Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Dün — 20 Eylül 2026eurovizyon.co.uk

İngiltere’ye Kölelik Tazminatı Baskısı Büyüyor: Karayipler Hukuk Yolunda

Karayipler’de kölelik ve sömürgecilik döneminin mirasına ilişkin tazminat tartışması yeni bir aşamaya giriyor.

Barbados’ta 17-19 Eylül tarihlerinde düzenlenen Üçüncü CARICOM Bölgesel Tazminat Konferansı, bölge ülkelerinin taleplerini ortak bir siyasi ve hukuki stratejiye dönüştürme arayışına sahne oldu.

Konferansta yenilenen CARICOM On Maddelik Onarıcı Adalet Planı temelinde İngiltere ve diğer eski sömürgeci devletlere karşı izlenecek diplomatik, ekonomik ve hukuki yollar ele alındı.

LONDRA MÜZAKEREYE GELMEZSE HUKUK YOLU

Toplantılarda öne çıkan başlıklardan biri, İngiltere ve diğer eski sömürgeci devletlerle doğrudan müzakere süreci başlatılması oldu. Ancak diplomatik girişimlerden sonuç alınamaması durumunda uluslararası hukuk mekanizmalarının devreye sokulması da seçenekler arasında bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

St Vincent ve Grenadinler’in eski Başbakanı Ralph Gonsalves, yüzlerce yıl süren kölelik ve sömürgecilik sisteminin sonuçlarının tek seferlik bir ödeme veya kısa süreli programla giderilemeyeceğini savundu.

Gonsalves, onarıcı adaletin birden fazla kuşağı kapsayacak uzun vadeli bir süreç olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

Barbados Ulusal Tazminat Görev Gücü Başkan Yardımcısı David Comissiong da farklı hukuki yolların değerlendirildiğini belirtti.

Bunlar arasında konunun Uluslararası Adalet Divanı’na (ICJ) taşınması ve mahkemeden danışma görüşü alınmasına yönelik girişimler de bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

MOTTLEY: KİMSEYİ İFLAS ETTİRMEK İSTEMİYORUZ

Barbados Başbakanı Mia Mottley ise tazminat kampanyasının İngiltere’yi ekonomik olarak cezalandırmayı amaçlamadığını vurguladı.

Mottley, “Kimseyi iflas ettirmek istemiyoruz. Ancak adalet istiyoruz” mesajı vererek sürecin yalnızca nakit ödeme talebi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

CARICOM da onarıcı adaleti yalnızca mali tazminattan ibaret görmüyor.

Bölgesel plan; resmi özür ve tarihsel sorumluluğun tanınmasının yanı sıra sağlık, eğitim, kalkınma, kültürel miras, Afrika ile bağların güçlendirilmesi ve kölelik ile sömürgeciliğin günümüze uzanan ekonomik sonuçlarının giderilmesi gibi başlıkları kapsıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

JAMAİKA HEYETİNDEN LONDRA’DA TARİHİ GİRİŞİM

İngiltere üzerindeki baskıyı artıran en önemli gelişmelerden biri kısa süre önce Jamaika’dan geldi.

Kültür Bakanı Olivia “Babsy” Grange başkanlığındaki Jamaika hükümet heyeti, Eylül ayında İngiltere’ye gelerek kölelik ve sömürgecilik dönemine ilişkin onarıcı adalet girişimi kapsamında bir dizi temas gerçekleştirdi.

Ziyaretin en önemli adımı ise 7 Eylül’de Kral III. Charles’a hitaben hazırlanan tarihi dilekçenin Buckingham Palace üzerinden resmen sunulması oldu.

Jamaika hükümeti, ülkenin devlet başkanı sıfatını da taşıyan Kral Charles’tan köleliğin hukuki niteliğine ilişkin üç temel soruyu Londra merkezli Judicial Committee of the Privy Council’e göndermesini istiyor.

Başvuruda, Jamaika’daki Afrikalıların köleleştirilmesinin dönemin İngiliz hukukuna göre hukuka uygun olup olmadığı, uygulamaların uluslararası hukuk yükümlülüklerini ihlal edip etmediği ve İngiltere’nin bugün Jamaika halkına karşı hukuki bir onarım yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi talep ediliyor.

Başvurunun önemli yönlerinden biri, doğrudan belirli miktarda para talep edilmemesi.

Jamaika hükümeti girişimi, İngiltere’nin tarihsel ve hukuki sorumluluğunun ortaya konulmasına yönelik bir adım olarak değerlendiriyor.

Jamaika heyeti Kral Charles ile yüz yüze görüşmedi. Grange, böyle bir görüşmenin ziyaret programında bulunmadığını ve dilekçenin Saray ve Privy Council ile yürütülen temasların ardından belirlenen resmi prosedür çerçevesinde sunulduğunu açıkladı.

BM KARARI KARAYİPLERİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ

Karayip ülkelerinin 2026’daki kampanyasına yeni bir uluslararası boyut kazandıran gelişmelerden biri de 25 Mart’ta BM Genel Kurulu’nda kabul edilen karar oldu.

CARICOM, bu uluslararası süreçlerin kölelik ve sömürgeciliğin sonuçlarının yalnızca tarihsel bir tartışma olarak değil, günümüz toplumlarını etkileyen bir adalet meselesi olarak değerlendirilmesine katkı sağladığını savunuyor.

Barbados’taki konferans da Karayip ülkelerinin bu uluslararası zemini ortak bir stratejiye dönüştürmeye çalıştığını gösterdi.

Independent Mortgage 3

İNGİLTERE TAZMİNATA KAPILARI KAPATIYOR

İngiliz hükümeti ise mali tazminat konusundaki mevcut tutumunu sürdürüyor.

Londra, kölelik tarihinin yol açtığı büyük acıları kabul etmekle birlikte kölelik nedeniyle tazminat ödemeyi planlamadığını daha önce birçok kez açıkladı.

Karayip ülkeleri ise tartışmanın yalnızca geçmişte yaşananların değerlendirilmesi olmadığını savunuyor.

Bölge hükümetlerine göre kölelik, plantasyon ekonomisi ve sömürge yönetiminin ekonomik, sosyal ve sağlık alanındaki sonuçları bugün de Karayip toplumları üzerinde etkisini sürdürüyor.

Tartışmanın İngiltere açısından hassasiyetini artıran bir başka gelişme de İngiliz üniversiteleri ve araştırmacılar tarafından köle ticaretinden ekonomik kazanç sağlayan kişi, aile ve kurumlara ilişkin yeni arşiv çalışmalarının yayımlanması oldu.

Bu araştırmalar, köle ticaretinin yalnızca birkaç tüccarın faaliyeti olmadığını; dönemin siyaset, finans, ticaret ve aristokrasi çevreleriyle geniş bağlantıları bulunduğunu ortaya koyuyor.

SIRADAKİ DURAK COMMONWEALTH VE BM

CARICOM ülkeleri şimdi baskıyı uluslararası platformlara taşımaya hazırlanıyor.

Karayip liderlerinin tazminat ve onarıcı adalet konusunu Commonwealth toplantıları ile Birleşmiş Milletler platformlarında yeniden gündeme getirmesi bekleniyor. Afrika Birliği ile yürütülen işbirliğinin genişletilmesi de bölgesel stratejinin önemli parçalarından biri.

Böylece İngiltere’nin önündeki mesele giderek yalnızca “tazminat ödenecek mi?” tartışması olmaktan çıkıyor.

Karayip ülkelerinin geliştirdiği strateji; siyasi müzakere, tarihsel sorumluluğun tanınması, kalkınma ve onarım programları ile uluslararası hukuk yollarının birlikte kullanıldığı çok yönlü bir sürece dönüşüyor.

Jamaika’nın Kral Charles’a yönelik hukuki girişimi ve Barbados’ta hazırlanan ortak eylem planı da Karayip ülkelerinin bu kez konuyu yalnızca diplomatik açıklamalarla değil, somut hukuki adımlarla İngiltere’nin önüne koymaya hazırlandığını gösteriyor.

Üç gün komada kalan kadın Hz. İsa'dan haber getirdi!

İngiliz Daily Mirror’ın 18 Eylül’de yeniden gündeme taşıdığı Vania Valtriani’nin hikâyesi, 2014 yılında katıldığı bir parti sırasında başladı.

O dönemde 45 yaşında olan ve işletme alanında yüksek lisans eğitimi gören Valtriani, dans ederken başında aniden çok şiddetli bir ağrı hissetti. Ağrıyı daha sonra “beynime bir bıçak saplanıp çevriliyormuş gibi” tarif etti.

Kısa süre sonra yere yığılan Valtriani hastaneye kaldırıldı. Yapılan incelemelerde hemorajik inme geçirdiği ve beyninde ciddi kanama meydana geldiği belirlendi. Ameliyata alınan kadının durumunun son derece ağır olduğu, doktorların eşi Sinecil ve ailesini ölüm ihtimaline karşı hazırladığı aktarıldı.

Üç gün komada kaldı

Valtriani, ameliyatın ardından yaşam destek cihazlarına bağlandığını ve üç gün boyunca komada kaldığını anlatıyor.

Ancak kendi ifadesine göre bu üç gün boyunca bilinci tamamen kaybolmadı. Hastane yatağında yatan bedenini dışarıdan gördüğünü öne süren Valtriani, aşağı baktığında gördüğü kişinin kendisi olduğunu başlangıçta algılayamadığını söyledi.

Bu anlatım tıbben doğrulanmış bir “ölümden sonra yaşam” kanıtı değil; Valtriani’nin yaşadığına inandığı kişisel bir yakın ölüm deneyimi.

Istikbal 860X450 Pxl

‘Babam genç haliyle karşımdaydı’

Valtriani’nin anlatımındaki en dikkat çekici bölüm ise 16 yıl önce kanser nedeniyle 74 yaşında hayatını kaybeden babası Romolo ile karşılaştığını öne sürmesi.

Babasını yaşlı ve hasta haliyle değil, kendisinin çocukluk yıllarında hatırladığı genç görünümüyle gördüğünü söyleyen Valtriani, çevresinin parlak bir ışıkla kaplı olduğunu ve yüzünde büyük bir huzur gördüğünü anlattı.

Uc Gun Komoda Kaldi Obur Dunyadan Babasiyla

İkilinin kelimeler kullanmadan, düşünceler aracılığıyla iletişim kurduğunu öne süren Valtriani’ye göre babası kollarını açarak onu yanına çağırdı.

Ancak üç çocuk annesi Valtriani, dünyadaki yaşamına dönmesi gerektiğini hissettiğini ve babasına ikinci kez veda ettiğini söyledi.

‘Gizemli adamın İsa olduğuna inandım’

Valtriani’nin anlatımında dikkat çeken bir başka ayrıntı da babasının ardından gördüğünü söylediği uzun boylu, koyu saçlı ve koyu gözlü figür.

Bazı haberlerde bu kişi “gizemli adam” ya da “melek” olarak aktarılırken, Valtriani daha sonraki ayrıntılı anlatımlarında bu kişinin İsa olduğuna inandığını söyledi.

Nisan 2025’te yayımlanan Round Trip Death podcastindeki söyleşisinde Valtriani, figürün ellerini tuttuğunu ve kendisine üç kez “Her şey yoluna girecek” mesajını verdiğini anlattı. Valtriani ayrıca bu deneyimin kendisinde ölümün hayat hikâyesinin sonu olmadığı yönünde güçlü bir inanç oluşturduğunu söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ana dili Portekizceyi yeniden öğrenmek zorunda kaldı

Valtriani’nin iddiasına göre komadan uyandıktan sonra yaşadığı değişim yalnızca manevi değildi.

Brezilya doğumlu olmasına rağmen ana dili Portekizce konusunda ciddi güçlük yaşadığını ve dili yeniden öğrenmek zorunda kaldığını belirten Valtriani, yakınlarının kişiliğindeki değişimi de fark ettiğini söyledi.

Annesinin, iyileşmesinin ardından karşısında eskiden tanıdığı kızından farklı bir insan bulunduğunu düşündüğünü aktardı.

Valtriani bugün ABD’nin Utah eyaletinde yaşıyor ve yaşadığı deneyimi çeşitli söyleşilerde anlatıyor. 2025’te yayımlanan podcast programında da yaklaşık on yıl önce geçirdiği felcin ardından yaşadığını söylediği deneyimi ayrıntılarıyla paylaştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Bilim ne diyor?

“Beden dışı deneyimler” ve ölen yakınları gördüğünü bildiren “yakın ölüm deneyimleri” uzun süredir bilimsel araştırmaların konusu. Ancak bu tür kişisel anlatımlar, ölümden sonra yaşamın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.

Valtriani de yaşadıklarını kendi kişisel ve dini inancı çerçevesinde yorumluyor. Ağır beyin kanaması geçirdiği ve hayatta kaldığı olay tıbbi bir gerçek olarak aktarılırken; bedeninden ayrıldığı, babasıyla görüştüğü ve İsa ile karşılaştığı yönündeki bölümler Valtriani’nin kendi anlatımına dayanıyor.

Yaşadığı deneyimin ölüm korkusunu değiştirdiğini söyleyen Valtriani ise bugün vermek istediği mesajı yaşamın değerini bilmek ve sevdikleriyle geçirilen zamanı önemsemek olarak özetliyor.

Çocuğu suç işleyen aileye hapis de dahil ağır yaptırım geliyor

İngiltere ve Galler’de gençlerin suça sürüklenmesini önlemeye yönelik sistemde dikkat çekici bir değişiklik hazırlanıyor. Hükümetin üzerinde çalıştığı model, yalnızca suç işleyen çocuklara yönelik yaptırımları değil, çocuklarının rehabilitasyonu için mahkeme tarafından getirilen yükümlülüklere uymayan ebeveynlerin sorumluluğunu da ağırlaştırmayı öngörüyor.

Adalet Bakanlığı'nın Mayıs ayında yayımladığı “Cutting Youth Crime, Changing Young Lives” başlıklı Gençlik Adaleti Beyaz Kitabı, mevcut Ebeveynlik Emirleri'nin güçlendirilmesini hükümet politikasının bir parçası haline getirmişti. Belgede, çocuklarının davranışlarını düzeltmeye yönelik girişimleri “kasıtlı olarak” desteklemeyen ebeveynler ve bakıcılar açısından gerçek sonuçlar doğuracak yeni bir sistem kurulacağı belirtiliyor.

Olay H 800X225-2

Sosyal yardım kesintisi ve hapis seçeneği

19 Eylül'de gündeme gelen yeni ayrıntılara göre hükümet, mahkeme kararlarına uymayan ebeveynlere uygulanabilecek mevcut yaptırımların yeterli olup olmadığını değerlendiriyor. Seçenekler arasında para cezalarının yükseltilmesi, bazı sosyal yardımların azaltılması ve en ağır ihlal vakalarında hapis cezası bulunuyor. Ancak bunlar henüz yürürlüğe girmiş yeni cezalar değil; ayrıntıları üzerinde çalışılan politika seçenekleri.

Gençlik adaleti politikasından sorumlu Bakan Jake Richards, yaklaşımı “havuç ve sopa” modelinin bir parçası olarak tanımlıyor. Richards'a göre amaç, çocuk suç işlediğinde ebeveyni otomatik olarak cezalandırmak değil; mahkemenin çocuğun rehabilitasyonu için gerekli gördüğü yükümlülükleri ebeveynin kasıtlı biçimde yerine getirmediği durumlarda daha etkili yaptırımlar uygulamak. Hapis cezasının ise ancak uç vakalarda gündeme gelmesi ve kararı bağımsız mahkemelerin vermesi öngörülüyor.

Bu ayrım önemli: Plan, “çocuk suç işledi, anne-baba hapse girecek” şeklinde otomatik bir sistem öngörmüyor. Yaptırımın odağında, ebeveynin mahkeme tarafından verilen yükümlülüklere uymaması bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ebeveynlik Emirleri neredeyse kullanılmaz hale geldi

Mevcut sistemde mahkemeler, çocuğun suç işlemesi veya antisosyal davranışta bulunması halinde ebeveyn hakkında “Parenting Order” çıkarabiliyor. Bu emirlerle ebeveynlerin danışmanlık, eğitim ve destek programlarına katılması gibi şartlar getirilebiliyor.

Mahkemeler 16 yaşından küçük bir çocuk hakkında karar verirken ebeveynlik emrini değerlendirmek zorunda; emirler 16 ve 17 yaşındaki gençlerin ebeveynleri için de uygulanabiliyor. Emre uyulmaması halinde mevcut sistemde 1.000 sterline kadar para cezası verilebiliyor.

Ancak uygulamanın kullanımı yıllar içinde dramatik biçimde düştü. 2009-2010 döneminde 1.000'in üzerinde ebeveynlik emri çıkarılırken, 2022-2023 döneminde bu sayı yalnızca 33'e geriledi. Hükümet, sistemin daha etkin kullanılması gerektiğini savunuyor. Adalet Bakanlığı, 8 Eylül'de parlamentoya verdiği yanıtta da ebeveynlik emirlerinin güçlendirileceğini ve mahkemenin çocuğun rehabilitasyonu açısından gerekli gördüğü bir emre kasıtlı olarak uymayan ebeveynlerin “daha anlamlı sonuçlarla” karşılaşacağını bildirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Hükümetin hedefi daha erken müdahale

Düzenleme, çok daha kapsamlı bir gençlik adaleti reformunun parçası. Hükümetin Mayıs ayında açıkladığı Beyaz Kitap, son 20 yılda adalet sistemine giren çocuk sayısının ciddi biçimde azaldığını, buna karşılık bugün sistemde bulunan gençlerin daha karmaşık sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Uyuşturucu kullanımı, sömürü, aile sorunları ve tekrarlayan suç davranışları bunlar arasında gösteriliyor.

Hükümet ayrıca tekrar suç işleyen gençler için Youth Intervention Courts – Gençlik Müdahale Mahkemeleri modelini denemeye hazırlanıyor. İlk pilot uygulamanın Parlamento onayına bağlı olarak 2027 ilkbaharında başlaması planlanıyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre Youth Rehabilitation Order kapsamındaki çocuklarda yeniden suç işleme oranı Mart 2024'te sona eren dönemde yüzde 60 seviyesindeydi.

Bıçak taşıyan çocuklara yönelik de ayrı bir müdahale sistemi hazırlanıyor. Şubat ayında açıklanan programa göre İngiltere ve Galler'de bıçakla yakalanan her çocuk için yeniden suç işlemeyi önlemeyi amaçlayan kişiselleştirilmiş zorunlu plan oluşturulacak. Hükümet gençlik adaleti hizmetlerine 320 milyon sterlin yatırım açıkladı.

Independent Mortgage 3

Eleştiri: Ceza çocuğu daha da zor durumda bırakabilir

Yeni yaklaşımın en tartışmalı bölümü ise ebeveynlerin sosyal yardımlarının kesilmesi veya hapsedilmesi ihtimali.

Eleştiriler, özellikle düşük gelirli ailelerde sosyal yardım kesintisinin yalnızca ebeveyni değil, aynı evde yaşayan çocukları da ekonomik olarak cezalandırabileceği üzerinde yoğunlaşıyor. Uzmanlar ayrıca ebeveynin hapse gönderilmesinin, zaten suç davranışı gösteren veya ciddi sosyal sorunlarla karşılaşan bir çocuğun aile ortamındaki istikrarı daha da bozabileceğini savunuyor. Ebeveynlerin gönüllü destek programlarına katılımının zorlayıcı yaptırımlardan daha etkili olabileceğini ileri süren görüşler de bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet ise yaklaşımın yalnızca cezalandırmaya dayanmadığını, erken müdahale, rehabilitasyon ve aile desteğinin de reformun temel unsurları olduğunu vurguluyor. Beyaz Kitap ayrıca çocukların tutuklu yargılanmasının azaltılması ve gözaltında tutulan çocuk sayısının düşürülmesi gibi hedefler içeriyor.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru, ebeveynlerin çocuklarının suç davranışlarından doğrudan sorumlu tutulup tutulmamasından çok, mahkemenin çocuğu suçtan uzaklaştırmak amacıyla verdiği kararlara uymayan ebeveynlere devletin ne ölçüde müdahale edebileceği olacak. Sosyal yardım kesintisi ve hapis gibi en ağır seçeneklerin hangi koşullarda uygulanabileceğinin ise hükümetin düzenlemenin ayrıntılarını açıklamasıyla netleşmesi bekleniyor.

Demiryollarından sonra kamulaştırma sırası kırmızı otobüslerde

İngiltere’de şehir içi ve şehirlerarası toplu taşımada özel sektörün rolünü değiştirebilecek önemli bir dönüşüm yaşanıyor.

Hükümet demiryollarında özel işletmecilerin sözleşmeleri sona erdikçe yolcu hizmetlerini kamu mülkiyetine geçirirken, Londra’da da otobüslerin doğrudan kamu şirketi tarafından işletilmesinin yolu açılıyor.

Transport for London’ın (TfL) 2026 İş Planı’nda açıkça yer alan hedef, “Londra için kamu mülkiyetinde yeni bir otobüs şirketi” kurulmasına yönelik ayrıntılı öneriler geliştirilmesi. TfL, modelin verimlilik, yenilik, hesap verebilirlik, çalışanlar ve yolcular açısından sağlayabileceği sonuçları inceleyeceğini belirtiyor.

Olay H 800X225-2

Londra’nın kırmızı otobüslerinde sistem nasıl değişecek?

Londra otobüsleri zaten İngiltere’nin diğer bölgelerindeki geleneksel özel otobüs sisteminden farklı çalışıyor.

TfL yaklaşık 9 bin araçtan oluşan, 675 hatlık otobüs ağını yönetiyor. Hatları ve hizmet seviyelerini TfL belirliyor ve hizmet kalitesini denetliyor; ancak otobüslerin büyük bölümü TfL ile yaptıkları sözleşmeler kapsamında özel şirketler tarafından işletiliyor.

Dolayısıyla yolcuların üzerinde TfL logosu bulunan kırmızı otobüsleri kamu hizmeti olarak algılamasına rağmen direksiyonun arkasındaki işletmeci Arriva, Go-Ahead London, Stagecoach veya başka bir özel şirket olabiliyor.

Yeni modelin en önemli farkı burada ortaya çıkacak.

TfL'nin kendi otobüs şirketini kurması halinde, özel işletmecilerle yapılan sözleşmeler sona erdiğinde bazı hatların yeniden ihaleye çıkarılması yerine TfL’ye bağlı kamu şirketi tarafından doğrudan işletilmesi mümkün olabilecek.

Yerel Demokrasi Muhabirliği Servisi'nin (LDRS) aktardığı son bilgilere göre TfL yetkililerinin bu ay içinde mevcut otobüs işletmecileriyle görüşmelere başlayarak modelin uygulanabilirliğini değerlendirmesi bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yasal engel kaldırıldı

Değişikliğin önünü açan kritik gelişme ise Bus Services Act 2025 oldu.

Ekim 2025’te yasalaşan düzenleme, yerel yönetimlerin yeni belediye otobüs şirketleri kurmasının önündeki yasağı kaldırdı. Hükümet Temmuz 2026’da yerel yönetimlerin kendi otobüs şirketlerini nasıl kurabileceklerine ilişkin ayrıntılı resmi rehberi de yayımladı.

Hükümetin Nisan ayında açıkladığı ulaşım politikasına göre yerel yönetimler artık otobüs hizmetlerini franchise modeliyle yönetmek, özel şirketlerle güçlendirilmiş ortaklık kurmak veya kendi kamu otobüs şirketlerini oluşturmak arasında tercih yapabiliyor. Merkezi hükümet 2025/26 ile 2028/29 arasında otobüs hizmetlerine yılda 1 milyar sterlinden fazla yatırım yapılacağını da belirtiyor.

Bu nedenle gelişme, Londra otobüslerinin merkezi hükümet tarafından tek seferde “kamulaştırılması” anlamına gelmiyor. Daha doğru ifadeyle hükümetin çıkardığı yasa, TfL'nin kamuya ait bir işletmeci kurmasına olanak sağlıyor; Londra yönetimi de bu seçeneği hayata geçirmek için hazırlık yapıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Demiryollarında dönüşüm çok daha ileri aşamada

Otobüslerdeki hazırlık, İngiltere demiryollarında başlayan daha kapsamlı kamu mülkiyeti dönüşümünün ardından geliyor.

Hükümetin oluşturacağı Great British Railways (GBR), kamu mülkiyetinde olacak ve bugün Network Rail'in yürüttüğü altyapı yönetimiyle yolcu trenlerinin işletilmesini aynı yapı altında toplamayı hedefleyecek.

Ulaştırma Bakanlığı'nın 15 Eylül'de güncellediği plana göre GBR'nin tek hissedarı Ulaştırma Bakanı olacak ve şirket Parlamento'ya karşı hesap verecek.

Kamuya geçiş şimdiden başladı. Örneğin Thameslink, Southern, Great Northern ve Gatwick Express hizmetlerini kapsayan Govia Thameslink Railway operasyonları 31 Mayıs 2026'da kamu mülkiyetine geçti.

Manchester modeli İngiltere’ye yayılıyor

Otobüslerde dönüşümün diğer önemli örneği Greater Manchester.

Eski Manchester Belediye Başkanı, şimdiki Başbakan Andy Burnham döneminde oluşturulan Bee Network, hatların, tarifelerin ve ücret politikasının kamu otoritesi tarafından kontrol edildiği franchise sistemine geçti.

Ancak Manchester örneğinde önemli bir ayrıntı bulunuyor: Otobüslerin günlük işletmesi hâlâ büyük ölçüde sözleşmeli özel şirketler tarafından gerçekleştiriliyor. Kamu otoritesi ise hangi hattın nereden geçeceğine, hizmet standardına ve bütünleşik ulaşım politikasına çok daha fazla hakim.

Londra'da tartışılan model bunun bir adım ötesine geçebilir; çünkü TfL yalnızca ağı kontrol etmekle kalmayıp otobüsleri işleten şirketlerden biri haline gelebilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Özel şirketlerin rolü tamamen bitmeyecek

Bununla birlikte Londra'nın yaklaşık 9 bin otobüsünün kısa sürede tamamen kamu şirketine geçirilmesi yönünde açıklanmış bir karar veya takvim bulunmuyor.

Mevcut sözleşmeler devam edecek ve özel işletmecilerin sistemde önemli bir rol oynamayı sürdürmesi bekleniyor. Kamu şirketinin kurulması halinde dönüşümün, sözleşmeler sona erdikçe belirli hatların TfL işletmesine alınması şeklinde kademeli gerçekleşmesi olası görünüyor.

TfL, kamu işletmesinin sağlayabileceği verimlilik, hesap verebilirlik ve yenilik avantajlarını araştırırken sendikalar da modeli destekliyor. Unite, kamu işletmeciliğinin toplu taşımadan elde edilen gelirin özel şirketlere gitmesi yerine yeniden ulaşım sistemine yatırılmasına yardımcı olacağını savunuyor.

İngiltere toplu taşımada yeni bir döneme giriyor

Ortaya çıkan tablo, İngiltere'nin 1980'lerden itibaren şekillenen özel sektör ağırlıklı toplu taşıma modelinde önemli bir yön değişikliğine işaret ediyor.

Demiryollarında doğrudan kamu mülkiyeti, ülkenin diğer bölgelerinde yerel yönetim kontrolündeki otobüs franchise sistemleri, Londra'da ise bunlara ek olarak doğrudan kamuya ait otobüs işletmeciliği gündemde.

Planın gerçekleşmesi halinde Londra'nın dünyaca tanınan kırmızı otobüslerinde yolcular açısından ilk bakışta büyük bir değişiklik görülmeyebilir.

Ancak otobüsün üzerindeki TfL logosunun arkasında çok daha temel bir değişiklik yaşanmış olacak: Londra yönetimi, yalnızca güzergâhı ve ücreti belirleyen otorite değil, bazı kırmızı otobüslerin doğrudan sahibi ve işletmecisi de olabilecek.

Independent Mortgage 3

Gazeteci Vahit Şahin 66 yaşında hayatını kaybetti

Adana basın camiası, uzun yıllar gazeteciliğe hizmet eden deneyimli gazeteci Vahit Şahin’in vefatıyla sarsıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve Sürekli Basın Kartı sahibi olan Şahin, 18 Eylül 2026 Cuma günü 66 yaşında hayatını kaybetti. Şahin’in vefatı, birlikte çalıştığı gazeteciler ve Adana basın camiasında üzüntüyle karşılandı.

Evli ve üç çocuk babası olan Vahit Şahin’in bir torunu bulunuyordu. Şahin’in cenazesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü öğle namazının ardından Ceyhan’a bağlı Gümürdülü/Gümüldürü Mahallesi’nde toprağa verilecek. Yerel kaynaklarda yer adı farklı yazımlarla aktarılıyor.

TGC: “Meslektaşımızı hiç unutmayacağız”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu da Vahit Şahin’in ölümünün ardından bir başsağlığı mesajı yayımladı.

TGC, Şahin’in uzun yıllar gazetecilik mesleğine başarıyla hizmet ettiğini belirterek ailesine ve basın topluluğuna başsağlığı ve sabır dileklerini iletti.

Çukurova Gazeteciler Cemiyeti de Şahin’in vefatından duyulan üzüntüyü dile getirerek ailesine ve basın camiasına başsağlığı mesajı yayımladı.

Gazeteciliğe 1983 yılında başladı

1960 yılında Adana’da doğan Vahit Şahin, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Gazetecilik mesleğine 1983 yılında Türkiye Gazetesi’nde başladı.

Şahin daha sonra, Adana basın tarihinin köklü kuruluşlarından Yeni Adana Gazetesi’nde uzun yıllar görev yaptı. Muhabirlikten yöneticiliğe uzanan meslek yaşamında gazetenin Yazı İşleri Müdürlüğü ve Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini üstlendi.

Yerel gazeteciliğe özel önem veren Şahin, Karaisalı’da Salbaş Gazetesi’ni yayımladı. Kendi yazılarında da Karaisalı’ya yaklaşık 40 yıl boyunca basın yoluyla hizmet verdiğini anlatıyordu.

Şahin’in Karaisalı’daki gazetecilik faaliyetleri yalnızca haber takibiyle sınırlı kalmadı. Yerel basına ilişkin geçmiş değerlendirmelerde, ilçede matbaa ve yerel yayıncılığın gelişmesine katkıda bulunan gazetecilerden biri olarak gösterildi.

ÇGC yönetiminde görev yaptı, çok sayıda ödül aldı

Vahit Şahin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Çukurova Gazeteciler Cemiyeti üyesiydi. ÇGC’de farklı dönemlerde yönetim kurulu üyeliği yapan Şahin, yaklaşık 43 yıllık gazetecilik yaşamı boyunca çeşitli meslek ödüllerine layık görüldü.

Yerel basında özellikle Adana ve Karaisalı’nın sorunlarını gündeme taşıyan Şahin, meslek yaşamının son dönemine kadar yazmayı ve gazetecilik faaliyetlerini sürdürdü. Nisan 2026’da yayımlanan yazılarının bulunması, gazetecilik faaliyetlerine hayatının son aylarına kadar devam ettiğini gösteriyor.

Vahit Şahin, eşi Güzin Şahin, üç çocuğu, bir torunu, yakınları ve uzun yıllar birlikte çalıştığı meslektaşlarını geride bıraktı.

***

Eurovizyon yazı ailesi olarak meslektaşımız Vahit Şahin’e Allah’tan rahmet, eşi Güzin Şahin, çocukları ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Antep İşi Londra Moda Haftası’nda

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

Türk modacı Bora Aksu, Londra Moda Haftası’nda tanıttığı İlkbahar/Yaz 2027 koleksiyonunda, Gaziantep’in köklü el sanatı Antep İşi’ni uluslararası moda sahnesine taşıdı.

Koleksiyonun ilham kaynağı, kadınların sanat dünyasında yer edinmesinin son derece zor olduğu 17. yüzyılda profesyonel ressam olmayı başaran İngiliz sanatçı Mary Beale oldu.

Aksu, Beale’in dönemin sınırlarını aşan hikâyesiyle, Antep İşi’ni yüzyıllardır yaşatan Gaziantepli kadınların emeği arasında güçlü bir bağ kurdu. Gaziantep Belediyesi öncülüğünde hazırlanan ve bazılarının tamamlanması altı aya kadar süren nakışlar; tül, organze, dantel, romantik silüetler ve maskülen terzilikle buluştu.

Koleksiyonda pastel lila, açık mavi ve diğer yumuşak, açık tonlar öne çıktı. Antep İşi nakışların kullanıldığı dantel bölümler ise koleksiyonun en dikkat çekici ayrıntılarını oluşturdu.

Defilenin ardından Bora Aksu, bu iş birliğini “Gaziantep ile Londra arasında kurulan bir köprü” sözleriyle anlattı.

Independent Mortgage 3

Avrupa liderleri alarma geçti: Akaryakıt fiyatlarında yeni şok korkusu

Avrupa, Orta Doğu’daki çatışmaların küresel enerji hatlarını giderek daha fazla tehdit etmesiyle yeni bir petrol ve akaryakıt şokuna hazırlanıyor.

Krizin merkezinde Suudi Arabistan’ın yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğundaki Doğu-Batı petrol boru hattı, diğer adıyla Petroline bulunuyor. Ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu terminaline bağlayan hat, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş sorunlarının ardından Suudi petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılmasında kritik önem kazanmıştı.

Suudi yetkililere göre Irak yönünden gerçekleştirilen insansız hava aracı saldırılarının ardından hat geçici olarak kapatıldı. Reuters'ın 17 Eylül tarihli haberine göre uydu görüntüleri ve sektör kaynakları saldırıda üç pompa istasyonunun zarar gördüğünü gösteriyor. Hat saldırı öncesinde günde yaklaşık 4-5 milyon varil petrol taşıyordu; bu miktar dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 4-5’ine karşılık geliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Avrupa’ya sevkiyatlar iptal edildi

Kesintinin etkisi Avrupa’ya ulaşmaya başladı. Suudi Arabistan'ın Yanbu üzerinden Avrupa’ya gönderilmesi planlanan bazı petrol kargolarını iptal ettiği veya ertelediği bildirildi. En az üç Avrupalı rafinerinin eylül sonu için planlanan teslimatlarının ertelendiği, bazı sevkiyatların kasım ayına kayabileceği belirtiliyor.

Polonyalı enerji şirketi Orlen ise rafinerilerinin çalışmasını sürdürebilmek amacıyla Norveç, İngiltere, Cezayir, Kazakistan, Azerbaycan ve Amerika kıtasından 16 ilave petrol kargosu satın aldı. Şirket, mevcut durumda rafinerilerinin ihtiyacını karşılayacak petrol akışının sürdüğünü açıkladı.

Avrupa açısından sorun yalnızca kaybedilen petrol miktarı değil. Birçok Avrupa rafinerisi belirli Suudi ham petrol türlerini işleyecek şekilde yapılandırılmış durumda. Bu nedenle aynı özelliklere sahip alternatif petrol bulmak daha pahalı olabiliyor ve farklı ham petrol türlerinin karıştırılmasını gerektirebiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Brent 113 doları gördü, ardından geriledi

Arz endişeleri Brent petrolü hafta içinde 113 doların üzerine taşırken, piyasada son 24 saatte kısmi bir rahatlama yaşandı.

Reuters'ın 18 Eylül verilerine göre Brent petrol 103 dolar civarına geriledi. Fiyatlardaki düşüşte Suudi Arabistan’ın Oman üzerinden ek sevkiyat yapması, petrol ürünleri stoklarının bazı önemli pazarlarda yükselmesi ve hasarlı boru hattının kapasitesinin yeniden devreye alınacağı beklentisi etkili oldu.

Ancak petrol fiyatındaki geri çekilme Avrupa açısından tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Özellikle dizel piyasasında arz sıkıntısı çok daha belirgin.

S&P Global verilerine göre Kuzeybatı Avrupa'da fiziksel dizel fiyatı 15 Eylül'de ton başına 1.642,25 dolara ulaşarak ilgili fiyat serisinin rekorunu kırdı. Akdeniz piyasasında da fiyatlar rekor seviyelere çıktı. Uzmanlar düşük stoklar ve çok sayıda arz kesintisinin aynı anda yaşanmasının dizel piyasasını petrol piyasasından daha kırılgan hale getirdiğine dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Macron’dan “seferberlik” talimatı

Krizin pompaya yansımasından endişe eden Avrupa hükümetleri de önlemlerini artırıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, akaryakıt fiyatlarıyla mücadele için hükümete “mobilizasyon” talimatı verirken, Paris yönetiminin petrol tedarikini güvence altına almak ve sürücüler üzerindeki baskıyı azaltmak için çalıştığını açıkladı. Macron aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliğinin yeniden sağlanmasını Avrupa'nın enerji güvenliği açısından öncelikli konular arasında gösterdi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise küçük ve orta motor gücündeki araçlardan alınan taşıt vergisinin kaldırılacağını duyurdu. Meloni ayrıca Avrupa Birliği'nden enerji krizini savunma harcamalarına benzer olağanüstü bir durum olarak değerlendirmesini ve mali kurallarda daha fazla esneklik sağlamasını istiyor.

İspanya ise daha önce devreye soktuğu mekanizma kapsamında dizel desteğini eylül ayında litre başına toplam 20 cent düzeyine çıkardı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de yüksek benzin ve dizel fiyatlarının etkisini azaltacak önlemlerin yakında açıklanacağını söyledi.

Yunanistan da kış öncesinde kalorifer yakıtı maliyetlerini düşürmek amacıyla yeni bir destek paketi hazırlıyor. Başbakan Kyriakos Mitsotakis, ısıtma yardımlarının artırılması ve rafinerilerin de katkı sağlayacağı bir mekanizma üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Stratejik rezervler şimdilik beklemede

Avrupa Komisyonu şu aşamada stratejik petrol rezervlerinin kullanılmasını gerektirecek noktaya gelinmediği görüşünde. Brüksel gelişmeleri üye ülkeler ve enerji sektörüyle birlikte izlerken, hükümetlere vergiler üzerinden tüketici fiyatlarını hafifletme imkânlarını değerlendirmeleri çağrısında bulunuyor.

Öte yandan AB içinde enerji şirketlerinin olağanüstü kârlarına yeniden vergi getirilmesi tartışması da güçleniyor. Almanya, İspanya, Portekiz, İtalya, Polonya ve Avusturya daha önce AB çapında uygulanabilecek bir “windfall tax”, yani olağanüstü kâr vergisi mekanizmasının maliye bakanlarının gündemine alınmasını istemişti.

Onarım beş-altı hafta sürebilir

Piyasanın bundan sonraki yönünü belirleyecek en önemli unsur Suudi boru hattının ne kadar hızlı devreye alınabileceği.

Reuters'a konuşan sektör kaynakları tam onarımın beş ila altı hafta sürebileceğini belirtirken, kapasitenin bir bölümünün daha erken faaliyete geçmesi ihtimali bulunuyor. Suudi Arabistan da hattın kapasitesinin yaklaşık yarısını kısa sürede yeniden çalıştırmayı hedeflediğini bildirdi.

Independent Mortgage 3

Suudi Arabistan aynı zamanda alternatif ihracat kanallarını kullanmaya başladı. Oman üzerinden yapılan sevkiyatların artması ve Hürmüz'deki tanker hareketlerinin kısmen toparlanması, 18 Eylül'de petrol fiyatlarının gerilemesine yardımcı oldu.

Ancak enerji piyasalarındaki temel risk ortadan kalkmış değil. Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunlarına, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb çevresindeki çatışmalar ile Suudi enerji altyapısına yönelik saldırıların eklenmesi, dünyanın en önemli petrol güzergâhlarından birkaçını aynı anda baskı altında tutuyor.

Asıl tehlike: Dizel ve yeni enflasyon dalgası

Avrupa açısından en büyük endişelerden biri, krizin yalnızca otomobil sahiplerinin ödediği akaryakıt faturasıyla sınırlı kalmaması.

Dizel fiyatlarındaki yükseliş; karayolu taşımacılığı, tarım, inşaat ve sanayinin maliyetlerini artırarak gıda ve diğer tüketici ürünlerinin fiyatlarına kadar yayılabilir. Reuters'ın son değerlendirmesine göre Avrupa'da enerji fiyatlarındaki artış, enflasyonun yeniden güçlenmesi ve merkez bankalarının faiz politikasının daha uzun süre sıkı kalması riskini de beraberinde getiriyor.

Bu nedenle Avrupa'nın gözü artık iki noktada: Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı boru hattının ne kadar hızlı onarılacağı ve Hürmüz ile Kızıldeniz güzergâhlarında güvenli petrol akışının yeniden sağlanıp sağlanamayacağı.

Hattın kademeli olarak devreye girmesi petrol piyasasına kısa vadede nefes aldırabilir. Ancak saldırıların sürmesi veya yeni enerji tesislerinin hedef alınması halinde Avrupa, kış aylarına girerken yalnızca daha pahalı benzin ve dizelle değil, ulaştırmadan gıdaya uzanan yeni bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıya kalabilir.

Diana’nın ölümünden 29 yıl sonra Saray ile Spencer arasında söz düellosu

Prenses Diana’nın 1997’deki ölümünün üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, cenazesinden önce Kraliyet Ailesi içinde yaşanan tartışmalar yeniden İngiltere’nin gündeminde.

Tartışmanın merkezinde Diana’nın kardeşi Charles Spencer, 9. Earl Spencer tarafından kaleme alınan Swan Song: Diana, My Sister adlı kitap bulunuyor. Kitabın Birleşik Krallık baskısının 22 Eylül’de yayımlanması planlanıyor. Yayıncı Penguin, kitabı Diana’nın hayatının ve ölümünü takip eden trajik haftanın kardeşinin gözünden anlatımı olarak tanımlıyor.

“Onu yakında unutacağız” iddiası

Kitabın kamuoyuna açıklanan bölümlerindeki en çarpıcı iddia, Diana’nın 31 Ağustos 1997’de Paris’te ölümünden sonraki günlerde yaşandığı belirtilen bir telefon görüşmesine ilişkin.

Istikbal 860X450 Pxl

Spencer’ın anlatımına göre iki adam arasında Diana’nın cenaze töreninin nasıl gerçekleştirileceği konusunda sert bir tartışma çıktı.

Spencer, Diana’nın oğulları Prens William ve Prens Harry’nin annelerinin tabutunun arkasında kamuoyu önünde yürütülmesine karşı çıkıyordu. William o sırada 15, Harry ise yalnızca 12 yaşındaydı.

Spencer, Diana’nın çocuklarının böyle bir durumda milyonlarca insanın gözü önünde yürümelerini istemeyeceğine inandığını söylüyor.

Kitaptaki anlatıma göre tartışma sırasında dönemin Prensi Charles, Diana için “Rest assured, we’ll forget her soon enough” — yaklaşık olarak “Merak etme, onu çok geçmeden unuturuz” anlamına gelen ifadeyi kullandı.

Bu sözün gerçekten söylenip söylenmediğini bağımsız olarak doğrulayabilecek kamuya açık bir kayıt bulunmuyor; iddia Spencer’ın yaklaşık 29 yıl önceki telefon görüşmesine ilişkin kendi anlatımına dayanıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Buckingham Sarayı sessizliğini bozdu

Tartışmayı olağan dışı hale getiren gelişme ise Buckingham Sarayı’nın iddiaya cevap vermesi oldu.

Saray, Kraliyet Ailesi hakkında yayımlanan kitaplara kural olarak yorum yapmadığını özellikle belirtmesine rağmen bu kez açıklama yayımladı.

Buckingham Sarayı sözcüsü, Kral’ın kardeş kaybından kaynaklanan derin acının “muhakemeyi gölgeleyebileceğinin, yargıyı etkileyebileceğinin ve hafızayı, başkalarının fark edemeyeceği biçimlerde renklendirebileceğinin” bilincinde olduğunu söyledi.

Açıklamada bunun böyle bir kayıptan “yıllar sonra bile” gerçekleşebileceği vurgulandı.

Saray böylece Spencer’ın iddiasını tek tek ayrıntılar üzerinden tartışmak yerine, onun yaklaşık otuz yıl önce yaşananlara ilişkin hatıralarının yasın etkisi altında şekillenmiş olabileceğini ileri sürmüş oldu.

Bu nedenle İngiliz basınında açıklama, Buckingham Sarayı’nın kitaplarda yer alan iddialara yönelik alışılmış yaklaşımından belirgin bir sapma olarak değerlendiriliyor. The Independent, müdahaleyi “unprecedented” yani “emsalsiz” olarak nitelendirirken, diğer İngiliz medya kuruluşları da Saray’ın doğrudan karşılık vermesinin dikkat çekici olduğuna işaret etti.

Independent Mortgage 3

Cenazenin arkasındaki büyük tartışma

Spencer’ın kitabındaki anlatım, Diana’nın cenazesinin en unutulmaz görüntülerinden birinin arkasında yaşanan aile içi tartışmayı da yeniden gündeme taşıdı.

6 Eylül 1997’de Londra’da düzenlenen cenaze töreninde William ve Harry; babaları Charles, büyükbabaları Prens Philip ve dayıları Charles Spencer ile birlikte Diana’nın tabutunun arkasında yürümüştü.

Spencer, kitapta Kraliçe II. Elizabeth’in üst düzey yardımcılarından William ve Harry’nin kortejde yürümesinin planlandığını öğrendiğinde buna açık biçimde karşı çıktığını anlatıyor.

Spencer’a göre çocukların annelerinin ölümünün hemen ardından böyle yoğun bir kamuoyu ilgisine maruz bırakılması doğru değildi.

Cenaze günü ortaya çıkan görüntü daha sonra modern Kraliyet tarihinin en çok hatırlanan karelerinden birine dönüştü.

Harry de sonraki yıllarda o yürüyüşün kendisi üzerindeki etkisinden kamuoyu önünde söz etmişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Spencer’dan Charles hakkında bir başka ağır iddia

Kitaptan yayımlanan yeni bölümlerde Spencer, Diana’nın ölüm haberinin ardından Charles ile yaptığı ilk görüşmeye ilişkin izlenimlerini de aktarıyor.

Spencer, dönemin Prensi Charles’ın telefondaki ses tonunu kendi algısıyla son derece şaşırtıcı biçimde tarif ediyor ve onun ölüm haberinin ardından alışılmadık derecede rahatlamış göründüğünü ileri sürüyor.

Spencer ayrıca bunun Charles’ın Diana’nın ölümünü kendi hayatında yeni bir dönemin başlangıcı olarak görmüş olabileceği yönünde kendisinde bir izlenim oluşturduğunu yazıyor. Ancak bu, Spencer’ın kişisel yorumu ve hatırlamasına dayanıyor; Charles’ın düşüncelerine ilişkin bağımsız biçimde doğrulanmış bir olgu değil.

Buckingham Sarayı’nın hafıza ve yasın etkisine ilişkin açıklaması da kitapta yer alan bu tür anlatılara daha geniş bir karşılık niteliği taşıyor.

Diana hakkında ilk kez bu kadar kapsamlı konuşuyor

Swan Song: Diana, My Sister, Charles Spencer’ın kız kardeşi hakkında şimdiye kadar hazırladığı en kapsamlı kişisel anlatı olarak sunuluyor.

Spencer, Diana’nın ölümünün 30. yıldönümü yaklaşırken çok sayıda röportaj talebi almasının ardından kendi anılarını bir kitapta toplamaya karar verdiğini daha önce açıklamıştı.

Yayıncıya göre kitap, Spencer ve Diana’nın çocukluklarından başlayarak anne ve babalarının boşanmasına, Diana’nın Charles ile evliliğinin ardından küresel bir figüre dönüşmesine ve 1997’deki ölümünün ardından yaşanan dramatik haftaya kadar uzanıyor.

Spencer, kitabı yazma gerekçesini Diana hakkındaki kendi düşüncelerini ve hatıralarını kayda geçirmek olarak açıklıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Westminster Abbey’deki tarihi konuşması da yeniden gündemde

Charles Spencer, Diana’nın cenazesinde yaptığı konuşmayla da Kraliyet tarihinin en çok tartışılan isimlerinden biri olmuştu.

Westminster Abbey’de milyonlarca kişinin izlediği törende yaptığı konuşmada Diana’yı “modern çağın en çok avlanan insanı” olarak nitelendirmiş ve basının Diana’ya yönelik tutumunu sert biçimde eleştirmişti.

Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise William ve Harry’nin geleceğine ilişkin sözleriydi. Spencer, Diana’nın ailesinin çocukların hayatlarının yalnızca “görev ve gelenek” tarafından şekillendirilmemesi için üzerine düşeni yapacağını söylemişti.

Yaklaşık üç yıl sonra Diana’nın ölümünün 30. yıldönümüne girilirken yayımlanan yeni kitap, Spencer ile Kraliyet Ailesi arasındaki o dönemden kalan anlaşmazlıkların tamamen kapanmadığını da ortaya koyuyor.

William ve Harry açısından hassas bir tartışma

Yeni iddiaların ayrı bir hassasiyeti de bulunuyor: Tartışmanın merkezinde yalnızca Charles ile eski eşi Diana arasındaki geçmiş değil, William ve Harry’nin annelerinin ölümünden hemen sonra yaşadıkları deneyim de yer alıyor.

Spencer’ın kitabındaki temel savlarından biri, iki çocuğun cenaze kortejinde yürütülmesinin Diana’nın isteğine aykırı olacağı yönünde.

Ancak bu, Diana’nın ölümünden önce böyle bir durum hakkında bıraktığı bilinen bir talimata değil, Spencer’ın kız kardeşinin ne isteyeceğine ilişkin değerlendirmesine dayanıyor.

Dolayısıyla yaklaşık 30 yıl sonra yeniden başlayan tartışmada iki ayrı anlatı karşı karşıya bulunuyor: Spencer, yaşananları kendi hatıraları üzerinden aktarırken Buckingham Sarayı bu hatıraların yas ve geçen zamanın etkisi altında değişmiş olabileceğini savunuyor.

Kesin olan ise Diana’nın unutulacağı yönündeki iddianın tarihsel gelişmelerle örtüşmemesi. 31 Ağustos 1997’de Paris’te hayatını kaybeden Diana, ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra da Britanya Kraliyet Ailesi tarihinin en çok konuşulan isimlerinden biri olmaya devam ediyor.

Swan Song: Diana, My Sister kitabının yayımlanmasıyla birlikte Spencer’ın Diana’nın son yılları, Kraliyet Ailesi ile ilişkileri ve ölümünün ardından yaşanan günler konusunda aktardığı diğer ayrıntıların da yeni tartışmalar yaratması bekleniyor.

Macklemore turneden çıkarılınca, diğer sanatçılar da çekildi

Ed Sheeran’ın ABD turnesinde başlayan Macklemore-Filistin tartışması, artık yalnızca iki sanatçı arasındaki bir anlaşmazlık olmaktan çıkarak konser endüstrisinde sanatçıların ifade özgürlüğü, organizatörlerin yetkileri ve stadyum sahiplerinin etkisi üzerine geniş çaplı bir tartışmaya dönüştü.

Krizin merkezinde, gerçek adı Ben Haggerty olan Grammy ödüllü Amerikalı rapçi Macklemore bulunuyor.

Macklemore, 4 Eylül’de New Jersey’deki MetLife Stadium’da Ed Sheeran’ın konserinin açılışında sahneye çıktı. Konuşmasında Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’ya değinen rapçi, Filistinlilerin unutulmadığını söyleyerek “Free Palestine” çağrısı yaptı. Macklemore ayrıca Gazze’de, İsrail askerleri tarafından öldürülen 6 yaşındaki Hind Rajab’ın adını taşıyan protesto şarkısı “Hind’s Hall”u seslendirdi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Macklemore kalan konserlerden çıkarıldı

Bu açıklamaların ardından ABD'deki bazı Yahudi ve İsrail yanlısı kuruluşlar Macklemore’a tepki gösterdi. Israeli-American Council, sanatçının turneden çıkarılması çağrısıyla bir kampanya başlattı.

Turnenin ABD ayağını organize eden Messina Touring Group ise daha sonra yaptığı açıklamada, yaklaşan konserlerin düzenleneceği bazı stadyumların Macklemore’un kadroda bulunması halinde konserlere izin vermeyeceklerini bildirdiğini açıkladı.

Macklemore, Sheeran’ın ABD turnesindeki kalan 10 konserin sekizinde açılış sanatçısı olarak sahne alacaktı. Ancak bu gelişmenin ardından programdan tamamen çıkarıldı.

Tartışmada özellikle Gillette Stadium’ın sahibi ve New England Patriots’ın patronu Robert Kraft öne çıktı. Kraft, Macklemore’un çıkarılmasının sanatçının son açıklamaları ve kendisinin “antisemitik söylem ve imgeler” olarak nitelendirdiği daha önceki davranışlarıyla ilgili olduğunu savundu. Macklemore ise İsrail hükümetine ve İsrail'in Gazze'de gerçekleştirmekte olduğu soykırım eleştirilerinin Yahudilere yönelik olmadığını açıkça ifade etmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Sheeran: “Karar benim değildi”

Tepkilerin Ed Sheeran’a yönelmesinin ardından İngiliz şarkıcı sessizliğini bozdu.

Sheeran, Macklemore’un turneden çıkarılmasının kendi kararı olmadığını belirterek:

“Macklemore’un turneden çıkarılması organizatörün kararıydı, benim değil.”

açıklamasını yaptı.

Sheeran, yaklaşan konserlerin düzenleneceği bazı stadyumların Macklemore’un kadroda kalması halinde konserlerin yapılmasına izin vermeyeceklerini bildirdiklerini söyledi.

Robert Kraft dahil stadyum yöneticileriyle görüştüğünü, organizatörler ve farklı görüşleri temsil eden aktivistlerle çözüm bulmaya çalıştığını anlatan Sheeran, sonuçta konser mekânları ve organizatörün kararının değişmediğini belirtti.

Sheeran ayrıca İsrail-Filistin çatışmasında yaşanan acıların kendisini dehşete düşürdüğünü, ancak konserlerini siyasi tartışma alanına dönüştürmek istemediğini ifade etti. Macklemore’un inandığı şeyleri açıkça savunmasına saygı duyduğunu söyleyen İngiliz sanatçı, kendisinin barışa farklı bir yöntemle yaklaşmayı tercih ettiğini belirtti.

Independent Mortgage 3

Açıklama krizi bitirmedi: Sanatçılar birer birer ayrıldı

Ancak Sheeran’ın açıklaması tartışmayı yatıştırmak yerine yeni bir gelişmeyi beraberinde getirdi.

Macklemore’un çıkarılmasının ardından turnenin kalan açılış sanatçıları Finneas, Lukas Graham ve Aaron Rowe, programdan çekildiklerini duyurdu. Sheeran’la sahnede birlikte çalan ve bazı şarkılarında uzun yıllardır işbirliği yaptığı İrlandalı folk grubu Beoga da turneden ayrıldı.

Billie Eilish’in kardeşi ve uzun yıllardır prodüktörü olan Grammy ve Oscar ödüllü Finneas, kararını açıklarken sanatçıların baskı altındaki insanlar adına konuşmalarının susturulmaması gerektiğini belirtti ve Filistin halkına desteğini yineledi.

İrlandalı şarkıcı Aaron Rowe da kararını ülkesinin tarihsel deneyimleriyle ilişkilendirirken, Danimarkalı grup Lukas Graham Sheeran’a teşekkür etmekle birlikte turneden ayrılmanın zor ama gerekli gördükleri bir karar olduğunu açıkladı. Grup ayrıca ekonomik gücün hangi görüşlerin ifade edilebileceğini belirlememesi gerektiğini savundu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Sheeran'ın turne grubu Beoga da çekildi

Krizin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Beoga'nın kararı oldu.

İrlandalı grup klasik anlamda yalnızca bir “açılış sanatçısı” değildi. Beoga üyeleri Sheeran'ın konserlerinin belirli bölümlerinde sahneye çıkıyor ve birlikte yazdıkları bazı parçaları onunla seslendiriyordu.

Dolayısıyla mevcut tabloyu, “bütün turne ekibi Sheeran’ı terk etti” şeklinde yorumlamak doğru değil. Ayrılanlar, kalan açılış sanatçıları ile Sheeran’ın konserlerinde müzikal olarak yer alan Beoga. Turnenin teknik ve diğer çalışanlarının topluca ayrıldığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

Macklemore’dan yeni hamle: 1 milyon doları Filistin için bağışlayacak

Tartışmanın ardından Macklemore, 16 Eylül’de yeni bir açıklama yaparak Ed Sheeran turnesinden elde ettiği 1 milyon dolarlık net kazancın tamamını Filistinlilere destek veren altı kuruluşa bağışlayacağını duyurdu.

Macklemore ayrıca Robert Kraft'a da aynı miktarda bağış yapması çağrısında bulundu. Rapçi, aralarındaki görüş ayrılıklarına rağmen Filistinlilerin yaşamlarının korunması gerektiği konusunda ortak bir zeminin mümkün olması gerektiğini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Turnenin geleceği ne olacak?

Yaşanan ayrılıklara rağmen şu aşamada Ed Sheeran’ın Loop Tour turnesinin iptal edildiğine ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Associated Press'in 17 Eylül tarihli analizine göre kriz, büyük konser turnelerinde sanatçı, organizatör ve stadyum sahipleri arasındaki güç paylaşımını da gündeme taşıdı. AP'nin görüştüğü müzik sektörü uzmanları, büyük turnelerde organizatörlerin önemli yetkilere sahip olduğunu, ancak Sheeran ölçeğindeki yıldızların da genellikle turnelerinin birçok unsuru üzerinde ciddi söz hakkı bulunduğunu belirtiyor. Bununla birlikte belirli bir konser mekânının kendi stadyumunda kimin sahne alacağı konusunda müdahalede bulunabilmesi de mümkün.

Bu nedenle Macklemore'un çıkarılmasında nihai sorumluluğun kime ait olduğu konusunda tarafların anlatımları tamamen örtüşmüyor. Sheeran kararın organizatör ve konser mekânlarına ait olduğunu söylerken, Macklemore yaşanan süreçte Sheeran'ın da sorumluluğu bulunduğunu savunuyor.

Tartışma artık Macklemore'un ötesinde

Son gelişmeler, olayı tek başına bir “Filistin yanlısı açıklama” tartışmasının ötesine taşıdı.

Bir tarafta konser mekânlarının ve organizatörlerin kendi etkinlikleri konusunda karar verme yetkisi bulunduğunu savunanlar yer alıyor. Diğer tarafta Finneas, Lukas Graham, Aaron Rowe ve Beoga gibi sanatçılar, Macklemore’un turneden çıkarılmasını sanatçıların siyasi ve insani konularda görüş açıklama özgürlüğü açısından sorunlu gördüklerini belirtiyor.

Ed Sheeran ise kendisini bu iki yaklaşımın dışında konumlandırmaya çalışıyor: Macklemore’un görüşlerini dile getirme hakkına saygı duyduğunu, İsrail-Filistin çatışmasındaki acılara kayıtsız olmadığını, ancak kendi konserlerinin siyasi bir platform haline gelmesini istemediğini söylüyor.

Böylece birkaç gün önce Macklemore’un iki kelimelik “Free Palestine” çağrısıyla büyüyen tartışma, dünyanın en büyük pop turnelerinden birinin bütün açılış kadrosunun çekildiği ve müzik sektöründe ifade özgürlüğü ile ticari güç arasındaki sınırların yeniden tartışıldığı uluslararası bir krize dönüşmüş durumda.

Şahin Aliyev’in kaleme aldığı “Kıbrıs’tan Dünyaya Haykıran Ses: Zorlu Töre” kitabı çıktı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eski Meclis Başkanı ve Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre’nin hayatı, siyasi mücadelesi, düşünce dünyası ve Kıbrıs Türk toplumuna hizmet yolculuğunu konu alan eser, Azerbaycan’da yayımlandı.

108 sayfadan oluşan kitapta Zorlu Töre’nin çocukluk ve eğitim yıllarından gençlik dönemindeki siyasi ve toplumsal faaliyetlerine, milletvekilliği ve bakanlık döneminden Meclis Başkanlığı sürecine kadar uzanan hayat hikâyesi ele alınıyor.

Eserde ayrıca Töre’nin fikirleri ve ideolojisi, Türkiye–KKTC ilişkilerine bakışı ve Azerbaycan–KKTC ilişkilerindeki rolü de ayrı başlıklar altında inceleniyor. Kitabın dikkatçeken bölümlerinden biri ise Zorlu Töre ile “Ebedi Birlik” Gençlik Kamu Birliği arasındaki ilişkilere ayrılıb.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde Zorlu Töre hakkında yerli ve uluslararası kamuoyu, siyaset ve kültür temsilcilerinin görüşlerine de yer verilirken, eserin sonunda yazarın değerlendirmeleri ve fotoğraf galerisi takdim olunur.

Eserin editörlüğünü Serdar Şengül, mizanpajını ise Amalya Ahmedova üstlenmiştir.

Kitabın künyesinde eser, şu ifadelerle tanımlanıyor:

“Kıbrıs’tan Dünyaya Haykıran Ses: Zorlu Töre”, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eski Meclis Başkanı ve Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre’nin hayatını, siyasi mücadelesini, düşünce dünyasını ve Kıbrıs Türk toplumuna hizmet yolculuğunu konu alan bir eserdir.

Şahin Aliyev’in bu çalışması, Azerbaycan’dan Kıbrıs Türk siyasi tarihine ve Zorlu Töre’nin siyasi-ictimai faaliyetine dair hazırlanmış dikkatçeken eserlerden biri kimi takdim olunur. Eser aynı zamanda Azerbaycan–Kıbrıs Türk halkı arasındaki tarihi, kültürel ve siyasi bağlara dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra Soho’da “ayakta içki” kavgası büyüyor: Belediye geri adım atmadı

Londra’nın dünyaca ünlü eğlence merkezi Soho, İngiliz pub kültürünün en sıradan alışkanlıklarından biri olan ayakta içki içmenin ruhsat politikalarında nasıl ele alınacağı konusunda sert bir siyasi ve ekonomik tartışmanın merkezine yerleşti.

Westminster Belediyesi, yaz aylarında yürüttüğü kamuoyu istişaresinin ardından West End’deki bar, pub ve gece hayatı işletmelerini kapsayan yeni ruhsat politikasında tartışmalı temel hükümleri korudu.

İstişareye katılanların yüzde 81’i, West End’de belirli türdeki yeni bar ve pub başvurularının istisnai durumlar dışında reddedilmesi yönünde bir karine oluşturan Cumulative Impact Zone (CIZ) yaklaşımına karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 84’ü ise önerilen ruhsat politikasının işletmeler açısından olumsuz sonuç doğuracağını söyledi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

“Ayakta içki yasaklandı” demek tam olarak doğru değil

Tartışmanın en dikkat çekici kısmını kamuoyunda “vertical drinking” – dikey/ayakta içki olarak adlandırılan uygulama oluşturuyor.

Ancak yeni düzenlemeyi Soho’daki publarda insanların artık ayakta içki içemeyeceği şeklinde yorumlamak doğru değil. Westminster Belediyesi genel bir “ayakta içme yasağı” getirmiyor.

Politika esas olarak yeni ruhsat başvurularının nasıl değerlendirileceğini belirliyor. Belediyenin metninde, alkol satan işletmelerde aşırı sarhoşluğun önlenmesi amacıyla daha fazla oturma alanının teşvik edilmesi, müşterilerin oturarak içki ve yemek tüketebilmesi ve yüksek hacimli “vertical drinking”e ayrılan açık bar alanlarının azaltılması yaklaşımı korunuyor.

Başka bir ifadeyle, masa servisi ve oturarak hizmet modelini öne çıkaran yeni işletmelerin ruhsat sürecinde daha avantajlı konuma gelebileceği; ağırlıklı olarak kalabalıkların ayakta içki tüketmesine dayanan yeni bar ve pub modellerinin ise daha sıkı incelemeyle karşılaşabileceği belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Soho’nun ötesine uzanan bölge

Tartışılan West End Cumulative Impact Zone yalnızca Soho’dan ibaret değil. Covent Garden, Leicester Square ile Mayfair ve Fitzrovia’nın bazı bölümleri de uygulamanın kapsamına giriyor.

Westminster’ın mevcut yaklaşımında belirli pub, bar ve eğlence mekânlarının yeni ruhsat başvurularına karşı bir “ret karinesi” bulunuyor. Bununla birlikte bu, hukuken otomatik bir yasak anlamına gelmiyor. İşletmeler, faaliyetlerinin bölgede suç, düzensizlik, gürültü veya diğer ruhsat sorunlarını artırmayacağını ortaya koyarak istisna talep edebiliyor.

Belediyenin kendi ruhsat belgelerinde West End CIZ’nin merkezindeki olay oranının Westminster’ın geri kalanına kıyasla dokuz kata kadar yüksek olduğu belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

Khan: “Nefes kesici bir kibir”

Karara en sert tepki Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’dan geldi.

Khan, Westminster Belediyesi’ni kamuoyu istişaresinden çıkan sonucu dikkate almamakla suçladı ve yönetimin tavrını “breathtaking arrogance” – “nefes kesici bir kibir” sözleriyle eleştirdi. Belediye Başkanı, Londra’nın merkezindeki konaklama ve eğlence sektörünün bir sorun olarak görülmesinin işletmelere, kent sakinlerine ve ekonomiye zarar verdiğini savundu.

Tartışma yalnızca belediye ile Khan arasında da kalmadı. Westminster’daki İşçi Partili meclis üyeleri de 13 Eylül’de yayımladıkları açıklamada yeni politikanın West End’in gece ekonomisine zarar verebileceğini ileri sürdü. Bu ise muhalefetin siyasi değerlendirmesi; Westminster yönetimi politikanın sektör karşıtı olduğu görüşünü reddediyor.

Westminster: Asıl sorun güvenlik ve ulaşım

Westminster Belediyesi ise tartışmanın yalnızca “ayakta içki” ifadesine indirgenmesine karşı çıkıyor.

Belediye, çok sayıda ruhsatlı işletmenin aynı bölgede yoğunlaşmasının suç ve düzensizlik, kamuya rahatsızlık verilmesi, kamu güvenliği ve çocukların korunması gibi yasal ruhsat hedefleri üzerinde kümülatif etki yaratabileceğini belirtiyor. Ayrıca yoğun gece ekonomisinin polis, ambulans, toplu taşıma, umumi tuvalet, çöp toplama ve sokak temizliği gibi hizmetlere ek yük getirdiğini savunuyor.

Belediye Başkan Yardımcısı Tim Barnes ise sorunun önemli bir bölümünü yetersiz polis ve gece ulaşımı kapasitesine bağladı. Westminster yönetimi, gece otobüslerinin genişletilmesini, perşembe geceleri de 24 saat metro hizmeti verilmesini ve taksi ile özel kiralık araç seçeneklerinin geliştirilmesini istiyor.

Belediye ayrıca bundan sonra ruhsat politikasını her yıl haziran ayında gözden geçirme ve sektörün geliştirilmesine yönelik fikirler üretmek üzere bir uzman danışma grubu oluşturma sözü verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ruhsat başvurularındaki yüzde 3,5 dikkat çekiyor

Tartışmanın işletmeler açısından önemini gösteren rakamlardan biri de Westminster’daki ruhsat kararları.

2023 ile 2026 arasında bir licensing sub-committee önüne gitmek zorunda kalan başvuruların yalnızca yüzde 3,5’i başvuruda talep edildiği şekliyle kabul edildi.

Bu rakam bütün ruhsat başvurularının yüzde 96,5’inin reddedildiği anlamına gelmiyor; yalnızca alt komite önüne giden, yani genellikle itiraz veya anlaşmazlık bulunan dosyaları kapsıyor.

Kavganın ikinci perdesi: Khan’ın yeni yetkileri

Tartışmayı önümüzdeki aylarda daha önemli hale getirebilecek gelişme ise Londra Belediye Başkanı’nın yeni ruhsat yetkileri.

English Devolution and Community Empowerment Act 2026 kapsamında Londra Belediye Başkanı ve Greater London Authority’ye yeni stratejik ruhsat yetkileri verildi. Yetkilerin ilk bölümü 29 Haziran 2026’da yürürlüğe girdi. GLA artık ruhsat süreçlerinde “Responsible Authority” olarak resmi görüş ve itiraz sunabiliyor; Londra’daki belediyeler de kendi ruhsat politikalarını yenilerken Belediye Başkanı’na danışmak zorunda.

En önemli değişiklik ise “call-in” yetkisi olacak.

Bu sistem tam olarak işler hale geldiğinde Belediye Başkanı, Londra açısından “stratejik önem” taşıyan bazı ruhsat kararlarını yerel belediye kararını verdikten sonra incelemeye alıp yeniden karara bağlayabilecek. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: 16 Eylül 2026 itibarıyla bu yetkinin ayrıntılı işleyişini ve hangi başvuruların stratejik sayılacağını belirleyecek ikincil mevzuat henüz tamamlanmış değil. Dolayısıyla Khan bugün Westminster’ın genel ruhsat politikasını tek taraflı biçimde ortadan kaldırabilecek sınırsız bir yetkiye sahip değil.

Soho tartışması Londra geneline yayılabilir

Soho’daki anlaşmazlık böylece tek tek publarda insanların ayakta mı yoksa oturarak mı içki içeceğinin çok ötesine geçmiş durumda.

Bir tarafta Westminster Belediyesi, Avrupa’nın en yoğun gece hayatı bölgelerinden birinde suç, gürültü, kalabalık ve kamu güvenliği üzerindeki baskının kontrol altında tutulması gerektiğini savunuyor. Diğer tarafta Khan, sektör temsilcileri ve belediyedeki muhalefet, aşırı kısıtlayıcı ruhsat sisteminin yeni işletmelerin açılmasını engelleyerek Londra’nın gece ekonomisini zayıflatabileceğini ileri sürüyor.

Tartışmanın ekonomik boyutu da büyük. City Hall verilerine göre Londra’nın konaklama ve ağırlama sektörü yılda 46 milyar sterlinden fazla ekonomik faaliyet yaratıyor ve başkentteki her 10 işten yaklaşık birini oluşturuyor. Gece ekonomisinin büyüklüğü ise yaklaşık 21 milyar sterlin olarak hesaplanıyor.

Bu nedenle Soho’daki “vertical drinking” kavgası, önümüzdeki dönemde yerel belediyelerin ruhsat ve kamu güvenliği yetkileri ile Londra Belediye Başkanı’nın gece ekonomisini büyütme politikası arasındaki ilk önemli güç mücadelelerinden biri haline gelebilir. Khan’ın “call-in” yetkisinin ayrıntılarını belirleyecek ikincil mevzuat yürürlüğe girdiğinde, benzer ruhsat anlaşmazlıklarında güç dengesi önemli ölçüde değişebilir.

Fransa’ya gönderildiler, izleri kayboldu: Aralarında çocuklar da var

İngiltere’nin Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle yapılan düzensiz göçü azaltmak amacıyla Fransa ile uygulamaya koyduğu “one in, one out” programı, bu kez geri gönderilen yüzlerce kişinin akıbetinin bilinmediği yönündeki iddialarla gündemde.

İnsan hakları kuruluşları ve göçmenlerle çalışan yardım örgütlerinin verdiği bilgilere göre, program kapsamında İngiltere’den Fransa’ya gönderilen yaklaşık 1.400 kişinin büyük bölümü artık Fransız makamlarının düzenli takibinde değil.

Fransız siyasetçilere ve sahada çalışan kuruluşlara dayandırılan bilgilere göre, geri gönderilenlerden yalnızca yaklaşık 200 kişi Fransız makamlarıyla temasını sürdürüyor. Geri kalanların tamamının resmen “kayıp” olduğu doğrulanmış değil; ancak yüzlerce kişinin Fransa’daki resmi sistemin dışına çıktığı, bazılarının başka Avrupa ülkelerine geçtiği, bazılarının ise yeniden İngiltere’ye ulaşmaya çalıştığı belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

En büyük endişe çocuk ve gençler

Tartışmanın en hassas bölümünü ise yaşları konusunda İngiliz makamları ile insan hakları kuruluşlarının farklı değerlendirmelerde bulunduğu gençler oluşturuyor.

Humans For Rights Network (HFRN), en az 41 kişinin çocuk veya genç olduğunu ve Fransa’ya gönderilmelerinin ardından kendileriyle temas kurulamadığını bildiriyor. Bunlar, İngiltere’ye geldiklerinde reşit olmadıklarını söyleyen ancak yaşları resmi makamlar tarafından tartışmalı kabul edilen kişiler arasında bulunuyor.

Bu nedenle “41 çocuğun kaybolduğu” ifadesi konusunda önemli bir hukuki ayrım bulunuyor: İnsan hakları kuruluşları bu kişilerin çocuk olduğunu savunurken, İçişleri Bakanlığı bu değerlendirmeyi kabul etmiyor.

Bakanlık, yaşı ihtilaflı hiçbir kişinin “one in, one out” kapsamında Fransa’ya gönderilmediğini ve geri gönderme işlemlerinden önce gerekli yaş ve hukuki değerlendirmelerin yapıldığını belirtiyor.

Ancak HFRN ile Jesuit Refugee Service UK tarafından daha önce yayımlanan ortak araştırma, programın başlamasından bu yana en az 141 yaşı tartışmalı gencin göçmen gözaltı merkezlerinde tutulduğunu ortaya koymuştu. Kuruluşlar, çocukların yetişkin olarak sınıflandırılmasına yol açabilecek yaş değerlendirme sisteminde ciddi güvenlik ve koruma açıkları bulunduğunu savunuyor.

Independent Mortgage 3

Resmî denetimlerde de çocuk vakaları ortaya çıktı

Kaygıları artıran bir başka gelişme ise göçmen gözaltı merkezlerini denetleyen Independent Monitoring Boards'un incelemelerinde, yetişkin kabul edilerek gözaltına alınan bazı kişilerin daha sonra çocuk olduğunun belirlenmesi oldu.

Bu durum, özellikle refakatsiz çocukların hızlı yaş değerlendirmeleri sonucunda yetişkin kabul edilerek göçmen gözaltı sistemine sokulabileceği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

İnsan hakları kuruluşları, çocuk olduklarını söyleyen kişilerin kapsamlı sosyal hizmet değerlendirmesi tamamlanmadan yetişkin muamelesi görmemesi gerektiğini savunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Fransa’ya dönenlerin bir bölümü yeniden İngiltere’ye geliyor

Programın etkinliği konusunda da soru işaretleri büyüyor.

Geri gönderilen bazı kişilerin Fransa'dan tekrar İngiltere’ye geçtiğine ilişkin vakalar bulunuyor. İngiliz İçişleri Bakanlığı daha önce yaklaşık 50 kişinin İngiltere’ye ikinci kez döndükten sonra yeniden gözaltına alındığını kabul etmişti. Sığınmacılar arasında yapılan değerlendirmelerde ise Fransa’ya gönderildikten sonra yeniden İngiltere’ye ulaşanların sayısının daha yüksek olabileceği ileri sürülüyor.

Bazı sığınmacıların küçük tekneler yerine kamyonlarla gizlice İngiltere’ye dönmeye çalıştığı, bazılarının ise Fransa’dan Almanya, İtalya, İspanya, İsveç ve Hollanda gibi ülkelere geçtiği bildiriliyor.

Bu durum, anlaşmanın göç hareketlerini sona erdirmek yerine insanların resmi sistemlerden çıkarak Avrupa içinde kayıt dışı hareket etmelerine yol açtığı yönündeki eleştirileri beraberinde getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sağlık raporlarında şiddet ve psikolojik çöküş bulguları

Son günlerde ortaya çıkan yeni sağlık bulguları da anlaşmaya yönelik tartışmayı büyüttü.

Île-de-France bölgesel sağlık makamı için Samusocial de Paris tarafından hazırlanan ve Ocak-Haziran 2026 döneminde Fransa'ya geri gönderilmiş 90 genç erkeğin vakalarını inceleyen raporda, bazı kişilerde fiziksel yaralanmaların yanı sıra ağır psikolojik sorunların kaydedildiği bildirildi.

İncelenen vakalarda morluklar, kırıklar ve travma belirtilerinin yanı sıra travma sonrası stres bozukluğu ve intihar eğilimleri rapor edildi. Bazı kişilerin acil tıbbi veya psikiyatrik tedaviye ihtiyaç duyduğu belirtildi. İngiltere İçişleri Bakanlığı ise gözaltındaki kişilerin güvenliğinin öncelik olduğunu ve geri gönderme işlemlerinde sıkı standartların uygulandığını söylüyor.

Médecins Sans Frontières (Sınır Tanımayan Doktorlar – MSF) da Fransa'nın kuzeyinde çalışan ekiplerinin göç politikalarının insanların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerindeki ağır sonuçlarına tanıklık ettiğini belirtiyor. Kuruluş, “one in, one out” sisteminin göçmenleri yeniden tehlikeli yolculuklara itebileceğini savunuyor.

32 bin geçişe karşı yaklaşık 1.400 geri gönderme

Programın ölçeği de eleştirilerin merkezinde.

“One in, one out”, Temmuz 2025'te dönemin İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında varılan anlaşmanın ardından yürürlüğe konuldu. Hukuki çerçeveyi oluşturan anlaşma Ağustos 2025'te yürürlüğe girdi. Sistem, küçük tekneyle İngiltere'ye gelen belirli kişilerin Fransa'ya gönderilmesi karşılığında, Fransa'dan aynı sayıda uygun sığınmacının güvenli ve yasal yoldan İngiltere'ye alınmasını öngörüyor.

Haziran sonundaki resmi verilere göre 1.087 kişi Fransa'ya gönderilmiş, buna karşılık 1.117 kişi Fransa'dan İngiltere'ye kabul edilmişti. Eylül ortasına gelindiğinde geri gönderilenlerin sayısının yaklaşık 1.400'e yükseldiği bildirildi.

Bu rakam, sistemin uygulanmaya başlamasından bu yana Manş Denizi'ni küçük teknelerle geçen yaklaşık 32 bin kişinin yalnızca yüzde 4'ü civarında.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Her geri gönderme 56 bin sterline mal oluyor

Tartışmaya 15 Eylül'de yeni bir boyut daha eklendi.

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, Avam Kamarası İçişleri Komitesi önündeki oturumda “one in, one out” kapsamında Fransa'ya gönderilen her kişi için İngiltere'ye düşen maliyetin yaklaşık 56 bin sterlin olduğunu açıkladı. Komite, Mahmood'u 15 Eylül'deki oturumunda Manş geçişleri ve iltica sistemindeki reformlar konusunda sorguladı.

Mahmood, maliyetin yüksek olduğunu kabul etmekle birlikte bunun bir sığınmacının İngiltere'de yaklaşık bir yıl otelde barındırılmasının maliyetiyle karşılaştırılabilir olduğunu savundu.

Fransa anlaşmanın mevcut haliyle devamına mesafeli

Programın geleceği ise belirsizliğini koruyor.

Pilot uygulamanın 1 Ekim 2026'da sona ermesi öngörülüyor. Avam Kamarası Kütüphanesi de anlaşmanın önce Haziran 2026'ya kadar planlandığını, daha sonra 1 Ekim'e kadar uzatıldığını belirtiyor.

İngiliz hükümeti anlaşmanın sürdürülmesini ve daha fazla kişinin Fransa'ya gönderilebilmesini istiyor. Ancak Paris'ten gelen mesajlar aynı yönde değil.

Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, iki ülke arasındaki mevcut model yerine İngiltere ile Avrupa Birliği arasında daha geniş kapsamlı bir geri kabul düzenlemesine geçilmesini tercih ettiklerini belirtti. İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın da anlaşmanın devamı için Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a doğrudan başvurduğu bildirildi.

Böylece 1 Ekim tarihi yaklaşırken “one in, one out” anlaşmasının geleceği üç ayrı tartışmanın merkezine yerleşmiş durumda: Programın Manş geçişlarını gerçekten caydırıp caydırmadığı, Fransa'ya gönderildikten sonra resmi sistemden çıkan yüzlerce kişinin akıbeti ve en önemlisi, çocuk olduklarını söylemelerine rağmen yetişkin kabul edilen gençlerin yeterince korunup korunmadığı.

Gazze Belgeseli NAZA’ya Venedik’te Ödül, İsrail’de Tehdit!

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşın perde arkasını, İsrail ordusu ve istihbarat teşkilatında görev yapmış kişilerin anlatımları üzerinden inceleyen “NAZA”, sinema dünyasının en çok konuşulan belgesellerinden birine dönüştü.

İsrailli yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor tarafından çekilen 80 dakikalık belgesel, 83. Venedik Uluslararası Film Festivali’nin ana yarışmasında gösterildi ve 12 Eylül’de Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

Film, Venedik’teki galasında uzun süre ayakta alkışlanırken, ödülün hemen ardından İsrail hükümetinden yönetmenleri hedef alan son derece sert açıklamalar geldi.

İsrailli Bakan: Vatandaşlıklarını ellerinden alacağım

Tartışmanın merkezindeki isim İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar oldu.

Zohar, Yuval Abraham ve Rachel Szor’u ülkelerine zarar vermekle suçladı ve yaptıklarının “devlete ihanet” anlamına geldiğini savundu.

Bakan, iki yönetmenin İsrail vatandaşlıklarının iptal edilmesi için harekete geçeceğini açıkladı.

Zohar’ın tepkisiyle başlayan siyasi tartışmaya Başbakan Benjamin Netanyahu ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir dahil olmak üzere başka İsrailli yetkililer de katıldı. İsrail ordusu ise belgeselde ortaya konulan iddiaları reddederek bunların yanıltıcı olduğunu savundu.

Tartışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, filme yönelik en sert siyasi eleştirilerin bazılarının NAZA’yı henüz izlememiş kişilerden gelmesi oldu. Filmin yapımcılarından The Guardian da 14 Eylül’de yayımladığı açıklamada bu noktaya dikkat çekerek yönetmenleri ve gazetecilik çalışmalarını savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

24 İsrailli asker ve istihbarat görevlisi konuştu

NAZA’yı benzer Gazze belgesellerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, anlatımının önemli bölümünü İsrail askeri sisteminin içinden gelen tanıklıklar üzerine kurması.

Abraham ve Szor, yaklaşık üç yıl süren çalışma sırasında 24 İsrailli asker, istihbarat görevlisi ve subayla görüştü.

Güvenlik gerekçesiyle kimlikleri gizlenen tanıklar, Gazze'deki hedeflerin nasıl belirlendiğini, istihbaratın nasıl işlendiğini ve saldırılarda beklenen sivil kayıpların nasıl hesaplandığını anlatıyor.

Çekimlerin önemli bölümü gece saatlerinde Tel Aviv’deki çatılarda gerçekleştirildi.

Belgeselin adı “NAZA” da İsrail istihbaratında hava saldırılarında beklenen sivil kayıp sayısını ifade etmek amacıyla kullanılan bir askeri kısaltmadan geliyor.

Yapay zekâ ile hedef belirleme sistemi de filmde

Belgeselin en çarpıcı bölümlerinden biri, İsrail ordusunun Gazze’de hedef belirleme sürecinde kullandığı ileri sürülen yapay zekâ destekli sistemlere ilişkin tanıklıklar.

Filmde konuşan askeri ve istihbarat kaynakları, “Lavender” adı verilen sistem dahil olmak üzere teknolojik araçların Filistinlilerin izlenmesi ve hedeflerin belirlenmesinde nasıl kullanıldığını anlatıyor.

NAZA yalnızca tanıklıklara dayanmıyor. Film, 2023-2025 yılları arasında +972 Magazine, Local Call ve The Guardian tarafından yayımlanan araştırmalar, belgeler ve verilerden de yararlanıyor.

İsrail ordusu ise filmin askeri operasyonları sunuş biçimine itiraz ediyor ve iddiaların İsrail ordusunun hedefleme prosedürlerini yanlış yansıttığını savunuyor.

“İsraillilerin bu filmi izlemesi önemli”

Yuval Abraham, Venedik’te ödülü alırken yaptığı konuşmada belgeselin özellikle İsrail kamuoyuna ulaşmasını istediğini söyledi.

Abraham, Gazze’de yaşananların Filistinli gazeteciler tarafından savaşın başından itibaren belgelendiğini vurguladı ve bu gerçeklerin inkâr edilmesinin yaşananların devamına katkıda bulunduğunu savundu.

Yönetmen, bu nedenle İsraillilerin filmi izlemesini özellikle önemli gördüğünü söyledi.

Abraham ve Szor, filmin yapım gerekçesini de İsrailliler olarak kendi devletlerinin Gazze’deki askeri sistemini araştırma sorumluluğu hissetmeleri şeklinde açıklıyor.

“No Other Land” ile Oscar kazanmışlardı

Yuval Abraham ve Rachel Szor uluslararası sinema dünyasının yakından tanıdığı iki isim.

İkili, Filistinli yönetmenler Basel Adra ve Hamdan Ballal ile birlikte Batı Şeria’daki Masafer Yatta bölgesinde Filistinlilerin yaşadıklarını konu alan “No Other Land” belgeselinin dört yönetmeninden ikisiydi.

Film, Berlin Film Festivali’ndeki başarısının ardından 2025 Oscar Ödülleri’nde En İyi Belgesel Film ödülünü kazanmıştı.

Yuval Abraham aynı zamanda İsrailli-Filistinli bağımsız haber kuruluşu +972 Magazine ve onun İbranice yayın organı Local Call için çalışan araştırmacı gazeteci. Rachel Szor ise görüntü yönetmenliği, kurgu ve yönetmenlik alanlarında çalışıyor.

Sinema dünyasından yönetmenlere destek

Vatandaşlıktan çıkarma tehdidi uluslararası sinema çevrelerinde de tepki yarattı.

15 Eylül itibarıyla sinema sektöründen isimler ve kuruluşlar Abraham ile Szor’a destek açıklamaları yaparken, İsrail içinde de sinemacıların yönetmenlere destek amacıyla harekete geçtiği bildiriliyor. Tartışma giderek filmin içeriğinin ötesine geçerek sanat özgürlüğü, gazetecilik, siyasi muhalefet ve vatandaşlık hakları meselesine dönüşüyor.

The Guardian ise filme yönelik saldırılara karşı yönetmenlerin yanında duracağını açıkladı. Gazete, NAZA’nın üç yılı aşkın araştırmacı gazetecilik çalışmasının ürünü olduğunu ve filmdeki gizli kaynaklardan alınan ifadelerin doğrulama süreçlerinden geçirildiğini belirtti.

NAZA tartışması artık filmin sınırlarını aştı

Venedik’te ödülle başlayan süreç, birkaç gün içinde İsrail’de ifade özgürlüğünün sınırlarının tartışıldığı siyasi bir krize dönüştü.

Bir tarafta İsrail hükümetinden filmin ülkeye zarar verdiğini, ordunun faaliyetlerini çarpıttığını ve İsrail karşıtlığını beslediğini savunan açıklamalar geliyor. Diğer tarafta yönetmenler, yapımcılar ve destekçileri, bir ülkenin kendi vatandaşlarının devletin ve ordunun eylemlerini araştırmasının ve eleştirmesinin demokratik toplumun temel unsurlarından olduğunu savunuyor.

NAZA’nın bundan sonraki gösterimleri bu nedenle yalnızca sinema açısından değil, İsrail’de Gazze savaşı hakkındaki eleştirel seslere ne ölçüde alan tanınacağı tartışması bakımından da yakından izlenecek.

Gülsin Onay Londra’da Chopin’le sahne alacak

Türk klasik müziğinin uluslararası alandaki en önemli temsilcilerinden piyanist Gülsin Onay, Londra’da sanatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Onay, 31 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 15.00’te, Londra’nın önemli kültür ve sanat merkezlerinden Kings Place’in Hall One salonunda konser verecek.

London Piano Festival kapsamında gerçekleştirilecek resital, bütünüyle romantik dönemin büyük bestecisi Frédéric Chopin’in eserlerine ayrılacak.

Londra’da bir Chopin yolculuğu

Dünyanın farklı ülkelerinde verdiği konserler ve özellikle Chopin yorumlarıyla tanınan Gülsin Onay, Londra’daki resitalinde bestecinin farklı dönemlerinden seçilmiş önemli eserlerini seslendirecek.

Program, “Variations brillantes, Op. 12” ile başlayacak. Ardından Chopin’in en sevilen eserlerinden “Ballade No. 3, Op. 47” ile teknik ustalık ve şiirsel anlatımı bir araya getiren “Andante spianato & Grande Polonaise brillante, Op. 22” Londralı sanatseverlerle buluşacak.

Onay ayrıca gecede Chopin’in “Nocturne in F-sharp minor, Op. 48 No. 2” eserini yorumlayacak.

Finalde görkemli 3. Piyano Sonatı

Konserin finalinde ise Chopin’in piyano repertuvarının en önemli yapıtları arasında kabul edilen “Piano Sonata No. 3 in B minor, Op. 58” yer alacak.

Bestecinin olgunluk döneminin başyapıtlarından olan eser, güçlü dramatik yapısı, şiirsel bölümleri ve piyanistten istediği yüksek teknik beceriyle Chopin repertuvarında özel bir yere sahip.

“Londra’da buluşmak üzere”

Gülsin Onay da Londra konserini duyururken müzikseverlere özel bir mesaj verdi:

“31 Ekim’de Londra’da, müziğin en özel yolculuklarından birine birlikte çıkıyoruz. Chopin’in eşsiz dünyasında; zarafet, tutku ve virtüözitenin iç içe geçtiği bir programla London Piano Festival kapsamında Kings Place Hall One sahnesinde olacağım.”

Onay, mesajını “Londra’da buluşmak üzere…” sözleriyle tamamladı.

Konser 31 Ekim’de Kings Place’te

Londra’nın King’s Cross bölgesindeki önemli sanat merkezlerinden Kings Place’te gerçekleştirilecek konser, 31 Ekim Cumartesi günü saat 15.00’te başlayacak.

GÜLSİN ONAY – CHOPIN RESİTALİ
31 Ekim 2026 Cumartesi – 15.00
Kings Place, Hall One – Londra
London Piano Festival

BİLET İÇİN:

https://www.kingsplace.co.uk/.../gulsin-onay-performs.../

Istikbal 860X450 Pxl

Zerya’nın Tekstil Atölyesinden Sahnelere Türkü Yolculuğu

Çocuklukta başlayan türkü tutkusu, Zerya’yı tekstil atölyelerinden sahnelere taşıdı.

1976 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Zerya, henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Adıyaman’a taşındı. Yıllar sonra İstanbul’a dönen sanatçı, bir yandan tekstil sektöründe çalışırken diğer yandan eğitimini dışarıdan tamamladı. Ancak hayat mücadelesi, çocukluk yıllarında başlayan müzik ve türkü tutkusunun önüne geçemedi.

TRT ve İstanbul Radyosu’nun önemli sanatçılarıyla çalışma fırsatı bulan Zerya, özellikle usta sanatçı Mehmet Erenler’den aldığı eğitim ve edindiği deneyimlerle müzik yolculuğunu geliştirdi. 2017 yılında, 11 eserden oluşan “Türküler Dilimiz” albümüyle profesyonel müzik dünyasına adım attı.

Bugünlerde rotasını Londra’ya çeviren Zerya, dil eğitiminin yanı sıra müziğini de uluslararası arenaya taşımaya hazırlanıyor. Sanatçının yeni single’ı “Mektebin Bacaları”, Haluk Özkan Projects Yapım etiketiyle 240 dijital müzik platformunda dinleyiciyle buluştu.

Çalışmanın aranjesini Yaşar Taner, mix ve masteringini ise Cihan Aslan üstlendi.

Tekstil atölyelerinden sahnelere uzanan sıra dışı hikâyesiyle Zerya, yıllardır içinde taşıdığı türküleri şimdi dünyaya duyurmaya hazırlanıyor. “Mektebin Bacaları”, sanatçının bu uzun yolculuğunda yeni ve iddialı bir adım olarak öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yusuf Alp, Ayrılığın En Duygusal Halini “Vaktin Doldu”da Dile Getirdi

Yusuf Alp, yeni şarkısı “Vaktin Doldu” ile ayrılığın en sert ve en duygusal halini müziğe taşıyor. 11 Eylül Cuma günü tüm dijital platformlarda yayınlanacak şarkı, aşkını kaybedenlere ve “artık yeter” diyebilenlere sesleniyor.

Pop müziğin dikkat çeken isimlerinden Yusuf Alp, yeni single çalışması “Vaktin Doldu” ile müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Aşkın, kırgınlığın ve vedanın izlerini taşıyan şarkı, 11 Eylül Cuma günü tüm dijital müzik platformlarında aynı anda yayınlanacak.

Yusuf Alp, bu kez dinleyicisini bir aşk hikâyesinin en zor noktasına götürüyor. “Vaktin Doldu”, sevilen birinin ardından yaşanan sessizliği, hayal kırıklığını ve bir ilişkinin artık geri dönülemeyecek şekilde sona erdiği o anı anlatıyor.

“ARTIK BEKLEMEYECEĞİM” DİYENLERİN ŞARKISI

Şarkının adı bile hikâyenin nereye gittiğini açıkça ortaya koyuyor: “Vaktin Doldu.”

Beklemekten yorulan, defalarca şans veren ancak karşılığında hayal kırıklığı yaşayanların duygularına tercüman olan eser, özellikle sözleriyle dikkat çekiyor.

Yusuf Alp, şarkının ortaya çıkış hikâyesini şu sözlerle anlatıyor:

“Bazen bir ilişkinin bitmesi için büyük bir kavga ya da ihanet gerekmez. Bazen sadece çok beklersiniz, çok affedersiniz ve bir gün içinizde bir şey biter. ‘Vaktin Doldu’ tam olarak o anın şarkısı. Artık beklemediğiniz, geriye dönmediğiniz ve kendinizi seçtiğiniz an…”

AYRILIĞIN ARDINDAN GELEN GÜÇLÜ VEDA

Yusuf Alp’in yeni çalışması yalnızca bir ayrılık şarkısı değil; aynı zamanda biten bir ilişkinin ardından kişinin kendi hayatını yeniden seçmesini anlatan güçlü bir veda niteliğinde.

Duygusal atmosferi, akılda kalıcı melodisi ve aşkın bitişini farklı bir pencereden ele alan sözleriyle “Vaktin Doldu”, dinleyicinin kendi hikâyesinden izler bulabileceği bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Şarkının özellikle sosyal medya platformlarında ayrılık ve aşk temalı içeriklerde geniş bir etkileşim yakalaması bekleniyor.

Şarkı, 11 Eylül Cuma günü Spotify, Apple Music, YouTube Music, Deezer, Amazon Music ve diğer tüm dijital müzik platformlarında dinleyiciyle buluşacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dünden önceki güneurovizyon.co.uk

Köpekler burnuyla kanser taraması yapıyor

Hindistan’da bir teknoloji girişimi, kanserin erken teşhisinde alışılmışın dışında bir yöntem üzerinde çalışıyor. Bengaluru merkezli Dognosis, köpeklerin insanlardan çok daha gelişmiş koku alma duyusunu yapay zekâ destekli veri analiziyle bir araya getiriyor.

Kent dışındaki Kempohalli köyünde kurulan araştırma merkezinde Labrador, Beagle ve farklı melezlerden oluşan 15 köpek eğitiliyor. Köpeklere, insanların nefes örneklerinde kanserle bağlantılı olabilecek uçucu kimyasal bileşenleri ayırt etmeleri öğretiliyor.

Şirketin hedefi, kan alma, görüntüleme veya cerrahi işlem gerektirmeyen; kolay uygulanabilir ve görece düşük maliyetli bir “ön tarama” sistemi geliştirmek.

On dakikalık nefes örneği

Test için kişinin yaklaşık 10 dakika boyunca pamuklu bir yüz maskesinin içine normal şekilde nefes alması yeterli oluyor. Maske daha sonra kapalı bir ambalaja yerleştirilerek merkezi laboratuvara gönderiliyor.

Hasta ile köpekler arasında doğrudan temas kurulmuyor. Laboratuvarda özel platformlara yerleştirilen nefes örnekleri, eğitimli köpeklere sırayla koklatılıyor. Her örneğin en az üç farklı köpek tarafından bağımsız şekilde değerlendirilmesi öngörülüyor.

Köpekler, kanserli hücrelerin vücudun metabolik işleyişinde meydana getirdiği değişiklikler sonucunda nefeste oluşan çok düşük yoğunluktaki uçucu organik bileşikleri algılamaları için eğitiliyor. İnsan burnunun ayırt edemediği bu kimyasal izlerin, bazı hastalıklara özgü bir “koku imzası” oluşturabileceği düşünülüyor.

Dognosis’in kurucu ortağı Akash Kulgod, bir köpeğin bir saat içinde binlerce kez koklama hareketi yapabildiğini ve her koklamanın bir numunenin değerlendirilmesine katkı sunduğunu belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Köpekler için Iron Man kıyafeti”

Çalışmanın yeni aşamasında köpekler, 3D yazıcıyla üretilmiş özel başlıklar ve sensörlü koşum takımlarıyla donatılıyor. Kulgod’un “köpekler için Iron Man kıyafeti” olarak tanımladığı sistem, hayvanların örnekleri koklarken gösterdiği fizyolojik ve davranışsal tepkileri kaydediyor.

Sensörler aracılığıyla köpeklerin beyin aktivitesi, solunum biçimi, baş hareketleri ve beden dili izleniyor. Yapay zekâ, bu verileri analiz ederek kanserli ve kansersiz örneklere verilen tepkiler arasında tekrarlanabilir kalıplar bulmaya çalışıyor.

Bu yaklaşımın temel amacı, köpek eğiticisinin gözlemine bağlı öznel değerlendirmeyi azaltmak ve köpeklerin tepkilerini ölçülebilir verilere dönüştürmek. Böylece farklı köpeklerden gelen sonuçların standartlaştırılması ve sistemin daha büyük ölçekte kullanılabilmesi hedefleniyor.

Altı hastanede 1.502 kişi incelendi

Dognosis tarafından İngiltere merkezli Medical Detection Dogs kuruluşunun katkısıyla yürütülen ikinci aşama çalışmasına, Hindistan’ın Karnataka eyaletindeki altı hastane katıldı.

Nihai test grubunda 1.502 kişinin bulunduğu; bunlardan 283’ünde biyopsiyle doğrulanmış kanser olduğu, 1.219 kişinin ise sağlıklı bireyler ile kanser dışı kronik veya iyi huylu hastalıkları bulunan katılımcılardan oluştuğu açıklandı.

Araştırmada yedi köpek görev aldı. Baş ve boyun, meme, akciğer ve göğüs bölgesi, jinekolojik, üst ve alt sindirim sistemi ile genitoüriner sistem kanserlerini kapsayan yedi ana grupta değerlendirme yapıldı.

Şirketin açıkladığı sonuçlara göre sistem, kanserli örneklerin yüzde 90’ından fazlasını doğru biçimde belirledi; kansersiz örnekleri ayırt etme oranı ise yüzde 91’in üzerinde gerçekleşti. Erken evredeki, yani evre 1 ve evre 2 kanserlerde de benzer sonuçlar elde edildiği bildirildi. Çalışmanın ayrıntıları Journal of Clinical Oncology’de yayımlandı.

Bununla birlikte açıklanan oranların “kesin teşhis doğruluğu” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor. Duyarlılık, kanserli kişilerin ne kadarının doğru belirlendiğini; özgüllük ise kanser bulunmayan kişilerin ne ölçüde doğru ayırt edildiğini gösteriyor. Bir tarama testinin gerçek toplum koşullarındaki başarısı, hastalığın görülme sıklığı ve yanlış pozitif sonuçların oranı gibi başka etkenlere de bağlı bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

On bin kişilik yeni çalışma başladı

Dognosis, sonuçları daha geniş ve gerçek hayata yakın bir grupta sınamak amacıyla Nisan 2026’da üçüncü aşama araştırmasını başlattı. Hindistan genelindeki 10 hastanede yürütülmesi planlanan çalışmaya yaklaşık 12 ay içinde 10 bin kişinin alınması hedefleniyor.

Yeni araştırmada henüz belirti göstermeyen ancak kanser riski yüksek kişilerle, hastalığın tekrarlama riski bulunan kanser hastaları incelenecek. Köpeklerin ve veri analiz sisteminin riskli olarak işaretlediği katılımcılar, görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi gibi standart yöntemlerle değerlendirilecek.

Bu aşama, yöntemin yalnızca bilinen kanser vakaları ile sağlıklı örnekleri ayırıp ayıramadığını değil, genel tarama ortamında kaç vakayı doğru yakaladığını ve kaç kişiye gereksiz alarm verdiğini ortaya koyması açısından önem taşıyor

Uzmanlardan temkinli iyimserlik

Onkolog Santhosh Kumar Devadas, elde edilen bulguların erken bir sinyal olarak umut verici olduğunu ancak kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için çalışmanın çok daha büyük hasta gruplarında tekrarlanması gerektiğini söyledi.

Tata Memorial Centre Kanser Epidemiyolojisi Merkezi Başkan Yardımcısı Pankaj Chaturvedi de bu tür teknolojilerin mevcut tarama programlarını güçlendirebileceğini, ancak onların yerini almaması gerektiğini belirtti.

Uzmanların üzerinde durduğu başlıca soru, sistemin farklı yaş, beslenme düzeni, sigara kullanımı, kronik hastalık ve coğrafi koşullara sahip topluluklarda aynı başarıyı gösterip göstermeyeceği. Köpeklerin eğitimlerinin, çalışma performanslarının ve örneklerin taşınma koşullarının standartlaştırılması da yöntemin yaygınlaştırılması önündeki önemli başlıklar arasında bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tanı değil, ön tarama aracı

Dognosis, geliştirdiği sistemi doğrudan kanser teşhisi koyan bir test olarak değil, ileri incelemeye ihtiyaç duyabilecek kişileri belirleyen bir risk sınıflandırma aracı olarak tanımlıyor.

Dolayısıyla köpeklerin bir örneğe olumlu tepki vermesi, kişinin kesin olarak kanser olduğu anlamına gelmiyor. Böyle bir sonuç alınması halinde görüntüleme, endoskopi, laboratuvar incelemesi veya biyopsi gibi kabul edilmiş tıbbi yöntemlere başvurulması gerekiyor.

Şirket, devam eden çalışmalardan olumlu sonuç alınması halinde sistemi 2027’de Bengaluru’da kullanıma sunmayı, ardından teşhis laboratuvarları ve sağlık kuruluşlarıyla ortaklık kurarak Hindistan geneline yaymayı planlıyor. Uzun vadede köpek sayısının 15’ten 30’a çıkarılması, yıllık bir milyon örneğin incelenmesi ve sonuç verme süresinin yaklaşık bir haftaya indirilmesi hedefleniyor.

Erken teşhis açısından önemli potansiyel

Dünya Sağlık Örgütü, kanserin dünya genelindeki başlıca ölüm nedenlerinden biri olduğunu ve birçok kanser türünde erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırabileceğini belirtiyor.

Bu nedenle ucuz, kolay uygulanabilir ve girişimsel olmayan bir ön tarama yönteminin özellikle sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu bölgelerde önemli yarar sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Ancak Dognosis’in yöntemi, umut verici ilk sonuçlara rağmen henüz deneysel aşamada bulunuyor. On bin kişilik yeni araştırmanın sonuçları, bağımsız bilim insanlarının değerlendirmeleri ve yöntemin farklı toplumlarda tekrarlanabilirliği görülmeden bunun güvenilir bir kanser tarama testi olduğunu söylemek mümkün değil. Mevcut aşamada çalışma, köpeklerin olağanüstü biyolojik yetenekleri ile yapay zekânın ölçüm ve standardizasyon gücünü buluşturan dikkat çekici bir araştırma olarak öne çıkıyor.

Avrupa Türkleri, yaşadıkları ülkelerin önemli ekonomik gücü haline geldi

Avrupa’ya yönelik Türk iş gücü göçünün üzerinden 60 yılı aşkın süre geçti. Başlangıçta ağırlıklı olarak otomotiv, madencilik, metal, tekstil ve imalat sektörlerinde ücretli çalışanlardan oluşan Türk toplumu, bugün küçük işletmelerden teknoloji şirketlerine, sanayiden finans ve gayrimenkule uzanan geniş bir ekonomik yapıya sahip.

Türkiye Dışişleri Bakanlığının verilerine göre dünya genelinde yaşayan Türk vatandaşları ve Türk kökenlilerin sayısı 7,5 milyonu aşarken bunların yaklaşık 6 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde bulunuyor. Bu rakam, yalnızca Türk pasaportu taşıyanları değil, yaşadıkları ülkenin vatandaşlığına geçmiş sonraki kuşakları da kapsayan geniş bir tahmin niteliğinde.

Bununla birlikte “Avrupa’daki Türklerin ekonomik gücü ne kadar?” sorusuna tek bir rakamla cevap vermek mümkün değil. Çünkü Avrupa ülkelerinin çoğu şirket sahiplerini etnik kökenlerine göre kaydetmiyor; vatandaşlık, doğum ülkesi ve etnik kimlik verileri de birbirinden farklı sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Almanya, Türk ekonomik varlığının merkezi

Avrupa’daki en büyük Türk topluluğu Almanya’da yaşıyor. Almanya Federal İstatistik Dairesinin 2025 sonuçlarına göre ülkede Türkiye bağlantılı göç geçmişine sahip yaklaşık 1,5 milyon kişi doğrudan göçmen kuşağında yer alıyor. Almanya’da doğan ikinci ve sonraki kuşaklar ile ebeveynlerinden yalnızca biri Türkiye’den gelenler hesaba katıldığında, Türk kökenli toplam nüfus için kullanılan tahminler yaklaşık 3 milyon seviyesine ulaşıyor. Aynı dönemde yalnızca Türk vatandaşlığı taşıyanların sayısı ise yaklaşık 1,52 milyon olarak kaydediliyor.

Türklerin Almanya ekonomisindeki etkisi yalnızca nüfus büyüklüğünden kaynaklanmıyor. İlk kuşağın açtığı bakkal, restoran, terzi ve seyahat acentesi gibi küçük işletmeler, zaman içerisinde inşaat, lojistik, otomotiv yan sanayisi, sağlık, enerji, yazılım, telekomünikasyon, finans ve profesyonel hizmetlere yayıldı.

Türk kökenli işletmelere ilişkin kamuoyunda en fazla kullanılan tahminler şöyle:

  • 100 bini aşkın Türk veya Türk kökenli girişimci ve işletme,
  • Yaklaşık 500 bin kişilik doğrudan istihdam,
  • 50’den fazla sektörde faaliyet,
  • Yıllık 50 milyar avroyu aşan toplam ciro.

Bu büyüklükler, geçmiş yıllarda Alman ekonomi yönetimi ve Türk-Alman iş dünyası kuruluşları tarafından açıklanan tahminlere dayanıyor. Dönemin Almanya Ekonomi Bakanı Brigitte Zypries de 2017’de 100 binden fazla Türk kökenli girişimcinin 500 bini aşkın kişiye istihdam sağladığını açıklamıştı. Daha yakın tarihli kurumsal değerlendirmelerde de toplam cironun 50 milyar avronun üzerinde olduğu ifade ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ancak bu rakamların güncel bir işletme sayımı olmadığı unutulmamalı. Almanya’daki şirket sicilleri işletme sahiplerini “Türk kökenli” şeklinde sınıflandırmadığı için tahminler; girişimci birlikleri, araştırma merkezleri ve geçmiş dönem saha çalışmalarından elde ediliyor. Bazı araştırmalarda işletme sayısının 75 bin, istihdamın 375 bin ve cironun 35 milyar avro civarında gösterilmesi de kullanılan tanım ve araştırma yılı farkından kaynaklanıyor.

Dolayısıyla Almanya için güvenli ifade, Türk kökenli ekonomik yapının 75–100 binin üzerinde işletme, 375–500 bin istihdam ve 35–50 milyar avroyu aşan yıllık ciro bandında olduğudur.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

50 milyar avro ciro, 50 milyar avro servet anlamına gelmiyor

Türk girişimcilerin “finansal gücü” değerlendirilirken ciro, ekonomik katkı ve servet kavramlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Ciro, şirketlerin bir yıl içerisinde gerçekleştirdiği toplam satışları gösteriyor. İşletmelerin giderleri, çalışan ücretleri, satın aldığı mal ve hizmetler, vergileri ve borçları bu rakamdan düşülmüş değil. Bu nedenle 50 milyar avroluk ciro, girişimcilerin elinde 50 milyar avroluk sermaye veya kişisel servet bulunduğu anlamına gelmiyor.

Ekonomiye gerçek katkıyı ölçmek için şirketlerin yarattığı brüt katma değerin, ödediği ücret ve vergilerin, yaptığı yatırımların ve oluşturduğu istihdamın bilinmesi gerekiyor. Almanya’da Türk kökenli şirketlere özgü güncel bir katma değer hesabı yayımlanmadığından, bu işletmelerin ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası içindeki kesin payını vermek mümkün değil.

Buna rağmen yaklaşık yarım milyon kişilik istihdam ve 50 milyar avroyu aşan satış hacmi, Türk kökenli girişimciliğin artık yalnızca “etnik pazar” olarak değerlendirilemeyecek ölçekte olduğunu gösteriyor.

Almanya’nın iş gücünde vazgeçilmez konum

Türk toplumunun ekonomik katkısı yalnızca işletme sahiplerinden oluşmuyor. Milyonlarca Türk kökenli çalışan; sanayi, sağlık, bakım hizmetleri, ulaştırma, inşaat, perakende, konaklama ve kamu hizmetlerinde görev yapıyor.

Almanya’da 2024 yılında toplam çalışan sayısı 46,1 milyonla rekor seviyeye yükseldi. İstihdam artışında göçmen iş gücünün önemli rol oynadığı, Federal İstatistik Dairesinin değerlendirmelerine de yansıdı. 2024 itibarıyla Almanya’daki ücretli çalışanların yüzde 26’sının göç geçmişine sahip olması, göçmen toplulukların üretim kapasitesindeki ağırlığını gösteriyor. Bunun ne kadarının yalnızca Türk kökenli çalışanlardan oluştuğu ise ayrıca açıklanmıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Türk kökenli çalışanlar ayrıca gelir vergisi, sosyal güvenlik primi, KDV’ye konu tüketim ve konut yatırımları üzerinden kamu maliyesine katkıda bulunuyor. Fakat Almanya vergi idaresi tahsilatı etnik kökene göre yayımlamadığı için “Türklerin ödediği toplam vergi” başlığı altında güvenilir bir rakam bulunmuyor.

AB ülkelerinde milyonlarca kişilik üretim ve tüketim pazarı

Almanya’nın ardından en büyük Türk toplulukları Fransa, Hollanda, Avusturya ve Belçika’da bulunuyor. Ancak ülkelerin kullandığı ölçütler arasında önemli farklar var. Bazı istatistikler yalnızca Türk vatandaşlarını, bazıları Türkiye doğumluları, bazı araştırmalar ise üçüncü kuşağa kadar bütün Türk kökenlileri kapsıyor.

Söz konusu ülkelerde doğan ikinci ve üçüncü kuşaklar dahil edildiğinde Türk kökenli nüfus çok daha yüksek seviyeye çıkıyor. Örneğin Hollanda’daki geniş tanımlı Türk toplumu yaklaşık 430–450 bin, Avusturya’da 280–300 bin, Belçika’da ise 220–250 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Bu nedenle yalnızca vatandaşlık ya da doğum ülkesi verileri, topluluğun ekonomik ölçeğini eksik gösteriyor.

Türk girişimciler bu ülkelerde özellikle perakende, gıda üretimi ve dağıtımı, restoran işletmeciliği, tekstil, taşımacılık, inşaat ve kişisel hizmetlerde güçlü bir konuma sahip. Sonraki kuşakların yükseköğretime katılımıyla hukuk, mühendislik, tıp, finans ve teknoloji alanlarındaki ağırlık da artıyor.

Bununla birlikte AB çapında Türk kökenli işletmelerin güncel toplam sayısını, cirosunu ve istihdamını gösteren ortak bir resmî veri tabanı bulunmuyor. 2000’li yıllarda yapılan akademik araştırmalarda AB genelindeki Türk girişimcilerin cirosu 60 milyar avronun üzerinde hesaplanmıştı; ancak aradan geçen süre, enflasyon ve işletme yapısındaki dönüşüm nedeniyle bu rakam günümüzde doğrudan kullanılamaz.

Birleşik Krallık’ta ekonomik güç ölçülemiyor

Birleşik Krallık’ta Türkler, Türkiye kökenlilerin yanı sıra İngiltere doğumlu kuşakları ve geniş bir Kıbrıslı Türk toplumunu da kapsıyor. Türkiye doğumluların sayısı yaklaşık 145 bin olarak görünse de, topluluğun tamamına ilişkin tahminler 400 bin ile 600 bin arasında değişiyor.

İngiltere ve Galler’in 2021 nüfus sayımında “Türk” ve “Kıbrıslı Türk” kimlikleri ayrıntılı etnik köken seçenekleri arasında tanımlandı. Ancak bu nüfus gruplarının sahip olduğu şirket sayısı, toplam cirosu, serveti veya vergi katkısı ayrıca yayımlanmadı.

Companies House kayıtlarında şirket yöneticilerinin etnik kökeni tutulmadığı için Türk işletmelerinin kesin sayısı belirlenemiyor. Restoran, market, toptan gıda, tekstil ve inşaatın yanı sıra emlak, hukuk, muhasebe, finansal hizmetler, turizm, teknoloji ve sağlık alanlarında büyüyen bir Türk iş dünyası bulunmasına rağmen bunun toplam ekonomik hacmi konusunda doğrulanabilir bir ulusal tahmin mevcut değil.

Bu nedenle Birleşik Krallık’taki Türklerin ekonomik gücünü milyarlarca sterlinlik kesin bir rakamla ifade eden açıklamalara ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor.

Independent Mortgage 3

Görünenden daha büyük, ancak yeterince ölçülmeyen bir ekonomi

Mevcut veriler, Avrupa’daki Türk toplumunun yaklaşık 6 milyon kişilik üretici, tüketici, yatırımcı ve girişimci kitlesi oluşturduğunu gösteriyor. Yalnızca Almanya’daki işletmeler için kullanılan 35–50 milyar avroluk ciro tahmini bile topluluğun ekonomik önemini ortaya koyuyor.

Ancak Avrupa genelinde Türklerin toplam serveti, satın alma gücü veya milli gelire katkısı konusunda bilimsel olarak savunulabilecek tek bir rakam bulunmuyor. Bunun başlıca nedenleri; vatandaşlık değişiklikleri, üçüncü kuşağın istatistiklerde görünmemesi, şirket kayıtlarında etnik köken tutulmaması ve ciro ile katma değerin birbirine karıştırılması.

Ortaya çıkan tablo yine de açık: Avrupa Türkleri artık yalnızca göçmen iş gücü değil; yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan, milyarlarca avroluk ticaret oluşturan ve Avrupa’nın yaşlanan ekonomilerinde üretim ile girişimciliğin devamlılığına katkıda bulunan kalıcı bir ekonomik aktör konumunda.

Kronik hastalıkların tedavisinde yeni dönem!

Tıp dünyasında 2026 yılının son birkaç ayı, kronik hastalıkların tedavisinde art arda gelen önemli gelişmelere sahne oldu. Çalışmaların ortak noktası yalnızca hastalık belirtilerini hafifletmek değil; organ kaybını yavaşlatmak, komplikasyonları azaltmak ve hastaların günlük yaşamını kolaylaştırmak.

Yeni tedavilerin bir kısmı ABD’de ruhsat alırken, bazıları Avrupa’da onay sürecine girdi. Bazıları ise başarılı Faz 3 araştırmalarına rağmen henüz rutin kullanıma sunulmadı.

Kolesterol tedavisinde iğnesiz PCSK9 dönemi

En geniş hasta grubunu ilgilendirebilecek gelişmelerden biri yüksek kolesterol tedavisinde yaşandı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 17 Temmuz’da enlicitide etken maddeli Lipfendra’yı onayladı.

İlaç, “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL’yi düşüren ilk ağızdan alınan PCSK9 inhibitörü oldu. Bu sınıftaki güçlü ilaçlar daha önce yalnızca enjeksiyon yoluyla uygulanıyordu.

Istikbal 860X450 Pxl

Toplam 3 bin 207 hastayı kapsayan iki klinik araştırmada, günde bir kez alınan tabletin 24 haftada LDL kolesterolü plaseboya kıyasla ortalama yüzde 56 ila yüzde 59 azalttığı bildirildi. Tedavi, özellikle statin kullanılmasına rağmen kolesterolü yeterince düşmeyenler ile ailesel yüksek kolesterol hastaları açısından yeni bir seçenek oluşturuyor. Bununla birlikte kalp krizi ve felç riskini uzun vadede ne ölçüde azalttığına ilişkin sonuçların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Sedef hastalığında hedefe yönelik günlük tablet

Avrupa İlaç Ajansı’nın beşerî ilaçlar komitesi, temmuz ayında orta ve ağır dereceli plak tipi sedef hastalığı için icotrokinra etken maddeli Icotyde’a ruhsat verilmesini tavsiye etti.

Tedaviyi dikkat çekici kılan özellik, iltihaplanmada rol oynayan interlökin-23 reseptörünü doğrudan hedefleyen ilk ağızdan alınan ilaç olması. Böylece enjeksiyon gerektiren biyolojik tedavilere alternatif olabilecek günlük bir tablet seçeneği gündeme geldi.

Yaklaşık 2 bin 500 yetişkin ve ergenin katıldığı dört Faz 3 araştırmasında, ilacı kullanan hastaların yüzde 65 ila yüzde 71’inde cildin tamamen ya da neredeyse tamamen temizlendiği bildirildi. Plasebo verilen gruplarda bu oran yüzde 8 ila yüzde 11 arasında kaldı. EMA’nın olumlu görüşünün ardından Avrupa Komisyonu’nun nihai ruhsat kararı bekleniyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Böbrek hastalığında ilerlemeyi yavaşlatan sonuç

Kronik böbrek hastalığı alanındaki önemli gelişmelerden biri, daha önce ağırlıklı olarak tip 2 diyabetli böbrek hastalarında kullanılan finerenonla ilgili oldu.

Haziran ayında New England Journal of Medicine’da yayımlanan Faz 3 çalışması, ilacın diyabeti bulunmayan kronik böbrek hastalarında da böbrek fonksiyonundaki kaybı yavaşlatabildiğini gösterdi. Araştırmada böbreğin süzme kapasitesini gösteren eGFR’deki yıllık düşüş finerenon grubunda 3,3; plasebo grubunda ise 4,0 mililitre/dakika/1,73 metrekare olarak hesaplandı.

Aradaki fark sınırlı görünse de böbrek hastalığının yıllarca devam ettiği düşünüldüğünde, fonksiyon kaybının yavaşlatılması diyaliz veya nakil gereksiniminin geciktirilmesi açısından önem taşıyabilir. Ancak bu kullanım alanının sağlık otoritelerince ayrıca onaylanması gerekiyor.

Akciğer fibrozisinde nefes kapasitesini koruma umudu

Geri dönüşü olmayan yara dokusunun akciğerleri giderek sertleştirdiği idiyopatik pulmoner fibroziste de umut veren sonuçlar açıklandı.

İnhalasyon yoluyla uygulanan treprostinilin değerlendirildiği Faz 3 araştırmalarında, tedavinin 52 hafta boyunca akciğer kapasitesindeki gerilemeyi plaseboya göre belirgin biçimde yavaşlattığı görüldü. Çalışmalardan birinde zorlu vital kapasitedeki ortanca kayıp tedavi grubunda 43,3 mililitre, plasebo grubunda ise 196,2 mililitre oldu.

Bulgular hastalığın tamamen durdurulduğu anlamına gelmiyor. Ancak nefes kapasitesindeki düşüşün yavaşlatılması, günlük hareket kabiliyetinin ve bağımsız yaşam süresinin korunması açısından önemli kabul ediliyor. Tedavinin bu hastalık için rutin kullanıma girebilmesi, düzenleyici kurumların değerlendirmesine bağlı olacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sürekli kan aldıran hastalara yeni seçenek

FDA, 28 Ağustos’ta polisitemia vera adı verilen kronik kan hastalığı için rusfertide etken maddeli Mimrylo’yu onayladı.

Hastalarda aşırı alyuvar üretimi kanı koyulaştırarak pıhtı, kalp krizi ve felç riskini artırabiliyor. Alyuvar miktarını azaltmak için bazı hastalardan düzenli olarak kan alınması gerekiyor.

Vücudun demir dengesini yöneten hepsidin hormonunu taklit eden yeni ilaç, alyuvar üretiminde kullanılabilecek demiri sınırlandırıyor. Standart tedaviye rağmen sık sık kan alınması gereken 293 hastanın katıldığı araştırmada, Mimrylo kullananların yüzde 76,9’u değerlendirme döneminde kan aldırmaya ihtiyaç duymazken, plasebo grubunda bu oran yüzde 32,9’da kaldı.

Kasları zayıflatan hastalığa ilk ağızdan tedavi

FDA’nın 27 Ağustos’ta verdiği bir başka onay, bağışıklık sisteminin kaslara ve cilde saldırdığı dermatomiyozit hastalarını ilgilendiriyor.

Brepocitinib etken maddeli Lisraya, yetişkin dermatomiyozit hastaları için onaylanan ilk ağızdan tedavi oldu. Günde bir kez kullanılan ilaç, iltihaplanmaya yol açan JAK ve TYK2 sinyal yollarını baskılıyor.

Faz 3 araştırmasında tedavinin kas gücü, fiziksel işlev ve cilt bulgularında plaseboya göre daha fazla iyileşme sağladığı; bazı hastaların kortikosteroid kullanımını azaltabildiği bildirildi. Bununla birlikte ilaç ciddi enfeksiyon, pıhtı, kalp-damar sorunları ve kanser risklerine ilişkin güçlü güvenlik uyarıları taşıyor. Bu nedenle tedavinin yakın doktor gözetiminde uygulanması gerekiyor.

“Mucize tedavi” değil, yaşam yükünü azaltan ilerleme

Son gelişmeler kronik hastalıkların tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Ancak tedavinin enjeksiyondan tablete dönüşmesi, organ fonksiyon kaybının yavaşlatılması veya hastanın sık sık hastaneye gitme gereksiniminin azaltılması yaşam kalitesinde önemli değişiklikler yaratabiliyor.

Uzmanların yaklaşımına göre gerçek dönüm noktası, tek bir “mucize ilaçtan” ziyade hastalığın biyolojik mekanizmasına daha hassas biçimde müdahale eden tedavilerin artması olacak. Bununla birlikte başka ülkelerde verilen ruhsatlar ilacın İngiltere, Avrupa veya Türkiye’de hemen kullanılabileceği anlamına gelmiyor; yerel onay, fiyatlandırma ve geri ödeme süreçlerinin ayrıca tamamlanması gerekiyor.

İtalya’nın “İstikrar İstisnası”: Giorgia Meloni Nasıl Başardı?

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1946’da cumhuriyete geçen İtalya, aradan geçen 80 yılda 68 hükümet gördü. Koalisyonların kısa sürede dağılması, parti liderleri arasındaki anlaşmazlıklar ve sık sık değişen başbakanlar, ülkeyi Avrupa’nın siyasi istikrarsızlık sembollerinden biri haline getirdi.

Ancak 22 Ekim 2022’de yemin ederek göreve başlayan Giorgia Meloni, bu geleneğin dışına çıkmayı başardı. Meloni hükümeti, BBC’nin de aktardığı hesaplamaya göre 1.413 günlük eşiğe ulaşarak, Silvio Berlusconi’nin ikinci hükümetine ait 1.412 günlük kesintisiz görev rekorunu geride bıraktı.

Buradaki rekor, bir siyasetçinin farklı dönemlerde başbakanlık yaptığı toplam süreyi değil, aynı kabinenin kesintisiz görev süresini ifade ediyor. Meloni’nin hükümeti, böylece İtalya Cumhuriyeti tarihinin ve İkinci Dünya Savaşı sonrasının en uzun ömürlü tek hükümeti oldu. Meloni, 4 Eylül’de Bari’de düzenlenen partisinin mitinginde bu başarıyı hükümetinin en önemli kazanımlarından biri olarak sundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Avrupa değişirken Meloni yerinde kaldı

Meloni hükümetinin ömrü, yalnızca İtalya’nın geçmişiyle değil, aynı dönemde Avrupa’nın diğer büyük ülkelerinde yaşanan siyasi değişimlerle karşılaştırıldığında da dikkat çekiyor.

BBC’nin karşılaştırmasına göre Meloni’nin görev süresi boyunca Fransa beş, İngiltere ise dört başbakan gördü. Avrupa’nın birçok ülkesinde hükümet krizleri, erken seçimler ve koalisyon değişiklikleri yaşanırken Meloni; İtalya’nın Kardeşleri, Matteo Salvini liderliğindeki Lig ve Antonio Tajani’nin Forza Italia’sından oluşan üçlü ittifakı ayakta tuttu.

Bu tablo, geçmişte hükümetlerin bazen birkaç ay içinde dağıldığı İtalya açısından başlı başına bir siyasi başarı olarak değerlendiriliyor. Meloni de istikrarın mali piyasaların İtalya’ya bakışını değiştirdiğini, ülkenin Avrupa Birliği içindeki güvenilirliğini artırdığını ve hükümetin uzun vadeli kararlar almasına imkân sağladığını savunuyor.

Büyük bir seçim dalgasından değil, koalisyon matematiğinden doğdu

Meloni’nin İtalya’nın tartışmasız çoğunluğunun desteğiyle iktidara geldiğini söylemek mümkün değil. Liderliğini yaptığı İtalya’nın Kardeşleri Partisi, 25 Eylül 2022 seçimlerinde yaklaşık yüzde 26 oy aldı. Lig ve Forza Italia’nın da içinde bulunduğu sağ ittifakın toplam oy oranı yaklaşık yüzde 44’e ulaştı.

İtalya’daki seçim sisteminin ittifaklara sağladığı avantaj sayesinde merkez sağ koalisyon parlamentonun iki kanadında da rahat bir çoğunluk elde etti. Muhalefetin merkez sol, Beş Yıldız Hareketi ve daha küçük partiler arasında bölünmesi de Meloni’nin elini güçlendirdi.

Dolayısıyla Meloni olağanüstü yüksek bir halk desteğiyle gelmedi; ancak elde ettiği parlamenter çoğunluğu olağanüstü bir disiplinle yönetti.

Istikbal 860X450 Pxl

Koalisyonun tartışmasız patronu oldu

Meloni’nin siyasi başarısındaki temel unsurlardan biri, koalisyon ortaklarıyla arasındaki güç dengesini kendi lehine kurması oldu.

İtalya’nın Kardeşleri’nin oy oranı, hem Lig’in hem de Forza Italia’nın oldukça üzerine çıktı. Bu durum, önceki merkez sağ hükümetlerde sıkça görülen liderlik tartışmalarını büyük ölçüde engelledi. Matteo Salvini zaman zaman göç, Rusya ve Avrupa Birliği politikalarında daha sert veya farklı çıkışlar yapsa da hükümeti dağıtabilecek siyasi ağırlığa ulaşamadı.

Silvio Berlusconi’nin 2023’teki ölümünün ardından Forza Italia’nın liderliğini üstlenen Antonio Tajani ise daha AB yanlısı ve kurumsal bir çizgi izleyerek koalisyonun dengede kalmasına katkıda bulundu.

Meloni, iki ortağı arasında hakemlik yapmakla yetinmedi; başbakanlık makamını hükümetin tartışmasız siyasi merkezine dönüştürdü. Bakanların kişisel çıkışlarının hükümetin genel çizgisini gölgelemesine izin vermedi ve kamuoyu iletişimini büyük ölçüde kendi kontrolünde tuttu.

Independent Mortgage 3

Radikal muhalefetten pragmatik iktidara

Meloni iktidara gelmeden önce Avrupa’da en fazla tartışılan konulardan biri, kökleri savaş sonrası neofaşist İtalyan Sosyal Hareketi’ne uzanan siyasi geleneğinin ülkeyi hangi yöne taşıyacağıydı.

İtalya’nın Kardeşleri; milliyetçilik, geleneksel aile, sert göç politikaları ve Avrupa Birliği’nin yetkilerinin sınırlandırılması gibi söylemlerle büyüdü. Meloni de muhalefetteyken Brüksel bürokrasisini sert biçimde eleştiren, egemenlikçi bir siyasi çizgi izliyordu.

Ancak başbakan olduktan sonra İtalya’yı AB ile açık çatışmaya sürüklemekten kaçındı. Avro Bölgesi’nden çıkış gibi radikal talepleri gündeminden uzaklaştırdı; Avrupa Komisyonu ile çalışma ilişkisi kurdu ve İtalya’nın milyarlarca avroluk AB toparlanma fonlarına erişimini tehlikeye atacak adımlardan sakındı.

Analistlerin “Meloni pragmatizmi” olarak nitelendirdiği bu yöntem, ideolojik kimliği terk etmekten çok, hangi konuda ne kadar ileri gidilebileceğini hesaplayan bir siyaset tarzına dayanıyor.

Ukrayna ve NATO tercihi güven kazandırdı

Meloni’nin uluslararası alandaki en belirleyici tercihlerinden biri, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta Kiev’e desteği sürdürmesi oldu.

Koalisyon ortakları Salvini ve Berlusconi geçmişte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın açıklamalarıyla tanınırken Meloni, hükümetin dış politika çizgisini NATO ve Ukrayna desteği üzerine kurdu. Bu tutum, Washington ile Avrupa başkentlerinde iktidara gelişinden önce hissedilen kaygıların önemli bölümünü azalttı.

Meloni, bir taraftan Avrupa’daki muhafazakâr ve milliyetçi hareketlerin öncü isimlerinden biri olmayı sürdürürken diğer taraftan NATO’nun temel politikalarıyla çatışmamaya çalıştı. Böylece kendisini yalnızca İtalyan sağının lideri değil, Avrupa ve ABD arasında ilişki kurabilen etkili bir aktör olarak konumlandırdı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ekonomide devrim değil, mali temkinlilik

Meloni hükümetinin ekonomik başarısı konusunda daha karmaşık bir tablo bulunuyor.

Hükümet, istihdamın artmasını, işsizliğin gerilemesini, bütçe açığının kontrol altına alınmasını ve İtalya’nın borçlanma maliyetlerindeki göreceli iyileşmeyi kendi ekonomi politikalarının sonucu olarak gösteriyor. Mali piyasalarda, iktidara gelişinden önce korkulan sert bütçe çatışmasının yaşanmaması da Meloni açısından önemli bir kazanım oldu.

Başbakan, seçim kampanyasındaki yüksek maliyetli vaatlerin tamamını aynı anda hayata geçirmek yerine kamu borcunun büyüklüğünü dikkate alan daha ihtiyatlı bir yol izledi. İtalya’nın kamu borcunun millî gelire oranının son derece yüksek olması, hükümetin hareket alanını zaten sınırlandırıyordu.

Buna karşılık eleştirmenler, siyasi istikrarın ekonomik dönüşüme çevrilemediğini savunuyor. Düşük verimlilik, zayıf büyüme, genç işsizliği, düşük ücretler, nüfusun yaşlanması ve bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı İtalya’nın temel sorunları olmayı sürdürüyor.

Sağlık, eğitim ve kamu yönetimi alanlarında kapsamlı yapısal reformların gerçekleştirilemediği eleştirisi de hükümete yöneltiliyor. Bu nedenle Meloni dönemini “istikrar var, dönüşüm yok” sözleriyle özetleyen analizler dikkat çekiyor.

Göç politikasında sert söylem, sınırlı sonuç

Düzensiz göçle mücadele, Meloni’nin siyasi kimliğinin merkezindeki başlıklardan biri oldu. Muhalefet yıllarında Akdeniz’de bir “deniz ablukası” kurulmasını savunan Meloni, hükümete geldikten sonra daha uygulanabilir ve diplomatik yöntemlere yöneldi.

Kuzey Afrika ülkeleriyle anlaşmalar yapılması, AB’nin göçmenlerin çıkış ülkelerine daha fazla mali kaynak aktarması ve sığınma başvurularının İtalya dışında değerlendirilmesi bu politikanın temel unsurlarını oluşturdu.

Arnavutluk’ta kurulan göç merkezleri, Meloni’nin en tartışmalı projelerinden biri haline geldi. Hukuki itirazlar ve mahkeme kararları uygulamayı güçleştirirken model, göç işlemlerini AB sınırları dışına taşıma tartışmasını Avrupa’nın ana gündemlerinden biri yaptı.

Meloni’nin başarısı, bütün vaatlerini gerçekleştirmesinden çok, daha önce radikal kabul edilen göç politikalarının Avrupa merkez siyasetinde tartışılmasını sağlamasında görüldü.

Öte yandan hükümet, ekonominin iş gücü ihtiyacını karşılamak için AB dışından yüz binlerce yasal çalışanın ülkeye girişine izin verdi. Bu durum, Meloni’nin düzensiz göçe karşı sert söylemiyle yasal iş gücü göçü arasında pragmatik bir ayrım yaptığını gösterdi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Muhafazakâr toplumsal gündem değişmedi

Dış politikada ve ekonomide daha pragmatik bir görüntü veren Meloni, toplumsal konulardaki muhafazakâr çizgisini büyük ölçüde korudu.

Hükümeti geleneksel aileyi ve doğum oranını artırmayı hedefleyen politikaları öne çıkardı; taşıyıcı anneliğe, eşcinsel çiftlerin ebeveynlik haklarının genişletilmesine ve “toplumsal cinsiyet ideolojisi” olarak tanımladığı politikalara karşı çıktı.

Muhalefet ve insan hakları örgütleri, bu yaklaşımın LGBTİ+ bireylerin haklarını sınırlandırdığını savundu. Basın özgürlüğü, kamu yayıncısı RAI üzerindeki siyasi etki ve yürütmenin yetkilerini güçlendirmeyi amaçlayan anayasal reform girişimleri de demokratik denge bakımından eleştirilere konu oldu.

Dolayısıyla Meloni’nin ılımlılaşması bütün politika alanlarını kapsamadı. Başbakan, uluslararası ilişkilerde merkeze yaklaşırken iç politikada muhafazakâr seçmen tabanını canlı tutacak başlıklardan vazgeçmedi.

Parçalanmış muhalefet Meloni’ye alan açtı

Hükümetin uzun ömürlü olmasının nedenlerinden biri de karşısında birleşik ve güçlü bir alternatif bulunmaması.

Merkez soldaki Demokratik Parti, Beş Yıldız Hareketi ve daha küçük liberal partiler; dış politika, ekonomi ve ittifak stratejileri konusunda ortak bir çizgi oluşturmakta zorlandı. Seçim sistemi ittifakları ödüllendirdiği halde muhalefetin bölünmüş kalması, sağ koalisyonun parlamentodaki üstünlüğünü korumasını kolaylaştırdı.

Koalisyon ortakları arasındaki görüş ayrılıkları zaman zaman görünür hale gelse de erken seçime gidilmesi durumunda sağın iktidarı kaybedebileceği endişesi, Salvini ve Tajani’yi hükümet içerisinde kalmaya teşvik etti.

Meloni böylece ortaklarını yalnızca siyasi uzlaşmayla değil, seçim kaybetme ihtimalinin yarattığı caydırıcılıkla da yanında tuttu.

Uzun süre görev yapmak başarı için yeterli mi?

Meloni’nin rekoru tarihî olsa da hükümetin uzun ömürlü olması, bütün sorunları çözdüğü anlamına gelmiyor.

Destekçilerine göre Meloni, İtalya’ya yıllardır aradığı siyasi istikrarı getirdi, ülkenin uluslararası itibarını güçlendirdi, istihdamı artırdı ve mali disiplini korudu. Eleştirmenlerine göre ise hükümet, güçlü parlamento çoğunluğuna ve AB fonlarının sunduğu tarihî imkâna rağmen verimlilik, kamu hizmetleri, ücretler ve demografik kriz gibi temel sorunlarda kalıcı dönüşüm sağlayamadı.

Meloni’nin gerçek sınavı da bu noktada başlıyor. İtalya’da hükümetlerin uzun süre ayakta kalması başlı başına sıra dışı olabilir; ancak 2027’de yapılması beklenen genel seçimde seçmen yalnızca hükümetin kaç gün görev yaptığını değil, bu sürede yaşam koşullarının ne kadar değiştiğini değerlendirecek.

Portre: Roma’nın kenar mahallesinden başbakanlığa

Giorgia Meloni, 15 Ocak 1977’de Roma’da doğdu. Çocukluğunu kentin işçi sınıfının yoğun olduğu Garbatella semtinde geçirdi. Babasının aileden ayrılmasının ardından annesi tarafından yetiştirildi.

Siyasete 15 yaşında, kökleri Benito Mussolini sonrasındaki neofaşist harekete dayanan İtalyan Sosyal Hareketi’nin gençlik örgütünde başladı. İtalyan Sosyal Hareketi’nin dönüşmesinin ardından kurulan Ulusal İttifak içerisinde yükseldi.

1998’de Roma İl Meclisine seçildi. 2006’da Temsilciler Meclisine girerek parlamentonun en genç başkan yardımcılarından biri oldu. 2008’de, 31 yaşındayken Silvio Berlusconi hükümetinde Gençlik Bakanı olarak görev aldı ve cumhuriyet tarihinin en genç bakanlarından biri haline geldi.

Meloni, 2012’de Ignazio La Russa ve Guido Crosetto ile birlikte İtalya’nın Kardeşleri Partisi’ni kurdu. Partinin 2013 seçimlerinde yaklaşık yüzde 2 olan oy oranını, 2022’de yüzde 26’ya taşıdı. Bu yükseliş, onu merkez sağ ittifakın en güçlü lideri yaptı.

25 Eylül 2022 seçimlerinden zaferle çıkan Meloni, 22 Ekim’de Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella’nın huzurunda yemin ederek İtalya’nın ilk kadın başbakanı oldu.

Meloni’nin siyasal formülü

Giorgia Meloni’nin başarısını yalnızca sağ popülizmin yükselişiyle açıklamak eksik kalıyor. Onun iktidar formülü; sert kimlik siyasetiyle kurumsal gerçekçiliği, milliyetçi söylemle NATO bağlılığını, AB eleştirisiyle Brüksel fonlarına duyulan ihtiyacı aynı anda yönetebilmesine dayanıyor.

Meloni, radikal geçmişini tamamen reddetmeden uluslararası sistem açısından öngörülebilir bir lidere dönüştü. Koalisyon ortaklarına alan tanırken son sözü kendisinin söylediği bir yönetim kurdu. Seçmen tabanına muhafazakâr kimliğini koruduğunu gösterirken mali piyasaları ürkütecek ekonomik maceralardan uzak durdu.

Bu denge, ona İtalyan siyasetinde nadir görülen bir dayanıklılık kazandırdı. Ancak tarihe geçmesini sağlayan 1.413 gün, aynı zamanda daha zor bir soruyu gündeme getiriyor: Meloni İtalya’ya yalnızca uzun ömürlü bir hükümet mi bıracak, yoksa uzun süredir ertelenen yapısal değişimi de gerçekleştirebilecek mi?

Bu sorunun cevabı, rekorun kendisinden çok 2027 seçimlerinin sonucunu ve Meloni’nin Avrupa siyasetindeki kalıcı yerini belirleyecek.

Mortgage talebi zayıfladı: Konut piyasasında yüksek faiz baskısı sürüyor

İngiltere’de yüksek mortgage faizlerinin konut talebi üzerindeki etkisi giderek daha belirgin hale geliyor. İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) verilerine göre, ev satın almak amacıyla temmuz ayında onaylanan mortgage sayısı 56 bin 53’e geriledi.

Bu rakam, son altı ayda kaydedilen aylık 60 bin 800 düzeyindeki ortalamanın yaklaşık yüzde 8 altında kaldı. Temmuz verisi aynı zamanda mortgage onaylarının Ocak 2024’ten bu yana görülen en düşük aylık seviyeye indiğine işaret etti.

Mortgage onayları, tamamlanan konut satışlarından önce geldiği için piyasanın gelecek aylardaki yönünü gösteren önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Onay sayısındaki düşüş, yüksek borçlanma maliyetlerinin yeni alıcıların bütçelerini sınırlamaya devam ettiğini ortaya koyuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Faizler alım gücünü düşürüyor

İngiltere Merkez Bankası’nın para politikasına ilişkin belirsizlik ve ticari bankaların uyguladığı yüksek mortgage oranları, özellikle ilk kez ev alacakların piyasaya girişini zorlaştırıyor.

Mortgage faizlerindeki yükseliş, alıcıların aynı aylık ödeme karşılığında kullanabilecekleri kredi miktarını azaltıyor. Bu durum daha büyük peşinat ihtiyacı doğururken, bazı potansiyel alıcıların satın alma kararını ertelemesine veya daha ucuz konutlara yönelmesine neden oluyor.

Yılın başında yüzde 4’ün altına gerileyen bazı beş yıllık sabit faizli mortgage ürünlerinin yaz aylarında yaklaşık yüzde 4,8 seviyelerine çıkması, piyasadaki hareket alanını daha da daralttı. Ürünler arasındaki oranlar; peşinat miktarına, kredi-vade oranına ve başvuru sahibinin mali durumuna göre değişiklik gösteriyor.

Mortgage maliyetlerindeki artış, yalnızca yeni alıcıları değil, sabit faizli kredi döneminin sonuna yaklaşan mevcut ev sahiplerini de etkiliyor. Daha düşük faizle alınmış kredilerin yenilenmesi sırasında aylık taksitlerde önemli artışlarla karşılaşılabiliyor.

Independent Mortgage 3

Konut fiyatları ağustosta sınırlı arttı

Mortgage talebindeki zayıflamaya rağmen konut fiyatlarında sert bir düşüş yaşanmadı. Nationwide tarafından yayımlanan ayrı verilere göre, Birleşik Krallık genelinde ortalama ev fiyatı ağustos ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 0,2 arttı.

Yıllık fiyat artışı yüzde 1,6 olarak ölçülürken, ortalama konut değeri 275 bin 465 sterline yükseldi. Ancak yıllık artışın enflasyonun altında kalması, konutların reel değerinin baskı altında bulunduğuna işaret ediyor.

Fiyatların dirençli kalmasında satışa çıkarılan konut sayısının bazı bölgelerde sınırlı olması, ücret artışları ve uzun vadeli konut arzı yetersizliği rol oynuyor. Buna karşılık yüksek mortgage maliyetleri, fiyatların daha hızlı yükselmesini engelliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Satıcılar fiyat konusunda daha gerçekçi olmak zorunda

Talebin zayıflaması, satıcılarla alıcılar arasındaki pazarlık dengesini de değiştiriyor. Alıcıların aylık ödeme bütçelerine göre hareket etmesi, yüksek fiyatla satışa çıkarılan konutların piyasada daha uzun süre kalmasına neden olabiliyor.

Emlak piyasası uzmanları, gerçekçi fiyatlandırılan ve enerji verimliliği yüksek konutların daha kolay alıcı bulduğunu belirtiyor. İlk ilan fiyatı bölgedeki piyasa koşullarının üzerinde belirlenen konutlarda ise fiyat indirimi yapılması gerekebiliyor.

Londra ve Güneydoğu İngiltere gibi konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu bölgeler, mortgage faizlerindeki değişime daha hassas tepki veriyor. Kuzey İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın daha uygun fiyatlı bazı bölgelerinde ise piyasa görece dirençli seyredebiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Faiz indirimi tek başına yeterli olmayabilir

Piyasanın önümüzdeki dönemdeki yönü, İngiltere Merkez Bankası’nın faiz kararları kadar enflasyonun seyrine ve finans piyasalarındaki beklentilere de bağlı olacak. Merkez Bankası politika faizini düşürse bile mortgage oranlarının aynı ölçüde ve hemen gerilemesi garanti edilmiyor.

Bankaların mortgage fiyatlandırmasında politika faizinin yanı sıra uzun vadeli piyasa faizleri, tahvil getirileri, fonlama maliyetleri ve ekonomik risk beklentileri de etkili oluyor. Bu nedenle kredi kullananların yalnızca BoE kararlarına değil, sabit faiz piyasasındaki hareketlere de dikkat etmesi gerekiyor.

Uzmanlar, enflasyon baskısı devam ettiği sürece bankaların mortgage oranlarında hızlı ve kalıcı indirimlere gitmekte temkinli davranabileceğini değerlendiriyor.

Güçlü toparlanma beklentisi zayıf

Konut piyasasının sonbaharda mevsimsel olarak hareketlenmesi mümkün olsa da temmuz ayındaki düşük mortgage onayı, satışların yılın geri kalanında sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.

Faizlerde belirgin bir düşüş yaşanmaması halinde satış sayısında hızlı bir yükseliş beklenmiyor. Buna karşılık iş gücü piyasasının sert biçimde bozulmaması ve zorunlu satışların sınırlı kalması, konut fiyatlarında ülke genelinde keskin bir gerileme ihtimalini azaltıyor.

Mevcut görünüm, İngiltere konut piyasasında güçlü bir yükselişten çok düşük işlem hacmi, sınırlı fiyat artışı ve bölgeler arasında belirginleşen farklılıkların öne çıkacağı bir döneme işaret ediyor.

Türkiye–İngiltere STA müzakerelerinde 11 başlık tamamlandı

Türkiye ile İngiltere arasındaki mevcut Serbest Ticaret Anlaşması, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının ardından iki ülke arasındaki ticaretin gümrük vergileri nedeniyle kesintiye uğramasını önlemek amacıyla 29 Aralık 2020’de imzalandı.

1 Ocak 2021’den itibaren uygulanan anlaşma, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği’nin sağladığı ticari koşulları büyük ölçüde korudu. Böylece başta otomotiv, tekstil, makine, beyaz eşya, demir-çelik ve elektrikli cihazlar olmak üzere birçok sanayi ürününün tercihli şartlarla ticaretine devam edildi.

Ancak mevcut anlaşma esas olarak mal ticaretine odaklandığı için hizmetler, yatırımlar, dijital ticaret ve kamu alımları gibi modern ekonominin önemli alanlarını kapsam dışında bıraktı.

Istikbal 860X450 Pxl

Kapsamlı anlaşma için süreç 2024’te başlatıldı

Ankara ve Londra, mevcut anlaşmanın gözden geçirilmesinin ardından daha kapsamlı ve “yeni nesil” bir STA hazırlanması konusunda uzlaştı. İngiltere hükümeti, müzakere yaklaşımını ve hedeflerini Mart 2024’te yayımladı.

Yeni anlaşmayla yalnızca gümrük vergilerinin değil, şirketlerin karşılaştığı teknik ve idari engellerin de azaltılması hedefleniyor. İngiltere açısından Türkiye’nin büyüyen hizmetler ve tüketici pazarı; Türkiye açısından ise İngiliz pazarına daha geniş erişim ile mevcut dış ticaret fazlasının korunması önem taşıyor.

İlk resmî müzakere turu, 23 Haziran–2 Temmuz 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. Bunu Londra ve Ankara’da düzenlenen diğer teknik görüşmeler izledi.

Independent Mortgage 3

Tarım, hizmetler ve yatırımlar masada

Türkiye’nin hedefleri arasında tarım ürünlerine yeni pazar imkânları sağlanması, hizmet ticaretinin anlaşmaya eklenmesi ve yatırımların kolaylaştırılması bulunuyor.

Mali hizmetler ve İslami finansın yanı sıra sağlık, görsel-işitsel hizmetler, telekomünikasyon ve hukuk hizmetleri de ele alınan sektörler arasında yer alıyor. Coğrafi işaretli ürünlerin korunması, KOBİ’lerin anlaşmadan daha fazla yararlanması ve gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi de gündemde bulunuyor.

Ankara ayrıca Türk iş insanları ve hizmet sağlayıcıların İngiltere pazarına giriş koşullarının iyileştirilmesine önem veriyor. Ticaret Bakanlığı, tarım tavizleri ile sağlık ve görsel-işitsel hizmetler gibi Türkiye’nin rekabet gücünün yüksek olduğu sektörlerin müzakerelerde gözetildiğini açıklamıştı.

Beş turda 11 başlık kapatıldı

Müzakerelerin dördüncü turu, 23 Şubat 2026 haftasında Londra’da yapıldı. Bu turda yatırımlar, dijital ticaret, telekomünikasyon, sınır ötesi hizmet ticareti, iş insanlarının geçici dolaşımı, gümrük işlemleri ve sağlık-bitki sağlığı önlemleri görüşüldü.

Beşinci tur ise 15–23 Haziran 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. İngiltere İş ve Ticaret Bakanlığı, görüşmelerde dijital ticaret, yatırımlar, hukuk hizmetleri, mal piyasasına erişim, fikri mülkiyet, kamu alımları ve sürdürülebilirlik konularının ele alındığını bildirdi.

Beş turun sonunda toplam 11 müzakere başlığı üzerinde anlaşma sağlanarak görüşmeler kapatıldı. İngiliz hükümeti özellikle hukuk hizmetlerinde güçlü ilerleme kaydedildiğini, fikri mülkiyet alanındaki görüşmelerin de ivme kazandığını açıkladı. Bununla birlikte, hangi 11 başlığın bütünüyle kapatıldığına ilişkin ayrıntılı liste henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ticaret hacmi 28,4 milyar sterline ulaştı

İngiltere’nin resmî verilerine göre iki ülke arasındaki mal ve hizmet ticaretinin toplam değeri 2025 yılında 28,4 milyar sterline ulaştı. Bu rakam bir önceki yıla göre yüzde 4,3 artış anlamına geliyor. Ticaret hacmi 2019’da 18,6 milyar sterlin seviyesindeydi.

Türkiye’de BP, Shell, Vodafone, Unilever, BAE Systems, Aviva ve Diageo’nun da aralarında bulunduğu 2 bin 500’den fazla İngiltere merkezli şirket faaliyet gösteriyor. İngiltere’den Türkiye’ye yapılan başlıca ihracat kalemleri arasında enerji üretim makineleri, otomobiller, uçaklar, metal cevherleri ve ilaçlar bulunuyor.

Türkiye’nin İngiltere’ye ihracatında ise otomotiv, hazır giyim, elektrikli makineler, beyaz eşya, mücevher, demir-çelik ürünleri ile çeşitli tarım ve gıda ürünleri öne çıkıyor.

En zorlu pazarlık alanları henüz sonuçlanmadı

Müzakerelerde ilerleme sağlanmasına rağmen tarım ürünlerinde pazar erişimi, menşe kuralları, bazı sanayi ürünlerinde uygulanacak koşullar, yatırım hükümleri ve hizmet sağlayıcıların pazara giriş şartları gibi hassas konularda görüşmeler sürüyor.

Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği içinde bulunması da yeni anlaşmanın teknik yapısını karmaşıklaştırıyor. Özellikle ürün standartları, menşe kuralları ve tedarik zincirlerinde Türkiye’nin AB mevzuatıyla uyumunun korunması gerekiyor.

İngiltere ise anlaşmanın kendi çevre, çalışma hayatı, gıda güvenliği ve kamu hizmetleri standartlarıyla uyumlu olması gerektiğini vurguluyor.

Altıncı tur sonbaharda yapılacak

Son açıklanan resmî takvime göre altıncı müzakere turunun 2026 sonbaharında gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak 6 Eylül itibarıyla toplantının kesin tarihi ve yeri kamuoyuna açıklanmış değil.

Bu nedenle süreçte önemli ilerleme sağlanmış olmakla birlikte, yeni STA henüz sonuçlandırılmış veya imzalanmış değil. Tarafların kalan anlaşmazlıkları gidermesinin ardından metnin hukuki kontrolden geçirilmesi, imzalanması ve iki ülkede gerekli onay süreçlerinin tamamlanması gerekecek.

Yeni anlaşmanın yürürlüğe girmesine kadar 2021’den beri uygulanan mevcut Türkiye–İngiltere Serbest Ticaret Anlaşması geçerliliğini koruyacak. Hedef, mal ticaretindeki mevcut avantajları muhafaza ederken hizmetler, dijital ekonomi ve yatırımları da kapsayan daha geniş bir ekonomik ortaklık oluşturmak.

Eczanelerde ücretsiz kolesterol testi: Sonuç yedi dakikada verilecek

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi NHS, kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele kapsamında kolesterol kontrollerini aile hekimliği merkezlerinden mahalle eczanelerine taşıyor.

Yeni uygulamada parmaktan küçük bir kan örneği alınacak ve kişinin kolesterol profili yaklaşık yedi dakika içerisinde analiz edilecek. Böylece hastaların laboratuvar sonucunu beklemesine veya yalnızca test yaptırmak için aile hekiminden randevu almasına gerek kalmayacak.

Program, NHS’nin kalp hastalıkları ve felç nedeniyle meydana gelen ölümleri gelecek 10 yıl içerisinde yüzde 25 azaltma hedefinin bir parçasını oluşturuyor.

Uygulama 2026 sonbaharında başlayacak

NHS England’ın 31 Ağustos 2026 tarihinde duyurduğu uygulamanın 2026 sonbaharında başlatılması planlanıyor. Ancak 6 Eylül itibarıyla testlerin başlayacağı duyurulmuştu.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk aşamada İngiltere genelindeki yaklaşık 100 toplum eczanesinin programa katılması bekleniyor. Bu nedenle hizmet başlangıçta bütün eczanelerde sunulmayacak.

Pilot uygulama 2027 ilkbaharına kadar devam edecek. Eczanelerin seçiminde sağlık hizmetlerine erişimin daha sınırlı olduğu ve sosyoekonomik yoksunluğun yüksek bulunduğu bölgelere öncelik verilmesi planlanıyor.

Kimler ücretsiz test yaptırabilecek?

Açıklanan uygunluk koşullarına göre ücretsiz hizmetten:

· 40 ile 84 yaş arasında olan,

· hamile olmayan,

· son 12 ay içerisinde kan testi yaptırmamış kişiler yararlanabilecek.

Koşulları karşılayanlar, uygulamaya katılan eczanelere aile hekimi sevki veya önceden alınmış GP randevusu olmadan başvurabilecek. Bununla birlikte eczanelerin çalışma düzenine göre önceden randevu talep edilip edilmeyeceğinin kontrol edilmesi öneriliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kolesterolün yanı sıra tansiyon da ölçülecek

Test sırasında lanset adı verilen küçük bir aparatla parmak ucundan kan alınacak. Kan örneği eczanedeki lipid analiz cihazında incelenerek kişinin kolesterol değerleri kısa sürede belirlenecek.

Katılımcılara aynı görüşme kapsamında tansiyon ölçümü de önerilecek. Kolesterol ve kan basıncı sonuçları birlikte değerlendirilerek kişinin kalp krizi veya felç geçirme riskine ilişkin daha kapsamlı bir tablo oluşturulacak.

Hastalar sonuçlarının bir kopyasını e-posta yoluyla alabilecek. Görüşmeyi gerçekleştiren reçete yazma yetkisine sahip eczacı, gerekli görülmesi halinde:

· beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı konusunda kişiye özel öneriler sunabilecek,

· kolesterol düşürücü tedaviye ihtiyaç olup olmadığını değerlendirebilecek,

· hastayı ileri inceleme veya takip için ilgili sağlık hizmetine yönlendirebilecek.

Seçilen bazı eczanelerin statin tedavisinin yanı sıra kolesterol düşürücü inclisiran uygulamasına da destek vermesi planlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra’daki denemede her beş kişiden biri riskli bulundu

Ulusal programa geçilmesinde, Barts Health, UCLPartners ve HEART UK iş birliğiyle Kuzeydoğu ve Kuzey Londra’da yürütülen ELoPE-CVD pilotunun sonuçları etkili oldu.

Ocak 2025 ile Mart 2026 arasında 61 eczanede toplam 2 bin 493 kişiye test yapıldı. Katılımcıların yüzde 19’unun ilaç tedavisi açısından değerlendirmeye uygun olduğu belirlendi ve 88 kişiye statin tedavisi başlandı.

Poplar’daki Lansbury Pharmacy’de gerçekleştirilen yaklaşık 500 testte ise her beş kişiden birinde daha önce teşhis edilmemiş yüksek kolesterol tespit edildi.

Yüksek kolesterol belirti vermeden ilerleyebiliyor

Yüksek kolesterol çoğu zaman belirgin bir şikâyete yol açmadığı için yalnızca kan testiyle anlaşılabiliyor. Özellikle yüksek LDL, yani “kötü kolesterol”, damar duvarlarında yağlı birikintilerin oluşmasına neden olabiliyor.

Bu birikintiler zamanla damarları daraltarak veya tıkayarak kalp krizi ve felç riskini artırabiliyor. NHS, kolay ulaşılabilen eczanelerde yapılacak hızlı kontrollerle risk altındaki kişilerin ciddi bir sağlık sorunu yaşamadan önce tespit edilmesini hedefliyor.

Yeni hizmetin aynı zamanda aile hekimliği merkezlerindeki iş yükünü azaltması, koruyucu sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması ve bölgeler arasındaki sağlık eşitsizliklerinin azaltılmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Londra’da otobüs şoförlerine “35 dakika” hakkı

Londra’nın kuzeyi ile Essex’in bazı bölgelerinde otobüs hizmeti veren Arriva London North, sürücü kabinlerindeki aşırı sıcak ve soğuk koşulları konusunda Unite sendikasıyla yeni bir çalışma düzeni üzerinde anlaşmaya vardı.

Anlaşmaya göre, bir dizel veya hibrit otobüsün ısıtma ya da soğutma sistemi gerektiği gibi çalışmıyorsa şoförün bu koşullarda aracı kullanmaya devam etmesi için tanınan süre 35 dakikayla sınırlandırılacak.

Bu sürenin ardından otobüs seferden çekilerek bağlı bulunduğu garaja götürülecek. Daha önce soğuk hava koşullarında ısıtma sistemi bozuk bir araçla çalışmanın durdurulabilmesi için şoförün en az bir saat yolda kalması gerekiyordu.

Ancak düzenleme, bazı haberlerde ileri sürüldüğü gibi şoförün yalnızca “havayı çok soğuk bulması” halinde işi tamamen bırakabileceği anlamına gelmiyor. Arriva, 35 dakikanın aracın ısıtma veya soğutma sisteminin çalışıp çalışmadığının belirlenmesinde kullanılacağını; garaja dönen şoförün gerektiğinde başka bir araçta ya da farklı görevlerde çalışabileceğini açıkladı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Belirli bir sıcaklık sınırı konulmadı

Anlaşmada şoför kabini için sayısal bir alt veya üst sıcaklık sınırı belirlenmedi. Unite Ulusal Yetkilisi Onay Kasab, metinde kabin sıcaklığının “makul bir düzeyde” tutulması gerektiğinin yer aldığını söyledi.

Bu nedenle 35 dakika kuralı, yalnızca termometrede belirli bir derecenin görülmesine değil, aracın ısıtma veya soğutma donanımının arızalı ya da yetersiz olduğunun tespit edilmesine bağlı olarak uygulanacak.

İngiltere’de iş yerleri için yasal olarak belirlenmiş genel bir azami çalışma sıcaklığı bulunmuyor. Sendikalar uzun süredir aşırı sıcaklarda çalışanların korunabilmesi için bağlayıcı sınırlar getirilmesini talep ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Arızalı araç başka şoföre verilemeyecek

Yeni düzenlemenin önemli maddelerinden biri de arızalı otobüslerin yeniden sefere çıkarılmasını engelliyor. Isıtma veya soğutma sisteminde sorun bulunan bir araç, onarım tamamlanmadan başka bir şoföre tahsis edilemeyecek.

Arriva North London ayrıca sistemlerin çalışıp çalışmadığını belirlemek için iki haftada bir kontrol yapmayı kabul etti. Böylece aynı arızalı aracın farklı şoförlere verilerek hizmette tutulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Elektrikli otobüsler ise 35 dakika uygulamasının dışında tutulacak. Bunun gerekçesi, bu araçlardaki elektrikli ısıtma ve klima sistemlerinin birkaç dakika içinde etkili hale gelmesinin beklenmesi. Sistem çalışmazsa arızanın daha kısa sürede anlaşılabileceği belirtiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Klimalar Mayıs 2027’ye kadar takılacak

Arriva ve Transport for London (TfL), Arriva London North filosundaki otobüslerin sürücü kabinlerine daha etkili klima sistemlerinin Mayıs 2027’ye kadar takılacağını doğruladı.

Mevcut filodaki araçların büyük bölümünde tam klima yerine yalnızca havayı birkaç derece soğutabilen “air cooling” sistemleri bulunuyor. Şoförler, yaz aylarında bu donanımın kabin sıcaklığını ancak 2–3 derece düşürebildiğini ve sıcak hava dalgalarında yeterli koruma sağlamadığını savunuyor.

Unite’a göre 2026 yazındaki sıcak hava dalgalarında bazı şoför kabinlerinde sıcaklık 50 dereceye kadar çıktı. Sürücüler, aşırı sıcak nedeniyle yorgunluk, susuzluk, sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması vakaları yaşandığını bildirdi. Daha önce yayımlanan görüntülerden birinde, 22 yıldır Arriva’da çalışan şoför Peter Crane kabin içinde 44 dereceyi gösteren ölçümü kamuoyuyla paylaşmıştı.

Independent Mortgage 3

Sekiz garajdaki bin 500 şoförü kapsıyor

Düzenlemeden Arriva’nın şu sekiz garajında çalışan yaklaşık bin 500 Unite üyesi yararlanacak:

· Barking

· Edmonton

· Enfield

· Grays

· Palmers Green

· Stamford Hill

· Tottenham

· Wood Green

Şoförler, sürücü kabinlerindeki aşırı sıcaklık ve yetersiz soğutma sistemleri nedeniyle ağustos ayında greve çıkmıştı. Eylemler Londra ve Essex’te 40’tan fazla otobüs hattında gecikme ve iptallere yol açmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Planlanan 25 günlük grev iptal edildi

Sendika üyelerinin yeni anlaşmayı kabul etmesinin ardından 7 Eylül’de başlaması öngörülen eylemlerle birlikte toplam 25 günlük yeni grev programı iptal edildi.

Buna karşılık Unite, grev yetkisini tamamen geri çekmedi. Yetki önümüzdeki 11 ay boyunca geçerli kalacak. Klima sistemlerinin takılmasında gecikme yaşanması veya Arriva’nın anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde sendikanın yeniden greve gitme seçeneği bulunacak.

Unite Genel Sekreteri Sharon Graham, anlaşmayı şoförler açısından önemli bir kazanım olarak nitelendirirken, Onay Kasab sürücülerin artık arızalı sistemlerle “terlemeye devam etmeye zorlanmayacağını” söyledi.

Arriva ise anlaşmanın çalışanların kaygılarını karşılayacağını ve Londralıları yeni grevlerin neden olacağı ulaşım aksamalarından koruyacağını bildirdi. Şirket ayrıca TfL’nin aşırı hava koşulları çalışma grubuyla birlikte daha uzun vadeli önlemler üzerinde çalışmayı sürdüreceğini açıkladı. Anlaşmanın ayrıntıları London Standard tarafından da aktarıldı.

Trump’ın “Büyük Amerika” haritası İzlanda’yı ayağa kaldırdı

İzlanda, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkeyi ABD sınırlarına katılmış gibi gösteren bir haritayı sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından Washington’a resmî protestoda bulundu.

Trump’ın 7 Eylül’de Truth Social hesabından herhangi bir açıklama eklemeden yayımladığı haritada ABD’nin yanı sıra Kanada, Grönland, İzlanda, Meksika, Orta Amerika ve Karayipler Amerikan bayrağının renkleriyle kaplandı. Bütün bölge “Amerika Birleşik Devletleri” olarak adlandırıldı.

İzlanda Dışişleri Bakanı Þorgerður Katrín Gunnarsdóttir, göreve yalnızca geçen ay başlayan ABD’nin Reykjavik Büyükelçisi Billy Long’u bakanlığa çağırdı.

Dışişleri Bakanlığı görüşmeyle ilgili açıklamasında, “Paylaşımın tamamen uygunsuz olduğu yönündeki tutumumuz açık biçimde iletilmiştir” ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ile Washington’ın Reykjavik ve Kopenhag büyükelçilikleri ise ilk aşamada olayla ilgili açıklama yapmadı.

Başbakan Frostadóttir: Komik değil, egemenliğimizle alay ediliyor

İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir de haritaya sert tepki göstererek paylaşımı “saçma” ve ülkesinin egemenliğine karşı saldırgan bir davranış olarak nitelendirdi.

Donald Trump Izlanda A B D Haritasi Icinde Paylasim

İzlanda yönetimi, paylaşımın şaka veya sosyal medya provokasyonu olarak geçiştirilemeyeceğini vurguluyor. Haritada yalnızca İzlanda’nın değil, ABD’nin NATO ortakları Kanada ve Danimarka’ya bağlı özerk Grönland’ın da Amerikan toprağı gibi gösterilmesi, Kuzey Atlantik’teki müttefikler arasında daha geniş bir güven sorunu doğurdu.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen de haritayı “rahatsız edici ve tamamen uygunsuz” olarak değerlendirdi. Rasmussen, paylaşımın Trump’ın zihninde ABD’nin bölgesel sınırlarını genişletmeye yönelik “maksimalist bir tasavvurun” hâlâ bulunduğuna işaret ettiğini söyledi.

Büyükelçinin “52’nci eyalet” şakası daha önce kriz çıkarmıştı

Son harita, İzlanda’da ABD’ye yönelik rahatsızlığı artıran ilk olay değil.

ABD Büyükelçisi Billy Long’un göreve başlamasından önce İzlanda’nın ABD’nin “52’nci eyaleti” olabileceği ve kendisinin de ülkenin valiliğini yapabileceği yönünde şaka yaptığı bildirilmişti. Açıklamalar üzerine binlerce İzlandalı, Long’un büyükelçi olarak kabul edilmemesi için dilekçe imzalamıştı.

Long daha sonra sözleri nedeniyle özür dilemiş ve Ağustos 2026’da Reykjavik’te resmen göreve başlamıştı. Ancak Trump’ın haritasının hemen ardından bakanlığa çağrılması, büyükelçinin görev döneminin daha ilk haftalarında ciddi bir diplomatik gerilimle karşı karşıya kalmasına yol açtı.

Trump’ın yıl içerisinde Grönland hakkındaki konuşmalarında birkaç kez yanlışlıkla “İzlanda” demesi de Reykjavik’te kaygıyla karşılanmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Grönland baskısı Kuzey Atlantik’e yayıldı

Harita krizi, Trump’ın Grönland’ın ABD kontrolüne geçmesi gerektiğini savunan açıklamalarından bağımsız görülmüyor.

Trump, dünyanın en büyük adası olan ve Danimarka Krallığı bünyesinde geniş özerkliğe sahip bulunan Grönland’ın Amerikan ulusal güvenliği açısından gerekli olduğunu ileri sürmüştü. Washington’ın baskısı, Grönland ve Danimarka tarafından egemenlik ve kendi kaderini tayin hakkına yönelik tehdit olarak değerlendirilmişti.

Trump yönetiminin askerî güç seçeneğini dışlamayan açıklamaları yılın başında Danimarka ve Grönland’da geniş çaplı protestolara yol açmış; “Grönland satılık değildir” sloganıyla gösteriler düzenlenmişti.

Trump’ın tartışmalı haritayı paylaşması, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Grönland’ın başkenti Nuuk’u ziyaret ettiği günlere denk geldi. Avrupa Birliği, adaya önümüzdeki iki yılda iklim, internet altyapısı, hidroelektrik, balıkçılık ve eğitim projeleri için 200 milyon avro destek sağlanacağını açıkladı. AB desteğinin 2028’e kadar 500 milyon avroya çıkarılması da gündemde.

Istikbal 860X450 Pxl

İzlanda’nın güvenliği ABD ile yapılan anlaşmaya dayanıyor

Yaşanan kriz, İzlanda açısından yalnızca sembolik bir egemenlik tartışması değil. Düzenli ordusu bulunmayan İzlanda’nın güvenlik politikasının iki temel dayanağını NATO üyeliği ve ABD ile 1951’de imzalanan ikili savunma anlaşması oluşturuyor.

ABD’nin Keflavík’teki sürekli askerî varlığı 2006’da sona ermiş olsa da tesisler NATO faaliyetlerinde kullanılmaya devam ediyor. İzlanda’nın Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki stratejik konumu, ülkeyi Kuzey Atlantik ve Arktik güvenliği bakımından kritik hale getiriyor.

Bu nedenle Reykjavik’in güvenliğinde önemli rol oynayan Washington’ın İzlanda’yı kendi toprakları içinde gösteren bir paylaşım yapması, hükümet açısından daha hassas ve çelişkili bir durum yaratıyor.

Independent Mortgage 3

İzlandalılar AB müzakerelerine dönüşü reddetti

ABD’ye duyulan güven konusundaki tartışmalar, İzlanda’nın Avrupa ile ilişkilerine de yansıdı. Hükümet, artan jeopolitik belirsizlik ortamında Avrupa Birliği üyelik müzakerelerine yeniden başlanıp başlanmamasına ilişkin referandumu öne çekmişti.

Ancak İzlandalı seçmenler, 30 Ağustos’ta yapılan referandumda AB ile askıya alınan üyelik görüşmelerinin yeniden başlatılmasını reddetti. Sonuç, ülkenin Avrupa Birliği’ne mesafeli tutumunu koruduğunu gösterirken, Trump yönetiminin politikaları nedeniyle ortaya çıkan güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmadı.

Kanada ile ticaret savaşı daha da sertleşti

Haritada ABD toprağı gibi gösterilen Kanada da uzun süredir Trump’ın hedefinde bulunuyor. Trump daha önce Kanada’nın ABD’nin “51’inci eyaleti” olması gerektiğini defalarca dile getirmiş ve Ottawa üzerindeki ekonomik baskıyı artırmıştı.

Kanada’nın yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki Amerikan ürününe yüzde 15 ile yüzde 50 arasında değişen misilleme vergilerini 8 Eylül’de yürürlüğe koymasının ardından Washington yeni bir karşılık verdi.

Trump yönetimi, Kanada’dan ithal edilen bazı süt ürünleri, alkollü içecekler ve motosikletlerin 29 Eylül’den itibaren ABD’ye girişini yasaklama kararı aldı. Böylece iki ülke arasındaki anlaşmazlık, karşılıklı gümrük vergilerinden doğrudan ithalat yasaklarına kadar genişledi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Sosyal medya paylaşımından daha büyük bir kriz

Trump’ın haritasının doğrudan bir politika belgesi olmadığı ve paylaşımda herhangi bir açıklama bulunmadığı belirtiliyor. Buna karşın haritanın Kanada’yı eyalet yapma söylemleri, Grönland üzerindeki açık egemenlik iddiaları ve İzlanda’ya ilişkin önceki açıklamalarla birlikte yayımlanması, müttefik ülkelerin bunu sıradan bir internet paylaşımı olarak görmesini zorlaştırıyor.

Son gelişmeler, Washington’ın Kuzey Atlantik ve Arktik bölgesindeki geleneksel ortaklarıyla ilişkilerinin aynı anda birkaç cephede gerildiğini ortaya koyuyor. İzlanda’nın resmî protestosu ise küçük bir NATO ülkesinin, güvenliği büyük ölçüde ABD ile iş birliğine dayanmasına rağmen egemenlik konusunda Washington’a açıkça karşı çıkması bakımından dikkat çekiyor.

İngiltere’den işgale karşı tarihî adım, İsrail’den diplomatik misilleme

İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkiler, Londra hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’ya yönelik kapsamlı yaptırımları ve İsrail’in sert misilleme kararlarının ardından son yılların en ağır diplomatik krizine sürüklendi.

Dışişleri Bakanı Ed Miliband, 8 Eylül’de Avam Kamarası’nda yaptığı açıklamada İngiliz hükümetinin artık yalnızca İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yerleşimleri değil, Batı Şeria’daki işgalin tamamını hukuka aykırı kabul ettiğini duyurdu.

Bu açıklama, İngiltere’nin İsrail-Filistin politikasında önemli bir değişiklik anlamına geliyor. Önceki hükümetler yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu söylerken işgalin bütünü hakkında aynı açıklıkta bir tutum ortaya koymamıştı.

“Filistinlilere karşı etnik temizlik yürütülüyor”

Miliband, Batı Şeria’daki Filistinli toplulukların evlerinin yıkılması, yollarının ve temel altyapılarının tahrip edilmesi, ailelerin zorla yerlerinden çıkarılması ve İsrailli yerleşimcilerin saldırılarının sistematik hale gelmesi üzerinde durdu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İngiliz hükümetinin değerlendirmesini son derece açık ifadelerle ortaya koyan Miliband, Batı Şeria’nın bazı bölgelerinde Filistinlilere karşı “yerleşimci teröristler tarafından etnik temizlik” yürütüldüğünü söyledi.

Miliband, Netanyahu hükümetinin bu saldırılara çoğu zaman göz yumduğunu, bazı hükümet üyelerinin ise Filistinlilerin zorla yerlerinden edilmesini destekleyen açıklamalar yaptığını belirtti.

Dışişleri Bakanı, bu nitelemenin ağırlığının farkında olduğunu vurgulayarak, yaşanan ağır ihlaller karşısında gerçeği açıkça söylemenin adaletin ilk adımı olması gerektiğini ifade etti. İngiltere’nin yeni tutumu, Netanyahu hükümetine yönelik Londra’dan bugüne kadar yapılan en sert resmî suçlamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Gazze için “savaş suçu kanıtları” vurgusu

Miliband, Gazze’de yaşanan yıkım ve sivil ölümler konusunda da İsrail hükümetini sert biçimde eleştirdi. Filistin’de uluslararası toplumun gözleri önünde yaşananlardan “derin bir utanç” duyduğunu söyleyen İngiliz Bakan, Gazze’de savaş suçları işlendiğine ilişkin kanıtların bulunduğunu belirtti.

İngiliz hükümeti, Gazze’de yaşananların hukuken “soykırım” oluşturup oluşturmadığı konusunda uluslararası mahkemelerin kararını beklediğini kaydetti. Ancak Miliband, bu hukuki sürecin mevcut savaş suçu kanıtları karşısında hareketsiz kalmak için gerekçe oluşturamayacağını söyledi.

Miliband’ın Avam Kamarası’ndaki konuşmasında aktarılan doğrulanmış ifadeler arasında, Netanyahu hükümetinin Gazze’de yaptıklarının “dünyanın vicdanında bir leke” olduğu şeklindeki sözleri de yer aldı. Bununla birlikte İngiltere’nin açıkladığı somut yaptırım paketinin odağını, Batı Şeria’daki işgal, yerleşimlerin genişlemesi ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi oluşturdu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yerleşim mallarına kapsamlı ithalat yasağı

İngiliz hükümetinin açıkladığı pakete göre, işgal altındaki Filistin topraklarında kurulan İsrail yerleşimlerinde üretilen bütün malların İngiltere’ye ithal edilmesi yasaklanacak.

Yasak özellikle yerleşimlerden gelen hurma, narenciye, şarap, bitkisel ürünler ve diğer tarım ürünlerini kapsayacak. Yerleşim malları İsrail’in toplam ihracatı içinde sınırlı bir paya sahip olduğu için kararın doğrudan ekonomik etkisinin düşük kalması bekleniyor. Buna karşın karar, İsrail’in işgal ekonomisine yönelik önemli bir siyasi ve hukuki adım olarak görülüyor.

Miliband, İngiliz halkının süpermarketlerde işgal altındaki yerleşimlerden gelen ürünleri satın alarak işgali desteklemek istemediğini söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Finansman, inşaat, emlak ve reklama da yasak

Yaptırımlar yalnızca mal ticaretiyle sınırlı olmayacak. İngiliz şirketlerinin ve finans kuruluşlarının İsrail yerleşimlerine aşağıdaki alanlarda hizmet vermesi de engellenecek:

· Finansman ve yatırım

· İnşaat ve mühendislik

· Altyapı hizmetleri

· Gayrimenkul alım-satımı

· Yerleşimlerdeki konutların İngiltere’de pazarlanması ve reklamı

· İşgale maddi katkı sağlayan belirli ihracat ve silah ruhsatları

Yerleşimci şiddetini teşvik eden veya Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasında rol oynayan bazı kişiler hakkında ayrıca mal varlığı dondurma ve seyahat yasağı uygulanacak.

Miliband, gerekli yasal düzenlemelerin yaklaşık altı ila dokuz ay içinde yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü açıkladı. İşgale “maddi katkı sağlayan” silahlar ve diğer ürünler için ihracat ruhsatlarının kapsamı da daraltılacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

E1 projesi Filistin’i ikiye bölme tehdidi taşıyor

İngiltere, Fransa ve Kanada’yı harekete geçiren başlıca gelişmelerden biri, İsrail’in Doğu Kudüs yakınlarındaki E1 bölgesinde yerleşimleri genişletme girişimi oldu.

E1 projesinin uygulanması halinde Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağlantının büyük ölçüde kesilmesi, Doğu Kudüs’ün çevresindeki Filistin yerleşimlerinin birbirinden koparılması ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasının fiilen imkânsızlaştırılması bekleniyor.

Netanyahu hükümeti aynı gün Batı Şeria’da yaklaşık bin yeni yerleşim konutu için plan açıkladı. Uluslararası toplumun büyük bölümü, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara taşımasını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi nedeniyle bu yerleşimleri hukuka aykırı kabul ediyor. İsrail yönetimi ise bu değerlendirmeyi reddediyor.

Fransa ve Kanada da harekete geçti

İngiltere’nin kararı Fransa ve Kanada ile eş güdümlü olarak açıklandı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Kanada Başbakanı Mark Carney ortak açıklamalarında, yerleşimlerin genişlemesi ile yerleşimci şiddetinin iki devletli çözüm açısından “doğrudan ve acil bir tehdit” oluşturduğunu belirtti.

Üç lider, “çok geç olmadan” harekete geçme kararı aldıklarını ve konuyu eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na taşıyacaklarını duyurdu.

Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Polonya, Portekiz ve İsveç daha ileri önlemleri destekleyeceklerini açıkladı. Hollanda, İrlanda, Belçika, İspanya ve Norveç ise yerleşim mallarına karşı daha önce yasak getiren veya yasak hazırlığında bulunan ülkeler arasında yer alıyor.

İsrail, Doğu Kudüs’teki İngiliz Başkonsolosluğu’nu kapatıyor

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Londra’nın kararına karşı hazırlanan misilleme paketinin Başbakan Benjamin Netanyahu ile koordine edildiğini açıkladı.

Paketin en ağır maddesini, işgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah bölgesinde bulunan İngiliz Başkonsolosluğu’nun kapatılması oluşturuyor.

Başkonsolosluk İngiltere’nin Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerle diplomatik ilişkilerini yürütüyor. İngiltere’nin İsrail nezdindeki büyükelçiliği ise Tel Aviv’de bulunuyor. Dolayısıyla kapatma kararı, İngiltere’nin İsrail Büyükelçiliği’ni değil, Filistin topraklarıyla ilgilenen diplomatik temsilciliğini hedef alıyor.

İsrail, 1967’den beri işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs’ün kendi “bölünmez başkenti” olduğunu ileri sürerken bu ilhak uluslararası toplum tarafından tanınmıyor.

İngiliz görevliler Gazze merkezinden çıkarılacak

İsrail yönetimi, İngiltere’nin ABD öncülüğünde İsrail’de faaliyet gösteren ve Gazze’deki ateşkes ile insani yardım çalışmalarını koordine eden merkezdeki görevinin sona erdirileceğini de açıkladı.

Merkezde görev yapan İngiliz askerî planlama personeli ve yetkililerin çalışmasına son verilecek. İngiltere’nin Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi güvenlik güçlerine verdiği eğitim programları da durdurulacak.

Bu kararların doğrudan Filistinlilere yönelik güvenlik ve insani yardım mekanizmalarını zayıflatabileceği, dolayısıyla İsrail’in İngiltere’ye karşı aldığı misillemenin bedelinin kısmen Filistin halkına çıkarılabileceği değerlendiriliyor. İsrail Dışişleri Bakanı Saar, kararların İngiltere’nin yerleşimlere yönelik yaptırımlarına karşı alındığını doğruladı.

Corbyn ve Abbott’ın da aralarında bulunduğu siyasetçilere yasak

İsrail ayrıca milletvekilleri ve siyasi aktivistlerden oluşan 12 İngiliz vatandaşına giriş yasağı getirdi.

Açıklanan isimler arasında eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, bağımsız milletvekili Zarah Sultana, İşçi Partili milletvekilleri Diane Abbott, Naz Shah, John McDonnell ve Richard Burgon ile Yeşiller Partisi milletvekilleri Hannah Spencer, Carla Denyer, Siân Berry ve Ellie Chowns bulunuyor.

İsrail yönetimi bu kişileri “antisemitik ve İsrail karşıtı faaliyetlerde bulunmakla” suçladı. Ancak listede yer alan siyasetçilerin önemli bir bölümü, İsrail devletine veya Yahudilere yönelik düşmanlık nedeniyle değil, Gazze’deki saldırıları, işgali ve Filistinlilere yönelik hak ihlallerini eleştiren tutumlarıyla tanınıyor.

İsrail’in hükümet politikalarına yönelik eleştirileri antisemitizmle özdeşleştiren yaklaşımı, insan hakları örgütleri ve ifade özgürlüğü savunucuları tarafından uzun süredir eleştiriliyor.

Ben-Gvir’den Falkland çıkışı

İsrail’in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı ve işgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan bir yerleşimci olan Itamar Ben-Gvir, krizi Falkland/Malvinas Adaları anlaşmazlığına taşıdı.

Ben-Gvir, Netanyahu hükümetine Arjantin’in adalar üzerindeki egemenlik iddiasını tanıma ve İngiltere’ye yaptırım uygulama çağrısı yaptı. İngiltere’nin adalardaki varlığını “işgal” olarak niteleyen Ben-Gvir’in, aynı zamanda Batı Şeria’nın İsrail’e ilhakını savunması dikkat çekti.

Ben-Gvir’in açıklaması şu aşamada İsrail hükümetinin resmî Falkland politikası haline gelmiş değil. Dolayısıyla bunu alınmış bir devlet kararı değil, Netanyahu’ya yapılmış siyasi bir çağrı olarak değerlendirmek gerekiyor.

İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısı Kirsty McNeill ise Avam Kamarası’nda, Londra’nın Falkland Adaları üzerindeki egemenliği ve ada halkının kendi geleceğini belirleme hakkı konusundaki tutumunun değişmediğini söyledi.

ABD yaptırımlara katılmayacak

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İngiltere’nin yerleşim mallarına yönelik kararını “Yahudi halkına karşı ayrımcılık” olarak niteledi ve Londra’nın ABD’den karşılık görebileceğini öne sürdü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha ölçülü bir açıklama yaparak Washington’ın İngiltere, Fransa ve Kanada’nın ithalat yasağına katılmayacağını bildirdi. Rubio, Batı Şeria’yı istikrarsızlaştırabilecek adımlardan kaçınılmasını istedi ancak İngiltere’ye karşı yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı konusunda açıklama yapmadı.

Londra-Tel Aviv ilişkilerinde dip nokta

İngiltere’nin 2025’te Filistin devletini tanıması, şiddet yanlısı yerleşimciler ile bazı yasa dışı karakollara yaptırım uygulaması ve İsrail’in Gazze saldırılarını giderek daha sert biçimde eleştirmesi, iki ülke arasındaki ilişkileri zaten ciddi ölçüde germişti.

Son yaptırım ve misilleme kararlarıyla kriz yeni bir aşamaya taşındı. İsrail’in tepkisi yalnızca ticari veya siyasi karşılıklarla sınırlı kalmadı; Filistinlilerle çalışan İngiliz diplomatik temsilciliğinin, Gazze koordinasyonundaki İngiliz görevlilerin ve Filistin güvenlik güçlerine verilen eğitimin doğrudan hedef alınması dikkat çekti.

İngiltere’nin yeni politikasının pratik etkisi, yaptırımların kapsamının nasıl belirleneceğine ve denetim mekanizmasının ne kadar etkili işletileceğine bağlı olacak. Ancak Londra’nın ilk kez işgalin tamamını hukuka aykırı ilan etmesi ve İngiliz şirketlerinin yerleşim ekonomisine katkısını engellemeye yönelmesi, Netanyahu hükümetinin cezasızlık alanının Batılı müttefikleri arasında da daralmaya başladığını gösteriyor.

Yamyamlık kalıntıları ortaya çıktı: Kafatasından kadeh yapmışlar

Granada’daki üç mağarada bulunan yaklaşık 1.000 kemiğin incelenmesi, Neolitik dönemde yamyamlığın sık görüldüğünü, toplu şiddet, olası ritüeller ve kap haline getirilmiş kafatasları bulunduğunu ortaya koyuyor.

Malalmuerzo, Carigüela ve Majólicas'ta bulunan yaklaşık 1.000 insan kalıntısının incelenmesi, bu toplulukların ilk kez tarihlendirilmesini sağladı ve kannibalizm uygulamalarının farklı dönemlerde ve toplumsal bağlamlarda gerçekleştiğini ortaya çıkardı.

En çarpıcı örneklerden biri, araştırmacıların mağaranın MÖ 5000 civarında toplu bir şiddet olayına, ardından da kannibalizm uygulamalarına sahne olmuş olabileceğini öne sürdüğü Malalmuerzo mağarası.

Bu alanların tarihöncesi kannibalizmin incelenmesi için birer referans noktası haline gelmesinden yarım yüzyıldan fazla bir süre sonra, uluslararası bir ekip kalıntıları yeniden ele alarak radyokarbon tarihlemesi ve yeni tafonomik analiz teknikleri uyguladı.

Granada Yamyamlik Katliam Kalintilari Bulundu 1

Sonuçlar, İber Yarımadası'ndaki Neolitik kannibalizmin tekil bir olgu olmadığını, aksine Avrupa'nın diğer bölgelerinde belgelenen kanıtlarla uyumlu biçimde, farklı dönemlerde ve birbirinden farklı toplumsal koşullar altında tekrarlanan bir pratik olduğunu gösteriyor.

Granada'daki üç mağarada, farklı bağlamlarda kannibalizm

Ekip, kasıtlı müdahale izleri aramak için üç mağaradan gelen yaklaşık 1.000 insan kalıntısını inceledi. Araştırmacılar mikroskop altında kesik izlerini, kırıkları ve diş izlerini analiz etti; istatistiksel analizleri, makine öğrenimini ve doğrudan radyokarbon tarihlemesini birleştirerek kemiklerin ne zaman ve nasıl değiştirildiğini belirlemeye çalıştı.

Her üç alanda da kesik izleri, pişirme ve ısırık izleri gibi kannibalizme ilişkin bulgular görülse de, her biri farklı bir hikâye anlatıyor. Malalmuerzo şiddete işaret ederken, Carigüela bu uygulamaların tekrarlandığını ve kafataslarına yönelik sıra dışı bir muameleyi ortaya koyuyor; Majólicas ise muhtemel ritüel uygulamalara işaret ediyor.

Granada Yamyamlik Katliam Kalintilari Bulundu 3

Onlarca yıl boyunca tarihöncesi kannibalizm, tek tip bir olgu olarak yorumlandı. Ancak yeni çalışma, görünüşte benzer uygulamaların farklı toplumsal gerçekliklere karşılık gelebileceğini ve anlamlarının kronoloji, arkeolojik bağlam ve kemiklerde korunan kanıtlar birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Bunu, Mérida Arkeoloji Enstitüsü'nde Ramón y Cajal araştırmacısı olan ve çalışmanın yazarlarından biri olarak yer alan Antonio Rodríguez-Hidalgo şöyle açıklıyor.

Malalmuerzo'da olası bir katliam ve ardından kannibalizm

Malalmuerzo mağarası, araştırmanın en çarpıcı bulgularından birini sunuyor. Kalıntılar, farklı yaş gruplarından bireylerin yer aldığı ve bedenlerinin daha sonra tüketildiği, MÖ 5000 civarında gerçekleşmiş olası bir toplu şiddet olayına işaret ediyor.

Carigüela'da yapılan yeni tarihlendirme, Neolitik boyunca birden çok kannibalizm olayı yaşandığını gösteriyor. En dikkat çekici bulgular arasında, kap olarak kullanılmak üzere değiştirilmiş iki kafatası öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

En geç döneme ait olay, yaklaşık MÖ 3800'e tarihlenen Majólicas alanında belgeleniyor ve şiddet içeren bir bağlamla ilişkili görünmüyor. Bazı kemiklerin muhtemelen zencefre (cinnabar) ile kırmızıya boyanmış olması, ritüel nitelikli uygulamalara işaret ediyor.

Neolitik kannibalizm Avrupa'da da tekrarlanan bir olguydu

Granada'daki üç alan, Avrupa'da gözlemlenen daha geniş bir örüntüye uyuyor. Neolitik dönemdeki kannibalizm sürekli bir uygulama değil, belirli dönem ve bölgelerde yoğunlaşan bir olgu olarak görülüyor.

İnsan eti yeme uygulamaları özellikle üç zaman diliminde yoğunlaşıyor: MÖ 6. binyılın sonları, 5. binyılın ortaları ve 3. binyılın sonları; sonuncusu artık Tunç Çağı'na denk geliyor.

Araştırmacılar, tüm bu olayları açıklayabilecek ortak bir neden belirleyememiş olsa da, bunların toplumsal örgütlenmedeki değişimlerle, farklı gruplar arasındaki ilişkilerle ve ölüm ve şiddeti anlama biçimiyle bağlantılı olabileceğini düşünüyor.

Independent Mortgage 3

On yıllar önce kazılan kalıntıların sırlarını yeni teknikler ortaya çıkarıyor

Araştırma, tarihsel arkeolojik koleksiyonların bilimsel değerini de vurguluyor ve yeni tekniklerin, onlarca yıl önce kazılmış malzemeler hakkında daha önce elde edilmemiş bilgiler sunabileceğini gösteriyor.

Yazarlar arasında, o dönemde Granada Üniversitesi Adli Arkeoloji Laboratuvarı'nın direktörü olan Miguel C. Botella da yer alıyor; onun çalışması bu kalıntıların incelenmesinde kilit rol oynadı.

"Çalışmaları, Malalmuerzo, Carigüela ve Majólicas'ı Avrupa'nın geç tarihöncesi dönemindeki kannibalizmin araştırılması açısından başvuru niteliğinde alanlar haline getirmeye katkıda bulundu" diye sözlerini tamamlıyor Francesc Marginedas.

(euronews)

Jamaika, kölelik tazminatı için Kral Charles'a başvurdu

Jamaika, transatlantik köle ticaretinin ve yüzyıllarca süren İngiliz sömürge yönetiminin günümüze uzanan sonuçlarını uluslararası hukuk gündemine taşıyacak önemli bir adım attı.

Kültür, Toplumsal Cinsiyet, Eğlence ve Spor Bakanı Olivia “Babsy” Grange başkanlığındaki Jamaika hükümet heyeti, 7 Eylül 2026 Pazartesi günü Londra’da Kral III. Charles’a hitaben hazırlanan resmî dilekçeyi sundu.

Başvuruda Kral Charles’tan, 1833 tarihli Judicial Committee Act’in 4’üncü maddesi uyarınca üç temel hukuk sorusunu Londra merkezli Privy Council Yargı Komitesi’ne göndermesi talep edildi. Söz konusu madde, hükümdara hukuki veya anayasal meseleleri görüş bildirmesi amacıyla komiteye sevk etme yetkisi veriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Üç kritik soru yöneltildi

Jamaika hükümetinin açıklamasına göre Privy Council’dan görüş alınması istenen sorular şöyle:

  • Afrikalıların zorla yakalanması, Jamaika’ya taşınması ve taşınabilir mülk statüsünde köleleştirilmesi İngiliz hukukuna göre herhangi bir dönemde hukuka uygun muydu?
  • Afrikalıların zorla taşınarak Jamaika’da köleleştirilmesi, dönemin uluslararası hukukuna aykırı mıydı?
  • Birleşik Krallık’ın, köleliğin Jamaika halkı üzerinde bıraktığı zararlar nedeniyle hukuken telafi sağlayacak bir yükümlülüğü bulunuyor mu?

Olivia Grange, girişimin siyasi bir bildiri olmanın ötesinde, tazminat tartışmasını somut bir hukuk sürecine taşıma amacı taşıdığını söyledi.

Grange, “Biz dilenmeye gelmedik. Adil bir karar için İngiliz hukukuna başvuruyoruz” ifadelerini kullandı. Jamaika hükümeti, dilekçenin mevcut haliyle belirli bir parasal ödeme istemediğinin; öncelikle İngiltere’nin hukuki sorumluluğunun belirlenmesini amaçladığının altını çizdi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Son söz yalnızca Kral’a ait değil

Dilekçe resmen Kral III. Charles’a hitaben hazırlandı. Bunun nedeni Charles’ın yalnızca İngiltere Kralı değil, aynı zamanda bağımsız bir ülke olan Jamaika’nın anayasal devlet başkanı olması.

Ancak İngiliz anayasal sistemi içinde Kral’ın başvuru hakkında tek başına karar vermesi beklenmiyor. Charles’ın, dilekçenin Privy Council Yargı Komitesi’ne gönderilip gönderilmeyeceği konusunda İngiliz hükümetinin tavsiyesi doğrultusunda hareket etmesi gerekecek.

Dolayısıyla başvuru, doğrudan İngiliz hükümetini hedef alan siyasi ve hukuki bir sınama niteliği de taşıyor. Privy Council’ın görüş bildirmesi halinde bu görüşün kapsamı, bağlayıcılığı ve olası tazminat müzakerelerine etkisi ayrıca tartışılacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Başvuru Zong katliamının yıldönümüne denk getirildi

Jamaika, dilekçenin sunulacağı tarihi özellikle transatlantik köle ticaretinin en çarpıcı suçlarından biri olan Zong katliamıyla ilişkilendirdi.

Liverpool’a kayıtlı Zong adlı köle gemisi, 6 Eylül 1781’de Batı Afrika’dan Jamaika’ya doğru yola çıktı. Gemide yaklaşık 442 köleleştirilmiş Afrikalı bulunuyordu. Yolculuk sırasında mürettebat, su kaynaklarının azaldığını öne sürerek en az 132 erkek, kadın ve çocuğu denize attı.

Geminin sahipleri daha sonra öldürülen insanları “kaybedilmiş mal” olarak gösterip sigorta şirketinden ödeme almaya çalıştı. Sigorta şirketinin talebi reddetmesi üzerine uyuşmazlık İngiliz mahkemelerine taşındı. Yargılama, insanların topluca öldürülmesinden çok sigorta kapsamındaki mal kaybı üzerinden yürütüldü.

Jamaika heyeti, dilekçe öncesinde 6 Eylül’de Güney Londra’daki New Park Road Baptist Kilisesi’nde düzenlenen “Anma, Adalet ve Onarım” ayinine katıldı. Zong kurbanları için çelenk bırakıldı.

Independent Mortgage 3

Köle sahiplerine ödeme yapıldı, köleleştirilenlere yapılmadı

Jamaika’nın başvurusunda öne çıkan tarihsel çelişkilerden biri, İngiltere’nin 1833’te köleliği kaldırırken köleleştirilen insanlara değil, onları “mülk” olarak elinde tutan köle sahiplerine tazminat ödemiş olması.

İngiliz hükümeti, köle sahiplerinin sözde ekonomik kayıplarını karşılamak amacıyla dönemin bütçesi açısından son derece büyük bir mali kaynak ayırdı. Bu borcun finansman etkisinin İngiliz vergi sistemi üzerindeki izleri 2015’e kadar sürdü.

Olivia Grange, İngiliz devletinin köle sahiplerinin zararını karşılamayı hukuken mümkün görmesine rağmen köleleştirilen insanların torunlarına yönelik telafi talebini reddetmesinin savunulamaz olduğunu belirtiyor.

Milyonlarca Afrikalı zorla taşındı

Tarihsel araştırmalara göre 15’inci yüzyıl ile 19’uncu yüzyıl arasında 12,5 milyondan fazla Afrikalı, Atlantik köle ticareti kapsamında gemilere bindirilerek Amerika kıtasına doğru zorla yola çıkarıldı. Bunların yaklaşık 10,7 milyonu hayatta kalarak kıtaya ulaşabildi; yüz binlercesi yolculuk sırasında hastalık, açlık, şiddet ve insanlık dışı koşullar nedeniyle öldü.

İngiltere, 1655’te İspanya’dan aldığı Jamaika’yı şeker kamışı üretiminin merkezlerinden biri haline getirdi. Plantasyon ekonomisi, Afrika’dan getirilen yüz binlerce köleleştirilmiş insanın zorla çalıştırılmasına dayanıyordu.

Kölelik İngiliz İmparatorluğu’nun büyük bölümünde 1834’te resmen kaldırıldı. Ancak Jamaika’nın doğrudan İngiliz sömürgesi olarak yönetilmesi 1962’de bağımsızlığa kavuşmasına kadar devam etti.

“Etkileri eğitimden sağlığa kadar sürüyor”

Grange, kölelik ve sömürge yönetiminin etkilerinin yalnızca geçmişte kalmış bir insan hakları ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini savunuyor.

Jamaika hükümetine göre plantasyon ekonomisinin oluşturduğu servet İngiltere’ye aktarılırken, Jamaika’da eğitim, sağlık, altyapı, toprak mülkiyeti ve ekonomik kalkınma alanlarında kalıcı eşitsizlikler meydana geldi.

Tazminat talebi bu nedenle yalnızca bireysel nakit ödemelerden oluşan bir model olarak görülmüyor. Jamaika ve diğer Karayip ülkeleri; borçların hafifletilmesi, sağlık ve eğitim yatırımları, teknoloji transferi, kültürel varlıkların iadesi, yerli halklara yönelik kalkınma programları ve resmî özür gibi seçenekleri “onarıcı adalet” kapsamında değerlendiriyor.

Jamaika, köleliğin kalıcı etkilerini araştırmak ve tazminat politikasını geliştirmek amacıyla 2009 yılında Ulusal Tazminat Komisyonu’nu kurmuştu.

CARICOM’dan tam destek

Jamaika’nın girişimi yalnızca ulusal bir başvuru değil. Karayip Topluluğu CARICOM, Temmuz 2025’te yapılan devlet ve hükümet başkanları toplantısında dilekçeye tam destek verdi.

CARICOM liderleri, başvurunun bölgenin “On Maddelik Onarıcı Adalet Planı”na katkıda bulunabilecek yeni bir hukuk yolu oluşturduğunu bildirdi. Temmuz 2026’daki zirvede de başvurunun 7 Eylül’de Londra’da yapılacağı teyit edildi.

Jamaika heyeti, bunun bir Commonwealth ülkesinin kölelik tazminatı konusunda söz konusu hukuki mekanizmaya başvurduğu ilk örnek olduğunu belirtiyor.

Buckingham Sarayı: Konunun farkındayız

Buckingham Sarayı, Jamaika hükümetinin dilekçeyi Privy Council Yargı Komitesi’ne taşıma girişiminden haberdar olduğunu açıkladı.

Saraydan yapılan açıklamada Kral Charles’ın kölelik tarihinin daha iyi anlaşılması ve tarihsel yanlışların günümüz toplumları yararına ele alınması konusunda “kişisel ve güçlü bir bağlılık” sergilediği belirtildi.

Ancak açıklamada, dilekçenin Privy Council’a gönderileceğine, İngiltere’nin hukuki sorumluluğunun kabul edileceğine veya tazminat ödeneceğine ilişkin doğrudan bir taahhütte bulunulmadı.

Kral Charles, daha önce köleliğin yol açtığı acılar nedeniyle “derin üzüntü” duyduğunu söylemiş; fakat monarşi adına resmî özür dilememişti.

İngiliz hükümeti tazminata karşı

İngiliz hükümetleri bugüne kadar kölelik nedeniyle mali tazminat ödeme düşüncesine karşı çıktı. Londra yönetimi, transatlantik köle ticaretini insanlık dışı ve utanç verici olarak nitelendirmesine rağmen resmî özür ve tazminat taleplerini kabul etmedi.

Jamaika’nın yeni hamlesi, bu nedenle tartışmayı ahlaki ve siyasi zeminden hukuk zeminine taşımayı hedefliyor. Privy Council’ın soruları ele almayı kabul etmesi halinde İngiltere’nin köle ticareti ve sömürgecilik dönemindeki eylemleri, tarihsel hukuk ile günümüz uluslararası hukuk ilkeleri arasındaki ilişki bakımından incelenebilecek.

Cumhuriyet tartışmasını da etkileyebilir

Başvurunun sonucu, Jamaika’daki cumhuriyet tartışmalarını da doğrudan etkileyebilir. Jamaika 1962’de bağımsızlığını kazanmasına rağmen Kral III. Charles’ı devlet başkanı olarak tanımaya devam ediyor.

Başbakan Andrew Holness hükümeti, ülkenin monarşiyle anayasal bağlarını kopararak cumhuriyete dönüşmesi yönünde çalışmalar yürütüyor. Kral’ın dilekçeyi Privy Council’a göndermemesi veya İngiliz hükümetinin başvuruyu engellemesi, monarşi karşıtı görüşleri güçlendirebilir.

Jamaika’nın girişimi kısa vadede doğrudan bir tazminat kararı doğurmasa bile, İngiltere’nin kölelik dönemindeki sorumluluğunun ilk kez bu düzeyde hukuki incelemeye açılması bakımından tarihî bir adım olarak değerlendiriliyor. Sürecin bir sonraki aşaması, Kral Charles’ın İngiliz hükümetinin tavsiyesi doğrultusunda dilekçeyi Privy Council Yargı Komitesi’ne sevk edip etmeyeceğinin açıklanması olacak.

Uluslararası Adalet Divanı’dan İsrail’e: İşgali Sonlandır

Uluslararası Adalet Divanı’nın 19 Temmuz 2024 tarihinde açıkladığı tarihî danışma görüşü, İsrail’in Filistin topraklarında onlarca yıldır sürdürdüğü işgal düzenine ilişkin bugüne kadarki en ağır uluslararası hukuk kararlarından biri oldu.

Mahkeme, İsrail devletinin varlığını değil; İsrail’in 1967’den beri işgal ettiği Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki devam eden varlığını hukuka aykırı ilan etti.

“UAD’ın, kararı, İsrail’in Filistin topraklarında kurduğu askerî, idari, ekonomik ve yerleşimci düzenin hiçbir hukuki meşruiyet taşımadığını açıkça ortaya koyuyor.

UAD, İsrail’in işgalci güç sıfatını sistematik biçimde kötüye kullandığını; toprakları parçalayarak, Filistinlileri yerinden ederek ve kalıcı yerleşimler kurarak geçici bir işgali fiilî ilhaka dönüştürdüğünü belirledi.

İşgal “devam eden uluslararası suç oluşturan fiil” olarak nitelendirildi

UAD, 11’e karşı 4 oyla İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki devam eden varlığının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

Mahkemeye göre İsrail’in politikaları, uluslararası hukukun iki temel ilkesini ağır biçimde ihlal ediyor:

  • Toprakların güç kullanılarak ele geçirilmesi yasağı
  • Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkı

UAD, İsrail’in işgal altındaki topraklardaki varlığını “devam eden nitelikte hukuka aykırı bir fiil” olarak tanımladı ve bu durumun İsrail’in uluslararası sorumluluğunu doğurduğunu bildirdi.

Mahkeme, İsrail’in güvenlik gerekçelerini öne sürmesinin, Filistin topraklarını ilhak etmesini, kalıcı yerleşimler kurmasını ve milyonlarca Filistinliyi temel haklarından mahrum bırakmasını meşrulaştıramayacağını vurguladı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İsrail işgali mümkün olan en kısa sürede sona erdirmeli

UAD, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı varlığına “mümkün olan en kısa sürede” son vermesi gerektiğine karar verdi.

Bu hüküm yalnızca askerî birliklerin konumuyla sınırlı değil. İsrail’in işgal altında kurduğu kontrol sisteminin, askerî yönetimin, yerleşimlerin, toprak gasbının ve fiilî ilhak uygulamalarının da ortadan kaldırılmasını kapsıyor.

Mahkeme, İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’nın geniş kesimlerinde egemenlik kurmaya çalıştığını; İsrail hukukunu bu bölgelere yayarak toprakları kalıcı biçimde kendi ülkesine katma niyetini ortaya koyduğunu belirledi.

UAD ayrıca Filistin topraklarının birbirinden koparılmasının, Filistin devletinin kurulmasını engellediğini ve Filistin halkının kendi geleceğini belirleme hakkını fiilen ortadan kaldırdığını kaydetti.

Yerleşimler durdurulmalı, yüz binlerce yerleşimci tahliye edilmeli

Mahkeme, 14’e karşı 1 oyla İsrail’in işgal altındaki topraklardaki bütün yeni yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması gerektiğine hükmetti.

Kararda, işgal altındaki Filistin topraklarına yerleştirilen İsrailli sivillerin tahliye edilmesi de açık bir yükümlülük olarak gösterildi.

İsrail’in yerleşim politikası yalnızca konut inşa edilmesinden ibaret değil. Bu politika kapsamında Filistinlilere ait arazilere el konuluyor; evler yıkılıyor, tarım alanlarına ve su kaynaklarına erişim sınırlandırılıyor, yollar ve kontrol noktalarıyla Filistin kentleri birbirinden koparılıyor.

İsrail ordusunun koruması altında hareket eden silahlı yerleşimcilerin Filistinlilere, evlere, iş yerlerine, zeytinliklere ve tarım arazilerine yönelik saldırıları da Batı Şeria’daki zorla yerinden etme politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ayrı hukuk düzeni ve sistematik ayrımcılık

UAD, İsrail’in işgal altındaki topraklarda Filistinliler ile İsrailli yerleşimcilere farklı hukuk düzenleri uygulamasının uluslararası ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar verdi.

Aynı bölgede yaşayan İsrailli yerleşimciler sivil hukuk sistemine bağlı tutulurken Filistinliler askerî mahkemelerde yargılanıyor. Filistinlilerin seyahat, çalışma, inşaat, tarım ve su kaynaklarına erişimleri askerî izinlere bağlanırken yerleşimlerin genişlemesi İsrail makamlarınca destekleniyor.

Mahkemeye göre bu düzen, Filistin halkını kendi topraklarında temel haklardan yoksun bırakan kurumsallaşmış bir ayrımcılık sistemi oluşturuyor.

İsrail Filistinlilere tazminat ödemekle yükümlü

UAD, İsrail’in işgal süresince Filistinli gerçek ve tüzel kişilere verdiği zararı tamamen gidermekle yükümlü olduğuna hükmetti.

Mahkemenin belirlediği yükümlülükler şunları kapsıyor:

  • El konulan arazi ve mülklerin sahiplerine iade edilmesi
  • İşgal sırasında yağmalanan kültürel varlıkların geri verilmesi
  • Yerlerinden edilen Filistinlilerin dönüşünün sağlanması
  • Yıkılan evler ve kaybedilen geçim kaynakları için tazminat ödenmesi
  • Geri döndürülemeyen zararların maddi olarak karşılanması

Dolayısıyla karar, yalnızca gelecekteki yerleşim faaliyetlerinin durdurulmasını değil, onlarca yıllık işgalin Filistin halkında oluşturduğu maddi ve insani yıkımın telafi edilmesini de öngörüyor.

Diğer devletler İsrail’in işgaline yardım edemez

UAD, İsrail’in işgalini sürdürebilmesinde diğer ülkelerin siyasi, askerî ve ekonomik desteğinin taşıdığı öneme de dikkat çekti.

Mahkeme, bütün devletlerin İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını meşru kabul etmeme ve bu hukuka aykırı durumun sürdürülmesine yardım etmeme yükümlülüğü bulunduğuna karar verdi.

Bu yükümlülük; yerleşimlerle ticaret yapılması, işgal altındaki bölgelerde yatırım gerçekleştirilmesi, yerleşim ürünlerinin İsrail menşeli kabul edilmesi ve işgalin sürdürülmesinde kullanılabilecek silahların sağlanması gibi alanları doğrudan ilgilendiriyor.

Devletlerin, İsrail’in uluslararası kabul görmüş sınırları ile işgal altındaki Filistin toprakları arasında açık bir ayrım yapması gerekiyor.

BM çekilme için bir yıl süre verdi, İsrail kararı uygulamadı

UAD, İsrail’in hukuka aykırı varlığını sona erdirmesi için belirli bir tarih vermedi ve “mümkün olan en kısa sürede” ifadesini kullandı.

BM Genel Kurulu ise 18 Eylül 2024 tarihinde kabul ettiği ES-10/24 sayılı kararla İsrail’den işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığına en geç 12 ay içinde son vermesini istedi.

Karar, 124 ülkenin desteğiyle kabul edildi. İsrail ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 14 ülke karşı oy kullanırken 43 ülke çekimser kaldı.

Tanıdığı süre 17 Eylül 2025’te doldu. İsrail, bu süre içinde işgali sona erdirmedi, yerleşimcileri tahliye etmedi ve Filistinlilere tazminat ödemedi.

BM uzmanları, sürenin dolmasının ardından uluslararası toplumun yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesinin hukuka aykırı düzenin devam etmesine katkı sağladığını belirterek yaptırım, silah ambargosu ve yerleşimlerle ticaretin durdurulması çağrısında bulundu.

Gazze yerle bir edildi, halk açlık ve zorunlu göçe mahkûm edildi

UAD’nin işgale ilişkin görüşü açıklanırken İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları da bütün şiddetiyle devam ediyordu.

İsrail ordusunun bombardımanları ve kara saldırıları Gazze’de konutları, hastaneleri, okulları, üniversiteleri, ibadethaneleri, su şebekelerini ve elektrik altyapısını geniş ölçüde tahrip etti. On binlerce Filistinli öldürüldü; nüfusun büyük bölümü defalarca yerinden edildi.

İnsani yardımın engellenmesi ve sınırlandırılması sonucunda halk gıda, temiz su, ilaç ve barınma imkânlarından mahrum bırakıldı. Açlık, susuzluk ve sağlık sisteminin çökertilmesi, askerî saldırıların yanı sıra Gazze’deki kitlesel ölümlerin başlıca nedenleri arasına girdi.

BM Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, Eylül 2025’te yayımladığı raporda İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı soykırım gerçekleştirdiği sonucuna ulaştı. Komisyon, İsrail makamlarının öldürme, ağır bedensel ve zihinsel zarar verme, yaşamı ortadan kaldıracak koşullar oluşturma ve doğumları engellemeye yönelik tedbirler uygulama fiillerinden sorumlu olduğunu bildirdi.

Bu tespit, Birleşmiş Milletler bünyesindeki bağımsız soruşturma komisyonuna ait. Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında UAD’nin nihai hüküm süreci ise ayrıca devam ediyor.

UAD daha önce de İsrail’e karşı tedbir kararları aldı

UAD, Güney Afrika’nın açtığı davada İsrail’e karşı birden fazla geçici tedbir kararı verdi.

Mahkeme İsrail’den:

  • Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yasaklanmış fiilleri önlemesini,
  • Gazze’ye insani yardımın ulaştırılmasını sağlamasını,
  • Soykırıma doğrudan ve alenen teşviki cezalandırmasını,
  • Delillerin yok edilmesini önlemesini,
  • Gazze’deki Filistinlilerin yaşam koşullarını daha da kötüleştirecek eylemlerden kaçınmasını

istedi.

Buna rağmen Gazze’deki sivil ölümleri, zorunlu göç, altyapı yıkımı ve insani yardım krizi devam etti.

İsrail kararı reddetti

İsrail yönetimi UAD’nin işgale ilişkin görüşünü reddederek bölgenin geleceğinin uluslararası mahkemeler tarafından değil, doğrudan görüşmelerle belirlenmesi gerektiğini savundu.

Ancak UAD, müzakere iddiasının işgali süresiz biçimde devam ettirme hakkı vermediğini ortaya koydu. Mahkeme ayrıca Oslo Anlaşmaları’nın İsrail’e Filistin topraklarını ilhak etme veya buralarda kalıcı egemenlik kurma yetkisi tanımadığını açıkça belirtti.

İsrail’in kararı tanımaması, uluslararası hukuk bakımından yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor.

Tarihî görüşün önündeki en büyük engel: Yaptırım eksikliği

UAD’nin görüşü hukuki bakımdan tarihî öneme sahip olsa da doğrudan bir yaptırım veya icra gücü bulunmuyor. Kararın uygulanabilmesi devletlerin, BM Genel Kurulu’nun ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin atacağı adımlara bağlı.

Ancak İsrail’in en önemli askerî ve siyasi destekçisi olan ABD’nin Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisi, İsrail’e karşı bağlayıcı yaptırım kararlarının alınmasının önündeki temel engellerden biri olmayı sürdürüyor.

Ortaya çıkan tablo açık: Dünyanın en yüksek yargı organı İsrail’in Filistin topraklarındaki varlığının hukuka aykırı olduğunu ilan etti; işgalin sona erdirilmesini, yerleşimcilerin tahliyesini ve zararların tazminini istedi. Buna rağmen İsrail işgali ve yerleşim politikasını sürdürürken uluslararası toplum mahkeme kararını uygulatacak etkili mekanizmaları henüz hayata geçiremedi.

Londra’da Görev Yapan Eğitimciler Yeni Eğitim Yılına Hazır

Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla, Türkiye’nin Londra Eğitim Müşavirliği ile KKTC Londra Eğitim ve Kültür Ataşeliği himayesinde Türkçe ve Türk Kültürü (TTK) öğretmenlerine yönelik sene başı toplantısı ve eğitim semineri düzenlendi.

Eğitim camiasının farklı kesimlerinden katılımcıları buluşturan programda, yeni döneme ilişkin hazırlıklar değerlendirilirken öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi amaçlandı.

“Farklılıkların Farkındayız” eğitimi

Sene başı toplantısının ardından The Ten Academy’nin kurucuları ve öğretmenleri İmer Tayfun ile Letife Mehmet, katılımcılara “Farklılıkların Farkındayız” başlıklı eğitim verdi.

Sunumda, farklı ihtiyaçlara ve geçmişlere sahip öğrencilerin eğitim süreçlerine katılımı ile kapsayıcı öğrenme ortamlarının oluşturulmasının önemi üzerinde duruldu.

Güvenlik ve emniyet farkındalığı ele alındı

Programın ikinci bölümünde Arif Kokoz, Güvenlik ve Emniyet Farkındalığı konulu seminerini sundu. Eğitimde, okul ve sınıf ortamlarında karşılaşılabilecek risklere karşı alınabilecek önlemler ile öğretmenlerin güvenlik konusundaki sorumlulukları değerlendirildi.

Londra Egitim Musavirligi Seminer Ogretmenler 1

Öğretmenler deneyimlerini paylaştı

Etkinlik boyunca öğretmenler, sahadaki deneyimlerini paylaşma ve meslektaşlarıyla fikir alışverişinde bulunma imkânı buldu. Toplantıda ayrıca yeni eğitim döneminin öncelikleri ve Türkçe ile Türk kültürünün İngiltere’de yetişen genç kuşaklara aktarılmasında öğretmenlerin üstlendiği rol ele alındı.

Türkiye’nin Londra Eğitim Müşavir Vekili Duygu Altıntaş ile KKTC Londra Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp, bilgi ve deneyimlerini öğretmenlerle paylaşan eğitimcilere teşekkür etti. Altıntaş ve Özalp, 2026–2027 eğitim-öğretim yılının öğretmenlere, öğrencilere ve bütün eğitim camiasına hayırlı olması temennisinde bulundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sıla, 18 Ekim’de Londra’da hayranlarıyla buluşacak

Türk pop müziğinin güçlü seslerinden Sıla, Avrupa konserleri kapsamında yeniden Londra’ya geliyor. Ünlü sanatçı, 18 Ekim’de başkentin önemli etkinlik merkezlerinden The O2 bünyesinde bulunan indigo salonunda İngiltere’deki hayranlarıyla buluşacak.

The O2’nin resmi etkinlik sayfasında “Sıla Live” adıyla duyurulan konserin biletleri satışa çıkarıldı. Organizasyonu Das Ist Event tarafından gerçekleştirilecek gecede kapılar yerel saatle 18.30’da açılacak.

Sevilen şarkılarını Londra’da seslendirecek

Kendine özgü yorumuyla Türk pop müziğinde önemli bir yer edinen Sıla’nın konserde kariyeri boyunca geniş dinleyici kitlesine ulaşan eserlerinin yanı sıra yakın dönem çalışmalarından şarkılar da seslendirmesi bekleniyor.

Söz yazarlığı ve besteci kimliğiyle de tanınan sanatçı; “Yan Benimle”, “Acısa da Öldürmez”, “Vaziyetler”, “Muhbir”, “Boş Yere” ve “…Dan Sonra” gibi sevilen parçalarıyla geniş bir repertuvara sahip.

Istikbal 860X450 Pxl

Biletler satışta

Konser biletleri, The O2’nin resmî bilet satış ortağı AXS üzerinden satışa sunuldu. Standart biletlerin yanı sıra erişilebilir oturma alanları ve Purple Lounge paketleri için de farklı seçenekler bulunuyor. Bilet fiyatları seçilen kategoriye göre değişiyor.

Organizatörler, etkinliğe katılacak müzikseverlerin mobil biletlerini konser öncesinde hazırlamalarını ve güvenlik kontrolleri nedeniyle salona erken gelmelerini tavsiye ediyor.

Konser bilgileri:

Tarih: 18 Ekim 2026 Pazar

Kapı açılışı: 18.30

Mekân: indigo at The O2

Adres: Millennium Way, London SE10 0AX

Organizatör: Das Ist Event

Bilet: Satışta

Konser ve bilet seçeneklerine ilişkin güncel bilgilere The O2’nin resmî etkinlik sayfasından ve AXS bilet platformundan ulaşılabiliyor.

Rezervasyon

kaynak: https://www.theo2.co.uk/events/detail/sila-live

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tarihi açıklanmayan seçim için adaylık yarışı başladı

Londra’nın merkezindeki Holborn and St Pancras seçim bölgesinde yapılacak ara seçim için İşçi Partisi’nin aday belirleme süreci devam ediyor.

Parti kaynaklarına dayandırılan haberlere göre, Camden Belediye Meclisi Lideri Sagal Abdi-Wali, eski Başbakan Keir Starmer’ın yerine aday gösterilmesi en güçlü isimlerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak 6 Eylül itibarıyla Abdi-Wali’nin adaylığı resmen ilan edilmiş değil.

İşçi Partisi’nde adaylık başvurularının 4 Eylül Cuma günü sona erdiği, kısa listenin hafta başında belirlenmesinin ve nihai adayın 9 Eylül Çarşamba gününe kadar açıklanmasının beklendiği bildiriliyor.

Abdi-Wali’nin aday gösterilmesi ve ara seçimi kazanması halinde Camden Belediye Meclisi liderliğinden ve Camden Square bölgesi meclis üyeliğinden ayrılması bekleniyor.

Independent Mortgage 3

Belediye başkanı değil, belediye meclisi lideri

Abdi-Wali’nin göreviyle ilgili haberlerde zaman zaman “Camden Belediye Başkanı” ifadesi kullanılsa da resmî unvanı Camden Belediye Meclisi Lideri.

Camden’daki belediye başkanlığı daha çok törensel bir görev niteliği taşırken, belediye meclisi lideri yerel yönetimin siyasi ve idari çalışmalarına yön veriyor.

Abdi-Wali, İşçi Partisi’nin Camden grubunun seçiminin ardından 20 Mayıs 2026’da resmen göreve başladı. Böylece Camden Belediye Meclisi tarihindeki ilk siyah kadın lider oldu. Daha önce belediyenin konut politikalarından sorumlu kabine üyesi olarak görev yapan Abdi-Wali, ilk kez 2022’de Camden Square bölgesinden meclis üyesi seçilmişti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Çocuk mülteciliğinden Camden’ın liderliğine

Somali’deki iç savaştan kaçarak yedi yaşındayken ailesiyle İngiltere’ye gelen Abdi-Wali, yaklaşık 35 yıldır Camden’da yaşıyor.

Yerel yardım kuruluşlarında gönüllü ve yönetici olarak çalışan Abdi-Wali, Camden’daki iki okulun yönetim kurulunda da görev yaptı. Ayrıca belediyenin 2024 yılında “Sığınak Bölgesi” statüsü kazanmasına yönelik çalışmalarda rol üstlendi.

Göreve geldiğinde Camden’ın ailesine mülteci olarak geldikleri dönemde güvenli bir yuva sağladığını belirten Abdi-Wali, bu tecrübenin kamu hizmetine yönelmesinde etkili olduğunu söylemişti.

Abdi-Wali’nin Starmer’ın seçim bölgesi örgütünde daha önce başkanlık yapmış olması ve yerel İşçi Partisi üyeleriyle güçlü bağları, adaylık yarışındaki en önemli avantajları arasında gösteriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi’nde başka isimler de konuşuluyor

Adaylık için Abdi-Wali’nin yanı sıra Camden Belediye Meclisinin eski lideri Richard Olszewski ile bazı eski ve mevcut yerel yöneticilerin isimleri gündeme geldi.

Son haberlerde eski Westminster Belediye Meclisi Lideri Adam Hug, eski Camden Belediye Başkanı Nash Ali ve eski Camden meclis üyesi Rishi Madlani de muhtemel adaylar arasında gösterildi.

Camden meclis üyelerinden Adam Harrison aday olmayacağını ve belediyedeki görevlerine odaklanacağını açıklarken, James Slater’ın da başvuruda bulunmadığı bildirildi. Bu isimlerin bir kısmının adaylıkları resmî olarak doğrulanmadığından, İşçi Partisi’nin açıklayacağı kısa liste belirleyici olacak.

Yeşiller, Zack Polanski ile iddialı hazırlanıyor

Ara seçimde İşçi Partisi’nin en ciddi rakibinin Yeşiller Partisi olması bekleniyor.

Yeşiller Partisi İngiltere ve Galler lideri, aynı zamanda Londra Meclisi üyesi olan Zack Polanski, Holborn and St Pancras’ta yarışmak istediğini açıkladı. Polanski’nin de yerel parti üyelerinin onayını alması gerekiyor ancak aday gösterilmesine büyük ölçüde kesin gözüyle bakılıyor.

2024 genel seçiminde Starmer’ın karşısında bağımsız aday olarak yarışan ve ikinci olan eski Güney Afrikalı milletvekili Andrew Feinstein, bu kez aday olmayacağını açıklayarak Polanski’ye destek verdi. Bu karar, İşçi Partisi karşısındaki sol ve Filistin yanlısı oyların bölünmesini önleyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Yeşiller, Mayıs 2026’daki Camden yerel seçimlerinde oyların yüzde 28,8’ini almış; 10 yeni koltuk kazanarak belediye meclisindeki ana muhalefet konumuna yükselmişti. İşçi Partisi ise oyların yüzde 38,8’ini alarak azalan çoğunluğunu korumuştu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Starmer’ın oyları 2024’te sert düşmüştü

Holborn and St Pancras, 1983’te oluşturulmasından bu yana yalnızca İşçi Partili milletvekilleri tarafından temsil edildi.

Ancak 2024 genel seçiminde Starmer’ın oy oranı bir önceki seçime göre 17,3 puan gerileyerek yüzde 48,9’a düştü. Starmer 18 bin 884 oy alırken, bağımsız aday Andrew Feinstein 7 bin 312 oyla yüzde 18,9’a ulaştı. Yeşillerin adayı David Stansell ise 4 bin 30 oy ve yüzde 10,4’lük destekle üçüncü sırada yer aldı. Starmer’ın çoğunluğu 11 bin 572 olarak kaydedildi.

Feinstein ile Yeşillerin 2024’te aldığı oyların toplamı yaklaşık yüzde 29’a ulaştığı için Polanski’nin adaylığı, normal koşullarda İşçi Partisi açısından güvenli kabul edilen koltuğu daha rekabetçi hale getirebilir.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Adaylık yarışı ırkçılık tartışmasına dönüştü

Abdi-Wali’nin öne çıkması, Reform UK’nin İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf’un sosyal medya paylaşımının ardından ülke çapında tartışma yarattı.

Yusuf, Abdi-Wali’nin Somali’de doğduğunu vurgulayarak İşçi Partisi’nin onu seçmenlere “dayattığını” öne sürdü. Paylaşım, İşçi Partisi yöneticilerinin yanı sıra Reform UK içindeki bazı isimler tarafından da eleştirildi.

İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds paylaşımı “açık ırkçılık” olarak nitelendirirken, Reform UK’nin önde gelen isimlerinden Nadine Dorries de Yusuf’un sözlerini “çirkin” bulduğunu söyledi. Abdi-Wali’nin İngiliz vatandaşı olduğu ve çocukluğundan bu yana Camden’da yaşadığı hatırlatıldı.

Ara seçim tarihi henüz açıklanmadı

Keir Starmer, 1 Eylül’de Holborn and St Pancras milletvekilliğinden ayrılacağını açıklamıştı. Temmuz ayında başbakanlık görevini bırakan Starmer, uluslararası güvenlik, savunma, ticaret, teknoloji ve kadınlara yönelik şiddetle mücadele gibi alanlarda çalışmaya odaklanmak istediğini bildirdi.

Ara seçimin tarihi henüz resmen ilan edilmedi. Ancak seçimin 2026 yılı bitmeden yapılması bekleniyor.

Yarış, Başbakan Andy Burnham yönetimindeki İşçi Partisi açısından Londra’daki desteğin ölçüleceği ilk önemli sınavlardan biri olacak. Yeşiller açısından ise Polanski’nin olası adaylığı, partinin başkentte ilk kez bir milletvekilliği kazanması için bugüne kadarki en ciddi fırsatlardan biri olarak görülüyor.

Filenin Sultanları üst üste ikinci kez Avrupa’nın zirvesinde

Filenin Sultanları, İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 yenerek Avrupa şampiyonu oldu.

Tribünleri dolduran 16 bini aşkın voleybolseverin önünde oynanan karşılaşmada Türkiye, iki kez geriye düşmesine rağmen mücadeleden kopmadı ve karar setinde rakibine büyük üstünlük kurarak kupayı kaldırdı.

İtalya’nın etkili servis ve bloklarla başladığı karşılaşmanın ilk setini ay-yıldızlı ekip 25-16 kaybetti. İkinci sette savunmasını güçlendiren ve hücumda daha az hata yapan Türkiye, seti 25-22 alarak durumu 1-1’e getirdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

İtalya yeniden öne geçti

Olimpiyat ve dünya şampiyonu unvanlarıyla finale gelen İtalya, üçüncü sette oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Hücum organizasyonlarında zorlanan Türkiye karşısında İtalya seti 25-12 kazanarak maçta 2-1 öne geçti.

Ancak Filenin Sultanları, dördüncü sette yeniden toparlandı. Servis karşılamadaki sorunları azaltan milliler, kritik anlarda blok ve savunmadan bulduğu sayılarla seti 25-21 kazandı ve mücadeleyi karar setine taşıdı.

Final setine büyük bir enerjiyle başlayan Türkiye, saha değişimine üstün girdi. İtalya’nın geri dönüş girişimlerine izin vermeyen ay-yıldızlılar, seti 15-9, karşılaşmayı ise 3-2 kazanarak Avrupa şampiyonluğunu ilan etti.

Finalin setleri şöyle sonuçlandı:

Türkiye–İtalya: 3-2

Setler: 16-25, 25-22, 12-25, 25-21, 15-9

Avrupa şampiyonluğu Türkiye’de kaldı

Türkiye, 2023 yılında Brüksel’de düzenlenen finalde Sırbistan’ı 3-2 yenerek tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Filenin Sultanları, İstanbul’daki zaferle unvanını korudu ve üst üste ikinci, toplamda ikinci Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Türkiye böylece turnuvaya ev sahipliği yaptığı organizasyonu kupayla tamamlamayı da başardı.

2026 şampiyonası, kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nın 34’üncü organizasyonu olarak Türkiye, Azerbaycan, Çekya ve İsveç’in ortak ev sahipliğinde 21 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi. İstanbul, grup maçlarının bir bölümünün yanı sıra son 16, çeyrek final, yarı final ve madalya karşılaşmalarına ev sahipliği yaptı.

Istikbal 860X450 Pxl

Los Angeles 2028 bileti de geldi

Avrupa şampiyonluğu Filenin Sultanları’na yalnızca altın madalya değil, doğrudan olimpiyat kotası da getirdi.

Turnuva statüsü gereğince Avrupa şampiyonu olan Türkiye, 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları kadınlar voleybol turnuvasına katılma hakkı kazandı. Böylece ay-yıldızlı ekip, olimpiyat yolundaki en önemli hedeflerinden birine iki yıl önceden ulaştı.

Şampiyonanın ilk üç sırasında yer alan takımlar ayrıca 2027 FIVB Kadınlar Dünya Kupası’na katılma hakkı elde etti.

Grup aşamasını ikinci sırada tamamladı

Ev sahibi Türkiye, A Grubu’nda Almanya, Macaristan, Letonya, Polonya ve Slovenya ile mücadele etti.

Grup aşamasındaki beş maçının dördünü kazanan milliler, yalnızca Polonya’ya beş set sonunda 3-2 mağlup oldu. Bu sonuç aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası’ndaki 14 maçlık galibiyet serisini sona erdirdi.

Polonya grubu yenilgisiz lider tamamlarken, Türkiye dört galibiyet ve bir yenilgiyle ikinci sıradan son 16 turuna yükseldi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Eleme turlarında rakiplerine geçit vermedi

Filenin Sultanları, son 16 turunda Azerbaycan’ı 3-0 mağlup ederek çeyrek finale çıktı.

Çeyrek finalde grup aşamasında da karşılaştığı Almanya ile eşleşen Türkiye, rakibini bu kez 3-1 yenerek son dört takım arasına kaldı.

Ay-yıldızlılar yarı finalde, 2023 Avrupa Şampiyonası finalinde karşılaştığı Sırbistan’a set vermedi. Türkiye; 25-20, 25-19 ve 25-20’lik setlerle sahadan 3-0 galip ayrılarak finale yükseldi. Yarı final mücadelesi 86 dakika sürdü.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İtalya’nın serisini Türkiye bitirdi

İtalya finale son dönemin en başarılı kadın voleybol takımı olarak geldi. Olimpiyat ve dünya şampiyonluklarını elinde bulunduran İtalya, 2026 Avrupa Şampiyonası’nda final öncesine kadar yenilgi yaşamamıştı.

Yarı finalde Polonya’yı 3-1 mağlup eden İtalya, tarihinde altıncı kez Avrupa Şampiyonası finaline yükseldi. İtalyan ekibi daha önce 2007, 2009 ve 2021 yıllarında kupayı kazanmıştı.

İki takım 2025 Dünya Şampiyonası finalinde de karşı karşıya gelmiş, o mücadeleyi İtalya kazanmıştı. Filenin Sultanları, İstanbul’daki Avrupa finalinde elde ettiği zaferle geçen yılın rövanşını da almış oldu.

Independent Mortgage 3

Eda Erdem’den tarihi başarı

Takım kaptanı Eda Erdem, kariyerinin 10’uncu Avrupa Şampiyonası’nı ikinci kez altın madalyayla tamamladı. Uzun yıllardır milli takımın kaptanlığını üstlenen Eda, Türk voleybolunun farklı kuşaklarını aynı hedef etrafında birleştiren isimlerden biri oldu.

Başantrenör Daniele Santarelli yönetimindeki Filenin Sultanları ise son yıllardaki istikrarlı yükselişini sürdürdü. Türkiye, 2023’teki Avrupa şampiyonluğunun ardından 2026 Milletler Ligi’ni de kazanmıştı.

İstanbul’da gelen Avrupa zaferiyle birlikte Filenin Sultanları, hem kıta şampiyonluğunu korudu hem de Los Angeles 2028 yolunda en büyük engellerden birini aşarak Türk voleybol tarihine yeni bir altın sayfa ekledi.

Trump yönetimi savaş sonrası için Orta Doğu planı hazırlıyor

ABD'li yayın kuruluşu Axios'a göre henüz ilk aşamalarındaki plan, Donald Trump'ın görev süresinin geri kalanında ABD'nin Orta Doğu politikasının ana hatlarını belirleyebilir.

Axios haber platformunun iki ABD'li yetkili ile konu hakkında bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre Trump yönetimi, Tahran üzerindeki baskıyı artırarak ve İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki normalleşmeyi genişleterek Orta Doğu'daki güç dengesini yeniden şekillendirmeyi amaçlayan savaş sonrası strateji üzerinde çalışmaya başladı.

Amerikan haber sitesi, planın henüz ilk aşamalarında olduğunu ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki görev süresinin geri kalanında Washington'ın Orta Doğu politikasının ana hatlarını belirleyebileceğini aktardı.

İsimleri açıklanmayan kaynaklara göre plan kapsamında üç temel unsur ele alındı: İran'ı caydırmak ve sınırlamak amacıyla ABD'nin müttefikleri arasında "bölgesel uyum" oluşturulması, 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırıların bölgesel etkilerinin sona erdirilmesi ve İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hedeflenirken İbrahim Anlaşmaları'nın genişletilmesi.

ABD'deki yaklaşan Kongre ara seçimleri ile İsrail'de ekim ayında yapılacak parlamento seçimlerinden etkilenmesi beklenen görüşmelerde, Washington'ın kurulması planlanan bölgesel yapıya garantör olması, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşması sağlanması ve Trump'ın Gazze planının bir sonraki aşamasına geçilmesi ihtimalleri de değerlendirildi.

Bölgesel uyum stratejisi, ABD politikasında köklü bir değişiklik anlamına gelmiyor. Washington'da 1979 İran Devrimi'nden bu yana göreve gelen yönetimler, Körfez ülkeleriyle ilişkileri ve ittifakları güçlendirerek Tahran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ancak Washington, İran savaşıyla birlikte bölgesel güç dengesinin değiştiği değerlendirmesi doğrultusunda bu çabaları, müttefikler arasında daha yakın savunma ve güvenlik eşgüdümü içeren kurumsal bir yapıya dönüştürmek isteyebilir.

Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşması sağlanması, Washington'ın yıllardır izlediği hedeflerden biri. Ancak Riyad'ın bu yönde atılacak herhangi bir adımı Gazze'deki durumun çözümünde somut ilerleme kaydedilmesine ve bir Filistin devleti kurulmasına bağlaması nedeniyle süreç durma noktasına geldi.

Bu girişimler, Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2020 yılında imzalanan ve İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan ile ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nın devamı niteliğinde.

Washington o tarihten bu yana anlaşmalara katılan ülkelerin sayısını artırmaya çalışıyor. ABD yönetimi bu anlaşmaları, Orta Doğu'daki ilişkileri ve ittifakları yeniden şekillendirmenin ve İran ile müttefiklerinin bölgedeki etkisini azaltmanın araçlarından biri olarak görüyor.

Planın diğer temel unsuru ise silahlı grup Hamas'ın 7 Ekim saldırısının ve ardından Gazze Şeridi'nde başlayan savaşın bölgesel etkilerinin giderilmesine odaklanıyor. Bu konunun üç temel adımla ele alınabileceği belirtiliyor.

İlk adım, Trump'ın Gazze planının bir sonraki aşamasına geçilmesi olabilir. Önceki haberlere göre bu aşamada Gazze'nin yeniden inşası, Hamas'ın silahsızlandırılması ve geçici bir yönetim kurulmasına ilişkin düzenlemeler bulunuyor.

İkinci adım kapsamında İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına varılması için çalışılabilir. Bu girişim, Beşar Esad yönetiminin 2024'ün sonunda devrilmesinden bu yana Suriye'de yaşanan kapsamlı siyasi değişimlerin ve yeni yönetimin ülkenin bölgesel ve uluslararası ilişkilerini yeniden şekillendirme çabalarının sürdüğü bir dönemde gündeme gelebilir.

Üçüncü adım ise Hizbullah'ın askerî kapasitesini sınırlandıracak bir İsrail-Lübnan anlaşmasının uygulanması olabilir.

Bu girişim, İsrail ile Hizbullah arasında 2024 yılında varılan ateşkes anlaşmasına ilişkin çabaların bir parçası. Anlaşma, Hizbullah mensuplarının Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesini ve Lübnan ordusunun ülkenin güneyine konuşlandırılmasını öngörüyordu.

Ancak İsrail o tarihten bu yana Hizbullah'ı askerî kapasitesini yeniden oluşturmaya çalışmakla suçlarken Lübnan, İsrail'in ülke topraklarına yönelik hava saldırılarının sürdüğünü bildiriyor.

Nihai plan henüz şekillenmedi

Planlama çalışmaları sürerken kaynaklardan biri Axios'a, stratejinin henüz tam olarak oluşturulmadığını söyledi.

"Planı pişiriyorlar ancak henüz hazır değil," diyen kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Amaç, bölgedeki pek çok konuyu birbirine bağlamak ve savaşın ardından nasıl bölgesel bir uyum oluşturulacağını belirlemek. ABD'nin bölgedeki bütün müttefiklerinin buna katılıp katılmayacağı hâlâ belirsiz."

(Euronews)

Cem Arslan, “Gibi Gibi” Şarkısıyla Çok İddialı

Türk müziğinin güçlü yorumcularından Cem Arslan, müzik yolculuğuna yepyeni bir eser eklemeye hazırlanıyor.

Sanatçının merakla beklenen yeni single çalışması “Gibi Gibi”, çok yakında tüm dijital müzik platformlarında dinleyicilerle buluşacak. Duygusal atmosferi, akılda kalıcı melodisi ve Cem Arslan'ın kendine özgü vokal yorumuyla dikkat çeken eser, şimdiden müzikseverler arasında heyecan yaratmış durumda. Sanatçının daha önce yayımladığı single çalışmalarının ardından gelen “Gibi Gibi”, kariyerinde yeni bir dönemin habercisi olarak gösteriliyor.

Aşkın, özlemin ve yarım kalmış duyguların izlerini taşıyan “Gibi Gibi”, samimi sözleriyle dinleyiciyi ilk notadan itibaren duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Modern altyapısıyla dikkat çeken şarkı, Cem Arslan'ın güçlü yorumunu duygusal bir hikâyeyle buluşturuyor. İçten anlatımı ve etkileyici melodik yapısıyla eser, hem romantik şarkıları sevenlerin hem de duygusal pop müzik dinleyicilerinin playlistlerinde yer almaya aday görünüyor.

Cem Arslan, bugüne kadar yayımladığı eserlerle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşırken, yeni single'ı “Gibi Gibi” ile bu yolculuğunu bir adım daha ileri taşımayı hedefliyor. Sanatçının müzikal çizgisini korurken yenilikçi bir sound ile hazırladığı çalışma, yayınlandığı andan itibaren dijital platformlarda dikkat çekecek projeler arasında gösteriliyor.

Müzik dünyasında yeni sezonun dikkat çeken çalışmalarından biri olmaya hazırlanan “Gibi Gibi”, güçlü sözleri ve etkileyici vokal performansıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaşması beklenen yapımlar arasında yer alıyor. Şarkının yayınlanmasının ardından sosyal medya ve dijital müzik platformlarında önemli bir etkileşim oluşturması beklenirken, Cem Arslan hayranları da yeni çalışmayı büyük bir merakla bekliyor.

Sanatçının sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar da “Gibi Gibi” için geri sayımın başladığını gösteriyor. Yeni single'ın yayınlanmasıyla birlikte Cem Arslan'ın müzik kariyerinde ses getirecek yeni bir başarı hikâyesi yazması bekleniyor.

Cem Arslan – “Gibi Gibi” çok yakında Spotify, Apple Music, YouTube Music, Fizy ve diğer tüm dijital müzik platformlarında yayında olacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere’den El Niño Alarmı: Birkaç Günlük Gıda Ve Su Stoklayın!

İngiltere’de hükümet, olağanüstü büyüklüğe ulaşabileceği tahmin edilen El Niño hava olayının yol açabileceği aşırı hava koşullarına karşı hazırlıkları artırıyor.

Çevre Bakanı Dame Angela Eagle, güçlü El Niño’nun İngiltere’de daha yağışlı ve fırtınalı sonbahar ile kış koşullarının görülme ihtimalini yükselttiğini söyledi. Eagle, elektrik veya su kesintisi gibi ciddi bir kriz sırasında acil servislerin bütün hanelere hemen ulaşamayabileceğine dikkat çekti.

Vatandaşların birkaç gün boyunca kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olmasının önemli olduğunu belirten Eagle, evlerde bir miktar dayanıklı gıda ve içme suyu bulundurulmasının haneleri krizlere karşı daha dirençli hale getireceğini ifade etti.

Bakanın çağrısının uzun süreli veya panik amaçlı “stokçuluk” anlamına gelmediği; birkaç gün sürebilecek elektrik, su, ulaşım ya da tedarik kesintilerine karşı makul bir hazırlığı kapsadığı belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

İngiltere’yi yağışlı ve fırtınalı dönem bekleyebilir

Met Office, ekvatoral Pasifik’teki deniz yüzeyi sıcaklıklarının hızla yükseldiğini ve 2026’daki El Niño’nun modern gözlem döneminin en güçlü olaylarından birine dönüşebileceğini bildiriyor.

Kurumun uzun vadeli tahminleri, El Niño’nun sonbahar ve kış başında Kuzeybatı Avrupa’da, İngiltere dahil olmak üzere, daha yağışlı ve fırtınalı hava görülme ihtimalini artırdığına işaret ediyor. Ancak uzmanlar, El Niño’nun İngiltere’deki her fırtınanın doğrudan nedeni olarak değerlendirilemeyeceğini ve mevsimlik tahminlerin kesin hava tahmini anlamına gelmediğini vurguluyor.

El Niño’nun kış aylarında zirveye ulaşması beklenirken, denizden atmosfere aktarılan ilave ısının küresel sıcaklıkları da yükselteceği tahmin ediliyor. Met Office’e göre 2027’nin kayıtlardaki en sıcak yıl olma ihtimali oldukça yüksek.

Istikbal 860X450 Pxl

Gıda tedarik zincirinde “artan risk” uyarısı

Hükümetin çağrısı, Ulusal Denetim Ofisi’nin (NAO) 4 Eylül’de yayımladığı İngiltere’nin gıda tedarik zincirine ilişkin raporuyla aynı döneme denk geldi.

NAO, gıda üretiminden depolama, dağıtım ve perakendeye kadar uzanan sistemin aşırı hava olayları, siber saldırılar, enerji kesintileri ve hayvan, bitki veya insan hastalıklarından etkilenebileceğini bildirdi. İklim değişikliğinin ise bu riskleri zaman içinde daha da ağırlaştırdığı belirtildi.

Rapora göre İngiltere’nin gıda sistemi, farklı ülkelerden ürün temin edebilmesi sayesinde Covid-19 salgını ve Ukrayna savaşı gibi son krizler karşısında büyük ölçüde dayanıklılık gösterdi. Ancak sistemin ülke çapında elektrik kesintisi, yeni bir salgın veya birden fazla krizin aynı anda yaşanması gibi “felaket düzeyindeki” olaylara dayanıklılığı kapsamlı biçimde test edilmiş değil.

NAO, Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı’nın bugüne kadar büyük ölçüde özel sektörün krizleri yönetme kapasitesine güvendiğini ve son yıllardaki çalışmaların ağır tedarik kesintilerine karşı yeterli güvence sağlamadığını açıkladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hanelerin yarısından fazlası kendisini hazırlıksız görüyor

Cabinet Office tarafından 2025’te gerçekleştirilen araştırmada katılımcıların yüzde 51’i, hanelerinin acil durumlara “çok az hazır” olduğunu veya hiç hazır olmadığını bildirdi.

Katılımcıların yüzde 75’i önceki bir yıl içinde acil durum hazırlığına ilişkin herhangi bir tavsiye görmediğini veya duymadığını söyledi. Buna karşılık yüzde 66’sı, evinde pişirme gerektirmeden yaklaşık üç gün dayanabilecek gıda bulunduğunu belirtti.

NAO, İngiltere’nin Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerde uygulanan toplum temelli hazırlık çalışmalarından yararlanabileceğini kaydetti. Bu ülkelerde vatandaşlara kriz sırasında kullanılacak malzemeler, hane planları ve kamu hizmetlerinin kesilmesi halinde izlenecek yöntemler konusunda daha düzenli bilgilendirme yapılıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Acil durum çantasında neler bulunmalı?

Hükümetin mevcut “Prepare” rehberi, hanelere elektrik veya su kesintisi gibi birkaç gün sürebilecek olağanüstü durumlara göre hazırlık yapmalarını tavsiye ediyor.

Önerilen temel malzemeler arasında şunlar bulunuyor:

· Kişi başına günlük en az 2,5-3 litre içme suyu

· Pişirme gerektirmeyen konserve ve uzun ömürlü gıdalar

· Konserve açacağı

· Düzenli kullanılan ilaçların birkaç günlük miktarı

· El feneri, yedek pil ve taşınabilir şarj cihazı

· Pilli veya kurmalı radyo

· İlk yardım malzemeleri

· Islak mendil ve el dezenfektanı

· Bebek maması, çocuk bezi ve evcil hayvanlar için yiyecek

· Önemli telefon numaralarının yazılı bir kopyası

Yetkililer, bütün malzemelerin bir anda satın alınmasının gerekmediğini; ihtiyaç listesinin bütçeye göre zaman içinde tamamlanabileceğini belirtiyor.

Ulusal bilgilendirme kampanyası yıl sonunda başlayacak

İngiltere hükümeti, vatandaşların aşırı hava, elektrik ve su kesintileri, siber saldırılar ve diğer ulusal acil durumlara hazırlanmasını amaçlayan yeni bir kamuoyu bilgilendirme kampanyasını 2026 yılı bitmeden başlatmayı planlıyor.

Bu çalışma yeni bir “ulusal acil durum stratejisi” olmaktan çok, mevcut UK Government Resilience Action Plan kapsamında GOV.UK/Prepare platformu merkezli bir farkındalık kampanyası olacak. Program; yerel yönetimler, altyapı şirketleri, acil durum ekipleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel dayanıklılık forumlarıyla birlikte yürütülecek.

Richard Hughes'in Liverpool ile yolları ayrıldı

Richard Hughes iki yıllık görev süresinin ardından Liverpool'un sportif direktörlüğünden istifa etti. Bu süre zarfında iki teknik direktör atadı ve kulüp yeni oyuncular için yaklaşık 670 milyon sterlin (yaklaşık 43,8 milyar TL) harcadı.

Suudi Arabistan Pro Ligi kulübü El-Hilal'e katılması beklenen İskoç sportif direktörün ayrılışı, Anfield'da bulunan yönetim kurulundaki çalkantıların devam ettiği bir dönemde Fenway Sports Group'un (FSG) Futbol CEO'su Michael Edwards'ın istifa kararının ardından geldi.

Hughes ayrılmak istediğini Liverpool'a önceki aylarda bildirmiş ancak transfer döneminin geri kalanı boyunca görevinde kalması üzerinde anlaşmaya varılmıştı. Bu dönemde Bradley Barcola, ilk etapta 106 milyon sterlin (yaklaşık 7 milyar TL) ödenerek transfer edilmişti.

Liverpool, Hughes'un daha erken ayrılması halinde özellikle Barcola gibi kilit transfer hedeflerini kaçıracağından endişe duyuyordu. Ayrıca Hughes'un önce Bournemouth'ta ve daha sonra Merseyside'da görevlendirdiği Andoni Iraola'yla ilişkisi bu yaz döneminde çok önemli görülüyordu. Liverpool, FSG Başkanı Mike Gordon'ın liderliğinde Hughes'un halefini aramaya başladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Liverpool; FSG Futbol Direktörü Julian Ward, FSG Futbol Geliştirme Direktörü Pedro Marques, Sportif Direktör Yardımcısı David Woodfine, Şef Scout Barry Hunter ve yeni Teknik Direktör Iraola gibi diğer üst düzey isimlerin Hughes'un geri kalan görevlerini kısa süreliğine üstlenebileceğini düşünüyor.

Bournemouth'tan Liverpool'a 2024'te geçen Hughes, görevden ayrılan Jürgen Klopp'un yerine Arne Slot'un seçilmesinde kilit rol oynamıştı. Hollandalı teknik direktör, Anfield'daki ilk sezonunda Premier Lig şampiyonluğunu kazansa da bir yıl sonra Hughes, Liverpool'un ligi sadece 5. sırada bitirmesinin ardından Slot'u görevden alıp yerine Iraola'yı getirmeye karar vermişti.

Independent Mortgage 3

Anfield'da yoğun bir harcama dönemine öncülük eden Hughes, 2025 yazındaki transfer sürecinde yaklaşık 450 milyon sterlinlik (yaklaşık 29 milyar TL) rekor masrafa imza atmıştı. Bu dönemde Florian Wirtz, Liverpool'un ilk 100 milyon sterlinlik (yaklaşık 6,5 milyar TL) transferi olurken, Alexander Isak'ın 125 milyon sterlin (yaklaşık 8 milyar TL) karşılığında takıma katılmasıyla Britanya rekoru kırılmıştı. Bu hafta Barcola'nın gelişiyle birlikte, Hughes'un Anfield'da görev yaptığı süre boyunca Liverpool'un transfer harcamaları yaklaşık 670 milyon sterline ulaştı.

Hughes'un El-Hilal'de, Bournemouth'tan eski takım arkadaşı Simon Francis'le yeniden bir araya gelmesi bekleniyor ancak Liverpool, Hughes'un ayrılmadan önce Suudi kulüp için çalışmadığına emin.

“Bire bir” sistemi tıkandı: Fransa’ya gönderilen sığınmacılar yeniden İngiltere’de

İngiltere’nin küçük teknelerle yapılan Manş Denizi geçişlerini azaltmak için Fransa ile uyguladığı “one in, one out” sistemi, beklenen caydırıcılığı sağlayamadığı yönündeki eleştirilerin odağında.

Program kapsamında İngiltere’ye küçük tekneyle ulaşan belirli sayıdaki sığınmacı Fransa’ya geri gönderiliyor; bunun karşılığında Fransa’da bulunan ve İngiltere’ye gelmek için yasal başvuruda bulunan eşit sayıda kişi kabul ediliyor.

Ancak Fransa’ya gönderilen bazı sığınmacıların kamyonlarla veya yeniden küçük teknelere binerek İngiltere’ye dönmesi, sistemin bir “geri dönüş döngüsü” oluşturduğu yorumlarına yol açtı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Fransa’ya gönderildiler, İngiltere’ye geri döndüler

The Guardian’ın aktardığı vakalardan biri, İran’dan kaçan Aso ve Baran adlı iki sığınmacıyla ilgili.

Ocak 2026’da küçük tekneyle İngiltere’ye ulaşan iki arkadaş, program kapsamında Fransa’ya gönderildi. Baran, Fransa’ya döndükten sonra insan kaçakçıları tarafından yakalandığını, şiddete ve tehditlere maruz kaldığını, ayrıca çalışmaya zorlandığını öne sürdü.

Daha sonra bir kamyonla yeniden İngiltere’ye giren Baran, dört aydan uzun süre göçmen gözaltı merkezinde tutuldu. Fransa’nın yeniden kabul talebini onaylamasının ardından temmuz ayında ikinci kez Fransa’ya gönderildi.

Aso ise Fransa’ya gönderildikten sonra barınacak yer bulamadığını, Dunkirk çevresindeki kamplarda ve sokaklarda yaşadığını anlattı. Haziran ayında bir kamyonla İngiltere’ye geri dönen Aso, gözaltına alındıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı.

Aso’nun anlatımına göre Fransa’daki güvensizlik, evsizlik ve kaçakçıların tehdidi, yeniden tehlikeli bir yolculuğa çıkma kararında etkili oldu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yaklaşık 50 kişi ikinci kez gözaltına alındı

Guardian, Fransa’ya gönderildikten sonra yeniden İngiltere’ye dönen 30’dan fazla kişinin durumunu takip ettiğini açıkladı. Sığınmacılar ve destek grupları gerçek sayının yaklaşık 200 olabileceğini ileri sürerken, bu tahmin bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.

İngiltere İçişleri Bakanlığı ise Fransa’ya gönderildikten sonra yeniden ülkeye giren yaklaşık 50 kişinin ikinci kez gözaltına alındığını kabul etti. Bu kişilerin bir bölümünün kamyonlarla, bir bölümünün ise yeniden küçük teknelerle İngiltere’ye ulaştığı belirtiliyor.

İngiltere ve Fransa, haziran ayında anlaşmayı değiştirerek daha önce Fransa’ya gönderilen ancak kamyonla yeniden İngiltere’ye giren kişilerin tekrar Fransa’ya gönderilebilmesinin önünü açtı. Fakat bu değişiklik, kişilerin İngiltere ile Fransa arasında defalarca taşınabileceği eleştirisini beraberinde getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Geçişlerin yalnızca küçük bölümünü kapsıyor

İçişleri Bakanlığı verilerine göre programın faaliyete geçtiği 6 Ağustos 2025 ile 30 Haziran 2026 arasında İngiltere’den Fransa’ya 1.087 kişi gönderildi. Aynı dönemde Fransa’dan İngiltere’ye yasal yolla 1.117 kişi getirildi.

Rakamlar, sistemin iki yönlü sayısal dengesinin büyük ölçüde sağlandığını gösterse de Fransa’ya gönderilenlerin, küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların ancak sınırlı bir bölümünü oluşturduğuna işaret ediyor.

Mart 2026 sonuna kadar anlaşmanın yürürlükte olduğu dönemde 16 bin 910 kişinin küçük teknelerle İngiltere’ye ulaştığı, buna karşılık yaklaşık yüzde 3,5’inin Fransa’ya gönderilebildiği açıklanmıştı.

Bu tablo, programın eşit sayıda insanın değiştirilmesi bakımından işlediğini; ancak Manş Denizi geçişlerini geniş ölçekte durduracak kapasiteye ulaşamadığını gösteriyor.

Independent Mortgage 3

Yüzde 40’lık düşüş programdan mı kaynaklandı?

2026’da küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 40 azaldı. Ancak uzmanlar, düşüşün ne kadarının “one in, one out” programından kaynaklandığının belirlenemediğini söylüyor.

Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısındaki genel gerileme, Manş Denizi’ndeki elverişsiz hava koşulları, Fransız polisinin müdahaleleri ve kaçakçıların tekne bulmakta zorlanması da düşüşü etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Buna karşılık kaçakçıların daha büyük teknelere çok daha fazla insan bindirmeye başlaması, geçişlerin azalırken yolculukların daha tehlikeli hâle geldiğine ilişkin endişeleri artırıyor.

İnsan ticareti mağdurlarıyla ilgili karar hükümeti zorladı

Program yalnızca etkinliği bakımından değil, hukuki açıdan da tartışılıyor.

İngiltere Yüksek Mahkemesi, insan ticareti mağduru olduğunu söyleyen kişilerin olumsuz kararlara yeniden inceleme talebiyle itiraz etmesini sınırlandıran İçişleri Bakanlığı düzenlemesini temmuz ayında hukuka aykırı buldu.

Mahkeme, hızlandırılmış sınır dışı işlemlerinin gerçek insan ticareti mağdurlarının tespit edilmesini engelleyebileceğine hükmetti. Kararın ardından Fransa’ya gönderilen bazı kişilerin İngiltere’ye geri getirilmesi gündeme geldi.

Program kapsamında yetişkin kabul edilerek gözaltına alınan kişilerden 94’ünün daha sonra çocuk olduğunun belirlenmesi de sistemdeki güvenlik ve yaş tespiti mekanizmalarına yönelik eleştirileri artırdı.

Hükümet: Anlaşma tehlikeli yolculukları caydırıyor

İngiltere hükümeti, programın insan kaçakçılarının iş modelini bozmayı ve küçük tekneyle ülkeye ulaşmanın otomatik olarak İngiltere’de kalma hakkı sağlamayacağını göstermeyi amaçladığını savunuyor.

İçişleri Bakanlığı, yeniden İngiltere’ye giren kişilerin gözaltına alınarak tekrar Fransa’ya gönderilebileceğini belirtiyor. Hükümet ayrıca küçük tekneyle gelenlerin iadesine karşılık, Fransa’daki savunmasız kişilere kontrollü ve yasal bir güzergâh sağlandığını vurguluyor.

Buna karşılık insan hakları kuruluşları, Fransa’ya gönderilen kişilerin barınma ve koruma hizmetlerine erişememesi hâlinde sistemin geçişleri engellemek yerine insanları yeniden kaçakçıların eline ittiğini savunuyor.

Ortaya çıkan tablo, “one in, one out” programının sayısal değişim mekanizmasını sürdürdüğünü ancak temel hedefi olan tekrar geçişleri ve kaçakçı ağlarını ortadan kaldırmakta henüz başarılı olduğunun söylenemeyeceğini gösteriyor. Fransa’ya gönderilen kişilerin yeniden İngiltere’ye dönmesi ise programın en zayıf halkası olmaya devam ediyor.

Dolar, Üzerinde Kral Charles'ın Portresiyle Çıkacak

Kanada Merkez Bankası, ülke tarihinde ilk kez Kral III. Charles’ın portresine yer verilen banknotu Ottawa’da düzenlenen törenle kamuoyuna tanıttı.

Yeni 20 dolarlık banknotun tanıtımı; Kanada Genel Valisi Louise Arbour, Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem ve Kanada Gelir İdaresi ile finans kuruluşlarından sorumlu Devlet Sekreteri Wayne Long’un katılımıyla 3 Eylül’de gerçekleştirildi.

Banknot, Kral Charles’ın 2022’de tahta çıkmasının ardından portresinin Kanada kâğıt parasına işlendiği ilk tasarım olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda 20 dolarlık banknot üzerinde 70 yılı aşkın sürenin ardından ilk kez yeni bir hükümdarın portresi yer alıyor.

Henüz piyasaya çıkmadı

Yeni banknotun piyasaya çıktığı yönündeki haberlerin aksine, Kanada Merkez Bankasının resmî açıklamasına göre para henüz dolaşıma girmedi. Kral Charles portreli 20 dolarlık banknotların Şubat 2027’nin sonundan itibaren kademeli olarak kullanıma sunulması planlanıyor.

Merkez Bankası, geçiş öncesinde finans kuruluşları, perakendeciler ve para işleme cihazı üreticileriyle birlikte çalışacak. Banknot sayma makineleri, ATM’ler, satış cihazları ve diğer nakit işleme sistemlerinin yeni paraya uyarlanması için gerekli hazırlıkların yapılacağı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dikey ve ağırlıklı olarak yeşil tasarım

Polimerden üretilen yeni banknot, geleneksel yatay görünümün aksine dikey olarak tasarlandı. Kanada’nın dikey banknot serisinin ikinci üyesi olan yeni 20 dolarlık para, ağırlıklı olarak yeşil renk taşıyor. Serinin ilk dikey banknotunda, 10 dolarlık kupür üzerinde sivil haklar öncüsü Viola Desmond’un portresi bulunuyor.

Kral Charles’ın ön yüzdeki portresi, hükümdarın çevre ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarından esinlenen yaprak ve çiçek motifleriyle çevrelendi. Kanada’nın 10 eyaleti ile üç bölgesini temsil eden toplam 13 resmî çiçek amblemi de ön yüzde yer aldı.

Yerli halklar için anlam taşıyan bitkilere yer verildi

Banknotun iki tarafından da görülebilen yuvarlak şeffaf pencerede Kanada’nın yerli halkları açısından kültürel önem taşıyan dört bitki bulunuyor: yabani çilek, Batı kızıl sediri, örgülü tatlı çayır otu ve Arktik pamuk otu.

Bu bölümün tasarımı, Kanada Merkez Bankasının Yerli Danışma Çevresi ile yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandı. Görme engelli ve az gören kişilerin banknotu tanıyabilmesi amacıyla kabartmalı işaretler ve yüksek kontrastlı büyük rakamlar da kullanıldı.

Kral Charles Portre Kanada Dolari 1

Arka yüzde Vimy Anıtı korundu

Banknotun arka yüzünde Fransa’daki Kanada Ulusal Vimy Anıtı yer almaya devam ediyor. Anıt, Kanada askerlerinin savaşlardaki hizmet ve fedakârlıklarını simgeliyor. Tasarımda ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenleri anmak amacıyla gelincik çiçeklerine yer verildi.

Kanada Maliye ve Ulusal Gelir Bakanı François-Philippe Champagne, tasarımın ülkenin anayasal geleneklerini, İngiliz Milletler Topluluğu’yla bağlarını ve Kanadalı askerlerin fedakârlıklarını yansıttığını söyledi.

Sahteciliğe karşı yeni güvenlik şeridi

Yeni banknotta Kanada parasında daha önce kullanılmamış güvenlik teknolojileri bulunuyor. Mor renkli güvenlik şeridindeki şekiller, banknot hareket ettirildiğinde dönüyor, biçim değiştiriyor ve titreşimli bir görünüm oluşturuyor.

Kanada Merkez Bankası Başkanı Tiff Macklem, yeni banknotu “çarpıcı, sembolik ve güvenli” olarak nitelendirerek, tasarımın Kanada’nın doğal güzelliklerini ve tarihini yansıttığını belirtti.

Prens Harry ve Meghan Markle altı yıl sonra İngiltere’de yeniden düzen kuracak

Kraliyet görevlerini bıraktıktan sonra 2020 yılında ABD’ye yerleşen Prens Harry ve Meghan Markle, altı yılın ardından aileleriyle birlikte İngiltere’ye döndü.

İngiliz basınındaki haberlere göre çift, 7 yaşındaki Prens Archie ve 5 yaşındaki Prenses Lilibet ile birlikte 26 Ağustos’ta özel uçakla Birmingham Havalimanı’na geldi. Ailenin İngiltere’de uzun süre kalmayı planladığı, ancak Montecito’daki evini koruyacağı belirtiliyor. Sussex çiftinin temsilcileri, güvenlik gerekçesiyle ailenin özel seyahat hareketleri hakkında ayrıntılı açıklama yapmadı.

Kraliyet görevlerine dönmeyecekler

Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye dönüşünün, kraliyet ailesinin çalışan üyeleri arasına yeniden katılmaları anlamına gelmediği vurgulandı. Çiftin Londra dışında, kraliyet ailesine ait olmayan özel bir konutta yaşayacağı ve kamu görevlerini bağımsız olarak sürdüreceği bildirildi.

Istikbal Ramazan Kampanya 1289X200 Pixcel Sari

2020’deki Sandringham görüşmelerinde reddedilen, çiftin zaman zaman kraliyet görevlerini yerine getirirken aynı zamanda ticari faaliyetlerini sürdürmesini öngören “yarı içeride, yarı dışarıda” modelinin yeniden gündeme gelmesinin beklenmediği kaydedildi.

Meghan’ın California merkezli yaşam tarzı markası As Ever üzerindeki çalışmalarına İngiltere’den devam etmesi ve belirli dönemlerde ABD’ye seyahat etmesi bekleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Archie ve Lilibet İngiltere’de okula başlayacak

Archie ve Lilibet’in eylül ayında İngiltere’de eğitim hayatına başlayacağı bildirildi. Çocukların kaydedildiği okulun adı, mahremiyet ve güvenlik gerekçeleriyle açıklanmadı.

Kraliyet yorumcusu Kinsey Schofield, Sussex çiftinin dönüş kararı öncesinde birden fazla okulla temasa geçtiğini ileri sürdü. Bazı haberlerde çocukların Cotswolds bölgesindeki özel bir hazırlık okuluna kaydedildiği iddia edilse de aile veya okul yönetimi tarafından bu konuda resmî doğrulama yapılmadı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Okul mektubuyla ilgili önemli ayrıntı

Cotswolds bölgesindeki bir okulun velilere, medyanın ilgisini çekebilecek ailelerin okula katılabileceğini belirten bir bilgilendirme gönderdiği öne sürüldü. Mektupta velilerden başka çocukların izinsiz fotoğraf ve videolarını çekmemeleri, öğrencilere ve ailelerine ilişkin bilgi ve görüntüleri sosyal medyada paylaşmamaları istendi.

Ancak ilk haberlerde oluşan izlenimin aksine, söz konusu yazının Archie ve Lilibet’in öğrenim göreceği okul tarafından gönderildiği doğrulanmadı. Page Six, çocukların mektubu gönderen okuldan farklı bir eğitim kurumuna devam edeceğini yazdı. Bir başka haberde ise Oxfordshire’daki bir okulun, söylentilere rağmen 1 Eylül itibarıyla Archie ve Lilibet adına kendilerine herhangi bir başvuru yapılmadığını velilere bildirdiği aktarıldı. Bu nedenle mektubu doğrudan Sussex çocuklarının kaydıyla ilişkilendirmek için yeterli doğrulanmış bilgi bulunmuyor.

Independent Mortgage 3

Cotswolds’da ev aradıkları iddiası

Harry ve Meghan’ın yerleşmek için İngiltere’nin gözde kırsal bölgelerinden Cotswolds’da ev aradığı bildiriliyor. Birmingham Havalimanı’nı kullanmaları da ailenin Midlands veya Cotswolds çevresine yerleşebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.

Cotswolds; David ve Victoria Beckham, Kate Moss ve Simon Cowell gibi ünlü isimlerin de evlerinin bulunduğu, mahremiyete önem veren varlıklı bir bölge olarak biliniyor.

Harry’nin bölgeye ilgisinde, babası Kral III. Charles ile Kraliçe Camilla’nın Gloucestershire’daki özel konutu Highgrove House’a yakınlığın etkili olduğu ileri sürülüyor. Harry ve ailesinin temmuz ayında İngiltere’ye gerçekleştirdiği kısa ziyaret sırasında Kral Charles ile Highgrove’da bir araya geldiği de bildirilmişti.

Buna karşılık Cotswolds’un, Prens William ve Galler Prensesi Catherine’in çocuklarıyla yaşadığı Windsor bölgesine kara yoluyla yaklaşık iki saat uzaklıkta bulunması dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Güvenlik konusu henüz netleşmedi

Çiftin dönüşündeki en önemli başlıklardan birini güvenlik düzenlemeleri oluşturuyor. Harry, çalışan kraliyet üyesi statüsünden ayrılmasının ardından İngiltere’de otomatik olarak devlet tarafından sağlanan polis korumasından yararlanma hakkını kaybetmişti.

Ailenin İngiltere’deki korumasının hangi yöntemle sağlanacağı ve maliyetinin kim tarafından karşılanacağı kamuoyuna açıklanmadı. Başbakan Andy Burnham, konunun aileye ait özel bir mesele olduğunu söylerken, koruma kararlarının İçişleri Bakanlığı bünyesindeki ilgili birimlerce risk değerlendirmesi temelinde verileceği belirtildi.

Okul hayatının başlamasıyla çocukların her gün daha geniş bir çevreyle temas edecek olması, ailenin yalnızca fiziksel güvenlik değil, görüntü ve kişisel bilgilerin paylaşılması açısından da yeni önlemler almasını gerektirebilir.

Kral Charles’la yakınlaşma, William’la mesafe

Harry’nin İngiltere’ye dönme kararında, kanser tedavisi gören babası Kral Charles’a daha yakın olma ve çocuklarının büyükbabalarıyla daha fazla zaman geçirmesini sağlama isteğinin etkili olduğu ileri sürülüyor.

Baba ile oğul arasındaki ilişkilerde son aylarda yumuşama yaşandığına ilişkin haberler bulunmasına karşın, Harry ile ağabeyi Prens William arasındaki anlaşmazlığın sürdüğü belirtiliyor. Çiftin İngiltere’ye dönmesi, Sussex ailesinin kraliyet ailesiyle ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilse de kısa vadede resmî görev değişikliği veya kapsamlı bir aile uzlaşması beklenmiyor.

Çalışanına düşük ücret ödeyen şirketler ‘kara liste’yle teşhir edildi

İngiltere’de çalışanlarına Ulusal Asgari Ücret’in altında ödeme yaptığı tespit edilen yüzlerce şirket “kara liste”ye konarak kamuoyuna ilan edildi.

İş Dünyası, İnovasyon, Bilim ve Ticaret Bakanlığı ile yeni kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun 3 Eylül’de yayımladığı listede perakende, restoran, konaklama, sağlık, sosyal bakım ve çocuk bakımı gibi sektörlerde faaliyet gösteren 658 işveren bulunuyor.

HM Gelir ve Gümrük İdaresi’nin (HMRC) denetimleri sonucunda, 27 binden fazla çalışana yaklaşık 4 milyon sterlinlik ücret farkı geri ödendi. Kuralları ihlal eden işverenlere ayrıca toplam 7 milyon sterlin para cezası uygulandı.

Hükümetin açıklamasında ücret farklarının “faiziyle” ödendiğine ilişkin özel bir ifade bulunmuyor. Bu nedenle ödemenin, çalışanlara yasal olarak hak ettikleri ücret farklarının iadesi şeklinde belirtilmesi daha doğru.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Listenin başında B&Q var

Ülkenin en büyük yapı market zincirlerinden B&Q Limited, toplam eksik ödeme miktarı bakımından listenin ilk sırasında yer aldı.

Resmî verilere göre şirket, 4 bin 530 çalışanına toplam 456 bin 934 sterlin 72 peni eksik ödeme yaptı.

B&Q, ihlalin kasıtlı olmadığını ve saatlik asgari ücrete ek olarak ödenen coğrafi bölge ödeneklerinin hesaplanmasındaki hatadan kaynaklandığını açıkladı. Şirket, etkilenen çalışanların tamamına eksik tutarların Temmuz 2025’te ödendiğini bildirdi.

Listenin ikinci sırasında bulunan özel sağlık kuruluşu Elysium Healthcare Holdings 3 Limited’in ise bin 95 çalışanına toplam 330 bin 48 sterlin 81 peni eksik ödeme yaptığı belirlendi.

Independent Mortgage 3

Five Guys: Bordro kurallarının uygulanmasında teknik farklılık

Burger zinciri Five Guys JV Limited, çalışan sayısı bakımından en büyük ihlallerden biriyle listeye girdi. Şirketin 3 bin 699 çalışanına toplam 54 bin 642 sterlin 47 peni eksik ödeme yaptığı açıklandı.

Five Guys, HMRC incelemesinin ardından bordro mevzuatının uygulanmasında “teknik farklılıklar” tespit edildiğini bildirdi. Şirket, yaklaşık 330 milyon sterlinlik toplam bordro içinde 55 bin sterline yakın açık oluştuğunu, mevcut ve eski çalışanlara yapılması gereken bütün ödemelerin tamamlandığını belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

NHS vakıfları da listede

Kamu sağlık kuruluşlarının da listede bulunması dikkati çekti. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group’un 75 çalışanına 123 bin 331 sterlin 97 peni, St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust’ın ise 55 çalışanına 77 bin 498 sterlin 91 peni eksik ödeme yaptığı kayıtlara geçti.

Norfolk Community Health and Care NHS Trust da 105 çalışanına toplam 19 bin 948 sterlin 21 peni eksik ödeme yaptığı gerekçesiyle listenin 34’üncü sırasında yer aldı. Liverpool University Hospitals NHS Foundation Trust için ise 19 çalışanı kapsayan 13 bin 37 sterlin 89 penilik ücret açığı bildirildi.

St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group, personelin brüt maaşının asgari ücretin üzerinde olduğunu; ihlalin çocuk bakımı gibi bazı harcamalar için kullanılan maaştan kesinti sisteminin asgari ücret hesaplamasında teknik olarak farklı değerlendirilmesinden kaynaklandığını savundu. Kurum, uygulamanın daha sonra değiştirildiğini açıkladı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

En yüksek 10 ücret açığı

Hükümet listesinin ilk 10 sırasında şu işverenler bulunuyor:

1. B&Q Limited: 4.530 çalışan – 456.934,72 sterlin

2. Elysium Healthcare Holdings 3 Limited: 1.095 çalışan – 330.048,81 sterlin

3. St George’s, Epsom and St Helier Hospital Group: 75 çalışan – 123.331,97 sterlin

4. Support Staff Services Limited: 323 çalışan – 119.715,13 sterlin

5. Forest Holidays Limited: 598 çalışan – 100.308,68 sterlin

6. St George’s University Hospitals NHS Foundation Trust: 55 çalışan – 77.498,91 sterlin

7. Lanes Group Limited: 297 çalışan – 67.893,34 sterlin

8. UK Care Team Ltd: 99 çalışan – 67.082,76 sterlin

9. Five Guys JV Limited: 3.699 çalışan – 54.642,47 sterlin

10. Merlin Cinemas Limited: 181 çalışan – 50.198,75 sterlin

Rakamlar, hükümetin yayımladığı 24’üncü dönem işveren listesinden alındı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Her ihlal kasıtlı ücret gaspı anlamına gelmiyor

Bir şirketin listede yer alması, çalışanlara sözleşmede açıkça asgari ücretin altında saatlik ücret verildiği veya ihlalin mutlaka kasıtlı olduğu anlamına gelmiyor.

Zorunlu kıyafet masraflarının maaştan düşülmesi, vardiya öncesi ve sonrasındaki çalışma süresinin hesaba katılmaması, maaştan fedakârlık uygulamaları, bölgesel ödenekler ve yaş değişikliğinin ardından yeni ücret oranının bordroya zamanında yansıtılmaması da çalışanın fiilî saatlik kazancını yasal sınırın altına indirebiliyor. Ancak hükümet, hata kasıtlı olmasa bile doğru ödeme yapılmasından işverenin sorumlu olduğunu vurguluyor.

Açıklanan listede ihlallerin hangi tarihler arasındaki ödemeleri kapsadığına ilişkin toplu bir dönem bilgisi verilmedi.

Asgari ücret saatte 12,71 sterlin

İngiltere’de 1 Nisan 2026’dan itibaren 21 yaş ve üzerindeki çalışanlar için Ulusal Yaşam Ücreti saat başına 12,71 sterlin olarak uygulanıyor. Saatlik ücret 18–20 yaş grubunda 10,85 sterlin, 18 yaş altındakiler ile uygun kapsamdaki çıraklar için ise 8 sterlin düzeyinde bulunuyor.

İş Dünyası Bakanı Jonathan Reynolds, çalışanlara eksik ödeme yapmanın başarıya giden bir yol olmadığını belirterek ihlallerin üzerine gidileceğini söyledi. Geleceğin Çalışma Hayatı Bakanı Kate Dearden ise çalışanlara asgari ücretin altında ödeme yapılmasının yasa dışı olduğunu ve işverenlerin bordro sistemlerini derhal kontrol etmesi gerektiğini vurguladı.

Hükümet, 2011’de başlayan kamuoyuna ilan uygulaması kapsamında bugüne kadar 5 bin 200’den fazla işverene 100 milyon sterlini aşan ceza verildiğini, yaklaşık 650 bin çalışana da 66 milyon sterlinden fazla ücret farkı ödetildiğini açıkladı. Nisan 2026’da kurulan Adil Çalışma Kurumu’nun ilerleyen dönemde asgari ücretin yanı sıra tatil ve hastalık ödemelerine ilişkin ihlalleri de denetlemesi planlanıyor.

Avrupa yolculuğuna çıkacaklar için 7 Eylül alarmı

Avrupa’ya seyahat edecek İngiliz vatandaşları, 7 Eylül’den itibaren havalimanları, limanlar ve kara sınırlarında daha uzun pasaport kontrolü kuyruklarıyla karşılaşabilecekleri konusunda uyarıldı.

Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi’nin (EES) devreye alınmasının ardından, aşırı yoğunluk oluşan sınır noktalarında biyometrik kayıtların geçici olarak durdurulmasına veya hafifletilmesine izin verilmişti. Sınır yetkililerinin yolcu akışını hızlandırmak amacıyla kullandığı bu esnekliğin sona ermesiyle parmak izi ve yüz görüntüsü kontrollerinin daha düzenli uygulanması bekleniyor.

EES, 10 Nisan 2026’dan bu yana Schengen Bölgesi’nin dış sınır kapılarında tam kapasiteyle kullanılıyor. Sistem, kısa süreli ziyaret gerçekleştiren AB vatandaşı olmayan yolcuların pasaport bilgilerini, yüz görüntülerini, parmak izlerini ve giriş-çıkış tarihlerini elektronik ortamda kaydediyor.

Aktarmalı uçuşlarda risk daha yüksek

Seyahat uzmanları, uzun pasaport kontrolü kuyruklarının özellikle Schengen Bölgesi’ne ilk giriş noktasında aktarma yapacak yolcuları etkileyebileceğini belirtiyor. İlk biyometrik kaydını yaptıracak kişilerin işlemlerinin, daha önce sisteme kaydedilmiş yolculara kıyasla daha uzun sürebileceği ifade ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni sistemin uygulanmaya başlamasının ardından bazı Avrupa havalimanlarında iki saati aşan kuyruklar ve kaçırılan bağlantılı uçuşlar bildirilmişti. Havayolu şirketleri, yoğun merkezlerde EES kaynaklı aktarma sorunlarının belirgin biçimde arttığını aktardı.

Yolculara “geniş zaman bırakın” çağrısı

İngiliz yolcuların uçuş öncesinde havayolu ve havalimanı duyurularını kontrol etmeleri, pasaport kontrolü için normalden daha fazla zaman ayırmaları ve kısa aktarma sürelerinden kaçınmaları tavsiye ediliyor.

Schengen ülkelerinden birine ilk kez EES kapsamında giriş yapan yolculardan yüz görüntüsü ve parmak izi alınırken, sonraki seyahatlerde kimlik doğrulamasının daha hızlı yapılması amaçlanıyor. Sistem ayrıca yolcuların 180 günlük dönem içindeki 90 günlük vizesiz kalış süresini otomatik olarak takip ediyor.

Acun Ilıcalı’nın Hull City’si küllerinden doğdu

Türk iş insanı ve medya yöneticisi Acun Ilıcalı, Hull City’yi Ocak 2022’de Allam ailesinden yaklaşık 20 milyon sterlin karşılığında satın aldı. Böylece kulüpte taraftarlarla yönetim arasında uzun süredir devam eden gerginliğin ardından yeni bir dönem başladı.

Hull City, Ilıcalı’nın göreve geldiği sırada Championship’in alt sıralarında bulunuyordu. İlk hedef, takımın ligde kalmasını sağlamak ve kulüp çevresinde yeniden olumlu bir atmosfer oluşturmaktı.

Ilıcalı, taraftarlarla doğrudan iletişim kuran yönetim tarzı, bilet kampanyaları ve kulübü uluslararası alanda tanıtma girişimleriyle kısa sürede Hull kentinde dikkat çekti. Ancak sportif dönüşüm düz bir çizgide gerçekleşmedi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Dört sezonda dört farklı tablo

Hull City, Ilıcalı yönetimindeki ilk sezonunu Championship’te 19’uncu, 2022-2023 sezonunu ise 15’inci sırada tamamladı. Liam Rosenior yönetimindeki 2023-2024 sezonunda takım büyük bir ilerleme göstererek ligi yedinci bitirdi ve play-off hattının yalnızca üç puan gerisinde kaldı.

Buna rağmen Ilıcalı ile Rosenior arasındaki futbol anlayışı farklılığı nedeniyle teknik direktör değişikliğine gidildi. Ilıcalı, daha baskılı, hücumcu ve risk alan bir takım görmek istediğini açıkça dile getirdi.

Ancak Tim Walter tercihi beklenen sonucu vermedi. Walter’ın ardından göreve getirilen Rubén Sellés yönetimindeki Hull City, 2024-2025 sezonunun son gününde Portsmouth ile 1-1 berabere kalarak kümede kaldı. “Kaplanlar”, League One’a düşmekten averajla kurtuldu.

Bu sonuç, Ilıcalı döneminin en zor noktalarından biri oldu. Bir yıl önce Premier Lig play-off’unun kapısından dönen takım, bu kez üçüncü lige düşmenin eşiğine gelmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Jakirovic ile gelen büyük dönüşüm

Kulübün kaderini değiştiren kararlardan biri, Haziran 2025’te Sergej Jakirovic’in teknik direktörlüğe getirilmesi oldu.

Bosnalı-Hırvat çalıştırıcı, mali sorunlar ve transfer kısıtlamaları nedeniyle oldukça zor bir ortamda göreve başladı. Hull City, başka kulüplere yapılması gereken bazı transfer ödemelerinin gecikmesi nedeniyle ücret ödeyerek oyuncu alma yasağıyla karşı karşıya kaldı. İtirazın ardından yaptırım üç transfer döneminden ikiye düşürüldü.

Takım bu nedenle 2025-2026 sezonunda ağırlıklı olarak bonservissiz oyunculara ve kiralık transferlere yönelmek zorunda kaldı. Sezon öncesinde küme düşme adayları arasında gösterilen Hull, bütün olumsuzluklara rağmen ligi altıncı sırada bitirerek play-off bileti aldı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Wembley yolunda Millwall engeli aşıldı

Hull City’nin play-off yarı finalindeki rakibi, normal sezonu üçüncü sırada tamamlayan Millwall oldu.

MKM Stadı’ndaki ilk karşılaşma golsüz sona erdi. Hull, Londra’daki rövanşta ise Mohamed Belloumi ve Joe Gelhardt’ın golleriyle rakibini 2-0 mağlup ederek Wembley’de oynanacak finale yükseldi.

Finalde Hull City’nin karşısına Middlesbrough çıktı. Büyük ölçüde taktik mücadeleye sahne olan karşılaşmanın kaderi uzatma dakikalarında değişti.

McBurnie’nin 95’inci dakikadaki tarihî golü

Karşılaşmanın 95’inci dakikasında Middlesbrough kalecisi Sol Brynn’ın uzaklaştıramadığı topu önünde bulan Oli McBurnie, Hull City’yi 1-0 öne geçirdi.

McBurnie’nin sezondaki 18’inci lig golü, Hull City’ye Premier Lig kapısını açtı. “Kaplanlar” böylece dokuz yıllık aranın ardından İngiliz futbolunun en üst seviyesine döndü. Zaferin kulübe yayın, sponsorluk ve diğer gelirlerle yaklaşık 200 milyon sterlinlik ekonomik değer kazandırabileceği hesaplandı.

Ilıcalı, Premier Lig’e yükselmeyi iş hayatının en önemli başarısı olarak nitelendirdi. Takımın başarısının yalnızca maddi yatırımla açıklanamayacağını belirten Hull City’nin sahibi, kulüpte oluşturulan birlik duygusuna ve oyuncuların inancına dikkat çekti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Premier Lig’e Manchester United zaferiyle dönüş

Hull City’nin Premier Lig’deki ilk sınavı, 22 Ağustos’ta kendi sahasında Manchester United’a karşı oldu.

Sezon öncesinde küme düşmenin en güçlü adaylarından biri olarak gösterilen Hull, güçlü rakibini 2-0 mağlup ederek büyük bir sürprize imza attı. Semi Ajayi 17’nci dakikada takımını öne geçirirken, Nobel Mendy 38’inci dakikada skoru belirledi.

Duran toplardaki etkili oyunuyla sonuca ulaşan Hull City, Manchester United karşısındaki ilk Premier Lig galibiyetini alırken rakibini en üst ligde 52 yıl sonra yenmeyi başardı.

İkinci maçta ikinci galibiyet

Jakirovic’in takımı, bir hafta sonra deplasmanda Coventry City ile karşılaştı. Hull City zaman zaman baskı altında kalmasına rağmen savunma disiplinini korudu.

Kaleci Konstantinos Tzolakis’in kritik kurtarışlarla öne çıktığı maçta galibiyet golü 82’nci dakikada geldi. Mohamed Belloumi’nin hazırladığı hızlı hücumu tamamlayan Liam Millar, Hull’a 1-0’lık zaferi getirdi.

Böylece Premier Lig’e dönen Hull City, ilk iki maçını gol yemeden kazanarak 6 puana ulaştı. Forvet Oli McBurnie, başarılı başlangıcın temelinde takım disiplini ve oyuncuların birbirleri için mücadele etmesinin bulunduğunu söyledi.

Independent Mortgage 3

Kadro Premier Lig için yeniden kuruldu

Premier Lig’e yükselmenin ardından transfer yasağından çıkan Hull City, kadrosunu önemli ölçüde yeniledi. Kaleci Konstantinos Tzolakis, Japon orta saha Hidemasa Morita, savunmacılar Semi Ajayi ve Nobel Mendy ile hücum oyuncuları Ilyas Ansah ve Mohamed-Ali Cho gibi isimler takıma katıldı.

Transfer döneminin son gününde Roma’nın 19 yaşındaki Fransız forveti Robinio Vaz da kiralandı. Yaz boyunca 18 oyuncuyu kadrosuna katan Hull, yeni yükselen diğer iki takım Ipswich Town ve Coventry City ile birlikte toplam 400 milyon sterlini aşan transfer harcamasının parçası oldu.

Manş Denizi’nde “Mega Botlarla” İnsan Kaçakçılığı

İngiltere’ye Manş Denizi üzerinden düzensiz göçmen geçişlerini organize eden insan kaçakçılığı şebekelerinin, küçük bot tedarikinin zorlaşması üzerine “mega botlar” olarak adlandırılan daha büyük teknelere yöneldiği bildirildi.

BBC’nin Fransa’nın kuzey kıyılarında gerçekleştirdiği araştırmaya göre, polis operasyonları sonucunda kaçakçıların kullandığı botların önemli bölümü denize indirilmeden ele geçiriliyor. Bunun üzerine daha önce birbirine rakip olarak çalışan bazı suç grupları, ellerindeki sınırlı sayıdaki büyük botları ortaklaşa kullanmaya başladı.

Yeni yöntemde daha az sayıda sefer düzenlenirken her bota çok daha fazla insan bindiriliyor. Son haftalarda yaklaşık 15 metre uzunluğundaki şişme bir botla 230 kişinin İngiltere’ye taşınması, şimdiye kadar tek teknede kaydedilen en yüksek sayılardan biri oldu.

Kaynaklar, benzer büyüklükte başka botların da geçiş için hazırlandığını öne sürdü.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Üç saatte beş farklı noktadan yolcu topladı

BBC ekibi, Gravelines sahilinde kaçakçıların kullandığı “taksi bot” yöntemini de görüntüledi. Belçika’dan hareket ettiği belirtilen bot, yaklaşık üç saat boyunca kıyının farklı noktalarında bekleyen beş ayrı göçmen grubunu topladı.

Toplam 82 kişinin bindirildiği bot daha sonra İngiltere’ye ulaştı.

Bu yöntemde tekneler güvenlik güçlerinin yoğun olarak kontrol ettiği sahillerden uzakta denize indiriliyor. Ardından kıyı boyunca ilerleyerek önceden belirlenen noktalarda bekleyen grupları topluyor. Fransız polisi, bot denize açıldıktan ve insanların suya girmesinden sonra müdahale edilmesinin can kaybı tehlikesini artırdığını belirtiyor.

İngiliz hükümetinin verilerine göre 27 Nisan-2 Ağustos tarihleri arasında 185 küçük bot olayı engellendi. Bu dönemde girişimlerin yüzde 61’ine müdahale edilirken, 4 bin 300’den fazla kişinin İngiltere kıyılarına ulaşmasının önüne geçildi. Operasyonlarda botlar, motorlar ve can yelekleri ele geçirildi; bazı şüpheli kaçakçılar da gözaltına alındı.

Independent Mortgage 3

Geçiş ücretleri 2 bin euroya çıktı

Bot sıkıntısının kaçakçıların talep ettiği ücretlere de yansıdığı belirtiliyor. Bir yıl önce kişi başına yaklaşık 1.300 euro olan Manş Denizi geçiş ücretinin 2 bin euroya kadar yükseldiği bildirildi.

Göçmenlerin geçiş için haftalar, hatta aylar boyunca beklemek zorunda kaldığı; teknelere ulaşma şansını artırmak isteyen bazı kişilerin sahillere yakın ormanlık alanlarda ve kum tepelerinde uyuduğu aktarılıyor.

İngiltere’ye ulaşan botlarda taşınan ortalama yolcu sayısı da hızla artıyor. Eylül 2025 ile Eylül 2026 arasındaki dönemde bot başına ortalama 68 kişi taşındı. Bu sayı 2021’deki ortalamanın iki katından fazla.

Acil yardım ve deniz güvenliği uzmanları, yüzlerce kişinin deniz yolculuğuna uygun olmayan şişme botlara bindirilmesinin devrilme, ezilme, yakıt tükenmesi ve boğulma riskini ciddi biçimde artırdığı uyarısında bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Batı sahillerine 45 polis gönderilecek

Kaçakçıların Calais ve Dunkirk çevresindeki yoğun güvenlik önlemlerinden kaçmak amacıyla Fransa’nın daha batısındaki sahilleri kullanmaya başlaması üzerine İngiltere ile Fransa yeni tedbirler açıkladı.

Önümüzdeki haftalarda Normandiya ve Fransa’nın batı sahillerine 45 kişilik ek bir polis ekibi konuşlandırılacak. Böylece söz konusu bölgedeki güvenlik personeli sayısı yaklaşık üç katına çıkarılacak.

İnsan kaçakçılığı şebekelerini belirlemek ve haklarında dava açılmasını sağlamakla görevli Fransız istihbarat ve adli soruşturma biriminin personel sayısı da 18’den 30’a yükseltildi. Kuzey Fransa’da göreve başlayan 75 kişilik yeni uzman birimle birlikte, Manş Denizi geçişlerine karşı çalışan Fransız güvenlik görevlilerinin toplam sayısı yaklaşık 1.050’ye ulaştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham ve Macron Londra’da görüştü

İngiltere Başbakanı Andy Burnham ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 3 Eylül’de Downing Street’te gerçekleştirdikleri ilk ikili görüşmede Manş Denizi’ndeki düzensiz geçişleri ele aldı.

Burnham, iki ülke arasındaki operasyonel iş birliğinin geçiş sayılarını azaltmaya başladığını ancak kaçakçıların sürekli yöntem değiştirmesi nedeniyle rehavete kapılmamak gerektiğini söyledi.

İki lider, İngiltere ile Fransa arasındaki çalışmaların sonuç verdiğini ancak düzensiz göçün yalnızca iki ülkenin değil, Avrupa genelinin ortak sorunu olduğunu vurguladı. İş birliğinin Avrupa çapında genişletilerek kaçakçılık şebekeleri üzerindeki baskının artırılması kararlaştırıldı.

İngiltere hükümeti, ortak operasyonlarla şimdiye kadar 48 binden fazla geçiş girişiminin engellendiğini ve 2026 yazında küçük botlarla ülkeye ulaşanların sayısının 2020’den bu yana en düşük yaz seviyesine gerilediğini açıkladı. Ancak tekne sayısındaki düşüşe karşılık bot başına düşen yolcu sayısının artması, Manş Denizi’ndeki mücadelenin yeni ve daha tehlikeli bir aşamaya girdiğini gösteriyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Bayeux İşlemesi’ndeki bin yıllık “kraliyet skandalı” yeniden gündemde

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

Yaklaşık bin yıllık Bayeux İşlemesi’nde yer alan ve anlamı bugüne kadar çözülemeyen bir sahne, İngiltere tarihindeki eski bir kraliyet skandalına ilişkin yeni tartışma meydana getirdi.

British Museum’da düzenlenecek serginin küratörlerinden Prof. Michael Lewis, işlemede “Ælfgyva” adıyla tanımlanan kadının Normandiyalı Emma olabileceğini düşünüyor. Lewis’in görüşleri, tarihçi Dr. Emily Winkler ile katıldığı ve 29 Ağustos’ta yayımlanan HistoryExtra podcastinde ayrıntılı biçimde ele alındı.

İşlemenin söz konusu bölümünde bir din adamı, bir yapının kapısında duran kadının yüzüne dokunurken gösteriliyor. Sahnenin hemen altındaki bordürde ise cinsel çağrışımlı çıplak bir erkek figürü bulunuyor. Bazı sanat tarihçileri bu kompozisyonu cinsel bir suçlama, saldırı veya dönemin izleyicilerinin anlayabileceği fakat anlamı bugün kaybolmuş bir skandala gönderme olarak değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gizemli kadın Normandiyalı Emma mı?

Lewis’e göre sahnedeki Ælfgyva, İngiltere Kralı Ethelred’in, daha sonra da Danimarka kökenli Kral Knut’un eşi olan Normandiyalı Emma olabilir. Emma, İngiltere’de iki ayrı kralın eşi olarak kraliçelik yapan sıra dışı bir tarihî figürdü.

Emma aynı zamanda 1066 yılında varis bırakmadan ölen Kral Edward’ın annesi ve Normandiya Dükü William’ın büyük halasıydı. William, Edward ile akrabalığına ve Edward’ın tahtı kendisine vaat ettiği iddiasına dayanarak İngiliz tacı üzerinde hak ileri sürmüştü.

Lewis, Emma hakkında Winchester Piskoposu Ælfwine ile ilişki yaşadığı yönünde ortaya atılan suçlamaların, işlemedeki din adamı ve çıplak erkek figürü aracılığıyla hatırlatılmış olabileceğini savunuyor. Bu yorum doğruysa sahne, Emma’nın saygınlığını ve dolaylı olarak William’ın İngiliz kraliyet ailesiyle kurduğu bağı tartışmaya açıyor olabilir.

Bununla birlikte tarihçiler, William’ın taht iddiasının yalnızca Emma üzerinden kurulan akrabalığa dayanmadığını belirtiyor. Edward’ın verdiği öne sürülen söz, Harold Godwinson’ın William’a ettiği iddia edilen yemin ve Normanların askerî zaferi, fetih sonrasında oluşturulan meşruiyet anlatısının diğer temel unsurlarıydı.

Ælfgyva’nın kimliği hâlâ bilinmiyor

Oxford Üniversitesi’nden Orta Çağ tarihçisi Dr. Emily Winkler, sahnedeki kadının Emma olduğunun kesin biçimde söylenemeyeceği görüşünde. “Ælfgyva” veya “Ælfgifu”, 11. yüzyıl İngiltere’sinde yaygın kullanılan bir isimdi.

Bu nedenle kadının Ethelred’in ilk eşi Yorklu Ælfgifu, Kral Knut’un ilk eşi Northamptonlı Ælfgifu ya da günümüzde kimliği bilinmeyen başka bir soylu kadın olabileceğine ilişkin teoriler de bulunuyor. Podcastte ele alınan bir başka ihtimal ise sahnenin, İngiltere ile Normandiya arasında görüşülen fakat sonuçsuz kalan bir evlilik anlaşmasını anlatması.

İşlemenin ana anlatısındaki 627 kişinin yalnızca üçünün kadın olması, Ælfgyva sahnesinin önemini daha da artırıyor. British Museum proje küratörü Millie Horton-Insch de daha önce sahnenin, 11. yüzyıl seyircisinin tanıdığı bir “cinsel sınır ihlaline” gönderme yapmış olabileceğini söylemişti.

Dokuz kızgın saban demiri efsanesi

Emma hakkındaki zina suçlaması, daha sonraki dönemlerde kaleme alınan anlatılarda olağanüstü bir “ateşle imtihan” hikâyesiyle ilişkilendirildi.

Efsaneye göre Emma, masumiyetini kanıtlamak amacıyla Winchester Katedrali’nde yere dizilen dokuz kızgın saban demirinin üzerinden çıplak ayakla yürüdü. Yara almadan imtihanı tamamladığı ve böylece suçlamalardan aklandığı anlatıldı.

Bayeux İşlemesi’nin başka bir bordüründe marangozluk yapan çıplak erkek figürünün, bu sınamada kullanılacak saban demirleriyle bağlantılı olabileceği ileri sürülüyor. Ancak Emma’nın ateşle sınandığına ilişkin öykü, olaylarla çağdaş ve tartışmasız bir tarihî kayıt değil; sonraki yüzyıllarda şekillenen bir Orta Çağ anlatısı olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla bu bağlantı da kanıtlanmış bir çözümden çok yorum niteliği taşıyor.

Bir “Norman propaganda eseri”nden daha karmaşık

Yaklaşık 70 metre uzunluğundaki keten eser, teknik olarak dokunmuş bir duvar halısı değil, yün ipliklerle işlenmiş dev bir nakış. Edward’ın ölümünden Hastings Muharebesi’ne kadar uzanan olayları 58 ana sahneyle anlatıyor.

Eserin Fatih William’ın üvey kardeşi Bayeux Piskoposu Odo tarafından sipariş edildiği, 1070’li yıllarda Canterbury veya İngiltere’nin güneyindeki başka bir merkezde Anglo-Sakson zanaatkârlar tarafından hazırlandığı düşünülüyor. Bununla birlikte siparişi veren kişi ve üretildiği yer kesin olarak bilinmiyor.

İşleme çoğunlukla Norman zaferini meşrulaştıran bir propaganda eseri olarak görülse de Harold’ı bütünüyle aşağılamaması, savaşın siviller üzerindeki yıkımını göstermesi ve bordürlerindeki kimi görüntülerin ana hikâyeyle çelişen çağrışımlar taşıması, eserin tek yönlü bir anlatıdan daha karmaşık olduğunu düşündürüyor.

Independent Mortgage 3

Tarihî eser Londra’da devlet liderlerine tanıtıldı

Fransa’dan geçici olarak İngiltere’ye getirilen Bayeux İşlemesi, 2 Eylül’de Kral III. Charles, Kraliçe Camilla ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un katıldığı özel gösterimde tanıtıldı. Yaklaşık bin yıl önce İngiltere’de üretildiği düşünülen eser, böylece yapımından bu yana ilk kez İngiliz topraklarına dönmüş oldu.

British Museum’daki sergi 10 Eylül 2026’da halka açılacak ve 11 Temmuz 2027’ye kadar devam edecek. Dolayısıyla serginin şimdiden devam ettiği yönündeki ifade yerine, açılış öncesinde devlet liderlerine özel gösterim yapıldığını belirtmek daha doğru. İlk biletler eylül-aralık dönemi için satışa çıkarıldı; sonraki dönemlerin biletleri ise müzenin açıkladığı takvim doğrultusunda aşamalı olarak sunuluyor.

Hassas eser özel sistemle taşındı

Binlerce leke, kırışıklık ve yıpranmış bölge barındıran eser, Londra’ya getirilmeden önce kapsamlı koruma incelemelerinden geçirildi. Yol titreşimini azaltan ve iklim koşulları denetlenen özel bir sandık sistemi hazırlandı; taşıma güzergâhı daha önce bir kopyayla denendi.

Bayeux İşlemesi, 1803’te Napolyon’un İngiltere’yi işgal hazırlıkları sırasında propaganda amacıyla Paris’e götürülmüş, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ise korunması ve Nazi makamlarının incelemeleri nedeniyle birkaç kez taşınarak son olarak Louvre’a nakledilmişti.

Fransa ile yapılan kültürel değişim anlaşması kapsamında İngiltere de Sutton Hoo hazineleri ve Lewis satranç taşları dahil bazı önemli Anglo-Sakson eserlerini Normandiya’daki müzelere ödünç verecek.

Ælfgyva sahnesinin gerçek anlamının kesin biçimde çözülmesi mümkün görünmese de yeni yorum, Bayeux İşlemesi’nin yalnızca bir savaş ve fetih kaydı olmadığını; hanedan bağlantıları, cinsellik, itibar ve siyasi meşruiyet gibi 11. yüzyıl dünyasının hassas meselelerini de katmanlı biçimde yansıtabileceğini ortaya koyuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yeni operasyon

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında 3 Eylül Perşembe günü yeni bir operasyon düzenlendi.

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği eş zamanlı operasyonda, haklarında gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 12’si yakalandı. Bir şüphelinin yurt dışında bulunması nedeniyle yakalama çalışmalarının sürdüğü bildirildi.

Üst düzey yöneticiler gözaltında

Gözaltına alınanlar arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen, Kent Lokantalarından sorumlu Şube Müdürü Ali Toy, eski İBB Mali İşler Dairesi Başkanı Rezzan Neslihan Vural ve zabıta yöneticisi Gökhan Fırtına’nın bulunduğu belirtildi.

Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Soruşturmanın odağında belediye ihaleleri var

Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan ön inceleme raporu ile bilirkişi raporlarındaki tespitler üzerine başlatıldı.

İBB Satınalma Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı öne sürüldü. İnceleme konusu işler arasında “İBB Başkanlık konutuna materyal alımı” ihalesinin de bulunduğu açıklandı.

Savcılık, raporlarda söz konusu ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğu yönünde tespitlere yer verildiğini bildirdi.

Savcılıktan “suç örgütü” iddiası

Başsavcılık, operasyonun “Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu” iddia edilen suç örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik sürdürülen soruşturmalar kapsamında gerçekleştirildiğini belirtti.

Açıklamada, soruşturmanın ayrıntılı biçimde sürdürüldüğü kaydedildi. İBB’den veya şüphelilerin avukatlarından iddialara ilişkin kapsamlı bir açıklama henüz kamuoyuna yansımadı.

Haberde yer alan suçlamalar savcılık ve inceleme raporlarındaki iddialara dayanıyor. Şüpheliler hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.

Londra’da otonom taksi dönemi başladı: Güvenli sürücüsü de olacak

Londra’da Uber ile İngiliz yapay zekâ şirketi Wayve’ın ortaklaşa yürüttüğü otonom yolculuk hizmeti 3 Eylül Perşembe günü başladı. Böylece Uber uygulaması üzerinden halka açık otonom yolculukların sunulduğu ilk Birleşik Krallık şehri Londra oldu.

Hizmetin ilk aşamasında Wayve’ın “AI Driver” adı verilen otonom sürüş sistemiyle donatılmış 15 adet tamamen elektrikli Ford Mustang Mach-E kullanılacak. Araçlarda çevreyi algılayan kamera, radar ve diğer sensörlerin yanı sıra yolcuların güzergâhı takip edebileceği interaktif ekranlar bulunuyor.

Ekranlar 64 dilde kullanılabiliyor ve yolcular yolculuğu araç içindeki ekran veya Uber uygulaması üzerinden başlatabiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Araç doğrudan çağrılamayacak

Kullanıcılar uygulamadan özellikle “otonom araç” sipariş edemeyecek. UberX, Uber Electric veya Uber Comfort seçeneklerinden biriyle araç çağıran yolcular, sistem tarafından müsaitlik durumuna göre Wayve’ın otonom araçlarından biriyle eşleştirilebilecek.

Yolcu, araç gelmeden önce otonom yolculuğu kabul edebilecek veya normal sürücülü bir Uber aracı talep edebilecek. Wayve aracıyla yapılan yolculuklar için ek ücret alınmayacak; ücret uygulamada önceden gösterilen standart Uber tarifesine göre hesaplanacak.

Otonom araçla eşleşme ihtimalini artırmak isteyen kullanıcıların, Uber uygulamasının ayarlar bölümündeki yolculuk tercihlerinden otonom araç seçeneğini etkinleştirmeleri gerekiyor.

Uber’ın son açıklamasına göre programa katılmak isteyen Londralıların sayısı 100 bini aşarak yaklaşık 140 bine ulaştı. Bu nedenle daha önce açıklanan “yaklaşık 100 bin kayıt” bilgisi güncelliğini yitirmiş durumda.

Istikbal 860X450 Pxl

Güvenlik sürücüsü direksiyon başında

Araçlar otonom sürüş teknolojisine sahip olsa da mevcut hizmet tam anlamıyla “sürücüsüz taksi” niteliği taşımıyor. Her araçta Transport for London (TfL) tarafından lisanslandırılmış ve gerektiğinde direksiyona veya frenlere müdahale edebilecek eğitimli bir güvenlik sürücüsü bulunuyor.

Bu nedenle uygulamanın mevcut aşaması şirketler tarafından “gözetimli otonom yolculuk” olarak tanımlanıyor. Tamamen sürücüsüz ticari hizmete geçilebilmesi için Wayve ve Uber’ın ek güvenlik değerlendirmelerinden ve düzenleyici onay süreçlerinden geçmesi gerekiyor.

TfL, ağustos ayında Wayve’ın araçlarına özel kiralık araç ruhsatı vermişti. Mevcut sistemde araç, sürücü ve işletmecinin aynı ruhsatlandırma makamından izin almasını öngören “üçlü kilit” koşulu uygulanıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Havalimanları kapsam dışında

Uber’ın açıklamasına göre Wayve araçları başlangıç döneminde Londra içindeki yolculuklarda kullanılabilecek ancak havalimanlarına sefer yapmayacak. Şirketler filonun yolcu talebi, sistemin performansı ve düzenleyici onaylara bağlı olarak aşamalı biçimde genişletileceğini bildirdi.

Mevcut 15 araçlık filo, Londra’da faaliyet gösteren 100 binden fazla özel kiralık araçla karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kalıyor. Bu nedenle kullanıcıların başlangıç döneminde Wayve aracıyla eşleşme ihtimalinin düşük olması bekleniyor.

Ulaştırma Bakanı: Önemli bir dönüm noktası

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, Londra’daki ilk otonom taksi hizmetini ulaşımın geleceği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Alexander, Wayve’ın teknolojisinin İngiltere’nin inovasyon kapasitesini gösterdiğini ve yeni teknolojilerin ulaşım sektöründe yatırım ve büyümeyi destekleyebileceğini belirtti.

Independent Mortgage 3

Londra yollarında 2018’den beri eğitiliyor

Merkezi Londra’da bulunan Wayve, yapay zekâ destekli sürüş teknolojisini 2018’den bu yana başkentin yollarında geliştiriyor. Şirketin sistemi, bazı rakiplerin kullandığı ayrıntılı ve önceden hazırlanmış yüksek çözünürlüklü haritalar yerine, gerçek sürüş deneyimlerinden öğrenen yapay zekâ modeline dayanıyor.

Dar yolları, yoğun trafiği, çok sayıda yaya ve bisikletlisiyle Londra, otonom araçlar açısından dünyanın en karmaşık sürüş ortamlarından biri olarak görülüyor. Wayve, Londra’daki uygulamanın teknolojisinin farklı şehir ve trafik koşullarına uyum sağlayabildiğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rakip şirketler de Londra’ya hazırlanıyor

Google’ın ana şirketi Alphabet’e bağlı Waymo ile Çinli teknoloji şirketi Baidu da Londra’da otonom taksi hizmeti başlatmak için hazırlık yapıyor. Ancak Birleşik Krallık, ABD ve Çin’deki bazı şehirlere kıyasla güvenlik sürücüsü bulunmayan araçlara daha temkinli yaklaşıyor.

İngiltere’de otonom yolcu hizmetlerine ilişkin kapsamlı yasal sistemin, 2024 tarihli Otonom Araçlar Yasası’nın ikinci yarısı olan 2027’de tamamen uygulanmasıyla yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu tarihe kadar daha küçük ölçekli uygulamaların özel izin ve güvenlik değerlendirmeleriyle yürütülmesi öngörülüyor.

Sadiq Khan, sahibi olmadığı araç yüzünden mahkûm oldu

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, sahibi olmadığını söylediği bir otomobilin vergisinin ödenmemesi nedeniyle gıyabında mahkûm edildi.

Sürücü ve Araç Lisanslama Kurumu (DVLA) tarafından açılan davaya konu olan mavi renkli Nissan Micra’nın ilk kez 2002 yılında trafiğe kaydedildiği ve yıllık taşıt vergisinin Eylül 2025’te sona erdiği belirtildi.

Araç, 24 Ocak 2026’da vergisiz olarak tespit edildi. DVLA’nın resmî kayıtlarında Khan’ın adı ve doğum tarihi aracın kayıtlı kullanıcısı olarak göründüğü için hakkında yasal işlem başlatıldı.

Ancak Londra Belediye Başkanlığı, söz konusu otomobilin ne Sadiq Khan’a ne de başkanlığını yürüttüğü Transport for London’a ait olduğunu açıkladı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

18 Ağustos’ta gıyabında mahkûm edildi

Dava, 18 Ağustos’ta Herefordshire Sulh Ceza Mahkemesi’nde Yargıç Surinder Gidda tarafından karara bağlandı.

Khan’ın savunma sunmadığı ve suçlamaya ilişkin herhangi bir beyanının mahkemeye ulaşmadığı belirtilirken dosya, kamuya açık duruşma yapılmadan “Tek Yargıç Usulü” kapsamında incelendi.

Mahkeme, Khan’ı vergisiz araç bulundurmaktan suçlu bularak 220 sterlin para cezasına çarptırdı. Belediye Başkanının ayrıca 85 sterlin dava masrafı ile 35,84 sterlinlik ödenmemiş araç vergisini karşılamasına hükmedildi.

Böylece toplam ödeme 340,84 sterlin oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Mektuplar Gordon Ramsay’ın restoranına gitti

Mahkeme belgeleri, olayın en dikkat çekici ayrıntısının adres karışıklığı olduğunu ortaya koydu.

TfL’nin merkez ofisi, Stratford’daki 5 Endeavour Square adresinde bulunmasına rağmen DVLA’nın Khan’a gönderdiği yazılar 9 Endeavour Square adresine yönlendirildi.

Yanlış adresin, ünlü şef Gordon Ramsay’ın “Bread Street Kitchen, Bar & Rooftop” adlı restoranının bulunduğu bina olduğu belirtildi. İki bina arasında yalnızca birkaç dakikalık yürüme mesafesi bulunuyor.

DVLA’nın araç sahibinin kimliğini doğrulamak amacıyla gönderdiği ilk mektup yanıtsız kalınca dava açıldı. Mahkûmiyet kararı ve ödeme emrinin de aynı restoran adresine gönderildiği bildirildi.

Ödeme yazısında toplam tutarın 28 gün içinde yatırılmaması halinde cezanın artırılabileceği, icra memurlarının devreye girebileceği veya Khan’ın mahkemeye getirilmesi için yakalama kararı çıkarılabileceği uyarısı yer aldı.

Independent Mortgage 3

Belediye Başkanlığı: Bu bir dolandırıcılık ve suçtur

Khan’ın sözcüsü, Belediye Başkanının kimlik bilgilerinin izinsiz biçimde kullanıldığını belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Bu bir dolandırıcılıktır ve dolayısıyla suçtur. İnsanların Sadiq’i bir aracın sahibiymiş gibi gösterdiği bir dolandırıcılığın Belediye Başkanını hedef aldığı ilk olay değildir. Bu tür davranışlar yasa dışıdır ve DVLA’nın konudan haberi vardır.”

Khan’ın adına sahte araç kaydı yapılması girişimlerinin özellikle 2023’ten bu yana birkaç kez yaşandığı, ancak bunlardan ilk kez birinin mahkûmiyetle sonuçlandığı bildirildi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

ULEZ protestolarıyla bağlantısı araştırılıyor

Sahte kaydın, Sadiq Khan’ın Ultra Düşük Emisyon Bölgesi’ni (ULEZ) bütün Büyük Londra’yı kapsayacak şekilde genişletmesine tepki gösteren kişiler tarafından yapılmış olabileceği değerlendiriliyor.

ULEZ uygulamasına karşı çıkan bazı sürücülerin geçmişte araçlarını Khan’ın adına kaydettirerek günlük 12,50 sterlinlik ücretten Belediye Başkanını sorumlu tutacakları yönünde açıklamalar yaptıkları biliniyor.

Ancak Nissan Micra’nın kimin tarafından Khan’ın adına kaydettirildiği henüz belirlenmedi. Sahte kaydın ULEZ karşıtı protestolarla bağlantılı olup olmadığı da resmen doğrulanmış değil.

DVLA davayı yeniden açtırmaya hazırlanıyor

Olayın basına yansımasının ardından DVLA, dosyayı ve Khan’ın bilgilerinin araç kayıtlarına nasıl girdiğini incelemeye aldı.

Belediye Başkanlığı danışmanlarının verdiği bilgiye göre kurum, mahkemeden dosyanın yeniden açılmasını ve ardından suçlamanın geri çekilmesini acil olarak değerlendiriyor. Sahte araç kaydı hakkında da ayrı bir soruşturma yürütülmesi bekleniyor.

Mevcut mahkûmiyet kararı, mahkeme tarafından resmen kaldırılıncaya kadar geçerliliğini koruyor. DVLA’nın başvuruda bulunmaması halinde Khan’ın, davadan haberdar olmadığını bildiren resmî bir beyanda bulunarak dosyanın yeniden açılmasını istemesi gerekebilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hızlı yargılama sistemi yeniden tartışılıyor

Olay, İngiltere ve Galler’de düşük seviyeli suçların hızla karara bağlanması amacıyla 2015’te uygulamaya konulan “Single Justice Procedure” sistemini yeniden tartışmaya açtı.

Bu yöntemde tek bir sulh ceza yargıcı, sanığın ve kamuoyunun katılmadığı bir oturumda yazılı belgeler üzerinden karar verebiliyor. Sistem daha önce yaşlılar, savunmasız kişiler ve çocuklar hakkında verilen hatalı kararlar nedeniyle eleştirilmişti.

Hükümetin gözden geçirdiği sistemde sanığa ulaşılamaması veya yazışmaların yanlış adrese gönderilmesi durumunda, dosyanın kişinin haberi olmadan mahkûmiyetle sonuçlanabildiğine dikkat çekiliyor.

Yağmur Taş, ‘Sana İnat’la Yeniden Çıkışta

17 yaşından bu yana sahne tozunu yutan ve alaylı olarak adım attığı müzik yolculuğunu Ankara’da aldığı şan, keman ve gitar eğitimleriyle taçlandıran Yağmur Taş, müzik dünyasındaki yükselişini sürdürüyor.

Çukurova Üniversitesi Turizm ve Otelcilik mezuniyeti sonrası profesyonel müzik kariyerine 2019 yılında çıkardığı "Serserim" adlı maxi single ile güçlü bir başlangıç yapan sanatçı, ardından arka arkaya yayımladığı 6 tekli çalışmasıyla geniş bir dinleyici kitlesi edindi.

"Sana İnat" İle Enerji Yükseliyor

Güçlü yorumcu, son olarak 2K Prodüksiyon etiketli yeni teklisi "Sana İnat" ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Sözü ve müziği Ömer Çakır’a ait olan iddialı eser, kısa sürede büyük beğeni topladı.

Şarkının renkli klip çekimleri ise başarılı yönetmen Mustafa Özen imzasını taşıyor. Çatalca’da kalabalık bir ekip ve yüksek bir enerjiyle tamamlanan çekimlerde Yağmur Taş, görselliğiyle de tam not aldı. Sahne şovlarında enerjik koreografileri sevdiğini belirten sanatçı, "Hareketli şarkılarla enerjiyi yükseltmeyi sevsem de slow eserlerle dinleyicinin duygularına dokunmak benim için çok ayrı bir keyif" sözleriyle müzikal çizgisini özetledi.

Sürpriz Kibariye Şarkısı Yolda!

Yurtiçi ve yurtdışında festival ve mekan sahnelerine aralıksız devam eden Yağmur Taş, ara vermeden yeni projesinin müjdesini de verdi. Hazırda bekleyen yeni single çalışmasının yolda olduğunu duyuran güzel şarkıcı, daha önce usta yorumcu Kibariye’nin seslendirdiği ikonik bir eseri yeniden yorumladı.

YAĞMUR TAŞ YORUMUYLA "Sana İnat" KLİP LİNK

https://www.youtube.com/watch?v=1jvKUu_Y0qA

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Görevden alınan Erhan Arıklı’dan hükümete rest!

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne açıklarında meydana gelen yolcu gemisi faciası, siyasi krize dönüştü.

Başbakan Ünal Üstel’in, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden almasının ardından olağanüstü toplanan Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Parti Meclisi, Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti (DP) ile kurulan koalisyon hükümetinden çekilme kararı aldı.

Kararı kamuoyuna duyuran YDP Genel Başkanı Arıklı, hükümetten ayrılma kararının 3 Eylül Perşembe günü Başbakan Üstel’e yazılı olarak bildirileceğini söyledi.

Üstel, Arıklı’yı görevden aldı

Başbakan Ünal Üstel, 2 Eylül Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Girne açıklarındaki deniz faciasına ilişkin yürütülen soruşturmanın hiçbir şüpheye yer bırakmadan sürdürülebilmesi amacıyla görevden uzaklaştırma kararlarının kapsamını genişlettiklerini belirtti.

Üstel, bu çerçevede Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden aldığını kendisine bildirdiğini açıkladı.

Kararın soruşturmanın selameti ve kamu vicdanının rahatlatılması amacıyla alındığını vurgulayan Üstel, bunun YDP’ye yönelik siyasi bir karar olmadığını savundu. Üstel ayrıca, yargı kararı verilinceye kadar görevden alınan veya uzaklaştırılan hiç kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğine ve masumiyet karinesinin herkes için geçerli olduğuna dikkat çekti.

Erhan Arikli Ydp Hukumet 2

Arıklı: İki yıldır beklediğim fırsattı

Görevden alınmasının ardından açıklama yapan Arıklı, Başbakan Üstel’in kendisini telefonla arayarak kararını bildirdiğini söyledi.

Arıklı, görevden alınma kararını “iki yıldır beklediğim bir fırsat” olarak nitelendirerek Üstel’e teşekkür etti. Facianın ardından halen kayıp kişilerin bulunması nedeniyle siyasi tartışmaya girmek istemediğini belirten Arıklı, “Söylenecek çok şey var ama kayıp 19 insanımız var” dedi.

YDP Parti Meclisi’nin hükümetten çekilme kararı, UBP-DP-YDP ortaklığıyla yürütülen üçlü koalisyonda yeni bir dönemin kapısını açtı. Kararın resmen Başbakanlığa iletilmesinin ardından hükümetin Meclis’teki siyasi ve sayısal durumunun netleşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyecek

Erhan Arıklı, görevden alınmadan önce yaptığı açıklamada, kazada hukuki veya adli bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının hiçbir engelle karşılaşılmadan araştırılması için Cumhuriyet Meclisi’ne başvurarak dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyeceğini bildirmişti.

Arıklı ayrıca, soruşturma tamamlanıncaya kadar Limanlar Dairesi’nin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı bünyesinden alınarak Başbakanlığa bağlanmasını talep edeceğini açıklamıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Facianın bilançosu dokuz ölü, 19 kayıp

Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere 30 Ağustos Pazar günü hareket eden “Filo Jet” adlı yüksek hızlı yolcu gemisi, seyre başladıktan kısa süre sonra ön bölümünden su almaya başlamıştı.

Girne Limanı’na geri dönmeye çalışan gemi, liman açıklarında alabora olmuştu. Gemideki 241 kişi kurtarılırken, batıkta yürütülen son incelemelerde bir kişinin daha cansız bedenine ulaşılmasıyla resmî can kaybı dokuz olarak açıklandı. Kayıp 19 kişiyi arama çalışmalarının Türkiye’nin desteğiyle sürdürüldüğü bildirildi.

TCG Işın ve TCG Alemdar gemilerinin de katıldığı çalışmalarda enkazın yaklaşık 550 metre derinlikte bulunduğu açıklanmıştı.

Independent Mortgage 3

Türk kahvesini prize bağımlılıktan kurtaran Arcadia Go İngiltere’de satışta

Türk kahvesinin yaklaşık 500 yıllık geleneğini yeni nesil teknolojiyle bir araya getirmeyi amaçlayan Arcadia Go, Birleşik Krallık’taki tüketicilerle buluştu. Ürünün İngiltere pazarına sunulması, ülkede uzun yıllardır elektrikli Türk kahvesi makinelerinin dağıtımı alanında faaliyet gösteren Coffee Talks Ltd. tarafından gerçekleştiriliyor.

Arcadia tarafından “dünyanın ilk şarj edilebilir portatif Türk kahvesi makinesi” olarak tanıtılan ürünün bu özelliği markanın resmi sitesinde de vurgulanıyor. Bağımsız satış kanallarındaki ürün bilgileri de cihazın USB-C üzerinden şarj edildiğini, kablosuz kullanılabildiğini ve otomatik kapanma özelliğine sahip olduğunu doğruluyor.

Türk kahvesini seyahate taşıyor

Arcadia Go projesinin arkasındaki isimlerden Coffee Talks Ltd. sahibi Alp Somyürek, ürünün geliştirilmesindeki temel düşüncenin Türk kahvesini sabit bir elektrik bağlantısına ihtiyaç duymadan farklı ortamlarda hazırlayabilmek olduğunu belirtiyor.

Arcadia Go Portatif Kahve Manikani Alp Somyurek 2

Kompakt yapısıyla çanta ve valizlerde taşınabilecek şekilde tasarlanan makine; ofislerden öğrenci evlerine, otomobil yolculuklarından kamp ve açık hava etkinliklerine kadar farklı kullanım alanlarını hedefliyor.

Somyürek'in verdiği bilgiye göre tam şarjla kullanım koşullarına bağlı olarak yaklaşık 3 ila 5 fincan kahve hazırlanabiliyor. Cihazdaki sensör sistemi ise kahvenin hazırlanma sürecini kontrol ederek uygun noktada işlemi otomatik olarak sonlandırıyor.

USB-C ile şarj ediliyor

Arcadia Go'nun öne çıkan özelliklerinden biri USB-C bağlantısıyla şarj edilebilmesi. Bu sayede cihazın uygun güç kaynakları ve taşınabilir şarj çözümleriyle kullanılabilmesi hedefleniyor. Ürünün satış bilgilerinde paslanmaz çelik gövde, otomatik kapanma özelliği, ölçü kaşığı ve seyahat çantası gibi ayrıntılar da yer alıyor.

Ürünle birlikte verilen “Take & Go” ölçü kaşığı ise tek kullanımlık Türk kahvesi miktarının taşınmasına imkân verecek şekilde tasarlanmış. Böylece kullanıcıların kahveyi ayrıca bir paket veya kapta taşıma ihtiyacının azaltılması amaçlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tasarımına uluslararası ödül

Arcadia Go, henüz küresel pazara çıkış hazırlıkları sürerken tasarımıyla da uluslararası alanda dikkat çekti. Ürün, 2024 European Product Design Award kapsamında ödüle layık görüldü. Somyürek de 2025'te yaptığı açıklamada ürünün küresel lansman öncesinde bu ödülü aldığını duyurmuştu.

Ürün Ağustos 2026'da uluslararası tasarım ve trend yayınlarının da dikkatini çekti. TrendHunter, Arcadia Go'yu geleneksel Türk kahvesinin farklı ortamlarda hazırlanmasına imkân veren mobil bir kahve makinesi olarak tanıttı.

İngiltere'den dünyaya açılıyor

Arcadia'nın resmi internet sitesindeki bilgilere göre marka bugün Birleşik Krallık'ın yanı sıra ABD, Orta Doğu ve EMEA pazarlarında da dağıtım ağı oluşturuyor.

Böylece cezveyle özdeşleşen geleneksel Türk kahvesi, elektrik prizine bağlı klasik makinelerin ardından bu kez şarj edilebilir ve taşınabilir bir ürünle uluslararası tüketicinin karşısına çıkıyor.

Birleşik Krallık'taki tüketiciler ürüne markanın resmi çevrim içi mağazasından ulaşabiliyor:

Detaylı bilgi için: info@coffeetalks.co.uk email adresi üzerinden iletişime geçilebilir.

Barış vaadiyle göreve geldi, savaş ve tehditlerle gündemde

ABD Başkanı Donald Trump, Arjantin ile Birleşik Krallık arasında uzun yıllardır egemenlik anlaşmazlığına konu olan Falkland Adaları’na ilişkin Amerikan politikasının yeniden değerlendirilebileceğini söyledi.

Trump, 31 Ağustos Pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilerin, Washington’ın Falkland Adaları konusundaki tutumunu gözden geçirip geçirmediğine ilişkin sorusuna, “Her tutumu her zaman gözden geçiririm. Bu da pek çok tutumdan yalnızca biri” karşılığını verdi.

ABD Başkanı, değerlendirmenin Britanya egemenliğine verilen desteğin geri çekilmesiyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusunda ise ayrıntı paylaşmadı. Washington, Falkland Adaları üzerindeki egemenlik anlaşmazlığında resmî olarak tarafsız bir politika izliyor. Bununla birlikte ABD, 1982’de Arjantin’in adaları işgal etmesinin ardından çıkan savaşta İngiltere’ye askerî ve istihbarat desteği sağlamıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Falkland kartıyla savunma harcaması baskısı

Trump’ın açıklaması, Pentagon’un NATO müttefiklerine yönelik taahhütlerini kapsamlı biçimde gözden geçirdiği ve İngiltere’ye “özel önem” verileceği yönündeki haberlerin ardından geldi.

The Telegraph’ın üst düzey bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberde, İngiltere’nin savunma bütçesini yeterince hızlı artırmaması halinde Washington’ın Falkland Adaları konusundaki politikasını değiştirmesinin seçenekler arasında bulunduğu ileri sürüldü.

Ancak bu iddia ABD yönetimi tarafından resmî bir ültimatom olarak açıklanmış değil. Trump’ın sözleri de henüz somut bir politika değişikliğinden çok, böyle bir ihtimalin kapısının açık bırakıldığına işaret ediyor.

NATO üyeleri, Haziran 2025’teki Lahey Zirvesi’nde savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma taahhüdünde bulunmuştu. Hedefin yüzde 3,5’i temel askerî ihtiyaçlardan, yüzde 1,5’i ise kritik altyapı, siber güvenlik ve sivil dayanıklılık gibi alanlardan oluşuyor.

Independent Mortgage 3

Burnham hükümeti üzerindeki baskı arttı

Trump’ın çıkışı, Başbakan Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti açısından yeni bir diplomatik gerilim kaynağı oluşturdu. İngiliz hükümeti savunma harcamalarını artırmayı taahhüt etmesine rağmen Washington, artışın hızı ve büyüklüğü konusunda daha ileri adımlar atılmasını istiyor.

Falkland Adaları’nın bir NATO müttefikine baskı yapılması amacıyla gündeme getirilmesi, Londra’da yalnızca savunma bütçesi tartışması olarak değil, İngiltere’nin egemenlik haklarına yönelik bir tehdit olarak da değerlendiriliyor.

İngiliz hükümeti, adalarda yaşayanların “Britanyalı olduklarını ve kendi geleceklerini belirleme hakkına sahip olduklarını” belirterek mevcut politikasında değişiklik bulunmadığını bildirdi.

Milei yönetimi gelişmelerden memnun

Güney Atlantik’te bulunan adalar 1833’ten bu yana İngiltere tarafından yönetiliyor. Arjantin ise “Las Malvinas” adını verdiği adalar üzerindeki egemenlik iddiasını sürdürüyor.

Trump’ın yakın müttefikleri arasında gösterilen Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, adaların diplomatik yollarla Arjantin’e devredilmesini hedeflediğini daha önce birçok kez açıklamıştı. Milei yönetimi, Trump’ın son sözlerini Buenos Aires’in egemenlik iddiası açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Buna karşılık Falkland Adaları’nda Mart 2013’te düzenlenen referandumda seçmenlerin yüzde 99,8’i Britanya Denizaşırı Toprağı statüsünün korunmasından yana oy kullanmıştı. Referanduma katılım oranı yüzde 92 olmuştu. Londra, adaların geleceğine ancak burada yaşayanların karar verebileceğini savunuyor.

Washington’ın tutum değişikliği ne anlama gelir?

ABD’nin Arjantin’in egemenlik iddiasını açıkça desteklemesi, Falkland sorununda dengeleri diplomatik açıdan değiştirebilir. Ancak böyle bir açıklamanın tek başına adaların hukuki ya da fiilî statüsünü değiştirmesi beklenmiyor.

Olası bir politika değişikliği, buna karşılık ABD ile İngiltere arasındaki “özel ilişkiyi” ciddi biçimde zedeleyebilir. İngiltere’nin nükleer caydırıcılık kapasitesinden istihbarat paylaşımına kadar birçok alanda Washington’ın en yakın ortaklarından biri olması, Falkland kartının gerçek bir politika seçeneğinden çok güçlü bir pazarlık aracı olarak kullanılabileceği değerlendirmelerini öne çıkarıyor.

Trump göreve geldiğinde barış mesajı vermişti

Donald Trump, 20 Ocak 2025’teki yemin töreninde yaptığı konuşmada yönetiminin başarısının yalnızca kazanılan savaşlarla değil, sona erdirilen ve hiç girilmeyen savaşlarla ölçüleceğini söylemişti.

Trump, en gurur duyacağı mirasının “barış sağlayıcı ve birleştirici” olarak anılmak olduğunu açıklamıştı.

Ancak ikinci başkanlık döneminde Amerikan askerî gücünün yurt dışında kullanımı genişledi. ABD’nin İran’a karşı başlattığı ve aylar geçmesine rağmen kesin bir siyasi çözüme ulaşmayan askerî operasyonlar, Trump’ın “savaşları sona erdirme” vaadiyle izlediği politika arasındaki çelişkiyi daha görünür hale getirdi. Amerikan ordusu son olarak İran’daki hava savunma sistemleri, radar tesisleri ve deniz unsurlarına yönelik yeni bir saldırı dalgasını tamamladığını duyurdu.

Falkland Adaları’nın bir NATO müttefikine karşı baskı unsuruna dönüştürülmesi ihtimali de Trump’ın ittifak ilişkilerinde uzlaşmadan çok tehdit ve pazarlık yöntemini tercih ettiği yönündeki eleştirileri güçlendirdi.

Böylece göreve başlarken kendisini “barış sağlayıcı ve birleştirici” olarak tanımlayan Trump, ikinci döneminin ilerleyen aylarında savaşın sürdüğü, askerî operasyonların genişlediği ve müttefiklerin egemenlik konularıyla tehdit edildiği daha sert bir dış politika tablosuyla gündeme gelmeye devam ediyor.

Keir Starmer siyasete temelli veda ediyor

İngiltere’nin eski Başbakanı Sir Keir Starmer, Avam Kamarası’ndan ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Starmer, 1 Eylül Salı günü yaptığı açıklamada, yaz aylarında geleceği konusunda düşünme fırsatı bulduğunu ve Holborn and St Pancras milletvekilliğini bir başka isme devretmenin zamanının geldiğine karar verdiğini söyledi.

Starmer’ın ayrılmasıyla Kuzey Londra’daki seçim bölgesinde ara seçim yapılacak. Ara seçimin tarihi henüz açıklanmadı.

“Bayrağı halefime devretme zamanı geldi”

Kararını ilk olarak seçim bölgesindeki Camden New Journal gazetesine açıklayan Starmer, Holborn and St Pancras’ı temsil etmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirtti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer, daha sonra sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Yaz boyunca geleceğim üzerinde düşünme fırsatım oldu. Holborn and St Pancras milletvekilliğinden ayrılmanın ve bayrağı bir halefe devretmenin doğru zamanı olduğuna karar verdim.”

2015 yılında eski İşçi Partili siyasetçi Frank Dobson’ın yerine seçildiğini hatırlatan Starmer, bölge halkına ve yerel İşçi Partisi teşkilatına kendisine verdikleri destek nedeniyle teşekkür etti.

Önce “milletvekili olarak kalacak” denilmişti

Starmer’ın kararı, daha önce açıklanan tutumdan geri dönüş anlamına geliyor. Haziran ayında İşçi Partisi liderliğinden ayrılacağını duyurmasının ardından Başbakanlık, Starmer’ın bir sonraki genel seçime kadar milletvekili olarak görev yapmaya devam edeceğini bildirmişti.

Starmer’ın Andy Burnham hükümetinde görev almasının beklenmediği, buna karşılık arka sıralarda Holborn and St Pancras milletvekili olarak kalacağı belirtilmişti. Ancak eski Başbakan, yaklaşık iki aylık değerlendirme sürecinin ardından Parlamento’dan tamamen ayrılmaya karar verdi.

Muhafazakâr Parti, bu değişikliği Starmer’ın bir başka “U dönüşü” olarak nitelendirirken yapılacak ara seçimin kamuya ek maliyet getireceğini savundu.

Starmer’a yakın bir isim ise eski Başbakan’ın Andy Burnham açısından bir dikkat dağıtıcı unsur haline gelmeden “temiz bir kopuş” gerçekleştirmek istediğini ileri sürdü.

Independent Mortgage 3

Uluslararası ilişkilere yoğunlaşacak

Starmer, siyaset sonrası çalışmalarını savunma, güvenlik, ticaret ve teknoloji başta olmak üzere uluslararası meselelere yönelteceğini açıkladı.

Eski Başbakan ayrıca siyasete girmeden önce de üzerinde çalıştığı kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele faaliyetlerini sürdüreceğini belirtti.

Starmer’ın başbakanlığı döneminde dış politika, kamuoyu desteğinin gerilediği iç siyasete kıyasla daha güçlü olduğu alanlardan biri olarak değerlendirilmişti. İngiltere’nin Ukrayna’ya desteğinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yakın çalışan Starmer; Çin ile ilişkileri yeniden düzenlemeye, Filistin devletini tanımaya ve ABD Başkanı Donald Trump ile işleyen bir ilişki kurmaya çalışmıştı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ara seçim Burnham için ilk büyük sınav olacak

Starmer’ın milletvekilliğinden ayrılması, İşçi Partisi lideri ve Başbakan Andy Burnham’ın göreve gelmesinden sonraki ilk büyük seçim sınavını beraberinde getirecek.

Burnham’ın 20 Temmuz’da başbakanlık görevini devralmasından yalnızca altı hafta sonra yapılması beklenen ara seçim, yeni hükümete yönelik kamuoyu desteğinin ölçülmesi açısından önem taşıyor.

Holborn and St Pancras, 1983’ten bu yana İşçi Partisi’nin kazandığı güçlü seçim bölgelerinden biri olsa da son seçim sonuçları, partinin bu kez ciddi bir yarışla karşılaşabileceğine işaret ediyor.

Starmer 2024’te oy kaybetmişti

Starmer, 4 Temmuz 2024 genel seçiminde Holborn and St Pancras’ta 18 bin 884 oy alarak yüzde 48,9’luk oy oranıyla yeniden milletvekili seçilmişti.

Ancak Starmer’ın oy oranı bir önceki seçime göre 17,3 puan gerilemişti. Gazze’deki savaşa karşı yürüttüğü kampanyayla öne çıkan bağımsız aday Andrew Feinstein 7 bin 312 oy ve yüzde 18,9’luk destek elde etmişti.

Yeşillerin adayı David Stansell ise 4 bin 30 oyla yüzde 10,4’e ulaşmıştı. Starmer seçimi 11 bin 572 oy farkıyla kazanmış olsa da İşçi Partisi’nin bölgedeki desteğinde belirgin bir gerileme yaşanmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeşillerin lideri aday olabilir

Ara seçimde en fazla konuşulan isimlerden biri Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski oldu. Polanski daha önce Londra’dan milletvekili adayı olmak istediğini açıklamış ve Starmer’ın ayrılması halinde Holborn and St Pancras’ı değerlendirebileceğini söylemişti.

Yeşiller Partisinden yapılan ilk açıklamada da Polanski’nin Londra milletvekili olma arzusunu hiçbir zaman gizlemediği vurgulandı. Ancak parti henüz resmî adayını ilan etmedi.

2024 seçiminde ikinci olan eski Güney Afrikalı siyasetçi ve yolsuzlukla mücadele kampanyacısı Andrew Feinstein’ın da yeniden aday olabileceği belirtiliyor. Feinstein’ın yarışa katılması, İşçi Partisi karşıtı sol ve Gazze odaklı oyların Yeşiller ile bağımsız aday arasında bölünmesine yol açabilir.

11 yıllık Parlamento kariyeri sona eriyor

İnsan hakları avukatı olan Starmer, siyasete girmeden önce Kraliyet Savcılık Servisinin başındaki Kamu Savcılıkları Direktörü olarak görev yaptı. Ceza adaletine yaptığı hizmetler nedeniyle 2014 yılında şövalye unvanı aldı.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk kez Mayıs 2015’te milletvekili seçilen Starmer, Jeremy Corbyn’in ardından Nisan 2020’de İşçi Partisi liderliğine geldi. Partiyi 2019’daki ağır seçim yenilgisinin ardından yeniden yapılandırdı ve 2024 genel seçiminde büyük bir parlamento çoğunluğuyla iktidara taşıdı.

Ancak İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde aldığı kötü sonuçlar, anketlerdeki gerileme ve parti içindeki desteğinin zayıflaması üzerine 22 Haziran 2026’da liderlikten ayrılacağını duyurdu. Andy Burnham’ın lider seçilmesinin ardından 20 Temmuz’da başbakanlık görevini resmen devretti.

Milletvekilliğinden ayrılmasıyla Starmer’ın yaklaşık 11 yıllık Avam Kamarası kariyeri ve 2020’de başlayan İşçi Partisi liderliği döneminin siyasi bakımdan son halkası da kapanmış olacak. Starmer’ın bundan sonra üstleneceği uluslararası görevin niteliği ise henüz açıklanmadı.

Yaklaşık 72 Milyon Sterlin Bulunmazsa Üç Asırlık Tablo Başka Ülkenin Olacak

İngiltere hükümeti, Hollandalı ressam Rembrandt van Rijn’in geç dönem başyapıtlarından “Catrina Hooghsaet Portresi”nin kalıcı olarak ülke dışına çıkarılmasını önlemek amacıyla geçici ihracat engeli koydu.

Dijital, Kültür, Medya ve Spor Bakanlığının 27 Ağustos’ta açıkladığı karara göre eserin ihracat lisansına ilişkin işlem, ilk aşamada 26 Aralık 2026 günü sonuna kadar ertelendi. Tablo için belirlenen eşleştirme bedeli 71 milyon 696 bin 324 sterlin 90 peni. Buna ayrıca 754 bin 698 sterlin 15 peni KDV eklenebilecek. Bu rakam, tabloyu İngiltere’de tutmak isteyen uygun bir alıcının karşılaması gereken resmî fiyatı oluşturuyor.

Rembrandt Catrina Hooghsaet 657

“Ulusal hazine” kabul edilen en pahalı eser

Hükümet, yaklaşık 71,7 milyon sterlin değerindeki portrenin İngiltere’de ihracatı ertelenerek “ulusal hazine” korumasına alınan en pahalı kültür varlığı olduğunu bildirdi.

İhracat yasağı kalıcı bir kamulaştırma veya satış iptali anlamına gelmiyor. Uygulama, İngiltere’deki bir müze, galeri, vakıf ya da uygun bir özel alıcının gerekli parayı toplayarak eseri satın alabilmesi için süre tanıyor.

26 Aralık’a kadar ciddi bir satın alma niyeti ortaya konulması halinde eser sahiplerine teklifleri değerlendirmeleri için 15 iş günü verilecek. Tarafların bir opsiyon anlaşması imzalaması durumunda dokuz aylık ikinci erteleme dönemi başlayacak. Bu sürede satın alma kampanyasının tamamlanması beklenecek.

İngiltere’den uygun bir teklif çıkmaması veya gerekli para toplanamaması halinde tabloya ihracat lisansı verilerek eserin ülke dışına çıkarılmasının önü açılabilecek.

Istikbal 860X450 Pxl

Üç ayrı koruma ölçütünü de karşıladı

Kültür Varlıklarının İhracatını İnceleme Komitesi, tablonun İngiltere açısından ulusal önem taşıyan eserleri belirlemek için kullanılan üç “Waverley ölçütünü” de karşıladığına hükmetti.

Komiteye göre eser:

  • İngiltere’nin tarihi ve kültürel yaşamıyla güçlü bir bağ taşıyor,
  • Olağanüstü estetik niteliğe sahip bulunuyor,
  • Rembrandt’ın sanatı ve geç dönem çalışmalarının incelenmesi bakımından özel önem taşıyor.

Bu değerlendirme üzerine hükümet, eserin İngiltere’den ayrılmasının ülkenin kültürel mirası açısından ciddi bir kayıp olacağı sonucuna vardı.

Catrina ve vasiyetine giren papağanı

Tuval üzerine yağlıboya olarak yapılan 126’ya 98,5 santimetre ölçülerindeki portre, Rembrandt’ın ölümünden 12 yıl önce, 1657’de tamamlandı. Tablonun sol üst bölümünde modelin adı, yaşı ve Rembrandt’ın imzası bulunuyor.

Eserde, Amsterdam’daki Mennonite topluluğunun varlıklı üyelerinden Catrina Hooghsaet, siyah elbisesi, beyaz başlığı ve elindeki mendille otururken tasvir ediliyor. Eşinden ayrı yaşayan Hooghsaet’in dönemin toplumsal şartları içerisinde bağımsız ve güçlü bir kişiliğe sahip olduğu belirtiliyor.

Kompozisyonda yer alan evcil papağan da portrenin dikkat çekici unsurları arasında bulunuyor. Catrina’nın hayvanına verdiği önem, papağanını vasiyetnamesine dahil etmiş olmasından da anlaşılıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yaklaşık 275 yıldır İngiltere’de

Eserin 1752 yılına gelindiğinde Kent’teki Mereworth House koleksiyonunda bulunduğu değerlendiriliyor. Tablo daha sonra West Wycombe’daki Dashwood ailesinin koleksiyonuna geçti ve 1860’tan itibaren Kuzey Galler’deki Penrhyn Castle’da sergilendi.

Sanat tarihçisi Horace Walpole’un 1752’de Mereworth House’da gördüğünü kaydettiği “güzel Rembrandt”ın da bu portre olduğu düşünülüyor. Bu kayıt, eserin yaklaşık 275 yıldır İngiltere’de bulunduğunu gösteren önemli kanıtlardan biri kabul ediliyor.

İkinci kez ihracat engeli getirildi

“Catrina Hooghsaet Portresi” daha önce de benzer bir süreçten geçti. Tablo 2015 yılında Sotheby’s aracılığıyla yabancı bir alıcıya 35 milyon sterline satılmış, bunun ardından İngiltere hükümeti ihracat lisansını geçici olarak durdurmuştu.

Satın alma için gerekli para bulunamamasına rağmen yeni sahibi ihracat başvurusunu geri çekmiş ve eser İngiltere’de kalmıştı. Tablo, 2016-2019 yılları arasında Cardiff’teki National Museum Wales’e ödünç verilerek halka açık biçimde sergilendi.

Eserin 2025 yılında Christie’s tarafından düzenlenen özel bir satışta yeniden el değiştirdiği bildirildi. Ancak satış bedeli ile alıcı ve satıcının kimlikleri kamuoyuna açıklanmadı. Bu nedenle hükümetin belirlediği 71,7 milyon sterlinlik eşleştirme bedelinin doğrudan satış fiyatı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Yeni fiyat, 2015’teki 35 milyon sterlinlik bedelin iki katından fazla. Bu artış, bir İngiliz müzesinin tabloyu tek başına satın almasını oldukça güçleştirirken büyük bağışçılar ve sanat fonlarının desteğini kritik hale getiriyor.

Independent Mortgage 3

Bakan Mackenzie’den yardım çağrısı

İngiltere Sanat Bakanı Ruth Mackenzie, tablonun yüzyıllardır ülkenin kültürel yaşamının bir parçası olduğunu belirterek kültür kuruluşlarını, fon sağlayıcıları, hayırseverleri ve sanatseverleri harekete geçmeye çağırdı.

Mackenzie, eserin büyüklüğü, sanatsal güzelliği ve tarihinin onu öncelikli bir kültürel miras meselesi haline getirdiğini vurgulayarak portrenin İngiltere’deki tarihsel yerini koruması için ortak destek istedi.

Önümüzdeki dört aylık dönemde herhangi bir İngiliz kurumunun yaklaşık 72 milyon sterlinlik finansmanı sağlayıp sağlayamayacağı belirsizliğini koruyor. Başarılı bir satın alma gerçekleşmezse, yaklaşık üç asırdır İngiltere’de bulunan Rembrandt başyapıtı bu kez kalıcı olarak ülke dışına çıkabilir.

Burnham ilk kez Başbakan olarak Avam Kamarası’na hitap edecek

İngiltere Parlamentosu, yaz tatilinin ardından 1 Eylül Salı günü çalışmalarına yeniden başlıyor. Avam Kamarası oturumu saat 14.30’da Dışişleri Bakanlığına yöneltilecek sorularla başlayacak.

Başbakan Andy Burnham’ın daha sonra hükümet adına açıklama yapması bekleniyor. Bu, 20 Temmuz’da göreve gelen Burnham’ın Başbakan sıfatıyla Avam Kamarası kürsüsüne ilk çıkışı olacak. Aynı zamanda Burnham, yaklaşık 16 yıl aradan sonra ilk kez Avam Kamarası’ndaki hükümet kürsüsünde konuşacak.

İlk Başbakan’a Sorular oturumu çarşamba günü

Burnham’ın bugünkü konuşması, Başbakan’a Sorular oturumundan ayrı bir hükümet açıklaması olacak.

Başbakan, 2 Eylül Çarşamba günü Londra saatiyle 12.00’de ilk kez Başbakan’a Sorular oturumuna katılacak. Burnham’ın burada ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch’un yanı sıra diğer parti liderleri ve milletvekillerinin sorularını yanıtlaması öngörülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Kamu hizmetlerinde daha fazla kamu kontrolü mesajı

Burnham’ın konuşmasında, enerji, su ve ulaşım gibi temel hizmetlerde daha fazla kamu kontrolünün ekonomik büyümenin önünü açabileceğini savunması bekleniyor.

Başbakan, özelleştirilen bazı temel hizmetlerin vatandaşlar açısından yeterince güvenilir ve uygun fiyatlı olmadığını, artan faturaların hane bütçelerini ve ekonomiyi olumsuz etkilediğini düşünüyor.

Burnham’ın ülke genelinde “pozitiflik ve imkân duygusunu” güçlendirmek istediğini belirtmesi ve siyasetçilerin birbirlerine karşı puan kazanmaktan çok sorunların çözümüne odaklanması gerektiğini vurgulaması bekleniyor.

Hükümetin yaz döneminde açıkladığı elektrik faturalarındaki KDV indirimi, 2 sterlinlik otobüs ücreti uygulaması, yerel yönetimlere daha fazla yetki devri ve ulusal bakım hizmeti planlarının finansmanı da muhalefetin gündeme getireceği konular arasında bulunuyor.

Independent Mortgage 3

Hükümete harcama ve borçlanma baskısı

Eski Hazine Başsekreteri Darren Jones ise kamu harcamalarının artırılmasının tek başına İngiltere’yi daha zengin hale getirmeyeceği uyarısında bulundu.

Jones, ekonomik büyümenin güçlü bir piyasa ekonomisi, uzun vadeli planlama ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla sağlanabileceğini savundu. Burnham hükümetinin bazı harcama vaatlerinin nasıl finanse edileceğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Burnham’ın Parlamento’ya döndüğü gün İngiltere’nin uzun vadeli borçlanma maliyetleri de 28 yılın en yüksek düzeyine çıktı. İngiliz devletinin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,89’a ulaşarak Mart 1998’den bu yana görülen en yüksek seviyeyi kaydetti. On yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,22’yi aşarak 2008 küresel finans krizinden bu yana en yüksek düzeye yükseldi.

Faizlerdeki yükselişin, küresel tahvil satışları, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyonun yeniden hızlanabileceğine ilişkin kaygılardan kaynaklandığı belirtiliyor. Bu durum, 28 Ekim’de bütçeyi açıklamaya hazırlanan Maliye Bakanı John Healey üzerindeki baskıyı artırıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Savunma bütçesindeki açık gündemde

Burnham’ın savunma harcamaları konusunda da milletvekillerinin sorularıyla karşılaşması bekleniyor.

Hükümet, savunma harcamalarını 2035’e kadar milli gelirin yüzde 3,5’ine çıkarmayı hedefliyor. Ancak Savunma Yatırım Planı’nda yaklaşık 4,7 milyar sterlinlik finansman açığı bulunduğu yönündeki değerlendirmeler, hükümetin harcama planlarını tartışmalı hale getiriyor.

Ofisler ve çamaşırhaneler hücreye dönüştürülecek

Hükümetin karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sorun cezaevlerindeki aşırı doluluk.

Adalet Bakanlığı, cezaevlerindeki kullanılmayan ofis, depo ve çamaşırhane gibi bölümlerin hücrelere dönüştürülmesi için 110 milyon sterlinlik kaynak ayırdı. İlk aşamada bu dönüşümlerle yaklaşık 200 ek mahkûm kapasitesi oluşturulması planlanıyor.

Yeni kapasite önlemlerine rağmen İngiltere ve Galler’deki cezaevlerinin Mayıs 2027’ye kadar yeniden tamamen dolabileceği tahmin ediliyor. Hükümet, 2031’e kadar toplam 14 bin yeni cezaevi yeri oluşturmayı hedefliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Küçük tekne geçişleri azaldı

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen küçük tekne geçişlerinde de belirgin bir düşüş yaşandı.

Haziran-ağustos döneminde İngiltere’ye ulaşan 102 küçük tekne tespit edildi. Bu sayı, 57 teknenin kayıtlara geçtiği 2019’dan bu yana en düşük yaz dönemi rakamı oldu. Ancak insan kaçakçılarının daha az sayıda tekneye daha fazla göçmen bindirmeye başladığına dikkat çekiliyor.

27 Ağustos itibarıyla yılbaşından bu yana küçük teknelerle İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391 olarak kaydedildi. Aynı dönemde 2025 yılında 29 bin 3 geçiş gerçekleşmişti. Bu da yıllık bazda yaklaşık yüzde 43,5’lik düşüş anlamına geliyor.

Burnham’ın bugünkü konuşması, yaz tatili boyunca açıkladığı politikaların finansmanını ilk kez doğrudan milletvekilleri önünde savunacağı önemli bir siyasi sınav olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Konutların reel değeri 20 yıl öncesinin gerisine düştü

İngiltere’de ortalama konut fiyatları son 20 yılda rakamsal olarak önemli ölçüde yükseldi. Ancak aynı dönemde gıda, enerji, ulaşım ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar hesaba katıldığında konut piyasasındaki kazancın büyük bölümü eriyor.

Konut fiyatlarının tüketici fiyat endeksiyle düzeltilerek hesaplandığı bazı analizler, ortalama evlerin reel değerinin yaklaşık 20 yıl önceki düzeyinin altına indiğini gösteriyor. Başka bir ifadeyle, bugün daha yüksek sterlin tutarıyla satılan bir ev, satış bedelinin satın alma gücü bakımından 2000’li yılların ortasındaki kadar değerli olmayabiliyor.

Bununla birlikte sonuç, kullanılan konut fiyat endeksine, enflasyon ölçüsüne, başlangıç tarihine ve bölgeye göre değişiyor. Bu nedenle “bütün İngiltere’deki her ev değer kaybetti” şeklinde bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ucuz kredi dönemi sona erdi

2008 küresel finans krizinden pandemi dönemine kadar faizlerin tarihsel olarak çok düşük seviyelerde kalması, İngiltere’de konut fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlardan biri oldu. Ucuz mortgage kredileri, alıcıların daha fazla borçlanabilmesini sağlarken artan talep fiyatları yukarı taşıdı.

Ancak pandemi sonrasında yükselen enflasyon nedeniyle İngiltere Merkez Bankası’nın faizleri artırması dengeleri değiştirdi. Daha önce yüzde 1,5-2 seviyelerinde mortgage kullanabilen haneler, yeni kredi veya yeniden finansman döneminde yüzde 4’ün üzerindeki oranlarla karşılaşmaya başladı.

Faizlerdeki birkaç puanlık artış bile 25 ya da 30 yıllık bir mortgage kredisinin aylık taksitinde yüzlerce sterlinlik ek yük oluşturuyor. Bu durum yalnızca yeni alıcıları değil, sabit faizli anlaşma süresi sona eren mevcut ev sahiplerini de etkiliyor.

Independent Mortgage 3

Aynı bütçeyle daha az borçlanılabiliyor

Emlak platformu Zoopla’nın ağustos sonunda yayımladığı verilere göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi yıl başında yüzde 4’ün altındayken yaklaşık yüzde 4,8’e yükseldi.

Faizlerdeki artış sonucunda alıcıların aynı aylık taksit bütçesiyle kullanabileceği mortgage miktarı yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 9 azaldı. Ocak ayında bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir alıcı, aynı aylık ödemeyle artık yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.

Aynı evi alabilmek için aradaki yaklaşık 18 bin sterlinlik farkın daha yüksek peşinatla karşılanması gerekiyor. Konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ise bu fark çok daha ağır hissediliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Fiyat endeksleri farklı tablo çiziyor

Konut piyasasının yönüne ilişkin göstergeler arasında da belirgin farklılıklar bulunuyor. Lloyds verilerine göre Birleşik Krallık’ta ortalama konut fiyatı temmuz ayında yaklaşık 299 bin sterlin seviyesinde ölçülürken yıllık nominal artış yalnızca yüzde 0,1’de kaldı.

Zoopla’nın temmuz verileri ise ülke genelinde yıllık fiyat artışını yüzde 1,3 olarak gösterdi. Bu oranların enflasyonun altında kalması, ev fiyatlarının rakamsal olarak düşmese bile reel olarak gerilemesi anlamına geliyor.

Bölgesel ayrışma da sürüyor. Kuzey İrlanda gibi bazı bölgelerde fiyatlar güçlü biçimde artarken Londra ve İngiltere’nin güneyindeki pahalı pazarlarda reel kayıp daha belirgin hale geliyor. Londra’daki ortalama konut değerinin yıllık bazda gerilediğini gösteren endeksler de bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yatırımcı üzerindeki vergi yükü arttı

Konutun yatırım aracı olarak cazibesini azaltan yalnızca faizler değil. İkinci konut ve kiraya vermek amacıyla yapılan alımlarda uygulanan damga vergisi ek oranının yükseltilmesi, yatırımcıların başlangıç maliyetini artırdı.

Mortgage faizlerinin kira gelirinden tamamen düşülmesine yönelik vergi avantajlarının sınırlandırılması, bakım ve sigorta giderlerinin yükselmesi ile kiralık konutlara ilişkin yeni düzenlemeler de küçük ölçekli ev sahiplerinin getirisini baskılıyor.

Bu gelişmeler sonucunda bazı “buy-to-let” yatırımcılarının piyasadan çekildiği, bazı ev sahiplerinin ise artan maliyetleri kiralara yansıtmaya çalıştığı belirtiliyor.

Reel fiyat kaybı, herkesin zarar ettiği anlamına gelmiyor

Uzmanlar, reel konut fiyatındaki gerilemenin ev sahiplerinin tamamının zarar ettiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Değerlendirmelerde kira geliri, ev sahibinin kira ödeme zorunluluğundan kurtulması ve kullanılan mortgage borcunun zaman içerisinde enflasyonla reel olarak küçülmesi de hesaba katılmalı.

Özellikle 20 yıl önce düşük bir fiyatla ev alan ve mortgage borcunun büyük bölümünü kapatan haneler hâlâ önemli bir nominal sermaye kazancına sahip. Buna karşılık son yıllarda yüksek fiyat, düşük peşinat ve büyük mortgage kredisiyle piyasaya girenlerin finansal baskısı daha ağır.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Konut artık otomatik kazanç sağlamıyor

İngiltere’de konut arzının yetersizliği ve nüfus artışı, fiyatların sert biçimde çökmesini engelleyen iki önemli unsur olmaya devam ediyor. Ancak ücretlerdeki zayıf reel artış, yüksek kredi maliyetleri ve ağırlaşan vergiler, geçmişteki hızlı değer artışlarının tekrarlanmasını zorlaştırıyor.

Ortaya çıkan tablo, konutun değerini tamamen kaybettiğini değil, “hangi fiyattan alınırsa alınsın uzun vadede mutlaka yüksek reel kazanç sağlar” düşüncesinin geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor. İngiltere’de ev artık birçok hane için hızlı servet oluşturma aracından çok, yüksek finansman ve bakım maliyeti taşıyan uzun vadeli bir barınma yatırımı haline geliyor.

Tim Cook’tan Apple’a duygusal veda

Apple’da 15 yıldır devam eden Tim Cook dönemi resmen sona erdi. Cook, CEO olarak görev yaptığı son gün olan 31 Ağustos’ta çalışanlara bir mesaj göndererek Apple’a, çalışma arkadaşlarına ve birlikte oluşturdukları kurum kültürüne teşekkür etti.

Cook mesajında, “Bu anın bir gün geleceğini hep biliyordum. Yine de gelip çattığına ve şu anda bu sözleri yazdığıma inanmakta zorlanıyorum” ifadelerini kullandı.

Apple’ın CEO’su olarak görev yapmayı “hayatının en büyük ayrıcalığı” şeklinde tanımlayan 65 yaşındaki Cook, şirketten tamamen ayrılmadığını ve yeni dönemde Apple Yönetim Kurulu İcra Başkanı olarak görevini sürdüreceğini belirtti.

“Apple’ı bütün kalbimle seviyorum”

Cook, çalışanlarına gönderdiği mesajda Apple’ın başarısının yalnızca ürünlerden veya finansal sonuçlardan kaynaklanmadığını, şirketin asıl gücünün çalışanları ve paylaştıkları değerler olduğunu vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Görevini devretmenin kendisi için duygusal olduğunu ifade eden Cook, yeni CEO John Ternus’a güvendiğini belirterek şirketin yönetimini “zeki, yetenekli ve son derece donanımlı” bir isme bırakmanın kendisine huzur verdiğini kaydetti.

Apple’ın nisan ayında açıkladığı ve yönetim kurulunun oybirliğiyle onayladığı görev değişikliği, 1 Eylül 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Şirketin kurumsal yönetim sayfasında da John Ternus’un unvanı CEO, Cook’un görevi ise Yönetim Kurulu İcra Başkanı olarak güncellendi.

Steve Jobs’ın ardından göreve gelmişti

Tim Cook, sağlık sorunları nedeniyle görevinden ayrılan Apple’ın kurucu ortağı Steve Jobs’ın yerine Ağustos 2011’de CEO olmuştu. Jobs, bu görev değişikliğinden yaklaşık iki ay sonra, 5 Ekim 2011’de hayatını kaybetmişti.

Cook’un liderliğinde Apple’ın piyasa değeri yaklaşık 350 milyar dolardan 4,5 trilyon doların üzerine çıktı. Şirketin yıllık geliri 2025’te 416 milyar dolara, net kârı ise yaklaşık 112 milyar dolara ulaştı.

Cook döneminde Apple Watch, AirPods, Apple Pay, Apple Music, Apple TV+ ve Vision Pro gibi ürün ve hizmetler piyasaya sürüldü. Mac bilgisayarların Intel işlemcilerden şirketin kendi geliştirdiği Apple Silicon çiplerine geçirilmesi de Cook’un görev dönemindeki en önemli teknolojik dönüşümlerden biri oldu.

Cook ayrıca Apple’ı büyük ölçüde iPhone satışlarına bağlı bir şirket olmaktan çıkararak uygulama, bulut depolama, ödeme, müzik ve yayın hizmetlerinden düzenli gelir sağlayan daha geniş bir teknoloji ekosistemine dönüştürdü.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Apple’ın yeni CEO’su John Ternus

Apple’ın üçüncü büyük CEO dönemini başlatan John Ternus, şirkete 2001 yılında ürün tasarımı ekibinde katıldı. 2021’de Donanım Mühendisliğinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Ternus; iPhone, iPad, Mac, AirPods, Apple Watch ve Vision Pro gibi başlıca ürünlerin geliştirme süreçlerinde önemli roller üstlendi.

50 yaşındaki Ternus’un CEO olarak ilk büyük kamuoyu sınavı, Apple’ın 9 Eylül’de düzenleyeceği yeni ürün tanıtımı olacak. Ternus’un bu etkinlikte şirketin yeni iPhone ve Apple Watch modellerini tanıtması bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni yönetimin önündeki zorlu dosyalar

Ternus, Apple’ın finansal açıdan son derece güçlü olduğu ancak yapay zekâ yarışında Microsoft, Google ve diğer rakiplerinin gerisinde kalmakla eleştirildiği bir dönemde görevi devraldı.

Yeni CEO’nun öncelikleri arasında Apple Intelligence ve Siri’nin geliştirilmesi, Çin’e bağımlı üretim zincirinin Hindistan ve Vietnam gibi ülkelere yayılması, artan düzenleyici baskılar ve yeni ürün kategorilerinin oluşturulması bulunuyor.

Cook’un ise yeni görevinde özellikle ABD yönetimi, Çin hükümeti ve dünyanın farklı bölgelerindeki siyasi karar alıcılarla ilişkileri yürütmesi bekleniyor. Böylece Apple, CEO değişikliğine rağmen Cook’un diplomasi ve küresel tedarik zinciri alanlarındaki deneyiminden yararlanmayı sürdürecek.

Cook’un vedası, Steve Jobs’ın 2011’de görevini devretmesinden bu yana Apple’daki ilk CEO değişikliği olarak şirket tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor.

İsrail, Yunan adalarına SPYDER hava savunma sistemleri konuşlandıracak

İsrail Savunma Bakanlığı, Yunanistan'da bütünüyle İsrail yapımı sistemlere dayanan çok katmanlı bir hava savunma ağı kurulacağını açıkladı.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma işbirliği, Atina'nın “Tholos” hava savunma programı kapsamında İsrail ile yaklaşık 3 milyar euroluk anlaşma imzalamasıyla yeni bir aşamaya giriyor. Anlaşma; hava ve balistik füze savunmasının yanı sıra sensörler, komuta-kontrol sistemleri ve önleme unsurlarını bir araya getiren çok katmanlı bir savunma mimarisinin kurulmasını öngörüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, anlaşmanın pazartesi günü imzalandığını açıkladı. Bakanlık, İsrail yapımı sistemler ve İsrail savunma sektörünün operasyonel deneyimine dayalı entegre bir hava savunma sistemi kurulacağını bildirdi. İsrail tarafı anlaşmayı, ülke tarihindeki en büyük savunma anlaşmalarından biri olarak nitelendirdi.

Yunanistan'da “Aşil'in Kalkanı” olarak da anılan programda IAI, Rafael ve ELTA Systems gibi İsrailli savunma şirketlerinin yer alması bekleniyor. Program yalnızca sistem tedarikini değil, Yunan savunma sanayisinin projeye dahil edilmesini ve gelecekte ortak üretim imkanlarının geliştirilmesini de kapsıyor.

Programın toplam bütçesi 3 milyar 35 milyon euro olarak belirtilirken, en az yüzde 25'lik bölümünün Yunanistan'daki şirketlerin katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yetkililere göre 19 Yunan şirketi şimdiden programa dahil olmuş durumda. Ayrıca Yunanistan'da ihracat potansiyeline sahip bir üretim üssü kurulması da planlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dendias: “İlk Avrupa Birliği ülkesi”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Tholos programının ülkenin “Gündem 2030” savunma reformunun önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Dendias, modern savaşların teknoloji, balistik füzeler, uydu iletişimi, insansız sistemler, siber tehditler ve hibrit savaş nedeniyle değiştiğini belirterek, Yunanistan'ın bu dönüşüme uyum sağlamak amacıyla silahlı kuvvetlerinde kapsamlı bir reform yürüttüğünü ifade etti.

Dendias ayrıca Yunanistan'ın benzer bir sistemi hayata geçiren ilk Avrupa Birliği ülkesi olduğunu söyledi.

Bu anlaşma, Atina ile Tel Aviv arasında hava savunmasının yanı sıra topçu sistemleri, savunma sanayisi, teknoloji ve araştırma alanlarında giderek genişleyen işbirliğinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Anlaşma Yunan adalarına SPYDER sistemlerinin konuşlandırılmasını da kapsıyor

İsrail medyasına göre, anlaşma kapsamında, İsrail'deki sisteme benzer şekilde yapay zekâ yeteneklerine sahip ulusal bir komuta-kontrol merkezi kurulacak. Yunan şirketlerinin, Rafael ve IAI'nin alt yüklenicileri olarak anlaşmadan yaklaşık 700 milyon euro pay alması bekleniyor.

Yunanistan'da “Aşil'in Kalkanı” olarak bilinen proje kapsamında, İsrailli turistlerin de yoğun olarak ziyaret ettiği bazı Yunan adalarına SPYDER hava savunma sistemlerinin konuşlandırılması planlanıyor.

Karşılaştırma için, İsrail tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması, 2023'te Almanya ile imzalanan 3,5 milyar dolarlık Arrow 3 füze savunma sistemi anlaşması olmuştu.

(Euronews)

Girne’deki feribot faciasında aranan yolcuların isimleri açıklandı

Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden ve 267 yolcu ile mürettebatı taşıyan katamaran tipi feribot, 30 Ağustos Pazar günü Girne açıklarında alabora olarak battı.

Yetkililerin son açıklamasına göre, feribottaki 241 kişi kurtarıldı, sekiz kişi hayatını kaybetti. Kayıp yolcuları bulmak amacıyla Türkiye ve KKTC’den gemi, helikopter, insansız hava aracı ve uçakların katıldığı arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor. Batan feribotun yaklaşık 514 metre derinlikte bulunduğu açıklandı.

Faciayla ilgili soruşturma kapsamında kaptan ve bazı mürettebat üyeleri gözaltına alınırken, geminin neden su aldığı ve sefere çıkış sürecinde herhangi bir ihmal bulunup bulunmadığı araştırılıyor.

Ailelerin bildirimleri ve kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda kayıp olduğu değerlendirilen yolcuların listesi şöyle:

İşte kaybolan yolcuların tam listesi:

1. Ferdi Törer – Türkiye Cumhuriyeti

2. Mustafa Demir – Türkiye Cumhuriyeti

3. Mahmut Demir – Türkiye Cumhuriyeti

4. Özgür Gönül – Türkiye Cumhuriyeti

5. Anni Azel Hilaloğlu – Türkiye Cumhuriyeti

6. Şerife Özdemir – Türkiye Cumhuriyeti

7. Süleyman Erdoğan – KKTC

8. Saliha Miray Biçer – Türkiye Cumhuriyeti

9. Mehmet Asaf Biçer – Türkiye Cumhuriyeti

10. Orhan Bekret – Türkiye Cumhuriyeti

11. Nazmiye Özbolat – Türkiye Cumhuriyeti

12. Elmas Demir – Türkiye Cumhuriyeti

13. İsmail Kurt – KKTC

14. Yulia Özcan – Türkiye Cumhuriyeti

15. Ayhan Özcan – Türkiye Cumhuriyeti

16. Elife Bayır – Türkiye Cumhuriyeti

17. Nihat Pancar – Türkiye Cumhuriyeti

18. Mustafa Kemal Yaralı – Türkiye Cumhuriyeti

19. Mehmet Bayhan – Türkiye Cumhuriyeti

20. Mehmet Nuri Ayran – Türkiye Cumhuriyeti

Editörün notu: Yetkili makamların son durum açıklamasında kayıp sayısı 18 olarak verilirken, yukarıdaki 20 kişilik liste ailelerin bildirimleri ve kamuoyuna yansıyan bilgilerden oluşuyor. Resmî isim listesinin ve yazılışların yetkililerce kesinleştirilmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Feribot faciasında kayıp 18 kişinin araması sürüyor

Filo Denizcilik’e ait katamaran tipi FİLOJET, 30 Ağustos Pazar günü Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket etti.

259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğu gemi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra henüz belirlenemeyen bir nedenle su almaya başladı. Kıyıdan yaklaşık 4 deniz mili açıkta alabora olan gemi, daha sonra tamamen battı.

Kurtulan yolculardan bazıları geminin alabora olmasından önce düzensiz hareket ettiğini, gövdenin sert şekilde denize çarptığını ve ön bölümden su girmeye başladığını anlattı.

Sekiz kişi hayatını kaybetti

Son açıklamalara göre faciada 8 kişi yaşamını yitirirken 241 kişi sağ olarak kurtarıldı. Kayıp olduğu değerlendirilen 18 kişiye ulaşılması amacıyla arama-kurtarma faaliyetleri 31 Ağustos sabahı yeniden yoğunlaştırıldı. Bazı resmi ve haber kaynaklarında kayıp sayısının 17, kurtarılanların sayısının ise 242 olarak verilmesi, yolcu listeleri ile hastane kayıtlarının karşılaştırılmasının sürdüğünü gösteriyor.

KKTC ve Türkiye’ye ait sahil güvenlik botları, askeri gemiler ve helikopterlerin katıldığı operasyon havadan ve denizden devam ediyor. Türkiye’den gönderilen dalış timleri de çalışmalara destek veriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Enkaz 514 metre derinlikte

KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, tamamen batan geminin denizin yaklaşık 514 metre derinliğinde bulunduğunu açıkladı. Derinliğin, enkazda arama yapılmasını ve geminin kayıt cihazlarına ulaşılmasını güçleştirdiği belirtildi.

Arıklı, kazanın nedeninin geminin “kara kutusu” olarak nitelendirilen kayıt sistemine ulaşıldıktan sonra kesinleşebileceğini söyledi. İlk değerlendirmelerde hava koşullarının tek başına kazayı açıklamadığı üzerinde durulurken, teknik arıza ve gövde hasarı ihtimalleri araştırılıyor.

Kaptan ve yedi mürettebat gözaltında

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, kazaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında geminin kaptanı ile 7 mürettebatın gözaltına alındığını bildirdi. Mürettebatın ifadeleri alınırken geminin bakım, denetim ve sefere uygunluk belgeleri de incelemeye alındı.

Üstel başkanlığında oluşturulan kriz masasında arama-kurtarma faaliyetleri, yaralıların tedavisi ve kayıp yolcuların yakınlarının bilgilendirilmesi ele alındı. Üstel, devletin bütün imkânlarının seferber edildiğini ve kazanın tüm yönleriyle araştırılacağını belirtti.

KKTC’de üç günlük yas

Facianın ardından KKTC’de üç günlük ulusal yas ilan edildi. Girne Limanı’nda bekleyen kayıp yakınlarına psikolojik ve sosyal destek sağlanırken Filo Denizcilik de ailelerin bilgi alabilmesi amacıyla bir kriz ve iletişim hattı oluşturdu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, arama-kurtarma çalışmalarının Türkiye ve KKTC makamlarının koordinasyonunda sürdüğünü belirterek hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi. Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri de arama-kurtarma çalışmalarına destek vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Londra Belediye Başkanlığı İçin Gölge Bakanlığı Bıraktı

İngiltere'de Muhafazakâr Parti’nin önde gelen isimlerinden Sir James Cleverly, 2028’de yapılacak Londra Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde partisinin adaylığını kazanmak amacıyla gölge kabinedeki görevinden ayrıldı.

Gölge Konut Bakanlığı görevini bırakan Cleverly, bütün enerjisini adaylık sürecine ve seçim kampanyasına yönelteceğini açıkladı. Ancak Cleverly henüz Muhafazakâr Parti’nin resmî adayı değil; öncelikle parti içindeki aday belirleme sürecini kazanması gerekiyor.

Daha önce dışişleri, içişleri ve eğitim bakanlığı yapan Cleverly, 2008-2016 yılları arasında Londra Meclisi’nde Bexley ve Bromley bölgesini temsil etmişti. Boris Johnson’ın belediye başkanlığı döneminde de belediye başkan yardımcılığı görevinde bulunmuştu. Bu geçmişi, Cleverly’nin kampanyasında Londra yönetimi konusundaki deneyimini öne çıkarmasına imkân veriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Klasik Muhafazakâr bir vizyon sunacağım”

Cleverly, Times Radio’ya yaptığı açıklamada kampanyasının temelini girişimcilik, ekonomik büyüme ve fırsat eşitliğinin oluşturacağını söyledi.

“Klasik Muhafazakâr bir Londra Belediye Başkanlığı vizyonu ortaya koyacağım. Bu vizyon girişimcilik ve fırsatlar üzerine kurulacak” diyen Cleverly, kampanyasının parti lideri Kemi Badenoch’un ülke genelindeki siyasi programıyla paralel ilerleyeceğini belirtti.

Badenoch liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin daha sağa yönelmesi nedeniyle gölge kabineden ayrıldığı iddiasını reddeden Cleverly, pazar günü verdiği röportajlarda göç, kimlik ve kültür savaşları gibi tartışmalı alanlardan uzak durdu. Bunun yerine ekonomi, konut, yatırım ve Londra’nın uluslararası rekabet gücüne ağırlık verdi.

Independent Mortgage 3

Khan’a “tutkusunu kaybetti” eleştirisi

Cleverly, 2016’dan bu yana Londra Belediye Başkanlığı görevini sürdüren İşçi Partili Sadiq Khan’ın kentin sorunlarını çözme konusundaki isteğini kaybettiğini öne sürdü.

LBC’ye konuşan Cleverly, Khan’ın “göreve yönelik tutkusunu gerçekten kaybettiğini” savundu. Muhafazakâr siyasetçi, Londra’nın yalnızca mevcut hizmetleri yöneten bir belediye başkanına değil, kent ekonomisini yeniden canlandıracak güçlü bir siyasi liderliğe ihtiyacı olduğunu söyledi.

Khan, 2024 seçimlerinde oyların yüzde 43,8’ini alarak Muhafazakâr aday Susan Hall’u yenmiş ve üçüncü kez göreve seçilmişti. Khan’ın 2028’de dördüncü dönem için aday olup olmayacağı henüz kesinleşmedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Burnham’a “Londra ile savaş yürütüyor” suçlaması

Cleverly’nin hedefindeki bir diğer isim Başbakan Andy Burnham oldu. Burnham’ı “çok fazla Londra karşıtı” olmakla suçlayan Cleverly, hükümetin başkenti vergi ve düzenlemeler yoluyla bir gelir kaynağı olarak gördüğünü ileri sürdü.

Cleverly, “Andy Burnham meseleyi anlamıyor. Londra ile bir savaş yürütüyor ve Londra’nın kendi çıkarlarını savunacak birine ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.

Eski bakanın bu çıkışı, seçim kampanyasının yalnızca Sadiq Khan’ın belediye yönetimine değil, Burnham hükümetinin başkente yönelik ekonomi, vergi ve bölgesel kalkınma politikalarına karşı da yürütüleceğine işaret etti.

Konut politikası kampanyanın önemli başlıklarından biri olacak

Cleverly’nin daha önce yaptığı açıklamalar, konut krizinin kampanyasının merkezinde yer alacağını gösteriyor. Cleverly, Londra Planı’nın yeniden yazılmasını, toplu ulaşım hatları çevresinde daha fazla konut yapılmasını ve atıl durumdaki eski sanayi alanlarının konut ve iş merkezlerine dönüştürülmesini savunuyor.

Konut inşaatlarının önündeki düzenlemelerin azaltılmasını isteyen Cleverly, Londra’da ortalama bir evin fiyatının yarım milyon sterlini aştığını ve konut sahibi olmanın çok sayıda kişi için ulaşılmaz hale geldiğini belirtiyor. Muhafazakâr Parti’de yaptığı önceki konuşmada, özellikle kahverengi alanlarda on binlerce yeni konutun önünün açılması gerektiğini söylemişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Liberal Demokrat seçmenin desteği kritik olabilir

2028 seçimlerinde iki tercihli “tamamlayıcı oy” sisteminin yeniden uygulanmasının planlanması, adayların yalnızca kendi seçmenlerine değil, diğer partilerin destekçilerine de seslenmesini gerekli kılıyor.

London School of Economics’ten Prof. Tony Travers’a göre Cleverly’nin kazanabilmesi için ilk tercihini Liberal Demokratlardan yana kullanan seçmenlerin ikinci tercih oylarını da alması gerekecek. Bu nedenle Cleverly’nin önceki Muhafazakâr aday Susan Hall’a kıyasla daha merkezde ve daha kapsayıcı bir kampanya yürütmesi bekleniyor.

Ağustos ayında yayımlanan bir Savanta araştırması; İşçi Partisi’nin Londra’daki desteğini yüzde 33, Reform UK’in yüzde 20, Muhafazakârların yüzde 18, Yeşillerin yüzde 14 ve Liberal Demokratların yüzde 10 olarak ölçtü. Aynı araştırmaya göre Khan yeniden aday olması halinde dördüncü kez seçilebilecek konumda bulunuyor.

Bununla birlikte başka bir YouGov araştırmasında Londralıların yüzde 56’sı Khan’ın görevi bırakması ve İşçi Partisi’nin 2028’de farklı bir aday çıkarması gerektiğini söyledi.

İşçi Partisi’nde alternatif isimler konuşuluyor

Sadiq Khan’ın aday olmaması halinde İşçi Partisi’nde Brent East Milletvekili Dawn Butler’ın yarışa girmesi bekleniyor. Rosena Allin-Khan ile eski Adalet Bakanı David Lammy’nin isimleri de muhtemel adaylar arasında gösteriliyor.

Muhafazakârlar açısından ise Cleverly’nin kabine deneyimine sahip, kamuoyunda tanınan bir isim olması yarışın siyasi ağırlığını artırdı. Cleverly’nin adaylığı kazanması halinde 2028 Londra seçimi, yalnızca belediye başkanlığının değil, Kemi Badenoch liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin yeniden iktidar alternatifi olup olamayacağının da önemli bir sınavı olacak.

Cleverly de Londra’da elde edilecek bir Muhafazakâr zaferin Badenoch’un başbakanlığa uzanan yolunda önemli bir basamak oluşturacağını savunuyor. Buna karşılık adaylığının gelecekte yeniden parti liderliğine yönelmek için bir araç olduğu iddialarını reddediyor.

Girne açıklarında yolcu gemisi faciası: 7 kişi öldü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kenti açıklarında 30 Ağustos Pazar günü meydana gelen deniz kazasında 7 kişi yaşamını yitirdi.

Filo Denizcilik tarafından işletilen katamaran tipi feribot, Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere yerel saatle yaklaşık 12.30’da hareket etti. Geminin kalkıştan kısa süre sonra, Girne kıyısının yaklaşık 4 deniz mili açığında su almaya başladığı ve ardından alabora olduğu bildirildi.

KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, gemide 259 yolcu ile 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğunu açıkladı.

Üstel: 237 kişi kurtarıldı

Girne Limanı’na giderek kurtarma çalışmalarını yerinde takip eden KKTC Başbakanı Ünal Üstel, kazanın son bilançosunu açıkladı.

Üstel, gemide bulunan 237 kişinin kurtarıldığını, 7 kişinin hayatını kaybettiğini ve 23 kişinin kayıp olduğunu belirtti.

Kazadan duyduğu üzüntüyü dile getiren Üstel, arama-kurtarma faaliyetleri için devletin bütün imkânlarının seferber edildiğini söyledi. Üstel, önceliklerinin denizde kayıp durumdaki kişilere ulaşmak ve kurtarılan yolcuların sağlık kontrollerini tamamlamak olduğunu ifade etti.

Kayıp yolcuların bulunması için denizden ve havadan yürütülen çalışmaların aralıksız devam ettiği bildirildi. Üstel’in açıkladığı son bilanço

Gemi kısa sürede ters döndü

Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın verdiği bilgilere göre, geminin su aldığını fark eden kaptan yardım çağrısında bulundu ve Girne Limanı’na dönmeye çalıştı. Ancak feribot kısa süre içerisinde alabora olarak ters döndü.

Olay yerine yaklaşık 15-20 dakika içinde ulaşan KKTC Sahil Güvenlik ve Sivil Savunma ekiplerine, Türkiye’ye ait arama-kurtarma unsurları, helikopterler, özel şirketlere ait yolcu gemileri ve bölgedeki sivil tekneler destek verdi.

Kazanın ardından yayımlanan görüntülerde, can yeleklerini giyen yolcuların ters dönen geminin gövdesi üzerinde ve çevresindeki denizde yardım beklediği görüldü. Kurtarılanlar tekneler ve helikopterlerle Girne Limanı’na taşındı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kazanın nedeni araştırılıyor

Geminin neden su aldığı henüz kesin olarak belirlenemedi. Bakan Arıklı, kaza sırasında denizin oldukça dalgalı olduğunu ancak olayın nedenine ilişkin kesin değerlendirmenin teknik incelemeler tamamlandıktan sonra yapılabileceğini söyledi.

Geminin denize elverişliliği, hava koşulları, taşıma kapasitesi, kaptan ve mürettebatın müdahalesi ile suyun gövdeye hangi noktadan girdiği soruşturma kapsamında incelenecek.

İlk haberlerde gemideki kişi sayısı 279 olarak aktarılmıştı. Ancak KKTC makamları daha sonra resmî sayıyı 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere 267 olarak düzeltti.

Liman ve hastaneler alarma geçirildi

KKTC Sağlık Bakanlığı, kazanın ardından Girne Limanı ile devlet ve özel hastanelerde bütün hazırlıkların tamamlandığını açıkladı.

Girne Limanı’nda ilk müdahale alanı oluşturulurken ambulanslar ve sağlık ekipleri hazır bekletildi. Kurtarılan yolcular sağlık kontrolünden geçirilerek ihtiyaçlarına göre Girne ve Lefkoşa’daki hastanelere sevk edildi.

Bakanlık, olası ihtiyaçlara hızlı müdahale edilebilmesi amacıyla sağlık personelinin en üst düzeyde harekete geçirildiğini bildirdi.

Türkiye’den kurtarma çalışmalarına destek

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da KKTC ve Türkiye Sahil Güvenlik birimlerinin koordinasyon içerisinde çalıştığını belirtti.

Yılmaz, temel önceliğin yolcular ile mürettebatın kurtarılması olduğunu vurgulayarak Türkiye’nin arama-kurtarma faaliyetlerine gerekli bütün desteği sağladığını kaydetti.

Facia nedeniyle Girne’de 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında yapılması planlanan etkinliklerin iptal edildiği bildirildi. Arama çalışmaları sürerken bölgedeki sivil deniz trafiği de kontrol altına alındı.

Nepal’de meydana gelen sel felaketinde bilanço ağırlaşıyor

Nepal-Tibet sınırında 26 Ağustos Çarşamba günü meydana gelen felaketin bilançosu ağırlaşmaya devam ediyor.

Nepal Ulusal Afet Riskini Azaltma ve Yönetim Kurumu, ülkede hayatını kaybedenlerin sayısının 734’e yükseldiğini, 2 bin 498 kişiden ise haber alınamadığını bildirdi. Tibet’in Gyirong ilçesinde de 16 kişinin öldüğü ve 546 kişinin kayıp olduğu açıklandı.

Böylece Nepal ve Tibet’te doğrulanan toplam can kaybı 750’ye, kayıp sayısı ise 3 bin 44’e ulaştı. Nepal makamları, 7 bin 514 kişinin kurtarıldığını duyurdu. Kayıp ve ölü sayılarının arama çalışmaları ilerledikçe değişebileceği belirtiliyor.

Buzul çökmesi felaketi tetikledi

İlk incelemelere göre felaket, Himalayalar’daki büyük bir buzul ve kaya kütlesinin çökmesiyle başladı. Yaklaşık 100 milyon metreküp buz, kaya, toprak ve molozun yamaçtan koparak nehir sistemine karıştığı tahmin ediliyor.

Dev kütlenin Lhende ve Bhote Koshi nehirlerinde oluşturduğu sel dalgası; Rasuwa, Nuwakot ve Dhading bölgelerindeki yerleşimleri, yolları, köprüleri ve hidroelektrik santrallerini vurdu. Su, çamur ve kaya yığınının bazı bölgelerde sınırdan yaklaşık 100 kilometre aşağıya kadar yıkıma yol açtığı bildirildi.

Çin devlet televizyonu CCTV, bilim insanlarının ilk değerlendirmelerine dayanarak felaketin “küresel ısınmanın uzun vadeli etkileri altında ortaya çıkan buzul istikrarsızlığı” ile bağlantılı olduğunu bildirdi.

Nepal Sel Felaketi 1

Yüzlerce santral çalışanı aranıyor

Nepal’de kayıp kişiler arasında 933 hidroelektrik santrali çalışanının bulunduğu açıklandı. Arama çalışmaları özellikle Trishuli 3A ve Trishuli 3B hidroelektrik tesislerinin zarar gören tünellerinde yoğunlaştırıldı.

Trishuli 3A tesisinde 100’den fazla işçinin mahsur kalmış olabileceği değerlendiriliyor. Nepal ordusu, tünele küçük bir boru ulaştırarak içeridekilere hava vermeye başladı. Hintli ve Çinli uzmanlar da tünellerin açılması ve mahsur kalanlara ulaşılması için Nepal ekiplerine destek veriyor.

Nepal yönetimi, arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerine yaklaşık 20 bin güvenlik görevlisi sevk etti. Çin ise Tibet tarafında 2 bin 100’den fazla kurtarma personelini görevlendirdi ve çalışmalar için en az 220 milyon yuanlık kaynak ayırdı.

Tibet’te 261 yabancı kayıp

Çinli yetkililer, Tibet tarafında kayıp olan 546 kişi arasında 23 ülkeden 261 yabancı bulunduğunu açıkladı. Kayıp yabancılar arasında 104 Nepalli, 49 Hindistan vatandaşı, 33 Letonyalı, 18 ABD’li ve 15 Britanyalı olduğu bildirildi.

Bölgede bulunanların önemli bölümünü Gyirong sınır kapısını kullanan turistler ile Tibet’teki kutsal Kailaş Dağı’na giden Hindu hacılar oluşturuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni sel tehlikesi sürüyor

Şiddetli yağış, yükselen nehir seviyeleri ve heyelanların oluşturduğu geçici göller kurtarma çalışmalarını aksatıyor. Nepal makamları, Rasuwa’daki Bhotekoshi Nehri’nin debisinin yeniden yükselmesi üzerine ekipleri ve nehir kıyısındaki halkı uyardı.

Çin tarafında oluşan büyük göldeki suyun önemli ölçüde boşaldığı belirtilse de gölün aşağısında meydana gelen yeni bir heyelanın doğal set ve yeni bir su birikintisi oluşturduğu tespit edildi. Bu nedenle ikinci bir ani sel ihtimaline karşı hem Nepal hem de Tibet tarafında yüksek alarm sürüyor.

Birleşmiş Milletler, engebeli arazi, devam eden yağışlar, yıkılan köprüler ve kapanan yollar nedeniyle afetzedelere yardım ulaştırmanın “son derece zor” olduğunu açıkladı. Kızılhaç ise felaketten 90 binden fazla kişinin etkilenmiş olabileceğini tahmin ediyor.

Kimliği belirlenemeyen kurbanlar defnediliyor

Nehirlerden çıkarılan çok sayıda cenazenin uzun süre suda kalması nedeniyle tanınamayacak durumda olduğu bildirildi. Nepal makamları, kimliği belirlenemeyen kurbanlardan DNA örnekleri aldıktan ve ayrıntılı kayıt oluşturduktan sonra toplu defin işlemlerine başladı.

Nepal hükümeti; tünel kurtarma ekipleri, ağır yük taşıyabilen insansız hava araçları, DNA test kitleri, adli tıp uzmanları ve cenazelerin muhafaza edilebilmesi için soğutma üniteleri talep etti.

Dışişleri Bakanı Shisir Khanal, ülkenin yeniden inşa maliyetinin milyarlarca dolara ulaşabileceğini belirterek uluslararası topluma teknik ve mali destek çağrısında bulundu.

Not: İlk metindeki “Nepal’de 752 ölü” bilgisi son resmî verilerle örtüşmüyor. 30 Ağustos itibarıyla Nepal’de 734, Tibet’te 16 olmak üzere toplam can kaybı 750 olarak bildiriliyor.

Manş Denizi’nde göçmen teknesi faciası

Fransız Sahil Güvenliği, göçmenleri taşıyan aşırı kalabalık teknenin perşembeyi cumaya bağlayan gece, Calais ile Dunkirk arasındaki Gravelines açıklarında tespit edildiğini açıkladı.

Bölgeye sevk edilen kurtarma gemisi, İngiltere’ye doğru ilerleyen tekneyi bir süre takip etti. Teknede bulunanlardan yardım talebi gelmesi üzerine operasyon başlatıldı ve 72 kişi kurtarma gemisine alındı.

Kurtarma görevlileri tekneye ulaştıklarında bir göçmenin bilincini kaybettiğini belirledi. Kalp masajı uygulanan kişi için helikopter de sevk edildi ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen göçmen kurtarılamadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Üç kişi yaralandı

Fransa’nın Manş Denizi ve Kuzey Denizi Denizcilik Valiliği tarafından paylaşılan bilgilere göre olay sırasında üç kişi daha yaralandı. Yaralılardan birinin acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Hayatını kaybeden kişinin kimliği ve uyruğuna ilişkin resmî açıklama yapılmadı. Ölüm nedeninin belirlenmesi ve teknenin denize açılmasını organize eden kaçakçılık şebekesinin tespit edilmesi amacıyla inceleme başlatılması bekleniyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

On günlük aranın ardından 494 kişi İngiltere’ye ulaştı

Facia, Manş Denizi’ndeki küçük tekne geçişlerinin yeniden hızlandığı bir dönemde yaşandı. İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre perşembe günü yedi ayrı tekneyle toplam 494 göçmen İngiltere kıyılarına ulaştı.

Bunlar, 17 Ağustos’ta 250 kişinin İngiltere’ye geçmesinden sonraki ilk başarılı küçük tekne geçişleri oldu. Böylece olumsuz hava ve deniz koşullarının etkili olduğu yaklaşık 10 günlük durgunluk sona erdi.

Independent Mortgage 3

Geçişler geçen yıla göre yüzde 43 azaldı

Resmî veriler üzerinde yapılan analize göre 2026’nın başından bu yana küçük teknelerle Manş Denizi’ni aşarak İngiltere’ye ulaşanların sayısı 16 bin 391’e çıktı.

Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 43, 2024’ün aynı dönemine göre ise yüzde 17 daha düşük. Ancak teknelerin kapasitesinin çok üzerinde insan taşıması, denize elverişsiz olması ve birçok yolcuya can yeleği verilmemesi ölüm riskini artırmaya devam ediyor. Ağustos ayının başında motoru alev alan ve parçalanmaya başlayan başka bir teknedeki 157 kişi de Fransız ve İngiliz ekiplerinin ortak operasyonuyla kurtarılmıştı.

Mahmood: Rehavete kapılmayacağız

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, geçişlerdeki düşüşün olumlu olduğunu ancak hükümetin “rehavete kapılmayacağını” söyledi.

Fransa sahillerindeki ve denizaşırı ülkelerdeki operasyonların güçlendirildiğini belirten Mahmood, insanları tehlikeli ve yasa dışı rotalara yönelten etkenlerle mücadele amacıyla yeni yasal düzenlemeler hazırlandığını kaydetti.

Başbakan Andy Burnham da insan kaçakçılığı şebekelerinin faaliyetlerini ve kullandıkları para akışını hedef alan operasyonların kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kurtarma politikaları yeniden tartışılıyor

İngiltere ile Fransa, küçük tekne geçişlerini engellemek amacıyla sahil devriyelerini, gözetleme kapasitesini ve kaçakçılık çetelerine yönelik ortak operasyonları artırdı. Buna karşın insan hakları kuruluşları, sahillerde uygulanan daha sert müdahalelerin göçmenleri daha riskli noktalardan ve daha elverişsiz teknelerle denize açılmaya ittiğini savunuyor.

Manş Denizi’nde Kasım 2021’de meydana gelen ve en az 27 kişinin öldüğü en büyük göçmen faciasını inceleyen resmî soruşturma da ölümlerin önlenebilir olduğu sonucuna varmış; hem Fransız hem de İngiliz kurtarma makamlarının müdahalesindeki eksikliklere dikkat çekmişti.

Münir Hasan Tatar Londra’da son yolculuğuna uğurlandı

HALİL YETKİNLİOĞLU

Londra Türk toplumunun yakından tanıdığı muhasebeci ve mali müşavir Münir Hasan Tatar, 28 Ağustos Cuma günü düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.

Palmers Green Mosque’ta kılınan cenaze namazını Süleymaniye Camisi din görevlisi Ali Mercan kıldırdı. Namazın ardından Tatar’ın naaşı Trent Park Cemetery’ye götürüldü.

Münir Hasan Tatar, burada Hafız Muhittin Aydın’ın Kur’an-ı Kerim tilaveti ve duaları eşliğinde, ailesi ve sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.

Ersin Tatar: Aynı yollarda yürüdük

Cenaze törenine katılan KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yeğeni Münir Hasan Tatar’ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirdi.

Merhumun Kıbrıs Türk halkına, köklerine ve millî değerlerine bağlılığına dikkat çeken Ersin Tatar, şunları söyledi:

“Biz onunla hep aynı yollarda yürüdük. Barış Harekâtı’nda aynı odadaydık; beraber kucaklaştık, beraber ağladık. Ticarete ve ekonomiye yön veren bir kardeşimizdi. Ancak benim için çok önemli olan, KKTC’ye olan bağlılığı; köklerimizi ve millî değerlerimizi her zaman önemseyen değerli bir kişi olmasıydı. Hepimiz bu dünyadan göçüp gideceğiz. Önemli olan arkamızda bıraktıklarımızdır. Mekânın cennet olsun.”

“Pek çok kişiye yol gösterdi”

Merhumun oğlu Serkan Tatar da babasının zekâsı, becerisi, öngörüsü ve tecrübesiyle çevresindeki pek çok kişiye yol gösterdiğini belirtti.

Serkan Tatar, “Eminim bugün burada bulunan hemen herkes, hayatının bir döneminde onun bilgisinden ve bilgeliğinden faydalanmıştır” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Ertaş: Anısını yaşatmaya devam edeceğiz

Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ise Münir Hasan Tatar’ı Türk toplumunun müstesna şahsiyetlerinden biri olarak nitelendirdi.

Büyükelçi Ertaş, “Toplumumuzun müstesna şahsiyetlerinden birinin son yolculuğunda birlikteyiz. Hem şahsen hem de Londra Büyükelçisi olarak kendisinden son derece razı bir şekilde onu uğurluyorum. Değerli anısını toplumumuzla birlikte yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.

Törende konuşan Dr. Teoman Sırrı MBE de Münir Hasan Tatar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diledi.

İş ve toplum dünyası törende buluştu

Cenaze törenine KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan’ın yanı sıra Dr. Teoman Sırrı MBE, Avrupalı Türk Marka Birliği Başkanı Vehbi Keleş, Dr. Tahsin Bilginer, Hafız Mustafa 1864 CEO’su Avni Ongurlar, Yönetim Kurulu Üyesi Emre Ongurlar, Olay Gazetesi sahibi Nural Ezel ve Konsey Başkanı Kenan Nafi katıldı.

Defin töreninin ardından ailenin özel davetiyle düzenlenen yemek programında, Münir Hasan Tatar’ın aziz ruhu için ikramda bulunuldu ve misafirler ağırlandı.

Münir Hasan Tatar kimdir?

İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış isimlerinden Münir Hasan Tatar, Londra’da faaliyet gösteren M. Tatar & Associates firmasının kurucusu ve sahibiydi.

Uzun yıllar muhasebe ve mali danışmanlık alanlarında çalışan Tatar, Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumuna hizmet veren saygın iş insanları arasında yer alıyordu. Evli olan Tatar’ın bir oğlu ve bir kızı bulunuyordu.

Kurucusu olduğu M. Tatar & Associates, yıllar boyunca Londra’da faaliyet gösteren çok sayıda Türk ve Kıbrıslı Türk işletmeye, aileye ve girişimciye muhasebe ve finans alanlarında hizmet sundu.

Münir Hasan Tatar, mesleki çalışmalarının yanı sıra İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumuna verdiği destek ve katkılarla da tanınıyordu. Firmanın faaliyetleri, kendisi de yeminli mali müşavir olan ve uzun yıllar babasıyla birlikte çalışan oğlu Serkan Tatar tarafından sürdürülecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Eski Başbakan Brown'a göre İrlanda’nın birleşmesi uzun vadede kaçınılmaz

Eski İngiltere Başbakanı Gordon Brown, İrlanda’nın uzun vadede tek devlet çatısı altında birleşeceğine inandığını açıkladı.

Brown, yeni kitabı The Future Starts With Us dolayısıyla The Guardian’a verdiği röportajda, Kuzey İrlanda’nın İrlanda Cumhuriyeti ile coğrafi bağının birleşmeyi mantıklı hale getirip getirmediğinin sorulması üzerine, “Evet. Elbette uzun vadede İrlanda birleşecek” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak bunun yakın zamanda veya tek taraflı bir siyasi kararla gerçekleşemeyeceğini vurgulayan Brown, sürecin toplumların birbirine yaklaşmasını ve ortak bir çözüm üzerinde anlaşmasını gerektireceğini söyledi.

Brown, “Bu, insanların bir araya gelerek uzlaşmanın yolunu bulması gereken uzun bir süreç olacak. Temel mesele, insanların gerçekten anlaşabilip anlaşamayacağıdır” dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham “referandum gündemde değil” demişti

Brown’ın açıklaması, Başbakan Andy Burnham’ın ilk resmi Kuzey İrlanda ziyareti sırasında birleşme referandumunu “gündem dışı” ilan etmesinden hemen sonra geldi.

Belfast’ta siyasi parti temsilcileriyle görüşen Burnham, Kuzey İrlanda’daki bütçe baskıları ve hayat pahalılığına odaklanacağını belirterek, “Dinlemek ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım sergilemek için buradayım. Ancak bazı konular gündem dışında olacak; bu da onlardan biri” demişti.

Böylece Brown’ın uzun vadeli öngörüsü ile mevcut hükümetin kısa vadeli politikası arasında belirgin bir görüş ayrılığı ortaya çıktı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Referandum kararı nasıl alınabilir?

1998 tarihli Belfast/Hayırlı Cuma Anlaşması, Kuzey İrlanda’nın anayasal statüsünün halkın rızasına bağlı olduğunu kabul ediyor.

İngiltere yasalarına göre Kuzey İrlanda’dan sorumlu bakan, çoğunluğun birleşmeden yana oy verme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varırsa “sınır referandumu” düzenlemek zorunda. Bununla birlikte, bu kanaate hangi ölçütlerle varılacağı yasada ayrıntılı biçimde tanımlanmıyor.

Birleşmenin gerçekleşebilmesi için hem Kuzey İrlanda’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde yapılacak oylamalarda çoğunluk desteği gerekiyor. Bir referandum düzenlenmesi halinde, yeni bir oylama için en az yedi yıl beklenmesi gerekiyor. Avam Kamarası Kütüphanesi de hükümetin referandum eşiğini belirlerken kullanacağı somut kriterlerin hâlâ açıklığa kavuşturulmadığına dikkat çekiyor.

Independent Mortgage 3

Barış sürecinde önemli rol üstlendi

Brown, Hayırlı Cuma Anlaşması’nın imzalandığı 1998 yılında Tony Blair hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapıyordu.

2007-2010 yılları arasında başbakanlık yapan Brown, polis ve adalet yetkilerinin 2010’da Londra’dan Kuzey İrlanda’daki güç paylaşımı yönetimine devredilmesiyle sonuçlanan müzakerelerde de görev aldı. Bu devir, Hayırlı Cuma Anlaşması sonrasındaki siyasi normalleşmenin en önemli aşamalarından biri olarak kabul ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İskoçya’nın bağımsızlığına karşı çıktı

İskoçya doğumlu Brown, Kuzey İrlanda için uzun vadede birleşme ihtimalini kabul ederken İskoç bağımsızlığına karşı tutumunu yineledi.

İskoçya’nın İngiltere, Galler ve Birleşik Krallık’ın diğer bölgeleriyle güçlü coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel bağlara sahip olduğunu söyleyen Brown, bağımsızlık yerine ülkeler ve bölgeler arasında daha kapsamlı iş birliği kurulması gerektiğini savundu.

Brown’ın açıklamaları, İrlanda’nın birleşmesi ile İskoçya’nın bağımsızlığının aynı anayasal tartışmanın parçaları gibi görünmesine rağmen, eski başbakana göre farklı tarihsel ve coğrafi koşullara sahip olduğunu ortaya koydu.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham geri adım

Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham, “Elgin Mermerleri” olarak da bilinen Partenon Heykelleri’nin Yunanistan’a kalıcı olarak iade edilmesi konusunda daha temkinli bir tutum benimsedi.

Burnham, Financial Times’a verdiği röportajda, yaklaşık 2 bin 500 yıllık heykellerin geleceğine ilişkin kararın doğrudan hükümet tarafından değil, British Museum yönetimi tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.

“Neticede bu, British Museum’un çözmesi gereken bir mesele” diyen Burnham, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yasal olarak bu mesele, müzenin ilgilendiği bir süreç. Ancak Britanya’nın kültürel diplomasiyi kullanmasını tamamen destekliyorum.”

Burnham’ın açıklaması, daha önceki koşulsuz iade çağrılarından belirgin bir geri dönüş olarak değerlendirildi. Financial Times, Başbakan’ın şimdilik bu konu için önemli bir siyasi mücadele vermeye hazır görünmediği yorumunu yaptı.

Independent Mortgage 3

2002’den beri iadeyi destekliyordu

Burnham, parlamentoya seçilmesinden bir yıl sonra, 2002’de British Museum’un heykelleri kalıcı olarak koleksiyonundan çıkarmasını engelleyen 1963 tarihli British Museum Yasası’nın değiştirilmesini amaçlayan özel üye yasa teklifine destek vermişti.

Şubat 2023’te Manchester Müzesi’nin yeniden açılışı sırasında kendisine, British Museum Başkanı George Osborne’un heykelleri Yunanistan’a iade edip etmemesi gerektiği sorulduğunda “Evet” yanıtını vermişti.

Burnham daha sonra sosyal medya hesabından, “Hiçbir şart koşmadan geri gönderin. Kültürü, Britanya’nın dünyadaki algısını değiştirmek için kullanalım” mesajını paylaşmıştı.

Ancak başbakanlık görevine gelmesinin ardından aynı çağrıyı tekrarlamaktan kaçınması, iade yanlılarının tepkisini çekti. Eski Kültür Bakanı ve Partenon Projesi Danışma Kurulu Başkanı Lord Ed Vaizey, tutum değişikliğini “üzücü” olarak nitelendirdi.

British Museum’dan bir yetkili ise bir siyasetçinin milletvekili veya belediye başkanıyken desteklediği bir konuyla, başbakan olduktan sonra siyasi öncelik haline getirdiği meselelerin farklı olabileceğini belirtti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kalıcı iadenin önünde yasal engel var

British Museum Yasası, mütevelli heyetinin koleksiyondaki eserleri kalıcı olarak devretmesine yalnızca son derece sınırlı durumlarda izin veriyor. Bu nedenle heykellerin mülkiyetinin Yunanistan’a geçirilmesi için parlamentonun yasada değişiklik yapması gerekiyor.

Buna karşılık mevcut mevzuat, eserlerin belirli koşullarla başka müzelere ödünç verilmesine izin veriyor. Bu durum, Londra ile Atina arasında kalıcı devir yerine uzun vadeli bir kültürel ortaklık kurulması seçeneğini öne çıkarıyor.

British Museum, Yunanistan ile “yeni bir Partenon ortaklığı” kurulması amacıyla yapıcı görüşmelerin sürdüğünü belirtiyor. Üzerinde çalışılan formüllerden biri, heykellerin bir bölümünün uzun süreli ve dönüşümlü olarak Atina’daki Akropolis Müzesi’nde sergilenmesini; Yunanistan’ın da önemli antik eserleri Londra’ya göndermesini öngörüyor.

Ancak olası bir ödünç verme anlaşmasının önünde önemli bir anlaşmazlık bulunuyor. British Museum, eserlerin yasal biçimde edinildiğini ve koleksiyonun mülkiyetinin kendisine ait olduğunu savunurken Yunanistan, heykellerin Osmanlı yönetimi döneminde hukuka aykırı biçimde ülkeden çıkarıldığını belirtiyor. Atina’nın bir “ödünç alma” anlaşmasını kabul etmesi, British Museum’un mülkiyet iddiasını tanıdığı şeklinde yorumlanabileceği için görüşmeler henüz sonuçlandırılamadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Bayeux Anlaşması örnek gösteriliyor

Fransa’nın yaklaşık bin yıllık Bayeux Duvar Halısı’nı geçici olarak Birleşik Krallık’a göndermesi, Partenon Heykelleri için de benzer bir kültürel değişim modeli kurulabileceği yönündeki beklentileri artırdı.

British Museum Direktörü Nicholas Cullinan, Fransa ile yapılan anlaşmanın kültürel diplomasi ve karşılıklı eser değişimi açısından önemli bir örnek oluşturabileceğini söyledi. Ancak Cullinan, British Museum Yasası’nın aceleyle değiştirilmesine karşı çıkarak çözümün mevcut hukuki ve kurumsal yapı içerisinde aranması gerektiğini belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Britanyalıların çoğu iadeyi destekliyor

Kamuoyu araştırmaları, Birleşik Krallık halkının çoğunluğunun heykellerin Yunanistan’a gönderilmesine sıcak baktığını gösteriyor. JL Partners tarafından Partenon Projesi için gerçekleştirilen 2025 tarihli ankette, katılımcıların yüzde 56’sı olası bir referandumda iadeyi destekleyeceğini belirtirken yüzde 22’si eserlerin Londra’da kalmasını istedi.

Heykeller, 19. yüzyılın başlarında Britanya’nın Osmanlı İmparatorluğu nezdindeki büyükelçisi Lord Elgin’in görevlileri tarafından Atina Akropolü’ndeki Partenon’dan sökülerek İngiltere’ye götürülmüştü. Britanya devleti eserleri 1816’da Elgin’den satın alarak British Museum’a devretmişti.

Yunanistan ise heykellerin Atina’daki diğer Partenon parçalarıyla yeniden birleştirilmesini talep ediyor. Burnham’ın başbakanlığa gelmesi Atina’da yeni bir anlaşma umudu yaratmış olsa da son açıklaması, kalıcı iadenin kısa vadede hükümet gündemine alınmayacağını gösteriyor.

Londra’da ‘Yellow Box’ cezası mahkemeden döndü!

Güney Londra’da bir sürücü, sarı kutulu kavşakta durduğu gerekçesiyle Merton Belediyesi tarafından verilen 160 sterlinlik trafik cezasına karşı yaptığı itirazı kazandı.

Olay, Aralık 2025’te Wimbledon’daki Haydons Road ile Cromwell Road’un kesiştiği kavşakta meydana geldi. Belediye kamerasının kaydettiği görüntülerde sürücünün sarı kutunun içerisinde kısa süre durduğu görüldü.

Ancak sürücü, çıkış yolu tıkalı olduğu için değil, Cromwell Road’dan ana yola katılmaya çalışan başka bir araca geçiş imkânı vermek amacıyla durduğunu belirtti.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

Üç koşulun birlikte oluşması gerekiyor

Sürücünün itirazına, “Yellow Box Guru” adıyla tanınan trafik kampanyacısı ve eski Transport for London tasarım uzmanı Sam Wright destek verdi.

Wright, sarı kutu içerisinde durmanın tek başına ceza kesilmesi için yeterli olmadığını vurguladı. Mevzuata göre bir ihlalin oluşabilmesi için sürücünün:

  • Aracını sarı kutuya sokması,
  • Kutunun içerisinde durması,
  • Duran araçlar nedeniyle çıkış yapamaması

şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekiyor.

Bu nedenle sürücünün bir yayaya yol vermek, karşıdan gelen araçları beklemek, güvenlik gerekçesiyle durmak veya başka bir aracın manevrasına izin vermek zorunda kalması otomatik olarak sarı kutu ihlali anlamına gelmiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Belediye itirazı önce reddetti

Habere göre Merton Belediyesi, sürücünün ilk itirazını reddederek aracın sarı kutu içerisinde durmasının cezayı haklı çıkardığını savundu.

Dosya daha sonra bağımsız trafik hakemine taşındı. Görüntüleri inceleyen hakem, sürücünün kavşağa girdiği sırada önündeki çıkış alanının açık olduğunu ve aracın duran trafik yüzünden mahsur kalmadığını belirledi.

Sürücünün istese kavşağı boşaltabilecek durumda olduğuna dikkat çeken hakem, isnat edilen ihlalin kanıtlanamadığına hükmederek 160 sterlinlik cezayı iptal etti.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Merton Belediyesi’ne ağır eleştiri

Wright, belediyenin yaklaşımının sarı kutu mevzuatının temel unsurunu göz ardı ettiğini savundu. Kampanyacı, belediye yetkililerinin ya yasayı doğru bilmediğini ya da sürücülere kurallar hakkında yanıltıcı bilgi verdiğini iddia etti.

Londra’da sarı kutu ihlalleri için uygulanan ceza 160 sterline kadar çıkıyor. Ceza bildiriminin ardından 14 gün içinde ödeme yapılması halinde tutar genellikle yüzde 50 indirimle 80 sterline düşüyor.

Ancak sürücünün indirimi kabul ederek ödeme yapması, çoğu durumda dosyanın kapanması ve itiraz hakkından vazgeçilmesi anlamına geliyor.

Highway Code ne diyor?

Birleşik Krallık Karayolları Yasası’nın 174’üncü kuralı, sürücülerin çıkış yolu veya kullanacakları şerit açık olmadan sarı kutuya girmemelerini öngörüyor. Sağa dönüş yapmak isteyen sürücüler ise yalnızca karşıdan gelen trafik ya da sağa dönmeyi bekleyen diğer araçlar nedeniyle durmak zorunda kalırsa kutunun içerisinde bekleyebiliyor.

Bununla birlikte, cezanın hukuki dayanağını oluşturan düzenleme yalnızca aracın kutuda durmasına değil, durmanın “duran araçların varlığından” kaynaklanıp kaynaklanmadığına da bakıyor. Son kararın belirleyici noktası da bu ayrım oldu.

RAC tarafından daha önce yaptırılan ve Sam Wright’ın hazırladığı incelemede, belediyelerin denetlemeyi planladığı 111 sarı kutunun yüzde 90’ında sürücülerin haksız cezalarla karşılaşmasına yol açabilecek tasarım veya görünürlük sorunları bulunduğu belirtilmişti. İncelenen kutuların 61’inin hükümetin mevcut tasarım rehberiyle doğrudan çeliştiği öne sürülmüştü.

Londra’da ev sahibi olmak daha da zorlaştı

Londra’da ev sahibi olmak isteyenlerin karşılaştığı mali engeller, yükselen mortgage faizleriyle daha da büyüdü.

Emlak platformu Zoopla’nın 27 Ağustos’ta yayımladığı Konut Fiyat Endeksi’ne göre, ortalama beş yıllık sabit mortgage faizi ocak ayında yüzde 4’ün altındayken yüzde 4,8 seviyesine yükseldi.

Faizlerdeki artış, alıcıların aynı aylık ödemeyle kullanabilecekleri mortgage miktarını yılbaşından bu yana yüzde 9 azalttı. Ocak ayında aylık bütçesi 200 bin sterlinlik krediye yeten bir kişi, bugün aynı ödeme tutarıyla yaklaşık 182 bin sterlin borçlanabiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Londra’da 35 bin 500 sterlinlik ek peşinat

Alıcıların aynı evi aylık taksitlerini artırmadan satın alabilmeleri için aradaki 18 bin 200 sterlinlik farkı peşinata eklemeleri gerekiyor.

Ancak konut fiyatlarının ülke ortalamasının çok üzerinde olduğu Londra’da ihtiyaç duyulan ek peşinat yaklaşık 35 bin 500 sterline ulaşıyor. Bu rakam, ülke ortalamasının neredeyse iki katı. Kuzeydoğu İngiltere’de ise aynı fark 10 bin 200 sterlin civarında kalıyor.

Bu nedenle yüzde 9’luk kredi kapasitesi kaybı ülke genelini kapsamasına rağmen, parasal etkisi en ağır biçimde Londralı alıcılar tarafından hissediliyor.

Zoopla’nın haziran ayındaki araştırması da faiz artışının Londra’daki ortalama bir mortgage ödemesine ayda 244 sterlin, ilk kez ev alacakların ödemesine ise yaklaşık 232 sterlin eklediğini ortaya koymuştu.

Independent Mortgage 3

İlk kez ev alacaklar daha fazla etkileniyor

Yüksek ev fiyatları ve peşinat gereksinimi, özellikle ilk kez konut satın alacakları zorluyor. Bu gruptaki alıcılar genellikle daha düşük peşinatla, daha yüksek tutarlı ve uzun vadeli mortgage kullanıyor.

Faiz değişiklikleri bu nedenle ilk kez ev alacakların aylık ödemelerine ve toplam borçlanma maliyetine daha hızlı yansıyor. Londra’da damga vergisinin de ortalama satın alma bedelinin yaklaşık yüzde 3’üne ulaşabilmesi, başkentteki mali yükü daha da artırıyor.

Bazı alıcılar daha küçük veya merkezden uzak konutlara yönelirken, bazıları da ev sahibi olma planlarını ertelemeyi tercih ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Satışlar düştü, aramalar yeniden arttı

Mortgage maliyetlerindeki artış konut satışlarını yavaşlatıyor. Birleşik Krallık genelinde üzerinde anlaşmaya varılan satışların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 daha düşük.

İngiltere Merkez Bankası verileri de haziran ayında konut alımı için onaylanan mortgage sayısının yıllık bazda yüzde 10 azalarak 58 bin 200’e gerilediğini gösteriyor.

Bununla birlikte piyasada sonbahar öncesinde sınırlı bir canlanma işareti görüldü. İnternette yapılan konut aramaları yıllık yüzde 7 artarak son 12 ayın en güçlü yükselişini kaydetti. Satılık konut sayısının da geçen yıla göre yüzde 5 fazla olması, alıcılara daha geniş seçenek ve pazarlık imkânı sağlıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra’da fiyatlar yıllık yüzde 1 geriledi

Birleşik Krallık’taki ortalama konut fiyatı temmuz itibarıyla 272 bin 800 sterline çıktı. Yıllık fiyat artışı hazirandaki yüzde 1,3 seviyesinden yüzde 0,9’a geriledi.

Londra’da ise ortalama konut fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1 düştü. Güneydoğu İngiltere’deki gerileme yüzde 0,3 olarak ölçüldü. Buna karşılık Kuzeybatı İngiltere’de fiyatlar yüzde 3,1, Kuzey İrlanda’da yüzde 5,4 arttı.

Zoopla, mortgage faizlerinin yüzde 5’e yakın seyretmesinin talebi sınırlamayı sürdüreceğini; yıllık konut fiyatı artışının yıl sonunda yaklaşık yüzde 1’e gerileyebileceğini öngörüyor. Londra ile Güneydoğu İngiltere’de fiyatların yatay seyretmesi veya sınırlı ölçüde düşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

THE INTERNATIONAL LEGAL FRAMEWORK FOR THE DIGNIFIED RETURN AND SECURITY OF AZERBAIJANIS DEPORTED FROM THE PRESENT-DAY AR

Afsar Sadigov and Saftar Rahimli*

ABSTRACT

Background: Re forced displacement of the Western Azerbaijani population, initially uprooted from territories occupied by Russia in 1920 and subsequently transferred to the jurisdiction of Armenia, constitutes a critical nexus in international law regarding the repatriation, security, and restoration of rights for displaced cohorts. Under the doctrine of jus cogens, the prohibition of deportation is categorised as a peremptory norm of international law, mandating universal adherence and triggering state responsibility for its breach. Re legal framework governing such cases is multifaceted, drawing on International Humanitarian Law (IHL) to address populations displaced by military aggression, while also invoking the principles of State responsibility for international wrongful acts. Rese principles necessitate comprehensive reparations, including restitutio in integrum (restoration of the status quo ante), compensation, rehabilitation, satisfaction, and robust guarantees of non-repetition.

From a normative perspective, the Turkic-Muslim population deported from Armenia remains under the protective umbrella of the 1907 Hague Regulations (IV) and the 1949 Geneva Convention (IV). While extant scholarship has extensively documented the historical and normative dimensions of deportation, a significant analytical lacuna persists regarding the specific international legal mechanisms required to operationalise a dignified return and ensure long-term security. Ris study seeks to address this gap by synthesising international legal norms, individual criminal accountability, and comparative state practices to propose a definitive framework for legal remedies and international protective instruments.

Method: Ris study employs a legal-doctrinal and comparative-legal methodology, supplemented by a historical-legal review of archival sources to reconstruct the context and intent of the 1920, 1948–1956, and 1988 deportations. Re research systematically interrogates international instruments and scholarly literature to define the parameters of deportation, genocide, and State responsibility under jus cogens norms. By synthesising international jurisprudence, including rulings from the International Court of Justice (ICJ), the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (ICTY), the European Court of Human Rights (ECtHR), and the Eritrea-Ethiopia Claims Commission (EECC), with comparative reparations practices, the study proposes a remedial framework encompassing model treaties, monitoring systems, and domestic legislative measures.

Results and Conclusions: The displaced Western Azerbaijani population maintains an inalienable right to a dignified return and holistic security under international law, predicated upon the jus cogens prohibition of forced displacement. Under the international legal regime of State responsibility, the breach of these peremptory norms requires a multi-layered remedial approach, encompassing restitutio in integrum, financial compensation, rehabilitation, satisfaction, and robust guarantees of non-repetition, as well as the rigorous prosecution of individuals for international crimes. Normatively, the Turkic-Muslim population expelled from Armenia remains under the continuous protection of both historical and contemporary instruments, bridging the gap between IHL and International Human Rights Law (IHRL). Practical enforcement of these rights may be sought through international judicial fora, such as the ICJ and the ECtHR, further bolstered by domestic legislative frameworks that accord formal recognition to their status as victims of genocidal intent. Collectively, these legal architectures provide a definitive and actionable basis for restoring historical rights, ensuring institutional accountability, and facilitating a safe, sustainable, and dignified repatriation to their ancestral homelands.

1 INTRODUCTION

The aim of this research is to identify the international legal solutions for the dignified and secure return of Azerbaijanis deported from the territory of present-day Armenia. Central to this study is determining the legal status of the deported population and formulating proposals and conclusions based on the legal consequences of that status. Furthermore, the

research aims to establish the substantive legal and institutional mechanisms necessary to ensure a return that adheres to international safety standards.

The primary object of this study is the deportation of the Azerbaijani (Turko-Muslim) population from present-day Armenia, alongside the complex issues regarding their dignified return and security. This article seeks to provide a comprehensive legal qualification of the forced displacements. It critically analyses whether these deportations constitute crimes against humanity, war crimes, or ethnic cleansing driven by racial and religious discrimination. Finally, the research examines these actions within the context of genocide, assessing whether they were executed under a systematic plan and policy aimed at the total or partial physical or biological destruction of the group.

In international legal scholarship, deportation measures, categorised as crimes against humanity, ethnic cleansing, and genocide, have been extensively studied by prominent scholars such as W. Schabas, A. Bossow, V. Chetail, and H. Travis, among others.1 However, the specific legal status of Azerbaijanis deported from Armenia, as well as the international legal frameworks governing their dignified return and security, have largely remained outside the scope of comprehensive academic inquiry. A notable exception is the analysis provided by Malcolm Shaw and Naomi Hart in their report, "Report on War Crimes committed during the occupation of the territories of the Republic of Azerbaijan and the responsibility of the Republic of Armenia."2 Yet, even this significant contribution primarily serves as a factual finding (constatation of facts) rather than a dedicated legal exploration of the mechanisms for repatriation and long-term security. Consequently, this study seeks to fill this critical gap by providing a rigorous legal analysis of the status and rights of the displaced Azerbaijani population. Furthermore, these existing works do not address the legal status of Azerbaijanis deported from West Azerbaijan (present-day Armenia). While Azerbaijani historiography features various studies in this field, notably the research conducted by scholars such as A. Gurbanli, A. Pashayev, J. Gasimov, and B. Najafov, based on archival materials from the USSR (Russian Federation), the Republic of Azerbaijan, and the Republic of Turkiye, these remain primarily historical in nature.3 The relevance of the

proposed topic is directly linked to the geopolitical processes currently unfolding in the Caucasus and the broader region. Regional peace and security remain precarious; without a foundation in the strict rule of law, unfounded mutual claims, disputes, and ethnic conflicts become inevitable. Regrettably, the establishment of such a rigorous legal order often contradicts the interests of certain political "leaders." The contemporary international system faces significant challenges, including the gross violation of universally accepted jus cogens norms and international obligations (such as sovereign equality and the prohibition of the use or threat of force). This is often manifested through the prioritisation of domestic law over international obligations, contrary to Article 27 of the 1969 Vienna Convention on the Law of Treaties—as seen in the "Special Military Operation" justification for military intervention or the extraterritorial application of national laws for "national interests."4 The deliberate obstruction or failure of international security mechanisms continues to encourage various nihilistic views regarding the efficacy of international law. Undoubtedly, the core of the problem lies in the fact that the victors of World War II established "extraordinary powers" within the UN Charter,5 which act in contradiction of and in violation of the principle of sovereign equality of states. It must not be forgotten that the blood of millions of victims from two world wars rests upon the conscience of those who "operate" the international legal institutions. Despite the inherent weaknesses in enforcement mechanisms, international law remains the essential framework through which we define what is moral and humanitarian.

Modern international law is the culmination of lessons learned from the catastrophes of two world wars. Crimes against modern international law trace their roots back to the violations of the 1907 Hague Convention on the Laws and Customs of War on Land, the Treaty of Versailles (which formalised the end of World War I and incorporated the Wilsonian principles), and the Covenant of the League of Nations.

The Azerbaijani people are among those who have endured the consequences of these systemic violations. By violating the international legal norms of the time, many of which remain in force today, Russia occupied the Azerbaijan Democratic Republic, the first democratic republic established in the East, through military aggression and subsequently partitioned its territories. In a blatant breach of international humanitarian law, a systematic alteration of the demographic structure of these territories ("West Azerbaijan") was initiated. The deportation of hundreds of thousands of indigenous Azerbaijanis was compounded by a secondary crime: the illegal settlement of the occupying state's population into their ancestral homelands.

1 THE PROHIBITION AND NORMATIVE LEGAL CONCEPT OF DEPORTATION AS AN INTERNATIONAL CRIME

Derived from the Latin term deportation, meaning "expulsion" or "exile," deportation is generally defined as the forced removal of an individual or a specific group (population) from their state of residence to another territory, typically escorted by military forces.6 It constitutes a legal violation or a criminal measure of a collective nature, perpetrated during both peacetime and periods of armed conflict against civilian populations, including individuals, minorities, and indigenous peoples.7

The initiatives to regulate deportation as a legal violation initially emerged within the domestic legislative frameworks of sovereign states.8 However, as the phenomenon acquired a more pervasive and transboundary character, it necessitated organised international legal cooperation. Through subsequent adoption of international norms and landmark judicial decisions, the legal regulation of deportation has been formalised, and its definitive legal definition has been strictly codified.

The classification of deportation as a prohibited act under international law is fundamentally grounded in four intertwined constituent elements. Primarily, the act must be conducted in a manner that is contrary to international law9 and specifically directed against a civilian population.10 A critical factor in this legal qualification is the forcible nature of the displacement, where individuals are removed from their permanent or ancestral homelands through coercion, force, or the threat thereof.11 Furthermore, for such actions to constitute international crimes, they must be carried out as part of a widespread or systematic policy, indicating a planned and deliberate intent by the perpetrators.12 When analysing deportations that are contrary to international law, it is observed that such violations typically manifest in three distinct standard scenarios. The first involves the mass or collective deportation of aliens, a practice currently observed in the domestic policies of several states, including the USA, the UK, and the Russian Federation.13 This practice stands

in direct violation of major international instruments, such as Article 4 of Protocol No. 4 to the European Convention on Human Rights (ECHR), Article 22(1) of the International Convention on the Protection of the Rights of All Migrant Workers, and Article 13 of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR).14

The second scenario concerns individual deportations carried out against specific persons in total disregard of the procedural guarantees required by international law, particularly those stipulated under the ICCPR.15 Finally, the most egregious form of this violation is discriminatory deportation, where forced displacement is motivated by ethnic, religious, or racial prejudice. This form of deportation often serves as a primary tool for demographic engineering and systemic persecution. The Universal Declaration of Human Rights (UDHR), as a cornerstone of international human rights law, explicitly states in Article 9 that "no one shall be subjected to arbitrary arrest, detention, or exile."16 However, Protocol No. 4 of the 1950 European Convention on Human Rights (ECHR) links the prohibition of deportation to the institution of citizenship, specifying in Article 3.1 that "no one shall be expelled, by means either of an individual or a collective measure, from the territory of the State of which he is a national."

In our view, tethering legal protection solely to citizenship status inadvertently limits the safeguards afforded by other instruments, such as the 1951 Convention Relating to the Status of Refugees.17 Consequently, we contend that Article 9 of the UDHR and Article 12.1 of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR), which stipulates that "everyone lawfully within the territory of a State shall, within that territory, have the right to liberty of movement and freedom to choose his residence", offer a more accurate and comprehensive legal framework. This broader interpretation aligns more effectively with the fundamental concepts of international humanitarian law.

Furthermore, it is legally inconsistent to link the prohibition of deportation to a citizenship status imposed through illegal military occupation. The legal focus must remain on the population's established residency in a specific territory. It is illogical to bind the right not to be deported to a citizenship (such as that of the USSR or Armenia) that was forcibly instituted following military aggression, specifically, the 1920 occupation of the Azerbaijan Democratic Republic and the subsequent transfer of indigenous lands to Armenia.

Therefore, the relevant provisions of Protocol No. 4 should have implemented the inclusive wording of Article 9 of the UDHR, ensuring that "no one", regardless of imposed citizenship, can be forcibly expelled from their country.

Massive, systematic, and widespread crimes of deportation as fundamental human rights violations were a defining characteristic of the USSR, an entity established by the Russian Federation. In an attempt to partially mitigate the consequences of these crimes, a framework agreement was signed in 1992 by several post-Soviet states (with the exception of Georgia and the Baltic states), titled the "Agreement on Issues Related to the Restoration of the Rights of Deported Persons, National Minorities, and Peoples". The Azerbaijani people were among the numerous ethnic groups subjected to forced displacement during the Soviet era, a list that includes Ukrainians, Crimean Tatars, Jews, Poles, Lithuanians, Latvians, Estonians, Meskhetian Turks, Talysh, and others. These state-sponsored actions were not merely isolated incidents but were part of a broader, systemic policy of demographic manipulation and political repression. Despite being strictly prohibited under international law, specifically the 1907 Hague Convention (IV) on the Laws and Customs of War on Land and the 1949 Geneva Convention (IV) Relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War18, the Azerbaijani Turkic-Muslim population, as an indigenous people, has been subjected to repeated waves of mass deportation.

In blatant defiance of these legal frameworks, hundreds of thousands of Azerbaijanis were forcibly expelled from Armenia through systematic military and administrative measures, most notably during the periods of 1948–1956 and 1988. These actions, characterised by their massive scale and coercive nature, constitute a direct violation of the protections afforded to civilian populations under international humanitarian law and represent a profound breach of the established norms governing the treatment of indigenous inhabitants.19 To ensure the punishment of these crimes and establish comprehensive international legal responsibility, it is first necessary to address the normative definition and the grounds for prosecuting this offence. Given that deportation predominantly occurs during armed conflicts, its normative definition must be sought within the framework of International Humanitarian Law.

International Humanitarian Law distinguishes deportation, which constitutes a criminal offence, from internment and evacuation.20 Regarding internment or evacuation, as stated in Article 49 (paragraph 2) of the Fourth Geneva Convention, "the Occupying Power may undertake total or partial evacuation of a given area if the security of the population or

imperative military reasons so demand". This provision is intended to ensure the safety of the population. Specifically, internment is carried out if individuals pose a threat to the occupying power, with their return subject to the cessation of hostilities (Articles 41-42 and 132-134 of the Fourth Convention, "right of return").21

In contrast to internment, deportation is strictly prohibited under international humanitarian law. Article 49 of the Fourth Convention specifies that "individual or mass forcible transfers, as well as deportations of protected persons from occupied territory to the territory of the Occupying Power or to that of any other country, occupied or not, are prohibited, regardless of their motive." Furthermore, the legal nature of this act is established within the same instrument; deportation is categorised as a violation of international law that entails individual criminal responsibility (Article 147). In the event of a breach of this established international obligation, what responsibilities arise for states, and how should accountability be ensured?

2 THE INTERNATIONAL LEGAL RESPONSIBILITY OF THE STATE FOR DEPORTATION (REPARATIONS)

International legal responsibility of a State arises from the breach of its accepted international legal obligations. It entails the duty of the state that has committed an internationally wrongful act to eliminate the consequences of the damage caused to another state or to states. In international law, internationally wrongful acts (international delicts) are classified as crimes of an international character and international crimes. Particularly dangerous delicts are crimes that violate the fundamental principles and norms of international law that concern the international community as a whole and, as a result, negatively impact the entire system of international relations. International crimes include acts of aggression, genocide, apartheid, crimes against humanity, war crimes, including deportation, and others. According to a general principle of international law, an internationally wrongful act by a subject gives rise to its international legal responsibility. A number of provisions of the UN Charter, including Articles 39, 41, 42, and 51, determine the procedures for enforcing responsibility for international crimes against international peace and security. The purposes of international legal responsibility include:

- prevention (ensuring the prevention of future violations by holding the delinquent state accountable),

- elimination of the harmful consequences of the wrongful act.

Measures of international legal responsibility include:

- restitution, including legal restitution, in the form of restoring rights by annulment of unlawful acts (for example, provisions in Armenia’s Declaration of Independence and Constitution containing territorial claims against neighbouring states, or the well-known 1989 decision of the Supreme Soviet on the incorporation of the territory of the Republic of Azerbaijan into Armenia), as a form of reparation; and

- punitive (repressive) measures against the delinquent state (for example, measures taken against Germany at the end of the Second World War, or against Iraq for its intervention in Kuwait).

A state’s international legal responsibility arises for all unlawful criminal acts committed by its own organs and officials, as well as by its nationals.22 State responsibility for criminal acts committed by its organs and officials has been affirmed in judicial decisions in accordance with international legal instruments.23 In 2007, the International Court of Justice held that Serbia bore responsibility for violations of the 1948 Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide in relation to acts committed in Bosnia and Herzegovina between 1991 and 1995. However, the Court stated that Serbia itself had not committed genocide; rather, it was responsible for failing to prevent the genocide committed in Srebrenica in 1995 and for failing to punish the perpetrators. Nevertheless, according to international legal doctrine, states also bear criminal responsibility for violations of international law norms, alongside the individuals acting on their behalf.24 This position has been supported, inter alia, by Professor P. Ago25 and others.26

In international humanitarian law, the issue of state responsibility for the actions of members of its armed forces was first codified in the 1907 Hague Convention (IV). All acts committed by military personnel, including international crimes, are attributed to the state to which they belong. The same rule is also enshrined in the 1949 Geneva Conventions. The regulation of international legal responsibility for deportation, as well as for other crimes, is also reflected in the 2001 Articles on Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts, adopted by a resolution of the UN General Assembly. According to Article 1 of this instrument, any internationally wrongful act of a state (including acts of deportation, author’s emphasis) entails the international legal responsibility of that state.

Mohammed Bedjaoui, ‘Eighth Report on Succession of States in Respect of Matters Other than Treaties: Draft Articles on Succession to State Property, with Commentaries, Document A/CN.4/292’ (1976) 2(1) Yearbook of the International Law Commission 57-63.

Internationally wrongful conduct is expressed through specific acts or omissions. According to the Articles, this includes the conduct of state organs; actions carried out by individuals or bodies exercising state authority; conduct that exceeds authority or violates orders; and acts carried out under state control. Rules for assessing an international legal violation establish the conditions under which the conduct is legally attributable to the state.

Under the Articles, the actions of government organs, as well as all persons and entities acting under their direction and control, are attributable to the state. The principle that “the conduct of an organ or an official is attributable to the state” reflects a peremptory customary law norm confirmed by the consistent practice of international tribunals.

A state’s international legal responsibility entails ensuring the fulfilment of breached international obligations through:

1. The prosecution and adjudication of individuals who have committed the crime.

2. Restitutio in integrum - the restoration of the material situation (status quo ante) that existed prior to the violation.

3. Payment of material and moral damages, including compensation, rehabilitation, satisfaction, and guarantees of non-repetition.27

4. State Policy, Intent, and Individual Criminal Responsibility in the Execution of Deportation

3 STATE POLICY, INTENT, AND INDIVIDUAL CRIMINAL RESPONSIBILITY IN THE EXECUTION OF DEPORTATION

Professor E. David, referring to the extensive practice of international criminal tribunals, correctly notes that the deportation of a population from occupied territory constitutes a war crime, and ignorance of the fact that it constitutes a war crime does not exempt one from responsibility.28

The Statutes of the International Criminal Tribunals for Rwanda and the former Yugoslavia established a practical basis for implementing the principle that individuals are responsible for crimes such as genocide and deportation regardless of their official status (official positions do not exempt individuals from responsibility).

The obligation to determine punishment for acts creating individual criminal responsibility, including deportation, is defined under international law. Article 146 of the Fourth Geneva Convention stipulates that State Parties must adopt effective legislative

measures to punish persons responsible for the crimes enumerated in that Article, including those who carried out or ordered deportations, and must ensure that such persons are brought to justice in their courts, irrespective of their nationality.

Deportation as an international crime must form part of a widespread or systematic attack or threat. Deportation is considered an element of crimes against humanity as an intentional act (Statute of the International Criminal Court, Art. 7.1(d). Furthermore, deportations carried out during or following military occupation (for example, after Russia’s invasion of the territory of the Azerbaijan Democratic Republic on 28 April 1920 and the subsequent unlawful transfer of territory to Armenia) constitute a violation of international humanitarian law.29

Under the First Protocol of the 1949 Geneva Conventions (Arts. 85(4) (a)-85(5), violations of Article 49 of the Fourth Geneva Convention-such as the occupying power transferring part of its civilian population into the occupied territory or deporting or transferring all or part of the population of the occupied territory, whether within the territory’s borders or outside them-constitute war crimes. According to the ICC Statute, deportation is defined as unlawful expulsion or displacement, and the deportation or transfer of the population of occupied territory by an occupying power is explicitly recognised as a war crime (Art. 8.2(a) (vii).

A defining characteristic of war crimes is that they are carried out on a large-scale, either as part of a planned operation or within the framework of a general policy.30 Historical practice from international criminal tribunals, including the Nuremberg Military Tribunal Statute (Art. 6), the Statute of the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (Art. 5(d), the Statute of the International Criminal Tribunal for Rwanda (Art. 3(d), the Statute of the Special Court for Sierra Leone (Art. 2(d), and the Rome Statute of the ICC (Art. 7(1) (d)-shows that deportation can be carried out both in peacetime and during military aggression or conflict. In such cases, deportation forms part of the general plan or policy of the state (ICC Statute, Art. 8.1) and is executed by the political elite and officials with intent (ICC Statute, Art. 7.1).

The deportation of the population from Western Azerbaijan, present-day Armenia, was conducted as a planned state policy beginning in April 1920. Shortly after the military aggression, on 29 November 1920, by order of the Moscow authorities, the occupying

Bolshevik regime in Baku31 transferred the known territories of the Azerbaijan Democratic Republic to Armenia. Although the 1907 Fourth Hague Convention (Regulations, Art. 42) effectively ended the period of military occupation, any territorial change was required to be based solely on the will of the people (referendum). The central Soviet authorities were unable to justify this illegality on legal grounds. The formalisation was delayed and only carried out in 1929.

Initially, following the notorious mass repressions and crimes of genocide of the 1930s and shortly after the conclusion of World War II, a process of deportation was initiated between 1948 and 1956. This process was carried out 'as part of a plan or policy' or on a 'widespread scale,' as explicitly defined in Article 8.1 of the Rome Statute of the ICC.32

The USSR operated a system of camps for the physical and biological elimination of primarily non-Russian populations, deporting various ethnic groups, including Latvians, Poles, Germans, and others. For example, Decree No. 776-120 (1936) of the Council of People's Commissars of the USSR mandated the "resettlement of Polish and German households from the Ukrainian SSR to economic structures in the Karaganda region of the Kazakh MSSR". In relation to all deported peoples within the USSR, the fundamental principles of the Fourth Geneva Convention were severely violated. The dire sanitary conditions, or their total absence, initial lack of housing, food shortages, restrictions on movement, and mandatory military-police registration led to a humanitarian catastrophe.33

These violations were similarly perpetrated against the Azerbaijani population, instigated by the Armenian Church and the "Dashnaktsutyun" party, and executed through the measures of the Soviet government. However, unlike other groups, the rehabilitation and right of return for the Azerbaijani population were never ensured. The first significant legislative measure toward recognising the violation of the rights of Azerbaijanis deported from Armenia was the 1997 Decree of the President of the Republic of Azerbaijan, titled "On the Mass Deportation of Azerbaijanis from Their Historical and Ethnic Lands in the Territory of the Armenian SSR in 1948–1953."

At that time, challenging the Soviet Union (Russia), a victor of World War II, was perceived as an unattainable task. For the Soviet authorities, the provisions of the 1907 Hague Convention (IV) (Article 42 of the Regulations) and the newly adopted 1949 Fourth Geneva Convention (Article 49), which embodied customary international law, were treated as

mere "scraps of paper." To evade responsibility for the deportations carried out during this period, the lack of ratification of these conventions (first by Russia, and subsequently by the USSR at the time) might be cited as a defence. However, it must not be overlooked that the Nuremberg Tribunal explicitly affirmed that these norms constituted customary international law, rendering them binding regardless of formal ratification.34

The criminal state policy directed against populations protected under international law persisted into subsequent stages. The deportation of hundreds of thousands of people forcibly expelled from Armenia in 1988 leaves no room for any justification or pretext. Under the full weight of international humanitarian law, this creates a clear international legal responsibility for the Russian Federation, as the founding entity and legal successor (by continuity) of the USSR.35

In this context, the obligation to prosecute the perpetrator individually rests primarily with the Russian Federation. Furthermore, the official status of the individuals who committed these crimes does not relieve them of their criminal responsibility, a principle firmly established in international criminal jurisprudence.36

The Appeals Chamber of the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (ICTY), in the Krstić case regarding the total or partial destruction of a group, emphasised the targeting of the Muslim male population in Srebrenica.37 However, in the case of Armenia, it was not merely a portion of the Turkic-Muslim population, but the entire Azerbaijani community that was expelled based on special hatred and racial discrimination due to their ethnic and religious identity.38

The deportation carried out by Armenia contains all the constituent elements of the crime of genocide. According to the International Criminal Court, systematic and planned actions by the authorities of a particular region against a civilian population constitute an indicator of a "policy against a state or group." Even if this policy is not formally formalised, the crime is considered to have been committed in the case of deportation.39 The deportation of the Azerbaijani (Turkic-Muslim) population is a formalised (documented) fact by both the USSR and Armenian authorities, in violation of customary international law (Article 8(2)(e)(viii) of the Rome Statute). This is evidenced by Decree No. 4083 of the Council of Ministers of the USSR, dated December 23, 1947, "On the resettlement of collective farmers and other Azerbaijani populations from the Armenian SSR to the Kura-Araz lowlands of the Azerbaijani SSR," and Decree No. 754, dated March 10, 1948. Furthermore, the well-known anti-Azerbaijani ("Turkic-Muslim") statements by Armenian presidents should be noted as evidence that the deportation in this study constitutes an element of the crime of genocide and a planned state policy.

The speech by the Armenian President L. Ter-Petrosyan, on July 23, 1993, before the "Yerkrapah" military-terrorist group, states: “Armenia and Karabakh have been cleared of other nations; this was a 600-year-old problem, the significance of which the Armenian people will feel for another 600 years. If the 170,000 people of other nationalities who lived here until 1988 were still living here today, we would not have our state. Azerbaijanis constituted the majority in our northern and eastern regions, including Sevan... and Zangezur. These problems did not fall from the sky; we solved them ourselves, we solved them through our movement.”40

This speech explicitly contains the constituent elements of ethnic cleansing related to "physical and biological destruction" (as defined in the Genocide Convention). The criminal nature of ethnic cleansing regarding "physical and biological destruction" has also been manifested in the actions of other presidents of Armenia. Regarding the crimes committed in Khojaly on February 25-26, 1992, S. Sarkisyan, who directly led the criminal Armenian military units in the deportation of the population and later became the President of Armenia, stated in an interview: "Before Khojaly, the Azerbaijanis (the targeted group subjected to genocide – author) thought that they could joke with us. They thought that the Armenians were incapable of raising a hand against the civilian population (war crime and genocide – author). We were able to break that stereotype. That is what happened."41

The second president of Armenia, R. Kocharyan, while speaking in parliament within the context of ethnic and racial discrimination, stated that they "cannot live together because they are genetically different from Azerbaijanis." This statement serves as a clear indicator of genocidal intent under Article II of the Genocide Convention.

Numerous examples of such anti-group positions held by the state or political elite can be cited. Z. Balayan, an Armenian "writer" and former deputy of the Supreme Soviet of the USSR, writes in his work The Revival of Our Souls: "...our soldiers had nailed a 13-year-old Turkish child (referring to an Azerbaijani author) to a window. I flayed the skin from his head, chest, and abdomen. I looked at my watch; the Turkish child died of blood loss 7 minutes later... my soul swelled with pride and joy for avenging one per cent of my people. In the evening, we did the same thing to three more Turkish children..."42

As a result of the state policy to which the aforementioned officials belonged, the deportation of Azerbaijanis from the territory of present-day Armenia was carried out as an “act of genocide based on specific intent”.43

It is sometimes asserted that genocide is an aggravated form of crimes against humanity. Alternatively, crimes against humanity are occasionally regarded as a more severe form of crime than genocide. Crimes against humanity manifest through widespread or systematic acts of violence. However, genocide involves the specific intent to destroy or eliminate a group protected under international law, an intent that is absent in crimes against humanity. The objective element of genocide, the concept of "destruction," refers to the deprivation of life through physical or biological impact. A general awareness of the timing of the acts and their possible consequences is not sufficient for them to be characterised as genocide. In this context, it is required to reveal the criminal prejudice or specific intent (dolus specialis) regarding the negative consequences of the action.44

Officials of Armenian origin within the authorities of the Azerbaijan SSR also continued various forms of repeated persecution against the deported population. For instance, Azerbaijanis who had been exiled to the Shamkhor (now Shamkir) district of the Azerbaijan SSR were subjected to exile once again.45 Analysing the Genocide Convention and the practice of the International Criminal Court (Myanmar, Ukraine, Gaza), Professor W. Schabas notes that genocide is the refusal to recognise the right to existence of a distinct, protected human group.46 In the interpretation of the crime of genocide by the International Criminal Tribunal for Rwanda, it is stated that an act of genocide is committed against individuals because they are members of a specific group; since the intent is a policy to destroy that specific group, the individuals are the victims, but the group is the target.47

The killing of a single person is characterised as a refusal to recognise the right to life of a specific individual. Correspondingly, the actus reus (the prohibited act) may be limited to one person, but the mens rea (the intent) must be directed against the existence of the group.48

If deportation is committed on the grounds of ethnic, religious, or racial discrimination (by "...deliberately creating living conditions that will lead to the total or partial physical destruction of a specific group..."), it shall be accepted as a constituent element of the crime of genocide (Article II (c) of the 1948 Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide; Article 6 (c) of the ICC Statute). Naturally, genocidal hatred must be proven in this context. At the same time, the targeting of a civilian group (national, ethnic, religious, or racial) characteristic of international crimes, and the "widespread" and "systematic" (repetitive) nature of the acts against the deported persons, must complement the element of hatred.49

The population of Western Azerbaijan had been settled at high altitudes (approximately 900–1,300 metres above sea level) for millennia, with a lifestyle adapted to this specific biogeographical mountainous environment. Despite this, they were deported to the lowlands (Aran) of Azerbaijan, areas located below sea level, where malaria was widespread. However, it would have been entirely possible to deport this population to the mountainous regions of Soviet Azerbaijan that bordered present-day Armenia.50 However, this desire was also severely obstructed. The humanitarian crisis reached such a point that some of the deportees attempted to return; however, they were deprived of citizenship, and their identification documents were confiscated. By 1956, one out of every three of the 100,000 people deported from Armenia had perished due to hunger, disease, and the inability to adapt to the new conditions, the hot and arid climate, and the lack of basic household provisions.51

This is where the genocidal intent, the intent to destroy a distinct ethnic, religious, or racial group (dolus specialis), emerges.

According to opponents, the deportation was an economic measure related to the settlement of the Kura-Araz lowlands.52 Even if this were the case, international treaty bodies categorise "exploitation," "forced labour," and "degrading treatment" as human rights violations53 and crimes against humanity. However, regarding Azerbaijanis, their deliberate deportation to areas below sea level (an indicator of physical destruction as stipulated in the Genocide Convention), essentially "leaving them to a slow death", has been confirmed by international judicial practice as a standard for genocide.54

The publication of information regarding the deportation in the press was prohibited. The adoption of the secret Decree No. 605 of the Council of Ministers of the USSR in 1951 concerning the resettlement plan stemmed from the genocidal nature of the deportation.

The inclusion of a normative basis for territorial claims against neighbouring states, including Azerbaijan, Turkey, and Georgia, in the Armenian constitution should be evaluated as a motive for the deportation. The deportation of Azerbaijanis as a distinct ethno-religious group served as a tool for the realisation of the "Great Armenia" idea.55 It is evident from the characteristics of this deportation that the primary goal was the dispersal of the population through physical and biological destruction. To destroy a group of people is an act of genocide.56 The constitutional ("Great Armenia") idea could only be realised by destroying the group (the Azerbaijani population) that had formed over centuries. This idea in the Armenian constitution, as a project of the "Dashnaktsutyun" party and the Echmiadzin Church57, gained the support of the USSR, having been presented as the "Armenian question" at the Tehran Conference (1945).58

In some literature, the acts of genocide committed by Armenian military forces in Azerbaijani towns and villages are referred to as "ethnic cleansing".59 We consider this assessment to be, at the very least, controversial. The deportation of Azerbaijanis differs from ethnic cleansing. When carried out by the deporting party, ethnic cleansing aims to create a "homogenised ethnic" society. In such cases, there may not be an intent to destroy the deportee based on ethnic hatred. If the opposite occurs, then while ethnic cleansing is being carried out on one hand, genocide is being implemented on the other. In accordance with a planned policy, the deportation of Azerbaijanis began with the Treaty of Turkmenchay (1828, Art. 5), which concluded the Qajar-Russian war, and the Treaty of Adrianople (1829, Art. 16), which concluded the Ottoman-Russian war. Local Turkic-Muslims who did not conform to Russian Tsarism saw their religious centres abolished, were expelled from local self-governing structures, and were often exiled to Siberia. Armenians were settled in the vacated territories. Deportation toward large-scale genocide began after the Soviet-Russian military occupation of the Azerbaijani territories in April 1920 (this will be discussed in the next section).

In the Krstić and other cases, the court stated that an assessment of deportation must be made on a case-by-case basis, taking into account the specific circumstances.60 Relevant circumstances include the use of force and other associated violence in carrying out the deportation, as well as the age, gender, and health of the victims. Although deportation is not explicitly listed in the non-exhaustive list of serious harms within the elements of the crime, the International Criminal Court (ICC) reached the same conclusion. In the first Al-Bashir case61, the Pre-Trial Chamber of the ICC determined that forcible transfer falls under the material element of the crime of genocide by causing serious bodily or mental harm.

When looking at the nature, degree of public danger, scale, and systematic connection of the crimes committed in the city of Khojaly on the night of February 25–26, 1992, by the 366th regiment—which belonged to Russia but was under the command of officers of Armenian origin—the genocidal intent (dolus specialis) becomes evident. Armenian military forces killed 613 people62 with particular cruelty against the civilian population (including violence against infants, piercing the abdomens of women, cutting off breasts, scalping men, and mutilating genitals).

Based on reports from international organisations and human rights NGOs,63 the European Court of Human Rights characterised the Khojaly crime as a "war crime or a crime against humanity".64 The Organisation of Islamic Cooperation has called for the mass killing of civilians in Khojaly by Armenian military forces to be recognised both internationally and nationally as an "act of genocide" and a "crime against humanity."65

Incidentally, the genocidal nature of the crime committed in the city of Khojaly was also confirmed by a court of the Republic of Azerbaijan in 2026. In the Baku Military Court, 15 defendants were convicted of crimes related to the forced displacement of the population, along with planning, preparing, initiating, and conducting an aggressive war, genocide, and

other crimes committed on Azerbaijani territory under the direct leadership, participation, and strict control of the Armenian state, its state bodies, and military forces.66

Some well-known crimes of genocide (e.g., the Srebrenica genocide) were accompanied by deportation. During the genocide committed in Khojaly, Lachin, Fuzuli, Aghdam, and other territories, similar to the crimes committed in Rwanda, the civilian population was physically destroyed without being deported and without being provided a "humanitarian corridor." Civilians attempting to flee the city besieged by Armenian military forces were lured into ambushes through deliberate misdirection and subsequently destroyed.67

Characterising the crimes committed by Armenian military forces and the military units of "Nagorno-Karabakh" under its control68 against the civilian population in Azerbaijan, especially against children, women, and the elderly, Professor Malcolm Shaw and Naomi Hart note that "many of these acts can be evaluated as both war crimes and crimes against humanity".69 They correctly point out that crimes against humanity are typically committed during peacetime. Therefore, it is impossible to evaluate the crimes committed against the civilian population (children, women, and the elderly) on Azerbaijani territory solely as crimes against humanity. Considering that Azerbaijan has been under occupation since 1920, these listed acts are either war crimes or crimes of genocide. Professor Shaw and Naomi Hart further state: "...certain behaviours constituting the indicated war crimes also targeted ethnic Azerbaijanis because of their nationality and or ethnicity, and the relevant intent was to partially destroy the group. The same behaviour may also constitute the crime of genocide".70 In the cases we have expressed, deportation was committed as a crime of genocide.

Neither Article II of the Genocide Convention nor Article 6 of the Rome Statute explicitly defines the concept of "deportation." However, the five forms of conduct set out in those Articles may fall within the scope of three acts of genocide. Specifically (especially considering the systematic killing of children in Azerbaijan – author), it can include the forcible transfer of children of the group to another group. At the same time, transfer can include any forced deportation both within the territory (in the occupied territories of Azerbaijan author) and outside of it (from the territory of Armenia author). Excluding these instances from the scope of deportation would render the relevant provision meaningless.71

Thus, the deportation of Azerbaijanis was a large-scale and systematic threat or part of a military attack against the civilian population. It is an international crime committed intentionally and knowingly by officials as part of a general state plan and policy, thereby creating corresponding international legal responsibility. In cases where a group protected by international law is targeted for physical and biological destruction, deportation manifests as a constituent element of the crime of genocide.

1 THE INTERNATIONAL LEGAL STATUS

OF THE TURKIC-MUSLIM POPULATION (PEOPLE) DEPORTED FROM ARMENIA FROM 1920

Hague Law, beginning with the 1899 and 1907 norms, laid the foundation for modern international humanitarian law. Articles 42 and 43 of the Regulations annexed to the 1907 Hague Convention (IV) established the obligation to "respect public order," while Articles 46 and 50 mandated the "protection of the rights of the civilian population." These universal norms affirmed the illegality of military aggression on one hand and guaranteed the rights of civilians on the other.

According to Article 10 of the Statute of the League of Nations (1920), which dictates that a state's territory cannot be the object of another state’s aggressive aims, member states declared they would respect each other's territorial integrity and resist external aggression. Following the 1907 Hague Convention, the League of Nations Statute, and the 1929 Briand-Kellogg Pact, the 1933 London Convention on the Definition of Aggression was adopted with the participation of many states (including the USSR, Turkey, and Iran). Furthermore, Article 11 of the 1933 Montevideo Convention on the Rights and Duties of States clearly sets out an obligation for states not to recognise territorial acquisitions or special advantages obtained by the use of force.

A state’s territory is inviolable and cannot be the object of military occupation or other coercive measures by another state, directly or indirectly, regardless of the motive. The illegality of military aggression is rooted in the IV Hague Convention. Specifically, under the principle that "sovereignty does not pass to the occupying power during military occupation" (Hague Regulations, Arts. 27-33, 42, 47), the civilian population's link to their state and their national identity status cannot be forcibly altered.

According to the Martens Clause expressed in the preamble of the IV Hague Convention, "populations and belligerents remain under the protection and empire of the principles of international law, even in cases not covered by the adopted regulations. These derive from the established customs among civilised peoples, from the laws of humanity, and the dictates of the public conscience." The Martens Clause is linked to the principle of clausula si omnes and stipulates that sovereignty remains with the people during occupation. In this case, the status of the population is not subject to the will of the military aggressor; rather, that

population acts as a subject of international law. Therefore, Russia's occupation of Baku on April 27, 1920, its military aggression against the Azerbaijan Democratic Republic, and the subsequent measures, including the deportation of the population, are illegal under the international humanitarian law norms of that period.

To ensure the legal force of these norms is not called into question, it is appropriate to refer to the judgement of the Nuremberg International Military Tribunal. The Tribunal stated that by 1939, the rules of the IV Hague Convention had become recognised as international customary law, binding upon all states. This precedent has been significant for other courts, including Nicaragua v. United States (1986) and Congo v. Rwanda (2006). The 1907 Hague Regulations established the core of modern international humanitarian law regarding the administration of occupied territories and the treatment of civilians and combatants.72

Thus, according to the judgement of the Nuremberg International Military Tribunal, the legal force of the 1907 Hague Convention (IV) was also binding for Soviet Russia in 1920. In other words, since the Regulations concerning the Laws and Customs of War on Land (norms of the IV Convention) as international customary law were in legal force for Soviet Russia, and later the USSR, during the military aggression against Azerbaijan73, it establishes the responsibility of the Russian Federation, as the successor to those states, for all crimes committed against the peaceful population, including the deported population. On the other hand, this keeps the status of the population, who were expelled under military convoy from territories recognised as Azerbaijani lands and illegally transferred to Armenia after the occupation, within the sphere of operation of international humanitarian law norms.

Russia (the USSR) did not only violate its specific international treaty provisions regarding Azerbaijan; it also breached its international obligations under comprehensive norms that, by this period, were already recognised as customary law and opinio juris. The 1907 Hague Convention (IV) (the Regulations), specifically Articles 42 and 43 (concerning respect for public order) and Articles 46 and 50 (concerning the protection of the rights of the civilian population), which were later implemented into Article 47 of the 1949 Geneva Convention (IV) (regarding inviolable rights), formulated a specific rule of international law.

According to the 1907 Hague Convention, the occupation of a state's territory by a foreign power does not alter the legal status of that territory. Even a long-term period of occupation imposes strict limitations on the occupier. Under existing rules, the occupier's jurisdiction over the occupied territory is temporary in nature and requires the fulfilment of minimum standards of international human rights law and international humanitarian law. The

temporary jurisdiction of the occupier must ensure the application of the legislative and other jurisdictions of the occupied state, rather than its own. In accordance with the universally recognised principle that "sovereignty does not pass to the occupying power during occupation," the political, social, economic, and legal systems of the state subjected to aggression cannot be altered.74

In accordance with the legal framework set forth in Articles 42 through 56 of the Hague Regulations (1907), the occupying power lacks the authority to dismantle the existing state administration or to assume control over its coercive apparatus.75

However, Russia’s military aggression against Azerbaijan effectively dismantled the pre-existing political order, waged an assault on the social fabric of the nation, and culminated in acts of genocide. Following the illegal transfer of Azerbaijani lands, from which the population had already been deported, to Armenia in 1929, the Bolshevik regime intensified its repressions. During this period, 1,142 members of the Musavat Party and 474 supporters of the Ittihad Party were arrested; while many were subjected to extrajudicial physical elimination, others were forcibly exiled to the Far North.76

Under the 1907 Hague Convention (IV) Regulations concerning the Laws and Customs of War on Land, and subsequently the 1949 Geneva Convention (IV), the forced alteration of the demographic composition within occupied territories is codified as a war crime. Although the strategic resettlement of Armenians into Azerbaijani territories originated with the Treaty of Turkmenchay (Art. 16), this process reached systemic proportions under the Soviet-Russian (USSR) administration. This era was characterised by the deliberate settlement of ethnic Armenians in regions from which the indigenous Azerbaijani population had been forcibly removed.

From April 1920 to August 1921 alone, approximately 48,000 Azerbaijanis and Turkic-Muslims fell victim to coordinated Russian-Armenian terror. During the purges of 1936–1937, Armenian-led investigative units within the Azerbaijan SSR fabricated evidence leading to the execution of 29,000 intellectuals as “enemies of the people.”77 Furthermore, the dual imposition of alphabet changes under the guise of the “Cultural Revolution”78 and the forced modification of surnames constituted acts aimed at cultural and biological erosion, aligning with elements of the crime of genocide. Between 1948 and 1953, the systematic deportation of Azerbaijanis from the Armenian SSR was initiated; of the more

than 150,000 deportees, one in three perished due to famine and disease, resulting from an inability to adapt to the harsh conditions of their relocation. These acts of genocide, war crimes, and military aggression persisted in subsequent decades. Starting in 1988, with direct support from Moscow, “Armenia’s military aggression against Azerbaijan culminated in the occupation of the former Nagorno-Karabakh Autonomous Oblast and other adjacent Azerbaijani territories.”79

These recent criminal acts can be characterised not only within the historical framework of the 1907 Hague Convention (IV) but also as continuing international crimes under the contemporary international legal order. Since the legal and humanitarian consequences of these acts have not been fully addressed, including the denial of the right to return and the lack of restitution, they persist, thereby invoking the ongoing state responsibility of the successor entities under modern international criminal and human rights law.

The armed struggle against the occupation never ceased; following the April 1920 invasion, there were 54 armed uprisings against the Soviet occupation regime in Azerbaijan through 1924,80 and resistance against the Russian-Soviet occupation continued in subsequent years. In November 1920, the Politburo of the CC of the RCP(b) dispatched I. Stalin went to the Caucasus to oversee the suppression of anti-Soviet revolts and lead military operations. During this period, the Russian occupation army in Azerbaijan numbered nearly 80,000.81 These facts demonstrate the scale of the military aggression and highlight the illegality of the subsequent annexation. Despite attempts to crush the national will through later crimes, Russia’s "Sovietisation" of Azerbaijan failed to achieve a legitimate appropriation of the state.

Article 55 of the Regulations annexed to the 1907 Hague Convention (IV) stipulates that an occupying state shall be regarded only as administrator and usufructuary (emphasis added) of public buildings, real estate, forests, and agricultural estates belonging to the hostile State and situated in the occupied country. It must safeguard the capital of these properties (in accordance with the property right concepts of the territory). As Professor Christopher Greenwood notes, under international law, an occupying power’s attempts to alter the legal status of an occupied territory or its struggling population lack legal validity.82 While we oppose any territorial change via military force, we advocate for the preservation of objective legal assessments. The concept of "Present-day Armenia" used in this subject carries the context of "ex injuria jus non oritur" (law does not arise from injustice).

In telegrams dated July 2 and 8, 1920, Russian Foreign Minister G. Chicherin instructed

G. Ordzhonikidze, Chairman of the Caucasus Bureau of the RCP(b), to ensure that the government of the Azerbaijan SSR accepted the Sharur-Daralayaz district as Armenian territory and recognised Karabakh and Zangezur as disputed territories. Chicherin stated that the international situation required a treaty between Russia and Armenia and that it was "essential" for the Azerbaijani side to "consent" to the transfer of these lands. Consequently, on August 10, 1920, a Russo-Armenian treaty was signed without the participation of Soviet Azerbaijan. This "treaty," which contradicts peremptory norms and thus lacks legal validity (reflecting customary law as later codified in Article 53 of the 1969 Vienna Convention on the Law of Treaties), transferred Sharur-Daralayaz to Dashnak-governed Armenia against the will of the Azerbaijani people. Upon Stalin's "proposal," the transfer of Nakhchivan and Zangezur was made conditional upon the Sovietisation of Armenia.83

On November 29, 1920, in exchange for the establishment of Soviet rule in Armenia, the Bolshevik Baku organisation of the occupying regime (Ordzhonikidze, Ter-Danielyan, Stasova, Kaminski, Narimanov, Serebrovsky, et al.) decided to transfer Zangezur and Nakhchivan to Armenia and granted the "right to self-determination" to the ethnic Armenian minority in the mountainous part of Karabakh.84 The decision was announced by N. Narimanov, a representative of the military aggressor regime. Following the withdrawal of the Azerbaijani army (150,000 troops) from Zangezur, Russia divided the Zangezur district into two parts: the western part (Gorus, Gafan, Qarakilsa, and Meghri) was ceded to Armenia, while the eastern part (Lachin, Gubadli, and Zangilan) remained within Azerbaijan. In gross violation of the 1907 Hague Convention (IV), a "geopolitical regime change" was carried out without regard to the will of the local population. The dismantling of local political institutions began, laying the political groundwork for the deportations of 1948–1956.

Prior to the military aggression, the Azerbaijan Democratic Republic (ADR) established its political-territorial sovereignty (borders) and territorial affiliation based on historical, geographical, and ethnographic scientific-practical standards. In relation to the collapsed Tsarist Russia, the territory of the ADR encompassed regions historically and geographically situated within the Azerbaijani space, inhabited by the ethno-religious Turkic-Muslim population (uti possidetis juris). That is, the territory of the ADR reflected the interstate borders existing prior to 1828 (the Treaty of Turkmenchay) and subsequently included the compact settlements of the ethnically linked population. In this context, the principle of uti possidetis juris serves as an indicator of the objective reality of the Azerbaijan Democratic Republic's territorial authority.85

Consequently, from the perspective of international legal status, the population of Western Azerbaijan is not merely a population deported from Armenia but rather a population deported from Azerbaijani territory That Russia occupied in 1920. Under these circumstances, the legal regime of international humanitarian law regarding deported populations remains in effect. Regardless of their refugee status, the Turkic-Muslim population deported from Armenia remains under the protection of the IV Hague Convention and the IV Geneva Convention (Art. 4). Furthermore, this rule does not exclude the application of international human rights law to the affected population.

4 THE RIGHT TO REPARATION FOR VICTIMS OF DEPORTATION: JUDICIAL PRACTICE AND LEGAL CONSEQUENCES

Deportation, alongside criminal legal liability, also gives rise to material legal responsibility. The right to claim damages resulting from crimes against international law, including deportation, belongs both to the injured state and the victims of the crime.

As a result of prolonged military aggression, the Republic of Azerbaijan was also deprived of its economic development. The Eritrea-Ethiopia Claims Commission rejected Eritrea’s claim that it was "deprived of economic development," citing a lack of judicial precedent.86 However, Article 36.2(d) of the Statute of the International Court of Justice (concerning the nature and extent of the reparation to be made for the breach of an international obligation) and the Convention on Cluster Munitions (Dublin/Oslo) (which contains a norm encouraging assistance for socio-economic recovery disrupted by the use of cluster munitions) establish an obligation or right to compensation for member states. Because these norms were not brought to the Arbitration Commission’s attention, a corresponding negative decision was rendered.

The rights of individuals who are victims of crime are expressed in the UN General Assembly Declaration of Basic Principles of Justice for Victims of Crime and Abuse of Power. This Declaration serves as a systematisation act for customary norms previously shaped by judicial practice. As early as the 1907 Hague Convention (IV), a state is responsible for all acts committed by persons forming part of its armed forces. If the actions of a belligerent party violating the laws and customs of land warfare provide grounds for damage, then that party must pay compensation.

In some instances, Japanese courts have ruled that individuals do not have a direct right to compensation under the Hague Convention IV, holding that the right to receive damages belongs only to the state and that individuals must exhaust domestic remedies.87 Conversely,

the Hellenic Supreme Court of Greece (Cassation, 2000), when investigating crimes committed by German National Socialists in Greece, relied on international practice.88 The Greek Court of Cassation stated that Germany possesses no immunity regarding the international crimes committed, bears responsibility for the damage inflicted upon the victims, and that such damages must be paid. 89 In the event of an international crime, states cannot invoke their own immunity, as the authority itself assumes the status of a presumed criminal.90 However, during the proceedings, because both the Greek Ministry of Justice and the Greek courts invoked German immunity, the plaintiff appealed to the European Court of Human Rights (ECHR), citing a violation of the "fair trial" principle. The ECHR ruled against Germany and in favour of the plaintiff.91 Similar decisions in favour of victims have been adopted by other national courts.92

Contradictory decisions, ultimately favouring the victims, have also been characteristic of the United States. A U.S. District Court rejected Germany's invocation of immunity. Although a U.S. citizen of Jewish descent initially applied to Germany for compensation, the claim was denied. The U.S. District Court upheld the right of a relative of a citizen of Jewish origin who was victimised and killed in Czechoslovakia in 1942 to sue; however, the Court of Appeals (referring to the Foreign Sovereign Immunities Act) accepted Germany’s objection. Ultimately, law gave way to politics, and in 1995, a bilateral agreement was signed between the U.S. and Germany regarding compensation for U.S. citizens persecuted on religious or political grounds. Later (2006), contrary to the decisions of lower courts,93 the U.S. Supreme Court directly applied Common Article 3 of the 1949 Geneva Conventions as a precedent for individuals.94

Correctly, the International Criminal Tribunal for the former Yugoslavia (ICTY) linked the "requirement for individuals to exhaust domestic remedies for compensation"95 to the existence of diplomatic relations during normal times. However, during military conflict, individuals (including those deported) are under the protection of the IV Geneva Convention (Art. 4).96 In other words, despite the unsubstantiated decisions of national courts in some cases, the individual right to compensation for deported

persons is recognised. Specifically, international humanitarian law (1907 Hague Convention IV, Art. 3; Geneva Law, Additional Protocol I, Art. 91) recognises the right of private individuals to compensation.97

The International Court of Justice (ICJ), in its 2004 Advisory Opinion, stated that Israel must compensate all natural and legal persons subjected to material damage by the construction of the separation wall in the occupied Palestinian territory.98 On July 20, 2004, the UN General Assembly, through Resolution ES-10/15, requested the Secretary-General to establish a Register of Damage for the relevant persons in accordance with paragraphs 152 and 153 of the Advisory Opinion. This practice is also being implemented by national administrative and judicial authorities.

Universal jurisdiction has been established for the crime of deportation as a violation of international humanitarian law. As early as the London Agreement of August 8, 1945, it was stipulated that an International Military Tribunal would be established to try war criminals whose offences had no particular geographical location (emphasis added). While this primarily concerned interstate cooperation in the extradition of criminals, the principle was subsequently integrated into the judicial processes of both the Nuremberg Tribunal and national courts. In a 1948 Allied (Nuremberg) Tribunal judgement, citing Hugo Grotius, it was noted: "...kings, or those who possess the power of kings, have the right to impose punishment not only for injuries committed against themselves or their subjects, but also for those which do not directly affect them but present a gross violation of the law of nature or of nations in regard to any person."99 This universally recognised (erga omnes) right is also characteristic of the legislation of the Republic of Azerbaijan. As provided by law, the courts of the Republic of Azerbaijan possess universal jurisdiction (Criminal Code of AR, Art. 12.3) over the crime of deportation (Criminal Code of AR, Art. 107). Consequently, the victims of this crime (persons deported from Armenia) may realise their right to compensation against Armenia within the courts of the Republic of Azerbaijan.

In the struggle against international crimes, the role of national courts appears increasingly effective. Domestic courts remain the most reliable avenue for the application of international criminal law. Legal proceedings against international crimes, including deportation, can be initiated by domestic courts in any state in accordance with the principle of universal jurisdiction. This rule is also underscored in the Rome Statute (Preamble, para 5), which emphasises the "duty of every State to exercise its criminal jurisdiction over those responsible for international crimes."100

Notably, although the Criminal Code of the Republic of Azerbaijan (Art. 107) categorises deportation as a crime against humanity, it qualifies the broader phrasing found in the Rome Statute (...deportation or forcible transfer of population, Art. 7.1(d)) with the condition of "expulsion to another country (emphasis added) or displacement by other coercive acts." This specific aspect has, in the authors’ opinion, been correctly criticised in the legal literature.101 Applying the "expulsion to another country" clause of the AR Criminal Code to the population expelled from Armenia might be problematic if the Azerbaijan SSR is regarded as an integral part of the USSR at that time. We believe that the "expulsion to another country" condition should be removed to ensure alignment with the Rome Statute. Furthermore, the failure to categorise deportation as a war crime within the AR Criminal Code is a legislative flaw. The proposal to classify this crime solely as a "crime against humanity"102 is unacceptable, as it may inadvertently sideline the crime of military aggression. The status of the population expelled from Armenia cannot be accepted merely as "victims of a crime against humanity"; they are victims of a crime of military aggression that commenced in 1920 and persisted throughout the Soviet era. This distinction preserves the relevant state’s international legal responsibility for the crime of aggression.

1 RIGHT TO RESTITUTION AND COMPENSATION FOR DAMAGES:

METHODS OF CALCULATION, CONDITIONS FOR PAYMENT, AND NATUR

There are a number of theoretical and practical problems in ensuring the right to restitution for internationally wrongful acts, including deportation, and in determining compensation (compensation, "emenda", the amount to be awarded to the injured party (victim) for wrongful conduct or an international crime). Restitution, compensation, and satisfaction must be provided as forms of reparation for the damage caused.

Article 75 of the Statute of the International Criminal Court states that... the Court shall establish principles relating to reparations to, or in respect of, victims, including restitution, compensation, and rehabilitation. The Statute of the International Criminal Court provides not only the right to receive reparations but also the establishment of a Trust Fund for Victims (Art. 79). Articles 35-37 of the 2001 Articles on Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts regulate all forms of such reparations.

As Professor J. Crawford noted, although restitution is the primary form of reparation, the injured State has the right to elect the form of reparation.103 Theoretically, the damage caused

must be addressed in the form of restitution (restitutio in integrum). This implies that the population deported from Armenia, or their successors, should primarily be returned to the territories where they historically resided. However, changes brought about by time and differing objective realities (e.g., those of 1948–1956) may prevent full restitution. Therefore, alongside the right of return, other forms of reparation must also be ensured. To this end, Article 35 of the 2001 Articles on Responsibility of States for Internationally Wrongful Acts stipulates that a State responsible for an internationally wrongful act is under an obligation to make restitution, provided and to the extent that restitution: a) is not materially impossible; b) does not involve a burden out of all proportion to the benefit derived from restitution instead of compensation.

A specific position on restitution (restoration of the status quo ante) has been established through international arbitration and the domestic judicial mechanisms of States. The Eritrea-Ethiopia Claims Commission (2001), established in Algiers under the signed peace agreement, noted that the right of return for 722 individuals expelled by Ethiopia must be ensured.104 The legal resolution of the Eritrea-Ethiopia conflict, although different in scale and character from Armenia's aggression against Azerbaijan, may also be applicable to the population deported from Armenia or their successors. This implies that, as a matter of restitution, the return of the population must be ensured, and regarding property rights, both restitution and compensation should be provided. In other words, a specific amount must be determined for each case. For instance, in the aforementioned precedent, the Arbitration Commission determined a payment of 45 million USD for the forced displacement of the population and 8.5 million USD for cases of death and injury.105 The practice of national courts in this field is also substantial. A US court determined 745 million USD in compensation and 4.5 million USD in legal costs against the Bosnian "butcher" Karadzic for the international crimes he committed.106 If restitution, that is, the full restoration of the status quo ante, is practically impossible, then compensation serves as the primary form of reparation. This form of payment is the most common in international practice. Regarding the military conflict in the Congo in 2000, the UN Security Council noted that Rwanda and Uganda must pay compensation for the damage caused to the civilian population in Kisangani.107 According to Article 36, Paragraph 1 of the 2001 Articles, the damage caused must be compensated. In 2009, the Eritrea-Ethiopia Claims Commission also determined the amount of compensation to be paid. In such cases, when determining the amount of compensation, arbitral tribunals pay close attention to the establishment of future peace and mutual trust.

In practice, international treaties have been signed both on a bilateral basis for the voluntary compensation of damages caused to individuals, and norms on compensation have been adopted in the judgements of well-known tribunals. In 1995, a bilateral agreement was signed between the United States and Germany regarding the payment of compensation to US citizens (Germany had previously concluded similar agreements with other states). Furthermore, under a 1956 agreement between the Netherlands and Japan, compensation of 415 guilders was provided for each deported individual.108

For well-known reasons and due to its disinclination toward a peace treaty, the prospect of Armenia voluntarily providing financial compensation to the Azerbaijanis it deported is very low. Therefore, resolving the issue through judicial means could be significant, at least from a political perspective. Naturally, the primary experience in this field is international. The first international legal precedents in this area are related to the aftermath of World War II. In resolving this problem, there are established decisions of international criminal tribunals.

Certainly, to avoid the emergence of a perception of injustice even toward the aggressor, the compensation of damages, its calculation, and the conditions of payment must be fair and well-founded. In international practice, assessing damages can be complicated. In such cases, the nature of the breached obligations, the parties’ conduct, and many other factors are taken into account.

When determining compensation, a "causal link" between the alleged violation and the damage caused must be demonstrated.109 As a prerequisite for liability to arise, the damage must result from the violation. In its commentary on Article 31 of the Articles on State Responsibility, the International Law Commission refers to "proximate cause" as the justification for the obligation to make reparation. This condition was also reaffirmed in the 2009 decision of the Eritrea-Ethiopia Claims Commission.110 The primary purpose of compensation is to ensure full reparation for all violated rights. In this context, compensation must encompass damages arising from violations of both International Humanitarian Law (IHL) and International Human Rights Law (IHRL). The UN Special Committee, established in 1968 to investigate Israeli practices affecting the human rights of the Arab population of the occupied territories, notes that its activities are based not only on the Hague Conventions of 1899, 1907, and 1954, and the Third and Fourth Geneva Conventions of 1949, but also on the UN Charter and the 1966 International Covenants of the United Nations.111

The necessity of the mutual application of norms from both fields is expressed in Article 72 of Protocol I (1977) to the 1949 Geneva Conventions. In this context, elementary norms for the protection of human rights must be applied alongside International Humanitarian Law (IHL) regarding the protection of the rights of refugees and stateless persons (Art. 73), all persons in the power of a party to the conflict (Art. 75), women (Art. 76), children (Art. 77-78), and others.

Judgements of the European Court of Human Rights (ECHR) can serve as examples of this. The ECHR applied the European Convention on Human Rights (specifically Article 2, the right to life) to situations involving Russian military operations in Chechnya—such as the aerial bombardment of civilians not participating in hostilities and extrajudicial killings by Russian servicemen—thereby upholding the plaintiffs' right to compensation.112

In cases where deportation is not committed with genocidal intent (for instance, when carried out as a war crime), fundamental human rights norms, such as the 1984 UN Convention against Torture and Other Cruel, Inhuman or Degrading Treatment or Punishment, must be applied. In such instances, the damage caused should be determined in accordance with the 1984 UN Convention.

According to Article 36, Paragraph 2 of the 2001 Articles on State Responsibility, compensation shall cover any financially assessable damage, including loss of profits (lucrum cessans). Damage calculated in monetary terms includes both the injury to the State itself and to its nationals. Under international law, damage resulting from both lawful and internationally wrongful acts must be compensated. Since damage caused by wrongful conduct involves the breach of erga omnes obligations, its reparation regime is subject to international public order (ordre public). In decisions adopted regarding the commission of international crimes (in relation to Germany, Iraq, and other states), compensation has been calculated across all liability categories. By its Resolution 692 (1991) concerning Iraq's military aggression against Kuwait, the UN Security Council decided that Iraq is liable under international law for any direct loss or damage resulting from its unlawful invasion of Kuwait.113

As previously stated, the amount of compensation must reflect the actual damage caused. When determining compensation, both material losses and non-material (moral) damages can be established. The assessment should be conducted for each type of damage, including health, material (economic), and cultural-moral dimensions. For instance, in the case of material (economic) assessment, the value of property, loss of profits (lucrum cessans), and additional expenses are taken as the basis.

With certain exceptions, the practice of the Eritrea-Ethiopia Claims Commission included compensation for damages resulting from committed crimes, such as injury to health, including rape, killing, and wounding, unlawful deprivation of liberty, deprivation of food and medical assistance, and the creation of unacceptable conditions of detention. It also covered damages for the violation of jus contra bellum, the deprivation of the civilian population of education and medical services, and attacks on cultural values. The decision of the Arbitration Commission separately resolved the issue of compensation for unlawful expulsion, unacceptable conditions of transportation and resettlement, and the obstruction of the repatriation of prisoners of war and civilians.

As noted, loss of profits and additional expenses must also be compensated. The Arbitration Commission also ruled on compensation for the lost profits resulting from the loss of employment.114 One form of reparation in the event of an internationally wrongful act is satisfaction, which includes acknowledgement of the breach, an expression of regret, a formal apology, and similar acts. According to Professor I.I. Lukashuk, damage encompasses any harm caused by a State's internationally wrongful act, including both material and moral damage.115 Regarding satisfaction, according to Article 37, Paragraph 1 of the 2001 Articles, a State is liable in the form of satisfaction insofar as the damage caused by an internationally wrongful act cannot be made good by restitution or compensation. Judicial practice is known to apply satisfaction alongside both restitution and compensation. Article 37, Paragraph 2 identifies forms of satisfaction such as an acknowledgement of the breach, an expression of regret, or a formal apology. However, this is not an exhaustive list. Satisfaction may be carried out in other forms, and numerous such cases are known in practice. Generally, in judicial practice, victims are awarded compensation for both material and moral damage.116

The extensive practice of the ECHR can be cited as evidence of this. Article 1 of the Declaration of Basic Principles of Justice for Victims of Crime and Abuse of Power, adopted by the United Nations General Assembly on November 29, 1985, states that the term "victims" means persons who, individually or collectively, have suffered harm, including physical or mental injury, emotional suffering, economic loss, or substantial impairment of

their fundamental rights, through acts or omissions that are in violation of national criminal laws, including those laws proscribing criminal abuse of power.117

In cases of deportation as an international crime, the method for calculating moral damage must be determined on a case-by-case basis for each deported person.118 Moral damage, being non-pecuniary damage, is a legal violation that does not possess economic content or value. Such damage causes moral distress and suffering to a natural person by violating their inherent or law-based non-material assets (honour, dignity, business reputation, personal and family secrets, freedom of movement, freedom to choose a place of residence, the right to a name, copyright, personal non-property rights, etc.). Moral damage is compensated either alongside the inflicted property damage or in cases where no property damage has been caused. When paying for moral damage, it is necessary to take into account the nature and degree of moral and physical suffering, as well as the fault of the respondent, their financial status, and other important circumstances; the specifics regarding the payment of such damage in each specific case must be determined at the discretion of the court. 119 Of course, a complex and long-term process must be carried out in this case. When the reasoned positions of international bodies regarding the assessment of damages are presented as evidence, tribunals can determine compensation.

5 REPARATION IN THE FORM OF IMMOVABLE PROPERTY ARISING FROM THE VIOLATION OF JUS CONTRA BELLUM:

THE RIGHT OF THE REPUBLIC OF AZERBAIJAN TO OBTAIN COMPENSATION

As noted, the right to claim damages caused by crimes against international law, including deportation, also belongs to the injured State. If state organs, persons acting under its authority, or individuals and populations associated with that State, along with their interests, have suffered harm, the right to invoke responsibility lies with that State. The Republic of Azerbaijan has the right to receive compensation for the hundreds of thousands of people deported from territories ceded to Armenia following the Russian military aggression against Azerbaijan starting in April 1920 (based on the 1898 and 1907 Hague Regulations, IV Hague Convention (Regulations Art. 42); Article 10 of the Covenant of the League of Nations; bilateral treaties signed by the Azerbaijan Republic with neighbouring states in 1918–1919; the 1991 Declaration of the Supreme Soviet on the Restoration of State Independence; and Articles 1–3 of the 1991 Constitutional Act on State Independence).

How should the right to claim compensation be realised in this case? In accordance with Article 33 of the UN Charter, and as previously stated, there is an established practice of resolving such issues by concluding international treaties based on claims between states. However, a positive approach from Armenia toward the Republic of Azerbaijan’s right to receive compensation does not appear realistic. According to Article 42 of the 2001 Articles on State Responsibility, the Republic of Azerbaijan, as the injured State, has the right to invoke the responsibility of the aggressor, Armenia.

Although Armenia's aggression against the Republic of Azerbaijan was not directly recognised in formal legal terms due to well-known reasons (direct support for Armenia by Russia and France in the UN Security Council), Armenia was indirectly accepted as a party to the conflict in UN Security Council Resolutions 822 (1993), 853 (1993), 874 (1993), and 884 (1993).

The UN General Assembly Resolution A/RES/62/243 of March 14, 2008, titled "The situation in the occupied territories of Azerbaijan," states that the General Assembly... declaring respect for and defence of the sovereignty and territorial integrity of the Republic of Azerbaijan within its recognised international borders; demands the immediate, complete, and unconditional withdrawal of all Armenian forces from all the occupied territories of the Republic of Azerbaijan.120

Similarly, Resolution 1416 (2005) of the Parliamentary Assembly of the Council of Europe (PACE) states that ...a significant part of Azerbaijan's territory is still occupied by Armenian forces, and the Nagorno-Karabakh region is still under the control of separatist forces . In its resolution, the Parliamentary Assembly further confirms Armenia's status as a party to the conflict: "...the Assembly reaffirms that the secession or independence of a specific region from the territory of any state must only occur through legal, democratic processes and not through military conflict leading to the expulsion of the population based on ethnic affiliation via the de facto annexation of this territory by another state".121

The primary instrument confirming Armenia's aggression against the Republic of Azerbaijan is the Trilateral Statement of November 9-10, 2020, signed between the Republic of Azerbaijan, Armenia, and the Russian Federation. In numerous Articles of the Statement, Armenia's obligation to cease military aggression against Azerbaijan and to withdraw its forces from the territory of the Republic of Azerbaijan is enshrined. The Republic of Azerbaijan has the authority to take lawful countermeasures (Art. 49) in response to Armenia's reparation obligations arising from military aggression. In accordance with Article 52 of the 2001 Articles on State Responsibility, the lawful countermeasures of the Republic of Azerbaijan can primarily be implemented at a non-

military level (e.g., imposing economic sanctions against the state that committed the violation in other countries or confiscating its assets).

A recent precedent in this field involves the economic sanctions imposed by other states against the Russian Federation in response to its military aggression against Ukraine.122 At the recent summit on December 19, 2025, the condition for the repayment of the European Union's 90 billion euro financial support to Ukraine was linked to the reparations that the Russian Federation must pay to Ukraine as a result of its military aggression. It must be noted that the international community has struggled to reach a definitive resolution regarding the transfer of Russian assets to Ukraine as a victim of military aggression. The international legal basis for the seizure of assets of an aggressor state or the confiscation of property belonging to supporters of its policies (2001 Articles; Protocol No. 1, Article 1 of the 1950 Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms) aims to hold that state accountable. If a sanction is multilateral, national courts can implement such rulings once the sanction regime has been implemented into domestic law.

The UN Security Council,123 the General Assembly, and the International Court of Justice (Statute Art. 36) have the authority to mandate economic sanctions, including the seizure of assets. It is possible for Ukraine to appeal to the UN Security Council to apply established practices124 to resolve this issue. According to Article 27, Paragraph 3 of the UN Charter, the participation of, or interference by Russia, as a 'permanent member' that is a party to the dispute, in the voting process shall have no legal weight. In the context of the seizure of an aggressor state's assets, an appeal to international courts can, in itself, facilitate the resolution of the problem on the basis of goodwill.125 In accordance with the right of self-defence (UN Charter Art. 51), if a state imposes individual sanctions or countermeasures, a legislative act must be adopted to confiscate property (Protocol No. 1, Art. 1 of the 1950 Convention).

Even if an aggressor state is defeated but not subjugated, it continues to bear responsibility for the military conflict. In such a case, the state that has repelled the aggression may, in accordance with Article 53 of the 2001 Articles (within the context expressed in Part II of

the Articles), confiscate property owned by that state. This must be done without prejudice to the provision of food and medical supplies for the population of the aggressor state (Articles 23, 55, 59, etc., of the IV Geneva Convention and Articles 69-71 of Additional Protocol I).

The first historical instance of the right to receive reparations in the form of immovable property for violations of jus contra bellum dates back to the Treaty of Versailles, adopted at the Paris Peace Conference. Reparation (from Latin reparatio, a form of material liability) was imposed on Germany and its allies, who were defeated in World War I.

As compensation under the Treaty of Versailles, Germany lost 13.5% of its territory and 10% of its population.126 Along with other indemnities and territories, Poland secured the Danzig (Vistula) Corridor, granting it access to the sea; France obtained the rights to exploit the Saar coal mines; and other states acquired various other rights. Germany was even subjected to indemnities for the maintenance of the "occupation forces." The judgements of the Nuremberg and Tokyo International Tribunals following World War II also imposed reparation obligations on Germany and Japan for aggression, deportation, and other international crimes. The territorial reparation obligations applied to Germany at the Versailles Peace Conference were also adopted at the 1945 Potsdam Conference. The treaties signed upon the repelling of military aggression govern the parties' mutual obligations.

A number of German territories, including Königsberg, were transferred to the USSR; Memelland to Lithuania; and Eupen-Malmedy to Belgium. Saarland remained under French protectorate until the 1957 referendum. In 1949, the Netherlands waived its claim for 25 billion guilders in reparations in exchange for 69 square kilometres of territory. Certain territories (Silesia, Danzig, southern East Prussia, etc.) came under Polish jurisdiction.

In total, Germany's territory was reduced by 25% compared to 1937. Along with territory, various other assets of the aggressor were taken as reparations. In 1947, Yugoslavia received German factory equipment valued at 36 billion US dollars (in 1938 purchasing power) as reparations.127 The USSR, meanwhile, seized factories and plants not only within Germany but also in the territories of its other allies. The German naval fleet was divided among Great Britain, the United States, and the USSR.128 The reparation regime established against Germany formally continued until the Treaty on the Final Settlement with Respect to Germany (German Reunification) on October 3, 1990. As noted, treaties signed upon the repelling of military aggression regulate the parties’ mutual obligations; the regime of such treaties falls under the protection of general international law, ensuring

erga omnes obligations. Even setting aside the conclusion procedure, the regime of obligations expressed for Armenia (for example, under Paragraph 9) in the Trilateral Statement (2020) between the Republic of Azerbaijan, the Republic of Armenia, and the Russian Federation is also under the protection of general international law (UN Charter Art. 51). The guarantors of the relevant obligation (including the Trilateral Statement as a partial act of demilitarisation) are the international community and the Republic of Azerbaijan as the injured State.

6 INTERNATIONAL LEGAL GUARANTEES OF RESTITUTION AND THE VOLUNTARY, SAFE, AND DIGNIFIED

RETURN OF THE DEPORTED POPULATION

As noted, restitution should involve restoring the prior situation to ensure a dignified, safe, and honourable way of life. The UN Office of the High Commissioner for Human Rights’ document 'Rule-of-Law Tools for Post-Conflict States: Reparations Programmes' states that restitution for victims includes:

· Restoration of the situation that existed prior to the gross violations of international human rights law or serious violations of international humanitarian law, such as the restoration of human rights and freedoms, and personal, family, and citizenship status documents.

· Return to one’s original place of residence.

· Measures for the return of property (restitution of property).129

The measures expressed in this document must also be ensured for the Turkic-Muslim population who were mass deported from Armenia. Substantive legal guarantees also require the implementation of a number of procedural measures. A certain practice has already been established in this field. There are well-known resolutions of the UN Security Council130 and the General Assembly131 against the forcible change of demographic structure (population composition), as seen in the case of Iraq's invasion of Kuwait, as well as in the territories occupied by Israel. There is also a quasi-judicial practice regarding the return of deported persons, regardless of the nature and intensity of the military conflict. The Eritrea-Ethiopia Claims Commission (2001) noted that the right to return must be ensured for the 722 individuals expelled by Ethiopia.132

Furthermore, through a well-known resolution of the UN General Assembly133, the forcible expulsion of the population from their homes in Bosnia and Herzegovina was strictly condemned. The peace agreement signed on June 3, 1993, between NATO, the Russian Federation, and Yugoslavia provided for the voluntary return of displaced populations from the military conflict to their homes under conditions of full security.

International law has established a practice for the unimpeded and voluntary return of persons who have acquired refugee or internally displaced person (IDP) status as a result of military conflict. In such cases, the direct intent to deport by a party to the conflict may not always be evident. According to UN General Assembly Resolution 194 of December 11, 1948, in accordance with the principles of international law, refugees should be permitted to return to their places of residence at the earliest practicable date, with compensation for damages provided by the respective governments. This resolution was subsequently reaffirmed by both the General Assembly (e.g., 2000, 156-2-2) and Security Council resolutions134, thereby establishing the "international right to a voluntary, safe, and dignified return."

The 1907 Hague Regulations and Geneva Law (IV Convention: Art. 27 on respect for the rights and freedoms of protected persons; Art. 29 on the responsibility of a party to the conflict regarding the observance of individual rights; Art. 46 on the cancellation of restrictive measures; Art. 49 on the prohibition of deportation and the immediate return of persons to their homes upon the cessation of hostilities; Art. 132 on the temporary nature of evacuation and the absolute nature of release and repatriation; and Art. 133 on the termination of evacuation upon the end of hostilities) collectively encompass the rights and freedoms of deportation victims within the broad framework of the "international right to a voluntary, safe, and dignified return."

Although the population expelled from Armenia has been granted refugee status, they are direct victims of military aggression and deportation; in this sense, their status should be determined under the regime of International Humanitarian Law (IHL). The framework for the domestic legal implementation of international humanitarian law norms is operational under the legislation of the Republic of Azerbaijan (Constitution, Art. 148.II and Art. 10). The domestic protection of the rights of the Turkic-Muslim population subjected to mass deportation from Armenia can be realised by recognising their legal status as a deported population. Such recognition can be effected either through a legislative act of the Republic of Azerbaijan or by a court decision. Alternatively, the protection of their rights can be ensured through a judgement of an international court.

Undoubtedly, a judgement from the UN International Court of Justice (ICJ) could be more ambitious in resolving this issue. In particular, since 2023, the International Court of Justice (ICJ), where mutual jurisdiction is recognised, and reciprocal claims have been filed pursuant to Article 22 of the 1965 International Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination (CERD), may offer greater prospects for resolving this issue. A demand should be made to Armenia through an ICJ judgement to evaluate the racial discrimination aspect and genocidal content of the deportation and to ensure the fulfilment of relevant obligations. In the application to be submitted to the International Court of Justice regarding the deportation of the Turkic-Muslim (civilian) population group, the following should be sought:

1. The evaluation of the acts as:

A) Genocide; or

B) War crimes; or

C) Crimes against humanity.

2. The determination of the State responsibility of Armenia regarding the obligation of reparation.

Another guarantee mechanism, in accordance with Protocol No. 4 to the 1950 European Convention on Human Rights (Art. 3.1: "No one shall be expelled, by means of an individual or collective measure, from the territory of the State of which he is a national"), could involve:

1. A claim for compensation for the victims at the European Court of Human Rights (ECHR).

2. Simultaneously, a series of general measures at the ECHR:

A demand for the annulment of Armenia's acts that are contrary to international law.

Consistent with the ECHR's authority to order administrative or individual measures, a claim can be filed by the Republic of Azerbaijan for the return of our compatriots (the indigenous Turkic-Muslim people) who were subjected to mass deportation. Precedents are known135 in accordance with Protocol No. 4 to the 1950 European Convention on Human Rights (Art. 3.1: “No one shall be expelled, by means of an individual or collective measure, from the territory of the State of which he is a national”; and Art. 4 regarding additional procedural guarantees).

The violation of the law in these cases differs from the violation of our compatriots’ rights. The individuals in those precedents are subjects of the 'right to asylum' or 'migration law.' In contrast, the members of the 'Western Azerbaijan Community' are indigenous people.

Therefore, regarding the mass deportation from Armenia, our compatriots may file claims based on the norms concerning violations of Article 2 (right to life), Article 5 (right to liberty and security), Article 8 (right to respect for private and family life, and home) of the 1950 European Convention, and Article 1 of Protocol No. 1 (protection of property).

Physical violence was used against the population deported from Armenia. Within the framework of European human rights, the rights of these persons can also be exercised based on the European Convention on the Compensation of Victims of Violent Crimes (Strasbourg, 1983). The Convention (Art. 2.2) states that compensation shall be paid by the State in whose territory the crime was committed. Naturally, the requirement that a complaint regarding the same subject matter and the same parties must be submitted to only one international judicial mechanism (lis alibi pendens) must be observed. The judicial practice explaining the consequences of the principle that no person can be deprived of the right to enter the territory of the State of which he is a national is not very extensive. This right is also a consequence of general international law.136

The consequence of general international law is that, under international human rights law, all persons, including indigenous populations, have the right to return to their homeland. Regardless of a peace treaty formalising the end of a war, the internment of evacuated persons must be terminated upon the cessation of active hostilities (IV Convention, Art. 133), and deported or interned persons must be repatriated (IV Convention, Art. 134).

This rule possesses the character of a customary norm of international humanitarian law. Although the repatriation of a deported population may be accompanied by certain military-political, administrative-economic, and other challenges, it is among the principles that must be executed 'unconditionally.' According to Additional Protocol I to the Geneva Conventions (Art. 85.4(b)), the unjustifiable delay in the repatriation of civilian persons, as well as prisoners of war, constitutes a war crime (entails criminal responsibility).

7 INTERNATIONAL LEGAL GUARANTEES OF SECURITY FOLLOWING A DIGNIFIED RETURN (MONITORING SYSTEM)

The voluntary, safe, and dignified return of deported persons, as established by International Humanitarian Law (IV Convention, Arts. 133 and 134), constitutes only the initial stage in resolving the issue. As a continuation of international legal guarantees, the primary challenge is establishing a secure way of life for the population upon their return.

A secure way of life, as an institution of international law, can be realised through the right to self-determination (in both its internal and external aspects). The selection of forms of cultural or ethno-political autonomy will depend on the host country’s state

form, particularly its administrative-territorial structure. Even in the simplest form, such as cultural autonomy, constitutional guarantees of the host state must be established, and these guarantees must be conditioned by the institution of international guardianship (guarantorship).

As a rule, the institution of international guardianship is implemented through a multilateral international treaty. Without entering into the civil law concept in the narrow sense, it should be noted that the term 'guaranty' (English: guarantee) signifies the securing of ownership of a property, while the term 'guarantor' (French: garant) conveys the meaning of one who protects or guards.137 While various definitions are provided for guarantee treaties within international law doctrine, the general substance is that they are 'agreements intended to provide aid and support to one of the contracting parties, should the necessity arise, in order to compel a non-trusted party to fulfil its obligations.138

The aid and support provided through the institution of international guardianship are intended for the purpose of trusteeship, aimed at realising international peace and security, as well as the rights and freedoms of the population in the respective territory. According to international law (UN Charter, Chapter XII), the trusteeship system is generally established to maintain international peace and security in non-self-governing territories. However, the form of trusteeship that constitutes the regulatory object of a guarantee treaty is more specific.

Trusteeship as the object of a guarantee treaty is secured by an obligation undertaken with the possibility of intervention by the other party or parties in the event of a breach of the territorial guarantee obligation; or otherwise, the party is compelled to fulfil it. A guarantee treaty may be cited, for instance, as an agreement signed to strengthen a peace treaty and reinforce the consent of the parties139, or as the guarantorship of individual powerful states in the realisation of major economic and commercial projects (for example, the role of the United States in the Ankara Declaration, which supported the construction of the Main Export Pipeline via the Baku-Tbilisi-Ceyhan route among Azerbaijan, Turkey, Georgia, Kazakhstan, Uzbekistan, and the USA). A guarantor state is a state that warrants that the conditions set forth in the treaty will be preserved.

A guarantee treaty establishes international obligations for one party and absolute rights for the other. It serves as a safeguard against bad faith and mistrust. One historical example is the treaty signed by England and the people of La Rochelle against France guaranteeing their right to autonomy.140 In the Middle Ages, placing small or neutral states under the

guardianship of guarantor states was a common practice. Under a guarantee treaty, the guarantor is recognised as having the right to use force against a non-trusted party should that party fail to fulfil its obligations.141

Currently, various alliances and blocs also operate with the characteristics of a guarantee. In the modern era, the UN Charter serves as the ultimate foundation for guarantee treaties. In accordance with the 1969 Vienna Convention on the Law of Treaties (Arts. 2 and 53), these treaties must be based on the use of 'just force', provided that the principles enshrined in the UN Charter (Arts. 2, 51, 103) are observed. This implies that guarantee treaties function as a mechanism to ensure the accountability of aggressor states that violate general international law. According to the UN Charter (Art. 51), a guarantee treaty is significant for the phase following the repatriation of the population and the elimination of the consequences of deportation crimes committed as a result of aggression.

For the Turkic-Muslim population expelled from Armenia, the 20th-century experience, specifically the 1960 Cyprus Treaty of Guarantee or the 1995 Dayton Agreement, can serve as a model. The parties to the 1960 Cyprus Treaty of Guarantee were states with international legal personality (Turkey, the United Kingdom, Cyprus, and Greece). On behalf of the Republic of Cyprus, it was signed by the Greek Cypriot head of state and his Turkish Cypriot deputy.

In the case of the Western Azerbaijan community, if the 1907 Hague Regulations (IV) are taken as a basis, the community could act as a party to the signed guarantee treaty. Alternatively, the Western Azerbaijan Community could constitute the regulatory object of the treaty. The Republic of Azerbaijan and the Western Azerbaijan Community, on the one hand, and Armenia, on the other, could agree to a treaty to ensure the security of Western Azerbaijanis under the guardianship of guarantor states (e.g., the United Kingdom and Turkey). The terms of the treaty could be adapted to the Cyprus model.

The 1960 Cyprus Treaty of Guarantee functioned as a complementary norm to the Cypriot Constitution. It aimed to guarantee the constitutional order governing the state and the rights and freedoms of both communities on the island. Similarly, the Dayton Agreement serves as a guarantee for the constitutional structure of Bosnia and Herzegovina. In the Guarantee Treaty (Art. 1), the right to self-determination of Western Azerbaijanis (including forms of local self-governance) can be enshrined in accordance with Article 2 of the International Covenant on Civil and Political Rights (ICCPR). In the Concept of Return142, which concerns the ensuring of a safe, dignified, and peaceful return of Azerbaijanis expelled from the territory of present-day Armenia, Armenia is expressed as a socio-political reality (4.4).

Article 2 of the Guarantee Treaty may reflect respect for Armenia’s politico-legal independence. Article 3 could establish that Western Azerbaijanis shall have unimpeded communication and links with the Republic of Azerbaijan, while Article 4 could state that the autonomy of Western Azerbaijanis shall remain inviolable even if Armenia joins any politico-military blocs. Similar to the Dayton Agreement, security forces of the guarantor states could be deployed in the territories where Western Azerbaijanis are settled. In accordance with the principle of the peaceful settlement of disputes (UN Charter, Art. 33), any disagreements could be designated for adjudication by the UN International Court of Justice (ICJ) as the court of last resort. As the Guarantee Treaty pertains to human rights, it should be of indefinite duration. In the event of a 'fundamental change of circumstances' (rebus sic stantibus) as expressed in Article 62 of the 1969 Vienna Convention on the Law of Treaties, Western Azerbaijanis may rely on their right to self-determination as a fundamental basis.

8 CONCLUSION

The right not to be subjected to deportation is based on the jus cogens norm, which requires universal observance in international law. The international legal responsibility of a state for deportation involves the fulfilment of the breached international obligation through: restitutio in integrum—the restoration of the material situation that existed prior to the violation (status quo ante); compensation for material and moral damages, including rehabilitation, satisfaction, and guarantees of non-repetition; and the individual criminal responsibility and prosecution of the perpetrators.

From the perspective of international legal status, the population of Western Azerbaijan is considered a population deported from Azerbaijani territories that Russia occupied in 1920 and subsequently transferred to Armenia. In this case, the regime of International Humanitarian Law (IHL) governing populations deported from territories occupied as a result of military aggression applies. The fact that the Armenian political leadership refers to the ethnic differences of the Turkic-Muslim population deported from Armenia serves as evidence that this deportation was also carried out with genocidal intent.

Criminal cases can be initiated in the Republic of Azerbaijan under universal jurisdiction to establish the individual criminal responsibility of officials who carried out the deportation or obstructed the "right to return."

Regardless of the refugee status recognised under the 1951 Convention, the Turkic-Muslim population deported from Armenia is under the protection of the 1907 Hague Regulations (IV) and the 1949 Geneva Convention (IV, Art. 4). Hague and Geneva law, in turn, do not exclude the application of minimum standards of International Human Rights

Law (IHRL) toward this population. To ensure the right to return, international mechanisms may be utilised. A demand should be made to Armenia through a judgement of the UN International Court of Justice (ICJ) (based on Art. 22 of the 1965 Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination) for the evaluation of the racial discrimination and genocidal content of the deportation, and for the fulfilment of relevant obligations, including the "right to return." The 1951 Convention Relating to the Status of Refugees (Art. 38) also allows the ICJ to evaluate deportation, where the hardships of the refugee condition can constitute the subject of the claim.

Victims can file a claim for compensation with the European Court of Human Rights (ECHR). Simultaneously, as general measures, the annulment of Armenia’s acts contrary to international law should be demanded, and a claim for the return of the mass deported Turkic-Muslim people can be raised in accordance with the ECHR’s authority to order administrative measures.

To implement these demands more effectively, a "Law of the Republic of Azerbaijan on the Dignified Return and Security of Azerbaijanis Deported from the Territory of Present-day Armenia on the Basis of Racial Discrimination and with Genocidal Intent" could be adopted. This law should emphasise that their Azerbaijani citizenship status is of a temporary and transitional nature, recognise them as victims of the crime of genocide and highlight their desire to return to their historical homeland. The granting of citizenship was linked to the desire to eliminate the legal vacuum regarding these persons in accordance with IHRL.

The citizenship granted by the Republic of Azerbaijan was necessitated by Armenia's long-term military aggression, alongside principles governing the institution of citizenship in international human rights, such as the prohibition of arbitrary deprivation of nationality (Universal Declaration of Human Rights, Art. 15), the prevention of statelessness, and the priority of the right to nationality in ensuring human rights. In this sense, the granted Azerbaijani citizenship does not exclude their status as nationals of Armenia. There are no cases of loss of citizenship (expatriation, denaturalisation, denationalisation, etc.) for these persons. The provision of the 1966 International Covenant on Civil and Political Rights (Art. 15.2) that "no one shall be arbitrarily deprived of his nationality nor denied the right to change his nationality" remains an international obligation for Armenia. As long as these persons’ specific desire to return persists or no declaration of renunciation of Armenian citizenship is made, the status quo ante formally remains in effect regarding them.

REFERENCES

1. Akande D and Shah S, ‘Immunities of State Officials, International Crimes and Foreign Domestic Courts’ (2010) 21(4) European Journal of International Law 815, doi:10.1093/ ejil/chq080

2. Armaoğlu F, 19 Yüzyil Siyasi Tarihi (1789–1914) (18th edn, Kronik Kitap 2019)

3. Azarov D and others, ‘Understanding Russia’s Actions in Ukraine as the Crime of Genocide’ (2023) 21(2) Journal of International Criminal Justice 233, doi:10.1093/ jicj/mqad018

4. Bedjaoui M, ‘Eighth Report on Succession of States in Respect of Matters Other than Treaties: Draft Articles on Succession to State Property, with Commentaries, Document A/CN.4/292’ (1976) 2(1) Yearbook of the International Law Commission 55

5. Bodansky D and Crook JR, ‘Symposium: The International Law Commission's State Responsibility Articles’ (2002) 96(4) American Journal of International Law 773, doi:10.2307/3070677

6. Bossow A, ‘Deportation as Torture’ (2025) 57 New York University Journal of International Law and Politics 323

7. Chetail V, ‘Is There any Blood on my Hands? Deportation as a Crime of International Law’ (2016) 29(3) Leiden Journal of International Law 917, doi:10.1017/ S0922156516000376

8. Chetail V, ‘The Transfer and Deportation of Civilians’ in Clapham A, Gaeta P and Sassòli M (eds), The 1949 Geneva Conventions: A Commentary (OUP 2015) 1185

9. Crawford J, State Responsibility: First report (A/CN.4/490 and Add 1–7, 12 August 1998) ˂https://legal.un.org/ilc/documentation/english/a_cn4_490.pdf˃ accessed 15 January 2026

10. Crawford J, The International Law Commission's Articles on State Responsibility: Introduction, Text and Commentaries (CUP 2002)

11. David E, Principles of the Law of Armed Conflict (ICRC 2011)

12. De Vaal T, Karabakh: Azerbaijan and Armenia Between Peace and War (İlay MMC 2008) [in Azerbaijani]

13. De Vattel E, The Law of Nations, Or, Principles of the Law of Nature, Applied to the Conduct and Affairs of Nations and Sovereigns, with Three Early Essays on the Origin and Nature of Natural Law and on Luxury (Liberty Fund 2008)

14. Dowty A, ‘International Guarantees with Special Reference to the Middle East’ in Carlton D and Schaerf C (eds), The Dynamics of the Arms Race (Wiley & Sons 1975) 215

15. Galoyan GA and Khudaverdyan KS (eds), Nagorno-Karabakh: Historical Reference (Academy of Sciences of the Armenian SSR 1988)

16. Gasimov J, From Repression to Deportation (Mutercim 1998) [in Azerbaijani]

17. Greenwood C, ‘The Administration of Occupied Territory in International Law’ in Fair EP (ed), International Law and the Administration of Occupied Territories: Two Decades of Israeli Occupation of the West Bank and Gaza Strip (Oxford Academic 1992) 241, doi:10.1093/oso/9780198252979.003.0008

18. Guliyev J (ed), History of Azerbaijan, vol 6: April 1920 June 1941 (ELM 2000) [in Azerbaijani]

19. Guliyev J (ed), History of Azerbaijan, vol 7: 1941–2002 (ELM 2003) 151 [in Azerbaijani]

20. Gurbanli A, From the History of the Deportation of Azerbaijanis from the Armenian SSR (1947–1953) (Turxan NPB 2018) [in Azerbaijani]

21. Gurbanlı A, ‘On the Study of the Deportation Policy of the Soviet State and the Problem of the Deportation of Azerbaijanis’ (2001) 2 History and its Problems 85

22. Haslam E, ‘Population, Expulsion and Transfer’ Max Planck Encyclopedia of Public International Law (2011) ˂https://opil.ouplaw.com/display/10.1093/law:epil/ 9780199231690/law-9780199231690-e861˃ accessed 15 January 2026

23. Kiliс D, ‘The Role of the Echmiadzin Church in Russia's Eastern Anatolia Policy (1828-1915)’ (2001) 461 Turkish Culture 535 [in Turkish]

24. Kramer A, The West German Economy 1945–1955 (Berg Publishers 1991)

25. Lukashuk I, Law of International Responsibility (Wolters Kluwer 2004)

26. MacDonogh G, After the Reich: The Brutal History of the Allied Occupation (Basic Books 2007)

27. MacMillan M, Paris 1919: Six Months That Changed the World (Random House 2001)

28. Mammadov R, ‘Deportation of Azerbaijanis from their Historical Lands is an International Crime’ Xalq Qazeti (Baku, 18 March 2023) ˂https://xalqqazeti.az/ müsahibe/123574-azerbaycanlilarin-tarixi-torpaqlarindan-deportasiyasi-beynelxalq-cinayetdir˃ accessed 15 January 2026

29. Mammadov RK, International Criminal Law and International Criminal Legislation of the Republic of Azerbaijan (NAT Co LLC, 2012) [in Azerbaijani]

30. Mammadzade MB, National Azerbaijan Movement (Nijat 1992) [in Azerbaijani]

31. Moiseienko A, ‘Legal: The Freezing of the Russian Central Bank’s Assets’ (2023) 34(4) European Journal of International Law 1007, doi:10.1093/ejil/chad050

32. Mustafa N, Iravan City (Red N Line 2020)

33. Nabulsi K, Traditions of War: Occupation, Resistance and the Law (OUP 2005)

34. Najafov B, Deportation (Chashioglu 1998) [in Azerbaijani]

35. Nowak M, Introduction to the International Human Rights Regime (Brill 2023) doi:10.1163/9789004479074

1. Oppenheim L, International Law: A Treatise, vol 1: Peace (Longmans Green 1948) pt 1

2. Pantyo D, ‘On Foreign Soil... Reasons and Conditions for the Deportation of Poles and Germans to Kazakhstan in 1936: An Analysis of Documents’ (2015) 1(8) Rocznik Instytutu Polsko-Rosyjskiego 68

3. Pashayev A, Resettlement (Azernashr 1995) [in Azerbaijani]

4. Rafiyev B, The Underwater Part of the Iceberg: The 20s (Azerneshr 1995) [in Azerbaijani]

5. Rahimli S, ‘Analysis of Russia’s Military Aggression against the Azerbaijan Democratic Republic from the International Legal Perspective’ (2023) 6(2) Access to Justice in Eastern Europe 43, doi:10.33327/AJEE-18-6.2-a000201

6. Sadigov AI (ed), International Law: General Part (Laman Publishing 2018) [in Azerbaijani]

7. Sadigov AI, ‘“Recognized” Territory Established for Armenia as a Result of Russia's Military Aggression against the Azerbaijan Democratic Republic’ (2023) 2 News of Baku University: Socio-political sciences series 138

8. Sadigov AI, ‘Crime of Khojaly Genocide: The Intention and International Law Manifested within the Framework of a General Plan and Policy’ (2014) 37(1) International Law and Problems of Integration 93 [in Azerbaijani]

9. Schabas WA, An Introduction to the International Criminal Court (6th edn, CUP 2020)

10. Schabas WA, Genocide in International Law: The Crime of Crimes (3rd edn, CUP 2025)

11. Schabas WA, The International Criminal Court: A Commentary on the Rome Statute (OUP 2010)

12. Schindler D and Toman J, The Laws of Armed Conflicts: A Collection of Conventions, Resolutions and other Documents (Martinus Nijhoff Publishers 1998)

13. Schmid L, ‘Deportation, Harms and Human Rights’ (2021) 14(2) Ethics & Global Politics 98, doi:10.1080/16544951.2021.1926083

14. Shaw M and Hart N, Report On War Crimes in the Occupied Territories of the Republic of Azerbaijan and the Republic of Armenia’s Responsibility (Red N Line LLC 2020)

15. Siekmann RCR, ‘Netherlands State Practice for the Parliamentary Year 1990-1991’ (1992) 23 Netherlands Yearbook of International Law 297, doi:10.1017/ S0167676800002245

16. Stanton JA, Violence and Restraint in Civil War: Civilian Targeting in the Shadow of International Law (CUP 2016) doi:10.1017/9781107706477

17. Ter-Petrosyan L, ‘The Majority of Azerbaijanis in Three Regions Was a Threat to Armenia’ (İCTİMAİ TV, You Tube, 4 January 2025) [in Azerbaijani]

˂https://www.youtube.com/watch?v=00FkamBTZqQ˃ accessed 15 January 2026

36. Travis H, ‘On the Original Understanding of the Crime of Genocide’ (2012) 7(1) Genocide Studies and Prevention 30, doi:10.3138/gsp.7.1.30

37. Tribe LH and others, The Legal, Practical, and Moral Case for Transferring Russian Sovereign Assets to Ukraine (Renew Democracy Initiative 2023)

38. Vounas E, ‘Prefecture of Voiotia v Federal Republic of Germany: Sovereign Immunity and Jus Cogens Violations’ (2002) 21(3) NYLS Journal of International and Comparative Law 629

39. Yesayan AA, The “Armenian Question” and International Diplomacy (Mitk 1965) [in Armenian]

40. Zegveld L, ‘Remedies for Victims of Violations of International Humanitarian Law’ (2003) 85(851) International Review of the Red Cross 499

AUTHORS’ INFORMATION

Afsar Sadigov

Prof. Dr., Department of "International Public Law", Faculty of Law, Baku State University,

The Republic of Azerbaijan afsarsadigov@bsu.edu.az https://orcid.org/0009-0004-4380-4890

Co-author, responsible for Conceptualisation, Methodology, Supervision, Project administration, Writing -review and editing.

Saftar Rahimli*

Assoc.Prof. Dr., “Human rights and right to information” UNESCO section, Faculty of Law,

Baku State University, The Republic of Azerbaijan saftarrahimli@bsu.edu.az

https://orcid.org/0009-0001-6982-8362

Corresponding author, responsible for Analysis, Investigation, Project administration, Visualisation, Writing -original draft, Writing - review and editing.

Competing interests: The authors declare that there are no competing interests regarding the publication of this manuscript.

Disclaimer: The opinions and views expressed in this manuscript are solely those of the authors and are independent of any institutional or organisational influence.

RIGHTS AND PERMISSIONS

Copyright: © 2026 Afsar Sadigov and Saftar Rahimli. This is an open-access article distributed under the terms of the Creative Commons Attribution License (CC BY 4.0), which permits unrestricted use, distribution, and reproduction in any medium, provided the original author and source are credited.

EDITORS

Managing editor – Valentina Krivolapova. English Editor – Robert Reddin. Ukrainian language Editor – Liliіa Hartman.

ABOUT THIS ARTICLE

Cite this article

Sadigov A and Rahimli S, ‘The International Legal Framework for the Dignified Return and Security of Azerbaijanis Deported from Present-Day Armenia’ (2026) 9(3) Access to Justice in Eastern Europe 1-51 <https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987> Published Online 20 Jul 2026

DOI: https://doi.org/10.33327/AJEE-18-9.3-a0001987

Summary: 1.Introduction. – 2. The Prohibition and Normative Legal Concept of Deportation as an International Crime. – 3. The International Legal Responsibility of the State for Deportation (Reparations). – 4. State Policy, Intent, and Individual Criminal Responsibility in the Execution of Deportation. – 5. The International Legal Status of the Turkic-Muslim Population (People) Deported from Armenia from 1920. – 6. The Right to Reparation for Victims of Deportation: Judicial Practice and Legal Consequences. 7. Right to Restitution and Compensation for Damages: Methods of Calculation, Conditions for Payment, and Nature. 8. Reparation in the Form of Immovable Property Arising from the Violation of Jus contra bellum: The Right of the Republic of Azerbaijan to Obtain Compensation. – 9. International Legal Guarantees of Restitution and the Voluntary, Safe, and Dignified Return of the Deported Population. – 10. International legal guarantees of security following a dignified return (monitoring system). – 11. Conclusion.

Keywords: Deportation, international law, Re 1949 Geneva Conventions, State Responsibility, internationally wrongful act.

ADDITIONAL INFORMATION

This article was prepared as part of scientific and analytical research on post-conflict energy policy, infrastructure restoration, and sustainable peacebuilding mechanisms in Azerbaijan.

DETAILS FOR PUBLICATION

Date of submission: 29 Jan 2026

Date of acceptance: 19 May 2026

Online First Publication: 20 Jul 2026

Рublication: Aug 2026

Was the manuscript fast-tracked? - No

Number of reviewer reports submitted in the first round: 2 reports Number of revision rounds: 2 rounds with minor revisions

Technical tools were used in the editorial process

Plagiarism checks - Turnitin from iThenticate https://www.turnitin.com/products/ithenticate/ Scholastica for Peer Review https://scholasticahq.com/law-reviews

AI DISCLOSURE STATEMENT

No AI tools were used in the preparation of this manuscript. All scientific analyses,interpretations, arguments, and conclusions were independently developed and verified by the authors.

“Bosna Kasabı” Ratko Mladiç Lahey’de Cezaevinde Öldü

“Bosna Kasabı” olarak anılan savaş suçlusu Ratko Mladiç, 27 Ağustos 2026’da Hollanda’nın Lahey kentinde hayatını kaybetti.

Mladiç’in ölümünü doğrulayan Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uluslararası Ceza Mahkemeleri Rezidüel Mekanizması, eski generalin hastanede tedavi altında bulunduğunu açıkladı. Ölüm nedeni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Hollandalı makamlar ulusal mevzuat kapsamında standart inceleme sürecini başlatırken Mekanizma Başkanı Yargıç Graciela Gatti Santana, ölümün koşulları hakkında kapsamlı soruşturma yürütülmesi talimatını verdi. Soruşturmayı Yargıç Iain Bonomy yönetecek.

Son tahliye talebi de reddedilmişti

Mladiç’in sağlık durumu uzun süredir ağırdı. Savunma ekibinin sağlık gerekçesiyle yaptığı tahliye başvurusu 14 Mayıs 2026’da reddedilmişti.

Ancak ölümünden yalnızca bir hafta önce yeni bir başvuru daha yapıldığı ortaya çıktı. BM gözaltı merkezinin 13 Ağustos tarihli sağlık raporunda Mladiç’in durumunun hızla kötüleştiği, “yaşamının son aşamasına girdiği” ve ölümün her an gerçekleşebileceği belirtildi.

Savunmanın, Mladiç’in Sırbistan’daki bir hastane veya palyatif bakım merkezine gönderilmesi talebi de 20 Ağustos’ta reddedildi. Mahkeme, sağlık durumunun vahametine rağmen erken tahliyenin adaletin gerekleriyle bağdaşmayacağına hükmetti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Srebrenitsa Soykırımı’ndan mahkûm edildi

Bosna Savaşı sırasında Bosnalı Sırp güçlerinin komutanlığını yapan Mladiç, Temmuz 1995’te BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’da 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğun öldürülmesinden sorumlu tutuldu.

Katliamın ardından kurbanların cesetleri toplu mezarlara gömüldü; suçun izlerini gizlemek amacıyla cesetlerin bir bölümü daha sonra çıkarılarak başka mezarlara taşındı. Srebrenitsa, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da yaşanan en büyük toplu katliam ve uluslararası mahkemelerce soykırım olarak kabul ediliyor.

Mladiç ayrıca Saraybosna’nın yıllarca kuşatma altında tutulması, sivillere yönelik keskin nişancı ve topçu saldırıları, Boşnak ve Hırvatların zorla yerlerinden edilmesi, cinayet, zulüm, tehcir ve BM görevlilerinin rehin alınmasından suçlu bulundu.

On suçtan ömür boyu hapis aldı

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Mladiç’i 22 Kasım 2017’de toplam 11 suçlamanın 10’undan mahkûm etti. Mahkûmiyet kapsamında bir soykırım, beş insanlığa karşı suç ve dört savaş suçu bulunuyordu.

Mahkeme, Srebrenitsa konusunda soykırım hükmü verirken Bosna-Hersek’in diğer bazı belediyelerinde 1992’de işlendiği ileri sürülen ayrı soykırım suçlamasından Mladiç’i beraat ettirdi. Ömür boyu hapis cezası 8 Haziran 2021’de temyizde kesinleşti.

Yakalanana kadar 16 yıl kaçtı

Hakkındaki ilk iddianame 1995’te hazırlanan Mladiç, savaşın ardından yaklaşık 16 yıl kaçak yaşadı. Uzun süre Bosnalı Sırp ve Sırp güvenlik çevrelerince korunduğu öne sürülen Mladiç, 26 Mayıs 2011’de Sırbistan’ın Lazarevo köyünde yakalandı.

31 Mayıs 2011’de Lahey’e gönderilen Mladiç, ölümüne kadar BM gözetiminde kaldı. Mahkeme kayıtlarına göre hayatını kaybettiği sırada cezasının kalan bölümünü çekeceği bir ülkeye nakledilmeyi bekliyordu.

Mladiç, yargılama boyunca suçlamaları reddetmiş, pişmanlık göstermemiş ve mahkemeyi tanımadığını savunmuştu. Ölümü, Srebrenitsa kurbanlarının yakınları tarafından adalet mücadelesinin önemini yeniden hatırlatan bir gelişme olarak değerlendirildi.

Tıpta çığır açan ilk: Beyin ameliyatında canlı yapay zekâ desteği

NEVSAL ELEVLİ

Londra’daki cerrahlar, yapay zekânın bir beyin ameliyatı sırasında gerçek zamanlı olarak cerrahi ekibe destek verdiği dünyadaki ilk operasyonu başarıyla gerçekleştirdi.

Ameliyat, University College London Hospitals’a (UCLH) bağlı National Hospital for Neurology and Neurosurgery’de (NHNN) yapıldı. Bedfordshire’da yaşayan 48 yaşındaki müşteri hizmetleri yöneticisi Rhys Hibbert’in hipofiz bezindeki 11 milimetrelik tümör çıkarıldı.

Mayıs 2026’da gerçekleştirilen operasyonun ayrıntıları, hastanın iyileşme sürecinin tamamlanmasının ardından 27 Ağustos’ta kamuoyuna açıklandı.

Saglik Dunyada Bir Ilk Beyin Ameliyati Yapay Zeka Rhys Hibbert 4

Tümör tesadüfen ortaya çıktı

Hibbert’in hastalığı, Aralık 2024’te yürüyüş sırasında fenalaşıp bilincini kaybetmesi ve nöbet geçirmesi üzerine yapılan tetkiklerde belirlendi.

Başlangıçta ameliyat edilmeden takip edilen tümör, zamanla ciddi hormon dengesizliğine ve görme problemlerine neden oldu. Çevresel görüşünü kaybetmeye başlayan Hibbert, önündeki engelleri fark edemediği için sık sık düşüyor ve yürümek için baston kullanıyordu.

Doktorlar, tümörün görme sinirleri üzerindeki baskısının sürmesi halinde hastanın tamamen kör olabileceğini bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yapay zekâ ameliyatı değil, görüntüleri yönetti

Operasyon sırasında endoskopik kameradan alınan canlı görüntüler yapay zekâ sistemi tarafından anlık olarak analiz edildi. Sistem; hipofiz bezini, görme sinirlerini, hayati damarları ve riskli dokuları farklı renklerle işaretleyerek cerrahlara görsel bir yol haritası sundu.

Yapay zekâ ayrıca cerrahi aletleri ve aletlerle dokular arasındaki etkileşimi takip edebilecek şekilde geliştirildi.

Ancak ameliyatı yapay zekâ gerçekleştirmedi. Bütün cerrahi kararlar ve müdahaleler operasyon ekibinin kontrolünde kaldı. Teknoloji, doktorların tümörü mümkün olduğunca güvenli biçimde çıkarmasına yardımcı olan bir destek sistemi olarak kullanıldı.

Hipofiz bezinin, görme sinirlerinin ve ana damarların birbirine son derece yakın bulunduğunu belirten uzmanlar, bu bölgede bir milimetrelik hatanın bile körlük, felç veya ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çekti.

Istikbal 860X450 Pxl

Yüzlerce ameliyat videosuyla eğitildi

UCL Hawkes Institute bünyesinde geliştirilen sistem, daha önce gerçekleştirilmiş yüzlerce endoskopik hipofiz ameliyatına ait işaretlenmiş görüntüler kullanılarak eğitildi.

Sistemin teknik lideri UCL Robotik ve Yapay Zekâ Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sophia Bano, yapay zekânın bir cerrahın ancak uzun yıllar içerisinde karşılaşabileceği çok çeşitli ameliyat örneklerinden öğrendiğini söyledi.

Gerçek zamanlı görüntü işleme için NVIDIA Clara IGX platformunda çalışan teknoloji, daha önce araştırma ve cerrah eğitimi amacıyla kullanılmıştı. Hibbert’in operasyonu, sistemin canlı bir hasta üzerinde cerraha gerçek zamanlı destek verdiği ilk uygulama oldu.

Ameliyat, NHNN Beyin Cerrahı ve UCL Queen Square Institute of Neurology Profesörü Hani Marcus ile araştırmaya öncülük eden cerrahi asistan Danyal Khan tarafından gerçekleştirildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Görme yetisi günler içinde düzeldi

Hibbert, ameliyattan uyandığında odadaki her şeyi net biçimde görebildiğini söyledi. Bir hafta içerisinde gözlük veya baston kullanmadan yürümeye başlayan hasta, görüşünü “360 derecelik panoramik bir manzara” olarak tanımladı.

Sağlığına kavuşmasının ardından işine dönen Hibbert, aynı zamanda yeniden ambulans gönüllüsü olarak görev yapabilmek için fiziksel gücünü artırmaya çalışıyor.

1859’da kurulan NHNN’nin dünyanın ilk özel nöroloji ve beyin cerrahisi hastanesi olduğunu hatırlatan Hibbert, yapay zekâ destekli ilk beyin ameliyatının da aynı kurumda gerçekleştirilmesini “son derece anlamlı” bulduğunu ifade etti.

Independent Mortgage 3

Klinik araştırma kapsamında uygulandı

Operasyon, Birleşik Krallık Ulusal Sağlık ve Bakım Araştırmaları Enstitüsü (NIHR) ile Google tarafından finanse edilen bir klinik araştırmanın parçası olarak gerçekleştirildi. Çalışmaya UCLH NIHR Biyomedikal Araştırma Merkezi, Royal College of Surgeons, Engineering and Physical Sciences Research Council ve Wellcome da destek verdi.

Araştırmacılar, teknolojinin gelecekte karmaşık ameliyatlarda riskli anatomik bölgelerin belirlenmesine, cerrahların eğitilmesine ve operasyon sırasında güvenliğin artırılmasına yardımcı olabileceğini düşünüyor. Bununla birlikte sistem henüz insan cerrahların yerini alan bağımsız bir teknoloji değil; nihai karar ve sorumluluk tamamen ameliyat ekibinde bulunuyor.

Pussy Riot Üyesi Şarkıcının Rus Casusu Olduğu Ortaya Çıktı

Rita Flores adıyla da tanınan Rus performans sanatçısı Margarita Konovalova, yaklaşık üç yıl boyunca Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) için muhbirlik yaptığını kamuoyuna açıkladı.

Rusya’dan ayrılmasına yardım eden avukat Dmitry Zakhvatov ile yaptığı söyleşide Konovalova, iş birliğinin gönüllü olmadığını; kendisine, annesine ve diğer yakınlarına yönelik ağır tehditler altında çalışmaya zorlandığını savundu.

Konovalova’nın anlatımına ilişkin şu ana kadar FSB’den kamuoyuna yansıyan bağımsız bir doğrulama ya da ayrıntılı cevap bulunmuyor. Bu nedenle kaçırma ve suikast planına ilişkin bilgiler Konovalova’nın iddialarına dayanıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Ev baskınından “Harley” kod adlı muhbirliğe

Konovalova’ya göre süreç, 17 Şubat 2023’te Moskova’daki evinin güvenlik görevlilerince aranmasıyla başladı. Arama sırasında iki FSB görevlisinin kendisini saatlerce baskı altında tuttuğunu belirten sanatçı, Ukrayna’daki savaşa ilişkin sosyal medya paylaşımları nedeniyle hapse atılmakla tehdit edildiğini anlattı.

Konovalova, iş birliğini reddetmesi durumunda yakınlarının öldürülebileceğinin ve kendisinin “iz bırakmadan ortadan kaybolabileceğinin” söylendiğini ileri sürdü.

İddiasına göre kendisine “Harley” kod adı verildi, bir irtibat görevlisi atandı ve güvenlik servisiyle haberleşmesi için ayrı bir telefon sağlandı. Rusya iç pasaportu dışındaki belgelerine de el konuldu.

Konovalova, muhbirlik yaptığı dönemde kendisine ayda 30 bin ila 50 bin ruble arasında ödeme yapıldığını; son ödemeyi ise Haziran 2026’da aldığını söyledi.

Independent Mortgage 3

Sanatçıların “zayıf noktaları” araştırıldı

Konovalova’dan Kremlin karşıtı sanatçı ve aktivistlerin sosyal çevrelerini, yakınlarını ve günlük alışkanlıklarını araştırmasının istendiği belirtiliyor. Uyuşturucu kullanımı, evlilik dışı ilişkiler ve ruhsal sorunlar gibi şantaj amacıyla kullanılabilecek kişisel bilgilerin de hazırlanan dosyalara eklenmesi talep edildi.

Hedef gösterilen isimler arasında Philippenzo adıyla tanınan sokak sanatçısı Filipp Kozlov, performans sanatçısı Pavel Krisevich ve Pussy Riot üyesi Maria Alyokhina’nın bulunduğu bildirildi.

Konovalova, bazı hedefler hakkında yanlış veya eksik bilgi vererek operasyonları sabote etmeye, izlenen kişileri dolaylı biçimde uyarmaya ve soruşturmaları geciktirmeye çalıştığını savundu. Avukat Zakhvatov da bu girişimlerin bazen başarılı, bazen başarısız olduğunu söyledi.

Krisevich ise Konovalova’nın muhbirlik yaptığını yayımlanan söyleşiden öğrendi. Sanatçı daha sonra Konovalova’ya kendisini affettiğini bildirdi ancak FSB ile yürütülen iş birliğinin yol açmış olabileceği sonuçların görmezden gelinemeyeceğini de vurguladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İddiaların en çarpıcı bölümü: Sırbistan’da kaçırma planı

Konovalova’nın açıklamalarındaki en ağır iddia, eski Mediazona yayıncısı ve Pussy Riot bağlantılı aktivist Pyotr Verzilov’a yönelik plan oldu.

Konovalova’ya göre FSB görevlileri 2025 yazında, geçmişte ilişki yaşadığı Verzilov’u Sırbistan’a çağırarak belirli bir kafeye götürmesini istedi. Burada güvenlik görevlileri ile suç örgütü mensuplarının Verzilov’u kaçırıp öldürmek üzere bekleyeceği öne sürüldü.

Konovalova, kendisine önce bir milyon, daha sonra üç milyon rubleye kadar ödeme teklif edildiğini söyledi. İddiaya göre plan, Verzilov’un kafede yalnız kaldığı bir anda başına çuval geçirilerek kaçırılması üzerine kurulmuştu.

Verzilov, Vladimir Putin karşıtı eylemleriyle tanınmasının yanı sıra Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Ukrayna güçlerine katıldığını açıklamıştı. Konovalova, kendisine verilen bu görevden sonra Zakhvatov ile irtibata geçerek Rusya’dan kaçış hazırlıklarına başladığını belirtti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yaklaşık bir yıl süren kaçış hazırlığı

Avukat Zakhvatov, Konovalova’nın Rusya’dan çıkarılması için hazırlıkların yaklaşık bir yıl sürdüğünü açıkladı. Ağustos 2026’nın ortalarında ülkeden ayrılabilen sanatçının güvenlik gerekçesiyle bulunduğu yer açıklanmadı.

Konovalova, yaşadıklarını kamuoyuyla paylaşmasının nedenini, benzer tehditlerle muhbirliğe zorlanan kişilere “çıkış yolu bulunabileceğini göstermek” olarak açıkladı.

2011’de kurulan feminist protesto kolektifi Pussy Riot, Putin yönetimine, kadın ve LGBT+ haklarına yönelik kısıtlamalara ve Kremlin ile Rus Ortodoks Kilisesi arasındaki ilişkilere karşı düzenlediği eylemlerle dünya çapında tanındı. Rusya’daki bir mahkeme, Aralık 2025’te grubu “aşırılıkçı örgüt” ilan ederek ülkedeki faaliyetlerini yasakladı.

İngiltere’den halka “krize hazır olun” çağrısı

İngiltere, giderek ağırlaşan iklim olayları ve uluslararası güvenlik tehditleri karşısında “toplumun tamamını kapsayan” yeni bir dayanıklılık modeline geçmeye hazırlanıyor.

Cabinet Office tarafından yürütülecek kamuoyu kampanyasında vatandaşlara, büyük bir kriz sırasında en azından ilk günlerde kendi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde hazırlık yapmaları çağrısında bulunulacak.

Kampanyanın özellikle sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yürütülmesi; elektrik kesintisi, su şebekesi arızası, sel, aşırı sıcak, orman yangını veya siber saldırı durumunda izlenmesi gereken adımların sade ve anlaşılır biçimde anlatılması planlanıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Evlerde bulunması istenen acil durum malzemeleri

Henüz kampanyanın bütün ayrıntıları açıklanmasa da hükümetin mevcut “Prepare” rehberinde evlerde şişe su, uzun süre bozulmayan gıda, düzenli kullanılan ilaçlar, el feneri, yedek pil, pilli veya kurmalı radyo, ilk yardım seti, hijyen malzemeleri ve önemli telefon numaralarının yazılı bir kopyasının bulundurulması öneriliyor.

Resmî rehberde, yalnızca içme ihtiyacı için kişi başına günlük en az 2,5-3 litre su tavsiye ediliyor. Yemek hazırlama ve temel temizlik ihtiyaçları da hesaba katıldığında bu miktarın kişi başına günlük 10 litreye kadar çıkabileceği belirtiliyor. Bebekler, sağlık cihazı kullananlar ve evcil hayvanlar için ek su ayrılması isteniyor

Hükümetin yaklaşımı, insanlardan aylarca yetecek büyüklükte stok yapmalarını değil, tedarik zincirlerinin veya kamu hizmetlerinin kısa süreliğine kesintiye uğrayabileceği ilk dönemi kendi imkânlarıyla geçirebilmelerini öngörüyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Öncelik savunmasız gruplarda olacak

Planın temel amaçlarından biri, krizlerin ilk saatlerinde polis, sağlık, itfaiye, yerel yönetim ve yardım kuruluşlarının üzerindeki baskıyı azaltmak.

Temel hazırlığını yapabilecek durumdaki hanelerin kısa süreliğine kendi ihtiyaçlarını karşılaması halinde kamu kaynaklarının yaşlılara, engellilere, kronik hastalara ve yardım almadan yaşamını sürdüremeyecek diğer savunmasız gruplara yönlendirilebileceği değerlendiriliyor.

Vatandaşlardan ayrıca yakın çevrelerinde desteğe ihtiyaç duyabilecek komşularını kontrol etmeleri ve elektrik, gaz ile su şirketlerinin “Priority Services Register” sistemine kaydolma hakkına sahip olup olmadıklarını öğrenmeleri istenecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İran bağlantılı saldırı alarm zillerini çaldırdı

Kampanya hazırlıkları, İran bağlantılı olduğu öne sürülen bilgisayar korsanlarının küçük ölçekli bir İngiliz enerji üretim tesisini temmuz ayında dört gün süreyle devre dışı bıraktığı yönündeki haberlerin ardından hız kazandı.

Ancak saldırının İran tarafından düzenlendiğine ilişkin kesin ve kamuoyuna açıklanmış resmî bir doğrulama bulunmuyor. Enerji Bakanlığı, etkilenen tesisin küçük ölçekli olduğunu, olayın ülkenin genel elektrik üretimini tehlikeye atmadığını ve tüketicilere yönelik bir kesinti yaşanmadığını bildirdi. Ulusal Siber Güvenlik Merkezi de enerji sektöründeki gelişmeleri incelemeyi sürdürüyor

Buna rağmen olay, küçük enerji tesisleri ve dağıtık üretim sistemlerinin büyük şebeke işletmecileri kadar güçlü siber korumaya sahip olup olmadığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

İklim krizi hazırlıkları hızlandırdı

Hükümetin kararında güvenlik tehditlerinin yanı sıra son dönemde art arda yaşanan aşırı sıcaklar, kuraklık, seller ve orman yangınları da etkili oldu.

2026 Ulusal Risk Kayıt Belgesi’nde siber saldırılar, enerji kesintileri, kuraklık, sel ve diğer aşırı hava olayları ülkenin hazırlık yapması gereken başlıca riskler arasında gösterildi. Cabinet Office, salgından terör saldırısına ve geniş çaplı doğal afetlere kadar toplumun tamamını etkileyebilecek krizlerde merkezi koordinasyon görevi üstleniyor.

Independent Mortgage 3

“Savaş kitapları” 22 yıl sonra güncelleniyor

İngiltere hükümeti, vatandaşlara yönelik kampanyayla eş zamanlı olarak devlet kurumlarının savaş ve dış saldırı durumunda izleyeceği gizli kriz planlarını da yeniliyor.

Kamuoyunda “War Books” olarak bilinen belgeler en son 2004 yılında kapsamlı biçimde güncellenmişti. Cabinet Office koordinasyonundaki çalışma; askerî ve sivil kurumların çatışma, altyapı saldırısı veya ülke topraklarını etkileyen diğer düşmanca faaliyetler sırasında birlikte hareket etmesini amaçlıyor.

Hükümet, kampanyanın yakın bir saldırı beklendiği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Verilmek istenen mesajın panik veya korku yaratmak değil, vatandaşlara günlük hayatta uygulanabilecek basit önlemler kazandırarak ülkenin krizlere karşı direncini artırmak olduğu belirtiliyor.

Hüseyin Göçek Üç Yıl Sonra İngiltere’de Sahalara Döndü

Türkiye’de saha hakemliği kariyerini 2023 yılında noktalayan Hüseyin Göçek, İngiltere’de yeşil sahalara geri döndü.

Süper Lig’de 293 karşılaşmada görev yapan ve uzun yıllar uluslararası arenada Türkiye’yi temsil eden Göçek’in, İngiltere’ye yerleştikten sonra yeniden hakemlik yapmaya başladığı ortaya çıktı.

Motspur Park’ta 10 gollü maç

Göçek, 22 Ağustos Cumartesi günü U18 Premier League South kapsamında oynanan Fulham U18-Aston Villa U18 karşılaşmasını yönetti. Fulham’ın altyapı tesislerinin bulunduğu Motspur Park’taki mücadele 5-5’lik beraberlikle tamamlandı.

Karşılaşmada Fulham adına Tarrell Cavell, William Sutton-Bangura, Markuss Gomins, Leo Hamilton ve Lewis Konadu-Wall fileleri havalandırdı. Aston Villa’nın golleri ise Jack McGrath’tan iki, Markie Meade’den iki ve Vincely Mudame’den geldi. İlk yarısı 2-2 tamamlanan mücadelede Aston Villa ikinci yarının başında 4-2 öne geçerken, Fulham art arda üç golle skoru 5-4’e taşıdı. Meade’in 81. dakikadaki golü maçın sonucunu belirledi: 5-5.

Göçek’in karşılaşmada iki kez sarı kartına başvurduğu bildirildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Türkiye’de 293 Süper Lig maçı yönetti

Hüseyin Göçek, Türk hakemliğinin uzun yıllar en deneyimli isimleri arasında yer aldı. Süper Lig’de 293 karşılaşmada düdük çalan Göçek, Avrupa kupalarında da çok sayıda uluslararası mücadelede görev yaptı.

Türkiye Futbol Federasyonu, Temmuz 2023’te Hüseyin Göçek ile Suat Arslanboğa’nın saha hakemliğinden ayrılarak kariyerlerini Video Yardımcı Hakem (VAR) olarak sürdüreceğini açıklamıştı. Göçek bu gelişmenin ardından aktif saha hakemliğini bırakmıştı.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

İngiltere’de yeni bir sayfa

Daha sonra İngiltere’ye yerleşen 49 yaşındaki Göçek’in burada yeniden hakemlik yapmaya başlaması, Türkiye’de de dikkat çekti. İngiliz futbolunun profesyonel kulüplerinin akademi takımlarını karşı karşıya getiren U18 Premier League’de orta hakem olarak görevlendirilmesi, Göçek’in yaklaşık üç yıllık aradan sonra yeniden sahaya dönüşü anlamına geliyor.

Göçek’in bundan sonraki dönemde İngiltere’de hangi seviyelerde ve ne sıklıkta görev yapacağına ilişkin ise şu ana kadar kamuoyuna açıklanmış ayrıntılı bir program bulunmuyor.

Ancak Fulham-Aston Villa karşılaşmasıyla birlikte, Türkiye’de yaklaşık 300 Süper Lig maçına çıkan deneyimli hakemin kariyerinde İngiltere sayfası resmen açılmış oldu.

Independent Mortgage 3

İki günlük fırtına alarmı: Ani sel, dolu ve yıldırım uyarısı

İngiltere’de sıcak ve nemli hava, yerini şiddetli yağış ve gök gürültülü fırtınalara bırakıyor. Met Office, 26 Ağustos Çarşamba ve 27 Ağustos Perşembe günleri için İngiltere ile Galler’in geniş bölümünü kapsayan iki ayrı sarı uyarı yayımladı.

Çarşamba gününe ilişkin uyarı yerel saatle 03.00’te başladı ve 22.00’ye kadar geçerli olacak. Uyarı bölgesi Greater London’ın yanı sıra Güneydoğu İngiltere, East Anglia’nın bazı bölümleri, East Midlands, West Midlands, Kuzeybatı İngiltere, Yorkshire, Güneybatı İngiltere ve Galler’in bir bölümünü kapsıyor.

Met Office, 26 Ağustos sabahı yaptığı son güncellemede uyarı alanını kuzeybatıya doğru genişletirken East Anglia’nın bazı kesimlerini kapsam dışına çıkardı.

Istikbal 860X450 Pxl

Bir saatte 30 milimetre yağış görülebilir

Fransa yönünden kuzeye ilerleyen sıcak ve nemli hava kütlesinin, istikrarsız atmosfer koşullarıyla birleşerek şiddetli sağanaklara yol açması bekleniyor.

Yağış ve fırtına hattının çarşamba sabahı İngiltere’nin güneyinden başlayarak Greater London, Midlands ve ülkenin kuzeyine doğru ilerleyeceği tahmin ediliyor. İlk yağış dalgasının ardından kısa süreli daha aydınlık ve kuru bir dönem yaşanabilecek; ancak öğleden sonra yeni gök gürültülü sağanakların oluşabileceği belirtiliyor.

Met Office’e göre her bölge şiddetli yağıştan etkilenmeyecek. Ancak fırtınanın yoğunlaştığı noktalarda:

· Bir saatten kısa sürede 20-30 milimetre,

· İki ila üç saat içinde 40-50 milimetre

yağış düşebilir.

Bu miktarın dar bir alana ve kısa sürede düşmesi, yüzey suyu baskınları ile ani sel riskini artırıyor. Uzun süren sıcak ve kurak dönemlerde sertleşen toprak ile kuruyan yüzeylerin yağmur suyunu yeterince hızlı emememesi de suyun yollara ve alçak bölgelere yönelmesine neden olabilir.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Perşembe günü risk daha geniş alana yayılacak

İkinci sarı uyarı, 27 Ağustos Perşembe günü saat 06.00 ile 22.00 arasında geçerli olacak. Met Office, uyarıyı çarşamba sabahı güncelleyerek kuzeybatıya doğru genişletti ve Galler’in tamamını kapsama aldı. Buna karşılık Londra’nın büyük bölümü ile East Anglia’nın bazı doğu kesimleri perşembe günkü son uyarı alanının dışında bırakıldı.

Perşembe günü geniş bir yağış ve fırtına bandının İngiltere ile Galler üzerinden kuzeye ilerlemesi bekleniyor. Fırtınaların öğleden sonra ve akşam saatlerinde yavaşlaması, aynı bölge üzerinde daha uzun süre kalması ihtimali bulunuyor.

Tahminlere göre birçok yerde üç saat içerisinde 20-30 milimetre, bazı bölgelerde ise 12 saatte 50 milimetreye kadar yağış görülebilir. Düşük olasılıklı ancak daha ciddi senaryoda, bazı noktalarda üç saatte 50 milimetreden, 12 saat içinde ise 75 milimetreden fazla yağış düşebileceği belirtiliyor. En yüksek yağış riskinin özellikle doğuya bakan yüksek kesimlerde bulunduğu kaydediliyor.

Independent Mortgage 3

Dolu, kuvvetli rüzgâr ve sık yıldırım bekleniyor

Şiddetli yağışın yanı sıra sık yıldırım, yer yer 1-2 santimetre çapında dolu ve kuvvetli rüzgâr hamleleri bekleniyor. Güçlü rüzgâr riskinin özellikle perşembe sabahının ilk saatlerinde Güney İngiltere’de daha belirgin olabileceği bildirildi.

Met Office, hava olaylarının yerinin ve şiddetinin kısa süre içerisinde değişebileceğini vurguluyor. Sarı uyarılar “düşük olasılık, orta düzey etki” kategorisinde değerlendiriliyor. Bu durum, her bölgenin fırtınadan etkilenmeyeceği; ancak fırtınanın meydana geldiği yerlerde ciddi ve hızlı gelişen sorunlar yaşanabileceği anlamına geliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ulaşımda aksamalar ve elektrik kesintileri olabilir

Ani su baskınları nedeniyle bazı yolların kısa sürede kullanılamaz hale gelmesi, yerleşimlerin geçici olarak ulaşıma kapanması ve sürüş koşullarının zorlaşması bekleniyor. Tren ve otobüs seferlerinde gecikme veya iptaller yaşanabileceği, yıldırım ve kuvvetli rüzgâr nedeniyle yerel elektrik kesintilerinin meydana gelebileceği uyarısı yapıldı.

Evler ve iş yerleri de su baskını, yıldırım, dolu veya rüzgâr nedeniyle zarar görebilir. Met Office vatandaşlara yolculuk öncesinde karayolu ve toplu taşıma bilgilerini kontrol etmeleri, taşınabilir bahçe eşyalarını sabitlemeleri, telefonlarını şarj etmeleri ve sel riski bulunan bölgelerde acil durum hazırlığı yapmaları çağrısında bulundu.

Gök gürültüsü duyulduğunda kapalı bir binaya veya otomobile girilmesi, ağaçların altına sığınılmaması ve yüksek noktalardan uzaklaşılması tavsiye edildi.

Fırtınalı ve yağışlı havanın cuma gününden hafta sonuna kadar ülkenin birçok bölgesinde aralıklarla sürmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'nin Yeni Ankara Büyükelçisi Jennifer Anderson Türkiye'de

Birleşik Krallık’ın yeni Türkiye Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson, 25 Ağustos’ta Ankara’ya geldi. Anderson, yolculuğundan görüntülerin de yer aldığı videolu mesajını X ve LinkedIn hesaplarından Türkçe ve İngilizce olarak paylaştı.

Ankara’ya yeniden dönmekten büyük mutluluk duyduğunu belirten Anderson, uçuşu dolayısıyla Türk Hava Yollarına teşekkür etti. Yeni büyükelçi mesajında, “Ülkelerimiz arasındaki güçlü bağları daha da geliştirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Hoş bulduk” ifadelerini kullandı.

Anderson, özellikle havacılık, ticaret ve iki ülkenin ortak öncelikleri arasında bulunan diğer alanlara dikkat çekti. İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği de Anderson’ın gelişini sosyal medya hesaplarından duyurdu.

Türkiye’ye dönüşünü daha önce duyurmuştu

Anderson, atama kararının açıklanmasının ardından yaptığı ilk paylaşımda da Türkiye’ye dönecek olmaktan onur ve mutluluk duyduğunu belirtmişti. Ağustos sonundan itibaren Birleşik Krallık-Türkiye Stratejik Ortaklığı’nın yürütülmesine Londra adına liderlik edeceğini kaydeden Anderson, selefi Jill Morris’e ve Ankara Büyükelçiliği çalışanlarına teşekkür etmişti.

Birleşik Krallık Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Bakanlığı, Anderson’ın Jill Morris’in yerine atandığını 30 Haziran’da açıklamıştı. Anderson’ın büyükelçilik görevi, diplomatik teamüller çerçevesinde güven mektubunu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunmasının ardından resmiyet kazanacak.

Ankara’yı yakından tanıyor

Jennifer Anderson için Ankara yabancı bir görev yeri değil. Deneyimli diplomat, 2017-2020 yılları arasında Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçiliğinde Misyon Şefi Yardımcısı olarak görev yaptı. Yeni görevlendirmesi öncesinde tam zamanlı Türkçe eğitimi de aldı.

1997 yılında İngiliz Dışişleri Bakanlığına katılan Anderson; Konsolosluk ve Kriz İşleri Direktörlüğü ile Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı görevlerini yürüttü. Botsvana’da Yüksek Komiser, Endonezya’da Misyon Şefi Yardımcısı ve Brüksel’de Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği Daimî Temsilciliğinde siyasi işler birinci sekreteri olarak çalıştı.

Hukuk ve siyaset bilimi eğitimi alan Anderson’a, İngiliz dış politikasına ve yurt dışındaki Britanya vatandaşlarına sunduğu hizmetler dolayısıyla 2024 yılında St Michael ve St George Nişanı’nın “Companion” derecesi verildi.

Gündemde ticaret, savunma ve havacılık var

Anderson, Türkiye ile Birleşik Krallık ilişkilerinin yeni bir döneme girdiği sırada görevi devraldı. İki ülke, 23 Nisan 2026’da Londra’da güvenlik, savunma, ticaret, yatırım ve bölgesel istikrar başlıklarını kapsayan Stratejik Ortaklık Çerçevesi’ni imzaladı.

Modernize edilmiş Serbest Ticaret Anlaşması için yürütülen görüşmelerin beşinci turu ise haziran ayında Ankara’da gerçekleştirildi. Resmî İngiliz verilerine göre iki ülke arasındaki toplam ticaret hacmi, 2025’in sonuna kadar olan dört çeyrekte yüzde 4,3 artarak 28,4 milyar sterline ulaştı.

Yeni büyükelçinin çalışma gündeminde ticaret ve havacılığın yanı sıra NATO çerçevesindeki savunma iş birliği, enerji, düzensiz göç, terörle mücadele ve bölgesel güvenlik konularının da önemli yer tutması bekleniyor.

Jennifer Anderson kimdir?

Jennifer Elizabeth Anderson, hukuk ve siyaset bilimi alanlarında eğitim almış deneyimli bir İngiliz diplomattır. Avustralya Ulusal Üniversitesi mezunu olan Anderson, diplomasi kariyerinden önce Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsünde araştırmacı, Avustralya Başbakanlık ve Kabine Dairesinde ise görevli olarak çalıştı.

1997 yılında Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığına katılan Anderson, kariyeri boyunca güvenlik politikaları, terörle mücadele, kriz yönetimi, Orta Avrupa ve Balkanlar konularında görev üstlendi.

Diplomatik kariyerindeki başlıca görevleri şöyle:

· Brüksel’de Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği Daimî Temsilciliğinde siyasi işler birinci sekreterliği

· Botsvana Yüksek Komiserliği ve Güney Afrika Kalkınma Topluluğu nezdinde Birleşik Krallık temsilciliği

· Endonezya ve Doğu Timor’da Misyon Şefi Yardımcılığı

· İngiliz Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı

· 2017-2020 yılları arasında Ankara Büyükelçiliğinde Misyon Şefi Yardımcılığı

· 2020-2024 döneminde Konsolosluk ve Kriz İşleri Direktörlüğü

Anderson, İngiliz dış politikasına ve yurt dışındaki Britanya vatandaşlarına sunduğu hizmetler nedeniyle 2024 Yeni Yıl Onur Listesi’nde St Michael ve St George Nişanı’nın “Companion” derecesine layık görüldü.

Tam zamanlı Türkçe eğitimi alan Anderson, Ağustos 2026’da Jill Morris’in yerine Birleşik Krallık’ın Türkiye Büyükelçiliği görevini üstlendi. Ankara, daha önce yüksek komiser olarak Botsvana’da görev yapan Anderson’ın büyükelçi unvanıyla yöneteceği ilk diplomatik misyon oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere Başkonsolosu David Reed'in İstanbul Hikayesi

Birleşik Krallık’ın İstanbul Başkonsolosu ve Doğu Avrupa-Orta Asya Ticaret Komiseri David Reed MBE, Beyoğlu’ndaki tarihî İngiliz misyonunda görevine başladı.

13 Nisan 2026’da görevi Kenan Poleo’dan devralan Reed, yalnızca İstanbul Başkonsolosluğu görevini yürütmeyecek. İngiliz hükümetinin Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki ticaret faaliyetlerinden sorumlu komiseri olarak, nüfusu 380 milyonu aşan geniş bir coğrafyadaki ticaret ve yatırım politikalarını da yönetecek.

Reed, İstanbul’a atanmasının kendisi için mesleki olduğu kadar kişisel bir anlam taşıdığını belirterek, Türkçe öğrendiği yıllardan bu yana Türkiye’ye dönmek için yaklaşık 15 yıl beklediğini söyledi.

Türkçe yolculuğu Kıbrıs göreviyle başladı

1978’de Portsmouth’ta doğan Reed, Cambridge Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. Londra’da üç yıl ticaret hukuku alanında çalıştıktan sonra 2003’te İngiltere Dışişleri Bakanlığına katıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türkiye ve Türkçeyle ilk yakın teması, 2005’te Kıbrıs’ta başladığı diplomatik görev öncesinde kuruldu. Annan Planı sonrasındaki hassas dönemde adada görev yapan Reed, iki toplum arasındaki diyaloğun, ekonomik ilişkilerin ve karşılıklı güvenin geliştirilmesine yönelik çalışmalarda yer aldı.

Kıbrıs görevi için Türkçe öğrenmeye başladığını anlatan Reed, Londra’daki dil eğitimi sırasında Türk kafelerinde zaman geçirerek konuşma pratiği yaptığını söyledi. Daha sonra İstanbul ve İzmir’de Türk ailelerin yanında altışar hafta yaşayarak dilini geliştirdi.

Reed, aradan geçen yılların ardından Türkçesini yeniden akıcı kullanabilmek amacıyla Türkiye’ye gelmeden önce yoğun bir hazırlık dönemi geçirdiğini belirtti.

Türk dizileri ve Nuri Bilge Ceylan filmleriyle hazırlandı

İngiliz diplomat, Türkçesini tazelemek için gazeteleri takip ettiğini, Türk televizyon dizileri ve filmleri izlediğini anlattı. Reed’in izlediğini söylediği yapımlar arasında “Zeytin Ağacı” ve “Kuş Uçuşu” dizileriyle yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın filmleri bulunuyor.

Özellikle diyalog ağırlıklı yapımların günlük konuşma dilini yeniden kavramasına yardımcı olduğunu belirten Reed, İstanbul’da görev yapma isteğini, “Türkçeyi yeniden kullanabilmek için 15 yıl bekledim” sözleriyle dile getirdi.

Reed’e göre diplomasi yalnızca resmî müzakerelerden değil, toplumların tarihini ve kültürünü anlamaktan, farklı görüşleri dinlemekten ve ortak bir zemin bulmaktan geçiyor.

Ticaret hacmi 28 milyar sterlini aştı

Reed, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki mal ve hizmet ticaretinin yılda 28 milyar sterlini aşarak tarihî açıdan güçlü bir seviyeye ulaştığını söyledi.

Bu rakamın yalnızca 2026’nın ilk üç ayında gerçekleşen ticareti değil, 2026’nın ilk çeyreği sonunda hesaplanan yıllık toplam ticaret hacmini ifade ettiği değerlendiriliyor. Reed’in açıklamasına göre iki ülke arasındaki ticaret son on yılda yaklaşık iki katına çıktı.

Brexit sonrasında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, karşılıklı ticaretin temelini oluşturuyor. Taraflar, mevcut anlaşmanın hizmetler, dijital ticaret, yatırımlar ve kamu alımları gibi alanları da kapsayacak biçimde genişletilmesi üzerinde çalışıyor.

Reed, Türkiye’nin üretim, altyapı ve bölgesel erişim kapasitesiyle İngiltere’nin finans, mühendislik ve teknoloji birikiminin birbirini tamamladığını vurguladı. Türk müteahhitlik şirketleriyle İngiliz mühendislik kuruluşlarının üçüncü ülkelerde ortak projeler geliştirmesini iki ülkenin uzmanlıklarının “mükemmel evliliği” olarak nitelendirdi.

Turizmde 4,4 milyonluk İngiliz pazarı

Türkiye’yi ziyaret eden İngilizlerin sayısının yıllık yaklaşık 4,4 milyona ulaştığını belirten Reed, Birleşik Krallık’ın Almanya ve Rusya’nın ardından Türkiye’ye en fazla ziyaretçi gönderen ülkeler arasında üçüncü sırada bulunduğunu söyledi.

Antalya, Muğla ve İstanbul, İngiliz ziyaretçilerin en fazla tercih ettiği merkezler arasında yer alırken turizm hareketliliği iki ülke arasındaki havayolu bağlantılarının da büyümesini sağlıyor.

Reed, turizmi yalnızca ekonomik gelir olarak değil, toplumlar arasındaki bağları güçlendiren önemli bir diplomasi kanalı olarak gördüğünü ifade etti.

Eurofighter ve savunma işbirliği gündemde

Yeni dönemin stratejik başlıklarından birini savunma sanayisi oluşturuyor. Reed, Türkiye’nin Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik sürecini iki ülke arasındaki savunma ortaklığının önemli bir unsuru olarak değerlendirdi.

Birleşik Krallık’ın öncülük ettiği Eurofighter sürecinin ilerlemesi, Türkiye’nin hava gücünün modernizasyonunun yanı sıra savunma sanayisinde daha geniş çaplı teknolojik ve ticari ortaklıklara kapı açabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

İki ülke arasında uçak tedarikinin dışında motor teknolojileri, insansız hava araçları, mühendislik, elektronik sistemler ve ortak üretim imkânları da değerlendiriliyor.

Ukrayna’dan iklim değişikliğine ortak gündem

Reed, Ankara ile Londra’nın Ukrayna’nın desteklenmesi, Körfez ve çevresindeki gerilimlerin azaltılması, NATO güvenliği ve bölgesel istikrar gibi konularda yakın çalıştığını söyledi.

Yapay zekâ ile iklim değişikliğini dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli dönüşüm alanları arasında gösteren Reed, yapay zekânın etkisini Sanayi Devrimi’yle karşılaştırdı. Teknolojinin sunduğu fırsatların yanı sıra güvenlik, istihdam ve etik alanlarda yeni riskler oluşturduğuna dikkat çekti.

Reed, Antalya’da yapılması planlanan COP31 iklim zirvesinin de Türkiye ile Birleşik Krallık arasında temiz enerji, yeşil finansman ve iklim teknolojileri alanındaki işbirliğini geliştirmek için önemli bir fırsat sunacağını belirtti.

Bölgesel ticaretin merkezi İstanbul olacak

David Reed’in çift görevli atanması, İstanbul’un İngiltere açısından yalnızca diplomatik değil, bölgesel bir ticaret merkezi olarak da konumlandırıldığını gösteriyor.

İngiliz hükümetinin açıklamasına göre Reed; Doğu Avrupa ve Orta Asya genelinde yatırımların teşvik edilmesi, İngiliz şirketlerinin yeni pazarlara açılması ve bölge ülkeleriyle ekonomik ortaklıkların güçlendirilmesinden sorumlu olacak.

Daha önce Fransa ve Polonya’da görev yapan, 2018-2022 yıllarında Kanada’da Yüksek Komiser Yardımcılığı görevini yürüten Reed, İstanbul’a atanmadan önce İngiltere Dışişleri Bakanlığında Yaptırımlar Direktörü olarak çalışıyordu.

Yeni Başkonsolosun önündeki dört yıllık dönemde Türkiye-İngiltere ilişkilerinin; yenilenecek ticaret anlaşması, savunma sanayisi projeleri, turizm, teknoloji, enerji ve üçüncü ülkelerde ortak yatırımlar üzerinden daha da derinleşmesi bekleniyor.

18 savaşın tanığı Janine di Giovanni: “Hiçbir şey Gazze ile kıyaslanamaz”

Janine di Giovanni’nin gazeteciliği, savaş meydanlarında ilerleyen orduların ya da haritalarda değişen sınırların hikâyesi değil. Onun kamerası ve kalemi, savaşın ortasında kalan kadınlara, çocuklara, yaralılara ve evlerini terk etmek zorunda bırakılan insanlara yöneliyor.

Amerikalı gazeteci, 35 yılı aşan kariyerinde 18’den fazla savaş ve çatışma bölgesinden haber geçti. Bosna-Hersek, Ruanda, Kosova, Çeçenistan, Sierra Leone, Irak, Afganistan, Suriye, Libya, Yemen, Sudan, Ukrayna ve Filistin’de çalıştı.

The Times of London, The New York Times, Vanity Fair, Newsweek ve The Guardian gibi yayınlar için hazırladığı haberlerde savaşın askerî yönünden çok, siviller üzerinde bıraktığı görünmez yaraları anlattı. Uluslararası Kadın Medya Vakfı da di Giovanni’nin ilk savaş muhabirliği deneyiminin Birinci İntifada sırasında Gazze ve Batı Şeria’da başladığını belirtiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Gazeteciliğini değiştiren Filistin fotoğrafı

Di Giovanni’yi savaş muhabirliğine yönelten olay, Filistinli bir gencin İsrail askerleri tarafından toprağa gömüldüğünü gösteren bir fotoğraf oldu.

Bu görüntünün ardından bölgeye giden genç gazeteci, İsrailli insan hakları avukatı Felicia Langer ile tanıştı. Langer’ın kendisine gazetecinin ağır insan hakları ihlallerine tanıklık etme sorumluluğu bulunduğunu söylediğini anlatan di Giovanni, meslek hayatını bu anlayış üzerine kurdu.

Gazze ve Batı Şeria’dan başlayan yolculuk, kısa süre içinde dünyanın en tehlikeli cephelerine uzandı.

Saraybosna kuşatmasını, Srebrenitsa katliamını ve Ruanda’daki kitlesel kıyımı yerinde izledi. Kosova’da silahlı kişiler tarafından kaçırıldı; Çeçenistan’da Grozni’nin düşüşüne tanıklık eden az sayıdaki Batılı gazeteciden biri oldu. Sierra Leone’de çocuk askerlerin ve uzuvları kesilen sivillerin hikâyelerini yazdı. Suriye’de işkence mağdurlarını, kuşatma altındaki aileleri ve bombalanan hastaneleri kayda geçirdi.

Kurşunların hedefi oldu, silahla tehdit edildi, kaçırıldı; meslektaşlarını ve arkadaşlarını savaşlarda kaybetti. Ancak cephelerden uzaklaşmak yerine, savaşın geride bıraktığı insanları anlatmayı sürdürdü.

Independent Mortgage 3

“En kötüsünü gördüğümü sanıyordum”

Bosna, Ruanda ve Suriye’de insanlığın ulaşabileceği en karanlık noktaları gördüğünü düşünen di Giovanni, Gazze karşısında bu kanaatinin değiştiğini söylüyor.

Mayıs 2026’da yayımlanan bir söyleşide daha önce kullandığı şu ifadeler hatırlatıldı:

“İnsanlığın en kötü hâlini gördüğümü sanıyordum. Yanılmışım. Hiçbir şey Gazze ile ve bunun yaşanmasına izin veren suç ortaklığıyla kıyaslanamaz.”

Bu değerlendirme yalnızca yıkımın büyüklüğüne dayanmıyor. Di Giovanni açısından Gazze’yi diğer savaşlardan ayıran en çarpıcı unsurlardan biri, sivillerin acısının uluslararası kamuoyunda eşit ölçülerle değerlendirilmemesi.

France 24 ekranlarında yayımlanan konuşmasında bu çifte standardı hastanelere yönelik saldırılar üzerinden anlattı:

“Bir füze Ukrayna’da bir hastaneyi vurduğunda Avrupa bunun savaş suçu olduğunu söylüyor. Ancak Gazze’de bir hastane vurulup 100’den fazla insan öldüğünde, bu İsrail’in kendini savunma hakkı olarak nitelendiriliyor. Bu, Batı’nın ikiyüzlülüğüdür.”

Di Giovanni’nin itirazı, Ukraynalı kurbanlara gösterilen duyarlılığa değil; aynı hukukî ve ahlaki hassasiyetin Filistinlilerden esirgenmesine yönelik.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Tanıklıktan yargı dosyasına

Yıllarca savaş suçlarını yazan di Giovanni, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı savaşın ardından gazeteciliğin tek başına yeterli olmadığı sonucuna vardı.

Dezenformasyon uzmanı ve gazeteci Peter Pomerantsev ile birlikte The Reckoning Project’i kurdu. Kuruluşun amacı, savaş bölgelerinde yaşananları yalnızca kamuoyuna duyurmak değil; faillerin mahkemeye çıkarılmasını sağlayabilecek nitelikte deliller toplamak.

Proje, yerel gazetecileri ve araştırmacıları savaş suçu tanıklıklarını uluslararası hukuk standartlarına uygun biçimde kaydetmeleri için eğitiyor. Görüşmeler travma konusunda eğitimli ekipler tarafından yapılıyor; dijital veriler doğrulanıyor, komuta zinciri araştırılıyor ve elde edilen bulgular Uluslararası Ceza Mahkemesi, Birleşmiş Milletler mekanizmaları ile evrensel yargı yetkisini kullanan ulusal mahkemelere sunulabilecek dosyalara dönüştürülüyor.

Ukrayna’da başlayan girişim zamanla Gazze, Sudan, Suriye ve Darfur’u da kapsayan uluslararası bir savaş suçları belgeleme ağına dönüştü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gazeteci artık aynı zamanda delil toplayıcısı

Di Giovanni’nin girişiminin temelinde savaş gazeteciliği ile ceza hukuku arasındaki önemli bir boşluk bulunuyor.

Gazetecilerin topladığı güçlü tanıklıklar, görüşmeler hukukî usullere uygun yapılmadığı veya delilin elde edilme zinciri yeterince belgelenmediği için mahkemelerde kullanılamayabiliyor. The Reckoning Project, muhabirlere doğru soruları sormayı, tanığı yönlendirmemeyi, anlatılanları doğrulamayı ve materyali ileride açılabilecek bir davada kullanılabilecek şekilde korumayı öğretiyor.

Böylece bir savaş mağdurunun anlattıkları ertesi gün unutulan bir gazete haberinde kalmıyor; yıllar sonra bir komutanın, askerî yetkilinin ya da siyasi karar vericinin karşısına çıkabilecek hukukî kayda dönüşüyor.

Cesaretin ötesinde bir sorumluluk

Di Giovanni’nin çalışmaları iki Amnesty International ödülü, National Magazine Award, IWMF Cesur Gazetecilik Ödülü, Guggenheim bursu ve American Academy of Arts and Letters’ın Blake-Dodd Kurgu Dışı Edebiyat Ödülü dahil çok sayıda uluslararası başarıyla onurlandırıldı.

Ancak onu “kahraman gazeteci” yapan yalnızca bombaların altında çalışması değil. Asıl cesareti, güçlü devletlerin ve orduların kurbanlar arasında kurduğu hiyerarşiyi reddetmesinde yatıyor.

Onun gazeteciliğinde Ukraynalı bir çocuğun yaşamıyla Gazze’deki bir çocuğun yaşamı arasında değer farkı bulunmuyor. Bosna’da bir hastanenin vurulması nasıl savaş suçu şüphesi doğuruyorsa, aynı hukuk Gazze’de, Sudan’da veya Suriye’de vurulan hastane için de geçerli olmak zorunda.

Janine di Giovanni bugün yalnızca savaşların şahidi değil; unutulmaya karşı hafızanın, inkâra karşı belgenin ve cezasızlığa karşı adalet arayışının temsilcisi.

Onun cephelerden taşıdığı en güçlü mesaj ise son derece yalın:

Bir suçun adı, onu işleyenin kimliğine göre değişmemeli; adalet, kurbanların milliyetine göre dağıtılmamalı.

İmar konusunda belediye başkanlarına daha fazla yetki

İngiltere’de konut politikasını ve yerel yönetimler arasındaki yetki dağılımını değiştirecek yeni planlama reformunun ayrıntıları belli oldu.

Hükümet, 24 Ağustos’ta yayımladığı istişare belgesiyle bölgesel belediye başkanlarına “potansiyel stratejik öneme sahip” planlama başvurularına doğrudan müdahale etme yetkisi verilmesini resmen gündeme aldı.

Yeni sistemde belediye başkanları, belirlenen büyüklükteki bir projeyi yerel planlama makamından devralarak karar verici konumuna gelebilecek. Ayrıca yerel yönetime bir başvuruyu reddetme talimatı verebilecek.

Düzenleme, Londra Belediye Başkanı’nın 2008’den bu yana kullandığı planlama yetkilerinin İngiltere’nin diğer belediye başkanlığı bölgelerine genişletilmesini öngörüyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hangi projeler kapsama girecek?

İngiltere’de Londra dışındaki bölgeler için ilk kez ortak ulusal müdahale eşikleri belirlenecek. Buna göre yeni yetkiler:

  • 150’den fazla konut içeren projeleri,
  • 15 bin metrekareden büyük ticari alanları,
  • 30 metre veya daha yüksek, yaklaşık 10 katlı binaları

kapsayacak.

Bu ölçütlerden birine giren başvuruların yerel yönetimler tarafından bölgesel belediye başkanına bildirilmesi gerekecek.

Belediye başkanı öncelikle projenin bölgesel kalkınma stratejisine uygunluğu konusunda görüş bildirecek. Yerel yönetimin başvuruyu kabul etmeye veya reddetmeye hazırlandığını açıklamasının ardından belediye başkanının müdahale edip etmeyeceğine karar vermesi için 14 günü olacak.

Başkan projeyi devralırsa, ilgili başvuru bakımından yerel planlama makamı haline gelecek ve nihai kararı kendisi verecek.

Istikbal 860X450 Pxl

Belediye başkanları projeleri doğrudan onaylayabilecek

Reformun en dikkat çekici bölümlerinden birini Mayoral Development Order – Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı oluşturuyor.

Bu mekanizma sayesinde belediye başkanları belirli bir bölge, arsa veya proje türü için önceden planlama izni verebilecek. Geliştiriciler, kararda belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde ayrıca standart bir planlama başvurusu yapmadan inşaata geçebilecek.

Ancak bu yetki bütün projeler için otomatik izin anlamına gelmeyecek. Belediye başkanının izin verilecek alanı, yapı türünü, sınırları ve uyulması gereken koşulları resmî kalkınma kararında açıkça belirlemesi gerekecek.

Hükümet, bu yöntemin özellikle büyük ölçekli konut alanları, kentsel dönüşüm projeleri ve atıl durumdaki eski sanayi arazilerinin geliştirilmesinde kullanılmasını bekliyor.

Independent Mortgage 3

Yerel yönetimler çoğu başvuruyu karara bağlamayı sürdürecek

Hükümet, reformun belediyelerin planlama yetkilerini tamamen ortadan kaldırmayacağını vurguluyor. Başvuruların büyük çoğunluğunu yine ilçe ve şehir meclisleri değerlendirecek.

Belediye başkanlarının müdahalesi yalnızca stratejik önem taşıdığı kabul edilen büyük projelerle sınırlandırılacak. Alınan bütün kararların yerel planlara, ulusal planlama politikasına ve mevcut çevre kurallarına uygun olması gerekecek.

Başvuru sahiplerinin kararlara karşı itiraz hakkı korunurken, merkezi hükümet de gerekli gördüğü durumlarda müdahale edebilecek. Belediye başkanının bir projenin reddedilmesi yönünde talimat vermesi halinde kararın gerekçesini yazılı olarak açıklaması ve planlama sicilinde yayımlaması zorunlu olacak.

Hedef beş yılda 1,5 milyon konut

Reform, Burnham hükümetinin beş yıllık parlamento döneminde İngiltere’de 1,5 milyon yeni konut inşa etme hedefinin temel araçlarından biri olarak görülüyor.

Hükümet, özellikle yerel itirazlar, uzun değerlendirme süreleri, altyapı eksiklikleri ve farklı belediyeler arasındaki koordinasyon sorunları nedeniyle büyük projelerin yıllarca bekletilebildiğini savunuyor.

Resmî verilere göre bazı yerel yönetimler mevcut konut hedeflerini aşmayı başardı. Son üç yılda Salford’da 4 bin 249 konutluk hedefe karşı 7 bin 584, Leeds’te 10 bin 151 konutluk hedefe karşı 11 bin 690 konut teslim edildi. Knowsley’de ise 772 olan hedefin iki katından fazla, toplam bin 888 konut tamamlandı.

Hükümet bu örnekleri, yerel planlama sistemiyle yüksek üretim seviyesine ulaşılabileceğinin göstergesi olarak sunarken reformun gecikmelerin yaşandığı bölgelerde devreye gireceğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Homes England fonlarında daha fazla yerel söz hakkı

Belediye başkanlarının yetkileri yalnızca planlama kararlarıyla sınırlı olmayacak. Bölgesel yönetimler, ulusal konut kurumu Homes England tarafından sağlanan finansmanın kendi bölgelerinde nasıl kullanılacağı konusunda daha fazla söz sahibi olacak.

Homes England en büyük projeleri yönetmeye devam edecek ancak kurumun finansmanı ve teknik uzmanlığı, belediye başkanlarıyla kararlaştırılan bölgesel önceliklere yönlendirilecek.

Hükümet, ulusal arazi ve altyapı fonunun 1,3 milyar sterlinlik bölümünün en yerleşik yedi belediye başkanlığı bölgesine ayrıldığını açıkladı. Buna ek olarak yedi stratejik belediye başkanlığı yönetimine 234 milyon sterlinlik eski sanayi arazisi fonu sağlanırken, Housing Accelerator Fund kapsamında yetki devri için 1,5 milyar sterlin tahsis edildi.

Yeni projelerden altyapı katkı payı alınacak

Londra dışındaki belediye başkanlarına Mayoral Community Infrastructure Levy adı verilen bölgesel altyapı katkı payını uygulama yetkisi de verilecek.

Londra’da Elizabeth Line’ın finansmanına katkı sağlayan modele benzeyen sistem kapsamında geliştiricilerden alınan paylar ulaşım, okul, sağlık tesisi ve büyük ölçekli bölgesel altyapı yatırımlarında kullanılabilecek.

Hükümet, Londra’daki katkı payının ağırlıklı olarak ulaşım projeleriyle sınırlı olduğunu ancak diğer bölgelerde belediye başkanlarına daha geniş harcama esnekliği verilebileceğini belirtiyor. Katkı payının uygulanabilmesi için bölgenin onaylanmış bir Mekânsal Kalkınma Stratejisi’ne sahip olması gerekecek.

Liberal Demokratlardan “yerel demokrasi” tepkisi

Düzenleme, on farklı belediye başkanının partiler üstü desteğini aldı. Ancak Liberal Demokratlar, karar yetkisinin seçilmiş yerel meclis üyelerinden alınmasının halkın planlama süreçlerindeki etkisini zayıflatacağını savunuyor.

Partinin konut ve planlama sözcüsü Gideon Amos, düzenlemeyi “yerel topluluklara doğrudan saldırı” olarak nitelendirdi. Amos, hükümetin belediye başkanlarına geniş bir yetki vermek yerine yerel yönetimlere uygun fiyatlı konut ve gerekli altyapıyı oluşturabilmeleri için daha fazla kaynak sağlaması gerektiğini söyledi.

Başbakan Burnham ise belediye başkanlarının yetkilerinin hem projeleri ilerletmek hem de bölgesel stratejiye aykırı yapılaşmayı engellemek için kullanılabileceğini belirtiyor. Burnham’a göre yerel kararların kimi zaman daha geniş bölgesel konut, ulaşım ve ekonomik büyüme hedefleri bakımından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

İstişare 5 Ekim’de sona erecek

İmar yetkilerine ilişkin kamuoyu istişaresi 24 Ağustos’ta başladı ve 5 Ekim 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Süreçte yerel yönetimlerden, belediye başkanlıklarından, sektör temsilcilerinden, sivil toplum kuruluşlarından ve bölge sakinlerinden görüş alınacak.

Hükümet, sonuçların değerlendirilmesi ve gerekli ikincil mevzuatın Parlamento’ya sunulmasının ardından proje devralma ve Belediye Başkanlığı Kalkınma Kararı yetkilerini 2027’nin başında uygulamaya koymayı hedefliyor.

Londra’da sıcak kabin grevi yeniden başlıyor

Londra’da otobüs şoförleri ile Arriva London North yönetimi arasında aşırı sıcaklardaki çalışma koşulları nedeniyle başlayan anlaşmazlık çözülemedi.

Unite üyesi yaklaşık 1.500 şoför, işveren tarafından sunulan yeni düzenlemeyi yapılan oylamada reddetti. Görüşmeler sırasında ertelenen grevlerin bu kararın ardından 25 Ağustos Salı günü yeniden başlaması kararlaştırıldı.

Transport for London’ın (TfL) yayımladığı güncel programa göre ilk grev, 25 Ağustos saat 04.00’te başlayacak ve 28 Ağustos saat 04.30’a kadar devam edecek. Böylece eylem, üç tam günün yanı sıra gece ve sabahın erken saatlerindeki seferleri de etkileyecek.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sürücü kabinlerinde sıcaklık 44 dereceye çıktı

Anlaşmazlığın merkezinde, Arriva London North filosundaki araçların sürücü bölümlerinde kullanılan soğutma sistemleri bulunuyor.

Unite, otobüslerin büyük bölümünde tam donanımlı klima yerine “hava soğutma” sistemi bulunduğunu, bu sistemlerin aşırı sıcaklarda kabin sıcaklığını yalnızca 2-3 derece düşürebildiğini savunuyor.

Sendikanın aktardığına göre yaz aylarında bazı sürücü kabinlerinde sıcaklık 40 derecenin üzerine çıktı. Bir şoför, kabindeki termometrenin 44 dereceyi gösterdiğini belgelediğini söyledi.

Şoförler; uzun süre direksiyon başında yüksek sıcaklığa maruz kalmanın dikkat kaybı, aşırı yorgunluk, baş dönmesi, susuzluk ve sıcak çarpması riskini artırdığını belirtiyor. Sendika, sorunun yalnızca çalışan sağlığını değil, yolcuların ve diğer yol kullanıcılarının güvenliğini de ilgilendirdiğine dikkat çekiyor.

Unite’a konuşan bazı sürücüler, sıcaklığın uyuşukluğa ve konsantrasyon kaybına yol açtığını ifade ederken, hamile bir şoförün sıcak kabinden indikten sonra bayıldığı da ileri sürüldü.

Istikbal 860X450 Pxl

Yeni teklif şoförleri ikna etmedi

Şoförler ilk olarak 14-15 Ağustos tarihlerinde greve gitmiş, 18-21 Ağustos arasında yapılması planlanan ikinci eylem ise Arriva’nın yeni teklifinin değerlendirilmesi amacıyla askıya alınmıştı.

Ancak Unite üyeleri, şirketin önerisinin sorunu kalıcı biçimde çözmeyeceği görüşüyle teklifi reddetti. Bunun üzerine sendika, daha önce ilan ettiği grev takviminin kalan bölümünü yeniden uygulamaya koydu.

Unite Genel Sekreteri Sharon Graham, şoförlerin Londra’nın ulaşım sisteminde hayati bir görev yaptığını ancak mevcut koşullar nedeniyle sağlıklarını riske attığını söyledi. Graham, Arriva’nın çalışanların kabul edebileceği anlamlı değişiklikleri yapabilecek mali güce sahip olduğunu savundu.

Unite bölge yetkilisi Steven Stockwell ise grevlerin hâlâ önlenebileceğini belirterek, Arriva yönetimini şoförlerin güvenlik endişelerini giderecek yeni bir anlaşma için masaya dönmeye çağırdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Arriva: Talepler konusunda adım attık

Arriva London ise teklifin reddedilmesinden duyduğu hayal kırıklığını açıkladı. Şirket, sendikanın dile getirdiği talepler konusunda adımlar atıldığını, mevcut klimaların iyileştirilmesi ve araçlara yeni soğutma sistemleri kurulması için yatırım yapıldığını bildirdi.

Yönetim, aşırı hava koşullarının yalnızca Arriva’nın değil, Londra’daki tüm otobüs işletmelerinin karşı karşıya kaldığı sektör çapında bir sorun olduğunu savundu. Şirket ayrıca aşırı hava koşullarına yönelik bir çalışma grubu aracılığıyla çözüm geliştirmeye devam ettiğini belirtti.

Taraflar arasındaki temel görüş ayrılığı ise önerilen önlemlerin ne kadar sürede uygulanacağı ve mevcut filoda sürücü kabinlerini gerçekten güvenli bir seviyeye indirip indirmeyeceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Independent Mortgage 3

Grevler ekim ayına kadar sürecek

Anlaşma sağlanmaması halinde toplam on ek grev dönemi bulunuyor. TfL tarafından açıklanan güncel eylem takvimi şöyle:

  • 25 Ağustos saat 04.00 – 28 Ağustos saat 04.30
  • 4 Eylül saat 04.00 – 5 Eylül saat 04.30
  • 7 Eylül saat 04.00 – 8 Eylül saat 04.30
  • 18 Eylül saat 04.00 – 19 Eylül saat 04.30
  • 21 Eylül saat 04.00 – 22 Eylül saat 04.30
  • 2 Ekim saat 04.00 – 3 Ekim saat 04.30
  • 5 Ekim saat 04.00 – 6 Ekim saat 04.30
  • 16 Ekim saat 04.00 – 17 Ekim saat 04.30
  • 19 Ekim saat 04.00 – 20 Ekim saat 04.30

Bu tarihler, tarafların grevlerden önce anlaşmaya varması halinde değiştirilebilecek veya iptal edilebilecek.

Sekiz garaj eylemden etkilenecek

Grev, Arriva London North’un sekiz garajındaki şoförleri kapsıyor:

  • Barking
  • Edmonton
  • Enfield
  • Grays
  • Palmers Green
  • Stamford Hill
  • Tottenham
  • Wood Green

Garajların hizmet alanları nedeniyle eylemin etkisi kuzey Londra’yla sınırlı kalmayacak. Doğu ve merkez Londra’nın yanı sıra Essex sınırındaki bazı bölgelerde de seferlerin azalması veya tamamen durması bekleniyor.

Etkilenecek 43 hattın tam listesi

TfL’nin güncel açıklamasına göre grevlerden şu hatlar etkilenecek:

19, 29, 34, 41, 66, 67, 76, 102, 103, 121, 141, 149, 150, 158, 175, 191, 192, 217, 221, 243, 248, 254, 259, 279, 307, 313, 329, 341, 349, 370, 375, 377, 616, 675, SL1, SL2, W3, W4, W6, N19, N29, N41 ve N279.

Dev veri merkezi bir milyon haneye eş değer elektrik tüketecek

Digital Reef tarafından Havering Belediyesi ile iş birliği içinde geliştirilen proje, North Ockendon’da M25 otoyolu ve Warley elektrik trafo merkezinin yakınındaki 218 hektarlık Green Belt arazisini kapsıyor.

Planlarda, yaklaşık 400 bin metrekare kapalı alana sahip çok sayıda veri merkezi binasının yanı sıra batarya depolama tesisleri, kapalı tarım alanı, bölgesel ısıtma sistemi, ziyaretçi merkezi ve halka açık ekoloji parkı bulunuyor.

Kampüsün, yapay zekâ uygulamaları, bulut bilişim, veri depolama ve finansal işlemler gibi yüksek işlem kapasitesi gerektiren alanlara hizmet vermesi planlanıyor.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

Yıllık emisyon 1,2 milyon tonu aşabilir

Planlama belgelerindeki hesaplamalara göre tesis tam kapasiteye ulaştığında yılda yaklaşık 1,2 milyon ton CO₂e salımına neden olabilir. Kampüsün öngörülen 60 yıllık kullanım süresi boyunca toplam emisyonunun 72 milyon tonu aşabileceği hesaplanıyor.

The Guardian, bu miktarın yaklaşık 8 bin 480 Londra–New York uçuşunun karbon ayak izine karşılık geldiğini bildirdi. Haberin ilk halinde yer alan “27 bin uçuş” karşılaştırması daha sonra gazete tarafından düzeltilerek 8 bin 480 olarak güncellendi. Bu nedenle önceki metindeki 27 bin uçuş rakamı güncel kabul edilmiyor.

Çevresel değerlendirmede projenin mevcut haliyle, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmayı amaçlayan bilimsel senaryo ve 2050 net sıfır hedefiyle tam olarak uyumlu olmadığı da kabul ediliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Bir milyondan fazla hanenin elektriğine denk

Kampüsün yüzde 50 kapasiteyle çalışırken bile yılda yaklaşık 2,65 milyar kilovatsaat elektrik tüketmesi bekleniyor. Bu miktar, yıllık ortalama 2 bin 500 kilovatsaat tüketim esas alındığında bir milyondan fazla İngiliz hanesinin elektrik kullanımına karşılık geliyor.

Yaklaşık 600 megavatlık enerji kapasitesine sahip olması planlanan tesis için yeni yüksek gerilim altyapısı ve trafo yatırımlarının yapılması gerekecek. İngiltere’de veri merkezlerinin ülke elektriğinin yaklaşık yüzde 2,5’ini kullandığı, yapay zekâ yatırımlarıyla bu talebin 2030’a kadar dört katına çıkabileceği öngörülüyor.

Planlama belgelerine göre kampüsün yalnızca işletme kaynaklı emisyonları, 2038’e gelindiğinde Havering’in toplam karbon bütçesinin yaklaşık 20 katına ve Birleşik Krallık karbon bütçesinin yaklaşık yüzde 1’ine ulaşabilecek.

Karbon açığı için 77,6 milyon sterlinlik ödeme

Projede sıfır karbon standardının tesis içinde karşılanamaması durumunda, Havering Belediyesi’nin karbon dengeleme fonuna nakit ödeme yapılması öngörülüyor. Geliştirici şirket bu katkının yaklaşık 77,6 milyon sterlin olacağını hesaplıyor.

Çevre örgütleri ise mali ödemenin gerçek emisyon azaltımının yerini tutamayacağını savunuyor. Teknoloji alanında çalışan sivil toplum kuruluşu Foxglove, veri merkezi geliştiricilerinin ihtiyaç duydukları elektriği karşılayacak ilave yenilenebilir enerji ve depolama kapasitesi kurmakla yükümlü tutulması gerektiğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Digital Reef: 620 kalıcı istihdam sağlanacak

Digital Reef, projeyi “geleceğin sürdürülebilir veri merkezi kampüsünü oluşturmak için benzersiz bir fırsat” olarak tanımlıyor. Şirkete göre yatırım tamamlandığında Havering’de 620 kalıcı tam zamanlı iş, bunların içinde bilgi ve iletişim sektöründe 350 yüksek nitelikli pozisyon oluşturulacak. Projenin Birleşik Krallık genelinde toplam 1.780 kişilik istihdamı desteklemesi bekleniyor.

Şirket ayrıca alanın yarısından fazlasını kapsayan 113 hektarlık halka açık bir ekoloji parkı kurulacağını, yeni yürüyüş ve bisiklet yolları açılacağını ve biyolojik çeşitlilikte yüzde 100’ün üzerinde net kazanım hedeflendiğini açıklıyor.

Bölge sakinlerinden tarım ve doğal yaşam itirazı

North Ockendon sakinleri ise arazinin halen ürün yetiştirilen tarım alanlarından oluştuğunu, projenin kırsal dokuyu değiştireceğini ve yaban hayatı habitatlarının kaybedilmesine yol açacağını savunuyor.

North Ockendon Residents Association temsilcileri, Green Belt üzerindeki yapılaşmanın yalnızca yerel çevreyi değil, gıda güvenliği açısından değer taşıyan üretken arazileri de etkileyeceğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Henüz nihai izin verilmedi

Projeye kesin planlama izni henüz verilmedi. Havering Belediyesi, geleneksel tekil planlama başvurusu yerine, belirlenen koşullar yerine getirildiğinde önceden planlama hakkı sağlayan Yerel Kalkınma Kararı (Local Development Order–LDO) yöntemini kullanıyor.

Taslak LDO için 6 Mart–12 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ilk resmî halk danışma süreci tamamlandı. Görüşler doğrultusunda hazırlanacak revize teklifin sonbaharda ikinci kez kamuoyunun değerlendirmesine açılması bekleniyor. Nihai karar daha sonra Havering’in yerel planlama makamı tarafından verilecek.

Tartışmanın merkezinde ise İngiltere’nin bir yandan veri merkezlerini kritik ulusal altyapı olarak görüp yapay zekâ yatırımlarını hızlandırırken, diğer yandan yasal bağlayıcılığı bulunan 2050 net sıfır hedefine nasıl ulaşacağı sorusu bulunuyor.

Home Office ikizleri karıştırınca İngiltere’ye dönemedi

İngiltere’de sekiz yıldır yasal olarak yaşayan ve “settled status” sahibi olan Nidia Webb, İspanya’daki tatilinin ardından ülkeye dönmek isterken beklenmedik bir engelle karşılaştı.

Webb’e uçağa biniş kapısında, dijital yerleşim statüsünün kimliğiyle doğrulanamadığı ve bu nedenle İngiltere uçuşuna kabul edilemeyeceği bildirildi. Uçak Webb olmadan havalanırken yapılan kontroller, kadının eVisa kaydının tek yumurta ikizi olan kız kardeşinin bilgileriyle ilişkilendirildiğini ortaya çıkardı.

Webb, “Dijital yerleşim statüm kendi bilgilerim yerine tek yumurta ikizimin bilgileriyle bağlantılı hale gelmişti. Bu nedenle statüm kimliğimle eşleştirilemiyordu” dedi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Bazı ikizleri etkileyen bilinen sorun”

Webb’in aktardığına göre Home Office görevlileri, yaşanan durumun bazı ikizleri etkileyen “bilinen bir teknik sorun” olduğunu söyledi.

Sorunu çözebilmek için Home Office yardım hattıyla saatlerce telefon görüşmesi yapan Webb’e, kaydın düzeltileceği yönünde güvence verildi. Ancak düzeltmenin tamamlandığını bildirmesi gereken e-posta da Webb yerine ikiz kız kardeşine gönderildi.

Webb, problemin giderildiğini ancak daha sonraki uçuşuna kabul edildiğinde anlayabildiğini belirterek, “Saatlerce telefon görüşmesi yapmasaydım yurt dışında ne kadar süre mahsur kalacağımı bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Olayın ne kadar ek masrafa yol açtığı veya kullanılmayan bilet için tazminat ödenip ödenmediği açıklanmadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Home Office: Hata giderildi

Home Office, Webb’in kaydındaki sorunun düzeltildiğini ve kurum çalışanlarının kendisiyle doğrudan iletişime geçeceğini açıkladı.

Bakanlık sözcüsü, 10 milyondan fazla kişinin eVisa sistemini göçmenlik statüsünü kanıtlamak için başarıyla kullandığını belirterek nadir görülen hataların çoğunun 24 saat içerisinde çözüldüğünü savundu.

Ancak Home Office’in resmî eVisa hata bildirim sayfasında, çoğu sorunun beş iş günü içinde çözülmesinin hedeflendiği, karmaşık dosyalarda sürenin 15 iş gününe kadar çıkabileceği belirtiliyor. Bu farklılık, yurt dışında uçağa binmeyi bekleyen kişiler açısından çözüm süresinin ne kadar kritik olabileceğini gösteriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Dijital kayıttaki hata uçağa binmeyi engelliyor

İngiltere, Şubat 2026’dan itibaren “seyahat izni yoksa yolculuk da yok” uygulamasını yürürlüğe koydu. Havayolu şirketleri, yolcuları uçağa kabul etmeden önce eVisa, Elektronik Seyahat İzni (ETA) veya geçerli başka bir belge üzerinden İngiltere’ye giriş hakkını kontrol ediyor.

Bu nedenle kişinin gerçekte yasal oturum hakkına sahip olması tek başına yeterli olmayabiliyor. Statünün Home Office sisteminde doğru pasaport ve kimlik bilgileriyle eşleşmemesi halinde havayolu şirketi para cezası riski nedeniyle yolcuyu uçağa kabul etmeyebiliyor.

Home Office, eVisa sahiplerine seyahatten önce UKVI hesabındaki pasaport ve kişisel bilgilerini kontrol etmelerini, ayrıca 90 gün geçerli bir seyahat paylaşım kodu oluşturmalarını tavsiye ediyor. Ancak Webb vakasında sorun, yolcunun eksik veya güncel olmayan bilgi vermesinden değil, sistemin iki kişinin kayıtlarını karıştırmasından kaynaklandı.

the3million: İnsanlar tazminat da alamıyor

AB vatandaşlarının haklarını savunan the3million kuruluşunun geçici yöneticisi Monique Hawkins, Webb’in yaşadığına benzer başka vakalarla da karşılaştıklarını söyledi.

Hawkins, olayın dijital sistemdeki zayıflıkları gösterdiğini belirterek insanların göçmenlik statülerini kanıtlayabilecekleri gerçekten istikrarlı ve güvenilir bir yönteme ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Kuruluş, eVisa’ya geçişin aceleye getirildiğini savunurken yalnızca uçağa alınmama vakalarının değil, mağdurların masraflarını geri alamamasının da önemli bir sorun olduğunu bildirdi. Hawkins’e göre havayolu şirketleri ile Home Office’in sorumluluğu birbirine yöneltmesi, yolcuların tazminat taleplerini sonuçsuz bırakabiliyor.

Independent Mortgage 3

“Yeni bir Windrush skandalı” uyarısı

İngiltere, biyometrik oturum kartları ve pasaportlardaki vize etiketleri yerine göçmenlik statüsünün tamamen çevrim içi ortamda tutulduğu eVisa sistemine geçiş yaptı.

Hak örgütleri, internet erişimi bulunmayanlar, yaşlılar, dijital hizmetleri kullanmakta zorlananlar ve Home Office kayıtlarında hata bulunan kişilerin iş, konut, sağlık hizmeti veya seyahat haklarını kanıtlamakta zorlanabileceği uyarısında bulunuyor.

Daha önce yayımlanan tahminlerde, uzun yıllardır İngiltere’de yasal şekilde yaşayan ancak eski fiziki belgelerini dijital sisteme aktaramayan 200 bine kadar kişinin, Windrush skandalına benzer biçimde hak kaybı yaşama riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtilmişti.

Nidia Webb vakası ise dijital statüye sahip olmanın dahi tek başına güvence oluşturmadığını; kayıtların başka bir kişiyle eşleşmesi halinde yasal yerleşim hakkına sahip insanların sınırda veya havalimanında fiilen ülkeye dönüşlerinin engellenebileceğini ortaya koydu.

Tehlikeli suçlular GPS’li “kısıtlama bölgesi” dışına çıkamayacak

İngiltere hükümeti, mağdurların korunmasını güçlendirmek amacıyla cezaevinden tahliye edilen ciddi cinsel suç ve şiddet suçu faillerine yönelik yeni bir denetim sistemi başlatıyor.

Adalet Bakanı Alex Norris tarafından açıklanan “restriction zones” adlı uygulama kapsamında, yüksek risk taşıdığı değerlendirilen bazı hükümlülerin hareket alanı birkaç mil genişliğindeki kişiye özel bölgelerle sınırlandırılabilecek.

Ekim ayında İngiltere ve Galler’de uygulanmaya başlanacak sistemde hükümlülerin konumları elektronik kelepçe ve GPS teknolojisiyle sürekli izlenecek. Belirlenen sınırların dışına izinsiz çıkan kişiler denetimli serbestlik görevlileri tarafından hızlı biçimde tespit edilebilecek. İhlalin niteliğine göre hükümlü yeniden cezaevine gönderilebilecek.

Istikbal 860X450 Pxl

Her hükümlüye uygulanmayacak

Adalet Bakanlığının yayımladığı uygulama çerçevesine göre kısıtlama bölgeleri otomatik olarak bütün tahliye edilen hükümlülere uygulanmayacak.

Önlemin ağırlıklı olarak yüksek denetim seviyesinde bulunan, 2003 tarihli Ceza Adaleti Yasası’nda sıralanan ciddi cinsel suçlardan veya şiddet suçlarından en az 12 ay hapis cezası alan kişiler için kullanılması öngörülüyor.

Denetimli serbestlik görevlilerinin ayrıca mevcut “yasak bölge” gibi daha hafif koşulların riski yönetmekte yetersiz kaldığını göstermesi gerekecek. Sınırlandırmanın gerekli ve hükümlünün oluşturduğu riskle orantılı olması şartı aranacak.

Independent Mortgage 3

Yasak bölgenin tersi uygulanacak

Mevcut sistemde hükümlülerin mağdurun evi, iş yeri veya düzenli olarak bulunduğu başka adreslere yaklaşmasını önleyen “yasak bölgeler” oluşturulabiliyor.

Yeni uygulama ise bu yöntemin tersine işleyecek. Hükümlünün giremeyeceği yerleri tek tek sıralamak yerine, gidebileceği alan belirlenecek ve bu alanın dışındaki bölgeler erişime kapatılacak.

Böylece suçun mağduru kendi güzergâhını veya günlük yaşamını değiştirmek zorunda kalmayacak. Mağdurların görüşleri sınırlar belirlenirken dikkate alınacak; sık kullandıkları yerlerin failin hareket alanı dışında bırakılması mümkün olacak.

Bakan Norris, “Hiçbir mağdur kendisine zarar veren kişiyle karşılaşma korkusuyla omzunun üzerinden bakmak veya hayat düzenini değiştirmek zorunda kalmamalı” dedi. Norris, suçun sonuçlarını mağdurların değil, faillerin taşıması gerektiğini vurguladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Hastane ve işe ulaşım için özel güzergâh

Kısıtlama bölgesi belirlenirken hükümlünün işe, sağlık kuruluşlarına, rehabilitasyon programlarına ve denetimli serbestlik görüşmelerine erişimi de değerlendirilecek.

Özellikle kırsal bölgelerde hastane veya benzeri zorunlu hizmetlerin sınırların dışında kalması halinde, belirli saatlerde kullanılabilecek özel güzergâhlar oluşturulabilecek. Hükümlülerin bölge dışına çıkmaları ise önceden izin alınması şartına bağlanabilecek.

Kısıtlama, hükümlünün toplum içinde oluşturduğu risk devam ettiği sürece yürürlükte kalabilecek. Dosyaların en az üç ayda bir gözden geçirilmesi ve şartların hâlâ gerekli ve orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi bekleniyor.

Erken tahliye tartışmasının ardından geliyor

Yeni sistem, hapishanelerdeki kapasite krizini azaltmak amacıyla hazırlanan 2026 Ceza Yasası kapsamındaki tahliye değişiklikleriyle aynı dönemde devreye alınacak. Hükümet, daha önce eylül ayında başlaması planlanan geniş kapsamlı düzenlemeyi denetimli serbestlik birimlerinin hazırlanabilmesi ve mağdurların görüşlerinin alınabilmesi için ekim ayına erteledi.

Başbakan Andy Burnham hükümeti, kamuoyundan gelen tepkilerin ardından tecavüz, ciddi çocuk cinsel istismarı ve grooming suçlarından mahkûm edilenleri yeni erken tahliye modelinin dışında bıraktı. Mevcut diğer istisnalarla birlikte 18 binden fazla hükümlünün tahliye koşullarında değişiklik yapılmayacağı açıklandı.

Bu suçlardan hüküm giyenler erken tahliye düzenlemesinden yararlanamayacak ancak normal tahliye tarihleri geldiğinde risk durumlarına göre GPS takibi ve kısıtlama bölgesi gibi lisans koşullarına tabi tutulabilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Cezaevleri yüzde 98 dolulukta

Hükümet, tartışmalı tahliye değişikliğinin erkek cezaevlerindeki doluluk oranının yüzde 98’e ulaşması nedeniyle zorunlu hale geldiğini savunuyor. Yeni sistemde cezaevinde kuralları ihlal eden veya şiddete başvuran hükümlülerin cezalarının tamamını içeride geçirmesine karar verilebilecek.

Bunun yanında tahliye edilenler daha uzun süreli denetime, elektronik takibe ve kişiye özel lisans koşullarına tabi olacak. Hükümet ayrıca 2031 yılına kadar 14 bin yeni cezaevi kapasitesi oluşturmayı hedefliyor.

Mağdur destek kuruluşları, hareket kısıtlamasının yükü mağdurdan alıp faile yöneltmesini olumlu karşılarken uygulamanın başarısının GPS ihlallerine ne kadar hızlı müdahale edileceğine ve yoğun iş yükü altındaki denetimli serbestlik birimlerinin yeterli kaynakla desteklenmesine bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

Türkiye’nin Netanyahu için kırmızı bülten girişimi dünya basınında

Türkiye’nin, Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahaleyle bağlantılı davada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması için harekete geçmesi, dünya basınının gündemine girdi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülen ve 35 sanığın bulunduğu dava kapsamında Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026’da yakalama kararı verildiğini açıkladı.

Gürlek, bu kararlar doğrultusunda İçişleri Bakanlığından Interpol nezdinde kırmızı bülten sürecinin başlatılmasının istendiğini, ilgili belgelerin Dışişleri Bakanlığına da gönderildiğini bildirdi.

Dosyada Netanyahu ve Moskovitch’e “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli biçimde kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma”, “işkence”, “kasten yaralama”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ve “ulaşım aracının kaçırılması” gibi suçlamalar yöneltiliyor. İsrail ise suçlamaları reddediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reuters: İç hukuk davasının uluslararası ayağı

Reuters, gelişmeyi Türkiye’de yürütülen bir ceza davasının uluslararası boyuta taşınması olarak değerlendirdi. Ajans, Ankara’nın daha önce de Gazze’deki savaş nedeniyle Netanyahu hakkında ulusal yakalama kararları çıkardığını hatırlattı.

Haberde, Türkiye’nin İsrail’in Gazze politikalarına en sert tepki gösteren NATO ülkelerinden biri olduğu belirtilirken kırmızı bülten başvurusunun, Ankara ile Tel Aviv arasında Suriye üzerinden yükselen gerilimle aynı döneme denk geldiğine dikkat çekildi.

Reuters ayrıca İsrail güçlerinin mayıs ayında Gazze’ye yardım ulaştırmaya çalışan filoya ait en az iki tekneye ateş açtığını ve Türk davasının bu müdahale ile aktivistlerin gözaltına alınmasına dayandığını aktardı.

Independent Mortgage 3

New York Times işkence iddialarını öne çıkardı

New York Times, Türkiye’nin girişimini yalnızca diplomatik bir kriz olarak değil, filo aktivistlerinin İsrail güçleri tarafından kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldığı yönündeki iddiaların devamı olarak ele aldı.

Gazete, kırmızı bültenin uluslararası yakalama emri olmadığını; aranan kişinin yerinin tespit edilmesi ve iade gibi bir işlem beklenirken geçici olarak gözaltına alınması için üye ülkelere gönderilen bir talep niteliği taşıdığını vurguladı.

Interpol’ün Türkiye’nin başvurusunu kabul edip etmeyeceğinin henüz belli olmadığına da dikkat çekildi.

Le Monde karşılıklı sert açıklamalara odaklandı

Fransız Le Monde gazetesi ise AFP kaynaklı haberinde hukuki ayrıntılardan çok Ankara ile Tel Aviv arasındaki sert siyasi restleşmeyi öne çıkardı.

Netanyahu’nun ofisi, Türkiye’nin girişimini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrailli liderleri “yıldırmaya yönelik sonuçsuz bir girişimi” olarak nitelendirdi. Açıklamada Erdoğan hakkında “antisemit diktatör” ifadesi kullanılarak Türkiye’nin Kürtler, Hamas, Kıbrıs ve tutuklu gazetecilere ilişkin politikaları hedef alındı.

İsrail yönetimi ayrıca Türkiye’nin Suriye’de artan etkisine işaret ederek bu dosyayı iki ülke arasındaki daha geniş bölgesel rekabetle ilişkilendirdi.

El País zamanlamaya dikkat çekti

İspanyol El País gazetesi, filoda Türk vatandaşlarının yanı sıra İspanyol vatandaşlarının da bulunduğunu belirterek davanın Avrupa açısından taşıdığı boyutu öne çıkardı.

Gazete, mahkemenin başvuru yönündeki ara kararının 14 Temmuz’da verilmesine rağmen girişimin kamuoyuna duyurulmasının, İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasının ardından yaşanan gerilimle aynı döneme rastladığına dikkat çekti.

El País bu nedenle kırmızı bülten hamlesini hem bir yargı süreci hem de Ankara-Tel Aviv ilişkilerindeki son diplomatik tırmanmanın parçası olarak değerlendirdi.

Al Jazeera “soykırım” suçlamasını başlığa taşıdı

Al Jazeera, Ankara’nın Netanyahu’ya yönelttiği “soykırım” suçlamasını haberin merkezine yerleştirdi. Katar merkezli yayın, girişimi Gazze’ye yardım götürmek isteyen Küresel Sumud Filosu’na mayıs ayında gerçekleştirilen müdahalenin hukuki sonucu olarak sundu.

Haberde Türkiye’nin dosyayı yalnızca ulusal mahkemelerde değil, uluslararası mekanizmalar aracılığıyla da takip etmeye çalıştığı vurgulandı.

İsrail basını: Ankara’nın siyasi baskı hamlesi

Jerusalem Post ve Israel Hayom gibi İsrail gazeteleri ise gelişmeyi daha çok Ankara’nın Netanyahu hükümetine yönelik siyasi baskısı şeklinde yansıttı.

Jerusalem Post, Türkiye’deki dosyanın Netanyahu ile birlikte çok sayıda İsrailli yetkiliyi kapsadığını aktarırken, kırmızı bülten çıkarılsa dahi her ülkenin kendi hukukuna göre hareket edeceğini belirtti. Gazete ayrıca dava sürecini, Türkiye ile İsrail arasında Suriye konusunda tırmanan gerilimle birlikte ele aldı.

Israel Hayom ise filonun insani yardım niteliğini sorgulayan İsrail hükümetinin yaklaşımına ağırlık verdi ve başvuruyu iki ülke arasındaki bölgesel güç mücadelesinin yeni cephesi olarak sundu

Afek Moskovitch’in kimliği belirsizliğini koruyor

Uluslararası haberlerde dikkat çeken bir başka ayrıntı, Netanyahu ile birlikte kırmızı bülten istenen Afek Moskovitch’in kimliği oldu.

Kamuoyuna açık dava belgelerinde Moskovitch’in adı yer almakla birlikte unvanı, görevi ve filo operasyonundaki iddia edilen rolü konusunda ayrıntılı bilgi bulunmuyor. Bazı yayınlar onu “İsrailli yetkili”, bazıları ise “İsrail askeri” olarak tanımlasa da bu bilgiler resmî kaynaklar tarafından açıklığa kavuşturulmuş değil.

Kırmızı bülten uluslararası tutuklama emri değil

Haberlerde zaman zaman “uluslararası tutuklama emri” ifadesi kullanılsa da teknik olarak Türkiye’nin attığı adım, henüz yayımlanmış bir kırmızı bülten anlamına gelmiyor.

Öncelikle Türkiye’nin hazırladığı dosyanın Interpol’e iletilmesi, ardından Interpol Genel Sekreterliğinin başvuruyu kendi anayasası ve veri işleme kuralları açısından incelemesi gerekiyor.

Interpol’ün açıklamasına göre kırmızı bülten, uluslararası yakalama emri değil; üye ülkelerin kolluk makamlarına bir kişinin yerinin belirlenmesi ve iade veya benzeri bir hukuki süreç öncesinde geçici olarak yakalanması yönünde yapılan bildirim niteliğinde. Kişinin gözaltına alınıp alınmayacağına her ülke kendi mevzuatına göre karar veriyor.

Bu nedenle Türkiye’nin talebi kabul edilse bile Netanyahu’nun 196 Interpol üyesi ülkenin tamamında otomatik olarak tutuklanması söz konusu olmayacak. Başvurunun Interpol tarafından kabul edilip edilmeyeceği ve kabul edilmesi halinde hangi ülkelerin işlem yapacağı şimdilik belirsizliğini koruyor.

Öğrenci borç sistemi tartışılıyor: 18 yaşında imza, 40 yıllık kesinti

Kişisel finans ve borç yönetimi alanında içerik üreten İngiliz finans eğitmeni Sammie Ellard-King, son paylaşımında üniversite öğrencilerinin yeterince bilgilendirilmeden ciddi mali yükümlülükler altına sokulduğunu belirtti.

Ellard-King, gençlerin çoğunun henüz tam zamanlı bir işte çalışmadan veya önemli bir mali karar vermeden yaklaşık 50 bin sterlinlik borca imza attığına dikkat çekti.

Mortgage başvurusu yapan bir yetişkine faiz, aylık ödeme ve toplam maliyet ayrıntılı biçimde açıklanırken, 17 veya 18 yaşındaki bir öğrenciye üniversite kredisinin uzun vadeli sonuçlarının aynı açıklıkta anlatılmadığını savundu.

Ortalama borç 47 bin 730 sterlin

Ellard-King’in sözünü ettiği 50 bin sterlin, abartılı bir tahmin değil. Student Loans Company verilerine göre İngiltere’de 2025-2026 mali yılında geri ödeme aşamasına giren yükseköğretim borçlularının ortalama bakiyesi 47 bin 730 sterlin oldu.

2026-2027 akademik yılında standart lisans eğitimi için yıllık öğrenim ücreti kredisi 9 bin 790 sterline kadar çıkıyor. Ailesinden ayrı yaşayan bir öğrenci, Londra dışında 10 bin 830, Londra’da ise yıllık 14 bin 135 sterline kadar geçim kredisi kullanabiliyor.

Böylece üç yıllık bir eğitim sonunda toplam borç, faiz eklenmeden bile Londra dışında yaklaşık 62 bin, Londra’da ise 72 bin sterline yaklaşabiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Borç azalmasa da maaştan kesiliyor

2023 ve sonrasında İngiltere’de üniversiteye başlayanların tabi olduğu Plan 5 kapsamında, yıllık gelirin 25 bin sterlini aşan kısmının yüzde 9’u maaştan otomatik olarak kesiliyor.

Yıllık 30 bin sterlin kazanan bir mezun ayda yaklaşık 37,50 sterlin, 40 bin sterlin kazanan ise yaklaşık 112,50 sterlin ödüyor.

Kesinti borcun büyüklüğüne göre değil, gelire göre hesaplanıyor. Bu nedenle yapılan ödeme faizi karşılamaya yetmediğinde, maaştan düzenli kesinti yapılmasına rağmen toplam bakiye büyümeye devam edebiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yeni mezunlar için süre 40 yıl

Ellard-King, paylaşımında kesintilerin 30 yıla kadar devam edebildiğini belirtiyor. Bu süre, ağırlıklı olarak 2012-2022 döneminde üniversiteye başlayanların Plan 2 kredileri için geçerli.

Ancak 2023’ten itibaren üniversiteye başlayanların tabi olduğu Plan 5’te geri ödeme süresi 40 yıla çıkarıldı. Bu, 18 yaşında kredi alan bir gencin 60’lı yaşlarına kadar maaş kesintileriyle karşılaşabileceği anlamına geliyor.

Plan 5 faizinin Eylül 2026’dan itibaren yüzde 4,1 olması öngörülüyor. Yeni sistem, Plan 2’ye göre daha düşük faiz uygulasa da geri ödeme eşiğini düşürerek kesinti süresini uzatıyor.

Ellard-King’in kendi borç deneyimi

Ellard-King’in konuya ilgisinin arkasında kişisel deneyimi de bulunuyor. Kendi anlatımına göre üniversite yıllarında kredi kartları, kredili mevduat hesabı ve kısa vadeli krediler nedeniyle yaklaşık 24 bin sterlin tüketici borcu biriktirdi.

Bütçe sistemi kurup ek gelir elde ederek borcunu yaklaşık 18 ayda kapatan Ellard-King, daha sonra kişisel finans eğitimi alanına yöneldi.

Üniversitenin birçok insan için değerli olduğunu vurgulayan Ellard-King, eleştirisinin eğitime değil, gençlerin yeterince bilgilendirilmeden uzun vadeli mali yükümlülük altına sokulmasına yönelik olduğunu belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Öğrenciye gerçek maliyet açıklanmalı

Hükümetin atması gereken ilk adım, öğrenci kredisi başvurusunu sıradan bir çevrim içi form olmaktan çıkarmak olmalı.

Her öğrenciye başvuru öncesinde tahmini mezuniyet borcu, uygulanacak faiz, farklı maaşlara göre aylık kesinti ve toplam geri ödeme süresi açıkça gösterilmeli. Mezunlara da her yıl eklenen faiz, yapılan ödeme ve kalan borcu gösteren anlaşılır bir rapor gönderilmeli.

Faizin RPI yerine daha düşük seyreden CPI enflasyonuna bağlanması, düşük gelirli öğrenciler için geri ödemesiz geçim hibelerinin yeniden getirilmesi ve 25 bin sterlinlik ödeme eşiğinin ücret artışlarına göre yükseltilmesi de değerlendirilmesi gereken seçenekler arasında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Üniversite fırsat, borç ise ömürlük yük olmamalı

Öğrenci kredileri, üniversiteye erişimin yalnızca ailelerin ödeme gücüne bağlı kalmasını önlüyor. Ancak bu işlev, sistemin sorgulanamayacağı anlamına gelmiyor.

Bir gencin ne kadar borçlandığını, faizin nasıl işleyeceğini ve maaşından kaç yıl kesinti yapılabileceğini bilmesi en temel hakkı.

Ellard-King’in çıkışı, bu nedenle yalnızca bir sosyal medya tepkisi olarak görülmemeli. Ortalama borcun 50 bin sterline yaklaştığı ve geri ödeme döneminin 40 yıla çıktığı bir sistemde hükümet, üniversite finansmanını gençlerin geleceğini merkeze alarak yeniden düzenlemeli.

Edis’in doğduğu şehir Londra’ya müzik yolculuğu

Türk pop müziğinin güçlü temsilcilerinden Edis, kasım ayında çıkacağı Avrupa turnesinin finalini Londra’da yapmaya hazırlanıyor.

Edis Görgülü, 29 Kasım 2026 Pazar günü, Tottenham Court Road yakınındaki Outernet Live sahnesinde İngiltere’deki hayranlarıyla buluşacak. Konserin kapıları saat 19.00’da açılacak ve programın saat 22.30’da sona ermesi planlanıyor. Etkinliğin organizasyonunu Live Nation üstleniyor.

Yaklaşık 2 bin kişi kapasiteli Outernet Live; gelişmiş ses, ışık ve dijital görüntü sistemleriyle Londra’nın öne çıkan yeni nesil konser mekânları arasında gösteriliyor. Tottenham Court Road istasyonunun hemen yanında bulunan salon, Soho, Oxford Street ve Covent Garden’a yürüme mesafesinde yer alıyor.

Avrupa turnesinin son durağı Londra

Edis’in “UK & Europe Tour 2026” programında Londra’nın yanı sıra İsviçre, Avusturya, Çekya ve Belçika da bulunuyor.

Sanatçının 15 Kasım’da Zürih’te başlaması planlanan Avrupa konserleri; 17 Kasım’da Viyana, 18 Kasım’da Prag ve 25 Kasım’da Brüksel ile devam edecek. Turne, 29 Kasım’daki Londra konseriyle tamamlanacak. Live Nation’ın yayımladığı programda Londra, Avrupa turnesinin son durağı olarak yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Doğduğu kentte sahneye çıkacak

28 Kasım 1990’da Londra’da dünyaya gelen Edis, iki yaşındayken ailesiyle birlikte İzmir’e taşındı. Küçük yaşlarda piyano ve müzik eğitimi alan sanatçı, profesyonel müzik kariyerine geçmeden önce “Dinle Sevgili” ve “Hayatımın Rolü” dizilerinde oyunculuk yaptı.

2014 yılında yayımlanan “Benim Ol” şarkısıyla geniş kitlelere ulaşan Edis; “Olmamış mı?”, “Çok Çok”, “Roman”, “Martılar”, “Arıyorum”, “Yalancı” ve Gülşen’le seslendirdiği “Nirvana” gibi parçalarla Türk pop müziğinin en çok dinlenen isimlerinden biri oldu.

İlk stüdyo albümü “Ân”ı 2018 yılında yayımlayan sanatçı, kariyeri boyunca Altın Kelebek başta olmak üzere birçok müzik ödülüne layık görüldü. Şarkıları ve video klipleri dijital platformlarda yüz milyonlarca dinlenme ve izlenmeye ulaştı.

Londra doğumlu Edis’in, 36’ncı yaş gününün hemen ertesi günü doğduğu şehirde sahneye çıkacak olması da konsere ayrı bir anlam katıyor.

Biletler satışa çıktı

Konser biletleri Ticketmaster, DICE ve diğer yetkili satış kanalları üzerinden satışa sunuldu. DICE’ta bilet fiyatlarının hizmet bedeliyle birlikte 39,27 sterlinden başladığı görülüyor; fiyatların kontenjana göre değişebileceği belirtiliyor.

Etkinliğe yalnızca 14 yaş ve üzerindeki müzikseverler kabul edilecek. 14-16 yaş arasındaki izleyicilerin 18 yaşından büyük bir yetişkinle gelmesi, girişte ise fotoğraflı fiziksel kimlik gösterilmesi gerekiyor. Ticketmaster üzerinden kişi ve hane başına en fazla altı bilet alınabilecek.

Konser ve giriş koşulları Ticketmaster’da yayımlandı.

İthal yumurta alarmı: Salmonella salgınında bir kişi öldü

İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), ülke genelinde görülen salmonella salgınına ilişkin soruşturmanın kapsamını genişletti.

13 Ağustos 2026 itibarıyla aynı salgınla bağlantılı 207 doğrulanmış vaka belirlendi. Hastaların 199’u İngiltere’de, 6’sı İskoçya’da, biri Galler’de, biri de Kuzey İrlanda’da yaşıyor. İngiltere’de en fazla vaka 47 kişiyle Londra’da görülürken Yorkshire ve Humber bölgesinde 38 vaka kayda geçti.

Vakaların yaşları bir yaşın altından 90’a kadar değişirken ortanca yaşın 30 olduğu açıklandı. Hastalananların yüzde 51’ini kadınlar oluşturdu. UKHSA’nın 18 Ağustos tarihli raporuna göre salgınla ilişkilendirilen ilk vaka 11 Ağustos 2025’te görüldü; 207 vakanın 206’sı ise 2026 yılında tespit edildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Bir kişi öldü, iki hastanın kanına yayıldı

UKHSA, klinik bilgileri bulunan hastaların yüzde 38’inin salmonella belirtileri nedeniyle hastaneye yatırıldığını bildirdi. Bu oran, sağlık durumu bilinen vakalar üzerinden hesaplanırken en az 34 kişinin hastanede tedavi gördüğü açıklandı.

İki hastada bakterinin kan dolaşımına geçtiği belirlendi. Salgınla bağlantılı bir kişinin hayatını kaybettiği doğrulanırken ölen kişinin kimliği ve ölüm koşulları devam eden soruşturma nedeniyle açıklanmadı.

Salmonella çoğu kişide birkaç gün içinde geçen bağırsak enfeksiyonuna yol açıyor. Ancak küçük çocuklar, 65 yaş üzerindekiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde kan dolaşımı enfeksiyonu, sepsis ve çoklu organ yetmezliği gibi ağır sonuçlar doğurabiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Hastaların yüzde 83’ü dışarıda yemek yedi

Soruşturma kapsamında ayrıntılı görüşme yapılan 114 hastanın 95’i, belirtilerin başlamasından önceki hafta ev dışında hazırlanmış yemek tükettiğini söyledi. Bu oran yüzde 83’e karşılık geliyor.

Görüşmeler sonucunda, birbiriyle bağlantısı bulunmayan en az iki hastanın ziyaret ettiği beş ayrı gıda işletmesi tespit edildi. İsimleri açıklanmayan bu işletmeler toplam 24 vakayla ilişkilendirildi. Hastalardan 11’i söz konusu mekânlarda yumurtalı yemek yediğini bildirdi.

Yetkililer, mevcut bulgular arasında yumurta tüketiminin salgına ilişkin en güçlü ortak işaret olduğunu belirtiyor. Beş işletmeye birden fazla kaynaktan, aralarında ithalatçıların da bulunduğu tedarikçiler aracılığıyla yumurta gönderildiği belirlendi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İki işletmede çapraz bulaşma riski

Yerel denetimler sırasında işletmelerden ikisinde çapraz bulaşmaya yol açabilecek uygulamalar tespit edildi. Gıda Standartları Ajansı (FSA) ve belediyelerin çevre sağlığı ekipleri, sorun görülen işletmelere gıda güvenliği yönetimi konusunda talimat ve tavsiyelerde bulundu.

Yetkililer, şu ana kadar İngiltere’de üretilen yumurta veya tavuk etiyle herhangi bir bağlantı saptanmadığını özellikle vurguladı. Bulguların ithal yumurtalara işaret etmesine rağmen yumurtaların geldiği ülke, marka veya tedarikçi henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Geçen yılki salgınla genetik bağlantı

Tam genom dizilemesi, 207 hastanın tamamında aynı Salmonella Enteritidis suşunun bulunduğunu ve vakaların ortak bir kontaminasyon kaynağına işaret ettiğini gösterdi.

Bu suşun, 2025 yılında yine ithal yumurtalarla bağlantılı olarak ortaya çıkan salgındaki bakteriyle genetik açıdan yakın olduğu belirlendi. UKHSA, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin EpiPulse sistemi üzerinden diğer Avrupa ülkelerini bilgilendirdi ve benzer vakaların araştırılmasını istedi.

Salgının yurt dışı seyahatleriyle bağlantılı olmadığı değerlendiriliyor. Hastaların yalnızca 6’sının, yani yüzde 3’ünün rahatsızlanmadan önce Birleşik Krallık dışına seyahat ettiği tespit edildi.

Independent Mortgage 3

Salmonella vakaları 10 yılın zirvesinde

Son salgın, İngiltere’de salmonella enfeksiyonlarının zaten yüksek seyrettiği bir dönemde ortaya çıktı. UKHSA verilerine göre ülkede laboratuvar tarafından doğrulanmış tifo dışı salmonella vakaları 2024’te 10 bin 389 iken 2025’te 10 bin 406’ya çıkarak son on yılın en yüksek düzeyine ulaştı.

Londra, 2025’te 2 bin 329 vakayla hem sayı hem de nüfusa oran bakımından İngiltere’nin en fazla salmonella bildirilen bölgesi oldu. En çok etkilenen yaş grubunu ise 10 yaşından küçük çocuklar oluşturdu. Resmî verilere göre 2025’te kaydedilen 13 ayrı salmonella salgınından biri de 122 kişiyi etkileyen ve ithal yumurtalarla güçlü biçimde ilişkilendirilen ulusal salgındı.

Hangi belirtilere dikkat edilmeli?

Salmonella enfeksiyonunun başlıca belirtileri ishal, karın krampları, ateş, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve iştahsızlık olarak sıralanıyor. Hastaların çoğu bir hafta içinde iyileşiyor.

Yetkililer; yumurtaların yeterince pişirilmesini, çatlak veya kirli yumurtaların kullanılmamasını, çiğ ürünlerle temas eden ellerin ve mutfak gereçlerinin iyice temizlenmesini öneriyor. Özellikle küçük çocuklar, yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde belirtilerin ağırlaşması halinde gecikmeden sağlık desteği alınması isteniyor.

İngiltere Yasa Dışı Göçe Karşı Manş’ta Çemberi Daraltıyor

Birleşik Krallık, Manş Denizi üzerinden gerçekleştirilen küçük tekne geçişlerini organize eden uluslararası insan kaçakçılığı ağlarına karşı şimdiye kadarki en kapsamlı operasyonel yapılanmalarından birini devreye soktu.

İçişleri Bakanlığı ile Ulusal Suç Ajansı’nın (NCA) 20 Ağustos’ta açıkladığı verilere göre, organize göç suçları üzerinde çalışan özel NCA personelinin sayısı 2025’in başındaki 376’dan yaklaşık 800’e yükseldi. Böylece yalnızca yaklaşık 20 ay içerisinde görevli sayısı iki kattan fazla artırılmış oldu.

Yeni personelin finansmanı, Sınır Güvenliği Komutanlığı’na (Border Security Command) sağlanan 280 milyon sterlini aşan kaynağın bir parçası olarak karşılanıyor.

16 saat havada kalan dronlarla Manş takibi

Operasyonun yalnızca personel artışından ibaret olmadığı da ortaya çıktı.

Dover’daki Maritime Rescue Coordination Centre bünyesinde NCA, Sahil Güvenlik ve Sınır Güvenliği Komutanlığı ekipleri Manş Denizi’ndeki hareketliliği günün 24 saati ortak olarak takip ediyor.

Yeni gözetleme sisteminin dikkat çeken unsurlarından birini ise 16 saate kadar havada kalabilen dronlar oluşturuyor. Bu araçlarla küçük teknelerin hareketleri belirleniyor ve kaçakçılık organizasyonlarına ilişkin bilgiler sahadaki ekiplere aktarılıyor.

Independent Mortgage 3

1.109 tekne ve motor çetelerin eline geçmeden yakalandı

Hükümetin verilerine göre son seçimlerden bu yana NCA ve uluslararası ortaklarının operasyonlarında 1.109 küçük tekne veya tekne motoruna el konuldu.

Uzmanların değerlendirmesine göre bu ekipman kaçakçılık şebekelerinin eline ulaşsaydı 72 binden fazla kişinin Manş üzerinden taşınmasında kullanılabilirdi.

NCA, artan el koymaların çetelerin tedarik zincirlerini zorlaştırdığını ve tekneler ile motorların temin maliyetlerini yükselttiğini belirtiyor.

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Felixstowe Limanı’nda gerçekleştirilen operasyon oldu. Tek operasyonda 25 tekne ve motor ele geçirildi; hükümet bu ekipmanın yaklaşık 2 bin kişinin geçişinde kullanılabileceğini hesaplıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tutuklamalarda yüzde 74’e varan artış

Operasyonların tutuklama rakamlarına da yansıdığı bildirildi.

NCA’nın dahil olduğu insan kaçakçılığı bağlantılı tutuklamalar son bir yılda yüzde 55, organize göç suçlarına ilişkin toplam tutuklamalar ise önceki yıla kıyasla yüzde 74 arttı.

Mart 2026’da sona eren bir yıllık dönemde tutuklama, mahkûmiyet ve ekipmanlara el koymayı kapsayan kaçakçılık şebekelerini “etkisizleştirme” faaliyetlerinin toplamında da yaklaşık yüzde 50 artış kaydedildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Fransa cephesinde 185 tekne girişimine müdahale

Hükümetin açıkladığı en yeni veriler, operasyonların Fransa kıyılarında da yoğunlaştırıldığını gösteriyor.

İçişleri Bakanlığı’nın 21 Ağustos’ta yayımladığı yeni verilere göre, İngiltere-Fransa anlaşması kapsamında desteklenen Fransız polis birlikleri 27 Nisan-2 Ağustos arasındaki ilk üç aylık dönemde 185 küçük tekne geçiş girişimini engelledi. Bu operasyonlarla yaklaşık 4.300 kişinin İngiltere kıyılarına ulaşmasının önüne geçildiği bildirildi.

Fransa’nın kuzey kıyılarında iki ilave polis birimi görevlendirilirken bunlardan biri, sahillerde toplanan grupları kontrol etmek ve dağıtmak üzere özel eğitimli 50 kişilik çevik kuvvet biriminden oluşuyor.

Operasyonlarda ayrıca milyonlarca sterlin değerinde drone sistemleri, iki yeni helikopter ve yeni kamera gözetleme sistemlerinin devreye sokulması planlanıyor.

Daha geniş kapsamlı hükümet verilerine göre İngiltere-Fransa ortak çalışmaları seçimlerden bu yana 46 binden fazla geçiş girişimini durdurdu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Sınır dışı rakamlarında dikkat çeken farklılık

Hükümetin 20 Ağustos tarihli açıklamasında seçimlerden bu yana yaklaşık 70 bin kişinin ülkeden çıkarıldığı belirtilirken, bir gün sonra yayımlanan İngiltere-Fransa operasyonlarına ilişkin açıklamada bu rakam 80 binin üzerinde olarak verildi. Bu nedenle iki rakamın farklı tarih aralıkları veya farklı “return/removal” kategorilerini kapsadığı dikkate alınmalı.

Yeni yasa devrede: 10 tekne pilotuna yaklaşık 20 yıl hapis

Kaçakçılık organizasyonlarına karşı yalnızca operasyonel değil, hukuki baskı da artırılıyor.

Border Security, Asylum and Immigration Act 2025 kapsamında getirilen yeni “tehlikeye atma” suçunun uygulanmaya başlamasının ardından yalnızca iki ay içerisinde 10 küçük tekne pilotu toplamda yaklaşık 20 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

Hükümet, düzenlemeyi tekneleri kullanan kişilerin yanı sıra kaçakçılık zincirinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren şebekeleri caydıracak yeni araçlardan biri olarak görüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Çeteler taktik değiştirdi: “Mega bot” dönemi

Ancak güvenlik güçlerinin artan baskısı, kaçakçılık şebekelerinin yöntemlerini de değiştirmeye başladı.

Son haftalarda çok daha fazla kişiyi aynı anda taşıyabilen büyük şişme teknelerin kullanıldığına ilişkin vakalar dikkat çekiyor.

10 Ağustos’ta tek bir şişme botla 230 kişinin İngiltere’ye ulaşması yeni bir rekor olarak kayıtlara geçti. Daha önce 12 Temmuz’da 128, 23 Temmuz’da ise 165 kişinin büyük teknelerle geçiş yaptığı bildirilmişti. 4 Ağustos’ta 173 kişiyi taşıyan başka bir botun motorunda yangın çıktıktan sonra tekne alabora olmuş, yolcular kurtarılmıştı.

Bu gelişmeler, küçük bot ve motor tedarikine yönelik operasyonların çeteleri daha büyük teknelere ve daha fazla yolcuyu tek seferde taşıma yöntemine yönelttiği endişelerini artırıyor.

230 kişi tek botla geldi

Resmî İçişleri Bakanlığı verileri de 10 Ağustos’taki olağanüstü geçişi doğruluyor. O gün tek bir tekneyle 230 kişi İngiltere’ye ulaştı.

9 Ağustos’ta sona eren haftada ise toplam 716 kişinin 10 tekneyle İngiltere’ye geldiği, aynı dönemde Fransız makamlarının 379 kişinin geçişini engellediği kaydedildi. Hükümet bu verilerin geçici operasyonel rakamlar olduğunu ve daha sonra revize edilebileceğini özellikle belirtiyor.

Mahmood: “Sınırlarımızda kontrolü yeniden sağlıyoruz”

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, NCA’nın kapasitesinin artırılmasının organize kaçakçılık şebekelerinin iş modelini bozmayı hedeflediğini belirterek, hükümetin binin üzerinde tekne ve motora el koyduğunu, çok sayıda şüphelinin yakalandığını ve on binlerce geçiş girişiminin önlendiğini söyledi.

Mahmood, yapılması gereken daha fazla iş bulunduğunu kabul ederken hükümetin amacının “sınırda kontrolü yeniden sağlamak” olduğunu vurguladı.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

NCA’dan çetelere: “Nerede olursanız olun peşinizdeyiz”

NCA Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Rob Jones ise insan kaçakçılığı şebekelerinin kurumun en önemli operasyonel önceliklerinden biri haline getirildiğini açıkladı.

Jones, NCA’nın yalnızca İngiltere ve Fransa’da değil, uluslararası tedarik zincirleri boyunca operasyon yürüttüğünü; istihbarat toplama, tekne ve motorlara el koyma, şüphelileri yakalama ve kaçakçıların sosyal medya ilanlarını kaldırma gibi farklı yöntemleri aynı anda kullandığını belirtti.

NCA’nın çetelere mesajının açık olduğunu söyleyen Jones, küçük teknelerle insan taşımak ve bu organizasyonlara ekipman sağlamanın giderek daha riskli hale geldiğini belirterek, suç ağlarının faaliyet gösterdikleri ülke neresi olursa olsun takip edileceğini vurguladı.

Operasyonlar artıyor, Manş’taki mücadele bitmiyor

Son veriler NCA’nın personel, istihbarat ve teknolojik kapasitesinin önemli ölçüde büyüdüğünü ve İngiltere-Fransa hattında daha fazla ekipman ele geçirildiğini gösteriyor. Buna karşılık kaçakçılık şebekelerinin “mega bot” gibi yeni yöntemlere yönelmesi, operasyonel başarının doğrudan küçük tekne trafiğinin tamamen sona ermesi anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sınır politikasının başarısında yalnızca tutuklama ve ele geçirilen tekne sayıları değil, Manş üzerinden gelen toplam kişi sayısındaki kalıcı değişim, ölüm ve kaza oranları, kaçakçılık şebekelerinin yeniden örgütlenme kapasitesi ve sınır dışı işlemlerinin sürdürülebilirliği de belirleyici olacak.

Ters yöndeki araç polis ekibine çarptı, 7 kişi hayatını kaybetti

İngiltere’nin kuzeydoğusundaki Middlesbrough yakınlarında meydana gelen trafik kazasında ikisi görev başındaki polis memuru olmak üzere yedi kişi hayatını kaybetti.

Kaza, 22 Ağustos Cumartesi günü saat 03.39 sıralarında Middlesbrough’nun doğusundaki South Bank bölgesinde, A66 karayolunda meydana geldi.

Cleveland Polisi tarafından yapılan açıklamaya göre ters yönde ilerleyen bir Volkswagen Passat, yolun doğru yönünde seyreden işaretli Cleveland Polisi Silahlı Müdahale Aracı ile çarpıştı.

Kazada polis aracındaki iki memur ile Passat’ta bulunan beş kişinin tamamı olay yerinde yaşamını yitirdi. Kazadan kurtulan olmadığı açıklandı.

Hayatını kaybeden polislerin kimlikleri açıklandı

Polis aracında yaşamını yitiren memurların 37 yaşındaki polis memuru Matthew Blades ile 38 yaşındaki polis memuru Tom Clough olduğu duyuruldu.

Cleveland Polisi Şefi Victoria Fuller, Blades ve Clough’u görev yaptıkları toplumu korumak için çalışan “cesur polis memurları” olarak tanımladı.

Fuller, yardımcısıyla birlikte iki polisin ailesini ziyaret ederek kurum adına başsağlığı dileklerini ilettiklerini ve ailelere destek verilmeye başlandığını söyledi.

Passat’ta hayatını kaybeden beş kişinin resmî kimlik tespit işlemlerinin tamamlandığı ancak isimlerinin henüz kamuoyuyla paylaşılmadığı bildirildi. Ölenlerin ailelerine özel eğitimli irtibat görevlileri aracılığıyla destek sağlanıyor.

Independent Mortgage 3

Kaza öncesinde polis takibi yaşandı

Bağımsız Polis Davranışları Ofisinin (IOPC) ilk değerlendirmesine göre Cleveland Polisi ekipleri şüpheli olarak değerlendirilen bir aracı fark etti ve ardından takip başladı.

Takip edilen Volkswagen Passat’ın daha sonra South Bank bölgesinden A66’ya girerek trafiğin ters yönünde ilerlediği ve karşı yönden gelen polis aracına çarptığı belirtiliyor.

Ancak takibin ne kadar sürdüğü, Passat’ın neden şüpheli görüldüğü, polis aracının kaza anında takibi sürdüren ekip olup olmadığı ve aracın A66’ya nasıl ters yönden girdiği henüz açıklanmadı.

Kazanın kesin nedeni de soruşturma sonucunda belirlenecek. Yetkililer, soruşturma tamamlanmadan sürücülerin niyeti, hız, alkol veya uyuşturucu kullanımı gibi konularda spekülasyon yapılmamasını istedi.

Polis aracı silahlı müdahale ekibine aitti

Yeni açıklanan bilgiler, kazaya karışan polis aracının standart bir devriye aracı değil, Cleveland Polisi bünyesinde görev yapan işaretli bir Silahlı Müdahale Aracı olduğunu ortaya koydu.

Polis, Blades ve Clough’un kaza sırasında aktif görevde olduklarını doğruladı. Ancak ekibin ters yönden gelen aracı durdurmak için özel olarak görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Bu nokta, polis araçlarının konumları, takip prosedürleri, telsiz kayıtları ve kazadan önce alınan operasyonel kararlarla birlikte IOPC soruşturmasının önemli başlıklarından birini oluşturacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

IOPC bağımsız soruşturma başlattı

Polisle temasın ardından ölüm yaşanan olayların bağımsız kuruma bildirilmesi zorunluluğu kapsamında Cleveland Polisi kazayı IOPC’ye sevk etti.

IOPC, zorunlu bildirimin cumartesi günü saat 06.00’dan kısa süre sonra kendilerine ulaştığını ve olay yerine soruşturmacılar gönderildiğini açıkladı.

Soruşturma kapsamında araç kameraları, yol güvenlik kameraları, telsiz konuşmaları, takip kararları, polis araçlarının hareketleri ve kazanın meydana geldiği noktadaki fiziksel kanıtların incelenmesi bekleniyor.

IOPC Soruşturmalar Direktörü Nicola Marfleet, incelemenin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirterek kurumun görevinin kazaya yol açan bütün koşulları bağımsız biçimde ortaya çıkarmak olduğunu söyledi.

Soruşturmanın başlatılmış olması, mevcut aşamada polis memurları veya kurum hakkında bir kusur tespit edildiği anlamına gelmiyor.

Olay yerine 14 sağlık ekibi gönderildi

North East Ambulance Service, ihbarın ardından bölgeye 14 ayrı sağlık kaynağının yönlendirildiğini açıkladı.

Müdahaleye ambulans ekiplerinin yanı sıra uzman bir paramedik, tehlikeli alan müdahale ekibi ve Great North Air Ambulance Service bünyesindeki bir doktor katıldı. Ancak yapılan bütün müdahalelere rağmen iki araçtaki yedi kişinin de olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.

Kaza sonrasında A66’nın Normanby Road ile Eston’daki Church Lane arasındaki bölümü çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı. Yolun, adli inceleme ve kaza rekonstrüksiyonu çalışmaları nedeniyle uzun süre kapalı kalabileceği bildirildi.

İngiltere’de 14 yıl sonra bir ilk

Kaza, İngiltere’de 14 yıl sonra aynı olayda birden fazla polis memurunun görev başında hayatını kaybettiği ilk vaka oldu.

Son olarak Eylül 2012’de Greater Manchester Polisi memurları Fiona Bone ve Nicola Hughes, Tameside’de rutin bir ihbar için gittikleri adreste silahlı saldırıya uğrayarak yaşamlarını yitirmişti.

Cleveland Polis Federasyonu Başkanı Lauren Somerville, iki memurun ölümünün polis teşkilatında derin bir acı yarattığını belirterek Blades ve Clough’un aileleriyle yakın çalışma arkadaşlarına destek sağlandığını açıkladı.

Başbakan ve İçişleri Bakanından taziye

Başbakan Andy Burnham, ikisi polis yedi kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı büyük üzüntü duyduğunu belirterek kurbanların ailelerine, Cleveland Polisi çalışanlarına ve kazaya müdahale eden acil servis ekiplerine başsağlığı diledi.

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood da iki polisin Cleveland halkına hizmet ederken görev başında yaşamını yitirdiğini vurguladı.

Kazanın meydana geldiği Redcar seçim bölgesinin milletvekili Anna Turley ise olayın bütün Teesside toplumu üzerinde derin iz bırakacağını belirterek, hayatını kaybedenlerin yakınlarının mahremiyetine saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

15 Yaş ve altı çocuklara, akşamları yalnız seyahat yasağı getirildi

İngiltere’nin Stoke-on-Trent kentinde genç yolcuları ilgilendiren tartışmalı bir ulaşım uygulaması yürürlüğe girdi.

First Bus tarafından yapılan açıklamaya göre, 21 Ağustos 2026 Cuma günü saat 18.00’den itibaren 15 yaş ve altındaki çocukların, Hanley Otobüs Terminali’ne giden veya buradan hareket eden belirli seferlerde bir yetişkin olmadan yolculuk etmesine izin verilmeyecek.

Şirketin açıklamasında uygulamanın, Hanley Otobüs Terminali’nde ve araçlarda yaşanan toplumsal düzeni bozucu davranışların artması üzerine Stoke-on-Trent Belediyesi ve Staffordshire Polisi ile yapılan görüşmelerin ardından kararlaştırıldığı belirtildi. Düzenlemeye Ulaştırma Bakanlığının da onay verdiği bildirildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Geçici” denildi ancak bitiş tarihi açıklanmadı

Kısıtlamanın ne zaman kaldırılacağına ilişkin kesin bir tarih verilmedi. First Bus, uygulamanın “ikinci bir duyuruya kadar” yürürlükte kalacağını ve durumun belediyeyle birlikte her gün gözden geçirileceğini açıkladı.

First Bus’ın Potteries Bölgesi Genel Müdürü Rebecca Arrowsmith, kararı istemeyerek aldıklarını belirterek şunları söyledi:

“Otobüs terminalinde ve seferlerimizde giderek artan toplumsal düzeni bozucu davranışların önüne geçebilmek amacıyla çocuklara yönelik ücretsiz seyahat uygulamasında bu değişikliğe gitme kararı aldık. Çalışanlarımızın ve yolcularımızın güvenliği her zaman birinci önceliğimizdir.”

Arrowsmith, kısıtlamanın mümkün olan en kısa zamanda kaldırılmasını umduklarını da ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Savunmasız çocuklar için şoförlere takdir yetkisi

Uygulama, çocukların güvenliğini riske atabilecek durumlar için istisna içeriyor. Otobüs şoförleri, yalnız seyahat eden bir çocuğun savunmasız olduğuna veya otobüse alınmamasının güvenliği açısından tehlike yaratacağına kanaat getirirse yolculuğa izin verebilecek.

Dolayısıyla düzenleme, her durumda otomatik olarak uygulanacak mutlak bir ret kararından ziyade, güvenlik gerekçesiyle şoförlere sınırlı bir takdir yetkisi tanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ücretsiz seyahat kampanyasına yerel sınırlama

Kısıtlama, Ulaştırma Bakanlığının finanse ettiği “Great British Summer Savings” kampanyasının devam ettiği dönemde getirildi. Kampanya kapsamında 5-15 yaş arasındaki çocuklar, 1-31 Ağustos tarihleri arasında First Bus’ın İngiltere’deki seferlerinin büyük bölümünde kayıt yaptırmadan ve ücret ödeyen bir yetişkinle seyahat etme şartı bulunmadan ücretsiz yolculuk yapabiliyor.

Ancak Stoke-on-Trent’teki yeni karar, Hanley bağlantılı 32 hatta saat 18.00’den sonraki bağımsız seyahat hakkını sınırlandırıyor. Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Ücretsiz çocuk yolculuğu İngiltere’deki bütün otobüs işletmelerini kapsayan sürekli bir ulusal hak değil; First Bus’ın katıldığı, Ağustos ayıyla sınırlı hükümet destekli bir kampanya.

First Bus’ın açıklamasında uygulama hem akşam ücretsiz seyahat kısıtlaması olarak tanımlanıyor hem de 15 yaş ve altındakilerin yetişkin eşliğinde olması gerektiği belirtiliyor. Bu nedenle ailelerin yolculuk öncesinde güncel şirket duyurularını kontrol etmeleri öneriliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Hanley’den Stafford ve Crewe’e uzanan hatlar etkilendi

Saat 18.00 kısıtlaması toplam 32 First Bus servisini kapsıyor. Listede Hanley’i Northwood, Abbey Hulton, Kidsgrove, Newcastle, Leek, Trentham, Keele Üniversitesi ve Stoke Tren İstasyonu gibi noktalarla birleştiren kent içi güzergâhların yanı sıra Stafford ve Crewe’e kadar uzanan hatlar da bulunuyor.

Kapsamdaki hat numaraları şöyle:

2, 5, 6, 6A, 6C, 7, 7A, 8, 9, 11, 11B, 11X, 18, 21, 22, 23, 25, 36, 36A, 37, 38, 38A, 39, 39A, 40, 40A, 43, 98, 99, 101, 103 ve 501.

First Bus, kararın yolcu ve çalışan güvenliğini korumaya yönelik olduğunu savunurken uygulamanın, olaylara karışmayan çocukların bağımsız hareket imkânını da sınırlaması nedeniyle kamuoyunda tartışılması bekleniyor.

Cambridge Üniversitesi Jason Arday tartışması Belçika’ya sıçradı ve...

Cambridge Üniversitesi’nin eski Sosyoloji Eğitimi Profesörü Jason Arday hakkında intihal iddialarını kamuoyuna taşıyan Amerikalı akademisyen Nathan Cofnas, görev yaptığı Belçika’daki Ghent Üniversitesi tarafından tedbiren açığa alındı.

Felsefe ve Ahlak Bilimleri Bölümü’nde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan Cofnas hakkında ön disiplin incelemesi başlatıldı. Üniversite, incelemenin Cofnas’ın dosyasının yetkili disiplin kuruluna sevk edilmesi için yeterli gerekçe bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yürütüldüğünü bildirdi.

Ghent yönetimi, soruşturmanın gizliliği nedeniyle Cofnas’a yöneltilen somut suçlamaların ayrıntılarını paylaşmadı. Bu nedenle görevden uzaklaştırma kararının doğrudan intihal iddiaları nedeniyle mi, yoksa Cofnas’ın Arday ve diğer akademisyenler hakkında kullandığı dil ile geçmişteki kamuoyu açıklamalarının bütünü nedeniyle mi alındığı henüz kesinleşmiş değil.

Akademik özgürlüğe “sorumluluk” sınırı

Ghent Üniversitesi Rektörü Petra De Sutter ile Rektör Yardımcısı Herwig Reynaert, kurumun tartışmalı görüşleri de kapsayan açık akademik tartışmayı desteklediğini ancak akademik özgürlüğün sınırsız olmadığını açıkladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Üniversite yönetimi, bu özgürlüğün başkalarının haklarını koruma yükümlülüğüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek ayrımcılık, nefret ve ırkçılığa karşı açık bir tutum benimsediğini bildirdi.

Cofnas ise X hesabından soruşturmanın kendisine Arday’e karşı ayrımcılık yaptığı iddiasıyla açıldığını savundu. Görevden uzaklaştırıldığını doğrulayan Cofnas, üniversitenin kendisini “neredeyse kesin olarak işten çıkaracağını” öne sürdü. Ancak üniversite henüz işten çıkarma kararı alınmadığını, sürecin ön inceleme aşamasında olduğunu vurguladı.

Cofnas’ın Ghent’teki görevlendirilmesi daha önce de tartışma yaratmıştı. Mart 2026’da 300’den fazla öğrenci ve üniversite çalışanı, kendisini “ırk gerçekçisi” olarak tanımlayan akademisyenin görüşlerinin kurumun davranış ilkeleriyle bağdaşmadığını savunan açık bir mektup yayımlamıştı.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

ABD Büyükelçisinden Ghent’e sert tepki

Olay, ABD’nin Belçika Büyükelçisi Bill White’ın devreye girmesiyle diplomatik boyut kazandı. White, Ghent Üniversitesini bir Amerikalı akademisyene karşı misilleme yapmakla suçladı ve Cofnas’ın çalışmalarını “akademik sahtekârlığı ortaya çıkaran habercilik” olarak nitelendirdi.

ABD yönetiminin yabancı üniversitelerde araştırma ve akademik değişim programlarını desteklediğini hatırlatan White, Washington’ın Ghent Üniversitesi ile mevcut ilişkilerini gözden geçirdiğini duyurdu. Büyükelçi ayrıca Cofnas’ın tartışmalı görüşlerinin üniversite tarafından işe alınırken bilindiğini savundu.

Ghent Üniversitesi yönetiminden ABD Büyükelçisinin açıklamalarına karşı henüz ayrıntılı bir yanıt gelmedi. Washington’ın açıklaması, dosyayı yalnızca Arday ve Cofnas arasındaki tartışma olmaktan çıkararak Avrupa’daki akademik özgürlük ile kurumsal sorumluluğun sınırlarına ilişkin daha geniş bir anlaşmazlığa dönüştürdü.

Istikbal 860X450 Pxl

İntihal iddiaları kesin hükme bağlanmadı

Cofnas, temmuz ayında yayımladığı yazılarda Arday’in Liverpool John Moores Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezinin bazı bölümlerinin daha önce yayımlanmış akademik çalışmalarla önemli benzerlikler taşıdığını iddia etmişti.

Arday suçlamaları reddetmiş ancak çalışmasında bazı hata ve eksiklikler bulunduğunu kabul etmişti. Liverpool John Moores Üniversitesi tarafından yapılan değerlendirmede Arday’in doktora derecesinin geri alınmasını gerektirecek bir sonuca ulaşılmadı ve doktorasının geçerliliğini korumasına karar verildi.

Dolayısıyla Cofnas’ın iddiaları kamuoyunda geniş biçimde tartışılmış olsa da Arday’in intihal yaptığına ilişkin kesinleşmiş bir resmî karar bulunmuyor.

Cambridge Üniversitesi de Arday’in atanması ve kurum içindeki denetim süreçlerinin bağımsız biçimde incelenmesini kabul etmişti. Üniversite yönetimi, intihal iddialarının esas olarak doktoranın verildiği Liverpool John Moores Üniversitesi tarafından soruşturulması gerektiğini belirtmişti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Medya baskısını gerekçe göstererek istifa etmişti

2023 yılında 37 yaşındayken Cambridge’in en genç siyah profesörü olan Arday, hakkındaki iddiaların ve akademik geçmişine yönelik haberlerin yoğunlaşmasının ardından 5 Ağustos’ta görevinden istifa etti.

Arday, istifa açıklamasında Cambridge’e katılmasından itibaren olağanüstü ölçüde inceleme altında tutulduğunu, kamuoyu baskısı ve kişisel saldırılar karşısında “bir insanın makul olarak dayanabileceği sınırın sonuna geldiğini” ifade etmişti.

41 yaşındaki akademisyen, istifasından kısa süre sonra Londra’nın Battersea bölgesindeki bir adreste tepkisiz halde bulundu ve yaşamını yitirdiği belirlendi. Polis, ölümü “beklenmedik ancak şüpheli görünmeyen” bir vaka olarak ele aldı.

Arday’in ölüm nedeni henüz resmen açıklanmadı. Bu nedenle ölümü intihar olarak nitelendiren veya medya haberleriyle doğrudan nedensellik kuran ifadeler, adli süreç tamamlanmadan doğrulanmış bilgi olarak kabul edilemiyor.

Independent Mortgage 3

Cambridge yönetimine ve medyaya eleştiri

Arday’in ölümünün ardından hem bazı medya kuruluşlarının kullandığı dil hem de Cambridge Üniversitesinin kriz sürecindeki tutumu ağır biçimde eleştirildi.

Cambridge Şansölyesi Lord Chris Smith, akademik dürüstlük iddialarının titizlikle araştırılması gerektiğini belirtmekle birlikte, Arday etrafında oluşan atmosferi “ırkçı bir saldırı furyası” olarak tanımladı.

Arday’in ailesi ise akademisyenin 2023’te Cambridge’e atanmasından sonra “sürekli bir istismar kampanyasına” maruz bırakıldığını savundu. Aile adına yapılan açıklamada, Arday’e yöneltilen kamuoyu baskısının “herhangi bir insanın kaldırabileceğinden fazla” olduğu ifade edildi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Trafalgar Square’de on binlerce kişi toplandı

Arday’in anısına 17 Ağustos’ta Londra’daki Trafalgar Square’de düzenlenen etkinliğe organizatörlerin tahminine göre 30 binden fazla kişi katıldı. Stand Up To Racism tarafından gerçekleştirilen anmada bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu; milletvekilleri, akademisyenler, sanatçılar ve Arday’in yakınları konuşma yaptı.

Etkinliğin ardından basının tutumunun kamu soruşturmasına konu edilmesini isteyen dilekçedeki imza sayısı 98 bini aşarken, Arday’in ailesine destek amacıyla başlatılan bağış kampanyasında 185 bin sterlinden fazla para toplandı. Hükümet ise kamu soruşturması açılıp açılmayacağına karar vermek için henüz erken olduğunu bildirdi.

Cofnas hakkında Ghent Üniversitesinde yürütülen incelemenin sonucu şimdi iki farklı soruya yanıt arayacak: Kamuya açık akademik eleştiri hangi noktaya kadar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir ve bu eleştirinin ayrımcı söyleme ya da kişisel hedef göstermeye dönüştüğü sınır nasıl belirlenebilir?

Londra gençlerde işsizlik oranı yüzde 20'ye dayandı

Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisinin son verileri, başkent Londra’daki istihdam piyasasının ülkenin geri kalanından daha ağır bir baskı altında olduğunu ortaya koydu.

Londra’da 16 yaş ve üzerindeki nüfusta işsizlik oranı, 2026’nın ikinci çeyreğini kapsayan nisan-haziran döneminde yüzde 6,5 olarak hesaplandı. Oran, yılın ilk üç ayına göre 0,8 puan gerilemesine rağmen Birleşik Krallık’taki yüzde 4,9’luk ortalamanın 1,6 puan üzerinde kaldı.

Böylece Londra, Birleşik Krallık’ın en yüksek işsizlik oranına sahip bölgesi olmayı sürdürdü. Londra Belediyesi verileri de başkentteki oranın yüzde 6,5 olduğunu doğruluyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İlk metindeki yüzde 5,5 bilgisi doğru değil

Açıklanan son veriler, Londra’daki genel işsizlik oranının yüzde 5,5 değil, yüzde 6,5 olduğunu gösteriyor.

Başkentteki oran önceki çeyreğe göre düşmüş olsa da geçen yılın aynı döneminin 0,5 puan üzerinde bulunuyor. Bu tablo, son aylarda kısmi iyileşme yaşandığını ancak Londra iş gücü piyasasının yıllık bazda hâlâ zayıfladığını gösteriyor.

Genç işsizliği kritik seviyede

Krizin en ağır etkilediği kesimi gençler oluşturuyor. Nisan 2025-Mart 2026 dönemini kapsayan yıllık verilere göre Londra’da 16-24 yaş grubundaki işsizlik oranı yüzde 19,6’ya yükseldi.

Bu oran, pandemi dönemi dışarıda bırakıldığında başkentte son 11 yılın en yüksek genç işsizliği olarak kayıtlara geçti. Başka bir ifadeyle, çalışmak isteyen ve aktif biçimde iş arayan yaklaşık her beş genç Londralıdan biri iş bulamıyor.

Independent Mortgage 3

Sorun yalnızca Londra ile sınırlı değil. Birleşik Krallık genelinde nisan-haziran döneminde 16-24 yaş arasındaki işsizlerin sayısı 739 bine ulaştı. Genç işsizlik oranı bir yılda yüzde 14,3’ten yüzde 16,2’ye yükselirken, çalışan gençlerin sayısı 35 bin azaldı. Avam Kamarası Kütüphanesi verilerine göre genç işsizlerin sayısı bir yılda 97 bin arttı.

İş ilanları azalıyor, işe alımlar yavaşlıyor

Gençlerin iş bulmakta zorlanmasının arkasında perakende, konaklama, yeme-içme, müşteri hizmetleri ve başlangıç seviyesindeki ofis işlerinde işe alımların zayıflaması bulunuyor.

ONS verilerine göre Birleşik Krallık genelindeki açık iş sayısı mayıs-temmuz döneminde yaklaşık 707 bine geriledi. Pandemi dönemi hariç tutulduğunda bu, 2014’ten bu yana görülen en düşük düzeylerden biri oldu.

İşverenlerin artan ücret, enerji, vergi ve finansman maliyetleri karşısında yeni personel alımını ertelediği belirtiliyor. İş gücü piyasasına ilk kez girmeye çalışan gençler, işe alımlardaki bu yavaşlamadan daha fazla etkileniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

LCCI: Londra’nın ekonomik motorluğu tehdit altında

Londra Ticaret ve Sanayi Odası İcra Kurulu Başkanı Karim Fatehi, rakamların başkent ekonomisinin geleceği açısından ciddi bir uyarı olduğunu söyledi.

Londra’nın yenilik, yatırım ve büyüme merkezi olmayı sürdürdüğünü belirten Fatehi, en yüksek işsizlik oranının başkentte görülmesinin Londra’nın “Birleşik Krallık’ın ekonomik motoru” konumunu tehdit ettiğini ifade etti.

Fatehi’ye göre artan vergi yükleri ve işletmelerin karşı karşıya kaldığı yeni yasal sorumluluklar, şirketlerin işe alım isteğini azaltıyor; özellikle gençlere yönelik yatırım ve eğitim fırsatlarını sınırlandırıyor.

İş dünyası temsilcileri, Başbakan Andy Burnham hükümetinin ekonomik büyümeyi Londra dışına yayma hedefini desteklediklerini ancak bunun başkentin ihmal edilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini vurguluyor. Londra’daki istihdam ve yatırım kaybının, vergi gelirleri ve ülke ekonomisinin tamamı üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yaklaşık bir milyon genç eğitim ve istihdam dışında

Hükümetin gençlerin çalışma hayatına katılımını incelemek üzere görevlendirdiği Alan Milburn başkanlığındaki çalışma, sorunun işsizlik rakamlarından daha geniş olduğunu ortaya koydu.

Rapora göre 2025 sonunda Birleşik Krallık’ta yaklaşık 957 bin genç ne çalışıyor ne de eğitim veya mesleki programa devam ediyordu. Bu, 16-24 yaş grubundaki her sekiz gençten birine karşılık geliyor.

Raporda sağlık sorunlarının giderek daha belirleyici hale geldiği de belirtildi. Eğitim ve istihdam dışında kalan gençlerin yüzde 45’inin bir engel veya sağlık sorunu bildirdiği, bu oranın yaklaşık on yıl içinde iki kattan fazla arttığı kaydedildi. Hükümetin gençler ve çalışma hayatı raporu, gençlerin önemli bir bölümünün sosyal yardım sisteminde de görünmediğine dikkat çekiyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Hükümetten genç istihdamına ek kaynak

Çalışma ve Emeklilik Bakanı Pat McFadden, hükümetin Evrensel Kredi sistemini insanların çalışma hayatına katılmasının önündeki engelleri azaltacak şekilde yeniden düzenlediğini söyledi.

Hükümet, gençlerin istihdama kazandırılması, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve çıraklık olanaklarının artırılması amacıyla mevcut programlara ek olarak 1 milyar sterlinlik yeni yatırım açıkladı. Paket kapsamında uzun süre işsiz kalan gençlere iş, eğitim veya çıraklık seçeneği sunulması hedefleniyor. Çalışma ve Emeklilik Bakanlığının programı, sağlık sorunları bulunan gençlere daha kişiselleştirilmiş istihdam desteği verilmesini de öngörüyor.

Ancak iş dünyası temsilcileri, eğitim ve destek programlarının tek başına yeterli olmayacağını belirtiyor. Londra’daki şirketlerin yeni çalışan almasını kolaylaştıracak mali teşvikler, başlangıç seviyesindeki işlerin artırılması ve gençlerle işverenleri buluşturacak yerel programlar talep ediliyor.

Son rakamlar, Londra’da işsizliğin önceki çeyreğe göre gerilemesinin olumlu bir işaret olduğunu gösterse de genç işsizliğindeki yükseliş ve ülke ortalamasıyla başkent arasındaki fark, sorunun henüz kontrol altına alınamadığını ortaya koyuyor.

Hary Ve Meghan’ın Amerika Rüyasında Sona Doğru

Prens Harry ve Meghan Markle’ın, 2020’de ABD’ye taşınmalarının ardından ilk kez İngiltere’yi yeniden ailelerinin ana yaşam merkezlerinden biri haline getirmeye hazırlandığı bildirildi.

The Guardian’ın aktardığı bilgilere göre Sussex Dükü ve Düşesi, yedi yaşındaki Prens Archie ve beş yaşındaki Prenses Lilibet ile birlikte ağustos ayının sonuna doğru İngiltere’ye taşınacak. Ailenin Londra’nın dışında, kraliyet ailesine ait olmayan özel bir konutta yaşayacağı belirtiliyor. Archie ve Lilibet’in de eylül ayında İngiltere’de okula başlamaları için kayıtlarının yapıldığı aktarılıyor.

Bu nedenle söz konusu kararın yalnızca uzun süreli bir İngiltere ziyareti değil, ailenin ülkede daha düzenli bir yaşam kurma planı olduğu değerlendiriliyor. Bununla birlikte Harry ve Meghan’ın California’daki Montecito evlerini ve Portekiz’deki mülklerini koruyacağı bildiriliyor. Dolayısıyla dönüşün ABD ile bağların tamamen kopması anlamına gelmediği belirtiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kral Charles haberdar edildi

Harry ve Meghan’ın kararının Kral III. Charles’a pazar günü bildirildiği öne sürüldü. Guardian’a göre kralın, ailesini İngiltere’de daha sık görebilecek olmaktan kişisel açıdan memnuniyet duyduğu ifade ediliyor.

Bu gelişmenin arka planındaki en önemli olaylardan biri ise geçtiğimiz temmuz ayında yaşandı. Charles ve Kraliçe Camilla’nın, Harry, Meghan, Archie ve Lilibet’i Gloucestershire’daki Highgrove’da özel olarak ağırladığı bildirilmişti. Bu buluşma, kralın Archie ve Lilibet’i 2022’den bu yana ilk kez görmesi açısından önem taşıyordu.

Harry’nin son dönemde babasıyla ilişkisini düzeltmek istediğine dair açıklamaları ve ailenin temmuz ayında İngiltere’de geçirdiği zaman, dönüş kararının zeminini hazırlayan gelişmeler arasında gösteriliyor. Ayrıca 2027 Invictus Games’in Birmingham’da düzenlenecek olması, Harry’nin önümüzdeki dönemde İngiltere’de daha fazla zaman geçirmesinin nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

William ve Catherine cephesinde soru işaretleri sürüyor

Harry ve Meghan’ın dönüşü, doğal olarak Prens William ile ilişkilerinin geleceği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı.

İki kardeş arasındaki ilişkiler, Harry’nin röportajları, Netflix yapımları ve Spare adlı anı kitabında kraliyet ailesiyle ilgili yaptığı açıklamaların ardından ciddi biçimde gerilmişti. Guardian’ın değerlendirmesine göre Charles ile Harry arasındaki ilişkide bir yakınlaşma ihtimali bulunsa da William ile yeniden yakın bir bağ kurulmasının çok daha zor olabileceği düşünülüyor.

Bu nedenle Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye dönmesi, şu aşamada “kraliyet ailesine dönüş” olarak değil, aile içindeki ilişkilerin yeniden şekillenmesi açısından önemli bir gelişme olarak görülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Yarı zamanlı kraliyet” formülü gündemde değil

Dönüşün en net taraflarından biri ise Harry ve Meghan’ın resmi statülerinin değişmeyecek olması.

Çift, 2020’de kıdemli çalışan kraliyet üyeliğinden ayrılmıştı. Yeni yaşam düzeniyle birlikte yeniden çalışan kraliyet üyeleri arasına katılmaları ya da “yarı zamanlı” kraliyet görevleri üstlenmeleri beklenmiyor.

Guardian kaynakları, 2020’de Kraliçe II. Elizabeth döneminde reddedilen “half-in, half-out” modelinin yeniden gündeme gelmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Harry ve Meghan özel kişiler olarak yaşamlarını sürdürecek ve resmi kraliyet görevleri yürütmeyecek.

En kritik başlık: güvenlik

Harry’nin İngiltere’ye dönüş konusunda yıllardır dile getirdiği en büyük endişe güvenlik olmuştu. İngiltere’ye ailesiyle dönmek istemesine rağmen, kendisi ve çocuklarının yeterli korumaya sahip olmaması halinde bunu riskli gördüğünü daha önce mahkemeye sunduğu ifadelerde anlatmıştı.

Yeni gelişmede ise İngiliz hükümeti güvenlik düzenlemelerinin ayrıntılarını açıklamaktan kaçınıyor. Başbakan Andy Burnham, Harry ve Meghan’ın güvenliğine ilişkin finansmanın “özel bir mesele” olduğunu söyledi.

Independent Mortgage 3

Guardian’ın aktardığı bilgilere göre The Times, aileye vergi mükellefleri tarafından finanse edilen silahlı koruma sağlanması yönünde şu anda bir plan bulunmadığını bildirdi. Harry’nin 2025’te güvenlik düzenlemeleriyle ilgili hukuk mücadelesini kaybetmesinin ardından ailesinin İngiltere’deki koruma statüsü zaten önemli ölçüde değişmişti.

Bununla birlikte Harry’nin yüksek profilli bir kişi olması ve geçmişte İngiliz ordusunda görev yapmış olması, yeni risk değerlendirmesinde dikkate alınabilecek unsurlar arasında bulunuyor. İngiliz hükümeti ise koruma düzenlemelerinin ayrıntılarının güvenlik gerekçesiyle açıklanmadığını belirtiyor.

Meghan için İngiltere’de yeni kariyer ihtimali

Dönüş yalnızca aile hayatı açısından değil, çiftin kariyer planları bakımından da dikkat çekiyor.

Guardian, Meghan’ın yaşam tarzı markası As Ever’ı İngiltere’den yönetmesinin beklendiğini ve çiftin özel girişimlerini sürdürmeye devam edeceğini aktarıyor.

Bunun yanında ABD basınında bugün yayımlanan yeni bir iddia, Meghan’ın yaklaşık on yıl aradan sonra oyunculuğa dönmeye hazırlandığını ve henüz ayrıntıları açıklanmayan yeni bir projenin İngiltere’ye dönüş kararında etkili olmuş olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu bilgi henüz resmi olarak doğrulanmış değil ve projenin niteliği açıklanmadı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

“Kalıcı dönüş” mü, uzun süreli yeni bir yaşam mı?

Şimdilik en dikkat çekici ayrıntılardan biri, ailenin California ve Portekiz bağlantılarını koruyacak olması.

Bu durum, Harry ve Meghan’ın ABD’deki hayatlarını tamamen sona erdirmek yerine İngiltere’yi çocuklarının eğitimi ve aile bağları açısından daha merkezi bir konuma getirmeye çalıştıklarını düşündürüyor. Guardian da dönüşü, çiftin ABD’deki yaşamını tümüyle terk etmesinden ziyade İngiltere’de uzun süreli bir üs oluşturması şeklinde değerlendiriyor.

Kararın arkasındaki nedenler ise çift tarafından ayrıntılı biçimde açıklanmış değil. Harry ve Meghan’ın temmuz ayında İngiltere’de geçirdikleri süreden memnun kaldıkları ve iş açısından da yeni fırsatların ortaya çıkmasının zamanlamayı uygun hale getirdiği öne sürülüyor.

Gima Sultanim Griliaj Wafers H 667X300

İngiliz kamuoyu da bölünmüş durumda

Dönüş haberinin ardından kamuoyundaki görüşler de tartışılmaya başlandı. Guardian’ın aktardığı YouGov araştırmasına göre 5.810 kişinin katıldığı ankette yalnızca yüzde 21’lik kesim Harry ve Meghan’ın İngiltere’ye taşınmasını desteklerken, yüzde 33’ü dönüşe karşı çıktı. Katılımcıların yüzde 45’i ise bu konuda fikir belirtmedi.

Dolayısıyla Sussex çiftinin dönüşü, kraliyet ailesi açısından yalnızca özel bir aile meselesi değil; İngiliz kamuoyunun, monarşinin geleceğinin ve Harry ile Meghan’ın ülkedeki konumunun yeniden tartışılacağı yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Şimdilik kesin olan ise şu: Harry ve Meghan İngiltere’ye geri dönüyor, ancak kraliyet görevlerine değil. Asıl soru, çocuklarının İngiltere’de eğitim hayatına başlamasıyla birlikte bu dönüşün aile içindeki ilişkileri ne ölçüde değiştireceği ve özellikle Harry ile William arasındaki uzun süredir devam eden kırgınlığın gelecekte nasıl şekilleneceği.

Dev otel zincirinde “oda anahtarı” krizi CEO’yu koltuğundan etti

İngiltere merkezli ekonomik otel zinciri Travelodge’da kadın müşterilerin güvenliğine ilişkin art arda ortaya çıkan vakalar yönetim krizine dönüştü.

Şirket, Jo Boydell’in 17 Ağustos 2026 itibarıyla CEO’luk görevinden ayrıldığını, kararı ise 20 Ağustos’ta yayımlanan altı aylık finansal sonuçlarıyla birlikte duyurdu. Boydell’in yerine Mali İşler Direktörü Ray Reidy geçici CEO olarak atandı. Reidy, geçici bir mali işler direktörü belirlenene kadar iki görevi birlikte sürdürecek.

Travelodge, Boydell’in ayrılışını resmî açıklamasında doğrudan güvenlik skandalına bağlamadı. Ancak görev değişikliği, kadın müşterilerin odalarına üçüncü kişilerin izinsiz girmesine yol açan güvenlik ihlalleri nedeniyle şirket üzerindeki baskının arttığı bir dönemde gerçekleşti. Boydell, şirkette 13 yıl görev yapmış, Mayıs 2022’de CEO olmuştu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Maidenhead’de anahtar verilen saldırgan odaya girdi

Krizin sembolü haline gelen olay, Aralık 2022’de Berkshire’daki Maidenhead Travelodge otelinde yaşandı.

Kyran Smith, resepsiyon görevlilerine odada kalan kadının erkek arkadaşı olduğunu söyledi. Çalışanlar, kadının iznini almadan Smith’e oda numarasını ve yeni bir anahtar kartını verdi. Smith, odaya girdikten sonra uyuyan kadına cinsel saldırıda bulundu.

Smith, Kasım 2025’te “cinsel suç işlemek amacıyla izinsiz girme” ve cinsel saldırı suçlarından mahkûm edildi. Reading Crown Court’ta 23 Ocak 2026’da yapılan ceza duruşmasında yedi yıl altı ay hapis cezasına çarptırıldı. Bazı haberlerde cezanın şubat ayında verildiği belirtilse de polis açıklamasına dayanan kayıtlarda duruşma tarihi 23 Ocak olarak yer aldı.

Istikbal 860X450 Pxl

30 sterlinlik teklif tepkiyi büyüttü

Travelodge’un olay sonrasındaki yaklaşımı da en az güvenlik ihlali kadar eleştirildi. Mağdur kadın, şirkete yaptığı başvurunun ardından kendisine yalnızca 30 sterlinlik iade teklif edildiğini açıkladı.

Boydell daha sonra şirketin hem olayın önlenmesinde hem de mağdurun şikâyetinin ele alınmasında hata yaptığını kabul etti. Travelodge tarafından yayımlanan açıklamada, “Daha erken harekete geçmeliydik” denilerek mağdurdan özür dilendi.

Boydell’in, olayın ardından güvenlik politikalarını görüşmek isteyen 20’den fazla milletvekiliyle planlanan toplantıya katılmaması ve görüşmenin iptal edilmesi de tartışmaları büyüttü. Dönemin Başbakanı Keir Starmer, şirket yönetimini kadınların güvenliği konusunda hükümetle ciddi biçimde temas kurmaya çağırmıştı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Şiddetten kaçtığı otelde yeniden saldırıya uğradı

Maidenhead vakasının münferit olmadığı, Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıyan başka olaylarla ortaya çıktı.

“Lucy” takma adıyla konuşan bir kadın, Ekim 2025’te şiddet gördüğü partnerinden uzaklaşmak için Londra’daki bir Travelodge oteline yerleştiğini anlattı. Kadının peşinden otele gelen erkek, resepsiyona kız arkadaşının odada nöbet geçirdiğini söyledi.

Çalışanların kadının tam adını ve odasını doğruladıktan sonra erkeğe anahtar verdiği belirtildi. Odaya giren saldırgan kadını darbetti, telefonunu almaya çalıştı ve dışarı çıkarıldıktan sonra kapıyı tekmeleyerek yeniden içeri girdi. Travelodge, kendi kurallarının çalışanlar tarafından uygulanmadığını ve yaşananların kabul edilemez olduğunu açıkladı.

Ayrıca Leeds’te bir kadının odasında tanımadığı bir erkeği gördüğüne ve bazı müşterilere yanlışlıkla başkalarının odalarının anahtarlarının verildiğine ilişkin başka şikâyetler de incelemeye alındı.

Independent Mortgage 3

Anahtar vermek için açık izin gerekecek

Travelodge, güvenlik krizi sonrasında yeni önlemler aldığını duyurdu. Buna göre:

  • İlave veya yedek oda anahtarı yalnızca odada kayıtlı müşterinin açık izniyle verilebilecek.
  • Çalışanlar, üçüncü kişilere bir müşterinin otelde kalıp kalmadığını doğrulayamayacak.
  • Yeni kurallar 600’ü aşkın otelde uygulamaya alınacak.
  • Müşteriyle doğrudan çalışan yaklaşık 12 bin personele yeni güvenlik eğitimi verilecek.
  • İngiltere’deki anahtar kartlı tüm oda kapılarında ikinci bir iç kilit bulunduğu denetlenecek.
  • Uygulama, bağımsız denetimler ve gizli müşteri kontrolleriyle izlenecek.

Şirket ayrıca güvenlik, ağır şiddet suçları ve kamu soruşturmaları konusunda uzman Paul Greaney KC başkanlığında bağımsız inceleme başlattı. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet konusunda uzman bir isim de üst yönetime özel eğitim verecek. Travelodge, sektör kuruluşu UKHospitality’nin hazırladığı konuk güvenliği rehberine de katkıda bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

632 otellik zincirde güven krizi

İngiltere, İrlanda ve İspanya’da 632 otel işleten Travelodge, 2026’nın ilk yarısında gelirini yüzde 4,2 artırarak 491,3 milyon sterline çıkardı. Düzeltilmiş faaliyet kârı ise 47,3 milyon sterlinden 47,9 milyon sterline yükseldi.

Ancak şirketin önündeki asıl sorun, mali tablodan çok müşteri güveninin yeniden sağlanması olarak görülüyor. Yeni geçici CEO Ray Reidy, güvenlik ve müşteri refahının yönetimin temel öncelikleri arasında kalacağını, hükümet ve konaklama sektörüyle iş birliğinin sürdürüleceğini söyledi.

Yaşanan vakalar, otellerde anahtar kartının yalnızca teknik bir erişim aracı olmadığını; özellikle şiddetten kaçan veya tek başına seyahat eden kadınlar açısından hayati bir güvenlik bariyeri oluşturduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

THY’den Londra’nın kalbine yeni hat planı

Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, İngiliz basınına yaptığı açıklamada, şirketin Londra’nın merkezine en yakın havalimanı olan London City Airport’a sefer başlatmak istediğini söyledi.

Şeker’in açıklaması, THY’nin Birleşik Krallık pazarındaki büyüme stratejisinin yeni adımı olarak değerlendirildi. Ancak şirket tarafından olası hattın başlangıç tarihi, uçuş sıklığı veya kullanılacak uçak tipi konusunda henüz resmî bir takvim açıklanmadı.

Londra’daki dördüncü havalimanı olacak

THY, hâlihazırda Londra Heathrow, Gatwick ve 18 Mart 2026’da uçuş başlattığı Stansted havalimanlarından İstanbul’a sefer düzenliyor.

Şirketin yaz tarifesinde Heathrow’dan haftada 47, Gatwick’ten 28 ve Stansted’den 15 olmak üzere Londra’daki üç havalimanından haftalık yaklaşık 90 sefer gerçekleştirmesi planlanıyor. London City hattının açılması halinde THY, İngiltere’nin başkentinde dört ayrı havalimanında faaliyet gösteren az sayıdaki uluslararası taşıyıcıdan biri olacak. THY’nin Stansted’i de kapsayan Birleşik Krallık ve İrlanda ağındaki toplam frekansının yaz döneminde haftada 168’e ulaşacağı açıklanmıştı.

Independent Mortgage 3

En büyük sorun uygun uçak bulunmaması

London City planının önündeki temel sorun yalnızca havalimanının kısa pisti değil, THY’nin mevcut filosundaki uçakların bu meydana yönelik özel operasyon şartlarına uygun olmaması.

Royal Docks bölgesinde bulunan havalimanının tek pisti 1.508 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde. Yaklaşmalar, birçok havalimanındaki yaklaşık 3 derecelik standart açı yerine 5,5 derecelik dik bir açıyla gerçekleştiriliyor.

Bu nedenle yalnızca London City operasyonu için sertifikalandırılmış uçaklar kullanılabiliyor. Pilotların da dik yaklaşma, kısa pist ve özel pas geçme prosedürlerini kapsayan ayrı bir eğitim ve yetkilendirme sürecinden geçmesi gerekiyor.

Airbus A220-100 ile Embraer E-Jet ailesinin bazı modelleri havalimanında kullanılabilirken, THY’nin mevcut filosunda A220 veya Embraer yolcu uçağı bulunmuyor. Dolayısıyla şirketin seferlere başlayabilmesi için uygun uçak kiralaması ya da satın alması, başka bir taşıyıcıyla operasyonel iş birliği kurması veya farklı bir uçak tipinin onay sürecini beklemesi gerekebilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

A320neo için onay süreci devam ediyor

London City Havalimanı yönetimi, Airbus A320neo uçaklarının meydana operasyon gerçekleştirebilmesi için İngiltere Sivil Havacılık Otoritesi nezdinde çalışma yürütüyor.

Havalimanı, A320neo’nun kullanılabilmesine imkân sağlayacak yeni bir yaklaşma prosedürü için 2026 yılında kamuoyu istişaresi başlattı. Onay verilmesi durumunda THY filosunda bulunan A320neo ailesi uçakların London City hattında kullanılabilmesi ihtimali doğabilir. Ancak uçak, havalimanı ve havayolu bazındaki sertifikasyonların tamamlanması gerekeceği için bu seçenek henüz kesinleşmiş değil.

Istikbal 860X450 Pxl

Finans merkezlerine doğrudan erişim avantajı

London City Airport, City of London’a yaklaşık 10 kilometre, Canary Wharf finans merkezine ise yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu konumu nedeniyle özellikle iş seyahati yapan yolcular tarafından tercih ediliyor.

Havalimanından Amsterdam, Dublin, Frankfurt, Zürih, Milano ve çeşitli Avrupa kentlerine seferler gerçekleştiriliyor. Mevcut taşıyıcılar arasında British Airways, KLM, ITA Airways, Air Dolomiti, Luxair ve Swiss yer alıyor. London City’nin uçuş ağı 30’dan fazla Avrupa destinasyonunu kapsıyor.

İstanbul–London City hattının açılması, yalnızca İstanbul’a seyahat eden yolculara değil, THY’nin İstanbul Havalimanı üzerinden Asya, Afrika ve Orta Doğu’ya sunduğu aktarmalı uçuş ağına ulaşmak isteyen Londra merkezli iş insanlarına da önemli bir zaman avantajı sağlayabilir.

Bununla birlikte Murat Şeker’in açıklaması şimdilik bir hedef ve değerlendirme niteliği taşıyor. Hattın kesinleşmesi; uygun uçak temini, teknik sertifikasyon, slot tahsisi ve ticari fizibilite çalışmalarının sonuçlanmasına bağlı olacak.

İngiltere'de aile faciası: Anne, baba ve 14 yaşındaki kızları denizde can verdi

İngiltere’nin güneyindeki West Sussex bölgesinde bulunan Shoreham-by-Sea sahilinde aynı aileden üç kişinin hayatını kaybettiği deniz faciasının ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

Olay, 18 Ağustos 2026 Salı günü saat 14.40 sıralarında, Shoreham Fort yakınındaki Shoreham Limanı girişinde meydana geldi.

Londra’dan bölgeyi ziyaret etmek için geldiği belirtilen aile, yüzmek amacıyla suya girdikten sonra güçlük yaşamaya başladı. Yapılan ihbarın ardından bölgeye polis, sahil güvenlik ekipleri, ambulanslar, hava ambulansları ve RNLI cankurtaran botları sevk edildi.

Üç kişi kıyıda hayatını kaybetti

Sudan çıkarılan 55 yaşındaki Hassan El-Khawas, 37 yaşındaki partneri Zeina Alayn ve 14 yaşındaki kızları Sara El-Khawas, sağlık ekiplerinin müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.

Ailenin adı açıklanmayan küçük kızı da sudan çıkarılarak hastaneye kaldırıldı. Yetkililer, çocuğun sağlık durumunun kritik olduğunu bildirdi. Şu ana kadar durumunda değişiklik olduğuna ilişkin yeni bir resmî açıklama yapılmadı.

Sahil güvenlik ekipleri, suda başka bir kişinin bulunmadığının belirlenmesinin ardından arama çalışmalarını tamamladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Polis: Üçüncü kişilerin karıştığına dair bulgu yok

Sussex Polisi, güvenlik kamerası görüntüleri ile ilk tanık ifadelerinin incelendiğini açıkladı.

Soruşturmanın henüz kapanmadığını belirten polis, mevcut bulguların olayın “üçüncü tarafların müdahil olmadığı trajik bir kaza” olduğu yönündeki ihtimali güçlendirdiğini kaydetti.

Bazı görgü tanıkları ve basın kuruluşları, çocuklardan birinin balıkçı ağına takılmış olabileceğini öne sürdü. Ancak yetkililere yakın kaynaklar, şu aşamada olayda bir balıkçı ağının rol oynadığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmadığını bildirdi. Bu nedenle facianın kesin nedeni soruşturma tamamlanıncaya kadar belirsizliğini koruyor.

Kuvvetli akıntı ve dalgalar mercek altında

Olay sırasında bölgede güneybatı yönlü rüzgârın etkili olduğu ve denizin dalgalı olduğu belirtildi. Yerel sakinler, Shoreham Limanı girişindeki suyun dışarıdan sakin görünmesine rağmen güçlü ve ani akıntılar oluşabildiğine dikkat çekti.

Shoreham Beach; deniz, River Adur ve nehir ağzıyla çevrili bir kıyı şeridinde bulunuyor. Bölge sakinleri, özellikle gelgit sırasında akıntının birkaç saniye içinde yüzücüleri açığa doğru sürükleyebileceğini söyledi.

Polis, aile fertlerinin Shoreham Fort tarafındaki kıyıdan yüzmek amacıyla suya girdiklerini değerlendiriyor. Acil servislere ilk ihbarın saat 14.40 dolaylarında ulaştığı bildirildi.

Filistin Büyükelçiliği aileyle temasa geçti

Filistin’in Londra Büyükelçiliği, Hassan El-Khawas’ın Filistin kökenli bir İngiliz vatandaşı olduğunu ve ailesinin Lübnan’ın güneyindeki Rashidieh Mülteci Kampı ile bağlantılı bulunduğunu açıkladı.

Büyükelçilik, İngiliz makamlarıyla temas halinde olduğunu ve hastanede tedavisi süren küçük kızın durumunu yakından takip ettiğini bildirdi.

Britanya Filistin Forumu da yayımladığı mesajda ailenin yakınlarına ve ülkedeki Filistin toplumuna başsağlığı dileyerek, hayatta kalan çocuğun iyileşmesi için temennide bulundu.

Başbakan Burnham’dan açık su uyarısı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, olayı “korkunç bir aile trajedisi” olarak nitelendirerek hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı diledi.

Sıcak havalarda insanların serinlemek için deniz, nehir ve göllere yöneldiğini belirten Burnham, açık sularda soğuk su şoku, kuvvetli akıntı ve ani derinleşme gibi görünmeyen tehlikelerin bulunduğunu hatırlattı.

Shoreham’daki yerel toplum ise facianın ardından büyük üzüntü yaşadı. Olay yerine çiçekler bırakılırken yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve görgü tanıklarının ellerindeki görüntüleri Sussex Polisi ile paylaşmalarını istedi.

Mortgage şoku konut piyasasını böldü: İskoçya’da 11, İngiltere’de 76 gün

Büyük Britanya’da artan mortgage maliyetleri, konut satışlarında ülke genelinde birbirinden oldukça farklı iki tablo ortaya çıkardı.

Gayrimenkul platformu Zoopla’nın İngiltere, İskoçya ve Galler’deki 363 yerel yönetim bölgesini kapsayan araştırmasına göre, bölgelerin 180’inde konutların satılması geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha uzun sürüyor. Buna karşılık 145 bölgede satış süresi kısaldı.

Ülke genelinde bir konutun ilana çıkmasından satış üzerinde anlaşmaya varılmasına kadar geçen ortalama süre temmuz itibarıyla 42 günde değişmeden kaldı. Ancak ulusal ortalamanın sabit görünmesi, yerel piyasalar arasındaki giderek büyüyen uçurumu gizledi.

Araştırmanın Kuzey İrlanda’yı kapsamadığı, dolayısıyla sonuçların Birleşik Krallık’ın tamamını değil Büyük Britanya’yı yansıttığı belirtildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

EN HIZLI 10 BÖLGENİN TAMAMI İSKOÇYA’DA

Zoopla verilerine göre ülkenin en hızlı konut piyasası Falkirk oldu. Bölgede evler ortalama 11 günde alıcı buldu. Bu süre geçen yılın aynı döneminden de bir gün daha kısa.

Falkirk’ü 13’er günle Renfrewshire ve North Lanarkshire; 14’er günle South Lanarkshire, East Ayrshire, East Renfrewshire ve West Dunbartonshire izledi. Stirling ve Glasgow City’de satış süresi 15, Clackmannanshire’da ise 16 gün olarak ölçüldü.

Böylece en hızlı satış yapılan ilk 10 yerel yönetim bölgesinin tamamı İskoçya’da yer aldı. İngiltere’de en hızlı konut satılan bölgeler ise 23’er günle Carlisle ve Barnsley oldu. Barnsley’de satış süresi geçen yıla göre 13 gün, Newcastle-under-Lyme’da ise 11 gün kısaldı.

İskoçya’daki hızlı satışlarda konutların görece daha uygun fiyatlı olmasının yanı sıra farklı satış sisteminin etkili olduğu değerlendiriliyor. İskoçya’da evler çoğunlukla “offers over” yöntemiyle, yani belirlenen fiyatın üzerindeki tekliflere açık şekilde pazarlanıyor; değerleme ve konut inceleme raporlarının önceden hazır olması da alıcılara sürecin başında daha fazla güven sağlıyor. Zoopla araştırmasının ayrıntıları

Independent Mortgage 3

MELTON’DA ALICI BULMAK 76 GÜN SÜRÜYOR

Listenin diğer ucunda ise East Midlands bölgesindeki Melton yer aldı. Melton’da bir evin alıcı bulması ortalama 76 gün sürüyor. Bu rakam, Temmuz 2025’e göre 21 günlük artış anlamına geliyor.

Londra’nın merkezi ve en pahalı bölgelerinden Westminster ile İngiltere’nin güneybatısındaki Teignbridge’de ortalama satış süresi 63 güne ulaştı. Torridge’de bu süre 61; Tower Hamlets, Isle of Wight, Thanet ve North Devon’da 60 gün olarak kaydedildi.

Böylece sekiz yerel piyasada konutların satılması ortalama iki ay veya daha uzun sürmeye başladı. En yavaş ilk 10 piyasanın Melton dışındaki tamamının İngiltere’nin güney bölgelerinde bulunması dikkat çekti.

Westminster’daki yavaşlamada yüksek konut fiyatları ve satın alma maliyetleri öne çıkarken, Teignbridge’de ikinci konutlara uygulanan daha yüksek belediye vergileri ile satılık konut seçeneklerindeki artışın etkili olduğu belirtildi.

Zoopla İcra Direktörü Richard Donnell, ülke ortalamasının neredeyse değişmemesine rağmen yerel piyasalar arasında belirgin bir ayrışma yaşandığını belirtti. Donnell, talebin zayıf olduğu bölgelerde evini satmak isteyenlerin başlangıç fiyatını doğru belirlemesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

BİR SAATLİK MESAFEDE ALTI HAFTALIK FARK

Araştırma, birbirine yakın bölgelerde bile çarpıcı farklılıklar bulunduğunu gösterdi. Melton’da satış süresi 76 güne ulaşırken, yaklaşık bir saat uzaklıktaki North West Leicestershire’da evler ortalama 32 günde alıcı buluyor.

İskoçya’da da Falkirk’teki 11 günlük süreye karşılık Aberdeenshire’da satışın ortalama 45 gün sürdüğü görüldü. Kuzeydoğu İskoçya’daki daha zayıf talepte, Aberdeen çevresindeki petrol ve gaz yatırımlarının uzun süredir düşük seyretmesinin etkili olduğu değerlendiriliyor.

İncelenen 11 bölgenin altısında en hızlı ve en yavaş yerel piyasalar arasındaki fark dört hafta veya daha fazla. En dar fark ise yaklaşık üç haftayla Galler’de kaydedildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

MORTGAGE FAİZLERİ SAVAŞ ÖNCESİNİN ÇOK ÜZERİNDE

Konut piyasasındaki yavaşlamanın arkasında mortgage maliyetlerindeki yükseliş bulunuyor. Moneyfacts verilerine göre iki yıllık ortalama sabit mortgage faizi yüzde 5,61 civarında seyrediyor. Savaşın başlamasından önce, mart ayı başında bu oran yüzde 4,83 düzeyindeydi.

Beş yıllık sabit mortgage faizleri de benzer biçimde yükseldi. Finans piyasalarındaki dalgalanma sırasında iki yıllık ortalama faizin beş yıllık faizi aşması, borçlanma piyasasındaki belirsizliğin önemli göstergelerinden biri oldu.

İran savaşının ilk haftalarında 1.500’den fazla mortgage ürününün piyasadan çekilmesi, borçluların seçeneklerini de önemli ölçüde azalttı. Moneyfacts’in hesaplamasına göre özellikle yüzde 5 peşinatla kredi kullanan ilk kez ev alıcılarına sunulan bazı iki yıllık mortgage oranları yüzde 6’nın üzerine çıktı. £250 bin tutarında ve 25 yıl vadeli bir mortgage için faizlerdeki artış, yıllık ödemeye yaklaşık £1.200 ekleyebiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

ALICILAR “BEKLE-GÖR” DÖNEMİNE GİRDİ

Yüksek faizler yalnızca aylık taksitleri artırmakla kalmıyor, alıcıların kullanabildiği kredi miktarını da düşürüyor. Mortgage başvurularında uygulanan ödeme gücü testleri nedeniyle birçok hane, daha düşük fiyatlı evlere yönelmek veya satın alma planını ertelemek zorunda kalıyor.

Bazı alıcıların, finans piyasalarının sakinleşmesi ve bankaların daha avantajlı ürünler sunması ihtimaline karşı beklemeyi tercih ettiği belirtiliyor. Ancak faizlerin kısa sürede düşeceğine ilişkin beklentilerin zayıflaması, bu stratejinin ne kadar avantaj sağlayacağı konusunda soru işareti oluşturuyor.

Satıcıların yüksek fiyat beklentilerini koruduğu, alıcıların ise artan finansman maliyetleri nedeniyle daha düşük teklif verdiği bölgelerde satış süreleri daha da uzuyor.

ENFLASYON BEKLENTİ DEĞİL, YÜZDE 2,9 OLARAK AÇIKLANDI

İngiltere’de temmuz ayı enflasyonu artık beklenti olmaktan çıktı. Ulusal İstatistik Ofisinin 19 Ağustos’ta açıkladığı verilere göre tüketici enflasyonu hazirandaki yüzde 2,6’dan temmuzda yüzde 2,9’a yükselerek son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Artışta, hanelere uygulanan enerji fiyat tavanının temmuz ayında yüzde 13 yükseltilmesi belirleyici oldu. Buna karşılık çekirdek enflasyon yüzde 2,6’da kaldı; hizmet enflasyonu yüzde 3,6’dan yüzde 3,4’e geriledi. Gıda ve alkolsüz içecek enflasyonunun yüzde 1,3’e düşmesi de fiyat baskılarının ekonominin tamamına aynı ölçüde yayılmadığını gösterdi.

İngiltere Merkez Bankası, enflasyonun yılın ilerleyen aylarında yüzde 3,2 civarında zirve yapabileceğini tahmin ediyor.

FAİZLERDE PİYASA İLE EKONOMİSTLER AYRIŞTI

İngiltere Merkez Bankası temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,75’te bıraktı. Karar 6’ya karşı 3 oyla alınırken üç üyenin faizin yüzde 4’e çıkarılmasını istemesi, enflasyon risklerine ilişkin görüş ayrılığını ortaya koydu.

Finansal piyasalar yıl sonuna kadar çeyrek puanlık bir faiz artışı ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor. Bununla birlikte Reuters’ın 64 ekonomistle yaptığı son ankette 56 ekonomist, faizin 2026’nın kalanında yüzde 3,75’te tutulacağını öngördü. Ankete katılan hiçbir ekonomist eylül toplantısında değişiklik beklemedi; dar bir çoğunluk ise 2027 ortasına kadar en az bir faiz indirimi yapılabileceği görüşünü dile getirdi.

Dolayısıyla politika faizinin gelecek yıl sonuna kadar iki kez artırılacağı kesin bir beklenti değil. Bu senaryo dönem dönem piyasa fiyatlamalarına yansısa da ekonomistler arasındaki ağırlıklı görüş, zayıflayan istihdam ve ücret artışlarının enerji kaynaklı enflasyonun kalıcı hale gelmesini önleyebileceği yönünde.

Mortgage piyasasının önümüzdeki dönemdeki yönünü, İran savaşının seyri, petrol ve doğal gaz fiyatları, tahvil getirileri ve İngiltere Merkez Bankasının enflasyona vereceği tepki belirleyecek. Bu belirsizlik sürdükçe, doğru fiyatlandırılmış ve görece uygun konutların hızla alıcı bulduğu; pahalı veya yüksek fiyatla ilana çıkarılan evlerin ise aylarca piyasada kaldığı iki hızlı konut piyasası görünümünün devam etmesi bekleniyor.

Türk dünyasının Vikipedi gönüllüleri Azerbaycan’da buluştu

Türk dünyasının farklı ülkelerinde Vikipedi’ye gönüllü olarak katkı sunan katılımcılar, Azerbaycan’ın Mingeçevir kentinde düzenlenen uluslararası kampta bir araya geldi. Vikipedi’nin 25. yıl dönümüne ithaf edilen “Viki Şehir” projesi kapsamındaki “Viki Mingeçevir’i Seviyor” kampı, dört gün boyunca çeşitli eğitimlere ve ortak çalışmalara ev sahipliği yaptı.

Azerbaycan Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanlığının desteği ve “Wikimedia Azerbaycan” kullanıcı grubunun organizasyonuyla gerçekleştirilen programa Azerbaycan, Türkiye, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’dan deneyimli Vikipedi gönüllüleri katıldı.

Viki toplulukları deneyimlerini paylaştı

Kamp, farklı ülkelerde faaliyet gösteren viki toplulukları arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve gelecekte yürütülebilecek ortak projelerin değerlendirilmesi açısından önemli bir buluşma noktası oldu. Katılımcılar, kendi topluluklarında uyguladıkları yöntemleri ve başarılı çalışmalarını diğer gönüllülerle paylaştı.

Program kapsamında bölgesel toplulukların tecrübeleri, Vikipedi’nin eğitimde kullanılması, güvenilir kaynaklarla çalışma ve tarafsız içerik üretme ilkeleri ele alındı. Viki projelerinde yapay zekâ ile dijital araçlardan nasıl yararlanılabileceği de eğitim ve sunumların güncel başlıkları arasında yer aldı.

Türk Dünyasının Vikipedi Gönüllüleri Azerbaycan 2

Dört günde 512 yeni madde oluşturuldu

Kampın önemli bölümlerinden birini, belirlenen konularda ortak içerik üretilen yazı maratonları oluşturdu. Türk dünyasından gelen gönüllüler, Azerbaycan ve Türk dillerinde toplam 512 yeni Vikipedi maddesi hazırladı. Mevcut içerikler üzerinde ise 4 binden fazla düzenleme yapıldı.

Oluşturulan maddelerde Azerbaycan’ın tarihi, kültürel değerleri, spor hayatı, Mingeçevir kenti ve Azerbaycan gençliği gibi farklı konular işlendi. Yapılan çalışmalarla Azerbaycan hakkındaki dijital bilgi birikiminin zenginleştirilmesi ve Türk dünyasındaki viki topluluklarının içerik alanındaki iş birliğinin genişletilmesi amaçlandı.

Kültürel ve sosyal etkinlikler de düzenlendi

Eğitim ve içerik çalışmalarının dışında katılımcılar için farklı sosyal etkinlikler de gerçekleştirildi. Kano ve kürekçilik üssünü ziyaret eden gönüllüler, kano deneyimi yaşama fırsatı buldu.

Kamp programında ayrıca “Ne? Nerede? Ne Zaman?” ve “Beyin Ring” isimli bilgi yarışmaları düzenlendi. Dört günlük buluşma, farklı ülkelerden gelen Vikipedi gönüllülerinin yeni bağlantılar kurmasına ve gelecekteki ortak çalışmalar için fikir alışverişinde bulunmasına imkân sağladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

YTB Türkiye Stajları Programı’nda 2026 Dönemi Başladı

Yurt dışında yaşayan Türk diasporasına mensup gençlerin Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarında mesleki deneyim kazanmasını sağlayan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı YTB Türkiye Stajları Programı kapsamında, 2026 yılında 115 genç mühendis staj yapmaya hak kazandı. 2026 yılı stajyerleri için YTB’de açılış toplantısı gerçekleştirildi. Program kapsamında staj yapmaya hak kazanan genç mühendisler, açılış toplantısında YTB Başkanı Abdulhadi Turus ile bir araya geldi.

“Gençlerimizin Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşmalarını önemsiyoruz”

YTB Başkanı Abdulhadi Turus, yaptığı konuşmada gençlerin Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşturulmasının önemine dikkat çekerek, “Türkiye Stajları Programımız kapsamında savunma sanayimizin öncü kuruluşlarında staj yapacak gençlerimizi bugün YTB’mizde ağırladık. Gençlerimizin farklı mühendislik ve teknoloji alanlarında eğitimlerini sürdürürken Türkiye’nin savunma sanayii ve teknoloji ekosistemiyle buluşmalarını önemsiyoruz.” dedi.

Turus, program kapsamında gençlerin hem mesleki hem de kültürel açıdan önemli deneyimler kazanacağını belirterek, “Gençlerimiz program süresince alanında uzman ekiplerle çalışma, kurumsal işleyişi yakından tanıma ve akademik birikimlerini uygulamalı deneyimle geliştirme imkânı bulurken, düzenlediğimiz kültürel programlarla ülkemizin tarihî ve kültürel zenginliğini yakından tanıyacak, farklı şehirlerimizi keşfetme fırsatı elde edecekler.” ifadelerini kullandı.

Turus, konuşmasının sonunda tüm gençlere verimli ve başarılı bir staj dönemi temennisinde bulundu.

Y T B Turkiye Stajlari Programi 3

TÜRKİYE STAJLARI PROGRAMI

2023 yılında TUSAŞ iş birliğiyle “SKY GLOBAL TÜRK” adıyla başlatılan Türkiye Stajları Programı, yıllar içinde yeni savunma sanayii şirketlerinin katılımıyla kapsamını genişletti. 2026 yılında ASELSAN’ın programa dahil olması ve TEI’nin çevrim içi staj programıyla birlikte programın paydaş sayısı altıya yükseldi.

Başta Almanya, Fransa, Kanada, ABD ve İngiltere olmak üzere yurt dışında eğitim gören nitelikli genç mühendisleri Türkiye’deki savunma sanayii şirketleriyle buluşturan program kapsamında, havacılık ve uzay, yazılım, makine, elektrik-elektronik ve endüstri mühendisliği alanlarında eğitim alan öğrenciler özel bir seçim sürecinden geçiriliyor.

2026 programı üç dönem halinde gerçekleştiriliyor. İlk dönem TUSAŞ’ta 10 Ağustos-4 Eylül, ikinci dönem ASELSAN’da 17 Ağustos-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenirken, üçüncü dönem 7 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve STM’nin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Kuytulcular” yapılanmasına 6 ilde operasyon: Alparslan Kuytul ve eşi gözaltında

Ağustos sabahı Adana merkezli altı ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerinin katıldığı operasyonda toplam 49 adreste arama yapıldı.

Operasyonun merkezindeki adreslerden biri, Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul’un Adana’nın Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi’ndeki evi oldu.

Alparslan Kuytul ve eşi gözaltına alındı

Polis ekipleri sabah saatlerinde Kuytul çiftinin yaşadığı evin çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı. Evde gerçekleştirilen aramanın ardından Alparslan Kuytul ve Semra Kuytul gözaltına alındı.

Operasyon kapsamında farklı adreslerde bulunan çok sayıda kişi de gözaltına alındı. Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.

Kuytul’un bazı destekçilerinin gözaltı aracının önünde toplanarak slogan attığı, polis ekipleriyle grup arasında kısa süreli tartışma yaşandığı bildirildi.

Resmî açıklamada 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi ancak bu kişilerin tamamının gözaltına alınıp alınmadığına ilişkin ayrıntılı bir sayı paylaşılmadı.

Altı ayrı suçlama yöneltildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın müşteki ve tanık ifadeleri, mali analizler, banka hareketleri, dijital materyaller ve diğer deliller üzerinden yürütüldüğünü açıkladı.

Gürlek’in verdiği bilgiye göre şüpheliler hakkında şu suçlamalar bulunuyor:

  • Suç örgütü kurma ve yönetme
  • Suç örgütüne üye olma
  • Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
  • Nitelikli dolandırıcılık
  • Resmî belgede sahtecilik
  • Vergi Usul Kanunu’na muhalefet

Söz konusu suçlamaların soruşturma aşamasındaki iddialar olduğu, şüpheliler hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı belirtiliyor.

Beş şirkete yönetim kayyımı

Soruşturmanın mali boyutunda, yapılanmanın faaliyetlerinden elde edildiği öne sürülen gelirler ile para hareketleri incelemeye alındı.

Bu kapsamda beş şirket hakkında yönetim kayyımı atanmasına karar verildi. Kayyım atanan şirketlerin isimleri ve faaliyet alanları ilk resmî açıklamada paylaşılmadı.

Bakan Gürlek, soruşturmanın “suçtan haksız kazanç elde edildiği” iddiası üzerine yoğunlaştığını ve mali analizlerle banka hareketlerinin dosyaya delil olarak girdiğini bildirdi. TRT Haber’in aktardığı resmî açıklamaya göre, soruşturmada Siber Güvenlik Başkanlığı da görev aldı.

349 sosyal medya hesabına erişim engeli

Operasyon kapsamında, soruşturma makamlarınca yapılanma lehine faaliyet yürüttüğü değerlendirilen 349 sosyal medya hesabı hakkında erişimin engellenmesi kararı verildi.

Hangi platformlardaki hesapların karardan etkilendiği ve engellemenin hesapların tamamını mı yoksa belirli içerikleri mi kapsadığı konusunda ayrıntı açıklanmadı.

Bakan Gürlek: “Bir inanç veya düşünce hedef alınmıyor”

Adalet Bakanı Gürlek, operasyonun dinî bir gruba ya da hukuka uygun faaliyetlere yönelik olmadığını savundu.

Gürlek, soruşturmanın “herhangi bir dinî grubu, inancı veya düşünceyi” değil; dosyaya yansıdığı ileri sürülen somut suç eylemlerini, örgütsel baskı iddialarını, müşteki ve tanık anlatımlarını ve mali delilleri konu aldığını söyledi.

Furkan Hareketi’nden gözaltı işlemine itiraz

Furkan Hareketi’nin sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada ise operasyonun hukuka aykırı olduğu ileri sürüldü. Açıklamada, Kuytul çifti ile hareket mensuplarının gözaltına alınmasına tepki gösterildi.

Gözaltı sırasında kaydedildiği belirtilen görüntülerde Alparslan Kuytul’un, kendisine verilen evraktaki “yakalandı” ifadesine itiraz ettiği görüldü. Kuytul’un evinde bulunduğunu ve kaçmadığını söylemesi üzerine söz konusu ifadenin “gözaltı” şeklinde düzeltildiği aktarıldı.

Operasyondan bir gün önce dikkat çeken açıklama

Operasyonun zamanlaması da tartışma yarattı. Alparslan Kuytul, bir gün önce başka bir dinî yapılanmaya yönelik operasyonu eleştiren açıklamalarda bulunmuştu.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın sosyal medya üzerinden Kuytul’a hitaben “Sıra sana da gelecek” ifadesini kullandığı haberleştirilmişti. Operasyonun ertesi sabah gerçekleştirilmesi muhalif çevrelerde eleştirilere yol açtı. Ancak bu açıklama ile yürütülen adli soruşturma arasında doğrudan bağlantı bulunduğuna ilişkin resmî bir bilgi paylaşılmadı.

Kuytul daha önce de yargılanmıştı

Furkan Vakfı’na 2018 yılında da Adana, Elazığ ve Niğde’de eş zamanlı operasyon düzenlenmiş; Alparslan Kuytul’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.

Kuytul, “silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “terör örgütü propagandası” suçlamalarıyla yargılandığı davada 2020 yılında beraat etmişti.

Mayıs 2022’de ise iş insanı Koray Sarısaçlı’nın kaçırılıp alıkonulduğu iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanmıştı. Suçlamaları reddeden Kuytul, Haziran 2023’te tutuklu yargılandığı bu dosyadan tahliye edilmişti.

Son operasyona ilişkin soruşturma sürerken, gözaltındaki şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilmeleri bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türkiye’nin sağduyusu sıcak çatışmayı önledi

İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının, yalnızca Suriye’nin egemenliğini ihlal etmekle kalmadığı, Türkiye ile İsrail arasında tehlikeli bir askerî yanlış anlamaya da yol açabileceği ortaya çıktı.

İsrail uçaklarının Türkiye sınırına doğru ilerlemesine rağmen Ankara’nın saldırı hakkında önceden bilgilendirilmemesi, bölgede doğrudan çatışma ihtimalini gündeme getirdi.

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye’nin radarlarında kuzeye yönelen İsrail savaş uçaklarını gördüğünü belirterek, Ankara’nın kendisini hedef alınma ihtimaline karşı askerî hazırlık içerisine girmesinin son derece makul olacağını söyledi.

Barrack, Türkiye’nin soğukkanlı yaklaşımı sayesinde olayın daha ağır sonuçlar doğurmadan kontrol altında tutulduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE KARŞILIK VERMEYE HAZIRLANABİLİRDİ”

Türkiye’nin saldırıdan önceden haberdar edilmediğini açıklayan Barrack, İsrail uçaklarının uçuş güzergâhının Ankara açısından ciddi bir belirsizlik oluşturduğuna dikkat çekti.

Barrack, “Türkiye, İsrail uçaklarının kendi topraklarına doğru kuzeye yöneldiğini gördü ve dolayısıyla karşılık vermek üzere makul bir hazırlık içerisine girebilirdi” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’li temsilci, tarafların sağduyulu davranması sayesinde durumun daha fazla kötüleşmesinin engellendiğini vurguladı. Barrack’ın sözleri, Türkiye’nin aceleci bir askerî karşılık vermemesinin muhtemel bir Türkiye-İsrail sıcak temasını önlediğini ortaya koydu.

Ancak olayın bütün ayrıntıları kamuoyuna açıklanmadığı için, “çatışmanın kesin veya kaçınılmaz olduğu” söylenemiyor. Buna karşılık ABD’li temsilcinin açıklaması, yanlış tanımlama veya eksik iletişim nedeniyle çatışma riskinin son derece ciddi olduğunu gösteriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İSRAİL SEKİZ HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

Suriye devlet televizyonunun aktardığı bilgilere göre İsrail, 18 Ağustos’ta İdlib’in doğusundaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne sekiz hava saldırısı gerçekleştirdi.

Saldırılarda pistler ile depolama alanları hedef alındı. Üste maddi hasar oluşurken can kaybı bildirilmedi. Uzun süredir aktif biçimde kullanılmayan üssün yeniden faaliyete geçirilmesine yönelik hazırlıklar yapıldığı ileri sürülüyordu.

İsrail, saldırının Suriye’nin üste Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermesini engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini savundu. İsrail yönetimi, muhtemel bir Türk askerî varlığını kendi güvenliği açısından tehdit olarak gördüğünü öne sürdü.

Ankara ise İsrail’in iddialarını kesin biçimde reddederek bunları hukuka aykırı saldırıyı meşrulaştırmaya yönelik “mesnetsiz” gerekçeler olarak nitelendirdi.

TÜRK HEYETİNİN ÜSSÜ İNCELEDİĞİ İDDİASI

Bölgedeki kaynaklara göre saldırıdan kısa süre önce bir Türk askerî heyeti Ebu Zuhur Üssü’nde incelemelerde bulundu. Ziyaretin, Suriye’nin askerî altyapısının yeniden düzenlenmesi ve üssün kullanıma açılma ihtimaliyle bağlantılı olduğu ileri sürüldü.

Bununla birlikte Ankara, üsse Türk askeri veya savaş uçağı konuşlandırılmasına ilişkin resmî bir karar açıklandığını doğrulamadı.

İsrail’in, teyit edilmiş bir konuşlandırma yerine gelecekte Türk varlığının artabileceği yönündeki değerlendirmeye dayanarak saldırıyı gerçekleştirmesi Washington’da da rahatsızlık yarattı.

BARRACK: GEREKSİZ BİR TIRMANMA

Tom Barrack, saldırıyı “bölgesel istikrara katkı sağlamayan gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirdi.

Barrack, Ahmed eş-Şara yönetimindeki Suriye’nin İsrail’e karşı saldırgan bir tutum benimsemediğini ve vekil güçlere sahip olmadığını belirterek Şam’ın birçok kez gerilimi düşürmek istediğini dile getirdiğini söyledi.

Washington’un eleştirisi, ABD’nin İsrail’in saldırısı konusunda Türkiye’den farklı düşünmediğini ve eylemin bölgesel güvenliği tehlikeye attığı görüşünü taşıdığını gösterdi.

ABD ÜÇLÜ MEKANİZMA İÇİN HAREKETE GEÇTİ

Saldırının ardından ABD, Türkiye, Suriye ve İsrail arasında bilgi paylaşımını sağlayacak yeni bir çatışma önleme mekanizması kurma çalışmalarını hızlandırdı.

Barrack, mekanizmanın savaş uçaklarının güzergâhları, askerî hareketlilik ve sınır ötesi operasyonlar hakkında taraflara önceden bilgi verilmesini sağlamasının planlandığını açıkladı.

ABD’li temsilci, “Bu sabah yaşanan olay, söz konusu çabaların yoğunlaştırılması ve sürecin kapsamının genişletilmesi gerektiğini ortaya koyuyor” dedi.

Barrack’a göre saldırı, iletişim eksikliğinin yüz milyonlarca dolarlık askerî karşılıklarla ve kontrol edilemeyen sonuçlarla karşılaşılmasına yol açabileceğini bir kez daha gösterdi. Washington’ın üzerinde çalıştığı mekanizmanın yalnızca teknik bir haberleşme hattı değil, üç ülkeyi kapsayan daha geniş bir askerî koordinasyon sistemi olması hedefleniyor.

ANKARA’DAN SERT KINAMA

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı güçlü şekilde kınayarak bunun Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef aldığını bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da saldırıyı “bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden sorumsuz bir saldırganlık siyasetinin devamı” olarak nitelendirdi. Duran, Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi sürdüreceğini vurguladı.

BÖLGESEL ÜLKELERDEN İSRAİL’E TEPKİ

Suriye yönetimi saldırıyı egemenlik ihlali ve bölgesel istikrara yönelik tehdit olarak değerlendirdi. Mısır, Katar ve Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu bölge ülkeleri İsrail’in saldırısını kınadı.

Ebu Zuhur saldırısı, Türkiye ile İsrail’in Suriye sahasındaki askerî faaliyetlerinin artık birbirine tehlikeli ölçüde yaklaştığını gösterdi. Ankara’nın bu olayda sergilediği soğukkanlılık doğrudan çatışma riskini azaltırken, benzer bir durumda iletişim eksikliğinin çok daha ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Londra’da 5 sterlinlik tartışma cinayetle bitti

Londra’nın doğusundaki Walthamstow’da yalnızca 5 sterlinin geri ödenmesi üzerine çıktığı belirtilen tartışma cinayetle sonuçlandı.

59 yaşındaki Eugeniu Neamtu, aynı evi paylaştığı 63 yaşındaki Gheorghe Trica’yı göğsünden bıçaklayarak öldürmekten suçlu bulundu.

Old Bailey’de görülen davada jüri, yaklaşık üç saat süren değerlendirmenin ardından 18 Ağustos Salı günü Neamtu hakkında cinayet suçundan mahkûmiyet kararı verdi. Neamtu’nun cezası daha sonraki bir duruşmada açıklanacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“O 5 sterlini geri ver”

Cinayet, 20 Şubat 2026 akşamı Neamtu ile Trica’nın birlikte yaşadığı Westbury Road’daki dairede işlendi.

Mahkemede dinlenen ev sakinleri, iki adam arasında uzun süren ve Romence hakaretlerin de duyulduğu bir tartışma yaşandığını söyledi. Tanıklardan biri, Trica’nın Neamtu’ya “O 5 sterlini bana geri ver” dediğini duyduğunu anlattı.

Savcılığın aktardığına göre Neamtu, tartışma sırasında mutfaktan aldığı siyah saplı biftek bıçağıyla Trica’yı göğsünden bıçakladı.

Adli tıp incelemesi, bıçağın büyük bir kuvvetle saplandığını, Trica’nın kalbine ulaşarak ağır iç kanamaya yol açtığını ortaya koydu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ortak balkonda yere yığıldı

Ağır yaralanan Trica, dairenin önündeki ortak balkona çıkarak yere yığıldı. Polis ve sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen olay yerinde hayatını kaybetti.

Tanıklar, saldırının ardından Neamtu’nun balkondan aşağıya bir cisim fırlattığını gördüklerini söyledi. Polis köpeğiyle bahçede yapılan aramada cinayette kullanılan biftek bıçağı bulundu.

Neamtu’nun saldırıdan sonra sakin tavırlar sergilediği de tanık ifadelerine yansıdı.

Istikbal 860X450 Pxl

999’u kendi telefonundan aradı

Polis soruşturmasının önemli delillerinden birini Neamtu’nun saldırıdan hemen sonra kendi cep telefonuyla yaptığı acil yardım aramaları oluşturdu.

Romence konuşan bir tercüman tarafından çevrilen kayıtta Neamtu’nun 999 operatörüne, “Burada bir olay yaşandı ve bir kişi yaralandı. Bir kavga oldu, bir adam kesildi ve fail benim” dediği belirlendi.

Polis olay yerine ulaştığında evde bulunan kişiler de saldırıyı gerçekleştiren kişinin Neamtu olduğunu bildirdi. Neamtu aynı akşam gözaltına alındı ve 22 Şubat’ta cinayetle suçlandı.

Nefsi müdafaa savunmasını deliller çürüttü

Neamtu, polis sorgusunda soruların büyük bölümüne yanıt vermedi. Hazırladığı yazılı ifadelerde ise Trica’nın kendisini öldürmekle tehdit ettiğini, merdivenlerden ittiğini, boğaz kesme hareketi yaptığını ve sandalyeyle saldırmaya çalıştığını öne sürdü.

Mutfaktaki bıçağı yalnızca Trica’yı korkutmak için aldığını ve kendisini korumak amacıyla bıçakladığını savundu.

Ancak evdeki tanıklardan hiçbiri Trica’nın silahlı olduğunu veya Neamtu’nun anlattığı şekilde saldırgan davrandığını görmedi. Neamtu’nun vücudundaki muayenede de yalnızca yüzeysel ve hafif yaralar tespit edildi.

Jüri, tanık ifadeleri, 999 kayıtları, adli tıp bulguları ve cinayet silahı üzerindeki incelemeler doğrultusunda nefsi müdafaa savunmasını reddetti.

Independent Mortgage 3

Romanya’da da ev arkadaşını öldürmüştü

Davanın en çarpıcı ayrıntısı, Neamtu’nun geçmişinde neredeyse aynı şekilde işlenmiş başka bir cinayetin bulunması oldu.

Mahkemeye göre Neamtu, Ağustos 2006’da Romanya’da birlikte yaşadığı Adrian Vas ile kira parası ve evde yapmayı kabul ettiği işler nedeniyle tartıştı. İki adamın olay öncesinde erik rakısı içtikleri belirtildi.

Neamtu, evin içinden aldığı bıçakla Vas’ı göğsünden defalarca bıçakladı. O olayda kullanılan bıçak da daha sonra evin arazisinde bulundu.

Neamtu, Romanya’daki yargılama sırasında da saldırıya uğradığını ve nefsi müdafaa amacıyla hareket ettiğini öne sürdü. Mahkeme bu savunmayı reddederek Mayıs 2007’de Neamtu’yu cinayetten mahkûm etti.

2023 yılında cezaevinden çıkan Neamtu, daha sonra Birleşik Krallık’a gelerek Walthamstow’a yerleşti. Serbest kalmasından yaklaşık üç yıl sonra ikinci ev arkadaşını da para tartışmasının ardından göğsünden bıçaklayarak öldürdü.

İki cinayette aynı yöntem, aynı savunma

Savcı Philip Evans KC, iki cinayet arasındaki benzerlikleri mahkemede şöyle sıraladı:

Her iki olayda da Neamtu, alkollü olduğu sırada birlikte yaşadığı bir kişiyle para yüzünden tartıştı; evin içerisinden bir bıçak aldı; karşısındaki kişiyi göğsünden bıçakladı ve daha sonra nefsi müdafaa savunması yaptı.

Romanya’daki önceki mahkûmiyetin gerçekten Neamtu’ya ait olduğu, Metropolitan Polisi tarafından elde edilen parmak izi kayıtlarıyla da doğrulandı.

Polis: Tehlikeli bir kişi toplumdan uzaklaştırıldı

Soruşturmayı yöneten Dedektif Müfettiş Jonathan Potter, Trica’nın ölümünü “trajik ve tamamen gereksiz bir can kaybı” olarak nitelendirdi.

Potter, “Eugeniu Neamtu, önemsiz bir tartışma sırasında aşırı şiddete başvurmaya hazır olduğunu gösteren tehlikeli bir suçludur. Jüri, eylemlerine ilişkin ezici delilleri dinledi. Bu karar, tehlikeli bir kişinin toplumdan uzaklaştırılmasını sağladı” dedi.

Neamtu tutuklu kalmaya devam ederken, hakkında verilecek asgari hapis süresi ceza duruşmasında belirlenecek.

Erdoğan ile Burnham arasında ilk temas: Savunma ve ticarette yeni dönem mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Birleşik Krallık Başbakanı Andy Burnham arasında ilk üst düzey temas gerçekleşti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre telefon görüşmesinde Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerinin yanı sıra güncel bölgesel ve küresel gelişmeler değerlendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni görevi dolayısıyla Burnham’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inandığını ifade etti.

İletişim Başkanlığının açıklamasında, bölgesel ve küresel gelişmelerin hangilerinin ayrıntılı biçimde ele alındığına ilişkin bilgi paylaşılmadı. Görüşmeye dair ilk resmi açıklama Türk tarafından yapıldı.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Savunma ortaklığı yeni mekanizmalarla genişliyor

Görüşmenin öne çıkan başlıklarından birini güvenlik ve savunma alanındaki iş birliği oluşturdu.

Erdoğan, Türkiye ile Birleşik Krallık’ın özellikle savunma sanayiinde önemli aşamalar kaydettiğini belirterek, son dönemde imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi ile Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi’nin ilişkilerin geleceği bakımından taşıdığı öneme dikkat çekti.

İki ülkenin 8 Temmuz 2026’da Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında imzaladığı Güvenlik ve Savunma Ortaklığı; askerî iş birliği ve savunma sanayiinin yanı sıra siber güvenlik, hibrit tehditler, terörle mücadele, uzay, sivil hazırlık ve dayanıklılık alanlarını da kapsıyor. Belge, bu konulardaki siyasi ve askerî istişarelerin yeni mekanizmalar aracılığıyla kurumsallaştırılmasını öngörüyor.

Savunma ilişkilerinde son dönemin en büyük adımlarından biri de Türkiye’nin 20 Eurofighter Typhoon savaş uçağı almasına yönelik, değeri 8 milyar sterline kadar çıkabilen anlaşma olmuştu. Mart 2026’da imzalanan destek paketiyle İngiltere’nin Türk Hava Kuvvetleri pilotları ve yer personeline eğitim vermesi de kararlaştırılmıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Stratejik ortaklık güvenlikten teknolojiye uzanıyor

Türkiye ve Birleşik Krallık arasında 23 Nisan 2026’da imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi ise ilişkilerin yalnızca savunma alanıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Belge; NATO içindeki eş güdümün artırılması, terörizm ve organize suçlarla mücadele, enerji güvenliği, iklim değişikliği, insani kalkınma, bilim, teknoloji ve inovasyon gibi geniş bir iş birliği gündemini kapsıyor.

İki ülke, belgeyle aynı zamanda bölgesel krizler ve küresel güvenlik sorunları karşısında daha yakın diyalog kurulmasını hedefliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ticaret gündeminde yeni anlaşma var

Erdoğan-Burnham görüşmesinde ekonomik ilişkiler ve karşılıklı yatırımlar da ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, belirlenen ticaret ve yatırım hedeflerine ulaşılması için ortak çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki mevcut ticaret düzenlemesini hizmetler, dijital ticaret ve yatırımlar gibi yeni alanları kapsayacak şekilde genişletmeyi amaçlayan güncellenmiş Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri Mart 2024’ten bu yana devam ediyor. Birleşik Krallık Avam Kamarası Kütüphanesinin Temmuz 2026 tarihli raporunda da Türkiye ile yürütülen görüşmelerin henüz sonuçlanmadığı belirtildi.

Independent Mortgage 3

Türkiye’nin 2025 yılında Birleşik Krallık’a mal ihracatı yaklaşık 16,7 milyar dolara, bu ülkeden ithalatı ise 7,26 milyar dolara ulaştı. Hizmet ticareti de hesaba katıldığında toplam ekonomik hacmin 30 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyor.

Yeni anlaşmayla mevcut mal ticaretinin ötesine geçilerek finansal ve profesyonel hizmetler, dijital ekonomi, yatırım, fikrî mülkiyet ve sürdürülebilirlik alanlarında daha kapsamlı kurallar oluşturulması amaçlanıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yeni hükümetle diyaloğun sürdürülmesi bekleniyor

Erdoğan ile Burnham arasındaki ilk görüşme, Ankara ile Londra’nın yeni İngiliz hükümeti döneminde de mevcut stratejik iş birliğini sürdürme iradesinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İki ülkenin NATO üyeliği, savunma sanayiindeki büyük ölçekli projeler, büyüyen ticaret hacmi ve Avrupa ile Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye-Birleşik Krallık ilişkilerini önümüzdeki dönemde de her iki başkentin dış politika gündeminde tutacak başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kavurucu sıcaklar İngiltere’de konut tercihlerini değiştirdi

İngiltere’de giderek daha sık ve şiddetli yaşanan sıcak hava dalgaları, gayrimenkul sektöründeki alıcı tercihlerine doğrudan yansımaya başladı.

Gayrimenkul platformu Rightmove’un verilerine göre, 1 Mayıs–31 Temmuz 2026 tarihleri arasında klimalı satılık konutlar için yapılan aramalar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 104 arttı. Böylece İngiltere’de uzun yıllar lüks veya gereksiz bir özellik olarak görülen klima, birçok alıcı açısından konut tercih listesinin önemli unsurlarından biri haline geldi.

Her iki kişiden biri evini serin tutmakta zorlanıyor

Rightmove tarafından gerçekleştirilen tüketici araştırması, talepteki değişimin yalnızca internet aramalarından ibaret olmadığını gösterdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Araştırmaya katılanların yüzde 87’si, yeni bir ev seçerken konutun sıcak havalarda serin kalabilmesini önemli bulduğunu söyledi. Katılımcıların yüzde 45’i mevcut evlerinin sıcak hava dalgalarında serin kalmakta zorlandığını belirtirken, konutunun aşırı sıcaklarla “çok iyi” başa çıktığını söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 11’de kaldı.

Katılımcıların yüzde 61’i evine klima taktırmayı değerlendirebileceğini ifade etti. Ancak hâlihazırda klima sistemine sahip olduğunu bildirenlerin oranı sadece yüzde 12 oldu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Perde, vantilatör ve yalıtım çözümleri öne çıktı

İngilizlerin artan sıcaklıklara karşı farklı yöntemlere yöneldiği de görüldü. Araştırmaya katılanların:

Yüzde 56’sı perde, güneşlik veya ısı önleyici cam filmi kullandığını,

Yüzde 48’i vantilatör edindiğini,

Yüzde 38’i evinin yalıtımını iyileştirdiğini,

Yüzde 29’u ise bahçesinde ağaçlandırma veya gölgelendirme yaptığını bildirdi.

Katılımcıların yüzde 58’i panjur ve tente gibi dış gölgeleme sistemlerini, yüzde 52’si ise daha iyi havalandırma çözümlerini değerlendirebileceğini belirtti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

“Sıcak havadaki konfor artık satın alma kararının parçası”

Rightmove Gayrimenkul Uzmanı Colleen Babcock, bu yaz yaşanan sıcak hava dalgalarının insanların evlerine bakışını değiştirdiğini belirtti.

Konum, yaşam alanı ve satın alınabilirliğin temel öncelikler olmayı sürdürdüğünü vurgulayan Babcock, tüketicilerin artık bir evin sıcak havalarda ne kadar konforlu olacağına daha fazla dikkat ettiğini söyledi. Babcock’a göre bazı haneler mevcut konutlarında pratik önlemler alırken, bazıları da serinleme olanaklarını taşınma kararına dahil ediyor.

Independent Mortgage 3

Geniş camlı modern konutlar da risk altında

John D Wood & Co. Satış Bölümü Başkanı James Waight, serin kalabilmenin özellikle 2026 yazındaki aşırı sıcaklar nedeniyle konut alıcılarının istek listesine girdiğini kaydetti.

Waight, geniş cam yüzeylere sahip çağdaş konutların yaz aylarında beklenenden çok daha fazla ısınabildiğine dikkat çekerek, alıcıların klima ve havalandırmanın yanında binanın nasıl inşa edildiğini de araştırdığını söyledi.

Yeni beklenti, konutun yazın serin kalırken kışın da ısıyı koruyabilmesi. Bu nedenle yön, gölgeleme, cam türü, yalıtım ve yıllık enerji maliyetleri satış görüşmelerinde daha fazla gündeme geliyor.

Mark Wiggin Estate Agents Direktörü Mark Wiggin de hava kaynaklı ısı pompaları, güneş panelleri ve klima sistemlerine yönelik ilginin arttığını belirtti. Wiggin, özellikle denizaşırı alıcıların klimayı daha sık standart özellik olarak beklediğini, buna karşılık bütün alıcıların sistemlerin işletme maliyetlerini daha dikkatli hesapladığını ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2050’de konutların yüzde 92’si aşırı ısınma riskiyle karşılaşabilir

Gayrimenkul piyasasındaki değişimin arkasında daha uzun vadeli bir iklim riski de bulunuyor.

İngiltere İklim Değişikliği Komitesi’nin değerlendirmesine göre gerekli uyum önlemleri alınmazsa ülkedeki konutların yüzde 92’si 2050 yılına kadar normal bir yaz mevsiminde aşırı ısınma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Bu oran günümüzde yüzde 50’nin biraz üzerinde bulunuyor.

Komite, aşırı ısınmayı yatak odası sıcaklığının yıl içinde belirli bir süre boyunca gece 26 derecenin üzerinde kalması gibi ölçütlerle değerlendiriyor. Uzmanlar, dış gölgeleme, doğal havalandırma, yeşil alanlar, uygun yalıtım ve hem ısıtma hem soğutma yapabilen ısı pompalarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Klima talebi enerji tartışmasını da büyütüyor

Klima kullanımının yaygınlaşması, konutlarda elektrik tüketiminin ve hane faturalarının yükselmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Yoğun kullanımın elektrik şebekesi üzerindeki yaz yükünü artırabileceği ve kullanılan elektriğin kaynağına bağlı olarak karbon salımını yükseltebileceği belirtiliyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri yalnızca klasik klima kurulumuna dayalı bir model yerine; dış panjur, tente, çapraz havalandırma, güneş kırıcı cam, ağaçlandırma, güneş paneli ve verimli ısı pompası gibi çözümlerin birlikte uygulanmasını öneriyor.

Ortaya çıkan tablo, İngiltere konut piyasasında “iyi ev” tanımının değişmekte olduğunu gösteriyor. Ulaşım bağlantısı, okul bölgesi, bahçe ve oda sayısı önemini korurken, bir konutun değişen iklim koşullarında yıl boyunca yaşanabilir sıcaklığı koruyabilmesi de alıcıların temel karar ölçütlerinden birine dönüşüyor.

CENTCOM Haritasında KKTC ve Filistin Sürprizi

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) sosyal medya hesabından paylaşılan bir harita, Doğu Akdeniz’de yeni bir tartışmanın merkezine oturdu.

CENTCOM’un paylaşımında Kıbrıs adasının kuzeyindeki bölgenin sınırlarının belirgin şekilde çizilmesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ayrı bir coğrafi alan olarak haritada görünür hale gelmesi dikkat çekti.

Haritanın, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın bölgedeki temaslarına ilişkin paylaşım kapsamında kullanılması, görselin önemini daha da artırdı.

Haritada KKTC sınırlarının belirginliği dikkat çekti

Kıbrıs konusunda uluslararası platformlarda kullanılan haritalar uzun süredir siyasi tartışmaların bir parçası.

Rum tarafının temel yaklaşımı, adanın tamamının Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı olarak kabul edilmesi yönünde. Türkiye ve KKTC ise adada iki ayrı halkın ve iki ayrı siyasi yapının bulunduğunu vurgulayarak iki devletli çözüm modelini savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

CENTCOM tarafından kullanılan haritada kuzeydeki sınırların belirgin biçimde gösterilmesi, bu nedenle Ankara açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirildi.

Haritanın doğrudan bir diplomatik tanıma anlamına geldiğine ilişkin bir açıklama bulunmuyor. Ancak ABD'nin en önemli askeri komutanlıklarından birinin kullandığı görselde KKTC'nin fiili sınırlarının bu kadar belirgin biçimde yer alması, Kıbrıs meselesindeki siyasi tartışmaya yeni bir boyut kazandırdı.

Filistin ayrıntısı da dikkat çekti

Haritadaki bir diğer önemli unsur ise Filistin'in sınırlarının belirgin şekilde gösterilmesi oldu.

KKTC ile Filistin'in aynı haritada sınırları belirgin siyasi/coğrafi alanlar olarak gösterilmesi, özellikle Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki tartışmalı bölgelerin ABD askeri kurumlarının görsel dilinde nasıl ele alındığı sorusunu gündeme taşıdı.

Bu açıdan harita, yalnızca Kıbrıs açısından değil, Filistin meselesi ve bölgedeki sınır tartışmaları açısından da siyasi anlam taşıyan bir görsel olarak değerlendiriliyor.

Independent Mortgage 3

Ankara’nın iki devletli çözüm tezini güçlendiren görüntü

Türkiye, Kıbrıs'ta federal çözüm görüşmelerinin sonuç vermediğini savunarak son yıllarda iki devletli çözüm tezini daha güçlü biçimde gündeme getiriyor.

Ankara'nın yaklaşımına göre adada iki ayrı halk ve iki ayrı demokratik yönetim bulunuyor. Bu nedenle çözümün iki devletin egemen eşitliği temelinde kurulması gerektiği belirtiliyor.

CENTCOM haritasında kuzeydeki sınırların ayrı biçimde gösterilmesi, bu nedenle Türkiye'de “fiili durumun Amerikan askeri haritasına da yansıması” şeklinde yorumlandı.

Harita, bu yönüyle Türkiye'nin uzun süredir uluslararası alanda anlatmaya çalıştığı Kıbrıs tezinin görsel karşılığı olarak değerlendirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Rum kesiminde neden rahatsızlık yaratıyor?

Rum tarafı açısından en hassas konu, KKTC'nin uluslararası aktörler tarafından ayrı bir siyasi veya coğrafi yapı olarak gösterilmesi.

Özellikle ABD gibi Kıbrıs konusunda ağırlığı bulunan bir ülkenin askeri komutanlığına ait resmi sosyal medya hesabında kullanılan haritalar, Rum yönetimi açısından diplomatik açıdan yakından takip edilen unsurlar arasında bulunuyor.

Bu nedenle CENTCOM paylaşımındaki sınırların, Rum tarafında “ABD'nin Kıbrıs'taki mevcut fiili durumu görsel olarak daha fazla dikkate aldığı” şeklinde yorumlanması bekleniyor.

Ancak Washington'ın Kıbrıs konusunda resmi diplomatik pozisyonunda bir değişiklik açıklanmış değil. Dolayısıyla tartışmanın odağında şimdilik tanıma değil, haritanın siyasi ve sembolik anlamı bulunuyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Gelişme Guterres’in Kıbrıs girişimleriyle aynı döneme denk geldi

CENTCOM haritasının gündeme gelmesi, Kıbrıs konusunda diplomatik hareketliliğin yeniden arttığı bir döneme denk geldi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs'ta taraflar arasındaki diyaloğun yeniden canlandırılması için girişimlerini sürdürüyor. Guterres'in Temmuz sonunda Kıbrıs'ta Rum lider Nikos Christodoulides ve Türk tarafı lideri Tufan Erhürman ile gerçekleştirdiği temaslar, müzakere sürecinin yeniden hareketlendirilmesi açısından önem taşıdı.

Bu tablo içinde CENTCOM haritasının ortaya çıkması, Kıbrıs'ta diplomatik çözüm arayışlarının yeniden konuşulduğu bir dönemde ABD'nin askeri kanadından gelen dikkat çekici bir görsel mesaj olarak öne çıktı.

Doğu Akdeniz’de askeri dengeler de değişiyor

Kıbrıs meselesi artık yalnızca siyasi çözüm görüşmeleriyle sınırlı değil.

Doğu Akdeniz'de Türkiye, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasındaki askeri ve enerji işbirlikleri bölgesel dengelerin önemli parçaları haline geldi.

Türkiye'nin KKTC'deki askeri varlığı ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin politikası, Ankara'nın bölgesel güvenlik stratejisinin temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Nitekim 2026 yılı içinde Kıbrıs çevresindeki hava sahası ve askeri faaliyetler konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında yeni gerilimler de yaşandı. Haziran ayında Türkiye, KKTC'den kalkan F-16'ların Yunan ve Avrupalı yetkilileri taşıyan uçaklarla ilgili yaşanan olayda KKTC hava sahasına yönelik ihlal iddialarını reddetti.

Bu gelişmeler, Kıbrıs'ın yalnızca siyasi değil, askeri ve stratejik açıdan da Doğu Akdeniz'in merkezindeki konumunu koruduğunu gösteriyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

CENTCOM’un rolü tartışmayı büyütüyor

CENTCOM, ABD'nin Ortadoğu'daki en önemli askeri komutanlıklarından biri.

Komutanlığın başında bulunan Amiral Brad Cooper, 2026 boyunca İran, İsrail-Filistin ve bölgesel güvenlik başlıklarında Washington'ın askeri operasyonlarının önemli aktörlerinden biri oldu. Cooper'ın bölgedeki operasyonlara ilişkin açıklamaları, CENTCOM'un Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki gelişmelere verdiği stratejik önemi de ortaya koyuyor.

Bu nedenle CENTCOM'un yayımladığı haritalar, sıradan bir coğrafi görselin ötesinde değerlendiriliyor.

Asıl soru: Harita neden böyle hazırlandı?

Şimdi Kıbrıs'ta tartışmanın merkezinde bu soru bulunuyor.

KKTC sınırlarının haritada bu şekilde gösterilmesi bilinçli bir tercih miydi, yoksa kullanılan standart coğrafi veri setinin sonucu muydu?

CENTCOM tarafından haritanın hazırlanma biçimine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmadığı sürece bu sorunun kesin yanıtını vermek mümkün değil.

Ancak ortaya çıkan görüntünün siyasi etkisi şimdiden açık:

KKTC'nin fiili sınırlarının ABD'nin Ortadoğu'dan sorumlu en üst düzey askeri komutanlıklarından birinin haritasında bu kadar belirgin biçimde görünmesi, Kıbrıs meselesinde yeni bir tartışma başlattı.

Türkiye açısından bu görüntü, Ankara'nın “adada iki ayrı siyasi gerçeklik bulunduğu” tezini destekleyen dikkat çekici bir gelişme olarak okunurken, Rum tarafı açısından ise uluslararası alanda KKTC'nin görünürlüğünü artırabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Doğu Akdeniz'de enerji, güvenlik, deniz yetki alanları ve Kıbrıs müzakerelerinin yeniden aynı denklemde buluştuğu bir dönemde ortaya çıkan CENTCOM haritası, küçük bir harita ayrıntısının nasıl büyük bir siyasi tartışmaya dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi.

İngiltere Başbakanı Burnham’a sahte “Beyaz Saray” tuzağı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ABD yönetiminin en güçlü isimlerinden biri olan Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles’ı taklit eden bir kişinin hedefi oldu.

Dört yetkiliye dayandırılan haberlere göre Burnham, iletişim kurduğu kişinin gerçekten Wiles olduğunu düşünerek kendisiyle birkaç mesaj paylaştı. Ancak yazışmalar sırasında karşısındaki kişinin kimliğinden şüphelenmeye başladı.

Temasın güvenilir olmadığı anlaşılınca durum vakit kaybetmeden ilgili İngiliz makamlarına bildirildi ve iletişim sonlandırıldı. Kaynaklar, yazışmalarda hassas veya önemli nitelikte herhangi bir bilginin paylaşılmadığını belirtti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Telefon görüşmesi yapılmadı

Burnham ile sahte Wiles arasındaki iletişimin yalnızca yazılı mesajlarla gerçekleştiği, taraflar arasında herhangi bir telefon ya da görüntülü görüşme yapılmadığı bildirildi.

Mesajlaşmanın hangi uygulama üzerinden gerçekleştirildiği ise açıklanmadı. Başbakanlık, WhatsApp veya başka bir haberleşme platformunun kullanılıp kullanılmadığı konusundaki soruları yanıtsız bıraktı.

Downing Street sözcüsü, olayla ilgili ayrıntı vermeyerek, “Ulusal güvenlik konularında yorum yapmıyoruz” açıklamasıyla yetindi. Olayın Burnham’ın başbakanlık görevini devralmasından önce başlayıp daha sonra da devam etmiş olabileceği öne sürülürken, bu ayrıntı resmî makamlarca doğrulanmadı.

Independent Mortgage 3

İngiltere, Beyaz Saray’ı bilgilendirdi

İngiltere’nin Washington Büyükelçiliği, olayın doğurduğu güvenlik endişesi nedeniyle Beyaz Saray ile temasa geçti.

Beyaz Saray, Wiles’ın mevcut cihazlarının ele geçirilmediğini bildirdi. Bu açıklama, Burnham’ı hedef alan son girişimin Wiles’ın telefonunun daha önce hedef alındığı olayla doğrudan bağlantılı olduğunun henüz kanıtlanmadığını gösteriyor. ABD makamları olayın arkasında aynı kişi veya grubun bulunup bulunmadığını açıklamadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Wiles’ın kişisel rehberi daha önce ele geçirilmişti

Susie Wiles’ın kişisel telefonu ve rehberindeki bilgilerin Mayıs 2025’te korsanların hedefi olduğu bildirilmişti. Olayın ardından Wiles gibi davranan bir kişi; ABD’li senatörlere, valilere ve üst düzey şirket yöneticilerine mesajlar göndermiş, bazı isimleri telefonla aramıştı.

Söz konusu iletişimlerin Wiles’ın gerçek telefon numarasından yapılmadığı, ancak saldırganların kişisel telefonundaki iletişim bilgilerine ulaşmış olabileceği aktarılmıştı. Olay üzerine FBI soruşturma başlatmıştı.

ABD makamları ayrıca saldırganların güven kazanmak veya hedeflerin hesaplarına erişmek amacıyla yapay zekâyla üretilmiş ses kayıtlarından yararlanabilecekleri konusunda uyarıda bulunmuştu.

Istikbal 860X450 Pxl

Üst düzey isimlerin telefonları internette bulundu

Burnham’a yönelik girişimin ardından İngiliz siyasetindeki dijital güvenlik açıklarına ilişkin yeni bilgiler de gündeme geldi. En az üç kabine üyesinin kişisel cep telefonu numaralarının internette bulunabildiğinin belirlenmesi, üst düzey siyasetçilerin kimlik taklidi ve sosyal mühendislik saldırılarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu yeniden tartışmaya açtı.

David Cameron da benzer yöntemle hedef alınmıştı

İngiltere’de üst düzey bir siyasetçinin sahte kimlikle kandırılması ilk kez yaşanmıyor. Eski Dışişleri Bakanı David Cameron da 2024 yılında, kendisini Ukrayna’nın eski Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko olarak tanıtan bir kişiyle mesajlaşmış ve kısa bir görüntülü görüşme gerçekleştirmişti.

Burnham olayı, saldırganların üst düzey yöneticilerin kişisel iletişim ağlarını kullanarak devletler arası resmî temas izlenimi oluşturabildiğini gösterirken, Londra ve Washington’daki güvenli haberleşme prosedürlerinin yeniden gözden geçirilmesi çağrılarını artırdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere Türk toplumunun aşina siması “Topal Ali” hayatını kaybetti

Londra Türk toplumunun uzun yıllardır yakından tanıdığı Ali Gül Güneş’in vefatı, özellikle İngiltere’ye yerleşen ilk kuşak Türkiyeli göçmenler arasında üzüntü yarattı.

Toplum içinde yaygın olarak “Topal Ali” adıyla bilinen Güneş, Londra’da Türk gıda sektörünün gelişmeye başladığı ilk dönemlerin tanınmış esnafları arasında yer aldı.

Güneş’in adı özellikle Turkish Food Centre (TFC) ve Londra’daki Türk marketçiliğinin ilk yıllarıyla özdeşleşti. Ancak TFC'nin kurumsal tarihine ilişkin kaynaklarda kuruculuk konusunda farklı anlatımlar bulunuyor. 2019 yılında TFC'nin 40'ıncı yılı dolayısıyla yayımlanan kaynaklar, şirketin başlangıcını 1979'a götürürken Hüseyin Uçar'ı TFC'nin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak tanımlıyor.

Bu nedenle Güneş’in TFC tarihindeki yerini, mevcut kaynaklar ışığında doğrudan “TFC zincirinin kurucusu” şeklinde tanımlamak yerine, TFC'nin erken dönemleri ve Londra Türk gıda ticaretiyle özdeşleşmiş öncü isimlerden biri olarak ifade etmek daha ihtiyatlı görünüyor.

Independent Mortgage 3

Bir marketten çok daha fazlasıydı

Ali Gül Güneş’in Londra’daki ilk kuşak göçmenler açısından taşıdığı önemi ortaya koyan dikkat çekici bilgiler akademik çalışmalara da yansıdı.

Roehampton Üniversitesi bünyesinde hazırlanan, Londra’daki Türkiye kökenli kadınların göç deneyimlerini ele alan bir doktora çalışmasında Turkish Food Centre’ın toplum içinde sahibinin lakabından hareketle “Topal Ali” adıyla bilindiği belirtiliyor. Çalışmada Güneş, Hackney’deki Türk toplumunun en güvenilen ve tanınan kişilerinden biri olarak anlatılıyor.

Araştırmada aktarılan bilgilere göre Güneş’in marketi yalnızca Türkiye’den gelen insanların alışık oldukları gıda ürünlerini bulabildikleri bir alışveriş noktası değildi.

İngiltere’ye yeni gelen göçmenlerin önemli bir bölümünün henüz banka hesabının bulunmadığı, evlere yönelik hırsızlıkların da endişe meyrana getirdiği dönemlerde Güneş’in bazı toplum üyelerinin birikimlerini dükkânındaki kasada muhafaza ettiği ve istendiğinde sahiplerine geri verdiği aktarılıyor. Akademik çalışma, bu uygulamayı göçmen toplumunun kendi içinde geliştirdiği güven ve dayanışma mekanizmalarından biri olarak değerlendiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İlk kuşağın güven duyduğu isimlerden biriydi

Bu ayrıntı, “Topal Ali”nin neden yalnızca başarılı bir esnaf olarak değil, İngiltere Türk toplumunun sosyal hafızasının bir parçası olarak hatırlandığını da ortaya koyuyor.

Özellikle Türkiye’den İngiltere’ye göçün yoğunlaştığı yıllarda dil engeli, bankacılık sistemine erişim, barınma ve yeni ülkeye uyum gibi sorunlarla karşılaşan göçmenler için Türk bakkalları ve marketleri aynı zamanda buluşma, haberleşme ve dayanışma merkezleri haline gelmişti.

Güneş de bu dönemde Londra’da oluşan göçmen ticaret ağının tanınan simalarından biri oldu. Akademik araştırmada, bazı göçmen kadınların aileleri dışındaki erkekler arasında güven duydukları ender kişilerden biri olarak “Topal Ali”yi gördükleri özellikle kaydediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TFC, Londra'nın önemli Türk markalarından birine dönüştü

Ali Gül Güneş’in adının birlikte anıldığı TFC'nin geçmişi de İngiltere Türk toplumunun ticari gelişiminin önemli örneklerinden birini oluşturuyor.

Kaynaklara göre Turkish Food Centre'ın geçmişi 1979-1980 dönemine uzanıyor. Şirketin Dalston'daki ilk yapılanmasından zaman içinde Londra'nın farklı bölgelerine yayılan bir market ağı doğdu. 2007'de TFC'nin 10'uncu şubesinin açılışında grubun yaklaşık 27 yıllık geçmişinden söz edilirken, 2019'daki 40'ıncı yıl kutlamalarında şirketin 20 şubeye ve yaklaşık 600 çalışana ulaştığı açıklanmıştı.

TFC'nin ürün yelpazesi de zamanla yalnızca Türkiye'den gelen ürünlerle sınırlı kalmadı; Kıbrıs, Yunanistan, Akdeniz ülkeleri, Orta Doğu ve farklı göçmen topluluklarının mutfaklarına hitap eden geniş bir yapıya dönüştü. Bugün marka kendisini 1979'dan beri faaliyet gösteren bir etnik süpermarket zinciri olarak tanımlıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra Türk toplumunun hafızasında yaşayacak

Ali Gül Güneş’in hayatını kaybetmesi, İngiltere’ye gelen ilk kuşağın oluşturduğu ticari ve toplumsal yapının öncü isimlerinden birinin daha aramızdan ayrılması anlamına geliyor.

“Topal Ali” adı, onu tanıyanlar açısından yalnızca bir esnafın lakabı değildi. Londra'da Türkiyeli göçmenlerin henüz bugünkü kadar güçlü kurumsal ve ticari yapılara sahip olmadığı yıllarda, alışverişten dayanışmaya, güven ilişkisinden toplumsal buluşmaya kadar uzanan bir dönemin hatırasını temsil ediyordu.

Güneş, uzun yıllar boyunca içinde yaşadığı toplumla kurduğu ilişkiler ve Londra'daki Türk gıda ticaretinin ilk dönemlerinde bıraktığı izlerle İngiltere Türk toplumunun hafızasında yerini aldı.

Eurovizyon Yayın Grubu olarak, Ali Gül Güneş’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve İngiltere Türk toplumuna başsağlığı diliyoruz.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk tutuklandı

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, sosyal medyada paylaşılan video içeriğindeki ifadeleri gerekçesiyle hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandı.

İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan video içeriklerinde geçen ifadeleri nedeniyle Türker Ertürk hakkında resen soruşturma başlattı.

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı Türker Ertürk, “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamalarıyla gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Türker Ertürk, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Paylaşılan videolarda emekli Tuğamiral Ertürk'ün farklı tartışma programlarında dile getirdiği yorum ve düşünceleri yer alıyor.

TÜRKER ERTÜRK KİMDİR?

1957 yılında Trabzon'da doğan Türker Ertürk, 2008-2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yaptı. Ertürk, Heybeliada'da bulunan Deniz Harp Okulu'ndan mezuniyetinin ardından, 1979 yılında subay olarak donanmaya katıldı.

Türker Ertürk; 15 sene gemilerde çalıştı, bu süre içinde üç harp gemisinin komutanlığını yaptı. Ertürk; binbaşı rütbesinde Deniz Kuvvetleri Milli Plan Subaylığı, yarbay rütbesinde Donanma Komutanlığı Eğitim ve Tatbikat Kısım Amirliği, albay rütbesinde ise Deniz Kuvvetleri Komuta Kontrol Daire Başkanlığı görevlerini yaptı.

Türker Ertürk, 1985-1987 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde görev yaptı. 1988-1990 yıllarında Deniz Harp Akademisi eğitimini alan Türker Ertürk, 1992'de Silahlı Kuvvetler Akademisi ve 1999'da Roma’da bulunan NATO Savunma Koleji eğitimlerini tamamladı.

30 Ağustos 2006 tarihinde tuğamiralliğe terfi eden Türker Ertürk, 2006-2008 yılları arasında Karadeniz Bölge Komutanlığı görevini yaptı. Ertürk, 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etti.

Türker Ertürk, mesleğinden ayrılmasının sonra CHP’ye katılan ve yaklaşık olarak beş yıl CHP içinde siyasi faaliyet yürüttü. Ertürk, 12 Kasım 2014'te CHP'den istifa etti. Bir dönem siyasi çalışmalarını bağımsız olarak sürdüren Türker Ertürk, 2019'da TBMM Grubu'nda düzenlenen bir törenle yeniden CHP'ye katıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra Kıbrıs Türk toplumunun acı kaybı: Münir Tatar vefat etti

Londra’da uzun yıllardır mali müşavirlik yapan, Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış ve sevilen simalarından Münir Tatar, 17 Ağustos 2026 sabahı hayatını kaybetti. Tatar’ın vefatı, başta ailesi ve yakınları olmak üzere Londra’daki Kıbrıs Türk toplumunda büyük üzüntü yarattı.

Ersin Tatar duyurdu

Münir Tatar’ın vefat haberi, KKTC eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından duyuruldu. Ersin Tatar, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda Münir Tatar’ın kuzeni olduğunu belirterek, ailesinin ve kendisini sevenlerin yaşadığı büyük üzüntüyü dile getirdi.

Ersin Tatar, kuzeni Münir Tatar’ı Britanya’daki Kıbrıs Türk toplumuna önemli katkılarda bulunmuş bir “vatansever” olarak nitelendirdi ve merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

Londra’da yarım asra yaklaşan meslek hayatı

Münir Tatar, Londra’da uzun yıllar mali müşavir olarak hizmet verdi. Kendi adını taşıyan M. Tatar & Associates adlı mali müşavirlik kuruluşunun yönetici ortağı olarak özellikle Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumundan çok sayıda kişi, aile ve işletmeye profesyonel danışmanlık sundu.

Firmanın resmi bilgilerinde Tatar’ın 1982 yılında muhasebeci olarak mesleğe başladığı, ilerleyen yıllarda ACCA ve İngiltere ile Galler Yeminli Mali Müşavirler Enstitüsü (ICAEW) bünyesinde üst düzey mesleki unvanlara sahip olduğu belirtiliyor. Tatar; muhasebe, vergi danışmanlığı, şirket yapılanmaları, yatırım ve miras planlaması gibi alanlarda hizmet verdi.

Merkezi Londra’da bulunan M. Tatar & Associates, uzun yıllar boyunca farklı sektörlerden işletmelere ve bireysel müşterilere mali müşavirlik hizmeti verdi. Firmanın resmi adresi bugün de Londra N8 bölgesinde bulunuyor.

Kıbrıs Türk toplumunun yakından tanıdığı bir isimdi

Münir Tatar yalnızca mesleki çalışmalarıyla değil, Londra’daki Türk ve Kıbrıs Türk toplumuyla kurduğu güçlü ilişkilerle de tanınıyordu.

Toplumun farklı etkinliklerinde ve organizasyonlarında yer alan Tatar, uzun yıllar boyunca iş insanları, sivil toplum temsilcileri ve toplum kuruluşlarıyla yakın temas içinde oldu.

ATMB Yönetiminde görev üstlendi

Geçmiş yıllardaki Londra’daki Türk toplumuna yönelik etkinlik haberlerinde de Münir Tatar’ın önemli davetlerde ve toplum organizasyonlarında yer aldığı görülüyor.

Munir Tatar ayrıca merkezi Londra’da bulunan Avrupalı Türk Markalar Birliği (ATMB) Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yaparak Avrupa’daki Türk iş dünyasıyla ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunuyordu.

Nesiller boyu Türk işletmelerine danışmanlık yaptı

Münir Tatar’ın meslek hayatının önemli bölümünü Londra’daki Türkçe konuşan toplumun ekonomik hayatıyla iç içe geçirdiği belirtiliyor.

Mesleki kariyerinin ilk dönemlerinde Londra’daki küçük işletmelere muhasebe hizmetleri sunan Tatar, yıllar içinde hizmet alanını genişleterek girişimcilerden yatırımcılara, aile şirketlerinden daha büyük işletmelere kadar geniş bir müşteri kitlesine danışmanlık yaptı. Kendi firmasının açıklamalarında, farklı kuşaklardan girişimcilere ve işletmelere danışmanlık sağladığı vurgulanıyor.

Tatar’ın mesleki faaliyetleri, Londra’daki çeşitli Türk toplum kuruluşlarının mali işlerinde de uzun yıllar karşılık buldu. İngiltere Charity Commission kayıtlarında, M. Tatar & Associates’in farklı Türk toplum kuruluşlarına bağımsız inceleme ve mali denetim hizmetleri sunduğu görülüyor.

Ailesi ve toplum büyük üzüntü yaşadı

Londra Gazete’nin vefat haberine göre Münir Tatar geride eşi, bir oğlu ve bir kızını bıraktı. Haberde, Tatar’ın özellikle Kuzey Londra’daki Türkçe konuşan toplum tarafından yakından tanındığı ve yıllar boyunca toplumun bireylerine, ailelerine ve işletmelerine destek verdiği ifade edildi.

Münir Tatar’ın vefatı, uzun yıllardır birlikte çalıştığı meslektaşları, iş dünyasındaki dostları ve Kıbrıs Türk toplumu arasında büyük üzüntüyle karşılandı.

Londra’daki Türk toplumunda iz bıraktı

Yaklaşık yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca Londra’da yaşayan Türk ve Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik ve sosyal hayatına dokunan Münir Tatar, özellikle mali müşavirlik alanındaki uzmanlığı ve toplumla kurduğu yakın ilişkilerle hatırlanacak.

Tatar’ın cenaze töreninin ne zaman ve nerede yapılacağına ilişkin henüz resmi bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmadığı görülüyor. Cenaze programı ve aile tarafından yapılacak diğer açıklamaların önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.

Eurovizyon olarak merhum Münir Tatar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve Londra’daki Kıbrıs Türk toplumuna başsağlığı diliyoruz.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra’dan kaçış hızlandı: Başkent 132 bin kişilik iç göç kaybı yaşadı

İngiltere’de açıklanan yeni iç göç verileri, uzun yıllardır ülkenin ekonomik ve finansal merkezi olan Londra’nın nüfus hareketlerinde önemli bir değişim yaşandığını ortaya koydu.

Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) 2025 yılı iç göç verilerine göre yaklaşık 420 bin kişi Londra’dan başka bir bölgeye taşındı. Aynı dönemde yaklaşık 289 bin kişi Londra’ya geldi. Böylece başkentin diğer İngiltere bölgeleriyle olan net iç göç dengesi 132 binden fazla kişi eksiye düştü.

Bu hareket, Londra’nın yalnızca pahalı konut piyasasından kaynaklanan bir nüfus kaybı yaşamadığını, aynı zamanda çalışma ve yaşam tercihlerindeki değişimin de başkentin demografik yapısını etkilediğini gösteriyor.

Londra nüfusu 2021’den bu yana ilk kez azaldı

Yeni verilerin en dikkat çekici sonuçlarından biri, Londra’nın toplam nüfusunun da gerilemesi oldu.

Independent Mortgage 3

ONS’ye göre Londra’nın nüfusu 2025 ortasına kadar yüzde 0,29 azaldı. Bu, 2021 ortasına kadar olan pandemi döneminden bu yana başkentin ilk yıllık nüfus düşüşü olarak kayıtlara geçti.

Üstelik Londra’da doğumların ölümlerden fazla olması ve uluslararası göçün hâlâ nüfusa katkı sağlamasına rağmen toplam nüfus azaldı. Bunun temel nedeni, Londra’dan İngiltere’nin diğer bölgelerine yönelik iç göçün bu artışları fazlasıyla dengelemesi oldu.

Başka bir ifadeyle Londra, yurtdışından nüfus çekmeye devam etse bile kendi ülkesindeki nüfus hareketinde ciddi biçimde kaybeden taraf haline geldi.

En büyük kayıp Newham’da

Londra ilçeleri arasında en büyük iç göç kaybı Newhamda yaşandı.

Yaklaşık 34 bin kişi Newham’a taşınırken, 50 bine yakın kişi ilçeden ayrıldı. Böylece Newham’ın net kaybı 16 bini aştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Onu;

  • Brent: 9 binden fazla net kayıp,
  • Redbridge: yaklaşık 8 bin 300 net kayıp

izledi.

Bu tablo, Londra’nın yalnızca merkezi bölgelerinden değil, başkentin doğu ve kuzeybatısındaki geniş aile yerleşimlerinden de insanların daha uygun maliyetli bölgelere yöneldiğine işaret ediyor.

Londra’da yalnızca iki ilçe kazandı

Başkentte iç göç açısından tablo neredeyse tamamen negatif oldu.

2025 verilerinde Londra’nın 32 ilçesi arasında yalnızca Havering ve Bromley net iç göç artışı kaydetti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Havering yaklaşık 1.700 kişilik, Bromley ise 583 kişilik net artış elde etti.

Bu durum, Londra içinde dahi insanların daha düşük yoğunluklu, banliyö karakterindeki bölgelere yönelme eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.

Konut maliyeti en önemli baskılardan biri

Uzmanların dikkat çektiği temel faktörlerin başında konut maliyetleri geliyor.

Londra, İngiltere'nin diğer bölgelerine kıyasla yüksek kira ve konut fiyatlarıyla öne çıkıyor. Özellikle çocuklu aileler açısından daha büyük bir eve geçmenin maliyeti, başkent dışında yaşamayı cazip hale getirebiliyor.

Pandemi sonrasında kalıcı hale gelen uzaktan ve hibrit çalışma modelleri de bu tercihi kolaylaştırdı. Her gün Londra merkezine gitmek zorunda olmayan çalışanlar, işlerini koruyarak daha ucuz konutların bulunduğu kentlere, kasabalara, sahil bölgelerine veya kırsal alanlara taşınabiliyor.

Dolayısıyla Londra'daki hareket, yalnızca “şehirden kaçış” olarak değil, konut, çalışma ve yaşam kalitesi arasında yeni bir denge arayışı olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

4 milyon kişi adres değiştirdi

Londra'daki hareket, İngiltere ve Galler genelindeki daha geniş bir demografik değişimin parçası.

2025 yılında yaklaşık 4 milyon kişi İngiltere ve Galler içinde yaşadığı yerel bölgeyi değiştirdi. Büyük kentlerin bir bölümünde nüfus baskısı azalırken, daha küçük kentler, kırsal bölgeler ve sahil yerleşimleri yeni sakinler çekti.

Özellikle North Yorkshire, Cornwall, Northumberland ve Somerset gibi bölgeler iç göç açısından dikkat çeken destinasyonlar arasında bulunuyor.

Mevcut veriler, insanların büyük kentlerden tamamen uzaklaşmasından ziyade, daha fazla yaşam alanı, daha düşük konut maliyeti ve daha sakin çevre sunan bölgelere yöneldiğini gösteriyor. Cornwall ve North Yorkshire gibi bölgeler 2025'te güçlü net iç göç artışlarıyla öne çıktı.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra’nın geleceği açısından kritik değişim

Londra’nın ekonomik ağırlığı hâlâ son derece yüksek. Finans, teknoloji, eğitim, kültür ve uluslararası şirketlerin merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Ancak nüfus hareketleri, başkentin gelecekteki demografik yapısının yalnızca uluslararası göç tarafından belirlenmeyeceğini gösteriyor.

Özellikle çalışma çağındaki nüfusun nerede yaşayacağı, konut piyasasının karşılanabilirliği ve hibrit çalışmanın kalıcı etkileri Londra'nın önündeki önemli başlıklardan biri olacak.

ONS'nin verileri, bu dönüşümün artık geçici bir pandemi etkisi olmaktan çıkıp daha kalıcı bir eğilime dönüşüp dönüşmediğinin izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Çünkü Londra için yeni tablo şu: Başkent hâlâ dünyanın dört bir yanından insan çekiyor, ancak İngiltere'nin diğer bölgelerine karşı nüfus yarışında ciddi miktarda insan kaybediyor.

Alihan Kuriş yapılanması üst yönetiminin gizli uygulama kullandığı ortaya çıktı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin açıklamalarında operasyonun en dikkat çekici başlığı, yapılanmanın üst yönetiminin kullandığı ileri sürülen “Blopper” adlı gizli yazılım oldu.

Diyarbakır’da konuşan Bakan Çiftçi, “Bir dini cemaat, bir akım gizli yazılım kullanır mı?” diyerek söz konusu uygulamayı FETÖ’nün geçmişte kullandığı ByLock ile karşılaştırdı. Çiftçi, “Önceden FETÖ’cüler ByLock uygulamasını kullanıyorlardı. Bu akımın da şu anda kullandığı, örgüt üst yönetiminin kullandığı Blopper diye bir uygulama var” ifadelerini kullandı.

Bakanın verdiği bilgiye göre Blopper’a üst kademenin üç aşamalı doğrulama sistemiyle girebildiği öne sürülüyor. Bu ayrıntı, uygulamanın sıradan bir mesajlaşma programından ziyade, yapılanmanın üst düzey yöneticileri arasındaki kapalı iletişim için kullanıldığı iddiasını gündeme taşıdı.

Operasyonun hedefi: “Taban değil, üst yönetim”

Çiftçi, operasyonun bütün bir dini cemaate veya muhafazakâr kesime yönelik olmadığını özellikle vurguladı. Bakan, AK Parti iktidarları döneminde dindar insanlara, cemaatlere veya muhafazakâr kesime yönelik bir operasyon yapılmadığını savunarak, soruşturmanın odağında yapının “çıkar örgütüne dönüştüğü” öne sürülen üst yönetiminin bulunduğunu söyledi.

Çiftçi ayrıca yapılanmanın alt kademelerinde yer alan inananlarla, üst yönetimde bulunduğu ileri sürülen kişiler arasında ayrım yapılması gerektiğini belirterek, “Üst yönetimine bir operasyon var. Geniş kesimlere yönelik operasyon yok” mesajını verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kuriş’in 2016’da başa geçmesinden sonra para ve mal varlığı hareketleri iddiası

Bakan Çiftçi, soruşturmanın mali boyutuna da dikkat çekti. Açıklamasında Alihan Kuriş’in 2016 yılında yapının başına geçtiğini, sonrasında ise “büyük para hareketleri” ve “mal varlığı hareketleri” yaşandığını ileri sürdü.

Bu nedenle soruşturmanın yalnızca örgütsel yapılanma ve haberleşme ağıyla sınırlı olmadığı, mali kaynaklar ve mal varlığı hareketlerinin de incelemenin önemli başlıkları arasında bulunduğu ifade edildi.

17 ilde operasyon, 32 tutuklama

Soruşturmanın son aşamasında kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 13 Ağustos’ta kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapıya yönelik 17 ilde operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan 38 şüpheliden Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 32 kişinin tutuklandığı, 6 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirildi.

Kuriş’in tutuklanmasıyla birlikte soruşturma, Türkiye’de dini yapılanmaların örgütsel ve mali faaliyetleri konusunda yeni bir tartışmanın da merkezine yerleşti.

Blopper iddiası soruşturmanın en kritik başlıklarından biri

Çiftçi’nin açıklamasıyla birlikte soruşturmanın dikkat çekici boyutlarından biri de gizli haberleşme iddiası oldu.

ByLock örneğinde olduğu gibi belirli bir grubun üst düzey isimleri arasında kullanılan kapalı bir iletişim sisteminin bulunup bulunmadığı, Blopper olarak adlandırılan uygulamanın nasıl çalıştığı ve kimler tarafından kullanıldığı soruşturmanın ilerleyen aşamalarında daha fazla gündeme gelebilecek başlıklar arasında bulunuyor.

Ancak şu aşamada uygulamanın teknik özellikleri, kullanıcı sayısı, mesaj içerikleri veya soruşturma dosyasındaki delil niteliği konusunda kamuoyuna ayrıntılı ve bağımsız bir resmî açıklama yapılmış değil. Bu nedenle Blopper’ın varlığı ve kullanım biçimine ilişkin bilgiler, İçişleri Bakanı Çiftçi’nin açıklamalarına dayanan iddialar olarak aktarılıyor.

ByLock benzetmesi neden önemli?

FETÖ soruşturmalarında ByLock, örgüt üyeleri arasındaki iletişimin tespit edilmesinde uzun süre en çok tartışılan dijital unsurlardan biri olmuştu. Bu nedenle Çiftçi’nin Blopper’ı ByLock ile karşılaştırması, mevcut soruşturmada dijital haberleşme ağının örgütsel hiyerarşiyi ortaya çıkarmada önemli bir delil olarak değerlendirilebileceği mesajını taşıyor.

Bakanın açıklamasındaki “üç kademeli doğrulama” ayrıntısı da bu açıdan özellikle dikkat çekiyor. Eğer soruşturma dosyasında uygulamanın kullanımına ilişkin dijital deliller doğrulanırsa, bu bulguların yapılanmanın üst yönetimi arasındaki iletişim zincirinin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayıp oynamayacağı önümüzdeki süreçte netleşecek.

Not: Uygulamanın adı, farklı haber kaynaklarında “Blopper”, “Blooper” ve “Glooper” şeklinde yazıldı. Bakan Çiftçi’nin açıklamasının haberleştirilmesinde “Blopper/Blooper” kullanımı öne çıkıyor. Bu nedenle uygulamanın teknik adı konusunda bağımsız bir resmî doğrulama gerekiyor.

Amsterdam’da Sansür Tartışması: Spinoza’dan 370 Yıl Sonra Aynı Şehirde Fikir Özgürlüğü Sınavı

Sivil toplum kuruluşları ve fikir kuruluşlarında uzun yıllar yöneticilik yapan, Avrupalı Türklerin hafızasına 25’ten fazla kitap kazandıran yazar Veyis Güngör, Eurovizyon Haber’de yayımlanan son yazısında Amsterdam’da yaşandığını belirttiği iki farklı sansür ve engelleme girişimini tarihsel bir karşılaştırmayla gündeme taşıdı.

Güngör, yazısında Amsterdam’ın yüzyıllardır farklı dinlerin, kültürlerin ve düşüncelerin buluştuğu, özgürlük geleneğiyle öne çıkan bir şehir olarak tanıtıldığını belirterek, kentin geçmişindeki çarpıcı bir olayı hatırlattı.

Tarih 27 Temmuz 1656’ydı. Genç düşünür Baruch Spinoza, Amsterdam’daki Portekiz Yahudi Cemaati tarafından “herem” ilan edilerek cemaatten dışlandı. Güngör’ün aktardığına göre Spinoza ile konuşulması, aynı çatı altında bulunulması ve yazdıklarının okunması dahi yasaklandı.

Güngör, bu tarihi olaydan hareketle, “yasaklananın Spinoza değil, yasaklama anlayışı olduğunu” vurguluyor.

370 yıl sonra bu kez bir kitap tanıtımı

Güngör’ün yazısındaki asıl dikkat çekici bölüm ise 2026 Amsterdam’ına ilişkin.

Güngör, Amsterdam’daki Türk toplumunun ilk on yılını anlatan “Mavi Minibüs – 1976–1986 Amsterdam Ülkücülerinin Mücadelesi” adlı kitabının tanıtım programının, “birilerinin girişimiyle” engellendiğini ve programın yapılacağı mekânın iptal edildiğini belirtiyor.

Yazar, kitabın yasaklanmadığını ancak okuyucularıyla buluşmasının önüne geçildiğini ifade ederek, tanıtımın gerçekleştirileceği mekânın telefonla gelen bir talimat sonrasında programı iptal ettiğini ve söz konusu girişimin kısa süre içerisinde ortaya çıktığını ifade ediyor.

Güngör açısından burada tartışılması gereken nokta yalnızca bir kitap veya bir etkinlik değil, farklı bir fikrin toplumla buluşmasının engellenmesi.

“Yasak sadece kitabı toplatmak değildir”

Güngör, sansür kavramının yalnızca kitapların toplatılması veya yayımlanmasının yasaklanması şeklinde anlaşılmaması gerektiğini savunuyor.

Yazısında, bir salonun kapısının kapatılmasının, bir konuşmanın yaptırılmamasının veya insanların belirli bir kitap etrafında bir araya gelmesinin engellenmesinin de aynı özgürlük tartışmasının parçası olduğunu belirtiyor.

Güngör’e göre bütün bu uygulamaların ortak noktası, fikirle fikir düzeyinde mücadele etmek yerine fikrin insanlara ulaşmasının önünü kesmek.

Bu nedenle Güngör, Amsterdam’da yaşandığını belirttiği olayın sadece kendi kitabıyla ilgili olmadığını, daha geniş anlamda fikir özgürlüğü ve çoğulculuk açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

“Ben Spinoza değilim, ama…”

Güngör yazısının merkezine şu çarpıcı karşılaştırmayı yerleştiriyor:

“Ne ben Spinoza’yım ne de yaşananlar birebir aynıdır.”

Güngör, 1656’daki Spinoza vakası ile 2026’da yaşandığını belirttiği kitap tanıtımının aynı tarihsel olaylar olmadığının altını çiziyor. Ancak ona göre aradan yaklaşık 370 yıl geçmesine rağmen, düşünceyi tartışmak yerine susturma refleksinin farklı biçimlerde ortaya çıkabilmesi düşündürücü.

Bu yaklaşımını, Amsterdam’ın kendi özgürlük tarihiyle bugün yaşananlar arasındaki çelişki üzerinden sorguluyor.

Güngör’e göre özgürlük, yalnızca kişinin kendi düşüncesini rahatça ifade edebilmesi değil; hoşlanmadığı, katılmadığı veya karşı çıktığı düşüncelerin de ifade edilebilmesine tahammül gösterebilmesi anlamına geliyor.

Türklerin Amsterdam hafızası da şehrin tarihinin parçası

Güngör’ün dikkat çektiği bir başka nokta ise kitabın konusu.

“Mavi Minibüs”, Amsterdam’daki Türk toplumunun özellikle 1976-1986 arasındaki ilk dönemlerinden bir kesit sunmayı amaçlıyor. Bu dönem, Hollanda’ya yönelik Türk işçi göçünün kalıcı bir toplumsal yapıya dönüşmeye başladığı yılların önemli bir bölümünü kapsıyor.

Bugün Amsterdam’ın sosyal, ekonomik ve kültürel yapısında Türk toplumunun da yarım asrı aşan bir geçmişi bulunuyor. Türkler; iş hayatından eğitime, ticaretten sivil toplum faaliyetlerine, camilerden derneklere kadar kentin toplumsal dokusunun bir parçası haline geldi.

Güngör, bu nedenle Türklerin Amsterdam’daki geçmişinin de şehrin tarihinin bir parçası olduğunu savunuyor.

“Mavi Minibüs” de bu hafızanın belirli bir dönemini kayıt altına alma iddiasındaki çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor.

Engellenen tanıtım daha fazla merak uyandırdı

Güngör, kitabın tanıtım programının engellenmesinin ardından Amsterdam’daki bazı cami derneklerinin başkanları ve farklı yurttaşlardan kitabı okumak istediklerine ilişkin mesajlar aldığını aktarıyor.

Bu durum, Güngör’ün yazısındaki temel tezi de güçlendiriyor:

Bir düşüncenin veya kitabın önüne engel konulması, her zaman onun toplumdaki etkisini azaltmayabiliyor; aksine merakı artırabiliyor.

Yazar, tarih boyunca yasaklanan fikirlerin ve eserlerin zaman içinde yeniden gündeme geldiğini, yasaklamaların ise çoğu zaman kalıcı olamadığını savunuyor.

Spinoza örneği de bu tarihsel argümanın merkezinde duruyor. 1656’da susturulmak istenen düşünürün eserleri bugün dünya çapında felsefe, siyaset ve düşünce tarihi çalışmalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Asıl mesele: Farklı fikirlere tahammül

Güngör’ün Amsterdam üzerinden açtığı tartışmanın temelinde ise çoğulculuk ve fikir özgürlüğü bulunuyor.

Bir toplumun özgür olup olmadığı yalnızca çoğunluğun kabul ettiği fikirlerin ne kadar rahat ifade edildiğiyle değil, çoğunluğun veya güçlü grupların hoşlanmadığı düşüncelere ne kadar tahammül gösterebildiğiyle de ölçülüyor.

Bu açıdan bakıldığında, Güngör’ün yazısı Amsterdam’ın özgürlük imajını da sorgulamaya açıyor.

Çünkü fikir özgürlüğü, yalnızca savunulan düşüncelere özgürlük tanımak değil; karşı çıkılan düşüncelerin de barışçıl biçimde dile getirilebilmesine alan açmak anlamına geliyor.

“İnsanlar susturulabilir, fikirler değil”

Güngör yazısının sonunda tarihsel hafızadan hareketle güçlü bir mesaj veriyor:

Salonlar kapatılabilir, programlar iptal edilebilir, insanlar susturulabilir. Ancak fikirlerin dolaşımını tamamen durdurmak mümkün değildir.

Spinoza’nın 1656’da karşı karşıya kaldığı “herem” kararının üzerinden 370 yıl geçti. Spinoza bugün dünyanın farklı ülkelerinde okutuluyor; onu susturmak isteyenlerin isimleri ise büyük ölçüde tarih sayfalarında kaldı.

Güngör’ün Amsterdam’da yaşandığını belirttiği 2026 tarihli olay da bu nedenle daha geniş bir soruya dönüşüyor:

Bir şehrin özgürlük geleneği, yalnızca kendi kabul ettiği fikirleri korumakla mı ölçülür; yoksa farklı ve rahatsız edici düşüncelerin de özgürce konuşulmasına izin vermekle mi?

Yazarın cevabı açık: Fikirlerle mücadele etmenin yolu onları yasaklamak değil, onlara karşı fikir üretmektir.

Çünkü tarih, yasakların geçici; fikirlerin ise çok daha uzun ömürlü olduğunu defalarca gösterdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Almanya’nın geleceği göçmenlere bağlı: Genç nüfus eriyor

Almanya, Avrupa’nın en yaşlı toplumlarından biri olma yolunda ilerlerken, ülkenin demografik dengesi de köklü biçimde değişiyor.

Federal İstatistik Ofisi’nin (Destatis) verilerine göre 15-24 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı 1983 yılında yüzde 16,7 seviyesindeydi. O dönemde yaklaşık 13,1 milyon kişi bu yaş grubunda bulunuyordu. Bugün ise 15-24 yaş grubundakilerin sayısı yaklaşık 8,3 milyon ve toplam nüfus içindeki payları yalnızca yüzde 10.

Başka bir ifadeyle, 1980'lerin başında Almanya’da yaklaşık her altı kişiden biri 15-24 yaşındayken, bugün bu oran yaklaşık her 10 kişiden biri.

Destatis, yüzde 10’luk oranın 2021’den bu yana tarihsel dip seviyeye yakın biçimde seyrettiğini belirtiyor. 2024 sonunda da 15-24 yaş grubunun payı yüzde 10 olarak ölçüldü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Asıl dikkat çekici fark: Gençlerin profili değişiyor

Demografik dönüşümün en önemli boyutlarından biri yalnızca gençlerin sayısının azalması değil, genç kuşakların toplumsal bileşiminin de değişmesi.

Destatis’in Mikrozensus 2024 verilerine göre, Almanya’da göçmenlik geçmişi bulunmayan nüfusun yalnızca yüzde 8,6’sı 15-24 yaş grubunda bulunuyor.

Göçmenlik geçmişi olanlarda ise bu oran yüzde 12’ye yükseliyor.

Daha çarpıcı tablo ise göçmenlerin Almanya’da doğan ikinci kuşağında ortaya çıkıyor. Her iki ebeveyni de göç etmiş olan ve Almanya’da doğan gençlerin yüzde 20,7’si 15-24 yaş grubunda. Yalnızca bir ebeveyni göç etmiş kişilerde de oran yüzde 20 seviyesinde.

Dolayısıyla Almanya'nın genç nüfusu küçülürken, göçmen ailelerin çocukları ve ikinci kuşak, genç nüfus içerisinde giderek daha görünür hale geliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

2025’te 21,8 milyon kişinin göçmenlik geçmişi var

Bu dönüşüm artık yalnızca gençlerle sınırlı değil.

Destatis’in 2025 Mikrozensus ilk sonuçlarına göre Almanya’da yaklaşık 21,8 milyon kişi göçmenlik geçmişine sahip. Bu, özel hanelerde yaşayan toplam nüfusun yüzde 26,3’üne, yani dört kişiden birinden fazlasına karşılık geliyor.

Bu tanım, kişinin kendisinin veya her iki ebeveyninin 1950’den sonra Almanya’ya göç etmiş olmasını kapsıyor.

Göçmenlik geçmişine sahip nüfusun büyüklüğü de son 20 yılda ciddi biçimde arttı. 2005’te 13 milyon olan bu nüfus 2025’te 21,8 milyona yükseldi. Böylece yaklaşık 20 yılda yüzde 67’lik artış yaşandı.

Üstelik göçmenlik geçmişine sahip nüfus, Almanya’nın genel nüfusundan daha genç.

Destatis’e göre 2025 yılında 25-34 yaş grubundakilerin yüzde 36’sı göçmenlik geçmişine sahipti. 65 yaş üzerindekilerde ise bu oran yalnızca yüzde 14’tü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Almanya’nın nüfusu göç olmadan küçülüyor

Almanya’nın geleceğinin neden göçle yakından bağlantılı olduğunu gösteren en önemli göstergelerden biri doğum ve ölüm arasındaki fark.

2024 yılında ülkede 677 bin 117 çocuk dünyaya geldi. Toplam doğurganlık hızı kadın başına 1,35 çocuk oldu. Alman vatandaşlığına sahip kadınlarda bu oran yalnızca 1,23 seviyesine indi.

Aynı yıl ölüm sayısı doğumların oldukça üzerinde kaldı ve Almanya üst üste üçüncü yıl 300 binin üzerinde doğum açığı verdi.

Nitekim 2024 yılında Almanya nüfusundaki artışın tamamı net göçten kaynaklandı. Destatis, nüfusun göç olmadan daha güçlü biçimde küçüleceğini belirtiyor.

Yabancı vatandaşlığa sahip kadınlarda doğurganlık oranı daha yüksek olsa da bu fark da zaman içinde kapanıyor. 2024’te bu grupta kadın başına ortalama 1,84 çocuk doğdu ve oran bir önceki yıla göre yüzde 2 geriledi. Destatis, yabancı kadınların doğurganlık oranının 2017’den bu yana genel olarak düşüş eğiliminde olduğunu bildiriyor.

Bu nedenle Almanya'nın demografik geleceğini yalnızca “göçmenler daha fazla çocuk sahibi oluyor” şeklinde açıklamak yeterli değil. Asıl mesele, ülkeye gelen genç nüfusun ve onların Almanya’da doğan çocuklarının, yaşlanan toplumdaki genç kuşak açığını kısmen kapatması.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Emekliler artıyor, çalışan nüfus azalıyor

Demografik baskının Almanya ekonomisi açısından en kritik sonucu çalışma çağındaki nüfus üzerinde ortaya çıkıyor.

Destatis’in 2070’e kadar yaptığı nüfus projeksiyonlarına göre Almanya’da 67 yaş ve üzerindeki nüfusun payı 2035’te dörtte bire ulaşacak. 2024’te bu oran yaklaşık beşte birdi.

Aynı projeksiyona göre 20-66 yaş arasındaki çalışma çağındaki nüfus 2024’te 51,2 milyon kişiydi. Yüksek net göç varsayımında bile bu sayının 2070’te 45,3 milyona gerilemesi bekleniyor. Orta düzey göç senaryosunda ise çalışma çağındaki nüfus 41,2 milyona, düşük göç senaryosunda 37,1 milyona kadar düşebiliyor.

Yani göç, Almanya'nın yaşlanma sorununu ortadan kaldırmıyor; ancak çalışan nüfustaki düşüşü yavaşlatıyor.

Milyonlarca kişilik iş gücü açığı riski

Bu tablo özellikle Almanya’nın sanayi, sağlık, bakım, mühendislik, bilişim ve teknik mesleklerde ihtiyaç duyduğu iş gücü açısından kritik.

Önümüzdeki yıllarda Baby Boomer kuşağının emekli olmasıyla çok sayıda çalışan iş piyasasından ayrılırken, onların yerini dolduracak genç Alman nüfusunun sayısı aynı hızda artmıyor.

Destatis, 2038 yılına kadar emeklilik çağındaki nüfusun en az 3,8 milyon kişi artacağını, buna karşılık çalışma çağındaki nüfusun uzun vadede önemli ölçüde azalacağını öngörüyor.

Bu nedenle Almanya'nın önündeki soru yalnızca “kaç kişi yaşayacak?” değil; “kim çalışacak, kim vergi ödeyecek, kim emeklilik sistemini finanse edecek ve kim sağlık-bakım hizmetlerini sürdürecek?” sorusuna dönüşüyor.

Independent Mortgage 3

Göçmenlerin genç olması Almanya için stratejik avantaj

Göçün Almanya açısından en önemli demografik avantajı burada ortaya çıkıyor.

Göçmenler ve göçmen ailelerin çocukları, genel nüfusa göre daha genç. 15-24 yaş grubunda göçmenlik geçmişi bulunanların oranının genel nüfustan yüksek olması, Almanya'nın yaşlanan nüfus yapısını kısmen dengeliyor.

Daha da önemlisi, Almanya’da doğan ikinci kuşak artık ülkenin gelecekteki iş gücünün ve toplumunun doğal bir parçası.

2025 itibarıyla Almanya’da 6,5 milyon kişinin iki göçmen ebeveyne sahip olması, göçün artık yalnızca yeni gelenlerden oluşan bir olgu olmadığını gösteriyor. Bunlar Almanya’da doğan, eğitim alan ve büyük ölçüde ülkenin sosyal ve ekonomik hayatına doğrudan katılan kuşaklar.

Almanya’nın geleceği artık demografiyle göçün kesişiminde

Almanya'nın demografik tablosu açık bir gerçeğe işaret ediyor:

Genç nüfus azalıyor, yaşlı nüfus artıyor ve göçmen geçmişine sahip genç kuşakların ağırlığı büyüyor.

1983’te nüfusun yüzde 16,7’sini oluşturan 15-24 yaş grubunun bugün yüzde 10’a gerilemesi, yalnızca bir istatistik değil; ülkenin ekonomik ve sosyal geleceğini belirleyecek büyük bir dönüşüm.

Üstelik Destatis’in projeksiyonları, Almanya’nın mevcut nüfus yapısıyla uzun vadede bugünkü ekonomik ve sosyal sistemi aynı büyüklükte bir iş gücüyle sürdüremeyeceğine işaret ediyor. Orta varsayımlara göre Almanya'nın nüfusu 2070’te 74,7 milyona kadar gerileyebilir. Farklı doğurganlık ve göç senaryolarına göre nüfusun 63,9 milyon ile 86,5 milyon arasında değişmesi mümkün.

Bu nedenle Almanya için göç artık yalnızca iltica, sınır güvenliği veya entegrasyon politikası başlıklarından ibaret değil.

Mesele aynı zamanda emeklilik sisteminin geleceği, iş gücü arzı, vergi gelirleri, sağlık hizmetleri, bakım sektörü ve ekonomik büyüme meselesi.

Sonuç: Göç Almanya’nın geleceğini belirleyen faktörlerden biri

“Almanya’nın geleceği göçmenlere bağlı” ifadesi siyasi bir slogan olarak farklı şekillerde yorumlanabilir. Ancak demografik veriler, daha ölçülü bir ifadeyle şu sonucu ortaya koyuyor:

Almanya’nın gelecekteki nüfus ve iş gücü dengesi, göç olmadan bugünkü seviyelerde korunamayacak.

Göçmen ailelerin çocukları ve özellikle Almanya’da doğan ikinci kuşak ise bu dönüşümün merkezinde bulunuyor.

Almanya'nın önündeki asıl sınav, yalnızca daha fazla göç alıp almamak değil; ülkeye gelen ve burada büyüyen genç kuşakları eğitim, meslek, istihdam ve toplumsal hayata ne ölçüde başarıyla dahil edebileceği olacak.

Çünkü Almanya’nın yaşlanan toplumunda gençlerin sayısı azalırken, ülkenin gelecekteki genç nüfusunun önemli bir bölümünü artık göçmen kökenli ailelerin çocukları oluşturuyor.

Demografik saat geri çevrilemiyor. Almanya’nın önündeki seçenek ise giderek daha fazla, daha fazla doğum, daha uzun çalışma hayatı ve sürdürülebilir göç politikalarının birlikte yönetilmesine dayanıyor.

İngiltere’de A-Level başarısında bölgesel uçurum rekor kırdı

İngiltere’de 2026 A-Level sonuçları öğrencilerin genel akademik performansında yükselişin sürdüğünü gösterdi. A* veya A alanların oranı ülke genelinde yüzde 28,5’e yükselirken, A* notunun payı da yaklaşık yüzde 9,6’ya çıktı. Böylece üst düzey notların oranı pandemi dönemindeki olağanüstü sonuçlar dışarıda bırakıldığında son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı.

Ancak ulusal ortalamanın arkasındaki tablo, bölgeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.

Başkent Londra, yüzde 32,7 ile İngiltere’nin bütün bölgelerini geride bıraktı. Buna karşılık North East ve East Midlands bölgelerinde A veya A alanların oranı yalnızca yüzde 23,1* oldu.

Böylece Londra ile iki bölge arasındaki fark 9,6 puana ulaştı. North East’te fark 2025’teki 9,2 puandan yükselirken, East Midlands’da geçen yıl 8,3 puan olan fark 9,6 puana çıktı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

2019’dan bu yana fark iki katından fazla büyüdü

Eğitimde bölgesel eşitsizliğin boyutunu ortaya koyan en çarpıcı verilerden biri, pandemi öncesi dönemle yapılan karşılaştırma oldu.

2019’da Londra ile Kuzeydoğu İngiltere arasındaki A* ve A notu farkı 3,9 puan seviyesindeydi. 2026’da bu fark 9,6 puana yükseldi.

Yalnızca A* notlarına bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Londra ile Kuzeydoğu arasındaki fark 2019’da yaklaşık 2 puanken, 2026’da 5,1 puana çıktı.

Bu durum, İngiltere’de sınav sonuçlarının genel olarak yükselmesinin bütün bölgelerde aynı ölçüde gerçekleşmediğini gösteriyor.

Üstelik sorun yalnızca kuzey ile güney arasındaki basit bir coğrafi farktan ibaret değil. Eğitim uzmanları, bölgesel sonuçların arkasında öğrencilerin sosyoekonomik koşulları, okulların karşı karşıya olduğu kaynak baskısı, öğretmen istihdamı, özel eğitim ihtiyaçları ve çocukluk döneminden başlayan eşitsizliklerin bulunduğuna dikkat çekiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

North East okulları daha ağır koşullarla mücadele ediyor

Schools North East Direktörü Chris Zarraga, bölgedeki öğrencilerin ve öğretmenlerin çabalarının sonuçlardan bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Kuzeydoğu İngiltere, İngiltere’de dezavantajlı öğrencilerin oranının en yüksek olduğu bölgelerden biri. Schools North East verilerine göre 2024/25 döneminde bölgede öğrencilerin yüzde 32,3’ü ücretsiz okul yemeğine (free school meals) uygun durumdaydı. İngiltere genelindeki oran ise yüzde 24,6 olarak verildi.

Bölge aynı zamanda İngiltere’de en yüksek özel eğitim ihtiyacı (SEND) oranına sahip. 2024/25 döneminde SEND oranı yüzde 15,5 seviyesindeydi. Devamsızlık oranları da ulusal ortalamanın üzerinde bulunuyor.

Bu göstergeler, A-Level sonuçlarındaki farkın yalnızca sınav dönemindeki okul performansıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor.

Zarraga ve diğer eğitim uzmanlarına göre okullar; yoksulluk, çocukların sağlık ve refah ihtiyaçları, özel eğitim gereksinimleri, öğretmen ve personel baskısı ve kamu hizmetlerindeki kapasite sorunlarıyla aynı anda mücadele ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra neden öne çıkıyor?

Uzmanlar Londra'nın başarısının tek bir nedene bağlanamayacağını belirtiyor.

Başkentte uzun yıllardır uygulanan eğitim politikaları, öğretmenlerin işe alınması ve elde tutulması konusunda yapılan çalışmalar, okul liderliği ve öğrencilerin eğitim hedefleri bu başarının parçaları arasında gösteriliyor.

Özellikle geçmişte uygulanan London Challenge programının, okullar arasındaki performans farklarının azaltılmasına ve düşük performans gösteren okulların desteklenmesine katkı sağladığı belirtiliyor.

Bunun yanında Londra'nın nüfus yapısı, üniversite ve yüksek nitelikli iş piyasasına yakınlık, ailelerin eğitim beklentileri ve göçmen topluluklarındaki yüksek eğitim motivasyonu gibi faktörlerin de sonuçları etkileyebileceği ifade ediliyor.

Ancak uzmanlar, Londra'nın başarısının diğer bölgelerin başarısız olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.

Asıl sorunun, aynı ülkede yaşayan çocukların eğitim ve gelecek fırsatlarının yaşadıkları bölgeye göre giderek farklılaşması olduğu belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

Eşitsizlik A-Level’dan çok daha önce başlıyor

Eğitim Politikaları Enstitüsü'nün (EPI) analizleri de bölgesel eğitim farklarının yalnızca 16-18 yaş döneminde ortaya çıkmadığını gösteriyor.

EPI verilerinde bölgesel dezavantaj farklarının erken çocukluk döneminden başlayarak ilkokul ve GCSE aşamasına kadar devam ettiği görülüyor. North East ve East Midlands gibi bölgelerde dezavantajlı öğrencilerin eğitim performansı ile daha avantajlı öğrenciler arasındaki farkın özellikle ortaöğretim aşamasında belirginleştiği belirtiliyor.

Bu nedenle A-Level sonuçları, yıllar boyunca biriken ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin eğitim sistemindeki son yansıması olarak değerlendiriliyor.

Hükümetin North East için hazırladığı bölgesel plan da bu soruna işaret ediyor. Hükümet verilerine göre bölgede 2024/25 döneminde Key Stage 2 sonuçları ulusal ortalamanın üzerinde olsa da GCSE aşamasında genel performansın ulusal ortalamanın altında kaldığı ve dezavantajlı öğrencilerle diğer öğrenciler arasında önemli bir başarı farkı bulunduğu belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Özel okullar ile devlet okulları arasında da büyük fark var

2026 sonuçlarının ortaya koyduğu eşitsizlik yalnızca bölgeler arasında değil, okul türleri arasında da görülüyor.

Özel eğitim alan öğrencilerde A veya A* notu alma oranı yaklaşık yüzde 48,6 seviyesine ulaşırken, kapsamlı devlet okullarında bu oran yaklaşık yüzde 23 oldu. Bu fark, öğrencilerin ailelerinin ekonomik imkanları ve okul seçimi ile akademik sonuçlar arasındaki ilişkinin devam ettiğini gösteriyor.

Dolayısıyla Londra'nın yüksek sonuçları da kendi içinde homojen bir başarı anlamına gelmiyor. Başkentte de okullar, öğrenciler ve aileler arasında önemli farklılıklar bulunuyor.

Üniversiteye yerleşmede de rekor

2026 A-Level sonuçlarının olumlu tarafında ise üniversiteye geçişte yeni bir rekor kırılması yer aldı.

UCAS verilerine göre Birleşik Krallık'ta 262 bin 820 18 yaşındaki öğrenci üniversitelerde bir bölüme yerleşti. Bu sayı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 3'lük artış anlamına geliyor.

Matematik yine en fazla tercih edilen A-Level dersi olurken, ekonomi gibi istihdam ve gelir potansiyeli yüksek görülen alanlara yönelik ilginin de arttığı bildirildi.

Teknik ve mesleki eğitimde de önemli bir yükseliş yaşandı. T-Level sonuçları alan öğrenci sayısı yaklaşık 20 bine çıkarken, bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 65 arttı.

Bu gelişme, hükümetin yalnızca üniversite eğitimini değil, teknik ve mesleki yolları da gençlerin kariyer seçenekleri arasında güçlendirme çabasını öne çıkarıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Eğitim politikası tek başına yeterli olmayacak

Uzmanlara göre A-Level sonuçlarının ortaya koyduğu tablo, eğitim eşitsizliğinin yalnızca okullara daha fazla kaynak aktarılmasıyla çözülemeyeceğini gösteriyor.

Özellikle North East gibi bölgelerde erken çocukluk eğitimi, sağlık hizmetleri, ruh sağlığı desteği, ulaşım, yoksullukla mücadele, konut ve bölgesel ekonomik kalkınmanın eğitim politikasıyla birlikte ele alınması gerektiği savunuluyor.

Çünkü ekonomik açıdan dezavantajlı bir bölgede yaşayan bir öğrencinin okul başarısı; yalnızca sınıftaki öğretmenin performansına değil, ailesinin gelirine, yaşadığı çevreye, sağlık hizmetlerine erişimine, ulaşım imkanlarına ve erken yaşlarda aldığı desteğe de bağlı.

Bu nedenle eğitimciler, Başbakan Andy Burnham hükümetinden bölgeler arasındaki farkı azaltacak uzun vadeli ve bütüncül bir strateji bekliyor.

“Bir çocuğun geleceğini posta kodu belirlememeli”

2026 A-Level sonuçlarının ortaya koyduğu temel soru artık yalnızca öğrencilerin neden daha yüksek not aldığı değil, bazı bölgelerdeki öğrencilerin neden sistematik biçimde daha geride kaldığı.

Londra'nın yüzde 32,7'lik A/A* oranı akademik başarı açısından önemli bir kazanım olarak görülürken, North East ve East Midlands'ın yüzde 23,1'de kalması eğitim fırsatlarının ülke genelinde eşit dağılmadığını gösteriyor.

Uzmanların hükümete verdiği mesaj ise net: Bölgesel eğitim eşitsizliği yalnızca sınav sonuçlarının değil, gelecekteki istihdam, gelir ve sosyal hareketlilik imkanlarının da eşitsizleşmesi anlamına geliyor.

Bu nedenle eğitimciler, bir öğrencinin üniversiteye gidebilme, iyi bir mesleğe sahip olabilme veya ekonomik olarak ilerleyebilme ihtimalinin doğduğu bölge tarafından belirlenmemesi gerektiğini savunuyor.

2026 A-Level sonuçları, İngiltere'nin akademik başarıda yükselirken aynı zamanda Londra ile ülkenin bazı bölgeleri arasındaki eğitim uçurumunu kapatmakta zorlandığını bir kez daha ortaya koydu.

İngiltere Global Talent Vizesinde Önemli Değişiklik!

İngiltere hükümeti, dünyanın önde gelen araştırmacılarını ve yüksek nitelikli profesyonellerini ülkeye çekmek amacıyla Global Talent vizesinde önemli bir adım attı.

Ağustos 2026’da duyurulan değişiklik kapsamında, özel sektörde faaliyet gösteren 100’den fazla yeni şirket, Global Talent vizesinin araştırma ve inovasyon alanındaki uygun işverenleri arasına dahil edildi.

Yeni listede AstraZeneca, Arm, IBM, GSK, Jaguar Land Rover, GKN Aerospace ve Oxford Instruments gibi tanınmış şirketlerin yanı sıra yapay zekâ, kuantum teknolojileri, biyoteknoloji, ilaç, ileri mühendislik ve araştırma alanlarında faaliyet gösteren çok sayıda şirket bulunuyor.

Global Talent artık sadece akademisyenler için düşünülmemeli

Global Talent vizesi uzun yıllardır özellikle akademisyenler, bilim insanları ve araştırmacılarla anılan bir göçmenlik kategorisi.

Ancak yapılan son genişleme, özel sektörde araştırma ve inovasyon alanında çalışan profesyoneller açısından da bu rotanın önemini artırıyor.

İngiltere ve Galler Barosu’na kayıtlı Solicitor Av. Buket Erdoğan, değişikliğin Türk toplumu açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Global Talent denildiğinde birçok kişinin aklına hâlâ üniversiteler, profesörler veya akademisyenler geliyor. Oysa yeni düzenleme bize İngiltere’nin özel sektörde çalışan araştırmacı ve yüksek nitelikli profesyonelleri de bu sistem içerisinde daha fazla görmek istediğini açıkça gösteriyor. Özellikle teknoloji, mühendislik, ilaç, biyoteknoloji, yapay zekâ ve inovasyon alanlarında çalışan Türk profesyoneller açısından bu gelişmenin bilinmesi çok önemli.”

Istikbal 860X450 Pxl

Listedeki şirkette çalışmak tek başına yeterli mi?

Hayır.

Yeni düzenlemeye ilişkin en önemli noktalardan biri, şirketin listede bulunmasının çalışanlara otomatik olarak Global Talent vizesi hakkı vermemesi.

Başvurularda kişinin pozisyonu ve yaptığı işin niteliği de önem taşıyor. İlgili işin araştırma veya inovasyon faaliyetleri içermesi ve kullanılan Global Talent başvuru yolunun kendi şartlarının karşılanması gerekiyor.

Av. Erdoğan, bu konuda özellikle yanlış bir algı oluşmaması gerektiğini vurguladı:

“Liste oldukça dikkat çekici ancak burada insanları yanıltmamak gerekiyor. Listede bulunan bir şirkette çalışıyor olmak veya bu şirketlerden birinden iş teklifi almak, tek başına Global Talent vizesine hak kazanıldığı anlamına gelmez. Şirket kadar kişinin pozisyonuna, yaptığı işe ve araştırma veya inovasyon faaliyetlerinin niteliğine de bakılması gerekiyor. Her dosyanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.”

Skilled Worker ile çalışanlar da durumlarını kontrol etmeli

Değişiklik yalnızca Türkiye’den İngiltere’ye gelmeyi planlayan profesyonelleri ilgilendirmiyor.

İngiltere’de halihazırda Skilled Worker veya başka bir vize kategorisi altında çalışan Türk profesyoneller açısından da Global Talent önemli bir alternatif olabilir.

Global Talent’in Skilled Worker’dan en önemli farklarından biri, vize sahibinin belirli bir sponsor işverene bağlı olmaması. Uygun kişiler çalışan olarak görev yapabildiği gibi serbest çalışabiliyor veya şirket direktörü olabiliyor. Global Talent kategorisinde genel bir asgari maaş şartı da bulunmuyor.

Üstelik bazı kişiler açısından konu yalnızca daha esnek bir çalışma vizesine geçmekten ibaret değil.

Global Talent kapsamında yerleşim için uygun olan kişiler, belirli şartlar altında daha önce Skilled Worker kategorisinde geçirdikleri süreleri de gerekli yerleşim süresinin hesabında kullanabilir. Bu nedenle doğru koşullarda Skilled Worker’dan Global Talent’a geçiş, kişinin İngiltere’de süresiz oturuma (ILR) ulaşma süresini de kısaltabilir.

Av. Erdoğan, bu noktanın İngiltere’de halihazırda çalışan Türk profesyoneller açısından özellikle önemli olduğunu söyledi:

“Bence birçok kişinin gözden kaçırdığı önemli bir nokta var. Global Talent’a geçiş her zaman oturum süresini sıfırdan başlatmak anlamına gelmiyor. Kişinin hangi Global Talent yolundan başvurduğuna ve kendi göçmenlik geçmişine bağlı olarak Skilled Worker’da geçirilen sürelerin de yerleşim hesabına dahil edilebildiği durumlar var. Dolayısıyla bazı kişiler açısından Global Talent sadece daha özgür bir çalışma modeli değil, süresiz oturuma daha erken ulaşma imkânı da sağlayabilir.”

Erdoğan, bunun herkes için geçerli olmadığının altını çizerek şu uyarıda bulundu:

“Burada mutlaka kişi bazında değerlendirme yapılmalı. Vize kategorisi, endorsement yolu, İngiltere’de daha önce geçirilen süreler ve yerleşim için aranan diğer şartlar birlikte incelenmeli. Sadece yeni şirket listesinde işvereninizin adını gördüğünüz için mevcut vizenizi değiştirmek doğru olmayabilir. Özellikle Skilled Worker’dan Global Talent’a geçmeyi ve bunun ILR süresine etkisini düşünen kişilerin herhangi bir adım atmadan önce uzman hukuki tavsiye almalarını öneriyorum.”

Independent Mortgage 3

İngiltere neden Global Talent’i genişletiyor?

Yeni düzenlemenin zamanlaması da dikkat çekici.

İngiltere son dönemde göç politikasının birçok alanında kuralları sıkılaştırırken, diğer taraftan ekonomik büyümeye ve stratejik sektörlere katkıda bulunabilecek uluslararası yetenekleri ülkeye çekmeye çalışıyor.

Yeni listeye alınan şirketlerin önemli bölümünün teknoloji, bilim, mühendislik, sağlık, ileri üretim ve araştırma gibi İngiltere açısından stratejik alanlarda faaliyet göstermesi de bu yaklaşımı ortaya koyuyor.

Av. Erdoğan bu politikayı şöyle değerlendirdi:

“İngiltere’nin göç politikasında aslında iki farklı hareketi aynı anda görüyoruz. Genel göçü azaltmaya yönelik daha sıkı bir politika izlenirken, ekonomik büyüme sağlayabilecek bilim insanlarını, mühendisleri, araştırmacıları ve teknoloji yeteneklerini ülkeye çekmek için farklı kapılar açık tutuluyor ve geliştiriliyor. Global Talent’taki bu genişlemeyi de bu politikanın bir parçası olarak okumak gerekiyor.”

Türk profesyoneller açısından önemli bir gelişme

İngiltere’de teknoloji, mühendislik, finansal teknoloji, yapay zekâ, ilaç, biyoteknoloji, bilim ve araştırma alanlarında çalışan önemli bir Türk profesyonel topluluğu bulunuyor.

Bu nedenle yeni düzenleme yalnızca yeni vize başvurusu yapacak kişiler tarafından değil, İngiltere’de kariyerini sürdüren profesyoneller tarafından da yakından takip edilmeli.

Av. Erdoğan son olarak şu değerlendirmede bulundu:

“Yeni liste açıklandığında ilk bakılması gereken şey sadece işvereninizin adının listede olup olmadığı değil. Kendi pozisyonunuza, iş tanımınıza, araştırma veya inovasyon faaliyetlerinize ve göçmenlik geçmişinize de bakmanız gerekiyor. Global Talent doğru kişi açısından hem kariyer özgürlüğü hem de uzun vadeli göçmenlik planlaması bakımından son derece avantajlı olabilir. Ancak mevcut vizenizden çıkmadan veya herhangi bir başvuru yapmadan önce kişisel durumunuzun uzman tarafından değerlendirilmesi önemli.”

İngiliz hükümeti, bu genişlemeyle stratejik sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin dünyanın farklı ülkelerinden araştırma ve inovasyon yeteneklerine ulaşmasını kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Yeni düzenleme ile birlikte Global Talent vizesi, İngiltere’de kariyer yapan veya yapmayı planlayan Türk mühendisler, araştırmacılar, bilim insanları, teknoloji ve inovasyon profesyonelleri açısından çok daha yakından takip edilmesi gereken bir göçmenlik yolu haline geliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'de 34 adaylı sıra dışı ara seçimde sandıktan sürpriz ikinci çıktı

Reform UK lideri Nigel Farage, İngiltere’nin Essex bölgesindeki Clacton seçim çevresinde yapılan ara seçimden galip çıktı. 13 Ağustos’ta gerçekleştirilen seçimde 79 bin 785 kayıtlı seçmenin bulunduğu bölgede katılım yüzde 44,37 oldu. Farage 22 bin 239 oy alarak parlamentodaki koltuğunu yeniden kazandı.

Farage’ın zaferi ilk bakışta büyük bir farkla gerçekleşmiş görünse de seçim, İngiliz siyasetinde alışılmış ara seçimlerden oldukça farklıydı. Çünkü ana akım siyasi partilerin tamamına yakını yarıştan çekildi. Böylece Farage’ın karşısında Labour, Muhafazakâr Parti ve Liberal Demokratlar gibi büyük partilerin adayları bulunmadı.

Bu durum, seçim kampanyasını alışılmadık bir yarışa dönüştürdü.

Sandıktan ikinci olarak Count Binface çıktı

Farage’ın en güçlü rakibi, siyasi hiciv karakteri Count Binface oldu. Komedyen Jonathan Harvey tarafından canlandırılan karakter, İngiliz seçimlerinde daha önce de mizahi kampanyalarıyla dikkat çekmişti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Gümüş renkli çöp kutusunu andıran kostümüyle kampanya yürüten Binface, 9 bin 455 oy alarak yüzde 26,9’a ulaştı ve seçimi ikinci sırada tamamladı. Böylece Farage ile Binface arasındaki oy farkı 12 bin 784 oldu.

Binface’ın performansı, İngiliz seçim tarihinde siyasi mizah açısından dikkat çekici bir sonuç olarak değerlendiriliyor. Reuters, bu sonucu Birleşik Krallık’taki bir komedi adayı için şimdiye kadarki en başarılı sonuçlardan biri olarak nitelendirdi.

Binface’ın seçim vaatleri de kampanyanın sıra dışı karakterini ortaya koydu. Dondurma külahlarının fiyatına sınır getirilmesi ve toplu taşımada hoparlörle yüksek sesle konuşanların zorunlu askerlik hizmetine gönderilmesi gibi mizahi öneriler kampanyanın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rekor: Aynı pusulada 34 aday

Clacton ara seçiminin bir başka özelliği ise aday sayısı oldu.

Seçimde 34 aday yarıştı. Tendring Bölge Konseyi, bunun bir Birleşik Krallık parlamento seçimi için şimdiye kadar kaydedilen en yüksek aday sayısı olduğunu açıkladı. Aday sayısının yüksekliği nedeniyle seçmenlerin karşısına son derece uzun bir oy pusulası çıktı ve seçim görevlileri açısından da süreç normalden daha karmaşık hale geldi.

Farage’ın ardından gelen adayların oyları ise oldukça düşük kaldı. Avrupa Birliği’ne yeniden katılımı savunan Rejoin EU adayı John Stevens 492 oyla üçüncü oldu. Bağımsız aday Tony Francis 432, Pamela Walford 371, Reclaim Party lideri Laurence Fox ise 347 oy aldı.

Seçimde üç farklı Official Monster Raving Loony Party adayı da yarıştı. Bunlardan en yüksek oyu alan Nick The Incredible Flying Brick yalnızca 28 oy alabildi.

Independent Mortgage 3

Büyük partiler neden yoktu?

Seçimin en dikkat çekici siyasi boyutu, ana akım partilerin yarışa katılmamasıydı.

Farage, Temmuz ayında milletvekilliğinden istifa ederek ara seçimi kendisi tetiklemişti. Amacı, parlamentodaki koltuğunu yeniden kazanarak hakkında yürütülen mali incelemelerin gölgesinde seçmenden yeni bir siyasi yetki almaktı.

Ana akım partiler ise bu hamleyi gereksiz ve kişisel siyasi hesaplara dayanan bir seçim olarak değerlendirdi ve yarıştan çekildi. Böylece Clacton’daki seçim, normal bir iktidar-muhalefet mücadelesinden ziyade Farage ile çok sayıda bağımsız ve marjinal adayın yarıştığı sıra dışı bir siyasi gösteriye dönüştü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Farage'ın göç karşıtı siyaseti yeniden sandıkta

Farage, Reform UK lideri olarak özellikle göçün azaltılması, düzensiz göçle mücadele ve İngiltere’nin sınır politikalarının sertleştirilmesi üzerinden siyaset yürütüyor. Brexit sürecinin en önde gelen savunucularından biri olan Farage, uzun süredir İngiltere'deki göçmenlik politikalarını ve siyasi elitleri hedef alan söylemleriyle İngiliz siyasetinin sağ kanadındaki en etkili isimlerden biri.

Clacton da bu açıdan Farage için sembolik önem taşıyor. 2024 genel seçiminde Reform UK lideri olarak ilk kez Avam Kamarası'na seçildiği bölge olan Clacton, onun siyasi kariyerinde özel bir yere sahip.

2026 ara seçiminde ise Farage, seçimi yalnızca kendi milletvekilliğini geri kazanma mücadelesi olarak değil, kendisine yönelik eleştirileri reddetmek için halktan alınacak yeni bir destek olarak sunmaya çalıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Ancak sonuç Farage için tam anlamıyla rahatlatıcı olmadı

Farage yüzde 63,3 oyla açık ara kazanmasına rağmen sonuç, Reform UK liderinin beklediği kadar güçlü bir tablo ortaya koymadı.

Seçim öncesindeki bir Survation araştırması Farage’ın oy oranının yüzde 73'e ulaşabileceğini öngörmüştü. Gerçek sonuç ise yüzde 63,3'te kaldı. Count Binface'ın yüzde 26,9'luk oranı da tahminlerin üzerinde gerçekleşti.

Üstelik ana akım partilerin aday çıkarmadığı bir seçimde Farage’ın yüzde 63 civarında kalması, Reform UK'nin ulusal ölçekteki ivmesi açısından soru işaretleri yarattı.

Reuters'ın aktardığı değerlendirmelere göre Reform UK'nin kamuoyu desteğinde son dönemde gerileme işaretleri görülürken, yeni Başbakan Andy Burnham yönetimindeki Labour'ın desteğinde artış yaşandı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

£5 milyonluk bağış soruşturması yeniden başladı

Farage’ın Clacton'daki zaferinin hemen ardından karşı karşıya olduğu mali inceleme de yeniden gündeme geldi.

Parlamento standartları soruşturmasının merkezinde, Farage’ın 2024 genel seçimleri öncesinde kripto para milyarderi Christopher Harborne’dan aldığı yaklaşık 5 milyon sterlinlik hediye veya finansal desteği parlamentoya bildirme yükümlülüğü bulunuyor.

Farage parayı aldığını kabul etmiş ancak herhangi bir yanlış yapmadığını savunmuştu. Parlamento standartları soruşturması, ara seçim nedeniyle Farage'ın milletvekilliğinden ayrılması üzerine askıya alınmıştı; seçim sonucunun açıklanmasının ardından soruşturmanın yeniden aktif hale geldiği bildirildi.

Eğer soruşturma sonucunda parlamentonun bildirim kurallarının ihlal edildiğine karar verilirse Farage'ın parlamentodan uzaklaştırılması ve koltuğu için yeniden ara seçim yapılması ihtimali gündeme gelebilir. Böyle bir durumda bu kez büyük siyasi partilerin yarışa katılması beklenebilir.

Farage seçim gecesinde sonucu salondan izlemedi

Seçimin bir diğer dikkat çekici gelişmesi de kazanan adayın sonuç açıklanırken salonda bulunmaması oldu.

Farage, polis tarafından kendisine seçim sonucunu açıklama sırasında bir protesto veya etkinlik düzenlenebileceği konusunda uyarıda bulunulduğunu öne sürerek sonuçların açıklandığı salona gitmedi. Daha sonra yapmayı planladığı zafer konuşmasını da iptal etti.

İngiliz basınında ve siyasi çevrelerde bu karar tartışma yarattı. Essex Polisi ise Farage'ın sözünü ettiği tehdide ilişkin açıklamaların güvenilirliği konusunda farklı bir tablo ortaya koydu.

Zafer mi, siyasi kumar mı?

Farage koltuğunu geri aldı ve böylece parlamentodaki varlığını korudu. Ancak Clacton ara seçimi, Reform UK liderinin siyasi geleceği açısından beklenenden daha karmaşık bir tablo ortaya çıkardı.

Bir yanda yüzde 63,3'lük oyla kazanılmış net bir seçim zaferi var. Diğer yanda ise ana akım partilerin yarışmadığı bir ortamda bir komedi karakterinin yaklaşık 9 bin 500 oyla yüzde 27'ye yaklaşması, ulusal kamuoyu desteğindeki gerileme ve Farage hakkındaki mali soruşturmanın yeniden başlaması bulunuyor.

Dolayısıyla Clacton sonucu Farage'ın parlamentoya dönüşünü kesinleştirmiş olsa da, Reform UK liderinin kendisini “siyasi sistemle halk arasındaki mücadele” olarak sunmaya çalıştığı seçim, aynı zamanda onun üzerindeki tartışmaları sona erdirmek yerine yeniden gündeme taşıdı. Reuters'ın değerlendirmesine göre Farage'ın seçimle eleştirileri susturma stratejisi, beklenenin aksine ters tepmiş olabilir.

Clacton'daki sonuçlar:

  • Nigel Farage – Reform UK: 22.239 oy | %63,3
  • Count Binface: 9.455 oy | %26,9
  • John Stevens – Rejoin EU: 492 oy | %1,4
  • Tony Francis – Bağımsız: 432 oy | %1,2
  • Pamela Walford – Bağımsız: 371 oy | %1,1
  • Laurence Fox – Reclaim Party: 347 oy | %1,0

Kayıtlı seçmen sayısı 79.785, katılım ise %44,37 oldu. Toplam 34 adayın yarıştığı seçimde Reform UK koltuğunu korurken, Farage'ın çoğunluğu 12.784 oy olarak kayda geçti.

Cambridge’in en genç siyah profesörü Jason Arday evinde ölü bulundu

Cambridge Üniversitesi’nin en genç siyah profesörü olarak tarihe geçen akademisyen Jason Arday, Güney Londra’daki evinde ölü bulundu. Arday, doktora tezindeki intihal iddiaları ve akademik geçmişine ilişkin tartışmaların ardından geçen hafta Cambridge ve Jesus College’daki görevlerinden istifa etmişti. Polis ölümü “beklenmedik” olarak nitelendirirken olayın şüpheli olduğuna inanılmadığını açıkladı.

Ambulans çağrısıyla eve gidildi

Metropolitan Polisi, 14 Ağustos Cuma günü saat 15.00’ten sonra Londra Ambulans Servisi’nin çağrısı üzerine ekiplerin Battersea bölgesindeki bir adrese gittiğini açıkladı. 41 yaşındaki Jason Arday olay yerinde ölü bulundu.

Polis, ölümün şu aşamada şüpheli görülmediğini ve soruşturmanın Central South Command Unit tarafından yürütüldüğünü bildirdi. Olayla ilgili dosyanın adli makamlar için hazırlanacağı belirtildi.

Arday’in ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Bu nedenle ölümünün intihar olduğu yönünde doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Akademik kariyeri tartışmaların gölgesinde kaldı

Arday, 2023 yılında Cambridge Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Eğitim Sosyolojisi Profesörü olarak göreve başlamış ve 37 yaşında üniversite tarihindeki en genç siyah profesör olmuştu. Irk, eşitsizlik ve eğitim alanlarında çalışan akademisyen, kısa sürede İngiltere akademisinin tanınan isimlerinden biri haline gelmişti.

Ancak Temmuz ayında akademik geçmişine ilişkin yeni iddialar gündeme geldi. Özellikle 2015 yılında tamamladığı doktora tezinde, Brunel Üniversitesi'nden Paula Zwozdiak-Myers'ın 2009 tarihli çalışmasıyla çok sayıda benzerlik bulunduğu ileri sürüldü.

Retraction Watch'ın aktardığı araştırmada, Arday'in 401 sayfalık doktora tezinde daha önceki çalışmayla çok sayıda metinsel örtüşme tespit edildiği, ayrıca bazı akademik makalelerinde de kaynak kullanımı ve alıntılarla ilgili sorunlar bulunduğu belirtildi. Arday ise kasıtlı akademik sahtekârlık yaptığı suçlamasını reddetti ve doktora dönemindeki yetersiz akademik denetimin hatalarında rol oynadığını savundu.

Bazı akademik yayınlarında ise daha önceki çalışmalarla metin benzerlikleri nedeniyle sonradan düzeltmeler yapıldığı ortaya çıktı. 2018 tarihli bir makalesinde kaynaklandırma ve görüşme verilerine ilişkin bölümlerde değişiklikler yapıldığı, derginin daha sonra düzeltme yayımladığı bildirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Cambridge bağımsız soruşturma başlatmıştı

Tartışmaların büyümesi üzerine Cambridge Üniversitesi önce Arday'i savundu. Ancak akademik çalışmalarının yanı sıra özgeçmişindeki bazı ifadeler ve geçmiş başarılarına ilişkin iddialar hakkında yeni sorular gündeme gelmesinin ardından üniversite tutumunu değiştirdi.

Cambridge, Arday'in 2022'deki atanma sürecini ve üniversitedeki görev süresini incelemek üzere bağımsız bir soruşturma başlatılacağını 12 Ağustos'ta açıkladı. Üniversitenin daha önceki kurumları Durham ve Glasgow üniversitelerinin de Arday'in geçmişteki atamalarını incelemeye başladığı bildirildi.

Üniversite içinde de soruşturmanın kapsamı tartışma konusu oldu. Yaklaşık 100 kıdemli akademisyen daha geniş kapsamlı ve bağımsız bir inceleme talep etmişti. Jesus College ise Arday'in istifasının ardından kendi paralel incelemesini kapatmıştı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İstifasında “derin etki” vurgusu yapmıştı

Arday, 5 Ağustos'ta Cambridge Üniversitesi ve Jesus College'daki görevlerinden istifa etti. İstifa kararının, hakkında yürütülen tartışmaların giderek ağırlaşmasının ardından geldiği bildirildi.

Arday, istifa açıklamasında suçlamalar, spekülasyonlar ve kamuoyundaki yorumların kendisi ve yakınları üzerinde “derin bir etki” yarattığını belirtti. İstifasının akademik çalışmalarına ilişkin tartışmaları sona erdirmesini ve kendisine toparlanma fırsatı vermesini umduğunu ifade etti.

Arday'in ailesi ise ölümünün ardından yaptığı açıklamada, kendisinin Cambridge'e atanmasından bu yana süren bir “yanlış bilgi ve taciz kampanyasının” baskısı altında kaldığını savundu. Aile, Arday'i sakin, iyimser ve çevresindeki insanlara destek olan biri olarak tanımlarken, kendilerine yönelik tacizlerin de sona erdirilmesini istedi. Ailenin bu açıklaması, Arday'in ölüm nedeninin polis tarafından açıklanmış bir şekilde bu kampanyaya bağlandığı anlamına gelmiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Çocukluğu ve akademiye uzanan sıra dışı yolculuğu

Londra'da Ganalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Arday'in çocukluk yılları da yaşam öyküsünün önemli bir parçasıydı. Küçük yaşta otizm ve gelişimsel gecikme tanısı aldığı, 11 yaşına kadar konuşamadığı ve 18 yaşına kadar okuma-yazma öğrenemediği aktarıldı.

Buna rağmen üniversite eğitimi alan Arday, 2015'te Liverpool John Moores University'den doktorasını aldı. Daha sonra Roehampton, Durham ve Glasgow üniversitelerinde görev yaptı ve 2023'te Cambridge'e profesör olarak atandı.

Bu olağanüstü yükseliş, özellikle siyah akademisyenlerin İngiltere'deki temsilinin sınırlı olduğu bir dönemde Cambridge'in çeşitlilik politikalarının sembolü haline gelmişti. Financial Times'a göre Cambridge'de 2025 yılında profesörlerin yalnızca yaklaşık yüzde 0,4'ü siyah akademisyenlerden oluşuyordu.

Independent Mortgage 3

Ölümünden sadece birkaç gün önce otobiyografisi yayımlandı

Arday'in hayatını anlattığı Great and Unfortunate Things adlı otobiyografisi, ölümünden yalnızca üç gün önce, 11 Ağustos'ta ABD'de yayımlandı. Simon & Schuster tarafından yayımlanan 288 sayfalık kitap, çocukluk döneminden Cambridge'deki profesörlüğüne uzanan hayat hikâyesini konu alıyor.

Kitabın İngiltere baskısının ise 27 Ağustos'ta yayımlanması planlanıyordu. Yayıncı, kitabı Arday'in çocuklukta karşılaştığı zorluklara rağmen akademide yükselişini anlatan bir yaşam öyküsü olarak tanımlamıştı.

Arday'in ölümünün ardından Cambridge Üniversitesi Rektör Yardımcısı Deborah Prentice, üniversite topluluğunun haber karşısında “derinden üzüldüğünü” belirterek ailesine, arkadaşlarına ve öğrencilerine başsağlığı diledi. İngiltere Eğitim Bakanı Lucy Powell da Arday'in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Polis soruşturması sürerken Arday'in ölümünün nedeni ve kesin koşulları henüz açıklığa kavuşmuş değil. Akademik kariyerine ilişkin bağımsız soruşturmanın geleceği de ölümünün ardından yeniden tartışma konusu olurken, Cambridge Üniversitesi'ndeki incelemenin Arday'in atama sürecindeki kurumsal sorumluluklara ilişkin soruları da kapsaması bekleniyor.

Netanyahu’ya Piers Morgan’dan sert yanıt: “Aptal”

İngiliz gazeteci ve televizyon sunucusu Piers Morgan, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun İngiltere’ye yönelik tartışmalı sözlerine sert tepki gösterdi. Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” olarak tanımlamasının ardından Morgan, Netanyahu’nun paylaşımını alıntılayarak yalnızca “Idiot” (Aptal) ifadesini kullandı.

Netanyahu İngiltere’yi hedef aldı

Netanyahu, İsrail Ordu Radyosu’nda yayımlanan bir podcast programında İngiltere’nin İsrail’e yönelik tutumundaki değişimi eleştirirken ülkeyi “İslami Cumhuriyet” olarak nitelendirdi.

İsrail Başbakanı, geçmişte İngiltere’de İsrail’e yönelik daha olumlu bir yaklaşım bulunduğunu savunarak Winston Churchill’in oğlu ve torununun 1967’deki Altı Gün Savaşı hakkındaki haberlerini örnek gösterdi. Ardından günümüz İngiltere’sine atıfta bulunarak, “İslami Cumhuriyet Britanya” ifadesini kullandı.

Netanyahu sözlerini nükleer silah tartışmasına da taşıdı. Daha önce ABD Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından kullanılan bir ifadeye atıfta bulunarak İngiltere’nin nükleer silaha sahip “ilk İslami cumhuriyet” olabileceğini söyledi ve İsrail’in İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeye çalıştığını belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Piers Morgan’dan tek kelimelik yanıt

Netanyahu’nun açıklamalarının ardından Piers Morgan, sosyal medya platformu X’te İsrail Başbakanı’nın sözlerini alıntılayarak “Idiot” yazdı.

Morgan’ın paylaşımı kısa sürede geniş yankı bulurken, sosyal medya kullanıcıları arasında da tartışma başladı. Bazı kullanıcılar Morgan’a destek verirken, bazıları ise Netanyahu’nun İngiltere’de İslam’ın ve Müslüman nüfusun artışına ilişkin değerlendirmelerini savundu.

Morgan, İsrail’in Gazze’deki savaşına ilişkin Netanyahu hükümetine yönelik eleştirileriyle de son dönemde sık sık gündeme geliyor.

Londra’dan sert tepki

Netanyahu’nun sözleri yalnızca sosyal medyada değil, diplomatik çevrelerde de tepkiyle karşılandı.

İngiltere Dışişleri, İngiliz hükümetinin açıklamalarla ilgili İsrail yönetimiyle temasa geçtiğini belirterek Netanyahu’nun ifadelerini “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

İsrail muhalefetinden de Netanyahu’ya tepki geldi. Demokratlar Partisi’nden Avi Dabush, başbakanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ve İsrail’den çok daha büyük bir ülke olan İngiltere hakkında bu şekilde konuşmasını eleştirdi. Dabush, açıklamaların İsrail’in uluslararası alandaki yalnızlığını daha da artırabileceği uyarısında bulundu.

Independent Mortgage 3

İngiltere-İsrail ilişkilerinde yeni gerilim

Netanyahu’nun açıklamaları, İngiltere ile İsrail arasındaki ilişkilerin Gazze savaşı nedeniyle zaten ciddi biçimde gerildiği bir dönemde geldi.

İngiltere'nin İsrail’in Gazze’deki operasyonlarına yönelik eleştirileri ve Filistin konusunda daha sert bir tutum benimsemesi, Netanyahu hükümetiyle Londra arasındaki görüş ayrılıklarını artırdı. İngiltere Başbakanı Andy Burnham da İsrail hükümetine yönelik baskının artırılabileceğini ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle bağlantılı ticarete yönelik yeni adımların değerlendirilebileceğini açıklamıştı.

Netanyahu’nun İngiltere’yi “İslami Cumhuriyet” şeklinde tanımlaması, bu siyasi gerilimi diplomatik tartışmanın da ötesine taşıdı. İngiliz hükümetinin açıklamayı açık biçimde reddetmesi ve Morgan gibi tanınmış isimlerin sert tepkileri, sözlerin Londra’da yarattığı rahatsızlığın boyutunu ortaya koydu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Vance’ın 2024’teki sözlerini tekrarladı

Netanyahu’nun kullandığı ifade aslında tamamen yeni değil. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 2024’te başkan yardımcılığı adaylığı sırasında İngiltere’nin “ilk gerçek İslamcı ülke” olabileceğini ve nükleer silaha sahip olabileceğini söylemişti.

Netanyahu da son açıklamasında benzer ifadeyi kullanarak İngiltere’yi İran’la bağlantılı nükleer tehdit tartışmasının içine çekti. Ancak sözlerin İsrail Başbakanı tarafından, İngiltere ile ilişkilerin son derece hassas olduğu bir dönemde dile getirilmesi yeni bir diplomatik tartışma başlattı.

İngiltere’de milyonlarca kişiye yangın alarmı gönderildi

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

İngiltere ve Galler’de milyonlarca kişi, ülke genelinde hızla büyüyen orman ve arazi yangını tehdidi nedeniyle hükümetin acil durum uyarısıyla karşı karşıya kaldı. Cuma akşamı saat 19.00’dan itibaren cep telefonlarına gönderilmeye başlanan mesajda halka mangal, kamp ateşi ve havai fişek gibi yangın çıkarabilecek faaliyetlerden uzak durmaları ve gördükleri yangınları derhal 999 üzerinden bildirmeleri çağrısı yapıldı.

Uyarının ardından hükümet, tek kullanımlık mangalların satışını geçici olarak yasakladı. Perakendecilere ürünleri derhal satıştan kaldırmaları bildirildi. Yasak, yangın riskinin yüksek olduğu dönem boyunca yürürlükte kalacak ve koşullar değiştikçe yeniden değerlendirilecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“İngiltere bir tutuşma kutusuna dönüştü”

Başbakan Andy Burnham, West Midlands bölgesindeki Stourbridge’i ziyaret ederek yangınlardan etkilenen vatandaşlarla görüştü ve itfaiye ekiplerine teşekkür etti. Burnham, ülkenin mevcut koşullarını “tutuşmaya hazır bir kavanoz” olarak nitelendirerek insanların açık alanlarda ateş yakmaması gerektiğini vurguladı.

Hükümetin aldığı önlemler yalnızca mangal satışının durdurulmasıyla sınırlı kalmadı. Yangın söndürme kapasitesi üzerindeki baskının artması üzerine Güney Galler’de yaklaşık 100 askeri personel görevlendirildi; 100 askerin daha aynı akşam bölgeye gönderileceği açıklandı. Askeri birliklerin yangınlarla mücadele ve toparlanma çalışmalarında itfaiye ekiplerine destek vermesi planlanıyor.

Hükümet ayrıca yangından etkilenen bölgelerdeki itfaiye ve kurtarma hizmetlerine acil finansman sağlanacağını duyurdu. Uzun vadede ise yangınla mücadele kapasitesinin ele alınacağı ulusal bir “yangın zirvesi” düzenlenecek. Hükümet, itfaiye hizmetlerinin eğitim ve özel ekipman ihtiyaçları için daha önce 97 milyon sterlinlik yatırım açıkladığını da hatırlattı.

Istikbal 860X450 Pxl

Stourbridge’de 19 ev tamamen kül oldu

Yangın krizinin en ağır sonuçlarından biri West Midlands bölgesindeki Stourbridge’de yaşandı.

Burada geniş bir alana yayılan yangında 19 ev tamamen kullanılamaz hale gelirken 18 ev daha hasar gördü. Bölgedeki yangınlar nedeniyle 54 kişi sağlık ekiplerince tedavi edildi, bunların 19'u hastaneye kaldırıldı. Çok sayıda aile evlerinden tahliye edilirken bazı vatandaşlar geçici barınma merkezlerine yerleştirildi.

Yangının etkilediği alanın yüzlerce dönüme ulaşması, alevlerin kuru otluk alanlardan yerleşim bölgelerine hızla sıçramasına neden oldu. İtfaiye ekipleri, ana yangınların kontrol altına alınmasının ardından bile açık arazilerde, demiryolu hatlarının çevresinde ve yerleşim alanlarındaki sıcak noktaları söndürmeye devam ediyor.

Stourbridge’deki tabloyu yerinde gören Burnham, yaşananları “tam anlamıyla yıkıcı” olarak değerlendirdi. Yangınların insanların evlerini ve yıllar boyunca biriktirdikleri eşyalarını yok ettiğini belirten hükümet yetkilileri, sigorta şirketlerine zarar gören hanelerin ve işletmelerin taleplerini mümkün olduğunca hızlı sonuçlandırmaları çağrısında bulundu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

2026’da yangın sayısı yeni rekor kırdı

Yangınların boyutu, yalnızca birkaç bölgedeki münferit olaylarla sınırlı değil. İngiltere ve Galler’de 2026 yılı boyunca kaydedilen yangınların sayısı 1.000'i aşarak geçen yılın rekorunu geride bıraktı. Reuters'a göre yıl içinde kaydedilen yangın sayısı 1.085'e ulaşmış durumda. Yetkililer, yangın sezonunun iklim koşullarındaki değişim nedeniyle daha uzun bir döneme yayılabileceği uyarısında bulunuyor.

Yangın söndürme ekipleri üzerindeki baskı da olağanüstü boyutlara ulaştı. Son 24 saat içinde 11 büyük olay için “major incident” ilan edildi. İtfaiye hizmetlerinin kapasitesinin aynı anda birçok noktada zorlanması, askeri desteğin devreye sokulmasının temel nedenlerinden biri oldu.

Independent Mortgage 3

Rekor sıcaklık ve kuraklık yangın riskini büyütüyor

Yangınların hızla yayılmasının arkasındaki en önemli faktörlerden biri uzun süredir devam eden sıcak ve kurak hava.

13 Ağustos'ta İngiltere'de yılın en yüksek sıcaklığı ölçüldü. Londra'daki Kew Gardens'ta sıcaklık 38,1 dereceye ulaştı. Bu, ülkenin art arda yaşadığı beşinci sıcak hava dalgasının ortasında gerçekleşti. Kurumuş otlar, çalılar ve tarım arazileri ise küçük bir kıvılcımın bile kısa sürede büyük bir yangına dönüşmesine uygun koşullar oluşturdu.

Kuraklık da tabloyu ağırlaştırıyor. Yaklaşık 45 milyon kişinin kuraklıktan etkilenen bölgelerde yaşadığı, yaklaşık 27 milyon kişinin ise su kullanım kısıtlamalarına tabi olduğu bildiriliyor. Su kaynaklarının azalması, hem tarım hem de yangınlarla mücadelede kullanılabilecek kaynaklar üzerindeki baskıyı artırıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetten halka “hiçbir ateş yakmayın” çağrısı

Hükümetin acil durum uyarısında vatandaşlardan özellikle şu kurallara uymaları istendi:

  • Kırsal alanlarda, parklarda, ormanlık bölgelerde ve açık arazilerde ateş yakılmaması,
  • Mangal ve kamp ateşi kullanılmaması,
  • Havai fişek gibi yangın çıkarabilecek faaliyetlerden kaçınılması,
  • Sigara izmaritlerinin kesinlikle yere atılmaması,
  • Cam şişe ve benzeri çöplerin doğada bırakılmaması,
  • Görülen en küçük yangının bile vakit kaybetmeden 999'a bildirilmesi.

Hükümet, cam şişelerin güneş ışığını yoğunlaştırarak yangın riskini artırabileceği konusunda da uyarıda bulundu.

Yetkililer, ana yangınların büyük ölçüde kontrol altına alınmasının tehlikenin sona erdiği anlamına gelmediğini belirtiyor. Aşırı sıcak ve kurak koşullar devam ettiği sürece küçük bir kıvılcımın bile yeni bir yangına dönüşebileceği belirtilirken, itfaiye ekipleri özellikle yerleşim yerleri, demiryolları ve açık arazilerde kalan sıcak noktalara karşı teyakkuzda tutuluyor.

Hükümet ise mevcut krizden çıkarılacak derslerin, daha sıcak ve daha kurak yazların yaşanabileceği gelecek yıllar için yangınla mücadele kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

AK Parti'ye 25. yıl dönümünde, 3 milletvekili ve 7 belediye başkanı katıldı

AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla Ankara'daki Başkent Millet Bahçesi'nde düzenlenen geniş katılımlı programda partiye yeni katılımlar gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partiye katılan milletvekilleri ve belediye başkanlarına rozetlerini taktı.

Program öncesinde farklı sayılar gündeme gelse de gün sonunda 3 milletvekili ve 7 belediye başkanının AK Parti saflarına geçtiği bildirildi.

AK Parti'ye katılan milletvekilleri

Partiye katılan üç milletvekili şöyle:

  • Ömer Karakaş – İYİ Parti Aydın Milletvekili
  • Mehmet Mustafa Gürban – İYİ Parti Gaziantep Milletvekili
  • Mustafa Bilici – Gelecek Partisi/ Yeni Yol çizgisinden İzmir Milletvekili

Üç milletvekilinin katılımıyla AK Parti'nin TBMM'deki sandalye sayısı 280'e çıktı.

Özellikle Mustafa Bilici'nin geçişi, Meclis aritmetiği açısından dikkat çekti. Bilici'nin AK Parti'ye geçmesiyle Yeni Yol grubunun milletvekili sayısının 19'a düşeceği ve bunun parti grubunun devamı açısından kritik bir eşik oluşturduğu daha önce gündeme gelmişti.

Ak Parti 25 Yil Katilim 2

Yedi belediye başkanı da AK Parti saflarında

Törende belediye başkanları düzeyinde de kapsamlı bir katılım gerçekleşti. Gün içinde yayımlanan listelerde şu isimler yer aldı:

  • Yakup Odabaşı – Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı
  • Selim Çırpanoğlu – Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı
  • Tuncay Başoğlu – Tekirdağ Hayrabolu Belediye Başkanı
  • Türkan Kayır – Şırnak İdil Belediye Başkanı
  • Ali Kemal Derin – Kütahya Tavşanlı Belediye Başkanı
  • Engin Uysal – Kütahya Domaniç Belediye Başkanı
  • Saim Zileli – Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı

Burada dikkat çeken bir ayrıntı, Tavşanlı Belediye Başkanı'nın adının bazı ilk listelerde “Ali Kemal Verimli” şeklinde yer almasına karşın güncel kaynaklarda isminin Ali Kemal Derin olarak geçmesi. 2024 yerel seçim sonuçlarında Derin'in Tavşanlı'yı Yeniden Refah Partisi adayı olarak kazandığı görülüyor. Aynı listelerde Domaniç Belediye Başkanı Engin Uysal'ın CHP, İdil Belediye Başkanı Türkan Kayır'ın ise DEM Parti adayı olarak seçildiği bilgisi yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhalefet belediyelerinden AK Parti'ye geçiş

Transferlerin siyasi açıdan en dikkat çekici yönlerinden biri, belediye başkanlarının farklı siyasi geleneklerden gelmesi oldu.

Ankara'da Gölbaşı ve Kahramankazan gibi CHP'nin 2024 yerel seçimlerinde kazandığı iki ilçenin belediye başkanlarının AK Parti'ye geçmesi, başkentteki siyasi dengeler bakımından ayrıca önem taşıyor. 2024 seçimlerinde Yakup Odabaşı Gölbaşı'nı, Selim Çırpanoğlu ise Kahramankazan'ı CHP adına kazanmıştı.

Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde ise Ali Kemal Derin 2024 seçimlerini Yeniden Refah Partisi adayı olarak kazanmıştı. Domaniç'te Engin Uysal CHP'den, İdil'de Türkan Kayır ise DEM Parti'den seçilmişti.

Çanakkale Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli'nin siyasi geçmişi de dikkat çekiyor. Zileli, 2019'da İYİ Parti'den belediye başkanı seçilmiş, 2023'te CHP'ye katılmış ve 2024 yerel seçimlerinde CHP'den yeniden seçilmişti. Daha sonra AK Parti'ye geçişini doğruladı.

Meclis aritmetiğinde AK Parti'nin ağırlığı arttı

Üç milletvekilinin katılımıyla AK Parti'nin sandalye sayısının 280'e ulaşması, iktidar partisinin Meclis'teki ağırlığını bir miktar daha artırdı. Ancak bu sayı, TBMM'de tek başına anayasa değişikliği veya referandum gibi yüksek oy gerektiren işlemler için yeterli değil.

Transferlerin bir başka boyutu ise muhalefet partilerinin Meclis ve yerel yönetimlerdeki temsil kapasitesiyle ilgili. Özellikle Mustafa Bilici'nin AK Parti'ye geçişi, Yeni Yol'un Meclis'teki grup statüsü açısından tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

AK Parti'den 25. yıl mesajı

AK Parti'nin 25. kuruluş yıl dönümü programı yalnızca partiye yeni isimlerin katılmasıyla değil, geniş katılımıyla da öne çıktı. Program için yaklaşık 100 bin kişilik davet hazırlanmıştı.

14 Ağustos 2001'de kurulan AK Parti, 25. yılına girerken iktidarını sürdüren parti olarak siyasi organizasyonunu ve yerel teşkilat ağını güçlendirmeye odaklanıyor. Ankara'daki törende açıklanan yeni katılımlar ise partinin özellikle muhalefet saflarından transfer stratejisinin devam ettiğini gösteren önemli bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor.

Son tablo: 3 milletvekili ve 7 belediye başkanının katılımıyla AK Parti, kuruluşunun 25. yılında hem TBMM'deki sandalye sayısını 280'e çıkardı hem de farklı siyasi partilerden gelen yerel yöneticileri bünyesine kattı.

Elon Musk'ın şirketine 569 milyon dolarlık hukuk darbesi

Elon Musk'ın yapay zekâ operasyonlarının merkezi haline gelen dev veri merkezi yatırımları, bu kez ödenmeyen faturalar ve karşılıklı suçlamalarla gündemde.

Ohio merkezli endüstriyel elektrik ve mekanik yüklenicisi Darana Hybrid Inc., SpaceXAI'a karşı dava açarak gerçekleştirdiği çalışmalar karşılığında kendisine 432,5 milyon dolar ödeme yapılmadığını öne sürüyor. Şirket ayrıca 136,8 milyon dolar tazminat talep ediyor.

6 Ağustos'ta açıldığı belirtilen davanın, Mississippi'deki dört tesisin yanı sıra Memphis bölgesindeki yapay zekâ veri merkezi projelerinde gerçekleştirilen çalışmaları kapsadığı bildiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

136 milyon doları aşan haciz başvuruları

Uyuşmazlık yalnızca dava dosyasıyla sınırlı değil.

Temmuz sonunda SpaceXAI tesislerine karşı 136 milyon doların üzerinde haciz bildirimi yapılması, başka yüklenicilerin de ödeme sorunu yaşadığını ortaya koydu. Memphis Business Journal, farklı şirketlerin yaptıkları çalışmaların karşılığını alamadıkları gerekçesiyle tesisler üzerinde haciz hakkı tesis etmeye başladığını bildirdi.

Darana Hybrid'in CEO'su Darryl Cuttell de şirketinin yalnızca Memphis'teki iki proje için 136 milyon doların üzerinde alacağı bulunduğunu belirtiyor. Bunun yaklaşık 118 milyon dolarının Colossus 2, 18 milyon dolarının ise Colossus 1 projesiyle bağlantılı olduğu aktarılıyor.

Independent Mortgage 3

SpaceXAI'dan ağır suçlama

SpaceXAI ise Darana Hybrid'in iddialarını reddederek karşı dava açtı.

Şirket, Darana CEO'su Darryl Cuttell'ın sözleşme kapsamı dışındaki bazı “hot rod” projelerini finanse etmek amacıyla bir dolandırıcılık planına dahil olduğunu öne sürüyor.

SpaceXAI ayrıca Darana'nın, kendisine ödeme yapılmasını sağlamak amacıyla satıcılara ve tedarikçilere aktarılması gereken on milyonlarca dolarlık ödemeleri geciktirdiğini iddia ediyor.

Dolayısıyla tarafların savunmaları tamamen zıt: Darana, “yaptığımız işin parasını alamadık” derken SpaceXAI, yüklenicinin şirket kaynaklarını usulsüz biçimde kullanmaya çalıştığını savunuyor.

Bu suçlamaların henüz mahkeme tarafından kesinleşmiş olmadığı belirtilmeli.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Colossus projeleri krizin merkezinde

Uyuşmazlığın merkezinde SpaceXAI'ın Colossus adı verilen dev yapay zekâ veri merkezi ağı bulunuyor.

Memphis'teki eski sanayi tesislerinin dönüştürülmesiyle kurulan Colossus 1 ve Colossus 2'nin yanı sıra Mississippi'deki Colossus 3, Musk'ın yapay zekâ altyapısının temelini oluşturuyor.

2026 ortası itibarıyla tesislerin toplamının yaklaşık 2,6 milyon metrekarelik alana, 770 bin GPU'ya ve yaklaşık 1 gigavatlık bilgi işlem kapasitesine ulaştığı bildiriliyor.

Musk'ın hedefi ise bu kapasiteyi yaklaşık 2 gigavata çıkarmak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Hızlı büyümenin faturası

Darana Hybrid, Colossus projelerinde elektrik ve mekanik sistemler dahil olmak üzere önemli inşaat görevleri üstlendi.

Ancak devasa projelerin olağanüstü hızla tamamlanması, beraberinde taşeronlarla ödeme ve sözleşme anlaşmazlıklarını da getirmiş görünüyor. Temmuz sonunda farklı şirketlerin de SpaceXAI tesislerine yönelik haciz başvuruları yapması, sorunun yalnızca Darana ile sınırlı olmayabileceğine işaret ediyor.

SpaceXAI'ın Şubat 2026'da SpaceX ile birleşmesiyle Musk'ın yapay zekâ operasyonları daha büyük bir kurumsal yapıya taşınırken, Colossus yatırımlarındaki hukuki ve mali tartışmalar da büyüyor.

Gözler mahkemede

Darana Hybrid'in 432,5 milyon dolarlık alacak, 136,8 milyon dolarlık tazminat iddiası ve diğer yüklenicilerin 136 milyon doları aşan haciz başvuruları, Musk'ın yapay zekâ altyapısında ciddi bir mali uyuşmazlık yaşandığını gösteriyor.

Ancak davanın sonucuna kadar tarafların karşılıklı suçlamaları yalnızca iddia niteliğinde.

Davanın seyri, yalnızca yüz milyonlarca dolarlık alacağın akıbetini değil, Musk'ın dünyanın en hızlı büyüyen yapay zekâ altyapılarından birini hangi mali ve sözleşmesel yapı üzerinden kurduğunu da ortaya koyabilir.

CHP'li vekil Ahmet Baran Yazgan, için kesin ihraç talebi

CHP’de Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında parti içi disiplin süreci başlatıldı. CHP’nin mahkeme kararıyla göreve gelen yönetiminin Parti Sözcüsü Müslim Sarı, Yazgan’ın “tedbirli olarak kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edildiğini açıkladı.

Sarı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Partimizin temel ilkeleri, tüzüğü ve disiplin hükümleri çerçevesinde Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, bugün itibarıyla tedbirli olarak ‘kesin ihraç’ talebiyle disipline sevk edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Görüntülerin ardından soruşturma

Yazgan’ın bir kadına yönelik cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla bir grup tarafından darbedildiğini gösteren görüntüler sosyal medyada yayıldı. Görüntülerde Yazgan’ın tekme ve yumruklarla darbedildiği görülürken, olayın ardından tarafların karşılıklı olarak şikayetçi olduğu bildirildi.

Olayla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da sosyal medyada yayılan görüntüler ve iddialar üzerine Yazgan hakkında soruşturma başlattı.

CHP’de disiplin süreci

Adli soruşturmanın yanı sıra CHP yönetimi de olayla ilgili parti içi disiplin mekanizmasını devreye soktu. Yazgan, tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle disipline sevk edildi.

Karar, Yazgan hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadan alınan parti içi disiplin tedbiri niteliğinde. Kesin ihraç konusunda son karar, disiplin sürecinin tamamlanmasının ardından verilecek.

Yazgan kimdir?

1987 Edirne doğumlu Ahmet Baran Yazgan, iş insanı ve iç mimar. İstanbul Kültür Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü mezunu olan Yazgan, 2019 yerel seçimlerinde CHP’den Edirne Belediye Meclisi üyeliğine seçildi. 2023 genel seçimlerinde CHP Edirne milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

Yazgan hakkındaki adli soruşturmanın sonucu ve CHP’nin disiplin kurulunun vereceği karar, sürecin bundan sonraki seyrini belirleyecek.

Tacizle Suçlanan Yazgan’dan açıklama

Hakkındaki cinsel taciz ve darp iddialarıyla kesin ihraç talebiyle CHP Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, yaşananların tamamen kurgulanmış bir siyasi kumpas olduğunu belirterek kendisini savundu.

Olayın yaşandığı eve davet üzerine gittiğini, kendisine gizlice ilaç verildiğini ve başına sert bir cisimle vurularak darp edildiğini öne süren Yazgan; çirkin söz ve eylemlerin hiçbirini kabul etmediğini, asıl amacın kendisini CHP'den kopararak Yeni Parti'ye yönlendirmek olduğunu iddia etti.

Olayda asıl mağdurun kendisi olduğunu vurgulayan Yazgan, partisinin milletvekiline sahip çıkması gerektiğini ifade ederek konuya dair tüm bilgi ve belgeleri savcılığa teslim edeceğini bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yapay Zeka İle Flört Çılgınlığı: Aşk Mı, Kaçış Mı?

Fransa menşeli, evli veya ilişkisi olan insanların gizli ilişki/flört için kullandığı arkadaşlık platformu Gleeden üyelerine sordu: “Yapay zekâyla flört eder misiniz?” Gelen cevaplar şaşırttı!

Dijital dünya aşkın kurallarını da değiştiriyor. Avrupa'nın lider kaçamak ilişkiler ve flört platformu olan Fransız menşeli Gleeden’ın 4.308 Türk üyesiyle gerçekleştirdiği araştırmada, yapay zekâyla flört fikrine verilen cevaplar dikkat çekti.

Katılımcıların yüzde 34’ü “Beni romantik sözlerle etkilemesi yeter” derken, yüzde 27’si daha cesur sohbetlere açık olduğunu söyledi. Yüzde 21’lik kesim “Kimseye anlatamadıklarımı ona anlatıyorum” diyerek yapay zekâyı sırdaşı olarak gördüğünü belirtirken, yüzde 11’i gerçek hayatında bulamadığı ilgiyi yapay zekâda arayabileceğini ifade etti. Yüzde 7 ise bu fikri yalnızca eğlenceli bir oyun olarak değerlendirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

“BİR İNSANDAN DAHA İYİ DİNLİYOR!”

Araştırmada ortaya çıkan cevaplar arasında en dikkat çekici ifadelerden biri ise “Beni yargılamadan dinlemesi yeter” oldu. Bazı katılımcıların yapay zekânın her an ulaşılabilir olmasını, geçmiş sohbetleri unutmayıp hatırlamasını ve ilgi göstermesini gerçek bir partnerde aranan özellikler arasında sayması dikkat çekti.

AŞK MI, KAÇIŞ MI?

Gleeden'ın ilişki uzmanlarına göre burada asıl dikkati çeken konu, yapay zekânın becerilerinden çok, insanın anlaşılma ve ilgi görme ihtiyacı.

Gerçek ilişkilerde yaşanan reddedilme, tartışma ve hayal kırıklıkları yapay zekâda bulunmadığı için, yapay zekâyla flört bazı kişiler açısından daha güvenli ve konforlu bir alan olarak görülebiliyor.

Ancak işin tehlikeli tarafı da burada başlıyor. Kusursuz cevap veren ve sürekli ilgi gösteren bir yapay zekâya alışan birinin, gerçek hayattaki ilişkilerden beklentisi değişebilir.

Görünen o ki yeni nesil flörtte rakip artık sadece “başka biri” değil… Yapay zekâ da aşk sahnesine çıktı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

E-scooter kazaları çocukları vuruyor: Yaralanmalar 15 kat arttı

Birleşik Krallık’ta çocukların e-scooter kullanımına bağlı yaralanmalarında çarpıcı bir artış yaşanıyor. Sheffield Children’s Hospital, Royal Manchester Children’s Hospital ve Liverpool’daki Alder Hey Children’s NHS Foundation Trust’ta yürütülen araştırmada, Ocak 2019-Aralık 2024 döneminde 477 çocuğun e-scooter kazaları nedeniyle tedavi edildiği belirlendi.

Araştırmanın sonuçlarına göre üç merkezde kaydedilen yıllık vaka sayısı 2019’da 10’un altındayken, 2024’te 150’ye yaklaştı. Böylece çocukların karıştığı e-scooter yaralanmaları altı yıllık dönemde 15 katın üzerinde arttı. Araştırma, 11 Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıdı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yaralanmaların yüzde 95’i sürücülerde

477 vakada yaralanmaların yüzde 95’i e-scooter sürücülerinde, yüzde 5’i ise yayalarda görüldü.

Kazaların en yaygın nedeni ise e-scooter’dan düşmek oldu. Vakaların yaklaşık yüzde 75’i düşme sonucu meydana gelirken, yaklaşık yüzde 11,5’i motorlu araçlarla çarpışmadan kaynaklandı. Vakaların yüzde 5’inde ise e-scooter yayalara çarptı.

Araştırmada çocukların özellikle 10-13 yaş grubunda yoğunlaştığı ve yaralanmaların önemli bölümünün kol ve bacaklarda meydana geldiği, bunun yanında baş ve yüz bölgesindeki travmaların da dikkat çektiği bildirildi. Daha da çarpıcı bir bulgu ise kask kullanımı oldu: Yaralanan çocukların yüzde 2’sinden daha azının kask taktığı kaydedildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Özel e-scooterlar yasal değil

İngiltere’deki tartışmanın önemli boyutlarından birini de kullanımın hukuki statüsü oluşturuyor. Birleşik Krallık’ta özel mülkiyete ait e-scooterların kamuya açık yollarda, kaldırımlarda veya parklarda kullanılması hâlâ yasa dışı. Özel e-scooterlar yalnızca arazi sahibinin izniyle özel arazide kullanılabiliyor.

Kamuya açık yollarda kullanılabilen e-scooterlar ise yalnızca hükümet destekli resmi kiralama denemeleri kapsamındaki araçlar. Bu araçları kullanabilmek için geçerli veya geçici Birleşik Krallık sürücü belgesi gerekiyor.

Buna karşın araştırmacılar, çocukların yaralanmalarında özel e-scooterların önemli bir paya sahip olduğuna dikkat çekiyor. İngiltere'de yaklaşık 1,2 milyon özel e-scooter bulunduğuna ilişkin tahminler, uygulamadaki denetim sorunlarının boyutunu da ortaya koyuyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

2024’te yüzlerce ciddi yaralanma

Birleşik Krallık Ulaştırma Bakanlığı'nın 2024 yılına ilişkin resmi verileri de sorunun yalnızca çocuklarla sınırlı olmadığını gösteriyor. Büyük Britanya genelinde e-scooterların karıştığı polis kayıtlı yol kazalarında yaralanmaların önemli bir bölümünü kesikler, sıyrıklar, morluklar ve burkulmalar oluştururken, kırıklar ve baş yaralanmaları da ciddi yaralanma kategorisinde öne çıktı.

Üstelik 2026'da yayımlanan İngiltere genelindeki başka bir araştırma, yaş, karanlıkta kullanım, yüksek hızlı yollar ve ağır vasıtaların e-scooter kazalarında yaralanmanın şiddetiyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle altyapı ve araç güvenliğine yönelik önlemlerin hedeflenmesi gerektiğini belirtiyor.

E-scooter yaralanmaları yalnızca İngiltere'ye özgü değil

Çocuklarda e-scooter yaralanmalarındaki yükseliş uluslararası araştırmalara da yansıyor. 2026'da yayımlanan bir başka çalışmada, 2021-2024 arasında çocuklarda e-bike ve e-scooter kaynaklı yaralanmaların oranının yüzde 267,6 arttığı belirlendi. E-scooter kazalarının geleneksel scooter kazalarına kıyasla daha ağır yaralanmalarla, özellikle baş ve göğüs travmalarıyla daha sık ilişkili olduğu saptandı.

Daha önce yayımlanan pediatrik araştırmalar da e-scooter kullanan çocuk ve ergenlerin geleneksel scooter kullananlara kıyasla trafik kazalarına ve ciddi kafa travmalarına daha fazla maruz kalabildiğini ortaya koymuştu. Uzmanlar bu nedenle çocukların eğitilmesi, koruyucu ekipman kullanımının artırılması ve yasal düzenlemelerin sıkı biçimde uygulanmasını öneriyor.

Independent Mortgage 3

14 yaşındaki Jacob’ın ölümü tartışmayı büyüttü

E-scooter güvenliği tartışması, Manchester'da 2025'te yaşanan ölümcül kazanın ardından da gündemde kaldı. 14 yaşındaki Jacob Calland, başka bir 14 yaşındaki çocuğun kullandığı e-scooterda yolcu olarak bulunurken bir otomobille çarpışan kazada hayatını kaybetti.

Kazaya ilişkin davada e-scooterı kullanan çocuk, daha sonra tehlikeli ve ehliyetsiz/sigortasız araç kullanarak ölüme neden olma suçlarından mahkûm edildi. Haziran 2026'da Manchester Gençlik Mahkemesi tarafından 18 aylık gençlik rehabilitasyon kararı ve beş yıllık sürüş yasağı verildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Doktorlardan daha sıkı düzenleme çağrısı

Uzmanlara göre rakamlar, e-scooterların çocuklar arasında hızla yaygınlaşmasının sağlık sistemi üzerindeki yükünü de artırıyor. Araştırmacılar; yaş sınırlarının daha sıkı uygulanması, kask kullanımının teşvik edilmesi veya zorunlu hale getirilmesi, sürücülerin eğitilmesi, hız sınırlarının güçlendirilmesi ve ailelere yönelik halk sağlığı kampanyalarının artırılması gerektiğini savunuyor.

Ortaya çıkan tablo, e-scooterların yalnızca çevreci ve pratik bir ulaşım aracı olarak değil, özellikle çocuklar açısından ciddi bir trafik güvenliği meselesi olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Üç İngiliz çocuk travma merkezinin verilerindeki hızlı yükseliş, mevcut kurallar ile sahadaki gerçek kullanım arasındaki farkın giderek büyüdüğüne işaret ediyor.

‘Süleymancılar’a Operasyon: Gurubun Lideri Alihan Kuriş Gözaltına Alındı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alındı.

Soruşturma; “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçları üzerinden yürütülüyor.

Soruşturmanın merkezinde, Kuriş'in liderliğini yaptığı öne sürülen yapılanmanın ekonomik faaliyetleri ile bu faaliyetler üzerinden gerçekleştirildiği iddia edilen mali işlemler bulunuyor.

MASAK raporunda dikkat çeken şirket hareketliliği

Soruşturma dosyasına giren MASAK raporunda, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketlerin mali hareketlerine ilişkin dikkat çekici tespitlere yer verildi.

Rapora göre şirketlerin önemli bölümünün 2020 yılından sonra finansal işlem hacimlerinde belirgin artış yaşandı. Bazı şirketlerde bölünme ve devir işlemleri gerçekleştirildi. Şirket bölünmeleri sırasında yüksek sermayelerle yeni şirketler kurulduğu, bu şirketlerin ise bölünen şirketlerden farklı illerde ve farklı faaliyet alanlarında faaliyet gösterecek şekilde yapılandırıldığı tespit edildi.

Mali analizde, bu yapılanmanın şirketler arasındaki para ve varlık hareketlerinin izlenmesini güçleştirmiş olabileceği değerlendirildi.

Alihan Kuris Operasyon 2

“Sermaye var, ticari faaliyet yok”

MASAK incelemesinin en dikkat çekici bölümlerinden biri de bazı şirketlerin sermaye yapılarıyla ilgili oldu.

Raporda bazı şirketlerin sermaye dışında kayda değer bir kaynağının bulunmadığı, buna karşılık aktif ticari faaliyetlerinin sınırlı olduğu veya bulunmadığı belirtildi.

Bu şirketlerde mevcut sermayenin bağlı ortaklıkların finansmanında kullanıldığı, şirketlerin bu yöntemle farklı tüzel kişilikler üzerinden mali yapı oluşturduğu değerlendirildi.

Raporda, söz konusu işlemlerin şirketlerin gerçek mali durumuna ulaşılmasını ve finansal hareketlerin takibini zorlaştırabilecek nitelikte olduğu kaydedildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yüksek miktarda nakit girişleri

MASAK raporunda şirketlerin banka ve çeşitli ödeme kuruluşları üzerinden gerçekleştirdiği işlemler de mercek altına alındı.

Şirketlerin önemli bölümünde yüksek nakit sirkülasyonu bulunduğu, ortaklar tarafından şirketlere kaynağı açıklanmaya muhtaç yüksek miktarda nakit girişleri yapıldığı belirtildi.

Bu paraların daha sonra şirketlerin sermaye artırımlarında kaynak olarak kullanıldığı tespit edildi.

Soruşturma makamlarının, nakit girişlerinin gerçek bir ticari faaliyete dayanıp dayanmadığını ve bu paraların kaynağını araştırdığı bildiriliyor.

Ödeme kuruluşları üzerinden transferler

Mali incelemede şirketlerin yalnızca banka hesapları değil, çeşitli ödeme kuruluşları üzerinden gerçekleştirdiği transferler de incelendi.

Rapora göre birçok şirkette ödeme kuruluşları aracılığıyla yoğun transfer alımları tespit edildi. Şirketler arasındaki para hareketlerinin niteliği, işlemlerin ticari karşılığının bulunup bulunmadığı ve bu paraların daha sonra hangi hesaplara aktarıldığı soruşturmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Savcılık soruşturması kapsamında şirketlerin muhasebe kayıtları, sermaye hareketleri, ortakların yaptığı nakit ödemeler ve şirketler arasındaki devir işlemlerinin bir bütün olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

Şirket bölünmeleri de incelemede

Dosyadaki mali incelemede şirketlerin bölünme ve devir işlemleri ayrıca ele alındı.

Bölünme sonrasında ortaya çıkan yeni şirketlerin farklı şehirlerde kurulması ve farklı faaliyet alanlarında gösterilmesi, MASAK analizinde dikkat çeken unsurlardan biri oldu.

Soruşturma makamları açısından kritik noktalardan biri, bu işlemlerin normal ticari yeniden yapılanma amacı taşıyıp taşımadığı veya finansal hareketlerin izlenmesini güçleştiren bir yöntem olarak kullanılıp kullanılmadığı olacak.

Bu konuda nihai değerlendirme ise soruşturma ve yargılama sürecinin sonucunda ortaya çıkacak.

100 milyar liralık para hareketi iddiası

Soruşturmayla ilgili sosyal medya ve bazı haber kaynaklarında, dosyada yer alan mali analizler üzerinden 100 milyar liranın üzerinde para hareketinin yurt dışına çıkarıldığı yönünde iddialar da gündeme getirildi.

Basına yansıyan bilgilere göre yurt dışı kaynaklı para transferleri de soruşturma kapsamında inceleniyor. Bu kapsamda farklı ülkelerle bağlantılı olduğu öne sürülen para hareketlerinin niteliğinin araştırıldığı belirtiliyor.

Soruşturmanın odağında ekonomik yapı var

Soruşturmanın, yalnızca kişiler üzerinden değil, bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketler ve bu şirketler arasındaki mali ilişkiler üzerinden de yürütüldüğü anlaşılıyor.

MASAK raporunda ortaya konulan; yüksek sermayeli yeni şirketlerin kurulması, şirket bölünmeleri, farklı illerde yeni tüzel kişilikler oluşturulması, yüksek nakit girişleri ve bağlı ortaklıkların finansmanı gibi işlemler bir bütün olarak değerlendiriliyor.

Savcılığın, bu işlemlerin örgütlü bir ekonomik yapı oluşturup oluşturmadığını ve suçtan elde edildiği ileri sürülen gelirlerin sisteme sokulmasında kullanılıp kullanılmadığını araştırdığı belirtiliyor.

Alihan Kuriş kimdir?

Alihan Kuriş, kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen dini yapılanmanın lideri olarak tanınan isimlerden biri. Kuriş'in, 2016 yılında Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ardından yapılanmanın başına geçtiği yönünde uzun süredir kamuoyuna yansıyan bilgiler bulunuyor.

Kuriş'in iş dünyasında da faaliyetleri bulunuyor. İstanbul Ticaret Odasının yayımladığı şirket kayıtlarında, 2022 yılında adına kayıtlı bir işletmenin inşaat faaliyetleri alanında kurulduğu görülüyor.

Ancak Kuriş'in dini yapılanmadaki konumu ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü çıkar amaçlı suç örgütü soruşturması arasında hukuki açıdan kesinleşmiş bir bağlantı bulunmadığı; mevcut sürecin savcılık iddiaları ve mali incelemeler üzerinden ilerlediği vurgulanıyor.

Bundan sonraki süreç

Gözaltına alınan 30 şüphelinin emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturma kapsamında MASAK raporunda yer alan mali hareketlerin yanı sıra şirketlerin muhasebe kayıtları, banka ve ödeme kuruluşlarındaki hesap hareketleri, sermaye artışları, şirket devirleri ve ortaklar arasındaki para transferlerinin de ayrıntılı biçimde incelenmesi bekleniyor.

Şüpheliler hakkındaki suçlamalar, soruşturma tamamlanıp yargı süreci sonuçlanıncaya kadar iddia niteliğinde bulunuyor. Şüphelilerin hukuki statüsü, savcılık işlemleri ve mahkeme kararlarıyla kesinlik kazanacak.

Soruşturmanın ilerleyen günlerinde MASAK raporunun ayrıntıları, şirketlerin isimleri, para hareketlerinin toplam hacmi ve gözaltındaki şüphelilerin adli durumlarına ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkması bekleniyor.

Etna’nın külleri hava trafiğini felç etti: Uçuş kaosu büyüyor

İtalya’nın Sicilya Adası’ndaki Etna Yanardağı’nda 6 Ağustos’ta yeniden yoğunlaşan volkanik faaliyet, yaz sezonunun en yoğun günlerinde hava ulaşımında büyük bir krize yol açtı. Catania-Fontanarossa Havalimanı, volkanik kül nedeniyle çarşamba günü saat 18.00’e kadar tüm geliş ve gidiş uçuşlarını askıya aldı.

Havalimanı verilerine göre, patlamaların başlamasından önceki güne kadar yaklaşık 388 uçuş iptal edilirken, çarşamba günü buna yaklaşık 55 gidiş seferi daha eklendi. Çok sayıda uçuş Palermo, Trapani ve Comiso havalimanlarına yönlendirildi. Palermo’ya tek başına yaklaşık 190 uçuşun yönlendirilmesi ve yaklaşık 30 bin yolcunun bundan etkilenmesi, krizin boyutunu ortaya koydu.

Istikbal 860X450 Pxl

Kül bulutu Akdeniz’i aştı

Etna’nın oluşturduğu kül bulutu yalnızca Sicilya’yı değil, çevre ülkeleri de etkiliyor. Toulouse Volkanik Kül Danışma Merkezi’nin verilerine göre kül bulutu güneye ve güneybatıya doğru ilerlerken, yoğunluğun büyük bölümü Sicilya üzerinde kaldı. Daha düşük yoğunlukta kül parçacıkları ise Malta’dan kuzey Libya’ya kadar uzanan bölgede tespit edildi. Bulutun yaklaşık 5 bin 500 metre yüksekliğe ulaştığı bildirildi.

Malta’daki uçuşlarda da bazı güzergâhların değiştirilmesi gerekti. Kül bulutunun etkisi nedeniyle adadaki bazı etkinlikler de ertelenirken, havacılık otoriteleri hava sahasındaki gelişmeleri yakından izliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Comiso da kül nedeniyle durdu

Catania’ya alternatif olarak kullanılan Comiso Havalimanı da çarşamba sabahı kül nedeniyle birkaç saatliğine operasyonlarını durdurdu. Saat 10.00 itibarıyla geliş ve gidiş seferleri yeniden başlatıldı. Ancak Catania’dan Palermo veya Trapani’ye ulaşmaya çalışan yolcular için kara ulaşımında da yoğunluk yaşanıyor; otobüslerde yer bulmak zorlaşırken kiralık araç ve taksi talebi arttı.

Etna’da faaliyet sürüyor

İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü’nün (INGV) son değerlendirmesine göre Etna’nın Voragine kraterinde güçlü Stromboli tipi patlamalar ve lav fıskiyeleri görülürken, Valle del Leone ve Valle del Bove bölgelerinde lav akışları da devam ediyor. Volkanik titreşim seviyeleri 6 Ağustos’tan bu yana yüksek seyrediyor.

Tekrarlayan havaalanı kapanmaları, Etna’nın hemen yakınında bulunan Catania Havalimanı’nın altyapısının volkanik faaliyet karşısındaki kırılganlığını da yeniden gündeme getirdi. Sicilyalı yetkililer, yaz turizminin en yoğun döneminde binlerce yolcunun yaşadığı ulaşım sorunlarının kalıcı bir çözüm gerektirdiğini vurguluyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İstenmeyen Pazarlama Aramalarına Yasak Geldi!

Fransa’da istenmeyen ticari telefon aramalarına karşı yıllardır süren mücadelede yeni bir dönem başladı. 11 Ağustos 2026 itibarıyla şirketlerin tüketicileri önceden izin almadan ticari amaçla telefonla araması yasaklandı. Düzenleme, daha önce belirli sektörlerle sınırlı olan yasakları genişleterek, kuralı artık tüm sektörler için geçerli hale getirdi.

Yeni sistemle birlikte Fransa, tüketicinin “istemediğini belirtmesini” esas alan eski opt-out modelinden, şirketin arama yapmadan önce izin almasını gerektiren opt-in modeline geçti. Böylece artık tüketicinin telefon numarasını bir “aranmama listesine” kaydettirmesi gerekmiyor; şirketin arama yapabilmesi için önceden izin alınmış olması gerekiyor.

Arama için önceden açık rıza şartı

Yeni kurallara göre bir şirket, tüketiciyi ticari amaçla ancak iki temel durumda telefonla arayabilecek.

Bunlardan ilki, tüketicinin şirketle halihazırda devam eden bir sözleşmesinin bulunması. Şirket bu kapsamda mevcut müşterisine sözleşmesiyle bağlantılı tamamlayıcı ürün veya hizmetler ya da mevcut hizmetin geliştirilmesine yönelik teklifler sunabilecek.

İkinci istisna ise tüketicinin önceden açık biçimde ticari aramalara izin vermiş olması. Verilen onayın özgür, belirli, bilgilendirilmiş ve açık bir irade beyanına dayanması gerekiyor. Tüketici verdiği izni daha sonra geri çekebiliyor.

Üstelik şirketlerin bu izni aldıklarını kanıtlayabilmeleri gerekiyor. Fransız ekonomi ve tüketici otoritelerine göre işletmeler, tüketicinin onayına ilişkin kanıtları en az üç yıl boyunca saklamak zorunda. Verilen onay ise en fazla bir yıl geçerli olabiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bloctel dönemi sona erdi

Düzenlemenin en önemli sonuçlarından biri de Fransa'nın uzun süredir kullandığı Bloctel sisteminin sona ermesi oldu.

Eski sistemde tüketiciler telefon numaralarını Bloctel'e kaydettirerek ticari aramaları reddedebiliyordu. Ancak tüketici kuruluşları, bazı çağrı merkezlerinin bu sistemi ihlal ettiğinden ve istenmeyen aramaların devam ettiğinden şikâyet ediyordu.

Yeni modelde ise tüketicinin ayrıca bir listeye kayıt yaptırmasına gerek kalmıyor. Ticari arama başlangıçta yasak kabul ediliyor ve şirketin arama yapabilmesi için önceden izin göstermesi gerekiyor. Bloctel'in 11 Ağustos itibarıyla kapatılması da bu değişimin doğrudan sonucu oldu.

İhlal eden şirketlere ağır cezalar

Yeni düzenleme yalnızca tüketicinin korunmasını değil, kurallara uymayan şirketlerin ciddi biçimde cezalandırılmasını da öngörüyor.

İzinsiz ticari arama yapan kişiler için 75 bin avroya, şirketler için ise 375 bin avroya kadar para cezası uygulanabiliyor. Ayrıca yasaklara aykırı gerçekleştirilen bir telefon görüşmesinin ardından imzalanan tüketici sözleşmesi de geçersiz sayılabiliyor.

Tüketiciler, kurallara aykırı aramaları Fransız hükümetinin SignalConso platformu üzerinden bildirebiliyor.

Bazı alanlarda daha da sıkı yasak

Fransa, bazı sektörlerde ise yeni düzenlemeden bağımsız olarak daha sert kurallar uyguluyor.

Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji amacıyla konutlara yönelik çalışmalar, konutların yaşlılık veya engellilik nedeniyle uyarlanması ve Compte Personnel de Formation (CPF) gibi alanlarda telefonla pazarlama faaliyetleri zaten tamamen yasak kapsamındaydı. Yeni sistem bu sektörlerdeki daha sıkı korumayı da sürdürüyor.

Gazete, dergi ve süreli yayın aboneliklerinin pazarlanmasına ilişkin bazı özel istisnalar da yeni düzenlemede korunuyor.

Tüketici örgütlerinden “küçük devrim” yorumu

Tüketici haklarını savunan Que Choisir Ensemble, düzenlemeyi tüketiciler açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirdi.

Grup, insanların evlerinde veya özel yaşamlarında otomatik olarak “potansiyel müşteri” kabul edilmesine son verilmesi gerektiğini savunurken, huzur ve sükûnetin de bir tüketici hakkı olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekti.

Grubun Başkanı Marie-Amandine Stévenin, mücadelenin yalnızca telefon görüşmeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, çevrim içi ortamların ve sokakların da yoğun tüketim çağrılarıyla dolu olduğunu vurguladı.

Çağrı merkezleri için yeni dönem

Düzenleme yalnızca tüketicileri değil, Fransa'daki ve Fransa pazarına hizmet veren çağrı merkezi sektörünü de yakından ilgilendiriyor.

Özellikle Fransız şirketlerinin yoğun biçimde dış kaynak kullandığı ülkelerde çağrı merkezi sektörünün yeni düzenlemeden etkilenebileceği belirtiliyor. Fas, bu açıdan en fazla etkilenecek ülkelerden biri olarak öne çıkıyor. Fas hükümeti, Fransız pazarına yönelik çağrı merkezi faaliyetlerinde on binlerce istihdamın risk altında olabileceği uyarısında bulundu.

Sektör temsilcileri ise geleneksel telefonla satışın öneminin azalmasına rağmen çağrı merkezlerinin müşteri hizmetleri, teknik destek ve diğer hizmet alanlarına yönelerek faaliyetlerini sürdürebileceğini belirtiyor.

Fransa Avrupa’da daha sert modeli seçti

Fransa'nın yeni sistemi, Avrupa'da istenmeyen pazarlama aramalarını sınırlayan en katı modellerden biri haline geliyor.

Almanya'da 2009'dan bu yana benzer şekilde önceden rıza şartı bulunurken, Hollanda da telefonla pazarlama kurallarını sıkılaştırıyor. ABD, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde ise daha çok tüketicinin istemediği aramaları engelleyebildiği opt-out sistemleri kullanılıyor.

Fransa'nın attığı adımın bu nedenle yalnızca telefonla pazarlamaya ilişkin bir düzenleme değil, tüketici ile şirket arasındaki ilişkinin başlangıç noktasını değiştiren bir model olduğu değerlendiriliyor.

Yeni dönemde temel yaklaşım artık şu: Tüketici “beni aramayın” demek zorunda olmayacak; şirket “beni aramanıza izin veriyorum” şeklindeki önceden verilmiş onayı göstermek zorunda olacak.

İngiltere’de kuraklık alarmı: Turuncu sıcaklık uyarısı krizi büyütüyor

İngiltere, yaz boyunca süren sıcak ve yağışsız havanın ardından giderek ağırlaşan bir kuraklık ve aşırı sıcaklık kriziyle karşı karşıya. Ulusal Kuraklık Grubu’nun son değerlendirmesiyle ülkenin yüzde 71,3’lük bölümü resmi olarak kuraklık statüsüne alınırken, yaklaşık 45 milyon kişi kuraklıktan etkilenen bölgelerde yaşıyor. 27 milyon kişi ise su kullanım kısıtlamalarına tabi durumda.

Krizin üzerine yeni bir sıcak hava dalgasının gelmesi tabloyu daha da ağırlaştırdı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA) ile Meteoroloji Kurumu Met Office, Londra'nın da aralarında bulunduğu bölgelerde turuncu sıcaklık-sağlık alarmı yayımladı. Uyarı 11 Ağustos Salı sabahından 14 Ağustos Cuma akşamına kadar geçerli olacak.

PERŞEMBE GÜNÜ KRİTİK

Met Office tahminleri, sıcaklıkların hafta ortasından itibaren yeniden hızla yükseleceğine işaret ediyor. Özellikle perşembe günü güney ve doğu İngiltere ile Midlands'ın bazı kesimlerinde sıcaklıkların 36-37 dereceye ulaşması bekleniyor. Hükümetin aşırı sıcaklar, kuraklık ve yangın riskini görüşmek üzere acil toplantı düzenlemesi de krizin boyutunu ortaya koyuyor.

Amber alarm, sıcaklığın özellikle yaşlılar, küçük çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık havada çalışanlar açısından ciddi sağlık riski oluşturabileceği anlamına geliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İNGİLTERE’NİN EN KURU TEMMUZ AYLARINDAN BİRİ

Kuraklığın temel nedenlerinden biri, uzun süreli yağış eksikliği. Temmuz ayı, İngiltere'nin 1836'da başlayan kayıtlarındaki en kurak temmuz olarak kayda geçti. Güney İngiltere'de ise temmuz, kayıtların başladığı tarihten bu yana herhangi bir ay için ölçülen en kurak dönem oldu.

Environment Agency'nin temmuz ayı ortasındaki verileri bile durumun ne kadar hızlı kötüleştiğini gösteriyordu. 21 Temmuz itibarıyla İngiltere genelinde nehirlerin yüzde 84'ü normalin altında veya daha düşük seviyede bulunuyordu. Rezervuar doluluk oranı ise yüzde 75,3'e gerilemişti.

Sıcak hava nedeniyle su talebinin bazı günlerde normalin yüzde 30 üzerine çıkması, rezervuar ve yeraltı suyu kaynakları üzerindeki baskıyı artırdı.

27 MİLYON KİŞİ SU KISITLAMASINDA

Su kaynaklarını korumak amacıyla çok sayıda bölgede hortum kullanımı yasaklandı. Geçici kullanım yasakları, başlangıçta Kent, Hampshire, Isle of Wight, Norfolk ve Cambridge gibi bölgelerde devreye alınırken daha sonra kapsam genişledi.

Kısıtlamaların amacı yalnızca evlerde su tüketimini azaltmak değil; aynı zamanda nehirlerdeki ekolojik dengeyi korumak ve su arıtma tesisleri ile rezervuarların üzerindeki yoğunluğu azaltmak.

Bazı bölgelerde uygulanan yasakların su talebini yaklaşık yüzde 9'a kadar azaltabildiği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TARIMDA HASAT KAYGISI

Kuraklığın en ağır etkilerinden biri tarım sektöründe görülüyor.

East Anglia başta olmak üzere bazı bölgelerde tahıl hasadı normalden daha erken başladı. Özellikle geç ekilen ilkbahar ürünlerinde yağış eksikliği nedeniyle verim kaybı endişesi bulunuyor. Hayvancılık yapan bazı çiftçiler ise yeterli yem ve ot üretilememesinden şikâyet ediyor.

Environment Agency verilerine göre temmuz sonunda tarımsal sulama amacıyla nehirlerden su çekilmesine yönelik kısıtlamaların sayısı da hızla yükselmişti. Bazı bölgelerde sulama rezervuarlarının doluluk oranları yalnızca yüzde 30-50 seviyelerinde bulunuyordu.

Çiftçiler açısından sorun yalnızca bu yılın hasadıyla sınırlı değil. Yağışların uzun süre yetersiz kalması, sonbahar ve kış aylarında hayvan yemi üretimi ile gelecek sezonun ekim koşullarını da tehdit ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

NEHİRLER VE DOĞA DA ALARM VERİYOR

Kuraklık yalnızca insanların kullandığı suyu azaltmıyor; doğal yaşamı da doğrudan etkiliyor.

Bazı nehirlerde su seviyeleri kritik ölçüde düşerken, yüksek su sıcaklıkları balıklar ve diğer su canlıları için yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Environment Agency, 2026 boyunca kuraklık ve kuru hava koşullarıyla bağlantılı çok sayıda çevresel olay kaydetti; balık ölümleri ve alg patlamaları da bunlar arasında bulunuyor.

Sulak alanların kuruması, kuşların üreme alanlarını da tehdit ediyor. Ulusal Kuraklık Grubu daha önce sıcak hava dalgalarının gölet ve sulak alanlar üzerindeki etkisinin arttığı, bazı nehirlerin ise yer yer tamamen kuruduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.

YANGIN RİSKİ PATLADI

Aşırı sıcak ve kuru bitki örtüsü, orman yangınlarını da ciddi biçimde artırıyor.

Hampshire'daki New Forest Ulusal Parkı'nda 100 hektardan fazla alanı etkileyen büyük yangınla 120'den fazla itfaiyeci mücadele ediyor. Şiddetli sıcaklık, kuru zemin ve değişken rüzgârlar yangının kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor. A31 yolu da yangın nedeniyle kapatılırken bölgedeki ulaşımda ciddi aksamalar yaşandı.

İngiltere ve Galler genelinde 2026 yılında şimdiye kadar yüzlerce büyük yangına müdahale edilirken, yalnızca ağustos ayının ilk 10 gününde 185 yangın kaydedildi.

Independent Mortgage 3

KRİZ LONDRA'YI DA YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR

Kuraklık ve sıcaklık artışından Londra da etkileniyor. Thames Water daha temmuz ayında Londra için kuraklık seviyesinde izlemeye geçmişti.

Başkentte yüksek sıcaklıklar yalnızca sağlık açısından değil, su tüketimi açısından da baskı yaratıyor. Özellikle sıcak günlerde bahçe sulama, duş ve diğer evsel tüketimin artması şebekedeki talebi yükseltiyor.

Bu nedenle uzmanlar, sıcak hava alarmı boyunca insanların günün en sıcak saatlerinde güneşten kaçınmasını, yeterli sıvı tüketmesini ve özellikle yaşlı ve hassas gruplardaki kişilerin yakından takip edilmesini istiyor.

“İNGİLTERE ARTIK ESKİ İKLİMİYLE KARŞI KARŞIYA DEĞİL”

Uzmanlar açısından 2026 yazındaki gelişmeler tek başına kısa süreli bir sıcak hava olayı olarak görülmüyor. Bu yıl peş peşe yaşanan sıcak hava dalgaları, rekor düzeyde düşük yağış ve artan yangınlar, ülkenin su ve iklim dayanıklılığı konusundaki kırılganlığını yeniden gündeme taşıdı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Hükümet ve Environment Agency, su kaynaklarının korunması için sızıntıların azaltılması, yeni su kaynaklarının geliştirilmesi, sulak alanların korunması ve nehir havzalarında suyun daha uzun süre tutulmasını sağlayacak doğa temelli çözümlerin artırılması gerektiğini vurguluyor.

Ancak kısa vadede en kritik ihtiyaç yağış. Met Office'in uzun vadeli görünümünde 11-25 Ağustos döneminde özellikle güneyde sıcaklıkların normalin üzerinde, yağışların ise genel olarak normalin altında kalabileceği öngörülüyor. Bu da kuraklığın, sıcak hava dalgası sona erse bile kısa sürede ortadan kalkmayabileceği anlamına geliyor.

İngiltere şimdi aynı anda üç cephede mücadele ediyor: aşırı sıcak, su kıtlığı ve yangın riski. Perşembe günü beklenen 36-37 derecelik sıcaklıklar ise bu üçlü krizin daha da derinleşip derinleşmeyeceği açısından kritik bir eşik olacak.

Konut piyasası frene bastı: Faiz baskısı fiyatları dondurdu

İngiltere konut piyasası, yüksek borçlanma maliyetleri ve ekonomik belirsizliklerin gölgesinde yaz aylarını durgun geçiriyor.

Lloyds Konut Fiyat Endeksi’ne göre ortalama konut fiyatı temmuz ayında 299 bin 253 sterlin oldu. Haziran ayına göre yalnızca 143 sterlinlik gerileme yaşanırken, yıllık fiyat artışı yüzde 0,1 seviyesinde kaldı. Bu, Kasım 2023’ten bu yana görülen en düşük yıllık büyüme oranı oldu.

Haziranda yüzde 0,2'lik artış kaydeden piyasanın temmuzda yatay seyretmesi, konut sektöründe alıcıların yüksek mortgage maliyetlerine karşı temkinli davrandığını gösteriyor.

Uzmanlara göre piyasa bir çöküş yaşamıyor ancak güçlü bir yükseliş de gerçekleştiremiyor. RBC Capital Markets analistlerinden Anthony Codling, piyasayı yüksek konut maliyetleri ile yeterince gerilemeyen mortgage faizleri arasında sıkışmış bir “bekleme hali” olarak değerlendiriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Kuzey-güney makası açılıyor

İngiltere konut piyasasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri bölgesel ayrışmanın belirginleşmesi oldu.

Birleşik Krallık genelinde en güçlü yıllık fiyat artışı yüzde 7,4 ile Kuzey İrlanda’da görüldü. Ortalama konut fiyatı 231 bin 131 sterline yükseldi.

İskoçya'da fiyatlar yıllık yüzde 3,6, Galler'de ise yüzde 1,6 arttı.

İngiltere'nin kuzeyinde de fiyatlar yükselişini sürdürdü. Kuzeydoğu İngiltere'de yıllık artış yüzde 2,8, Kuzeybatı'da ise yüzde 2,1 oldu. Buna karşılık Güneydoğu İngiltere'de fiyatlar yüzde 2, Greater London'da ise yüzde 1,3 geriledi.

Bu tablo, İngiltere konut piyasasında uzun süredir gözlenen kuzey-güney fiyat makasının yeniden belirginleştiğine işaret ediyor. Kuzeyde daha dengeli arz-talep koşulları fiyatları desteklerken, Londra ve güney bölgelerinde yüksek fiyatlar, daha fazla konut arzı ve zayıf talep baskı oluşturuyor.

Independent Mortgage 3

Londra’da düşüş daha belirgin

Londra, yüksek konut fiyatları nedeniyle mortgage maliyetlerindeki değişimlere karşı en hassas bölgelerden biri olmayı sürdürüyor.

Lloyds verilerine göre Greater London'da ortalama konut fiyatı yaklaşık 533 bin 930 sterlin seviyesinde bulunurken yıllık fiyat değişimi yüzde 1,3'lük düşüşe işaret ediyor. Güneydoğu İngiltere'deki ortalama fiyat ise yaklaşık 381 bin 146 sterlin seviyesinde ve yıllık gerileme yüzde 2'ye ulaşıyor.

Başka bir gösterge olan Rightmove da Londra ve güney bölgelerindeki baskıyı ortaya koyuyor. Rightmove'un temmuz verilerinde Londra'da ortalama ilan fiyatı 676 bin 248 sterlin olurken, yıllık değişim yüzde 1,2 düşüş olarak kaydedildi. Güneydoğu İngiltere'de ise yıllık gerileme yüzde 1,4 oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Mortgage faizleri yeniden yükseliyor

Konut piyasasının önündeki en büyük engel ise mortgage maliyetleri olmaya devam ediyor.

İngiltere Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 3,75'te tutmasına rağmen konut kredisi faizleri son dönemde yeniden yükseldi. Temmuz sonunda ortalama iki yıllık sabit mortgage faizi yüzde 5,63, beş yıllık sabit faiz ise yüzde 5,67 seviyesine çıktı. Yılın başında bu oranlar yüzde 5'in altındaydı.

Bu durum özellikle yeni ev alacaklar ve sabit faizli mortgage sözleşmesi sona eren mevcut ev sahipleri açısından mali baskıyı artırıyor.

İngiltere Merkez Bankası'nın Temmuz 2026 Finansal İstikrar Raporu'na göre, yeni mortgage'larda faiz oranları yükseldi. Ortalama iki yıllık sabit yüzde 75 kredi-değer oranlı mortgage faizi yüzde 4,92, yüzde 90 kredi-değer oranlı mortgage faizi ise yüzde 5,32 seviyesine ulaştı.

Banka, 2028 sonuna kadar 5 milyondan biraz fazla hanenin mortgage ödemelerinde artış yaşayabileceğini öngörüyor. Özellikle yüzde 3'ün altında faizle eski sabit mortgage kullanan yaklaşık 750 bin hanenin, 2026'da yeni faiz oranlarına geçerken aylık ödemelerinde ortalama 170 sterlin artışla karşılaşması bekleniyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Merkez Bankası'ndan faiz indirimi yerine artış ihtimali

Piyasanın dikkatle izlediği bir diğer konu ise İngiltere Merkez Bankası'nın faiz politikası.

Bank of England, 30 Temmuz'daki toplantısında politika faizini beşinci kez üst üste yüzde 3,75'te tuttu. Bankanın bir sonraki faiz kararı 17 Eylül'de açıklanacak.

Banka, enflasyonun haziranda yüzde 2,6'ya gerilemesine rağmen enerji fiyatlarının yüksek ve oynak olduğunu, Orta Doğu'daki çatışmaların enerji maliyetleri üzerinden enflasyonu yeniden yukarı çekebileceğini belirtiyor.

Bu nedenle piyasaların daha önce beklediği hızlı faiz indirimleri ertelenirken, mortgage faizleri de politika faizinden bağımsız olarak piyasa faizlerindeki hareketlerden etkileniyor.

Ev almak isteyenler beklemede

Konut piyasasındaki durgunluğun temel nedenlerinden biri de alıcıların “daha uygun faiz” beklentisiyle satın alma kararlarını ertelemesi.

Rightmove verilerine göre temmuz ayında İngiltere'de ortalama ilan fiyatı yüzde 1 düşerek 372 bin 359 sterline geriledi. Yıllık bazda da yüzde 0,4'lük düşüş kaydedildi. Satışa sunulan konut sayısı geçen yılın aynı döneminin yüzde 1 altında olsa da yaklaşık 12 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrediyor.

Bu durum satıcıların daha fazla rekabetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Rightmove, temmuz ayında yalnızca Yorkshire ve Humber ile Kuzeybatı İngiltere'de aylık bazda fiyat artışı görüldüğünü; Londra'da ise aylık düşüşün yüzde 1,6'ya ulaştığını bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2026'nın ikinci yarısında ne olacak?

Konut piyasasının yılın geri kalanındaki kaderi büyük ölçüde mortgage faizlerine ve enflasyonun seyrine bağlı olacak.

Lloyds, mevcut koşullar altında konut fiyatları ve piyasa faaliyetlerinin yılın geri kalanında genel olarak istikrarlı kalmasını bekliyor. Ancak mortgage faizlerinin enflasyon beklentilerine bağlı olarak yükselmeye devam etmesi halinde konut talebinin yeniden zayıflayabileceği belirtiliyor.

Piyasadaki diğer göstergeler de güçlü bir fiyat yükselişinden ziyade yatay veya sınırlı hareketli bir döneme işaret ediyor. Rightmove'un verileri satıcıların fiyat konusunda daha gerçekçi davranmaya başladığını gösterirken, İngiltere Merkez Bankası'nın verileri mortgage maliyetlerinin hane bütçeleri üzerindeki baskısının önümüzdeki yıllarda da sürebileceğine işaret ediyor.

Sonuç olarak İngiltere konut piyasasında “fiyat patlaması” dönemi şimdilik gündemde değil. Kuzey bölgeleri ve İskoçya daha dirençli bir görünüm sergilerken Londra ve Güneydoğu İngiltere'de fiyat baskısı devam ediyor. Mortgage faizlerinin yeniden yüzde 5'in üzerine çıkması ise özellikle ilk kez ev alacakların piyasaya girişini zorlaştırıyor.

Uzmanların ortak beklentisi, sonbaharda faizlerin yönünün ve tüketici güveninin konut piyasasının geleceğini belirlemesi. Faizlerde kalıcı bir düşüş gerçekleşmediği sürece İngiltere'de konut fiyatlarının hızlı yükseliş yerine dar bir bantta, bölgesel farklılıklarla birlikte seyretmesi bekleniyor.

Gazeteci Sarıkoç’un, ’Yakınlarının kaleminden Şerafettin Yılmaz’ kitabı okuyucuyla buluştu

Gazeteci-yazar Hüseyin Sarıkoç'un hazırladığı, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nden sonra açılan “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nın efsane avukatı Şerafettin Yılmaz'ın hayatını, hukuk mücadelesini, iş insanı yönü ve kültür hizmetleri çalışmalarını bir araya getiren "Yakınlarının Kaleminden Şerafettin Yılmaz" isimli eser yayımlandı. Ötüken Neşriyat'ın Armağan Kitap serisinden çıkan ve 600 sayfayı aşkın eserde, 95 akademisyen, siyasetçi, hukukçu, gazeteci, iş ve kültür insanının kaleme aldığı yazılar ile bir de kendisiyle gerçekleştirilen kapsamlı bir söyleşi yer alıyor.

İlk baskısı geçen Temmuz ayında gerçekleştirilen kitapta, Şerafettin Yılmaz'ın Ankara'nın Şereflikoçhisar ilçesine bağlı Çıkınağıl (bugünkü Evren ilçesi) köyünde başlayan hayat hikâyesinden eğitim yıllarına, avukatlık mesleğine, öğretmenlikten siyasete uzanan yaşamı ayrıntılarıyla anlatılıyor. Kitapta, Yılmaz'ın 12 Eylül askeri darbesinin ardından açılan “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda” ana savunmayı üstlenerek kamuoyunda tanınan bir hukukçu hâline geldiği, daha sonra ise iş dünyasında yaptığı çalışmalar ardından Türk kültürüne yönelik vakıf ve sivil toplum çalışmalarına yoğunlaştığı aktarılıyor.

Huseyin Sarikoc Serafettin Yilmaz Kitabi 2-1

Kitabın "Yola Çıkarken" başlığı altında, “Bu çalışmanın bir övgü kitabı değil, gelecek nesillere ışık tutacak kalıcı bir kaynak olması amacıyla hazırlandığını” belirten H. Sarıkoç, Şerafettin Yılmaz'ın, bu kitabın, özellikle bir “methiye ve başarı hikâyesi” kitabı olmaması yönündeki hassasiyetini dikkate alarak, farklı görüşlerden isimlerin değerlendirmelerine yer verdiklerini vurguluyor. Kitabın dikkat çeken bölümlerinden birini ise gazeteci Sarıkoç’un Şerafettin Yılmaz ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşi oluşturuyor. Söyleşide, kendisine yöneltilen soruları açıklıkla cevaplandıran Yılmaz, Türk Milliyetçiliğinin, tarihsel süreçte Türk milletinin varlığını koruma ihtiyacından doğduğunu belirterek, Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecinden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan dönemde bu düşüncenin temelinin oluştuğunu ifade ediyor. Yılmaz, röportajda günümüzdeki millî devlet anlayışına yönelik tartışmaları da değerlendirirken, milliyetçi düşüncenin yalnızca tehditleri dile getirmekle yetinmemesi gerektiğinin ve toplumun önüne umut veren hedefler koymasının önemine dikkat çekiyor. Milliyetçi siyaset ile sivil toplum kuruluşları arasında daha güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, millî şuur sahibi insanların, düşüncelerini daha etkin şekilde ortaya koymalarının ülkemiz açısından önem taşıdığını ifade ediyor.

Söyleşide, Galip Erdem’in “Türk milliyetçiliğinin en büyük meselesi Türk Milliyetçileridir” sözüne ilişkin yöneltilen soruya da cevap veren Şerafettin Yılmaz, “Aynı fikir ve düşünce dünyasından insanlar arasında, mevcuda kıyasla çok daha sıcak dostluk ilişkilerinin bulunması, gönül bağlarının çok daha güçlü olması, saygı ve güven ortamının bulunması gerektiğini göremeyen Galip Erdem ağabey, bu cümleyi, bir ümidinin ve dileğinin ifadesi olarak sarfetmiştir. Bu saydıklarım (dostluk, saygı, güven gibi) yeterli olmayınca, ihtiyacımız olan müşterek çalışmalar, ortak yapılar oluşamıyor. Bazen, bazı konularda çalışma yapmak, ortak bir fikrî zemin hazırlamak niyetiyle toplantılar düzenlenir. Bazılarına ben de katılırım. Genellikle şunu müşahede ederim; her defasında çok yüksek perdeden bol bol konuşulur, eleştiriler yapılır; ancak, konuşulanları bir sonuca ulaştıracak karar aşamasında, hiç kimse sorumluluk almaya yanaşmaz. Çünkü, bunu yapmak için zaman ayırmak, fedakârlık yapmak, maddi katkıda bulunmak gerekir. Bu olmayınca, konuşulanlar temenniden ileri gidemez. Üstelik, elini taşın altına koyup bir şeyler yapmaya çalışanlara yardımcı olmak bir yana, çoğu defa yapılabilen hizmetlere yönelik olarak, acımasızca eleştiri yöneltirler. Galip ağabey, bunların çok daha fazlasını müşahede etmiş, gönül kırgınlığını kendisine saklamış bir insan olarak, çok anlamlı bir tespit yapmıştır. Bu hükmünü, hepimizin tekrar tekrar düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim.” dedi.

Röportaj boyunca, çocukluk yıllarından hukuk mücadelesine, 12 Eylül sonrası üstlendiği davalardan Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’ndaki çalışmalarına kadar, birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, fikir hayatına ilişkin tecrübelerini ve satır aralarında gelecek kuşaklara yönelik tavsiyelerini de okuyucularla paylaşıyor.

Kitapta, Abdullah Kılıç'ın kaleme aldığı "Bir Dava Dervişi Şerafettin Yılmaz Ağabey" başlıklı yazıda ise, Anadolu'nun kalbine ekilmiş bir tohuma benzetiliyor. Yazıda, onun özellikle zor dönemlerde gösterdiği fedakârlık, genç hukukçulara örnek kişiliği ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfı'ndaki çalışmaları ön plana çıkarılıyor.

Eserde; Taha Akyol, Namık Kemal Zeybek, Tevfik Yamantürk, Cezmi Bayram, Ahmet Malkan, Köksal Anadol, Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Prof. Dr. Ahat Andican, M. Sinan Genim, Musa Serdar Çelebi, Prof. Dr. Süphi Saatçı, Prof. Dr. Fahameddin Başar, Bilge Erdem, Derviş Koyuncu, Murat Denizhan Kakaç, Adnan İslamoğlular, Ali Osman Mola, Dr. Tarık Sülo Cevizci, Cevat Saraç, Şaban Gülbahar ve çok sayıda siyasetçi, akademisyen, hukukçu, gazeteci, iş ve kültür insanının Şerafettin Yılmaz'a ilişkin hatıraları ve değerlendirmeleri yer alıyor. Yazarlar, ortak değerlendirmelerinde Yılmaz'ı; ilkeli duruşu, dava adamı kimliği, hukuk mücadelesi, kültür hayatına katkıları ve güçlü insan ilişkileriyle öne çıkan bir isim olarak anlatıyor.

Kitabın hazırlayan 1960 Sürmene – Trabzon doğumlu Hüseyin Sarıkoç ise, yaklaşık yarım asrı yaklaşan gazetecilik mesleğinde Türkiye Gazetesi, İhlas Haber Ajansı'nın kuruluş süreci, TGRT, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Danışmanlığı ve çok sayıda medya kuruluşunda görev yaptı. Sarıkoç, uzun yıllara dayanan gazetecilik tecrübesini bu çalışmaya aktarırken, kitabın sonunda emeği geçenlere teşekkür ederek, çalışmanın okuyucular için önemli bir başvuru kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade ediyor.

Mark Zuckerberg’ün Launchpad’i tartışmaların odağında

Alaska’da “yardım edebilirlerdi” tartışması

Olay, 3 Ağustos gecesi Alaska’nın güneydoğusunda, Petersburg ile Juneau arasındaki sularda meydana geldi. Yaklaşık 6,4 metre uzunluğundaki küçük tekne yakıtının bitmesi üzerine ABD Sahil Güvenliği’nden yardım istedi.

Bölgedeki deniz trafiğini gösteren veriler, Mark Zuckerberg’e ait Launchpad adlı süper yatın da olay sırasında küçük tekneye oldukça yakın olduğunu ortaya koydu.

Ancak yardım çağrısına yanıt veren gemi Zuckerberg’ün yatı değil, Wilderness Legacy adlı küçük bir kruvaziyer oldu. Kruvaziyer, mahsur kalan tekneye ulaşarak onu güvenli bölgeye çekti ve yakıt desteği sağladı. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yolcunun paylaşımı ortalığı karıştırdı

Olayın kamuoyunda büyümesine, Wilderness Legacy yolcusu Michael Love’ın sosyal medya paylaşımı neden oldu.

Love, kruvaziyerin mahsur kalan tekneyi kurtardığını belirterek, kaptanın kendilerine Launchpad’in daha yakın olduğunu ancak Sahil Güvenliği’nin çağrılarına yanıt alınamadığını söylediğini aktardı.

Love’ın anlatımına göre kaptan bu bilgiyi yolculara açıkladığında gemide belirgin bir tepki oluştu ve yolcuların büyük bölümü Zuckerberg’ün yatının yardım etmemesine tepki gösterdi.

Bu tepkinin arkasındaki temel soru ise kısa sürede sosyal medyada tartışılmaya başlandı:

Dünyanın en zengin teknoloji patronlarından birine ait, onlarca mürettebat taşıyan ve yüz milyonlarca dolar değerindeki bir süper yat, yardıma ihtiyacı olan küçük bir tekneye neden zamanında ulaşamadı?

Istikbal 860X450 Pxl

Zuckerberg yatta değildi

Ancak olayın önemli bir ayrıntısı, tartışmanın yönünü değiştiriyor.

Zuckerberg’ün sözcüsü Brian Baker, Meta CEO’su ile ailesinin olay sırasında Launchpad’de bulunmadığını açıkladı.

Dolayısıyla “Zuckerberg yardım çağrısını duydu ve reddetti” şeklindeki bir yorum gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

Tartışmanın asıl konusu, Zuckerberg’ün kişisel olarak ne yaptığı değil, kendisine ait yatın mürettebatının yardım çağrısına nasıl karşılık verdiği.

Zuckerberg tarafına göre Launchpad mürettebatı Sahil Güvenliği’nin yardım çağrısını başlangıçta duymadı. Çünkü çağrı, mürettebatın o sırada takip ettiği telsiz kanalından farklı bir kanaldan iletilmişti.

Mürettebat durumun farkına vardığında ise başka bir geminin zaten yardıma başladığı belirtildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ancak “hukuken zorunlu değil” başka, “yardım etmek” başka

Tam da burada olayın etik boyutu devreye giriyor.

Launchpad’in hukuken zorunlu olmaması, mürettebatın yardım edebilecek durumda olup olmadığına ilişkin tartışmayı ortadan kaldırmıyor.

Çünkü söz konusu olan sıradan bir ticari tekne değil; yaklaşık 118 metre uzunluğunda, onlarca mürettebat ve çok sayıda yolcu ağırlayabilecek kapasitede bir süper yat.

Üstelik küçük tekne Alaska gibi son derece uzak ve zorlu deniz koşullarının bulunduğu bir bölgede mahsur kalmıştı.

Denizcilik uzmanlarının dikkat çektiği bir başka nokta da gemilerin normal şartlarda telsizlerde 16. kanalı izlemelerinin yaygın uygulama olması. Bununla birlikte Sahil Güvenliği, ayrıntılı yardım bilgisini başka bir kanala yönlendirebiliyor. Bu nedenle çağrının farklı kanalda duyulmaması teknik açıdan mümkün olsa da, olay yine de mürettebatın iletişim prosedürleri konusunda soru işaretleri doğurdu.

“Milyarder yatı neden bekledi?”

İşte kamuoyundaki öfkenin asıl kaynağı burada.

Eleştiriler, Zuckerberg’ün kişisel olarak küçük tekneyi kurtarmadığı iddiasından çok, ona ait devasa bir yatın yardım imkanına sahip olduğu halde olayın başka bir gemi tarafından çözülmesine odaklanıyor.

Wilderness Legacy’nin yolcuları da tam olarak bu nedenle tepki gösterdi.

Bir tarafta yakıtı bitmiş 21 feet’lik, yani yaklaşık 6,4 metrelik küçük bir tekne; diğer tarafta yüz milyonlarca dolarlık, 118 metrelik bir süper yat...

Sonunda yardım eden taraf, Zuckerberg’ün yatı değil, çok daha mütevazı imkanlara sahip bir kruvaziyer oldu.

Bu görüntü, özellikle milyarderlerin devasa servetleri ve lüks yaşamları üzerine süregelen tartışmaların ortasında, doğal olarak güçlü bir sembole dönüştü.

Independent Mortgage 3

“Duyarsızlık” eleştirisi Zuckerberg’e nasıl yöneliyor?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Zuckerberg’ün olay sırasında yatta bulunmadığının açıklanmış olması.

Bu nedenle Zuckerberg’ü doğrudan “yardım çağrısını reddetti” diye suçlamak doğru olmaz.

Ancak kamuoyunun yönelttiği daha geniş eleştiri şu:

Bir milyarderin yüz milyonlarca dolarlık yatında görev yapan profesyonel bir mürettebat, yakınındaki küçük bir teknenin yardım ihtiyacını daha hızlı fark edip müdahale edemez miydi?

Bu sorunun kesin yanıtı henüz yok.

Çünkü Zuckerberg tarafının açıklamasına göre mürettebat çağrıyı bilinçli biçimde görmezden gelmedi; çağrıyı farklı bir telsiz kanalında oldukları için zamanında duymadı ve durumdan haberdar olduklarında başka bir gemi zaten müdahaleye başlamıştı.

“Yardım etmeme” suçlaması ile “yardıma geç ulaşma” arasında fark var

Olayın bugün geldiği noktada iki farklı anlatım bulunuyor.

Birinci anlatım, Wilderness Legacy yolcusu Michael Love’ınki:

Launchpad daha yakındı, çağrı yapıldı ve yanıt verilmedi.

İkinci anlatım ise Zuckerberg tarafının açıklaması:

Mürettebat çağrıyı o sırada dinlediği kanaldan alamadı; öğrendiklerinde kurtarma zaten başlamıştı.

Sahil Güvenliği’nin açıklaması ise üçüncü ve daha teknik çerçeveyi ortaya koyuyor:

Küçük tekne acil tehlikede değildi ve olay resmi bir kurtarma çağrısından ziyade deniz yardım talebi olarak değerlendirildi.

Bu nedenle “Zuckerberg’ün yatı tehlikedeki insanları kurtarmayı reddetti” şeklindeki kesin ifade mevcut bilgilerle fazla ileri gidiyor.

Ancak “yardım çağrısının zamanında fark edilmemesi ve en yakın gemilerden birinin müdahale etmemesi” ciddi biçimde tartışılabilecek bir konu olmaya devam ediyor.

Kimse yaralanmadı.

Ancak olay, denizcilik açısından basit bir “yakıtı biten tekne” vakasının ötesine geçti.

Bir tarafta dünyanın en zengin teknoloji girişimcilerinden birinin 118 metrelik süper yatı, diğer tarafta Alaska sularında mahsur kalan küçük bir tekne ve onu kurtarmak için harekete geçen bir kruvaziyer...

Yasal olarak yardım etmek zorunda olmamak, yardım edebilecek durumda olduğunuzda yardım etmenin neden önemli olduğu sorusunu ortadan kaldırmıyor.

Launchpad’in bu olayda gerçekten çağrıyı “duymadığı” mı, yoksa iletişim zincirindeki bir aksaklık nedeniyle yardımın geciktiği mi sorusu ise tartışmanın merkezinde kalacak gibi görünüyor.

Özellikle milyarderlerin gösterişli yatlarının, özel jetlerinin ve devasa servetlerinin kamuoyunda giderek daha fazla sorgulandığı bir dönemde, Alaska’daki bu olay Zuckerberg açısından küçük bir denizcilik vakasından çok daha büyük bir “servet ve sorumluluk” tartışmasına dönüşmüş durumda.

Kızıl saçın gizemi çözülüyor mu? Bilim insanlarından şaşırtıcı keşif

İnsanlarda saç ve cilt rengini belirleyen melanin iki temel gruba ayrılıyor: koyu kahverengi-siyah ömelanin ve sarı-turuncu-kırmızı tonlardan sorumlu feomelanin.

Feomelanin özellikle kızıl saçlı ve açık tenli kişilerde daha fazla bulunuyor. Ancak bu pigment uzun süredir bilimsel bir paradoks olarak görülüyordu.

Çünkü önceki araştırmalar feomelaninin, özellikle UV ışığıyla etkileşim sonucunda oksidatif hasarı artırabileceğini ve melanom riskiyle bağlantılı olabileceğini göstermişti. Buna rağmen pigmenti üreten özelliklerin evrim boyunca neden korunduğu tam olarak açıklanamıyordu.

Fazla sistein hücreler için tehlikeli

Yeni araştırmanın merkezinde sistein adlı amino asit bulunuyor. Sistein, protein üretimi için gerekli olsa da hücrelerde aşırı miktarda birikmesi oksidatif hasara ve belirli koşullarda hücre ölümüne yol açabiliyor.

İşte araştırmacılar burada feomelaninin önemli bir rol oynayabileceğini keşfetti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Feomelanin üretilirken sistein kullanılıyor. Böylece pigment üretimi, hücrelerdeki fazla sisteinin tüketilmesine yardımcı olarak molekülün toksik seviyelere ulaşmasını engelleyebiliyor.

Araştırmacılar bu bulguyu, feomelaninin sistein dengesindeki fizyolojik rolüne ilişkin ilk deneysel kanıtlardan biri olarak değerlendiriyor.

Deneylerde dikkat çekici sonuç

PNAS Nexus dergisinde yayımlanan çalışmada araştırmacılar özellikle zebra ispinozlarını inceledi. Feomelanin üreten ve üretmeyen kuşların yüksek sistein koşullarındaki hücresel tepkileri karşılaştırıldı.

Feomelanin üretiminin engellenmesi, yüksek sistein koşullarında oksidatif hasarın artmasıyla ilişkilendirildi. Bulgular, pigment üretiminin fazla sisteinin hücrelerde birikmesini önleyen bir metabolik “çıkış yolu” oluşturabileceğini gösterdi.

Bu sonuç, feomelaninin yalnızca canlılara renk veren pasif bir pigment olmayabileceğine işaret ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Peki kızıl saç sağlığa faydalı mı?

Araştırma, kızıl saçlı insanların genel olarak daha sağlıklı olduğunu göstermiyor.

Çalışmanın deneyleri ağırlıklı olarak zebra ispinozları üzerinde gerçekleştirildi. Dolayısıyla feomelaninin insanlarda hastalıklara karşı koruyucu olduğu sonucuna henüz varılamaz.

Üstelik kızıl saçla ilişkili bazı MC1R gen varyantları ile melanom riski arasındaki bilinen bağlantı da ortadan kalkmış değil.

Dolayısıyla yeni bulgu, önceki araştırmaları geçersiz kılmıyor. Aksine feomelaninin biyolojik açıdan hem avantaj hem de dezavantaj yaratabilecek karmaşık bir role sahip olabileceğini düşündürüyor.

Independent Mortgage 3

Evrimsel bilmecenin yeni cevabı

Bilim insanlarının yıllardır sorduğu “Feomelanin neden evrim boyunca korundu?” sorusuna yeni çalışma önemli bir olasılık sunuyor.

Pigment üretimi, fazla sisteini tüketerek hücreleri metabolik stresten koruyor olabilir.

Bu mekanizma, feomelanin üretiminin bazı canlılarda neden korunmuş olabileceğini açıklamaya yardımcı olabilir.

Ancak araştırmacıların önünde şimdi daha büyük bir soru var: Aynı mekanizma insanlarda, özellikle farklı MC1R gen varyantlarına sahip kızıl saçlı kişilerde de çalışıyor mu?

Bu sorunun yanıtı, kızıl saçın ve feomelaninin sağlık üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.

Şimdilik bilim dünyasının vardığı sonuç ise oldukça çarpıcı:

Kızıl saçın arkasındaki pigment yalnızca renk vermiyor olabilir; hücrelerde biriken fazla sisteini de kontrol ediyor olabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Çerçeve Yasa Meclis’ten geçti: “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni dönem

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bugün tarihi bir oylama gerçekleştirildi. “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki çerçevesini oluşturması beklenen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Genel Kurul’daki görüşmelerin ardından kabul edilerek kanunlaştı.

Saat 11.00’de başlayan görüşmelerde teklifin 12 maddesi iki bölüm halinde ele alındı. İlk altı maddenin kabul edilmesinin ardından ikinci bölümün görüşmelerine geçildi. İkinci bölümün de kabul edilmesiyle teklifin tamamı yapılan son oylamada 468 kabul, 88 ret ve 6 çekimser oyla Meclis’ten geçti.

Böylece kamuoyunda haftalardır “Çerçeve Yasa” olarak tartışılan düzenleme yasama sürecinin en kritik aşamasını tamamlamış oldu.

Sürecin hukuki zemini oluşturuluyor

Yasanın temel amacı, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edilmesi sonrasında uygulanacak hukuki mekanizmaları belirlemek olarak düzenleniyor.

Düzenlemede, mekanizmanın devreye girmesi için önemli bir ön koşul bulunuyor. Örgütün fiili varlığının sona erdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, ardından bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.

Bu şart gerçekleşmeden yasanın öngördüğü soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme mekanizmalarının uygulanması mümkün olmayacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Soruşturma ve davalarda 5 ve 10 yıllık erteleme

Yasanın en dikkat çeken hükümlerinden biri, belirli suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini öngörüyor.

Buna göre, kapsam dahilindeki ve üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlar için soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar bakımından ise 10 yıl süreyle ertelenebilecek.

Aynı şekilde belirli koşulları taşıyan hükümlülerin cezalarının infazı da 5 veya 10 yıl süreyle ertelenebilecek.

Erteleme süresi içinde yeni bir terör suçu işlenmesi halinde verilen erteleme kararı kaldırılarak yargılama veya infaz süreci yeniden işletilecek.

Hangi suçlar kapsam dışında?

Düzenlemede bazı ağır suçlar açık biçimde kapsam dışında bırakılıyor.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenmiş ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar için öngörülen erteleme hükümleri uygulanmayacak.

Bu nedenle düzenleme, hükümet tarafından genel bir af yasası olarak değil, belirli şartlara ve belirli suç kategorilerine bağlı özel bir hukuki mekanizma olarak çerçevelendiriliyor.

Uygulamayı takip edecek kurul oluşturulacak

Yasanın uygulanmasının koordinasyonu için ayrıca özel bir kurul kurulması öngörülüyor.

Kurula Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlık edecek. Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma bakanlarının yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri yer alacak.

Kurulun, sürecin uygulanmasını takip etmesi, gelişmeleri değerlendirmesi ve gerekli görülmesi halinde yeni hukuki veya idari düzenlemeler konusunda talepte bulunması öngörülüyor. Kurul ayrıca çalışmalarına ilişkin TBMM’ye düzenli bilgi verecek.

Meclis Başkanlığı bünyesinde de uygulamayı izleyecek bir İzleme Komisyonu oluşturulacak.

Silah teslimi için ayrı mekanizma

Yasanın bir başka önemli bölümünü ise silah ve malzeme teslimine ilişkin hükümler oluşturuyor.

Düzenleme kapsamında teslim edilen veya beyan edilen silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemelerin kayıt altına alınması öngörülüyor.

Bu uygulamanın usul ve esasları ise güvenlik kurumlarının görüşleri alınarak İçişleri ve Milli Savunma bakanlıklarınca belirlenecek.

Yasadan yararlanmak için altı aylık süre

Kanunun uygulanması açısından dikkat çeken bir diğer düzenleme ise başvuru süresi.

MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından, kanun kapsamındaki hükümlerden yararlanmak isteyenlerin altı ay içinde bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görevlendirilecek kurumlara yazılı başvuruda bulunması gerekiyor.

Dolayısıyla Meclis’ten geçen yasa tek başına otomatik bir tahliye veya infaz değişikliği anlamına gelmiyor. Düzenlemenin fiilen işletilebilmesi için yasada belirtilen güvenlik ve MGK şartlarının yerine getirilmesi gerekiyor.

Yasa nasıl bu noktaya geldi?

Çerçeve Yasa çalışmaları, TBMM bünyesinde oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarının ardından hız kazandı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, temmuz ayında siyasi partilerle yaptığı görüşmelerde düzenlemenin Meclis tatile girmeden yasalaştırılması için temaslarda bulundu. O dönemde teklifin 12-14 maddeden oluşması ve ağustos ayının ilk yarısında Meclis’ten geçirilmesi hedefleniyordu.

Teklif 5 Ağustos’ta TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Yaklaşık 18 saat süren görüşmelerin ardından 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’ndan geçti ve bugün Genel Kurul gündemine taşındı.

Meclis’te geniş destek, siyasi tartışma da devam ediyor

Oylama sonucu, düzenlemenin Meclis’te geniş bir siyasi destekle kabul edildiğini ortaya koydu. Buna karşın yasa sürecin başından bu yana muhalefet partileri ve kamuoyunda ciddi tartışmalara neden oldu.

Özellikle düzenlemenin “af” niteliği taşıyıp taşımadığı, hangi hükümlülerin yararlanabileceği ve sürecin güvenlik boyutunun nasıl yürütüleceği konusunda farklı değerlendirmeler yapıldı.

Muhalefet cephesinde bazı partiler düzenlemenin içeriğine yönelik eleştirilerini sürdürürken, bazı partiler ise “Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hukuki bir çerçevenin oluşturulmasına destek verdi.

Böylece siyasi tartışmaların ardından Meclis aşaması tamamlanmış oldu.

Gözler şimdi uygulama aşamasında

Çerçeve Yasa’nın kabul edilmesiyle birlikte gözler artık Meclis’ten çıkacak düzenlemenin uygulama takvimine çevrildi.

Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından en kritik aşama, PKK/KCK’nın fiili varlığının sona ermesi ve silahların teslim edildiğine ilişkin güvenlik kurumlarının tespitinin yapılması olacak.

Bu tespitin MGK tarafından teyit edilerek Resmî Gazete’de yayımlanması, yasanın öngördüğü hukuki mekanizmaların fiilen başlaması açısından belirleyici olacak.

Meclis’te bugün kabul edilen düzenleme, bu yönüyle yalnızca bir kanun değişikliği değil, Türkiye’nin yıllardır devam eden terör sorununa ilişkin yeni sürecin hukuki altyapısını oluşturan temel adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

468 oyla kabul edilen Çerçeve Yasa’nın bundan sonraki aşaması ise Meclis’teki oylamadan çok, sahadaki uygulamanın nasıl gerçekleşeceği ve yasada belirtilen şartların ne zaman yerine getirileceği olacak.

Burnham, “Sahte indirim” ve abonelik tuzaklarına savaş açtı

İngiltere’de yaşam maliyeti baskısı devam ederken hükümet, bu kez doğrudan tüketicinin alışveriş ve abonelik alışkanlıklarını hedef alan yeni bir reform paketini gündeme taşıdı.

Başbakan Andy Burnham, tüketicilerin “indirim” adı altında gerçekte olmayan tasarruflara yönlendirilmesini ve istemedikleri aboneliklerde ödeme yapmaya devam etmelerini engellemek amacıyla yeni kurallar açıklarken, hükümetin mesajı net oldu:

Tüketiciye indirim diye gösterilen fiyat gerçekten indirim olacak, abonelikten çıkmak ise abone olmak kadar kolay hale gelecek.

Hükümetin tahminlerine göre özellikle yeni abonelik kuralları tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin tutarında fayda sağlayabilir.

Istikbal 860X450 Pxl

“Önce yüksek fiyat, sonra büyük indirim” dönemi mercek altında

Yeni düzenlemenin en dikkat çekici ayaklarından biri perakendecilerin kullandığı “eski fiyat” ve indirim gösterimleri olacak.

Bir ürünün fiyatının önce yapay biçimde yükseltilmesi, ardından fiyatın düşürülerek tüketiciye büyük bir indirim yapılmış izlenimi verilmesi hükümetin özellikle üzerinde durduğu uygulamalar arasında.

Benzer şekilde, gerçekte piyasada uygulanmayan veya tüketicinin karşılaştırabileceği gerçek bir fiyatı temsil etmeyen tavsiye edilen satış fiyatlarının indirim göstergesi olarak kullanılması da inceleme kapsamına alınacak.

Hükümet, bu tür uygulamaların tüketicinin gerçek fiyatı anlamasını zorlaştırdığı görüşünde.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Sahte indirimlerle ilgili hangi uygulamaların doğrudan yasaklı ticari uygulamalar listesine ekleneceği henüz kesinleşmiş değil. Hükümet, konuyla ilgili sonbaharda kapsamlı bir istişare süreci başlatacak.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Abonelik tuzaklarına Ocak 2027’den itibaren sıkı denetim

Tüketicileri yakından ilgilendiren ikinci ve daha somut değişiklik ise abonelik sözleşmelerinde yapılacak.

Yeni sistemle şirketlerden müşterilerine;

  • sözleşmenin temel şartlarını daha açık biçimde anlatmaları,
  • aboneliğin yenilenmesinden önce hatırlatma göndermeleri,
  • abonelikten çıkış işlemini kolaylaştırmaları,
  • ücretsiz veya düşük ücretli deneme süresinin ardından yapılacak ödemeleri açıkça bildirmeleri

istenecek.

Daha da önemlisi, tüketicilere belirli durumlarda 14 günlük cayma ve iptal hakkı getirilecek.

Özellikle ücretsiz deneme süresinin sona ermesi veya uzun süreli bir aboneliğin yenilenmesinin ardından tüketicinin sözleşmeden çıkabilmesi için ek bir süre tanınması planlanıyor.

Hükümet, daha önce açıklanan bu abonelik reformlarının yürürlüğe girişini hızlandırarak Ocak 2027'de uygulamaya başlamayı planlıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İngiltere’de 155 milyon aktif abonelik bulunuyor

Düzenlemenin neden bu kadar geniş kapsamlı olduğu, İngiltere'deki abonelik ekonomisinin büyüklüğünde ortaya çıkıyor.

Hükümete göre ülkede yaklaşık 155 milyon aktif abonelik bulunuyor. İstenmeyen aboneliklere İngiliz tüketicilerin yılda yaklaşık 1,6 milyar sterlin harcadığı tahmin ediliyor.

Bu nedenle hükümet, aboneliklerden tüketicinin daha kolay çıkabilmesini sağlayacak düzenlemelerin yalnızca hukuki bir değişiklik olmayacağını, doğrudan hane bütçelerine yansıyacağını savunuyor.

Hükümetin hesaplamasına göre istenmeyen aboneliklerin sona erdirilmesi bazı tüketiciler için ayda yaklaşık 14 sterlinlik bir tasarruf anlamına gelebilecek.

“Bir tıkla üye, çıkmak için telefon kuyruğu” sona erecek

Yeni düzenlemelerin arkasındaki temel sorunlardan biri, şirketlerin abonelik satarken süreci son derece kolaylaştırmasına karşın iptal aşamasında tüketicinin önüne çok daha fazla engel koyması.

Örneğin internet üzerinden birkaç saniyede başlatılan bir aboneliğin iptali için telefonla müşteri hizmetlerini aramak, uzun süre beklemek veya farklı kanallardan tekrar tekrar başvuru yapmak tüketici kuruluşlarının uzun süredir eleştirdiği uygulamalar arasında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetin yeni yaklaşımı ise basit:

Abone olmak ne kadar kolaysa, abonelikten çıkmak da o kadar kolay olacak.

Nitekim hükümetin Nisan ayında yayımladığı düzenleme çerçevesinde, tüketicilerin aboneliklerini yönetebilmesi, yenileme öncesinde uyarılması ve kolay biçimde iptal edebilmesi için yeni yükümlülükler öngörülmüştü.

“Ücretsiz deneme” dönemi de değişiyor

Yeni sistem özellikle “free trial” olarak pazarlanan ücretsiz deneme kampanyalarını da yakından ilgilendiriyor.

Tüketicinin başlangıçta ücretsiz veya çok düşük ücretli bir hizmete kaydolup daha sonra otomatik olarak yüksek ücretli bir aboneliğe geçirilmesi, hükümetin “subscription trap” olarak tanımladığı uygulamaların başında geliyor.

Tüketici kuruluşu Which? de son dönemde sosyal medya reklamları ve sahte teklifler üzerinden tüketicilerin istemedikleri aboneliklere yönlendirildiği konusunda uyarılarda bulundu.

Which?'in Temmuz ayında yayımladığı araştırmaya göre, 2025'te yapılan bir National Trading Standards araştırması, 20 milyondan fazla İngiliz yetişkinin farkında olmadan bir aboneliğe kaydolmuş olabileceğini tahmin etmişti.

Independent Mortgage 3

400 milyon sterlinlik hedefin kaynağı ne?

Burada önemli bir ayrım bulunuyor.

Hükümetin açıkladığı yaklaşık 400 milyon sterlinlik yıllık tüketici faydası, ağırlıklı olarak yeni abonelik sözleşmesi rejimine ilişkin resmi etki değerlendirmesinden geliyor.

Parlamentoya verilen hükümet yanıtında, abonelik önlemlerinin birlikte tüketicilere yılda yaklaşık 400 milyon sterlin fayda, işletmelere ise yaklaşık 171 milyon sterlin yıllık doğrudan net maliyet getirmesinin beklendiği belirtildi.

Dolayısıyla bu rakamı sahte indirimlerin yasaklanmasından doğacak ayrı bir tasarruf rakamı olarak değerlendirmek doğru olmayacak.

Perakendeciler de baskı altında

Hükümetin tüketiciyi koruma hamlesi, perakende sektörünün maliyet baskılarının arttığı bir döneme denk geliyor.

British Retail Consortium, perakendecilerin yüksek iş gücü maliyetleri, enerji giderleri, ambalaj vergileri ve diğer işletme maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Kuruluş, Temmuz ayında Burnham hükümetinden işletmelerin maliyetlerini azaltacak adımlar atmasını istemiş ve perakende sektörünün fiyatları düşük tutabilmesi için enerji, işletme vergileri ve istihdam maliyetlerinde destek çağrısı yapmıştı.

Bu nedenle hükümetin yeni tüketici düzenlemeleri, işletmeler açısından “ek bürokrasi ve uyum maliyeti” tartışmasını da beraberinde getirebilir.

Burnham’ın “gündelik hayatı kolaylaştırma” politikası

Başbakan Burnham'ın tüketici hamlesi, göreve gelmesinin ardından açıkladığı daha geniş “gündelik hayatı kolaylaştırma” yaklaşımının bir parçası olarak görülüyor.

Burnham hükümeti daha önce hane elektrik faturalarındaki vergi yükünü azaltma ve ulaşım maliyetlerini düşürme gibi adımları öne çıkarmıştı. Yeni tüketici düzenlemeleri ise doğrudan alışveriş sırasında karşılaşılan sorunlara odaklanıyor.

Burnham'ın yaklaşımı, büyük ekonomik reformlardan ziyade vatandaşın günlük yaşamında doğrudan hissedilebilecek küçük ancak somut maliyetleri hedeflemek üzerine kuruluyor.

Sırada hangi uygulamalar var?

Hükümetin önündeki tartışma yalnızca sahte indirimler ve aboneliklerle sınırlı değil.

İngiltere'de tüketici grupları;

gizli bilet ücretlerinin kaldırılması, küçülen ürünlerde “shrinkflation” uyarılarının zorunlu hale getirilmesi, enerji şirketlerinin otomatik ödeme tutarlarını artırması, şirketlerin müşterilere ulaşmasını kolaylaştıracak iletişim kuralları ve otopark cezalarının daha adil hale getirilmesi

gibi başlıkların da gündeme alınmasını istiyor.

Bu nedenle Burnham'ın açıkladığı paket, hükümetin tüketici politikalarının son noktası olmaktan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.

İngiliz tüketiciyi ne bekliyor?

Sonbahar 2026: Sahte indirimler ve yanıltıcı fiyatlandırma konusunda istişare.

Ocak 2027: Yeni abonelik kurallarının yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Yeni sistem: Daha açık sözleşme bilgileri, yenileme hatırlatmaları ve kolay iptal.

14 gün: Belirli yenileme ve deneme süresi durumlarında tüketiciye ek cayma/iptal süresi.

£400 milyon: Abonelik düzenlemelerinden tüketicilere sağlanması beklenen yıllık fayda.

£1,6 milyar: İngiltere'de istenmeyen aboneliklere yılda harcandığı tahmin edilen tutar.

Burnham hükümeti böylece yaşam maliyeti sorununa yalnızca maaşları ve vergileri değiştirerek değil, tüketicinin parasını harcarken karşılaştığı “gizli maliyetleri” azaltarak da müdahale etmeye hazırlanıyor.

Özellikle sahte indirimlerin yasaklanmasına ilişkin sonbahar istişaresinin ardından hangi ticari uygulamaların doğrudan yasak kapsamına alınacağı, İngiltere'deki perakende sektörünün önündeki en önemli yeni düzenleme başlıklarından biri olacak.

Esra Öztürk’ten ezber bozan proje!

Magazin dünyasının sevilen ismi Esra Öztürk, müzik piyasasını sallayacak yeni projesiyle bombayı patlattı! İstatistikleri bir kenara atan ve iddialı açıklamalarla ezber bozan güzel şarkıcı hem kadrosuyla hem de klipten gelen sürprizle olay olacak.
DEV KADROYLA ŞOV YAPACAK!
​Müzik dünyasının usta isimlerini yeni çalışması "Çekirdek Gazoz" isimli eserin projesinde toplayan Esra Öztürk, yeni şarkısıyla adeta güç gösterisi yapıyor! Sözü Burhan Akdağ, müziği Abbas Akbayrak ve aranjesi Yıldıray Gürgen imzası taşıyan dev projenin mutfağında adeta şampiyonlar ligi var!

YAPAY ZEKAYLA SEYİRCİYİ SALLAYACAK!
​Teknolojiye meydan okuyan ve kliplerinde çağı yakalayan ünlü şarkıcı, yine ezber bozdu. "Çekirdek Gazoz" isimli eserin klibini genç yetenek Naz Şahingül’e teslim eden Esra Öztürk, yapay zekanın sınırlarını zorlayan animasyon çalışmayla bomba gibi geldi.
​"Zamana uygun, aşırı eğlenceli ve bomba gibi bir iş çıkardık! Dinleyenler bu klibe ve şarkıya bayılacak!"
​"BENİ TEK BİR KALIBA SOKAMAZSINIZ!"
​Müzik piyasasındaki tek tip şarkıcılara da adeta gözdağı veren güzel sanatçı, sahnede fırtınalar estirmeye kararlı! "Tüm tarzları kendime yakın hissediyorum, sahnem patlamaya hazır bir dinamit gibi" diyen Öztürk, hedefini de net koydu: Gözü yükseklerde ve sesini duymayan kalmayacak!

ESRA ÖZTÜRK YORUMUYLA "Çekirdek Gazoz" KLİP LİNK

https://youtu.be/uls0zLxB7XU?si=YcMzBRHkQxjR8vDu

İngiltere kavruluyor: Londra o rakamı yine görecek!

İngiltere, son yıllarda giderek daha sık karşılaştığı aşırı sıcaklıkların yeni bir örneğini 2026 yazında yaşıyor. Mayıs ayından bu yana art arda gelen sıcak hava dalgaları, rekor kıran haziran ve temmuz aylarının ardından ağustos ayında da etkisini sürdürüyor.

Ülkenin resmi meteoroloji kurumu Met Office verilerine göre 2026, daha şimdiden sıcaklık açısından olağanüstü bir yıl oldu. Temmuz ayı ise sıcaklığın yanı sıra kuraklık ve güneşlenme açısından da tarihi rekorlara sahne oldu.

2026'da sıcaklık rekorları peş peşe geldi

Yılın ilk yarısında İngiltere'de yaşanan sıcaklık artışı, yalnızca birkaç günlük sıcak hava dalgasından ibaret değil.

Met Office'in temmuz ortasında açıkladığı verilere göre 15 Temmuz itibarıyla Birleşik Krallık, 1976 yılının tamamından daha fazla 30°C üzerindeki gün yaşamıştı.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Daha da dikkat çekici olan ise 2026'nın, meteoroloji kayıtlarında ilk kez mayıs, haziran ve temmuz aylarının tamamında 35°C veya üzerinin ölçüldüğü yıl olmasıydı. Ülke genelinde yılın ilk yarısında üç ayrı yaygın sıcak hava dalgası yaşandı.

Haziran ayında İngiltere, kayıtların başladığı 1884'ten bu yana en sıcak haziranını yaşadı. İngiltere'nin haziran ayı ortalama sıcaklığı 17,1°C olarak ölçüldü ve bu değer uzun dönem ortalamasının yaklaşık 3°C üzerine çıktı.

Temmuz ise kuraklığın ayı oldu

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Sıcak havanın en önemli sonuçlarından biri yağışların dramatik biçimde azalması oldu.

Met Office'in ağustos başında açıkladığı geçici verilere göre İngiltere, kayıtların başladığı 1836'dan bu yana en kurak temmuzunu yaşadı.

İngiltere genelinde temmuz boyunca yalnızca 6,5 milimetre yağış ölçüldü. Bu, uzun dönem ortalamasının sadece yüzde 10'una karşılık geliyor.

Galler'de de benzer bir tablo ortaya çıktı. Ülke yalnızca 9,3 milimetre yağış aldı. Birleşik Krallık genelinde ise temmuz yağışı 28,9 milimetrede kaldı; bu rakam uzun dönem ortalamasının yalnızca yüzde 35'i.

Güney İngiltere'de durum daha da çarpıcıydı. Bölge temmuz ayında sadece 1,9 milimetre yağış aldı. Bu, kayıtların başladığı dönemden bu yana bölgenin en kurak ayı oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra da kuraklığın merkezinde

Kuraklıktan en fazla etkilenen bölgeler arasında Londra ve çevresi de bulunuyor.

Met Office verilerine göre temmuz ayında Greater London, ay boyunca 1 milimetre veya daha az yağış alan bölgeler arasında yer aldı. Güney İngiltere'nin tamamında yağış miktarı normal seviyelerin çok altında kaldı.

Üstelik Londra'da sorun yalnızca gündüz sıcaklıkları değil.

Met Office'in yayımladığı Birleşik Krallık iklim raporuna göre Greater London'da 30°C üzerindeki günlerin ve 18°C üzerindeki gecelerin sayısı, 2016-2025 döneminde 1961-1990 dönemine kıyasla dört katından fazla arttı.

Bu değişim, Londra'nın artık yalnızca ara sıra sıcak hava yaşayan bir kent olmaktan çıkıp, giderek daha uzun ve daha sık sıcak dönemlerle karşılaşan bir şehir haline geldiğini gösteriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra'da bu hafta sıcaklık yeniden yükseliyor

Londra'da sıcak hava henüz sona ermiş değil.

Met Office'in 10 Ağustos 2026 tarihli tahminine göre başkentte bugün sıcaklık yaklaşık 27°C seviyesinde olacak. Salı günü 28°C beklenirken, sıcaklığın çarşamba ve perşembe günlerinde daha da yükselmesi bekleniyor.

Met Office'in Londra tahmininde perşembe günü için 34°C öngörülüyor. Cuma günü sıcaklığın 32°C civarında olması, hafta sonu ise 25-26°C seviyelerine gerilemesi bekleniyor.

Başka bir ifadeyle Londralılar için bu hafta yeniden 30°C'nin üzerinde birkaç gün yaşanacak.

Ancak kısa vadede yağmur beklentisi oldukça sınırlı.

Met Office, çarşamba ve perşembe günlerinde sıcaklığın zirve yapacağını, haftanın sonuna doğru bulutlanmanın artmasına rağmen havanın büyük ölçüde kuru kalacağını bildiriyor.

Independent Mortgage 3

Peki yağmur ne zaman geliyor?

Yağmur konusunda İngiltere'nin tamamı için tek bir senaryo bulunmuyor.

Met Office'in 14-23 Ağustos dönemine ilişkin uzun vadeli tahminine göre ülkenin kuzeyinde yağmur ve sağanak ihtimali artarken, güney İngiltere'de havanın ağırlıklı olarak kuru, güneşli ve sıcak olması bekleniyor.

İlerleyen günlerde ise alçak basınç sistemlerinin zaman zaman İngiltere'ye ulaşması ve bazı bölgelerde yağmur ya da gök gürültülü sağanaklara neden olması bekleniyor. Ancak yağış miktarlarının bölgelere göre ciddi farklılık göstermesi öngörülüyor.

Dolayısıyla “İngiltere'ye yağmur geliyor” demek mümkün, ancak Londra ve Güney İngiltere için kapsamlı ve uzun süreli bir yağış henüz garanti değil.

Hatta 24 Ağustos-7 Eylül döneminde de yüksek basıncın etkisini koruma ihtimalinin daha yüksek olduğu, bu nedenle ülke genelinde yağışların normalin altında kalabileceği belirtiliyor. Güneyde yeniden sıcak hava dalgaları yaşanması da ihtimaller arasında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İklim değişikliği İngiltere'yi ne kadar değiştirdi?

Asıl dikkat çekici gelişme ise tek tek sıcak hava dalgalarından çok, uzun vadeli değişim.

Met Office'in State of the UK Climate 2025 raporuna göre 2016-2025 dönemindeki ortalama Birleşik Krallık sıcaklığı, 1991-2020 döneminden 0,51°C, 1961-1990 döneminden ise 1,33°C daha yüksek.

Üstelik ülkenin ortalama sıcaklığı 1980'lerden bu yana yaklaşık her on yılda 0,25°C artıyor. Met Office, bu eğilim devam ettiği takdirde sıcaklık rekorlarının önümüzdeki yıllarda yeniden kırılmasının muhtemel olduğunu belirtiyor.

Daha çarpıcı değişim ise aşırı sıcaklıklarda görülüyor.

Kent Gardens'tan Lincolnshire'a uzanan güneydoğu kuşağında, yılın en sıcak gününün ortalama sıcaklığı son on yılda 1961-1990 dönemine göre 4,5°C'den fazla arttı.

Greater London'da 30°C'nin üzerindeki günlerin sayısının dört kattan fazla artması da iklim değişikliğinin başkentte günlük yaşam üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

2025 rekoru kırılacak mı?

Burada önemli bir ayrıntı var.

2025, Birleşik Krallık'ın kayıt tarihindeki en sıcak yazı yaşadığı yıl oldu. Yaz mevsiminin ortalama sıcaklığı 16,1°C olarak ölçüldü.

2026 ise henüz yaz tamamlanmadan olağanüstü sıcaklıklar kaydetmiş durumda. Temmuz ayı Birleşik Krallık genelinde tarihin ikinci en sıcak temmuzlarından biri oldu ve ortalama sıcaklık uzun dönem ortalamasının yaklaşık 2°C üzerinde gerçekleşti.

Bu nedenle 2026 yazının 2025 rekorunu geçip geçmeyeceğini şimdiden söylemek mümkün değil. Ancak sıcaklık, güneşlenme ve yağış verileri yılın olağanüstü bir seyir izlediğini gösteriyor.

“Yeni normal” artık daha sıcak

İngiltere'deki değişimin belki de en çarpıcı özeti Met Office'in son iklim raporundaki değerlendirmede saklı:

Eskiden “aşırı” kabul edilen hava koşullarının giderek normalleştiği belirtiliyor.

İklim değişikliği artık yalnızca uzak geleceğe ilişkin bir tahmin değil; daha sıcak yazlar, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha sıcak geceler, kuraklık ve zaman zaman aşırı yağışlarla günlük hava koşullarının içine girmiş durumda.

2026 yazı bunun yeni örneğini oluşturuyor.

Londra'da termometre bu hafta yeniden 34°C'yi gösterecek. Yağmur ihtimali ise şimdilik sınırlı kalacak. Kuzey İngiltere'de yağış ihtimali daha yüksek olsa da Güney İngiltere'nin kuraklık sorununun kısa sürede sona ermesi beklenmiyor.

Ve uzun vadeli tahminler, ağustosun ilerleyen bölümünde yağmur molaları yaşanabileceğini söylese de sıcak havanın tamamen sona erdiğini söylemek için henüz erken olduğunu ortaya koyuyor.

Emlak yatırımında Londra’nın tahtı sallanıyor!

İngiltere emlak piyasasında yatırım haritası değişiyor.

Yıllarca uluslararası yatırımcıların ilk tercihi olan Londra, hâlâ likiditesi, istihdam gücü, uluslararası nüfusu ve konut talebiyle İngiltere'nin en önemli emlak piyasası olmayı sürdürüyor.

Ancak konu kira geliri, satın alma maliyeti ve sermaye artışı birlikte değerlendirildiğinde, Londra artık otomatik olarak en kazançlı bölge değil.

2026 verileri, yatırımcının dikkatini giderek İngiltere'nin kuzeyine ve daha uygun fiyatlı bölgelere çevirdiğini ortaya koyuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

LONDRA’DA FİYATLAR BASKI ALTINDA

Zoopla'nın Temmuz 2026 verilerine göre İngiltere genelinde konut fiyatları 2026'da yüzde 1,3 yükselirken Londra'da ortalama fiyat yaklaşık 3.270 sterlin geriledi. Zoopla, piyasanın eylül ayından itibaren hareketlenmesini beklerken Londra ve Güney İngiltere'de toparlanmanın daha sınırlı olabileceğine dikkat çekiyor.

Haziran verilerinde de benzer bir tablo ortaya çıkmıştı.

Zoopla'ya göre İngiltere'de ortalama konut fiyatı 271.900 sterlin seviyesindeydi ve yıllık artış yüzde 1,5 olarak gerçekleşti. Buna karşılık Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Kuzey İrlanda, İskoçya ve Galler gibi bölgeler ülke ortalamasının üzerinde performans gösterirken Güneydoğu ve Londra'nın bazı bölümlerinde fiyatlar geriledi.

Bu tablo yatırımcı açısından önemli bir değişime işaret ediyor:

Londra artık “fiyat kesin yükselir” mantığıyla yatırım yapılabilecek bir piyasa olmaktan çıkıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

KİRA GETİRİSİNDE KUZEYDOĞU FARK ATIYOR

Yatırımcı açısından en dikkat çekici veri ise kira getirilerinde ortaya çıkıyor.

Zoopla'nın Mart 2026 tarihli analizine göre Kuzeydoğu İngiltere, ortalama yüzde 7,9 brüt kira getirisiyle İngiltere'nin en yüksek getirili bölgesi konumunda.

Bölgede ortalama kiralık konut fiyatı 114.098 sterlin civarında bulunurken ortalama kira 748 sterlin seviyesinde.

Bu, Londra ile arasındaki yatırım farkını açık biçimde ortaya koyuyor.

Başkentte bir yatırımcı aynı kira gelirini elde edebilmek için çok daha yüksek miktarda sermaye bağlamak zorunda kalıyor.

Dolayısıyla kira çarpanı ve brüt getiri açısından kuzey şehirleri yatırımcıya daha yüksek nakit akışı sağlayabiliyor.

Gima Sultanim Wafers 667X300

KUZEYDOĞU NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?

Kuzeydoğu'nun avantajı yalnızca ucuz konutlardan ibaret değil.

Bölgedeki düşük satın alma fiyatları, kira talebi ve istikrarlı nüfus hareketleri yatırımcı açısından önemli bir kombinasyon oluşturuyor.

Newcastle, Sunderland ve Durham gibi merkezlerde konut fiyatları Londra'nın çok altında.

Zoopla'nın 2026 başındaki verilerinde Newcastle'da ortalama konut fiyatı yaklaşık 167.700 sterlin, Sunderland'da 121.100 sterlin, Durham'da ise 146.400 sterlin olarak hesaplanıyordu.

Daha da önemlisi, Kuzeydoğu kira artışında da ülkenin lider bölgelerinden biri.

Zoopla'nın Haziran 2026 kira verilerine göre Kuzeydoğu'da yıllık kira artışı yüzde 3,8 ile bölgesel bazda en yüksek seviyeye ulaştı. İngiltere genelinde ortalama kira artışı ise yüzde 2,1 oldu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

KUZEYBATI VE YORKSHIRE DA YATIRIMCININ RADARINDA

Kuzeydoğu tek alternatif değil.

Kuzeybatı İngiltere de son dönemde güçlü performans gösteriyor.

Manchester, Liverpool ve çevresindeki bölgeler; istihdam, üniversiteler, genç nüfus ve kiralık konut talebi sayesinde yatırımcıların ilgisini çekiyor.

Yorkshire ve Humber bölgesi de özellikle daha düşük giriş maliyeti nedeniyle dikkat çekiyor.

Bu bölgelerin ortak özelliği ise Londra'ya göre çok daha düşük konut fiyatlarıyla kira gelirinin konut değerine oranının daha yüksek olması.

Başka bir ifadeyle yatırımcı, Londra'da tek bir konut için bağlayacağı sermayeyle kuzeyde daha düşük maliyetli bir yatırım yaparak daha yüksek brüt kira getirisi elde edebiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

LONDRA’NIN EN BÜYÜK AVANTAJI: TALEP

Ancak bu tablo Londra'nın cazibesini kaybettiği anlamına gelmiyor.

Tam tersine, başkent hâlâ İngiltere'nin en güçlü kiralık konut piyasalarından biri.

Zoopla'nın Haziran 2026 verilerine göre kiralık konut talebinin arttığı tek İngiliz bölge Londra oldu; talep yıllık bazda yüzde 6 yükseldi. Ayrıca ülkedeki kiralık konut arzı pandemi öncesinin hâlâ yüzde 20-30 altında bulunuyor.

Bu durum Londra yatırımının en önemli kozlarından birini oluşturuyor:

Kiracı bulmak.

Başkentte özellikle merkezi bölgelere ulaşımı kolay, üniversitelere ve istihdam merkezlerine yakın, enerji verimliliği yüksek konutlar güçlü talep görmeye devam ediyor.

Ancak yatırımcının karşısındaki temel sorun satın alma maliyeti.

Independent Mortgage 3

“LONDRA AL, BEKLE” DÖNEMİ GERİDE Mİ KALDI?

Savills'in Haziran 2026 tahminleri, İngiltere konut piyasasında daha temkinli bir döneme girildiğini gösteriyor.

Savills, 2026 yılı için İngiltere genelinde konut fiyatlarında yüzde 2 düşüş beklerken en belirgin düşüşlerin Londra ve Güneydoğu İngiltere'de gerçekleşmesini öngörüyor.

Bu nedenle yatırım stratejisi de değişiyor.

Eskiden Londra'da yüksek fiyattan alınan bir konutun uzun vadede ciddi sermaye kazancı sağlayacağı düşüncesi yatırım kararının merkezindeydi.

Bugün ise yatırımcılar daha fazla şu soruyu soruyor:

“Bu ev bana her ay ne kadar net gelir sağlayacak?”

Bu değişim Londra dışındaki piyasaların cazibesini artırıyor.

FAİZLER YATIRIMCININ HESABINI DEĞİŞTİRİYOR

İngiltere Merkez Bankası'nın politika faizi 30 Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 3,75 seviyesinde tutuldu. Banka, enflasyonun haziranda yüzde 2,6'ya gerilediğini ancak enerji fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle yıl içinde yeniden yükselmesini beklediğini açıkladı.

Faizlerin önceki yıllara kıyasla daha düşük seviyelere gelmesi yatırımcı açısından olumlu.

Ancak mortgage maliyetleri hâlâ önemli bir gider kalemi.

Bu nedenle yüksek fiyatlı Londra konutlarında finansman maliyeti kira gelirinin önemli bölümünü tüketebiliyor.

Daha ucuz bölgelerde ise aynı mortgage bütçesiyle daha düşük borç yükü veya daha fazla gayrimenkul satın alma imkânı ortaya çıkabiliyor.

YATIRIMCI İÇİN YENİ FORMÜL: KUZEY + KİRA + UYGUN FİYAT

2026 itibarıyla İngiltere'de emlak yatırımı için öne çıkan bölgeleri üç başlıkta değerlendirmek mümkün:

Kuzeydoğu:
En yüksek kira getirileri ve düşük satın alma fiyatlarıyla özellikle nakit akışı arayan yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Kuzeybatı:
Manchester ve Liverpool gibi şehirler sayesinde güçlü kiracı tabanı, istihdam ve üniversite ekonomisi sunuyor.

Yorkshire ve Humber:
Görece düşük giriş maliyeti ve büyük şehirlerdeki kiralık konut talebi nedeniyle alternatif yatırım noktası olarak öne çıkıyor.

Buna karşılık Londra, daha çok uzun vadeli sermaye koruması, yüksek likidite ve sürekli kiracı talebi arayan yatırımcılar açısından güçlü konumunu koruyor.

PEKİ, LONDRA MI KUZEY Mİ?

Cevap yatırımcının hedefinde yatıyor.

Yüksek kira getirisi ve nakit akışı aranıyorsa, 2026 verileri Kuzeydoğu ve Kuzeybatı gibi bölgeleri Londra'nın önüne geçiriyor.

Uzun vadeli değer, likidite ve uluslararası talep öncelikliyse Londra hâlâ İngiltere'nin en önemli yatırım merkezlerinden biri.

Üstelik Londra'nın kendi içinde de ciddi farklar bulunuyor. Her Londra bölgesinin aynı performansı göstermesi beklenmiyor; bazı bölgelerde kira artışı devam ederken bazı bölgelerde kiralar geriliyor.

Dolayısıyla artık “Londra'ya yatırım yapılır mı?” sorusundan çok,

“Londra'nın neresine, hangi fiyattan ve hangi kira getirisiyle yatırım yapılır?”

sorusunun sorulması gerekiyor.

YATIRIMCININ HARİTASI DEĞİŞİYOR

İngiltere emlak piyasasında Londra'nın tahtı tamamen devrilmiş değil.

Ancak yatırımın matematiği değişiyor.

Başkent yüksek fiyatları, güçlü kiracı talebi ve uluslararası çekim gücüyle hâlâ önemli bir merkez.

Fakat getiri oranı söz konusu olduğunda daha ucuz kuzey piyasaları giderek daha güçlü bir alternatif oluşturuyor.

Hamptons'ın 2026 yaz verilerine göre daha önce kiraya verilmiş bir konut satın alan ev sahiplerinin ortalama brüt kira getirisi yüzde 7 seviyesine ulaşmış durumda. Bu da yatırımcıların yüksek kira getirili bölgelerde neden yeniden pozisyon almaya başladığını gösteriyor.

Sonuç olarak 2026 İngiltere emlak piyasasının mesajı oldukça açık:

Londra hâlâ güvenli liman olabilir; ancak en yüksek kazancın adresi artık otomatik olarak Londra değil.

Yatırımcının rotası giderek Manchester, Liverpool, Newcastle, Sunderland, Leeds ve diğer kuzey şehirlerine doğru genişliyor.

Ve yeni dönemde emlak yatırımının kazandıran formülü yalnızca “evin fiyatı ne kadar artacak?” sorusuna değil;

“Ne kadar sermaye bağlayacağım, ne kadar kira alacağım ve finansman maliyetim ne olacak?”

sorusuna verilecek cevaba bağlı olacak.

Reform UK’nin “Türk berber ihbar hattı” planına tepkiler artıyor

İngiltere’de göç ve güvenlik politikalarıyla öne çıkan Reform UK, High Street’lerde faaliyet gösteren işletmelerde yasa dışı çalıştırma ve organize suçla mücadele gerekçesiyle yeni bir ihbar mekanizması kurulmasını önerdi. Ancak planın kamuoyuna sunuluş biçimi, ülkedeki Türk toplumu ve özellikle Türk berber işletmeleri açısından yeni bir tartışma başlattı.

Reform UK’nin İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf tarafından 6 Ağustos Perşembe günü açıklanan pakete göre vatandaşlar, yasa dışı işçi çalıştırdığından şüphelendikleri işletmeleri yetkililere bildirebilecek.

Polis ve Ticaret Standartları birimlerinin güvenilir ihbarları soruşturması öngörülürken, yapılan ihbarın başarılı bir yaptırım veya kovuşturmayla sonuçlanması halinde ihbarda bulunan kişilere, tahsil edilen cezalardan finansal ödül verilmesi planlanıyor.

Reform Uk Turk Berber Hatti Tepkiler 3

“Yasa dışı çalışmayı fiilen suç olmaktan çıkardılar”

Zia Yusuf, Muhafazakâr ve İşçi Partisi hükümetlerini yasa dışı çalışmayla yeterince mücadele etmemekle suçladı.

Yusuf, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde yasa dışı işçi çalıştıran işverenlere yönelik cezaların ciddi biçimde artırılacağını belirterek, şirketlere küresel cirolarının yüzde 10’una kadar para cezası verilmesini ve bazı üst düzey yöneticilerin hapis cezasıyla karşı karşıya kalmasını önerdi.

Ancak Yusuf’un basın toplantısına ilişkin yayımlanan metinlerde özellikle Türklerden söz edilmedi.

Buna karşın Reform UK’nin politikayı kamuoyuna sunma biçimi, kısa sürede “Türk berber” ifadesinin planla özdeşleşmesine yol açtı.

İngiliz basınında Reform lideri Nigel Farage’ın “Turkish Barber tip line” yani “Türk berber ihbar hattı” kurulmasını vaat ettiği aktarılırken, BBC, Daily Mail, The Independent ve The Telegraph da haberlerinde Reform’un planını aynı ifadeyle tanımladı.

Jenrick: “Şüpheli Türk berberler High Street’leri düzensiz gösteriyor”

Tartışmayı daha da büyüten açıklama ise Reform UK Hazine Sözcüsü Robert Jenrick’ten geldi.

Jenrick yayımladığı videoda “şüpheli Türk berberlerin” High Street’leri “dağınık” gösterdiğini ve yasalara uygun çalışan işletmelerin yerini aldığını savundu.

Jenrick’in Türk berberlere yönelik sözleri yeni değil.

Mayıs 2025’te henüz Muhafazakâr Parti milletvekiliyken Londra’daki suç ve kamu düzeni sorunlarını konu alan bir sosyal medya videosunda Jenrick, “garip Türk berber dükkânlarını” bisiklet hırsızlığı, telefon hırsızlığı, mağazalardan hırsızlık ve uyuşturucuyla aynı bağlamda değerlendirmişti.

Tepkilerin ardından Jenrick, “birçok Türk berberin iyi yerel işletmeler olduğunu” kabul etmek zorunda kalmıştı.

Farage da Türk berberleri daha önce hedef aldı

Reform UK lideri Nigel Farage da uzun süredir Türk markalı berberleri siyasi söyleminin bir parçası haline getiriyor.

Farage daha önce yayımladığı bir videoda İngiltere’de Türk berberlerin sayısındaki artışı sorgulamış, bazı dükkânların az müşteriye rağmen nakit para kabul ettiğini ve arkalarında pahalı araçların bulunduğunu öne sürmüştü.

Farage’ın bu yaklaşımı, dönemin Toplumlar Bakanı Miatta Fahnbulleh tarafından “köpek düdüğü siyasetiyle ırkçılık” ve “bölücü siyaset” yapmakla eleştirilmişti.

Türk berberlere yönelik bu söylem, sektörde de tepkiyle karşılandı.

Glasgow’da G11 Barbers adlı işletmenin sahibi Ali Ghasr, Şubat ayında dükkânının camlarını Farage’ın 13 farklı saç modeliyle hazırlanmış fotoğraflarıyla kaplayarak tartışmaya mizahi bir yanıt vermişti.

Ghasr, LBC’ye yaptığı açıklamada Türk berberlerin dolandırıcılık veya vergi kaçakçılığıyla ilişkilendirilmesinin haksız olduğunu belirterek kendi işletmesinde kartla ödeme kabul edildiğini ve çok sayıda müşteriye hizmet verdiklerini söylemişti.

Reform Uk Turk Berber Hatti Tepkiler 4

Suçla mücadelede sorun gerçek, ancak “Türk” bağlantısının kanıtı nerede?

İngiltere’de berber dükkânları ve diğer nakit ağırlıklı işletmeler üzerinden yürütülen bazı ciddi suç faaliyetlerinin güvenlik birimlerince tespit edildiği konusunda ise tartışma bulunmuyor.

Ulusal Suç Ajansı’nın (NCA) 2025 ilkbaharında yürüttüğü Operation Machinize operasyonunda 380 işletme hedef alınmış, 84 arama kararı uygulanmış ve 35 kişi gözaltına alınmıştı.

Operasyon kapsamında en az 10 işletmenin kapatıldığı, toplam değeri 1 milyon sterlinin üzerinde banka hesaplarının dondurulduğu açıklanmıştı. Güvenlik güçleri ayrıca yasa dışı çalıştırma şüpheleri ve modern kölelik mağduru olabilecek kişilerle de karşılaşmıştı.

Ancak NCA, söz konusu operasyonu “Türk suçluluğu” olarak tanımlamadı.

Aksine kurumun uyarısı; berberler, elektronik sigara mağazaları, güzellik ve tırnak salonları, Amerikan tarzı şekerleme dükkânları ve oto yıkamalar gibi geniş bir nakit ağırlıklı işletme grubuna yönelikti.

Bu işletmelerin, suç örgütleri tarafından yasa dışı gelirleri yasal ticari kazançlarla karıştırmak amacıyla kullanılabileceği belirtildi.

İngiliz hükümetinin 2025 Ulusal Risk Değerlendirmesi de berberleri, oto yıkamalar ve tırnak salonlarıyla birlikte kara para aklama açısından risk taşıyabilecek işletmeler arasında sayıyor. Raporda risk faktörü olarak işletme sahiplerinin Türk olması ya da belirli bir etnik kökene mensup bulunması gösterilmiyor.

Parlamento sorusunda da “Türk” bağlantısı kurulmadı

Reform milletvekili Lee Anderson geçen yıl hükümete özellikle “Türk berber dükkânları” üzerinden kara para aklama konusunda soru yöneltti.

Ancak İçişleri Bakanlığı’nın verdiği yanıtta Türk vatandaşları veya Türk kökenli işletmeler hakkında herhangi bir tespit yapılmadı.

Hükümet, bunun yerine berberler gibi nakit ağırlıklı işletmelerin suçlular tarafından kullanılabildiğini belirtti ve Operation Machinize operasyonunun sonuçlarına dikkat çekti.

Bu durum, Reform UK’nin söylemiyle resmi güvenlik kurumlarının kullandığı dil arasındaki farkı da ortaya koydu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Türk berber” ifadesi her zaman işletme sahibinin milliyetini göstermiyor

Tartışmanın bir başka boyutunu ise “Türk berber” ifadesinin kendisi oluşturuyor.

İngiliz basınında daha önce yayımlanan bazı araştırmalarda, “Turkish barber” adıyla faaliyet gösteren işletmelerin önemli bölümünün aslında Türkler tarafından işletilmediğine dikkat çekilmişti.

The National’ın 2025 yılında yayımladığı bir habere göre, Türk markası veya “Turkish barber” konsepti kullanan bazı işletmeler Kürt veya Arnavut kökenli kişiler tarafından işletiliyor.

Dolayısıyla İngiltere’de “Türk berber” ifadesi giderek işletme sahibinin milliyetinden çok erkek kuaförlüğünde belirli bir hizmet ve işletme tarzını tanımlayan ticari bir kavrama dönüşmüş durumda.

Türk toplumu “hedef gösterme” endişesi yaşıyor

Reform UK’nin yeni ihbar hattı planı, yasa dışı çalıştırma ve organize suçla mücadele gibi meşru bir hedef üzerine kurulsa da, özellikle “Türk berber” söyleminin öne çıkarılması İngiltere’deki Türk toplumunda damgalama tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Eleştirilerin merkezinde, suçla mücadelede belirli işletme türlerinin denetlenmesiyle bir ulusal veya etnik kimliğin suçla ilişkilendirilmesi arasındaki çizginin aşılmaması gerektiği görüşü bulunuyor.

İngiltere’de güvenlik kurumlarının verileri, nakit ağırlıklı işletmelerin suç örgütleri tarafından istismar edilebildiğini gösterirken, mevcut resmi açıklamalarda bu riskin Türk işletmeleri veya Türk toplumuna özgü bir sorun olduğuna dair bir tespit bulunmuyor.

Bu nedenle Reform UK’nin “Türk berber ihbar hattı” şeklinde kamuoyuna yansıyan politikası, yasa dışı çalışma ve kara para aklamayla mücadele tartışmasının ötesine geçerek, İngiltere’de yaşayan Türk toplumunun siyasi söylemde nasıl temsil edildiği konusunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda.

“Türk berber” tartışması büyüyor: Söylem gerçek işletmeleri de vuruyor

Resmi denetim verileri, Türklerin işlettiği berberlerin diğer berberlere, nakit ağırlıklı işletmelere veya farklı topluluklara kıyasla daha yüksek oranda suç işlediğini gösteren herhangi bir etnik dağılım ortaya koymuyor. Buna rağmen siyasi söylemde “Türk” kelimesinin başlı başına bir şüphe göstergesi haline gelmesi, İngiltere’de faaliyet gösteren yasal işletmeler açısından ciddi endişe meydana getiriyor.

Bu ayrım büyük önem taşıyor.

Bir işletmenin yasa dışı işçi çalıştırdığı, kara para akladığı, vergi kaçırdığı veya organize suç faaliyetlerine karıştığına ilişkin kanıt bulunması halinde işletmenin soruşturulması ve yaptırım uygulanması, hukukun uygulanması anlamına geliyor.

Ancak “Türk” kelimesinin kendisinin şüphe nedeni olarak kullanılmaya başlanması, bambaşka bir risk yaratıyor: Suçun belirli bir etnik veya ulusal kimlikle özdeşleştirilmesi.

Yasalara uyan berberler: “Müşterilerimiz gitmeye başladı”

Siyasi söylemin yasalara uygun faaliyet gösteren işletmeleri de etkilemeye başladığına ilişkin somut örnekler bulunuyor.

Bristol yakınlarındaki Keynsham kentinde Turkish Style Barbers adlı işletmeyi işleten Alan Ahmea, Reform UK’nin son açıklamasının ardından The Independent’a yaptığı açıklamada, bazı müşterilerin dükkânının yasa dışı işçi çalıştırdığı veya vergi kaçırdığı endişesiyle başka yerlere gitmeye başladığını söyledi.

Ahmea, “Çok çalışıyoruz, her şeyi yasalara uygun yapıyoruz ve vergilerimizi ödüyoruz” diyerek bazı işletmelerde yaşanan usulsüzlüklerin tüm Türk tarzı berberlerin şüpheyle karşılanmasına yol açmaması gerektiğini vurguladı.

Ancak son dönemde yaşanan bazı olaylar, sosyal medyada ve siyasi söylemde yayılan şüphelerin ne kadar kolay biçimde düşmanlığa ve şiddete dönüşebileceğini de ortaya koyuyor.

Kuzey İrlanda’da Türk berber dükkânına saldırı

Bu yıl 9 Haziran’da Kuzey İrlanda genelinde yaşanan ırkçı ve göçmen karşıtı olaylar sırasında Ballyclare kentindeki bir Türk berber dükkânının camları kırıldı.

Sky News, olaylar sırasında etnik azınlıklara ait ev ve işletmelerin hedef alındığı anlaşılan çok sayıda saldırının gerçekleştiğini doğruladı.

Ancak daha çarpıcı bir örnek Bristol’da yaşandı.

“Türk berber” söylemi bir saldırıda delil olarak kullanıldı

2 Ağustos 2025’te neo-Nazi aşırı sağcı Alina Burns, Bedminster bölgesinde çalıştığı berber dükkânının önünde bulunan Kürt-İranlı berber Mohammed Mahmoodi’ye arkadan baltayla saldırdı ve onu öldürmeye çalıştı.

Mahmoodi saldırıdan mucizevi biçimde hafif yaralarla kurtuldu.

Terör motivasyonuyla gerçekleştirilen cinayete teşebbüs suçundan bu yıl mayıs ayında hapse gönderilen Burns, Mental Health Act kapsamında yapılan değerlendirmede, dükkânın “Türk berberi” olması nedeniyle kara para aklama faaliyetlerine karıştığına inandığını söyledi.

Burns, polisin bu konuda harekete geçmediğini düşündüğünü belirterek saldırısının dükkânın soruşturulmasını sağlayabileceğini ifade etti.

Saldırının ardından savcılar, Burns’ün eyleminin başkalarını benzer şiddet saldırıları gerçekleştirmeye teşvik etmesini istediğini belirtti.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Burns’ün gerçekleştirdiği saldırıdan Reform UK’nin sorumlu olduğuna dair herhangi bir iddia bulunmuyor.

Ancak olay, etnik kimlikle ilişkilendirilen belirli bir işletme türünün kamuoyundaki söylemlerde sürekli suçla yan yana getirilmesinin yaratabileceği tehlikeyi açık biçimde gösteriyor.

Bir siyasi söylemde “Türk berber” ifadesinin suçla özdeşleşmesi, bu işletmelerin çalışanları ve sahipleri açısından yalnızca itibar kaybına değil, daha ciddi güvenlik risklerine de yol açabilecek bir ortam oluşturabiliyor.

İngiliz Türkleri için eski bir tartışmanın yeni versiyonu

Son tartışma, İngiltere’de yaşayan Türk toplumu açısından geçmişteki siyasi söylemleri de hatırlatıyor.

Türkiye, 2016’daki Brexit referandumu öncesinde göç tartışmalarında defalarca siyasi bir araç haline getirilmişti.

Nigel Farage’ın o dönem liderliğini yaptığı UKIP, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılma ihtimaline karşı hazırlanan bir reklam yayımlamış; Türkiye’nin Müslüman nüfusuna dikkat çekilerek milyonlarca Türk vatandaşının Avrupa’ya göç edebileceği öne sürülmüştü.

Farage da dönemin medya açıklamalarında benzer söylemleri sık sık dile getirmişti.

Söz konusu yayın, ırkçılık ve İslamofobi gerekçeleriyle çok sayıda şikâyete konu olmuştu.

İngiltere’nin medya düzenleyicisi Ofcom ise sonunda soruşturma başlatmamış, reklamın rahatsız edici olabilecek nitelikte olduğunu kabul etmekle birlikte siyasi söylemin bağlamı nedeniyle ifade özgürlüğünün özel bir ağırlık taşıdığına karar vermişti.

Aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra, “Türk berberler” İngiltere’nin göç ve suç tartışmalarında yeni bir siyasi kısa yola dönüşmüş durumda.

Siyasi söylemin denetiminde büyük boşluk

İngiltere’de siyasi aktörlerin bu tür söylemlerinin denetlenmesi konusunda da önemli bir düzenleyici boşluk bulunuyor.

Seçim Komisyonu, siyasi partilerin ve adayların kampanya materyallerinde neler söyleyebileceği konusunda “çok az kısıtlama” bulunduğunu açıkça belirtiyor. Komisyon, siyasi kampanya içeriklerini genel anlamda denetlemiyor.

Siyasi reklamlar da ticari reklamlardan farklı değerlendiriliyor.

Reklam Standartları Kurumu’na (ASA) göre temel amacı seçmenleri etkilemek olan siyasi reklamlar, normal reklamlar için geçerli olan reklamcılık kurallarının dışında tutuluyor.

Bu nedenle siyasi reklamlar, ticari reklam verenlerin uymak zorunda olduğu yanıltıcı, zararlı veya saldırgan iddialara ilişkin aynı kurallara tabi değil.

Bu özgürlük, demokratik siyasi tartışmanın önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.

Ancak aynı zamanda siyasetçilere, toplumların tamamını daha geniş sosyal sorunların kolay ve kullanışlı bir sembolüne dönüştürmeme konusunda daha büyük bir sorumluluk yüklüyor.

Hedefte sadece berberler yok

İngiltere’nin bazı High Street bölgelerinde organize suç ve yasa dışı çalıştırma sorunu bulunduğu açık.

Hükümet de bu nedenle yeni bir adım atarak 30 milyon sterlinlik High Street Organised Crime Unit oluşturdu.

Yeni birim; şüpheli berberler, elektronik sigara mağazaları, mini marketler ve şekerleme dükkânları gibi işletmeler üzerinden yürütülebilecek organize suç faaliyetlerini hedef alıyor.

Yasa dışı faaliyetlerden sorumlu olanların, milliyetleri veya etnik kökenleri ne olursa olsun, yasaların öngördüğü en ağır yaptırımlarla karşılaşması gerektiği konusunda ise tartışma bulunmuyor.

Ancak mevcut verilerin ortaya koymadığı bir şey var:

Yasalara uygun faaliyet gösteren yüzlerce, hatta binlerce Türk ve Türk markalı işletmenin topluca şüpheli ilan edilmesi.

“Bedelini sıradan işletme sahipleri ödüyor”

İngiltere’deki Türk toplumu, diğer bazı toplulukların sahip olduğu güçlü ulusal lobi ve temsil mekanizmalarından yoksun, daha parçalı bir yapıya sahip.

Bu nedenle Reform UK’nin “Türk berberler” ifadesini siyasi bir söylem aracına dönüştürmesinin bedelini, sıradan işletme sahiplerinin ödemek zorunda kaldığı belirtiliyor.

Üstelik son dönemde yaşanan olaylar, tartışmanın yalnızca siyasi ifadelerden ibaret olmadığını gösteriyor.

Kuzey İrlanda’daki ırkçı olaylar sırasında Türk markalı bir berber dükkânının saldırıya uğraması, Bristol’da bir berberin aşırı sağcı bir saldırgan tarafından neredeyse öldürülmesi ve yasalara uygun faaliyet gösteren işletmelerin müşteri kaybettiklerini bildirmesi, tartışmanın gerçek hayattaki sonuçlarını ortaya koyuyor.

Bristol’daki saldırıda sanığın, saldırısına gerekçe olarak doğrudan “Türk berber” ve kara para aklama iddiasını göstermesi ise tehlikenin boyutunu daha da çarpıcı hale getiriyor.

Bu nedenle eleştirmenlere göre konu artık yalnızca “siyasetçilerin kullandığı sert ifadeler” meselesi değil.

Söz konusu söylemlerin, belirli bir topluluğu ve işletme grubunu suçla ilişkilendiren bir algıyı besleyip beslemediği ve bunun gerçek hayatta ayrımcılık, müşteri kaybı veya fiziksel saldırı riskini artırıp artırmadığı tartışılıyor.

Reform UK’den açıklama gelmedi

Reform UK, haberle ilgili görüşünü açıklaması için davet edildi.

Ancak haberin yayımlandığı saate kadar partiden herhangi bir açıklama alınamadı.

(Kaynak: t-vine.com)

Hakan Atalay'ın yeni şarkısı “Arsız” müzik platformlarında

Hakan Atalay, iki ay önce yayımladığı "Vurdumduymaz"ın ardından yeni single'ı "Arsız" ile müzik yolculuğunu sürdürüyor.

Elektronik samplelar ve Afro esintili ritimler üzerine kurulu yapısı, yüksek temposunu şarkı boyunca korurken; alaycı, doğrudan ve dans ettiren tavrıyla şarkıya karakteristik bir kimlik kazandırıyor.

Söz ve müziği Hakan Atalay'a ait olan eser, Onur Atlı'nın aranjesiyle çağdaş elektronik pop anlayışını yansıtırken; "Ben çekildim sahnenden”, "Uslanmadın be arsız" ve "Gönlümün duruşmasında yakındır karar” dizeleriyle, hayal kırıklığını uzun bir siteme dönüştürmek yerine, kendi kararını vermiş bir karakterin sesini dinleyiciye taşıyor.

Yönetmenliğini Gökhan Yalçınkaya'nın üstlendiği deniz temalı klip ise şarkının yaz atmosferini görsel dünyaya taşırken, eserin enerjisini sinematik bir anlatımla tamamlıyor.

"Arsız", tüm dijital müzik platformlarında yayında.

Arpej yapim

Calısmanın YouTube linki...

https://youtu.be/DJY0Nx6jRoI?si=LhLI2KWKO0jkkBeI

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Schengen’de Sınırlar Kapanıyor!: İspanya’dan İtalya’ya Misilleme

Avrupa Birliği’nde sınırların kaldırılması projesinin sembolü haline gelen Schengen Bölgesi, bu kez iki üye ülke arasındaki siyasi restleşmenin ortasında kaldı.

İspanya hükümeti, İtalya’nın İspanya’dan gelen yolculara yönelik sınır kontrollerini sürdürme kararına karşılık olarak Roma’dan gelen yolcular için yeni kontroller başlattı. Madrid’in kararı, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısından itibaren yürürlüğe girerken uygulamanın 7 Eylül 2026’ya kadar devam etmesi bekleniyor.

Madrid yönetimi, kararın İtalya’nın “süregelen düzensiz göç baskısı” gerekçesiyle aldığı önlemlere karşı orantılı ve karşılıklı bir tedbir olduğunu savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kriz Ceuta’daki göç dalgasıyla başladı

İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’da yaşanan olağanüstü göç hareketi bulunuyor.

Temmuz sonunda Fas’tan Ceuta’ya yaklaşık 72 bin kişinin yöneldiği kitlesel göç girişimi, Avrupa genelinde büyük yankı uyandırdı. İspanyol makamlarının müdahalesi sonrasında göçmenlerin büyük bölümü Fas’a geri dönerken, krizin ardından İtalya başta olmak üzere bazı AB ülkeleri Madrid’in göç politikasını sert biçimde eleştirdi.

İtalya, 1 Ağustos’ta İspanya’dan gelen AB dışı ülke vatandaşlarına yönelik Schengen kapsamındaki serbest geçiş uygulamasını geçici olarak askıya aldığını duyurdu.

Roma yönetimi, kararını güvenlik ve yeni düzensiz göç hareketleri ihtimaliyle gerekçelendirdi.

İtalya ayrıca Ceuta’ya 15 Ağustos’ta yeni bir kitlesel girişim düzenlenebileceğine ilişkin uyarıları gerekçe göstererek uygulamayı en azından bu tarihe kadar sürdürmekte kararlı olduğunu açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Madrid’den Roma’ya ültimatom

İspanya ise İtalya'nın kararını sert biçimde eleştirdi.

Madrid, Roma'nın uygulamasının “haksız, Avrupa Birliği'nin çıkarlarına aykırı ve İspanyol halkına karşı ayrımcı” olduğunu savunarak kontrollerin kaldırılması için İtalya’ya pazar gününe kadar süre verdi.

İspanyol hükümeti, İtalya'nın geri adım atmaması halinde İspanyol vatandaşlarının çıkarlarını korumak için “orantılı tedbirler” alınacağını açıklamıştı.

Roma'nın cuma günü ültimatomu reddetmesi üzerine Madrid misilleme kararını uygulamaya koydu.

İtalya hükümeti ise “ültimatom veya dayatmaları” kabul etmeyeceğini açıklayarak mevcut kontrollerin en az 15 Ağustos'a kadar devam edeceğini bildirdi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İspanya’ya gelen İtalyan yolcular da kontrolden geçecek

Yeni uygulama kapsamında İtalya'dan İspanya'ya uçak veya gemiyle gelen yolcuların pasaport, vatandaşlık ve vize durumlarının kontrol edilmesi öngörülüyor.

Bu durum, normal koşullarda Schengen içinde sınır kontrolüyle karşılaşmadan seyahat eden yolcular açısından önemli bir değişiklik anlamına geliyor.

Madrid'in uygulaması yalnızca İtalyan vatandaşlarını değil, İtalya üzerinden İspanya'ya gelen diğer ülke vatandaşlarını da kapsayacak şekilde tasarlandı.

Dolayısıyla İtalya'dan İspanya'ya aktarmalı seyahat eden AB dışı ülke vatandaşlarının da ek kontrollerle karşılaşması mümkün olacak.

Schengen’in temel ilkesi yara alıyor

İspanya ile İtalya arasında doğrudan kara sınırı bulunmaması, krizin niteliğini daha da dikkat çekici hale getiriyor.

İki ülke arasındaki seyahatlerin büyük bölümü hava ve deniz yoluyla gerçekleştirildiği için, normalde Schengen sistemi sayesinde yolcuların iç sınır kontrollerinden geçmeden seyahat edebilmesi gerekiyor.

Ancak Schengen kuralları, ciddi kamu düzeni veya iç güvenlik tehdidi halinde üye devletlere geçici olarak iç sınır kontrollerini yeniden uygulama imkânı tanıyor. Avrupa Komisyonu da bunun istisnai ve geçici bir tedbir olması ve tehdidin gerektirdiğinden daha uzun sürmemesi gerektiğini belirtiyor.

Bu nedenle Madrid ile Roma arasındaki tartışmanın önümüzdeki günlerde yalnızca siyasi değil, hukuki bir boyut kazanması da bekleniyor.

Independent Mortgage 3

İspanya-İtalya krizi yalnız değil

Schengen'de sınır kontrollerinin yeniden gündeme gelmesi İspanya ile İtalya arasındaki krizle başlamış değil.

Avrupa Komisyonu'nun güncel bildirimlerine göre 2026 yazında çok sayıda Schengen ülkesi çeşitli gerekçelerle iç sınırlarında geçici kontroller uyguluyor.

Almanya, düzensiz göç ve insan kaçakçılığı gerekçesiyle kara sınırlarının tamamında kontrollerini 15 Eylül'e kadar sürdürme kararı aldı.

Fransa, güvenlik tehditleri, düzensiz göç ve kaçakçılık gerekçeleriyle İspanya, İtalya, Almanya, Belçika, Lüksemburg ve İsviçre dahil olmak üzere iç sınırlarında kontroller uyguluyor.

Hollanda, düzensiz göç, iltica başvuruları ve göçmen kaçakçılığı gerekçesiyle Belçika ve Almanya sınırlarının yanı sıra Schengen içi hava sınırlarında kontrollerini 30 Eylül'e kadar sürdürüyor.

Avusturya ise Balkan güzergâhındaki göç baskısı ve güvenlik gerekçeleriyle Çekya, Macaristan, Slovenya ve Slovakya sınırlarında kontroller uyguluyor.

İsveç de organize suç ve güvenlik tehditlerini gerekçe göstererek tüm iç sınırlarında geçici kontroller yürütüyor.

Bu tablo, Avrupa'da Schengen'in “istisna” olarak tasarlanan iç sınır kontrollerinin giderek daha sık kullanılan bir güvenlik aracına dönüştüğünü gösteriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Göç krizi Schengen’i zorluyor

AB'nin temel hedeflerinden biri olan serbest dolaşım, son yıllarda özellikle düzensiz göç, terör tehdidi, organize suç ve güvenlik endişeleri nedeniyle ciddi baskı altında.

Avrupa Komisyonu'nun kurallarına göre iç sınır kontrolleri ancak son çare olarak ve belirli bir tehdide karşı gerekli olduğu ölçüde uygulanabiliyor. Ancak üye ülkelerin art arda kontrol sürelerini uzatması, sistemin geleceği konusunda soru işaretlerini artırıyor.

İspanya-İtalya krizi ise bu tartışmayı yeni bir aşamaya taşıyor.

Çünkü bu kez sınır kontrollerinin arkasında yalnızca güvenlik gerekçeleri değil, iki AB hükümeti arasındaki siyasi anlaşmazlık ve farklı göç politikaları da bulunuyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Roma-Madrid çekişmesinin arkasında farklı göç politikaları

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki sağ hükümet, düzensiz göçle mücadelede Avrupa'nın daha sert bir çizgi izlemesini savunuyor.

Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki İspanya ise özellikle göçmenlerin düzenli statüye geçirilmesi ve iş gücü piyasasına kazandırılması konusunda daha farklı bir politika izliyor.

Bu politika farklılığı, Ceuta krizinin ardından iki başkent arasındaki gerilimi daha da büyüttü.

İtalya, İspanya üzerinden diğer Avrupa ülkelerine düzensiz göçmen geçişi yaşanabileceğinden endişe ederken Madrid, Roma'nın aldığı kararın gerçeklerle bağdaşmadığını ve Ceuta'daki göçmenlerin İtalya'ya ulaşacağı varsayımının temelsiz olduğunu savunuyor.

AB şimdi zor bir sınavla karşı karşıya

Avrupa Komisyonu açısından en kritik soru, iki üye ülkenin karşılıklı sınır kontrollerinin ne kadar süre devam edeceği.

İtalya'nın 15 Ağustos'a kadar geri adım atmaması, İspanya'nın ise kontrollerini 7 Eylül'e kadar sürdürme kararı alması, krizin en az birkaç hafta daha devam edeceğine işaret ediyor.

Daha büyük tehlike ise başka ülkelerin de benzer yöntemlere başvurması.

Nitekim Komisyonun mevcut bildirimleri, Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, İtalya ve İsveç gibi ülkelerin farklı gerekçelerle Schengen içindeki kontrollerini sürdürdüğünü gösteriyor.

Bu nedenle İspanya-İtalya restleşmesi, yalnızca iki ülkenin diplomatik krizi değil; “Schengen ne kadar sınırsız kalabilir?” sorusunun yeni ve çok daha sert bir testi olarak değerlendiriliyor.

Yeni Avrupa sınırı: Kontrolsüz Schengen dönemi sona mı eriyor?

Schengen'in iç sınırlarının yeniden görünür hale gelmesi, Avrupa'nın göç ve güvenlik politikalarında yaşanan dönüşümün en somut göstergelerinden biri.

Üstelik AB, bir yandan iç sınırlardaki kontrollerle uğraşırken diğer yandan dış sınırlarını teknolojik olarak güçlendiriyor. Giriş-Çıkış Sistemi (EES) 10 Nisan 2026'da tam olarak devreye girdi ve AB dışı ülke vatandaşlarının Schengen dış sınırlarından giriş-çıkışlarında biyometrik kayıt ve dijital kontroller kullanılmaya başlandı.

Böylece Avrupa'da bir tarafta dış sınırlar daha sıkı ve dijital hale gelirken, diğer tarafta üye ülkelerin kendi aralarındaki sınır kontrollerini yeniden devreye sokması dikkat çekiyor.

İspanya ile İtalya arasındaki kriz bu nedenle yalnızca Madrid ve Roma'nın sorunu değil.

Kriz derinleşirse, göç konusunda farklı politikalar izleyen AB ülkelerinin birbirlerine karşı Schengen'in istisnai mekanizmalarını kullanması, Avrupa'nın yıllardır inşa ettiği sınırları kaldırılmış ortak seyahat alanının geleceği açısından önemli bir emsal oluşturabilir.

Gatwick Havalimanı'nda ikinci pist için son engel de aşıldı

İngiltere’nin en yoğun ikinci havalimanı olan Gatwick’te kapasiteyi önemli ölçüde artıracak genişleme projesi için yargı süreci tamamlandı. Çevreci kampanya grupları Communities Against Gatwick Noise Emissions (CAGNE) ve aktivist Peter Barclay tarafından açılan davada Temyiz Mahkemesi, alt mahkemenin kararına yönelik itirazları reddetti.

Mahkeme, başvurucuların ileri sürdüğü temyiz gerekçelerinin “savunulabilir” olmadığına ve davaların başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığına karar verdi. Böylece İngiltere Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander’ın Eylül 2025’te verdiği proje onayı hukuken geçerliliğini korudu.

Acil durum pisti artık ikinci piste dönüşecek

Gatwick projesinin merkezinde, havalimanının mevcut kuzey pisti bulunuyor.

Şu anda esas olarak taksi yolu olarak kullanılan ve ana pistin devre dışı kaldığı durumlarda acil pist görevi gören kuzey pisti, yaklaşık 12 metre kuzeye taşınacak. Böylece iki pistin aynı anda kullanılmasına olanak sağlayacak gerekli güvenlik mesafesi oluşturulacak.

Independent Mortgage 3

Yeni düzende inişlerin ana pist üzerinden devam etmesi, kalkışların ise iki pist arasında paylaşılması planlanıyor. Kuzey pistinin özellikle daha küçük ve dar gövdeli yolcu uçaklarında kullanılması öngörülüyor.

Proje yalnızca pistin yer değiştirilmesinden ibaret olmayacak. Taksi yollarında düzenlemeler, terminal genişletmeleri, yeni kapılar ve diğer havalimanı altyapılarının yanı sıra ulaşım ve çevre düzenlemeleri de yapılacak. İngiliz hükümetinin onayladığı proje, uzun vadede havalimanının yılda 80 milyon yolcuya kadar hizmet verebilmesini sağlayacak altyapı kapasitesini hedefliyor.

Yılda 100 bin ek uçuş

Gatwick yönetimi, genişleme tamamlandığında havalimanının yıllık uçuş kapasitesinin yaklaşık 100 bin sefer artırılmasını bekliyor.

Bu artışın yaklaşık 13 milyon ilave yolcu kapasitesi yaratması öngörülüyor. İlk uçuşların yeni düzende 2030 yılı civarında başlaması hedefleniyor.

Havalimanı yönetimi, projenin bölge ekonomisine de önemli katkı sağlayacağını savunuyor. Gatwick'in planlarına göre genişleme yaklaşık 14 bin yeni istihdam oluşturabilecek ve bölge ekonomisine yıllık yaklaşık 1 milyar sterlin değer katabilecek.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sekiz yıllık hukuk ve planlama süreci sona erdi

Gatwick'in ikinci pist planı yeni bir tartışma değil. Havalimanının kapasitesini artırma girişimi yaklaşık sekiz yıllık planlama ve hukuk sürecinden geçti.

Proje başvurusu Temmuz 2023'te Planning Inspectorate'e sunuldu. Altı ay süren inceleme sürecinde yerel yönetimler, bölge sakinleri, kamu kurumları ve diğer ilgili tarafların görüşleri alındı. İnceleme makamı tavsiye raporunu Kasım 2024'te hazırladı.

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander ise Şubat 2025'te projeyi prensipte onaylamaya hazır olduğunu açıkladı. Nihai geliştirme izni 21 Eylül 2025'te verildi.

Bunun ardından Peter Barclay ve CAGNE, hükümetin onay kararına karşı yargı yoluna başvurdu.

Istikbal 860X450 Pxl

Çevreciler: İklim etkisi yeterince değerlendirilmedi

Davacıların temel itirazı, daha fazla uçuşa izin verecek projenin İngiltere'nin iklim hedefleriyle yeterince değerlendirilmemiş olmasıydı.

Çevreci gruplar, havalimanının büyütülmesinin daha fazla uçuş, daha fazla emisyon ve özellikle Gatwick çevresinde daha fazla gürültü anlamına geleceğini savundu.

Ayrıca Heathrow'un Londra'ya yakınlığı nedeniyle Gatwick'te kapasite artırılmasına gerçekten ihtiyaç olup olmadığı da yargı sürecinde tartışıldı.

Ancak Haziran 2026'da Yüksek Mahkeme bu itirazları reddetti. Mahkeme, hükümetin değerlendirmesinin hukuka aykırı olmadığı ve projenin İngiltere'nin 2050 net sıfır hedefine ulaşmasını “maddi olarak” engellemeyeceği sonucuna vardı.

Temyiz Mahkemesi: İtirazların başarı şansı yok

Çevreci grupların Yüksek Mahkeme kararını Temyiz Mahkemesi'ne taşıma girişimi de sonuçsuz kaldı.

4 Ağustos 2026 tarihli kararda Lord Justice Holgate ve Lord Justice Dove, başvuruların temyizde başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığını belirterek izin taleplerini reddetti. Mahkeme ayrıca davaların yeniden görülmesini gerektirecek başka bir “zorlayıcı neden” de bulunmadığına karar verdi.

Bu kararın ardından Gatwick'in projesi açısından yargısal süreç fiilen sona ermiş oldu.

Gatwick CEO'su Pierre-Hugues Schmit, kararın havalimanının genişleme planının yaklaşık sekiz yıllık planlama ve hukuk sürecini sona erdirdiğini belirterek kararı memnuniyetle karşıladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet: Ekonomi ve istihdam için önemli adım

İngiliz hükümeti ise mahkeme kararını yalnızca Gatwick açısından değil, ülkenin havacılık altyapısının geleceği açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriyor.

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, genişlemenin yatırımın önünü açacağını, binlerce yeni iş yaratacağını ve İngiltere'nin uluslararası bağlantılarını güçlendireceğini savunuyor.

Hükümetin hesabına göre 100 bin ilave uçuş ve yaklaşık 13 milyon ek yolcu, yolculara daha fazla seyahat seçeneği sunarken Londra ve Güneydoğu İngiltere ekonomisine de önemli katkı sağlayacak.

Havacılık büyürken emisyon tartışması da büyüyecek

Gatwick kararı, İngiltere'nin havacılık kapasitesini artırma politikası açısından da dikkat çekiyor.

Hükümet bir yandan Heathrow ve Gatwick gibi büyük havalimanlarının kapasitesini artırarak ekonomik büyümeyi ve uluslararası bağlantıları desteklemek istiyor. Diğer yandan İngiltere'nin yasal olarak bağlı olduğu 2050 net sıfır emisyon hedefi, havacılık sektörünün büyümesiyle ilgili tartışmaların merkezinde bulunuyor.

Gatwick projesinde hükümet, ekonomik büyüme ile iklim hedefleri arasında denge kurulabileceğini savunurken, çevreci gruplar bu yaklaşımın yeterli olmadığını düşünüyor.

Havalimanı yönetimi ise genişlemeyle birlikte daha temiz havacılık teknolojilerine ve sürdürülebilir havacılık yakıtlarına yatırım yapılacağını belirtiyor. Proje kapsamında çevresel etkileri azaltmaya yönelik çeşitli önlemler de planlanıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Gatwick projesinin öne çıkan rakamları

Proje

Detay

Toplam yatırım

2,2 milyar sterlin

Ek yıllık uçuş kapasitesi

Yaklaşık 100 bin

Ek yolcu kapasitesi

Yaklaşık 13 milyon

Yeni pist

Mevcut kuzey pisti

Pist kaydırma mesafesi

12 metre kuzeye

Hedeflenen ilk operasyonlar

2030

Uzun vadeli yolcu kapasitesi

Yıllık 80 milyon yolcuya kadar

Beklenen yeni istihdam

Yaklaşık 14 bin

Bölgesel ekonomik katkı

Yıllık yaklaşık 1 milyar sterlin

Gatwick'te böylece yıllardır süren “ikinci pist” tartışması yeni bir aşamaya giriyor. Artık tartışmanın merkezinde projenin yapılıp yapılmayacağı değil, inşaatın nasıl ilerleyeceği, kapasite artışının ne zaman gerçekleşeceği ve artan uçuşların gürültü ile karbon emisyonları üzerindeki etkilerinin nasıl yönetileceği bulunacak.

Tatile çıkanın Edinburgh faturası kabaracak: Turist vergisi yürürlükte

İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da uzun süredir tartışılan turist vergisi uygulaması resmen başladı. Kentte 24 Temmuz 2026’dan itibaren yapılan ücretli gece konaklamalarına, konaklama bedelinin yüzde 5’i oranında “Edinburgh Visitor Levy” adı verilen ziyaretçi harcı uygulanıyor.

Uygulama, İskoçya’da bir yerel yönetimin bu kapsamda hayata geçirdiği ilk ziyaretçi harcı olurken, Edinburgh Belediyesi söz konusu gelirle dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan kentin artan ziyaretçi trafiğinin yarattığı maliyetleri karşılamayı ve kamusal alanları geliştirmeyi amaçlıyor. Belediye, sistem tam olarak oturduğunda yıllık gelirin 45-50 milyon sterlin seviyesine ulaşmasını bekliyor.

Vergi kişi başına değil, konaklama bedeline uygulanıyor

Edinburgh’daki sistem, bazı Avrupa kentlerinde görülen kişi başı sabit geceleme ücretlerinden farklı işliyor.

Ziyaretçi harcı, konaklama bedelinin yüzde 5’i olarak hesaplanıyor. Ücret; otel, pansiyon veya kısa süreli kiralık konutun konaklama bedeli üzerinden alınırken otopark, yemek, içecek ve ulaşım gibi ek hizmetler harcın kapsamına girmiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Ayrıca ücret, bir konaklamanın tamamına uygulanmıyor. İlk beş ardışık gece için hesaplama yapılıyor. Beş geceden uzun kalan ziyaretçiler altıncı gece ve sonrasında yeniden ziyaretçi harcı ödemiyor. Oran ise yılın tamamında yüzde 5 olarak sabit tutuluyor.

Örneğin vergiden önce konaklama bedeli 1.000 sterlin olan bir rezervasyonda ziyaretçi harcı 50 sterlin olacak. Beş gecelik konaklama için toplam bedel 1.000 sterlin ise ödenecek harç yine 50 sterlin; daha uzun konaklamalarda beş gecelik sınır nedeniyle ek gece ücretleri hesaba katılmayacak.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Otellerin yanı sıra Airbnb ve kamp alanları da kapsamda

Uygulamanın kapsamı yalnızca klasik otellerle sınırlı değil.

Oteller, hosteller, pansiyonlar, oda-kahvaltı işletmeleri, apart ve self-catering konutlar, kısa süreli kiralamalar, kamp alanları ve karavan parkları da sistem kapsamında bulunuyor.

Ayrıca çoğunlukla aynı yerde duran bazı araç veya teknelerdeki ücretli konaklamalar da düzenleme kapsamına alınabiliyor. Kısa süreli kiralama yapan işletmeler de ziyaretçi harcını toplamak ve belediyeye aktarmakla yükümlü.

Harcın tahsilatından konaklama işletmeleri sorumlu olacak. İşletmeler topladıkları tutarları belediyeye üç aylık dönemler halinde bildirip aktaracak. İlk bildirim ve ödeme dönemi, 24 Temmuz-30 Eylül 2026 arasındaki konaklamalar için Ekim 2026'da yapılacak.

Belediye ayrıca işletmelerin yeni sistem nedeniyle karşılaşacağı idari maliyetleri dikkate alarak, toplanan harçların yüzde 2'sini işletmelere geri ödemeyi planlıyor. Bu tutarın ödeme sistemleri, muhasebe değişiklikleri ve kredi kartı gibi tahsilat maliyetlerinin karşılanmasına katkı sağlaması amaçlanıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Daha önce yapılan rezervasyonlara önemli istisna

Yeni uygulamada rezervasyon tarihi de önem taşıyor.

24 Temmuz 2026 ve sonrasında gerçekleşen konaklamalar, ancak rezervasyonun 1 Ekim 2025 veya sonrasında yapılmış olması halinde harca tabi tutuluyor.

Dolayısıyla 24 Temmuz 2026'dan sonraki bir tarih için konaklama rezervasyonu daha önce yapılmış ve bedeli kısmen veya tamamen 1 Ekim 2025'ten önce ödenmişse ziyaretçi harcı uygulanmıyor.

Bu düzenleme, uygulamanın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış rezervasyonların sonradan daha pahalı hale gelmesinin önüne geçmek amacıyla getirildi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İngilizler ve İskoçlar da ödüyor

Edinburgh’un ziyaretçi harcı yalnızca yabancı turistleri hedeflemiyor.

İngiltere, İskoçya veya Birleşik Krallık'ın başka bölgelerinden Edinburgh'a gelen kişiler de aynı kurallara tabi. Kentte iş amacıyla konaklayanlar da turistlerden farklı tutulmuyor.

Başka bir ifadeyle uygulama pasaport veya vatandaşlık temelinde değil, Edinburgh sınırları içerisindeki ücretli gece konaklaması temelinde uygulanıyor.

Ancak mevzuatta bazı sosyal ve insani istisnalar bulunuyor.

Evsizler veya evsiz kalma riski bulunanlar, ciddi konut sorunları yaşayanlar, aile içi şiddet veya başka şiddet biçimleriyle karşı karşıya olanlar ile sığınmacı ve mülteciler harçtan muaf tutuluyor.

Ayrıca belirli engellilik yardımlarından yararlanan kişiler de muafiyet kapsamında bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gelir nerelere harcanacak?

Edinburgh Belediyesi'nin planına göre toplanacak para genel bütçede kaybolmayacak; ziyaretçi harcı mevzuatının gerektirdiği şekilde ağırlıklı olarak ziyaretçiler tarafından kullanılan veya turizmin etkilerini azaltmaya yönelik tesis, hizmet ve programlara yeniden yatırılacak.

Belediyenin belirlediği üç ana yatırım alanı bulunuyor:

Kent operasyonları ve altyapı:
Toplanan net gelirin en büyük bölümü bu alana ayrılacak. Temizlik, yeşil alanlar, güvenlik, kamusal alanların bakımı, ulaşım ve altyapının ziyaretçi yoğunluğuna uygun hale getirilmesi hedefleniyor.

Kültür, miras ve etkinlikler:
Edinburgh’un müzeleri, kültürel kurumları, tarihi alanları ve etkinlik altyapısının desteklenmesi planlanıyor.

Destinasyon ve ziyaretçi yönetimi:
Turizmin daha sürdürülebilir biçimde yönetilmesi, ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi ve Edinburgh'un uluslararası turizm merkezi konumunun korunması amaçlanıyor. Net gelirin dağılımında bu üç ana başlık için sırasıyla yüzde 55, yüzde 35 ve yüzde 10 oranları belirlendi.

Konut sorununa da kaynak ayrılacak

Uygulamanın dikkat çeken yönlerinden biri, turizmden elde edilen gelirin konut sorunlarının hafifletilmesi amacıyla da kullanılması.

Belediye, yıllık 5 milyon sterlinlik bir “Konut ve Turizm Etkilerini Azaltma Fonu” oluşturuyor.

Bu fonun 2026/27-2028/29 döneminde yaklaşık 472 uygun fiyatlı konutun hayata geçirilmesine katkı sağlayabileceği hesaplanıyor. Projelerin önemli bölümünün sosyal kiralık konutlardan oluşması planlanıyor.

Bu kaynak, özellikle turistlerin kısa süreli kiralama yoluyla konut piyasası üzerinde oluşturduğu baskının azaltılmasına yönelik politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Mahalleler de harçtan pay alacak

Edinburgh'daki sistem yalnızca kent merkezine yatırım yapılmasıyla sınırlı olmayacak.

Belediye, ziyaretçi harcı gelirlerinden yaklaşık 2 milyon sterlini üç yıl boyunca katılımcı bütçeleme programına ayırıyor. Kentin 17 seçim bölgesindeki sakinler, kendilerine ayrılan kaynağın hangi yerel projelerde kullanılacağı konusunda doğrudan söz sahibi olacak.

Bu model kapsamında parklar, kamusal alanlar, toplum projeleri ve mahallelerin ihtiyaçlarına yönelik farklı yatırımların finanse edilmesi hedefleniyor.

Edinburgh neden böyle bir sisteme ihtiyaç duydu?

Edinburgh, İskoçya'nın en yoğun turist alan kentlerinden biri.

Özellikle yaz aylarında ve dünyaca ünlü Edinburgh Festival Fringe döneminde kent nüfusu kısa süre içinde ciddi biçimde artıyor. Bu durum temizlik, güvenlik, ulaşım, kamusal alanların bakımı ve kültürel altyapı üzerinde ek baskı oluşturuyor.

Belediyenin temel yaklaşımı, kenti ziyaret edenlerin kullandıkları hizmetlerin finansmanına sınırlı da olsa katkıda bulunması.

Belediye, ziyaretçi harcından elde edilen gelirin Edinburgh'un hem turistler hem de kent sakinleri açısından daha temiz, güvenli, sürdürülebilir ve cazip bir şehir olmasına katkı sağlayacağını savunuyor.

İş dünyasında ise temkinli yaklaşım var

Uygulama destek gördüğü kadar eleştirilerle de karşılaşıyor.

Konaklama sektöründeki bazı işletmeler, yeni tahsilat sisteminin özellikle turizm sezonunun en yoğun döneminde devreye alınmasının operasyonel yük oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Rezervasyon sistemlerinin değiştirilmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, müşterilere yeni ücretin anlatılması ve belediyeye düzenli bildirim yapılması işletmeler açısından ek iş anlamına geliyor.

İlk haftalarda bazı işletmelerin kayıt ve teknik sistemlerin birbirleriyle uyumlu hale getirilmesi konusunda sorunlar yaşadığı da sektör temsilcileri tarafından dile getirildi.

Buna karşın Edinburgh Belediyesi, elde edilecek gelirin kentin turizmden kaynaklanan maliyetlerinin karşılanmasına ve uzun vadede sektörün sürdürülebilirliğine katkı sağlayacağını düşünüyor.

İskoçya'da başka kentlerin de önü açıldı

Edinburgh'un uygulaması, İskoçya genelinde daha geniş bir değişimin ilk örneği olarak görülüyor.

İskoç Parlamentosu, 2024 yılında yerel yönetimlere ziyaretçi harcı uygulama yetkisi veren yasal çerçeveyi oluşturdu. Ardından 2026 yılında kabul edilen değişikliklerle belediyelerin bu sistemleri tasarlama konusunda daha fazla esnekliğe sahip olması sağlandı.

Yeni düzenlemeler yerel yönetimlerin, kendi bölgelerinin ihtiyaçlarına göre farklı oran ve yöntemler belirleyebilmesine imkan tanıyor.

Bu nedenle Edinburgh'un uygulaması yalnızca kent için yeni bir gelir kaynağı oluşturmakla kalmayıp, İskoçya'daki diğer turizm merkezleri açısından da önemli bir emsal niteliği taşıyor.

“Turist vergisi” aslında ne kadar?

Edinburgh'daki yüzde 5'lik oran, konaklama fiyatı yükseldikçe ödenen tutarın da artması anlamına geliyor. Ancak ücret kişi başına sabit olmadığı için aynı odada birden fazla kişinin kalması durumunda ayrıca kişi başı bir vergi hesaplanmıyor.

Örneğin:

  • 200 sterlinlik konaklama: 10 sterlin harç
  • 500 sterlinlik konaklama: 25 sterlin harç
  • 1.000 sterlinlik konaklama: 50 sterlin harç
  • 2.000 sterlinlik konaklama: 100 sterlin harç

Bu hesaplama yalnızca vergilendirilebilir konaklama bedeli üzerinden yapılıyor ve en fazla ilk beş gece için uygulanıyor.

Yeni dönemin ilk büyük sınavı

Edinburgh'un ziyaretçi harcı, Avrupa'nın çok sayıda turizm merkezinde uygulanan benzer modellerin ardından Birleşik Krallık'ta yerel düzeyde turizm gelirlerinin yeniden dağıtılması açısından önemli bir adım olarak görülüyor.

Kent yönetimi açısından asıl sınav ise toplanacak milyonlarca sterlinin nasıl kullanıldığı olacak.

Yıllık 45-50 milyon sterlinlik potansiyel gelir, Edinburgh'un temizlikten altyapıya, kültürden konut sorununa kadar birçok alanda yatırım kapasitesini artırabilir. Ancak işletmeler ve ziyaretçiler açısından sistemin kabul görmesi, harcın karşılığının kentte görünür hale gelmesine bağlı olacak.

Edinburgh Belediyesi de bu nedenle harcı yalnızca yeni bir gelir kalemi olarak değil, turizmin kent üzerindeki etkilerini yönetmek ve ziyaretçi ekonomisinin yarattığı değeri kent sakinleriyle daha fazla paylaşmak için uzun vadeli bir araç olarak konumlandırıyor.

İşsizlik risk altındaki çocuklar ilkokulda belirlenecek

İngiltere'de 16-24 yaş grubunda bulunan ve ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitim programlarında yer alan (NEET) gençlerin sayısı 2026 yılı başında ilk kez bir milyonun üzerine çıktı. Bu rakam, ülkedeki yaklaşık her sekiz gençten birinin eğitim ve çalışma hayatının tamamen dışında kaldığını gösteriyor.

Ekonomistler, uzun süre NEET grubunda kalan gençlerin ilerleyen yıllarda düşük gelir, uzun süreli işsizlik, sağlık sorunları ve sosyal dışlanma riskiyle daha fazla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Hazine açısından ise bu durumun milyarlarca sterlinlik vergi kaybı ve sosyal yardım harcaması anlamına geldiği ifade ediliyor.

Risk belirtileri okul öncesinde başlıyor

Genç işsizliği incelemesine başkanlık eden eski Sağlık Bakanı Alan Milburn, çocukların ileride eğitimden kopabileceğine ilişkin işaretlerin çoğu zaman ilkokuldan çok daha önce ortaya çıktığını söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Milburn'e göre yoksulluk, aile içi istikrarsızlık, ruh sağlığı sorunları, devlet koruması altında büyümek, özel eğitim ihtiyacı, düşük okula devam oranı ve sık okul değişikliği gibi unsurlar ileride NEET grubuna düşme ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.

Hazırlanan raporda, ilkokulların öğrencilerin akademik performansının yanı sıra devam durumu, sosyal koşulları ve refah göstergelerini de değerlendirerek risk analizi yapması öneriliyor.

İlkokulun sonundan itibaren takip sistemi

Rapora göre öğrenciler ilkokulun son yıllarından itibaren düzenli olarak değerlendirilecek.

Risk grubunda olduğu belirlenen çocuklar için;

  • bire bir mentorluk programları,
  • psikolojik danışmanlık,
  • aile destek hizmetleri,
  • kariyer farkındalık çalışmaları,
  • okul sonrası eğitim programları

gibi uygulamaların erken yaşta devreye alınması planlanıyor.

Böylece öğrencilerin ortaöğretime geçmeden önce eğitimden uzaklaşmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Pupil Premium kaynakları daha etkin kullanılacak

Raporda dikkat çeken önerilerden biri de dezavantajlı öğrenciler için ayrılan Pupil Premium fonlarının daha hedefli kullanılması oldu.

Mevcut sistemde bu kaynaklar büyük ölçüde akademik başarıyı artırmaya yönelik harcanırken, yeni modelde mentorluk, psikolojik destek, sosyal gelişim programları ve iş dünyasıyla erken temas sağlayacak projelere daha fazla kaynak ayrılması tavsiye ediliyor.

Uzmanlar, akademik başarının tek başına yeterli olmadığını, öğrencilerin aidiyet duygusunun ve özgüveninin de eğitim hayatında kalmaları açısından belirleyici olduğunu vurguluyor.

Yapay zekâ ve veri analizi de kullanılabilir

Eğitim çevrelerinde tartışılan öneriler arasında okulların sahip olduğu devam durumu, davranış kayıtları, akademik performans ve sosyal hizmet verilerinin ortak analiz edilmesi de bulunuyor.

Uzmanlar, uygun veri koruma kuralları çerçevesinde geliştirilecek erken uyarı sistemlerinin risk altındaki öğrencilerin daha hızlı belirlenmesini sağlayabileceğini ifade ediyor. Ancak çocuk hakları kuruluşları, bu tür sistemlerin öğrencileri etiketlememesi ve fırsat eşitliğini zedelememesi gerektiği konusunda uyarıda bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İş dünyasıyla bağlar güçlendirilecek

Raporda yalnızca eğitim desteği değil, iş dünyasıyla erken temasın artırılması da öneriliyor.

Buna göre öğrencilerin ilkokulun son yıllarından itibaren farklı mesleklerle tanıştırılması, yerel işletmelerle okul ortaklıklarının artırılması ve gönüllü mentor ağlarının yaygınlaştırılması planlanıyor.

İşveren kuruluşları, özellikle dijital teknoloji, sağlık, mühendislik ve yeşil enerji gibi büyüyen sektörlerde geleceğin iş gücünü erken yaşta yönlendirmenin hem gençler hem de ekonomi açısından önemli kazanımlar sağlayacağını savunuyor.

Independent Mortgage 3

Hükümetin "fırsat misyonunun" parçası

Alan Milburn, gençlerin sosyal yardım sistemine girdikten sonra destek vermenin hem daha pahalı hem de daha az etkili olduğunu belirterek, asıl hedefin sorun ortaya çıkmadan önce müdahale etmek olduğunu söyledi.

İncelemenin hükümetin çocuk yoksulluğunu azaltma, okul devamsızlığını düşürme ve ekonomik büyümeyi destekleme hedefleriyle uyumlu olduğu değerlendiriliyor.

Eğitim uzmanları ise önerilerin hayata geçirilmesi halinde İngiltere'de uzun yıllardır ilk kez eğitim sistemi ile istihdam politikalarının bu kadar erken yaşta birbirine bağlanacağını ve bunun genç işsizliğiyle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini ifade ediyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Ortak Savunma Anlaşması imzaladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı.

Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu anımsatıldı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Mekke Turkiye Suudi Arabistan Pakistan Uclu Ittifak Anlasmasi 3

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Mekke Turkiye Suudi Arabistan Pakistan Uclu Ittifak Anlasmasi 5

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Suudi Arabistan: Anlaşma kardeşlik ve stratejik ilişkilerin derinliğini gösteriyor

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması" hakkında açıklamada bulundu.

Bin Ferhan, "Bu anlaşma, 3 ülke arasındaki savunma işbirliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olup, bölgenin güvenliğini, istikrarını tehdit eden zorluklar ve tehditlerle mücadelede için güç birliği yapma yönündeki ortak arzunun bir tezahürüdür." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın "bölgenin tamamı üzerinde olumlu bir etki göstereceğini" ifade eden Bin Ferhan, "kalkınma ve refah fırsatlarının artırıldığı güvenli bir geleceğin yolunun açılacağını" vurguladı.

Bin Ferhan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşmanın "3 ülke arasındaki kardeşlik ve stratejik ilişkilerin derinliğini gösterdiğini" sözlerine ekledi.

Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

easyJet 5,7 Milyar Sterlinlik Anlaşmayla El Değiştiriyor

İngiltere merkezli düşük maliyetli hava yolu şirketi easyJet, yaklaşık 5,7 milyar sterlin değerindeki anlaşmayla ABD'li özel sermaye devi Apollo Global Management tarafından satın alınıyor. Haftalardır devam eden teklif savaşının ardından rakip yatırım şirketi Castlelake'in çekilmesiyle sonuçlanan anlaşma, Avrupa havacılık sektörünün son yıllardaki en büyük satın almalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Rakip çekildi, Apollo kazandı

Satın alma süreci, Castlelake'in aylar boyunca yaptığı tekliflerle başlamıştı. Ancak Apollo'nun hisse başına 715 peni (7,15 sterlin) teklif etmesi üzerine easyJet yönetim kurulu bu teklifi oy birliğiyle destekleme kararı aldı. Son aşamada Castlelake yarıştan çekilince anlaşmanın önü açıldı.

Anlaşma, easyJet'e yaklaşık yüzde 81 primli bir değerleme sağlarken, Londra Borsası'ndan bir büyük şirketin daha özel sermaye fonlarının eline geçmesi anlamına geliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kurucu Stelios da destek verdi

Şirketin kurucusu Sir Stelios Haji-Ioannou ve ailesi, easyJet'teki yaklaşık yüzde 15'lik hisselerini yeni yapıya taşıyarak yatırımcı olarak kalmayı kabul etti. Bu destek, satın alma sürecinin başarıya ulaşmasında kritik rol oynadı.

Apollo, şirketin İngiltere'deki merkezini koruyacağını, ilk yıl toplu işten çıkarma planlamadığını ve mevcut yönetim ekibiyle çalışmaya devam edeceğini açıkladı.

Premium easyJet dönemi başlayabilir

Satın almanın ardından en çok merak edilen konu ise easyJet'in iş modelinin değişip değişmeyeceği.

Apollo'nun hazırladığı stratejiye göre şirketin tamamen "düşük maliyetli" kimliğinden vazgeçmesi beklenmese de gelirleri artıracak yeni uygulamalar öne çıkacak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Planlanan değişiklikler arasında:

  • Business yolcularına yönelik daha fazla hizmet,
  • Premium koltuk seçeneklerinin artırılması,
  • Ek bagaj ve yan gelirlerin dijital teknolojilerle geliştirilmesi,
  • Uzun mesafeli hava yollarıyla kod paylaşımı ve bağlantılı uçuş anlaşmalarının genişletilmesi,
  • easyJet Holidays biriminin büyütülmesi bulunuyor.

Sektör uzmanları, bu yaklaşımın Ryanair ile fiyat rekabetinden ziyade daha yüksek kâr marjına sahip yolcu segmentlerine yönelmeyi amaçladığını belirtiyor.

3 milyar sterlinlik borç yükü tartışılıyor

Satın almanın finansmanı ise şimdiden tartışma yaratmış durumda.

İngiliz basınında yer alan bilgilere göre Apollo, satın alma sonrasında easyJet bilançosuna yaklaşık 3 milyar sterlin borç yüklemeyi planlıyor. Böylece şirket, bugüne kadar güçlü nakit pozisyonuyla tanınırken daha yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya kalabilecek.

Buna karşılık Apollo, özel şirket statüsüne geçmenin uzun vadeli yatırımların daha rahat yapılmasını sağlayacağını savunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

AB kuralları kritik önem taşıyor

Satın alma sürecindeki en büyük hukuki başlıklardan biri ise Avrupa Birliği'nin hava yolu sahiplik kuralları oldu.

AB mevzuatına göre Avrupa içi uçuş haklarının korunabilmesi için hava yolu şirketlerinin çoğunluk kontrolünün AB vatandaşlarında bulunması gerekiyor.

Bu nedenle Apollo, şirket yapısını AB kurallarına uygun hale getirecek özel bir ortaklık modeli oluşturdu. Hisselerin bir bölümü mevcut Avrupalı yatırımcılarda kalırken özel güven yapıları (trust) da kullanılacak.

Türkiye uçuşları etkilenir mi?

Uzmanlara göre kısa vadede Türkiye dahil easyJet'in mevcut uçuş ağında önemli bir değişiklik beklenmiyor.

Şirket özellikle Londra Gatwick, Luton, Bristol ve Manchester çıkışlı Antalya, Dalaman, Bodrum ve İzmir gibi popüler tatil rotalarında faaliyetlerini sürdürmeyi planlıyor.

Bununla birlikte Apollo'nun daha yüksek kârlılık hedefi doğrultusunda bazı düşük verimli hatlarda kapasite düzenlemelerine gidilebileceği, buna karşılık tur operatörü faaliyetlerinin büyütülmesiyle tatil destinasyonlarının güçlendirilebileceği değerlendiriliyor.

Independent Mortgage 3

Sektörde yeni satın almaların habercisi olabilir

Analistler, easyJet anlaşmasının yalnızca tek bir şirketin el değiştirmesi olmadığını, aynı zamanda Avrupa havacılık sektöründe yeni bir konsolidasyon dalgasının başlangıcı olabileceğini belirtiyor.

Pandemi sonrası toparlanmaya rağmen artan yakıt maliyetleri, jeopolitik riskler ve yüksek finansman giderleri nedeniyle birçok hava yolu şirketinin yatırım fonlarının radarına girdiği ifade edilirken, easyJet'in özel sermaye yönetimine geçişinin sektörde benzer anlaşmaların önünü açabileceği yorumları yapılıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ortak savunma paktı imzalayacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif, anlaşmayı resmileştirmek üzere Cidde’de toplanacak. Dönüm noktası niteliğindeki anlaşmayla, ABD-İran savaşının tırmandırdığı gerilimin ardından bölgesel güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Suudi Arabistan ordusu ve hükümetine yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, cuma günü Cidde’de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Anlaşma, bölgede savaşların, çatışmaların ve askeri gerilimlerin arttığı bir dönemde gündeme geldi. Özellikle Körfez ülkelerini de içine çeken ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını sekteye uğrattı.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynak, “Anlaşma uzun süredir görüşülüyordu ancak bölgedeki son gelişmeler süreci hızlandırdı,” dedi.

Suudi Arabistan hükümetine yakın ikinci bir kaynak da anlaşmanın cuma günü imzalanacağını doğruladı.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Kızıldeniz kıyısındaki Cidde kentinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile görüşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir, cumartesi gününe kadar sürecek ziyaret kapsamında perşembe günü Suudi Arabistan’a geldi. Türkiye Cumhurbaşkanlığına göre Erdoğan’ın ise cuma günü Cidde’ye gitmesi bekleniyor.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ziyaretin 6-8 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi perşembe günü yaptığı açıklamada, “Ziyaret, Körfez’deki gerilimin tırmandığı bir dönemde gerçekleşse de taşıdığı önem mevcut krizin ve kısa vadeli değerlendirmelerin ötesine geçiyor,” dedi.

Üç ülkenin olası bir stratejik ittifak kuracağına ilişkin aylardır çeşitli iddialar gündeme geliyordu.

Pakistan, ABD-İran savaşının sona erdirilmesine yönelik ara buluculuk girişimlerinde bulunurken Türkiye de Gazze’deki savaşı sonlandırmayı amaçlayan müzakerelerde diplomatik rol üstlendi.

Suudi Arabistan ile Pakistan, 2025 yılında da ortak savunma anlaşması imzalayacaklarını açıklamıştı. Pakistan’ın Müslüman dünyada

Londra'nın tarihi pub kültürü değiştirecek 'ayakta içki' tartışması

İngiltere'nin en hareketli gece hayatına sahip bölgelerinden Soho ve West End'de onlarca yıldır süregelen pub kültürü, Westminster Belediyesi'nin hazırladığı yeni lisans politikası taslağıyla önemli bir değişimin eşiğine geldi.

Kamuoyu görüşüne açılan taslakta, barlarda ayakta içki tüketiminin azaltılması, müşterilerin mümkün olduğunca oturarak hizmet alması ve yiyecek-içecek servisinin ağırlıklı olarak garsonlar aracılığıyla yapılması öneriliyor. Taslakta ayrıca yüksek kapasiteli açık bar alanlarının küçültülmesi ve masa düzeninin artırılması tavsiye ediliyor.

Westminster Belediyesi, önerilerin doğrudan bir "yasak" anlamına gelmediğini, lisans başvurularını değerlendirirken işletmelerden bu prensiplere uygun düzenlemeler bekleyeceğini belirtiyor. Taslak politika için istişare süreci 9 Ağustos'a kadar devam edecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Amaç: Gürültüyü ve taşkınlığı azaltmak

Belediyeye göre düzenlemenin temel hedefi, özellikle yaz aylarında kaldırımları dolduran kalabalıkların neden olduğu gürültü, çevre kirliliği ve kamu düzeni sorunlarını azaltmak.

Soho ve West End, Westminster Belediyesi'nin "Cumulative Impact Zone" (Kümülatif Etki Bölgesi) olarak tanımladığı alan içerisinde yer alıyor. Bu bölgede yeni bar ve eğlence mekânlarına lisans verilmesi zaten uzun süredir daha sıkı kriterlere bağlı yürütülüyor. Yeni taslak ise mevcut yaklaşımı daha da genişletiyor.

Belediye yetkilileri, amaçlarının gece ekonomisini sona erdirmek değil, ziyaretçiler ile bölgede yaşayan binlerce kişi arasında daha dengeli bir yaşam ortamı oluşturmak olduğunu vurguluyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Sadiq Khan'dan sert tepki

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ise önerilere sert tepki gösterdi.

Khan, taslağı "kısıtlayıcı ve büyüme karşıtı" olarak nitelendirirken, Londra'nın uluslararası cazibesinin güçlü gece ekonomisinden kaynaklandığını söyledi.

Khan, hükümetten alacağı yeni yetkiler sayesinde belediyelerin lisans kararlarına daha fazla müdahil olmayı hedeflediğini belirterek, "Londra'nın gece ekonomisini korumak zorundayız" mesajı verdi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sektör: Maliyet artacak, kapasite düşecek

İngiltere'deki konaklama ve eğlence sektörü temsilcileri de taslağa karşı çıkıyor.

İşletmecilere göre masa servisi zorunluluğu daha fazla personel ihtiyacı doğuracak, birçok pubın müşteri kapasitesi azalacak ve zaten yüksek enerji ile kira maliyetleri altında faaliyet gösteren işletmelerin gelirleri düşecek.

Sektör temsilcileri ayrıca İngiliz pub kültürünün en önemli unsurlarından birinin, insanların bar önünde ayakta sohbet ederek sosyalleşmesi olduğunu belirterek bunun ortadan kaldırılmasının kültürel bir kayıp olacağını savunuyor.

Soho'da lisans tartışmaları büyüyor

Tartışma yalnızca "ayakta içki" uygulamasıyla sınırlı değil.

Son aylarda bölgenin en etkili yerel kuruluşlarından biri olan Soho Society, yeni açılacak bar ve restoran lisanslarının büyük bölümüne itiraz edeceğini açıklamıştı. Bu karar da Khan ile yerel yönetim arasında yeni bir gerilim yaratmıştı.

Uzmanlar, Westminster'ın yeni taslak politikasının kabul edilmesi halinde Londra'nın diğer belediyelerine de örnek oluşturabileceğini değerlendiriyor.

Independent Mortgage 3

"Vertical drinking" nedir?

İngiltere'de "vertical drinking" olarak adlandırılan uygulama, müşterilerin masaya oturmadan bar önünde veya pub içerisinde ayakta içki tüketmesini ifade ediyor.

Özellikle Soho, Covent Garden ve West End gibi bölgelerde bu kültür, onlarca yıldır İngiliz pub yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Turistler de bu bölgelerdeki sosyal atmosfer nedeniyle ayakta sohbet ederek içki içilen pub deneyimini Londra'nın simgelerinden biri olarak değerlendiriyor.

Taslak düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde ise Londra'nın en ikonik pub bölgelerinde bu gelenek önemli ölçüde değişebilir. Bunun nasıl uygulanacağı ise kamuoyu istişaresinin ardından son şekli verilecek lisans politikasıyla netleşecek.

FBI, Trump Hakkında "Rus Ajanı" Soruşturması Yürütmüş

ABD'de kamuoyundan yıllarca gizli tutulan FBI belgelerinin yayımlanması, Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminin en tartışmalı olaylarından birini yeniden gündeme taşıdı.

Gizliliği kaldırılan belgelere göre FBI, Mayıs 2017'de Başkan Donald Trump hakkında "Oxferd Comma" kod adıyla gizli bir karşı istihbarat soruşturması başlattı. Soruşturmanın temel amacı, Trump'ın Rusya adına "bilerek ya da bilmeyerek" hareket edip etmediğini ve bunun ABD'nin ulusal güvenliği açısından bir risk oluşturup oluşturmadığını belirlemekti.

Belgeler, soruşturmanın Trump'ın FBI Direktörü James Comey'yi görevden almasının hemen ardından başlatıldığını gösteriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

"Ciddi ulusal güvenlik riski" değerlendirmesi

Soruşturma dosyalarındaki dikkat çekici ifadelerden biri, Trump'ın eylemlerinin "ciddi bir ulusal güvenlik riski" oluşturabileceği yönündeki değerlendirme oldu.

CBS News'e ismi açıklanmayan bir yetkilinin verdiği bilgiye göre dosya, FBI içinde dahi son derece sınırlı sayıda kişinin erişebildiği "hassas soruşturma" statüsünde yürütüldü. Böylece soruşturmanın varlığından kurum içindeki çok sayıda görevlinin dahi haberdar olmadığı belirtiliyor.

Axios'un aktardığı belgelere göre soruşturmacılar, Trump'ın Rusya lehine hareket ederek federal ceza yasalarını ihlal edip etmediğini ve ulusal güvenliği tehlikeye atabilecek faaliyetlerde bulunup bulunmadığını değerlendirdi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mueller soruşturmasına dahil edildi

"Oxferd Comma" dosyası daha sonra, eski FBI Direktörü Robert Mueller'in yürüttüğü özel yetkili savcılık soruşturmasına entegre edildi.

Mueller, 2017 yılında Rusya'nın 2016 başkanlık seçimlerine müdahale ettiği ve Trump seçim kampanyasıyla olası bağlantıları araştırmak üzere görevlendirilmişti.

Yaklaşık iki buçuk yıl süren soruşturmanın ardından 2019'da yayımlanan Mueller Raporu'nda, Rusya'nın seçimlere müdahale ettiği sonucuna yer verilmesine rağmen Trump'ın ya da seçim kampanyasının Moskova ile suç teşkil edecek düzeyde gizli iş birliği yaptığına ilişkin yeterli delil bulunamadığı açıklandı. Buna karşın rapor, kampanya ekibi ile Rus bağlantılı kişiler arasında çok sayıda temas yaşandığını da kayıt altına almıştı.

Independent Mortgage 3

Belgeler neden şimdi yayımlandı?

Belgelerin kamuoyuna açıklanması da Washington'da yeni bir siyasi tartışma başlattı.

Beyaz Saray bünyesindeki "Government Transparency Task Force" (Hükümet Şeffaflığı Görev Gücü) tarafından yayımlanan belgelerin, Trump yönetiminin geçmişteki soruşturmaların nasıl yürütüldüğünü kamuoyuna göstermek amacıyla açıklanmasına karar verdiği bildirildi. Açıklamanın, eski FBI Direktörü James Comey hakkındaki yeni hukuki süreçlerin tartışıldığı bir döneme denk gelmesi de dikkat çekti.

Rusya soruşturmaları yeniden siyasetin merkezinde

Son haftalarda ABD istihbarat kurumlarınca gizliliği kaldırılan farklı belgeler de 2016 seçimlerine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Özel Yetkili Savcı John Durham'ın daha önce hazırladığı rapora ait bazı ek belgelerin yayımlanmasının ardından Trump yönetimi, FBI'ın Rusya soruşturmalarını başlatırken ciddi usul hataları yaptığını savunuyor. Buna karşılık bağımsız incelemeler ve Senato İstihbarat Komitesi'nin önceki raporları, Rusya'nın 2016 seçimlerine müdahalede bulunduğu yönündeki değerlendirmelerini koruyor. Ancak Trump ile Rus hükümeti arasında suç teşkil edecek gizli bir koordinasyonu ortaya koyan kesin kanıt bugüne kadar açıklanmış değil.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Siyasi ve hukuki tartışmalar yeniden alevlendi

Yeni belgelerin yayımlanmasıyla birlikte Trump ile eski FBI yönetimi arasındaki yıllardır süren gerilim yeniden gündemin üst sıralarına taşındı.

Cumhuriyetçiler, belgelerin FBI'ın Trump'a yönelik soruşturmalarında siyasi saiklerle hareket edildiğini gösterdiğini savunurken; Demokratlar ise belgelerin, dönemin güvenlik birimlerinin olağan karşı istihbarat prosedürleri çerçevesinde hareket ettiğini ve Rusya'nın seçimlere müdahalesi konusundaki kaygıların gerçek olduğunu belirtiyor.

Gizliliği kaldırılan belgeler, Trump-Rusya soruşturmalarının hukuki boyutundan çok, Washington'da yıllardır süren siyasi kutuplaşmanın ve istihbarat kurumlarına yönelik tartışmaların yeniden canlanmasına neden olmuş görünüyor.

Uğur Mumcu dosyası 33 yıl sonra yeniden gündemde

Türkiye'nin yakın tarihindeki en çok tartışılan faili meçhul cinayetlerden Uğur Mumcu suikastında yeni bir süreç başladı. Adalet Bakanlığının, 33 yıl önce gerçekleştirilen suikasta ilişkin dosyayı yeniden incelemeye aldığı öğrenildi.

Yürütülen çalışma kapsamında dosyada bulunan bilgi ve belgelerin kapsamlı şekilde değerlendirileceği, soruşturma sürecinde ortaya çıkabilecek yeni delil, tanık beyanı ve teknik verilerin de incelenebileceği belirtildi.

Dosyadaki son gelişmeler kapsamında Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu ile aile avukatları, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile bir araya geldi. Görüşmede, suikasta ilişkin yürütülen incelemenin geldiği aşama ile bundan sonraki hukuki sürecin ele alındığı öğrenildi.

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti.

Aradan geçen 33 yıla rağmen suikastın tüm yönleriyle aydınlatılamaması, dosyanın kamuoyunun gündemindeki yerini korumasına neden oldu. Yıllar içerisinde suikastın arka planına ilişkin farklı iddialar ortaya atılırken, olayın uluslararası bağlantıları, kullanılan patlayıcı ve saldırının gerçekleştirilme biçimine ilişkin çeşitli tezler gündeme geldi.

Ancak söz konusu iddiaların önemli bölümünün yargı kararıyla kesinleşmediği ve soruşturma kapsamında somut delillerle ortaya konulması gerektiği belirtiliyor.

Yeni tanık ve deliller değerlendirilecek

Uğur Mumcu suikastına ilişkin firari sanıkların yargılanmasına Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilirken, dosyada yeni tanıkların dinlenmesine yönelik kararlar da bulunuyor.

Adalet Bakanlığının yeniden inceleme çalışmasının, mevcut bilgi ve belgelerin yanı sıra ortaya çıkabilecek yeni delillerin değerlendirilmesini de kapsaması bekleniyor.

Hukuk çevrelerinde, aradan geçen sürede gelişen teknik imkanlardan yararlanılarak mevcut delillerin yeniden analiz edilmesinin ve yeni bulguların hukuki çerçevede değerlendirilmesinin dosyanın aydınlatılmasına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.

Kamuoyu yanıt bekliyor

Adalet Bakanlığının yeniden inceleme süreci, Uğur Mumcu ailesinin yanı sıra suikastın tüm yönleriyle aydınlatılmasını isteyen kamuoyu açısından da önem taşıyor.

Sürecin, somut deliller ve hukukun üstünlüğü ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi bekleniyor. 33 yıldır yanıtı aranan soruların yeni inceleme kapsamında açıklığa kavuşup kavuşmayacağı ise yapılacak çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak bilgi ve bulgularla netleşecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

YTB'den, Yurt Dışındaki Vatandaşların Eğitim Yolculuğunu Burs Desteği

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve Mavi Kart sahiplerinin eğitim ve akademik gelişimlerini desteklemek amacıyla farklı alanlarda burs programları yürütüyor. Lise eğitiminden lisans öğrenimine, tez çalışmalarından uzmanlık eğitimine kadar geniş bir yelpazede sunulan burs programları, yurt dışındaki vatandaşların akademik başarılarını teşvik ederken Türkiye ile bağlarını da güçlendiriyor.

Prof. Dr. Fuat Sezgin Üstün Başarı Bursu

Prof. Dr. Fuat Sezgin Üstün Başarı Bursu, yurt dışında yükseköğrenim hayatında üstün akademik başarı gösteren Türk vatandaşları ve Mavi Kart sahiplerini ödüllendiriyor. Fen ve mühendislik bilimleri, sağlık bilimleri ile sosyal ve beşerî bilimler alanlarında eğitim gören başarılı öğrencilere yönelik program, akademik başarıyı teşvik ediyor.

Tez Araştırma Bursu

Tez Araştırma Bursu, yüksek lisans ve doktora öğrenimine devam eden öğrencilerin tez çalışmalarını destekliyor. Program kapsamında yurt dışındaki Türk toplumunu ilgilendiren konularda hazırlanan akademik çalışmalar teşvik edilirken nitelikli bilimsel üretime katkı sunuluyor.

Yurtdışı Vatandaşlar Lise Bitirme Başarı Bursu

Yurt dışında yaşayan gençler arasında lise eğitimini sürdürme ve başarıyla tamamlama oranlarının artması doğrultusunda, gençleri lise eğitimine teşvik etmek ve bu alanda farkındalık oluşturmak amacıyla Yurtdışı Vatandaşlar Lise Bitirme Başarı Bursu Programı uygulanıyor.

Program kapsamında, her ülkedeki büyükelçilik veya başkonsolosluk görev bölgesinden başvuran öğrenciler arasından not ortalaması en yüksek olan bir öğrenciye tek seferlik Lise Bitirme Başarı Bursu veriliyor.

Hukuk Alanında Uzmanlık Bursu

Son yıllarda yurt dışında yaşayan vatandaşlara ve Müslümanlara yönelik ırkçı ve İslam karşıtı eylemlerde ciddi artış yaşanıyor. Bu alanda yürütülecek raporlama, araştırma ve dosya çalışmaları ile eğitim ve eğitici eğitimlerinin desteklenmesi öngörülüyor. Bu kapsamda hazırlanan Hukuk Alanında Uzmanlık Bursu Programı ile söz konusu çalışmaların geliştirilmesine ve bu alandaki akademik birikimin güçlendirilmesine katkı sunulması hedefleniyor.

Program, yurt dışındaki Türk toplumunun hukuki sorun ve ihtiyaçlarına yönelik çalışmaların yanı sıra insan hakları ihlalleri, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık gibi konularda yapılacak araştırmaları teşvik ediyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Alanlarında Uzmanlık Bursu

Yurt dışında yaşayan altı milyondan fazla vatandaş için aile, ihtiyaç ve sorunların ilk gözlemlendiği, değerlerin gelecek nesillere aktarıldığı ve toplumsal yaşamın devamlılığının sağlandığı temel kurumlar arasında yer alıyor. Ailenin ve bireylerin desteklenmesi amacıyla aile ve sosyal hizmetler alanında sunulan danışmanlık, sosyal destek ve terapi hizmetlerinin çeşitlendirilmesi ile bu alanda görev yapacak nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi önem taşıyor. Bu kapsamda geliştirilen YTB Aile ve Sosyal Hizmetler Alanlarında Uzmanlık Bursu ile söz konusu alandaki uzman insan kaynağının güçlendirilmesine katkı sağlanıyor.

Program, yurt dışında ikamet eden ve psikoloji, pedagoji, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, sosyal hizmet ile benzeri alanlardan mezun olan vatandaşların sosyal çalışmalar, terapi ve danışmanlık gibi alanlarda uzmanlaşmalarına yönelik mesleki sertifika programlarına destek sağlıyor.

SON BAŞVURU 31 AĞUSTOS 2026

YTB'nin yurt dışındaki vatandaşlara yönelik burs programlarına başvurular 31 Ağustos 2026 tarihine kadar devam edecek. Burs programlarının başvuru şartları ve ayrıntılı bilgilerine yvburslari.ytb.gov.tr adresinden ulaşılabiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzun ve sağlıklı yaşamın anahtarı, daha az protein

ABD'deki Wisconsin-Madison Üniversitesi araştırmacıları, protein tüketimi ile yaşlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla 300'den fazla bilimsel araştırmayı analiz etti. Araştırma, son yıllarda giderek yaygınlaşan yüksek proteinli beslenme anlayışını yeniden tartışmaya açtı.

Araştırmacılar, mevcut beslenme rehberlerinin çoğunun özellikle kas kaybını önlemek amacıyla yüksek protein tüketimini teşvik ettiğini ancak yaşamın her döneminde aynı miktarda protein tüketmenin en sağlıklı yaklaşım olmayabileceğini belirtiyor.

İncelemede, özellikle orta yaş grubunda aşırı protein tüketiminin, hücresel yaşlanmayı hızlandıran biyolojik mekanizmaları daha fazla uyarabileceği ve bunun da bazı kronik hastalıkların gelişme riskini artırabileceği ifade edildi.

Kanser ve Diyabet Riskine Dikkat Çekildi

Araştırmaya göre protein alımının kontrollü şekilde azaltılması;

  • Tip 2 diyabet riskini azaltabilir,
  • Bazı kanser türlerinin görülme olasılığını düşürebilir,
  • Hücresel yaşlanma sürecini yavaşlatabilir,
  • Metabolik sağlığı iyileştirebilir.

Bilim insanları bunun özellikle yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan kronik hastalıkların önlenmesi açısından önemli bir beslenme stratejisi olabileceğini değerlendiriyor.

Gima Sultanim Wafers 667X300

mTOR ve IGF-1 Mekanizması Öne Çıkıyor

Araştırmada dikkat çekilen en önemli biyolojik mekanizmalardan biri, protein tüketiminin mTOR ve IGF-1 adı verilen büyüme sinyallerini artırması oldu.

Bu sistemler genç yaşlarda kas gelişimi ve doku onarımı için büyük önem taşıyor. Ancak uzun yıllar boyunca sürekli yüksek düzeyde aktif kalmaları;

  • hücre çoğalmasını artırabiliyor,
  • yaşlanmayı hızlandırabiliyor,
  • bazı kanser türlerinin gelişme riskini yükseltebiliyor.

Bilim insanları, protein tüketiminin tamamen azaltılması yerine yaşa ve bireysel ihtiyaçlara göre dengelenmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu vurguluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"Kas Gelişimi İçin Protein Vazgeçilmez"

Çalışmanın yazarı Prof. Dudley Lamming, yüksek protein tüketiminin tamamen yanlış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Lamming, fiziksel olarak aktif bireylerde yeterli protein alımının kas gelişimi, egzersiz performansı ve toparlanma açısından tartışmasız fayda sağladığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Önemli olan herkes için aynı beslenme modelini önermek değil. Yaş, sağlık durumu ve fiziksel aktivite düzeyi protein ihtiyacını önemli ölçüde değiştiriyor."

65 Yaş Sonrası Tablo Değişiyor

Araştırmanın dikkat çeken noktalarından biri de yaş faktörü oldu.

Bilim insanları, 65 yaş sonrasında kas kaybı (sarkopeni) hızlandığı için protein ihtiyacının yeniden artabileceğini belirtiyor.

Bu nedenle;

  • Orta yaşlarda aşırı protein tüketiminin sınırlandırılması,
  • İleri yaşlarda ise kas kaybını önleyecek düzeyde kaliteli protein alınması,

sağlıklı yaşlanma açısından daha uygun bir strateji olarak değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Bitkisel Proteinler Daha Avantajlı Olabilir

Son yıllarda yayımlanan birçok uluslararası araştırma da protein kaynağının en az miktarı kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Baklagiller, mercimek, nohut, fasulye, soya ürünleri, kuruyemişler ve tam tahıllardan elde edilen bitkisel proteinlerin;

  • kalp-damar hastalıkları riskini azalttığı,
  • bağırsak mikrobiyotasını olumlu etkilediği,
  • iltihaplanmayı düşürdüğü,
  • uzun yaşamla ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Buna karşılık özellikle işlenmiş kırmızı et kaynaklı yüksek protein tüketiminin kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri açısından daha yüksek risk oluşturabileceğine yönelik bulgular bulunuyor.

Protein Tozu Kullanımı Rekor Düzeyde

Sporcu besinleri pazarı son yıllarda büyük bir büyüme gösterirken protein tozları, yüksek proteinli yoğurtlar, içecekler ve atıştırmalıklar artık yalnızca sporcular tarafından değil, geniş tüketici kitlesi tarafından da tercih ediliyor.

Uzmanlar ise sağlıklı bireylerin büyük bölümünün günlük protein ihtiyacını normal beslenmeyle rahatlıkla karşılayabildiğini, protein takviyelerinin yalnızca belirli gruplarda gerekli olabileceğini ifade ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlardan Dengeli Beslenme Uyarısı

Beslenme uzmanları, son yıllarda sosyal medyada yaygınlaşan "proteinmaxxing" akımının herkese uygun olmadığını belirtiyor.

Uzmanlara göre sağlıklı yaşlanmanın tek anahtarı yüksek protein tüketimi değil.

Yeterli fiziksel aktivite, düzenli egzersiz, sebze ve meyveden zengin Akdeniz tipi beslenme, kaliteli uyku ve sigaradan uzak yaşam tarzı, uzun ve sağlıklı yaşam üzerinde protein miktarından çok daha büyük etkiye sahip olabiliyor.

Araştırmanın Verdiği Mesaj

Araştırmacılar, elde edilen bulguların proteinin zararlı olduğu anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.

Asıl mesajın, "herkes ne kadar fazla protein tüketirse o kadar sağlıklı olur" anlayışının bilimsel verilerle tam olarak desteklenmediği olduğu belirtiliyor.

Bilim insanlarına göre gelecekte hazırlanacak beslenme rehberlerinin yaş gruplarına, sağlık durumuna ve yaşam tarzına göre kişiselleştirilmiş protein önerileri içermesi, hem kronik hastalıkların azaltılması hem de sağlıklı yaşlanmanın desteklenmesi açısından önemli rol oynayabilir.

Tarihi Transfer Gerçeğe Dönüştü: Mohamed Salah Trabzonspor'da

Trabzonspor, uzun süredir büyük gizlilik içinde yürüttüğü Mohamed Salah transferinde mutlu sona ulaştı. Liverpool'dan ayrılan Mısırlı süper yıldız, tatilini geçirdiği Yunanistan'dan Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan'a ait özel jetle İstanbul'a getirildi. Özel uçakla gerçekleştirilen yolculuk, kulübün transfer operasyonuna verdiği önemi gözler önüne serdi.

Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali'ne inen Salah'ı yüzlerce bordo-mavili taraftar karşıladı. Trabzonspor formasıyla taraftarların karşısına çıkan yıldız futbolcu, yoğun sevgi gösterileri eşliğinde havalimanından ayrıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Transfer Yaklaşık 10 Günlük Yoğun Mesainin Ürünü

Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, transferin perde arkasına ilişkin yaptığı açıklamada görüşmelerin yaklaşık 10 gün önce başladığını belirterek, Salah ve menajeriyle gerçekleştirilen görüşmelerin son derece profesyonel bir ortamda geçtiğini söyledi.

Doğan, dünyanın sayılı futbolcularından biri olan Salah'ın kulübün sportif hedefleri doğrultusunda önemli bir hamle olduğunu vurgularken, müzakerelerin gizlilik içerisinde yürütüldüğünü ve transfer tamamlanıncaya kadar hiçbir ayrıntının paylaşılmamasına özellikle dikkat ettiklerini ifade etti.

Uçaktan Taraftara Mesaj

Trabzonspor Kulübü, Salah'ın yolculuğu sırasında çekilen görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaştı. Bordo-mavili formayı giyen yıldız futbolcu videoda Türk taraftarlara seslenerek:

"Trabzon hazır mısın? Sizi duyuyorum. Çok yakında görüşürüz."

ifadelerini kullandı. Mesaj kısa sürede milyonlarca görüntülenmeye ulaştı ve sosyal medyada gündem oldu.

Independent Mortgage 3

İstanbul'dan Trabzon'a Geçti

İstanbul'daki sağlık kontrollerinin ardından Salah'ın Trabzon'a geçmesi planlanırken, Papara Park'ta taraftara açık imza töreni düzenleneceği açıklandı. Kulüp, havalimanında oluşabilecek yoğunluk nedeniyle taraftarlara özel araç kullanmamaları ve güvenlik kurallarına uymaları yönünde çağrıda bulundu.

Türk Futbolunun En Büyük Transferlerinden Biri

Yaklaşık dokuz yıl formasını giydiği Liverpool'da kulüp tarihine geçen Mohamed Salah, İngiliz ekibiyle iki Premier Lig şampiyonluğu, UEFA Şampiyonlar Ligi, FA Cup, Lig Kupası, UEFA Süper Kupası ve FIFA Kulüpler Dünya Kupası zaferleri yaşadı.

Liverpool kariyerinde 250'nin üzerinde gole imza atan Mısırlı yıldız, Premier Lig tarihinin en başarılı yabancı futbolcuları arasında gösteriliyor. Kariyeri boyunca Afrika'da Yılın Futbolcusu ödülünü birçok kez kazanan Salah, Avrupa futbolunun son on yılına damga vuran isimlerden biri olarak kabul ediliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Trabzonspor Avrupa'da Mesaj Verdi

Salah transferi yalnızca Türkiye'de değil, Avrupa basınında da geniş yankı uyandırdı. Uluslararası medya, Trabzonspor'un dünya futbolunun en önemli yıldızlarından birini kadrosuna katmasının Süper Lig'in marka değerini artıracağını değerlendirirken, bordo-mavili ekibin Avrupa kupaları öncesinde önemli bir güç kazandığı yorumları yapıldı.

Trabzonspor yönetimi ise bu transferin tek seferlik bir hamle olmadığını, kulübün Avrupa'da daha iddialı bir konuma gelmesi için yeni projelerin de sürdüğünü belirtiyor. Taraftarlar ise gün boyunca havalimanı ve sosyal medya üzerinden Salah'a yoğun ilgi gösterirken, bordo-mavili kulübün forma satışlarında rekor kırması bekleniyor.

Gençlere tren kartı desteği: İndirimli ve 18 yaşında da kullanabilecek

İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'nın (Department for Transport - DfT) açıkladığı yeni düzenleme, özellikle 17 yaşında tren kartı alan gençlerin yaşadığı mağduriyeti ortadan kaldırmayı amaçlıyor.

Mevcut uygulamada 16-17 Yaş İndirimli Tren Kartı, kullanıcının 18 yaşına girmesiyle birlikte geçerliliğini yitiriyordu. Bu nedenle aynı eğitim yılı içinde doğum günü daha erken olan öğrenciler indirim haklarını kaybederken, sınıf arkadaşları eğitim yılı sonuna kadar indirimli seyahat etmeye devam edebiliyordu.

17 Ağustos'tan itibaren satın alınacak kartlar ise satın alma tarihinden itibaren tam 12 ay boyunca geçerli olacak. Böylece 17 yaşında kart alan bir genç, 18 yaşına girdikten sonra da kartını süresi doluncaya kadar kullanabilecek. Bu da birçok öğrencinin üniversiteye, koleje, çıraklık eğitimine veya iş yerine daha düşük maliyetle ulaşmasını sağlayacak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

70 binden fazla genç faydalanacak

Hükümet verilerine göre mevcut sistem nedeniyle her yıl yaklaşık 70 bin öğrenci aynı eğitim yılı içinde indirim hakkını kaybediyor.

Yetkililer, bu öğrencilerin yaşıtlarına kıyasla ortalama 175 sterlin daha fazla ulaşım masrafı yapmak zorunda kaldığını belirtiyor.

Yeni uygulamayla bu maliyet farkının ortadan kaldırılması ve ailelerin üzerindeki ulaşım yükünün hafifletilmesi hedefleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Lord Hendy: Eğitim ve istihdama erişimi kolaylaştıracak

Demiryollarından sorumlu Ulaştırma Bakanı Lord Peter Hendy, düzenlemenin yalnızca ulaşım ücretlerini düşürmekle kalmayacağını, gençlerin eğitim ve çalışma hayatına katılımını da destekleyeceğini söyledi.

Hendy, yüksek ulaşım maliyetlerinin özellikle kırsal bölgelerde yaşayan gençler için önemli bir engel oluşturduğunu belirterek, indirimin üniversite, mesleki eğitim, staj ve ilk iş fırsatlarına erişimi kolaylaştıracağını ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Öğrencilerden olumlu karşılama

Öğrenci temsilcileri ve gençlik kuruluşları da kararı memnuniyetle karşıladı.

Özellikle her gün trenle üniversiteye veya işe gidip gelen öğrenciler açısından düzenlemenin önemli bir ekonomik rahatlama sağlayacağı belirtiliyor.

Son yıllarda kira, gıda ve enerji fiyatlarında yaşanan artış nedeniyle yaşam maliyetleri yükselirken, ulaşım giderleri de öğrencilerin bütçesinde önemli bir kalem haline gelmişti.

35 sterlinlik kart, biletlerde yüzde 50 indirim sağlıyor

Yıllık ücreti 35 sterlin olan 16-17 Yaş İndirimli Tren Kartı, İngiltere genelindeki çoğu demiryolu işletmesinde standart ve indirimli birçok bilet türünde yüzde 50 indirim sunuyor.

Kart; okul, kolej, üniversite, çıraklık programı, iş ve sosyal amaçlı seyahatlerde kullanılabiliyor. Bazı özel seferler ve belirli bilet türleri ise uygulamanın dışında kalmaya devam ediyor.

Ulaştırma Bakanlığı, kartın daha uzun süre kullanılabilmesinin gençleri özel araç yerine toplu taşımayı tercih etmeye teşvik edeceğini ve demiryollarındaki yolcu sayısının artmasına katkı sağlayacağını öngörüyor.

Independent Mortgage 3

Hükümet: Maliyeti artan yolcu sayısı karşılayacak

Bakanlık, uygulamanın kamu bütçesine ek yük oluşturmasının beklenmediğini açıkladı.

Yapılan değerlendirmelere göre daha fazla gencin tren kullanması sayesinde oluşacak ek bilet gelirleri, indirim uygulamasının maliyetini büyük ölçüde karşılayacak.

Bu yaklaşım, son dönemde demiryollarında yolcu sayısını pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıkarmayı hedefleyen ulaşım politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Toplu taşımayı teşvik eden yeni adımlar

Tren kartındaki değişiklik, hükümetin gençlerin ulaşım maliyetlerini azaltmaya yönelik son dönemde attığı adımlardan biri olarak görülüyor.

Kısa süre önce İngiltere genelinde otobüs ücretleri için uygulanan azami ücret sınırının yeniden 2 sterline indirileceği açıklanmıştı. Hükümet, hem otobüs hem de demiryolu alanındaki bu düzenlemelerle özellikle eğitim gören gençler, çıraklar ve düşük gelirli ailelerin ulaşım giderlerini azaltmayı amaçlıyor.

Uzmanlar ise uygun fiyatlı toplu taşımanın yalnızca aile bütçelerine katkı sağlamadığını, aynı zamanda karbon emisyonlarının azaltılması, trafik yoğunluğunun düşürülmesi ve gençlerin eğitim ile istihdam fırsatlarına daha eşit koşullarda erişebilmesi açısından da uzun vadeli sosyal ve ekonomik faydalar sağlayacağını değerlendiriyor.

Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin 'ilk kadın generali' oldu

Beştepe’deki Yüksek Askerî Şûra toplantısında TSK’daki terfi ve emeklilikler belirlendi. Tuğgeneralliğe terfi eden Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin "ilk kadın generali" unvanını kazandı.

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde salı günü toplandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği yaklaşık 2 saat süren toplantıda, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki terfi ve emeklilik süreçleri değerlendirildi. Buna göre, tuğgeneralliğe yükseltilen Albay Özlem İyidilli Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri tarihinin "ilk kadın paşası" oldu.

Türk Hava Kuvvetleri'nin tecrübeli savaş pilotu Albay Özlem İyidilli Karapınar liseden sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanmasına rağmen Hava Harp Okulu'nun yüksek başarılı öğrencilere sunduğu daveti değerlendirdi.

Toplantıda, 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. Yüksek Askeri Şura kararı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Rafet Dalkıran atanırken, Türkiye'nin ilk astronotu Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı da tuğgeneralliğe terfi etti.

YAŞ'ta alınan kararlara dair listeye, Milli Savunma Bakanlığı'nın (MSB) internet sitesinden ulaşılabiliyor.

Özlem İyidilli Karapınar kimdir?

Karapınar, Yalova'daki ön uçuş eğitiminin ardından hekimlik yerine askerliği seçerek, tüm eleme aşamalarını başarıyla geçti ve Hava Harp Okulu'na girdi.

Uzun yıllar Türk Hava Kuvvetleri'nde savaş pilotu olarak görev yaptı.

Meslek yaşamı boyunca önemli görevler üstlendi.

Deneyimli subay, 2026 YAŞ kararları kapsamında tuğgeneralliğe terfi ederek Hava Kuvvetleri'nin "ilk kadın paşası" olarak tarihe geçti.

2023 yılındaki YAŞ kararları kapsamında tuğamiralliğe yükseltilen Albay Gökçen Fırat, Cumhuriyetin ilk kadın amirali olmuştu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hilal Gür’ün son teklisi ‘Son Olamaz’ müzikseverlerle buluştu

İş dünyasındaki başarılarıyla tanınan Hilal Gür, dördüncü solo teklisi “Son Olamaz” ile müzik dünyasında iddialı bir duruş sergiliyor.

Sözü, müziği ve aranjesi kendisine ait olan şarkı, Be Müzik etiketiyle dinleyiciyle buluştu.

​Kırılmış ama pes etmeyen bir insanın itirazını anlatan şarkının klibi de en az sözleri kadar konuşulacak türden. Yönetmen Emre Altay imzasını taşıyan çalışmada, gerçek performans çekimleri yapay zekâ teknolojisiyle harmanlandı. Çöl, antik tapınak ve obsidyen kürelerle yaratılan mistik ve karanlık evren izleyenleri büyülüyor.

​"Müzikte Yarayı Saklayamazsınız"

​İş hayatının zihinsel, müziğin ise duygusal olarak zor olduğunu belirten Hilal Gür, iki dünya arasındaki farkı şöyle özetliyor: "İş hayatında güçlü ve kontrollü olmak zorundasınız. Müzikte ise yarayı saklayarak inandırıcı olamazsınız."

​Popüler kültür kalıplarına uymak yerine zamansız eserler bırakmayı hedefleyen başarılı isim, müzikteki zirve anlayışını ise tek bir cümleyle özetliyor: "Benim için zirve; en görünür olduğum yer değil, görünür olmak uğruna kendimden vazgeçmediğim noktadır."

HİLAL GÜR YORUMUYLA “Son Olamaz” KLİP LİNK

https://youtu.be/mrZg94bVj-w

Gülay Kankalp'in "Aşk Yolcusu" Çalışması Müzik Platformlarında

Gülay Kankalp Çetin'in söz ve müziğini yazdığı 'Aşk Yolcusu', eseri, hayatı ve duygularını yeniden keşfettiği içsel bir yolculuğa davet ediyor.

Eser; samimi anlatımı, güçlü sözleri ve yalın müzikal diliyle, aşkı yalnızca iki insan arasındaki bir duygu olarak değil, insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu bağın da bir yansıması olarak ele alıyor.

'Aşk Yolcusu', hayatın içinde kimi zaman sessizce sorulan sorulara, kimi zaman umutla beklenen cevaplara eşlik eden bir hikâye sunuyor.

Aşk Yolcusu'nun Hikâyesi

Aşk Yolcusu, içsel bir yürüyüşün, dönüşümün ve hakikate uzanan bir yolculuğun hikayesini anlatıyor. Hayatın koşturmacasında yitirdiğimiz saf duygulara, derin bir özlemle bakıyor. Sadece bir sevdayı değil, insanın kendini aşarak varoluşun sırlarına ulaşma çabasını dile getiriyor. Sözler klasik bir türkü estetiği içinde, modern bir yorumla gönül kapımızı aralıyor. Dinleyiciyi sanatçının bu içsel yolculuğuna ortak olmaya davet ediyor ve gönülden gönüle uzanan bir köprü kuruyor.

Sanatçı Hakkında

Gülay Kankalp Çetin, uzun yıllardır radyo yayıncılığı, medya ve iletişim alanında görev yapan; programcılığı, sunuculuğu ve yapımcılığıyla tanınan bir iletişimcidir. Bunun yanında medya sektöründe üstlendiği sivil toplum görevleriyle de aktif çalışmalarını sürdüren Gülay Kankalp Çetin, yerel yayıncılığın güçlenmesi ve mesleki dayanışmanın gelişmesi adına çeşitli projelerde görev almaktadır. Yerel radyoculuğun gelişimine katkı sunan çalışmalarıyla sektörün içinde aktif olarak yer alan Kankalp Çetin, aynı zamanda söz yazarı, besteci ve yapımcı kimliğiyle özgün eserler üretmektedir. Meslek hayatı boyunca mikrofonun ardında dinleyicileriyle kurduğu samimi bağı, bugün kaleme aldığı şarkı sözlerine de yansıtmaktadır. Onun için müzik; yalnızca dinlenen bir sanat değil, insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu en sahici sohbetlerden biridir. Yeni teklisi "Aşk Yolcusu", bu anlayışın bir yansıması olarak dinleyiciyi kendini, hayatı ve duygularını yeniden keşfettiği içsel bir yolculuğa davet ediyor.

Calısmanın youtube linki;

https://youtu.be/_gAqeUqLz_M?si=m0SAshWh8ZC7Dgjp

Yüksek Mahkeme "Bir Girer, Bir Çıkar" Göç Anlaşmasına "Dur" Dedi

İngiltere'de hükümetin Fransa ile uygulamaya koyduğu tartışmalı "bir kişi girerse bir kişi çıkar" (one in, one out) göç anlaşması önemli bir yargı engeliyle karşı karşıya kaldı.

Yüksek Mahkeme, Kasım 2025'te anlaşma kapsamında Fransa'ya gönderilen Sudanlı bir sığınmacının insan ticareti ve işkence mağduru olduğuna ilişkin "makul gerekçeler" bulunduğunu belirterek, sınır dışı işleminin hukuka aykırı olduğuna karar verdi.

Mahkeme, İçişleri Bakanlığı'na söz konusu sığınmacının İngiltere'ye geri getirilmesi talimatını verdi. Bu karar, anlaşma kapsamında ilk kez sınır dışı edilen bir kişinin geri kabul edilmesine hükmedilmesi bakımından dikkat çekici bir emsal niteliği taşıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İçişleri Bakanlığı'nın politika değişikliği iptal edildi

Kararın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise insan ticareti mağdurlarına ilişkin uygulamaya yönelik oldu.

Mahkeme, İçişleri Bakanlığı'nın Eylül 2025'te yaptığı politika değişikliğiyle, ilk aşamada reddedilen insan ticareti mağduriyeti başvurularının yeniden değerlendirilmesi hakkını kaldırmasının hukuka aykırı olduğuna hükmetti.

Yargıç, söz konusu düzenlemeyi iptal ederek, bunun "hiç yürürlüğe girmemiş sayılması" gerektiğini belirtti. Böylece Fransa'ya gönderilen ve benzer durumda bulunan kişilerin dosyalarının yeniden incelenmesinin önü açılmış oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Yüzlerce dosya yeniden gündeme gelebilir

Göç hukuku uzmanlarına göre karar yalnızca Sudanlı sığınmacıyı değil, aynı uygulama kapsamında Fransa'ya gönderilen çok sayıda kişiyi etkileyebilir.

İngiltere ile Fransa arasında geçen yıl yürürlüğe giren anlaşma kapsamında bugüne kadar yüzlerce, hatta binin üzerinde düzensiz göçmenin Fransa'ya gönderildiği belirtiliyor. Mahkeme kararının ardından insan ticareti mağduriyeti iddiasıyla sınır dışı edilen diğer kişilerin de İngiltere'ye dönüş talebinde bulunmasının önü açılabilir.

Anlaşmanın hukuki zemini yeniden tartışılıyor

"Bir kişi girerse bir kişi çıkar" sistemi, İngiliz Kanalı'nı küçük botlarla geçen düzensiz göçmenlerin Fransa'ya geri gönderilmesini; buna karşılık Fransa'daki, İngiltere ile aile bağı bulunan veya belirli kriterleri sağlayan eşit sayıda sığınmacının yasal yollarla İngiltere'ye kabul edilmesini öngörüyor.

İngiliz hükümeti bu modeli insan kaçakçılığıyla mücadelede önemli bir caydırıcı araç olarak tanımlarken, insan hakları kuruluşları ise uygulamanın özellikle insan ticareti mağdurları açısından ciddi hukuki riskler taşıdığı uyarısında bulunuyordu.

Independent Mortgage 3

Önce geçici durdurma, şimdi geri dönüş kararı

Bu karar, aynı göç sistemiyle ilgili yargının verdiği ilk kritik karar değil.

Mart ayında yine Yüksek Mahkeme, Eritreli olduğu belirtilen ve travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan bir sığınmacının Fransa'ya gönderilmesini geçici olarak durdurmuştu. Mahkeme, Fransa'da uygun barınma ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda ciddi belirsizlikler bulunduğunu vurgulamıştı. Son kararla birlikte yargının söz konusu anlaşmaya yönelik denetimi daha da güçlenmiş oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet temyize hazırlanıyor

İçişleri Bakanlığı, mahkeme kararını incelemeye aldığını ve temyiz seçeneğini değerlendirdiğini açıkladı.

Bakanlık, düzensiz göçle mücadele kapsamında son anda yapılan insan ticareti iddialarının sınır dışı işlemlerini engellemek amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerini savunurken, gerçek mağdurların korunmasına yönelik yükümlülüklerin sürdüğünü belirtti.

Kararın ardından gözler şimdi Temyiz Mahkemesi'ne çevrilirken, hukukçular davanın yalnızca bireysel bir sınır dışı işlemiyle sınırlı kalmayıp, İngiltere-Fransa göç anlaşmasının uygulanma biçimini ve geleceğini de etkileyebilecek önemli bir içtihat oluşturabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

İngiltere'nin plastik atıkları Adana'da alarm verdi

İngiltere'den Türkiye'ye ihraç edilen plastik atıkların çevresel etkileri yeniden gündeme geldi. İngiliz gazetesi The Guardian tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma, İngiltere kaynaklı plastik atıkların önemli bir bölümünün ulaştığı Adana'daki geri dönüşüm tesislerinin çevresinde mikroplastik kirliliğinin ciddi seviyelere ulaştığını ortaya koydu.

Araştırmada, Çukurova Ovası'nı besleyen sulama kanallarından alınan su örneklerinde, geri dönüşüm tesislerinin bulunduğu bölgenin aşağı kesimlerinde mikroplastik yoğunluğunun üst havzalara kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğu tespit edildi. Bulgular, yalnızca çevreyi değil, Türkiye'nin en önemli tarım üretim merkezlerinden biri olan Çukurova'daki gıda üretimini de yakından ilgilendiriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Çukurova'dan Akdeniz'e uzanan risk

Bilim insanlarına göre mikroplastikler yalnızca sulama sularında kalmıyor. Kanallar aracılığıyla tarım arazilerine taşınan plastik parçacıkları toprağa karışıyor, buradan da bitkilere ve gıda zincirine ulaşabiliyor. Aynı zamanda sulama kanallarından Seyhan ve Ceyhan havzaları üzerinden Akdeniz'e taşınan mikroplastikler deniz ekosistemini de tehdit ediyor.

Uzmanlar, mikroplastiklerin balıklar, kabuklu deniz canlıları ve diğer su organizmaları tarafından yutulduğunu, bunun da hem biyolojik çeşitlilik hem de insan sağlığı açısından uzun vadeli risk oluşturduğunu belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'nin plastik atıkları hâlâ Türkiye'ye geliyor

Çevre Araştırma Ajansı'nın (Environmental Investigation Agency-EIA) verilerine göre, 2021-2024 yılları arasında İngiltere'den Türkiye'ye gönderilen plastik atıkların yaklaşık yüzde 13'ü Adana'da faaliyet gösteren sekiz geri dönüşüm tesisine ulaştı.

Verilere göre İngiltere, 2025 yılında Türkiye'ye yaklaşık 139 bin ton plastik atık ihraç etti. Çin'in 2018 yılında plastik atık ithalatını büyük ölçüde yasaklamasının ardından Türkiye, Avrupa'nın en büyük plastik atık ithalatçılarından biri haline gelmişti. Çevre örgütleri ise bu ticaretin gelişmiş ülkelerin atık yükünü daha düşük maliyetle başka ülkelere aktarması anlamına geldiğini savunuyor.

Uluslararası çevre kuruluşları bu modeli "waste colonialism" (atık sömürgeciliği) olarak tanımlıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Araştırmada dikkat çeken bulgular

Araştırma kapsamında incelenen su örneklerinde, poşet, ambalaj, tekstil ve endüstriyel plastiklerden kaynaklandığı değerlendirilen çok sayıda mikroplastik parçacığı tespit edildi.

Bilim insanları, geri dönüşüm sırasında plastiklerin kırılması, öğütülmesi, yıkanması ve açık alanlarda depolanmasının çevreye mikroplastik yayılımını artırabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle filtreleme sistemlerinin yetersiz olduğu tesislerde bu parçacıkların atık suyla doğrudan sulama kanallarına karışabildiği ifade ediliyor.

"Sorun yalnızca geri dönüşüm değil, denetim eksikliği"

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi'nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu, plastik atık ithalatının mevcut haliyle sürdürülebilir olmadığını belirterek kapsamlı önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Gündoğdu, plastik atık ithalatının yasaklanmasını, geri dönüşüm tesislerinde mikroplastik filtreleme sistemlerinin zorunlu hale getirilmesini ve tüm atık su deşarjlarının bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli olarak denetlenmesini önerdi.

Çevre uzmanları ayrıca lisanslı tesislerin yanı sıra kayıt dışı geri dönüşüm faaliyetlerinin de sıkı şekilde takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Independent Mortgage 3

İngiltere hükümeti kuralları savundu

İngiltere hükümeti ise plastik atık ihracatının uluslararası çevre mevzuatı kapsamında gerçekleştirildiğini belirtti.

Yetkililer, plastik atık ihraç eden şirketlerin yalnızca gerekli lisanslara sahip tesislerle çalışmak zorunda olduğunu, ihracatçı firmaların çevre standartlarına uyma yükümlülüğü bulunduğunu ve kurallara aykırı hareket edilmesi halinde yaptırım uygulanabildiğini ifade etti.

Ancak çevre örgütleri, ihracat sonrasında atıkların nihai olarak nasıl işlendiğinin yeterince denetlenmediğini, bu nedenle mevcut sistemin ciddi açıklar barındırdığını savunuyor.

Türkiye uzun süredir tartışmaların merkezinde

Türkiye son yıllarda Avrupa'dan en fazla plastik atık alan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Adana çevresinde geçmiş yıllarda da kaçak dökülen veya açık arazilerde yakılan ithal plastik atıklara ilişkin çok sayıda haber ve inceleme yayımlanmıştı.

Çevre örgütleri, ithal edilen plastiklerin tamamının geri dönüştürülemediğini, ekonomik değeri düşük olan kısmın ise yakıldığı, depolandığı veya doğaya bırakıldığı yönünde uzun süredir uyarılarda bulunuyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Uzmanlara göre mikroplastik kirliliğinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, tarımsal üretim, halk sağlığı, su kaynakları ve uluslararası atık ticaretinin sürdürülebilirliği açısından da değerlendirilmesi gerekiyor. İngiltere'den Türkiye'ye yapılan plastik atık sevkiyatları ise bu tartışmaların önümüzdeki dönemde hem Ankara'nın hem de Londra'nın çevre politikalarında daha fazla gündeme gelmesine neden olabilir.

İngiltere'den Türkiye'ye Plastik Atık İhracatı (2016-2025)

Yıl

Türkiye'ye gönderilen plastik atık (ton)

Öne çıkan gelişme

2016

Yaklaşık 12 bin

Çin hâlâ en büyük ithalatçı konumunda; Türkiye'nin payı düşük seviyede.

2017

Yaklaşık 30-40 bin

Çin'in ithalatı kısıtlamaya başlamasıyla Türkiye'ye sevkiyat hızla arttı.

2018

Yaklaşık 80-90 bin

Çin'in "National Sword" politikası sonrası Türkiye önemli alternatif pazar haline geldi.

2019

Yaklaşık 130 bin

İngiltere'nin Türkiye'ye plastik atık ihracatı hızla büyümeye devam etti.

2020

209.642

Rekor seviyeye ulaştı; Türkiye, İngiltere'nin en büyük plastik atık alıcısı oldu.

2021

Yaklaşık 135 bin

Türkiye bazı plastik türlerinin ithalatını kısıtladı; sevkiyat geriledi.

2022

Yaklaşık 150 bin

Çevre örgütleri kaçak döküm ve açık alanda yakma vakalarına ilişkin raporlar yayımladı.

2023

Yaklaşık 145 bin

Türkiye, İngiltere'nin en büyük plastik atık destinasyonlarından biri olmayı sürdürdü.

2024

151 bin

İngiltere'nin Türkiye'ye ihracatı önceki yıla göre yüksek seviyesini korudu.

2025

139 bin

Toplam 675 bin tonluk İngiltere plastik atığı ihracatının yaklaşık beşte biri Türkiye'ye gönderildi.

İngiltere Desteğini Çekiyor, FIFA'da Yönetim Krizi Derinleşiyor

FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun yaklaşık on yıldır sürdürdüğü yönetim, şimdiye kadarki en ciddi meşruiyet krizlerinden biriyle karşı karşıya.

BBC ve İngiliz basınında yer alan bilgilere göre, İngiltere Futbol Federasyonu (FA), Infantino'nun yeniden adaylığını destekleme kararını geri çekmeye hazırlanıyor. Bu adımın kısa süre içinde resmi yazıyla FIFA'ya bildirilmesi bekleniyor. Karar, Galler Futbol Federasyonu'nun desteğini çekmesinin hemen ardından geldi ve Avrupa futbolunda domino etkisi oluşturdu.

Sırbistan ve Finlandiya'nın da benzer yönde tavır aldığı, İsveç Futbol Federasyonu'nun ise baştan beri Infantino'ya destek vermediği belirtiliyor.

Krizin fitilini ateşleyen FFE planı

Tartışmaların merkezinde, FIFA'nın Dünya Kupası ve diğer büyük organizasyonlarının ticari faaliyetlerini tek çatı altında toplamak amacıyla oluşturmayı planladığı FIFA Forward Enterprise (FFE) bulunuyor.

Projeye göre FIFA, yeni kurulacak ticari şirketin azınlık hisselerini özel yatırım fonlarına satarak milyarlarca dolarlık kaynak oluşturmayı hedefliyordu. FIFA yönetimi, futbolun sportif kararlarının tamamen kendi kontrolünde kalacağını savunsa da eleştiriler dinmedi. FIFA, planın onaylanması halinde üye federasyonlara milyarlarca dolarlık ek kalkınma fonu sağlanacağını açıklamıştı.

Ancak UEFA, CONCACAF ve Asya Futbol Konfederasyonu (AFC), bu modelin futbolun geleceğini yatırım fonlarının ticari beklentilerine bağımlı hâle getireceğini savunarak sert muhalefet yürüttü.

Istikbal 860X450 Pxl

"40 milyon dolar" iddiası tartışmaları büyüttü

Krizi büyüten en önemli unsurlardan biri ise Infantino'nun FIFA'ya üye federasyonlara gönderdiği iddia edilen mektup oldu.

İddialara göre, yatırım planına destek verilmesi durumunda her federasyona yaklaşık 40 milyon dolar ek finansman sağlanacağı ifade edildi. Muhalif federasyonlar ise bunun, destek toplamak amacıyla mali teşvik kullanıldığı izlenimi yarattığını savundu.

FIFA ise söz konusu fonların, uzun vadeli kalkınma programının parçası olduğunu ve tüm üyelere yönelik planlandığını belirtiyor.

Independent Mortgage 3

UEFA'dan hukuki süreç hazırlığı

Avrupa futbolunun çatı kuruluşu UEFA, yaşanan gelişmeler üzerine FIFA yönetimine oldukça sert bir mektup gönderdi.

Mektupta, FFE planına ilişkin tüm elektronik yazışmaların, belgelerin, toplantı notlarının ve dijital kayıtların korunması istendi. UEFA hukuk ekibi, olası dava süreçleri için delillerin muhafaza edilmesini talep ederken, bunun FIFA yönetimine duyulan güvenin ciddi biçimde zedelendiğinin göstergesi olarak yorumlandı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Infantino geri adım attı ancak kriz bitmedi

Artan baskılar üzerine Gianni Infantino, FFE projesini tamamen geri çektiğini açıkladı.

Yaptığı açıklamada, önerinin futbolu geliştirme amacı taşıdığını ancak üye federasyonlar arasında ciddi ayrışmaya yol açtığını belirten Infantino, "Birleştirici olması gereken bir projenin bölünmeye neden olmasını istemiyoruz." ifadelerini kullandı.

Ancak Avrupa federasyonları, yalnızca planın geri çekilmesini yeterli görmüyor. İngiltere Futbol Federasyonu da yayımladığı açıklamada, FIFA'nın yönetim anlayışının kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısı yaptı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2027 seçimleri öncesi dengeler değişiyor

Yaşanan gelişmeler, Mart 2027'de yapılacak FIFA Başkanlığı seçimini de doğrudan etkileyebilir.

UEFA'nın, Infantino'ya karşı ortak bir aday çıkarmayı değerlendirdiği belirtilirken, Avrupa'da desteğini çeken federasyonların sayısının artması dikkat çekiyor. Buna karşın Afrika, Güney Amerika ve bazı Asya ülkelerindeki federasyonların önemli bölümünün Infantino'yu desteklemeyi sürdürdüğü ifade ediliyor. Bu nedenle Avrupa'daki tepkinin tek başına seçim sonucunu belirlemeye yetmeyebileceği değerlendiriliyor.

Futbol yönetiminde uzun süredir görülmeyen ölçekte yaşanan bu kriz, yalnızca bir yatırım planının iptalinden ibaret görülmüyor. Avrupa federasyonları, FIFA'nın karar alma süreçlerinin daha şeffaf ve katılımcı hâle getirilmesini isterken, önümüzdeki aylarda küresel futbolun yönetim modeline ilişkin yeni bir güç mücadelesinin yaşanması bekleniyor.

Farage'ın "mülteci botları" planı Londra-Paris hattını gerdi

İngiltere'de düzensiz göç tartışmaları yeniden siyasetin merkezine oturdu. Reform UK lideri Nigel Farage'ın, iktidara gelmeleri halinde İngiliz Kanalı'nı geçen göçmen botlarını Kraliyet Donanması tarafından durdurup Fransa'ya geri göndereceklerini açıklaması, hem Londra'da hem de Paris'te büyük tartışma yarattı. Fransa İçişleri Bakanlığı planı "egemenliğin ihlali" olarak nitelendirirken, uluslararası hukuk uzmanları ve eski askeri yetkililer de önerinin ciddi hukuki engeller içerdiğini belirtti.

"Operation Fortress" planı

Reform UK, "Operation Fortress" adını verdiği yeni göç politikası kapsamında İngiliz Kanalı'nda onlarca yıldır görülmemiş büyüklükte bir askeri operasyon düzenlemeyi vaat ediyor.

Nigel Farage, hükümete gelmeleri halinde Kraliyet Donanması'nın küçük tekneleri denizde durduracağını, göçmenleri güvenli şekilde gemilere alarak Fransa veya Belçika'ya geri götüreceğini ve düzensiz tekne geçişlerini iki hafta içinde sona erdirebileceklerini öne sürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Fransa'dan sert uyarı

Planın açıklanmasının ardından en sert tepki Paris'ten geldi.

Fransa İçişleri Bakanlığı, İngiliz savaş gemilerinin Fransız kara sularında veya Fransa'nın onayı olmadan böyle bir operasyon gerçekleştirmesinin uluslararası hukuka aykırı olacağını belirterek bunun iki ülke arasındaki egemenlik ilkelerini ihlal edeceğini vurguladı.

Fransız yetkililer ayrıca göç krizinin tek taraflı askeri adımlarla değil, iki ülke arasındaki mevcut iş birliği mekanizmalarıyla çözülebileceğini savundu.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Uzmanlar: "Uygulanması çok zor"

Savunma ve uluslararası hukuk uzmanları da Farage'ın önerisinin pratikte hayata geçirilmesinin oldukça güç olduğu görüşünde birleşiyor.

Eski askeri yetkililer;

  • Kraliyet Donanması'nın görev tanımının bu tür göç operasyonlarını kapsamadığını,
  • İngiliz gemilerinin Fransız karasularında izinsiz faaliyet gösteremeyeceğini,
  • Denizde geri itme (pushback) uygulamalarının uluslararası mülteci hukuku açısından ciddi davalara konu olabileceğini,
  • Böyle bir operasyonun insan hayatını riske atabileceğini ifade ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Hükümetten "gerçekçi değil" eleştirisi

Başbakan Andy Burnham liderliğindeki İşçi Partisi hükümeti ise Reform UK'nin önerisini "uygulanamaz bir seçim vaadi" olarak değerlendirdi.

Hükümet yetkilileri, son dönemde Fransa ile ortak devriye faaliyetleri, istihbarat paylaşımı ve kaçakçı şebekelerine yönelik operasyonların artırıldığını belirterek, sorunun uluslararası iş birliğiyle çözülmeye çalışıldığını savunuyor.

Muhalefetten de eleştiriler geldi

Muhafazakâr Parti de Farage'ın planına mesafeli yaklaştı.

Parti yetkilileri, düzensiz göçün ciddi bir sorun olduğunu kabul etmekle birlikte, önerilen askeri operasyonun maliyetinin, hukuki zemininin ve uygulanabilirliğinin belirsiz olduğunu dile getirdi.

Siyasi gözlemcilere göre Farage'ın çıkışı, göç konusunu yeniden seçim gündeminin ilk sıralarına taşımayı hedefliyor. Ancak aynı dönemde Reform UK'nin bağışlar ve mali şeffaflık konularındaki tartışmalar nedeniyle baskı altında bulunması da dikkat çekiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kamuoyu göç konusunda sertleşiyor

Son kamuoyu araştırmaları, İngiliz seçmenlerin önemli bölümünün Fransa'nın Kanal'daki göçmen geçişlerini önleme konusunda yeterince çaba göstermediğine inandığını ortaya koyuyor. Bu tablo, düzensiz göç konusunun önümüzdeki dönemde İngiliz siyasetindeki en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Londra-Paris ilişkileri yeniden sınanıyor

Analistler, Farage'ın önerisinin yalnızca göç politikası tartışması olmadığını, aynı zamanda Brexit sonrası yeniden şekillenen İngiltere-Fransa ilişkileri açısından da kritik bir sınav niteliği taşıdığını değerlendiriyor.

İki ülke, insan kaçakçılığıyla mücadelede ortak çalışmayı sürdürürken, tek taraflı askeri müdahale söylemlerinin diplomatik gerilimi artırabileceği ve mevcut iş birliği mekanizmalarını zayıflatabileceği uyarısı yapılıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

‘Freni Bozuk’ Yalanı Jaguar Sürücüsüne 4 Yıl Hapse Maloldu

Liverpool Kraliyet Mahkemesi'nde görülen davada 33 yaşındaki Nathan Owen, tehlikeli araç kullanma ve dolandırıcılık suçlarından toplam 4 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edildi.

Olay, 6 Mart 2024 tarihinde Merseyside'daki M58, M57 ve M62 otoyollarında yaşandı. Owen, 999 Acil Servisi'ni arayarak elektrikli Jaguar I-Pace model aracının kontrolden çıktığını, frenlerinin çalışmadığını ve aracın kendi kendine hızlandığını söyledi.

İhbar üzerine Merseyside ve Greater Manchester polis ekipleri geniş çaplı bir operasyon başlattı. Yaklaşık 35 dakika süren olay boyunca araç yaklaşık 38 mil (61 kilometre) yol kat etti ve saatte 86 mile (yaklaşık 139 kilometre) ulaşan hızlara çıktı. Polis ekipleri sürücüyü güvenli şekilde durdurabilmek için otoyolları kademeli olarak kapatırken, yoğun trafik oluştu ve binlerce sürücü uzun süre yolda beklemek zorunda kaldı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Polis Aracına 31 Kez Çarptı

Mahkemede sunulan delillere göre Owen, polisin aracı durdurma girişimleri sırasında bir polis aracına 31 kez çarptı. Jaguar I-Pace ancak bataryasının tamamen tükenmesiyle M62 üzerindeki 12 numaralı kavşak yakınlarında durabildi.

Teknik İnceleme Gerçeği Ortaya Çıkardı

Olayın ardından Merseyside Polisi ile Jaguar Land Rover mühendislerinin yaptığı ayrıntılı teknik inceleme, Owen'ın tüm iddialarını çürüttü.

Araçta fren sistemi, elektronik kontrol üniteleri ve batarya dahil hiçbir mekanik veya elektronik arızaya rastlanmadı. Araçtan alınan dijital veriler ise olay boyunca sürücünün fren pedalına hiç basmadığını ortaya koydu. Mahkeme kayıtlarına göre Owen'ın iddia ettiği gibi aracın kendi kendine hızlanmasına ilişkin herhangi bir bulguya da ulaşılamadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Asıl Amaç Borçtan Kurtulmaktı

Soruşturma sırasında Owen'ın mali durumu da mercek altına alındı.

Savcılık, sanığın araç finansman şirketine yaklaşık 5 bin sterlin borcu bulunduğunu ve olay günü yaptığı kredi başvurusunun reddedildiğini ortaya koydu. Mahkeme, Owen'ın aracı "ayıplı" göstererek finansman sözleşmesini iptal ettirmeyi ve borçtan kurtulmayı hedeflediğine hükmetti.

Basına da Para Karşılığı Hikâyesini Sattı

Davada dikkat çeken ayrıntılardan biri de Owen'ın olaydan sonra aynı iddiaları ulusal gazetelere anlatarak para kazanması oldu.

Mahkeme kayıtlarına göre sanık, fren arızası hikâyesini iki gazeteye satarak toplam 800 sterlin ödeme aldı. Bu durum dolandırıcılık suçlamalarının önemli delillerinden biri olarak dosyaya girdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Jaguar Land Rover: 50 Milyon Sterlinlik İtibar Zararı

Olay yalnızca polisi ve kamuoyunu değil, araç üreticisini de etkiledi.

Jaguar Land Rover, mahkemeye sunduğu açıklamada, asılsız fren arızası iddialarının dünya genelinde yaklaşık 180 olumsuz haber oluşturduğunu, markaya yönelik güven kaybını gidermek amacıyla 50 milyon sterlin ek pazarlama harcaması yapmak zorunda kaldığını bildirdi.

Independent Mortgage 3

Hakim: "Korkutucu Derecede Aptalcaydı"

Kararı açıklayan Yargıç Ian Unsworth KC, Owen'ın planını "korkutucu derecede aptalca" olarak nitelendirerek şu değerlendirmede bulundu:

Sanığın bilinçli şekilde büyük bir polis operasyonunu tetiklediğini, kamuoyunda ciddi paniğe yol açtığını, polis memurlarını ve diğer sürücüleri büyük tehlikeye attığını belirten hakim, olayın yalnızca maddi zarar değil, kamu güvenliği açısından da son derece ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Mahkeme ayrıca Owen'ın cezasını tamamladıktan sonra 5 yıl süreyle araç kullanmaktan men edilmesine de karar verdi.

Mehmet Ali Nuroğlu, tek kişilik oyunuyla Londra sahnesinde

Uluslararası alanda tanınan oyuncu ve yönetmen Mehmet Ali Nuroğlu, tek kişilik performansı "Dünyada" ile dünyanın en büyük bağımsız sahne sanatları etkinliklerinden biri olan Camden Fringe Festivali kapsamında Londra'da seyirci karşısına çıkıyor.

İstanbul'un bağımsız tiyatro sahnesinden doğan ve çağdaş anlatım teknikleriyle dikkat çeken yapım, göç, aidiyet, yabancılaşma ve dijital çağda görünür olma gibi günümüzün evrensel meselelerini sahneye taşıyacak.

Yunus Emre Enstitüsü Londra'nın desteğiyle sahnelenecek oyun, 3 ve 4 Ağustos saat 21.00'de, 9 Ağustos'ta ise saat 19.00'da The Cockpit Theatre'da izleyiciyle buluşacak.

Camden Fringe'in uluslararası programında

Her yıl yüzlerce tiyatro, dans, komedi ve performans sanatları gösterisine ev sahipliği yapan Camden Fringe, Edinburgh Fringe'in ardından Birleşik Krallık'ın en önemli bağımsız sanat festivallerinden biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıları Londralı sanatseverlerle buluşturan festival, yenilikçi ve deneysel yapımlarıyla tanınıyor.

"Dünyada" da bu yıl festivalin uluslararası yapımları arasında yer alarak Türk tiyatrosunun çağdaş örneklerinden birini İngiliz izleyicisiyle buluşturacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Buralı değilim" diyerek başlayan yolculuk

Amerikalı oyun yazarı Will Eno'nun dünya çapında ses getiren "Title and Deed" adlı monoloğundan uyarlanan oyun, elinde bavulu ve kamerasıyla sahneye çıkan bir adamın "Buralı değilim" sözleriyle başlıyor.

Karakter, çocukluğunu, ailesini, geride bıraktıklarını ve hiçbir yere tam anlamıyla ait olamamanın yarattığı duyguları anlatırken, izleyiciyi de kendi hafızası ve kimliği üzerine düşünmeye davet ediyor. Göç olgusunu yalnızca coğrafi bir yer değiştirme olarak değil, insanın kendi içinde yaşadığı aidiyet arayışı üzerinden ele alan oyun, mizah ile hüznü aynı potada buluşturuyor.

Seyirci de oyunun parçası oluyor

Yapımın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise klasik tek kişilik tiyatro anlayışının dışına çıkan görsel dili.

Mehmet Ali Nuroğlu, sahnede yalnızca oyuncu olarak değil, aynı zamanda kamera operatörü olarak da performans sergiliyor. Gösteri boyunca kullanılan canlı kamera sistemi sayesinde hem oyuncu hem de salondaki izleyiciler anlık olarak projeksiyona yansıtılıyor.

Canlı video görüntüleri, sinematik ışık kullanımı ve özgün ses tasarımıyla desteklenen performans, tiyatro ile sinema estetiğini aynı sahnede buluşturarak seyirciyi yalnızca izleyen değil, anlatının bir parçası hâline getiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Göç ve kimlik üzerine evrensel bir hikâye

Oyunun merkezinde yer alan göç, yalnızlık, hafıza ve kimlik arayışı temaları, özellikle Londra gibi çok kültürlü bir şehirde yaşayan izleyiciler için güçlü bir karşılık buluyor.

Farklı ülkelerden insanların bir arada yaşadığı kentte sahnelenecek "Dünyada", yalnızca Türkçe konuşan izleyicilere değil, evrensel anlatımıyla uluslararası festival izleyicilerine de hitap etmeyi amaçlıyor.

Yaklaşık 70 dakika süren ve 14 yaş üzeri izleyicilere önerilen gösteri, modern insanın ait olma duygusunu sorgulayan güçlü metni ve yenilikçi sahne diliyle Camden Fringe'in dikkat çeken yapımları arasında gösteriliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mehmet Ali Nuroğlu yeniden Londra seyircisiyle buluşuyor

Televizyon dizileri, sinema filmleri ve tiyatro çalışmalarıyla uzun yıllardır uluslararası alanda tanınan Mehmet Ali Nuroğlu, oyunculuğunun yanı sıra yönetmen kimliğiyle de farklı disiplinleri bir araya getiren projelere imza atıyor.

"Dünyada", klasik monolog anlayışını çağdaş sahne teknolojileriyle yeniden yorumlayan yapısıyla, hem tiyatro tutkunlarına hem de deneysel sahne sanatlarına ilgi duyan izleyicilere farklı bir festival deneyimi sunmayı hedefliyor.

Londra'da kaybolan Suzanne'nin 47 yıllık sır dosyası yeniden açıldı

Suzanne Lawrence, 27 Temmuz 1979 tarihinde 13 yaşındaki kız kardeşi Michelle ile birlikte Doğu Londra'nın Harold Hill bölgesindeki evlerinden ayrıldı. İki kardeş annelerine, Dagenham'da arkadaşlarında kalacaklarını söyledi.

Ancak planları farklıydı. Kardeşler, Kuzey Londra'daki Highbury Fields'da kurulan panayıra gitti ve burada yaşları 14 ile 17 arasında olduğu tahmin edilen üç erkekle tanıştı. Polis soruşturmasına göre gençler, Suzanne ve Michelle'i panayırın ardından yakınlardaki işgal edilmiş (squat) bir binaya götürdü ve iki kardeş burada iki gece geçirdi.

Kız kardeşi eve döndü, Suzanne ise kayboldu

Bir süre sonra Suzanne ile Michelle arasında tartışma çıktı.

Michelle tek başına eve dönerek annesine Suzanne'ın ertesi gün geleceğini düşündüğünü söyledi. Ancak Suzanne Lawrence o günden sonra bir daha ne ailesi ne de arkadaşları tarafından görüldü.

Londra 47 Yil Once Kaybolan Suzanne Lawrence 1

Aradan geçen yaklaşık yarım asır boyunca binlerce ihbar değerlendirildi ancak genç kıza ne olduğu hiçbir zaman kesin olarak ortaya çıkarılamadı. Dosya ise hiçbir zaman kapatılmadı.

Polis şimdi o üç erkeği arıyor

Metropolitan Polisi'nin Soğuk Dosyalar Birimi, soruşturmanın yeniden değerlendirilmesi sırasında dikkatini panayırda Suzanne ve Michelle ile tanışan üç gence çevirdi.

1979 yılında 14 ila 17 yaşlarında oldukları değerlendirilen bu kişilerin bugün 60'lı yaşlarında olduğu tahmin ediliyor.

Dedektifler, söz konusu kişilerin olayla doğrudan bağlantılı olduklarını söylemediklerini ancak Suzanne'ın kaybolmadan önceki son saatlerine ilişkin "hayati bilgiler" taşıyabileceklerini belirtiyor. Bu nedenle isimlerini açıklayamayan ya da yıllardır sessiz kalan kişilere yeniden polise başvurma çağrısı yapıldı.

Independent Mortgage 3

Yeni yaşlandırma görüntüleri yayımlandı

Soruşturmaya yeni ivme kazandırmak isteyen Metropolitan Polisi, Suzanne Lawrence'ın bugün nasıl görünebileceğine ilişkin dijital yaşlandırma çalışmaları hazırlattı.

Yayımlanan robot resimlerin, yıllar önce Suzanne'ı tanımış ancak bugün onu farklı bir görünümle hatırlayabilecek kişilerin hafızasını canlandırmasının hedeflendiği belirtildi. Polis, en küçük ayrıntının bile soruşturmayı ilerletebileceğini vurguluyor.

Eski şüpheler yeniden gündemde

Yıllar içinde Suzanne Lawrence'ın kayboluşu, İngiltere'nin bazı ünlü seri katilleriyle de ilişkilendirilmişti.

Özellikle hüküm giymiş seri katiller Robert Black ve Peter Tobin'in isimleri soruşturma kapsamında değerlendirilmiş, Black'in evinde bulunan bir bilekliğin Suzanne'a ait olabileceği iddiası uzun süre tartışılmıştı. Ancak polis bugüne kadar bu bağlantıları doğrulayacak kesin bir delile ulaşamadı ve dosyada herhangi bir kişi hakkında suçlama yöneltilmedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Ailenin umudu tükenmedi

Suzanne'ın kız kardeşi Michelle ve diğer aile üyeleri, geçen on yıllara rağmen umutlarını tamamen kaybetmediklerini belirtiyor.

Aile, o gün Suzanne'ı gören, panayırda bulunan veya olayla ilgili en küçük ayrıntıyı hatırlayan kişilerin artık sessiz kalmaması gerektiğini söylüyor.

Metropolitan Polisi de özellikle yıllar içinde vicdani yük hisseden veya o dönemde konuşmaktan çekinen kişilerin bugün vereceği bilgilerin soruşturmada belirleyici olabileceğini ifade ediyor. Yetkililer, "Önemsiz gibi görünen tek bir hatıra bile bu dosyanın çözülmesini sağlayabilir" mesajıyla kamuoyundan destek istedi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Doktorların Aylar Ömür Biçtiği Charlene, Evliliğinin İlk Yılını Kutladı

İngiltere'de yaşayan 38 yaşındaki Charlene Heslop ile eşi Jordan Heslop, 12 yıllık birlikteliklerini evlilikle taçlandırdı. Ancak çiftin mutluluğu, düğünden sadece birkaç gün sonra aldıkları yıkıcı haberle gölgelendi.

Doktorlar, Charlene'in daha önce iki kez tedaviyle kontrol altına alınan rahim ağzı kanserinin üçüncü kez nüksettiğini ve hastalığın artık ileri evreye ulaştığını söyledi. Genç kadına yalnızca 3 ila 9 ay ömrü kaldığı ifade edildi.

Bu tahmin, çiftin ilk evlilik yıl dönümlerini birlikte kutlayamayacakları endişesini beraberinde getirdi. Ancak Charlene, uygulanan palyatif tedaviler, ailesinin desteği ve kendi yaşam azmi sayesinde doktorların öngördüğü süreyi aşarak ilk evlilik yıl dönümüne ulaşmayı başardı.

Ingiltere Kanser Hastasi Charlene Heslop Ile Eşi Jordan Heslop 3

Hospis çalışanlarından duygu dolu sürpriz

Charlene'in tedavi gördüğü Ashgate Hospisi'nde görev yapan sağlık çalışanları, çiftin yaklaşan yıl dönümünü öğrenince anlamlı bir organizasyona imza attı.

Hospisin kış bahçesi, çiçekler, mumlar, balonlar ve romantik masa düzeniyle adeta şık bir restorana dönüştürüldü. Çift için özel bir akşam yemeği hazırlanırken, sakin ve özel bir ortam oluşturularak evlilik yıl dönümlerini hastane ortamından uzak bir atmosferde kutlamaları sağlandı.

Charlene ve Jordan, karşılarında gördükleri manzara karşısında gözyaşlarını tutamazken, sürprizin hayatlarının en unutulmaz anlarından biri olduğunu ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

"Her günü bir hediye olarak görüyoruz"

Çift, yaşadıkları zorlu sürecin kendilerine zamanın değerini yeniden öğrettiğini belirtti.

Charlene, artık gelecek yılları planlamak yerine her günü birlikte geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını söylerken, Jordan ise eşinin gösterdiği mücadele azminin çevresindeki herkese ilham verdiğini dile getirdi.

Yakınları da Charlene'in beklenenden uzun süre hayatta kalmasının sadece tıbbi tedaviyle değil, moral, sevgi ve güçlü aile desteğiyle de yakından ilişkili olduğunu ifade ediyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Palyatif bakımın önemine dikkat çekti

Charlene'in hikâyesi, yalnızca kanserle mücadeleyi değil, yaşamın son döneminde sunulan palyatif bakım hizmetlerinin hastaların yaşam kalitesine sağladığı katkıyı da gündeme taşıdı.

Ashgate Hospisi, Kuzey Derbyshire bölgesinde yaşamı tehdit eden hastalıklarla mücadele eden yetişkinlere ücretsiz uzman palyatif bakım hizmeti sunuyor. Kurum son dönemde finansman baskıları yaşasa da, bölgedeki hastalara evde bakım, sanal servis ve yataklı bakım hizmetlerini sürdürmeye devam ediyor. 2026 yılı için yapılan yeni finansman anlaşmasıyla hizmetlerin devamlılığı konusunda daha istikrarlı bir döneme girildiği açıklandı.

Charlene ve Jordan'ın ilk evlilik yıl dönümü ise, yalnızca bir kutlama değil; umudun, sevginin ve insan dayanışmasının en anlamlı örneklerinden biri olarak hafızalarda yer etti.

Independent Mortgage 3

İngiltere’de Bazı Oturum Vizelerine İptal Şoku!

İngiltere'de Brexit sonrasında oluşturulan EU Settlement Scheme (EUSS) kapsamında verilen bazı geçici yerleşim statülerinin (pre-settled status), yıllar sonra yeniden incelemeye alınması büyük tartışma yarattı.

The Guardian'ın ortaya çıkardığı bilgilere göre, İçişleri Bakanlığı (Home Office) en az 100 kişiye gönderdiği mektuplarda, geçmişte verilen oturum hakkının "idari hata" sonucu tanındığını bildirdi. Yetkililer, başvuru sırasında gerekli şartların karşılanmadığını savunurken, etkilenen kişilere statülerinin iptal edilebileceği uyarısında bulundu.

Göç hukuku uzmanları ise bunun yalnızca görünen vakalar olduğunu, benzer durumda bulunan kişi sayısının yüzlerce hatta binlerce olabileceğini değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"İşimi, Evimi ve Geleceğimi Kaybedebilirim"

Etkilenen kişilerden biri olan Portekiz ve Brezilya vatandaşı Gabriela, İngiltere'de doktora eğitimini sürdürürken aynı zamanda NHS'de görev yapıyor.

Beş yıllık ikamet süresini doldurduğu için otomatik olarak settled status almayı bekleyen Gabriela, bunun yerine Home Office'ten gelen mektupla hayatının şokunu yaşadı.

Mektupta, kendisine verilen pre-settled status'un hata sonucu tanındığı ve aslında bu statüye hiçbir zaman hak kazanmadığının değerlendirildiği belirtildi.

Gabriela, kararın uygulanması halinde yalnızca oturum hakkını değil;

  • NHS'deki işini,
  • ev kiralama hakkını,
  • banka hesabını,
  • çalışma hakkını

kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Independent Mortgage 3

Home Office Ne Diyor?

İçişleri Bakanlığı ise uygulamanın "rastgele" yapılmadığını savunuyor.

Bakanlığa göre incelemeler, başvuru sırasında kişinin 31 Aralık 2020 Brexit geçiş süresi bitmeden önce gerekli ikamet veya vatandaşlık şartlarını gerçekten taşıyıp taşımadığını belirlemeyi amaçlıyor.

Yetkililer, statüsü iptal edilen kişilerin uygun olmaları halinde başka göçmenlik kategorilerine başvurabileceklerini ve kararlara karşı itiraz haklarının bulunduğunu belirtiyor.

Hak Savunucularından Sert Tepki

AB vatandaşlarının haklarını savunan the3million grubu ise uygulamanın hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini savunuyor.

Kuruluşa göre insanlar, devlet tarafından verilen resmi kararlara güvenerek İngiltere'de;

  • ev satın aldı,
  • aile kurdu,
  • çocuklarını okula gönderdi,
  • kariyerlerini oluşturdu.

Yıllar sonra aynı devletin "yanlış karar vermişiz" diyerek bu hakları geri almaya çalışmasının kabul edilemez olduğu belirtiliyor.

Grup ayrıca bunun, Brexit Ayrılık Anlaşması'nda güvence altına alınan vatandaşlık haklarının "orantılılık" ilkesine aykırı olabileceğini savunuyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Bağımsız Denetim Kurumu da Devrede

İngiltere'de Brexit kapsamındaki vatandaş haklarını denetleyen Independent Monitoring Authority (IMA) da gelişmelerden duyduğu endişeyi açıkladı.

Kurum, Home Office'in uygulamalarını yakından takip ettiğini ve vatandaşların haklarının uluslararası anlaşmalar çerçevesinde korunması gerektiğini vurguladı.

Nisan Ayında Başlayan Yeni Politika

Aslında bu gelişme, Home Office'in Nisan 2026'da başlattığı daha geniş kapsamlı denetim sürecinin yeni bir aşaması olarak görülüyor.

İçişleri Bakanlığı daha önce de uzun süre İngiltere dışında kaldığı değerlendirilen pre-settled status sahiplerinin dosyalarının seyahat kayıtları ve vergi bilgileri kullanılarak inceleneceğini açıklamıştı.

Ancak bu kez tartışmanın odağında, kişilerin ülkede kalış süreleri değil; statünün ilk etapta "yanlışlıkla verilmiş olması" iddiası bulunuyor. Bu nedenle hukukçular, yeni uygulamanın önceki denetimlerden çok daha farklı hukuki sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Milyonlarca Kişiyi İlgilendiren Sistem

31 Mart 2026 itibarıyla yaklaşık 5,8 milyon kişi EU Settlement Scheme kapsamında oturum statüsüne sahip bulunuyor. Bunların yaklaşık 4,5 milyonu settled status, 1,3 milyonu ise pre-settled status sahibi.

Home Office, 2025'ten bu yana uygun kişileri otomatik olarak settled status'a geçiriyor ve bugüne kadar 100 binden fazla kişinin statüsünün bu yöntemle yükseltildiğini belirtiyor. Ancak son iptal mektupları, sistemin güvenilirliği konusunda yeni soru işaretleri doğurdu.

Yeni Hukuki Mücadele Kapıda

Göç hukuku uzmanları, gönderilen yazıların kesin iptal kararı anlamına gelmediğini, kişilere savunma yapma ve ek belge sunma hakkı tanındığını belirtiyor.

Bununla birlikte, kararların yaygınlaşması halinde çok sayıda davanın mahkemelere taşınması ve Brexit sonrası vatandaşlık haklarına ilişkin yeni emsal kararların ortaya çıkması bekleniyor.

Uzmanlara göre süreç, yalnızca etkilenen AB vatandaşlarını değil, Brexit sonrasında İngiltere'nin göç ve yerleşim sistemine duyulan güveni de doğrudan etkileyecek önemli bir sınav niteliği taşıyor.

Burnham’dan Birleşik Krallık için tarihi anayasa çıkışı!

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, BBC'ye verdiği kapsamlı röportajda hükümetin hazırladığı "yetki devri (devolution) reformu"nun yalnızca yerel yönetimleri güçlendiren bir idari düzenleme olmayacağını, aynı zamanda Birleşik Krallık'ın anayasal yapısını kökten değiştirecek tarihi bir dönüşümün başlangıcı olacağını söyledi.

Burnham, İngiltere'nin yüzyıllardır yazılı bir anayasa yerine parlamento egemenliği, ortak hukuk (common law), mahkeme kararları ve anayasal teamüllerle yönetildiğini hatırlatarak, "Ülke değişiyor. İngiltere'nin yönetim modeli değiştikçe bunun yazılı kurallara bağlanması gerekecek" ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, İsrail ve Yeni Zelanda ile birlikte dünyada halen tek bir yazılı anayasaya sahip olmayan az sayıdaki gelişmiş demokrasiden biri olarak gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Gelir vergisinin bir bölümü bölgelerde kalacak

Hükümetin hazırladığı reform paketinin en dikkat çekici maddesi ise mali yetkilerin Westminster'dan bölgelere aktarılması olacak.

Plana göre 2028 yılına kadar İngiltere'deki bölgesel belediye başkanları, kendi bölgelerinde toplanan gelir vergisinin belirli bir kısmını doğrudan kullanabilecek.

Böylece Londra, Greater Manchester, West Yorkshire ve West Midlands gibi ekonomik merkezler ulaşım, konut, altyapı, eğitim ve yerel kalkınma yatırımlarını merkezi hükümetten bağımsız biçimde planlayabilecek.

Burnham, bunun İngiltere tarihinde yerel yönetimlere gerçekleştirilecek en büyük mali yetki devri olacağını vurguladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"İyi büyüme her posta koduna ulaşmalı"

Başbakan Burnham, reformun temel hedefini "good growth in every postcode" (her posta koduna iyi büyüme) sloganıyla özetledi.

Burnham'a göre ekonomik büyümenin yalnızca Londra ve Güneydoğu İngiltere'de yoğunlaşması yerine ülkenin tamamına yayılması gerekiyor.

Bu kapsamda;

· ulaşım yatırımları,

· mesleki eğitim,

· konut politikaları,

· yerel ekonomik kalkınma,

· planlama yetkileri

· giderek daha fazla bölgesel yönetimlerin kontrolüne bırakılacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Almanya modeli örnek alınıyor

Burnham, hükümetin hazırladığı sistem için Almanya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında kabul ettiği Grundgesetz (Temel Yasa) modelini örnek aldıklarını söyledi.

Almanya'da eyaletler arasında uygulanan mali dengeleme sistemi sayesinde zengin bölgelerin daha az gelişmiş eyaletlere katkı sağladığını hatırlatan Burnham, benzer bir modelin İngiltere'de de uygulanabileceğini belirtti.

Bu çerçevede ekonomik olarak güçlü bölgelerin daha zayıf bölgelere mali katkı sağlaması planlanıyor.

Başbakan, "Bir ülkede insanların yaşadığı yer kaderlerini belirlememeli" diyerek bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasının hükümetin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.

Yazılı anayasa tartışması yeniden gündemde

Burnham'ın açıklamaları, uzun yıllardır akademik çevrelerde tartışılan yazılı anayasa konusunu yeniden ülke gündemine taşıdı.

Başbakan, yeni yetki paylaşımının yalnızca siyasi uzlaşılarla yürütülemeyeceğini, bölgesel yönetimlerin hak ve sorumluluklarının açık biçimde anayasal güvence altına alınmasının gerekebileceğini ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlara göre böyle bir adım;

Westminster ile bölgesel yönetimler arasındaki yetki sınırlarını,

Parlamento egemenliği ilkesini,

· merkezi hükümetin müdahale alanlarını,

· vatandaşların temel anayasal haklarını

· yeniden tanımlayabilecek tarihi bir reform anlamına geliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Uzmanlar uyarıyor: Reform kolay olmayacak

Ancak uzmanlar, reformun uygulanmasının siyasi ve idari açıdan oldukça zorlu olacağı görüşünde.

İngiltere bugün Avrupa'nın en merkeziyetçi mali sistemlerinden birine sahip. Yerel yönetimler topladıkları vergilerin yalnızca yaklaşık yüzde 5'ini doğrudan kontrol edebiliyor. Reformun bu oranı önemli ölçüde artırması hedefleniyor. Öte yandan bazı uzmanlar, mali kapasitesi yüksek bölgelerin daha hızlı gelişebileceği, bunun da yeni eşitsizlikler doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca yerel yönetimlerin son yıllardaki bütçe kesintileri nedeniyle artan yetkileri kullanabilmeleri için kurumsal kapasitelerinin de güçlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Yerel demokrasi ve hesap verebilirlik öne çıkacak

Reform sürecinde yalnızca mali yapı değil, yerel demokrasinin güçlendirilmesi de hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor.

Yerel yönetimlerin daha fazla bütçe ve karar alma yetkisi üstlenmesiyle birlikte yerel denetim mekanizmalarının, bağımsız denetim sistemlerinin ve yerel medyanın da güçlendirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor. Basın kuruluşları, güçlü bir yerel gazetecilik olmadan yetki devrinin şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından eksik kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Burnham hükümeti, reform paketini önümüzdeki aylarda parlamentoya sunmayı hedeflerken, sürecin yalnızca yerel yönetimlerin yetkilerini artırmakla kalmayıp, Birleşik Krallık'ın yüzyıllardır süregelen yönetim anlayışını yeniden tanımlayacak en kapsamlı anayasal değişimlerden biri olarak tarihe geçebileceği değerlendiriliyor.

FIFA Geri Adım Attı Ve Tartışmalı Milyarlarca Dolarlık Plan Rafa Kalktı

Dünya futbolunda son yılların en tartışmalı projelerinden biri resmen rafa kaldırıldı.

FIFA, "FIFA Forward Enterprise (FFE)" adı verilen yeni ticari yapılanma kapsamında Dünya Kupası başta olmak üzere FIFA organizasyonlarının ticari gelirlerini yönetecek şirkette azınlık hisselerinin özel yatırımcılara satılmasını planlıyordu. Yaklaşık 20 milyar dolar değerleme üzerinden oluşturulması öngörülen yapıyla 4,2 milyar dolara kadar yatırım toplanması hedefleniyordu.

Ancak proje açıklandıktan sonra UEFA, birçok ulusal federasyon, futbol yöneticileri, kulüpler ve taraftar gruplarından sert eleştiriler geldi. Futbolun en önemli organizasyonunun finansal yatırım aracına dönüştürülmek istendiği yönündeki eleştiriler kısa sürede küresel bir tartışmaya dönüştü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Infantino: "Artık Futbolun Yararı İçin Değil"

FIFA Başkanı Gianni Infantino yaptığı açıklamada, planın başlangıçta futbolun gelişimi amacıyla hazırlandığını ancak süreç içinde amacından uzaklaştığını kabul etti.

Infantino,

"Bu proje futbol ailesi içerisinde bölünmelere neden oldu. Geldiğimiz noktada başlangıçta ortaya koyduğumuz hedeflerin yararına hizmet etmiyor."

ifadelerini kullanarak teklifin tamamen geri çekildiğini duyurdu.

FIFA yönetimi, elde edilmesi planlanan kaynağın dünya genelindeki federasyonlara altyapı yatırımları ve futbol gelişim programları için aktarılacağını savunuyordu. Ancak bu gerekçe bile futbol kamuoyunu ikna etmeye yetmedi.

Gima Sultanim Wafers 667X300

UEFA ve Federasyonlardan Sert Muhalefet

Planın en güçlü muhaliflerinden biri UEFA oldu.

Avrupa futbolunun yönetim organı, Dünya Kupası'nın ticari yatırım fonlarının kontrolüne açılmasının futbolun geleceği açısından tehlikeli bir emsal oluşturacağını savundu.

UEFA'nın yanı sıra çok sayıda ulusal federasyon da karar alma sürecinin yeterince şeffaf yürütülmediğini ve böylesine büyük bir değişikliğin FIFA üyeleriyle kapsamlı biçimde istişare edilmediğini dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Eleştiriler Sadece Projeye Değil, Yönetime de Yöneldi

Tartışmalar yalnızca yatırım planıyla sınırlı kalmadı.

Projeyle birlikte FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun yönetim anlayışı da yoğun eleştiri almaya başladı.

Uluslararası spor kamuoyunda FIFA'nın giderek daha ticari bir yapıya dönüştüğü, organizasyonun temel görevi olan futbolun yönetimi yerine gelir artırmaya odaklandığı yönünde yorumlar yapıldı. Bazı eski FIFA yöneticileri ise kurumun bir yatırım şirketi gibi hareket etmesinin doğru olmadığını savundu.

Independent Mortgage 3

Liderlik Tartışmaları Büyüyor

Yatırım planının geri çekilmesi, FIFA içindeki siyasi krizi sona erdirmiş değil.

Uluslararası basında yer alan haberlere göre FIFA Konseyi içindeki bazı üyeler Infantino'nun yönetim tarzını sorgulamaya başladı. Bazı konfederasyonların olağanüstü toplantı talebini gündeme getirdiği, 2027'de yapılacak FIFA başkanlık seçimleri öncesinde Infantino'nun ilk kez ciddi bir liderlik sınavıyla karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor. UEFA ile birlikte bazı kıta konfederasyonlarının da FIFA yönetiminde daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik talep ettiği belirtiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

FIFA İçin Güven Testi

Uzmanlara göre yatırım planının iptal edilmesi kısa vadede futbol kamuoyundaki tansiyonu düşürse de FIFA'nın önünde daha büyük bir sınav bulunuyor.

Kurumun bundan sonraki süreçte karar alma mekanizmalarını daha şeffaf hale getirmesi, federasyonlarla güven ilişkisini yeniden tesis etmesi ve Dünya Kupası gibi küresel organizasyonların yönetimine ilişkin benzer girişimlerde daha geniş mutabakat araması bekleniyor.

Milyarlarca dolarlık yatırım projesi rafa kaldırılmış olsa da, yaşanan kriz FIFA'nın yalnızca mali politikalarını değil, kurumsal yönetim anlayışını da dünya futbolunun en önemli gündem maddelerinden biri haline getirmiş durumda.

Londra’da Türk diasporasını buluşturan medya etkinliği

İngiltere'de 37 yıldır Türkçe yayın yapan Olay Gazetesi, Londra'da düzenlediği "Türk Diasporası Birlik ve Beraberlik Buluşması" ile toplumun farklı kesimlerini aynı çatı altında bir araya getirdi. Diplomasi temsilcileri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, iş insanları, akademisyenler, basın mensupları ve çok sayıda okurun katıldığı etkinlik, yalnızca bir medya kuruluşunun organizasyonu olmanın ötesine geçerek, İngiltere'deki Türk toplumunun ortak hafızasını ve gelecek vizyonunu buluşturan anlamlı bir platforma dönüştü.

Londra'nın 100 Green Lanes, Newington Green adresinde 31 Temmuz Cuma günü gerçekleştirilen etkinliğe, Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosu Büyükelçi Doç. Dr. Hasan Ulusoy, yerel siyasetçiler, Türk ve Kıbrıs Türk toplumunun önde gelen temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Olay Resps 4

37 yıllık yayın yolculuğuna duygusal bakış

Program, Olay Gazetesi'nin 1989 yılında başlayan yayın serüvenini anlatan arşiv görüntülerinin gösterimiyle başladı. Sunum, yalnızca gazetenin gelişimini değil, aynı zamanda İngiltere'deki Türk toplumunun yıllar içinde geçirdiği sosyal, kültürel ve ekonomik dönüşümü de gözler önüne serdi. Davetliler, geçmişten bugüne uzanan bu yolculuğu ilgiyle takip etti.

Whatsapp Image 2026 08 01 At 20.26.21 (1)

Nural Ezel: "Toplumun sesi olmaya devam edeceğiz"

Olay Gazetesi İmtiyaz Sahibi Nural Ezel, açılış konuşmasında gazete ile tanışıklığının 1989 yılına dayandığını, 2000 yılında ise Olay Gazetesi'nin imtiyazını devralarak bu sorumluluğu üstlendiğini anlattı.

Geçen çeyrek asrı aşkın sürede gazetenin yayın hayatını kesintisiz sürdürdüğünü belirten Ezel, Olay Gazetesi'nin yalnızca haber veren bir yayın organı değil, aynı zamanda toplumun sesi, hafızası ve ortak vicdanı olduğunu söyledi.

Gazeteciliğin kendileri için yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Ezel, şu ifadeleri kullandı:

"Bizler gazeteciliği sadece haber üretmek olarak görmüyoruz. İngiltere'de yaşayan insanlarımızın topluma uyum sağlamasına katkıda bulunmak, aidiyet duygusunu güçlendirmek ve toplumun her kesimini doğru bilgiyle buluşturmak en temel sorumluluğumuzdur."

Ezel ayrıca Olay Gazetesi'nin Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Birleşik Krallık arasında güçlü bir iletişim köprüsü olmaya devam ettiğini belirtti.

Whatsapp Image 2026 08 01 At 20.26.24 (8)

"Toplumun hafızasını yaşatan bir yayın kuruluşu"

Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, konuşmasında Olay Gazetesi'nin 37 yıllık yayın hayatının büyük bir başarı olduğunu belirterek, gazetenin yalnızca haber yapan bir kurum değil, aynı zamanda toplumun hafızasını geleceğe taşıyan önemli bir arşiv niteliği taşıdığını ifade etti.

Ertaş, "Toplumumuzun hikâyelerini kayıt altına alan, başarılarını görünür kılan ve insanlarımızı bir araya getiren bu çalışmalar büyük değer taşıyor." diyerek Olay Gazetesi'nin üstlendiği misyona dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyeti Londra Başkonsolosu Doç. Dr. Hasan Ulusoy ise Londra'da öğrenci olarak bulunduğu yılları hatırlatarak, "O dönemlerde yolum buradan geçseydi belki ben de gazetecilik yapardım." sözleriyle davetlilere tebessüm yaşattı.

Olay Resps 5

Toplumun her kesiminden destek mesajı

Olay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nesin Fehmi, gazetenin uzun yıllardır Türkçe konuşan toplumun farklı kesimlerini ortak paydada buluşturduğunu belirterek, bundan sonraki süreçte de özellikle genç kuşaklara ulaşan projelerle toplumsal dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini söyledi.

Avrupalı Türk Markalar Birliği’ni Yönetim Kurulu Üyesi Cemil Acıkan’ın temsil ettiği etkinlikte, UID İngiltere Bölge Temsilcisi Halil Erdoğan, Olay Gazetesi'nin yıllardır sürdürdüğü yayıncılık anlayışının Türk toplumunun birlik duygusuna önemli katkılar sunduğunu ifade etti.

Cockfosters Enfield Belediye Meclis Üyesi Alara Ayyıldız, İngilizce yaptığı konuşmada Olay Gazetesi'nin 37 yıldır İngiltere'deki Türk toplumunu bilgilendiren ve bir araya getiren önemli bir yayın organı olduğunu söyledi.

Etkinlikte ayrıca İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Kenan Nafi ile Charles Ramsden Consultancy Services Ltd. Managing Director'ü ve Young Turkish Cypriots Başkanı Eren Ramadan da yaptıkları konuşmalarda Türk toplumunun ortak değerlerine sahip çıkmasının önemine vurgu yaptı.

Birlik ve beraberlik mesajları öne çıktı

Etkinlik boyunca katılımcılara Türk mutfağının seçkin tatlıları ile Kuzey Kıbrıs Türk mutfağının geleneksel lezzetleri ikram edildi.

Programın ardından davetliler samimi sohbetler eşliğinde bir araya gelirken, farklı kurum ve kuruluşların temsilcileri toplumun geleceğine ilişkin görüş alışverişinde bulundu ve yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.

Sıcak ve samimi atmosferiyle dikkat çeken etkinlikte, farklı kuşaklardan ve farklı kesimlerden katılımcılar aynı masa etrafında buluştu. Gün boyunca verilen birlik ve beraberlik mesajları, İngiltere'deki Türk diasporasının ortak değerler etrafında kenetlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

37 yıldır İngiltere'deki Türkçe konuşan toplumun sesi olmayı sürdüren Olay Gazetesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen buluşma, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurarken, Türk diasporasının dayanışma ruhunu da bir kez daha gözler önüne serdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Göç Krizi Avrupa'yı Böldü: İtalya'dan Schengen Hamlesi

İtalya İçişleri Bakanlığı, Ceuta'daki olağanüstü göç hareketliliğinin ardından İspanya ile deniz ve hava ulaşımında iç sınır kontrollerinin yeniden uygulanmasına karar verdi. Böylece iki ülke arasındaki Schengen kapsamındaki serbest dolaşım fiilen sınır kontrollerine tabi hale getirildi.

Karar, Başbakan Giorgia Meloni, Başbakan Yardımcıları Antonio Tajani ile Matteo Salvini tarafından siyasi düzeyde duyurulduktan sonra, İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi başkanlığında toplanan Göç Analizi ve Sınır Güvenliği Komitesi'nin tavsiyesi doğrultusunda resmen yürürlüğe girdi. Uygulamanın ilk etapta bir ay sürmesi planlanırken, güvenlik durumuna göre uzatılabileceği belirtiliyor. İtalya ayrıca Fransa ile koordinasyon içinde Fransız-İtalyan sınırındaki kontrolleri de sıkılaştıracağını açıkladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ceuta'da Kriz Nasıl Büyüdü?

Son günlerde Fas sınırını aşan on binlerce düzensiz göçmen Ceuta'ya ulaştı. Kısa süre içerisinde bölgenin barınma, sağlık ve güvenlik kapasitesi büyük ölçüde zorlanırken, yaşanan izdiham ve denizdeki geçiş girişimleri nedeniyle onlarca kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

İspanyol güvenlik güçleri ve Fas makamlarının ortak operasyonları sonucunda göçmenlerin büyük bölümü yeniden Fas tarafına döndü. İspanya, Ceuta kıyılarında yeni bir yüzer bariyer kurarak yeni kitlesel geçişleri önlemeye yönelik ilave güvenlik tedbirlerini devreye aldı.

Independent Mortgage 3

İspanya: "Kriz Kontrol Altına Alınıyor"

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İtalya'nın aldığı kararı Avrupa dayanışmasına zarar veren tek taraflı bir adım olarak değerlendirdi.

İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska ise Ceuta'daki durumun önceki günlere göre sakinleştiğini, ancak güvenlik riskinin tamamen ortadan kalkmadığını söyledi. Madrid yönetimi, Ceuta'ya düzensiz yollarla ulaşan kişilerin İspanya ana karasına geçmelerine izin verilmeyeceğini vurgularken, göçmenlerin önemli bölümünün Fas'a geri gönderildiğini açıkladı.

İspanyol hükümeti ayrıca, son dönemde yürürlüğe koyduğu göçmen düzenleme programının krize yol açtığı yönündeki iddiaları reddederek, kitlesel hareketliliğin insan kaçakçılığı şebekelerinin yaydığı yanlış bilgilerden kaynaklandığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Avrupa Birliği Ortak Tutum Arayışında

Ceuta'daki gelişmeler Brüksel'i de alarma geçirdi.

AB üyesi 22 ülke, dış sınırların daha etkin korunması ve düzensiz göç hareketlerine karşı koordineli hareket edilmesi çağrısında bulundu. Bu kapsamda AB içişleri bakanlarının olağanüstü toplantıya çağrıldığı bildirildi.

Avrupa Komisyonu ise Schengen kuralları kapsamında üye devletlerin kamu düzeni veya iç güvenliği tehdit eden olağanüstü durumlarda geçici sınır kontrolleri uygulayabileceğini hatırlatırken, bu tedbirlerin orantılı, geçici ve koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ceuta Neden Stratejik Öneme Sahip?

Kuzey Afrika kıyısında yer alan Ceuta, İspanya'nın Avrupa kıtası dışındaki iki özerk bölgesinden biri olarak Avrupa Birliği'nin fiili dış sınırını oluşturuyor.

Fas ile çevrili olan kent, yıllardır düzensiz göç rotalarının en kritik noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak Ceuta'nın özel hukuki statüsü nedeniyle buraya ulaşan göçmenler otomatik olarak Avrupa ana karasına geçiş hakkı elde etmiyor. Bu nedenle İspanyol makamları, Ceuta'daki düzensiz girişlerin büyük bölümünü yerel düzeyde yönetmeye çalışıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Analiz: Göç Dosyası Yeniden Avrupa'nın Gündeminde

İtalya'nın kararı, yalnızca sınır güvenliği tartışması değil, Avrupa Birliği içinde göç politikalarına ilişkin görüş ayrılıklarını da yeniden görünür hale getirdi.

Giorgia Meloni hükümeti, ulusal güvenlik ve düzensiz göçü gerekçe göstererek daha sert sınır kontrollerini savunurken; İspanya, çözümün tek taraflı Schengen kısıtlamaları değil, dış sınırların ortak yönetimi ve AB dayanışmasının güçlendirilmesi olduğunu savunuyor.

Öte yandan uzmanlar, Ceuta krizinin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağı görüşünde. Sahra Altı Afrika'daki ekonomik sıkıntılar, çatışmalar, iklim kaynaklı göç baskısı ve insan kaçakçılığı ağlarının faaliyetleri, Avrupa'nın göç yönetimi üzerindeki baskıyı artırmaya devam ediyor.

Ceuta'da yaşanan son gelişmeler, 2015 göç krizinden sonra Avrupa'nın en büyük sınır sınamalarından biri olarak değerlendirilirken, önümüzdeki haftalarda AB'nin ortak iltica ve geri dönüş politikalarının yeniden siyasi gündemin üst sıralarına taşınması bekleniyor. Avrupa Parlamentosu ile üye ülkeler, düzensiz göçmenlerin daha hızlı geri gönderilmesini hedefleyen yeni AB geri dönüş kuralları üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Andy Burnham Kabinesi Son Şeklini Aldı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, İşçi Partisi'nde yaşanan liderlik değişiminin ardından oluşturduğu ilk Bakanlar Kurulu'nu büyük ölçüde tamamladı. Kabine, ekonomi, güvenlik, enerji, dış politika ve yerel yönetim reformlarını merkeze alan isimlerden oluşurken, Burnham'ın hem deneyimli hem de parti içindeki farklı kanatları temsil eden siyasetçileri aynı masada buluşturması dikkat çekti.

Yeni hükümet, hayat pahalılığıyla mücadele, ekonomik büyümenin yeniden hızlandırılması, kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi ve ülke genelinde yetki devrini artıracak kapsamlı reformlara odaklanacağını açıkladı. Başbakan Burnham, göreve gelir gelmez "ülkeyi Westminster merkezli yönetim anlayışından çıkaracak en büyük yerel yönetim reformunu" hayata geçireceklerini duyurdu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ekonominin başında John Healey

Kabinenin en dikkat çeken tercihlerinden biri Hazine'nin John Healey'e emanet edilmesi oldu. Healey, sonbaharda açıklanacak ilk bütçe hazırlıkları kapsamında bakanlıklardan mevcut kaynaklar içinde tasarruf planları hazırlamalarını isterken, yeni hükümetin mali disiplini koruyacağını vurguladı. Buna karşın bölgesel kalkınma, teknik eğitim ve yaşam maliyetini düşürmeye yönelik projeler Burnham hükümetinin öncelikleri arasında yer alıyor.

Deneyimli isimler görevlerini korudu

Kabinede birçok önemli isim görevine devam etti veya farklı sorumluluklar üstlendi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kesinleşen başlıca kabine üyeleri şöyle:

  • Başbakan: Andy Burnham
  • Maliye Bakanı (Chancellor): John Healey
  • Dışişleri Bakanı: Ed Miliband
  • İçişleri Bakanı: Shabana Mahmood
  • Savunma Bakanı: Wes Streeting
  • Konut, Yerel Yönetimler ve İskân Bakanı: Angela Rayner
  • Kültür, Medya ve Spor Bakanı: Lisa Nandy
  • Adalet Bakanı: Yvette Cooper

Angela Rayner'ın yeniden kabineye dönerek Konut ve Yerel Yönetimler Bakanlığı görevini üstlenmesi, Burnham'ın yerel yönetim reformuna verdiği önemin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Lisa Nandy'nin Kültür Bakanlığı görevini koruması da hükümette istikrar mesajı veren adımlardan biri oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk hedef ekonomi ve bölgesel kalkınma

Burnham hükümeti, ilk haftalarda enerji faturalarının düşürülmesi, yerel yönetimlere daha fazla mali yetki verilmesi, konut üretiminin hızlandırılması ve ekonomik büyümeyi destekleyecek yatırım programlarını gündeme almayı planlıyor.

Başbakan ayrıca Manchester'da oluşturduğu "No.10 North" ofisiyle merkezi yönetimin bir bölümünü Londra dışına taşıyarak karar alma süreçlerini bölgelere yaklaştırmayı hedefliyor. Hükümet, bu modeli İngiltere genelinde ekonomik dengesizlikleri azaltacak yeni bir yönetim anlayışının başlangıcı olarak tanımlıyor.

Independent Mortgage 3

Muhalefet yakından izliyor

Muhalefet partileri, Burnham'ın iddialı reform vaatlerinin finansmanına ilişkin ayrıntıları beklediklerini belirtirken, özellikle sonbaharda açıklanacak bütçenin yeni hükümetin ekonomik yaklaşımını ortaya koyacağını ifade ediyor. Öte yandan İşçi Partisi içinde de Kuzey Denizi enerji politikası ve kamu harcamalarının sınırlandırılması gibi bazı başlıklarda tartışmalar sürüyor.

Yeni kabineyle birlikte Andy Burnham, hem parti içindeki birlik görüntüsünü güçlendirmeyi hem de seçmenlere ekonomik istikrar, kamu hizmetlerinde iyileşme ve yerel yönetimlere daha fazla yetki vaat eden yeni bir yönetim anlayışı sunmayı hedefliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bev Craig, Burnham’ın Yerine Manchester Belediye Başkanı Seçildi

Greater Manchester'da gerçekleştirilen ara seçim, Andy Burnham'ın İşçi Partisi liderliğine seçilmesi ve ardından Makerfield milletvekili olarak Westminster'a dönerek başbakanlık görevini üstlenmesi nedeniyle boşalan belediye başkanlığı koltuğu için yapıldı.

Yaklaşık 2,9 milyon nüfusa sahip Greater Manchester; Manchester, Salford, Bolton, Bury, Oldham, Rochdale, Stockport, Tameside, Trafford ve Wigan'dan oluşan İngiltere'nin en güçlü bölgesel yönetimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bölge, yıllık milyarlarca sterlinlik bütçesi, ulaşım sistemi, konut politikaları, polis ve itfaiye denetimi ile ülke siyasetinde Londra'dan sonraki en etkili yerel yönetimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Gima Sultanim Wafers 667X300

İkinci Tercih Oyları Sonucu Belirledi

Seçimin ilk turunda hiçbir aday oyların yüzde 50'sini aşamadı. Bunun üzerine tercihli oy sisteminin ikinci aşamasına geçildi ve elenen adayların ikinci tercihleri yeniden dağıtıldı.

Yapılan sayım sonunda İşçi Partisi adayı Bev Craig, toplam 309 bin 525 oya ulaşırken, Reform UK adayı Sian Astley ise 157 bin 178 oyda kaldı.

Ortaya çıkan sonuç, İşçi Partisi'nin bölgedeki güçlü siyasi tabanını koruduğunu gösterirken, Reform UK'nin ilk turdaki yüksek oy performansının ikinci tercih oylarında aynı desteği bulamadığını da ortaya koydu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kimdir Bev Craig?

Bev Craig, son yıllarda Greater Manchester siyasetinin yükselen isimlerinden biri olarak görülüyor.

Manchester Şehir Konseyi'nin liderliğini yürüten Craig, aynı zamanda Greater Manchester Birleşik Otoritesi'nde ekonomi ve kapsayıcı büyümeden sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlenmişti.

Özellikle;

  • sosyal konut üretimi,
  • şehir merkezinin yeniden canlandırılması,
  • yeşil yatırım projeleri,
  • düşük karbonlu ulaşım,
  • bölgesel ekonomik kalkınma

alanlarında hazırladığı çalışmalarla dikkat çekti.

Göreve seçildikten sonra yaptığı ilk açıklamada:

"Kararlarımızın merkezinde her zaman Greater Manchester halkının yaşam kalitesini yükseltmek olacak. Daha güvenli mahalleler, daha iyi ulaşım, daha fazla konut ve daha güçlü bir ekonomi için çalışacağız." ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham'ın Politikalarını Sürdürmesi Bekleniyor

Siyasi gözlemcilere göre Craig'in, Andy Burnham döneminde başlatılan birçok projeyi devam ettirmesi bekleniyor.

Bunlar arasında;

  • Bee Network toplu ulaşım sisteminin genişletilmesi,
  • uygun fiyatlı konut projeleri,
  • sağlık ve sosyal bakım entegrasyonu,
  • şehir merkezlerinin ekonomik dönüşümü,
  • karbon nötr Greater Manchester hedefi

öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Yeni belediye başkanının özellikle merkezi hükümet ile güçlü ilişkiler kurarak Greater Manchester'a daha fazla yatırım çekmeye çalışacağı değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sonuç Westminster İçin Ne Anlama Geliyor?

Ara seçim sonucu yalnızca yerel yönetimler açısından değil, Westminster siyaseti bakımından da dikkatle takip edildi.

Andy Burnham'ın başbakanlık görevini üstlenmesinin ardından gerçekleştirilen ilk önemli seçimlerden biri olması nedeniyle sonuç, yeni hükümete yönelik ilk siyasi testlerden biri olarak değerlendiriliyor.

İşçi Partisi'nin bölgedeki üstünlüğünü koruması, Burnham'ın parti lideri olarak kuzey İngiltere'deki etkisini sürdürdüğünü gösterirken, Reform UK'nin ikinci sırayı alması ise Nigel Farage'ın partisinin kuzeydeki seçmen tabanını genişletmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Ancak seçim, tercihli oy sisteminin etkisini de yeniden gündeme taşıdı. İlk turda güçlü bir performans sergileyen Reform UK'nin, diğer partilerin ikinci tercih oylarını yeterince alamaması nedeniyle farkın açılması, merkez sol seçmenin ikinci tur davranışının belirleyici olduğunu gösterdi.

Independent Mortgage 3

Yerel Yönetim Reformu Açısından Kritik Dönem

Bev Craig'in göreve başlaması, Burnham hükümetinin açıkladığı kapsamlı yerel yönetim reformlarıyla aynı döneme denk geliyor.

Yeni düzenlemeler kapsamında Greater Manchester gibi metro belediyelerine gelir vergisi ve işletme vergilerinden daha fazla pay aktarılması, yatırım kararlarında daha geniş yetkiler verilmesi ve altyapı projelerinde merkezi hükümete bağımlılığın azaltılması planlanıyor.

Bu nedenle Craig'in yalnızca bir belediye başkanı değil, aynı zamanda İngiltere'de yerel yönetimlere daha fazla yetki devrini öngören yeni modelin en önemli uygulayıcılarından biri olması bekleniyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Analiz

Greater Manchester sonucu, İşçi Partisi açısından yalnızca geleneksel bir "kale"nin korunması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Andy Burnham sonrası dönemde partinin bölgedeki kurumsal gücünün devam ettiğini gösteriyor. Bev Craig'in açık farkla kazanması, Burnham'ın yıllar içinde oluşturduğu yerel yönetim modelinin seçmen nezdinde karşılık bulduğunu ortaya koyarken, Reform UK'nin ikinci sıraya yerleşmesi İngiliz siyasetindeki iki kutuplu rekabetin kuzey İngiltere'de de giderek belirginleştiğine işaret ediyor.

Önümüzdeki dönemde Craig'in performansı yalnızca Greater Manchester'ın ulaşım, konut ve ekonomik kalkınma politikalarını değil, Burnham hükümetinin yerel yönetim reformlarının başarısını da ölçen önemli göstergelerden biri olarak yakından izlenecek. Bu nedenle Greater Manchester, Westminster siyasetinin yönünü etkileyebilecek en kritik siyasi laboratuvarlardan biri olmayı sürdürecek.

İleri Evre Kanser Hastasına Yeni Nesil Hücre Tedavisi Uygulandı

İngiltere, kanser tedavisinde çığır açabilecek bir araştırmaya ev sahipliği yapıyor. Greater Manchester'da yaşayan 58 yaşındaki Tracy Tomlinson, deneysel ZI-MA4-1 hücresel immünoterapisini alan dünyadaki ilk hasta olarak tıp tarihine geçti.

Tedavi, Manchester'daki The Christie NHS Foundation Trust bünyesinde yürütülen ZIMA-101 Faz-1 klinik araştırması kapsamında uygulanıyor. Araştırmaya daha sonra Londra'daki The Royal Marsden NHS Foundation Trust da katıldı. Çalışmanın temel amacı, tedavinin güvenliğini, tolere edilebilirliğini ve kanser üzerindeki ilk etkilerini değerlendirmek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kemoterapiye rağmen hastalık tekrar etti

Tracy Tomlinson'a 2020 yılının sonunda evre 3C yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. Geçirdiği ameliyat ve onlarca kemoterapi kürü sonrasında hastalığı iki kez kontrol altına alınsa da kanser yeniden nüksetti.

Geçen yıl deneysel araştırmaya katılma teklifi aldığını belirten Tomlinson, kararı hiç düşünmeden verdiğini söyledi.

"Bu tedavi bana fayda sağlarsa harika olur. Ama gelecekte başka hastalara umut olursa da kendimi gerçekten bir fark yaratmış hissederim." diyen Tomlinson, dünyada bu tedaviyi ilk alan kişi olmanın heyecan verici olduğu kadar korkutucu da olduğunu ifade etti.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Kişiye özel değil, "hazır" hücresel tedavi

ZI-MA4-1'i diğer hücresel tedavilerden ayıran en önemli özellik ise "off-the-shelf" (hazır kullanıma uygun) bir tedavi olması.

Bugüne kadar uygulanan birçok hücresel kanser tedavisinde hastanın kendi bağışıklık hücreleri laboratuvarda çoğaltılarak tekrar hastaya veriliyordu. Bu süreç haftalar sürebiliyor ve oldukça yüksek maliyet oluşturuyordu.

ZI-MA4-1 ise sağlıklı bağışçılardan alınan Doğal Öldürücü Hücreler (Natural Killer - NK) üzerinde genetik mühendisliği uygulanarak hazırlanıyor. Bu hücrelere, kanser hücrelerinin yüzeyindeki MAGE-A4 adlı proteini tanıyacak özel T hücre reseptörleri (TCR) ekleniyor. Böylece bağışıklık hücreleri tümörü daha hassas biçimde hedef alabiliyor.

Araştırmacılar, tek üretimden yüzlerce doz hazırlanabilmesi sayesinde bu yöntemin gelecekte daha hızlı, daha erişilebilir ve daha düşük maliyetli hücresel tedavilere kapı açabileceğini düşünüyor.

Independent Mortgage 3

Dört farklı kanser türünde denenecek

ZIMA-101 araştırması yalnızca yumurtalık kanseriyle sınırlı değil.

Deneysel tedavi;

  • İleri evre yumurtalık kanseri,
  • Skuamöz küçük hücreli olmayan akciğer kanseri,
  • Sinovyal sarkom,
  • Baş ve boyun kanserlerinde

MAGE-A4 proteini pozitif hastalarda test ediliyor.

Araştırmanın ilk aşamasında farklı doz seviyeleri değerlendirilerek en güvenli ve en etkili doz belirlenecek. Ardından daha geniş hasta grubunda etkinlik araştırılacak. Araştırmanın hasta alımının 2027 yılına kadar sürmesi planlanıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Uzmanlar: Bu yalnızca başlangıç

Araştırmanın baş yürütücüsü Prof. Fiona Thistlethwaite, çalışmanın henüz erken aşamada olduğuna dikkat çekerek, temel hedefin güvenliği değerlendirmek olduğunu söyledi.

Uzmanlara göre bu çalışma, laboratuvar ortamında geliştirilen yeni nesil TCR-NK teknolojisinin insanlarda ilk kez uygulanması bakımından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

Tedaviyi geliştiren Norveç merkezli biyoteknoloji şirketi Zelluna ise ilk klinik uygulamanın, yıllardır laboratuvarlarda sürdürülen araştırmaların artık hasta tedavisine dönüşmeye başladığını gösterdiğini belirtiyor. İlk klinik verilerin önümüzdeki dönemde paylaşılması bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yumurtalık kanserinde umut veren gelişmeler artıyor

ZI-MA4-1 araştırması, İngiltere'de yumurtalık kanseri tedavisinde yaşanan tek önemli gelişme değil.

NHS, Haziran 2026'da son 20 yılda bu hastalık için onaylanan ilk yeni hedefe yönelik ilaçlardan biri olan mirvetuximab soravtansine (Elahere) tedavisini uygun hastalarda kullanıma aldı. Uzmanlar, hedefe yönelik ilaçlar ile yeni nesil hücresel tedavilerin birlikte geliştirilmesinin önümüzdeki yıllarda ileri evre yumurtalık kanserinin tedavisinde önemli değişikliklere yol açabileceğini değerlendiriyor.

Şimdilik ZI-MA4-1'in hastalarda ne kadar etkili olacağı bilinmiyor. Ancak Tracy Tomlinson'ın tedaviyi alan ilk hasta olması, yalnızca kendi yaşam mücadelesi açısından değil, gelecekte benzer hastalıklarla mücadele edecek binlerce kişi için de umut verici yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

İngiltere'nin Suffolk Bölgesinde Çıkan Orman Yangını Doğayı Küle Çevirdi

İngiltere'nin doğusundaki Suffolk kıyılarında bulunan Dunwich Heath bölgesinde başlayan ve halen tamamen söndürülemeyen orman yangını, son yıllarda ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük doğal afetlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Suffolk İtfaiyesi'nin "son derece zorlu" olarak nitelendirdiği yangın, rüzgârın etkisiyle kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Şu ana kadar yaklaşık 150 hektarlık fundalık ve ormanlık alan yanarken, bölgedeki ekolojik dengenin yeniden oluşmasının onlarca yıl sürebileceği belirtiliyor.

Yüzlerce Kişi Tahliye Edildi

Yangının yerleşim alanlarına yaklaşması üzerine tatil parkları, karavan alanları ve çevredeki bazı konutlar boşaltıldı.

İtfaiye ekipleri, 100'den fazla personel, çok sayıda arazöz, arazi aracı ve su taşıyan helikopterlerle günlerdir alevleri kontrol altına almaya çalışıyor.

Yetkililer, yangının şimdilik kontrol altına alınmaya başlandığını ancak bölgede sıcak hava, kurak zemin ve değişken rüzgâr nedeniyle riskin sürdüğünü açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Nükleer Santral Yakınında Endişe Oluşturdu

Yangın, İngiltere'nin önemli enerji tesislerinden Sizewell B Nükleer Santrali ile yapımı süren Sizewell C sahasına birkaç kilometre mesafede meydana geldi.

İlk saatlerde kamuoyunda ciddi endişe oluşurken, yetkililer yangının nükleer tesisleri tehdit etmediğini ve santrallerin güvenli şekilde faaliyetlerini sürdürdüğünü duyurdu. Santral işletmecileri ile acil durum ekiplerinin koordineli çalıştığı bildirildi.

Doğal Yaşam Büyük Darbe Aldı

Yangının en ağır bilançosu ise doğal yaşamda yaşandı.

Alevler, İngiltere'nin en önemli kuş yaşam alanlarından biri olan Minsmere Doğa Koruma Alanı ile çevresindeki fundalıkları etkiledi. Özellikle nadir görülen gece kuşları, sürüngenler ve kıyı ekosistemine ait birçok canlı türünün yaşam alanları zarar gördü.

Koruma kuruluşları, bölgenin eski haline dönmesinin 20 yıl veya daha uzun sürebileceğini belirtiyor. Yangın sonrası yeniden ağaçlandırma ve habitat restorasyonu için acil yardım kampanyaları başlatıldı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kuraklık Yangın Riskini Artırdı

Uzmanlara göre yangının bu kadar hızlı büyümesinin en önemli nedeni İngiltere'nin son yıllardaki en kurak yazlarından birini yaşıyor olması.

Temmuz ayında yağış miktarının son iki yüzyılın en düşük seviyelerine gerilemesi, fundalıkların adeta barut fıçısına dönüşmesine neden oldu. Temmuz boyunca İngiltere ve Galler'de yüzlerce orman ve arazi yangınına müdahale edildiği, bunun itfaiye teşkilatları açısından rekor seviyeye ulaştığı bildirildi.

Essex'te de Yeni Yangın

Suffolk'taki mücadele devam ederken, cuma günü Essex'in Colchester kentindeki Middlewick Ranges doğa alanında da yeni bir orman yangını çıktı.

Yaklaşık 30-45 itfaiyecinin müdahale ettiği yangın nedeniyle bölge yolları trafiğe kapatılırken, yoğun duman kilometrelerce uzaklıktan görüldü. Yetkililer vatandaşlardan yangın bölgesinden uzak durmalarını istedi.

Independent Mortgage 3

İklim Değişikliği Uyarısı

Uzmanlar, İngiltere'nin artık geçmişte olduğu gibi "orman yangını riski düşük" ülkeler arasında sayılamayacağını vurguluyor.

Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklık dönemleri ve düşük nem oranlarının özellikle İngiltere'nin doğu ve güney bölgelerinde büyük yangınların daha sık yaşanmasına neden olduğu belirtiliyor.

Yetkililer halka tek kullanımlık mangal yakmamaları, sigara izmaritlerini doğaya atmamaları ve en küçük duman ihbarını vakit kaybetmeden acil servislere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Gözde Demirbilek’in hedefi, müziğin Robin Hood’u olmak

Yıllardır sahnelerde sergilediği güçlü performansıyla geniş bir dinleyici kitlesinin beğenisini kazanan Gözde Demirbilek, "Albümsüz Assolist" olarak anılmasını kariyerinin en değerli iltifatlarından biri olarak görüyor.

Stüdyo hilelerinden çok sesi, sahne enerjisi ve samimiyetiyle iz bırakmayı tercih eden başarılı sanatçı, bugüne kadar şarkı çıkarmak için acele etmediğini söyledi.

"En iyisini hissettirmeden müziğimi dinleyiciyle buluşturmak istemedim." diyen Demirbilek, artık doğru ekiple yola çıktığını belirterek çok konuşulacak projeler için geri sayıma geçti.

Müzik sektöründe yalnızca güçlü bir sesin yeterli olmadığını belirten sanatçı, "Doğru zaman ve doğru insanlar herkesin karşısına çıkmıyor. Hedeflerime ulaştığımda müziğin Robin Hood'u olacağım." sözleriyle dikkat çekti.

İmajın değil samimiyetin kalıcı olduğuna inandığını söyleyen Gözde Demirbilek, "Dinleyicimle arama kimse giremez. Benim en büyük gücüm sahnedeki gerçek bağım." diyerek iddiasını ortaya koydu.

Sahnedeki başarısını dijital platformlara taşımaya hazırlanan Gözde Demirbilek, "Albümsüz Assolist" unvanını yeni projeleriyle taçlandırmaya hazırlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yurt Dışından Aracıyla Tatile Gelenlere Otoyol Uyarısı!

Yurt dışında yaşayan ve yaz tatili için Türkiye'ye kendi araçlarıyla gelen milyonlarca Türk vatandaşını ilgilendiren önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi.

Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Erişme Kontrollü Karayollarında Geçiş Ücretlerinin Tahsiline İlişkin Yönetmelik", özellikle yabancı plakalı araçların otoyol geçiş ücretlerinin tahsil edilmesine ilişkin yeni kurallar getirdi. Yeni düzenleme ile hem ödeme süreleri yeniden belirlendi hem de sınır kapılarında uygulanacak işlemler netleştirildi.

Borcu Olan Araç Sınırdan Çıkamayacak

Yeni yönetmeliğin en dikkat çeken maddesine göre, ücretli otoyolları kullandıktan sonra geçiş ücretini ödemeyen yabancı plakalı araçlar, borçları tahsil edilmeden Türkiye'den çıkış yapamayacak.

Sınır kapılarındaki gümrük idareleri, Karayolları Genel Müdürlüğü veya otoyol işletmecileri tarafından bildirilen borçları elektronik sistem üzerinden sorgulayacak. Geçiş ücreti ile varsa gecikme cezaları tahsil edilmeden aracın yurt dışına çıkış işlemi tamamlanmayacak.

Bu uygulama özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan ve yaz aylarında Türkiye'ye otomobiliyle gelen yurtdışındaki Türkleri doğrudan ilgilendiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk 15 Günlük Sürede Ceza Yok

Yeni düzenleme, ödeme yapan sürücülere belirli süreler içinde önemli kolaylıklar da sağlıyor.

Buna göre;

  • Otoyol geçişinden itibaren ilk 15 gün içinde ödeme yapanlardan herhangi bir ceza alınmayacak.
  • 15 ila 30 gün arasında ödeme yapanlar, geçiş ücretinin yanı sıra 1 kat idari para cezası ödeyecek.
  • 45 günü aşan ödemelerde ise geçiş ücretine ek olarak 4 kat ceza uygulanacak.

Böylece erken ödeme teşvik edilirken, uzun süre borcunu ödemeyenlere daha ağır yaptırımlar getirildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

HGS Sistemi Yeniden Düzenlendi

Yönetmelik yalnızca cezaları değil, Hızlı Geçiş Sistemi (HGS) uygulamalarını da yeniden şekillendiriyor.

Yeni kurallara göre yabancı plakalı araç sahipleri, PTT şubeleri ile yetkili satış noktalarından HGS etiketi alabilecek veya mevcut hesaplarını bakiye yükleyerek kullanabilecek.

HGS hesabında yeterli bakiye bulunmaması halinde geçiş ihlali oluşacak ancak sürücülere belirtilen süreler içinde ödeme yapmaları için fırsat tanınacak.

Yetkililer, özellikle Türkiye'ye giriş yapmadan önce HGS hesaplarının kontrol edilmesini ve yeterli bakiye bulundurulmasını tavsiye ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tahsilatlar Dijital Ortamda Takip Edilecek

Yeni sistem kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğü, özel otoyol işletmecileri ve gümrük idareleri arasında elektronik veri paylaşımı güçlendirilecek.

Bu sayede yabancı plakalı araçların otoyol kullanım bilgileri anlık olarak takip edilecek ve sınır kapılarında manuel işlem yapılmasına gerek kalmadan borç sorgulaması gerçekleştirilecek.

Yetkililer, uygulamanın hem kamu alacaklarının tahsilatını hızlandıracağını hem de geçmiş yıllarda sıkça yaşanan tahsil edilemeyen geçiş ücretlerinin önüne geçeceğini belirtiyor.

Gurbetçilerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Uzmanlar, özellikle yaz döneminde Türkiye'ye giriş yapan gurbetçilerin otoyol geçişlerinden sonra HGS hesaplarını düzenli kontrol etmelerini öneriyor.

Araç sahiplerinin;

  • HGS hesaplarında yeterli bakiye bulundurması,
  • Geçişlerden sonra borç sorgulaması yapması,
  • İlk 15 günlük cezasız ödeme süresini kaçırmaması,
  • Türkiye'den ayrılmadan önce varsa tüm otoyol borçlarını kapatması,

olası sınır kapısı mağduriyetlerinin önüne geçecek.

Independent Mortgage 3

Eski Yönetmelik Yürürlükten Kaldırıldı

Resmî Gazete'de yayımlanan yeni düzenleme ile daha önce yürürlükte bulunan yönetmelik tamamen kaldırıldı.

Yeni sistemin amacı; ücretli otoyollarda tahsilatı hızlandırmak, yabancı plakalı araçlardan kaynaklanan kamu alacaklarını güvence altına almak ve ödeme süreçlerini daha şeffaf hale getirmek olarak gösteriliyor.

Yetkililer, özellikle Avrupa'dan karayoluyla Türkiye'ye gelen yüz binlerce gurbetçinin, dönüş yolculuğuna çıkmadan önce HGS hesaplarını ve otoyol geçiş borçlarını mutlaka kontrol etmeleri gerektiği uyarısında bulunuyor.

Enflasyon Kaygısı Mortgage Faizlerini Yeniden Yükseltti

İngiltere'de mortgage piyasasında yeniden yukarı yönlü hareket başladı. Son haftalarda açıklanan ekonomik veriler ve küresel piyasalarda artan enflasyon endişeleri, Bank of England'ın faiz indirimlerini beklenenden daha yavaş gerçekleştireceği beklentisini güçlendirdi.

Piyasalarda oluşan bu beklenti, bankaların fonlama maliyetlerini yükseltirken, ülkenin en büyük "High Street" bankaları başta olmak üzere çok sayıda kredi kuruluşu sabit faizli mortgage paketlerinde yeni fiyat artışlarına gitti.

Uzmanlar, özellikle iki ve beş yıl vadeli sabit faizli kredilerde yükseliş eğiliminin devam ettiğine dikkat çekiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Enerji fiyatları enflasyon riskini artırıyor

Ekonomistler, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın temel nedenlerinden birinin enerji maliyetlerindeki yükseliş olduğunu belirtiyor.

Petrol fiyatlarının yeniden 100 dolar seviyesinin üzerine çıkması, akaryakıt ve ulaştırma maliyetlerini artırırken, bunun önümüzdeki aylarda tüketici enflasyonuna da yansımasından endişe ediliyor.

Artan enerji maliyetlerinin işletme giderlerini yükseltmesi ve tedarik zincirinde yeni maliyet baskıları oluşturması, Bank of England'ın enflasyonu yeniden kontrol altına almak için faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği beklentisini güçlendiriyor.

Independent Mortgage 3

Milyonlarca ev sahibini ilgilendiriyor

Bank of England'ın son Finansal İstikrar Raporu'na göre, 2028 yılı sonuna kadar 5 milyondan fazla ev sahibi, mevcut mortgage sözleşmelerini daha yüksek faiz oranlarıyla yenilemek zorunda kalacak.

Raporda, düşük faiz döneminde kredi kullanan yüz binlerce hanenin önümüzdeki birkaç yıl içinde daha pahalı mortgage ürünlerine geçeceği ve aylık ödemelerinde önemli artışlar yaşanacağı öngörülüyor.

Özellikle sabit faiz süresi sona eren borçluların bütçeleri üzerindeki baskının giderek artacağı belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Bankalar maliyetleri müşteriye yansıtıyor

Finans sektöründe faaliyet gösteren uzmanlara göre, tahvil getirilerindeki yükseliş ve swap piyasalarındaki maliyet artışı, bankaların mortgage fiyatlamasını doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle birçok banka yalnızca yeni müşteriler için değil, yeniden finansman (remortgage) yapmak isteyen mevcut müşteriler için de faiz oranlarını yukarı çekmeye başladı.

Sektör temsilcileri, kısa vadede mortgage faizlerinde belirgin bir düşüş beklemediklerini ifade ediyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İlk kez ev alacaklar daha fazla zorlanabilir

Yükselen mortgage faizleri, özellikle ilk kez konut satın alacakları olumsuz etkiliyor.

Daha yüksek aylık taksitler nedeniyle birçok alıcının satın alma kararını ertelediği belirtilirken, emlak piyasasında işlem hacminde de yavaşlama yaşanabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlar, enflasyonda kalıcı bir düşüş görülmeden mortgage faizlerinde anlamlı bir gerileme beklenmediğini, Bank of England'ın bundan sonraki adımlarının ise açıklanacak enflasyon ve ücret artışı verilerine bağlı olacağını ifade ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İş İnsanı Ertan Birinci'nin Acı Günü: Babası Tekin Birinci Hayatını Kaybetti

Kıbrıslı Türk İş insanı Ertan Birinci, babası Tekin Birinci'nin vefat ettiğini sosyal medya hesabından yaptığı duygusal paylaşımla kamuoyuna duyurdu.

Birinci paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"Babam... Onu kaybetmek çok acı. Bugün hayata veda etti maalesef. Ailece çok üzgünüz. Allah gani gani rahmet eylesin. Hakkını hiçbirimiz ödeyemeyiz. Mekânı cennet olsun."

Paylaşım kısa sürede çok sayıda kişi tarafından paylaşılırken, Ertan Birinci'ye taziye mesajları yağdı.

Tekin Birinci İçin Başsağlığı Mesajları

Tekin Birinci'nin vefat haberinin duyulmasının ardından iş dünyasından, sivil toplum temsilcilerinden, dostlarından ve yakın çevresinden çok sayıda başsağlığı mesajı yayımlandı.

Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda merhuma Allah'tan rahmet, Birinci ailesine ise sabır ve başsağlığı dilekleri iletildi.

Cenaze Programının Açıklanması Bekleniyor

Tekin Birinci'nin cenaze törenine ilişkin resmi program ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Ailenin, defin yeri ve cenaze namazının tarihine ilişkin detayları ilerleyen saatlerde açıklaması bekleniyor.

Sevenlerini Yasa Boğdu

Uzun yıllardır çevresinde saygın kişiliğiyle tanınan Tekin Birinci'nin vefatı, ailesi başta olmak üzere dostları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu.

Birinci ailesine ulaştırılan taziye mesajlarında, Tekin Birinci'nin geride bıraktığı değerler ve ailesine olan bağlılığına vurgu yapılırken, merhum için rahmet ve yakınlarına sabır temennileri dile getirildi.

***

Eurovizyon Medya olarak, merhum Tekin Birinci’ye Allah’tan rahmet, iş adamı Ertan Birinci ve ailesine başsağlığı diliyoruz.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gelecek Partisi Siyasi Hayatını Noktaladı

2019 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi'nden ayrılan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan Gelecek Partisi, Türk siyasetindeki yolculuğunu resmen sona erdirdi.

Ahmet Davutoğlu, sosyal medya üzerinden yayımladığı kapsamlı açıklamada, partinin yetkili organlarıyla yapılan istişareler sonucunda Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurdu.

Davutoğlu, açıklamasında Türkiye'deki mevcut siyasi ortamı eleştirerek, "kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi'nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldık" ifadelerini kullandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Bu bir teslimiyet değil"

Davutoğlu, kararın siyasetten tamamen çekilmek ya da Türkiye'nin sorunlarına sırt çevirmek anlamına gelmediğini belirtti.

Açıklamasında bundan sonraki süreçte düşünce üretimi, akademik çalışmalar, diplomasi, ekonomi, kültür ve sivil toplum alanlarında faaliyetlerini sürdüreceğini ifade eden Davutoğlu, ülkenin geleceğine katkı sunmaya farklı platformlarda devam edeceğini söyledi.

2019'da büyük iddiayla kurulmuştu

Gelecek Partisi, 12 Aralık 2019'da Ahmet Davutoğlu liderliğinde kurulmuş, özellikle parlamenter sisteme dönüş, hukuk devleti, demokratikleşme ve ekonomi politikaları üzerine söylemleriyle dikkat çekmişti.

2023 genel seçimlerinde CHP listelerinden TBMM'ye milletvekili sokan parti, daha sonra DEVA Partisi ve Saadet Partisi ile birlikte Meclis'te Yeni Yol çatısı altında çalışmalarını sürdürmüştü.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Milletvekillerinin siyasi geleceği merak konusu

Partinin kapanmasının ardından en çok merak edilen konuların başında Gelecek Partisi kökenli milletvekillerinin siyasi yol haritası geliyor.

Siyasi kulislerde bazı isimlerin Yeni Yol bünyesinde siyaset yapmayı sürdüreceği, bazılarının ise farklı partilere katılabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Ancak bu konuda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Muhalefette yeni denge arayışı

Siyaset uzmanları, Gelecek Partisi'nin kapanmasının muhalefet cephesindeki yeniden yapılanma sürecini hızlandırabileceği görüşünde. Özellikle merkez sağ seçmene hitap eden partilerin önümüzdeki dönemde yeni iş birlikleri geliştirebileceği, Meclis'teki temsil yapısında ise Yeni Yol'un nasıl şekilleneceğinin belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

Davutoğlu'nun aktif parti siyasetinden çekilmesi de son yıllarda Türk siyasetinde yaşanan en dikkat çekici gelişmelerden biri olarak yorumlanıyor.

FIFA Başkanı Gianni Infantino Hedef Haline Geldi

FIFA Başkanı Gianni Infantino, Dünya Kupası'nın ticari yapısını yeniden şekillendirecek plan kapsamında FIFA'nın 211 üye federasyonuna mektup gönderdi.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre mektupta, federasyonlardan yeni yapıya destek vermeleri istenirken, teklifi kabul eden her üyeye 2027-2030 dönemi için toplam 40 milyon dolar ek finansman sağlanacağı belirtildi. Teklifi kabul etmeyen federasyonların ise mevcut finansman sistemiyle devam edeceği ifade edildi. Ayrıca federasyonlardan 19 Eylül'e kadar karar vermeleri istendiği bildirildi.

20 Milyar Dolarlık Yeni Şirket Kurulacak

Plan kapsamında FIFA, FIFA Forward Enterprise (FFE) adıyla yeni bir ticari şirket kurmayı hedefliyor.

Yaklaşık 20 milyar dolar değer biçilen şirket, Dünya Kupası, Kulüpler Dünya Kupası ve FIFA'nın diğer organizasyonlarının yayın hakları, sponsorlukları, lisans gelirleri ve bilet satışları gibi ticari faaliyetlerini tek çatı altında yönetecek.

Istikbal 860X450 Pxl

FIFA, bu şirketin tamamının kontrolünün yine FIFA'da kalacağını, dış yatırımcılara ise en fazla yüzde 20 oranında azınlık hissesi satılacağını açıkladı. Kurum, sportif kararlar, turnuva takvimi ve futbol yönetimine ilişkin tüm yetkinin FIFA'da olmaya devam edeceğini vurguluyor.

FIFA: Amaç 10 Milyar Dolarlık Kalkınma Fonu

FIFA yönetimi, yeni model sayesinde futbolun gelişimine ayrılan kaynakların önemli ölçüde artırılacağını savunuyor.

Kurumun açıklamasına göre planın onaylanması halinde;

  • Her üye federasyona acil projeler için 20 milyon dolar ek kaynak,
  • 2027-2030 döneminde mevcut 8 milyon dolar yerine 20 milyon dolar Forward fonu,
  • Sonraki dönemlerde ise 22 milyon ve 24 milyon dolara ulaşacak destek paketleri sağlanacak.

Böylece futbolun gelişimi için ayrılan toplam kaynağın 10 milyar doların üzerine çıkarılması hedefleniyor.

Independent Mortgage 3

UEFA'dan Sert Tepki: Olağanüstü Toplantı Kararı

Ancak öneri, futbolun önde gelen yönetim kurumlarında ciddi rahatsızlık yarattı.

UEFA, 55 üye federasyonunu olağanüstü toplantıya çağırarak ortak tutum belirleme kararı aldı. Avrupa futbol yönetimi, planın yeterli şeffaflık sağlanmadan hazırlandığını ve futbolun ticari bir yatırım aracına dönüştürülme riski taşıdığını savunuyor.

Haberlere göre UEFA'nın yanı sıra Kuzey ve Orta Amerika Futbol Konfederasyonu (Concacaf) ile Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da sürecin yürütülme biçimine tepki gösterdi. Bazı Avrupa ülkelerinde, planın kabul edilmesi halinde FIFA organizasyonlarının boykot edilmesi ihtimali bile tartışılıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Blatter ve AB'den Eleştiriler

Eski FIFA Başkanı Sepp Blatter, planın Dünya Kupası'nın ticari geleceğini özel sermayeye açmasının FIFA'nın temel ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.

Blatter ayrıca, Infantino'nun ABD Başkanı Donald Trump ile yakın ilişkilerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, olası yatırımcılar arasında Trump'ın damadı Jared Kushner ailesinin adının geçmesinin soru işaretlerini artırdığını söyledi.

Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef ise FIFA'ya "Oyunumuza dokunmayın." çağrısı yaparak futbolun ticari çıkarların gölgesinde bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Karar Üye Federasyonların Elinde

FIFA ise eleştirilere karşı, planın ancak FIFA Konseyi ve üye federasyonların demokratik oylamasıyla yürürlüğe girebileceğini belirtiyor. Yönetim, yeni yapının Dünya Kupası'nın sahipliğini veya futbolun yönetimini devretmeyeceğini, yalnızca ticari faaliyetlerin daha etkin yönetilmesini amaçladığını savunuyor.

Buna karşın, federasyonlara kısa süre içinde karar vermeleri için baskı yapılması ve yüksek miktarda mali teşvik sunulması, futbol kamuoyunda "teşvik mi, baskı mı?" tartışmasını beraberinde getirmiş durumda. Önümüzdeki haftalarda üye federasyonların vereceği karar, Dünya Kupası'nın ticari yapısını ve küresel futbolun geleceğini belirleyecek en kritik adımlardan biri olarak görülüyor.

Büyükelçi Ertaş’tan, Plymouth’taki Osmanlı Denizci Mezarlarına Ziyaret

MUSTAFA KÖKER -LONDRA

Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, İngiltere'nin Plymouth kentinde Kırım Savaşı sonrası hayatını kaybeden 84 Osmanlı askerine ait mezar yerlerini ziyaret ederek yetkililerle görüş alış-verişinde bulundu.

Büyükelçiliğin sosyal medya hesaplarından paylaşılan ziyaret ile ilgili olarak bilgisine başvurduğumuz Büyükelçi Osman Koray Ertaş, Eurovizyon’a yaptığı açıklamada, Türk denizcilerin hatırasını yaşatacak uygun bir anıt yapılması hususunun, mezarlığın yönetiminden sorumlu Ford Park Cemetery Trust yetkilileriyle ele alındığını kaydetti. Ertaş, Görüşmelerde anıtın yerleştirilebileceği alan, uygulanabilecek tasarım, kitabe metni ve gerekli izin süreçleri hakkında izlenebilecek yolun değerlendirildiğinin altını çizdi.

Buyukelci Osman Koray Ertas Plymouth Ford Park Mezarlığı Osmanli Denizci Mezarlari 1

BÜYÜKELÇİ ERTAŞ’IN AÇIKLAMASI ŞÖYLE:

“Plymouth’taki Ford Park Mezarlığı’nda, Osmanlı donanmasına ait Peyk-i Zafer gemisinin 1856-1858 yılları arasında bölgede hayatını kaybeden 18 Osmanlı Türk denizcisi medfundur. Peyk-i Zafer’in, Kırım Savaşı’nın ardından teknik çalışmalar ve makine sistemindeki değişiklikler amacıyla Plymouth’a geldiği, geminin bölgede bulunduğu dönemde vefat eden denizcilerin Ford Park Mezarlığı’na defnedildiği anlaşılmaktadır.

Büyükelçiliğimizce yürütülen çalışmalar kapsamında Ford Park Mezarlığı ziyaret edilerek mezarlar yerinde incelenmiş, denizcilerimizin hatırasını yaşatacak uygun bir anıt yapılması hususu mezarlığın yönetiminden sorumlu Ford Park Cemetery Trust yetkilileriyle ele alınmıştır. Görüşmelerde anıtın yerleştirilebileceği alan, uygulanabilecek tasarım, kitabe metni ve gerekli izin süreçleri hakkında izlenebilecek yol değerlendirilmiştir.

Plymouth’ta ayrıca farklı gemilerde görev yaparken 19. yüzyılın ikinci yarısında hayatını kaybeden diğer Osmanlı denizcilerine ilişkin ayrı bir araştırma yürütülmektedir. Sözkonusu denizcilerin kimlikleri, ölüm ve defin bilgileri ile görev yaptıkları gemilere ilişkin tarihî kayıtların tespitine yönelik çalışmalar, Plymouth Belediyesi ve ilgili yerel kuruluşlarla işbirliği içinde sürdürülmektedir.”

Plymouth Osmanlı Askerleri Sehitlik Oxford Dr Muhammed Hasanov Foto Behlul Cetinkaya 1

ARŞİV ARAŞTIRMALARI SIRASINDA KEŞFEDİLMİŞTİ

Londra yakınlarında Brookwood Türk Hava Şehitliği ve Osmanlı Aile Kabirlerinin yanı sıra, Porsmouth’ta Türk Deniz Şehitliği ile Man Adası’nda ise Türk Kara Şehitliği bulunuyor.

Plymouth’taki Osmanlı Denizcilerine ait kabristan ise Oxford Üniversitesinden Dr. Muhammed Hasanov tarafından ortaya çıkarılmıştı.

Dr. Hasanov, arşiv araştırmaları sonucunda İngiltere'nin Plymouth kentinde Kırım Savaşı sonrası hayatını kaybeden 84 Osmanlı askerine ait defin kayıtlarına ve mezar yerlerine ilişkin bulgulara ulaştığını açıklamış ve konu Türk medyasında kısa süre önce yer almıştı.

Independent Mortgage 3

Guterres'ten Kıbrıs Mesajı: 5+1 Zirvesi Hazırlığı Sürecek

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum lider Nikos Hristodulidis arasında BM kontrolündeki ara bölgede gerçekleştirilen üçlü görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

Kıbrıs'a ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdiğini belirten Guterres, kendisine gösterilen misafirperverlik için tüm Kıbrıslılara teşekkür etti. Kıbrıs'ı "tarihi derin, kültürü zengin ve büyük bir dayanıklılığa sahip bir ada" olarak tanımlayan Guterres, adanın geçmişin acılarıyla bugünün umutlarını aynı anda taşıdığını söyledi.

Ziyareti boyunca toplumun farklı kesimleriyle görüştüğünü ifade eden BM Genel Sekreteri, "Bütün bunların ötesinde, Kıbrıslıların daha barışçıl ve ortak bir gelecek inşa etme yönündeki güçlü arzusunu gördüm." dedi.

Kibris Antonio Guterres, Tufan Erhürman Nikos Hristodulidis 1

5+1 Toplantısı İçin Hazırlıklar Devam Edecek

Guterres, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik diplomatik sürecin devam edeceğini vurgulayarak, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık'ın garantör ülkeler olarak yer alacağı genişletilmiş 5+1 formatındaki yeni toplantının düzenlenmesi için çalışmaların sürdürüleceğini açıkladı.

Ancak bu toplantının ne zaman yapılacağına ilişkin kesin bir takvim bulunmadığını belirten Guterres, önce güven artırıcı önlemler, izlenecek yöntem ve müzakere başlıkları konusunda gerekli hazırlıkların tamamlanmasının hedeflendiğini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Müzakereleri Canlandırma Çabası

BM Genel Sekreteri'nin ziyareti, 2017 yılında İsviçre'nin Crans-Montana kentinde başarısızlıkla sonuçlanan konferanstan bu yana durma noktasına gelen Kıbrıs müzakerelerini yeniden canlandırmaya yönelik en önemli diplomatik girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Guterres'in ziyareti kapsamında iki liderle ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirdiği, daha sonra ise BM ara bölgesinde üçlü toplantıda bir araya geldiği bildirildi. Görüşmelerde güven artırıcı adımların yanı sıra taraflar arasında resmi müzakerelerin yeniden başlamasına zemin hazırlayabilecek yöntemler ele alındı.

Independent Mortgage 3

Henüz Takvim Yok, Diplomasi Sürecek

BM kaynaklarına göre, yeni 5+1 toplantısının yapılabilmesi için tarafların ortak bir hazırlık zemini oluşturması hedefleniyor. Guterres de açıklamasında, henüz kesinleşmiş bir tarih bulunmadığını ancak diplomatik temasların kesintisiz devam edeceğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler'in önümüzdeki dönemde taraflarla temaslarını sürdürerek yeni genişletilmiş konferans için uygun koşulları oluşturmaya çalışacağı belirtilirken, sürecin güven artırıcı adımlarla ilerletilmesi amaçlanıyor.

Uçak Yolcularına Powerbank ve Elektronik Sigara Uyarısı

Yaz tatili sezonunun başlamasıyla milyonlarca kişinin seyahate çıkmaya hazırlandığı İngiltere'de, havacılık otoriteleri lityum pilli cihazlara ilişkin güvenlik uyarılarını artırdı.

Sivil Havacılık Otoritesi (CAA), özellikle powerbank, elektronik sigara, yedek şarj cihazları ve lityum pille çalışan diğer elektronik ürünlerin uçakların kargo bölümüne verilen valizlerde taşınmaması gerektiğini açıkladı.

Yetkililer, lityum iyon pillerin aşırı ısınma sonucu "termal kaçak" (thermal runaway) adı verilen zincirleme reaksiyonla alev alabileceğini, bunun da uçak güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Bir Yılda Neredeyse İki Kat Artış

CAA verilerine göre, kargo bölümüne teslim edilen bagajlarda tespit edilen lityum pilli cihazların sayısı son bir yılda neredeyse iki katına çıktı.

Yetkililer, birçok yolcunun kuralları bilmeden powerbank veya elektronik sigarasını check-in bagajına bıraktığını, bu durumun ise yangın riskini artırdığını ifade etti.

Sivil Havacılık Otoritesi, günümüzde ortalama bir yolcunun uçuş sırasında akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, tablet, akıllı saat ve kablosuz kulaklık gibi yaklaşık dört farklı lityum pilli cihaz taşıdığına dikkat çekti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Neden Kabinde Taşınmalı?

Uzmanlara göre lityum pilli cihazların kabinde taşınmasının en önemli nedeni, olası bir aşırı ısınma veya duman çıkması durumunda kabin ekibinin anında müdahale edebilmesi.

Uçakların kargo bölümlerinde yangın söndürme sistemleri bulunsa da, lityum pil kaynaklı yangınlar çok yüksek sıcaklıklara ulaşabildiği için bunların kontrol altına alınması daha zor olabiliyor. Kabinde ise mürettebat özel yangın söndürme ekipmanları ve termal koruma çantalarıyla olaya hızlı şekilde müdahale edebiliyor.

Hangi Cihazlar Risk Grubunda?

CAA'nın uyarısına göre aşağıdaki ürünlerin kargo bagajına konulmaması gerekiyor:

  • Powerbank (taşınabilir şarj cihazları)
  • Elektronik sigaralar ve vape cihazları
  • Yedek lityum piller
  • Harici kamera bataryaları
  • Drone bataryaları
  • Bazı taşınabilir hoparlörler ve büyük bataryalı elektronik aksesuarlar

Yetkililer ayrıca bu cihazların uçuş sırasında darbe almayacak şekilde korunmasını ve terminallerde ya da uçakta şarj edilmeden önce hasarlı olup olmadığının kontrol edilmesini tavsiye ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uluslararası Kurallar Daha da Sıkılaşıyor

Son dönemde dünya genelinde yaşanan çok sayıda batarya kaynaklı olayın ardından birçok hava yolu şirketi de kurallarını sıkılaştırdı.

Bazı havayolları uçuş sırasında powerbank kullanımını sınırlandırırken, bazıları koltuk üstü dolaplarda bırakılmasını yasaklayarak cihazların yolcunun koltuğunun altında veya kolay erişilebilir bir yerde tutulmasını istiyor. Özellikle kapasitesi yüksek (100 Wh üzeri) taşınabilir bataryalar için ise birçok havayolu önceden onay alınmasını şart koşuyor; 160 Wh'nin üzerindeki bataryalar ise çoğu ticari uçuşta kabul edilmiyor.

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) ve Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından yayımlanan güvenlik kuralları da yedek lityum pillerin yalnızca kabin bagajında taşınmasına izin veriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Tatil Yolcularına Son Hatırlatma

Yetkililer, özellikle yaz tatili döneminde havaalanlarında yaşanabilecek gecikmeleri önlemek ve güvenliği artırmak amacıyla yolcuların seyahate çıkmadan önce hava yolu şirketlerinin bagaj kurallarını kontrol etmelerini öneriyor.

CAA, basit bir kontrolün hem güvenliği artıracağını hem de check-in sırasında yaşanabilecek sorunları önleyeceğini belirterek şu uyarıda bulundu:

"Powerbank ve elektronik sigaranızı kargo valizine değil, her zaman yanınıza aldığınız kabin bagajına koyun. Bu küçük önlem, uçuş güvenliği açısından büyük önem taşıyor."

İngiltere'de Yapay Zekâ Skandalı: İçişleri Bakanlığı Sahte Belge Mi Üretti?

İngiltere'de bir üst mahkeme hakimi, İçişleri Bakanlığı'nın Faslı bir kadın ve çocuğunun iltica başvurusunu reddederken gerçekte var olmayan bir belgeye dayanmış olabileceğini belirtti. Hakim, ret kararında yapay zekâ tarafından üretilmiş "halüsinasyon" niteliğinde bilgilerin kullanılmış olabileceğine dikkat çekerek bunun "sahte delile dayanmakla benzer" bir durum oluşturduğunu söyledi. Olay, kamu kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Mahkemenin Gündemine Taşınan Sığınma Başvurusu

Dava, Fas'ta çocuk yaşta zorla evlendirildiğini, sistematik şekilde şiddet gördüğünü ve tecavüze uğradığını belirten bir kadın ile çocuğunu kapsıyor. Kadın, suç geçmişi bulunan eşinden kaçarak İngiltere'ye sığındığını ve ülkesine geri gönderilmesi halinde öldürülme riskiyle karşı karşıya kalacağını savunarak iltica talebinde bulundu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ancak İngiltere İçişleri Bakanlığı (Home Office), başvuruyu reddederken Fas'ın kadın açısından güvenli olduğunu öne süren ve "Country Policy Information Note (CPIN)" olarak adlandırılan bir ülke politika bilgi notuna atıfta bulundu.

"Böyle Bir Belge Hiç Var Olmamış"

Dosya üst mahkemeye taşındığında ise dikkat çekici bir ayrıntı ortaya çıktı.

Hakim, ret kararında kaynak gösterilen CPIN belgesinin kamuya açık hiçbir arşivde bulunamadığını belirledi. Daha da önemlisi, İçişleri Bakanlığı'nın ülke bilgi notlarını hazırlayan ilgili biriminin de söz konusu belgenin varlığını doğrulayamadığı tespit edildi. Mahkeme kararında, "Görünen o ki böyle bir CPIN hiçbir zaman mevcut olmadı." değerlendirmesine yer verildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Hakim: Yapay Zekâ Halüsinasyonu Olabilir

Üst mahkeme hakimi, ret mektubunun dili ve atıf biçiminin yapay zekâ tarafından hazırlanmış metinlerin karakteristik özelliklerini taşıdığına işaret etti.

Kararda, belgede geçen "Morocco July 2021 Country Information Note" referansının bir yapay zekâ "halüsinasyonu" sonucu üretilmiş olabileceği ifade edilirken, bunun doğru çıkması halinde İçişleri Bakanlığı açısından "son derece ciddi bir başarısızlık" anlamına geleceği vurgulandı.

"Sahte Delile Dayanmakla Benzer"

Hakim, kararında en dikkat çekici ifadelerden birini de kullandı.

Var olmayan bir belgeye dayanılarak karar verilmesini "sahte delile dayanmakla benzer" olarak nitelendiren mahkeme, bunun ciddi bir usul hatası oluşturduğunu belirtti. Bu nedenle önceki ret kararının hukuki güvenilirliğinin ciddi biçimde zedelendiği ifade edildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İçişleri Bakanlığı Farklı Bir Belge Sundu

Mahkeme sürecinde İçişleri Bakanlığı, ilk olarak söz konusu belgeye ait olduğu belirtilen bir arşiv bağlantısı paylaştı. Ancak bu bağlantıda da ilgili belge bulunamadı.

Bunun üzerine Bakanlık bu kez kamuoyuna açık olmayan farklı bir "Country Information Note (CIN)" belgesi sundu. Ancak bu iç rehber niteliğindeki belgenin ne ilk ret kararında kullanıldığı ne de Fas'ın söz konusu kadın için güvenli olduğu iddiasını açık biçimde desteklediği görüldü.

Yapay Zekâ Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Olay, İngiltere'de kamu kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Uzmanlar, üretken yapay zekâ sistemlerinin zaman zaman gerçekte var olmayan belge, karar veya kaynaklar oluşturabildiğine dikkat çekerek, özellikle göçmenlik, iltica ve ceza hukuku gibi insanların temel haklarını doğrudan etkileyen alanlarda insan denetiminin vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. Akademik çalışmalar da hukuk alanında kullanılan yapay zekâ araçlarının yanlış veya uydurma kaynak üretme riskini tamamen ortadan kaldıramadığını ortaya koyuyor.

Independent Mortgage 3

Daha Önce de AI Kaynaklı Hukuk Hataları Yaşanmıştı

Bu olay, İngiliz hukuk sisteminde yapay zekâ nedeniyle yaşanan ilk kriz değil.

Üst Mahkeme, 2026 yılında yayımladığı emsal niteliğindeki bir kararda avukatlara ve hukuk bürolarına, yapay zekâ tarafından üretilen tüm hukuki kaynakların tek tek doğrulanması gerektiği uyarısında bulunmuş; var olmayan dava kararlarının mahkemeye sunulmasının disiplin soruşturmasına kadar uzanabileceğini açıklamıştı. Mahkeme ayrıca mahkeme formlarında, sunulan tüm emsal kararların gerçekten var olduğunun avukatlar tarafından doğrulanmasını zorunlu hale getiren yeni uygulamaları da devreye sokmuştu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gözler İçişleri Bakanlığı'na Çevrildi

Kararın ardından gözler şimdi İçişleri Bakanlığı'nın olaya ilişkin başlatacağı incelemeye çevrildi.

Hukuk çevreleri, söz konusu ret mektubunun gerçekten yapay zekâ tarafından oluşturulup oluşturulmadığının araştırılması ve benzer yöntemlerle hazırlanmış başka iltica dosyalarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini savunuyor.

Üst mahkemenin değerlendirmesinin, yalnızca bu davayı değil, gelecekte kamu kurumlarında yapay zekâ kullanımına ilişkin standartları da etkileyebilecek emsal niteliğinde bir gelişme olarak değerlendirildiği belirtiliyor.

Eda Suluki'den Yeni Tekli: "Cevapsız Sorular”

Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü mezunu Eda Suluki, yeni teklisi "Cevapsız Sorular" ile dinleyicilerle buluştu.

Söz ve bestesi Eda Suluki'ye ait olan "Cevapsız Sorular", bir ilişkinin ardından geride kalan sessizliği, yarım kalmış cümleleri ve cevabı hiçbir zaman gelmeyen soruları konu alıyor.

Alternatif pop tınılarını duygusal ve samimi bir anlatımla buluşturan şarkı, dinleyiciyi kendi iç dünyasında bir yolculuğa davet ediyor.

Şarkının prodüksiyonunu Özer Yılmaz üstlenirken, mix ve mastering çalışmaları Alper Akdağ tarafından gerçekleştirildi. Güçlü vokali yalın bir prodüksiyon anlayışıyla buluşturan eser, duygusal yoğunluğunu sade ama etkileyici bir atmosfer içinde sunuyor.

Daha önce Spotify'ın EQUAL Türkiye, Fresh Finds Türkiye ve New Music Friday Türkiye editoryal çalma listelerinde yer alan Eda Suluki, "Cevapsız Sorular" ile kendi müzikal anlatımını bir adım daha ileri taşıyor.

Dinleyicilere kendi cevaplarını arayacakları duygusal bir alan açan "Cevapsız Sorular", tüm dijital müzik platformlarında yayında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Melike Şahin hayranları yaz konserinde buluştu

Türk pop müziğinin en özel kadın şarkı yazarı ve yorumcularından Melike Şahin, önceki akşam Atlantis Yapım organizasyonuyla Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda sevenleriyle buluştu.

Yenilenen sahne tasarımıyla seyircisinin karşısına çıkan Melike Şahin, söylediği şarkılarla kendisini dinlemeye gelen müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Salih Balta imzalı kostümüyle de büyük beğeni toplayan sanatçı, konser sırasında 2026 FIVB Milletler Ligi şampiyonu olan Filenin Sultanları’nı sahneden alkışlattı. “Tüm selamlarımı, sevgilerimi Filenin Sultanlarına gönderiyorum” sözleriyle büyük alkış alan Melike Şahin, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda iki gece üst üste sahne alacak.

Melike Şahin Harbiye Konseri 5

Melike Şahin’in iki gece üst üste vereceği konserin biletleri günler öncesinden tükendi.

Son Yapılan Araştırmaya Göre, İşçi Partisi 16 Ay Sonra Zirvede

İngiltere'de İşçi Partisi, yaklaşık 16 ay sonra ilk kez bir kamuoyu araştırmasında Reform UK'nin önüne geçti.

Araştırma şirketi More in Common tarafından 24-27 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen ankete göre, bugün seçim yapılması halinde seçmenlerin yüzde 28'i İşçi Partisi'ne, yüzde 24'ü Reform UK'ye, yüzde 22'si Muhafazakâr Parti'ye, yüzde 12'si Liberal Demokratlar'a ve yüzde 8'i Yeşiller'e oy vereceğini belirtti. İşçi Partisi bir önceki ankete göre dört puan yükselirken, Reform UK iki puan geriledi.

Anket, Andy Burnham'ın başbakan olarak göreve başlamasının ardından açıklanan ilk kapsamlı araştırma olması nedeniyle Westminster'da ayrı bir önem taşıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yaşam Maliyeti Mesajları Karşılık Buldu

More in Common UK Direktörü Luke Tryl, seçmenlerin hükümetin ilk haftasında ortaya koyduğu performansa olumlu tepki verdiğini belirterek, özellikle yaşam maliyeti krizini hafifletmeye yönelik politikaların kamuoyunda karşılık bulduğunu söyledi.

Burnham hükümeti göreve gelir gelmez;

  • elektrik faturalarındaki KDV'nin kaldırılacağını açıklaması,
  • otobüs ücretlerinde üst sınır uygulamasını duyurması,
  • işletmelere yönelik vergi indirimleri ve yaşam maliyetini düşürmeye yönelik ekonomik mesajlar vermesi

gibi adımlarla dikkat çekmişti. Siyasi gözlemciler, kamuoyunda oluşan bu yükselişi "Burnham etkisi" (Burnham bounce) olarak tanımlıyor.

Independent Mortgage 3

Burnham: "Rehavete Kapılmayacağım"

Anket sonuçlarını değerlendiren Başbakan Andy Burnham ise yükselişten memnun olduğunu ancak tek bir kamuoyu araştırmasının kendilerini rehavete sürüklemeyeceğini söyledi.

Burnham, seçmenlerle yeniden güven ilişkisi kurmayı hedeflediklerini belirterek, "İnsanlarla bağ kurabildiysem bundan memnuniyet duyarım ancak hiçbir ankete kapılıp gitmeyeceğim." mesajını verdi.

Başbakan, önümüzdeki günlerde genç işsizliğiyle mücadele, sosyal bakım reformu, konut üretiminin artırılması ve eğitim sisteminin iş gücü piyasasının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirilmesine yönelik yeni paketlerin açıklanacağını da duyurdu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Farage Zor Günlerden Geçiyor

Anketin dikkat çeken diğer yönü ise Reform UK'nin son haftalarda yaşadığı oy kaybı oldu.

Parti lideri Nigel Farage, son dönemde parti finansmanı ve bağışlarla ilgili tartışmalar nedeniyle yoğun baskı altında bulunuyor.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre, yüksek tutarlı bağışlar, hediye bildirimleri ve bazı bağışçıların geçmişiyle ilgili iddialar hem polis hem de parlamenter denetim mekanizmalarının incelemesine konu oldu. Reform UK ise tüm suçlamaları reddederek bunların siyasi amaçlı olduğunu savunuyor.

Siyasi analistler, Farage'ın kişisel popülaritesindeki gerilemenin de Reform UK'nin oy oranına yansımaya başladığını değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhafazakârlar Hâlâ Yarışta

Ankette Muhafazakâr Parti'nin yüzde 22 ile üçüncü sırada yer alması, İngiltere'deki üç büyük parti arasındaki rekabetin oldukça sıkı geçtiğini gösteriyor.

Uzmanlara göre, İşçi Partisi'nin öne geçmiş olması önemli bir psikolojik eşik olsa da oy farkının hata payı içinde değerlendirilebilecek seviyede olması nedeniyle önümüzdeki haftalarda yayımlanacak diğer kamuoyu araştırmaları siyasi eğilimin kalıcı olup olmadığını gösterecek.

Siyasi kulislerde ise Burnham hükümetinin özellikle ekonomi, sosyal bakım ve konut alanlarında açıklayacağı yeni reformların, kamuoyundaki bu olumlu havayı sürdürüp sürdüremeyeceğinin önümüzdeki dönemin en kritik belirleyicisi olacağı yorumları yapılıyor.

Londra’da 42 Yıllık Cinayetin Gizemi Çözüldü

İngiltere'nin başkenti Londra'da 1984 yılında işlenen ve ülkenin en uzun süre çözülemeyen cinayet dosyalarından biri haline gelen Anthony Littler cinayeti, yıllar süren titiz soruşturmanın ardından nihayet aydınlatıldı.

45 yaşındaki devlet memuru Anthony Littler, 1 Mayıs 1984 gecesi Kuzey Londra'daki East Finchley Metro İstasyonu'ndan evine yürürken dar bir sokakta vahşice saldırıya uğradı. Ağır şekilde dövülen Littler, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise saldırının ardından kurbanın cüzdanı, saati ve diğer eşyalarının yerinde bulunmasıydı. Bu durum soruşturmayı daha da karmaşık hale getirirken, polis olay yerinde ne DNA örneği ne de saldırganları belirleyebilecek herhangi bir tanık bulabildi.

1985 yılında aktif soruşturma sonlandırıldı ve dosya yıllarca rafa kaldırıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kardeşlerinin vicdanı konuştu

Dosyanın kaderini değiştiren gelişme ise yaklaşık 30 yıl sonra yaşandı.

2013 yılında Stewart kardeşlerin en küçüğü Daniel Stewart polise giderek ağabeylerinin yıllardır bu cinayetten söz ettiklerini anlattı.

Daniel Stewart'ın ifadesine göre Michael ve Anthony Stewart, eşcinsel olduğunu düşündükleri erkekleri hedef alıyor, onlara saldırıyor ve zaman zaman gasp ediyordu.

Anthony Littler'ın da bu nedenle seçildiği, planlanan soygunun kontrolden çıkması sonucu hayatını kaybettiği öne sürüldü.

Soruşturma kapsamında diğer aile bireyleri de önemli ifadeler verdi. Bazıları Michael Stewart'ın yıllar önce kendilerini olay yerine götürdüğünü ve cinayeti ayrıntılarıyla anlattığını söyledi.

Independent Mortgage 3

Gizli polis aylarca arkadaşlık yaptı

Soruşturmanın en sıra dışı bölümü ise bundan sonra başladı.

İngiliz polisi, delillerin yetersiz olması nedeniyle klasik soruşturma yöntemlerinin sonuç vermeyeceğini değerlendirerek gizli operasyon başlattı.

Özel eğitimli bir gizli polis memuru sahte kimlikle Michael Stewart'ın çevresine girdi.

Aylar boyunca onunla arkadaşlık kuran polis memuru, güven kazandıktan sonra Stewart'ın geçmişte işlediği suçları anlatmasını sağladı.

Mahkemede dinletilen gizli kayıtlar, davanın en kritik delilleri arasında yer aldı.

Stewart, konuşmalar sırasında Anthony Littler'a saldırıyı ayrıntılarıyla anlatırken olay gecesinde kullanılan şiddeti ve kardeşiyle birlikte hareket ettiklerini de itiraf etti. Savcılık, bu konuşmaların yalnızca cinayetin ayrıntılarını değil, daha önce kamuoyuna açıklanmamış bazı olay yeri bilgilerini de içerdiğini belirtti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Nefret saiki de gündeme geldi

Savcılık, saldırının yalnızca başarısız bir gasp girişimi olmadığını, aynı zamanda mağdurun cinsel yönelimine ilişkin önyargılar nedeniyle seçilmiş olabileceğini mahkemeye anlattı.

Her ne kadar Anthony Littler'ın eşcinsel olduğuna ilişkin kesin bir kanıt bulunmasa da saldırganların onu bu şekilde değerlendirdiği ve bu nedenle hedef aldığı ifade edildi.

Mahkeme, saldırının son derece acımasız olduğunu ve mağdurun hiçbir savunma şansı bulamadığını belirtti.

Jüri suçlu buldu, müebbet hapis cezası verildi

Haftalar süren yargılama sonunda jüri, Michael Stewart ile Anthony Stewart kardeşleri cinayetten suçlu buldu.

Mahkeme iki sanığı da ömür boyu hapis cezasına çarptırırken, belirli bir asgari infaz süresini tamamlamadan şartlı tahliye başvurusu yapamayacaklarına hükmetti.

Hakim kararında, "Anthony Littler sıradan bir akşam evine dönüyordu. Hayatı sebepsiz yere elinden alındı. Adalet çok geç geldi ancak sonunda yerini buldu." ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Soğuk dosyalarda yeni dönemin simgesi oldu

Uzmanlar, davanın İngiltere'de "cold case" (soğuk dosya) soruşturmalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kayıtlara geçtiğini belirtiyor.

Soruşturma, yalnızca aile üyelerinin yıllar sonra verdiği ifadelerin değil, uzun soluklu gizli polis operasyonlarının da onlarca yıl önce işlenmiş cinayetlerin çözülmesinde ne kadar etkili olabileceğini ortaya koydu.

Polis yetkilileri ise Anthony Littler'ın yakınlarına hitaben yaptıkları açıklamada, "42 yıl boyunca bekledikleri adalet sonunda sağlandı. Bu karar, zamanın geçmesinin cinayet soruşturmalarının sona ereceği anlamına gelmediğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere Başbakanı Burnham’dan sosyal bakım alarmı

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, ülkenin uzun yıllardır çözüm bekleyen sosyal bakım krizinin artık ertelenemeyeceğini belirterek, hükümetinin kapsamlı bir reform paketi hazırlığında olduğunu açıkladı.

BBC'ye göreve gelmesinin ardından verdiği ilk kapsamlı röportajda konuşan Burnham, sosyal bakım hizmetlerindeki yetersizliklerin yalnızca yaşlıları ve engellileri değil, doğrudan sağlık sistemini de olumsuz etkilediğini söyledi.

Başbakan, mevcut yapının hastaneler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Sosyal bakım sistemini düzeltmezsek NHS, aslında hastaneye gelmek zorunda olmayan kişilere bakım vermeye çalışmanın yükü altında çökecek."

Burnham, hastanelerde tıbben taburcu edilmeye hazır olmasına rağmen evde veya bakım merkezlerinde uygun destek bulunamadığı için yatmaya devam eden binlerce hastanın bulunduğunu, bunun da acil servislerde bekleme sürelerini ve ameliyat kuyruklarını artırdığını vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Yaşlanan nüfus sistemi zorluyor

İngiltere'de yaşlı nüfusun hızla artması, sosyal bakım hizmetlerine olan talebi her geçen yıl yükseltiyor.

Uzmanlara göre bakım personeli açığı, yerel yönetim bütçelerindeki kısıtlamalar ve artan bakım maliyetleri nedeniyle birçok aile yakınlarının bakımını kendi imkânlarıyla üstlenmek zorunda kalıyor.

Hükümet kaynakları, sosyal bakım reformunun yalnızca yaşlı bakımını değil;

  • evde bakım hizmetlerinin güçlendirilmesini,
  • bakım çalışanlarının ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesini,
  • yerel yönetimlere ek kaynak sağlanmasını,
  • NHS ile sosyal bakım hizmetleri arasındaki koordinasyonun artırılmasını

hedeflediğini belirtiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sosyal yardım sisteminde de değişiklik sinyali

Burnham, röportajında sosyal yardım (welfare) sistemine ilişkin planlanan değişikliklere de değindi.

Çalışabilecek durumda olan daha fazla kişinin yeniden istihdama kazandırılmasının hedeflendiğini belirten Başbakan, sosyal yardımların tamamen kesilmesi yerine insanların iş gücüne dönüşünü kolaylaştıracak yeni bir model üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Hükümetin yaklaşımının, yalnızca tasarruf sağlamaya değil, uzun vadede ekonomik büyümeyi desteklemeye odaklanacağını ifade eden Burnham, çalışma hayatına dönüşü teşvik edecek eğitim, rehabilitasyon ve sağlık desteklerinin de reform paketinin önemli parçaları arasında yer alacağını dile getirdi.

Independent Mortgage 3

NHS üzerindeki baskı büyüyor

Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS), son yıllarda artan hasta sayısı, personel eksikliği ve finansman baskısı nedeniyle tarihinin en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor.

Acil servislerde uzun bekleme süreleri, planlı ameliyatlarda uzayan listeler ve aile hekimlerine erişimde yaşanan sıkıntılar kamuoyunun en önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Sağlık uzmanları, hastanelerde tıbbi tedavisi tamamlanan ancak sosyal bakım desteği bulunmadığı için taburcu edilemeyen hastaların oluşturduğu "yatak işgali" sorununun, NHS kapasitesini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhalefet de reform çağrısı yapıyor

Sosyal bakım sistemi uzun yıllardır İngiliz siyasetinin çözüm bekleyen en önemli sorunlarından biri olarak görülüyor.

Farklı hükümetler çeşitli reform planları açıklasa da finansman modeli ve bakım hizmetlerinin nasıl sürdürülebilir hale getirileceği konusunda kalıcı bir uzlaşma sağlanamadı.

Burnham hükümeti ise bu kez sosyal bakım reformunu sağlık sisteminin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir mesele olarak ele alıyor.

Başbakan, hükümetinin önümüzdeki aylarda ayrıntılı reform paketini kamuoyuna sunacağını belirterek, "NHS'yi korumanın yolu yalnızca hastanelere daha fazla kaynak aktarmaktan değil, insanların doğru zamanda doğru bakım hizmetini almasını sağlayacak sosyal bakım sistemini kurmaktan geçiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin hazırlayacağı reform paketinin, NHS üzerindeki yükü hafifletmesi, yaşlı ve bakıma muhtaç bireylerin yaşam kalitesini artırması ve uzun yıllardır çözüm bekleyen sosyal bakım krizine kalıcı bir çerçeve oluşturması hedefleniyor.

Essex'te Büyük Yangın: Berber Malzemeleri Deposu Kül Oldu

Essex'te meydana gelen büyük yangın, bölgedeki sanayi tesislerinde ağır hasara neden oldu. Edinilen bilgilere göre yangın, Gürcan Çerikçi ve Süleyman Akçil'in faaliyet gösterdiği depoda başlamadı. İlk belirlemelere göre alevler, aynı sanayi bölgesindeki başka bir depoda çıktıktan sonra kısa sürede çevredeki iş yerlerine yayıldı ve iki iş insanına ait depoyu da etkisi altına aldı.

Alevlerin kısa sürede tüm binayı sardığı olayda depo tamamen yanarken, içeride bulunan tüm ticari ürünler, profesyonel berber koltukları, kuaför ekipmanları, makineler, sarf malzemeleri ve stoklar kullanılamaz hale geldi.

İtfaiye ekiplerinin saatler süren yoğun müdahalesine rağmen deponun büyük bölümü kurtarılamadı. Essex İtfaiyesi, benzer büyüklükteki depo yangınlarında önceliğin alevlerin çevredeki binalara sıçramasını önlemek olduğunu, yangının tamamen söndürülmesinin ardından ise kapsamlı bir yangın incelemesi başlatıldığını belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yaklaşık £1 Milyonluk Kayıp

Yangında yalnızca bina değil, işletmenin tüm ticari varlığı da büyük ölçüde yok oldu.

İlk belirlemelere göre depo binası, ticari stoklar ve profesyonel ekipmanlarla birlikte yaklaşık £1 milyon değerinde maddi zarar meydana geldi.

Yangının ardından depoda bulunan ürünlerin tamamının kullanılamaz hale geldiği, işletmenin müşterilere sevk edilmeyi bekleyen siparişlerinin de yangından etkilendiği öğrenildi.

İngiltere Genelinde Berber Sektörüne Tedarik Sağlıyordu

Gürcan Çerikçi ve Süleyman Akçil'in işletmesi, GNT Furniture, Barber Time ve MyBarber Supplier markaları aracılığıyla İngiltere genelindeki berber ve kuaför salonlarına profesyonel ekipman ve malzeme tedariki gerçekleştiriyordu.

Londra Essex Buyuk Yangin Berber Malzemeleri 2

Depoda, söz konusu markalara ait çok sayıda profesyonel berber koltuğu, yıkama üniteleri, mobilyalar, elektrikli ekipmanlar ve çeşitli sarf malzemeleri bulunuyordu. Yangın nedeniyle bu ürün stoklarının tamamının zarar gördüğü belirtildi.

"Yeni Depo Bulana Kadar Kapalıyız"

Yangının ardından işletme faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı.

İşletme ortaklarından Gürcan Çerikçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda yaşanan felaketi şu sözlerle duyurdu:

"Bugün maalesef depomuz yandı. Yeni bir depo buluncaya kadar maalesef kapalıyız."

Paylaşımın ardından çok sayıda müşteri, sektör temsilcisi ve iş insanı geçmiş olsun mesajları yayımlayarak desteklerini iletti.

Londra Essex Buyuk Yangin Berber Malzemeleri 3

Yangının Nedeni Araştırılıyor

Yetkililer, yangının kesin çıkış nedeninin yapılacak teknik incelemenin ardından belirleneceğini açıkladı. İlk bilgiler, yangının işletmeye ait depoda başlamadığı ve komşu depodan sıçradığı yönünde olsa da, olayın kesin nedeni resmi yangın soruşturmasının tamamlanmasının ardından netlik kazanacak. Essex İtfaiyesi'nin standart uygulaması gereği, güvenliğin sağlanmasının ardından olay yerinde ayrıntılı yangın incelemesi yürütülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Filenin Sultanları'ndan Tarihi Bir Zafer Daha!

Türk voleybolunun gururu Filenin Sultanları, FIVB Kadınlar Milletler Ligi finalinde Brezilya'yı 3-1 mağlup ederek şampiyonluğa ulaştı. Büyük çekişmeye sahne olan final mücadelesinde rakibi karşısında etkili bir oyun sergileyen ay-yıldızlı ekip, ikinci kez Milletler Ligi kupasını müzesine götürdü.

Karşılaşmanın ilk düdüğünden itibaren mücadeleci kimliğini ortaya koyan milliler, özellikle kritik anlarda hata yapmayarak oyunun kontrolünü elinde tuttu. Hücumdaki yüksek yüzdesi, blok savunması ve servislerdeki etkili performansıyla Brezilya'yı zorlayan Türkiye, karşılaşmayı 3-1 kazanarak dünya voleybolunun en prestijli organizasyonlarından birinde yeniden zirveye çıktı.

Bir Kez Daha Dünya Zirvesinde

Turnuva boyunca istikrarlı performansıyla dikkat çeken A Milli Kadın Voleybol Takımı, finalde de kalitesini ortaya koydu. Teknik ekibin doğru hamleleri ve oyuncuların yüksek konsantrasyonu sayesinde Brezilya'nın geri dönüş çabaları sonuçsuz kaldı.

Maç boyunca özellikle savunmada gösterilen direnç ve kritik sayılardaki soğukkanlılık, şampiyonluğun en önemli anahtarlarından biri oldu. Filenin Sultanları, hem hücumda hem de savunmada sergilediği dengeli oyunla rakibine üstünlük kurmayı başardı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türk Voleybolunda Altın Dönem

Son yıllarda uluslararası arenada elde ettiği başarılarla dünya voleybolunun en güçlü ekiplerinden biri haline gelen Türkiye, Milletler Ligi kupasını ikinci kez kazanarak bu başarının tesadüf olmadığını gösterdi.

Avrupa şampiyonluğu ve dünya sıralamasındaki üst düzey konumunun ardından gelen bu yeni zafer, Türk kadın voleybolunun istikrarlı yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. Genç ve tecrübeli oyuncuların uyumlu performansı, milli takımın geleceği adına da önemli bir güven verdi.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Türkiye'de Büyük Coşku Yaşandı

Final karşılaşmasının son sayısıyla birlikte Türkiye'nin dört bir yanında büyük sevinç yaşandı. Meydanlarda, evlerde ve dev ekranların kurulduğu alanlarda maçı takip eden binlerce voleybolsever, şampiyonluğu büyük coşkuyla kutladı.

Sosyal medyada da Filenin Sultanları kısa sürede gündemin ilk sırasına yerleşirken, milli takım oyuncularına ve teknik heyete tebrik mesajları yağdı.

Türkiye, bir kez daha dünya voleybolunun zirvesine adını yazdırırken Filenin Sultanları, elde ettiği ikinci Milletler Ligi şampiyonluğuyla Türk spor tarihine yeni bir altın sayfa ekledi. Bu tarihi başarı, yalnızca bir kupadan ibaret olmayıp Türk voleybolunun uluslararası alandaki kalıcı gücünü de bir kez daha tescillemiş oldu.

Göbeklitepe’den, Rapa Nui Uygarlığına, Timewalk Exhibition Londra’da

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

DEM Müzecilik, antik medeniyetleri ileri teknoloji ve deneyim tasarımıyla buluşturan yeni projesi Timewalk Exhibition’ı Londra’da ziyaretçilerle buluşturdu. Londra’da kapılarını açan sergi, Göbeklitepe’den başlayarak Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui uygarlıklarını tek bir sürükleyici anlatıda buluşturuyor. 12 bin yıllık insanlık tarihini farklı medeniyetler üzerinden tek bir deneyimde anlatan sergi, bu özelliğiyle Londra’da bir ilk olma niteliği taşıyor.

Yaklaşık iki buçuk yıllık çalışmanın ardından 250’den fazla tarihçi, tasarımcı, mimar, mühendis ve teknoloji uzmanının katkısıyla hazırlanan Timewalk Exhibition, arkeolojik araştırmalar temel alınarak geliştirildi. Görsel-işitsel teknolojiler ve çok duyulu deneyim tasarımıyla ziyaretçilere tarihin içinde yolculuk yapma imkânı sunan sergide, 25 dilde sesli rehber ve çocuklara özel anlatım seçeneği de yer alıyor.

Dem Muzecik Timewalk Exhibition Londra 4

Açılışa, Londra Belediye Başkanı’nın İş ve Büyümeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Howard Dawber da katıldı. Konuşmasına Türkçe “Hoş geldiniz” diyerek başlayan Dawber, Londra’nın uluslararası kültür projelerine verdiği öneme dikkat çekerek Timewalk Exhibition’ın kentin kültür ve sanat yaşamına önemli katkı sağlayacağını söyledi.

Dem Muzecik Timewalk Exhibition Londra 2

DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, Timewalk Exhibition ile Türkiye’den dünyaya uzanan yeni bir kültür köprüsü kurduklarını belirterek, insanlığın ortak mirasını çağdaş teknolojilerle yeniden yorumlamayı hedeflediklerini ifade etti.

DEM Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu ise Timewalk Exhibition’ın yalnızca bir sergi değil, ziyaretçileri tarihin içine davet eden sürükleyici bir deneyim olduğunu belirterek, Londra ile başlayan bu kültür yolculuğunu dünyanın farklı şehirlerine taşımayı hedeflediklerini söyledi.

Dem Muzecik Timewalk Exhibition Londra 8

Açılışta konuşan tarih danışmanları Laurence Blair, Dr. Edward Scrivens ve Prof. Eleanor Robson da serginin bilimsel altyapısı ve tarihsel doğruluğuna dikkat çekti. Akademisyenler, antik uygarlıkların yalnızca kalıntılarıyla değil, çağdaş teknolojilerle yeniden canlandırılarak ziyaretçilere benzersiz bir tarih deneyimi sunulduğunu vurguladı.

Dem Muzecik Timewalk Exhibition Londra 6

Daha önce Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi ile Efes Deneyim Müzesi projeleriyle 15 uluslararası ödül kazanan DEM Müzecilik, Timewalk Exhibition ile deneyim müzeciliği alanındaki birikimini ilk kez yurtdışına taşıyarak Türkiye’nin kültürel mirasını uluslararası ziyaretçilerle buluşturuyor.

Londra'da Konut Piyasasında Düşüş! Diğer Ketlerde Yatırım Fırsatları

İngiltere konut piyasasında karışık bir tablo gözlenmekte. Ülke genelinde konut fiyatları son iki yılın en hızlı artışını gösterirken başkent Londra'da yıllık bazda düşüşler kaydedildi.

Yüksek faiz oranları alımları yavaşlatmakla birlikte uzun vadede İngiltere'deki konut fiyatlarının cazibesini koruduğu belirtilmektedir.

Kısa Başlıklarla Genel Görünüm

  • İngiltere genelinde konut fiyatları son iki yılın en hızlı artışını kaydetti.
  • Lloyds Konut Fiyat Endeksi'ne göre, Birleşik Krallık konut fiyatları Haziran 2026'da yıllık bazda %0,6 arttı.
  • Ocak ayında konut fiyatları aylık bazda %0,1 artış gösterdi, ancak bu artış piyasa beklentilerinin altında kaldı.
  • Londra'da konut fiyatları yıllık bazda %1 gerilerken, Güneydoğu İngiltere'de düşüş oranı %2,2 oldu.
  • ONS verilerine göre Eylül 2025 itibarıyla Londra dışındaki tüm bölgeler yıllık fiyat artışı kaydetti.
  • İngiltere'de ortalama ev fiyatı 260.828 sterlin ile geçtiğimiz yılın Ağustos ayındaki zirvenin %4,5 altında seyrediyor.

Independent Mortgage 3

Genel Konut Piyasası Eğilimleri

İngiltere'de konut fiyatları son 25 yılda 4,5 kat artış göstermiştir. RICS konut fiyatları göstergesi yaklaşık iki yıl sonra ilk kez pozitife dönmüştür. Ancak yüksek faiz oranları, konut alım hızını etkileyen önemli bir faktör olmaya devam etmektedir.

Londra ve Bölgesel Farklılıklar

Londra, İngiltere'nin genel konut piyasasından farklı bir seyir izlemektedir. ONS verilerine göre, Eylül 2025 itibarıyla Londra dışındaki tüm bölgeler yıllık bazda fiyat artışı gösterirken başkentte yıllık %1'lik bir düşüş yaşanmıştır. Güneydoğu İngiltere'de ise bu düşüş oranı %2,2'ye ulaşmıştır. Londra'daki bazı örnek daire fiyatları 580.000 sterlin ile 925.000 sterlin arasında değişebilmektedir. Bu durum, yatırımcıların sadece Londra'ya odaklanmak yerine diğer bölgeleri de değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.

Istikbal 860X450 Pxl

Yatırım Cazibesi: İngiltere ve Londra

İngiltere genelinde konut piyasası uzun vadede güçlü bir yatırım aracı olmaya devam etmektedir. Geçmiş 25 yıllık verilere bakıldığında, konut fiyatlarında önemli bir artış eğilimi görülmektedir. Ancak, yüksek faiz oranları ve genel ekonomik belirsizlikler kısa vadede alım kararlarını etkileyebilir. Londra, yüksek kira gelirleri ve uzun vadeli değer artışı potansiyeliyle hâlâ cazip bir yatırım merkezi olsa da, kısa vadeli düşüşler ve diğer bölgelerdeki artışlar, yatırım stratejilerinin çeşitlendirilmesini gerektirebilir.

Gima Sultanim Wafers 667X300

Practical Takeaway

  • Bölgesel Araştırma Yapın: Sadece Londra'ya odaklanmak yerine, İngiltere'nin diğer bölgelerindeki fiyat artışlarını ve yatırım potansiyellerini değerlendirin.
  • Uzun Vadeli Perspektif: İngiltere konut piyasası uzun vadede genellikle değerini koruyan ve artıran bir piyasadır. Kısa vadeli dalgalanmalar yerine uzun vadeli yatırım hedefleri belirleyin.
  • Faiz Oranlarını Takip Edin: Yüksek faiz oranları alım gücünü etkilediği için, piyasa faiz oranlarını ve mortgage koşullarını yakından takip edin.
  • Profesyonel Danışmanlık: İngiltere'de ev satın alma süreçleri ve mortgage sistemi hakkında detaylı bilgi almak için uzmanlardan destek alın.

İnsanlar bir zamanlar on binlerce dil konuşuyordu

Yeni bir araştırma, insanlık tarihindeki dil çeşitliliğinin sanılandan çok daha geç bir dönemde zirveye ulaştığını ve ardından imparatorlukların yükselişiyle birlikte hızla azaldığını ortaya koydu.

Science dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bugün konuşulan diller, geçmişte yaşanan büyük bir "dil darboğazından" sağ çıkabilen az sayıdaki dilin mirası.

Araştırmacılar, bu sonuca ulaşmak için günümüzde yaşayan 171 avcı-toplayıcı topluluğun dil çeşitliliğini analiz etti ve bu verileri kullanarak yaklaşık 12 bin yıl önce, son Buzul Çağı'nın ardından Dünya'da kaç dil konuşulduğunu hesapladı.

Buna göre, o dönemde dünya nüfusu 7 milyonun altındayken, yeryüzünde yaklaşık 4 bin 500 ila 6 bin 200 farklı dil konuşuluyordu.

Istikbal 860X450 Pxl

Dil sayısı binlerce yıl boyunca arttı

Araştırmaya göre dünya nüfusu büyüdükçe dil çeşitliliği de arttı. Yaklaşık bin ila 3 bin yıl önce, yani görece yakın bir dönemde, dünya genelinde on binlerce farklı dil konuşuluyordu. Bilim insanları bu dönemi dil çeşitliliğinin "altın çağı" olarak tanımlıyor.

Ancak bu dönem uzun sürmedi. Araştırmaya göre dil çeşitliliği daha sonra hızlı ve büyük ölçüde geri döndürülemez bir düşüşe geçti.

Çalışmanın yazarlarından Claire Bowern, en şaşırtıcı sonucun dil çeşitliliğinin zirvesinin bu kadar yakın bir tarihte yaşanmış olması olduğunu belirterek, "En yüksek dil çeşitliliği, sanıldığı gibi uzak Paleolitik Çağ'da değil, devletlerin büyüdüğü ve ilk imparatorlukların ortaya çıktığı dönemde yaşanmış olabilir," dedi.

Araştırmacılar, yaklaşık 4 bin yıl önce başlayan İmparatorluklar Çağı'nın ilk aşamada dil çeşitliliğini hemen azaltmadığını, ancak yaklaşık 2 bin yıl önce dünya genelindeki dil sayısının adeta "uçurumdan düşer gibi" azalmaya başladığını belirledi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İmparatorluklar küçük dilleri yok etti

Araştırmaya göre bu gerilemenin temel nedeni, çok uluslu devletlerin ve büyük imparatorlukların genişlemesi oldu.

Güçlenen siyasi yapılar küçük toplulukları bünyelerine kattı ve kendi dillerini egemen hale getirirken yerel diller zamanla ortadan kayboldu.

Bugün 7 bin 500 dil kaldı

Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 7 bin 500 dil konuşuluyor. Bu sayı, 12 bin yıl öncesine göre daha yüksek olsa da dil çeşitliliğinin zirve yaptığı dönemdeki on binlerce dile kıyasla çok daha düşük.

Endangered Languages Project verilerine göre bugün konuşulan dillerin yaklaşık 3 bin 300'ü ciddi tehdit altında. Bunlardan 437'si ise kritik derecede tehlike altında.

Araştırmacılar, son 50 yılda 400'den fazla dilin tamamen yok olduğunu belirtiyor. Bu süreçte sömürgecilik en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.

Örneğin Afrika'daki Kalahari Çölü'nde yerli toplulukların yaşadığı bölgelerin sınırlarla bölünmesi, N|uu dilini konuşan toplulukları parçaladı. Günümüzde bu dili akıcı şekilde konuşabilen yalnızca bir kişi kaldığı belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yasaklar ve ekonomik baskılar etkili oldu

Araştırmaya göre birçok dilin yok olmasında hukuki yasaklar, şiddet ve zorla asimilasyon önemli rol oynadı.

Bunun yanında İngilizce ve İspanyolca gibi baskın dillere yönelme baskısı da dil çeşitliliğinin azalmasına katkı sağladı.

Bilim insanları, günümüzde dil kaybı hızının çok yüksek olmasına rağmen, yeni araştırmanın geçmişte dil yok oluşlarının bugünkünden bile daha hızlı gerçekleştiğini gösterdiğini belirtiyor.

(Euronews)

Bir Milyon Sterlin mi, Garantili 50 Bin mi?

İngiltere merkezli kamuoyu araştırma şirketi YouGov'un gerçekleştirdiği dikkat çekici anket, insanların yüksek kazanç ihtimali karşısında nasıl karar verdiğini gözler önüne serdi.

Araştırmada katılımcılara şu soru yöneltildi:

"Hemen 50 bin sterlin garanti almak mı, yoksa yüzde 50 ihtimalle 1 milyon sterlin kazanma şansını denemek mi?"

Sonuçlar, güvenli seçeneğin açık ara önde olduğunu gösterdi.

Katılımcıların yüzde 73'ü hiçbir risk almadan 50 bin sterlini hemen almayı tercih ederken, yalnızca yüzde 21'i 1 milyon sterlin için yazı tura niteliğindeki riski göze aldı. Kalan yüzde 6 ise kararsız olduğunu belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

Beklenen değer 500 bin sterlin ama tercih yine garanti para

İlk bakışta sonuçlar şaşırtıcı görünüyor.

Çünkü olasılık hesabına göre yüzde 50 ihtimalle kazanılacak 1 milyon sterlinin beklenen değeri 500 bin sterlin.

Yani matematiksel açıdan riskli seçenek uzun vadede çok daha avantajlı.

Ancak davranışsal ekonomi uzmanları, insanların finansal kararlarını yalnızca rakamlarla vermediğini vurguluyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Birçok kişi için bugün elde edilecek 50 bin sterlin;

  • ev peşinatı,
  • kredi borçlarının kapatılması,
  • yüksek faiz yükünden kurtulma,
  • yaşam standartlarının yükseltilmesi

gibi somut faydalar sağlıyor.

Bu nedenle "kesin kazanç", teorik olarak daha yüksek getirili riskli seçeneğin önüne geçebiliyor.

Ekonomik belirsizlik risk iştahını azaltıyor

Uzmanlara göre son yıllarda İngiltere'de yaşanan yüksek enflasyon, artan mortgage faizleri ve yaşam maliyetindeki yükseliş de insanların tercihlerini etkiliyor.

Finansal terapistler, garantili paranın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda psikolojik bir rahatlama sağladığını belirtiyor.

Özellikle geçim sıkıntısı yaşayan bireyler için "kaybetme ihtimali", büyük ödül ihtimalinden daha güçlü bir duygu oluşturuyor.

Davranışsal ekonomide bu durum "kayıptan kaçınma" (loss aversion) olarak tanımlanıyor. Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman ve Amos Tversky'nin geliştirdiği Beklenti Teorisi'ne göre insanlar, aynı büyüklükteki bir kazançtan aldıkları hazdan daha fazlasını olası bir kaybın yaratacağı rahatsızlıkta hissediyor. Bu nedenle güvenli seçenek çoğu zaman psikolojik olarak daha cazip hale geliyor.

Independent Mortgage 3

Erkeklerle kadınlar arasında dikkat çeken fark

Anketin demografik sonuçları da ilgi çekici bir tablo ortaya koydu.

Araştırmaya göre erkekler riskli seçeneği tercih etmeye kadınlardan belirgin şekilde daha yatkın.

Genel eğilim ise yaş, siyasi görüş veya gelir grubundan bağımsız olarak büyük ölçüde aynı kaldı. Bu da risk alma davranışında cinsiyet farkının diğer değişkenlerden daha belirgin olduğunu gösterdi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sosyal medyada büyük tartışma başladı

YouGov anketi sosyal medyada milyonlarca kez görüntülendi.

Bazı kullanıcılar matematiksel olarak doğru kararın 1 milyon sterlin için yazı tura atmak olduğunu savunurken, birçok kişi ise "50 bin sterlin bugün hayatımı değiştirir" görüşünü dile getirdi.

Ekonomistler ise tartışmanın yalnızca olasılık hesabıyla açıklanamayacağını söylüyor.

Bir kişinin mevcut gelir seviyesi, tasarrufları, borçları, ailesinin durumu ve geleceğe ilişkin beklentileri aynı soruya tamamen farklı cevaplar verilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle finans literatüründe yalnızca "beklenen değer" değil, paranın kişiye sağladığı "beklenen fayda" (expected utility) da kararların temel belirleyicisi olarak kabul ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlar: İnsanlar rakam değil, güven satın alıyor

Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuç ise insanların finansal kararlarında yalnızca matematiğe değil, psikolojiye de büyük önem vermesi.

Kâğıt üzerinde daha kazançlı görünen seçenek, gerçek yaşam koşullarında her zaman en çok tercih edilen seçenek olmuyor.

Çünkü birçok kişi için garanti edilen 50 bin sterlin, yalnızca bir para ödülü değil; borçlardan kurtulma, finansal güvenlik ve geleceğe daha umutla bakabilme fırsatı anlamına geliyor. Bu nedenle uzmanlar, ekonomik kararların "rasyonel hesap" kadar "insani ihtiyaçlar ve güven duygusu" tarafından da şekillendiğini vurguluyor.

Londra'da Lüks Oteldeki Gizemli Ölümün Sır Perdesi Aralandı

İngiltere'nin başkenti Londra'nın en prestijli bölgelerinden Kensington'da bulunan Marriott Oteli'ne geçen yıl 19 Kasım'da giriş yapan Suudi Prens Abdullah, yaklaşık bir haftalık konaklama planlamıştı. Geceliği yaklaşık 600 sterlin olan beşinci kattaki odasında kalan prens, 25 Kasım sabahı odasına giren temizlik görevlisi tarafından banyo zemininde tamamen giyinik halde hareketsiz bulundu.

Otel güvenliği ve sağlık ekipleri kısa sürede olay yerine ulaşmasına rağmen yapılan tüm müdahaleler sonuç vermedi ve genç prens olay yerinde yaşamını yitirdi.

Kanında ölümcül madde karışımı tespit edildi

İç Batı Londra Adli Tıp Mahkemesi'nde açıklanan toksikoloji raporu, ölümün nedenini ayrıntılarıyla ortaya koydu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Rapora göre prensin kanında;

  • İngiltere'deki yasal araç kullanma sınırının yaklaşık üç katına ulaşan alkol,
  • Ölümcül seviyede GHB (Gamma-Hidroksibütirat),
  • Xanax,
  • Esrar,
  • Ayrıca tedavi amaçlı kullanılan bazı anksiyete ilaçları bulundu.

Uzmanlar, özellikle GHB ile alkolün birlikte alınmasının solunum ve kalp sistemi üzerinde son derece ağır etkiler oluşturduğunu, bu iki maddenin birlikte kullanımının ölüm riskini önemli ölçüde artırdığını mahkemede ifade etti. Ölüm nedeni ise "çoklu madde kullanımına bağlı gelişen kalp krizi" olarak kayda geçti.

Istikbal 860X450 Pxl

Bağımlılıkla uzun süredir mücadele ediyordu

Mahkemede dinlenen sağlık kayıtları, Prens Abdullah'ın ölümünden birkaç ay önce ciddi bağımlılık tedavisi gördüğünü de ortaya çıkardı.

Genç prens önce, haftalık ücretinin 35 bin sterline kadar ulaştığı belirtilen İngiltere'nin en tanınmış bağımlılık merkezlerinden Priory Kliniği'nde alkol ve reçeteli ilaç bağımlılığı nedeniyle detoks tedavisi gördü. Daha sonra Merseyside bölgesindeki Rainford Hall Rehabilitasyon Merkezi'ne sevk edildi.

Tedavi sürecinde intihar eğilimi göstermediği, taburcu edilirken ruhsal durumunun stabil olarak değerlendirildiği ancak daha sonra planlanan bazı kontrol randevularına katılmadığı da mahkeme kayıtlarına geçti.

Independent Mortgage 3

Son görüntüleri ortaya çıktı

Soruşturma kapsamında incelenen güvenlik kamerası kayıtları da ölümün seyrini netleştirdi.

Kayıtlara göre prens, ölümünden önceki akşam otelden kısa süreliğine yalnız başına çıkarak sigara içti ve daha sonra yeniden odasına döndü. Bu görüntüler, onun hayattayken kaydedilen son görüntüleri oldu.

Mahkeme, odasına başka hiç kimsenin girmediğini, kapının içeriden kilitli olduğunu ve olay gecesi üçüncü bir kişinin bulunduğuna ilişkin hiçbir delile ulaşılamadığını açıkladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"İntihar değil, talihsiz bir kaza"

Adli Tabip Yardımcısı Jean Harkin, soruşturma sonunda verdiği kararda olay yerinde herhangi bir intihar notu bulunmadığını, dış müdahaleye ilişkin hiçbir bulguya rastlanmadığını ve tüm delillerin ölümün istem dışı gerçekleştiğini gösterdiğini söyledi.

Bu nedenle mahkeme, İngiliz hukukunda "death by misadventure" olarak tanımlanan ve kişinin istemeden yaptığı riskli davranış sonucunda yaşamını yitirmesi anlamına gelen "kaza sonucu ölüm" kararını verdi.

Suudi Arabistan'da cenaze töreni düzenlendi

Mahkeme dosyasında yer alan bilgilere göre Prens Abdullah'ın cenazesi daha sonra Suudi Arabistan'a götürüldü. Riyad'daki İmam Turki bin Abdullah Camii'nde düzenlenen cenaze namazının ardından toprağa verildi. Suudi Kraliyet Divanı da prensin ülke dışında hayatını kaybettiğini doğrulayan resmi bir taziye açıklaması yayımlamıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlardan uyarı

Bağımlılık uzmanları, özellikle alkol ile GHB'nin birlikte kullanımının dünyadaki en ölümcül madde kombinasyonlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Her iki madde de merkezi sinir sistemini baskıladığı için bilinç kaybı, solunumun durması ve ani kalp durması riskini ciddi ölçüde artırıyor. Mahkemede sunulan adli tıp bulguları da Prens Abdullah'ın ölümünün bu ölümcül etkileşim sonucu meydana geldiğini ortaya koydu.

Olayla ilgili gelişmeler kronoloji şöyle:

  • 19 Kasım 2025: Kensington'daki Marriott Oteli'ne bir haftalık konaklama için giriş yaptı.
  • 24 Kasım 2025 akşamı: Güvenlik kameralarına göre son kez otelden dışarı çıkıp sigara içerken görüldü.
  • 25 Kasım 2025 sabahı: Temizlik görevlisi tarafından beşinci kattaki odasının banyosunda hareketsiz halde bulundu. Sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen olay yerinde hayatını kaybetti.
  • 23-24 Temmuz 2026: İç Batı Londra Adli Tıp Mahkemesi'nde görülen soruşturma sonunda ölümün alkol, GHB ve diğer maddelerin birlikte kullanımına bağlı gelişen kalp krizi nedeniyle meydana geldiği ve hukuki olarak "kaza sonucu ölüm" (death by misadventure) olduğuna karar verildi.

Prensin ölümü 25 Kasım 2025'te gerçekleşti, adli soruşturma sonucu Temmuz 2026'da açıklandı.

Türk pilotlar ağustosta İngiltere'de Eurofighter eğitimine başlıyor

Türkiye'nin Eurofighter Typhoon savaş uçaklarını envantere katma sürecinde eğitim safhası resmen başlıyor.

Millî Savunma Bakanlığı'nın haftalık bilgilendirme toplantısında yapılan açıklamaya göre, Eurofighter tedarik programı kapsamında ilk grup Türk uçucu personelin Ağustos 2026 içerisinde Birleşik Krallık'a gönderilmesi planlanıyor. Personelin, İngiltere'ye ulaşmasının ardından kısa süre içinde uçuş eğitimlerine başlaması hedefleniyor.

Bu adım, yalnızca uçakların teslimatına değil, aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri'nin yeni platforma operasyonel olarak hazırlanmasına yönelik en önemli aşamalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Pilotların ardından bakım personeli de eğitilecek

MSB kaynakları, imzalanan eğitim ve destek sözleşmesi kapsamında yalnızca pilotların değil, bakım ve teknik personelin de kademeli olarak Birleşik Krallık'a gönderileceğini belirtti.

Yıllara yayılan plan doğrultusunda Türkiye'den gönderilecek personel, Eurofighter Typhoon'un uçuş, bakım, lojistik ve teknik destek süreçlerinde görev alacak. Böylece uçakların hizmete girmesiyle birlikte gerekli insan kaynağının da hazır hale getirilmesi amaçlanıyor.

Mart ayında eğitim ve destek anlaşması imzalanmıştı

Bugünkü gelişme, Mart 2026'da Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan kapsamlı eğitim ve destek anlaşmasının uygulama sürecine geçildiğini gösteriyor.

İngiltere Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre söz konusu anlaşma, Türk pilotlarının ve yer personelinin İngiltere'de eğitilmesini, uzun vadeli bakım ve lojistik desteğini kapsıyor. Anlaşma, Ekim 2025'te imzalanan Eurofighter satış sözleşmesinin ikinci önemli ayağını oluşturuyor.

Independent Mortgage 3

20 uçaklık ilk paket için hazırlık sürüyor

Türkiye ile Birleşik Krallık arasında 2025 yılında imzalanan yaklaşık 8 milyar sterlin değerindeki anlaşma kapsamında ilk etapta 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağının tedarik edilmesi kararlaştırılmıştı. Eğitim faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte teslimat öncesindeki operasyonel hazırlık süreci de hız kazanmış oldu.

Savunma uzmanları, pilot ve teknik personelin eğitimine erken başlanmasının, uçakların teslim edilmesinin ardından Türk Hava Kuvvetleri'nin sistemi daha kısa sürede aktif olarak kullanabilmesine imkân sağlayacağını değerlendiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Türkiye-İngiltere savunma iş birliği derinleşiyor

Eurofighter programı, son dönemde Ankara ile Londra arasında hızla gelişen savunma sanayi iş birliğinin en önemli projeleri arasında yer alıyor.

Pilot eğitimlerinin başlamasıyla birlikte iki ülke arasındaki teknik iş birliğinin daha da güçlenmesi beklenirken, programın ilerleyen safhalarında ilave eğitim faaliyetleri, bakım desteği ve ortak teknik çalışmaların da devam edeceği ifade ediliyor. Böylece Türkiye, yeni nesil hava gücü kapasitesini oluştururken, Eurofighter Typhoon filosunun etkin şekilde kullanılmasına yönelik hazırlıklarını da eş zamanlı olarak sürdürüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Teşvik verilen elektrikli otomobil listesine bir marka daha girdi

İngiltere hükümetinin karbon emisyonlarını azaltmak ve elektrikli otomobillere geçişi hızlandırmak amacıyla yeniden hayata geçirdiği elektrikli araç teşvik programı genişlemeye devam ediyor. Son olarak Fiat'ın tamamen elektrikli modeli 500e, devletin sağladığı 3.750 sterlinlik Elektrikli Araç Hibesi (Electric Car Grant) kapsamına alındı.

Destekle birlikte Fiat 500e Icon versiyonunun başlangıç fiyatı 17.245 sterline kadar düştü. Böylece model, İngiltere pazarındaki en uygun fiyatlı yeni elektrikli otomobiller arasında yerini aldı.

Fiat yetkilileri, güncellenen fiyatların tüm yetkili bayilerde geçerli olduğunu ve siparişlerin alınmaya başlandığını açıkladı. İlk teslimatların ise önümüzdeki haftalarda müşterilere ulaştırılması planlanıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İki farklı batarya seçeneği sunuluyor

Fiat 500e, farklı kullanım ihtiyaçlarına hitap eden iki batarya seçeneğiyle satışa sunuluyor.

Giriş seviyesindeki 24 kWh bataryaya sahip versiyon, tek şarjla yaklaşık 118 mil (190 kilometre) menzil sunuyor. Daha uzun yol yapmak isteyen kullanıcılar ise 42 kWh bataryalı modeli tercih edebiliyor. Bu versiyon ise 202 mile (325 kilometre) kadar sürüş mesafesi sağlayabiliyor.

Her iki model de hızlı şarj desteğine sahip. Uygun hızlı şarj istasyonlarında bataryanın büyük bölümü yaklaşık yarım saat içinde doldurulabiliyor. Bu özellik özellikle şehir yaşamında ve günlük kullanımda önemli bir avantaj sağlıyor.

Independent Mortgage 3

Şehir otomobili olarak öne çıkıyor

Retro tasarım çizgilerini modern teknolojiyle birleştiren Fiat 500e, özellikle dar şehir sokakları ve yoğun trafik koşulları için geliştirilen kompakt yapısıyla dikkat çekiyor.

Elektrikli motorun sessiz çalışması, düşük işletme maliyeti ve bakım masraflarının içten yanmalı otomobillere göre daha düşük olması da modeli ilk kez elektrikli otomobil satın almayı düşünen sürücüler için cazip hale getiriyor.

Araçta dijital gösterge paneli, dokunmatik multimedya sistemi, Apple CarPlay ve Android Auto desteği, gelişmiş sürüş destek sistemleri ile çeşitli güvenlik donanımları standart veya donanım seviyesine göre sunuluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Elektrikli araç satışlarında rekabet hızlanıyor

İngiltere otomotiv pazarında son aylarda elektrikli otomobil üreticileri arasındaki fiyat rekabeti giderek artıyor. Birçok marka devlet teşvikiyle birlikte fiyatlarını yeniden düzenlerken, daha fazla model hibe kapsamına alınmak için gerekli emisyon ve üretim kriterlerini karşılamaya çalışıyor.

Uzmanlar, özellikle 20 bin sterlinin altına inen elektrikli otomobillerin pazardaki dönüşüm açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekiyor. Uygun fiyatlı modeller sayesinde daha geniş bir tüketici kitlesinin elektrikli araçlara yönelmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetin hedefi net sıfır emisyon

İngiltere hükümeti, ulaşım sektöründen kaynaklanan karbon salımını azaltmak amacıyla elektrikli araçlara geçişi stratejik öncelik olarak görüyor.

Bu kapsamda yalnızca otomobil alımlarına yönelik hibeler değil, ülke genelinde hızlı şarj altyapısının genişletilmesi için de milyarlarca sterlinlik yatırım programı yürütülüyor. Kamu ve özel sektör iş birliğiyle yeni şarj istasyonlarının kurulması teşvik edilirken, apartman sakinleri ve iş yerleri için de ayrı destek mekanizmaları uygulanıyor.

Yetkililer, devlet desteğinin hem elektrikli araç satışlarını artıracağını hem de İngiltere'nin 2050 net sıfır karbon hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağını belirtiyor. Sektör temsilcileri ise Fiat 500e gibi daha uygun fiyatlı modellerin teşvik kapsamına alınmasının elektrikli otomobilleri daha geniş kesimler için ulaşılabilir hale getireceğini ve pazarın büyümesini hızlandıracağını ifade ediyor.

İngiltere'de Emeklilik Yaşı Tartışması Büyüyor!

İngiltere'de devlet emeklilik yaşının beklenenden yedi yıl önce 68'e yükseltileceği yönündeki haberler siyaset ve ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti.

Tartışmanın merkezinde, Bütçe Sorumluluğu Ofisi'nin (OBR) yayımladığı uzun vadeli mali görünüm raporu bulunuyor. Raporda, devlet emeklilik yaşının mevcut takvim yerine 2037-2039 yılları arasında 68'e yükseltilmesinin kamu maliyesi açısından temel varsayım olarak değerlendirildiği ifade edilirken, bu değişikliğin gecikmesi halinde devlet bütçesine yıllık yaklaşık 6 milyar sterlin ek yük bineceği öngörüldü.

Bu değerlendirme, özellikle 1971-1977 yılları arasında doğan yaklaşık 5 milyon kişiyi yakından ilgilendirdiği gerekçesiyle geniş yankı uyandırdı.

Independent Mortgage 3

Hükümet: "Yasa değişmedi"

Artan tartışmalar üzerine açıklama yapan Emeklilik Bakanı Torsten Bell, emeklilik yaşının erkene çekildiğine ilişkin haberlerin mevcut hükümet kararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bell, yürürlükteki mevzuata göre devlet emeklilik yaşının hâlâ 2044-2046 yılları arasında 68'e yükseleceğini belirterek, hükümetin bu takvimi değiştiren herhangi bir karar almadığını vurguladı. Ayrıca önceki Muhafazakâr hükümetin 68 yaşın daha erken uygulanmasını istediğini, ancak bunun hiçbir zaman yasalaşmadığını da hatırlattı.

Hazine Bakanlığı da benzer bir açıklama yaparak mevcut yasal düzenlemenin değişmediğini ve emeklilik yaşına ilişkin üçüncü resmi incelemenin devam ettiğini doğruladı. İncelemenin tamamlanmasının ardından hükümetin nihai kararını açıklaması bekleniyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mali baskılar artıyor

OBR, İngiltere'nin hızla yaşlanan nüfusu nedeniyle emeklilik harcamalarının önümüzdeki yıllarda ciddi biçimde yükseleceğine dikkat çekiyor.

Rapora göre devlet emekliliği harcamalarının önümüzdeki yarım yüzyılda milli gelirin yaklaşık yüzde 5'i seviyesinden yüzde 9'una yaklaşması bekleniyor. Bu artışın en önemli nedenleri arasında yaşam süresinin uzaması ve emekli maaşlarını enflasyon, ücret artışı veya yüzde 2,5'in en yükseğine göre artıran "Triple Lock" sistemi gösteriliyor.

Ekonomistler, emeklilik yaşının artırılması, Triple Lock sisteminin gözden geçirilmesi veya vergi düzenlemeleri gibi seçeneklerin önümüzdeki yıllarda kamu maliyesinin en önemli başlıklarından biri olacağını değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

OECD de reform çağrısı yaptı

Emeklilik sistemi üzerindeki baskı yalnızca OBR tarafından değil, uluslararası kuruluşlar tarafından da gündeme getiriliyor.

OECD geçen hafta yayımladığı değerlendirmede, mevcut Triple Lock sisteminin uzun vadede kamu maliyesi üzerinde önemli yük oluşturacağını belirterek hükümete emeklilik reformlarını değerlendirme çağrısında bulundu. Ancak Başbakan Andy Burnham hükümeti, mevcut parlamento dönemi boyunca Triple Lock uygulamasını koruma taahhüdünü sürdürdüğünü açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Karar henüz verilmedi

Uzmanlar, kamuoyunda oluşan "68 yaş kesinleşti" algısının doğru olmadığını vurguluyor.

Şu aşamada yürürlükte bulunan yasa değişmediği için devlet emeklilik yaşı 2026-2028 döneminde 67'ye, ardından 2044-2046 döneminde 68'e yükselecek. Ancak devam eden üçüncü resmi inceleme sonucunda hükümetin farklı bir takvim önermesi ve bunun Parlamento tarafından yasalaştırılması halinde bu tarihler değişebilecek.

Bu nedenle OBR'nin raporunda yer alan 2037-2039 takvimi hükümetin kesinleşmiş politikası değil, kamu maliyesine ilişkin bir varsayım ve olası senaryo olarak değerlendiriliyor.

Özgür Özel CHP'deki son grup toplantısında 'yeni partiyi' duyurdu

Özgür Özel, CHP'de yaptığı son grup toplantısında yeni partiyi kuracaklarını açıkladı. Yeni oluşumun TBMM'de ana muhalefet partisi olacağını söyleyen Özel, Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 2 milyon üyeyle seçime gitme çağrısı yaparak 'Hodri meydan,' dedi.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş lideri ve Grup Başkanı Özgür Özel, salı günü yapılan parti grup toplantısında, yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı.

Özgür Özel, CHP'de yaptığı son grup toplantısında yeni partiyi kuracaklarını açıkladı. Yeni oluşumun TBMM'de ana muhalefet partisi olacağını söyleyen Özel, Kılıçdaroğlu'na yaklaşık 2 milyon üyeyle seçime gitme çağrısı yaparak 'Hodri meydan,' dedi.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) seçilmiş lideri ve Grup Başkanı Özgür Özel, salı günü yapılan parti grup toplantısında, yeni bir siyasi parti kuracaklarını açıkladı.

onuşmasını "mecbur bırakılmış, vakti gelmiş hüzünlü bir vedanın eşiği" olarak nitelendiren Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız," dedi ve buna karşılık yeni bir başlangıcın umudunu taşıdıklarını ifade etti.

CHP'nin TBMM grup kürsüsüne veda edeceklerini ancak ana muhalefet partisi konumunu koruyacaklarını iddia eden Özel, teknik işlemlerin ardından milletvekilleriyle birlikte kuracakları partinin "TBMM'nin ana muhalefet partisi olacağını" iddiasını sundu.

Siyasette "gömlek çıkarmadıklarını", ülkenin geleceği için "ateşten bir gömlek giydiklerini" söyleyen Özel, hedeflerinin ana muhalefette kalmak değil iktidara gelmek olduğunu vurgulayarak, "Artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda edip iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşacağımız günleri sayıyoruz," ifadelerini kullandı.

Yeni parti kararının bir ayrılık veya vazgeçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Özel, "Bu, Türkiye'de değişimi daha güçlü şekilde sürdürmenin ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır," dedi.

Geçiş süreci kademeli yürütülecek

Özel, milletvekillerinin katılımıyla kurulacak partiye belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve diğer yöneticilerin hemen geçmesi yönünde baskı yapılmamasını istedi.

Sürecin planlanan bir takvim doğrultusunda ilerleyeceğini belirten Özel, "Yarın sabah kimse belediye başkanına 'Sen niye geçmedin?', belediye meclisi üyesine 'Hâlâ niye buradasın?' demesin," diye konuştu.

Yeni oluşumun "doğru takvimlendirilmiş, doğru hazırlanmış ve riskleri analiz edilmiş" bir planla büyütüleceğini söyleyen Özel, geçiş sürecindeki temel ilkelerini "Kimseyi geride bırakmayacağız," sözleriyle açıkladı.

Özel, kendileriyle birlikte olmadığını açık biçimde ilan etmeyen herkesin bu siyasi yürüyüşün parçası olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

"Ben yeni partide yokum, Özgür Özel ve arkadaşlarıyla birlikte değilim" dediği doğrudan duyulmayan herkesin kendileriyle hareket ettiğini savunan Özel, belediye başkanlarının da sürecin dışında bırakılmayacağını söyledi.

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Zeydan Karalar ve Vahap Seçer'in isimlerini anan Özel, "Bu iktidar yürüyüşünde ne Ekrem İmamoğlu'nu ne Mansur Yavaş'ı geride bırakırız. Ne Zeydan Karalar Adana'da ne Vahap Seçer Mersin'de kalır," dedi.

Kılıçdaroğlu'na 'Hodri meydan' çağrısı: Yüzde 90'ın altındaki oyu güvensizlik sayarım

Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Özel, CHP genel başkanının yaklaşık iki milyon üyenin katılacağı bir seçimle belirlenmesi çağrısında bulundu.

Yarıştıkları kurultayın veya son kurultayın delegeleriyle de sandığa gitmeye hazır olduğunu belirten Özel, "En doğrusu, iki milyon üyemizin her biriyle sandığı ortaya koyalım. Genel başkana onlar karar versin. Yüzde 90'ın altındaki oyu güvensizlik sayarım, partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın?" dedi.

Bu noktayı siyasi mücadelede kritik bir eşik olarak nitelendiren Özel, "Tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerden kopacaksa burada kopacak," ifadelerini kullandı.

Özel, Kılıçdaroğlu'na yönelik sözlerini, "Kimse bana particilik oynamayacak. Ya Cumhuriyet Halk Partili gibi davranılacak ya da Saray'dan alınan talimatlar unutulacak," diye sürdürdü.

Yaşanan süreçte kişi ve kurumların takındığı tutumları unutmayacaklarını söyleyen Özel, "Size söz veriyorum, her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız," dedi.

Yapılanların zaman içinde unutulup sorumluların yanına kâr kalacağının düşünülmemesi gerektiğini belirten Özel, "Zalimi zalim, mazlumu mazlum; tembeli tembel, emek vereni çalışkan; sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı kahraman olarak anacağız. Dost olanı da olmayanı da bugünlerdeki tutumunu unutmadan hatırlayacağız. Millet de hatırlayacak," ifadelerini kullandı.

Konuşmasını "Tarih kaydediyor. Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak," sözleriyle sürdürdü.

'Türkiye İttifakı' için geniş katılım çağrısı

Özel, yeni oluşumun yalnızca sosyal demokrat seçmene seslenen bir parti olmayacağını belirterek farklı siyasi kesimlere "Türkiye İttifakı" çatısı altında birlikte hareket etme çağrısı yaptı.

Yerel seçimlerde yüzde 25 seviyesinden yüzde 38'e ulaşırken sosyal demokratlar, muhafazakâr demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar, sosyalistler ve liberal demokratlarla birlikte hareket ettiklerini savunan Özel, bu yaklaşımı sürdüreceklerini söyledi.

"Atatürk'le, Misak-ı Milli sınırlarıyla ve Cumhuriyet ile sorunu olmayan bütün demokratları Türkiye İttifakı'nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum," diyen Özel, yeni partinin geniş bir demokratik birliktelik oluşturmayı hedefleyeceğini belirtti.

Özel; kontrollü muhalefeti, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları karşı karşıya getiren siyasi dili, devleti partiye dönüştüren yaklaşımı ve siyaseti hukuk yoluyla şekillendirme girişimlerini reddettiklerini söyledi.

Yeni bir siyasi rekabet anlayışı oluşturacaklarını savunan Özel, eski ve yozlaşmış siyaset anlayışını geride bırakarak "yeni nesil siyaset" kurmayı amaçladıklarını ifade etti.

'Partinin adı ve logosu değişir ancak bizi bölemezler'

Özel, yeni parti kararının CHP kadrolarında bir bölünmeye yol açmayacağını savundu.

"Partinin adı değişir, logosu değişir, gün gelir devran değişir. Ayrı düşenler birleşir ama bizim birlikteliğimizi bölemezler," diyen Özel, bu birlikteliğin 103 yıllık bir siyasi geleneğe dayandığını söyledi.

CHP binalarından ayrılmalarının partinin tarihsel mirasından vazgeçtikleri anlamına gelmediğini belirten Özel, "Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp çıktık. Miras bizdedir, meşruiyet bizdedir, yetki bizdedir, görev bizdedir," ifadelerini kullandı.

Konuşmasının yeni partiye ilişkin bölümünü salondakilere yönelttiği "Yeni bir yol açmaya var mısınız?" sorusuyla tamamlayan Özel, "Yolları kapattılar, yeni bir yol açıyoruz. Yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz, iktidara yürüyeceğiz," dedi.

Kılıçdaroğlu'na kurultay tepkisi

Özel, konuşmasının devamında CHP'deki kurultay ve "butlan" tartışmalarına değindi. Sürecin çözülmesi için bütün hukuki ve siyasi yolları denediklerini söyleyen Özel, parti yönetimine kurultay çağrısı yaptıklarını ancak bu talebin karşılanmadığını belirtti.

Tedbir kararının kurultaya engel olmadığını savunan Özel, 32 hukuk profesörü ile ilgili kanunun hazırlanmasında görev alan üç akademisyenin de aynı yönde görüş bildirdiğini aktardı. Özel, "Tedbir kararı kurultaya engel değildir. Aksine kurultay yapılmasını zorunlu kılar," dedi.

İlgili kanunun hazırlanmasında görev alan üç hukuk profesörünün de aynı değerlendirmeyi yaptığını belirten Özel, tedbir kararının kurultayı engellemek bir yana, parti iradesinin yeniden oluşturulmasını zorunlu hale getirdiğini savundu.

Özel, dokuz milletvekili ile dört PM üyesinin ihraç süreçleri üzerinden Parti Meclisindeki çoğunluğun düşürülmeye çalışıldığını öne sürdü. Altmış kişilik PM'nin üye sayısının 23'e kadar gerilediğini belirten Özel, bu durumda kanun gereği kurultayın derhal toplanması gerektiğini söyledi.

Kurultay talebiyle bin 40 delegeden imza toplandığını belirten Özel, bu delegelerin yaklaşık 500'ünün 2023'teki genel başkanlık seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu'na oy verdiğine dikkat çekti.

Özel, söz konusu delegelerin önceki tercihlerinden bağımsız olarak partinin geleceği için yeniden kurultay istediğini savundu.

Kadın ve gençlik kollarına müdahale eleştirisi

Özel, "butlan" kararının ardından seçilmiş il ve ilçe örgütlerine müdahale edildiğini ileri sürdü.

Geçmişte Kılıçdaroğlu döneminde görev yapan bazı il başkanlarının daha sonra yeniden seçildiğini ancak kendisine destek verdikleri için görevden alındığını savunan Özel, 74 seçilmiş il başkanının grup toplantısına katıldığını söyledi.

Bilecik'te kadın üyeler tarafından seçilen kadın kolları il başkanının görevden alındığını belirten Özel, kadınların iradesine Ankara'dan atanan erkek yöneticilerin müdahale ettiğini ifade etti.

Benzer müdahalelerin gençlik kollarında da yaşandığını öne süren Özel, "Otuz yaş altındaki gençlerin seçtiği gençlik kolları başkanlarını, 70 yaş üstündekiler Ankara'dan belirliyor," dedi.

Özel, bu müdahalelerin kaynağında "butlan" kararının bulunduğunu savunarak, "Kadının seçtiğine karşı Saray'ın seçtirdikleri, gençlerin seçtiğine karşı Saray'ın yetkilendirdikleri karar verecek," ifadelerini kullandı.

Parti içi kongre sürecinin aylarca sürdürülmek istendiğini belirten Özel, bunun CHP kadrolarını kendi aralarında mücadeleye yönelterek iktidar hedefinden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.

Özel, genel başkanlık meselesinin delegeler veya yaklaşık iki milyon CHP üyesinin katılacağı bir seçimle çözülmesi çağrısını da yineledi. Böyle bir seçimde yüzde 90'ın altında oy almayı güvensizlik olarak kabul edeceğini ve partinin önünü açacağını söyledi.

'Ekrem'i bırak, Ankara merkezli siyaset yap dediler'

Özel, kendisine İmamoğlu'ndan ve tutuklu belediye başkanlarından uzaklaşması yönünde mesajlar iletildiğini öne sürdü.

"Ankara merkezli siyaset yap, otobüsün üzerinden in, Ekrem'i bırak" şeklinde çağrılar aldığını anlatan Özel, arkadaşlarıyla arasına mesafe koyması karşılığında uzun yıllar parti yönetiminde kalabileceğinin söylendiğini iddia etti.

Özel, bu öneriyi şu sözlerle anlattı:

"Gel, burada çimento var, kum var, harç var. Karalım, eline verelim. Arkadaşlarının üzerine betonu sen dök. Daha 50 yaşındasın, 80'e kadar 30 yıl partinin başında oturursun, diyorlar."

Böyle bir uzlaşmayı kabul etmeyeceğini söyleyen Özel, önlerindeki yol ayrımının parti içindeki konumunu korumak ile tutuklu yol arkadaşları için mücadele etmek arasında bulunduğunu belirtti.

Belediye başkanlarına yönelik operasyonların partiyi "adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme" amacı taşıdığını savunan Özel, Ekrem İmamoğlu ile belediye başkanları, meclis üyeleri ve bürokratların çeşitli suçlamalarla hedef alındığını söyledi.

Bağımsız yargıya güvendiklerini ve yargı süreçlerini takip edeceklerini ifade eden Özel, bununla birlikte arkadaşlarından uzaklaşması veya partinin onlardan "arındırılması" yönünde bir tutum benimsemeyeceğini vurguladı.

2023'teki değişim sürecini hatırlattı

Özel, konuşmasında 2023 genel seçimlerinin ardından başlayan CHP'deki değişim hareketini de anlattı.

14 ve 28 Mayıs seçimlerindeki yenilgilerin ardından toplumda yaşanan hayal kırıklığını gördüklerini ifade eden Özel, CHP'nin bu tablo karşısında öz eleştiri yapması ve yeni bir yol açması gerektiğini savunduklarını söyledi.

O dönemde partinin oy oranının yüzde 13-14 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Özel, aynı siyasi anlayışla yerel seçime gidilmesi halinde daha büyük bir yenilgi yaşanacağını düşündüklerini aktardı.

CHP'de genel başkan değişikliğinin mevcut delege yapısıyla mümkün olmadığı yönündeki değerlendirmeleri hatırlatan Özel, delegelerin yalnızca parti yöneticilerini değil, sokaktan ve ailelerinden gelen talepleri de dinlediğini söyledi.

2023 kurultayındaki "Delege, sokağın sözünü dinle" sloganını hatırlatan Özel, partinin tarihinde ilk kez görevdeki bir genel başkanın yarışmalı seçimle değiştirildiğini belirtti.

Genel başkan değişikliğinin yalnızca kadroları değil, yönetim anlayışını da değiştirdiğini savunan Özel, partide üyeleri ve örgütleri dinleyen bir yapının göreve geldiğini söyledi.

Yerel seçim sonuçlarını değişim sürecine bağladı

Özel, 2024 yerel seçimlerinde elde edilen sonucu 2023 kurultayında başlayan değişim sürecinin devamı olarak değerlendirdi.

Kurultay ile yerel seçim arasında yalnızca dört ay bulunduğunu hatırlatan Özel, bu dönemde aday belirleme süreçlerinde kadınlara, gençlere, ölçme ve değerlendirme yöntemlerine ağırlık verdiklerini söyledi.

İzmir'de dokuz kadın adaydan sekizinin, 14 genç adaydan ise 13'ünün seçildiğini belirten Özel, aday tercihlerinde kişisel yakınlık yerine seçim başarısını ve değişim görüntüsünü esas aldıklarını savundu.

CHP'nin 47 yıl sonra ilk kez birinci parti olduğunu vurgulayan Özel, genel başkanlık yarışında verdiği "Partiyi bir seçimde ikinci sıraya düşürürsem kurultayı toplar ve yeniden aday olmam" sözünü hatırlattı.

Yerel seçimin ardından iktidarın "demokrasi sınavını" geçemediğini ileri süren Özel, seçimi kazanırken milli iradeyi savunanların kaybettiklerinde sonucu kabul etmediğini ifade etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gençlere gece yarısı sosyal medya kısıtlaması geliyor

İngiltere'de İşçi Partisi hükümeti, çocuklar ve gençlerin dijital platformlarda daha güvenli vakit geçirmesini sağlamak amacıyla sosyal medya kullanımına yönelik yeni bir uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Hükümetin üzerinde çalıştığı sistem kapsamında, gelecek bahar aylarından itibaren 16 ve 17 yaşındaki gençlerin sosyal medya hesaplarında gece 00.00 ile 06.00 saatleri arasında erişim kısıtlaması varsayılan ayar olarak aktif hale gelecek.

Uygulama zorunlu olmayacak. Genç kullanıcılar dilerlerse hesap ayarlarından birkaç adımda bu sınırlamayı kaldırabilecek. Ancak hükümet, varsayılan ayarın büyük bölümünün değiştirilmeden kullanılacağını ve bunun gençlerin ekran başında geçirdiği süreyi azaltacağını öngörüyor.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Amaç uyku düzenini ve ruh sağlığını korumak

Yeni düzenlemenin temel hedefleri arasında gençlerin daha kaliteli uyuması, eğitim hayatındaki başarılarının desteklenmesi ve aileleriyle yüz yüze geçirdikleri zamanın artırılması bulunuyor.

Uzmanlar, özellikle gece saatlerinde sosyal medya kullanımının uyku kalitesini olumsuz etkilediğini, dikkat dağınıklığına neden olduğunu ve uzun vadede ruh sağlığı üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabildiğini belirtiyor. Yapılan birçok araştırma, geç saatlere kadar telefon kullanan gençlerde uyku süresinin azaldığını, akademik performansın düştüğünü ve kaygı düzeyinin arttığını ortaya koyuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Bağımlılık oluşturan özellikler de sınırlandırılacak

İngiliz hükümeti yalnızca kullanım saatlerini değil, sosyal medya platformlarının kullanıcıları çevrim içi tutan tasarım özelliklerini de hedef alıyor.

Teknoloji Bakanı Liz Kendall, otomatik video oynatma özelliği, sonsuz içerik akışı (infinite scroll), kişiselleştirilmiş öneri algoritmaları ve kullanıcıyı platformda daha uzun süre tutmayı amaçlayan bazı etkileşim mekanizmalarının da varsayılan olarak devre dışı bırakılmasının planlandığını açıkladı.

Hükümete göre özellikle 16 yaşına yeni giren gençler, çocuk hesaplarından yetişkin hesaplarına geçtiklerinde bir anda bu bağımlılık oluşturabilecek özelliklerle karşılaşıyor. Yeni sistem, bu geçişi daha kontrollü hale getirmeyi amaçlıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Daha önce 16 yaş altına yönelik adım atılmıştı

Yeni uygulama, İngiltere'nin çocukların çevrim içi güvenliğini artırmaya yönelik daha geniş kapsamlı dijital politika paketinin devamı niteliğinde değerlendiriliyor.

Geçtiğimiz aylarda açıklanan düzenlemeler kapsamında, 16 yaşın altındaki çocukların Snapchat, TikTok, Instagram, Facebook, YouTube ve X gibi platformlarda karşılaşabilecekleri zararlı içeriklerin sınırlandırılması, yaş doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi ve çocuk hesaplarında daha sıkı gizlilik ayarlarının uygulanması yönünde yeni kurallar gündeme gelmişti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Online Safety Act'ın kapsamı genişliyor

İngiltere'de yürürlükte bulunan Online Safety Act (Çevrim İçi Güvenlik Yasası) çerçevesinde teknoloji şirketlerinden çocukları zararlı içeriklerden koruyacak sistemler geliştirmeleri isteniyor. Düzenleyici kurum Ofcom da platformların risk değerlendirmesi yapmasını, yaş doğrulama yöntemlerini güçlendirmesini ve çocuklara yönelik güvenlik önlemlerini artırmasını talep ediyor.

Yeni gece kısıtlamasının da bu yasal çerçevenin bir uzantısı olarak uygulanması planlanıyor.

Teknoloji şirketlerinin yaklaşımı merak konusu

Uzmanlar, sistemin başarısının büyük ölçüde sosyal medya platformlarının uygulamaya nasıl uyum sağlayacağına bağlı olduğunu belirtiyor. Düzenleme varsayılan ayar şeklinde uygulanacağı için kullanıcıların isterlerse kısıtlamayı kaldırabilmesi, uygulamanın etkinliği konusunda farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Dijital haklar savunucuları, gençlerin güvenliğinin artırılmasını desteklemekle birlikte kullanıcıların mahremiyetinin korunması ve yaş doğrulama sistemlerinin kişisel verileri gereksiz şekilde toplamaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dijital bağımlılıkla mücadelede yeni model

İngiltere hükümeti, yeni uygulamayla gençlerin sosyal medyada geçirdikleri süreyi azaltmayı, bağımlılık oluşturan dijital tasarımların etkisini sınırlandırmayı ve daha sağlıklı bir dijital yaşam kültürü oluşturmayı hedefliyor.

Uygulamanın gelecek bahar döneminde devreye alınması planlanırken, düzenlemenin ardından teknoloji şirketlerinin sistemlerini yeni kurallara uyumlu hale getirmesi bekleniyor. İngiltere'nin bu adımı, dijital platformların genç kullanıcılar üzerindeki etkisini sınırlandırmaya yönelik Avrupa'da atılan en kapsamlı girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Independent Mortgage 3

ATMB Başkanı Keleş'ten, Türkiye ve İngiltere ilişkilerinde, stratejik aşama vurgusu

Avrupalı Türk Markalar Birliği Başkanı Vehbi Keleş, Türkiye ile İngiltere arasında birçok alanda eş zamanlı gelişmelerin yaşandığını belirterek, "Bu durum, Türkiye ile İngiltere ilişkilerini yeni bir stratejik ortaklık seviyesine taşıyor." dedi.

Keleş, Türkiye ve İngiltere arasında güncellenen STA müzakerelerinin beşinci turunun tamamlanması ve geçen hafta Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nde imzalanan güvenlik ve savunma ortaklığı belgesinin ikili ilişkilere yansımasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye ve İngiltere'nin NATO müttefikliği temelinde güvenlik ve savunma alanında iş birliklerini kurumsallaştırdığını dile getiren Keleş, bu süreçte ekonomik ilişkilerin de aynı ölçüde güçlenmesi gerektiğini dile getirdi.

Keleş, siyasi güvenin arttığı dönemlerin, ticaret ve yatırımlar açısından da önemli fırsatlar oluşturduğunu ifade ederek, Türkiye ve İngiltere arasında yürütülen güncellenmiş STA müzakerelerinin beşinci turunun başarıyla tamamlandığını söyledi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

İngiliz hükümetinin açıkladığı bilgilere göre beş müzakere turunda 11 faslın tamamlandığını anımsatan Keleş, özellikle hizmet ticareti, dijital ticaret, yatırımlar ve fikri mülkiyet alanlarında kaydedilen ilerlemenin yeni nesil ekonomik ilişkiler açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Keleş, Türkiye ve İngiltere arasındaki mevcut anlaşmanın ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsadığını dile getirerek, "Oysa bugün dünya ticaretinin büyüme alanı hizmetler, dijital ekonomi ve teknoloji yatırımları. Güncellenmiş STA, Türk şirketlerinin İngiltere pazarındaki rekabet gücünü artıracak önemli bir adım olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İngiltere ilişkilerindeki güçlü siyasi zemine dikkati çeken Keleş, "İki ülke arasında son dönemde savunma, teknoloji, yatırım, dijital ekonomi ve ticaret alanlarında eş zamanlı gelişmeler yaşanıyor. Bu durum, Türkiye ile İngiltere ilişkilerini yeni bir stratejik ortaklık seviyesine taşıyor. İş dünyası olarak beklentimiz, güncellenmiş STA müzakerelerinin de en kısa sürede tamamlanması ve şirketlerimizin her iki pazarda da daha rekabetçi bir yapıya kavuşması. Bu, yalnızca mevcut ticaret hacmini artırmayacak, aynı zamanda iki ülke arasındaki uzun vadeli ekonomik ortaklığı da daha güçlü hale getirecek." diye konuştu.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiltere'nin yıllık ithalatı ilk kez bir trilyon dolar seviyesini aştı

Keleş, İngiltere'nin dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirterek, ülkenin yıllık ithalatı ilk kez bir trilyon dolar seviyesini aştığı bilgisini paylaştı.

İngiltere'nin küresel jeopolitik şoklara rağmen yıllıklandırılmış ithalat hacminde Nisan 2026 itibarıyla ilk kez bir trilyon dolar barajını geçerek dünyanın en dinamik tüketim pazarlarından biri olduğunu yeniden kanıtladığını kaydeden Keleş, şöyle devam etti:

"Sadece bu yılın ilk 4 ayında ülkenin toplam ithalatı yüzde 23 artışla 358 milyar dolara ulaştı. Böylesine büyük bir pazarda Türkiye'nin mevcut konumunu koruması ve daha ileriye taşıması için STA'nın güncellenmesi artık ekonomik bir tercih değil, stratejik bir gereklilik. 2025'in son çeyreği itibarıyla Türkiye ve İngiltere arasındaki toplam ticaret hacminin 28,4 milyar sterline ulaşması ve 2026'nın ilk yarısında da bu istikrarın korunarak dış ticaret fazlamızın 4,46 milyar dolar olarak gerçekleşmesi, İngiltere pazarıyla bağlarımızın ne kadar kuvvetli olduğunun en somut göstergesi."

Keleş, ikili ticarette özellikle çelik, elektronik ve kimya sektöründe önemli büyüme yaşandığını, buna karşılık otomotiv ve hazır giyim sektörlerinde rekabet baskısının arttığını ifade etti.

İngiltere'nin diğer ülkelerle imzaladığı yeni ticaret anlaşmalarının otomotiv ve hazır giyim sektörlerinde etkisini göstermeye başladığını kaydeden Keleş, "İki ülke arasında oluşan bu güçlü siyasi zeminin, güncellenmiş STA ile ekonomik kazanımlara dönüştürülmesi kritik önemde. İngiltere'nin bir trilyon doları aşan ithalat pazarında Türkiye'nin mevcut konumunu koruması yeterli değil, pazar payımızı daha da büyütmeliyiz. Bunun için kamu kurumları, iş dünyası, ihracatçı birlikleri ve İngiltere'deki Türk iş insanları arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmalı." çağrısında bulundu.

Independent Mortgage 3

Elektrikli otomobilde 10 dakikalık şarj devrimi İngiltere'den

Elektrikli otomobillerde uzun şarj sürelerini ortadan kaldırmayı amaçlayan yeni bir konsept araç İngiltere'de tanıtıldı. Warwickshire'daki HORIBA MIRA test merkezinde görücüye çıkan Shell Triple 10 Challenge Concept Car, bataryasını yüzde 10 seviyesinden yüzde 80 doluluğa yalnızca 9 dakika 54 saniyede ulaştırmayı başardı. Üstelik bu performans, bugün yaygın olarak kullanılan 175 kW'lık hızlı şarj istasyonunda elde edildi. Böylece çok daha yüksek güç gerektiren 300 kW üzerindeki ultra hızlı şarj altyapısına ihtiyaç duyulmadı.

Yaklaşık 18 ayda sıfırdan geliştirilen prototip, ortalama elektrikli otomobillere kıyasla daha küçük batarya kullanmasına rağmen yaklaşık 200 kilometrelik menzil sunuyor. Mühendisler, daha büyük bataryalar yerine enerji verimliliğini artıran yeni teknolojilere odaklanarak aracın ağırlığını önemli ölçüde düşürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Sırrı bataryanın içine giren özel soğutma sıvısı

Aracın en dikkat çekici yeniliği ise geleneksel su-glikol bazlı soğutma sistemleri yerine geliştirilen dielektrik özellikli özel soğutma sıvısı oldu. Bu sıvı, batarya hücreleriyle doğrudan temas ederek oluşan ısıyı çok daha hızlı uzaklaştırıyor. Aynı sistem elektrik motoru ve güç elektroniği bileşenlerini de tek bir soğutma devresi üzerinden serin tutuyor.

Bu sayede batarya aşırı ısınmadan korunurken hem daha yüksek şarj hızlarına ulaşılabiliyor hem de batarya ömrünün korunması hedefleniyor. Ayrıca karmaşık boru ve pompa sistemlerinin ortadan kaldırılmasıyla aracın ağırlığı da azaltılıyor.

Independent Mortgage 3

Verimlilikte yeni hedef: 10 kilometre/kWh

Triple 10 Challenge ismi, aracın ulaşmayı hedeflediği üç önemli kriterden geliyor. Bunlar; 10 dakikanın altında şarj süresi, 1 kWh enerjiyle 10 kilometre yol kat edebilme ve 10 ton yaşam döngüsü karbon emisyonu.

Shell'e göre araç, günümüzde satılan birçok elektrikli otomobile kıyasla yüzde 30'dan fazla enerji verimliliği sağlıyor. Ayrıca şarj edilen her dakikada yaklaşık 24 kilometrelik menzil kazanabiliyor. Bu değer, benzer elektrikli otomobillerde ortalama 13 kilometre seviyesinde bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Batarya maliyeti de düşebilir

Projede yalnızca şarj süresi değil, üretim maliyetleri de hedef alındı. Daha küçük batarya paketi, sadeleştirilen soğutma sistemi ve daha az modül kullanımı sayesinde batarya paket maliyetinin yaklaşık yüzde 25 azaltılabileceği belirtiliyor.

Araçta geri dönüştürülmüş ve düşük karbon ayak izine sahip malzemeler tercih edilirken, yaşam döngüsü boyunca oluşan karbon emisyonunun da mevcut elektrikli otomobillere göre yaklaşık yüzde 50 daha düşük olabileceği hesaplanıyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Henüz satış planı yok

Shell yetkilileri, Triple 10 Challenge'ın ticari üretime geçecek bir model olmadığını, geleceğin elektrikli otomobillerinde kullanılabilecek teknolojileri sergileyen bir teknoloji gösterim aracı olduğunu vurguluyor.

Projede Shell'in yanı sıra İngiliz mühendislik şirketleri RML, Empel Systems ve HORIBA MIRA da görev aldı. Elde edilen teknolojilerin ilerleyen yıllarda seri üretim elektrikli otomobillerde kullanılmasının önünü açabileceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Azerbaycanlı Ali Aslanov Dünya Şampiyonu Oldu

Azerbaycan'da faaliyet gösteren Dünya Okulu'nun 5. sınıf öğrencisi 11 yaşındaki Ali Aslanov, İtalya'nın başkenti Roma'da düzenlenen uluslararası STEM Olimpiyatı'nda kodlama alanında dünya birincisi oldu.

3 ile 11. sınıf öğrencileri arasında gerçekleştirilen yarışmada Azerbaycan'ı temsil eden Ali Aslanov, kodlama kategorisinde dünya birinciliğini elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Başarısı İtalya'da geniş yankı uyandıran Aslanov, ödül töreninde sahneye alkışlar eşliğinde çıktı.

Ali Aslanov, daha önce de Romanya, ABD ve Hollanda'da düzenlenen uluslararası olimpiyatlarda Azerbaycan'ı temsil ederek çeşitli ödüller ve önemli dereceler kazandı.

ANTALYA'DA DA BİRİNCİ OLDU

Azerbaycan Ali Aslanov Dunya Birincisi 2

Aslanov, 2024 yılında Türkiye'nin Antalya kentinde düzenlenen Robotex International yarışmasında Mini Sumo kategorisinde tüm rakiplerini geride bırakarak dünya birinciliği elde etmiş ve Azerbaycan'ı uluslararası arenada en üst seviyede temsil etmeyi başarmıştı.

Dünya şampiyonluğu dolayısıyla Ali Aslanov ile öğretmeni Murad Aliyev, Azerbaycan Milli Meclisi Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Şahin İsmayılov ve Komisyon Üyesi Müşfik Caferov'u ziyaret etti.

Milletvekilleri, Ali Aslanov'u elde ettiği başarıdan dolayı tebrik ederek, gelecekte katılacağı organizasyonlarda da üstün başarılar diledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra'daki, Türk Okullarında Karne Zamanı

Londra’da uzun yıllardır Türk dili ve kültürünün yaşatılması için faaliyet gösteren Wimbledon Türk Okulu ile Sutton Türk Okulu, 2025-2026 eğitim-öğretim yılını düzenlenen coşkulu bir karne töreniyle tamamladı. Sutton College Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, yıl boyunca başarılı çalışmalar yürüten öğrenciler karnelerini alırken, iki okulun gelecek eğitim yılından itibaren ortak bir yapı altında faaliyet gösterecek olması öğrenci, öğretmen ve veliler arasında büyük memnuniyet yarattı.

Törene velilerin yanı sıra KKTC Londra Temsilciliği Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp, İngiltere Türk Dili ve Kültürü Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel ve Yeditepe Üniversitesi Araştırma Görevlisi Nagehan Kaşıkçı da katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan törende konuşan Wimbledon Türk Okulu Başkanı Atilla Abacıoğlu, öğrencilerin başarılarını kutlamanın yanı sıra önemli bir birlikteliğin heyecanını yaşadıklarını belirtti.

Wimbledon Turk Okulu

Abacıoğlu, “Çocuklarımızın emeklerinin karşılığını aldığı bu anlamlı günde, aynı hedef doğrultusunda çalışan iki okul olarak güçlerimizi birleştirmenin heyecanını yaşıyoruz. Birlikte hareket ederek öğrencilerimize daha güçlü bir eğitim ortamı sunacağımıza inanıyoruz.” dedi.

Sutton Türk Okulu Başkanı Ebru Şeref ise konuşmasında kısa süre önce hayatını kaybeden eski Başkan Murat Şengüder’i rahmetle andı. Şeref, “Kaybından büyük üzüntü duyduğumuz Başkanımız Murat Şengüder’in eğitim alanındaki emeklerini ve ideallerini yaşatmak istiyoruz. Çocuklarımızın geleceği için oluşturduğumuz bu güç birliği, bizlere hem buruk hem de anlamlı bir mutluluk yaşatıyor.” ifadelerini kullandı.

Sunuculuğunu GCSE düzeyindeki öğrenciler Burcu Şeref ve Kerem Kaya’nın üstlendiği törende söz alan KKTC Londra Temsilciliği Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp, eğitim yılını başarıyla tamamlayan öğrencileri, öğretmenleri ve velileri tebrik ederek iyi tatiller diledi.

Özalp konuşmasında, “Çocuklarımızın Türk dilini ve kültürünü yaşatmaları, GCSE ve A Level Türkçe sınavlarında elde edecekleri başarılarla bunu hayatlarının önemli bir parçası hâline getirmeleri büyük önem taşıyor. Bu amaç doğrultusunda yürütülen çalışmalara destek vermeyi sürdüreceğiz.” dedi.

Wimbledon Turk Okulu 2

Törende konuşan İngiltere Türk Dili ve Kültürü Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu ise hafta içi yoğun okul programlarının ardından Türk dili ve kültürü derslerine devam eden tüm öğrencilerin takdiri hak ettiğini vurguladı.

Hasanoğlu, “Bu okullara düzenli olarak gelen tüm çocuklarımız birer kahramandır. Aynı zamanda velilerimizin çocuklarını desteklemesi, okullarımıza sahip çıkması ve gönüllü görevler üstlenmesi de büyük bir fedakârlık örneğidir.” dedi. Hasanoğlu ayrıca gelecek öğretim yılında her velinin okullara yeni bir aile kazandırarak desteğini sürdürmesi çağrısında bulundu.

Londra’yı ilk kez ziyaret ettiğini belirten Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel de etkinlikte bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Temizel, yurt dışında Türk dili ve kültürünün gelecek nesillere aktarılması için çalışan öğretmenleri, okul yöneticilerini, velileri ve öğrencileri özverili çalışmalarından dolayı tebrik etti.

Konuşmaların ardından öğrenciler yıl boyunca hazırladıkları şiir, müzik ve kültürel gösterileri sahneledi. Programın devamında öğrenciler, öğretmenleri Esra Kahyaoğlu, Özge Kuruhan, İlknur Gökçer ve Arzu Yalçınkaya ile törene katılan davetlilerin elinden karnelerini aldı.

Karne töreni, marşlar eşliğinde çekilen toplu hatıra fotoğrafları ve veliler tarafından hazırlanan ikramların paylaşılmasıyla sona erdi. Etkinlik, iki Türk okulunun yeni dönemde ortak bir çatı altında yürüteceği çalışmaların ilk adımı olarak katılımcılar tarafından umut ve heyecanla karşılandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Aybüke Albere’den Bir Sezen Aksu Klasiği Daha...

Son dönemin dikkat çeken isimlerinden Aybüke Albere, müzikal yolculuğunda peş peşe yayınladığı projelerle dikkat çekmeye devam ediyor.

Sözü ve müziği Kalben’e ait “Hediye”nin ardından, Yonca Evcimik’in unutulmaz yorumuyla 90’lı yıllara damga vuran “Tatlı Kaçık”ı yeniden müzikseverlerle buluşturan Aybüke Albere, şimdi de Kenan Doğulu’nun hafızalara kazınan hiti “Çakkıdı”yı kendi yorumuyla dinleyicilerin beğenisine sunuyor.

Türk pop müziğinin en sevilen şarkılarından biri olan, sözü ve müziği Sezen Aksu imzası taşıyan “Çakkıdı”, Aybüke Albere’nin enerjik yorumu ve Mustafa Ceceli’nin modern düzenlemesiyle yeniden hayat buluyor. Şarkının klibi ise Ecem Gündoğdu yönetmenliğinde çekildi.

Yayınladığı her projede müziğe yaptığı yatırımla dikkat çeken Aybüke Albere, kariyer yolculuğunu şu sözlerle anlatıyor:

“Sahneden kazandığımı işime yatırıyorum. Bugüne kadar ne kazandıysam iyi şarkılar, iyi klipler ve iyi aranjörlerle çalışmak için harcadım. Tek başıma İzmir’den İstanbul’a geldim ve tek amacım işimle kendimden söz ettirmek.”

Kendi müzik yolculuğunu kararlılıkla sürdüren Aybüke Albere, güçlü repertuvar seçimi ve özenle hazırladığı projeleriyle Türk pop müziğinin sevilen klasiklerini yeni nesil dinleyicilerle buluşturmaya devam ediyor.

KLİBİ İZLEMEK İÇİN: https://www.youtube.com/watch?v=0ujO9IQCMGE

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Haluk Levent gözaltında, Bakan Gürlek'ten "Soruşturma genişleyebilir" açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında derneğin kurucusu ve yöneticisi Haluk Levent, 12 Temmuz'da Bursa'da gözaltına alındı.

Soruşturma dosyasında Levent'e "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamaları yöneltiliyor. Aynı soruşturma kapsamında gerçekleştirilen son operasyonlarla birlikte gözaltındaki kişi sayısının 40'a yaklaştığı kaydedildi.

Bakan Gürlek: "Yurt dışına kaçma girişimi üzerine gözaltına alındı"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 14 Temmuz'da yaptığı açıklamada soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından çok yönlü biçimde sürdürüldüğünü belirterek, ilk aşamada gerçekleştirilen operasyonların ardından Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarının incelendiğini söyledi.

Gürlek, soruşturmanın devam ettiğini vurgulayarak "MASAK raporları inceleniyor. Soruşturma genişleyebilir." ifadelerini kullandı. Bakan ayrıca Haluk Levent'in "yurt dışına kaçma girişimi üzerine" gözaltına alındığını açıkladı.

Levent'ten ilk açıklama: "Ahbap tamamen konu dışıdır"

Gözaltına alınmasının ardından Haluk Levent'in X hesabından 13 Temmuz'da paylaşılan açıklamada, hakkındaki iddiaların kişisel mali ilişkileriyle ilgili olduğu savunuldu.

Paylaşımda, gözaltına alınmadan önce İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a mesaj gönderdiğini belirten Levent, deprem döneminden bugüne kadar Ahbap'ın tüm faaliyetlerinin denetlenmesini istediğini ifade etti.

Levent açıklamasında, "Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor." ifadelerine yer verirken, ilerleyen günlerde kapsamlı bir açıklama yapacağını da duyurdu.

Soruşturmada süreç nasıl işleyecek?

Gözaltındaki şüphelilerin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından sağlık kontrollerinden geçirilerek savcılığa sevk edilmeleri bekleniyor. Savcılık, ifade ve dosyadaki delil durumuna göre şüphelilerin serbest bırakılması, adli kontrol talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevki veya tutuklama talebinde bulunulmasına karar verebilecek.

Soruşturmanın gizlilik kararı kapsamında yürütüldüğü belirtilirken, MASAK incelemeleri ile dijital materyallerden elde edilecek bulguların dosyanın kapsamını belirlemesi bekleniyor. Yetkililer, soruşturmanın henüz tamamlanmadığını ve yargı sürecinin devam ettiğini vurguluyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'de KOBİ'lere milyarlarca sterlinlik destek geliyor

İngiltere hükümeti, ekonomik büyümeyi hızlandırmak ve özel sektör yatırımlarını artırmak amacıyla küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştıracak kapsamlı bir reform paketini hayata geçiriyor.

Maliye Bakanı Rachel Reeves tarafından açıklanan düzenlemeler, özellikle büyüme potansiyeli taşıyan işletmelerin krediye daha kolay ulaşmasını, yatırım yapmasını ve yeni istihdam oluşturmasını hedefliyor. Reform paketi, aynı zamanda İngiltere'nin uzun süredir karşı karşıya olduğu verimlilik ve yatırım açığını kapatmayı amaçlıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Büyüme Garanti Programı genişletiliyor

Reformların merkezinde, British Business Bank tarafından yürütülen Growth Guarantee Scheme (Büyüme Garanti Programı) bulunuyor.

Program kapsamında hükümet, KOBİ'lere sağlanan ticari kredilerin yüzde 70'ine kadar garanti vererek bankaların kredi verme riskini azaltıyor. Böylece işletmelerin krediye erişimi kolaylaşırken, daha uygun koşullarda finansman bulmaları da mümkün hale geliyor. Program; işletme kredileri, kredili mevduat hesapları, ekipman finansmanı, fatura finansmanı ve varlık teminatlı finansman gibi farklı finansman araçlarını kapsıyor.

Independent Mortgage 3

6,5 milyar sterlinlik yeni kaynak

Hükümetin son açıkladığı düzenlemeyle programa 6,5 milyar sterlinlik ilave kapasite eklendi.

Bu genişleme sayesinde önümüzdeki dört yıl içinde yaklaşık 33 bin işletmenin ilave finansmana ulaşması bekleniyor. Programın kredi vadesi bazı ürünlerde 6 yıldan 10 yıla çıkarılırken, programa başvurabilecek işletmeler için yıllık ciro üst sınırı da 45 milyon sterlinden 54 milyon sterline yükseltilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

80 milyar sterlinlik ilave kredi potansiyeli

Reform paketi yalnızca garanti programıyla sınırlı kalmıyor.

Hükümet, 2008 küresel finans krizinin ardından uygulamaya konulan bankacılık kurallarında da değişikliğe giderek bankaların işletmelere daha fazla kredi verebilmesini amaçlıyor. Hazine'nin değerlendirmesine göre düzenlemeler sayesinde finans sektörünün önümüzdeki yıllarda işletmelere 80 milyar sterline kadar ilave finansman sağlamasının önü açılabilecek.

Yetkililer, bu değişikliklerin finansal istikrarı korurken bankaların yatırım ve kredi verme kapasitesini artıracağını belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İhracat yapan KOBİ'lere de yeni destek

Açıklanan paket kapsamında ihracat yapmak isteyen küçük işletmeler için de yeni bir finansman modeli devreye alınacak.

UK Export Finance ile British Business Bank ortaklığında oluşturulacak yeni program sayesinde özellikle işletme sermayesi bulmakta zorlanan ihracatçı KOBİ'lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor. Programın gelecek yılın ilkbaharında başlaması planlanıyor.

Ekonomik büyüme hedefleniyor

İngiltere hükümeti, söz konusu reformların yalnızca işletmeleri değil, ülke ekonomisinin genelini de olumlu etkilemesini bekliyor.

Hazine'ye göre finansmana erişimin kolaylaşmasıyla şirketlerin daha fazla yatırım yapması, yeni teknolojilere yönelmesi ve istihdamını artırması mümkün olacak. Böylece üretkenliğin yükselmesi ve ekonomik büyümenin hız kazanması hedeflenirken, özellikle Londra dışındaki bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin de daha güçlü şekilde desteklenmesi amaçlanıyor. Bugüne kadar Growth Guarantee Scheme kapsamında sağlanan finansmanın yaklaşık yüzde 70'inin Londra ve Güneydoğu İngiltere dışındaki işletmelere kullandırıldığı belirtiliyor.

Yabancı plakalı araçların Türkiye'de kullanımına yeni düzenleme

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Gurbetçi vatandaşlarımıza önemli bir kolaylık sağladık. Yabancı plakalı araçların kullanımına ilişkin esasları vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak şekilde netleştirdik." ifadelerini kullandı.

Çiftçi, Sosyal hesabından yaptığı açıklamada, yurt dışında yaşayan vatandaşlardan İçişleri Bakanlığına ulaşan talepleri ve uygulamada karşılaşılan cezai işlem sorunlarını Ticaret Bakanlığına ilettiklerini belirtti.

Bakan Çiftçi, şunları kaydetti:

"Gurbetçi vatandaşlarımıza önemli bir kolaylık sağladık. İki Bakanlığımız arasında gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, yabancı plakalı araçların kullanımına ilişkin esasları vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak şekilde netleştirdik. Buna göre, izin hak sahibinin Türkiye'de bulunması şartıyla, yurt dışında yerleşik eş, üstsoy (anne, baba, büyükanne, büyükbaba) ile altsoy (çocukları ve torunları) izin hak sahibi araçta bulunmasa da aracı kullanabilecek. İzin hak sahibinin araçta bulunması halinde ise yurt dışında yerleşik diğer kişiler de akrabalık şartı aranmaksızın aracı kullanabilecek. Ayrıca acil durumlarda ve bu durum süresince, araç sahibinin araçta bulunması şartıyla Türkiye'de yerleşik olan eş, altsoy ve üstsoyundan kişiler tarafından aracın kullanılması halinde cezai işlem uygulanmayacak.”

Yeni Düzenleme Neleri Kapsıyor?

İzin Sahibi Araçta Yokken Kullanım: İzin hak sahibinin Türkiye'de bulunması şartıyla; yurt dışında yerleşik eşi, anne-babası (üstsoy) ve çocukları/torunları (altsoy), kendisi araçta olmasa bile aracı serbestçe kullanabilecek.

Üçüncü Kişilerin Kullanımı: İzin sahibinin bizzat araçta bulunması durumunda; yurt dışında yerleşik olan herkes, herhangi bir akrabalık bağı aranmaksızın aracı sürebilecek.

Acil Durum Esnekliği: Acil durumlarda ve bu durum süresince, araç sahibinin araçta olması kaydıyla; Türkiye'de yerleşik olan eş, altsoy ve üstsoy aile üyeleri de aracı ceza alma endişesi taşımadan kullanabilecek. Gurbetçi vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak adımlar atmaya devam ediyoruz. İki Bakanlığımız arasında gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, yabancı plakalı araçların kullanımına ilişkin esasları vatandaşlarımızın lehine netleştirdik."

Yurtdisi Araclar Kullanim Duzenleme 2-1

Andy Burnham'dan İşçi Partisi'ne Gazze Öz Eleştirisi

İngiltere'de İşçi Partisi'nin gelecekteki lider adayları arasında gösterilen Andy Burnham, Gazze savaşına ilişkin partisinin izlediği politikaya yönelik bugüne kadarki en sert eleştirilerden birini yaptı.

Guardian gazetesine konuşan Burnham, İşçi Partisi'nin savaşın ilk döneminde İsrail'in askeri operasyonlarına karşı yeterince güçlü bir tavır ortaya koyamadığını belirterek, "Partimiz doğru davranmadı. Bunun için üzgünüm." ifadelerini kullandı.

Burnham, İngiltere'nin ateşkes çağrısını geciktirmesinin hem insani hem de diplomatik açıdan yanlış bir yaklaşım olduğunu savunurken, gelecekte ülke yönetiminde görev alması halinde Orta Doğu politikasında daha farklı bir çizgi izleyeceğinin mesajını verdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

"İsrail üzerindeki diplomatik baskı artırılmalı"

Burnham, İngiltere'nin yalnızca ateşkes çağrısıyla yetinmemesi gerektiğini belirterek İsrail hükümeti üzerinde siyasi ve ekonomik baskının artırılmasını istedi.

Bu kapsamda Batı Şeria'daki uluslararası hukuka aykırı kabul edilen Yahudi yerleşimlerinden üretilen ürünlerin İngiltere pazarına girişinin yasaklanmasını öneren Burnham, ayrıca insan hakları ihlalleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen İsrailli kişi ve kuruluşlara yönelik ilave yaptırımların da gündeme alınabileceğini söyledi.

İngiliz siyasetçi, Londra'nın uluslararası hukukun uygulanması konusunda daha tutarlı bir dış politika izlemesi gerektiğini savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

"Gazze'deki görüntüler vicdanları yaralıyor"

Gazze'de yaşanan insani krizin dünya kamuoyunu derinden etkilediğini ifade eden Burnham, bölgeden gelen görüntülerin kendisini de büyük ölçüde sarstığını söyledi.

Savaş suçlarına ilişkin giderek daha fazla delilin ortaya çıktığını belirten Burnham, uluslararası toplumun sivillerin korunmasına yönelik sorumluluklarını daha etkin biçimde yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.

Bununla birlikte yaşananları "soykırım" olarak nitelendirmekten kaçınan Burnham, bunun siyasi bir değerlendirmeden ziyade uluslararası hukuk çerçevesinde mahkemeler tarafından karara bağlanması gereken bir konu olduğunu ifade etti.

Independent Mortgage 3

İşçi Partisi içinde Gazze tartışmaları sürüyor

Burnham'ın açıklamaları, İşçi Partisi içinde Gazze politikasına yönelik süregelen görüş ayrılıklarını da yeniden gündeme taşıdı.

Parti yönetimi, savaşın ilk haftalarında İsrail'in kendini savunma hakkına güçlü vurgu yapmış, ancak ilerleyen süreçte sivillerin korunması, insani yardım koridorlarının açılması ve kalıcı ateşkes çağrılarına daha fazla ağırlık vermişti.

Bu süreçte özellikle İngiltere'deki Müslüman toplumun yoğun olarak yaşadığı seçim bölgelerinde çok sayıda seçmenin İşçi Partisi'ne yönelik eleştirileri dikkat çekmiş, bazı milletvekilleri de parti yönetiminin tutumunu açık şekilde sorgulamıştı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Liderlik hesaplarının bir parçası mı?

Siyasi kulislerde Burnham'ın açıklamaları, yalnızca dış politika değerlendirmesi olarak değil, aynı zamanda olası liderlik yarışına yönelik stratejik bir mesaj olarak yorumlanıyor.

İşçi Partisi içinde uzun yıllardır partinin sol ve merkez kanadı arasında denge kurabilen isimlerden biri olarak görülen Burnham'ın, özellikle Gazze politikası nedeniyle partiden uzaklaşan ilerici, genç ve Müslüman seçmenlerin güvenini yeniden kazanmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Siyaset uzmanlarına göre Burnham, sosyal adalet, kamu hizmetleri ve yerel yönetim deneyiminin yanı sıra dış politika başlıklarında da daha bağımsız bir profil çizerek parti tabanındaki farklı kesimlere hitap etmeye çalışıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'nin Orta Doğu politikası yeniden tartışılıyor

Burnham'ın çıkışı, İngiltere'nin İsrail-Filistin meselesindeki dış politika yaklaşımına ilişkin tartışmaları da yeniden alevlendirdi.

Son aylarda İngiliz kamuoyunda Gazze'deki insani durum nedeniyle hükümete ve muhalefete yönelik eleştiriler artarken, birçok sivil toplum kuruluşu Londra yönetiminin uluslararası hukukun uygulanması konusunda daha aktif rol üstlenmesini talep ediyor.

Uzmanlar, İşçi Partisi içinde Gazze konusunda yapılan bu tür özeleştirilerin önümüzdeki dönemde hem parti politikalarının şekillenmesinde hem de İngiltere'nin Orta Doğu'ya yönelik diplomatik yaklaşımında etkili olabileceğini değerlendiriyor. Özellikle olası bir liderlik değişikliği tartışmasının hız kazanması halinde Burnham'ın açıklamalarının parti içindeki dış politika tartışmalarına yön veren önemli çıkışlardan biri olarak anılabileceği ifade ediliyor.

Giorgia Meloni’den ‘Eşcinsel Evliliğe’ Karşı Net Tavır!

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet, göreve geldiği 2022 yılından bu yana aile politikalarını muhafazakâr bir çerçevede şekillendirmeye devam ediyor. "Tanrı, vatan ve aile" söylemini siyasi programının önemli unsurlarından biri haline getiren hükümet, aile kurumunun anne, baba ve çocuk ekseninde korunmasının toplumsal istikrar açısından temel öneme sahip olduğunu savunuyor.

Meloni yönetimi, son dönemde özellikle taşıyıcı annelik, aynı cinsiyetten çiftlerin ebeveynlik hakları ve doğurganlığı teşvik eden sosyal politikalar konusunda attığı adımlarla dikkat çekiyor.

Taşıyıcı annelik yasağı genişletildi

Hükümetin en dikkat çeken düzenlemelerinden biri, taşıyıcı anneliğe ilişkin yaptırımların kapsamının genişletilmesi oldu.

İtalya'da uzun yıllardır yasak olan taşıyıcı annelik uygulamasının, yurt dışında gerçekleştirilmesi halinde de İtalyan vatandaşları açısından cezai yaptırıma konu olmasını öngören düzenleme parlamentodan geçti. Böylece İtalya, vatandaşlarının ülke dışında yaptırdığı taşıyıcı annelik işlemlerini de cezalandırabilen ülkeler arasına girdi.

Hükümet, söz konusu düzenlemenin kadın bedeninin ticari amaçlarla kullanılmasını önlemeyi ve çocukların "metalaştırılmasının" önüne geçmeyi hedeflediğini belirtiyor.

Muhalefet partileri ise düzenlemenin özellikle çocuk sahibi olamayan çiftleri ve aynı cinsiyetten aileleri olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Ebeveynlik kayıtlarında yeni yaklaşım

Meloni hükümeti, aynı cinsiyetten çiftlerin çocuklarının resmi kayıtlara her iki ebeveyn adına da kaydedilmesine ilişkin uygulamalarda da daha sınırlayıcı bir politika izliyor.

İçişleri Bakanlığı'nın talimatları doğrultusunda bazı belediyelerde biyolojik ebeveyn olmayan partnerin doğrudan nüfus kayıtlarına ebeveyn olarak yazılması uygulaması durduruldu. Bu durumda ikinci ebeveynin hukuki statü kazanabilmesi için evlat edinme süreçlerinin işletilmesi gerekiyor.

Bu uygulama özellikle büyükşehir belediyeleri ile merkezi hükümet arasında hukuki tartışmalara neden olurken, konu zaman zaman İtalyan mahkemelerinin de gündemine taşınıyor.

Independent Mortgage 3

Doğum oranlarını artırmaya yönelik teşvikler

Meloni hükümetinin aile politikalarının yalnızca sınırlayıcı düzenlemelerden ibaret olmadığına dikkat çekiliyor.

İtalya, Avrupa'nın en düşük doğum oranlarına sahip ülkeleri arasında yer alırken hükümet, çocuk sahibi olmayı teşvik etmek amacıyla çeşitli ekonomik destek programlarını da yürürlüğe koydu.

Bu kapsamda;

  • Çocuklu ailelere yönelik vergi avantajları artırıldı.
  • Kreş desteği ve çocuk bakım yardımları genişletildi.
  • Çalışan annelere yönelik sosyal güvenlik prim teşvikleri hayata geçirildi.
  • Çok çocuklu ailelere yönelik çeşitli mali destek paketleri uygulamaya alındı.

Hükümet, bu adımların hem demografik krizin etkilerini azaltmayı hem de aile kurumunu güçlendirmeyi amaçladığını ifade ediyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Avrupa'da farklı değerlendirmeler

Meloni hükümetinin aile politikaları Avrupa genelinde de geniş yankı uyandırıyor.

Muhafazakâr siyasi çevreler, İtalya'nın aile kurumunu ve çocukların korunmasını önceleyen yaklaşımını desteklediklerini belirtirken, insan hakları kuruluşları ile LGBTİ+ haklarını savunan örgütler söz konusu düzenlemelerin ayrımcılık riski taşıdığı ve aile çeşitliliğini yeterince tanımadığı görüşünü dile getiriyor.

Bazı Avrupa hukukçuları ise çocukların mevcut hukuki statülerinin korunması ile aile politikalarının devletlerin egemenlik alanı arasında hassas bir denge bulunduğuna dikkat çekiyor.

Tartışmaların sürmesi bekleniyor

Uzmanlara göre Meloni hükümeti, muhafazakâr seçmen tabanının beklentileri doğrultusunda aile politikalarını önümüzdeki dönemde de gündemin üst sıralarında tutmayı sürdürecek.

Öte yandan söz konusu düzenlemelerin bir kısmının İtalya'daki yüksek yargı organları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Birliği hukukuyla ilişkisi bakımından yeni hukuki tartışmalara konu olabileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle aile politikaları, Meloni hükümetinin hem iç siyasette hem de Avrupa ile ilişkilerinde en fazla tartışılan başlıklardan biri olmaya devam edecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Oğlunu kurtarmak için canını hiçe sayıp timsahla savaştı

ABD'nin Florida eyaletine tatil için gelen 11 yaşındaki Pensilvanyalı Brodie Terry, babasıyla birlikte 27 Haziran'da Umatilla yakınlarındaki Nelson's Outdoor Resort'ta (eski adıyla Nelson's Fish Camp) geleneksel balık avı gezisine çıktı.

Ailenin aktardığına göre Brodie, yakaladığı balığı yeniden suya bırakmak için eğildiği sırada yaklaşık 2,6 metre uzunluğundaki bir timsah aniden su yüzeyine çıkarak çocuğun sağ koluna saldırdı. Olayın saniyeler içinde gerçekleştiği belirtilirken, timsahın daha önce suyun altında gizlendiği ve fark edilmediği ifade edildi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Baba timsahın üzerine atladı

Saldırı sırasında Brodie'nin babası hiç düşünmeden suya atlayarak timsahın üzerine çıktı ve çenesini açmaya çalıştı. Ailenin sözcüsü Andrew Wright, babanın müdahalesinin çocuğun hayatını kurtardığını söyledi.

Wright, "Timsah Brodie'yi iskeleden ya da kıyıdan suyun içine çekemedi. Eğer bunu başarsaydı sonuç çok daha ağır olabilirdi. Onun bugün hayatta olmasının en büyük nedeni babasının cesur müdahalesidir." ifadelerini kullandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Doktorlar elini kurtaramadı

Ağır yaralanan Brodie hastaneye kaldırılarak art arda ameliyatlara alındı. Doktorlar çocuğun elini kurtarmak için yoğun çaba gösterse de timsahın saldırı sırasında yaptığı "ölüm dönüşü" (death roll) nedeniyle kolunda çok sayıda kemik parçalandı.

Hasarın geri döndürülemez boyutta olması nedeniyle doktorlar Brodie'nin sağ elini bilekten ampute etmek zorunda kaldı. Tedavisinin tamamlanmasının ardından küçük çocuk, Pennsylvania'daki evine dönerek fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecine başladı.

Independent Mortgage 3

Aile için destek kampanyası başlatıldı

Aile, Brodie'nin önünde uzun bir rehabilitasyon ve protez kullanımına uyum süreci bulunduğunu açıkladı. Çocuğun en büyük tutkularının balıkçılık, beyzbol ve Amerikan futbolu olduğu belirtilirken, yakınları tarafından başlatılan bağış kampanyasında tıbbi giderler ve rehabilitasyon masrafları için kısa sürede 20 bin doların üzerinde destek toplandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Saldırgan timsah öldürüldü

Florida Balık ve Yaban Hayatı Koruma Komisyonu (FWC), saldırının ardından yaklaşık 2,6 metre (8 feet 7 inch) uzunluğundaki timsahın yakalanarak etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Yetkililer, Florida'da milyonlarca timsah yaşamasına rağmen insanların ağır yaralandığı saldırıların oldukça nadir görüldüğünü belirterek, özellikle göl ve nehir kıyılarında balık tutulurken dikkatli olunması, timsahlara yaklaşılmaması, beslenmemeleri ve yalnızca güvenli yüzme alanlarının kullanılması uyarısını yineledi.

Aynı hafta Florida'da ikinci ciddi timsah vakası

Brodie'nin saldırıya uğramasından yalnızca bir gün sonra Florida'nın Seminole County bölgesinde 31 yaşındaki Brittany Clark da yüzdüğü sırada timsah saldırısında yaşamını yitirdi. İki olayın peş peşe yaşanması, eyalette timsah güvenliği konusunu yeniden gündeme taşıdı.

FWC, yaz aylarında timsahların daha hareketli olabildiğini belirterek vatandaşlar ile turistlerin su kenarlarında ekstra dikkatli davranmaları gerektiğini vurguladı.

Karşıyaka’dan Wimbledon Centre Court’a Uzanan Kariyer

NEVSAL ELEVLİ

LONDRA

İngiltere'de yaşayan ve 2010 yılından bu yana Wimbledon'da görev yapan, 2016'da Centre Court'ta görev alan ilk Türk hakem Mutlu Yücebaş, Wimbledon'ın bilinmeyen yönlerini Nevsal Elevli'ye anlattı.

Roger Federer ile Rafael Nadal'ın unutulmaz yarı finalinden elektronik çizgi sistemine, Türk tenisinin geleceğinden Zeynep Sönmez'in başarısına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Yücebaş, teknolojinin oyunu daha adil hale getirdiğini ancak tenisin heyecanından da bir parça götürdüğünü söyledi.

Center Court'taki ilk Türk hakem

Wimbledon hakemi olma yolculuğunuz nasıl başladı?

Hakemlik kariyerime İngiltere'ye taşındıktan sonra İngiltere Tenis Federasyonu (LTA) bünyesinde başladım. İlk olarak temel çizgi ve kule hakemliği eğitimlerini aldım. Bir yıl boyunca çeşitli turnuvalarda görev yaptıktan sonra profesyonel hakemlik eğitimi için Sunderland'a gönderildim. O günden bu yana kariyerimi LTA bünyesinde sürdürüyorum.

2010 yılında ilk kez Wimbledon'da görev aldım. 2016'da en üst hakemlik lisansına yükseldim ve Center Court'ta görev yapan ilk Türk hakem oldum. O tarihten bu yana her yıl Centre Court'ta görev alıyorum.

Birçok yarı final ve final maçında görev yaptım. 2019'da Roger Federer-Rafael Nadal yarı finalinde, 2024'te ise final maçlarında görev aldım.

2025'te elektronik çizgi sistemine geçilince "match assistant" olarak görevlendirildim. Artık oyuncuların kort içi ve kort dışındaki tüm prosedürlerini takip ediyor, kule hakemleriyle sürekli iletişim halinde çalışıyoruz. Elektronik sistem kule hakemlerinin işini kolaylaştırdı. Teknolojinin spora etkisini burada da görüyoruz.

Mutlu Yucebas Wimbleton Nevsal Elevli

Hakemliğin yapısı değişti

Yıllar içinde Wimbledon'da sizi en çok şaşırtan değişim ne oldu?

En büyük değişim elektronik çizgi sistemine geçilmesi oldu. Çizgi hakemliği tamamen kaldırıldı. Eskiden kule hakemlerinin büyük bölümü çizgi hakemliğinden yetişirdi. Şimdi hakemlik sisteminin yapısı ve kariyer yolu tamamen değişti.

"Challenge heyecanı kayboldu"

Elektronik çizgi sistemi tenise ne kazandırdı ne kaybettirdi?

Bence tenis biraz heyecanını kaybetti. Önceden challenge sistemi vardı. Oyuncular bir karara itiraz ettiğinde herkes nefesini tutar, topun çizgiye değip değmediği büyük bir merakla beklenirdi. O anlarda seyirci de maçın bir parçası olur, Center Court'ta heyecan doruğa çıkardı. Biz de görevimizi yaparken o atmosferi derinden hissederdik.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şimdi teknoloji sayesinde kararlar çok daha hızlı ve neredeyse hatasız veriliyor. Bu, oyunun adil ilerlemesi açısından önemli bir avantaj. Ancak challenge anlarının yarattığı heyecan artık yaşanmıyor. Eskiden bir maçta yedi hakem görev yaparken bugün sadece iki hakem görev yapıyor. Teknolojiyle birlikte hakemliğin yapısı da tamamen değişti.

Final ve yarı final maçlarında görev alabilmek için en üst seviyedeki hakemler arasında yer almanız gerekiyor. Eskiden Wimbledon'da yaklaşık 300 hakem görev yaparken bugün bu sayı 60 civarında. Elektronik sisteme geçilmesiyle ihtiyaç azaldı, rekabet ise daha da arttı. Aynı zamanda genç hakemlere de fırsat veriliyor. Bu nedenle seçilmek her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Bu nedenle seçilmek her geçen yıl daha da zorlaşıyor. Buna rağmen bugüne kadar aldığım görevlerden, bana duyulan güven ve memnuniyetin bir göstergesi olarak gurur duyuyorum."

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

"Fedal" hâlâ unutulmaz

Hiç unutamadığınız bir maç var mı?

En unutamadığım maç, 2019 yılında oynanan Roger Federer-Rafael Nadal yarı finaliydi. Bu karşılaşma, ikilinin profesyonel kariyerlerinde birbirlerine karşı oynadıkları son maç oldu. Center Court tamamen doluydu ve mücadeleyi dünya genelinde yaklaşık bir milyar kişi takip ediyordu. Böyle tarihi bir maçta görev almak benim için unutulmaz bir deneyimdi. O günün atmosferini, tribünlerin enerjisini ve maçın heyecanını hâlâ unutamıyorum.

Bizi en çok zorlayan maçlar ise yağmur nedeniyle sık sık duran, beş sete uzayan ve 7-8 saate yayılan karşılaşmalar oluyor. O kadar uzun süre konsantrasyonu korumak kolay değil.

Türk bayrağını temsil etmenin gururu

Bir Türk hakem olarak Wimbledon'da görev yapmak sizin için ne ifade ediyor?

Çocukluğumdan beri Wimbledon'ı takip ediyorum. Yaz aylarında maçları izler, sonra biz de tenis oynamaya giderdik. Bugün burada görev almak benim için büyük bir gurur. Hem ülkemi temsil ediyorum hem de Wimbledon'ın perde arkasında neler yaşandığını yakından görme fırsatı buluyorum.

Gima Bodrum Cay H 667X300

"Zeynep birçok kıza ilham olacak"

Zeynep Sönmez'in başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok başarılı buluyorum. Geçen yıl Wimbledon'da adeta Türkiye havası vardı. Zeynep'in başarısı kadın tenisimize büyük katkı sağladı. Tıpkı kadın voleybol milli takımının yarattığı etki gibi... Bugün birçok ailenin kızları voleybola yöneliyor. Eminim Zeynep sayesinde de pek çok kızımız tenise ilgi duymaya başlayacak.

Hedefim 25 yıl Wimbledon'da görev yapmak

Kariyerinizde en gurur duyduğunuz an ve bundan sonraki hedefiniz ?

En gurur duyduğum anlar Wimbledon finallerinde görev almaktı. Üç finalde görev yaptım ama açıkçası 2019'daki Roger Federer-Rafael Nadal yarı finalinin atmosferi finalden bile daha özeldi. O maçın heyecanını ve atmosferini unutmak mümkün değil.

Bundan sonraki hedefim, 17 yıldır aralıksız görev aldığım Wimbledon'daki hizmet süremi önce 20 yıla, ardından mümkün olursa 25 yıla çıkarmak. Bunu başarabilirsem benim için çok özel bir başarı olur.

Istikbal 860X450 Pxl

Wimbledon'ın görünmeyen yüzü

Wimbledon'ın perde arkasında izleyicilerin bilmediği neler oluyor?

Hakemler maç boyunca kendi aralarında sürekli iletişim hâlindedir. Ancak televizyon izleyicileri bu iletişimi fark etmez. İşaretler ve kulaklık sistemi aracılığıyla birbirimize sürekli bilgi aktarırız.

Görevimiz yalnızca kortu izlemekle sınırlı değildir; kortun çevresinde yaşanan gelişmeleri de dikkatle takip ederiz. Örneğin, bir oyuncunun koçundan kurallara aykırı şekilde yardım alıp almadığını kontrol etmek de sorumluluklarımız arasındadır. Kısacası hakemlik, yalnızca çizgileri ya da skoru takip etmekten ibaret değil; oyunun her anını ve kurallara uygun şekilde ilerlemesini sağlamayı gerektiren kapsamlı bir görevdir.

Gençlere tavsiyeniz ne olur?

Mutlaka tenis oynamalarını ve bu sporu yakından takip etmelerini tavsiye ederim. Tenis; sakin kalmayı, doğru kararlar vermeyi, problem çözmeyi ve disiplinli bir yaşam sürmeyi öğreten bir spor. Kortta kazanılan bu beceriler zamanla günlük hayata da yansıyor ve insanın farklı alanlarda daha güçlü bir duruş sergilemesine katkı sağlıyor.

İngiltere ile Türkiye arasındaki en büyük fark

"İngiltere'de genç tenisçiler sadece yetenekleriyle değil, güçlü bir destek sistemiyle de yetişiyor. LTA; antrenman, turnuva, burs ve sponsorluk imkânlarıyla sporcuların önünü açıyor.

Türkiye'de ise birçok yetenekli genç, yeterli sponsorluk ve finansal destek bulamadığı için potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyamıyor. Oysa başarı sadece yetenekle değil, doğru fırsatlar ve sürdürülebilir destekle mümkün oluyor."

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Wimbledon'da üç Türk hakem

Wimbledon'da görev yapan üç Türk hakem bulunuyor. Bunlardan biri kadın, biri erkek olmak üzere iki Türk hakem daha son yedi yıldır organizasyonda.. Erkek hakemlerden biri daha önce Wimbledon finalinde de görev aldı. Mutlu Yücebaş ise 2016 yılında Centre Court'ta görev yapan ilk Türk hakem oldu ve görevini aralıksız sürdürüyor.

Küresel Eşitsizlik Kanser Vakalarında Alarm Veriyor

Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın (IARC) yayımladığı son değerlendirme, küresel kanser yükünün önümüzdeki çeyrek yüzyılda önemli ölçüde artacağını ortaya koydu. Rapora göre, dünya genelinde yeni kanser vakalarının 2050 yılına kadar yüzde 66,7 oranında yükselmesi bekleniyor. Uzmanlar, yaşlanan nüfus, dünya nüfusundaki artış, hava kirliliği, tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve alkol tüketimi gibi risk faktörlerinin bu artışta belirleyici rol oynayacağını vurguluyor.

Raporda, kanser vakalarındaki yükselişin tüm bölgelerde görüleceği ancak yükün en ağır şekilde düşük ve alt-orta gelir grubundaki ülkeleri etkileyeceği belirtiliyor. Afrika Bölgesi'nde kanser vakalarının yüzde 125,2, Doğu Akdeniz Bölgesi'nde ise yüzde 109,8 artacağı tahmin ediliyor. Buna karşılık, yüksek gelirli ülkelerde artışın daha sınırlı kalması bekleniyor. Bunun en önemli nedenleri arasında erken tanı programlarının yaygınlığı, tarama hizmetlerine erişim ve modern tedavi olanakları gösteriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

"Derin bir eşitsizlik" tablosu

DSÖ, küresel kanser görünümünü "derin bir eşitsizlik" olarak tanımlıyor. Günümüzde ülkelerin büyük bölümünün ulusal kanser kontrol planına sahip olmasına rağmen, bu planların uygulamaya geçirilmesinde ciddi farklılıklar bulunuyor.

IARC Direktörü Dr. Elisabete Weiderpass, önleme politikalarının etkin biçimde uygulandığı ülkelerde bazı kanser türlerinin görülme sıklığında azalma gözlendiğini belirterek, buna rağmen küresel ilerlemenin beklenen hızda gerçekleşmediğini ifade etti.

Uzmanlara göre, birçok düşük gelirli ülkede kanser hastalarının önemli bir bölümü hastalık ileri evreye ulaştıktan sonra sağlık kuruluşlarına başvurabiliyor. Erken teşhis olanaklarının sınırlı olması ve radyoterapi, kemoterapi ile hedefe yönelik tedavilere erişimde yaşanan sorunlar, ölüm oranlarını artırıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

En yaygın risk faktörleri

DSÖ ve IARC verilerine göre kanserlerin önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörleriyle ilişkilendiriliyor. Bunların başında tütün kullanımı geliyor. Sigara, tek başına dünya genelindeki kanser ölümlerinin yaklaşık beşte birinden sorumlu tutuluyor.

Bunun yanı sıra;

Obezite ve sağlıksız beslenme,

Fiziksel hareketsizlik,

Alkol tüketimi,

Hava kirliliği,

Mesleki kimyasal maruziyet,

Güneşin zararlı ultraviyole ışınları,

HPV ve Hepatit B gibi enfeksiyonlar,

kanser gelişme riskini artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.

Uzmanlar, özellikle rahim ağzı kanserine karşı HPV aşısı ile karaciğer kanserine karşı Hepatit B aşısının yaygınlaştırılmasının binlerce hayat kurtarabileceğine dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Erken tanı hayat kurtarıyor

Bilim insanları, kanserle mücadelede en etkili yöntemlerden birinin erken tanı olduğunu vurguluyor. Meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için HPV testi ve smear, kalın bağırsak kanseri için gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi ile akciğer kanseri açısından yüksek risk grubunda düşük doz bilgisayarlı tomografi taramaları erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.

Araştırmalar, erken evrede teşhis edilen birçok kanser türünde beş yıllık sağkalım oranlarının ileri evreye göre kat kat daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Kanser vakaları hızla artıyor

IARC'nin daha önce yayımladığı Küresel Kanser Gözlemevi (GLOBOCAN) verilerine göre, 2022 yılında dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakası görüldü ve yaklaşık 9,7 milyon kişi kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde 2050 yılında yıllık yeni vaka sayısının 35 milyonu aşması bekleniyor.

Uzmanlar, kanser yükündeki bu artışın yalnızca sağlık sistemlerini değil, ülkelerin ekonomik kalkınmasını da doğrudan etkileyeceğini belirtiyor. Artan tedavi maliyetleri, iş gücü kaybı ve uzun süreli bakım ihtiyacı, özellikle sağlık bütçesi sınırlı ülkelerde ciddi bir yük oluşturacak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Önleme politikaları kritik önem taşıyor

DSÖ, hükümetlere tütün kontrolünün güçlendirilmesi, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, alkol tüketiminin azaltılması, hava kirliliğinin düşürülmesi ve ulusal kanser tarama programlarının yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor.

Uzmanlara göre kanser vakalarının önemli bir kısmı önlenebilir veya erken evrede yakalanarak başarılı şekilde tedavi edilebilir. Bu nedenle sağlık sistemlerine yapılacak yatırımların yanı sıra toplumun risk faktörleri konusunda bilinçlendirilmesi de önümüzdeki yıllarda kanserle mücadelede belirleyici rol oynayacak.

Erdoğan'ın NATO liderlerine hediyesinin yankıları sürüyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen 2026 NATO Zirvesi'nin ardından ittifak liderlerine isimlerine özel hazırlanmış, gerçek mermileriyle birlikte sunulan nostaljik Magnum .357 tipi revolver hediye etti. Türkiye'nin savunma sanayisini tanıtmayı amaçlayan jest, bazı liderler tarafından ilgiyle karşılanırken, bazı ülkelerde ise silah mevzuatı ve diplomatik hediye kuralları nedeniyle farklı uygulamalara konu oldu.

Ahşap kutuda kişiye özel tabanca

Zirvenin sona ermesinin ardından liderlere verilen hediyeler arasında, her biri alıcısının adına özel olarak işlenmiş Gümüşay .357 Magnum revolver yer aldı. Türk bayrağı ve NATO logosunun bulunduğu ahşap teşhir kutusunda sunulan tabancaya, gerçek mermiler ile ihracat kontrollerinden muafiyet belgesi de eşlik etti.

Kutudaki plakette Türkçe ve İngilizce olarak, "Gümüşay, ülkemizde üretilen ilk revolver tipi tabanca" ifadesi yer aldı. Söz konusu modelin, 1990'lı yıllarda Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) tarafından sınırlı sayıda üretildiği belirtiliyor. Hediye paketinde ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İngilizce biyografisi ile kişiselleştirilmiş kalem ve not defteri setlerinin de bulunduğu bildirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Liderlerden farklı yaklaşımlar

Silah hediyesi, NATO ülkelerinde farklı tepkilere yol açtı. Bazı liderler hediyeyi ülkelerine götürmemeyi tercih ederken, bazıları ise tabancaların etkisiz hale getirilerek müzelere bağışlanması veya resmi koleksiyonlarda muhafaza edilmesi yönünde karar aldı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın tabancayı Türkiye'de bıraktığı, Kanada Başbakanı Mark Carney'nin ise silahın bir müzeye verilmesi seçeneğini değerlendirdiği belirtildi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in tabancayı devre dışı bırakıldıktan sonra askeri bir müzeye bağışlamayı planladığı, Almanya, Hollanda ve Hırvatistan'ın da benzer bir yaklaşım benimsediği aktarıldı. Belçika Başbakanı Bart De Wever ise ülkesine döndüğünde silahı havaalanındaki yetkililere teslim ederek resmi işlemlerin tamamlanmasını sağladı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Savunma sanayii vurgusu

Diplomatik çevreler, sıra dışı hediyenin Türkiye'nin son yıllarda büyüyen savunma sanayisini uluslararası kamuoyuna tanıtma amacı taşıdığı değerlendirmesinde bulunuyor. Ankara'nın özellikle insansız hava araçları, deniz platformları ve hafif silah üretimindeki kapasitesini öne çıkarmayı hedeflediği ifade edilirken, gerçek mermilerle birlikte verilen revolverler, bazı ülkelerde güvenlik ve gümrük mevzuatı açısından tartışma yarattı. Buna karşın hediyelerin, diplomatik prosedürler çerçevesinde kayıt altına alınarak ilgili ülkelerin kendi kurallarına göre muhafaza edileceği veya tasarrufa konu olacağı bildirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gülben Ergen, Doğal Gençliğin Sırlarının Kitabını Yazıyor

Gülben Ergen, sanat kariyerinin ardından yazarlık yolculuğunu da sürdürüyor. Daha önce yayımladığı kitabıyla okurlarından ilgi gören Gülben Ergen, şimdi ikinci kitabını yazmak için kolları sıvadı.

“Gırgıriye” müzikalinde Müjdat Gezen ve Perran Kutman’la başrolü paylaşan, Güllü karakterine hayat veren sanatçı, yeni kitabında doğal gençliğin mucize sırlarını kaleme alıyor.

Uzak Doğu kültürüne olan ilgisiyle bilinen ve hayranı olduğu Japonya’nın ardından Güney Kore’yi de ziyaret eden Gülben Ergen, burada tanıştığı doktorlardan edindiği bilgiler ile doğal kozmetik, diyet ve güzellik sırlarını okuyucularıyla buluşturacak.

Yeni kitabını yazmak üzere Bodrum’daki evine kapanan Gülben Ergen, bir yandan da konser maratonunu sürdürüyor. İstanbul, Antalya ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde aralıklarla sahne alacak olan sanatçının, şimdiden merak uyandıran ikinci kitabında paylaşacağı doğal güzellik önerileri ve yaşam sırları hayranları tarafından heyecanla bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ev sahipleri için ‘Right to Rent’ kontrolünde yeni dönem!

İngiltere'de mülk sahiplerini ve kiralama sektörünü yakından ilgilendiren önemli bir değişiklik 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe giriyor. Yeni ikincil mevzuat kapsamında, kiracıların Right to Rent (Kiralama Hakkı) kontrollerini elektronik ortamda gerçekleştirmek isteyen ev sahipleri, artık bu işlemleri kendi başlarına veya herhangi bir dijital platform üzerinden yapamayacak.

Bundan böyle dijital kimlik doğrulama sürecinin, yalnızca hükümet tarafından kabul edilen kayıtlı bir Right to Rent Digital Verification Service Provider (RtR DVSP) aracılığıyla yürütülmesi zorunlu olacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Amaç sahteciliği önlemek ve sistemi dijitalleştirmek

Right to Rent uygulaması ilk olarak 2014 Göçmenlik Yasası (Immigration Act 2014) kapsamında yürürlüğe girmişti. Düzenleme, ev sahiplerine kira sözleşmesi imzalamadan önce kiracı adaylarının Birleşik Krallık'ta yasal olarak ikamet etme hakkına sahip olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü getiriyor.

Son yıllarda dijital kimlik doğrulama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hükümet, bu süreci daha güvenli ve standart hale getirmek amacıyla yeni bir adım attı.

Yeni düzenleme, dijital doğrulama hizmeti sunan şirketlerin belirli teknik standartları karşılamasını ve resmi olarak kayıt altına alınmasını zorunlu hale getiriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ev sahiplerinin önünde üç farklı yöntem bulunuyor

Ulusal Konut Ev Sahipleri Birliği (NRLA) tarafından yapılan açıklamaya göre ev sahipleri Right to Rent yükümlülüklerini yerine getirmek için üç farklı yöntemden birini kullanabilecek:

Kiracının orijinal kimlik belgelerini yüz yüze inceleyerek manuel kontrol yapmak,

Home Office'in çevrim içi Right to Rent sistemi üzerinden paylaşım kodu (share code) kullanarak dijital kontrol gerçekleştirmek (uygun durumlarda),

Kimlik belgesi doğrulamasını elektronik ortamda yapmak istiyorlarsa, mutlaka kayıtlı bir RtR DVSP üzerinden hizmet almak.

Yeni zorunluluk yalnızca üçüncü yöntemi tercih edenleri kapsıyor. Manuel kontroller ve Home Office'in kendi çevrim içi sistemi kullanılmaya devam edecek.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Kurallara uymayan ev sahipleri yaptırımlarla karşılaşabilir

Uzmanlar, Right to Rent kontrollerinin eksik veya hatalı yapılmasının ev sahipleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Mevzuata uyulmaması halinde yüksek para cezaları uygulanabiliyor; bazı durumlarda ise cezai yaptırımlar da gündeme gelebiliyor.

NRLA, üyelerine yeni düzenlemeye hazırlıklı olmaları çağrısında bulunurken, dijital doğrulama hizmeti almayı planlayan ev sahiplerinin kullanacakları şirketlerin resmi olarak yetkilendirilmiş olup olmadığını kontrol etmelerini tavsiye ediyor.

Yeni uygulamanın, hükümetin göçmenlik kontrollerini tamamen dijital ortama taşıma stratejisinin önemli adımlarından biri olduğu değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ara seçim, İngiliz siyasetinde yeni bir kırılma oluşturacak mı?

İngiliz siyasetinin en tartışmalı isimlerinden Nigel Farage, milletvekilliğinden istifasının ardından yapılacak ara seçimde yeniden aday olacağını duyurdu.

Seçim bölgesi Clacton'a vurgu yapan Farage, "Yaptıklarım hakkındaki kararı Clacton halkı vermeli" ifadelerini kullanarak, kendisi hakkında yürütülen tartışmalara son sözü seçmenlerin söylemesi gerektiğini savundu.

Farage, açıklamasında "İşte bu yüzden yapılacak ara seçimde adaylığımı koyacağım. Kazanmak için mücadele edeceğim. Reform'un başlattığı siyasi devrimi sürdürmek için savaşacağım." dedi.

İstifanın ardından Clacton'da Temmuz ayının sonu veya Ağustos ayının başında ara seçim yapılması bekleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Muhalefetten ortak tavır: "Bu bir gündem değiştirme hamlesi"

Farage'ın yeniden adaylık kararına İngiltere'nin büyük siyasi partilerinden dikkat çekici bir tepki geldi.

İktidardaki İşçi Partisi, ana muhalefetteki Muhafazakâr Parti ile Liberal Demokratlar ve Yeşiller, ortak bir siyasi tutum sergileyerek ara seçimde aday göstermeyeceklerini açıkladı.

Partiler, Farage'ın seçim çağrısını demokratik bir hesaplaşmadan çok, hakkında ortaya atılan iddiaların önüne geçmeye yönelik siyasi bir hamle olarak değerlendirdi.

Muhalefet cephesine göre Farage, kamuoyunun dikkatini kişisel tartışmalardan uzaklaştırarak seçimi bir "güven oylaması"na dönüştürmeye çalışıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Mali sorular gündemin merkezinde

Farage'ın yeniden seçime gitme kararının arka planında, son dönemde kamuoyunda tartışılan mali konular bulunuyor.

Siyasi faaliyetlerinin finansmanı, kişisel gelir kaynakları, bağışlar ve mal varlığına ilişkin çeşitli sorular uzun süredir İngiliz kamuoyunun gündeminde yer alıyor.

Farage ise hakkındaki eleştirileri reddederken, siyasi rakiplerinin kendisini itibarsızlaştırmaya çalıştığını savunuyor. Yeniden aday olmasının temel gerekçesini de seçmenlerden doğrudan destek istemek olarak açıklıyor.

Ancak muhalefet partileri, seçim kampanyasının Farage'ın hukuki veya etik açıdan cevaplaması gereken soruların yerini alamayacağını dile getiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Reform UK için kritik sınav

Ara seçim yalnızca Nigel Farage açısından değil, Reform UK açısından da önemli bir test niteliği taşıyor.

Son genel seçimlerde oy oranını artıran parti, özellikle göç, vergi politikaları ve devlet harcamaları konusundaki sert söylemleriyle dikkat çekmişti.

Farage'ın yeniden seçilmesi halinde, Reform UK'nin taban desteğini koruduğu ve liderinin kişisel popülaritesini sürdürdüğü yönünde güçlü bir siyasi mesaj ortaya çıkabilir.

Buna karşılık beklentilerin altında kalacak bir sonuç ise hem Farage'ın liderliğini hem de partinin yükseliş ivmesini sorgulatabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rakipsiz seçim tartışması

İşçi Partisi, Muhafazakâr Parti, Liberal Demokratlar ve Yeşillerin aday çıkarmama kararı, ara seçimi alışılmışın dışında bir siyasi mücadeleye dönüştürüyor.

Bu durum, seçim yarışının rekabet düzeyi kadar demokratik temsil açısından da tartışmalara neden olabilir.

Siyasi gözlemcilere göre büyük partilerin ortak tavrı, Farage'a meşruiyet kazandırmama amacı taşırken, aynı zamanda seçmenin tercih alanını da daraltabilir.

Z Kuşağının Yol Ayrımı: Kolay Yaşam Hayali mi, Başarı Mücadelesi mi?

Ergenlik döneminden üniversite yıllarının sonuna kadar gençlerin gündemini belirleyen konuların başında arkadaşlık ilişkileri, sosyal medya, eğlence, teknoloji, fiziksel görünüm ve romantik ilişkiler geliyor. Gelişim psikolojisi alanındaki çalışmalar, bu dönemde beynin ödül sisteminin oldukça aktif olduğunu, uzun vadeli planlama ve risk değerlendirmesinden sorumlu ön korteksin ise gelişimini 20'li yaşların ortalarına kadar sürdürdüğünü gösteriyor.

Bu nedenle gençler, geleceği önemsemedikleri için değil; biyolojik gelişim süreçleri nedeniyle "şimdi"ye daha fazla odaklanıyor.

Gelecek planları var ama ilk sıralarda değil

Uluslararası araştırmalar, lise ve üniversite çağındaki gençlerin gelecek planlarını tamamen ihmal etmediğini ortaya koyuyor. Ancak bu planlar çoğu zaman ilk gündem maddesi olmuyor.

Ekonomik bağımsızlık, iyi bir gelir, yurt dışında yaşama fırsatı, sevilen bir iş bulma ve kişisel mutluluk, gençlerin en önemli gelecek hedefleri arasında yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Araştırmalara göre gençler kariyer sahibi olmak istiyor ancak "tek bir meslekte uzun yıllar çalışma" fikrine önceki kuşaklar kadar bağlı değiller. Esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma imkânı ve iş-yaşam dengesi onlar için maaş kadar önemli hale gelmiş durumda.

Başarı istiyorlar ama bedelini sorguluyorlar

Geçmiş kuşaklarda başarı; uzun çalışma saatleri, yoğun rekabet ve fedakârlıkla özdeşleştirilirken, Z Kuşağı bu anlayışı yeniden tanımlıyor.

Psikoloji ve çalışma yaşamı üzerine yapılan araştırmalar, gençlerin yüksek gelir ve başarılı kariyer istediğini ancak bunun ruh sağlığını bozacak ölçüde yoğun bir tempoyla gelmesini istemediğini gösteriyor.

Yani mesele çalışmaktan kaçınmak değil.

Gençler daha çok şu soruyu soruyor:

"Bu kadar çalışmaya gerçekten değer mi?"

Pandemi sonrası dönemde tükenmişlik sendromu, kaygı bozuklukları ve depresyon oranlarının artması, gençlerin kariyer tercihlerini de önemli ölçüde etkiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"Kolay para" aramaları neden artıyor?

Google'da gençlerin yaptığı aramalar da bu dönüşümü yansıtıyor.

Son yıllarda en çok ilgi gören başlıklardan bazıları şunlar:

  • Evden para kazanma
  • Pasif gelir
  • Yapay zekâ ile para kazanma
  • Dijital pazarlama
  • Yazılım öğrenme
  • Influencer nasıl olunur?
  • YouTube'dan para kazanma
  • Dropshipping
  • Freelance çalışma
  • Borsa ve kripto para

Bu aramaların ortak noktası dikkat çekici.

Gençler daha az emek harcamak istemiyor; daha çok emeklerinin karşılığını daha hızlı alabilecekleri yolları araştırıyor.

Ekonomistler, yüksek enflasyon, artan konut fiyatları ve gelir adaletsizliği nedeniyle klasik kariyer basamaklarının gençler açısından eskisi kadar cazip görünmediğini belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Mutluluk, makamın önüne geçti

Harvard Üniversitesi'nin uzun yıllardır devam eden yetişkin gelişimi araştırması ile Avrupa ve OECD tarafından yürütülen yaşam memnuniyeti çalışmaları da benzer sonuçlar ortaya koyuyor.

Gençler için artık yalnızca yüksek maaş yeterli değil.

İşin anlamlı olması, özel yaşama zaman bırakması, psikolojik güvenlik sağlaması ve kişisel gelişime katkı sunması da en az gelir kadar önem taşıyor.

Bu nedenle birçok genç, daha düşük maaşlı ama daha esnek işleri tercih edebiliyor.

Bilim ne söylüyor? "Tembel" değiller, farklı düşünüyorlar

Uzmanlara göre Z Kuşağı'nı "çalışmayı sevmeyen nesil" olarak tanımlamak doğru değil.

Araştırmalar, gençlerin başarı tanımının değiştiğini gösteriyor.

Onlar için başarı;

  • sağlıklı olmak,
  • özgür çalışabilmek,
  • dijital becerilere sahip olmak,
  • ekonomik bağımsızlık kazanmak,
  • sevilen işi yapmak,
  • aile ve sosyal yaşama zaman ayırabilmek

anlamına geliyor.

Bu nedenle gençler klasik kariyer basamaklarından çok, kendi yaşam tarzlarına uygun fırsatları tercih ediyor.

Independent Mortgage 3

Asıl soru şu: Geleceği planlamıyorlar mı, yoksa geleceğin değiştiğini mi görüyorlar?

Uzmanlar, gençlerin geleceğe ilgisiz olduğu yönündeki yaygın kanının gerçeği tam yansıtmadığını belirtiyor.

Belirsiz ekonomik koşullar, hızla değişen teknoloji, yapay zekânın iş gücü üzerindeki etkisi ve küresel krizler, uzun vadeli plan yapmayı önceki kuşaklara göre daha zor hale getiriyor.

Bu nedenle gençler, "40 yıl aynı işte çalışmak" yerine değişime uyum sağlayabilecek becerilere yatırım yapıyor.

Bugünün gençleri için başarı artık yalnızca zirveye ulaşmak değil; o zirveye çıkarken yaşam kalitesini koruyabilmek anlamına geliyor. Belki de Z Kuşağı'nın en büyük farkı, kariyer ile hayat arasında seçim yapmak yerine, ikisini birlikte sürdürebileceği bir denge araması.

İngiltere-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması'nda Kritik Yaz Dönemi

LONDRA / ANKARA – Türkiye ile Birleşik Krallık arasında mevcut Serbest Ticaret Anlaşması'nı (STA) güncelleyecek ve kapsamını önemli ölçüde genişletecek müzakerelerde yeni bir aşamaya giriliyor. Taraflar şimdiye kadar dört tur müzakereyi tamamlarken, resmi açıklamalara göre beşinci tur görüşmelerinin yaz dönemi içerisinde yapılması bekleniyor. Müzakerelerin seyri olumlu değerlendirilirken, İngiltere'de yaşanan başbakan değişimi sürecinin görüşmelere etkisi ise merak konusu.

Dördüncü tur tamamlandı, beşinci tur için geri sayım

Londra'da gerçekleştirilen son müzakere turunda taraflar; hizmet ticareti, dijital ticaret, yatırımlar, telekomünikasyon, gümrük uygulamaları, tarım ve bitki sağlığı önlemleri, fikri mülkiyet hakları, kamu alımları, çevre, iş gücü standartları ve uyuşmazlıkların çözümü başlıklarında önemli ilerleme sağladı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

İngiltere hükümeti, müzakerelerin "yapıcı ve verimli" geçtiğini açıklarken, iki ülke arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 28 milyar sterlini aşmasının yeni anlaşmaya duyulan ihtiyacı daha da artırdığına dikkat çekti.

Diplomatik kaynaklar, teknik heyetlerin yaz aylarında beşinci tur için hazırlıklarını sürdürdüğünü, henüz kesin tarihin açıklanmadığını ancak görüşmelerin planlandığı takvim doğrultusunda ilerlediğini belirtiyor.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Yeni STA neleri değiştirecek?

2021 yılında Brexit sonrasında yürürlüğe giren mevcut STA büyük ölçüde Türkiye-AB Gümrük Birliği hükümlerinin devamı niteliğinde bulunuyor.

Yeni müzakere edilen anlaşma ise çok daha geniş bir alanı kapsıyor.

Tarafların üzerinde çalıştığı başlıca alanlar şöyle sıralanıyor:

  • Hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi
  • Dijital ticaret kurallarının oluşturulması
  • Finansal hizmetlerde erişimin kolaylaştırılması
  • Profesyonel hizmetlerin karşılıklı tanınması
  • Yatırımların korunması
  • E-ticaret ve veri akışları
  • Kamu alımları
  • Gümrük süreçlerinin dijitalleştirilmesi
  • İş insanlarının karşılıklı hareketliliğinin kolaylaştırılması

Uzmanlara göre yeni anlaşma, klasik bir serbest ticaret anlaşmasının ötesinde "yeni nesil STA" niteliği taşıyacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Türkiye ne istiyor?

Ankara'nın öncelikleri arasında özellikle;

  • Türk ihracatçısının İngiltere pazarındaki rekabet gücünün korunması,
  • Hizmet sektörünün anlaşma kapsamına alınması,
  • Türk yatırımcılarının İngiltere'deki faaliyetlerinin kolaylaştırılması,
  • Gümrük işlemlerinin sadeleştirilmesi,
  • Dijital ticaret ve e-ticaret alanlarında güncel kurallar oluşturulması yer alıyor.

Türkiye ayrıca Brexit sonrasında oluşan yeni ticaret düzeninde İngiltere ile ilişkilerini stratejik ortaklık düzeyine taşımayı hedefliyor.

İngiltere'nin beklentileri neler?

Londra açısından ise anlaşmanın en önemli hedefi, Brexit sonrasında dünyanın en büyük hizmet ihracatçılarından biri olarak Türk pazarına daha geniş erişim sağlamak.

İngiltere özellikle;

  • Finansal hizmetler,
  • Sigortacılık,
  • Hukuki danışmanlık,
  • Mühendislik,
  • Dijital ekonomi,
  • Telekomünikasyon,
  • Yatırımlar

alanlarında daha güçlü pazar erişimi talep ediyor.

Bunun yanında İngiliz hükümeti, ticaretin dijitalleşmesini kolaylaştıracak yeni kuralların oluşturulmasını da öncelikli hedef olarak görüyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra'daki siyasi değişim süreci masayı etkiler mi?

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın görevinden ayrılma kararı sonrasında başlayan liderlik süreci doğal olarak dış ticaret gündemini de yakından ilgilendiriyor.

Ancak ticaret uzmanlarına göre STA müzakerelerinde kısa vadede ciddi bir yön değişikliği beklenmiyor.

Bunun temel nedenleri şöyle sıralanıyor:

Birincisi, Türkiye ile STA müzakereleri yalnızca siyasi bir proje değil; iki ülkenin uzun vadeli ekonomik çıkarlarını ilgilendiren kurumsal bir süreç niteliği taşıyor.

İkincisi, müzakereler Ticaret Bakanlıkları ve teknik müzakere ekipleri tarafından yürütülüyor. Dolayısıyla hükümet değişikliği teknik çalışmaları otomatik olarak durdurmuyor.

Üçüncüsü ise İngiltere'nin Brexit sonrasında küresel ticaret ağını genişletme stratejisi, farklı hükümetler döneminde de büyük ölçüde korunuyor.

Bununla birlikte yeni başbakanın ekonomi politikalarına vereceği öncelik, müzakerelerin siyasi hızını ve anlaşmanın sonuçlandırılma takvimini etkileyebilir.

Yeni hükümetin göreve başlamasının ardından müzakerelerin kısa süreli bir değerlendirme sürecine girmesi olası görülüyor. Ancak mevcut göstergeler, tarafların görüşmeleri askıya almak yerine sürdürme eğiliminde olduklarını ortaya koyuyor.

Independent Mortgage 3

2026'nın en önemli ticaret dosyalarından biri

Uzmanlar, İngiltere-Türkiye STA müzakerelerini her iki ülkenin de son yıllardaki en önemli ekonomik diplomasi projelerinden biri olarak değerlendiriyor.

Türkiye açısından Avrupa dışındaki en büyük ihracat pazarlarından biri olan İngiltere ile ticaretin daha ileri seviyeye taşınması hedeflenirken; İngiltere ise hızla büyüyen Türk ekonomisini Brexit sonrası küresel ticaret stratejisinin önemli ortaklarından biri olarak görüyor.

Önümüzdeki aylarda yapılması beklenen beşinci tur müzakereler, anlaşmanın olgunlaşması açısından kritik önem taşıyor. Tarafların teknik başlıklarda önemli ilerleme sağlaması, anlaşmanın tamamlanmasına yönelik iyimser beklentileri güçlendiriyor. Bununla birlikte siyasi takvim, özellikle İngiltere'deki yeni hükümetin öncelikleri, sürecin kesin tamamlanma tarihini belirleyecek en önemli unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tedavi Olmak İçin 7 Milyondan Fazla Hasta Sıra Bekliyor

NHS England'ın yayımladığı son resmi verilere göre İngiltere'de hastanelerde planlı tedavi bekleyen vaka sayısı yaklaşık 7,1 milyon seviyesinde bulunuyor. Bu rakam yaklaşık 6 milyon hastaya karşılık geliyor; bazı hastalar aynı anda birden fazla tedavi listesinde yer aldığı için toplam vaka sayısı daha yüksek görünüyor. Bekleme listesi son bir yılda yarım milyondan fazla azalmış olsa da pandemi sonrası oluşan yığılma tamamen ortadan kalkmış değil.

NHS verileri ayrıca hastaların yaklaşık üçte ikisinin sevkten sonra 18 hafta içinde tedaviye başladığını gösteriyor. Ancak sistemin uzun vadeli hedefi olan %92'lik 18 hafta standardına henüz ulaşılamadı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

En büyük risk hangi hastalarda?

Sağlık uzmanları, uzun bekleme sürelerinin her branşta aynı sonucu doğurmadığını belirtiyor.

Riskin en yüksek olduğu alanlar arasında:

  • Kanser teşhis ve tedavileri: Tanının gecikmesi hastalığın ilerlemesine yol açabiliyor.
  • Kalp ve damar hastalıkları: Müdahalede yaşanan gecikmeler ciddi komplikasyon riskini artırabiliyor.
  • Ortopedi: Kalça ve diz protezi gibi ameliyatları bekleyen hastalarda ağrı, hareket kaybı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüş görülüyor.
  • Göz hastalıkları: Özellikle katarakt ve retina hastalıklarında uzun bekleyiş kalıcı görme kaybı riskini artırabiliyor.
  • Ruh sağlığı hizmetleri: Psikolojik destek ve uzman değerlendirmesi için bekleyen hastalarda hastalığın ağırlaşma riski bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Teşhis testlerinde de rekor yoğunluk

Sorun yalnızca ameliyatlarla sınırlı değil.

İngiltere'de MR, BT, ultrason ve endoskopi gibi tanı testlerini bekleyenlerin sayısı 1,9 milyona ulaşarak rekor seviyeye çıktı. NHS hedefi olan altı haftalık süreyi aşan yüz binlerce hasta bulunuyor. Uzmanlara göre teşhis gecikmeleri özellikle kanser hastalarının tedaviye daha geç başlamasına neden oluyor.

GP sistemi de değişiyor

Hükümet, hastanelerdeki yükü azaltmanın yolunun aile hekimliği sistemini güçlendirmekten geçtiğini savunuyor.

Son dönemde uygulamaya alınan düzenlemeler kapsamında:

  • GP randevularına erişimin hızlandırılması,
  • Dijital ve telefon üzerinden ilk değerlendirme sistemlerinin yaygınlaştırılması,
  • Eczacı, fizyoterapist ve ileri uygulama hemşirelerinin daha fazla hastayı doğrudan değerlendirmesi,
  • Hastaların gereksiz hastane sevklerinin azaltılması,
  • Toplum temelli tanı merkezlerinin kapasitesinin artırılması hedefleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Doktor sayısını artırmaya yönelik adımlar

NHS, uzmanlık eğitimi kontenjanlarını da artırıyor. Yeni düzenlemelerle daha fazla doktorun uzmanlık eğitimine başlaması ve özellikle GP eğitim kadrolarının tamamının doldurulması amaçlanıyor. Yetkililer bunun orta vadede hem aile hekimi hem de hastane hizmetlerinde kapasiteyi artıracağını savunuyor.

Hedef: Bekleme listesini kalıcı olarak düşürmek

Sağlık Bakanlığı, seçmeli tedavilerde bekleme sürelerini azaltmanın öncelikli hedeflerden biri olduğunu vurguluyor. Son aylarda bekleme listelerinde düşüş görülse de sağlık uzmanları, yaşlanan nüfus, artan hasta talebi ve personel eksikliği nedeniyle NHS üzerindeki baskının devam edeceği görüşünde.

Önümüzdeki dönemde hem GP hizmetlerinin güçlendirilmesi hem de hastanelerde tanı ve tedavi kapasitesinin artırılması, bekleme krizinin çözümünde belirleyici unsurlar olarak görülüyor.

Independent Mortgage 3

Aylar süren bekleyiş, İngiliz hastaların yönünü Türkiye’ye çevirdi?

Bir zamanlar dünyanın örnek kamu sağlık sistemlerinden biri olarak gösterilen İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), son yıllarda ciddi bir yoğunlukla karşı karşıya.

Pandemi sonrası biriken hasta yükü, sağlık personeli eksikliği ve artan talep nedeniyle milyonlarca kişi ameliyat, uzman muayenesi ve bazı tedaviler için aylar süren bekleme listelerinde yer alıyor.

Özellikle ortopedi, göz hastalıkları, diş tedavileri ve bazı elektif operasyonlarda bekleme sürelerinin uzaması, birçok hastayı özel sağlık hizmetlerine yönlendiriyor.

Ancak bu kez de yüksek maliyetler devreye giriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Özel sağlık hizmetlerinde maliyet farkı dikkat çekiyor

Birleşik Krallık'ta özel hastanelerde gerçekleştirilen birçok işlem, özellikle sigorta kapsamı dışında kalan hastalar için oldukça yüksek maliyetlere ulaşabiliyor.

Buna karşılık Türkiye;

  • modern sağlık altyapısı,
  • deneyimli uzman kadroları,
  • kısa randevu süreleri,
  • uluslararası standartlarda hastaneleri,
  • uygun fiyat politikası

ile önemli bir alternatif oluşturuyor.

Birçok İngiliz hasta, aynı tedaviyi daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle yaptırabildiği için Türkiye'yi tercih ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Diş tedavisi ilk sırada geliyor

İngiliz hastaların Türkiye'ye yöneldiği alanların başında diş tedavileri geliyor.

İmplant, zirkonyum kaplama, estetik diş hekimliği ve kapsamlı ağız rehabilitasyonu gibi işlemler, İngiltere'de oldukça yüksek ücretlerle sunulurken Türkiye'de daha ekonomik fiyatlarla gerçekleştirilebiliyor.

Bu nedenle her yıl çok sayıda İngiliz hasta yalnızca diş tedavisi amacıyla Türkiye'ye seyahat ediyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Estetik cerrahide Türkiye küresel oyuncu oldu

Saç ekimi, burun estetiği, yüz gençleştirme, meme estetiği ve vücut şekillendirme operasyonlarında Türkiye, yalnızca Avrupa'nın değil dünyanın önde gelen sağlık turizmi merkezlerinden biri haline geldi.

Uluslararası hasta koordinasyon sistemleri, çok dilli sağlık personeli ve operasyon sonrası takip hizmetleri de Türkiye'nin tercih edilmesinde önemli rol oynuyor.

İngiliz hastalar açısından kısa uçuş mesafesi de önemli avantajlardan biri olarak görülüyor.

Göz tedavileri ve ortopedi de öne çıkıyor

Katarakt ameliyatları, lazer göz operasyonları ve ortopedik cerrahiler de İngiliz hastaların Türkiye'de en fazla talep gösterdiği branşlar arasında bulunuyor.

Uzun bekleme sürelerinden kaçınmak isteyen birçok kişi tedavisini Türkiye'de planlayarak hem zamandan hem de maliyetten tasarruf etmeyi hedefliyor.

Independent Mortgage 3

Türkiye yalnızca fiyatla değil kaliteyle de rekabet ediyor

Uzmanlara göre Türkiye'nin sağlık turizmindeki başarısı yalnızca uygun fiyatlardan kaynaklanmıyor.

Son 20 yılda yapılan sağlık yatırımları sayesinde;

  • şehir hastaneleri,
  • ileri teknoloji tıbbi cihazlar,
  • robotik cerrahi sistemleri,
  • uluslararası akreditasyona sahip özel hastaneler,
  • yabancı hasta koordinasyon merkezleri

ülkenin küresel rekabet gücünü önemli ölçüde artırdı.

Bugün Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Asya'nın önemli sağlık merkezlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

İki ülke arasında sağlık alanında iş birliği gelişiyor

Türkiye ile Birleşik Krallık arasında vatandaşların karşılıklı olarak sağlık hizmetlerinden yararlanmasını düzenleyen kapsamlı bir sosyal güvenlik veya sağlık hizmeti anlaşması bulunmuyor.

Bununla birlikte sağlık teknolojileri, ilaç sektörü, tıp eğitimi, araştırma projeleri ve sağlık yatırımları alanlarında kamu kurumları, üniversiteler ve özel sektör arasında çeşitli iş birlikleri yürütülüyor.

Sağlık turizmi ise ağırlıklı olarak bireysel tercih ve özel sağlık kuruluşları üzerinden gelişen bir alan olmayı sürdürüyor.

Sağlık turizmi ekonomiye milyarlarca dolarlık katkı sağlıyor

Türkiye, sağlık turizmini stratejik sektörlerden biri olarak görüyor.

Tedavi amacıyla gelen yabancı hastalar yalnızca sağlık hizmeti almıyor; konaklama, ulaşım, turizm ve alışveriş harcamalarıyla da ekonomiye önemli katkı sağlıyor.

İngiltere ise Türkiye'nin sağlık turizminde en önemli kaynak pazarlarından biri olmayı sürdürüyor.

Sektör temsilcileri, doğrudan uçuş ağının genişlemesi, dijital sağlık hizmetlerinin gelişmesi ve Türkiye'nin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin artmasıyla İngiliz hasta sayısının önümüzdeki yıllarda daha da yükselebileceğini öngörüyor.

NHS'deki yoğunluk ve özel sağlık hizmetlerindeki yüksek maliyetler, İngiliz hastaları alternatif ülkelere yöneltirken Türkiye; güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadroları, uluslararası standartlardaki hastaneleri ve rekabetçi fiyatlarıyla bu alanda öne çıkıyor. Uzmanlara göre sağlık turizmi artık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendiren, hizmet ihracatını artıran ve sağlık diplomasisini destekleyen stratejik bir alan haline geliyor.

İngiltere turizmde yeniden yükselişte: Türkiye'nin payı büyüyor

Birleşik Krallık turizmi, 2024 yılında güçlü bir toparlanma sergiledi. Resmi verilere göre ülkeye gelen yabancı ziyaretçi sayısı 42,6 milyona ulaşırken, ziyaretçilerin yaptığı toplam harcama 32,5 milyar sterlin olarak gerçekleşti. Böylece hem ziyaretçi sayısı hem de turizm gelirleri pandemi sonrası en yüksek seviyelerine çıktı.

Turizmin ülke ekonomisindeki ağırlığı da dikkat çekiyor. İngiliz Parlamentosu Kütüphanesi'nin değerlendirmesine göre sektör, doğrudan yaklaşık 58 milyar sterlin ekonomik üretim yaratıyor ve 1,2 milyon kişiye istihdam sağlıyor.

Londra yine açık ara lider

Birleşik Krallık'a gelen uluslararası ziyaretçilerin büyük bölümü ilk tercih olarak Londra'yı seçiyor.

VisitBritain verilerine göre 2024 yılında ülkeye gelen yabancı ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 54'ü Londra'yı ziyaret etti. Başkent, toplam yabancı turist harcamalarının da yüzde 55'ini tek başına gerçekleştirdi. Edinburgh, Manchester, Birmingham ve Liverpool ise Londra'nın ardından en çok ziyaret edilen şehirler oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Bu tablo, İngiltere turizminin önemli ölçüde Londra merkezli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Londra'yı en çok hangi ülkeler ziyaret ediyor?

Resmi İngiltere verileri "Londra'yı ziyaret eden turistler" yerine ülkeye gelen ziyaretçilerin milliyetlerini açıklıyor. Londra yabancı ziyaretçilerin yarısından fazlasını çektiği için bu sıralama aynı zamanda Londra'nın en önemli kaynak pazarlarını da büyük ölçüde yansıtıyor.

2024 itibarıyla ilk 10 ülke şöyle sıralanıyor:

1. Amerika Birleşik Devletleri

2. Fransa

3. Almanya

4. İrlanda Cumhuriyeti

5. İspanya

6. Hollanda

7. Polonya

8. İtalya

9. Avustralya

10. Hindistan (Çin de hızla toparlanan önemli pazarlardan biri olarak öne çıkıyor.)

Independent Mortgage 3

Özellikle ABD pazarı yalnızca ziyaretçi sayısında değil, kişi başına harcama açısından da İngiltere'nin en değerli turizm pazarı olmayı sürdürüyor.

Türkiye'nin payı henüz sınırlı ancak büyüyor

Türkiye, Birleşik Krallık'ın en büyük ilk 10 kaynak pazarı arasında henüz yer almıyor.

Bununla birlikte VisitBritain ve ONS verileri, Türkiye'den gelen ziyaretçi sayısının pandemi sonrasında istikrarlı biçimde arttığını ve pazarın gelişme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Türkiye; eğitim, sağlık, iş seyahatleri ve şehir turizmi alanlarında büyüyen pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor.

İlk 10 pazarın dışında kalan Türkiye'nin, toplam İngiltere turizmindeki payının yaklaşık yüzde 1'in altında olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle Türkiye, henüz İngiltere'nin ana kaynak pazarları arasında yer almıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İki ülke arasında karşılıklı turizm hareketi güçleniyor

İngiliz turistler açısından ise Türkiye çok daha önemli bir destinasyon konumunda bulunuyor.

2024 yılında yaklaşık 4,4 milyon İngiliz turist Türkiye'yi ziyaret etti ve Birleşik Krallık, Almanya ile birlikte Türkiye'nin en büyük turizm pazarlarından biri oldu.

Buna karşılık Türkiye'den İngiltere'ye yönelik seyahatler daha sınırlı olsa da, özellikle Londra'ya yönelik kültür, eğitim, alışveriş ve kısa şehir tatili talebinin arttığı belirtiliyor. Uzmanlar, yeni uçuş bağlantıları ve artan gelir seviyesiyle birlikte Türkiye'nin İngiltere açısından orta vadede daha güçlü bir kaynak pazar haline gelebileceğini değerlendiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Uzmanlar: Büyümenin anahtarı yüksek harcama yapan turist

İngiltere turizm stratejisi artık yalnızca ziyaretçi sayısını değil, ziyaretçi başına harcamayı artırmayı hedefliyor.

ABD, Körfez ülkeleri ve Avustralya gibi yüksek gelirli pazarlara yönelik tanıtım faaliyetleri artırılırken, Avrupa pazarındaki büyümenin de sürdürülmesi planlanıyor. Aynı zamanda Hindistan, Suudi Arabistan ve Çin gibi gelişen pazarlara yönelik yatırımlar devam ediyor.

Uzmanlara göre Türkiye de bu büyüyen pazarlar arasında yer alıyor. Vize süreçlerinin kolaylaştırılması, doğrudan uçuşların artırılması ve ortak tanıtım faaliyetleriyle Türk ziyaretçilerin İngiltere turizmindeki payının önümüzdeki yıllarda yükselmesi bekleniyor.

İngiliz Turistler İçin Londra’da Türkiye’nin Tanıtım Hamlesi

LONDRA – Türkiye'nin en önemli turizm pazarlarından biri olan Birleşik Krallık'ta, Türk hava yolu şirketleri ile turizm kuruluşları kapsamlı bir tanıtım kampanyası yürütüyor. Londra'nın simgelerinden olan çift katlı kırmızı otobüsler, metro istasyonları, dijital ekranlar ve billboardlar, bu yaz Türkiye'nin tanıtımına ayrılmış durumda.

Türk Hava Yolları, AJet ve Pegasus Havayolları'nın yanı sıra turizm acenteleri ve destinasyon tanıtım kuruluşlarının ortak yürüttüğü kampanyalarda, Türkiye'nin yalnızca "deniz, kum ve güneş" ülkesi olmadığı vurgulanıyor. Reklamlarda tarihi miras, kültür rotaları, gastronomi, sağlık turizmi, inanç turizmi ve doğa turizmi ön plana çıkarılıyor.

Doluluk beklentinin altında kaldı

Turizm sektöründe yaz sezonunun yarısına yaklaşılmasına rağmen özellikle bazı sahil bölgelerindeki otellerde beklenen doluluk oranlarına ulaşılamaması, tanıtım faaliyetlerinin hız kazanmasına neden oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sektör temsilcileri, özellikle erken rezervasyon döneminde Avrupa pazarındaki ekonomik belirsizlikler, artan tatil maliyetleri ve Akdeniz'deki yoğun rekabet nedeniyle rezervasyonların istenilen seviyeye ulaşmadığını belirtiyor. Bu nedenle İngiltere pazarı, sezonun kalan bölümünü kurtarabilecek en önemli kaynak pazarlardan biri olarak görülüyor.

Londra'nın her köşesinde Türkiye reklamları

Başkent Londra'da özellikle yoğun yaya ve turist trafiğinin bulunduğu Oxford Street, Victoria, King's Cross, Liverpool Street, Waterloo ve Canary Wharf çevresindeki dijital reklam panolarında Türkiye görselleri yer alıyor.

Kırmızı çift katlı otobüslerin dış yüzeylerini kaplayan reklamlarda Akdeniz'in turkuaz koyları, Kapadokya'nın sıcak hava balonları, İstanbul'un tarihi silueti ve Ege kıyılarındaki doğal güzellikler öne çıkarılıyor.

Metro istasyonlarında yer alan afişlerde ise "güneş, tarih, lezzet ve misafirperverlik" temaları işlenirken, sağlık turizmi kapsamında modern hastaneler, termal tesisler ve estetik tedavi seçenekleri de tanıtılıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Uçuş kapasitesi de büyüyor

Tanıtım kampanyalarına paralel olarak Türk hava yolu şirketleri de Birleşik Krallık operasyonlarını genişletiyor.

Türk Hava Yolları, Londra'da Heathrow ve Gatwick'in ardından Stansted Havalimanı'nı da uçuş ağına eklerken, Pegasus Gatwick operasyonlarını büyüttü. AJet ise Birleşik Krallık pazarındaki kapasitesini artırarak İngiliz turistlere daha uygun fiyatlı ulaşım seçenekleri sunmayı hedefliyor. Böylece Türkiye ile Birleşik Krallık arasında uçuş kapasitesi son dönemde önemli ölçüde artırılmış durumda.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İngiliz turist hâlâ en önemli pazarlardan biri

Birleşik Krallık, Almanya ve Rusya'nın ardından Türkiye'ye en fazla turist gönderen ülkeler arasında yer alıyor.

Turizm sektörü temsilcileri, İngiliz turistlerin özellikle Antalya, Dalaman, Bodrum ve İzmir destinasyonlarına yoğun ilgi gösterdiğini belirtirken, son yıllarda İstanbul'un şehir turizmi, Kapadokya'nın kültür turizmi ve Karadeniz'in doğa turizmi açısından da ilgi çekmeye başladığını ifade ediyor.

Son dönemde özellikle gastronomi, yürüyüş rotaları, yat turizmi, golf turizmi ve sağlık turizmine yönelik talepte de artış yaşandığı belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

Rekabette fiyat faktörü öne çıkıyor

Sektör uzmanlarına göre Türkiye, hizmet kalitesi açısından İngiliz turistler için cazibesini korusa da son yıllarda yükselen fiyatlar nedeniyle İspanya, Yunanistan, Mısır ve Portekiz ile daha yoğun rekabet etmek zorunda kalıyor.

Bu nedenle hazırlanan yeni reklam kampanyalarında yalnızca uygun fiyat değil; kaliteli hizmet, kısa uçuş süresi, zengin kültürel miras, dört mevsim tatil olanakları ve farklı turizm çeşitliliği ön plana çıkarılıyor.

Turizm sektörünün beklentisi, yaz sezonunun ikinci yarısında özellikle son dakika rezervasyonlarının artmasıyla birlikte İngiltere pazarından gelecek turist sayısının yükselmesi ve otellerde doluluk oranlarının istenen seviyelere yaklaşması.

Küresel Eğitimde İngiltere Pazarı Elinde Tutuyor: Türkiye ilt 10 Arasında

Birleşik Krallık’ın öğrenci vizesi verileri ve yükseköğretim istatistikleri incelendiğinde, İngiltere’ye üniversite ve lisansüstü eğitim amacıyla gelen öğrencilerde öne çıkan ülkeler şunlar:

1. Hindistan

2. Çin

3. Pakistan

4. Nijerya

5. Nepal

Son yıllardaki öğrenci vizesi verilerinde Türkiye yaklaşık 5.900 öğrenci vizesiyle ilk 10 kaynak ülke arasında yer alıyor ve genel sıralamada yaklaşık 9. sırada bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Dil Eğitimi İçin İngiltere’yi En Çok Tercih Eden Ülkeler

İngiltere’nin İngilizce dil eğitimi sektörünü temsil eden veriler, farklı bir tablo ortaya koyuyor. İngilizce öğrenmek amacıyla İngiltere’ye gelen öğrenciler arasında öne çıkan ülkeler:

1. İtalya

2. Suudi Arabistan

3. Türkiye

4. İspanya

5. Çin

Bu veriler Türkiye'nin İngiltere’ye dil eğitimi için öğrenci gönderen ülkeler arasında ilk üçte yer aldığını gösteriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Türkiye'nin Payı Ne Kadar?

Birleşik Krallık'ta 2024 yılında yaklaşık 393 bin öğrenci vizesi verildi. Aynı dönemde Türk vatandaşlarına verilen öğrenci vizelerinin sayısı yaklaşık 5.900 olarak kaydedildi. Bu da Türkiye'nin toplam öğrenci vizesi pazarındaki payının yaklaşık %1,5 seviyesinde olduğunu gösteriyor.

İngiltere Üniversitelerinde Türk Öğrencilere İlgi Sürüyor

İngiltere'de öğrenim gören uluslararası öğrenci sayısı 685 binin üzerinde bulunurken, yeni kayıt yaptıran öğrenciler arasında Hindistan, Çin ve Nijerya başı çekiyor. Türk öğrenciler sayı bakımından bu dev pazarın küçük ancak istikrarlı büyüyen gruplarından biri olarak değerlendiriliyor. Özellikle yüksek lisans, işletme, mühendislik, yapay zekâ ve finans programları Türk öğrencilerin en fazla tercih ettiği alanlar arasında gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Uzmanlar: “Türkiye Dil Eğitiminde Çok Güçlü, Üniversite Eğitiminde Büyüme Potansiyeli Var”

Sektör temsilcilerine göre Türkiye, İngiltere'nin dil eğitimi pazarında uzun yıllardır güçlü ülkeler arasında bulunuyor. Üniversite ve yüksek lisans tarafında ise Hindistan ve Çin gibi dev pazarlarla kıyaslandığında daha küçük bir paya sahip olsa da, genç nüfus ve yurt dışı eğitim talebinin artması nedeniyle önümüzdeki yıllarda daha üst sıralara çıkma potansiyeli taşıyor.

Özet Tablo

Kategori

Türkiye'nin Sırası

İngiltere'de Üniversite Eğitimi

Yaklaşık 9. sıra

İngiltere'de İngilizce Dil Eğitimi

3. sıra

İngiltere öğrenci vizelerindeki payı

Yaklaşık %1,5

Genel durum

İlk 10 kaynak ülke arasında

İngiltere, küresel eğitim pazarındaki lider konumunu korurken, Türkiye özellikle dil eğitimi alanında Avrupa'nın en güçlü kaynak pazarlarından biri olarak öne çıkmaya devam ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kene Isırığıyla Başlayan, Ölümcül Et Alerjisine Dikkat!

Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte parklar, ormanlık alanlar ve kırsal bölgelerde kene vakalarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, kene ısırıklarının yalnızca enfeksiyon riski taşımadığını, aynı zamanda yıllarca sürebilen ciddi alerjik hastalıkları da tetikleyebileceğini belirtiyor.

Son yıllarda dünya genelinde daha sık teşhis edilen alfa-gal sendromu, kene ısırıklarıyla bağlantılı en dikkat çekici sağlık sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. İlk kez yaklaşık 15 yıl önce belirli bir kene türüyle ilişkilendirilen hastalık, kişinin kırmızı ete karşı alerji geliştirmesine neden oluyor.

Et Yedikten Saatler Sonra Ortaya Çıkabiliyor

Alfa-gal sendromu, diğer birçok gıda alerjisinden farklı olarak belirtilerini hemen göstermiyor. Hastalar genellikle kırmızı et tükettikten üç ila altı saat sonra şikayet yaşamaya başlıyor.

Belirtiler arasında;

  • Kurdeşen ve kaşıntı,
  • Deride kızarıklık,
  • Mide bulantısı ve kusma,
  • Karın ağrısı,
  • İshal,
  • Nefes darlığı,
  • Baş dönmesi,
  • Tansiyon düşüklüğü,
  • Anafilaksi adı verilen yaşamı tehdit eden alerjik şok

yer alıyor.

Uzmanlar, özellikle gece saatlerinde ortaya çıkan açıklanamayan alerjik reaksiyonların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Suçlu Bir Virüs ya da Bakteri Değil

Diğer kene kaynaklı hastalıkların aksine alfa-gal sendromuna bir virüs veya bakteri neden olmuyor. Hastalık, bağışıklık sisteminin "alfa-gal" adı verilen bir şeker molekülüne karşı aşırı tepki geliştirmesi sonucu ortaya çıkıyor.

Bu şeker; inek, koyun, keçi ve domuz gibi memelilerin etinde bulunuyor. İnsanlarda ve diğer primatlarda ise yer almıyor.

Kene, beslenirken tükürüğü aracılığıyla alfa-gal molekülünü insan vücuduna aktarabiliyor. Bağışıklık sistemi bunu yabancı bir madde olarak algılıyor ve antikor üretmeye başlıyor. Daha sonra kişi kırmızı et tükettiğinde bu antikorlar devreye girerek alerjik reaksiyona neden oluyor.

Independent Mortgage 3

Tavuk ve Balıkta Risk Yok

Uzmanlara göre alfa-gal sendromu olan kişiler için risk, memeli hayvanlardan elde edilen ürünlerle sınırlı.

Tavuk, hindi, ördek gibi kümes hayvanları ile balık ve deniz ürünleri genellikle güvenli kabul ediliyor. Ancak bazı hastalarda süt ve süt ürünleri de alerjik reaksiyonları tetikleyebiliyor.

Bu nedenle teşhis konulan kişilerin yalnızca et tüketiminde değil, kullandıkları ilaçlar, jelatin içeren gıdalar ve bazı tıbbi ürünler konusunda da dikkatli olmaları gerekiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ölümcül Sonuçlara Yol Açabiliyor

Uzmanların en büyük endişesi ise anafilaksi riski. Şiddetli alerjik reaksiyon sırasında kişinin hava yolları daralabiliyor, tansiyonu hızla düşebiliyor ve dakikalar içinde hayati tehlike ortaya çıkabiliyor.

Tedavi edilmediği durumlarda anafilaktik şok ölümle sonuçlanabiliyor.

Bu nedenle alfa-gal sendromu tanısı alan hastalara çoğu zaman acil durumlarda kullanılmak üzere adrenalin oto-enjektörü taşımaları öneriliyor.

"Cilt, Alerjiyi Tetiklemenin Çok Güçlü Bir Yolu"

Alfa-gal sendromu üzerine çalışan Kuzey Karolina Üniversitesi araştırmacılarından Dr. Scott Commins, hastalığın ortaya çıkış mekanizmasının oldukça ilginç olduğunu belirtiyor.

Commins, "Görünüşe göre cilt, alerjik yanıt oluşturmak için son derece etkili bir yol. Eğer alfa-gal yalnızca yiyeceklerle alınsaydı büyük olasılıkla bu alerji gelişmeyecekti. Ancak kene ısırığıyla doğrudan kana karışması bağışıklık sisteminin farklı tepki vermesine neden oluyor" ifadelerini kullanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kenelerden Korunmak İçin Bunlara Dikkat

Uzmanlar, yaz aylarında doğada vakit geçirenlerin kene ısırıklarına karşı önlem almasının büyük önem taşıdığını söylüyor.

Korunmak için şu öneriler sıralanıyor:

  • Uzun kollu ve açık renkli kıyafetler tercih edin.
  • Pantolon paçalarını çorapların içine sokun.
  • Kene kovucu spreyler kullanın.
  • Piknik ve yürüyüş sonrası vücudunuzu dikkatlice kontrol edin.
  • Çocukların saç dipleri, kulak arkaları ve koltuk altlarını inceleyin.
  • Eve döndükten sonra kıyafetleri yüksek sıcaklıkta yıkayın.
  • Deriye tutunan keneyi ezmeden ve sıkmadan uygun yöntemle çıkarın.
  • Kene çıkarıldıktan sonra birkaç hafta boyunca ateş, döküntü veya alerjik belirtiler açısından kendinizi gözlemleyin.

Vaka Sayıları Artıyor

Uzmanlar, iklim değişikliği ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte kenelerin yaşam alanlarının genişlediğini belirtiyor. Bu durum, hem kene kaynaklı enfeksiyonların hem de alfa-gal sendromu vakalarının önümüzdeki yıllarda daha sık görülmesine neden olabilir.

Sağlık uzmanları, özellikle kene ısırığı sonrasında kırmızı et tüketiminin ardından ortaya çıkan olağandışı alerjik belirtilerin dikkate alınmasını ve vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyor.

İngiltere'nin Yeni Göç Rotasına Göre İşte Kolay Vize Alınan meslekler!

Birleşik Krallık hükümeti, son bir yıl içinde açıkladığı göç reformlarını Temmuz ayının ilk haftası itibarıyla uygulamaya devam ediyor. Hükümetin temel hedefi, net göç rakamlarını düşürürken ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü çekmeyi sürdürmek.

Yeni sistemde artık İngiltere'ye yerleşmenin en güvenli yolu, yüksek vasıf gerektiren ve hükümet tarafından ihtiyaç duyulan mesleklerden birine sahip olmak.

Özellikle sağlık, mühendislik, bilişim ve ileri teknoloji alanlarında çalışanlar için çalışma vizesi kapısı açık kalırken, daha önce yaygın olarak kullanılan birçok düşük vasıflı iş kolunda vize verilmesi önemli ölçüde sınırlandırıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

En önemli değişiklik: Nitelikli çalışan vizesi zorlaştı

İngiltere'nin en çok kullanılan çalışma izni olan Skilled Worker Visa (Nitelikli Çalışan Vizesi) için başvuru şartları sıkılaştırıldı.

Yeni uygulamaya göre;

  • İş teklifinin İçişleri Bakanlığı tarafından onaylı bir işverenden gelmesi gerekiyor.
  • Mesleğin resmi uygun meslek listesinde yer alması şart.
  • Maaş kriterleri birçok meslek için yükseltildi.
  • İngilizce yeterliliği zorunluluğu devam ediyor.

Uzmanlar, özellikle maaş şartlarının yükselmesinin birçok aday için en önemli engel haline geldiğini belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Hangi mesleklerde iş bulmak daha kolay?

İngiltere'de personel açığının sürdüğü sektörlerde çalışanlar hâlâ önemli avantajlara sahip.

Öne çıkan meslek grupları şöyle:

Sağlık sektörü

  • Doktorlar
  • Uzman hekimler
  • Hemşireler
  • Ebe
  • Paramedik
  • Radyoloji teknisyenleri
  • Fizyoterapistler
  • Psikologlar
  • Bakım yöneticileri

Sağlık çalışanları, İngiltere'nin en fazla ihtiyaç duyduğu meslek grupları arasında yer almaya devam ediyor.

Independent Mortgage 3

Bilişim ve teknoloji

Yapay zekâ ve dijital dönüşüm yatırımları nedeniyle teknoloji sektöründe işe alımlar sürüyor.

İhtiyaç duyulan pozisyonlardan bazıları:

  • Yazılım geliştiricileri
  • Yapay zekâ uzmanları
  • Siber güvenlik uzmanları
  • Veri bilimcileri
  • Bulut sistemleri mühendisleri
  • DevOps mühendisleri
  • Veri mühendisleri
  • Ağ uzmanları

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Mühendislik

İnşaat, enerji ve altyapı yatırımları nedeniyle mühendislere yönelik talep devam ediyor.

Öne çıkan alanlar:

  • İnşaat mühendisliği
  • Makine mühendisliği
  • Elektrik-elektronik mühendisliği
  • Endüstri mühendisliği
  • Kimya mühendisliği
  • Enerji mühendisliği
  • Demiryolu mühendisliği
  • Üretim mühendisliği

Eğitim

Özellikle bazı branş öğretmenleri için açık devam ediyor.

İngiltere'nin öncelik verdiği alanlar:

  • Matematik öğretmenleri
  • Fen bilimleri öğretmenleri
  • Fizik öğretmenleri
  • Kimya öğretmenleri
  • Bilgisayar öğretmenleri
  • Özel eğitim uzmanları

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Finans

Londra'nın uluslararası finans merkezi olma özelliğini sürdürmesi nedeniyle şu alanlarda işe alımlar devam ediyor:

  • Finans analistleri
  • Denetçiler
  • Muhasebeciler
  • Risk uzmanları
  • Vergi danışmanları
  • Aktüerler

Bakım sektöründe önemli değişiklik

İngiltere'nin son düzenlemeleri en çok sosyal bakım sektörünü etkiledi.

Geçmiş yıllarda bakım çalışanları için oldukça kolay olan vize sistemi artık daha sıkı kurallara bağlandı.

Özellikle yurt dışından yeni bakım personeli alımına ilişkin kriterler artırılırken, işverenlerin sponsorluk yükümlülükleri de genişletildi. Sektör temsilcileri, bu değişikliklerin yeni başvuruların sayısını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Aşçılar ve şefler için fırsatlar sürüyor

Turizm ve gastronomi sektöründe deneyimli şefler ile uzman aşçılar, belirli kriterleri karşılamaları halinde hâlâ çalışma vizesi alabiliyor.

Ancak restoranların sponsor lisansına sahip olması ve maaş şartlarının karşılanması gerekiyor.

Kaynakçıdan elektrikçiye: Teknik ustalara ihtiyaç devam ediyor

İngiltere'de mesleki eğitim almış teknik personel açığı tamamen kapanmış değil.

Özellikle;

  • Kaynakçılar
  • CNC operatörleri
  • Elektrikçiler
  • Endüstriyel bakım teknisyenleri
  • Kalıp ustaları
  • Boru tesisatçıları
  • Ağır makine teknisyenleri

uygun iş teklifi almaları halinde çalışma vizesine başvurabiliyor.

Çalışma vizesi oturum hakkına dönüşebiliyor

İngiltere'de çalışma vizesiyle bulunan kişiler için en önemli avantajlardan biri de uzun vadeli oturum hakkı.

Genel olarak aynı vize kategorisi altında gerekli şartları yerine getirerek belirli süre çalışan kişiler, süresiz oturum (Indefinite Leave to Remain) başvurusunda bulunabiliyor.

Bunun ardından vatandaşlık başvurusu yolu da açılabiliyor. Ancak bu süreçte gelir şartlarının, İngilizce yeterliliğinin ve kesintisiz yasal ikametin korunması gerekiyor.

İngiltere'ye gitmek isteyenler nelere dikkat etmeli?

Uzmanlara göre başvuru yapmadan önce şu noktalar dikkatle incelenmeli:

  • İş teklifinin sponsor lisanslı bir işverenden gelmesi.
  • Mesleğin güncel uygun meslek listesinde yer alması.
  • Maaş şartının karşılanması.
  • İngilizce dil yeterliliğinin belgelenmesi.
  • Vize kategorisinin doğru seçilmesi.
  • Başvurunun güncel İçişleri Bakanlığı kurallarına göre hazırlanması.

Uzmanlar uyarıyor

Göç danışmanları, son düzenlemeler sonrasında "İngiltere'ye gitmek artık imkânsız" yorumlarının doğru olmadığını, ancak eskisine göre çok daha seçici bir sistem uygulandığını belirtiyor.

Artık İngiltere'nin önceliği, ülke ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yüksek vasıflı çalışanları çekmek. Sağlık, teknoloji, mühendislik ve bazı teknik mesleklerde çalışan adaylar hâlâ önemli fırsatlara sahip olurken, düşük vasıflı işlerle ülkeye yerleşme dönemi büyük ölçüde sona ermiş durumda.

Meme Kanserinde Umut Veren Yeni Dönem

Kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserine karşı mücadelede bilim dünyası önemli kazanımlar elde etmeye devam ediyor. Son iki yılda açıklanan klinik araştırmalar, kişiselleştirilmiş tedavilerden genetik testlere, hedefe yönelik ilaçlardan kanser aşılarına kadar birçok alanda dikkat çekici gelişmeler yaşandığını ortaya koydu. Uzmanlar, meme kanserinin artık tek bir hastalık olarak değil, farklı biyolojik özelliklere sahip alt türlerden oluşan bir hastalık grubu olarak değerlendirildiğini ve tedavilerin de buna göre şekillendiğini belirtiyor.

Kişiye Özel Tedavi Dönemi Güçleniyor

Son araştırmalar, tümörün genetik yapısının analiz edilmesiyle hangi hastaların kemoterapiden gerçekten fayda göreceğinin daha doğru belirlenebildiğini gösteriyor. Uluslararası Optima çalışmasında, hormon reseptörü pozitif meme kanserine sahip binlerce hasta üzerinde yapılan incelemelerde, genomik testler sayesinde birçok hastanın kemoterapi almadan da benzer başarı oranlarına ulaşabildiği ortaya kondu. Bu gelişmenin, gereksiz yan etkilerin önüne geçerek yaşam kalitesini artırması bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Kemoterapi Her Hastaya Gerekmeyebilir

Araştırma sonuçlarına göre bazı hastalarda tümörün genetik profili düşük risk gösterdiğinde yalnızca hormon tedavisi uygulanması yeterli olabiliyor. Uzmanlar bunun, meme kanseri tedavisinde "aynı tedavi herkese" yaklaşımının sonuna gelindiğinin göstergesi olduğunu ifade ediyor.

Akıllı İlaçlar Yaşam Süresini Uzatıyor

Özellikle HER2 pozitif ve üçlü negatif meme kanseri gibi agresif alt türlerde geliştirilen yeni nesil "antikor-ilaç konjugatları" (ADC) dikkat çekiyor. Bu ilaçlar kanser hücresini hedef alarak yüksek doz tedaviyi doğrudan tümöre ulaştırıyor ve sağlıklı dokuların daha az etkilenmesini sağlıyor.

2025 ve 2026 yıllarında açıklanan klinik sonuçlar, bazı ileri evre meme kanseri hastalarında hastalığın ilerlemesiz yaşam süresinin belirgin biçimde uzadığını gösterdi. Uzmanlar bu ilaçların birçok hasta grubunda yeni standart tedavi haline gelmeye başladığını belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kanser Aşıları İçin Kritik Eşik

Bilim dünyasının en heyecan verici çalışmalarından biri de meme kanserine yönelik terapötik aşılar. Geleneksel aşılardan farklı olarak bu yöntemler hastalığı önlemekten çok, bağışıklık sistemini tümör hücrelerine karşı harekete geçirmeyi amaçlıyor.

HER2 proteinini hedefleyen aşılar ve mRNA tabanlı kanser aşılarıyla yürütülen klinik çalışmaların ilk sonuçları umut verici bulundu. Araştırmacılar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha etkin tanıyıp yok etmesini sağlayabilecek bu teknolojilerin önümüzdeki yıllarda tedavi seçeneklerini genişletebileceğini düşünüyor.

mRNA Teknolojisi Kanserde de Sahneye Çıkıyor

COVID-19 aşılarıyla gündeme gelen mRNA teknolojisi, artık kanser tedavilerinde de kullanılmaya hazırlanıyor. Birçok biyoteknoloji şirketi ve araştırma merkezi meme kanserine yönelik kişiselleştirilmiş mRNA aşıları üzerinde çalışıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Sıvı Biyopsi" ile Erken Uyarı Sistemi

Son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri de "sıvı biyopsi" olarak adlandırılan kan testleri. Kanda dolaşan tümör DNA'sının (ctDNA) izlenmesi sayesinde, kanserin tedaviye direnç geliştirdiği veya yeniden ortaya çıkabileceği aylar öncesinden tespit edilebiliyor.

Araştırmalar, bu yöntem sayesinde doktorların tedaviyi daha erken değiştirebildiğini ve hastalığın ilerlemesini geciktirebildiğini gösteriyor. Uzmanlar, sıvı biyopsinin gelecekte meme kanseri takibinin vazgeçilmez araçlarından biri haline gelebileceğini belirtiyor.

Yapay Zekâ Tanı ve Tedaviye Destek Veriyor

Meme kanseriyle mücadelede yapay zekâ teknolojileri de giderek daha fazla kullanılıyor. Geliştirilen yeni sistemler, mamografi görüntülerini değerlendirmede radyologlara destek olurken, tedavi planlamasında da karar süreçlerini hızlandırıyor. Kanser araştırmacıları, yapay zekânın erken teşhis oranlarını artırarak binlerce hayat kurtarabileceğini öngörüyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Uzmanlardan Temkinli İyimserlik

Onkoloji uzmanları, meme kanserinin tamamen ortadan kalktığını söylemek için henüz erken olduğunu vurgulasa da son yıllarda elde edilen ilerlemelerin son derece önemli olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle erken teşhis, genetik analizler, hedefe yönelik tedaviler ve bağışıklık sistemini güçlendiren yeni yöntemler sayesinde birçok meme kanseri türünde yaşam süresi ve tedavi başarısı belirgin şekilde artmış durumda.

Meme kanseri araştırmalarında yaşanan gelişmeler, hastalığın gelecekte daha kişiselleştirilmiş, daha az yan etkili ve daha etkili yöntemlerle tedavi edilebileceğine işaret ediyor. Bilim insanları, bugün deneysel aşamada bulunan birçok teknolojinin önümüzdeki yıllarda klinik uygulamaya geçmesiyle birlikte meme kanserine karşı mücadelenin çok daha güçlü hale geleceği görüşünde birleşiyor.

Londra'nın Rotası Ankara: İngiltere neden Türkiye'ye daha fazla yatırım yapıyor?

Son yıllarda küresel ekonomide yaşanan kırılmalar, şirketlerin üretim ve tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmesine neden oldu. Brexit sonrasında Avrupa Birliği dışındaki ticaret ağını güçlendirmeyi hedefleyen Birleşik Krallık açısından Türkiye, bu stratejinin en önemli ortaklarından biri haline geldi.

Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya arasında köprü konumunda bulunan Türkiye; gelişmiş sanayi altyapısı, genç iş gücü ve güçlü ihracat kapasitesiyle İngiliz yatırımcıların radarında üst sıralarda yer alıyor.

Uzmanlara göre Londra yönetimi, Türkiye'yi yalnızca ihracat yapılan bir ülke olarak değil, küresel üretim zincirlerinin önemli bir halkası olarak değerlendiriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ticaret hacmi sürekli büyüyor

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaret hacmi son yıllarda istikrarlı şekilde artış gösterdi.

Brexit sonrasında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması iki ülke arasındaki ticaretin kesintiye uğramasını önlerken, bugün taraflar anlaşmanın kapsamını genişletmek için müzakerelerini sürdürüyor.

Yeni dönemde;

  • hizmet ticareti,
  • dijital ekonomi,
  • yatırımlar,
  • kamu alımları,
  • yeşil dönüşüm,
  • finansal hizmetler

gibi alanların anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor.

Ekonomi çevreleri bunun tamamlanması halinde iki ülke arasındaki ticaret hacminde yeni bir sıçrama yaşanabileceğini değerlendiriyor.

Independent Mortgage 3

İngiliz şirketleri Türkiye'de hangi sektörlere yatırım yapıyor?

Birleşik Krallık merkezli şirketlerin Türkiye'deki yatırımları uzun yıllardır birçok stratejik sektörde yoğunlaşıyor.

Öne çıkan alanlar arasında;

  • finans ve bankacılık,
  • enerji,
  • yenilenebilir enerji,
  • altyapı,
  • sigortacılık,
  • ilaç,
  • hızlı tüketim ürünleri,
  • perakende,
  • madencilik,
  • teknoloji,
  • savunma sanayi yer alıyor.

Özellikle son dönemde yeşil enerji yatırımları ve dijital teknolojiler İngiliz sermayesinin en fazla ilgi gösterdiği alanlar arasında bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Savunma sanayii ekonomik ortaklığın yeni lokomotifi

İki ülke arasındaki en dikkat çekici gelişmelerden biri savunma sanayi alanında yaşanıyor.

Türk savunma sanayisinin son yıllarda ulaştığı üretim kapasitesi ve ihracat başarısı, İngiliz şirketlerinin ilgisini artırırken; ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve mühendislik projeleri iki ülke ilişkilerine yeni bir boyut kazandırıyor.

Savunma alanındaki iş birlikleri yalnızca askeri değil, yüksek teknoloji, havacılık ve ileri mühendislik yatırımlarını da beraberinde getiriyor.

Enerji dönüşümünde ortak hedefler

İngiltere, net sıfır karbon hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını küresel ölçekte destekleyen ülkelerin başında geliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Türkiye'nin;

  • rüzgâr enerjisi,
  • güneş enerjisi,
  • enerji depolama,
  • elektrik şebekeleri,
  • hidrojen teknolojileri

alanındaki potansiyeli İngiliz yatırım fonlarının ilgisini çekiyor.

Enerji uzmanları önümüzdeki yıllarda özellikle offshore rüzgâr, batarya teknolojileri ve sürdürülebilir finans projelerinde yeni ortaklıkların gündeme gelebileceğini belirtiyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Londra'nın gözü Türkiye'nin üretim gücünde

Pandemiyle başlayan ve jeopolitik krizlerle hızlanan "yakın coğrafyada üretim" anlayışı Türkiye'nin önemini artırdı.

Avrupa pazarına kısa sürede ulaşabilen üretim altyapısı sayesinde Türkiye;

  • otomotiv,
  • beyaz eşya,
  • tekstil,
  • makine,
  • elektronik,
  • kimya

gibi sektörlerde İngiliz şirketleri için güvenilir üretim merkezi olarak öne çıkıyor.

Bu durum yalnızca doğrudan yatırımları değil, ortak üretim modellerini de artırıyor.

Finans sektöründe yeni dönem

Londra dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri olmayı sürdürürken, Türk şirketleri de İngiliz finans piyasalarına erişim konusunda daha aktif bir görünüm sergiliyor.

Öte yandan İngiliz yatırım fonlarının Türkiye'de özellikle altyapı, enerji ve teknoloji girişimlerine ilgisinin arttığı gözleniyor.

Finans uzmanları, faiz politikalarındaki normalleşme ve ekonomik reform sürecinin devam etmesi halinde uluslararası sermaye girişlerinin daha da hızlanabileceğini ifade ediyor.

Kamu diplomasisi de güçleniyor

Ekonomik ilişkiler yalnızca özel sektör yatırımlarıyla sınırlı kalmıyor.

Son yıllarda iki ülke arasında;

  • ticaret heyetleri,
  • yatırım zirveleri,
  • teknoloji forumları,
  • savunma sanayi toplantıları,
  • ihracat organizasyonları

giderek daha sık gerçekleştiriliyor.

Kamu kurumları ile özel sektör temsilcilerinin aynı platformlarda buluşması, uzun vadeli ekonomik ortaklığın kurumsal zemininin güçlendiğine işaret ediyor.

Yeni hedef: Daha kapsamlı ekonomik ortaklık

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde iki ülke ilişkilerinin odağında üç temel başlık bulunacak:

  • Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi,
  • Karşılıklı doğrudan yatırımların artırılması,
  • Yüksek teknoloji ve yeşil dönüşüm projelerinde ortaklıkların güçlendirilmesi.

Bu süreç başarıyla ilerlediği takdirde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ortaklığın, klasik ticaret ilişkisinin ötesine geçerek üretim, teknoloji ve stratejik yatırım ekseninde çok daha kapsamlı bir yapıya dönüşmesi bekleniyor.

Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ekonomik ilişkiler, her iki taraf açısından da stratejik önem kazanıyor. Türkiye üretim kapasitesi, coğrafi konumu ve büyüyen iç pazarıyla İngiliz yatırımcılar için cazibesini artırırken; Birleşik Krallık da finansal gücü, teknoloji altyapısı ve uluslararası yatırım deneyimiyle Türkiye'nin ekonomik dönüşümünde önemli ortaklardan biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde ticaret anlaşmasının genişletilmesi ve yeni yatırımların hayata geçirilmesi halinde, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin çok daha yüksek bir seviyeye ulaşması bekleniyor.

Londra’da Konut Yatırımı İçin Doğru Zaman mı?

İngiltere’de son yıllarda yükselen faiz oranları, konut piyasasında hem alıcıların hem de yatırımcıların karar süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Mortgage maliyetlerinin arttığı, ekonomik büyümenin yavaş seyrettiği bir dönemde yatırımcıların en çok sorduğu soru ise aynı: “Londra’da emlak yatırımı hâlâ mantıklı mı?”

Uzmanlara göre bu sorunun cevabı yatırımcının hedeflerine göre değişiyor. Kısa vadeli yüksek kazanç beklentisi olanlar için piyasa eskisi kadar kolay fırsatlar sunmazken, uzun vadeli sermaye artışı ve düzenli kira geliri hedefleyenler için Londra hâlâ Avrupa’nın en güçlü yatırım merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Londra Neden Hâlâ Güçlü Bir Pazar?

Londra, dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri olmasının yanı sıra sürekli nüfus artışı, uluslararası öğrenci talebi ve sınırlı konut arzı sayesinde emlak yatırımcılarının radarında kalmaya devam ediyor.

Özellikle ulaşım yatırımlarının yoğunlaştığı bölgelerde konut talebi güçlü seyrini koruyor. Yeni metro bağlantıları, dönüşüm projeleri ve ticari gelişim alanları çevresindeki semtler yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Buna karşılık merkezi bölgelerde son yıllarda görülen yüksek fiyat seviyeleri, yatırımcıları daha çok dış çeperlerdeki gelişen bölgelere yönlendiriyor.

Independent Mortgage 3

Yüksek Faizler Dengeleri Değiştirdi

İngiltere Merkez Bankası’nın son yıllarda uyguladığı sıkı para politikası, mortgage maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Bu durum özellikle kredi kullanarak yatırım yapmak isteyenler açısından getirilerin yeniden hesaplanmasını zorunlu hale getiriyor.

Geçmişte düşük faiz dönemlerinde yatırımcılar ağırlıklı olarak konutun değer artışına odaklanırken, bugün kira gelirinin finansman maliyetlerini karşılayıp karşılamadığı çok daha kritik bir kriter haline geldi.

Uzmanlar, yatırım kararlarında yalnızca fiyat artışı beklentisine güvenmenin riskli olabileceği uyarısında bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yatırımcılar Nelere Dikkat Etmeli?

Londra’da konut yatırımı planlayanların öncelikle bölgesel analiz yapması gerekiyor.

Yatırım uzmanlarının öne çıkardığı başlıca kriterler şöyle:

  • Bölgedeki kira talebinin gücü
  • Ulaşım bağlantıları ve altyapı projeleri
  • Üniversitelere ve iş merkezlerine yakınlık
  • Bölgedeki yeni konut arzı
  • Mortgage maliyetleri ve aylık nakit akışı
  • Servis ücretleri (service charge) ve bina yönetim giderleri
  • Enerji verimliliği standartları

Özellikle yeni inşa edilen dairelerde yüksek servis ücretleri, yatırımın gerçek getirisini ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kira Getirisi mi, Değer Artışı mı?

Uzmanlara göre yatırımcıların en sık yaptığı hatalardan biri, yalnızca konutun gelecekteki değer artışına odaklanmak.

Oysa mevcut piyasa koşullarında güçlü kira getirisi sağlayan bölgeler daha güvenli bir yatırım profili sunabiliyor. Yüksek faiz ortamında düzenli kira geliri, yatırımın sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor.

Bu nedenle yatırımcıların satın alma öncesinde ayrıntılı bir nakit akışı analizi yapmaları tavsiye ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İlk Kez Yatırım Yapacaklara Uyarı

Uzmanlar, ilk kez yatırım yapacak kişilerin duygusal kararlar yerine veriye dayalı hareket etmeleri gerektiğini belirtiyor.

“Ben bu evde yaşardım” yaklaşımından çok, “Bu ev kiracı için ne kadar cazip?” sorusunun sorulması gerektiğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca yatırımcıların satın alma vergileri, bakım giderleri, boş kalma riskleri ve olası faiz değişikliklerini de hesaplamaları öneriliyor.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Londra Fırsatlar Sunuyor, Ancak Seçici Olmak Şart

2026 yılı itibarıyla Londra emlak piyasası hızlı ve kolay kazanç dönemlerinden uzaklaşmış görünse de, uzun vadeli yatırım perspektifine sahip olanlar için önemli fırsatlar barındırmaya devam ediyor.

Ancak yüksek faiz ortamında başarılı olmak isteyen yatırımcıların geçmiş yıllara göre çok daha seçici davranmaları, kira getirisi ile finansman maliyetlerini dikkatle analiz etmeleri ve lokasyon seçiminde titiz hareket etmeleri gerekiyor.

Uzmanların ortak görüşü ise net: Londra hâlâ güçlü bir yatırım merkezi, ancak artık kazananlar doğru bölgeyi ve doğru finansman modelini seçebilen yatırımcılar olacak.

İngiltere iltica sistemini kökten değiştiriyor

İngiltere hükümeti, düzensiz göçle mücadele ve iltica sistemini hızlandırma hedefiyle hazırladığı Göç ve İltica Yasa Tasarısı'nı parlamentoya sundu. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood'un açıkladığı düzenleme, hem iltica başvuruları hem de insan hakları hukukunun göç davalarındaki uygulanışında önemli değişiklikler öngörüyor.

İçişleri Bakanlığı'nın hazırladığı etki analizine göre, yasa yürürlüğe girdiğinde her yıl yaklaşık 11 bin 700 iltica ve vize başvurusu daha reddedilecek. Ancak aynı analiz, başvuruları reddedilecek kişilerin yaklaşık yüzde 55'inin hukuki, idari veya fiili nedenlerle İngiltere'de kalmaya devam edeceğini öngörüyor.

AİHS'nin 8. maddesinin kapsamı daraltılıyor

Tasarının en tartışmalı maddelerinden biri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin aile ve özel yaşam hakkını güvence altına alan 8. maddesinin göç davalarındaki uygulanışını sınırlandırması oldu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yeni düzenlemeye göre "aile" tanımı büyük ölçüde eş, ebeveyn ve 18 yaşından küçük çocuklarla sınırlandırılacak. İngiltere'de yasal statüsünü kaybettikten sonra kurulan aile ilişkileri ise sınır dışı kararlarına karşı güçlü bir hukuki gerekçe olarak kabul edilmeyecek. Hükümet, bu değişikliğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarıyla daha uyumlu bir uygulama sağlayacağını savunuyor.

Kalıcı oturma izni için 10 bin sterlin katkı payı

Tasarı kapsamında dikkat çeken bir başka düzenleme ise, iltica başvurusu kabul edilen kişilerin kalıcı oturma izni (settled status) almadan önce devletin barınma ve destek giderlerine katkıda bulunmasını öngörüyor.

Gelir durumuna göre uygulanacak sistem kapsamında uygun görülen kişilerden yaklaşık 10 bin sterlin ödeme alınması planlanıyor. Hükümet, uygulamayı kamu kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı açısından gerekli görürken, sivil toplum kuruluşları bunun mülteciler üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturacağını belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Temyiz sistemi yeniden yapılandırılıyor

Yasa tasarısı, iltica başvurularındaki uzun bekleme sürelerini azaltmayı amaçlayan yeni bir temyiz sistemi de getiriyor.

Mevcut iki aşamalı göç mahkemesi sistemi yerine Bağımsız Göç Temyiz Kurumu kurulması planlanıyor. Buna göre başvurular için yalnızca tek temyiz hakkı tanınacak ve davalar sadece hâkimler tarafından değil, özel eğitim almış bağımsız karar vericiler tarafından da incelenebilecek. Hükümet, bu sayede karar süreçlerinin önemli ölçüde hızlanacağını savunuyor.

İnsan ticareti iddialarına da yeni sınırlamalar

Tasarı, modern kölelik ve insan ticareti mağduriyetine ilişkin başvurulara da yeni koşullar getiriyor.

Sınır dışı işlemi başladıktan sonra son anda yapılan mağduriyet başvurularının, haklı gerekçe bulunmaması halinde reddedilebilmesi öngörülüyor. Ayrıca ağır suçlardan hüküm giymiş yabancıların modern kölelik koruma mekanizmalarından yararlanması da büyük ölçüde sınırlandırılıyor. Hükümet, son dakikada yapılan asılsız başvuruların sınır dışı süreçlerini geciktirdiğini savunuyor.

Independent Mortgage 3

Yeni yasal göç yolları da açılacak

Hükümet, sertleştirilen iltica politikalarının yanında "güvenli ve yasal göç yollarını" da genişletmeyi planlıyor.

Sonbahardan itibaren yerel topluluklar, üniversiteler ve bazı kuruluşların mültecilere sponsor olabileceği yeni programların başlatılması hedefleniyor. Kanada'daki modele benzetilen sistemle, düzensiz Kanal geçişlerinin azaltılması ve gerçekten korumaya ihtiyaç duyan kişilere yasal başvuru imkânı sunulması amaçlanıyor.

Hükümet: "Sisteme güven yeniden tesis edilecek"

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, düzenlemelerin amacının iltica sistemini daha hızlı, daha adil ve kamuoyu nezdinde daha güvenilir hale getirmek olduğunu söyledi.

Mahmood, İngiltere'nin savaş ve zulümden kaçan insanlara koruma sağlamayı sürdüreceğini ancak mevcut sistemin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, "Gerçek mültecilere yeni ve güvenli yasal yollar açarken, sistemdeki boşlukları kapatacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sivil toplumdan sert eleştiriler

Mülteci hakları kuruluşları ve hukuk örgütleri ise tasarının insan haklarını zayıflatacağı görüşünde.

Eleştirilerde, AİHS'nin 8. maddesinin dar yorumlanmasının aile bütünlüğünü olumsuz etkileyebileceği, 10 bin sterlinlik katkı payının mülteciler üzerinde ağır bir mali yük oluşturacağı ve yeni temyiz sisteminin bağımsız yargısal denetimi zayıflatabileceği ifade edildi. Bazı hukuk kuruluşları ise düzenlemelerin iltica sistemini hızlandırmak yerine yeni hukuki ihtilaflara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türk markaları İngiltere'de yeni fırsatların peşinde

Jeopolitik gerilimler, Brexit sonrası değişen ticaret düzeni ve küresel ekonomik belirsizliklere rağmen Birleşik Krallık pazarı Türk şirketleri için cazibesini koruyor. CNBC-e Londra Temsilcisi Berfu Güven'e konuşan Avrupalı Türk Markalar Birliği Başkanı Vehbi Keleş, İngiltere ekonomisinin dayanıklılığı, Türkiye'nin ihracat performansı, güncellenmesi beklenen Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ve İngiltere pazarındaki yeni rekabet koşullarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Keleş'e göre son yıllarda Brexit, Covid-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gerilimler ekonomiyi etkilese de Birleşik Krallık'ın küresel ticaret ağı ve güçlü finansal yapısı sayesinde ekonomi büyümeye devam ediyor.

"Birleşik Krallık hiçbir zaman çok kötü olmuyor" diyen Keleş, ülkenin yaklaşık 4,2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer aldığını, IMF tahminlerine göre ise 2030 yılında 5,4 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaşmasının beklendiğini ifade etti.

Atmb Baskani Vehbi Keleş Cnbc E Londra Temsilcisi Berfu Güven 1

Jeopolitik krizlerin etkisi sınırlı kaldı

İran-İsrail geriliminin ardından enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmanın lojistik maliyetlerini etkilediğini belirten Keleş, nakliye maliyetlerinde sektör ve ülkeye göre yüzde 5 ila yüzde 30 arasında artışlar yaşandığını söyledi.

Ancak petrol fiyatlarının yeniden gerilemesiyle birlikte taşımacılık maliyetlerinin büyük ölçüde eski seviyelerine döndüğünü belirten Keleş, savaşın etkisinin kısa süreli kaldığını ifade etti.

İngiltere'nin ithalatı 1 trilyon doları aştı

Keleş'in dikkat çektiği en önemli verilerden biri ise İngiltere'nin ithalat hacmi oldu.

A T M B Baskani Vehbi Keleş C N B C E Londra Temsilcisi Berfu Güven 4

İlk dört aylık verilere göre ülkenin ithalatının yüzde 23 büyüyerek 358 milyar dolara ulaştığını belirten Keleş, yıllık bazda ithalat hacminin 1 trilyon doların üzerine çıktığını, önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde ise 1,2-1,3 trilyon dolara ulaşabileceğini söyledi.

Bu büyüklüğün Türkiye açısından büyük fırsatlar sunduğunu vurgulayan Keleş, İngiltere'nin dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin ihracatında bazı sektörlerde gerileme var

Keleş'in paylaştığı verilere göre Türkiye'nin Birleşik Krallık'a ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre 6,8 milyar dolardan 6,5 milyar dolara geriledi.

Buna karşılık İngiltere'nin Türkiye'ye ihracatı 2,8 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Sektörel bazda ise dikkat çekici farklılıklar bulunuyor.

İngiltere'nin otomotiv ithalatı yüzde 14 artarken, Türkiye'nin bu alandaki ihracatında yüzde 18 düşüş görüldü.

Tekstil ve hazır giyimde İngiltere'nin ithalatı yüzde 4 büyürken, Türkiye'nin ihracatı yüzde 7 geriledi.

Buna karşın çelik sektöründe yüzde 82'lik güçlü bir artış yaşandı.

Gıda ithalatında ise İngiltere pazarı yüzde 8 büyüdü. Türkiye'nin performansının bazı ürünlerde düştüğünü, bazılarında ise arttığını belirten Keleş, yıl sonunda daha net bir tablonun ortaya çıkacağını söyledi.

Atmb Baskani Vehbi Keleş Cnbc E Londra Temsilcisi Berfu Güven 3

Verilerde Türkiye ile İngiltere arasında kayıt farkı bulunuyor

Keleş, iki ülkenin dış ticaret istatistikleri arasında metodolojik farklılıklar bulunduğunu da dile getirdi.

Buna göre Türkiye'den Almanya gibi üçüncü ülkeler üzerinden İngiltere'ye gönderilen ürünler, İngiliz makamlarınca Türk menşeli olarak kaydedilirken, Türkiye'nin ihracat kayıtlarında farklı yöntemler uygulanabiliyor.

Bu nedenle iki ülkenin açıkladığı dış ticaret rakamlarının birbirinden farklı göründüğünü belirten Keleş, her iki kayıt sisteminin de kendi yöntemleri açısından doğru olduğunu ifade etti.

Geçen yıl iki ülke arasındaki mal ticareti İngiltere kayıtlarında 27 milyar dolar, Türkiye verilerinde ise yaklaşık 24 milyar dolar olarak yer aldı.

Istikbal 860X450 Pxl

Yeni Serbest Ticaret Anlaşması kritik önemde

Röportajda gündeme gelen en önemli başlıklardan biri de Türkiye ile Birleşik Krallık arasında güncellenmesi planlanan Serbest Ticaret Anlaşması oldu.

Taraflar arasındaki müzakerelerde beşinci tur görüşmeler tamamlanırken, yeni anlaşmanın dijital ticaret ve hizmetler gibi alanları da kapsaması bekleniyor.

Keleş, hem Türk hem de İngiliz tarafının anlaşmayı sonuçlandırma konusunda istekli olduğunu belirterek iş dünyasının sürecin hızlanmasını istediğini söyledi.

Bu noktada İngiltere-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması'nın Türkiye açısından yeni bir rekabet oluşturduğunu vurgulayan Keleş, özellikle otomotiv, tekstil, elektrik-elektronik ve yapı malzemeleri gibi sektörlerde Hindistan'ın önemli bir rakip haline gelebileceğini ifade etti.

Mermer sektöründe rekabetin şimdiden hissedilmeye başlandığını belirten Keleş, güncellenmiş STA'nın mümkün olan en kısa sürede yürürlüğe girmesinin Türk ihracatçıları açısından kritik olduğunu söyledi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

"Brexit Türkiye için ticari fırsat da oluşturdu"

Yaklaşık 28 yıldır İngiltere pazarında faaliyet gösterdiğini belirten Keleş, Brexit'in iş dünyası açısından önemli zorluklar yarattığını söyledi.

Yeni sertifikasyon süreçleri, değişen mevzuat ve ticaret kuralları nedeniyle bazı Avrupa ülkeleriyle yapılan ticaretin durdurulmak zorunda kaldığını ifade eden Keleş, buna rağmen Brexit'in Türkiye açısından önemli fırsatlar da sunduğunu dile getirdi.

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasının ardından yeni ticaret ortakları arayışına yöneldiğini belirten Keleş, Türkiye'nin bu süreçte stratejik ülkelerden biri haline geldiğini söyledi.

İngiltere pazarına girecek şirketlere üç tavsiye

İngiltere'de yatırım veya ihracat yapmak isteyen Türk şirketlerine de tavsiyelerde bulunan Keleş, ilk olarak pazarın çok iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi.

İkinci olarak, İngiltere'de deneyimli ve güvenilir bir iş ortağıyla çalışmanın büyük avantaj sağlayacağını belirtti.

Üçüncü tavsiyesi ise mevzuata hâkim güçlü bir muhasebe ve hukuk danışmanlığı alınması oldu.

Keleş, dünyanın en rekabetçi pazarlarından biri olan Birleşik Krallık'ta başarılı olabilmek için yerel düzenlemelerin doğru yönetilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

CNBC-e'nin haberine göre, iş dünyası temsilcileri Türkiye ile Birleşik Krallık arasında güncellenmesi planlanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın tamamlanmasının, Türk şirketlerinin dünyanın en büyük ithalat pazarlarından biri olan İngiltere'deki konumunu daha da güçlendireceğini değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Prens William, servet büyüklüğünde Kral Charles'ı geride bıraktı

Birleşik Krallık'ta yayımlanan 2025-2026 mali raporları, Kraliyet Ailesi'nin gelir kaynakları ve varlık yapısına ilişkin güncel tabloyu ortaya koydu. Rapora göre, Galler Prensi William'ın yönettiği Cornwall Dükalığı'nın net varlığı yaklaşık 1,2 milyar sterline yükseldi.

1337 yılında Kral III. Edward tarafından kurulan Cornwall Dükalığı, İngiliz tahtının erkek varisine gelir sağlamak amacıyla oluşturuldu. Günümüzde dükalık, yalnızca bir emlak portföyü değil; tarım, ticari gayrimenkul, konut, kırsal kalkınma ve yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan büyük ölçekli bir varlık yönetim kuruluşu niteliği taşıyor.

Prens William, 2022 yılında Kral III. Charles'ın tahta çıkmasının ardından Cornwall Dükalığı'nın yönetimini devralmıştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Gelir 21,6 milyon sterlin oldu

Dükalığın yayımladığı yıllık finansal sonuçlara göre, 2025-2026 mali yılında dağıtılabilir net gelir 21,6 milyon sterlin olarak gerçekleşti.

Söz konusu gelir, Galler Prensi'nin resmi faaliyetleri, çalışan giderleri, ofis harcamaları, yurt içi ve yurt dışı ziyaretleri ile hayır faaliyetlerinin finansmanında kullanılıyor.

Mali rapor, dükalığın güçlü nakit üretme kapasitesini koruduğunu ve kira gelirleri başta olmak üzere düzenli gelir akışının sürdüğünü gösteriyor.

Varlığın büyük bölümü gayrimenkulden oluşuyor

Yaklaşık 1,2 milyar sterlin olarak hesaplanan varlık büyüklüğü, doğrudan kişisel servetten ziyade Cornwall Dükalığı'nın bilanço değerini ifade ediyor.

Independent Mortgage 3

Portföyde;

  • yaklaşık 52 bin hektarlık tarım ve orman arazisi,
  • ticari ofisler,
  • lojistik ve sanayi tesisleri,
  • kiralık konutlar,
  • perakende mülkleri,
  • kırsal işletmeler,
  • kıyı alanları,
  • yenilenebilir enerji projeleri

yer alıyor.

Uzmanlar, bu yapının klasik anlamda bir kişisel servetten çok, uzun vadeli bir yatırım portföyü niteliği taşıdığına dikkat çekiyor. Galler Prensi, dükalık varlıklarını satamıyor veya teminat gösteremiyor; yalnızca elde edilen gelirlerden yararlanabiliyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Enflasyona karşı güçlü varlık yapısı

Ekonomi uzmanlarına göre Cornwall Dükalığı'nın portföyü, ağırlıklı olarak arazi ve gayrimenkul yatırımlarından oluştuğu için uzun vadede enflasyona karşı güçlü bir koruma sağlıyor.

Son yıllarda İngiltere'de ticari gayrimenkul piyasasında dalgalanmalar yaşanmasına rağmen, tarım arazileri ve stratejik konumdaki taşınmazların değerini büyük ölçüde koruduğu belirtiliyor.

Dükalık yönetiminin son dönemde karbon nötr projeler, biyolojik çeşitlilik yatırımları ve sürdürülebilir tarım uygulamalarına yaptığı yatırımların da portföyün uzun vadeli değerini destekleyen unsurlar arasında gösterildiği ifade ediliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Charles'tan William'a geçen ekonomik güç

Kral III. Charles, yaklaşık yarım yüzyılı aşkın süre Cornwall Dükalığı'nın gelirlerinden yararlanmıştı. Charles'ın hükümdar olmasıyla birlikte dükalık otomatik olarak Galler Prensi William'a geçti.

Buna karşılık hükümdarın gelir kaynağı artık Lancaster Dükalığı oldu. Böylece Birleşik Krallık monarşisinin iki büyük tarihi mülk portföyü, hükümdar ile tahtın varisi arasında paylaşılmış durumda bulunuyor.

Kraliyet Ödeneği ayrı bir finansman modeli

Uzmanlar, Cornwall Dükalığı gelirlerinin kamu bütçesinden finanse edilen Sovereign Grant (Kraliyet Ödeneği) ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kraliyet Ödeneği; Buckingham Sarayı'nın işletilmesi, resmi ziyaretler, devlet törenleri ve diplomatik faaliyetlerin finansmanını sağlarken, Cornwall Dükalığı ise yalnızca Galler Prensi'nin resmi faaliyetleri için bağımsız gelir üretiyor.

Bu yapı sayesinde tahtın varisinin kamu bütçesine olan bağımlılığı azaltılırken, tarihi mülklerin profesyonel yatırım anlayışıyla yönetilmesi hedefleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kraliyet ekonomisi yeniden gündemde

Son yıllarda Kraliyet Ailesi'nin mali yapısına yönelik kamuoyu denetimi artarken, yıllık finansal raporlar da daha ayrıntılı yayımlanmaya başladı.

Ekonomi çevreleri, Cornwall Dükalığı'nın performansını yalnızca kraliyet gelirleri açısından değil, İngiltere kırsal ekonomisi, gayrimenkul piyasası ve sürdürülebilir yatırım stratejileri açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriyor.

Yaklaşık 1,2 milyar sterlinlik varlık büyüklüğüyle Cornwall Dükalığı, Avrupa'nın en büyük tarihî arazi ve gayrimenkul portföylerinden biri olmayı sürdürürken; Prens William da bu portföyün yöneticisi sıfatıyla dünyanın ekonomik açıdan en güçlü taht varisleri arasında yer alıyor.

Burnham’dan İngiltere’yi yeniden dengeleyecek reform hazırlığı

İngiltere’de Başbakanlık koltuğuna oturması beklenen Andy Burnham’ın, ülkenin uzun yıllardır tartışılan bölgesel ekonomik dengesizliklerini azaltmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir reform paketi hazırlığında olduğu bildirildi. Reformların, ekonomik faaliyetlerin büyük ölçüde Londra ve Güneydoğu İngiltere'de yoğunlaşmasının yarattığı gelir ve yatırım farklarını azaltmayı hedeflediği ifade ediliyor.

Hazırlanan paketin temelini, merkezi hükümetin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere devredilmesi, altyapı yatırımlarının artırılması ve bölgesel kalkınmanın hızlandırılması oluşturuyor. Böylece ülkenin kuzeyi, Midlands bölgesi ve diğer şehirlerde istihdam olanaklarının artırılması, özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Steve Reed: Londra üzerindeki baskı azalacak

Konut, Topluluklar ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Devlet Bakanı Steve Reed, katıldığı bir televizyon programında Burnham'ın açıklaması beklenen yetki devri reformlarına destek verdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Reed, taşra kentlerine milyarlarca sterlinlik altyapı yatırımı yapılmasını ve bölge belediye başkanlarına vergilendirme dahil daha geniş mali ve idari yetkiler verilmesini savunarak şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer insanlar istihdam ve ekonomik büyüme fırsatlarını yalnızca Londra'da görürse, bu durum Londra'ya da fayda sağlamaz. Ülkenin dört bir yanından gelen göç, başkentte konut maliyetlerini ve talebini artırıyor. Ülkenin geri kalanı iyi performans gösterirse, bundan Londra ve güneydoğu bölgesi de kazançlı çıkacaktır."

Reed'e göre ekonomik büyümenin ülke geneline yayılması, yalnızca bölgeler arasındaki gelir farkını azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda Londra'daki konut krizi, ulaşım yoğunluğu ve kamu hizmetleri üzerindeki baskının da hafiflemesine katkı sağlayacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Yerel yönetimlere daha fazla yetki

Kulislere yansıyan bilgilere göre reform paketi, İngiltere'de son yıllarda uygulanan "devolution" (yetki devri) modelini daha ileri bir aşamaya taşımayı hedefliyor.

Bu kapsamda büyükşehir belediye başkanlarının;

  • ulaşım yatırımları,
  • konut planlaması,
  • ekonomik kalkınma,
  • beceri ve mesleki eğitim programları,
  • belirli vergi ve harçların belirlenmesi

gibi alanlarda daha geniş karar alma yetkisine sahip olması öngörülüyor.

Merkezi hükümetin yatırım bütçelerinin önemli bölümünün doğrudan bölgesel yönetimlere aktarılması da reform paketinin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor.

Independent Mortgage 3

Londra merkezli büyüme modeli tartışılıyor

Uzmanlara göre İngiltere ekonomisi uzun yıllardır Londra odaklı büyüme modeli nedeniyle eleştiriliyor. Finans sektörü ve yüksek katma değerli hizmetlerin büyük ölçüde başkentte yoğunlaşması, ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki üretkenlik ve gelir farkının giderek açılmasına neden oldu.

Ekonomistler, Manchester, Birmingham, Liverpool, Leeds, Newcastle ve Sheffield gibi şehirlerin daha güçlü yatırım ve ulaşım ağlarıyla desteklenmesi halinde ülke ekonomisinin daha dengeli büyüyebileceğini değerlendiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Konut krizine de çözüm aranıyor

Reformların bir diğer önemli hedefi ise Londra'daki konut krizini hafifletmek. Son yıllarda yüksek kira fiyatları, artan konut talebi ve yetersiz arz nedeniyle başkentte yaşam maliyeti önemli ölçüde yükseldi.

Hükümet çevreleri, kaliteli iş imkanlarının ülkenin farklı bölgelerinde oluşturulmasının iç göçü daha dengeli hale getireceğini, bunun da Londra üzerindeki nüfus baskısını azaltarak konut piyasasının rahatlamasına katkı sağlayacağını savunuyor.

Uzmanlar ise reformların başarıya ulaşabilmesi için yalnızca altyapı yatırımlarının değil, özel sektör yatırımlarını teşvik edecek vergi politikalarının, ulaşım projelerinin ve uzun vadeli sanayi stratejilerinin de eş zamanlı uygulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Böyle bir dönüşümün, İngiltere'nin ekonomik büyümesini daha dengeli hale getirirken bölgesel refah farklarının azaltılmasına da önemli katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Keir Starmer'ın hedefinde NATO Genel Sekreterliği Var

Observer gazetesinin haberine göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra NATO Genel Sekreterliği görevine gelmeyi hedefliyor.

Haberde, eski bir insan hakları avukatı olmasına rağmen Gazze'deki soykırımı ve İran'a yönelik yasa dışı savaşı destekleyen Starmer'ın, mevcut görev ancak 2028 yılında boşalacağı için bu tarihten önce aday olamayacağı belirtildi.

Buna karşın Starmer'ın müttefiklerinin, NATO Genel Sekreterliği için gerekli niteliklere sahip olduğu yönünde kulis faaliyetlerine başladığı aktarıldı. Starmer'ın Avrupa liderleri tarafından saygı gören bir isim olduğu, haziran ayı başında düzenlenen G7 Zirvesi'nde olumlu bir izlenim bıraktığı ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yakın ilişkilere sahip olduğu öne sürüldü.

Istikbal 860X450 Pxl

Rutte görevine devam edebilir

NATO'nun mevcut Genel Sekreteri, eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin ise 32 üye ülkenin tamamının onay vermesi halinde 2028 sonrasında da görevini sürdürebileceği ifade edildi.

Haberde, Rutte'nin 2024 yılından bu yana Ukrayna'nın NATO üyeliğinin kaçınılmaz olduğunu savunduğu, bu yaklaşımın Rusya'nın sert tepkisini çektiği belirtildi. Bazı analistlerin ise Rutte'nin tutumunun Rusya ile Ukrayna arasında barış sağlanmasına yönelik çabaları sabote ettiğini ileri sürdüğü aktarıldı.

Independent Mortgage 3

Stubb'ın açıklamaları tartışma yarattı

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb da geçen hafta Politico'ya verdiği röportajda Rutte'nin görüşlerini yineledi.

Stubb, "Ukrayna Avrupalı olacak, Avrupa Birliği üyesi olacak ve nihayetinde NATO üyesi de olacak." ifadelerini kullandı.

Rus dış politikası uzmanı ve Güneydoğu Norveç Üniversitesi öğretim üyesi Glenn Diesen ise Stubb'ın açıklamalarının savaşın uzamasına katkıda bulunacağını savundu.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Diesen, X platformundaki paylaşımında şu değerlendirmeyi yaptı:

"Stubb, Ukrayna'nın NATO üyesi olacağını savunuyor. Bu kulağa 'Ukrayna yanlısı' gibi geliyor ancak barışın mümkün olmamasını garanti ediyor. İnsanlar gerçekten Ukrayna'yı önemseseydi, Moskova ile pan-Avrupa güvenliği konusunda görüşmeler yapılmasını teşvik ederlerdi. Bu, son Ukraynalıya kadar savaşmayı savunmak anlamına geliyor."

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Chris Hedges'ten NATO eleştirisi

Pulitzer ödüllü gazeteci Chris Hedges ise NATO'yu "dünyadaki en saldırgan ve en tehlikeli askerî ittifak" olarak nitelendirdi.

Hedges, 2022 yılında kaleme aldığı değerlendirmede, "NATO Afganistan, Irak, Suriye ve Libya'da savaşlar başlattı. Bunun sonucunda yaklaşık bir milyon kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 38 milyon kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı." ifadelerini kullandı.

Haberde ayrıca, NATO öncülüğünde 2011 yılında Libya'ya düzenlenen bombardımanın ülkeyi başarısız bir devlete dönüştüren iç savaşı tetiklediği ve açık hava köle pazarlarının yeniden ortaya çıkmasına yol açtığı belirtildi.

İşte 20 yıl sonra bulunan Nokia 3310'un gerçek hikayesi!

Sosyal medyada yeniden dolaşıma giren iddiaya göre, İngiltere'nin Ellesmere Port kentinde yaşayan çatı ustası Kevin Moody, evindeki eski eşyaları karıştırırken yaklaşık 20 yıl önce kaybettiği Nokia 3310 model telefonunu buldu. Hikâyeye göre telefon hâlâ çalışıyor ve bataryasında yüzde 70'in üzerinde şarj bulunuyordu.

Ancak yapılan incelemeler, söz konusu hikâyenin ilk olarak mizah içerikleri yayımlayan The Chester Bugle adlı internet sitesinde yayımlandığını ortaya koydu. Site, "yayınladığı içeriklerin gerçek haber değil, hiciv ve mizah amaçlı kurgu olduğunu" açıkça belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Doğrulama kuruluşları yalanladı

Uluslararası doğrulama platformları da haberin gerçek olmadığını açıkladı. Uzmanlar, hiçbir tüketici tipi bataryanın yaklaşık 20 yıl boyunca şarjını bu seviyede korumasının teknik olarak mümkün olmadığını belirtiyor. Ayrıca haberde kullanılan fotoğrafın da Kevin Moody'ye değil, eski Nokia telefonunu uzun yıllar kullanan başka bir kişiye ait olduğu tespit edildi.

Nokia 3310'un ünü gerçeğe dayanıyor

Her ne kadar bu hikâye kurgu olsa da Nokia 3310, dayanıklılığı ve dönemine göre uzun pil ömrü sayesinde teknoloji tarihinin en efsanevi cep telefonlarından biri olarak kabul ediliyor. Cihaz, tek şarjla günlerce bekleme süresi sunmasıyla ün kazanmış olsa da, yıllarca şarjını koruyabildiğine dair iddiaların bilimsel bir dayanağı bulunmuyor.

Bu haliyle haber hem güncel hem de yanlış bilgilendirme yapmadan yayımlanabilecek nitelikte olur.

Gima Bodrum Cay H 667X300

AB'den Türkiye'ye ilginç zamanlama ve kritik üçlü ziyaret

Türkiye, Avrupa Parlamentosu'nun gerginlik yaratan raporunun ardından Brüksel'den üst düzey bir heyeti ağırlıyor.

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Genişleme Komiseri Marta Kos ve İçişleri Komiseri Magnus Brunner, 30 Haziran'da Ankara'da temaslarda bulunacak.

Ziyaret hem üçlü formatı hem de Kıbrıs'ın AB Dönem Başkanlığı'nın son gününe denk gelmesiyle dikkat çekiyor.

Kallas, Kos ve Brunner üçlüsünün ortak ziyaret gerçekleştirmesi örneğine çok sık rastlanan bir durum değil.

Son dönemde Türkiye'yle ilişkilerin stratejik ortaklık yaklaşımıyla mı yoksa stratejik zorunluluk perspektifiyle mi yürütüldüğüne ilişkin tartışmalar eksik olmuyor.

AB yetkilileri, gerek kapalı kapılar arkasında gerekse kamuya açık bazı açıklamalarında Türkiye'yle birçok alanda işbirliğini hayati önemde gördüklerini gizlemiyorlar.

Kallas, Kos ve Brunner üçlüsünün ziyareti de bu bağlamda değerlendiriliyor ve Türkiye'ye yönelik önemli bir adım olarak görülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türkiye de ziyareti önemsiyor.

Üçlünün görev alanlarına giren konular oldukça geniş ve çoğu Türkiye'yle ilişkileri de ilgilendiriyor.

Kallas, Kos ve Brunner, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'la biraraya gelecek.

Kos ise ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'la görüşecek.

AB heyetinin temaslarında gündeme gelecek konuların Ortadoğu'dan Ukrayna'ya, bağlantısallıktan genişlemeye, göçten vizeye geniş bir yelpazeye yayılması bekleniyor.

İki kanallı yaklaşım

AB Komisyonu, Türkiye'yle ilişkilere daha geniş çerçeveden bakan bir yaklaşım içinde.

Türkiye'nin aday ülke statüsü devam etse de müzakere süreci fiilen durmuş durumda.

Brüksel, Türkiye'nin, "AB'ye katılımı stratejik hedef olarak görüyoruz" söylemine rağmen buna somut bir ilerlemenin eşlik etmediği görüşünde.

BBC Türkçe'nin görüşüne başvurduğu bir AB yetkilisi, "Özellikle temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü konusunda durum ortada. İlerleme olmadığı gibi gerileme yaşanıyor. Üyelik müzakereleri 2018'de fiilen durdu. Buna neden olan olumsuz eğilimler sürüyor" dedi.

Bu tablo, AB Komisyonu'nun Türkiye konusunda çift kanallı bir strateji izlemesi sonucunu doğurdu.

Komisyon, müzakere durdu diye tüm ilişkinin bloke olması yerine karşılıklı çıkar alanlarında yoğun ve derinlemesine işbirliğinden yana.

Ankara'daki temaslar da bu anlayışla yapılacak. Türkiye de son dönemde bu yaklaşımı tercih eden bir tavır içinde.

Müzakere sürecinin görüşme başlıkları arasında alt sıralarda yer alması bekleniyor.

AB'ye göre sorunlar sürüyor ama ivme var

AB Komisyonu, 2024'ten bu yana Brüksel-Ankara hattındaki ilişkilerin ortak çıkar alanlarında kademeli bir yeniden yakınlaşma sürecinde olduğunu düşünüyor.

AB'nin kendi çıkar alanlarına özel bir önem göstermesi dikkat çekerken Türkiye'nin öncelikleri konusunda sorunların tamamı aşılabilmiş değil.

İlişkilerde öne çıkan ortak çıkar alanlarındaki tabloyu şu şekilde özetlemek mümkün:

Vize

Bu konuda AB topu Türkiye'ye atmış durumda. Türkiye'nin vize muafiyeti konusunda gerekli son altı kriteri yıllardır tamamlamaması nedeniyle ilerleme sağlanamıyor.

Bununla birlikte vizeye erişimi kolaylaştırıcı adımlar üzerinde çalışılıyor.

AB, Türkiye'deki vize aracı kurumlarının işleyişini sorunlu bulduğunu yetkililere iletmişti.

Türkiye bu kurumlara karşı adım attı.

(BBC)

Hilal Gür: Kolay tüketilen şarkılar yapmıyorum

Söz yazarı, besteci ve vokal olarak uzun yıllardır alternatif rock müzik üreten bir müzisyen olarak kendini kabul ettiren Hilal Gür, müzik yolculuğuna, sözlerini yazdığı Lal grubunun “Yeni Hayat” ve “Tabu” isimli albümleriyle başladı.

2019 yılında ilk solo teklisi “Hayal Ettim”i yayınladı. 2026 yılında “Ayna Ayna” isimli eser ile solo kariyerine adım attı.

Yeni teklisi “3 Satır” isimli söz, müzik ve düzenlemeleri Hilal Gür imzası taşıyan, alternatif rock tarzındaki şarkısını Be Müzik etiketiyle sevenleriyle buluşturdu.

Emre Altay’ın AI Director olarak yaratıcı sürecini üstlendiği klip hakkında konuşan Hilal Gür, Klipte gerçek ile kâbus, yaşam ile ölüm, var olmak ile silinmek arasındaki çizginin giderek belirsizleştiği sembolik bir dünya kurduklarını ifade etti. Modern şehir görüntüleri, doğa ve kıyamet hissi veren atmosferler arasında ilerleyen klip hikâyesi; şarkının yalnızlık, yabancılaşma ve görünmezleşme temalarını görsel olarak destekliyor ve klasik bir hikâye anlatmaktan çok, izleyicinin içine çekileceği bir ruh hali yaratmayı hedefliyor.

“3 Satır” isimli eserde hedefinin herhangi bir akıma ya da trende uyum sağlamak olmadığını, şarkının kendi dinleyicisini bulması ve dinleyen kişinin hayatında bir iz bırakması benim için çok daha değerli ifadesini kullanırken Hilal Gür, eğer biri bu şarkıda kendi yalnızlığını, yabancılaşmasını ya da iç sesini bulabiliyorsa, amacına ulaşmış olacağını dile getirdi.

Müzisyen kimliği yanında mimarlık fakültesi mezunu olan ve iş dünyasında üst düzey yönetici olarak kariyerini sürdüren Hilal Gür, “Ben müziğe iş hayatından kaçmak için başlamadım. Müzik zaten hayatımın çok eski ve doğal bir parçası. “İş dünyası benim mesleğim, müzik ise kendimi ifade etme biçimim” dedi.

Kendisini iş hayatından tanıyanlar için sahnedeki Hilal Gür biraz şaşırtıcı olabiliyor. Günlük hayatta ve iş dünyasında daha kontrollü, daha analitik ve daha ölçülü birisi, sahnede ise daha cesur, daha karanlık, daha sert ve daha duygusal bir karakter ortaya çıktığını sözlerine ekledi.

HİLAL GÜR YORUMUYLA “3 Satır” KLİP LİNK

https://youtu.be/m_GvXw0ldmQ?si=JUsutKBo3sZmaG0D

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Almanya'da Velayet Görüşmesi Kana Bulandı

Almanya'nın Aşağı Saksonya eyaletine bağlı Stade kasabasında bulunan anne-çocuk merkezi, pazartesi günü ülkeyi sarsan kanlı bir saldırıya sahne oldu. Yerel saatle 12.10 sıralarında silah seslerinin duyulmasının ardından bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Polis, saldırıda merkezde görev yapan dört kadın ve iki erkek çalışanın hayatını kaybettiğini açıkladı. İlk belirlemelere göre beş kişi olay yerinde yaşamını yitirirken, ağır yaralanan bir kişi kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı. Çok sayıda kişinin de yaralandığı bildirildi. Yetkililer, yaralıların sayısı ve sağlık durumlarına ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşmadı.

Hedef personeldi

Soruşturmayı yürüten polis yetkilileri, yaşamını yitirenlerin tamamının anne-çocuk merkezinde veya bağlı kurumlarda görev yapan personel olduğunu açıkladı. Olay sırasında merkezde kalan anneler ve çocuklar güvenli şekilde tahliye edilirken, saldırının merkezde kalan kadınlara ya da çocuklara yönelik olmadığı belirtildi. Üç aylık bebeğin annesi ile bebeğin saldırıdan yara almadan kurtulduğu ifade edildi.

Şüpheli: 45 yaşında, Alman vatandaşı, Türk kökenli

Lüneburg Emniyet Müdürü Kathrin Schuol, saldırının baş şüphelisinin Hannover bölgesinde yaşayan, Almanya doğumlu, Türk kökenli 45 yaşındaki bir erkek olduğunu açıkladı.

Schuol, şüphelinin daha önce tehdit suçları başta olmak üzere çeşitli polis kayıtlarının bulunduğunu ancak güvenlik birimlerince "özellikle şiddet eğilimli bir kişi" olarak değerlendirilmediğini söyledi. Yetkililer ayrıca zanlının yasal silah ruhsatına sahip olmadığını, saldırıda kullanılan silahın nasıl temin edildiğinin ise araştırıldığını bildirdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Velayet görüşmesinin ardından ateş açtığı değerlendiriliyor

Polis, saldırının siyasi ya da terör bağlantılı olmadığına ilişkin güçlü bulgular bulunduğunu belirtti. İlk değerlendirmelere göre zanlı, üç aylık kızının velayetine ilişkin görüşme yapmak üzere aynı gün merkeze gelmişti. Görüşmenin ardından silahla ateş açtığı değerlendiriliyor.

Saldırının ardından otomobille kaçmaya çalışan zanlı kısa sürede yakalandı. Polis, olay kapsamında toplam üç kişiyi gözaltına aldı. Bunlardan birinin bebeğin annesi, diğerinin ise zanlının aile çevresiyle bağlantılı bir kadın olduğu belirtilirken, bu kişilerin olaydaki rollerine ilişkin soruşturmanın sürdüğü açıklandı.

"Toplum için başka bir tehdit yok"

Olayın ardından Dankerstrasse ve çevresi güvenlik çemberine alınırken, kriminal inceleme ekipleri delil toplama çalışmalarını sürdürdü. Polis, saldırının münferit bir olay olduğunu değerlendirerek kamuoyuna yönelik başka bir tehdit bulunmadığını açıkladı. Bölgede kalan aileler güvenli alanlara tahliye edilirken psikolojik destek ekipleri de devreye alındı.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile Aşağı Saksonya Eyaleti İçişleri Bakanı Daniela Behrens de yayımladıkları mesajlarda saldırıyı "dehşet verici" ve "soğukkanlı bir katliam" olarak nitelendirerek hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu.

Zeynep Sönmez Wimbledon'da ikinci tura yükseldi

Milli tenisçi Zeynep Sönmez, sezonun en prestijli grand slam turnuvalarından Wimbledon Championships'nda önemli bir başarıya imza attı. İlk tur mücadelesinde ABD'li rakibi Ann Li ile karşılaşan Zeynep Sönmez, zorlu geçen mücadeleyi kazanarak ikinci tura yükselmeyi başardı.

İLK SETİ KAYBETTİ, MAÇA ORTAK OLDU

Turnuvanın tek kadınlar ilk tur karşılaşmasında korta çıkan milli sporcu, ilk seti 7-5 kaybetmesine rağmen mücadeleden kopmadı. İkinci sette üstün bir performans sergileyen Zeynep Sönmez, rakibine sadece bir oyun vererek seti 6-1 kazanmayı başardı ve durumu eşitledi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

KRİTİK MAÇTA GALİBİYET GELDİ

Karşılaşmanın final setinde de etkili oyununu sürdüren milli raket, kritik anlarda hata yapmayarak rakibini 6-4 mağlup etti. Böylece Zeynep Sönmez, Wimbledon'da ikinci tura yükselerek Türk tenisinde önemli bir başarıya daha imza attı.

RAKİBİ BELLİ OLMAYI BEKLİYOR

Başarılı tenisçi, ikinci turda ABD'li Claire Liu ile Belçikalı Hanne Vandewinkel arasında oynanacak karşılaşmanın galibiyle mücadele edecek. Tenisseverler, milli sporcunun Wimbledon'daki performansını heyecanla takip etmeyi sürdürüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Andy Burnham İngiliz siyasetine meydan okudu

İşçi Partisi liderlik yarışının favorisi olarak gösterilen Makerfield Milletvekili ve eski Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, adaylığını ilan ettikten sonra yaptığı ilk kapsamlı politika konuşmasında mevcut yönetim sistemine sert eleştiriler yöneltti.

Manchester'daki People's History Museum'da konuşan Burnham, Westminster ve Whitehall merkezli yönetim anlayışının artık işlemediğini belirterek, "İngiliz siyasetinin kalbi parçalanmış ve mutsuz durumda. Aynı sistemi sürdürerek ne ekonomiyi ayağa kaldırabiliriz ne de insanların siyasete olan güvenini yeniden sağlayabiliriz" dedi.

Merkezi bürokrasinin karar alma süreçlerini yavaşlattığını, bakanlıklar arasındaki koordinasyonsuzluğun kamu hizmetlerini aksattığını savunan Burnham, İngiltere'nin "aşağıdan yukarıya" yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yetki Londra'dan yerel yönetimlere devredilecek

Burnham'ın reform paketinin merkezinde, bugüne kadar Westminster ve Whitehall'da toplanan yetkilerin belediyelere ve bölgesel yönetimlere aktarılması bulunuyor.

Konut politikaları, ulaşım, eğitim, sağlık, istihdam ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda yerel yönetimlere daha geniş karar alma yetkisi verilmesini öneren Burnham, "İnsanların hayatını etkileyen kararlar, o insanların yaşadığı şehirlerde alınmalı" ifadelerini kullandı.

Yerel yönetimlerin yıllardır artan sorumluluklara rağmen yetersiz bütçelerle baş başa bırakıldığını söyleyen Burnham, merkezi hükümetin kaynak dağıtım modelini de değiştireceğini açıkladı.

Independent Mortgage 3

Manchester'da ikinci yönetim merkezi kurulacak

Burnham'ın en dikkat çeken vaatlerinden biri ise Başbakanlık Ofisi'nin bazı birimlerinin Manchester'a taşınması oldu.

"Kuzey No.10" (No.10 North) adını verdiği yeni yönetim merkeziyle ülkenin ekonomik ve idari kararlarının yalnızca Londra'da alınmasına son vermeyi hedeflediğini belirten Burnham, bölgesel kalkınma politikalarının doğrudan yerel yönetimlerle birlikte yürütüleceğini söyledi.

Burnham, "İngiltere'nin geleceği yalnızca Westminster koridorlarında değil, Manchester'da, Liverpool'da, Newcastle'da, Birmingham'da ve ülkenin dört bir yanında yazılacak" dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

10 yıllık dönüşüm programı

Burnham, lider seçilmesi halinde uygulanacak kapsamlı bir ekonomik ve sosyal reform programı da açıkladı.

Programa göre 10 yıl içinde 1,5 milyon yeni konut inşa edilmesi, ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, teknik eğitimin yeniden yapılandırılması, şehir merkezlerinin canlandırılması ve kamu hizmetlerinde yerel yönetimlerin rolünün artırılması hedefleniyor.

Greater Manchester'da uyguladığı yerel kalkınma modelini ülke geneline yaymayı planladığını belirten Burnham, bu yaklaşımın ekonomik büyümeyi Londra dışındaki bölgelere taşıyacağını savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

"Mali disiplin korunacak"

Kapsamlı reform vaatlerine rağmen mali disiplinden taviz vermeyeceğini söyleyen Burnham, mevcut mali kurallara bağlı kalacağını vurguladı.

Gelir vergisi, ulusal sigorta primi ve Katma Değer Vergisi (KDV) oranlarında artış planlamadıklarını belirten Burnham, kamu yatırımlarının sürdürülebilir bir mali yapı içerisinde gerçekleştirileceğini ifade etti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Siyasi dengeleri değiştirebilir

Burnham'ın konuşması, yalnızca İşçi Partisi liderlik yarışının değil, İngiliz siyasetinin geleceğine ilişkin en kapsamlı vizyon açıklamalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Parti içinde geniş destek bulan reform önerileri, özellikle Londra merkezli yönetim anlayışının değiştirilmesi ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi hedefiyle dikkat çekiyor.

Siyasi gözlemcilere göre Burnham'ın açıkladığı program, İşçi Partisi'nin geleneksel sosyal demokrat politikalarını yerel yönetim odaklı yeni bir yönetim modeliyle birleştiriyor. Liderlik yarışını kazanması halinde Burnham'ın önerileri, İngiltere'de son yılların en kapsamlı idari reformlarından birinin önünü açabilir.

Zeynep Sönmez Wimbledon’da ana tabloda korta çıkıyor

Teniste sezonun üçüncü grand slam organizasyonu olan Wimbledon, 29 Haziran Pazartesi günü İngiltere'nin başkenti Londra'da başladı. Dünyanın en prestijli çim kort turnuvasında Türkiye'yi milli tenisçi Zeynep Sönmez temsil ediyor.

Dünya sıralamasında 54. basamakta yer alan 23 yaşındaki milli sporcu, turnuvaya doğrudan ana tablodan katıldı. Zeynep Sönmez, ilk turda turnuvanın 28 numaralı seribaşı ABD'li Ann Li ile karşı karşıya gelecek. Mücadele, Türkiye saatiyle 13.00'te başlayacak.

Geçen yıl tarihe geçmişti

Zeynep Sönmez, geçen yıl Wimbledon'da elde ettiği üçüncü tur başarısıyla Türk tenis tarihine geçmişti. Ana tabloda üst üste iki maç kazanarak grand slam turnuvalarında üçüncü tura yükselen ilk Türk kadın tenisçi olan milli raket, bu derecesiyle Türk tenisinin grand slam ana tablosundaki en büyük başarılarından birine imza atmıştı.

Sönmez'in tarihi yolculuğu, üçüncü turda Rus tenisçi Ekaterina Alexandrova karşısında sona ermişti.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Wimbledon öncesi form grafiği umut verdi

Milli tenisçi, Wimbledon öncesindeki hazırlık sürecinde İngiltere'de düzenlenen Eastbourne Açık'ta çeyrek finale kadar yükseldi. Sönmez, 25 Haziran'da oynanan çeyrek final mücadelesinde Letonyalı Jelena Ostapenko'ya 6-3 ve 6-0'lık setlerle mağlup olarak turnuvaya veda etti.

Çim kort sezonunda gösterdiği performansla dikkat çeken milli sporcu, Wimbledon'da geçen yılki başarısını geliştirmeyi hedefliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Zeynep Sönmez kimdir?

30 Nisan 2002 tarihinde İstanbul'da doğan Zeynep Sönmez, küçük yaşlarda başladığı tenis kariyerinde Türk tenisinin yükselen yıldızlarından biri haline geldi. Sağ elini kullanan milli sporcu, çift el backhand vuruşuyla mücadele ediyor.

Profesyonel kariyerinde ITF turnuvalarında birçok tekler ve çiftler şampiyonluğu yaşayan Sönmez, son yıllarda WTA organizasyonlarında da istikrarlı performans sergiledi. 2024 yılında kariyerinin ilk WTA şampiyonluğunu kazanarak Türk kadın tenisinde önemli bir kilometre taşına ulaştı. Aynı yıl Wimbledon'da üçüncü tura yükselerek Türk tenis tarihinde grand slam ana tablosunda elde edilen en önemli başarılardan birine imza attı.

Dünya sıralamasında kariyerinin en iyi derecelerine ulaşan milli raket, Türkiye'yi grand slam turnuvalarında düzenli olarak temsil eden isimler arasında yer alıyor ve uluslararası arenada Türk tenisinin en önemli sporcularından biri olarak gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Sadıq Khan, Londra’daki Konut Savaşında Mahkemelik Oldu

Londra’da derinleşen konut krizi, bu kez yargıya taşındı. Bağımsız yönetimdeki Tower Hamlets Belediyesi ile Yeşiller Partisi’nin yönettiği Hackney ve Lewisham belediyeleri, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Sadiq Khan’ın uygun fiyatlı konut kotasını yüzde 35’ten yüzde 20’ye düşürme kararının iptali için Yüksek Mahkeme’de adli inceleme (judicial review) süreci başlattı. Davaya Lambeth, Southwark, Waltham Forest ve Haringey belediyeleri de resmi destek verdi.

Belediyeler tarafından Büyük Londra İdaresi’ne (GLA) sunulan başvuruda, söz konusu politikanın yerel yönetimlerin vatandaşlar için yüksek oranda uygun fiyatlı konut üretmesini zorlaştıracağı ve geliştiricilerin sosyal konut yükümlülüklerini azaltacağı savunuldu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Londra yatırım aracına dönüşüyor”

Tower Hamlets Belediye Başkanı Lutfur Rahman, kararın kentin geleceğini tehdit ettiğini belirterek, "Uygun fiyatlı konut ihtiyacının zirve yaptığı bir dönemde kotayı düşürmek skandaldır. Londra, çalışan insanların yaşayabileceği bir şehir olmaktan çıkıp süper zenginler için bir yatırım aracına dönüşüyor." ifadelerini kullandı.

Lewisham Belediye Başkanı Liam Shrivastava ise belediyelerinde 10 bin 500'den fazla hanenin sosyal konut bekleme listesinde bulunduğunu, yaklaşık 2 bin 450 ailenin de geçici barınma merkezlerinde yaşadığını belirterek, alınan kararın "sıradan Londralılar için yıkıcı sonuçlar doğuracağını" söyledi.

Independent Mortgage 3

Belediyelerin hukuki itirazı neye dayanıyor?

Davacı belediyeler, Khan yönetiminin Londra Planı'nda böylesine önemli bir değişikliği gerekli yasal prosedürü işletmeden yaptığını öne sürüyor. Başvuruda;

  • Politika değişikliğinin yeterli kamu istişaresi yapılmadan kabul edildiği,
  • Yüzde 20'lik yeni sınırı destekleyecek somut kanıt ortaya konulmadığı,
  • Tüm Londra ilçelerine tek tip uygulama getirmenin hukuki gerekçesinin bulunmadığı

iddialarına yer verildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Khan yönetimi neden kotayı düşürdü?

Londra Büyükşehir Belediyesi ise uygulamanın kalıcı değil, "geçici acil önlem" olduğunu savunuyor. Kentte artan inşaat maliyetleri, yüksek faiz oranları ve finansman sıkıntısı nedeniyle çok sayıda büyük konut projesinin durma noktasına geldiğini belirten City Hall, uygun fiyatlı konut oranının yüzde 20'ye çekilmesiyle ekonomik olarak askıya alınan projelerin yeniden başlayacağını ve sonuçta daha fazla konut üretileceğini ifade ediyor.

İnşaat sektörü temsilcilerinin bir bölümü de mevcut yüzde 35 şartının birçok projeyi ekonomik açıdan uygulanamaz hale getirdiğini savunurken, belediyeler ise bunun geliştiricilerin kârını artıracağını, buna karşılık sosyal konut üretimini azaltacağını dile getiriyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Londra'da konut krizi büyüyor

Son yıllarda Londra'da hem özel sektör hem de sosyal konut üretiminde ciddi bir yavaşlama yaşanıyor. Artan inşaat maliyetleri, yüksek kredi faizleri ve ekonomik belirsizlik nedeniyle çok sayıda proje ertelenirken, belediyelerin sosyal konut bekleme listeleri rekor seviyelere ulaştı. Bu tablo, uygun fiyatlı konut hedeflerinin düşürülmesi konusunu yalnızca bir planlama tartışması olmaktan çıkarıp Londra'nın en önemli siyasi ve sosyal gündemlerinden biri haline getirmiş durumda.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sevenleri, Kadir İnanır’ı son yolculuğuna uğurladı

Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır'ın cenazesi, Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, cenaze namazı öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Bir devrin, Yeşilçam'ın hayatımıza uzanan, evlerimize, ailelerimize dahil olan eşsiz değerlerini maalesef birer birer kaybediyoruz. Onlara birer birer veda ediyoruz, ahirete uğurluyoruz." dedi.

Kadir İnanır'ın eşsiz bir değer, önemli bir usta olduğunu vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:

“Başta Türk sinemasına kazandırmış olduğu ders niteliğindeki eserleri, aynı şekilde sinemamızın Türk klasiklerinde hayat vermiş olduğu eserleriyle çok önemli bir sanatçımızdı. Başta ailesi olmak üzere yakınlarına, tüm sanatseverlerimize, sanat camiamıza başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Mekanı cennet, ruhu şad olsun.”

Kadir Inanir Topraga Verildi 1

Cenaze törenine katılan eski A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş, Kadir İnanır'ın sinemanın duayenlerinden olduğunu söyledi.

Oyuncu Hülya Avşar ise İnanır'ın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getirerek, "Ben yine iyileşip yine reklamlarda oynayacak, yine bizlerle olacak diye bakarken şoka girdim." dedi.

Yeşilçam'ın değerlerinin yavaş yavaş kaybolmalarının kendisini çok üzdüğünü ifade eden Avşar, "O yüzden elimizde kalanlara böyle dört elle sarılmak geliyor içimden. Onların nasıl değerini biliriz onu düşünüyorum. Çünkü her böyle kaybımızda bunları düşünüyoruz ama sonra unutuyoruz." diye konuştu.

Kadir Inanir Topraga Verildi 3

Cenaze törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile Levent İnanır, Jülide Kural, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Halil Ergün, Ahmet Yenilmez, Oktay Kaynarca, İlyas Salman'ın da aralarında bulunduğu siyaset ve sanat dünyasından çok sayıda kişi katıldı.

Yoğun katılımın olduğu törende zaman zaman kalabalıktan dolayı arbede yaşandı. Kadir İnanır'ın cenazesi Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde kılınan namazın ardından Ulus Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Kadir Inanir Topraga Verildi 2

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen cenaze töreni

Törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve İBB Başkan Vekili Nuri Aslan'ın yanı sıra sinema, siyaset ve sanat dünyasından pek çok kişi katıldı.

Kadir Inanir Topraga Verildi 4

Tören öncesinde açıklama yapan İnanır'ın yeğeni Soner Arıca, duygularının darmadağın olduğunu ve gerçeğe inanamadığını belirterek, "Olamaz böyle bir şey diye düşünüyorum. Çünkü ölüm kelimesini zaten sevmiyorum ama başka bir tarifi yok ya şimdi. Hiç kimseye de yakışmıyor evet ama Kadir dayıma hiç yakışmıyordu. Sadece benim dayım değildi. Tüm ülkenin dayısı, ağabeyi, kardeşiydi. Tabii benim için de sadece dayım değil, aynı zamanda çok hayranlık duyduğum bir sanatçıydı, büyük bir aktördü." dedi.

Annesini de kısa süre önce kaybettiğini hatırlatan Arıca, "Üzgün ve şaşkınım. Üç gün önce annem, üç gün arayla böyle tuhaf bir süreçten geçiyoruz. Gerçekten çok üzgünüm, şaşkınım. Bence burada onu seven kitlenin özeti var, buraya sığan kadarı var. Bence tüm ülke burada şu anda. Ben öyle hissediyorum. İki gündür bana gelen mesajlardan, yorumlardan anlıyorum ki gerçekten tüm ülke bence şu anda burada. Herkes çok üzgün doğal olarak. Çünkü idoldu, ikondu, çok büyük bir sanatçıdan bahsediyoruz. Bizim aile ilişkilerimiz bir yana, dayım olması bir yana çok çok önemli bir sanatçıdan bahsediyoruz. Her açıdan baktığımda çok zor, her açıdan baktığımda çok karışık." değerlendirmesini yaptı.

Sinema yazarı Atilla Dorsay ise Türk sinemasının Yeşilçam ile birlikte yaygınlaştığına dikkati çekerek, "Yeşilçam bir efsaneydi. Nasıl Amerika'da Hollywood varsa burada da Yeşilçam vardı ve Yeşilçam'ın yaptığı filmler insanları koştura koştura sinema salonlarına götürüyorlardı. Bu arada işte Kadir İnanır'ı tanıdık. Çok farklı bir yerdeydi. Bir sürü sanatçı vardı. Ama o çevirdiği 180 kadar filmle, bütün o filmlerle kendisini halkımıza sevdirdi. Bundan sonra artık onun yerine öyle bir adam gelebilir mi bilmiyorum." şeklinde konuştu.

"Onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz"

"Kuzeyden Gelen Adam" adlı belgeselden bir bölümün gösterimiyle başlayan törendeki ilk konuşmayı yapan Jülide Kural, İnanır'ın insanlığına ve vicdanına vurgu yaptı.

Kural, "Aslında Kadir İnanır'ı hepiniz tanıyorsunuz. Onun haksızlık karşısında o taşan öfkesini, sevgisini ifade ederken sözcüklere hiç ihtiyaç duymamasını, o yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik karşısında şahlanan vicdanını, bazen de kalbinin kırılganlığında o gözyaşlarının, nasıl da o güzelin gözlerinin dostu olduğunu, kısacası aslında onun insanlığını hepiniz biliyorsunuz. Belki de hayatı boyunca en büyük heyecanı olan sinemada kendi aktörlüğünü inşa ederken tanık olduğum bir şeydir hep. Dönüp dolaşıp başvurduğu yerdir aslında kalbi, sezgileri ve en önemlisi merakı ve hayata gülümseyerek bakabilme cesareti. Ben onu hep izledim bu süreçlerde ve bu benim için çok büyük bir ayrıcalıktı. Bir aktörün sevdiği mesleğini nasıl inşa ettiğini izlemek benim için çok özel bir deneyimdi. Bir yandan da biliyorsunuz ki Kadir İnanır şöyle bir bakışıyla o seyircisinin yıllarca sürecek olan unutulmazıdır." görüşünü paylaştı.

Oyuncu Menderes Samancılar da usta sanatçının Hekimoğlu Türküsü'nü derlediğini belirterek, "Bundan da övgüyle bahsederdi. Sarılırdık dostça, kocaman bir incir ağacıydı benim için. Sürekli bal gibi incirler veren, bal gibi hayata bakan, barış, kardeşlik, sevgi dolu bir yürek. Kadir İnanır gibi bir değeri asla unutmayacağız." ifadelerini kullandı.

İnanır'ın yeğeni Levent İnanır ise dayısının yıllar önce verdiği bir röportajda, "Ben bir gün ölürsem, Türkiye'deki bütün evlerden cenaze kalkacak" dediğini aktararak, şunları kaydetti:

"Yine onun kendi söylemi, 'Benim bedenim gider ama yaptığım filmler yıllar sonra keyifle izlenecek' derdi. Keyifle izlenmenin altı şöyle çizilebilir, bütün filmler nitelikli, sosyal yaralara parmak basan, kahramanları içimizden seçen, nitelikli ve kendi oynadığı kadar senaryolarına da dokunduğu işlerdi. O yüzden hepinizde izler bırakacak. Biz de o izlerle yaşamımıza devam edeceğiz. O yüzden ben onunla vedalaşmıyorum. O içimizde yaşayacak, yaşıyor."

Londra’da yaşamını sürdüren okul yıllarından arkadaşı, Gazeteci Nevsal Elevli defin işleminin ardından sosyal medya paylaşımında, “Bugün Kadir İnanır’ı toprağa verdik…

Mezarlıkta adım atacak yer yoktu. Binlerce insan, onu son yolculuğunda yalnız bırakmadı. Gözyaşları, dualar ve alkışlar birbirine karıştı.

Bir kez daha gördük ki gerçek sanatçılar sadece eserleriyle değil, insanların kalbindeki yerleriyle de ölümsüz oluyor. Güle güle sevgili Kadir… Seni hiç unutmayacağız.” Ifadelerine yer verdi.

Törende ayrıca Adil Kaya, Ali Gündoğdu, Köksal Holoğlu, Kerim Yıldız, manevi kızı Aslı Kızıltuğ, Baran Seyhan, Nevsal Elevli, Canan Kaftancıoğlu, Ada Cemal, Cemal Kayacı, Sali Turan ve yeğeni Gül Bakar gibi isimler de sahneye çıkarak duygu ve düşüncelerini ifade etti.

Anma programı, törene katılanların usta sanatçının tabutunun önünden gerçekleştirdiği veda ve saygı geçişiyle sona erdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sıcak Havaların Londra’ya Mali Faturası Ağır Oldu

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, iklim değişikliğinin giderek artan etkilerine karşı başkentin ilk kapsamlı sıcak hava direnç planını yürürlüğe koydu. "Heat Ready London" adı verilen şehir genelindeki strateji, Londra'nın gelecekte daha sık ve daha şiddetli yaşanması beklenen sıcak hava dalgalarına uyum sağlamasını, can kayıplarını azaltmasını ve kritik altyapıyı daha dayanıklı hale getirmesini hedefliyor.

City Hall tarafından hazırlanan son analizler, yalnızca 2022 yılında yaşanan aşırı sıcak hava dalgalarının Londra ekonomisine yaklaşık 1,5 milyar sterlin zarar verdiğini ortaya koydu. Bu maliyetin; sağlık harcamaları, iş gücü verimliliğindeki düşüş, ulaşım altyapısında yaşanan aksaklıklar ve kamu hizmetlerindeki kesintilerden kaynaklandığı belirtiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

1 milyon konut risk altında

Rapora göre, Londra'da yaklaşık 1 milyon konut aşırı sıcak nedeniyle yaşanması güç hale gelebilecek risk grubunda bulunuyor. Özellikle eski yapı stokuna sahip bölgelerde yalıtımın yetersiz olması ve yeşil alan eksikliği, binaların yaz aylarında tehlikeli derecede ısınmasına neden oluyor.

Sıcak hava dalgalarına karşı en kırılgan bölgelerde bulunan;

  • 1.361 okul
  • 60 hastane
  • 351 huzurevi

yüksek risk grubunda yer alıyor. Uzmanlar, yaşlılar, kronik hastalar, çocuklar ve düşük gelirli ailelerin aşırı sıcaklardan en fazla etkilenen kesimler olduğuna dikkat çekiyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

"Bu artık geleceğin değil bugünün sorunu"

Konuya ilişkin açıklama yapan Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, sıcaklık artışlarının artık teorik bir gelecek senaryosu olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Sıcaklık artışları artık geleceğe yönelik bir tehdit değil, Londralılar için büyüyen bir gerçeklik haline geldi. Bu durum evlerimizden caddelerimize, okullarımızdan hastanelerimize ve bakım hizmetlerimize kadar tüm topluluklarımızı doğrudan etkiliyor."

Khan ayrıca Londra'nın son yıllarda tropikal geceler, aşırı sıcaklar, şiddetli fırtınalar ve ani sel baskınları gibi olağanüstü hava olaylarını daha sık yaşamaya başladığını belirterek, şehrin bu yeni iklim koşullarına uyum sağlamakta uzun süre yavaş kaldığını kabul etti.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiltere'de sıcaklık rekorları kırılıyor

Bilim insanları, insan kaynaklı iklim değişikliğinin Avrupa genelinde sıcak hava dalgalarının hem sıklığını hem de şiddetini artırdığına dikkat çekiyor. İngiltere tarihinde ilk kez 2022 yılında hava sıcaklığı 40 dereceyi aşarak 40,3°C'ye ulaşmış, bu durum ülke genelinde yüzlerce orman ve çalılık yangınına neden olmuştu. Aynı dönemde raylar eğilmiş, asfalt yollar zarar görmüş ve ulaşım ağında ciddi aksaklıklar yaşanmıştı.

Uzmanlara göre Londra'da "ısı adası etkisi" olarak bilinen olgu da sıcaklıkları daha da artırıyor. Yoğun betonlaşma, asfalt yüzeyler ve yeşil alan eksikliği nedeniyle kent merkezi, çevresindeki kırsal bölgelere göre geceleri bile birkaç derece daha sıcak kalabiliyor.

Independent Mortgage 3

Yeni planda neler var?

"Heat Ready London" planı kapsamında;

  • Kent genelinde ağaçlandırma ve yeşil alanların artırılması,
  • Yeni binalarda iklime dayanıklı tasarım standartlarının yaygınlaştırılması,
  • Aşırı sıcak dönemleri için erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi,
  • Sağlık kuruluşları ile bakım evlerinin sıcak hava acil durum planlarının güncellenmesi,
  • Toplumun sıcak çarpması ve aşırı sıcak riskleri konusunda bilinçlendirilmesi,
  • Kritik altyapının yüksek sıcaklıklara karşı daha dayanıklı hale getirilmesi

gibi uygulamaların hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlardan uyarı

İklim uzmanları, küresel sera gazı emisyonlarında ciddi bir düşüş sağlanmadığı takdirde Londra'da bugün istisnai kabul edilen sıcak hava dalgalarının önümüzdeki yıllarda yaz mevsiminin olağan bir parçası haline gelebileceğini belirtiyor. Bu nedenle yalnızca emisyonların azaltılması değil, şehirlerin yeni iklim koşullarına uyum sağlayacak şekilde yeniden planlanmasının da büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.

Yeni stratejiyle Londra yönetimi, hem ekonomik kayıpları azaltmayı hem de özellikle yaşlılar, çocuklar ve sağlık sorunu bulunan vatandaşlar başta olmak üzere sıcak hava dalgalarının insan yaşamı üzerindeki etkilerini en aza indirmeyi amaçlıyor.

Alkollü Yolcular Uçağa Alınmayacak! Yüksek Para Cezası Da Var

Yaz tatili sezonunun başlamasıyla birlikte İngiltere'deki havalimanları, milyonlarca yolcunun seyahate çıkmaya hazırlandığı dönemde alkol kaynaklı olaylara karşı güvenlik önlemlerini artırdı. Özellikle Londra Luton Havalimanı, uçuş öncesinde aşırı alkol alan ya da davranışları nedeniyle "uçmaya uygun olmadığı" değerlendirilen yolcuların uçağa alınmayacağını duyurdu.

Uyarı, Birleşik Krallık genelinde havalimanları, havayolu şirketleri ve sektör kuruluşlarının ortaklaşa yürüttüğü "One Too Many" (Bir Kadeh Fazla) kampanyası kapsamında yapıldı. Kampanyanın temel mesajı ise net: "Sorumlu uçun, aksi halde bedelini ödeyebilirsiniz."

İki yıla kadar hapis cezası

İngiltere'de yürürlükte bulunan havacılık kurallarına göre, kabin ekibinin görevini yapmasını engelleyen, diğer yolcuların güvenliğini tehlikeye atan veya uçakta taşkınlık çıkaran kişiler ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kurallara göre;

  • Uçmaya uygun olmadığı değerlendirilen yolcuların uçağa binmesi engellenebiliyor.
  • Uçakta taşkınlık yapanlar iki yıla kadar hapis cezası alabiliyor.
  • Uçağın kalkışını geciktiren yolcular 5 bin sterline kadar para cezasına çarptırılabiliyor.
  • Olay nedeniyle uçağın başka bir havalimanına yönlendirilmesi halinde ortaya çıkan yakıt, iniş, konaklama ve operasyon maliyetleri sorumlu yolcudan tahsil edilebiliyor. Bu faturanın 80 bin sterline kadar ulaşabileceği belirtiliyor.

Ömür boyu uçuş yasağı da uygulanabiliyor

Yetkililer, yalnızca para cezası ve hapisle sınırlı kalınmadığını da vurguluyor. Bazı havayolu şirketleri, ciddi olaylara karışan yolcuları ömür boyu kara listeye alabiliyor. Böylece söz konusu kişiler ilgili havayoluyla bir daha seyahat edemiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

20'den fazla havalimanında uygulanıyor

Bu yıl yeniden başlatılan "One Too Many" kampanyası; Heathrow, Gatwick, Manchester, Birmingham, Glasgow, Liverpool, Londra City ve Londra Luton'un da aralarında bulunduğu 20'den fazla İngiliz havalimanında uygulanıyor.

Terminal ekranları, duty-free mağazaları, restoranlar ve sosyal medya üzerinden yolculara sürekli uyarılar yapılıyor. Kampanyanın amacı, özellikle yaz aylarında artış gösteren alkol kaynaklı taşkınlık olaylarını önlemek ve uçuş güvenliğini korumak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Yeni önlemler gündemde

İngiltere'de havayolu şirketleri, son dönemde artan olaylar nedeniyle daha sert tedbirler alınmasını da talep ediyor. Sektör temsilcileri, havalimanlarında satılan alkol miktarının sınırlandırılması, sorun çıkaran yolcular için ulusal bir veri tabanı oluşturulması ve farklı havayolları arasında bilgi paylaşımının artırılması gibi önerileri hükümetin gündemine taşıdı.

Yetkililer ise yaz tatiline çıkan yolculara son kez şu çağrıyı yapıyor:

"Tatiliniz havalimanında başlamadan bitmesin. Alkol tüketiminde ölçülü olun, hem kendi seyahatinizi hem de diğer yolcuların güvenliğini riske atmayın."

Independent Mortgage 3

Yaşlanmaya Meydan Okuyan Kelebekler Bilim Dünyasını Şaşırttı

Güney ve Orta Amerika'nın tropikal yağmur ormanlarında yaşayan Heliconius kelebekleri, bilim insanlarının yaşlanma araştırmalarında dikkatini çeken sıra dışı özellikleriyle öne çıkıyor. Bristol Üniversitesi öncülüğünde uluslararası bir ekip tarafından yürütülen ve bilimsel dergi Nature Communications'ta yayımlanan araştırma, bu kelebeklerin yaşlanma sürecini yavaşlatarak en yakın akrabalarından çok daha uzun yaşayabildiğini ortaya koydu.

Çoğu kelebek türü yalnızca birkaç hafta yaşayabilirken, bazı Heliconius türleri aylarca yaşamını sürdürebiliyor. Araştırmada incelenen bireylerden bazılarının ömrünün neredeyse bir yıla ulaştığı belirlendi.

348 gün yaşayan kelebek, 14 gün yaşayan akrabasını geride bıraktı

Araştırmacılar, en dikkat çekici farkın Heliconius hewitsoni ile yakın akrabası Dione juno arasında görüldüğünü belirledi.

Laboratuvar gözlemlerinde Heliconius hewitsoni türünün en uzun yaşam süresi 348 gün olarak kaydedilirken, Dione juno yalnızca 14 gün yaşayabildi. Böylece iki yakın akraba arasında maksimum yaşam süresinde yaklaşık 25 katlık bir fark ortaya çıktı.

Bilim insanları, Heliconius cinsindeki birçok türün de yakın akrabalarına kıyasla ortalama üç kat daha uzun yaşadığını tespit etti.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Sırrın arkasında polenle beslenme olabilir

Araştırmacılar, bu olağanüstü yaşam süresinin en önemli nedenlerinden birinin Heliconius kelebeklerinin beslenme alışkanlığı olabileceğini düşünüyor.

Çoğu kelebek yalnızca çiçek nektarıyla beslenirken, Heliconius türleri nektarın yanı sıra polen de tüketiyor. Polen; protein, aminoasit ve diğer besleyici bileşenler açısından oldukça zengin bir besin kaynağı. Bilim insanları, bu beslenme biçiminin kelebeklerin dokularını daha uzun süre korumasına, üreme dönemini uzatmasına ve yaşlanma hızını azaltmasına katkı sağladığını değerlendiriyor.

Yaşlanmanın biyolojik sırları araştırılıyor

Araştırma kapsamında farklı kelebek türlerinin yaşam süreleri karşılaştırılırken, yaşlanmaya bağlı fiziksel değişimler de ayrıntılı olarak incelendi. Heliconius kelebeklerinin yaş ilerledikçe hareket kabiliyeti, kanat yapısı ve genel fizyolojik durumlarını yakın akrabalarına göre daha uzun süre koruyabildiği gözlendi.

Araştırmacılar, bu durumun yaşlanmanın yalnızca ömrün uzaması anlamına gelmediğini, aynı zamanda sağlıklı yaşam süresinin de arttığını gösterdiğini vurguluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

İnsan sağlığı için yeni ipuçları sunabilir

Bilim insanlarına göre Heliconius kelebekleri, sağlıklı yaşlanmanın genetik ve biyolojik mekanizmalarını anlamak için önemli bir model organizma olabilir.

Araştırmanın yazarları, bu kelebeklerde yaşlanmayı yavaşlatan genetik yolların ve metabolik süreçlerin belirlenmesi halinde, yaşlanmaya bağlı hastalıkların anlaşılması ve gelecekte geliştirilecek tedavilere yönelik yeni ipuçları elde edilebileceğini ifade ediyor.

Uzmanlar, insanlarla kelebeklerin biyolojik yapıları farklı olsa da hücrelerin yaşlanması, enerji metabolizması ve doku onarımı gibi temel süreçlerin birçok canlıda ortak mekanizmalarla işlediğini belirtiyor. Bu nedenle Heliconius kelebeklerinin incelenmesi, yaşlanma biyolojisi alanında önemli bilimsel keşiflerin önünü açabilecek yeni bir araştırma modeli olarak değerlendiriliyor.

Can Çakır’dan Londra’da ezber bozan Dede Korkut–Aziz George teorisi

Efsanevi Türk bilgesi Dede Korkut, Aydınlatıcı Aziz Gregor ve İngiltere'nin koruyucu azizi Aziz George'un "aynı kişi" olabileceği iddiasını ortaya atan yazar Can Çakır, bu cesur teoriyi Cuma akşamı Kuzey Londra'da verdiği bir konuşmada sundu.

Tottenham'da 40'tan fazla kişinin katıldığı kalabalık bir dinleyici kitlesine hitap eden Türk yazar ve Türkolog, bu sonuca "farklı ülkelerden birçok kaynağa dayanarak 30 yıllık kapsamlı bir araştırmanın" ardından ulaştığını söyledi. Bulguları, Türkçe olarak yayımlanan yeni kitabı “Kimliği, Dili, Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri"nde yer alıyor.

Çakır; üçüncü yüzyılda Kapadokya ile olan bağları ve —özellikle bir ejderhayı öldürmeleri başta olmak üzere— paylaştıkları efsanevi maceralar da dahil olmak üzere, kültürel açıdan önemli bu üç figür arasındaki bir dizi ortak özelliği vurguladı. Dede Korkut'a dair yerleşik yorumları sorgulayan yeni bir kitabın yazarı olan Çakır ayrıca, "George" isminin kökeninin Türkiye'nin Doğu Karadeniz bölgesinde, Gürcistan sınırına yakın Artvin ilindeki Gorgit'e dayandığını belirtti.

Öğretmen, yazar ve Türkolog olan Çakır, The Garden House'da (Kitabevi) gerçekleştirilen ve bir saat süren söyleşide, yeni kitabından bu bilgileri ve daha pek çok ilgi çekici ayrıntıyı paylaştı.

Etkinliğin moderatörlüğünü gazeteci Mustafa Köker üstlendi. Katılımcılar arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Londra Eğitim Ataşesi Deniz Özalp, Türk öğrenciler ve akademisyenler yer aldı. Konuşmanın ardından Çakır, katılımcılarla sohbet etti ve yeni kitabının kopyalarını imzaladı.

Can Cakir Kitap Tanitim

Dede Korkut ile ilişkilendirilen destansı öyküler, etkisi Anadolu'nun çok ötesine, Orta Asya'ya, Kafkasya'ya ve Mezopotamya'ya uzanan efsanevi bir figür olan Dede Korkut ile ilgili sayısız kitapta yeniden anlatılmıştı. Can Çakır, Dede Korkut ve Oğuznameleri adlı eserinde farklı bir yaklaşım benimseyerek, Dede Korkut'un kim olabileceğini ve mirasının neden kültürler, inançlar ve uluslar arasında yankı bulduğunu araştırmak için çok dilli tarihi kayıtları, sözlü gelenekleri ve edebi kaynakları inceliyor.

Can Çakır’ın kitabı, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya'da kimlikleri şekillendirmeye devam eden ortak bir kültürel mirasa yeni bir ışık tutuyor. Oğuz Türkleri, Ermeniler, Gürcüler ve hatta Birleşik Krallık'ın tarihlerine uzanan bağlantıları araştıran yazar, dilciler, tarihçiler, folkloristler ve kültür bilimcileri arasında tartışmalara ilham vermeye devam eden bir figüre dair okuyuculara yeni bir bakış açısı sunuyor.

Can Çakır'ın "Kimliği, Dili, Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri" adlı kitabı, Amazon Türkiye ve diğer büyük Türk çevrimiçi kitapçılarından £25 ücretle ciltsiz olarak temin edilebilir. Kuzey Londra'daki okuyucular, kitabı doğrudan The Garden House'dan (Kitabevi) satın alabilirler; kitabın Birleşik Krallık ve Avrupa'daki çıkışı ise Temmuz 2026 planlanmakta.

Istikbal 860X450 Pxl

Müzik dünyasının Hediye’sinden Yeni Şarkı

Farklı müzik tarzlarının yorumcusu Hediye, söz ve müziği kendisine ait olan Ağlıyor İstanbul” isimli Arabesk tarzındaki tekli çalışmasını müzikseverlerle buluşturdu.

Kendine özgü şarkılara kattığı yorumuyla dikkatleri üzerinde toplayan Hediye’nin Ağlıyor İstanbul” isimli şarkısının aranjörlüğünü Akın Şanlı yaptı.Ağlıyor İstanbul” isimli esere İsmail Kireç yönetmenliğinde stüdyo ortamında, Hediye performansı ile oluşturulan romantik ortamda şarkının ruhuna uygun bir çalışma gerçekleştirildi.

Hediye şarkılarını yorumlarken, “Arabesk eserler, samimiyet ve duygusal yoğunluk ister; bu da yorumcunun şarkıyla bütünleşmesini gerektirir” diyor. Arabesk müziğin, Türk pop kültürünün önemli bir ilham kaynaklarından biri olduğunu hatırlan güzel sanatçı, “Birçok pop sanatçısı, eserlerinde arabesk tınılardan ve duygusal anlatım biçimlerinden etkilenmiştir. Bu etkileşim, müziğin doğal gelişimi ve kültürel zenginliğinin bir göstergesidir” şeklinde konuşuyor.

Yoğun olarak sahne çalışmalarına devam ettiğini dile getiren başarılı sanatçı Hediye, sahneden duyguları paylaşmanın kendisi için vazgeçilmez keyif olduğunun altını çizdi.

HEDİYE YORUMUYLA Ağlıyor İstanbul” KLİP LİNK

https://youtu.be/LdE9yicER78?is=Tm7Rv7KJkGInT88i

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'den vize ve iltica sisteminde tarihi dönüşüm

LONDRA – İngiltere hükümeti, iltica sistemini kökten değiştirecek yeni bir düzenlemeyi sonbaharda hayata geçirmeye hazırlanıyor. Yeni modele göre gönüllü kuruluşlar, üniversiteler, işletmeler, hayır kurumları ve topluluk grupları, Birleşmiş Milletler tarafından uygun görülen mültecilere sponsor olarak onların İngiltere'de yeni bir yaşam kurmasına destek verebilecek.

Hükümet, Kanada'da onlarca yıldır uygulanan "topluluk sponsorluğu" modelinden esinlenerek hazırlanan sistemle hem güvenli ve yasal göç yollarını genişletmeyi hem de Manş Denizi üzerinden gerçekleşen düzensiz göçü azaltmayı hedefliyor. Yetkililer, uygulamanın "gerçekten korunmaya ihtiyaç duyan mültecilere" yasal bir alternatif sunacağını vurguluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Başvurular sıkı denetimden geçecek

İçişleri Bakanı Shabana Mahmood tarafından açıklanan plana göre sponsor olmak isteyen kuruluşlar ayrıntılı güvenlik ve mali yeterlilik incelemesinden geçirilecek. Programa kabul edilen kuruluşlar, mültecilerin barınma, dil eğitimi, iş bulma, sağlık hizmetlerine erişim ve topluma uyum süreçlerinde aktif sorumluluk üstlenecek.

İlk etapta programa kabul edilecek mülteci sayısının sınırlı tutulacağı belirtilirken, sistemin başarısına göre kapasitenin kademeli olarak artırılması planlanıyor. Hükümet, bu model sayesinde yerel toplumların entegrasyon sürecine doğrudan katkı sağlayacağını savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kanada modeli örnek alındı

Yeni sistemin temelini oluşturan Kanada'nın "Community Sponsorship" modeli, 1979'dan bu yana yaklaşık 400 bin mültecinin ülkeye yerleşmesini sağladı. İngiliz hükümeti, benzer uygulamanın mültecilerin daha kısa sürede iş bulmasına, İngilizce öğrenmesine ve topluma uyum sağlamasına katkı sağlayacağını ifade ediyor.

Üç yeni yasal göç yolu geliyor

Göç ve İltica Yasası kapsamında yalnızca topluluk sponsorluğu değil, yeni yasal göç kanallarının da açılması planlanıyor. Taslak düzenlemeye göre;

  • Topluluk sponsorluğu programı,
  • Üniversiteler aracılığıyla oluşturulacak eğitim temelli kabul sistemi,
  • İşverenlerin destek vereceği çalışma sponsorluğu modeli,

önümüzdeki dönemde İngiltere'nin yeni "güvenli ve yasal göç yolları"nı oluşturacak. Böylece sığınmacıların insan kaçakçılarına yönelmeden yasal yollarla ülkeye gelmesi hedefleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İltica yasaları aynı anda sertleşiyor

Hükümet, yeni sponsorluk sistemini açıklarken iltica mevzuatını da önemli ölçüde sıkılaştıracak düzenlemeleri duyurdu.

Hazırlanan yasa taslağıyla insan hakları ve modern kölelik yasalarının iltica başvurularını geciktirmek amacıyla kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Ayrıca aile birleşimi kapsamının daraltılması, yalnızca çekirdek aile bireylerini kapsaması ve "asılsız" olduğu değerlendirilen başvuruların daha hızlı sonuçlandırılması planlanıyor.

Independent Mortgage 3

Geçici koruma sistemi güçlendirilecek

Bu düzenlemeler, hükümetin son aylarda açıkladığı kapsamlı iltica reformlarının devamı niteliğinde görülüyor.

Mart ayında yürürlüğe giren yeni uygulamayla İngiltere, kalıcı mülteci statüsü yerine belirli aralıklarla gözden geçirilen geçici koruma modeline geçmişti. Buna göre mülteci statüsü 30 ayda bir yeniden değerlendirilecek; ülkelerindeki savaş veya zulüm tehdidinin sona erdiği belirlenen kişilerin geri dönmeleri beklenecek. Ayrıca düzensiz göçü teşvik ettiği düşünülen uygulamaların da aşamalı olarak kaldırılması planlanıyor.

Siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi

Yeni model İngiltere siyasetinde de tartışma yarattı. Muhafazakâr muhalefet, düzenlemenin ülkeye daha fazla göçü teşvik edeceğini savunurken, hükümet ise tam tersine güvenli yasal yolların artırılmasının insan kaçakçılığı şebekelerini zayıflatacağını ve düzensiz göçü azaltacağını öne sürüyor.

İşçi Partisi içinde ise reformların insani yönü ile sınır güvenliği arasındaki dengenin nasıl kurulacağı konusunda farklı görüşler dile getiriliyor. Buna rağmen hükümet, yeni sistemin hem uluslararası yükümlülükleri yerine getireceğini hem de iltica sistemini daha kontrollü ve sürdürülebilir hale getireceğini savunuyor.

'Gençlik Atlası Uzman Projesi' Kapsamında Adana'dan Londra'ya Gençlik Köprüsü

Adana, Yüreğir Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesindeki Yüreğir Gençlik Merkezi tarafından yürütülen "Gençlik Atlası Uzman Değişim Projesi", İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu iş birliğiyle uluslararası boyutta devam ediyor. Türkiye ile İngiltere arasında gençlik çalışmaları, eğitim ve kültürel iş birliklerini geliştirmeyi amaçlayan proje kapsamında, Adana'dan gelen 10 kişilik uzman heyeti Londra'da bir haftalık inceleme ve temas programına katılıyor.

Projenin ilk adımı, geçen yıl kasım ayının başında İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu heyetinin Adana'yı ziyaret etmesiyle atılmıştı. Karşılıklı ziyaretler çerçevesinde bu kez Adanalı uzmanlardan oluşan heyet, geçtiğimiz çarşamba günü Londra'ya ulaştı.

Londra'da Gençlik ve Eğitim Masaya Yatırıldı

Programın ilk önemli etkinliği, perşembe günü Londra Yunus Emre Enstitüsü'nde gerçekleştirildi. Burada İngiltere Türk Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu tarafından, İngiltere'deki gençlik organizasyonları, eğitim sistemi ve Türk toplumunun eğitim faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir sunum yapıldı.

Katılımcılar, İngiltere'de yaşayan Türk gençlerinin eğitim süreçleri, Türkçe eğitiminin mevcut durumu ve gençlik çalışmalarına ilişkin ayrıntılı olarak bilgilendirildi.

Adana Genclik Atlasi Uzman Degisim

Resmî Kurumlara Ziyaret

Londra temasları kapsamında Adana heyeti, Türkiye'nin Londra Başkonsolosu Büyükelçi Hasan Ulusoy'u ziyaret ederek proje hakkında görüş alışverişinde bulundu. Heyet ayrıca Türkiye'nin Londra Eğitim Müşavirliği'nde Müşavir Vekili Duygu Altıntaş ile bir araya gelerek yurt dışındaki eğitim faaliyetleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Program kapsamında uzman heyeti, Wimbledon Türk Okulu Başkanı Atilla Abacıoğlu'nun da konuğu oldu. Görüşmede İngiltere'de faaliyet gösteren Türk okullarının çalışmaları ve Türk çocuklarının ana dil eğitimine yönelik uygulamalar ele alındı.

Toplantıda, Türkiye’nin Londra Eğitim Maşevir Vekili Duygu Altıntaş ile KKTC Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp de hazır bulundu.

Türk Gençlerinin Spor ve Eğitim Faaliyetleri İncelenecek

Londra programı hafta sonunda da yoğun şekilde devam edecek. Heyet, cumartesi günü İngiltere Türk Aile Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu'nu ziyaret etti. Başkan Sevtap Kemal, okulun gençliğe yönelik faaliyetleri hakkında uzman konukları bilgilendirdi.

Aynı gün İngiltere Türk Toplumu Futbol Federasyonu As Başkanı Ertan Uluçay ile de bir araya gelen uzman grup, İngiltere'de yaşayan Türk gençlerinin spor faaliyetleri, kulüpleşme çalışmaları ve gençlerin sosyal hayata katılımı konusunda bilgi alışverişinde bulundu.

Adana Genclik Koprusu Londra 2

Gençlik ve Spor Bakanlığı Grubu, Yüreğir Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Necip Demirci, Adana Gençlik ve Spor Müdürlüğü Şube Müdürü V. Gökhan Karabörk, Uzmanlar; Hatice Ayten Tanış Avşar, Alper Çabuk, Gamze Keniş, Hüseyin Sarı, Özlem Önal, Hıdır Adıgüzel, Ceren Horoz ve Derya Çiftçi’den oluşuyor.

"Gençlik Atlası Uzman Projesi" ile Türkiye ve İngiltere arasında gençlik politikaları, eğitim uygulamaları ve kültürel etkileşimin güçlendirilmesi, iki ülke arasında kalıcı iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kadir İnanır, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Zatürreye bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle Acıbadem Fulya Hastanesi'ne kaldırılan 77 yaşındaki Kadir İnanır'ın durumu kötüleşti.

İnanır, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sağlık sorunları nedeniyle Acıbadem Fulya Hastanesi'nde tedavi gören oyuncu Kadir İnanır, 77 yaşında hayatını kaybetti.

14 Mayıs'ta rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırılan İnanır, yoğun bakım ünitesinde 6 gün süren tedavisinin ardından entübe edilmişti. Zatürre teşhisiyle tedavisi sürdürülen sanatçının, doktorların tüm müdahalelerine rağmen yaşamını yitirdiği öğrenildi.

İnanır'ın sağlık durumuna ilişkin 21 Mayıs'ta açıklama yapan hayat arkadaşı Jülide Kural, oyuncunun zatürreye bağlı gelişen sağlık sorunları nedeniyle entübe edildiğini belirterek, akciğerinin altında bir tümör tespit edildiğini açıklamıştı. Kural, tedavinin kontrollü şekilde sürdürülebilmesi amacıyla bu yönteme başvurulduğunu ifade etmişti.

1968 yılında başladığı oyunculuk kariyeri boyunca çok sayıda sinema filmi ve televizyon yapımında rol alan Kadir İnanır, Türk sinemasının önde gelen isimleri arasında yer aldı.

Kadir İnanır kimdir?

Türk sinemasının uzun yıllar boyunca önde gelen oyuncularından biri olan Kadir İnanır, 15 Nisan 1949 tarihinde Ordu'nun Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Kadir İnanır olan sanatçı, kalabalık bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. İlk ve ortaöğrenimini Fatsa'da tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. Gençlik yıllarında foto modellik yapan İnanır, 1967 yılında katıldığı Ses Dergisi'nin Sinema Artisti Yarışması'nda finale kalarak sinema çevrelerinin dikkatini çekti.

Sinemaya adım attı

Kadir İnanır'ın sinema yolculuğu 1968 yılında küçük rollerle başladı. İlk yıllarında yardımcı karakterleri canlandıran oyuncu, kısa sürede yapımcı ve yönetmenlerin dikkatini çekerek başrol oyunculuğuna yükseldi. 1970'li yılların başından itibaren Türk sinemasının en çok aranan isimlerinden biri haline geldi.

İlk önemli çıkışını 1973 yapımı "Kara Gözlüm" filmiyle yapan İnanır, özellikle dönemin en popüler kadın oyuncularıyla rol aldığı filmler sayesinde geniş kitlelere ulaştı. Kariyeri boyunca dram, aksiyon, romantik ve toplumsal içerikli birçok yapımda başrol üstlendi.

Türk sinemasının unutulmaz filmlerinde rol aldı

Yaklaşık altmış yıla yaklaşan sanat yaşamında 180'i aşkın sinema filmi ve televizyon yapımında rol alan Kadir İnanır, Türk sinema tarihine geçen birçok eserde yer aldı.

Rol aldığı önemli yapımlar arasında;

  • Selvi Boylum Al Yazmalım
  • Dila Hanım
  • Kara Gözlüm
  • Tatar Ramazan
  • Yılanların Öcü
  • Bir Yudum Sevgi
  • Kurbağalar
  • Katırcılar
  • Med Cezir Manzaraları
  • Komser Şekspir
  • İpsiz Recep
  • Ah Gardaşım
  • Deprem
  • Usta

gibi yapımlar bulunuyor.

Özellikle "Selvi Boylum Al Yazmalım" filmindeki "İlyas" karakteri, Türk sinema tarihinin en hafızalarda kalan karakterlerinden biri olarak kabul edildi.

Televizyon dizilerinde de yer aldı

2000'li yıllardan itibaren televizyon projelerinde de rol alan Kadir İnanır, "Maral", "İpsiz Recep" ve "Kara Kutu" gibi dizilerde izleyici karşısına çıktı. Sinemadaki başarısını televizyon ekranlarına da taşıyan oyuncu, farklı karakterleri canlandırarak kariyerini sürdürdü.

Aldığı ödüller

Kadir İnanır, kariyeri boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldü.

Başlıca ödülleri arasında;

  • Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
  • Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
  • Ankara Uluslararası Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
  • Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülleri
  • Çeşitli kurumlar tarafından verilen Yaşam Boyu Onur Ödülleri

yer aldı.

Toplumsal çalışmaları

Oyunculuğun yanı sıra çeşitli sivil toplum faaliyetlerinde de yer alan Kadir İnanır, kültür, sanat ve çevre konularındaki çalışmalarıyla zaman zaman kamuoyunun gündemine geldi. Meslek örgütleri ve sanatçı birliklerinin çalışmalarına destek verdi.

Sağlık süreci

Kadir İnanır, son yıllarda yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle zaman zaman hastanede tedavi gördü. 2024 yılında geçirdiği rahatsızlığın ardından uzun süre tedavi ve fizik tedavi sürecinden geçti. Daha sonraki dönemde farklı sağlık sorunları nedeniyle yeniden hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakımda tedavi altına alındı.

Oyuncu, 2026 yılında tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Türk sinemasında yaklaşık altmış yıla yayılan kariyeri boyunca canlandırdığı karakterler ve rol aldığı filmlerle sinema tarihinin öne çıkan isimleri arasında yer aldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kral Charles'ın Ödediği Vergi İngiltere'de Yeni Tartışma Başlattı

İngiltere Kraliyet Ailesi, kamuoyunun uzun yıllardır merak ettiği mali tabloya ilişkin önemli bir adım attı. Buckingham Sarayı tarafından yayımlanan 2024-2025 mali yılı raporunda, Kral III. Charles'ın kişisel gelirleri ve sermaye kazançları üzerinden 12,9 milyon sterlin vergi ödediği açıklandı. Böylece Charles, modern dönemde kişisel vergi ödemesini kamuoyuna açıklayan ilk İngiliz hükümdarı olurken, ödediği vergi miktarıyla Birleşik Krallık'ın en yüksek vergi ödeyen isimleri arasına girdi.

Rapora göre Galler Prensi William da aynı mali yılda 7,76 milyon sterlin gelir vergisi ödedi. Charles'ın 2022 yılında tahta çıkmasından bu yana gönüllü olarak ödediği toplam vergi tutarı ise 30 milyon sterlini aştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Vergi Ödemek Zorunda Değiller

İngiltere'deki anayasal düzenlemeye göre ne hükümdarın ne de Galler Prensi'nin gelir vergisi ödeme zorunluluğu bulunuyor.

Kraliyet üyelerinin gönüllü vergi ödeme uygulaması, 1992 yılında Windsor Kalesi'nde çıkan büyük yangının ardından oluşan kamuoyu tepkisi üzerine 1993 yılında dönemin Kraliçesi II. Elizabeth tarafından başlatılmıştı. O dönemde Veliaht Prens olan Charles da aynı uygulamayı benimsemiş ve bugüne kadar sürdürmüştü.

Istikbal 860X450 Pxl

Gelir Kaynağı Lancaster Dükalığı

Kral Charles'ın kişisel gelirlerinin büyük bölümü, yaklaşık 687 milyon sterlin değerindeki Lancaster Dükalığı'nın sağladığı gelirlerden oluşuyor. Dükalık, 2024-2025 döneminde yaklaşık 25 milyon sterlinin üzerinde net gelir elde etti. Bunun yanı sıra Balmoral ve Sandringham malikâneleri ile kişisel yatırımlar da kralın özel gelir kaynakları arasında yer alıyor.

Prens William ise gelirinin büyük kısmını yaklaşık 1,2 milyar sterlin değerindeki Cornwall Dükalığı'ndan elde ediyor. Söz konusu mülk portföyü, geçtiğimiz mali yılda 21 milyon sterlinden fazla gelir sağladı.

Independent Mortgage 3

"Vergi Miktarı Yetmez, Hesaplar Açıklansın"

Kraliyet'in vergi açıklaması kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Vergi uzmanı Dan Neidle, yalnızca ödenen vergi rakamlarının paylaşılmasının gerçek anlamda şeffaflık olmadığını belirterek, kralın toplam gelirleri, vergi matrahı, gider kalemleri ve sahip olduğu mal varlığına ilişkin ayrıntılı mali tabloların da kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu. Neidle, "Rakamları biliyoruz ama bu rakamların nasıl oluştuğunu bilmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhuriyet yanlısı Republic grubunun yöneticisi Graham Smith ise açıklamanın zamanlamasına dikkat çekerek, bunun kraliyet ailesine ayrılan kamu kaynaklarına yönelik eleştirileri gölgede bırakmayı amaçladığını öne sürdü.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Sarayın Kamu Kaynağı Artıyor

Vergi açıklamasının yapıldığı mali raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise Kraliyet Ailesi'nin resmi faaliyetlerini finanse eden "Sovereign Grant" (Kraliyet Ödeneği) oldu.

Buckingham Sarayı'nın kapsamlı renovasyon çalışmaları nedeniyle son yıllarda artan kamu desteğinin, 2027-2028 döneminde yaklaşık 100 milyon sterlin seviyesinde devam etmesi öngörülüyor. Bu ödenek; resmi ziyaretler, personel giderleri, tarihi sarayların bakımı ve devlet törenlerinin finansmanında kullanılıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şeffaflık Adımı mı, Yeni Bir Tartışmanın Başlangıcı mı?

Kraliyet çevreleri, vergi bilgilerinin ilk kez ayrıntılı şekilde açıklanmasını "şeffaflık ve hesap verebilirlik adına tarihi bir adım" olarak değerlendirirken, eleştirmenler bunun yeterli olmadığını savunuyor.

Özellikle kralın toplam serveti, özel yatırımlarından elde ettiği gelirler ve vergi hesaplamalarının ayrıntılarının gizli tutulması, monarşinin mali yapısına ilişkin tartışmaların önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Açıklanan vergi rakamları, İngiliz kamuoyunda yalnızca kralın ne kadar vergi ödediğini değil, monarşinin kamu kaynaklarından ne ölçüde yararlandığını da yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.

Londra’da Sürücüleri Sıcaklarla Birlikte Belediye Cezaları Yakıyor

İngiltere genelinde etkili olan sıcak hava dalgası nedeniyle birçok sürücü serinlemek amacıyla park halindeki aracında motoru ve klimayı çalıştırmayı tercih ediyor. Ancak bu alışkanlık, özellikle Londra'da ciddi para cezalarına neden olabiliyor.

Sürücü hizmetleri kuruluşu RAC (Royal Automobile Club), sürücüleri gereksiz motor çalıştırmanın (engine idling) hem hava kirliliğini artırdığı hem de para cezasıyla sonuçlanabileceği konusunda uyardı. Kuruluş, özellikle sıcak günlerde araç içinde serinlemek için motoru çalışır halde beklemenin çevre mevzuatına aykırı olabileceğini belirtti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Cezalar Bölgeden Bölgeye Değişiyor

İngiltere'de motorun gereksiz yere rölantide çalıştırılmasıyla ilgili yaptırımlar yerel yönetimlerin uygulamalarına göre farklılık gösteriyor.

Mevcut uygulamaya göre:

  • Polis tarafından kesilen sabit ceza 40 sterlin olarak uygulanıyor.
  • Sivil denetim görevlilerinin düzenlediği ceza ise 80 sterline kadar çıkabiliyor.
  • Her iki cezada da erken ödeme halinde indirim uygulanıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Islington'da Ceza 110 Sterline Ulaşıyor

Londra'nın Islington ilçesinde ise kurallar daha sıkı uygulanıyor.

Belediye görevlileri, park halindeki aracın motorunun gereksiz yere çalıştığını tespit ettiğinde önce sürücüyü motoru kapatması konusunda uyarıyor. Sürücü uyarıya rağmen motoru çalıştırmaya devam ederse doğrudan 110 sterlin tutarında ceza uygulanıyor. Ceza, belirlenen süre içinde ödenmesi halinde yarıya indiriliyor. Uygulama 2022 yılından bu yana yürürlükte olmakla birlikte sıcak hava dalgası sırasında yeniden gündeme geldi ve denetimler artırıldı.

Independent Mortgage 3

RAC'den Sürücülere Uyarı

RAC Kıdemli Politika Sorumlusu Rod Dennis, modern araçlarda klimanın önemli bir konfor unsuru olduğunu ancak bunun park halinde motorun gereksiz yere çalıştırılmasını haklı göstermediğini söyledi.

Dennis, özellikle aşırı sıcak günlerde mümkünse zorunlu olmayan yolculukların ertelenmesini önerirken, araç içinde beklemek gerekiyorsa motorun gereksiz yere çalıştırılmaması gerektiğini vurguladı. RAC'ye göre rölantide çalışan motorlar gereksiz egzoz emisyonu oluşturarak hava kirliliğini artırıyor ve bu nedenle yerel yönetimler denetimlerini sıklaştırıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni Bir Ceza Değil, Denetimler Arttı

Son günlerde sosyal medyada "İngiltere'de klimaya ceza geldi" şeklinde paylaşımlar yapılsa da uygulama yeni bir düzenleme değil. İngiltere'de uzun süredir yürürlükte bulunan "gereksiz motor çalıştırma" (engine idling) kuralları, sıcak hava dalgasıyla birlikte yeniden gündeme gelirken özellikle Londra'daki bazı belediyeler denetimlerini artırmış durumda.

Uzmanlar, sürücülere park halindeyken motoru kapatmalarını, gölgede park etmelerini, cam güneşlikleri kullanmalarını ve mümkün olduğunca doğal havalandırmayı tercih etmelerini öneriyor. Böylece hem çevre korunuyor hem de yüzlerce liraya karşılık gelen para cezalarının önüne geçilebiliyor.

YTB’nin Düzenlediği Bir Dünya Edebiyat Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), tarafından hayata geçirilen yarışma, yurt dışında yaşayan vatandaşlar, kardeş topluluklar ve uluslararası öğrencilerin Türkçe düşünmelerini, yazmalarını ve edebiyat alanında eser üretmelerini teşvik etmeyi amaçlıyor. Program kapsamında katılımcılar; En İyi Eser, Deneme, Öykü ve Şiir olmak üzere dört farklı kategoride başvuruda bulunabilecek.

Yarışmada değerlendirmeler, alanında uzman isimlerden oluşacak seçici kurullar tarafından gerçekleştirilecek. Türk diasporası, kardeş topluluklar ve uluslararası öğrencilerden gelen eserler ayrı ayrı değerlendirilecek. Değerlendirme sürecinde Türkçenin doğru ve etkili kullanımı, dil bilgisi ve imla kurallarına uygunluk, ilgili kategorinin teknik özelliklerine uyum, özgünlük ve üslup gibi kriterler esas alınacak.

Yarışma sonunda her gruptan ayrı ayrı olmak üzere En İyi Eser, Deneme, Öykü ve Şiir dallarında birincilik ödülleri verilecek. Ödül kazananlar ayrıca YTB tarafından düzenlenecek “Yazarlık Eğitimleri”ne katılma hakkı elde edecek.

Bir Dünya Edebiyat Ödülleri 2026 için son başvuru tarihi 15 Eylül 2026 olarak açıklandı. Ödül töreninin yer ve tarih bilgisi ise ilerleyen süreçte duyurulacak.

Başvurular, YTB tarafından belirlenen süre içerisinde çevrim içi başvuru sistemi üzerinden gerçekleştirilecek. Başvuru süresi sona erdikten sonra gönderilen eserler değerlendirmeye alınmayacak.

Yarışmaya ilişkin detaylı bilgilere YTB’nin resmi internet sitesi üzerinden ulaşılabilir. Ayrıca sorular için birdunyaedebiyat@ytb.gov.tr adresi üzerinden iletişim kurulabilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Can Çakır, yeni kitabı “Dede Korkut ve Oğuznameleri”ni okurlarıyla buluşturuyor

Dede Korkut, tarihi bir figür mü yoksa kurgusal bir karakter mi? Türkiye için önemi nedir? Ve Türk folklorunun bu efsanevi bilgesi, ozanı, din ulusu, İngiltere'nin koruyucu azizi Aziz George ve Ermeni Apostolik Kilisesi'nin koruyucu azizi ve kurucusu Aydınlatıcı Aziz Gregory ile bağlantıları var mıdır?

Bu ve daha birçok soru, Eurovizyon editörü, gazeteci Mustafa Köker ile yazar ve Türkolog Can Çakır’ın yeni kitabı "Kimliği, Dili, Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri"nin bulgularını tartışmak üzere 26 Haziran Cuma günü Kuzey Londra'da düzenlenecek özel bir halk etkinliğinde ele alınacak.

Katılım ücretsiz ve halka açıktır. Tottenham’da The Garden House (Kitabevi)’nin üst katındaki özel salonda gerçekleştirelecek olan etkinlik, katılımcılara, Türk sözlü geleneğinin en kalıcı figürlerinden birinin kapsamlı olarak tarihsel, kültürel ve dinsel önemini keşfetme konusunda nadir bir fırsat sunacak.

Dede Korkut ile ilişkilendirilen destansı öyküler, etkisi Anadolu'nun çok ötesine, Orta Asya'ya, Kafkasya'ya ve Mezopotamya'ya uzanan efsanevi bir figür olan Dede Korkut ile ilgili sayısız kitapta yeniden anlatılmıştır. Can Çakır, Dede Korkut ve Oğuznameleri adlı eserinde farklı bir yaklaşım benimseyerek, Dede Korkut'un kim olabileceğini ve mirasının neden kültürler, inançlar ve uluslar arasında yankı bulduğunu araştırmak için çok dilli tarihi kayıtları, sözlü gelenekleri ve edebi kaynakları inceliyor.

Can Çakır’ın kitabı, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya'da kimlikleri şekillendirmeye devam eden ortak bir kültürel mirasa yeni bir ışık tutuyor. Oğuz Türkleri, Ermeniler, Gürcüler ve hatta Birleşik Krallık'ın tarihlerine uzanan bağlantıları araştıran yazar, dilciler, tarihçiler, folkloristler ve kültür bilimcileri arasında tartışmalara ilham vermeye devam eden bir figüre dair okuyuculara yeni bir bakış açısı sunuyor.

Can Cakir Dede Korkut Afis-1

“Öğrencilik yıllarımdan beri Dede Korkut’un ölümsüz karakterine hayranım,” diyen Çakır; “Başka bir kitap için Kuzey ve Doğu Anadolu sahasında, folklor ve tarihi kaynaklar araştırırken, inanılmaz, çok ilgi çekici referanslar ve beklenmedik bağlantılarla karşılaştım ve bu durum beni, anlatılacak çok daha büyük bir hikaye olduğuna ikna etti. Her milletin kendi efsaneleri vardır ve bunlar genellikle o milletlerin kendi tarihine ve kültürüne özgü hikayelerdir. Ancak Dede Korkut’u çevreleyen hikayeler, birçok farklı halkın sözlü geleneklerinde ve tarihi anlatılarında yer alıyor ve her biri onun hayatı ve kahramanlıklarına dair kendi yorumunu ekliyor. Kitabım bu kaynakları bir araya getiriyor ve okuyucularımı bunların farklı figürlere mi yoksa aynı tarihi karaktere mi atıfta bulunduğuna dair kendi kararlarını vermeye davet ediyorum,” diye ekledi.

Can Çakır'ın katılımıyla gerçekleşecek bu samimi, Londra kitap etkinliği ve söyleşisi için yerler sınırlıdır. Katılımı garanti altına almak için Eventbrite üzerinden ön kayıt yaptırmanız önerilir.

Kimliği, Dili, Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri kitabı etkinlik akşamı satışa sunulacaktır. Etkinlik saat 19:00'da başlayacak ve yaklaşık bir saat sürecek, ardından açık büfe ve yazarla tanışma fırsatı sunulacaktır.

Kitabevi, Tottenham'da, Seven Sisters ve Bruce Grove istasyonlarına yürüme mesafesinde yer almaktadır. Mekanın arkasındaki halka açık otoparkta saat 18:30'dan itibaren ücretsiz park imkanı mevcuttur.

Can Çakır'ın "Kimliği, Dili, Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri" adlı kitabı, Amazon Türkiye ve diğer büyük Türk çevrimiçi kitapçılarından £25 ücretle ciltsiz olarak temin edilebilir. Kuzey Londra'daki okuyucular, kitabı doğrudan The Garden House'dan (Kitabevi) satın alabilirler; kitabın Birleşik Krallık ve Avrupa'daki çıkışı ise Haziran 2026 sonunda planlanmaktadır.

Can Cakir Researching

Can Çakır Hakkında

Can Çakır, Türk dili, tarihi, kültürü ve folkloruyla ilgili kapsamlı akademik araştırmalar yapan, Türkolog, öğretmen ve yayınlanmış eserleri olan bir yazardır.

Can Çakır, İstanbul-Üsküdar’da doğdu. Onun erken yaşlardaki dil, tarih ve edebiyata olan tutkusu onu üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okumaya yönlendirdi. Marmara Üniversitesi’ndeki Lisans eğitiminden 1991’de mezun olan Can, hemen ardından 1991’de başladığı Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nden yüksek lisans eğitimini 1994’de tamamladı. Burada, Türk dünyasının zengin kültürel mirasını, folklorunu ve geleneklerini inceledi. Bu dönemde Anadolu'nun ve birçok medeniyetinin tarihi, coğrafyası, etimolojisi ve antropolojisinin kesişimi onda büyük ilgi ve merak uyandırdı ve onun yazarlık yolculuğuna başlamasının ilk adımlarını oluşturdu.

Lisans eğitimindeki mezuniyetinin hemen ardından Can, öğretmenlik kariyerine, İstanbul'da bir devlet orta okulunda Türk Dili ve edebiyatı öğretmenliği ile başladı. O zamandan beri Türkiye ve İngiltere'deki çeşitli eğitim kurumlarında öğretmenliğe devam etti. O, öğretmenlikteki bu deneyim ve donanımını daha da geliştirerek yabancı dil olarak İngilizce öğretmenliğine de taşıdı.

1997 yılında Londra'ya taşınan Can, Middlesex Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Master programına kaydoldu ve 2001 yılında mezun oldu. Daha sonra, aynı üniversitede Sosyal Bilimler Araştırma Metodları alanında yüksek lisans programını 2011’de tamamladı. Aradaki bu zaman diliminde, hedeflediği IT donanımını geliştirdi.

Can, öğrenim hayatı ve öğretmenliğinin yanı sıra, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla çeşitli eğitim girişimleri ve topluluk projeleri üzerinde işbirliği yapan bir eğitim danışmanıdır.

Uzun yıllar eğitim alanında çalıştıktan sonra Can, ilk tutkusu olan yazarlığa geri döndü. Yayınlanmış eserleri arasında şunlar yer almaktadır: Tarihi, Etimolojisi ve Edebiyatıyla Boza Kitabı (2019), 93 Muhaciri Osmanlı Zabiti Binbaşı Kadri Bey'in Hatıratı'ndan Sergüzeşti (93 Harbi'nden Cumhuriyete Yolculuk) (2024), ve en son kitabı, Kimliği, Dili Tarihi, Coğrafyası ile Dede Korkut ve Oğuznameleri (2026). Bu son eser, efsanevi karakteri daha geniş bir perspektiften inceleyerek, Dede Korkut'un birçok ülke ve kültürdeki kültürel önemine dair eşsiz bir eleştiri sunuyor. Can'ın ustaca örülmüş anlatıları, kapsamlı tarihsel araştırmaları, edebi çalışmaları, Türk kültürel mirasına duyduğu derin ilgi ve takdiri bir araya getiriyor.

Can, boş zamanlarında okumak, bilgisayarda kodlama yapmak, puzzle çözmek, seyahat etmek ve farklı kültürlere sahip insanlarla tanışmaktan hoşlanıyor. Londra'da yaşıyor ve şu anda Türk dili, tarihi ve folklorunu araştırmaya devam ederek dördüncü kitabı (sözlük) üzerinde çalışıyor.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Ana Caddelere Destek Paketi: Düşük Değerli İthalat Muafiyeti Kaldırılıyor

Mevcut sistemde yurt dışından doğrudan İngiltere’ye gönderilen ve değeri 135 sterlini aşmayan ürünler gümrük vergisinden muaf tutuluyor. Özellikle Çin merkezli Temu, Shein ve AliExpress gibi platformlar bu uygulamadan yararlanarak ürünlerini İngiliz tüketicilere düşük maliyetle ulaştırabiliyor.

İngiliz perakendeciler ise aynı ürünleri satarken vergi, kira, enerji ve personel maliyetleri nedeniyle dezavantajlı durumda olduklarını savunuyordu.

Yeni düzenlemeyle birlikte düşük değerli ürünler de gümrük vergisine tabi olacak ve yurt dışından satış yapan şirketlerle İngiltere’de faaliyet gösteren mağazalar arasındaki maliyet farkının azaltılması hedeflenecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Çevrim içi satıcılara daha sıkı denetim

Paketin bir diğer önemli ayağını çevrim içi satış platformlarına yönelik vergi denetimleri oluşturuyor.

Hazine ve HM Revenue & Customs (HMRC), çevrim içi pazar yerlerinde faaliyet gösteren satıcıların KDV ve diğer vergi yükümlülüklerine uyumunu artırmak için yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor. Özellikle yurt dışındaki satıcıların eksik veya yanlış vergi beyanları nedeniyle oluşan kayıpların önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Hükümet, çevrim içi platformların vergi tahsilatı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlayacak yeni kurallar için de istişare süreci başlattı.

Istikbal 860X450 Pxl

“Adil rekabet ortamı oluşturacağız”

Hazine Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, reformların temel amacının vergi sisteminde adaleti güçlendirmek ve kurallara uyan işletmelerin haksız rekabete maruz kalmasını önlemek olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Ana caddelerde faaliyet gösteren işletmeler ile çevrim içi satıcılar arasında daha eşit şartlar oluşturulması hedefleniyor. Aynı zamanda vergi yükümlülüklerini yerine getirmeyen işletmelere karşı daha etkili önlemler alınacak” denildi.

Yetkililer, yeni sistemin hayata geçirilmesi için gerekli dijital altyapının oluşturulacağını ve işletmelere geçiş süreci için yeterli hazırlık zamanı tanınacağını vurguladı.

Independent Mortgage 3

Perakende sektörü daha hızlı uygulama istiyor

İngiltere’nin önde gelen perakende şirketleri ve sektör kuruluşları reform kararını memnuniyetle karşılarken, bazı temsilciler uygulamanın hâlâ yeterince hızlı olmadığını savunuyor.

Marks & Spencer, Next, Primark ve diğer büyük perakendeciler son aylarda hükümete çağrıda bulunarak düşük değerli ithalat muafiyetinin daha erken kaldırılmasını talep etmişti.

İngiliz Perakende Konsorsiyumu (BRC) ise reformun doğru yönde bir adım olduğunu ancak İngiliz işletmelerinin karşı karşıya olduğu rekabet baskısının devam ettiğini belirterek sürecin daha da hızlandırılmasını istedi.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Hükümetin hedefi ana caddeleri canlandırmak

Son yıllarda artan çevrim içi alışveriş ve düşük maliyetli uluslararası platformların yükselişi, İngiltere genelindeki birçok ana cadde mağazasının müşteri kaybetmesine neden olmuştu.

Hükümet, vergi ve gümrük reformlarıyla hem vergi gelirlerini artırmayı hem de yerel mağazaların rekabet gücünü desteklemeyi amaçlıyor. Yetkililere göre yeni düzenlemeler, fiziksel mağazalar ile çevrim içi perakendeciler arasında daha dengeli bir ticaret ortamı oluşturulmasına katkı sağlayacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham Döneminde İlk Büyük Sınav: Maliye Bakanı Kim Olacak?

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın İşçi Partisi liderliğinden ve başbakanlıktan ayrılacağını açıklamasının ardından, Westminster’da yeni dönemin en kritik tartışmalarından biri ekonomi yönetimi oldu. Parti içinde başbakanlığa en yakın isim olarak gösterilen Makerfield milletvekili Andy Burnham’ın göreve gelmesi halinde mevcut Maliye Bakanı Rachel Reeves ile yola devam edip etmeyeceği merak ediliyor.

Starmer’ın istifasının ardından başlayan liderlik sürecinde Burnham’ın rakipsiz şekilde parti liderliğine ve dolayısıyla başbakanlığa ulaşabileceği değerlendiriliyor. Parti içinden gelen destek açıklamaları da Burnham’ın elini güçlendiriyor. Wes Streeting’in liderlik yarışına girmeyeceğini duyurması ve Burnham’a destek vermesi, olası bir “taç giyme” sürecini daha da hızlandırdı.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ekonomi yönetiminde kritik tercih

Yeni başbakanın önündeki en önemli kararlardan biri Maliye Bakanlığı koltuğuna kimin oturacağı olacak.

Görevdeki Maliye Bakanı Rachel Reeves’in ekonomik istikrar ve piyasa güveni açısından görevine devam etmesinin güçlü bir seçenek olduğu belirtiliyor. Reeves’in Hazine’de sürdürdüğü mali disiplin politikalarının finans çevrelerinde destek gördüğü ifade edilirken, Burnham’ın daha müdahaleci ve yatırım odaklı ekonomi yaklaşımını benimsemesi nedeniyle yeni bir isimle çalışabileceği de konuşuluyor.

Parti kulislerinde ise üç isim özellikle öne çıkıyor: Sağlık Bakanı Wes Streeting, Enerji Bakanı Ed Miliband ve Kabine Ofisi Bakanı Pat McFadden.

Istikbal 860X450 Pxl

Streeting piyasalara güven mesajı verebilir

Liderlik yarışına girmeyeceğini açıklayan Wes Streeting’in Burnham hükümetinde üst düzey bir ekonomik görev üstlenebileceği belirtiliyor. Parti içindeki merkezci kanadı temsil eden Streeting’in Maliye Bakanı olması durumunda yatırımcıların ve iş dünyasının olumlu karşılayacağı değerlendiriliyor. Streeting’in Burnham’a açık destek vermesi de kabinede önemli bir rol üstlenebileceği yorumlarını güçlendirdi.

Miliband seçeneği tartışma yaratıyor

Enerji Bakanı Ed Miliband ise Burnham’a yakın isimlerden biri olarak görülüyor. Ancak Miliband’ın Maliye Bakanlığına getirilmesi parti içinde ve iş dünyasında tartışmalara yol açıyor.

Son günlerde bazı sendika temsilcileri ve parti içindeki gruplar, Miliband’ın ekonomi yönetimini üstlenmesine karşı kampanya yürütürken, buna karşın çok sayıda ekonomist yeşil dönüşüm politikalarının ekonomik büyüme ve istihdam açısından önemli fırsatlar sunduğunu savunuyor. Miliband’ın adı Burnham’ın geçiş ekibinde de yer alıyor ve başbakan olması halinde güçlü adaylardan biri olarak gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Pat McFadden sürpriz yapabilir

Westminster kulislerinde dikkat çeken bir diğer isim ise Pat McFadden. Parti yönetiminde deneyimli bir figür olarak görülen McFadden’ın, özellikle kamu maliyesi ve hükümet koordinasyonu konularındaki tecrübesi nedeniyle Burnham’ın tercih edebileceği isimlerden biri olduğu belirtiliyor.

Parti kaynakları, Burnham’ın ekonomi yönetiminde ideolojik dönüşüm ile piyasa güveni arasında denge kurmaya çalışacağını ifade ediyor. Bu nedenle McFadden gibi uzlaşıcı bir ismin öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Burnham’ın tercihi yeni dönemin yönünü belirleyecek

Andy Burnham’ın ekonomi politikaları konusunda mevcut hükümetten daha müdahaleci bir çizgiye yakın olduğu biliniyor. Kamu yatırımlarının artırılması, altyapı projelerinin hızlandırılması ve bazı stratejik sektörlerde devletin rolünün güçlendirilmesi gibi öneriler, yeni dönemin ekonomi politikalarına ilişkin beklentileri artırıyor.

Bu nedenle Burnham’ın Maliye Bakanlığı için yapacağı tercih yalnızca kabinenin şekillenmesini değil, İngiltere ekonomisinin önümüzdeki yıllardaki yönünü de belirleyecek. Şimdilik Rachel Reeves’in görevde kalma ihtimali masada olsa da Westminster kulislerinde Streeting, Miliband ve McFadden isimleri güçlü alternatifler olarak konuşulmaya devam ediyor. Nihai kararın ise Burnham’ın liderlik sürecinin tamamlanmasının ardından açıklanması bekleniyor.

CTCA Member’s Circulation and A Public Turkish Cypriot Community Statement

CTCA UK Limited Provides Community Update on Festival and Governance Matters

CTCA UK Limited is sharing this update to provide the community with clear and accurate information regarding recent discussions concerning the organisation and the Turkish Cypriot Cultural Festival. Our aim is to promote transparency, unity, and understanding while avoiding unnecessary confusion or division. Following the CTCA Advisory Committee’s recent press release, the Directors of CTCA UK Limited felt it necessary to respond in order to dispel any misunderstanding and to clarify our position.

Who is CTCA UK Limited

CTCA UK Limited is a non-profit company established to serve the Turkish Cypriot community in the United Kingdom. The company operates in accordance with the Companies Act 2006 and its Articles of Association. All directors are required to act collectively, fulfil their legal duties, and act in the best interests of the company.

CTCA UK Limited founded and has historically organised the Turkish Cypriot Cultural Festival. The Festival’s name is protected through registered intellectual property rights and may not be used without appropriate authorisation.

The Festival exists for the benefit of the Turkish Cypriot and wider Turkish-speaking communities in the United Kingdom, bringing people together through culture, heritage, and community engagement.

CTCA UK Limited is a non-political organisation focused on cultural, community, and governance responsibilities.

The Chair of CTCA was appointed as a Director of CTCA UK Limited in order to represent CTCA members within the company’s governance structure.

About the Festival

A separate event has recently been advertised for 5 July 2026 using a name similar to that associated with the Turkish Cypriot Cultural Festival.

To avoid any misunderstanding:

This event is not organised or authorised by CTCA UK Limited.

CTCA UK Limited is not aware of any authorisation having been granted for the use of its protected festival name or associated intellectual property rights.

The official Turkish Cypriot Cultural Festival continues to be organised and administered by CTCA UK Limited.

CTCA UK Limited supports cultural events that benefit the community and does not seek to prevent other organisations from holding their own cultural activities or festivals. However, the company has a responsibility to protect its intellectual property, legal identity, and the reputation of the Festival for the benefit of the community.

These measures are intended solely to avoid public confusion and to maintain appropriate governance, safety, and organisational standards.

Clarifying Recent Commentary

Recent public commentary has resulted in a number of misunderstandings. For clarity:

CTCA UK Limited operates independently in accordance with its governing documents and legal obligations.

Decisions of the company are made collectively by the Board of Directors.

Board decisions are formally recorded in accordance with the company’s governance procedures.

The Board has identified a number of governance, operational, and financial reporting matters relating to the 2025 Festival that remain under review and clarification.

Directors are required to manage potential conflicts of interest and act in the best interests of the company at all times.

The Board has also undertaken routine governance and legal reviews concerning several matters. These reviews are precautionary in nature and are intended to ensure that the company continues to operate appropriately and in accordance with its legal obligations.

Director Resignation

The Board has received the resignation of Director Mr Nafi.

The Board is currently considering the appropriate governance steps in light of a number of outstanding matters that require clarification, information, and cooperation before all relevant records and governance processes can be fully concluded.

Until these processes have been completed, the company’s records and governance obligations remain subject to ongoing review in accordance with applicable legal and constitutional requirements.

This clarification is provided solely to ensure that accurate information is available to the community and should not be interpreted as criticism of any individual.

Addressing Specific Claims

For the avoidance of doubt:

CTCA UK Limited is governed by its Board of Directors acting collectively.

The Turkish Cypriot Cultural Festival is organised and administered by CTCA UK Limited.

Board decisions are made collectively and recorded through formal governance procedures.

Company records are maintained in accordance with applicable legal and regulatory requirements.

CTCA UK Limited remains committed to constructive engagement and community unity.

CTCA UK Limited is a non-political, non-profit organisation.

Our Commitment to the Community

CTCA UK Limited will continue to:

Act lawfully, transparently, and responsibly.

Protect the Festival and its reputation.

Safeguard the interests of the community.

Maintain appropriate governance and compliance standards.

Promote unity, clarity, and mutual respect.

The company will continue to communicate openly and responsibly with the community while avoiding unnecessary public disputes.

CTCA UK Limited reserves all of its legal rights in relation to its intellectual property, governance responsibilities, and organisational activities. Nothing in this statement shall be interpreted as a waiver of any legal rights or remedies available to the company.

This statement is issued solely for the purpose of providing factual information to the community and should not be interpreted as commentary on any ongoing or potential legal, regulatory, or governance proceedings.

**ENDS**

For and on behalf of CTCA UK Limited

Board of Directors - Tugrul Yigitoglu, Isik Vedat, Leyla Kemal, Abdullah Halisdemir & Cetin Ramadan

Avrupa kavruluyor... Yüksek sıcaktan hayatını kaybedenler oldu

Avrupa genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası nedeniyle İngiltere'de 'kırmızı alarm' verildi. Bazı temel ulaşım hizmetlerinin ve enerji altyapısının etkilenebileceği uyarısı yapıldı.

Birleşik Krallık genelinde etkili olan sıcaklıkların İngiltere güneyinde 37-38C derecelere ulaşması bekleniyor. Yüksek nem, hissedilen sıcaklığı artırıyor.

Ülkenin meteoroloji kurumu Met Office'in İngiltere ve Galler'in bazı bölgeleri için verdiği kırmızı hava durumu uyarısı saat 09:00'da yürürlüğe girdi.

Bu, sıcakların sağlığı olumsuz etkileme potansiyelinin yüksek olduğu ve hayati tehlike oluşturabileceği anlamına geliyor. Ayrıca enerji ve ulaşım gibi altyapılar için de risk teşkil ediyor.

Uyarı, İngiltere'nin orta ve güney kesimleri ile Güney Galler'in bazı bölgelerini kapsıyor ve Perşembe günü saat 21:00'e kadar geçerli olacak.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Met Office, yollarda, raylı sistemlerde ve hava ulaşımında gecikmeler beklendiği uyarısında bulundu.

Ülkede binden fazla okulun da yarım gün hizmet vereceği ya da 24 Haziran günü için tamamen kapalı olacağı bildirildi.

Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, Perşembe gününden bu yana ülkede sıcak hava dalgasıyla bağlantılı olarak 40 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı.

Sıcaklıkların zirve yapmasının beklendiği 24 Haziran'da ülkenin kuzey batı kesimlerinde elektrik kesintisinden 68 bin hane etkilendi.

Meteoroloji kurumuna göre, ülkenin yarısından büyük bölümünde sıcak hava nedeniyle kırmızı alarm verildi. Günün ilerleyen saatlerinde güneybatıda sıcaklıkların 43°C'ye kadar çıkması mümkün.

Istikbal 860X450 Pxl

Fransa'da 23 Haziran'da kayıtların tutulmaya başlandığından bu yana ölçülen en sıcak gün yaşandı. Güneybatıdaki Landes bölgesinde yer alan Pissos kasabasında termometreler 44,3°C ölçtü.

Fransa Spor ve Gençlik Bakanı Marina Ferrari, Fransız radyosuna yaptığı açıklamada, "Sıcak hava dalgası sırasında gözetimsiz alanlarda yüzmeye gitmek hafife alınacak bir şey değil" dedi.

Şimdiye kadar sıcak hava dalgasından en fazla etkilenen ülkeler Fransa, İspanya ve İtalya oldu.

İspanya'da sıcaklıkların bazı bölgelerde 40 derecenin üzerine çıkması bekleniyor. Ülkenin güneyindeki Endülüs ile kuzeydeki Kantabria ve Bask Bölgesi'nde ulusal sıcak hava dalgasının üçüncü gününde kırmızı alarm ilan edildi.

İspanya, iklim değişikliğinin etkilerine Avrupa'daki hemen her ülkeden daha fazla maruz kalan ülkelerden biri.

Devlet meteoroloji kurumu Aemet'e göre, Haziran ayında yaşanan sıcak hava dalgaları giderek daha sık görülüyor.

Independent Mortgage 3

Kurum, 2000 ile 2025 yılları arasında İspanya ana karasında 10 adet Haziran sıcak hava dalgası kaydedildiğini, önceki 25 yılda ise bunun yalnızca iki kez yaşandığını belirtiyor.

İtalya'da ise Roma, Milano, Floransa, Torino ve Venedik dahil 15 şehir için kırmızı sıcak hava dalgası alarmı verildi. Bu alarm seviyesi, yalnızca yaşlılar ve kronik hastalar için değil, sağlıklı yetişkinler için de risk oluşturabilecek koşullara işaret ediyor.

Fransa'nın spor bakanı, çok sayıda kişinin serinlemek amacıyla nehir ve kanallara girdiğini, ancak bunun taşıdığı riskleri yeterince hesaba katmadığını söyledi.

Hayatını kaybedenler arasında, Pazar akşamı ailesiyle birlikte Fontaine-La Port'taki Seine Nehri'ne giren 13 yaşındaki bir kız çocuğu da bulunuyor. Çocuğun yüzme bilmediği belirtildi.

Fransa'da Pazartesi günü meydana gelen iki ölüm daha aşırı sıcaklarla ilişkilendirildi. Güneydeki Carpentras kentinde iki ve dört yaşlarındaki iki çocuk, ailelerine ait bir aracın içinde ölü bulundu.

Almanya'da da sıcaklıkların hafta sonuna kadar batı ve güneybatı bölgelerinde 40 dereceye ulaşması beklenirken, çok sayıda kişinin boğularak hayatını kaybettiği bildirildi.

Alman Can Kurtarma Derneği (DLRG), Cuma ile Pazar günleri arasında altı ölümcül yüzme vakası yaşandığını açıkladı. Derneğe göre özellikle erkekler sudaki yeteneklerini olduğundan fazla değerlendiriyor.

Güneybatıdaki Biblis kasabası yakınlarında Ren Nehri'nde üç kişinin cesedi bulundu.

Bu kişilerden 23, 27 ve 50 yaşlarındaki üç erkeğin nehrin farklı bölgelerinde günler önce kaybolduğu bildirilmişti.

Gima Bodrum Cay H 667X300

İngiltere'de nem hissedilen sıcaklığı artırıyor

İngiltere'de Salı günü kaydedilen en yüksek sıcaklık, Surrey'de 34,6 derece oldu. Kuzey İrlanda ve İskoçya yılın en sıcak günlerini yaşarken sıcaklıklar sırasıyla 28,1 ve 29 dereceye ulaştı. Galler'de ise en yüksek sıcaklık 32,2 derece olarak ölçüldü.

Sıcak hava dalgasının etkisini artırması bekleniyor. Tahminlere göre Çarşamba günü İngiltere'nin güneyinde sıcaklıklar 37 ila 38 dereceye kadar çıkabilir.

İngiltere ve Galler'in bazı bölgeleri için Perşembe akşamına kadar geçerli olacak kırmızı seviyede aşırı sıcaklık uyarısı yayımlandı. Bu uyarı, hayati tehlike anlamına geliyor.

İngiltere'de bazı okullar hizmet vermeyeceğini açıkladı.

Meteoroloji Kurumu (Met Office), Çarşamba günü saat 09.00'dan Perşembe günü saat 21.00'e kadar İngiltere'nin güney ve orta kesimleri ile Güney Galler'de etkili olacak olağanüstü derecede sıcak ve nemli hava nedeniyle nadir görülen kırmızı aşırı sıcaklık uyarısının yürürlükte olacağını açıkladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere'nin güneyinde sıcaklıkların 39 dereceye ulaşması ihtimal dışı görülmüyor.

Yüksek nem oranları koşulları daha da bunaltıcı hale getirecek. Örneğin hava sıcaklığı 35 derece olsa bile hissedilen sıcaklık 41 dereceye kadar çıkabilecek.

İngiltere ve Galler'de 300'den fazla okulun bu hafta hava koşulları nedeniyle tamamen ya da kısmen kapanmayı planladığı açıklandı.

Bazı okullar ise çocukları sıcaktan korumak amacıyla Çarşamba ve Perşembe günleri erken kapanacak. Bazı öğrencilere de bu günlerde tam okul üniforması yerine beden eğitimi kıyafetleri giymelerine izin verildi.

Cordoba'da 44 derecenin üzerine çıkacak

İspanya Meteoroloji Kurumu Aemet, salı günü güneydeki Córdoba kenti yakınlarındaki kırsal alanlarda sıcaklıkların 44 derecenin üzerine çıkabileceğini açıkladı. Kuzeydoğudaki Ebro Vadisi'nde ise sıcaklıkların 42 dereceyi aşması bekleniyor.

Aemet'in 828 meteoroloji istasyonundan 101'inde pazartesi günü sıcaklıklar 40 dereceye ulaştı ya da bu seviyeyi geçti. Andújar kentinde ise 45 derece ölçüldü.

Aemet'ten Rubén del Campo, İspanyol basınına yaptığı açıklamada, "Sıcak hava dalgalarının geçmiş on yıllara kıyasla artık yazın çok daha erken dönemlerinde meydana geldiğine dair kanıtlar var" dedi.

İtalya'da hükümet, güneş altında çalışmak zorunda kalan tarım ve inşaat işçileri gibi çalışanları korumaya yönelik acil iş gücü önlemlerini yeniden yürürlüğe koydu.

Buna göre, tehlikeli sıcak hava dalgaları nedeniyle faaliyetlerini durduran veya azaltan şirketler devlet destekli kısa çalışma programlarından yararlanabilecek.

Eyfel ve Louvre erken kapanıyor

Météo France, Çarşamba öğleden sonra kırmızı alarm kapsamındaki bölge sayısının 54'ten 58'e çıkarılacağını ve kuzeybatıdaki bazı bölgelerin de alarma dahil edileceğini açıkladı.

Paris bölgesinin tamamını kapsayan Île-de-France'ın başkanı Valérie Pécresse, halka seyahat etmemeleri ve mümkünse evden çalışmaları çağrısında bulundu.

Pécresse, "Demiryolu rayları 50 derecenin üzerindeki sıcaklıklara dayanamaz. Bu nedenle toplu taşımada ciddi aksaklıklar yaşayacağız" dedi.

Eyfel Kulesi yönetimi de başkentte beklenen yüksek sıcaklıklar nedeniyle Salı günü erken kapanacağını duyurdu. Normalde gece 00.45'e kadar açık kalan kule, saat 16.00'da kapatıldı ve son ziyaretçi girişi 12.15'te yapıldı. Geçen yıl kuleyi 6,75 milyon kişi ziyaret etmişti.

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi Louvre da Çarşamba gününden Cumartesi'ye kadar kapanış saatini 18.00'den 16.00'ya çektiğini açıkladı.

Louvre yönetimi, tarihi binanın "hâlâ kırılgan olduğunu, dış koşullara açık bulunduğunu ve iklim değişikliğine yeterince uyum sağlayamadığını" belirtti. Açıklamada, günün sonunda ısı birikiminin en yüksek seviyeye ulaştığı ve yoğun ziyaretçi trafiğinin bunu daha da artırdığı ifade edildi.

Sıcak hava dalgası nedeniyle Fransa'nın güneybatısındaki bir nükleer santral de Pazartesi gecesi kapatıldı. Garonne Nehri'ndeki su sıcaklığının salı günü 28 dereceye ulaşmasının beklendiği belirtildi.

Fransız yasalarına göre, Golfech Nükleer Santrali'ndeki reaktörleri soğutmak için kullanılan suyun sıcaklığı bu seviyeyi aşamıyor.

İspanyol meteorologlar, İber Yarımadası'nda sıcaklıkların çarşamba gününden itibaren düşmeye başlayacağını öngörüyor. Ancak sıcak hava dalgasının Cuma günü Hollanda, Belçika ve Almanya'da zirve yapması bekleniyor.

Hollanda Meteoroloji Enstitüsü KNMI, Çarşamba ile Cuma günleri arasında ülkenin güney ve orta kesimleri için "tehlikeli hava koşullarının görülme ihtimalinin yüksek olduğu" anlamına gelen Turuncu Kod uyarısı yayımladı.

Belçika'da ise Risk Yönetim Grubu Salı günkü toplantısının ardından ulusal ozon ve sıcak hava planının "alarm aşamasını" devreye soktuğunu açıkladı.

Bu, ülkede söz konusu planın ikinci kez uygulanışı oldu. İlk uygulama Ağustos 2020'de gerçekleşmişti. Şimdilik özel bir ulusal önlem açıklanmazken, yaşlılar ve çocuklar için daha dikkatli olunması yönünde çağrılar yapıldı.

İklim değişikliği dünya genelinde sıcaklıkları artırıyor; ancak bu artış Avrupa'da özellikle belirgin şekilde hissediliyor.

Avrupa, Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi'ne göre dünyanın en hızlı ısınan kıtası ve küresel ortalamadan iki kat daha hızlı ısınıyor.

Bu durum yaz aylarında daha sık sıcak hava dalgalarına, Avrupa'nın su kaynakları üzerinde daha büyük baskıya ve daha şiddetli orman yangınlarına yol açıyor.

Geçen yıl Avrupa genelinde 1 milyon hektardan fazla alan yandı ve bu, şimdiye kadarki en yüksek seviyelerden biri olarak kaydedildi. Özellikle İspanya büyük zarar gördü.

Sıcaklıklar neden arttı?

Sıcaklıklar, Sahra çölünden kuzeye doğru hareket eden sıcak hava tarafından tetikleniyor ve bu da etkilenen bölgelerde sıcak havanın hapsolmasına neden yol açıyor.

Uzmanlar, bu koşulların son yılların en uzun sıcak hava dalgalarından birine yol açabileceğini söylüyor.

Bilim insanları, tekrarlayan sıcak hava dalgalarının küresel ısınmanın bir göstergesi olduğunu belirtirken, Météo-France, 1947'den beri Fransa'da kaydedilen 51 sıcak hava dalgasının 34'ünün 2000'den sonra, 26'sının 2011'den sonra gerçekleştiğini vurguladı.

(BBC)

Starmer Döneminde İngiltere-AB İlişkilerinde Yeni Sayfa

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılmasına yol açan Brexit referandumu, dönemin Başbakanı David Cameron'un girişimiyle 23 Haziran 2016'da gerçekleştirildi. Referandumda seçmenlerin yüzde 51,9'u Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullanırken, İngiltere yaklaşık yarım asırlık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020 tarihinde resmen AB'den ayrıldı.

Brexit sürecinin mimarları arasında yer alan Muhafazakâr Parti hükümetleri, ayrılığı ülkenin egemenliğini güçlendiren tarihi bir adım olarak sunarken, İşçi Partisi uzun yıllar boyunca Avrupa ile yakın ilişkilerin korunmasından yana tavır aldı. Her ne kadar Brexit'in geri çevrilmesini savunmasa da parti yönetimi, Avrupa ile ekonomik ve siyasi bağların mümkün olduğunca güçlü tutulmasını destekledi.

Bu yaklaşım, 4 Temmuz 2024 seçimlerinde İşçi Partisi'nin ezici bir zafer elde ederek iktidara gelmesiyle birlikte hükümet politikasına dönüştü.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer'ın Hedefi: Brexit'i Geri Almak Değil, Sonuçlarını Yönetmek

Başbakan Keir Starmer göreve geldiği günden bu yana Avrupa Birliği'ne yeniden katılmanın, ortak para birimi euroya geçmenin veya tek pazara dönüşün gündemlerinde olmadığını sık sık vurguladı.

Ancak Starmer hükümeti aynı zamanda Brexit'in meydana ekonomik ve ticari sorunların azaltılması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle Londra'nın yeni stratejisi, Brexit'i tersine çevirmek yerine Avrupa ile daha işlevsel ve pragmatik bir ilişki kurmak üzerine şekilleniyor.

Bu politika, özellikle İngiliz ihracatçıların karşılaştığı bürokratik engellerin azaltılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümenin desteklenmesi hedefleriyle doğrudan bağlantılı görülüyor.

Independent Mortgage 3

Ticaret İlişkilerinde Yeni Arayış

Brexit sonrasında İngiltere ile Avrupa Birliği arasındaki ticaret hacmi tamamen ortadan kalkmasa da işletmeler için maliyetler önemli ölçüde arttı. Özellikle gıda, tarım ve küçük ölçekli ihracat yapan şirketler yeni gümrük uygulamalarından olumsuz etkilendi.

İşçi Partisi hükümeti bu nedenle Avrupa ile yeni ticaret kolaylıkları üzerinde çalışıyor. Tarım ve gıda ürünlerinde denetim süreçlerini azaltacak düzenlemeler, teknik standartların uyumlaştırılması ve sınır işlemlerinin sadeleştirilmesi müzakere edilen başlıklar arasında yer alıyor.

Ekonomistler, İngiltere'nin Avrupa pazarına erişiminin kolaylaştırılmasının büyüme hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gençler İçin Avrupa Kapısı Yeniden Aralanabilir

Londra ile Brüksel arasındaki görüşmelerde en dikkat çekici başlıklardan biri ise gençlik hareketliliği programı.

Taraflar, belirli yaş grubundaki gençlerin karşılıklı olarak eğitim alabilmesi, staj yapabilmesi ve çalışma deneyimi kazanabilmesini sağlayacak yeni bir sistem üzerinde çalışıyor. Brexit sonrasında sona eren Erasmus benzeri fırsatların bir kısmının yeniden hayata geçirilmesi ihtimali özellikle üniversiteler ve gençler tarafından yakından takip ediliyor.

Bu konuda tam bir anlaşmaya henüz varılmış olmasa da diplomatik kaynaklar müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığını belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Savunma ve Enerji Alanında Ortak Çıkarlar

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik mimarisinde yaşanan değişim de İngiltere ile AB arasındaki yakınlaşmayı hızlandıran faktörlerden biri oldu.

İngiltere, NATO'nun en güçlü üyelerinden biri olmayı sürdürürken Avrupa güvenliği konusunda da kritik rol üstleniyor. Bu nedenle savunma sanayii iş birliği, ortak güvenlik projeleri ve istihbarat paylaşımı son dönemde ilişkilerin en hızlı gelişen alanları arasında yer alıyor.

Benzer şekilde enerji güvenliği ve karbon piyasalarının entegrasyonu da tarafların ortak çıkarlarının kesiştiği başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

22 Temmuz Zirvesi Yeni Dönemin Yol Haritasını Çizebilir

İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Avrupa Birliği liderlerinin 22 Temmuz'da Brüksel'de gerçekleştireceği zirve, Brexit sonrasında kurulan yeni ilişkinin en önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Zirvede ticaret kolaylıkları, gençlik hareketliliği, enerji iş birliği ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik somut adımların ele alınması bekleniyor.

Uzmanlara göre taraflar arasında AB üyeliğine dönüşü içermeyen ancak ekonomik ve siyasi iş birliğini derinleştiren yeni bir model şekilleniyor. Brexit'in ardından uzun süre mesafeli seyreden ilişkilerde yaşanan bu değişim, hem Londra'nın ekonomik önceliklerinin hem de Avrupa'nın güvenlik ve rekabetçilik ihtiyaçlarının bir sonucu olarak görülüyor.

Temmuz ayındaki zirve, İngiltere ile Avrupa Birliği arasında son altı yıldır devam eden ayrışma sürecinin ardından yeni bir yakınlaşma döneminin başlangıcı olarak tarihe geçebilir.

İngiltere’de Türklerin Gururu Bromcom, 40 Yıllık Yolculuğunu The Shard’da Kutladı

Londra'nın en yüksek yapılarından biri olan The Shard’ın 34. katında gerçekleştirilen etkinlik, İngiltere genelinden eğitim yöneticilerini, akademi vakıflarını ve yerel yönetim temsilcilerini bir araya getirdi.

Bromcom’un amiral gemisi etkinliği olarak kabul edilen organizasyonun merkezinde, eğitim kurumlarının sahip olduğu büyük veri potansiyelinin daha etkin kullanılması yer aldı. Gün boyunca düzenlenen oturumlarda öğrenci başarısının artırılması, kurumsal sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi, personel ve öğrenci refahının desteklenmesi ile veriye dayalı karar alma süreçleri detaylı şekilde ele alındı.

Katılımcılar, eğitim sistemlerinin karşı karşıya olduğu güncel zorluklara karşı veri analitiği ve dijital teknolojilerin nasıl daha etkin kullanılabileceğine ilişkin örnek uygulamaları inceleme fırsatı buldu.

Londra Zirvesinde Bromcom At The Shard Ali Guryel Inci Guryel Yeliz Guryel Erener 1

MAT’lere Özel Stratejik Oturumlar

Sabah programı özellikle Çoklu Akademi Vakıfları (MAT) için hazırlandı. Eğitim yöneticileri, değişen denetim ve yönetim süreçlerine yönelik yeni yaklaşımları tartıştı.

Oturumlarda;

  • Ofsted denetimlerine hazırlık süreçleri,
  • Veri temelli yönetim stratejileri,
  • Akademi birleşmeleri ve büyüme süreçlerinde başarı kriterleri,
  • Kurumsal performansın ölçülmesi

gibi başlıklar öne çıktı.

South Farnham Educational Trust temsilcileri ise kendi ihtiyaçlarına uygun bir Öğrenci Bilgi Sistemi (MIS) arayışını ve bu süreçte yaşadıkları deneyimleri katılımcılarla paylaştı.

Londra Zirvesi Bromcom At The Shard Ali Guryel 4

Yapay Zekâ Destekli Analitik Çözüm Büyük İlgi Gördü

Etkinliğin en dikkat çekici bölümlerinden biri Bromcom’un yeni nesil veri analitiği çözümlerinin tanıtıldığı oturumlar oldu.

Özellikle "Analytics on Demand" adlı yapay zekâ destekli çözüm, eğitim yöneticilerinin yoğun ilgisini çekti. Sistem, kullanıcıların okul verileri hakkında doğal dilde sorular sorabilmesine, otomatik analizler oluşturmasına ve karar süreçlerini hızlandırmasına olanak sağlıyor.

Bromcom’un etkinlik öncesinde sosyal medya üzerinden paylaştığı tanıtım videoları da eğitim sektöründe geniş yankı uyandırdı. Şirketin LinkedIn hesabındaki paylaşımlarda birçok eğitim yöneticisi, yapay zekânın okul yönetiminde zaman tasarrufu ve daha güçlü veri analizi sağlayacağı yönünde yorumlarda bulundu.

Bunun yanında "Complex Timetabling" çözümü de özellikle büyük okul grupları ve akademi vakıflarının dikkatini çeken yenilikler arasında yer aldı.

Londra Zirvesi Bromcom At The Shard Ali Guryel 3

40 Yıllık Bir Başarı Hikâyesi

Günün en anlamlı anlarından biri ise Bromcom’un eğitim sektöründeki 40. kuruluş yıl dönümünün kutlanması oldu.

Şirketin kurucusu ve CEO’su Ali Guryel, yaptığı konuşmada Bromcom’un dört on yıla yayılan gelişim sürecini anlattı.

Guryel, ilk yıllarda kullanılan el tipi yoklama cihazlarından bugün binlerce okulun kullandığı bulut tabanlı okul yönetim sistemlerine uzanan dönüşüm sürecine dikkat çekti. Eğitim teknolojilerinde yaşanan değişimin yalnızca yazılım geliştirmekten ibaret olmadığını vurgulayan Guryel, amaçlarının her zaman eğitim kurumlarının daha etkili kararlar almasını sağlamak olduğunu ifade etti.

Katılımcılar tarafından uzun süre alkışlanan konuşma, şirketin eğitim teknolojileri alanındaki öncü rolünü bir kez daha ortaya koydu.

Yerel Yönetimler İçin Veri Odaklı Eğitim Yönetimi

Öğleden sonraki program ise yerel yönetimlerin eğitim ekiplerine ayrıldı.

Öne çıkan sunumlardan birinde Rhondda Cynon Taf eğitim ekibi, Bromcom MIS platformunu kullanarak okul performansını artırmaya yönelik veri analiz çalışmalarını anlattı.

Program kapsamında ayrıca;

  • Veri odaklı okul geliştirme stratejileri,
  • Değişen eğitim ortamında okulların desteklenmesi,
  • Kuzey İrlanda’daki ülke çapındaki ilk bulut tabanlı MIS dönüşümü,
  • Bromcom’un 2026–2027 ürün yol haritası

gibi konular ele alındı.

Sosyal Medyada "Geleceğin Eğitimi" Vurgusu

Etkinlik sonrasında LinkedIn başta olmak üzere profesyonel ağlarda yapılan paylaşımlarda, katılımcılar özellikle veri analitiği, yapay zekâ uygulamaları ve eğitimde dijital dönüşüm başlıklarının öne çıktığını belirtti.

Bromcom’un "#BromcomAtTheShard" etiketiyle yaptığı paylaşımlar kısa sürede eğitim teknolojileri çevrelerinde dikkat çekerken, kullanıcılar etkinliğin yalnızca bir teknoloji tanıtımı değil, eğitim politikaları ve stratejik yönetim açısından da önemli bir fikir platformu oluşturduğunu ifade etti.

Eğitimin Geleceğine Yön Veren Buluşma

Bromcom at The Shard 2026, yalnızca yeni ürünlerin tanıtıldığı bir etkinlik olmanın ötesinde, eğitim sektörünün geleceğine ilişkin ortak bir vizyonun paylaşıldığı önemli bir platform olarak öne çıktı.

Veri analitiği, yapay zekâ, okul yönetimi ve eğitimde dijital dönüşüm ekseninde gerçekleştirilen tartışmalar, eğitim kurumlarının önümüzdeki yıllarda daha bilinçli karar alma süreçlerine yönelmesinde teknolojinin belirleyici rol oynayacağını ortaya koydu.

40 yıllık deneyimini yenilikçi çözümlerle birleştiren Bromcom ise eğitim teknolojilerindeki dönüşümün merkezindeki konumunu güçlendirmeyi sürdürdüğünü bir kez daha göstermiş oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiliz Vatandaşlığı Başvurularında Önemli Gelişme

İngiltere'de vatandaşlık başvurularında uygulanan "Good Character" (İyi Karakter) şartı son dönemde hem hukuk çevrelerinin hem de başvuru sahiplerinin en çok tartıştığı konulardan biri haline geldi.

Özellikle geçmişte İngiltere'ye düzensiz yollarla giriş yapan veya Home Office tarafından "tehlikeli yolculuk" olarak değerlendirilen bir şekilde ülkeye gelen kişilerin vatandaşlık başvurularının nasıl değerlendirileceği konusunda ciddi tartışmalar yaşanıyordu.

Haziran 2026'da görülmesi beklenen önemli bir Yüksek Mahkeme davası öncesinde Home Office'in bazı vatandaşlık ret kararlarını geri çekmesi ve ardından rehberini güncellemesi, vatandaşlık hukukunda dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Avukat Buket Erdoğan, Senior Solicitor, Ashton Ross Law, yaşanan gelişmelerin önemsenmesi gerektiğini ancak yanlış beklentiler oluşturulmaması gerektiğini belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Tartışmalar Nasıl Başladı?

Şubat 2025'te Home Office, vatandaşlık başvurularında kullanılan Good Character rehberinin 6. versiyonunu yayımladı.

Yeni rehber, İngiltere'ye yasa dışı giriş yapan veya "tehlikeli yolculuk" yoluyla ülkeye gelen kişilerin vatandaşlık başvurularının normal şartlarda reddedileceğini öngörüyordu.

Bu değişiklik birçok kişide endişe yarattı.

Çünkü bazı başvuru sahipleri yıllardır İngiltere'de yaşıyor, süresiz oturum sahibi bulunuyor, vergi ödüyor ve toplumun bir parçası olarak hayatlarını sürdürüyor olmalarına rağmen geçmişte ülkeye giriş şekilleri nedeniyle vatandaşlık alamama riskiyle karşı karşıya kalmıştı.

Independent Mortgage 3

Mahkeme Süreci ve Geri Çekilen Kararlar

Bu politika daha sonra yargıya taşındı.

Wilson Solicitors tarafından yürütülen davalarda Home Office'in yaklaşımının hukuka uygun olup olmadığı sorgulandı.

Davaların Haziran 2026'da Divisional Court önünde görülmesi planlanıyordu. Ancak duruşma öncesinde Home Office üç başvurucunun vatandaşlık ret kararını geri çekti ve dava masraflarını ödemeyi kabul etti.

Bir diğer başvurucu açısından ise dosyanın yeni rehber kapsamında değerlendirilecek olması nedeniyle dava pratik önemini kaybetti.

Bu nedenle mahkeme politikanın hukuka uygun olup olmadığı konusunda nihai bir karar vermedi.

Avukat Buket Erdoğan bu noktada önemli bir ayrım yapılması gerektiğini söylüyor:

"Kamuoyunda bazen bu tür gelişmeler yanlış yorumlanabiliyor. Mahkeme Home Office politikasını hukuka aykırı ilan etmiş değil. Ancak aynı şekilde Home Office de bu politikanın hukuka uygunluğuna ilişkin bir mahkeme onayı almış değil. Hukuki açıdan bakıldığında önemli olan nokta, ret kararlarının geri çekilmiş olması ve aynı süreç içerisinde rehberin güncellenmiş olmasıdır."

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Home Office Rehberinde Neler Değişti?

30 Nisan 2026 tarihinde Home Office, Good Character rehberinin 7. versiyonunu yayımladı.

Yeni rehberde bazı dikkat çekici değişiklikler yer aldı.

Bunlar arasında:

  • Mülteci Sözleşmesi'nin 31. maddesine açık şekilde yer verilmesi,
  • Çocuklar ve insan ticareti mağdurları gibi özel durumlar için ek değerlendirmeler yapılmasının vurgulanması,
  • Başvuruların tüm koşullar birlikte değerlendirilerek incelenmesi gerektiğinin belirtilmesi,
  • Delillerin değerlendirilmesine ilişkin ilave açıklamalar yapılması

bulunuyor.

Home Office bu değişiklikleri "teknik açıklamalar" olarak tanımlasa da birçok hukukçu bunların uygulamada önemli sonuçlar doğurabileceğini düşünüyor.

Vatandaşlığı Reddedilenler İçin Yeni Bir Fırsat Doğabilir mi?

23 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan bir diğer güncelleme ise vatandaşlık başvurularının yeniden değerlendirilmesine ilişkin oldu.

Home Office, yeniden değerlendirme başvurularının normalde karar tarihinden itibaren altı ay içerisinde yapılmasını beklediğini açıkladı.

Ancak bu mutlak bir yasal süre sınırı olarak ifade edilmedi.

Avukat Buket Erdoğan'a göre bu gelişme özellikle geçmişte vatandaşlık başvurusu reddedilen kişiler açısından önem taşıyor:

"Her dosya kendi şartları içerisinde değerlendirilmelidir. Ancak vatandaşlık başvurusu reddedilmiş kişilerin dosyalarını yeniden gözden geçirmelerinde fayda olabilir. Özellikle ret kararının temelinde kişinin geçmişte ülkeye giriş şekli bulunuyorsa ve diğer kişisel koşullar yeterince değerlendirilmemişse hukuki seçeneklerin yeniden incelenmesi gerekebilir."

Bu Konu Sadece Mültecileri Mi İlgilendiriyor?

Kamuoyundaki yaygın algının aksine uzmanlara göre konu yalnızca mültecilerle sınırlı değil.

Her ne kadar dava süreçleri büyük ölçüde mülteci hukuku ve düzensiz giriş meseleleri üzerinden gündeme gelmiş olsa da Good Character şartı bütün yetişkin vatandaşlık başvurularında uygulanıyor.

Avukat Buket Erdoğan bu noktaya özellikle dikkat çekiyor:

"Bu davalar belirli başvurucular üzerinden yürütülmüş olabilir ancak ortaya çıkan tartışmalar çok daha geniştir. Geçmiş göçmenlik ihlalleri, düzensiz giriş, çocuk yaşta ülkeye gelmiş olmak veya kişinin kontrolü dışında gelişen olaylar vatandaşlık değerlendirmelerinde farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle vatandaşlık başvurusu yapmayı düşünen herkes güncel rehberleri ve son gelişmeleri yakından takip etmelidir."

Sonuç

Yaşanan gelişmeler otomatik olarak vatandaşlık verilmesi anlamına gelmiyor.

Ancak Home Office'in bazı ret kararlarını geri çekmiş olması, Good Character rehberini güncellemesi ve yeniden değerlendirme başvurularına ilişkin yeni açıklamalar yapması vatandaşlık hukukunda önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Vatandaşlık başvurusu reddedilen veya geçmişteki göçmenlik geçmişi nedeniyle başvuru yapmaktan çekinen kişilerin, güncel hukuki durumu uzman görüşüyle birlikte değerlendirmeleri tavsiye ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Avukat Buket Erdoğan
Senior Solicitor | Ashton Ross Law

📧 E-posta: berdogan@ashtonrosslaw.com

🔗 LinkedIn: linkedin.com/in/buket-erdogan

Bu değerlendirme genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her başvuru kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Londra’nın Unutamadığı Ölüm: Joyce Carol Vincent’ın Üç Yıl Boyunca Fark Edilmeyen Yalnızlığı

Londra’da yıllar önce yaşanan ancak etkisi hâlâ devam eden Joyce Carol Vincent vakası, büyük şehirlerdeki yalnızlık ve sosyal kopuş tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Dışarıdan bakıldığında başarılı, sosyal ve hareketli bir yaşam süren Vincent’ın ölümü, modern toplumun en çarpıcı trajedilerinden biri olarak görülüyor.

1965 yılında Londra’nın Hammersmith bölgesinde dünyaya gelen Joyce Carol Vincent, eğitimli, sosyal ve kariyer sahibi bir kadındı. Ernst & Young gibi uluslararası şirketlerde çalışan Vincent’ın, farklı dönemlerde sanat, müzik ve siyaset çevrelerinden isimlerle tanıştığı biliniyor. Yakın çevresinin aktardıklarına göre Nelson Mandela ile tanışmış, dünyaca ünlü müzisyen Stevie Wonder ile aynı sosyal ortamlarda bulunmuş ve Londra’nın kültürel hayatının içinde yer almıştı.

Ancak hayatının son yıllarında Vincent’ın çevresiyle bağlarını giderek kopardığı ortaya çıktı.

Joyce Carol Vincent Olumunden Uc Yil Sonra 1

Üç yıl boyunca kimse fark etmedi

Joyce Carol Vincent’ın cansız bedeni, 2006 yılının Ocak ayında Kuzey Londra’daki Wood Green bölgesinde yer alan sosyal konutundaki dairesinde bulundu. Yapılan incelemeler, Vincent’ın büyük olasılıkla Aralık 2003’te yaşamını yitirdiğini ortaya koydu.

Yetkililer daireye girdiklerinde şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştı. Televizyon hâlâ açıktı. Noel dönemine ait hediyeler ve eşyalar evde duruyordu. Kiraların büyük ölçüde sosyal yardım sistemi üzerinden otomatik olarak ödenmesi nedeniyle uzun süre herhangi bir takibat oluşmamıştı.

Dairenin bulunduğu apartmanda yaşayan bazı komşular ise zaman zaman daireden televizyon sesi geldiğini düşündüklerini, bu nedenle içeride olağan dışı bir durum olduğundan şüphelenmediklerini ifade etti.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay-1

Ölüm nedeni hiçbir zaman kesinleşmedi

Aradan geçen uzun süre nedeniyle Vincent’ın ölüm nedeni hiçbir zaman net olarak belirlenemedi. Adli incelemeler sonucunda cinayet, saldırı veya intihar ihtimalini destekleyen somut bir bulguya ulaşılamadı.

Uzmanlar, doğal nedenlerle hayatını kaybetmiş olabileceğini değerlendirirken, kesin sonuca ulaşılmasını engelleyen en önemli unsurun bedenin yıllar sonra bulunması olduğu belirtildi.

Soruşturma dosyalarında Vincent’ın son yıllarında bazı sağlık sorunları yaşadığına dair bilgiler yer alsa da bunların ölümle doğrudan bağlantısı kanıtlanamadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Arkadaşları ve ailesi yıllar sonra öğrendi

Vakanın en dikkat çekici yönlerinden biri de Vincent’ın tamamen yalnız biri olmamasıydı. Polis soruşturması sırasında eski arkadaşlarına, iş arkadaşlarına ve geçmişte ilişki yaşadığı kişilere ulaşıldığında birçok kişi ölüm haberini ilk kez duyduğunu söyledi.

Yakın çevresindekiler, Vincent’ın hayatının son dönemlerinde telefon numaralarını değiştirdiğini, adresini paylaşmadığını ve insanlardan uzaklaşmayı tercih ettiğini anlattı. Bir dönem aile içi şiddet endişesi nedeniyle kadın sığınma evinde kaldığı da ortaya çıktı.

Araştırmacılar, Vincent’ın bilinçli şekilde sosyal ilişkilerini azaltmasının, ölümünün yıllarca fark edilmemesinde önemli rol oynadığını düşünüyor.

Independent Mortgage 3

Belgeselle yeniden gündeme geldi

Joyce Carol Vincent’ın hikâyesi, İngiliz yönetmen ve sanatçı Carol Morley tarafından hazırlanan Dreams of a Life adlı belgeselle dünya çapında tanındı.

2011 yılında gösterime giren yapım, Vincent’ın yaşamını tanıyan insanların anlatımları üzerinden yeniden kurmaya çalıştı. Belgesel, birçok uluslararası festivalde ilgi gördü ve modern şehir yaşamında yalnızlık üzerine yapılan tartışmaların merkezine yerleşti.

Filmde dikkat çeken noktalardan biri, Vincent’ın aslında çok sayıda insan tarafından tanınmasına rağmen hayatının son yıllarında görünmez hale gelmiş olmasıydı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlar: Sorun yalnız yaşamak değil, bağların kopması

Sosyologlara göre Joyce Carol Vincent vakası, yalnız yaşamanın değil sosyal bağların zayıflamasının ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

Özellikle büyük şehirlerde milyonlarca insanın aynı apartmanlarda yaşamasına rağmen birbirini tanımadığına dikkat çeken uzmanlar, dijital iletişimin artmasına rağmen gerçek sosyal ilişkilerin zayıflayabildiğini vurguluyor.

Son yıllarda Birleşik Krallık’ta ve Avrupa’nın birçok ülkesinde yalnızlık, halk sağlığı sorunu olarak ele alınmaya başladı. İngiltere’nin 2018 yılında “Yalnızlık Bakanlığı” olarak anılan özel bir hükümet birimi kurması da bu tartışmaların bir sonucu olarak görülüyor.

Modern dünyanın en sarsıcı yalnızlık hikâyelerinden biri

Joyce Carol Vincent’ın ölümünün üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen hikâyesi hâlâ konuşuluyor. Çünkü bu olay, yalnızlığın yalnızca toplumdan dışlanmış kişilerde değil; başarılı kariyere sahip, sosyal çevresi bulunan ve aktif bir yaşam süren insanlarda da ortaya çıkabileceğini gösteriyor.

Bugün Vincent’ın adı, büyük şehirlerde görünmez hale gelen bireylerin ve fark edilmeyen yalnızlığın sembollerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Uzmanlara göre onun hikâyesi, modern toplumun en rahatsız edici sorularından birini gündeme getiriyor:

“Bir insanın yokluğu ne kadar süre fark edilmeden kalabilir?”

Brexit Sonrası Türkiye–İngiltere Hattında Stratejik Yakınlaşma

Avrupa Birliği'nden 31 Ocak 2020'de resmen ayrılan İngiltere, 11 aylık geçiş sürecinin ardından 1 Ocak 2021 itibarıyla birlikle yeni bir ortaklık modeline geçti. Brexit sonrasında Londra'nın küresel ticaret ağını yeniden şekillendirme çabaları kapsamında Türkiye, İngiltere'nin ilişkilerini en hızlı geliştirdiği ülkelerden biri olarak öne çıktı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecinin fiilen durduğu, müzakerelerde yeni fasılların açılmadığı bir dönemde Ankara ile Londra arasında siyasi ve ekonomik ilişkilerde kayda değer bir yakınlaşma yaşandı. Uzmanlar, Brexit'in iki ülkeye daha esnek ve doğrudan iş birliği imkanları sunduğunu değerlendiriyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ticaret Hacminde Rekor Büyüme

Brexit sonrasında ilişkilerin en güçlü ayağını ekonomi oluşturdu. Türkiye ile İngiltere arasında Aralık 2020'de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA), iki ülke arasındaki ticari akışın kesintisiz sürmesini sağladı.

Son yıllarda karşılıklı ticaret hacmi düzenli şekilde artarken, İngiltere Türkiye'nin en büyük ihracat pazarlarından biri konumunu korudu. Otomotiv, beyaz eşya, tekstil, makine, kimya ve elektronik sektörleri ticaretin lokomotif alanları olarak öne çıktı.

Ekonomi çevreleri, mevcut anlaşmanın büyük ölçüde sanayi ürünlerini kapsadığına dikkat çekerek, güncelleme sürecinin özellikle hizmetler sektörü, dijital ticaret, yatırımlar ve tarım alanlarında yeni fırsatlar yaratacağını belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

STA'nın Yenilenmesinde Kritik Aşama

Ankara ve Londra, mevcut Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamını genişletmek amacıyla uzun süredir müzakereler yürütüyor. Yeni anlaşmanın hizmet ticareti, e-ticaret, finansal hizmetler ve kamu alımlarını da içermesi hedefleniyor.

İngiltere'nin özellikle finans, sigortacılık ve dijital ekonomi alanlarındaki güçlü yapısı ile Türkiye'nin üretim ve lojistik kapasitesinin birleşmesinin iki ülkeye önemli avantajlar sağlayacağı ifade ediliyor.

Ticaret uzmanlarına göre güncellenmiş bir STA'nın yürürlüğe girmesi halinde karşılıklı ticaret hacminin önümüzdeki yıllarda mevcut seviyelerin çok üzerine çıkması bekleniyor.

Independent Mortgage 3

Savunma Sanayisinde Stratejik Ortaklık Derinleşiyor

Brexit sonrasında Türkiye–İngiltere ilişkilerinin dikkat çeken başlıklarından biri de savunma sanayi oldu.

İki NATO müttefiki ülke arasında son yıllarda savunma teknolojileri, havacılık ve ortak üretim alanlarında önemli projeler gündeme geldi. Türkiye'nin milli muharip uçak programı olan KAAN projesinde İngiliz şirketlerinin teknik destek ve mühendislik katkıları dikkat çekti.

Savunma alanındaki iş birlikleri sadece teknoloji transferiyle sınırlı kalmazken, ortak eğitim programları, askeri diplomasi ve güvenlik konularında da temaslar yoğunlaştı. Uzmanlar, Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde Ankara ve Londra'nın savunma alanındaki iş birliğini daha da artırmasının beklendiğini vurguluyor.

Kafkas Dondurma Haber Ici Yatay

İngiliz Yatırımcıların Türkiye İlgisi Sürüyor

İngiltere, Türkiye'deki en önemli yabancı yatırımcı ülkeler arasında yer almayı sürdürüyor. Finans, enerji, altyapı, perakende ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren İngiliz şirketleri Türkiye pazarındaki varlıklarını korurken, yeni yatırım fırsatlarını da değerlendiriyor.

Özellikle yeşil dönüşüm, yenilenebilir enerji, savunma teknolojileri ve dijital ekonomi alanlarının önümüzdeki dönemde yatırım iş birliklerinin merkezinde yer alması bekleniyor.

İngiliz yatırımcılar Türkiye'nin genç nüfusu, üretim kapasitesi ve Avrupa-Orta Doğu-Asya eksenindeki stratejik konumunu önemli avantajlar arasında gösteriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Jeopolitik Dengeler Yakınlaşmayı Hızlandırdı

Rusya-Ukrayna savaşı, enerji güvenliği tartışmaları ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar da Türkiye ile İngiltere arasındaki iş birliğini güçlendiren unsurlar arasında yer aldı.

Her iki ülke de NATO çatısı altında güvenlik politikalarında yakın koordinasyon yürütürken, Karadeniz güvenliği, enerji arzı ve bölgesel istikrar konularında ortak çıkarlar öne çıkıyor.

Diplomatik kaynaklar, Brexit sonrasında İngiltere'nin Avrupa dışındaki stratejik ortaklıklarını çeşitlendirme politikasında Türkiye'nin özel bir konuma sahip olduğunu belirtirken, Ankara'nın da Batılı müttefiklerle ilişkilerini güçlendirme arayışında Londra'yı önemli bir ortak olarak gördüğünü ifade ediyor.

Yeni Dönemin Şifresi: Ekonomi ve Teknoloji

Uzmanlara göre Türkiye–İngiltere ilişkilerinin geleceğinde belirleyici olacak alanlar ticaret, savunma, teknoloji ve yatırımlar olacak. Güncellenmesi planlanan Serbest Ticaret Anlaşması'nın tamamlanması, savunma sanayisindeki ortak projelerin ilerlemesi ve karşılıklı yatırımların artması halinde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin yeni bir seviyeye taşınması bekleniyor.

Brexit'in ardından Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açan İngiltere ile AB üyelik süreci fiilen durmuş olan Türkiye'nin son yıllarda geliştirdiği yakın iş birliği, önümüzdeki dönemde de iki ülke dış politikasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Londra’da, Finchley Türk Müziği Kulübü’nden Nostalji Rüzgarı

Londra’nın kültür ve sanat yaşamına yeni bir soluk getiren Finchley Türk Müziği Kulübü, merakla beklenen ilk konserini 20 Haziran akşamı tarihi Islington St Mary’s Kilisesi’nde gerçekleştirdi. Yaklaşık 300 davetlinin katıldığı konser, Türk müziğinin en seçkin eserlerini Londra’daki sanatseverlerle buluşturdu.

Ankara Radyosu Atmosferi Yaşandı

Tarihi kilisenin etkileyici atmosferinde gerçekleşen konserde Türk sanat müziğinin sevilen eserlerinden oluşan geniş bir repertuvar seslendirildi. İzleyiciler, performansın ardından memnuniyetlerini dile getirirken, gecenin atmosferini “Kendimizi bir an Ankara Radyosu’nu dinliyor gibi hissettik” sözleriyle tarif etti.

Müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser sonunda sanatçılar uzun süre ayakta alkışlandı. Gecenin nostaljik havası ve yüksek sanat kalitesi, dinleyicilerden tam not aldı.

Diplomasi ve Sivil Toplum Dünyası Bir Aradaydı

Sunuculuğunu Finchley Türk Müziği Kulübü Başkanı Ümran Ashman’ın yaptığı gecenin şefliğini ise udi Baha Yetkin üstlendi.

Konseri izleyenler arasında Türkiye’nin Londra Başkonsolosu, Büyükelçi Hasan Ulusoy ve eşi Didem Ulusoy, KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan’ın babası Hasan Mullahasan ve annesi Aygen Mullahasan, İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Jale Özer, Welcome to London International Club Başkanı Nesrin Cömert, emekli sahne sanatçısı Sema Budak ile Türk halk müziği ve bağlama sanatçısı Hüseyin Kaplan yer aldı.

Finchley Turk Musiki Klubu

Trakya Ezgileriyle Başlayan Gece Kültürel Köprü Kurdu

Gece, Logo Dans Grubu’nun Trakya halk oyunları gösterisiyle başladı. Programa ayrıca Türk müziğine ilgi duyan çok sayıda yabancı davetli de katıldı. Böylece konser, farklı kültürleri müzik aracılığıyla buluşturan önemli bir etkinliğe dönüştü.

Bir Sonraki Randevu 10 Kasım’da

İlk konserleriyle önemli bir başarı elde eden Finchley Türk Müziği Kulübü, bir sonraki etkinliğinin de müjdesini verdi.

Kulüp, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk anısına 10 Kasım’da yine Islington St Mary’s Kilisesi’nde sahne alacak. “Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar” temasıyla düzenlenecek konserin, Londra’daki Türk toplumu ve sanatseverler tarafından yoğun ilgi görmesi bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer'ın İstifa Kararıyla İngiliz Siyasetinde Yeni Bir Sayfa Açılıyor

Başbakanlık konutu önünde kameraların karşısına geçen Keir Starmer, sabah saatlerinde Kral Charles ile görüştüğünü belirterek, partinin yeni liderini seçmesine kadar görevine devam edeceğini söyledi. Liderlik yarışının başlangıç tarihinin 9 Temmuz olarak belirlendiğini açıklayan Starmer, Ulusal İcra Komitesi’nden seçim takvimini hazırlamasını istediğini ifade etti.

Görevden ayrılma kararının ardından halefine tam destek vereceğini vurgulayan Starmer, düzenli ve istikrarlı bir geçiş süreci için çalışacağını belirtti.

İktidara Gelişi ve Beklentiler

Keir Starmer, iktidara geldiğinde İngiltere’de siyasi istikrarı yeniden tesis etme, kamu hizmetlerini güçlendirme ve ekonomik büyümeyi hızlandırma vaatleriyle geniş bir destek kazanmıştı. Uzun yıllar süren siyasi kutuplaşmanın ardından daha merkezci ve teknokrat bir yönetim anlayışı sunmayı hedefleyen Starmer, özellikle sağlık sistemi, eğitim ve yaşam maliyeti krizine yönelik reform planlarıyla öne çıkmıştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Görev süresinin ilk dönemlerinde hükümet, mali disiplin ile kamu yatırımları arasında denge kurmaya çalışırken, uluslararası arenada da İngiltere’nin Avrupa ve küresel ortaklarıyla ilişkilerini yeniden şekillendirmeye yönelik adımlar attı.

Ekonomi ve Kamu Hizmetleri En Büyük Sınav Oldu

Starmer hükümetinin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunların başında ekonomik büyümenin yavaş seyretmesi, enflasyon baskısı ve kamu hizmetlerinde yaşanan yapısal sorunlar geldi.

Ulusal Sağlık Sistemi’ndeki (NHS) bekleme süreleri, kamu çalışanlarının ücret talepleri ve yerel yönetimlerin bütçe sorunları hükümet üzerinde sürekli baskı oluşturdu. Muhalefet partileri ve bazı ekonomi çevreleri, hükümetin reformlarının beklenen hızda ilerlemediğini savunurken, hükümet kanadı ise uzun yılların birikmiş sorunlarını kısa sürede çözmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Parti İçindeki Görüş Ayrılıkları Derinleşti

Starmer’ın istifasına giden süreçte parti içindeki tartışmaların belirleyici rol oynadığı değerlendiriliyor.

Özellikle ekonomi politikaları, vergi düzenlemeleri, kamu harcamaları ve seçim stratejileri konusunda farklı görüşler zamanla daha görünür hale geldi. Parti içindeki bazı gruplar daha iddialı reformlar talep ederken, diğer kanatlar mali disiplinin korunmasını savundu.

Bu görüş ayrılıkları zaman zaman parlamentodaki oylamalara ve kamuoyu önünde yapılan açıklamalara da yansıdı. Parti yönetimi uzun süre birlik görüntüsü vermeye çalışsa da, liderlik üzerindeki baskının giderek arttığı yorumları yapılıyordu.

Independent Mortgage 3

Kabine Değişiklikleri Krizin İşareti Oldu

Starmer döneminde gerçekleştirilen kabine revizyonları, hükümetin önceliklerini yeniden belirleme çabası olarak değerlendirilmişti.

Bazı bakanların görevden alınması veya farklı görevlere kaydırılması, hükümetin performansını artırma girişimi olarak sunulsa da, siyasi kulislerde bu değişikliklerin parti içindeki memnuniyetsizliğin işareti olduğu yorumları yapıldı.

Özellikle ekonomi, içişleri ve kamu hizmetlerinden sorumlu bakanlıklarda yaşanan değişiklikler, hükümetin karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koydu. Kabine içindeki farklı yaklaşımlar zaman zaman hükümet politikalarının uygulanmasını da zorlaştırdı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İstifa Sürecine Giden Yol

Siyasi gözlemcilere göre Starmer’ın görevden ayrılma kararı tek bir gelişmenin sonucu değil; uzun süredir biriken siyasi baskıların ve parti içi tartışmaların doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

Parti teşkilatlarından gelen eleştiriler, kamuoyu desteğindeki dalgalanmalar ve yaklaşan siyasi takvimin yarattığı baskı, liderlik değişiminin kaçınılmaz hale geldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Starmer’ın açıklamasında yeni lider seçilene kadar görevde kalacağını vurgulaması ise piyasalara, kamu kurumlarına ve uluslararası ortaklara istikrar mesajı verme çabası olarak yorumlandı.

Liderlik Yarışı Başlıyor

9 Temmuz’da başlayacak liderlik yarışının, partinin gelecekteki yönünü belirlemesi bekleniyor. Yarışa katılacak isimlerin ekonomi politikalarından dış ilişkilere kadar birçok konuda farklı vizyonlar ortaya koyacağı değerlendiriliyor.

Yeni liderin önünde hem parti içindeki birlikteliği yeniden sağlamak hem de seçmen desteğini korumak gibi zorlu görevler bulunuyor. Bu nedenle liderlik seçiminin yalnızca bir isim değişikliğinden ibaret olmayacağı, aynı zamanda partinin siyasi rotasının yeniden çizileceği bir süreç olacağı ifade ediliyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İngiliz Siyasetinde Yeni Dönemin Eşiği

Keir Starmer’ın istifası, İngiliz siyasetinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Görev süresi boyunca ekonomik sorunlar, kamu hizmetlerindeki reform arayışları ve parti içi dengelerle mücadele eden Starmer, görevi yeni bir lidere devretmeye hazırlanıyor.

Önümüzdeki haftalarda başlayacak liderlik yarışı yalnızca iktidar partisinin geleceğini değil, İngiltere’nin siyasi ve ekonomik yönelimini de şekillendirecek. Starmer’ın ardından göreve gelecek ismin nasıl bir program ortaya koyacağı ve parti içindeki farklı görüşleri nasıl bir araya getireceği, ülke siyasetinin en önemli gündem maddelerinden biri olacak.

Parti Liderliğine 2020'de Seçildi

Keir Starmer, İşçi Partisi'nin (Labour Party) 2019 genel seçimlerindeki ağır yenilgisinin ardından başlayan liderlik yarışını kazanarak 4 Nisan 2020'de parti lideri seçildi. Oyların yüzde 56,2'sini alarak ilk turda zafere ulaşan Starmer, Jeremy Corbyn'den görevi devraldı ve aynı zamanda ana muhalefet lideri oldu.

Starmer, liderliği döneminde partiyi daha merkezci bir çizgiye taşıyarak kamuoyu nezdindeki güvenilirliğini artırmayı hedefledi. Yaklaşık dört yıl süren muhalefet liderliği sonrasında partisini yeniden iktidara taşımayı başardı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

5 Temmuz 2024'te Başbakanlık Görevine Başladı

İşçi Partisi'nin 2024 genel seçimlerinde elde ettiği tarihi zaferin ardından Keir Starmer, 5 Temmuz 2024'te Kral Charles tarafından hükümeti kurmakla görevlendirildi ve resmen Birleşik Krallık Başbakanı oldu. Böylece 14 yıllık Muhafazakâr Parti iktidarı sona ererken, Starmer da Gordon Brown'dan sonra göreve gelen ilk İşçi Partili başbakan olarak tarihe geçti.

Downing Street'te yaptığı ilk konuşmada "değişim" mesajı veren Starmer, ekonomik istikrarı sağlama, kamu hizmetlerini iyileştirme ve ülkeye duyulan güveni yeniden tesis etme sözü vermişti.

Başbakanlığı 718 Gün Sürdü

Keir Starmer, 5 Temmuz 2024'te başladığı başbakanlık görevinden 22 Haziran 2026 tarihinde ayrılacağını açıklayana kadar yaklaşık 718 gün görev yaptı. Bu süre içinde ekonomik zorluklar, kamu hizmetlerindeki reform tartışmaları, parti içi görüş ayrılıkları ve kabinede yaşanan değişikliklerle mücadele etti.

Siyasi baskıların artması ve parti içinde liderlik değişimi taleplerinin güçlenmesi üzerine istifa kararı alan Starmer, yeni lider seçilene kadar görevini sürdüreceğini açıkladı. Böylece İngiltere'de son yıllarda yaşanan sık lider değişikliklerine bir yenisi daha eklenmiş oldu.

Kronoloji

  • 4 Nisan 2020: İşçi Partisi lideri seçildi.
  • 5 Temmuz 2024: Birleşik Krallık Başbakanı olarak göreve başladı.
  • 22 Haziran 2026: İstifa kararını açıkladı.
  • Başbakanlık süresi: Yaklaşık 718 gün.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer istifa ettiğini açıkladı

Başbakanlık konutu önünde yaptığı açıklamada Starmer, sabah Kral Charles ile görüştüğünü ve yeni bir lider seçilene dek görevinde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Starmer, liderlik yarışı için başvuruların 9 Temmuz'da başlayacağını ve Ulusal İcra Komitesi'nden seçim takvimi belirlemesini istediğini anlattı.

Keir Starmer, halefine tam destek vereceğini ve normal bir devir teslim için elinden geleni yapacağını kaydetti.

Starmer istifa açıklamasında, parti içinde kendisinin partiyi bir sonraki genel seçime taşıyacak en uygun isim olup olmadığı sorusunun sorulduğunu ve yanıtı kabul ettiğini belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi'nde liderlik yarışı Starmer'ın başlıca rakibi olarak Andy Burnham'ın 18 Haziran'da Makerfield bölgesinde yapılan ara seçimi kazanıp milletvekili olmasıyla hızlanmıştı.

Starmer daha önce görevinden ayrılmayacağını ve her türlü liderlik mücadelesine karşı koyacağını ifade etmişti.

İşçi Partisi Temmuz 2024'te iktidara geldi. Ancak izlenen politikalar nedeniyle Başbakan Starmer'a kamuoyu desteği kısa sürede erozyona uğradı.

7 Mayıs'ta İngiltere'de yapılan yerel seçimlerde, İskoçya ve Galler'de de özerk yönetim parlamento seçimlerinde İşçi Partisi'nin büyük kayıplar yaşaması bu süreci daha da hızlandırdı.

Seçimler öncesinde de ABD'de cinsel saldırı suçları hükümlüsü Jeffrey Epstein ile ilişkileri ifşa olan Peter Mandelson'ın İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atanması nedeniyle başlayan tartışmalar da Starmer'ın yıpranmasına neden olmuştu.

Independent Mortgage 3

Starmer, Mandelson'un Epstein bağlantısının kendisinden gizlendiğini iddia etmişti.

İşçi Partisi milletvekilleri, sorunun partide değil, tepesindeki kişide olduğunu, Starmer'ın popülaritesinin düşük olması nedeniyle partinin ilerlemesine engel oluşturduğunu düşünüyordu.

Yüzden fazla milletvekili bu nedenle bir süredir Starmer'ın istifa etmesi gerektiğini dile getiriyordu.

Kabinedeki bazı bakanlar da bu talebi savundu. Bakan ve bakan yardımcıları düzeyinde istifalar oldu.

Eski Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, 18 Haziran'da Makerfield seçim bölgesindeki ara seçimi büyük bir farkla kazandı.

Andy Burnham şu anda İşçi Partisi liderliği ve başbakanlık için en favori isim.

Burnham seçim zaferi konuşmasında "İngiltere için yeni bir yol çizmek" istediğini söyledi. Ancak henüz parti liderliği için adaylığını açıklamadı.

(BBC)

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Karşılıklı Tehditler Masayı Sarstı, İran Heyeti Görüşmeleri Askıya Aldı

İSVİÇRE – ABD ile İsrail’in İran saldırısıyla başlayan savaşı sona erdirmeyi, Hürmüz Boğazı’ndaki krizi çözmeyi ve İran’ın nükleer programı başta olmak üzere onlarca yıldır ABD ile İran arasında süren anlaşmazlıkları müzakere etmeyi amaçlayan tarihi görüşmeler, tarafların karşılıklı tehditleri nedeniyle daha başlangıç aşamasında sarsıldı.

İsviçre’nin Bürgenstock bölgesinde başlayan görüşmeler sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada İran’ın Hizbullah üzerindeki etkisini kullanarak örgütün Lübnan’da faaliyetlerini durdurmaması halinde Washington’un yeniden askeri güç kullanabileceğini söyledi.

Trump paylaşımında, “Eğer durdurmazlarsa, geçen hafta yaptığımız gibi ama bu kez daha da sert biçimde İran’ı yeniden çok ağır vuracağız” ifadelerini kullandı. Açıklama, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında son günlerde Güney Lübnan’da yeniden tırmanan çatışmaların ardından geldi.

Independent Mortgage 3

İran’dan Sert Karşılık

Trump’ın sözleri Tahran’da sert tepkiyle karşılandı. İran heyetine başkanlık eden Muhammed Bakıyr Galibaf, ABD’nin tehdit dilini sürdürmesi halinde İran Silahlı Kuvvetleri’nin karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi.

İranlı yetkililer, Trump’ın açıklamalarının müzakerelerin ruhuna aykırı olduğunu ve taraflar arasında daha önce üzerinde uzlaşılan geçici mutabakatın ihlali anlamına geldiğini savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Son Dakika Gelişmesi: İran Heyeti Masadan Kalktı

Görüşmelerden gelen son bilgilere göre İran heyeti, Trump’ın açıklamalarını protesto ederek müzakereleri askıya aldı ve ilk tur temaslardan çekildi. Diplomatik kaynaklar, heyetin tamamen ayrılıp ayrılmadığının henüz netleşmediğini ancak arka kapı diplomasisinin sürdüğünü belirtiyor.

İran tarafının ayrılmasından önce, ABD yaptırımlarının kısmen hafifletilmesi, İran’ın dondurulan bazı varlıklarının serbest bırakılması ve enerji ticaretine ilişkin teknik başlıklarda belirli ilerlemeler sağlandığı da öne sürüldü.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Hedef 60 Günlük Müzakere Süreciydi

Taraflar geçen hafta imzalanan ön mutabakat kapsamında 60 günlük kapsamlı bir müzakere sürecini başlatmayı planlıyordu. Sürecin; İran’ın nükleer faaliyetleri, yaptırımların kaldırılması, bölgesel güvenlik düzenlemeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvence altına alınması gibi kritik başlıkları kapsaması öngörülüyordu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada Washington’un İran ile ilişkileri “temelden dönüştürmeye hazır olduğunu” belirtmiş ve diplomatik çözüm konusunda iyimser mesajlar vermişti. Ancak Trump’ın sert açıklamaları, Beyaz Saray içindeki diplomatik söylem ile baskı politikası arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Lübnan ve Hürmüz Boğazı Krizin Merkezinde

Müzakerelerin kaderini etkileyen en önemli başlıklardan biri de Lübnan’daki çatışmalar olmaya devam ediyor. İran, İsrail ile Hizbullah arasında kalıcı ateşkes sağlanmasını görüşmelerin ön koşullarından biri olarak görüyor. Son günlerde Güney Lübnan’da yaşanan çatışmalar nedeniyle görüşmeler daha önce de ertelenmişti.

Öte yandan Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıklaması da gerilimi artırdı. ABD ise boğazın fiilen açık olduğunu ve ticari gemi trafiğinin sürdüğünü savunuyor. Küresel petrol ticaretinin can damarı olarak görülen boğazdaki belirsizlik, enerji piyasalarında da yakından takip ediliyor.

Gima Bodrum Cay H 667X300

Diplomasi Çıkmazda

İsviçre’deki görüşmeler, savaşın sona erdirilmesi için son dönemin en önemli diplomatik girişimi olarak görülüyordu. Ancak Trump’ın tehditleri, İran heyetinin görüşmeleri askıya alması ve Lübnan’daki çatışmaların sürmesi nedeniyle sürecin geleceği belirsizliğe girmiş durumda.

Diplomatik kaynaklar, taraflar arasında doğrudan temasların tamamen kopmadığını ve arabulucuların müzakere masasını yeniden kurmak için yoğun çaba gösterdiğini belirtirken, önümüzdeki saatlerin görüşmelerin kaderini belirleyeceği ifade ediliyor.

Türk Okulları Arası Bilgi Yarışması’nın 32.ncisi Londra’da Yapıldı

Birleşik Krallık’ta Türkçe ve Türk Kültürü dersi verilen okullar arasında geleneksel hâle gelen Ali Rıza Değirmencioğlu Bilgi Yarışması, bu yıl 32. kez düzenlendi.

Kuzey Londra’nın Wood Green bölgesindeki Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe ülkenin farklı şehirlerinden dokuz okul katıldı.

Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliği, KKTC Londra Temsilciliği Eğitim Ataşeliği ve İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitimi Konsorsiyumu tarafından ortaklaşa organize edilen yarışma, yoğun katılım ve büyük bir coşkuyla tamamlandı.

Etkinliğin en dikkat çekici mesajı, KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan'dan geldi. Atılgan, Türk dili ve kültürünün yaşatılmasında bu tür etkinliklerin kritik rol oynadığını vurgulayarak, “Çocuklarını Türk okullarına getirerek büyük özveri gösteren velilerimize teşekkür ediyorum. Bu fedakârlık hem çocuklarımızın geleceğe hazırlanmasında hem de toplum olarak dayanışma içinde olmamızda büyük önem taşıyor.” dedi. Atılgan ayrıca, Türkçe eğitimine öncülük eden Ali Değirmencioğlu ve Kelami Dedezade gibi eğitimcileri saygıyla andığını belirterek okul yöneticilerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

Bilgi Yarismasi Turk Okullari 1

Açılış konuşmasını yapan İngiltere Türk Aile Birliği ve Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu Başkanı Sevtap Kemal, yarışmanın bu yıl 32’nci kez düzenlendiğini hatırlatarak medeni cesaret göstererek yarışmaya katılan tüm öğrencilere başarılar diledi. İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitimi Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu ise yarışmanın artık geleneksel bir kimlik kazandığını belirterek, “Bu yarışmaya katılan her gencimiz kazanandır; bu yarışmanın kaybedeni yoktur.” ifadelerini kullandı.

Bilgi Yarismasi Turk Okullari 2

Toplam 20 sorudan oluşan yarışmada ICMG Margate Türk Dernek Okulu birinci, Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu ikinci, Manchester NWTC Türk Dernek Okulu ise üçüncü oldu. Dereceye giren okullara plaket, öğrencilere madalya ve çeşitli ödüller verilirken, yarışmaya katılan tüm öğrencilere katılım belgesi takdim edildi.

Türkçe ve Türk Kültürü derslerine ilgiyi artırmayı, çocukların kültürel kimliklerini güçlendirmeyi amaçlayan yarışma; akademik bilginin ötesinde öğrenciler arasında dostluk, birlik ve dayanışma duygularını pekiştiren önemli bir buluşma olarak değerlendirildi. Organizasyonun gerçekleşmesine katkı sunan tüm kurumlar, öğretmenler, öğrenciler ve veliler etkinliğin sonunda teşekkürle anıldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

YTB Başkanı Turus’tan Bulgaristan’ın Yeni Başmüftüsü Hasanov’a Tebrik

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Bulgaristan’da gerçekleştirilen Millî Müslümanlar Konferansı’nda Başmüftülük görevine seçilen Dr. Ahmed Hasanov için tebrik mesajı yayımladı.

Başmüftülüğün Bulgaristan’daki Müslüman toplumun dinî ve kültürel hayatındaki önemine dikkati çeken Turus, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü görevine seçilen Sayın Dr. Ahmed Hasanov’u tebrik ediyor, yeni görevinde muvaffakiyetler diliyorum. Köklü bir tarihî mirasın temsilcisi olan Başmüftülüğün, Bulgaristan’daki soydaş ve dindaşlarımızın birlik ve beraberliğine, dinî ve kültürel hayatlarının güçlenmesine katkı sunan çalışmalarını yeni dönemde de başarıyla sürdüreceğine inanıyorum. Seçim sonuçlarının Bulgaristan’daki soydaş ve dindaşlarımız için hayırlı olmasını temenni ediyorum.”

Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğü için gerçekleştirilen seçimde, daha önce Başmüftü Yardımcılığı görevini yürüten Dr. Ahmed Hasanov yeni Başmüftü seçildi. Hasanov, Başmüftülük bünyesinde uzun yıllardır çeşitli görevler üstleniyordu. Seçim, Bulgaristan Müslümanlarının en yüksek karar organı olan Millî Müslümanlar Konferansı kapsamında gerçekleştirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Efsanenin Dönüşü: Sibel Gökçe Kanto ile Sahnelerde

Maksim Gazinosu’nda yaptığı oryantal danslarla tanınan, ardından oyunculuk ve yazarlık kariyeriyle adından söz ettiren Sibel Gökçe, uzun bir aranın ardından sahnelere dönüyor.

Led Zeppelin’in şarkıları eşliğinde yaptığı oryantal danslarla döneminin alışılmış kalıplarını yıkan ve rock’n roll yaşam tarzıyla dikkat çeken Sibel Gökçe, hazırladığı kanto projesiyle yeniden seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

80’lerin sonu ve 90’ların başında önce dansları, ardından oyunculuğuyla geniş bir hayran kitlesine ulaşan Sibel Gökçe, birçok oryantal dansçıdan farklı tavrı ve sahne duruşuyla hafızalarda yer edindi.

Yeni sahne şovu ve repertuvarındaki şarkılarla yeniden adından söz ettirmeye hazırlanan Sibel Gökçe’nin dönüş haberi, projenin duyurulduğu ilk andan itibaren “Efsane geri dönüyor” yorumlarıyla karşılandı.

Uzun bir aranın ardından sahnelere dönen Sibel Gökçe’nin, yine çok konuşulması bekleniyor.

Independent Mortgage 3

İngiltere’de Konut Alım-Satımında Tarihi Reform

İngiltere’de konut piyasasını modernize etmeyi amaçlayan yeni düzenlemeler kapsamında, satıcılar ve emlakçılar bir konutu satışa çıkarmadan önce “satış paketi” hazırlamak zorunda olacak. Bu pakette mülkün fiziksel durumu, enerji performansı, kira ve aidat yükümlülükleri, bilinen kusurlar, yerel yönetim kayıtları ve satış zincirindeki durumu gibi kritik bilgiler yer alacak.

Hükümet, alıcıların bugün çoğu zaman haftalar hatta aylar sonra öğrendiği bilgilerin süreç başında paylaşılmasının, hem gecikmeleri azaltacağını hem de sürpriz maliyetlerin önüne geçeceğini belirtiyor. Yeni uygulamanın özellikle son aşamada bozulan satışların sayısını önemli ölçüde düşürmesi bekleniyor.

Independent Mortgage 3

Satışların Üçte Biri Tamamlanamıyor

Resmî verilere göre İngiltere’de bir konut satışının teklif kabulünden tamamlanmasına kadar geçen süre ortalama 120 ila 170 gün arasında değişiyor. Her üç işlemin birinin sözleşme aşamasına ulaşmadan başarısızlıkla sonuçlandığı, bunun da alıcı ve satıcılara yılda yaklaşık 400 milyon sterlin ek maliyet yüklediği belirtiliyor.

Uzmanlar, mevcut sistemde tarafların sözleşme imzalanıncaya kadar herhangi bir yaptırımla karşılaşmadan süreçten çekilebilmesinin en büyük sorunlardan biri olduğuna dikkat çekiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Gazumping Dönemi Sona Erebilir

Reformların en dikkat çekici unsurlarından biri de tekliflerin daha erken aşamada bağlayıcı hale getirilmesi planı. İngiltere’de sıkça yaşanan ve “gazumping” olarak bilinen, satıcının kabul ettiği teklifi daha yüksek bir teklif geldiğinde geri çekmesi uygulamasının büyük ölçüde ortadan kaldırılması hedefleniyor.

Hükümet, alıcı veya satıcının haklı bir gerekçe olmadan süreçten çekilmesi halinde mali yaptırımlar uygulanmasını değerlendiriyor. Böylece aylar süren görüşmelerin son anda çökmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Desteği

Reform paketi yalnızca hukuki değişikliklerle sınırlı değil. Hükümet, emlak işlemlerinin büyük bölümünü dijital ortama taşıyacak bir dönüşüm programını da hayata geçirmeyi planlıyor.

Bu kapsamda:

  • Dijital kimlik doğrulama sistemleri kullanılacak,
  • Elektronik imza uygulamaları yaygınlaştırılacak,
  • Dijital mülk kayıt defterleri oluşturulacak,
  • Tapu ve yerel yönetim verileri daha hızlı paylaşılacak,
  • Yapay zekâ destekli hukuki inceleme ve belge kontrol sistemleri devreye alınacak.

Yetkililer, bu adımların tekrarlanan bürokratik işlemleri azaltarak satın alma süreçlerini önemli ölçüde hızlandıracağını savunuyor.

Starmer: “Eski Sistemi Modernleştiriyoruz”

Başbakan Keir Starmer, reformların milyonlarca kişinin hayatını kolaylaştıracağını belirterek, “İnsanlar bugün ev satın almak veya satmak için gereğinden fazla zaman ve para harcıyor. Eski ve yavaş işleyen sistemi modernleştirerek ailelerin daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetle ev sahibi olmasını sağlayacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Konut Bakanı Steve Reed ise mevcut sistemin gecikmeler, gizli maliyetler ve başarısız işlemler nedeniyle uzun süredir eleştirildiğini vurgulayarak, yeni modelin “daha hızlı, daha adil ve daha güvenli” bir konut piyasası oluşturacağını söyledi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Uzmanlardan Destek, Ancak Temkinli Yaklaşım

Sektör temsilcileri reformların genel yönünü olumlu karşılarken, bazı uzmanlar uygulama maliyetleri konusunda uyarılarda bulunuyor. Satıcıların hazırlamak zorunda kalacağı bilgi paketlerinin ek masraf yaratabileceği belirtilirken, hükümet bu maliyetlerin uzun vadede başarısız işlemlerin azalmasıyla telafi edileceğini savunuyor.

Öte yandan emlak piyasasını takip eden çevreler, İskoçya’daki daha hızlı ve daha bağlayıcı sistemin İngiltere için örnek teşkil ettiğini ifade ediyor. Kamuoyu tartışmalarında da reformların gecikmiş ancak gerekli bir adım olduğu yönünde görüşler öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kademeli Olarak Uygulanacak

Hükümetin yol haritasına göre reformlar tek seferde değil, birkaç yıl içinde aşamalı olarak yürürlüğe girecek. İlk aşamada emlakçılar için yeni mesleki standartlar ve davranış kuralları getirilecek. Ardından dijital sistemler yaygınlaştırılacak ve bağlayıcı ön sözleşmelerle ilgili yasal düzenlemeler parlamentoya sunulacak. Tam kapsamlı uygulamanın mevcut parlamento dönemi içinde tamamlanması hedefleniyor.

Yeni reformların hayata geçirilmesiyle İngiltere’de yıllardır eleştirilen konut alım-satım sürecinin daha hızlı, daha şeffaf ve daha öngörülebilir hale gelmesi; hem alıcıların hem de satıcıların önemli ölçüde zaman ve maliyet tasarrufu sağlaması bekleniyor.

Nehirdeki çöpleri temizlediği için hapis tehdidiyle karşı karşıya

– Doğu Londra’daki Barking bölgesinden geçen Roding Nehri’nin yıllardır ihmal edilen bir kolunu gönüllülerle birlikte temizleyen çevre avukatı Paul Powlesland, şimdi iki yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanabilecek bir soruşturmanın odağında bulunuyor. Çevre savunucularına göre olay, İngiltere’de çevre koruma ile bürokratik düzenlemeler arasındaki gerilimin son örneği olarak görülüyor.

Powlesland’ın öncülük ettiği River Roding Trust gönüllüleri, bu yıl şubat ayında nehrin Alders Brook adlı kolunda yaklaşık 10 gün süren bir çalışma yürüttü. Ekip, yıllardır biriken çöp, çamur ve istilacı bitki türlerini temizleyerek su akışını yeniden canlandırdı. Çalışmalar sırasında elektronik atıklardan ev eşyalarına, şırıngalardan çeşitli tehlikeli malzemelere kadar 200’den fazla torba atık toplandı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Doğa Geri Dönmeye Başladı”

Powlesland ve gönüllüler, temizlik çalışmalarının ardından bölgede balıkların, yusufçukların, sazlıkların ve su kuşlarının yeniden görülmeye başladığını savunuyor. River Roding Trust’a göre yıllardır çöpler ve biriken sediment nedeniyle tıkanan su yolu, yapılan müdahale sonrasında yeniden akmaya başladı.

Yaklaşık bin sterlinlik bir bütçeyle gerçekleştirilen çalışmanın tamamen gönüllü emeğine dayandığını belirten Powlesland, “Nehir restorasyonunun sanıldığı kadar pahalı olmadığını gösterdik. On gün içinde yaklaşık 250 metrelik bölümü yeniden hayata döndürdük” ifadelerini kullandı.

Nehri Temizledi 11

Çevre Ajansı: İzin Alınmalıydı

Ancak temizlik çalışmaları tamamlandıktan kısa süre sonra İngiltere Çevre Ajansı (Environment Agency), Powlesland’a bir yazı göndererek gerekli çevresel izinlerin alınmadan çalışma yapıldığını bildirdi.

Ajans, nehir yataklarında gerçekleştirilen müdahalelerin sel riski oluşturup oluşturmadığının ve ekosisteme zarar verip vermediğinin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Kuruma göre “izinsiz taşkın riski faaliyetleri” ve atık yönetimi ihlalleri söz konusu olabilir. İngiliz mevzuatına göre bu tür ihlaller, mahkeme kararı halinde iki yıla kadar hapis cezasıyla sonuçlanabiliyor. Ancak şu aşamada soruşturma devam ediyor ve henüz herhangi bir dava açılmış değil.

Istikbal 860X450 Pxl

Bürokrasi Mi, Çevre Koruması Mı?

Olay İngiltere’de geniş bir tartışma başlattı. Çevreciler, yıllardır kirlilik ve yasa dışı atık dökümleriyle mücadele eden gönüllülerin cezalandırılmasının kamu vicdanını rahatsız ettiğini savunuyor.

Powlesland ise yıllardır yetkililere çağrıda bulunduğunu ancak sonuç alamadığını belirterek, “Çevre Ajansı sonunda harekete geçti ama nehre atık dökenlere ya da kanalizasyon kirliliğine karşı değil, nehri temizleyen gönüllülere karşı” dedi.

Öte yandan bazı uzmanlar, iyi niyetli olsa bile nehir yataklarında ekskavatör gibi ağır ekipmanların kullanılmasının su akışını değiştirebileceğini, taşkın riskini artırabileceğini veya hassas habitatlara zarar verebileceğini belirterek izin sisteminin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor.

Independent Mortgage 3

Roding Nehri Zaten Alarm Veriyordu

Soruşturmanın odağındaki Roding Nehri son yıllarda ciddi çevre sorunlarıyla gündeme gelmişti. Thames21 ve River Roding Trust tarafından yürütülen bir araştırma, nehrin çeşitli noktalarında insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek düzeyde bakteri tespit edildiğini ortaya koymuştu. Raporda, arıtılmamış kanalizasyon deşarjlarının ve izinsiz atık çıkışlarının su kalitesini ciddi biçimde etkilediği belirtilmişti.

Bölge sakinleri de uzun süredir nehir çevresindeki yasa dışı çöp dökümleri, plastik atıklar ve kanalizasyon kaynaklı kirlilikten şikâyet ediyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kamuoyu Desteği Büyüyor

Powlesland hakkında başlatılan soruşturma sosyal medyada ve çevre örgütleri arasında geniş yankı uyandırdı. Çok sayıda kullanıcı ve çevre aktivisti, çevreyi korumaya çalışan gönüllülerin değil, nehirlere zarar veren kirleticilerin öncelikli olarak hedef alınması gerektiğini savunuyor.

Çevre Ajansı ise yaptığı açıklamada Roding gibi nehirlerin korunmasını desteklediklerini, ancak tüm faaliyetlerin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, soruşturma sonucunda henüz bir kovuşturma kararı verilmediğinin altını çizdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gözler Soruşturmanın Sonucunda

İngiltere’de çevre koruma hareketinin tanınan isimlerinden biri olan Powlesland hakkındaki soruşturmanın önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor. Karar ne olursa olsun, olay şimdiden önemli bir soruyu gündeme taşıdı: Çevreyi korumak isteyen vatandaşların önündeki en büyük engel kirlilik mi, yoksa bürokrasi mi?

İngiltere’nin Bedford Şehrinde Tren Faciası

Kaza, cuma günü saat 17.15 sıralarında Bedford’un güneyindeki Elstow yakınlarında meydana geldi. East Midlands Railway (EMR), Corby’den Londra St Pancras’a gitmek üzere saat 16.40’ta hareket eden trenin, Nottingham’dan Londra St Pancras’a giden saat 15.50 seferini Bedford South bölgesinde arkadan çarptığını açıkladı. İlk belirlemelere göre çarpışma sırasında trenlerden biri hatta durmuş veya çok düşük hızla ilerliyordu.

EMR tarafından yapılan açıklamada, kazada şirket bünyesinde görev yapan bir makinistin hayatını kaybettiği, çok sayıda yolcunun da yaralandığı bildirildi. İngiliz Ulaştırma Polisi, makinistin olay yerinde yaşamını yitirdiğini doğruladı.

Independent Mortgage 3

Yaralı Sayısı 89’a Ulaştı

Yetkililerin son açıkladığı bilgilere göre kazada yaklaşık 89 kişi yaralandı. Bunlardan 11’inin çok ağır, 22’sinin ağır yaralandığı, onlarca kişinin ise hafif yaralarla tedavi edildiği belirtildi. Cumartesi günü itibarıyla 28 kişinin hâlâ hastanede tedavi gördüğü, 9 kişinin durumunun kritik olduğu açıklandı.

Olay yerine 20’den fazla ambulans, hava ambulansları ve çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi. Bölgedeki hastaneler olağanüstü yoğunluk nedeniyle halka yalnızca acil durumlarda başvuru çağrısı yaptı.

Istikbal 860X450 Pxl

Yolcular Dehşet Anlarını Anlattı

Kazadan kurtulan yolcular, çarpışmanın son derece şiddetli olduğunu ve birçok kişinin koltuklarından fırladığını söyledi. Görgü tanıkları, kırıklar, kanamalar ve panik içinde yardım bekleyen yolcuların bulunduğunu aktarırken, bazı yolcuların tren içinde sıkıştığı ifade edildi. Çevrede yaşayan vatandaşlar da olay yerine su ve yiyecek ulaştırarak kurtarma çalışmalarına destek verdi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kral Charles’tan Taziye Mesajı

Buckingham Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Kral Charles, Bedford yakınlarında yaşanan trajediden “derin üzüntü duyduğunu” belirtti. Kral, hayatını kaybeden makinistin ailesine, yaralılara ve olaydan etkilenen herkese taziyelerini iletirken, gelişmeler hakkında düzenli olarak bilgilendirildiğini ifade etti. Ayrıca olay yerine müdahale eden acil servis ekiplerine teşekkür etti.

Başbakan Keir Starmer da kazayı “yıkıcı bir olay” olarak nitelendirerek mağdurlar ve aileleriyle dayanışma mesajı verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Soruşturma Başlatıldı

Kazanın neden meydana geldiğini belirlemek amacıyla Demiryolu Kaza İnceleme Birimi (RAIB) ile İngiliz Ulaştırma Polisi geniş çaplı soruşturma başlattı. Uzman ekipler sinyal kayıtlarını, trenlerin veri kayıt cihazlarını ve güvenlik sistemlerini incelemeye aldı. İlk değerlendirmelerde sinyalizasyon veya otomatik uyarı sistemlerinde olası bir arıza ihtimali üzerinde duruluyor ancak yetkililer henüz kesin bir neden açıklamadı.

İngiltere demiryolu tarihinin son yıllardaki en ciddi kazalarından biri olarak değerlendirilen olayın ardından Bedford ile Londra arasındaki bazı seferler iptal edilirken, ulaşımda ciddi aksaklıklar yaşandı.

Trump'ın, "Meloni Fotoğraf İçin Yalvardı” Sözleri Krizi Derinleştirdi

ABD Başkanı Donald Trump'ın, G7 Zirvesi sırasında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin kendisiyle fotoğraf çektirmek için "yalvardığını" öne sürmesi Washington-Roma hattında yeni bir krize yol açtı. Meloni, Trump'ın sözlerini "tamamen uydurma" diye nitelendirirken, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani planlanan ABD ziyaretini iptal etti. Son olay, iki lider arasındaki son aylarda giderek büyüyen görüş ayrılıklarının en sert aşaması olarak değerlendiriliyor.

Trump'ın Sözleri Krizi Ateşledi

Tartışma, İtalyan televizyon kanalı La7'de yayımlanan bir telefon görüşmesinin ardından başladı. Kanalın İtalyanca dublajlı olarak yayımladığı kayda göre Trump, İtalyan muhabirin G7 Zirvesi'nde Meloni ile yaptığı görüşmeyi sorması üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Muhtemelen onunla konuştuğuma sevinmiştir. Onunla konuşmak zorunda değildim."

Trump daha sonra, "Benimle fotoğraf çektirmek için yalvardı. Benimle mutlaka fotoğraf istiyordu. Aslında yapmayacaktım ama ona acıdım" dedi. Bu ifadeler kısa sürede hem İtalya'da hem de uluslararası medyada geniş yankı uyandırdı.

Istikbal 860X450 Pxl

Meloni: "Tamamen Uydurma"

Trump'ın açıklamalarına yanıt gecikmedi. Giorgia Meloni sosyal medya üzerinden yayımladığı videolu açıklamada, ABD Başkanı'nın anlattığı olayın "tamamen uydurma" olduğunu söyledi.

Meloni, "Ne ben ne de İtalya herhangi bir konuda yalvarır. Bu hikâye tamamen icat edilmiş" ifadelerini kullanırken, Trump'ın müttefik ülke liderleri hakkında bu tür açıklamalar yapmasına şaşırdığını belirtti. İtalyan lider ayrıca, Washington'ın zaman zaman müttefiklerine karşı rakiplerinden daha sert davrandığını savundu.

Independent Mortgage 3

Roma'dan Diplomatik Tepki

Krizin diplomatik boyutu da hızla büyüdü. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, gelecek hafta gerçekleştirmesi planlanan ABD ziyaretini iptal etti.

Tajani, Trump'ın açıklamalarını "ciddi ve İtalya'ya yönelik aşağılayıcı ifadeler" olarak nitelendirdi. İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto da Meloni'ye destek vererek, Başbakan'ın herhangi bir liderden fotoğraf talep edecek biri olmadığını söyledi. İtalya'da iktidar ve muhalefet kanadından çok sayıda siyasetçi de Trump'ın sözlerine tepki gösterdi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

G7'de Barışma Görüntüsü Vardı

Krizi dikkat çekici kılan unsurlardan biri de, sadece birkaç gün önce Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi sırasında iki liderin ilişkilerinin yeniden düzeldiği yönünde mesajlar vermiş olması.

Zirvede Meloni, Trump ile ilişkisinin "değişmediğini" söylemiş, iki lider kameralara birlikte görüntü vermişti. Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın da ikiliye esprili şekilde "Yeniden arkadaş oldunuz" diye takıldığı basına yansımıştı. Bu nedenle Trump'ın son açıklamaları Roma'da sürpriz olarak değerlendirildi.

Ses Kaydı Tartışması

Olayın bir diğer dikkat çekici yönü ise kamuoyuna sunulan materyalin niteliği oldu. La7 televizyonu görüşmenin İngilizce orijinal kaydını değil, İtalyanca dublajlı versiyonunu yayımladı.

Bu durum bazı gözlemcilerin, Trump'ın ifadelerinin tam çevirisinin doğrulanması gerektiğini savunmasına yol açtı. Ancak şimdiye kadar ne Beyaz Saray ne de La7 tarafından söz konusu ifadelerin yanlış çevrildiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Buna karşın Meloni yönetimi, açıklamaların içeriğine sert tepki göstermeyi sürdürdü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yakın Müttefiklikten Açık Gerilime

Trump ile Meloni uzun süre Avrupa'daki en yakın siyasi ortaklardan biri olarak görülüyordu. Meloni, Trump'ın 2025'teki başkanlık döneminin başlangıcında Washington ile yakın ilişkiler kurmaya çalışmış, ABD Başkanı da İtalyan lider hakkında geçmişte övgü dolu açıklamalar yapmıştı.

Ancak son aylarda iki lider arasında İran politikası, Avrupa güvenliği ve Trump'ın Papa XIV. Leo'ya yönelik eleştirileri gibi konularda görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Analistler, son fotoğraf tartışmasının kişisel bir polemiğin ötesinde, Washington-Roma ilişkilerinde yaşanan daha geniş çaplı siyasi kopuşun sembolü haline geldiğini belirtiyor.

Diplomatik İlişkilerde Yeni Bir Dönem mi?

Trump'ın sözleri ve Roma'nın sert tepkisi, son yıllarda ideolojik yakınlıklarıyla dikkat çeken iki lider arasındaki ilişkinin ciddi biçimde sarsıldığını ortaya koydu. İtalya'da birçok yorumcu, Meloni'nin artık Trump'a karşı daha mesafeli ve sert bir çizgi izlemeye başlayabileceğini savunurken, Washington'dan gelecek olası açıklamalar merakla bekleniyor. Şimdilik taraflardan geri adım işareti gelmezken, "fotoğraf krizi" iki ülke arasındaki diplomatik gerilimin yeni sembolü haline gelmiş durumda.

Avrupa Sıcaklara Teslim Oluyor: Uzmanlardan Kritik Uyarı!

Avrupa, yazın ilk büyük sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya. Meteoroloji uzmanları, önümüzdeki günlerde İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Balkanlar başta olmak üzere birçok bölgede sıcaklıkların 40°C’ye yaklaşacağını, bazı yerlerde ise bu seviyeyi aşabileceğini öngörüyor. Birleşik Krallık’ta da sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerine çıkması beklenirken, sağlık uzmanları özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve çocuklar için dikkatli olunması çağrısında bulunuyor.

Aile hekimi ve Avrupa Birliği Pratisyen Hekimler/Aile Hekimleri Birliği Başkanı Tiago Villanueva, sıcak hava dalgalarının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, “Sıcak hava dalgaları yalnızca rahatsızlık verici değildir; Avrupa’daki en ölümcül hava olayları arasındadır. Oysa ısıya bağlı hastalıkların büyük bölümü basit önlemlerle önlenebilir” dedi.

Independent Mortgage 3

Güney Avrupa’da alarm seviyesi yükseliyor

Meteoroloji kuruluşları, özellikle İber Yarımadası, Akdeniz havzası ve Güneydoğu Avrupa’da sıcaklıkların uzun süre yüksek seyredeceğini bildiriyor. İspanya’nın iç kesimleri, İtalya’nın güneyi, Yunanistan ve bazı Balkan ülkelerinde 38 ila 40 derece arasında sıcaklıklar bekleniyor.

Uzmanlar, yüksek sıcaklıkların yalnızca gündüz saatlerinde değil, gece boyunca da etkisini sürdürmesinin sağlık açısından ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor. Tropikal gece olarak adlandırılan ve sıcaklığın 20 derecenin altına düşmediği gecelerde vücudun kendini yenilemesi zorlaşıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Birleşik Krallık da sıcak hava dalgasından etkileniyor

Genellikle serin ve değişken yaz havasıyla bilinen Birleşik Krallık da sıcak hava dalgasından payını alacak. İngiltere'nin güney ve doğu bölgelerinde sıcaklıkların 30 dereceyi aşabileceği, Londra ve çevresinde ise yılın en sıcak günlerinin yaşanabileceği tahmin ediliyor.

İngiliz sağlık yetkilileri, özellikle büyük şehirlerde yaşayanların sıcaklık ve nem birleşiminin etkilerine karşı dikkatli olmalarını istedi. Uzmanlar, Birleşik Krallık’taki konutların büyük bölümünün sıcak iklim koşullarına göre tasarlanmamış olması nedeniyle kapalı alanlarda da yüksek sıcaklık riskinin oluşabileceğine dikkat çekiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Aşırı sıcaklar vücudu nasıl etkiliyor?

Uzmanlara göre uzun süren sıcak dönemlerde insan vücudunun iç sıcaklığını dengeleme kapasitesi azalıyor. Normal koşullarda terleme yoluyla fazla ısı dışarı atılırken, aşırı sıcak ve nemli havalarda bu mekanizma yeterince çalışmayabiliyor.

Vücudu soğutmak için harcanan çaba kalp ve böbrekler üzerinde ek yük oluşturuyor. Bu durum özellikle kalp-damar hastalıkları, diyabet, böbrek rahatsızlıkları ve solunum yolu hastalıkları bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Sıcak bitkinliği belirtileri arasında aşırı terleme, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı ve kas krampları yer alıyor. Tedavi edilmediğinde ise sıcak çarpması gelişebiliyor. Sıcak çarpması; bilinç bulanıklığı, yüksek vücut sıcaklığı ve organ hasarına kadar ilerleyebilen hayati tehlike oluşturan bir durum olarak kabul ediliyor.

Kimler daha büyük risk altında?

Sağlık uzmanları bazı grupların sıcak hava dalgalarından çok daha fazla etkilendiğini belirtiyor:

  • 65 yaş üstü kişiler
  • Bebekler ve küçük çocuklar
  • Hamileler
  • Kronik hastalığı bulunanlar
  • Açık havada çalışanlar
  • Evsizler ve yalnız yaşayan yaşlılar
  • Düzenli ilaç kullanan bireyler

Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların sıcak günlerde düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Sıcaktan korunmak için ne yapılmalı?

Uzmanlar, sıcak hava dalgaları sırasında alınabilecek basit önlemlerin hayat kurtarabileceğini vurguluyor.

Bol sıvı tüketin

Susamayı beklemeden düzenli olarak su içmek gerekiyor. Aşırı alkol tüketimi ve yüksek kafeinli içecekler ise vücudun sıvı kaybını artırabiliyor.

Güneşin en güçlü olduğu saatlerde dışarı çıkmayın

11.00 ile 17.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalınması tavsiye ediliyor. Açık havada bulunulması gerekiyorsa şapka, güneş gözlüğü ve açık renkli giysiler kullanılmalı.

Evinizi serin tutun

Gündüz saatlerinde perdeleri kapalı tutmak, pencereleri doğrudan güneş ışığından korumak ve serin saatlerde havalandırma yapmak öneriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Fiziksel aktiviteleri azaltın

Yoğun egzersiz ve ağır fiziksel işler sabah erken veya akşam saatlerine bırakılmalı.

Risk altındaki kişileri kontrol edin

Yaşlı akrabalar, komşular ve kronik hastalığı bulunan bireylerle düzenli iletişim kurulması tavsiye ediliyor.

İklim değişikliği sıcak hava dalgalarını artırıyor

Bilim insanları, Avrupa’da son yıllarda yaşanan aşırı sıcakların iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Araştırmalar, sıcak hava dalgalarının artık daha sık, daha uzun süreli ve daha yoğun yaşandığını ortaya koyuyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Uzmanlara göre Avrupa ülkelerinin sağlık sistemleri ve şehir altyapıları, giderek daha sık görülen aşırı sıcak olaylarına uyum sağlamak zorunda kalacak. Özellikle büyük kentlerde yeşil alanların artırılması, gölgelendirme projeleri ve erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması önümüzdeki yılların en önemli kamu sağlığı önlemleri arasında gösteriliyor.

Yetkililer, önümüzdeki günlerde sıcaklıkların zirve yapmasının beklendiğini belirterek vatandaşlara meteorolojik uyarıları yakından takip etmeleri ve sağlık tavsiyelerine uymaları çağrısında bulunuyor.

Avrupa Birliği’nden Atina’ya: “Avrupa Güvenliği Türkiye Olmadan Düşünülemez”

Avrupa Birliği'nin savunma kapasitesini artırma çabaları sürerken, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın Türkiye'nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolüne ilişkin açıklamaları Brüksel, Ankara ve Atina hattında yeni bir tartışma başlattı.

Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Ta Nea'ya verdiği röportajda Türkiye'nin AB savunma girişimlerindeki konumuna ilişkin soruları yanıtlayan Kallas, Avrupa'nın güvenlik alanında Türkiye ile iş birliğini geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Kallas, Türkiye'nin NATO içerisindeki kritik rolüne dikkat çekerek, Avrupa'nın karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerinin ancak geniş kapsamlı ortaklıklarla yönetilebileceğini ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

SAFE programı tartışmaların merkezinde

Tartışmanın odağında Avrupa Birliği'nin ortak savunma yatırımlarını desteklemek amacıyla oluşturduğu ve yaklaşık 150 milyar euroluk finansman kapasitesine sahip SAFE (Security Action for Europe) programı bulunuyor.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye'nin programa dahil edilmesine yönelik çekincelerini uzun süredir dile getiriyor. Atina yönetimi, Türkiye ile yaşanan Ege ve Doğu Akdeniz anlaşmazlıklarını gerekçe göstererek Ankara'nın bazı savunma mekanizmalarına erişimine sınırlama getirilmesini savunuyor.

Buna karşılık Kallas, Avrupa'nın savunma alanında daha fazla iş birliğine ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Türkiye ile elimizden geldiğince iş birliği yapmayı öneriyoruz" yaklaşımını ortaya koydu. AB'nin son dönemde savunma ve güvenlik alanında üçüncü ülkelerle daha yakın çalışma arayışında olduğu da vurgulandı.

Independent Mortgage 3

"Türkiye önemli bir güvenlik aktörü"

Kallas'ın son dönemde yaptığı açıklamalar, Brüksel'in Ankara'ya yönelik güvenlik perspektifini de ortaya koyuyor.

AB Yüksek Temsilcisi daha önce yaptığı değerlendirmelerde, Türkiye'yi "önemli bir güvenlik aktörü" olarak gördüklerini belirtmiş, Türkiye'nin NATO içerisindeki konumuna ve bölgesel krizlerde üstlendiği arabuluculuk rolüne dikkat çekmişti. Kallas, Avrupa'nın savunma projelerinin korumacı bir anlayışla tasarlanmadığını ve ortak ülkelerle iş birliğini de kapsadığını ifade etmişti.

Brüksel'deki diplomatik kaynaklara göre, Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa'nın güvenlik önceliklerinin değişmesi, Türkiye'nin stratejik önemini daha da artırdı. Karadeniz güvenliği, enerji koridorları, göç yönetimi ve NATO'nun güney kanadının korunması gibi başlıklarda Ankara'nın rolü Avrupa başkentlerinde daha fazla öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Atina'nın çekinceleri sürüyor

Yunanistan ise Türkiye'nin Avrupa savunma programlarına katılımı konusunda temkinli tutumunu koruyor.

Atina yönetimi, Türkiye'nin SAFE gibi programlara tam erişim sağlaması için öncelikle iki ülke arasındaki bazı siyasi ve güvenlik sorunlarının çözülmesi gerektiğini savunuyor. Yunan yetkililer geçmişte yaptıkları açıklamalarda, Türkiye'nin Ege politikaları ve "casus belli" olarak nitelendirilen kararları nedeniyle çekincelerinin devam ettiğini belirtmişti.

Ancak AB içerisinde Türkiye ile daha yakın savunma iş birliğini destekleyen ülkelerin sayısının arttığı da dikkat çekiyor. Özellikle Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerinin artması, Avrupa savunma sanayisinin üretim kapasitesini genişletme ihtiyacı ve NATO ile AB arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi hedefi, Türkiye'nin önemini yeniden gündeme taşıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Avrupa'nın yeni güvenlik denkleminde Türkiye

Uzmanlara göre Avrupa Birliği'nin önümüzdeki yıllarda savunma alanında daha bağımsız bir yapı kurmaya çalışırken NATO ile uyumlu hareket etmesi gerekecek. Bu süreçte NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye'nin tamamen dışarıda bırakılması gerçekçi bir seçenek olarak görülmüyor.

Kallas da son açıklamalarında NATO'nun Avrupa'nın kolektif savunmasının temel taşı olmaya devam ettiğini vurgularken, Avrupa'nın güvenlik kapasitesinin artırılması için müttefikler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

AB ile Türkiye arasında son yıllarda inişli çıkışlı seyreden ilişkiler devam etse de savunma ve güvenlik alanındaki ortak çıkarların tarafları yeniden yakınlaştırdığı değerlendiriliyor. Brüksel'den gelen son mesajlar da Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin göz ardı edilemeyecek bir aktör olarak görüldüğüne işaret ediyor.

İngiltere’de Andy Burnham Fırtınası: Makerfield Zaferi Starmer’i Sarstı

Birleşik Krallık siyasetinde dengeleri değiştirebilecek sonuç, İngiltere’nin kuzeybatısındaki Makerfield ara seçiminde ortaya çıktı. Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, İşçi Partisi’nin adayı olarak yarıştığı seçimde oyların yaklaşık yüzde 55’ini alarak ezici bir zafer kazandı ve Westminster’a geri dönmeyi başardı.

24 bin 927 oy alan Burnham, 15 bin 696 oyda kalan Reform UK adayı Robert Kenyon’u açık farkla geride bıraktı. Restore Britain partisinin adayı Rebecca Shepherd ise 3 bin 111 oyla üçüncü sırada yer aldı. Seçim sonucu, Başbakan ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer üzerindeki baskıyı daha da artırırken, Burnham’ın parti liderliği için en güçlü isimlerden biri olduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer’a meydan okumanın yolu açıldı

Ara seçim, Makerfield Milletvekili Josh Simons’ın Mayıs ayında görevinden istifa etmesiyle yapılmıştı. Simons’ın çekilmesinin temel amacı, uzun süredir İşçi Partisi içinde alternatif lider olarak görülen Burnham’ın Avam Kamarası’na dönmesinin önünü açmaktı.

Burnham’ın zaferi yalnızca bir milletvekilliği kazanması anlamına gelmiyor. Westminster’a dönüşü, onu resmen İşçi Partisi liderliği için yarışabilecek konuma getiriyor. Parti kulislerinde uzun süredir Burnham’ın, son aylarda ciddi oy kaybı yaşayan ve yerel seçimlerde ağır darbeler alan Starmer’ın yerine geçebilecek en güçlü isim olduğu konuşuluyordu. Bugünkü sonuç, bu senaryoyu daha gerçekçi hale getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

“İşçi Partisi’nin değişmek için son şansı”

Zafer konuşmasında Burnham, seçimin yalnızca Makerfield için değil, ülkenin siyasi geleceği açısından da bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Partisine açık mesaj veren Burnham, İşçi Partisi’nin seçmenle bağlarını yeniden kurması gerektiğini belirterek, “Bu sonuç bize halkın değişim istediğini gösteriyor. İşçi Partisi’nin değişmek için son bir şansı olabilir” ifadelerini kullandı.

Burnham ayrıca bölgesel eşitsizliklerin azaltılması, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi ve ülke siyasetinde kutuplaştırıcı dilin terk edilmesi çağrısında bulundu.

Independent Mortgage 3

Parti içinde Burnham rüzgârı

İşçi Partisi içinde son haftalarda yaşanan huzursuzluk, Burnham’ın zaferiyle daha görünür hale geldi. Yerel seçimlerde alınan kötü sonuçların ardından çok sayıda milletvekili ve parti yöneticisi, Starmer liderliğinde partinin Reform UK karşısında güç kaybettiğini savunuyordu.

Parti içindeki bazı isimler, Burnham’ın özellikle kuzey İngiltere’deki geleneksel İşçi Partisi seçmenlerini yeniden kazanabilecek tek lider olduğunu düşünüyor. Kamuoyu araştırmalarında da Burnham’ın olası bir liderlik yarışında avantajlı konumda olduğu belirtiliyor.

Öte yandan bazı kıdemli İşçi Partililer, liderlik değişiminin kontrollü ve hızlı şekilde gerçekleşmesi gerektiğini savunurken, Starmer’a yakın isimler ise parti içi bir hesaplaşmanın hükümete zarar vereceği görüşünü dile getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reform UK’ye ağır darbe

Makerfield sonucu, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK açısından da önemli bir yenilgi olarak değerlendiriliyor. Parti son dönemde ulusal anketlerde yükseliş göstermesine rağmen Burnham karşısında beklenen sıçramayı yapamadı.

Seçimde yüksek katılım oranına rağmen Reform UK’nin ikinci sırada kalması, Farage’ın seçim stratejisi ve aday tercihleri konusunda parti içinde yeni tartışmalar başlatabilir. Siyasi gözlemciler, Burnham’ın kişisel popülaritesinin ve merkez seçmeni etrafında toplama becerisinin Reform UK’nin ilerleyişini durdurduğunu belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Gözler Westminster’da

Makerfield’daki sonuç, Birleşik Krallık siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor. Burnham’ın Avam Kamarası’na dönüşüyle birlikte gözler şimdi Londra’ya çevrilmiş durumda.

Keir Starmer liderliğini korumakta kararlı olduğunu açıklasa da parti içindeki memnuniyetsizlik ve Burnham’ın aldığı güçlü halk desteği, önümüzdeki haftalarda İşçi Partisi’nde sert bir liderlik mücadelesinin yaşanabileceğine işaret ediyor.

Siyasi analistler, Burnham’ın önümüzdeki günlerde Westminster’daki ilk hamlelerinin hem İşçi Partisi’nin geleceğini hem de Birleşik Krallık’ın siyasi yönünü belirleyebileceğini değerlendiriyor. Eğer liderlik yarışı resmen başlarsa, Burnham yalnızca İşçi Partisi’nin değil, ülkenin bir sonraki başbakanı olmaya en yakın isimlerden biri haline gelebilir.

Halil Ergün’den Didem Aksu’ya Özgü Dolu Sözler

Avrupa Yakası, Araf Zamanı, Canım Benim, Akasya Durağı, Tövbeler Tövbesi gibi yapılarda oyunculuk gücü yanında güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken Didem Aksu, “Oğluma Kızmı Yok” isimli oyunla tiyatro izleyicisini büyülemeye devam ediyor.

Türk sinemasının usta ismi Halil Ergün, genç ve güzel oyuncu Didem Aksu ile Taş Film’de bir araya geldi. Samimi anların yaşandığı buluşmada, usta oyuncunun genç yeteneğe yaptığı övgüler dikkat çekti. Enerjisi ve ışıltısıyla dikkat çeken Didem Aksu hakkında konuşan Halil Ergün, genç oyuncuya övgüler yağdırdı “Gençlerin gözlerindeki o heyecanı görmek beni çok mutlu ediyor. Didem’de çok özel bir ışık var. Samimiyeti ve oyunculuğa olan inancı çok kıymetli. Bu meslekte kalıcı olmak için en önemli şey içtenliktir. O da fazlasıyla Didem Aksu’da mevcut” dedi. Sözleriyle genç oyuncuya moral veren usta sanatçı, oyunculuğun sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu da vurguladı. Bu özel buluşmanın ardından duygularını dile getiren güzel oyuncu Didem Aksu ise heyecanını gizleyemedi “Halil Ergün gibi çok değerli bir ustayla bir araya gelmek benim için gerçekten bir hayaldi. Onu dinlemek, tecrübelerinden faydalanmak inanılmaz kıymetliydi. Bu buluşma bana büyük bir motivasyon verdi” diye konuştu.

Yeni yayın dönemi için yapımcıların oyuncu listesinde ilk sıralarda yer alan Didem Aksu, büyük sürprizlerle yayın dönemine damga vurmayı hedefliyor.

Fotoğrafta, (soldan sağa) İhsan Taş, Didem Aksu ve Halil Ergün birarada.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tepkilerin hedefindeki Ronaldo, ilk 11’de oynama şansını kaybedebilir

Portekiz Milli Takımı, Dünya Kupası'ndaki ilk maçında Demokratik Kongo Cumhuriyeti karşısında beklentilerin altında kaldı. Turnuvanın favorileri arasında gösterilen Roberto Martinez'in ekibi, rakibiyle 1-1 berabere kalarak hayal kırıklığı meydana getirdi..

Karşılaşmada Portekiz'i öne geçiren golü Joao Neves kaydetti. Ancak üstünlüğünü koruyamayan Avrupa temsilcisi, Yoane Wissa'nın ilk yarının son bölümünde attığı golle skora engel olamadı.

Ronaldo yine sessiz kaldı

Maç boyunca etkisiz bir görüntü çizen Cristiano Ronaldo, sahada kaldığı 90 dakika boyunca yalnızca 25 kez topla buluştu. Böylece yıldız futbolcunun büyük turnuvalardaki gol hasreti 10 maça çıktı.

41 yaşındaki Ronaldo'nun performansı, takım üzerindeki etkisinin artık sorgulanmasına neden olurken, birçok futbol otoritesi tecrübeli oyuncunun ilk 11'deki yerini kaybetmesi gerektiğini savunuyor.

Turnuvaya hızlı başlayan Harry Kane, Kylian Mbappe ve Lionel Messi gibi yıldızlarla kıyaslandığında Ronaldo'nun yaşının etkilerini belirgin şekilde gösterdiği yorumları yapıldı.

Independent Mortgage 3

Rakipten dikkat çeken Ronaldo yorumu

Demokratik Kongo Cumhuriyeti orta saha oyuncusu Ngal Ayel Mukau, maç sonrasında Ronaldo'yu durdurmak için özel bir plan uygulamadıklarını söyledi.

Mukau, "Cristiano Ronaldo'yu durdurmak için özel bir plan mı? Açıkçası hayır. Artık eskisi gibi olmadığını biliyoruz. Biraz daha yaşlandı. Ama yine de tarihin en büyük oyuncularından biri. Kendisine büyük saygı duyuyoruz" ifadelerini kullandı.

Ronaldo'dan meydan okuyan mesaj

Artan eleştirilere rağmen Cristiano Ronaldo, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda takımın yoluna devam edeceğine inandığını belirtti.

Portekizli yıldız, "İstediğimiz başlangıç bu değildi. Ancak her şey bitmiş değil. Başımız dik ve bir sonraki maça odaklanıyoruz" mesajını paylaştı.

Portekiz, gruptaki ikinci maçında önümüzdeki salı günü Özbekistan ile karşılaşacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Martinez oyuncusuna sahip çıktı

Teknik Direktör Roberto Martinez ise maç sonrasında Ronaldo'yu hedef alan eleştirileri kabul etmedi. Deneyimli teknik adam, takım arkadaşlarının yıldız golcüyü yeterince besleyemediğini savundu.

Martinez, "Sahadaki tüm oyuncuları doğru şekilde kullanmalıyız. En uçtaki oyuncunun ceza sahasına yakın olması gerekiyor ve bizim de ona top ulaştırmamız lazım" dedi.

Ronaldo'nun hâlâ dünyanın en önemli golcülerinden biri olduğunu vurgulayan Martinez, "Gol bulmanız gereken bir maçta dünyanın en iyi golcülerinden birini oyundan çıkarmanın anlamı yok. Cristiano'nun ceza sahasındaki tecrübesi, savunmacıları üzerine çekmesi ve yarattığı alanlar bizim için çok önemli. Gol aradığınızda Cristiano'ya ihtiyaç duyarsınız" şeklinde konuştu.

AB ve İngiltere Brexit Sonrası İlişkiler İçin Yeniden Masada

Avrupa Birliği (AB) ve İngiltere arasında Brexit sonrası dönemin en önemli diplomatik temaslarından biri olarak görülen ikinci liderler zirvesinin tarihi netleşti. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa'nın G7 Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, zirvenin 22 Temmuz’da Brüksel’de yapılacağı açıklandı. Zirvenin Avrupa Birliği Konseyi merkezinde gerçekleştirileceği bildirildi.

İşçi Partisi hükümetinin göreve gelmesinden bu yana Avrupa ile ilişkileri yeniden canlandırmayı hedefleyen Starmer, zirvenin hayat pahalılığıyla mücadele, ekonomik büyüme, istihdamın artırılması ve gençlere yeni fırsatlar sunulması açısından önemli bir dönüm noktası olacağını söyledi. Starmer, hükümetinin “İngiltere’yi yeniden Avrupa’nın merkezine yerleştirme” vaadini yerine getirdiğini vurguladı.

Gençlik Hareketliliği Anlaşması Zirvenin En Kritik Başlığı

Brüksel’deki görüşmelerin merkezinde, İngiliz ve AB vatandaşı gençlerin karşılıklı olarak çalışma, eğitim alma ve belirli sürelerle yaşama imkânı sağlayacak “Gençlik Hareketliliği Programı” bulunuyor.

Müzakerelerde önemli ilerleme sağlandığı belirtilirken, taraflar arasında katılımcı sayısına getirilecek olası kotalar, vize düzenlemeleri ve AB öğrencilerinin İngiltere’deki üniversite harçları gibi bazı konularda görüş ayrılıkları devam ediyor. Diplomatik kaynaklar, buna rağmen temmuz zirvesinde prensip anlaşmasına varılmasının güçlü bir ihtimal olduğunu ifade ediyor.

Programın hayata geçirilmesi halinde 30 yaş altındaki gençlerin eğitim, staj ve çalışma amacıyla karşılıklı hareketliliğinin kolaylaştırılması bekleniyor. Bu adım, Brexit sonrasında gençlerin kaybettiği fırsatların bir bölümünü geri kazandırabilecek önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Ticaret ve Gıda Sektöründe Engellerin Kaldırılması Hedefleniyor

Zirvenin bir diğer önemli gündem maddesi ise ticaret olacak. Özellikle tarım ve gıda ürünlerinde Brexit sonrası ortaya çıkan bürokratik engellerin azaltılması amacıyla yeni bir sağlık ve bitki sağlığı (SPS) anlaşması üzerinde çalışılıyor.

Tarafların, gıda ve içecek ihracatında yaşanan denetim ve belge yükünü azaltacak düzenlemeler üzerinde uzlaşmaya yakın olduğu belirtiliyor. Böylece işletmelerin maliyetlerinin düşürülmesi ve tedarik zincirlerinin daha sorunsuz işlemesi amaçlanıyor.

Ekonomistler, Brexit sonrasında İngiltere’nin AB’ye ihracatında kayda değer düşüşler yaşandığını, özellikle hizmetler ve gıda sektörlerinin yeni ticaret düzenlemelerinden olumsuz etkilendiğini belirtiyor. Bu nedenle ticari ilişkilerin iyileştirilmesi, Starmer hükümetinin ekonomik büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Enerji ve Karbon Piyasalarında Yeni Dönem

Brüksel zirvesinde enerji iş birliği de masadaki başlıklardan biri olacak. İngiltere ile AB arasında elektrik piyasalarının daha yakın entegrasyonu ve karbon emisyon ticaret sistemlerinin birbirine bağlanması yönünde görüşmeler sürüyor.

Uzmanlar, özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında enerji güvenliğinin Avrupa için stratejik öneme sahip hale geldiğine dikkat çekerek, İngiltere ile AB arasındaki enerji koordinasyonunun her iki tarafın da çıkarına olduğunu belirtiyor. Zirvede enerji piyasalarının entegrasyonuna yönelik somut adımların açıklanabileceği değerlendiriliyor.

Brexit’e Dönüş Yok, Ancak Daha Yakın İş Birliği Mesajı

Başbakan Keir Starmer, son günlerde yeniden alevlenen “AB’ye geri dönüş” tartışmalarına rağmen İngiltere’nin Birliğe yeniden katılmasının veya tek pazara dönmesinin hükümetin gündeminde olmadığını vurguluyor. Starmer, hedeflerinin Brexit’i tersine çevirmek değil, mevcut koşullar altında daha işlevsel ve pragmatik bir ortaklık kurmak olduğunu ifade ediyor.

AB tarafı da güvenlik, ekonomik dayanıklılık ve refah açısından İngiltere ile daha yakın iş birliğinin gerekli olduğu görüşünde. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, “AB ile İngiltere arasındaki yakın iş birliği ortak güvenliğimiz, dayanıklılığımız ve refahımız için hayati önem taşıyor” açıklamasında bulundu.

Gözler Temmuz Zirvesinde

2025 yılında Londra’da düzenlenen ilk AB-İngiltere zirvesinde savunma ve güvenlik alanlarında yeni iş birliği mekanizmaları oluşturulmuştu. Temmuz ayında Brüksel’de yapılacak ikinci zirvenin ise Brexit sonrasında ekonomik ve toplumsal ilişkilerin yeniden tanımlanmasında belirleyici bir aşama olması bekleniyor.

Diplomatik çevreler, gençlik hareketliliği, ticaret kolaylıkları ve enerji iş birliği konularında anlaşmaya varılması halinde bunun son yılların en kapsamlı AB-İngiltere yakınlaşması olarak kayda geçeceğini değerlendiriyor.

Fenerbahçe'nin Teknik dDirektörlüğüne İsmail Kartal Getirildi

Sarı-lacivertli kulüpteki önceki dönemlerinde Süper Kupa kazanan İsmail Kartal, ligde 99 puanlık kulüp rekorunu kırmış ve Fenerbahçe'yi UEFA Avrupa Konferans Ligi'nde çeyrek finale taşımıştı.

Fenerbahçe, İsmail Kartal ile bir yıllık sözleşme imzaladı.

Kartal'ın yardımcısı ise bir dönem Fenerbahçe'de forma giyen Hollandalı Dirk Kuyt olacak.

Fenerbahçe'nin yeni direktörü önce FB TV'de "Şampiyonluk için" sloganı eşliğinde kamuoyuna açıklandı, daha sonra kulübün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada İsmail Kartal için "Yuvana hoşgeldin" denildi.

7 Haziran'da yeniden Fenerbahçe Başkanı seçilen Aziz Yıldırım daha önce futbol direktörlüğü görevine Fenerbahçe'nin unutulmaz eski futbolcularından Oğuz Çetin'i getirmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Oğüz Çetin, İsmail Kartal'ın teknik direktörlüğü getirilmesi sonrası FB TV yayınında yaptığı açıklamada, camianın içinden gelen iki isim olarak el ele vererek kulübü hak ettiği başarıya ulaştırmak için büyük bir kararlılıkla çalışacaklarını söyledi.

İsmail Kartal kimdir?

İsmail Kartal, 25 Mayıs 1961'de İstanbul Anadolu Kavağı'nda doğdu.

Futbola Sarıyer altyapısında başladı, ardından Gaziantepspor'a transfer oldu.

Futbolculuk kariyerinde en parlak dönemini 1983-1993 yılları arasında 10 yıl forma giydiği Fenerbahçe'de yaşadı.

Sağ bek pozisyonunda istikrarlı bir performans gösteren camiada "Arap İsmail" lakabıyla bilinen Kartal, 235 maçta 15 gol attı ve kazanılan şampiyonluklarda pay sahibi oldu.

Independent Mortgage 3

Kartal, 1988-1989 sezonuda 103 gol atarak şampiyon olan Fenerbahçe'nin değişmez oyuncularındandı.

Kariyerinin son döneminde Denizlispor ve Adanaspor'da oynayan Kartal, Denizlispor'da bir sezonda 12 gol atarak en skorer dönemini geçirdi ve futbolu bıraktı.

A Milli Takım ve 21 yaş altı Milli Takımı'nda sekiz kez milli formayı giyen Kartal, teknik direktörlük kariyerinde Anadolu kulüplerinde önemli başarılara imza attı.

Kartal, Sivasspor'u 1. Lig şampiyonu yaparak tarihinde ilk kez Süper Lig'e taşıdı, Ankaragücü'nü de altı yıllık aranın ardından yeniden Süper Lig'e çıkardı.

Tecrübeli teknik adam daha önce üç farklı dönemde Fenerbahçe'yi çalıştırmıştı.

İlk döneminde Ersun Yanal'ın istifasının ardından Ağustos 2014'te yardımcı antrenörlükten teknik direktörlüğe yükseldi ve ilk resmi kupasını Galatasaray'a karşı kazandı. TFF Süper Kupa finalinde ezeli rakibini penaltı atışları sonucu mağlup eden sarı-lacivertliler, sezona kupayla başladı.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

2014-2015 sezonunda Süper Lig şampiyonluğu için son haftalara kadar büyük mücadele veren Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, sezonu 74 puanla Galatasaray'ın ardından ikinci sırada tamamladı.

Takım otobüsünün Rize deplasmanı dönüşü silahlı saldırıya uğraması gibi saha dışı ağır travmaların yaşandığı bu zorlu süreçte Kartal, sezon sonu görevinden ayrıldı.

Ocak 2022'de Portekizli teknik direktör Vitor Pereira ile yolların ayrılmasının ardından sezon sonuna kadar geçici olarak göreve getirilen Kartal, beklentilerin çok üzerinde bir başarıya imza attı.

Dağınık devraldığı takımı hızla toparlayan Kartal, Süper Lig'de 14 maçlık yenilmezlik serisi (11 galibiyet, 3 beraberlik) yakaladı.

Fenerbahçe, Kartal yönetiminde o sezon ligi ikinci sırada bitirerek UEFA Şampiyonlar Ligi elemelerine katılma hakkı kazandı.

2023 yazında bir diğer Porteklizli teknik direktörJorge Jesus'un ardından üçüncü kez takımın başına geçen İsmail Kartal yönetiminde Fenerbahçe, kulüp tarihinde ilk kez bir sezonu 99 puanla tamamladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2023-2024 sezonunda Süper Lig'de çıktığı 38 maçta sadece bir kez mağlup olan Fenerbahçe, o sezonu 31 galibiyet ve 6 beraberlikle ikinci sırada tamamladı.

Aynı sezonda takımı UEFA Avrupa Konferans Ligi'nde çeyrek finale taşıyan Kartal"in yerine sezon sonunda göreve tecrübeli teknik direktör Jose Mourinho getirilmiş ancak Fenerbahçe hem Mourinho hem de onun yerine göreve gelen Domenico Tedesco yönetiminde iki sezonu daha, şampiyon Galatasaray'ın gerisinde ikinci sırada tamamlamıştı.

İsmail Kartal ise son olarak 2025 yılı başında İran'ın köklü kulüplerinden Persepolis'in başına geçmiş ancak ailevi nedenlerle buradaki görevi kısa sürmüştü.

Kartal evli ve iki çocuk babası.

Rahim Ağzı Kanserini Önlemede Önemli Gelişme!

İngiltere'de 2008 yılında başlatılan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) aşılama programının etkileri, tıp dünyasında "çığır açıcı" olarak nitelendirilen sonuçlar ortaya koydu. The Lancet tıp dergisinde yayımlanan yeni araştırmaya göre, HPV aşısı sayesinde genç kadınlarda rahim ağzı kanserine bağlı ölümler dramatik şekilde azalırken, 2020-2024 yılları arasında 20-24 yaş grubundaki kadınlarda tek bir rahim ağzı kanseri ölümü bile kaydedilmedi. Araştırmacılar, aşılama programı olmasaydı aynı dönemde yaklaşık 23 ölümün gerçekleşmesinin beklendiğini belirtiyor.

"Bir kanser türünü neredeyse ortadan kaldırmak inanılmaz"

Araştırmanın başyazarı, Londra Queen Mary Üniversitesi'nden Peter Sasieni, sonuçların halk sağlığı açısından olağanüstü olduğunu söyledi.

Sasieni, "Tek bir aşının belirli bir kanser türünü neredeyse ortadan kaldırabildiğini düşünmek inanılmaz" ifadelerini kullanırken, araştırmanın HPV aşısının yalnızca kanser vakalarını değil, doğrudan ölümleri de önlediğini ilk kez net biçimde ortaya koyduğunu vurguladı.

Araştırmacılar, aşının uygulanmaya başlamasından bu yana İngiltere'de yaklaşık 200 genç kadının hayatının kurtarıldığını tahmin ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

12-13 yaşında aşılananlarda ölüm riski "sıfıra yakın"

Çalışmaya göre HPV aşısını 12 veya 13 yaşında olan çocukların 30 yaşına gelmeden rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetme riski "neredeyse sıfır" seviyesine düştü. Aşı programı öncesinde ise aynı yaş grubunda her yıl yaklaşık 20 genç kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyordu.

Araştırma ayrıca 30-34 yaş aralığındaki aşılı kadınlarda rahim ağzı kanserinden ölüm riskinin yüzde 63 daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Independent Mortgage 3

Kanser vakalarında da büyük düşüş

Ölüm oranlarındaki düşüş, kanser vakalarındaki azalmayla da destekleniyor. Daha önce yayımlanan geniş kapsamlı bir İngiltere araştırmasına göre, 12-13 yaşında aşılanan kadınlarda rahim ağzı kanseri görülme sıklığı yüzde 84'e yakın, kanser öncüsü lezyonlar ise yüzde 94 oranında azaldı. Araştırmacılar, 2020 yılına kadar yalnızca İngiltere'de yaklaşık 687 rahim ağzı kanseri vakasının ve 23 binden fazla kanser öncüsü lezyonun önlendiğini hesapladı.

Uzmanlar, HPV aşısının yalnızca rahim ağzı kanserine karşı değil; ağız, boğaz, anüs, penis, vulva ve vajina kanserlerinin bazı türlerine karşı da koruma sağladığını belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Başarıya rağmen alarm zilleri çalıyor

Bununla birlikte uzmanlar, aşılama oranlarındaki düşüşün elde edilen kazanımları tehlikeye atabileceği uyarısında bulunuyor.

İngiltere'de HPV aşısı yaptırma oranı ulusal düzeyde yüzde 75 civarında seyrediyor. Başkent Londra'da ise bazı yaş gruplarında oran yüzde 60'ın altına kadar düşüyor. Dünya Sağlık Örgütü ise 2030 yılına kadar kız çocuklarının en az yüzde 90'ının 15 yaşına kadar aşılanmasını hedefliyor.

Cancer Research UK'nin Genel Müdürü Michelle Mitchell, hükümet ve sağlık kuruluşlarının özellikle aşılama oranlarının düşük olduğu topluluklara ulaşması gerektiğini belirterek, "Bu sonuçlar bilimin ve güçlü halk sağlığı programlarının hayat kurtardığını gösteriyor. Ancak başarının sürmesi için aşılama oranlarının yüksek tutulması şart" dedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Rahim ağzı kanseri hâlâ önemli bir sağlık sorunu

Tüm olumlu gelişmelere rağmen rahim ağzı kanseri İngiltere'de kadınlarda görülen en yaygın kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor. Her yıl yaklaşık 3 bin 200 ila 3 bin 300 kadın bu hastalığa yakalanırken, yaklaşık 850 kadın hayatını kaybediyor. Uzmanlar, HPV aşısının yanı sıra düzenli tarama programlarına katılımın da hastalığın tamamen ortadan kaldırılması için kritik önemde olduğunu vurguluyor.

Bilim insanlarına göre mevcut aşılama ve tarama programları güçlendirilirse, rahim ağzı kanseri gelecekte ortadan kaldırılabilecek ilk kanser türlerinden biri olabilir.

ABD'de devam eden Halkbank davası düştü

Halkbank, ABD'de 2019 yılından beri devam eden davanın 17 Haziran'da New York'ta görülen duruşmada düşürüldüğünü açıkladı.

Bankanın Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamada "Böylece bankamız hakkında ABD'de yıllardır devam eden ceza davası kesin ve nihai olarak kapanmıştır" ifadeleri kullanıldı.

Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, bankanın yurt dışı finansmana erişim imkanlarının artmasını beklediklerini söyledi.

Banka İran'a karşı yaptırımların delinmesinde rol oynamakla suçlanıyordu.

ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank arasında Mart ayında anlaşma sağlanmıştı.

Mahkeme bu bağlamda 11 Mart'ta verdiği kararda Halkbank aleyhinde açılan ceza davasını 90 günlüğüne durdurmuştu.

Bu sürede kamu bankasının ABD hükümetiyle yaptığı anlaşmaya bağlı kaldığını göstermesi bekleniyordu.

Istikbal 860X450 Pxl

Ne olmuştu?

ABD'de New York Güney Bölge Savcılığı, Ekim 2019'da İran'a uygulanan yaptırımların delinmesinde rol oynadığı gerekçesiyle Halkbank hakkında bir iddianame hazırladı.

Savcılar, Halkbank'ı, petrol gelirlerini altına ve ardından nakde çevirerek İran'ın çıkarına olacak şekilde kullanılmasına yol açmakla ve bunu yaparken de kazancı meşru göstermek için sahte gıda ticareti belgeleri oluşturmakla suçluyor.

Bankanın sınırlandırılmış fonlarla gizlice 20 milyar dolar transfer ettiği iddia edildi.

Halkbank İran, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki şirketleri kullanarak banka işlemlerinde sahtecilik, kara para aklama ve gizli anlaşma yaptığı suçlamalarını reddediyor.

Independent Mortgage 3

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu süreçte ABD'nin Halkbank'ı yargılama kararını "çirkin ve kanunsuz" diye nitelemişti.

Halkbank için hazırlanan iddianamedeki suçlamalar, İran asıllı Türk vatandaşı Reza Zarrab'ın 2016'da tutuklanmasıyla duyulan bir soruşturmayla bağlantılı.

İran'a yaptırımları baypas etmekle suçlanan Zarrab, suçlamaları kabul etmiş ve 2017'de ABD'de gözaltına alınan dönemin Halkbank Genel Müdürü Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla aleyhinde ifade vermişti.

Hakan Atilla, İran'a yönelik yaptırımların delinmesi sürecinde rol oynadığı gerekçesiyle yargılanıp 28 ay tutuklu kaldıktan sonra 2019 yılında Türkiye'ye dönmüş, dönmesinin ardından Borsa İstanbul'a genel müdür olarak atanmıştı.

Atilla, bu görevinden Mart 2021'de istifa etmişti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Zarrab'ın cezası 14 Temmuz'da açıklanacak

Reza Zarrab'ın cezası, suçunu kabul etmesinden yaklaşık dokuz yıl sonra 14 Temmuz'da New York Manhattan'daki federal mahkemede açıklanacak.

ABD'de, yetkili kurumlarla işbirliği yapan tanıkların cezalarının genellikle tanıklık ettikleri davalar tamamlandıktan sonra verilmesi yaygın bir uygulama.

Yargıç Richard Berman, Halkbank hakkında yürütülen davanın düşürülmesi talebini değerlendirirken bu tarihi belirlemişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

AB'den uçak yolcularına ücretsiz el bagajı ve gecikme tazminatı hakkı

Avrupa Birliği kurumları, yaklaşık 13 yıldır müzakere edilen hava yolu yolcu hakları reformunda uzlaşmaya vardı. Avrupa Parlamentosu ile AB Konseyi arasında sağlanan siyasi anlaşma, hava yolu şirketleri ile yolcular arasındaki en tartışmalı konulardan biri olan kabin bagajı ücretlerine yeni kurallar getiriyor.

Düzenlemeye göre yolcular, koltuk altına sığabilecek kişisel eşyalarının yanı sıra belirli ölçülerdeki bir el bagajını da ek ücret ödemeden kabine alabilecek. Parlamento müzakerelerinde öne çıkan ölçüler yaklaşık 55x40x20 santimetre ve 7 kilogramlık kabin bagajı olurken, nihai teknik ayrıntıların uygulama aşamasında netleştirilmesi bekleniyor.

Yeni sistemle birlikte hava yolu şirketleri, yalnızca kişisel eşya ile seyahat eden yolculara daha düşük fiyatlı bilet seçenekleri sunabilecek. Böylece bilet fiyatlarında daha fazla şeffaflık sağlanması hedefleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Gecikme tazminatında geri adım atılmadı

Müzakerelerin en kritik başlıklarından biri olan uçuş gecikmelerinde tazminat hakkı konusunda yolcuların lehine karar çıktı.

Bazı üye ülkeler ve hava yolu şirketleri, tazminat için gereken gecikme süresinin 4 ila 6 saate çıkarılmasını savunuyordu. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun ısrarı sonucunda mevcut uygulama korundu.

Buna göre yolcular, varış noktasına üç saat veya daha fazla gecikmeyle ulaşmaları halinde uçuş mesafesine bağlı olarak 250 ila 600 avro arasında tazminat talep etmeye devam edecek. Böylece 2004 yılından beri yürürlükte olan temel koruma mekanizması büyük ölçüde muhafaza edilmiş oldu.

Istikbal 860X450 Pxl

Ailelere ve engelli yolculara ek koruma

Anlaşma yalnızca bagaj ve tazminat düzenlemeleriyle sınırlı değil.

Yeni kurallar kapsamında çocukların ebeveynlerinden ayrı oturtulmasının önüne geçilecek. Ailelerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı yolcuların refakatçileriyle yan yana oturabilmesi için ek ücret alınamayacak.

Ayrıca engelli bireyler, hamile yolcular ve refakatsiz seyahat eden çocuklar için daha güçlü koruma hükümleri getirilecek.

Independent Mortgage 3

Uçuş iptallerinde yeni yükümlülükler

Düzenleme, uçuş iptalleri ve aktarma kaçırma durumlarında da hava yolu şirketlerine yeni sorumluluklar yüklüyor.

Hava yolu şirketleri, yolcuları hakları konusunda daha hızlı bilgilendirmek zorunda olacak. Uçuş aksaklıklarında alternatif ulaşım sağlanamazsa yolcular kendi ulaşım çözümlerini oluşturabilecek ve belirli sınırlar dahilinde masraflarını geri talep edebilecek.

Uzun beklemelerde ise yemek, içecek, iletişim hizmetleri ve gerektiğinde konaklama sağlanması yükümlülüğü açık şekilde tanımlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Düşük maliyetli şirketlerin bagaj gelirleri etkilenebilir

Uzmanlar, yeni düzenlemenin özellikle düşük maliyetli hava yolu şirketlerinin iş modelini etkileyebileceğini belirtiyor. Son yıllarda birçok şirket, düşük bilet fiyatlarını bagaj, koltuk seçimi ve ek hizmet ücretleriyle telafi ediyordu.

Yeni kurallarla birlikte kabin bagajının bilet fiyatına dahil edilmesi, özellikle Avrupa iç hat ve kısa mesafeli uçuşlarda ücret politikalarının yeniden şekillenmesine yol açabilir.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ne zaman yürürlüğe girecek?

AB kurumları arasında siyasi uzlaşı sağlanmış olsa da düzenlemenin yürürlüğe girmesi için son hukuki ve teknik onay süreçlerinin tamamlanması gerekiyor. Nihai metnin kabul edilmesinin ardından kuralların 2027 yılı içinde uygulanmaya başlanması bekleniyor.

Yeni çerçeve, Avrupa'da milyonlarca yolcunun daha şeffaf fiyatlandırma, ücretsiz kabin bagajı ve güçlü tazminat haklarından yararlanmasını sağlayacak önemli bir reform olarak değerlendiriliyor.

Trump’tan Netanyahu’ya Sert Çıkış: “Her Hedef İçin Bir Apartmanı Yıkamazsınız”

Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in Lübnan’daki son askeri operasyonlarını eleştirdi. Trump, uzun yıllardır iyi ilişkiler içinde olduğu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya doğrudan seslenerek, “Bibi artık Lübnan konusunda daha sorumlu davranmak zorunda” dedi.

Trump, İsrail’in Hizbullah’a karşı yürüttüğü operasyonların gereğinden uzun sürdüğünü ve sivil kayıpların arttığını belirterek, “Çok fazla insan ölüyor. Bir kişiyi ararken her seferinde bir apartmanı yerle bir etmek zorunda değilsiniz. O binalarda yaşayan herkes Hizbullah üyesi değil” ifadelerini kullandı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Beyrut Saldırısı Washington’da Rahatsızlık Yarattı

Trump’ın tepkisinin merkezinde, İsrail’in hafta sonu Beyrut’un güneyindeki bir binaya düzenlediği hava saldırısı bulunuyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırının Hizbullah’a ait bir komuta merkezini hedef aldığını açıklarken, saldırıda en az üç kişinin hayatını kaybettiği ve çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi.

ABD basınında yer alan bilgilere göre Trump, özellikle saldırının zamanlamasından rahatsız oldu. Çünkü operasyon, Washington ile Tahran arasında yürütülen ve Katar’ın arabuluculuk yaptığı ateşkes ve normalleşme görüşmelerinin kritik aşamasına denk geldi. Trump, saldırının İran’la yürütülen diplomatik süreci tehlikeye attığını savunarak, “Anlaşmaya saatler kala böyle bir saldırı yapılmasını doğru bulmadım. Bu çok fazlaydı” değerlendirmesinde bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

“Hizbullah’ı Suriye Durdurabilir”

Trump’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici bölüm ise Suriye’ye ilişkin sözleri oldu. ABD Başkanı, İsrail’in Hizbullah’a karşı yürüttüğü mücadelede beklenen sonucu alamadığını öne sürerek, “İsrail’e Hizbullah meselesini Suriye’nin çözmesine izin vermesini önerdim” dedi.

Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın bu konuda daha etkili olabileceğini savunarak, “Dürüst olmak gerekirse, bu işi daha iyi yapabileceklerini düşünüyorum. Eğer İsrail bunu sivillere zarar vermeden yapamıyorsa, Suriye yapabilir” ifadelerini kullandı.

Bu açıklama, Washington’un yeni Şam yönetimine yönelik yaklaşımında yaşanan değişimin son işareti olarak değerlendiriliyor. Beşşar Esad’ın devrilmesinin ardından iktidara gelen Ahmed eş-Şara yönetimi son aylarda Batı ile ilişkilerini normalleştirmeye çalışırken, Trump’ın sözleri Şam’a verilen diplomatik desteğin arttığı şeklinde yorumlandı.

Independent Mortgage 3

İran Anlaşması Gölgesinde Yeni Gerilim

Trump’ın çıkışı, ABD ile İran arasında üzerinde çalışılan yeni çerçeve anlaşmasının duyurulmasına günler kala geldi. Washington yönetimi, İran’la varılan mutabakatın bölgesel çatışmaların azaltılması için önemli bir fırsat sunduğunu savunurken, İsrail hükümeti ise anlaşmaya mesafeli yaklaşıyor.

Netanyahu daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail’in Lübnan’daki güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğini ve Hizbullah tehdidi sona erene kadar operasyonların süreceğini belirtmişti. İsrail hükümeti, İran destekli örgütün hâlâ ülkenin kuzeyi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunuyor.

Trump ise İsrail’in güvenliğine desteğini yinelemekle birlikte, askeri operasyonların diplomatik kazanımları riske atmaması gerektiğini söyledi. “İsrail’in kendini savunma hakkı var. Ancak bölgede istikrarı sağlamak istiyorsak daha dikkatli hareket edilmesi gerekiyor” dedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Washington-Tel Aviv Hattında Görüş Ayrılığı

Trump’ın açıklamaları, ABD ile İsrail arasında son haftalarda belirginleşen görüş ayrılıklarını da gözler önüne serdi. Özellikle Lübnan’daki operasyonlar ve İran’la yürütülen diplomatik süreç konusunda Washington ile Tel Aviv arasında farklı yaklaşımlar bulunduğu değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre Trump’ın Netanyahu’ya yönelik bu açık uyarısı, yalnızca Beyrut saldırısına tepki değil; aynı zamanda ABD’nin İran’la yürüttüğü yeni diplomatik süreci koruma çabasının da bir yansıması. G7 Zirvesi’nde verilen mesaj, Washington’un bölgedeki askeri tırmanıştan ziyade kontrollü bir istikrar arayışına öncelik verdiğini gösteriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kismet Kebabs Ltd’den Açıklama

Geçtiğimiz günlerde aldığı ceza ile İngiltere gündeminde geniş olarak yer alan, Eurovizyon’da da sektörel bir analiz ile birlikte yer verilen Kısmet Kebab hakkındaki haberimize ilgili firmadan açıklama geldi.

“Kismet Kebaps Ltd’den Resmi Açıklama” başlığı ile Eurovizyon Editörüne gönderilen açıklamada, söz konusu davanın beş yıldan daha uzun süre önce meydana gelen tarihi olaylarla ilgili olduğu belirtilerek, şirketin farklı bir yönetim yapısı altında faaliyet gösterdiği dönemi kapsamadığına dikkat çekildi.

Mahkeme sürecinin yakın zamanda sonuçlanmış olmasına rağmen geçmişte yaşanan ve etiketleme ile ilgili hususlara dayandığı hatırlatılan açıklamada, “bugünkü Kismet Kebabs Ltd'nin sahip olduğu standartları, sistemleri, yönetim yapısını veya operasyonel kontrolleri yansıtmadığını vurgulamak isteriz” denildi.

Kısmet Kebabs Limited’in söz konusu açıklaması şöyle:

“Birleşik Krallık'taki ve yurt dışındaki değerli müşterilerimiz ve iş ortaklarımız, Kismet Kebabs Ltd ile ilgili son dönemde çıkan medya haberleri ve çevrimiçi yorumların farkındayız ve değerli iş ortaklarımıza konu hakkında açıklık getirmek istiyoruz.

Söz konusu dava, beş yıldan daha uzun bir süre önce meydana gelen tarihi olaylarla ilgilidir ve şirketin farklı bir yönetim yapısı altında faaliyet gösterdiği dönemi kapsamaktadır.

Mahkeme süreci yakın zamanda sonuçlanmış olsa da, konunun geçmişte yaşanan ve etiketleme ile ilgili hususlara dayandığını, herhangi bir zarar tespit edilmediğini ve bugünkü Kismet Kebabs Ltd'nin sahip olduğu standartları, sistemleri, yönetim yapısını veya operasyonel kontrolleri yansıtmadığını vurgulamak isteriz.

Son birkaç yıl içerisinde Kismet Kebabs Ltd, işletmenin tüm alanlarında önemli yatırımlar yapmış, yeniden yapılandırma süreçlerini tamamlamış ve sürekli iyileştirme faaliyetleri yürütmüştür. Şirketimiz son üç yıldır BRCGS Sertifikasını başarıyla sürdürmekte olup, son iki yıldır da BRCGS Modül 11 Et Tedarik Zinciri Güvence Akreditasyonunu korumaktadır. Bağımsız olarak denetlenen bu standartlar; gıda güvenliği, kalite, yasal uygunluk, izlenebilirlik, tedarikçi güvencesi ve operasyonel mükemmelliğe olan bağlılığımızı göstermektedir.

Bugün şirketimiz; kapsamlı kalite yönetim sistemleri, sıkı tedarikçi onay süreçleri, geliştirilmiş ürün bütünlüğü kontrolleri, düzenli bağımsız denetimler ve sürekli personel eğitim programları ile desteklenen güçlü bir kurumsal yönetim yapısı altında faaliyet göstermektedir. Bu uygulamalar, müşterilerimizin, düzenleyici kurumların, tedarikçilerimizin ve iş ortaklarımızın beklediği en yüksek standartları karşılamamızı sağlamaktadır.

120 kişilik özverili ekibimizle birlikte finansal olarak güçlü ve tam kapasiteyle faaliyet göstermeye devam ediyoruz. Müşterilerimiz, tedarikçilerimiz, hizmet sağlayıcılarımız, sigorta ortaklarımız, lojistik sağlayıcılarımız ve profesyonel danışmanlarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri sürdürmeye kararlıyız. Günlük operasyonlarımız normal şekilde devam etmekte olup üretim, müşteri hizmetleri veya tedarik zinciri faaliyetlerimizde herhangi bir aksama yaşanmamıştır.

Kismet Kebabs Ltd'ye duyulan güven ve destek bizim için son derece değerlidir. Bugünkü işletmemiz, beş yıl öncesindeki işletmeden çok farklıdır ve şeffaflık, uyumluluk, sürekli gelişim ve sorumlu iş uygulamalarına olan bağlılığımızı sürdürmeye devam etmekteyiz.”

Kismet Kebabs Hakkında Eurovizyon'da Yayınlanan Haberin Linki: https://www.eurovizyon.co.uk/birkac-firsatcinin-olusturdugu-guven-krizi-milyarlarca-euroluk-doner-sektorunu-tehdit-ediyor

Independent Mortgage 3

Başbakan Starmer’e Yönelik Kundaklama Komplosunda Karar Çıktı

İngiltere’de geçen yıl Başbakan Keir Starmer ile bağlantılı mülk ve araçlara yönelik gerçekleştirilen kundaklama saldırılarıyla ilgili davada karar çıktı. Old Bailey Mahkemesi, Ukrayna vatandaşı Roman Lavrynovych ile Romanya vatandaşı Stanislav Carpiuc’u kundaklama komplosu kurmaktan suçlu buldu. Karar 15 Haziran 2026 tarihinde açıklandı. Soruşturma kapsamında saldırıların, “El Money” takma adını kullanan gizemli bir kişi tarafından Telegram üzerinden yönlendirildiği ortaya çıktı.

Saldırılar Beş Günlük Süreçte Gerçekleşti

Mahkemede ortaya konulan delillere göre olaylar, Mayıs 2025’te peş peşe gerçekleştirildi. İlk saldırıda Starmer’a ait olduğu belirtilen eski bir Toyota RAV4 araç Londra’nın Kentish Town bölgesinde ateşe verildi. Birkaç gün sonra Başbakan ile bağlantılı iki ayrı konut hedef alındı. Bunlardan biri Starmer’ın daha önce yaşadığı bir mülk, diğeri ise kız kardeşinin ailesinin ikamet ettiği evdi. Son saldırının ardından dosya Londra Terörle Mücadele Polisi’nin (CTP) kontrolüne geçti ve geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Telegram Yazışmaları Dava Dosyasına Girdi

Savcılık, saldırıların tesadüfi olmadığını ve organize bir planın parçası olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Mahkemede okunan yüzlerce Telegram mesajında, “El Money” takma adlı kişinin Lavrynovych’e saldırıları gerçekleştirmesi karşılığında kripto para üzerinden ödeme teklif ettiği ortaya çıktı. Soruşturmacılar, saldırıların arkasındaki kişinin Rusça konuştuğunu ve kimliğinin halen kesin olarak belirlenemediğini açıkladı.

Sanıklar Ne Savundu?

22 yaşındaki Roman Lavrynovych, aracı ateşe verdiğini kabul etti ancak bunu maddi sıkıntılar nedeniyle yaptığını ve hedef aldığı kişinin İngiltere Başbakanı olduğunu bilmediğini öne sürdü. Mahkemede, hasta babasına destek olmak amacıyla para kazanmak istediğini söyledi. Stanislav Carpiuc ise saldırıların planlanmasına yardım ettiği yönündeki suçlamaları reddetti ancak jüri savcılığın sunduğu delilleri yeterli bularak suçlu kararı verdi.

Independent Mortgage 3

Üçüncü Sanık Beraat Etti

Davada yargılanan üçüncü sanık Petro Pochynok hakkında ise yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle beraat kararı verildi. Jüri, Lavrynovych ve Carpiuc’un kundaklama komplosuna katıldığına hükmederken, Lavrynovych ayrıca yangın çıkarma suçundan da mahkûm edildi. Ancak sanık, “hayatı tehlikeye atma kastıyla kundaklama” suçlamasından beraat etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Rusya Bağlantısı İddiaları Araştırıldı

Dava boyunca saldırıların olası yabancı devlet bağlantıları da gündeme geldi. Savcılık ve terörle mücadele ekipleri, “El Money” adlı kişinin Rusya ile bağlantılı olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşıldığını ancak saldırıların doğrudan Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlayacak yeterli delil elde edilemediğini açıkladı. Buna rağmen uzmanlar, olayın son yıllarda Avrupa’da görülen vekil aktörler aracılığıyla yürütülen sabotaj girişimleriyle benzerlik taşıdığına dikkat çekti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ceza Duruşması Bu Hafta Yapılacak

Old Bailey’de 15 Haziran 2026’da açıklanan suçlu kararının ardından gözler ceza duruşmasına çevrildi. Mahkemenin, iki sanık hakkında verilecek nihai cezayı bu hafta içerisinde açıklaması bekleniyor. İngiliz hükümeti ise kararın ardından yaptığı açıklamada, demokratik kurumları hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek soruşturmayı yürüten polis ekiplerine teşekkür etti.

Rüya Taner Londra’da “Asya’nın Tatlı Suları”yla Büyüledi

Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dünyanın önemli sahnelerinde başarıyla temsil eden uluslararası konser piyanisti Rüya Taner, son projesi “Sweet Waters of Asia” ile Londralı sanatseverlerle buluştu.

Bromcom'un ana sponsorluğunda, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü St James’s Church Piccadilly’de gerçekleştirilen konser, Londra’daki Türkçe konuşan toplumun üyeleri ve başkentin farklı kesimlerinden gelen klasik müzik dinleyicilerini bir araya getirdi. Proje kapsamında düzenlenen konser aynı zamanda canlı olarak kayıt altına alındı.

Doğu ile Batı Arasında Müzikal Bir Köprü

Rüya Taner’in daha önce büyük ilgi gören “Sweet Waters of Europe” programının devamı niteliğindeki “Sweet Waters of Asia”, müziğin evrensel dili aracılığıyla tarihsel ve kültürel bağları keşfe çıkan özel bir repertuvar sundu.

Ruya Taner Konser 12

İpek Yolu’nun zengin kültürel mirasından ilham alan konser, Rusya ve Kafkasya’dan Türkiye’ye, oradan da Orta Asya’ya uzanan geniş coğrafyadaki müzikal etkileşimleri dinleyicilere taşıdı. Program, farklı kültürlerin yüzyıllar boyunca birbirlerini nasıl etkilediğini ve bu etkileşimin klasik müzikteki yansımalarını ortaya koydu.

Romantik Dönemden Günümüze Uzanan Repertuvar

Konserde, 19. yüzyılın önde gelen romantik dönem bestecileri Mihail Glinka, Aleksandr Borodin ve Sergei Lyapunov’un eserlerinin yanı sıra çağdaş besteciler Kamran İnce, Aziza Mustafazadeh ve Kıbrıslı besteci Sayram Akdil’in yapıtlarına da yer verildi.

Seçilen eserler, Doğu’nun zengin müzikal renklerinin Batı klasik müzik geleneğini nasıl etkilediğini ve günümüz bestecilerine ilham vermeyi sürdürdüğünü gözler önüne serdi.

Ruya Taner Konser 13

Dünya Prömiyeri Geceye Damga Vurdu

Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise seçkin besteci Rovshen Nepesov tarafından Rüya Taner’e ithaf edilerek bestelenen “Rüya” adlı eserin dünya prömiyeri oldu.

İlk kez Londra’da seslendirilen eser, dinleyiciler tarafından büyük beğeniyle karşılandı. Eserin dünya prömiyeri, “Sweet Waters of Asia” projesinin önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirildi.

Türkiye ve KKTC’nin Kültürel Tanıtımına Katkı

Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği himayelerinde ve KKTC Londra Temsilciliği iş birliğiyle düzenlenen konser, Asya, Türkiye ve Avrupa arasındaki kültürel bağları müzik aracılığıyla kutlayan anlamlı bir etkinlik olarak kayıtlara geçti.

Sanatın birleştirici gücünü ön plana çıkaran gece, Londra’daki Türkçe konuşan toplumun üyeleri ile müzikseverleri aynı çatı altında buluştururken, Rüya Taner’in uluslararası sanat kariyerine bir başarı halkası daha ekledi.

Konser sonunda sanatçı uzun süre ayakta alkışlanırken, “Sweet Waters of Asia” projesinin ilerleyen dönemde farklı uluslararası merkezlerde de sanatseverlerle buluşmasının planlandığı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

'Kilo Verme Hapı' Wegovy'nin Tableti Satışa Çıkıyor

İngiltere’de obezite tedavisine yönelik önemli bir gelişme yaşandı. Danimarkalı ilaç devi Novo Nordisk tarafından geliştirilen ve son yıllarda dünya genelinde büyük ilgi gören Wegovy’nin tablet formu, İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA) tarafından kullanım onayı aldı.

Kararla birlikte, bugüne kadar haftada bir kez enjeksiyon şeklinde uygulanan semaglutid tedavisinin ilk kez hap versiyonu da hastalara sunulacak. İlacın önümüzdeki haftalarda özel reçete ile eczanelerde satışa çıkması bekleniyor.

Uzmanlar, yeni formun özellikle enjeksiyon korkusu yaşayan veya düzenli iğne uygulamak istemeyen kişiler için tedaviye erişimi kolaylaştıracağını belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Klinik Çalışmalarda Dikkat Çeken Sonuçlar

Novo Nordisk tarafından yürütülen klinik araştırmalarda, semaglutid tablet kullanan katılımcıların 64 haftalık süreç sonunda ortalama vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde 14’ünü kaybettiği bildirildi.

Tedaviye düzenli şekilde devam eden ve yaşam tarzı değişikliklerini sürdüren kişilerde ise kilo kaybı oranının yüzde 17’ye kadar yükseldiği kaydedildi.

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların enjeksiyon formuyla büyük ölçüde benzerlik gösterdiğini ifade ediyor. Bu durum, hap formunun etkinliği konusunda sağlık otoritelerinin güvenini artıran temel unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Obezite Küresel Bir Sağlık Sorunu

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) verilerine göre dünya genelinde bir milyardan fazla insan obeziteyle yaşıyor. Uzmanlar, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olmadığını; tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, uyku apnesi ve bazı kanser türleri için önemli bir risk faktörü olduğunu vurguluyor.

İngiltere’de yetişkin nüfusun yaklaşık dörtte biri obez kategorisinde bulunuyor. Sağlık ekonomistleri, obeziteye bağlı hastalıkların NHS bütçesine her yıl milyarlarca sterlin ek yük getirdiğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Talebin Daha da Artması Bekleniyor

Son iki yılda Wegovy, Ozempic ve benzeri GLP-1 reseptör agonisti ilaçlara yönelik talep dünya çapında rekor seviyelere ulaştı. İngiltere’de son bir yıl içinde yaklaşık 1,6 milyon kişinin bu tür kilo verme ilaçlarını kullandığı tahmin ediliyor.

Uzmanlar, tablet formunun piyasaya sürülmesiyle birlikte kullanıcı sayısında yeni bir artış yaşanabileceğini öngörüyor. Özellikle enjeksiyon tedavisini tercih etmeyen kişiler için hap seçeneğinin önemli bir motivasyon yaratacağı ifade ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

NHS Kararı Bekleniyor

Yeni ilaç şimdilik yalnızca özel reçeteyle temin edilebilecek. Ancak İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) ilacı karşılayıp karşılamayacağı henüz netleşmedi.

Bunun için Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü’nün (NICE) maliyet etkinliği değerlendirmesini tamamlaması gerekiyor. Değerlendirme sonucunda olumlu karar çıkması halinde tablet formunun belirli kriterleri karşılayan hastalara devlet desteğiyle sunulmasının önü açılabilecek.

Uzmanlardan Uyarı: “Mucize Hap Değil”

Endokrinoloji ve obezite uzmanları, semaglutid içeren ilaçların etkili sonuçlar verdiğini ancak tek başına kalıcı çözüm olmadığını hatırlatıyor. Uzmanlara göre başarılı sonuçlar için ilaç tedavisinin dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerekiyor.

Ayrıca tedavinin bırakılması durumunda bazı hastalarda yeniden kilo artışı görülebildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle ilacın yalnızca doktor gözetiminde ve uygun tıbbi değerlendirme sonrasında kullanılması öneriliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İlaç Pazarında Yeni Rekabet Dönemi

Wegovy’nin tablet formunun onaylanması, hızla büyüyen obezite ilaçları pazarında rekabeti de artırabilir. Sektör analistleri, önümüzdeki yıllarda farklı ilaç şirketlerinin benzer ağızdan alınan tedavileri piyasaya sürmeye hazırlandığını belirtiyor.

Uzmanlara göre enjeksiyondan tablete geçiş, obezite tedavisinde hasta uyumunu artırabilecek ve milyonlarca kişinin tedaviye erişimini kolaylaştırabilecek yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’dan Tarihi Karar

İngiltere hükümeti, çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmak amacıyla kapsamlı bir sosyal medya yasağı hazırladı. Başbakan Keir Starmer, 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişimini engelleyecek düzenlemenin Parlamento'ya 2026 yılı sonuna kadar sunulacağını ve 2027 yılının ilkbaharında yürürlüğe girmesinin hedeflendiğini duyurdu.

Kararı bir ebeveyn olarak değerlendirdiğini söyleyen Starmer, “Kendi çocuklarım için yürekten istediğim tek şey onların mutlu ve güvende olmalarıdır. Sanırım her ebeveynin istediği de budur” ifadelerini kullandı. Başbakan, çocukların çevrimiçi ortamda maruz kaldığı zararlı içerikler, siber zorbalık ve bağımlılık yaratan algoritmalar nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu savundu.

Hangi Platformlar Yasak Kapsamında?

Hükümetin açıklamasına göre yasağın Snapchat, TikTok, YouTube, Instagram, Facebook ve X başta olmak üzere sosyal etkileşim ve içerik paylaşımı amacı taşıyan platformları kapsaması planlanıyor. Ancak nihai platform listesi henüz yayımlanmadı. Mesajlaşma uygulamaları WhatsApp ve Signal'ın ise düzenleme dışında kalması bekleniyor.

Yeni kurallarla birlikte çocukların canlı yayın yapması yasaklanacak, yabancı kişilerle doğrudan iletişim kurmaları sınırlandırılacak ve bu düzenlemeler çevrimiçi oyun platformlarını da kapsayacak.

Teknoloji Şirketlerine Yaş Doğrulama Zorunluluğu

Yasağın uygulanabilmesi için sosyal medya şirketlerinin daha güçlü yaş doğrulama sistemleri kurması gerekecek. Düzenlemenin denetiminden İngiltere'nin iletişim düzenleyicisi Ofcom sorumlu olacak. Kurallara uymayan platformlar ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecek.

Hükümet ayrıca 18 yaş altındakiler için gece saatlerinde sosyal medya kullanımını sınırlayabilecek dijital sokağa çıkma yasağı ve sonsuz kaydırma gibi bağımlılık yaratan özelliklere yönelik ek kısıtlamaları da değerlendiriyor.

Destek de Var, Eleştiri de

Karar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Hükümetin danışma sürecinde ebeveynlerin yaklaşık yüzde 90'ının sosyal medya kullanım yaşının 16'ya çıkarılmasını desteklediği açıklandı.

Buna karşın bazı teknoloji şirketleri ve uzmanlar yasağın çocukları VPN gibi yöntemlerle daha az denetlenen platformlara yönlendirebileceğini savunuyor. Eleştirmenler, sorunun yalnızca erişimi engellemekle değil, platformların algoritmaları ve güvenlik politikalarının güçlendirilmesiyle çözülebileceğini belirtiyor.

Avustralya'nın Ardından En Sert Adımlardan Biri

Benzer bir düzenlemeyi dünyada ilk uygulayan ülke Avustralya olmuştu. İngiltere'nin hazırladığı modelin ise kapsam bakımından daha katı olduğu değerlendiriliyor. Kanada, Brezilya ve Endonezya gibi ülkelerde de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yaş sınırlamaları ve yeni düzenlemeler gündemde bulunuyor.

Türkiye'de de Mayıs ayı itibarıyla 15 yaş altı çocukların sosyal medya erişimine yönelik çeşitli kısıtlamalar yürürlüğe girmişti. İngiltere'nin aldığı son karar, çocukların dijital güvenliği konusunda dünya genelinde yükselen yeni düzenleme dalgasının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Oyuncu Ece İrtem’in vefatı derin üzüntü meydana getirdi

Kızılcık Şerbeti dizisinde Işıl karakterine hayat veren Ece İrtem, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İrtem'in vefatıyla ilgili avukatı açıklama yaptı.

"Kızılcık Şerbeti" ve "Payitaht Abdülhamid" gibi birçok dizide canlandırdığı rolleriyle dikkati çeken 35 yaşındaki Ece Ertem' evinde geçirdiği rahatsızlık sonucu yaşamını yitirdiği öğrenildi. Ünlü oyuncunun ölüm nedeninin ise kalp krizi olduğu değerlendiriliyor.

AVUKATINDAN AÇIKLAMA

İrtem'in vefatına ilişkin yazılı açıklama yapan avukatı Uğur Gökkoyun, genç oyuncunun annesiyle birlikte evinde olduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gökkoyun, açıklamasında "Müvekkilim Ece İrtem bugün saat 12.00 sıralarında vefat etmiştir. İlk belirlemelere göre kalp krizinden dolayı vefat ettiğini düşünmekteyiz. Soruşturma devam etmektedir. Kesin sonuç otopsi raporu ile açıklığa kavuşacaktır. Otopsi raporu açıklandığında kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir. Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerimi sunuyorum." ifadelerini kullandı.

Dün yeni yaşını kutladığı öğrenilen Ece İrtem'in ani vefatı, sevenleri ve sanat camiası tarafından üzüntüyle karşılandı.

ÜNLÜ İSİMLERDEN TAZİYE MESAJI

Ece İrtem'in vefatının ardından ünlü isimler sosyal medya hesaplarından taziye mesajları yayımladı.

Özge Özpirinçci: Sandık Kokusu setinde tanıştım kendisiyle ve her sahnemizde çok keyif aldım! "Ojelerin ne kadar güzel" dediğim günün ertesi günü sete bana hediye olarak aynı ojeden alıp gelmişti. Çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Allah ailesine, yakınlarına, sevenlerine sabır versin. Başımız sağ olsun.

Meriç Aral: Canım Ece'yi kaybettiğimizi öğrendim. Çok ama çok üzgünüm, çok şaşkınım. Ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum. Başımız sağ olsun. Canım Ece, çok üzgünüm. Mekanın cennet olsun güzeller güzeli, yetenekli arkadaşım.

Şahan Gökbakar: Çok üzgünüm. Mekanın cennet olsun Ece... Ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Necip Memili: Canım arkadaşım, güzel partnerim, güzel kardeşim; çok çok üzgünüm. Allah mekanını cennet etsin, ailene sabır versin.

Selin Türkmen: Yattığın yer incitmesin Ece.

Şebnem Bozoklu: Çok üzgün ve şaşkınım. Huzurla uyu güzel kız. Allah rahmet eylesin.

Taner Rumeli: Çok üzücü, çok! Mekanın cennet olsun.

Bekir Aksoy: Başımız sağ olsun, çok erken bir veda.

Serkan Rutkay Ayıköz: Yattığın yer incitmesin Ece.

Serkay Tütüncü: Ah Ece... Ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum. Mekanın cennet olsun.

Rahimcan Kapkap: Eski rol arkadaşım Ece İrtem’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Başımız sağ olsun, çok üzgünüm...

ECE İRTEM KİMDİR?

Ece İrtem, tiyatro, dizi ve opera alanlarında eğitim almış, çok yönlü bir oyuncudur. 14 Haziran 1991 tarihinde Sivas'ta dünyaya gelmiştir. Henüz ilkokul yıllarında sahneyle tanışan İrtem, yazdığı skeçlerle okul piyeslerinde sahne alarak oyunculuğa erken yaşta ilgi duymaya başlamıştır. Bununla birlikte küçük yaşlardan itibaren lisanslı olarak koşuculukla ilgilenmiştir.

Sanat eğitimine İzmir'de başlayan İrtem, 2014 yılında Yaşar Üniversitesi Opera / Şan Anasanat Dalı Bölümü'nden üçüncülük derecesiyle mezun olmuştur. Eğitimi boyunca opera alanında Türkiye'nin ve dünyanın tanınan sanatçılarıyla çalışmıştır. Bunlar arasında soprano Aytül Büyüksaraç, tenor Levent Gündüz, mezzosoprano Anna Chubuchenko, Paolo Susanni, Esra Mamaç gibi önemli isimler bulunmaktadır.

Üniversite eğitiminin ardından oyunculuğa ağırlık veren Ece İrtem, İstanbul'a taşındıktan sonra 2014-2015 yılları arasında Sadri Alışık Kültür Merkezi'nde oyunculuk eğitimi almıştır. Burada Kayhan Yıldızoğlu, Okday Korunan, Kadim Yaşar ve Tolga Çiftçi gibi tiyatro dünyasının deneyimli isimlerinden dersler alarak sahne tecrübesini geliştirmiştir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

ABD-İran barışında tarihi dönüm noktası: Anlaştılar

ABD ve İsrail ikilisinin İran’a başlattığı saldırı ile birlikte son aylarda yaşanan gerilimin ardından diplomasi masasında önemli bir gelişme yaşandı. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinin başarıyla sonuçlandığını duyurdu.

Şerif, “Yoğun görüşmelerin ardından Amerika Birleşik Devletleri ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki barış anlaşmasına ulaşıldığını memnuniyetle duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.

Pakistan Başbakanı, tarafların yalnızca doğrudan çatışma alanlarında değil, Lübnan dahil bölgedeki tüm cephelerde askeri operasyonları derhal ve kalıcı olarak sonlandırma kararı aldığını belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

İmzalar 19 Haziran’da İsviçre’de atılacak

Şerif’in verdiği bilgiye göre anlaşmanın resmi imza töreni 19 Haziran Cuma günü İsviçre’de gerçekleştirilecek. Bu tarihe kadar arabulucuların gözetiminde teknik ve ön uygulama toplantıları yapılacak. Görüşmelerin, anlaşmanın sahada nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıları netleştirmesi bekleniyor.

Pakistan, süreç boyunca Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de diplomatik katkı sunduğunu açıkladı. Şerif, söz konusu ülkelerin liderliklerine teşekkür ederek anlaşmanın ortaya çıkmasında önemli rol oynadıklarını söyledi.

Independent Mortgage 3

Trump’tan ilk doğrulama

Pakistan’dan gelen açıklamanın ardından ABD Başkanı Donald Trump da anlaşmanın tamamlandığını duyurdu. Trump, yaptığı açıklamada ABD-İran mutabakatının sonuçlandığını belirterek İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması talimatını verdiğini açıkladı.

Trump ayrıca Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açılması yönünde adım atıldığını duyurdu. Bu gelişme, küresel enerji piyasaları açısından da kritik önem taşıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Anlaşmanın ayrıntıları henüz netleşmedi

Taraflar arasında varılan mutabakatın tam içeriği henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil. Ancak uluslararası basında yer alan bilgilere göre anlaşmanın; ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın güvenli şekilde yeniden açılması ve nükleer dosyaya ilişkin teknik müzakerelerin sürdürülmesi gibi başlıkları içerdiği değerlendiriliyor. Buna karşın İran’ın nükleer programı başta olmak üzere bazı kritik konuların ilerleyen görüşmelerde ele alınacağı belirtiliyor.

Dünya temkinli iyimserlik içinde

Uluslararası kamuoyu gelişmeyi ihtiyatlı bir iyimserlikle karşıladı. Uzmanlar, anlaşmanın resmiyet kazanması halinde son yılların en önemli diplomatik başarılarından biri olarak kayıtlara geçebileceğini ifade ediyor. Özellikle enerji piyasaları ve bölgesel güvenlik açısından olumlu beklentiler oluşurken, anlaşmanın sahadaki uygulamasının sürecin kaderini belirleyeceği vurgulanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gözler İsviçre’deki zirvede

Şimdi gözler 19 Haziran’da İsviçre’de düzenlenecek imza törenine çevrildi. Diplomatik kaynaklar, tarafların bu tarihe kadar teknik ayrıntılar üzerinde çalışacağını ve kalıcı barışın çerçevesinin netleştirileceğini belirtiyor.

Eğer süreç planlandığı şekilde ilerlerse, ABD ile İran arasında uzun yıllardır süren gerilimde yeni bir dönemin kapısı aralanmış olacak.

Osmanlı dönemine ait nadir Guardi tablosu Londra’da satışa çıkıyor

Venedikli sanatçılarından Giovanni Antonio Guardi’nin 18. Yüzyıla ait önemli eseri “The Greek Favourite in the Harem” (Haremdeki Yunan Gözde) adlı eseri, sanat piyasasında dikkat çekmeye hazırlanıyor. Daha önce hiç satılmamış olan tablo, yaklaşık 33 yıldır da kamuoyuna gösterilmedi.

Sothebys's'de 1 Temmuz'da düzenlenecek müzayedede, 200 bin ila 300 bin sterlin değer biçilen eser, ressamın Türkiye’ye hiç seyahat etmemiş olmasına rağmen Osmanlı saray yaşamını hayal gücüyle yorumladığı dikkat çekici çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Guardi’nin yarattığı sahne, izleyiciyi Doğu’nun egzotik atmosferine taşıyan güçlü bir kurgu ve fantezi dünyası sunuyor.

Tablo, bir dönem Osmanlı İmparatorluğu’na karşı savaşmış Alman komutan Mareşal Kont Johann Matthias von der Schulenburg’un siparişi üzerine yapıldı. Schulenburg, 1716’daki Korfu Kuşatması’nda Osmanlı kuvvetlerine karşı elde ettiği zaferle ün kazanmıştı. Ancak ilerleyen yıllarda Osmanlı kültürüne derin bir ilgi duymaya başladı ve bu ilgisini sanat koleksiyonuna da yansıttı.
43 parçalık “Turquerie” serisinin parçası

Eser, Osmanlı tarihi, gündelik yaşamı ve geleneklerini konu alan 43 parçalık kapsamlı bir “Turquerie” serisinin parçası. Dönemin Avrupa sanatında yaygın olan Doğu ve Osmanlı merakını yansıtan seri, Flaman-Fransız sanatçı Jean-Baptiste Vanmour’un resim ve baskılarından ilham alınarak 1741-1743 yılları arasında hazırlandı.

Sanat tarihçilerine göre Schulenburg’un, Osmanlılarla savaşmış bir asker olmasına rağmen böylesine ayrıntılı bir Osmanlı yaşamı dizisi sipariş etmesi, dönemin kültürel etkileşiminin dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl
Serinin yarısından azı günümüze ulaştı

Bugün söz konusu 43 tablodan yalnızca yaklaşık 20’sinin varlığı biliniyor. Son 35 yılda seriye ait sadece sekiz eser müzayede piyasasında ortaya çıktı. Bu durum, serinin sanat dünyasındaki nadirliğini ve koleksiyoncular açısından taşıdığı önemi artırıyor.

Uzmanlar, satışa çıkacak tablonun seriye ait eserler arasında yeni bir müzayede rekoru kırma potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Ayrıca eserin, hazırlık aşamasında yapılmış olabileceği düşünülen bir çizimle bağlantılı olabileceği ve bunun da Guardi’nin yaratım sürecine ışık tutan nadir bir belge niteliği taşıdığı ifade ediliyor.

Sanat çevreleri, uzun yıllardır gözlerden uzak kalan bu özel eserin yeniden gün yüzüne çıkmasını, Osmanlı temalı Avrupa sanatının önemli örneklerinden birinin keşfi olarak değerlendiriyor.

Independent Mortgage 3

Londra Türk Müziği Korosu’ndan Chislehurst’te Konser

Londra Türk Müziği Korosu, Chislehurst Christ Church’te düzenlediği konserle Türk musikisinin seçkin eserlerini sanatseverlerle buluşturdu. Yoğun katılımın olduğu gece, duygu ve coşkunun iç içe geçtiği unutulmaz anlara sahne oldu.

Koro Şefi Yıldırım Bekçi yönetiminde sahne alan koro, titizlikle hazırlanan repertuvarıyla dinleyicilerden tam not aldı. Türk musikisinin farklı dönemlerinden seçilen eserler, salonu dolduran müzikseverler tarafından büyük ilgiyle takip edildi.

Programın sunuculuğunu üstlenen Nil Matovski, geceye teşrif eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Büyükelçisi Aysan Mullahasan Atılgan, Konsey Başkanı Kenan Nafi, Muhafazakâr Parti Meclis Üyesi Şerif İsa, Limasollular Derneği Başkanı Arife Retvan, dernek ve eğitim kurumlarının temsilcileri ile çok sayıda davetliye hoş geldiniz diyerek programı açtı. Londra Türk Müziği Korosu’nun 20 yılı aşkın süredir sosyal sorumluluk bilinciyle sürdürdüğü çalışmalarından söz ederek, ana sponsor Bromcom’a teşekkür etti. Ayrıca repertuvardaki eserler ve bestecileri hakkında verdiği bilgilerle geceye ayrı bir renk kattı.

Londra Türk Müziği Korosu Konser 2

Gecenin açılış konuşmasını yapan Londra Türk Müziği Korosu Başkanı İnci Güryel, konserin gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı Koro Şefi Yıldırım Bekçi’ye, korist arkadaşlarına ve sunucu Nil Matovski’ye teşekkür etti. Ayrıca konsere katılarak destek veren tüm misafirlere şükranlarını sundu. Güryel konuşmasında, müziğin yalnızca bir sanat dalı olmadığını, aynı zamanda insanların yaşamındaki olumsuzluklar karşısında iyileştirici ve umut verici bir güç taşıdığını vurguladı.

Konser sonunda geceye teşrif eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Büyükelçisi Aysan Mullahasan Atılgan, konuşmasında konserden duyduğu memnuniyeti dile getirerek koroyu tebrik etti.

Türk musikisinin Londra’daki 20 yıllık geçmişiyle önemli temsilcilerinden biri olan Londra Türk Müziği Korosu, önümüzdeki dönemde de düzenleyeceği konser ve kültürel etkinliklerle sanatseverleri Türk müziğinin seçkin eserleriyle buluşturmaya devam edecek.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Danışma Kurulu’ndan Açıklama

Yakın dönemde farklı medya organları ve sosyal medya platformlarında mevcut Konsey Yönetimi ve Kıbrıs Türk Festivali ile ilgili tartışmalarla ilgibi Konsey Danışma Kurulu’nun yazısı açıklaması şöyle:

YÖNETİŞİM, ŞEFFAFLIK VE ÜYE KATILIMI HAKKINDA DANIŞMA KURULU AÇIKLAMASI

Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Birleşik Krallık (Konsey) Danışma Kurulu, kuruluş içerisinde yönetişim, şeffaflık, mali hesap verebilirlik ve anayasal süreçlere ilişkin olarak bir süredir devam eden değerlendirmeler ve görüşmeler ışığında bu açıklamayı yapma gereği duymuştur.

Son aylarda Danışma Kurulu, İcra Kurulu’na çeşitli endişelerini, tavsiyelerini ve açıklama taleplerini iletmiştir. Bu girişimlerin amacı; iyi yönetişimi desteklemek, Konsey’in itibarını korumak ve tüm taraflar arasında yapıcı bir diyalog ortamının sürdürülmesine katkıda bulunmaktır.

Bazı konular halen görüşülmekte olmakla birlikte, Danışma Kurulu, gündeme getirilen meseleler ve bunların açıklığa kavuşturulması için gösterilen çabalar konusunda üye kuruluşları ve halkımızı bilgilendirmenin uygun olduğuna inanmaktadır.

TARİHÇE VE ARKA PLAN

Aşağıda belirtilen hususlara değinmeden önce, Danışma Kurulu CTCA UK Ltd’nin kuruluşu, amacı ve yönetişim yapısına ilişkin tarihsel arka planın üyeler tarafından bilinmesinin önemli olduğunu düşünmektedir.

CTCA UK Ltd’nin kurulması kararı, 2018 yılında gerçekleştirilen Konsey Başkanları toplantısında görüşülmüş ve tüm dernekler tarafından onaylanmıştır. Şirket; Kıbrıs Türk Kültür Festivali dahil olmak üzere toplum yararına projelerin, Birleşik Krallık şirketler hukuku ve düzenleyici yükümlülüklere uygun, şeffaf ve hesap verebilir bir yapı içerisinde yürütülmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Kuruluş aşamasında şirket beş direktörden oluşmaktaydı. Daha sonra kurumsal hafızanın korunması ve sürekliliğin sağlanması amacıyla bir önceki Konsey Başkanı da yapıya dahil edilmiştir. Ayrıca yönetişim modeli, göreve gelen Konsey Başkanlarının dönüşümlü olarak şirket direktörü olmalarını öngörmüş; böylece hem geniş toplumsal temsilin sağlanması hem de şirket ile Konsey arasındaki ilişkinin güçlü tutulması amaçlanmıştır.

Şirket daha sonra yedi direktörden oluşan bir yönetim yapısıyla faaliyet göstermiş olup, Sayın Nafi de bu dönemde şirketin kuruluşu ve yönetim süreçlerinde yer almıştır.

Türk Kıbrıs Kültür Festivali ile ilgili uzun vadeli hedeflerden biri, festivalden elde edilecek gelirlerin toplum yararına kalıcı bir toplum merkezi veya tesis edinilmesine katkı sağlamasıydı. Bu amaçla bir Toplum Binası Fonu (Community Building Fund) oluşturulmuş ve muhafaza edilmiştir.

Danışma Kurulu’nun erişebildiği bilgilere göre, bu amaç doğrultusunda biriktirilen yaklaşık 98.000 Sterlin halen şirket hesaplarında tutulmakta ve toplum yararına kullanılmak üzere ayrılmış bulunmaktadır.

Ayrıca 2024 Türk Kıbrıs Kültür Festivali hazırlıkları sırasında, CTCA UK Ltd festival organizasyonuna destek olmak amacıyla yaklaşık 10.000 Sterlin başlangıç harcaması sağlamıştır. Bu destek, o dönemde yürürlükte olan yönetim düzenlemeleri çerçevesinde şirket direktörleri tarafından onaylanmıştır.

Danışma Kurulu ayrıca, 2024 ve 2025 mali dönemlerinde CTCA UK Ltd tarafından Konsey’e herhangi bir ek mali aktarım yapılmadığını not etmektedir.

Danışma Kurulu, Kıbrıs Türk Kültür Festivali’nin gelişiminde uzun yıllar boyunca yer almış, festivalin kuruluş amaçlarını, tarihçesini ve yönetim yapısını yakından bilen kişilerden oluşmaktadır. Kurul üyelerinin bir kısmı festivalin kuruluş ve gelişim süreçlerinde doğrudan görev almış olup, festivalin temel ilkeleri olan şeffaflık, hesap verebilirlik ve toplum yararının korunmasına özel önem vermektedir.

Bu çerçevede Danışma Kurulu, 2025 Türk Kıbrıs Kültür Festivali’ne ilişkin kapsamlı mali raporlamanın henüz paylaşılmamış olmasından ve üye kuruluşlar ile Konsey yönetim organları tarafından yöneltilen birçok sorunun tatmin edici şekilde cevaplandırılmamış olmasından giderek daha fazla endişe duymaktadır.

Bu endişeler herhangi bir varsayım veya sonuca değil; yönetişim, mali hesap verebilirlik ve kurumsal karar alma süreçlerine ilişkin önemli soruların tekrarlanan açıklama taleplerine rağmen halen netlik kazanmamış olmasına dayanmaktadır.

Bu nedenle Danışma Kurulu, kendisine iletilen konular ve bunların açıklığa kavuşturulması için gösterilen çabalar hakkında üye kuruluşları ve halkı bilgilendirme sorumluluğu hissetmiştir. Bu açıklama, şeffaflık ve üyelerin , halkın bilgilendirilmesi amacıyla yayımlanmakta olup, cevaplanmamış soruların açık ve yapıcı şekilde ele alınmaması halinde toplum içerisindeki güven ortamını olumsuz etkileyebileceğine dair kaygıları yansıtmaktadır.

YÖNETİŞİM VE ŞEFFAFLIK

Danışma Kurulu, üye kuruluşlar tarafından dile getirilen aşağıdaki konulardaki endişeleri değerlendirmiştir:

* Yönetişim sorumluluklarının yerine getirilmesi için gerekli bilgilere erişim.

* Son faaliyetlere ilişkin mali raporlama ve hesap verebilirlik.

* Genel Kurul toplantısının zamanlaması ve ilgili anayasal süreçler.

* Çeşitli yönetişim sorularının henüz açıklığa kavuşmadığı bir dönemde yapısal ve kurumsal değişikliklerin ilerletilmesi.

* Kuruluşun geleceğini etkileyecek konularda üyelerle daha geniş kapsamlı istişare yapılmasına yönelik talepler.

Danışma Kurulu, üyeler arasındaki güvenin korunması için şeffaflığın ve sürekli diyaloğun büyük önem taşıdığına inanmaktadır.

MALİ RAPORLAMA VE HESAP VEREBİLİRLİK

Danışma Kurulu, son festival faaliyetlerine ilişkin mali raporlamayla ilgili çeşitli soruların gündeme getirildiğinin farkındadır.

Özellikle 2025 Türk Kıbrıs Kültür Festivali ile ilgili olarak gelirler, giderler ve mali sonuçlara ilişkin bilgi taleplerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Danışma Kurulu, bu konularda çeşitli açıklama taleplerinin yapıldığını ancak birçok sorunun halen cevapsız kaldığını değerlendirmektedir.

Danışma Kurulu’nun erişebildiği yazışmalar, yönetişim ve raporlama yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi amacıyla mali kayıtlar ve destekleyici belgelerin talep edildiğini göstermektedir. Bu konular, mali raporlama yükümlülüklerinin tamamlanmasına ilişkin devam eden görüşmelerin konusu olmuştur.

Danışma Kurulu ayrıca, CTCA UK Ltd’nin hesaplarının geç sunulması nedeniyle gecikme cezasına maruz kaldığını not etmektedir. Üyeler, bu gecikmenin nedenleri ve gelecekte benzer durumların önlenmesi için alınan tedbirler konusunda açıklama talep etmiştir.

Üyeler ayrıca 2025 Festivali’nin mali sonuçları konusunda daha fazla açıklık istemiştir. Danışma Kurulu’nun erişebildiği bilgilere göre sponsorluklar ve etkinlik gelirleri dahil festival gelirlerinin 300.000 Sterlinin üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. Üyeler, gelirler, giderler, yapılan tahsisatlar ve festivalin genel mali sonucu hakkında daha ayrıntılı bilgi talep etmektedir.

Danışma Kurulu ayrıca son iki festival döneminde Toplum Binası Fonu’na herhangi bir katkı yapılmamış göründüğünü not etmektedir. Birçok üye kuruluş bu durum ve toplum yararına uzun vadeli yatırımlara ilişkin gelecek planları hakkında açıklama talep etmektedir.

Danışma Kurulu, bu konularda üyelere açık ve kapsamlı bilgi verilmesinin şeffaflığı artıracağına ve kurumsal güveni güçlendireceğine inanmaktadır.

KURUMSAL YAPI

Danışma Kurulu, toplum kurumlarının güçlendirilmesi ve uzun vadeli sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik çabaları desteklemektedir.

Bununla birlikte üye kuruluşlar, yakın dönemde önerilen kurumsal yapılanmalar ve düzenlemeler hakkında; yönetişim, hesap verebilirlik, karar alma süreçleri ve mali denetimin nasıl işleyeceği konusunda ek açıklamalar talep etmektedir.

Danışma Kurulu, gelecekteki festival ve ilgili faaliyetlerle bağlantılı olarak bir Community Interest Company (CIC) kurulduğunu anlamaktadır. Üyeler, bu yapının Konsey ile ilişkisi, yönetişim düzenlemeleri, hesap verebilirlik mekanizmaları ve uzun vadeli operasyonel sorumlulukları konusunda daha fazla bilgi istemektedir.

Danışma Kurulu, toplumun geleceğini etkileyen önemli kararlar alınmadan önce üyelerin bu düzenlemeleri ve sonuçlarını tam olarak anlama fırsatına sahip olması gerektiğine inanmaktadır.

ÜYE İSTİŞARESİ

Danışma Kurulu, gerekli sayıda üye kuruluş tarafından Anayasa’ya uygun şekilde Olağanüstü Genel Kurul (EOGM) talebinde bulunulduğunu not etmektedir.

Birçok üye, yönetişim, mali konular ve anayasal meselelerin açık ve kolektif şekilde ele alınabileceği en uygun platformun Olağanüstü Genel Kurul olduğu görüşündedir.

Danışma Kurulu da bu konuların anayasal süreçler çerçevesinde değerlendirilmesinin yararlı olacağı kanaatini korumakta ve Olağanüstü Genel Kurul’un gecikmeksizin toplanmasını teşvik etmektedir.

İLETİŞİM SÜRECİ

Danışma Kurulu aşağıdaki tarihlerde İcra Kurulu’na resmi tavsiye, endişe ve talep yazıları sunmuştur:

* 11 Mayıs 2026

* 21 Mayıs 2026

* 30 Mayıs 2026

* 1 Haziran 2026

* 11 Haziran 2026 (iki ayrı yazı)

Bu yazışmaların amacı yapıcı diyalogu desteklemek, şeffaflığı teşvik etmek ve üyeler tarafından gündeme getirilen konulara yönelik pratik çözümler geliştirilmesine katkıda bulunmaktı.

Buna rağmen, gündeme getirilen konuların bir kısmı halen çözüme kavuşmamış veya açıklığa kavuşturulmayı beklemektedir.

SONUÇ

Danışma Kurulu’nun amacı ayrışma yaratmak veya kişisel anlaşmazlıklara taraf olmak değildir.

Ancak festivalin gelişiminde ve onu desteklemek amacıyla oluşturulan yönetişim yapılarında görev almış kişiler olarak Danışma Kurulu, önemli soruların cevapsız kaldığı ve üye kuruluşların rehberlik talep ettiği durumlarda endişelerini dile getirmeyi gerekli görmektedir.

Danışma Kurulu’nun görevi; tüm üye kuruluşlar ve toplumun yararı için iyi yönetişimi, hesap verebilirliği, şeffaflığı ve Anayasa’ya bağlılığı desteklemektir.

Bu nedenle Danışma Kurulu, yukarıda belirtilen konular hakkında açık, yapıcı ve sürekli diyaloğun sürdürülmesini teşvik etmekte ve üyelerin kuruluşun geleceğini etkileyecek kararlara katılım fırsatına sahip olmasının önemini vurgulamaktadır.

Bu açıklama şeffaflık ve üyelerin bilgilendirilmesi amacıyla yayımlanmıştır. Açıklama, üye kuruluşlar tarafından Danışma Kurulu’na iletilen soru ve endişeleri yansıtmaktadır.

Bu açıklamadaki hiçbir ifade, herhangi bir olayın kesin tespiti, bir yanlışlık veya usulsüzlük iddiası ya da mevcut veya muhtemel hukuki, düzenleyici veya disiplin süreçleri hakkında yorum olarak değerlendirilmemelidir. Danışma Kurulu, çeşitli konuların halen görüşülmekte ve açıklığa kavuşturulmakta olduğunu kabul etmektedir.

Danışma Kurulu

Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Birleşik Krallık

***

KONUYLA İLGİLİ DAHA ÖNCE YAYINLANAN HABERLERİN LİNKLERİ

Konuyla ilgili Festival Krizi Haberinin Linki:

https://www.eurovizyon.co.uk/festival-krizi-ingiltere-kibris-turk-toplumunu-ikiye-boldu

Konsey Başkanı Kenan Nafi Açıklaması

Haberinin Linki:

https://www.eurovizyon.co.uk/ingiltere-kibris-turk-dernekleri-konseyi-baskani-nafiden-aciklama

ADVISORY BOARD STATEMENT ON GOVERNANCE, TRANSPARENCY AND MEMBER ENGAGEMENT

The Advisory Board of the Council of Turkish Cypriot Associations UK (Konsey) is issuing this statement following a prolonged period of discussions regarding governance, transparency, financial accountability and constitutional processes within the organisation.

Over recent months, the Advisory Board has communicated a number of concerns, recommendations and requests for clarification to the Executive Committee. These communications were made with the intention of supporting good governance, protecting the reputation of the Konsey and promoting constructive engagement between all parties.

While some matters remain under discussion, the Advisory Board believes it is appropriate to inform member organisations of the issues that continue to be raised and the efforts made to seek clarification and resolution.

HISTORICAL BACKGROUND AND CONTEXT

Before addressing the matters outlined below, the Advisory Board considers it important to provide members with historical context regarding the establishment, purpose and governance of CTCA UK Ltd.

The decision to establish CTCA UK Ltd was discussed and approved at a meeting of Council Presidents in 2018. The company was created to provide a transparent, accountable and legally compliant structure through which community projects, including the Turkish Cypriot Cultural Festival, could be organised and managed in accordance with UK company law and regulatory requirements.

At the time of incorporation, the company was initially established with five directors. Subsequently, the immediate Past President of the Council was also included in order to provide continuity and institutional knowledge. The governance model further envisaged that incoming Council Presidents would participate on a rotational basis as company directors, helping to ensure broad community representation and maintain a close relationship between the company and the Council structure.

The company subsequently operated through a board comprising seven directors, including Mr Nafi, who participated in the establishment and governance of the company during this period.

From the outset, one of the long-term objectives associated with the Turkish Cypriot Cultural Festival was that any surplus generated by the Festival could contribute towards the acquisition of a permanent community facility for the benefit of the Turkish Cypriot community. For this reason, a Community Building Fund was established and maintained.

Based on information available to the Advisory Board, approximately £98,000 accumulated for this purpose remains held within the company’s bank account and continues to be designated for future community benefit.

In addition, during preparations for the 2024 Turkish Cypriot Cultural Festival, CTCA UK Ltd provided approximately £10,000 towards initial festival-related expenses in order to support the organisation of the event. This support was approved by the company’s directors in accordance with the governance arrangements in place at the time.

The Advisory Board further notes that no additional funds were transferred by CTCA UK Ltd to the Council during the 2024 and 2025 financial periods.

The Advisory Board consists of individuals who have been closely involved in the development of the Turkish Cypriot Cultural Festival over many years and who possess direct knowledge of its origins, objectives and governance arrangements. Several members of the Advisory Board were involved in the establishment and evolution of the Festival and therefore have a longstanding interest in ensuring that its founding principles of transparency, accountability and community benefit are maintained.

It is against this background that the Advisory Board has become increasingly concerned by the absence of comprehensive financial reporting relating to the 2025 Turkish Cypriot Cultural Festival and by the lack of satisfactory responses to a number of questions raised by member organisations and governance bodies.

These concerns arise because important questions relating to governance, financial accountability and organisational decision-making remain unresolved despite repeated requests for clarification.

The Advisory Board has therefore felt a responsibility to inform member organisations of the matters brought to its attention and of the efforts made to obtain clarification. This statement is issued in the interests of transparency and member awareness and reflects the Advisory Board’s concern that unresolved questions may adversely affect confidence within the community if not addressed openly and constructively.

This background information is provided solely to assist members in understanding the historical context of the organisation and should not be interpreted as criticism of any individual or organisation.

GOVERNANCE AND TRANSPARENCY

The Advisory Board has received and considered concerns expressed by member organisations regarding:

* Access to information relevant to governance responsibilities.

* Financial reporting and accountability relating to recent activities.

* The timing of the Annual General Meeting and related constitutional processes.

* The progression of organisational and structural changes while a number of governance questions remain subject to clarification.

* Requests from member organisations for broader consultation on matters affecting the future direction of the organisation.

The Advisory Board believes that continued dialogue and transparency are important in maintaining confidence amongst member organisations.

FINANCIAL REPORTING AND ACCOUNTABILITY

The Advisory Board is aware that questions have been raised regarding financial reporting connected with recent festival activities.

Particular concern has been expressed regarding the 2025 Turkish Cypriot Cultural Festival, where members have sought information regarding income, expenditure and financial outcomes. The Advisory Board understands that a number of requests for clarification have been made but that many questions remain unanswered.

Correspondence available to the Advisory Board indicates that requests were made for financial records and supporting information required for governance and reporting purposes. These matters have been the subject of ongoing discussion regarding the completion of financial reporting obligations.

The Advisory Board notes that CTCA UK Ltd incurred a late filing penalty in connection with the delayed submission of its accounts. Members have sought clarification regarding the circumstances surrounding these delays and the steps taken to ensure compliance with reporting requirements.

Members have also sought greater clarity regarding the financial outcome of the 2025 Festival. Based on information available to the Advisory Board, festival-related income, including sponsorship and event revenues, is understood to have exceeded £300,000. Members have requested further information regarding income, expenditure, allocations and the overall financial position associated with these activities.

The Advisory Board also notes that no contribution appears to have been made to the Community Building Fund during the past two festival cycles. A number of member organisations have sought clarification regarding this position and any future plans relating to community investment and long-term objectives.

The Advisory Board believes that providing members with clear and comprehensive information on these matters would assist transparency and help strengthen confidence across the organisation.

ORGANISATIONAL STRUCTURE

The Advisory Board recognises and supports efforts to strengthen community institutions and ensure their long-term sustainability.

At the same time, member organisations have sought additional clarification regarding recently proposed organisational arrangements and structures, including how governance, accountability, decision-making and financial oversight will operate in practice.

The Advisory Board understands that a Community Interest Company (CIC) has been established in connection with future festival and related activities. Members have requested further information regarding the relationship between the CIC and the Konsey, including governance arrangements, accountability mechanisms and long-term operational responsibilities.

The Advisory Board believes that members should have the opportunity to fully understand these arrangements and their implications before significant decisions affecting the future direction of the community are finalised.

MEMBER CONSULTATION

The Advisory Board notes that a formal request for an Extraordinary General Meeting (EOGM) has been submitted by the required number of member organisations in accordance with the Constitution.

Many members consider an EOGM to be the appropriate forum in which governance, financial and constitutional matters can be discussed openly and collectively.

The Advisory Board remains of the view that these matters would benefit from consideration through the organisation’s constitutional processes and therefore continues to encourage the prompt convening of an Extraordinary General Meeting.

TIMELINE OF COMMUNICATIONS

The Advisory Board formally submitted recommendations, concerns and requests for action to the Executive Committee on:

* 11 May 2026

* 21 May 2026

* 30 May 2026

* 1 June 2026

* 11 June 2026 (two separate submissions)

These communications were intended to support constructive discussion, encourage transparency and assist in identifying practical solutions to matters raised by member organisations.

Despite these efforts, a number of the matters raised remain unresolved or subject to ongoing clarification.

CONCLUSION

The Advisory Board’s objective is not to create division or engage in personal disputes.

However, as individuals who have been closely involved in the development of the Festival and the governance structures established to support it, the Advisory Board considers it necessary to raise concerns where important questions remain unanswered and where member organisations have sought its guidance and support.

Its role is to support good governance, accountability, transparency and adherence to the Constitution for the benefit of all member organisations and the wider community.

The Advisory Board therefore encourages continued engagement, openness and constructive dialogue regarding the matters outlined above and reiterates the importance of ensuring that members are provided with appropriate opportunities to participate in decisions affecting the future direction of the organisation.

This statement is issued in the interests of transparency and member awareness. It reflects concerns and questions that have been communicated to the Advisory Board by member organisations.

Nothing in this statement should be interpreted as a determination of fact, an allegation of wrongdoing, or commentary on any current or potential legal, regulatory or disciplinary proceedings. The Advisory Board recognises that a number of matters remain subject to ongoing discussion and clarification.

Advisory Board

Council of Turkish Cypriot Associations UK (Konsey)

İngiltere'de Mortgage Almak İsteyenlere Müjde!

İlk kez ev sahibi olacaklar, serbest çalışanlar ve ileri yaştaki vatandaşlar için mortgage kapıları daha geniş açılabilir. İngiltere'nin finansal denetleyicisi FCA, krediye erişimi zorlaştıran kuralları gözden geçirerek bankalardan daha esnek ve kişiye özel değerlendirmeler yapmalarını istiyor.

Ev sahibi olma hayali kuran milyonlarca kişi için umut verici bir gelişme yaşanıyor. İngiltere'de finans piyasalarını denetleyen Financial Conduct Authority (FCA), mevcut mortgage sisteminin bazı kesimlere yeterince hizmet vermediğini belirterek önemli değişiklikler için düğmeye bastı.

Kurum, özellikle ilk kez ev satın alacaklar, serbest çalışanlar ve emeklilik yaşına yaklaşan kişilerin mortgage kredilerine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Bankalara "Daha Esnek Olun" Çağrısı

FCA'nın planları arasında bankaların kredi başvurularını değerlendirirken daha kişiye özel bir yaklaşım benimsemesi de bulunuyor.

Mevcut sistemde düzenli maaş geliri olmayan birçok kişi, ödeme gücüne sahip olsa bile mortgage almakta zorlanabiliyor. Özellikle kendi işini yapanlar, proje bazlı çalışanlar veya gelirleri dönemsel değişkenlik gösteren kişiler kredi süreçlerinde çeşitli engellerle karşılaşabiliyor.

Yeni yaklaşımın hayata geçirilmesi halinde bankaların, müşterilerin finansal durumlarını sadece standart gelir belgeleri üzerinden değil, daha geniş bir perspektifle değerlendirmesi bekleniyor.

Independent Mortgage 3

Faiz Ödemeli Mortgage Seçeneği Yeniden Gündemde

FCA'nın dikkat çektiği bir diğer konu ise "yalnızca faiz ödemeli mortgage" anlaşmaları.

Bu modelde kredi kullanan kişiler, mortgage süresi boyunca yalnızca faiz ödemesi yapıyor. Ana para borcu ise kredi vadesinin sonunda ödeniyor.

Bu sistem sayesinde aylık taksitler önemli ölçüde düşebiliyor. Daha düşük aylık ödeme yükü de birçok kişinin konut piyasasına daha erken adım atmasına yardımcı olabiliyor.

Özellikle ilk evini almak isteyenler açısından bu seçenek, bütçe üzerindeki baskıyı azaltabilecek alternatiflerden biri olarak görülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Geçmişte Riskleri Nedeniyle Tartışılmıştı

Ancak yalnızca faiz ödemeli mortgage ürünleri geçmişte ciddi tartışmaların da merkezinde yer aldı.

Bazı borçluların kredi süresi sonunda ana para borcunu karşılayacak birikime sahip olmaması, finans sektöründe önemli endişelere yol açmıştı.

Bu nedenle 2014 yılında kurallar sıkılaştırılmış ve bu tür mortgage ürünlerinden yararlanmak isteyenlerin, borcu nasıl geri ödeyeceklerine dair güvenilir bir plan sunmaları zorunlu hale getirilmişti.

FCA, tüketicileri koruyan bu önlemleri sürdürürken, aynı zamanda gereksiz engelleri azaltarak daha fazla kişinin krediye ulaşabilmesini sağlamayı amaçlıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yaşlılar ve Serbest Çalışanlar da Kazanacak

Yeni düzenlemelerin en büyük faydayı sağlayacağı grupların başında serbest çalışanlar ve ileri yaştaki tüketiciler geliyor.

Artan yaşam süresi ve değişen çalışma modelleri nedeniyle birçok kişi emeklilik dönemine yaklaşırken de konut sahibi olmak veya mevcut mortgage planlarını yeniden düzenlemek istiyor.

FCA, finans sektörünün bu değişen ihtiyaçlara uyum sağlaması gerektiğini vurguluyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ev Sahibi Olmanın Önündeki Engeller Azalabilir

Uzmanlar, önerilen değişikliklerin hayata geçirilmesi durumunda mortgage piyasasının daha kapsayıcı hale gelebileceğini belirtiyor.

Özellikle ilk kez ev alacaklar, düzensiz gelir elde edenler ve ileri yaş grupları için krediye erişimin kolaylaşması, son yıllarda zorlaşan konut piyasasında önemli bir rahatlama sağlayabilir.

FCA'nın üzerinde çalıştığı düzenlemelerin önümüzdeki dönemde sektörle yapılacak görüşmelerin ardından şekillenmesi bekleniyor.

Finlandiya Tatar Gençleri Yaz Okulu Başladı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından düzenlenen “Finlandiya Tatar Gençleri Yaz Okulu” programı başladı. Program kapsamında, Finlandiya İslam Cemaati bünyesinde dokuz ay boyunca Türkçe eğitimi alan 17-21 yaş arası 10 Finlandiya Tatarı genç, İstanbul’da bir araya geldi.

Programla birlikte gençlerin Türkçe dil yetkinliklerini geliştirmeleri, Türkiye ile kültürel bağlarını güçlendirmeleri ve Türk kültürünü yakından tanımaları hedefleniyor. Üç kız ve yedi erkek öğrenciden oluşan katılımcı grup, iki hafta boyunca hem dil pratiği yapma hem de kültürel faaliyetlere katılma imkânı buluyor.

Program kapsamında gençlere yönelik aktivite temelli ve uygulamalı bir Türkçe eğitim programı hazırlanırken, çeşitli atölye çalışmaları ve kültürel etkinlikler de gerçekleştiriliyor. Ebru sanatı, İslam sanatında geometrik desenler, Türk mutfağı, geleneksel okçuluk, Türk sineması geceleri ile Hacivat ve Karagöz gölge oyunu gösterimi ve atölyesi gibi etkinlikler sayesinde katılımcılar Türk kültürünün farklı yönlerini deneyimleme fırsatı elde ediyor.

Yaz okulunda ayrıca Türk mimarisi, Türk müziği, geleneksel el sanatları, Osmanlı tarihi ve Millî Mücadele dönemi hakkında bilgilendirici faaliyetler düzenleniyor. Böylece gençlerin ortak tarih ve kültür mirasını daha yakından tanımaları amaçlanıyor.

İstanbul merkezli olarak yürütülen program kapsamında Bursa, İznik ve Eskişehir’e kültürel geziler de gerçekleştirildi. Katılımcılar bu ziyaretlerde tarihi ve kültürel mekânları yerinde görme fırsatı bulurken, Türkiye’nin zengin medeniyet birikimini yakından tanıdı.

YTB tarafından düzenlenen Finlandiya Tatar Gençleri Yaz Okulu, Finlandiya’daki Tatar gençlerinin anadil becerilerini güçlendirmelerine katkı sağlarken, Türkiye ile olan kültürel ve tarihî bağlarının da gelecek nesillere aktarılmasına destek oluyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sebat İkra Kitap Kulübü ve "Senkronize Medeniyetler" Kitabı Okurlarla Buluştu

Londra Yunus Emre Enstitüsü, Cuma akşamı edebiyat ve düşünce dünyasını buluşturan, samimi ve ilham dolu çok özel bir programa ev sahipliği yaptı. Yaklaşık 2.5 yıldır her perşembe bir araya gelerek 100’den fazla seçkin eseri masaya yatıran ve müzakere eden Sebat İkra Kitap Kulübü, hem yeni kulüplerin kurulmasına vesile olmak hem de edebiyatın birleştirici gücünü paylaşmak adına geniş katılımlı bir tanıtım ve söyleşi programı düzenledi.

Bireysel Okumadan Kolektif Disipline

Programın moderatörlüğünü üstlenen Abdullah Osman Paköz, açılış konuşmasında kulübün kuruluş felsefesine ve işleyişine değindi. Kitap okumanın bireysel bir eylem olmaktan çıkarılıp, akademik bir takvim ve disiplin içerisinde toplumsal bir paylaşıma dönüştürülmesinin önemini vurgulayan Paköz, kulübün kurallarını ve kazanımlarını aktardı. Sebat İkra’nın tarihsel köklerine de değinilen gecede, grubun ilk olarak 2003 yılında Hollanda’da kurulduğu, ardından Londra’da yeniden canlanarak bugünkü güçlü yapısına ulaştığı belirtildi. Grubun Hollanda’daki ilk kurucularından olan Murat Kurt, programa konuk olarak kulübün ilk dönemlerini ve yıllar içindeki serüvenini samimi bir dille katılımcılarla paylaştı.

Sebat Ikra Kitap Klubu

"Senkronize Medeniyetler" Görücüye Çıktı

Programın en heyecan verici anlarından biri, kulüp bünyesindeki disiplinli okuma ve sunum arayışlarından doğan ve yazar Hüseyin Doğan imzasını taşıyan "Senkronize Medeniyetler: Hücreden Toprağa Zamanın Anatomisi" kitabının tanıtımı oldu. Kitabın yazım sürecini anlatan Hüseyin Doğan, Batı merkezli zaman anlayışına karşı bu toprakların ve kadim medeniyetlerin zaman hafızasını savunmak adına bu eseri kaleme aldığını belirtti. Zamanı hücreden toprağa, rüyalardan yapay zekaya kadar çok katmanlı bir anatomiyle ele alan eser, katılımcılardan büyük takdir topladı.

Kulüp Üyelerinden Edebiyat Fragmanları

Programın en özgün kesiti ise kulüp üyelerinin sahne performansı oldu. Abdullah Osman Paköz, Hüseyin Doğan, Yusuf Soyer, Sabit Aslan, Engin Karaçobanoğlu, İbrahim Fırat, Bahtiyar Kılıçarslan, Halil Bozan, Tamer Meriç, Sinan Pala, İsmail Zeren ve Emir Kocaoğlu’ndan oluşan Sebat İkra Kitap Kulübü üyeleri tek tek sahne aldı. 3-5 dakikalık süreler içinde okudukları kitaplardan, edebiyatın kendilerine kattığı kazanımlardan ve bu köklü kulübün disiplininden bahseden üyeler, salondaki kitapseverlere adeta bir fikir şöleni sundu.

Hedef: Yeni Kitap Kulüplerine Vesile Olmak

Programın ana misyonu ise salondaki konuklara ilham vermekti. Sebat İkra üyeleri, bu etkinliğin temel amacının kendi kulüplerini övmek değil, Londra’da ve dünyanın dört bir yanında yeni kitap kulüplerinin filizlenmesine, insanların okuma disiplini etrafında bir araya gelmesine vesile olmak olduğunu vurguladılar.

İnteraktif soru-cevap kısmında konukların görüş ve sorularıyla derinleşen etkinlik, samimi bir atmosferde devam etti. Programın sonunda yazar Hüseyin Doğan okurları için "Senkronize Medeniyetler" kitabını imzalarken, davetlilere sunulan ikramlar eşliğinde edebiyat sohbetleri geç vakitlere kadar sürdü.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kral Charles’ın Doğum Günü Renkli Görüntülere Kutlandı

LONDRA – Birleşik Krallık’ın en köklü geleneklerinden biri olan “Trooping the Colour” töreni, bu yıl da görkemli görüntülere sahne oldu. Kral III. Charles’ın resmi doğum günü kutlamaları kapsamında düzenlenen askeri geçit törenini izlemek için ülkenin dört bir yanından ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen binlerce kişi Londra sokaklarını doldurdu.

İngiliz ordusunun yüzlerce yıllık geleneklerini yansıtan etkinlikte, yüzlerce asker, süvari birliği ve askeri bando Buckingham Sarayı ile Horse Guards Parade arasındaki güzergâhta yürüdü. Güvenlik önlemlerinin üst düzeye çıkarıldığı organizasyon boyunca başkent adeta kırmızı üniformalı muhafızların ve tören birliklerinin gösterisine sahne oldu.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama Trooping The Colour Prenses Kate Prens George 1

Kral ve Kraliçe halkı selamladı

Kral III. Charles’a geçit töreni sırasında eşi Kraliçe Camilla eşlik etti. Kraliyet çifti, atlı araba ile tören güzergâhında ilerleyerek kendilerini bekleyen kalabalıkları selamladı. Törene Kraliyet Ailesi’nin üst düzey üyeleri de katıldı.

Kutlamaların en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Buckingham Sarayı balkonunda gerçekleşti. Kraliyet Ailesi üyeleri burada toplanarak Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) geleneksel uçuş gösterisini izledi. Gösteri sırasında savaş uçakları ve helikopterler Londra semalarında uçarken, bazı jetler İngiliz bayrağının renkleri olan kırmızı, beyaz ve mavi duman izleri bıraktı.

Kanser tedavisi görmesine rağmen son aylarda kamu görevlerine yeniden ağırlık veren Kral Charles’ın törende oldukça dinç görünmesi dikkat çekti. Saray kaynakları, hükümdarın sağlık durumunun yakından takip edildiğini ve resmi görevlerini kademeli olarak sürdürdüğünü belirtiyor.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama Trooping The Colour 6

Prens Harry ve Meghan Markle katılmadı

Son yıllarda Kraliyet Ailesi ile yaşadıkları anlaşmazlıklar nedeniyle gündemde olan Sussex Dükü Prens Harry ile Sussex Düşesi Meghan Markle, bu yılki kutlamalara da katılmadı.

Çift, 2020 yılında kraliyet görevlerinden ayrılarak ABD’ye taşınmış ve sonrasında verdikleri röportajlar ile yayımladıkları belgeseller nedeniyle Kraliyet Ailesi ile ilişkilerinde ciddi gerilimler yaşamıştı.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama Trooping The Colour 9

Monarşi karşıtlarından protesto

Tören sırasında Buckingham Sarayı yakınlarında toplanan monarşi karşıtı gruplar da dikkat çekti. “Republic” adlı kampanya grubu üyeleri, üzerinde “Not My King” (Benim Kralım Değil) yazan sarı pankartlar taşıyarak monarşi kurumuna karşı protesto düzenledi.

Göstericiler ayrıca, Kral’ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor’ın fotoğraflarını da sergiledi. Prens Andrew, ABD’li finansçı ve hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile ilişkileri nedeniyle yıllardır kamuoyunun eleştirilerinin hedefi oluyor. Hakkındaki tartışmalar sonrasında Andrew, kraliyet himayelerinden ve askerî unvanlarından mahrum bırakılmıştı.

Protestocular, monarşinin modern Britanya’da demokratik değerlere uygun olmadığını savunurken, kraliyet yanlıları ise kurumun ülkenin tarihî ve kültürel kimliğinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama Trooping The Colour 5

Yüzlerce yıllık gelenek sürüyor

Trooping the Colour töreninin kökenleri 17. yüzyıla kadar uzanıyor. Askerlerin savaş alanında birlik sancaklarını tanıyabilmesi amacıyla düzenlenen uygulama zamanla hükümdarın resmi doğum günü kutlamasına dönüştü.

İngiltere’de hükümdarın gerçek doğum günü ile resmi doğum günü kutlamaları farklı tarihlerde gerçekleştiriliyor. Bunun nedeni, açık hava etkinliklerinin daha elverişli hava koşullarında yapılabilmesi. Kral III. Charles’ın gerçek doğum günü 14 Kasım’da kutlanırken, resmi doğum günü törenleri geleneksel olarak haziran ayında düzenleniyor.

Bu yılki etkinlikte yaklaşık 1.400 asker, 200’den fazla at ve yüzlerce müzisyen görev aldı. Tören, milyonlarca kişi tarafından televizyonlardan canlı olarak takip edildi.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama Trooping The Colour 3

Kraliyet ailesinin geleceği tartışılıyor

Kraliçe II. Elizabeth’in 2022 yılında hayatını kaybetmesinin ardından tahta çıkan Kral III. Charles, bir yandan monarşinin geleneklerini sürdürmeye çalışırken diğer yandan kurumu modernleştirme çabalarıyla dikkat çekiyor.

Ancak son yıllarda yükselen yaşam maliyetleri, kamu harcamaları ve monarşinin finansmanı konusundaki tartışmalar nedeniyle kraliyet kurumuna yönelik eleştiriler de artmış durumda. Kamuoyu araştırmaları, özellikle genç nesiller arasında monarşi karşıtlığının geçmiş yıllara göre daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.

Buna rağmen Trooping the Colour gibi etkinlikler, Birleşik Krallık’ın en çok ilgi gören ulusal törenleri arasında yer almayı sürdürüyor.

Kral Charles Resmi Dogum Gunu Kutlama 7-1

Kral III. Charles’ın Kısa Özgeçmişi

1948 yılında Londra’daki Buckingham Sarayı’nda dünyaya gelen Kral III. Charles, Kraliçe II. Elizabeth ile Edinburgh Dükü Prens Philip’in ilk çocuğudur. Cambridge Üniversitesi’nde eğitim gören Charles, Britanya tarihinde üniversite diploması alan ilk veliaht prenslerden biri oldu.

1958 yılında Galler Prensi unvanını aldı ve yaklaşık 64 yıl boyunca tahtın varisi olarak görev yaptı. Çevre koruma, sürdürülebilir tarım, mimari ve gençlerin eğitimi gibi konulardaki çalışmalarıyla tanındı.

İlk evliliğini 1981 yılında Prenses Diana ile yapan Charles’ın bu evlilikten Prens William ve Prens Harry adlı iki oğlu dünyaya geldi. Diana’nın 1997’deki ölümünün ardından 2005 yılında Camilla Parker Bowles ile evlendi.

Annesi Kraliçe II. Elizabeth’in 8 Eylül 2022’de hayatını kaybetmesinin ardından Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu’nun hükümdarı olarak tahta çıktı. Resmî taç giyme töreni ise 6 Mayıs 2023 tarihinde Westminster Abbey’de gerçekleştirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Bütçe Krizi İki Bakanın İstifasıyla Sonuçlandı

İngiltere'de savunma harcamalarına ilişkin hükümet içi anlaşmazlık, peş peşe gelen iki üst düzey istifayla siyasi krize dönüştü. Savunma Bakanı John Healey'nin, Savunma Yatırım Planı'nın (DIP) yetersiz finanse edildiğini belirterek görevinden ayrılmasının ardından Silahlı Kuvvetler Bakanı Al Carns da aynı gerekçeyle istifa etti. İki kritik ismin ayrılığı, Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskıyı artırırken, hükümetin savunma politikası ve liderliği hakkında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Savunma Yatırım Planı Tartışması Krizi Tetikledi

İstifasının ardından yayımlanan mektubunda Healey, uzun süredir hazırlanması beklenen Savunma Yatırım Planı'nın ülkenin karşı karşıya bulunduğu güvenlik tehditlerine cevap vermekten uzak olduğunu savundu. Healey, ayrılan kaynakların "bu tehlikeli dönemde savunma ve ülke için gerekenin çok altında" kaldığını belirterek, Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlayamayan bir planı kabul etmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Savunma Bakanı, Başbakan Starmer ve Hazine'nin gerekli kaynakları tahsis etme konusunda yetersiz kaldığını öne sürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Savunma Yatırım Planı'nın yayımlanması aylarca ertelenmiş, Savunma Bakanlığı ile Hazine arasında finansman konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle süreç kilitlenmişti. İngiliz basınında yer alan bilgilere göre Savunma Bakanlığı dört yıllık dönemde yaklaşık 18 milyar sterlinlik ek kaynak talep ederken, Hazine'nin bunun önemli ölçüde altında kalan bir bütçe önerdiği belirtiliyor.

Starmer'dan "Mali Sorumluluk" Vurgusu

Başbakan Keir Starmer ise Healey'nin istifasına açık mektupla yanıt verdi. Savunma harcamalarını artırma taahhüdünü sürdürdüğünü belirten Starmer, bütçe disiplininden taviz vermeyeceklerini söyledi. Başbakan, "sorumsuz borçlanmanın" ülkenin mali istikrarını tehlikeye atacağını savunarak savunma yatırımlarının sürdürülebilir bir şekilde artırılması gerektiğini ifade etti. Starmer ayrıca Healey'ye hizmetleri için teşekkür ederek, hükümet çalışmalarında artık yer almayacak olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Al Carns: "İhtiyaç Duyulan Değişim Gelmeyecek"

Healey'nin istifasından yalnızca saatler sonra Silahlı Kuvvetler Bakanı Al Carns da görevini bıraktığını açıkladı. Starmer'a gönderdiği mektupta Carns, uzun süredir savunduğu reformların hayata geçirilmeyeceğinin artık netleştiğini belirtti.

"Uğruna bastırdığım değişimin gelmeyeceği netleşti" diyen Carns, mevcut Savunma Yatırım Planı'nın karşı karşıya olunan tehditlere uygun olmadığını savundu. İngiliz ordusunun değişen savaş koşullarına uyum sağlamakta zorlandığını söyleyen Carns, özellikle insansız sistemler, yapay zekâ destekli teknolojiler ve modern savaş konseptlerine yeterli yatırım yapılmadığını ifade etti. "Birleşik Krallık çatışmaların değişen karakteriyle başa çıkamıyor" değerlendirmesinde bulunan Carns, mevcut planın ne yeterince dönüştürücü ne de yeterince finanse edilmiş olduğunu vurguladı.

Independent Mortgage 3

NATO Hedefleri ve Bütçe Tartışması

Krizin merkezinde, İngiltere'nin savunma harcamalarını hangi hızda artıracağı sorusu bulunuyor. Hükümet savunma bütçesini kademeli olarak yükseltmeyi planlarken, Healey ve Carns gibi isimler bunun mevcut uluslararası güvenlik ortamı için yetersiz olduğunu savunuyor.

Eleştirilerin odak noktalarından biri de İngiltere'nin savunma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının beklenenden daha yavaş artacak olması. Hükümetin mevcut planının harcamaları 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 2,68 seviyesine çıkarmayı öngördüğü, bunun ise NATO içinde giderek yükselen savunma harcaması hedeflerinin gerisinde kaldığı belirtiliyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'da savunma bütçelerini hızla artıran ülkelerle kıyaslandığında Londra'nın daha temkinli bir yol izlediği ifade ediliyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Starmer Üzerindeki Baskı Artıyor

Peş peşe gelen istifalar, zaten çeşitli iç siyasi sorunlarla karşı karşıya bulunan Starmer hükümeti için önemli bir darbe olarak değerlendiriliyor. Savunma gibi stratejik bir alanda yaşanan ayrılıklar, hükümet içindeki görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkarırken, Başbakan'ın parti içindeki otoritesi konusunda da soru işaretleri doğurdu. İngiliz medyasında, istifaların yaklaşan NATO zirvesi öncesinde gerçekleşmesinin Londra'nın uluslararası ortaklarına vereceği mesaj açısından da dikkat çekici olduğu yorumları yapılıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yeni Savunma Bakanı Göreve Başladı

John Healey'nin ayrılmasının ardından Başbakan Starmer, eski Güvenlik Bakanı Dan Jarvis'i yeni Savunma Bakanı olarak atadı. Eski bir asker olan Jarvis'in önündeki en önemli gündem maddesinin, hükümet içindeki bütçe tartışmalarını yatıştırmak ve geciken Savunma Yatırım Planı'nı sonuçlandırmak olacağı belirtiliyor. Ancak Healey ve Carns'ın istifalarıyla açığa çıkan finansman tartışmasının kısa vadede sona ermesi beklenmiyor.

İnsanlarda Hücre Gençleştirme Dönemi: İlk Hastaya Uygulandı

ABD'nin Boston kentinde faaliyet gösteren Life Biosciences, yaşlanma biyolojisi alanında çığır açabilecek bir gelişmeye imza attı. Şirket, yaşlı veya hasar görmüş hücrelerin işlevlerini yeniden kazandırmayı amaçlayan ER-100 (AAV2 OSK) adlı gen tedavisinin ilk kez bir insan hastaya uygulandığını duyurdu.

Tedavi, optik sinirde meydana gelen hasarla karakterize edilen ve görme kaybına yol açabilen optik nöropatileri hedef alıyor. Araştırmacılar, yaklaşımın yalnızca göz hastalıklarıyla sınırlı kalmayıp gelecekte yaşlanmaya bağlı birçok rahatsızlığın tedavisinde de kullanılabileceğini düşünüyor.

Hücrelerin “Yaşını Geri Sarma” Yaklaşımı

ER-100, bilim dünyasında “OSK faktörleri” olarak bilinen üç proteinden yararlanıyor: Oct4, Sox2 ve Klf4. Bu proteinler, hücrelerin genetik yapısını değiştirmeden epigenetik düzeyde yeniden programlanmasını sağlıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Araştırmacılara göre süreç, hücrelerin tamamen kök hücreye dönüşmesine yol açmayan ancak yaşlanma nedeniyle kaybettikleri bazı özellikleri geri kazanmalarını sağlayan “kısmi epigenetik yeniden programlama” yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Böylece hücrelerin biyolojik yaşının geriye alınması ve işlevlerinin yenilenmesi hedefleniyor.

Son yıllarda laboratuvar çalışmalarında dikkat çeken bu yaklaşım, yaşlanmanın geri döndürülebilir biyolojik süreçler içerdiği yönündeki görüşleri de güçlendiriyor.

Kemirgen ve Primat Deneylerinden Sonra İnsanlara Geçildi

Şirketin açıklamasına göre ER-100, insan denemelerine geçmeden önce kemirgenler ve insan dışı primatlar üzerinde test edildi. Elde edilen veriler, optik sinir hücrelerinde işlevsel iyileşme ve güvenlik açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu.

Bu bulguların ardından düzenleyici kurumların onayıyla ilk klinik çalışma başlatıldı ve tedavi ilk kez bir hastaya uygulandı. Böylece epigenetik yenileme temelli bir gen tedavisi, klinik aşamaya ulaşan ilk adaylardan biri oldu.

Independent Mortgage 3

Bilim Dünyası Sonuçları Bekliyor

Life Biosciences tarafından yapılan açıklamada, “Bu, klinik denemeler için onay alan ilk epigenetik yenileme adayıdır. Başarılı olması halinde ER-100 ile yapılacak tedavi, insanlarda hücrelerin ilk kez gençleştirilmesi anlamına gelecektir” ifadelerine yer verildi.

Uzmanlar ise gelişmenin heyecan verici olmakla birlikte henüz erken aşamada olduğuna dikkat çekiyor. İlk insan uygulamasının temel amacı, tedavinin güvenliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmek olacak. Hücresel gençleşmenin klinik olarak kanıtlanabilmesi için daha geniş hasta gruplarında yapılacak çalışmaların sonuçlarının beklenmesi gerekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yaşlanma Tedavilerinde Yeni Bir Dönem mi?

ER-100'ün başarıya ulaşması durumunda, yaşlanmanın biyolojik etkilerini tersine çevirmeyi hedefleyen tedaviler tıp tarihinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Araştırmacılar, aynı yaklaşımın gelecekte görme kaybının yanı sıra nörodejeneratif hastalıklar ve yaşlanmaya bağlı diğer doku hasarlarının tedavisinde de kullanılabileceğini değerlendiriyor.

Bilim dünyasının yakından takip ettiği klinik çalışma, insanlarda hücresel gençleştirmenin mümkün olup olmadığı sorusuna ilk somut yanıtı verebilir.

Birkaç Fırsatçının Oluşturduğu Güven Krizi Milyarlarca Euroluk Döner Sektörünü Tehdit Ediyor

İngiltere'de faaliyet gösteren Kismet Kebabs Ltd.'ye mahkeme masrafıyla birlikte verilen toplam 759 bin sterlinlik ceza, ilk bakışta bir şirketin yanlış uygulamalarının sonucu gibi görünebilir. Ancak sektör temsilcileri ve gıda uzmanları, olayın bundan çok daha büyük bir anlam taşıdığı görüşünde.

Çünkü bugün döner kebap, sadece Türk mutfağının bir ürünü değil; Almanya'dan İngiltere'ye, Fransa'dan Hollanda'ya kadar Avrupa'nın en büyük hızlı servis gıda kategorilerinden biri haline gelmiş durumda. Milyarlarca euroluk ekonomik hacme ulaşan sektör, binlerce işletme ve yüz binlerce çalışan için gelir kaynağı oluşturuyor.

Ancak büyüyen her sektör gibi döner pazarı da kaliteyi koruma ve güveni sürdürme sınavıyla karşı karşıya.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Kismet Vakası Neden Bu Kadar Önemli?

Swansea Kraliyet Mahkemesi'nde görülen davada, Kismet Kebabs'ın "kuzu eti" olarak satışa sunduğu bazı ürünlerin gerçekte yüksek oranda yağ, deri, keçi eti ve düşük kaliteli işlenmiş et karışımlarından oluştuğu ortaya çıktı.

Mahkeme kayıtlarına göre yüzde 87 kuzu eti içerdiği belirtilen bir ürünün yalnızca yüzde 51 oranında et içerdiği, buna karşılık yaklaşık yüzde 40 oranında yağ bulunduğu tespit edildi.

Olayın sektörel açıdan en dikkat çekici tarafı ise sahteciliğin münferit bir üretim hatası olarak değil, yıllara yayılan sistematik bir ticari uygulama olarak değerlendirilmesi oldu. Mahkemenin "önemli ölçüde dürüst olmayan ticari faaliyet" tanımlaması da bu nedenle dikkat çekti.

Uzmanlara göre asıl tehlike, tüketicinin belirli bir markaya değil, ürün kategorisinin tamamına yönelik güven kaybı yaşaması.

Independent Mortgage 3

Avrupa'da Döner Artık Bir Endüstri

Döner kebap son 30 yılda Avrupa'da etnik bir yiyecek olmaktan çıkarak ana akım fast food ürününe dönüştü.

Özellikle Almanya'da başlayan büyüme, Birleşik Krallık, Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya ve İskandinav ülkelerine yayıldı. Bugün Avrupa'nın hemen her büyük kentinde döner satış noktaları bulunuyor.

Sektörün gelişmesiyle birlikte küçük işletmelerin yanında endüstriyel üreticiler de ortaya çıktı. Binlerce kilogramlık üretim yapan tesisler restoranlara ve zincirlere hazır döner tedarik etmeye başladı.

Bu büyüme beraberinde yeni bir sorunu da getirdi:

Kaliteyi nasıl koruyacaksınız?

Yüksek hacimli üretim ile düşük maliyet baskısı arasındaki denge her geçen yıl daha da zorlaşıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Artan Maliyetler Kaliteyi Tehdit Ediyor

Avrupa genelinde son yıllarda kırmızı et fiyatlarında yaşanan yükseliş, enerji maliyetlerindeki artış ve işçilik giderlerindeki büyüme, döner üreticilerinin maliyetlerini ciddi şekilde artırdı.

Birçok üretici artan maliyetleri verimlilik ve teknoloji yatırımlarıyla yönetmeye çalışırken, bazı işletmeler daha riskli yolları tercih ediyor.

Sektör kaynaklarına göre bu yöntemlerin başında:

  • Et oranının düşürülmesi,
  • Yağ oranının artırılması,
  • Daha düşük kaliteli hammaddelerin kullanılması,
  • Etiket bilgilerinin gerçeği tam olarak yansıtmaması,
  • Ürün içeriğinde belirtilmeyen bileşenlerin kullanılması geliyor.

Kısa vadede maliyet avantajı sağlayan bu uygulamalar, uzun vadede sektörün tamamına zarar veriyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Güven Kaybının Ekonomik Bedeli Çok Daha Büyük

Gıda sektöründe yaşanan krizlerin en önemli özelliği, etkilerinin yalnızca ilgili şirketle sınırlı kalmaması.

Tüketici bir süt markasına güvenmediğinde marka değiştiriyor. Ancak döner gibi kategori bazlı ürünlerde yaşanan skandallar tüm sektörün algısını etkileyebiliyor.

Bu durum özellikle kaliteli üretim yapan firmalar açısından ciddi bir haksız rekabet yaratıyor.

Kaliteli et kullanan, hijyen standartlarına yatırım yapan ve yasal mevzuata tam uyum sağlayan işletmeler daha yüksek maliyetlerle çalışırken; kuralları ihlal eden firmalar kısa süreli fiyat avantajı elde edebiliyor.

Sonuçta dürüst üretici de zarar görüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dönerin İmajı Neden Kritik?

Döner kebap Avrupa'da sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda Türk girişimciliğinin en başarılı markalarından biri olarak görülüyor.

Birçok ülkede Türk mutfağının en bilinen temsilcisi konumundaki döner, yıllar içinde kalite, lezzet ve erişilebilir fiyat avantajıyla geniş tüketici kitlelerine ulaştı.

Ancak uzmanlara göre sürekli gündeme gelen içerik sahteciliği, hijyen ihlali veya yanıltıcı etiketleme haberleri, dönerin yıllar içinde oluşturduğu marka değerini aşındırıyor.

Bu durum yalnızca belirli şirketleri değil, sektörün tamamını etkileyen bir itibar riskine dönüşüyor.

Çözüm Daha Fazla Denetim ve Ortak Standartlar

Sektör temsilcileri, döner üretiminin geleceğinin daha sıkı denetim mekanizmalarına bağlı olduğunu belirtiyor.

Özellikle:

  • İçerik beyanlarının düzenli laboratuvar analizleriyle doğrulanması,
  • Üreticilerin daha şeffaf etiketleme yapması,
  • Hammaddenin izlenebilirliğinin artırılması,
  • Avrupa genelinde ortak kalite standartlarının oluşturulması,
  • Haksız rekabet yaratan üreticilere caydırıcı yaptırımlar uygulanması,

sektörün geleceği açısından kritik görülüyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Dönerin Rakibi Pizza ya da Burger Değil, Güven Kaybı

Kismet Kebabs davası, Avrupa döner sektörünün karşı karşıya olduğu temel sorunun rekabet olmadığını gösteriyor.

Bugün döner kebap, Avrupa fast food pazarında güçlü bir konuma sahip. Ancak bu konumu tehdit eden unsur, pizza, burger veya diğer hızlı tüketim ürünleri değil; tüketici güvenini sarsan sahtecilik ve kalite ihlalleri.

Milyarlarca euroluk bir sektörün geleceği, dürüst üreticilerin korunmasına, etkin denetime ve tüketicinin satın aldığı ürünün içeriğine güvenebilmesine bağlı.

Aksi halde birkaç fırsatçının kısa vadeli kazancı, Avrupa'da onlarca yılda oluşturulan döner markasının itibarına çok daha büyük bir maliyet yükleyebilir.

İşçi Partisi Lider Adayı Burnham'dan Aşırı Sağ Parti Söylemine Destek!

İngiltere'de yaklaşan Makerfield ara seçimi öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulunan Andy Burnham, BBC Radio Manchester'a verdiği röportajda sığınma ve göç sisteminin daha sıkı işletilmesi gerektiğini söyledi.

Burnham, “Gözaltı merkezlerinden daha fazla yararlanmalıyız ki, ülkede kalmak için haklı bir gerekçesi olmayan kişiler sisteme dahil olamasın. Böylece süreç daha hızlı ilerler ve geri gönderme işlemleri daha çabuk gerçekleşir” dedi.

İşçi Partili siyasetçi ayrıca, sığınma başvurusu yapan kişilerin yerleştirilme biçimini de eleştirerek İçişleri Bakanlığı'nın yerel yönetimlerle yeterli koordinasyon kurmadığını savundu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Farage'ın Bu Konudaki Görüşüne Katılıyorum”

Burnham'ın en dikkat çekici çıkışı ise göç konusunda uzun süredir sert politikalar savunan Reform UK lideri Nigel Farage ile aynı noktada buluştuğunu söylemesi oldu.

“Yerel yönetimlere çoğu zaman danışılmıyor. İçişleri Bakanlığı istediğini yapıyor. Ben bu sözleşmelerin ve sistemin reforme edilmesini istiyorum. Farage'ın söylediği bir noktaya katılıyorum; ülkenin yeniden bir düzen duygusuna kavuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Söz konusu açıklamalar, Burnham'ın geçmişte daha kapsayıcı ve göçmen dostu olarak görülen siyasi çizgisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Liderlik Hesapları ve Makerfield Sınavı

Burnham'ın açıklamaları, 18 Haziran'da yapılacak Makerfield ara seçimi kampanyasının en kritik dönemine denk geldi. Ara seçim, sadece bir milletvekilliği yarışından çok daha büyük önem taşıyor.

Burnham, seçimi kazanması halinde Avam Kamarası'na dönecek ve İşçi Partisi içinde Başbakan Keir Starmer'a karşı olası bir liderlik mücadelesine katılabilecek. Burnham geçtiğimiz günlerde, uygun koşullar oluşması halinde Starmer'ın yerine aday olacağını resmen açıklamıştı.

Independent Mortgage 3

Reform UK Baskısı Artıyor

Makerfield yarışı aynı zamanda Burnham ile Reform UK adayı Robert Kenyon arasında sembolik bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Reform UK, Burnham'ı uzun süredir “Açık Sınır Andy” sloganıyla hedef alırken, Burnham'ın son açıklamaları bu eleştirileri boşa çıkarmayı amaçlayan bir strateji olarak değerlendiriliyor.

Son kamuoyu araştırmaları Burnham'ın yarışta küçük bir üstünlüğe sahip olduğunu gösterse de seçim halen başa baş görülüyor. Bazı anketler Burnham'ın önde olduğunu ortaya koyarken, diğer modeller yarışın hata payı içinde seyrettiğini belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İşçi Partisi İçinde Tartışma Yarattı

Siyasi gözlemcilere göre Burnham'ın göç konusunda daha sert bir söylem benimsemesi, Reform UK'nin işçi sınıfı seçmenler üzerindeki etkisini kırmaya yönelik bir hamle.

Ancak bu yaklaşımın İşçi Partisi'nin ilerici kanadında rahatsızlık yaratabileceği belirtiliyor. Burnham daha önce seçim sistemi reformu, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve Westminster merkezli siyasetin dönüştürülmesi gibi daha reformist önerilerle öne çıkmıştı.

18 Haziran'daki Makerfield seçiminin sonucu yalnızca bir milletvekilini değil, aynı zamanda İşçi Partisi'nin gelecekteki liderlik mücadelesinin seyrini de belirleyebilir. Burnham'ın göç konusunda attığı son adımların seçmen nezdinde nasıl karşılık bulacağı ise seçim gecesi netleşecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kuzey İrlanda’da Gerilim Tırmanıyor: Belfast Alev Alev

BELFAST – Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta bir kişinin ağır yaralandığı bıçaklı saldırının ardından başlayan protestolar gece saatlerinde şiddet olaylarına dönüştü. Kentin bazı bölgelerinde araçlar ve çöp konteynerleri ateşe verilirken, göçmenlerin yaşadığı iddia edilen evler ile bazı yabancı kökenli işletmeler hedef alındı. Sosyal medyada saldırıya uğrayan işyerleri arasında bir Türk berber dükkânına ait olduğu öne sürülen fotoğraflar da paylaşıldı.

KANLI SALDIRI SONRASI SOKAKLAR KARIŞTI

Olay, pazartesi gecesi Belfast’ın kuzeyindeki Kinnaird Avenue bölgesinde meydana geldi. Sosyal medyada hızla yayılan görüntülerde, bir saldırganın yerde bulunan bir kişiye defalarca bıçakla saldırdığı görülüyor. Polis tarafından yapılan açıklamada, 40’lı yaşlardaki yaralının yüz, boyun ve sırt bölgelerinden ağır yaralandığı ve hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kuzey İrlanda Polisi (PSNI), olay yerinde yakalanan 30 yaşındaki bir erkeğin “kasten öldürmeye teşebbüs”, “kesici alet taşıma” ve “ölüm tehdidinde bulunma” suçlamalarıyla mahkemeye sevk edildiğini açıkladı. Polis, saldırının şu aşamada terör bağlantılı olarak değerlendirilmediğini duyurdu.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI PROTESTOLARI TETİKLEDİ

Saldırı görüntülerinin sosyal medya platformlarında milyonlarca kez izlenmesi üzerine Belfast başta olmak üzere Kuzey İrlanda’nın çeşitli bölgelerinde göçmen karşıtı gösteri çağrıları yapıldı. Akşam saatlerinde yüzlerce kişinin katıldığı protestolar bazı bölgelerde kontrolden çıktı.

Yerel medya ve uluslararası haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre protestocuların bir kısmı araçları ateşe verdi, bazı evlere ve işyerlerine zarar verdi. Bir toplu taşıma aracının da kundaklandığı bildirildi. Polis kent genelinde geniş güvenlik önlemleri alırken olayları “kritik vaka” olarak değerlendirdi.

Independent Mortgage 3

GÖÇMEN EVLERİ VE YABANCI İŞLETMELER HEDEFTE

Gece boyunca özellikle göçmenlerin yoğun yaşadığı mahallelerde gerginlik yaşandı. Bazı evlerin camlarının kırıldığı, birkaç noktada yangın çıktığı bildirildi. Sosyal medya hesaplarında yabancı kökenli işletmelerin de hedef alındığına ilişkin çok sayıda paylaşım yapıldı.

Bu paylaşımlar arasında bir Türk berber dükkânına ait olduğu öne sürülen fotoğraflar da yer aldı. Ancak söz konusu işyerinin zarar gördüğüne ilişkin resmi makamlar tarafından yapılmış doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Sosyal medyada dolaşan görüntülerin nerede ve ne zaman çekildiği konusunda da bağımsız doğrulama yapılabilmiş değil.

Istikbal 860X450 Pxl

SİYASİLERDEN “SAKİN OLUN” ÇAĞRISI

Kuzey İrlanda Birinci Bakanı Michelle O’Neill, Başbakan Yardımcısı Emma Little-Pengelly ve diğer siyasi liderler saldırıyı kınarken, olayın toplumsal nefreti körüklemek için kullanılmaması gerektiğini vurguladı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer da saldırıyı “dehşet verici” olarak nitelendirerek şiddet olaylarının sona ermesi çağrısında bulundu.

Polis yetkilileri ise sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgilerin ve provokatif paylaşımların gerginliği artırdığına dikkat çekerek vatandaşlardan resmi açıklamaları takip etmelerini istedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

SORUŞTURMA SÜRÜYOR

Polis, saldırının nedenine ilişkin soruşturmanın devam ettiğini, olayın tüm yönleriyle incelendiğini açıkladı. Yetkililer hem bıçaklı saldırı hem de sonrasında yaşanan şiddet olaylarıyla ilgili çok sayıda görüntü ve ihbarın değerlendirildiğini belirtti.

Belfast’ta gece boyunca devam eden olayların ardından kent genelinde güvenlik önlemleri artırılırken, yeni protesto çağrılarının yapılması nedeniyle önümüzdeki günlerde de gerginliğin sürmesinden endişe ediliyor.

Pegasus Uçağı Havalandıktan Dakikalar Sonra Geri Döndü!

Pegasus Havayolları'nın Manchester-İstanbul seferini gerçekleştiren uçağı, yerel saatle 11.55'te Manchester Havalimanı'ndan kalkış yaptı. Ancak uçak, havalandıktan kısa süre sonra rotasını değiştirerek yeniden Manchester'a yöneldi.

Edinilen bilgilere göre, dönüş kararında olumsuz hava koşullarının yanı sıra kalkış sırasında veya hemen sonrasında meydana gelen şimşek çarpmasının etkili olduğu değerlendiriliyor. Uçuş ekibinin güvenlik prosedürleri kapsamında durumu değerlendirmesinin ardından Manchester'a geri dönüş kararı aldığı öğrenildi.

Yolcular Havalimanında Bekletildi

Uçağın güvenli şekilde Manchester Havalimanı'na iniş yapmasının ardından yolcular bir süre uçak içerisinde bekletildi. Daha sonra tüm yolcular tahliye edilerek terminale alındı.

Havayolu yetkililerinin yolculara yaptığı ilk bilgilendirmede teknik kontrollerin başlatıldığı ifade edilirken, daha sonra uçağın yeniden sefere verilmemesi yönünde karar alındığı belirtildi.

Yeni Uçak Bekleniyor

Olayın ardından Pegasus'un İstanbul seferinin gerçekleştirilebilmesi için yedek uçak planlaması yaptığı öğrenildi. Yolcuların yeni uçakla İstanbul'a gönderilmesi için çalışmalar sürerken, uçuşun saatine ilişkin net bilginin daha sonra paylaşılacağı bildirildi.

Havacılık uzmanları, kuş çarpmalarının özellikle kalkış ve iniş safhalarında dünya genelinde sık karşılaşılan olaylardan biri olduğunu belirterek, motor veya gövde üzerinde oluşabilecek olası hasarın detaylı şekilde incelenmeden uçağın yeniden sefere verilmediğine dikkat çekiyor.

Güvenlik Önceliği Devreye Girdi

Uzmanlar, kuş çarpmasının ardından herhangi bir arıza belirtisi olmasa bile uçakların ayrıntılı teknik incelemeye alındığını, bu nedenle dönüş kararının standart emniyet prosedürlerinin bir parçası olduğunu vurguluyor.

Manchester Havalimanı ve Pegasus Havayolları'ndan olayla ilgili resmi açıklama yapılması beklenirken, ilk belirlemelere göre olayda yaralanan olmadığı ve uçağın güvenli şekilde piste indiği öğrenildi.

Yetkililerin teknik incelemelerin tamamlanmasının ardından olayın kesin nedenine ilişkin ayrıntılı açıklama yapması bekleniyor.

Sosyal Medyadaki ‘Risksiz Kazanç’ Tuzağına Karşı Maliye’den Uyarı

Birleşik Krallık Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC), TikTok, Instagram ve Snapchat gibi sosyal medya platformlarında hızla yayılan “kolay para”, “hızlı nakit” ve “risksiz kazanç” vaatlerine karşı vatandaşları sert bir dille uyardı. Kurum, özellikle genç kullanıcıları hedef alan organize dolandırıcılık ağlarının, kişisel vergi bilgilerini ele geçirerek devletten milyonlarca sterlinlik sahte vergi iadesi talebinde bulunduğunu açıkladı.

153 Milyon Sterlinlik Şüpheli Dolandırıcılık Engellendi

HMRC tarafından açıklanan son verilere göre siber suç müfettişleri, TikTok üzerinden yürütülen ve yaklaşık 153 milyon sterlinlik sahte vergi iadesi talebini içeren dev bir dolandırıcılık operasyonunu ortaya çıkardı. Yetkililer, Doğu Londra’da yaşayan 22 ve 25 yaşlarındaki iki Romanya vatandaşını soruşturma kapsamında gözaltına aldı. Şüphelilerin sorgularının ardından kefaletle serbest bırakıldığı bildirildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Soruşturmaya göre dolandırıcılar sosyal medya reklamları ve doğrudan mesajlar aracılığıyla kullanıcılara finansal ödül vaat etti. Karşılığında ise mağdurlardan Self Assessment hesap bilgileri, vergi mükellefi numaraları ve bazı durumlarda KDV (VAT) kayıt bilgileri talep edildi. Ele geçirilen bilgiler daha sonra sahte vergi iadesi başvurularında kullanıldı.

“Bedava Para” Vaadiyle Kimlik Avı

Uzmanlara göre suçlular artık klasik e-posta dolandırıcılıklarının ötesine geçerek sosyal medya algoritmalarını kullanıyor. Özellikle kısa video platformlarında yayımlanan içeriklerde kullanıcılara “devletten para alma fırsatı”, “vergi bonusu”, “gizli ödeme yöntemi” veya “birkaç dakikada yüzlerce sterlin kazanma” gibi vaatlerde bulunuluyor.

HMRC yetkilileri, vatandaşların vergi hesaplarına ait kullanıcı adı, şifre, Ulusal Sigorta (National Insurance) numarası veya banka bilgilerini hiçbir koşulda üçüncü kişilerle paylaşmaması gerektiğini vurguladı.

Independent Mortgage 3

Tehlike Sadece Vergi İadesiyle Sınırlı Değil

Yetkililer, bu tür bilgilerin ele geçirilmesinin yalnızca sahte vergi iadesi taleplerine yol açmadığını belirtiyor. Mağdurlar aynı zamanda kimlik hırsızlığı, banka hesaplarının dondurulması, kredi dolandırıcılığı ve uzun süren hukuki süreçlerle de karşı karşıya kalabiliyor. HMRC, bazı durumlarda hesap sahibinin bilgileri kötü niyetli kişiler tarafından kullanılmış olsa bile olayın açıklığa kavuşturulmasının zaman alabildiğine dikkat çekiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Dolandırıcılar Yapay Zekâ Desteği de Kullanıyor

Siber güvenlik uzmanları, 2026 yılında dolandırıcılık yöntemlerinin daha da sofistike hale geldiğini belirtiyor. Yapay zekâ ile hazırlanmış sahte mesajlar, gerçek HMRC yazışmalarını neredeyse birebir taklit edebiliyor. Bazı vakalarda kullanıcılar, HMRC’den geliyormuş gibi görünen telefon aramaları, kısa mesajlar ve sosyal medya hesapları üzerinden hedef alınıyor.

HMRC verilerine göre yalnızca son bir yıllık dönemde kuruma 170 binden fazla dolandırıcılık ihbarı yapıldı. Bunların 47 binden fazlası sahte vergi iadesi vaatleriyle ilgiliydi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

HMRC’den Vatandaşlara Kritik Uyarılar

Kurum, vatandaşların şu kuralları akıllarında tutmasını istedi:

  • HMRC, sosyal medya üzerinden vergi iadesi teklif etmez.
  • E-posta, SMS veya WhatsApp mesajlarıyla banka bilgisi istemez.
  • Telefonla aranarak acil ödeme yapılması talep edilmez.
  • “Vergi iadesi kazandınız” veya “ödül almaya hak kazandınız” mesajları büyük ölçüde dolandırıcılık girişimidir.
  • Şüpheli sosyal medya hesapları ve mesajlar derhal HMRC’ye bildirilmelidir.

Sosyal Medya Fenomenleri de Mercek Altında

Yetkililer son aylarda sosyal medya üzerinden vergi sistemleriyle ilgili yanıltıcı içerikler paylaşan bazı “finans fenomenleri” (finfluencer) konusunda da alarma geçti. İngiliz hükümeti, vergi kaçırmayı veya yasa dışı vergi planlarını teşvik eden içerik üreticilerine yönelik daha sert yaptırımlar üzerinde çalışıyor. Yeni düzenlemeler kapsamında HMRC’nin bu tür içerikleri paylaşan kişilere doğrudan para cezası kesebilmesi veya cezai işlem başlatabilmesi gündemde.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Uzmanlardan Son Uyarı: “Kolay Para Yok”

Siber güvenlik uzmanları ve HMRC yetkilileri, sosyal medyada karşılaşılan “garantili kazanç”, “risksiz yatırım” ve “devletten bedava para” vaatlerine şüpheyle yaklaşılması gerektiğini belirtiyor. Uzmanlara göre birkaç dakikalık dikkatsizlik, yıllarca sürebilecek mali ve hukuki sorunlara yol açabiliyor.

Yetkililerin ortak mesajı ise net: “Vergi bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın. Sosyal medyada bedava para vaat eden hesaplardan uzak durun ve şüpheli içerikleri derhal bildirin.”

Korkmaz Can Sağlam, İstanbul Müzik Festivali’nde iki gecede sahnede

Uluslararası piyano yarışmalarında elde ettiği ödüller ve dünyanın önemli konser salonlarındaki performanslarıyla dikkat çeken genç piyanist Korkmaz Can Sağlam, 54. İstanbul Müzik Festivali’nin öne çıkan etkinliklerinden birinde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival kapsamında 12 ve 13 Haziran tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda sahnelenecek İtalyan dans topluluğu Aterballetto gösterilerinde Sağlam, canlı piyano performansıyla yer alacak.

Festival programında, çağdaş dansın önemli isimlerinden Angelin Preljocaj, Crystal Pite ile Iratxe Ansa ve Igor Bacovich imzalı eserler sahnelenecek. Gösterilere, Düsseldorf Tonhalle Orkestrası’nın solo viyolonselcisi Dorukhan Doruk ile piyanist Korkmaz Can Sağlam’ın canlı yorumları eşlik edecek. Programda Beethoven’ın “Ay Işığı Sonatı” ile Brahms’ın viyolonsel sonatından bölümler de yer alıyor.

Henüz genç yaşına rağmen uluslararası klasik müzik çevrelerinde önemli bir konum elde eden Sağlam, 2021-2022 Vendome Piyano Ödülü’nün büyük ödül sahibi olarak dikkat çekmiş; ayrıca Sydney ve Hamamatsu Uluslararası Piyano Yarışmaları’ndaki başarılarıyla adını dünya sahnesine taşımıştı. Carnegie Hall’dan Tokyo’daki Kioi Hall’a uzanan prestijli salonlarda konser veren sanatçı, Türkiye’nin yükselen klasik müzik yıldızları arasında gösteriliyor.

11-25 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 54. İstanbul Müzik Festivali’nin en dikkat çekici yapımlarından biri olarak gösterilen Aterballetto gösterileri, müzik ve dansı aynı sahnede buluşturarak izleyicilere disiplinlerarası bir sanat deneyimi sunacak. Genç piyanist Korkmaz Can Sağlam’ın canlı performansı ise etkinliğin en merak edilen unsurları arasında yer alıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra’daki 43 yıllık Türkçe eğitim mücadelesine destek çağrısı

Londra’da Türkçe eğitim veren ilk okul olma özelliğini taşıyan Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu için destek etkinliği düzenlendi. İngiltere Türk Aile Birliği’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren okul yararına gerçekleştirilen etkinlik, pazar günü Haringey’deki Mito Cyprus House’ta yapıldı.

Geceye KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın yanı sıra KKTC Londra Konsolosu Mehmet Tuncan, Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp, İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu, Konsey Başkanı Kenan Nafi, Wimbledon Türk Okulu Başkanı Atilla Abacıoğlu, İngiltere Türk Kadınları Yardım Derneği Başkanı Dr. Seyyare Beyzade, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi Direktörü Niyazi Enver, Atatürk Okulları Başkanı Türker Çakıcı ve Kıdemli Eğitimci Füsun Dedezade’ nin de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

43 yıllık eğitim hizmeti

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İngiltere Türk Aile Birliği Başkanı Sevtap Kemal, Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu’nun 43 yıldır Londra’da Türk dili ve kültürü eğitimi verdiğini söyledi.

Türkçe eğitiminin gönüllülerin özverili çalışmalarıyla sürdürüldüğünü belirten Kemal, ailelerin ve iş insanlarının desteğinin artırılması gerektiğini ifade ederek, “Türkçe dilini, kültürümüzü ve değerlerimizi yeni nesillere aktarmak için bize katılın” çağrısında bulundu.

Ali Riza Okul Destek Gecesi

“Türk okulları önemli bir misyon üstleniyor”

İngiltere Türk Dili, Kültürü ve Eğitim Konsorsiyumu Başkanı Necmi Hasanoğlu da konuşmasında, Birleşik Krallık’ta Türkçe ve Türk kültürünün yaşatılmasında Türk okullarının çok önemli bir görev üstlendiğini vurguladı.

Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu’nun 43 yıldır bu misyonu başarıyla yerine getirdiğine dikkat çeken Hasanoğlu, Türkçe eğitim mücadelesinin uzun yıllardır bir grup eğitim gönüllüsünün omuzlarında yükseldiğini belirtti. Hasanoğlu, toplumun diğer bireylerinin de bu sorumluluğu paylaşmasının ve Türk okullarına daha güçlü destek vermesinin önemine işaret etti.

KKTC’den eğitime destek mesajı

KKTC Londra Eğitim ve Kültür Ataşesi Deniz Özalp ise Türkçenin yaşatılması amacıyla KKTC Devleti tarafından ihtiyaç duyulan okullara öğretmen desteği sağlandığını belirtti.

Türk okullarıyla uyum içerisinde çalıştıklarını ifade eden Özalp, ana dil eğitiminin güçlendirilmesi için eğitim kurumlarıyla iş birliğinin sürdüğünü kaydetti.

Tatar’dan Türk okullarına destek

Havalimanından doğrudan etkinliğe katılan KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da konuşmasında Londra’daki çalışma yıllarını anlattı. Uzun yıllar mali müşavir olarak görev yaptığını hatırlatan Tatar, merhum Asil Nadir’in iş dünyasında büyük başarılar elde ettiği dönemde Polly Peck International şirketinin mali yetkilisi olarak çalıştığını söyledi.

İngiltere’deki Türk toplumuyla bağlarını hiçbir zaman koparmadığını belirten Tatar, Türkçenin yaşatılması ve Türk okullarının varlığını sürdürmesinin büyük önem taşıdığını ifade ederek eğitim gönüllülerine teşekkür etti.

Renkli gösteriler ilgi gördü

Sunuculuğunu Emel Sevinç’in yaptığı etkinlikte, Ali Rıza Değirmencioğlu Türk Okulu öğrencilerinin hazırladığı halk oyunları gösterileri izleyicilerden büyük alkış aldı.

Gecede okula katkı sağlayan kişi ve kuruluşlara teşekkür plaketleri verilirken, düzenlenen piyango çekilişinde katılımcılara çeşitli hediyeler dağıtıldı. Sevilen sanatçı Halil Köse’nin seslendirdiği eserlerle renklenen programda, 9/8 Londra Darbuka Atölyesi de mini konser vererek geceye katkıda bulundu.

Türkçe eğitiminin sürdürülebilirliğine dikkat çekilen etkinlik, toplumun farklı kesimlerinden gelen destek mesajlarıyla sona erdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi NHS'te Alarm Veren Tablo

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi'nde (NHS) son bir yılda "asla yaşanmaması gereken olaylar" kategorisinde değerlendirilen 403 ciddi tıbbi hata kaydedildi. Resmî verilere göre bazı hastaların vücudunda ameliyat sonrası cerrahi ekipmanlar unutulurken, kimi vakalarda yanlış hastaya işlem yapıldı, yanlış organ çıkarıldı ve yanlış kan nakilleri gerçekleştirildi.

NHS yönetimi söz konusu olayların milyonlarca tedavi ve operasyon arasında son derece nadir görüldüğünü belirtse de, açıklanan rakamlar hasta güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Istikbal 860X450 Pxl

Hastaların Vücudunda Eldiven, İğne ve Tampon Unutuldu

Kayıtlara geçen vakalar arasında ameliyat sonrasında hastaların vücudunda cerrahi eldiven, iğne, ameliyat tamponu ve çeşitli tıbbi ekipmanların unutulduğu olaylar dikkat çekti. Tıbbi literatürde "retained surgical items" olarak tanımlanan bu tür hatalar enfeksiyon, iç kanama, kronik ağrı ve ek ameliyat gereksinimi gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.

Hasta güvenliği uzmanları, ameliyat öncesi ve sonrası ekipman sayımlarının eksiksiz yapılmasının bu tür olayların önlenmesinde kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Yanlış Hastaya İşlem Yapıldı

Verilere göre 17 kişiye başka bir hasta için planlanan tıbbi işlem uygulandı. Ayrıca 40 vakada tedavi veya cerrahi müdahale yanlış vücut bölgesine gerçekleştirildi.

En çarpıcı olaylardan birinde ise korunması planlanan organ ya da vücut parçasının yanlışlıkla çıkarıldığı kaydedildi. Sağlık hukukçuları, bu tür vakaların yalnızca fiziksel değil psikolojik ve hukuki sonuçlar da doğurduğunu ifade ediyor.

İlaçlar Yanlış Yoldan Verildi

NHS kayıtlarında 17 vakada ilaçların yanlış uygulama yöntemiyle verildiği görüldü. Bunların 15'inde ağız yoluyla alınması gereken ilaçların damar yolundan verildiği tespit edildi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Klinik farmakoloji uzmanlarına göre ilaç uygulama hataları, özellikle yoğun bakım ve acil servislerde ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Bu nedenle birçok hastanede barkodlu ilaç takip sistemleri ve çift kontrol uygulamaları kullanılıyor.

Dokuz Hastaya Yanlış Kan Nakli

Rapora göre dokuz hastaya yanlış kan grubu nakledildi. Uzmanlar, yanlış kan transfüzyonlarının en tehlikeli tıbbi hatalar arasında yer aldığını ve akut böbrek yetmezliği, dolaşım bozuklukları ve ölüm riski taşıdığını vurguluyor.

İngiltere'de son yıllarda kan nakli süreçlerinde dijital doğrulama sistemlerinin yaygınlaştırılmasına rağmen bu tür vakaların tamamen ortadan kaldırılamadığı görülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yanlış Protez ve İmplant Kullanımı Dikkat Çekti

Toplam 50 olayda yanlış protez veya implant kullanıldığı tespit edildi. Bunlar arasında diz protezleri, kalça protezleri, göz içi lensleri ve doğum kontrol cihazları bulunuyor.

Ortopedi ve göz cerrahisi alanlarında kullanılan implantların hasta kimliği ve operasyon planıyla eşleştirilmesinde yaşanan hataların, bazı hastalarda ikinci bir ameliyat gereksinimine yol açtığı belirtiliyor.

Uzmanlardan Sistemsel Önlem Çağrısı

Hasta güvenliği alanında çalışan uzmanlar, bu tür olayların bireysel hatalardan çok sistemsel aksaklıkların sonucu olduğuna dikkat çekiyor. İngiltere'de son yıllarda sağlık personeli açığı, artan hasta yoğunluğu ve pandemi sonrası biriken tedavi taleplerinin sağlık çalışanları üzerindeki baskıyı artırdığı belirtiliyor.

Sağlık çalışanı sendikaları ise personel eksikliği ve uzun çalışma saatlerinin hata riskini yükselttiğini savunuyor. Uzmanlar, dijital takip sistemlerinin geliştirilmesi, ameliyat güvenlik kontrol listelerinin daha sıkı uygulanması ve çalışanların düzenli eğitimlerle desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor.

NHS: Her Vaka Ayrıntılı İnceleniyor

NHS sözcüsü yaptığı açıklamada, söz konusu olayların sağlık sisteminde gerçekleştirilen milyonlarca işlem içerisinde "son derece nadir" olduğunu belirtti. Sözcü, her olayın ayrıntılı şekilde soruşturulduğunu, elde edilen bulguların ülke genelindeki sağlık kuruluşlarıyla paylaşıldığını ve benzer hataların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alındığını söyledi.

Ancak hasta hakları savunucuları, açıklanan rakamların her birinin gerçek insanların hayatını etkilediğini vurgulayarak sağlık sisteminde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin daha da güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Hasta Güvenliği Tartışmaları Yeniden Alevlendi

Son veriler, dünyanın en büyük kamu sağlık sistemlerinden biri olan NHS'te hasta güvenliğinin hâlâ temel önceliklerden biri olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre teknoloji yatırımları, personel desteği ve güvenlik kültürünün güçlendirilmesi, "asla yaşanmaması gereken" olayların sayısını azaltmada belirleyici rol oynayacak.

Fenerbahçe'de Yeniden Aziz Yıldırım Dönemi Başladı

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu'nda üyelerin tercihi Aziz Yıldırım'dan yana oldu. Sarı-lacivertli kulüpte 1998-2018 yılları arasında başkanlık yapan Yıldırım, 8 yıllık aranın ardından yeniden göreve gelirken, 17 bin 245 oyla kulüp tarihinin en yüksek oylarından birine ulaşarak Fenerbahçe'nin 35. başkanı seçildi.

Kongre Üyeleri Sandık Başına Gitti

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi ile stat bitişiğindeki eski Kenan Evren Lisesi arazisinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda oy verme işlemi sabah saat 10.00'da başladı ve 17.00'de sona erdi. Ardından başlayan sayım işlemleri sonucunda sarı pusulayla yarışan Aziz Yıldırım ile beyaz pusulayla seçime giren Hakan Safi'nin aldığı oylar netleşti.

Resmî açıklamaya göre 27 bin 387 kongre üyesi oy kullandı. Bunların 27 bin 172'si geçerli sayılırken, 135 oy geçersiz, 80 oy ise boş çıktı. Sayım sonunda Aziz Yıldırım 17 bin 245 oy alırken, rakibi Hakan Safi 9 bin 927 oyda kaldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

8 Yıl Sonra Geri Dönüş

2018 yılında görevini bırakan Aziz Yıldırım, aradan geçen 8 yılın ardından yeniden başkanlık koltuğuna oturdu. Fenerbahçe camiasının en uzun süre görev yapan başkanlarından biri olan Yıldırım, böylece kulüp tarihindeki etkisini bir kez daha sandıkta göstermiş oldu.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından stat çevresinde toplanan çok sayıda kongre üyesi ve taraftar büyük sevinç yaşarken, Yıldırım'a destek veren gruplar tezahüratlarla sonucu kutladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Başkanlık Kariyerinde Yeni Bir Sayfa

Aziz Yıldırım, ilk kez 15 Şubat 1998 tarihinde yapılan seçimde rakibi Vefa Küçük'ü yalnızca bir oy farkla geçerek başkan seçilmişti. Sonraki yıllarda girdiği seçimlerin büyük bölümünü kazanarak Fenerbahçe tarihinin en uzun soluklu yönetim dönemlerinden birine imza attı.

Yıldırım'ın başkanlık serüvenindeki dikkat çekici dönüm noktalarından biri ise 2012 yılında yaşandı. Cezaevinde bulunduğu süreçte tek aday olarak girdiği seçimde 5 bin 269 kongre üyesinin oyunu alarak güven tazelemişti.

2026 seçimleriyle birlikte Yıldırım, başkanlık kariyerine yeni bir halka eklerken, kulübün geleceği açısından da önemli bir dönemin kapısını aralamış oldu.

Independent Mortgage 3

Seçimin Öne Çıkan Noktaları

Seçim süreci boyunca özellikle transfer vaatleri, mali projeler ve kulübün sportif geleceğine ilişkin planlar ön plana çıktı. Hakan Safi'nin özellikle futbol yatırımları ve yıldız transferleri üzerinden yürüttüğü kampanya dikkat çekerken, Aziz Yıldırım ise tecrübe, altyapı, tesisleşme ve kurumsal projeler vurgusuyla kongre üyelerinin karşısına çıktı.

Yüksek katılımın gerçekleştiği seçimde yaklaşık 45 sandık kuruldu ve Fenerbahçe tarihinin en yoğun genel kurullarından biri yaşandı. Kongre üyelerinin tercihi, kulübü daha önce 20 yıl yöneten Aziz Yıldırım'ın yeniden göreve dönmesi yönünde oldu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Birlik ve Beraberlik Mesajı

Sonuçların kesinleşmesinin ardından konuşan Aziz Yıldırım, camiaya birlik çağrısında bulunarak Fenerbahçe'nin önündeki dönemde iç çekişmelerden uzak, ortak hedeflere odaklanması gerektiğini vurguladı. Yıldırım, "Birbirimize küsmeyeceğiz, birbirimize sarılacağız. Fenerbahçe'nin birlik ve beraberliğe ihtiyacı var" mesajını verdi.

Gözler Yeni Yönetimde

Seçimin ardından gözler, Aziz Yıldırım başkanlığındaki yeni yönetimin atacağı adımlara çevrildi. Sarı-lacivertli camiada beklenti; sportif başarıların yeniden yakalanması, mali yapının güçlendirilmesi ve kulübün uzun vadeli projelerinin hayata geçirilmesi yönünde yoğunlaşmış durumda.

Fenerbahçe'de kongre üyelerinin tercihiyle başlayan yeni dönemin, Türk futbolunda da önemli yansımalar oluşturması bekleniyor.

Fenerbahçe Spor Kulübü'nün tarihinde başkanlık yapanlar ve görev aldıkları dönem şöyle:

Ziya Songülen: 1907-1908
Ayetullah Bey: 1908-1909
Tevfik Haccar Taşçı: 1909-1910
Hakkı Saffet Tarı: 1910
Galip Kulaksızoğlu: 1910-1911
Osman Fuat Efendi: 1911-1912
Hamit Hüsnü Kayacan: 1912-1914
Hulusi Bey: 1914-1915
Sabri Toprak: 1915-1916, 1923-1924
Nazım Bey: 1916-1918
Nuri Sekizinci: 1918-1919
Ömer Faruk Efendi: 1920-1923
Nasuhi Baydar: 1924-1925
Ali Naci Karacan: 1926-1927
Muvaffak Menemencioğlu: 1928-1932
Sait Selahattin Cihanoğlu: 1932-1933
Hayri Celal Atamer: 1933-1934
Şükrü Saracoğlu: 1934-1950
Ali Muhiddin Hacıbekir: 1950-1952
Osman Kavrakoğlu: 1952-1953, 1954-1955
Bedii Yazıcı: 1953-1954
Zeki Rıza Sporel: 1955-1958
Agah Erozan: 1958-1960
Medeni Berk: 1960
Hasan Kamil Sporel: 1960-1961
Razi Trak: 1961-1962, 1980-1981
İsmet Uluğ: 1962-1966
Faruk Ilgaz: 1966-1974, 1976-1980, 1983-1984
Emin Cankurtaran: 1974-1976
Ali Şen: 1981-1983, 1994-1998
Fikret Arıcan: 1984-1986
Tahsin Kaya: 1986-1989
Metin Aşık: 1989-1993
Güven Sazak: 1993-1994
Hasan Özaydın: 1994
Aziz Yıldırım: 1998-2018
Ali Koç: 2018-2025
Sadettin Saran: 2025-2026

Londra’da Kitap, Fikir ve İş Dünyası Bir Araya Geldi

ONCU Global Ltd ve Hümanist Global Yayıncılık iş birliğiyle Chelsea Library bünyesindeki Walker Meeting Room’da gerçekleştirilen etkinlikte Ahmet Ferruh Öncü, “Sisin Ardındaki Krallık” serisinin ilk iki kitabı Mart ayında yayımlanan “İngiltere’nin İşletim Sistemi” ve Haziran ayında okuyucuyla buluşan “İngiliz Sisteminin Ruhu” isimli kitaplarını tanıtarak katılımcılar için imzaladı.

Programın moderatörlüğünü ONCU Global Ltd adına Mimar Özgür Barış Aldemir üstlendi.

Etkinlik, klasik bir kitap söyleşisinin ötesine geçerek farklı sektörlerden profesyonellerin bir araya geldiği bir iş dünyası networking buluşmasına dönüştü. Finans, emlak, sağlık, eğitim, inşaat, yazılım ve danışmanlık sektörlerinden çok sayıda girişimci, yatırımcı ve profesyonel programa katıldı.

Ahmet Ferruh Oncu Haber 1

Katılımcılar arasında Vivense kurucuları Kemal Erol ve Neslihan Erol, Varol Accountancy kurucusu Altan Varol ile iş dünyasının tanınmış isimlerinden Atilla Abacıoğlu ve Mehmet Nuri Turudi yer aldı. Programa ayrıca İngiltere’de farklı sektörlerde yatırım ve girişimleri bulunan İbrahim Keskinkılıç, Tolga Gülşekeri, Abdulhamit Uslu, Levent Kaşlıoğlu ve Mehmet İyilikli de katıldı.

Etkinliğin organizasyonunu üstlenen Hümanist Global Yayıncılık’ın kurucuları Menekşe Polatcan Serbest ve Erdal Serbest de programda hazır bulundu. Genç tesettür modasının dikkat çeken isimlerinden ve sosyal medya içerik üreticilerinden Sena Sever de etkinliğin davetlileri arasında yer aldı.

Program kapsamında gerçekleştirilen speed networking oturumunda katılımcılar kısa süreler içerisinde çok sayıda kişiyle tanışma, fikir alışverişinde bulunma ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı yakaladı.

Ahmet Ferruh Oncu Haber 2

Söyleşi bölümünde Ahmet Ferruh Öncü, İngiltere’nin kurumsal yapısı, girişimcilik kültürü, yatırım ekosistemi ve dünyadaki güncel ekonomik gelişmeler hakkında katılımcıların sorularını yanıtladı. Program boyunca İngiltere’nin yönetim anlayışı, sermaye kültürü ve uzun vadeli stratejik planlama yaklaşımı üzerine değerlendirmeler paylaşıldı.

Etkinliğin sonunda Ahmet Ferruh Öncü, her iki kitabını da katılımcılara hediye ederek imzaladı ve okuyucularıyla birebir sohbet etme fırsatı buldu.

Organizatörler, kitaplar etrafında şekillenen bu buluşmanın aynı zamanda yeni iş birliklerinin ve dostlukların kurulmasına katkı sağladığını belirterek, benzer etkinliklerin önümüzdeki dönemde farklı şehirlerde de devam edeceğini ifade etti.

Independent Mortgage 3

Henry Nowak Cinayeti Tartışmasına ABD ve Elon Musk da Karıştı

İngiltere’nin Southampton kentinde geçen yıl meydana gelen olayda 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Henry Nowak, 23 yaşındaki Vickrum Digwa tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Mahkeme geçtiğimiz günlerde Digwa’yı ömür boyu hapis cezasına çarptırırken, en az 21 yıl cezaevinde kalmasına hükmetti.

Ancak dava, yalnızca cinayet nedeniyle değil, polis müdahalesine ilişkin ortaya çıkan görüntüler nedeniyle de ülke gündeminin ilk sırasına yerleşti. Kamuoyuna yansıyan polis kamerası kayıtlarında, ağır yaralı haldeki Nowak’ın defalarca “Bıçaklandım” ve “Nefes alamıyorum” demesine rağmen kelepçelendiği görüldü. Hampshire Polisi olay nedeniyle aileden özür dilerken, bağımsız denetim makamı tarafından soruşturma başlatıldı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

JD Vance: “Bu Trajedi Göç Politikalarının Sonucu”

Tartışmayı uluslararası boyuta taşıyan çıkış ise ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’dan geldi.

Vance, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Henry Nowak’ın ölümünü Avrupa’daki göç politikalarıyla ilişkilendirerek, “kitlesel göçün” ve “Avrupalı elitlerin yanlış politikalarının” bu tür olayların önünü açtığını öne sürdü. Vance ayrıca olay karşısında duyulması gereken tepkinin “haklı öfke” olduğunu savundu.

Ancak açıklamalar İngiltere’de geniş çaplı tepki gördü. İngiliz hükümeti, saldırganın göçmen değil, İngiltere doğumlu bir İngiliz vatandaşı olduğuna dikkat çekerek cinayetin göç tartışmalarına malzeme edilmesini eleştirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra’dan Sert Yanıt

Başbakanlık Sözcülüğü, Henry Nowak’ın ölümünün bazı çevreler tarafından siyasi amaçlarla kullanıldığını belirterek, “İnsanlar demokrasimize müdahale etmeye ve sokaklarımızda bölünme yaratmaya çalışıyor” açıklamasında bulundu. Ayrıca Nowak ailesinin de oğullarının ölümünün toplumsal kutuplaşma yaratacak biçimde kullanılmasını istemediği vurgulandı.

Başbakan Keir Starmer da yaptığı açıklamalarda toplumun birlik içinde kalması gerektiğini söyledi. Starmer, trajedinin belirli topluluklara karşı nefret üretmek amacıyla kullanılmasına izin vermeyeceklerini ifade etti.

Dışişleri Bakanı David Lammy ise Vance’ın açıklamalarını “yanlış” olarak nitelendirerek, olayın kitlesel göçle ilişkilendirilmesinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Independent Mortgage 3

Starmer’dan Elon Musk’a Suçlama

Tartışmaların bir diğer odağında ise teknoloji milyarderi Elon Musk yer aldı.

Musk, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımlarda polislerin Nowak’a yönelik muamelesini sert şekilde eleştirdi ve Hampshire Polisi hakkında özel dava açılmasına destek verebileceğini ima etti.

Başbakan Starmer ise Musk’ın açıklamalarının kamuoyundaki gerilimi artırdığını savunarak, ünlü iş insanını “İngiltere’de bölünmeyi körüklemeye çalışmakla” suçladı. Starmer, “Bu ülke böyle bir ülke değil. Böylesi trajediler karşısında sakin ve sağduyulu davranmalıyız” ifadelerini kullandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Southampton’da Protestolar ve Yeni Gözaltılar

Cinayet ve polis müdahalesine ilişkin görüntülerin yayımlanmasının ardından Southampton’da başlayan protestolar zaman zaman şiddet olaylarına dönüştü. Polis ekipleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşanırken taşlar, şişeler ve çeşitli cisimler atıldı. Çok sayıda polis memuru yaralandı.

Yetkililer son günlerde protestolarla bağlantılı olarak yeni gözaltılar yapıldığını ve çok sayıda kişi hakkında “şiddet içerikli kamu düzenini bozma” suçlamasıyla işlem başlatıldığını açıkladı. Son gelişmelerle birlikte olaylar nedeniyle suçlanan kişi sayısı 11’e yükseldi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Soruşturma Sürüyor

Öte yandan Hampshire Polisi’nin olay günü sergilediği tutuma ilişkin bağımsız soruşturma devam ediyor. Basına yansıyan son bilgiler, polis yönetiminin dava sürerken internette yayılan yanlış bilgileri düzeltmek amacıyla açıklama yapmayı değerlendirdiğini, ancak savcılığın bunun yargı sürecini etkileyebileceği yönünde uyarıda bulunduğunu gösterdi.

Henry Nowak’ın ölümü, İngiltere’de polis uygulamaları, toplumsal kutuplaşma, göç politikaları ve sosyal medya üzerinden yürütülen siyasi kampanyalar konusunda geniş kapsamlı bir tartışmayı tetiklerken, Londra ile Washington arasında da yeni bir diplomatik gerilim başlığına dönüşmüş durumda.

Parlamento Kararıyla Açıklanan Gizli Belgeler İktidar Partisini Sarsıyor

Birleşik Krallık'ta siyaset gündemi, kamuoyuna açıklanan kapsamlı yazışma arşiviyle sarsıldı. Avam Kamarası'nın şeffaflık ilkeleri doğrultusunda erişime açılan yaklaşık 1.500 sayfalık belge, hükümetin perde arkasındaki tartışmalarını ve parti içindeki rahatsızlıkları gözler önüne serdi.

Belgelerde, ülkenin eski ABD Büyükelçisi Lord Peter Mandelson'un, Kabine Ofisi Bakanı Pat McFadden ile yaptığı özel görüşmeler ve yazışmalar dikkat çekiyor. İşçi Partisi'nin seçim zaferinin mimarlarından biri olarak görülen Mandelson'un değerlendirmeleri, hükümetin mevcut performansına yönelik sert eleştiriler içeriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Downing Street Yönünü Kaybetmiş Görünüyor”

Yazışmalarda Mandelson'un, Başbakan Keir Starmer'ın liderlik yaklaşımını sorguladığı ve hükümetin stratejik bir rota çizmekte zorlandığını savunduğu görülüyor.

Mandelson'un değerlendirmelerine göre hükümet, iktidara gelişinden sonra seçmenlere vaat ettiği büyük dönüşüm programını somut politikalarla destekleyemedi. Belgelerde Downing Street'in "zor durumda", "savunmada kalan" ve "siyasi gündemi belirlemek yerine gündemin peşinden sürüklenen" bir görüntü verdiği yönünde ifadelerin yer aldığı belirtiliyor.

Eski büyükelçi, Starmer'ın kamuoyu baskıları ve medya eleştirileri karşısında sık sık politika değişikliğine gitmesinin liderlik algısını zedelediğini savunuyor.

Independent Mortgage 3

Parti İçinde Sessiz Rahatsızlık

Siyasi kulislerde uzun süredir konuşulan liderlik tartışmalarının bu belgelerle birlikte daha görünür hale geldiği değerlendiriliyor.

Özellikle ekonomi politikaları, kamu harcamaları ve göç konusunda hükümetin zaman zaman farklı mesajlar vermesi, bazı İşçi Partisi milletvekilleri arasında da rahatsızlık yaratmıştı. Son aylarda yapılan kamuoyu araştırmalarında hükümetin oy desteğinde yaşanan dalgalanmalar, parti içindeki eleştirilerin daha yüksek sesle dile getirilmesine neden oldu.

Siyasi gözlemciler, Mandelson'un eleştirilerinin yalnızca kişisel görüşlerden ibaret olmadığını, parti içindeki daha geniş bir kesimin kaygılarını yansıtabileceğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Muhafazakârlar ve Reform UK'den Sert Tepki

Belgelerin yayımlanmasının ardından muhalefet partileri hükümete yüklenmeye başladı. Muhafazakâr Parti sözcüleri, yazışmaların İşçi Partisi'nin kendi yönetimine güven duymadığını gösterdiğini savundu.

Son dönemde yükselen oy oranlarıyla dikkat çeken Reform UK ise hükümetin "değişim" vaadini yerine getiremediğini öne sürerek erken politika revizyonu çağrısında bulundu.

Siyasi analistler, İşçi Partisi'nin seçimlerden sonra karşı karşıya kaldığı ekonomik zorluklar, bütçe baskıları ve kamu hizmetlerindeki sorunların hükümet üzerindeki yükü artırdığını ifade ediyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Starmer Cephesi Sessizliğini Koruyor

Başbakanlık kaynakları ise belgelerde yer alan değerlendirmelerin kişisel görüşler olduğunu ve hükümetin ekonomik büyüme, sağlık hizmetleri ve altyapı yatırımları konularındaki programını uygulamaya devam ettiğini vurguluyor.

Downing Street'e yakın kaynaklar, hükümetin önümüzdeki aylarda ekonomik büyüme, konut üretimi ve kamu hizmetlerinin iyileştirilmesine yönelik yeni adımlar açıklayacağını belirtiyor.

Ancak siyasi uzmanlara göre, İşçi Partisi'nin en deneyimli isimlerinden biri olan Mandelson'un eleştirileri, hükümet üzerindeki baskıyı artırabilir ve parti içindeki liderlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Londra'da Siyasi Dengeler Yeniden Şekillenebilir

Açıklanan belgeler, yalnızca geçmişe ait iç yazışmalar olmanın ötesinde, İşçi Partisi'nin gelecekteki siyasi yönelimi açısından da önemli ipuçları barındırıyor.

Önümüzdeki dönemde ekonomik performansın beklentileri karşılayamaması veya hükümetin kamuoyu desteğinde yeni gerilemeler yaşanması halinde, Mandelson'un dile getirdiği eleştirilerin parti içinde daha geniş yankı bulabileceği değerlendiriliyor.

Londra kulislerinde konuşulan senaryolara göre, belgelerin yarattığı siyasi etki önümüzdeki haftalarda hem İşçi Partisi'nin iç dengelerini hem de Birleşik Krallık siyasetinin genel seyrini etkilemeye devam edecek.

ABD Borsalarında teknoloji hisseleri Wall Street'i sarstı

ABD hisse senedi piyasaları haftanın son işlem gününde sert kayıplarla karşı karşıya kaldı. Özellikle teknoloji şirketlerinin yoğunlukta olduğu Nasdaq endeksi, Nisan 2025'ten bu yana en büyük günlük düşüşünü yaşayarak yüzde 4'ün üzerinde değer kaybetti.

Beklentilerin üzerinde gelen nisan ayı istihdam verileri ilk bakışta ekonomik açıdan olumlu görülse de, yatırımcılar tarafından farklı yorumlandı. Güçlü iş gücü piyasasının, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerini ertelemesine hatta yeni faiz artırımlarını gündeme getirmesine yol açabileceği endişesi satışları tetikledi.

Günün sonunda S&P 500 endeksi yüzde 2,6 gerilerken, Dow Jones Sanayi Endeksi ise yüzde 1,35 düşüş kaydetti. Böylece ABD'nin üç büyük endeksi de haftayı kayıpla tamamladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Faiz Korkusu Teknoloji Hisselerini Vurdu

Piyasalardaki sert hareketin temelinde, yüksek enflasyonla mücadele eden Fed'in para politikasına ilişkin beklentiler yer aldı. Yatırımcılar uzun süredir faiz indirimlerinin başlayacağı umuduyla pozisyon alırken, güçlü istihdam rakamları bu beklentileri zayıflattı.

Macquarie Group Ekonomi Araştırmaları Başkanı David Doyle, açıklanan verilerin mevcut koşullar altında "gereğinden fazla güçlü" olduğunu belirterek, bunun Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutma ihtimalini artırdığını söyledi.

Doyle'a göre istihdamdaki canlılık ve enflasyonun hedeflenen seviyelere gerilememesi, yıl içinde yeni faiz artışlarının bile gündeme gelmesine neden olabilir.

Istikbal 860X450 Pxl

Yapay Zekâ ve Çip Şirketlerinden Çıkış Başladı

Uzmanlar, cuma günkü satışların küresel bir piyasa paniğinden çok yatırımcıların teknoloji hisselerinden uzaklaşma eğilimini yansıttığını belirtiyor.

Son yıllarda yapay zekâ ve yarı iletken sektöründeki şirketlerin hisseleri büyük yükselişler yaşamıştı. Ancak birçok analist, bu şirketlerin değerlemelerinin aşırı yükseldiğini ve 2000'li yılların başındaki "dot-com balonuna" benzer riskler taşıdığını savunuyor.

Bu nedenle büyük yatırım fonlarının özellikle yapay zekâ ve mikroçip şirketlerindeki pozisyonlarını azaltmaya başladığı belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

Bitcoin ve Kripto Paralarda da Sert Düşüş

Riskli varlıklardan kaçış eğilimi yalnızca hisse senetleriyle sınırlı kalmadı. Kripto para piyasalarında da sert satışlar görüldü.

Piyasa değeri bakımından dünyanın en büyük kripto para birimi olan Bitcoin, yatırımcıların riskli pozisyonlarını kapatmasıyla birlikte önemli ölçüde değer kaybetti. Analistler, faizlerin yüksek kalmasının kripto varlıklar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade ediyor.

Yatırımcılar Güvenli Sektörlere Yöneldi

Piyasadan tamamen çıkmak yerine daha güvenli görülen sektörlere yönelen yatırımcılar, sağlık, kamu hizmetleri ve temel tüketim ürünleri şirketlerine ilgi gösterdi.

Gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren Kraft Heinz ve Keurig Dr Pepper gibi şirketlerin hisseleri yükseliş kaydederken, yatırımcıların belirsizlik dönemlerinde savunmacı sektörleri tercih ettiği gözlendi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Büyük Teknoloji Şirketleri Kırılgan Hale Geldi

Son satış dalgası, ABD borsalarının teknoloji devlerine ne kadar bağımlı hale geldiğini de ortaya koydu.

Piyasa değerinin önemli bir bölümünü oluşturan az sayıdaki teknoloji şirketinde yaşanan değer kayıpları, yatırımcı algısındaki küçük değişimlerin bile tüm piyasayı aşağı çekebileceğini gösterdi.

Trump'tan Piyasalara Tepki

ABD Başkanı Donald Trump ise piyasaların istihdam verilerine verdiği olumsuz tepkiyi eleştirdi.

Trump, enflasyona gereğinden fazla önem verildiğini savunarak, "Piyasa iyi ekonomik veriler geldiğinde yükselmeyi öğrenmeli, düşmeyi değil" ifadelerini kullandı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Gözler Beyaz Saray'daki Yapay Zekâ Zirvesinde

Önümüzdeki hafta teknoloji ve siyaset gündeminin kesiştiği önemli bir gelişme yaşanacak. Trump'ın, ülkenin önde gelen yapay zekâ şirketlerinin yöneticilerini Beyaz Saray'a davet ettiği açıklandı.

Toplantıda, ABD hükümetinin bazı yapay zekâ şirketlerinde halka açık pay sahibi olmasını öngören yeni bir önerinin ele alınacağı belirtildi.

Trump, bu girişimin yapay zekâ teknolojilerine yönelik kamuoyu algısını değiştirmeyi ve sıradan Amerikalıların da "yapay zekâ devriminin ekonomik başarısından pay almasını" sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Dünyanın en büyük akrebi ingiltere'de keşfedildi

İngiltere'deki Doğa Tarihi Müzesi öncülüğünde yürütülen araştırma, yaklaşık 415 milyon yıl önce yaşayan dev bir akrep türünü gün yüzüne çıkardı. Uzmanlar, Praearcturus gigas adı verilen türün şimdiye kadar keşfedilen en büyük akrep olabileceğini belirtiyor.

Araştırmanın başyazarı Dr. Richard Howard, bulunan fosil parçalarının, canlının yaklaşık 16 santimetre uzunluğunda kıskaca ve bir metreye yaklaşan vücut boyuna sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

Fosiller Galler ve İngiltere'de bulundu

Tür, Galler'in Powys bölgesi ile İngiltere'nin Herefordshire ve Worcestershire bölgelerine uzanan St Maughan's Kumtaşı Formasyonu'nda bulunan fosiller sayesinde tanımlandı. İlk fosiller 1870'lerde Herefordshire'da keşfedilirken, sonraki örnekler 1970'lerde Birmingham'da ve 2010'lu yıllarda Powys'teki Trudoman Taş Ocağı'nda bulundu.

Ancak bilim insanları, bu fosillerin hangi canlıya ait olduğu konusunda 150 yılı aşkın süre boyunca kesin bir sonuca ulaşamadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Modern teknoloji gerçeği ortaya çıkardı

1980'lerde bazı araştırmacılar fosillerin bir akrebe ait olabileceğini öne sürse de, eksik kalıntılar nedeniyle birçok bilim insanı bunların dev bir kabuklu canlıya ait olduğunu düşünüyordu.

Dr. Howard, günümüzde kullanılan bilgisayarlı tomografi (CT) taramaları ve üç boyutlu modelleme teknikleri sayesinde fosillerin aslında "dev bir akrebe" ait olduğunun net biçimde ortaya konduğunu ifade etti.

Araştırmacılara göre en güçlü kanıtlardan biri, göğüs bölümünde yer alan ve "sternum" olarak adlandırılan özel bir plakaydı. Bu yapı, 2015 yılında Kanada'da tanımlanan fosil bir akrep türünde bulunan örnekle büyük benzerlik gösterdi.

Independent Mortgage 3

Kıskaçları günümüz akreplerinden daha büyük

Bilim insanları, elde tam bir iskelet bulunmaması nedeniyle canlının kesin boyutunu hesaplayamadıklarını belirtiyor. Ancak korunan fosil parçaları, türün olağanüstü büyüklükte olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmada incelenen tek bir kıskaç yaklaşık 16 santimetre uzunluğunda ölçüldü. Bu değer, günümüzde yaşayan ve dünyanın en büyük akrepleri arasında gösterilen imparator akrebinin toplam vücut uzunluğuna yaklaşırken, bazı örneklerden daha da büyük.

Howard, "Fosil kayıtlarında bu büyüklükte kıskaçlara sahip başka bir akrep bilinmiyor. Bu nedenle türün son derece büyük olduğunu güvenle söyleyebiliriz" dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Dev boyutunun nedeni rekabetsiz ortam olabilir

Araştırmacılar, Praearcturus gigas'ın Devoniyen Dönemi'nin erken evrelerinde yaşadığını ve daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan dev kara eklembacaklılarından milyonlarca yıl daha eski olduğunu vurguluyor.

Bilim insanlarına göre türün sıra dışı büyüklüğü, karasal ekosistemlerin henüz gelişiminin başlarında olduğu ve büyük hayvanlar arasındaki rekabetin oldukça sınırlı kaldığı bir dönemde yaşamış olmasından kaynaklanmış olabilir.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

St Maughan's Formasyonu nedir?

St Maughan's Formasyonu, Galler'de bulunan ve Alt Devoniyen Dönemi'ne tarihlenen önemli bir jeolojik oluşum olarak biliniyor. Eski nehir sistemlerinin oluşturduğu kırmızı kumtaşlarıyla tanınan bölge, erken dönem kara yaşamına ait iyi korunmuş fosilleriyle bilim dünyasında özel bir yere sahip bulunuyor.

Kaynak: bbc

Tek Kadın Komando’nun Gökyüzünde Yarım Kalan Kahramanlık Hikâyesi

İngiltere, Kraliyet Donanması'nın genç ve başarılı personellerinden Lily-Mae Fisher'ın ölüm haberiyle yasa boğuldu. Fisher, Devon kontluğunda gerçekleştirilen rutin bir eğitim uçuşu sırasında düşen Merlin Mk.4 tipi askeri helikopterde hayatını kaybeden üç askerden biri oldu.

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kazada 42 yaşındaki Chris Gayson ve 24 yaşındaki Owen Green'in de yaşamını yitirdiği belirtildi. Kazanın ardından ülke genelinde taziye mesajları yayımlanırken, silahlı kuvvetler mensupları ve siyasetçiler genç askerin anısını yaşatacak açıklamalarda bulundu.

Zorlu komando eğitimini başarıyla tamamlamıştı

2019 yılında Kraliyet Donanması'na katılan Lily-Mae Fisher, askeri kariyerinin ilk yıllarından itibaren disiplini, fiziksel dayanıklılığı ve liderlik özellikleriyle dikkat çekti.

Ingiltere Helikopter Kazasi Kadin Komando Lily Mae Fisher 4

Fisher, dünyanın en zorlu askeri eğitim programlarından biri olarak kabul edilen ve Kraliyet Deniz Piyadeleri standartlarında gerçekleştirilen 16 haftalık komando kursunu başarıyla tamamladı. Bu eğitim süreci; ağır yüklerle uzun mesafeli yürüyüşleri, dayanıklılık testlerini, arazi eğitimlerini ve yoğun fiziksel mücadele parkurlarını içeriyor.

Meslektaşları tarafından son derece kararlı, görevine bağlı ve yüksek motivasyona sahip bir asker olarak tanımlanan Fisher, kısa sürede birliğinin saygı duyulan isimlerinden biri haline geldi.

Sadece asker değil, başarılı bir sporcuydu

Lily-Mae Fisher'ın başarıları yalnızca askeri kariyeriyle sınırlı değildi.

Üst düzey bir dayanıklılık sporcusu olan genç asker, triatlon branşında da önemli başarılara imza attı. Yüzme, bisiklet ve koşudan oluşan zorlu yarışlarda İngiltere'yi temsil eden Fisher, 2021 Avrupa Yaş Grupları Triatlon Şampiyonası'nda ülkesinin formasını giydi.

Yakın çevresi, onun sporcu kimliğinin askeri performansına da büyük katkı sağladığını belirtiyor. Fisher'ın fiziksel dayanıklılığı ve mücadeleci karakteri, hem spor sahalarında hem de görev alanlarında öne çıkmasını sağladı.

“Genç kadınlara ilham veren bir isimdi”

Savunma Bakanı John Healey, kazanın ardından yaptığı açıklamada hayatını kaybeden askerleri "İngiliz Silahlı Kuvvetleri'nin en seçkin temsilcileri" olarak nitelendirdi.

İşçi Partisi Milletvekili ve eski deniz piyadesi Fred Thomas ise Fisher'ın özellikle genç kadınlar açısından önemli bir rol model olduğunu vurguladı.

Thomas, "Lily-Mae, kararlılığı ve başarılarıyla birçok genç kadına ilham veren bir isimdi. Görevine olan bağlılığı ve hizmet anlayışıyla örnek bir askerdi" ifadelerini kullandı.

Kazanın nedeni araştırılıyor

İngiltere Savunma Bakanlığı ve askeri kaza soruşturma ekipleri, Merlin Mk.4 tipi helikopterin düşüş nedenini belirlemek için kapsamlı inceleme başlattı.

Kraliyet Donanması'nın amfibi operasyonlarda kullandığı Merlin Mk.4 helikopterleri, dünyanın en gelişmiş askeri hava platformları arasında gösteriliyor. Uzman ekipler, kazanın teknik bir arızadan mı yoksa başka bir etkenden mi kaynaklandığını araştırıyor.

Ardında ilham veren bir miras bıraktı

Henüz 31 yaşında yaşamını yitiren Lily-Mae Fisher, ardında yalnızca başarılı bir askeri kariyer değil, aynı zamanda azim, disiplin ve kararlılıkla şekillenen ilham verici bir yaşam öyküsü bıraktı.

Silah arkadaşları onu cesaretiyle, spor camiası mücadele ruhuyla, ailesi ve dostları ise enerjisi ve insanlığıyla hatırlayacak.

İngiltere'nin genç kadın komandosu, gökyüzündeki son görevinde hayatını kaybetmiş olsa da, geride bıraktığı başarı hikâyesi uzun yıllar boyunca hatırlanmaya devam edecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tahttan Gelen Servet: Charles, Annesini Geride Bıraktı

Kraliçe Elizabeth öldü, servetin büyük bölümü Charles'a geçti

2022 yılında hayatını kaybeden Kraliçe II. Elizabeth'in kişisel servetinin yaklaşık 370 milyon sterlin olduğu tahmin ediliyordu. Ölümünün ardından İngiliz monarşisinde yüzyıllardır uygulanan "hükümdardan hükümdara" (sovereign to sovereign) miras sistemi devreye girdi. Bu sistem sayesinde tahta çıkan yeni hükümdar, önceki hükümdardan kalan varlıkları veraset vergisi ödemeden devralabiliyor. 1993 yılında yürürlüğe giren düzenleme, kraliyet servetinin nesiller boyunca erimesini önlemeyi amaçlıyor.

Bu nedenle Charles, annesinden kalan birçok özel mülkü ve yatırım varlığını yüzde 40'a varan İngiliz miras vergisine tabi olmadan devraldı.

Istikbal 860X450 Pxl

Charles annesinden ne kadar miras aldı?

Kraliyet vasiyetleri kamuoyuna açıklanmadığı için kesin rakam bilinmiyor. Ancak uzman tahminleri, Charles'ın Kraliçe Elizabeth'in özel yatırım portföyünden yaklaşık 125 milyon sterlin civarında bir servet devraldığını ortaya koyuyor. Bunun yanında Balmoral ve Sandringham malikâneleri gibi son derece değerli özel mülkler de Charles'ın mülkiyetine geçti.

İskoçya'daki Balmoral'ın yaklaşık 210 milyon sterlin, Norfolk'taki Sandringham'ın ise yaklaşık 250 milyon sterlin değerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu iki mülk, İngiliz kraliyet ailesinin resmi devlet mülkleri değil; doğrudan aileye ait özel varlıklar arasında yer alıyor.

Independent Mortgage 3

Charles neden annesinden daha zengin?

Sunday Times Rich List'in 2025 verilerine göre Kral Charles'ın kişisel serveti yaklaşık 640 milyon sterline yükseldi. Bu rakam, Kraliçe Elizabeth'in ölümünden önceki yaklaşık 370 milyon sterlinlik kişisel servetinin oldukça üzerinde.

Bunun üç temel nedeni bulunuyor:

Birincisi, Charles'ın Galler Prensi olduğu dönemde yönettiği Cornwall Dükalığı'ndan yıllarca elde ettiği gelirleri biriktirmesi.

İkincisi, annesinden kalan özel mülkler ve yatırım portföyü.

Üçüncüsü, emlak varlıklarının son yıllarda ciddi değer kazanması.

Uzmanlar, Charles'ın yalnızca Cornwall Dükalığı üzerinden 2012-2022 arasında 212 milyon sterlinden fazla gelir elde ettiğini hesaplıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Asıl servet emlakta saklı

Kral Charles'ın servetinin merkezinde gayrimenkuller bulunuyor.

Balmoral ve Sandringham'ın yanı sıra kraliyet ailesiyle ilişkilendirilen çok daha büyük emlak portföyleri mevcut. Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:

  • Crown Estate (Kraliyet Taç Mülkleri)
  • Lancaster Dükalığı
  • Kraliyet Mücevherleri
  • Royal Collection sanat eserleri

hukuken Charles'ın kişisel malı sayılmıyor. Bunlar monarşi makamına ait varlıklar olarak kabul ediliyor ve kral bunları satamıyor.

Bu nedenle Charles'ın kişisel serveti ile "İngiliz Kraliyet Ailesi'nin toplam serveti" sık sık birbirine karıştırılıyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Dünyanın diğer kraliyet aileleriyle kıyaslandığında Windsor Hanedanı nerede?

Kral Charles'ın yaklaşık 640 milyon sterlinlik kişisel serveti etkileyici görünse de küresel kraliyet liginde zirveye yaklaşmıyor.

Aile bazında değerlendirildiğinde İngiliz Kraliyet Ailesi dünyanın en zengin hanedanlarından biri olarak gösteriliyor. Ancak Körfez monarşileriyle kıyaslandığında büyük fark ortaya çıkıyor.

Yaklaşık hanedan servetleri

Hanedan

Tahmini Servet

Suud Hanedanı (Suudi Arabistan)

1,4 trilyon dolar

El Sabah (Kuveyt)

360 milyar dolar

El Sani (Katar)

335 milyar dolar

El Nahyan (Abu Dabi)

300 milyar dolar+

Windsor Hanedanı (Birleşik Krallık)

88 milyar dolar

Bolkiah Hanedanı (Brunei)

28 milyar dolar

Bu tablo, İngiliz monarşisinin dünyanın en görünür kraliyet ailesi olmasına rağmen petrol zengini Körfez hanedanlarının ekonomik gücünün oldukça gerisinde kaldığını gösteriyor.

Charles'ın servetinde yeni dönem: Emlak kralı

Kraliçe Elizabeth döneminde monarşi daha çok sembolik güç ve devlet geleneğiyle anılırken, Charles döneminde ekonomik varlıkların yönetimi daha görünür hale geldi.

Özellikle sürdürülebilir şehir projeleri, çevre dostu gayrimenkul yatırımları ve kraliyet arazilerinin ticari değerlendirilmesi Charles'ın servetinin büyümesinde önemli rol oynadı. Cornwall Dükalığı döneminde geliştirdiği Poundbury ve benzeri projeler bunun en bilinen örnekleri arasında yer alıyor.

Sonuç: Tahtın mirasçısı değil, servetin de mirasçısı

Kraliçe II. Elizabeth'in ölümü yalnızca bir dönemin sonu olmadı; aynı zamanda İngiliz tarihinin en büyük özel servet transferlerinden birini başlattı.

Bugün ortaya çıkan tabloya göre Kral III. Charles, annesinden devraldığı mülkler, yatırım portföyleri ve yıllar boyunca biriktirdiği gelirler sayesinde modern İngiliz tarihinin en zengin hükümdarlarından biri konumunda bulunuyor. Yaklaşık 640 milyon sterlinlik kişisel servetiyle Charles, annesinin bıraktığı mali mirası büyütmeyi başardı. Ancak küresel ölçekte bakıldığında, İngiliz kraliyet ailesi hâlâ petrol gelirleriyle beslenen Körfez hanedanlarının ekonomik gücüne ulaşabilmiş değil.

Charles'ın hikâyesi, 21. yüzyılda monarşilerin yalnızca siyasi ve sembolik kurumlar değil, aynı zamanda devasa emlak ve yatırım imparatorlukları olarak da varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.

Almanya, AB’nin Sınır Kontrolleri Çağrısını Reddetti

Avrupa Birliği içişleri bakanları, Lüksemburg’da bir araya gelerek Birliğin yeni göç ve iltica sisteminin uygulanmasını değerlendirdi. Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri ise Schengen bölgesindeki iç sınır kontrolleri oldu.

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, gazetecilere yaptığı açıklamada ülkesinin uyguladığı sınır kontrollerinin başarılı sonuçlar verdiğini belirterek bu uygulamaların kaldırılmasına karşı çıktı.

Dobrindt, “Geri itme vakalarının yüksekliği, yasa dışı göçün azaltılması, kaçakçı şebekelerinin çökertilmesi ve güvenlik risklerinin engellenmesi bu kontrollerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle sınır kontrollerini sürdürmek istiyoruz” dedi.

Alman bakan ayrıca göç baskısının tamamen ortadan kalkmadığını ve Avrupa'nın dış sınırlarında daha güçlü koruma mekanizmalarına ihtiyaç duyulduğunu savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

AB Komisyonu: “Artık Kademeli Olarak Kaldırılmalı”

Avrupa Komisyonu ise farklı bir görüşte. Brüksel yönetimi, son aylarda kabul edilen yeni Avrupa Göç ve İltica Paktı ile geri gönderme mekanizmalarının güçlendirildiğini, dış sınır güvenliğinin artırıldığını ve düzensiz göçle mücadelede ortak araçların devreye girdiğini belirterek iç sınır kontrollerinin artık istisnai bir uygulama olarak kalması gerektiğini savunuyor.

Komisyon, Almanya'nın yanı sıra Avusturya, Fransa, Hollanda, Danimarka, İtalya, Slovenya, İsveç ve Schengen üyesi Norveç'ten mevcut kontrolleri aşamalı olarak kaldırmalarını istedi.

AB İçişlerinden Sorumlu Komiser Magnus Brunner da son dönemde düzensiz göç rakamlarının düştüğüne dikkat çekerek, “Reformlar yapıldı, dış sınırlar daha iyi korunuyor ve geri dönüş mekanizmaları güçlendirildi. İç sınır kontrollerinin kademeli olarak kaldırılması için doğru zamandayız” açıklamasında bulundu.

Independent Mortgage 3

Schengen’de Sınır Kontrolleri Geçici Olacaktı

Schengen sistemi normal şartlarda üye ülkeler arasında pasaport kontrolü olmaksızın serbest dolaşım öngörüyor. Ancak güvenlik tehdidi, terör riski veya düzensiz göç gibi olağanüstü durumlarda ülkeler geçici olarak sınır kontrolleri uygulayabiliyor.

Buna karşın son yıllarda birçok ülkede “geçici” olarak başlatılan kontroller kalıcı hale gelmeye başladı. Almanya, ilk olarak 2015 yılındaki göç krizinin ardından Avusturya sınırında kontroller başlatmış, daha sonra bunları diğer komşu ülkelere de genişletmişti.

Berlin yönetimi bu uygulamaları en az Eylül 2026’ya kadar uzatma kararı aldı.

AB Ülkelerinde Son Durum

Avrupa Komisyonu verilerine göre şu anda Schengen bölgesinde en az 10 ülke iç sınır kontrolleri uyguluyor.

Göç ve güvenlik gerekçesiyle sınır kontrollerini sürdüren ülkeler arasında Almanya, Fransa, Avusturya, Hollanda, Danimarka, İtalya, Slovenya, İsveç ve Norveç bulunuyor. Polonya da belirli sınır bölgelerinde kontroller yürütüyor.

Bu ülkelerin büyük bölümü uygulamaların gerekçesi olarak düzensiz göç baskısını, insan kaçakçılığıyla mücadeleyi ve güvenlik tehditlerini gösteriyor. Özellikle Almanya, Avusturya ve Fransa son dönemde sınır kontrollerini sıkılaştıran ülkelerin başında geliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Komşu Ülkelerden ve Hukukçulardan Eleştiriler

Almanya'nın sınır politikası bazı AB ülkeleri ve hukuk çevrelerinde eleştirilere neden oluyor.

Göç uzmanları ve bazı Alman mahkemeleri, uzun süreli iç sınır kontrollerinin Schengen ruhuna aykırı olabileceği görüşünü dile getirirken, komşu ülkeler de sınır geçişlerinde yaşanan gecikmelerden ve ekonomik etkilerden şikâyet ediyor.

Almanya'da bazı mahkeme kararlarında sınır kontrollerinin hukuki gerekçelerinin yeterince ortaya konulamadığı yönünde değerlendirmeler yapılırken, Berlin yönetimi uygulamaların hem ulusal hem de Avrupa güvenliği açısından gerekli olduğu görüşünü koruyor.

Schengen’in Geleceği Tartışılıyor

Uzmanlara göre AB'nin yeni göç reformlarının başarısı, önümüzdeki aylarda Schengen bölgesindeki iç sınır kontrollerinin kaderini belirleyecek.

Brüksel, serbest dolaşımın Avrupa bütünleşmesinin temel kazanımlarından biri olduğunu vurgularken, Almanya başta olmak üzere bazı ülkeler düzensiz göç baskısı sürdüğü sürece sınır kontrollerinden vazgeçmeye sıcak bakmıyor.

Bu nedenle Schengen bölgesinde serbest dolaşım ile güvenlik kaygıları arasındaki denge, Avrupa siyasetinin en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.

İrem Derici’den yeni albüm “Olay Mahalli”

Türk pop müziğinin güçlü ve iddialı isimlerinden İrem Derici, uzun süredir üzerinde titizlikle çalıştığı kariyerinin 4’üncü stüdyo albümü “Olay Mahalli”ni müzikseverlerle buluşturdu.

Güçlü vokali ve kendine özgü yorumuyla pop müziğin en sevilen isimleri arasında yer alan İrem Derici, yeni albümünde Onurr, Tüzzün, Kaan Karamaya, Olcay Ecet, Murat Güneş, Oğuz, Mert Çodur, Sezen Aksu ve Serhat Tekin ile söz ve beste çalışmalarında bir araya geldi. Albümün düzenlemelerinde ise BKE, Mustafa Ceceli, Ufuk Kevser, Aerro, Kerem Akdağ ve Kerceya imzası yer aldı.

Pop müziğin farklı renklerini bir araya getiren “Olay Mahalli”, duygu yüklü şarkıları ve güçlü prodüksiyonuyla dikkat çekiyor.

İrem Derici’nin 4’üncü stüdyo albümü “Olay Mahalli”, tüm dijital müzik platformlarında yayında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

BLOK3’ün yeni albümü “Kayıp Persona” müzik platformlarında

Geleneksel rap kalıplarını yıkan ve dinleyiciyle dertleşen kendine has melodik tarzı ve dijital platformlardaki milyonlarca dinlenmesiyle müzik dünyasına adını altın harflerle yazdıran BLOK3, kariyerinin 3’ncü stüdyo albümü “Kayıp Persona”yı müzikseverlerle buluşturdu.

Müzik kariyerine adım attığı 2022 yılından bu yana “Obsesif” ve “Virtüöz” adını verdiği albümleriyle dikkat çeken, yayımladığı 24 ayrı single projesiyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan BLOK3; yurt içi ve yurt dışında verdiği konserler ve aldığı sayısız ödülle rap müziğin en çok konuşulan isimlerinden biri haline geldi.

10 şarkıdan oluşan “Kayıp Persona”, sanatçının müzikal dünyasının farklı yönlerini bir araya getiriyor. Albümde yer alan “Kayıp Kalp”, “Kırgınım” ve “Sebebi Yar” gibi parçalar duygusal ve melankolik bir atmosfer sunarken; “BABA”, “Sakin Ol Champ” ve “Allah Allah ?” gibi şarkılar ise BLOK3’ün sert, özgüvenli ve sokak ruhunu yansıtan rap tarzını öne çıkarıyor.

Albümün prodüksiyonunda Narco, C3rrah ve Snow imzası bulunurken, projenin tek konuk sanatçısı ise “Çok Güzel Gülüyorsun” şarkısında BLOK3’e eşlik eden Poizi oldu.

Sözlerin ve bestelerin ardındaki hikâyelerle, maskelerin ardındaki gizli yüzü; yani “Kayıp Persona”yı keşfetmeye hazır olun mesajı veren BLOK3’ün yeni albümü, tüm dijital müzik platformlarında yayında.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ukrayna Lideri Zelenskiy’den Savaşı Sonlandırma Arayışı

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya’nın 2022 yılında başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana en dikkat çekici diplomatik girişimlerinden birine imza attı. Perşembe günü yayımladığı açık mektupta doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e seslenen Zelenskiy, iki lider arasında yüz yüze görüşme yapılmasını önerdi.

Mektubunda savaşın artık sona ermesi gerektiğini vurgulayan Zelenskiy, “Seçim artık sizin. Savaş yeter. Ukrayna bu savaşı bitirmeyi teklif ediyor” ifadelerini kullandı. Ukrayna lideri, çatışmaların sona erdirilmesi için liderler düzeyinde doğrudan temasın gerekli olduğunu belirterek, “Ukrayna bu savaşı doğrudan temas yoluyla bitirmeyi teklif ediyor. Bir görüşme öneriyorum” dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

“Tam Kapsamlı Ateşkese Hazırız”

Zelenskiy, olası müzakerelerin sağlıklı ilerleyebilmesi için Ukrayna’nın görüşmeler boyunca tam kapsamlı bir ateşkese hazır olduğunu açıkladı. Ayrıca tüm savaş esirlerinin karşılıklı olarak serbest bırakılmasını da barış sürecinin ilk adımlarından biri olarak önerdi.

Görüşmenin İsviçre, Türkiye veya tarafsız bir Arap ülkesinde yapılabileceğini belirten Zelenskiy, uluslararası gözlem mekanizmalarının da sürece dahil olabileceğini ifade etti. Ukrayna yönetimi, teklifin yalnızca kamuoyuna değil, ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelere de iletildiğini duyurdu.

Independent Mortgage 3

Kremlin’den İlk Açıklama Geldi

Zelenskiy’nin çağrısına Moskova’dan ilk yanıt Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov aracılığıyla geldi. Peskov, açık mektubun Putin’e ulaştırıldığını ve Rus liderin içerikten haberdar edildiğini açıkladı.

Kremlin Sözcüsü, Putin’in mektubu incelediğini belirterek, Rusya Devlet Başkanı’nın konuya ilişkin görüşlerini gün içinde yapacağı konuşmada açıklayabileceğini söyledi. Ancak Moskova’dan henüz Zelenskiy’nin önerisini kabul veya reddeden resmi bir karar çıkmadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Putin’den Temkinli Mesaj

Rus basınına ve uluslararası ajanslara yansıyan açıklamalarda Putin, cephe hattında Rus ordusunun ilerlemeyi sürdürdüğünü savunurken, diplomasi kapısının tamamen kapalı olmadığını belirtti. Kremlin kaynakları, olası müzakerelerin Rusya’nın güvenlik talepleri ve savaşın “temel nedenleri” olarak tanımladığı başlıkları da kapsaması gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlar, Zelenskiy’nin kamuoyuna açık biçimde yaptığı çağrının hem uluslararası topluma hem de Rus kamuoyuna yönelik güçlü bir diplomatik mesaj niteliği taşıdığını değerlendiriyor. Ancak tarafların savaşın sona ermesine ilişkin temel koşullarda hâlen önemli görüş ayrılıkları bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Gözler Olası Zirvede

Dört yılı aşkın süredir devam eden savaşta milyonlarca insan yerinden edilirken, yüz binlerce asker ve sivil hayatını kaybetti ya da yaralandı. Son dönemde cephede ve karşılıklı insansız hava aracı saldırılarında yaşanan tırmanışın ardından Zelenskiy’nin doğrudan görüşme çağrısı, savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesi yönündeki en dikkat çekici girişimlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Şimdi gözler Kremlin’in vereceği nihai yanıtta. Putin’in Zelenskiy’nin yüz yüze görüşme ve tam kapsamlı ateşkes teklifine nasıl karşılık vereceği, savaşın geleceği açısından kritik önem taşıyor.

İspanya'da "Yılın Golü Ödülü" Arda Güler'e Verildi

Türk milli futbolcu Arda Güler'in La Liga'nın 28'inci haftasında Elche'ye karşı kaydettiği gol, La Liga'da Yılın Golü seçildi.

Duyuruda vuruşun 68.6 metreden yapıldığı vurgulandı ve "Real Madrid oyuncusu, keskinlik, vizyon ve cesareti somutlaştıran dahiyane bir anla bir kez daha öne çıktı" ifadeleri kullanıldı.

Arda Güler, Elche kalecisi Matias Dituro'nun önde olduğunu fark ederek orta sahanın gerisinde bir noktadan yaptığı vuruşla topu ağlara göndermişti.

Dünya Kupası için kampta olan Arda Güler'in başarısını Milli Takımlar hesabı da kutladı.

Real Madrid yıldızı Arda Güler, 31 Mayıs'ta da Şampiyonlar Ligi seçici kurulu tarafından 2025/2026 -sezonunun En İyi Çıkış Yapan Oyuncusu seçilmişti.

Bu ödül daha önce En İyi Genç Oyuncu adıyla veriliyordu.

Milli futbolcu, Şampiyonlar Ligi'ni iki gol ve dört asistle tamamladı.

Independent Mortgage 3

Golle ilgili neler söylendi?

Real Madrid Teknik Direktörü Alvaro Arbeloa, Güler'in 14 Mart'ta attığı gol için "Bunu çerçeveletmemiz gerekiyor" dedi.

Arbeloa, "Olağanüstü, harika bir gol. Herkesin hayranlıkla nefesini tuttuğunu gördüm, ben de dahil. Onun yaptığını görmek için bir, iki hatta üç bilet parası ödemeye değerdi" ifadelerini kullandı.

Golün videosunu sosyal medya hesabından paylaşan Güler ise "Bunu evde denemeyin" yazdı.

Maçın ardından kulüp televizyonuna röportaj veren Güler, kaleciyi önde gördüğünü ve şansını denediğini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Takım arkadaşı Brahim Diaz da "Osasuna maçında da benzer bir vuruş yapmış ve topu direğe nişanlamıştı. Bugün ise gol oldu. Çok etkileyici bir vuruş tekniği var, harika bir gol" ifadelerini kullandı.

İspanya'nın El Mundo gazetesi de golün La Liga tarihinin en uzak mesafeden kaydedilen gollerinden biri olduğunu yazdı.

Anayasa Mahkemesi süresiz nafaka düzenlemesini iptal etti

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlere verilen yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kararın gerekçesi daha sonra açıklanacak.

İptal hükmü dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.

Antalya 12. Aile Mahkemesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi kapsamında yoksulluk nafakasının "süresiz olması"na ilişkin düzenlemenin iptali için başvuru yapmıştı.

Süresiz nafaka ne anlama geliyor?

Medeni Kanun'un "yoksulluk nafakası" yan başlıklı 175. maddesinde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği belirtiliyor.

Bu, nafaka için kanunda belirlenmiş sabit bir süre olmadığı anlamına geliyor.

Ancak, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi, fiilen evli gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da taraflardan birinin ölmesi gibi durumlarda nafaka uygulaması sona eriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Nafaka miktarı nasıl belirleniyor?

Kanunda nafakanın belirlenmesi için sabit bir yüzde ya da tarife yer almıyor.

Mahkemeler tarafların gelirleri, yaşam standardı, çocuk sayısı, tarafların çalışma kapasitesi, mal varlığı ve sosyal yaşam düzeyi gibi unsurları dikkate alıyor.

Uygulamada bazı mahkemeler gelir oranlarını referans alsa da bu bağlayıcı bir formül niteliği taşımıyor.

Dolayısıyla kamuoyunda birbirinden çok farklı seviyelerde nafaka miktarlarına rastlanıyor.

BBC Türkçe'ye konuşan avukatlar, nafaka miktarlarının genellikle açlık sınırının altında kalan cüzi miktarlar olduğunu ifade ediyor.

Ocak 2022'de dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, yargı reformuna dair yapılan bir toplantıda nafakaların yüzde 66'sının ödenmediğinin tespit edildiğini kaydetmişti.

Eğer nafaka ödenmezse icra takibi, maaş haczi, banka hesabına haciz ve bazı durumlarda "nafaka yükümlülüğünü ihlal" nedeniyle hapis gündeme gelebiliyor.

Ancak hukukçular her boşanma davasının kendine has özellikleri olduğunu hatırlatıyor ve tüm nafaka davalarının aynı kriterlerle değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.

Emeklilik Alarmı: Milyonlarca Çalışanı Zor Yıllar Bekliyor

İngiltere’de emeklilik tasarruflarına ilişkin yayımlanan yeni veriler, ülkede büyüyen bir emeklilik krizine işaret etti. Emeklilik sektörünü temsil eden Pensions UK tarafından hazırlanan ve Loughborough Üniversitesi Sosyal Politika Araştırmaları Merkezi’nin katkısıyla güncellenen “Retirement Living Standards” araştırmasına göre, çalışanların büyük bölümü emeklilikte hedeflediği yaşam standardına ulaşamayacak.

Rapora göre çalışan nüfusun yalnızca yüzde 23’ü emeklilikte “orta düzey” yaşam standardını karşılayabilecek gelir seviyesine ulaşabilecek. Bu durum, yaklaşık dört çalışandan üçünün yeterli emeklilik birikimi yapamadığını ortaya koyuyor. Daha da dikkat çekici olan ise çalışanların sadece yüzde 9’unun “rahat” bir emeklilik yaşamı için gerekli gelir seviyesine erişebilecek olması.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Emeklilikte ne kadar gelir gerekiyor?

Araştırmaya göre tek kişinin emeklilikte orta düzey bir yaşam sürdürebilmesi için yıllık 32 bin 700 sterlin gelire ihtiyacı bulunuyor. Çiftlerde bu rakam 45 bin 400 sterline yükseliyor.

Daha rahat ve konforlu bir yaşam standardı hedefleyenler için gerekli yıllık gelir ise tek kişi için 45 bin 400 sterlin, çiftler için 62 bin 700 sterlin olarak hesaplandı. En temel ihtiyaçları karşılayan “asgari” emeklilik standardı ise tek kişi için yıllık 13 bin 900 sterlin, çiftler için 22 bin 500 sterlin seviyesinde bulunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Artan maliyetler hesapları değiştirdi

Uzmanlara göre son yıllarda gıda fiyatları, enerji faturaları, ulaşım giderleri ve günlük yaşam maliyetlerinde yaşanan artışlar, emeklilikte ihtiyaç duyulan gelir seviyesini önemli ölçüde yükseltti.

Pensions UK’nin güncel hesaplamalarında özellikle market harcamaları, ev içi enerji giderleri, sosyal aktiviteler ve ulaşım maliyetlerinin önceki yıllara kıyasla belirgin şekilde arttığı belirtildi. Araştırmacılar, emeklilik bütçelerinde artık aileyle dışarıda yemek yeme, sosyal etkinliklere katılma ve hobiler için daha yüksek pay ayrıldığını da vurguluyor.

Independent Mortgage 3

“Gelir uçurumu” uyarısı

Pensions UK Politika ve Savunuculuk Direktörü Zoe Alexander, mevcut tasarruf düzeylerinin çalışanların emeklilik beklentileriyle örtüşmediğini belirterek, birçok kişinin çalışma hayatı sona erdiğinde “gelir uçurumuyla” karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Alexander, çalışanların büyük bölümünün yalnızca temel yaşam standardına ulaşabilecek durumda olduğunu, ancak çoğu kişinin emeklilikte bundan daha yüksek bir yaşam kalitesi beklediğini ifade etti. Kuruluş, hükümetin otomatik emeklilik katılım sistemi kapsamında zorunlu katkı oranlarını artırmayı değerlendirmesini destekliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet de tehlikeye dikkat çekiyor

Sorunun boyutuna ilişkin bir diğer dikkat çekici uyarı ise İngiltere’de yeniden oluşturulan Emeklilik Komisyonu’ndan geldi. Komisyonun geçen ay yayımladığı ara rapora göre ülkede en az 15 milyon kişi emeklilik için yeterince tasarruf yapmıyor. Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde bu sayının 19 milyona kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Raporda, çalışma çağındaki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 45’inin herhangi bir emeklilik planına düzenli katkı yapmadığı, özellikle düşük ve orta gelirli çalışanların risk altında olduğu vurgulandı. Serbest çalışanlar arasında emeklilik tasarrufu yapanların oranının ise yalnızca yüzde 4 seviyesinde kaldığı kaydedildi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Uzun yaşam süresi yeni baskı yaratıyor

Uzmanlar, artan yaşam beklentisinin de emeklilik sistemleri üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. İnsanların daha uzun yaşaması, emeklilik döneminin de uzaması anlamına geliyor. Bu nedenle emeklilik fonlarının daha uzun süre gelir sağlaması gerekiyor.

Finans uzmanları, çalışanların mümkün olduğunca erken yaşlarda tasarrufa başlamasının, işveren katkılarından azami ölçüde yararlanmasının ve emeklilik planlarını düzenli olarak gözden geçirmesinin önem kazandığını belirtiyor. Aksi halde milyonlarca kişinin emeklilik yıllarında çalışma dönemindeki yaşam standardının çok altında bir gelirle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.

İngiltere Konut Piyasasında Yeni Dönem!

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından yükselen enerji fiyatları ve küresel piyasalardaki belirsizlik, dünyanın en büyük gayrimenkul merkezlerinden biri olan İngiltere’yi de etkiledi. Özellikle Körfez sermayesinin uzun yıllardır güvenli liman olarak gördüğü Londra’da konut piyasası son iki yılda önemli bir dönüşüm yaşadı. Konut fiyatları nominal olarak direnç gösterse de yatırımcıların kazancı eskisi kadar yüksek değil. Ancak uzmanlar, İngiltere'nin hâlâ dünyanın en güvenli gayrimenkul pazarlarından biri olmayı sürdürdüğü görüşünde.

Petrol Şoku ve Faizler Konut Piyasasını Nasıl Etkiledi?

ABD ile İsrail ikilisinin çıkardığı savaş ve beraberinde gelen kriz sonrasında petrol fiyatlarının yeniden 100 dolar seviyesine yaklaşması, Avrupa'da enflasyon endişelerini canlandırdı. Bunun sonucu olarak finansal piyasalarda faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisi oluştu. İngiltere'de mortgage faizleri yeniden yüzde 5 seviyesinin üzerine çıkarken, konut alım iştahında da yavaşlama görüldü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Nationwide verilerine göre İngiltere genelinde konut fiyatları Mayıs 2026'da aylık bazda yüzde 0,6 gerileyerek son dönemin en sert düşüşlerinden birini yaşadı. Özellikle Londra ve Güney İngiltere'de fiyat baskısının daha belirgin olduğu bildiriliyor.

Bu tablo, son yıllarda Londra'yı tercih eden Körfez ve Arap yatırımcılarının alışık olduğu sürekli değer artışı döneminin sona erdiğine işaret ediyor.

Londra'nın Altın Çağı Bitti mi?

Hayır. Ancak Londra artık "hızlı kazanç" piyasası değil.

2010-2020 döneminde Londra'da yabancı yatırımcılar hem yüksek sermaye kazancı hem de sterlin bazlı değer artışı elde edebiliyordu. Brexit sonrası süreç, vergi düzenlemeleri, yabancı alıcılara yönelik ek maliyetler ve yüksek faiz ortamı bu modeli değiştirdi.

Independent Mortgage 3

Son iki yılda Londra'nın bazı bölgelerinde fiyatlar reel olarak gerilerken, İngiltere'nin kuzeyindeki şehirler daha güçlü performans gösterdi. Piyasa verileri, Kuzeydoğu İngiltere, Manchester, Liverpool ve Leeds gibi bölgelerde fiyat artışlarının Londra'nın önüne geçtiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle uluslararası fonlar ve profesyonel yatırımcılar artık yalnızca Londra merkezli değil, "Birleşik Krallık genelinde getiri odaklı" yatırım stratejileri izliyor.

Arap Sermayesi Neden Hâlâ Londra'da?

Körfez yatırımcılarının Londra ilgisi büyük ölçüde devam ediyor.

Bunun üç temel nedeni bulunuyor:

  • İngiliz hukuk sisteminin sağladığı mülkiyet güvencesi,
  • Sterlinin küresel rezerv para niteliği,
  • Londra'nın dünya finans merkezi konumunu koruması.

Özellikle yüksek gelir grubundaki yatırımcılar için Londra konutu yalnızca yatırım değil, servet koruma aracı olarak görülüyor.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar kaynaklı sermaye son yıllarda daha seçici davranıyor. Ultra lüks bölgelerde talep devam ederken orta segment yatırımlarda getirinin düşmesi nedeniyle yeni alımlar daha temkinli gerçekleştiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Konut Yatırımcıları Kazandı mı Kaybetti mi?

Bu sorunun cevabı yatırımın türüne göre değişiyor.

Sermaye Kazancı Arayanlar

Kaybeden taraf daha çok bu grup oldu.

Londra ve Güney İngiltere'de fiyat artışları son yıllarda oldukça sınırlı kaldı. Bazı bölgelerde nominal düşüşler görülürken enflasyondan arındırılmış reel getiriler negatif seyretti.

Yani 2021-2025 arasında alınan birçok konutun reel değeri beklenen ölçüde yükselmedi.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kira Geliri Arayanlar

Kazanan taraf ise büyük ölçüde bu grup oldu.

İngiltere genelinde kiralar son yıllarda güçlü yükseliş gösterdi. Konut arzının yetersiz kalması ve nüfus baskısı nedeniyle kira gelirleri birçok bölgede konut fiyatlarından daha hızlı arttı.

2025 sonunda İngiltere genelinde ortalama brüt kira getirileri yaklaşık yüzde 6-7 bandında oluşurken bazı bölgelerde yüzde 8-9 seviyeleri görüldü. Londra'da ise kira getirileri daha düşük olmasına rağmen kira artışları yatırımcıların nakit akışını destekledi.

İngiliz Devletinin Vergi Politikaları Yatırımcıları Zorluyor

İngiltere'de yatırım amaçlı konut sahibi olmak geçmişe göre daha maliyetli hale geldi.

Özellikle:

  • Ek konut alımlarındaki vergi yükleri,
  • Damga vergisi (Stamp Duty) artışları,
  • Kiraya verenlere yönelik düzenlemeler,
  • Enerji verimliliği standartları,

yatırımcıların maliyetlerini artırdı. Nisan 2025'te yürürlüğe giren düzenlemelerle konut alım vergilerinin yükselmesi de piyasada talebi baskılayan unsurlardan biri oldu.

Bu nedenle küçük ölçekli birçok ev sahibi piyasadan çıkarken, kurumsal yatırımcılar ve büyük portföy sahipleri paylarını artırıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Asıl Sorun: Yeterince Ev İnşa Edilemiyor

İngiltere'de konut piyasasını destekleyen en önemli unsur arz açığı olmaya devam ediyor.

Londra'da yeni konut üretimi hükümet hedeflerinin oldukça altında kalıyor. Yüksek inşaat maliyetleri, finansman zorlukları ve planlama süreçleri nedeniyle yeni arz talebi karşılayamıyor.

Bu durum kısa vadede fiyatları baskılasa da uzun vadede konut piyasasının çökmesini engelleyen temel faktörlerden biri olarak görülüyor.

Sonuç: İngiltere Emlak Piyasası Hâlâ Cazip mi?

İngiltere artık 2010'lu yıllardaki gibi "kolay para kazandıran" bir konut piyasası değil.

Buna rağmen:

  • Güçlü hukuk sistemi,
  • Derin finans piyasaları,
  • Süregelen konut arz açığı,
  • Yüksek kira talebi,
  • Londra'nın küresel finans merkezi rolü,

nedeniyle uluslararası yatırımcılar açısından önemini koruyor.

Ancak kazananlar değişti. Eskiden yalnızca konut satın almak yeterliyken bugün doğru şehir, doğru semt ve doğru kira stratejisi belirlemek gerekiyor.

2026 itibarıyla tablo net: Londra artık hızlı sermaye kazancı vadeden bir piyasa değil; buna karşılık servet koruma ve istikrarlı kira geliri arayan küresel yatırımcılar için hâlâ dünyanın en güvenilir gayrimenkul merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Uluslararası Sanat Yatırımı Alanında Önemli Atama

Dünya Melek Yatırım Forumu (WBAF) ile ilişkili Uluslararası Sanat Odası (ICA), Birleşik Krallık Resmi Temsilciliği görevine Elif Ateş'i atadı. Ateş, sanat, kültür ve yaratıcı endüstriler arasında uluslararası iş birliklerini güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Kültürel diplomasi ve uluslararası sanat iş birliklerine yeni katkı

Londra merkezli sanat ve kültür çevrelerinde dikkat çeken bir atama gerçekleşti. Uluslararası Sanat Odası (International Chamber of Arts - ICA), Birleşik Krallık'taki resmi temsilcilik görevine Elif Ateş'i getirdi. Dünya Melek Yatırım Forumu (WBAF) ile ilişkili küresel bir girişim olan ICA, sanatın evrensel dili aracılığıyla kültürel diplomasi, yaratıcılık ve uluslararası iş birliklerini geliştirmeyi amaçlıyor.

Atamayla ilgili değerlendirmelerde bulunan Elif Ateş, yeni görevinin sanat, kültür, girişimcilik ve uluslararası iş birliği alanları arasında daha güçlü bağlar kurulmasına katkı sunacağını belirtti.

Sanatçılar ve kurumlar arasında köprü kuracak

Ateş, görev kapsamında Birleşik Krallık ile uluslararası sanat dünyası arasında bağlantılar oluşturmayı hedeflediğini ifade etti. Bu çerçevede sanatçılar, galeriler, müzeler, koleksiyonerler, üniversiteler ve yaratıcı sektör profesyonelleri arasında iş birliği fırsatlarının geliştirilmesi için çalışmalar yürütülecek.

ICA'nın Birleşik Krallık'taki faaliyetlerine destek vereceğini belirten Ateş, uluslararası programlara katılımın artırılması, kültürel değişim projelerinin teşvik edilmesi ve yaratıcı sektörlerin ekonomik kalkınmaya katkısının güçlendirilmesi için çalışacaklarını kaydetti.

"Sanat, toplumları bir araya getiren güçlü bir araç"

Yaratıcı ekonominin günümüzde inovasyon, sosyal kalkınma ve uluslararası iş birliği açısından giderek daha önemli hale geldiğine dikkat çeken Ateş, sanatın kültürler ve sınırlar arasında köprü kuran eşsiz bir iletişim dili olduğunu vurguladı.

Ateş, söz konusu görevin Birleşik Krallık'ın uluslararası sanat platformlarında daha güçlü temsil edilmesini sağlayacağını ve sanatçılar ile kültür liderleri için yeni küresel fırsatlar yaratacağını ifade etti.

"Yaratıcılığın sermaye ile buluştuğu yer"

"Where Creativity Meets Capital" (Yaratıcılığın Sermaye ile Buluştuğu Yer) vizyonuyla faaliyet gösteren Uluslararası Sanat Odası, sanatçılar ve kültür profesyonelleri için uluslararası iş birliği olanaklarını artırmayı amaçlıyor. Kuruluş aynı zamanda kültürel diplomasi, girişimcilik, inovasyon ve yatırım ekosistemleri arasında bağlantılar kurarak yaratıcı endüstrilerin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.

Küresel sanat ağına katılım çağrısı

Elif Ateş, sanatçılar, galeri sahipleri, müze yöneticileri, küratörler, sanat danışmanları, koleksiyonerler, akademisyenler ve kültür girişimcilerini ICA'nın sunduğu uluslararası fırsatları değerlendirmeye davet etti.

ICA'nın hızla büyüyen küresel bir ağ oluşturduğunu belirten Ateş, üyelerin uluslararası iş birlikleri geliştirme, yeni projeler üretme ve sanatın toplumdaki etkisini güçlendirme imkânı bulduğunu söyledi. Kuruluşa katılmak isteyenlerin başvurularını ICA'nın resmi platformu üzerinden yapabilecekleri bildirildi.

Birleşik Krallık'taki yeni göreviyle Elif Ateş'in, sanat ve kültür alanında uluslararası iş birliklerinin artırılmasına, kültürel diplomasinin güçlendirilmesine ve yaratıcı endüstrilerin küresel ölçekte daha görünür hale gelmesine katkı sunması bekleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Avrupa’nın en kötü hava yolları açıklandı: Bilet alırken dikkat!

Son dönemde bazı haberlerde İrlandalı Aer Lingus’un listenin son sırasında yer aldığı belirtilse de, Flightright’ın yayımladığı 2025 endeksinde Avrupa’nın en düşük puan alan hava yolu şirketi Finlandiyalı Finnair oldu. Finnair’i İspanyol düşük maliyetli Vueling ve İrlandalı Ryanair izledi. KLM, British Airways ve Wizz Air gibi büyük şirketler de alt sıralarda yer aldı. Lufthansa ise listenin alt yarısında kalarak beklentilerin gerisinde bir performans sergiledi.

Araştırmada şirketler; uçuşların zamanında gerçekleşmesi, iptal oranları, tazminat ödeme hızı ve yolcuların müşteri hizmetlerinden duyduğu memnuniyet gibi kriterlere göre değerlendirildi.

Yolcuların en büyük şikâyeti: Gecikmeler ve tazminatlar

Endeksin en dikkat çekici bölümlerinden biri tazminat ödeme performansı oldu. Avrupa Birliği’nin yolcu hakları mevzuatı kapsamında şirketlerin gecikme ve iptallerde yolculara ödeme yapması gerekiyor. Ancak birçok şirket bu süreçte yavaş davranmakla eleştiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Araştırmaya göre Air France, Discover Airlines ve bazı Alman taşıyıcıları tazminat ödemelerinde daha başarılı performans gösterirken, bazı büyük şirketler yolcuların hak ettikleri ödemeleri almak için uzun süre beklemelerine neden oldu.

Yolcu hakları alanında faaliyet gösteren Flightright, ödeme davranışlarının genel puan üzerinde önemli etkisi bulunduğunu belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Austrian Airlines zirvede

Araştırmanın en başarılı şirketleri arasında Austrian Airlines öne çıktı. Austrian’ı Eurowings ve Air Baltic benzeri güçlü bölgesel taşıyıcılar takip ederken, müşteri memnuniyetinde de Austrian Airlines rakiplerinin önüne geçti. Ancak dikkat çekici olan nokta, en yüksek puanı alan şirketlerin bile beş üzerinden dört puan seviyesine ulaşamaması oldu. Bu durum, Avrupa havacılık sektöründe yolcu deneyimi konusunda hâlâ ciddi gelişim alanları bulunduğunu gösteriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Bilet fiyatı kalite garantisi değil”

Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri de yüksek fiyatlı veya geleneksel “bayrak taşıyıcı” hava yollarının her zaman daha iyi performans göstermemesi oldu. Flightright uzmanları, premium olarak görülen bazı şirketlerin düşük maliyetli rakiplerinden daha kötü puanlar alabildiğine dikkat çekiyor. Özellikle Finnair, Lufthansa ve British Airways gibi markaların düşük sıralarda yer alması bunun en somut örnekleri arasında gösteriliyor.

Independent Mortgage 3

Yolcu haklarında yeni dönem kapıda

Öte yandan Avrupa Birliği’nde uçuş gecikmelerine yönelik tazminat kurallarının değiştirilmesi de tartışma yaratıyor. AB ülkeleri, mevcut sistemde üç saatlik gecikmede ödenebilen tazminat sınırlarını yükseltmeye yönelik bir reform üzerinde uzlaştı. Tüketici örgütleri ve yolcu hakları kuruluşları, bu değişikliğin milyonlarca yolcunun tazminat alma hakkını zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Rekabet büyüyor, beklentiler yükseliyor

Pandemi sonrası dönemde Avrupa havacılık sektörü hızla toparlanırken, yolcular artık yalnızca ucuz bilet değil; zamanında kalkış, hızlı müşteri hizmetleri ve şeffaf tazminat süreçleri de talep ediyor. Flightright endeksi, hava yolu şirketlerinin yalnızca uçaklarını doldurmasının yeterli olmadığını, yolcu memnuniyetini koruyamayan şirketlerin itibar kaybı yaşayabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre önümüzdeki yıllarda rekabetin belirleyici unsuru bilet fiyatlarından çok, şirketlerin yolcu haklarına yaklaşımı ve operasyonel güvenilirliği olacak.

Londra’da Business Networking ve İmza Günü

Londra’nın Chelsea Library’de, 6 Haziran Cumartesi günü düzenlenecek Business Networking etkinliğinde, Yazar Ahmet Ferruh Öncü yeni yayımlanan iki kitabını Londra'daki okurlarına imzalayacak.

Yazar ve girişimci Ahmet Ferruh Öncü’nün, yeni kitapları üzerine söyleşi yapacağı etkinlikte, farklı sektörlerden iş insanları ve girişimcilerin tanışabileceği bir de networking buluşması gerçekleştirecek.

Öncü konuyla ilgili olarak sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda, “Son yıllarda iş, yatırım, girişimcilik ve İngiltere üzerine farklı alanlardan çok kıymetli insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bu etkinliği biraz da bu dostları bir araya getirmek için düzenlemek istedim.

Yeni insanlarla tanışmak, fikir alışverişinde bulunmak, belki yeni dostluklar ve iş birlikleri geliştirmek isteyen herkesi beklerim” ifadelerine yer verdi.

Öncü Global Limited ile Hümanist Global Yayıncılık tarafından organize edilen etkinlik ile ilgili bilgiler şöyle:

Yer: Walker Meeting Room, Chelsea Library

The Old Town Hall, London SW3 5EZ

Tarih : 6 Haziran Cumartesi

Saat: 15:00

Ahmet Ferruh Oncu Network 10

Milletvekillerinin içki tüketimi Avam Kamarası’nı karıştırdı

Şubat ayında yapılan ara seçimle Avam Kamarası’na giren Yeşiller Partili milletvekili Hannah Spencer, Westminster’daki içki kültüründen duyduğu rahatsızlığı kamuoyuyla paylaşarak tartışmayı başlattı.

Spencer, parlamentoda oy kullanma süreçleri sırasında bazı milletvekillerinden alkol kokusu geldiğini söyledi. Parlamentonun çeşitli bölümlerinde milletvekillerinin oylamalar arasında içki içtiğine tanık olduğunu belirten Spencer, bunun birçok iş yerinde kabul edilmeyecek bir davranış olduğunu savundu. Milletvekilinin temel argümanı, milyonlarca insanı etkileyen kararların alındığı bir kurumda görev yapan siyasetçilerin oy kullanırken tamamen ayık olması gerektiği yönünde.

Spencer daha sonra yaptığı açıklamada da, “Toplumu etkileyen kararlar için oy kullanan milletvekillerinin ayık olmasının çok büyük bir talep olmadığını” ifade etti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hükümetten karşı çıkış

Tartışmalar sürerken, İşçi Partili Hazine Başsekreteri Darren Jones, milletvekillerinin çalışma koşullarına dikkat çekerek Spencer’ın eleştirilerine karşı çıktı.

LBC’ye konuşan Jones, parlamentodaki oturumların zaman zaman gece geç saatlere kadar sürdüğünü belirterek, “Milletvekilleri gece 10-11’e kadar parlamentoda kalıyorsa, akşam yemeğiyle birlikte bir kadeh şarap içmelerinde sorun görmüyorum” dedi. Jones, milletvekillerinin “açık kalp ameliyatı yapan kişiler olmadığını”, birçok ofis çalışanının da uzun mesailer sırasında yemek yiyip içecek tüketebildiğini savundu.

Ancak Jones, aşırı alkol tüketiminin kabul edilemez olduğunu da vurgulayarak parlamentonun sonuçta bir iş yeri olduğunu ve herkesin sorumlu davranması gerektiğini söyledi.

Independent Mortgage 3

Siyasi cepheler oluştu

Spencer’ın açıklamaları Westminster’da farklı tepkilere yol açtı. Reform UK lideri Nigel Farage, Yeşiller Partisi’ni hedef alarak eleştirileri alaya alırken, Yeşiller Partisi lideri Zack Polanski ise Spencer’a destek verdi. Polanski, “Öğleden sonra bir bira içmek ile çalışma günü sırasında alkol alıp milyonlarca insanı etkileyen kararlar için oy kullanmak aynı şey değil” değerlendirmesinde bulundu.

İşçi Partisi içinden de farklı görüşler yükseldi. Bazı milletvekilleri uzun çalışma saatlerinin ve Westminster’daki yoğun temponun zaman zaman sosyal içki tüketimini beraberinde getirdiğini savunurken, bazıları ise Spencer’ın dikkat çektiği kültürel sorunun gerçek olduğunu kabul etti. Deneyimli İşçi Partili milletvekili Emily Thornberry, parlamentodaki içki kültürünün geçmişe kıyasla azaldığını ancak hâlâ varlığını sürdürdüğünü söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Westminster’ın eski tartışması yeniden gündemde

Aslında parlamentodaki alkol kültürü İngiltere’de yeni bir konu değil. Westminster yerleşkesinde milletvekilleri ve çalışanların kullandığı çok sayıda bar ve restoran bulunuyor. Son yıllarda bazı barlarda yaşanan olaylar ve disiplin soruşturmaları nedeniyle güvenlik önlemleri artırılmıştı. Parlamento bünyesindeki şikâyet mekanizmaları da geçmiş raporlarında alkol tüketiminin uygunsuz davranışları tetikleyen faktörlerden biri olduğunu belirtmişti.

Spencer’ın çıkışı, bu nedenle yalnızca bireysel bir eleştiri olarak değil, Westminster’ın çalışma kültürüne yönelik daha geniş bir sorgulamanın parçası olarak değerlendiriliyor. Kamuoyu araştırmalarında da milletvekillerinin oylama yapılacak günlerde alkol tüketmesine yönelik eleştirilerin toplumda önemli destek bulduğu görülüyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Tartışma büyüyor

Son günlerde parlamentoda alkol satış ve tüketiminin tamamen yasaklanmasını isteyen bir dilekçenin başlatılması da konunun gündemde kalacağını gösteriyor. Spencer, milletvekillerinin diğer çalışanlardan farklı standartlara tabi olmaması gerektiğini savunurken, hükümet cephesi ve bazı milletvekilleri ise ölçülü içki tüketiminin Westminster’daki uzun çalışma saatlerinin doğal bir parçası olduğunu öne sürüyor.

Böylece Avam Kamarası’nda başlayan “bir kadeh şarap mı, tam ayıklık mı?” tartışması, yalnızca alkol meselesini değil, İngiliz siyasetinin çalışma kültürünü de yeniden ülke gündeminin merkezine taşımış durumda.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Merkez Bankası Başkanı Bailey’den Temkinli ‘Faiz’ Mesajı

İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, küresel jeopolitik risklerin ve ekonomik yavaşlamanın gölgesinde faiz oranlarını artırmak için acele etmeyeceklerini belirterek piyasalara temkinli bir mesaj verdi.

İzlanda’da düzenlenen ekonomi konferansında konuşan Bailey, İran merkezli çatışmaların enerji fiyatları üzerindeki etkisinin henüz tam olarak ölçülemediğini, bu nedenle para politikasında hızlı adımlar atmanın doğru olmayacağını söyledi. Bailey, mevcut koşullarda enflasyonun BoE’nin yüzde 2’lik hedefinin üzerinde seyretmesinin “tolere edilebilir” olduğunu ifade etti. Ancak ücret artışları ve fiyatlama davranışlarında kalıcı bozulma görülmesi halinde bu yaklaşımın değişebileceğini vurguladı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Piyasalara Yaz Boyunca Sabit Faiz Sinyali

Bailey’nin açıklamaları, politika faizinin yaz ayları boyunca yüzde 3,75 seviyesinde tutulacağı beklentisini güçlendirdi. Piyasalar yılın geri kalanında en fazla bir veya iki çeyrek puanlık artış öngörürken, daha önce beklenen faiz indirimleri büyük ölçüde fiyatlamalardan çıkarılmış durumda.

Merkez Bankası Başkanı, piyasalardaki bu değişimin zaten finansal koşulları sıkılaştırdığını belirterek, “Faiz indirimlerinin gündemden kalkması bile ekonomiyi etkilemeye başladı” dedi.

Mortgage Faizleri Yeniden Yükseliyor

İngiltere’de konut kredisi maliyetleri de son haftalarda yükselişe geçti. Borç veren kuruluşların faiz indirimi beklentilerini geri çekmesiyle birlikte mortgage oranları yeniden artarken, bu durum konut piyasasında toparlanmayı zorlaştırıyor.

Independent Mortgage 3

Uzmanlar, yüksek finansman maliyetlerinin özellikle ilk kez ev sahibi olmak isteyenleri ve yeniden finansman arayışındaki hane halklarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Konut piyasasındaki yavaşlama, tüketici harcamalarını da baskılayan unsurlar arasında gösteriliyor.

Enflasyon Tehlikesi Hâlâ Masada

Bailey’nin temkinli tutumuna karşın BoE içinde daha şahin görüşler de bulunuyor. Para Politikası Kurulu üyelerinden Megan Greene, İran savaşının uzaması halinde faiz artırımı gereksiniminin güçleneceğini savundu.

Greene, enerji maliyetlerindeki yükselişin enflasyon beklentilerini bozabileceğini ve merkez bankasının güvenilirliğini korumak için gerekirse erken hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

BoE’nin son projeksiyonlarına göre tüketici enflasyonu şu anda yüzde 2,8 seviyesinde bulunmasına rağmen yıl sonuna doğru yeniden yüzde 4’e yaklaşabilir. Daha olumsuz senaryolarda ise enerji fiyatlarındaki sıçramaya bağlı olarak enflasyonun yüzde 6’nın üzerine çıkma riski bulunuyor.

İngiliz Ekonomisinde Alarm Sinyalleri

Öte yandan İngiltere ekonomisinden gelen veriler de Merkez Bankası’nın elini zorluyor. Hizmet sektöründe faaliyetler Mayıs ayında son bir yıldan uzun süredir ilk kez daralma gösterirken, işletmeler artan enerji ve ulaştırma maliyetlerinden şikâyet ediyor.

S&P Global verilerine göre hizmet sektörü PMI endeksi 49,3’e gerileyerek ekonomik aktivitede yavaşlamaya işaret etti. İş dünyasının güveni son bir yılın en düşük seviyelerine inerken, istihdamda da kesintiler sürüyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ekonomistler, BoE’nin önündeki temel sorunun “yüksek enflasyon ile zayıf büyüme arasında denge kurmak” olduğunu belirtiyor. İran kaynaklı enerji şokunun geçici kalması halinde faizlerin sabit tutulması beklenirken, fiyat baskılarının ücretlere ve çekirdek enflasyona yayılması durumunda yılın son çeyreğinde yeni faiz artırımları gündeme gelebilir.

ANALİZ

Bailey’nin açıklamaları, BoE’nin şu aşamada ekonomik büyümeyi korumaya öncelik verdiğini gösteriyor. Ancak enerji fiyatları, gıda maliyetleri ve ücret artışlarının enflasyonu kalıcı hale getirmesi durumunda Banka’nın mevcut sabırlı duruşunu terk ederek daha sert bir sıkılaşma sürecine yönelmesi ihtimali masada kalmaya devam ediyor.

İsveç'ten Sosyal Medyaya 15 Yaş Sınırı Hamlesi

İsveç'te hükümet tarafından görevlendirilen soruşturma komisyonu, sosyal medya kullanımına 15 yaş sınırı getirilmesini önerdi. Komisyonun ilk ara raporunda, düzenlemenin 1 Ocak 2028 tarihinde yürürlüğe girebileceği belirtilirken, sosyal medya platformlarının yaş doğrulama sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği vurgulandı.

“Bir Nesli Sonsuz Kaydırmaya Kaybediyoruz”

İsveç Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed, raporun teslim edilmesinin ardından yaptığı açıklamada çocukların dijital dünyanın olumsuz etkilerinden korunmasının öncelikli hedef olduğunu söyledi.

Forssmed, “Bir nesli sonsuz kaydırma uğruna kaybediyoruz. Çocuklara çocukluklarını geri vermek için yeni adımlar atmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Komisyon: Riskler Faydaların Önüne Geçti

Komisyonun başındaki araştırmacı Lisa Englund Krafft, sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel çalışmaların giderek daha net sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.

Raporda, aşırı ekran kullanımı, siber zorbalık, yabancılarla riskli temaslar, suç örgütlerinin gençleri çevrimiçi ortamda hedef alması, şiddet ve pornografik içeriklere maruz kalma gibi risklerin ciddi boyutlara ulaştığı ifade edildi. Komisyon, bu nedenle yaş sınırı getirilmesinin serbest erişimin sağlayacağı faydalardan daha ağır bastığı görüşünü dile getirdi.

Yasak Her Kullanımı Kapsamayacak

Önerilen modelde yaş sınırı, yalnızca kullanıcıların hesap açarak giriş yaptığı sosyal medya hizmetlerini kapsayacak.

Buna göre çocuklar, hesap oluşturmadan video izleyebilecek veya açık içeriklere erişebilecek; ancak paylaşım yapma, yorum yazma ve diğer kullanıcılarla etkileşim kurma gibi faaliyetler için yaş şartı aranacak. Ayrıca çevrim içi oyunlar, sosyal özellikler barındırsa da mevcut öneride düzenleme kapsamı dışında tutuldu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yaş Doğrulama İçin AB Teknolojisi Bekleniyor

Düzenlemenin önündeki en önemli başlıklardan biri yaş doğrulama sistemi olarak görülüyor.

İsveçli yetkililer, Avrupa Birliği'nin üzerinde çalıştığı yeni dijital yaş doğrulama uygulamasının yürürlüğe girmesini bekliyor. Avrupa Komisyonu'nun geliştirdiği sistemin, kullanıcıların kimlik bilgilerini platformlarla paylaşmadan yaşlarını doğrulamalarına imkân tanıması hedefleniyor. Böylece hem çocuk koruması hem de kişisel verilerin gizliliği aynı anda sağlanabilecek.

Avrupa Genelinde Benzer Adımlar

İsveç'in önerisi, Avrupa'da çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmaya yönelik genişleyen eğilimin son halkası oldu.

Son dönemde birçok Avrupa ülkesi benzer düzenlemeleri gündemine aldı. Fransa 15 yaş altına yönelik kısıtlamalar üzerinde çalışırken, Norveç 16 yaş altına sosyal medya yasağı getirecek bir tasarı hazırlıyor. Yunanistan'ın 15 yaş altı kullanıcıları hedef alan düzenlemeyi 2027'de yürürlüğe koyması planlanırken, Avusturya ve Polonya'da da benzer girişimler bulunuyor. Avrupa Komisyonu ise Birlik genelinde ortak bir yaklaşım oluşturulmasını tartışıyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Siyasi Destek Güçlü

İsveç'te mevcut uygulamada 13 yaşından küçük çocukların sosyal medya hesabı açabilmesi için ebeveyn onayı gerekiyor. Ancak hükümetin görevlendirdiği komisyon, bu sınırın yetersiz kaldığı görüşünde.

Soruşturma raporuna göre ülkede siyasi partilerin büyük bölümü yaş sınırının yükseltilmesine sıcak bakıyor. Komisyonun nihai raporunu ilerleyen dönemde hükümete sunması beklenirken, önerinin yasalaşması halinde İsveç, Avrupa'da çocukların sosyal medya kullanımını en sert şekilde düzenleyen ülkelerden biri olacak.

Ziynet Sali, Azerbaycan’a ilk kez merhaba diyecek!

Son günlerde “Saygı1: Mustafa Sandal” gecesinde seslendirdiği “En Kötü İhtimalle” yorumuyla adından sıkça söz ettiren Ziynet Sali, konser maratonuna hız kesmeden devam ediyor.

Ziynet Sali, 31 Ekim 2026 tarihinde Azerbaycan’da, Atlantis Yapım organizasyonuyla Bakü’nün en prestijli sahnelerinden Haydar Aliyev Sarayı’nda müzikseverlerle buluşacak.

Kariyerinde ilk kez Azerbaycan’da konser verecek olmanın heyecanını yaşayan Ziynet Sali, duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Bugüne kadar yoğun iş tempom nedeniyle gitme fırsatı bulamadığım kardeş ülke Azerbaycan’da ilk kez sevenlerimle buluşacağım için çok heyecanlıyım. Herkesi bu özel geceye bekliyorum.”

Güçlü repertuvarı, sahne enerjisi ve sevilen şarkılarıyla her konserinde unutulmaz anlara imza atan Ziynet Sali, bu kez Azerbaycanlı hayranlarına özel bir gece yaşatmaya hazırlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Henry Nowak davasında polise yönelik öfke büyüyor

İngiltere'nin Southampton kentinde geçen yıl öldürülen 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Henry Nowak'ın davası, sanığın mahkûm edilmesinin ardından yeni bir boyut kazandı. Cinayetin faili Vickrum Digwa'nın ömür boyu hapis cezasına çarptırılması kamuoyunda memnuniyet yaratırken, olay gecesine ait polis kamerası görüntülerinin yayımlanması ülke çapında büyük tepkiye neden oldu.

Cinayet 3 Aralık gecesi işlendi

Southampton Üniversitesi'nin birinci sınıf öğrencisi olan Henry Nowak, 3 Aralık 2025 gecesi arkadaşlarıyla geçirdiği bir akşamın ardından evine dönerken saldırıya uğradı. Mahkeme kayıtlarına göre 23 yaşındaki Vickrum Digwa, Nowak'ı defalarca bıçakladı. Ağır yaralanan genç olay yerinde hayatını kaybetti. Digwa, mahkemede kendisini savunmaya çalışsa da jüri tarafından cinayetten suçlu bulundu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Polis müdahalesi öfkeye yol açtı

Kamuoyundaki asıl tepki ise olay yerine gelen polislerin davranışlarına yöneldi. Polis kayıtlarında, Digwa'nın memurlara kendisinin ırkçı bir saldırının mağduru olduğunu söylediği ortaya çıktı. Bunun üzerine polisler, ağır yaralı halde yerde bulunan Henry Nowak'ı saldırgan sanarak kelepçeledi.

Daha sonra yayımlanan görüntülerde Henry'nin defalarca “Bıçaklandım” ve “Nefes alamıyorum” diye yardım istediği, ancak polislerin ilk aşamada bu ifadeleri ciddiye almadığı görüldü. Hampshire Polisi olay nedeniyle özür açıklaması yaparken, olaya karışan memurlardan birinin teşkilattan ayrıldığı bildirildi. Bağımsız Polis Davranışları Ofisi (IOPC) soruşturmasını sürdürüyor.

Independent Mortgage 3

Southampton'da protestolar

Cinayet zanlısının mahkûm edilmesinin ardından Southampton Merkez Polis Karakolu önünde yüzlerce, bazı kaynaklara göre binlerce kişi toplandı. Göstericiler “Adalet yoksa huzur da yok” ve Henry'nin son sözleri olduğu belirtilen “Nefes alamıyorum” sloganlarını attı.

Protestocular, polisin olay gecesi önyargılı davrandığını ve genç öğrencinin yardım çağrılarını görmezden geldiğini savundu. Gösteriler sırasında bazı gruplarla polis arasında gerginlik yaşanırken, şişe ve çeşitli cisimlerin atıldığı olaylar da meydana geldi.

Istikbal 860X450 Pxl

Neden ülkenin dört bir yanından insanlar geldi?

Henry Nowak olayı birçok kişi için yalnızca bir cinayet dosyası olarak görülmüyor. Sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan görüntüler, polis hesap verebilirliği, kamu güveni ve adalet sistemi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Birçok gösterici, protestolara katılma nedenlerini “Henry'nin ailesine destek vermek”, “polisin hatalarına dikkat çekmek” ve “benzer olayların tekrar yaşanmamasını sağlamak” şeklinde açıkladı. Olay, farklı siyasi görüşlerden insanların ortak tepki gösterdiği nadir vakalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümetten birlik çağrısı

İngiltere Başbakanı Sir Keir Starmer ve İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, Henry Nowak'ın öldürülmesini “korkunç bir suç” olarak nitelendirirken, olayın toplumsal kutuplaşmayı körüklemek için kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Yetkililer, hem cinayet hem de polis müdahalesiyle ilgili tüm soruların bağımsız soruşturmalarla açıklığa kavuşturulacağını belirtti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Ailenin mesajı

Henry Nowak'ın ailesi ise yaptıkları açıklamalarda adalet talep ettiklerini ancak oğullarının ölümünün nefret ve ayrışma yaratmak için kullanılmasını istemediklerini söyledi. Aile, soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesini ve olay gecesi yaşananların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını talep ediyor.

Kanserde Çoklu Kan Testi Denemesinde Umut Veren Gelişme

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) tarafından yürütülen ve biyoteknoloji şirketi Grail tarafından geliştirilen "Galleri" çoklu kanser erken teşhis testinin sonuçları açıklandı. Çalışma kapsamında yaşları 50 ile 77 arasında değişen, herhangi bir kanser belirtisi göstermeyen 142 bin 942 gönüllü üç yıl boyunca takip edildi.

Katılımcıların yarısından düzenli olarak alınan kan örnekleri Galleri testiyle analiz edilirken, diğer grup standart sağlık takibine devam etti. Araştırmanın temel amacı, kanser hücrelerinin kana bıraktığı DNA parçacıklarını tespit ederek hastalığı belirtiler ortaya çıkmadan önce yakalamaktı.

Istikbal 860X450 Pxl

İleri Evre Kanserlerde Beklenen Düşüş Görülmedi

Araştırma sonuçları, testin bazı kanser türlerini erken evrede tespit edebildiğini ortaya koysa da, çalışmanın temel hedeflerinden biri olan ileri evre kanser vakalarında anlamlı bir azalma sağlanamadı.

Uzmanlar, bunun testin başarısız olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Çünkü birçok kanser türünde ölüm oranlarını azaltacak etkinin ortaya çıkabilmesi için daha uzun süreli takiplerin gerekebileceği belirtiliyor.

Araştırmacılara göre erken teşhis edilen kanserlerin tedavi şansı önemli ölçüde yükselirken, yaşam süresi ve yaşam kalitesinde de belirgin iyileşmeler görülebiliyor.

Independent Mortgage 3

Özellikle Ölümcül Kanser Türlerinde Umut Veriyor

Galleri testinin en dikkat çekici yönlerinden biri, günümüzde rutin tarama programı bulunmayan bazı ölümcül kanser türlerini tespit edebilmesi.

Pankreas, yumurtalık, yemek borusu, karaciğer ve mide kanserleri gibi genellikle geç evrede fark edilen hastalıklar, dünya genelinde kanser kaynaklı ölümlerin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu kanserlerde erken teşhis oranlarının düşük olması nedeniyle hastaların büyük kısmı tedavi şansını kaybediyor.

Uzmanlar, Galleri gibi çoklu kanser testlerinin özellikle bu alandaki boşluğu doldurabileceğini ve gelecekte kanser taramasında yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini ifade ediyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Tek Bir Kan Örneğiyle 50'den Fazla Kanser Türü

"Likit biyopsi" olarak da tanımlanan teknoloji, tümörlerden kana karışan DNA parçalarını analiz ediyor. Yapay zekâ destekli algoritmalar sayesinde yalnızca kanserin varlığı değil, kanserin hangi organdan kaynaklanmış olabileceği de tahmin edilebiliyor.

Galleri testinin 50'den fazla kanser türünü tespit edebildiği belirtiliyor. Bunların önemli bir kısmı için günümüzde meme kanseri, bağırsak kanseri veya rahim ağzı kanserinde olduğu gibi ulusal tarama programları bulunmuyor.

NHS: Ülke Genelinde Uygulanabilir

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de operasyonel uygulanabilirlik oldu. NHS yetkilileri, yıllık olarak uygulanacak geniş ölçekli bir kan testinin sağlık sistemi içerisinde yürütülmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Uzmanlar, milyonlarca kişinin düzenli olarak kan örneği vermesini gerektirecek böyle bir programın lojistik açıdan yönetilebilir olduğunun görülmesini önemli bir kazanım olarak değerlendiriyor.

Bu durum, gelecekte testin daha gelişmiş versiyonlarının kullanıma girmesi halinde ulusal sağlık sistemlerine entegre edilmesinin önünü açabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bilim İnsanları Temkinli İyimser

Kanser araştırmacıları, mevcut sonuçların tek başına ulusal bir tarama programı başlatılması için yeterli olmadığını ancak teknolojinin gelişmeye devam ettiğini vurguluyor.

Önümüzdeki yıllarda daha hassas testlerin geliştirilmesi, yapay zekâ algoritmalarının iyileştirilmesi ve daha uzun süreli klinik takiplerin tamamlanmasıyla çoklu kanser erken teşhis testlerinin sağlık hizmetlerinde önemli bir yer edinmesi bekleniyor.

Bilim insanlarına göre, bugün elde edilen sonuçlar kanserle mücadelede nihai çözüm olmasa da, özellikle belirti vermeden ilerleyen ölümcül kanserlerin erken yakalanabilmesi açısından "gerçek bir umut" olarak görülüyor.

Kanser Taramasında Yeni Bir Dönemin Eşiğinde

Dünya genelinde sağlık sistemleri, kanseri daha erken teşhis etmenin yollarını ararken, çoklu kanser kan testleri giderek daha fazla ilgi görüyor. NHS-Galleri denemesi, beklentilerin tamamını karşılamasa da tek bir kan örneğiyle onlarca farklı kanser türünü saptayabilme fikrinin artık teorik olmaktan çıktığını gösterdi.

Uzmanlara göre önümüzdeki on yıl içinde yapay zekâ destekli kan testleri, mamografi ve kolonoskopi gibi geleneksel tarama yöntemlerinin yanında tamamlayıcı bir araç haline gelebilir. Bu da kanser teşhisinde daha erken müdahale ve daha fazla hayatın kurtarılması anlamına gelebilir.

Londra’da Tarihi Otobüslerle Zaman Yolculuğu Başlıyor

Londra’nın ulaşım tarihini yaşatmaya devam eden London Bus Museum, geleneksel hale getirdiği nostaljik sürüş etkinliklerine bir yenisini daha ekliyor. Tarihi otobüs meraklılarını ve aileleri bir araya getirecek özel etkinlik, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Tamamen ücretsiz olarak düzenlenecek organizasyon, ziyaretçilere adeta geçmişe yolculuk yapma fırsatı sunacak.

1930’lardan 1990’lara uzanan hareketli bir sergi

Etkinlik kapsamında Londra’nın toplu taşıma tarihinde önemli rol oynamış, farklı dönemlere ait onlarca tarihi otobüs yeniden hizmet verecek. 1930’lu yıllardan başlayarak 1990’lara kadar uzanan geniş bir dönemi temsil eden araçlar, yalnızca sergilenmekle kalmayacak, aynı zamanda yolcu taşıyarak geçmişin ulaşım deneyimini günümüze taşıyacak.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Özellikle 1950 ve 1960’lı yılların karakteristik tasarım anlayışını yansıtan çift katlı ve tek katlı klasik otobüsler, gün boyunca Kingston ile Sutton arasındaki ünlü 213 numaralı güzergâhta ücretsiz seferler gerçekleştirecek.

Londra’nın değişen yüzüne tanıklık eden araçlar

Nostaljik sürüşlere katılanlar yalnızca tarihi araçları görmekle kalmayacak, aynı zamanda Londra’nın toplu taşıma sisteminin yıllar içerisindeki dönüşümünü de yakından gözlemleme imkânı bulacak. Ahşap detaylı iç mekânlar, dönemin reklam afişleri, eski tip bilet makineleri ve geleneksel şoför kabinleri ziyaretçilere geçmişin atmosferini yaşatacak.

Bir dönem başkentin günlük yaşamının ayrılmaz parçası olan bu araçlar, milyonlarca Londralının işe, okula ve şehir merkezine ulaşımında önemli rol üstlenmişti. Günümüzde ise gönüllüler ve ulaşım tarihi meraklıları tarafından özenle korunarak gelecek nesillere aktarılıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Aileler ve fotoğraf tutkunları için eşsiz fırsat

Organizatörler, etkinliğin her yaştan ziyaretçiye hitap ettiğini belirtiyor. Tarihi otobüslerin güzergâh boyunca farklı noktalarda görüntülenebilecek olması, özellikle fotoğrafçılar ve ulaşım tarihi meraklıları için benzersiz kareler yakalama fırsatı sunacak.

Uzmanlar, bu tür etkinliklerin yalnızca nostalji amacı taşımadığını, aynı zamanda Londra’nın endüstriyel ve kültürel mirasının korunmasına da katkı sağladığını vurguluyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Müze yıl boyunca benzer etkinlikler düzenliyor

Surrey’de bulunan London Bus Museum, Birleşik Krallık’ın en kapsamlı otobüs koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapıyor. Müze, yıl boyunca düzenlediği özel sürüş günleri, sergiler ve eğitim programlarıyla Londra ulaşım tarihini canlı tutmayı amaçlıyor.

13 Haziran’daki ücretsiz nostalji günü de bu geleneğin en dikkat çekici etkinliklerinden biri olmaya aday. Hafta sonu için farklı ve bütçe dostu bir aktivite arayan Londralılar ile şehri ziyaret eden turistler, yarım yüzyıldan fazla geçmişe sahip otobüslerle unutulmaz bir yolculuğa çıkabilecek.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İşçi Partisi’nin göç sınavı: Çocuklara “ülkeyi terk edin” mektubu tepki çekti

İngiltere’de göçmen ailelere yönelik yeni uygulamalar siyasi ve toplumsal tartışmaları derinleştiriyor. Bazıları henüz ilkokul çağında olan çocuklara gönderilen ve ülkeyi terk etmelerinin istendiği resmi mektuplar, İşçi Partisi hükümetini zor durumda bıraktı. Muhalefette olduğu dönemde Muhafazakâr Parti’nin göç politikalarını insanlık dışı ve ekonomik gerçeklerden kopuk olmakla eleştiren İşçi Partisi, şimdi kendi seçmen tabanından ve insan hakları örgütlerinden benzer eleştirilerle karşı karşıya.

Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı belgelere göre, bakım çalışanı vizesi kapsamında İngiltere’ye gelen ailelerin çocuklarına gönderilen mektuplarda, ülkede kalma haklarının sona erdiği ve İngiltere’den ayrılmaları gerektiği bildirildi. Mektupların gönderildiği çocukların bazılarının yalnızca 5 yaşında olduğu belirtiliyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yasal Yollarla Geldiler, Kurallar Sonradan Değişti

Tepkilerin merkezinde, söz konusu ailelerin İngiltere’ye tamamen yasal yollarla ve mevcut mevzuata uygun şekilde gelmiş olmaları bulunuyor. Hükümetin 2024 yılında yürürlüğe koyduğu yeni düzenlemeler, bakım çalışanlarının aile üyelerini ülkeye getirmesini büyük ölçüde kısıtlamıştı. Ancak eleştirmenler, bu kuralların yürürlüğe girmesinden önce gelen ailelerin geriye dönük olarak cezalandırıldığını savunuyor.

İskoçya’da bakım görevlisi olarak çalışan Varuni Arachchige, ailesinin yıllardır İngiltere’de yaşadığını, çocuklarının eğitim sistemine uyum sağladığını ve tüm vergi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiklerini söyledi. Arachchige, “Çocuklarım burayı evleri olarak görüyor. Bir mektupla hayatlarının altüst edilmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Benzer durumda bulunan çok sayıda aile, çocuklarının geleceği konusunda büyük kaygı yaşadıklarını belirtiyor. Eğitimciler ise okul çağındaki çocukların zorunlu ayrılık ve belirsizlik nedeniyle ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Bakım Sektörü Alarm Veriyor

Göç politikalarına yönelik eleştirilerin önemli bir bölümü de İngiltere’nin kronik personel açığı yaşayan bakım sektöründen geliyor. Yaşlanan nüfus nedeniyle bakım hizmetlerine olan ihtiyacın sürekli arttığı ülkede, sektör uzun yıllardır göçmen çalışanlara bağımlı durumda.

Sektör temsilcileri, aile birleşimi hakkının sınırlandırılması ve mevcut ailelerin de ülkeden ayrılmaya zorlanmasının personel krizini daha da derinleştireceğini savunuyor. Son yıllarda çok sayıda bakım evi ve sağlık kuruluşu, yerli iş gücüyle açık pozisyonları doldurmakta zorlandığını açıklamıştı.

Uzmanlara göre göçmen çalışanların ailelerinden ayrılmaya zorlanması, İngiltere’nin uluslararası iş gücü piyasasındaki cazibesini de azaltabilir. Bu durumun özellikle sağlık ve sosyal bakım alanlarında yeni eleman bulmayı zorlaştıracağı belirtiliyor.

Independent Mortgage 3

İşçi Partisi Neden Sertleşti?

Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümet, son aylarda göç rakamlarını düşürmeyi temel siyasi hedeflerinden biri haline getirdi. Yetkililer, kamu hizmetleri üzerindeki baskının azaltılması ve göç sisteminin daha kontrollü hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.

Ancak eleştirmenler, İşçi Partisi’nin seçim öncesinde savunduğu söylemler ile iktidardaki uygulamaları arasında ciddi bir çelişki bulunduğunu öne sürüyor. Parti, Muhafazakâr hükümetlerin Ruanda planı ve düzensiz göç politikalarını sert şekilde eleştirmiş, göçmenlerin ekonomiye katkısına sık sık vurgu yapmıştı.

Bugün ise birçok insan hakları kuruluşu, sendika ve göçmen hakları savunucusu, İşçi Partisi’nin siyasi baskılar nedeniyle göç konusunda Muhafazakâr Parti çizgisine yaklaştığını savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İnsan Hakları Örgütlerinden Tepki

Göçmen hakları kuruluşları, çocuklara doğrudan gönderilen mektupların etik açıdan son derece sorunlu olduğunu belirtiyor. Hukukçular ise bazı vakalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında aile hayatının korunması ilkesinin ihlal edilmiş olabileceğini ifade ediyor.

Çocuk hakları savunucuları, yıllardır İngiltere’de yaşayan ve eğitim hayatlarını burada sürdüren çocukların yalnızca göç istatistiklerinin bir parçası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu çocukların önemli bölümünün İngiltere dışında bir yaşamı hatırlamadığını ve zorunlu ayrılık kararlarının uzun vadeli sosyal sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Kamuoyunda Büyüyen Tartışma

Konu İngiliz kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada binlerce kişi çocuklara gönderilen mektupları eleştirirken, bazı milletvekilleri İçişleri Bakanlığı’ndan açıklama talep etti. Muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşları, hükümetten söz konusu kararların gözden geçirilmesini isterken, birçok uzman bu uygulamanın İngiltere’nin uzun yıllardır savunduğu insani değerlerle bağdaşmadığını savunuyor.

Göç politikaları konusunda seçmenlerin güvenini kazanmak isteyen İşçi Partisi hükümeti, bir yandan göç rakamlarını azaltma baskısıyla karşı karşıya kalırken diğer yandan insan hakları ve aile bütünlüğü konularında giderek artan eleştirilerle mücadele ediyor. Çocuklara gönderilen “ülkeyi terk edin” mektupları ise bu tartışmanın en çarpıcı sembollerinden biri haline gelmiş durumda.

İçeride çevreci, dışarıda petrol ihracatçısı: Norveç paradoksu

Norveç, elektriğinin neredeyse tamamını yenilenebilir kaynaklardan ürettiği için dünyanın en çevreci ülkelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Şehirlerinde bisikletler, yayalarla sessizce sokakları paylaşıyor. Norveç yollarındaki her on yeni otomobilden dokuzu elektrikle çalışıyor.

Ayrıca 35 yıl önce, şirketlerin saldıkları her ton sera gazı için ücret ödemesini öngören karbon vergilerini uygulamaya koyan ilk ülkelerden biri olmuştu.

Buna karşın Norveç, kirletici fosil yakıtların – gaz ve petrol – üretimini artırıyor.

Ancak bunları yurt içinde kullanmak yerine büyük ölçekte ihraç ederek devasa gelirler elde ediyor.

Nitekim ülkenin geleceği, içeride caydırmaya çalıştığı bu yakıtların kullanımına ayrılmaz biçimde bağlı.

Independent Mortgage 3

İçeride karbonsuzlaşma ile küresel ölçekte büyük bir fosil yakıt ihracatçısı olma rolü arasındaki bu çelişkiye "Norveç paradoksu" adı veriliyor ve bu durum yıllardır yoğun bir siyasi ve toplumsal tartışmaya yol açıyor.

Peki Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının getirdiği küresel fiyat artışlarıyla birlikte Orta Doğu'daki savaş Norveç'i nasıl etkiliyor ne anlama geldi? Ve bu durum ülkenin en rahatsız edici tartışmalarından birini yeniden alevlendirdi mi?

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

FOSİL YAKITLARIN NORVEÇ İÇİN ANLAMI

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişme Endeksi'ne göre Norveç dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri ve enerji sektörü bu gelişimi yönlendiren başlıca zenginlik kaynağı.

Bu sektörden yapılan ihracat, yurtdışına satılan tüm malların yaklaşık %60'ını oluştururken ve ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYH) %20'sinden fazlasını temsil ediyor.

Devlet, Norveç kıta sahanlığının başlıca işletmecisi olan Equinor adlı holdingde çoğunluk hissesini elinde bulunduruyor ve kârlarının büyük bölümünü bir egemen varlık fonuna aktarıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

2025 sonu itibarıyla fonda tahmini 1,9 trilyon dolar tutarında varlık bulunuyordu — bu da Norveç vatandaşı başına yaklaşık 350.000 dolar (16 milyon TL) anlamına geliyor.

Büyüyen bu para havuzu aynı zamanda Norveç'in cömert emeklilik sistemini ve refah devletini fiilen ayakta tutuyor.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik bombardımanının ardından Orta Doğu'da savaşın patlak vermesiyle birlikte uzmanlar, bu fon rezervinin kaçınılmaz olarak etkilenebileceğini belirtiyor.

Nitekim çatışmanın başlamasından bu yana Norveç devletinin muhtemelen fonun büyüklüğünü artırdığı, Oslo Borsası'nın ise büyük ölçüde listelerde ağırlıkta olan yerli enerji şirketlerinin etkisiyle yükseldiği ifade ediliyor.

Aynı zamanda Norveç'in İşçi Partisi hükümeti, Nobel Barış Ödülü'nü veren ülkenin savaştan mali olarak yarar sağladığı algısına karşı durmaya çalışıyor.

Ülkenin maliye bakanı ve eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg durumu "bir paradoks" olarak nitelendirerek Norveç'in barıştan daha fazla kazanç sağladığını belirtti.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

El Pais gazetesine verdiği demeçte, "Petrol fiyatlarındaki artışın bize fayda sağlayacağı net değil" dedi ve ekledi:

"Norveç artık egemen varlık fonumuz aracılığıyla uluslararası finans piyasalarına önemli ölçüde maruz kalmış durumda. Hisse senedi piyasalarındaki düşüş, ham petrol fiyatındaki yükselişin sağladığı faydadan daha fazla zarar veriyor."

Norveç egemen varlık fonunun başındaki Nicolai Tangen de Reuters'a, İran savaşı nedeniyle yükselen petrol gelirlerinin fona sağladığı faydanın, yurtdışındaki hisse fiyatlarındaki düşüş ve Norveç kronunun değer kazanmasının etkilerinden daha az olduğunu söyledi.

Buna rağmen NRK köşe yazarı Cecilie Langum Becker'in de belirttiği gibi:

"Acı gerçek şu ki dünya yanarken devlet bütçemize para akıyor."

Bu dinamik, 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle Moskova'nın Avrupa'ya enerji ihracatının keskin biçimde azalmasıyla zaten görünür hale gelmişti.

O tarihten bu yana Norveç, süregelen enerji krizi ortamında Avrupa'da önemli bir petrol ve gaz tedarikçisi olarak öne çıktı.

Ülke, Avrupa'nın en büyük gaz tedarikçisi ve Batı Avrupa'nın en büyük ham petrol üreticisi.

Nordea finans kuruluşundan analist Thina Saltvedt, BBC Mundo'ya "Bugün Avrupa'da tüketilen gazın yaklaşık %30'unu ve petrolün %15'ini sağlıyoruz, ihracatımızın %90'ını buraya gönderiyoruz" dedi.

Gima Sultanim Croissant H 667X300

GERİYE DÖNÜŞ

Ancak İran'ın bombalanması ve ardından Orta Doğu'da savaş ile istikrarsızlığın yayılması Norveç'i başka açılardan da etkiledi.

Öncelikle, ülkenin daha geniş ahlaki sorumlulukları konusundaki tartışma yeniden açıldı.

Norveç Mülteci Konseyi, egemen varlık fonundan elde edilen kârların bir kısmının savaştan etkilenen İran'daki sivillere yardım için ayrılması çağrısında bulundu.

Kurum, Norveç'in Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşı sırasında da benzer bir adım attığını hatırlattı.

Bu çağrılara verilen resmi yanıtta ise Stoltenberg'in Reuters'a verdiği demeçte belirttiği üzere Norveç'in uzun süredir dünyanın en büyük uluslararası yardım bağışçılarından biri olduğu ve "ihtiyaç duyan ülkelerin kararlı bir destekçisi" olduğu vurgulandı.

İkinci olarak, Orta Doğu'daki kötüleşen durum Norveç'in küresel yeşil enerji lideri olarak itibarını da zorladı.

Bazı gözlemciler, Orta Doğu'daki mevcut çıkmazın yeşil teknolojilerdeki ilerlemeleri ve Oslo'nun bunlara yönelik uzun vadeli bağlılığını yavaşlatmış göründüğünü söylüyor.

Norveç Doğayı Koruma Derneği Başkanı Truls Gulowsen BBC Mundo'ya "Benim gibi bir Norveçli çevreci için durumun utanç verici olduğu açık" dedi.

Gulowsen'e göre Norveç'te baskın anlatı artık küresel istikrarsızlığın hidrokarbonlara daha fazla bağımlılığı haklı çıkardığını kabul etme yönünde değişiyor.

"Derin Arktik sularında — hiçbir koşulda sömürü yapılmaması gereken hassas çevrelerde — yeni alanların açılmasından söz ediliyor" diyor.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Çevre grupları ve aktivistler, devletin petrol endüstrisine bağımlılığını azaltmak için somut taahhütler ve bir takvim çağrısında bulunuyor.

Buna karşılık petrol ve gaz sektörü, ekonomiye katkısını ve yarattığını söylediği yüz binlerce işi savunuyor.

Başbakan Jonas Gahr Støre liderliğindeki Norveç hükümeti yakın zamanda 57 yeni arama ruhsatı verdi.

"Avrupa'ya tedarik sağlamak için daha fazla petrol aramaya devam edeceğiz" diyen Støre, sektörün aşamalı olarak sona erdirilmesi için bir takvim belirlemek yerine geliştirilmesi görüşünde.

Partisinin gençlik kollarından gelen baskıya rağmen Støre, bir çıkış takvimi başlatmaya pek ilgi göstermiyor.

Bunun yerine hükümeti, daha olgun sahalardaki üretim düşüşünü telafi etmek amacıyla ülkenin en az işletilen bölgesi olan Barents Denizi'ne odaklanmış görünüyor.

Industri Energi sendikasından Frode Alfheim BBC Mundo'ya "200.000'den fazla doğrudan işten söz ediyoruz. Avrupa'yı enerji tedariksiz bırakmanın zamanı değil" diyor.

Saltvedt ise temkinli bir not ekliyor:

"Giderek daha fazla insan ufukta bir gün batımı olduğunu fark ediyor. Ama bu acı verici olacak."

Şimdilik ise uzun vadeli düşünmekten ziyade kritik olaylara ve bunların yarattığı sarsıntılara yanıt vermek daha öncelikli görülüyor.

(Guillermo D. Olmo, BBC)

Eski Başbakan Sturgeon: İşlemediğim Bir Suçun Bedelini Ödüyorum

BBC’nin deneyimli gazetecisi Laura Kuenssberg’in programına konuk olan eski İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, eski eşi Peter Murrell’in işlediği suçlardan haberdar olmadığını savundu. Kamuoyunda yükselen eleştirilere yanıt veren Sturgeon, özür dilemesi gerektiği yönündeki çağrıları da reddetti.

“Başkalarının suçları için özür dilemeyeceğim” diyen Sturgeon, yıllardır sürdürdüğü siyasi kariyerinin gölgelendiğini ve kendisinin de yaşananlardan büyük zarar gördüğünü söyledi.

Parti kasasından lüks harcamalar

Mahkeme kayıtlarına göre uzun yıllar SNP’nin genel sekreterliğini yürüten Peter Murrell, partiye ait fonları kişisel harcamaları için kullandı. Soruşturma dosyasında Murrell’in parti kaynaklarından yararlanarak mücevherler, lüks araçlar, kozmetik ürünleri ve çeşitli pahalı tüketim malları satın aldığı belirtildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Dava kapsamında ortaya çıkan ayrıntılardan biri de Murrell’in Sturgeon’a hediye ettiği kolye oldu. Savcılık kayıtlarına göre sık sık kamuoyu önünde taktığı kolyenin de parti parasıyla satın alındığı belirlendi. Ancak Sturgeon, satın alma sürecinden haberdar olmadığını ve söz konusu hediyenin kaynağını bilmediğini ifade etti.

SNP’yi sarsan mali skandal

İskoç bağımsızlığı hareketinin en önemli siyasi aktörü olan SNP, son yıllarda parti maliyesine ilişkin soruşturmalarla gündeme gelmişti. Özellikle bağımsızlık kampanyaları için bağışlanan yüz binlerce sterlinin nasıl kullanıldığına yönelik iddialar, parti yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturmuştu.

2023 yılında SNP liderliğinden ve İskoçya Başbakanlığı görevinden ayrılan Sturgeon, daha sonra yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alınmış ancak hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmemişti. Yetkililer, yapılan incelemeler sonucunda Sturgeon’a yönelik soruşturmanın kapatıldığını açıklamıştı.

Independent Mortgage 3

Siyasi mirası tartışılıyor

İskoç siyasetinde yaklaşık on yıl boyunca belirleyici bir figür olan Sturgeon, bağımsızlık yanlısı hareketin en güçlü liderlerinden biri olarak görülüyordu. Ancak eski eşinin karıştığı mali usulsüzlük skandalı, hem SNP’nin hem de Sturgeon’un siyasi mirasının yeniden tartışılmasına neden oldu.

Muhalefet partileri, Sturgeon’un parti yönetimindeki etkisi göz önüne alındığında yaşananlardan tamamen habersiz olmasının kamuoyu tarafından sorgulandığını savunurken, eski lider ise kendisine yönelik suçlamaların adaletsiz olduğunu belirtiyor.

Sturgeon, röportajının sonunda yaşananların hayatındaki en zor dönemlerden biri olduğunu ifade ederek, “İnsanlar beni işlemediğim bir suçla ilişkilendiriyor. Bunun yükünü taşımak zorunda kalıyorum” sözleriyle yaşadığı hayal kırıklığını dile getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

SNP Fon Skandalı (Operation Branchform) Detayları:

Peter Murrell, SNP’nin (İskoç Ulusal Partisi) uzun yıllar genel sekreteri ve CEO’su olan Nicola Sturgeon’ın eski eşi, 25 Mayıs 2026 tarihinde Edinburgh Yüksek Mahkemesi’nde £400.310,65 (yaklaşık 540.000 USD / 18-19 milyon TL civarı) partiden zimmetine para geçirmekten suçunu kabul etti.

Zaman Çizelgesi ve Kapsam

  • Suç dönemi: Ağustos 2010 - Ekim 2022 (yaklaşık 12 yıl).
  • Murrell, partiye ait fonları kişisel harcamaları için kullandı. Çalınan parayı parti gideri gibi göstererek gizledi.
  • Embezzlement (zimmet) 2016’dan itibaren hızlandı, büyük kısmı 2019-2022 arasında gerçekleşti.

Harcanan Paralar (Örnekler)Mahkeme kayıtlarına göre Murrell şu tür lüks ve kişisel harcamalar yaptı:

  • Motorhome (lüks karavan): £124.550
  • Jaguar I-Pace (lüks elektrikli SUV): £81.000 civarı (partiden £57.500 katkı)
  • Volkswagen Golf (kısmi ödeme)
  • Bremont gibi lüks saatler, mücevherler, Estée Lauder kozmetik ürünleri, Harrods alışverişleri
  • Pahalı kahve makineleri, robotik çim biçme makinesi, tuz-biber değirmenleri (£2.600), fountain pen (£1.475), tuvalet koltukları, Playstation, DVD setleri vb.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Toplamda yüzlerce kalemlik bir harcama listesi var.Soruşturma (Operation Branchform)

  • Soruşturma 2021’de başladı. Parti’nin bağımsızlık kampanyası için toplanan £600.000+ bağışın büyük kısmının kayıp olduğu iddialarıyla tetiklendi.
  • 2023’te Murrell, Sturgeon ve eski hazineci Colin Beattie gözaltına alındı. Polis SNP merkezini ve Sturgeon-Murrell evini aradı, ünlü motorhome’a el koydu.
  • Sturgeon ve Beattie’ye suçlama yöneltilmedi (2025’te soruşturma kapandı).
  • Murrell Nisan 2024’te suçlandı, Mayıs 2026’da suçunu kabul etti. Cezası 23 Haziran 2026’da açıklanacak (muhtemel hapis).

Nicola Sturgeon’ın KonumuSturgeon, BBC’deki Laura Kuenssberg programında dahil olmak üzere birçok röportajda hiçbir şeyden haberi olmadığını, kocasının kendisini aldattığını ve ihanete uğradığını söyledi. Özür dilemeyi reddetti ve “Başkalarının suçları için özür dilemem” dedi. Kamuoyunda inanırlığı düşük görülüyor; bazı SNP milletvekilleri ve muhalifler bağımsız mali soruşturma talep ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Etkiler

  • SNP lideri John Swinney olayı “büyük ihanet” olarak nitelendirdi.
  • Parti fonlarının yanı sıra kamu kaynaklarından (milletvekili/MSP hibeleri) da etkilenme şüphesi var.
  • Skandal, SNP’nin itibarına ağır darbe vurdu ve Sturgeon’ın istifasında rol oynadığı düşünülüyor.

Arsenal Tarih Yazdı: Londra’daki Şampiyonluk Kutlaması Rekorları Altüst Etti

İngiliz futbolunun köklü kulüplerinden Arsenal, 22 yıllık şampiyonluk hasretini sona erdirirken, Londra sokaklarında düzenlenen kutlamalar da tarihe geçti. Kentin kuzeyinden merkezine uzanan geniş güzergâhta gerçekleştirilen kupa geçit törenine yüz binlerce taraftar akın etti.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre organizasyon, ülkede şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük futbol zafer kutlaması olarak değerlendiriliyor. Taraftarlar saatler öncesinden geçit güzergâhını doldururken, Arsenal futbolcularını taşıyan üstü açık otobüsün geçtiği noktalarda adeta insan seli oluştu.

Katılım Sayısı Tartışma Yarattı

Spor platformu The Touchline’ın aktardığı bilgilere göre, Metropolitan Polisi kutlamalara yaklaşık 1,5 milyon kişinin katıldığını değerlendirdi. Sky News ise 5,6 millik (yaklaşık 9 kilometre) geçit güzergâhını dolduran taraftar sayısının 750 bin ile 1 milyon arasında olduğunu öne sürdü.

Resmî makamlar tarafından kesin bir rakam açıklanmasa da her iki tahmin de organizasyonun İngiltere futbol tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir kalabalığa sahne olduğunu ortaya koydu.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

22 Yıllık Hasret Sona Erdi

Arsenal, son Premier League şampiyonluğunu 2003-2004 sezonunda yaşamıştı. Teknik direktör Mikel Arteta yönetiminde yeniden zirveye çıkan Kuzey Londra ekibi, yıllardır beklenen başarıya ulaşarak taraftarlarına unutulmaz bir sezon yaşattı.

Kulübün efsanevi “Invincibles” döneminden sonra gelen ilk lig zaferi olması nedeniyle kutlamaların duygusal boyutunun da oldukça yüksek olduğu belirtildi. Taraftarlar, kulüp tarihinin en önemli başarılarından biri olarak gördükleri şampiyonluğu gün boyu süren etkinliklerle kutladı.

Independent Mortgage 3

Londra Kırmızı-Beyaza Büründü

Kutlamalar sırasında Arsenal bayrakları, formaları ve atkılarıyla sokaklara çıkan taraftarlar, marşlar ve tezahüratlar eşliğinde takımlarına destek verdi. Birçok bölgede toplu izleme alanları kurulurken, restoranlar, kafeler ve işletmeler de özel etkinlikler düzenledi.

Londra’nın simge noktaları kırmızı-beyaz ışıklandırmalarla süslenirken, şehir genelinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Metropolitan Polisi, organizasyon boyunca binlerce görevlinin sahada bulunduğunu açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Ekonomiye de Katkı Sağladı

Uzmanlar, böylesine büyük çaplı spor organizasyonlarının şehir ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirtiyor. Otellerde doluluk oranlarının yükseldiği, restoran ve perakende sektöründe yoğunluk yaşandığı ifade edilirken, kutlamaların Londra turizmine de olumlu yansıdığı değerlendiriliyor.

İngiliz spor ekonomisi uzmanlarına göre büyük futbol organizasyonları yalnızca sportif başarıyı değil, şehirlerin uluslararası tanıtımını da güçlendiriyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

İngiltere Futbol Tarihinin En Büyük Kutlaması mı?

Daha önce Manchester United, Liverpool, Manchester City ve Leicester City'nin şampiyonluk kutlamaları büyük kalabalıkları bir araya getirmişti. Ancak Arsenal’in 22 yıllık bekleyişi sona erdirmesi ve Londra gibi milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolde kutlama yapılması nedeniyle bu organizasyonun tüm rekorları geride bıraktığı öne sürülüyor.

Kesin katılım rakamı tartışılmaya devam etse de bir konuda herkes hemfikir: Arsenal taraftarları, kulüp tarihinin en unutulmaz günlerinden birine tanıklık etti ve Londra uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir futbol şölenine ev sahipliği yaptı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Eski MI6 Başkanı Moore: Türkiye Küresel Güvenliğin Vazgeçilmez Aktörü

İngiltere’nin dış istihbarat teşkilatı MI6’nın eski Başkanı Richard Moore, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki rolüne ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. The Wall Street Journal’a konuşan Moore, Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik konum sayesinde küresel güvenlik mimarisinin en önemli aktörlerinden biri olmaya devam edeceğini belirtti.

Türkiye’de büyükelçilik yaptığı dönemde Ankara’yı yakından tanıma fırsatı bulduğunu ifade eden Moore, ülkenin Avrupa, Asya, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında yer almasının stratejik önemini artırdığını söyledi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Türkiye Her Zaman Kritik Bir Ülke Olacak”

Moore, “Türkiye çok önemli bir ülke. Sahip olduğu benzersiz coğrafya nedeniyle hem bölgesel hem de küresel sistem açısından hayati önemde. Türkiye her zaman kritik bir aktör olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Batılı ülkelerin Ankara ile ilişkilerini güçlü tutmaya büyük önem verdiğini belirten eski MI6 Başkanı, Türkiye’nin özellikle güvenlik, savunma ve diplomasi alanlarında oynadığı rolün son yıllarda daha da belirgin hale geldiğini kaydetti.

Istikbal 860X450 Pxl

NATO’nun Güney Kanadındaki Stratejik Güç

Uzmanlara göre Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olması ve ittifakın güney kanadındaki konumu nedeniyle Avrupa güvenliği açısından kilit önem taşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Karadeniz’in güvenliği ve bölgedeki deniz trafiğinin korunması gibi konularda Ankara’nın rolü daha fazla öne çıktı.

Türkiye, savaşın başlamasının ardından Montrö Sözleşmesi’ni uygulayarak savaş gemilerinin boğazlardan geçişine yönelik düzenlemeleri hayata geçirirken, diplomatik girişimlerle de uluslararası toplumun dikkatini çekti. İstanbul’da yürütülen müzakere süreçleri ve Tahıl Koridoru Anlaşması gibi girişimler Ankara’nın arabuluculuk kapasitesini ortaya koydu.

Independent Mortgage 3

Enerji Koridorlarının Merkezinde

Moore’un dikkat çektiği bir diğer başlık ise enerji güvenliği oldu. Türkiye, Azerbaycan, Orta Asya ve Orta Doğu kaynaklarını Avrupa pazarına ulaştıran enerji hatlarının merkezinde yer alıyor. TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi projeler, Avrupa’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirme çabalarında stratejik önem taşıyor.

Enerji uzmanları, küresel enerji arz güvenliğinin giderek daha önemli hale geldiği bir dönemde Türkiye’nin transit ülke konumunun Avrupa ve Batı dünyası açısından kritik değer taşıdığına işaret ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Orta Doğu ve Kafkasya Diplomasisinde Etkin Rol

Türkiye son yıllarda Orta Doğu, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika’da yürüttüğü diplomatik girişimlerle de uluslararası gündemde öne çıkıyor. Ankara, Ukrayna-Rusya savaşı, Suriye krizi, Gazze’deki gelişmeler ve Azerbaycan-Ermenistan normalleşme süreci gibi birçok konuda aktif diplomasi yürütüyor.

Uzmanlar, Türkiye’nin hem Batı kurumlarıyla ilişkilerini sürdürmesi hem de Rusya, Körfez ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Asya ülkeleriyle temaslarını geliştirmesinin Ankara’ya benzersiz bir diplomatik hareket alanı sağladığını değerlendiriyor.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Batı ile İlişkilerde Yeni Dönem Arayışı

Richard Moore’un açıklamaları, Türkiye ile Batılı müttefikler arasındaki ilişkilerin geleceğine yönelik tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi. Güvenlik uzmanları, Avrupa’nın savunma mimarisinin yeniden şekillendiği mevcut süreçte Türkiye’nin askeri kapasitesi, coğrafi konumu ve diplomatik etkisinin göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor.

Eski MI6 Başkanı’nın değerlendirmeleri, Ankara’nın yalnızca bölgesel bir güç değil, küresel güvenlik ve istikrar açısından da vazgeçilmez aktörlerden biri olarak görüldüğüne işaret ediyor.

Avrupa'da tak-çalıştır güneş paneline yöneliş arttı

Güneş enerjisi, Avrupa’nın temiz enerjiye geçişinde “parlayan yıldız” olarak tanımlanıyor ve oynak fosil yakıt fiyatlarının yarattığı şokların etkisini haneler için hafifletiyor.

Petrol ve gaz fiyatlarını fırlatan İran savaşı sürerken Avrupalılar enerji bağımsızlığı kazanmak için çare arıyor.

Almanya’da yenilenebilir enerji şirketi Enpal BV, Orta Doğu’daki ABD-İsrail çatışmasının başlamasından bu yana güneş paneli taleplerinin yüzde 30 arttığını bildirirken, güneş enerjisi markası 1KOMMA5° GmbH de güneşe olan ilginin neredeyse iki katına çıktığını açıkladı.

Birleşik Krallık’ta enerji şirketi EON, güneş enerjisine ilginin 23 Şubat ile 1 Mart arasında yüzde 23 arttığını, 2 ile 8 Mart arasında ise bunun üzerine yüzde 63’lük bir artış daha yaşandığını bildirdi.

Momentum kazanan yalnızca geleneksel çatı üstü güneş panelleri değil. Avrupa güneş fotovoltaik (PV) sektörünün üyelik bazlı ticaret birliği SolarPower Europe, tak-çalıştır (plug-in) güneş sistemlerinin satışlarının da kıta genelinde arttığını, ancak “kesin rakamlara ulaşmanın zor” olduğunu belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Avrupa’da tak-çalıştır güneş neden yaygınlaşıyor?

Almanya, 2022 ile 2025 arasında bir milyondan fazla sistemin kurulmasıyla tak-çalıştır güneş atağında uzun süredir başı çekiyor. Bu patlamanın nedeni, şebekeye verilen her birim elektrik için sabit bir ücret öngören alım tarifeleriyle tak-çalıştır güneş alanları ödüllendiren devlet teşvikleri olarak gösteriliyor.

Katma değer vergisinin kaldırılması ve fiyatlardaki sert düşüşler de teknolojiyi çok daha erişilebilir kıldı. Avrupa’nın geri kalanı tak-çalıştır güneş sistemlerini benimsemekte yavaş kaldı, ancak mevzuattaki değişiklikler tabloyu yakında değiştirebilir.

Geçen nisan ayında Belçika, vatandaşların yetkili bir kurulumcuya ödeme yapmak zorunda kalmadan tak-çalıştır PV’ler satın almasına imkân tanıyan, kendi kendine kurulan panellere yeşil ışık yaktı. İspanya’da da son dönemde satışlarda artış gözleniyor; Tornasol Energy adlı şirket geçen yıl 1.300’den fazla haneye güneş enerjisi kitleri kurdu.

Birleşik Krallık, tak-çalıştır güneş sistemlerine yönelik kısıtlamaları gevşeten son Avrupa ülkesi oldu; kısa süre önce Lidl ve Iceland gibi indirimli perakendecilerde düşük maliyetli panellerin satışa sunulacağını duyurdu.

27 AB üye devletinden yalnızca İsveç ve Macaristan, kendi kendine kurulan tak-çalıştır güneş cihazlarını hâlâ yasaklıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Tak-çalıştır güneş mi, geleneksel çatı üstü paneller mi: En iyi seçenek hangisi?

Avrupa’da çatı üstü güneş sistemlerinin maliyeti, sistemin büyüklüğüne ve güneş enerjisi depolama bataryası alınıp alınmadığına bağlı olarak büyük farklılık gösteriyor. Fiyatlar 7.000 ila 30.000 avro arasında değişebiliyor; ancak pek çok ülkede kurulum maliyetlerine destek olmak için hibe gibi teşvikler sunuluyor.

Çatı üstü güneşin geri ödeme süresi de panellerin konumu, aldıkları güneş ışığı miktarı ve elektrik tüketim alışkanlıklarınız gibi birçok faktöre bağlı.

Birleşik Krallık’ın Energy Savings Trust kuruluşuna göre, ihracat ödemeleri dikkate alınmadığında, Londra’da çatı üstü güneş sistemi bulunan bir evde sakinler gün boyu evdeyse yıllık 650 sterlin (750 avro) tasarruf sağlanabiliyor. Çoğu gün saat 18.00’e kadar evde olunmadığında bu rakam 530 sterline (611 avro) düşüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bu da çatı üstü güneşin, emekliler veya evden çalışanlar gibi gündüz saatlerinde elektrik tüketenler için büyük bir avantaj sağladığı anlamına geliyor.

“Tipik bir çatı üstü sistem, özellikle elektrikli araç şarjı veya ısı pompaları nedeniyle gündüz tüketimi yüksek olan hanelerde faturaları ciddi biçimde aşağı çekebilir” diyor, Heatable (kaynak İngilizce) adlı şirketin yenilenebilir enerji elektrik mühendisi Kian Milroy, Euronews Earth’e.

“İlk yatırım maliyeti elbette daha yüksek ve geri ödeme süresi daha uzun, ancak toplamda daha iyi bir değer sunuyor.”

Milroy, Birleşik Krallık’ta 400 sterlin (461 avro) gibi düşük bir bedelle piyasaya çıkan tak-çalıştır güneşi, kiracılar, apartman dairelerinde oturanlar veya çatıya PV paneli kuramayan herkes için daha uygun bir “tamamlayıcı ürün” olarak tanımlıyor.

“Bazı faydaları var ama sınırlı,” diye açıklıyor. “Kurulumu çok daha kolay, ancak faturaları dramatik biçimde etkileyecek kadar elektrik üretmiyor.”

Almanya’nın aksine, Birleşik Krallık’ta ev içi prizler genelde şebekeye elektrik geri basmaya uygun şekilde tasarlanmadığı için tak-çalıştır güneş sistemi bulunan haneler, çatı üstü panellerde olduğu gibi fazla üretimi şebekeye satarak gelir elde edemiyor.

Oysa tak-çalıştır güneş, aslında büyük miktarda elektrik üretmek için değil; daha çok buzdolapları, Wi-Fi yönlendiricileri ve diğer bekleme modundaki cihazlar gibi sürekli çalışan ekipmanların enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik tasarlanmış durumda.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Uswitch.com (kaynak İngilizce) adlı karşılaştırma sitesinin enerji uzmanı Natalie Mathie, Euronews Earth’e yaptığı açıklamada 400 ila 500 watt üreten tak-çalıştır panellerin, (boyutuna bağlı olarak yaklaşık 300 watt çeken) yavaş pişirici tencereler gibi enerji verimli cihazları çalıştırmaya yetebileceğini, ancak prize takılan klima üniteleri veya sıcak hava fritözleri (air fryer) gibi çok enerji tüketen aletler için yeterli olmayacağını söylüyor.

Carbon Brief (kaynak İngilizce) adlı düşünce kuruluşunun analizine göre tak-çalıştır güneş panelleri, tipik bir Birleşik Krallık hanesine 15 yıllık ömürleri boyunca 1.100 sterlin (yaklaşık 1.261 avro) kazandırabiliyor. Buna karşılık çatı üstü paneller, aynı dönemde 15.000 sterlin (17.316 avro) ya da daha fazla tasarruf sağlayabiliyor; çoğu sistemde geri ödeme süresi 6 ila 10 yıl arasında değişiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Güneş enerjisi faturaları artırabilir mi?

Avrupalılar elektrik faturalarını düşürmek için güneş enerjisine yatırım yaparken, bazen tam tersi sonuçlar da ortaya çıkabiliyor.

Bu olgu “güneş geri tepme etkisi” (solar rebound effect) olarak biliniyor ve hanelerin, panellerini sonsuz bir ücretsiz enerji kaynağı olarak görmeleri nedeniyle normalden daha fazla elektrik tüketmeleriyle ortaya çıkıyor.

“Küçük bir tak-çalıştır dizi birkaç yüz watt üretebilir, ancak ev sahibinin kafasında bu bedava enerji anlamına gelir ve daha fazla elektrik kullanmaya başlarlar” diyor Milroy.

Hem çatı üstü panellerde hem de tak-çalıştır sistemlerde görülebilen güneş geri tepme etkisi, çoğu zaman güneş enerjisi kullanan hanelerin faturalarında artışa yol açarak yatırımlarını amorti etmeleri için gereken süreyi uzatıyor.

Buna karşın, elektrik tüketiminizi sabit tutmak için bilinçli bir çaba göstermek bu etkiyi dengelemeye yardımcı olabilir.

(euronews)

İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Nafi’den Açıklama

İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Kenan Nafi, Eurovizyon’da 30 Mayıs 2026 Cumartesi günü yayınlanan “Festival Krizi İngiltere Kıbrıs Türk Toplumunu İkiye Böldü” başlıklı haberimizdeki iddialara cevap verdi.

Nafi’nin, haberin içeriği ve yayınlanma biçiminin son derece hayal kırıklığı meydana getirdiğini belirttiği açıklaması şöyle:

Istikbal 860X450 Pxl

Göçmen Karşıtları Göçmen Politikasında Anlaşamadı

İngiltere’de anketlerde yükselişini sürdüren Reform UK Partisi, göçmenlik politikası konusunda üst düzey iki ismi arasında yaşanan sert görüş ayrılığıyla sarsıldı. Parti lideri Nigel Farage’ın en güvendiği isimlerden Hazine Sözcüsü Robert Jenrick ile İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf’un kamuoyu önünde birbirini yalanlayan açıklamalar yapması, parti yönetiminde derin fikir ayrılıkları bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.

Göçmenlerin sınır dışı edilmesi konusunda çelişkili açıklamalar

Tartışmanın fitilini, eski Muhafazakâr Parti bakanlarından ve Reform UK’nin Hazine Sözcüsü Robert Jenrick’in Sky News’e verdiği röportaj ateşledi. Jenrick, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde yabancı ülke vatandaşlarının yalnızca sosyal konutlarda yaşadıkları gerekçesiyle sınır dışı edilmeyeceğini söyledi. Jenrick, böyle bir uygulamanın parti politikası olmadığını ve sınır dışı kararlarının daha geniş ekonomik ve yasal kriterlere göre değerlendirileceğini ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Ancak Jenrick’in açıklamaları parti içinde sert bir karşılık buldu. Reform UK’nin göçmenlik ve sınır dışı planlarının mimarlarından biri olarak görülen İçişleri Sözcüsü Zia Yusuf, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada Jenrick’i doğrudan yalanladı.

Yusuf paylaşımında, “Robert’ın verdiği cevap Reform UK politikası değildir” ifadelerini kullanarak, “Bir yabancı ülke vatandaşı vergi mükelleflerinin finanse ettiği bir sosyal konutta yaşıyorsa ekonomik kriter testimizden otomatik olarak başarısız olur ve sınır dışı edilir” dedi.

Parti içinde nüfuz savaşı

Siyasi gözlemciler, yaşanan tartışmanın yalnızca bir politika anlaşmazlığı olmadığını, aynı zamanda Reform UK’nin üst yönetiminde süregelen bir güç mücadelesinin dışa vurumu olduğunu değerlendiriyor.

Parti kulislerinde hem Jenrick’in hem de Yusuf’un gelecekte partinin ekonomi yönetiminde veya olası bir Reform hükümetinde en güçlü isimlerden biri olmayı hedeflediği konuşuluyor. Her iki isim de daha önce kamuoyu önünde “Gölge Maliye Bakanı” rolüne talip olduklarını ima etmişti.

Independent Mortgage 3

Muhafazakâr Parti’den ayrılarak Reform UK’ye katılan Jenrick, Westminster deneyimi ve devlet yönetimindeki geçmişiyle parti içinde daha pragmatik bir çizgiyi temsil ederken, iş insanı kökenli Yusuf ise Farage’ın göçmenlik konusundaki sert söylemlerinin en önemli savunucularından biri olarak öne çıkıyor.

Farage’ın liderliği test ediliyor

Tartışma, Nigel Farage’ın parti üzerindeki otoritesinin de sınandığı bir dönemde yaşandı. Son aylarda kamuoyu yoklamalarında İşçi Partisi ile başa baş görünen Reform UK, kendisini iktidar alternatifi olarak sunmaya çalışırken, üst düzey yöneticiler arasındaki bu tür açık anlaşmazlıklar partiye yönelik eleştirileri artırıyor.

İşçi Partisi yetkilileri, yaşanan gelişmenin Reform UK’nin hükümet yönetmeye hazır olmadığını gösterdiğini savundu. Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda, partinin göçmenlik konusunda ortak bir politika üzerinde dahi uzlaşamadığı ve kamuoyuna farklı mesajlar verdiği öne sürüldü.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Daha sert politikalar gündemde

Öte yandan Zia Yusuf son günlerde yalnızca Jenrick ile yaşadığı polemikle değil, kamu bürokrasisine yönelik açıklamalarıyla da gündemde. Yusuf, Reform UK’nin iktidara gelmesi halinde politikalarına direnç gösteren bazı kamu görevlilerinin işten çıkarılabileceğini ve emeklilik haklarını kaybedebileceğini savunarak yeni bir tartışma başlattı. Bu çıkış, partinin devlet kurumlarına yaklaşımı konusunda da yeni soru işaretleri doğurdu.

Reform UK yönetimi şimdilik tartışmayı büyütmemeye çalışsa da, Jenrick ve Yusuf arasında yaşanan açık fikir ayrılığı, partinin en önemli seçim vaatlerinden biri olan göçmenlik politikası konusunda bile tam bir görüş birliği sağlayamadığını ortaya koydu.

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Yaklaşan ara seçimler ve olası genel seçim hazırlıkları öncesinde gözler şimdi Nigel Farage’a çevrilmiş durumda. Parti liderinin, yükselen siyasi beklentilerle birlikte büyüyen iç rekabeti nasıl yöneteceği Reform UK’nin geleceği açısından belirleyici olacak.

Festival Krizi İngiltere Kıbrıs Türk Toplumunu İkiye Böldü

İngiltere’deki Kıbrıs Türk toplumunun en önemli çatı organizasyonlarından biri olan İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi’nde (KONSEY) son dönemde yaşanan gelişmeler, toplum içerisinde ciddi bir kriz ve bölünmüşlüğe yol açtı.

Yıllardır toplumun ortak kurumsal hafızasının önemli parçalarından biri haline gelen Kıbrıs Türk Kültür Festivali’nin bu yıl “9. Kıbrıs Türk Kültür Festivali” yerine farklı bir isim ve farklı bir organizasyon görüntüsüyle duyurulması, tartışmaları daha da büyüttü.

Kuruluşundan bu yana 14 farklı başkan tarafından yönetilen Konsey’in, ilk defa Kenan Nafi döneminde ciddi itibar kaybına uğradığı ve misyonundan saptırıldığı iddiaları krizin odak noktasını oluşturuyor.

Konsey’e bağlı bazı dernek temsilcileri, süreci yakından takip eden toplumun farklı kesimlerinden iş insanları, aktivistler ve sosyal medya kullanıcıları, yaşananların yalnızca bir festival tartışması olmadığını; temsil, kurumsallık, mali yönetim ve toplum iradesi meselesine dönüştüğünü savunuyor.

“Konsey çatı kuruluş kimliğinden uzaklaşıyor” eleştirisi

Eleştirilerin merkezinde ise Konsey’in Kenan Nafi başkanlığındaki yönetim anlayışı bulunuyor.

Üye dernek temsilcileri, Konsey’in temel yapısının bir “çatı kuruluş” olduğunu ve kararların Başkanlar Kurulu iradesiyle alınması gerektiğini vurgularken, son dönemde yönetim kurulunun tek merkezli hareket ettiği yönünde ciddi rahatsızlık bulunduğunu ifade ediyor.

Toplum içerisinde dile getirilen başlıca eleştiriler arasında;

  • Karar süreçlerinde yeterli istişare yapılmaması,
  • Yazılı sorulara zamanında cevap verilmemesi,
  • Tecrübeli isimlerin görüşlerinin dikkate alınmaması,
  • Tüzük kurallarına uyulmaması,
  • Şeffaflık eksikliği,
  • Konsey’in “tek bir dernek gibi” yönetildiği algısının güçlenmesi yer alıyor.

Özellikle bazı üye dernekler, yönetim kurulunun kolektif oy kullanmasının çatı kuruluş mantığıyla bağdaşmadığını savunurken, esas iradenin üye derneklerde olması gerektiğini dile getiriyor.

Festivalin geçmişi: Bir toplum projesi olarak doğdu

Kıbrıs Türk Kültür Festivali ilk kez 2017 yılında, Birleşik Krallık’taki Kıbrıs Türk toplumunun göçünün 100. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlendi.

Beklenenden büyük ilgi gören festivalin ardından organizasyonun daha kurumsal yürütülebilmesi amacıyla 2018 yılında CTCA UK Ltd kuruldu.

Ancak kuruluş amacının yalnızca festival düzenlemek olmadığı belirtiliyor.

Toplum temsilcilerine göre hedef; uzun vadede toplum merkezi oluşturmak, Türk okullarına destek sağlamak, gençlere ve yaşlılara yönelik sosyal projeler geliştirmek ve toplum adına kalıcı bir kurumsal yapı oluşturmaktı.

Festival organizasyonunun geçmiş yıllarda yalnızca bir yönetim grubunun değil; Konsey temsilcileri, Eğitim Konsorsiyumu üyeleri, gönüllüler, öğretmenler ve üye derneklerin geniş katılımıyla yürütüldüğü özellikle vurgulanıyor.

Mali hesaplar neden açıklanmadı?

Krizin en önemli başlıklarından biri ise 2024 ve 2025 yıllarına ait mali hesaplar.

Edinilen bilgilere göre 2024 yılı hesapları AGM’de aklanmadı. Divan Başkanı’nın festival hesapları ile Konsey hesaplarının ayrıştırılması gerektiğini belirttiği ve detaylı mali rapor hazırlanarak yeniden üyelerin onayına sunulmasının beklendiği ifade edildi.

Ve Festival geliri açıklanmadan, AGM yapılmadan niye başka festival düzenlendiği, üye derneklere yeterli açıklıkta sunulmadığı yönünde ciddi eleştiriler bulunuyor.

Bazı temsilciler, mali belgelerin ancak yoğun yazışmalar ve telefon trafiği sonrasında gecikmeli şekilde paylaşılabildiğini savunuyor.

Toplum içerisinde ayrıca festival gelirlerinin hangi hesaplarda tutulduğu ve şirket hesaplarının neden tam şeffaf biçimde gösterilmediği yönünde soru işaretleri de konuşuluyor.

“Festival kime ait?” sorusu büyüyor

Tartışmaların merkezindeki en önemli soru ise şu:

“Kıbrıs Türk Kültür Festivali gerçekten kime ait?”

Çünkü yıllardır toplum festivali olarak tanıtılan organizasyonun, bugün neden farklı bir isim ve farklı bir yapı altında duyurulduğu toplum içerisinde ciddi şekilde sorgulanıyor.

Özellikle “Kıbrıs Türk Kültür Festivali” yerine “Kıbrıs Türk Fest” benzeri yeni bir isimlendirmeye gidilmesi dikkat çekiyor.

Eleştiriler yalnızca isim değişikliğiyle sınırlı değil.

Yeni yapının;

  • Hangi hukuki zeminde oluşturulduğu,
  • Marka haklarının nasıl kullanılacağı,
  • Yeni şirket yapılanmasının neden gerekli görüldüğü,
  • Mevcut kurumsal yapının neden güçlendirilmediği

gibi sorular da kamuoyunda yüksek sesle dile getiriliyor.

Aynı gün iki festival tartışması

Toplum hafızasında Haziran ayının son Pazar günüyle özdeşleşen geleneksel festival tarihinin bu yıl farklı organizasyonlarla çakışması da rahatsızlığı artırdı.

West London bölgesinde aynı gün iki farklı festival görüntüsünün ortaya çıkmasının, toplum içerisindeki bölünmüşlüğü görünür hale getirdiği yorumları yapılıyor.

Birçok toplum üyesi, yıllarca emek verilerek oluşturulan ortak kültürel markanın parçalanmasının kimseye fayda sağlamayacağını düşünüyor.

“Sorun festival değil, güven meselesi”

Süreci yakından takip eden toplum temsilcileri, yaşananların temelinde “güven sorunu” olduğunu savunuyor.

Toplum içerisinde dile getirilen ortak görüşlerden biri şu:

“Kimse kavga istemiyor. Kimse kurumların yıpranmasını da istemiyor. Ancak şeffaflık talep etmek saldırı değil, kurumları korumanın temel yoludur.”

Uzun yıllardır festival için gönüllü çalışan öğretmenler, gençler, dernek üyeleri ve toplum temsilcileri; hesap verebilir, açık ve denetlenebilir bir yönetim anlayışı görmek istediklerini ifade ediyor.

Çünkü toplum içerisinde artık dedikodudan çok, netlik beklentisinin öne çıktığı belirtiliyor.

Gözler şimdi Konsey yönetiminde

Yaşanan kriz sonrası gözler Konsey yönetimine çevrildi.

Üye dernekler ve toplum temsilcileri;

  • 2024-2025 mali hesaplarının açıklanmasını,
  • AGM süreçlerinin netleştirilmesini,
  • Yeni şirket yapılanmasına ilişkin detaylı bilgilendirme yapılmasını,
  • Festivalin hukuki ve kurumsal statüsünün açıklığa kavuşturulmasını,
  • Toplum iradesinin yeniden sürece dahil edilmesini

bekliyor.

İngiltere Kıbrıs Türk toplumu içerisinde bugün en güçlü talebin ise “daha fazla kavga değil, daha fazla şeffaflık ve güven” olduğu görülüyor.

Çünkü toplumun önemli bir kesimi, kurumların kişiler üzerinden değil; prensipler, kurallar ve demokratik süreçler üzerinden güçlenebileceğine inanıyor.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1

Londra Yeni Ulaşım Kaosuna Hazırlanıyor

Londra’da metro grevleri yeniden başkentin en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.

Demiryolu, Denizcilik ve Ulaşım Sendikası (RMT), Londra metrosunda çalışan sürücülerin 2 Haziran Salı ve 4 Haziran Perşembe günü 24 saatlik iş bırakma eylemine gideceğini resmen duyurdu. Grevlerin özellikle sabah ve akşam yoğun saatlerinde milyonlarca yolcuyu etkilemesi bekleniyor.

Ulaştırma kurumu Transport for London (TfL), bazı metro hatlarında hizmet verilemeyebileceğini, birçok hatta ise ciddi gecikme ve yoğunluk yaşanacağını açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Hangi hatlar etkilenecek?

TfL’nin yayımladığı güncel bilgilere göre grevlerden en fazla etkilenmesi beklenen hatlar şunlar:

  • Piccadilly Line
  • Circle Line
  • Metropolitan Line’ın Baker Street – Aldgate bölümü
  • Central Line’ın White City – Liverpool Street hattı

Bazı hatlarda tamamen kapanma ihtimali bulunurken, diğer metro hatlarında sınırlı servis ve uzun bekleme süreleri yaşanabileceği belirtiliyor. Özellikle sabah 06.30 öncesi ve akşam 21.00 sonrası hizmetlerin ciddi şekilde azalacağı ifade ediliyor.

Independent Mortgage 3

Buna karşılık;

  • Elizabeth Line
  • DLR
  • London Overground
  • Tram hizmetleri
  • National Rail bağlantılarının büyük bölümü

normal şekilde çalışmaya devam edecek. Ancak uzmanlar bu hatlarda aşırı yoğunluk yaşanabileceği konusunda uyarıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Krizin merkezinde “4 günlük çalışma haftası” var

Taraflar arasındaki anlaşmazlığın merkezinde ise metro sürücülerinin çalışma sistemi bulunuyor.

TfL, sürücülerin haftalık çalışma süresini 36 saatten 35 saate indirerek bunu dört güne yaymayı planlıyor. Kurum, sistemin gönüllülük esasına dayanacağını ve çalışanlara daha fazla izin günü sağlayacağını savunuyor.

Ancak RMT sendikası, uygulamanın daha uzun vardiyalar, artan yorgunluk ve güvenlik riskleri doğurabileceğini öne sürüyor.

RMT tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Üyelerimiz daha uzun vardiyalar, esnekliğin azalması ve güvenlik açısından ciddi endişeler taşımaktadır.”

Kafkas Crispy Yatay Gazete

Aslef destekliyor, RMT karşı çıkıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri de metro çalışanlarını temsil eden iki büyük sendikanın farklı pozisyonlarda yer alması.

Metro sürücülerinin önemli bölümünü temsil eden Aslef sendikası, dört günlük çalışma modelini destekliyor ve yeni sistemin çalışan koşullarını iyileştireceğini savunuyor.

Bu nedenle Aslef üyelerinin greve katılmaması bekleniyor. Uzmanlar da bu durumun, geçmiş yıllardaki tam kapanmalara kıyasla daha sınırlı ancak yine de ciddi bir aksaklık yaratacağını değerlendiriyor.

Mayıs grevleri son anda iptal edilmişti

Hatırlanacağı üzere Mayıs ayında planlanan metro grevleri, taraflar arasında yürütülen son dakika görüşmeleri sonrası askıya alınmıştı.

Ancak müzakerelerden kalıcı sonuç çıkmadı.

RMT yönetimi, TfL’nin sendikanın güvenlik ve vardiya düzenine ilişkin kaygılarını yeterince dikkate almadığını savunurken, TfL ise diyaloğun sürmesini istediğini açıkladı.

Taraflar arasında görüşmeler devam etse de şu ana kadar yeni bir uzlaşma sağlanamadı.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1

Londralılar alternatif ulaşım planları yapıyor

Yeni grev kararı özellikle sıcak hava dalgasının etkili olduğu dönemde şehirde ulaşım baskısını artırmış durumda.

Sosyal medyada ve yolcu forumlarında çok sayıda Londralı, yoğun otobüs trafiği, kalabalık trenler ve uzayan yolculuk süreleri nedeniyle şimdiden alternatif ulaşım planları yapmaya başladı.

Özellikle Heathrow Havalimanı’na gidecek yolcuların Elizabeth Line ve Heathrow Express seçeneklerine yönelmesi tavsiye edilirken, Londra City Airport bağlantıları için DLR kullanımının önem kazanacağı belirtiliyor.

Uzmanlar ayrıca grev günlerinde bisiklet kiralama sistemleri, e-scooter hizmetleri ve otobüs ağında yoğunluk yaşanabileceğini belirtiyor.

TfL’den yolculara uyarı

TfL, yolculara seyahatlerini önceden planlamaları çağrısında bulundu.

Kurumdan yapılan açıklamada vatandaşların;

  • TfL Go uygulamasını,
  • canlı seyahat güncellemelerini,
  • alternatif rota planlamalarını

takip etmeleri istendi.

Yetkililer ayrıca grev günlerinin ardından sabah saatlerinde de gecikmelerin sürebileceği uyarısında bulundu.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Yeni grevler gelebilir

Ulaşım uzmanlarına göre mevcut anlaşmazlığın kısa sürede çözülmemesi halinde yaz aylarında yeni grev dalgaları gündeme gelebilir.

RMT yönetimi, “anlamlı ilerleme sağlanmazsa” yeni iş bırakma eylemlerinin masada olduğunu açıklarken, Londra’da milyonlarca yolcu gözünü önümüzdeki hafta yapılacak görüşmelere çevirmiş durumda.

İngiltere’den Türkiye’ye skandal “çöp ihracatı”!

İngiltere merkezli geri dönüşüm şirketi MV Recycling (UK) Ltd’nin, Türkiye’ye yasa dışı yollarla atık göndermeye çalıştığı gerekçesiyle cezalandırılması, Avrupa’dan Türkiye’ye yönelik çöp sevkiyatları konusunu yeniden tartışmaya açtı. İngiltere Çevre Ajansı’nın (Environment Agency) yürüttüğü soruşturmada şirketin, kirlenmiş plastik atıkları “Yeşil Liste” kapsamında düşük riskli geri dönüştürülebilir atık gibi göstermeye çalıştığı belirlendi.

Yetkililer, sevkiyatlarda kullanılan konteynerlerde evsel çöplerin yanı sıra elektronik eşya parçaları, kablolar, devre kartları, hijyen ürünleri ve karışık plastik atıkların bulunduğunu açıkladı. Resmi belgelerde ise bu yüklerin “temiz ve ayrıştırılmış plastik” olarak beyan edildiği ortaya çıktı.

İngiltere’de görülen dava sonucunda MV Recycling (UK) Ltd, üç ayrı suçlamayı kabul etti. Mahkeme, şirkete 30 bin 400 sterlin para cezası ve dava masrafları ödenmesine hükmetti.

Istikbal 860X450 Pxl

Dokuz konteyner Felixstowe Limanı’nda durduruldu

Soruşturma dosyasına göre şirketin ilk ihlali Mart 2019’da tespit edildi. İngiltere Çevre Ajansı’nın resmi uyarısına rağmen yasa dışı sevkiyat girişimlerinin sürdüğü belirtildi.

Özellikle Aralık 2019’da Türkiye’ye gönderilmek istenen dokuz konteynerlik sevkiyat, Felixstowe Limanı’nda yapılan denetimlerde durduruldu. İncelemelerde konteynerlerdeki atıkların beyan edilen içerikle uyuşmadığı belirlendi ve tüm yükler alıkonuldu.

Yetkililer, bazı atık balyalarının içinde teneke parçaları, tekstil ürünleri, karton, ahşap ve geri dönüştürülemeyecek nitelikte karışık evsel çöpler bulunduğunu açıkladı. Soruşturmayı yürüten çevre görevlileri, söz konusu sevkiyatların “şimdiye kadar gördükleri en ağır kirlenmiş atık örneklerinden biri” olduğunu kaydetti.

Independent Mortgage 3

Şirket yöneticisine ağır suçlama

Mahkeme kayıtlarına göre şirketin tek yöneticisi Noormohammed Master’ın, resmi belgelerde yanıltıcı bilgi verdiği ve atıkların gerçek kaynağını gizlemeye çalıştığı ifade edildi. İngiliz makamları, şirketin bazı atıkları üçüncü taraf firmalar üzerinden temin ettiğini ve sevkiyat zincirini bilinçli biçimde karmaşık hale getirdiğini belirtti.

Çevre Ajansı Ulusal Çevre Suçları Birimi Başkan Yardımcısı Joanna Larmour yaptığı açıklamada, “Şirket çevreyi korumaya yönelik yasal düzenlemeleri hiçe saydı. Yapılan uyarılara rağmen aynı suçu işlemeye devam etti” dedi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Türkiye uzun süredir Avrupa’nın atık rotasında

Uzmanlara göre olay, Türkiye’nin son yıllarda Avrupa’dan gelen plastik atık trafiğinde önemli bir merkez haline gelmesinin yeni bir örneği oldu. Özellikle Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatını büyük ölçüde yasaklamasının ardından Avrupa’daki geri dönüşüm şirketleri rotayı Türkiye’ye çevirmişti.

Çevre örgütlerinin raporlarına göre Türkiye, son yıllarda Avrupa’dan en fazla plastik atık alan ülkeler arasında yer aldı. Çevreciler, geri dönüşüm adı altında gönderilen bazı atıkların uygun şekilde işlenemediğini, bir kısmının doğaya bırakıldığını veya kaçak biçimde yakıldığını savunuyor.

Türkiye, 2021 yılında bazı plastik atık türlerinin ithalatını yasaklama kararı almış, ancak sektör baskıları sonrası belirli kategorilerde yeniden ithalata izin verilmişti. Buna rağmen özellikle karışık ve kirli plastik atıkların ülkeye girişine ilişkin tartışmalar sürüyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere’den “atık suçlarıyla mücadele” mesajı

İngiltere Çevre Ajansı ise son dönemde yasa dışı atık ticaretine karşı denetimlerin sıkılaştırıldığını duyurdu. Kurum, yeni “Atık Suçları Eylem Planı” kapsamında liman kontrollerinin artırıldığını ve yasa dışı ihracata karşı “sıfır tolerans” politikası uygulanacağını açıkladı.

Yetkililer, kirlenmiş atıkların uluslararası mevzuata göre “Amber Liste” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle özel izin ve mali güvence olmadan ihraç edilmesinin yasaya aykırı olduğunu vurguladı.

Çevre uzmanları ise kesilen cezaların caydırıcılığı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor. İngiltere’de daha önce benzer suçlardan yüz binlerce sterlinlik cezalar kesilmiş olmasına rağmen yasa dışı atık ticaretinin devam ettiğine dikkat çekiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sahte İndirim Kampanyası Yapan Yatak Markasına Rekor Para Cezası

Avrupa merkezli online yatak markası Emma Sleep, İngiltere’de açılan dava sonucunda tüketiciyi yanıltıcı satış stratejileri kullandığını kabul etti. İngiltere Rekabet ve Piyasalar Kurumu’nun (CMA) yürüttüğü soruşturma kapsamında şirketin internet sitesinde kullandığı “yalnızca bugün”, “stoklar tükeniyor”, “yüksek talep nedeniyle son saatler” ve geri sayım sayaçlarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

Mahkeme kayıtlarına göre Emma Sleep, tüketiciler üzerinde psikolojik baskı oluşturarak hızlı satın alma kararı verilmesini hedefleyen “karanlık ticari tasarım” yöntemleri kullandı. Bu yöntemlerin, tüketicilerin ürünleri araştırma ve fiyat karşılaştırması yapma imkanını azaltarak acele alışverişe yönlendirdiği belirtildi.

Gima Sultanim Croissant H 667X300

İndirimler Gerçekten Sona Ermiyordu

Soruşturma kapsamında dikkat çeken en önemli ayrıntılardan biri ise “süreli indirim” kampanyalarının gerçekte sona ermemesiydi. Şirketin internet sitesinde belirli saatler için geçerli olduğu belirtilen kampanyaların, geri sayım tamamlandıktan kısa süre sonra yeniden başlatıldığı veya benzer indirimlerin sürekli devam ettiği tespit edildi.

CMA, bu uygulamaların tüketicilerde “şimdi almazsam fırsatı kaçırırım” baskısı yarattığını ve bunun İngiltere tüketici koruma yasalarına aykırı olduğunu açıkladı.

Independent Mortgage 3

Şirket Denetim Altına Girecek

Mahkeme anlaşması kapsamında Emma Sleep, satış ve reklam politikalarını tamamen gözden geçirmeyi kabul etti. Şirket artık:

  • Gerçek olmayan geri sayım sayaçları kullanamayacak,
  • Yapay “yüksek talep” mesajları yayımlayamayacak,
  • İndirimin ne kadar süreyle geçerli olduğunu açık biçimde belirtmek zorunda olacak,
  • Ürünlerin önceki satış fiyatlarını şeffaf şekilde gösterecek.

Ayrıca marka, İngiltere Rekabet ve Piyasalar Kurumu tarafından düzenli olarak denetlenecek. Yetkililer, anlaşmanın ihlal edilmesi halinde şirketin dünya genelindeki yıllık cirosunun yüzde 10’una kadar para cezasıyla karşılaşabileceğini duyurdu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Karanlık Ticari Tasarımlar” Küresel Tartışma Konusu

Emma Sleep kararı, son yıllarda dijital ticarette giderek yaygınlaşan “dark patterns” yani “karanlık ticari tasarımlar” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, özellikle e-ticaret sitelerinde kullanılan sahte stok uyarıları, sürekli yenilenen indirim sayaçları ve tüketiciyi korku ya da panikle satın almaya yönlendiren mesajların dünya genelinde daha sık soruşturulmaya başladığını belirtiyor.

Avrupa Birliği ve İngiltere’de tüketici otoriteleri, son dönemde moda, teknoloji ve mobilya sektöründeki birçok büyük markayı benzer yöntemler nedeniyle incelemeye aldı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Tüketici Örgütlerinden Karara Destek

Tüketici hakları savunucuları, kararın dijital ticaret açısından emsal niteliği taşıdığını ifade etti. Uzmanlara göre karar, online alışveriş sitelerinin “sahte aciliyet” oluşturarak satış artırma yöntemlerine karşı önemli bir uyarı olacak.

Tüketici dernekleri ise vatandaşlara, geri sayım sayaçları veya “son ürün” mesajlarıyla karşılaştıklarında satın alma baskısına kapılmamaları ve farklı platformlarda fiyat karşılaştırması yapmaları çağrısında bulundu.

Emma Sleep’ten Açıklama

Şirket tarafından yapılan açıklamada ise müşteri deneyimini geliştirmek amacıyla CMA ile iş birliği içinde çalışıldığı belirtildi. Emma Sleep, gelecekte daha şeffaf satış politikaları izleyeceğini ve tüketici güvenini korumaya odaklanacağını açıkladı.

Ancak uzmanlar, alınan kararın yalnızca Emma Sleep için değil, agresif online pazarlama teknikleri kullanan tüm e-ticaret şirketleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

“Genç İşsizler Krizi” Alarmı: Bir İşe 19 Başvuru

Birleşik Krallık’ın önde gelen perakende şirketlerinden Next’in Üst Yöneticisi (CEO) Lord Simon Wolfson, ülkede büyüyen “genç işsizliği krizi” konusunda dikkat çeken bir uyarıda bulundu. Artan iş gücü maliyetleri, yüksek vergiler ve ekonomik büyümedeki yavaşlama nedeniyle özellikle giriş seviyesindeki mağaza kadrolarında ciddi daralma yaşandığını belirten Wolfson, gençlerin iş bulmasının her geçen gün zorlaştığını söyledi.

Perakende sektöründeki istihdam baskısını somut verilerle anlatan Wolfson, “Sadece iki yıl önce mağazalarımızdaki her bir boş pozisyon için 10 başvuru alıyorduk. Bugün bu sayı 19’a çıktı. Başvuruların neredeyse ikiye katlanması, genç işsizliğinin ulaştığı seviyeyi açıkça gösteriyor” dedi.

Gençlerin işsiz kalma oranı son 10 yılın zirvesinde

Resmi verilere göre Birleşik Krallık’ta 16-24 yaş arası her altı gençten biri işsiz durumda. Genç işsizlik oranı 2015’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşırken, iş dünyası temsilcileri özellikle perakende ve konaklama sektörlerinin ağır baskı altında olduğunu belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Uzmanlara göre gençlerin iş piyasasına girişini zorlaştıran en önemli etkenlerden biri, işverenlerin yükselen maliyetler nedeniyle deneyimsiz çalışan alımında daha temkinli davranması. Son dönemde artan ulusal sigorta primleri, asgari ücret düzenlemeleri ve enerji giderleri, işletmelerin personel planlamasını doğrudan etkiliyor.

“İlk iş fırsatları kayboluyor”

Muhafazakar Parti’nin Lordlar Kamarası üyesi de olan Wolfson, hükümetin uyguladığı “giriş seviyesi istihdama yönelik vergilerin” gençlerin ilk iş fırsatlarını ortadan kaldırdığını savundu. İş dünyası temsilcileri, mağaza satış danışmanlığı, kasiyerlik ve servis personeli gibi pozisyonların gençler için iş hayatına açılan temel kapılar olduğunu, ancak bu alanlarda kadroların küçüldüğünü ifade ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiliz Perakende Konsorsiyumu’nun (BRC) son raporları da sektörde otomasyon yatırımlarının hızlandığını, birçok işletmenin maliyet baskısı nedeniyle işe alımları dondurduğunu ortaya koyuyor. Ekonomistler ise uzun süre işsiz kalan gençlerin gelir kaybı, sosyal dışlanma ve düşük kariyer fırsatlarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Eğitimde ya da istihdamda olmayan gençlerin sayısı artıyor

Ülkede “NEET” olarak tanımlanan, yani ne eğitimde ne istihdamda bulunan gençlerin sayısında da yükseliş dikkat çekiyor. Sosyal politika uzmanları, gençlerin iş gücü piyasasından kopmasının uzun vadede ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceğini ve kamu harcamaları üzerinde ek baskı yaratabileceğini belirtiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Ekonomik belirsizliklerin devam etmesi halinde, özellikle düşük vasıflı ve giriş seviyesindeki işlerde daralmanın sürmesinden endişe ediliyor. İş dünyası ise hükümete, genç istihdamını teşvik edecek vergi indirimleri ve destek paketleri çağrısı yapıyor.

Enfield Belediyesi, Alessandro Georgiou Liderliğinde Muhafazakar Yönetime Geçti

ALİ KALAY

Enfield Belediye Meclisi yıllık olağan toplantısında, Yeşiller Partisi üyelerinin çekimser kalma kararı almasının ardından Muhafazakar Parti belediyenin yönetimini devraldı.

Seçimlerin ardından meclis başkanlığı için yapılan oylamada Yeşiller’in Alessandro Georgiou’nun adaylığını engellememesi üzerine, Muhafazakarlar Enfield Civic Centre’da bir azınlık yönetimi oluşturdu.

7 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilen ve Muhafazakar Parti’nin salt çoğunluğu bir sandalye farkla kaçırdığı seçim sonuçlarının ardından, dengeleri belirleme gücü meclise yeni giren beş Yeşiller Partili üyenin eline geçmişti. Son üç haftadır yürütülen yoğun görüşmelere rağmen ne Muhafazakarlar ne de İşçi Partisi ile resmi bir koalisyon anlaşmasına varılamadı.

Enfield Belediye Meclisi’nin Yeni Lideri Alessandro Georgiou Oldu 2-1

Londra Enfield Belediyesi’nde Yeni Dönem

Londra’nın Enfield Belediyesi’nde yeni kabine üyeleri ve görev dağılımları açıklandı. Belediye liderliğine Alessandro Georgiou getirildi.

Yeni kabinede; James Hockney maliye, Lee Chamberlain konut ve teknoloji, Andy Milne yetişkin sosyal hizmetleri, Edward Smith belediye varlıkları ve kültür, Andrew Thorp iletişim ve müşteri hizmetleri, Maria Alexandrou çevre, Chris Dey çocuk hizmetleri, Mike Rye planlama ve kentsel dönüşüm, Elisa Morreale ise ruhsatlandırmadan sorumlu olacak.

27 Mayıs Çarşamba günkü liderlik oylamasını kritik bir eşik haline getirdi. Muhafazakar lider Cllr Alessandro Georgiou ve eski konsey lideri İşçi Partili Ergin Erbil’in yarıştığı oylamada Yeşiller’in çekimser kalması, Georgiou liderliğindeki 31 kişilik Muhafazakar grubun azınlık hükümeti kurmasının önünü açtı.

Belediye Meclisi Lideri olarak yaptığı ilk konuşmada Enfield halkının değişim yönünde oy kullandığını belirten Cllr Georgiou, bu değişimin bu gece itibarıyla başladığını vurguladı. Yönetiminin en önemli önceliğinin “şeffaflık” olacağını ifade eden Georgiou, kararlarının hesabını vermeye hazır olduklarını dile getirdi. Liderlik makamındaki ilk icraatının, Crews Hill ve ‘Chase Park’ olarak bilinen tarım arazilerinde İşçi Partisi hükümeti tarafından planlanan 21 bin konutluk “yeni şehir” projesinden Enfield Belediyesi’ni resmen çekmek olacağını açıkladı. Söz konusu proje, seçim sürecinde hem Muhafazakarlar hem de Yeşiller tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Georgiou, ikinci hamle olarak ise Premier Lig kulübü Tottenham Hotspur’a, Whitewebbs Park projesinde artık istenmediklerini bildireceğini açıkladı. Kulüp, geçtiğimiz yıl kadın futbol takımı için bir antrenman tesisi kurma izni almış olsa da, projenin hayata geçmesi için gereken 25 yıllık kira sözleşmesi seçim öncesinde İşçi Partisi yönetimi tarafından imzalanmamıştı. Bu durum, yeni Muhafazakar yönetime anlaşmayı iptal etme fırsatı tanıdı.

Muhalefetten “Arka Kapı Anlaşması” Suçlaması Yeşiller’in çekimser kalarak Muhafazakarların iktidara gelmesine yol açmasına tepki gösteren İşçi Partili meclis üyeleri, salonda protesto etti.

Eleştirilere yanıt veren Enfield Yeşiller Grubu ise yaptıkları resmi açıklamada, Muhafazakar Parti ile herhangi bir koalisyon veya ittifak yapılmadığının altını çizdi. Yeşiller Grubu Lideri Sarah Jons, “Bu ilçede giderek büyüyoruz ancak amacımız siyasi oyunlar oynamak değil. Biz buraya çalışmaya, kararları titizlikle denetlemeye ve bize güvenerek oy veren Enfield sakinlerinin sesi olmaya geldik” dedi.

Independent Mortgage 3

İşçi Partisi Liderlik Tartışmasına Tony Blair De Girdi

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, İşçi Partisi’nde son dönemde giderek büyüyen liderlik tartışmalarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Parti içinde Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskının “tehlikeli boyuta ulaştığını” söyleyen Blair, “İşçi Partisi ateşle oynuyor” ifadelerini kullandı.

Sky News’e verdiği röportajda konuşan Blair, Starmer’ın yerine alternatif bir siyasi vizyon ortaya koyulmadan lider değişikliği tartışılmasının seçmen nezdinde büyük bir güvensizlik yaratacağını savundu. Blair’e göre partinin şu anda ihtiyacı olan şey isim değişikliği değil, ekonomik büyüme ve kamu hizmetleri konusunda daha net ve ikna edici bir program.

Gima Sultanim Croissant H 667X300

“Sorun yalnızca liderlik değil”

Blair, İşçi Partisi içinde bazı milletvekilleri ve parti üyeleri tarafından yükseltilen eleştirilerin yalnızca liderlik tartışmasına indirgenmesinin yanlış olduğunu söyledi. Parti içindeki huzursuzluğun temelinde ekonomik performans, vergi politikaları ve kamu harcamaları konusundaki memnuniyetsizliğin bulunduğunu ifade eden Blair, “Sorun yalnızca liderlik değil; seçmene nasıl bir gelecek sunulduğu meselesi” değerlendirmesinde bulundu.

Eski Başbakan, özellikle son aylarda ekonomik büyümenin beklentilerin altında kalmasının hükümet üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Blair, seçim zaferinin ardından hükümetin iş dünyasına yeterince güven vermediğini ve yatırım ortamının güçlendirilmesi konusunda daha cesur adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Independent Mortgage 3

Parti içinde huzursuzluk büyüyor

İngiltere siyaset kulislerinde son haftalarda Starmer’ın liderliği üzerindeki baskının arttığı konuşuluyor. Bazı İşçi Partili milletvekillerinin hükümetin düşük kamuoyu desteği ve ekonomik performans nedeniyle rahatsız olduğu belirtiliyor.

Özellikle hayat pahalılığı, yüksek mortgage maliyetleri ve sağlık sistemindeki kriz nedeniyle hükümete yönelik eleştirilerin arttığı ifade ediliyor. Parti içindeki bazı isimlerin, hükümetin seçmen beklentilerini karşılamakta zorlandığını düşündüğü ve bu nedenle strateji değişikliği talep ettiği öne sürülüyor.

Siyasi analistler ise Blair’in açıklamalarını sıradan bir değerlendirme olarak görmüyor. Çünkü Blair, hâlâ parti içinde önemli etkisi bulunan ve merkez siyaseti temsil eden en güçlü figürlerden biri olarak kabul ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Yeni bir kimlik arayışı” tartışması

İşçi Partisi’nde son dönemde yalnızca liderlik değil, partinin ideolojik yönü de tartışma konusu haline geldi. Parti içindeki bazı sol kanat isimlerin kamu harcamalarının artırılmasını ve daha sert sosyal politikalar uygulanmasını istediği belirtilirken, merkezci kanat ise ekonomik istikrar ve yatırımcı güveninin öncelik olması gerektiğini savunuyor.

Blair’in açıklamaları da bu iç mücadelede merkez kanada destek olarak yorumlandı. Eski Başbakan, röportajında “İşçi Partisi’nin yeniden yapılanmaya ihtiyacı var” diyerek partinin uzun vadeli strateji eksikliğine dikkat çekti.

Blair döneminde uygulanan “Yeni İşçi Partisi” modeli, piyasa ekonomisiyle sosyal politikaları birleştiren merkezci yaklaşımıyla üç seçim üst üste kazanmıştı. Ancak parti içinde bugün birçok genç milletvekili ve aktivistin daha sol politikaları savunduğu görülüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Muhafazakârlar fırsat kolluyor

Siyasi gözlemcilere göre İşçi Partisi içindeki liderlik tartışmaları, ana muhalefette toparlanmaya çalışan Muhafazakâr Parti için de önemli bir fırsat yaratabilir.

Anketlerde hükümete destek son aylarda gerilerken, muhalefetin henüz güçlü ve birleşik bir alternatif görüntüsü verememesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, İşçi Partisi içindeki iç çekişmelerin sürmesi halinde seçmen güveninin daha fazla zarar görebileceği görüşünde.

Westminster kulislerinde ise Blair’in çıkışının perde arkasında, parti yönetimine yönelik daha geniş bir memnuniyetsizlik mesajı olduğu yorumları yapılıyor. Bazı yorumculara göre eski liderin bu kadar açık bir uyarıda bulunması, İşçi Partisi içindeki tartışmaların artık kapalı kapılar ardında kalmadığını gösteriyor.

Starmer cephesinden sessizlik

Başbakanlık ve İşçi Partisi yönetimi ise Blair’in açıklamalarına doğrudan yanıt vermedi. Ancak parti kaynakları, hükümetin ekonomik büyüme planı üzerinde çalıştığını ve önümüzdeki aylarda yeni yatırım paketlerinin açıklanabileceğini belirtiyor.

Londra siyasi kulislerinde şimdi en çok konuşulan soru ise şu: İşçi Partisi içindeki huzursuzluk geçici bir dalgalanma mı, yoksa Blair’in işaret ettiği gibi daha derin bir kimlik krizinin başlangıcı mı?

Arkadaşına korna çalan sürücüye mahkemeden ceza!

İngiltere’nin Essex bölgesindeki Braintree Tren İstasyonu çevresinde yaşanan sıra dışı olay, ülkede trafik kurallarının ne kadar katı uygulandığını bir kez daha ortaya koydu. 52 yaşındaki Ford Transit sürücüsü Jamie Spence, istasyon önünde bekleyen bir arkadaşına kendisini fark ettirebilmek için peş peşe kornaya bastı.

Ancak o sırada bölgede görev yapan Essex Polisi memuru Asa Smith, sürücünün kornayı “gereksiz ve usulsüz şekilde kullandığı” gerekçesiyle işlem başlattı. Polis raporuna göre Spence’in yaptığı eylem, diğer sürücüleri olası bir tehlikeye karşı uyarmak amacı taşımıyor; yalnızca bir arkadaşının dikkatini çekmeye yönelikti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Polis Takibindeydi

Mahkemeye sunulan belgelerde, sürücünün olay öncesinde de polis radarında olduğu belirtildi. İddiaya göre Spence, Braintree istasyonuna yaklaşırken bölgede uygulanan saatte 20 mil (yaklaşık 32 kilometre) hız sınırını aşmış olabileceği şüphesiyle takip ediliyordu.

Polis memurlarının dikkatini çeken asıl unsur ise sürücünün araç kornasını art arda çalması oldu. Colchester Sulh Ceza Mahkemesi’ne sunulan ifadede şu değerlendirme yer aldı:

“Araç sürücüsü, istasyon önünde diğer yol kullanıcılarını uyarmak amacıyla değil, tamamen bir arkadaşının dikkatini çekmek için kornasını defalarca çalmıştır.”

Independent Mortgage 3

Sabit Ceza Teklifini Kaçırdı

İngiliz polisinin sürücüye, olay mahkemeye taşınmadan önce “Fixed Penalty Notice” olarak bilinen sabit para cezası teklif ettiği öğrenildi. Bu uygulama kapsamında sürücüler, belirli trafik ihlallerinde mahkemeye çıkmadan cezayı ödeyerek dosyayı kapatabiliyor.

Ancak Jamie Spence’in söz konusu teklife süresi içinde yanıt vermediği, bunun üzerine dosyanın yargıya taşındığı kaydedildi.

Istikbal 860X450 Pxl

İngiltere’de Korna Kullanımına Sıkı Kurallar

İngiltere Karayolu Trafik Yönetmeliği’ne göre araç kornaları yalnızca diğer sürücüleri olası bir tehlikeye karşı uyarmak amacıyla kullanılabiliyor. Özellikle yerleşim bölgelerinde gereksiz korna çalınması “rahatsız edici davranış” kapsamında değerlendirilebiliyor.

Ayrıca gece saat 23.30 ile sabah 07.00 arasında yerleşim alanlarında korna kullanımı büyük ölçüde yasak. Yetkililer, bu kuralların hem gürültü kirliliğini azaltmak hem de sürücülerin dikkatini yalnızca gerçek tehlikelere yönlendirmek amacıyla uygulandığını belirtiyor.

Sosyal Medyada Tartışma Yarattı

Olayın basına yansımasının ardından sosyal medyada da geniş tartışma başladı. Bazı kullanıcılar polis uygulamasını “aşırı katı” bulurken, bazıları ise trafik kurallarının herkes için aynı şekilde uygulanması gerektiğini savundu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Özellikle İngiltere’de son yıllarda şehir merkezlerinde gürültü kirliliğine yönelik denetimlerin artırılması, benzer olayların daha sık gündeme gelmesine yol açıyor.

Kararı Mahkeme Verecek

Jamie Spence hakkındaki davanın önümüzdeki günlerde Colchester Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülmesi bekleniyor. Mahkemenin sürücünün davranışını “trafik güvenliği ihlali” kapsamında değerlendirip değerlendirmeyeceği merak konusu olurken, olay İngiltere’de trafik kurallarının sınırlarını tartışmaya açmış durumda.

“Turist Vergisi” Tatil Bütçelerine Yüzlerce Sterlinlik Yeni Yük Getirecek

İngiltere’de hükümetin, belediyelere yeni gelir kaynakları oluşturmak amacıyla “turist vergisi” uygulamasını gündemine aldığı iddiası ülkede geniş yankı uyandırdı. Konut, Topluluklar ve Yerel Yönetimler Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı belirtilen sistem kapsamında, otel, tatil köyü, pansiyon ve kısa süreli kiralamalarda alınan konaklama ücretine ek bir vergi uygulanması planlanıyor.

Avrupa’daki birçok şehirde kullanılan ve kamuoyunda “Amsterdam modeli” olarak bilinen düzenlemeye göre, ziyaretçiler konaklama bedelinin belirli bir yüzdesi kadar ek ödeme yapacak. İlk hesaplamalar, uygulamanın yürürlüğe girmesi halinde dört kişilik bir İngiliz ailesinin yaz tatili masrafına ortalama 345 sterlinlik ek yük bineceğini ortaya koyuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk uygulama turistik bölgelerde başlayabilir

Kulislere yansıyan bilgilere göre sistemin ilk etapta yoğun turist çeken bölgelerde devreye alınması bekleniyor. Yorkshire, Peak District ve West Country gibi tatil destinasyonlarının yanı sıra Londra, Manchester ve Liverpool belediyelerinin de uygulamaya sıcak baktığı belirtiliyor.

Yerel yönetimler, özellikle yaz aylarında artan turist yoğunluğunun altyapı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savunuyor. Belediye yetkilileri; temizlik, ulaşım, güvenlik, çevre düzenlemesi ve tarihi alanların korunması için ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu ifade ediyor.

Yeni vergiyle elde edilecek kaynağın doğrudan yerel yönetimlerin bütçesine aktarılması planlanıyor. Böylece turistik bölgelerde yol bakımından sahil düzenlemelerine, güvenlik hizmetlerinden kültürel etkinliklere kadar birçok alanda yatırım yapılması hedefleniyor.

Independent Mortgage 3

Oteller ve kısa süreli kiralamalar kapsamda

Taslak çalışmalarda yalnızca otellerin değil, Airbnb benzeri kısa süreli kiralama platformlarının da sisteme dahil edilmesi değerlendiriliyor. Özellikle Londra ve Manchester gibi büyük şehirlerde kısa süreli kiralamaların yerel konut piyasasını baskıladığı yönündeki tartışmalar nedeniyle hükümetin bu alanı da vergi kapsamına almak istediği belirtiliyor.

Sektör temsilcileri ise uygulamanın yalnızca yabancı turistleri değil, İngiliz vatandaşlarının ülke içi seyahatlerini de olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Turizm sektörü kaygılı

Hospitality UK adına Oxford Economics tarafından hazırlanan araştırma, turist vergisinin İngiltere ekonomisinde yıllık yaklaşık 2,2 milyar sterlinlik üretim kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Rapora göre özellikle orta gelir grubundaki aileler artan maliyetler nedeniyle daha kısa tatilleri tercih edebilir ya da yurt dışındaki alternatif destinasyonlara yönelebilir. Uzmanlar, hâlihazırda yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti baskısıyla mücadele eden İngiliz tüketicisinin yeni vergilere karşı oldukça hassas olduğuna dikkat çekiyor.

Turizm ve konaklama sektöründe faaliyet gösteren işletmeler de uygulamanın rekabet gücünü azaltabileceğini düşünüyor. İngiltere’de KDV oranlarının Avrupa’nın birçok ülkesine göre zaten yüksek olduğunu belirten sektör temsilcileri, ek vergilerin özellikle küçük otelleri ve aile işletmelerini zor durumda bırakabileceğini ifade ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Avrupa’da yaygın şekilde uygulanıyor

Turist vergisi modeli Avrupa’nın birçok kentinde uzun süredir uygulanıyor. Amsterdam’da ziyaretçiler otel konaklamalarında yüzde bazlı ek vergi öderken, Paris, Barselona, Roma ve Berlin gibi şehirlerde de benzer uygulamalar bulunuyor.

Uzmanlara göre İngiltere’nin bu sisteme yönelmesinin arkasında, pandemi sonrası bozulan belediye bütçelerini toparlama arayışı yatıyor. Merkezi hükümetten alınan kaynakların azalması nedeniyle yerel yönetimlerin yeni gelir modellerine yöneldiği belirtiliyor.

Öte yandan bazı ekonomistler, doğru planlanması halinde turist vergisinin yerel halk üzerindeki mali yükü azaltabileceğini savunuyor. Özellikle milyonlarca ziyaretçi ağırlayan şehirlerde altyapı maliyetlerinin büyük kısmının yerel vergilerle karşılandığına dikkat çekiliyor.

Hertfordshire Yatay Genis 2

Hükümetten resmi açıklama bekleniyor

Hükümet cephesinden henüz resmi bir yasa taslağı paylaşılmış değil. Ancak belediyelerle yapılan ön görüşmelerin sürdüğü ve farklı vergi modellerinin değerlendirildiği belirtiliyor.

Siyasi gözlemciler, olası düzenlemenin önümüzdeki yerel seçimler öncesinde kamuoyunda sert tartışmalara yol açabileceğini ifade ediyor. Muhalefet partileri ise hükümetin vatandaşların tatil masraflarını artıracak yeni yükler yerine turizm sektörünü destekleyici adımlar atması gerektiğini savunuyor.

İngiltere’de turist vergisinin uygulanıp uygulanmayacağı önümüzdeki aylarda netleşecek. Ancak tartışma şimdiden hem belediyeler hem turizm sektörü hem de milyonlarca tatilci açısından ülkenin en sıcak ekonomik gündem başlıklarından biri haline gelmiş durumda.

Almanya’da firari aşırı sol eski RAF militanı Daniela Klette hapse girdi

Almanya’da onlarca yıl firarda kaldıktan sonra Berlin’de yakalanan aşırı sol militan Daniela Klette, firari olduğu dönemde işlenen bir dizi silahlı soygun nedeniyle çarşamba günü 13 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

67 yaşındaki Klette, Baader-Meinhof Çetesi olarak da bilinen Kızıl Ordu Fraksiyonu’nun (RAF) eski üyelerinden biri. Radikal anti-kapitalist örgüt, özellikle 1970’ler ve 1980’lerde cinayetler, bombalı saldırılar ve adam kaçırma eylemleriyle gündeme gelmişti.

Klette, 30 yıldan uzun süre güvenlik güçlerinden kaçtıktan sonra Şubat 2024’te Berlin’deki dairesinde yakalanmıştı.

Sıkı güvenlik önlemleri altında görülen davada Klette, RAF’ın 1998’de dağılmasının ardından firari yaşamlarını finanse etmek amacıyla iki erkek örgüt üyesiyle birlikte 1999-2016 yılları arasında gerçekleştirilen altı “ağır silahlı soygun” suçundan suçlu bulundu. Mahkeme ayrıca şantaj ve silah yasasını ihlal gibi diğer suçlamaları da kabul etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Savcılığa göre soygunlardan toplam 2,4 milyon euro elde edildi. Klette’in bazı soygunlarda kaçış aracını kullandığı ve erkek saldırganların uzun namlulu silah taşıdığı eylemlerde “gerçekçi görünümlü” sahte bazuka taşıdığı belirtildi.

Savcılar ayrıca Klette’i, RAF’ın hâlâ aktif olduğu 1990’lı yıllarda siyasi motivasyonlu üç saldırıya katılmakla suçluyor. Ancak bu dosyalar ayrı davalarda ele alınıyor.

Yıllarca firari yaşam

Adını örgütün ilk liderlerinden Andreas Baader ve Ulrike Meinhof’tan alan Baader-Meinhof Çetesi, 1960’lar ve 1970’lerdeki öğrenci protestolarının radikal kanadından doğdu.

Örgüt, ABD emperyalizmine ve eski Nazilerin etkisinin sürdüğünü savunduğu “faşist” Alman devletine karşı silahlı mücadele yürüttüğünü ileri sürüyordu.

RAF’ın polisler, hakimler, ABD askerleri ve daha sonra sanayici olan eski bir Nazi SS subayı dahil olmak üzere 34 kişinin ölümünden sorumlu olduğu düşünülüyor.

AFP muhabirine göre çarşamba günkü duruşmada mahkeme salonundaki bazı destekçiler Klette lehine tezahürat yaptı ve “Daniela’ya özgürlük” sloganları attı. Güvenlik görevlileri en az bir kişiyi salondan çıkardı.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1

Başka bir mahkemede görülen ayrı davada ise savcılar, Klette’i 1990 yılında Deutsche Bank ofislerine yönelik bombalı saldırı planına katılmakla suçluyor.

Klette’in ayrıca 1991’de Bonn’daki ABD Büyükelçiliği’ne makineli tüfekle ateş açılması ve 1993’te Frankfurt yakınlarındaki Weiterstadt Cezaevi’ne düzenlenen bombalı saldırıda yer aldığı öne sürülüyor.

'Kapitalizme ve patriyarkaya karşı'

Klette, RAF’ın 1980’ler ve 1990’lardaki “üçüncü kuşağı” içinde yer alan Burkhard Garweg ve Ernst-Volker Staub ile birlikte hareket eden üçlüden biriydi. Polis, hayatta oldukları tahmin edilen Garweg ve Staub’u hâlâ arıyor.

Mahkeme Başkanı Lars Engelke, “Soygunları iş bölümü içinde ve son derece gizli yöntemlerle gerçekleştirdiler,” dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Hakim, üçlünün en az 1999’dan bu yana sahte kimliklerle araç kiralayarak saklandığını ve silahlı soygunları “işleri” ile gelir kaynakları olarak gördüklerini söyledi.

Klette’in yakalandığı sırada Berlin’in Kreuzberg semtindeki evinde Kalaşnikof tipi saldırı tüfeği, patlayıcılar ve yüklü miktarda nakit para ele geçirildiği açıklandı. Klette’in yaklaşık 20 yıldır bu adreste yaşadığı belirtildi.

Geçen yıl mahkemede ifade veren Klette ise meydan okuyan bir tavır sergileyerek “kapitalizme ve patriyarkaya karşı mücadeleyi” sürdürme sözü verdi.

(euronews)

İngiltere, Avrupa’ya Seyahat Edecek Olanları Uyardı

Avrupa Birliği’nin yürürlüğe koyduğu yeni biyometrik sınır kontrol sistemi, İngiliz turistlerin yaz sezonu öncesi seyahat planlarını zorlaştırdı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı, başta Danimarka’daki Copenhagen Airport olmak üzere birçok Avrupa ulaşım noktasında uzun pasaport kontrol kuyrukları yaşandığını duyurarak vatandaşlarına resmi uyarıda bulundu.

Bakanlık açıklamasında, Schengen Bölgesi’ne giriş yapan AB vatandaşı olmayan yolcular için uygulanmaya başlayan Avrupa Birliği Giriş-Çıkış Sistemi’nin (EES) ciddi yoğunluğa neden olduğu belirtildi. Yeni uygulama kapsamında yolcuların parmak izi ve yüz biyometrisi sisteme kaydediliyor. Brexit sonrası İngiliz pasaportu taşıyan yolcular da artık bu kapsama giriyor.

Independent Mortgage 3

“Havalimanına Çok Daha Erken Gidin” Uyarısı

İngiltere Dışişleri Bakanlığı özellikle küçük çocuklu ailelerin, yaşlı yolcuların ve aktarmalı uçuşu bulunanların havalimanlarına normalden çok daha erken gitmesi gerektiğini açıkladı. Yetkililer, kuyruk yönetiminde görev yapan sarı yelekli personelden destek alınabileceğini de duyurdu.

Danimarka için güncellenen resmi seyahat tavsiyesinde, İngiltere’den ve Schengen dışındaki ülkelerden gelen yolcuların Kopenhag Havalimanı’nda uzun bekleme süreleriyle karşılaştığı belirtildi. İngiliz yetkililer, Danimarkalı makamlarla temas halinde olduklarını açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Sorunun Merkezi: AB’nin Yeni EES Sistemi

Avrupa Birliği’nin yeni Entry/Exit System (EES) uygulaması, pasaport damgalama sisteminin yerini dijital biyometrik kontrole bırakıyor. Sistemde yolcuların giriş-çıkış kayıtları elektronik ortamda tutulurken, ilk geçişte parmak izi ve fotoğraf kaydı yapılıyor.

AB yetkilileri sistemin düzensiz göçle mücadele ve vize süresi ihlallerini azaltma amacı taşıdığını savunsa da uygulamanın ilk haftalarında ciddi operasyonel sorunlar yaşandığı bildiriliyor. Özellikle yoğun tatil dönemlerinde sınır geçiş sürelerinin dramatik biçimde uzadığı belirtiliyor.

Bazı havalimanlarında yolcuların saatlerce sıra beklediği, bağlantılı uçuşların kaçırıldığı ve güvenlik alanlarında yoğunluk oluştuğu ifade ediliyor. Sosyal medya ve seyahat forumlarında paylaşılan kullanıcı deneyimleri ise bazı havalimanlarında işlemlerin 10-15 dakikada tamamlandığını, bazı noktalarda ise bekleme süresinin bir saati aştığını gösteriyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Dover Limanı’nda “Tam Kilitlenme”

Yoğunluk yalnızca havalimanlarında yaşanmadı. İngiltere’nin Fransa bağlantısındaki en kritik geçiş noktalarından biri olan Port of Dover çevresinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu.

Bank holiday tatili sırasında binlerce yolcunun Avrupa’ya geçmeye çalışmasıyla birlikte yeni biyometrik kontroller sistemi kilitledi. Bazı sürücüler limana giriş için dört saate yakın beklediklerini aktarırken, çevre yollarında “tam trafik felci” yaşandığı bildirildi.

Yoğunluğun artması üzerine Fransız sınır polisi, yeni biyometrik kontrolleri geçici olarak askıya almak zorunda kaldı. Yetkililer daha sonra klasik pasaport kontrolüne dönerek bekleme sürelerini azaltmaya çalıştı.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1

Havayolu Şirketlerinden Tepki

Bazı havayolu şirketleri ve seyahat sektörü temsilcileri, EES uygulamasının mevcut altyapıyla sürdürülebilir olmadığını savunuyor. Özellikle yaz sezonunun başlamasıyla birlikte Avrupa genelindeki havalimanlarında daha büyük kaos yaşanabileceği uyarısı yapılıyor.

Seyahat uzmanları ise yolculara şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Havalimanına normalden en az 3-4 saat önce gidin
  • Pasaport kontrol noktalarındaki yönlendirmeleri dikkatle takip edin
  • Aktarmalı uçuşlarda bağlantı sürelerini mümkün olduğunca uzun tutun
  • Çocuklu ve yaşlı yolcular için ek zaman planlayın
  • Schengen giriş noktalarında biyometrik kayıt süresini hesaba katın

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlara göre sistemin önümüzdeki aylarda teknik olarak oturması bekleniyor ancak yaz tatili sezonunda Avrupa’nın birçok ulaşım merkezinde benzer görüntülerin yaşanması ihtimali yüksek görünüyor.

Ahmet Ferruh Öncü Okurlarıyla İstanbul’da Buluştu

Yazar ve girişimci Ahmet Ferruh Öncü, Humanist Kitap tarafından yayımlanan “İngiltere’nin İşletim Sistemi: Devlet, Toplum ve İnsan” adlı kitabının imza gününde İstanbul Göztepe’de bulunan Penguen Kitabevi’nde okurlarıyla bir araya geldi. Etkinlik, farklı yaş gruplarından okuyucuların ve iş dünyasından katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşti.

“Sisin Ardındaki Krallık” serisinin ilk kitabı olan eser; İngiltere’nin devlet yapısını, toplum düzenini, kültürel reflekslerini ve modern dünyanın görünmeyen işleyiş mekanizmalarını farklı bir perspektiften ele alıyor. Etkinlik boyunca Ahmet Ferruh Öncü, yaklaşık 20 yıllık İngiltere tecrübesinden yola çıkarak kitabın yazım süreci, girişimcilik kültürü, eğitim anlayışı ve Batı dünyasının kurumsal yapıları üzerine okuyucularla sohbet etti.

Ahmet Ferruh Oncu Kitap Imza Istanbul 4

Samimi bir atmosferde gerçekleşen buluşmada özellikle genç okuyucuların ilgisi dikkat çekerken, iş dünyasından katılımcılar da kitapta ele alınan devlet-toplum-ekonomi ilişkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Katılımcılar, kitaplarını imzalatma ve birebir sohbet etme fırsatı buldu.

Ahmet Ferruh Oncu Kitap Imza Istanbul 10

Ahmet Ferruh Öncü etkinlikle ilgili yaptığı kısa değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Bu kitap yalnızca İngiltere’yi anlatma çabası değil; modern dünyanın nasıl çalıştığını anlamaya dair bir düşünme daveti. Farklı yaşlardan insanların aynı masa etrafında bu konuları konuşabilmesi benim için çok kıymetli.”

Ahmet Ferruh Oncu Kitap Imza Istanbul 6

Öncü ayrıca, serinin ikinci kitabının yazım sürecinin tamamlandığını ve yeni kitabın Haziran ayı sonunda okuyucularla buluşmasının planlandığını açıkladı. Yeni kitabın, ilk eserde ortaya konan perspektifi daha derin analizler ve yeni değerlendirmelerle devam ettireceği belirtildi.

Yazarın önümüzdeki dönemde Londra’da da bir imza günü ve okur buluşması gerçekleştirmesi planlanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Çocuk tecavüzcü davası öfke patlamasına yol açtı

İngiltere günlerdir Hampshire’ın Fordingbridge bölgesinde görülen ve kamuoyunu ayağa kaldıran cinsel saldırı davasını tartışıyor. Yaşları 13 ila 15 arasında değişen üç erkek çocuğu, iki kız çocuğuna yönelik toplam 10 tecavüz suçundan suçlu bulunmalarına rağmen hapse gönderilmedi. Mahkeme, sanıklara yalnızca “gençlik rehabilitasyon emirleri” verilmesine karar verdi.

Kararın açıklanmasının ardından ülke genelinde büyük bir öfke dalgası yükseldi. İngiliz basını kararı “adalet sisteminin çöküşü”, “kurbanlar için ikinci travma” ve “utanç verici bir karar” başlıklarıyla duyurdu. Özellikle sosyal medyada milyonlarca görüntülenmeye ulaşan yorumlarda, verilen cezanın suçun ağırlığıyla bağdaşmadığı savunuldu.

Independent Mortgage 3

STARMER: “BİR BABA OLARAK DA SARSILDIM”

Tepkilerin büyümesi üzerine Başbakan Keir Starmer da doğrudan devreye girdi. Doğu Sussex ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Starmer, davayı “gerçekten dehşet verici” olarak tanımladı.

Başbakan, mağdurların mahkemede ifade vermesini “olağanüstü cesaret” diye nitelerken şu ifadeleri kullandı:

“Bu davayı görmek ve duymak herkes için üzücü. Bir politikacı olarak da bir baba olarak da bunu son derece sarsıcı buluyorum.”

Starmer ayrıca cezanın kamu vicdanında ciddi soru işaretleri yarattığını belirterek, dosyanın üst mahkemeye taşınacağını açıkladı. İngiltere Başsavcılığı’nın davayı “gereğinden hafif ceza” kapsamında resmen incelemeye aldığı bildirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

AİLELERDEN İSYAN: “HİÇBİR MAZERET KABUL EDİLEMEZ”

Kararın ardından mağdurlardan birinin ailesi tarafından yapılan açıklama ise İngiltere’de geniş yankı uyandırdı.

Aile açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Umarız ilk ceza bozulur ve doğru ceza verilir. Bunun hakimlere de mesaj olmasını istiyoruz. Cezanın suça uygun olduğundan emin olun. Hiçbir mazeret kabul edilemez.”

Ailelerin özellikle saldırıların planlı olduğu, mağdurların psikolojik olarak ağır travma yaşadığı ve suçların çoklu şekilde işlendiği gerekçesiyle hapis cezasının kaçınılmaz olması gerektiğini savunduğu belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

HÂKİMİN GEREKÇESİ TEPKİ ÇEKTİ

Davaya bakan hâkim Nicholas Rowland’ın karar sırasında yaptığı değerlendirme de tartışmaları büyüttü. Hâkim, sanıkların yaşlarını, zihinsel gelişim düzeylerini ve psikolojik durumlarını dikkate aldığını söyledi. Hapis cezasının çocukları “gereksiz yere kriminalize edebileceğini” ifade etti.

Ancak bu gerekçe kamuoyunda adeta infial yarattı.

İngiliz televizyonlarında hukukçular ve eski savcılar günlerdir kararı tartışıyor. Birçok yorumcu, “rehabilitasyon” yaklaşımının ağır cinsel suçlarda sınırının ne olması gerektiği sorusunu gündeme taşıyor. Kadın hakları örgütleri ise kararın mağdurlara “sistem sizi korumuyor” mesajı verdiğini savunuyor.

MUHAFAZAKÂRLARDAN VE MUHALEFETTEN TEPKİ

Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch kararı “utanç verici” olarak nitelerken, bazı milletvekilleri ceza sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Özellikle İngiliz kamuoyunda son yıllarda artan çocuk suçları, çete şiddeti ve cinsel saldırı davaları nedeniyle yargıya yönelik güvensizliğin büyüdüğü yorumları yapılıyor. Bazı gazeteler, davanın yalnızca bir ceza tartışması değil, aynı zamanda İngiltere’de “adalet sistemine güven krizi” yarattığını yazdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TEMYİZ MAHKEMESİ KARARI DEĞİŞTİREBİLİR

Şimdi gözler Temyiz Mahkemesi’ne çevrilmiş durumda. İngiltere’de “Unduly Lenient Sentence” adı verilen sistem kapsamında mahkeme, verilen cezanın suçun ağırlığına göre açık biçimde yetersiz olup olmadığını inceleyecek.

Eğer üst mahkeme cezayı yetersiz bulursa, üç genç sanık için daha ağır yaptırımlar ve hapis dahil yeni cezalar gündeme gelebilecek.

Ancak dava şimdiden İngiltere’de çok daha büyük bir tartışmayı ateşledi:
Çocuk yaşta suç işleyen faillerin rehabilitasyonu mu öncelikli olmalı, yoksa ağır suçlarda toplum vicdanını rahatlatacak sert cezalar mı?

İngiltere bugün tam da bu sorunun cevabını arıyor.

YoungEast Festival 20. Yılında Genç Müzisyenler Sahnede

YoungEast Festival 20 yıl ikinci konseri 25 Mayıs Pazartesi günü Clissold Park içindeki 700 yıllık tarihi The Old Church’de gerçekleşti. Festivalde çocukların anne ve babalarıyla oluşturdukları orkestralar dikkat çekti.

Aşık Veysel Şatıroğlu’ndan W. A. Mozart’a, efsanevi rock topluluklarından klasik müziğe geniş bir seçkiyle hazırlanan programda anne ve babaların farklı enstrümanlarla çocuklarına eşlikleri festivale ayrı bir anlam kazandırdı.

Genç müzisyenlerimizin çalışmalarını yükseltmelerine, toplumla buluşmalarına platform oluşturan festivalin açılışını, eğitmenleri Sedat Sarıcı’yla birlikte 7-8 yaşlarındaki Sarp Ercosman, Denis Kazbek, Asil Ali Temur’dan kurulu “ÜÇ BEBE, Bİ DEDE” üstlendi.

Youngeast Festival 20 Yil Konseri Kuzey Girgin-1

Piyanoda solo performansların ardından Sahneye çıkan 5 yaşındaki Ata Öz ve annesi Güzel Öz, Delilo türküsünü bütün salonun eşliğiyle icra ettiler.

Deniz, Sena, Anıl Gençay’dan oluşan ANA, BABA, BEBE” üçlüsü, rock topluluğu Papa Roach’dan Last Resort adlı eseri sundular.

Moğollar topluluğunun bestecilerinden Cahit Berkay imzalı Al Yazmalım’ı repertuarına alan DREAM BAND, Rüya Clara Lustgarten, Kuzey Yıldız ve Zerdu Karakollik’ten oluşuyor. Genç gitarist Kuzey Yıldız’ın, geçtiğimiz ay Kahramanmaraş’ta Türkiye’nin en ölümcül okul saldırısında hayatını kaybeden 11 öğrenci ve bir öğretmenin anılarına ithafen yorumladığı Fazıl Say bestesi “İnsan İnsan” ayakta alkışlandı.

Arjen, Ezel ve Zerdu’dan oluşan “ZERDU & BROTHERS”ın pop klasiklerinden Impossible yorumunda slap bas tekniğiyle doğaçlamaları festivale ayrı bir heyecan kattı.

Youngeast Festival 20 Yil Ilk Bolum Sahneye Çıkan Çucuklar Toplu Halde

HOKKABAZ topluluğunun rock düzenlemelerle sundukları Mağusa Limanı, Garip, İzmir Marşı ve Gündüz Gece izlerlerin coşkulu katılımıyla seslendirildi.

Festivalin Piyano Serisi’nde Kayra Kaan Uskuri, Kuzey Girgin, Cayden Parks - Smith, Firaz Kısa, Anna Kısa, Ali Haydar Demir, Masal Hurman, Denis Kazbek, Mayıs Eroğlu, Masal Sarıkaya, Veysel Demir, Arya Atik, Asil Temur, Rüya Lustgarten, Ronya Has, Arjen Karakollik, Şimal Uzun, Ayşe Çiçek, İsyan İçöz, Berzan Yapıcı, Beren Yapıcı, Yılmaz Gerçek, Miran Kuyumcu, Mahir Kuyumcu, Beren Ercosman sahne aldılar.

Seviye belirleme sınavlarının en yüksek seviyesi Grade 8 eserlerinden Vignette’yi piyanoyla yorumlayan Beren Yapıcı geleceğe dair ümid veren gençlerimiz arasında yer aldı.

Festivalin Klasik Gitar Serisi’nde ise Sarp Ercosman, Ezel Karakollik, Beste Beyter, Berzan Yapıcı sahneye çıktı.

Festivalin 20 yıllık sürecinde birçok genç Academy of Contemporary Music, BTEC Diploma in Music Technology, Centre for Young Musician, Guildhall School of Music And Drama gibi konservatuarlara girmeye hak kazandılar. Besteleri ve yazdıkları şarkılarla yükselişlerini sürdüren gençlerimiz de ikinci, üçüncü albümlerini yayınlayıp Türkiye ve Avrupa başkentlerinde konserlerini devam ettiriyorlar.

Festivalin tüm topluma yayılıp kalıcılaşabilmesi dileğinde bulunan müzik eğitmeni Suzan Beyazıt, sahnenin salt kendi öğrencilerinden ibaret olmadığını, katılmak isteyen bütün çocuklarımıza açık olduğunu belirtti. Bu tür platformların, toplumumuzu sanatla daha da kucaklaştırarak yaşadığımız bu topraklarda kültürel olarak da varlığımızı hissettirebileceğimiz bir zemin oluşturabileceğini söyledi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere Kavruluyor: Mayıs’ta Tarihi Rekor, Sıcaklık 35 Dereceyi Aştı

İngiltere, alışılmış serin ve yağışlı Mayıs günlerinin tam tersine, tarihî bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girdi. İngiliz meteoroloji kurumu Met Office’in verilerine göre ülkede Mayıs ayında şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sıcaklık ölçüldü. Londra’daki Heathrow ve Kew Gardens meteoroloji istasyonlarında sıcaklık geçici olarak 35°C seviyesini geçti.

Böylece daha önce 32.8°C olan Mayıs ayı sıcaklık rekoru yaklaşık iki derecelik farkla tarihe karıştı. Bir gün önce Kew Bridge’de kaydedilen 34.8°C ölçümü de eski rekoru aşmıştı.

Uzmanlar, yaşanan sıcaklıkların mevsim normallerinin yaklaşık 10 ila 12 derece üzerinde olduğuna dikkat çekiyor. İngiliz Meteoroloji Servisi yetkilileri, “Bu seviyeler normal bir Mayıs gününden çok, Temmuz ortasını andırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

1976’dan Bu Yana En Erken 35 Derece

Met Office verilerine göre Birleşik Krallık’ta en son bu kadar erken tarihte 35°C sıcaklık, 26 Haziran 1976’da görülmüştü. O yıl yaşanan kuraklık ve aşırı sıcaklar, İngiltere tarihinin en sert yazlarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Meteoroloji uzmanları, 35°C seviyesinin İngiltere’de bugüne kadar yalnızca birkaç kez ölçüldüğünü belirtiyor. Bu sıcaklık daha önce yalnızca şu tarihlerde kaydedilmişti:

  • 1922’de Camden Square ve Greenwich bölgelerinde
  • 1944 yılında Tunbridge Wells ve Güneydoğu İngiltere’de

Yeni ölçümle birlikte 21. yüzyılda ilk kez Mayıs ayında 35 derece eşiği aşılmış oldu.

Independent Mortgage 3

Sağlık Uyarıları Yapıldı

Aşırı sıcak nedeniyle özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan kişiler için sağlık uyarıları yayımlandı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), güneş çarpması ve sıvı kaybı riskine karşı vatandaşlara bol su tüketmeleri ve öğle saatlerinde dışarı çıkmamaları çağrısında bulundu.

Londra’da bazı metro hatlarında ray sıcaklıklarının kritik seviyeye yaklaşması nedeniyle hız sınırlamaları uygulanırken, tren seferlerinde gecikmeler yaşandı. Özellikle asfalt zeminlerin yoğun ısı nedeniyle yumuşadığı bildirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İklim Değişikliği Tartışmaları Yeniden Gündemde

Bilim insanları, İngiltere’de son yıllarda art arda kırılan sıcaklık rekorlarının tesadüf olmadığını vurguluyor. Reading Üniversitesi İklim Araştırmaları Merkezi’nden uzmanlar, küresel ısınmanın Avrupa’daki sıcak hava dalgalarını daha sık, daha uzun ve daha yoğun hale getirdiğini belirtiyor.

İngiltere, Temmuz 2022’de ilk kez 40°C sınırını aşarak 40.3°C ile tüm zamanların en yüksek sıcaklığını yaşamıştı. Uzmanlara göre artık “istisnai” kabul edilen sıcaklıklar giderek daha olağan hale geliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Meteoroloji tahminleri, sıcak hava dalgasının hafta boyunca etkisini sürdürebileceğini ve ülkenin güneydoğusunda yeni sıcaklık rekorlarının görülebileceğini ortaya koyuyor.

Londra’da Genç Kızın Hayatını Kurtaran Türk Müdür Onur İnci Konuştu

Londra’nın Wimbledon bölgesinde yoldan karşıya geçmekte olan genç kıza motorsikletin çarpacağını farkedip yola atlayan Türk restoran müdürü Onur İnci, yadığı kazayı Eurovizyon’a anlattı.

Onur İnci, çalıştığı restoranın önünde çevreyi izlerken olayı farkederek motorsikletin genç kıza çarpmasını önleyen ani bir hareket yapıp, kendisi kaza mağduru olmuştu.

Önceki akşam üzeri meydana gelen kazanın görüntüleri kısa sürede sosyal meddyada yayıldı.

Onur Inci Kiz Cocugunu Kurtaran Mudur 2

Onur İnci, olayın anlık bir durum olduğunu belirterek, “kem olsa o hareketi yapardı. Anlık bir refleks ile oldu. Büyütecek bir olay değil” dedi.

Aslen Van’lı olduğunu belirten İnci, üç yıldır bu işlerinde çalıştığını kaydetti.

Independent Mortgage 3

ABD uçakları, ‘ateşkes’e rağmen İran’a yine saldırdı

ABD ordusu, İran'a ait füze sahalarını ve mayın yerleştirmeye çalışan botları hedef alarak ülkenin güneyine yeni saldırılar düzenlediğini açıkladı.

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, saldırıların "meşru müdafaa" kapsamında gerçekleştirdiğini ve "İran güçlerinin oluşturduğu tehditlere karşı birlikleri korumayı" amaçladığını belirtti.

Merkez Komutanlığı Sözcüsü Yüzbaşı Tim Hawkins, ABD ordusunun "sürmekte olan ateşkes sırasında itidalli davranırken birliklerini savunmaya devam ettiğini" söyledi.

Saldırılar, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi'nin ABD ile yapılan görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildiğini ancak çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmanın "yakın olmadığını" ifade etmesinin ardından geldi.

Istikbal 860X450 Pxl

New York Times'a göre Yüzbaşı Hawkins saldırıların güneydeki liman kenti ve Hürmüz Boğazı üzerinde bulunan İran deniz üssüne ev sahipliği yapan Bandar Abbas yakınlarında bir bölgeyi hedef aldığını söyledi.

İran devlet medyası daha önce Bandar Abbas'taki yerel yetkililerin patlama sesleri duyulmasının ardından inceleme başlattığını bildirmişti.

İran, ABD'nin son saldırılarına henüz yanıt vermedi.

Bu saldırıların ABD ile İran arasında olası bir barış anlaşması üzerindeki etkisinin ne olacağı ise belirsiz.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Hafta sonunda Başkan Donald Trump tarafların anlaşmaya yakın olduğunu öne sürmüş, ancak daha sonra müzakerecilere bir anlaşma konusunda "acele etmemeleri" talimatı verdiğini söylemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bir anlaşmaya Pazartesi günü ulaşılabileceğini ifade etmişti.

Bekayi ise "Görüşülen konuların büyük bir bölümünde sonuca ulaştığımızı söylemek doğru olur" dedi ve ekledi:

"Ancak bunun bir anlaşmanın yakında imzalanacağı anlamına geldiğini söylemek... Kimse böyle bir iddiada bulunamaz."

Görüşülen mutabakat zaptının, ateşkesin 60 gün uzatılmasını, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve İran'ın nükleer programı üzerine daha fazla müzakere yapılmasına yönelik bir planı içerdiği bildiriliyor.

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS News ABD istihbaratının, savaşın ilk gününde İsrail saldırısında babası öldürülürken yaralanan İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in açıklanmayan bir yerde saklandığına inandığını; bu durumun temsilcileriyle iletişimi zorlaştırarak ABD ile görüşmelerin ilerleme hızını yavaşlattığını aktardı.

ABD medyasına göre görüşmeler derhal nihai bir uzlaşmaya yol açmayacak.

Independent Mortgage 3

İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ayrıntıları, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve ABD'nin İran'ın nükleer hedeflerini sınırlaması yönündeki talepleri gibi tartışmalı konuların daha sonra ele alınması muhtemel.

Savaşın başında İran'ın yaklaşık 440 kg. (%60 saflık derecesine kadar zenginleştirilmiş) uranyuma sahip olduğu düşünülüyordu — bu da teorik olarak nükleer silah seviyesine (%90) ulaşmaya kısa bir adım mesafede bulunuyordu.

25 Mayıs akşamı Trump, zenginleştirilmiş uranyumun ya "derhal" ABD'ye teslim edileceğini ya da "tercihen, İran İslam Cumhuriyeti ile birlikte ve koordinasyon içinde yerinde imha edileceğini" söyledi.

Üst düzey yetkililerin önemli bir ilerleme olmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen, İran'ın baş müzakerecisi ve dışişleri bakanının ABD ile olası bir anlaşma için Katar başbakanı ile görüşmeler yapmak üzere Doha'da bulunduğu Reuters tarafından bildirildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

ABD ve İran güçleri 8 Nisan'dan bu yana ateşkese uyuyor.

İran, Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez'deki deniz taşımacılığı üzerindeki kontrolünü sürdürürken, ABD donanması ise İran limanlarını abluka altına almaya çalışıyor.

ABD ve İsrail 28 Şubat'ta İran'a geniş çaplı saldırılar başlatarak Orta Doğu genelinde çatışmayı tetikledi.

İran buna İsrail'i ve Körfez'deki ABD müttefiki ülkeleri hedef alarak karşılık verdi ve fiilen Hürmüz Boğazı'nı kapattı.

Bu adım küresel ölçekte petrol fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

(BBC)

Mahkemenin Çocuk Tecavüzcü Kararı, Ülke Genelinde Tartışmıyı Yol Açtı

İngiltere’de iki genç kızın tecavüze uğradığı davada mahkemenin verdiği karar ülke çapında büyük tartışma meydana getirdi. İki ayrı saldırıda suçlu bulunan üç erkek çocuğuna hapis cezası verilmemesi kamuoyunda infiale neden olurken, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer kararı “korkunç” olarak nitelendirdi. Hükümet, cezaların yeniden incelenmesini desteklediğini açıkladı.

Kasım 2024 ve Ocak 2025 tarihlerinde meydana gelen olaylarda, yaşları 14 ve 15 olan iki kız çocuğunun, o dönem 13 ve 14 yaşlarında olan üç erkek çocuk tarafından iki ayrı olayda tecavüze uğradığı ortaya çıktı. Mahkeme kayıtlarına göre saldırganlar, saldırıları cep telefonlarıyla kaydetti ve görüntülerin bir kısmını internette paylaştı.

Istikbal 860X450 Pxl

“Gereksiz yere kriminalize etmek istemedim”

Davaya bakan Yargıç Nicholas Rowland, sanıkların yaşlarını ve sosyal durumlarını dikkate aldığını belirterek hapis cezası yerine “Gençlik Rehabilitasyon Kararı” (Youth Rehabilitation Order – YRO) verilmesine hükmetti.

Bu karar kapsamında sanıklara elektronik takip, rehabilitasyon programlarına katılım, ücretsiz çalışma ve davranış denetimi gibi yükümlülükler getirildi. Ancak mahkeme, çocukların cezaevine gönderilmesinin “gereksiz kriminalizasyon” yaratabileceğini savundu.

Rowland kararında, bazı sanıklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD), düşük bilişsel gelişim ve ailevi sorunlar bulunduğunu da değerlendirdiğini ifade etti.

Mahkeme ayrıca sanıklar hakkında mağdurlarla iletişim kurmalarını yasaklayan uzun süreli uzaklaştırma kararları verdi.

Independent Mortgage 3

Mağdur genç kız: “Yüzüme taş atılmış gibi hissettim”

Kararın ardından mağdurlardan biri İngiliz basınına yaptığı açıklamada yaşadığı hayal kırıklığını sert sözlerle dile getirdi.

Genç kız, verilen cezayı “yüzüne atılan bir taş gibi” hissettiğini belirterek, kararın adeta “yapılanların hukuk açısından çok da önemli olmadığı” mesajını verdiğini söyledi.

Mahkemede ifade verirken yaşadığı travmayı yeniden yaşadığını anlatan mağdur genç kız, şu sözlerle tepki gösterdi:

“Neden mahkemeye çıkıp ifade verdim? Neden bütün o acıları tekrar yaşamak zorunda kaldım?”

Aileler ise sanıkların hapse gönderilmesini talep ederek verilen kararın mağdurlar açısından adalet duygusunu yok ettiğini savundu.

Hertfordshire Yatay Genis 2

Başbakan Starmer’dan sert çıkış

Kararın ardından siyasi arenada da sert tepkiler yükseldi. Başbakan Sir Keir Starmer, mağdurların “olağanüstü cesaret” gösterdiğini belirterek cezaların yeniden değerlendirilmesini desteklediğini açıkladı.

Starmer, çocuk yaşta olsalar bile böylesine ağır suçlarda toplumun adalet beklentisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

İngiltere Başsavcılığı’nın, verilen cezaların “aşırı derecede hafif” olup olmadığını incelemeye aldığı bildirildi. Dosyanın Temyiz Mahkemesi’ne taşınabileceği belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere’de yeni tartışma: Rehabilitasyon mu, ağır ceza mı?

Karar, İngiltere’de çocuk suçluların cezalandırılması konusunda yıllardır süren “rehabilitasyon mu yoksa ağır ceza mı?” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Kadın hakları örgütleri ve mağdur destek kuruluşları, özellikle cinsel saldırı davalarında verilen hafif cezaların mağdurların adalete olan güvenini sarstığını savunuyor. Bazı hukukçular ise çocuk yaşta suç işleyen kişilerin rehabilitasyon şansının tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiğini ifade ediyor.

Ancak kamuoyunun önemli bir bölümü, tecavüz gibi ağır suçlarda yaş faktörünün cezasızlık algısı yaratmaması gerektiğini savunuyor.

Kararın ardından sosyal medyada binlerce kişi mahkemenin tutumuna tepki gösterirken, mağdur ailelerine destek mesajları yağdı. İngiliz basını ise davayı son yılların en tartışmalı çocuk suçları kararlarından biri olarak yorumladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Dilek Taşcı bu defa ‘Ayağında Kundura’ ile geldi

Müzik dünyasında yıldızı hızla parlamaya devam eden Dilek Taşcı, “Ayağında Kundura” isimli eserle sevenleriyle yeniden buluştu. Sanatçının, 5. tekli çalışması anonim bir türkü olan “Ayağında Kundura” isimli eserin aranjörlüğünü Hüseyin Çeliker yaptı.

Dilek Taşcı yorumuyla, ‘By Çeliker Music Company’ logosu altında müzik severlerle buluşan “Ayağında Kundura” isimli esere stüdyo ortamında sanatçının performansı ile Taşkın Ceyhan yönetmenliğinde klip çekildi.

Pop müzik tarzı eserlerle müzikseverlerle buluşan Dilek Taşcı, halk müziği eserleri yorumlamasını, “benimki bir arayış değil, her tarza kendi yorumumu katarak sunmayı seviyorum, müzikte benim tarzım yok, kendi tarzımı oluşturma peşindeyim, anonim türküleri modern saund ile yeni nesle sevdirmek arzusuyla bir yola çıktım” diye açıkladı.

İbrahim Tatlıses gibi bir yorumcuyu şöhrete taşıyan “Ayağında Kundura” türküsünü yeniden seslendirmenin bir cesaret işi olduğunu dile getiren Dilek Taşcı “Gelecek bütün yorumları göze alarak bu eseri seslendirdim. Müzik altyapısına modern dokunuşlarla trap arabesk olarak düzenledik” diye konuştu.

DİLEK TAŞCI YORUMUYLA “Ayağında Kundura” KLİP LİNK

https://www.youtube.com/watch?v=9J3HLoSWPR4

Eslem Meat Yatay Buyuk 2-1

Londra’da Derinleşen Konut Krizine Radikal Çözüm!

İngiltere’nin başkenti Londra’da derinleşen konut krizine karşı çarpıcı bir reform önerisi gündeme geldi. Londra merkezli düşünce kuruluşu Centre for London, mevcut damga vergisinin (stamp duty) ve belediye vergisinin (council tax) tamamen kaldırılarak yerine yıllık “oranlı gayrimenkul servet vergisi” uygulanmasını önerdi. Kuruluşa göre bu sistem, hem kiracıların ev sahibi olmasını kolaylaştıracak hem de büyük evlerde tek başına yaşayan kişilerin daha küçük konutlara taşınmasını teşvik edecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Londra’da yer var ama adil dağılmıyor”

Raporda yer alan verilere göre Londra’da kişi başına düşen ortalama yaşam alanı son 20 yılda yaklaşık yüzde 30 arttı. Ancak bu büyümeden esas olarak yüksek gelir grubundaki ev sahipleri faydalandı. En yüksek gelirli yüzde 20’lik kesimin sahip olduğu yaşam alanı yüzde 27 artarken, en düşük gelir grubundaki yüzde 40’ın yaşam alanındaki artış yalnızca yüzde 6’da kaldı. Özel sektörde kirada yaşayan Londralıların ise bu büyümeden neredeyse hiç pay alamadığı belirtildi.

Raporda, “Londra’da aslında kişi başına düşen konut alanı arttı; sorun yalnızca arz eksikliği değil, mevcut konutların eşitsiz dağılımı” değerlendirmesi yapıldı.

Yeni vergi sistemi nasıl işleyecek?

Düşünce kuruluşunun önerdiği sistemde, mevcut council tax ve stamp duty kaldırılarak mülkün güncel piyasa değerine göre her yıl ödenecek tek bir “Proportional Property Tax” (PPT) getirilecek. Vergi doğrudan ev sahiplerinden alınacak.

Independent Mortgage 3

Kuruluşun hesaplamalarına göre:

  • Ortalama bir Londralı kiracı, council tax yükünün kalkması sayesinde 10 yılda yaklaşık 24 bin sterlin tasarruf edebilecek.
  • İlk kez ev satın alanlar ise stamp duty’nin kaldırılmasıyla ilk 5 yılda ortalama 8 bin 593 sterlin avantaj elde edecek.
  • Yeni model, sosyal konut yatırımları için yılda yaklaşık 912 milyon sterlin ek kaynak yaratabilecek.

Raporda ayrıca stamp duty’nin kaldırılmasının konut piyasasındaki hareketliliği artırabileceği ve yılda yaklaşık 79 bin ek konutun piyasaya çıkmasını sağlayabileceği ifade edildi. Bunların yaklaşık 24 bininin üç ve dört odalı aile evleri olacağı belirtildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Council tax eleştirisi büyüyor

İngiltere’de uzun süredir tartışma konusu olan council tax sistemi, 1991 yılındaki konut değerleri baz alınarak hesaplanıyor. Uzmanlar, özellikle Londra’daki astronomik fiyat artışları nedeniyle mevcut sistemin artık gerçek piyasa koşullarını yansıtmadığını savunuyor.

Centre for London raporunda verilen örneklerden biri dikkat çekti: Kensington’da değeri 1,8 milyon sterlini aşan beş odalı bir evin sahibinin ödediği council tax miktarı, Croydon’daki iki odalı bir daire kiracısının ödediği vergiye yakın seviyede kalabiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra’da konut krizi derinleşiyor

Rapor, başkentteki konut krizinin yalnızca barınma değil aynı zamanda sosyal eşitsizlik sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor. Londra’da ortalama konut fiyatlarının gelirlerin yaklaşık 12 katına ulaştığı belirtilirken, geçici konaklama merkezlerinde yaşayan aile sayısının da rekor seviyeye çıktığı ifade edildi. Evsizlik krizinin kamuya günlük maliyetinin ise yaklaşık 5,5 milyon sterlin olduğu kaydedildi.

Son dönemde Londra’daki yüksek vergiler ve ekonomik belirsizlik nedeniyle lüks konut piyasasında da ciddi yavaşlama yaşanıyor. Uluslararası emlak danışmanlık şirketi Knight Frank’in verilerine göre Londra, 2025’te dünyanın en kötü performans gösteren lüks konut piyasalarından biri oldu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kamuoyunda tartışma yarattı

Öneri sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Özellikle son yıllarda yüksek stamp duty ödeyerek ev satın alan bazı Londralılar, yeni sistemin “çifte vergilendirme” yaratabileceğini savunuyor. Reddit’te yapılan yorumlarda birçok kullanıcı, geçmişte ödedikleri yüksek vergilerin telafi edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bununla birlikte konut uzmanları, mevcut sistemin özellikle gençler ve kiracılar açısından sürdürülemez hale geldiği görüşünde birleşiyor. İngiltere’de son yıllarda servet vergisi, sermaye kazancı vergisi ve mülkiyet vergileri üzerine tartışmaların giderek yoğunlaşması da dikkat çekiyor.

Direksiyondaki Büyük Gözetim: Her Hareketiniz Kaydediliyor

Bir zamanlar özgürlüğün, yalnızlığın ve bağımsızlığın sembolü olan otomobiller, artık sürücüler hakkında devasa miktarda veri toplayan “akıllı cihazlar” haline geldi. Otomobil üreticileri; sürücülerin nereye gittiğinden araç içinde kimin bulunduğuna, nasıl fren yaptığına kadar çok sayıda bilgiyi topluyor, işliyor ve üçüncü taraflarla paylaşabiliyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca bir gizlilik meselesi değil; aynı zamanda ekonomik sonuçları olan yeni bir gözetim sistemi anlamına geliyor.

“Arabanız sizi izliyor”

Modern araçların büyük bölümü internete bağlı çalışıyor. Navigasyon sistemleri, sürüş destek teknolojileri, kabin kameraları, mikrofonlar ve sensörler aracılığıyla sürücüler hakkında sürekli veri üretiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Gizlilik politikaları incelendiğinde otomobil şirketlerinin toplayabildiği veriler arasında şunlar yer alıyor:

  • Gerçek zamanlı konum bilgileri
  • Gidilen rotalar ve ziyaret edilen yerler
  • Hız, fren ve direksiyon hareketleri
  • Emniyet kemeri kullanımı
  • Araç içindeki yolcu sayısı
  • Telefon bağlantıları ve çağrı kayıtları
  • Müzik ve radyo tercihleri
  • Sesli komut kayıtları
  • Araç içi kamera görüntüleri
  • Biyometrik veriler ve yüz ifadeleri

Bazı üreticiler, sürücünün dikkat seviyesini ölçmek amacıyla göz hareketlerini ve yüz mimiklerini analiz eden sistemler kullanıyor. Yeni nesil araçlarda bulunan sürücü izleme kameraları, yorgunluk veya dikkat dağınıklığını tespit etmek için sürekli kayıt yapabiliyor.

Uzmanlar, bu teknolojilerin güvenlik amacıyla geliştirildiğini kabul etse de, aynı verilerin ticari amaçlarla kullanılmasının ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Sigorta şirketleri için “altın madeni”

Toplanan araç verilerinin en büyük müşterileri arasında sigorta şirketleri bulunuyor. Özellikle ABD’de hızlanma alışkanlıkları, sert frenler, gece sürüşleri ve gidilen bölgeler gibi bilgiler, sürücü risk puanlarının oluşturulmasında kullanılıyor.

Bu sistemler “kullanım bazlı sigorta” modeli adı altında pazarlanıyor. Şirketler güvenli sürüş yapanlara indirim vaat ederken, agresif sürüş tespit edilen kullanıcıların primleri artırılabiliyor.

Ancak eleştirmenlere göre sorun yalnızca ücret artışı değil. Birçok sürücü, verilerinin sigorta şirketlerine aktarıldığını açık biçimde bilmiyor. Araç satın alınırken kabul edilen uzun ve karmaşık gizlilik sözleşmeleri, kullanıcıların büyük bölümü tarafından okunmadan onaylanıyor.

Bazı ülkelerde veri paylaşımının açık rıza gerektirip gerektirmediği konusunda hukuki tartışmalar sürüyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“Kimlerle görüştüğünüz bile anlaşılabilir”

Siber güvenlik uzmanları, araçlardan toplanan verilerin günlük yaşamın tamamına dair ayrıntılı profil çıkarılmasına imkan verdiğini söylüyor.

Düzenli olarak gidilen adresler; kişinin evini, işyerini, siyasi eğilimlerini, sağlık durumunu veya özel ilişkilerini ortaya çıkarabiliyor. Örneğin bir sürücünün sık sık bir hastaneye, psikoloji kliniğine ya da belirli bir ibadethaneye gitmesi bile hassas veri olarak değerlendiriliyor.

Araç içi telefon bağlantıları sayesinde rehber bilgileri ve iletişim alışkanlıkları da analiz edilebiliyor.

Uzmanlara göre gelecekte bu verilerin reklam şirketleri, veri brokerları ve finans kuruluşları tarafından daha yoğun biçimde kullanılmasının önü açılabilir.

Avrupa ve ABD’de tartışmalar büyüyor

Avrupa Birliği’nin GDPR veri koruma yasaları, şirketlerin kişisel verileri nasıl topladığı konusunda sıkı kurallar içeriyor. Ancak uzmanlar, otomotiv sektörünün “bağlantılı araç” teknolojileri nedeniyle gri bir alanda faaliyet gösterdiğini belirtiyor.

ABD’de ise bazı tüketici kuruluşları otomobil üreticilerini “tekerlekli gözetim cihazı üretmekle” suçluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalarda birçok otomobil markasının kullanıcı verilerini üçüncü taraflarla paylaşabildiği ortaya konmuştu.

Gizlilik savunucuları, sürücülerin çoğu zaman hangi verilerin toplandığını, ne kadar süre saklandığını ve kimlerle paylaşıldığını tam olarak öğrenemediğini söylüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Araçlar artık cep telefonundan daha fazla veri topluyor

Teknoloji uzmanlarına göre yeni nesil otomobiller, birçok açıdan akıllı telefonlardan bile daha kapsamlı veri toplama kapasitesine sahip.

Çünkü araçlar yalnızca dijital davranışları değil, fiziksel hareketleri de izliyor. Direksiyon hareketlerinden pedal kullanımına, koltuk sensörlerinden kabin kameralarına kadar çok sayıda sistem sürücünün davranışlarını analiz ediyor.

Elektrikli ve otonom araçların yaygınlaşmasıyla birlikte veri miktarının daha da artması bekleniyor.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2

“Konforun bedeli mahremiyet olabilir”

Otomobil üreticileri bağlantılı sistemlerin sürüş güvenliğini artırdığını, bakım hizmetlerini kolaylaştırdığını ve acil durumlarda hayat kurtarabildiğini savunuyor.

Ancak eleştirmenler, kullanıcıların çoğu zaman hangi verileri paylaşmayı kabul ettiğini tam anlamıyla bilmediğini vurguluyor.

Bir zamanlar insanlara yalnız kalabilecekleri özel bir alan sunan otomobiller, artık teknoloji şirketleri ve veri ekonomisinin en yeni gözlem alanlarından biri haline geliyor. Ve uzmanlara göre asıl soru şu:

Sürücüler gerçekten direksiyon başında özgür mü, yoksa yalnızca hareket halindeki bir veri kaynağı mı?

Enflasyon Sürprizinin Ardından Gözle Merkez Bankası'na Çevrildi

İngiltere’de enflasyonun beklentilerin altında gerçekleşmesi, piyasaların dikkatini yeniden İngiltere Merkez Bankası’nın (Bank of England) faiz politikasına çevirdi. Nisan ayında yıllık enflasyonun yüzde 2,8’e gerilemesi, ekonomistlerin yüzde 3 seviyesindeki beklentisinin altında kaldı. Böylece ülkede fiyat baskılarının bir miktar hafiflediğine yönelik değerlendirmeler güç kazandı.

Bu gelişmeyle birlikte piyasalarda faiz indirimi beklentileri yeniden gündeme gelirken, Uluslararası Para Fonu’nun (International Monetary Fund) Bank of England’a yaptığı çağrı da dikkat çekti.

Independent Mortgage 3

IMF’den dikkat çeken mesaj: “Faizler yıl sonuna kadar sabit kalmalı”

IMF, 18 Mayıs’ta yayımladığı İngiltere değerlendirmesinde, Bank of England’ın mevcut yüzde 3,75 seviyesindeki politika faizini yılın geri kalanında değiştirmemesinin uygun olacağını belirtti. Fon, mevcut faiz seviyesinin enflasyonu kontrol altında tutmak için hâlâ yeterince “kısıtlayıcı” olduğunu vurguladı.

Kuruluş ayrıca para politikasında esnek olunması gerektiğini belirterek, enerji fiyatları kaynaklı yeni enflasyon baskılarının dikkatle izlenmesi çağrısında bulundu. IMF’ye göre, özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatlarını yukarı çekmesi, İngiltere’de enflasyonun yeniden yükselmesine neden olabilir.

IMF’nin değerlendirmesinde, “Faizlerin yıl boyunca mevcut seviyede tutulması, enflasyonun 2027 sonunda yeniden yüzde 2 hedefine dönmesi için yeterli olabilir” ifadeleri yer aldı.

Istikbal 860X450 Pxl

Bank of England faiz indirimi sinyali verdi mi?

Piyasalarda faiz indirimi beklentileri güçlense de, Bank of England cephesinden henüz net bir gevşeme sinyali gelmiş değil. Bankanın Para Politikası Kurulu üyelerinden Alan Taylor, mevcut faiz seviyesinin ekonomik aktiviteyi zaten baskıladığını ve enflasyonu kontrol altına almak için yeterli olabileceğini söyledi. Ancak Taylor, enerji fiyatlarında sert yükseliş yaşanması durumunda yeniden faiz artışının gündeme gelebileceği uyarısında da bulundu.

Bu nedenle ekonomistler, Bank of England’ın kısa vadede agresif faiz indirimlerinden kaçınabileceği görüşünde birleşiyor. Özellikle enerji maliyetleri ve küresel piyasalardaki belirsizlikler, merkez bankasının “temkinli” duruşunu korumasına neden oluyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

IMF büyüme tahminini yükseltti

Öte yandan IMF, İngiltere ekonomisine ilişkin 2026 büyüme tahminini yüzde 0,8’den yüzde 1’e yükseltti. Kuruluş, İngiltere ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde beklenenden güçlü performans gösterdiğini belirtti.

Ancak IMF raporunda, küresel enerji fiyatlarındaki oynaklık ve siyasi belirsizliklerin büyüme üzerinde risk oluşturmaya devam ettiği de vurgulandı. Özellikle İran merkezli jeopolitik gerilimlerin enerji ve gıda fiyatlarını yukarı çekmesinin, İngiltere ekonomisi üzerinde baskı yaratabileceği ifade edildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Piyasaların odağında haziran toplantısı var

Enflasyondaki gerilemeye rağmen uzmanlar, Bank of England’ın haziran toplantısında faizleri sabit bırakmasının daha güçlü ihtimal olduğunu düşünüyor. Çünkü çekirdek enflasyon ve hizmet sektöründeki fiyat artışları hâlâ merkez bankasının hedefinin üzerinde seyrediyor.

Buna karşın son veriler, İngiltere ekonomisinde talep baskısının zayıfladığına ve faiz indirimi tartışmalarının önümüzdeki aylarda daha da yoğunlaşabileceğine işaret ediyor. Özellikle iş gücü piyasasında yavaşlama sinyalleri ve tüketici harcamalarındaki zayıflama, Bank of England üzerindeki baskıyı artırıyor.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2

Acun Ilıcalı’nın Hull City’si Premier Lig’de

İngiltere Championship play-off finalinde Türk iş insanı Acun Ilıcalı’nın sahibi olduğu Hull City, Wembley’de oynanan finalde Middlesbrough’u 1-0 mağlup ederek Premier Lig biletini aldı. Karşılaşmanın tek golü 90+5’inci dakikada İskoç golcü Oli McBurnie’den geldi.

Bu sonuçla Hull City, 2016-17 sezonundan sonra ilk kez Premier Lig’e dönerken, İngiliz futbolunun ekonomik devi olarak gösterilen lige yükselmenin finansal ödülü de dikkat çekti.

PREMIER LİG BİLETİ, DEV GELİR KAPISI

İngiliz basınında yer alan hesaplamalara göre Hull City’nin Premier Lig’e yükselmesiyle birlikte kulübün önümüzdeki birkaç sezon içinde elde edeceği toplam gelir 200 milyon Sterlin’i aşabilir. Bu rakam güncel kurla yaklaşık 300 milyon Euro seviyesine denk geliyor.

Independent Mortgage 3

Söz konusu gelir kalemleri arasında:

  • Premier Lig yayın gelirleri
  • Merkezi lig dağıtımları
  • Sponsorluk ve ticari anlaşmalar
  • Maç günü gelirlerindeki artış
  • Küme düşülse bile devam eden “parachute payment” ödemeleri

yer alıyor.

İngiltere’de Premier Lig’e yükselmek, dünya futbolunda “en değerli maç” olarak tanımlanan Championship play-off finalinin neden bu kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Istikbal 860X450 Pxl

CHAMPIONSHIP İLE PREMIER LİG ARASINDA UÇURUM VAR

Championship’te mücadele eden kulüplerin yıllık gelirleri çoğu zaman 15 ila 40 milyon Sterlin bandında kalırken, Premier Lig’e çıkan ekipler birkaç kat daha büyük ekonomik güce ulaşıyor.

Premier Lig’in küresel yayın ağı sayesinde en alt sıradaki kulüpler bile Avrupa’nın birçok dev takımından daha yüksek gelir elde ediyor. Bu durum transfer bütçelerinden altyapı yatırımlarına, maaş yapısından tesisleşmeye kadar kulüplerin tüm ekonomik yapısını değiştiriyor.

Hull City’nin geçtiğimiz sezon küme düşme hattından averajla kurtulduğu düşünüldüğünde, bu yükseliş İngiliz futbolunda son yılların en dikkat çekici hikâyelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

GALATASARAY İLE DEV FARK

Hull City’nin Premier Lig’e yükselmesiyle elde edeceği tahmini gelir, Türkiye’de Süper Lig şampiyonu olan Galatasaray’ın kazandığı ödülle kıyaslandığında da büyük fark yarattı.

Galatasaray’ın şampiyonluk gelirinin yaklaşık 227.8 milyon TL, yani yaklaşık 4.2 milyon Euro seviyesinde olduğu ifade edilirken; Hull City’nin Premier Lig biletiyle elde edeceği ekonomik katkının bunun yaklaşık 60-70 katı seviyesinde olduğu belirtiliyor.

Ancak burada önemli bir detay da bulunuyor: Hull City için açıklanan yaklaşık 300 milyon Euro’luk rakam tek sezonluk “nakit ödül” değil. Bu hesaplama; yayın gelirleri, ticari büyüme ve sonraki sezonlarda alınabilecek parachute payment sistemini de kapsayan toplam ekonomik etki üzerinden yapılıyor. Buna karşılık Galatasaray’ın rakamı doğrudan sezonluk şampiyonluk gelirini ifade ediyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

SPYGATE KRİZİ GÖLGE DÜŞÜRDÜ

Hull City’nin Premier Lig yolculuğu yalnızca saha içindeki başarıyla değil, İngiltere’de gündem olan “Spygate” kriziyle de konuşuldu.

Normal şartlarda finalde Southampton ile karşılaşması beklenen Hull City’nin rakibi, Southampton’ın rakip antrenmanlarını izlediğinin ortaya çıkmasının ardından değişti. İngiliz Futbol Ligi yönetimi Southampton’ı finalden ihraç ederken, finale Middlesbrough dahil edildi.

Acun Ilıcalı da süreçte hukuki seçenekleri değerlendirdiklerini açıklamış, Southampton’ın diskalifiye edilmesi sonrası Hull City’nin doğrudan Premier Lig’e alınması gerektiğini savunmuştu.

Hertfordshire Yatay Genis 2

“HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ”

Maçın ardından konuşan Acun Ilıcalı’nın büyük sevinç yaşadığı belirtildi. İngiliz basını, Ilıcalı’nın bu günü “hayatının en güzel günü” olarak tanımladığını aktardı.

Son düdüğün ardından Wembley’de büyük coşku yaşayan Hull City taraftarları, 9 yıllık Premier Lig hasretinin sona ermesini kutladı.

Ömür Getik’ten “Hiç Akıllanası Yok”a Japon Esintisi

Ömür Gedik’in DMC etiketiyle yayınlanan yeni single’ı “Hiç Akıllanası Yok”, yayınlandığı ikinci haftada radyo ve televizyon listelerinde ilk 10’a girerek büyük başarı yakaladı. Ancak dikkat çeken yalnızca şarkının başarısı değil… Ömür Gedik, klibiyle de Türkiye’de bir ilke imza attı.

Japonya’dan dünyaya yayılan kedilerle hikâye anlatımı akımının Türkiye’deki temsilcisi olan Ömür Gedik, “Hiç Akıllanası Yok” için çizgi film animasyon tarzında özel bir klip hazırladı. Yapay zeka ile üretilen kliplerin çoğaldığı dönemde farklı bir yol seçen sanatçı, “Yapay zeka klip furyasına karşı daha sanatsal ve özgün bir iş yapmak istedim” dedi.

Her klibinde hayvanlara yer vermesiyle bilinen Ömür Gedik, bu kez geleneğini bir üst seviyeye taşıyarak klibin başrolünü tamamen kedilere verdi. Renkli görsel dünyası ve duygusal hikaye diliyle dikkat çeken çalışma, kısa sürede sosyal medyada da ilgi odağı oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere-Türkiye Hattında Neler Oluyor: Uçak İptalleri Sıklaştı

Türkiye turizminin en güçlü kaynak pazarlarından biri olan Birleşik Krallık’ta bu sezon dikkat çekici bir gelişme yaşanıyor. Yaz sezonuna haftalar kala hem SunExpress hem de easyJet, İngiltere çıkışlı Türkiye uçuşlarında önemli iptal kararları aldı. Özellikle Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir hatlarında yaşanan kesintiler, sektörde “2026 sezonu için talepte düşüş mü var?” sorusunu gündeme taşıdı.

Sadece Antalya ve Dalaman’da 64 uçuş iptal edildi

Edinilen bilgilere göre SunExpress, haziran ayı ile temmuzun ilk haftası arasında İngiltere’den Türkiye’ye düzenlenecek çok sayıda uçuşu programdan çıkardı.

İptal edilen seferler şöyle:

  • Luton–Antalya hattında 7 Haziran-1 Temmuz arasında 23 uçuş,
  • Glasgow–Antalya hattında 3 Haziran-3 Temmuz arasında 15 uçuş,
  • Bristol–Antalya hattında 7 Haziran-8 Temmuz arasında 6 uçuş,
  • Leeds–Antalya hattında 8 Haziran-1 Temmuz arasında 14 uçuş,
  • Glasgow–Dalaman hattında 10 Haziran-1 Temmuz arasında 6 uçuş.

Böylece yalnızca Antalya ve Dalaman odaklı iptal edilen sefer sayısı 64’e ulaştı. Şirketin daha önce de Manchester–Bodrum hattındaki bazı uçuşları iptal ettiği biliniyordu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Öte yandan easyJet de Manchester–Bodrum hattındaki haziran ayı planlamasında yer alan 4 uçuşunu iptal etti. Daha dikkat çekici gelişme ise Manchester–İzmir hattının 2026 sezonu için tamamen kapatılması oldu.

“Talep mi düştü, kapasite mi yeniden düzenleniyor?”

Sektör temsilcilerine göre iptallerin tek nedeni düşük talep olmayabilir. Havayolları son iki yıldır operasyon maliyetleri, uçak bulunabilirliği, personel eksikliği ve doluluk oranlarına göre kapasite optimizasyonuna gidiyor.

Ancak iptallerin özellikle İngiltere-Türkiye turizm koridorunda yoğunlaşması dikkat çekiyor. Çünkü Birleşik Krallık pazarı, Antalya ve Ege destinasyonları için Almanya ile birlikte en büyük yabancı ziyaretçi kaynaklarından biri konumunda bulunuyor.

Turizm uzmanları, İngiliz turistin son dönemde tatil tercihlerinde daha temkinli hareket ettiğini belirtiyor. Sterlinin güçlü görünümüne rağmen yüksek otel fiyatları, paket tur maliyetlerindeki artış ve Akdeniz’de artan rekabetin Türkiye’ye yönelik talebi baskılayabileceği değerlendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Rakip destinasyonlar öne çıkıyor

Özellikle İspanya, Yunanistan ve Mısır’ın agresif fiyat politikalarıyla İngiliz turist için yeniden güçlü alternatifler haline geldiği ifade ediliyor. Türkiye’de son yıllarda hızla yükselen “her şey dahil” otel fiyatlarının da bazı tüketici gruplarını farklı destinasyonlara yönlendirdiği belirtiliyor.

Sektör kaynakları, havayollarının düşük doluluk riski gördüğü hatlarda erken önlem alma eğiliminde olduğunu vurguluyor. Bu nedenle yapılan iptallerin, sezonun geri kalanına ilişkin bir “ön talep sinyali” olarak değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

Independent Mortgage 3

İzmir hattının kapanması dikkat çekti

easyJet’in Manchester–İzmir hattını tamamen kapatma kararı ise turizm çevrelerinde ayrıca dikkat çekti. Antalya ve Bodrum gibi güçlü marka destinasyonların aksine İzmir’in İngiltere pazarında istenen ivmeyi yakalayamadığı yorumları yapılıyor.

Uzmanlara göre İzmir’in kültür, gastronomi ve şehir turizmi potansiyeline rağmen doğrudan uçuş kapasitesinde yaşanan daralma, bölgenin İngiliz turist erişimini olumsuz etkileyebilir.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Sezonun kaderi temmuz-ağustosta netleşecek

Turizm sektöründe genel beklenti, asıl tablonun temmuz ve ağustos rezervasyonlarıyla ortaya çıkacağı yönünde. Şu aşamada yaşanan iptallerin “kontrollü kapasite azaltımı” mı yoksa daha geniş çaplı bir talep zayıflığının habercisi mi olduğu henüz netlik kazanmış değil.

Ancak bir gerçek var ki; İngiltere pazarındaki hareketlilik, 2026 yaz sezonunda Türkiye turizminin en kritik göstergelerinden biri olacak.

Hantaviras alarmı: Yeni yapılan araştırmanın sonucu korkunç!

Hollanda bandıralı MV Hondius adlı keşif gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgınında şimdiye kadar 11 vaka tespit edildi, 3 kişi yaşamını yitirdi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), olayın ardından çok uluslu izleme ve temas takibi çalışmalarını sürdürüyor. Yolcuların Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avrupa dahil 23 farklı ülkeden olması nedeniyle çok sayıda ülke alarm seviyesini yükseltti.

DSÖ verilerine göre vakaların büyük bölümü “Andes hantavirüsü” olarak bilinen türle bağlantılı. Yetkililer, virüsün küresel toplum için oluşturduğu riskin şimdilik “düşük” olduğunu belirtse de, yakın temas yoluyla insandan insana bulaş ihtimali dikkatle izleniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Sadece kemirgenlerden bulaşıyor” görüşü değişiyor

Hantavirüs uzun yıllardır esas olarak enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu insanlara geçen bir hastalık olarak biliniyor. Özellikle kapalı alanlarda kuruyan kemirgen atıklarının havaya karışmasıyla bulaş riski artıyor.

Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, bazı hantavirüs türlerinin insanlar arasında da bulaşabildiğini gösterdi. Özellikle Güney Amerika’da görülen “Andes” tipi virüsün, yakın fiziksel temas halinde insandan insana geçiş yapabildiği bilimsel olarak doğrulandı. MV Hondius salgınında da araştırmacılar, bazı vakaların gemi içinde gerçekleşen yakın temas sonucu ortaya çıkmış olabileceğini değerlendiriyor.

ABD’de yaygın görülen “Sin Nombre” tipi hantavirüs için ise insandan insana bulaş çok daha sınırlı görülüyor. Uzmanlar, mevcut verilerin bu tür için yaygın bulaşı desteklemediğini vurguluyor.

Independent Mortgage 3

ABD’deki yeni araştırma ne söylüyor?

Amerikalı bilim insanlarının yürüttüğü son saha çalışmalarında, özellikle Pasifik Kuzeybatısı olarak bilinen Washington, Oregon ve Idaho çevresindeki kemirgen popülasyonları incelendi. İlk bulgular, bazı bölgelerde kemirgenlerin yaklaşık yüzde 30’unun hantavirüs taşıdığını ortaya koydu.

Araştırmacılar, iklim değişikliği, şehirleşme ve insan yerleşimlerinin doğal yaşam alanlarına yaklaşmasının kemirgen-insan temasını artırdığı görüşünde. Uzmanlara göre bu durum, gelecekte daha fazla hantavirüs vakası görülme ihtimalini yükseltiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Belirtiler grip gibi başlıyor

Hantavirüs enfeksiyonu ilk aşamada grip benzeri belirtilerle ortaya çıkıyor. Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş dönmesi ve mide bulantısı en sık görülen semptomlar arasında yer alıyor. İlerleyen vakalarda ise ciddi solunum yetmezliği gelişebiliyor.

Özellikle “Hantavirüs Pulmoner Sendromu” adı verilen ağır tabloda ölüm oranı yüzde 30 ila 40 arasında değişebiliyor. Uzmanlar, erken teşhisin hayati önem taşıdığı konusunda uyarıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Uzmanlardan panik değil dikkat çağrısı

Sağlık otoriteleri, hantavirüsün Covid-19 benzeri kolay yayılan bir salgına dönüşme ihtimalinin düşük olduğunu belirtiyor. DSÖ de mevcut durumda küresel risk seviyesini düşük olarak değerlendiriyor.

Bununla birlikte uzmanlar, özellikle kırsal bölgelerde yaşayanların, depoları ve kapalı alanları temizlerken koruyucu ekipman kullanmaları gerektiğini vurguluyor. Kemirgen dışkısı bulunan alanların süpürülmesi yerine dezenfektanla temizlenmesi öneriliyor.

MV Hondius vakası ise uzmanlara göre, nadir görülen virüslerin küresel ulaşım ve turizm yoluyla kısa sürede uluslararası bir sağlık sorununa dönüşebileceğini bir kez daha gösterdi.

YSK, CHP’nin “mutlak butlan” başvurusunu reddetti

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” ve ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunu reddetti.

CHP, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultay hakkında verilen kararın ardından YSK’ya başvuruda bulunmuştu. Parti adına YSK Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu tarafından sunulan dilekçede, söz konusu kararın “madden ve hukuken uygulanamaz” olduğu belirtilmişti.

Başvuruyu değerlendirmek üzere saat 17.30’da toplanan YSK, yaklaşık iki saat süren görüşmenin ardından CHP’nin itirazını reddetti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Morrisons Süpermarket Zinciri 100 Şubesini Kapatacak

İngiltere’nin önde gelen süpermarket zincirlerinden Morrisons, önümüzdeki aylarda yaklaşık 100 mağazasını kapatmayı planladığını açıkladı. Şirket, kararın arkasında artan işletme maliyetleri ile hükümetin ekonomi politikalarının bulunduğunu belirtti.

Morrisons yönetimi, kapatılması planlanan marketlerin büyük bölümünün 2022 yılında satın alınan McColl’s bünyesinden devralınan “Morrisons Daily” isimli küçük ölçekli marketler olduğunu ifade etti. Açıklamada, söz konusu mağazaların uzun süredir zarar ettiği ve son yıllarda maliyet baskılarının daha da arttığı vurgulandı.

Istikbal 860X450 Pxl

“Zor ama gerekli bir karar”

Şirket tarafından yapılan açıklamada, “zor fakat gerekli” olarak tanımlanan kapanma kararının yeni işten çıkarmaları da beraberinde getireceği bildirildi. Kaç çalışanın işini kaybedebileceği henüz netlik kazanmazken, çalışanlarla ilgili resmi danışma sürecinin kısa süre içinde başlayacağı duyuruldu.

Morrisons, geçtiğimiz yıl da 52 kafe ile 17 market şubesini kapatma kararı almış, yüzlerce çalışan için iş kaybı riski doğmuştu. Ayrıca şirket, geçen ay Bradford’daki genel merkezinde yaklaşık 200 pozisyonun risk altında olduğunu açıklamıştı.

Independent Mortgage 3

“Hükümet politikaları maliyetleri artırdı”

Şirket açıklamasında, mağazaların yeniden kâra geçirilmesini zorlaştıran en önemli etkenlerden birinin hükümet politikaları kaynaklı maliyet artışları olduğu belirtildi. Ancak Morrisons, hangi politikaların doğrudan etkili olduğuna ilişkin ayrıntı paylaşmadı.

İngiltere’de faaliyet gösteren çok sayıda perakende şirketi, özellikle son bir yılda işveren sigorta primlerinin yükselmesi, asgari ücret artışları ve yeni çevre düzenlemeleri nedeniyle ciddi maliyet baskısı altında olduklarını savunuyor.

Bunlara ek olarak, gıda ve içecek üreticileri artık ürün ambalajlarının geri dönüşüm maliyetleri için yerel yönetimlere ödeme yapmak zorunda kalıyor. Bu uygulama, hükümetin “Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu” programı kapsamında yürürlüğe girdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gıda enflasyonu yükselişte

İngiltere’de enflasyon da perakende sektörünü zorlamaya devam ediyor. Son açıklanan verilere göre, ülkede yıllık gıda enflasyonu nisanda yüzde 3’e yükseldi. Bu oran, genel enflasyon seviyesinin üzerinde gerçekleşti.

Sektör temsilcileri, Orta Doğu’daki gerilimlerin enerji ve lojistik maliyetlerini artırması nedeniyle yıl sonuna doğru gıda enflasyonunun yeniden çift haneye ulaşabileceği uyarısında bulunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Süpermarketlerle hükümet arasında “fiyat dondurma” gerilimi

Öte yandan İngiliz basınına göre hükümetin, temel gıda ürünlerinde fiyat artışlarını sınırlamak amacıyla büyük market zincirlerinden gönüllü fiyat dondurma talebinde bulunduğu öne sürüldü. Karşılığında ise bazı düzenlemelerde esneklik sağlanmasının gündeme geldiği belirtildi.

Ancak sektör temsilcileri bu öneriye sert tepki gösterdi. Justin King, İngiltere’de süpermarket sektörünün zaten yoğun rekabet altında olduğunu belirterek, hükümetin kendi politikaları enflasyonu körüklerken marketlerden fiyatları sınırlamalarını istemesinin “ikiyüzlüce” olduğunu söyledi.

Eslem Meat Yatay Buyuk 2

Morrisons büyüme planından vazgeçmiyor

Tüm kapanma kararlarına rağmen Morrisons, 2026 yılı için güçlü bir büyüme planına sahip olduğunu açıkladı. Şirket, önümüzdeki yıllarda yüzlerce yeni franchise mağaza açma fırsatı gördüğünü ve küçük formatlı market yatırımlarını sürdürmeyi hedeflediğini belirtti.

İsrail, İstanbul'daki konsolosluğu kapatmaya hazırlanıyor

İsrail, Türkiye ile derinleşen diplomatik kriz nedeniyle İstanbul Başkonsolosluğu'nu kapatmayı değerlendiriyor.

Böyle bir adım atılması halinde Ankara'daki İsrail Büyükelçiliği, İsrail'in Türkiye'deki tek resmi diplomatik temsilciliği olarak kalacak.

Haber ilk olarak İsrail basınında Ynet Global internet sitesinde yer aldı. Haberde Türkiye'ye atanan İsrailli diplomatların şu anda Bulgaristan'da görev yaptığı, yerel çalışanların ise evden çalışmayı sürdürdüğü belirtildi.

BBC Türkçe'nin konuştuğu İsrailli yetkililer, başkonsolosluğun kapatılması konusunda tartışma yürütüldüğünü doğruladı ancak henüz alınmış bir karar olmadığını söyledi.

Aynı kaynak, tartışmalar arasında bu boş binaların ciddi maliyet oluşturduğunu savunanlar olduğunu belirtti.

Ancak bazı yetkililerin ise İstanbul'daki konsolosluğun kapatılması halinde ileride yeniden açılmasının zor olabileceği uyarısında bulunduğu kaydedildi.

Ankara'daki İsrail Büyükelçiliği açık kalacak. Ancak Büyükelçilik Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırılardan bu yana fiilen personelsiz durumda bulunuyor.

(BBC Türkçe)

Londra İçin Resmi Sıcak Hava Alarmı

İngiltere’nin başkenti Londra için resmi sıcak hava-sağlık alarmı yayımlandı. UK Health Security Agency (UKHSA), sıcaklıkların önümüzdeki günlerde 31 dereceye kadar çıkmasının beklendiğini açıklayarak sarı seviyede “Heat-Health Alert” ilan etti. Alarmın 22 Mayıs Cuma sabahı başlayıp 27 Mayıs Çarşamba akşamına kadar süreceği bildirildi.

Londra’da yılın en sıcak günleri bekleniyor

Meteoroloji tahminlerine göre Londra’da sıcaklıklar hafta sonu boyunca hızla yükselecek. Özellikle pazar ve pazartesi günleri termometrelerin 30-31 derece seviyelerine ulaşması beklenirken, havanın büyük ölçüde güneşli ve kuru geçeceği ifade edildi. Yetkililer, sıcak hava dalgasının yalnızca Londra’yı değil, Güneydoğu İngiltere’nin geniş bölümünü etkisi altına alacağını belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

Met Office tarafından yapılan açıklamada, yüksek basınç sisteminin ülke genelinde etkili olacağı ve bazı bölgelerde 2026 yılının şu ana kadarki en yüksek sıcaklıklarının görülebileceği kaydedildi. Cumartesi günü kısa süreli gök gürültülü sağanak ihtimali bulunsa da sıcak havanın etkisini sürdürmesi bekleniyor.

UKHSA: “Savunmasız gruplar risk altında”

UKHSA’nın yayımladığı sarı alarm kapsamında özellikle yaşlılar, kronik rahatsızlığı bulunanlar, bakım evlerinde yaşayanlar ve küçük çocukların sıcak havadan daha fazla etkilenebileceği vurgulandı. Kurum, sıcaklıkların sağlık sistemi üzerinde “küçük ama hissedilir baskılar” oluşturabileceğini belirtti.

Independent Mortgage 3

Yetkililer şu risklere dikkat çekti:

  • Hastanelere ve acil servislere başvurularda artış
  • Kalp ve solunum rahatsızlıklarında kötüleşme
  • Bakımevleri ve hastanelerde iç ortam sıcaklığının tehlikeli seviyelere çıkması
  • Sıcak çarpması ve susuzluk vakalarında artış

UKHSA ayrıca vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneş altında uzun süre kalmamaları, bol sıvı tüketmeleri ve yaşlı yakınlarını düzenli kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Alarm normal sezon başlamadan geldi

Dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise sıcak hava alarmının resmi yaz sezonu başlamadan ilan edilmesi oldu. İngiltere’de Heat-Health Alert sistemi normalde 1 Haziran – 30 Eylül tarihleri arasında aktif olarak uygulanıyor. Ancak UKHSA, olağan dışı sıcaklık beklentileri nedeniyle bu yıl mayıs ayında “extraordinary alert” yayımladı.

Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle İngiltere’de erken dönem sıcak hava dalgalarının artık daha sık görüldüğünü belirtiyor. Son yıllarda özellikle Londra’da asfalt yoğunluğu ve yüksek bina oranı nedeniyle “urban heat island” etkisinin daha belirgin hale geldiği ifade ediliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Bank Holiday ve half-term tatiline denk geliyor

Sıcak hava dalgasının İngiltere’deki Bank Holiday hafta sonu ile okulların half-term tatiline denk gelmesi nedeniyle parklar, sahiller ve açık alanlarda yoğunluk yaşanması bekleniyor. Brighton, Bournemouth ve Kent kıyılarında hafta sonu büyük ziyaretçi akını olabileceği tahmin ediliyor. Yetkililer denize giren vatandaşları da ani sıcaklık farkı nedeniyle oluşabilecek “cold water shock” riskine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Uzmanlardan sıcak hava tavsiyeleri

Sağlık uzmanları, özellikle öğle saatlerinde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmasını önerirken şu tavsiyelerde bulundu:

  • Gün boyunca düzenli su tüketin
  • İnce ve açık renkli kıyafetler tercih edin
  • Evlerin perde ve panjurlarını kapalı tutun
  • Çocukları ve evcil hayvanları araç içinde bırakmayın
  • Yaşlı ve yalnız yaşayan yakınlarınızı kontrol edin

Meteoroloji uzmanları ise sıcak hava dalgasının gelecek hafta ortasına kadar etkili olmasının beklendiğini, ardından sıcaklıklarda kademeli düşüş yaşanabileceğini belirtti.

Deniz Kenarında Ölü Bulunan Üç Kadının Kimliği Açıklandı

İngiltere’nin sahil kenti Brighton’da denizde ölü bulunan üç kadının kimliği resmen açıklandı. Sussex Polisi, yaşamını yitirenlerin Batı Londra’nın Uxbridge bölgesinde yaşayan kardeşler Jane Adetoro (36), Christina Walter (32) ve Rebecca Walter (31) olduğunu duyurdu. Olayla ilgili soruşturma sürerken, polis şu ana kadar üçüncü şahıs müdahalesi ya da suç unsuruna işaret eden herhangi bir bulguya ulaşılmadığını bildirdi.

Sabah saatlerinde denizden çıkarıldılar

Trajik olay, 13 Mayıs sabahı Madeira Drive yakınındaki Black Rock otoparkı çevresinde meydana geldi. Saat 05.45 sıralarında “suda bir kişi olduğu” yönündeki ihbar üzerine bölgeye polis, sahil güvenlik ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler kısa süre içinde üç kadının cansız bedenini denizden çıkardı.

Independent Mortgage 3

Olay yerine çok sayıda acil yardım ekibinin yanı sıra helikopter destekli sahil güvenlik ekiplerinin de yönlendirildiği bildirildi. Bir süre kapatılan sahil şeridi daha sonra yeniden halka açıldı.

Polis: “Suç unsuruna dair kanıt yok”

Sussex Polisi soruşturmanın çok yönlü sürdüğünü belirtirken, güvenlik kamerası kayıtlarının incelendiği, Brighton ve Londra’daki çeşitli işletmelerle görüşmeler yapıldığı açıklandı. Yetkililer, kardeşlerin 12 Mayıs gecesi ile 13 Mayıs sabahı arasında Madeira Drive çevresinde görülmüş olabileceğini belirterek tanıklara çağrıda bulundu.

Soruşturmayı yürüten Başkomiser Adam Hays, olayın “son derece hassas” olduğunu belirterek kamuoyundan spekülasyondan kaçınmasını istedi. Polis, şu aşamada cinayet veya organize bir suç ihtimali üzerinde durulmadığını açıkladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Babadan yürek burkan veda

Kardeşlerin babası Joseph, polis aracılığıyla yayımladığı mesajda kızlarını “ailenin ışığı” olarak tanımladı. Acılı baba açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Jane, Christina ve Becky benim için sadece evlat değildi; onlar ailemize mutluluk ve sevgi getiren ışığımızdı. Onların kahkahaları ve sevgisi hayatımızı güzelleştiriyordu. Şimdi geriye yalnızca anıları kaldı.”

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sosyal medyada spekülasyon tartışması

Olay İngiltere’de geniş yankı uyandırırken, sosyal medyada ortaya atılan çeşitli iddialar da tartışma meydana getirdi. Bazı kullanıcılar olayın arkasında farklı nedenler olabileceğini öne sürerken, aile kamuoyuna “asılsız komplo teorilerinden kaçınılması” çağrısında bulundu. İngiliz basınında yer alan haberlere göre, aile tarafından kullanılan yapay zekâ destekli bir görselin sosyal medyada yanlış yorumlara neden olduğu belirtildi.

Öte yandan bazı yerel yorumlarda, Brighton sahilindeki ani derinleşen çakıllı kıyı yapısının ve soğuk su akıntılarının gece saatlerinde ciddi tehlike oluşturabileceği ifade edildi. Ancak polis, ölüm nedenine ilişkin resmi açıklamanın adli inceleme tamamlandıktan sonra yapılacağını duyurdu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere’de büyük üzüntü yarattı

Üç kız kardeşin aynı anda hayatını kaybetmesi İngiltere’de büyük üzüntü meydana getirdi. Yerel halk ve sosyal medya kullanıcıları aile için taziye mesajları paylaşırken, olay ülke basınında günlerdir geniş yer buluyor.

CHP için tarihi karar: 38. Kurultay 'mutlak butlan' ile iptal edildi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı.

Buna göre, esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verildi.

Söz konusu davanın kabulüne karar veren Daire, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Seçimli Kurultayı'nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti.

Daire, mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle iptal kararı dolayısıyla bu tarihten sonra parti bünyesinde gerçekleştirilen tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile alınan kararların da hükümsüz kaldığına karar verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kararda, "Olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali" nedeniyle "4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultay'dan önceki duruma dönülmesine, kurultay tarihinden önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine aynen devam etmelerine" karar verdi.

Ayrıca, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların da aynı gerekçeyle iptaline hükmetti.

Dairenin kararında şu ifadelere yer verildi:

"Mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi
üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmelerine, göreve iadelerine ihtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir."

Daire, 2 hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere verdiği kararı "oy birliğiyle" aldı.

Yıldırım Bekçi Türk Müziği Topluluğu’ndan Haziran’da Dört Özel Konser

Türk Sanat Müziği’nin güçlü yorumcularından Yıldırım Bekçi yönetimindeki Yıldırım Bekçi Türk Müziği Topluluğu, Mayıs ayında Birmingham’da gerçekleşen başarılı konserin ardından Haziran ayında dört özel konserle sanatseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. “Beş Özel Konser, Tek Güzel Gelenek” mottosuyla düzenlenen “Concert Series 2026”, Londra ve çevresindeki prestijli salonlarda Türk müziğinin unutulmaz eserlerini dinleyiciyle buluşturacak.

Haziran Ayında Dört Ayrı Sahne

Birmingham’da 16 Mayıs’ta gerçekleştirilen konserle büyük beğeni toplayan topluluk, şimdi gözünü Haziran programına çevirdi. Serinin ikinci konseri 6 Haziran Cumartesi günü Richmond’da gerçekleştirilecek. Duke Street Church’te sahne alacak Richmond Korosu, saat 16.00’da müzikseverlerle buluşacak.

Konser serisi 7 Haziran Pazar günü Bromley’de devam edecek. Chislehurst bölgesindeki Christ Church’te düzenlenecek konser, saat 16.30’da başlayacak. Türk Sanat Müziği repertuvarının sevilen eserlerinin seslendirileceği gecede, dinleyicilere nostalji ve duygu dolu anlar yaşatılması hedefleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

13 Haziran Cumartesi günü ise Harringay Korosu, St. Andrew’s Church sahnesinde sanatseverlerle buluşacak. Kuzey Londra’daki Türk toplumunun yoğun ilgi göstermesi beklenen konserin saat 18.30’da başlaması planlanıyor.

Serinin final konseri ise 20 Haziran Cumartesi günü Berkshire bölgesinde gerçekleştirilecek. Reading Korosu, Twyford’daki Loddon Hall’da saat 20.00’de sahne alacak.

“Türk Müziğiyle Gönüllere Dokunuyoruz”

Şef Yıldırım Bekçi yönetimindeki korolar, “Türk Müziğiyle Gönüllere Dokunuyoruz” anlayışıyla hazırlanan konserlerde, klasik Türk müziğinin en seçkin eserlerini seslendirecek. Londra’daki Türk toplumu başta olmak üzere farklı kültürlerden müzikseverlerin de yoğun ilgi göstermesi beklenen etkinliklerin, kültürel birlikteliğe önemli katkı sunacağı ifade ediliyor.

Topluluk yetkilileri, Haziran ayı boyunca gerçekleşecek konserlere tüm sanat ve müzik dostlarını davet ederek, Türk müziğinin zengin mirasını birlikte yaşatmayı hedeflediklerini belirtti.

Istikbal 860X450 Pxl

Enflasyon geriledi, hükümet marketlere yöneldi: “Temel gıdada fiyatları sabitleyin”

İngiltere’de yıllık enflasyon nisanda yüzde 2,8’e gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Mart ayında yüzde 3,3 seviyesinde bulunan enflasyonun yüzde 3’e düşmesi bekleniyordu. Açıklanan veri, ekonomide fiyat baskılarının kısmen hafiflediğine işaret etse de özellikle gıda ve günlük yaşam maliyetlerindeki yüksek seyir, hükümeti yeni arayışlara yöneltti.

Çekirdek enflasyon da marttaki yüzde 3,1 seviyesinden yüzde 2,5’e gerileyerek son dönemin en dikkat çekici düşüşlerinden birini kaydetti. Ancak ekonomistler, enerji fiyatlarındaki baz etkisi ve zayıflayan tüketici talebinin bu düşüşte belirleyici olduğunu, vatandaşın cebindeki baskının ise hâlâ güçlü şekilde hissedildiğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

Starmer hükümetinden marketlere çağrı

Enflasyondaki gerilemeye rağmen özellikle dar gelirli kesimlerin market harcamalarında zorlanmaya devam etmesi üzerine Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümet, süpermarket zincirleriyle masaya oturdu.

Birden fazla süpermarket kaynağına göre hükümet, bazı düzenleyici yükümlülüklerin gevşetilmesi karşılığında marketlerden temel gıda ürünlerinde fiyatları gönüllü olarak sabitlemelerini istedi. Kulislere yansıyan bilgilere göre hükümetin hedefinde süt, ekmek, tereyağı, yumurta ve makarna gibi temel tüketim ürünleri bulunuyor.

Bu adımın, özellikle düşük gelirli ailelerin artan yaşam maliyetleri karşısında korunması amacıyla gündeme geldiği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“1970’lerin fiyat kontrolü geri dönüyor”

Ancak hükümetin önerisi perakende sektöründe ciddi tartışma yarattı. Süpermarketleri temsil eden British Retail Consortium (BRC), fiyat sabitleme uygulamalarının piyasayı bozabileceği uyarısında bulundu.

BRC yetkilileri, “1970’ler tarzı fiyat kontrolleri”nin marketleri zararına satış yapmaya zorlayacağını savunarak, bu tür müdahalelerin uzun vadede raf fiyatlarını düşürmek yerine tedarik zincirini daha kırılgan hale getirebileceğini ifade etti.

Perakende sektörü temsilcileri ayrıca enerji maliyetleri, lojistik giderleri ve ücret baskılarının sürdüğü bir dönemde marketlerin fiyatları yapay biçimde baskılamasının sürdürülebilir olmadığını dile getiriyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Toplumda hayat pahalılığı baskısı sürüyor

İngiltere’de son iki yıldır yüksek enflasyon nedeniyle özellikle orta ve düşük gelir gruplarında ciddi bir yaşam maliyeti krizi yaşanıyor. Gıda fiyatlarındaki artış hız kesmiş olsa da birçok temel ürün hâlâ pandemi öncesi seviyelerin oldukça üzerinde bulunuyor.

Sosyal yardım kuruluşları ve tüketici örgütleri, ülkede çalışan yoksulluğunun arttığını ve giderek daha fazla ailenin gıda bankalarına bağımlı hale geldiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre hükümetin marketlere yönelik fiyat sabitleme baskısı, yaklaşan seçim sürecinde hayat pahalılığına karşı kamuoyuna “aktif mücadele” mesajı verme çabasının da bir parçası.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Gözler şimdi Merkez Bankası’nda

Enflasyondaki düşüş, İngiltere Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentileri de yeniden şekillendirdi. Piyasalar, yıl içinde faiz indirimlerinin başlayabileceği ihtimalini daha güçlü fiyatlamaya başladı.

Ancak ekonomistler, ücret artışları ve hizmet sektöründeki fiyat baskılarının hâlâ yüksek olduğunu, bu nedenle enflasyonla mücadelenin tamamen sona erdiği yönünde erken bir iyimserliğin riskli olacağını vurguluyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere ekonomisi şimdi bir yandan enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeye çalışırken, diğer yandan vatandaşın mutfak masrafını kontrol altına almanın siyasi ve ekonomik maliyetiyle karşı karşıya bulunuyor.

Elon Musk'ın 'Cybertruck'ı gölde kaldı, sürücüsü tutuklandı

ABD’nin Teksas eyaletinde bir Tesla Cybertruck sürücüsü, aracın “Wade Mode” (suda ilerleme modu) özelliğini denemek amacıyla göle girmesi sonrası tutuklandı. Olay, kuzey Teksas’taki Grapevine Gölü’nde meydana geldi.

Grapevine Polis Departmanı’nın açıklamasına göre sürücü, Cybertruck’ı bilerek göle sürdü. Ancak araç kısa süre içinde su almaya başladı ve gölde mahsur kaldı. Sürücü ile araçtaki yolcular daha sonra aracı terk etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Polis ve itfaiye ortak operasyon yaptı

Kısmen suya batmış halde kalan Cybertruck, polis ekipleri ile Grapevine İtfaiyesi Su Kurtarma Ekibi’nin ortak çalışmasıyla gölden çıkarıldı.

Polis, sürücünün gölün kapalı bir bölümünde araç kullanmak ve çeşitli su güvenliği ekipmanı kurallarını ihlal etmek suçlamalarıyla gözaltına alındığını açıkladı.

Yetkililer, bir aracın teknik olarak sığ sularda ilerleyebilmesinin bunun güvenli veya yasal olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.

Independent Mortgage 3

“Aracınızı isteyerek suya sürmeyin”

Grapevine Polis Departmanı sözcülerinden Katharina Gamboa, ABD basınına yaptığı açıklamada vatandaşları benzer girişimlere karşı uyardı.

“Aracınızı isteyerek suya sürmenizi tavsiye etmiyoruz. Bu yalnızca bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda hukuki sonuçları da olan bir durum” dedi.

Tesla ne diyor?

Tesla’nın kullanım kılavuzuna göre Cybertruck’ın “Wade Mode” özelliği, aracın dere veya nehir gibi sığ sularda ilerlemesine yardımcı oluyor. Ancak sistemin önerilen maksimum su derinliği 81,5 santimetre ile sınırlı.

Şirket ayrıca, suya girmeden önce derinliği değerlendirmenin sürücünün sorumluluğunda olduğunu belirtiyor. Kullanım kılavuzunda, suda sürüş nedeniyle oluşabilecek hasarların garanti kapsamına girmediği de açıkça ifade ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tesla, özellikle güçlü akıntıların bulunduğu derin sularda araç kullanılmaması konusunda sürücüleri uyarıyor.

70 bin dolarlık elektrikli pick-up

Paslanmaz çelik gövdesi ve sıra dışı tasarımıyla dikkat çeken Tesla Cybertruck, 2019 yılında tanıtılmış, 2023’te satışa sunulmuştu. Elektrikli pick-up modelinin başlangıç fiyatı ise 70 bin doların üzerinde.

İngiltere’den Dev Şirketlere Tarihi Yaptırımlar Geliyor

İngiltere hükümeti, büyük şirketlerin küçük tedarikçileri ve freelancerları aylarca ödeme bekletmesine karşı tarihi bir adım attı. Parlamentoya sunulan yeni Ticari Ödemeler Yasası (Commercial Payments Bill) ile birlikte, küçük işletmelerin en büyük sorunlarından biri olan “geç ödeme krizi”ne karşı son 25 yılın en kapsamlı yaptırımları yürürlüğe giriyor.

Yeni düzenlemeye göre büyük şirketler, küçük işletmelere ve bağımsız çalışanlara olan borçlarını en geç 60 gün içinde ödemek zorunda kalacak. Bu sürenin aşılması halinde ise geciken her gün için İngiltere Merkez Bankası faiz oranının yüzde 8 üzerinde zorunlu faiz uygulanacak. Sürekli geç ödeme yapan şirketlere milyonlarca sterline ulaşabilecek cezalar kesilebilecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Geç ödeme ekonomiyi çökerten gizli kriz”

İngiltere Ticaret ve İş Bakanlığı verilerine göre ülkede geç ödemeler ekonomiye yılda yaklaşık 11 milyar sterlin zarar veriyor ve her gün ortalama 38 küçük işletmenin kapanmasına yol açıyor. Hükümet, yeni yasa ile özellikle büyük şirketlerin küçük tedarikçileri “bedava kredi kaynağı” gibi kullanmasının önüne geçmeyi hedefliyor.

İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle, düzenlemeyi “ekonomide adaletin yeniden tesisi” olarak tanımlarken, “60 gün makul bir üst sınır. Küçük işletmelerin aylarca ödeme peşinde koşması kabul edilemez” açıklamasını yaptı.

Başbakan Keir Starmer ise, “Geç ödeme adaletsiz, yıpratıcı ve İngiltere’nin büyümesini engelliyor. Mesajımız net: ödeme zamanı geldi” ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Dev firmalara sıkı denetim geliyor

Yeni yasa sadece ödeme sürelerini sınırlamakla kalmıyor. İngiltere’de faaliyet gösteren büyük şirketlerin yönetim kurulları ve denetim komiteleri artık ödeme performanslarını kamuoyuna açıklamak zorunda kalacak. Sürekli geç ödeme yaptığı tespit edilen firmalar ise bağımsız denetim ve para cezalarıyla karşı karşıya kalacak.

Ayrıca Küçük İşletmeler Komiserliği’ne ilk kez doğrudan soruşturma açma, ihtilaf çözme ve ceza kesme yetkisi veriliyor. Bu düzenleme, şimdiye kadar büyük şirketler karşısında hukuki mücadele vermekte zorlanan küçük işletmeler için önemli bir koruma mekanizması olarak görülüyor.

Independent Mortgage 3

İnşaat sektöründeki “alıkonulan ödemeler” de yasaklanıyor

Yasa kapsamında özellikle inşaat sektöründe yıllardır tartışma konusu olan “retention payment” uygulaması da hedefte. Büyük yüklenicilerin, küçük taşeronların hakedişlerinin bir bölümünü aylarca hatta yıllarca bloke etmesine imkân veren sistemin kaldırılması planlanıyor.

Elektrik Müteahhitleri Birliği (ECA), düzenlemeyi “küçük firmaların ayakta kalması için tarihi bir reform” olarak değerlendirdi.

KOBİ’lere dev destek paketi

Hükümetin açıkladığı paket sadece geç ödeme düzenlemeleriyle sınırlı değil. Küçük işletmeler için enerji faturalarında indirim, vergi teşvikleri ve çıraklık desteği de geliyor. Açıklanan destekler arasında şunlar yer alıyor:

  • Küçük işletme sahipleri ve çalışanları için enerji faturalarında 150 sterline kadar destek
  • 25 yaş altı çıraklık eğitimlerinin küçük işletmeler için ücretsiz hale getirilmesi
  • 16-21 yaş arası çırak çalıştıran KOBİ’lere 2 bin sterlin teşvik
  • Üretim yapan işletmeler için elektrik maliyetlerinde indirim
  • Hızlı büyüyen şirketler için yatırım teşviklerinin genişletilmesi
  • Küçük işletmelerin ulusal sigorta yükünün azaltılması

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Freelancerlar ve küçük işletmeler umutlu ama temkinli

Sosyal medya ve iş dünyası platformlarında düzenlemeye destek büyük olsa da bazı küçük işletme sahipleri temkinli yaklaşıyor. Özellikle Reddit ve sektör forumlarında yapılan yorumlarda, bazı büyük şirketlerin mevcut 30 veya 45 günlük ödeme vadelerini otomatik olarak 60 güne çıkarabileceği endişesi dile getiriliyor.

Bununla birlikte birçok freelancer ve KOBİ temsilcisi, ilk kez büyük şirketlerin gerçek anlamda yaptırımla karşılaşacağını belirterek düzenlemeyi “oyun değiştirici” olarak değerlendiriyor. Yazılım, medya, inşaat ve üretim sektörlerinde çalışan bağımsız profesyoneller, yıllardır yaşanan ödeme krizlerinin nakit akışını bozduğunu ve binlerce işletmenin kapanmasına neden olduğunu savunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiltere, G7 içinde en sert sistemi hedefliyor

Hükümet, yeni sistemin yürürlüğe girmesiyle birlikte İngiltere’nin G7 ülkeleri arasında ticari ödemeler konusunda en sert yasal çerçeveye sahip ülke olacağını savunuyor. Yasanın parlamentodan geçmesi halinde uygulamanın 2026 sonuna doğru aşamalı olarak başlaması bekleniyor.

Dünyanın Yüzkarası İsrail’in Mide Bulandıran İğrenç Bakanı

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in, elleri arkadan bağlı halde yerde diz çökmüş Sumud Filosu aktivistleriyle alay ettiği bir video yayımlamasının ardından, ilgili başkentlerden tepki açıklamaları geliyor.

Türkiye, İtalya, Fransa ve Kanada hükümetleri İsrail hükümetini sözkonusu görüntüler nedeniyle kınadı.

Ben-Gvir'in sosyal medya hesabından paylaştığı video İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da tepkisini çekti.

Netanyahu görüntülerin "İsrail değerleriyle" uyuşmadığını savundu.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Itamar Ben Gvir'in paylaşımı için "utanç verici" dedi ve bakanın İsrail'in yüzü olmadığını söyledi.

Ben Gvir paylaşımında İsrail bayrağını sallayarak İbranice "İsrail'e hoş geldiniz, biz buranın efendileriyiz" diyor.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili bir açıklama yaparak "sözlü ve fiziki şiddet uygulamasını" kınadı.

"İsrail'in Gazze'de uyguladığı soykırımın baş aktörlerinden olan söz konusu bakan, Netanyahu hükümetinin şiddet odaklı ve barbar zihniyetini tüm dünyaya bir kez daha alenen göstermiştir." ifadesine yer verdi.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de bu eylemi kınadı ve İsrail'den özür talep etti.

İsrail'in Gazze ablukasını delmeyi amaçlayan Küresel Sumud Filosu grubu filoda toplam 39 ülkeden 426 kişinin yer aldığı açıklanmıştı.

İsrail hükümeti Marmaris'ten Gazze'ye giden tüm aktivistlerin İsrail gemileriyle ülkeye transfer edildiğini duyurdu.

İsrail filodaki 430 aktivistin tamamını gözaltına aldı

İsrail Küresel Sumud Filosu'ndaki 430 aktivistin tümünün İsrailli gemilerle ülkeye transfer edildiğini açıkladı.

Marmaris'ten harekete geçen ve 39 ülke vatandaşlarından oluşan aktivistler, 54 tekne ile İsrail'in Gazze'ye ablukasını kırmayı ve yardım götürmeyi amaçlıyordu.

İsrail güçlerinin teknelere müdahaleleri, Sumud Filosu'nun X hesabından duyuruluyor.

Grubun web sitesinde yer alan bilgilere göre İsrail güçleri 19 Mayıs itibarıyla filodaki 54 teknenin 48'ine müdahale etti.

Filo organizatörlerinin paylaştığı video görüntüleri İsrail güçlerinin o gün en az iki tekneye ateş açtığını gösteriyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı müdahaleler sırasında gerçek mermi kullanılmadığını ve yaralanan olmadığını savundu.

Bakanlığın 18 Mayıs'taki açıklamasında da "Gazze'ye deniz ablukasının bozulmasına izin verilmeyeceği" ifade edildi.

Grubun hesabından önceki gün yapılan ilk paylaşımda "Askeri gemiler şu anda filomuza müdahale ediyor ve İsrail güçleri güpegündüz teknelerimizden birine çıkıyor" denildi.

Daha sonra İsrail askerlerinin çok sayıda tekneye çıktığı bilgisi paylaşıldı.

Kabine toplantısının ardından 18 Mayıs'ta açıklamalarda bulunan Erdoğan, "40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu'nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum" ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı, "İsrail'in kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyorum" diye ekledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, müdahaleden sonra yaptığı açıklamada filoyu "Hamas'ı desteklemeyi amaçlayan şeytanca bir komplo" diye tanımladı.

Netanyahu İsrail güçlerine de seslendi ve "Görevinizi müthiş bir başarıyla icra ediyorsunuz ve kesinlikle düşmanlarımızın beklediğinden çok daha az patırtıyla" dedi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İsrail Dışişleri Bakanlığı "Bu kez iki şiddet yanlısı Türk örgütü - Mavi Marmara ve İHH, bu ikincisi terör örgütü olarak kabul ediliyor - provokasyona katılıyor. Gazze'ye yönelik yasal deniz ablukasının herhangi bir ihlaline izin verilmeyecek" demişti.

Filoda Türkiye'den Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan da yer alıyor.

Konfederasyonun 19 Mayıs'ta yaptığı basın açıklamasında, filoda yer alan Genel Başkan Mahmut Arslan ve Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin'e yönelik "uluslararası sularda gerçekleştirilen hukuksuz saldırı" protesto edildi.

Alıkonulan tüm aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Gemilerden birinde bulunan Şuayb Ordu da daha önce NTV televizyonuna yaptığı açıklamada, "ellerini kaldırıp herhangi bir direniş göstermeden barışçıl bir şekilde teslim olmaktan başka çareleri olmadığını" belirtti.

Ordu "Biz oraya savaşmak veya şiddet eylemleri gerçekleştirmek için gitmiyoruz, dünyaya bunun tam tersini kanıtlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Fidan: 'İsrail'in korsanlık eylemini kınıyoruz'

Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada müdahale kınandı.

"İsrail'in, müdahaleye derhal son vermesi ve alıkonulan filo katılımcılarını koşulsuz olarak serbest bırakması gerekmektedir. İsrail'in hukuk tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu gecikmeksizin ortak ve kararlı bir tutum almaya davet ediyoruz" denildi.

Daha sonra da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mekvidaşı Johann Wadephul ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuya değindi.

Fidan "İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Vatandaşlarımızın serbest bırakılması için gerekli çalışmaları en hızlı şekilde sürdürüyoruz" dedi.

Küresel Sumud Filosu daha önce de Gazze'ye benzer seferler düzenlemişti.

Fakat bu seferlerin tümü, İsrail ordusu tarafından engellendi.

2025'te düzenlenen bir seferde, iklim eylemcisi Greta Thunberg de gözaltına alınmış ve İsrail'e götürüldükten sonra sınır dışı edilmişti.

Küresel Sumud Filosu son olarak Nisan ayında bir sefer düzenledi.

İsrail ordusu bu sefere de Yunanistan'ın Girit Adası açıklarında müdahale etti.

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 11 ülkenin dışişleri bakanları müdahaleyi kınarken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de kabul ettiği tezkerede müdahaleyi "savaş suçu" olarak niteledi.

Dışişleri bakanlarının 30 Nisan tarihli ortak açıklamasında, Türkiye, Brezilya, Ürdün, Pakistan, İspanya, Malezya, Bangladeş, Kolombiya, Maldivler, Güney Afrika ve Libya dışişleri bakanları, söz konusu girişimin barışçıl ve sivil bir insani yardım misyonu olduğunu vurguladı.

Açıklamada, filoya yönelik saldırılar ile aktivistlerin uluslararası sularda gözaltına alınmasının, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun "açık ihlali" olduğu belirtildi.

İsrail donanması tarafından gözaltına alınan aktivistlerin 59'u 1 Mayıs'ta İstanbul'a götürülerek serbest bırakıldı.

Sumud ne demek?

Filonun adı Arapça sebat anlamına geliyor ve Filistin topraklarında İsrail işgaline karşı gündelik hayatta uygulanan şiddetsiz direniş için kullanılıyor.

İsrail Gazze'ye uyguladığı deniz ablukasının uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor.

2010'da Gazze'ye doğru yol alan Mavi Marmara gemisi, İsrail güçlerinin saldırısına uğramış ve aralarında Türk eylemcilerin de bulunduğu 10 kişi ölmüş, 28 kişi yaralanmıştı.

Bu olay İsrail'in Türkiye'yle ilişkilerini de ciddi bir şekilde etkilemişti.

Daha sonra iki ülke arasında bir anlaşma imzalanmış ve Türkiye'de İsrail'e karşı açılan dava düşürülmüştü.

(BBC Türkçe)

Acun Ilıcalı’dan EFL’ye tepki: “Premier League’e biz çıkmalıydık”

İngiltere Championship’te son yılların en büyük disiplin krizlerinden biri yaşanıyor. Southampton FC, rakip takımların antrenmanlarını gizlice izlediği gerekçesiyle Championship play-off finalinden ihraç edilirken, İngiliz Futbol Ligi’nin (EFL) yerine Middlesbrough’u finale çıkarması yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Hull City’nin sahibi Acun Ilıcalı, verilen kararın ardından yaptığı açıklamada EFL’nin uygulamasını adil bulmadıklarını söyledi. Ilıcalı, “Southampton hükmen mağlup sayılsa buna itiraz etmeyiz. Ancak finalist olan takım diskalifiye edildiğinde, diğer finalistin doğrudan Premier League’e yükselmesi gerekir” ifadelerini kullandı.

Istikbal 860X450 Pxl

Southampton’ın itirazı reddedildi

Bağımsız disiplin kurulunun verdiği kararla Southampton, play-off organizasyonundan çıkarıldı ve ayrıca gelecek sezon için dört puan silme cezası aldı. Kulübün yaptığı itiraz da reddedildi. Böylece Wembley’de oynanacak finalde Hull City’nin rakibi Middlesbrough oldu.

EFL soruşturmasına göre Southampton çalışanlarının, Middlesbrough’un yanı sıra Oxford United ve Ipswich Town’ın antrenmanlarını da izlediği tespit edildi. Kulüp suçlamaların bir bölümünü kabul ederken, verilen cezanın “orantısız” olduğunu savundu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“İngiliz futbol tarihinin en ağır cezalarından biri”

İngiliz basını, olayın yalnızca sportif değil ekonomik sonuçlar da doğurabileceğini yazdı. Premier League’e yükselmenin yaklaşık 200 milyon sterlinlik gelir anlamına geldiği belirtilirken, Southampton yönetiminin sponsorluk ve ticari kayıplar nedeniyle yeni hukuki girişimlere hazırlandığı öne sürüldü.

Öte yandan İngiltere Futbol Federasyonu’nun (FA) da ayrı bir soruşturma başlattığı bildirildi. FA’nın, Southampton’ın sezon boyunca sistematik biçimde benzer ihlaller yapıp yapmadığını araştırdığı kaydedildi.

Independent Mortgage 3

Middlesbrough cephesi: “Sportif adalet sağlandı”

Middlesbrough yönetimi ise Southampton’ın ihraç edilmesini “tek doğru karar” olarak değerlendirdi. Kulüp yetkilileri, casusluk faaliyetlerinin “sportif dürüstlüğe doğrudan saldırı” olduğunu savundu.

Ancak Hull City tarafı, finale günler kala rakibin değişmesinin kendilerini dezavantajlı duruma düşürdüğünü düşünüyor. Acun Ilıcalı’nın hukuk ekibiyle birlikte yeni bir başvuru ihtimalini değerlendirdiği İngiliz medyasına yansıdı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiliz futbolunda “Spygate” depremi

İngiliz basını tarafından “Spygate” olarak adlandırılan süreçte, Southampton personelinin Middlesbrough tesislerinde gizlice görüntü aldığı iddia edilmiş, ardından EFL kapsamlı bir disiplin soruşturması başlatmıştı. Sürecin büyümesiyle Oxford United ve Ipswich Town dosyaları da soruşturmaya dahil edildi.

Şimdi gözler Wembley’de oynanacak Hull City–Middlesbrough finaline çevrilirken, Southampton cephesinin konuyu spor tahkimine taşıyıp taşımayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

Sumud Filosu’nun 430 Aktivisti İsrail’e kaçırılıyor

İsrail'in Gazze ablukasını delmeyi amaçlayan Küresel Sumud Filosu grubu filoda toplam 39 ülkeden 426 kişinin yer aldığını açıklamıştı.

Gemide bulunanların sayısına ilişkin olarak İsrail ile filonun neden farklı rakamlar verdiği henüz net değil.

İsrail'in müdahaleleri, Sumud Filosu'nun X hesabından duyuruluyor.

Grubun web sitesinde yer alan bilgilere göre İsrail güçleri filodaki 54 teknenin 48'ine müdahale etti.

Filo organizatörlerinin paylaştığı video görüntüleri İsrail güçlerinin 19 Mayıs Salı günü en az iki tekneye ateş açtığını gösteriyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı müdahaleler sırasında gerçek mermi kullanılmadığını ve yaralanan olmadığını savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bakanlığın 18 Mayıs'taki açıklamasında da "Gazze'ye deniz ablukasının bozulmasına izin verilmeyeceği" ifade edildi.

Grubun hesabından önceki gün yapılan ilk paylaşımda "Askeri gemiler şu anda filomuza müdahale ediyor ve İsrail güçleri güpegündüz teknelerimizden birine çıkıyor" denildi.

Daha sonra İsrail askerlerinin çok sayıda tekneye çıktığı bilgisi paylaşıldı.

Kabine toplantısının ardından 18 Mayıs'ta açıklamalarda bulunan Erdoğan, "40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu'nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum" ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı, "İsrail'in kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyorum" diye ekledi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, müdahaleden sonra yaptığı açıklamada filoyu "Hamas'ı desteklemeyi amaçlayan şeytanca bir komplo" diye tanımladı.

Netanyahu İsrail güçlerine de seslendi ve "Görevinizi müthiş bir başarıyla icra ediyorsunuz ve kesinlikle düşmanlarımızın beklediğinden çok daha az patırtıyla" dedi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

İsrail Dışişleri Bakanlığı "Bu kez iki şiddet yanlısı Türk örgütü - Mavi Marmara ve İHH, bu ikincisi terör örgütü olarak kabul ediliyor - provokasyona katılıyor. Gazze'ye yönelik yasal deniz ablukasının herhangi bir ihlaline izin verilmeyecek" demişti.

Filoda Türkiye'den Hak-İş Başkanı Mahmut Arslan da yer alıyor.

Konfederasyonun 19 Mayıs'ta yaptığı basın açıklamasında, filoda yer alan Genel Başkan Mahmut Arslan ve Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin'e yönelik "uluslararası sularda gerçekleştirilen hukuksuz saldırı" protesto edildi.

Alıkonulan tüm aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Gemilerden birinde bulunan Şuayb Ordu da daha önce NTV televizyonuna yaptığı açıklamada, "ellerini kaldırıp herhangi bir direniş göstermeden barışçıl bir şekilde teslim olmaktan başka çareleri olmadığını" belirtti.

Ordu "Biz oraya savaşmak veya şiddet eylemleri gerçekleştirmek için gitmiyoruz, dünyaya bunun tam tersini kanıtlamaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Fidan: 'İsrail'in korsanlık eylemini kınıyoruz'

Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada müdahale kınandı.

"İsrail'in, müdahaleye derhal son vermesi ve alıkonulan filo katılımcılarını koşulsuz olarak serbest bırakması gerekmektedir. İsrail'in hukuk tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu gecikmeksizin ortak ve kararlı bir tutum almaya davet ediyoruz" denildi.

Daha sonra da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Alman mekvidaşı Johann Wadephul ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuya değindi.

Fidan "İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik uluslararası hukuku açıkça ihlal eden bu korsanlık eylemini en güçlü şekilde kınıyoruz. Vatandaşlarımızın serbest bırakılması için gerekli çalışmaları en hızlı şekilde sürdürüyoruz" dedi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Küresel Sumud Filosu daha önce de Gazze'ye benzer seferler düzenlemişti.

Fakat bu seferlerin tümü, İsrail ordusu tarafından engellendi.

2025'te düzenlenen bir seferde, iklim eylemcisi Greta Thunberg de gözaltına alınmış ve İsrail'e götürüldükten sonra sınır dışı edilmişti.

Küresel Sumud Filosu son olarak Nisan ayında bir sefer düzenledi.

İsrail ordusu bu sefere de Yunanistan'ın Girit Adası açıklarında müdahale etti.

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 11 ülkenin dışişleri bakanları müdahaleyi kınarken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) de kabul ettiği tezkerede müdahaleyi "savaş suçu" olarak niteledi.

Dışişleri bakanlarının 30 Nisan tarihli ortak açıklamasında, Türkiye, Brezilya, Ürdün, Pakistan, İspanya, Malezya, Bangladeş, Kolombiya, Maldivler, Güney Afrika ve Libya dışişleri bakanları, söz konusu girişimin barışçıl ve sivil bir insani yardım misyonu olduğunu vurguladı.

Açıklamada, filoya yönelik saldırılar ile aktivistlerin uluslararası sularda gözaltına alınmasının, uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun "açık ihlali" olduğu belirtildi.

İsrail donanması tarafından gözaltına alınan aktivistlerin 59'u 1 Mayıs'ta İstanbul'a götürülerek serbest bırakıldı.

Sumud ne demek?

Filonun adı Arapça sebat anlamına geliyor ve Filistin topraklarında İsrail işgaline karşı gündelik hayatta uygulanan şiddetsiz direniş için kullanılıyor.

İsrail Gazze'ye uyguladığı deniz ablukasının uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor.

2010'da Gazze'ye doğru yol alan Mavi Marmara gemisi, İsrail güçlerinin saldırısına uğramış ve aralarında Türk eylemcilerin de bulunduğu 10 kişi ölmüş, 28 kişi yaralanmıştı.

Bu olay İsrail'in Türkiye'yle ilişkilerini de ciddi bir şekilde etkilemişti.

Daha sonra iki ülke arasında bir anlaşma imzalanmış ve Türkiye'de İsrail'e karşı açılan dava düşürülmüştü.

(BBC Türkçe)

Arsenal 22 Yıl Sonra Zirvede: Londra’da Şampiyonluk Bayramı

İngiltere Premier Lig’de sezonun en büyük düğümü 37. haftada çözüldü. Lider Arsenal, en yakın takipçisi Manchester City’nin deplasmanda puan kaybetmesiyle bitime bir hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. Bournemouth ile 1-1 berabere kalan City, yarışta ağır yara alırken, Kuzey Londra temsilcisi 22 yıllık hasrete son verdi.

Vitality Stadı’nda oynanan mücadelede ev sahibi Bournemouth, 39. dakikada genç yıldızı Eli Junior Kroupi’nin golüyle öne geçti. Şampiyonluk umutlarını son dakikaya kadar taşıyan City’de Erling Haaland, uzatma dakikalarında skoru eşitlese de bu gol galibiyet için yeterli olmadı. Milli futbolcu Enes Ünal ise Bournemouth adına 89. dakikada oyuna dahil oldu.

Bu sonucun ardından Arsenal puan farkını 4’e çıkararak Premier Lig kupasını matematiksel olarak garantiledi. Londra ekibi böylece 2003-04 sezonundaki efsane “Invincibles” kadrosundan sonra ilk kez İngiltere’nin en büyüğü oldu.

Independent Mortgage 3

ARTETA TARİHE GEÇTİ

Teknik direktör Mikel Arteta yönetiminde son yıllarda istikrarlı bir yükseliş yaşayan Arsenal, üst üste gelen ikinciliklerin ardından bu kez mutlu sona ulaşmayı başardı. İspanyol teknik adam, futbolculuk döneminde formasını giydiği kulüpte teknik direktör olarak da tarih yazdı.

Arteta’nın öğrencileri sezon boyunca özellikle savunma performansıyla dikkat çekti. Declan Rice, Bukayo Saka, Martin Ødegaard ve Kai Havertz gibi yıldız isimlerin ön plana çıktığı Arsenal, kritik haftalarda hata yapmayarak Manchester City’nin baskısına direndi.

Istikbal 860X450 Pxl

ARSENAL’İN ŞAMPİYONLUK HİKÂYESİ

2022-23 sezonunda son haftalarda şampiyonluğu kaçıran, sonraki yıllarda ise Manchester City’nin gerisinde kalan Arsenal için bu sezon adeta yeniden doğuş anlamına geldi. Sezona güçlü başlayan Londra temsilcisi, uzun süre liderlik koltuğunu bırakmadı.

Özellikle Emirates Stadı’nda oynadığı büyük maçlarda taraftar desteğini arkasına alan Arsenal, sezonun kırılma anlarında aldığı galibiyetlerle fark yarattı. Genç oyuncuların gelişimi ve takım savunmasının oturması, Arteta’nın sistemini ligin en etkili yapılarından biri haline getirdi.

Manchester City’nin son haftalarda yaptığı baskıya rağmen Arsenal kritik virajlarda kayıp yaşamadı. Burnley karşısında alınan galibiyet ve City’nin Bournemouth deplasmanında takılmasıyla birlikte kırmızı-beyazlı ekip şampiyonluk ipini göğüsledi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kulüp tarihinde 14. lig şampiyonluğunu kazanan Arsenal’de taraftarlar, maçın ardından Londra sokaklarında büyük kutlamalar yaptı. Emirates Stadı çevresinde toplanan binlerce taraftar meşaleler yakıp marşlar söylerken, futbolcular da kutlamalara tesislerden canlı yayınlarla katıldı.

GUARDIOLA DÖNEMİNE DARBE

Son yıllarda Premier Lig’e damga vuran Pep Guardiola yönetimindeki Manchester City ise üst üste gelen şampiyonlukların ardından bu kez zirveyi rakibine kaptırdı. Bournemouth beraberliği sonrası Guardiola, Arsenal’i tebrik ederken takımının mücadele gücünden memnun olduğunu söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Bu sonuç aynı zamanda Premier Lig’de son üç sezonda üç farklı takımın şampiyon olması anlamına da geldi. Arsenal’in zaferi, İngiliz futbolunda rekabetin yeniden yükseldiğinin işareti olarak yorumlandı.

Battersea Köprüsü Kulesi Projesi İptal Edildi

Londra’nın güneybatısında, Battersea Bridge yakınında inşa edilmesi planlanan ve uzun süredir kamuoyunda tartışma yaratan 29 katlı kule projesi resmen iptal edildi. İngiltere Planlama Müfettişliği, geliştirici şirket Rockwell tarafından önerilen projeyi, bölgenin tarihi dokusuna ve Thames Nehri kıyısındaki silüete zarar vereceği gerekçesiyle reddetti.

Glassmill” ya da “One Battersea Bridge” adıyla bilinen projede 110 daire, sosyal konutlar, restoran, ofis ve ortak çalışma alanları yer alacaktı. Projenin ilk versiyonu 39 katlı olarak tasarlanmış, ancak yoğun kamuoyu tepkisi sonrası yükseklik önce 34 kata, ardından 29 kata düşürülmüştü. Buna rağmen tartışmalar dinmedi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Planlama Müfettişi: “Yabancı ve İzole Bir Yapı”

Kararı veren Planlama Müfettişi Joanna Gilbert, kulenin bölge için belirlenen yükseklik sınırlarının çok üzerinde olduğunu belirterek yapının çevreyle uyumsuz kalacağını söyledi. Gilbert karar metninde, kulenin “yabancı ve izole” görüneceğini ve Battersea ile Chelsea kıyı hattının karakterine zarar vereceğini ifade etti.

Müfettişlik ayrıca yapının, yakın çevredeki orta katlı yapılaşmaya kıyasla “aşırı baskın” olacağını ve Londra’nın koruma altındaki manzara koridorlarını olumsuz etkileyeceğini değerlendirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

Wandsworth Belediyesi Daha Önce de Reddetmişti

Proje ilk olarak 2025 yılında Wandsworth Council tarafından oybirliğiyle reddedilmişti. Belediye meclisi, yapının hem yerel planlama politikalarına hem de Londra Planı’na aykırı olduğunu savunmuştu. Belediye yetkilileri özellikle kulenin “aşırı yüksek ve baskın” olduğunu vurgulamıştı.

Rockwell ise karara itiraz ederek dosyayı Planlama Müfettişliği’ne taşımıştı. Mart 2026’da sekiz gün süren kamu soruşturmasında taraflar yeniden dinlendi. Şirket, projenin Londra’daki konut krizine katkı sağlayacağını ve 54 sosyal konut içereceğini savundu.

Independent Mortgage 3

Ünlü İsimlerden Güçlü Muhalefet

Projeye karşı yürütülen kampanya Londra genelinde büyük yankı uyandırdı. Aralarında Mick Jagger, Eric Clapton, oyuncu Felicity Kendal ve komedyen Harry Hill gibi isimlerin bulunduğu çok sayıda tanınmış kişi projeye açık şekilde karşı çıktı.

Mick Jagger, projeyi daha önce yaptığı açıklamada “her açıdan tamamen yanlış” olarak tanımlamış ve Thames kıyısının karakterinin geri dönülmez biçimde değişeceğini savunmuştu.

Yerel kampanya grupları tarafından başlatılan imza kampanyaları ise yaklaşık 6 bin imzaya ulaşırken, belediyeye 2 binden fazla resmi itiraz dilekçesi sunuldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Tartışma Londra’daki Konut Krizini de Gündeme Taşıdı

Karar, Londra’daki “yüksek yoğunluklu konut ihtiyacı” ile “tarihi kent dokusunun korunması” arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Proje destekçileri, Londra’nın ciddi bir konut sıkıntısı yaşadığını ve merkezi bölgelerde daha fazla yüksek katlı yapılaşmanın kaçınılmaz olduğunu savunuyordu.

Ancak karşı çıkanlar, Battersea Köprüsü çevresinin gökdelenler için uygun olmadığını ve bu tür projelerin bölgenin karakterini geri dönüşsüz şekilde değiştireceğini ileri sürdü. Tartışma sosyal medyada ve yerel forumlarda da ikiye bölünmüş görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Rockwell cephesi ise karardan duyduğu hayal kırıklığını dile getirirken, projeyi kamu yararı ve sosyal konut üretimi açısından önemli gördüklerini açıkladı. Şirketin yeni bir başvuru yapıp yapmayacağı ise henüz netleşmedi.

Gazze'de 1,6 milyon kişi kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya

Filistin Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yapılan yazılı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre Gazze’de nüfusun yaklaşık yüzde 77’sine denk gelen 1,6 milyon kişinin, insani yardımlardaki azalma ve finansman yetersizliği nedeniyle doğrudan kıtlık riski altında bulunduğu belirtildi.

“Günlük yemek dağıtımı ciddi şekilde azaldı”

Açıklamada, Dünya Merkez Mutfağı (World Central Kitchen-WCK) tarafından Gazze’de günlük dağıtılan yemek sayısının mali baskılar nedeniyle 1 milyondan “yüz binler” seviyesine düştüğüne dikkat çekilerek, bunun sıcak yemeklere bağımlı binlerce ailenin durumunu daha da ağırlaştıracağı vurgulandı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uluslararası topluma acil çağrı

Filistin hükümeti, Gazze’de temel hizmetlerin yeniden sağlanması ve insani koşulların iyileştirilmesi için uluslararası topluma acil ve koordineli hareket etme çağrısında bulundu. Hükümetin, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Filistin yönetiminin yetkisini güçlendirmek ve ulusal kurumların çalışmalarını sürdürmek için ortaklarla iş birliğine hazır olduğu ifade edildi.

“İsrail yükümlülüklerini yerine getirmiyor”

Açıklamada, İsrail’in ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği belirtilerek, sınır kapılarının açılması ve gıda, yardım ile tıbbi malzemelerin girişine izin verilmesi gerektiği kaydedildi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Filistin Bakanlar Kurulu açıklamasında ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarının arttığı ve Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) merkezinin askeri tesise dönüştürülmesinin kınandığı belirtildi.

UNRWA merkezinin askeri tesise dönüştürülmesinin “uluslararası hukukun ihlali ve BM kurumlarının dokunulmazlığına yönelik bir saldırı” olduğu vurgulanarak, Filistin halkı için uluslararası koruma sağlanması çağrısı yinelendi.

Yapay Zeka Gerilimi Büyüyor: Veri Merkezlerine Öfke Sokaklara Taştı

ABD’de yapay zekâ sektörünün hızlı büyümesi, teknoloji şirketleriyle toplum arasındaki gerilimi artırıyor. Özellikle dev veri merkezlerinin enerji tüketimi, su kullanımı ve istihdam üzerindeki etkileri nedeniyle birçok eyalette protestolar düzenlenirken, son dönemde şiddet olaylarının da yaşanması dikkat çekiyor.

Amerikan gazetesi Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığı anket sonuçlarına göre, ABD kamuoyunda yapay zekâya yönelik kaygılar son bir yılda belirgin şekilde yükseldi. Tüketiciler, özellikle enerji fiyatlarının artmasından veri merkezlerini sorumlu tutarken, çalışanlar otomasyon nedeniyle işlerini kaybetmekten endişe ediyor. Eğitim uzmanları ve ebeveynler ise yapay zekânın çocukların öğrenme süreçlerini zayıflattığını, sosyal izolasyonu artırdığını ve ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını savunuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Enerji krizini derinleştiriyor” eleştirisi

Yapay zekâ sistemlerini çalıştıran veri merkezleri son dönemde ABD’nin birçok bölgesinde hızla yaygınlaştı. Ancak bu tesislerin yüksek elektrik tüketimi, özellikle enerji maliyetlerinin arttığı dönemde kamuoyunda tepkiye yol açıyor.

Enerji uzmanlarına göre büyük ölçekli yapay zekâ veri merkezleri, bazı küçük şehirlerin toplam tüketimine eşdeğer miktarda elektrik harcıyor. Özellikle Teksas, Arizona, Nevada ve Indiana gibi eyaletlerde yeni merkezlerin kurulmasıyla birlikte elektrik şebekeleri üzerindeki baskının arttığı belirtiliyor.

Çevre örgütleri ayrıca veri merkezlerinin yalnızca enerji değil, ciddi miktarda su tükettiğine de dikkat çekiyor. Yapay zekâ sunucularının soğutulması için kullanılan su miktarı nedeniyle kuraklık riski yaşayan bölgelerde protestoların büyüdüğü ifade ediliyor.

Independent Mortgage 3

Şirket çalışanları da huzursuz

Teknoloji sektöründeki rahatsızlığın yalnızca dışarıdan gelmediği görülüyor. Son aylarda bazı büyük teknoloji şirketlerinin çalışanları da üretken yapay zekâ projelerine karşı açık mektuplar yayımladı.

Özellikle müşteri hizmetleri, muhasebe, hukuk asistanlığı ve medya sektörlerinde çalışan beyaz yakalılar, yapay zekânın kitlesel iş kayıplarına yol açabileceğini düşünüyor. ABD’de yayımlanan bazı araştırmalar, önümüzdeki beş yıl içinde milyonlarca ofis çalışanının görev tanımının değişebileceğine işaret ediyor.

Hollywood’daki senarist ve oyuncu grevlerinde de yapay zekâ kullanımına yönelik kaygılar önemli başlıklardan biri olmuştu. Oyuncular, dijital kopyalarının izinsiz kullanılmasına karşı yasal güvence talep etmişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Şiddet olayları alarm yarattı

Yapay zekâ karşıtı öfkenin zaman zaman şiddete dönüştüğü olaylar da yaşanıyor.

Geçen ay 20 yaşındaki Daniel Moreno-Gama’nın, Sam Altman’ın San Francisco’daki evine molotof kokteyli attığı öne sürüldü. Amerikan medyasındaki haberlere göre zanlının üzerinden “yapay zekâ karşıtı manifesto” çıktı.

Olaydan birkaç gün sonra ise Ron Gibson’ın evine 13 el ateş açıldı. Kapısına “Veri merkezi istemiyoruz” yazılı bir not bırakıldığı belirtilen Gibson, şehirde kurulması planlanan Metrobloks veri merkezi projesine destek veren isimler arasında yer alıyordu.

Federal güvenlik birimlerinin, teknoloji şirketleri yöneticilerine yönelik tehditlerde artış yaşandığını değerlendirdiği bildiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Üniversitelerden dikkat çeken araştırma

Stanford University ve University of California, Berkeley araştırmacılarıyla birlikte kamuoyu çalışmaları yürüten teknoloji analisti Gregory Ferenstein, yapay zekâ karşıtı hareketin beklenenden çok daha hızlı büyüdüğünü söyledi.

Ferenstein, “Teknolojiye yönelik toplumsal tepkiler geçmişte de vardı ancak bu kadar kısa sürede böylesine sertleşen bir hareket daha önce görmedim” değerlendirmesinde bulundu.

Araştırmacılar, özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde teknolojik dönüşümlerin daha güçlü toplumsal reaksiyonlar üretebildiğine dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Beyaz Saray denge arıyor

ABD yönetimi ise bir yandan yapay zekâ yatırımlarını hızlandırmaya çalışırken diğer yandan artan toplumsal tepkiyi kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Washington yönetimi, Çin ile teknoloji yarışında geri kalmamak için yapay zekâ altyapısına milyarlarca dolarlık teşvik hazırlıyor. Ancak yerel yönetimler üzerindeki toplumsal baskının artması nedeniyle bazı veri merkezi projelerinin izin süreçleri yavaşlamış durumda.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde ABD’de yapay zekâ tartışmaları yalnızca teknoloji başlığı olmaktan çıkıp enerji politikaları, iş gücü dönüşümü, çevre ve kamu güvenliği ekseninde daha sert siyasi tartışmalara dönüşebilir.

Yunanistan’ın “Pontus” iddialarına Türk Dışişleri'nden tepki

Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın “Pontus” iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, Atina yönetiminin tarihi çarpıtarak geçmişteki işgal girişimleri ve savaş suçlarının üzerini örtmeye çalıştığını bildirdi

Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın “Pontus” iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu iddiaların hukuki temelden yoksun olduğunu belirterek, Atina yönetiminin tarihi çarpıtarak geçmişte yaşadığı hezimeti ve işlediği suçların üzerini örtmeye çalıştığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattığı 19 Mayıs 1919’un Türk milleti tarafından “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak coşkuyla kutlandığı vurgulandı.

Açıklamada, Yunanistan’ın 1994 yılında “Pontus” iddiasına ilişkin kabul ettiği mevzuatla Türkiye aleyhine asılsız iddiaları gündeme taşıdığı belirtilerek, bu söylemlerin eğitim sistemi aracılığıyla çocuklara da aktarıldığı ifade edildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Megali Idea hayali başarısız oldu”

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Megali Idea hayalini gerçekleştirmek için başlattığı işgal teşebbüsü başarısız olan Yunanistan, ülkemize yönelik asılsız ‘Pontus’ iddiasını gündeme getirerek yaşadığı hezimeti ve işlediği ağır vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve mezalimin, Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ile Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alındığı belirtilen açıklamada, Yunan makamlarının tarihi siyasi amaçlarla istismar etmekten vazgeçmesi gerektiği kaydedildi.

Açıklamada ayrıca, 1821 yılında Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara yönelik saldırıların yanı sıra, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan süreçte Batı Anadolu’da yaşanan mezalimin de hatırlanması gerektiği ifade edildi.

“Barış ve iş birliği çağrısı”

Bakanlık açıklamasının sonunda, “Yunanistan’ı gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkartmak yerine, ikili ilişkilerimizi barış ve iş birliği içinde geliştirecek bir tutum ortaya koymaya davet ediyoruz.” denildi.

Londra’da Bu Haftaki Metro Grevi Son Anda Ertelendi

Londra’da bu hafta gerçekleştirilmesi planlanan metro grevleri son anda ertelendi. Transport for London (TfL) tarafından yapılan açıklamada, Mayıs ayı için duyurulan tüm grevlerin askıya alındığı ve metro seferlerinin normal şekilde devam edeceği bildirildi.

Rail, Maritime and Transport Union (RMT) sendikasına bağlı metro sürücülerinin 19-20 Mayıs ile 21-22 Mayıs tarihlerinde iki ayrı 24 saatlik iş bırakma eylemi yapması planlanıyordu. Grevin toplamda dört gün boyunca ciddi ulaşım aksaklıklarına yol açması bekleniyordu.

Son Dakika Görüşmeleri Grevi Durdurdu

Grev kararının askıya alınmasının ardından TfL ve RMT tarafları, görüşmelerde ilerleme sağlandığını açıkladı. Sendika yetkilileri, özellikle yeni çalışma düzeni ve sürücülerin çalışma saatlerine ilişkin bazı güvencelerin verilmesinin süreci yumuşattığını belirtti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Anlaşmazlığın merkezinde ise TfL’nin metro sürücüleri için gündeme getirdiği “gönüllü sıkıştırılmış dört günlük çalışma haftası” modeli bulunuyor. Bu sistemde çalışanların haftada dört gün çalışıp daha uzun vardiyalar yapması öngörülüyor.

RMT sendikası, daha uzun vardiyaların sürücü yorgunluğunu artırabileceğini ve güvenlik riskleri doğurabileceğini savunurken; TfL ise sistemin tamamen gönüllülük esasına dayanacağını ve çalışanların mevcut çalışma düzenlerini koruyabileceğini ifade ediyor.

Independent Mortgage 3

Haziran İçin Grev Riski Sürüyor

Her ne kadar bu haftaki grevler ertelenmiş olsa da taraflar arasındaki anlaşmazlık tamamen sona ermiş değil. TfL’nin resmi açıklamasına göre bazı grev tarihlerinin Haziran ayına kaydırıldığı belirtildi. Buna göre 2 Haziran ve 4 Haziran tarihlerinde yeni grev ihtimali bulunuyor.

RMT yönetimi de yaptığı açıklamada, müzakerelerin başarısız olması halinde yeni iş bırakma eylemlerinin yeniden gündeme gelebileceğini duyurdu.

Istikbal 860X450 Pxl

Londralılar Rahat Nefes Aldı

Grev kararının askıya alınması özellikle işe gidiş geliş saatlerinde yoğun aksaklık yaşanmasından endişe eden Londralılar için rahatlama yarattı. Grev gerçekleşmiş olsaydı Circle, Piccadilly ve bazı Central ile Metropolitan hattında ciddi kesintiler yaşanması bekleniyordu.

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan da grevin ertelenmesini memnuniyetle karşıladı. Kent yönetimi, tarafların müzakere yoluyla çözüm bulmasının hem çalışanlar hem de yolcular açısından önemli olduğunu vurguladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ulaşım Krizi Şimdilik Önlenmiş Oldu

Uzmanlar, Londra metrosunda son yıllarda artan çalışma koşulu tartışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğini değerlendiriyor. Özellikle personel eksikliği, vardiya düzenlemeleri ve yorgunluk yönetimi konularının sendikalar ile TfL arasında yeni gerilim başlıkları oluşturabileceği belirtiliyor.

Suça Karışan Çocukların Ebeveynlerine Hapis Yolu Açılıyor

İngiltere’de Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi hükümetinin, Adalet Bakanı David Lammy tarafından hazırlanan yeni ‘Youth Justice White Paper’ kapsamında, çocukları suça karışan ebeveynlerin para cezalarının artırılması ve bazı durumlarda hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilmesi gündeme geldi.

Reform paketi, çocukların erken yaşta suç döngüsüne girmesini önlemeyi, tekrar suç işleme oranlarını düşürmeyi ve ailelerin sorumluluğunu artırmayı amaçlıyor. İngiliz Adalet Bakanlığı verilerine göre, “prolific offenders” olarak tanımlanan sürekli suç işleyen yetişkinlerin yaklaşık yüzde 80’i ilk suçlarını çocuk yaşta işliyor. Ayrıca cezaevinden çıkan gençlerin üçte ikisinin bir yıl içinde yeniden suça karıştığı belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Parenting Orders” Sistemi Sertleşiyor

Mevcut sistemde mahkemeler, suç işleyen çocukların ebeveynlerine yönelik “parenting orders” adı verilen ebeveyn sorumluluk emirleri verebiliyor. Bu emirler kapsamında aileler danışmanlık programlarına katılmak, çocuklarının davranışlarını takip etmek ve belirli kurallara uymak zorunda bırakılıyor. Kurallara uymayanlara ise para cezası uygulanabiliyor.

Yeni reformla birlikte bu yaptırımların ciddi biçimde ağırlaştırılması planlanıyor. Hükümet, para cezalarının üst sınırını yükseltmeyi ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen ebeveynler için hapis cezası seçeneğini devreye sokmayı değerlendiriyor.

Adalet Bakanı Lammy, reformun temel amacının “cezalandırmaktan çok erken müdahale” olduğunu savunurken, ailelerin çocuklarının yaşamındaki rolünün göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Lammy, yayımlanan politika belgesinde şu görüşe yer verdi:

“Bir çocuğun hayatının raydan çıkması ile başarılı olması arasındaki çizgi çoğu zaman çok ince.”

Independent Mortgage 3

Son 20 Yılda Büyük Düşüş

Adalet Bakanlığı verileri, ebeveyn sorumluluk emirlerinin kullanımında dramatik bir gerileme yaşandığını ortaya koydu. 2009-2010 döneminde bini aşkın kez uygulanan bu emirler, 2022-2023 döneminde yalnızca 33 vakada kullanıldı. Uzmanlar, bu düşüşün temel nedenlerinden birinin zorunlu yaptırımlar yerine gönüllü aile destek programlarının yaygınlaşması olduğunu belirtiyor.

Hükümet ise mevcut sistemin caydırıcılığını kaybettiğini savunuyor. Yeni beyaz kitapta, genç suçluluğunun yalnızca polis ve mahkeme meselesi olmadığı, eğitim, aile yapısı, sosyal hizmetler ve ruh sağlığı desteğinin birlikte ele alınması gerektiği vurgulanıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Gençlik Mahkemeleri ve Erken Müdahale Planı

Reform paketi yalnızca ebeveyn cezalarını içermiyor. Hükümet ayrıca “Youth Intervention Courts” adı verilen yeni gençlik müdahale mahkemelerini pilot olarak devreye sokmayı planlıyor. Bu sistemde hâkimler, sosyal hizmet uzmanları ve eğitim danışmanları birlikte çalışarak risk altındaki çocuklar için kişiselleştirilmiş rehabilitasyon programları oluşturacak.

Plan kapsamında ayrıca yıllık yaklaşık 15 milyon sterlinlik yeni bir bütçeyle 12 binden fazla risk altındaki çocuğa destek verilmesi hedefleniyor. Hükümet, çocukların kısa süreli hapis cezaları yerine toplum temelli rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesini istiyor.

Beyaz kitapta dikkat çeken bir başka düzenleme ise çocuk yaşta işlenen suçların sabıka kayıtlarının ömür boyu bireyin karşısına çıkmasının sınırlandırılması oldu. Hükümet, “13 yaşında yapılan bir hatanın hayat boyu kapıları kapatmaması gerektiğini” savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İnsan Hakları Grupları Tepkili

Ancak reform paketi, çocuk hakları savunucuları ve bazı sosyal politika uzmanları tarafından eleştiriliyor. Özellikle ebeveynlerin hapisle tehdit edilmesinin, zaten kırılgan aile yapılarında daha büyük travmalara yol açabileceği belirtiliyor.

Gençlik adaleti alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, çocuk suçluluğunun temelinde yoksulluk, eğitimden kopuş, sosyal dışlanma ve ruh sağlığı sorunlarının bulunduğunu; yalnızca cezaların artırılmasının uzun vadeli çözüm üretmeyeceğini savunuyor.

Bazı uzmanlar ise hükümetin yaklaşımını “iki yönlü” olarak değerlendiriyor: Bir tarafta daha sert ebeveyn yaptırımları, diğer tarafta ise gençlerin hapse gönderilmesini azaltmaya yönelik rehabilitasyon politikaları bulunuyor. Bu nedenle reformun kamuoyunda hem güvenlikçi hem de sosyal destek odaklı unsurlar taşıdığı yorumları yapılıyor.

Bakan Tekin, Bilal Erdoğan, Zafer Sırakaya, Mesut Özil ve YTB Başkanı Abdulhadi Turus’tan yoğun temas trafiği

Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, eski milli futbolcu Mesut Özil ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus’un katıldığı temaslarda; diaspora politikaları, eğitim, gençlik çalışmaları ve kültürel bağların güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar oldu.

Türk diasporası Londra’da buluştu

UID UK tarafından Londra’da düzenlenen “Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Buluşmaları” programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa iş insanları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın da iştirak ettiği programda, Avrupa’daki Türk toplumunun geleceği ve diaspora çalışmalarının önemi ele alındı.

Uid Londraz Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Bilal Erdogan 3

Programda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’nin özellikle son yıllarda eğitim alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirterek, Türkiye’nin uluslararası eğitim göstergelerinde dikkat çekici başarılar elde ettiğini söyledi. Tekin, yurtdışındaki Türk gençlerinin ana dil ve kültürel aidiyetlerini korumasının önemine dikkat çekti.

Uid Londraz Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Bilal Erdogan 1

Bilal Erdoğan’dan “medeniyet” vurgusu

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında Türk diasporasının güçlenmesinin Türkiye’nin küresel etkisini artırdığını ifade etti. Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun yalnızca ekonomik değil, kültürel ve akademik alanlarda da daha görünür hale geldiğini belirtti.

Ytb Londra Sivil Toplum Bulusmasi Bilal Erdogan 1

Dünyada yaşanan kültürel ve ahlaki krizlere dikkat çeken Erdoğan, yeni bir medeniyet perspektifine ihtiyaç olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu noktada önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.

Zafer Sırakaya: “Diaspora artık daha etkin”

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da Avrupa’daki Türk toplumunun son yıllarda daha örgütlü ve etkin bir yapıya ulaştığını kaydetti. Sırakaya, özellikle genç kuşakların Türkiye ile bağlarının korunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, diaspora çalışmalarının her alanda güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sırakaya’nın temaslarında Avrupa’daki Türk sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan görüşmelerin de öne çıktığı öğrenildi.

Ytb Londra Diaspora Bulusmasi Abdulhadi Turus 1

YTB Başkanı Turus’tan gençlik ve aidiyet mesajı

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus da Londra temasları kapsamında gençlerle ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldi. Turus, yurtdışında yaşayan gençlerin Türkiye ile bağlarını korumalarının stratejik önem taşıdığını belirterek, YTB’nin eğitim, burs ve kültürel projelerle diaspora gençliğine yönelik çalışmalarını sürdüreceğini ifade etti.

Turus’un özellikle öğrenci toplulukları ve gençlik temsilcileriyle gerçekleştirdiği görüşmelerde, aidiyet bilinci, kültürel kimlik ve uluslararası başarı hedefleri üzerinde durduğu belirtildi.

Ytb Londra Diaspora Bulusmasi Abdulhadi Turus 2

Mesut Özil’e yoğun ilgi

Eski milli futbolcu ve AK Parti Milletvekili Mesut Özil ise Londra programlarında özellikle gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Spor kariyeri boyunca Avrupa’da önemli başarılara imza atan Özil, gençlerle yaptığı sohbetlerde disiplin, mücadele ve özgüven mesajları verdi.

Özil’in katıldığı etkinliklerde vatandaşlar uzun süre fotoğraf çektirmek için sıraya girerken, özellikle Türk gençlerinin programa yoğun ilgi gösterdiği gözlendi.

Ytb Londra Sivil Toplum Bulusmasi Abdulhadi Turus 5

Dünya Eğitim Forumu kapsamında görüşmeler

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Londra temaslarının bir bölümünü de Dünya Eğitim Forumu oluşturdu. Tekin’in forum kapsamında farklı ülkelerden eğitim bakanları ve temsilcilerle bir araya gelerek Türkiye’nin yeni eğitim vizyonuna ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu belirtildi.

Londra’da gerçekleştirilen temasların, Türkiye’nin Avrupa’daki Türk toplumu ile ilişkilerini güçlendirme ve diaspora politikalarını daha etkin hale getirme hedefi açısından önemli bir diplomatik ve toplumsal buluşma olarak değerlendirildiği ifade edildi.

Çocuklar da havalimanında eGate pasaport geçişini kullanabilecek

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı yeni düzenlemeye göre, daha önce yalnızca 10 yaş ve üzerindeki yolcuların kullanabildiği eGate sistemi artık daha küçük yaştaki çocuklara da açılacak. Ancak çocukların sistemi kullanabilmesi için en az 120 santimetre boyunda olması ve yanında bir yetişkin bulunması gerekecek.

Hükümet, yaş sınırının düşürülmesi sayesinde yaklaşık 1,5 milyon ek çocuğun elektronik geçiş sisteminden yararlanabileceğini belirtti. Yetkililer, uygulamanın özellikle yaz sezonunda havalimanlarındaki uzun pasaport kuyruklarını azaltacağını savunuyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yüz tanıma sistemiyle hızlı geçiş

eGate sistemi, biyometrik pasaportlardaki dijital verileri ve yolcunun yüz görüntüsünü eşleştirerek çalışıyor. Böylece yolcuların sınır polisiyle yüz yüze işlem yapmasına gerek kalmadan otomatik kontrol sağlanıyor.

İngiliz hükümeti, bu teknolojinin hem sınır güvenliğini koruduğunu hem de işlem sürelerini önemli ölçüde azalttığını ifade ediyor. Border Force Genel Direktörü Phil Douglas, sistemin yaygınlaşmasının sınır görevlilerinin “riskli yolculara daha fazla odaklanmasını” sağlayacağını söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

13 büyük havalimanında kullanılıyor

Elektronik geçiş sistemi halen İngiltere’deki 13 büyük havalimanında aktif olarak kullanılıyor. Bunlar arasında Heathrow Airport, Gatwick Airport ve Manchester Airport da bulunuyor. Sistemin ayrıca Paris ve Brüksel’deki Birleşik Krallık sınır kontrol noktalarında da geçerli olduğu açıklandı.

Yetkililere göre Birleşik Krallık genelinde yaklaşık 290 eGate noktası hizmet veriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2023’te de yaş sınırı düşürülmüştü

Birleşik Krallık, eGate kullanım yaşını daha önce de kademeli olarak aşağı çekmişti. 2023 yılına kadar yalnızca 12 yaş üzerindeki çocukların kullanabildiği sistem, daha sonra 10 yaşa indirilmişti. Yeni düzenlemeyle birlikte sınır 8 yaşa kadar düşmüş oldu.

Kimler kullanabiliyor?

İngiltere’nin elektronik geçiş kapıları yalnızca Britanya vatandaşlarına açık değil. Avrupa Birliği ülkeleriyle birlikte ABD, Kanada, Avustralya, Japonya, Güney Kore, Singapur, İsviçre ve Yeni Zelanda gibi birçok ülkenin biyometrik pasaport sahibi vatandaşları da sistemi kullanabiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Hükümet, yeni uygulamanın özellikle çocuklu ailelerin seyahat deneyimini kolaylaştıracağını ve yaz tatili döneminde sınır geçişlerinde yaşanan yoğunluğu hafifleteceğini vurguluyor.

İşçi Partisi’nde Liderlik Yarışı Isınıyor: Adaylar Ortaya Çıkıyor

İngiltere’de ana muhalefetteki Labour Party (İşçi Partisi) içinde olası bir liderlik yarışı tartışmaları hız kazanırken, Wes Streeting, mevcut lider Keir Starmer’ın yerine yapılacak bir seçimde aday olacağını açıkladı. Londra merkezinde düzenlenen bir konferansta konuşan Streeting, “En güçlü adayların yarışacağı gerçek bir liderlik yarışına ihtiyacımız var ve ben de aday olacağım” diyerek ilk kez açık şekilde liderlik hedefini ortaya koydu.

Bu hafta sağlık bakanlığı görevinden ayrılan Streeting, liderlik yarışını başlatabilecek seviyede milletvekili desteğine sahip olduğunu savundu. Ancak yarışın, Andy Burnham’ın yeniden parlamentoya dönmesine fırsat verilmeden yapılmasının “meşruiyet sorunu” doğuracağını söyledi.

Independent Mortgage 3

“Parti Gerçek Bir Yarışa İhtiyaç Duyuyor”

Progress düşünce kuruluşunun etkinliğinde konuşan Streeting, İşçi Partisi’nin geleceğinin yalnızca tek bir isim etrafında şekillenmemesi gerektiğini belirterek, parti içindeki farklı eğilimlerin demokratik bir yarış içinde temsil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Streeting’in açıklamaları, son dönemde parti yönetimi üzerindeki baskının arttığı bir dönemde geldi. Özellikle seçim stratejileri, ekonomik program ve parti tabanıyla ilişkiler konusunda Starmer yönetimine yönelik eleştiriler parti içinde yüksek sesle dile getirilmeye başlanmıştı.

Istikbal 860X450 Pxl

Burnham Faktörü Yarışı Şekillendirebilir

Parti kulislerinde adı en güçlü alternatiflerden biri olarak geçen Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın olası adaylığı, yarışın dengelerini değiştirebilecek unsur olarak değerlendiriliyor. Streeting’in özellikle Burnham’ın parlamentoya dönüşü sağlanmadan yapılacak bir yarışın eksik kalacağını vurgulaması dikkat çekti.

Siyasi yorumcular, Burnham’ın parti tabanında güçlü bir karşılığı bulunduğunu ve özellikle sendikal hareket ile kuzey İngiltere’de etkili bir destek ağına sahip olduğunu belirtiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Diğer Muhtemel Adaylar da Netleşiyor

İşçi Partisi’nde olası liderlik yarışında adı geçen diğer önemli isimler arasında Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Angela Rayner, İçişleri Bakanı Yvette Cooper ve Maliye Bakanı Rachel Reeves bulunuyor.

Angela Rayner’ın parti tabanındaki etkisi ve sendikalarla yakın ilişkileri nedeniyle güçlü bir aday olabileceği değerlendirilirken, Yvette Cooper’ın ise deneyimli ve merkez siyasete yakın çizgisiyle parlamenter grupta destek bulabileceği konuşuluyor. Rachel Reeves’in adı ise özellikle ekonomi yönetimindeki performansı nedeniyle öne çıkıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Starmer Cephesinden Sessizlik

Şimdilik Keir Starmer cephesinden liderlik tartışmalarına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak Westminster kulislerinde, parti içindeki hareketliliğin önümüzdeki aylarda daha da artabileceği ve olası bir liderlik yarışının İngiliz siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği yorumları yapılıyor.

İngiltere İşçi Partisi Hükümeti, Yeni Göç Ekseninde Avrupa’yla Anlaştı

Avrupa’da düzensiz göç tartışmaları sertleşirken, United Kingdom hükümeti, sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlere gönderilmesini destekleyen yeni Avrupa mutabakatına katıldı. Avrupa Konseyi’ne üye 46 ülkenin Moldova’nın başkenti Chișinău’da imzaladığı siyasi bildiride, devletlerin sınırlarını koruma ve göç politikalarını belirleme konusunda “egemen hakka” sahip olduğu vurgulandı.

Bildiride, düzensiz göçü caydırmak amacıyla sığınma başvurularının üçüncü ülkelerde değerlendirilmesi ve “geri dönüş merkezleri” kurulması gibi yeni yöntemlerin desteklendiği belirtildi. Bu yaklaşımın, özellikle Italy ile Albania arasında yürürlüğe giren modele dayandığı ifade ediliyor. Roma yönetimi, Arnavutluk’taki merkezleri hem iltica başvurularının işlenmesi hem de sınır dışı süreçleri için kullanıyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

İngiltere “Rwanda modeli” yerine Avrupa ortaklığına yöneldi

İngiliz hükümeti, önceki Muhafazakâr Parti döneminde büyük tartışma yaratan Rwanda planının ardından, bu kez Avrupa ülkeleriyle ortak hareket etmeyi tercih ediyor. İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer hükümeti, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden tamamen çekilmek yerine sözleşmenin yorumunun “güncellenmesini” savunuyor.

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, yeni bildirinin “sağduyulu bir yaklaşım” sunduğunu belirterek, mevcut sistemin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Cooper, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tamamen terk edilmesini istemediklerini, ancak özellikle aile hayatı hakkını düzenleyen 8. madde ile kötü muamele yasağını içeren 3. maddenin yorumlanış biçiminin sınır dışı işlemlerini zorlaştırdığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Bildiri bağlayıcı değil, ancak siyasi yön değişimini gösteriyor

Uzmanlara göre anlaşma hukuken bağlayıcı değil. Ancak Avrupa’da göç politikalarının giderek daha sertleştiğini göstermesi bakımından önemli görülüyor. Avrupa Konseyi’nin yayımladığı metin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dolaylı biçimde “devletlerin göç politikalarına daha fazla alan tanınması” mesajı veriyor.

Bazı hukukçular ise bildirinin mahkemeler üzerinde doğrudan etkisi olmayacağını savunuyor. Eski yargıçlar ve insan hakları uzmanları, siyasi deklarasyonun hukuki içtihatları değiştirmeye yetmeyeceğini, ancak hükümetlerin daha sert göç yasaları hazırlamasına zemin oluşturabileceğini belirtiyor.

Independent Mortgage 3

İnsan hakları örgütlerinden sert tepki

Uluslararası insan hakları kuruluşları ve göç hukuku uzmanları ise anlaşmaya tepki gösterdi. Eleştiriler, üçüncü ülke merkezlerinin sığınmacıların hukuki korumalara erişimini zorlaştırabileceği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin etkisini zayıflatabileceği yönünde yoğunlaşıyor.

Hak örgütleri ayrıca, Avrupa dışındaki merkezlerde tutulacak kişilerin hangi hukuki denetime tabi olacağının belirsiz olduğunu ve uygulamanın uzun süreli gözaltı koşullarına dönüşebileceğini savunuyor. Özellikle çocuklar ve aileler açısından ciddi insan hakları riskleri doğabileceği belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Avrupa’da yeni göç ekseni oluşuyor

Son dönemde Denmark, Germany ve Italy gibi ülkelerin de üçüncü ülke merkezleri fikrine sıcak yaklaşması, Avrupa’da ortak bir göç ekseninin oluştuğu yorumlarına yol açtı. Avrupa Birliği de son aylarda “güvenli üçüncü ülke” uygulamalarını genişleten yeni düzenlemeleri onayladı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ise Avrupa Konseyi bildirisi sonrası yaptığı açıklamada, Arnavutluk modeliyle başlatılan yaklaşımın artık Avrupa genelinde kabul gördüğünü savundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra'da Gece Yarısı Alarmı: 108 Hane Tahliye Edildi

Londra’nın Wembley bölgesindeki Grand Union Heights konut kompleksinde yaşayan yüzlerce kişi, binalarda tespit edilen ciddi yangın güvenliği eksiklikleri nedeniyle gece yarısı tahliye edildi. Sovereign Network Group (SNG) tarafından işletilen beş apartman bloğunda yapılan incelemelerde, “hayati risk” oluşturabilecek yapısal ve yangın güvenliği sorunlarının bulunduğu açıklandı.

İngiliz konut sektörü yayını Inside Housing’in aktardığına göre toplam 208 sakin geçici konaklama alanlarına taşındı. Yangın risk değerlendirme raporunda, binada “intolerable risk to life” yani “tolere edilemez yaşam riski” bulunduğu belirtildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Sprinkler sistemi, merdivenler ve duvar boşluklarında kritik eksikler

Uzmanların hazırladığı teknik raporda özellikle üç ana başlık öne çıktı:

  • Sprinkler sistemlerinin hatalı monte edilmesi,
  • Acil tahliye merdivenlerinde yeterli yangın korumasının bulunmaması,
  • Duvar ve tavan boşluklarında yangının hızla yayılmasına yol açabilecek açıklıklar ve izolasyon eksikleri.

SNG’nin açıklamasına göre sorunlar, dış cephe yenileme ve yangın iyileştirme çalışmaları sırasında ortaya çıktı. Kurum, bağımsız yangın güvenliği uzmanlarının tavsiyesi üzerine acil tahliye kararının alındığını duyurdu.

Istikbal 860X450 Pxl

“Kapımız gece yarısı çalındı”

Tahliye edilen sakinler ise sürecin yönetiliş biçimine tepki gösteriyor. Binada yaşayan Gary Radford, kararı gece yarısı komşusunun kapıyı çalmasıyla öğrendiğini belirterek belirsizliğe dikkat çekti:

“Ne kadar süre evsiz kalacağımızı kimse söylemiyor.”

Bazı aileler çocuklarıyla birlikte otellere yerleştirilirken, bazı sakinler ise süreç netleşene kadar dairelerinden ayrılmayı reddetti. Bölge sakinleri yıllardır elektrik arızaları, güvenlik problemleri ve güvercin istilası gibi sorunların yaşandığını öne sürüyor.

Independent Mortgage 3

Belediye meclis üyesinden sert tepki

Brent Belediyesi Meclis Üyesi Anton Georgiou, yaşananları “tamamen kabul edilemez” sözleriyle değerlendirdi. Georgiou, konut yönetimini yeterince şeffaf davranmamakla suçladı ve sakinlerin haftalardır net bilgi alamadığını söyledi.

Yerel siyasetçiler ayrıca, tahliye edilen ailelere ne kadar süreyle geçici konaklama sağlanacağı ve binaların ne zaman güvenli hale geleceği konusunda hâlâ net bir takvim bulunmadığına dikkat çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Wembley’de son dönemde güvenlik tartışmaları artıyor

Tahliye kararının, Wembley’de son aylarda yaşanan çeşitli güvenlik olaylarının ardından gelmesi dikkat çekti. Geçtiğimiz haftalarda bölgede bir apartman dairesinde çıkan yangında bina tahliye edilmiş, olay yerine altı itfaiye aracı sevk edilmişti.

Öte yandan Wembley çevresi bugün ayrıca yoğun güvenlik önlemleri altında. Wembley Stadium çevresinde FA Cup Finali ve kitlesel protestolar nedeniyle binlerce polis görev yapıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

SNG: “Önceliğimiz sakinlerin güvenliği”

SNG yetkilileri yaptıkları son açıklamada, tahliyenin tamamen güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirildiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bağımsız uzmanların değerlendirmeleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Sakinlerimizin güvenliği birinci önceliğimizdir.”

Kurum, tahliye edilen sakinlerin otel ve geçici konaklama masraflarının karşılanacağını belirtirken, teknik incelemelerin sürdüğünü açıkladı. Ancak binaların yeniden ne zaman kullanıma açılacağı konusunda henüz resmi bir tarih verilmedi.

Kuzey İrlanda’daki Okullarda Bromcom Dönemi Başladı

Kuzey İrlanda’da eğitim kurumlarının dijital dönüşümünde önemli bir adım atıldı. Eğitim Bakanlığı’na bağlı Eğitim Servisi EdIS Kıdemli Proje Yöneticisi Marie Conlon, yeni Bromcom Okul Yönetim Sistemi’nin (SMS) ülke genelinde uygulamaya alındığını açıkladı.

Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık 1.100 okul ve 400 kreşte kullanılmaya başlanan sistem, Kuzey İrlanda’da ulusal ölçekte hayata geçirilen ilk bulut tabanlı okul yönetim bilgi sistemi (MIS) olma özelliği taşıyor.

İlkokullarda geçiş hızlandı

Pilot uygulamaların başarıyla tamamlanmasının ardından ilkokullarda geçiş süreci hız kazandı. Dönem sonuna kadar 400’den fazla okulun Bromcom sistemine geçmesi planlanırken, tüm ilkokulların Kasım 2026’ya kadar yeni sisteme dahil edilmesi hedefleniyor.

Ortaokul ve lise pilot uygulamalarının ise Eylül 2026’da başlaması, tüm eğitim sektörlerinde dönüşümün Mart 2027’ye kadar tamamlanması öngörülüyor.

Veri yönetimi ve iletişim tek platformda

Yeni sistemle birlikte okulların bilgi ve süreçlerini daha bağlantılı ve bütünleşik bir yapıda yönetmesi amaçlanıyor. Bromcom; veri yönetimi, iletişim ve iş birliği süreçlerini tek ve güvenli bir platform üzerinden yürütecek.

Sistem sayesinde okullar, veliler ve Kuzey İrlanda Eğitim Bakanlığı destek hizmetleri arasında veri paylaşımının kolaylaşması, otomasyon sayesinde idari iş yükünün azalması ve çok okullu ortak çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Ayrıca sistemin, okullara planlama ve öğrencilere yönelik hedef odaklı destek süreçlerinde veri temelli içgörüler sunacağı belirtiliyor.

Veliler için “MCAS” platformu

Bromcom bünyesindeki “My Child at School” (MCAS) platformu da ev-okul iletişimini güçlendirecek unsurlar arasında yer alıyor. Platform, veliler ve bakım verenlerin okullarla güvenli ve doğrudan iletişim kurmasını sağlayarak çocuklarının eğitim sürecine daha aktif katılım imkânı sunacak.

Okullara eğitim desteği verilecek

Geçiş sürecinde okullara kapsamlı bir eğitim programı da sağlanacak. Program kapsamında yerel C2K eğitim merkezlerinde yüz yüze eğitimler düzenlenecek, e-Front üzerinden çevrim içi kurslar sunulacak ve Bromcom School Support Hub üzerinden rehberlik hizmeti verilecek.

Okullara yaz dönemi öncesinde geçiş takvimleri hakkında bilgilendirme yapılacağı ve süreç boyunca kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışılacağı ifade edildi.

Bromcom CEO’su Güryel: “Daha bütünleşik bir yapı kuruluyor”

Ali Güryel de yaptığı açıklamada, yeni sistemin okulların bilgi ve süreçlerini daha bağlantılı ve bütünleşik şekilde yönetmesini sağlayacağını belirtti.

Güryel, Bromcom’un veri paylaşımını kolaylaştıracağını, idari yükü azaltacağını ve eğitim kurumları arasında iş birliğini artıracağını ifade ederek, sistemin öğrencilere yönelik destek süreçlerinde de önemli katkılar sunacağını söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Konut Piyasasında Devrim: 5 Bin Sterlin Depozitoyla Ev Sahibi Olma Dönemi

Birleşik Krallık’ın en büyük finans kuruluşlarından Lloyds Banking Group, konut sahibi olmak isteyen ancak yıllardır yüksek kira ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle yeterli birikim yapamayan kiracılar için dikkat çekici bir adım attı. Banka, yalnızca 5 bin sterlin depozito ile mortgage kullanımına imkan tanıyan yeni kredi ürününü 18 Mayıs itibarıyla piyasaya süreceğini açıkladı.

Yeni ürün, grubun mortgage markası Halifax ve yetkili broker ağları üzerinden müşterilere sunulacak.

“Bank of Mum and Dad” Desteği Olmayanlara Yeni Yol

İngiltere’de özellikle ilk kez ev satın almak isteyen gençler arasında son yıllarda “Bank of Mum and Dad” olarak adlandırılan aile desteği kritik hale gelmişti. Artan ev fiyatları ve yüksek depozito gereklilikleri nedeniyle birçok kişi ebeveyn desteği olmadan piyasaya giremiyordu.

Independent Mortgage 3

Lloyds’un yeni modeli ise bu tabloyu değiştirmeyi hedefliyor. Banka, düzenli gelir sahibi ve ödeme geçmişi güçlü kiracıların, büyük bir peşinat biriktiremedikleri için sistem dışında kalmaması gerektiğini savunuyor.

Lloyds Mortgage Birimi Başkanı Amanda Bryden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Faturalarını düzenli ödeyen ve parasını iyi yöneten ancak büyük bir depozito biriktiremediği için sistemin dışında kalan müşterilerimizden sürekli geri bildirim alıyoruz. Ön ödeme tutarını 5 bin sterline indirerek, mülkiyet merdivenine giden yoldaki en büyük engeli kaldırıyoruz.”

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Kira ile Mortgage Arasındaki Makas Daraldı

Banka tarafından yayımlanan analizlerde, son dönemde kira fiyatlarındaki sert yükselişin mortgage taksitleriyle arasındaki farkı önemli ölçüde azalttığına dikkat çekildi.

Özellikle United Kingdom genelinde büyük şehirlerde yaşayan kiracıların önemli bir kısmının, aylık olarak zaten bir mortgage taksitine yakın ödeme yaptığı belirtildi. Ancak yüksek depozito şartları nedeniyle bu kişilerin ev sahibi olamadığı vurgulandı.

Uzmanlara göre Londra, Manchester, Birmingham ve Bristol gibi kentlerde ortalama kira bedellerinin son iki yılda çift haneli oranlarda yükselmesi, ilk kez ev alacaklar üzerindeki baskıyı artırdı.

Istikbal 860X450 Pxl

Konut Piyasasında Yeni Dönem Başlayabilir

Ekonomistler, Lloyds’un hamlesinin diğer büyük bankaları da benzer düşük depozitolu ürünler geliştirmeye zorlayabileceğini düşünüyor. Özellikle ilk kez ev alacaklara yönelik rekabetin artması bekleniyor.

Ancak uzmanlar risklere de dikkat çekiyor. Düşük depozitolu mortgage ürünleri, borçluların faiz artışlarına karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir. Ayrıca konut fiyatlarında olası düşüşlerin, düşük öz sermaye ile ev alan kişiler için finansal risk yaratabileceği belirtiliyor.

Bununla birlikte İngiltere’de faiz oranlarının önümüzdeki dönemde kademeli olarak gerileyebileceğine yönelik beklentiler, mortgage piyasasında hareketliliği artırmış durumda.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Gençler İçin “Oyunun Kuralları Değişebilir”

Konut uzmanları, özellikle 20’li ve 30’lu yaşlardaki çalışan kesimin yıllardır “kira döngüsüne sıkıştığını” ifade ediyor. Ortalama bir depozito biriktirmenin bazı bölgelerde 10 yılı bulduğu belirtilirken, Lloyds’un yeni ürünü bu süreyi ciddi ölçüde kısaltabilir.

Sektör temsilcileri, uygulamanın başarılı olması halinde İngiltere’de ev sahipliği oranlarında yeniden artış görülebileceğini değerlendiriyor.

Yeni kredi paketinin ayrıntılarının ve faiz oranlarının önümüzdeki günlerde netleşmesi beklenirken, şimdiden özellikle ilk kez ev sahibi olmak isteyen kiracılar arasında yoğun ilgi oluştuğu ifade ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Londra Sanat Gönüllüleri” Kıbrıs Türk Kültürünü Tanıttı

MİHRİŞAH SAFA

Londra Sanat Gönüllüleri’nin düzenlediği 2’inci etkinlikte, Kıbrıs Türkünün sanat ve edebiyatına ait örnekler biraraya geldi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Temsilciliğinin Bedford Square’deki konutunda Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan’ın himayesinde yapılan davete 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile çok sayıda sanatçı, iş insanı, sivil toplum kurumu temsilcisi katıldı.

Sanat Gönüllüleri Başkanı Arife Retvan ile sanatçılar Mine Bayar, Sonay Yakup Yakupsoy, Füsun Dedezade, Ali Uysal, Ethem Demir, Semra Eren Nijhar’ın bulunduğu davette Muavin Konsoloslar Ali İsmail Şahinoğlu, Esma Eroğlu, Eğitim Ataşesi Deniz Özalp, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi Başkanı Kenan Nafi, Olay Gazetesi sahibi Nural Ezel ve konuklar yer aldı.

5'Inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ve Sergide Yer Alan Bazı Parçalar

Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan konuklara “hoşgeldiniz” diyerek, geceye katıldıkları için teşekkür etti. Büyükelçi, bu sanat faaliyetlerinin Kıbrıs kültürünü daha görünür kılmak için bir sorumluluk projesi olduğunu vurgulayarak, gençlerin de kültürlerine sahip çıkıp devam ettirmesini ve bu etkinliklerin örnek olmasını istediklerini söyledi. Gecenin gerçekleşmesinde büyük emek veren Eğitim Ateşesi Deniz Özalp’e teşekkür etti.

Tablolar, Kıbrıs Türklerine ait Lefkara işleri, dantel örtüler, hasır işlerinin yer aldığı sergide adaya ait geleneksel eşyalar da sergilendi.

Sanat Gecesine Katılanlar 5'Inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Ve Büyükelçi Aysan Mullahasan Atılgan Ile 1

Londra’da bulunan 5’inci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da davete katılarak, tüm konuk ve sanatçılarla tek tek tokalaşıp, sohbet etti. Kıbrıslı Türk sanatçıların gerek Londra’da, gerek İstanbul’da, bulundukları her yerde Kıbrıs Türk kültürünü yaşatmaya çalıştığını vurgulayan Tatar, kendisinin de sanat ve kültür faaliyetleriyle iç içe olduğunu, amacın geniş bir yelpazede Kıbrıs Türk kültürünü yaşatmak olduğunu belirtti.

2022 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev’in gayretleriyle Türk Devletler Teşkilatına üye olduklarını belirten 5’inci Cumhurbaşkanı , bugün de Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kazakistan’da o anlayışın devamı olarak Türk Devletleri Teşkilatında KKTC’yi temsil ettiğini kaydetti. Türk devletlerinin sanatsal çalışmalarında birlik beraberlik içinde olduğunu, hepsinin ayrı özelliklerı bulunduğunu söyleyen Tatar, şöyle devam etti;

“Bizim ayrı kültürümüz vardır”

“Bizim ayrı kültürümüz vardır. Çünkü coğrafya itibarıyla biz 1571’den beri Kıbrıs’tayız. Bir Kıbrıslılık olayı vardır. Ama altını çizmek gerekirse biz Kıbrıslı Türkleriz. Dolayısıyla adalıyız. Kıbrıs’ta doğduk, büyüdük ama ne mutlu ki Kıbrıs Türküyüz.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Festivaller olsun, sanatsal faaliyetler olsun büyük çabalarla bunu sürdürüyoruz. Bu Temmuz ayında Kıbrıs Barış Harekatının 52’inci yılını kutlayacağız. 1963’den bu yana 63 sene geçmiş. Hala karşı taraf bize ambargo, kısıtlama, izolasyon uyguluyor. Sporda bile aynı tutum. Bu halk yüreğiyle hala savaşmaktadır.

Kazakistan’da Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman izolasyonları yine bütün dünyaya şikayet etmiştir. Türk dünyasının bu izolasyonları kaldırması lazım.

KKTC’yi tanımaları, direkt uçuşları başlatmaları lazım. Kıbrıs Türkünün sesini bütün dünyaya daha güçlü duyurmaları lazım şeklinde konuşma yapılmıştır. Dolayısıyla yolumuz doğru yoldur. Yolumuz KKTC’yi güçlendirme yoludur.”

Konuşmalardan sonra şiirler okundu.

Ersin Tatar sergiden sonra adaya döndü.

Londra Metrosunda Dört Günlük Kaos Kapıda

RMT sendikası ile Transport for London (TfL) arasında aylardır süren çalışma koşulları anlaşmazlığı yeni bir grev dalgasına dönüştü. Londra halkı, önümüzdeki hafta başlayacak ve dört güne yayılacak metro grevleri nedeniyle ciddi ulaşım aksaklıklarıyla karşı karşıya kalacak. Grevlerin özellikle sabah ve akşam yoğun saatlerde başkentin ulaşım ağını felç etmesi bekleniyor.

RMT üyeleri, TfL’nin bazı metro sürücülerine yönelik planladığı “gönüllü dört günlük çalışma haftası” uygulamasına karşı çıkıyor. Sendika, daha uzun vardiyaların çalışan yorgunluğunu artıracağını ve güvenlik riskleri doğuracağını savunurken, TfL ise uygulamanın zorunlu olmadığını ve çalışanlara daha fazla esneklik sağlayacağını belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Grev Hangi Tarihlerde Yapılacak?

TfL ve İngiliz basınında yer alan bilgilere göre grevler iki ayrı 24 saatlik iş bırakma eylemi şeklinde gerçekleşecek ancak etkileri dört güne yayılacak.

Tarih

Grev Durumu

Beklenen Etki

19 Mayıs Salı

Grev öğle saatlerinde başlıyor

Öğleden sonra ciddi aksama

20 Mayıs Çarşamba

Grevin etkileri sürüyor

Sabah yoğun saatlerde büyük gecikmeler

21 Mayıs Perşembe

İkinci grev başlıyor

Hatlarda sefer iptalleri

22 Mayıs Cuma

Grev sonrası toparlanma

Gün boyu düzensiz seferler

TfL, tüm metro hatlarında aksama yaşanabileceğini duyurdu. Özellikle Circle, Piccadilly, Central ve Metropolitan hatlarında ciddi kesintiler bekleniyor. Bazı hatların tamamen kapanabileceği belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Elizabeth Line ve Otobüsler Çalışacak

Metro sistemindeki aksamalara rağmen Londra’nın diğer toplu taşıma ağlarının büyük ölçüde hizmet vermeye devam edeceği açıklandı. TfL’ye göre Elizabeth Line, London Overground, DLR, tramvay ve otobüs seferleri çalışacak ancak normalden çok daha yoğun olacak.

Yetkililer yolculara mümkünse evden çalışma seçeneğini değerlendirmeleri ve seyahat planlarını önceden kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

Haziran Ayında Yeni Grev Dalgası Yolda

Krizin kısa sürede çözülmesi beklenmiyor. Taraflar arasında henüz resmi uzlaşma sağlanamazken, Haziran ayında da yeni grev tarihleri ilan edildi.

Planlanan yeni grev tarihleri şöyle:

Tarih

Planlanan Eylem

16-17 Haziran

24 saatlik grev

18-19 Haziran

24 saatlik ikinci grev

İngiliz medyasına konuşan sendika kaynakları, TfL geri adım atmazsa yaz boyunca daha uzun süreli eylemlerin gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

Independent Mortgage 3

Londra Ekonomisi de Etkilenecek

Uzmanlar, metro grevlerinin yalnızca ulaşımı değil Londra ekonomisini de olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle turizm, perakende ve şehir merkezindeki işletmelerin ciddi gelir kaybı yaşayabileceği tahmin ediliyor. Grevlerin Chelsea Flower Show gibi büyük etkinliklerle aynı döneme denk gelmesi nedeniyle şehir merkezinde yoğunluk ve trafik sorunlarının daha da büyümesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TfL ise müzakerelerin sürdüğünü ve grevlerin son anda iptal edilmesi ihtimalinin hâlâ masada olduğunu açıkladı. Ancak şu an için Londralılar, önümüzdeki haftayı ciddi ulaşım sorunlarıyla geçirmeye hazırlanıyor.

İspanya Başbakanı Sanchez’den Filistin bayrağı açan Lamine Yamal’a destek

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, perşembe günü yaptığı açıklamada, La Liga'da şampiyonluğunu ilan eden Barcelona'nın yıldız futbolcusu Lamine Yamal’ın zafer kutlamalarında Filistin bayrağı sallayarak İspanya’yı "gururlandırdığını," söyledi.

İsrail ise Yamal'ın bayrak sallaması için "nefreti kışkırtmak," suçlaması yapmıştı.

18 yaşındaki forvet, Katalan devinin üst üste ikinci La Liga şampiyonluğunu kutladığı pazartesi günü Barcelona’da üstü açık otobüsle yapılan geçit töreninde Filistin bayrağı sallayarak dikkat çekti.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, perşembe günü İspanyol yıldıza tepki göstererek Yamal’ın ülkesine karşı "nefreti kışkırtmayı," tercih ettiğini söyledi.

Katz, X’te İspanyolca yaptığı paylaşımda, "Barcelona gibi büyük ve saygın bir kulübün bu ifadelerden uzak durmasını ve nefreti kışkırtmaya ya da teröre desteğe yer olmadığını açıkça ortaya koymasını umuyorum," dedi.

İsrail’in Gazze’de Filistinli militan grup Hamas’a karşı yürüttüğü yıkıcı iki yıllık savaşı "soykırım," olarak nitelendiren ve İsrail’in sert eleştirmenlerinden biri olan Sanchez, Yamal’ı savunarak karşılık verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sanchez X’te, "Bir devletin bayrağını sallamayı 'nefreti kışkırtmak' olarak görenler ya akıllarını kaybetmiştir ya da kendi utançları tarafından kör edilmiştir," diye yazdı.

Sanchez, "Lamine yalnızca milyonlarca İspanyolun Filistin’e duyduğu dayanışmayı ifade etti. Onunla gurur duymak için bir neden daha," ifadelerini kullandı.

İspanya’da geniş destek gören Filistin davasına Yamal’ın verdiği destek, Gazze’de de karşılık buldu.

AFP haber ajansından bir gazetecinin aktardığına göre, büyük ölçüde yıkıma uğrayan bölgede bir mülteci kampındaki sanatçılar, enkaz üzerine Yamal’ı Filistin bayrağı sallarken gösteren bir mural çizdi.

Barcelona Teknik Direktörü Hansi Flick, Yamal’ın bu hareketinden "hoşlanmadığını," söyledi ancak "bunu yapmak istiyorsa, bu onun kararı," dedi.

İspanya ile İsrail arasındaki ilişkiler, Hamas öncülüğündeki 7 Ekim 2023 İsrail saldırısının ardından başlayan Gazze savaşından bu yana kötüleşti.

İsrail, Madrid’in 2024’te Filistin devletini tanımasının ardından büyükelçisini geri çağırırken, İspanya da mart ayında Tel Aviv’deki en üst düzey temsilcisini resmen görevden aldı.

Independent Mortgage 3

David Beckham, İngiltere'nin ilk milyarder sporcusu

İngiltere erkek futbol milli takımının eski kaptanı David Beckham, ülkenin ilk milyarder futbolcusu oldu.

2026 Sunday Times Zenginler Listesi'ne göre Beckham ve eşi Victoria'nın toplam serveti 1,185 milyar sterline ulaştı.

Bu, onları spor kategorisinde eski Formula 1 patronu Bernie Ecclestone'un ailesinin ardından ikinci sıraya yerleştiriyor. Ailenin serveti iki milyar sterlin olarak hesaplanıyor.

Yedi kez Formula 1 şampiyonu Lewis Hamilton 435 milyon sterlinle beşinci sırada yer alırken, İngiltere futbol kaptanı Harry Kane ve iki kez Wimbledon şampiyonu olan Andy Murray 110 milyon sterlinle 10. sırayı paylaşıyor.

Eski Manchester United orta saha oyuncusu David Beckham, şu anda değeri 1,45 milyar dolar olarak hesaplanan Amerikan kulübü Inter Miami'nin sahiplerinden.

Kasım ayında şövalyelik unvanı verilen 51 yaşındaki Beckham, aynı zamanda Adidas ve Hugo Boss gibi markaların elçisi.

Victoria Beckham'ın serveti ise Spice Girls üyesi olarak ün kazandıktan sonra kurduğu moda markasından geliyor.

Independent Mortgage 3

(BBC)

Sudden Exıt’ten 20. Yılında Yeni Single ve 20.Yıl Konseri

LONDRA – 2006 yılında Sevtap Işık ve Ceyhun Can Güner tarafından kurulan ve yirmi yıldır sahne tozunu yutan Sudden Exit, iki on yılı geride bırakmanın heyecanını yaşıyor. Grup, bu özel dönüm noktasını yeni single çalışmaları "Ordinary Love" ve Londra’da düzenlenecek görkemli bir yıl dönümü partisiyle kutlayacak.

20 Yıllık Bir Müzik Serüveni

Yirmi yıldır çeşitli mekanlarda ve festivallerde sahne alarak sadık bir dinleyici kitlesi edinen Sudden Exit, güçlü vokalleri ve enerjik bas hatlarıyla tanınıyor. Hem İngilizce hem de Türkçe performanslarıyla geniş bir kitleye hitap eden grup, 20. yıl kutlamaları kapsamında geçmişten bugüne kendilerine eşlik eden müzisyen dostlarını da sahnede ağırlayacak.

Kutlamanın Adresi:

The Finsbury

336 Green Lanes, Finsbury Park, London N4 1BY

Büyük kutlama, 30 Mayıs 2026 Cumartesi akşamı Londra'daki The Finsbury sahnesinde gerçekleşecek. Etkinlikte grubun yeni parçası "Ordinary Love"ın yanı sıra, yirmi yıllık kariyerlerine damga vuran şarkılar da seslendirilecek.

"Bir Hafıza Yolculuğu"

Grup üyeleri yaptıkları açıklamada, bu gecenin sadece bir konser değil, aynı zamanda hayranlarıyla birlikte çıkacakları bir "hafıza yolculuğu" olacağını belirtti.

Etkinlik için kapılar 19:30'da açılacak.

Independent Mortgage 3

British Gas’a “ön ödemeli sayaç” için 112 milyon sterlin ceza

İngiltere’nin en büyük enerji şirketlerinden British Gas, zorla ön ödemeli sayaç takılması skandalı nedeniyle müşterilerine toplam 112 milyon sterline ulaşabilecek tazminat ve borç silme desteği vermeyi kabul etti. İngiliz enerji düzenleyicisi Ofgem tarafından yürütülen kapsamlı soruşturma, şirketin özellikle yaşlı, hasta ve ekonomik açıdan kırılgan müşterilere yönelik uygulamalarında ciddi ihlaller bulunduğunu ortaya koydu.

Şirketin ana kuruluşu Centrica, yaklaşık 70 milyon sterlinlik enerji borcunu silmeyi, 20 milyon sterlinlik bir tazminat fonuna ödeme yapmayı ve daha önce başlatılan 22,4 milyon sterlinlik destek programını sürdürmeyi kabul etti. Böylece toplam destek paketinin büyüklüğü 112 milyon sterline ulaştı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Skandal Times araştırmasıyla ortaya çıktı

Kamuoyunda büyük tepki yaratan olay, 2023 yılında The Times gazetesinin gizli araştırmasıyla gündeme gelmişti. Haberde, British Gas adına çalışan taşeron ekiplerin mahkeme kararıyla bazı müşterilerin evlerine girerek zorla ön ödemeli sayaç taktığı öne sürülmüştü.

İddialara göre uygulamadan etkilenenler arasında yaşlılar, ağır hastalar, zihinsel sağlık sorunları yaşayan bireyler ve küçük çocuklu aileler de bulunuyordu. Bazı vakalarda borç tahsilatı için görevlendirilen ekiplerin çilingir yardımıyla evlere girdiği belirtilmişti. Tepkilerin ardından Ofgem ülke çapında geniş kapsamlı inceleme başlattı.

Istikbal 860X450 Pxl

“Son çare olması gerekiyordu”

Ofgem’in bugün yayımladığı karar metninde, British Gas’ın 2018-2023 döneminde ön ödemeli sayaç uygulamalarında lisans koşullarını ihlal ettiği ve savunmasız müşterileri korumakta başarısız olduğu belirtildi. Düzenleyici kurum, soruşturmanın “tarihindeki en kapsamlı ve karmaşık incelemelerden biri” olduğunu açıkladı.

Ofgem CEO’su Tim Jarvis, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Mahkeme kararıyla ön ödemeli sayaç kurulumu yalnızca son çare olarak kullanılmalıydı. Borç tahsilatı süreci hukuka uygun, orantılı ve güvenli biçimde yürütülmeliydi.”

Jarvis ayrıca British Gas’ın “kabul edilemez sayıda savunmasız müşteriye” zarar verdiğini söyledi.

Independent Mortgage 3

British Gas özür diledi

British Gas CEO’su Chris O'Shea ise yaşananlar nedeniyle kamuoyundan özür dileyerek şirketin uygulamalarını değiştirdiğini açıkladı.

O’Shea, skandalın ortaya çıkmasının ardından zorunlu sayaç uygulamasının durdurulduğunu ve müşteri koruma süreçlerinin yeniden düzenlendiğini söyledi. Şirket ayrıca “Savunmasız Müşteriler Borç Danışma Paneli” adlı yeni bir yapı kurulacağını duyurdu.

Binlerce müşteri etkilendi

Ofgem, British Gas’ın önümüzdeki bir yıl boyunca müşteri kayıtlarını inceleyerek mağdur edilen tüm kullanıcıları belirleyeceğini açıkladı. Tazminat almaya hak kazanan müşterilerin ayrıca başvuru yapmasına gerek olmayacağı, şirketin doğrudan iletişime geçeceği belirtildi. Bazı müşterilere ödenecek tazminatın 1.000 sterline kadar çıkabileceği bildiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Enerji sektöründeki toplam tüketici borcunun ise İngiltere genelinde 5,5 milyar sterline ulaştığı ve yıl sonunda 7 milyar sterini aşabileceği tahmin ediliyor. Uzmanlar, hayat pahalılığı krizi nedeniyle enerji yoksulluğunun giderek derinleştiğine dikkat çekiyor.

Sadece British Gas değil

Ofgem’in daha önce yürüttüğü başka bir incelemede de sekiz enerji şirketinin benzer uygulamalar nedeniyle toplam 73,6 milyon sterlinlik tazminat ve borç silme paketini kabul ettiği açıklanmıştı. Düzenleyici kurum, enerji sektöründe özellikle savunmasız tüketicilerin korunmasına yönelik kuralların sıkılaştırıldığını duyurdu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Uzmanlara göre British Gas anlaşması, İngiltere enerji sektöründe şimdiye kadar verilen en büyük müşteri tazminat uzlaşmalarından biri olarak kayda geçti.

Keir Starmer İstifa Çağrılarına Direniyor: Ülke Kaosa Sürüklenir

Birleşik Krallık Başbakanı ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer, yerel seçimlerde yaşanan ağır yenilginin ardından partisinden yükselen istifa çağrılarına rağmen görevini bırakmayacağını açıkladı. Starmer, liderlik değişikliğinin “ülkeyi siyasi ve ekonomik kaosa sürükleyeceğini” savunurken, parti içinde halef tartışmaları giderek derinleşiyor.

7 Mayıs’ta İngiltere genelinde yapılan yerel yönetim ve bölgesel meclis seçimleri, iktidardaki İşçi Partisi için tarihi bir çöküşe dönüştü. Parti, elindeki 2 bin 403 belediye meclisi sandalyesinin 1406’sını kaybetti. Londra’da ise İşçi Partisi’nin kontrolündeki 19 belediyeden 9’u muhalefete geçti.

Seçimlerin en dikkat çekici sonucu ise aşırı sağcı Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisinin yükselişi oldu. Daha önce yalnızca iki yerel meclis sandalyesine sahip olan Reform UK, seçimlerde 1444 sandalye kazanarak ülke siyasetinde dengeleri değiştirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

“İstifa etmeyeceğim”

Seçim sonuçlarının ardından tepkilere cevap veren Starmer, ortaya çıkan tabloyu “çok vahim” olarak nitelendirdi ancak görevden ayrılmayı düşünmediğini söyledi. Parti içindeki muhaliflere de meydan okuyan Starmer, kendisine karşı resmi liderlik süreci başlatılması gerektiğini ifade etti.

Starmer’a yakın isimler, hükümetin ortasında yaşanacak bir lider değişiminin piyasaları sarsabileceğini ve erken seçim baskısını artırabileceğini savunuyor. Başbakanın özel görüşmelerde, “şimdi geri çekilmenin ülkeyi istikrarsızlığa sürükleyeceğini” dile getirdiği belirtiliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Parti içinde isyan büyüyor

İşçi Partisi’nde ise öfke giderek büyüyor. Özellikle partinin kuzey İngiltere’deki geleneksel kalelerinde yaşanan ağır kayıplar, milletvekilleri arasında “lider değişimi” çağrılarını hızlandırdı.

Parti içindeki muhalif kanadın önde gelen isimlerinden bazı milletvekilleri, Starmer’ın görevde kalmasının Reform UK’nin yükselişini daha da hızlandıracağını savunuyor. Bazı milletvekilleri, Başbakan’ın bir yıl içinde görevi bırakacağı bir “çıkış takvimi” açıklamasını isterken, bazıları ise derhal liderlik yarışına gidilmesini talep ediyor.

Krizi büyüten gelişmelerden biri de Sağlık Bakanı Wes Streeting’in kabineden ayrılarak açık biçimde Starmer’ın istifasını istemesi oldu. Streeting, Başbakan’ı “vizyonsuzluk” ve “otoriterleşme” ile suçladı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Starmer’ın yerine kimler gelebilir?

İşçi Partisi kulislerinde Starmer sonrası dönem için birçok isim konuşuluyor. En güçlü adaylardan biri, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham olarak gösteriliyor. Parti içinde geniş bir destek tabanına sahip olan Burnham’ın yeniden Avam Kamarası’na dönmesi için bir milletvekilinin koltuğunu boşaltmaya hazırlandığı öne sürüldü.

Parti içindeki bir diğer güçlü isim ise Başbakan Yardımcısı Angela Rayner. Sol tabanda etkili olan Rayner’ın özellikle sendikalar ve parti örgütü içinde önemli desteğe sahip olduğu belirtiliyor.

Enerji Bakanı Ed Miliband de adı geçen isimler arasında bulunuyor. Eski parti lideri olan Miliband’ın deneyimi nedeniyle “geçiş dönemi lideri” olabileceği konuşuluyor.

Kabineden ayrılan Wes Streeting’in adı da liderlik için geçse de bazı milletvekillerinin Streeting’i parti tabanında yeterince güçlü görmediği belirtiliyor. Savunma Bakanlığı’nda görev yapan Al Carns gibi daha genç isimler de kulislerde anılıyor.

I N D E P E N D E N T M O R T G A G E 3

Reform UK yükselişi İngiliz siyasetini sarsıyor

Siyasi analistler, seçim sonuçlarının yalnızca İşçi Partisi için değil, İngiliz siyaseti açısından da tarihi bir kırılma yarattığını belirtiyor. Reform UK’nin özellikle eski sanayi bölgeleri ve İşçi Partisi’nin geleneksel işçi sınıfı seçmenleri arasında güç kazanması, ülkede yeni bir siyasi eksen oluştuğuna işaret ediyor.

Uzmanlara göre seçmenlerin önemli bir bölümü ekonomik durgunluk, hayat pahalılığı, göç politikaları ve kamu hizmetlerindeki kötüleşme nedeniyle hem İşçi Partisi’ne hem de Muhafazakârlara tepki gösteriyor. Bu boşluğu ise Nigel Farage liderliğindeki Reform UK dolduruyor.

YouGov anketlerine göre halkın yaklaşık yarısı Starmer’ın görevden ayrılması gerektiğini düşünüyor. Parti tabanında da memnuniyetsizlik dikkat çekiyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Gözler Westminster’da

Şimdilik koltuğunu koruyan Starmer’ın önümüzdeki haftalarda parti grubunu ikna edecek yeni bir siyasi yol haritası açıklaması bekleniyor. Ancak Westminster kulislerinde, İşçi Partisi içinde “sessiz bir liderlik savaşı”nın çoktan başladığı yorumları yapılıyor.

İngiltere’de siyaset artık yalnızca İşçi Partisi ile Muhafazakârlar arasındaki klasik rekabetten ibaret görülmüyor. Reform UK’nin yükselişi ve İşçi Partisi içindeki liderlik krizi, ülkenin önümüzdeki genel seçimlere son derece parçalı ve gergin bir atmosferde gideceğine işaret ediyor.

2026 Dünya Kupası Maçları Hakkında Bilmek İstedikleriniz!

Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'da düzenlenecek 23'üncü Dünya Kupası 11 Haziran'da başlayacak.

Dünya futbolunun en prestijli turnuvasında kupanın kazananı 19 Temmuz'daki finalde belli olacak.

Turnuvanın formatı nasıl işleyecek?

2026 Dünya Kupası, dört yıl önce Katar'da düzenlenen turnuvadaki 32 takımdan farklı olarak 48 ülkenin katılımıyla bugüne kadarki en geniş katılımlı organizasyon olacak.

I N D E P E N D E N T M O R T G A G E 3

Üç ülkede 16 stadyumda toplam 104 maç oynanacak.

Turnuva, 11'i ABD'de, üçü Meksika'da ve ikisi Kanada'da olmak üzere 16 şehirde gerçekleştirilecek.

11 Haziran–19 Temmuz tarihleri arasında oynanacak turnuva, 39 gün sürecek ve bu da Dünya Kupası tarihinin en uzun organizasyonu olacak.

2022'deki turnuva 29, 2014 ve 2018 turnuvaları ise 32 gün sürmüştü.

Dunya Kupasi Hangi Kentlerde Oynanacak 1

Yeni formatta 4'er takımdan oluşan 12 grup yer alacak.

Açılış maçı 11 Haziran Perşembe günü Meksiko'daki Estadio Azteca'da Meksika ile Güney Afrika arasında oynanacak.

Gruplarda ilk iki sırayı alan 12 takım ve en iyi sekiz üçüncü takım, son 32 turundan başlayacak genişletilmiş eleme aşamasına yükselecek.

Yeni dünya şampiyonu ise 19 Temmuz'da New Jersey'deki MetLife Stadyumu'nda belli olacak.

Istikbal 860X450 Pxl

Maçlar ne zaman ve nerede oynanacak?

Maçlar dört farklı zaman dilimine yayılan şehirlerde oynanacağı için toplam 13 farklı başlama saati olacak.

2026 Dünya Kupası'nda maçların farklı zaman dilimlerinde oynanacak olması, Avrupa'daki izleyiciler gibi Türkiye'deki futbolseverleri de etkileyecek.

Turnuvadaki karşılaşmalar Türkiye'de genellikle gece ve sabaha karşı saatlerde izlenecek.

Dunya Kupasi Hangi Kentlerde Oynanacak 2

Toplamda grup aşamasındaki 72 maçın 35'i Türkiye saatiyle 02.00 ile 07.00 saatleri arasında oynanacak.

12 grup maçı ise Türkiye saatiyle 22.00'de oynanacak.

Genel maç takvimi şöyle:

  • Grup Aşaması: 11 Haziran – 27 Haziran
  • Son 32: 28 Haziran – 3 Temmuz
  • Son 16: 4 – 7 Temmuz
  • Çeyrek Finaller: 9 – 11 Temmuz
  • Yarı Finaller: 14 – 15 Temmuz
  • Üçüncülük maçı: 18 Temmuz
  • Final 19 Temmuz

İlk kez katılacak takımlar

Bu yaz dört ülke Dünya Kupası'nda ilk kez yer alacak.

Karayipler'den Curaçao, turnuva tarihinin en küçük ülkesi olacak. Almanya, Fildişi Sahili ve Ekvador ile aynı grupta yer alıyorlar.

Venezuela kıyılarına 60 kilometre uzaklıktaki ada 2010 yılında Hollanda Krallığı içinde ülke statüsü kazandı.

Yeşil Burun Adaları (Cape Verde) ise İzlanda'nın ardından Dünya Kupası'na katılan en küçük üçüncü ülke. Elemelerde Kamerun gibi güçlü rakipleri geride bırakarak grubunu lider tamamladı. İspanya, Suudi Arabistan ve Uruguay ile karşılaşacaklar.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Asya'dan Özbekistan ve Ürdün de ilk kez Dünya Kupası'nda yer alacak.

2006 Dünya Kupası'nı kazanan İtalya'nın eski kaptanı Fabio Cannavaro yönetimindeki Özbekistan, uzun süredir beklediği başarıya ulaştı.

Kadroda Manchester City'den Abdukodir Khusanov ve Başakşehir'de forma giyen Eldor Shomurodov gibi isimler bulunuyor. Portekiz, Kolombiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile aynı gruptalar.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ürdün ise eleme sürecinde Güney Kore'nin ardından ikinci sırayı aldı. Dünya sıralamasında 64'üncü sırada yer alan ekip, 2023 Asya Kupası'nda finale kadar yükselmişti. Turnuvada Arjantin, Cezayir ve Avusturya ile karşılaşacak.

(bbc)

Bahis operasyonunda Rasim Ozan Kütahyalı ve 200 kişiye gözaltı

Adana merkezli "yasa dışı bahis, kara para aklama, rüşvet ve dolandırıcılık" suçlamalarıyla başlatılan operasyonda Rasim Ozan Kütahyalı'nın da aralarında bulunduğu 200 kişi hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklandı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adana merkezli 21 ilde yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama operasyonu düzenlendiğini belirtti.

Gürlek X platformunda yaptığı paylaşımda "Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları, teknik ve fiziki takip çalışmaları ile elde edilen deliller neticesinde; yaklaşık 100 milyar TL ve 2 milyar dolar seviyesinde suç gelirinin finansal sistem içerisinde aklandığının tespit edilmesi, yürütülen mücadelenin boyutunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır" dedi.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın paylaştığı bilgiye göre hakkında gözaltı kararı verilenler arasında üç banka yöneticisi, sekiz emniyet personeli ve dört avukat da var.

Başsavcılık 221 taşınmaz, 120 araç ve 3 tekneye de tedbir olarak el konulduğunu duyurdu.

Operasyon kapsamında İstanbul'da 15 gözaltı yapıldığı ve bu isimler arasında evinde gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu bildirildi.

Kütahyalı 13 Mayıs'ta X hesabında, Bakan Gürlek'in Düzce'deki bir yasa dışı bahis operasyonuyla ilgili açıklamasını alıntılayarak, "Yasadışı bahis çetelerinin tamamı bitecek" paylaşımı yapmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Olgunlaşmış Sarımsaktan Umut Veren Keşif

Dünyada yaşlanan nüfusun hızla artmasıyla birlikte, kas gücü kaybı ve hareket kısıtlılığı sağlık sistemlerinin en büyük sorunlarından biri haline geldi. Özellikle ileri yaşlarda görülen “sarkopeni” olarak adlandırılan kas erimesi, düşme riskinden bağımsız yaşamın kaybına kadar pek çok ciddi sonuca yol açıyor. Bilim insanları ise uzun süredir yaşlanmayı yavaşlatabilecek doğal bileşikler üzerinde çalışıyor.

Son olarak Japon araştırmacıların yürüttüğü dikkat çekici bir çalışma, olgunlaştırılmış sarımsakta bulunan S-1-propenyl-L-cysteine (S1PC) adlı bileşiğin yaşlılıkta kas gücünü korumaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Araştırma, saygın bilim dergilerinden Cell Metabolism’ta yayımlandı.

Istikbal 860X450 Pxl

“Yağ-Beyin-Kas” İletişimini Güçlendiriyor

Araştırmaya göre S1PC, vücuttaki yağ dokusundan salgılanan ve enerji metabolizmasında önemli rol oynayan eNAMPT adlı enzimin seviyesini artırıyor. Bu enzimin özellikle beynin hipotalamus bölgesini etkileyerek kas fonksiyonlarını desteklediği belirtildi.

Bilim insanları, yaşlanma sürecinde bozulan “yağ dokusu–beyin–kas” iletişiminin yeniden güçlendirilmesinin, kas kuvvetindeki düşüşü tersine çevirebileceğini düşünüyor. Deneylerde yaşlı farelerin kas gücünde ve fiziksel dayanıklılığında belirgin iyileşmeler gözlendi.

Çalışmanın yazarlarından Kiyoshi Yoshioka, “Bulgularımızın günlük beslenmeye eklenecek nutrasötik ürünlerle yaşlı bireylerde fiziksel zindeliği artırmaya katkı sağlamasını umuyoruz” açıklamasında bulundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Sarımsağın “Yaşlandırılmış” Hali Neden Farklı?

Uzmanlara göre burada dikkat çeken nokta, sıradan çiğ sarımsaktan çok “olgunlaştırılmış sarımsak ekstraktı” kullanılması. Aylar süren özel fermantasyon ve bekletme işlemleri sonucunda sarımsağın içerisindeki bazı aktif bileşiklerin oranı artıyor.

2017’de yayımlanan kapsamlı bir inceleme, S1PC’nin çiğ sarımsakta çok düşük seviyede bulunduğunu, ancak olgunlaştırma sürecinde ciddi şekilde yükseldiğini göstermişti. Aynı çalışmada bileşiğin bağışıklık sistemi, tansiyon ve damar sağlığı üzerinde de etkili olabileceği belirtilmişti.

Bilim insanları ayrıca S1PC’nin:

  • Hücresel enerji üretimini desteklediğini,
  • İltihaplanmayı azaltabileceğini,
  • Yaşlanmayla ilişkili metabolik bozulmaları yavaşlatabileceğini değerlendiriyor.

İnsanlar Üzerinde İlk Bulgular da Olumlu

Araştırmada yalnızca hayvan deneyleri değil, orta yaşlı bireyler üzerinde yapılan ön gözlemler de yer aldı. Sağlıklı yağ dokusuna sahip kişilerde S1PC kullanımının dolaşımdaki eNAMPT seviyelerini artırdığı bildirildi. Ancak uzmanlar, bu etkinin uzun vadeli sonuçlarının anlaşılması için daha geniş klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Independent Mortgage 3

Uzmanlardan Temkinli İyimserlik

Araştırma bilim dünyasında heyecan yaratsa da uzmanlar, henüz “gençlik iksiri” bulunduğu yönünde yorum yapılmaması gerektiğini söylüyor.

Sosyal medya ve bilim forumlarında yapılan tartışmalarda bazı kullanıcılar olgunlaştırılmış sarımsak ekstraktını umut verici bulurken, bazıları da mevcut verilerin henüz sınırlı olduğunu ve ticari destekli çalışmaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Uzmanlara göre kas kaybını önlemenin en etkili yolları hâlâ:

  • Düzenli direnç egzersizi,
  • Yeterli protein tüketimi,
  • Uyku düzeni,
  • Kronik hastalıkların kontrol altında tutulması.

S1PC gibi bileşiklerin ise gelecekte bu süreci destekleyici yardımcı yöntemler arasında yer alabileceği düşünülüyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Yaşlanma Karşıtı Araştırmalarda Yeni Dönem

Son yıllarda bilim dünyasında “sağlıklı yaşlanma” kavramı giderek daha fazla önem kazanıyor. Araştırmacılar artık yalnızca yaşam süresini değil, ileri yaşlarda hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesini korumayı hedefliyor.

Olgunlaştırılmış sarımsakta bulunan S1PC üzerine yapılan bu çalışma da, mutfakta sık kullanılan doğal ürünlerin modern tıpta yeni kullanım alanları yaratabileceğini gösteren en güncel örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.

Londra’da Yaz Boyunca “1.75 Sterline Sınırsız Ulaşım” Dönemi

Belediye Başkanı Sadiq Khan, yaz aylarında Londralıların ulaşım masraflarını azaltmayı hedefleyen yeni “Weekend Hopper” uygulamasını duyurdu. Yeni sistem kapsamında 25 Temmuz ile 31 Ağustos 2026 tarihleri arasında Cumartesi ve Pazar günleri, ayrıca 31 Ağustos’taki resmi tatil Pazartesi günü boyunca, Londra genelindeki otobüs ve tramvaylarda sınırsız yolculuk yalnızca 1.75 sterline yapılabilecek.

Mevcut sistem ilk kez tüm güne genişletiliyor

Transport for London’ın (TfL) mevcut “Hopper” sistemi, yolculara bir saat içinde sınırsız aktarma yapma hakkı tanıyordu. 2016’da uygulamaya alınan sistem, özellikle kısa mesafeli ve çok aktarmalı yolculuklarda önemli tasarruf sağlamıştı. Yeni “Weekend Hopper” modeliyle birlikte bu uygulama ilk kez tüm gün geçerli hale getiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Buna göre yolcular, hafta sonu bir kez 1.75 sterlin ödedikten sonra gün boyunca otobüs ve tramvayları ek ücret ödemeden kullanabilecek. Uygulama yalnızca “pay as you go” sistemiyle çalışan Oyster ve temassız banka kartı kullanıcıları için geçerli olacak. Metro, Elizabeth Line ve banliyö trenleri ise kampanyaya dahil edilmeyecek.

Khan: “Aileler üzerindeki baskıyı hafifletmek istiyoruz”

Khan yaptığı açıklamada, yaşam maliyeti krizinin özellikle çocuklu aileleri zorladığını belirterek şunları söyledi:

“Yaz tatillerinin aileler için ne kadar pahalı olabileceğini biliyorum. Weekend Hopper uygulaması Londralıların ve ziyaretçilerin şehrin sunduğu imkanlardan daha uygun maliyetle faydalanmasına yardımcı olacak.”

Khan ayrıca otobüs ve tramvayların Londra’da milyonlarca kişi için “hayati önemde” olduğunu vurgulayarak toplu taşımayı erişilebilir ve ekonomik tutmaya devam edeceklerini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TfL: Bir milyardan fazla Hopper yolculuğu yapıldı

Transport for London Komiseri Andy Lord ise Hopper sisteminin son on yılda toplu taşımayı daha erişilebilir hale getirdiğini belirtti. TfL verilerine göre sistemin devreye alınmasından bu yana bir milyardan fazla Hopper yolculuğu gerçekleştirildi.

City Hall yetkilileri, haftada yalnızca iki kez aktarma yapan düzenli bir yolcunun son 10 yılda toplam yaklaşık 1.500 sterlin tasarruf etmiş olabileceğini ifade ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Tartışmalar da başladı: “Otobüs seferleri azaltılıyor”

Yeni uygulama sosyal medyada ve Londra kamuoyunda genel olarak olumlu karşılanırken, bazı çevreler kampanyanın otobüs ağındaki kesintileri gölgelemek amacı taşıdığını savunuyor. Son iki yılda yaklaşık 40 otobüs hattında sefer sıklığının azaltıldığına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Bazı kullanıcılar ise uygulamanın özellikle düşük gelirli bölgelerde yaşayan aileler için önemli bir rahatlama sağlayacağını düşünüyor. Reddit’te yapılan yorumlarda Londralılar sistemi “yazın en iyi fırsatlarından biri” olarak değerlendirirken, bazı kullanıcılar da uygulamanın kalıcı hale getirilmesini talep etti.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Ücret artışı ihtimali gündemde

Öte yandan mevcut 1.75 sterlinlik otobüs ve tramvay ücretinin 5 Temmuz sonrasında artırılıp artırılmayacağı henüz netleşmedi. Bazı İngiliz medya kuruluşları ve kullanıcı yorumlarında, TfL’nin yaz aylarında yeni tarifeyi açıklayabileceği belirtiliyor. Ancak Khan yönetiminin ücret artışını yaz boyunca erteleme seçeneğini değerlendirdiği ifade ediliyor.

Yeni sistemin özellikle yaz tatili döneminde turist hareketliliğini artırması ve Londra’daki otobüs kullanımını yeniden yükseltmesi bekleniyor. Ayrıca uygulamanın tanıtımı için 23, 49 ve 295 numaralı bazı otobüs hatları “kurbağa temalı” özel tasarımlarla hizmet vermeye başladı.

İngiltere Kabinesinde Nesil Çalışkan’a Yeni Görev

İngiltere’de son günlerde yoğunlaşan hükümet içi değişim sürecinde, İşçi Partisi’nin genç ve yükselen isimlerinden Nesil Caliskan için yeni bir görev kararı alındığı yönündeki haberler gündeme geldi. İngiliz basını ve hükümet kaynaklarında yer alan bilgilere göre Çalışkan’ın, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki hükümette bakan yardımcılığı seviyesinde görev üstlendiği ifade edildi.

Yerel yönetimlerden Westminster’a uzanan kariyer

Kıbrıs Türk kökenli siyasetçi Nesil Çalışkan, İngiltere’de özellikle yerel yönetimlerdeki çalışmalarıyla tanındı. Londra’nın Enfield bölgesinde uzun yıllar belediye meclis üyeliği yapan Çalışkan, daha sonra Enfield Belediye Lideri olarak görev aldı. Aynı zamanda İngiltere Yerel Yönetimler Birliği’nde (Local Government Association) de aktif roller üstlendi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi’nden milletvekili seçilen Çalışkan, Westminster’daki ilk Kıbrıslı Türk milletvekili olarak tarihe geçti. Özellikle göçmen topluluklar, sosyal konut politikaları ve yerel yönetim reformları konularındaki çıkışlarıyla dikkat çekti.

Hükümette ilk üst düzey görev

İngiliz hükümetinin yayımladığı resmi atama listelerinde, Nesil Çalışkan’ın daha önce “Government Whip” olarak görev yaptığı ve ardından hükümet yapılanması içinde daha üst düzey sorumluluklar aldığı görüldü. Son günlerdeki kabine revizyonu sonrasında ise Çalışkan’ın “Parliamentary Under-Secretary of State” düzeyinde görev aldığı bilgileri öne çıktı.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi kaynakları, Çalışkan’ın özellikle yerel yönetimler ve toplumsal uyum alanlarındaki deneyimi nedeniyle tercih edildiğini belirtiyor. Parti içinde yükselen genç siyasetçiler arasında gösterilen Çalışkan’ın, Starmer ekibinin çeşitlilik ve temsil politikalarının da önemli sembollerinden biri olduğu yorumları yapılıyor.

Türk ve Kıbrıslı toplumdan destek

Nesil Çalışkan’ın kabinede görev alması, İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplumu içinde de memnuniyetle karşılandı. Özellikle Londra’daki göçmen toplum temsilcileri, bunun İngiliz siyasetinde azınlık toplumlarının daha görünür hale geldiğinin bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Siyasi gözlemciler ise Çalışkan’ın önümüzdeki dönemde İşçi Partisi içinde daha etkili pozisyonlara yükselebileceğine dikkat çekiyor. Westminster kulislerinde adı son dönemde “partinin yeni kuşak etkili isimleri” arasında anılan Çalışkan’ın, hükümetteki performansının yakından izleneceği belirtiliyor.

Aybüke Albere’ye Şarkı Kalben’den, Klip Edis’ten

Son dönemde müzik dünyasında dikkat çeken isimlerden Aybüke Albere, yeni müzik projesiyle dinleyiciyle buluştu. “Ne Diyorsan”, “Aklım Kalır”, “Korkmam Ben”, “Aşk Olsun”, “Balla”, “Çocuklar Gibi”, “Yak” ve “Harap” gibi sevilen şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan başarılı sanatçı, Türkiye’nin en popüler sahnelerinde performans sergilemeye devam ederken peş peşe yayınlayacağı yeni şarkılarıyla da dikkat çekiyor.

Dört şarkıdan oluşan özel bir proje hazırlayan Aybüke Albere, müzik dünyasının güçlü isimleriyle bir araya geldi. Projede, söz ve bestesi Sezen Aksu’ya ait iki eser yer alırken; Kalben ve Aybüke Albere imzalı şarkılar da dikkat çekiyor. Düzenlemelerde ise Mustafa Ceceli, Ateş Berker Öngören, Ediz Hafızoğlu, Mert Kemancı ve Ozan Doğan Ariz’in imzası bulunuyor.

Projenin ilk çıkış şarkısı “Hediye”, duygusal yapısı ve güçlü melodisiyle öne çıkıyor. Söz ve müziği Kalben’e ait olan şarkının düzenlemesini Ediz Hafızoğlu ve Ozan Doğan Ariz yaptı.

“Hediye”nin klibi ise Aybüke Albere’nin yakın dostu, başarılı sanatçı Edis tarafından Amsterdam’da çekildi. Projenin tanıtım fotoğrafları ise Lara Sayılgan imzası taşırken, çekimler Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea’nin kral dairesinde gerçekleştirildi.

Öte yandan “Hediye”, son dönemin en çok konuşulan yapımlarından biri olan “Kıskanmak” dizisinde de yayınlanarak büyük ilgi gördü. Aybüke Albere’nin yeni projesinin diğer şarkıları da şimdiden merak konusu oldu.

AYBÜKE ALBERE “HEDİYE” YouTube LİNK: https://www.youtube.com/watch?v=PzTT9jj-hLU

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Avrupa Birliği Çocuklara Sosyal Medya Yasağı Getirmeye Hazırlanıyor

Avrupa Birliği’nde çocukların sosyal medya kullanımına yönelik daha sert düzenlemeler gündeme geliyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Danimarka’nın başkenti Copenhagen’da düzenlenen “Avrupa Yapay Zekâ ve Çocuklar Zirvesi”nde yaptığı açıklamada, AB genelinde çocuklara yönelik sosyal medya yasağının bu yaz gündeme gelebileceğini söyledi. Brüksel’in hazırladığı olası düzenleme, çocukların çevrim içi platformlara erişim yaşını sınırlandırabilecek ve tüm üye ülkelerde ortak kurallar getirebilecek.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

“Çocuklar Meta Değil, İnsan”

Von der Leyen konuşmasında, sosyal medya şirketlerinin iş modellerini doğrudan hedef aldı. Özellikle sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve bildirim sistemlerinin çocukları platformlara bağımlı hale getirdiğini savunan AB Komisyonu Başkanı, “Çocuklar bir meta değildir. Hiçbir teknoloji şirketi onların dikkatini ticari ürüne dönüştüremez” ifadelerini kullandı.

Komisyon Başkanı ayrıca, TikTok, Instagram, Facebook ve X gibi platformların çocuk güvenliği konusunda yeterince önlem almadığını belirtti. Avrupa Komisyonu’nun özellikle TikTok’un “bağımlılık yaratan tasarım özellikleri” hakkında soruşturmalarını sürdürdüğü bildirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Fransa, İspanya ve Yunanistan Baskıyı Artırdı

AB içinde son aylarda çocukların sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi yönündeki siyasi baskı hızla büyüdü. France, Spain, Greece ve Denmark başta olmak üzere birçok ülke, çocukların çevrim içi ortamda daha güçlü korunması gerektiğini savunuyor. Bazı hükümetler, 15 ya da 16 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medya hesap açmasını yasaklayacak ulusal düzenlemeler üzerinde çalışıyor.

Ancak Brüksel, tek pazar içinde farklı ulusal kuralların oluşmasının teknoloji şirketleri açısından karmaşa yaratacağını düşünüyor. Bu nedenle Avrupa Komisyonu, tüm AB ülkelerinde geçerli ortak bir sistem oluşturmayı hedefliyor.

Attelia Clinik London

Uzman Paneli Temmuzda Rapor Sunacak

Von der Leyen, AB’nin çocuk güvenliği konusunda çalışan özel bir uzman paneli kurduğunu ve panelin temmuz ayında tavsiye raporunu sunacağını açıkladı. Raporda, sosyal medya için AB çapında minimum yaş sınırı ve zorunlu yaş doğrulama sistemleri gibi seçeneklerin değerlendirileceği belirtiliyor.

Komisyonun ayrıca “gizlilik odaklı” bir yaş doğrulama uygulaması geliştirdiği ve sistemin teknik olarak kullanıma hazır olduğu ifade edildi. Bu uygulamanın, kullanıcıların yaşını doğrularken kişisel verileri minimum seviyede paylaşacağı savunuluyor.

Avustralya Modeli Örnek Alınıyor

AB’de tartışılan modelin, Australia’nın 16 yaş altına yönelik sosyal medya kısıtlamasına benzer bir çerçeveye sahip olabileceği değerlendiriliyor. Von der Leyen de konuşmasında “sosyal medya yasağı” yerine “sosyal medya gecikmesi” ifadesini kullanmayı tercih etti.

Bununla birlikte insan hakları savunucuları ve dijital özgürlük grupları, zorunlu yaş doğrulama sistemlerinin mahremiyet ve ifade özgürlüğü açısından risk yaratabileceğini savunuyor. Reddit ve çevrim içi forumlarda da bazı kullanıcılar, düzenlemelerin çocukları korumaktan çok dijital gözetimi artırabileceği eleştirisini dile getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Akademisyenlerden “Yasak Yetmez” Uyarısı

Son dönemde yayımlanan akademik çalışmalar da yalnızca yasakların sorunu çözmeyebileceğine işaret ediyor. Avustralya’daki yaş doğrulama uygulamalarını inceleyen yeni bir araştırmada, gençlerin sistemleri aşmanın yollarını hızla öğrendiği ve teknik engellerin tek başına etkili olmayabileceği belirtildi.

Uzmanlar, sosyal medya bağımlılığıyla mücadelede dijital okuryazarlık eğitimi, ebeveyn denetimi ve platform tasarımına yönelik düzenlemelerin birlikte uygulanması gerektiğini savunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Dijital Hizmetler Yasası’nın Devamı Niteliğinde

AB halihazırda European Commission öncülüğünde yürürlüğe koyduğu Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında büyük teknoloji şirketlerine çocuk güvenliği konusunda yeni yükümlülükler getirmiş durumda. Yeni teklifin ise bu çerçevenin daha ileri bir aşaması olacağı değerlendiriliyor.

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal AK Parti'ye katıldı

CHP yönetimi tarafından kesin ihraç istemiyle disipline sevk edilen Burcu Köksal, AK Parti Genel Merkezi'ndeki programda AK Parti'ye katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, partiye katılan Burcu Köksal ve diğer belediye başkanlarına 'hoş geldiniz' diyerek "Afyonkarahisar için birlikte çalışacağız" açıklamasını yaptı. KÖKSAL'IN ROZETİNİ ERDOĞAN TAKTI

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'ye katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'a program sonrasında rozet taktı.

"AİLENİN KUTSALLIĞINA İNANANLARLA AYNI YOLDA YÜRÜYECEĞİM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AK Parti rozeti takılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, yaptığı konuşmada 'aile' ve 'toplum değerleri' vurgusu yaparak CHP'ye göndermede bulundu. Köksal, konuşmasında şunları söyledi:

Sayın Cumhurbaşkanım, kıymetli genel başkan yardımcılarım, kıymetli AK Parti'li arkadaşlarım, sayın Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde Afyonkarahisar'da başta kentsel dönüşüm olmak üzere hemşehrilerimize söz verdiğimiz birçok projeyi hayata geçirmek, şehrimizi inşa etmek için memleketimi Adalet ve Kalkınma Partisi saflarında hizmet edeceğim. Ailenin kutsallığına inanlarla, toplumun değer yargılarına saygı duyanlarla aynı yolda yürüyeceğim. Afyonkarahisar'ımıza, milletimize, ülkemize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı uğurlu olsun.

Afyon Belediye Baskani Burcu Koksal Ak Parti Erdogan 2

KÖKSAL: İÇİM ÇOK RAHAT

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, dün akşam yaptığı açıklamada "AK Parti'ye katılıyorum, içim çok rahat. CHP'de siyaset yapma imkanı kalmamıştı" diyerek tartışmalara son noktayı koydu.

"CHP'DE SİYASET İMKANI KALMADI"

CNN Türk Muhabiri Melike Görür, Burcu Köksal'ın AK Parti'ye katılım sürecine ilişkin detayları aktardı:

Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, uzun süren sessizliğini dün bozdu ve bir televizyon programında konuştu. Burcu Köksal, bugün AK Parti’ye geçeceğini söyledi ve içinin rahat, huzur dolu olduğunu ifade etti. CHP’de siyaset yapma imkânının kalmadığını belirtti.
Bilindiği üzere CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burcu Köksal’a bir mesaj atarak, kocası nedeniyle kendisinin tehdit edilmesi gerekçesiyle bu yönde bir karar aldığını iddia etmiş; mesajında da Burcu Köksal’a, ‘Boşa çıkma, partin arkanda durur’ dediğini söylemişti. Burcu Köksal da bunu doğruladı ve ‘Bu mesaj, en hafif mesajlardan biriydi’ ifadelerini kullandı. ‘Evet, tehdit edildim ancak beni Özgür Özel tehdit etti’ dedi.

"KILIÇDAROĞLU'NA OY VERDİĞİM İÇİN UNUTAMADI"

Ayrıca, ‘Özgür Özel, kurultaydan bu yana Kılıçdaroğlu’na oy verdiğim için bunu bir türlü unutamıyor’ ifadelerini kullandı. 31 Mart seçimlerinde kendisine yalnızca bir kez mazot desteği geldiğini belirten Köksal, ‘Ekrem İmamoğlu ile ters düşünce bir daha mazot kartı da yollamadılar. Sistematik olarak trollerin saldırısına uğradım’ dedi.

"CUMHURBAŞKANIMIZLA 45 DAKİKA GÖRÜŞTÜM"

Burcu Köksal, aynı zamanda CHP yönetimi tarafından mobbinge uğradığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la da 45 dakikalık bir görüşme yaptığını anlattı ve ‘Cumhurbaşkanımız birlikte siyaset yapacağımızı söyledi. Ben de kendisine, “CHP’deyken hep sizin karşınızda oldum ama artık o CHP kalmadı. Bu CHP, bizim CHP’miz değil” dedim’ ifadelerini kullandı.

Köksal’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile telefonda görüştüğü bilgisi vardı. Köksal da bunu doğruladı. ‘Kemal Kılıçdaroğlu, partiden ayrılmama razı olmadı. Ama beni kararlı görünce, “İlla istifa edeceksen bari bağımsız kal” dedi’ ifadelerini kullandı. ‘O görüşmemizde kendisine de söyledim; ben zaten bağımsız gibiydim. Bize hiçbir görev verilmiyordu’ dediğini de aktardı.

Burcu Köksal’a bugün AK Parti’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda AK Parti rozeti takılacak. Böylece AK Parti’ye geçmiş olacak.

Burcu Köksal, dün sessizliğini koruduğu saatlerde CHP Merkez Yönetim Kurulu tarafından tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na kesin ihraç talebiyle sevk edilmişti. Tedbirli sevk nedeniyle parti üyeliği de askıya alınmıştı. Bu gelişmeyi, MYK toplantısının ardından açıklama yapan Parti Sözcüsü Zeynel Emre duyurdu. Zeynel Emre, ‘Artık istediği yere gidebilir’ ifadelerini kullandı.

İngiltere’de ehliyet sınavı sisteminde yeni dönem

İngiltere Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Sürücü ve Araç Standartları Kurumu’nun (DVSA) hayata geçirdiği yeni sistemle, özellikle bazı bölgelerde 6 aya kadar çıkan bekleme sürelerinin azaltılması ve botlar aracılığıyla toplu şekilde alınan sınav randevularının karaborsaya düşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.

BBC’nin daha önce yayımladığı araştırmada bazı kişilerin sürüş sınavı rezervasyonlarını WhatsApp ve Facebook gruplarında 500 sterline kadar varan fiyatlarla yeniden sattığı ortaya çıkmıştı.

Eğitmenler artık öğrencisi adına işlem yapamayacak

Bugün yürürlüğe giren kurallara göre artık yalnızca sınava girecek kişi rezervasyon oluşturabilecek. Aynı şekilde sınav tarihini değiştirme, iptal etme veya başka bir adayla sınav takası yapma işlemleri de yalnızca adayın kendisi tarafından gerçekleştirilebilecek.

Attelia Clinik London

DVSA ayrıca rezervasyon sırasında adayların:

  • Sınava kendilerinin gireceğini doğrulamasını,
  • Yeni kullanım şartlarını kabul etmesini,
  • Eğitmenlerinin referans numarasını sisteme girmesini isteyecek.

Yeni düzenlemeyle birlikte başka biri adına sürüş sınavı rezervasyonu yapmak da yasa dışı hale geldi.

Istikbal 860X450 Pxl

Test merkezi değişikliklerine sınırlama geliyor

Mart ayında yürürlüğe giren ilk aşama kapsamında adayların sınav rezervasyonlarında yapabileceği değişiklik sayısı 6’dan 2’ye düşürülmüştü. Bu değişiklik; tarih, saat veya sınav merkezi değişikliklerini kapsıyor.

9 Haziran’dan itibaren ise sistem daha da sıkılaşacak. Buna göre adaylar sınavlarını yalnızca mevcut merkezlerine en yakın 3 test merkezine taşıyabilecek. Daha önce ülke genelindeki herhangi bir merkeze geçiş yapılabiliyordu.

Yetkililer, bu uygulamanın özellikle Londra ve büyük şehirlerde yaygınlaşan “uzak şehirden randevu alıp daha sonra merkeze yakın bir yere taşıma” yöntemini azaltmayı amaçladığını belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

10 iş gününden önce iptal edilirse ücret iadesi alınabilecek

DVSA’nın mevcut uygulamasına göre adaylar, sınavlarını en az 10 iş günü öncesinden iptal etmeleri halinde ücret iadesi alabiliyor. Uzmanlar, yalnızca iki değişiklik hakkı verilmesi nedeniyle adayların artık daha dikkatli planlama yapmak zorunda kalacağını söylüyor.

Bekleme süreleri hâlâ büyük sorun

İngiltere’de sürüş sınavı sistemi uzun süredir yoğun eleştiri altında. Resmî verilere göre bazı test merkezlerinde bekleme süreleri 24 haftaya kadar çıkmış durumda. Ülkede yaklaşık 640 binden fazla adayın sınav sırası beklediği belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Uzmanlar, yeni rezervasyon kurallarının karaborsayı azaltabileceğini ancak sorunun tamamen çözülmesi için daha fazla sınav görevlisi istihdam edilmesi gerektiğini vurguluyor. Hükümet bu kapsamda askerî sürüş eğitmenlerinden destek alınması dahil çeşitli önlemler üzerinde çalışıyor.

Sosyal medyada farklı tepkiler

Yeni sistem sosyal medyada farklı yorumlara neden oldu. Birçok sürücü adayı, botlar ve aracılar nedeniyle aylarca sınav tarihi bulamadıklarını belirterek düzenlemeyi destekledi. Reddit ve sürücü forumlarında yapılan paylaşımlarda bazı kullanıcılar “nihayet gerçek adaylar için boşluk oluşabilir” yorumunda bulundu.

Öte yandan bazı sürüş eğitmenleri, yeni sistemin öğrenciler için süreci zorlaştırabileceğini savunuyor. Özellikle dijital sistemleri kullanmakta zorlanan adayların destek ihtiyacının artabileceği ifade ediliyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Acun Ilıcalı’nın Takımı Premier Lig’e Bir Adım Uzakta

Normal sezonu rakibinin 10 puan gerisinde tamamlayan sarı-siyahlılar, play-off atmosferinde bambaşka bir kimliğe büründü. Özellikle savunma direnci ve hızlı geçiş hücumlarıyla sonuca giden Hull City, Premier Lig hayaline yalnızca bir maç uzaklıkta.

Kulübün sahibi Acun Ilıcalı için de bu başarı büyük önem taşıyor. Göreve geldiği günden bu yana kulübün sportif ve ekonomik yapılanmasına yatırım yapan Ilıcalı, şimdi İngiliz futbolunun en büyük sahnesine çıkmaya hazırlanıyor.

McBurnie: “Kimse Bize İnanmıyordu”

Karşılaşmanın ardından yayıncı kuruluşa konuşan Hull City’nin deneyimli golcüsü Oli McBurnie, takımın mücadele ruhuna dikkat çekti.

Attelia Clinik London

McBurnie açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bu, sezonumuzun tipik bir örneği. Geçen sezon kimse bize güvenmiyordu ve onları yine yanılttık.”

Tecrübeli forvet ayrıca final öncesi takımın moral durumuna ilişkin olarak:

“Bence bu akşamın tadını çıkarabiliriz. Bir buçuk haftamız var. Bu yüzden biraz eğlenip birkaç gün sonra tekrar çalışmaya başlayabiliriz.”

Hull City cephesinde maç sonrası soyunma odasında büyük sevinç yaşanırken, taraftarlar da Londra deplasmanında takımlarını yalnız bırakmadı.

Istikbal 860X450 Pxl

Norwich Zaferiyle Başlayan Hikâye

Hull City’nin play-off serüveni dramatik bir final haftasıyla başlamıştı. Normal sezonun son maçında sahasında Norwich City’yi 2-1 mağlup eden ekip, Championship’i altıncı sırada tamamlayarak son play-off biletini kapmıştı.

Sezon boyunca inişli çıkışlı bir grafik çizen takım, özellikle son haftalarda gösterdiği çıkışla dikkat çekti. Teknik ekibin oyun planı ve kadro derinliği, play-off sürecinde meyvesini verdi.

Rakip 12 Mayıs’ta Belli Olacak

Hull City’nin Wembley’deki finalde karşılaşacağı rakip, Southampton ile Middlesbrough arasında oynanacak yarı final mücadelesinin ardından netleşecek.

İngiltere futbolunun en değerli maçlarından biri olarak gösterilen Championship play-off finali ise 23 Mayıs’ta Wembley Stadı’nda oynanacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Premier Lig Ekonomisi: Kazanan Kulübü Dev Bir Finans Dünyası Bekliyor

“Futbolun En Değerli Maçı”

Championship play-off finali, spor ekonomisi çevrelerinde uzun yıllardır “futbolun en pahalı maçı” olarak tanımlanıyor. Bunun temel nedeni ise Premier Lig’e yükselen kulübün elde edeceği dev yayın gelirleri, sponsorluk anlaşmaları ve ticari büyüme fırsatları.

Premier Lig’e çıkacak takımın ilk etapta yayın gelirleri, merkezi dağıtımlar, reklam ve ticari anlaşmalarla birlikte yüz milyonlarca sterlinlik ekonomik avantaj elde etmesi bekleniyor.

Uzmanlara göre Premier Lig bileti yalnızca sportif bir başarı değil; aynı zamanda kulübün finansal geleceğini değiştiren stratejik bir dönüm noktası anlamına geliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Yayın Gelirleri Rekor Seviyede

Premier League, dünya futbolunun en yüksek yayın gelirine sahip organizasyonu konumunda bulunuyor. Lig yayınlarının küresel ölçekte yüzlerce ülkede pazarlanması sayesinde kulüpler dev bütçelere ulaşıyor.

Premier Lig’e yükselen takımlar:

  • Merkezi yayın gelirlerinden pay alıyor,
  • Sponsorluk değerlerini artırıyor,
  • Forma ve ürün satışlarında ciddi büyüme yaşıyor,
  • Uluslararası marka bilinirliği kazanıyor.

Özellikle yabancı yatırımcıların Championship kulüplerine ilgisinin temel nedenlerinden biri de bu ekonomik potansiyel olarak gösteriliyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Acun Ilıcalı İçin Tarihi Eşik

Hull City’nin Premier Lig’e yükselmesi halinde, Türk iş insanı Acun Ilıcalı da İngiliz futbolunda önemli bir başarı hikâyesine imza atmış olacak.

Kulübü devraldığı dönemde yeniden yapılanma hedefi koyan Ilıcalı, transfer politikası, taraftar ilişkileri ve kulüp yatırımlarıyla dikkat çekmişti. Premier Lig bileti, hem sportif projenin hem de ekonomik modelin başarısını tescilleyen gelişme olarak değerlendiriliyor.

Hull City şimdi gözünü Wembley’de oynanacak finale çevirmiş durumda. İngiltere futbolunun en büyük sahnelerinden birinde, Premier Lig hayali için yalnızca 90 dakika kalmış durumda.

Keir Starmer depremi: İçişleri Bakanı Mahmood ve 72 Vekilden İstifa Çağrısı

İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisi’nde Başbakan Keir Starmer üzerindeki baskı her geçen saat büyüyor. Yerel seçimlerde alınan ağır yenilginin ardından başlayan liderlik tartışmaları, parti içinde açık bir isyana dönüşmüş durumda.

İngiliz basınında yer alan son bilgilere göre, 72’den fazla İşçi Partisi milletvekili Starmer’ın görevden ayrılması ya da en azından bir istifa takvimi açıklaması çağrısında bulundu. Parti içindeki huzursuzluk özellikle Westminster koridorlarında “liderlik savaşının artık başladığı” şeklinde yorumlanıyor.

Krizin en dikkat çekici gelişmesi ise İçişleri Bakanı Shabana Mahmood cephesinden geldi. Mahmood’un, Starmer’dan görevden ayrılış sürecine ilişkin net bir yol haritası istemesi, Başbakan’a yönelik en üst düzey kabine çıkışlarından biri olarak değerlendirildi.

Attelia Clinik London

No 10’da kritik trafik

Londra’daki Başbakanlık Ofisi No 10’da gece boyunca yoğun görüşmeler yapıldı. Bir grup bakan Starmer’a destek vermek amacıyla Downing Street’e giderken, başka bir grup ise parti içindeki çöküşün daha fazla büyümeden kontrollü bir geçiş süreci başlatılması gerektiğini savundu.

İngiliz gazeteleri, kabine içinde ciddi bir bölünme yaşandığını yazarken; özellikle seçim sonuçlarının ardından kamuoyunda Starmer’a yönelik güven kaybının hızlandığı belirtiliyor. İşçi Partisi’nin İngiltere genelinde yüzlerce belediye meclis üyeliğini kaybetmesi ve bazı bölgelerde Reform UK karşısında ağır yenilgi alması, parti yönetiminde alarm zillerini çaldı.

Istikbal 860X450 Pxl

Dört danışman istifa etti

Krizi derinleştiren bir diğer gelişme ise hükümet içinden gelen istifalar oldu. Başbakan’a yakın çalışan dört parlamento özel danışmanı görevlerinden ayrılarak açık şekilde yeni liderlik çağrısı yaptı.

İstifa eden isimler arasında Wes Streeting’e yakınlığıyla bilinen Joe Morris’in bulunması, olası bir liderlik yarışının perde arkasında hareketlendiği yorumlarına yol açtı. Parti içindeki bazı grupların Sağlık Bakanı Wes Streeting etrafında pozisyon almaya başladığı öne sürülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gözler olası lider adaylarında

İşçi Partisi kulislerinde şu anda üç isim öne çıkıyor: Wes Streeting, Başbakan Yardımcısı Angela Rayner ve Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham.

Özellikle Burnham’ın adı parti tabanında giderek daha yüksek sesle dillendiriliyor. Ancak Burnham’ın milletvekili olmaması nedeniyle olası bir liderlik yarışında teknik süreçlerin nasıl işleyeceği tartışılıyor.

Angela Rayner’ın da son günlerde “mevcut siyasi çizginin işlemediği” yönündeki açıklamaları, Starmer sonrası dönem için hazırlık yaptığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Starmer geri adım atmıyor

Tüm baskılara rağmen Keir Starmer ise görevden ayrılmayacağı mesajını vermeyi sürdürüyor. Pazartesi günü yaptığı konuşmada seçim sonuçlarının “çok ağır” olduğunu kabul eden Starmer, buna rağmen ülkeyi “kaosa sürüklemeyeceğini” söyledi.

Starmer konuşmasında, “Şüphe duyanların yanıldığını kanıtlayacağım” ifadelerini kullanırken, erken bir liderlik yarışının hem hükümete hem de İşçi Partisi’ne zarar vereceğini savundu.

Ancak parti içindeki hava bunun tersini gösteriyor. Westminster’da birçok milletvekili artık Starmer’ın siyasi olarak “geri dönüşü olmayan bir noktaya” geldiğini düşünüyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Piyasalar da tedirgin

İngiltere’de yaşanan siyasi kriz yalnızca parti içi dengeleri değil, ekonomik piyasaları da etkilemeye başladı. İngiliz basınında yer alan analizlerde, hükümette yaşanan belirsizliğin tahvil piyasalarında baskı oluşturduğu ve yatırımcıların olası liderlik değişimini yakından takip ettiği belirtildi.

İşçi Partisi’nde önümüzdeki günlerde yeni istifaların ve açık liderlik çağrılarının gelmesi beklenirken, Londra kulislerinde artık en çok konuşulan soru şu: “Keir Starmer ne kadar daha dayanabilecek?”

Ölümcül ‘Hantavirüs’ İçin Uluslararası Alarm!

Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde ortaya çıkan hantavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı üçe yükselirken, İspanya’nın Tenerife Adası açıklarında sürdürülen geniş çaplı tahliye operasyonunda sona gelindi. Yetkililer, gemide kalan son yolcuların gün içerisinde ülkelerine gönderileceğini ve geldikleri ülkelerde karantinaya alınacağını açıkladı.

İspanya’nın Granadilla de Abona Limanı açıklarında demirleyen gemide yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Tahliyeler sırasında özel koruyucu ekipman kullanan sağlık ekipleri ve güvenlik güçleri görev aldı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) operasyonu yakından takip ederken, virüsün küresel çapta yeni bir pandemiye dönüşeceğine dair herhangi bir bulgu olmadığını vurguladı.

Attelia Clinik London

Fransa: Bir Kadında Hantavirüs Tespit Edildi

Fransa Sağlık Bakanı Stephanie Rist, hafta sonu gemiden tahliye edilen bir Fransız kadında hantavirüs tespit edildiğini duyurdu. Fransız yetkililer, hastanın izolasyon altında tutulduğunu ve temaslı takibinin sürdüğünü açıkladı.

ABD makamları da pazartesi günü yaptıkları açıklamada, tahliye edilen yolculardan birinin hafif semptomlar gösterdiğini, bir başka yolcuda ise Andes virüsüne yönelik PCR testinin düşük seviyede pozitif çıktığını bildirdi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) gelişmeleri yakından izlediği öğrenildi.

İspanya’dan “Panik Yerine Şeffaflık” Mesajı

İspanya hükümetinin Sağlıktan Sorumlu Devlet Sekreteri Javier Padilla, ABD tarafından paylaşılan verilerin kamuoyunda gereksiz paniğe neden olabileceğini söyledi.

Istikbal 860X450 Pxl

Bir televizyon programında konuşan Padilla, Avrupa sağlık otoriteleri ile ABD kurumlarının risk değerlendirmeleri arasında yaklaşım farkı bulunduğunu belirtti. Padilla, “Bu vakalarla ilgili bilgilerin bağlamından koparılarak paylaşılması doğru değil. Elimizdeki bilimsel veriler, toplum için yüksek riskli bir yayılım olmadığını gösteriyor” dedi.

İspanyol yetkililer ayrıca geminin doğrudan limana yanaştırılmadığını, yerel halkla temasın tamamen engellendiğini ve tüm yolcuların kontrollü biçimde tahliye edildiğini açıkladı.

Andes Virüsü Endişesi

Yetkililerin üzerinde durduğu en önemli unsur ise virüsün “Andes” türü olması. Andes hantavirüsü, nadir de olsa insandan insana bulaşabildiği bilinen tek hantavirüs türü olarak kabul ediliyor. Uzmanlara göre salgının kaynağının, gemiye binmeden önce Güney Amerika’da virüse maruz kalan bir Hollandalı çift olabileceği değerlendiriliyor. Söz konusu çiftin hayatını kaybettiği açıklandı.

DSÖ ise mevcut verilerin sınırlı sayıda vaka ve yakın temaslı bulaş ihtimaline işaret ettiğini, COVID-19’daki gibi geniş ölçekli hava yolu yayılımı bulunmadığını belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere ve Avrupa Alarm Durumunda

Salgının ardından İngiltere ordusunun, Atlas Okyanusu’ndaki uzak ada yerleşimlerinden biri olan Tristan da Cunha’ya sağlık ekibi ve tıbbi malzeme gönderdiği ortaya çıktı. İngiliz basını, özel paraşüt birliklerinin bölgeye acil müdahale amacıyla indirildiğini yazdı.

Avrupa genelinde ise gemiden ayrılmış yolcuların izlenmesi sürüyor. İspanya, Hollanda, Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere birçok ülke, yolcuları 45 güne kadar değişen gözlem süreçlerine tabi tutmayı değerlendiriyor.

Tenerife’de Olağanüstü Güvenlik Önlemleri

MV Hondius’un Tenerife’ye ulaşmasıyla birlikte liman çevresinde geniş güvenlik çemberi oluşturuldu. Yüzlerce polis ve sağlık görevlisinin görev yaptığı tahliye operasyonunda yolcular küçük botlarla kıyıya taşındı, ardından özel otobüslerle havalimanına götürüldü.

Canarya Adaları halkı arasında ise tedirginlik sürüyor. Bölge halkının bir kısmı operasyonun güvenli yürütüldüğünü düşünürken, bazı kesimler yeni bir salgın ihtimalinden endişe ediyor. Sosyal medyada gemiyle ilgili görüntüler milyonlarca kez izlendi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

DSÖ: “Bu Yeni Bir COVID Değil”

Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, yaşananların küresel bir salgının başlangıcı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un operasyonu yerinde takip ettiği ve İspanya hükümetiyle yakın koordinasyon içinde çalıştığı bildirildi.

Uzmanlara göre hantavirüs ciddi ve ölümcül olabilse de bulaşma biçimi nedeniyle COVID-19 kadar hızlı yayılma potansiyeline sahip değil. Ancak yetkililer, gemideki yolcuların sağlık durumlarının önümüzdeki haftalarda yakından izleneceğini belirtiyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, kemirgenler tarafından taşınan ve başlıca, kurumuş kemirgen dışkılarından havaya karışan parçacıkların solunması yoluyla insanlara bulaşan bir virüs grubunu ifade ediyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre, hantavirüsler iki ciddi hastalığa yol açabiliyor.

İlki, akciğerleri etkileyen ve ağır solunum yetmezliğine neden olabilen hantavirüs pulmoner sendromu. İkincisi ise böbrekleri etkileyen ve ciddi komplikasyonlara yol açabilen, böbrek sendromlu kanamalı ateş.

YTB’nin İnsani Diplomasi Vizyonuna Uluslararası Ödül

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Akdeniz Parlamenter Asamblesi (PAM) tarafından düzenlenen 2026 PAM Ödülleri’nde, çatışma bölgelerinde yürüttüğü üstün insani yardım ve eğitim faaliyetleri nedeniyle ödüle layık görüldü.

Karadağ’ın Budva kentinde düzenlenen törende ödül, YTB’nin “Çatışma Bölgelerinde İnsani Yardım Sağlanması” temasındaki çalışmalarıyla bölge barışına sunduğu katkılar dolayısıyla takdim edildi.

Kriz Bölgelerinde Umudun Adı: YTB

YTB; Suriye’den Filistin’e, Afganistan’dan Ukrayna’ya kadar krizlerin ve çatışmaların gölgesindeki coğrafyalarda yürüttüğü projelerle uluslararası alanda büyük takdir topladı. Başkanlık tarafından hayata geçirilen;

Kurum ve kuruluşlarla yürütülen ortak burs projeleri,

Filistin ve Suriye yerinde burs programları,

Afrin, Azez ve El-Bab’da kurulan Anadolu Kültür Merkezleri,

Kırım Tatarları ve Afganistan’daki ihtiyaç sahiplerine yönelik lojistik ve insani yardımlar, ödülün verilmesindeki temel gerekçeler olarak öne çıktı.

“Kalıcı Barış Ancak Adaletle Mümkündür”

PAM delegeleri, uluslararası kurum temsilcileri ve TBMM Akdeniz Parlamenter Asamblesi üyelerinin katıldığı törende ödülü YTB adına Başkan Yardımcısı Murat Kazancı kabul etti. Kazancı, törende yaptığı konuşmada kalıcı barışın ancak adalet ile mümkün olduğunu vurgulayarak, bu ödülün YTB’nin insan merkezli medeniyet vizyonunu sürdürme noktasındaki motivasyonunu pekiştirdiğini ifade etti.

Meclis ve Diplomasi Hattından Tam Destek

Sürecin koordinasyonunda ve Türkiye’nin asambledeki temsilinde kritik rol oynayan PAM Türk Grubu Başkanı ve Antalya Milletvekili Atay Uslu ile tüm üye ülke parlamenterlerinin takdiriyle verilen bu ödül, Türkiye’nin kültürel diplomasi gücünü bir kez daha tescilledi.

YTB Başkanı Abdulhadi Turus: "İnsani Diplomasiyi Kalıcı Barışın Anahtarı Kılmaya Devam Edeceğiz"

Ödüle ilişkin bir değerlendirmede bulunan YTB Başkanı Abdulhadi Turus, kurumun gelecek vizyonunu şu sözlerle özetledi:

"Suriye’den Filistin’e, Afganistan’dan Ukrayna’ya kadar çatışmaların gölgesinde kalmış bölgelerde; eğitim burslarımızdan yerinde destek programlarımıza, lojistik yardımlardan kültür merkezlerimizin inşasına kadar her adımda barışın ve umudun taşıyıcısı olmaya, insan merkezli medeniyet vizyonumuzla kriz bölgelerindeki kardeşlerimize el uzatmaya, eğitimi ve insani diplomasiyi kalıcı barışın anahtarı kılmaya devam edeceğiz".

BBC’nin Yayımlamayı Reddettiği Gazze Belgeseline BAFTA Ödülü

İngiltere’de düzenlenen BAFTA TV Awards töreninde, Gazze’deki hastanelere yönelik saldırıları ve Filistinli sağlık çalışanlarının yaşadıklarını konu alan “Gaza: Doctors Under Attack” adlı belgesel “En İyi Güncel Olaylar Yapımı” ödülünü kazandı. Belgesel, daha önce BBC tarafından finanse edilmesine rağmen yayımlanmamış, ardından Channel 4 ekranlarında izleyiciyle buluşmuştu.

Belgeselin ödül kazanması, İngiliz kamu yayıncısı BBC’nin Gazze içeriklerine yaklaşımıyla ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Yapım ekibi, ödül törenindeki konuşmalarında BBC’nin yayın kararını sert sözlerle eleştirdi.

Belgeselin sunucusu ve gazeteci Ramita Navai, ödülü alırken yaptığı konuşmada, “BBC’nin finanse ettiği ancak yayımlamayı reddettiği soruşturmanın bulguları bunlar. Susturulmayı ve sansürlenmeyi kabul etmedik. Bu filmi yayımladığı için Channel 4’e teşekkür ediyoruz” dedi.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

BBC “Tarafsızlık” Gerekçesini Savunmuştu

Belgesel ilk olarak BBC tarafından sipariş edilmiş ve yaklaşık bir yıl boyunca hazırlanmıştı. Ancak kurum, 2025 yılında yaptığı açıklamada filmin yayımlanmasının “kamuoyunda taraflılık algısı oluşturabileceği” gerekçesiyle projeyi ekrana taşımama kararı aldığını duyurmuştu. BBC, Gazze savaşıyla ilgili başka bir yapım hakkında yürütülen inceleme sürecinin de karar üzerinde etkili olduğunu açıklamıştı.

Kurum açıklamasında, “Tarafsızlık BBC News’in temel ilkelerinden biridir” ifadeleri kullanılmış, filmin yayın haklarının yapım şirketi Basement Films’e devredildiği belirtilmişti.

Buna karşın Channel 4 yönetimi, belgeselin ayrıntılı editoryal inceleme ve doğrulama süreçlerinden geçirildiğini, kamu yararı taşıdığı için yayımlanmasına karar verildiğini açıklamıştı. Channel 4 Haber ve Güncel Yapımlar Direktörü Louisa Compton, yapımın “uluslararası hukuk ihlali iddialarına ilişkin önemli gazetecilik çalışması” olduğunu savunmuştu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hastaneler ve Sağlık Çalışanları Merkezde

Karim Shah yönetmenliğinde hazırlanan belgesel, Gazze’de görev yapan doktorlar, sağlık çalışanları ve sağlık tesislerinin savaş boyunca maruz kaldığı saldırıları inceliyor. Yapımda, hastanelerin bombalanması, sağlık personelinin gözaltına alınması ve sağlık sisteminin çöküşüyle ilgili tanıklıklara yer veriliyor.

Belgesel, özellikle Gazze’deki sağlık altyapısının hedef alındığı yönündeki iddiaları gündeme taşıdığı için İngiltere’de yoğun siyasi ve medya tartışmalarına neden olmuştu. Yapımın yayımlanmamasına tepki gösteren yüzlerce gazeteci, sanatçı ve medya çalışanı BBC’ye açık çağrıda bulunmuştu.

BAFTA Töreninde Politik Mesajlar

Bu yılki BAFTA TV Ödülleri’nde “Adolescence”, “Code of Silence” ve “Last One Laughing UK” gibi yapımlar da öne çıkarken, Gazze belgeselinin ödülü törene damga vuran anlardan biri oldu. İngiliz basınında yer alan değerlendirmelerde, yapım ekibinin konuşmasının törendeki en politik çıkışlardan biri olduğu yorumları yapıldı.

Belgesel ayrıca yalnızca BAFTA’da değil, İngiltere’deki başka televizyon ve gazetecilik ödüllerinde de adaylıklar elde etti. Yapım, savaş bölgelerinde çalışan gazetecilere verilen Rory Peck Ödülleri’nde de ödüle layık görülmüştü.

Keir Starmer’ın güç kaybetmesi AB’de endişe meydana getirdi

İngiltere’de yapılan yerel seçimler, iktidardaki İşçi Partisi için son yılların en ağır siyasi darbelerinden biri oldu. Parti yüzlerce belediye meclis üyeliğini kaybederken, özellikle kuzey İngiltere ve Midlands bölgesindeki geleneksel “kırmızı duvar” seçmen tabanında ciddi çözülme yaşandı. Reform UK’nin yükselişi ise İngiliz siyasetinde dengeleri sarstı.

Seçim sonuçlarının ardından konuşan Keir Starmer, “Çekip gitmeyeceğim ve ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğim” diyerek istifa çağrılarını reddetti. Ancak parti içinde liderlik tartışmaları artık açık biçimde konuşuluyor.

İngiliz basınına göre yaklaşık 40 İşçi Partili milletvekili Starmer’ın ya görevden ayrılmasını ya da bir geçiş takvimi açıklamasını istiyor. Bazı milletvekilleri ise olası liderlik yarışında Sağlık Bakanı Wes Streeting, Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ve Başbakan Yardımcısı Angela Rayner gibi isimlerin öne çıkabileceğini savunuyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK yükselişi Londra’yı sarstı

Yerel seçimlerin en dikkat çekici sonucu, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK partisinin büyük çıkışı oldu. Parti yüzlerce yeni sandalye kazanırken, Farage sonuçları “İngiliz siyasetinde tarihi kırılma” olarak nitelendirdi.

Analistler, özellikle göç, hayat pahalılığı ve enerji fiyatları nedeniyle seçmenin hem Muhafazakârlardan hem de İşçi Partisi’nden uzaklaştığını belirtiyor. Reform UK’nin Brexit söylemini yeniden merkez siyasete taşıması, Starmer’ın AB ile yakınlaşma planlarını da siyasi açıdan riskli hale getiriyor.

Reddit ve sosyal medya platformlarında yapılan yorumlarda da Starmer’ın “seçmenle bağ kuramayan technokrat bir lider” olduğu yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Bazı İşçi Partisi destekçileri, seçmenin yalnızca hükümet politikalarına değil doğrudan Starmer liderliğine tepki gösterdiğini savunuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Brüksel’de “zayıf lider” endişesi

Starmer hükümeti, Brexit sonrası dönemde Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden yapılandırmak için yeni bir diplomatik açılım hazırlığında. Londra kulislerinde konuşulan plana göre İngiltere’nin AB ile savunma iş birliği, ticaret standartları, gençlik değişim programları ve gümrük süreçlerinde daha yakın koordinasyona gitmesi hedefleniyor.

Ancak Avrupa başkentlerinde asıl soru şu: “Siyasi olarak zayıflayan bir Starmer bu dönüşümü gerçekleştirebilir mi?”

AB diplomatik çevreleri, Starmer’ın parlamentodaki büyük çoğunluğuna rağmen kamuoyu desteğini hızla kaybetmesinin müzakereleri zorlaştırabileceğini düşünüyor. Özellikle Farage’ın yükselişi nedeniyle İngiltere’de yeniden sert Brexit söylemlerinin güç kazanabileceği değerlendiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İngiliz medyasına sızan bilgilere göre Starmer’ın pazartesi günü yapacağı büyük konuşmada “daha pragmatik ve daha yakın Avrupa ilişkileri” vurgusu öne çıkacak. Ancak hükümet kaynakları, serbest dolaşım ya da tam AB üyeliğinin gündemde olmadığını özellikle vurguluyor.

İşçi Partisi içinde yön kavgası

Seçim yenilgisi, İşçi Partisi içinde ideolojik tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Partinin sol kanadı hükümeti “fazla teknokratik ve seçmenden kopuk” olmakla suçlarken, merkez kanat ise ekonomik istikrar söyleminden vazgeçilmemesi gerektiğini savunuyor.

Başbakan Yardımcısı Angela Rayner’ın son günlerde yaptığı çıkışlar Londra’da “örtülü liderlik hazırlığı” yorumlarına neden oldu. Bazı sendikalar da hükümetin işçi sınıfı tabanıyla bağlarını kaybettiğini savunarak daha radikal ekonomik politikalar talep ediyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Kritik konuşma bekleniyor

Gözler şimdi Starmer’ın pazartesi günü yapacağı kapsamlı konuşmaya çevrildi. İngiliz basını bu konuşmayı “ya yeniden başlangıç ya da siyasi çözülmenin hızlanması” şeklinde yorumluyor.

Başbakanın konuşmada:

  • Avrupa ile yeni ekonomik ortaklık planını,
  • kamu hizmetlerine yönelik yeni yatırım paketini,
  • göç ve sınır güvenliği politikalarını,
  • hayat pahalılığıyla mücadele stratejisini

açıklaması bekleniyor.

Ancak siyaset uzmanlarına göre asıl mesele artık yalnızca politika değil; Starmer’ın seçmene yeniden güven verip veremeyeceği olacak. Çünkü İngiltere’de siyasi tablo hızla çok parçalı bir yapıya dönüşürken, Reform UK’nin yükselişi hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakârları tarihi bir baskı altına sokmuş durumda.

Akşam Yemeği Sadece Uykuyu Değil, Ertesi Gün Beslenmenizi De Etkiliyor

İspanya’daki University of Granada liderliğinde yürütülen ve European Journal of Nutrition dergisinde yayımlanan yeni araştırma, akşam yemeğinin insan sağlığı üzerindeki etkisine dair dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Çalışmaya göre, günün son öğününde tüketilen besinler yalnızca gece uykusunun kalitesini değil, ertesi sabah yapılacak kahvaltı tercihlerini de doğrudan etkiliyor.

Araştırmacılar bu ilişkiyi, “Akşam yemeği uykuyu etkiliyor, uyku ise ertesi günkü kahvaltı alışkanlıklarını şekillendiriyor” sözleriyle özetliyor. Bilim insanlarına göre beslenme ve uyku arasındaki bağ doğrusal değil; iki unsur birbirini sürekli etkileyen bir döngü oluşturuyor.

Attelia Clinik London

14 Günlük Takip Yapıldı

Araştırma, obezite tanısı bulunan 25-65 yaş aralığındaki 146 yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Katılımcılar 14 gün boyunca uyku ölçüm cihazlarıyla takip edildi ve bu süreçte akşam yemekleri ile kahvaltı alışkanlıkları ayrıntılı biçimde kaydedildi. Çalışma “gerçek yaşam koşullarında” yürütüldüğü için, laboratuvar ortamının dışında insanların günlük yaşam rutinleri incelendi.

Bilim insanları özellikle akşam öğününün içeriği ile uyku parametreleri arasında güçlü ilişkiler saptadı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yağlı ve Ağır Yemekler Uyku Kalitesini Düşürüyor

Araştırmanın bulgularına göre;

  • Kalori, yağ, kolesterol ve protein oranı yüksek akşam yemekleri,
  • Alkol tüketimi,
  • Kırmızı et ve kızartılmış yiyecekler

daha düşük uyku kalitesiyle ilişkilendirildi.

Buna karşılık karbonhidrat, zeytinyağı ve yağlı balık içeren akşam yemeklerinin daha kaliteli uyku sağladığı gözlemlendi. Özellikle Akdeniz tipi beslenmenin uyku üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.

Uzmanlar, yağlı ve ağır yemeklerin sindirim sistemini gece boyunca aktif tuttuğunu, bunun da derin uyku evrelerini bozabileceğini belirtiyor. Ayrıca alkolün ilk aşamada uyku hissi verse bile gece boyunca sık uyanmalara neden olduğu uzun süredir biliniyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Kötü Uyku Ertesi Gün Şeker İsteğini Artırıyor

Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de ilişkinin ters yönde de çalışması oldu. Buna göre kötü uyku, ertesi gün daha sağlıksız beslenme eğilimini artırıyor.

Çalışmada;

  • Daha parçalı uyuyan bireylerin kahvaltıda daha fazla şeker tükettiği,
  • Lif tüketiminin azaldığı,
  • Geç uyanan kişilerin daha yüksek kalorili kahvaltılar yaptığı,
  • Daha uzun ve kaliteli uykunun ise daha dengeli kahvaltı tercihleriyle bağlantılı olduğu saptandı.

Bilim insanları bunun biyolojik nedenlerine de dikkat çekiyor. Yetersiz uyku, açlık hormonu olarak bilinen “ghrelin” seviyesini artırırken, tokluk hissi sağlayan “leptin” hormonunu azaltabiliyor. Bu durum özellikle şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimi artırıyor.

Son Yıllardaki Araştırmalar da Benzer Sonuçlar Veriyor

Son yıllarda yapılan birçok çalışma da uyku ile beslenme arasında güçlü bir bağ bulunduğunu gösteriyor. Özellikle geç saatlerde yemek yemenin metabolizmayı yavaşlatabildiği, kan şekeri dengesini bozabildiği ve kilo artışı riskini yükseltebildiği belirtiliyor.

Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yayımlanan önceki araştırmalar da düzensiz uyku saatlerinin obezite ve diyabet riskini artırabileceğini ortaya koymuştu. Benzer biçimde Akdeniz diyeti ağırlıklı beslenen bireylerde hem uyku kalitesinin hem de kardiyometabolik sağlığın daha iyi olduğu birçok çalışmada gösterildi.

Uzmanlara göre sağlıklı yaşam için yalnızca “ne yediğimiz” değil, “ne zaman yediğimiz” ve “nasıl uyuduğumuz” da kritik önem taşıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Uzmanlardan “Akşam Yemeği” Uyarısı

Araştırmacılar, özellikle geç saatlerde tüketilen ağır yemeklerden kaçınılmasını öneriyor. Beslenme uzmanlarına göre ideal akşam yemeği;

  • Daha hafif,
  • Sindirimi kolay,
  • Lif açısından zengin,
  • Sağlıklı yağlar içeren,
  • Aşırı kalorili olmayan

bir yapıda olmalı.

Uzmanlar ayrıca yatmadan en az 2-3 saat önce yemek yenmesinin uyku kalitesini artırabileceğini belirtiyor.

Araştırma, gelecekte obeziteyle mücadele ve sağlıklı yaşam programlarında beslenme ile uyku düzeninin birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Bilim insanlarına göre kaliteli uyku ile sağlıklı beslenme birbirinden bağımsız değil; biri bozulduğunda diğeri de olumsuz etkileniyor.

Bilal Erdoğan ve Mesut Özil Londra’da Konuşacak

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya ve AK Parti MKYK Üyesi, ünlü eski futbolcu Mesut Özil Londra’da konuşacak.

Uluslararası Demokratlar Birliği UID UK’in düzenleyeceği, “Anadolu’dan Avrupa’ya Ortak Miras Buluşmaları” etkinliğine katılacak olan Erdoğan, Sırakaya ve Özil, Doğu Londra’daki “124-126 Cheshire Street, London E2 6EJ” adresindeki The Atrium’da 17 Mayıs Pazar günü halkla bir araya gelecek.

UID ve farklı kuruluşlar taragından sosyal medyada yapılan paylaşımlarda, etkinliği izlemek isteyenlerin kayıt yaptırmalarının zorunlu olduğu belirtildi.

Söz konusu paylaşımlarda, toplantıyı izlemek isteyenlerin, “uk.u-id.org” internet sitesinden veya sosyal medyada paylaşılan QR code üzerinden kayıt yaptırabilecekleri hatırlatıldı.

Uid Uk Bilal Erdogan Mesut Ozil Zafer Sirakaya Londra 1

Paylaşımlarda programın 17 Mayıs 2026 Pazar günü saat 19:00’da başlayacağı da kaydedildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiliz İşçi Partisi’nde “Starmer İsyanı”: Liderlik Savaşı Büyüyor

İngiltere İşçi Partisi içinde aylardır devam eden huzursuzluk, İngiltere, Galler ve İskoçya’daki seçim sonuçlarının ardından artık açık bir iç savaşa dönüşmüş durumda. Parti kaynaklarına göre çok sayıda milletvekili Keir Starmer’ın liderliğinin “sürdürülemez” hale geldiğini düşünüyor.

Parti içindeki muhalefetin sembol isimlerinden Labour milletvekili Catherine West, Başbakan ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer’a karşı açık bir liderlik hamlesi başlatabileceğini duyurdu. West, pazartesi gününe kadar kabineden bir ismin Starmer’a meydan okumaması halinde süreci kendisinin başlatacağını söyledi.

27 yıllık kale çöktü

Krizin fitilini ateşleyen gelişme, İşçi Partisi’nin özellikle Galler’de aldığı tarihi yenilgi oldu. Labour, yaklaşık 27 yıl sonra ilk kez Galler’de iktidar üstünlüğünü kaybetti. İskoçya’da Scottish National Party yeniden güç kazanırken, İngiltere’de ise Reform UK büyük sıçrama yaptı.

Ingiltere Isci Partisi Liderlik Krizi Catherine West Keir Starmer

Yerel seçimlerde Labour’ın yaklaşık 1.500 sandalye kaybetmesi, parti tabanında ve milletvekilleri arasında büyük öfke yarattı. Bazı bölgelerde Yeşillerin ve Reform UK’nin geleneksel Labour seçmenini çekmesi, parti yönetiminde alarm zillerinin çalmasına neden oldu.

“81 imza gerekiyor”

Labour kurallarına göre bir liderlik yarışının resmen başlayabilmesi için parlamentodaki İşçi Partili milletvekillerinin en az yüzde 20’sinin desteği gerekiyor. Bu da mevcut tabloda yaklaşık 81 milletvekilinin imzası anlamına geliyor.

Catherine West ise şu anda yaklaşık 10 milletvekilinin kendisine destek vermeye hazır olduğunu belirterek, “Bu sayı hızla büyüyebilir. İnsanlar artık sessiz kalmak istemiyor” mesajı verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

West’in çıkışı Westminster kulislerinde “öncü hamle” olarak yorumlanıyor. Parti içindeki bazı isimler, West’in aslında daha güçlü adayların önünü açmak için “stalking horse” rolü üstlendiğini savunuyor. Kulislere göre potansiyel lider adayları arasında Angela Rayner, Wes Streeting ve Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham öne çıkıyor.

Kabinede bölünme

Parti içinde görüş ayrılıkları giderek sertleşiyor. Bazı milletvekilleri West’in çıkışını “zamansız ve sorumsuz” olarak nitelerken, Starmer’a yakın isimler liderlik tartışmasının partiye daha fazla zarar vereceğini savunuyor.

Eğitim Bakanı Bridget Phillipson, Starmer’a yönelik bir liderlik hamlesinin “yanlış” olacağını belirterek parti içinde birlik çağrısı yaptı. Ancak perde arkasında yaklaşık 40 milletvekilinin Starmer’ın geleceği konusunda ciddi şüphe taşıdığı ifade ediliyor.

Öte yandan bazı sendika temsilcileri de parti yönetimini sert sözlerle hedef aldı. Unite sendikasının bazı yöneticileri, Labour’ın işçi sınıfı seçmeniyle bağını kaybettiğini ve mevcut çizgiyle devam edilmesi halinde partinin “siyasi olarak yok olabileceği” uyarısında bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Starmer geri adım atmıyor

Tüm baskılara rağmen Keir Starmer ise görevi bırakmaya niyetli görünmüyor. Starmer, hükümetinin “10 yıllık bir proje” olduğunu savunarak liderliği bırakmayacağını açıkladı. “Bu işi yarıda bırakıp ülkeyi kaosa sürüklemeyeceğim” diyen Starmer’ın pazartesi günü kapsamlı bir “yeniden başlangıç” konuşması yapması bekleniyor.

Starmer’ın ayrıca eski Başbakan Gordon Brown ve deneyimli Labour figürü Harriet Harman ile yeniden yakın çalışmaya başlaması da dikkat çekti. Bu hamle, parti içinde “krizi kontrol altına alma girişimi” olarak değerlendiriliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Reform UK yükselişi paniği büyüttü

Parti içindeki paniğin temel nedenlerinden biri de Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’nin hızlı yükselişi oldu. Özellikle kuzey İngiltere’de geleneksel Labour seçmeninin önemli bölümünün Reform UK’ye yönelmesi, “kırmızı duvar” olarak bilinen bölgelerde alarm yarattı.

Siyasi gözlemcilere göre Labour içindeki kriz artık yalnızca liderlik tartışması değil; partinin ideolojik yönü ve seçmenle ilişkisi üzerine daha büyük bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda.

Westminster’da şimdi herkesin gözü pazartesi gününe çevrilmiş durumda. Eğer kabineden güçlü bir isim Starmer’a meydan okumazsa, Labour son yılların en sert liderlik savaşlarından birine sahne olabilir.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Catherine West’in Kısa Özgeçmişi

  • Tam adı: Catherine Elizabeth West
  • Doğum tarihi: 14 Eylül 1966
  • Doğum yeri: Mansfield, Victoria, Avustralya
  • Vatandaşlık: Birleşik Krallık ve Avustralya çifte vatandaşlığı
  • Partisi: Labour Party
  • Mesleği: Politikacı, eski sosyal hizmet uzmanı
  • Eğitim:
    • Sydney Üniversitesi’nde modern diller ve sosyal hizmet eğitimi
    • SOAS University of London bünyesinde Çin Çalışmaları yüksek lisansı

Kariyeri

West, siyasi kariyerine Londra yerel yönetimlerinde başladı. 2002–2014 yılları arasında Islington Belediye Meclisi üyeliği yaptı ve 2010–2013 arasında belediye lideri olarak görev aldı. Bu dönemde sosyal eşitsizlikle mücadele politikalarıyla dikkat çekti.

2015 genel seçimlerinde ilk kez milletvekili seçildi. Parti içinde daha çok merkez-sol (“soft left”) çizgide değerlendiriliyor. Jeremy Corbyn döneminde gölge dışişleri ekibinde görev aldı. Brexit sürecinde AB yanlısı tavrıyla öne çıktı ve parti yönetimine karşı oy kullandığı için bir dönem görevden alındı.

2024–2025 yılları arasında İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda Hint-Pasifik’ten sorumlu devlet bakan yardımcılığı yaptı. Ayrıca Çin ve Asya politikaları konusunda uzman isimlerden biri olarak görülüyor. Mandarin Çincesi dahil beş dil konuştuğu belirtiliyor.

Son Dönemde Neden Gündemde?

2026 yerel seçimlerinde Labour’ın ağır kayıplar yaşamasının ardından West, Starmer liderliğini açık şekilde sorgulayan ilk milletvekillerinden biri oldu. Kabineden bir ismin liderlik yarışına girmemesi halinde kendisinin aday olabileceğini açıkladı. Bu çıkış, parti içindeki liderlik krizinin sembollerinden biri haline geldi.

Türkan Şoray Londra’da ‘Girişimci Kadınlar’la Buluşacak

Türk sinemasının ‘Sultanı’ Türkan Şoray, İngiltere’nin başkenti Londra’da 6.sı düzenlenecek olan ‘İngiltere Girişimci Kadınlar Fuarı’na konuk olacak.

Fuarın organizatörlerinden Naciye Batkitar’ın sosyal medyada yaptığı paylaşıma göre ünlü sanatçı Türkan Şoray, 16 ile 17 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan fuarın bu yılki konuğu olacak.

Londra’daki kadın girişimcilerin ürünlerini sergileyeceği “6. İngiltere Girişimci Kadınlar Fuarı” Enfield bölgesindeki Albany Park’ta iki gün süreyle ziyaretçilere açık olacak.

Turkan Soray Londra Kadin Girisimciler Etkinligi

Ziyaretçilerin alış veriş yapabileceği, farklı firma insanlarla iletişim imkanları bulacağı fuar, iki gün boyunca saat 10:00 ile 20:00 arasında açık olacak.

İKBAL GÜRPINAR DA KATILACAK

Fuara, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da televizyon program sunucusu İkbal Gürpınar da katılacak.

Gürpınar geçtiğimiz yıllarda da Gereşemce Kadınlar’ın organizasyonuna katılarak destek vermişti.

Istikbal 860X450 Pxl

Londra’da 2 Yaşındaki Kol’un Ölümüne Yol Açanlara 27 Yıl Hapis

İngiltere’nin başkenti London’ın Bromley bölgesinde 25 Nisan 2022’de bir eve çağrılan sağlık ekipleri, 2 yaşındaki Kol Page’i nefes almayan halde buldu. Küçük çocuğun yüzünde, göğsünde ve karın bölgesinde ciddi darp izleri tespit edildi.

Olay yerine gelen polis ve sağlık görevlilerine ilk ifadelerinde anne Zoe Coutts ile erkek arkadaşı Scott O’Connor, Kol’un yaralarının “sürekli düşen ve sakar bir çocuk olmasından” kaynaklandığını söyledi. Ancak doktorların yaptığı ilk incelemeler bile yaralanmaların sıradan kazalarla açıklanamayacak kadar ağır olduğunu ortaya koydu.

Telefon mesajları ve kamera kayıtları gerçeği ortaya çıkardı

Soruşturmayı yürüten Metropolitan Police Service ekipleri, çiftin cep telefonu mesajlarını, ev çevresindeki güvenlik kamerası görüntülerini ve sağlık kayıtlarını detaylı biçimde inceledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yapılan incelemelerde Kol’un uzun süre sistematik şiddete maruz kaldığı, yaralanmaların çiftin bakımında bulunduğu zaman dilimlerinde meydana geldiği belirlendi. Savcılık dosyasına giren bulgular arasında, çocuğun ağlamasından rahatsız olunduğunu gösteren mesajlar ve fiziksel şiddet izlerini ortaya koyan tıbbi raporlar da yer aldı.

Mahkemede okunan uzman raporlarında, Kol’un vücudunda farklı zamanlarda oluşmuş çok sayıda yara ve iyileşme belirtisi görüldüğü ifade edildi. Bu durum, çocuğun tek seferlik değil, uzun süreli istismara uğradığı değerlendirmesine neden oldu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kalıcı beyin hasarı oluştu

Aldığı ağır darbeler sonucu ciddi beyin travması geçiren Kol Page, olayın ardından yaşam destek ünitesinde tedavi altına alındı. Doktorlar çocuğun kalıcı nörolojik hasar aldığını ve normal yaşam fonksiyonlarını sürdüremeyecek duruma geldiğini açıkladı.

Yaklaşık 14 ay boyunca hastanede tedavi gören Kol daha sonra koruyucu aileye teslim edildi. Ancak sağlık durumu hiçbir zaman tam olarak düzelmedi.

İki yıl boyunca yaşam mücadelesi veren küçük çocuk, 29 Haziran 2024 tarihinde, maruz kaldığı yaralanmalara bağlı komplikasyonlar nedeniyle 4 yaşındayken hayatını kaybetti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Mahkeme: “Savunmasız bir çocuğa acımasız şiddet uygulandı”

Dava, Southwark Crown Court’ta görüldü. Mahkeme heyeti, Zoe Coutts ile Scott O’Connor’ın çocuğu korumak yerine sistematik biçimde şiddete maruz bıraktığına hükmetti.

8 Mayıs’ta açıklanan kararda sanıklar uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldı. Hakim, karar duruşmasında Kol’un “tamamen savunmasız bir çocuk” olduğunu belirterek, çiftin davranışlarını “acımasız ve insanlık dışı” olarak nitelendirdi.

Mahkeme ayrıca sanıkların olay sonrasında sağlık görevlilerini yanıltmaya çalıştığını, yaralanmaların gerçek nedenini gizlemek için ortak hareket ettiklerini kaydetti.

Istikbal 860X450 Pxl

Çocuk koruma sistemine yönelik tartışmalar yeniden gündemde

Kol Page’in ölümü, İngiltere’de çocuk koruma sistemine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Çocuk hakları savunucuları, ağır istismar vakalarının daha erken tespit edilmesi için sosyal hizmet kurumları ile sağlık birimleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Uzmanlar özellikle küçük çocuklarda görülen açıklanamayan morluk, kırık ve travma belirtilerinin mutlaka detaylı şekilde soruşturulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Kamuoyunda büyük yankı uyandıran dava, İngiltere’de son yıllarda görülen en sarsıcı çocuk istismarı vakalarından biri olarak değerlendiriliyor.

İşçi Partisi'nde tarihi kayıp, Starmer üzerinde istifa baskısı

Birleşik Krallık’ta İngiltere, İskoçya ve Galler’de düzenlenen yerel seçimler ülke siyasetinde büyük bir kırılmaya işaret etti. 7 Mayıs’ta sandık başına giden seçmenler, hem iktidardaki İşçi Partisi’ne hem de ana muhalefetteki Muhafazakârlara ağır bir mesaj verdi. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Reform UK seçimlerin açık ara kazananı olurken, Yeşiller ve Liberal Demokratlar da önemli kazanımlar elde etti. Buna karşılık Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi 1.400’den fazla meclis üyesini kaybederek seçimlerin en ağır yenilgisini yaşadı.

Seçim sonuçları, Birleşik Krallık siyasetinde geleneksel iki partili yapının çözülmeye başladığı yorumlarını beraberinde getirdi. Özellikle İngiltere’nin kuzeyindeki eski İşçi Partisi kalelerinde Reform UK’in yükselişi dikkat çekti.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK seçimlerin en büyük kazananı oldu

Nigel Farage liderliğindeki Reform UK, yerel seçimlerde tarihi bir sıçrama yaptı. Parti, İngiltere genelinde 1.400’den fazla meclis üyesi kazanırken birçok belediyede yönetimi ele geçirdi. Reform UK özellikle eski sanayi kentlerinde ve geleneksel İşçi Partisi bölgelerinde büyük başarı sağladı.

Reform UK’in kazandığı önemli belediyeler

  • Hartlepool
  • Barnsley
  • Wakefield
  • Gateshead
  • Essex
  • Suffolk
  • Newcastle-under-Lyme
  • Sunderland çevresindeki bazı yerel yönetimler

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Reform UK’in meclis üyesi kazancı

  • +1.450’nin üzerinde yeni meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 1.453 sandalye

Farage seçim gecesi yaptığı açıklamada sonuçları “Britanya siyasetinde tarihi değişim” olarak nitelendirdi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Yeşiller yükselişini sürdürdü

Green Party de seçimlerin dikkat çeken partilerinden biri oldu. Parti, çevre politikalarının yanı sıra sosyal konut ve yerel hizmetler alanındaki vaatleriyle özellikle büyük kentlerde oy artırdı.

Yeşillerin kazandığı belediyeler

  • Norwich
  • Hastings
  • Hackney Belediye Başkanlığı
  • Londra’da iki belediye başkanlığı

Yeşillerin meclis üyesi kazancı

  • +370 ila +440 arasında yeni meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 580’den fazla sandalye

Liberal Demokratlar sekizinci kez yükseldi

Liberal Democrats daha sınırlı ama istikrarlı bir yükseliş yaşadı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Liberal Demokratların kazandığı bölgeler

  • Portsmouth
  • Stockport
  • Richmond
  • Sutton

Liberal Demokratların meclis üyesi kazancı

  • +150’den fazla yeni meclis üyesi
  • Üst üste sekizinci yıl artış rekoru

Muhafazakârlar ağır kayıp yaşadı

Conservative Party de seçimlerin kaybedenleri arasında yer aldı. Parti birçok güney İngiltere belediyesinde kontrolü kaybetti.

Muhafazakârların kaybettiği belediyeler

  • Essex’in bazı bölgeleri
  • Suffolk
  • Newcastle-under-Lyme
  • Londra çevresindeki çeşitli yerel yönetimler

Muhafazakârların sandalye kaybı

  • -550’nin üzerinde meclis üyesi
  • Toplam yaklaşık 800 sandalye seviyesine geriledi

İşçi Partisi’nde kriz derinleşiyor

Keir Starmer liderliğindeki Labour Party seçimlerin en büyük kaybedeni oldu. Parti 1.400’den fazla sandalye kaybederken onlarca belediyeyi de yitirdi.

İşçi Partisi’nin kaybettiği önemli belediyeler

  • Wandsworth
  • Westminster
  • Southampton
  • Tameside
  • Tamworth
  • Exeter
  • Hartlepool
  • Redditch

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

İşçi Partisi’nin sandalye kaybı

  • -1.400’den fazla meclis üyesi
  • 37 belediyede kontrol kaybı

Seçim sonuçlarının ardından İşçi Partisi içinde Starmer’a yönelik eleştiriler sertleşti. Bazı milletvekilleri lider değişiminin kaçınılmaz hale geldiğini savunurken, Hartlepool milletvekili Jonathan Brash açık biçimde Starmer’ın istifa takvimi açıklaması gerektiğini söyledi.

Starmer ise yaptığı ilk açıklamada “zor sonuçlar” aldıklarını kabul etti ancak görevden ayrılmayacağını duyurdu.

Bölge Bölge Seçim Sonuçları

İngiltere

İngiltere seçimlerin merkez üssü oldu. Reform UK özellikle kuzey ve orta İngiltere’de eski İşçi Partisi bölgelerini ele geçirdi. Londra’da ise Yeşiller ve Liberal Demokratlar etkisini artırdı.

Öne çıkan sonuçlar

  • Reform UK birçok kuzey belediyesini kazandı
  • İşçi Partisi Londra dışındaki birçok kaleyi kaybetti
  • Yeşiller Hackney’de belediye başkanlığını aldı
  • Liberal Demokratlar güney İngiltere’de güç kazandı

İskoçya

İskoçya’da seçimlerin galibi yine İskoç Ulusal Partisi oldu. İşçi Partisi burada da beklenen yükselişi gösteremedi.

Öne çıkan sonuçlar

  • SNP iktidarını korudu
  • Reform UK oylarını artırarak ikinci büyük parti konumuna yaklaştı
  • İşçi Partisi ciddi oy kaybı yaşadı

Galler

Galler’de sonuçlar İşçi Partisi için tarihi bir çöküş anlamına geldi.

Öne çıkan sonuçlar

  • İşçi Partisi’nin 27 yıllık üstünlüğü sona erdi
  • Plaid Cymru önemli kazanımlar elde etti
  • Reform UK ikinci büyük siyasi güçlerden biri haline geldi

Büyük Kentlerde Sonuçlar

Londra

  • İşçi Partisi bazı bölgelerde kontrolü korudu
  • Hackney’de Yeşiller büyük başarı kazandı
  • Barnet, Brent ve Haringey’de “kontrolsüz belediye” sonuçları çıktı

Manchester ve Kuzey İngiltere

  • Tameside ve Hartlepool gibi geleneksel İşçi Partisi kaleleri kaybedildi
  • Reform UK büyük sıçrama yaptı

Midlands

  • Tamworth ve Redditch el değiştirdi
  • Reform UK oylarını ciddi biçimde artırdı

Bu sonuçlarla birlikte Birleşik Krallık siyasetinde yeni bir dönemin başladığı yorumları yapılırken, gözler şimdi hem Keir Starmer’ın liderliğinin geleceğine hem de Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’in ulusal siyasette yaratacağı etkiye çevrildi.

Galatasaray’dan Tarihi Zafer: 26. Şampiyonluk Geldi

Trendyol Süper Lig’de sezonun düğümü RAMS Park’ta çözüldü. Şampiyonluk için sahaya çıkan Galatasaray, Antalyaspor karşısında zaman zaman zorlanmasına rağmen mücadeleden 4-2 galip ayrılarak taraftarı önünde şampiyonluğunu ilan etti. Sarı-kırmızılı ekip böylece Süper Lig tarihindeki 26. şampiyonluğunu kazanırken, üst üste dördüncü kez kupaya uzanmayı başardı.

Ligin diğer kritik karşılaşmasında Konyaspor’u mağlup eden Fenerbahçe ise sezonu ikinci sırada bitirmeyi garantiledi.

Okan Buruk’tan Tarihi Başarı

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, sarı-kırmızılı kulüpte adını tarihe yazdırdı. Buruk yönetimindeki Galatasaray, 2022-2023, 2023-2024, 2024-2025 ve şimdi de 2025-2026 sezonlarında mutlu sona ulaşarak üst üste dört şampiyonluk yaşadı.

Başarılı teknik adam, oyunculuk döneminde de Galatasaray formasıyla sayısız kupa kaldırmıştı. Teknik direktörlük kariyerinde ise Başakşehir ile elde ettiği şampiyonluğun ardından Galatasaray’da kurduğu dominant yapı ile Türk futbolunun son yıllarına damga vurdu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“Bu Takım Vazgeçmedi”

Karşılaşmanın ardından büyük sevinç yaşayan Okan Buruk, sezon boyunca yaşanan baskılara rağmen oyuncularının mücadeleyi bırakmadığını söyledi.

Deneyimli teknik adam maç sonunda yaptığı değerlendirmede, “Sezon boyunca çok zor dönemlerden geçtik. Avrupa’da önemli maçlar oynadık, ligde büyük baskı vardı ama oyuncularım hiçbir zaman vazgeçmedi. Taraftarımızın desteğiyle bu kupayı hak ettik” ifadelerini kullandı.

Buruk ayrıca, “Galatasaray’ın hedefi sadece lig şampiyonluğu değil. Avrupa’da da kalıcı başarılar istiyoruz. Bu takımın karakteriyle gurur duyuyorum” sözleriyle yeni sezon mesajı verdi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

RAMS Park’ta Büyük Coşku

Son düdüğün ardından RAMS Park tribünleri adeta bayram yerine döndü. Taraftarlar meşaleler ve marşlarla gece boyunca kutlama yaptı. Futbolcular saha içinde aileleriyle sevinç yaşarken, kaptanlar kupayı taraftarlarla birlikte kutladı.

Sosyal medyada da Galatasaray taraftarlarının “üst üste dört şampiyonluk” vurgusu dikkat çekti. Taraftar yorumlarında özellikle Okan Buruk’un son yıllarda kurduğu sistem ve takımın kritik maç performansları öne çıkarıldı.

Fenerbahçe İkincilikte Kaldı

Şampiyonluk yarışını son haftalara kadar sürdüren Fenerbahçe, Konyaspor karşısında aldığı galibiyetle sezonu ikinci sırada tamamlamayı garantiledi. Sarı-lacivertli ekip, güçlü kadrosuna rağmen Galatasaray’ın istikrarlı performansını geçemedi.

Böylece 2025-2026 sezonu, Galatasaray’ın Türk futbol tarihindeki yerini daha da güçlendirdiği bir yıl olarak kayıtlara geçti.

AB'den Abu Dabi Kraliyet Ailesine Milyonlarca Euro Destek Tartışması

Avrupa Birliği’nde uzun süredir tartışma konusu olan tarım destek sistemi yeniden gündemin merkezine oturdu. Avrupa basınında yer alan haberlerde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin en güçlü ailelerinden biri olan Abu Dabi kraliyet ailesiyle bağlantılı tarım şirketlerinin, AB’nin Ortak Tarım Politikası (CAP) çerçevesinde milyonlarca euroluk destek aldığı öne sürüldü.

İddialara göre son altı yılda toplam destek miktarı yaklaşık 71 milyon euroya ulaştı. Söz konusu fonların, Doğu Avrupa’daki büyük ölçekli tarım arazileri üzerinden alındığı belirtiliyor.

Konu, özellikle son dönemde artan maliyetler, kuraklık ve düşük ürün fiyatları nedeniyle zor günler geçiren Avrupalı çiftçilerin tepkisini çekti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Çiftçilerden Sert Tepki

Fransa, Almanya, Polonya ve Hollanda başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde çiftçi birlikleri, büyük sermaye gruplarının tarım fonlarından yüksek pay almasını eleştiriyor.

Birçok çiftçi örgütü, mevcut sistemin küçük üreticiler yerine dev şirketleri ödüllendirdiğini savunuyor.

Avrupalı çiftçilerden gelen tepkilerde şu görüş öne çıkıyor:

“Gerçek üreticiler bu kadar destek alamazken milyarder aileler neden AB fonlarından yararlanıyor?”

Özellikle küçük ve orta ölçekli çiftçiler, desteklerin arazi büyüklüğüne göre dağıtılmasının büyük yatırım fonları ve uluslararası holdinglere avantaj sağladığını belirtiyor.

Sistem Nasıl İşliyor?

AB’nin Ortak Tarım Politikası kapsamında verilen desteklerin önemli bölümü, sahip olunan veya işletilen tarım arazisinin büyüklüğüne göre hesaplanıyor.

Bu durum, büyük arazi sahiplerinin otomatik olarak daha fazla destek almasına neden oluyor.

Uzmanlara göre sistemin temel amacı Avrupa’daki tarımsal üretimi korumak olsa da yıllar içinde büyük yatırım şirketleri, finans fonları ve yabancı sermaye grupları da bu desteklerden yararlanmaya başladı.

Özellikle Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve İspanya gibi ülkelerde geniş tarım arazileri satın alan yabancı yatırımcıların AB fonlarından ciddi miktarda kaynak aldığı belirtiliyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Şeffaflık Tartışması Büyüyor

Avrupa Parlamentosu’nda bazı milletvekilleri, tarım desteklerinin kimlere gittiğine ilişkin daha şeffaf bir sistem kurulması çağrısında bulundu.

Yeşiller ve sol partiler, milyarder yatırımcıların kamu kaynaklarından yararlanmasının sosyal adalet açısından sorun yarattığını savunuyor.

Bazı milletvekilleri ise mevcut sistemin “tarım üretimini değil, arazi sahipliğini ödüllendirdiğini” dile getiriyor.

Tarım politikaları üzerine çalışan uzmanlar da desteklerin çevresel sürdürülebilirlik, küçük çiftçilerin korunması ve yerel üretimin devamlılığı gibi kriterlere göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

AB Komisyonu Savunmada

Avrupa Komisyonu ise mevcut kuralların tüm yatırımcılar için eşit uygulandığını ve desteklerin yasal çerçeve içinde dağıtıldığını savunuyor.

Komisyon yetkilileri, tarım fonlarının yalnızca mülkiyet değil üretim faaliyetleri temel alınarak verildiğini belirtirken, üye ülkelerin dağıtım süreçlerinde daha fazla denetim yapabileceğini ifade ediyor.

Ancak eleştirmenler, sistemin pratikte büyük arazi sahiplerini kayırdığı görüşünde.

Avrupa’da Tarım Krizi Derinleşiyor

Son iki yılda Avrupa genelinde çiftçi protestolarında ciddi artış yaşandı. Artan enerji maliyetleri, gübre fiyatları, iklim krizi kaynaklı kuraklık ve ucuz ithalat baskısı nedeniyle birçok çiftçi ekonomik darboğaz içinde bulunuyor.

Bu nedenle büyük sermaye gruplarına sağlanan destek iddiaları kamuoyunda daha güçlü tepki yaratıyor.

Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde AB’nin Ortak Tarım Politikası’nın yeniden şekillendirilmesi ve destek sisteminin daha adil hale getirilmesi yönündeki baskılar artacak.

Çocuk İstismarının “Küresel Moderatör”ü Cezasını Buldu

İngiltere’de çocuk istismarına yönelik dijital suçlarla mücadele kapsamında yürütülen önemli operasyonlardan biri daha sonuçlandı. İngiliz Ulusal Suç Ajansı’nın (NCA) yürüttüğü soruşturma sonucunda, karanlık ağda faaliyet gösteren çocuk istismarı platformlarının yöneticilerinden biri olduğu belirlenen 36 yaşındaki Matthew Slate, 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Londra’nın Wood Green bölgesinde yaşayan Slate’in, “Olympus” adlı yasa dışı forumda “Global Moderator” yani “Küresel Moderatör” olarak görev yaptığı ve dark web üzerindeki en aktif çocuk istismarı ağlarından bazılarında yönetici pozisyonunda bulunduğu açıklandı.

Yetkililer, sanığın yalnızca içerik paylaşımı yapmakla kalmadığını, aynı zamanda yeni yasa dışı platformların kurulmasına mali destek sağladığını da belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Evine Baskın Düzenlendi

NCA ekipleri tarafından Mart 2025’te gerçekleştirilen operasyon sırasında Slate’in evinde bilgisayar başında olduğu ve çocuk istismarı içeriklerinin paylaşıldığı forumlara aktif şekilde giriş yaptığı tespit edildi.

Operasyonda ele geçirilen üç dijital cihaz üzerinde yapılan adli incelemelerde yaklaşık 87 bin çocuk istismarı görüntüsü bulundu. Bunların 15 bin 200’ünün, İngiltere hukuk sisteminde en ağır kategori olarak kabul edilen “Kategori A” sınıfında yer aldığı bildirildi.

Kategori A kapsamındaki materyaller, ağır fiziksel istismar ve küçük çocuklara yönelik en ciddi suç içeriklerini kapsıyor.

Altı Ayrı Sitede Yöneticilik Yaptı

Soruşturma dosyasına göre Slate, yalnızca Olympus forumunda değil, toplam altı farklı dark web platformunda daha yönetici veya üst düzey moderatör olarak görev yaptı. NCA uzmanları, sanığın uluslararası kullanıcı ağlarının koordinasyonunda aktif rol oynadığını ve yasa dışı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırdığını kaydetti.

Yetkililer ayrıca Slate’in, kullanıcıların anonim şekilde dosya yükleyebilmesi için oluşturulan yeni bir platformun finansmanında da yer aldığını belirledi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

NCA: “Çocuklara Karşı İşlenen En Ağır Suçlardan Biri”

NCA Çocuk İstismarı Operasyonları Birimi tarafından yapılan açıklamada, dark web üzerinden faaliyet gösteren bu tür ağların küresel ölçekte organize olduğu ve çocukların sistematik biçimde hedef alındığı vurgulandı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Bu suçlar yalnızca dijital ortamda işlenmiş suçlar değildir. Paylaşılan her görüntü, gerçek bir çocuğun maruz kaldığı ağır istismarın kaydıdır.”

Yetkililer, son yıllarda şifreli iletişim sistemleri, anonim tarayıcılar ve kripto para kullanımının bu suç ağlarının izini sürmeyi zorlaştırdığını ancak uluslararası iş birlikleri sayesinde önemli operasyonların sürdüğünü ifade etti.

Dark Web Ağlarına Yönelik Baskılar Artıyor

İngiltere’de son dönemde çocuk istismarı içeriklerine karşı yürütülen operasyonlarda ciddi artış yaşanıyor. NCA verilerine göre yalnızca geçtiğimiz yıl yüzlerce kişi dark web üzerinden yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı.

Uzmanlar, özellikle forum yöneticilerinin ve moderatörlerin hedef alınmasının, yasa dışı ağların işleyişini ciddi ölçüde sekteye uğrattığını belirtiyor.

Siber güvenlik uzmanları ise çocuk istismarı materyallerinin paylaşımında kullanılan platformların sürekli isim ve altyapı değiştirdiğine dikkat çekerek, uluslararası kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyonun kritik önem taşıdığını ifade ediyor.

Mahkeme: “Toplum İçin Ciddi Tehdit”

Davaya bakan mahkeme, Matthew Slate’in yalnızca içerik tüketicisi olmadığını, suç ağlarının sürdürülmesinde aktif rol oynadığını belirterek cezada bu durumun ağırlaştırıcı unsur olarak değerlendirildiğini açıkladı.

Hakim kararında, sanığın faaliyetlerinin “toplum ve özellikle çocuklar açısından ciddi tehdit oluşturduğunu” ifade etti.

Slate’in cezasının ardından NCA, dark web üzerindeki benzer ağlara yönelik soruşturmaların sürdüğünü ve yeni operasyonların devam edeceğini duyurdu.

Enfield’da siyasi deprem: Labour çoğunluğu kaybetti, Green Parti kilit aktör oldu

Türkiye ve KKTC kökenli toplumun en yoğun olduğu Londra’nın kuzeyindeki Enfield ilçesinde yapılan yerel seçimler, İngiltere genelinde giderek belirginleşen çok parçalı siyasi yapının yerel ölçekteki en dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

İlk sonuçlara göre Conservative Party meclisteki sandalye sayısını artırarak 31 üyeye ulaşırken, Labour Party 11 sandalye kaybederek 27 üyede kaldı. Green Party of England and Wales ise tarihinde ilk kez Enfield Belediye Meclisi’ne girerek 5 sandalye kazandı. Böylece ilçede hiçbir parti tek başına yönetim çoğunluğunu sağlayamadı.

Toplam 63 sandalyeli belediye meclisinde çoğunluk için 32 üye gerekiyor. Conservative Parti bu sınırın yalnızca bir sandalye gerisinde kaldı. Sonuçlar, Enfield’da “No Overall Control” yani hiçbir partinin tek başına yönetemediği yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.

Attelia Clinik London

Green Parti genç ve sol seçmenden destek aldı

Seçimin en dikkat çekici çıkışı Green Parti’den geldi. Özellikle genç seçmenler, çevre politikaları ve sosyal adalet söylemi üzerinden Green Parti’ye yöneldi. Labour’dan kopan ilerici seçmenin önemli bölümünün Green Parti’ye kaydığı değerlendiriliyor.

İngiltere genelindeki son yerel seçimlerde Green Parti’nin Londra dahil birçok bölgede ciddi yükseliş göstermesi, Enfield sonuçlarının tesadüf olmadığını ortaya koydu. Parti son dönemde Hackney gibi bazı geleneksel Labour bölgelerinde de tarihi başarılar elde etti.

Istikbal 860X450 Pxl

Reform UK beklentinin altında kaldı

Seçim öncesi ilçenin kuzey ve doğu mahallelerinde etkili olabileceği konuşulan Reform UK ise ülke genelindeki yükselişine rağmen Enfield’da beklenen etkiyi oluşturamadı. Parti bazı mahallelerde oylarını artırsa da belediye yönetiminde belirleyici bir güç haline gelemedi.

Buna karşın seçim sonuçları, Enfield’da artık klasik “Labour-Conservative” ikili rekabetinin zayıfladığını ve çok partili bir denge oluştuğunu gösterdi.

Koalisyon ya da azınlık yönetimi gündemde

Ortaya çıkan tabloda Conservative Parti teknik olarak en büyük grup olsa da tek başına kabine oluşturacak çoğunluğu sağlayamadı. Labour ise yönetimde kalabilmek için Green Parti’nin desteğine ihtiyaç duyuyor.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde ilçede azınlık yönetimi ya da fiili koalisyon pazarlıkları gündeme gelecek. Green Parti’nin desteği olmadan alınacak kararların meclisten geçirilmesi zor görünüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Türk kökenli üyeler dikkat çekti

Seçimlerin dikkat çeken bir başka yönü ise Türkiye ve KKTC kökenli toplumun yerel siyasetteki güçlü varlığını koruması oldu. Geçen dönemde belediye liderliği görevini üstlenen Ergin Erbil yeniden meclise giren isimler arasında yer aldı.

Toplamda Türkiye ve KKTC kökenli 14 adayın seçim kazanması, Enfield’daki Türk kökenli toplumun yerel siyasetteki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Ergin Erbil, Britanya Alevi Federasyonu kurucu başkanı ve eski İAKM-Cemevi başkanı İsrafil Erbil’in oğlu olarak biliniyor. Erbil ailesinin farklı üyeleri geçmiş dönemlerde de Enfield Belediye Meclisi’nde görev yapmıştı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Enfield sonucu ülke siyasetinin küçük modeli

Siyasi gözlemcilere göre Enfield’daki tablo, İngiltere genelindeki dönüşümün yerel bir yansıması niteliğinde. İşçi Partisi hem merkez sağ seçmeni Reform UK’ye, hem de sol-progressive seçmeni Green Parti’ye kaptırırken; iki büyük partinin hakim olduğu geleneksel yapı giderek parçalanıyor.

Enfield’da 8 Mayıs Yerel Seçimleri’nde açıklanan sonuçlar şöyle:

Haselbury Seçim Bölgesi
Ibrahim Cam (Lab)
Mahym Bedekova (Lab)
George Savva (Lab)

Southbury

Penny Heathwood (Cons)

Betty Achayo (Cons)

Benny Neza (Cons)

Ponders End
Aziz Yildiz (Green)

Niamh O’Brien (Lab)

Brimsdown

Hivran Dalkaya (Lab)

Ahmet Hasan (Lab)

Bektas Ozer (Lab)

Carterhatch

Ayten Guzel (Lab)

Nawshad Ali (Lab)

Oakwood

James Bone (Cons)

Thomas O’Halloran (Cons)

Bush Hill Park

Pat Gregory (Cons)

James Hockney (Cons)

Peter Fallart (Cons)

Upper Edmonton

Margaret Greer (Lab)

Tim Leaver (Lab)

Chris McCoy (Lab)

Lower Edmonton

Sinan Boztas (Lab)

Siddo Dwyer (Lab)

Elif Erbil (Lab)

Town

Michael Rye (Cons)

Emma Supple (Cons)

Kiran Mistry (Cons)

Whitewebbs

Reece Fox (Cons)

Maxwell Day (Cons)

Eralda Qirjo (Cons)

Arnos Grove

Paul Pratt (Cons)

Shyamala Lennon (Cons)

Southgate

Stephanos Ioannou (Cons)

Chris Joannides (Cons)

Elisa Morreale (Cons)

Enfield Lock

Ratip Alsulaiman (Green)

Suna Hurman (Lab)

Sarah Jons (Green)

Grange Park

Chris Dey (Cons)

Andy Milne (Cons)

Edmonton Green

Ergin Erbil (Lab)

Abdul Abdullahi (Lab)

Gunes Akbulut (Lab)

Jubilee

Ian Barnes (Lab)

Alev Cazimoglu (Lab)

Susan Erbil (Lab)

Bullsmoor

Destiny Karakus (Lab)

Faye Nimoh (Lab)

Ridgeway

Joanne Laban (Cons)

Andrew Thorp (Cons)

Edward Smith (Cons)

New Southgate

Laura Davenport (Green)

Madeline Church (Green)

Highfield Ward

Bambos Charalambous (Cons)

Peter Charalambous (Cons)

Winchmore Hill ward

Maria Alexandrou (Cons)

Lee Chamberlain (Cons)

Palmers Green ward

Chris James (Lab)

Doug Taylor (Lab)

Cockfosters Ward

Alessandro Georgiou (Cons)

Alara Ayyildiz (Cons)

Bowes Ward

Alex Diner (Lab)

Dino Lemonides (Cons)

Her bir seçim bölgesinin tam sonuçları aşağıdaki web sayfasına yüklenecektir: https://orlo.uk/xkUGr

Londra’da yerel seçim şoku: Reform UK yükselişte, İşçi Partisi baskı altında

İngiltere’de gerçekleştirilen 2026 yerel seçimlerinde Londra’dan gelen ilk sonuçlar, Başbakan Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi açısından alarm zillerinin çaldığını gösteriyor. Sayımı tamamlanan ilk bölgelerde Yeşiller Partisi ve Reform UK dikkat çekici kazanımlar elde ederken, bazı geleneksel İşçi Partisi kalelerinde siyasi tablo değişmeye başladı.

Türk nüfusunun yoğun olduğu Enfield ve Hackney bölgelerinde İşçi Partisi güçlü çoğunluğunu kaybetti. En fazla Türk kökenli belediye meclisi üyesi bulunan Enfield’da yönetim belki bir sandalye farkıyla Muhafazakar Parti yönetimine geçebilir.

Başkent Londra’da, 32 belediyenin tamamında meclis seçimleri yapılırken, Tower Hamlets, Newham, Croydon, Hackney ve Lewisham bölgelerinde doğrudan belediye başkanlığı seçimleri de gerçekleştirildi.

Istikbal 860X450 Pxl

İlk sonuçlara göre Londra’da tablo

Şu ana kadar kesinleşen ve kamuoyuna açıklanan sonuçlara göre:

  • Hackney belediye başkanlığını Yeşiller Partisi adayı Zoë Garbett kazandı. Bu sonuç, bölgede 24 yıllık İşçi Partisi yönetiminin sona ermesi anlamına geliyor.
  • Lewisham belediye başkanlığını Yeşiller Partisi adayı Liam Shrivastava kazandı. Bölgedeki sonuç “tarihi kırılma” olarak yorumlandı.
  • Newham belediye başkanlığını İşçi Partisi destekli Forhad Hussein kazandı.
  • Tower Hamlets’te mevcut belediye başkanı Lutfur Rahman’ın yeniden seçildiği bildirildi.
  • Waltham Forest belediye meclisinde Yeşiller Partisi’nin çoğunluğu elde ederek yönetimi İşçi Partisi’nden aldığı belirtildi. Bu sonuç Yeşiller’in Londra’daki ilk büyük belediye kontrolü olarak değerlendiriliyor.
  • Havering’de Reform UK’nin belediye kontrolünü kazandığı bildirildi. Böylece parti Londra’daki ilk büyük belediye yönetimini elde etmiş oldu.
  • Bromley belediyesi Muhafazakâr Parti’nin kontrolünde kaldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şu ana kadar açıklanan belediye sonuçları

  • Bexley — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Ealing — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Enfield — Hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı
  • Hammersmith and Fulham — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Havering — Reform UK çoğunluğu
  • Kensington and Chelsea — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Merton — İşçi Partisi çoğunluğu
  • Richmond upon Thames — Liberal Demokrat çoğunluğu
  • Sutton — Liberal Demokrat çoğunluğu
  • Westminster — Muhafazakâr Parti çoğunluğu
  • Wandsworth — Hiçbir parti çoğunluğu sağlayamadı
  • Waltham Forest — Yeşiller Partisi çoğunluğu

Belediye meclislerinde çoğunluğu alan partiler

Şu ana kadar açıklanan sonuçlara göre belediye yönetimlerinde öne çıkan tablo şöyle:

Londra Belediyesi

Yönetimi Kazanan Parti

Durum

Hackney

Yeşiller Partisi

Belediye başkanlığı kazanıldı

Lewisham

Yeşiller Partisi

Belediye başkanlığı kazanıldı

Waltham Forest

Yeşiller Partisi

Belediye meclisi çoğunluğu

Havering

Reform UK

Belediye kontrolü

Bromley

Muhafazakâr Parti

Kontrol korundu

Newham

İşçi Partisi

Belediye başkanlığı korundu

Tower Hamlets

Aspire

Belediye başkanlığı korundu

Birçok Londra ilçesinde oy sayımı sürerken, belediye liderlerinin önemli bölümünün hafta sonuna doğru netleşmesi bekleniyor. Londra’daki bazı belediyelerde hiçbir partinin tek başına çoğunluk sağlayamaması nedeniyle koalisyon ve azınlık yönetimi ihtimali de gündemde bulunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Katılım oranı beklentilerin üzerinde

İlk açıklanan verilere göre Londra’da seçime katılım oranı birçok bölgede yüzde 35 ila 45 bandında gerçekleşti. Bazı ilçelerde oran yüzde 50’nin üzerine çıktı.

Öne çıkan bazı katılım oranları şöyle:

  • Newham: yüzde 34,9
  • Hackney’in bazı bölgelerinde: yüzde 40-58 arası
  • Londra genelinde tahmini ortalama: yaklaşık yüzde 40

Uzmanlar, yerel seçimler için bu seviyenin “nispeten yüksek” kabul edildiğini belirtiyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Reform UK ve Yeşiller yükselişte

İlk sonuçlar, Reform UK partisinin özellikle dış Londra ve banliyölerde oylarını ciddi biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Nigel Farage liderliğindeki parti ülke genelinde yüzlerce yeni meclis üyeliği kazandı.

İç Londra’da ise Green Party of England and Wales dikkat çekici bir ivme yakaladı. Özellikle genç seçmenlerin yoğun olduğu bölgelerde Yeşiller’in oy oranlarında güçlü artış görüldü.

Siyasi yorumcular, ortaya çıkan tablonun İngiltere’de uzun süredir hakim olan iki partili siyasetin çözülmeye başladığını gösterdiğini savunuyor.

Londra Hackney’de siyasi deprem: İşçi Partisi’nin kalesinde tarihi Yeşil zafer

Zoë Garbett’in belediye başkanlığı zaferi, yalnızca Hackney’de değil, Londra ve Birleşik Krallık siyasetinde de yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. İşçi Partisi’nin yaklaşık çeyrek asırlık hakimiyetinin sona erdiği seçim, genç seçmenlerin, kiracılarının ve ilerici kent siyasetinin yön değiştirdiğini ortaya koydu.

Türk nüfusunun da yoğun olarak yaşadığı, Doğu Londra’nın uzun yıllardır İşçi Partisi ile özdeşleşen ilçesi Hackney, dün yapılan yerel seçimlerde tarihi bir kırılmaya sahne oldu. Zoë Garbett liderliğindeki Yeşiller Partisi, ilçede ilk kez belediye başkanlığını kazanırken, sonuç ülke genelindeki “beş partili yeni siyaset” tartışmalarını da hızlandırdı.

Resmi sonuçlara göre Garbett oyların yüzde 47,2’sini alarak 35 bin 720 oyla seçimi kazandı. İşçi Partisi’nin adayı ve mevcut belediye başkanı Caroline Woodley ise 26 bin 865 oyda kaldı. Muhafazakâr Parti yüzde 8,4, Reform UK yüzde 5,3, Liberal Demokratlar ise yüzde 3,6 oy alabildi. Katılım oranı yüzde 40,98 ile son yılların en yüksek seviyesine çıktı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Hackney’de sonuçlar ne söylüyor?

Aday

Parti

Oy

Oy oranı

Zoë Garbett

Green Party

35.720

%47,2

Caroline Woodley

Labour

26.865

%35,5

Tareke Gregg

Conservative

6.345

%8,4

Vahid Almasi

Reform UK

4.013

%5,3

Eva Steinhardt

Liberal Democrats

2.731

%3,6

Bu tablo, yalnızca bir belediye yönetiminin el değiştirmesini değil, Londra’nın merkez sol seçmen tabanındaki ciddi çözülmeyi de gösteriyor. Hackney, uzun yıllardır genç profesyonellerin, göçmen toplulukların, öğrencilerin ve sosyal konut kiracılarının yoğun yaşadığı; aynı zamanda İşçi Partisi’nin “güvenli bölgesi” kabul edilen ilçelerden biriydi.

Ancak özellikle son üç yılda hızlanan kira krizleri, yaşam maliyetlerindeki artış, sosyal konut politikalarına yönelik memnuniyetsizlik ve Gazze savaşı sonrası merkez sol seçmendeki kırılma, Yeşiller Partisi’ni alternatif haline getirdi.

Istikbal 860X450 Pxl

İşçi Partisi neden kaybetti?

Seçim sonucu üzerinde üç temel dinamik öne çıkıyor.

1. Hackney’de “ilerici seçmen” yön değiştirdi

Yeşiller Partisi özellikle genç seçmenler, kiracılar ve üniversite mezunu kentli orta sınıf arasında büyük sıçrama yaptı. Garbett’in kampanyası; kira kontrolü, sosyal konut üretimi, iklim politikaları ve yerel hizmetlerin kamusal karakterini koruma eksenine oturdu.

Özellikle Dalston, Stoke Newington ve London Fields çevresinde Yeşiller’in oy patlaması yaşadığı belirtiliyor.

2. Labour yönetiminin yıpranması

Hackney’de İşçi Partisi’nin son yıllardaki yönetimi çeşitli krizlerle sarsılmıştı. Eski belediye başkanı Philip Glanville hakkında ortaya çıkan skandal ve ardından yaşanan liderlik tartışmaları, partinin yerel güvenilirliğini ciddi biçimde aşındırdı.

Caroline Woodley göreve kriz ortamında gelmişti; ancak seçmenlerin önemli bölümü Labour’un “değişim üretmediği” görüşünde birleşti.

3. Gazze ve dış politika etkisi

Hackney, Birleşik Krallık’ta Filistin dayanışmasının en görünür olduğu ilçelerden biri olarak biliniyor. Son aylarda düzenlenen kitlesel yürüyüşler ve yerel kampanyalar, özellikle genç Müslüman seçmenler ile ilerici sol tabanda Labour’a yönelik tepkiyi artırdı.

Yeşiller Partisi’nin İsrail hükümetine yönelik daha sert eleştirileri ve ateşkes çağrıları, bu seçmen grubunda karşılık buldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“İki partili siyaset öldü” tartışması

Seçim sonrası Yeşiller Partisi yöneticileri sonucu “İngiliz siyasetinde dönüm noktası” olarak tanımladı. Parti eş liderlerinden Zack Polanski, “iki partili siyasetin öldüğünü” söyledi.

Gerçekten de seçim sonuçları yalnızca Hackney’de değil, ülke genelinde çok parçalı yeni bir siyasi tabloya işaret ediyor. Reform UK sağ seçmende yükselirken, Liberal Demokratlar güney İngiltere’de güç kazanıyor; Yeşiller ise büyük kentlerin ilerici bölgelerinde Labour’un alanına giriyor.

Siyasi analistler, özellikle Londra’nın iç bölgelerinde artık “otomatik Labour çoğunluğu” döneminin sona erdiğini belirtiyor.

Zoë Garbett kimdir?

Zoë Garbett, son yıllarda Yeşiller Partisi’nin yükselen isimlerinden biri olarak öne çıktı. Daha önce Hackney belediye meclis üyeliği yapan Garbett, aynı zamanda London Assembly üyesi olarak görev yapıyor. 2024’te Londra Belediye Başkanlığı yarışında Yeşiller’in öne çıkan yüzlerinden biri olmuştu.

Kampanyasında özellikle şu başlıkları öne çıkardı:

  • kira artışlarının sınırlandırılması
  • sosyal konut yatırımları
  • düşük gelirli mahallelere destek
  • iklim dostu ulaşım
  • gençlik hizmetlerinin genişletilmesi
  • belediye bütçesinde şeffaflık

Yeni dönemde Hackney’de ne bekleniyor?

Garbett’in önündeki en büyük sınavın “yüksek beklenti” olacağı belirtiliyor.

Yeşiller Partisi belediye başkanlığını kazansa da belediye meclisinde hâlâ sınırlı temsil gücüne sahip. Bu nedenle Labour çoğunluklu meclisle nasıl çalışacağı kritik olacak.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Yeni dönemde özellikle şu alanlarda sert tartışmalar bekleniyor:

Konut ve kira krizi

Hackney, Londra’nın en hızlı gentrification yaşayan bölgelerinden biri. Ortalama kiralar son yıllarda dramatik biçimde arttı. Garbett yönetiminin kiracı hakları konusunda daha agresif politikalar izlemesi bekleniyor.

İklim ve ulaşım politikaları

Yeşiller’in düşük emisyon bölgeleri, bisiklet altyapısı ve araç trafiğinin azaltılması yönündeki politikalarının hız kazanabileceği değerlendiriliyor.

Belediyede “katılımcı model”

Yeni yönetimin mahalle meclisleri, yurttaş bütçesi ve doğrudan katılım mekanizmalarını artırma sözü verdiği belirtiliyor.

Labour–Green rekabetinin derinleşmesi

Hackney sonucu, Londra’nın diğer ilerici bölgelerinde de Labour için alarm niteliğinde görülüyor. Özellikle Islington, Lewisham ve Bristol gibi merkez sol ağırlıklı kentlerde Yeşiller’in artık “protesto partisi” olmaktan çıkıp iktidar alternatifi haline geldiği yorumları yapılıyor.

Hackney’deki sonuç, yalnızca bir belediye başkanlığı değişimi değil; Britanya solunun yeni güç haritasının ilk büyük işareti olarak değerlendiriliyor.

Uçuş gecikmelerinde rekortmen havalimanları belli oldu!

İngiltere’de uçuş gecikmelerine ilişkin yayımlanan son analiz, Manchester Airport’un performansında sınırlı bir iyileşme görülse de en fazla gecikme yaşanan havalimanı olmaya devam ettiğini ortaya koydu. Sivil Havacılık Otoritesi (CAA) verilerine dayanan rapora göre Manchester’da uçuşlar ortalama 19 dakika 30 saniye rötar yaptı. Bu süre, bir önceki yıla kıyasla düşüş gösterse de ülke genelindeki ortalamanın hâlâ oldukça üzerinde.

Manchester’ı Birmingham Airport ve Bournemouth Airport takip etti. Bu iki havalimanında da özellikle yaz sezonunda artan yolcu talebi ve operasyonel yoğunluk gecikmeleri tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Heathrow ve büyük merkezlerde göreli iyileşme

Londra’nın en yoğun havalimanlarından Heathrow Airport ise daha düşük gecikme süreleriyle dikkat çekti. Heathrow’da ortalama gecikmelerin ülke ortalamasına daha yakın seyretmesi, kapasite yönetimi ve operasyonel planlamadaki iyileşmelere bağlanıyor.

Benzer şekilde Gatwick Airport ve Stansted Airport gibi diğer büyük merkezlerde de önceki yıllara göre daha dengeli bir performans gözlendiği belirtiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Ülke genelinde tablo: Kademeli toparlanma

Rapora göre İngiltere genelinde ortalama uçuş gecikmesi 14 dakika 54 saniyeye gerileyerek pandemi sonrası toparlanmanın sürdüğüne işaret etti. Uzmanlar, bu iyileşmenin havayolu şirketlerinin personel planlamasını güçlendirmesi ve havalimanlarının operasyonel süreçlerini optimize etmesiyle ilişkili olduğunu belirtiyor.

Bununla birlikte, gecikmeler tamamen ortadan kalkmış değil. Özellikle yaz aylarında artan yolcu trafiği, bazı havalimanlarında kapasite sınırlarını zorlamaya devam ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Gecikmelerin arkasındaki nedenler

Yetkililer, gecikmelerin başlıca nedenleri arasında olumsuz hava koşulları, Avrupa genelinde yaşanan hava trafik kontrol (ATC) grevleri ve uluslararası hava sahası kısıtlamalarını gösteriyor. Özellikle Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde zaman zaman yaşanan grevler, İngiltere çıkışlı uçuşları da doğrudan etkiliyor.

Ayrıca uzmanlara göre, küresel havacılıkta devam eden personel açığı ve filo planlamasındaki aksaklıklar da gecikmeler üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Yolcular için uyarılar ve beklentiler

Havacılık otoriteleri yolculara, özellikle yoğun sezonlarda uçuş saatlerinden önce havalimanında bulunmaları ve havayolu şirketlerinden gelen güncellemeleri yakından takip etmeleri çağrısında bulunuyor.

Sektör temsilcileri ise 2026 yaz sezonu için daha güçlü bir operasyonel hazırlık yapıldığını, ancak dış faktörlere bağlı gecikmelerin tamamen ortadan kaldırılamayacağını vurguluyor.

Elektrikli araç satışları 2026’nın ilk dört ayında hızlandı

İngiltere’de elektrikli araç (EV) pazarı 2026 yılının ilk dört ayında büyümesini sürdürdü. Yılın ilk çeyreğinde toplam 137 bin 614 adet elektrikli araç satışı gerçekleşirken, bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık %14,5 artış anlamına geldiği bildirildi.

Ocak ayında elektrikli araç satışları 29 bin 654 adet seviyesinde gerçekleşti ve toplam pazarın yaklaşık %20,6’sını oluşturdu.

Şubat ayına ilişkin detaylı sayı sınırlı olmakla birlikte sektör verileri, pazarın kademeli büyümesini sürdürdüğünü ve ilk çeyrek toplamının 137 bin adedi aştığını ortaya koyuyor.

Attelia Clinik London

Martta rekor, nisanda güçlü sıçrama

Yılın en dikkat çekici performansı mart ayında görüldü. Bu dönemde yalnızca tam elektrikli araç satışları 86 bin 120 adede ulaşarak rekor kırdı.

Aynı ayda plug-in hibritlerle birlikte toplam “fişe takılabilir” araç satışları 135 binin üzerine çıkarken, elektrikli araçların pazar payı %22 seviyesine yaklaştı.

Nisan ayında ise artış trendi daha da hızlandı. Elektrikli araç satışları yıllık bazda yaklaşık %59 artarak 39 bin adet seviyesine ulaştı ve toplam otomobil satışlarının %26’sından fazlasını oluşturdu.

Istikbal 860X450 Pxl

Hedeflerin gerisinde kalan büyüme

Her ne kadar satışlar artış eğiliminde olsa da, elektrikli araçların toplam pazardaki payı hâlâ beklentilerin altında kalıyor. 2026 genelinde elektrikli araçların pazar payının yaklaşık %23 civarında seyrettiği belirtilirken, bu oran hükümetin uzun vadeli hedeflerinin gerisinde bulunuyor.

Sektör temsilcileri, yüksek yaşam maliyetleri, enerji fiyatları ve araç üretim maliyetlerindeki artışın talebi sınırlayan temel unsurlar olduğunu vurguluyor.

Petrol fiyatları ve yeni markalar etkili

2026’da elektrikli araçlara olan talepteki artışta küresel enerji fiyatlarının da etkili olduğu ifade ediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, tüketicileri alternatif olarak elektrikli araçlara yönlendirirken, özellikle Çinli üreticilerin pazara girişi rekabeti artırdı.

Öte yandan mart ayında Avrupa genelinde elektrikli araç satışlarının da güçlü artış göstermesi, İngiltere pazarındaki yükselişin bölgesel bir trendin parçası olduğunu ortaya koyuyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yılın geri kalanı için temkinli iyimserlik

Uzmanlar, 2026’nın geri kalanında elektrikli araç satışlarının artmaya devam edeceğini ancak büyümenin hızının ekonomik koşullara bağlı olacağını belirtiyor.

İngiltere’de toplam otomobil satışlarının 2026’da yaklaşık 2,1 milyon adede ulaşması beklenirken, elektrikli araçların payının %26–27 bandında kalabileceği öngörülüyor.

Bu tablo, elektrikli araçlara geçişin sürdüğünü ancak beklenenden daha yavaş ilerlediğini ortaya koyuyor.

İngiltere'de modern kölelik rekor seviyede

Birleşik Krallık'ta artan hayat pahalılığı ve teknolojik gelişmeler nedeniyle sömürünün rekor düzeye çıktığı bildirildi.

Modern kölelik ve insan kaçakçılığı suçlarıyla mücadeleyi güçlendirmek amacıyla kurulan Bağımsız Kölelikle Mücadele Komisyonu başkanının açıkladığı rapora göre, geçen yıl 23 binden fazla muhtemel mağdur kuruma yönlendirildi.

Bu, bir önceki yıla göre %22'lik bir artış ve şimdiye kadar kaydedilen en yüksek sayı.

Modern kölelikle ilgili 4 Mayıs Pazartesi günü yayımlanan bir rapor, suç ağlarına karşı acil önlemler alınmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda insan kaçakçılığı, zorla çalıştırma ve cinsel sömürünün tespit edilmesinin giderek zorlaşacağı uyarısında bulundu.

Istikbal 860X450 Pxl

2025'teki olası mağdurların beşte birinden fazlası Birleşik Krallık vatandaşıydı ve bu, en büyük tek grubu oluşturdu.

Birleşik Krallık'ta bulunan Eritreliler (%13) ikinci en büyük grubu oluşturdu; onları Vietnamlılar (%9) izledi.

Modern Kölelik Yasası Birleşik Krallık'ta 2015'te yürürlüğe girdi.

Rapor, yasanın üzerinden 10 yıldan fazla bir süre sonra yayımlandı ve sömürünün nasıl evrilebileceğini analiz etmek için 50'den fazla kuruluştan elde edilen verileri biraraya getirdi.

Rapor artışa yol açan üç ana faktöre işaret ediyor: Artan hayat pahalılığı, borç ve güvencesiz iş.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Raporda ayrıca, dünyadaki çatışmaların ve yerinden edilmelerin, insan tacirlerinin savunmasız insanları sömürmesini kolaylaştırdığı; yapay zeka ve dijital platformların ise tacirlerin mağdurları çalışmaya zorlamalarını ve kontrol etmelerini mümkün kıldığı uyarısı yapılıyor.

Ekim 2023'te Kölelikle Mücadele Komisyonu başkanı olarak atanan Eleanor Lyons, raporun "Sömürünün Birleşik Krallık içindeki insanları giderek daha fazla etkilediğini" ortaya koyduğunu söyledi:

"Sömürünün en dehşet verici biçimleri bu ülkede daha yaygın hale geliyor ve bizim karşılık verebildiğimizden daha hızlı evriliyor.

"Şimdi harekete geçmezsek daha da yayılacak ve durdurulması zorlaşacak."

BBC'ye konuşan Lyons, suçlular tarafından sömürülenlerin "ağırlıklı olarak İngiliz erkek ve kız çocukları" olduğunu söyledi.

Faillerin video oyunlarındaki sohbet işlevleri üzerinden çocukların güvenlerini kazandığını, aldıkları ufak tefek şeylerle savunmasız çocukları hedef aldıklarını anlattı.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

"Sisteme kazandırma ve şantaj süreci böyle başlıyor" dedi.

Erkek çocukların genellikle uyuşturucu çeteleri tarafından sömürüldüğünü, kız çocuklarının ise daha yaygın olarak cinsel sömürüye maruz kaldığını söyledi.

Kız çocuklarına yönelik cinsel sömürünün "Son beş yılda %50'nin üzerinde arttığını ve giderek daha küçük yaşlarda gerçekleştiğini" ifade etti.

Ancak hem çocukların hem de yetişkinlerin, başlarının derde gireceği korkusuyla yaşadıklarını "başkalarına anlatmaktan korktuklarını" söyledi.

Bunların Birleşik Krallık genelinde yaşandığını belirterek, "Bunun genellikle uzak diyarlarda yaşanan bir şey olduğunu düşünürdük" dedi.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

'Sayıların ardında gerçek insanlar var'

Birleşik Krallık'ta alınan önlemlerin yeterli olmadığını belirten Lyons, uzman polis birimleri için finansman sağlanması ve sömürüye karşı kuralları ihlal ettiği tespit edilen işletmelere para cezası getirilmesi de dahil olmak üzere değişiklikler yapılması çağrısında bulundu.

Lyons şöyle konuştu:

"Bu sayıların ardında, ister seks ticaretine zorlanan kadınlar, ister uyuşturucu çetelerine zorla dahil edilen çocuklar, isterse acımasız koşullarda kapana kısılan ve çoğu zaman mutlak bir korku içinde yaşayan işçiler olsun, çoğumuzun hayal etmekte zorlanacağı biçimlerde istismara uğrayan gerçek insanlar var."

İngiltere İçişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, "Modern kölelik sistemini, sistemin kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla ele almaya kararlı olduklarını ve mağdurlara koruma sağlanacağını" söyledi.

2015 Modern Kölelik Yasası, mevcut sömürü suçlarını tek bir yasada topladı ve mağdurları korumak ve failleri yargılamak için yeni yükümlülükler ve yetkiler sağladı.

Yasa, suç işlemeye zorlanmış insan ticareti mağdurları için de bir koruma kalkanı oluşturdu.

(BBC)

Londra'da meydana gelen bıçaklı saldırı olayında gözaltı sayısı arttı

İngiltere'nin başkenti Londra'da 29 Nisan'da 1 Müslüman ve 2 Yahudi'nin bıçaklandığı olayın ardından saldırgan Essa Suleiman'dan sonra 2 kişi daha gözaltına alındı.

Londra Metropolitan Polisinden yapılan açıklamaya göre Suleiman'ın 29 Nisan'da kentin güneyindeki Southwark'ta 20 yıllık arkadaşı Ishmail Hussain'i bıçakladıktan sonra kentin kuzeyindeki Golders Green'de Ortodoks Yahudi Shloime Rand ve Moshe Shine'ı da bıçakladığı olayla ilgili gözaltı sayısı arttı.

Kentin farklı noktalarında işlenen 3 saldırının faili Suleiman'ın ardından 26 yaşında bir erkek ile 38 yaşında bir kadın da olayla ilgili oldukları şüphesiyle Londra'nın doğusundaki Romford'da gözaltına alındı.

Polis, Romford'daki bir adreste de arama başlatıldığını açıklarken mart ayında yine Golders Green'deki Yahudi ambulans servisine yönelik kundaklama olayının ardından yapılan operasyonlarda toplam 30 kişinin gözaltına alındığını, 9 kişinin de tutuklandığını duyurdu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Suleiman, 29 Nisan'da Golders Green'deki iki Yahudi vatandaşı bıçaklamış, olay yerinde polis tarafından gözaltına alınmıştı. Ancak Suleiman'ın aynı gün önce kentin güneyinde 20 yıllık arkadaşı Hussain'i de bıçakladığı ortaya çıkmıştı.

Bu nedenle 3 cinayete teşebbüs suçlaması yöneltilen Somali doğumlu İngiliz vatandaşı Suleiman, 1 Mayıs'ta çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

İngiltere İçişleri Bakanlığı, olayın ardından ülkede terör tehdidi seviyesini, "önemli"den bir saldırının kuvvetle muhtemel olduğunu belirten "ciddi"ye yükseltmişti.

Ülkede milletvekili David Amess'in öldürülmesi ve Liverpool'daki hastanenin dışında meydana gelen patlama nedeniyle tehdit seviyesi en son Kasım 2021'de "ciddi"ye yükseltilmiş, ardından Şubat 2022'de "önemli" seviyeye düşürülmüştü.

‘Kara Para’ Suçlarıyla Mücadele İçin Özel Polis Gücü

İngiltere’de “ana cadde” olarak bilinen şehir merkezlerindeki küçük işletmeler, artık yalnızca ticaretin değil, organize suçun da merkezlerinden biri haline geldi.

Yapılan araştırmalar, bu durumun münferit olmadığını ortaya koyuyor. Ticaret Standartları görevlilerinin yaklaşık yüzde 72’si görev sırasında tehdit edildiğini ya da sindirme girişimleriyle karşılaştığını bildiriyor.

“Sahte dükkânlar” ülke geneline yayıldı

Chartered Trading Standards Institute’un (CTSI) yayımladığı son rapora göre, organize suç ağları özellikle şu alanlarda yoğunlaşıyor:

  • Kaçak tütün ve elektronik sigara satışı
  • Sahte ürün ticareti
  • Kara para aklama
  • Gıda sahteciliği

Bazı bölgelerde market ve vape dükkânlarının yarısına yakınının suç ağlarıyla bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Araştırmalar ayrıca, 2020’den bu yana “nakit yoğun” işletmelerin sayısında ciddi artış olduğunu ve bu durumun kara para aklama faaliyetleriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.

Uzmanlara göre Birmingham, Liverpool ve Londra başta olmak üzere birçok büyük şehir bu tür faaliyetlerin merkezleri haline gelmiş durumda.

Hükümetten yeni görev gücü

Artan tehditler karşısında İngiltere hükümeti, ana caddelerdeki yasa dışı faaliyetlerle mücadele için yeni bir “ana cadde suçları görev gücü” kuracağını açıkladı.

Yeni yapı kapsamında:

  • Önümüzdeki 3 yıl boyunca yılda 10 milyon sterlin bütçe ayrılacak
  • 120 yeni Ticaret Standartları stajyeri istihdam edilecek
  • Polis, yerel yönetimler ve denetim birimleri arasında daha güçlü koordinasyon sağlanacak

Görev gücünün temel hedefleri arasında:

  • Kaçak ürün satışını engellemek
  • Suç gelirlerinin finans sistemine girişini durdurmak
  • Sahte işletmeler üzerinden yürütülen kara para aklamayı tespit etmek
  • Yerel esnafı korumak

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“Kaynak eksikliği suçla mücadeleyi zorlaştırdı”

Uzmanlar, mevcut tabloya gelinmesinde yıllardır süren bütçe kesintilerinin önemli rol oynadığını belirtiyor.

Ticaret Standartları birimlerinin bütçelerinin son on yılda %50’ye kadar azaldığı, personel sayısının ise ciddi şekilde düştüğü ifade ediliyor.

Bu durumun, suç şebekelerinin boşluklardan faydalanarak şehir merkezlerinde hızla yayılmasına zemin hazırladığı değerlendiriliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Şiddet ve korku ortamı

Perakende sektöründe yaşanan suç artışı sadece ekonomik değil, aynı zamanda ciddi bir güvenlik sorunu haline gelmiş durumda.

Son verilere göre İngiltere’de mağazalara yönelik suçlar yılda milyonlarca olaya ulaşırken, çalışanlara yönelik fiziksel saldırılar da günlük yüzlerce vakayı buluyor.

Yetkililer, suç çetelerinin özellikle küçük işletmeleri hedef alarak hem yasa dışı ticaret hem de para aklama faaliyetlerini bu dükkânlar üzerinden yürüttüğünü belirtiyor.

“Ana caddeler geri kazanılabilir mi?”

Hükümetin yeni görev gücü, uzun süredir büyüyen bu soruna karşı atılmış en kapsamlı adımlardan biri olarak görülüyor.

Ancak uzmanlar, kalıcı çözüm için yalnızca yeni kaynak değil, aynı zamanda güçlü denetim, hızlı yargı süreçleri ve yerel düzeyde sürekli koordinasyon gerektiği görüşünde.

Ticaret Standartları görevlilerinin sahadaki deneyimi ise sorunun boyutunu net şekilde özetliyor:
Ana caddeler artık sadece alışverişin değil, organize suçun da cephesi.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Kanser Tedavisinde Devrim: Tedavi Saatlerce Sürmeyecek

İngiltere’de kanser tedavisinde önemli bir dönüşüm başladı. NHS, daha önce damar yoluyla (IV) ve çoğu zaman 30 dakika ile 2 saat arasında süren infüzyon şeklinde verilen pembrolizumab etken maddeli immünoterapiyi artık deri altına uygulanan hızlı bir enjeksiyon olarak sunmaya başladı.

Yeni yöntemle uygulama süresi 1–2 dakikaya kadar düşerken, tedavi süresinde yaklaşık %90’a varan kısalma sağlanıyor.

On binlerce hastaya ulaşacak

NHS verilerine göre İngiltere’de her yıl yaklaşık 14 bin hasta pembrolizumab tedavisine başlıyor ve bu hastaların büyük bölümünün yeni enjeksiyon yöntemine geçmesi bekleniyor.

İlaç; akciğer, meme, rahim ağzı, baş-boyun ve cilt kanseri dahil en az 14 farklı kanser türünde kullanılıyor.

Attelia Clinik London

Tedavi nasıl çalışıyor?

Pembrolizumab, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini sağlayan bir “kontrol noktası inhibitörü” olarak biliniyor. PD-1 adlı proteini hedef alarak bağışıklık hücrelerinin kanser hücrelerini fark etmesini kolaylaştırıyor.

Bu sayede kemoterapiye alternatif ya da tamamlayıcı bir yöntem olarak pek çok kanser türünde yaşam süresini uzatabiliyor.

Hastalar için daha az hastane, daha çok yaşam

Yeni uygulama yalnızca süreyi kısaltmakla kalmıyor; hasta deneyimini de köklü biçimde değiştiriyor.

  • Hastalar saatlerce hastane koltuklarında beklemek zorunda kalmıyor
  • Daha az randevu süresi ve daha hızlı taburcu sağlanıyor
  • Günlük yaşama dönüş hızlanıyor

NHS yetkilileri, bu yeniliğin hem hastaların yaşam kalitesini artıracağını hem de sağlık sisteminde ciddi kapasite açığı yaratacağını vurguluyor.

Istikbal 860X450 Pxl

NHS’e yıllık 100 bin saat kazanç

Yeni enjeksiyon formunun yalnızca hastalar için değil, sağlık sistemi için de önemli faydaları var.

Uzmanlara göre bu yöntem, hazırlık ve uygulama süreçlerini kısaltarak NHS’e yılda 100 binden fazla saat kazandırabilir.

Bu da daha fazla hastanın daha hızlı tedavi edilmesine olanak sağlayacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Daha geniş dönüşümün parçası

Bu gelişme, NHS’in son dönemde hız verdiği “hızlı immünoterapi” dönüşümünün bir parçası. Daha önce nivolumab gibi benzer ilaçlar için de kısa süreli enjeksiyon yöntemleri devreye alınmıştı.

Uzmanlar, bu tür yeniliklerin kanser tedavisinde “hasta odaklı bakım” anlayışını güçlendirdiğini ve sağlık sistemlerinin yükünü hafiflettiğini belirtiyor.

NHS’in devreye aldığı 1 dakikalık immünoterapi iğnesi, kanser tedavisinde hem hasta deneyimini hem de sağlık sistemi verimliliğini dönüştüren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Saatler süren tedavilerin dakikalara inmesi, modern tıbbın hız ve erişilebilirlik açısından geldiği noktayı da gözler önüne seriyor.

Cevdet Yılmaz Erivan'da: Ermenistan'a 2008'den bu yana en üst düzey ziyaret

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da davet edildiği, Avrupa ülkeleri arasında stratejik yakınlık, iş birliği, diyalog ve koordinasyon amacıyla oluşturulan Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) toplantısında Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz temsil ediyor.

Cevdet Yılmaz'ın Ermenistan seyahati, 2008'deki "futbol diplomasisi" döneminde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ziyaretinden bu yana Erivan'a yapılan en üst düzey ziyaret.

"Geleceği İnşa Etmek: Avrupa'da Birlik ve İstikrar" temasıyla düzenlenen toplantı 4 Mayıs'ta Ermenistan'ın başkenti Erivan'da başladı.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan başkanlık ediyor.

Türkiye, AST'nin 6 Ekim 2022'de Çekya'nın başkenti Prag'da yapılan ilk toplantısına katıldı.

Erdoğan, 7 Kasım 2024'te Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de ve 16 Mayıs 2025'te Arnavutluk'un başkenti Tiran'da yapılan toplantılarda da yer aldı.

Fakat 2023'te İspanya ve Moldova'da, 2024'te İngiltere'de ve 2025'te Danimarka düzenlenen toplantılara davetli olmasına rağmen katılmadı.

Cevdet Yilmaz Erivan Basbakan Nikol Paşinyan 2

AST kuralları gereği toplantıya sadece devlet ve hükümet başkanları katılabiliyor.

Bakanlar düzeyinde ya da daha düşük seviyede temsil kabul edilmiyor.

Toplantı, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin adımların atıldığı bir döneme denk gelmesiyle dikkat çekiyor.

İki ülke arasında tam bir normalleşmeyi destekleyen AB, "Ermenistan-Türkiye normalleşme sürecindeki bu istikrarlı ivmenin, bölgede yerleşmekte olan daha geniş kapsamlı olumlu dinamikleri yansıttığı" görüşünde.

AB'ye göre bu dinamikler, kalıcı barış ve istikrar için hayati önem taşıyor.

Neler konuşuldu?

Cevdet Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Romanya Başbakanı Nicuşor Dan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve AGİT Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu'yla görüştüğünü belirtti.

Yılmaz, Paşinyan ile iki ülke arasında normalleşmenin yanı sıra "ulaştırma, gümrük, enerji ve dijital altyapı ve bağlantısallığı güçlendirecek adımları" görüştüklerini söyledi.

Yılmaz "Normalleşme sürecinde atılan karşılıklı yapıcı adımların somut ilerlemeler üretmesinden de ayrıca memnuniyet duyuyoruz" dedi ve ekledi:

"Bugün mutabakat zaptı ile imza altına aldığımız Ani Köprüsü'nün ortak restorasyonu gibi sembolik ve somut iş birliği alanlarının da kalıcı barış ve güven ortamına katkı sunacağına inanıyoruz."

Yılmaz Norveç ve Romanya'yla da ikili ilişkiler, karşılıklı işbirliğinin artırılması ve bölgesel konuları görüştüklerini belirtti.

Ermenistan merkezli Armen Press ajansına göre, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan açılış konuşmasında, Erivan'daki zirvenin uluslararası barış ve istikrar açısından tarihi bir nitelik kazanabileceğini söyledi.

İngiltere'de ise başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, İngiltere ile Ermenistan arasında yeni bir stratejik ortaklık anlaşması imzalanmasına karar verildiği yer aldı.

Zirvedeki konuşmacılardan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ABD İtalya'dan asker çekmeye karar verirse bu kararı desteklemeyeceğini söyledi.

Trump geçen hafta, ABD'nin İran'a saldırılarına istediği desteği vermeyen İtalya ve İspanya'dan asker çekebileceğini açıklamıştı.

Reuters haber ajansına göre, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Birliği ile İHA üretimi anlaşmasına yönelik çalışmaları ilerletme konusunda mutabakata vardıklarını söyledi.

Von der Leyen ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından X üzerinden bir açıklama yaparak bu gelişmeyi doğruladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kimler katılıyor?

AST toplantısı için 48 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarına davetiye gönderildi.

AB üyesi 27 ülkenin tamamının katılmasının beklendiği toplantıda Ermenistan ev sahibi sıfatıyla yer alıyor.

Türkiye'nin yanı sıra Arnavutluk, Andorra, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Gürcistan, İngiltere, İsviçre, İzlanda, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Liechtenstein, Moldova, Monaco, Norveç, San Marino, Sırbistan ve Ukrayna da toplantıda temsil ediliyor.

Uçağı 3 Mayıs'ta Ankara'ya acil iniş yapan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de zirveye bu aksaklığın ardından katılıyor.

Bu seferki toplantının en dikkat çeken özelliği ise ilk kez Avrupa kıtasında yer almayan bir ülkenin liderinin de davet edilmesi.

Son dönemde ABD'yle ilişkiler ve uluslararası düzene ilişkin çıkışlarıyla dikkat çeken Kanada Başbakanı Mark Carney katılımcılar arasında yer alıyor.

Costa, Carney'nin davet edildiğini duyuran sosyal medya mesajında, "Avrupa ve Kanada, sadece benzer görüşlere sahip ortaklardan ibaret değildir; birlikte barışı, ortak refahı ve çok taraflılığı savunmak için küresel bir ittifak kuruyoruz" ifadelerini kullandı.

Rusya ve Belarus ise mevcut konjonktür gereği dışlanmış durumda.

AST neden oluşturuldu?

AST, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un inisiyatifiyle 2022'de oluşturuldu.

Aslında temeli 1989'da dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand'ın "konfederal Avrupa" önerisine dayanıyor.

AST, AB'nin genişleme hevesinin en düşük, üye olmaya hevesli ülke sayısının ise yüksek seviyede olduğu bir dönemde devreye sokuldu.

Genişleme sürecinde olan ülkelerin üyeliği beklerken AB'den uzaklaşmalarını önlemek bu platformun oluşturulmasının ardında yatan öncelikli nedenler arasındaydı.

AST, AB üyeliğinden bağımsız olarak düşünülen bir proje.

AB hedefini, değerlerini ve ilkelerini paylaşan demokratik ülkelerle tüm tarafların çıkarına olan alanlarda daha derin işbirliği, diyalog ve koordinasyonu amaçlıyor.

Siyaset, güvenlik, göç, enerji, ulaştırma, yatırım, kişilerin serbest dolaşımı gibi konular AST'de ele alınan başlıklar arasında yer alıyor.

AST, geniş bir coğrafyada liderlerin çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunmalarına olanak sağlayan, zincirleme temas imkanı veren gayriresmi nitelikli bir platform olmasıyla öne çıkıyor.

AB liderlerinin sık ve düzenli olarak birbirlerini görmelerine rağmen diğer ülkelerin liderleri için böyle bir durumun söz konusu olmaması AST'ye "stratejik bir buluşma" boyutu da katıyor.

Katılımcıların çok fazla olması ve bazı ülkeler arasında ciddi sorunlar bulunması AST'nin kurumsal çerçevesinin esnek olmasını zorunlu kılıyor.

AST'nin benzer nitelikli örgüt ve platformlarla örtüşmemesi için özel çaba harcanıyor.

Strasbourg merkezli Avrupa Konseyi (AK) ve Viyana merkezli Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa ülkelerini aynı çatıda toplayan bir yapıya sahip.

AST'nin bu örgütlerin etkili olmadığı alanlarda etkin olmasına çalışılıyor.

AB, toplantının kendi patronajı altında düzenlendiği imajı yaratmamak ve her katılımcının eşit olduğunu hissettirmek için başından bu yana yoğun çaba harcadı.

AST toplantıları yılda iki kez yapılıyor.

Rotasyon sistemiyle düzenlenen toplantı için bir kez AB ülkesi, bir kez da AB üyesi olmayan bir ülke seçiliyor.

AST'nin Erivan'dan sonraki toplantısı Kasım 2026'da İrlanda'da yapılacak.

(BBC)

İngiltere'nin en prestijli sosyal bilimler bursu Rafşan Yağmur Çelik'in

MİHRİŞAH SAFA

LONDRA

Gazeteci, girişimci ve araştırma görevlisi Rafşan Yağmur Çelik, Birleşik Krallık’ın en önemli devlet araştırma fonlayıcılarından Economic and Social Research Council (ESRC) tarafından desteklenen doktora programına kabul edildi.

İngiltere’de sosyal bilimler alanında en rekabetçi doktora eğitim ortaklıklarından biri olarak kabul edilen UBEL Doctoral Training Partnership (UBEL DTP), farklı üniversitelerden araştırmacıları bir araya getiren seçkin, prestijli bir akademik yapı olarak öne çıkıyor. Program; University College London, Birkbeck, University of London, SOAS University of London, University of Greenwich ve University of East London gibi kurumları kapsıyor.

Bu yıl UBEL DTP kapsamında Birkbeck, University of London bünyesinde 3.5 yıl boyunca fon almaya hak kazanan tek araştırmacı Rafşan Yağmur Çelik oldu. Üst sayıda katılımın olduğu program ilk yıllarda sadece 4 kişi kabul ederken bu yıl da sadece 35 kişi kabul ettiği belirtiliyor. Oldukça rekabetçi bir seçim sürecine sahip olan program, sosyal bilimler alanında politika ve toplumsal dönüşümlere yön verebilecek araştırmaları ve alanında en iyiler arasında olma potansiyeli olan bilim insanlarını desteklemesiyle biliniyor.

Refsan Yagmur Celik 3

Siber suçlara karşı yeni bir yaklaşım

Hukuk alanında doktora çalışmalarını sürdüren Çelik, araştırmasında dijital dünyanın görünmeyen yüzüne odaklanıyor. Siber suçların artan etkisine dikkat çeken Çelik, özellikle kadınlara yönelik dijital şiddet ve hukuki boşluklar üzerine çalıştığını belirtiyor ve içinde yaşadığımız dünyada transdisipliner bir bakış açısıyla çalışmanın önemli olduğunun altını çiziyor.

Çelik, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Suç artık fiziksel mekânlara bağlı değil. İnternet sayesinde sınır tanımayan ve mekânsız bir yapıya dönüştü. Siber suçlar; hız, anonimlik ve küresel erişim gibi özellikleriyle geleneksel suçlardan ayrılıyor. Ancak hukuk bu dönüşüme ayak uydurmakta zorlanıyor.”

Araştırmasında yalnızca teorik değil, uygulanabilir çözümler üretmeyi hedeflediğini ifade eden Çelik, siber suçların daha net tanımlanması ve parçalı hukuki çerçevelerin hesap verilebilirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kadınların bu düzlemde de uğradıkları yaşadığı özellikle psikolojik şiddet görünmez bir yapı olarak kalıyor. Siber uzam yalnızca teknik bir alan değil, kimliklerin ve güç ilişkilerinin yeniden üretildiği toplumsal bir ortamdır. Bu dönüşüme rağmen hukuk bu değişime ayak uydurmakta zorlanmaktadır.

Attelia Clinik London

Girişimcilikten akademiye uzanan yolculuk

2018 yılında eğitim amacıyla İngiltere’ye gelen Çelik, burada teknoloji ve reklam alanında faaliyet gösteren bir girişim kurdu. Aynı zamanda “YoldaTV” isimli dijital medya platformunu hayata geçiren Çelik, başarısı sonucu İngiliz vatandaşlığı statüsü de elde etti.

Lisans eğitimini gazetecilik, yüksek lisansını ise iletişim bilimleri alanında tamamlayan hukuk doktorasına devam eden Çelik, akademi ve iş dünyasını birlikte yürüttüğünü belirtti. 25 ülke gezerek farklı kültürleri ve toplumsal yapıları yerinde gözlemlediğini ifade eden ayrıca sanatın hayatına olumlu etkileri olduğunu belirten Çelik, bu deneyimlerin akademik perspektifini geliştirdiğini vurguladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Çelik, süreci şu sözlerle anlattı:

“Çok rekabetçi iki aşamalı gerçekleşen bir süreçti. Birkbeck'de bu yıl kazanan tek kişi olmayı beklemiyordum. Ancak küçük adımlar zamanla büyük sonuçlar doğuruyor. Akademi ve iş hayatını birlikte ilerlettim. Bu başarı, yıllar süren emeğin bir sonucu. Merak duygusu, eleştirel düşünme, dünyayı iyileştirme ihtiyacı bugünlere vesile oluyor. 2018 yılında eğitim amacıyla Bournemouth'a gelmiştim, burada kalıp şirket kurmak, iş geliştirmek, ingiliz vatandaşlığı statüsü kazanmak, en iyi beyinlerle yarışabilmek- burada akademide asistan olmak, sosyal ekonomi konseyi tarafından fon kazanmak bunların hepsi hayallerimden bile öteydi. Bu duyguları yaşamak daha iyi bir dünya için çalışmak için çok teşvik edici. Dünyayı iyileştirmek ve nefes aldığımız bu dünyaya işe yarar katkı sunma hissi çok güzel. Daha iyi bir dünya küçük dünyalarımızdaki hayallerimizin gerçekleşmesiyle mümkün olabilir bu da emek ve sabırla gerçekleşiyor.”

Rafşan Yağmur Çelik kimdir?

İzmir doğumlu olan Rafşan Yağmur Çelik, ilk senaryosunu 16 yaşında yazdı ve bu çalışma İzmir Ticaret Odası desteğiyle filmleştirildi. Avrupa Birliği projelerinde yer alan Çelik’in gönüllü çalışmaları, dayanışma kampanyaları, fotoğraf sergileri ve ulusal-uluslararası yayınları bulunuyor.

Çocuk yaşlarda okuduğu yazıların arkasındaki isimleri merak etmesi, onu bu alanlara yönlendiren ilk adımlardan biri olmuş. Sanat, medya, girişim ve akademiyi bir arada yürüten Çelik, üretim ve keşif, yaratıcılık odaklı bir yaklaşımı benimsiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in uçağı Ankara’ya acil iniş yaptı

İspanya'nın resmi haber ajansı EFE, pazar akşamı Başbakanlık kaynaklarına dayandırarak yayınladığı bi haberde, Başbakan Pedro Sanchez'i taşıyan Airbus A310 tipi başbakanlık uçağının teknik bir sorun nedeniyle Ankara'ya acil iniş yaptığını bildirdi. Sanchez, Avrupa Siyasi Topluluğu toplantısı için Ermenistan'a gidiyordu.

EFE ayrıca Sanchez'in geceyi Ankara'da geçireceğini ve sabah erken saatte Ermenistan'ın başkenti Erivan'a doğru yola çıkacağını açıkladı.

Haberde ayrıca teknik arızanın önemli olmadığı ancak standart protokolün uygulandığı belirtildi.

İspanya Başbakanı Sanchez, geçtiğimiz Eylül ayında Paris'te düzenlenen bir toplantıya da uçak arızası nedeniyle katılamamıştı.

Falcon tipi uçak, meydana gelen teknik arızadan dolayı havada Madrid'e geri dönüş yapmış ve Sanchez, o toplantıya internet üzerinden katılabilmişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yaz Öncesi “Jet Yakıtı Krizi” Önlemi: Uçuşlara Erken İptal Yetkisi

İngiltere hükümeti, yaz aylarında yaşanabilecek olası bir jet yakıtı sıkıntısına karşı havacılık sektöründe dikkat çekici bir acil durum planını devreye aldı. Yeni düzenlemeye göre hava yolu şirketleri, yakıt arzında daralma ihtimaline karşı uçuşlarını haftalar öncesinden iptal edebilecek ya da aynı rota üzerindeki seferleri birleştirebilecek.

Kararın arkasında ise ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı sonrası ortaya çıkan durum yer alıyor. Özellikle İran ile bağlantılı bir çatışma durumunda Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimali, küresel enerji ve yakıt tedarik zincirini tehdit ediyor. İngiltere’nin jet yakıtının yaklaşık %65’ini ithal etmesi, ülkeyi bu tür şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Slot kaybı korkusu ortadan kaldırılıyor

Yeni düzenlemenin en kritik unsurlarından biri, hava yolu şirketlerinin “slot” olarak bilinen iniş-kalkış haklarını kaybetme riskinin geçici olarak hafifletilmesi oldu. Normal şartlarda şirketler, belirli oranlarda uçuş gerçekleştirmezse bu haklarını kaybedebiliyor.

Ancak özellikle Heathrow Havalimanı gibi yoğun merkezlerde bu slotların değeri milyonlarca sterlini buluyor. Yeni plan sayesinde şirketler, talep ve yakıt durumuna göre sefer azaltırken bu haklarını koruyabilecek.

Istikbal 860X450 Pxl

“Amaç son dakika kaosunu önlemek”

Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, mevcut durumda yakıt arzında herhangi bir aksama olmadığını vurguladı. Ancak olası bir kriz senaryosunda hazırlıksız yakalanmamak gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Yolcuların büyük çoğunluğu sorunsuz bir yaz tatili geçirecek. Ancak son dakika iptallerinin yaratacağı karmaşayı önlemek için hava yolu şirketlerine önceden planlama esnekliği tanımak zorundayız.”

Sektör temkinli ama destekliyor

Havacılık sektörü temsilcileri, kararın “zor ama gerekli” olduğunu ifade ediyor. Özellikle pandemi döneminde yaşanan ani iptallerin yarattığı kaos hâlâ hafızalardayken, erken planlama imkânının hem yolcular hem de şirketler için daha öngörülebilir bir süreç sağlayacağı belirtiliyor.

Bununla birlikte bazı uzmanlar, jet yakıtı arzına ilişkin risklerin yalnızca Orta Doğu ile sınırlı olmadığını, rafineri kapasitesi, lojistik darboğazlar ve küresel talep artışı gibi faktörlerin de fiyat ve tedarik üzerinde baskı oluşturabileceğini hatırlatıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Alternatif senaryolar masada

Enerji analistlerine göre, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması düşük ihtimal olsa da kısa süreli aksaklıklar bile piyasaları ciddi şekilde etkileyebilir. Bu nedenle İngiltere’nin attığı adım, yalnızca ulusal değil, Avrupa genelinde benzer önlemlerin gündeme gelmesine yol açabilir.

Sonuç olarak hükümetin yeni planı, olası bir kriz henüz gerçekleşmeden “kontrollü daralma” stratejisiyle havacılık sektörünü korumayı hedefliyor. Yaz sezonu yaklaşırken gözler, hem Orta Doğu’daki gelişmelerde hem de yakıt piyasalarındaki dalgalanmalarda olacak.

Emekliye “gizli vergi” darbesi: 1 milyon kişi daha gelir vergisi ödüyor

İngiltere’de emekliler üzerindeki vergi yükü giderek artıyor. HM Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC) verilerine göre, son bir yılda gelir vergisi ödeyen emekli sayısı 1 milyondan fazla yükseldi. Böylece toplamda 8 milyonu aşkın emekli vergi öder hale geldi ve emekliler tüm vergi mükelleflerinin yaklaşık %22’sini oluşturdu.

Bu artışın temel nedeni ise vergi oranlarının değil, vergiye tabi gelir sınırlarının sabit tutulması. Ekonomistler bu durumu “fiscal drag” (sürükleyici vergi etkisi) olarak tanımlıyor.

Vergi eşikleri sabit, gelirler artıyor

İngiltere’de kişisel gelir vergisi muafiyet sınırı (personal allowance) 2021’den bu yana 12.570 sterlin seviyesinde sabit tutuluyor ve 2031’e kadar da artırılmayacak.

Bu durum, maaşlar ve özellikle emekli aylıkları artarken daha fazla kişinin otomatik olarak vergi kapsamına girmesine yol açıyor. Uzmanlara göre bu politika, vergi oranları değişmeden devlet gelirlerini artırmanın dolaylı bir yolu.

Attelia Clinik London

Emekli maaşı vergi sınırına dayandı

Yeni devlet emekli maaşı 2026 itibarıyla yaklaşık 12.548 sterline yükselmiş durumda. Bu rakam, vergi muafiyeti sınırına sadece birkaç on sterlin farkla yaklaşmış bulunuyor.

Bu nedenle yalnızca küçük ek gelirleri olan emekliler bile vergi ödemek zorunda kalıyor. Örneğin özel emekli geliri veya küçük tasarruf getirisi olan kişiler doğrudan vergi kapsamına giriyor.

Daha fazla emekli vergi ödeyecek

Mevcut politikaların devam etmesi halinde tablo daha da ağırlaşacak. Analizlere göre:

  • Halihazırda 8,7 milyona yakın emekli gelir vergisi ödüyor
  • 2030’a kadar bu sayının 9–10 milyona çıkabileceği öngörülüyor
  • Toplamda milyonlarca kişi ilk kez vergi ödemeye başlayacak

Ayrıca daha yüksek vergi dilimlerine giren emeklilerin sayısı da hızla artıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

“Gizli vergi artışı” eleştirisi

Uzmanlar ve bazı eski yetkililer, bu politikayı “gizli vergi artışı” olarak nitelendiriyor. Çünkü oranlar sabit kalsa da, enflasyon ve gelir artışı nedeniyle daha fazla kişi daha yüksek vergi ödüyor.

Bu durum özellikle sabit gelirli emekliler açısından tartışma yaratıyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında gelirleri yükselse bile, vergi yükü de aynı hızla artıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Sistem köklü şekilde değişiyor

Gelir vergisi eşiklerinin uzun süre dondurulması, İngiltere’de vergi sisteminin yapısını köklü biçimde değiştiriyor.

Uzmanlara göre bu eğilim devam ederse:

  • Emeklilerin büyük çoğunluğu vergi öder hale gelecek
  • Orta gelir grupları daha yüksek vergi dilimlerine kayacak
  • Vergi tabanı genişleyerek kamu gelirleri artacak

Ancak bu sürecin sosyal etkileri ve özellikle emekliler üzerindeki baskısı, önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.

Sahnelerde Murat Dalkılıç fırtınası yeniden esmeye başladı

Birbirinden unutulmaz hitleriyle Türk pop müziğine damga vuran Murat Dalkılıç, uzun süren sahne arasının ardından hayranlarıyla yeniden buluştu.

Murat Dalkılıç, önceki akşam İstanbul Jolly Joker Atakent Tema’da verdiği konserle adeta gövde gösterisi yaptı. Günler öncesinden biletleri tükenen konserde sevilen sanatçı, dünden bugüne hafızalara kazınan hit şarkılarını peş peşe seslendirirken sahne enerjisiyle de geceye damga vurdu.

Sadece hitleriyle değil, sahnede söylemekten keyif aldığı özel şarkılardan oluşan repertuvarıyla da dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşatan Murat Dalkılıç, Jolly Joker Atakent Tema’yı dolduran hayranlarından büyük alkış aldı.

Sanatçının geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından paylaştığı konser takvimi de büyük yankı uyandırmış, hayranları tarafından “Efsane geri döndü!” yorumları yapılmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kiracı Haklarında Yeni Dönem: Tahliyelerde Artış, Sistemde Baskı

İngiltere’de kiracıları daha güçlü şekilde korumayı amaçlayan Kiracı Hakları Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte konut piyasasında önemli bir değişim süreci başladı. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden hemen önce, “kusursuz tahliye” olarak bilinen ve ev sahiplerine gerekçe göstermeden kiracıyı çıkarma hakkı tanıyan 21. madde kapsamında yapılan başvurularda dikkat çekici bir artış yaşandı.

Hukuk firmaları, özellikle son haftalarda ev sahiplerinden gelen yoğun talepler nedeniyle sistemin ciddi bir baskı altında olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre birçok ev sahibi, yeni düzenlemeyle birlikte bu hakkın kaldırılacak olmasını göz önünde bulundurarak mevcut yasal imkânlarını son kez kullanma yoluna gitti.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Kiracılar alternatif bulmakta zorlanıyor

Tahliye bildirimlerindeki artış, kiracılar açısından ciddi bir belirsizlik yarattı. Artan kira fiyatları ve sınırlı konut seçenekleri nedeniyle birçok kişi yeni bir ev bulmakta zorlanıyor. Özellikle büyük şehirlerde rekabetin artması, kiracıların daha yüksek kira bedellerini kabul etmek zorunda kalmasına yol açıyor.

Gayrimenkul uzmanları, mevcut arz-talep dengesizliğinin kiracıların pazarlık gücünü zayıflattığını ve kısa vadede bu durumun kolay kolay düzelmeyeceğini ifade ediyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yeni yasa neler getiriyor?

Yeni düzenlemeyle birlikte ev sahiplerinin gerekçe göstermeden kiracı tahliye etme hakkı kaldırılıyor. Bunun yerine, tahliye için geçerli ve kanıtlanabilir bir sebep sunulması gerekecek. Örneğin, ev sahibinin evi satma veya kendisinin kullanma ihtiyacı gibi durumlar geçerli gerekçeler arasında yer alacak.

Yasa ayrıca kira artışlarına da belirli sınırlamalar getiriyor. Kiraların yılda yalnızca bir kez artırılabilmesi ve artışların piyasa koşullarına uygun şekilde yapılması öngörülüyor. Bunun yanı sıra:

  • Kiracıların evcil hayvan besleme hakkı genişletiliyor (makul gerekçeler dışında reddedilemeyecek)
  • Ayrımcılığın önüne geçilmesi hedefleniyor (örneğin, sosyal yardım alan kiracılara yönelik kısıtlamalar azaltılıyor)
  • Standart kira sözleşmelerinin daha şeffaf ve adil hale getirilmesi planlanıyor
  • Kiracıların şikâyet ve itiraz mekanizmalarına erişimi kolaylaştırılıyor

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet: Daha adil bir sistem hedefleniyor

Hükümet yetkilileri, düzenlemenin milyonlarca kiracı için daha güvenli ve istikrarlı bir yaşam ortamı sağlayacağını belirtiyor. Yeni sistemin, ani tahliyelerin önüne geçerek kiracıların uzun vadeli plan yapabilmesini kolaylaştırması bekleniyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Uzmanlar uyarıyor: Asıl sorun konut arzı

Buna karşın uzmanlar, yasanın tek başına konut krizini çözmeye yetmeyeceği görüşünde. Özellikle uygun fiyatlı konut üretiminin yetersiz kalması, piyasadaki temel sorunlardan biri olmaya devam ediyor.

Ekonomistler ve konut politikası uzmanları, kalıcı bir çözüm için yeni konut projelerinin artırılması, sosyal konut yatırımlarının genişletilmesi ve yerel yönetimlerin daha aktif rol alması gerektiğini vurguluyor.

Sonuç olarak, Kiracı Hakları Yasası önemli bir reform olarak görülse de, piyasadaki dengesizlikler giderilmediği sürece hem kiracılar hem de ev sahipleri açısından zorlukların devam edeceği ifade ediliyor.

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde Anlamlı Etkinlik

Londra Yunus Emre Enstitüsü, Sanat ve Kültür Konuşmaları serisi kapsamında dünyaca tanınan fotoğrafçı Peter Sanders’ı ağırladı. Sanders, en yeni çalışması Heaven, Earth and the Ten Thousand Things: The Lives of the Muslims of China başlıklı kitabı etrafında gerçekleştirdiği konuşmada, Çin’deki Müslüman toplulukların tarihî, kültürel ve manevi dünyasına dair güçlü bir görsel anlatı sundu.

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde gerçekleşen etkinlik, fotoğraf sanatı, İslam kültürü, Çin Müslümanları, kutsal mekânlar ve görsel hafıza konularına ilgi duyan katılımcıları bir araya getirdi. Elli yılı aşkın süredir İslam dünyasının farklı coğrafyalarında insanları, mekânları, gelenekleri ve manevi atmosferleri fotoğraflayan Peter Sanders, bu özel akşamda yalnızca bir kitabı tanıtmakla kalmadı; aynı zamanda fotoğrafın bir görme, bekleme ve anlam arama biçimi olarak nasıl derinleşebileceğini de anlattı.

Program, Londra Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Dr Mehmet Karakuş’un açılış konuşmasıyla başladı. Dr Karakuş, Peter Sanders gibi İslam dünyasının görsel hafızasında önemli bir yere sahip bir ismi Londra’da ağırlamaktan duyulan memnuniyeti ifade ederek, Enstitü’nün kültür, sanat ve düşünce alanlarında nitelikli buluşmalara ev sahipliği yapma misyonuna dikkat çekti. Etkinlik, Enstitü’nün Sanat ve Kültür Konuşmaları serisinin bir parçası olarak, İslam sanatları, kültürel miras ve görsel kültür üzerine derinlikli bir karşılaşma zemini sundu.

Peter Sanders konuşmasında, Heaven, Earth and the Ten Thousand Things kitabının arkasındaki uzun yolculuğu katılımcılarla paylaştı. Çin’deki Müslüman toplulukların hayatlarına, ibadet mekânlarına, mimari mirasına, gündelik yaşamına ve manevi pratiklerine odaklanan bu çalışma, Çin Müslümanlarını dışarıdan bakılan uzak bir konu olarak değil, yüzyıllara yayılan köklü bir kültürel ve dinî devamlılığın parçası olarak ele alıyor.

Londra Yunus Emre Enstitusu Etkinlik

Sanders’ın fotoğrafları, Çin’deki Müslüman varlığının yalnızca tarihî ya da sosyolojik bir mesele olmadığını, aynı zamanda görsel ve manevi bir dünya olarak da okunabileceğini ortaya koyuyor. Konuşma boyunca camiler, avlular, yüzler, ibadet anları, mimari ayrıntılar, kıyafetler, nesneler ve gündelik hayat sahneleri üzerinden zengin bir anlatı kuruldu. Bu anlatı, bir topluluğun yalnızca neye inandığını değil, inancını mekânda, bedende, ışıkta, mimaride ve hafızada nasıl taşıdığını da görünür kıldı.

Etkinliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, Sanders’ın fotoğraf anlayışına dair paylaştığı düşüncelerdi. Onun çalışmalarında fotoğraf, yalnızca belgeleyen bir araç değil; sabır, dikkat ve saygı isteyen bir karşılaşma biçimi olarak beliriyor. Sanders, anlamlı bir kareye ulaşmanın çoğu zaman aceleyle değil, doğru ânı beklemekle mümkün olduğunu vurguladı. Işığın, insan varlığının, mekânın ve atmosferin aynı anda buluştuğu anlar, onun fotoğraf dilinde manevi bir derinlik kazanıyor.

Kitabın başlığı olan Heaven, Earth and the Ten Thousand Things de konuşmanın düşünsel zeminini güçlendiren önemli bir unsur oldu. “Gök, yer ve on bin şey” ifadesi, görünen dünya ile görünmeyen anlamlar arasındaki ilişkiye işaret eden geniş bir çerçeve sunuyor. Sanders’ın fotoğraflarında gündelik hayatın ayrıntıları, mimari yüzeyler, insan yüzleri ve ibadet anları, daha büyük bir birlik fikrine açılan işaretler hâline geliyor. Bu yönüyle çalışma, yalnızca Çin Müslümanlarının hayatlarına dair bir fotoğraf kitabı değil; bakmanın, görmenin ve anlam vermenin imkânları üzerine de incelikli bir düşünce alanı oluşturuyor.

Attelia Clinik London

Konuşmada ayrıca Çin’deki Müslüman kültürünün çok katmanlı yapısı da öne çıktı. İslamî inanç ve pratiklerin, Çin’in tarihî estetik ve düşünsel dünyasıyla temas ettiği noktalarda ortaya çıkan özgün mimari ve kültürel biçimler, Sanders’ın fotoğraflarında sade fakat güçlü bir dille görünür hâle geliyor. Bu görsel dünya, İslam kültürünün farklı coğrafyalarda tek tip bir form üretmediğini; aksine yerel hafızalar, mimari gelenekler ve toplumsal dokular içinde yeni ifade biçimleri kazandığını gösteriyor.

Konuşmanın ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar, Sanders’ın seyahatleri, fotoğraf pratiği, topluluklarla kurduğu ilişki, kutsal mekânları fotoğraflamanın incelikleri ve çalışmalarındaki manevi boyut üzerine sorular yöneltti. Etkinlik, kitap imza bölümüyle devam etti ve katılımcılar Peter Sanders ile birebir sohbet etme imkânı buldu.

Londra Yunus Emre Enstitüsü’nün ev sahipliğinde gerçekleşen bu özel akşam, fotoğrafın yalnızca bir görsel kayıt değil, aynı zamanda kültürel hafızayı taşıyan, manevi derinliği sezdiren ve farklı dünyalar arasında köprü kuran güçlü bir sanat formu olduğunu bir kez daha hatırlattı. Peter Sanders’ın Çin Müslümanlarına odaklanan çalışması, Londra’daki izleyicilere İslam dünyasının çoğu zaman yeterince bilinmeyen, fakat son derece zengin ve köklü bir kültürel alanını yakından tanıma fırsatı sundu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

İngiltere-Türkiye Hattında Southwind Airlines Sefer Başlatıyor

Turizm odaklı uçuşlarıyla dikkat çeken Southwind Airlines, Avrupa pazarındaki genişleme stratejisi kapsamında önemli bir adım atıyor. Şirket, Temmuz 2026 itibarıyla Antalya ile London arasında, özellikle düşük maliyetli taşıyıcıların yoğun olarak kullandığı Stansted Havalimanı merkezli yeni bir hat başlatacak.

Yeni hat kapsamında uçuşlar haftada iki frekans olarak planlandı. Seferler Çarşamba ve Cumartesi günleri karşılıklı olarak icra edilecek ve yaz sezonu boyunca devam edecek.

İngiltere’den Antalya’ya talep artıyor
Son yıllarda İngiltere çıkışlı tatil trafiğinde önemli bir artış gözleniyor. Özellikle Akdeniz destinasyonlarına yönelik talebin yükselmesi, havayolu şirketlerini yeni kapasite planlamalarına yönlendiriyor. Antalya, uygun fiyatlı tatil seçenekleri, uzun yaz sezonu ve gelişmiş turizm altyapısıyla İngiliz turistlerin en çok tercih ettiği destinasyonlar arasında yer alıyor.

Sektör verilerine göre, 2024 ve 2025 sezonlarında İngiltere’den Türkiye’ye gelen ziyaretçi sayısında çift haneli büyüme kaydedildi. Bu trendin 2026 yaz sezonunda da devam etmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Rekabet ve stratejik konumlanma
Southwind Airlines’ın Stansted hattını tercih etmesi, Londra’daki rekabetçi pazarda stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Stansted Havalimanı, özellikle tatil odaklı ve düşük maliyetli uçuşlar için önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Bu sayede havayolu, hem maliyet avantajı sağlamayı hem de geniş bir yolcu kitlesine ulaşmayı hedefliyor.

Uzmanlar, yeni hattın yalnızca turizm değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki hava trafiğini çeşitlendirme açısından da önemli olduğunu belirtiyor. Ayrıca bu tür yeni hatların, Türkiye’nin turizm gelirlerine doğrudan katkı sağladığı vurgulanıyor.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Yaz sezonu boyunca devam edecek
Planlamaya göre Antalya–Londra Stansted uçuşları yaz sezonu boyunca kesintisiz sürdürülecek. Talebin güçlü seyretmesi halinde frekans artışı veya sezonun uzatılması da gündeme gelebilir.

Yeni hatla birlikte Southwind Airlines’ın Avrupa’daki ağını genişletmesi ve özellikle İngiltere pazarında daha güçlü bir konum elde etmesi bekleniyor.

Burun açıcı sprey kullanımı hakkında önemli uyarı!

İngiltere’de sağlık otoriteleri, özellikle Xylometazoline ve Oxymetazoline içeren burun spreylerinin kullanımına ilişkin önemli bir düzenlemeye gitti. Medicines and Healthcare products Regulatory Agency (MHRA), bu ürünlerin aralıksız kullanım süresinin 5 günü geçmemesi gerektiğini açıkladı.

Kararın arkasında ise uzun süreli kullanımın yol açtığı yan etkiler yer alıyor. Uzmanlara göre bu tür ilaçlar, kısa vadede burun tıkanıklığını hızla açsa da birkaç günün ardından etkisi tersine dönebiliyor.

“Rebound” etkisi: İlacın kendisi tıkanıklığa neden olabiliyor

MHRA yetkilisi Thao Huynh, 5 günden uzun süren kullanımın “rebound konjesyon” (geri tepme etkisi) adı verilen bir duruma yol açabileceğini belirtti. Bu durumda burun tıkanıklığı hastalıktan değil, doğrudan ilacın kendisinden kaynaklanabiliyor.

Huynh, “Eğer burun tıkanıklığı 5 gün sonunda devam ediyorsa, bu durum ilacın aşırı kullanımına bağlı olabilir. Bu noktada ürün bırakılmalı ve bir sağlık uzmanına danışılmalıdır” uyarısında bulundu.

Attelia Clinik London

Reçetesiz satılıyor ama risksiz değil

Söz konusu spreyler; soğuk algınlığı, grip ve alerjik rinit gibi durumlarda yaygın şekilde kullanılıyor ve eczanelerin yanı sıra marketlerde de reçetesiz olarak satılıyor. Ancak uzmanlar, bu kolay erişimin kullanıcıları yanıltmaması gerektiğini vurguluyor.

Son dönemde İngiltere’de eczacılar da artan şekilde, uzun süreli kullanım nedeniyle kronik burun tıkanıklığı yaşayan hastalarla karşılaştıklarını bildiriyor. Bu durum bazı vakalarda haftalar hatta aylar sürebilen bir bağımlılık döngüsüne dönüşebiliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Alternatifler ve yeni öneriler

MHRA ve sağlık uzmanları, burun tıkanıklığı yaşayan kişilere şu alternatifleri öneriyor:

  • Tuzlu su (salin) spreyleri veya burun yıkama çözümleri
  • Buhar inhalasyonu
  • Alerjiye bağlı durumlarda antihistaminikler
  • Uzun süren şikâyetlerde doktor kontrolü

Ayrıca yeni klinik rehberlerde, özellikle çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireylerde bu tür dekonjestanların kullanımına daha fazla dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Denetimler ve bilgilendirme artıyor

MHRA’nın son kararının ardından, ürün ambalajlarında kullanım süresine ilişkin uyarıların daha görünür hale getirilmesi bekleniyor. Eczacılara da hastaları bilgilendirme konusunda daha aktif rol verilmesi planlanıyor.

Uzmanlara göre bu adım, basit görülen ancak yanlış kullanımda ciddi rahatsızlıklara yol açabilen burun spreylerinin daha bilinçli kullanılmasını sağlayacak.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yerel seçim öncesi dengeler değişiyor: Yeşiller ve Reform UK yükselişte

İngiltere’de yerel seçimlerde oy verme işlemi 7 Mayıs 2026 Perşembe günü saat 22.00’de sona eriyor. İlk sonuçların gece yarısından sonra gelmesi, Londra genelindeki net tablonun ise 8 Mayıs sabahı erken saatlerde büyük ölçüde ortaya çıkması bekleniyor. Bazı yoğun ilçelerde kesin sonuçların öğle saatlerini bulabileceği belirtiliyor.

Anketler: İç ilçelerde Yeşiller, banliyölerde Reform UK

Son haftalarda yayımlanan kamuoyu yoklamaları, Londra’daki seçmen davranışında dikkat çekici bir kırılmaya işaret ediyor. Şehir merkezine yakın, genç ve kiracı nüfusun yoğun olduğu bölgelerde Yeşillerin oy oranı artarken; dış ilçelerdeki muhafazakâr ve göç karşıtı seçmenlerin Reform UK’e yöneldiği görülüyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Son anket ortalaması (Nisan 2026)

Parti

Oy Oranı (%)

Değişim (2024’e göre)

İşçi Partisi (Labour)

38

-6

Muhafazakâr Parti (Conservative)

22

-4

Yeşil Parti (Green)

18

+7

Reform UK

15

+8

Liberal Demokratlar

6

-2

Diğer

1

İşçi Partisi için risk büyüyor

Halihazırda Londra’daki 32 belediyenin 21’ini kontrol eden İşçi Partisi, bu seçimde ciddi kayıplar yaşayabilir. Özellikle çevreci politikaların öne çıktığı bölgelerde Yeşillerin oy bölmesi, partinin bazı kritik belediyeleri kaybetmesine yol açabilir.

Istikbal 860X450 Pxl

Siyasi analistlere göre, eğer İşçi Partisi 5’ten fazla belediye kaybederse bu durum Keir Starmer’ın liderliği üzerinde baskı yaratabilir. Temmuz 2024 genel seçimlerinde elde edilen büyük zaferin ardından ilk ciddi “sandık testi” olarak görülen bu seçim, hükümetin performansına dair bir referandum niteliği taşıyor.

Reform UK sürpriz yapabilir

Öte yandan Reform UK özellikle Londra’nın dış çeperlerinde dikkat çekici bir yükseliş sergiliyor. Parti, düşük vergiler ve göç politikaları üzerinden yürüttüğü kampanyayla daha önce Muhafazakâr Parti’ye oy veren seçmeni kendine çekiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Seçimin olası sonuçları

Uzmanlara göre mevcut anketlere dayanarak olası tablo şöyle şekillenebilir:

  • İşçi Partisi: 21 belediyeden 15–17 arası
  • Muhafazakâr Parti: 5–7 belediye
  • Yeşil Parti: 2–4 belediye (tarihi artış)
  • Reform UK: 1–3 belediye (ilk büyük kazanımlar)

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kritik bir siyasi dönemeç

7 Mayıs seçimleri yalnızca yerel yönetimlerin değil, aynı zamanda İngiltere siyasetinin genel yönünün de yeniden şekillenebileceğini gösteriyor. Özellikle Yeşillerin şehir merkezlerinde kalıcı bir güç haline gelmesi ve Reform UK’in sağ seçmeni konsolide etmesi, önümüzdeki genel seçimlerin dinamiklerini şimdiden değiştirmeye aday görünüyor.

Doktor Müzisyen Ayşenur Gök’ün İlacı, Müzik

“Denklem” isimli dördüncü tekli çalışmasını müzikseverlerle buluşturan, göğüs hastalıkları doktoru Ayşenur Gök, eserlerini sevenleriyle buluşturmaya devam ediyor.

Söz ve müziği Ayşenur Gök imzası taşıyan “Denklem” isimli eserin aranjörlüğünü Aykut Terzi yapıyor.

Klip çalışması animasyon karakterlerle yapay zekadan da faydalanılarak Mor Yapım tarafından geçekleştirilirken sanatçının tamamen hayali anları ve tatlı bir sınıf aşkı hikayesi çerçevesinde tamamlandı.

Ankara Atatürk Anadolu Lisesinde okuyan Ayşenur Gök okulunun klipte benzer bir binasını yapay zekâ ile oluştururken, “ben bu yolda anılarımı ve hayatımı onurlandırıyorum” diyor.

Başarılı sanatçı Gök, anılarını şarkılarında ve klip çalışmalarında yaşatmaya devam edeceğini dile getirdi.

Müzik tarzını genel itibariyle Türkçe pop kategorisinde değerlendiren Ayşenur Gök, 90’lar müziğinin esintilerinin şarkılarında hissedildiğini kaydetti.

Ayşenur Gök “Müzik benim ilacım. Şarkı yazıp ve o şarkıyı söyleyince bana şifa oluyor. Ruhumu besliyor. Doktor olarak bugüne kadar hep fedakârlık ile birçok kişiye şifa olduk ve yardım ettik. Kendimi biraz unutmuştum. Müzik de benim doktorum. Bana şifa olduğu için ben söylerken başkalarına da dokunması benim en çok istediğim bir şey. Kalpten kalbe giden yollar açmak niyetindeyim” diyerek müzik yolculuğunu özetledi.

Ayşenur Gök yorumuyla “Denklem” klip link

https://youtu.be/Xpen7ZKoVBU?si=kDVT17VCyEoSWjQ5

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Gülden’in yeni program projesi “Gülden’e Geldik”

“Soğuk Odalar, Yatsın Yanıma, Mendil, Unutamam Dedin, Yakarım İstanbul’u” gibi hit şarkılarıyla geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Gülden, yepyeni projesi “Gülden’e Geldik” ile müzik dünyasında yine çok konuşulmaya hazırlanıyor.

Toplam 11 bölümden oluşan “Gülden’e Geldik” programında, Gülden’e her bölümde farklı bir konuk sanatçı eşlik ediyor. Program boyunca Gülden, 10 kişilik canlı orkestrası ile sahne alırken müzik, sohbet ve eğlenceyi bir araya getiren özel bir atmosfer yaratıyor.

Her bölümde önce konuk sanatçının bir şarkısı Gülden ile birlikte canlı cover olarak düet şeklinde seslendiriliyor. Ardından Gülden’in bir şarkısı yine canlı performansla düet olarak izleyiciyle buluşuyor. Programın en dikkat çeken anlarından biri ise Gülden’in o bölümün konuğu için özel olarak yazdığı ve ilk kez bu programda seslendirilecek yeni şarkının canlı düeti oluyor.

Şarkıların arasında ise yaklaşık 20 dakikalık eğlenceli sohbet, sosyal medyada viral olabilecek soru-cevaplar ve keyifli anlar yer alıyor.

Toplam 11 bölüm ve 11 farklı sanatçıyla hazırlanan projede, 35’i düet ve 2’si Gülden’in solo performansı olmak üzere toplam 37 şarkı bulunuyor.

Güncel Spotify verilerine göre aylık 3 milyon aktif dinleyiciye ulaşan Gülden’in YouTube kanalında ise son 28 günde 12 milyon görüntülenme bulunuyor. Gülden, yeni projesi “Gülden’e Geldik” ile adından yine sıkça söz ettirmeye hazırlanıyor.

İngiltere’de Terör Tehdit Seviyesi “Ciddi”ye Yükseltildi

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Müşterek Terörizm Analiz Merkezi (JTAC) tarafından ülkenin ulusal tehdit seviyesinin yükseltildiği duyuruldu. Buna göre tehdit seviyesi, saldırı olasılığının “yüksek” olduğu anlamına gelen “önemli”den, önümüzdeki 6 ay içinde saldırı ihtimalinin “çok yüksek” olduğu anlamına gelen “ciddi” seviyesine çıkarıldı.

Açıklamada, kararın yalnızca tek bir olaya bağlı olmadığı vurgulanırken, genel güvenlik ortamındaki kötüleşmenin etkili olduğu ifade edildi.

Istikbal 860X450 Pxl

ARTAN ANTİSEMİTİK VE DEVLET BAĞLANTILI TEHDİTLER

Yetkililer, son dönemde özellikle Yahudi toplumuna yönelik tehditlerde artış gözlendiğini belirtti. Açıklamada, “Ulusal tehdit seviyesi, ülkedeki genel terör riskini yansıtırken, Yahudi topluluğunu hedef alanlar da dahil olmak üzere şiddet eylemlerini teşvik eden devlet bağlantılı tehditlerin artışı bağlamında değerlendirilmelidir” denildi.

Uzmanlar, bu tür tehditlerin yalnızca bireysel saldırılarla sınırlı kalmayıp, organize ve dış destekli olabileceğine dikkat çekiyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

LONDRA’DA BIÇAKLI SALDIRI: 2 YARALI

Golders Green yakınlarında ve Barnet bölgesinde 29 Nisan’da gerçekleşen bıçaklı saldırıda iki kişi yaralandı. Olayın ardından bir şüpheli gözaltına alındı.

Saldırının ardından yapılan ilk değerlendirmelerde olayın antisemitik motivasyon taşıdığı ihtimali üzerinde duruluyor.

STARMER: “BU SALDIRILAR İNGİLTERE’YE YÖNELİK”

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, saldırıyı “antisemitik” olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Starmer, “Yahudi topluluğumuza yönelik saldırılar, İngiltere’ye yönelik saldırılardır. Sorumlular adalete teslim edilecektir” dedi.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILDI

Tehdit seviyesinin yükseltilmesiyle birlikte ülke genelinde güvenlik önlemlerinin artırılması bekleniyor. Özellikle ibadethaneler, toplu etkinlik alanları ve ulaşım merkezlerinde polis varlığının güçlendirileceği bildirildi.

Güvenlik kaynakları, halktan şüpheli durumlara karşı dikkatli olmalarını isterken, istihbarat birimlerinin hem iç hem de dış kaynaklı tehditleri yakından izlediğini belirtti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

GENEL DEĞERLENDİRME

İngiltere’de tehdit seviyesinin “ciddi”ye yükseltilmesi, ülkede terör saldırısı ihtimalinin önemli ölçüde arttığına işaret ediyor. Yetkililer, bunun yalnızca kısa vadeli bir önlem değil, daha geniş çaplı güvenlik değerlendirmesinin sonucu olduğunu vurguluyor. Önümüzdeki dönemde hem güvenlik politikalarında hem de toplumsal hassasiyetlerde daha sıkı bir yaklaşımın benimsenmesi bekleniyor.

Pedro Sanchez’, AB’ye “İsrail İle Ortaklığı Anlaşmasını Askıya Al” Çağrısını Yineledi

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Gazze'deki ablukayı kırmak ve yaşamsal insani yardım malzemesi götürmek için yolda olan Küresel Sumud Filosu'na saldıran İsrail ile ortaklık anlaşmasının AB tarafından hemen askıya alınması gerektiğini savundu.

Sanchez, ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada, "İsrail, kendisine ait olmayan sularda sivil bir filoya saldırarak uluslararası hukuku bir kez daha ihlal etti. Hükümetimiz, gözaltına alınan İspanyolları korumak ve onlara yardım etmek için gerekli her şeyi yapıyor. Ancak bu yeterli değil. AB, (İsrail ile) ortaklık anlaşmasını şimdi askıya almalı ve Netanyahu'dan deniz hukukuna uymasını talep etmelidir." ifadelerini kullandı.

İspanya hükümeti, geçen haftalarda resmi olarak sunduğu AB'nin İsrail ile ortaklık anlaşmasını askıya alması talebini her fırsatta dile getiriyor.

İsrail'in, Küresel Sumud Filosu'na saldırısının ardından İspanya Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Madrid Büyükelçiliği maslahatgüzarı Dana Erlich'i acilen Bakanlığa çağırarak, "aralarında İspanyol vatandaşlarının da bulunduğu filonun alıkonulmasını en sert şekilde" kınamıştı.

İspanya'da koalisyon hükümetinin küçük ortağı Sumar ittifakı ve muhalefette olan sol görüşlü bazı partiler de İsrail ordusunun, uluslararası sularda filoya yaptığı saldırıyla ilgili Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares'in "acilen meclisi bilgilendirmesini" talep etmişti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Küresel Sumud Filosu

İsrail'in Gazze ablukasını kırma ve yaşamsal insani yardım ulaştırmayı amaçlayan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu, 12 Nisan'da İspanya'nın Barselona kentinden Akdeniz'e açıldı.

İtalya'nın Sicilya Adası'ndaki katılımlarla filo 26 Nisan'da yeniden yola koyulurken, 29 Nisan gece saatlerinde Girit Adası açıklarındaki uluslararası sularda İsrail ordusu yasa dışı müdahalede bulunarak aktivistleri taşıyan teknelere saldırdı.

Filo yetkililerinin verdiği bilgiye göre teknelerde 39 farklı ülkeden aralarında Türklerin de olduğu 345 katılımcı bulunuyor.

Gazze'ye 600 deniz mili uzaklıkta, Yunan karasularından birkaç mil açıkta düzenlenen saldırıda sivillerin akıbetine ilişkin sağlıklı bilgi alınamazken 180'inin İsrail tarafından alıkonduğu bildiriliyor.

Küresel Sumud Filosu yetkilileri, İsrail ordusunun saldırıda 21 tekneyi alıkoyduğunu, kurtulan 31 teknenin Yunan karasularına girdiğini belirtti.

Banksy’den Londra’nın Merkezine “Gizemli” Politik Heykel

ünlü sokak sanatçısı Banksy'ın paylaştığı görüntüler, heykelin sıradan bir sokak müdahalesinden çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyor. Trafik konileri, reflektörlü işçi yelekleri ve profesyonel ekipman kullanan bir ekip, gece saatlerinde bölgeye girerek dev heykeli vinç yardımıyla kısa sürede yerine yerleştirdi.

Uzmanlara göre bu tür bir operasyon, ciddi lojistik planlama ve izin süreçlerine hâkim ekiplerin işleyişine benzerlik gösteriyor. Bu durum, Banksy’nin son yıllarda giderek daha büyük ölçekli projelere yöneldiği yorumlarını güçlendiriyor.

Yetkililer Şaşkın: Kaldırılmayacak

Londra yerel yönetimi Westminster City Council, olaydan önceden haberdar olmadıklarını açıkladı. Ancak beklenmedik şekilde, eserin kaldırılmayacağı ve halkın ziyaretine açık kalacağı duyuruldu.

Bu karar, Banksy’nin eserlerinin zaman zaman “vandallık” yerine “kamusal sanat” olarak kabul görmeye başladığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Attelia Clinik London

Politik Mesaj: Modern Liderliğe Eleştiri

Sanat çevreleri, yüzü bayrakla örtülmüş takım elbiseli figürün güçlü bir sembolizm taşıdığı görüşünde. Heykelin, kimliği gizlenmiş lider figürü üzerinden milliyetçilik, şeffaflık eksikliği ve modern siyasetin anonimleşmesi gibi temalara gönderme yaptığı düşünülüyor.

Bazı eleştirmenler ise eserin özellikle son yıllarda küresel ölçekte artan otoriter eğilimlere doğrudan bir yanıt olduğunu savunuyor.

Farklı İddialar ve Tartışmalar

Eserin ortaya çıkışına dair bazı alternatif iddialar da gündemde:

  • Bazı kaynaklar, operasyonun tamamen Banksy’ye ait olmayabileceğini, sanatçının yalnızca konsept sahibi olabileceğini öne sürüyor.
  • Sosyal medyada ise heykelin kalıcı mı yoksa geçici bir enstalasyon mu olduğu tartışılıyor.
  • Güvenlik uzmanları, böylesine merkezi bir noktaya izinsiz yerleştirme yapılabilmesini “güvenlik zafiyeti” olarak yorumladı.

Istikbal 860X450 Pxl

Banksy’nin Değişen Sanat Dili

Banksy, yıllardır stencil tarzı grafitileriyle tanınsa da son dönemde üç boyutlu ve büyük ölçekli işlere yöneliyor. Bu heykel de sanatçının klasik sokak estetiğini daha kurumsal ve dikkat çekici formlarla genişlettiğinin bir göstergesi olarak görülüyor.

Londra’nın kalbinde sergilenen bu yeni eser, hem sanat dünyasında hem de politik tartışmalarda uzun süre konuşulacağa benziyor.

John Major’dan Bugünün İngiliz Siyasetine Sert Eleştiri

BBC Radio 5 Live ve Newsnight programlarına konuşan John Major, modern siyasetin giderek yüzeyselleştiğini belirtti. Politikacıların odak grup sonuçlarına aşırı bağımlı hale geldiğini savunan Major, bu durumun uzun vadeli politika üretimini zayıflattığını ifade etti.

“Bazı siyasetçiler işlerinin medya için malzeme üretmek ve kendi kariyerlerini ilerletmek olduğunu düşünüyor” diyen Major, bu yaklaşımın kamu yararını geri plana ittiğini dile getirdi.

“En Büyük İtici Güç Umuttur”

Major, siyasetin temelinde seçmenlere umut vermenin yattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Siyasetteki en güçlü afrodizyak umuttur. İnsanlar bir değişim görürse, atmosfer de değişir.”

Büyük ve karmaşık konular üzerine cesur tartışmalar yürütülmemesinin “siyaseti küçük düşürdüğünü” vurgulayan eski başbakan, özellikle sağlık hizmetleri, emeklilik sistemi ve iklim değişikliği gibi alanlarda daha kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Genç Nesil Uyarısı

Kamu hizmetine bağlı yeni bir neslin siyasete katılmaması halinde ülkenin “çok kötü bir durumda” olacağını belirten Major, siyasete olan güvenin yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bu açıklamalar, İşçi Partisi lideri Keir Starmer üzerindeki baskı tartışmalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Parti içinden Angela Rayner ve Wes Streeting gibi isimlerin etkisinin arttığı yorumları yapılırken, bazı gözlemciler Starmer’ın parti içi muhalefete karşı daha sert bir tutum alabileceğini öne sürüyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Geçmişten Bugüne Liderlik Tartışması

Major’ın açıklamaları, kendi liderlik dönemine de göndermeler içeriyor. 1990’ların ortasında parti içi bölünmelerle karşı karşıya kalan Major, rakiplerine “ya iddianızı ortaya koyun ya da susun” diyerek meydan okumuştu. Bu çıkışın ardından yapılan oylamada John Redwood karşısında liderliğini korumuştu.

Siyasette Öncelik: Politika mı, Kariyer mi?

Major, bireysel siyasi kariyerlerin değil, doğru politikaların öncelikli olması gerektiğini vurguladı. Günümüz siyasetinde kısa vadeli popülaritenin uzun vadeli reformların önüne geçtiğini savunan Major, bu eğilimin demokratik sistem açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Attelia Clinik London

John Major Kimdir?

John Major, 29 Mart 1943’te Londra’da doğdu. Mütevazı bir aileden gelen Major, genç yaşta iş hayatına atıldıktan sonra siyasete girdi.

  • 1979’da Muhafazakâr Parti’den milletvekili seçildi
  • Conservative Party içinde hızla yükselerek Hazine ve Dışişleri gibi önemli görevlerde bulundu
  • 1990’da Margaret Thatcher’ın ardından başbakan oldu
  • 1992 genel seçimlerini kazanarak görevini sürdürdü
  • 1990–1997 yılları arasında başbakanlık yaptı
  • Görev süresi, Avrupa politikaları ve parti içi bölünmelerle şekillendi

Siyasetten ayrıldıktan sonra da kamuoyu tartışmalarında zaman zaman görüşlerini paylaşan Major, özellikle demokrasi, hukuk devleti ve siyasi etik konularında yaptığı eleştirilerle dikkat çekmeye devam ediyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Veyis Güngör, Ülkücülerin Varolma Mücadelisini ‘Mavi Minibüs’ Adıyla Kitaplaştırdı

1970’li ve 1980’li yıllar, Amsterdam’ın göç, dönüşüm ve çok kültürlü yapısının şekillendiği; Türk işçi göçünün ise kurumsallaşmaya ve sosyal örgütlenmeye dönüştüğü kritik bir dönemdir. Amsterdam’ın 750. kuruluş yıl dönümüne armağan olarak Veyis Güngör’ün kaleme aldığı Mavi Minibüs (1976–1986): Amsterdam Ülkücülerinin Varolma Mücadelesi, bu süreci hem tarihsel arka planı hem de toplumsal ve ideolojik boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir çalışmadır.

Kitap, Amsterdam’ın kuruluşundan Altın Çağ’ına, savaş sonrası yeniden yapılanmasından göçmen işçilerin şehre gelişine kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeveyle başlar. Ford fabrikası, NDSM tersanesi ve Atatürk Kampı gibi mekânlar üzerinden, ilk Türk işçilerin Amsterdam’daki yaşam mücadelesi ve yerleşim süreçleri detaylı biçimde ele alınır.

İkinci bölümde Amsterdam’daki ilk Türk kuruluşları; İslam cemiyetleri, kültür merkezleri ve işçi dernekleri üzerinden incelenerek diasporanın kurumsallaşma süreci ortaya konur. Üçüncü bölümde ise dönemin öne çıkan isimleri aracılığıyla Amsterdam’daki Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısı portreler üzerinden aktarılır.

Veyis Gungor Kitap Mavi Munubus 3

Dördüncü ve beşinci bölümler, 1970’li yıllarda Amsterdam ülkücülerinin teşkilatlanma sürecine odaklanır. Kanaalstraat ve Ruyschstraat’ta kurulan ilk dernekler, karşılaşılan zorluklar ve “Mavi Minibüs” etrafında gelişen hareketlilik, bir kuşağın hem ideolojik hem de toplumsal mücadelesini yansıtır.

Altıncı bölümde De Clerqstraat dönemiyle birlikte ülkücü hareketin kurumsallaşması; kültürel etkinlikler, folklor ve tiyatro çalışmaları, konserler ve düşünsel tartışmalar üzerinden ele alınır. Yedinci bölümde Demokratik Türk Gençlik Derneği (DTJV) aracılığıyla gençlik faaliyetleri, belediye ilişkileri ve kültürlerarası etkileşimler detaylandırılır.

Sekizinci bölümde, Mavi Minibüs sürecinden Amsterdam’da doğan kurumlar ve yapılar değerlendirilir. Ek bölümlerde ise Hollanda ve Avrupa’da ülkücüler üzerine yazılmış literatür, kamuoyu tartışmaları, medya yansımaları ve parlamenter süreçler ele alınarak konu çok boyutlu bir perspektife taşınır.

Veyis Güngör’ün “Mavi Minibüs (1976–1986): Amsterdam Ülkücülerinin Mücadelesi”, göç, kimlik, aidiyet ve örgütlenme ekseninde şekillenen bir dönemin sosyal tarihini belgeleyen önemli bir çalışmadır. Amsterdam’daki Türk toplumunun görünmeyen yönlerini gün yüzüne çıkaran eser, tarih, sosyoloji ve diaspora çalışmalarıyla ilgilenen okurlar için güçlü bir başvuru kaynağı niteliğindedir.

230 sayfadan oluşan kitap, kitapdunyasi.com.tr olmak üzere Kitapyurdu, D&R, Trendyol, Hepsiburada ve Pandora Kitabevi gibi popüler online kitap satış sitelerinden de temin edilebilir.

Amsterdam, Nisan, 2026

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

TikTok İzlerken Ölüme Yol Açan Sürücüye 8 Yıl Hapis Cezası

Kaza, İngiltere’nin en işlek yollarından biri olan A12 road üzerinde meydana geldi. Trafiğin durma noktasına geldiği sırada yüksek hızla ilerleyen Ismaeel Malik’in aracı, 58 yaşındaki Norman Case’in kullandığı otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle ağır kafa travması geçiren Case, olay yerinde hayatını kaybetti.

“Fren bile yapmadı”
Mahkemede sunulan teknik inceleme raporları, Malik’in çarpışma öncesinde uzun ve açık bir görüş mesafesine sahip olduğunu ancak hiçbir şekilde fren yapmadığını ortaya koydu. Uzmanlar, sürücünün dikkatinin tamamen yoldan koptuğunu belirtti.

TikTok kullanımına dair kanıtlar
Chelmsford Crown Court’ta görülen davada, Malik’in yolculuk boyunca telefonunu sık sık kullandığı tespit edildi. Kaza anına yakın zaman diliminde ise TikTok uygulamasının aktif olduğu dijital kayıtlarla doğrulandı. Savcılık, bu durumun “tehlikeli sürüşün açık bir göstergesi” olduğunu ifade etti.

Istikbal 860X450 Pxl

10 yılı aşkın sürüş yasağı
Mahkeme, Malik’i 8 yıl hapis cezasına çarptırırken, 10 yılı aşkın süreyle araç kullanmasını da yasakladı. Ayrıca, ceza süresinin ardından yeniden ehliyet alabilmesi için ileri sürüş testlerini geçmesi şart koşuldu.

İngiltere’de telefon kullanımı yasaları
İngiltere’de direksiyon başında cep telefonu kullanımı zaten sıkı şekilde yasaklanmış durumda. 2022’de yürürlüğe giren düzenlemelerle, sürücünün telefonu yalnızca kullanması değil, eline alması dahi suç sayılıyor. Bu tür ihlaller para cezası, ceza puanı ve ehliyet kaybıyla sonuçlanabiliyor. Ancak bu olay, kuralların ihlal edilmesinin ne kadar ölümcül sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“Tamamen önlenebilir bir ölüm”
Hakim, kararında Norman Case’in ölümünün “tamamen önlenebilir” olduğunu vurgulayarak, Malik’in davranışını “son derece sorumsuz ve tehlikeli” olarak nitelendirdi. Ailenin avukatları ise kazanın ardından yaptıkları açıklamada, “Bir anlık dikkatsizlik bir hayatı yok etti” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre bu olay, özellikle genç sürücüler arasında yaygınlaşan dikkat dağıtıcı dijital alışkanlıkların trafikte ne denli büyük risk oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yetkililer, sürüş sırasında telefon kullanımına karşı daha sıkı denetim ve farkındalık kampanyalarının artırılması gerektiğini belirtiyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

WUF13: Sürdürülebilir Şehirler ve Güvenli Bir Gelecek İçin Başka Bir Küresel Platform

Dünya Şehir Forumu (WUF), küresel ve çoğu zaman plansız kentleşme, iklim değişikliği ve kentleşmenin tetiklediği artan eşitsizliklerin ortaya koyduğu kritik zorlukları ele almaya adanmış üst düzey bir konferanstır.

Bu platform, modern çağın en acil sorunlarından birini incelemek üzere 2001 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kurulmuştur: hızlı kentleşme ve bunun topluluklar, şehirler, uluslar, iklim değişikliği ve kamu politikaları üzerindeki derin etkisi. Dünya Şehir Forumu, Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (BM-Habitat) tarafından organize edilmekte ve yönetilmektedir. İlk forum, kuruluşun merkezinin bulunduğu Kenya'nın Nairobi kentinde 2002 yılında gerçekleşmiştir.

BM-Habitat, Kanada'nın Vancouver kentinde düzenlenen ilk Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri ve Sürdürülebilir Kentsel Gelişim Konferansı'nın (Habitat I) ardından 1977 yılında kurulmuştur. Kuruluşun görevi, herkes için yeterli barınma sağlamak nihai hedefiyle, sosyal ve çevresel olarak sürdürülebilir kasaba ve şehirleri teşvik etmektir. Bu, 1996 yılında İstanbul'da düzenlenen BM İnsan Yerleşimleri Konferansı'nda (Habitat II) kabul edilen Habitat Gündemi'nde belirtilen görevi yerine getirmektedir.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Şehir Planlaması

Dünya nüfusunun yarısından fazlasının şehirlerde yaşadığını kabul eden kentsel gelişim, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'ne (SKH) 11. Hedef olarak resmen entegre edilmiştir. Bu hedef, şehirleri ve insan yerleşimlerini 2030 yılına kadar kapsayıcı, güvenli, dirençli ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Şehirler şu anda artan yoksulluk, sosyal eşitsizlik ve çevresel zorluklarla karşı karşıyadır. Hızlı kentleşmenin 2050 yılına kadar küresel nüfusun çoğunluğunun kentsel alanlarda yaşamasına yol açacağı öngörüldüğünden, bu büyüme kentsel altyapı, konut ve kamu hizmetleri üzerinde önemli bir baskı oluşturmaktadır. Sonuç olarak, gecekonduların genişlemesi, hava kirliliği ve plansız kentsel yayılma gibi konular kritik endişeler haline gelmiştir.

SKH 11'in temel misyonu, daha kapsayıcı, güvenli ve sürdürülebilir şehirler oluşturmaktır. İlk hedefine göre, 2030 yılına kadar tüm insanların güvenli, yeterli ve uygun fiyatlı konutlara ve temel hizmetlere erişiminin yanı sıra altyapının iyileştirilmesi sağlanmalıdır. İkinci hedef, özellikle toplu taşıma geliştirilmesine vurgu yaparak, herkes için güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir ulaşım sistemlerinin kurulmasına odaklanmaktadır. Üçüncü hedef, kapsayıcı kentleşmenin güçlendirilmesini ve katılımcı ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine dayalı kentsel planlamanın uygulanmasını vurgulamaktadır. Dördüncü hedef, dünyanın kültürel ve doğal mirasının korunmasını ve muhafazasını artırmayı amaçlamaktadır.

Beşinci hedef, doğal afetlerden kaynaklanan ölümleri ve yaralanmaları en aza indirirken ekonomik kayıpları azaltmayı amaçlamaktadır. Altıncı hedef, özellikle hava kalitesini iyileştirerek ve etkili atık yönetimi sağlayarak şehirlerin olumsuz çevresel etkilerini azaltmaya odaklanmaktadır. Yedinci hedef, herkes için güvenli, erişilebilir ve kapsayıcı yeşil ve kamusal alanların oluşturulmasını öngörmektedir. Ayrıca, kentsel ve kırsal alanlar arasındaki ekonomik, sosyal ve çevresel bağlantıların güçlendirilmesi önemli bir önceliktir.

Ek hedefler, iklim değişikliğine uyum sağlamaya yönelik politikaların uygulanmasını, afetlere karşı direncin artırılmasını ve gelişmekte olan ülkelere sürdürülebilir inşaat için destek sağlanmasını kapsamaktadır. Toplu olarak, bu hedefler şehirleri daha sağlıklı, daha güvenli ve daha yaşanabilir ortamlara dönüştürmeye hizmet eder ve küresel sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarından birini temsil eder.

Yeni Kentsel Gündem (NUA)

2016 yılında Ekvador'un Quito kentinde düzenlenen bir konferansta, dünya liderleri, sürdürülebilir kentsel kalkınma için yeni küresel standartlar belirleyen ve şehirlerin nasıl planlandığı ve yönetildiği konusunda yeniden bir çerçeve sağlayan Yeni Kentsel Gündemi kabul etti. Yeni Kentsel Gündem, kültürel ve sosyal refahın gelişmiş merkezleri olarak işlev gören şehirler inşa etmek için stratejik bir yol haritası görevi görür. Ayrıca, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için belirli yolları özetler ve iklim değişikliğinin azaltılması ve uyum sağlanması için bir temel oluşturur.

Kısacası, Yeni Kentsel Gündem, kompakt ve akıllı şehirleri, yeşil toplu taşımayı ve tüm vatandaşlar için erişilebilir hizmetleri savunmaktadır.

Dünya Şehir Forumu ve Azerbaycan

22 Aralık 2023 tarihinde, "Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler arasında 2026 yılında Bakü'de düzenlenecek 13. Dünya Şehir Forumu için Ev Sahibi Ülke Anlaşması" imzalandı. Bu anlaşma, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Mart 2024'te resmen onaylandı. Bunun ardından, 25 Nisan 2025'te Devlet Şehir Planlama ve Mimarlık Komitesi Başkanı Anar Guliyev, WUF13 Ulusal Koordinatörü olarak atandı ve aynı yılın 5 Haziran'ında Organizasyon Komitesi kuruldu.

WUF13, bu yıl 17-22 Mayıs tarihleri ​​arasında Bakü'de düzenlenecek. Forumun ana teması "Dünyayı Konutlandırmak: Güvenli ve Dayanıklı Şehirler ve Topluluklar". Etkinlik, üst düzey hükümet yetkililerini, uluslararası kuruluşların temsilcilerini ve mimari ve şehir planlama alanlarında önde gelen uzmanları bir araya getirecek.

Dünya Şehir Forumu, Birleşmiş Milletler sistemi içinde, yalnızca COP'tan (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı) sonra en önemli ve stratejik açıdan hayati öneme sahip ikinci küresel platform olarak kabul ediliyor. Bu etkinliğin Bakü'de düzenlenmesi, Azerbaycan'ın sadece bölgesel düzeyde değil, küresel ölçekte de şehir planlaması, sürdürülebilirlik ve çevre yönetimi alanlarındaki artan liderliğini gösteriyor.

Foruma ev sahipliği yapmak, Azerbaycan'ın son yıllarda üstlendiği büyük ölçekli kentsel gelişim ve bölgesel restorasyon projelerinin uluslararası alanda tanınması için eşsiz bir fırsat sunuyor. WUF13, ülke ile UN-Habitat arasındaki derinleşen iş birliğinin yanı sıra Azerbaycan'ın küresel kentsel süreçlerde giderek daha etkili bir rol üstlendiğinin de bir kanıtı niteliğinde. Azerbaycan için bu Forum, ulusal başarıların sergilenmesinden çok daha fazlası; yeni uluslararası ortaklıklar kurmak için kritik bir platformdur. Bu işbirlikleri, küresel iklim değişikliği, kentsel yönetim ve sürdürülebilir kalkınmanın daha geniş hedefleriyle ilgili gelecekteki zorlukların ele alınmasında hayati önem taşıyacaktır.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Seçim Öncesi Parlamentoda Tansiyonu Yükselten Tartışma

İngiltere Parlamentosu'nun alt kanadı House of Commons’ta gerçekleşen son PMQ (Prime Minister’s Questions), seçim atmosferinin gölgesinde son derece gergin geçti. Muhalefet lideri Kemi Badenoch, hükümeti “yönsüzlük” ve “kriz yönetememe” ile suçlarken, Başbakan Keir Starmer ise eleştirileri “abartılı ve temelsiz” olarak nitelendirdi.

Badenoch, hükümetin ekonomi ve kamu hizmetlerinde başarısız olduğunu savunarak, “Bu hükümet bir felaketten diğerine sürükleniyor” dedi. Ayrıca Starmer’ın “ülkeyi yönetmekten çok kendi siyasi geleceğini kurtarmaya çalıştığını” öne sürdü.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Starmer: “Somut kazanımlar ortada”

Başbakan Starmer ise hükümetinin icraatlarını savunarak, özellikle sosyal politikalar ve çalışma hayatında yapılan reformlara dikkat çekti.

Starmer, “Çalışan haklarını güçlendirdik, kiracıları daha güvende hale getirdik ve yüz binlerce çocuğu yoksulluktan çıkardık” ifadelerini kullandı. Hükümet kaynakları, çocuk yoksulluğunda düşüş ve kira düzenlemeleri gibi başlıklarda ilerleme kaydedildiğini belirtirken, bağımsız analizlerde bu kazanımların etkisinin bölgesel olarak farklılık gösterdiği de vurgulanıyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Mandelson tartışması gündemin merkezinde

Oturumun en hararetli başlıklarından biri, eski diplomat ve İşçi Partisi figürü Peter Mandelson ile ilgili süreç oldu.

Muhafazakâr Parti, Starmer’ın bu konuda parlamentoyu yanıltmış olabileceğini öne sürerek resmi bir soruşturma talep etti. Ancak bu girişim, Avam Kamarası’nda yapılan oylamada reddedildi.

Starmer, söz konusu girişimi “temelsiz siyasi manevra” olarak nitelendirirken, hükümet cephesi de iddiaların somut kanıtlara dayanmadığını savundu.

Istikbal 860X450 Pxl

Farklı değerlendirmeler ve tartışmalı noktalar

Siyasi gözlemciler, oturumdaki tartışmaların seçim kampanyasının sertleştiğine işaret ettiğini belirtiyor.

  • Muhafazakârlar, ekonomik büyümenin zayıf kaldığını ve kamu hizmetlerinde iyileşme görülmediğini savunuyor.
  • Hükümet ise ücret artışları, istihdam verileri ve sosyal destek paketlerini başarı göstergesi olarak öne çıkarıyor.
  • Mandelson meselesinde ise bazı yorumcular, konunun siyasi olarak büyütüldüğünü, bazıları ise şeffaflık açısından daha fazla açıklama gerektiğini dile getiriyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Seçim öncesi son mesajlar

Bu PMQ, seçim öncesi liderlerin parlamentodaki son büyük yüzleşmelerinden biri olarak görülüyor. Hem Starmer hem de Badenoch, seçmenlere doğrudan mesaj vermeye çalışırken, tartışmaların tonu kampanyanın geri kalanının da sert geçeceğine işaret ediyor.

Uzmanlara göre, önümüzdeki günlerde ekonomi, yaşam maliyeti ve kamu hizmetleri tartışmanın ana ekseni olmaya devam edecek.

Sürücülere tuzak gibi kullanılan otobüs şeriti uygulaması seçim vaadi oldu

Yerel seçimlere sayılı günler kala Muhafazakâr Parti, özellikle büyük şehirlerde sıkça tartışma konusu olan otobüs şeritleriyle ilgili yeni politikasını duyurdu. Parti yetkilileri, kontrol ettikleri belediyelerde 24 saat kesintisiz uygulanan otobüs şeritlerinin kaldırılacağını açıkladı.

Parti sözcüsü, mevcut sistemi “uygulama tuzağı” olarak nitelendirerek, sürücülerin gereksiz cezalarla karşı karşıya kaldığını savundu. Açıklamada, yeni düzenlemenin “trafik akışını rahatlatacağı ve sürücülere daha adil bir sistem sunacağı” ifade edildi.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

ÜLKE GENELİNDE KARMAŞA
Birleşik Krallık genelinde otobüs şeridi uygulamaları uzun süredir yerel yönetimlere göre farklılık gösteriyor.

Londra’da 2021 yılında Ulaşım Birimi (TfL), yaklaşık 85 kilometrelik otobüs şeridini kalıcı olarak 7/24 esasına geçirmişti. Buna karşın aynı yıl bazı Muhafazakâr yerel yönetimler bu uygulamayı kaldırırken, diğerleri yeni 24 saatlik şeritler açtı.

Parti, yeni planla bu “çelişkili uygulamaları” ortadan kaldırmayı hedeflediğini belirtiyor.

Istikbal 860X450 Pxl

MUHALEFETTEN TEPKİ
Ana muhalefetteki İşçi Partisi, planın şehir içi ulaşımı olumsuz etkileyeceğini savunuyor. Parti sözcüleri, otobüs şeritlerinin kaldırılmasının toplu taşıma sürelerini uzatacağını ve trafik yoğunluğunu artıracağını dile getirdi.

Liberal Demokratlar ise düzenlemenin çevresel etkilerine dikkat çekerek, özel araç kullanımını teşvik edeceğini ve karbon emisyonlarını artırabileceğini öne sürdü.

KARŞI VAADLER GÜNDEMDE
Seçim öncesi diğer partiler de ulaşım politikalarını öne çıkarıyor. İşçi Partisi, daha fazla otobüs hattı ve uygun fiyatlı ulaşım sözü verirken; bazı yerel yönetimlerde “yeşil ulaşım koridorları” oluşturulmasını öneriyor.

Liberal Demokratlar ise bisiklet yollarının genişletilmesi ve şehir merkezlerinde araç kullanımının azaltılmasına yönelik projelerle seçmenin karşısına çıkıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

SEÇİM YARIŞINDA ULAŞIM BELİRLEYİCİ OLABİLİR
Uzmanlara göre ulaşım politikaları, özellikle büyük şehirlerde yaşayan seçmenler için belirleyici başlıklar arasında yer alıyor. Otobüs şeritleri tartışması da sürücüler ile toplu taşıma kullanıcıları arasındaki dengeyi yeniden gündeme taşımış durumda.

Mayıs ayındaki yerel seçimler yaklaşırken, partilerin ulaşım vaatleri üzerinden yürüttüğü rekabetin önümüzdeki günlerde daha da sertleşmesi bekleniyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Londra'da kan donduran cinayet: Rolex saati için kardeşini öldürdü

Londra’nın Camden bölgesindeki bir apartman dairesinde meydana gelen olayla ilgili olarak 69 yaşındaki Jennifer Abbott’tan günlerce haber alamayan komşuların ihbarı üzerine polis eve girdi. İçeride Abbott’un cansız bedeniyle karşılaşıldı.

Yapılan incelemelerde, kurbanın ağzının bantlandığı ve boynunda derin kesikler olduğu belirlendi. Adli tıp raporları, Abbott’un defalarca bıçaklandığını ve olayın son derece şiddet içerdiğini ortaya koydu.

GÜVENLİK KAMERALARI KARDEŞİ İŞARET ETTİ

Soruşturma kapsamında incelenen güvenlik kamerası görüntüleri, Abbott’un en son köpeğini gezdirdikten sonra evine giriş yaptığını gösterdi. Aynı gün Nancy Pexton’ın daireye geldiği ve kısa süre sonra ayrıldığı tespit edildi.

Polis, bu kritik zaman aralığını cinayetin işlendiği an olarak değerlendirdi.

Jennifer Abbott 1

KAYIP ROLEX SAAT DAVANIN KIRILMA NOKTASI OLDU

Cinayetin ardından Abbott’a ait elmaslı Rolex saatin kayıp olduğu bildirildi. Ancak polis, yürütülen soruşturmada saati Nancy Pexton’ın çantasında buldu.

Sanık, mahkemede saatin kendisine “hediye edildiğini” öne sürdü. Ancak jüri, bu savunmayı inandırıcı bulmadı ve deliller doğrultusunda Pexton’ı suçlu kabul etti.

DAVA OLD BAILEY’DE GÖRÜLDÜ

Dava, İngiltere’nin en önemli ceza mahkemelerinden biri olan Old Bailey’de görüldü. Mahkeme sürecinde savcılık, olayın planlı olabileceği ihtimali üzerinde dururken, savunma tarafı bunun ani bir tartışma sonucu gerçekleştiğini iddia etti.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

OLAYIN ARKA PLANINA DAİR YENİ DETAYLAR

İngiliz basınına yansıyan bilgilere göre iki kardeş arasında geçmişte maddi anlaşmazlıklar yaşandığı öne sürüldü. Özellikle miras ve değerli eşyalar konusunda tartışmaların olduğu iddiaları dikkat çekti.

Bazı komşular ise kardeşlerin ilişkisini “gergin ama kopmamış” olarak tanımladı. Olaydan önce yüksek sesli bir tartışma duyduklarını söyleyen tanıklar da mahkemede ifade verdi.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

CEZA YAKINDA AÇIKLANACAK

Nancy Pexton’ın cezasının önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. İngiltere yasalarına göre bu tür ağırlaştırılmış cinayet suçlarında ömür boyu hapis cezası verilmesi olası görülüyor.

Bu olay, İngiltere’de aile içi şiddetin en çarpıcı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçerken, soruşturma sürecinde ortaya çıkan detaylar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Yüz Tanıma Sistemi Bütün Ülkeye Yayılacak

İngiltere’de yüz tanıma teknolojilerinin kullanımına karşı açılan dava, Yüksek Mahkeme’nin kararıyla sonuçlandı. Kararda, sistemin mevcut kullanım çerçevesinin hukuka uygun olduğu ve bireylerin insan haklarının ihlal edilmediği belirtildi.

Davacıların avukatları, uygulamanın insanların biyometrik verileri alınmadan kamusal alanda hareket etmelerini fiilen imkânsız hale getirdiğini savundu. Ancak mahkeme, emniyetin belirlediği kullanım kriterlerinin “yeterli ve açık” olduğuna hükmetti.

Tartışmalı teknoloji: Sokakta anlık tarama

Metropolitan Police tarafından kullanılan canlı yüz tanıma (LFR) sistemleri, genellikle araçlara monte edilen kameralar aracılığıyla çalışıyor. Bu sistemler, kalabalık caddelerde yürüyen kişileri anlık olarak tarayarak polis izleme listeleriyle karşılaştırıyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Yetkililer, teknolojinin suçla mücadelede etkili bir araç olduğunu savunurken; eleştirmenler, kitlesel gözetim riskine dikkat çekiyor.

Davacılar: “Yanlış teşhis ve özgürlük ihlali”

Davayı açan isimlerden gençlik çalışanı Shaun Thompson, sistem tarafından yanlış şekilde teşhis edildiğini belirtti.

Diğer davacı ise sivil özgürlükler alanında faaliyet gösteren Big Brother Watch grubunun yöneticisi Silkie Carlo oldu. Carlo, teknolojinin yaygınlaşmasının toplumda sürekli izlenme hissi yaratacağını ve bunun demokratik özgürlükleri zayıflatacağını savundu.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

“Ayrımcılık riski” iddiası reddedildi

Davada öne çıkan bir diğer tartışma, yüz tanıma sistemlerinin özellikle etnik azınlıklar üzerinde daha yüksek hata oranına sahip olduğu iddiasıydı.

Ancak Yüksek Mahkeme yargıçları Lord Justice Holgate ve Mrs Justice Farbey, sunulan kanıtların bu iddiayı desteklemek için yeterli olmadığını belirtti. Mahkeme, “ayrımcılık riskine ilişkin endişelerin, mevcut haliyle politikanın yasallığını gölgelemediği” sonucuna vardı.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Ülke genelinde yaygınlaşma sinyali

Mahkeme kararının ardından hükümetin yüz tanıma teknolojisini daha geniş ölçekte devreye alma planlarını hızlandırması bekleniyor.

Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bu teknolojinin sadece Londra’da değil, İngiltere genelinde daha fazla şehirde kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Bununla birlikte, veri gizliliği ve bireysel özgürlükler konusundaki tartışmaların da büyüyerek devam etmesi öngörülüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Kamuoyu ikiye bölünmüş durumda

Son yıllarda yapılan çeşitli anketler, kamuoyunun bu tür gözetim teknolojilerine yaklaşımının ikiye bölündüğünü gösteriyor. Bir kesim güvenlik gerekçesiyle uygulamayı desteklerken, diğer kesim bunun “sürekli izlenen bir toplum” yaratacağı endişesini taşıyor.

İngiltere’de yüz tanıma sistemlerinin geleceği, hem yeni hukuki başvurular hem de siyasi tartışmalarla şekillenmeye devam edecek.

Kral Charles’tan ABD Kongresi’nde “demokratik denge” vurgusu

İngiltere Kralı Charles III ve Kraliçe Camilla’nın üç günlük Amerika Birleşik Devletleri ziyareti, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin hassas bir dönemine denk geldi. İran savaşı nedeniyle Washington–Londra hattında yaşanan gerilim, ziyaretin önemini artırırken, Kral Charles’ın Kongre’de yaptığı konuşma dikkatle takip edildi.

Tarihi ortaklık ve güncel krizler aynı kürsüde

ABD’nin başkenti Washington, D.C.’de bulunan Temsilciler Meclisi binasında gerçekleştirilen ortak oturuma, Kongre’nin iki kanadı da yoğun katılım gösterdi. Bu yönüyle konuşma, yalnızca diplomatik bir jest değil, aynı zamanda stratejik bir mesaj olarak değerlendirildi.

Kral Charles konuşmasında, Birleşik Krallık ile ABD arasındaki ilişkilerin yüzyıllara yayılan köklü bir geçmişe dayandığını vurguladı. Ortak değerler, tarihsel bağlar ve küresel sorumlulukların altını çizen Charles, özellikle demokratik sistemlerin işleyişine dair yaptığı değerlendirmelerle öne çıktı.

Kral Charles Abd Ziyareti Kongre Konusmasi Donald Trump 6

“Demokratik değerler, yalnızca bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda toplumların istikrarının temelidir” diyen Kral, yürütme gücünün denge ve denetim mekanizmalarına tabi olması gerektiğini ifade etti. Bu sözler, özellikle Demokrat Parti üyeleri tarafından uzun süre alkışlandı.

Mesaj: İş birliği ve istikrar

Konuşmada dikkat çeken bir diğer unsur ise iş birliği çağrısı oldu. Kral Charles, iki ülkenin sadece geçmişte değil, günümüzün küresel krizleri karşısında da birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Enerji güvenliği, uluslararası barış ve bölgesel çatışmalar gibi konuların ortak çaba gerektirdiğini vurguladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Ziyaretin, İran savaşı nedeniyle artan siyasi gerilimlerin ortasında gerçekleşmesi, verilen mesajların diplomatik ağırlığını artırdı. Uzmanlara göre, Kral Charles’ın Kongre konuşması, yalnızca sembolik bir ziyaretin ötesinde, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden dengeleme çabası olarak okunuyor.

Üç günlük ziyaretin ilerleyen günlerinde Kral ve Kraliçe’nin çeşitli temaslarda bulunması ve ekonomik iş birliği başlıklarının da gündeme gelmesi bekleniyor.

Birleşik Arap Emirlikleri OPEC'ten ayrılıyor

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nden (OPEC) ayrılacağını açıkladı.

BAE 1967'den bu yana OPEC üyesiydi.

Ülke yönetimi bu karara gerekçe olarak uzun vadeli ekonomik vizyon ve stratejisini gösterirken, "Gelecekte dünyanın enerji talebi ve ihtiyacının artacağını düşünüyoruz" açıklaması yapıldı.

BAE Enerji Bakanı Süheyl Muhammed el Mazravi bu adımla birlikte örgütün üyelerine belirlediği üretim kotalarına sadık kalmak zorunda kalmayacaklarını duyurdu.

Alanında bir kartel olan OPEC, üye ülkelerin ne kadar petrol üreteceğine karar vererek uluslararası petrol fiyatlarına yön verebiliyor.

1960'ta İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela tarafından kurulan örgüt ilerleyen yıllarda Katar, Libya, Cezayir ve Angola gibi ülkelerle genişlemişti.

Günümüzde 12 üyesi olan OPEC'ten daha önce de Ekvador, Endonezya, Katar ve Angola ayrılmıştı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

BAE yaklaşık 60 yıldır bu örgütün üyesiydi.

Ayrılık kararı, OPEC ve diğer üretici ülkelerin de dahil olduğu OPEC+'ın liderliğini fiilen yapan Suudi Arabistan açısından bir kayıp olarak görülüyor.

BAE'nin OPEC'ten ayrılma kararının etkisi, Hürmüz Boğazı'nın hala kapalı olması nedeniyle hemen görülmeyecek ama uzun vadede petrol üretiminde bir patlamaya yol açabilir.

Ekonomistler BAE'nin uzun süredir üretim kapasitesini artırmak için büyük yatırımlar yaptığını ve piyasaya daha çok petrol sürmek istediğini söylüyor.

Capital Economics'ten emtia uzmanı David Oxley, BAE'nin bloktan çıkmasının uzun vadede petrol fiyatlarını düşürebileceğini ancak önümüzdeki yıllarda piyasadaki oynaklığı da artırabileceğini belirtti.

Oxley ayrıca BAE'nin ayrılmasının başka üye ülkelerin de ayrılmak istemesine ya da Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin üretimi artırmasına yol açabileceğini belirtti.

Cyrstol Enerji'nin Genel Müdürü ve Arap Enerji Kulübü'nün Genel Sekreteri Dr. Carole Nakhle de BBC'ye yaptığı açıklamada BAE'nin kararının "uzun süredir beklendiğini" belirtti.

Nakhle, "Abu Dabi, üretim kapasitesini büyütmek için uğraştı ama sık sık OPEC kotaları nedeniyle kısıtlanmış hissetti, özellikle de bazı üye ülkelerin kotalara çok fazla dikkat etmemesi nedeniyle" dedi.

'Sonun başlangıcı'

OPEC'in son verilerine göre BAE 2024 yılında günde 2,9 milyon varil petrol üretti. Örgütün fiili lideri Suudi Arabistan ise günde 9 milyon varil petrol piyasaya sürdü.

MST Finans'ın enerji araştırmaları direktörü Saul Kavonic, kararın OPEC için "sonun başlangıcı olduğunu" söyledi.

Kavonic "BAE'nin ayrılmasıyla OPEC kapasitesinin % 15'ini ve en uyumlu üyelerinden birini kaybedecek" dedi.

Kavonic ayrıca "Suudi Arabistan OPEC'in geri kalanını bir arada tutmakta zorlanacak. Bu karar Ortadoğu ve petrol piyasalarının kökten yeniden şekillenmesi anlamına geliyor" diye konuştu.

Reuters ajansına konuşan emtia araştırmaları şirketi ICIS'in enerji direktörü Ajay Parmar ise BAE'nin bir süredir genel OPEC politikasıyla ters düştüğünü hatırlatarak "Bu bir sürpriz değildi fakat uzun vadede etkileri olacak" dedi.

"Bu karar aynı zamanda BAE ile Suudi Arabistan arasındaki tarihi ve güçlü ittifakın zayıflamasının bir göstergesi" diye de ekledi.

BAE'nin 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olacak kararı, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları nedeniyle petrol fiyatlarında büyük bir artışın yaşanması ve Körfez ülkelerinin de savaştan ekonomik zarar gördüğü bir dönemde geldi.

BAE Körfez'de ABD'nin en büyük müttefiklerinden biri.

ABD Başkanı Donald Trump da OPEC'i "petrol fiyatlarını suni olarak artırıp dünyayı soymakla" itham etmişti.

Reuters'a konuşan Carnegie Rusya Avrasya Merkezi'nden ve eski Gazprom yöneticisi Sergey Vakulenko ise BAE'nin planının petrol üretimini % 30 artırmak olduğunu söyledi.

"Muhtemelen bunu duyurmak için en az zarar verecek zaman, petrol fiyatlarının Hürmüz nedeniyle yüksek olduğu günümüzdü" diyen Vakulenko, "Hürmüz açıldıktan sonra da ülkeler bu süreçte azalan rezervlerini doldurmak isteyeceği için petrol talebi ve fiyatı yüksek olacak" ifadelerini kullandı.

Ajansa konuşan enerji danışmanlığı ve araştırma şirketi Rystad'ın analisti Jorge Leon, "Suudi Arabistan'ın dışında atıl petrol üretim kapasitesi olan az sayıda ülkeden biri BAE'ydi ve bu OPEC'in petrol fiyatlarına müdahale etmesine imkan sağlıyordu" dedi ve ekledi:

"Örgütün parçası olmayan BAE, üretimi artırmak için daha istekli olacak ve bu da Suudi Arabistan'ın tek başına petrol fiyatlarını dengeleme kapasitesini sorgulatacak."

Körfez'deki büyük petrol ülkeleri arasındaki Katar, 2019'da üyelikten ayrılmıştı.

(BBC)

Trump’tan “özel ilişki” vurgusu: Kral Charles’ın ziyareti buzları eritir mi?

ABD’nin başkenti Washington, D.C.’deki White House önünde düzenlenen törende, iki ülkenin milli marşları çalındı ve geleneksel 21 pare top atışı yapıldı. Resmi karşılama, diplomatik protokolün tüm unsurlarını içerirken, törenin simgesel anlamı dikkat çekti.

Donald Trump konuşmasında, “Amerikalıların İngilizlerden daha yakın dostları olmadı” diyerek ABD ile Birleşik Krallık arasındaki tarihsel bağların altını çizdi. Kral Charles’ı “zarif ve dengeli bir lider” olarak tanımlayan Trump, merhum Elizabeth II için de “dünya çapında saygı uyandıran bir figürdü” ifadelerini kullandı.

Gerilim gölgesinde kritik ziyaret

Kraliyet ziyareti, iki ülke arasında son dönemde artan siyasi görüş ayrılıklarının ardından gerçekleşti. Trump’ın, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ı özellikle İran politikası nedeniyle eleştirmesi, diplomatik tansiyonu yükseltmişti.

Kral Charles Abd Ziyareti Donald Trump 1

Analistler, bu ziyaretin sadece sembolik değil, aynı zamanda ilişkileri yeniden dengeleme girişimi olduğunu değerlendiriyor. Washington ve Londra arasındaki “özel ilişki” kavramı, özellikle güvenlik, istihbarat ve ticaret alanlarında kritik önem taşıyor.

Kral Charles’tan Kongre’de birlik mesajı

Kral Charles’ın ABD ziyareti kapsamında Kongre’de yaptığı (ya da yapması beklenen) konuşmada, iki ülke arasındaki yaklaşık 250 yıllık ortak tarihe vurgu öne çıktı. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ortak değerler temelinde şekillenen ilişkilerin korunmasının önemine dikkat çekildi.

Istikbal 860X450 Pxl

Konuşmada ayrıca:

  • Transatlantik ticaretin güçlendirilmesi
  • Yapay zekâ ve teknoloji alanında iş birliği
  • İklim değişikliğiyle mücadelede ortak adımlar

gibi başlıkların öne çıktığı belirtildi.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Diplomatik mesaj: “İlişkiler sağlam”

Uzmanlara göre, Trump’ın sert siyasi çıkışlarına rağmen törendeki uzlaşmacı tonu, iki ülkenin ilişkileri tamamen zedelemek istemediğini gösteriyor. Kral Charles’ın ziyareti ise, siyasi liderlikten bağımsız olarak kurumsal ve tarihsel bağların sürdüğüne dair güçlü bir mesaj olarak yorumlanıyor.

Ziyaretin, önümüzdeki dönemde ticaret anlaşmaları ve güvenlik iş birlikleri açısından somut sonuçlar doğurup doğurmayacağı ise merak konusu.

Londra’da Siyasi Deprem Sinyali: Sadiq Khan’dan Anket İtirafı

İngiltere’nin başkenti Londra’da yaklaşan yerel seçimler öncesi siyasi tansiyon yükseliyor. Belediye Başkanı Sadiq Khan, The Standard gazetesine verdiği röportajda, kamuoyu yoklamalarının İşçi Partisi açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.

Khan, özellikle hükümete yönelik artan kamuoyu öfkesinin yerel yönetimlere yönelmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Seçmenler ulusal siyasetteki memnuniyetsizliklerini yerel düzeye taşımamalı” ifadelerini kullandı.

YOUGOV ANKETİ: “BALYOZ ETKİSİ”

Hafta başında yayımlanan YouGov araştırması, Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi için Londra’da sert bir düşüşe işaret etti.

Anket verilerine göre:

  • 2022 yerel seçimlerinde oy oranı: %42
  • Güncel tahmin: %26

Bu yaklaşık 16 puanlık düşüş, siyasi yorumcular tarafından “balyoz etkisi” olarak nitelendiriliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

BELEDİYELER TEHLİKEDE

İşçi Partisi hâlihazırda Londra’daki 32 belediyenin 21’ini kontrol ediyor. Ancak son projeksiyonlara göre parti:

  • 14 belediyede kontrolü kaybetme riskiyle karşı karşıya
  • Bazı geleneksel güçlü bölgelerde dahi yarışın başa baş geçmesi bekleniyor

Bu tablo gerçekleşirse, Londra’daki siyasi dengeler son yılların en sert değişimini yaşayabilir.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

ULUSAL SİYASETİN GÖLGESİ

Uzmanlara göre düşüşün arkasında yalnızca yerel faktörler değil, ulusal siyaset de etkili. Özellikle ekonomik sıkıntılar, yaşam maliyeti krizi ve hükümet politikalarına yönelik genel memnuniyetsizlik seçmen davranışını etkiliyor.

Her ne kadar İşçi Partisi ulusal düzeyde hâlâ güçlü görünse de, yerel seçimlerde seçmenin daha farklı tercihler yapabildiği biliniyor.

FARKLI ANALİZLER NE DİYOR?

Bazı siyaset analistleri ise anket sonuçlarının abartılı olabileceğini ve seçim gününe kadar tabloyun değişebileceğini belirtiyor. Özellikle Londra gibi çok katmanlı bir seçmen yapısına sahip şehirde:

  • Kampanya performansı
  • Aday profilleri
  • Yerel konular (ulaşım, konut, güvenlik)

sonuçları ciddi şekilde etkileyebilir.

Ayrıca geçmiş seçimlerde de anketlerle sonuçlar arasında farklar yaşandığı hatırlatılıyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

KHAN’DAN SEÇMENE MESAJ

Khan, seçmenlere doğrudan çağrıda bulunarak, yerel yönetimlerin performansının ulusal politikadan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi:
“Yerel hizmetler, günlük yaşamı doğrudan etkiler. Bu seçimler bir mesaj verme aracı olmamalı.”

KRİTİK SINAV YAKLAŞIYOR

Londra’daki yerel seçimler, yalnızca belediye dengelerini değil, aynı zamanda Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin genel siyasi momentumunu da test edecek.

Anketler alarm veriyor olsa da, nihai sonucu seçmenin sandık başındaki tercihi belirleyecek. Şimdi gözler, kampanya sürecinin nasıl şekilleneceğinde.

Eslem Yatay Gazete Boyutu Haber Ici

Fenerbahçe, Domenico Tedesco ve Devin Özek ile yollarını ayırdı

Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Galatasaray’a 3-0 mağlup olarak şampiyonluk yarışında büyük yara alan Fenerbahçe’de beklenen ayrılık kararı resmiyet kazandı. Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamada, teknik direktör Domenico Tedesco ile sportif direktör Devin Özek’in görevlerine son verildiği duyuruldu.

Kulüp kaynaklarına göre, özellikle derbi performansı ve sezon genelindeki istikrarsız sonuçlar yönetim içinde uzun süredir tartışma konusuydu. Alınan ağır yenilginin ardından süreç hızlandırıldı ve ayrılık kararı kaçınılmaz hale geldi.

Takım Zeki Murat Göle’ye emanet

Yapılan resmi açıklamada, ligin kalan üç haftasında takımın başında yardımcı antrenör Zeki Murat Göle’nin yer alacağı belirtildi. Göle’nin sezon sonuna kadar geçici olarak görev yapacağı, yeni teknik direktör arayışlarının ise başladığı ifade ediliyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Yönetimden yeni yapılanma sinyali

Kulüp içinde yalnızca teknik ekipte değil, sportif yapılanmada da değişim sürecinin başladığı konuşuluyor. Devin Özek’in ayrılığı sonrası sportif direktörlük pozisyonu için hem yerli hem de yabancı adayların değerlendirildiği öğrenildi.

Öte yandan kulübe yakın kaynaklar, yeni teknik direktör tercihinde daha tecrübeli ve Türkiye ligi dinamiklerini bilen bir isim üzerinde durulduğunu aktarıyor.

Taraftar tepkisi ve beklenti

Derbi mağlubiyeti sonrası taraftarların sosyal medyada yönetime ve teknik ekibe yönelik tepkileri artmıştı. Alınan ayrılık kararlarının, kamuoyundaki baskıyı azaltmayı ve yeni sezon öncesi yeniden yapılanmanın önünü açmayı hedeflediği değerlendiriliyor.

Fenerbahçe’de gözler şimdi hem sezonun kalan haftalarına hem de yaz döneminde yapılacak kapsamlı kadro ve teknik yapılanma hamlelerine çevrilmiş durumda.

Donald Trump İran ile bugün görüşeceklerini açıkladı

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la "düşmanlıkların tam ve kesin olarak sona erdirilmesi" konusunda iki gündür "çok iyi ve verimli" görüşmeler yapıldığını duyurdu.

Sahibi olduğu Truth Social sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, beş günlük bir süre için "İran'ın elektrik santrallerine ve enerji altyapısına yönelik tüm saldırıları erteleyeceğini" söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı, Tahran-Washington görüşmelerini yalanladı.

BBC'nin ABD'deki ortağı CBS News'in aktardığına göre, bakanlıktan yapılan açıklamada, İran'ın "savaştan elde etmek istediği hedefleri gerçekleştirmeden önce her türlü müzakereyi reddeden tutumunu" sürdürdüğü belirtildi.

ABD Başkanı bunun ardından Florida'da gazetecilere yaptığı açıklamada İran'la görüşmelerle ilgili olarak, "Eğer işler yolunda giderse bunu çözmüş olacağız. Aksi takdirde, var gücümüzle bombalamaya devam edeceğiz" dedi.

Istikbal 860X450 Pxl

Trump, sözlerinin devamında, "Anlaşma için çok istekliler; biz de anlaşma yapmak isteriz" ifadesini kullandı.

İranlı yetkililerle bugün "muhtemelen telefonda" görüşeceklerini ekledi.

Trump'ın açıklamasının ardından piyasalar düşüş seyrini tersine çevirdi.

Brent ham petrolü %13 düşüşle varil başına yaklaşık 96 dolara geriledi.

Londra'daki FTSE 100 endeksi, daha önce %2'lik düşüşün ardından %1 değer kazandı.

İngiltere, görüşme haberini memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da Trump'ın İran'ın enerji altyapısına yönelik herhangi bir saldırı olmayacağına dair açıklamasını memnuniyetle karşıladı.

Kallas, bu tür saldırıların bölgede kaosa yol açtığını ve savaşı daha da tırmandırdığını belirtti.

ABD ve İsrail 28 Şubat'ta İran yönetimini, askeri ve nükleer tesislerini hedef alan saldırıları başlattı.

Tahran da İsrail'e ve ABD'nin bölgedeki üslerine ve resmi temsilciliklerine yönelik İHA'lar ve füzelerle karşılık verdi.

İran, Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişini de engellemiş, Trump, boğazı trafiğe açması için Tahran'a 48 saat mühlet vermişti.

Süre bu gece dolacaktı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

'Trump'ın İran açıklaması önemli soruları yanıtsız bırakıyor'

BBC Beyaz Saray Muhabiri Bernd Debusmann’ın haberine göre, Trump'ın açıklaması, "Destansı Öfke Operasyonu"nun başlamasından bu yana belki de en uzlaşmacı açıklaması, ancak önemli soruları yanıtsız bırakıyor.

Trump, İran'la "çok iyi ve verimli" görüşmeler yapıldığından bahsetse de, bu durum İranlılar tarafından doğrulanmadı ve bu açıklama, hafta sonu boyunca savaşan tarafların sergilediği savaşçı üslupla keskin bir tezat oluşturuyor.

Gima Sultanim Biscuits800X225

Ayrıca, bu görüşmelerin tam olarak neye odaklandığı da net değil. Konu, İran'ın balistik füze programı veya nükleer zenginleştirme ya da sadece bir ateşkes olabilir; ancak Trump, cuma günü bu olasılığı özellikle önemsiz göstermişti.

Hürmüz Boğazı'na da atıf olabilir; ancak İranlılar, boğazı deniz trafiğine açacaklarına dair şu ana kadar kamuoyuna bir söz vermediler.

Çoğu uzman, İran'ın Hürmüz üzerindeki hakimiyetinin bu savaştaki en büyük kozu olduğu için bunu olası görmüyor.

Dünyanın büyük bir kısmı bu görüşmelerle ilgili herhangi bir güncelleme veya ayrıntıyı ve bunun ileride ne anlama gelebileceğini merakla bekliyor.

(BBC)

Ünlü yapımcı Erol Köse 16'ncı kattan düşerek hayatını kaybetti

Olay, saat 15.00 sıralarında Maslak Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 katlı binanın önünde bir kişinin yerde hareketsiz yattığını görenler durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, yerde yatan yapımcı Erol Köse’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Olay yerinde bulunan ve Köse’nin arkadaşı olduğu öğrenilen Mevlüt Y. (64) ile görüşen polis ekipleri, Mevlüt Y.'nin, Köse ile birlikte yaşadıklarını öğrendi.

Polis ekipleri tarafından ilk ifadesi alınan Mevlüt Y. ifadesinde, Köse’nin psikolojik rahatsızlıkları ile kalp hastalığı bulunduğunu, yaklaşık 3 aydır evden çıkmadığını ve kendisinin zaman zaman bakımına yardımcı olduğunu belirtti. Mevlüt Y., binanın lobisine indiği sırada Köse’nin evde yalnız olduğunu, geri döndüğünde arkadaşını aşağıda yerde gördüğünü ifade etti. Köse’nin, binanın 16’ncı katındaki kiralık ofis olarak kullanılan bölümde bulunduğu sırada düşmüş olabileceği değerlendirildi. Köse'nin ölümüne ilişkin olay yerinde incelemeler sürüyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldığını belirten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "Yapımcı Erol Köse’nin hayatını kaybetmesine ilişkin olayla ilgili olarak cumhuriyet başsavcılığımızca re’sen soruşturma işlemlerine başlanılmış olup, yapılacak tahkikat ve otopsi işlemleri sonucunda ayrıntılı olarak bilgi verilecektir" ifadeleri kullanıldı.

Erol Köse'nin arkadaşı İlker Koç, "Sağlıklı bir bilgi verebilmek için kesin kaynaklara ulaşmak lazım. Biz de savcılık kararını ve ne olduğunu bekliyoruz. Çok moralimiz bozuk, üzgünüm. Komşuluğumuz vardı, olayı site içerisinde duydum. Hemen geldim, olanlara inanmak istemiyorum. Çünkü biz aynı masada 3 yıl iş arkadaşlığı yaptık, ilişkimiz çok iyiydi. Abi kardeşliğimiz devam etti Erol abiyle. Şu an gerçekten kelimelerin bittiği yerdeyim" dedi.

"ESERLERİNİN HAKLARININ HEPSİNİ KIZINA DEVRETMİŞ"

Şarkıcı Yaşar İpek, "Şoktayım, keşke kabus olsa diyorum. Erol abi benim 6 yaşımdan beri tanıdığım biri. Evimizin içinden biriydi, yaklaşık birkaç yıldır aynı sitede oturuyoruz. Daha önce sohbet ettik 'Yeni şeyler yapıyorum inşallah uğra bir gün' dedi. Erol abi derdinden, sıkıntısından kendini atacak bir insan değil. Biri atmaya gitse buna müsaade edebilecek bir insanda değil. Yalnız yaşıyormuş, ne diyeceğimi bilemiyorum şoktayım gerçekten. Kızı bildiğim kadarıyla yurt dışında okuyor. Az evvel bir arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla 1 hafta önce MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu)'den eserlerinin haklarının hepsini kızına devretmiş. Durup dururken 1 hafta önce öyle bir şey yapmış. Şirketinden, eserlerinden olan bütün haklarını ve kazançlarını kızına devretmiş" şeklinde konuştu.

NOT BULUNDU

İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri Erol Köse'nin evinde el yazısıyla yazılmış not buldu. Notta 'ALS hastalığımdan dolayı mecburdum, sorumluluk benim. Kedime iyi bakın' yazdığı öğrenildi.

EROL KÖSE KİMDİR?

1965 yılında doğan Erol Köse, Türkiye'nin tanınmış yapımcı ve eski şarkıcıları arasında yer alıyor. Müzik hayatına "Komedi Dans Üçlüsü" adlı grupla başlamış, sahne performansları ve albüm çalışmalarıyla adını duyurmuş olan Köse, genç sanatçılar için albüm prodüksiyonları yaptı.

2000'li yıllarda yapımcılık kariyerini pekiştirerek Tarkan, Gülşen ve Sertab Erener gibi dönemin en popüler sanatçılarıyla projelerde yer alan Köse, pek çok sanatçının ekibinde yer aldı.

Altın fiyatlarında düşüş devam ediyor

Öğle saatlerinde 4 bin 400'e kadar yükselen altın tekrar iniş yönünde hareket göstererek gün içinde %3'e yakın değer kaybetti.

Böylece altın üst üste dokuzuncu işlem gününde de düşüşünü sürdürmüş oldu.

Geçtiğimiz hafta %10 değer kaybeden altın, 2 Ocak tarihinden bu yana en düşük seviyesini gördü.

Bir aylık kayıp %13'e ulaştı.

Ons altındaki düşüş gram altında da kendini gösterdi.

Gram altın 23 Mart'ta haftaya %2,9 düşüşle başladı.

6 bin 225 TL'den güne başladı, gün içinde 6 bin TL'nin altına indi.

Kapalıçarşı'da fiziki gram altın satış fiyatı 6.112 TL'ye, çeyrek altın ise 10 bin 940 TL'ye kadar geriledi.

Diğer değerli metallerde de düşüş görülüyor.

Ons gümüş %9 düşüşle 61,51 doları gördü.

Platin fiyatı %8'in üzerinde düşüşle 1.772,74 dolar/ons oldu.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

(BBC)

“Sus.” Londra’da tiyatro seyircisiyle buluşuyor

Adaletsizliğin en gürültülü hâli “Sus.” Londra’da tiyatro seyircisiyle buluşuyor. Ali Has’ın yazdığı ve Barış Celiloğlu’nun yönettiği oyun, 1-2-3-4 Nisan tarihleri arasında Tower Theatre sahnesinde seyirciyle buluşacak.

Nazlı bir sabah evden ayrıldı.

Yanında küçük bir defteri vardı.

Ve bir daha eve geri dönmedi.

“Sus.”, sahneye yalnızca bir kayboluşun hikâyesini değil; sessizliğin, korkunun ve çıkar ilişkileriyle örülmüş bir düzenin öyküsünü taşıyor. Taş evlerin gölgesindeki bir köyde herkes bir şey biliyor, ama kimse konuşmuyor. Feodal bağların, görünmeyen güçlerin ve kuşaktan kuşağa aktarılan sessizliğin ortasında gerçek yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor.

Oyun, izleyiciyi “Sessizlik kimi korur?” “Peki asıl suçlu kimdir?” “Sessiz kalanlar mı, yoksa onları sessizliğe zorlayan sistem mi?” gibi sorularla yüzleşmeye itiyor.

Tower Theatre’da 1–4 Nisan tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan proje, Ali Has’ın kalemi ve yönetmen Barış Celiloğlu’nun rejisiyle sahnede hayat buluyor. Nù Stage Productions ve Pan Productions iş birliğiyle sahnelenecek oyunun müziklerini ise Vedat Yıldırım (Kardeş Türküler) ve Cansun Küçüktürk (Bajar) yaptılar.

Tiyatro Sus Oyunu Londra 3

Deneyimli oyuncu kadrosuyla dikkat çeken “Sus”, Ateş Toğrul, Ata Berk Akşit, Deniz Ülkü, Ezgi Bakışkan Barış, Emre Gündoğdu, Ezgi Koçer, Gülistan Sarbas, Tolga Polat ve Zehra Bilgin’i sahnede buluşturuyor.

Proje, kukla tiyatrosu ve fiziksel tiyatro unsurlarını bir araya getirerek çağdaş bir sahneleme sunuyor. Yönetmen Celiloğlu, oyuncu bedenini, nefesi ve sesi merkeze alan ritüelvari bir sahneleme diliyle sessizliğin en sarsıcı ve yıkıcı yönünü sahneye taşıyor.

Oyun yazarı Ali Has’ın görüşleri:

“Sus, kaybolan bir çocuğun hikâyesinden yola çıksa da, esasen bir suçun etrafında örülen sessizlik düzenini anlatıyor. Bu metinde benim için belirleyici olan şey, suçun kendisinden çok, o suçun herkes tarafından bilindiği hâlde dile getirilememesi oldu. Çünkü bazen bir toplumun en büyük kırılması, yaşanan olaydan ziyade o olay karşısında kurulan kolektif suskunluktur.

Oyunda ele alınan sessizlik, bireysel bir tercih değil; çoğu zaman güç ilişkileri, korku, sadakat ve çıkar dengeleri tarafından şekillenen bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Feodal bağların ve görünmeyen otoritelerin hâkim olduğu bir düzende, gerçek çoğu zaman açıkça saklanmaz; aksine herkesin gözleri önünde, konuşulmadan varlığını sürdürür.

Bu nedenle Sus, yalnızca belirli bir coğrafyaya ya da hikâyeye ait değil. Daha geniş bir soruya işaret ediyor: İnsanlar neden susar? Ve bu suskunluk kimi korur?”

Yönetmen Barış Celiloğlu’nun görüşleri:

“Sus.’u sahnelerken sessizliği yalnızca bir tema olarak değil, sahnenin aktif bir unsuru olarak ele almayı hedefledim. Oyuncunun bedeni, nefesi ve ritmi; canlı müzik, kukla ve fiziksel tiyatro unsurlarıyla birleşerek görünmeyen baskı mekanizmalarını ve karakterlerin duygusal yolculuklarını sahnede görünür kılıyor. Amacım seyircinin yalnızca trajik ve sarsıcı bir hikâyeyi izlemesi değil, bütün bu unsurların üzerinden o sessizliğin hakim olduğu ilişkiler ağı üzerine de düşünmesiydi.”

Yaratıcı Ekip

Dramaturg: Sinem Özlek Koç

Yönetmen Yardımcısı: Ezgi Koçer

Ses Tasarımı: Ceren Ayşe Özbudun

Set Tasarımı: Haiyan Hester Xue

Kostüm Tasarımı: Barış Celiloğlu

Aydınlatma Tasarımı: Paul Thomas

Kukla Tasarımı: Dilan Uğurlu

Kukla Operatörü: Tolga Polat

Sahne Amirleri: Ceren Ayşe Özbudun, Ezgi Koçer

Yapım Müdürü: Elfide Öztürk

Teaser: Çiğdem Boru

Grafik Tasarım: Yaşam Gülseven

Hareket Tasarim : Barış Celiloğlu

Etkinlik Bilgileri:

Tarih: 1–4 Nisan 2026

Saat: 19:30

Yer : Tower Theatre, Londra

*Oyun İngilizce üst yazı eşliğinde Türkçe sahnelenecek.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Gece Kulübünden Yayılan Menenjit Şalgını Sürüyor

İngiltere’nin güneydoğusundaki Kent bölgesinde başlayan salgının, Canterbury kentindeki bir gece kulübünde gerçekleşen “süper yayılma” olayından kaynaklandığı değerlendiriliyor.

Özellikle 5–7 Mart tarihleri arasında binlerce kişinin katıldığı etkinliklerin, bakterinin hızla yayılmasına neden olduğu düşünülüyor. Kulüp geçici olarak kapatılırken, çalışanlar ve müdavimler arasında da vakalar görüldü.

Istikbal 860X450 Pxl

Can Kaybı ve Vaka Sayıları

Resmî verilere göre:

  • 2 kişi hayatını kaybetti (biri üniversite öğrencisi)
  • 20 doğrulanmış vaka bulunuyor
  • 9 şüpheli vaka inceleniyor

Vakaların büyük kısmının menenjit B (MenB) türü olduğu ve hastaların önemli bölümünün hastanede tedavi altına alındığı bildirildi.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Ulusal Alarm: Binlerce Kişiye Aşı ve Antibiyotik

Salgının yayılmasını engellemek için İngiliz sağlık otoriteleri geniş çaplı bir müdahale başlattı:

  • 8 binden fazla aşı uygulandı
  • 12 binden fazla kişiye antibiyotik verildi

Ayrıca temaslı takibi kapsamında on binlerce öğrenci ve aileye ulaşıldı. Yetkililer, özellikle üniversite öğrencilerinin şehir dışına çıkmasının yeni küçük kümelere yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

“Kontrol Altında mı?” Sorusuna Net Yanıt Yok

Yetkililer salgının “istikrar kazandığını” belirtse de tamamen kontrol altına alındığını söylemek için erken olduğunu vurguluyor.

Bazı vakaların ilk etapta yanlış teşhis edilmesi nedeniyle sayılar revize edilirken, sağlık birimleri yeni vakalara karşı yüksek teyakkuzun sürdüğünü açıkladı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Uzmanlardan Kritik Uyarı: Belirtiler Saatler İçinde Ağırlaşabilir

Uzmanlar menenjitin hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şu belirtilere karşı uyarıyor:

  • Yüksek ateş
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Boyun tutulması
  • Işığa hassasiyet
  • Deride döküntü

Erken müdahalenin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.

İngiltere Genelinde Yayılır mı?

Şu an için riskin genel nüfus açısından düşük olduğu ifade edilse de, öğrencilerin seyahatleri nedeniyle yerel küçük vakalar görülebileceği belirtiliyor.

Sağlık yetkilileri, olayın alışılmadık şekilde kısa sürede çok sayıda vakaya yol açması nedeniyle “olağan dışı” bir salgın olduğuna dikkat çekiyor.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Kiracılar için yeni dönem: “Sebepsiz tahliye” sona eriyor

Yeni yasa ile birlikte İngiltere’de uzun süredir tartışma konusu olan “no-fault eviction” yani sebepsiz tahliye uygulaması kaldırılıyor. Bu uygulama, Housing Act 1988 Section 21 kapsamında ev sahiplerine kiracıları gerekçe göstermeden çıkarma hakkı tanıyordu.

Yeni düzenlemeyle birlikte ev sahipleri artık yalnızca kira ödenmemesi, mülkü satma planı ya da kendisinin taşınma ihtiyacı gibi belirli yasal gerekçelerle tahliye süreci başlatabilecek. Bu değişikliğin, kiracılara daha uzun vadeli barınma güvencesi sağlaması bekleniyor.

Tilesdiy Yeni 1289 X 225

Kira artışlarına yıllık sınır

Reform kapsamında kira artışlarına da önemli sınırlamalar getiriliyor. Buna göre kiralar artık yılda yalnızca bir kez artırılabilecek ve artışların “piyasa koşullarına uygun” olması gerekecek.

Kiracılar, haksız buldukları zamları mahkemeye taşıyabilecek. Bu da özellikle son yıllarda hızla artan kira fiyatlarına karşı kiracılar için yeni bir koruma mekanizması anlamına geliyor.

Istikbal 860X450 Pxl

Tüm kiracılar için tek tip sözleşme sistemi

Yasa ile birlikte sabit süreli kira sözleşmelerinin büyük ölçüde kaldırılması ve tüm kiracıların “dönemsel kira sözleşmesi” (periodic tenancy) sistemine geçirilmesi öngörülüyor. Bu sayede kiracılar, uzun süreli kontratlara bağlı kalmadan daha esnek şekilde taşınabilecek.

Aynı zamanda ev sahiplerinin de belirli yasal çerçevede mülklerini geri alma hakkı korunuyor.

Ev sahiplerine yeni yükümlülükler

Yeni düzenleme yalnızca kiracıları değil, ev sahiplerini de yakından ilgilendiriyor. Buna göre:

  • Kiralanan mülklerin belirli sağlık ve güvenlik standartlarını karşılaması zorunlu olacak
  • Evcil hayvan taleplerinin “makul gerekçeler olmadan” reddedilmesi zorlaşacak
  • Kiracılardan peşin yüksek kira talep edilmesinin önüne geçilecek

Bu adımların, özellikle düşük gelirli kiracıların konuta erişimini kolaylaştırması hedefleniyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Ombudsman sistemi geliyor

Reform kapsamında bağımsız bir “kiracı-ev sahibi ombudsman sistemi” kurulacak. Bu sistem sayesinde taraflar, mahkemeye gitmeden önce anlaşmazlıklarını daha hızlı ve düşük maliyetle çözebilecek.

Uzmanlar, bu mekanizmanın hem dava yükünü azaltacağını hem de kiracıların hak arama sürecini kolaylaştıracağını belirtiyor.

Sektörden karışık tepkiler

Konut sektörü temsilcileri düzenlemelere temkinli yaklaşıyor. Bazı ev sahibi dernekleri, yeni kuralların kiraya verme işini daha az cazip hale getirebileceğini ve piyasada arz daralmasına yol açabileceğini savunuyor.

Kiracı hakları savunucuları ise reformu “gecikmiş ama gerekli bir adım” olarak değerlendiriyor.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

Hükümet: “Daha adil bir sistem kuruluyor”

Hükümet yetkilileri, Kiracı Hakları Yasası ile kiracılar ve ev sahipleri arasında daha dengeli ve şeffaf bir sistem kurulacağını vurguluyor.

Uzmanlara göre yasa, kısa vadede piyasada dalgalanmalara yol açsa da uzun vadede İngiltere’de kiralama sisteminin daha istikrarlı hale gelmesine katkı sağlayabilir.

İngiltere’den “Londra tehdit altında” iddialarına net cevap!

İngiltere hükümeti, son günlerde uluslararası basında yer alan “İran’ın uzun menzilli füzelerle Londra’yı hedef alabileceği” yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Çevre, Gıda ve Köy İşleri Bakanı Steve Reed yaptığı açıklamada, “Elimizde Birleşik Krallık topraklarına yönelik doğrudan ve yakın bir tehdit bulunduğunu gösteren herhangi bir istihbarat yok” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, güvenlik birimlerinin rutin tehdit değerlendirmelerini sürdürdüğünü ancak kamuoyuna yansıyan senaryoların mevcut verilerle örtüşmediğini vurguladı.

Aytac Sepet Kampanya Yatay Haber Alti

Diego Garcia gerilimi büyüyor

Hint Okyanusu’nda yer alan stratejik Diego Garcia üssüne yönelik olası saldırı girişimi iddiaları, bölgede tansiyonu yükseltti. ABD ve İngiltere tarafından ortak kullanılan üs, Orta Doğu’daki operasyonlar açısından kritik öneme sahip.

İngiliz savunma kaynakları, üs çevresindeki hareketliliğin yakından izlendiğini belirtirken, doğrudan bir saldırının gerçekleştiğine dair doğrulanmış bilgi paylaşılmadı. Ancak bu gelişmeler, İran ile Batı arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya geçtiği yorumlarına yol açtı.

Diplomat Travel 860X300 Haber Alti

“Savaş oylaması” tartışması alevlendi

Artan gerilim İngiltere iç siyasetinde de önemli bir tartışmayı tetikledi. Muhalefet partileri ve bazı iktidar milletvekilleri, ülkenin olası askeri operasyonlara dahil olması durumunda parlamentonun onayının alınması gerektiğini savunuyor.

Özellikle Irak Savaşı sonrası oluşan siyasi gelenek gereği, büyük çaplı askeri müdahalelerde parlamentonun devreye girmesi gerektiği görüşü yeniden gündeme taşındı.

Istikbal 860X450 Pxl

Hükümet geri adım atmıyor

Ancak hükümet kanadı bu çağrılara mesafeli. Yetkililer, askeri üslerin kullanımı ve operasyonel kararların “yürütmenin yetki alanında” olduğunu belirterek, parlamentodan zorunlu bir onay mekanizmasına sıcak bakmadıklarını ifade etti.

Hükümete yakın kaynaklar, hızlı gelişen güvenlik krizlerinde karar alma süreçlerinin yavaşlatılmasının risk oluşturabileceğini savunuyor.

Uzmanlar: Gerilim bölgesel ama etkisi küresel

Güvenlik uzmanlarına göre, mevcut kriz doğrudan İngiltere’yi hedef almaktan ziyade Orta Doğu’daki güç dengeleriyle ilgili. Ancak Diego Garcia gibi kritik üslerin devreye girmesi, Londra’yı dolaylı olarak denklemin içine çekiyor.

Uzmanlar, “Londra’ya doğrudan füze tehdidi düşük ihtimal olsa da, İngiltere’nin askeri varlığı nedeniyle krizden tamamen izole kalması mümkün değil” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

Kamuoyunda endişe, hükümette temkinli duruş

Tüm bu gelişmeler, İngiliz kamuoyunda güvenlik endişelerini artırırken hükümetin “tehdit yok” vurgusu dikkat çekiyor. Önümüzdeki günlerde hem uluslararası gelişmelerin hem de parlamentodaki “savaş oylaması” tartışmalarının daha da yoğunlaşması bekleniyor.

Göbeklitepe’den Maya’ya Uzanan Sürükleyici Deneyim Londra'ya Geliyor

İnsanlık tarihinin en eski izlerinden bazılarını günümüz teknolojisiyle buluşturmayı hedefleyen iddialı bir proje, Londra’da kapılarını açmaya hazırlanıyor. DEM Müzecilik tarafından geliştirilen bu yenilikçi deneyim, ziyaretçileri tarihin derinliklerine doğru etkileyici bir yolculuğa çıkaracak.

Projenin merkezinde, insanlık tarihinin en eski kutsal alanlarından biri olarak kabul edilen Göbeklitepe yer alıyor. Bununla birlikte anlatı; Babil, Antik Mısır, Maya Uygarlığı ve Rapa Nui gibi insanlık tarihine yön veren farklı uygarlıkları da kapsıyor. Ziyaretçiler, bu medeniyetlerin mimari başarılarından astronomi bilgisine, inanç sistemlerinden yazının doğuşuna kadar uzanan geniş bir anlatıyla karşılaşacak.

Gobeklitepe Londra Gosterim 1

Deneyimin en dikkat çekici yönlerinden biri ise kullanılan ileri teknoloji. 360 derece projeksiyon sistemleri, dijital sahnelemeler, gelişmiş ışık ve ses tasarımları sayesinde ziyaretçiler yalnızca izleyici değil, anlatının bir parçası haline geliyor. Çok duyulu kurgu ile hazırlanan alanlarda tarih, görsel ve işitsel unsurların ötesine geçerek fiziksel bir deneyime dönüşüyor.

Proje, Londra’nın yeni nesil kültür ve deneyim alanlarından biri olan Immerse LDN bünyesinde gerçekleştirilecek. Bu merkez, son yıllarda dijital sanat ve deneyim odaklı projelere ev sahipliği yaparak kentin kültürel sahnesinde önemli bir yer edinmiş durumda.

Istikbal 860X450 Pxl

25 farklı dilde sunulacak dijital hikâye anlatımı, projenin küresel ölçekte erişilebilir olmasını sağlarken; interaktif alanlar ziyaretçilerin deneyime aktif katılımını mümkün kılıyor. Bu yönüyle proje, klasik müzecilik anlayışının ötesine geçerek eğlence, eğitim ve teknolojiyi bir araya getiren hibrit bir model sunuyor.

Uzmanlara göre bu tür deneyimler, özellikle genç kuşakların tarih ve kültürle bağ kurmasında önemli bir rol oynuyor. Londra’da hayata geçirilecek bu proje de, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarak kültürel mirası dijital çağın diliyle yeniden yorumlamayı hedefliyor.

Açılış tarihi ve bilet detaylarının önümüzdeki dönemde açıklanması beklenirken, projenin hem Londra turizmine hem de uluslararası kültür-sanat sahnesine önemli katkı sağlaması öngörülüyor.

Kafkas Marasim Dondurma Yatay Haber Ici

❌
❌