Normal görünüm

Yeni makaleler mevcut. Sayfayı yenilemek için tıklayın.
Dünden önceki günAna akış

CHP’li Öztürkmen: Kozinoğlu dosyasını aydınlatmak Türk yargısının görevidir

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dair değerlendirmelerde bulundu.

Öztürkmen, soruşturma kapsamında, olayın yaşandığı dönemde cezaevinde görev yapan nöbetçi müdürler, gardiyanlar, görev başında bulunmayan sağlık personeli ve ambulans görevlilerinin de aralarında bulunduğu en az 15 kişinin ifadeye çağrılacağının açıklandığını belirterek, Kozinoğlu’nun ölümünün sadece görevlilerin ihmali olarak değerlendirilemeyeceğine dikkati çekti. Öztürkmen, MİT Dış Operasyonlar Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar kritik görevler üstlenen Orta Asya sorumlusu MİT Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun, Ergenekon kumpası kapsamında 10 Mart 2011’de tutuklandığını, ilk duruşmasına 9 gün kala 11 Kasım 2011’de cezaevinde hayatını kaybettiğini hatırlattı.

RESMİ AÇIKLAMA VE SAĞLIK RAPORLARINDAKİ ÇELİŞKİLER

Kozinoğlu’nun ölümünün ardından Adalet Bakanlığı’nın “ağır spora bağlı kalp krizi” açıklaması yaptığını ifade eden Öztürkmen, bakanlığın oda arkadaşının beyanına dayandırdığı açıklamada, Kozinoğlu’nun ağır spor sonrası fenalaştığı bilgisinin yer aldığını kaydetti.

Buna karşın koğuş arkadaşları emekli Albay Hasan Atilla Uğur ve emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın ifadelerinde ağır spor iddialarını reddettiğini ifade eden Öztürkmen, Yıldırım’ın dilekçesinde “Avluda 60 dakika yürüdü, sonra koğuştaki odasına çıkıp 45 dakika spor yaptı. Bana göre ağır değildi” dediğini söyledi. Öztürkmen, Kozinoğlu’nun yakınlarının önceden kalbiyle ilgili bir rahatsızlığı bulunmadığını belirttiklerini ve geçmiş sağlık tetkiklerinde de bir problem olmadığını aktararak, otopsi raporunda “Erken miyokard zamanını düşündüren bulgu saptanmamıştır” denildiğini dile getirdi.

‘BİLİRİKİŞİ RAPORUYLA BELGELERİN SAHTE OLDUĞU TESPİT EDİLDİ’

Kozinoğlu’nun FETÖ tarafından hedef alındığını belirten Öztürkmen, “Kozinoğlu açık bir biçimde Fetullahçı Terör Örgütü’nün hedefiydi. Yurt dışındaki Fetullahçı Terör Örgütü okullarının CIA’in casusluk üssü gibi çalıştığını tespit etmiş ve bunları raporlamıştı. Fetullahçı Terör Örgütü bu okulların kapatılmasından Kozinoğlu’nu sorumlu tutuyordu. Fetullahçı Terör Örgütü’nün savcısı Zekeriya Öz tarafından sorgulandı ve ardından çıkarıldığı mahkemece ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek ve açıklamak’ suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklanmasına neden olarak gösterilen sözde dijital belgelerin sonradan üretildiği, yani sahte olduğu bilirkişi raporuyla da tespit edildi. Buna rağmen tahliye edilmedi” dedi.

Soruşturmanın hedefine ulaşması için olayın sadece ihmal çerçevesinde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Öztürkmen, “Şüphe uyandıran bütün unsurların birbiriyle bağlantısı ele alınmalıdır. Şüphe uyandıran çok fazla nokta bulunmaktadır. Dosyayı aydınlatmak Türk yargısının görevidir. Bu sürecin sahibi ve takipçisi olmayı sürdüreceğiz” dedi.

CHP’li Hasan Öztürkmen’den ‘et baronları’ sorusu: ‘Beyaz’a uygulanan tarife ‘kırmızı’ya neden uygulanmıyor?

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, yaptığı yazılı açıklamada, Et ve Süt Kurumu (ESK) üzerinden yürütülen ithal et politikaları ve kırmızı et sektörüne yönelik soruşturma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İki ay önce Ankara merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, et fiyatlarını manipüle ettikleri, arzı kısıtladıkları ve piyasaya hastalıklı et sürdükleri iddia edilen 31 şüphelinin gözaltına alındığını, bunlardan 7’sinin tutuklandığını hatırlatan Öztürkmen, operasyonun ardından büyük kırmızı et şirketlerine yönelik herhangi bir adım atılmadığını savundu.

Hasan Öztürkmen, açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye beyaz et firmalarına yönelik operasyonu konuşurken, kırmızı et baronları adeta unutuldu.

Et fiyatlarını manipüle ettikleri, arzı kısıtladıkları ve piyasaya hastalıklı et sürdükleri iddia edilen şüphelilere yönelik iki ay önce Ankara merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda 31 şüpheli gözaltına alınmış, bunların 7’si tutuklanmıştı. Operasyonun üzerinden iki aydan fazla bir süre geçti ancak şüphelilerin sahibi olduğu büyük kırmızı et şirketleriyle ilgili de bir adım atılmadı. Beyaz et firmalarına atanan “denetim kayyumu” et baronlarının firmalarına uygulanmadı. Daha vahimi savcılık kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre söz konusu soruşturma dosyası kapalı durumda. Son HSK kararnamesiyle soruşturma savcısının değiştirildiğini ancak dosyaya yeni savcı görevlendirilmediğini de öğrendik. Soruşturmaya ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı sessizliğe gömülmüş durumda. Aylardır kamuoyuna tek satır bilgilendirme yapmadılar.

‘YÜZDE 5’İ VATANDAŞA ULAŞABİLİYOR’

Soruşturma konusu edilmedi ancak bu firmaların tek suçu “et fiyatlarını manipüle etmek” değil. Çok daha büyük bir vurgun söz konusu. İktidar destekli büyük et firmalarının Et ve Süt Kurumu’nun ithal ettiği etler ve canlı hayvanlar üzerinden kurduğu büyük vurgun çarkını iki yıldır kamuoyuna tüm ayrıntılarıyla anlatıyorum.
Kamuoyu beyaz et firmalarına yapılan operasyonu konuşuyor ancak asıl büyük vurgun yıllardır kırmızı et sektöründe yaşanıyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) eliyle yaklaşık 10 yıldır milyar dolarlık et ve canlı hayvan ithalatı yapılıyor. Tam gaz devam eden karkas et ve canlı hayvan ithalatı da fiyatları düşürmüyor. Çünkü “Vatandaş ucuz et yiyecek” denilerek başlatılan ithalatla getirilen ucuz etler vatandaşın sofrasına değil, et baronlarının ve büyük zincir şirketlerin kasasına giriyor. Milyar dolarlık ithalatların ancak yüzde 5’i vatandaşa ulaşabiliyor. Yüzde 95’lik kısmı ise AKP destekli 8-10 büyük şirket arasında adeta talan ediliyor.

CHP’li Hasan Öztürkmen’den ‘et baronları’ sorusu:

“‘Beyaz’a uygulanan tarife ‘kırmızı’ya neden uygulanmıyor? Et baronlarını kimler koruyor? Et baronlarının vurgun dosyası neden kapalı?”https://t.co/cm0ErtSdYY pic.twitter.com/3X0XL6tTGM

— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 2, 2026

Hâlbuki kilogram fiyatı 7 dolara alınan ithal karkas etler doğrudan halka sunulsa vatandaş en fazla 400 TL’ye et yiyebilecek. Ancak iktidar, ucuz etleri yandaş şirketlere peşkeş çekmeyi tercih ediyor.

İki yıldır vurgun çarkını ifşa ediyorum. Meclis çatısı altında defalarca basın toplantısı düzenledim. Cumhuriyet savcılıklarını göreve çağırdım. Hatta Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından ithal edilen ucuz etlerin tamamının Tarım Kredi marketlerinde doğrudan ve sadece vatandaşa satılması için kanun teklifi dahi verdim. İktidar duymazdan geldi. Çabalarımız ve kamuoyunun desteğiyle bu büyük et şirketlerine yönelik soruşturma başlatıldı. Soruşturma konusu ithal etler üzerinden yapılan vurgun olmasa da kırmızı et firmalarının mercek altına alınması değerliydi. Ancak soruşturmaya rağmen et firmalarının faaliyetlerine devam ediyor olması ve operasyonun üzerinden iki ay geçmesine rağmen dosyanın kapalı durumda bulunması vahimdir.

‘ET BARONLARINI KİMLER KORUYOR?’

Bu durumda, “Et baronlarını ve onların şirketlerini kim koruyor?” sorusu gündeme gelmektedir. Beyaz et firmalarına uygulanan tarife, bunların yüz katı daha fazla haksız kazanç sağlayan kırmızı et firmalarına uygulanmıyor olması dikkat çekmektedir.

Buradan yetkililere tekrar sesleniyorum: ‘Beyaz’a uygulanan tarife ‘kırmızı’ya neden uygulanmıyor? Et baronlarını kimler koruyor? Et baronlarının vurgun dosyası neden kapalı?”

CHP’den Erdoğan’ın hemşehrisinin MSB’ye atanmasına tepki: ‘Bir yanda paraşütle tümgeneral olanlar, diğer yanda 37 yıl emek verenler…’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararıyla MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne kaymakam Zikrullah Erdoğan atanmıştı.

Sosyal medya hesabından duruma tepki gösteren emekli albay Orkun Özeller, Erdoğan’ın atandığı görevin de tümgeneral kadrosu olduğunu belirtmişti.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan’dan genç hemşehrisine atama: MSB’de tümgeneral kadrosuna kaymakam Zikrullah Erdoğan getirildi

Haberi görüntüle

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rize Güneysu’dan hemşehrisi olduğu öğrenilen Zikrullah Erdoğan’ın 2013 yılında yaptığı bir paylaşım ise gündem olmuştu.

Zikrullah Erdoğan’ın 2013 tarihli paylaşımında “Dayım canımdır :) T. Erdoğan” ifadelerini kullandığı görülmüştü.

‘TSK’YA BÜYÜK ZARAR VERECEK’

Söz konusu gelişmelerin ardından CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen’den açıklama geldi.

Öztürkmen, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine hemşehrisi Zikrullah Erdoğan’ı atadı. Diyarbakır’ın Çınar Kaymakamı olan Zikrullah Erdoğan sadece 33 yaşında ve Rize Güneysulu. Zikrullah Erdoğan bu atamayla makam karşılığı Tümgeneral rütbesi almış oldu.

Bir subay, Türk ordusuna vereceği yaklaşık 37 yıllık emeğin sonunda 51-52 yaşında tümgeneral olabiliyor. Üstelik görev süresi boyunca takım, bölük, tabur, alay, tugay komutanlıkları yapması, operasyon bölgelerinde görev alması yani TSK’nın hemen her kademesinde emek vermesi gerekiyor.

Zikrullah Erdoğan ise çalışma hayatına Halkbank’ta başlıyor. Ardından girdiği kaymakamlık sınavı sonucunda kaymakam oluyor ve 2020-2026 yılları arasında bu görevi yapıyor. Zikrullah Erdoğan’ın tüm CV’si bu! “Dayım” diye hitap ettiği Tayyip Erdoğan’ın bir imzasıyla MSB’nin en kritik genel müdürlüğünün başına oturuyor!

Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü, MSB teşkilat şeması içinde çok kritik bir konumda. TSK’nın tüm mal ve hizmet alımlarını bu genel müdürlük yapıyor. Burası adeta TSK’nın kasası! Dev bir cari bütçe, milyarlık ihaleler bu müdürlükçe planlanıyor ve yönetiliyor. Görüştüğümüz askeri uzmanlar burayı yönetebilmek için TSK’yı çok iyi tanımak ve iyi yetişmiş olmak gerektiğinin altını çiziyor. Sivil yöneticilerin de tedarik mevzuatına hakim, kıdemli ve tecrübeli bürokratlardan seçilmesi gerekiyor. Çünkü bir ordunun savaşma gücünün en belirleyici unsurunun başında tedarik ve lojistik imkânları profesyonelce yönetebilme kabiliyeti geliyor.

Zikrullah Erdoğan ise haliyle bütün bunlardan bihaber! Tedarikin T’sinden habersiz. Sadece bu alanda değil kendi alanıyla ilgili bile şüpheler var. Çünkü 2017’de girdiği kaymakamlık sınavının yazılı kısmında 81 puan alıyor. Ancak girdiği mülakatta çok maharetli olduğu anlaşılıyor olsa gerek 99,3 puan verilerek 3’üncü sıradan kazandırılıyor! 37 kişilik kaymakam adaylığı listesinde yazılı puanıyla sondan 8’inci sırada olmasına rağmen mülakata aldığı tam puana yakın puanla kaymakamlığın yolu açılıyor. Yazılıda 100 tam puan almış olan bir aday bile Erdoğan’ın gerisinde ancak 6’ncı sıradan kazanabiliyor!

MSB teşkilat şemasına göre Zikrullah Erdoğan’ın başına getirildiği bu genel müdürlüğün altında 2 genel müdür yardımcılığı, 6 daire başkanlığı ve 3 şube müdürlüğü bulunuyor. Silah, Araç ve Sistem Tedarik Daire Başkanlığı, Uluslararası Tedarik Daire Başkanlığı, Ana Malzeme Tedarik Daire Başkanlığı ve İhale Şube Müdürlüğü bu kritik birimlerden sadece birkaçı.

Bu durum sadece bir liyakat sorunu değil. Aynı zamanda TSK’ya büyük zarar verecek hiyerarşik de bir sorun. Çünkü paraşütle tümgeneral yapılan bir kaymakamın altındaki daire başkanlıkları ve şube müdürlüklerinde albaylar, yarbaylar ve tuğgeneraller bulunuyor. Zikrullah Erdoğan, bir gecede subaylarımızın 30 yıllık emeklerinin önüne geçiyor ve onların “komutanı” oluyor! Silahlı Kuvvetler’in özünü oluşturan bin yıllık disiplin geleneği, hiyerarşi ve askeri teamüller yerle bir ediliyor.

’44 YILLIK CEFALI BİR YOL’

Peki Zikrullah Erdoğan’ın bir gecede Cumhurbaşkanı’nın tek imzasıyla geldiği “Tümgeneral” konumuna gerçek bir Türk subayı nasıl geliyor? Gelin gerçek bir örnekle bakalım.

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş…

1970’te başladığı İzmir Hava Lisesi’nden 1973’te mezun oluyor.

30 Ağustos 1976’te Hava Harp Okulu’nu,1988 yılında Hava Harp Akademisi’ni, 1992’de Silahlı Kuvvetler Akademisi’ni bitirip kurmay albay oluyor.

Bandırma ve Merzifon Ana Jet Üs Komutanlıkları ile Hava Kuvvetleri Karargahı dahil çok sayıda birlik ve uçuş filosunda görev yapıyor.

1995-1996 yıllarında 3’ncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda 133’ncü Filo Komutanı, “Kardak Krizi” sonrası 1996-1999 yılları arasında Atina Hava Ataşesi, 1999-2001 arasında 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Harekat Başkanı, 2001-2003 tarihleri arasında 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığı Bandırma Harekat Komutanı olarak görev yapıyor.

Karataş 30 Ağustos 2003 tarihinde Tuğgeneralliğe terfi ediyor.

“Çuval Olayı” sonrası ABD’ye gönderilen Karataş, 2003-2005 arasında Washington Silahlı Kuvvetler ve Hava Ataşesi olarak görev yapıyor.

Ardından 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı Diyarbakır Kurmay Başkanı ve 8’inci Ana Jet Üs Komutanı olarak görev yapan Karataş, 30 Ağustos 2007 tarihinde Tümgeneralliğe terfi ediyor. Karataş Tümgeneral olduğunda 51 yaşında… Askeri liseye başladığı 1970 yılından hesaplayınca TSK hayatının 37. yılında Tümgeneral oluyor!

Ardından İzmir’de Hava Eğitim Komutan Yardımcısı olan Karataş, 2007-2010 arasında Ankara’da Müsteşar Teknoloji ve Koordinasyon Yardımcısı/Milli Silahlanma Direktörü, yine aynı şekilde NATO nezdinde Türkiye’yi temsilen Milli Silahlanma Direktörü olarak görev yapıyor.
16 Ağustos 2010 tarihinde Diyarbakır’daki 2’nci Hava Kuvveti Komutanlığı’na Komutan Yardımcısı olarak atanıyor. Karataş bu görevi yürütürken 3 Ekim 2011 tarihinde FETÖ’nün Balyoz kumpasıyla tutuklanıyor ve Hasdal, Hadımköy ve Silivri Cezaevlerinde 33 ay esir ediliyor.
Yüksek Askeri Şura kararları sonucu, 30 Ağustos 2012 tarihinde tutukluyken TSK’dan tasfiye edilen Tümgeneral Karataş, 19 Haziran 2014’te Balyoz kumpasının çökmesiyle serbest kalıyor.

Karataş, subaylık dönemi boyunca F-100, F-5, F-104, F-16, savaş uçakları dahil çeşitli tip uçaklarda uçuyor ve uçuş öğretmenliği yapıyor.

44 yıllık cefalı bir yol… Tarif edilemeyecek bir emek ve vatan aşkı. Üstüne Balyoz’la “Mustafa Kemal’in askeri” olmanın bedeli! İşte gerçek Türk subayları böyle Tümgeneral oluyor!

Düşmanın Türk Ordusu’na yapamayacağını kendi eliyle yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. AKP’nin 24 yıllık iktidar dönemi aynı zamanda Türk Ordusu’na darbe dönemi oldu.

“Vesayetten kurtulacağız” diyerek FETÖ’yle işbirliği yaptınız. Birlikte milli orduya kumpas kurdunuz, binlerce birikimli subayı tasfiye ettiniz, cezaevlerinde süründürdünüz! Sonu 15 Temmuz oldu. Yetmedi askeri liseleri kapattınız, askeri hastaneleri dağıttınız. Askeri alanları peşkeş çektiniz! “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyen teğmenleri ordudan atmaya başladınız! Son noktada torpilli yandaşları bir gece “tümgeneral” yapıyorsunuz. Yeter artık, çekin elinizi Türk Ordusu’nun ve Türk subayının üstünden!”

ZİKRULLAH ERDOĞAN HAKKINDA BİLİNENLER

Çınar Kaymakamı Zikrullah ERDOĞAN, 1993 yılında Rize Güneysu’da doğdu. Kaymakam ERDOĞAN, ilk ve orta öğrenimini Rize’de tamamlayarak 2016 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Aynı yıl, İstanbul Üniversitesi çift anadal programı kapsamında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamladı.

Üniversite öğrenimi boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yaptı. Bir yıl süreyle Halk Bankası’nda görev yaptıktan sonra İçişleri Bakanlığı tarafından açılan Kaymakam Adaylığı sınavını kazanarak, Mülki İdare Amirliği mesleğine başladı.

Rize Valiliği’nde il merkez stajını, Kırklareli/Pınarhisar ilçesinde Kaymakam refiklik stajını tamamladı. Aksaray/Ağaçören ilçesinde Kaymakam Vekili olarak görev yaptı. Edirne’de mülkiye müfettişi refakatinde teftiş stajını yerine getirdi. Yurtdışı stajı kapsamında İngiltere/Sheffield Üniversitesi’nde dil eğitimi aldı.

106.Dönem Kaymakamlık Kursunun ardından 2020-2022 yılları arasında Isparta-Uluborlu ve 2022-2024 yılları arasında Şanlıurfa Halfeti Kaymakamı olarak görev yapan Zikrullah ERDOĞAN, 01.07.2024 tarih ve 2024/187 sayılı Cumhurbaşkanlığı Atama Kararnamesi ile İlçemiz Kaymakamlığına atanmış olup, 27.07.2024 tarihinde ilçemizdeki görevine başlamıştır.

CHP’li Öztürkmen açıkladı… Cumhurbaşkanlığı 2023’te günlük kaç asgari ücret harcadı?

CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Cumhurbaşkanlığı’nın 2023 yılı harcamalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ANKA’nın aktardığına göre Cumhurbaşkanlığı giderlerinde 2022 yılına göre yaklaşık yüzde 70 artış belirten Öztürkmen’in açıklaması şöyle:

“Sayıştay’ın 2023 raporuna göre Cumhurbaşkanlığının 2023 yılında faaliyet gideri 9.565.656.331,30 TL (9.56 milyar) olarak gerçekleşti. 2022 yılında bu rakam 5.363.433.755,07 TL (5.3 milyar) idi.

BİR YILDA CUMHURBAŞKANLIĞI GİDERLERİNDE YÜZDE 70’E YAKIN ARTIŞ YAŞANDIĞI GÖRÜLDÜ

2022 yılında günlük 15.5 milyon lira olan Cumhurbaşkanlığı harcaması, 2023 yılında günlük 26.2 milyon liraya çıktı. Yani Saray, 2023 yılında günlük ortalama 1.541 asgari ücret harcamış! 1 yılda ise harcadığı asgari ücret sayısı 562.465! Bu artış oranıyla hesaplandığında 2024 yılında Cumhurbaşkanlığı giderlerinin toplamı en az 16 milyar TL olacak! Vatandaşa tasarruf paketi, Saray’a saltanat bütçesi.

BİR BAŞKA KONU KORUMA GİDERLERİ

Emniyet’in verilerine göre, Erdoğan’ın koruma ordusu yani Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi yılın ilk 4 ayında 798 milyon TL harcadı. Aynı sürede; TBMM Koruma Dairesi Başkanlığına 244 milyon, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Başkanlığına 221 milyon, Siber Suçlarla Mücadele Başkanlığına 191 milyon TL harcanmış. Yani üç kurumun toplamından daha fazla…

Bu ordu kaç kişi? Kimleri koruyor, kaç kişiyi koruyor, aralarında resmi görevi olmayanlar var mı? Bu kadar para tam olarak neye harcanıyor bilen yok. Yılın ilk 4 ayındaki veriler dikkate alındığında, yıl sonunda Saray’ın koruma ordusu için yaklaşık 2,4 milyar TL harcanmış olacak. Bu kadar ‘elitist’ bir koruma dünyanın az ülkesinde görülür.”

Cemaatler öğrenci avına çıktı! CHP’li Öztürkmen: MEB kaç okulu tahsis etti?

Öztürkmen’in TBMM’de yaptığı açıklama şöyle:

“Yaz tatiline girişle birlikte cemaatlere bağlı vakıf ve dernekler, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullarına adeta üşüştü.

Hemen hemen tüm illerden cemaatlerin MEB okullarında “yaz okulu” adı altında kurslar başlattığına yönelik haberler geliyor.

Geçen hafta Gaziantep’te 315 devlet okulunun, yaz dönemi için Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu TÜGVA’ya tahsis edildiği ortaya çıkmıştı. Kuran ve ibadet dersleri verilecek olan bu kursların tüm giderinin de MEB tarafından karşılanacağı öğrenilmişti.

Şimdi de Nur Cemaati’nin “Yazıcılar” kolunun vakfı olarak bilinen “Hayrat Vakfı”nın birçok ilde yaz okulu açtığı bilgileri geldi. Vakfın sosyal medya paylaşımlarında, yaz okullarının Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile imzalanan bir protokol çerçevesinde açıldığı anlaşılıyor.

TÜGVA ve Hayrat Vakfı’nın yanı sıra Vahdet İnsani Yardım Derneği, Babusselam Vakfı ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı da yaz okulu için öğrenci topluyor.

MEB’in tarikat ve cemaatlere bağlı vakıflarla yaptığı protokoller çerçevesinde açılan bu yaz okulları endişe verici sayılara doğru gidiyor.

Bu girişimler, çağdaş, bilimsel ve laik eğitimi tehdit eden, siyasi propaganda ve ideolojik istismara zemin hazırlıyor.

MEB, tüm illerde devlete ait hangi okulların yaz dönemi için hangi vakıf ve derneklere tahsis ettiğini, hangi kurumlarla hangi şartlar altında protokol imzaladığını açıklamalıdır.”

💾

Öztürkmen'in TBMM’de yaptığı açıklama şöyle:
❌
❌