini değerlendiren Faruk Erdem, 4 bin 700 dolar eşiğinde kâr satışlarının gelebileceği uyarısında bulundu. Körfez'deki gerilim, 90 dolara dayanan petrol ve kritik Fed mesajları altının yönünde belirleyici olacak.

Motorinde dev indirim: Mazotun litre fiyatı ne kadar oldu?

Akaryakıt piyasasında sürücüler için dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Petrol fiyatlarında son günlerde görülen sert düşüşün ardından motorinin litre fiyatında 5,36 TL'lik indirime gidildi. Yeni fiyatlar gece yarısından itibaren pompaya yansırken, özellikle motorin kullanan araç sahipleri önemli bir rahatlama yaşadı.

Rus petrolü, Kazakistan'da işlenecek

Kazakistan Enerji Bakanı Yerlan Akkenjenov, düzenlenen basın toplantısında açıklama yaptı.

Bakan Akkenjenov, Rus petrolünün Kondensat tesisinde işlenmesi konusunda iki ülke arasında anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Akkenjenov, işlenecek petrolden elde edilecek petrol ürünlerinin yaklaşık yüzde 30'unun iç pazarda tutulacağını, kalan kısmının da Rusya'ya gönderileceğini duyurdu.

Rus petrolünün rafineriye demir yoluyla taşınacağını belirten Akkenjenov, tesisin coğrafi konumu nedeniyle Kazakistan veya Rusya'nın petrol boru hattına bağlı olmadığına işaret etti.

Akkenjenov, "Tesis, bir nevi çıkmaz bölgede bulunuyor ve Rusya Federasyonu'na daha yakın. Her şey demir yolu taşımacılığının kapasitesine bağlı olacak." dedi.

Bakan, iki ülke arasında anlaşılan şartların ülkesi açısından uygun olduğunu dile getirdi.

  • Rus petrolünün sevkiyatı yakın zamanda başlayabilir

Rus petrolünün, Batı Kazakistan bölgesindeki Kondensat Petrol Rafinerisi'ne sevkiyatının yakın zamanda başlaması bekleniyor. Tesiste yeniden yapılandırma ve üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Kazakistan Enerji Bakanlığından haziranda yapılan açıklamada, Rusya'daki petrol rafinerilerine yönelik saldırıların Kondensat tesisine ham madde tedarikini etkilemediği bildirilmişti.

Akkenjenov, daha önceki açıklamalarında Kazakistan'ın petrol işleme kapasitesini ve işlenmiş petrol ürünleri ihracatını artırmayı planladığını duyurmuştu.

Orta vadede ülkenin petrol işleme kapasitesinin iki kattan fazla artırılarak yıllık 40 milyon tona çıkarılması hedefleniyor. Böylece petrol üretimi ile petrol işleme arasındaki 5'e 1'lik oranın 2'ye 1 ila 3'e 1 seviyesine çekilmesi planlanıyor.

Borsa İstanbul güne yükselişle başladı

Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,95 değer kazanarak 14.610,92 puandan tamamladı.

Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 35,56 puan ve yüzde 0,24 artışla 14.646,48 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,92 değer kaznanırken, holding endeksi yüzde 0,62 değer kaybetti.

Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 3,34 ile spor, en çok gerileyen yüzde 2,13 ile bilişim oldu.

Küresel piyasalar, ABD'de artan enflasyon endişeleri ile ABD'li çip üreticisi Nvidia'nın beklentileri aşan bilançosunun desteklediği teknoloji iyimserliği arasında yön arayışına girdi.

Analistler, bugün yurt içinde haftalık para ve banka istatistiklerini, yurt dışında ise ABD'de dış ticaret dengesi, toptan eşya stokları ve işsizlik maaşı başvurularının takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.700 ve 14.800 puanın direnç, 14.500 ve 14.400 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Motorinde büyük indirim: Gece yarısı fiyatlar değişti

Petrol fiyatlarındaki hızlı geri çekilme ve Brent petrolün 85 doların altına gerilemesi, akaryakıt fiyatlarına indirim olarak yansıdı.

ABD ve İran arasındaki gerilimin azalması ve saldırıların durmasıyla birlikte normalleşme çağrılarının da artmaya başlaması piyasalara pozitif yansıyor.

  • MOTORİNE İNDİRİM GELDİ

Akaryakıt ürünlerinden motorine 5,36 TL indirim yapıldı.

İndirim gece yarısından itibaren pompa fiyatına yansıdı.

  • MOTORİN NE KADAR OLDU?

Motorinde yapılan 5,36 TL'lik indirimle İstanbul'da litresi 77,37 liraya, Ankara'da 78,47 liraya, İzmir'de 78,76 liraya, doğu illerinde ise 80,21 liraya geriledi.

Benzin fiyatlarında bir indirim ya da zam yapılmadı.

akaryakit-benzin-motorin-aa-08

  • GÜNCEL AKARYAKIT FİYATLARI

-İSTANBUL

Benzin: 74,29 lira

Motorin: 77,43 lira

LPG: 33,79 lira

-ANKARA

Benzin: 75,26 lira

Motorin: 78,53 lira

LPG: 33,89 lira

-İZMİR

Benzin: 75,57 lira

Motorin: 78,83 lira

LPG: 33,79 lira

akaryakit-benzin-motorin-aa-07

  • AKARYAKIT FİYATLARI NASIL HESAPLANIYOR?

Türkiye'de benzin ve motorin fiyatları hesaplanırken gümrüksüz rafineri fiyatına ÖTV ve EPDK payının eklenmesiyle KDV hariç Rafineri satış fiyatı bulunuyor.

Gümrüksüz Rafineri Fiyatı hesaplanırken ise, Akdeniz-İtalyan piyasasında yayınlanan günlük CIF Akdeniz ürün fiyatları ve günlük dolar kuru takip edilerek, belli bir fiyat değişim farkında gümrüksüz rafineri tavan satış fiyatı elde ediliyor.

Altın fiyatları yükselişe geçti: Gram altın 7 bin 151 TL'yi aştı 25-08-2026 altın fiyatları

Küresel piyasalarda dün yaşanan sert kâr satışlarının ardından altın fiyatları, yeni işlem gününde kayıplarını hızla telafi ederek yeniden güçlü bir yükseliş trendine girdi.

Saat 08.26 itibarıyla ons başına 4 bin 650 dolar seviyesine doğru ivme kazanan altın, dünkü seanstaki kayıplarının büyük bölümünü silerek son üç ayın en yüksek seviyesine yakın seyrini sürdürdü.

  • MAKROEKONOMİK VERİLER

Dün ABD'de açıklanan Temmuz ayı Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi verileri, emtia piyasalarında hareketliliğe yol açtı.

Altın Gram Çeyrek Altın Yarım Altın (2)

  • FAİZ ORANLARINDA YÜKSELİŞ BEKLENTİSİ ARTIYOR

Verilerin Federal Rezerv’in yüzde 2’lik resmi enflasyon hedefinin oldukça üzerinde kalması, faiz oranlarına ilişkin sıkılaşma ve yükseliş beklentilerini kuvvetlendirdi.

ABD bütçe açığı endişeleri ve doların küresel bazda değer kaybedeceği beklentileri de altını yeniden yukarı taşıdı.

  • PARA POLİTİKASI

Küresel finans piyasalarında yön tayin edilmesi açısından tüm gözler, Fed Başkanı Kevin Warsh’un cuma günü yıllık Jackson Hole Ekonomi Politikası Sempozyumu'nda yapacağı kritik açılış konuşmasına çevrildi.

Yatırımcılar, Warsh'un para politikasının geleceğine ve faiz patikasına ilişkin vereceği mesajların, başta altın olmak üzere küresel borsaların önümüzdeki aylardaki ana yönünü doğrudan tayin edeceğini vurguluyor.

  • İNATÇI ENFLASYON VE TAHVİL FAİZLERİ

Analistler, her ne kadar merkez bankasının Eylül ayı toplantısına dair net bir faiz yönlendirmesi sunması beklenmese de, inatçı enflasyon ve tahvil faizleri karşısında takınılacak tavrın piyasalardaki oynaklığı artıracağını öngörüyor.

Altın Gram Çeyrek Altın Yarım Altın (3)

  • ALTIN FİYATLARINDA SON DURUM

İşte saat 08.26 itibarıyla güncel altın satış fiyatları:

Ons altın: 4 bin 620 dolar

Gram altın: 7 bin 151 TL

Çeyrek altın: 11 bin 663 TL

Yarım altın: 23 bin 319 TL

Tam altın: 46 bin 458 TL

Cumhuriyet altını: 44 bin 466 TL

Gremse altın: 116 bin 503 TL

Reşat altını: 46 bin 501 TL

Ata altını: 48 bin 163 TL

Altın Gram Çeyrek Altın Yarım Altın (4)

Araç sahiplerinin dikkatine: Motorine dev indirim!

Küresel piyasalarda petrol fiyatlarının düşüşe geçmesi ve jeopolitik risklerin hafiflemesi, yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına indirim olarak yansımaya hazırlanıyor. Brent petrolün 86 doların altına gerilemesiyle birlikte motorin grubunda büyük çaplı bir indirim beklentisi oluştu.

BRENT PETROL VE JEOPOLİTİK GELİŞMELER ETKİLİ OLDU

Akaryakıt fiyatlarındaki düşüş trendinin temelinde uluslararası piyasalardaki olumlu gelişmeler yatıyor. ABD ve İran arasındaki gerilimin azalması, karşılıklı saldırıların durması ve normalleşme çağrılarının artması piyasalara pozitif yansıdı. Bu gelişmelerin etkisiyle Brent petrol fiyatlarındaki hızlı geri çekilme, Türkiye'deki akaryakıt tabelalarında değişikliği gündeme getirdi.

İNDİRİM MİKTARI SAAT 16.00'DA NETLEŞECEK

Sektör kaynaklarından alınan bilgilere göre, akaryakıt ürünlerinden motorine 4 ile 5 lira arasında indirim yapılması planlanıyor. Tüketicilerin merakla beklediği kesin fiyat değişikliğinin bugün saat 16.00 itibarıyla netleşmesi öngörülüyor. Belirlenecek yeni tarife, yarından itibaren ülke genelindeki akaryakıt istasyonlarında geçerli olacak.

YENİ FİYATLAR NE KADAR OLACAK?

Piyasadaki beklentiler doğrultusunda motorine 5 liralık bir indirim uygulanması halinde, il bazında yeni fiyatlar şekillenecek. Söz konusu indirimin pompaya yansıması durumunda motorinin litre fiyatının İstanbul'da 77,73 liraya, Ankara'da 78,83 liraya ve İzmir'de 79,12 liraya gerilemesi bekleniyor. Fiyatların doğu illerinde ise ortalama 80,57 lira seviyelerine ineceği hesaplanıyor.

5 TL'lik teklife kızdı, 50 tonu 5 dakikada bedava dağıttı!

Hatay’da çiftçilik yapan Ahmet Denizli, tüccarın tanesi 5 TL’den almak istediği 50 ton kavunu satmak yerine konteyner kentlerde yaşayan depremzedelere ücretsiz dağıtmaya başladı. “5 TL’ye satacağımıza hayır duasını kazanıyoruz” diyen Denizli’nin 3 ton kavunu, dağıtımın yapıldığı noktada 5 dakikada tükendi.

15 yıl boyunca her ay iki Cumhuriyet altını biriktirdi: Kuyumcuya götürünce rakamı duyanın dudağı uçukladı

Yaklaşık 15 yıl boyunca her ay düzenli iki Cumhuriyet altını satın alarak birikim yapan bir vatandaş, elindeki 352 altını bozdurmak için kuyumcuya gitti. Altınların toplam değerinin 16 milyon 494 bin 720 TL tuttuğunu belirten kuyumcunun "Havale edelim" teklifine müşterinin "Nakit alamaz mıyım abi?" yanıtı dikkat çekti.

ABD enflasyon rakamları: PCE verileri açıklandı | ABD enflasyon verisi sonrası altın ne kadar oldu?

Küresel piyasalarda gözler ABD'den gelecek kritik ekonomik verilere çevrildi. Yatırımcılar, ABD enflasyon verisinin açıklanacağı saati ve sonuçların altın fiyatları üzerindeki etkisini araştırıyor. Fed'in para politikası ve faiz beklentileri açısından önem taşıyan veriler öncesinde ons altın gerilerken, gram altın da güne düşüşle başladı. ABD'de piyasaların merakla beklediği temmuz ayı PCE verileri açıklandı. Buna göre ABD enflasyon verisi sonrası altın ne kadar oldu? İşte ABD enflasyon verisi son dakika gelişmeleri.

Kriz ve savaş dinlemediler... Dünya ticareti sallandı, Türk limanları rekor kırdı! 7 ayda 34 binden fazla gemi demirledi

Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerine göre Türk limanlarına yılın ilk 7 ayında 34 bin 783 gemi uğradı. Jeopolitik risklere karşın bölgesel önemini koruyan limanlara 22 bin 71 yabancı bayraklı gemi yanaştı.

Saxo Bank altında 'sert düzeltme riski'ne karşı uyardı

Saxo Bank altında 'sert düzeltme riski'ne karşı uyardı 26.08.2026 Diken

Danimarka merkezli yatırım bankası Saxo Bank'a göre yükselişteki altında 'sert düzeltme riski', yani düşüşe karşı uyardı.

The post Saxo Bank altında 'sert düzeltme riski'ne karşı uyardı appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .

Türkiye'nin CDS'i altı ayın en düşük seviyesinde

Türkiye'nin CDS'i altı ayın en düşük seviyesinde 26.08.2026 Diken

Türkiye'nin beş yıllık kredi risk primi (CDS), 217 baz puana inerek 18 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesine geriledi.

The post Türkiye'nin CDS'i altı ayın en düşük seviyesinde appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .

Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026

Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026 26.08.2026 Diken

Bugün (26 Ağustos) dolar/TL 48,1164 seviyesinden ilerliyor, avro/TL 56,1545 seviyesinden güne başladı.

The post Dolar ve avro güne nasıl başladı? – 26 Ağustos 2026 appeared first on #site_linkat 26.08.2026 .

Karaman'da erkenci elma hasadı başladı: Rekolte yüksek

Yaz elmasının toplanmaya başlaması nedeniyle hasat yapılan bahçede incelemelerde bulunan Karaman Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayram, üreticiye bol kazançlı bir sezon geçirmeleri temennisinde bulundu. Bayram, 15 milyonu geçen ağaç sayısıyla Karaman'ın bugün Türkiye birincisi olduğunu ifade ederek, "Elma hasadı yazlık Gala çeşidiyle başlamış durumdadır. Hasadımız Kasım ayına kadar devam edecek" dedi.

"KARAMAN TARİHİNİN EN YÜKSEK REKOLTESİ BEKLENİYOR"

Ziraat Odası Başkanı Mehmet Bayram, Türkiye'nin elma deposu şehirlerinden birisi olan Karaman'da yazlık Gala çeşidiyle hasadın başladığını ifade ederek, "Yaklaşık 60 gün sürecek olan hasat bu yıl 15 gün geç başladı. Bu yıl bereketli bir yıl oluyor. Geçen yıl asrın donundan dolayı yüzde 90'a varan bir hasar vardı. Bu yıl ise bereketli bir yıl geçiriyoruz. Elmalarımız aromasıyla rengiyle kısa süre içinde sofralarımızı süslemeye başlayacak. Bu yıl yaklaşık 800 bin tonla Karaman tarihinin en yüksek rekoltesi bekleniyor" diye konuştu.
Elma üreticisi Kadir Şahin ise bu yıl rekoltenin çok iyi olduğunu ifade ederek, "Geçen yıl don nedeniyle elma yoktu. Bu sene ise Karaman genelinde çok güzel" dedi.

💾

<p>Türkiye'de 15 milyonu aşan elma ağacıyla ilk sırada yer alan Karaman'da hasat başladı. Geçen yıl don nedeniyle büyük kayıp yaşayan kentte bu yıl yaklaşık 800 bin tonla tarihinin en yüksek elma rekoltesinin elde edilmesi bekleniyor.</p>

Kirada gerçek artış oranı belli oldu: TÜAD Temmuz 2026 verilerini açıkladı

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), konut kira piyasasındaki değişimi ortaya koymak amacıyla hazırladığı “Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı” Temmuz 2026 raporunu yayımladı.

Rapora göre TÜAD Konutlarda Mevcut Kira Artış Oranı Temmuz 2026’da yüzde 32,8 olarak hesaplandı. Aynı dönem için TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı ise yüzde 32,03 seviyesinde gerçekleşti.

KİRA ARTIŞINDA DÜŞÜŞ EĞİLİMİ

TÜAD verileri, kira artış oranlarında 2025 yılından bu yana belirgin bir gerilemeye işaret ediyor.

Rapordaki karşılaştırmalı verilere göre TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı Haziran 2025’te yüzde 50,5 seviyesindeyken Temmuz 2025’te yüzde 48,6, Ağustos 2025’te yüzde 47, Eylül 2025’te yüzde 44 ve Ekim 2025’te yüzde 42,6 olarak ölçüldü.

Oran Kasım ve Aralık 2025’te yüzde 41,1, Ocak 2026’da yüzde 41, Şubat 2026’da yüzde 39,3, Mart 2026’da yüzde 38,5, Nisan 2026’da yüzde 36,4 ve Mayıs 2026’da yüzde 35,2 olarak kaydedildi. Haziran 2026’da yüzde 32,9’a gerileyen oran, Temmuz 2026 döneminde yüzde 32,4 oldu.

Raporda ayrıca aylık Temmuz 2026 verisi yüzde 32,8 olarak gösterilirken, üç aylık hareketli ortalama yüzde 32,4 olarak hesaplandı.

TÜAD İLE TÜİK ARASINDAKİ FARK DARALDI

Raporda TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı ile TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı da karşılaştırıldı.

Mart 2026’da TÜAD’ın oranı yüzde 38,1, TÜİK’in oranı yüzde 33,4 olurken; nisan ayında oranlar sırasıyla yüzde 34,2 ve yüzde 32,8 olarak gerçekleşti. Mayıs ayında TÜAD yüzde 33,6, TÜİK yüzde 32,4 seviyesinde bulunurken haziranda TÜAD yüzde 30,9, TÜİK ise yüzde 32,2 olarak kaydedildi.

Temmuz 2026’da ise TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı yüzde 32,8, TÜİK Tavsiye Edilen Kira Güncelleme Oranı yüzde 32,03 oldu.

Mayıs-Haziran-Temmuz dönemini kapsayan üç aylık hareketli ortalamalarda ise TÜAD Mevcut Kira Artış Oranı yüzde 32,4, TÜİK Kira Güncelleme Oranı yüzde 32,2 olarak hesaplandı.

ÜÇ BÜYÜK İLDE ORAN YÜZDE 33,4

Üç aylık hareketli ortalama verilerine göre Temmuz 2026’da İstanbul, Ankara ve İzmir’i kapsayan üç büyük ilde mevcut kira artış oranı yüzde 33,4 oldu.

Üç büyük il dışındaki şehirlerde ise oran yüzde 31,7 olarak hesaplandı. Böylece üç büyük il ile diğer iller arasındaki fark 1,7 puan olarak gerçekleşti.

İstanbul özelinde Temmuz 2026 oranı yüzde 33,3 olarak kaydedildi. Haziran ayında üç büyük ilde oran yüzde 33,9, üç büyük il dışında yüzde 32,1 ve İstanbul’da yüzde 33,6 seviyesindeydi.

TÜAD raporunda, “Temmuz ayı verilerinde en yüksek artış yüzde 3 ile İstanbul’da” ifadesine de yer verildi. Raporda üç büyük il ile diğer iller arasındaki farkın yüzde 1,7 olduğu belirtilirken trendin benzer şekilde devam ettiği kaydedildi.

BİNA YAŞLANDIKÇA KİRA ARTIŞ ORANI YÜKSELİYOR

Raporda kira artış oranları bina yaşına göre de ayrıştırıldı.

Temmuz 2026 üç aylık hareketli ortalamasına göre 10 yaş ve altındaki binalarda mevcut kira artış oranı yüzde 30,9 oldu. 11-20 yaş arasındaki konutlarda oran yüzde 32,9’a, 21 yaş ve üzerindeki binalarda ise yüzde 35,1’e çıktı.

TÜAD, bina yaşı arttıkça görece daha düşük kira bedelleri üzerinden gerçekleştirilen artış oranının daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

KONUT BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE KİRA ARTIŞLARI

Konutların metrekare büyüklükleri de artış oranlarında farklılık gösterdi.

Rapora göre 99 metrekare ve altındaki konutlarda üç aylık hareketli ortalama kira artışı yüzde 32,3 olarak gerçekleşti. 100-125 metrekare arasındaki konutlarda oran yüzde 33,3 ile daha yüksek olurken, 126 metrekare ve üzerindeki konutlarda yüzde 31,5 olarak hesaplandı.

Kontrat süresine göre yapılan ayrımda ise 5 yıl ve katları şeklindeki kontrat sürelerinde kira artış oranı yüzde 33,8 olurken diğer yıllarda yüzde 32 olarak ölçüldü.

 

Kenya'da keçisini ararken altın buldu: Tüm bölgenin kaderi değişti

Kenya'nın Cheporor bölgesinde kaybolan keçisini aramak için evinden çıkan 33 yaşındaki Manasse Lomachar, bir nehir yatağında çamur ve kumu eleyerek altın arayan kadınlarla karşılaştı.

Kadınların altın arayışından etkilenen Lomachar, onlara katılmaya karar verdi.

3 GRAM ALTIN BULDU

Altın bulmak için şansını deneyen Lomachar'ın çabası kısa sürede sonuç verdi.

İlk denemesinde 3 gram altın bulan Lomachar, bu altını 280 dolara sattı.

BÜYÜK ALTIN YATAKLARI

Lomachar'ın altın bulmasının ardından Cheporor'da çok daha büyük altın yataklarının olabileceğine dair söylentiler yayılmaya başladı.

İNSANLAR AKIN ETMEYE BAŞLADI

Haberin kısa sürede çevre bölgelere ulaşması üzerine çok sayıda kişi, altın bulma umuduyla Cheporor'a akın etti.

Buna karşın bölgede gerçekte ne kadar altın bulunduğu ve bu yatakların ticari açıdan ne ölçüde değerli olduğu henüz kesinlik kazanmadı.

💾

<p>Kenya'nın Cheporor bölgesinde kaybolan keçisini aramak için evinden çıkan 33 yaşındaki Manasse Lomachar, bir nehir yatağında çamur ve kumu eleyerek altın arayan kadınlarla karşılaştı.</p>

<p>Kadınların altın arayışından etkilenen Lomachar, onlara katılmaya karar verdi.</p>

<p>3 GRAM ALTIN BULDU</p>

<p>Altın bulmak için şansını deneyen Lomachar'ın çabası kısa sürede sonuç verdi.</p>

<p>İlk denemesinde 3 gram altın bulan Lomachar, bu altını 280 dolara sattı.</p>

<p>BÜYÜK ALTIN YATAKLARI</p>

<p>Lomachar'ın altın bulmasının ardından Cheporor'da çok daha büyük altın yataklarının olabileceğine dair söylentiler yayılmaya başladı.</p>

<p>İNSANLAR AKIN ETMEYE BAŞLADI</p>

<p>Haberin kısa sürede çevre bölgelere ulaşması üzerine çok sayıda kişi, altın bulma umuduyla Cheporor'a akın etti.</p>

<p>Buna karşın bölgede gerçekte ne kadar altın bulunduğu ve bu yatakların ticari açıdan ne ölçüde değerli olduğu henüz kesinlik kazanmadı.</p>

Alman şirketlerine siber saldırı şoku! Yabancı istihbaratın payı rekor kırdı

Alman şirketleri giderek büyüyen siber tehditlerle karşı karşıya.

Veri hırsızlığı, endüstriyel casusluk ve sabotajın ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 211 milyar ile 270,8 milyar avro arasında olduğu hesaplanırken, saldırıların arkasındaki yabancı istihbarat servislerinin payındaki hızlı artış dikkat çekti.

Çin ve Rusya, kaynağı belirlenebilen saldırılarda öne çıkan ülkeler oldu.

Almanya'nın bilgi, iletişim ve yeni medya sektörlerinin çatı kuruluşu BITKOM'un 10'dan fazla çalışanı olan 1003 Alman şirket ile yaptığı "siber saldırılar" araştırmasının sonuçları açıklandı.

Başkent Berlin'de anket sonuçlarını açıklayan BITKOM Başkanı Ralf Wintergerst, veri hırsızlığı ve sabotaj vakalarının arttığını, şirketlerin yabancı istihbarat servislerinin daha profesyonel saldırılarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Dijital suçların ve casusluk faaliyetlerinin karanlıkta kalan boyutunun her geçen gün büyüdüğünü vurgulayan Wintergerst, "Şirketlerin neredeyse tamamı bu saldırılardan kanıtlanabilir şekilde etkileniyor ya da etkilendiğinden şüpheleniyor. En dikkat çekici değişim, failler arasında yabancı istihbarat servislerinin oranındaki keskin artıştır. İstihbarat servisleri artık çok daha profesyonel ve gizli operasyonlar yürüterek şirketlerin karşısına yeni meydan okumalar çıkarıyor. Aynı zamanda yapay zeka, profesyonel olmayan saldırganlara bile tamamen yeni imkanlar sunuyor."

Wintergerst, devlet destekli casusluk ile organize suç arasındaki çizginin bulandığına dikkati çekerek, "Birçok ülkede istihbarat servisleri suç şebekelerinin altyapısını kullanıyor. Suçlulara da siyasi direktiflere uygun hedefleri seçtikleri sürece serbest hareket alanı tanınıyor." değerlendirmesinde bulundu.

"ALMANYA SİBER OPERASYONLARIN HEDEFİNDE"

Toplantıda konuşan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkanı Sinan Selen de, BITKOM tarafından elde edilen bulguların, teşkilatın sahada gözlemlediği yüksek tehdit seviyesiyle tamamen örtüştüğünü belirtti.

Almanya'nın bir ekonomik merkez olarak hem devletlerin hem de devlet dışı aktörlerin siber operasyon menzilinde olduğunu savunan Selen, şu uyarılarda bulundu:

  • "Yabancı istihbarat servisleri hibrit faaliyetlerini yoğunlaştırdı ve Alman ekonomisine yönelik saldırılardan giderek daha fazla sorumlu hale geldi.

  • Rusya'nın devam eden saldırgan savaşı ve siber saldırılarda yapay zekanın gizlice, artan oranlarda kullanılması şirketlerimiz için büyük bir sınavdır.

  • Sektörlerin tamamı hedef alınmakta, hassas veriler çalınmakta ve günlük ticari akış kesintiye uğramaktadır.

  • Özellikle güvenlik ve savunma sanayimiz yabancı servisler için birincil cazibe merkezidir.

  • Karşı casusluk birimi olarak odak noktamız, ekonomimize yönelik bu saldırıları erken aşamada tespit etmek, engellemek ve bertaraf etmektir."

KANITLANAMAYAN SİBER SALDIRI ŞÜPHELERİ ARTIYOR

Anket verilerine göre, Alman şirketlerine yönelik veri hırsızlığı, endüstriyel casusluk ve sabotaj eylemlerinin ülke ekonomisine yıllık faturası 211 milyar ile 270,8 milyar avro arasında gerçekleşti. Bu süreçte başarılı bir saldırıya uğradığını kesin olarak teyit edebilen şirketlerin oranı geçen yılki yüzde 87 seviyesinden yüzde 67'ye gerilerken, saldırıdan şüphelenen ancak bunu kesin olarak kanıtlayamayanların oranı ise yüzde 10'dan yüzde 29'a yükseldi.

Son bir yılda saldırıya uğrayan Alman şirketlerinin yüzde 37'si en az bir atağın arkasında yabancı bir devletin istihbarat servisinin olduğunu tespit etti. Bu oran bir önceki yıl yüzde 28, 2023 yılında ise yalnızca yüzde 7 seviyesindeydi. Failin menşeini belirleyebilen şirketlerin verilerine göre küresel aktörlerin dağılımında yüzde 52 ile Çin ilk sırada yer alırken, onu yüzde 49 ile Rusya izledi. Raporda, organize suç örgütlerinin ise yüzde 62 ile hala en büyük fail grubunu oluşturduğu belirtildi.

YAPAY ZEKA SALDIRI BİÇİMLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Teknolojik dönüşümün siber suç pazarını da değiştirdiğini ortaya koyan araştırmaya göre, klasik fidye yazılımı ile şantaj vakaları azalırken, yapay zeka destekli otomatik aramalar ve gerçeğinden ayırt edilemeyen ses veya video kayıtları üzerinden yapılan nitelikli dolandırıcılık türleri hızla tırmanışa geçti.

Şirketlerin yüzde 82'si gelecekte yapay zeka kaynaklı saldırıların daha da artmasını bekliyor.

Buna karşın, siber saldırılara karşı kendini iyi hazırlanmış hisseden Alman şirketlerinin oranı yüzde 50 seviyesinden yüzde 43'e geriledi. Siber güvenliğe ayrılan bütçenin toplam bilgi teknolojileri bütçesi içindeki payı ise yüzde 18'de sabit kalarak durgunluk sinyali verdi.

Bernstein raporu piyasaları sarstı: 2029'da 300 bin doları görebilir

Bernstein, Bitcoin'in 2027 ortasında 150 bin dolara, 2029'da ise 300 bin dolara ulaşabileceğini öngördü. Kurum, Bitcoin'e yönelik olumlu beklentisini korurken Strategy'nin hedef fiyatını 450 dolardan 350 dolara çekti.

"YENİ REKOR SEVİYE"

ABD merkezli, küresel finans piyasalarında araştırma, yatırım bankacılığı ve varlık yönetimi hizmetleri sunan finansal hizmetler şirketi Bernstein, Bitcoin'in gidişatı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Şirketin analisti Gautam Chhugani, Bitcoin hakkında müşterilere gönderdiği notta, Bitcoin'in tarihsel dört yıllık döngüsünü sürdürmesi halinde bir sonraki piyasa zirvesinin 2029'da 300 bin dolar, yeni rekor seviyenin ise 2027 ortalarında 150 bin dolar olabileceğini belirtti.

Bernstein raporu piyasaları sarstı: 2029'da 300 bin doları görebilir

"ÖNE ÇIKAN KIT VARLIK"

Bernstein'a göre Bitcoin, bu ortamda öne çıkan "kıt varlık" olarak değerlendiriliyor. Ayrıca hükümetlerin mali baskı ile para birimlerinin değer kaybetmesine izin verme arasında tercih yapmak zorunda kalması hakkında da önemli değerlendirmelerde bulunan Bernstein, Bitcoin gibi arzı kolayca artırılamayan kıt varlıkların yatırımcılar açısından daha cazip hale gelebileceğini belirtti.

Bitcoin, yatırımcıların ilgisini çekerken küresel piyasalardaki önemli durumunu korumaya devam ediyor. Bernstein ise bu konu hakkında kurumsal ve bireysel yatırımcıların piyasaya erişiminin genişlemesinin de Bitcoin için destekleyici olduğunu kaydetti.

Bernstein raporu piyasaları sarstı: 2029'da 300 bin doları görebilir

"DÜNYANIN EN BÜYÜK KURUMSAL BİTCOİN SAHİBİ"

Bitcoin’i kurumsal rezervlerinde ana varlık olarak tutan, aynı zamanda yapay zekâ destekli veri analitiği yazılımları geliştiren ve NASDAQ’ta MSTR koduyla işlem gören ABD merkezli teknoloji şirketi Strategy hakkında da önemli açıklamalarda bulunan Bernstein, Strategy (MSTR) için hedef fiyatını 450 dolardan 350 dolara indirdi. Şirket, hisse için "Outperform" notunu korurken, Strategy'nin yaklaşık yüzde 4'lük payıyla dünyanın en büyük kurumsal Bitcoin sahibi olmaya devam ettiğini kaydetti.

💾

<p>Bernstein, Bitcoin'in 2027 ortasında 150 bin dolara, 2029'da ise 300 bin dolara ulaşabileceğini öngördü. Kurum, sınırlı arz ve yatırımcı erişiminin genişlemesinin Bitcoin'i desteklediğini belirtti.</p>

ABD ekonomisi için kritik veri açıkladı

ABD Ticaret Bakanlığı, nisan-haziran dönemine ait gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verisine ilişkin ikinci tahminini açıkladı.

Buna göre, ABD'de GSYH bu yılın ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,5 arttı. Geçen ay yayımlanan öncü veride de ABD ekonomisinin ikinci çeyrekte yüzde 1,5 büyüdüğü öngörülmüştü.

ABD ekonomisi, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,1'lik büyüme kaydetmişti. Ülke ekonomisinin yılın ikinci çeyreğindeki büyümesinde, kısmen kamu harcamalarındaki düşüşle dengelenen tüketici harcamaları, ihracat ve yatırımlardaki artışlar etkili oldu. Aynı dönemde ithalatta da artış yaşandı.

Tüketici harcamalarındaki yukarı yönlü revizyon, ithalattaki yukarı yönlü revizyonla kısmen dengelenirken büyüme verisinde revizyon olmadı.

Kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinde bu yılın ikinci çeyreğinde kaydedilen artış yüzde 5,1'den yüzde 5,3'e revize edildi. Söz konusu endeks, bir önceki çeyrekte yüzde 4,6 artmıştı.

Gıda ve enerji harcamalarının hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksindeki artış da aynı dönemde yüzde 3,4'ten yüzde 3,6'ya çıkarıldı. Söz konusu endeks, yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 artış göstermişti.

Sezonun ilk inciri! 850 liradan satıldı

Borsada düzenlenen kuru incir alım programı için farklı ilçelerden 16 üretici 170 kilogram ürün getirdi. İncirin kilogramına, Borsa tarafından sembolik olarak 850 lira fiyat verildi.

Etkinliğe katılan Aydın Valisi Osman Varol, dünyadaki incir üretiminin yüzde 30'unun Aydın'dan karşılandığını söyledi.

Kentte, yaklaşık 394 bin dekarlık alanda 6,6 milyon ağaç bulunduğunu aktaran Varol, "Yetişmekte olan 950 bin fidanla, 18 bin çiftçimizin ekmeğini kazandığı bir ürün. Bizim gözbebeğimiz, en önemli değerimiz. Hasadımız çok güzel başladı. Hasat döneminin bereketli ve hayırlı geçmesini diliyorum." diye konuştu.

💾

<p>Borsada düzenlenen kuru incir alım programı için farklı ilçelerden 16 üretici 170 kilogram ürün getirdi. İncirin kilogramına, Borsa tarafından sembolik olarak 850 lira fiyat verildi.</p>

<p>Etkinliğe katılan Aydın Valisi Osman Varol, dünyadaki incir üretiminin yüzde 30'unun Aydın'dan karşılandığını söyledi.</p>

<p>Kentte, yaklaşık 394 bin dekarlık alanda 6,6 milyon ağaç bulunduğunu aktaran Varol, "Yetişmekte olan 950 bin fidanla, 18 bin çiftçimizin ekmeğini kazandığı bir ürün. Bizim gözbebeğimiz, en önemli değerimiz. Hasadımız çok güzel başladı. Hasat döneminin bereketli ve hayırlı geçmesini diliyorum." diye konuştu.</p>

Baklavanın yeşil altınında hasat başladı: Rekolte beklentisi 60 bin ton

Antep fıstığının ilk mahsulü olan boz fıstığının hasadı başladı. Başta baklava olmak üzere tatlılardan yemeğe kadar Türk mutfağının birçok alanında kullanılan Antep fıstığında hasat heyecanı yaşanıyor.

Tarım işçileri, sıcağın etkisiyle sabahın erken saatlerinde işe başlayarak ağaçtan kopardıkları fıstıkları yere serilen bezlerde topluyor. Daha sonra fıstıklar, traktör römorkunda temizleme, kırma ve kavlama işlemleri için tesislere götürülüyor.

Normal Antep fıstığına göre hasadı yaklaşık bir ay önce yapılan, yağlı ve yeşil renkte olan boz fıstık, keskin aromasıyla başta baklava olmak üzere birçok tatlı ve yemeğe lezzet katıyor.

İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, Oğuzeli ilçesine bağlı kırsal İkizceli Mahallesi yakınındaki tarlada hasat yapan çiftçi ve işçilerle buluştu.

Hasada eşlik eden Sağlam, daha sonra AA muhabirine, çiftçilerle bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

"ÜRETİM ARTIŞI YAŞADIK"

Geçen yıl 1 milyon 450 bin dekar alanda üretim yapıldığını ifade eden Sağlam, şunları kaydetti:

"Bu yıl yağışların bol olması nedeniyle yer altı sularımızda yükselme oldu ve üretim artışı yaşadık. 2025'te 44 bin ton olan rekoltemiz, her ne kadar 220 bin dekar alanda yaşanan dolu ve hortum afetine rağmen 60 bin ton olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Ayrıca üretim bu sene 1 milyon 469 bin dekar alana çıktı."

Bu sene Antep fıstığı üretiminin yoğun olduğu lokasyonlarda dolu ve hortum oluştuğunu hatırlatan Sağlam, "3 Mayıs'taki afetten dolayı 2027'deki üretim için karagözlerin çıkmama gibi bir riskle karşı karşıydık ancak yağışların çok olmasından dolayı ve Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü ile ekiplerimizin ağaçların bakımı için yoğun çalışmalarından dolayı telafi edebileceğimizi düşünüyoruz. Tüm üreticilerimize bereketli sezon diliyorum." diye konuştu.

EMEĞİN KARŞILIĞI YÜZLERİ GÜLDÜRÜYOR

Çiftçi Kasım Çevik de hasat sevinci ve emeğin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.

Mevsimlik işçi Aliye Demir de sabahın erken saatlerinde mesaiye başladıklarını anlatarak, hasat dönemi olduğu için memnun olduklarını ifade etti.

Bakan Bolat: Çok güzel ekonomik ittifak doğmaya başladı! Mekke Anlaşmasıyla genişleyecek

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Şam’da düzenlenen Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti ve İkili İş Görüşmeleri toplantısında iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi.

Türkiye ile Suriye arasında yakın bir ekonomik entegrasyon bulunduğunu vurgulayan Bolat, bölge ülkeleriyle birlikte ekonomik işbirliğinin daha da güçleneceğini ifade etti.

Bolat, bu akşam 63. Uluslararası Şam Fuarı'nın açılacağını hatırlatarak, Türkiye'den 200 kişilik iş insanı heyetiyle geldiklerini bildirdi.

Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşık 33 firma ve 1000'e yakın ziyaretçinin katılımıyla Şam Uluslararası Fuarı'nda yerlerini alacaklarını kaydeden Bolat, "Türkiye salonunun açılışını gerçekleştireceğiz. Suriye ve Türkiye ekonomileri arasında çok yakın bir entegrasyon var. 8 Aralık devrimi başarıldıktan ve yeni Suriye kurulduktan sonra çok yakın bir koordinasyon içinde Suriye hükümeti ve bakanlıklarıyla çalışıyoruz. Türkiye ve Suriyeli yatırımcılar, sanayiciler, KOBİ'ler, tüccarlar, ihracatçılar yıllardır çok yakın işbirliği içinde görev yapıyorlar. İnsanlar önce komşusuyla ticaret yapar, komşusuyla ortaklık kurar ve yol arkadaşlığı yapar." diye konuştu.

Bolat, dünya ekonomisinin ve ticaretinin jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve büyük ekonomiler arasındaki ticaret savaşları nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğine dikkati çekerek, bölgesel işbirliğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

"JETCO VE BANKACILIK ALANINDA ADIMLAR SÜRÜYOR"

Bakan Bolat, iki ülke arasındaki kurumsal adımlara değinerek, Gümrük İşbirliği Anlaşması'nın imzalandığını ve işbirliği komitesinin kurulduğunu hatırlattı.

Bolat, Ekonomi ve Ticaret Komitesinin (JETCO) kuruluşunun geçen yıl ağustos ayında Ankara'da atılan imzalarla gerçekleştiğini belirterek, ilk toplantının nisan ayında İstanbul'da yapıldığını anımsattı.

Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin sürdüğünü ve Türk bankalarının Suriye'de kuruluşu konusunda olumlu gelişmeler beklediklerini aktaran Bolat, sınır illeri ve ticaret-sanayi odaları arasındaki işbirliklerinin de hız kazandığını kaydetti.

Bakan Bolat, fuar katılımlarına ilişkin "Suriye'deki fuarlarda yerimizi alıyoruz. Geçen yıl 8 Suriye fuarına katıldık, 2026'da da 8 fuara iştirak ediyoruz. Gelecek ay eylülde yapılacak olan 'Suriye'nin Yeniden İnşası, İmarı Fuarı'nda da TOKİ başta olmak üzere Türk inşaat ve yapı malzemeleri firmaları geniş katılımla yer alacak." değerlendirmesini yaptı.

"ORTA DOĞU'DA ÇOK GÜZEL EKONOMİK İTTİFAK DOĞMAYA BAŞLADI"

Bolat, bölgesel lojistik ve ticaret hatlarına işaret ederek, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların enerji tedariki, petrokimya ürünleri ve küresel navlun fiyatlarında aksamalara yol açtığını ifade etti.

Bu kapsamda Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine uzanan transit ticaret koridorunun açıldığını ve ulaştırma bakanlıklarının anlaşmalar imzaladığını belirten Bolat, petrol ve doğal gaz boru hatları konusunda da yeni projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti.

Bolat, son dönemde imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na da değinerek, şöyle devam etti:

"Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Türkiye-Suriye arasında çok güzel bir ekonomik ittifak doğmaya başladı. Mekke Anlaşması ile olan güvenlik ittifakı birçok ülkenin de katılımıyla inşallah genişleyecek.

Ekonomik ittifak da ekonomik entegrasyon da hızlanacaktır. Bazen hayır görünen durumlardan şer olabiliyor ama şer görünen durumlardan da inşallah hayır çıkacaktır. Özellikle İsrail'in bölge ülkelerine yönelik tehditleri ve istikrarsızlaştırma çabaları karşısında bölge ülkeleri yekvücut bir araya gelerek güçlü ittifaklar kurma konusunda büyük gelişmeler kaydediyorlar."

Bölge ülkelerinin tehditler karşısında ortak hareket etmesinin önemine işaret eden Bolat, Suriye'nin 14 yıllık yıkım ve despot rejimden kurtulmasının ardından birlik ve bütünlük içinde güçlü bir şekilde yoluna devam edeceğini, bölgedeki ekonomik entegrasyonun halkların refahına katkı sunacağını belirtti.

Bakan Bolat, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bolat, bu yıl sonuna kadar Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı'nın açılması konusunda Suriye tarafından söz aldıklarını belirterek, "Bu hem Suriye'ye yeni bir giriş kapısı hem de Irak'a ve Körfez'e transit ticaret anlamında çok olumlu bir adım olacak." şeklinde konuştu.

💾

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Şam’da düzenlenen Türkiye-Suriye Ticaret Heyeti ve İkili İş Görüşmeleri toplantısında iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geleceğine ilişkin önemli mesajlar verdi.</p>

<p>Türkiye ile Suriye arasında yakın bir ekonomik entegrasyon bulunduğunu vurgulayan Bolat, bölge ülkeleriyle birlikte ekonomik işbirliğinin daha da güçleneceğini ifade etti.</p>

<p>Bolat, bu akşam 63. Uluslararası Şam Fuarı'nın açılacağını hatırlatarak, Türkiye'den 200 kişilik iş insanı heyetiyle geldiklerini bildirdi.</p>

<p>Türkiye olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yaklaşık 33 firma ve 1000'e yakın ziyaretçinin katılımıyla Şam Uluslararası Fuarı'nda yerlerini alacaklarını kaydeden Bolat, "Türkiye salonunun açılışını gerçekleştireceğiz. Suriye ve Türkiye ekonomileri arasında çok yakın bir entegrasyon var. 8 Aralık devrimi başarıldıktan ve yeni Suriye kurulduktan sonra çok yakın bir koordinasyon içinde Suriye hükümeti ve bakanlıklarıyla çalışıyoruz. Türkiye ve Suriyeli yatırımcılar, sanayiciler, KOBİ'ler, tüccarlar, ihracatçılar yıllardır çok yakın işbirliği içinde görev yapıyorlar. İnsanlar önce komşusuyla ticaret yapar, komşusuyla ortaklık kurar ve yol arkadaşlığı yapar." diye konuştu.</p>

<p>Bolat, dünya ekonomisinin ve ticaretinin jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve büyük ekonomiler arasındaki ticaret savaşları nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğine dikkati çekerek, bölgesel işbirliğine her zamankinden fazla ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.</p>

<p>"JETCO VE BANKACILIK ALANINDA ADIMLAR SÜRÜYOR"</p>

<p>Bakan Bolat, iki ülke arasındaki kurumsal adımlara değinerek, Gümrük İşbirliği Anlaşması'nın imzalandığını ve işbirliği komitesinin kurulduğunu hatırlattı.</p>

<p>Bolat, Ekonomi ve Ticaret Komitesinin (JETCO) kuruluşunun geçen yıl ağustos ayında Ankara'da atılan imzalarla gerçekleştiğini belirterek, ilk toplantının nisan ayında İstanbul'da yapıldığını anımsattı.</p>

<p>Merkez bankaları arasındaki işbirliğinin sürdüğünü ve Türk bankalarının Suriye'de kuruluşu konusunda olumlu gelişmeler beklediklerini aktaran Bolat, sınır illeri ve ticaret-sanayi odaları arasındaki işbirliklerinin de hız kazandığını kaydetti.</p>

<p>Bakan Bolat, fuar katılımlarına ilişkin "Suriye'deki fuarlarda yerimizi alıyoruz. Geçen yıl 8 Suriye fuarına katıldık, 2026'da da 8 fuara iştirak ediyoruz. Gelecek ay eylülde yapılacak olan 'Suriye'nin Yeniden İnşası, İmarı Fuarı'nda da TOKİ başta olmak üzere Türk inşaat ve yapı malzemeleri firmaları geniş katılımla yer alacak." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>"ORTA DOĞU'DA ÇOK GÜZEL EKONOMİK İTTİFAK DOĞMAYA BAŞLADI"</p>

<p>Bolat, bölgesel lojistik ve ticaret hatlarına işaret ederek, Hürmüz Boğazı'ndaki aksamaların enerji tedariki, petrokimya ürünleri ve küresel navlun fiyatlarında aksamalara yol açtığını ifade etti.</p>

<p>Bu kapsamda Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine uzanan transit ticaret koridorunun açıldığını ve ulaştırma bakanlıklarının anlaşmalar imzaladığını belirten Bolat, petrol ve doğal gaz boru hatları konusunda da yeni projelendirme çalışmalarının yürütüldüğünü kaydetti.</p>

Türkiye'nin büyüme tahmini açıklandı

AA Finans'ın Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 31 Ağustos Pazartesi günü açıklanacak 2. çeyrek GSYH verilerine ilişkin beklenti anketi, 11 ekonomistin katılımıyla sonuçlandı.

Anket sonuçlarına göre ekonomistler, yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 2,80 büyüyeceğini tahmin etti.

Ankete katılan ekonomistlerin ikinci çeyreğe ilişkin büyüme beklentileri yüzde 2,20 ile yüzde 3 aralığında yer aldı. Ekonomistlerin 2026'nın tamamına ilişkin büyüme beklentilerinin medyanı ise yüzde 3 oldu. Söz konusu beklentiye ilişkin tahminler en düşük yüzde 2,50 ve en yüksek seviye yüzde 3,50 olarak kayıtlara geçti.

Öte yandan ekonomistlerin 2027 sonuna ilişkin büyüme tahminlerinin medyanı yüzde 4 oldu. Türkiye ekonomisi, 2026'nın 1. çeyreğinde yüzde 2,5 büyümüştü.

TİGEM’in 2026 karında patlama bekleniyor: 1,6 milyar liraya ulaşması tahmin ediliyor

Kurumun 2026 yılı sonu tahmini kârının, bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 78’lik bir artış göstererek 1,6 milyar liraya ulaşması öngörülüyor.

TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, Karacabey İşletmesinde düzenlediği basın toplantısında kurumun güncel üretim verilerini ve gelecek dönem projeksiyonlarını kamuoyuyla paylaştı.

Geçen yılı 900 milyon lira kâr ile geride bıraktıklarını hatırlatan Gezginç, büyüme ivmesinin önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini belirterek, "2027 yılı için 1,8 milyar TL ve 2028 için de 2 milyar TL kar hedefimiz var." ifadesini kullandı.

"ARAZİLERİMİZİN YÜZDE 91’İNİ BİZZAT İŞLETİYORUZ"

Iğdır’dan Kırklareli’ye, Antalya’dan Dalaman ve Karacabey’e kadar Türkiye’nin hemen hemen tüm iklim kuşaklarında üretim yaptıklarını anlatan Gezginç, şöyle konuştu:

"Dünyanın tek parça en büyük işletmesi ve TİGEM’in amiral gemisi olan Ceylanpınar dahil tüm alanlarımızda optimum faydayı sağlamaya çalışıyoruz. 2004 ve 2007 yılları arasında 20 işletmemiz 29-30 yıllığına kiraya verilmiş fakat şunu ifade etmek istiyorum; 20 işletme rakam olarak büyük görünebilir ama toplam arazi varlığımızın yüzde 9’unu oluşturuyor. Yani arazilerimizin yüzde 91’i hala TİGEM tarafından işletilmekte ve üretim yapılmakta. Arazilerimizi TİGEM personeliyle bizzat işletiyoruz."

Yağışlar genel verimi artırdı, Karacabey ve Dalaman olumsuz etkilendi

İklim şartlarının üretime etkisine değinen Gezginç, bu yıl ülke genelinde iklimin elverişli seyretmesi sayesinde verimin geçen senenin üzerine çıktığını vurguladı.

Hububatta hedefi tutturma oranlarının yüzde 101, mısırda yüzde 106 ve narenciyede yüzde 94 olduğunu belirtilen Gezginç, "Tarım açık alanda yapılan bir faaliyet olduğu için ani sıcaklık, rüzgar, don veya aşırı yağış verimi doğrudan etkiliyor. Türkiye genelinde verim iyiyken, sahil kuşağında yer alan Dalaman ile içinde bulunduğumuz Karacabey işletmemiz aşırı yağış ve rüzgârdan olumsuz etkilendi." dedi.

"SERTİFİKALI TOHUMLUK ÜRETİYORUZ"

TİGEM’in temel misyonunun çiftçiye kaliteli genetik materyal sağlamak olduğunun altını çizen Gezginç, şunları kaydetti:

"Biz buğdayı un ya da ekmek olsun diye değil, tohumluk amacıyla üretiyoruz. Çiftçilerimiz bizden aldıkları tohumla daha verimli ve çevreye dayanıklı ürünler elde ediyor. Aynı durum hayvancılık faaliyetlerimiz için de geçerli. Bu yıl ülke genelinde 233 bin ton sertifikalı tohum hedefimiz var. Türkiye genelindeki yaklaşık 300 bayimiz aracılığıyla, belirlediğimiz tavan fiyat üzerinden çiftçilerimize güvenilir ve ulaşılabilir tohum sağlamak için çalışıyoruz."

Türk yaş meyvesi Avrupa pazarında atağa kalktı! İhracat ilk kez 1 milyar doları aştı

Türkiye’nin yaş meyve ihracatında tarihi bir eşik aşıldı. Yılın ilk 7 ayında dış satım geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 1 milyar 5 milyon dolara yükseldi.

Elverişli hava koşulları ve yağışlar da birçok yaş meyve türünde verim ve kaliteyi artırdı.
Verimli sezonun yanı sıra Avrupa pazarlarına yakınlığın sağladığı lojistik avantaj da ihracattaki yükselişi destekledi.

Yüksek rekolte, ihracatçıların dış pazarlardan gelen talebi düzenli ve kaliteli ürünle karşılamasına imkan sağladı.

HIZLI TESLİMAT İLGİYİ ARTIRDI

Ürünlerin tazeliğini koruyarak kısa sürede alıcılara ulaştırılması ve zamanında teslimat, Avrupalı müşterilerin Türk yaş meyvesine ilgisini artırdı.

Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre, Türkiye'nin yaş meyve ihracatı ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 artarak 631 milyon 662 bin dolardan 1 milyar 5 milyon 225 bin dolara çıktı.

Sektör, böylece ocak-temmuz döneminde ilk defa 1 milyar dolar ihracat bandını aştı.
Söz konusu dönemde 512 bin 11 ton yaş meyveyi dış pazarlara gönderen Türkiye'nin özellikle Avrupa'nın önemli pazarlarında yakaladığı artış dikkati çekti.

İSPANYA VE POLONYA'DA İHRACAT BÜYÜK ÖLÇÜDE ARTTI

Avrupa ülkeleri arasında en fazla yaş meyve ihracatı Almanya'ya gerçekleştirildi. Bu ülkeye dış satım yüzde 80 artarak 63 milyon 410 bin dolardan 113 milyon 921 bin dolara yükseldi.

Avrupa pazarlarında oransal olarak en güçlü yükselişlerden biri İspanya'da kaydedildi. Bu ülkeye yaş meyve ihracatı yüzde 318 artışla 1 milyon 725 bin dolardan 7 milyon 212 bin dolara yükseldi.

Polonya da ihracatın hızla büyüdüğü pazarlardan biri oldu. Bu ülkeye dış satım yüzde 295 artışla 9 milyon 388 bin dolardan 37 milyon 63 bin dolara ulaştı.

İtalya'ya yaş meyve ihracatı ise yüzde 203 artışla 2 milyon 23 bin dolardan 6 milyon 133 bin dolara yükseldi.

Artış diğer Avrupa pazarlarında da devam etti. Hollanda'ya yapılan ihracat yüzde 53 artarak 12 milyon 578 bin dolara, Letonya'ya yüzde 44 yükselişle 4 milyon 335 bin dolara çıktı. İngiltere'ye dış satım ise yüzde 19 artışla 20 milyon 593 bin dolara ulaştı.

AVRUPA İHRACATINDA KİRAZ, ŞEFTALİ, NEKTARİN VE KAYISI ÖNE ÇIKTI

Türkiye Yaş Meyve ve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, verimli geçen sezonun hem üreticileri hem de ihracatçıları memnun ettiğini söyledi.

Kiraz, nektarin, şeftali ve kayısı gibi ürünlerin gelirinde önemli artışların kaydedildiğini dile getiren Uçak, ihracattaki artışın ülkeye daha fazla döviz girdisi sağladığını belirtti.

İhracatın Türkiye ekonomisi açısından vazgeçilmez unsurlardan biri olduğunu anlatan Uçak, şöyle konuştu:

  • "Tarımsal ürünlerimiz ihraç edildiği ülkede gerçekten ciddi anlamda bir rağbet görüyor.

  • Ürünlerimizin kalitesi, lezzeti ve aromasıyla sürekli talep görmesi, ihracat artışlarımızı yükseltiyor. (İlk 7 ayda) İhracatımız 631 milyon dolardan 1 milyar dolara çıktı.

  • Bu durum ihracatçımızı, üreticilerimizi memnun etmektedir.

  • Bu rakam ilk 7 aylık bazda tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

  • Geçen yıl aynı dönemde 631 milyon 662 bin dolar ihracat yapan sektörümüz, 2024'te ise 816 milyon 817 bin dolarla en yüksek seviyeye ulaşmıştı." 

Uçak, Avrupa ülkelerindeki ciddi artışların sektörü sevindirdiğini kaydetti.

Geçen yıl çekirdekli meyvelerin zirai dondan ciddi şekilde etkilendiğini vurgulayan Uçak, şunları kaydetti: 

"Bu sene hem rekoltemiz hem kalitemiz gerçekten çok iyi. Üreticilerimiz çok ciddi bir emek vererek yetiştirdiler. Biz de ihracatçılar olarak onların sayesinde bu ihracatı gerçekleştirdik.

Avrupa'daki İspanya, İtalya ve Polonya pazarlarında önemli artışlar yaşandı, ihracatımız katlandı. Karşısındaki tüccara bir ürün sattığında verilen sözleri yerine getirilmesi özellikle Avrupalılar tarafından çok önemseniyor.

Teslimat gününü bırakın saatine kadar program veriyor, 'şu tarihte şu saatte benim aracım gelecek' diyor. O saatte o araç gitmediğinde bir daha o firmayla alışveriş yapmıyor. Biz de bunlara çok dikkat ederek vermiş olduğumuz sözleri ve yerine getirmeye gayret ettik. Burada da ihracatçılarımıza büyük bir iş düştü ve bu işi de bu başarıyı da yakaladılar."

Koca köy satılığa çıkarıldı: Biçilen değeri gören bir daha baktı

Şanlıurfa’da satışa çıkarılan bir köy ilanı dikkat çekti. Akçakale ile Suruç ilçeleri arasında bulunan Külünçe Köyü, 4 bin 500 dönümlük arazisi, haneleri ve mera alanlarıyla birlikte satışa sunuldu. Köy için istenen bedel ise dudak uçuklattı.

"BEDEL İSE DUDAK UÇUKLATTI"

Şanlıurfa’dan dikkat çeken bir gayrimenkul ilanı gündeme geldi. Akçakale ile Suruç arasında bulunan Külünçe Köyü, içerisindeki haneler ve geniş tarım arazileriyle birlikte satışa çıkarıldı. Köy için istenen bedelin ise 1,5 milyar TL, yaklaşık 30 milyon dolar olduğu belirtildi.
Gayrimenkul danışmanı tarafından yayımlanan ilanda, satışa konu alanın yalnızca tarım arazilerinden oluşmadığı belirtildi. Köy içerisinde mevcut hanelerin ve mera alanlarının da bulunduğu ifade edildi.
Akçakale ile Suruç ilçeleri arasında yer alan Külünçe Köyü'nün konumunun yanı sıra arazilerin tarım ve hayvancılık açısından taşıdığı potansiyele de dikkat çekildi.

Koca köy satılığa çıkarıldı: Biçilen değeri gören bir daha baktı

"BİNLERCE DÖNÜM ARAZİ"

Ajansurfa'nın aktardığı bilgiye göre; ilanın ayrıntılarında toplam 4 bin 500 dönümlük araziden söz edildi. Bu alanın yaklaşık 3 bin dönümünün sulanabilir tarım arazisi, 1500 dönümünün ise kıraç ve ağaçlandırmaya uygun alan olduğu belirtildi.
Arazilerin tek parça ve bütünlüklü yapısının, büyük ölçekli tarım ve yatırım projeleri açısından avantaj sağlayabileceği ifade edildi.

"YATIRIM PROJELERİ AÇISINDAN AVANTAJ"

Satış ilanında arazinin tarımsal üretimin yanı sıra hayvancılık, ağaçlandırma ve uzun vadeli arazi yatırımı amacıyla değerlendirilebileceği belirtildi.
Köydeki mevcut haneler, mera alanları ve geniş tarım arazilerinin tek satış kapsamında sunulması dikkat çekerken, 1,5 milyar TL'lik fiyat da ilanın en çarpıcı ayrıntılarından biri oldu.

💾

<p>Şanlıurfa'nın Akçakale ile Suruç ilçeleri arasında yer alan Külünçe Köyü, 4 bin 500 dönümlük arazisi ve içindeki hanelerle birlikte satışa sunuldu.Köy için istenen bedel ise dudak uçuklattı. 1,5 milyar TL'den satışa sunulan köy gayrimenkul dünyasında büyük yankı uyandırdı.</p>

<p><strong>"BİNLERCE DÖNÜM ARAZİ"</strong></p>

<p>Ajansurfa'nın aktardığı bilgiye göre; ilanın ayrıntılarında toplam 4 bin 500 dönümlük araziden söz edildi. Bu alanın yaklaşık 3 bin dönümünün sulanabilir tarım arazisi, 1500 dönümünün ise kıraç ve ağaçlandırmaya uygun alan olduğu belirtildi.<br>
Arazilerin tek parça ve bütünlüklü yapısının, büyük ölçekli tarım ve yatırım projeleri açısından avantaj sağlayabileceği ifade edildi.</p>

<p> </p>

TMO'dan kritik uyarı: Üreticiler dikkat!

Güldal, Altınordu ilçesinde fındık alımının devam ettiği depoda incelemelerde bulunan Vali Muammer Erol ve MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk'e faaliyetler hakkında bilgi aktardı.

TMO'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 15'inci kez fındık alımında görevlendirildiğini belirten Güldal, 2017'den itibaren de üst üste 10 yıl kesintisiz görevlendirildiklerini anlattı.

TMO Genel Müdürü Güldal: 'Geçen yılın fındık mahsulü bu yıl kesinlikle  alınmayacak' - Herkes Duysun

Güldal, bu süreçte fındık üreticisine, bölge ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağladıklarını ifade ederek, "Verilen görevi, kurumsal olarak yerine getirmeye hakkıyla gayret ettik. Çok şükür bu süreklilik devam ediyor." dedi.

Geçen sezon kuraklık ve zirai don nedeniyle tarımsal ürünlerin rekoltesinin düştüğünü, bu sene ise ülke genelinde birçok üründe bereketli bir sezon yaşandığını vurgulayan Güldal, "Bu fındıkta da böyle. TMO'nun ana görevlerinin başında hububat ve bakliyat gelir. O ürünlerde hasat dönemini bitirmek üzereyiz. Çok bereketli ve yüksek verimli bir sezon geçirdik, çok yüksek alımlar yaptık." diye konuştu.

Güldal, fındık alımına 24 Ağustos'ta başladıklarına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

"Randevularımızı bir hafta önceden açmıştık. Üreticilerimiz randevu sistemini de öğrendiler. TMO'nun randevu sisteminden kendileri için uygun günlere randevu alarak ürünlerini getirmeye başladılar. İlk günlerde kurutmadan dolayı daha az ürün arzı oluyor ama ilerleyen günlerde bu miktar artacaktır. Hazırlığımızı yaptık, son üretici ürününü getirene kadar alıma devam edeceğiz."

Alım kriterlerinin daha önceden ilan edildiğini belirten Güldal, "TMO'nun eksperleri fındık alımında son derece yetkinler. Kendilerini çok iyi yetiştirdiler. Bu anlamda bir eksik ya da problemimiz yok." dedi.

Güldal, üreticilerden, geçen yılın fındığını, bu yılın mahsulüne karıştırmamalarını isteyerek, "Çünkü geri dönme durumu söz konusu olacaktır. Geçen yılın ürünleri kesinlikle alınmayacaktır." diye konuştu.

Ahmet Güldal, ürün bedeli ödemelerine ilişkin de şunları kaydetti:

"Bu yıl tüm ürünlerde 21'inci günden itibaren ürün bedellerini ödüyoruz. TMO'nun 31 Aralık tarihine kadar alım görevi var. Bize gelecek tüm ürünleri almak için depo, finans ve personel hazırlıklarını yapmış durumundayız. İnşallah 2026 yılı fındıkta başladığı gibi verimli ve bereketli bir sezon olarak geçer."

Milletvekili Şanlıtürk de üreticilere TMO'yu tercih etmeleri önerisinde bulundu.

Borsa günün ilk yarısında değer kazandı

Günün ilk yarısında yükseliş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 233,15 puan ve yüzde 1,61 artışla 14.706,57 puana çıktı.

Toplam işlem hacmi 121,1 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 3,70 değer kazanırken holding endeksi yüzde 0,10 değer kaybetti.

Sektör endekslerinden en çok yükselen bankacılık, en fazla kaybeden ise yüzde 0,61 ile menkul kıymet yatırım ortaklığı oldu.

Küresel piyasalarda, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılabileceğine yönelik beklentilerle petrol fiyatlarının gerilemesi ve Nvidia'nın bilançosu öncesinde teknoloji hisselerine yönelik iyimserliğin etkisiyle pozitif bir seyir izleniyor.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, bankacılık endeksinin öncülüğündeki alımların genele yayılmasıyla günün ilk yarısında alıcılı bir seyir izledi. Bankacılık endeksi, Halkbank'ın yurt dışı kaynaklara erişiminin güçlendiğine ilişkin açıklamasının ardından değer kazandı. Bu gelişmeyle birlikte Halkbank hisseleri tavan fiyata ulaştı. Halkbank'ın yanı sıra Türkiye İş Bankası (C) yüzde 5,8 ve Akbank da yüzde 3,26'lık yükselişle bankacılık hisseleri arasında öne çıktı.

Analistler, günün geri kalanında ABD'de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) ve büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.800 ve 14.900 puanın direnç, 14.600 ve 14.500 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

💾

<p>Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,19 değer kaybederek 14.473,42 puandan tamamladı.</p>

<p>Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 49,13 puan ve yüzde 0,34 artışla 14.522,55 puana çıktı. Bankacılık endeksi yüzde 0,76 değer kaznaırken, holding endeksi yüzde 0,66 değer kaybetti.</p>

<p>Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,06 ile bilişim, en çok gerileyen holding oldu.</p>

<p>Orta Doğu'daki jeopolitik gelişmeler varlık fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. ABD hükümetinin, İran ile yaşanan çatışmalar sırasında tahliye edilen bazı büyükelçiliklerine diplomatlarını geri göndermeye hazırlandığının öne sürülmesi ve arabulucu ülkelerin taraflar arasındaki müzakerelerin yeniden başlayabileceğine ilişkin açıklamaları, olası bir anlaşmaya yönelik iyimserliği artırdı.</p>

<p>Analistler bugün, yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, yurt dışında ise ABD'de çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) ve büyümenin yanı sıra olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.600 ve 14.700 puanın direnç, 14.400 ve 14.300 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.</p>

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başladı: Üretim alanı 2 katına çıktı

Bir dönem ayçiçek yağında fahiş fiyat artışının yaşanmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çiftçilerden üretim noktasında talepte bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı sonrası ayçiçeği üretimine başlanan Sivas'ta 2025 yılında toplam 98 bin dönüm alanda 2 çeşit ayçiçeği ekilirken 2026 yılında 190 bin dönüm alanda tohumlar toprakla buluşturuldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başladı: Üretim alanı 2 katına çıktı

TAHIL AMBARINDA AYÇİÇEĞİ BEREKETİ

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak nitelendirilen Sivas'ta alternatif tarım ürünleri her geçen gün yaygınlaşıyor. Toprak yapısı ve arazi şartları nedeniyle hububat ekilen kentte ayçiçeği üretimi artıyor. Pandemi döneminde ayçiçek yağı fiyatlarının artmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla ayçiçeği ekimine başlayan çiftçiler, üretim yapılan alanları genişletiyor. Ayçiçeği üretiminde her yıl rekorunu geliştiren kentte 2025 yılında 75 bin dönümlük alanda yağlık ayçiçeği ekilirken 2026 yılında bu rakam 100 bin dönüme ulaştı. Çiftçiler, 2025 yılında 23 bin dönümde çerezlik ayçiçeği ekimi yaparken 2026 yılında 90 bin dönümde tohumlar toprakla buluşturuldu. İklim şartlarının elverişli seyretmesiyle birlikte yağlık ayçiçeğinde 16 bin ton, çerezlikte ise 19 bin ton ürün hasat edilmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başladı: Üretim alanı 2 katına çıktı

"SİVASLI ÇİFTÇİMİZ İÇİN GÜZEL BİR ALTERNATİF OLMUŞ OLDU"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Çetindağ, "2020'de yaşanan pandemi sonrası ülkemizde ayçiçek yağıyla ilgili büyük sıkıntılar çıkmıştı. Bu sıkıntıların ardından hem Cumhurbaşkanımızın hem de Tarım Bakanımızın çiftçilerimize ekim yapması için çağrıları olmuştu. Biz de Sivas çiftçisi olarak bu duruma duyarsız kalmadık. Sivas'ta hiç ekilmeyen, çok yabancı bir ürün, ülke ekonomisine katkı sağlamak için ekildi. Güzel sonuçlarda alınmaya başladı. İnşallah bundan sonra da yağlık ve çerezlik ekimi artarak devam edecek. 2025 yılında yaklaşıp 75 bin dönümde yağlık ayçiçeği ekilmişti, şu an da 100 bin dönüme çıktı. Çerezlikte 2025 yılında 23 bin dönüm alan ekilirken bu rakam 2026'da 90 bine çıktı. Geçtiğimiz yıl 75 bin dönümde yaklaşık 11 bin 900 ton civarında ayçiçeği alınmıştı ama şu an yaklaşık 16 bin ton yağlık ayçiçeğimiz var. Çerezlikte de 2025 yılında 4 bin 800 ton olan verim şu an yaklaşık 16 bin tona çıkmış durumda. Bu durum bizim çiftçimizin ayçiçeği ekiminde ki artışını gösteriyor. 2026 yılında daha çok olacaktı ama aşırı yağışlardan dolayı Sivas çiftçimiz ekimde sıkıntılar yaşadı. Normal geçen bir sezon olsaydı çerezlikte ki 90 bin ton yaklaşık 150 bin tona, yağlıkta yaklaşık 200 bin dekara çıkacaktı. Ama çiftçimiz ve biz mutluyuz. Sivaslı çiftçimiz için güzel bir alternatif olmuş oldu" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başladı: Üretim alanı 2 katına çıktı

"DIŞARIYA BAĞLI OLMAMAK İÇİN KENDİ MEMLEKETİNDE EKMEYE BAŞLAYANLARDIR"

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün çiftçilere tohum desteğinde bulunduğunu hatırlatan Çetindağ, "İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz tarafından geçen sene yaklaşık 3 bin 900 kilo yağlık tohum dağıtıldı. Bunun da çok faydası oldu. İnşallah önümüzdeki yıl da çiftçimize yine ayçiçeği tohumunu dağıttığımız zaman rekoltenin artacağını tahmin ediyoruz. Artık geçmiş yıllarda yaşanan ayçiçek yağıyla ilgili büyük sıkıntılar yaşanmayacak. Bizim çiftçimiz vatanını milletini seven, dışarıya bağlı olmamak için hiç ekilmeyen bir ürünü kendi memleketinde ekmeye başlayanlardır" ifadelerine yer verdi.

💾

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın üretim çağrısının ardından Sivas'ta yaygınlaşan ayçiçeği ekim alanı, 2025'te 98 bin dönümken 2026'da 190 bin dönüme çıktı. Kentte yağlık ve çerezlik ayçiçeği üretiminde yüksek rekolte bekleniyor.</p>
❌
❌