Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, çocuklara yönelik çalışmalara özel önem verdiklerini ve çocukların farklı ihtiyaçlarını gözeterek hizmetleri çeşitlendirdiklerini belirtti.
Çocukların aile ortamında büyümesinin, toplumsal değerlerin korunmasında önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Göktaş, SED hizmeti ile çocukları, ailelerinin yanında ve sosyal çevreleri içerisinde desteklediklerini kaydetti.
Bakanlık olarak, çocukların eğitimli, sağlıklı ve kendine güvenen birer fert olarak yetişmeleri, güvenli ve sevgi dolu bir aile ortamında büyümeleri için gayretle çalıştıklarını belirten Göktaş, "Çocukların sosyal açıdan desteklenmesi ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için eylül ayına ilişkin 2 milyar 186 milyon lira tutarındaki SED ödemesini hesaplara yatırdık." ifadesini kullandı.
Dünyanın en çok taraftara sahip futbol kulüpleri belli oldu. Avrupa'nın dev kulüplerinin damga vurduğu 20 takımlık listede Süper Lig'den de bir ekip yer aldı. İşte taraftar sayısıyla zirveye çıkan kulüpler...
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanan Evde Bakım Yardımı kapsamında bu ay yapılacak ödemeler hak sahiplerinin hesaplarına aktarılmaya başlandı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, evinde tam bağımlı bireyin bakımını üstlenen vatandaşlara yönelik destek kapsamında toplam 7,7 milyar lira ödeme gerçekleştirileceğini açıkladı.
15.775 TL VERİLİYOR: HESAPLARA TEK TEK YATACAK! ŞİMDİ KONTROL EDİN
Bakan Göktaş, Evde Bakım Yardımı uygulamasının 2006 yılından bu yana engelli bireylerin mümkün olduğunca ailelerinin yanında ve kendi yaşam alanlarında desteklenmesini hedefleyen aile merkezli bakım hizmetleri arasında yer aldığını belirtti.
Engelli bireylerin ailelerinden ve yakınlarından ayrılmadan yaşamlarını sürdürebilmelerinin önemine işaret eden Göktaş, sağlanan yardımın aile bütünlüğünün korunmasına ve bakım sürecinin ev ortamında devam etmesine katkı sunduğunu ifade etti.
Evde Bakım Yardımı'ndan yararlanan hak sahiplerine aylık 15 bin 775 lira ödeme yapılıyor. Bakan Göktaş, bu ayki ödemelerin toplam tutarının 7,7 milyar liraya ulaştığını belirtti.
Göktaş'ın verdiği bilgilere göre, halihazırda 490 bin vatandaş Evde Bakım Yardımı desteğinden faydalanıyor. Bakanlık tarafından yapılan ödemelerin, evde bakım hizmeti sunan ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
Fındık hasadını tamamlayan üreticiler, günler öncesinden aldıkları sıra doğrultusunda Ordu'nun farklı noktalarında bulunan TMO alım depolarına gelerek ürünlerini teslim ediyor. Alım öncesinde fındıkların gerekli kontrolleri yapılırken, randıman ölçümleri de gerçekleştiriliyor. Belirlenen randımana göre fiyatlandırılan fındıkların bedelleri ise üreticilerin banka hesaplarına yatırılıyor.
Serbest piyasa ile TMO arasındaki fiyat farkının yaklaşık 70-80 liraya ulaşması, üreticilerin tercihini TMO'dan yana kullanmasını sağlıyor. TMO'nun 50 randıman kabuklu fındık için açıkladığı 250 liralık alım fiyatının yanı sıra, randımanı yüksek ürünlerde üreticilere ek fiyat farkı uygulanıyor.
"260 LİRANIN ÜZERİNDE SATTIM"
Altınordu ilçesi Günören Mahallesi'nden fındık üreticisi Haki Uğur, 53,5 randıman gelen ürününü TMO'ya 260 liranın üzerinde bir fiyata sattığını belirterek, üreticilerin kaliteli ürün elde etmek için bahçelerinin bakımına önem vermesi gerektiğini söyledi. Uğur, "2026 yılı hasadımızı yaptık ve bugün itibariyle çok şükür 53,5 randıman geldi. Orta vadi olduğumuz için güzel fındığımız oldu. TMO bu yıl bazı kriterleri yükseltti, bu nedenle memnunuz ancak bir de tonaj da artarsa üreticilerimiz için daha iyi olur diye düşünüyorum. Gerekli bakımını yaptığımız fındıkta hak ettiğimizi alacağız inşallah. Ben 260 liranın üzerinde sattım, tabi piyasaya göre her zaman TMO daha iyi. Üretici bakımlarını güzel yapıp, iyi kurutup fındığını teslim etmeli" dedi.
"180 LİRA İLE 250 LİRA ARASINDA ÇOK FARK VAR"
Fındık üreticisi Hüseyin Şahin ise hasadını yaptığı ürünü yüksek fiyat nedeniyle TMO'ya satmak için getirdiğini ifade ederek, "Allah devletimizden razı olsun, bizi tüccarlara teslim etmedi. 180 lira ile 250 lira arasında çok fark var" diye konuştu.
<p>Ordu'da Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) fındık alım noktalarında yoğunluk yaşanırken, serbest piyasada 180 lira seviyelerinde işlem gören 50 randıman kabuklu fındığın TMO tarafından 250 liradan alınması üreticilerin kuruma yönelmesini sağlıyor.<br>
Fındık hasadını tamamlayan üreticiler, günler öncesinden aldıkları sıra doğrultusunda Ordu'nun farklı noktalarında bulunan TMO alım depolarına gelerek ürünlerini teslim ediyor. Alım öncesinde fındıkların gerekli kontrolleri yapılırken, randıman ölçümleri de gerçekleştiriliyor. Belirlenen randımana göre fiyatlandırılan fındıkların bedelleri ise üreticilerin banka hesaplarına yatırılıyor.<br>
Serbest piyasa ile TMO arasındaki fiyat farkının yaklaşık 70-80 liraya ulaşması, üreticilerin tercihini TMO'dan yana kullanmasını sağlıyor. TMO'nun 50 randıman kabuklu fındık için açıkladığı 250 liralık alım fiyatının yanı sıra, randımanı yüksek ürünlerde üreticilere ek fiyat farkı uygulanıyor.<br>
<br>
"260 liranın üzerinde sattım"<br>
Altınordu ilçesi Günören Mahallesi'nden fındık üreticisi Haki Uğur, 53,5 randıman gelen ürününü TMO'ya 260 liranın üzerinde bir fiyata sattığını belirterek, üreticilerin kaliteli ürün elde etmek için bahçelerinin bakımına önem vermesi gerektiğini söyledi. Uğur, "2026 yılı hasadımızı yaptık ve bugün itibariyle çok şükür 53,5 randıman geldi. Orta vadi olduğumuz için güzel fındığımız oldu. TMO bu yıl bazı kriterleri yükseltti, bu nedenle memnunuz ancak bir de tonaj da artarsa üreticilerimiz için daha iyi olur diye düşünüyorum. Gerekli bakımını yaptığımız fındıkta hak ettiğimizi alacağız inşallah. Ben 260 liranın üzerinde sattım, tabi piyasaya göre her zaman TMO daha iyi. Üretici bakımlarını güzel yapıp, iyi kurutup fındığını teslim etmeli" dedi.<br>
<br>
"180 lira ile 250 lira arasında çok fark var"<br>
Fındık üreticisi Hüseyin Şahin ise hasadını yaptığı ürünü yüksek fiyat nedeniyle TMO'ya satmak için getirdiğini ifade ederek, "Allah devletimizden razı olsun, bizi tüccarlara teslim etmedi. 180 lira ile 250 lira arasında çok fark var" diye konuştu.</p>
Son dakika...Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bakü'de Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile ortak basın toplantısı düzenledi.
BAKAN FİDAN'IN AÇIKLAMALARINDAN SATIR BAŞLARI:
Türkiye-Azerbaycan ilişkileri sarsılmaz bağlarla birbirine kenetlenmiştir. Bu konudaki liderliklerinden dolayı da Cumhurbaşkanlarımıza teşekkürlerimi iletiyorum. 108 yıl önce bugün Bakü'nün kurtarılmasında muazzam rol oynayan tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.
Bugün çok detaylı görüşmelerde bulunduk. Gün içerisinde sayın Aliyev ile de görüştüm. Cumhurbaşkanımızın önemli belli başlı konularda nasıl düşündüğünü aktardım. Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri sarsılmaz.
Bayramov'un açıklamalarından satır başları:
BAYRAMOV: İKİ ÜLKE ARASINDA BENZERİ OLMAYAN BİR İLİŞKİ VAR
Fidan’ın ziyareti önemli bir günde gerçekleşiyor. 108 yıl önce Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü kurtarmasının yıl dönümü. Bütün kahramanlarımızı minnettarlıkla anıyoruz. İki ülke arasında benzeri olmayan bir ilişki var Enerji konusunda büyük bir iş birliğimiz var. Hükümetlerarası komisyonun faaliyetlerine büyük önem veriyoruz.
AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV, DIŞİŞLERİ BAKANI FİDAN İLE GÖRÜŞTÜ
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı kabul etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, temaslarda bulunmak için Bakü'ye gelen Fidan, Aliyev tarafından kabul edildi.
Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını Aliyev'e iletti. Aliyev de selamlar için teşekkür ederek, kendi selamlarının da Erdoğan'a iletilmesini istedi.
Görüşmede, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ve stratejik müttefiklik ilişkilerinin tüm alanlarda başarılı şekilde geliştiği, işbirliğinin "tek millet, iki devlet" ilkesi temelinde daha da güçlendiği memnuniyetle ifade edildi.
Enerji alanındaki işbirliğinin önemine değinilen görüşmede, alternatif enerji konusunda uluslararası pazarlara yeni çıkış yollarına ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.
Azerbaycan ve Türkiye'nin lojistik açıdan önemine, özellikle Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü rolü üstlendiklerine işaret edilen görüşmede, uluslararası kuruluşlar çerçevesinde faaliyetlerin koordinasyonunun önemi vurgulandı.
Görüşmede, ikili ilişkilerin geleceği, bölgesel meseleler ve karşılıklı ilgi alanına giren diğer konular da ele alındı.
Avrupa devinde veri skandalı: 27 zengin Türk'ün bilgileri çalındı!
Avrupa'nın en büyük fintech şirketlerinden Revolut, gerçek bir devlet kurumunun e-posta alan adını kullanan sahte bilgi taleplerini gerçek sanarak müşterilerine ait son derece hassas verileri saldırganlara gönderdi. Aralarında 27 Türk isminde bulunduğu toplam 680 zengin müşterinin etkilendiği olayda pasaport ve ehliyet kopyaları, kimlik doğrulama fotoğrafları, IBAN ve hesap bilgileri ile işlem geçmişlerinin ele geçirildiği bildirildi. Saldırganlar şimdi 10 bin Bitcoin, yaklaşık 780 milyon dolar, fidye talep ediyor.
Dijital bankacılığın en büyük isimlerinden Revolut, alışılmışın dışında bir siber güvenlik skandalıyla karşı karşıya. Ancak bu kez saldırganların Revolut'un sistemlerine girip müşterilerin hesaplarını ele geçirmesi söz konusu değil.
Hackerlar, gerçek bir devlet kurumunun e-posta alan adını kullanarak resmi görünümlü bilgi talepleri gönderdi. Revolut da bu talepleri gerçek kabul ederek bazı müşterilerine ilişkin hassas bilgileri karşı tarafa iletti.
Şirket, olayın fark edilmesinin ardından ilgili e-posta adresini engellediğini, devlet kurumunu, kolluk kuvvetlerini, veri koruma makamlarını ve finansal düzenleyicileri bilgilendirdiğini açıkladı. Revolut ayrıca kendi sistemlerinin ve müşterilerin paralarının etkilenmediğini belirtiyor.
PASAPORTTAN BİTCOİN GEÇMİŞİNE KADAR HER VERİYE ULAŞTILAR
Olayın boyutunu çarpıcı hale getiren ise gönderilen verilerin niteliği.
ekonomim.com'un edindiği bilgilere göre Revolut'un etkilenen müşterilere yaptığı bildirimlerde saldırganların eline geçmiş olabilecek bilgiler arasında pasaport veya ehliyet kopyaları, kimlik doğrulama selfie'si, ad-soyad, doğum tarihi, adres, telefon ve e-posta bilgileri bulunuyor.
Bununla da sınırlı değil.
Bildirimlerde IBAN ve hesap bilgileri, hesap özetleri, para çekme kayıtları ve tüm işlem geçmişinin de paylaşılmış olabileceği belirtiliyor. Kripto para kullanan müşteriler açısından en dikkat çekici ayrıntı ise işlem geçmişinin Bitcoin hareketlerini de kapsaması.
Bu nedenle olay, klasik bir kredi kartı veya banka hesabı veri sızıntısından farklı bir risk taşıyor. Kimlik belgesiyle finansal hareketlerin aynı veri setinde bulunması, saldırganların belirli müşterileri hedef alan dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı girişimlerinde kullanabileceği son derece değerli bir bilgi kombinasyonu oluşturuyor.
680 MÜŞTERİ ETKİLENDİ
İlk açıklamalarında Revolut yalnızca “sınırlı sayıda” müşterinin etkilendiğini belirtmişti. Ancak bugün yayımlanan Financial Times haberinde şirketin 680 müşteriyi bilgilendirdiği aktarıldı. İngiltere Bilgi Komiserliği Ofisi'nin (ICO) de olayla ilgili soruşturma başlattığı bildirildi.
Daha dikkat çekici gelişme ise Türkiye tarafında yaşandı.
Revolut, olaydan etkilenen 680 zengin müşteri arasında 27 Türk'ün bulunduğu açıklandı. Revolut'un bu müşterilerle doğrudan iletişime geçtiği ve destek sağladığı bildirildi.
Dolayısıyla olay, yalnızca İngiltere veya Batı Avrupa'daki Revolut kullanıcılarını ilgilendiren bir güvenlik problemi olmaktan çıkmış durumda.
780 MİLYON DOLARLIK FİDYE
Skandalın ikinci perdesi ise çok daha büyük bir rakamla açıldı.
Saldırgan olduğunu öne süren grup, Revolut'tan 10 bin Bitcoin talep ediyor. Bitcoin'in mevcut fiyatı üzerinden bu miktar yaklaşık 780 milyon dolar değerinde.
Grup, ödeme yapılmaması halinde ele geçirdiğini iddia ettiği verileri parça parça yayımlamakla tehdit ediyor. Güncel paylaşımlarda saldırganların “her gün daha fazla veri” yayımlama tehdidinde bulunduğu aktarılıyor.
10 bin Bitcoinlik fidye talebi henüz Revolut tarafından doğrulanmış değil. Talep ve veri yayımlama tehdidi saldırganların iddiasına dayanıyor. Bağımsız kaynaklar da dolaşıma sokulan verilerin tamamının gerçek olup olmadığının henüz doğrulanamadığına dikkat çekiyor.
HACKERLAR İTALYAN POLİSİNİ DE HEDEF ALDIKLARINI ÖNE SÜRÜYOR
Olayın daha da karmaşık hale gelmesine neden olan bir başka iddia ise saldırganların kullandıkları yönteme ilişkin.
“IAmNotAVillain” adını kullanan bir sosyal medya kullanıcısı, Revolut operasyonunun yaklaşık altı ay sürdüğünü ve bilgi taleplerinin İtalyan kolluk kuvvetlerine ait ele geçirilmiş sistemler üzerinden gönderildiğini öne sürüyor.
Aynı kişi, İtalyan kolluk birimlerinden yaklaşık 147 GB veri elde ettiğini de iddia ediyor. Ancak bu iddialar şu aşamada doğrulanmış değil.
REVOLUT'TAN GELEN E-POSTAYA DİKKAT
Revolut, etkilenen müşterilerle doğrudan iletişime geçtiğini açıkladı. Şirket, olayın tespit edilmesinin ardından sahte taleplerde kullanılan adresi engellediğini ve ilgili makamları bilgilendirdiğini bildirdi.
Bu nedenle Revolut hesabı bulunan kullanıcılar açısından en önemli nokta, şirketten gelen güvenlik bildirimlerini kontrol etmek.
Özellikle pasaport veya ehliyet kopyası, kimlik doğrulama fotoğrafı, IBAN, hesap özeti ya da işlem geçmişinin etkilendiği bildirilen kullanıcıların, kendi adlarına gerçekleştirilebilecek dolandırıcılık ve kimlik hırsızlığı girişimlerine karşı daha dikkatli olması gerekiyor.
Çünkü bu olayda saldırganların ele geçirdiği iddia edilen veri, yalnızca bir banka hesabının numarasından ibaret değil. Bir kişinin kimliğini doğrulamaya yarayan belge, yüz görüntüsü, adresi ve finansal hareketlerinin aynı dosyada bulunması, saldırganlara çok daha kapsamlı bir hedefleme imkanı sağlayabilir.
“SİSTEME GİRMEDİLER, BİZE GÖNDERİLDİ”
Revolut açısından olayın en çarpıcı tarafı da tam olarak burada.
Şirketin açıklamasına göre saldırganlar Revolut'un ana sistemlerine sızmadı. Bunun yerine güvenilir görünen bir devlet talebi üreterek şirketin kendi veri paylaşım mekanizmasını kullandı.
Yani milyonlarca müşterinin verisini koruyan sistemin kapısını kırmadılar; kapının arkasındaki verileri, gerçek bir devlet kurumundan geliyormuş gibi görünen bir talep göndererek şirketin kendisine açtırdılar.
Ve şimdi bu verilerin karşılığında 10 bin Bitcoin istiyorlar.
Zamfara Eyaleti Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Direktörü Yusuf Haske, basına yaptığı açıklamada, bu yıl eyalette 367 şüpheli difteri vakasının tespit edildiğini belirtti. Haske, hastalardan alınan numuneler üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde difteriye neden olan bakterinin doğrulandığı bilgisini paylaşarak, 323 hastanın tedavisinin tamamlanmasının ardından taburcu edildiğini aktardı.
Salgın nedeniyle 44 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade eden Haske, hastalığın yayılmasında toplum içi aktif bulaşın etkili olduğunu söyledi. Haske, difteri vakalarından en fazla 6-10 yaş grubundaki çocukların etkilendiğine dikkati çekerek, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla okulların açılışının 2 hafta ertelendiğini kaydetti.
10 BİNDEN FAZLA DİFTERİ VAKASI
Nijerya'da bu yıl 10 binden fazla doğrulanmış difteri vakası kaydedilirken, son yıllarda tekrarlayan difteri salgınları nedeniyle sağlık yetkilileri, etkilenen topluluk ve eyaletlerde aşılama kampanyaları düzenliyor.
Nijerya'da 2022-2025'te 42 binden fazla difteri vakası tespit edilmiş ve yaklaşık 1400 kişi yaşamını yitirmişti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkede artan difteri vakaları dolayısıyla salgında ikinci dalganın yaşandığını doğrulamıştı. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), salgınla mücadele kapsamında geçen yıl Nijerya'ya 9,3 milyon doz aşı göndermişti.
"Kuşpalazı" olarak da bilinen difteri, "Corynebacterium diphtheriae" adlı mikroorganizmanın boğaz, burun, göz ve deriye yerleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bulaşıcı olan hastalık ölüme yol açabiliyor. Nijerya'da sağlık alanında en önemli sorunlar arasında Lassa ateşi, kolera ve difteri gibi bulaşıcı hastalıklar öne çıkıyor.
<p>Çekmeköy’de hafriyat kamyonunun dorsesi önce yoldaki tabelaya, ardından üst geçide çarptı. Çarpmanın etkisiyle dorse kamyondan ayrılırken, kaza cep telefonu kamerasına yansıdı.</p>
<p>Kaza, öğle saatlerinde Şile Otoyolu Çekmeköy mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dorsesi açık şekilde ilerleyen hafriyat kamyonunun dorsesi önce yoldaki tabelaya, ardından üst geçide çarptı. Çarpmanın etkisiyle dorse kamyondan ayrıldı. Kaza nedeniyle otoyolda trafikte kısa süreli aksama yaşanırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı. Kaza anı cep telefonu kamerasına yansıdı.</p>
Son olarak Altay forması giyen 38 yaşındaki Ceyhun Gülselam, yeni sezon öncesinde sözleşme yenilemeyerek profesyonel futbol kariyerini noktaladığını duyurdu.
Futbol kariyerine Bayern Münih altyapısında başlayan Ceyhun Gülselam, profesyonel olarak Unterhaching forması giydikten sonra Trabzonspor, Galatasaray, Kayserispor, Hannover 96, Kardemir Karabükspor, Ankaraspor, Alanyaspor ve Altay’da top koşturdu.
Son olarak Altay’da oynayan 38 yaşındaki futbolcu, yeni sezon öncesinde sözleşmesini yenilemedi. Gülselam, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla profesyonel futbol kariyerini noktaladığını duyurdu.
"Kramponlarımı bırakma zamanı"
Sosyal medya hesabından profesyonel futbol kariyerini sonlandırdığını açıklayan 38 yaşındaki Ceyhun Gülselam, şu ifadeleri kullandı:
"Bir futbolcunun hayatı boyunca birçok forma değişiyor. Şehirler, statlar, takım arkadaşları, teknik direktörler, tribünler değişiyor ama insanın geriye bıraktığı şey yalnızca oynadığı maçlar olmuyor. Çocukken başlayan ve hayatımın büyük bölümüne eşlik eden futbol yolculuğumun bugün sonuna geldim.
Bayern Münih Akademisi’nde başlayan bu hikaye; Unterhaching’den Trabzonspor’a, Galatasaray’a, Kayserispor’dan Hannover96’ya, Karabükspor’dan Osmanlıspor’a, Alanyaspor’dan Altay’a uzandı. Milli formayı taşımanın gururunu yaşadım. Kazandım, kaybettim, sevindim, üzüldüm. Bazen çok güzel günlerden, bazen de insanı büyüten zor zamanlardan geçtim.
Ama bütün bu yolculuk boyunca benim için değişmeyen bir şey vardı. Taşıdığım formaya, birlikte mücadele ettiğim insanlara ve yaptığım işe duyduğum sevgi ve saygı.
Futbol bana yalnızca bir meslek vermedi. Bana dostluklar, hatıralar, şehirler, ülkeler ve hayatım boyunca yanımda taşıyacağım insanlar bıraktı.
Ben futbolun bana verdiği her şeyi büyük bir şükürle yanıma alıyorum. Eğer bu uzun yolculukta birilerinin hayatında güzel bir iz bırakabildiysem, benim için en büyük başarı da budur. Birlikte oynadığım takım arkadaşlarıma, hocalarıma, kulüp çalışanlarına, tribünlerde sesini duyduğum taraftarlara, tüm camialara ve yolumun kesiştiği herkese tüm kalbimle teşekkür ederim.
En büyük teşekkür, bütün bu yıllar boyunca yanımda yürüyen aileme.. Şimdi çocukluğumdan beri giydiğim kramponlarımı, güzel hatıralarla olduğu yerde bırakma zamanı. Her şey için teşekkür ederim"
Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) tarafından hazırlanan raporda yer alan 6 bin 51 kişiye ait IBAN bilgilerinin yasa dışı bahis sitelerinde görüntülendiğinin tespit edilmesi üzerine, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinde banka hesap bilgilerinin kullanıldığı ve para nakline aracılık ettiği değerlendirilen 8 şüpheliye yönelik çalışma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda yakalanan 6 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerinde bulunamayan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.
Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, sosyal medya platformundaki hesabından konuya dair açıklama yaptı. Açıklamada, Ulusal Erken Uyarı Platformu tarafından Mekke, Taif, Cidde için "tehlike" uyarısında bulunulduğu belirtildi.
Vatandaşlara olası tehlikelere karşı dikkatli olmaları, yetkililerin talimatlarına uymaları ve kalabalık oluşturmaktan kaçınmaları çağrısında bulunuldu. Ayrıca herhangi bir olay anında görüntü kaydı yapmamaları istendi.
Öte yandan açıklamada, uyarının hangi tehlikeye ilişkin olduğuna ve söz konusu riskin kaynağına dair herhangi bir bilgi paylaşılmadı.
Meksika'dan İstanbul'a gelen bir yolcudan şüphelenen gümrük ekipleri valizinde yaptığı aramada, 23 paket halinde toplam 26 kilogram kokain olduğu düşünülen beyaz toz ele geçirdi. Ekiplerin yaptığı detaylı aramada yakalanan kişiyle Türkiye'ye gelen iki kişinin uyuşturucu kuryesi olduğu ve pilot kıyafetiyle havalimanından ayrıldığı tespit edildi. Ekipler operasyonda 206 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ele geçirdi. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, iki firariyi yakalama çalışmaları sürüyor.
YEŞİL HATTAN GEÇERKEN YAKALANDI
Ticaret Bakanlığı İstanbul Havalimanı Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğü ekipleri 13 Eylül'de uçakla Meksika'nın Cancun kentinden İstanbul Havalimanı'nda gelen bir yolcudan şüphelendi. Kolombiya vatandaşı olduğu öğrenilen O.A.V.F isimli yolcu, 'Gümrüğe tabi eşyam yok' anlamına gelen yeşil alandan geçerek Türkiye'ye geçiş yaptı. Bunun üzerine gümrük ekipleri yolcuyu terminalde durdurdu. Yolcunun kabin bagajlarında yapılan aramalarda valizde bir yoğunluk tespit etti. Yapılan detaylı aramalarda 23 paket halinde toplam 26 bin 340 gram uyuşturucu madde ele geçirdi. Ekipler yakalanan uyuşturucu maddenin kokain tozu olduğunu tespit etti.
ŞÜPHELİNİN ÜZERİNDE PİLOT KIYAFETİ VARDI
Ekipler bağlantılı olabilecek kişi veya kişileri tespit etmek için görüntüleri inceledi. Yapılan inceleme sonucunda şüphelilerle bağlantısı olduğu düşünülen A.F.H.A ve I.E.D. C.H isimli kişileri tespit etti. Araştırma sonucu ve I.E.D. C.H üstünde pilot kıyafeti olduğu ve iki şüphenin de havalimanından ayrıldığı tespit edildi. Ekiplerin İstanbul'da yaptığı çalışmalar kapsamında I.E.D.C.H'nin konakladığı otelden ayrıldığı ve şüpheliyi bulma çalışmaların devam ediyor.
206 MİLYON LİRALIK DEV SEVKİYAT ÇÖKERTİLDİ
Havalimanından çıkan diğer şüpheli A.F.H.A ise yanında bulunan kabin valizini Meksika uyruklu R.C.S.A'nın oteline giderek teslim ettiği ve o kişinin konakladığı otelde yakalandığı bildirildi. Kabin bagajını teslim alan Meksika uyruklu kişinin valizinde yapılan aramalarda ise toplam brüt ağırlığı 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu maddelerden Kokain olduğu düşünülen beyaz renkli toz madde tespit edildi. Yakalanan uyuşturucu maddelerinin yaklaşık olarak piyasa değerinin 206 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Olaya ilişkin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada iki şüpheli tutuklandı. Firari iki şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkartıldı.
<p>Meksika'dan İstanbul'a gelen bir yolcudan şüphelenen gümrük ekipleri valizinde yaptığı aramada, 23 paket halinde toplam 26 kilogram kokain olduğu düşünülen beyaz toz ele geçirdi. Ekiplerin yaptığı detaylı aramada yakalanan kişiyle Türkiye'ye gelen iki kişinin uyuşturucu kuryesi olduğu ve pilot kıyafetiyle havalimanından ayrıldığı tespit edildi. Ekipler operasyonda 206 milyon lira değerinde uyuşturucu madde ele geçirdi. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, iki firariyi yakalama çalışmaları sürüyor.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı İstanbul Havalimanı Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğü ekipleri 13 Eylül'de uçakla Meksika'nın Cancun kentinden İstanbul Havalimanı'nda gelen bir yolcudan şüphelendi. Kolombiya vatandaşı olduğu öğrenilen O.A.V.F isimli yolcu, 'Gümrüğe tabi eşyam yok' anlamına gelen yeşil alandan geçerek Türkiye'ye geçiş yaptı. Bunun üzerine gümrük ekipleri yolcuyu terminalde durdurdu. Yolcunun kabin bagajlarında yapılan aramalarda valizde bir yoğunluk tespit etti. Yapılan detaylı aramalarda 23 paket halinde toplam 26 bin 340 gram uyuşturucu madde ele geçirdi. Ekipler yakalanan uyuşturucu maddenin kokain tozu olduğunu tespit etti.</p>
<p>Ekipler bağlantılı olabilecek kişi veya kişileri tespit etmek için görüntüleri inceledi. Yapılan inceleme sonucunda şüphelilerle bağlantısı olduğu düşünülen A.F.H.A ve I.E.D. C.H isimli kişileri tespit etti. Araştırma sonucu ve I.E.D. C.H üstünde pilot kıyafeti olduğu ve iki şüphenin de havalimanından ayrıldığı tespit edildi. Ekiplerin İstanbul'da yaptığı çalışmalar kapsamında I.E.D.C.H'nin konakladığı otelden ayrıldığı ve şüpheliyi bulma çalışmaların devam ediyor.</p>
<p><span style="color:#FF0000"><strong>206 MİLYON LİRALIK DEV SEVKİYAT ÇÖKERTİLDİ</strong></span></p>
<p>Havalimanından çıkan diğer şüpheli A.F.H.A ise yanında bulunan kabin valizini Meksika uyruklu R.C.S.A'nın oteline giderek teslim ettiği ve o kişinin konakladığı otelde yakalandığı bildirildi. Kabin bagajını teslim alan Meksika uyruklu kişinin valizinde yapılan aramalarda ise toplam brüt ağırlığı 25 kilo 160 gram olan uyuşturucu maddelerden Kokain olduğu düşünülen beyaz renkli toz madde tespit edildi. Yakalanan uyuşturucu maddelerinin yaklaşık olarak piyasa değerinin 206 milyon lira olduğu tahmin ediliyor. Olaya ilişkin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada iki şüpheli tutuklandı. Firari iki şüpheli hakkında ise yakalama kararı çıkartıldı.</p>
Avrupa'nın yeni biyometrik sınır kontrol sistemi EES, havalimanları ve sınır kapılarında yaşanan teknik aksaklıklar ve uzun bekleme süreleri nedeniyle yeni bir krizle karşı karşıya kaldı. Dokuz Avrupa ülkesi sistemin tam olarak uygulanmasını erteleme kararı aldı.
İngiliz The Times'ın haberine göre, Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Yunanistan, Malta, Portekiz, İtalya ve İsviçre'ye, sınır geçişlerinde ciddi aksamaların önüne geçilebilmesi için EES'nin tam uygulanmasını erteleme konusunda Brüksel tarafından fiilen yeşil ışık yakıldı.
YENİ TARİH VERİLMEDİ
Haberde, söz konusu ülkelerin Avrupa Komisyonu'na sistemdeki teknolojik sorunlar giderilmeden tam uygulamaya geçmek istemediklerini bildirdiği belirtildi. Komisyonun da sınır geçişlerindeki akışın korunması amacıyla bu yaklaşımı kabul ettiği, ancak tam uygulama için yeni bir tarih belirlenmediği aktarıldı.
Kararın arkasında özellikle yoğun havalimanlarında yaşanan gecikmeler bulunuyor. EES kapsamında kullanılan sistemlerde veri aktarımı ve yolcu kayıtlarına erişim konusunda yaşanan sorunların işlemleri uzattığı, bazı biyometrik cihazların da istenilen şekilde kullanılamadığı bildiriliyor.
6 EYLÜL'DE ESNEKLİK SONA ERMİŞTİ
EES'nin kademeli geçiş döneminde ülkelere, aşırı yoğunluk ya da teknik arıza yaşanması halinde biyometrik veri alımını geçici olarak durdurma imkânı tanınmıştı. Bu uygulamaya ilişkin ek esneklik 6 Eylül'de sona ermişti.
Avrupa Komisyonu ise eylül ayının başında, bazı üye ülkelerde belirli sınır geçiş noktalarında hâlâ düzenlemelere ihtiyaç bulunduğunu ve bu ülkelerle temasların sürdüğünü açıklamıştı.
TÜRKİYE'DEN GİDENLERİ DE İLGİLENDİRİYOR
EES, Schengen bölgesine kısa süreli seyahat eden AB dışı ülke vatandaşlarının giriş ve çıkışlarını elektronik ortamda kayıt altına alıyor. Sistem pasaport bilgilerinin yanı sıra yüz görüntüsü ve parmak izi gibi biyometrik verileri de kaydediyor. Bu nedenle uygulama, kısa süreli Schengen seyahati yapan Türk vatandaşlarını da doğrudan ilgilendiriyor. Uzun süreli vize veya oturum iznine sahip bazı yolcular ise sistemin kapsamı dışında bulunuyor.
EES, 12 Ekim 2025'te kademeli olarak devreye alınmış, Avrupa Komisyonu 10 Nisan 2026 itibarıyla sistemin Schengen'in dış sınır kapılarında tam olarak faaliyete geçtiğini açıklamıştı.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) düzenlenen Arap Medya Zirvesi'nin resmi açılışı kapsamındaki panellere katılarak ülkedeki siyasi ve ekonomik dönüşüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eş-Şara, ülkenin 60 yıl süren yolsuzluk ve kötü yönetim ardından yeni bir yapılanma sürecine girdiğini belirterek, Şam'ın özgürleştirilmesinin Suriyeliler arasında güveni yeniden tesis ettiğini vurguladı. Suriyeli lider, "Suriyeliler bugün Arap ve Müslüman kardeşlerinin Şam'ın zaferi ve özgürleşmesiyle yaşadığı sevinci derinden hissediyor" dedi.
"SURİYE BÜYÜK BİR FIRSATA DÖNÜŞTÜ"
Suriye'nin uluslararası alandaki konumuna değinen Ahmed eş-Şara, "Suriye, dünyanın tartıştığı büyük bir sorun olmaktan çıkıp herkesin faydalanabileceği büyük bir fırsata dönüştü" ifadelerini kullandı.
Ekonomik hedeflere de dikkat çeken Şara, "2027 yılına kadar 2010 yılındaki ekonomik seviyemize dönmeyi bekliyoruz" diyerek, Suriye ekonomisini yaklaşık 60 milyar dolar seviyesine çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.
BAE, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Avrupalı yatırımcılarla dev projelerin görüşüldüğünü ve mutabakat zaptlarının yürürlüğe girdiğini kaydeden Suriye Devlet Başkanı, "Suriye'de özellikle gayrimenkul ve turizm sektörlerinde yatırım fırsatları oldukça geniş" değerlendirmesinde bulundu. Suriye Devlet başkanı Ahmed eş-Şara ayrıca modern tarım teknolojileri sayesinde ülkenin gıda üretim kapasitesinin 100 milyonun üzerinde nüfusa yetebilecek seviyeye çıkarılabileceğini vurguladı.
Medyanın kamuoyunu yönlendirmedeki kritik rolüne işaret eden eş-Şara, gazetecilerin halkla doğrudan temas kurarak gerçekleri aktarması gerektiğini belirtti. Ahmed eş-Şara, "İnsanların zihni gazetecilerin ağzında bir emanettir; kamuoyunu etkileme ve yönlendirmede en büyük pay gazetecilere aittir" dedi.
UEFA tarafından düzenlenen organizasyonların 2028 ve 2029'daki finallerin düzenleneceği şehirler belirlendi.
Türkiye Futbol Federasyonu'ndan daha önce yapılan açıklamada İstanbul ve Ankara için başvuru yapıldığı belirtilmişti. TFF'nin açıklamasında Ankara 19 Mayıs Stadyumu için 2029 Avrupa Ligi finali, Rams Park içinse 2028 Kadınlar Şampiyonlar Ligi aday olduğu duyurulmuştu.
UEFA'dan yapılan açıklamaya göre İstanbul ve Ankara, finaller için seçilmedi.
2028 ve 2029'daki UEFA organizasyonlarının finallerinin düzenleneceği şehirler şöyle:
Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre, İsrail’de sinema sektöründen 1000 isim, İngiliz The Guardian gazetesi tarafından hazırlanan NAZA belgeselinin yönetmenlerine yönelik "benzeri görülmemiş kışkırtma kampanyasını" kınadı.
NAZA belgeselinin yönetmenleri Yuval Abraham ve Rachel Szor ile dayanışma içinde olduklarını ifade eden sinemacılar arasında Liran Atzmor, Nadav Lapid, Orna Ben Dor, Netalie Braun, Rani Blair, Hagai Levi, Shai Carmeli-Pollak ve Shlomi Elkabetzyer alıyor.
İsraillilere NAZA hakkındaki iddialarla ilgili bir karar vermeden önce belgeseli izleme çağrısı yapılan bildiride, "Bizler sinemacılar olarak ifade özgürlüğü ile sanat özgürlüğü için hala mücadele eden herkesi, NAZA adlı filmin yaratıcıları Rachel Szor ve Yuval Abraham’a destek vermeye ve dayanışma göstermeye çağırıyoruz." ifadeleri kullanıldı.
NAZA’nın yönetmenlerine karşı, "şiddeti meşrulaştırma boyutuna varan ve hayatlarını fiziksel olarak tehdit eden benzeri görülmemiş bir karalama ve kışkırtma kampanyası” yürütüldüğü vurgulanan bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Sanatın ve gazeteciliğin temel görevi, içinde bulundukları topluma bir ayna tutmak, gerçekler ne denli zorlu olursa olsun kimseye ayrıcalık tanımadan söylem ve tartışma ortamı yaratmaktır.
Sosyal medyada Abraham ve Szor’a yöneltilen şiddet içerikli kışkırtmaları bir kenara koysak bile NAZA filmini izlemeden onu eleştirmeyi seçen sinemacıları, akademisyenleri ve gazetecileri de şiddetle kınamayı uygun buluyoruz!"
Popülist siyasetçilerin NAZA yönetmenlerine karşı tutumuna bazı İsrailli sinemacı ve yazarların da katılmış olmasının Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar’ın, Szor ile Abraham'ın vatandaşlıklarının iptal edilmesi yönündeki tehditlerine zemin hazırladığı belirtildi.
Filmin adı NAZA, erkekler, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere "bir saldırıda ölmeleri öngörülen siviller için" İsrail ordusunca kullanılan kısaltmaya atıfta bulunuyor.
Belgeselde, katılımcıların güvenliği için farklı röportaj yöntemleri izlendi. Belgesel, 3 yıl boyunca Tel Aviv'deki çatılarda gizlice çekildi ve katılımcıların kimlikleri, sesleri ve görünüşleri dijital değişiklikler yapılarak gizlendi.
Katılımcılar, belgeselde İsrail ordusunun Gazze'de kullandığı "gizli sistem" ve gizli yöntemlere ilişkin detayları anlattı.
Yapımda yer alan kişiler, İsrail ordusunun saldırılarında kullanılan gözetleme sistemlerini ve uzak mesafeden bombalamayı ayrıntılı anlattı.
Onlara göre, bu operasyonda yapay zeka kullanılarak potansiyel Hamas hedefleri tespit ediliyor ve çoğu zaman içinde ailelerin bulunduğu bilindiği halde evler bombalanıyor.
Belgeselde, Gazzelilerin, sığınak olarak kullandıkları yerleşim yerlerinin kasten yakılmasına ve gıda dağıtımı sırasında öldürülmelerine doğrudan şahitlik eden İsrail ordusu mensupları da yer aldı.
NAZA'da konuşanlardan bir kısmının, gizli istihbarat biriminde çalışıp doğrudan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya bağlı oldukları belirtiliyor.
İngiltere Büyükelçisi Jennifer Elizabeth Anderson, göçten savunmaya, teknolojiden yeşil enerjiye kadar Türkiye ile işbirliğinin genişlediğini belirterek yeni ticaret anlaşması müzakerelerine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a 8 Eylül'de güven mektubu sunarak Ankara'daki görevine başlayan Anderson, Türkiye'deki izlenimlerini, hayatını ve iki ülke ilişkilerini Türkçe olarak AA muhabirine anlattı.
"TÜRKİYE HEP KALBİMDEYDİ"
Yıllar önce İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliğinde misyon şef yardımcılığı görevini yürüten ve bu yıl büyükelçi olarak Ankara'ya dönen Anderson, "Türkiye hep kalbimdeydi. Bu yüzden Türkiye'deki gelişmeleri mümkün olduğunca takip etmeye çalıştım." dedi.
Anderson, Türkiye'den ayrıldıktan sonra konsolosluk ve kriz işleri direktörü olarak çalıştığını, o dönemin çok yoğun olduğunu belirterek, 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye'deki yardım çalışmalarını yönettiğini dile getirdi.
Ankara'daki izlenimlerini anlatan Anderson, Çankaya bölgesinde yer alan konutta yaşadığı için şanslı olduğunu ve bu çevreye, Tunalı Hilmi Caddesi'ne ve Ulus'a çok aşina olduğunu söyledi.
"EN SEVDİĞİM YEMEK KARALAHANA SARMASI"
Türkiye'den ayrılmadan önceki dönemde Türkçe eğitimi aldığını belirten Anderson, bu dönemde Türk gazetelerini okuduğunu ve televizyonlarını izleme fırsatı bulduğunu kaydetti.
Anderson, Ankara'yı çok sevdiğini, burada kendini mutlu hissettiğini dile getirerek, Türkçe deyimlere olan ilgisinden söz etti.
En çok "kuş uçmaz kervan geçmez" ve "aynı tas aynı hamam" deyimlerinin kulağına romantik geldiğini ve eski Osmanlı dönemini yansıttıkları için beğendiğini ifade eden Anderson, öğrenciyken bu ifadeleri sık kullandığını anlattı.
Anderson, Türk mutfağıyla ilgili "inanılmaz" ifadesini kullanarak, sevdiği yemeklerin ona mutlu anlarını hatırlattığını dile getirdi.
Büyükelçi Anderson, "En sevdiğim yemek karalahana sarması çünkü biz ailecek Karadeniz'de bir tatil yapmıştık ve karalahana sarmasını orada yemiştim. Benzer olarak, en lezzetli tatlı olarak katmeri de çocuklarımla Gaziantep'e yaptığım bir seyahatte yemiştim." diye konuştu.
TİCARET HACMİNDE BÜYÜK SIÇRAMA VE YENİ HEDEFLER
İki ülke arasındaki ilişkileri değerlendiren Anderson, "Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler çok güçlü ve giderek daha da güçleniyor." ifadesini kullandı.
Anderson, nisanda Türkiye ve İngiltere arasında "Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi" imzalandığını, temmuzda da Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi'nin imzalanmasıyla ortaklığın daha da derinleştiğini belirtti.
Türkiye-İngiltere arasında yıllar içinde bazı alanlarda yaşanan olumlu gelişmelere değinen Anderson, şunları anlattı:
"Türkiye'ye ilk geldiğimde, ikili ticaret hacmimiz 17 milyar sterlindi ama bu yıl, bu sayı 28,6 milyar sterline ulaşmış durumda. Büyük bir artış katediyoruz. İkinci bir değişim olarak, Britanyalı turistler sayısı konusunda büyük bir artış görebiliriz."
Anderson, 2020'de, Türkiye'ye gelen İngiliz turist sayısının 1,7 milyon olduğunu, bu rakamın bu yıl 4,4 milyona ulaştığını ve büyük artış görüldüğünü kaydetti.
Yeni bir serbest ticaret anlaşması konusunda müzakerelerin devam ettiğine dikkati çeken Anderson, "Göç, savunma, kalkınma, bilim, teknoloji ve inovasyon, yeşil enerjiye geçiş dahil tüm alanlarda işbirliğiniz sürekli derinleşiyor ve genişliyor. Birleşik Krallık büyükelçisi olarak ortaklığımızı ve dostluğumuzu daha da ilerletmeye kararlıyım." dedi.
Anderson, ülkesinin ve Türkiye'nin iki önde gelen NATO müttefiki ülkeler olduğunu anımsatarak, ikili savunma işbirliğinin en önemli alanlarından birinin ekonomik büyümeye katkı sağlayan stratejik alan olduğunu kaydetti.
Büyükelçi, Ankara'da NATO zirvesi sırasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi'nin, ikili savunma sanayi işbirliğini tüm sektörlerde derinleştirme kararlılığını yansıttığını vurguladı.
"BİRLEŞİK KRALLIK, DAHA FAZLA ACI YAŞANIRKEN SESSİZ KALMAYACAK"
İngiltere, Fransa, Norveç ve Kanada dahil 12 ülkenin, 8 Eylül'de işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı aldığını duyurmasına ilişkin konuşan Anderson, "Birleşik Krallık artık yaklaşımını değiştiriyor, Gazze'de ve Batı Şeria'da akıl almaz acılar yaşandı ve bu böyle devam edemez. Birleşik Krallık, daha fazla acı yaşanırken sessiz kalmayacak. İki devletli çözümün eksiksiz şekilde hayata geçirilmesi, Birleşik Krallık hükümetinin temel politikasıdır. Bu konuda, harekete geçmeye karar verdik." dedi.
Anderson, İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın "Filistin'de yaşananlar karşısında şu ana kadar yeterli adımlar atılmadığına" ilişkin sözlerine atıfta bulunarak, "Türk Dışişleri Bakanlığını ve Sekizler Grubu'nun açıklamalarını memnuniyetle karşılıyorum. Dışişleri Bakanlığının da dediği gibi bölgedekilerle birlikte çalışmaya devam etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.
"İngiltere'nin bundan sonra iki devletli çözüm ve işgal altında bulunan Batı Şeria'daki toprakları gasbeden İsrail yerleşimlerini engellemek için daha sıkı ve sert adımlar atacak mı?" sorusuna Anderson, "Evet, bu yeni tedbirler, tam olarak iki devletli çözümü desteklemek ve Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimleri engellemek amacıyla açıklandı. İsrail hükümetini, eylemleriyle değerlendirmeye devam edeceğiz. İsrail'den hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da yeni bir yaklaşım beklediğimiz çok net." yanıtını verdi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) denetçisi, yayımladığı raporda, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın ABD'de mühimmat açığına ve tedarik zincirlerinde "darboğaza" neden olduğunu kaydetti.
NBC News'un haberine göre, Pentagon denetçisi tarafından, "Destansı Öfke Operasyonu (Operation Epic Fury)" adıyla anılan İran savaşına ilişkin rapor yayımlandı.
Raporda, bu kısıtlamaların hafifletilmesi amacıyla tedarik süreçlerinin kolaylaştırılması ve kritik malzemelerin stoklanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
SAVAŞIN MALİYETİ 33,4 MİLYAR DOLAR
Temmuz itibarıyla savaşın maliyetinin 33,4 milyar dolar olduğunun değerlendirildiği raporda, bu rakamın, harcanan mühimmat için 22,3 milyar dolar, ekipman kayıpları için 3,7 milyar dolar ve diğer harcamalar için 7,4 milyar doları kapsadığı, ancak altyapı onarımı masraflarının dahil edilmediği vurgulandı.
Raporda ayrıca Dışişleri Bakanlığının, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere dört ülkede 208 milyon dolardan fazla zarara uğradığına dikkat çekildi.
Bu tutarın 184 milyon dolarını, "diplomatik tesislerde" meydana gelen hasarın oluşturduğu belirtilen raporda, 25 milyon dolarını ise inşaat projelerindeki gecikmelerin oluşturduğu aktarıldı.
ÇOK SAYIDA HAVA ARACI HASAR ALDI VEYA İMHA EDİLDİ
Rapordaki bulgular arasında, İran'ın, Bahreyn'de bulunan ABD Donanmasına ait ana lojistik üssünü İHA ve balistik füzelerle hedef aldığına dair ilk resmi teyitlerden biri de yer aldı.
Otuzun üstünde büyük insansız hava aracının (İHA) imha edildiği kaydedilen raporda, dört F-15E, bir F-35A, bir A-10 Warthog savaş uçaklarının "büyük hasar aldığı" ya da imhaya uğradığı belirtildi.
Raporda ayrıca, on iki KC-135 tipi yakıt ikmal uçağı ile dokuz hava aracının imha edildiği bilgisi paylaşıldı.
Trendyol Süper Lig'de oynanan Gaziantep FK - Fenerbahçe karşılaşmasının ardından sarı-lacivertli futbolcu İsmail Yüksek ile tribündeki bazı taraftarlar arasında sözlü tartışma yaşandı.
<p>Trendyol Süper Lig kapsamında oynanan Gaziantep FK ve Fenerbahçe müsabakasının ardından saha kenarında istenmeyen olaylar meydana geldi.</p>
<p>Karşılaşmanın bitiş düdüğüyle birlikte soyunma odasına yönelen sarı-lacivertli oyuncu İsmail Yüksek, tribünlerdeki bazı taraftarlarla sözlü tartışma yaşadı.</p>
<p>MAÇIN ARDINDAN SİNİRLER GERİLDİ</p>
<p>Müsabakanın sona ermesinin ardından saha kenarından kaydedilen görüntülere göre, formasını çıkarmış halde tünele doğru ilerleyen İsmail Yüksek'in oldukça sinirli olduğu gözlendi. Kendisine yönelik sözlü tepkide bulunan bir taraftara dönerek karşılık veren milli futbolcunun, el kol hareketleriyle diyaloğu sürdürdüğü anlar kameralara yansıdı. Görüntülerde, tribün kenarındaki sivil giyimli bir şahsın da oyuncuya doğru hamle yaparak sözlü atışmaya katıldığı görüldü.</p>
<p>GÜVENLİK VE TEKNİK EKİP MÜDAHALE ETTİ</p>
<p>Olayın fiziki bir boyuta ulaşmasını engellemek isteyen Fenerbahçe teknik heyeti, takım arkadaşları ve stadyum güvenlik görevlileri duruma hızla müdahale etti. Sinirlerine hakim olmakta zorlanan genç orta saha oyuncusunu sakinleştirmeye çalışan görevliler, Yüksek'i kollarından tutarak bölgeden uzaklaştırdı. </p>
CHP'de ilk isim genel başkanlık adaylığını ilan etti. CHP Mersin eski milletvekili Aytuğ Atıcı, genel başkanlık adaylığını açıklamadan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. Görüşmede Kılıçdaroğlu'na aday olacağını ileten Atıcı, ziyaretinin herhangi bir izin ya da destek talebi amacı taşımadığını ifade etti.
ATICI'DAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: ADAY OLMANIZI İSTEMEM...
Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Aytuğ Atıcı, ziyaret amacının "izin almak, icazet almak veya destek istemek" olmadığını vurguladı.
Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin detaylarını paylaşan Atıcı, Genel Başkan'a yönelik şu ifadeleri kullandığını aktardı:
"Aday olmanızı çok istemem. Çünkü çok yıprandınız. 'Partiyi güvenli bir limana getireceğim' dediniz. Bu kişi benim. Beni tarif ettiniz.
Gemiyi teslim edeceğiniz kişilerden birisi benim. Etrafınızdaki birçok insan size 'aday olmak zorundasınız' diyecek.
Ben sizin yerinizde olsam böyle bir şeyi istemem."
KILIÇDAROĞLU: "HAYIRLI OLSUN, PARTİYİ TOPARLAMAMIZ LAZIM"
Aytuğ Atıcı'nın adaylık beyanını dinleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise Atıcı'ya, "Hayırlı olsun. Çalışmak iyidir. Partiyi toparlamamız lazım" yanıtını verdiği öğrenildi. Çok adaylı bir yarışa sahne olması beklenen kurultay öncesinde atılan bu adım, CHP kulislerindeki hareketliliği daha da artırdı.
CHP'DEN TEMYİZ BAŞVURUSUNDAN FERAGAT KARARI
CHP'de kurultay sürecini etkileyebilecek dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Parti yönetimi, devam eden dava kapsamında daha önce yapılan temyiz başvurusundan feragat etme kararı aldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin ilamına yönelik daha önce yapılan temyiz başvurusundan feragat etme kararı aldı. Kararın, partinin olağan kongre takvimi doğrultusunda kurultay sürecinin gecikmeden ve sağlıklı şekilde tamamlanması amacıyla alındığı bildirildi.
CHP tarafından yapılan açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin söz konusu ilamına yönelik daha önce yapılmış olan temyiz başvurusundan feragat edildiği belirtildi. Partinin, 10 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısında açıklanan olağan kongre takvimi doğrultusunda hareket ettiği ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir an önce meşru ve sağlıklı bir kurultay sürecini tamamlamasının hedeflendiği ifade edildi.
"TEMYİZE TARAF OLAN ÖZGÜR ÖZEL VE ARKADAŞLARI İSTİFA ETTİ"
Açıklamada, temyiz sürecinde taraf olan Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP'den istifa ederek yeni bir parti kurmuş olmalarına da dikkat çekildi. Bu durumun, söz konusu kişilerin davadaki taraf olma durumunu ortadan kaldırdığı belirtildi. Ayrıca CHP'nin olağan kurultay takviminin işlemeye başlaması nedeniyle davanın bir an önce karara bağlanması gereğinin ortaya çıktığı kaydedildi.
KURULTAY SÜRECİNİN GECİKMEMESİ İÇİN KARAR ALINDI
CHP açıklamasında, temyiz incelemesinin uzun sürmesinin kurultay sürecini geciktirebileceğinin değerlendirildiği belirtildi. Bu değerlendirme doğrultusunda, CHP adına yapılmış temyiz başvurusundan feragat edilmesine karar verildiği ifade edildi.
<p>CHP'de ilk isim genel başkanlık adaylığını ilan etti. CHP Mersin eski milletvekili Aytuğ Atıcı, genel başkanlık adaylığını açıklamadan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret etti. Görüşmede Kılıçdaroğlu'na aday olacağını ileten Atıcı, ziyaretinin herhangi bir izin ya da destek talebi amacı taşımadığını ifade etti.</p>
<p><strong>ATICI'DAN KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA: ADAY OLMANIZI İSTEMEM...</strong></p>
<p>Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Aytuğ Atıcı, ziyaret amacının "izin almak, icazet almak veya destek istemek" olmadığını vurguladı.</p>
<p>Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin detaylarını paylaşan Atıcı, Genel Başkan'a yönelik şu ifadeleri kullandığını aktardı:</p>
<p>"Aday olmanızı çok istemem. Çünkü çok yıprandınız. 'Partiyi güvenli bir limana getireceğim' dediniz. Bu kişi benim. Beni tarif ettiniz.<br>
Gemiyi teslim edeceğiniz kişilerden birisi benim. Etrafınızdaki birçok insan size 'aday olmak zorundasınız' diyecek.<br>
Ben sizin yerinizde olsam böyle bir şeyi istemem."</p>
<p><strong>KILIÇDAROĞLU: "HAYIRLI OLSUN, PARTİYİ TOPARLAMAMIZ LAZIM"</strong></p>
<p>Aytuğ Atıcı'nın adaylık beyanını dinleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise Atıcı'ya, "Hayırlı olsun. Çalışmak iyidir. Partiyi toparlamamız lazım" yanıtını verdiği öğrenildi. Çok adaylı bir yarışa sahne olması beklenen kurultay öncesinde atılan bu adım, CHP kulislerindeki hareketliliği daha da artırdı.</p>
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği Azerbaycan'da temaslarını sürdürüyor. Bakan Fidan, başkent Bakü'de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada, Azerbaycan-Türkiye kardeşlik ve stratejik müttefiklik ilişkilerinin tüm alanlarda başarıyla geliştiği ifade edildi. İki ülke arasındaki iş birliğinin "tek millet, iki devlet" ilkesi temelinde daha da güçlendiği "memnuniyetle" kaydedildi. Ayrıca, enerji alanındaki iş birliğinin önemine de değinilerek, alternatif enerji alanında uluslararası pazarlara yeni çıkış yolları konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Görüşmede, Türkiye ve Azerbaycan'ın lojistik açıdan önemi ve Avrupa ile Asya arasında önemli bir köprü rolü oynadıkları dile getirildi. Uluslararası kuruluşlar çerçevesinde iki ülkenin faaliyetlerinin koordinasyonunun önemi de belirtildi. Ayrıca, ikili ilişkilerin perspektifleri, bölgesel meseleler ve karşılıklı ilgi alanına giren diğer konularla ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.
Bakan Fidan ayrıca, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile görüştü.
VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor.
“ÜRETİMDE ORTAYA ÇIKAN DEĞERİ KORUMAYI ÖNEMSİYORUZ”
VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi:
“Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.”
Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.”
DÖNÜŞÜM SÜRECİNE UZUN VADELİ DESTEK
Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor.
VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor.
SIFIR ATIK, DAHA AZ KAYNAKLA DAHA FAZLA DEĞER ÜRETMEKTİR
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi.
Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı.
FİNANS SEKTÖRÜNÜN ROLÜ ÇOK KRİTİK
Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti:
“Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.”
DÖNGÜSEL DÖNÜŞÜMÜN FARKLI AŞAMALARINA FİNANSMAN
Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor.
Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor.
Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor.
İsrail ordusu, Hamas ile Ekim 2025'te varılan ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne saldırılarına devam ediyor. Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre İsrail ordusunun saldırıları sonucu son 24 saatte 3 kişi hayatını kaybetti, 27 kişi de yaralandı.
İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesin yürürlüğe girdiği 10 Ekim 2025'ten bu yana hayayını kaybedenlerin sayısı bin 375’e, yaralı sayısı 4 bin 686’ya yükseldi. Böylece İsrail'in Gazze Şeridi’ne 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana sürdürdüğü saldırılarda toplam can kaybı 73 bin 789’a, yaralı sayısı ise 174 bin 798’e ulaştı.
Gümüş, cuma günü yüzde 1,64 değer kazanarak ons başına 64,48 dolara yükseldi ancak bu artış, önceki seansta yaşanan kayıpları tamamen telafi etmeye yetmedi. Değerli metal, haftalık bazda ise yüzde 2,6 geriledi.
Yeni haftaya 63,86 dolar seviyesinden başlayan gümüşün gram fiyatı ise 100,12 TL'den işlem görüyor.
Dalgalanmaya rağmen UBS, gümüş fiyatlarına ilişkin tahminlerini değiştirmedi. Banka, ons başına gümüşün Aralık 2026'da 70 dolara ulaşmasını, Mart ve Haziran 2027'de 75 dolara yükselmesini ve Eylül 2027'de 80 doları görmesini bekliyor.
UBS'nin 70 dolarlık yıl sonu hedefi mevcut seviyenin yüzde 8,6, Eylül 2027 için belirlediği 80 dolarlık hedef ise yüzde 24 üzerinde bulunuyor.
GÜMÜŞTE GÖZLER FED KARARINDA
Piyasalar ise gümüşün kısa vadeli seyri açısından Fed'in 15-16 Eylül toplantısına odaklandı. UBS, Fed'in 25 baz puanlık faiz artışına gitmesini beklerken, kararın kendisinden çok sonrasında verilecek mesajların değerli metaller üzerinde belirleyici olabileceğini düşünüyor.
UBS'ye göre asıl belirleyici unsur, piyasaların Fed'in kararını ve basın toplantısındaki mesajları şahin veya güvercin olarak yorumlaması olacak.
Banka ayrıca temel senaryosunda dolara geniş çaplı destek sağlayacak kadar şahin bir faiz artırımı beklemediğini belirtti. Doların belirgin şekilde güçlenmemesi, gümüş fiyatlarının yeniden toparlanmasını destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
<p>Gümüş, cuma günü yüzde 1,64 değer kazanarak ons başına 64,48 dolara yükseldi ancak bu artış, önceki seansta yaşanan kayıpları tamamen telafi etmeye yetmedi. Değerli metal, haftalık bazda ise yüzde 2,6 geriledi.</p>
<p>Yeni haftaya 63,86 dolar seviyesinden başlayan gümüşün gram fiyatı ise 100,12 TL'den işlem görüyor.</p>
<p>Dalgalanmaya rağmen UBS, gümüş fiyatlarına ilişkin tahminlerini değiştirmedi. Banka, ons başına gümüşün Aralık 2026'da 70 dolara ulaşmasını, Mart ve Haziran 2027'de 75 dolara yükselmesini ve Eylül 2027'de 80 doları görmesini bekliyor.</p>
<p>UBS'nin 70 dolarlık yıl sonu hedefi mevcut seviyenin yüzde 8,6, Eylül 2027 için belirlediği 80 dolarlık hedef ise yüzde 24 üzerinde bulunuyor.</p>
<p>GÜMÜŞTE GÖZLER FED KARARINDA</p>
<p>Piyasalar ise gümüşün kısa vadeli seyri açısından Fed'in 15-16 Eylül toplantısına odaklandı. UBS, Fed'in 25 baz puanlık faiz artışına gitmesini beklerken, kararın kendisinden çok sonrasında verilecek mesajların değerli metaller üzerinde belirleyici olabileceğini düşünüyor.</p>
<p>UBS'ye göre asıl belirleyici unsur, piyasaların Fed'in kararını ve basın toplantısındaki mesajları şahin veya güvercin olarak yorumlaması olacak.</p>
<p>Banka ayrıca temel senaryosunda dolara geniş çaplı destek sağlayacak kadar şahin bir faiz artırımı beklemediğini belirtti. Doların belirgin şekilde güçlenmemesi, gümüş fiyatlarının yeniden toparlanmasını destekleyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.</p>
Apple'ın dizi, film ve belgesel içeriklerini sunduğu Apple TV, Türkiye'deki kullanıcılarla buluşmaya hazırlanıyor. Şirketin açıkladığı yeni abonelik modeline göre Apple TV ve Apple Arcade, mevcut iCloud+ paketlerinin kapsamına alınacak.
Yeni sistemde kullanıcıların Apple TV için ayrıca ödeme yapmasına gerek kalmayacak. Apple'ın açıklamasına göre her iki servis de mevcut iCloud+ paketlerinin içine dahil edilecek ve geçiş Eylül ayının sonuna kadar tamamlanacak.
APPLE TV İÇİN AYRI ABONELİK OLMAYACAK
Yeni abonelik düzenlemesiyle Apple TV ve Apple Arcade, Türkiye'de iCloud+ paketlerinin kapsamına dahil edilecek. Bu nedenle iki servis için ayrı bir abonelik ücreti uygulanmayacak. iCloud+ aboneleri, kullandıkları paket üzerinden her iki hizmete de erişebilecek.
Böylece iCloud+ paketleri, mevcut bulut depolama ve gizlilik özelliklerinin yanı sıra Apple TV ve Apple Arcade hizmetlerini de kapsayacak.
Aile İçi Paylaşım özelliği kapsamında iCloud+ aboneliği aile grubundaki diğer kullanıcılarla paylaşılabilecek. Apple TV ve Apple Arcade erişimi de aynı kapsamda sunulacak.
APPLE TV TÜRKİYE FİYATI NE KADAR?
Apple TV için Türkiye'de bağımsız bir aylık üyelik fiyatı belirlenmedi. Platforma erişmek isteyen kullanıcıların iCloud+ paketlerinden birine sahip olması yeterli olacak.
Türkiye'de güncel iCloud+ fiyatları şöyle:
50 GB iCloud+: 49,99 TL/ay
200 GB iCloud+: 169,99 TL/ay
2 TB iCloud+: 549,99 TL/ay
Daha fazla depolama alanı isteyen kullanıcılar için 6 TB ve 12 TB seçenekleri de bulunuyor. Apple'ın resmi fiyatlandırmasına göre 6 TB paket aylık 1.699,99 TL, 12 TB paket ise aylık 3.399,99 TL olarak sunuluyor.
APPLE ARCADE DE PAKETE DAHİL
iCloud+ abonelerine sunulacak yenilik yalnızca Apple TV ile sınırlı değil. Apple Arcade de aynı aboneliğin içine dahil edilecek. Böylece kullanıcılar 200'den fazla oyunun yer aldığı kataloğa ek bir ücret ödemeden erişebilecek.
Apple'ın açıklamasına göre genişletilmiş iCloud+ paketi Türkiye'de Eylül ayının sonuna kadar kullanıma sunulacak. Mevcut iCloud+ abonelerinin de yeni servislerden paketleri kapsamında yararlanması planlanıyor.
Kur’an’ı tozlu raflardan indirerek insanların gündemine taşımayı, öncü şahsiyetleri yeni nesillere tanıtmayı, Anadolu’nun yoksul ve zeki çocuklarına el uzatmayı, iyiliği çoğaltmayı ve büyük bir camianın yükünü taşımayı kendisine vazife edinmiş dava delisi de Kemal Kelleci göçünü topladı.
Kendisini yakından tanıyan çok sayıda insandan hayatını ve hatıralarını dinledim. Romanlara sığmayacak, film gibi bir hayat yaşamış merhum. Vefat haberini paylaştığım, çoğu okur yazar olan dostlarımızın adını ilk defa duyduklarını söylemelerine çok üzüldüm.
Dijital mecraları taradığımda böyle bir değere dair üretilmiş herhangi bir içeriğin olmaması beni daha da derinden üzdü.
Örnek ve öncü hayatını filme çekmemiz gereken birinin kısa bir belgeselini bile yapamamışız.
Kıymetlilerimizi tanımamak ve tanıtamamak gibi bir kusurumuz var. Hiç sevmediğim kıyaslamayı, istemeden de olsa yine yapmak durumundayım. Böyle bir adam solda olsa onlarca eser, onlarca içerik üretilirdi. Bu da bizim ayıbımız.
Bizim gibi bu hususlarda dertlenenlerin imkânları yok; imkânı olanların da ne yazık ki böyle dertleri yok.
İlkokul çocuklarının bile sayısız videosunun olduğu YouTube mecrasında Kelleci gibi gençlere rol model olarak sunacağımız bir kahramanın tek bir görüntüsünün, konuşmasının olmamasının izahı mümkün değil.
Merhuma dair elimizdeki tek kaynak, değerli mahdumunun derlediği Kapıdaki Yabancı isimli eser. İyi ki o var. O da olmasa o güzelim şahitlikler kaybolup gidecekti.
Kitabı okuyanlar efsane bir hayatı olduğunu hemen görür. Daha çok Kuran çalışmalarıyla ve vakıf adamlıyla bilinse de entelektüel yönü de güçlüdür. Kültür savaşının farkındadır.
Bu sebeple ellerine meal ve tefsir tutuşturduğu gençlere Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Erol Güngör, Ali Fuat Başgil, Osman Turan gibi fikir öncülerini de mütemadiyen anlatır.
İz bırakan soylu ruhların unutulmasına gönlü el vermez. Bu şahsiyetleri tanıyan gençlerin ufkunun açılacağına, onların uzun maraton koşucuları hâline geleceğine inanır.
Ona göre Anadolu’yu dolaşmak, konferanslar vermek ve halkımızı uyandırmak gerekir. Konferansları uyanış için önemli bir imkân olarak gördüğü için sayısız program organize der. Sözüne kıymet verdiği isimlere konferanslar verdirir.
Bu hususta kıstası bellidir: Konuşmacılar iyi hatip olmalıdır. Dinleyicileri sıkmamalı ve uyutmamalıdır.
Edebiyatın önemine inanan Kelleci; Mehmet Âkif, Sezai Karakoç, Necip Fazıl, Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt gibi edebiyatçıların İslamiyet’i sanat yoluyla vaizlerden daha etkili anlattığına inanmaktadır.
Eli kalem tutan çok sayıda insanla yakın dostluklar kurar. Bu yazıda o dostluklardan bazılarına kısaca değinmek istiyorum.
SEZAİ KARAKOÇ ARAPÇA BİLİYOR MU?
Kemal Kelleci’nin hayatını etkileyen isimlerin başında Sezai Karakoç gelir.
1972 yılında Ankara Arı Sineması’nda İnci Çayırlı ve Münir Nurettin Selçuk konserinde tanışırlar. Kelleci, Karakoç’u İslam’ı en iyi bilen ve anlatan isimlerden biri olarak görür. Üstadın olgun ve mütevazı tavrından derinden etkilenir ve bir daha bağlarını koparmaz.
Kelleci, Sezai Karakoç’un eserlerini herkesin okuması için gayret gösterir. Onun İslam’a büyük hizmetinin olduğunu ve mutlaka okunması gerektiğini insanlara ısrarla anlatır.
“Sezai Karakoç Arapça biliyor mu?” şeklinde tuhaf sorularla karşılaşır. Bu yaklaşımın altında, “Arapça bilmiyorsa ilmine değer vermeye gerek yoktur.” anlayışının yattığını bilir. Fakat Kelleci bu anlamsız tepkilere aldırmaz.
Diriliş mimarını öne çıkarmaya, gençlere tanıtmaya, hatta Mona Rosa başta olmak üzere şiirlerini ezberlemeye ve ezberletmeye çalışır.
Çevresinden zaman zaman, “Meal yerine şiir mi okuyacağız?” şeklinde tepkiler alır.
Kemal Kelleci, büyük tarihçimiz Osman Turan ile Sezai Karakoç’u tanıştıran kişidir. Sezai Karakoç’un İslam’ın Dirilişi kitabının toplatılıp mahkemeye verilmesi üzerine Osman Turan, Karakoç’u destekleyen iki esaslı yazı kaleme alır.
Bu yazıların yazılmasında etkisi vardır.
Kelleci, kendi hayatındaki fikrî yürüyüşü anlatırken Büyük Doğu’dan Diriliş’e, Diriliş’ten Kur’an’ı anlama çabasına geçişinde Sezai Karakoç’un bir köprü vazifesi gördüğünü söyler.
ANLAŞILMAYAN ADAM: NURETTİN TOPÇU
Kelleci’nin “anlaşılmayan adam” olarak gördüğü Nurettin Topçu hakkındaki tespitleri de dikkat çekicidir.
Topçu’yu sevenlerin ona yeterince sahip çıkmadığını düşünür. Yanında öncü insanların bulunmaması sebebiyle düşüncesinin kaliteli bir çevreye ulaşamadığını ileri sürer.
Kaliteli ve çileli bir ilim adamı olarak gördüğü Topçu’nun, kendisini anlamayanların elinde oyuncak olduğu eleştirisini yapar.
Özellikle Yarınki Türkiye kitabını çok önemser ve başucu kitapları arasında sayar. Diğer fikir öncüleri gibi Nurettin Bey’e de konferans verdirmiştir.
SOYU TÜKENEN ÖRNEK İNSANLARDAN BİRİ
Kemal Kelleci ile Nuri Pakdil arasındaki sevgi de derindir.
Pakdil, Kelleci’yi bir imam hatip dostu olarak görür; bu okullarla ilgili güzel gelişmeleri yakından takip ettiğini söyler. Paraya önem vermeyen, cömert bir insan olarak tanıdığı Kelleci’yi, Sezai Karakoç gibi bozulmadan kalmayı başaran nadir insanlardan biri olarak değerlendirir.
Kelleci de Pakdil’e büyük sevgi besler.
Pakdil’in Kelleci hakkında yaptığı en çarpıcı değerlendirmelerden biri, onu “soyu tükenen örnek insanlardan biri” olarak nitelemesidir. Kelleci’nin politik bilinçle dolu oluşundan, özellikle 1923’ten beri yaşanan süreci eleştirel düşünce bağlamında sorgulayıp değerlendirmesinden övgüyle söz eder. Kelleci’nin hayatının gerçek bir roman konusu olduğunun da altını çizer.
Pakdil’le ilgili en ilginç hatıralardan biri ise Necmettin Erbakan’ın Konya’dan 68 bin oyla bağımsız milletvekili seçilmesinin ardından yaşanır. Hocayı Ankara’ya getiren konvoyun içinde Kelleci, Nuri Pakdil’le birlikte yer alır.
AKİF İNAN İLE MUHABBETİ
Yakın dostlarından biri de edebiyat ve mücadele tarihimizin öncü isimlerinden Akif İnan’dır.
Kelleci, Akif İnan’ın Taşıt-İş Sendikası’na girmesine vesile olur. Emin Bilgiç’in kardeşi Sadettin Bilgiç bakan olduğunda Bilgiçlere İnan için ricacı olur.
Aralarındaki bağ çok güçlüdür. Akif İnan’ın bir konferansı esnasında, “Yeteri kadar hazırlanmamışsın, bir daha çalış da gel. Hatta iyi hazırlanıp bize Sezai Karakoç’u anlat.” der.
Kudüs şairi, samimiyetinden şüphesi olmayan dostunun kalabalık içerisindeki bu uyarısından alınmaz ve gülerek, “Tamam abi, öyle yapalım.” der.
Akif İnan da çok sevdiği dostu Kemal Kelleci’nin gece gündüz demeden dava uğruna yollarda, evinden uzakta olmasını şu latifeyle özetler:
“Kemal Kelleci eve bir akşam erken gittiğinde çocuklar, ‘Anne, bu adam kim?’ diye sormuşlar.”
Bu latife aslında bir hakikatin dillendirilmesidir. Mehmet Ali Kelleci’nin, babası hakkında hazırladığı kitabın adını Kapıdaki Yabancı koymasının nedeni de budur.
FETHİ GEMUHLUOĞLU’NUN DOST KAPISI
Kemal Kelleci’nin hürmet edip saygı duyduğu diğer bir isim de Fethi Gemuhluoğlu’dur.
Anadolu’nun yoksul ve zeki çocuklarına burs ararken çaldığı bazı kapılar hiç açılmaz. Bazıları ise sonuna kadar açıktır. O açık kapıların başında Fethi Gemuhluoğlu’nun kapısı gelir.
Kelleci bu kapıdan hiçbir zaman boş dönmez.
İstanbul’da kendisini ziyaret eder. Burs verdiği öğrencilere “koç” diyen Kelleci, Gemuhluoğlu’na, “Ağabey, sizin koçlarla bizim koçları bir gün tokuşturalım.” diye latife yapar.
Fethi Gemuhluoğlu’nun erken yaşta vefatına büyük üzüntü duyar. “Dostluğunun tadı damağımızda kaldı.” der. Ardından da, “Şimdi Fethi ağabey gibi insanlar pek kalmadı.” diyerek üzüntüsünü dile getirir.
Gemuhluoğlu, milliyetçi kimliğiyle bilinen Orhan Türkdoğan’ı arayarak Atalay’a referans olur ve gereğinin yapılmasını ister. Türkdoğan, Gemuhluoğlu’nu kırmaz.
Hocanın kendisini dünya görüşünden dolayı kabul etmeyeceğini düşünen Atalay bile bu sonuca şaşırır. Hatta o kadar ümitsizdir ki Kelleci’nin ısrarıyla Erzurum’a gider.
KEMAL KELLECİ VAKFI
Cimrileri hiç sevmeyen Kemal Kelleci, vakıf kurmak istemiş ama imkânlar el vermemiş. Bu, içinde bir ukde olarak kalmış. Keşke hamiyetperver insanlar onun adına vakıf kurup Anadolu’nun garip evlatlarına burs vermeyi sürdürse.
Anadolu’nun garip ve zeki evlatlarına burs bulmak için kapı kapı dolaşan, onlara kefil olup maaşına haciz gelen bu güzel adama ancak böyle vefamızı göstermiş oluruz.
Soykırımcı bebek katili İsrail ile ilişkilerini her geçen gün güçlendiren Yunanistan, Türkiye ile ilişkileri yumuşatmadığı için Yunan medyasının alay konusu oldu. Geopolitico’da yayınlanan bir analiz, Atina'nın izlediği pasif politikaların Ankara'nın elini güçlendirdiğini savunurken, Kıbrıs'ı Yunanistan'ın en zayıf noktası olarak tanımlayarak “Aşil’in topuğu”na benzetti. Bu benzetme ile olası bir savaş senaryosunun Atina’nın sonunu getireceğini yazdı.
12 MİL DİRETMESİ TÜRKİYE'NİN ELİNİ GÜÇLENDİRDİ
Yunanistan merkezli Georpolitico haber sitesinde “Kıbrıs'a saldırı olursa, bu otomatik olarak Yunanistan için de savaş anlamına gelir” başlığıyla yayınlanan analizde, Atina hükümetinin son dönemde yürüttüğü dış politika stratejisi yerden yere vuruldu. Yunan hükümetin Türkiye'ye karşı takındığı tavrın Ankara'nın bölgesel gücünü pekiştirmekten başka bir işe yaramadığı vurgulandı. Analizde dikkat çeken bir detay ise Yunan hükümetinin aldığı kararların Türkiye’nin uluslararası arenada elinin güçlendirdiğini şu sözlerle ifade etti:
“Sakin sular politikası başarısız oldu ve fırtınalara yol açtı. Ankara'nın hem Ege Denizi'nde hem de Kıbrıs'ta hak iddialarını güçlendirdi. Yunanistan'ın karasularının 12 deniz miline kadar genişletilmesi ve Türkiye'nin savaş nedenini yerleştirdi” ifadelerine yer verdi.
ATİNA’NIN SONU OLACAK TOPRAKLAR: KIBRIS
Atina yönetimine yönelik çok net ve sert uyarılara yer verilen değerlendirmede, “Aşil’in topuğu her zaman Kıbrıs’tır” denilerek, Yunanistan'ın Türkiye ile Kıbrıs adası üzerinde karşı karşıya gelmesinin Yunanistan’ın sonu olacağı yunan mitolojisi üzerinden bir örnekle vurgulandı.
Yunan mitolojisinde, bebekken annesi tarafından ölümsüzlük nehrine batırılan Aşil’in, topuğundan tutulduğu için suya değmeyen bu tek noktası büyülü korumanın dışında kalmıştı. Aşil bu yüzden sadece topuğundan ölüyor.
Yazıda bu mitolojik hikaye üzerinden Kıbrıs'ın da Yunanistan için benzer bir ölümcül zayıflık taşıdığına dikkat çekildi. Kıbrıs’ta on binlerce askeri bulunan Türkiye’nin üstünlüğü karşısında Kıbrıs üzerinden bir çatışmaya girmenin Atina için intiharla eşdeğer olduğu mesajı verildi.
Mutfakların vazgeçilmez ürünlerinden biri olan yumurtayı satın alırken yalnızca paketin dış görünümüne bakmak yeterli olmayabilir. Sağlam görünen bir kolinin içerisinde fark edilmesi zor çatlak, kırık ya da hasarlı yumurtalar bulunabilir. Bu nedenle alışveriş sırasında ambalajın içini mutlaka dikkatlice kontrol etmek gerekir.
YUMURTADA BU İŞARETİ GÖRÜRSENİZ SAKIN ALMAYIN! HEMEN YENİSİYLE DEĞİŞTİRİN
Özellikle yumurtalardan birinin kartona yapışmış olması göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. Yumurta dışarıdan sağlam görünse dahi kabuğunda gözle fark edilmeyen küçük bir çatlak bulunabilir. Çatlak bölümden sızan yumurta akı veya sarısı kartona ulaşarak yumurtanın yuvasına yapışmasına neden olabilir. Bu nedenle kolideki yumurtaların yuvalarında rahatça hareket edip etmediğine bakılmalıdır.
Kontrol sırasında yalnızca yapışmış yumurtalara odaklanmak da yeterli değildir. Kolinin tabanında ya da yumurtaların çevresinde görülen nem, ıslaklık ve lekeler de dikkatle incelenmelidir. Ambalajdaki bu tür izler, yumurtalardan birinin kırılmış veya çatlamış olabileceğine işaret edebilir.
Yumurta kabuğu, mikroorganizmaların iç kısma ulaşmasını engelleyen doğal bir bariyer görevi görür. Ancak kabuğun çatlamasıyla birlikte bu koruyucu yapı zarar görebilir. Böyle bir durumda Salmonella gibi gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilen bakterilerin yumurtaya ulaşma riski artabilir.
Üstelik hasarlı bir yumurtadan sızan sıvı yalnızca ambalajın kirlenmesine neden olmaz. Alışveriş sırasında ellere veya poşetlere bulaşabileceği gibi mutfak tezgâhı, buzdolabı ve diğer gıda yüzeylerine temas ederek çapraz bulaşma riskini de artırabilir.
Bu nedenle yumurta satın alırken koliyi açıp yumurtaların durumunu kontrol etmek önemlidir. Yumurtaların yuvalarında serbestçe hareket ettiğinden emin olun, ambalajda ıslaklık veya sızıntı olup olmadığına bakın ve kabuklarında çatlak bulunan ürünleri satın almayın.
Son olarak ürünün son tüketim tarihini ve uygun saklama koşullarını kontrol ederek hasarlı veya şüpheli görünen paketlerden uzak durmak, gıda güvenliği açısından daha doğru bir tercih olacaktır.
Muğla'nın Menteşe ilçesinde altokümülüs (bir bulut türü), tarihi kent dokusuyla bütünleşerek güzel görüntüler oluşturdu.
İlçede gökyüzünü kaplayan orta yükseklikteki altokümülüs, dalgalı ve pullu yapısıyla dikkati çekti.
Tarihi Muğla evleri, kentin simgelerinden Muğla bacaları ve Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı'nın arka planında görülen bulutlar, kentte kartpostallık manzaralar oluşturdu.
Doğa olayını ilgiyle izleyen ilçe sakinleri ve fotoğraf tutkunları, görüntüleri cep telefonlarıyla kaydetti.
<p>ABD'nin Utah eyaletinde bir helikopterin kontrolü kaybederek piste çakıldığı dehşet dolu anlar saniye saniye güvenlik kameralarına yansıdı. Bell 206 tipi helikopterin taksi yoluna sert bir şekilde çarptığı ve çarpmanın etkisiyle parçalandığı görüldü.</p>
<p>Görüntülerde, havada dengesini kaybeden helikopterin yere çarptıktan sonra sekerek kuyruk kısmını ve ana pervanesini kaybettiği, ardından metrelerce sürüklenerek kullanılamaz hale geldiği yer aldı.</p>
<p>Kazaya ilişkin inceleme başlatan Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB), kaza kırım raporunu açıkladı. Yapılan incelemelerde herhangi bir mekanik arızaya rastlanmadığı belirtilirken, kazanın uçuş eğitmeninin havada sabit duruş (hover) esnasında motor devir regülatörünü (governor) ayarlamaya çalışması sırasında meydana geldiği tespit edildi.</p>
<p>Feci kazada helikopterde bulunan iki kişinin mucizevi bir şekilde olayı sadece hafif yaralarla atlattığı bildirildi.</p>
Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Vodafone Vakfı, genç nesilleri dijital geleceğe hazırlamaya devam ediyor. Vakıf, “Dijital Dostum” adıyla yeni bir dijital eğitim projesi başlattı.
Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliğiyle hayata geçirilen yeni proje kapsamında 8-9 yaş ilkokul ve 10-14 yaş arası ortaokul öğrencilerinin dijital teknolojileri daha güvenli, bilinçli ve dengeli bir şekilde kullanmalarını desteklemek amacıyla eğitimler verilecek. Projenin okul uygulamaları, gerekli eğitimlerden geçen Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecek. Bu gençler, çocuklarla etkileşimli atölyeler gerçekleştirerek proje içeriklerinin çocuklara ulaştırılmasında aktif rol üstlenecek. Dijital Dostum projesinin ilk yılında 7 ilde 5 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
Proje, Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, TOG Genel Müdürü Seçkin Karataş ve Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’un katılımıyla düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.
HER 4 ÇOCUK VE GENÇTEN SADECE 1’İNİN DİJİTAL YAŞAM KALİTESİ DURUMU İYİ
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, şunları söyledi:
“Araştırmalar günümüzde çocuk ve gençlerin benzeri görülmemiş bir bağlantı çağında büyüdüğünü ama aynı zamanda benzeri görülmemiş dijital risk ve etkilerle karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Global Vodafone Vakfı’nın Save The Children işbirliği ile 9 Avrupa ülkesinde yaptığı araştırmaya göre her 4 çocuk ve gençten sadece biri dijital yaşam kalitesini iyi olarak değerlendirirken, her 4 çocuktan 3’ü uyku bozuklukları, yüksek stres seviyeleri veya çevrim içi ve çevrim dışı yaşamları arasında denge kurma zorluklarıyla mücadele ediyor. Dijital okur-yazarlığı güçlendirmek ve dijital dengeyi kolaylaştıracak kalıcı önlemler almak, dijital yaşam kalitesini artırmak açısından önem taşıyor. Bu konuda alınabilecek önlemlerden biri de dijital yaşam kalitesinin eğitime entegre edilmesi.
Dijital Dostum projesini Vodafone Grup Vakfı’nın SkillsuploadJr. programı kapsamında tam da bu noktadan hareketle hayata geçirdik. Projemizin temel hedefleri arasında çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri riskleri erken yaşta tanımaları, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmayı öğrenmeleri, kişisel sınırlarını ve başkalarının haklarını gözetmeleri ve teknolojinin günlük yaşamları üzerindeki etkisini sağlıklı şekilde yönetebilmeleri yer alıyor. Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecek etkileşimli okul uygulamalarıyla çocukların yalnızca bilgi edinmelerini değil; düşünmelerini, deneyimlemelerini, soru sormalarını ve günlük yaşamlarında kullanabilecekleri güvenli dijital davranışlar geliştirmelerini amaçlıyoruz. Hedefimiz, bir yılda 5 bin öğrenciye ulaşmak. Bu anlamlı projede bizimle el ele veren Toplum Gönüllüleri Vakfı’na ve proje elçimiz Prof. Dr. Yavuz Samur’a teşekkür ederiz.”
Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Seçkin Karataş, şöyle konuştu:
“Çocukların dijital dünyada güvenli, bilinçli ve dengeli bir ilişki kurabilmeleri için bilgi kadar, bu bilgiyi günlük yaşamlarında kullanabilecekleri becerileri geliştirmeleri de önemli. Dijital Dostum projesinde çocukların aktif katılımını esas alan, onların kendi deneyimleri üzerinden düşünmelerine ve soru sormalarına alan açan bir öğrenme yaklaşımı benimsiyoruz. Bu yaklaşımın önemli bir parçasını ise Toplum Gönüllüsü gençler oluşturuyor. Gerekli eğitimlerden geçen gençlerimiz, okul uygulamalarında çocukların öğrenme süreçlerine kolaylaştırıcı olarak eşlik edecek ve akran öğrenmesini destekleyecek. Böylece çocukların dijital dünyada daha güvenli ve bilinçli davranışlar geliştirmelerine katkı sunarken, gençlerimizin de toplumsal fayda üretme ve kolaylaştırıcılık becerilerini güçlendirmelerini sağlayacağız. Projenin farklı şehir ve okullarda uygulanabilecek, sahadan elde edilen deneyimlerle gelişebilecek ve gençlerin aktif katkısıyla sürdürülebilecek bir model oluşturmasını hedefliyoruz.”
Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur ise şunları kaydetti:
“Çocuklarımız dikkat ekonomisinin kurallarıyla işleyen devasa bir dijital evrenin merkezinde büyüyorlar. Dijital platformların mimarisi, kullanıcıyı ekranda daha uzun süre tutmak üzerine kurgulanmış durumda. Çocuklarımızın bu dijital kurgular karşısında savunmasız kalmaması için onlara dijital yaşam kalitesi kavramını, dijital okuryazarlığı ve bilinçli tüketim alışkanlıklarını çok erken yaşlardan itibaren kazandırmalıyız. Çocuklarımıza yalnızca neyi yapmamaları gerektiğini dikte etmek yerine teknolojiyi nasıl bilinçli, dengeli ve kendi kişisel sınırlarını koruyarak kullanabileceklerini deneyimleterek göstermeliyiz. Dijital Dostum projesi tam da bu hayati pedagojik ihtiyaca cevap veren, çocukların dijital dünyadaki varoluşlarını oyun temelli öğrenme yaklaşımları, etkileşimli senaryolar ve akran dayanışması ile güçlendirmeyi hedefleyen vizyoner bir adım. Bu proje sayesinde çocuklar karşılarına çıkan şüpheli bir içeriği eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi, siber zorbalıkla başa çıkma stratejilerini ve ekran karşısında geçirdikleri süre ile fiziksel dünyadaki sorumlulukları arasında o hassas dengeyi kurmayı öğrenecekler. Eğitimlerin didaktik bir formattan ziyade aktif katılıma dayalı olması, çocukların dijital ayak izlerinin farkına varmalarını ve siber dünyada karşılaştıkları riskleri kendi iradeleriyle yönetebilmelerini sağlayacak.”
ÇOCUKLARIN DİJİTAL YOLCULUKLARINA EŞLİK EDİLECEK
Dijital Dostum projesiyle çocukların dijital dünyada kendilerini koruyabilecekleri, doğru kararlar verebilecekleri ve teknolojiyi hayatlarının dengeli bir parçası haline getirebilecekleri becerileri geliştirmeleri hedefleniyor. Bu kapsamda, dijital ortamda karşılaşabilecekleri riskleri tanımaları; kişisel bilgilerinin ve mahremiyetlerinin nasıl korunacağını öğrenmeleri; dijital ortamda kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını gözetmeleri; siber zorbalık gibi riskli davranışları fark etmeleri; şüpheli içerik, mesaj ve bağlantılar karşısında güvenli davranışlar geliştirmeleri; dijital içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmeleri; ekran kullanımı ile uyku, hareket, sorumluluklar ve sosyal yaşam arasında denge kurmaları ve ihtiyaç duyduklarında güvenilir yetişkinlerden destek istemeleri konularında çocuklar desteklenecek.
EĞİTİMLER 6 SAATLİK 3 MODÜLDEN OLUŞACAK
İlkokul ve ortaokul öğrencileri için uygulanacak programların her biri toplam 6 saatlik 3 modülden oluşacak. İlkokul programı için belirlenen modüller “Dijital Sınırlarım ve Paylaşımlarım”, “Dijital Dengem ve Güvenli Seçimlerim”, “Güvendeyim, Yardım İsteyebilirim” başlıklarından; ortaokul programı için belirlenen modüller ise “Dijital Kimliğim ve Mahremiyetim”, “Dijital Haklarım ve Siber Zorbalık” ve “Dijital Dünyada Güvenli ve Bilinçli Seçimler” başlıklarından oluşacak. Tüm uygulamalar, okullarda yüz yüze ve etkileşimli atölyeler şeklinde gerçekleştirilecek. Çocukların yalnızca dinlediği bir eğitim modeli yerine aktif olarak katıldığı, düşündüğü, soru sorduğu ve kendi deneyimlerinden yola çıktığı bir öğrenme yaklaşımı benimsenecek. Atölyelerde oyunlaştırma, grup çalışmaları, senaryo tartışmaları, rol oynama, uygulama temelli etkinlikler kullanılacak.
105 TOPLUM GÖNÜLLÜSÜ GÖREV ALACAK
Proje kapsamında Bitlis, İzmir, Ankara, Hatay, İstanbul, Samsun ve Diyarbakır’da 105 Toplum Gönüllüsü gencin katkısıyla gerçekleştirilecek ilkokul ve ortaokul uygulamalarıyla ise 5 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor. Toplum Gönüllüsü gençlerin kolaylaştırıcılığında yürütülecek akran öğrenmesi yaklaşımı sayesinde farklı şehir ve okullarda uygulanabilecek, yaygınlaştırılabilir ve sürdürülebilir bir yapı sunmaktadır.
Ergenekon soruşturmasında tutuklu bulunduğu sırada, 2011 yılında Silivri'deki cezaevinde yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. 15 yıl sonra başlatılan soruşturma derinleşirken Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Kurtlar Vadisi Pusu dizisindeki "Kazım Kaşifoğlu" karakterini mercek altına aldı.
Dizinin 10 Kasım 2011 tarihinde yayımlanan 136. bölümünde hücrede tutulan Kaşifoğlu karakterinin ölümle tehdit edildiği aktarılırken bu bölümden 3 gün sonra Kozinoğlu kaldığı Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmişti.
Kozinoğlu'nun ölümünden sonra yayınlanan bölümde ise "Kazım Kaşifoğlu" karakteri cezaevinde damarına hava enjekte edilerek öldürülüyor ve dizide bu ölüm kalp krizi olarak anlatılıyor.
RASİM OZAN KÜTAHYALI İFADEYE ÇAĞIRILDI
Soruşturmada yeni gelişme yaşandı. Sosyal medyadaki videoları ve yazıları nedeniyle gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı ifadeye çağırıldı.
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kütahyalı "'Bilgi sahibi' sıfatıyla tüm bildiklerimi ve tanıklıklarımı anlatmak için şu an Silivri Adliyesi’ndeyim." diyerek ifade vereceğini duyurdu.
Kütahyalı, "Bu soruşturmayı yürüten Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekili Ebubekir Efe Bey’e, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü, Kurtlar Vadisi ve Kurtlar Vadisi Pusu sürecinde şahit olduğum tüm hadiseleri detaylı olarak anlatacağım." dedi.
BAŞSAVCILIK'TAN YALANLAMA
Başsavcılık Kütahyalı'yı yalanladı. Yapılan açıklamada, herhangi bir ifade alma işlemi uygulanmadığı bildirildi.
<p>Ergenekon soruşturmasında tutuklu bulunduğu sırada, 2011 yılında Silivri'deki cezaevinde yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma sürüyor. 15 yıl sonra başlatılan soruşturma derinleşirken Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, Kurtlar Vadisi Pusu dizisindeki "Kazım Kaşifoğlu" karakterini mercek altına aldı.</p>
<p>Dizinin 10 Kasım 2011 tarihinde yayımlanan 136. bölümünde hücrede tutulan Kaşifoğlu karakterinin ölümle tehdit edildiği aktarılırken bu bölümden 3 gün sonra Kozinoğlu kaldığı Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmişti.</p>
<p>Kozinoğlu'nun ölümünden sonra yayınlanan bölümde ise "Kazım Kaşifoğlu" karakteri cezaevinde damarına hava enjekte edilerek öldürülüyor ve dizide bu ölüm kalp krizi olarak anlatılıyor.</p>
<p>RASİM OZAN KÜTAHYALI İFADEYE ÇAĞIRILDI</p>
<p>Soruşturmada yeni gelişme yaşandı. Sosyal medyadaki videoları ve yazıları nedeniyle gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı ifadeye çağırıldı.</p>
<p>Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kütahyalı "'Bilgi sahibi' sıfatıyla tüm bildiklerimi ve tanıklıklarımı anlatmak için şu an Silivri Adliyesi’ndeyim." diyerek ifade vereceğini duyurdu.</p>
<p>Kütahyalı, "Bu soruşturmayı yürüten Silivri Cumhuriyet Başsavcıvekili Ebubekir Efe Bey’e, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümü, Kurtlar Vadisi ve Kurtlar Vadisi Pusu sürecinde şahit olduğum tüm hadiseleri detaylı olarak anlatacağım." dedi.</p>
<p>Olay, kentin doğu bölgesinde yer alan Guaianases'teki Estrada de Poá üzerinde meydana geldi. Görüntülere de yansıyan kaza anında kaldırımda yürüyen iki kişinin üzerine binadan kopan balkonun düştüğü anlar kaydedildi.</p>
<p>Beton yığınının altında kalan 74 yaşındaki adamın olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirildi. Çökme esnasında yaşlı adamın hemen yanında bulunan kadın ise feci olaydan yara almadan kurtuldu. Olayın ardından bölgeye sevk edilen ekiplerin, binanın durumu ve çökmenin nedenine ilişkin inceleme başlattığı öğrenildi.</p>
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda şu ifadelere yer verdi:
"Can Azerbaycan'ın başkenti Bakü'nün düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümünü yürekten kutluyorum. Bu kutlu zaferin kahramanları başta Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa olmak üzere, aziz şehitlerimizi ve Azerbaycan'ın istiklal mücadelesine omuz veren tüm kahramanları minnetle ve şükranla yad ediyorum."
Antalya'nın Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Mehmet Atay Caddesi'ndeki oto galeri, 12 Eylül'de saat 22.00 sıralarında kundaklandı.
İş yerinin sahibi A.I., polise verdiği ifadesinde, 1 Ağustos'ta yurt dışına kayıtlı 2 numaradan arandığını, telefonda görüştüğü kişinin kendisini 'Robin Dalton' kod adıyla tanıttığını, 'Sokağın hakkını verin' diye tehdit edildiğini, kundaklamanın bu kişiler tarafından gerçekleştirildiğini, olaydan dolayı 3 aracının kullanılamaz hale geldiğini ve 17-18 milyon TL zararı olduğunu beyan etti. Polisin incelemesinde, telefon numaralarından birinin, Daltonlar suç örgütü adına kullanılan numaralardan biri olduğu belirlendi.
2'Sİ BURSA'DA, 1'İ İSTANBUL'DA YAKALANDI
Şikayet üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Gasp Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı kamera ve saha çalışmalarında, kundaklama eylemini planlayıp gerçekleştiren şüphelilerin M.N.U. (15), S.K. (14), T.B.T. (20) ile Y.C.G. (25) olduğu belirlendi. Şüphelilerden M.N.U. ve S.K., Bursa'da yakalanıp Antalya'ya getirildi.
İstanbul'da yakalanıp gözaltına alınan T.B.T.'nin kaldığı yerde yapılan aramada; 1 ruhsatsız tabanca, 1 balistik yelek, 1 kar maskesi, 1 adet eldiven ele geçirildi. T.B.T., işlemlerinin ardından Antalya'ya sevk edilecek. Diğer şüpheli Y.C.G.'nin ise yurt dışında olduğu belirlendi.
<p>ANTALYA'da, suç örgütü adına telefonla arayıp, 'Sokağın hakkını verin' diye tehdit ettikleri kişiye ait oto galeriyi kundaklayan 4 şüpheliden 3'ü yakalanıp gözaltına alındı.</p>
<p>Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Mehmet Atay Caddesi'ndeki oto galeri, 12 Eylül'de saat 22.00 sıralarında kundaklandı. İş yerinin sahibi A.I., polise verdiği ifadesinde, 1 Ağustos'ta yurt dışına kayıtlı 2 numaradan arandığını, telefonda görüştüğü kişinin kendisini 'Robin Dalton' kod adıyla tanıttığını, 'Sokağın hakkını verin' diye tehdit edildiğini, kundaklamanın bu kişiler tarafından gerçekleştirildiğini, olaydan dolayı 3 aracının kullanılamaz hale geldiğini ve 17-18 milyon TL zararı olduğunu beyan etti. Polisin incelemesinde, telefon numaralarından birinin, Daltonlar suç örgütü adına kullanılan numaralardan biri olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>2'Sİ BURSA'DA, 1'İ İSTANBUL'DA YAKALANDI</strong></p>
<p>Şikayet üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Gasp Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı kamera ve saha çalışmalarında, kundaklama eylemini planlayıp gerçekleştiren şüphelilerin M.N.U. (15), S.K. (14), T.B.T. (20) ile Y.C.G. (25) olduğu belirlendi. Şüphelilerden M.N.U. ve S.K., Bursa'da yakalanıp Antalya'ya getirildi. İstanbul'da yakalanıp gözaltına alınan T.B.T.'nin kaldığı yerde yapılan aramada; 1 ruhsatsız tabanca, 1 balistik yelek, 1 kar maskesi, 1 adet eldiven ele geçirildi. T.B.T., işlemlerinin ardından Antalya'ya sevk edilecek. Diğer şüpheli Y.C.G.'nin ise yurt dışında olduğu belirlendi.</p>
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Filistin Kültür Bakanı İmad Hamdan ile videokonferans aracılığıyla görüştü.
Görüşmenin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Ersoy, Türkiye ile Filistin arasındaki kültürel iş birliğini güçlendirmeye yönelik çalışmaları ele aldıklarını belirtti.
Filistin’in zengin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması için birlikte atılabilecek adımları değerlendirdiklerini aktaran Ersoy, “Sayın Hamdan’ın ilettiği ortak proje önerilerini ele alarak kültürel mirasın korunması, restorasyon ve kültür alanındaki iş birliğimiz üzerine görüş alışverişinde bulunduk.” açıklamasında bulundu.
KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINA YÖNELİK ORTAK PROJELER ELE ALINDI
Görüşmede, Filistin tarafınca iletilen proje önerileri çerçevesinde iki ülkenin birlikte hayata geçirebileceği çalışmalar üzerinde duruldu. Kültürel mirasın yaşatılması, restorasyon ve kültür alanındaki ortak çalışmaların geliştirilmesi görüşmenin gündemini oluşturdu.
“FİLİSTİN’İN KÜLTÜREL MİRASINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Paylaşımında Türkiye’nin Filistin halkıyla dayanışmasını da vurgulayan Bakan Ersoy, şunları kaydetti:
“Filistin halkının haklı mücadelesinin yanında durmaya, kimliğinin ve tarihî hafızasının ayrılmaz bir parçası olan kültürel mirasına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye olarak bu anlayışla kültürel iş birliğimizi güçlendirmekte ve ortak projeler geliştirmekte kararlıyız.”
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Filistin Kültür Bakanı İmad Hamdan ile videokonferans aracılığıyla görüştü.<br>
<br>
Görüşmenin ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Ersoy, Türkiye ile Filistin arasındaki kültürel iş birliğini güçlendirmeye yönelik çalışmaları ele aldıklarını belirtti.<br>
<br>
Filistin’in zengin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması için birlikte atılabilecek adımları değerlendirdiklerini aktaran Ersoy, “Sayın Hamdan’ın ilettiği ortak proje önerilerini ele alarak kültürel mirasın korunması, restorasyon ve kültür alanındaki iş birliğimiz üzerine görüş alışverişinde bulunduk.” açıklamasında bulundu.<br>
<br>
KÜLTÜREL MİRASIN KORUNMASINA YÖNELİK ORTAK PROJELER ELE ALINDI<br>
<br>
Görüşmede, Filistin tarafınca iletilen proje önerileri çerçevesinde iki ülkenin birlikte hayata geçirebileceği çalışmalar üzerinde duruldu. Kültürel mirasın yaşatılması, restorasyon ve kültür alanındaki ortak çalışmaların geliştirilmesi görüşmenin gündemini oluşturdu.<br>
<br>
“FİLİSTİN’İN KÜLTÜREL MİRASINA SAHİP ÇIKACAĞIZ”<br>
<br>
Paylaşımında Türkiye’nin Filistin halkıyla dayanışmasını da vurgulayan Bakan Ersoy, şunları kaydetti:<br>
<br>
“Filistin halkının haklı mücadelesinin yanında durmaya, kimliğinin ve tarihî hafızasının ayrılmaz bir parçası olan kültürel mirasına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Türkiye olarak bu anlayışla kültürel iş birliğimizi güçlendirmekte ve ortak projeler geliştirmekte kararlıyız.”</p>
UEFA Avrupa Ligi'nde 2026-2027 sezonunun ilk haftası, yarın oynanacak maçlarla başlayacak.
Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki iki numaralı futbol turnuvasında ilk maçlar, yarın ve 17 Eylül Perşembe günü oynayacak.
Organizasyonda mücadele eden tek Türk temsilcisi Beşiktaş, ilk maçında 17 Eylül Perşembe günü sahasında Fransa temsilcisi Olimpik Marsilya ile karşı karşıya gelecek.
Ligde ilk hafta maçlarının programı şöyle:
Yarın:
19.45 Ararat (Ermenistan)-Sparta Prag (Çekya)
19.45 Omonia (Güney Kıbrıs Rum Kesimi)-Celta Vigo (İspanya)
22.00 Milan (İtalya)-Benfica (Portekiz)
22.00 Anderlecht (Belçika)-Olimpik Lyon (Fransa)
22.00 Hapoel Beer-Sheva (İsrail)-Dinamo Zagreb (Hırvatistan)
Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, Borsa İstanbul’da 13.850-14.750 bandının takip edilmesi gerektiğini belirterek, yatırımcılar için daha korumacı bir portföy stratejisinin öne çıktığını söyledi.
14 BİN PUANIN ALTI KRİTİK
Borsa İstanbul’da 14.150 seviyesinin 50 günlük ortalamaya işaret ettiğini belirten Erbaş, endeksin 14 bin ve 13.850 seviyelerinin altına gerilemesini beklemediğini ifade etti. Erbaş, endekste 14.750 seviyesinin üzerinde de kalıcı bir hareket beklemediğini kaydetti.
Fonlarda yaşanan konsolidasyon ve endeks değişikliklerinin bazı hisselerde dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çeken Erbaş, özellikle BIST 30 hisselerinin endeks üzerindeki etkisinin daha belirgin olduğunu söyledi.
Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimlerine kadar daha temkinli bir portföy yaklaşımının öne çıkabileceğini belirten Erbaş, portföylerde yaklaşık yüzde 60 oranında sabit getirili TL varlıkların, yüzde 20 civarında değerli metallerin ve kalan bölümde hisse senetlerinin değerlendirilebileceğini söyledi.
Erbaş, “Biraz daha savunmacı bir portföyle hisse senedinde de yüzde 20 ağırlıkla devam etmek ve 13.850-14.750 bandını kullanmak gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
<p><em><strong>Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş,</strong></em> Borsa İstanbul’da 13.850-14.750 bandının takip edilmesi gerektiğini belirterek, yatırımcılar için daha korumacı bir portföy stratejisinin öne çıktığını söyledi.</p>
Küresel piyasalar Fed’in faiz kararına odaklanırken, Ahlatcı Holding Strateji Direktörü Yücel Tonguç Erbaş, faiz kararı sonrası altın, gümüş ve petrol fiyatlarında yaşanabilecek hareketliliğe ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
FED’DEN 25 BAZ PUANLIK ARTIŞ BEKLENTİSİ
Son dönemde enflasyon verileri ve yüksek seyreden enerji maliyetlerinin tahvil faizlerini kritik seviyelerin üzerine taşıdığını belirten Erbaş, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’in, 30 yıllık tahvil faizinin ise yüzde 5,40 seviyelerinin üzerine çıktığını söyledi.
Piyasanın Fed’in faiz politikasında değişikliğe gitmesini beklediğini ifade eden Erbaş, “Şimdilik piyasa aslında Fed’i faiz artırmaya zorlayacak bir fiyatlama yapıyor” değerlendirmesinde bulundu. Erbaş, mevcut görünüm altında 25 baz puanlık bir faiz artışının öne çıktığını, sonraki toplantılardaki seyrin ise özellikle seçim sonrası gelişmelere bağlı olacağını belirtti.
Petrol fiyatlarında kritik seviyenin üzerinde kalındığına dikkat çeken Erbaş, Brent petrolde 102 dolar seviyesinin önemini vurguladı. Bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sürmesi halinde petrolün 115 ve daha önce gördüğü 120 dolar seviyelerini yeniden test etme potansiyeli bulunduğunu söyledi.
ALTINDA 4.200 DOLAR UYARISI
Yüksek tahvil faizleri ve değerlenen doların altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Erbaş, ons altında 4.350 dolar seviyesinin önemli olduğunu ifade etti.
Fed’in faiz artırması veya bu yöndeki beklentinin güçlenmesi halinde ons altında 4.200 dolar seviyelerinin görülebileceğini söyleyen Erbaş, bu seviyenin altında ise 4.150 dolar desteğinin takip edileceğini kaydetti.
Erbaş, altında geniş bant için 4.850 dolar, dar bant için ise 4.200-4.650 dolar aralığının izlenebileceğini belirtti.
Gümüşte ise 65-70 dolar seviyelerinin kritik olduğunu ifade eden Erbaş, bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanmadığı sürece değerli metalde baskının devam edebileceğini söyledi. Erbaş, küresel büyüme beklentilerindeki zayıflama ve teknoloji sektöründeki yapay zeka yatırımlarına yönelik tartışmaların da gümüş fiyatlarını baskılayabileceğini dile getirdi.
<p>Petrol fiyatlarında kritik seviyenin üzerinde kalındığına dikkat çeken Erbaş, Brent petrolde 102 dolar seviyesinin önemini vurguladı. Bu seviyenin üzerinde kalıcılığın sürmesi halinde petrolün 115 ve daha önce gördüğü 120 dolar seviyelerini yeniden test etme potansiyeli bulunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>ALTINDA 4.200 DOLAR UYARISI</strong></p>
<p>Yüksek tahvil faizleri ve değerlenen doların altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Erbaş, ons altında 4.350 dolar seviyesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Fed’in faiz artırması veya bu yöndeki beklentinin güçlenmesi halinde ons altında 4.200 dolar seviyelerinin görülebileceğini söyleyen Erbaş, bu seviyenin altında ise 4.150 dolar desteğinin takip edileceğini kaydetti.</p>
<p>Erbaş, altında geniş bant için 4.850 dolar, dar bant için ise 4.200-4.650 dolar aralığının izlenebileceğini belirtti.</p>
<p><strong>GÜMÜŞTE BASKI SÜREBİLİR</strong></p>
<p>Gümüşte ise 65-70 dolar seviyelerinin kritik olduğunu ifade eden Erbaş, bu bölgenin üzerinde kalıcılık sağlanmadığı sürece değerli metalde baskının devam edebileceğini söyledi. Erbaş, küresel büyüme beklentilerindeki zayıflama ve teknoloji sektöründeki yapay zeka yatırımlarına yönelik tartışmaların da gümüş fiyatlarını baskılayabileceğini dile getirdi.</p>
Divriği ilçesi Göndüren köyü İncedere Yaylası'nda hayvancılıkla uğraşan Balıkçı ailesinin geçici olarak kaldığı çadırda, 11 aylık kızları Büşra’nın kaybolduğu ihbarı üzerine arama çalışması başlatıldı.
Olaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan anne Elif Balıkçı, ilk ifadelerinde çocuğunun para karşılığı satıldığını öne sürdü.
"ÇOCUĞUMU BABASI YUSUF ÖLDÜRDÜ"
Dün ifadesini değiştiren Elif Balıkçı, bebeğin kendisi gibi gözaltında bulunan babası Yusuf Balıkçı tarafından öldürülüp kırsal araziye bırakıldığını iddia etti.
Elif Balıkçı, korktuğu için daha önce yalan beyanda bulunduğunu söyleyip, "Çocuğumu babası Yusuf öldürüp çadırların yukarısında, 1-2 kilometre mesafede bulunan taşlık araziye götürdü ve bıraktı." diyerek eşinden şikayetçi oldu.
ANNENİN GÖSTERDİĞİ ARAZİDE İZ BULUNAMADI
İddianın ardından savcı eşliğinde Elif Balıkçı'ya İncedere Yaylası civarında yer gösterme işlemi yaptırıldı. Bölgede yoğun güvenlik önlemi alan jandarma ekipleri sinyal kesiciler kullanırken, arama faaliyetleri annenin işaret ettiği taşlık bölgeye kaydırıldı.
Jandarma asayiş, komando timleri ve AFAD ekiplerinin zorlu arazi şartlarında, yapay zeka destekli dronlar ve iz takip köpekleriyle gerçekleştirdiği aramalardan henüz sonuç alınamadı.
HENÜZ BİR İZ BULUNAMADI
Kayıp Büşra bebeğe ait herhangi bir iz veya bulguya rastlanmazken, ekiplerin bölgedeki hummalı arama çalışmalarına bugün de devam ediliyor.
Olaya ilişkin suçlamaları reddeden baba Yusuf Balıkçı ve diğer şüphelilerin jandarmadaki ifade işlemleri de sürerken, ailenin diğer 4 çocuğu ise devlet korumasına alındı.
GÖZALTI SAYISI ARTTI
Elif Balıkçı’nın ifadesi sonrası 4 kişi daha gözaltına alındı. Böylece soruşturma kapsamında gözaltı sayısı 10'a yükseldi.
Gözaltındaki Yusuf Balıkçı, Elif Balıkçı, K.D., M.D. M.R.S., R.D., Ö.D., M.B., İ.B. ve A.Ç.'nin sorgu işlemleri sonrası gün içinde Divriği Adliyesi'ne sevk edilmeleri bekleniyor.
Öte yandan Valilik konuya ilişkin bugün yeni bir açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Olayın ihbarı üzerine Divriği Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile derhal soruşturma başlatılmış olup, bebeği arama çalışmaları da ilk andan itibaren titizlikle sürdürülmektedir. Olayla ilgili yürütülen adli tahkikat kapsamında, aile fertlerinin çelişkili ifadeleri üzerine soruşturma kapsamı genişletilmiş; bebeğin öldürülmüş, kaçırılmış veya maddi menfaat karşılığında başka bir kişiye verilmiş olabileceği yönündeki ihtimaller de dahil olmak üzere tüm olasılıklar çok yönlü olarak değerlendirilmektedir. Divriği Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda olayla ilgili 10 kişi gözaltına alınmış olup adli süreçleri devam etmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüz tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, ailede bulunan 2017, 2018, 2021 ve 2023 doğumlu olmak üzere 2 kız ve 2 erkek çocuk devlet koruması altına alınmıştır. Bu nedenle soruşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve adli sürecin selameti açısından, yetkili makamlarca yapılacak açıklamalar dışında kamuoyunda yer alan bilgi ve değerlendirmelere itibar edilmemesi önem arz etmekte olup soruşturma, tüm ihtimaller değerlendirilerek çok yönlü ve titiz bir şekilde devam etmektedir."
<p>Sivas'ta ilçesinde 4 gündür kayıp olan 11 aylık Büşra Balıkçı'yı arama çalışmaları sürüyor. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 9 kişiden 3'ü serbest bırakılırken, anne Elif Balıkçı ifadesini değiştirdi.</p>
Avustralya medyasında yer alan haberlere göre, Güney Avustralya'nın Yorke Yarımadası'nda 2008 yılında sörf yapmak amacıyla bir arazi satın alan Damien Smith ve Gretchen Scinta çiftinin hayatı, tesadüfi bir keşifle tamamen değişti. Okyanusa oldukça yakın konumdaki arazilerinde tatlı su kerevitlerini fark eden çift, yeraltı akiferinden çektikleri suyu incelemeye karar verdi. Yıllarca sadece sebze yetiştirmek ve günlük ev işlerini halletmek için kullandıkları suyun berraklığına hayran kalan ikili, numuneleri laboratuvara gönderdi.
Analiz sonuçları, okyanusa yakınlığa rağmen dış etkenlerden korunan kaynağın son derece saf ve sıra dışı bir mineral yapısına sahip olduğunu ortaya koydu. Çift, yaşadıkları şaşkınlığı ve süreci şu sözlerle özetledi:
"Suyu yıllarca sadece bahçemizi sulamak ve günlük işlerimizi halletmek için kullandık. Tahlil sonuçları geldiğinde, musluğumuzdan akan bu doğal mirasın aslında eşsiz bir mineral kaynağı olduğunu gördük ve gözlerimize inanamadık."
"ULUSLARARASI YARIŞMADA 100 TAM PUAN"
Geçmişteki şarap sektörü deneyimlerinden faydalanan girişimci çift, bu tesadüfi keşfi ticari bir girişime dönüştürerek Carribie Mineral Water markasını kurdu. Kanada'da düzenlenen saygın bir uluslararası su tadım yarışmasına katılan marka, kalitesini küresel ölçekte tescilledi. Yarışmada gazsız suyuyla 100 üzerinden 100 tam puan alan girişim, gazlı versiyonuyla da 99 puan elde ederek büyük bir başarıya imza attı.
LÜKS RESTORANLARDA ŞİŞESİ 230 LİRADAN SATILIYOR
Kaynağından gıda standartlarına uygun özel borular vasıtasıyla çekilerek Adelaide yakınlarındaki tesislerde şişelenen su, günümüzde bölgenin seçkin restoranlarında müşterilerin beğenisine sunuluyor. Yıllarca ev işlerinde kullandıkları su kaynağını uluslararası bir markaya dönüştüren çiftin ürünleri, lüks mekanlarda şişesi 10 Avustralya Dolarından (Yaklaşık 230 TL) servis ediliyor. Sörf tutkusuyla başlayan hikaye, çifti tesadüfi keşifleri sayesinde büyük bir ticari başarının sahibi yaptı.
Olay, saat 08.00 sıralarında Yüzevler Mahallesi Emek Apartmanı'nın birinci katındaki dairede meydana geldi. Yoldan geçen vatandaşlar, dairenin kapısının açık olduğunu fark edince durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi.
İhbarla adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler, içeri girdiklerinde Alican Er’i kapının önünde yerde hareketsiz halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Er'in hayatını kaybettiği belirlendi.
Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Alican Er’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde parkta silahlı bir saldırı yaşandı. Edinilen bilgilere göre, bir şahıs parkta bulunan başka bir kişiye silahla ateş etti. Saldırgan, saldırının ardından koşarak olay yerinden uzaklaştı.
Silahlı saldırı anları çevrede bulunan bir kişinin cep telefonu kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde şahsın parkta bulunan kişiye ateş ettiği, ardından koşarak kaçtığı görüldü.
<p>İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde bir şahıs, parkta bulunan başka bir kişiye silahla ateş etti. Saldırgan olayın ardından koşarak kaçarken, silahlı saldırı anları cep telefonu kamerasına yansıdı.</p>
<p>İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde parkta silahlı bir saldırı yaşandı. Edinilen bilgilere göre, bir şahıs parkta bulunan başka bir kişiye silahla ateş etti. Saldırgan, saldırının ardından koşarak olay yerinden uzaklaştı.</p>
<p>Silahlı saldırı anları çevrede bulunan bir kişinin cep telefonu kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde şahsın parkta bulunan kişiye ateş ettiği, ardından koşarak kaçtığı görüldü.</p>
Sosyal medya platformlarında paylaşılan ve Trump'ın arkasındaki helikopter ve uçakların bulunduğu alanda yürüyen bir kişinin, eski başkana olan fiziksel benzerliği dikkatleri çekti.
<p>Sosyal medya platformlarında paylaşılan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın bir havalimanında basın açıklaması yaptığı anları gösteren görüntüler, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Trump'ın arkasındaki helikopter ve uçakların bulunduğu alanda yürüyen bir kişinin, eski başkana olan fiziksel benzerliği dikkatleri çekti.</p>
<p>SOSYAL MEDYADA DUBLÖR VE YAPAY ZEKA İDDİALARI</p>
<p>Trump'ın açıklamalarından ziyade arka planda yürüyen lacivert takım elbiseli kişinin kim olduğu sosyal medya kullanıcılarının bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Görüntüleri izleyen pek çok kişi, yürüyüş tarzı, saç rengi ve fiziksel yapısıyla Trump'a oldukça benzeyen bu şahsın bir dublör olduğunu öne sürdü. Bazı kullanıcılar ise söz konusu videonun gerçek olmadığını ve yapay zeka teknolojisiyle üretilmiş olabileceğini iddia etti.</p>
Guatemala'da yer alan Fuego Yanardağı'nın aniden faaliyete geçmesi, bölgede bulunan Meksikalı bir sosyal medya yayıncısının canlı yayınına saniye saniye yansıdı.
<p>Guatemala'da yer alan Fuego Yanardağı'nın aniden faaliyete geçmesi, bölgede bulunan Meksikalı bir sosyal medya yayıncısının canlı yayınına saniye saniye yansıdı.</p>
<p>Zirvede arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu sırada takipçileriyle etkileşim halinde olan yayıncı, havanın aydınlanmaya başladığı anlarda arkasındaki yanardağın şiddetli bir şekilde patlamasına tanık oldu. Gökyüzünün açılması için dua ettiklerini belirten yayıncı, saniyeler sonra gökyüzüne yükselen devasa kül bulutu ve lav fışkırmaları karşısında büyük bir şok yaşadı.</p>
<p>Patlamanın şiddetiyle birlikte kamerayı yanardağa çeviren ve yanındakilere talimatlar veren Meksikalı yayıncı, "Bakın, bakın, bakın. Şuna bak. Bunu kaydet, bunu kaydet." dedi.</p>
<p>Yanardağdan fışkıran kızıl lavların dağın eteklerine doğru süzüldüğü anları büyük bir heyecanla anlatan yayıncı, "Lavın nasıl düştüğüne bakın. Şuna bakın kardeşim, şuna bakın." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Olayın şaşkınlığını üzerinden atamayan ve hemen canlı yayındaki takipçilerine yönelen yayıncının o anlar gündem oldu.</p>
Metreküpü 3 yıl önce 1 TL'lik fiyatıyla Türkiye'de suyun en ucuza satıldığı il olan Amasya'da suyun metreküpü 27,67 TL'ye kadar yükseldi. Su fiyatı, yaz döneminde doğalgaz ve elektriğin birim fiyatlarını geçti.
UCUZ SU DÖNEMİ GERİDE KALDI
Belediyeyi 2019-2024 yılları arasında MHP'nin yönettiği şehirde içme suyu uzun süre 1 TL'den satıldı. Ayrıca Ramazan ayında ve dini bayramlarda halktan su ücreti alınmadı. 31 Mart seçimlerinde CHP'nin yönetimi devraldığında 5 TL olan su fiyatı önce 11 TL'ye, ardından 19 TL'ye yükseltildi. Son olarak suyun 1 metreküpü 27,67'ye çıktı.
"YÜZDE 400'ÜN ÜSTÜNDE ZAM GELMİŞ"
MHP Amasya Belediye Meclisi Üyesi Oğuz Kaan Sütoğlu, "Yaklaşık 2 yıllık süreçte suya yüzde 400'ün üstünde zam gelmiş durumda. Yazın elektrik, doğalgaz ve su fiyatları yarış içerisinde. Eskiden su fiyatları insanların gönlünü ferahlatırdı. Diğer giderlerden daha aşağı kalırdı. Ancak insanlar su fiyatının yükselmesinden aşırı derecede etkilendiler" dedi. Suyun ithal edilen doğal gaza göre daha pahalı olduğuna işaret eden Sütoğlu, "1 metreküp su 1 metreküp doğalgazdan neredeyse yüzde 50 daha pahalı. Bu su Amasya'nın öz kaynaklarından karşılanan bir ihtiyaç" diye konuştu.
"HAMAM MI ÇALIŞTIRIYORUZ?"
Amasya'nın MHP döneminde suyun en ucuza satıldığı il olduğunu hatırlatan esnaf Tuncay Çuhadar, "Sadece 1 TL'den satılıyordu. Ayrıca bu yıl suyumuz bol. Acaba Amasya Belediyesi'nin gelirlerimi azaldı da su fiyatlarına zam yaptılar. Su faturası doğalgaz ve elektriğin çok önüne geçti. Eskiden böyle değildi. Gelen müşterilerimiz de su faturalarından yakınıyorlar. ‘Hamam mı çalıştırıyoruz?' diye söyleniyorlar" şeklinde konuştu.
Su fiyatından yakınan esnaf Mehmet Demir ise "Elektrik ve doğalgazdan daha düşük gelmesi beklenen su faturası çok yüksek. Sebebini de anlamak mümkün değil. Çünkü su 20 kilometre ilerideki Akdağ'dan geliyor. Fiyatın bu kadar yükselmesinin bir izahı lazım" ifadelerini kullandı.
Ankara Kültür Yolu Festivali, beşinci kez başkentin tarihi ve kültürel dokusunu sanatın farklı disiplinleriyle buluşturacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’nın tarih boyunca farklı dönemlerden izler taşıyan zengin bir birikime sahip olduğunu ifade ederek, festivalle başkentin bu çok katmanlı mirasını sanatın gücüyle yeniden görünür kılmayı ve kentin çeşitli noktalarını canlı kültür-sanat duraklarına dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Ankara’nın kültür ve sanat hayatına önemli bir hareketlilik kazandırdığını belirterek “Ankara, Cumhuriyetimizin başkenti olmasının yanı sıra Anadolu’nun binlerce yıllık tarihini ve kültürel birikimini taşıyan eşsiz şehirlerimizden biridir. Gordion Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki evrensel değerinden Ankara Kalesi’ne, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden Augustus Tapınağı’na, Roma Hamamı’ndan Hamamönü’ne ve Cumhuriyetimizin simge yapılarına kadar başkentimiz, farklı dönemlerin izlerini aynı şehirde buluşturan çok güçlü bir kültür mirasına sahip. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni beşinci kez Ankara’da gerçekleştirirken amacımız, bu büyük mirası yalnızca hatırlamak değil; Ankaralılarla, gençlerle, çocuklarla ve şehrimizi ziyaret eden misafirlerle birlikte yeniden keşfetmek. Dokuz gün boyunca Ankara’nın farklı noktalarını kültür ve sanatın canlı mekanlarına dönüştürecek, sanatın her alanından seçkin örnekleri başkentlilerin erişimine sunacağız.”
ANKARA’NIN KÜLTÜR MİRASI SANATIN FARKLI DİSİPLİNLERİYLE BULUŞACAK
Ankara Kültür Yolu Festivali, başkentin tarihi ve kültürel mirasını şehrin önemli müze, kültür ve sanat mekânlarıyla birlikte festival deneyiminin merkezine taşıyacak.
Gordion Antik Kenti ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren kültürel miras alanlarıyla Ankara, festival kapsamında Anadolu’nun çok katmanlı tarihini görünür kılan önemli duraklardan biri olacak. CSO Ada Ankara, Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Etnografya Müzesi, Cumhuriyet Müzesi, PTT Pul Müzesi, MTA Şehit Cuma Dağ Tabiat Tarihi Müzesi, Türkiye İş Bankası İktisadi Bağımsızlık Müzesi, Türk Hava Kurumu Müzesi, 15 Temmuz Demokrasi Müzesi, Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesi ve kentin farklı kültür-sanat noktalarında düzenlenecek etkinlikler, Ankara’nın kültürel haritasını festival boyunca hareketlendirecek.
Festival kapsamında farklı disiplinlerden sanatçıların eserlerinin yer aldığı sergilerin yanı sıra söyleşiler, paneller, müze gezileri ve atölyeler de gerçekleştirilecek.
BAŞKENTİN LEZZETLERİ 50’DEN FAZLA LEZZET NOKTASI’NDA BULUŞACAK
Ankara Kültür Yolu Festivali’nin önemli başlıklarından biri de gastronomi olacak.
Ankara’nın yöresel mutfak kültürü, festival kapsamında oluşturulacak 50’den fazla Lezzet Noktası aracılığıyla ziyaretçilerin keşfine sunulacak. Ankara tava, Ankara simidi, Beypazarı güveci, Beypazarı kurusu, Çubuk turşusu, İnceğiz çorbası, öllüğün körü, efelek sarması ve bazlama gibi yöresel lezzetlerin yanı sıra Beypazarı havucu, Çubuk vişnesi ve Ankara armudu gibi kentin öne çıkan ürünleri de gastronomi rotasının parçaları olacak.
Beypazarı’nın 80 katlı baklavasından Çubuk’un geleneksel turşuculuğuna, Kalecik’in bağcılık kültüründen Kızılcahamam’ın yöresel ürünlerine kadar Ankara’nın ilçelerinde yaşatılan farklı üretim ve mutfak gelenekleri de festival süresince ziyaretçilerle buluşacak.
Festivalin gastronomi programına Şef Mehmet Yalçınkaya ev sahipliği yapacak. Şef Cüneyt Asan, akademisyen şef Asuman Kerkez, Şef Doğa Çitçi, Şef Sezai Ömer Erdoğan, Şef Zeki Açıköz, Şef Kemal Can Yurttaş, Tarım, Gıda ve Yemek kültürü Araştırmacısı Kübra Yüzüncüyıl, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, şef Bedrettin Aydoğdu ve şef Gökhan Aksoy ise konuk şefler olarak Ankara mutfağının farklı yönlerini ele alacak.
BAŞKENT MİLLET BAHÇESİ’NDE DOKUZ GÜN BOYUNCA MÜZİK
Festival akşamlarında ise Ankara’nın buluşma noktalarından biri Başkent Millet Bahçesi olacak.
Dokuz gün boyunca gerçekleştirilecek konser programında Gökhan Türkmen, Hakan Altun, Derya Uluğ, Poizi, Sefo, Serkan Kaya, Ceza, Ebru Yaşar ve Özcan Deniz Ankaralılarla buluşacak.
Festivalin konser programı bununla sınırlı kalmayacak. CSO Ada Ankara başta olmak üzere kentin farklı kültür-sanat mekânlarında klasik müzikten caza, geleneksel müziklerden dünya müziğine uzanan çok sayıda özel konser ve dinleti gerçekleştirilecek.
Royal Philharmonic Orchestra, National Arab Orchestra, Kerem Görsev Trio feat. Engin Recepoğulları, Aytaç Doğan Quartet, Dolapdere Big Gang & Hüsnü Şenlendirici gibi farklı müzik anlayışlarını bir araya getiren isim ve topluluklar da festival programında yer alacak.
SAHNENİN FARKLI DİSİPLİNLERİ ANKARA’DA BULUŞACAK
Ankara Kültür Yolu Festivali, müzik programının yanı sıra opera, bale, dans, tiyatro ve müzikali de başkent seyircisiyle buluşturacak.
CSO Ada Ankara’da Kafkas Rüzgârı, Şiirin ve Ezginin Dansı ve Yazıt dans gösterileri sahnelenirken, Opera Sahnesi’nde Don Giovanni operası ve Tango Tutkusu balesi sanatseverlerle buluşacak.
Öteki Ankara müzikali Akün Sahnesi’nde, Gangster müzikali ise Atatürk Sanat Merkezi Kırmızı Salon’da izleyici karşısına çıkacak.
Festival kapsamında ayrıca farklı mekanlarda belgesel film gösterimleri, masal canlandırmaları ve özel performanslar gerçekleştirilecek.
SERGİLER, SÖYLEŞİLER VE ATÖLYELERLE SANATIN HER HALİ BAŞKENT’TE
Festival boyunca Ankara’nın farklı noktalarında çok sayıda sergi sanatseverlerin ziyaretine açılacak.
Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri, Yaşayan Miras: Ankara Sergisi, Ankara Resimleniyor, İki Ülkenin Kültürel Miraslarından Çağdaş Bir Seçki: Minhwa & Minyatür, Mitler, Düşler, Masallar Kardeşliğin Sonsuz Şimdiki Zamanı, Bir Savaşın Görsel Anatomisi, Kudüs, Taşlar ve Kuşlar: Sumud, Ah Güzel İstanbul, Paranın Yolculuğu ve farklı temalardaki çok sayıda sergi, festival ziyaretçilerine farklı sanat deneyimleri sunacak.
Söyleşi ve panel programlarında ise Ankara’nın kültürel mirasından geleneksel sanatlara, modadan sinemaya, edebiyattan mitolojiye kadar farklı başlıklar ele alınacak.
Festival süresince düzenlenecek atölyelerde de katılımcılar kültürel mirasın farklı alanlarını uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı bulacak. Keçe, ebru, çini, seramik, mozaik, ahşap oyma, tezhip, deri işleme, ipek iğne oyası, alevde cam şekillendirme ve geleneksel oyuncak tasarımı gibi atölyeler yetişkin ve çocuk katılımcıları ağırlayacak.
ÇOCUKLAR İÇİN DOKUZ GÜNLÜK KEŞİF VE EĞLENCE
Ankara Kültür Yolu Festivali’nde çocuklar da özel bir programla festivalin merkezinde yer alacak.
Çocuk tiyatroları, müzikaller, yaratıcı yazarlık buluşmaları, drama çalışmaları, geleneksel gösteri sanatları, müze etkinlikleri ve sanat atölyeleriyle minik ziyaretçiler kültür ve sanatla iç içe bir festival deneyimi yaşayacak.
Elsa Çocuk Müzikali, Dansın Melodisi, Palyaçolar Sirki Müzikali, Bremen Mızıkacıları, Nasreddin Hoca ile Keloğlan Çocuk Masalı, Elsa Nerede? Dedektif Olaf Macera Peşinde ve Karagöz’ün Türküsü çocukların izleyebileceği yapımlar arasında yer alacak.
Başkent Millet Bahçesi’nde kurulacak Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilecek etkinlikler ve Etnospor faaliyetleri de festival boyunca çocukları bekleyecek.
ANKARA’NIN HER KÖŞESİNDE FESTİVAL ATMOSFERİ
Ankara Kültür Yolu Festivali yalnızca salonlarda ve müzelerde değil, şehrin farklı noktalarında gerçekleştirilecek etkinliklerle de başkentin günlük yaşamına eşlik edecek.
Hamamönü, Hamamarkası ve Ulucanlar sanat sokaklarında düzenlenecek etkinlikler; FotoMaraton Ankara, rehberli müze gezileri, Gordion III. Uluslararası Arkeofilm Festivali, Afrika Yemek Kültürü ve Afrika Kahve Atölyesi gibi programlar festival deneyimini şehrin farklı noktalarına taşıyacak.
Gordion III. Uluslararası Arkeofilm Festivali ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Gordion’un tarihî ve arkeolojik mirası sinema ve belgesel anlatılarıyla yeniden ele alınacak.
Türk Hava Kurumu Müzesi’nde gerçekleştirilecek VR Gözlük Simülatörü ile ziyaretçiler sanal ortamda paraşütle atlayış deneyimi yaşarken, farklı mekânlarda düzenlenecek canlı performanslar da festivalin sokaklara yayılan enerjisine katkı sağlayacak.
Ankara Kültür Yolu Festivali, 19–27 Eylül tarihleri arasında dokuz gün boyunca başkentin farklı noktalarında kültür, sanat ve gastronomiyi bir araya getirecek.
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, 19–27 Eylül tarihlerinde 19’uncu durağı Ankara’da gerçekleştirilecek. </p>
Fırtınaya Doğru dizisinde annesi, Ahmer’in Sara’dan boşanması için fırsat kolluyordur. Ahmer’in şehir dışına çıkmış olması onu durdurmaz.
Ahmer’e iş için imzasının lazım olduğunu söyler ve ondan imzalı bir kağıt göndermesini ister. Amacı, boşanma davasını bir an önce açmaktır. Sara, evine gelen kadının Saim’in annesi olduğunu öğrenir. Sara’ya Faraz’ın yetim bebeğini getirmiştir. Kendi bebeğini henüz kaybetmiş olan Sara, bu bebeğe bakmayı kabul edecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Olay, saat 08.30 sıralarında Yeni Mahalle Adnan Menderes Bulvarı'ndaki bir iş yerinde meydana geldi. Güngör ailesine ulaşamayan yakınları, polise haber verdi. Bunun üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
KAPININ ARDINDAKİ KORKUNÇ MANZARA
Ekipler, iş yerinin kapısını zorlayarak içeri girdi. Ekipler, iş yeri sahibi Ergün Güngör'ü pencere demirlerine asılı halde, çocukları Hatice ve Hüseyin Güngör'ü ise yataklarında hareketsiz buldu.
3 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Ergün Güngör ile çocukları Hatice ve Hüseyin Güngör'ün hayatını kaybettiği belirlendi.
SAVCILIK GENİŞ ÇAPLI İNCELEME BAŞLATTI
Olayın ardından durum Cumhuriyet savcısına bildirildi. Savcının talimatıyla olay yerinde inceleme başlatılırken, baba ve çocuklarının kesin ölüm nedenlerinin yapılacak otopsi ve adli incelemelerin ardından belirleneceği öğrenildi.
Olay, 12 Eylül'de saat 23.30 sıralarında Sarıçam ilçesi Beyceli Mahallesi'nde meydana geldi.
Baran Alır, çocukluk arkadaşı Hasan Hüseyin Kara ve diğer 2 kişiyle buluşup, boş bir arsada içki içti. Arkadaş grubu daha sonra Alır'ın bir akrabasının evine gitti.
Burada Alır ile Kara arasında tartışma çıktı. Alır, cebinden çıkardığı bıçakla Kara'yı karnından yaraladı. Kara kanlar içinde yere yığılırken, şüpheli ise kaçtı.
İLK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Arkadaşlarının ihbarıyla adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından ambulansla Seyhan Devlet Hastanesi'ne götürülen Kara, kurtarılamadı.
Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüpheli Alır'ı saklandığı eve yapılan baskınla yakaladı.
Emniyete götürülen Alır, ifadesinde, "İçki içerken bana küfretti. Kendisini uyarmama rağmen devam edince öfkelendim. Bacağından bıçaklayacaktım ancak arbede sırasında karnına isabet etti." dedi.
Real Madrid'de kariyerini sürdüren milli futbolcu Arda Güler, Türkiye'nin Madrid Büyükelçiliği'ne ziyarette bulundu.
Madrid Büyükelçiliği tarafından ziyarete ilişkin yapılan açıklamada, Arda Güler'in İspanya'da Türkiye'yi temsil etmesine vurgu yapıldı.
Milli futbolcu için "Ülkemizin spor elçilerinden" ifadesi kullanılırken Arda'nın İspanya'daki başarılarından duyulan gurur dile getirildi.
'SENİ SEVİYORUZ ARDA'
Büyükelçiliğin paylaşımında şu ifadeler yer aldı:
"Milli futbolcumuz, ülkemizin spor elçilerinden Arda Güler'i Büyükelçiliğimizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Bize İspanya'da yaşattığı büyük gurur için kendisine teşekkürlerimizi ilettik. Başarıların daim olsun. Seni seviyoruz, Arda!"
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, hakkında söylenenlerden ve Malini’nin müdahalelerinden sonra okuldan kovulur.
Aditya da bundan nasibini alır ve onun da işine son verilir. Elinde kalan son şey olan işini de kaybeden Aditya, bu konuda İmlie’yi suçlar. Bu sırada Malini ve annesi, İmlie’den intikam almak için ellerinden geleni yaparlar. Malini’nin yargılandığı dava onun kazanması ile sonuçlanırsa, Aditya’dan onu tekrar eşi olarak kabul etmesini ve bunun her zaman böyle kalmasını isterler. Aditya, bu teklifi kabul edecek mi? Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Bolivya takımı Guabira'nın kalecisi Manuel Ferrel, Always Ready karşılaşması öncesinde akıl almaz bir tehditle karşı karşıya kaldığını açıkladı.
AİLESİ İLE TEHDİT ETTİLER
Ferrel'in iddiasına göre kendisinden, karşılaşmada en az 3 gol yemesi ya da belirli bir miktar para ödemesi istendi. Kaleci, talimatlara uymaması halinde ise ailesinin öldürüleceği yönünde tehdit edildiğini belirtti.
SAHAYA ÇIKTI 3 GOL YEDİ...
Yaşanan tehdide rağmen sahaya çıkan Manuel Ferrel, karşılaşmada 3 gol yedi. Ancak genç kaleci, mücadelenin 39. dakikasında oyundan alındı.
Olayın ardından Bolivya futbolunda bahis ve maç manipülasyonu iddiaları yeniden gündeme gelirken, yaşananlarla ilgili soruşturma başlatılması bekleniyor.
Ferrel'in ailesine yönelik tehditlerin boyutu ve olayın arkasında kimlerin bulunduğu ise yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak.
Sana Her Baktığımda dizisinde, ailesi Leela’yı istemediği biriyle zorla evlendirmek üzeredir.
Nikah için toplandıklarında Prem, Leela’nın bu evliliğe razı olmadığını, onunla kendisinin evlenmek istediğini söyler. Prem’den güç alan Leela da nikaha itiraz eder. Onların sözlerini kulak asmayıp Leela’yı bir an önce evlendirmek isteyen aile, nikahın kıyılacağını düşünürken Prem, sinduru Leela’nın saçına sürerek onunla evlenmiş olur. Artık onun kocası olduğunu söyler. Prem’in bu hamlesi, Leela ile aralarındaki düşmanlığı nasıl etkileyecek?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Trabzonspor’da teknik direktör arayışları kapsamında sürpriz bir isim gündeme geldi.
REIS SÜRPRİZİ
HT Spor'a göre, Bordo-mavililer şu anda Bulgar ekibi Ludogorets'in başında yer alan ve ülkemizde Samsunspor'da gösterdiği performans ile hafızalara kazınan Thomas Reis için temaslarda bulundu.
ÖZEL UÇAK HAZIRLIĞI YAPILIYOR
Hasan Tuncel'in verdiği bilgiye göre ise Trabzonspor'un Thomas Reis ile kurduğu temas olumlu ilerledi. Yönetim, Alman teknik adamı Türkiye'ye getirmek için hazırlıklara başladı. Reis için özel uçak programı yapıldığı ve temasların gün içerisinde de sıklaşacağı bildirildi.
52 yaşındaki Thomas Reis, Temmuz ayında 1 yıllığına Bulgar ekibinin başına geçmişti.
<p>Trabzon<a href="https://spor.haber7.com/" target="_blank">spor</a>’da teknik direktör arayışları kapsamında sürpriz bir isim <a href="https://www.haber7.com/guncel" target="_blank">gündem</a>e geldi.<br>
<br>
<em>HT Spor'a göre,</em> Bordo-mavililer şu anda Bulgar ekibi Ludogorets'in başında yer alan ve ülkemizde Samsunspor'da gösterdiği performans ile hafızalara kazınan Thomas Reis için temaslarda bulunduğu öğrenildi.<br>
<br>
Yönetimin Alman teknik adamın kariyeri, oyun anlayışı ve takım yönetimi konusunda görüş alışverişinde bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>Trabzonspor cephesinin Reis ile ilgili ilk temasları gerçekleştirdiği öğrenilirken, görüşmelerin seyrinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.</p>
<p>Bordo-mavililerde teknik direktör konusunda henüz kesinleşmiş bir karar bulunmazken, yönetimin farklı adaylarla da temaslarını sürdürdüğü kaydedildi.</p>
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda emniyet koordinasyonunda yürütülen soruşturma kapsamında 6. dalga operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden 5'inin işlemleri tamamlandı.
Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Erzurum Adliyesi'ne getirildi.
Savcılıktaki ifadelerinin ardından zanlılardan 4'ü tutuklanma, 1'i ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edildi.
Hakimlik, savcılığın talebine uyarak 4 zanlının tutuklanmasına, 1'inin adli kontrolle serbest bırakılmasına karar verdi.
Böylelikle Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 36'ya yükseldi. Diğer 6 şüphelinin ise işlemleri sürüyor.
Soruşturma kapsamında, 7 ilde eş zamanlı 6. dalga operasyonu düzenlenmiş, delillerin karartılması ve soruşturma sürecine müdahale edildiği gerekçesiyle aralarında emekli ve görevdeki emniyet mensuplarının da bulunduğu 11 şüpheliye yönelik gözaltı, arama ve el koyma işlemleri başlatılmıştı.
Kalbim Sana Emanet dizisinde Ayşe, Raja’nın her şeye rağmen zor durumunda ona yardımcı olmasından etkilenir.
Raja, onun iyileşmesi için elinden geleni yapar. Babası, Rama’nın ölümünün sırlarını araştırmaya ve yeni deliller bulmaya devam eder. Katilin kim olduğunu öğrenmeye çok yaklaşmıştır. Bu sırada Dimas ve Rani, birbirlerinin sırlarını biliyorlardır. Dimas, bu sırrı saklama karşılığında Rani’den Ayşe ve Raja’yı ayırmasını ister. Amacı, Ayşe’yi elde etmektir. Rani, bunu başarabilecek mi?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.10’da Kanal 7 ekranlarında!
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan askeri çatışmanın sona ermesinin ardından petrol fiyatlarının hızla düşeceğini belirtti. Trump ayrıca Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının sürdüğünü ifade ederek, çatışmanın uzun sürmeyeceği mesajını verdi.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden askeri çatışmanın sona ermesiyle birlikte petrol fiyatlarında hızlı bir düşüş yaşanacağını söyledi.
"HIZLA ÇAKILACAK"
Trump, sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda ABD'deki fiyat artışlarının sorumluluğunu eski Başkan Joe Biden yönetimine yükledi. Biden döneminde petrol fiyatlarının bugünkü seviyelerin üzerinde seyrettiğini belirten Trump, kendi yönetiminin ise İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellediğini ifade etti. Petrol fiyatlarındaki yükselişin geçici olduğunu savunan Trump, diğer ürün ve hizmetlerde fiyatların önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Trump, İran'la yaşanan askeri çatışmanın sona ermesiyle petrol fiyatlarının da "hızla çakılacağını" belirterek, savaşın uzun sürmeyeceği mesajını verdi.
Trump ayrıca yaptığı bir başka paylaşımda, Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışının devam ettiğini açıkladı.
"ABD'NİN MASRAFLARINI KARŞILAYACAK"
ABD Başkanı, çatışma sürecinde ABD'ye destek vermeyen ülkelerin, savaş sona erdikten sonra ABD'nin üstlendiği maliyetleri karşılaması gerektiğini savundu. Trump, "aldatmaca" olarak nitelendirdiği çatışma ortamının sona ermesinin ardından bu ülkelerin ABD'nin masraflarını karşılayacağını öne sürdü.
ABD'nin uzun yıllardır kendi çıkarlarından çok diğer ülkeler için çaba gösterdiğini belirten Trump, bu durumun nesiller boyunca devam ettiğini iddia etti.
İşini kaybeden çalışanlar için önemli bir gelir desteği sağlayan işsizlik ödeneğinde, başvuru tarihini kaçırmamak büyük önem taşıyor. İşsizlik maaşından doğan hakkın tamamından yararlanmak isteyenlerin, iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından yasal süre içinde başvurularını tamamlaması gerekiyor.
30 GÜNÜ GEÇİREN YANDI: MAAŞI KESİLECEK! ELİNİZİ ÇABUK TUTUN
İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamında, iş akdi sona eren çalışanın sözleşmenin bittiği günü izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde İŞKUR’a başvurması gerekiyor. Başvuru işlemi doğrudan yapılabileceği gibi elektronik ortam üzerinden de gerçekleştirilebiliyor. Ancak vekâlet yoluyla avukat veya başka bir kişi aracılığıyla yapılan başvurular kabul edilmiyor.
Belirlenen 30 günlük sürenin herhangi bir mücbir neden olmaksızın geçirilmesi halinde, gecikilen süre kadar işsizlik ödeneği hakkından kesinti yapılıyor. Örneğin 300 gün boyunca işsizlik maaşı alma hakkı bulunan bir çalışan, işten ayrılmasının ardından 45. günde başvurursa ve geçerli bir mazereti yoksa 15 günlük kayıp yaşayabiliyor. Bu durumda toplam ödeme süresi 300 gün yerine 285 güne düşüyor.
Başvuru süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde ise çalışanlar açısından bir kolaylık bulunuyor. Böyle bir durumda süre, tatili takip eden ilk iş gününün sonuna kadar uzatılıyor.
Öte yandan bazı durumlarda gecikme, hak kaybına neden olmayabiliyor. İŞKUR tarafından mücbir sebep olarak değerlendirilen haller arasında yakınların vefatı veya raporla belgelenen hastalık durumları bulunuyor. Deprem, sel ve yangın gibi doğal afetler ile ulaşımın mümkün olmaması da bu kapsamda değerlendirilebiliyor.
Bunun yanı sıra askerlik, gözaltı veya tutukluluk, karantina uygulaması ve işe iade davasıyla ilgili süreçler de başvuru süresinin değerlendirilmesinde dikkate alınan durumlar arasında yer alıyor. Bu nedenle iş sözleşmesi sona eren çalışanların, 30 günlük süreyi beklemeden başvurularını yapması hak kaybı riskini ortadan kaldırıyor.
Beşiktaş'ın UEFA Avrupa Ligi'nin 1. haftasında Marsilya ile 17 Eylül Perşembe günü sahasında oynayacağı mücadelenin hakemi açıklandı.
İTALYAN HAKEM COLOMBO DÜDÜK ÇALACAK
UEFA'dan yapılan açıklamaya göre, Tüpraş Stadyumu'nda saat 22.00'de başlayacak karşılaşmada İtalyan hakem Andrea Colombo düdük çalacak. Colombo'nun yardımcılıklarını Davide Imperiale ve Giuseppe Perrotti yapacak.
Maçın dördüncü hakemi Simone Sozza, VAR hakemi Michael Fabbri, Asistan VAR ise Valerio Marini olacak.
Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: ABD'nin yakındaki İran tankerine saldırı uyarısını telsizden duyuldu
Hürmüz Boğazı’ndaki Çinli gemi mürettebatı, yakındaki bir petrol tankerine saldırı öncesinde ABD ordusunun telsiz uyarısını duydu. ABD askeri “ABD askeri uçağı konuşuyor. Geminize ateş açmaya hazırlanıyorum” sözlerini kullandı.
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik kapsamlı hava saldırılarıyla başlayan savaş, kısa sürede küresel enerji güvenliğini tehdit eden bir deniz krizine dönüştü.
İran, misilleme olarak dünyanın en kritik petrol geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı yabancı gemilere kapattığını ilan etti.
Boğaz'dan savaş öncesinde günde ortalama 20 milyon varile yakın petrol geçiyordu.
Savaşın ilk aylarında gemi trafiği yüzde 90'ın üzerinde düştü.
Nisan'da ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlattı.
MÜRETTEBATA TAHLİYE SÜRESİ VERİLİYOR
Washington, İran'ın 'gölge filosu' olarak nitelendirdiği yaptırıma tabi tankerleri hedef almaya başladı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırılarına karşılık olarak tankerlerin bölümlerini vurarak gemileri etkisiz hale getirme taktiğini uyguluyor.
Bu yöntemle mürettebatın tahliye edilmesi için uyarı süreleri tanınıyor.
ABD GÜÇLERİ İRAN TANKERİNİ HEDEF ALDI
Çin, İran petrolünün en büyük alıcılarından biri olduğu için Çin bağlantılı gemiler zaman zaman Boğaz'dan geçmeye devam etti.
İran Devrim Muhafızları (IRGC), bölgede devriye gezen ABD uçak gemisi ve güdümlü füze destroyerine balistik füze saldırısı düzenledi.
ABD gemileri saldırıları savuşturdu ve personel kaybı yaşanmadı.
CENTCOM, misilleme olarak aynı gün üç İran bağlantılı ham petrol tankerini hedef aldı.
"SALDIRIDAN ÖNCE 3 DAKİKANIZ VAR"
Olay sırasında Hürmüz Boğazı'nda bulunan bir Çin gemisinin mürettebatı, VHF telsizinden ABD askeri uçağının yakındaki Stark 1 tankerine yönelik uyarısını duydu.
Uyarıda şu ifadeler yer aldı:
"ABD askeri uçağı konuşuyor. Geminizin kıç bölümüne ateş açmaya hazırlanıyorum. Mürettebatı kıç bölümünden uzaklaştırmak için 3 dakikanız var."
Kısa süre sonra tanker vuruldu ve alev aldı.
Telsizdeki o uyarı ise Çin gemisinin mürettebatı tarafından kayda alındı.
<p>Hürmüz Boğazı'nda gerilim tırmanıyor: ABD'nin yakındaki İran tankerine saldırı uyarısını telsizden duyuldu</p>
<p>Hürmüz Boğazı’ndaki Çinli gemi mürettebatı, yakındaki bir petrol tankerine saldırı öncesinde ABD ordusunun telsiz uyarısını duydu. ABD askeri “ABD askeri uçağı konuşuyor. Geminize ateş açmaya hazırlanıyorum” sözlerini kullandı.</p>
<p>28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik kapsamlı hava saldırılarıyla başlayan savaş, kısa sürede küresel enerji güvenliğini tehdit eden bir deniz krizine dönüştü.</p>
<p>İran, misilleme olarak dünyanın en kritik petrol geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nı yabancı gemilere kapattığını ilan etti.</p>
<p>Boğaz'dan savaş öncesinde günde ortalama 20 milyon varile yakın petrol geçiyordu.</p>
<p>Savaşın ilk aylarında gemi trafiği yüzde 90'ın üzerinde düştü.</p>
<p>Nisan'da ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukası başlattı.</p>
<p>Washington, İran'ın 'gölge filosu' olarak nitelendirdiği yaptırıma tabi tankerleri hedef almaya başladı.</p>
<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın ABD savaş gemilerine yönelik saldırılarına karşılık olarak tankerlerin bölümlerini vurarak gemileri etkisiz hale getirme taktiğini uyguluyor.</p>
<p>Bu yöntemle mürettebatın tahliye edilmesi için uyarı süreleri tanınıyor.</p>
<p><span style="color:#FF0000"><strong>ABD GÜÇLERİ İRAN TANKERİNİ HEDEF ALDI</strong></span></p>
<p>Çin, İran petrolünün en büyük alıcılarından biri olduğu için Çin bağlantılı gemiler zaman zaman Boğaz'dan geçmeye devam etti.</p>
<p>İran Devrim Muhafızları (IRGC), bölgede devriye gezen ABD uçak gemisi ve güdümlü füze destroyerine balistik füze saldırısı düzenledi.</p>
<p>ABD gemileri saldırıları savuşturdu ve personel kaybı yaşanmadı.</p>
<p>CENTCOM, misilleme olarak aynı gün üç İran bağlantılı ham petrol tankerini hedef aldı.</p>
<p><span style="color:#FF0000"><strong>"SALDIRIDAN ÖNCE 3 DAKİKANIZ VAR"</strong></span></p>
<p>Olay sırasında Hürmüz Boğazı'nda bulunan bir Çin gemisinin mürettebatı, VHF telsizinden ABD askeri uçağının yakındaki Stark 1 tankerine yönelik uyarısını duydu.</p>
<p>Uyarıda şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"ABD askeri uçağı konuşuyor. Geminizin kıç bölümüne ateş açmaya hazırlanıyorum. Mürettebatı kıç bölümünden uzaklaştırmak için 3 dakikanız var."</p>
<p>Kısa süre sonra tanker vuruldu ve alev aldı.</p>
<p>Telsizdeki o uyarı ise Çin gemisinin mürettebatı tarafından kayda alındı.</p>
ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngedeki bu silahın ABD güçlerini düşman eylemlerine karşı korumak için gerekli olduğunu söyledi.
Pazartesi günü Hava, Uzay ve Siber Konferansı'nda konuşan Meink, ABD'nin gelişen tehditlere hazır olduğunu belirtti ancak silahın kabiliyetleri veya yörüngeye ne zaman yerleştirildiği konusunda ayrıntı vermedi.
Kıdemli askeri liderler daha önce, gelecekteki bir çatışmada ABD uydularına saldırıp onları devre dışı bırakmanın yollarını geliştiren Rus ve Çin programlarına işaret ederek uzaydaki askeri kabiliyetleri artırmayı planladıklarını açıklamıştı.
Trump yönetimi, uzay tabanlı kabiliyetlerin ve önleyici füzelerin, ABD'yi füzelere ve diğer havadan gelebilecek tehditlere karşı korumak için planlanan "Altın Kubbe" savunma sisteminin çok önemli bir parçası olduğunu belirtti.
YÖRÜNGEDE KİTLE İMHA SİLAHLARI YASAK
1967 tarihli bir anlaşma yörüngede kitle imha silahlarını yasakladı. O tarihten bu yana ABD, Rusya ve Çin dahil olmak üzere kilit güçler, askeri iletişim, gözetleme ve navigasyon için kilit önem taşıyan rakip uyduları hedef almak gibi anlaşma kapsamı dışındaki diğer kabiliyetleri araştırdı.
Geçen yıl Başkan Donald Trump, ABD Uzay Kuvvetleri'nin yalnızca varlıkları savunan değil aynı zamanda saldırı gücü olan rolünün altını çizen bir başkanlık kararnamesi yayımladı.
70 yılı aşkın süredir ABD ordusunun en yeni kolu olan ABD Uzay Kuvvetleri, iletişim ve gözetleme için kullanılan yüzlerce uydu dahil olmak üzere Amerikan varlıklarını uzayda korumanın bir yolu olarak 2019 yılında kuruldu.
Bir ABD Uzay Kuvvetleri sözcüsü yaptığı açıklamada, uzay kontrolünün, uzay alanına meydan okumak ve burayı kontrol etmek için gereken misyon alanlarını kapsadığını ve gerekirse düşman kabiliyetlerini kesinti, bozulma ve hatta imha yoluyla etkilemek için kinetik ve kinetik olmayan araçlar kullanıldığını bildirdi.
Sözcü, bu kabiliyetlerin muharip komutanlıkların talimatıyla taarruz ve savunma amaçlı kullanılabileceğini ekledi.
ÇİN VE RUSYA
Şubat ayı başlarında, iki Rus uydusunun, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgalinden bu yana en az bir düzine Avrupa uydusunun iletişimine büyük ihtimalle müdahale ettiği ortaya çıktı.
Bu tür müdahaleler, Rus istihbarat servislerinin uyduların ilettiği hassas verileri okumasını veya hatta varsayımsal olarak uyduların kontrolünü ele geçirmesini mümkün kılmış olabilir.
ABD, 2024 yılında Rusya'nın diğer bu tür araçlara saldırabilecek kapasitede olduğuna inanılan bir uydu fırlattığını açıklamıştı. Rusya bu konuda kamuoyuna açıklama yapmadı.
ABD Uzay Kuvvetleri, Çin'in bir askeri modernizasyon stratejisinin parçası olarak uzay ve karşı uzay kabiliyetleri geliştirdiğini ve işlettiğini, Rusya'nın ise uzayı bir harp sahası olarak gördüğünü ve uzay üstünlüğünün gelecekteki çatışmalarda belirleyici bir faktör olacağına inandığını ifade ediyor.
<p>ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, yörüngedeki bu silahın ABD güçlerini düşman eylemlerine karşı korumak için gerekli olduğunu söyledi.</p>
<p>Pazartesi günü Hava, Uzay ve Siber Konferansı'nda konuşan Meink, ABD'nin gelişen tehditlere hazır olduğunu belirtti ancak silahın kabiliyetleri veya yörüngeye ne zaman yerleştirildiği konusunda ayrıntı vermedi.</p>
<p>Kıdemli askeri liderler daha önce, gelecekteki bir çatışmada ABD uydularına saldırıp onları devre dışı bırakmanın yollarını geliştiren Rus ve Çin programlarına işaret ederek uzaydaki askeri kabiliyetleri artırmayı planladıklarını açıklamıştı.</p>
<p>Trump yönetimi, uzay tabanlı kabiliyetlerin ve önleyici füzelerin, ABD'yi füzelere ve diğer havadan gelebilecek tehditlere karşı korumak için planlanan "Altın Kubbe" savunma sisteminin çok önemli bir parçası olduğunu belirtti.</p>
<p>YÖRÜNGEDE KİTLE İMHA SİLAHLARI YASAK</p>
<p>1967 tarihli bir anlaşma yörüngede kitle imha silahlarını yasakladı. O tarihten bu yana ABD, Rusya ve Çin dahil olmak üzere kilit güçler, askeri iletişim, gözetleme ve navigasyon için kilit önem taşıyan rakip uyduları hedef almak gibi anlaşma kapsamı dışındaki diğer kabiliyetleri araştırdı.</p>
<p>Geçen yıl Başkan Donald Trump, ABD Uzay Kuvvetleri'nin yalnızca varlıkları savunan değil aynı zamanda saldırı gücü olan rolünün altını çizen bir başkanlık kararnamesi yayımladı.</p>
<p>70 yılı aşkın süredir ABD ordusunun en yeni kolu olan ABD Uzay Kuvvetleri, iletişim ve gözetleme için kullanılan yüzlerce uydu dahil olmak üzere Amerikan varlıklarını uzayda korumanın bir yolu olarak 2019 yılında kuruldu.</p>
<p>Bir ABD Uzay Kuvvetleri sözcüsü yaptığı açıklamada, uzay kontrolünün, uzay alanına meydan okumak ve burayı kontrol etmek için gereken misyon alanlarını kapsadığını ve gerekirse düşman kabiliyetlerini kesinti, bozulma ve hatta imha yoluyla etkilemek için kinetik ve kinetik olmayan araçlar kullanıldığını bildirdi.</p>
<p>Sözcü, bu kabiliyetlerin muharip komutanlıkların talimatıyla taarruz ve savunma amaçlı kullanılabileceğini ekledi.</p>
<p>ÇİN VE RUSYA</p>
<p>Şubat ayı başlarında, iki Rus uydusunun, Rusya'nın 2022'deki Ukrayna işgalinden bu yana en az bir düzine Avrupa uydusunun iletişimine büyük ihtimalle müdahale ettiği ortaya çıktı.</p>
<p>Bu tür müdahaleler, Rus istihbarat servislerinin uyduların ilettiği hassas verileri okumasını veya hatta varsayımsal olarak uyduların kontrolünü ele geçirmesini mümkün kılmış olabilir.</p>
<p>ABD, 2024 yılında Rusya'nın diğer bu tür araçlara saldırabilecek kapasitede olduğuna inanılan bir uydu fırlattığını açıklamıştı. Rusya bu konuda kamuoyuna açıklama yapmadı.</p>
<p>ABD Uzay Kuvvetleri, Çin'in bir askeri modernizasyon stratejisinin parçası olarak uzay ve karşı uzay kabiliyetleri geliştirdiğini ve işlettiğini, Rusya'nın ise uzayı bir harp sahası olarak gördüğünü ve uzay üstünlüğünün gelecekteki çatışmalarda belirleyici bir faktör olacağına inandığını ifade ediyor.</p>
Türkiye, milli hava platformlarının sertifikasyonunda yeni bir yetkinlik seviyesine ulaştı. Türkiye'de yerli olarak geliştirilen bir hava platformuna, uluslararası standartlara uygun ve tamamen milli insan kaynağıyla yürütülen kapsamlı sertifikasyon süreci sonunda ilk kez Askeri Tip Sertifikası verildi.
HÜRKUŞ-II için yürütülen çalışmalar sonucunda Askeri Tip Sertifikası, 9 Eylül 2026 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinden oluşan Sertifikasyon Kurulu tarafından onaylandı. Belgenin yayımlanması dolayısıyla 11 Eylül 2026'da düzenlenen törenle, Türkiye'nin hava platformlarını yalnızca tasarlama ve üretme değil; test etme, doğrulama, uçuşa elverişliliğini değerlendirme ve sertifikalandırma alanlarında ulaştığı milli yetkinlik de ortaya konuldu.
"KENDİ TEKNİK OTORİTEMİZİ VE SERTİFİKASYON KÜLTÜRÜMÜZÜ DE İNŞA EDİYORUZ"
HÜRKUŞ-II'nin Askeri Tip Sertifikası'nın Türk havacılık sanayisi açısından teknik olduğu kadar stratejik bir eşik niteliği taşıdığını vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, "9 Eylül 2026, Türk havacılık sanayimiz açısından teknik olduğu kadar stratejik bir eşiktir. HÜRKUŞ-II'nin Askeri Tip Sertifikası; Türkiye'nin kendi hava aracını tasarlama, üretme, test etme, doğrulama ve sertifikalandırma yetkinliğinin somut bir göstergesidir." dedi.
Bu belgenin çok yoğun bir mühendislik, test ve doğrulama emeğinin sonucu olduğuna dikkat çeken Görgün, "Biz yalnızca hava platformları geliştirmiyor; bu platformların güvenilirliğini kendi insanımızla doğrulayacak teknik otoriteyi, metodolojiyi ve sertifikasyon kültürünü de inşa ediyoruz. HÜRKUŞ-II'de kazandığımız sertifikasyon tecrübesi, gelecekteki milli hava platformlarımız için kalıcı bir yetkinliğe ve güçlü bir kurumsal hafızaya dönüşecektir." diye konuştu.
HÜRKUŞ-II'nin kanatlarında Türkiye'nin iradesi olduğunu anlatan Görgün çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Kendi tasarımına, kendi testine ve kendi teknik yetkinliğine güvenen bir Türkiye'nin iradesi vardır. Bu kabiliyeti daha ileriye taşımaya kararlıyız. Sürece katkı sunan SSB Kalite-Test ve Sertifikasyon ekiplerimize, Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza, Milli Savunma Bakanlığımıza, TR Uçuşa Elverişlilik ve TUSAŞ ekiplerine, görev alan bütün mühendis ve uzmanlarımıza teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
MİLLİ UZMANLIK BİRİKİMİ ORTAK ÇALIŞMADA BULUŞTU
HÜRKUŞ-II'nin sertifikasyon faaliyetleri, farklı kurumlardan uzmanların müşterek teknik çalışmasıyla yürütüldü. Süreçte SSB Kalite-Test ve Sertifikasyon Daire Başkanlığından 7 uzman, SSB adına sertifikasyon panellerinde TR Uçuşa Elverişlilik (TRUE) firmasından 16 sertifikasyon uzmanı, Hava Kuvvetleri Komutanlığından 5 uzman ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı adına sertifikasyon panellerinde Milli Savunma Bakanlığından 12 sertifikasyon uzmanı görev yaptı.
Yüklenici TUSAŞ ise çalışmalara 40 Uçuşa Elverişlilik Uzmanı ile 10 Tasarım ve Üretim Organizasyon Onayı uzmanıyla katıldı. Böylece tasarımdan üretime, doğrulamadan teknik değerlendirmeye uzanan sertifikasyon sürecinde Türkiye'nin farklı kurum ve kuruluşlarında oluşan uzmanlık birikimi ortak bir yapı altında buluşturuldu.
HÜRKUŞ-II Projesi'nde sertifikasyon çalışmaları 12 ayrı disiplin altında yürütüldü. Aviyonik, elektronik donanım, elektrik sistemleri ve elektromanyetik ortam etkileri, itki-yakıt, insan faktörleri, kabin emniyeti, sistem emniyeti, sürekli uçuşa elverişlilik, uçak sistemleri, uçuş performansı, yapısal ve yazılım alanları ayrı sertifikasyon panellerinde değerlendirildi.
Bu çalışmalar kapsamında 283 panel toplantısı ve çalıştay gerçekleştirildi. Yazılım ve elektronik donanım faaliyetlerine destek veren alt yüklenici firmalara yönelik 225 denetim yapıldı. Sertifikasyon sürecinde ayrıca 1790 sertifikasyon gereksinimi doğrulandı, 950 sertifikasyon kanıt dokümanı ilgili paneller bünyesinde teknik açıdan incelendi ve değerlendirildi.
153 SERTİFİKASYON TESTİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Sertifikasyon planlarında tanımlanan doğrulama faaliyetleri kapsamında HÜRKUŞ-II üzerinde 38 laboratuvar testi, 71 yer testi ve 44 uçuş testi gerçekleştirildi. Böylece farklı doğrulama seviyelerinde toplam 153 sertifikasyon testi tamamlandı.
Test ve doğrulama faaliyetleriyle hava aracının ilgili sertifikasyon gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığı teknik kanıtlarla değerlendirildi ve Askeri Tip Sertifikası'na temel oluşturan kapsamlı kanıt altyapısı oluşturuldu. Projeyle kazanılan kabiliyetin, gelecek hava platformlarının tasarım, test, doğrulama ve sertifikasyon süreçlerinde Türkiye'nin milli yetkinliğini daha ileri seviyeye taşıması hedefleniyor.
<p>Türkiye'de yerli olarak geliştirilen HÜRKUŞ-II, tamamen milli insan kaynağıyla yürütülen süreç sonunda Askeri Tip Sertifikası alan ilk hava platformu oldu. Süreçte 153 test gerçekleştirildi ve 1790 gereksinim doğrulandı.</p>
<p>HÜRKUŞ-II için yürütülen çalışmalar sonucunda Askeri Tip Sertifikası, 9 Eylül 2026 tarihinde Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinden oluşan Sertifikasyon Kurulu tarafından onaylandı. Belgenin yayımlanması dolayısıyla 11 Eylül 2026'da düzenlenen törenle, Türkiye'nin hava platformlarını yalnızca tasarlama ve üretme değil; test etme, doğrulama, uçuşa elverişliliğini değerlendirme ve sertifikalandırma alanlarında ulaştığı milli yetkinlik de ortaya konuldu.</p>
Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin dosyanın yeniden gündeme gelmesi, Kurtlar Vadisi'nde yer alan bazı karakterlerle gerçek hayattaki kişiler arasında kurulan bağlantıları da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle Kaşifoğlu karakterinin Kaşif Kozinoğlu'nu temsil ettiği yönündeki iddia, dizinin gerçek olaylarla ilişkisine dair tartışmaların merkezine oturdu.
Yıllardır çeşitli kaynaklarda ve sosyal medya paylaşımlarında, dizideki bazı karakterlerin Türkiye'nin yakın tarihindeki siyasi, istihbari ve yeraltı dünyasından isimlerden esinlenerek oluşturulduğu öne sürülüyor. Ancak söz konusu eşleştirmelerin önemli bölümünün iddia ve yorum niteliğinde olduğu belirtiliyor.
"POLAT ALEMDAR'DAN SÜLEYMAN ÇAKIR'A"
Bu iddialara göre dizinin baş karakteri Polat Alemdar'ın Abdullah Çatlı'dan, Süleyman Çakır'ın ise Alaattin Çakıcı'dan esinlendiği öne sürülüyor. Çakır'ın eşi Nesrin Çakır'ın da Uğur Çakıcı ile ilişkilendirildiği iddialar arasında yer alıyor.
Dizideki Cerrahpaşalı kardeşlerin, yeraltı dünyasının tanınan isimlerinden Nuri Ergin ve Vedat Ergin kardeşlerin liderliğindeki Karagümrük Çetesi'nden esinlendiği ileri sürülüyor.
Memati Baş karakteri için Muradi Güler, Seyfo Dayı için Nihat Akgün, Kılıç için de yine Nihat Akgün ismi gündeme getiriliyor.
İSTİHBARAT DÜNYASINDAN DİKKAT ÇEKEN BENZETMELER
Kurtlar Vadisi'ndeki istihbarat karakterleri için de gerçek hayattaki önemli isimlerle bağlantılar kuruluyor.
Aslan Akbey'in Hiram Abas'tan, Doğu Eşrefoğlu'nun ise Mehmet Fuat Doğu'dan esinlendiği iddia ediliyor. Doğu Eşrefoğlu karakteri için ayrıca Eşref Bitlis ismi de gündeme getiriliyor.
Mete Aymar'ın Mehmet Eymür'ü, Kara karakterinin ise Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ı temsil ettiği yönünde iddialar bulunuyor. Abdülhey için ise Drej Ali ismi öne çıkıyor.
KAŞİFOĞLU–KAŞİF KOZİNOĞLU BAĞLANTISI
Listenin en dikkat çekici eşleştirmelerinden biri ise Kaşifoğlu–Kaşif Kozinoğlu bağlantısı.
Kurtlar Vadisi Pusu'daki Kaşifoğlu karakterinin gerçek hayattaki Kaşif Kozinoğlu'ndan esinlendiği uzun süredir çeşitli platformlarda dile getiriliyor. Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin gelişmelerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte, dizideki karakterin hikâyesi de yeniden mercek altına alındı.
İplikçi Nedim'in Nesim Malki'yi, Tombalacı Mehmet'in ise Ömer Lütfi Topal'ı temsil ettiği de öne sürülen eşleştirmeler arasında.
İskender Büyük karakteri için Veli Küçük, Pala için Tarık Ümit veya Korkut Eken, Halo Dayı için Halil Havar isimleri gündeme getiriliyor.
KUMARHANELER ÜZERİNDEN KURULAN BENZERLİK
Dizide Süleyman Çakır'ın kumarhane müdürü olarak görülen karakterin de Korkmaz Yiğit'ten esinlendiği iddia ediliyor.
Öte yandan dizide Çakır tarafından öldürülen bazı karakterlerin de gerçek hayatta öldürülen isimlerle benzerlik taşıdığı öne sürülüyor.
Buna göre Barış Bulmaz'ın Savaş Buldan'ı, Önder Zülfü Koşal'ın Ömer Lütfi Topal'ı, Behiç Türkcan'ın ise Behçet Cantürk'ü temsil ettiği ileri sürülüyor.
Dizide Önder Zülfü Koşal'ın ölümünün ardından kumarhanelerin Tombalacı Mehmet'in kontrolüne geçmesi de gerçek hayattaki Ömer Lütfi Topal'ın ölümünün ardından kumarhanelerin ortağı Ali Fevzi Bir'e geçmesiyle ilişkilendiriliyor.
DİĞER KARAKTERLER İÇİN DE DİKKAT ÇEKEN İDDİALAR
Dizideki Kürt Bedo'nun Kürt İdris'ten, Şahin Ağa'nın İbrahim Şahin'den, Kirve'nin Sedat Edip Bucak'tan esinlendiği ileri sürülüyor.
Mehmet Karahanlı karakteri için Rahmi Koç ve Tuncay Özilhan isimleri gündeme getirilirken, Samuel Vanunu'nun Üzeyir Garih'i, Kirkor Terzioğlu'nun Hayyam Garipoğlu'nu, İbrahim Ahıskalı'nın ise Şarık Tara'yı temsil ettiği iddia ediliyor.
Mehmet Karahanlı'ya suikast girişiminde bulunan Feraye karakterinin de Özdemir Sabancı suikastında adı geçen Fehriye Erdal'dan esinlendiği öne sürülüyor.
ŞEVKO'NUN ÖLÜMÜYLE İLGİLİ DİKKAT ÇEKEN BENZERLİK
Dizide Şevko karakterinin otel odasının penceresinden intihar etmesinin de gerçek hayattaki İbrahim Telemen'in ölümüyle benzerlik taşıdığı ileri sürülüyor.
Benzer şekilde Tilki Andrei karakteri için Andrei Tykin ismi gündeme getiriliyor. Tykin'in Türkiye'deki faaliyetlerine ilişkin geçmişte bazı siyasi tartışmalarda adının geçtiği öne sürülürken, bu bağlantı da dizideki karakterle ilişkilendiriliyor.
AVUKAT ELİF EYLÜL İDDİASI
Dizinin dikkat çeken kadın karakterlerinden Avukat Elif Eylül için ise Alaattin Çakıcı'nın avukatlığını yapan Şeyda Yıldırım ismi öne sürülüyor.
Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 12 yıl önce bulunan iskeletin kimliği, yeniden yürütülen incelemelerle ortaya çıktı.
Yapılan DNA çalışmasında kemiklerin 2013 yılında kaybolan Dilek Kalkan’a ait olduğu belirlendi.
İSKELETİN KİMLİĞİ BELİRLENEMEMİŞTİ
29 Temmuz 2014’te su seviyesinin çekildiği dere yatağında ve çevresinde insana ait kafatası, çeşitli kemik parçaları, kıyafet ve eşyalar bulundu.
İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan incelemede kemiklerin 17-23 yaş aralığında bir kadına ait olduğu belirlendi. Kimliğinin ve şüphelilerin tespit edilememesi üzerine 13 Şubat 2015’te daimi arama kararı verildi.
DOSYA YILLAR SONRA YENİDEN AÇILDI
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın kurulmasının ardından dosya yeniden ele alındı.
Diyarbakır ve çevre illerde kayıp olarak aranan 19-23 yaş arasındaki 144 kadına ilişkin yapılan araştırmada, Şağı ve Naif Kalkan çiftinin kızları Dilek Kalkan’ın Mayıs 2013’te kaybolduğu tespit edildi.
Olay yerindeki kıyafetlerle Kalkan’ın kaybolduğu sırada üzerindeki kıyafetlerin benzerlik göstermesi üzerine yapılan DNA incelemesinde, kemiklerin Dilek Kalkan’a ait olduğu ve annesi Şağı Kalkan ile yüzde 99,99 oranında uyumlu olduğu saptandı.
Soruşturma kapsamında Dilek Kalkan’ın kullandığı değerlendirilen 2 GSM hattının HTS kayıtları incelendi. Kalkan’ın Cuma Kaplan, Muhyettin Baranlı, S.K., E.K. ve H.A. ve ile yoğun iletişim içerisinde bulunduğu belirlendi.
Tanık ve bilgi sahibi ifadelerinde ise Dilek Kalkan ile Cuma Kaplan arasında duygusal birliktelik bulunduğu ve Kalkan’ın, Kaplan’dan hamile kaldığı yönünde bilgiler elde edildi. Sağlık kayıtlarında Dilek Kalkan’a 21 Mayıs 2013’te "gebe" tanısı konulduğu tespit edildi.
TELEFON SİNYALLERİ ŞÜPHELİLERİ İŞARET ETTİ
Bilirkişi tarafından yapılan daraltılmış baz çalışmalarında bazı şüphelilerin kullandıkları telefonların farklı tarihlerde Dilek Kalkan’ın kemiklerinin bulunduğu bölge ve yakınlarından sinyal verdiği belirlendi.
7 ŞÜPHELİ GÖZALTINA ALINDI
HTS kayıtları, analizler, Adli Tıp raporları, hastane kayıtları, tanık ifadeleri ve diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu Dilek Kalkan’ın ölümüyle bağlantılarının bulunabileceği değerlendirilen Cuma Kaplan, Muhyettin Baranlı, S.K., E. K., H. K., H. A. ve F.B., Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Diyarbakır JASAT ekiplerinin 11 Eylül’de düzenlediği operasyonla gözaltına alındı.
2 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
"Kadına karşı kasten öldürme" suçundan adliyeye sevk edilen Cuma Kaplan ile Muhyettin Baranlı dosyadaki delil durumu, beyanlar, HTS analizleri ve suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu gerekçesiyle tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.
2 şüpheli, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı. Diğer şüpheliler ise adli kontrolle serbest bırakıldı.
Ticaret Bakanlığı tarafından, 'Güvenli okul alışverişi, bilinçli tercihle başlar' notuyla açıklama yapıldı. Açıklamada, yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte çocuklar için yeni bir dönemin başladığı, bu dönemde kırtasiye alışverişlerini güvenli ürünlerden ve güvenilir satış noktalarından yana yapmanın, çocukların sağlığını korumak ve tüketici haklarını güvence altına almak açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Açıklamada şu uyarılarda bulunuldu;
"Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği için;
- Güvenilir satış noktalarını tercih edelim.
- Ürünlerde üretici/ithalatçı bilgisi, kullanım talimatı, yaş uyarıları ve gerekli işaretlerin bulunup bulunmadığını kontrol edelim.
- Alışverişlerimizde belge ve fişlerimizi mutlaka alalım. Şüpheli, kaynağı ve bilgileri belli olmayan ürünlerden uzak duralım.
Unutmayalım; güvenli ürün, bilinçli tüketiciyle buluşur. Ticaret Bakanlığı olarak çocuklarımızın sağlığını ve tüketicilerimizin haklarını korumak için denetimlerimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Yeni eğitim öğretim yılında tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, velilerimizi güvenli ve bilinçli alışveriş yapmaya davet ediyoruz."
İsrail merkezli analiz platformu NZIV, ROKETSAN tarafından geliştirilen ve 500 kilometreyi aşan menziliyle öne çıkan 300 ER füzesini İsrail üretimi Rampage ile karşılaştırdı.
İSRAİL MEDYASINDAN ROKETSAN 300 ER ANALİZİ: TÜRK FÜZESİ BİZE KARŞI ÜSTÜN
İsrail merkezli bağımsız analiz platformu NZIV, ROKETSAN üretimi 300 ER füzesini İsrail yapımı Rampage füzesiyle kıyaslayan kapsamlı bir analiz yayımladı.
Baykar Bayraktar AKINCI tarafından test edilen ve 250 kilometreden deniz hedefini vuran 300 ER, özellikle menzil kapasitesiyle dikkat çekti.
MENZİLİ 500 KİLOMETREYİ AŞIYOR
Analizde iki füzenin de karadan atılan topçu roketlerinin havadan fırlatılan balistik mühimmata dönüştürülmesi konseptine dayandığı ifade edildi.
Türk füzesi 300 ER, 500 kilometrenin üzerindeki menziliyle 150 ila 250 kilometre menzile sahip Rampage karşısında belirgin bir üstünlük sağladı.
Bu geniş menzil kapasitesi, taşıyıcı platformların düşman hava savunma sistemlerine yaklaşmadan güvenli mesafeden saldırı gerçekleştirmesine olanak tanıyor.
Sistemin AKINCI gibi insansız hava araçlarından düşük maliyetle ateşlenebilmesi de stratejik bir kazanım olarak değerlendirmede yer aldı.
Analizde, 300 ER’nin yaklaşık 900 kilogram, Rampage’in ise 570-580 kilogram ağırlığında olduğu aktarıldı. Her iki füzenin savaş başlığı ağırlığının ise yaklaşık 150 kilogram olduğu ifade edildi.
RAMPAGE FÜZESİNİN ÖZELLİKLERİ
İsrail üretimi Rampage füzesi ise yoğun elektronik harp koşullarında 10 metrelik hassasiyetle hedef vurabilme kabiliyetiyle ön plana çıkarıldı.
Süpersonik hızda ve 90 dereceye varan dik açıyla hedefe dalabilen Rampage, 150 kilogramlık savaş başlığıyla korunaklı noktalara karşı yüksek tahribat oluşturuyor.
Farklı savaş uçaklarında yıllardır sahada kullanılan Rampage operasyonel olgunluğuyla avantaj sağlarken, 300 ER füzesinin henüz test sürecinin başında olduğu vurgulandı.
<p>İsrail merkezli analiz platformu NZIV, ROKETSAN tarafından geliştirilen ve 500 kilometreyi aşan menziliyle öne çıkan 300 ER füzesini İsrail üretimi Rampage ile karşılaştırdı.</p>
<p>İSRAİL MEDYASINDAN ROKETSAN 300 ER ANALİZİ: TÜRK FÜZESİ BİZE KARŞI ÜSTÜN</p>
<p>İsrail merkezli bağımsız analiz platformu NZIV, ROKETSAN üretimi 300 ER füzesini İsrail yapımı Rampage füzesiyle kıyaslayan kapsamlı bir analiz yayımladı.</p>
<p>Baykar Bayraktar AKINCI tarafından test edilen ve 250 kilometreden deniz hedefini vuran 300 ER, özellikle menzil kapasitesiyle dikkat çekti.</p>
<p>MENZİLİ 500 KİLOMETREYİ AŞIYOR</p>
<p>Analizde iki füzenin de karadan atılan topçu roketlerinin havadan fırlatılan balistik mühimmata dönüştürülmesi konseptine dayandığı ifade edildi.</p>
<p>Türk füzesi 300 ER, 500 kilometrenin üzerindeki menziliyle 150 ila 250 kilometre menzile sahip Rampage karşısında belirgin bir üstünlük sağladı.</p>
<p>Bu geniş menzil kapasitesi, taşıyıcı platformların düşman hava savunma sistemlerine yaklaşmadan güvenli mesafeden saldırı gerçekleştirmesine olanak tanıyor.</p>
<p>Sistemin AKINCI gibi insansız hava araçlarından düşük maliyetle ateşlenebilmesi de stratejik bir kazanım olarak değerlendirmede yer aldı.</p>
<p>Analizde, 300 ER’nin yaklaşık 900 kilogram, Rampage’in ise 570-580 kilogram ağırlığında olduğu aktarıldı. Her iki füzenin savaş başlığı ağırlığının ise yaklaşık 150 kilogram olduğu ifade edildi.</p>
<p>RAMPAGE FÜZESİNİN ÖZELLİKLERİ</p>
<p>İsrail üretimi Rampage füzesi ise yoğun elektronik harp koşullarında 10 metrelik hassasiyetle hedef vurabilme kabiliyetiyle ön plana çıkarıldı.</p>
<p>Süpersonik hızda ve 90 dereceye varan dik açıyla hedefe dalabilen Rampage, 150 kilogramlık savaş başlığıyla korunaklı noktalara karşı yüksek tahribat oluşturuyor.</p>
<p>Farklı savaş uçaklarında yıllardır sahada kullanılan Rampage operasyonel olgunluğuyla avantaj sağlarken, 300 ER füzesinin henüz test sürecinin başında olduğu vurgulandı.</p>
Kamu harcamalarına sıkı fren geliyor. 2027-2029 bütçe döneminde verimsiz harcamalar tasfiye edilecek, kamu yatırımlarında ekonomik ve sosyal fayda esas alınacak. İhtiyaç fazlası araçlar elden çıkarılırken, geçici gelirlerle kalıcı harcama yapılmayacak; mali disiplin ve tasarruf bütçenin ana eksenini oluşturacak
Kamuda harcama disiplinini artıracak yeni dönem başlıyor. 2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı Tebliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.
Üç yıllık bütçe döneminde mali disiplin, tasarruf ve kaynakların daha etkin kullanılması öncelik haline getirildi.
Yeni bütçe döneminde kamu idarelerinin harcamaları sistematik olarak gözden geçirilecek. Verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek, tasarruf tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin denetim ve izleme faaliyetleri sürdürülecek.
Kamu yatırımlarında da frene basılacak. Yatırım programındaki rasyonelleştirme çalışmalarının devam edeceği belirtilirken, ekonomik ve sosyal fayda üreten yatırımlara öncelik verilecek.
Böylece kamu kaynaklarının düşük getirili veya önceliği olmayan projelerde kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
KAMU ARAÇLARINA DA FREN
Tasarruf paketinin dikkat çeken başlıklarından biri kamu taşıtları oldu. Kamu araçlarının kullanımı ihtiyaç ve tasarruf kriterleri çerçevesinde yeniden değerlendirilecek.
İhtiyaç fazlası veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek. Zorunlu haller dışında yeni araç alımına sınırlama getirilecek. Yeni taşıt edinimlerinde ise ekonomiklik gözetilecek; yerli üretim ve çevreci araçlara öncelik verilecek.
GEÇİCİ GELİRE KALICI HARCAMA YOK
Bütçe çağrısında kamu maliyesi açısından kritik bir başka mesaj da gelir-harcama dengesi oldu.
Süreklilik taşımayan ve konjonktüre bağlı gelirler, kalıcı harcamaların finansmanında kullanılmayacak.
Böylece geçici gelir artışlarının kamu harcamalarında kalıcı yük oluşturmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
MALİ DİSİPLİN ÖNE ÇIKIYOR
2027-2029 döneminde mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi temel hedefler arasında yer alıyor.
Para ve maliye politikalarının eş güdüm içinde yürütülmesi, harcamalarda etkinliğin artırılması, vergilemede adalet ve etkinliğin güçlendirilmesi ile kayıt dışılıkla mücadelenin daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.
Bütçe politikasıyla birlikte fiyat istikrarı, finansal istikrar ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi de hedefler arasında bulunuyor.
ÜÇ YILLIK SIKI BÜTÇE DÖNEMİ
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini belirlenen hedefler, politika öncelikleri ve ödenek tavanları doğrultusunda hazırlayacak.
Yeni dönemin bütçe mesajı açık: Kamu daha az harcayacak, kaynak kullanımında daha seçici olacak, yatırımlarda ekonomik ve sosyal getiriyi önceleyecek.
Alınan bilgiye göre, Gedik Mahallesi Karakoyunlar mevkisindeki evlerinin yakınında oynayan Bünyamin Çitçi, dün saat 18.00 sıralarında ortadan kayboldu. Çocuğu bulamayan ailesi muhtardan yardım istedi.
112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine arama çalışması başlatıldı.
UYURKEN BULUNDU
AFAD, polis ve sağlık ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen aramalar sonucunda küçük Bünyamin, saat 03.00 sıralarında evin yanındaki kümes ve depo olarak kullanılan tahta paletler üzerindeki muşambalar arasında uyurken bulundu.
Sağlık kontrolünden geçirilen çocuğun durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Bünyamin Çitçi’nin bulunma anları cep telefonuyla görüntülendi. Ekiplerin birkaç kez adıyla seslendiği Bünyamin'in uyandığı, karşısında ekipler ve aramaya katılan vatandaşları görünce şaşırdığı ve bir süre kendisine gelemediği görüldü.
Ekiplerin ve aramaya katılanların çocuğun bulunmasıyla yaşadığı mutluluk da görüntülere yansıdı.
<p>Antalya'nın Serik ilçesinde evin yakınında oynarken kaybolan Bünyamin Çitçi (6), 9 saat sonra tahta paletler üzerinde muşamba arasında uyurken bulundu.</p>
<p>Gedik Mahallesi Karakoyunlar mevkisindeki evlerinin yakınında oynayan Bünyamin Çitçi, dün saat 18.00 sıralarında ortadan kayboldu. Çocuğu bulamayan ailesi muhtardan yardım istedi. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine arama çalışması başlatıldı. AFAD, polis ve sağlık ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen aramalar sonucunda küçük Bünyamin, saat 03.00 sıralarında evin yanındaki kümes ve depo olarak kullanılan tahta paletler üzerindeki muşambalar arasında uyurken bulundu. Sağlık kontrolünden geçirilen çocuğun durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p>
<p>Bünyamin Çitçi’nin bulunma anları cep telefonuyla görüntülendi. Ekiplerin birkaç kez adıyla seslendiği Bünyamin'in uyandığı, karşısında ekipler ve aramaya katılan vatandaşları görünce şaşırdığı ve bir süre kendisine gelemediği görüldü. Ekiplerin ve aramaya katılanların çocuğun bulunmasıyla yaşadığı mutluluk da görüntülere yansıdı. </p>
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
<p> İçişleri Bakanlığı, Şanlıurfa'da yeni nesil suç örgütlerine finansman sağladığı tespit edilen ve hesaplarında 1,5 milyar lira para hareketliliği bulunan 7 şüphelinin yakalandığını açıkladı.</p>
<p>Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamaya göre; Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak' ve 'Tefecilik' suçlarına yönelik operasyonlar düzenlendi. Operasyonda, yeni nesil suç örgütlerine finansman sağladığı tespit edilen ve hesaplarında 1,5 milyar TL para hareketliliği bulunan 7 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin; yeni nesil suç örgütlerine finansman sağladıkları, vatandaşlara yüksek faizle borç verdikleri ve paraların teminatı olarak çek ve senet imzalatıp baskı altına aldıkları tespit edildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, "Organize suç örgütleri ve çetelerle mücadelede gösterdiğimiz kararlılığı, vatandaşlarımızı mağdur eden tefecilik faaliyetlerine karşı da aynı şekilde sürdürüyoruz. Güvenlik güçlerimizin koordineli çalışmalarıyla, şehirlerimizin huzurunu bozan hiçbir yapıya fırsat vermeyeceğiz. Kahraman jandarmamızı, daire başkanlığımızı, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığımızı, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" denildi. </p>
Silivri açıklarında dün saat 13.15 sıralarında denizde bir ceset bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye sahil güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekiplerin müdahalesiyle sudan çıkarılan ceset, Silivri Limanı'na getirildi.
UZUN SÜRE SUDA KALDIĞI İÇİN TANINMAZ HALDEYDİ
Limanda yapılan ilk incelemelerde, cesedin uzun süre suda kalmasına bağlı olarak tahriş ve bozulma meydana geldiği, bu nedenle olay yerinde kimlik tespitinin yapılamadığı belirtildi. Cansız beden, kesin ölüm nedeninin ve kimliğinin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi.
KİMLİĞİ ADLİ TIP KURUMU'NDA BELİRLENDİ
Kurumda yürütülen detaylı çalışmalar sonucunda cesedin kimliği netlik kazandı. Bulunan cansız bedenin, daha önce Silivri açıklarında batan 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin kaptanı Yaşar Kayhan'a ait olduğu tespit edildi.
<p>Silivri açıklarında denizde bulunan ve uzun süre suda kaldığı için ilk incelemede kimliği tespit edilemeyen cansız bedenin, batan “Tuğberk İmamoğlu” gemisinin kaptanı Yaşar Kayhan'a ait olduğu belirlendi.</p>
Dijital platformlarda LGBT'ye ilişkin içeriklerin görünürlüğünün artması, bunların çocuklar ve aile yapısı üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
MSÜ Rektörü Prof. Dr. Afyoncu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son yıllarda özellikle Batı'da dijital platformlar üzerinden ciddi bir LGBT propagandası yürütüldüğünü ifade etti.
LGBT propagandasını, toplumların geleneksel yapısının ve aile düzeninin bozulmasına yönelik bir süreç olarak nitelendiren Afyoncu, bunun Batı'da yaşandığını ve Türkiye'ye de taşınmaya çalışıldığını dile getirdi.
Kimliklerin cinsiyetsizleştirilmeye ve LGBT'nin normalleştirilmeye çalışıldığını belirten Afyoncu, şunları kaydetti:
"Dünya çok ciddi bir LGBT propagandası altında. Ama ülkemizde Allah'a şükür devlet yetkilileri bugüne kadar buna izin vermedi. Bunun yayılmasına, topluma nüfuz etmesine bundan sonra da izin verilmemesi lazım. Çünkü aile en kutsal değerimizdir. Aileyi tehdit eden en önemli unsurlardan birisi LGBT'dir. Eğer aile ve toplum ortadan kalkarsa, toplumun bütün değerleri de ortadan kalkar. Onun için LGBT'yi toplumda yaymaya yönelik her türlü girişime devlet yetkililerinin engel olması lazım."
Afyoncu, LGBT propagandası yapılmaması ve toplumun bu tür içeriklere maruz bırakılmaması gerektiğini vurgulayarak, onur yürüyüşleri gibi etkinliklerle konunun görünür hale getirildiğini ve topluma dayatılmaya çalışıldığını ifade etti.
- "BATI DÜNYASINI MAALESEF LGBT ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE İŞGAL ALTINA ALMIŞ DURUMDA"
Konunun bir diğer önemli ayağının da yabancı diziler olduğuna işaret eden Afyoncu, Netflix gibi dijital platformlardaki hemen hemen her dizide LGBT ile ilgili unsurlara yer verildiğini, bunların FBI ve polis temalı yapımlar gibi farklı türlerdeki dizilerde de görüldüğünü söyledi.
Afyoncu, dizilere LGBT içeriklerinin dahil edilerek normalleştirilmeye çalışıldığını anlatarak, "Orada iki kadını bir karı koca hayatında yaşar gibi gösteriyor. İki erkeği de böyle gösteriyor. Buradaki en büyük tehlike şu, bunun normal olduğuna insanlar inandırılmaya çalışılıyor. Bu normal değil. Bu toplum kodlarına aykırı. Türklerin de aykırı, bütün dünyanın da aykırı. Hristiyanların da aykırı. Fakat Hristiyan ve Batı dünyasını maalesef LGBT çok ciddi şekilde işgal altına almış durumda." diye konuştu.
ABD'de Joe Biden döneminde LGBT propagandasının yoğun şekilde yürütüldüğünü belirten Afyoncu, Donald Trump'ın göreve gelmesiyle bunun engellenmesine yönelik adımlar atıldığını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de LGBT'yi tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.
Afyoncu, Türkiye'de de benzer bir yaklaşım bulunduğunu kaydederek, "Bu Türklüğe karşı bir tehdittir. Bu Türk milletine karşı bir tehdittir. Bana göre insanlığa karşı da bir tehdittir. Burada bunun zorla insanlara dayatılmasına hepimizin engel olması lazım." ifadelerini kullandı.
LGBT'nin normalleştirilmesine yönelik içeriklere karşı öncelikle devletin tedbir alması ve aile hayatını teşvik eden yapımların artırılması gerektiğini vurgulayan Afyoncu, geçmişte Amerikan dizilerinde kalabalık ailelerin konu edildiğini, Türkiye'de de "Ekmek Teknesi" gibi aile hayatını merkeze alan dizilerin ekrana geldiğini hatırlattı.
- "ÇOCUKLARIN MARUZ KALDIĞI ŞEY ARTIK TELEVİZYON DEĞİL OYUNLAR"
Prof. Dr. Afyoncu, bu hassasiyetin oyunlara da yansıması gerektiğine dikkati çekerek, "Çocukların maruz kaldığı şey artık televizyon değil, oyunlar. Oyunların içeriğinde şiddet ve benzeri unsurlar da var. Şimdi burada önemli olan kimliğin cinsiyeti. Erkek erkektir, kadın kadındır. Bunlar eşittir, hakları eşittir ama ayrı kimliklerdir. Bu iki kimlik bir araya geldiği zaman aile oluyor. Normal olan budur. Bunun topluma anlatılması ve eğitim camiasında da buna yer verilmesi lazım." dedi.
Bazı belediyelerin zaman zaman LGBT'ye yönelik faaliyetler yürüttüğünü ve bunların engellenmesi gerektiğini belirten Afyoncu, konunun doğrudan ders olarak ele alınmasına gerek olmadığını, normal toplum ve aile hayatının anlatılmasının yeterli olduğunu ve topluma aykırı unsurların dayatılmasına izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.
Afyoncu, LGBT içeriklerinin dizilerin içine gündelik hayatın doğal bir parçası gibi yerleştirildiğini ve bunun çocukların algısını etkileyebileceğini belirterek, "Ailemizi ve aile hayatımızı korumamız lazım. Bunun da önündeki en önemli tehditlerden biri de LGBT'dir." diye konuştu.
18 milyona yakın öğrenci için ders zili dün çaldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları cevaplıyor.
Bakan Tekin'in açıklamalarından öne çıkanlar:
2026-2027 eğitim öğretim yılı, ülkemiz için çocuklarımız için öğretmenlerimiz için tüm dünya ve insanlık alemi için hayırlı sonuçlar doğuracak bir eğitim yılı olsun. Süreçte bütün yükümüzü çeken öğretmen arkadaşlarımıza teşekkür edip onlara başarı dileklerimi sunuyorum.
PISA’da, bu başarıyı bir yıl iki yıl gibi periyotlarda yapılan çalışmalarla sınırlandırmak bir irrasyonel bir yaklaşım bu bilimsel bir açıklama değil öncelikle şunu görmemiz lazım; bu tür programlarda bu tür uluslararası derecelendirme mekanizmalarında nelerin ölçüldüğü ve Türkiye'deki eğitim öğretim sisteminde nelerin eksik olduğunun bir analizini yapmamız lazım.
'EĞİTİMİ DERSHANE VESAYETİNDEN KURTARDIK'
PISA başarımız dünyada gündem. 2015 sonrası skorlarımız yükseldi. Eğitimi dershane vesayetinden kurtardık ve başarı geldi.
Ne okulları ne öğrencileri tespit ettik. Kendilerinin tespit ettiği steril bir ortamda sınavların uygulanmasıyla ilgili gerekli tedbirleri aldık.
'EN FAZLA BÜTÇE EĞİTİME AYRILDI'
Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibariyle okullarımızda sağlıklı bir eğitim, öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı.
'760 BİN YAKIN DERSLİĞİMİZ VAR'
Bakın bu rakamları başka yayınlarda da verdik. 2002 yılında Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz 357 bin dersimiz var. 357 bin sınıfımız var. Şöyle bakalım. Bu 357 bin Türkiye'ye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi. Depremde yıkılanlar okullarımız. Başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikler düşündüğümüzde bu 357 bin dersin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. Şimdi biraz önce söylediğim parametre doğrultusunda ilk yaptığımız şey derslik sayısını arttırıp çocuklarımızın bir sırada 3 kişi 4 kişinin oturduğu bir sınıf değil. Notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. 200 bine düştüğünü varsaydık biraz önce, 357 bin derslerin. Bugün 760 bine çıkartmışız. Yani yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey. Bu önemli bir parametre.
Eğitime erişim konusunda sorun yaşanıyor. O tarihler için söylüyorum. Çocuklarımızın ilkokulu bitirdikten sonra ortaokula devam edebilecekleri bir mekanizma yok.
Köyünden ilçe merkezine gelemiyor veyahut da benzeri problemler yaşanıyor. Şimdi eğitime erişimle ilgili sorunları aşabilmek için adımlar atıldı.
Ne yaptık? Taşımalı sistem getirdik. Yani eğitimine devam etmek isteyen ama ulaşım problemleri yaş ayan öğrencilerimiz için taşımalı sistemi koyduk okullarımızın pansiyon kapasitesini arttırdık dolayısıyla eğitime erişimi bu anlamda Türkiye'yi uluslararası göstergeler açısından.
Bakın şu anda yani 2002 yılında orta öğretime devam oranı yaklaşık %50'lerde iken şu an %90'ların üzerinde.
Okul öncesi eğitime, erişim, 2002 yılında %11 iken bugün %80'in üzerinde. Bunlar çok önemli parametreler. Eğitim erişimi açısından da bu konuyu ciddi şekilde çözdük. Bir başka önemli konu, eğitimin niteliği açısından öğretmen sayısı önemli.
'1 MİLYON 260 BİN ÖĞRETMENİMİZ VAR'
Yani bir öğretmenin, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı eğer 30-40'lı rakamlarla ifade ediliyorsa eğer o öğretmen arkadaşımızın o sınıfta öğrencilerle o ilişkiyi kurma ihtimali yok.
Dolayısıyla ne yaptık? Yaklaşık şu an sistemde kayıtta olan öğretmen arkadaşlarımızın yüzde sekseni AK Parti iktidarları döneminde atandı.
O gün 500 bin civarında öğretmenimiz varken, 540 bin öğretmenimiz varken 2002 yılında bugün 1 milyon 260 bin özel okuldaki öğretmenlerle beraber öğretmenimiz var. Bu rakamlar çok önemli rakamlar. Yani öğretmen sayısı arttı. Altyapı düzeldi ve bu PISA skorlarına olumlu yansıdı.
sadece bunlar değil, bunlar devam ediyorum birkaç şey daha. Bu soruyu biraz uzun geçelim. Müsaade ederseniz eğer. Çünkü burası önemli yani şöyle bir megalomani içerisinde değilim. Yani biz bunu son bir yılda iki yılda düzelttik vesaire şey in içerisinde değilim. 2001'den itibaren atılan bu adımlar, bakın başka ne yaptık?
Öğretmen nitelikleriyle ilgili olarak, 2014-2015 yılında öğretmen yeterlilikleriyle ilgili çok kapsamlı bir çalışma yaptık. Uluslararası göstergelerle uyumlu bir biçimde. Bu da çok önemli. Bir başka önemli husus. Şimdi eğitimin ana felsefesi itibariyle okulda ne yapıyoruz biz? Ne yapmamız gerekiyor? 1980'li 1990'lı yıllarda Sizin yaşınız genç hatırlamazsınız. Okuldan başka, ders kitabından başka bilgiye erişim mekanizmamız yok. Yani internet, televizyon, cep telefonu bu tür şeyler yok.
Günümüzde de sınıfta cep telefonu kullanımını biraz abartan öğretmenlerimiz vardı. Öğretmen arkadaşlarımıza derste cep telefonu kullanmama konusunda uyarıda bulunduk.
"KILIK KIYAFET KONUSUNDA ÖZEN İSTİYORUZ"
Ve bizim öğretmen kitlemizin tamamına yakını öğretmen itibarına yakışır, öğretmenin saygınlığına yakışır şekilde zaten giyiniyor.
Ancak arada bu tür kötü örnekler bütün öğretmen arkadaşlarımızı da zan altında bırakıyor. Bütün öğretmen arkadaşlarımızın emeğinin çalınması sonucunu doğuruyor.
Bütün öğretmen arkadaşlarımızın itibarlarını zedeleyen bir noktaya geliyor. Bu örneği artırmak mümkün bunları. Dolayısıyla biz 2023’te dedik ki, öğretmen arkadaşlarımızın kılık kıyafetleri konusunda daha özenli olmalarını arzu ediyoruz.
BEYAZ ÖNLÜK UYGULAMASI
Öğretmenlerimiz Devlet Memurları Kanunu'na tabi, Kılık Kıyafet Yönetmeliğinde öğretmenlerin nasıl giyineceği tanımlanmış.
Kamu kurumu niteliğindeki okullarda mevzuata göre davranılması gerektiğini hatırlatıyorum. Buna karşı çıkanların 'yasakçı' eleştirisi yapmaları tutarsız.
'ÖNÜMÜZDEKİ YIL YENİ SİSTEME GEÇİYORUZ'
Yüzde 30 oranında müfredatımızı hafiflettik. Bu haliyle müfredatımız hala biraz yoğun. Önümüzdeki yıl bütün öğretim kademelerinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne geçmiş olacağız.
<p>Türkiye'nin PISA 2025 başarısı ve yeni eğitim öğretim yılının başlaması sonrası Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin AA Editör Masası'nda soruları cevaplandırdı.</p>
<p>Bakan Yusuf Tekin'in açıklamalarından öne çıkanlar:</p>
<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Başbakanlığı hem Cumhurbaşkanlığı döneminde bütün bütçelerde genel bütçeden en çok pay milli eğitime ayrıldı. Yani hep biz birinci sırada yer aldık. Şöyle söyleyeyim, %7'lerden %15'lere çıkardı genel bütçeden ayrılan payı. Bu şimdi önemli bir gösterge bizim açımızdan ve bununla AK Parti iktidarları döneminde bir kere çocuklarımızın okul ihtiyacı yani derslik başına düşen öğrenci sayısı itibariyle okullarımızda sağlıklı bir eğitim, öğretim ortamının inşası için gerekli adımlar atıldı.</p>
<p>'760 BİN YAKIN DERSLİĞİMİZ VAR'</p>
<p>Bakın bu rakamları başka yayınlarda da verdik. 2002 yılında Türkiye'de yaklaşık öğrencilerimiz 357 bin dersimiz var. 357 bin sınıfımız var. Şöyle bakalım. Bu 357 bin Türkiye'ye doğal afetlerin yoğun yaşandığı, özellikle depremin yoğun yaşandığı bir deprem ülkesi. Depremde yıkılanlar okullarımız. Başka doğal felaketlerle kaybettiğimiz dersliklerimiz ve ekonomik ömrünü tamamladığı için yıkıp yeniden yaptığımız derslikler düşündüğümüzde bu 357 bin dersin yaklaşık yarısının bu şekilde kaybolduğunu varsayalım. Elimizde 150-200 bin civarında önceden kalan bir derslik var. Şimdi biraz önce söylediğim parametre doğrultusunda ilk yaptığımız şey derslik sayısını arttırıp çocuklarımızın bir sırada 3 kişi 4 kişinin oturduğu bir sınıf değil. Notunu tutabildiği, öğretmenini dinleyebildiği müreffeh ortamlar şu an 760 bine yakın dersliğimiz var. 200 bine düştüğünü varsaydık biraz önce, 357 bin derslerin. Bugün 760 bine çıkartmışız. Yani yaklaşık 500 bin civarında ilave derslik yapmışız. Bu çok önemli bir şey. Bu önemli bir parametre.</p>
Milli futbolcularımız Kenan Yıldız ve Çeki Zelik'in formasını giydiği Juventus, Serie A'nın 4. haftasında İtalya Serie A'nın 4. haftasında Sassuolo'ya konuk oldu. Torino ekibi, ev sahibine 3-2'lik skorla boyun eğerken, 90+4. dakikada gelen galibiyet golünde Juventus savunması ve kalecisinin verdiği hareketleri şike tartışmalarını beraberinde getirdi.
JUVENTUS DEFANSI SAVUNMA YAPMADI
Sassuolo'nun atağında topu alan futbolcu şut için hazırlanırken karşısındaki Juventuslu savunmacının rakibine baskı yapmadığı görüldü. Sassuolo oyuncusu, rahat şekilde pozisyonunu hazırladı ve adeta göstere göstere şutunu çekti.
KALECİ DE İZLEDİ
Pozisyonun bir diğer dikkat çeken noktası ise Juventus kalecisinin tepkisi oldu. Kalecinin kaleye yönelen şuta uçmaması ve belirgin bir kurtarış hamlesinde bulunmaması görüntüler üzerindeki tartışmayı daha da artırdı.
ZEKİ ÇELİK 90 DAKİKA FORMA GİYDİ
Juventus'ta sakatlığı bulunan Kenan Yıldız, bu maçta kadroya alınmadı. Bir diğer milli oyuncumuz Zeki Çelik ise 90 dakika sahada kaldı.
<p>Milli futbolcularımız Kenan Yıldız ve Çeki Zelik'in formasını giydiği Juventus, Serie A'nın 4. haftasında İtalya Serie A'nın 4. haftasında Sassuolo'ya konuk oldu. Torino ekibi, ev sahibine 3-2'lik skorla boyun eğerken, 90+4. dakikada gelen galibiyet golünde Juventus savunması ve kalecisinin verdiği hareketleri şike tartışmalarını beraberinde getirdi.</p>
<p>JUVENTUS DEFANSI SAVUNMA YAPMADI</p>
<p>Sassuolo'nun atağında topu alan futbolcu şut için hazırlanırken karşısındaki Juventuslu savunmacının rakibine baskı yapmadığı görüldü. Sassuolo oyuncusu, rahat şekilde pozisyonunu hazırladı ve adeta göstere göstere şutunu çekti.</p>
<p>KALECİ DE İZLEDİ</p>
<p>Pozisyonun bir diğer dikkat çeken noktası ise Juventus kalecisinin tepkisi oldu. Kalecinin kaleye yönelen şuta uçmaması ve belirgin bir kurtarış hamlesinde bulunmaması görüntüler üzerindeki tartışmayı daha da artırdı.</p>
<p>ZEKİ ÇELİK 90 DAKİKA FORMA GİYDİ</p>
<p>Juventus'ta sakatlığı bulunan Kenan Yıldız, bu maçta kadroya alınmadı. Bir diğer milli oyuncumuz Zeki Çelik ise 90 dakika sahada kaldı.</p>
Bülent Şık’ın haberine göre, kurşunun özellikle çocuklarda beyin ve sinir sisteminin gelişimini olumsuz etkileyebilen önemli bir toksik madde olduğuna dikkat çekiliyor. Sağlık açısından yalnızca yüksek miktardaki temasın değil, düşük seviyelerde olsa bile uzun süre devam eden kurşun maruziyetinin de önem taşıdığı belirtiliyor.
O ÜRÜNLERE PARA ÖDEMEYİN: KULLANANLARA FLAŞ UYARI! KURŞUN RİSKİ TAŞIYOR
Türkiye’nin de dahil olduğu 25 ülkede 2024 yılında yapılan bir piyasa araştırmasında, Türkiye’den temin edilen bazı metal ve seramik gıda kaplarında, araştırmada esas alınan referans seviyenin üzerinde kurşun bulundu. Bununla birlikte, elde edilen bulguların piyasada bulunan bütün mutfak gereçlerinin kurşun açısından riskli olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor.
Hangi ürünlerde daha dikkatli olunmalı?
Mutfak gereçlerinde oluşabilecek riskin tek bir faktöre bağlı olmadığı ifade ediliyor. Ürünün hangi hammaddeden üretildiği, kullanılan metal alaşımının özellikleri, geri dönüştürülmüş malzeme içerip içermediği ve seramik ürünlerde kullanılan sırın yapısı bu açıdan önem taşıyor. Bunun yanı sıra, ürünün kullanım sürecinde çizilmesi, aşınması veya yüzeyinin zarar görmesi de değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında yer alıyor.
Üreticisi ya da ithalatçısı belli olmayan, içeriği hakkında yeterli bilgi bulunmayan ve geçmişte nasıl kullanıldığı bilinmeyen eski mutfak kaplarına karşı temkinli olunması öneriliyor. Özellikle sırında çatlaklar oluşmuş seramikler, emaye yüzeyi dökülmüş kaplar, derin çizikler bulunan veya kaplaması belirgin biçimde aşınmış gereçlerin kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.
Üzerindeki malzeme ibaresi tek başına güvence değil
Bir tencere veya tavanın üzerinde "çelik", "alüminyum" ya da "seramik" ibaresinin bulunması, ürünün otomatik olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Ürünün güvenilir bir üretici tarafından piyasaya sunulması, kullanılan malzemelerin açıkça belirtilmesi ve gıda ile temasa uygunluk kriterlerini karşılaması önem taşıyor.
Malzeme içeriği ve üreticisi bilinen, gıda temasına uygun olarak üretilmiş ve yüzeyi sağlam olan paslanmaz çelik, döküm demir, karbon çelik ve ısıya dayanıklı cam ürünler genel olarak tercih edilebilecek seçenekler arasında bulunuyor.
Gıda ile temasa uygun şekilde üretilmiş ve yüzeyi sağlam anodize alüminyum ürünler de kullanılabilir. Buna karşılık, derin çizikler oluşmuş, yüzeyi aşınmış ya da üretim kaynağı hakkında güvenilir bilgi bulunmayan alüminyum kapların kullanımından kaçınmak öneriliyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde parada sahtecilik ve paraya eşit değerde sahtecilik suçlarının önlenmesi, şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yaptı.
Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından sahte para üreten zanlıların kimlik ve adreslerini belirleyen ekipler, düzenledikleri eş zamanlı operasyonda 11 şüpheliyi gözaltına aldı.
Adreslerdeki aramalarda ise 357 bin 400 lira ve 500 dolar sahte banknotun yanı sıra 15 adet 100 dolar bandrolü, 2 bin 636 bandrollü kağıt, sahte 6 altın bilezik, altın kolye ile tam altın ele geçirildi.
ABD Başkanı Trump, ülkesinin silah stoğunun azaldığı iddialarına yalanlayarak "ABD'nin, tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar ürettiğini" ifade etti. Trump, üretilen silahların Orta Doğu ve diğer bölgelerdeki ABD birliklerine günlük teslim edildiğini belirtti.
TRUMP: ABD, TARİHİMİZDEKİ EN ÜSTÜN VE SEÇKİN SİLAHLARI ÜRETİYOR
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından ABD'nin silah stoklarının tükenmekte olduğu iddialarına yanıt veren bir paylaşım yaptı.
Trump, ABD savunma sanayii şirketlerinin tarihinin en verimli döneminde olduğunu savundu.
"ABD, TARİHİMİZİN EN ÜSTÜN SİLAHLARINI ÜRETİYOR"
Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
"ABD'nin tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar ürettiğine dair bir rapor aldım.
Bu silahlar, Orta Doğu'daki ve ötesindeki kuvvetlerimize günlük olarak teslim ediliyor."
"ODAK NOKTASI FÜZE SİSTEMLERİ"
"Savunma şirketi fabrikalarımız 7/24 çalışıyor ve aynı zamanda şirket başına ortalama 4 ila 5 yeni büyük tesis inşa ediliyor.
Bu üretimin ana odak noktası Patriot'lar, THAAD sistemleri, Tomahawk'lar ve stoklarımızda zaten yüksek miktarda bulunan diğer standart füze sistemleri oldu."
<p>ABD Başkanı Trump, ülkesinin silah stoğunun azaldığı iddialarına yalanlayarak "ABD'nin, tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar ürettiğini" ifade etti. Trump, üretilen silahların Orta Doğu ve diğer bölgelerdeki ABD birliklerine günlük teslim edildiğini belirtti.</p>
<p>TRUMP: ABD, TARİHİMİZDEKİ EN ÜSTÜN VE SEÇKİN SİLAHLARI ÜRETİYOR</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından ABD'nin silah stoklarının tükenmekte olduğu iddialarına yanıt veren bir paylaşım yaptı .</p>
<p>Trump, ABD savunma sanayii şirketlerinin tarihinin en verimli döneminde olduğunu savundu.</p>
<p>"ABD, TARİHİMİZİN EN ÜSTÜN SİLAHLARINI ÜRETİYOR"</p>
<p>Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>"ABD'nin tarihimizde hiç olmadığı kadar üstün ve seçkin silahlar ürettiğine dair bir rapor aldım.</p>
<p>Bu silahlar, Orta Doğu'daki ve ötesindeki kuvvetlerimize günlük olarak teslim ediliyor."</p>
<p>"ODAK NOKTASI FÜZE SİSTEMLERİ"</p>
<p>"Savunma şirketi fabrikalarımız 7/24 çalışıyor ve aynı zamanda şirket başına ortalama 4 ila 5 yeni büyük tesis inşa ediliyor.</p>
<p>Bu üretimin ana odak noktası Patriot'lar, THAAD sistemleri, Tomahawk'lar ve stoklarımızda zaten yüksek miktarda bulunan diğer standart füze sistemleri oldu."</p>
Başkent kulisleri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı yol haritasına ilişkin çok konuşulacak iddialarla çalkalanıyor. Hürriyet yazarlarından Abdulkadir Selvi, Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı iddialarını ayrıntılarla köşesine taşıdı. Son dönemde atılan adımlarla dikkatleri üzerine Yavaş'ın, günlük süreç sağlamak adına geliştirilen birinci sınıf strateji ve parti içi gerilimler yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
KULİSLERİ HAREKETLENDİREN CEZAEVİ VE ADAYLIK İDDİASI
Siyaset koridorlarında Mansur Yavaş'ın yakın çevresi ile paylaştığı iddia edilen bazı değerlendirmeler kulaktan okunuyor. Yavaş'ın yakın çevresine, “Bu yaştan sonra cezaevine girmek istemiyorum” denilirken, öne sürülürken, olası bir hukuki engellenmemek adına özel bir plan hazırlanıyor.
İddialara göre Yavaş, adaylık çözümleri süt stratejilerini şu sözlerle şekillendiriyor: "Cumhurbaşkanlığı adaylığının resmi olarak başvurunun takvime kadar başlangıcını çıkarmayacağım. Adaylık başvurusu başlarsa beni tutuklayamazlar. O zaman toplum bu başkan olduğu için tutuklandı der"
Yavaş, kulislerde dolaşan bu iddiaları henüz doğrudan yalanlamış değil. Ancak daha önce yaptığı bir açıklamada bu tür söylentilere karşı temkinli olunması belirtildiği, “Benim ağzımdan duymadığınız hiçbir söze itibar etmeyiniz” uyarısında bulunmuştu.
MUHALEFETİN EN GÜÇLÜ ADAYI KONUMUNA GELDİ
Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanı aday olma isteğinin uzun süredir devam ettiği iddiaları gündemden düşmüyor. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde adı sık sık telaffuz edilen Yavaş için o dönem Kılıçdaroğlu'nun adaylığı kesinleşince cumhurbaşkanı yardımcılığı formülü geliştirilditi.
Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluk ve rüşvetten mahkemede itirafçılara karşı görev yemiş bülbüle dönüşü ve diplomasının iptali, Yavaş'ı muhalefet cephesinde doğal olarak güçlü aday pozisyonuna taşıdı.
KULLİYE ZİYARETİNİN DEPREM ETKİSİ
Yavaş'ın oğlu dönemdeki siyasi mezraları, kendi partisi içinde de farklı yorumlara neden oluyor. CHP'nin kuruluşunun yıldönümü kutlamasıyla düzenlenen Anıtkabir'e katılmayan Yavaş'ın, aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesine dikkat çekildi.
CHP'nin faaliyetlerini sürdürmesine rağmen Yeni Parti ile yakın ilişkilerini koruyan Yavaş, bu görüşmeyle ilgili olarak Kemal Kılıçdaroğlu'na sadece bilgi vermekle yetinirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ise onayını aldığı iddia ediliyor. Bu hamlelerin, Yavaş'ın iktidar kanadında da kendisine bir meşruiyet alanı açma çabası olduğu ve her kesime hitap eden çok yönlü bir denge politikası izlenen şeklinde yorumlanıyor.
CHP GENEL MERKEZİ İLE GERİLİM VE İSTİFA RESTİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu temaslar devam ederken, hem CHP hem de Yeni Parti kanadında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı. Tepkiler üzerine geri adım atmayan Mansur Yavaş, “Tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir hastalığın nedeni olarak görülmesise, gereğini yapması gerektiğini” söyleyerek iki partiye de dinlenmeye dikkat çekti. Bu çıkışın ardından CHP cephesinden yanıt gecikmesi. Parti adına açıklama yapan Faik Öztrak, yaşananların “Büyük bir hayallerinin yolunu açtığını” ifade etti. Öztrak, Yavaş'ın istifa imalı dinlenmeye karşı ise oldukça sert bir durma sergileyerek, “CHP tehditle, korkutarak hareket edemez bir parti değil” sözleriyle kapıyı kapattı.
<p>Başkent kulisleri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı yol haritasına ilişkin çok konuşulacak iddialarla çalkalanıyor. Hürriyet yazarlarından Abdulkadir Selvi, Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanlığı iddialarını ayrıntılarla köşesine taşıdı. Son dönemde atılan adımlarla dikkatleri üzerine Yavaş'ın, günlük süreç sağlamak adına geliştirilen birinci sınıf strateji ve parti içi gerilimler yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>
<p>KULİSLERİ HAREKETLENDİREN CEZAEVİ VE ADAYLIK İDDİASI</p>
<p>Siyaset koridorlarında Mansur Yavaş'ın yakın çevresi ile paylaştığı iddia edilen bazı değerlendirmeler kulaktan okunuyor. Yavaş'ın yakın çevresine, “Bu yaştan sonra cezaevine girmek istemiyorum” denilirken, öne sürülürken, olası bir hukuki engellenmemek adına özel bir plan hazırlanıyor.</p>
<p>İddialara göre Yavaş, adaylık çözümleri süt stratejilerini şu sözlerle şekillendiriyor: "Cumhurbaşkanlığı adaylığının resmi olarak başvurunun takvime kadar başlangıcını çıkarmayacağım. Adaylık başvurusu başlarsa beni tutuklayamazlar. O zaman toplum bu başkan olduğu için tutuklandı der"</p>
<p>Yavaş, kulislerde dolaşan bu iddiaları henüz doğrudan yalanlamış değil. Ancak daha önce yaptığı bir açıklamada bu tür söylentilere karşı temkinli olunması belirtildiği, “Benim ağzımdan duymadığınız hiçbir söze itibar etmeyiniz” uyarısında bulunmuştu.</p>
<p>MUHALEFETİN EN GÜÇLÜ ADAYI KONUMUNA GELDİ</p>
<p>Mansur Yavaş'ın cumhurbaşkanı aday olma isteğinin uzun süredir devam ettiği iddiaları gündemden düşmüyor. Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde adı sık sık telaffuz edilen Yavaş için o dönem Kılıçdaroğlu'nun adaylığı kesinleşince cumhurbaşkanı yardımcılığı formülü geliştirilditi.</p>
<p>Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluk ve rüşvetten mahkemede itirafçılara karşı görev yemiş bülbüle dönüşü ve diplomasının iptali, Yavaş'ı muhalefet cephesinde doğal olarak güçlü aday pozisyonuna taşıdı.</p>
<p>KULLİYE ZİYARETİNİN DEPREM ETKİSİ</p>
<p>Yavaş'ın oğlu dönemdeki siyasi mezraları, kendi partisi içinde de farklı yorumlara neden oluyor. CHP'nin kuruluşunun yıldönümü kutlamasıyla düzenlenen Anıtkabir'e katılmayan Yavaş'ın, aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmesine dikkat çekildi.</p>
<p>CHP'nin faaliyetlerini sürdürmesine rağmen Yeni Parti ile yakın ilişkilerini koruyan Yavaş, bu görüşmeyle ilgili olarak Kemal Kılıçdaroğlu'na sadece bilgi vermekle yetinirken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ise onayını aldığı iddia ediliyor. Bu hamlelerin, Yavaş'ın iktidar kanadında da kendisine bir meşruiyet alanı açma çabası olduğu ve her kesime hitap eden çok yönlü bir denge politikası izlenen şeklinde yorumlanıyor.</p>
<p>CHP GENEL MERKEZİ İLE GERİLİM VE İSTİFA RESTİ</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu temaslar devam ederken, hem CHP hem de Yeni Parti kanadında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı. Tepkiler üzerine geri adım atmayan Mansur Yavaş, “Tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir hastalığın nedeni olarak görülmesise, gereğini yapması gerektiğini” söyleyerek iki partiye de dinlenmeye dikkat çekti. Bu çıkışın ardından CHP cephesinden yanıt gecikmesi. Parti adına açıklama yapan Faik Öztrak, yaşananların “Büyük bir hayallerinin yolunu açtığını” ifade etti. Öztrak, Yavaş'ın istifa imalı dinlenmeye karşı ise oldukça sert bir durma sergileyerek, “CHP tehditle, korkutarak hareket edemez bir parti değil” sözleriyle kapıyı kapattı.</p>
Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında Fenerbahçe'nin Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldığı maçı Tümer Metin değerlendirdi.
Ünlü yorumcu, sarı-lacivertlilerin deneyimli golcüsü Romelu Lukaku için çarpıcı ifadeler kullandı.
Tivibuspor ekranlarında maçı değerlendiren Tümer Metin, sarı-lacivertlilerin santrforu Romelu Lukaku için çarpıcı ifadeler kullandı.
Tümer Metin'in açıklamaları şöyle:
"BELÇİKA'YI TALAN ETTİ BU ADAM!"
Lukaku yetersiz. Lukaku'nun kilosunu da konuşursun... Bana kalırsa kariyerini de konuşun. Belçika Milli Takımı'nı talan etti bu adam. Altın jenerasyon denen takım, Lukaku yüzünden bir şey olmadı.
"BİZİM LİGİN OYUNCUSU DEĞİL"
Napoli'de bir oynadığı dönem, parladığı dönem. Bana kalırsa gerisi hep böyleydi. Bizim ligimizin oyuncusu değil bana kalırsa, bizim ligin santrforu değil.
<p>Fenerbahçe'nin Gaziantep FK ile golsüz berabere kaldığı maçı değerlendiren Tümer Metin Belçikalı golcü Romelu Lukaku'yu hedef aldı.</p>
<p>Tivibuspor ekranlarında maçı değerlendiren Tümer Metin, "Napoli'de bir oynadığı dönem, parladığı dönem. Bana kalırsa gerisi hep böyleydi. Bizim ligimizin oyuncusu değil bana kalırsa, bizim ligin santrforu değil." dedi.</p>
Günlük yaşamın pek çok alanında kullanılan kredi kartları, gerekli önlemler alınmadığında dolandırıcılık ve hatalı işlem gibi çeşitli riskleri beraberinde getirebiliyor.
KREDİ KARTI OLANLAR DİKKAT: SİZDE DE VARSA KULLANMAYIN! ACİLEN YENİLEYİN
Kart bilgilerinin gizli tutulması, ödeme sırasında yapılan işlemlerin dikkatle incelenmesi ve internet alışverişlerinde güvenilir ödeme seçeneklerinin kullanılması, olası maddi kayıpların önüne geçilmesine yardımcı oluyor.
Sabah’ın haberinde yer verilen güvenlik önerileri arasında, kartla ödeme yapılırken POS cihazındaki tutarın mutlaka kontrol edilmesi bulunuyor. Mağaza, market veya restoran gibi işletmelerde ödeme öncesinde ekranda görünen miktarın faturadaki tutarla karşılaştırılması gerekiyor. İşlem tamamlandıktan sonra fişin alınması ve harcamanın mobil bankacılık uygulamasından kontrol edilmesi de ek güvenlik sağlıyor.
Özellikle bağlantı problemi yaşanan POS cihazlarında işlemin gerçekleşmediğine dair uyarı alınması durumunda dikkatli olunması gerekiyor. Kartın yeniden okutulması, ilk işlemin aslında gerçekleşmiş olması halinde aynı tutarın ikinci kez tahsil edilmesine yol açabiliyor.
Ödeme sırasında kartınızı kontrolünüzden çıkarmayın
Kartın ödeme esnasında müşterinin görüş alanından uzaklaştırılması, kart bilgilerinin kötüye kullanılma ihtimalini artırabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca temassız ödeme veya şifreli işlem yöntemlerinin tercih edilmesi ve kartın ödeme süreci boyunca kullanıcının yanında tutulması tavsiye ediliyor.
Hesaptan yanlış bir tutarın çekildiği ya da ödenmesi gerekenden daha yüksek bir miktarın tahsil edildiği fark edilirse, durumun gecikmeden bankaya bildirilmesi önem taşıyor.
Anlık harcama bildirimlerinden yararlanın
Mobil bankacılık uygulamalarında bulunan işlem bildirimleri, kart hareketlerinin anlık olarak takip edilmesine imkan tanıyor. Kart sahibinin yapmadığı bir harcamanın bildirim üzerinden fark edilmesi halinde kart kullanıma kapatılarak vakit kaybetmeden bankayla iletişime geçilebiliyor.
İnternet üzerinden düzenli olarak alışveriş yapan kullanıcıların sanal kart tercih etmesi de güvenlik açısından avantaj sağlayabiliyor. Sanal karta ana kredi kartından daha düşük bir limit tanımlanması, kart bilgilerinin ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek maddi zararın sınırlandırılmasına yardımcı oluyor.
Kart şifresinde kolay tahmin edilebilen bilgilerden uzak durun
Kart şifresi oluştururken doğum tarihi gibi kişisel bilgilerin kullanılmaması gerekiyor. Sosyal medya hesaplarından veya başka kaynaklardan kolaylıkla öğrenilebilen bilgilerin şifre olarak belirlenmesi, kötü niyetli kişilerin şifreyi tahmin etmesini kolaylaştırabilir.
Ardışık rakamlar, basit tekrarlar veya ağırlıklı olarak sıfırlardan oluşan kombinasyonlar yerine tahmin edilmesi daha zor şifrelerin tercih edilmesi öneriliyor. Böylece kart bilgilerinin korunmasına yönelik güvenlik önlemleri güçlendirilebiliyor.
Bursa'da gece saatlerinde meydana gelen motosiklet kazasında, bariyerlere çarpan 17 yaşındaki sürücü ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
İHA'daki habere göre kaza, gece saatlerinde Bursa'da meydana geldi. Seyir halindeki motosiklet, Sırameşeler mevkiinde henüz bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkarak yol kenarındaki bariyerlere çarptı. Çarpmanın şiddetiyle motosiklet sürücüsü ağır yaralandı.
TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN KURTARILAMADI
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı genç ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ancak hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Hayatını kaybeden gencin 17 yaşındaki Muhammet Ali Koç olduğu öğrenildi. Koç'un ölümü ailesi, yakınları ve sevenlerini yasa boğdu.
Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında, 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış bir deniz canlısına ait fosil bulundu.
Gastropoda türü karından ayaklı bir salyangoza ait olduğu belirlenen fosilin, Tetis Denizi’nin Orta Anadolu’yu kapsayan son dönemlerine ait olduğu değerlendiriliyor.
MİLYONLARCA YILLIK İZ
5 bin yıllık Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te bulunan fosilin, binlerce yıl önce yerleşim sakinleri tarafından bölgeye taşınmış olabileceği düşünülüyor.
Bu ihtimal, fosilin antik yerleşime nasıl ulaştığına ilişkin yeni bir araştırma başlığı oluşturdu.
İstanbul'da TOKİ tarafından hayata geçirilen Sosyal Konut Tahsis Projesi kapsamında ilk etapta kiralanacak bin 71 konut için başvurular başladı. Dört gruba ayrılan projede 4. grupta yer alan Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konutun kiraya verilmesi planlanırken, konutların bulunduğu bölge dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Arnavutköy'de 2+1 konutlar için aylık 12-17 bin TL, 3+1 konutlar için ise 15-18 bin TL tahsis bedeli belirlendi. Bölgede benzer konutların 25 bin ile 40 bin TL arasında kiralandığını belirten gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, projenin devam etmesi halinde bölgedeki kira fiyatlarını etkileyebileceğini söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasında başvuru süreci 14 Eylül itibarıyla başladı. İlk etapta İstanbul genelinde 4 grupta toplam bin 71 konut kura yöntemiyle vatandaşlara tahsis edilecek. Başvurular 25 Eylül'e kadar e-Devlet üzerinden ücretsiz gerçekleştirilecek. Kura çekilişleri ve ilk teslimlerin ise Ekim ayında yapılması planlanıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında İstanbul genelinde toplam 15 bin kiralık sosyal konutun vatandaşların kullanımına sunulması hedefleniyor. TOKİ, uygulamayla dar gelirli vatandaşların uygun fiyatlı kiralık konuta erişimini kolaylaştırmayı ve kira piyasasının dengelenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.
ARNAVUTKÖY'DE 90 KONUT UYGUN FİYATA KİRALANACAK
Projede ilçeler 4 gruba ayrılırken Arnavutköy tek başına 4. grupta yer aldı. Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konut kiralık sosyal konut olarak tahsis edilecek. Resmi tarifeye göre ilçedeki 2+1 konutların aylık tahsis bedelleri 12 bin ile 17 bin TL, 3+1 konutların ise 15 bin ile 18 bin TL arasında olacak. Konutların tesliminden itibaren ilk 12 ay tahsis bedellerinde artış yapılmayacak. İlk artış, 12 aylık sürenin ardından gelen ilk ocak ayında TÜFE oranı esas alınarak gerçekleştirilecek. Hak sahipleri konutlarda en fazla 3 yıl kalabilecek ve sürenin sonunda uzatma yapılmayacak.
Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'nda kiralık sosyal konut olarak tahsis edilmesi planlanan dairelerin bulunduğu proje dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Bölgede blokların büyük bölümünün tamamlandığı görülürken, çevrede altyapı ve yol çalışmalarının sürdüğü görüntülere yansıdı.
E-DEVLET ÜZERİNDEN ÜCRETSİZ BAŞVURU FIRSATI
Projeye başvuracak vatandaşların 18 yaşını tamamlamış T.C. vatandaşı olması, İstanbul'da en az bir yıldır kesintisiz ikamet etmesi ve hane halkı aylık net gelirinin 100 bin TL'yi aşmaması gerekiyor. Başvuru sahibinin veya eşinin adına bağımsız konut bulunmaması ve son 5 yıl içerisinde bağımsız konut alım-satımı yapılmamış olması da şartlar arasında bulunuyor. Genel kural olarak evlilik şartı aranırken 65 yaşını dolduran başvuru sahipleri bu şarttan muaf tutuluyor.
"BAKLALI'DA YAKLAŞIK 3 BİN 750 BAĞIMSIZ BÖLÜM MEVCUT"
Bölgedeki gayrimenkul piyasasını değerlendiren gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, "Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'ndayız. Burada yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sosyal kiralık konut projesi kapsamında 90 adet dairenin kiraya verilmesi bekleniyor. Başvurular bugün itibarıyla başladı. 14 Eylül-25 Eylül arasında yapılacak başvurular. Projenin yüzde 90'a yakın kısmı tamamlanmış durumda şu anda. Altyapı çalışmaları ve yol çalışmaları devam etmekte. Proje kendi bünyesinde sosyal yaşam alanları barındırmakta. Yeşil alanları, camiler, okul gibi sosyal alanlar mevcut" dedi.
"KİRALAR DAHA DA AZALACAKTIR"
TOKİ tarafından açıklanan tahsis bedelleriyle bölgedeki piyasa fiyatlarını karşılaştıran Demir, "Bölgede bu tip daireler şu anda 25 bin TL ile 40 bin TL arasında değişiyor. Tabii bu projelerin devam etmesi durumunda piyasayı etkileyeceğini düşünüyorum ama kısa vadede bir etki yapacağını düşünmüyorum şu anlık. Bu dairelerin bu fiyatlara kiraya verilmesi çevredeki dairelerin de fiyatlarını etkileyecektir. Özellikle ileriki dönemlerde diğer etaplarda da bu projenin devam etmesi durumunda kiralar daha da azalacaktır" ifadelerini kullandı.
Başvuruların tamamlanmasının ardından hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek. İstanbul'da ilk etapta tahsis edilecek bin 71 konutun teslim sürecinin ekim ayında başlaması planlanıyor.
<p>İstanbul'da TOKİ tarafından hayata geçirilen Sosyal Konut Tahsis Projesi kapsamında ilk etapta kiralanacak bin 71 konut için başvurular başladı. Dört gruba ayrılan projede 4. grupta yer alan Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konutun kiraya verilmesi planlanırken, konutların bulunduğu bölge dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Arnavutköy'de 2+1 konutlar için aylık 12-17 bin TL, 3+1 konutlar için ise 15-18 bin TL tahsis bedeli belirlendi. Bölgede benzer konutların 25 bin ile 40 bin TL arasında kiralandığını belirten gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, projenin devam etmesi halinde bölgedeki kira fiyatlarını etkileyebileceğini söyledi.<br>
<br>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde TOKİ tarafından İstanbul'da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasında başvuru süreci 14 Eylül itibarıyla başladı. İlk etapta İstanbul genelinde 4 grupta toplam bin 71 konut kura yöntemiyle vatandaşlara tahsis edilecek. Başvurular 25 Eylül'e kadar e-Devlet üzerinden ücretsiz gerçekleştirilecek. Kura çekilişleri ve ilk teslimlerin ise Ekim ayında yapılması planlanıyor. Projenin ilerleyen aşamalarında İstanbul genelinde toplam 15 bin kiralık sosyal konutun vatandaşların kullanımına sunulması hedefleniyor. TOKİ, uygulamayla dar gelirli vatandaşların uygun fiyatlı kiralık konuta erişimini kolaylaştırmayı ve kira piyasasının dengelenmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.<br>
<br>
Arnavutköy'de 90 konut kiraya verilecek<br>
<br>
Projede ilçeler 4 gruba ayrılırken Arnavutköy tek başına 4. grupta yer aldı. Arnavutköy Baklalı Mahallesi'nde 90 konut kiralık sosyal konut olarak tahsis edilecek. Resmi tarifeye göre ilçedeki 2+1 konutların aylık tahsis bedelleri 12 bin ile 17 bin TL, 3+1 konutların ise 15 bin ile 18 bin TL arasında olacak. Konutların tesliminden itibaren ilk 12 ay tahsis bedellerinde artış yapılmayacak. İlk artış, 12 aylık sürenin ardından gelen ilk ocak ayında TÜFE oranı esas alınarak gerçekleştirilecek. Hak sahipleri konutlarda en fazla 3 yıl kalabilecek ve sürenin sonunda uzatma yapılmayacak.<br>
Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'nda kiralık sosyal konut olarak tahsis edilmesi planlanan dairelerin bulunduğu proje dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Bölgede blokların büyük bölümünün tamamlandığı görülürken, çevrede altyapı ve yol çalışmalarının sürdüğü görüntülere yansıdı.<br>
<br>
Başvurular e-Devlet üzerinden yapılıyor<br>
<br>
Projeye başvuracak vatandaşların 18 yaşını tamamlamış T.C. vatandaşı olması, İstanbul'da en az bir yıldır kesintisiz ikamet etmesi ve hane halkı aylık net gelirinin 100 bin TL'yi aşmaması gerekiyor. Başvuru sahibinin veya eşinin adına bağımsız konut bulunmaması ve son 5 yıl içerisinde bağımsız konut alım-satımı yapılmamış olması da şartlar arasında bulunuyor. Genel kural olarak evlilik şartı aranırken 65 yaşını dolduran başvuru sahipleri bu şarttan muaf tutuluyor.<br>
<br>
"Baklalı'da yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut"<br>
<br>
Bölgedeki gayrimenkul piyasasını değerlendiren gayrimenkul danışmanı Enescan Demir, "Arnavutköy Baklalı Toplu Konutları'ndayız. Burada yaklaşık 3 bin 750 bağımsız bölüm mevcut. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın sosyal kiralık konut projesi kapsamında 90 adet dairenin kiraya verilmesi bekleniyor. Başvurular bugün itibarıyla başladı. 14 Eylül-25 Eylül arasında yapılacak başvurular. Projenin yüzde 90'a yakın kısmı tamamlanmış durumda şu anda. Altyapı çalışmaları ve yol çalışmaları devam etmekte. Proje kendi bünyesinde sosyal yaşam alanları barındırmakta. Yeşil alanları, camiler, okul gibi sosyal alanlar mevcut" dedi.<br>
<br>
"Bölgede bu tip daireler 25 bin ile 40 bin TL arasında"<br>
<br>
TOKİ tarafından açıklanan tahsis bedelleriyle bölgedeki piyasa fiyatlarını karşılaştıran Demir, "Bölgede bu tip daireler şu anda 25 bin TL ile 40 bin TL arasında değişiyor. Tabii bu projelerin devam etmesi durumunda piyasayı etkileyeceğini düşünüyorum ama kısa vadede bir etki yapacağını düşünmüyorum şu anlık. Bu dairelerin bu fiyatlara kiraya verilmesi çevredeki dairelerin de fiyatlarını etkileyecektir. Özellikle ileriki dönemlerde diğer etaplarda da bu projenin devam etmesi durumunda kiralar daha da azalacaktır" ifadelerini kullandı.<br>
Başvuruların tamamlanmasının ardından hak sahipleri kura yöntemiyle belirlenecek. İstanbul'da ilk etapta tahsis edilecek bin 71 konutun teslim sürecinin ekim ayında başlaması planlanıyor.</p>
ABD'nin İran üzerinde uçan "F-15E Strike Eagle" uçağının düşürülmesinin ardından 48 saatlik operasyon sonucu kurtarılan ikinci pilot, saklandığı iki gün boyunca ABD'ye mesaj iletmeye çalıştığını belirtti.
ABD'nin 3 Nisan'da İran üzerinde uçan ve İran hava savunması tarafından düşürülen "F-15E Strike Eagle" savaş uçağındaki Hava Kuvvetleri çalışanı, CBS News'e mülakat verdi.
İsmi paylaşılmayan ancak "Bravo" adıyla anılan asker, uçağın arka koltuğunda silah sistemlerini kontrol etmekle görevli olduğunu belirtti.
Bravo, uçağın vurulduğu anı "yük treninin çarpmasına" benzeterek düşerken paraşütünün hasar gördüğünü ve düştükten sonra ABD'nin başlattığı "operasyonla" yardımın ulaşmasının 2 gün sürdüğünü kaydetti.
Yüksek hızla düşmesinin ardından sırtından, kolundan ve omzundan yaralandığını ifade eden Bravo, sarp kayalıkların olduğu iki tepenin arasında bulunduğunu ve "güvenli bir yer bulabilmek için" yaklaşık 2,2 metre tırmandığını anlattı.
Bravo, kurtarılmayı beklerken İran'ın kendisini aradığını, bu süre boyunca elindeki iletişim araçlarıyla ABD'ye mesaj iletmeye çalıştığını söyledi.
CBS'in haberinde, İran'ın uçağı hedef almasının ardından birinci pilotun, operasyonun ilk 6 saatinde kurtarıldığı belirtildi.
NE OLMUŞTU?
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 3 Nisan'da ülkenin orta kesimlerinde bir savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü duyurmuştu.
ABD basınına konuşan yetkililer de uçağın düştüğünü doğrulayarak mürettebattan bir kişinin kurtarıldığını, ikinci kişi için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirtmişti.
Bu süreçte ABD ordusu, önce uçağın pilotuna ulaşıp 48 saatlik operasyonun ardından Bravo'yu da kurtarmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Nisan'da yaptığı açıklamada İran sınırları içinde kalan ABD askerlerinin kurtarılması operasyonunun oldukça zor olduğunu belirterek "Bu riskli bir karardı çünkü bir ya da 2 kişinin yerine 100 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilirdi. Bu, verilmesi zor bir karardı." ifadesini kullanmıştı.
Öte yandan, İran'da 3 Nisan'da düşürülen F-15E savaş uçağının ikinci pilotunu kurtarma operasyonu sırasında görevlendirilen MC-130J tipi iki uçak "mahsur kalma" gerekçesiyle imha edilmişti.
<p>ABD'nin İran üzerinde uçan "F-15E Strike Eagle" uçağının düşürülmesinin ardından 48 saatlik operasyon sonucu kurtarılan ikinci pilot, saklandığı iki gün boyunca ABD'ye mesaj iletmeye çalıştığını belirtti.</p>
<p>ABD'nin 3 Nisan'da İran üzerinde uçan ve İran hava savunması tarafından düşürülen "F-15E Strike Eagle" savaş uçağındaki Hava Kuvvetleri çalışanı, CBS News'e mülakat verdi.</p>
<p>İsmi paylaşılmayan ancak "Bravo" adıyla anılan asker, uçağın arka koltuğunda silah sistemlerini kontrol etmekle görevli olduğunu belirtti.</p>
<p>Bravo, uçağın vurulduğu anı "yük treninin çarpmasına" benzeterek düşerken paraşütünün hasar gördüğünü ve düştükten sonra ABD'nin başlattığı "operasyonla" yardımın ulaşmasının 2 gün sürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Yüksek hızla düşmesinin ardından sırtından, kolundan ve omzundan yaralandığını ifade eden Bravo, sarp kayalıkların olduğu iki tepenin arasında bulunduğunu ve "güvenli bir yer bulabilmek için" yaklaşık 2,2 metre tırmandığını anlattı.</p>
<p>Bravo, kurtarılmayı beklerken İran'ın kendisini aradığını, bu süre boyunca elindeki iletişim araçlarıyla ABD'ye mesaj iletmeye çalıştığını söyledi.</p>
<p>CBS'in haberinde, İran'ın uçağı hedef almasının ardından birinci pilotun, operasyonun ilk 6 saatinde kurtarıldığı belirtildi.</p>
<p>NE OLMUŞTU?</p>
<p>İran Devrim Muhafızları Ordusu, 3 Nisan'da ülkenin orta kesimlerinde bir savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü duyurmuştu.</p>
<p>ABD basınına konuşan yetkililer de uçağın düştüğünü doğrulayarak mürettebattan bir kişinin kurtarıldığını, ikinci kişi için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirtmişti.</p>
<p>Bu süreçte ABD ordusu, önce uçağın pilotuna ulaşıp 48 saatlik operasyonun ardından Bravo'yu da kurtarmıştı.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, 6 Nisan'da yaptığı açıklamada İran sınırları içinde kalan ABD askerlerinin kurtarılması operasyonunun oldukça zor olduğunu belirterek "Bu riskli bir karardı çünkü bir ya da 2 kişinin yerine 100 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilirdi. Bu, verilmesi zor bir karardı." ifadesini kullanmıştı.</p>
<p>Öte yandan, İran'da 3 Nisan'da düşürülen F-15E savaş uçağının ikinci pilotunu kurtarma operasyonu sırasında görevlendirilen MC-130J tipi iki uçak "mahsur kalma" gerekçesiyle imha edilmişti.</p>
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.
Buna göre endeks, temmuzda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3 arttı.
Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 2,8, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,3, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 7,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 5,5 artarken gayrimenkul hizmetleri yüzde 5,2, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 3,3 azaldı.
HİZMET ÜRETİM ENDEKSİ AYLIK YÜZDE 1 ARTTI
Hizmet üretim endeksi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1 yükseldi.
Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 0,1 azalırken bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 0,9, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2,3, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 3,1, idari ve destek hizmetleri yüzde 0,2 artış kaydetti.
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada ‘bilgi sahibi’ sıfatıyla ifade veren ‘Kurtlar Vadisi’ dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan ifade verdi. Şaşmaz ifadesinde, “Kurtlar Vadisi toplumun fotoğrafını çeker ve açık kaynaklardan yararlanarak bunları drama gücüyle izleyicinin anlayabileceği bir formata getirip kamuoyuna arz eder. Kaşifoğlu karakteri istihbarat içi çatışmaları anlatmak için yaratıldı. Gerçek hayatla ilgisi yoktur” dedi.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Silivri Cezaevi’nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, ‘Kurtlar Vadisi’ dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın tanık olarak ifadelerinin alınacağı belirtildi. Senaristler ifade vermek üzere dün Silivri Adliyesi’ne gitti.
"BİRİNİN ÖLÜMÜNÜ ÖNCEDEN BİLME İHTİMALİMİZ YOKTUR"
Raci Şaşmaz ifadesinde, “Kurtlar Vadisi dizisinin uzun yıllar senaristliğini yaptım. Bu fenomen diziyi karalamak için iki husus seçildi. Birisi şiddet, diğeri ise bunlar birilerinden belge ve bilgi alıyorlar mı hususu. Bu açık iftiraya 20 yılda çeşitli kerelerle cevap verildi, bir kez daha verelim: Legal ya da illegal hiçbir güç ya da suç odağıyla irtibatımız yoktur, olmamıştır. Kurtlar Vadisi toplumun fotoğrafını çeker ve açık kaynaklardan yararlanarak bunları drama gücüyle izleyicinin anlayabileceği bir formata getirip kamuoyuna arz eder. Kaşifoğlu karakteri istihbarat içi çatışmaları anlatmak için yaratıldı, hikayesi bittiğinde ise dizide öldürülerek başka karakterlere ve konulara geçildi. Dizideki karakterin ölümü konunun bitimini ifade eder. Gerçek hayatla ilgisi yoktur. Şöyle ki İskender Büyük karakteri de dizide ölmüş, ancak o karaktere ilham verdiği söylenen gerçek kişiler hayattadır. Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünü araştırmak savcılık makamının işidir. Bundan ancak memnuniyet duyarız. Cinayete kurban gittiyse ya da ölümünde ihmaller varsa bunların ortaya çıkması ve dahli bulunanların cezalandırılması, tüm kamuoyu gibi bizim de talebimizdir. Bu tamamen dizi kurgusudur. Hayal ürünü karakterlerin birleşiminden oluşur. Birinin ölümünü önceden bilme ihtimalimiz yoktur. Ayrıca sosyal medyada FETÖ’cü Ali Fuat Yılmazer’in senaryoya müdahale ettiğine dair iddialar dolaşıyor ise de bu haberler tamamen iftiradır. Ali Fuat Yılmazer’i ben tanımam, herhangi bir ilişkim olmamıştır” dedi.
Real Madrid Teknik Direktörü Jose Mourinho, Elche ile oynayacakları maç öncesi açıklamalarda bulundu.
Milli futbolcu Arda Güler ile ilgili görüşlerini aktaran Mourinho, Arda Güler'in üst düzey bir oyuncu olduğunu söyledi.
'ARDA GÜLER ÜST DÜZEY BİR OYUNCU'
Jose Mourinho, "Maçlarda inanılmaz bir etkisi var; çok yaratıcı, inanılmaz bir oyun görüşüne sahip, oyun kurmamıza yardımcı oluyor, hücumlarımızı daha iyi organize etmemizi sağlıyor, son pasları harika ve istatistikleri de inanılmaz. Arda Güler gerçekten üst düzey bir oyuncu." sözlerini sarf etti.
Donald Trump’ın her fırsatta NATO'ya yönelik olumsuz söylemlerde bulunması, geçtiğimiz aylardaki NATO'dan çekilme açıklamasını hatırlatıyor... Peki ABD NATO'dan çekilirse NATO'nun en güçlü ordusu hangisi olacak?
ABD NATO'DAN ÇEKİLİRSE EN GÜÇLÜ ÜLKE ONLAR OLACAK!
ABD’nin olası ayrılığı senaryosunda, ittifak içindeki güç dengeleri köklü şekilde değişirken, askeri kapasite, savunma bütçesi ve stratejik konum açısından öne çıkan ülkelerin NATO’nun yeni lider gücü olabileceği değerlendiriliyor.
NATO'YU KAĞITTAN KAPLAN'A BENZETMİŞTİ
Trump, NATO ile arasında gerçekleşen Hürmüz Boğazı krizinde: "NATO artık sadece kağıttan bir kaplandır. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu ittifaktan çekilmesi konusu, şu an yeniden değerlendirmenin bile ötesine geçmiş durumdadır." ifadesinde bulunmuştu.
İŞTE ABD'NİN ÇEKİLMESİ DURUMUNDA NATO'NUN EN GÜÇLÜ ODUSUNA SAHİP ÜLKESİ!
ABD'li rapçi Macklemore, yaptığı Filistin'e destek konuşmasının ardından Ed Sheeran'ın ABD turnesinin kalan bölümünden çıkarıldı.
Grammy ödüllü rapçi, 4 Eylül'deki konserde şarkıları arasında yaptığı yaklaşık iki dakikalık konuşmada “Özgür Filistin” ifadelerini kullanmış, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'daki insanlara “Sizi unutmadık” mesajını göndermişti.
Konuşmanın ardından bazı kuruluşlar Macklemore'un turneden çıkarılması çağrısında bulunurken, organizatör Messina Touring Group, yaklaşan konserlerin düzenleneceği bazı stadyumların rapçinin sahne almasına izin vermeyeceğini açıkladı.
SEKİZ KONSERDE SAHNEYE ÇIKACAKTI
Macklemore'un Ed Sheeran'ın ABD'deki Loop turnesinin kalan 10 konserinden sekizinde ön sanatçı olarak sahne alması planlanıyordu.
Organizatör Messina Touring Group, yaklaşan konserlerin gerçekleştirileceği bazı mekanlardan Macklemore'un kadroda bulunması halinde konserlere izin verilmeyeceği yönünde bildirim aldıklarını belirtti.
Şirket, bunun turnenin iptal edilmesine ve yüz binlerce hayranın etkilenmesine yol açabileceğini savundu.
Açıklamada, “İlgili taraflarla yapılan görüşmelerin ardından Macklemore kalan konserlerde sahne almayacak.” denildi.
Macklemore'un sahne almasına itiraz ettiği belirtilen mekanlar arasında Philadelphia'nın yanı sıra Boston, Atlanta, Charlotte, Indianapolis, Dallas ve Tampa çevresindeki stadyumlar bulunuyor
Grammy ödüllü rapçi Macklemore, uzun süredir Gazze ve Batı Şeria'da zulüm gören Filistinlilere desteğini belirtiyor.
“İKİ KELİME SÖYLEMEK İSTİYORUM: ÖZGÜR FİLİSTİN”
Uzun süredir Filistinlilere desteğini açıkça dile getiren Macklemore, Loop turnesindeki ilk konserine 4 Eylül'de MetLife Stadyumu'nda çıktı.
Rapçi burada yaptığı konuşmada turneye katılmak istemesinin önemli nedenlerinden birinin büyük stadyumlarda Filistin'e destek mesajı verebilmek olduğunu söyledi.
Macklemore, “Kalbime çok yakın iki kelime söylemek istiyorum: Özgür Filistin.” dedi. Ardından sözlerini tekrarlayan rapçi, mesajının Gazze ve Batı Şeria'ya kadar ulaşmasını istediğini belirterek, “Onları unutmadığımızı bilmelerini istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Macklemore, tepki çekme ihtimaline de değinerek kendi rahatlığını veya seyircinin rahatlığını korumak için düşüncelerini söylemekten vazgeçtiği gün sahnede olmayı artık hak etmeyeceğini savundu.
GAZZE'DEN GÖRÜNTÜLER GÖSTERDİ
Macklemore, Filistin yanlısı protestolardan esinlenen “Hind's Hall” şarkısını seslendirirken İsrail'in Gazze'deki saldırılarının yol açtığı yıkımı gösteren görüntüleri de sahne ekranlarına yansıttı. Şarkı adını, 2024'te İsrail ordusunun ateşi sonucu hayatını kaybeden 6 yaşındaki Hind Rajab'ın adının verildiği bir üniversite binasından alıyor.
Macklemore'un açıklamaları ABD'de tartışmaya yol açtı. StopAntisemitism adlı kuruluş, rapçiyi konser izleyicilerini “İsrail karşıtı propaganda” ile karşı karşıya bırakmakla suçladı.
İsrail-Amerikan Konseyi de Macklemore'un turneden çıkarılmasını talep etti ve bir ön sanatçının küresel bir konser platformunu “tek taraflı siyasi gündemi ilerletmek” amacıyla kullanması halinde sınırın nerede çizilmesi gerektiğini sorguladı.
Adana'da yaşayan 2 çocuk annesi Sefalet Verani, Metal Sanayi Sitesi'ndeki bir firmada 2014 yılında işe başladığını ileri sürdü. Bir süre burada çalışan Verani, daha sonra işten ayrıldı ve başka bir firmada aşçılık yaptı.
Edinilen bilgiye göre, Sefalet Verani, 2025 yılının aralık ayında Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurarak emeklilik dilekçesi verdi.
Doğum borçlanması yapan kadın, 2026 yılının ocak ayında emekli oldu ve 20 bin TL emekli maaşı bağlandı.
EMEKLİLİĞİ DURDURULDU, BORÇLU ÇIKTI
20 Temmuz'da ise emekli maaşını alan Sefelat Verani'ye ağustos ayında SGK tarafından kendisine bir yazı gönderilerek emekli maaşının durdurulduğunu söyledi.
Verani'ye gelen yazı şu şekilde:
"5510 Sayılı Kanunun Geçici 81C/BD maddesi kapsamında, 15 yıl sigortalılık süresi, 58 yaş ve 3600 gün hizmet şartından yaşlılık aylığı bağlandığı, tahsis talep tarihiniz itibariyle 3626 gün hizmetinizin olduğu, ancak Seyhan Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 20.04.2026 tarihli ve 140037477 sayılı yazısı ekinde yer alan, 09.02.2026 tarihli ve 2025/420432/009 sayılı rapora istinaden işyerinde, 01.01.2015-26.05.2015 tarihleri arasında geçen 144 gün, 06.03.2017-30.06.2020 tarihleri arasında geçen 913 gün olmak üzere toplam 1057 gün hizmetinizin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, iptal edilen 1057 gün hizmetten sonra, 2599 gün hizmetinizin kaldığı ve tahsis talebi itibariyle emeklilik şartlarını sağlamadığınız anlaşılmış ve almakta olduğunuz yaşlılık aylığınız başladığı tarih itibariyle iptal edilmiş olup tarafınıza ödenmiş olan yersiz aylıkların tahsil edilmesi gerektiğinden, tarafınıza borç bildirilmiştir."
Gönderilen yazıya göre, 6 ay boyunca emekli maaşı alan Verani'nin, SGK tarafından yapılan incelemenin ardından1057 günlük hizmetinin "fiili çalışmaya dayanmadığı" gerekçesiyle iptal edildiği bildirildi.
Ayrıca Sefalet Verani'ye yasal faiziyle birlikte 158 bin 300 TL borç çıkartıldı.
İŞ VERENİNİNİN VERGİ KAÇAKÇILIĞI YAPTIĞINI İDDİA ETTİ
Evrakla birlikte SGK'ya giden Sefalet Verani, görevlilerden ise işvereninin vergi kaçakçılığı yaptığını ve sahte evrak düzenlendiğini bu nedenle prim günlerinin silindiğini öğrendi.
Yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için hukuki yollara başvuracağını belirten Verani, hem işvereni hem de SGK hakkında şikayetçi olacağını söyledi.
Yaşadıklarını anlatan Sefalet Verani, emeklilik sürecinde SGK'dan aldığı bilgiler doğrultusunda doğum borçlanması yaptığını belirterek, emeklilik hakkını kazanmasının ardından yaşadığı sürecin kendisini mağdur ettiğini söyleyerek, "2026 yılının ocak ayında emekli oldum. Temmuz ayında maaşımı aldım. Ondan sonra ‘Emekliliğiniz iptal oldu' şeklinde mesaj geldi. Neden iptal olduğunu öğrenmek için SGK'ya gittim. Bana işverenimin vergi kaçakçılığı yaptığını ve sahte evrak düzenlendiğini, bu nedenle bin 57 günümün silindiğini söylediler." dedi.
İş yerinde gerçekten çalıştığını savunan Verani, kendisini doğrulayabilecek çok sayıda kişinin bulunduğunu belirterek, "Ben bunu ispat ederim. Esnaflar bana şahitlik yapacak. Kardeşlerim var orada, çalıştığıma dair fotoğraflarım var. Bunları il müdürüne ibraz ettiğim halde kimse benim elimden tutmadı. Ben yine söylüyorum; orada çalıştığıma dair 10 tane şahit getiririm. Eğer hata iş yerinin hatasıysa bunun faturasını bana kesemezler. Ben çalıştım, emek verdim ve emekliliği hak ettim." ifadelerini kullandı.
"DOĞUM BORÇLANMASI YAPTI"
Emeklilik için SGK'ya başvurduğunda kendisine doğum borçlanması yapmasının söylendiğini aktaran Verani, bunun üzerine maddi imkanlarını zorlayarak borçlanma yaptığını söyleyerek şöyle konuştu:
"Hastalığım nedeniyle yüzde 60 raporum var. SGK'da bana, ‘58 yaşını doldurduysan doğum borçlanması yap. Ocak ayından önce doğum borçlanmasını yaparsan emeklilik hakkı kazanırsın' dediler. Ben de komşumdan borç buldum, altınlarımı bozdurdum ve doğum borçlanması yaptım. Daha sonra Ankara'ya gitti, doğrulandı ve emeklilik hakkını kazandım. 6 ay maaş aldım. Şimdi ise emekliliğim iptal edildi. 6 ay aldığım maaş kursağımda kaldı."
"GSS BORCU AYRI ÇIKIYOR"
SGK tarafından çıkarılan borcun yanı sıra sağlık hizmetlerinden yararlanmak konusunda da sorun yaşadığını belirten Sefalet Verani, "Aldığım parayı faiziyle birlikte geri istiyorlar. Önce 137 bin lira civarındaydı, şimdi 158 bin 300 liraya çıktı. Ayrıca ilaçlarımı da alamıyorum, GSS borcu ayrı çıkıyor. Bir aydır ilaçlarımı dahi alamıyorum." ifadelerini kullandı.
"İŞVERENİN BİR HASATSI VARSA BUNUN FATURASINI BANA KESEMEZLER"
Verani, yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için hukuk mücadelesi başlatacağını belirterek, "Ben haksız değilim. Ben çalıştım, hak ettim, emek verdim. Eğer işverenin bir hatası varsa bunun faturasını bana kesemezler. Gerekli bütün yerlere başvuracağım. Patronla görüştüm. O da ‘Haklısın, mahkemeye ver' diyor. ‘Benim borcum olsa bile borcumu yapılandırdım' diyor. Ben çalışmamış olsam SGK benim primlerimi nasıl hesapladı? Primlerim tek tek hesaplandı. Üstelik eksik kalan primlerim için borçlanma yaptım. Şu anda mağdur olan ben oldum. İlaçlarımı dahi alamıyorum." dedi.
<p>Adana'da yaşayan Sefalet Verani (58), ocak ayında emekli oldu. Altı ay boyunca emekli maaşı alan Verani'nin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan inceleme sonrası emekli maaşı iptal edildi. İşte dikkat çeken olayın detayları....</p>
<p>Adana'da yaşayan 2 çocuk annesi Sefalet Verani, Metal Sanayi Sitesi'ndeki bir firmada 2014 yılında işe başladığını ileri sürdü. Bir süre burada çalışan Verani, daha sonra işten ayrıldı ve başka bir firmada aşçılık yaptı.</p>
<p>Edinilen bilgiye göre, Sefalet Verani, 2025 yılının aralık ayında Sosyal Güvenlik Kurumu'na başvurarak emeklilik dilekçesi verdi.</p>
<p>Doğum borçlanması yapan kadın, 2026 yılının ocak ayında emekli oldu ve 20 bin TL emekli maaşı bağlandı.</p>
<p>EMEKLİLİĞİ DURDURULDU, BORÇLU ÇIKTI </p>
<p>20 Temmuz'da ise emekli maaşını alan Sefelat Verani'ye ağustos ayında SGK tarafından kendisine bir yazı gönderilerek emekli maaşının durdurulduğunu söyledi.</p>
<p>Verani'ye gelen yazı şu şekilde: </p>
<p>"5510 Sayılı Kanunun Geçici 81C/BD maddesi kapsamında, 15 yıl sigortalılık süresi, 58 yaş ve 3600 gün hizmet şartından yaşlılık aylığı bağlandığı, tahsis talep tarihiniz itibariyle 3626 gün hizmetinizin olduğu, ancak Seyhan Sosyal Güvenlik Merkezi'nin 20.04.2026 tarihli ve 140037477 sayılı yazısı ekinde yer alan, 09.02.2026 tarihli ve 2025/420432/009 sayılı rapora istinaden işyerinde, 01.01.2015-26.05.2015 tarihleri arasında geçen 144 gün, 06.03.2017-30.06.2020 tarihleri arasında geçen 913 gün olmak üzere toplam 1057 gün hizmetinizin fiili çalışmaya dayanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, iptal edilen 1057 gün hizmetten sonra, 2599 gün hizmetinizin kaldığı ve tahsis talebi itibariyle emeklilik şartlarını sağlamadığınız anlaşılmış ve almakta olduğunuz yaşlılık aylığınız başladığı tarih itibariyle iptal edilmiş olup tarafınıza ödenmiş olan yersiz aylıkların tahsil edilmesi gerektiğinden, tarafınıza borç bildirilmiştir." </p>
<p>Gönderilen yazıya göre, 6 ay boyunca emekli maaşı alan Verani'nin, SGK tarafından yapılan incelemenin ardından 1057 günlük hizmetinin "fiili çalışmaya dayanmadığı" gerekçesiyle iptal edildiği bildirildi.</p>
<p>Ayrıca Sefalet Verani'ye yasal faiziyle birlikte 158 bin 300 TL borç çıkartıldı.</p>
<p>Evrakla birlikte SGK'ya giden Sefalet Verani, görevlilerden ise işvereninin vergi kaçakçılığı yaptığını ve sahte evrak düzenlendiğini bu nedenle prim günlerinin silindiğini öğrendi.</p>
<p>Yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için hukuki yollara başvuracağını belirten Verani, hem işvereni hem de SGK hakkında şikayetçi olacağını söyledi.</p>
<p>"EMEKLİLİĞİNİZ İPTAL OLDU" MESAJI ALDI </p>
<p>Yaşadıklarını anlatan Sefalet Verani, emeklilik sürecinde SGK'dan aldığı bilgiler doğrultusunda doğum borçlanması yaptığını belirterek, emeklilik hakkını kazanmasının ardından yaşadığı sürecin kendisini mağdur ettiğini söyleyerek, "2026 yılının ocak ayında emekli oldum. Temmuz ayında maaşımı aldım. Ondan sonra ‘Emekliliğiniz iptal oldu' şeklinde mesaj geldi. Neden iptal olduğunu öğrenmek için SGK'ya gittim. Bana işverenimin vergi kaçakçılığı yaptığını ve sahte evrak düzenlendiğini, bu nedenle bin 57 günümün silindiğini söylediler." dedi.</p>
<p>İş yerinde gerçekten çalıştığını savunan Verani, kendisini doğrulayabilecek çok sayıda kişinin bulunduğunu belirterek, "Ben bunu ispat ederim. Esnaflar bana şahitlik yapacak. Kardeşlerim var orada, çalıştığıma dair fotoğraflarım var. Bunları il müdürüne ibraz ettiğim halde kimse benim elimden tutmadı. Ben yine söylüyorum; orada çalıştığıma dair 10 tane şahit getiririm. Eğer hata iş yerinin hatasıysa bunun faturasını bana kesemezler. Ben çalıştım, emek verdim ve emekliliği hak ettim." ifadelerini kullandı.</p>
<p>"DOĞUM BORÇLANMASI YAPTI"</p>
<p>Emeklilik için SGK'ya başvurduğunda kendisine doğum borçlanması yapmasının söylendiğini aktaran Verani, bunun üzerine maddi imkanlarını zorlayarak borçlanma yaptığını söyleyerek şöyle konuştu: </p>
<p>"Hastalığım nedeniyle yüzde 60 raporum var. SGK'da bana, ‘58 yaşını doldurduysan doğum borçlanması yap. Ocak ayından önce doğum borçlanmasını yaparsan emeklilik hakkı kazanırsın' dediler. Ben de komşumdan borç buldum, altınlarımı bozdurdum ve doğum borçlanması yaptım. Daha sonra Ankara'ya gitti, doğrulandı ve emeklilik hakkını kazandım. 6 ay maaş aldım. Şimdi ise emekliliğim iptal edildi. 6 ay aldığım maaş kursağımda kaldı."</p>
<p>Kadıköy'de trafikte tartıştığı kişiye saldıran sürücüye 180 bin lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p><strong>EKİPLER GÖRÜNTÜLERİ TEK TEK İNCELEDİ</strong></p>
<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, sanal devriye çalışmaları kapsamında sosyal medyada yer alan "araca saldırı" görüntülerine ilişkin inceleme başlattı. Yapılan çalışmada, söz konusu olayın Kadıköy'de gerçekleştiği, görüntülerdeki aracın sürücüsünün de İ.B. olduğu tespit edildi. Sürücüye, Karayolları Trafik Kanunu'nun "saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip etmek veya bu amaçla araçtan inmek" maddesinden 180 bin lira idari para cezası uygulandı. İ.B. adli işlem yapılmak üzere polis merkezine teslim edildi.<br>
</p>
İstanbul'da Silivri Cezaevi'nde, 2011 yılında hayatını kaybeden eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın fethi kabir talebi üzerine, Olay Yeri İnceleme ekipleri, Ümraniye Mezarlığı'na geldi. İşlemi yapacak olan heyette 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinin olduğu öğrenildi. Heyetin cenazeden, kemik ve toprak örnekleri alacağı bildirildi.
Haberin Ayrıntıları Geliyor...
Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için Haber7 uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android) kurabilir, Twitter’da @Haber7 hesabını takip edebilirsiniz.
Av sezonunun başlamasıyla birlikte denizlerde yaşanan palamut bolluğu, tezgâhlara yansıdı. Yeni av sezonunun ilk günlerinde denizlerden gelen palamut bolluğu, tezgâhları süslerken fiyatı gramajına göre değişiyor. Bu yıl palamudun yanı sıra erken çıkan hamsi de tezgahlarda yerini aldı.
Bu yıl palamutun bol olduğunu belirten balıkçılar, diğer balık çeşitlerinde de bolluk yaşanabileceğini ifade ederken, palamudun yanı sıra hamsi de erken çıkması yüzleri güldürdü.
Balıkçılar, palamut bolluğunun devam edeceği yönünde tahminde bulunurken, istavrit, çipura, levrek ve mezgit gibi diğer balık çeşitlerinin de tezgâhlarda yer almasına rağmen palamut kadar yoğun talep görmediğini ifade etti. Balıkçıların değerlendirmesine göre bunun temel nedeni, palamudun mevsiminde olması ve vatandaşın şu anda özellikle palamuda yönelmesi.
Sezonun ilk döneminde palamutların yaklaşık 600-700 gram ağırlığında geldiği belirtildi. Balığın büyümeye ve yağlanmaya devam etmesi beklenirken, fiyatların da boy ve gramaja göre değiştiği kaydedildi.
Balıkçı esnafından Süleyman Çakır, son yılların en bereketli sezonunu yaşadıklarını ifade ederek, "Bu sene son yılların en bereketli sezonlarından birini yaşıyoruz. Özellikle palamut bolluğu var. Hamsi ise şu anda Marmara'dan geliyor. Palamut ise bu bölgenin yerli balığı. Geçen yıl palamut yoktu; palamut bir yıl olup bir yıl olmayan bir balık. Bu sene ise oldukça bol.Bu nedenle bu yıl hamsinin az olabileceğini düşünüyoruz. Palamutun fiyatı 75-100 TL arasında değişiyor ve fiyatlarımız makul seviyede. Talep de oldukça iyi, balık satılıyor. Bu bolluğun yaklaşık iki ay daha devam etmesini bekliyoruz" dedi.
Balıkçı esnafından Çetin Kavzoğlu, bu sezon avcılığın güzel başladığını belirterek, "Bu sene avcılığın gayet güzel geçeceğini düşünüyoruz. Palamut bir yıl bol olurken bir yıl olmayabiliyor. Bu yıl ise başlangıç itibarıyla durum fena değil, sezon güzel başladı. Önümüzdeki ayın sonuna kadar avcılığın nasıl seyredeceği daha net belli olur. Palamuda talep var. Fiyatlar kalite ve gramaja göre 50, 75, 100 ve 125 TL'ye kadar değişiyor. Palamutların ilerleyen dönemde daha da büyümesini ve 1 kilogramın üzerine çıkmasını bekliyoruz. Şu anda palamutların gramajı yaklaşık 500 ile 700 gram arasında değişiyor. Hamsi de gelmeye başladı" şeklinde konuştu.
Balıkçı esnafından Emin Avcı, palamutların şu anda 600-700 gram ağırlığında olduğunu kaydederek," Bu sene palamut bol, diğer balık çeşitlerinin de bol olacağı görülüyor. Şu anda vatandaş palamudu yaklaşık 100 TL'den tüketiyor. Tuzlama yapmak için ise henüz erken. Havaların soğuması ve balığın yağlanması gerekiyor. Dolayısıyla havalar soğuyup palamut yağlandığında tuzlama yapılabilir. Bir sene hamsi, bir sene palamut bol oluyor. Bu sene de palamut bol. Hamsi de erken çıktı. Şu anda Marmara tarafından geliyor ancak balıkçıların söylemlerine göre bu sene bölgemizde de hamsi var. Çinakop ve diğer balık çeşitleri de bulunuyor. Denizin soğuması gerekiyor, çünkü havalar henüz sıcak. Palamutlar şu anda 600-700 gram ağırlığında geliyor. Fiyatlar ise balığın boyuna ve gramajına göre değişiyor. 100 TL, 125 TL olan palamutlar var. Daha küçükleri ise 3 tanesi 200 TL civarında satılıyor. Tahminim, balığın bu bollukta çıkmaya devam edeceği yönünde. Diğer balık çeşitleri ise palamudun gölgesinde kaldı. İstavrit, çipura, levrek ve mezgit gibi balıklara şu anda fazla bakan yok. Çünkü palamudun mevsimi. Diğer çeşitler satılıyor ancak palamut kadar yoğun talep görmüyor" diye konuştu.
Valilikten yapılan açıklamaya göre, İstanbul'da pazartesi 2 milyon 800 bine yakın öğrenci ile 161 bin 453 öğretmen dersbaşı yapacak.
Bu kapsamda, 2026-2027 eğitim öğretim yılının huzur ve güven içerisinde geçirilebilmesi için kentte gerekli tüm tedbirler alındı.
İl Emniyet Müdürlüğünce sorumluluk alanındaki 719 noktada, 1483 ekip ve 2 bin 469 personel ile okul tedbirleri uygulanacak. Bu tedbirler, eğitim öğretim yılı boyunca uygulanmaya devam edecek.
Çocuk Şube Müdürlüğü personelinden oluşan 229 “Okul Kolluk Görevlisi” 239 okulda, 470 "Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi" 470 okulda görevlendirilirken, okullarda giriş ve çıkış saatlerinde 578 ekip sabit olarak görev yapacak.
Okullarda ve okul çevrelerinde meydana gelebilecek güvenlik sorunlarına müdahale edebilmek için kurulan Mobil Okul Timleri de 39 ilçede 45 ekiple görev yapacak.
Yoğunlaştırılmış güvenlik uygulamaları günlük 120 noktada, çocuk, asayiş, trafik, önleyici, narkotik şube ve ilçe emniyet müdürlükleri personelinden oluşan 341 ekiple eğitim öğretim dönemi boyunca aralıksız devam edecek.
Ekipler, ayrıca okul çevrelerinde bulunan ve öğrencilerin yoğun olarak bulundukları mekan ve işletmelerde asayiş ve denetim uygulamalarını aralıksız sürdürecek.
- TRAFİKTE DENETİMLER ARALIKSIZ SÜRECEK
Trafik Denetleme, Bölge Trafik ve İlçe Trafik Büro ekiplerince 14-25 Eylül arasında 499 noktada, 262 ekip, 157 motosikletli, 161 yaya, 41 çekici olmak üzere toplam 890 personelle trafik tedbirleri uygulanacak.
Trafik Şube Müdürlüğü ekipleri, ayrıca okul servislerine yönelik denetimlerine de eğitim öğretim yılı boyunca aralıksız devam edecek.
Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü 8-19 Eylül arasında okul çevrelerinde bulunan önemli kavşak ve meydanlarda 10 ekip, okul önü ve çevrelerinde giriş-çıkış saatlerinde 100 motosikletli Yunus ekibiyle genel güvenlik ve asayişin sağlanması amacıyla tedbir uygulaması yapacak.
Önleyici Hizmetler Şube Müdürlüğü 100 personelle, 14-25 Eylül 2026 tarihlerinde 50 ekip okul çevrelerinde bulunan önemli kavşak ve meydanlar ile 100 noktada ring halinde bulunacak.
- JANDARMA SAHADA DENETİMLERİ ARTIRACAK
İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca okulların açılacağı 14 Eylül ve sonraki günlerde, sorumluluk bölgesindeki okullarda ve okul çevrelerinde toplam 114 tim ve 335 personelle çok yönlü güvenlik, trafik ve asayiş uygulaması yapılacak.
Okul çevrelerinde ve öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu yerlerde uyuşturucu/uyarıcı maddelerle mücadele başta olmak üzere öğrencilere alkol ve açık sigara satışının önlenmesine yönelik yapılan denetimler, okulların açılmasıyla birlikte yoğunluğu artırılarak devam edecek.
Jandarma ekipleri, giriş ve çıkış saatlerinde okul önlerinde görev yapacak.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise okulların açılacağı ilk gün 10.00-15.00 saatleri arasında okul kantinlerinde hijyen denetimleri gerçekleştirecek.
- İLK GÜNE MAHSUS SAAT DÜZENLEMESİ YAPILDI
Okulların açılacağı ilk gün olan pazartesi, 19 bin civarında servis aracının ve çocuklarını ilk gün kendi araçlarıyla okullarına götürmek isteyen binlerce velinin trafiğe çıkacağı değerlendirildiği için lk güne mahsus saat uygulaması yapıldı.
Eğitim öğretimin ilk gününde servis ve okul güzergahlarının tespiti nedeniyle trafikte yaşanması muhtemel aksaklıkların önüne geçilebilmek adına 14 Eylül’de il genelindeki resmi ve özel ilkokul, ortaokul ve liselerde eğitim öğretimi 10.00-15.00 saatleri arasında yapılacak.
Öğrencilerin güvenli giriş çıkışlarının sağlanmasına ve okul bahçelerindeki güvenlik ve koordinasyona katkı sunmak için 3 bin 13 bahçe görevlisi de 14 Eylül'de göreve başlayacak.
Bahçe görevlileri, anaokulları dahil bütün okulların bahçelerinde güvenlik, koordinasyon ve işbirliği amacıyla görev yapacak. Bahçe görevlilerine yönelik eğitimler ise polisler tarafından verilecek.
- OKULLARDA İSTANBUL VALİLİĞİ TARAFINDAN TEMİN EDİLEN DEDEKTÖRLER OLACAK
İstanbul’da bulunan tüm okullarda, bu sene İstanbul Valiliği tarafından temin edilen dedektörler olacak. Uygun görüldüğü zaman, riskli olan hususlarda dedektörle gerekli aramalar, incelemeler ve kontroller yapılacak.
İŞKUR üzerinden Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında görevlendirilen 8 bin 500 temizlik personeli, pazartesi günü itibarıyla İstanbul’daki okullarda görev yapmaya başlayacak.
Görevlendirilen personel, öğrencilerimizin sağlıklı ve temiz bir ortamda eğitim görmelerine katkı sunmak amacıyla okullarda temizlik hizmetlerini yürütecek.
Kayseri merkezli Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 73 yıllık sanayi geçmişini noktalama kararı aldı. Şirket yönetimi, artan finansman giderleri ve küresel tekstil piyasasındaki talep düşüşünün, mevcut iş modelini sürdürülemez kıldığını belirtti.
300'ÜN ÜZERİNDE MARKAYA TEDARİK
1986 yılından itibaren Levi’s, Mavi, Lee ve Diesel gibi dünya çapında tanınan 300'ü aşkın markaya denim kumaş sağlayan işletme, yerel sanayinin en köklü aktörlerinden biriydi. Şirket, yaptığı resmi açıklamada maliyetleri düşürmek için denenen yeniden yapılandırma çalışmalarından sonuç alınamadığını vurguladı.
12 EKİM'DE TESİSLER BOŞALACAK
11 Eylül 2026 itibarıyla üretim faaliyetlerini askıya alan firma, 12 Ekim 2026 tarihinde tesislerin tamamen kapatılacağını duyurdu. Kapanış sürecinde ticari yükümlülüklerin yerine getirileceği ve paydaşlarla koordineli bir çıkış süreci yönetileceği ifade edildi.
‘YAKIN İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ’
Şirketten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Değerli Müşterilerimiz ve İş Ortaklarımız,
1953 yılından bu yana sanayi üretiminde öncü bir rol üstlenen Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 1986’dan beri dünyanın en ikonik küresel markalarına premium denim kumaş tedarik etmektedir.
Son yıllarda küresel tekstil sektörü; zayıflayan talep, artan operasyonel ve finansman maliyetleri, tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar ve değişen ticaret dinamikleri gibi çok ciddi olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Maliyet azaltma girişimleri, verimlilik tedbirleri ve yeniden yapılandırma değerlendirmeleri gibi tüm kapsamlı çabalarımıza rağmen, ne yazık ki günümüz ekonomik koşulları altında operasyonel modelimizin artık sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu doğrultuda Yönetim Kurulumuz, Kayseri tesislerimizdeki üretim faaliyetlerini sonlandırma yönünde son derece zor bir karar almıştır. Alınan karar kapsamında, Kayseri’deki üretim faaliyetlerimiz 11 Eylül 2026 itibarıyla durdurulmuştur. Tüm üretim tesislerimiz 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla tamamen kapatılacaktır.
Özellikle altını çizmek isteriz ki tüm bu süreç boyunca mevcut ticari yükümlülüklerimizi sorumluluk bilinciyle, şeffaf bir şekilde ve kurumsal değerlerimize uygun olarak yerine getirmek adına tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde olacağız.
Orta Anadolu’nun 73 yıllık bu yolculuğuna katkı sağlayan tüm çalışanlarımıza; bizlere gösterdikleri güven, sadakat ve destek için müşterilerimize, finans kuruluşlarına ve tedarikçilerimize en derin şükranlarımızı sunarız.
<p>Kayseri merkezli Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 73 yıllık sanayi geçmişini noktalama kararı aldı. Şirket yönetimi, artan finansman giderleri ve küresel tekstil piyasasındaki talep düşüşünün, mevcut iş modelini sürdürülemez kıldığını belirtti.</p>
<p>300'ÜN ÜZERİNDE MARKAYA TEDARİK</p>
<p>1986 yılından itibaren Levi’s, Mavi, Lee ve Diesel gibi dünya çapında tanınan 300'ü aşkın markaya denim kumaş sağlayan işletme, yerel sanayinin en köklü aktörlerinden biriydi. Şirket, yaptığı resmi açıklamada maliyetleri düşürmek için denenen yeniden yapılandırma çalışmalarından sonuç alınamadığını vurguladı.</p>
<p>12 EKİM'DE TESİSLER BOŞALACAK</p>
<p>11 Eylül 2026 itibarıyla üretim faaliyetlerini askıya alan firma, 12 Ekim 2026 tarihinde tesislerin tamamen kapatılacağını duyurdu. Kapanış sürecinde ticari yükümlülüklerin yerine getirileceği ve paydaşlarla koordineli bir çıkış süreci yönetileceği ifade edildi.</p>
<p>‘YAKIN İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE OLACAĞIZ’</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>Değerli Müşterilerimiz ve İş Ortaklarımız,</p>
<p>1953 yılından bu yana sanayi üretiminde öncü bir rol üstlenen Orta Anadolu Ticaret ve Sanayi İşletmesi T.A.Ş., 1986’dan beri dünyanın en ikonik küresel markalarına premium denim kumaş tedarik etmektedir.</p>
<p>Son yıllarda küresel tekstil sektörü; zayıflayan talep, artan operasyonel ve finansman maliyetleri, tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar ve değişen ticaret dinamikleri gibi çok ciddi olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır. Maliyet azaltma girişimleri, verimlilik tedbirleri ve yeniden yapılandırma değerlendirmeleri gibi tüm kapsamlı çabalarımıza rağmen, ne yazık ki günümüz ekonomik koşulları altında operasyonel modelimizin artık sürdürülebilir olmadığı sonucuna varılmıştır.</p>
<p>Bu doğrultuda Yönetim Kurulumuz, Kayseri tesislerimizdeki üretim faaliyetlerini sonlandırma yönünde son derece zor bir karar almıştır. Alınan karar kapsamında, Kayseri’deki üretim faaliyetlerimiz 11 Eylül 2026 itibarıyla durdurulmuştur. Tüm üretim tesislerimiz 12 Ekim 2026 tarihi itibarıyla tamamen kapatılacaktır.</p>
<p>Özellikle altını çizmek isteriz ki tüm bu süreç boyunca mevcut ticari yükümlülüklerimizi sorumluluk bilinciyle, şeffaf bir şekilde ve kurumsal değerlerimize uygun olarak yerine getirmek adına tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içinde olacağız.</p>
<p>Orta Anadolu’nun 73 yıllık bu yolculuğuna katkı sağlayan tüm çalışanlarımıza; bizlere gösterdikleri güven, sadakat ve destek için müşterilerimize, finans kuruluşlarına ve tedarikçilerimize en derin şükranlarımızı sunarız.</p>
Aidatsız kredi kartı seçeneği zorunlu olsa da her işlem ücretsiz değil. Nakit avans, ek kart ve bazı yenilemelerde ücret gündeme gelebiliyor. Buna karşılık kart borcu ödeme, sanal kart ve belirli hizmetler için sınırlar tüketici lehine çiziliyor.
Aidatsız kredi kartı, yıllık üyelik ücreti alınmayan kart anlamına geliyor. Ancak bu ifade, kartla ilgili bütün işlemlerin tamamen ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Kart sahibi yıllık kart aidatı ödemese bile bazı hizmetlerde ayrı ücret kalemleriyle karşılaşabiliyor.
Bu nedenle kart seçerken yalnızca “aidatsız” ibaresine bakmak yetmiyor. Asıl önemli nokta, hangi hizmetin ücretsiz, hangisinin ücretli olduğunun sözleşme ve ücret tarifesinde açık biçimde yer alması oluyor.
ÜCRETSİZ KARTA GEÇİŞ HAKKI YASAL BİR ZORUNLULUK
Kart çıkaran kuruluşlar, yıllık üyelik ücreti almadan sundukları en az bir kredi kartı türünü tüketiciye sunmak zorunda. Dahası, tüketici ücretli kartını aynı limit korunarak aidatsız karta çevirmek isterse bu talebin yerine getirilmesi gerekiyor.
Burada önemli ayrıntı şu: Aidatsız karta geçiş yalnızca kısa süreli bir kampanya gibi uygulanamıyor. Yani altı ay ücretsiz kullanımdan sonra tüketicinin yeni talebi olmadan yeniden aidat kesilmesi, aidatsız kart mantığıyla bağdaşmıyor.
"180 GÜN İŞLEM GÖRMEYEN" KARTLARA AİDAT YANSITILAMIYOR
Yıllık üyelik ücreti, ancak kartın tüketiciyi borçlandırıcı nitelikte ilk kullanımından sonra ve yıllık olarak tahakkuk ettirilebiliyor. Bu da kart hiç kullanılmamışsa ya da aktif bir borçlandırma işlemi oluşmamışsa aidat tartışmasının farklı bir zemine taşınabileceği anlamına geliyor.
Bir başka kritik ayrıntı da hareketsiz kartlarda ortaya çıkıyor. Kesintisiz en az 180 gün işlem görmeyen kredi kartları hareketsiz kabul ediliyor ve bu süre boyunca söz konusu karta yıllık üyelik ücreti yansıtılamıyor.
BORÇ VARKEN KART İPTALİ ENGELLENEMİYOR
Tüketicilerin en çok karıştırdığı konulardan biri, kartta borç varsa iptalin mümkün olup olmadığı. Mevzuat bu konuda açık bir çerçeve çiziyor. Kart iptal talebi, yalnızca kartla ilişkilendirilmiş borç bakiyesi bulunduğu gerekçesiyle reddedilemiyor.
Kart iptal edilse bile mevcut borç ortadan kalkmıyor; geri ödeme yükümlülüğü sürüyor. Ancak bu borcun taksit taksit ödeniyor olması, iptal edilen karta yeni bir yıllık üyelik ücreti kesilmesine kapı açmıyor.
SANAL KARTLARDA YILLIK ÜCRET BULUNMUYOR
Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamıyor. Bu ayrım özellikle dijital bankacılık kullanan tüketiciler açısından önemli çünkü bazı kullanıcılar sanal kartı da fiziksel kredi kartıyla aynı masraf rejiminde sanabiliyor.
Oysa sanal kart tarafında yıllık üyelik ücreti uygulanamıyor. Bu yüzden düzenli internet alışverişi yapan kullanıcılar, fiziksel kart ile sanal kart arasındaki farkı bilirse gereksiz masraf tartışmalarını daha kolay ayırt edebilir.
EK KART ÜCRETİ ASIL KARTIN "YÜZDE 50'SİNİ GEÇEMİYOR"
Ek kart tamamen ücretsiz olmak zorunda değil. Ancak burada da sınırsız bir fiyatlama alanı bulunmuyor. Asıl karta bağlı olarak sunulan her bir ek kredi kartının yıllık üyelik ücreti, asıl kartın yıllık üyelik ücretinin yüzde 50’sini geçemiyor.
Bu düzenleme özellikle aile içinde birden fazla ek kart kullanılan durumlarda önem kazanıyor. Çünkü ek kart sayısı arttıkça toplam yıllık maliyet büyüyebiliyor; fakat mevzuat bunun ana kart ücretini aşacak ölçüde kontrolden çıkmasına izin vermiyor.
NAKİT AVANS ÜCRETSİZ DEĞİL AMA SINIRI VAR
Aidatsız kartlarda en sık karıştırılan başlıklardan biri nakit avans. Nakit avans işlemlerinde ücret alınabiliyor ancak bu ücret avans tutarının yüzde 1’ini geçemiyor. Yani burada tamamen serbest bir kesinti alanı yok.
Buna karşılık taksitli nakit avans işlemleri için ayrıca ücret tahsil edilemiyor. Bu ayrım önemli çünkü kart kullanıcıları çoğu zaman nakit avans ile taksitli nakit avansı aynı kalem gibi görüyor. Oysa mevzuat bu iki işlem için farklı sınırlar çiziyor.
"İLK İKİ KART YENİLEMESİNDEN" ÜCRET ALINAMIYOR
Kart borcunun kuruluşun çeşitli kanalları üzerinden ödenmesi için ayrıca ücret alınamıyor. Aynı şekilde hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve sanal kart kullanımı da ücretsiz işlemler arasında yer alıyor.
Bunun yanında kayıp, çalıntı ve benzeri nedenlerle bir takvim yılı içinde yapılan ilk iki kart yenilemesinden ücret alınamıyor. Ancak üçüncü ve sonraki yenilemelerde maliyet kadar ücret gündeme gelebiliyor. Yani kart yenilemede de tamamen sınırsız bir ücretlendirme alanı yok.
EKSTRE ERTELEME VE İLAVE TAKSİTTE SINIR TÜKETİCİ LEHİNE
Kredi kartı işlemlerinde ekstre bakiyesinin ertelenmesi, alışveriş sonrası işlem tutarının taksitlendirilmesi, ilave taksit yapılması ya da son ödeme tarihinin belirli süre uzatılması gibi hizmetlerden ücret tahsil edilemiyor.
Bu nokta, özellikle son dönemde kart borcunu esnetmeye çalışan tüketiciler açısından dikkat çekici. Çünkü kullanıcılar bu hizmetlerin her biri için otomatik olarak ayrı masraf doğduğunu düşünebiliyor. Oysa mevzuat, birçok esnetme hizmetinde tüketici lehine daha koruyucu bir sınır çiziyor.
ÜCRET ARTIŞINDA BİLDİRİM VE ONAY ŞARTI
Kuruluşlar ücret artışlarını devreye almadan en az 30 gün önce tüketiciye bildirmek zorunda. Eğer artış, yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir seviyeye çıkıyorsa ayrıca tüketicinin onayı gerekiyor.
Tüketiciye böyle bir bildirim geldiğinde, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün sonrasına kadar ilgili ürün veya hizmetin kullanımından vazgeçme hakkı da bulunuyor. Bu nedenle kart ücretleriyle ilgili sürpriz yaşanmaması için bildirim mesajları, mobil uygulama duyuruları ve e-posta akışı dikkatle takip edilmeli.
AİDATSIZ KART "MASRAFIN SIFIRLANDIĞI BİR DÜNYA VAAT ETMİYOR"
Kart ve diğer finansal hizmetlerde ücret alınabilmesi için sözleşmenin açık, sade ve okunabilir biçimde düzenlenmesi gerekiyor. Ayrıca sözleşmede yer almayan bir ürün veya hizmet için işlem öncesinde tüketiciye bilgi verilmesi ve onay alınması şartı bulunuyor.
Kısacası aidatsız kart, masrafın sıfırlandığı bir dünya vaat etmiyor. Ama hangi ücretin alınabileceği, hangisinin alınamayacağı ve artışın nasıl yapılacağı konusunda tüketicinin elini güçlendiren net sınırlar sunuyor. Kart seçerken ve mevcut kartı kullanmaya devam ederken asıl farkı yaratan da bu sınırları bilmek oluyor.
<p>Aidatsız kredi kartı seçeneği zorunlu olsa da her işlem ücretsiz değil. Nakit avans, ek kart ve bazı yenilemelerde ücret gündeme gelebiliyor. Buna karşılık kart borcu ödeme, sanal kart ve belirli hizmetler için sınırlar tüketici lehine çiziliyor.</p>
<p>Aidatsız kredi kartı, yıllık üyelik ücreti alınmayan kart anlamına geliyor. Ancak bu ifade, kartla ilgili bütün işlemlerin tamamen ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Kart sahibi yıllık kart aidatı ödemese bile bazı hizmetlerde ayrı ücret kalemleriyle karşılaşabiliyor.<br>
Bu nedenle kart seçerken yalnızca “aidatsız” ibaresine bakmak yetmiyor. Asıl önemli nokta, hangi hizmetin ücretsiz, hangisinin ücretli olduğunun sözleşme ve ücret tarifesinde açık biçimde yer alması oluyor.</p>
<p>ÜCRETSİZ KARTA GEÇİŞ HAKKI YASAL BİR ZORUNLULUK</p>
<p>Kart çıkaran kuruluşlar, yıllık üyelik ücreti almadan sundukları en az bir kredi kartı türünü tüketiciye sunmak zorunda. Dahası, tüketici ücretli kartını aynı limit korunarak aidatsız karta çevirmek isterse bu talebin yerine getirilmesi gerekiyor.<br>
Burada önemli ayrıntı şu: Aidatsız karta geçiş yalnızca kısa süreli bir kampanya gibi uygulanamıyor. Yani altı ay ücretsiz kullanımdan sonra tüketicinin yeni talebi olmadan yeniden aidat kesilmesi, aidatsız kart mantığıyla bağdaşmıyor.</p>
<p>"180 GÜN İŞLEM GÖRMEYEN" KARTLARA AİDAT YANSITILAMIYOR</p>
<p>Yıllık üyelik ücreti, ancak kartın tüketiciyi borçlandırıcı nitelikte ilk kullanımından sonra ve yıllık olarak tahakkuk ettirilebiliyor. Bu da kart hiç kullanılmamışsa ya da aktif bir borçlandırma işlemi oluşmamışsa aidat tartışmasının farklı bir zemine taşınabileceği anlamına geliyor.<br>
Bir başka kritik ayrıntı da hareketsiz kartlarda ortaya çıkıyor. Kesintisiz en az 180 gün işlem görmeyen kredi kartları hareketsiz kabul ediliyor ve bu süre boyunca söz konusu karta yıllık üyelik ücreti yansıtılamıyor.</p>
<p>BORÇ VARKEN KART İPTALİ ENGELLENEMİYOR</p>
<p>Tüketicilerin en çok karıştırdığı konulardan biri, kartta borç varsa iptalin mümkün olup olmadığı. Mevzuat bu konuda açık bir çerçeve çiziyor. Kart iptal talebi, yalnızca kartla ilişkilendirilmiş borç bakiyesi bulunduğu gerekçesiyle reddedilemiyor.<br>
Kart iptal edilse bile mevcut borç ortadan kalkmıyor; geri ödeme yükümlülüğü sürüyor. Ancak bu borcun taksit taksit ödeniyor olması, iptal edilen karta yeni bir yıllık üyelik ücreti kesilmesine kapı açmıyor.</p>
<p>SANAL KARTLARDA YILLIK ÜCRET BULUNMUYOR</p>
<p>Banka kartları ile sanal kredi kartlarından yıllık üyelik ücreti alınamıyor. Bu ayrım özellikle dijital bankacılık kullanan tüketiciler açısından önemli çünkü bazı kullanıcılar sanal kartı da fiziksel kredi kartıyla aynı masraf rejiminde sanabiliyor.<br>
Oysa sanal kart tarafında yıllık üyelik ücreti uygulanamıyor. Bu yüzden düzenli internet alışverişi yapan kullanıcılar, fiziksel kart ile sanal kart arasındaki farkı bilirse gereksiz masraf tartışmalarını daha kolay ayırt edebilir.</p>
<p>EK KART ÜCRETİ ASIL KARTIN "YÜZDE 50'SİNİ GEÇEMİYOR"</p>
<p>Ek kart tamamen ücretsiz olmak zorunda değil. Ancak burada da sınırsız bir fiyatlama alanı bulunmuyor. Asıl karta bağlı olarak sunulan her bir ek kredi kartının yıllık üyelik ücreti, asıl kartın yıllık üyelik ücretinin yüzde 50’sini geçemiyor.<br>
Bu düzenleme özellikle aile içinde birden fazla ek kart kullanılan durumlarda önem kazanıyor. Çünkü ek kart sayısı arttıkça toplam yıllık maliyet büyüyebiliyor; fakat mevzuat bunun ana kart ücretini aşacak ölçüde kontrolden çıkmasına izin vermiyor.</p>
<p>NAKİT AVANS ÜCRETSİZ DEĞİL AMA SINIRI VAR</p>
<p>Aidatsız kartlarda en sık karıştırılan başlıklardan biri nakit avans. Nakit avans işlemlerinde ücret alınabiliyor ancak bu ücret avans tutarının yüzde 1’ini geçemiyor. Yani burada tamamen serbest bir kesinti alanı yok.<br>
Buna karşılık taksitli nakit avans işlemleri için ayrıca ücret tahsil edilemiyor. Bu ayrım önemli çünkü kart kullanıcıları çoğu zaman nakit avans ile taksitli nakit avansı aynı kalem gibi görüyor. Oysa mevzuat bu iki işlem için farklı sınırlar çiziyor.</p>
<p>"İLK İKİ KART YENİLEMESİNDEN" ÜCRET ALINAMIYOR</p>
<p>Kart borcunun kuruluşun çeşitli kanalları üzerinden ödenmesi için ayrıca ücret alınamıyor. Aynı şekilde hesap özeti gönderimi, sanal kart oluşturma ve sanal kart kullanımı da ücretsiz işlemler arasında yer alıyor.<br>
Bunun yanında kayıp, çalıntı ve benzeri nedenlerle bir takvim yılı içinde yapılan ilk iki kart yenilemesinden ücret alınamıyor. Ancak üçüncü ve sonraki yenilemelerde maliyet kadar ücret gündeme gelebiliyor. Yani kart yenilemede de tamamen sınırsız bir ücretlendirme alanı yok.</p>
<p>EKSTRE ERTELEME VE İLAVE TAKSİTTE SINIR TÜKETİCİ LEHİNE</p>
<p>Kredi kartı işlemlerinde ekstre bakiyesinin ertelenmesi, alışveriş sonrası işlem tutarının taksitlendirilmesi, ilave taksit yapılması ya da son ödeme tarihinin belirli süre uzatılması gibi hizmetlerden ücret tahsil edilemiyor.<br>
Bu nokta, özellikle son dönemde kart borcunu esnetmeye çalışan tüketiciler açısından dikkat çekici. Çünkü kullanıcılar bu hizmetlerin her biri için otomatik olarak ayrı masraf doğduğunu düşünebiliyor. Oysa mevzuat, birçok esnetme hizmetinde tüketici lehine daha koruyucu bir sınır çiziyor.</p>
<p>ÜCRET ARTIŞINDA BİLDİRİM VE ONAY ŞARTI</p>
<p>Kuruluşlar ücret artışlarını devreye almadan en az 30 gün önce tüketiciye bildirmek zorunda. Eğer artış, yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir seviyeye çıkıyorsa ayrıca tüketicinin onayı gerekiyor.<br>
Tüketiciye böyle bir bildirim geldiğinde, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 15 gün sonrasına kadar ilgili ürün veya hizmetin kullanımından vazgeçme hakkı da bulunuyor. Bu nedenle kart ücretleriyle ilgili sürpriz yaşanmaması için bildirim mesajları, mobil uygulama duyuruları ve e-posta akışı dikkatle takip edilmeli.</p>
2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında, kredi kartı limitlerinin belirlenmesinde kapsamlı bir reform süreci başlıyor.
Yeni sistemle birlikte, vatandaşların gerçek gelirleri ve borç ödeme kapasiteleri bankalar tarafından anlık verilerle kontrol edilecek.
SGK VE TBB RİSK MERKEZİ VERİLERİ ENTEGRE EDİLİYOR
BDDK ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) iş birliğiyle kurulacak yeni veri altyapısı, bankaların limit tahsis süreçlerini doğrudan etkileyecek.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'ndeki borçluluk verileri ile SGK'daki resmi gelir kayıtları ortak bir havuzda analiz edilecek.
Böylece bankalar, kart sahiplerinin mevcut borç yükünü ve gerçek gelir durumunu tek bir sistem üzerinden görebilecek.
LİMİT SINIRLARINDA BELGE ZORUNLULUĞU BAŞLADI
Mevcut mevzuata göre, bir tüketicinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti, kart sahipliğinin ilk yılında aylık net gelirinin 2 katını, sonraki yıllarda ise 4 katını geçemiyor. BDDK'nın Ocak 2026'da aldığı karar uyarınca, yeni kart başvurularında ve limit artış taleplerinde gelirin resmi belgelerle doğrulanması şartı aranıyor.
BANKALAR İÇİN SON TARİH 1 OCAK 2027
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yüksek limitli kartların gerçek ödeme gücüyle uyumlu hale getirilmesi için bankalara 1 Ocak 2027 tarihine kadar süre tanıdı. Bu tarihe kadar tamamlanması gereken teknik hazırlıklar sayesinde, aşırı borçlanma riskinin asgari düzeye indirilmesi hedefleniyor.
<p>Mevcut mevzuata göre, bir tüketicinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti, kart sahipliğinin ilk yılında aylık net gelirinin 2 katını, sonraki yıllarda ise 4 katını geçemiyor. BDDK'nın Ocak 2026'da aldığı karar uyarınca, yeni kart başvurularında ve limit artış taleplerinde gelirin resmi belgelerle doğrulanması şartı aranıyor.</p>
<p>BANKALAR İÇİN SON TARİH 1 OCAK 2027</p>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), yüksek limitli kartların gerçek ödeme gücüyle uyumlu hale getirilmesi için bankalara 1 Ocak 2027 tarihine kadar süre tanıdı. Bu tarihe kadar tamamlanması gereken teknik hazırlıklar sayesinde, aşırı borçlanma riskinin asgari düzeye indirilmesi hedefleniyor.</p>
Küresel gösterge Brent petrol, gün içinde yüzde 2,3 gerileyerek varil başına 105,15 dolara düştü. ABD tipi WTI ham petrolün fiyatı da yüzde 2,73 azalışla 99,68 dolara geriledi.
Brent petrol perşembe günü 108 dolar seviyesini görürken, WTI 104 doların üzerine çıktı. Buna rağmen iki gösterge de haftalık bazda yaklaşık yüzde 9'luk yükselişe hazırlanıyor.
İRAN'DAN DİPLOMASİ SİNYALİ GELDİ
Fiyatlardaki gün içi geri çekilmede, İran devlet medyasının Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki durumu görüşmek üzere Körfez ülkeleriyle Umman'da bir araya geleceğini duyurması etkili oldu.
Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerilim hafta boyunca tırmansa da diplomatik temasların sürdüğüne işaret etti. Ancak piyasalar, İran savaşının daha uzun süre devam edebileceği ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor.
Wall Street Journal'ın haberine göre Beyaz Saray'daki üst düzey danışmanlar, çatışmaların ABD Başkanı Donald Trump'ın mevcut görev süresinin ötesine uzama ihtimalini değerlendiriyor. Trump ise çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından sona ereceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarının kasım ayındaki seçim sonrasında gerileyeceğini savunuyor.
ARZ ENDİŞELERİ GÜÇLENİYOR
Deutsche Bank analisti Jim Reid, petrol fiyatlarındaki hareketin yeniden jeopolitik riskler tarafından şekillendirildiğini belirtti.
Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'in güneyinde, Babülmendep Boğazı yakınlarındaki Moha liman kentini ele geçirmesinin de deniz taşımacılığı ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatına yönelik endişeleri artırdığı ifade edildi.
Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin 1990'dan bu yana en düşük seviyeye gerilemesi de arz tarafındaki riskleri güçlendiren gelişmeler arasında gösterildi.
GÖZLER 126 DOLARLIK ZİRVEDE
PVM Oil Associates analisti Tamas Varga, piyasaların mevcut arz açığının kalıcı mı yoksa geçici mi olduğuna odaklandığını söyledi.
Küresel ve bölgesel petrol stoklarındaki düşüş nedeniyle yeni fiyat sıçramalarının göz ardı edilemeyeceğini belirten Varga, nisanda görülen 126 dolarlık zirvenin yeniden test edilebileceğini ifade etti.
Varga, petrol fiyatlarındaki yükselişin talep üzerinde de baskı oluşturacağına dikkat çekti. Yenilenebilir enerjinin, özellikle elektrik üretiminde petrolün bazı kullanım alanlarının yerini alabileceğini belirten analist, arz açığının ateşkesle birlikte üretimin artması veya alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla daralabileceğini söyledi.
Varga, kısa vadede petrol fiyatlarında daha fazla yükseliş ihtimalinin bulunduğunu ancak yüksek fiyatların 2026 sonrasına kalıcı şekilde taşınmasının şaşırtıcı olacağını kaydetti.
<p>Küresel gösterge Brent petrol, gün içinde yüzde 2,3 gerileyerek varil başına 105,15 dolara düştü. ABD tipi WTI ham petrolün fiyatı da yüzde 2,73 azalışla 99,68 dolara geriledi.</p>
<p>Brent petrol perşembe günü 108 dolar seviyesini görürken, WTI 104 doların üzerine çıktı. Buna rağmen iki gösterge de haftalık bazda yaklaşık yüzde 9'luk yükselişe hazırlanıyor.</p>
<p>İRAN'DAN DİPLOMASİ SİNYALİ GELDİ</p>
<p>Fiyatlardaki gün içi geri çekilmede, İran devlet medyasının Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki durumu görüşmek üzere Körfez ülkeleriyle Umman'da bir araya geleceğini duyurması etkili oldu.</p>
<p>Bu gelişme, Orta Doğu'daki gerilim hafta boyunca tırmansa da diplomatik temasların sürdüğüne işaret etti. Ancak piyasalar, İran savaşının daha uzun süre devam edebileceği ihtimalini fiyatlamayı sürdürüyor.</p>
<p>Wall Street Journal'ın haberine göre Beyaz Saray'daki üst düzey danışmanlar, çatışmaların ABD Başkanı Donald Trump'ın mevcut görev süresinin ötesine uzama ihtimalini değerlendiriyor. Trump ise çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından sona ereceğini ve petrol ile doğal gaz fiyatlarının kasım ayındaki seçim sonrasında gerileyeceğini savunuyor.</p>
<p>ARZ ENDİŞELERİ GÜÇLENİYOR</p>
<p>Deutsche Bank analisti Jim Reid, petrol fiyatlarındaki hareketin yeniden jeopolitik riskler tarafından şekillendirildiğini belirtti.</p>
<p>Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'in güneyinde, Babülmendep Boğazı yakınlarındaki Moha liman kentini ele geçirmesinin de deniz taşımacılığı ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatına yönelik endişeleri artırdığı ifade edildi.</p>
<p>Suudi Arabistan'ın petrol üretiminin 1990'dan bu yana en düşük seviyeye gerilemesi de arz tarafındaki riskleri güçlendiren gelişmeler arasında gösterildi.</p>
<p>GÖZLER 126 DOLARLIK ZİRVEDE</p>
<p>PVM Oil Associates analisti Tamas Varga, piyasaların mevcut arz açığının kalıcı mı yoksa geçici mi olduğuna odaklandığını söyledi.</p>
<p>Küresel ve bölgesel petrol stoklarındaki düşüş nedeniyle yeni fiyat sıçramalarının göz ardı edilemeyeceğini belirten Varga, nisanda görülen 126 dolarlık zirvenin yeniden test edilebileceğini ifade etti.</p>
<p>Varga, petrol fiyatlarındaki yükselişin talep üzerinde de baskı oluşturacağına dikkat çekti. Yenilenebilir enerjinin, özellikle elektrik üretiminde petrolün bazı kullanım alanlarının yerini alabileceğini belirten analist, arz açığının ateşkesle birlikte üretimin artması veya alternatif enerji kaynaklarının yaygınlaşmasıyla daralabileceğini söyledi.</p>
<p>Varga, kısa vadede petrol fiyatlarında daha fazla yükseliş ihtimalinin bulunduğunu ancak yüksek fiyatların 2026 sonrasına kalıcı şekilde taşınmasının şaşırtıcı olacağını kaydetti.</p>
Akaryakıt piyasasında yeni fiyat değişikliği devreye girdi. Benzinin litre fiyatına 3,20 TL zam yapılırken, artış bugün itibarıyla pompa fiyatlarına yansıdı. Zamla birlikte benzin fiyatı İstanbul’da 80 TL seviyesini aşarken, Ankara ve İzmir’de litre fiyatı 81 TL’nin üzerine çıktı.
Küresel enerji piyasalarında yaşanan hareketlilik akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, Türkiye’de pompa fiyatlarında yeni değişiklikleri beraberinde getiriyor.
ABD İRAN GERİLİMİ PETROL PİYASASINI SARSTI
ABD ile İran arasındaki karşılıklı misillemelerin yeniden başlaması, küresel petrol piyasalarında hareketliliğin artmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi ve petrol sevkiyatlarında yaşanan azalma da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Petrol arzına ilişkin gelişmelerin ardından küresel piyasalarda fiyat hareketliliği sürerken, bu tablo yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Benzinin litre fiyatında yapılan 3,20 TL’lik artışla birlikte Türkiye genelinde pompa fiyatları yeniden değişti.
ÜÇ BÜYÜKŞEHİRDE BENZİN 80 TL SINIRINI GEÇTİ
12 Eylül 2026 Cumartesi günü itibarıyla geçerli olan zam sonrasında benzinin litre fiyatı İstanbul’da 80,12 TL’ye yükseldi. Ankara’da litre fiyatı 81,25 TL olurken, İzmir’de 81,52 TL seviyesine çıktı.
Doğu illerinde ise benzinin litre fiyatı 82,88 TL seviyesine kadar yükseldi. Böylece üç büyükşehirde de benzin fiyatları 80 TL seviyesinin üzerine çıkmış oldu.
Akaryakıt fiyatları şehir, ilçe ve istasyona göre küçük farklılıklar gösterebilirken, pompa fiyatlarının belirlenmesinde petrol fiyatları ve döviz kurundaki hareketlerin yanı sıra vergi düzenlemeleri de etkili oluyor.
Bir önceki benzin zammı 4 Eylül’de gelmiş, benzinin litresi 8 liraya dayanmıştı
Benzinde 12 Eylül 2026 tarihinde uygulanan 3,20 TL’lik zamdan önceki son yüksek tutarlı artış 4 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleşti. Bu tarihte benzinin litre fiyatına 2,57 TL, motorinin litre fiyatına ise yaklaşık 7,79 TL zam yapıldı. 4 Eylül’deki artışın ardından benzinin litre fiyatı İstanbul’da yaklaşık 76,78 TL, Ankara’da 75,33 TL, İzmir’de ise 77 TL seviyesine yükseldi.
<p>Akaryakıt piyasasında yeni fiyat değişikliği devreye girdi. Benzinin litre fiyatına 3,20 TL zam yapılırken, artış bugün itibarıyla pompa fiyatlarına yansıdı. Zamla birlikte benzin fiyatı İstanbul’da 80 TL seviyesini aşarken, Ankara ve İzmir’de litre fiyatı 81 TL’nin üzerine çıktı.</p>
<p>Küresel enerji piyasalarında yaşanan hareketlilik akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, Türkiye’de pompa fiyatlarında yeni değişiklikleri beraberinde getiriyor.</p>
<p>ABD İRAN GERİLİMİ PETROL PİYASASINI SARSTI</p>
<p>ABD ile İran arasındaki karşılıklı misillemelerin yeniden başlaması, küresel petrol piyasalarında hareketliliğin artmasına neden oldu. Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi ve petrol sevkiyatlarında yaşanan azalma da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.</p>
<p>Petrol arzına ilişkin gelişmelerin ardından küresel piyasalarda fiyat hareketliliği sürerken, bu tablo yurt içindeki akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Benzinin litre fiyatında yapılan 3,20 TL’lik artışla birlikte Türkiye genelinde pompa fiyatları yeniden değişti.</p>
<p>12 Eylül 2026 Cumartesi günü itibarıyla geçerli olan zam sonrasında benzinin litre fiyatı İstanbul’da 80,12 TL’ye yükseldi. Ankara’da litre fiyatı 81,25 TL olurken, İzmir’de 81,52 TL seviyesine çıktı.</p>
<p>Doğu illerinde ise benzinin litre fiyatı 82,88 TL seviyesine kadar yükseldi. Böylece üç büyükşehirde de benzin fiyatları 80 TL seviyesinin üzerine çıkmış oldu.</p>
<p>Akaryakıt fiyatları şehir, ilçe ve istasyona göre küçük farklılıklar gösterebilirken, pompa fiyatlarının belirlenmesinde petrol fiyatları ve döviz kurundaki hareketlerin yanı sıra vergi düzenlemeleri de etkili oluyor.</p>
<p>Bir önceki benzin zammı 4 Eylül’de gelmiş, benzinin litresi 8 liraya dayanmıştı<br>
Benzinde 12 Eylül 2026 tarihinde uygulanan 3,20 TL’lik zamdan önceki son yüksek tutarlı artış 4 Eylül 2026 Cuma günü gerçekleşti. Bu tarihte benzinin litre fiyatına 2,57 TL, motorinin litre fiyatına ise yaklaşık 7,79 TL zam yapıldı. 4 Eylül’deki artışın ardından benzinin litre fiyatı İstanbul’da yaklaşık 76,78 TL, Ankara’da 75,33 TL, İzmir’de ise 77 TL seviyesine yükseldi.</p>
Gazeteci Nagehan Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yle Genel Merkez'de bir araya geldi. Alçı, bu görüşmenin ayrıntılarını YouTube kanalından paylaştığı videoda aktardı.
Alçı, Bahçeli'nin kendisine, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı'da bahçeli bir ev inşa edildiğini söyledi. Öcalan'ın bu evin içinde sıradan hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceği belirtildi.
Ancak Öcalan'ın, kendisi için inşa edildiği kaydedilen bu eve geçmeyi reddettiği aktarıldı.
Alçı, bunun nedenini doğrudan Bahçeli'ye sorduğunu belirterek, aldığı yanıtı şöyle paylaştı:
"Abdullah Öcalan'a İmralı Adası'nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer. Evin içinde normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini söyledi. Ancak Öcalan’ın henüz bu eve geçmeyi reddettiğini belirtti. 'Neden?' diye sordum. 'Çünkü statü istiyor' dedi."
BAHÇELİ: BİLGİYİ KAMUOYUYLA PAYLAŞABİLİRSİNİZ
Alçı, aldığı bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşma konusunu Bahçeli'ye sorduğunu, MHP liderinin, "Takdir sizindir. Benim açımdan bir sakınca yoktur. Paylaşabilirsiniz." dediğini söyledi.
BAKAN GÜRLEK'İN 1 NİSAN'DAKİ AÇIKLAMASI
Daha önce de "Öcalan'a özel konut yapıldı." iddiaları gündeme gelmişti. 1 Nisan'da Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Orada öyle bir şey (özel konut) yok. Orada bir idari yerleşke var. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen yeni binalar yapılıyor olabilir ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok." demişti.
<p>Gazeteci Nagehan Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yle Genel Merkez'de bir araya geldi. Alçı, bu görüşmenin ayrıntılarını YouTube kanalından paylaştığı videoda aktardı.</p>
<p>Alçı, Bahçeli'nin kendisine, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan için İmralı'da bahçeli bir ev inşa edildiğini söyledi. Öcalan'ın bu evin içinde sıradan hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceği belirtildi.</p>
<p>Ancak Öcalan'ın, kendisi için inşa edildiği kaydedilen bu eve geçmeyi reddettiği aktarıldı.</p>
<p>Alçı, bunun nedenini doğrudan Bahçeli'ye sorduğunu belirterek, aldığı yanıtı şöyle paylaştı:</p>
<p>"Abdullah Öcalan'a İmralı Adası'nda bir ev inşa edildiğini söyledi. Önünde bahçesi olan, insani yaşam koşulları sunan, ev konforuna sahip bir yer. Evin içinde normal hayatın akışına uygun şekilde yaşayabileceğini söyledi. Ancak Öcalan’ın henüz bu eve geçmeyi reddettiğini belirtti. 'Neden?' diye sordum. 'Çünkü statü istiyor' dedi."</p>
<p>BAKAN GÜRLEK'İN 1 NİSAN'DAKİ AÇIKLAMASI</p>
<p>Daha önce de "Öcalan'a özel konut yapıldı." iddiaları gündeme gelmişti. 1 Nisan'da Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Orada öyle bir şey (özel konut) yok. Orada bir idari yerleşke var. İdari yerleşke olduğu için muhtemelen yeni binalar yapılıyor olabilir ama özel olarak bir konut yapılma durumu yok." demişti.</p>
CHP'den istifa ederek Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye katılan belediye başkanlarına Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de ekleniyor.
T24'e konuşan Ünlü, YENİ Parti'ye geçiş sürecini doğruladı. Ünlü'nün partiye katılımının resmileşmesi amacıyla 12 Eylül Cumartesi günü YENİ Parti Marmaris İlçe Başkanlığı'nda bir tören gerçekleştirilecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ağustos'ta Marmaris'te kendisini karşılayan Belediye Başkanı Acar Ünlü'ye, "Eğer gelmek istiyorsan kapımız açık." diyerek AK Parti'ye davette bulunmuştu. Bu ifadelerin ardından Ünlü'nün AK Parti'ye geçeceği iddia edilmişti.
<p>Muğla'nın Marmaris ilçesinde cuma namazı sonrası CHP'li Belediye Başkanı Acar Ünlü ile karşılaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kapımız açık, gelmek istiyorsan" sözleri güne damga vurdu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını Muğla'nın Marmaris ilçesindeki Okluk Millet Camii'nde kıldı. Namazın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı karşılayan CHP'li Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ile arasında dikkat çeken bir diyalog yaşandı. Ünlü, Erdoğan'ı selamlayarak, “Hoş geldiniz efendim, var mı yapabileceğimiz bir şey?” diye sordu. Erdoğan ise Ünlü'ye, “Kapımız açık, gelmek istiyorsan” cevabını verdi.</p>
<p><strong>OKLUK KONUKEVİ'NDE PROTOKOL VE VATANDAŞ BULUŞMASI</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla'nın Marmaris ilçesinde bulunan Okluk Cumhurbaşkanlığı Konukevi'nde cuma namazını kıldı. Namazın ardından Erdoğan, kendisiyle görüşmek için konukevine gelen vatandaşlar ve il, ilçe protokolüyle bir araya geldi. Okluk Cumhurbaşkanlığı Konukevi'ndeki buluşmaya Muğla Valisi İdris Akbıyık, AK Parti Muğla milletvekilleri, AK Parti teşkilat yöneticileri, bürokratlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'la fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşlar yoğunluk oluşturdu.</p>
<p><strong>"KAPIMIZ AÇIK, EĞER GELMEK İSTİYORSAN"</strong></p>
<p>Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de Okluk Cumhurbaşkanlığı Konukevi'ne giderek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ziyaret etti ve ilçeye gelişinden dolayı "hoş geldiniz" dileklerini iletti.</p>
<p>CHP'li Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü'nün "Marmaris'imize hoş geldiniz efendim, var mı yapabileceğimiz bir şey?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan "Kapımız açık, eğer gelmek istiyorsan" şeklinde cevap verdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, vatandaşlarla sohbet ederek fotoğraf çektirdi. Konukevinde Erdoğan'la fotoğraf çektirmek isteyen vatandaşların oluşturduğu yoğunluk dikkat çekti.</p>
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan süreciyle ilgili kaleme alınan bir kitap için verdiği röportajda, önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritası ve kendisinin geleceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Genel seçimler için yüzde 50+1’in önemli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalefetin ortak bir aday etrafında birleşmesi ya da farklı adayların ikinci turda uzlaşması gerektiğini vurguladı.
CHP İTTİFAKLARDA LOKOMOTİF ROL ÜSTLENECEK
Seçimler için ittifak kurma deneyiminin en yüksek siyasetçi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu "Muhalefette ittifak geliştirme konusunda öncü olacağım." diyerek CHP’nin ittifaklarda lokomotif rol üstleneceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "CHP, kendi içinden bir aday çıkarabilir ya da ittifak yapacağı siyasi partiler içerisinden gelecek önerilerden birini ittifak grubu ile sahiplenebilir." dedi.
İMAMOĞLU VE YAVAŞ ADAY GÖSTERİLEBİLİR
CHP’nin ittifak masasına götürebileceği muhtemel adaylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalardan aklanması, diploma davasını kazanması ve CHP’de kalmayı tercih etmesi durumunda, ittifak masasında CHP tarafından önerilebilecek isimlerden biri olabileceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da CHP’de devam ettiği sürece ittifak masasında aday olarak önerilebileceğini söyledi.
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan süreciyle ilgili kaleme alınan bir kitap için verdiği röportajda, önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritası ve kendisinin geleceğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Genel seçimler için yüzde 50+1’in önemli olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalefetin ortak bir aday etrafında birleşmesi ya da farklı adayların ikinci turda uzlaşması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>CHP İTTİFAKLARDA LOKOMOTİF ROL ÜSTLENECEK</p>
<p>Seçimler için ittifak kurma deneyiminin en yüksek siyasetçi olduğunu savunan Kılıçdaroğlu "Muhalefette ittifak geliştirme konusunda öncü olacağım." diyerek CHP’nin ittifaklarda lokomotif rol üstleneceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, "CHP, kendi içinden bir aday çıkarabilir ya da ittifak yapacağı siyasi partiler içerisinden gelecek önerilerden birini ittifak grubu ile sahiplenebilir." dedi.</p>
<p>İMAMOĞLU VE YAVAŞ ADAY GÖSTERİLEBİLİR</p>
<p>CHP’nin ittifak masasına götürebileceği muhtemel adaylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davalardan aklanması, diploma davasını kazanması ve CHP’de kalmayı tercih etmesi durumunda, ittifak masasında CHP tarafından önerilebilecek isimlerden biri olabileceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da CHP’de devam ettiği sürece ittifak masasında aday olarak önerilebileceğini söyledi.</p>
Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Sözcüsü Sabah en-Numan, yaptığı yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların Meysan'da bir noktadan gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini belirterek, Başbakan Zeydi'nin vilayetteki Operasyonlar Komutanı'nı görevden aldığını bildirdi.
Sözcü Numan, Zeydi'nin konuyla ilgili soruşturma talimatı da verdiğini ifade etti.
<p>Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Komutanı Sözcüsü Sabah en-Numan, yaptığı yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların Meysan'da bir noktadan gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini belirterek, Başbakan Zeydi'nin vilayetteki Operasyonlar Komutanı'nı görevden aldığını bildirdi.</p>
<p>Sözcü Numan, Zeydi'nin konuyla ilgili soruşturma talimatı da verdiğini ifade etti.</p>
Hırvatistan Meclisinden yapılan yazılı açıklamada, Jandrokovic'in başkent Zagreb'de AB Komisyonu Adil ve Rekabetçi Geçişten Sorumlu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera ile bir araya geldiği ifade edildi.
MLADİC İÇİN RESMİ TÖREN YAPTILAR
Jandrokovic, Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da Temmuz 1995'te Boşnaklara karşı işlenen soykırımdan hüküm giyen savaş suçlusu Mladic'in cesedinin Sırbistan'da resmi törenle gömülmesinin kabul edilebilir olmadığını ve AB değerleriyle örtüşmediğini belirtti.
"SIRBİSTAN'A AB ÜYELİK SÜRECİNE VERDİĞİMİZ DESTEĞİ GERİ ÇEKEBİLİRİZ"
Sırbistan'ın tutumunu devam ettirmesi halinde ülkesinin atacağı adımlara ilişkin Jandrokovic, "Sırbistan'a AB üyelik sürecine verdiğimiz desteği geri çekebiliriz. Buna meclisteki birçok partiden destek gelecektir." ifadesini kullandı.
16 YIL SAKLANAN SAVAŞ SUÇLUSU MLADİC KİMDİR?
Ratko Mladic, 1942 yılında Bosna Hersek'in doğusundaki Kalinovik yakınlarındaki Bozanovici köyünde doğdu. Askeri eğitimini Belgrad'da aldı ve Yugoslav Halk Ordusunda (JNA) aktif görev yaptı.
Mayıs 1992'de Bosna Hersek'te yeni kurulan Sırp Cumhuriyeti Ordusu Genelkurmay Başkanlığına getirildi ve 1996'ya kadar bu görevde kaldı.
Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından ilk kez 24 Temmuz 1995'te hakkında iddianame hazırlanan Mladic, Bosna Hersek'teki savaşın ardından Sırbistan'a kaçarak yaklaşık 16 yıl saklandı.
Sırbistan makamlarının Mladic'i bulamadıkları yönündeki açıklamalarına karşın, onun yıllarca devlet kurumlarındaki bazı kişiler tarafından korunduğu iddiaları gündeme geldi.
Yerel bir televizyon programındaki görüntülerde, Mladic'in arandığı dönemde kalabalık ortamlarda insanlarla görüştüğü, eğlendiği ve fotoğraf çektirdiği görüldü.
Mladic, 26 Mayıs 2011'de Sırbistan'ın Zrenjanin kenti yakınlarındaki Lazarevo köyünde yakalandı ve 31 Mayıs 2011'de Lahey'e gönderildi.
Yargılanması 16 Mayıs 2012'de başlayan Mladic, hakkındaki suçlamaları reddetti.
Mladic, özellikle Temmuz 1995'te 8 bin 372 Boşnak sivilin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı'nın baş sorumlusu ve azmettiricisi olarak kabul ediliyordu.
Hollanda'nın Lahey kentinde tutulduğu hapishanede son zamanlarda ciddi sağlık sorunları yaşayan Mladic, 27 Ağustos'ta öldü. Mladic'in cesedi 7 Eylül'de Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da çok sayıda Sırp yetkilinin katılımıyla resmi törenle gömülmüştü. Sırbistan'ın bir savaş suçlusu için resmi cenaze töreni düzenlemesi tepki çekmişti.
<p>Hırvatistan Meclisinden yapılan yazılı açıklamada, Jandrokovic'in başkent Zagreb'de AB Komisyonu Adil ve Rekabetçi Geçişten Sorumlu Başkan Yardımcısı Teresa Ribera ile bir araya geldiği ifade edildi.</p>
<p>MLADİC İÇİN RESMİ TÖREN YAPTILAR</p>
<p>Jandrokovic, Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da Temmuz 1995'te Boşnaklara karşı işlenen soykırımdan hüküm giyen savaş suçlusu Mladic'in cesedinin Sırbistan'da resmi törenle gömülmesinin kabul edilebilir olmadığını ve AB değerleriyle örtüşmediğini belirtti.</p>
<p>"SIRBİSTAN'A AB ÜYELİK SÜRECİNE VERDİĞİMİZ DESTEĞİ GERİ ÇEKEBİLİRİZ"</p>
<p>Sırbistan'ın tutumunu devam ettirmesi halinde ülkesinin atacağı adımlara ilişkin Jandrokovic, "Sırbistan'a AB üyelik sürecine verdiğimiz desteği geri çekebiliriz. Buna meclisteki birçok partiden destek gelecektir." ifadesini kullandı.</p>
<p>16 YIL SAKLANAN SAVAŞ SUÇLUSU MLADİC KİMDİR?</p>
<p>Ratko Mladic, 1942 yılında Bosna Hersek'in doğusundaki Kalinovik yakınlarındaki Bozanovici köyünde doğdu. Askeri eğitimini Belgrad'da aldı ve Yugoslav Halk Ordusunda (JNA) aktif görev yaptı.</p>
<p>Mayıs 1992'de Bosna Hersek'te yeni kurulan Sırp Cumhuriyeti Ordusu Genelkurmay Başkanlığına getirildi ve 1996'ya kadar bu görevde kaldı.</p>
<p>Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) tarafından ilk kez 24 Temmuz 1995'te hakkında iddianame hazırlanan Mladic, Bosna Hersek'teki savaşın ardından Sırbistan'a kaçarak yaklaşık 16 yıl saklandı.</p>
<p>Sırbistan makamlarının Mladic'i bulamadıkları yönündeki açıklamalarına karşın, onun yıllarca devlet kurumlarındaki bazı kişiler tarafından korunduğu iddiaları gündeme geldi.</p>
<p>Yerel bir televizyon programındaki görüntülerde, Mladic'in arandığı dönemde kalabalık ortamlarda insanlarla görüştüğü, eğlendiği ve fotoğraf çektirdiği görüldü.</p>
<p>Mladic, 26 Mayıs 2011'de Sırbistan'ın Zrenjanin kenti yakınlarındaki Lazarevo köyünde yakalandı ve 31 Mayıs 2011'de Lahey'e gönderildi.</p>
<p>Yargılanması 16 Mayıs 2012'de başlayan Mladic, hakkındaki suçlamaları reddetti.</p>
<p>Mladic, özellikle Temmuz 1995'te 8 bin 372 Boşnak sivilin katledildiği Srebrenitsa Soykırımı'nın baş sorumlusu ve azmettiricisi olarak kabul ediliyordu.</p>
<p>Hollanda'nın Lahey kentinde tutulduğu hapishanede son zamanlarda ciddi sağlık sorunları yaşayan Mladic, 27 Ağustos'ta öldü. Mladic'in cesedi 7 Eylül'de Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da çok sayıda Sırp yetkilinin katılımıyla resmi törenle gömülmüştü. Sırbistan'ın bir savaş suçlusu için resmi cenaze töreni düzenlemesi tepki çekmişti.</p>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan tebliğde, Merkezi Yönetim Bütçesi'nin hazırlık çalışmalarını yönlendirmek üzere 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın (OVP) yayımlandığı ve OVP'de ekonomi ile maliye politikalarının temel amaçlarının belirlendiği bildirildi.
Bu kapsamda 2027-2029 döneminde, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) hedefleri doğrultusunda makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin sürdürülmesi ve adil gelir dağılımına katkı sağlayacak şekilde fiyat istikrarının tesis edilmesinin temel amaç olduğu belirtildi.
Ayrıca verimlilik artışının desteklenmesi, AR-GE ve yenilikçilik kapasitesi ile beşeri sermayenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, iş gücü piyasasının etkinliğinin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.
Tebliğde, aynı dönemde maliye politikasının temel amaçları ise mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, maliye politikaları ile para politikasının eş güdüm içinde uygulanarak makroekonomik dengelenme sürecinin desteklenmesi, harcamalarda etkinliğin artırılması, vergilemede adalet ve etkinliğin güçlendirilmesi ile kayıt dışılıkla mücadele ve denetimlerde etkinliğin artırılması olarak sıralandı.
VERİMSİZ HARCAMA ALANLARI TASFİYE EDİLECEK
Kamu idarelerinin, OVP'de belirlenen politika, tedbir ve öncelikler doğrultusunda hareket ederek kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanacakları vurgulanan tebliğde, şu ifadelere yer verildi:
"Kaynak kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaların sistematik olarak gözden geçirilmesi sürdürülecek, verimsiz harcama alanları tasfiye edilecektir. Kamu harcamalarında etkinliği artıracak tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim ve izleme faaliyetlerine devam edilecektir. Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmaları sürdürülerek ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımlar önceliklendirilecektir. Kamu taşıtlarının kullanımı ihtiyaç analizleri ve tasarruf anlayışı çerçevesinde sistematik olarak gözden geçirilecek, ihtiyaç fazlası olan veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek ve zorunlu hallerle sınırlı yeni taşıt edinimlerinde ekonomiklik gözetilerek yerli üretim ile çevreci araçlara öncelik verilmeye devam edilecektir. Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre dayalı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık olarak kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır."
Tebliğde, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, OVP, Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi'nde yer alan makro politikalar, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükler, ödenek teklif tavanları, genel ilkeler ve standartlar ile çok yıllı bütçeleme anlayışını esas alarak 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini sunacakları bildirildi.
Tebliğ ekinde, 2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi'ne de yer verildi.
Putin, 18. BRICS Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere bulunduğu Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de gazetecilere açıklamalarda bulundu.
"BU, GENEL OLARAK AVRUPA'DA YAŞANIYOR"
Almanya'da Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi seçimini Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kazanmasını değerlendiren Putin, "Bu, Batı'nın, daha doğrusu Batılı küreselcilerin siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarındaki sistemik hatalarının sonucudur. Bu, genel olarak Avrupa'da yaşanıyor." diye konuştu.
Rusya dahil herkesin hata yaptığına işaret eden Putin, ancak Batılı küreselcilerin Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından "kendilerini zirvede hissettiğini, her şeyin serbest olduğunu ve hiç hata yapmadıklarını düşündüğünü" söyledi.
"RUSYA'YI PARÇALAMAYA ÇALIŞTILAR"
Putin, Batı'nın Rusya'yı sürekli "sıkıştırmaya çalıştığını" dile getirerek "Bunu Rusya'yı ilk başta Kafkasya'da teröristler ve ayrılıkçılar aracılığıyla yapmaya çalıştılar. Şimdi de Ukrayna'daki Nazi yönetimi aracılığıyla yapmaya çalışıyorlar. Rusya'yı parçalamaya çalıştılar. Bu bir gerçek." ifadelerini kullandı.
Ukrayna'daki krizin Batı tarafından kışkırtıldığını vurgulayan Putin, Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmesinin hedeflendiğini aktararak "Bu, Ukrayna'da bugün yaşanan trajik olayların temel nedeni oldu. Batılı küreselciler bu konuda suçlu. Ancak onlar sürekli suçu bizim üzerimize atıyorlar." dedi.
Vladimir Putin, Avrupa'nın Rusya'dan doğal gazı satın almaktan vazgeçtiğini, şimdi ise farklı yerlerden çok pahalıya tedarik ettiğini belirtti.
"AVRUPA ÜLKELERİNİ TEHDİT ETMİYORUZ VE TEHDİT ETMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ"
Avrupa'daki seçkinlerin, vatandaşlarını sözde Rus tehdidiyle korkuttuklarını dile getiren Putin, şöyle devam etti:
"Herhangi bir tehdit yok ve hiçbir zaman olmadı. Avrupa ülkelerini tehdit etmiyoruz ve tehdit etmeyi düşünmüyoruz. Neden böyle bir şey yapalım ki? Avrupa ile çatışmak için hiçbir gerekçemiz yok. Bunu kimse düşünmüyor bile. Tüm meseleler, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçları doğrultusunda çözüldü. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yaşananlar ise Rusya'nın onayıyla yapıldı. Bu anlaşmalara aykırı olan her şey, çıkarlarımıza ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na aykırıdır."
"BU, RUSYA İLE SAVAŞ ANLAMINA GELECEK"
Putin, Ukrayna'da Avrupa askeri birliklerinin konuşlandırılması ihtimaline ilişkin ise "Şimdi onlar (Batılı seçkinler), Ukrayna topraklarına asker göndermeyi düşünüyor. Bu, Rusya ile savaş anlamına gelecek. Anladığım kadarıyla Avrupa ülkelerinin vatandaşları olup bitenin farkında. Bana kalsa Almanya'daki seçim sonuçlarının ve genel olarak Avrupa'daki siyasi süreçlerin temelinde bu var." şeklinde konuştu.
<p>Putin, 18. BRICS Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere bulunduğu Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de gazetecilere açıklamalarda bulundu.</p>
<p>"BU, GENEL OLARAK AVRUPA'DA YAŞANIYOR"</p>
<p>Almanya'da Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi seçimini Almanya için Alternatif (AfD) partisinin kazanmasını değerlendiren Putin, "Bu, Batı'nın, daha doğrusu Batılı küreselcilerin siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarındaki sistemik hatalarının sonucudur. Bu, genel olarak Avrupa'da yaşanıyor." diye konuştu.</p>
<p>Rusya dahil herkesin hata yaptığına işaret eden Putin, ancak Batılı küreselcilerin Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından "kendilerini zirvede hissettiğini, her şeyin serbest olduğunu ve hiç hata yapmadıklarını düşündüğünü" söyledi.</p>
<p>"RUSYA'YI PARÇALAMAYA ÇALIŞTILAR"</p>
<p>Putin, Batı'nın Rusya'yı sürekli "sıkıştırmaya çalıştığını" dile getirerek "Bunu Rusya'yı ilk başta Kafkasya'da teröristler ve ayrılıkçılar aracılığıyla yapmaya çalıştılar. Şimdi de Ukrayna'daki Nazi yönetimi aracılığıyla yapmaya çalışıyorlar. Rusya'yı parçalamaya çalıştılar. Bu bir gerçek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ukrayna'daki krizin Batı tarafından kışkırtıldığını vurgulayan Putin, Ukrayna'nın NATO'ya dahil edilmesinin hedeflendiğini aktararak "Bu, Ukrayna'da bugün yaşanan trajik olayların temel nedeni oldu. Batılı küreselciler bu konuda suçlu. Ancak onlar sürekli suçu bizim üzerimize atıyorlar." dedi.</p>
<p>Vladimir Putin, Avrupa'nın Rusya'dan doğal gazı satın almaktan vazgeçtiğini, şimdi ise farklı yerlerden çok pahalıya tedarik ettiğini belirtti.</p>
<p>"AVRUPA ÜLKELERİNİ TEHDİT ETMİYORUZ VE TEHDİT ETMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ"</p>
<p>Avrupa'daki seçkinlerin, vatandaşlarını sözde Rus tehdidiyle korkuttuklarını dile getiren Putin, şöyle devam etti:</p>
<p>"Herhangi bir tehdit yok ve hiçbir zaman olmadı. Avrupa ülkelerini tehdit etmiyoruz ve tehdit etmeyi düşünmüyoruz. Neden böyle bir şey yapalım ki? Avrupa ile çatışmak için hiçbir gerekçemiz yok. Bunu kimse düşünmüyor bile. Tüm meseleler, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçları doğrultusunda çözüldü. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından yaşananlar ise Rusya'nın onayıyla yapıldı. Bu anlaşmalara aykırı olan her şey, çıkarlarımıza ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'na aykırıdır."</p>
<p>"BU, RUSYA İLE SAVAŞ ANLAMINA GELECEK"</p>
<p>Putin, Ukrayna'da Avrupa askeri birliklerinin konuşlandırılması ihtimaline ilişkin ise "Şimdi onlar (Batılı seçkinler), Ukrayna topraklarına asker göndermeyi düşünüyor. Bu, Rusya ile savaş anlamına gelecek. Anladığım kadarıyla Avrupa ülkelerinin vatandaşları olup bitenin farkında. Bana kalsa Almanya'daki seçim sonuçlarının ve genel olarak Avrupa'daki siyasi süreçlerin temelinde bu var." şeklinde konuştu.</p>
Türkiye'de Samsunspor ve Fenerbahçe formaları giyen, bu sezonu ise Norwich City'de kiralık geçiren Anthony Musaba, milli takımını değiştirme kararı aldı.
DEMOKRATİK KONGO KARARI
25 yaşındaki oyuncu, milli takım kariyerine Demokratik Kongo Cumhuriyeti milli takımı ile devam edeceğini açıkladı. Hollanda'da dünyaya gelen ve alt yaş takımlarında Hollanda formasını giyen Musaba, A Milli Takım'da ise hiç şans bulamamıştı.
NORWICH PERFORMANSI
Bu sezon Norwich City formasıyla 6 resmi maça çıkan Anthony Musaba bu karşılaşmalarda 1 gol ve 1 asistlik skor katkısı sağladı.
Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesinde yer alan habere göre, Atina'daki üst düzey bazı kaynaklar, Türkiye'nin, yeni bir bölgesel savunma çerçevesini genişletme çabaları sürerken, Pakistan'ın Orta Doğu ve Basra Körfezi güvenlik işlerinde daha derin bir rol oynamasını kolaylaştırmaya çalıştığını iddia etti.
"PAKİSTAN-KATAR SAVUNMA ANLAŞMASINA TÜRKİYE ARACILIK EDİYOR"
Haberde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalanmasından kısa süre sonra Atina'ya ulaşan bilgilere göre Ankara'nın, İslamabad ve Doha arasında ayrı bir savunma işbirliği anlaşmasına aracılık ettiği dile getirildi.
İSRAİL BU DURUMDAN RAHATSIZ
Gerçekleşmesi halinde bu adımın, Katar'ın hemen olmasa da daha sonraki bir aşamada Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı içeren savunma ittifakına katılmaya hazır olduğunun sinyalini vereceği belirtildi. Kaynaklar, üçlü ilişkiyi düşmanca bir ittifak olarak gören İsrail'in de yaşananlar karşısında rahatsız olduğunu ifade etti.
YUNANİSTAN: İSRAİL VE FRANSA İLE DURUMU TAKİP EDİYORUZ
Atina açısından bu gelişmelerin, Türkiye'nin mevcut koşullardan yararlanarak diplomatik etkisini güçlendirme çabasını yansıttığı belirtildi. Yunanistan'ın ise İsrail ve Fransa ile birlikte durumu yakından takip ettiği aktarılan haberde, Mekke İttifakı'nın genişlemesinin Atina için büyük riskler barındırdığı vurgulandı.
"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ DAHA GÜÇLÜ"
Yunan yetkililerin ayrıca, hem Türkiye hem de Suudi Arabistan'ın nüfuz sahibi olduğu Suriye'deki olası sonuçları da yakından takip ettiği ifade edilen haberde, Atina'nın, Doha ile yatırım ve ekonomik işbirliğine dayalı ayrı bir ilişki sürdürdüğü ancak Katar'ın Türkiye ile olan ilişkisinin daha derin ve güçlü olduğu aktarıldı.
<p>Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesinde yer alan habere göre, Atina'daki üst düzey bazı kaynaklar, Türkiye'nin, yeni bir bölgesel savunma çerçevesini genişletme çabaları sürerken, Pakistan'ın Orta Doğu ve Basra Körfezi güvenlik işlerinde daha derin bir rol oynamasını kolaylaştırmaya çalıştığını iddia etti.</p>
<p>"PAKİSTAN-KATAR SAVUNMA ANLAŞMASINA TÜRKİYE ARACILIK EDİYOR"</p>
<p>Haberde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın imzalanmasından kısa süre sonra Atina'ya ulaşan bilgilere göre Ankara'nın, İslamabad ve Doha arasında ayrı bir savunma işbirliği anlaşmasına aracılık ettiği dile getirildi.</p>
<p>İSRAİL BU DURUMDAN RAHATSIZ</p>
<p>Gerçekleşmesi halinde bu adımın, Katar'ın hemen olmasa da daha sonraki bir aşamada Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ı içeren savunma ittifakına katılmaya hazır olduğunun sinyalini vereceği belirtildi. Kaynaklar, üçlü ilişkiyi düşmanca bir ittifak olarak gören İsrail'in de yaşananlar karşısında rahatsız olduğunu ifade etti.</p>
<p>YUNANİSTAN: İSRAİL VE FRANSA İLE DURUMU TAKİP EDİYORUZ</p>
<p>Atina açısından bu gelişmelerin, Türkiye'nin mevcut koşullardan yararlanarak diplomatik etkisini güçlendirme çabasını yansıttığı belirtildi. Yunanistan'ın ise İsrail ve Fransa ile birlikte durumu yakından takip ettiği aktarılan haberde, Mekke İttifakı'nın genişlemesinin Atina için büyük riskler barındırdığı vurgulandı.</p>
<p>"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ DAHA GÜÇLÜ"</p>
<p>Yunan yetkililerin ayrıca, hem Türkiye hem de Suudi Arabistan'ın nüfuz sahibi olduğu Suriye'deki olası sonuçları da yakından takip ettiği ifade edilen haberde, Atina'nın, Doha ile yatırım ve ekonomik işbirliğine dayalı ayrı bir ilişki sürdürdüğü ancak Katar'ın Türkiye ile olan ilişkisinin daha derin ve güçlü olduğu aktarıldı.</p>
İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri hırsızlık suçundan hakkında 20 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası ve 31 suç kaydı bulunan S.A.’nın yakalanması için çalışma başlattı.
Yakalanmamak için sürekli adres değiştirdiği belirlenen S.A.’nın, merkez Yıldırım ilçesi Karaağaç Mahallesi’nde kayıtsız bir ikamette kaldığı tespit edildi. Şüphelinin kapıyı kimseye açmadığı bilgisini değerlendiren polis ekipleri, S.A.’nın internet üzerinden ürün siparişi verdiğini belirledi. Bunun üzerine kurye kılığına giren polis, ikametin ziline bastı. Sipariş geldiğini sanarak kapıyı açan S.A., polis ekiplerince yakalanıp, gözaltına alındı.
"KARGOCU SANDIM POLİS ÇIKTI"
Emniyetteki ifadesinde, “Asla kimseye kapıyı açmazdım ancak siparişlerim vardı. Kargocu sandım polis çıktı” diyen şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
<p>İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri hırsızlık suçundan hakkında 20 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezası ve 31 suç kaydı bulunan S.A.’nın yakalanması için çalışma başlattı.</p>
<p>Yakalanmamak için sürekli adres değiştirdiği belirlenen S.A.’nın, merkez Yıldırım ilçesi Karaağaç Mahallesi’nde kayıtsız bir ikamette kaldığı tespit edildi. Şüphelinin kapıyı kimseye açmadığı bilgisini değerlendiren polis ekipleri, S.A.’nın internet üzerinden ürün siparişi verdiğini belirledi. Bunun üzerine kurye kılığına giren polis, ikametin ziline bastı. Sipariş geldiğini sanarak kapıyı açan S.A., polis ekiplerince yakalanıp, gözaltına alındı.</p>
<p>"KARGOCU SANDIM POLİS ÇIKTI"</p>
<p>Emniyetteki ifadesinde, “Asla kimseye kapıyı açmazdım ancak siparişlerim vardı. Kargocu sandım polis çıktı” diyen şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemede tutuklandı. </p>
Üsküdar Belediye Meclisinde 23 oy alarak Başkan Vekili seçilen Dündar Ziya Gültekin, sosyal medya hesabından paylaştığı videoyla Üsküdar'ın her sesine kulak vereceklerini ve vatandaşlarla iç içe olacaklarını vurguladı.
<p>İstanbul 2. İdare Mahkemesinin Üsküdar Belediyesi Başkan Vekilliği seçimine ilişkin yürütmeyi durdurma kararı sonrası Belediye Meclisinde tekrarlanan seçimin 4. tur oylamasında, 42 oydan 23'ünü alarak göreve seçilen AK Parti'li Meclis Üyesi Dündar Ziya Gültekin, sahaya indi. Görevine hızlı başlayan Gültekin, Uncular Caddesi'nde esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.</p>
<p><strong>'ÜSKÜDAR'IN SESİNE KULAK VERMEYE, KOMŞULARIMIZLA KOL KOLA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ'</strong></p>
<p>Üsküdar'ın her kesimiyle iletişim halinde olacaklarını belirten Gültekin, "Uncular Caddesi'nde esnafımız, gençlerimiz, çocuklarımız ve yabancı misafirlerimizle buluştuk. Yerlisinden yabancısına Üsküdar'ın her sesine kulak vermeye, sokaklarda komşularımızla kol kola olmaya devam edeceğiz." dedi.</p>
<p>Paylaşılan videoda Gültekin'in vatandaşlarla kurduğu samimi diyaloglar dikkat çekti. Caddede karşılaştığı çocuklarla şakalaşan Gültekin, bir çocuğa, "Sen biraz böyle yaramaza benziyorsun. Biraz böyle yaramazlık yapan bir model var sende. Okulu karıştıran böyle." diyerek takıldı. Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen bir vatandaşa "Yakışıklı çıktım mı?" diye soran Gültekin, "Siz her zaman yakışıklısınız." yanıtını aldı.</p>
<p>Yabancı turistlerle de sohbet eden Gültekin, Güney Afrika'dan geldiklerini ve şehri çok sevdiklerini belirten turistlere, "Türkiye'ye hoş geldiniz, Üsküdar'a hoş geldiniz." karşılığını verdi.</p>
<p>Ziyaret sırasında bir esnafın, "Sizin sayenizde daha iyi olacağız. Bizi yalnız bırakmayın, bizi kimsesiz lütfen bırakmayın." şeklindeki sözleri üzerine Gültekin, "Geldik, bundan sonra buralardayız." diye konuştu.</p>
<p><strong>"ÜSKÜDAR'DA ÇOK BEKLEYEN İŞ VAR"</strong></p>
<p>Kafede oturan vatandaşların halini hatırını soran Gültekin, bir vatandaşın "Keyifler çok yerinde." demesi üzerine çalışma temposuna dikkat çekerek, "Çok koşmamız lazım. Üsküdar'da çok bekleyen iş var." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ziyaretleri sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan mesaisine de değinen Gültekin, "Programlarımız var, Cumhurbaşkanımızlaydım. Çay içerken görürse beni valla yandım." diyerek çevresindekileri gülümsetti.</p>
<p>Vatandaşların "Hayırlı olsun Başkanım, Allah utandırmasın, yolunuz açık olsun." şeklindeki tebriklerini kabul eden Gültekin, çocuklara "Allah'a emanet olun, kendinize iyi bakın." diyerek bölgedeki temaslarını sürdürdü.</p>
FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e ait olduğu iddia edilen vasiyetin sahte olduğu konusunda örgüt içinde tartışmalar yeniden gündeme geldi.
FETÖ'nün kapatılan Zaman gazetesinin muhabirlerinden firari Ahmet Dönmez, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, Gülen'e ait olduğu iddia edilen vasiyetle ilgili usulsüzlüğü kanıtladığı öne sürülen bir belge paylaşırken, örgüt tabanında belgenin sahte olduğu tartışmaları yeniden alevlendi.
New Jersey Hazine Departmanı Gelir ve İşletme Hizmetleri Dairesi tarafından hazırlanan belgede, noter olarak adı geçen Ahmet İdil hakkında, Gülen'in vasiyetiyle ilgili, şahısları ve belgeleri bizzat görmeden yaptığı işlem nedeniyle soruşturma yürütüldüğü ve noterlik belgesinin askıya alınacağı belirtildi.
Gerekçenin detaylarında, İdil'in, vasiyetin sahibi olan elebaşı Gülen'le yüz yüze gelmediği, tanıklarla da sadece telefonla iletişim kurduğu ve işlemi noterlik defterine kaydetmediği gibi noktalar öne çıkarıldı.
"VASİYETİN SAHTE OLDUĞU ADIM ADIM İSPATLANIYOR"
Dönmez, "bomba" ifadesiyle duyurduğu gelişmeyle ilgili, "Vasiyetin sahte olduğu adım adım ispatlanıyor." ifadesine yer verdi.
Diğer FETÖ üyeleri de yeni gelişmeyle ilgili konuyu sosyal medya üzerinden kendi aralarında gün boyu tartışırken, konuyla ilgili henüz Ahmet İdil veya Pensilvanya'daki örgüt yönetiminden açıklama yapılmadı.
Mahkemenin gönderdiği mektupta, vasiyetnameyi usulsüz şartlara rağmen onaylayan Ahmet İdil’in "New Jersey eyaletinin noterlik kurallarını ihlal ettiğinin" yapılan inceleme sonucu tespit edildiği belirtildi.
İdil'in hakkındaki iddialara yetkililere cevap verdiği belirtilen mektupta, "Yukarıda belirtilen iki ihlal nedeniyle, New Jersey Gelir ve Kurumsal Hizmetler Bölümü, noterlik yetkinizi askıya almayı kararlaştırmıştır." ifadesine yer verildi.
TARTIŞMALARIN ODAĞINDAKİ İSİM CEVDET TÜRKYOLU
Gülen'in ölümünden aylar sonra ortaya çıkarılan vasiyet belgesi, elebaşının uzun yıllar yanında bulunmuş ve tabanın en çok eleştirdiği isimlerin başında gelen Cevdet Türkyolu tarafından duyurulmuştu.
Vasiyetin yürütücüsü olarak yine Türkyolu'nun adının geçtiği belge, sahte olduğu ilk kez Gülen'in kardeşi Mesih Gülen tarafından iddia edilmiş ve mahkemeye taşınmıştı.
Gelişme üzerine Türkyolu açıklama yapmış ve vasiyetin gerçek olduğunu savunmuştu.
Vasiyetnamede ikinci yetkili olarak yer alan ve örgütün önemli yöneticileri arasında bulunan Adem Kalaç da vasiyetin geç açıklanmasının gerekçesini, "Gülen'in ölümü nedeniyle yaşadıkları üzüntüye" bağlamıştı.
Yeğeni Ebuseleme Gülen, konuyu sosyal medyada en çok gündeme taşıyan isimler arasında yer almıştı.
Ayrıca, örgütün önemli isimlerinden Halit Esendir de Gülen'in vasiyetnamedeki imzasının "sahte olduğu" iddiasını dile getirmişti.
Gülen'in en yakınları ve örgütün belirli bir kesimi tarafından şüpheyle karşılanan belge 24Temmuz 2024'te ölümünden yaklaşık 3 ay önce, yanına ziyaretçi kabul edilmediği bir evde tutulduğu dönemde hazırlanmıştı.
NOTERİN ÖRGÜT BAĞLANTISI GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Ahmet İdil'in FETÖ örgütü ile olan bağına daha önce yayımlanan haberlerde değinilmişti.
Söz konusu haberde İdil'in, FETÖ'ye ait olduğu bilinen New Jersey'in Clifton kentindeki Ant Kitabevi'nde çalıştığının tespit edildiği belirtilmişti.
Aynı haberde İdil'in adının vergi beyannamelerinde, Ant Kitabevi'nin alt kuruluşu olan "Blue Dome Press" adlı yayınevinin başkan yardımcısı ve yine diğer bir FETÖ kuruluşu olan The Light Inc'te muhasip üye olarak yer aldığı belgelenmişti.
Ayrıca söz konusu vasiyet belgesinde noter olarak yer alan kişinin FETÖ üyesi Ahmet İdil olduğu belirtilmişti.
Diğer taraftan eski Zaman gazetesi çalışanı firari Ahmet Dönmez de sosyal medya paylaşımında, söz konusu vasiyet belgesinde noter olarak adı geçen Ahmet İdil'in, New Jersey'de yine örgüte ait Ant Kitabevi'nde çalıştığını ifade etmişti.
Dönmez, bununla birlikte İdil'in, örgütün finans hareketlerinde en büyük söz sahibi ve gizli yöneticisi olduğu öne sürülen Mustafa Özcan'ın emrinde bulunduğunu belirtmişti.
<p>FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in tartışmalı vasiyetini onaylayan noterin yetkisi ABD'de askıya alındı. Şahısları görmeden usulsüz işlem yapıldığı belgelenirken, örgüt içindeki sahte vasiyet kavgası yeniden patlak verdi.</p>
Irak Başbakanlık Basın Ofisi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre Zeydi, Ezidi Davası İttifakı Heyeti, Parlamento Grubu Başkanı Murad İsmail ve beraberindekileri kabul etti.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge süreci başarıyla ilerlemeye devam ediyor. Suriye’de SDG’nin feshinin ardından, Irak’ta da Sincar örgütten boşaltılarak hükümetin kontrolüne geçiyor.
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, PKK’nın silahlarını devlete teslim etmeye başlayacağını, Sincar Dağı'nın da idari ve güvenlik kurumlarıyla birlikte tamamen federal hükümetin otoritesi altına gireceğini belirtti.
"İSTİKRARIN VE BÖLGENİN GELECEĞİNİN GÜVENCE ALTINA ALINMASI ADINA TEMEL BİR ESASTIR"
Irak Başbakanı, silahların devletin tekelinde bulunması ve güvenlik kararlarının tek merkezden alınmasının Sincar halkının güvenliği açısından temel bir esas olduğunu vurgulayarak, "Silahların yalnızca devlet tekelinde bulunması ve güvenlik kararının tekleştirilmesi, ilçe halkının korunması, istikrarın ve bölgenin geleceğinin güvence altına alınması adına temel bir esastır" ifadelerini kullandı.
Bu adımın kurumsal devlet yapısının güçlendirilmesi ve güvenlik mekanizmasındaki çok başlılığın sona erdirilmesi amacı taşıdığını belirten Zeydi, örgüt mensuplarının durumlarının yeniden düzenleneceğini kaydetti.
Zeydi, "Devlet; durumlarının yeniden düzenlenmesi ve şartları karşılayanların yasalara uygun olarak resmi Irak güvenlik kurumlarına entegre edilmesiyle haklarını ve fedakarlıklarını teminat altına alacaktır" dedi.
"DEVLET DIŞINDA HERHANGİ BİR GÜVENLİK VEYA ASKERİ OTORİTENİN VARLIĞINA İZİN VERİLMEYECEK"
Silahların devlet kontrolünde toplanmasının ve güvenlik kararlarının tek elde birleştirilmesinin Sincar’ın istikrarı açısından önem taşıdığını belirten Zeydi, devlet dışında herhangi bir güvenlik veya askeri otoritenin varlığına izin vermeyeceklerini kaydetti.
KOMİSYON KURULACAK
Başbakan ayrıca Sincar’ın altyapı ve yeniden imar ihtiyaçlarının karşılanması, zarar görenlere tazminat ödenmesi ve yerlerinden edilenlerin bölgelerine dönüşlerinin sağlanması için talimat verdi.
Ayrıca yerel unsurların resmi kurumlara entegrasyon sürecini denetlemek amacıyla üst düzey bir komisyon kurulması kararlaştırıldı.
<p>Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, terör örgütü PKK’nın uzantılarına gönderme yaparak Sincar bölgesindeki bu unsurların silahlarını devlete teslim etmeye başlayacağını ve Sincar Dağı’nın federal hükümetin tam kontrolü altına gireceğini açıkladı.</p>
İzmir'den başlayarak Ankara'ya kadar ilerleyen Yunan ordusunun işgal için ayak bastığı Anadolu topraklarında masum sivillere uyguladığı ve tarihin kanlı sayfalarında "Yunan mezalimi" olarak yerini alan katliamların belgeleri devlet arşivinden indi.
YUNAN MEZALİMİNİN FOTOĞRAFLARI YAYIMLANDI
Dışişleri Bakanlığı, 1919-1922 yıllarında Yunan ordusunun Anadolu'daki mezalimini gözler önüne seren belge ve fotoğrafları yayımladı.
Bakanlığın sosyal medya hesaplarından, konuya ilişkin paylaşım yapıldı.
Bakanlığın arşivinden yayımlanan belge ve fotoğraflar, 1919-1922 yıllarında Yunan ordusunun Anadolu'daki mezalimini gözler önüne seriyor.
"Yunan kuvvetleri Anadolu'yu işgali sırasında ve geri çekilirken, Lozan Barış Antlaşması ve uluslararası raporlarla da kabul edilen sistematik bir imha politikası yürütmüştür." ifadesi kullanılan paylaşımda, bu kayıtların, Bursa civarındaki bir köyde "Türk sivil halka yönelik gerçekleştirilen katliamın acı bir örneği olduğu" belirtildi.
İşte Bursa'daki köylerde işlenen Yunan katliamına dair resmi fotoğraflar:
Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında Erzurumspor, deplasmanda Beşiktaş'a 3-0 mağlup oldu. Erzurumspor Teknik Direktörü Serkan Özbalta'ya basın toplantısında Pep Guardiola benzetmesi yapıldı.
Gazeteci İsmail Er'in, "Sizi saha kenarında gördüğümde inanılmaz bir Pep Guardiola havası alıyorum." sözlerine Özbalta, "İltifatınız için çok teşekkür ederim. Estağfurullah, çok sağolasınız." cevabını verdi.
İsmail Er ile Serkan Özbalta arasında yaşanan diyalog sosyal medyada gündem oldu.
Mahkememizde görülmekte olan Gaipliğe Karar Verilmesi davası nedeniyle;
Aşağıda açık kimliği bulunan ve gaipliğine karar verilen DURRİ EMİN gaipliği hakkında bilgisi olanların 6 ay içinde mahkememize haber vermeleri hususu ilanen tebliğ olunur. 19.08.2026
GAİP
TC KİMLİK NO : 49231789216
ADI SOYADI : DURRİ EMİN
BABA ADI : ARAP
ANA ADI : HANIM
DOĞUM TARİHİ : 07/02/1962
DOĞUM YERİ : VİRANŞEHİR
İKAMETGAH ADRESİ :
İLAN OLUNAN SANIK : Ebru KORKMAZ – (T.C. No: 12509316940) BABA VE ANNE ADI : Cudi - Altun DOĞUM TARİHİ/YERİ : 15/06/1999 - Mersin SUÇ / KONU : Bina ve Eklentileri İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık, Konut Dokunulmazlığının İhlali SUÇ TARİHİ : 12/05/2018
Yukarıda esas ve karar numarası ile açık kimlik bilgileri belirtilen Mahkememiz dava dosyasında; sanık olarak yer alan ve bilinen tüm adreslerine tebligat yapılamayan, adli makamlarca ve zabıta marifetiyle yapılan adres araştırmalarından da bir sonuç alınamayan ve neticede adresi meçhul sayılan yukarıda açık kimliği yazılı Ebru KORKMAZ'a;
Mahkememizin 2023/309 Esas ve 2026/60 Karar sayılı gerekçeli kararın ve istinaf talebinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. ve müteakip maddeleri uyarınca hüküm özetinin İLANEN TEBLİĞİNE karar verilmiştir.
İlan ücretinin ve mahkeme masraflarının KAMU ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
Hüküm fıkrasının ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra TEBLİĞ EDİLMİŞ SAYILACAĞINA,
Kararın ve istinaf talebinin tebliğinden itibaren CMK'nun 273. Maddesi gereğince 2 Hafta içerisinde Mahkememize ve başka bir yerdeki nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine bizzat başvurmak suretiyle verilecek bir dilekçe veya Zabıt Katibine beyanda bulunulmak suretiyle tutanağa geçirilerek Van Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere İSTİNAF YASA YOLUNA başvurulabileceğine, aksi halde hükümlerin KESİNLEŞECEĞİ ilanen tebliğ olunur. 07/09/2026
Ankara ili Beypazarı ilçesi Köşebükü Mah 100 ada 4 parselin davacı tarafından, kamulaştırılmasına karar verilmiş olup kamulaştırmayı yapan davacı idare tarafından, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için Mahkememizin 2026/130 Esas sayısında dava açılmıştır.
Kamulaştırma Kanunun 10. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın davacı kurumca kamulaştırılmasına karar verildiği, pazarlıkla satış için anlaşma sağlanamadığından kamulaştırma bedelinin tespiti ve bedelin davalılar adına mahkemece belirlenen Beypazarı Vakıflar Bankası Şubesine yatırılmasına ve bedelin yatırılması üzerine taşınmazın davacı kurum adına tesciline karar verilebileceği hususu 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10 maddesinin 4. bendi uyarınca İLAN OLUNUR.
T.C. ORDU 2. SULH HUKUK MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN
ESAS NO : 2022/1840 Esas ---
Ortaklığın Giderilmesi (Miras Nedenli) davasının ( Ordu Kurtulmuş köyü, 3681 ada 43 parsel; 3681 ada 32 parsel;3721 ada 8 parsel; 3722 ada 21 parsel, 3695 ada 2 parsel, 3681 ada 40 parsel, 3681 ada 34 parsel, 4040 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi talep edilmiştir. ) yapılan yargılamasında; Ordu, Perşembe, Neneli mahallesi, Rüştü oğlu, 06/03/1969 doğum tarihli, 505...556 kimlik nolu OGÜN ÇELEBİ'ye tüm aramalara rağmen ulaşılamamış dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ yapılamamış ve ilanen tebliğe karar verilmiştir. Ogün Çelebi; Durusma Günü: 07/10/2026 günü saat: 10:15'da duruşmada bizzat hazır bulunmanız veya kendinizi bir vekille temsil ettirmeniz, Aksi taktirde H.U.M.K.'nun 3156 sayılı yasa ile değişik 213/2 maddesi uyarınca yargılamaya yokluğunuzda devam olunacağı hususu (ayrıca ilanın gazetede yayınlandığı ilan tarihinden itibaren 14 gün sonra ilanın tebliğ yapılmış sayılacağı yasal süre içersinde cevap ya da beyan, delil dilekçesi verilebileceği,)Dava Dilekçesi ve duruşma günü yerine geçerli olmak üzere ilanen tebliğ olunur.
Ankara ili Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mah 119 ada 84 parselin davacı tarafından, kamulaştırılmasına karar verilmiş olup kamulaştırmayı yapan davacı idare tarafından, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için Mahkememizin 2026/74 Esas sayısında dava açılmıştır.
Kamulaştırma Kanunun 10. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın davacı kurumca kamulaştırılmasına karar verildiği, pazarlıkla satış için anlaşma sağlanamadığından kamulaştırma bedelinin tespiti ve bedelin davalılar adına mahkemece belirlenen Beypazarı Vakıflar Bankası Şubesine yatırılmasına ve bedelin yatırılması üzerine taşınmazın davacı kurum adına tesciline karar verilebileceği hususu 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10 maddesinin 4. bendi uyarınca İLAN OLUNUR.
Ankara ili Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mah 118 ada 124 parselin davacı tarafından, kamulaştırılmasına karar verilmiş olup kamulaştırmayı yapan davacı idare tarafından, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için Mahkememizin 2026/70 Esas sayısında dava açılmıştır.
Kamulaştırma Kanunun 10. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın davacı kurumca kamulaştırılmasına karar verildiği, pazarlıkla satış için anlaşma sağlanamadığından kamulaştırma bedelinin tespiti ve bedelin davalılar adına mahkemece belirlenen Beypazarı Vakıflar Bankası Şubesine yatırılmasına ve bedelin yatırılması üzerine taşınmazın davacı kurum adına tesciline karar verilebileceği hususu 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10 maddesinin 4. bendi uyarınca İLAN OLUNUR.
Ankara ili Beypazarı ilçesi Başağaç Mah 155175 ada 4 parselin davacı tarafından, kamulaştırılmasına karar verilmiş olup kamulaştırmayı yapan davacı idare tarafından, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için Mahkememizin 2026/30 Esas sayısında dava açılmıştır.
Kamulaştırma Kanunun 10. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın davacı kurumca kamulaştırılmasına karar verildiği, pazarlıkla satış için anlaşma sağlanamadığından kamulaştırma bedelinin tespiti ve bedelin davalılar adına mahkemece belirlenen Beypazarı Vakıflar Bankası Şubesine yatırılmasına ve bedelin yatırılması üzerine taşınmazın davacı kurum adına tesciline karar verilebileceği hususu 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının 10 maddesinin 4. bendi uyarınca İLAN OLUNUR.
Göçmen kaçakçılığı suçundan sanık Khushnuda MAKHMUDOVA hakkında Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı 25/06/2026 tarihli ilamı ile Göçmen kaçakçılığı suçundan 2 yıl 11 ay hapis ve 19.420,00-TL adli para cezası , Resmi belgede sahtecilik suçundan 5 YIL HÜKMÜN AÇIKL. GERİ BIRAK. NED. DNT.SER. (CMK 231/8) cezası ile cezalandırılan Sabır ve Etibor kızı, 13/12/1988 doğumlu, KHUSHNUDA MAKHMUDOVA tüm aramalara rağmen bulunamamış, gerekçeli karar tebliğ edilememiştir.
Yukarıda karar özeti yazılı karar ve istinaf dilekçesinin tebligat kanunun 28 ve müteakip maddeleri gereğince Gazete ilamına, ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağı, kararın tebliğ edildiği günden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkemeye veya bulunan yer mahkemesine verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesi nezdinde İstinaf edilebileceği İLANEN TEBLİĞ olunur. 10.09.2026
T.C. İSTANBUL 40. ASLİYE CEZA MAHKEMESİNDEN / BAŞKANLIĞINDAN
İ L A N
DOSYA NO : 2025/557 Esas KARAR NO : 2026/359
Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçundan Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası yazılı 14/05/2026 tarihli ilamı ile 89/1 maddesi gereğince 26.600 TL ADLİ PARA cezası ile cezalandırılan Ahad ve Golavizh oğlu, 23/06/2000 doğumlu, VAHID MOSTAFA tüm aramalara rağmen bulunamamış ve karar tebliğ edilememiştir.
1- 7201 sayılı Tebligat Kanununun 29. maddesi gereğince hüküm özetinin, bir gazete ve bir internet haber sitesin ve ayrıca basın ilan kurumu ilan ilan portalında İLANEN TEBLİĞİNE,
2- Hüküm fıkrasının ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağına karar verilmiş olup, İLAN OLUNUR. 09.09.2026
Mahkememize ait 2024/342 Esas 2025/619 Karar sayılı ve 17/10/2025 tarihli ilamı ile sanık SAEID NASERI GHAREHTAPEH hakkında eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokmak suçlarından 1 YIL 3 AY Tecilli Hapis Cezası ile 40,00.-TL. Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın Türkiye'de tebligata yarar açık adreslerinin tespit edilemediği ve gerekçeli kararın tebliğinin yapılamadığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükme yönelik kararın ilanından itibaren 14 gün içerisinde mahkememize bizzat vereği veya başka bir Asliye Ceza Mahkemesi aracı kılınarak vereceği istinaf dilekçesi ile kullanılabileceği istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar süresinde istinaf yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği ilanen duyurulur"
Mahkememize ait 2024/1035 Esas 2025/351 Karar sayılı ve 25/04/2025 tarihli ilamı ile sanık GHEORGHE DANIEL CARJAN hakkında eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokmak suçlarından 1 YIL 3 AY Tecilli Hapis Cezası ile 200,00.-TL. Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın Türkiye'de tebligata yarar açık adreslerinin tespit edilemediği ve gerekçeli kararın tebliğinin yapılamadığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükme yönelik kararın ilanından itibaren 14 gün içerisinde mahkememize bizzat vereği veya başka bir Asliye Ceza Mahkemesi aracı kılınarak vereceği istinaf dilekçesi ile kullanılabileceği istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar süresinde istinaf yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği ilanen duyurulur"
Mahkememize ait 2024/1087 Esas 2025/647 Karar sayılı ve 24/10/2025 tarihli ilamı ile sanık MUHAMMAD HAMMAD hakkında eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokmak (teşebbüs) suçundan 15.000,00.-TL. ve 100,00.-TL. Adli Para Cezası İle Cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın Türkiye'de tebligata yarar açık adreslerinin tespit edilemediği ve gerekçeli kararın tebliğinin yapılamadığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükme yönelik kararın ilanından itibaren 14 gün içerisinde mahkememize bizzat vereği veya başka bir Asliye Ceza Mahkemesi aracı kılınarak vereceği istinaf dilekçesi ile kullanılabileceği istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar süresinde istinaf yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği ilanen duyurulur"
Davacı DEVLET SU ISLERI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ vekili tarafından aşağıda dökümü yapılan taşınmazların malikleri/davalıları aleyhine açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tapuya tescilidavasında verilen tensip kararı gereğince;
Aşağıda dökümü yapılan taşınmazların pazarlıkla satın alınması için anlaşma sağlanamadığından kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların idare adına tescili için Mahkememize dava açıldığı, ilan tarihinden itibaren ilgililerin 30 güniçinde kamulaştırma işlemine karşı DEVLET SU ISLERI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Kars Arpaçay Koçköy Barajı Ve Sulaması/ Koçköy Göleti Sulaması Projesi) aleyhine idari yargıda iptal davası, adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltme davası açabilecekleri, davalıların/maliklerin konuya ve taşınmazın değerine ilişkin tüm savunma ve delillerini ilanın yapıldığı tarihten itibaren 10 gün içinde Mahkememize bildirmeleri gerektiği, yapılacak duruşmaya gelmediklerinde veya kendilerini bir vekil ile temsil ettirmedikleri taktirde yargılamanın yokluklarında devam edeceği, yapılacak yargılama sonunda kamulaştırılantaşınmazın bedelinin 4650 sayılı yasa ile değişik. 2942 sayılı kanun gereğince saptanmasına müteakip bedelin ilgililer adına mahkemece belirlenen Arpaçay Ziraat Bankası Şubesineyatırılmasına ve bedelin yatırılması üzerine de taşınmazın idareadına tesciline karar verilebileceği hususu kamulaştırma kanunun 4650 sayılı kanun ile değişik 2942 sayılı kanunun10. maddesi hükmü gereğince ilan ve tebliğ olunur.
KAMULAŞTIRMAYI YAPANİDARE :
DEVLET SU ISLERI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZ BİLGİLERİ : 1-) 2026/91 esas :Kars İli Arpaçay İlçesi Tepeköy Köyü maliki Perişan AYDIN olan 114 ada 26 parsel sayılı taşınmaz 2-) 2026/92 esas :Kars İli Arpaçay İlçesi Tepeköy Köyümaliki Gökhan AYDIN olan 114 ada 25 parsel sayılı taşınmaz
TAŞINMAZIN GAZETE VEYA İNTERNET HABER SİTESİ İLANI
Bir borçtan dolayı aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2025/16170 ESAS sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir. Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, mahiyeti, bulunduğu yer, muhammen kıymeti ve önemli vasıfları:
1 NO'LU TAŞINMAZIN Özellikleri : Satışa konu Aksaray ili Merkez Paşacık Mahallesi'nde bulunan 1874 ada 5 nolu parsel 279,64 m² olup Tapu Müdürlüğünün tapu kayıtlarına göre taşınmaz arsa vasfında olup taşınmaz parsel üzerinde 2 katlı ev ile 2 adet kayısı, 3 adet erik, 1 adet elma, 5 adet üzüm, 1 adet çam ve 7 adet karışık meyve fidanı bulunmaktadır. Tapu Müdürlüğünün tapu kayıtlarına göre taşınmazın tam hissesi 15.03.2019 tarih ve 6561 yevmiye ile borçlu adına kayıtlıdır. Taşınmaz parsel üzerinde bulunan 2 katlı yapının bayındırlık birim fiyatlarına göre toplam değerinin 4.118.400,00 TL.sı, ağaçların değerinin 6.850,00 TL'sı ve Çevrede yapılan inceleme ile mahalli fiyat, rayiç, emsal alım satım bedelleri dikkate alınmış; bu kalite, özellik ve konumda olan Paşacık Mahallesinde bulunan 1874 ada 5 nolu parselin serbest piyasa emlak değerinin 2.796.400,00TL.sı olmak üzere Paşacık Mahallesinde bulunan 1874 ada 5 nolu parsel ile birlikte üzerinde bulunan 2 katlı yapının ve ağaçların toplam değerinin 6.921.650,00TL.sı edebileceği sonuç ve kanaatiyle bilirkişi raporu sunulmuştur. Detaylar bilirkişi raporunda ve satış ilanında mevcuttur.
Adresi : Aksaray İli Merkez İlçesi Paşacık Mahallesi 1874 Ada 5 Parsel Yüzölçümü : 279,64 m2 İmar Durumu : Yok Kıymeti : 6.921.650,00 TL KDV Oranı : %20 Kaydındaki Şerhler : Tapu Kaydında Mevcuttur.
Artırma Bilgileri
1.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 17/11/2026 - 10:45
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bitiş Tarih ve Saati : 24/11/2026 - 10:45
2.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 21/12/2026 - 10:45
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bitiş Tarih ve Saati : 28/12/2026 - 10:45
(İİK m.114 ve m.126)
(*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir.
Kevser GÜRCAN tarafından SEFA GÜRCAN aleyhine açılan Mal Rejiminden Kaynaklanan Davalar (Değer Artış Payından Doğan Alacak) davasında davalının vefat etmesi üzerine mirasçı olarak tarafınıza dava dilekçesinin tebliği ile davaya devam edip etmeyeceğiniz yönünde tebligat yapılmasına karar verilmiş fakat tüm adres araştırmalarına rağmen tarafınıza tebligat yapılması mümkün olmadığından ilanen tebliğ yapılmasına karar verilmiş olmakla;
Mahkememizce verilen yeni duruşma gün ve saati olan 16/11/2026 tarih ve 09:20'de duruşma yapılacağından, davayı takip edip etmeyeceğiniz hususunda işbu ilanın yayımlandığı tarihten itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize beyanda bulunmanız, aksi takdirde devam etmek istediğiniz yönünde, davaya yokluğunuzda devam edileceği ve karar verileceği hususu ilanen ihtar ve tebliğ olunur.
Trendyol 1. Lig’in 7. haftasında Sarıyer, konuk ettiği Bandırmaspor ile 1-1 berabere kaldı.
Mücadele sonrası düzenlenen basın toplantısında Sarıyer Teknik Direktörü Bülent Bölükbaşı açıklamalarda bulundu.
Bölükbaşı, "Oyunun bize çok geldiği anlar oldu fakat değerlendiremediğimiz çok fırsatımız var. O anları değerlendirme konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Yani sonuçlandırma konusunda çok bariz pozisyonlarda birazcık daha rahat olmamız lazım. Oyuncuların emeğinden, arzusundan, isteğinden en ufak bir şüphem yok fakat 3. bölgede yakaladığımız pozisyonları değerlendiremezsek rakibe hem umut hem fırsat veriyoruz. Böyle olunca da 1-0 öne geçtiğimiz maçı berabere bitirdik. Rakibimizin de tabii emeğini boşa atmamak lazım. Onlar da oyunu aldılar, hak ettiler, mücadele ettiler, sonuna kadar bırakmadılar maçı. Ama bize çok bariz fırsatlar geldi, yani çok net fırsatlar geldi. Bunları ilerleyen maçlarda değerlendirmemiz lazım. Bu anlamda biraz sıkıntı yaşıyoruz, inşallah bundan sonraki maçlarda değerlendiririz" şeklinde konuştu.
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, Roma maçının ardından istifa etmişti. Ancak bugün yapılan görüşmelerin ardından Kartal görevine devam etmeye karar verdi. Fenerbahçe'den yapılan açıklamada deneyimli çalıştırıcının yarın takımın başında yer alacağı duyuruldu.
İsmail Kartal'ın kararının değişmesinde perde arkasında yaşananlar ortaya çıktı.
PERDE ARKASINDA YAŞANANLAR ORTAYA ÇIKTI
TRT Spor'un haberine göre Aziz Yıldırım, dün İsmail Kartal’a biraz dinlenmesini söyledi. Bugün ise İsmail Kartal kendi kararıyla antrenmana çıkmadı. Daha sonra Kartal, akşamüstü kulübe gelerek Aziz Yıldırım ve yöneticilerle bir araya geldi.
Habere göre yönetim, İsmail Kartal’a “Yola seninle devam etmek istiyoruz.” dedi. İsmail Kartal da göreve devam edeceğini yönetime bildirdi. Alınan kararın ardından Fenerbahçe'de resmi açıklama ile yola devam edildiği belirtildi.
SON DAKİKA HABERİ: İran ve ABD arasındaki savaş karşılıklı saldırılarla devam ederken İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD'ye saldırıların hedefiyle ilgili dikkat çeken bir tepki gösterdi.
'SAVAŞ ADAMIYSANIZ, ORDUYLA SAVAŞIN'
İran'da sivil ve enerji altyapılarını hedef almayı sürdüren ABD'ye mesaj yollayan Pezeşkiyan, "Savaş adamıysanız, orduyla savaşın. Altyapıyla, insanların ekmeğiyle, geçim kaynaklarıyla derdiniz ne?"ifadelerini kullandı.
ABD SAVAŞI SONRASI İRAN'DA ENERJİ KRİZİ
Pezeşkiyan; İçişleri, Petrol, Enerji ile Sanayi, Maden ve Ticaret bakanlıklarından yetkililerin katıldığı Yakıt Komitesi toplantısında yaptığı açıklamada, elektrik üretiminde kullanılan yakıtın tasarrufu kapsamında devlete ait konferans salonları, yüzme havuzları ve binaların büyük bölümünün kapatılacağını söylemişti.
İran’da son dönemde yaşanan peş peşe elektrik kesintilerinin temel nedeninin, termik santrallere yeterli yakıt sağlanamaması olduğu belirtiliyor. Ülkenin elektrik üretiminin yüzde 86’dan fazlasını karşılayan termik santrallerde doğal gaz tedarikinin geçen yıllara göre azalması, buna karşılık sıvı yakıt stoklarının da ciddi biçimde gerilemesi elektrik üretimini olumsuz etkiliyor.
Soğuk hava nedeniyle konutlarda doğal gaz tüketiminin artmasının santrallere ayrılan gazı daha da azaltabileceği ve kış aylarında elektrik arzında daha ciddi sorunlar yaşanabileceği değerlendiriliyor.
Başkent Tahran'da gün aşırı 2 saat elektrik kesintisi uygulanırken, bir taraftan ABD savaşının enerji üretimi ve nakil hatlarına verdiği zarar, diğer taraftan enerji üretim ve dağıtım sisteminin geliştirilememesi ülkede enerji sorununun sürmesine neden oluyor.
<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesindeki sivil altyapıyı ve enerji santrallerini hedef alan ABD'ye tepki göstererek, "Savaş adamıysanız, orduyla savaşın. İnsanların ekmeğiyle derdiniz ne?" dedi.</p>
Usta oyuncu Çetin Tekindor'dan sevenlerini endişelendiren bir haber geldi. Tekindor'un bir süredir sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gördüğü ortaya çıktı.
Kan değerlerinin yüksek olduğu ve tedavisinin doktor kontrolünde sürdüğü öğrenilen 81 yaşındaki sanatçının sağlık durumu yakından takip ediliyor. Yaşadığı rahatsızlık sebebiyle setlere henüz dönemeyen Tekindor'un rol aldığı 'Çirkin' dizisinin sosyal medya hesabından konuya ilişkin bir paylaşım yapıldı.
"USTA OYUNCU ÇETİN TEKİNDOR, YAŞADIĞI SAĞLIK SORUNU NEDENİYLE ÇEKİMLERE KISA BİR SÜRE ARA VERECEKTİR"
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Çirkin dizisinde Çetin Tekindor'un rolünü bir süreliğine Tamer Levent üstlenecek. Usta oyuncu Çetin Tekindor, yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle çekimlere kısa bir süre ara verecektir. Bu süreçte Tekindor’un canlandırdığı Ökkeş Karataş karakterine Tamer Levent hayat verecek. İyileşme sürecinin ardından yeniden sete dönmesi planlanan Çetin Tekindor, Ökkeş Karataş rolünü kaldığı yerden sürdürecektir.
Ökkeş karakterine hayat veren usta oyuncu Çetin Tekindor, yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle çekimlerimize ara veriyor.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan açıklamada, 2026-2027 eğitim öğretim yılının 14 Eylül Pazartesi günü başlayacağı hatırlatıldı.
TRAFİK YOĞUNLUĞUNA KARŞI ÖNLEM ALINDI
Kent genelinde 2 milyon 800 bin öğrenci, 161 bin 453 öğretmen ve 19 bin civarında okul servisinin yeni dönemin ilk günü trafiğe çıkacağı aktarılan açıklamada, velilerin de öğrencilerini araçlarıyla okullara götürmesiyle birlikte oluşabilecek yoğunluğun ulaşımda aksaklıklara yol açmaması amacıyla önemli bir düzenleme yapıldığı belirtildi.
ŞEHİR İÇİ TRAFİĞİN DÜZENLİ VE KONTROLLÜ ŞEKİLDE İŞLEMESİ HEDEFLENİYOR
Açıklamada, "Bu kapsamda, İstanbul'daki resmi ve özel tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde 14 Eylül 2026 Pazartesi günü ilk derslerin 10.00-15.00 saatleri arasında yapılması kararlaştırıldı. Alınan kararla hem öğrencilerin ve öğretmenlerin okullarına güvenle ulaşabilmesi hem de şehir içi trafiğin düzenli ve kontrollü şekilde işlemesi hedefleniyor." ifadelerine yer verildi.
Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında Beşiktaş sahasında Erzurumspor'u 3-0 yendi. Siyah beyazlılar puanını 12 yaparak maç fazlasıyla liderliğe yükseldi. Maçın ardından Beşiktaşlı yıldızlar galibiyeti beIN SPORTS'a değerlendirdi.
"GOL YEMEMEK GÜZEL HİSSETTİRİYOR"
Süper Lig'de çıktığı 5 maçta kalesinde sadece 4 gol gören Alexander Nübel, "Stadımızın konumu gerçekten harika. Bu taraftarla, bu atmosferde oynamak büyük bir zevk. Bu şekilde devam etmek istiyoruz. Taraftarımızla iyi vakit geçireceğiz. Ciddi oynadık. Geçen haftadan sonra ciddi oynamamız çok önemliydi. İlk dakikadan itibaren bunu hiç bırakmadık. 3-0 kazandık. Gol yememek de güzel hissettiriyor. Performansımızdan dolayı çok mutluyum." dedi.
"BU ŞEKİLDE DEVAM ETMEK İSTİYORUZ"
Bu sezon ilk golünü atan Emirhan Topçu, "Öncelikle derbilerden sonra oynanan oyunlar her zaman zordur. Herhangi bir konsantrasyon eksikliği puan kaybına neden olabilir ama biz bu konsantrasyon eksikliğini yaşamadık. İyi çalıştık, güzel oldu bizim için. Şu anda üstlerdeyiz ve buralarda devam etmek istiyoruz. 3 puan aldık, bu şekilde devam etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.
"2 KAT DAHA ÖNEMLİYDİ"
Beşiktaş'ta ilk golünü atan Leandro Trossard, "Son galibiyetimizden sonra tekrar cevap vermemiz gereken bir maçtı. 2 kat daha önemliydi. Geçen haftanın üzerine koyduk. Çok fazla gol fırsatı bulduk, gol yemedik ve harika bir maç oldu bizim için." şeklinde konuştu.
Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında Beşiktaş sahasında konuk ettiği Erzurumspor'u 3-0 mağlup etti.
Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlıların teknik direktörü Vincenzo Italiano açıklamalarda bulundu.
Vincenzo Italiano'nun açıklamaları şu şekilde:
"GEÇEN HAFTA YAŞADIĞIMIZ DELİLİKTİ"
"Söyleyecek çok fazla bir şey yok. Çok tehlikeli bir maçtı. Derbi sonrası o motivasyonu, açlığı yakalamak kolay olmuyor. Geçen hafta yaşadığımız delilikti, çılgınlıktı. Maça iyi başladık ve kendimizi gösterdik. İkinci yarıda oyun daha sakin geçti. Önemli olan kazanmak. Böyle devam etmemiz gerekiyor. Bugün iyi iş çıkardık."
"O BENİM İÇİNDE KALDI BİRAZ"
"Alanya ve bugünkü maç arasındaki farklılık, bugün golü daha erken bulduk. Rakip savunmayı daha erken açtık. Alanyaspor'un da farklı bir stratejisi vardı o maçta. O maç için üzgünüm. O maçta puan alsaydık şu anda farklı şeyler konuşabilirdik. O benim içinde kaldı biraz. Her geçen gün daha da gelişiyoruz, bunu görüyoruz. Farklı savunmalara karşı oynadıkça bunlara alışıyoruz ve gelişiyoruz. Daha da çalışmamız gerekiyor. Mutluyum şu anda."
"OLDUĞUMUZ YERDEN ÇOK MUTLUYUM"
"Bundan önce 2 maç kaybettik. Oradan çok şey öğrendik, nasıl reaksiyon göstermemiz gerektiğini öğretti o maçlar. O iki mağlubiyetten sonra bunları öğrendik. Bu dersleri çıkardığımız için mutluyum. Ligde şu anda olduğumuz yerden çok mutluyum."
"MİLLİ ARAYA GÜZEL BİR ŞEKİLDE GİRMEK İSTİYORUZ"
"Perşembe günü çok önemli bir maçımız var. Sonra lig maçı var milli ara var. Milli araya güzel bir şekilde girmek istiyoruz."
"MAÇLARIMIZ ZOR AMA ÇOK İSTEKLİYİZ"
"Avrupa'da devam etmeyi çok istedik ve bunu başardık. Maçlarımız zor ama çok istekliyiz. Kendimizi en iyi şekilde göstermek istiyoruz."
"GRUPLARA KALMAK İÇİN ÇOK ÇALIŞTIK"
"Marsilya maçı bizim için önemli. Gruplara kalmak için çok çalıştık. Milli aradan sonra da çok zor bir periyot bizi bekliyor olacak. En iyisini yapmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz"
"POKU, HER GEÇEN GÜN DAHA DA GELİŞİYOR"
"Miretti küçük bir problem yaşamıştı. Hafta içi aramıza katılacağını düşünüyorum. Önemli bir şeyi yok fakat durumu ilerlemesin diye önlem amaçlı kadroya almadık. Poku, her geçen gün daha da gelişiyor. Yavaş yavaş makinenin çarklarından bir tanesi oluyor. Milli maçlardan sonra kendisini daha fazla süre alırken göreceğimizi düşünüyorum. Tüm oyuncularımızın hazır bir şekilde olması gerekiyor"
"UMARIM ORKUN DA BENİM HATALARIMI YAPMAZ"
"Ben de futbolcuyken çok kırmızı kart gördüm. Görmemem gereken kartlar da gördüm. Umarım Orkun da benim hatalarımı yapmaz. Bazı maçlarda kontrolünüzü kaybedebiliyorsunuz. Modern futbolda bir oyuncunun eksikliği sahada çok fazla hissediliyor. Orkun akıllı birisi, ne yapması gerektiğini biliyor"
İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR), 2026-2027 akademik yılının açılışında da üniversitelerin ülkenin ortak geleceğine dair önemli bir başlığı gündemlerine almaları için çağrıda bulundu.
AYBİR'den yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR) olarak geçen sene akademik yılın başlangıcında kamuoyuna ve üniversitelerimize “İlk Ders Filistin” başlığıyla bir çağrıda bulunmuş; üniversitelerimizde gerçekleştirilecek akademik yıl açılış derslerinin Filistin meselesine ayrılmasını önermiştik. Akademik camiamızın ve üniversitelerimizin gösterdiği güçlü teveccüh, bu çağrının kısa sürede geniş bir karşılık bulmasını sağlamış; Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde yeni akademik yıl, Filistin ve Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken programlarla başlamıştı.
AYBİR olarak, üniversitelerin yalnızca bilginin üretildiği mekânlar değil, aynı zamanda toplumun ortak meselelerinin konuşulduğu, geleceğin tasavvur edildiği ve ortak değerlerin yeniden üretildiği önemli kurumlar olduğuna inanıyoruz. Akademik yılın ilk dersi de bu bakımdan sembolik bir anlamın ötesinde, üniversitenin topluma ve geleceğe yönelik sözünü ortaya koyduğu özel bir imkândır.
Bu anlayışla, 2026-2027 akademik yılının açılışında da üniversitelerimizin ülkemizin ortak geleceğine dair önemli bir başlığı gündemlerine almaları için çağrıda bulunuyoruz.
Son iki yılda Türkiye’de ortaya konulan yeni irade, ülkemizin uzun yıllardır karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorununu geride bırakmanın yanı sıra, toplumsal bütünlüğümüzü ve ortak gelecek irademizi güçlendirmeye yönelik önemli bir fırsat ortaya çıkarmıştır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge anlayışıyla girişilen bu gelişmelerin kalıcı bir toplumsal huzura dönüşebilmesi, yalnızca güvenlik alanındaki adımlarla değil, Türkiye’nin farklı kesimleri arasındaki güveni, dayanışmayı ve ortak aidiyet duygusunu güçlendirecek kapsamlı bir toplumsal iradenin geliştirilmesiyle mümkündür. Bu bakımdan önümüzdeki dönemin temel meselelerinden biri ortak paydamız olan Türkiye etrafında millî mutabakatı, kardeşliği ve birlikte yaşama iradesini daha da güçlendirmek olmalıdır.
Bugün Türkiye, tarihî birikimi, toplumsal çeşitliliği ve farklı kimlikleri yüzyıllar boyunca bir arada yaşatma tecrübesiyle, ortak geleceğin nasıl inşa edilebileceğine dair güçlü bir mirasa sahiptir. Bu toprakların tarihi, farklı etnik, kültürel, dilsel ve dinî unsurların birbirleriyle temas ederek ortak bir medeniyet havzası oluşturdukları uzun bir tecrübenin tarihidir.
Türkiye’nin sahip olduğu bu tarihî derinlik, farklılıkların bir ayrışma kaynağı olmak zorunda olmadığını; aksine ortak bir gelecek tasavvuru etrafında bir araya geldiğinde büyük bir toplumsal zenginliğe dönüşebileceğini göstermektedir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey de sahip olduğumuz bu tarihî tecrübeden ilhamla, farklılıklarımızı bir ayrışma zemini olarak değil, ortak geleceğimizin zenginliği olarak değerlendiren güçlü bir toplumsal iradenin ortaya konulmasıdır.
ORTAK PAYDAMIZ TÜRKİYE
Türkiye, farklı etnik ve kültürel unsurları bünyesinde barındıran güçlü bir toplumsal yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik, ülkemizin tarihî ve kültürel zenginliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkesiyle, Lazıyla, Boşnağıyla ve daha nice kültürel unsuruyla Türkiye toplumu, farklılıkları içinde taşıdığı ortak bir tarih ve gelecek perspektifine sahiptir.
Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini inşa ederken bizi birbirimizden ayıran unsurları değil, bizi bir arada tutan ortak paydaları öne çıkarmamız gerektiğine inanıyoruz.
Bu ortak paydanın adı Türkiye’dir.
Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü güçlendirmek, farklılıkları yok saymak anlamına gelmediği gibi; farklı kimliklerin ve kültürel unsurların varlığını kabul etmek de toplumsal bütünlüğü zayıflatmak anlamına gelmez. Bilakis, farklılıkları güven ve karşılıklı saygı içerisinde yaşatabilmek, güçlü bir ortak geleceğin temel şartlarından biridir.
Bu bakımdan toplumsal bütünlüğü, karşılıklı güveni, kardeşliği ve millî mutabakatı güçlendiren her türlü çabayı kıymetli buluyoruz.
Çünkü ortak geleceğimiz, farklılıklarımızın birbirine rağmen değil, birbirleriyle birlikte yaşadığı bir Türkiye tasavvuruna dayanmaktadır.
ÜNİVERSİTELER ORTAK GELECEĞİMİZİ KONUŞMALI
Üniversitelerimiz bu meselelerin sağlıklı biçimde ele alınabileceği en önemli zeminlerden biridir. Akademinin görevi yalnızca mevcut sorunları analiz etmek değil; aynı zamanda toplumun geleceğine dair yapıcı, kuşatıcı ve çözüm odaklı fikirler ortaya koymaktır. Yüksek Öğretim Kurulu’nun 30.8.2026 tarihinde üniversitelerimize gönderdiği ve Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusundaki yükseköğretim camiasının sorumluluklarına atıf yaparak akademik imkan ve birikimleri ile sürece katkıda bulunmalarına dair çağrısını AYBİR olarak destekliyoruz.
Bu nedenle 2026-2027 akademik yılı açılışlarında üniversitelerimizin;
Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve ortak geleceğini,
Farklılıklarımızı zenginlik olarak gören kapsayıcı bir toplumsal anlayışı,
Millî mutabakat ve ortak payda fikrini,
Türkiye’nin tarihî birikimini ve birlikte yaşama tecrübesini,
Genç kuşakların barış, kardeşlik ve dayanışma perspektifini,
Bölgesel/küresel barışın önündeki engelleye karşı Türkiye’nin merkezi rolünü
ele alan açılış dersleri, paneller, konferanslar ve akademik programlar düzenlemelerini önemsiyoruz.
Bu tür programların gençlerimize yalnızca bugünü anlamaları için değil, nasıl bir gelecek inşa etmek istediklerini düşünmeleri için de önemli bir imkân sunacağına inanıyoruz.
Zira üniversiteler, gençlere yalnızca meslek kazandıran kurumlar değildir. Üniversiteler aynı zamanda ortak bir toplum fikrinin, birlikte yaşama kültürünün ve geleceğe dair sorumluluk bilincinin şekillendiği kurumlardır.
Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve ortak geleceğini güçlendirmeye yönelik çabaların yalnızca ülkemizle sınırlı bir anlam taşımadığını da özellikle vurgulamak isteriz.
Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler dikkate alındığında daha da büyük bir önem kazanmaktadır. Gazze’de devam eden ağır insani kriz, Suriye’deki yeniden yapılanma süreci, Irak ve Suriye sahasındaki güvenlik meseleleri ve bölgede yaşanan jeopolitik rekabetler, Türkiye’nin kendi toplumsal bütünlüğünü ve stratejik dayanışmasını güçlendirmesini her zamankinden daha önemli hâle getirmektedir. Nitekim Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı ile bölgenin barışı birbirinden bağımsız değildir. İçeride güçlü bir toplumsal dayanışma ve ortak gelecek iradesi tesis edilirken, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel barış, istikrar ve adalet yönündeki katkısının artırılması gerekmektedir. İç cephemizi güçlendirmek, dünyaya ve bölgeye kapanmak değil; tam tersine, daha güçlü, daha müreffeh ve daha müsterih bir Türkiye’nin bölgesel barışa daha etkin katkı sunabilmesinin zeminini hazırlamaktır. Üniversitelerimizin de bu tarihî dönemeçte, farklılıklarımızı ayrıştırıcı bir unsur olmaktan çıkarıp ortak geleceğimizin zenginliği olarak ele alan, Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve bölgesel barışı birlikte düşünen bir fikrî zeminin oluşmasına öncülük etmesi büyük önem taşımaktadır.
Bugün bölgemizin ihtiyaç duyduğu şey, çatışmaları derinleştiren değil, toplumlar arasında güveni yeniden tesis eden; ayrışmaları körükleyen değil, ortaklık alanlarını güçlendiren bir anlayıştır. Türkiye’nin kendi toplumsal tecrübesinden hareketle ortaya koyacağı barış, kardeşlik ve dayanışma perspektifi, bölgesel ölçekte de önemli bir ilham kaynağı olabilir.
Bu sebeple bizler, Türkiye’nin ortak geleceğini güçlendirmeye yönelik her adımı aynı zamanda bölgesel barışa katkı sunan bir irade olarak değerlendiriyoruz.
BARIŞIN ÖNÜNDEKİ HER TÜRLÜ İNSANLIK SUÇUNA KARŞIYIZ
Ancak kalıcı barışın yalnızca bir ülke içerisinde huzurun tesis edilmesinden ibaret olmadığının da farkındayız. Bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri, sivillerin hedef alınması, zorla yerinden edilme, sistematik şiddet, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır insan hakları ihlalleridir.
AYBİR olarak hangi coğrafyada, hangi kimliğe veya inanca karşı gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, insanlık onurunu hedef alan her türlü şiddeti, savaş suçunu, insanlığa karşı suçu ve soykırımı açık biçimde reddediyoruz. Bu kapsamda 3. yılını doldurmak üzere olan Gazze soykırımını gerçekleştiren İsrail, bölgesel ve küresel barışın önündeki en büyük engeldir.
Kalıcı bir bölgesel barış; sivillerin hayat hakkının güvence altına alındığı, halkların temel haklarının korunduğu, uluslararası hukukun esas alındığı ve hiçbir toplumun diğerinin varlığı pahasına güvenlik aramak zorunda bırakılmadığı bir düzenin kurulmasıyla mümkündür.
Bu nedenle Türkiye’nin kendi içindeki toplumsal bütünlüğünü güçlendirme çabasını, bölgemizde barışın ve adaletin tesis edilmesi yönündeki daha geniş bir sorumluluk anlayışının parçası olarak görüyoruz.
İLK DERS: “ORTAK PAYDAMIZ TÜRKİYE, ORTAK GELECEĞİMİZ BARIŞ”
AYBİR olarak bu yıl üniversitelerimize ve kamuoyumuza yeni bir çağrıda bulunuyoruz:
2026-2027 akademik yılının ilk dersini “Ortak Paydamız Türkiye, Ortak Geleceğimiz Barış”a ayıralım.
Gençlerimizle Türkiye’nin tarihî birikimini, toplumsal çeşitliliğini ve ortak geleceğini konuşalım. Farklılıklarımızı ayrışmanın değil, zenginliğimizin unsurları olarak ele alalım. Millî mutabakatı, kardeşliği, toplumsal dayanışmayı ve karşılıklı güveni güçlendirecek fikirleri üniversitelerimizin kürsülerinde tartışalım.
Türkiye’nin kendi içinde tesis edeceği huzur ve dayanışmanın, bölgemizdeki barış arayışlarına nasıl katkı sunabileceğini gençlerimizle birlikte düşünelim.
Ve bütün bunları yaparken, dünyanın neresinde olursa olsun insanlık onuruna yönelen saldırılara, savaş suçlarına, insanlığa karşı suçlara ve soykırıma karşı ortak bir vicdanı üniversitelerimizin güçlü sesi hâline getirelim.
Biz inanıyoruz ki Türkiye’nin ortak geleceği; farklılıklarımızı koruyarak ortak paydamızı güçlendirmekten, ortak paydamızı güçlendirerek de bölgesel barışa katkı sunmaktan geçmektedir.
Bu vesileyle bütün üniversite yöneticilerimizi, akademisyenlerimizi, öğrencilerimizi ve kamuoyumuzu 2026-2027 akademik yılının açılışında bu ortak geleceği konuşmaya davet ediyoruz.
İlk dersimiz, “Ortak paydamız Türkiye, ortak geleceğimiz barış” olsun.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde doğumsal anomali tespit edilen 2 günlük bebeğin İstanbul Mehmet Akif Ersoy Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini açıkladı.
Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanemizde doğumsal anomali tespit edilen 2 günlük bebeğimiz, acil cerrahi müdahale için Bakanlığımıza ait ambulans uçakla İstanbul Mehmet Akif Ersoy Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanemize sevk edildi. Yavrumuza acil şifalar diliyor, zamanla yarışarak süreci titizlikle yöneten ekiplerimize teşekkür ediyorum. En zor şartlarda, en kritik anlarda; insan, önce insan" ifadelerine yer verdi.
Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince yürütülen çalışmalarda, müşteki müteahhitlerin beyanları, tanık anlatımları, daha önce tutuklanan şüphelilerin etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadeler, MASAK tarafından gönderilen hesap hareketleriyle bilirkişi raporları birlikte değerlendirildi.
Soruşturma kapsamında Seferihisar Belediyesi bünyesinde inşaat ve imar işlemleri karşılığında bazı belediye görevlileriyle müteahhitler arasında elden ve banka kanalıyla rüşvet alınıp verildiği, imar ve ruhsat işlemlerinde mevzuata aykırı düzenlemeler yapıldığı, belediye ihaleleri ve doğrudan temin süreçlerinde usulsüzlükler gerçekleştirildiği ve bazı kişi ve şirketlere haksız menfaat sağlandığı yönünde tespitlere ulaşıldı.
İmar müdürlüğü tarafından birçok usulsüzlük tespit edilirken, soruşturma kapsamında görevden uzaklaştırılan ve Sevgilisi Sultan Acar'ın WhatsApp yazışmalarında, "Aşkım kumara mı düştün yine?" dediği mesajları ortaya çıkan İsmail Yetişkin'in oğlunun uyuşturucu kullandığı iddia edilen görüntülerin yayılmasının engellenmesi karşılığında organize suç örgütü mensuplarıyla anlaşmaya varıldığı yönünde delillere ulaşıldı.
OPERASYON GÜNÜ PROJELERİ YOK ETTİLER
Seferihisar Düzce Mahallesi'nde ifraz ve yola terk işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı, yapılan işlemler sonucunda oluşan mera vasıflı parsel üzerinde villa yapılması amacıyla usulsüz yapı ruhsatları düzenlendiği, yapı ruhsatlarının konut dışı kullanımdan konut kullanımına çevrildiği ve onaylı mimari projelerin 17 Haziran 2026 tarihindeki operasyon günü Seferihisar Belediyesi İmar Müdürlüğü personelince yok edildiği belirlendi.
İmar Müdür Vekili E.D'nin bazı taşınmazlarda usulsüz kat artışı yaparak imar durum belgeleri ve yapı ruhsatları düzenlediği, Payamlı Mahallesi'nde 2 villa yapılmasına imkan sağlayacak şekilde mevzuata aykırı imar durum belgesi ve yapı ruhsatı oluşturulduğu belirtildi.
Tutuklu müteahhit V. Ç'nin Hıdırlık Mahallesi'ndeki taşınmazında usulsüz tevhit işlemiyle imar artışı sağlandığı, 2 kat olan yapılaşma hakkının 4 kata çıkarıldığı, ayrıca Çolakibrahim Bey Mahallesi'ndeki inşaat için kat artışına dayalı imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlendiği soruşturma dosyasında yer aldı.
KIYIYA KAÇAK YAPI VE OTOPARK İHALESİNDE TEHDİT
Tepecik Mahallesi'nde inşaat izni verildiği, kıyı kenar çizgisi içerisinde yaklaşık 80 metrekarelik kaçak iş yeri yapıldığı belirlenirken, Seferihisar'daki otopark ihalelerinde de müşteki müteahhidin korkutularak şikayetinden vazgeçirildiği öğrenildi.
AYNI IP ADRESİNDEN DÜZMECE İHALE TEKLİFİ
Seferihisar Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü A.A'nın kızı B.A'ya fizyoterapi hizmet alımı adı altında 2023 yılından itibaren çok sayıda doğrudan temin ödemesi yapıldığı, bu hususun Sayıştay denetim raporuna da yansıdığı belirlendi.
Soruşturmada ayrıca B.A'nın yanında çalışan fizyoterapist İ.İ'yi gerçekte çalışmaya devam ettiği halde işten ayrılmış gibi göstererek mart ayında gerçekleştirilen 1 milyon 850 bin lira bedelli fizyoterapi hizmet alım ihalesine katılımını sağladığı da tespit edildi.
İhalede geçerli 2 teklifin B.A. ile İ.İ. tarafından verildiği, 2 teklifin de aynı IP adresi üzerinden sisteme gönderildiği, ihaleyi İ.İ'nin almasının ardından belediye tarafından ödenen paranın B.A'nın hesaplarına aktarıldığı, bir bölümünün ise A.A'nın hesabına gönderildiği saptandı.
RUHSAT KARŞILIĞINDA KÜLÇE ALTIN VE POŞETLE PARA
Şüpheli müteahhit İ.E.M'nin yapı ruhsatı temin edebilmek amacıyla, tutuklu Yapı ve Kontrol Müdürü İ.F.K. aracılığıyla eski belediye başkanı İsmail Yetişkin'e 100 gram külçe altın verdiği, yine villa yapı kullanım izin belgesi alabilmek amacıyla proje müellifinin poşet içerisinde parayı Yetişkin'e ilettiği soruşturma dosyasında yer aldı.
PARAVAN ŞİRKETLERLE BELEDİYE SOYULMUŞ
Seferihisar Belediyesi Meclis Üyesi H.K'nin paravan nakliye ve turizm şirketleri kurdurduğu, bu şirketlerin Seferihisar Belediyesinin araç alım ihaleleriyle araç kiralama işlerinde kullanıldığı, 8 ayrı ihale ve çok sayıda doğrudan temin yoluyla haksız kazanç sağlandığı tespit edildi.
Sığacık Mahallesi'ndeki Teos Marina'ya yaklaşık 300 metre mesafede bulunan 443 metrekarelik arsanın ihale sürecinde görev alan ve başka bir dosya kapsamında tutuklu bulunan Belediye Başkan Yardımcısı İ.K'nin eşine satıldığı da dosyada yer aldı.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
<p>İzmir Seferihisar Belediyesi'ndeki rüşvet soruşturmasında eski başkan İsmail Yetişkin'in oğlunun uyuşturucu görüntüleri için suç örgütüyle anlaştığı, usulsüz ruhsatlar için külçe altın alındığı ve delillerin yakıldığı belirlendi.</p>
Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Beşiktaş, konuk ettiği Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup etti. Mücadelenin 27. dakikasında Hyeon-Gyu Oh’un asistinde ağları sarsan Leandro Trossard, siyah-beyazlı formayla ilk golünü kaydetti.
Müsabakaya 11’de başlayan Belçikalı oyuncu, 84. dakikada yerini Ernest Poku’ya bıraktı.
Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Beşiktaş, sahasında karşılaştığı Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup etti. Bu sezon evinde 3 lig müsabakasına çıkan siyah-beyazlılar, puan kaybı yaşamayarak 9 puan topladı. Kartal, Dolmabahçe’de ağırladığı Eyüpspor’u 1-0, Çorum FK’yı 6-2 ve Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup etti.
Bir sonraki iç saha maçında UEFA Avrupa Ligi’nde Marsilya’yı konuk edecek Beşiktaş, ligde ise bir sonraki hafta Amed Sportif Faaliyetler ile deplasmanda kozlarını paylaşacak.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.
"ŞANTAJLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.
"SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ"
Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.
"HAKLIYIZ, KAZANACAĞIZ"
Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanları, Sosyal Denge Sözleşmesi görüşmelerinin tıkanması üzerine Saraçhane'de eylem başlattı. Binaya girmek isteyen işçilerle polis arasında kısa süreli arbede yaşandı.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.</p>
<p>Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.</p>
<p><strong>"SONUNA KADAR DİRENECEĞİZ"</strong></p>
<p>Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.</p>
<p><strong>"HAKLIYIZ, KAZANACAĞIZ"</strong></p>
<p>Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.</p>
Girne açıklarında yolcu gemisinin batmasının ardından görevden alınan Erhan Arıklı'nın yerine Faiz Sucuoğlu Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığına getirilirken, Ekonomi ve Enerji Bakanlığından alınan Olgun Amcaoğlu'nun yerine Hasan Taçoy atandı.
Her iki değişiklik kararının, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından imzalandığı öğrenildi.
KKTC kabinesindeki değişiklikler, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Bu sonucun ardından Beşiktaş, puanını 12'ye yükseltti ve maç fazlasıyla liderliğe yükseldi.
Erzurumspor ise 4 puanda kaldı.
Süper Lig'de gelecek hafta Beşiktaş, deplasmanda Amed'e konuk olacak.
Erzurumspor ise sahasında Samsunspor'u ağırlayacak.
GALİBİYET SERİSİ BAŞLADI
Sezona Eyüpspor galibiyetiyle başlayan ve ardından Corendon Alanyaspor deplasmanında ilk puan kaybını yaşayan Beşiktaş, ligde üst üste üçüncü maçını da galibiyetle bitirdi.
Alanyaspor yenilgisinin ardından Arca Çorum FK'yi 6-2 yenen siyah-beyazlı ekip, derbide Fenerbahçe karşısında aldığı 2-1'lik galibiyetin ardından Erzurumspor FK'yi de yenerek peş peşe kazandığı maçlarla 9 puanın sahibi oldu.
TROSSARD İLK GOLÜNÜ ATTI
Beşiktaş'ın bu sezon İngiltere Premier Lig ekibi Arsenal'dan kadrosuna kattığı Belçikalı yıldız Leandro Trossard, siyah-beyazlı formayla ilk gol sevincini yaşadı.
Trossard, karşılaşmanın 27. dakikasında Oh'un soldan gönderdiği sert pasta meşin yuvarlağı altıpastan filelerle buluşturarak takımının ikinci golünü kaydetti.
Bu sezon Avrupa'da 2, ligde 5 maça çıkan Belçikalı oyuncu, toplam 426 dakika sahada kaldı.
DOLMABAHÇE'DE BİLEĞİ BÜKÜLMÜYOR
Geçen sezon evindeki son 2 maçını kazanamayan Beşiktaş, bu sezon iç saha performansını yükseltti.
Geçen sezon Dolmabahçe'de Fatih Karagümrük'le 0-0 berabere kaldıktan sonra son maçında Trabzonspor'a 2-1 yenilen siyah-beyazlı ekip, bu sezon Tüpraş Stadı'nda oynadığı 3'er lig ve Avrupa müsabakasında rakiplerini mağlup etti.
Ligde Eyüpspor ve Çorum FK'nin ardından Erzurumspor FK'yi de puansız gönderen Beşiktaş, Avrupa'da oynadığı eleme karşılaşmalarında Midtjylland, Hradec Kralove ve Kauno Zalgiris'i yendi.
Beşiktaş, bu maçlarda 15 gol atarken kalesinde sadece 2 gol gördü.
<p> Beşiktaş, Süper Lig’in 5’inci haftasında sahasında Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup ederek puanını 12’ye yükseltti. Siyah-beyazlılar, bu sonuçla ligde maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Konuk Erzurumspor FK ise 4 puanda kaldı.</p>
Middle East Eye'ın hükümet kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, İngiltere'nin 8 Eylül'de açıkladığı, işgal altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticaret yasağı kararının kapsamı belli olmaya başladı.
Kaynaklar, İngiltere'nin, İsrail işgali altındaki Suriye toprakları olan Golan Tepeleri'ni gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti de yasaklayacağını belirtirken Doğu Kudüs'teki yerleşimlerin de bu başlık altında yer alacağını kaydetti.
ÇAĞRILAR ETKİLİ OLDU
Kapsamı genişletme kararında, Filistin destekçisi kampanya gruplarının yaptığı çağrılar etkili oldu.
Aralarında İngiltere ve Fransa'nın da bulunduğu 12 ülke, 8 Eylül'de İsrail işgali altındaki Filistin topraklarını gasbeden İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı almıştı.
İngiltere, kararın 6 ile 9 ay içinde yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.
<p>İngiltere'nin işgalci İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklama kararı genişliyor. Yeni düzenlemeyle Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'ndeki yerleşimler de yasağa dahil edilecek. Karar 6 ile 9 ay içinde yürürlüğe girecek.</p>
Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 23 Temmuz'da tutuklanarak cezaevine gönderilen sosyal medya fenomeni Fatma Soydaş, yaklaşık 2 ay sonra tahliye edildi.
Fatma Soydaş hakkında, sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Soydaş hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” ve “müstehcen görüntü yayınlama” suçlamaları yöneltilmişti.
İstanbul'da gözaltına alınan Soydaş, işlemlerinin ardından SEGBİS aracılığıyla ifade vermiş ve nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Hakimlik, Soydaş'ın “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan tutuklanmasına karar vermişti.
“YAPTIKLARIMDAN PİŞMANIM”
Soydaş'ın cezaevindeyken yakınları aracılığıyla gönderdiği mesaj da gündeme gelmişti. Soydaş, cezaevi koşullarının kendisi için oldukça zor olduğunu belirterek, “Yaptıklarımdan dolayı pişman mıyım? Evet. Tahliyemi istiyorum ve bundan sonra mütevazı bir hayat süreceğimin sözünü veriyorum” ifadelerini kullanmıştı.
2 AY SONRA TAHLİYE EDİLDİ
“Dini değerleri aşağılama” suçundan tutuklanan Fatma Soydaş, cezaevinde yaklaşık 2 ay kaldıktan sonra tahliye edildi.
<p>Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 23 Temmuz'da tutuklanarak cezaevine gönderilen sosyal medya fenomeni Fatma Soydaş, yaklaşık 2 ay sonra tahliye edildi.</p>
<p>Fatma Soydaş hakkında, sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlar nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Soydaş hakkında “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” ve “müstehcen görüntü yayınlama” suçlamaları yöneltilmişti.</p>
<p>İstanbul'da gözaltına alınan Soydaş, işlemlerinin ardından SEGBİS aracılığıyla ifade vermiş ve nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Hakimlik, Soydaş'ın “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçundan tutuklanmasına karar vermişti.</p>
<p>“YAPTIKLARIMDAN PİŞMANIM”</p>
<p>Soydaş'ın cezaevindeyken yakınları aracılığıyla gönderdiği mesaj da gündeme gelmişti. Soydaş, cezaevi koşullarının kendisi için oldukça zor olduğunu belirterek, “Yaptıklarımdan dolayı pişman mıyım? Evet. Tahliyemi istiyorum ve bundan sonra mütevazı bir hayat süreceğimin sözünü veriyorum” ifadelerini kullanmıştı.</p>
<p>2 AY SONRA TAHLİYE EDİLDİ</p>
<p>“Dini değerleri aşağılama” suçundan tutuklanan Fatma Soydaş, cezaevinde yaklaşık 2 ay kaldıktan sonra tahliye edildi.</p>
Trendyol Süper Lig'in 5. haftasında Beşiktaş sahasında Erzurumspor'u konuk etti. Siyah-beyazlıların sahadan 3-0 galip ayrıldığı karşılaşmada birçok tartışmalı pozisyon yaşandı. Siyah-beyazlılar bir pozisyonda penaltı beklerken iki kere de golleri geçersiz sayıldı.
KURULAN BARAJ GÜNDEM OLDU
Tüpraş Stadı'nda oynanan karşılaşmada ilginç bir an yaşandı. Erzurumspor, Beşiktaş ceza yayının gerisinde serbest vuruş kazandı.
Hakem Gürcan Hasova, Beşiktaşlı oyunculara baraj kurdurdu. Siyah-beyazlı oyuncular baraj mesafesine itiraz etti. Kaptan Orkun Kökçü, yaptığı itirazlar sonucu sarı kart gördü.
BEŞİKTAŞ PENALTI BEKLEDİ
Karşılaşmanın 45+1. dakikasında Beşiktaş sol kanattan köşe vuruşu kullandı. Kullanılan köşe vuruşunda arka direkteki Trossard topu kafayla çevirdi.
Topa hareketlenen Oh, kale önünde Mustafa Yumlu ile girdiği ikili mücadelede yerde kaldı.
Beşiktaşlı oyuncular bu pozisyonda penaltı bekledi ancak hakem oyunu devam ettirdi.
ESKİ HAKEMLER VE YORUMCULARIN POZİSYON İÇİN YORUMLARI
Deniz Ateş Bitnel: 45+1 de Oh’un yerde kaldığı pozisyon net bir penaltı ..! Forma üzerinden çıkıyordu neredeyse…!
Serdar Akçer: Karşılıklı tutma ancak; Oh topa gitmek istiyor; rakibi ise Oh tut diye kendini yere bırakıyor. Oh da devamında yerde kalıyor. VAR müdahalesi olmaz; hakem takdiri bu pozisyon, ama Alanyaspor maçındaki 'Oh, tuttu' diye iptal olan golü düşününce bu penaltı olur. Alanyaspor-Beşiktaş maçındaki pozisyonda da belirttiğim gibi, karşılıklı mücadele amacıyla tutmalarda ekstra bir ihlal olmadıkça oyunun devam etmesi gerekir.
Bülent Yıldırım: Korner atışından itibaren iki oyuncu birbirlerini elle yokluyorlar. Özellikle kale arkasından göreceğiz bunu. Bence ikili mücadele, devam kararı doğru.
VAR kontrolünden sonra hakem zaten ilk yarıyı bitirdi.
Aleks Taşçıoğlu: Bir mücadele var. Hakemin takdir alanı. Devam ettirdi burada. Bülent Yıldırım'ın dediği gibi, hakemin devam kararını destekliyorum.
Seçim Demirel: Her iki oyuncunun da birbirini tuttuğunu görüyorum. İkili mücadele olduğunu ve devam kararın doğru olduğunu düşünüyorum. VAR'ın karışabileceği netlikte bir pozisyon değil, hakemin doğru yaptığını düşünüyorum.
Fırat Aydınus: İlk bölümde top gelirken karşılıklı bir çekme var. Buraya kadar doğal. Ama ikinci bölümde Oh tutmayı bırakıp, topun düşeceği yere yönelirken, Mustafa topa hiç bakmadan Oh’u çekmeyi bırakmıyor ve sürdürüyor. Hatta topun hiçbir şekilde içinde değil ve rakibini ısrarla çekmeye devam ediyor. Bu pozisyonu hakem sahada görmeli ve penaltıyı vermeliydi. Doğal olarak! Gürcan Hasova pozisyonu VAR’a bıraktı, VAR da bize bıraktı!
Mustafa Çulcu: Ben sahada bunu görsem penaltıyı veririm. Bu penaltı. Çünkü ben oynamak istiyorum rakip tamamen beni oynamıyor. Futbol kriterleri, çözüm kriterlerini koyduğumuz zaman penaltı.
BEŞİKTAŞ'IN GOLÜ İPTAL EDİLDİ
Karşılaşmanın 50. dakikasında Beşiktaş 2-0 üstünken Trossard'ın vuruşuyla üçüncü golü buldu.
Orta alanda topu alan Agbaou pasını sağ çaprazdan koşusunu sürdüren Cerny'ye gönderdi. Cerny ceza sahasının sağından içeri ortaladı. Kale önünde Trossard'ın vuruşunda top ağlara gitti.
Gelen uyarı sonrası hakem pozisyonu izlemeye VAR'a gitti. Pozisyonu VAR'da izleyen hakem Agbadou'nun golden önce topu elle kontrol ettiği gerekçesiyle golü iptal etti.
ESKİ HAKEMLER VE YORUMCULARIN POZİSYON İÇİN YORUMLARI
Deniz Ateş Bitnel: Beşiktaş’ın attığı 3.golün iptali doğru… Agbadou’nun eli genişliyor ve topa doğru gidiyor! VAR müdahalesi de doğru!
Fırat Aydınus: Beşiktaş’ın iptal edilen ilk golünde, görüntülere göre top Agbadou’nun göğsüne geliyor. Hatta temas anında formadaki hareket bile bunu net şekilde gösteriyor. Bence VAR’ın izlediği açı burada yanıltıcı oldu. Gürcan Hasova’yı monitöre çağırdı. Gürcan da ekrana gittikten sonra, sanki inanarak değil, inanmak zorunda kalarak golü iptal etti. Bir de çipli top olsaydı… Bu kadar tartışmaya gerek kalmazdı. Topun nereye temas ettiği saniyesinde ortaya çıkardı.
Mustafa Çulcu: Ben de bunun gol verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Neden? VAR bana kanıt sunamadı. Topun elle düzeltiği, elle oynadığına dair. Başka görüntüyü sunması lazım.
BEŞİKTAŞ'IN BİR GOLÜ DAHA İPTAL EDİLDİ
Maçın 55. dakikasında Olaitan'ın araya pasında sağ çaprazdan savunma arkasına sarkan Cerny ceza sahasına girdi.
Ceza alanında savunmayla ikili mücadeleden sıyrılan Cerny kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda topu ağlara gönderdi.
Hakem golden önce Cenry'nin rakibinden faul yaparak sıyrıldığı gerekçesiyle bu golü de iptal etti.
ESKİ HAKEMLER VE YORUMCULARIN POZİSYON İÇİN YORUMLARI
Deniz Ateş Bitnel: Cerny’nin iptal edilen golünde ben herhangi bir ihlal göremedim. Yorum olmakla birlikte gol kararı daha doğru olurdu…
Serdar Akçer: Top Beşiktaşlı oyuncuya pas olarak atılıyor. Rakibiyle mücadele esnasında, rakibi Beşiktaşlı oyuncunun önüne kolunu uzatıyor. Beşiktaşlı oyuncu da mücadele esnasında rakibini hafifçe itiyor. Ey MHK hani hafif temaslarda oyun devam edecekti. Mücadeleye fırsat verilecekti.
Aleks Taşçıoğlu: Cerny ve Mujakic... Bir mücadele var. Mujakic'in arkadan itilme gibi hissiyatı var ama kale arkası açısında, burada Mujakic'in önce Cerny'ye doğru kolunu uzatması var, Cerny de kolunu uzatıyor. Bu açı (Kale Arkası) benim için çok net. Burada herhangi bir itmesini görmüyorum. Devam ettirdi zaten, gol kararı vermesi benim için daha doğru olurdu.
Bülent Yıldırım: Kale arkasından bakınca arkadan dirsekle itmesi, nizami olmayan bir şey söz konusu değil. Hakem arkadaşımız yanılmış. Bence şahsi görüşüm, bu pozisyon temiz ve gol verilmesi daha doğru olurdu.
Seçim Demirel: Burada hiçbir şekilde bir itme söz konusu değil. Her iki oyuncu da topla oynamak istiyor ve ikili mücadele. Ben de gol kararını daha doğru bulurdum.
Fırat Aydınus: Beşiktaş’ın ikinci iptal edilen golünden önceki faul düdüğü; maç boyunca öyle müdahaleleri oynatıp akışına bıraktı ki bunlarla karşılaştırıldığında basit değil, çok çok basit kaldı.
Ahmet Çakar: Kumaş olarak çok yetenekli bir hakem. Bana göre Cerny'nin iptal ettiği golde faul falan yok. Doğaçlama iptal ediyor. Bir hakem için en kötü şudur. Herhalde faul yapmış deyip doğaçlama düdük çalarsan... Bak bunu taçta yapabilirsin. Golü iptal ediyorsun. Maç 0-0. 89'da bunu iptal ettinmi şu anda Beşiktaş tribünleri hala stattaydı. Reaksiyon için.
BEŞİKTAŞ'TAN MAÇ SONU SERT TEPKİ
Beşiktaş, karşılaşmanın ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Siyah-beyazlıların paylaşımında, maçta yaşanan tartışmalı pozisyonlar yer aldı.
Oh'un penaltı beklediği pozisyon, Trossard'ın ve Cerny'nin iptal edilen gollerine yer verilen paylaşımda "Maçı kazandık ama bunlar gözümüzden kaçtı sanmayın." notu düşüldü.
Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, ilçede ejder meyvesi üretimi gerçekleştiren Neşe Özbek’i serasında ziyaret etti. Ziyarete Çarşamba İlçe Tarım ve Orman Müdürü İsmail Yılmaz, Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir ile il ve ilçe müdürlüğünde görevli teknik personeller katıldı.
480 metrekarelik kapalı alanda ejder meyvesi yetiştiriciliği yapan Neşe Özbek ve ailesinden üretim süreçleri, seranın verimliliği ve pazarlama imkanları hakkında bilgi alan İl Müdürü Kemal Yılmaz, bölge tarımına sağladıkları katma değer ve cesur girişimcilikleri dolayısıyla üreticiyi tebrik etti.
ÜRETİCİ ÖZBEK: "GÜZEL BİR GETİRİSİ VAR"
Ziyaret sırasında üretim süreçleri hakkında bilgiler paylaşan üretici Neşe Özbek, "Bu işe fındık dışında farklı bir meyve yetiştirebilir miyiz diye araştırma yaparak başladım. Araştırırken ejder meyvesiyle karşılaştım; görsel olarak çok şık görünüyordu ve bölgemizde yetişebileceğine inandım. Yaklaşık 4 yıl önce fidanlarımızı diktik. 480 metrekarelik seramızda 100 direğin etrafına toplam 400 fidan yerleştirdik. 'Ürün tutarsa, meyvemiz yetişirse çok daha güzel bir getirisi olur' diye düşündük. Öyle de oldu. Son 2 yıldır hem ürün hem de fidan satışına başladık. Fındıktan alacağımız verim ve kazanca kıyasla ejder meyvesi kat kat daha fazla kazandırıyor. Bu süreçten çok memnunuz. Bu yıl meyvemizin kilosunu 250 TL’den, adet olarak ise 100 TL’den satışa sunuyoruz. Ejder meyvesi sürekli kendi fidanını veren bir tür olduğu için çelikten üretim de gerçekleştiriyoruz. Yetiştirmek isteyenler için hem şehir içine hem de şehir dışına fidan gönderimi yapıyoruz; balkonlarında veya ofislerinde bile yetiştirenler oluyor. Fidanlarımızın adet fiyatı ise bu yıl 120 TL" dedi.
"ÖRNEK BİR İŞ"
Samsun genelinde alternatif ürün yelpazesini genişletilmesinin önemine dikkat çeken Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, "Üretim şehri Samsun’umuzun her bir köşesinde farklı bir güzellikle, farklı bir üretimle karşılaşmak mümkün. Bir taraftan hasat işlemleri sürerken, diğer taraftan yeni fideler ve tohumlar toprakla buluşuyor. Burada da Çarşamba ilçemizde çok güzel bir örnekle karşı karşıyayız. Neşe Hanım ve eşi, yaklaşık 4 yıl önce bu tesisi kurarak hem örnek bir işe imza atmışlar hem de tüm üreticilerimize rol model olmuşlar" ifadelerini kullandı.
Ejder meyvesi hakkında temel bilgiler veren Müdür Yılmaz, "Ejder meyvesi hassas bir bitki; bölge şartlarımızda açık alanda yetiştirilmesi mümkün değil çünkü eksi derecelere karşı oldukça duyarlı. Üreticilerimiz kontrollü sera ortamında bu işin olabileceğini kanıtlamış durumdalar. Kış aylarında sıcaklıkların eksi değerlere düşme riskine karşı serada ısıtma yaparak bitkiyi koruyorlar ve bu sayede oldukça verimli bir ürün elde ediyorlar. Bu tür hassas ürünlerde çok dikkatli olmak gerekiyor; kış döneminde anlık bir ihmal veya ısıtma yapılmaması tüm tesisin zarar görmesine yol açabilir. Zamanında ve doğru müdahaleyle gayet başarılı sonuçlar alınıyor" diye konuştu.
"FINDIĞA KIYASLA BİRİM ALAN GETİRİSİ ÇOK DAHA YÜKSEK"
İl Müdürü Kemal Yılmaz, "Örtüaltı yetiştiricilik zaten birim alandan sağladığı yüksek gelirle karlı bir üretim yöntemi. Ejder meyvesini bölgemizde yetiştirilen geleneksel ürünlerle, örneğin fındıkla mukayese ettiğimizde birim alan kazancının çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Şu an 4. yılında olan bu seradaki 400 fidanımızdan bu yıl yaklaşık 1 ton ürün bekleniyor. Piyasada kilogramı 100 ile 200 TL arasında alıcı bulan bu meyve, aile ekonomisine ve işletmeye ciddi bir gelir sağlıyor. Sahil ilçelerimizde ana ürünlerin yanında ilave gelir getirecek bu tarz alternatif ürün modellerini son derece önemsiyoruz" şeklinde konuştu.
Yılmaz, son olarak ejder meyvesinin faydalarından bahsederek, "Ejder meyvesi sadece ekonomik değeriyle değil, besin değeriyle de öne çıkan bir ürün. Antioksidan içeriği ve C vitamini oranı oldukça yüksek. Böylesine değerli ve kaliteli bir meyvenin Samsun genelindeki üretimini artırmak adına İl Müdürlüğü olarak bundan sonraki süreçte de saha çalışmalarımıza ve üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Ziyaret sonrası 480 metrekarelik serada olgunlaşmış Ejder Meyveleri hasat edildi.
Yunanistan merkezli To Vima gazetesinde kaleme aldığı makalede Türkiye'nin potansiyeline ve stratejik hamlelerine dikkat çeken Yunan gazeteci ve köşe yazarı Yannis Marinos, "Türkiye'nin sahip olduğu askeri, ekonomik ve jeopolitik veriler göz ardı edilemeyecek bir tablo ortaya koyuyor." dedi.
'TÜRKİYE'NİN SAHİP OLDUĞU KAPASİTESİ BÖLGEDEKİ HİÇBİR ÜLKE TARAFINDAN YOK SAYILAMAZ'
Ankara'nın bölgesel bir güç haline geldiğini anlatan Marinos, Türkiye'nin sahip olduğu kapasitenin bölgedeki hiçbir ülke tarafından yok sayılamayacağını belirterek, "Nominal Gayrisafi Yurt İçi Hasılası'nın bu yıl 1,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu seviye, Türkiye'yi Orta Doğu'daki en büyük ekonomi konumuna taşıyor." ifadelerini kullandı.
Ekonomideki ticaret hacmine ve ihracat verilerine de değinen Marinos, "2025 yılı itibarıyla toplam ticaret hacmi 635 milyar dolara ulaşan Türkiye'nin ihracatında en büyük payı yüzde 41,5 ile Avrupa Birliği ülkeleri alırken, Yakın ve Orta Doğu ülkeleri ise yüzde 17'lik bir paya sahip." diye konuştu.
'NATO'NUN EN BÜYÜK İKİNCİ ORDUSU'
Analizinde Türkiye'nin askeri kapasitesine geniş yer ayıran Marinos, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüne vurgu yaparak, "Türkiye, NATO içinde ABD'den sonraki en büyük ikinci orduya sahip." değerlendirmesinde bulundu.
Türk savunma sanayisinin son yıllardaki hamlesine dikkat çeken Yunan yazar, "Geçen yıl 10 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşan sektör, son beş yıl içinde ihracatını üç katına çıkararak devasa bir büyüme kat etti." dedi.
'BÖLGESEL REKABETE RAĞMEN GÜVEN İKLİMİ'
Yazısında Türkiye'nin komşuları ve bölge ülkeleriyle yürüttüğü çok yönlü diplomasi trafiğini detaylandıran Marinos, Suriye'de yeni yönetimin Ankara için önemli bir müttefik olduğunu kaydetti.
Körfez ülkeleriyle ilişkilere değinen Marinos, "Katar ile geleneksel müttefiklik sürerken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile sağlanan yakınlaşmalar ekonomiye doğrudan yatırımlar olarak yansıyor." ifadelerini kullandı.
Enerji ve sınır güvenliği konularındaki stratejik adımları değerlendiren Marinos, şunları kaydetti:
"Irak ve Erbil yönetimi ile yapılan anlaşmalar, bölge petrolünün taşınmasında kritik bir geçiş güzergahı oluşturuyor. Dört asırdır değişmeyen 560 kilometrelik ortak sınıra sahip olunan İran ile ilişkiler ise bölgesel rekabete rağmen belirli bir denge ve güven iklimi sağlıyor."
<p>Yunanistan merkezli To Vima gazetesinde yayımlanan analizde, Türkiye'nin askeri, ekonomik ve diplomatik hamleleriyle bölgedeki en büyük güç haline geldiği vurgulandı. Yazıda, Türk savunma sanayisinin devasa büyümesine dikkat çekildi.</p>
SON DAKİKA HABERİ: Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Iğdır'da gündüz saatlerinde askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazaya ilişkin yaptığı açıklamada bir askerimizin şehit olduğunu duyurdu.
BİR ASKERİMİZ ŞEHİT OLDU
Bakanlıktan yapılan açıklamada, şu sözlere yer verildi:
"Iğdır'da meydana gelen askeri araç kazası sonucu araç sürücüsü Sözleşmeli Er Ziyar Koparan şehit olmuştur. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır dileriz."
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de şehit Koparan için taziye mesajı yayımladı.
UEFA Şampiyonlar Ligi ilk haftasında Roma ile 1-1 berabere kaldıkları maçın ardından Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, istifa ettiğini açıklamıştı.
Fenerbahçe Kulübü, UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki Roma maçı sonrası istifa eden teknik direktör İsmail Kartal'ın görevinin başında olduğunu duyurdu.
Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamaya göre İsmail Kartal, yarın saat 11.30'da Gaziantep FK maçının hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilecek antrenmanda takımın başında olacak.
Fenerbahçe'den İsmail Kartal ile ilgili yapılan açıklama şu şekilde:
"Teknik Direktörümüz Sayın İsmail Kartal görevinin başındadır. Takımımız, yarın saat 11.30’da Teknik Direktörümüz İsmail Kartal yönetiminde gerçekleştireceği antrenmanla Gaziantep FK maçının hazırlıklarına devam edecektir"
Kamuoyuna Bilgilendirme
Teknik Direktörümüz Sayın İsmail Kartal görevinin başındadır.
Takımımız, yarın saat 11.30’da Teknik Direktörümüz İsmail Kartal yönetiminde gerçekleştireceği antrenmanla Gaziantep FK maçının hazırlıklarına devam edecektir.
<p>Fenerbahçe Kulübü, UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki Roma maçı sonrası istifa eden teknik direktör İsmail Kartal'ın görevinin başında olduğunu duyurdu.</p>
<p>Sarı-lacivertli kulüpten yapılan açıklamaya göre İsmail Kartal, yarın saat 11.30'da Gaziantep FK maçının hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilecek antrenmanda takımın başında olacak.</p>
Suudi Arabistan'ın önemli petrol ihracat güzergahlarından birinde bulunan petrol boru hattı sistemi, perşembe günü saldırıya uğradı.
ABD'li iki yetkililere dayandırılan bilgilere göre saldırıda, boru hattının yanında bulunan pompa istasyonları hedef alındı. Yetkililer, olay sonrası ABD tarafından istihbarat çalışması yürütüldüğünü aktardı.
POMPA İSTASYONLARINDA YANGIN
Saldırının ardından bazı pompa istasyonlarında yangın çıktı. Cuma günü çekilen bir uydu görüntüsünde istasyonlardan birinde geniş çaplı yangın hasarı görüldü. Perşembe günü çekilen başka bir görüntüde ise farklı bir pompa istasyonundan yoğun siyah dumanların yükseldiği tespit edildi.
İlk değerlendirmelere göre boru hattının kendisinin zarar görüp görmediği henüz netlik kazanmadı. ABD'li yetkililerden biri, saldırıda boru hattı sisteminin Irak'tan gönderildiği değerlendirilen insansız hava araçlarıyla hedef alındığını söyledi.
Hasarın giderilmesinin ne kadar süreceği konusunda ise henüz bir açıklama yapılmadı.
SALDIRININ SORUMLUSU BELLİ DEĞİL
Saldırının arkasında hangi grubun bulunduğu henüz kesinleşmedi.
İran'la bağlantılı Iraklı milis grupları geçmişte Suudi Arabistan'a yönelik insansız hava aracı saldırıları düzenlemişti. Foundation for Defense of Democracies (FDD) İran Programı Kıdemli Direktörü Behnam Ben Taleblu, CNN International'e, söz konusu grupların yeni saldırının arkasında olabileceğini değerlendirdi.
Taleblu, saldırıların İran'ın bölgedeki Amerikan güçlerine karşı Arap ülkelerinin tutumunu değiştirmeyi amaçlayan daha geniş stratejisinin parçası olabileceğini belirtti.
PETROL FİYATLARI 100 DOLARI AŞTI
Saldırı, İran savaşı devam ederken Suudi Arabistan'ın petrol kaynakları ve bu kaynakları dünya piyasalarına ihraç etme kapasitesinin karşı karşıya olduğu riskleri yeniden gündeme getirdi.
Saldırıdan birkaç gün önce, İran yanlısı bir milis grubunun Yemen'deki stratejik bir Kızıldeniz liman kentini ele geçirmesi de bölgedeki enerji taşımacılığına yönelik tehditleri artırmıştı.
Ortadoğu'daki gelişmelerin etkisiyle petrol fiyatlarında bu hafta sert dalgalanmalar yaşanırken, fiyatlar varil başına 100 doların üzerine çıktı.
Suudi Arabistan hükümeti ve ülkenin devlet petrol şirketi Saudi Aramco, saldırıyla ilgili açıklama taleplerine yanıt vermedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Beyaz Saray da konuya ilişkin açıklamada bulunmadı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise olay hakkında yorum yapmadı.
<p>Suudi Arabistan'daki kritik bir petrol boru hattı sistemi, perşembe günü düzenlenen saldırıda hedef alındı. ABD'li yetkililer, saldırının Irak'tan gönderilen insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtti.</p>
<p>İstanbul Başakşehir'de İSKİ'nin ana isale hattındaki su borusu patladı. Patlamanın etkisiyle ortalık adeta göle döndü. Tonlarca su bölgedeki dereye de akarken, caddede su engeliyle karşılaşan araçların ise geri döndüğü görüldü.</p>
<p>Olay, Başakşehir Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Bulvarı'nda saat 15.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İSKİ'nin ana isale hattındaki su borusu bilinmeyen bir nedenle patladı. Tonlarca su etrafa akarken, ortalığı adeta göle çevirdi. Cadde trafiğe kapatıldı. Su engeliyle karşılaşan sürücüler de geri döndü. Bir tır ise ilerleyemeyince yolda kaldı. Suyun bölgedeki dereye aktığı ilginç anlar ise vatandaşların cep telefonlarına yansıdı. Ekiplerin bölgede çalışma başlattığı öğrenildi.</p>
Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Polonya'da bu yıl 34'üncüsü düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda (MSPO) MKE Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik ile Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı ve MKE'nin Avrupa'daki önemini konuştu. Çelik, MKE'nin 600 yıllık tecrübesine dikkat çekerek, "Makine Kimya'yı yaratabilmek muhtemelen çok mümkün olmayacaktır" dedi.
Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Polonya'nın Kielce kentinde bu yıl 34'üncüsü düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda (MSPO) Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik ile röportaj gerçekleştirdi.
MKE standında gerçekleştirilen röportajda Türk savunma sanayiinin dünyadaki konumu, MKE'nin 600 yıllık tecrübesi, geliştirdiği silah ve mühimmat sistemleri, yeni teknolojik çözümleri ve Polonya ile gerçekleştirilen iş birliği ele alındı.
"DÜNYANIN HER YERİNDE KABİLİYETLERİMİZİ GÖSTERİYORUZ"
Eray Güçlüer, MKE'nin Avrupa'nın merkezinde ve çatışmaların yaşandığı bölgelere yakın bir noktada düzenlenen fuara katılmasının Türk savunma sanayii açısından ne ifade ettiğini sordu.
MKE Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik, Türk savunma sanayiinin dünyanın en gelişmiş savunma sanayilerinden biri olduğunu belirterek, bu kabiliyetleri dünyanın her yerinde gösterdiklerini ifade etti.
Çelik, "Dediğiniz gibi Avrupa'nın merkezinde, tam çatışmaların göbeğinde bir yerdeyiz. Ama biz dünyanın öbür ucunda da Afrika'da da Güney Amerika'da da Asya'nın güneydoğusunda da her yerde yer alıyoruz, katılıyoruz." dedi.
Savunma sanayiinin farklı bölgelerde tanıtılması, kabiliyetlerin müttefiklerle paylaşılması ve ülkeye girdi sağlanması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Çelik, Polonya'da bulunmalarının kendileri açısından kritik olduğunu söyledi.
Çelik, özellikle Avrupalıların, Amerika'nın ve gelişmiş ülkelerin bugün karşılaştığı problemlerin Türkiye tarafından yıllar önce yaşandığını belirterek, bu problemlere çözümler üretildiğini ifade etti.
Savunma sanayiinin bu nedenle geliştiğini belirten Çelik, alınan politikalar ve yapılan faaliyetlerle ürünlerin kendilerine ait olduğunu ve bir ekosistem içerisinde geliştiğini söyledi.
Çelik, "Avrupalıların bizim bu tecrübemizden faydalanması onlar için çok kritik. Biz de onlara bu tip deneyimlerimizi aktarmak, ürünlerimizi vermek, ülkemize de döviz katkısında bulunmak için buradayız." ifadelerini kullandı.
"NE KADAR BİLGİ PAYLAŞIRSANIZ O KADAR CAZİP OLUYORSUNUZ"
Eray Güçlüer, MKE'nin faaliyetlerinin yalnızca silah satışı olmadığını, tecrübe paylaşımı ile savunma teknolojilerinde liderlik ve yol gösterme gibi unsurların da bulunduğunu belirtti.
Tolga Çelik ise dünyadaki savunma sanayiinin geliştiğini ve ülkelerin kendi bünyelerinde üretim yapmaya gayret ettiğini ifade etti.
Çelik, "Dolayısıyla siz ne kadar bilgi paylaşırsanız o kadar çok cazip oluyorsunuz karşı taraf için. Bizler de ona uyum sağlayabilecek çözümler ortaya koyabiliyoruz." dedi.
"600 YILLIK TECRÜBEMİZ VAR"
Güçlüer'in, MKE'nin dünya çapında büyük bir savunma ekolojisine ve bu ekosistem içerisinde önemli bir etki gücüne sahip olmasını neye bağladığını sorması üzerine Çelik, kurumun 600 yıllık tecrübesine dikkat çekti.
Çelik, "Öncelikle 600 yıllık tecrübemize bağlıyorum. Daha sonrasında uçtan uca, yani Makine Kimya öyle bir kurum ki dünyada bunun dengini bulamıyoruz biz." ifadelerini kullandı.
MKE'nin metal hurdalarından silah, çiftçinin pamuğundan barut üretebildiğini belirten Çelik, bu barut ve silahı birleştirerek yeni teknolojik sistemler ortaya koyabildiklerini söyledi.
Çelik, "Dolayısıyla Makine Kimya'yı yaratabilmek muhtemelen çok mümkün olmayacaktır." dedi.
Koreli bir toplantıda yaşadığı örneği de aktaran Çelik, MKE'nin gerçekleştirdiği ürünleri saydığında karşısındaki kişinin bunları tek tek parmağıyla saydığını ve "Sizin yaptıklarınızı bizde yapabilen en az altı tane firma var. Yani siz altı firma gücündesiniz." dediğini aktardı.
MKE'DEN PİYADE SİLAHLARINDAN AKILLI SİSTEMLERE
Eray Güçlüer, MKE'nin yalnızca piyade silahları ve mühimmatlarla sınırlı kalmadığını, yapay zeka temelli akıllı silah sistemleri ve robotik sistemlerin de öne çıktığını belirterek TOLGA sistemine dikkat çekti.
Tolga Çelik, MKE'nin gerek silah gerekse mühimmat konusunda üst düzey ve yüksek kalitede ürünler ortaya çıkardığını söyledi.
MKE'nin geliştirdiği silahın dünyada en fazla teste giren silah olduğunu belirten Çelik, söz konusu silahın bu testlerin tamamından geçtiğini ifade etti.
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir ürün teslim edebilmenin başlı başına bir gösterge olduğunu belirten Çelik, bunun kalite standartlarının üzerinde olunduğunun göstergesi olduğunu söyledi.
Çelik, MKE'nin kendi standartlarının da bulunduğunu belirterek, bunların yılların verdiği damıtılmış tecrübeyle uygulanabildiğini ifade etti.
"TOLGA'NIN DÜNYADA BİR ÖRNEĞİ YOK"
Çelik, MKE'nin asıl değer kattığı alanlardan birinin yeni Ar-Ge faaliyetleriyle sistemleri bir araya getirerek teknolojik çözümler üretmek olduğunu söyledi.
Bu çalışmalarla büyük tehdidi çözecek ve ona karşı koyacak yeni sistemler geliştirdiklerini belirten Çelik, TOLGA'nın da bu sistemlerden biri olduğunu ifade etti.
Çelik, "Bakın, TOLGA kadar dünyada yakın hava savunma sistemi yapabilen başka bir sistem yok, bir örneği yok." dedi.
TOLGA'nın tüm sistemleri bir araya getirebildiğini belirten Çelik, sistemde silah, mühimmat, lazer silahı, mikrodalga silahı, radar sistemleri, komuta kontrol yazılımı ve MKE tarafından geliştirilen mühimmatın entegre edilebildiğini söyledi.
Çelik, "Bu kadar sistem bütün silahıyla, bütün mühimmatıyla, lazer silahıyla, mikrodalga silahıyla, radar sistemleri, komuta kontrol yazılımı, kendi geliştirdiği mühimmat, bütün bunların hepsinin entegre edilebildiği başka bir örnek yok. Yapabilecek bizce başka bir firma da yok." ifadelerini kullandı.
POLONYA İLE İŞ BİRLİĞİ MESAJI
Röportajda ayrıca Polonya ile imzalanan mutabakat muhtırasına (MoU) ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Tolga Çelik, MKE'nin sahip olduğu kabiliyetlerin yalnızca kendileri tarafından değerlendirilmediğini, dünyadaki başka ülkeler ve firmaların da bu konuda değerlendirmeler yaptığını belirtti.
Polonya'nın MKE ile iş birliği yapmaktan memnun olduğunu ifade eden Çelik, iki tarafın birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir yapı oluşturmaya çalıştığını söyledi.
Çelik, "Çünkü biz onların açıklarını tamamlayabiliyoruz, onlar da bizim bazı ham maddeler konusunda destek alabiliyoruz. Dolayısıyla karşılıklı birbirimize fayda sağlayabileceğimiz bir yapı ortaya çıkartmaya çalışıyoruz." dedi.
Bugünkü sözleşmenin de bu amaç doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Çelik, Polonya'nın NATO ülkesi ve NATO'nun büyük silahlı kuvvetlerinden birisi olduğunu ifade etti.
Çelik, savunma sanayii nispeten Avrupa'daki diğer ülkelere göre önemli ölçüde gelişmiş olan Polonya ile Türkiye ve MKE'nin birlikte neler yapabileceğini araştırmak üzere bir araya geldiklerini söyledi.
<p>Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Polonya'da bu yıl 34'üncüsü düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda (MSPO) MKE Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik ile Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı ve MKE'nin Avrupa'daki önemini konuştu. Çelik, MKE'nin 600 yıllık tecrübesine dikkat çekerek, "Makine Kimya'yı yaratabilmek muhtemelen çok mümkün olmayacaktır" dedi.</p>
<p>Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, Polonya'nın Kielce kentinde bu yıl 34'üncüsü düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nda (MSPO) Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik ile röportaj gerçekleştirdi.</p>
<p>MKE standında gerçekleştirilen röportajda Türk savunma sanayiinin dünyadaki konumu, MKE'nin 600 yıllık tecrübesi, geliştirdiği silah ve mühimmat sistemleri, yeni teknolojik çözümleri ve Polonya ile gerçekleştirilen iş birliği ele alındı.</p>
<p><span style="color:#B22222"><strong>"DÜNYANIN HER YERİNDE KABİLİYETLERİMİZİ GÖSTERİYORUZ"</strong></span></p>
<p>Eray Güçlüer, MKE'nin Avrupa'nın merkezinde ve çatışmaların yaşandığı bölgelere yakın bir noktada düzenlenen fuara katılmasının Türk savunma sanayii açısından ne ifade ettiğini sordu.</p>
<p>MKE Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik, Türk savunma sanayiinin dünyanın en gelişmiş savunma sanayilerinden biri olduğunu belirterek, bu kabiliyetleri dünyanın her yerinde gösterdiklerini ifade etti.</p>
<p>Çelik, "Dediğiniz gibi Avrupa'nın merkezinde, tam çatışmaların göbeğinde bir yerdeyiz. Ama biz dünyanın öbür ucunda da Afrika'da da Güney Amerika'da da Asya'nın güneydoğusunda da her yerde yer alıyoruz, katılıyoruz." dedi.</p>
<p>Savunma sanayiinin farklı bölgelerde tanıtılması, kabiliyetlerin müttefiklerle paylaşılması ve ülkeye girdi sağlanması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Çelik, Polonya'da bulunmalarının kendileri açısından kritik olduğunu söyledi.</p>
<p>Çelik, özellikle Avrupalıların, Amerika'nın ve gelişmiş ülkelerin bugün karşılaştığı problemlerin Türkiye tarafından yıllar önce yaşandığını belirterek, bu problemlere çözümler üretildiğini ifade etti.</p>
<p>Savunma sanayiinin bu nedenle geliştiğini belirten Çelik, alınan politikalar ve yapılan faaliyetlerle ürünlerin kendilerine ait olduğunu ve bir ekosistem içerisinde geliştiğini söyledi.</p>
<p>Çelik, "Avrupalıların bizim bu tecrübemizden faydalanması onlar için çok kritik. Biz de onlara bu tip deneyimlerimizi aktarmak, ürünlerimizi vermek, ülkemize de döviz katkısında bulunmak için buradayız." ifadelerini kullandı.</p>
<p><span style="color:#B22222"><strong>"NE KADAR BİLGİ PAYLAŞIRSANIZ O KADAR CAZİP OLUYORSUNUZ"</strong></span></p>
<p>Eray Güçlüer, MKE'nin faaliyetlerinin yalnızca silah satışı olmadığını, tecrübe paylaşımı ile savunma teknolojilerinde liderlik ve yol gösterme gibi unsurların da bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Tolga Çelik ise dünyadaki savunma sanayiinin geliştiğini ve ülkelerin kendi bünyelerinde üretim yapmaya gayret ettiğini ifade etti.</p>
<p>Çelik, "Dolayısıyla siz ne kadar bilgi paylaşırsanız o kadar çok cazip oluyorsunuz karşı taraf için. Bizler de ona uyum sağlayabilecek çözümler ortaya koyabiliyoruz." dedi.</p>
<p><span style="color:#B22222"><strong>"600 YILLIK TECRÜBEMİZ VAR"</strong></span></p>
<p>Güçlüer'in, MKE'nin dünya çapında büyük bir savunma ekolojisine ve bu ekosistem içerisinde önemli bir etki gücüne sahip olmasını neye bağladığını sorması üzerine Çelik, kurumun 600 yıllık tecrübesine dikkat çekti.</p>
<p>Çelik, "Öncelikle 600 yıllık tecrübemize bağlıyorum. Daha sonrasında uçtan uca, yani Makine Kimya öyle bir kurum ki dünyada bunun dengini bulamıyoruz biz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>MKE'nin metal hurdalarından silah, çiftçinin pamuğundan barut üretebildiğini belirten Çelik, bu barut ve silahı birleştirerek yeni teknolojik sistemler ortaya koyabildiklerini söyledi.</p>
<p>Çelik, "Dolayısıyla Makine Kimya'yı yaratabilmek muhtemelen çok mümkün olmayacaktır." dedi.</p>
<p>Koreli bir toplantıda yaşadığı örneği de aktaran Çelik, MKE'nin gerçekleştirdiği ürünleri saydığında karşısındaki kişinin bunları tek tek parmağıyla saydığını ve "Sizin yaptıklarınızı bizde yapabilen en az altı tane firma var. Yani siz altı firma gücündesiniz." dediğini aktardı.</p>
<p>Eray Güçlüer, MKE'nin yalnızca piyade silahları ve mühimmatlarla sınırlı kalmadığını, yapay zeka temelli akıllı silah sistemleri ve robotik sistemlerin de öne çıktığını belirterek TOLGA sistemine dikkat çekti.</p>
<p>Tolga Çelik, MKE'nin gerek silah gerekse mühimmat konusunda üst düzey ve yüksek kalitede ürünler ortaya çıkardığını söyledi.</p>
<p>MKE'nin geliştirdiği silahın dünyada en fazla teste giren silah olduğunu belirten Çelik, söz konusu silahın bu testlerin tamamından geçtiğini ifade etti.</p>
<p>Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir ürün teslim edebilmenin başlı başına bir gösterge olduğunu belirten Çelik, bunun kalite standartlarının üzerinde olunduğunun göstergesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Çelik, MKE'nin kendi standartlarının da bulunduğunu belirterek, bunların yılların verdiği damıtılmış tecrübeyle uygulanabildiğini ifade etti.</p>
<p><span style="color:#B22222"><strong>"TOLGA'NIN DÜNYADA BİR ÖRNEĞİ YOK"</strong></span></p>
<p>Çelik, MKE'nin asıl değer kattığı alanlardan birinin yeni Ar-Ge faaliyetleriyle sistemleri bir araya getirerek teknolojik çözümler üretmek olduğunu söyledi.</p>
<p>Bu çalışmalarla büyük tehdidi çözecek ve ona karşı koyacak yeni sistemler geliştirdiklerini belirten Çelik, TOLGA'nın da bu sistemlerden biri olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çelik, "Bakın, TOLGA kadar dünyada yakın hava savunma sistemi yapabilen başka bir sistem yok, bir örneği yok." dedi.</p>
<p>TOLGA'nın tüm sistemleri bir araya getirebildiğini belirten Çelik, sistemde silah, mühimmat, lazer silahı, mikrodalga silahı, radar sistemleri, komuta kontrol yazılımı ve MKE tarafından geliştirilen mühimmatın entegre edilebildiğini söyledi.</p>
<p>Çelik, "Bu kadar sistem bütün silahıyla, bütün mühimmatıyla, lazer silahıyla, mikrodalga silahıyla, radar sistemleri, komuta kontrol yazılımı, kendi geliştirdiği mühimmat, bütün bunların hepsinin entegre edilebildiği başka bir örnek yok. Yapabilecek bizce başka bir firma da yok." ifadelerini kullandı.</p>
<p><span style="color:#B22222"><strong>POLONYA İLE İŞ BİRLİĞİ MESAJI</strong></span></p>
<p>Röportajda ayrıca Polonya ile imzalanan mutabakat muhtırasına (MoU) ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p>Tolga Çelik, MKE'nin sahip olduğu kabiliyetlerin yalnızca kendileri tarafından değerlendirilmediğini, dünyadaki başka ülkeler ve firmaların da bu konuda değerlendirmeler yaptığını belirtti.</p>
<p>Polonya'nın MKE ile iş birliği yapmaktan memnun olduğunu ifade eden Çelik, iki tarafın birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir yapı oluşturmaya çalıştığını söyledi.</p>
<p>Çelik, "Çünkü biz onların açıklarını tamamlayabiliyoruz, onlar da bizim bazı ham maddeler konusunda destek alabiliyoruz. Dolayısıyla karşılıklı birbirimize fayda sağlayabileceğimiz bir yapı ortaya çıkartmaya çalışıyoruz." dedi.</p>
<p>Bugünkü sözleşmenin de bu amaç doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Çelik, Polonya'nın NATO ülkesi ve NATO'nun büyük silahlı kuvvetlerinden birisi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çelik, savunma sanayii nispeten Avrupa'daki diğer ülkelere göre önemli ölçüde gelişmiş olan Polonya ile Türkiye ve MKE'nin birlikte neler yapabileceğini araştırmak üzere bir araya geldiklerini söyledi.</p>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Sinop’a geldi. Yılmaz, Sinop Havalimanı’nda Vali Mustafa Özarslan ve AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş tarafından karşılandı. Karşılamanın ardından Sinop Valiliği'ni ziyaret eden Yılmaz, daha sonra AK Parti Sinop İl Başkanlığı'na geçti. Burada gerçekleşen 'Türkiye Yüzyılı Buluşmaları' programına katılan Yılmaz, Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sinop'ta 14 yıl önce bir kalkınma çalıştayı gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, aradan geçen sürede kentte yaşanan gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduklarını belirtti. Yılmaz, sivil toplum kuruluşlarıyla da daha kapsamlı değerlendirmeler yapacaklarını söyledi.
'AK PARTİ 25 YILLIK BİR DESTAN'
AK Parti'nin 25 yıllık bir siyasi geçmişe sahip olduğunu aktaranYılmaz, partinin kuruluşundan kısa süre sonra tek başına iktidara geldiğini ve halen iktidarda olduğunu ifade etti. Yılmaz, geçen 25 yıllık süreçte Türkiye'de önemli değişimler yaşandığını söyledi. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin rakamları paylaşan Yılmaz, "Türkiye 2002 yılında 238 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe sahipti. Yani bir yılda ülkenin bütün ürettiği mal ve hizmetlerin değeri 238 milyar dolardı. Şimdi bazıları eskiden şöyleydi, böyleydi diyenler var ya; 'Halep oradaysa arşın burada' demişler. Rakamlar ortada" diye konuştu.
'DÜNYADA BÜYÜK BİR ÇALKANTI VAR'
Dünyada güç dengelerinin değiştiğini ve yeni rekabet alanlarının ortaya çıktığını; küresel ölçekte risk ve belirsizliklerin arttığını dile getiren Yılmaz, "Bugün bu yaşadığımız dünyada istikrar ve liderlik eskisinden de daha önemli hale gelmiş durumda. Dünyada büyük bir çalkantı var şu anda. Güç dengeleri değişmiş durumda. Yeni rekabet alanları oluşmuş durumda. Çin'le Amerika'nın rekabetini görüyorsunuz. Ülkelerarası çatışmalar, sıcak savaşlar var" dedi.
Rusya-Ukrayna savaşının bölgeyi ve Karadeniz'i de etkilediğini belirten Yılmaz, Gazze'deki gelişmelere de dikkat çekti. Yılmaz, küresel ortamda risklerin, rekabetin ve belirsizliklerin yükseldiğini kaydetti.
'BİR OLALIM, BERABER OLALIM'
Türkiye'nin ekonomik, demokratik ve sosyal kalkınmasının yanı sıra uluslararası alanda daha güçlü hale gelmesi için çalıştıklarını belirten Yılmaz, "Türkiye Yüzyılı hedeflerine de yürürken ayağımızda uzun bir süredir pranga gibi olan, bizi kalkınma hedeflerimize tam olarak gitmekten alıkoyan terör meselesini de kalıcı bir şekilde gündemimizden çıkarmak istiyoruz. Etnik farklılıklar olabilir, mezhep farklılıkları, inanç farklılıkları olabilir ama bir olalım, beraber olalım. Tek vücut bir şekilde ülkemizi, milletimizi ileriye taşıyalım. Amacımız bu. Bunu yaptığımız zaman o emperyalist tuzakları da boşa çıkarmış oluruz" ifadelerini kullandı.
'TERÖRÜN TÜRKİYE'YE MALİYETİ EN AZ 2,3 TRİLYON DOLAR'
Terörün Türkiye ekonomisi üzerindeki maliyetine de değinen Yılmaz, şunları söyledi:
"Bu terör hadiseleri doğrudan veya dolaylı etkilerle tarımı etkilemiş, turizmi etkilemiş, yatırım ortamını bozmuş, birçok iş alanına engel olmuş, madenciliğe engel olmuş. Bütün hepsini 10 yıllar boyunca topladığınızda 2,3 trilyon dolarlık bir rakamdan en az bahsediyoruz. Bu rakam bu işlere gitmese, ülkenin kalkınmasına yönlendirilseydi bugün ne halde olurduk? Bir düşünün. Türkiye artık bu yükten kurtulmak istiyor."
'MECLİS TARİHİ BİR KARAR VERDİ'
TBMM'de alınan karara da değinen Yılmaz, "Meclisimiz de burada çok güçlü bir destek verdi. Huzurunuzda vekillerimiz de burada. Tarihi bir karar verdi Meclisimiz. 367 oyla bir kanun geçti" diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye'nin terörden arındırılmasıyla birlikte kaynakların kalkınmaya yönlendirilmesinin ülkenin yanı sıra bölge ülkelerinin de yararına olacağını ifade etti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirleriyle Ankara'daki Adalet Bakanlığında bir araya geldi. Gündemdeki soruşturma ve davalara ilişkin soruları yanıtlayan Gürlek, borsadaki manipülasyon iddialarına yönelik çalışmalar hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğüne işaret eden Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların değerlendirildiğini ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçlerin bulunduğunu bildirdi.
MANİPÜLASYON VURGUSU
Manipülasyon konusunda SPK'ya mevzuatla verilen yetki ve usullerin bulunduğunu hatırlatan Gürlek, adli süreçlerin de bu yasal çerçevede yürütüldüğünü belirtti.
Borsada çok sayıda vatandaşın yatırım yaptığını ve bu nedenle piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesinin önem taşıdığını vurgulayan Gürlek, buna karşılık suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de cezasız kalmaması gerektiğini ifade etti.
Gürlek, “Elbette piyasaların gereksiz yere tedirgin edilmemesi de önemli. Çünkü borsada çok sayıda yatırımcı ve vatandaşımız var. Ancak suç teşkil eden manipülatif işlemlerin de hukuk çerçevesinde karşılıksız bırakılmaması gerekir. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor” dedi.
MESAM’ın 40 yıllık kurumsal birikiminden güç alan yarışmayla, halk müziğinden sanat müziğine, tasavvuf müziğinden arabeske, kürtçe müzikten popa, klasik batı müziğinden anadolu rock ve rap müziğe kadar geniş bir yelpazede yeni eserlerin ortaya çıkması hedefleniyor. Yarışmaya yapay zeka ile üretilmiş veya icra edilmiş eserler kabul edilmiyor. Yarışmada birinci olana 50 bin TL, ikinciye 40 bin TL, üçüncüye 30 bin TL ödül verileceği açıklandı. 100 milyon dinlenmeyi aşan sanatçılara da ‘Altın Plak’ takdim edildiği belirtildi.
‘192 ÜLKEYİ TÜRKİYE'DE TEMSİL EDİYORUZ’
MESAM’ın 192 ülkeyi de Türkiye'de temsil ettiğini söyleyen MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Recep Ergül, “Müziğin kalbi MESAM’da atıyor. Tam 40 yıldır. Türkiye'nin ilk ve en büyük müzik meslek birliği, fikri mülkiyet örgütü. MESAM sadece Türkiye ile sınırlı bir kurum değil; dünyanın 192 ülkesinde temsil edilen, temsilciliği bulunan büyük bir kurum ve 192 ülkeyi de Türkiye'de temsil ediyor. Müzik insanları birleştiren, geçmişle bugünü buluşturan, yarınlara da tarihi bir vesika niteliğinde yaşanmışlıkları bırakan bir sanat dalı. Bunu Yemen Türküsü'yle, Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı'yla bizden daha iyi bilirsiniz. Fakat üzülerek belirtmeliyim ki özellikle son yıllarda Türkiye televizyonlarında, radyolarında hemen her konu konuşulur; mesela en çok da futbol konuşulur ama müzik hiç konuşulmaz. Eskiden konuşuluyordu, müzik kanalları vardı. Fakat son yıllarda bu kanallar da birer birer kayboldu. Yine müzik kanalları var ama müziğin sosyolojisinin, müziğin magazininin, müziğin derli toplu her boyutuyla konuşulduğu programlar yok denilecek kadar az. İşte tam da bu noktada bir yandan da hayatlarımıza yapay zeka girdi. Yapay zekanın girmesiyle acaba müzik bitiyor mu söylentileri başladı. Özellikle müzik camiasında ve kamuoyunda haklı tedirginlikler başladı. Bize göre yapay zeka beste yapamaz, söz de yazamaz. İleride ne olur bilemem ama an itibarıyla söylüyorum. Fakat yapay zekanın sağladığı kolaylıklardan istifade ederek biz müziğimize de bunu yansıtarak yola devam ediyoruz” dedi.
‘BESTE YARIŞMASI 10 DALDA GERÇEKLEŞECEK’
Beste yarışması hakkında bilgiler veren Ergül şu ifadeleri kullandı:
“Ama şimdi yüzde 100 insan emeği, el emeği, göz nuru diye tabir ettiğimiz Anadolu'nun geçmişten bugüne kadar üretilmiş müziklerine, bu kervana yenilerini ekleyecek bir yarışmayla bu besteleri gün yüzüne çıkarmak istiyoruz. Tabii sayısızca beste yarışmaları yapılıyor memlekette ama MESAM tarihinde ilk defa böyle bir şey yapıyor. Beste yarışması 10 dalda gerçekleşecek. Geleneksel müziklerimiz; Halk Müziği, Türk Sanat Müziği, Tasavvuf Müziği. Ama bir de bir gerçek var oda Anadolu Rock. 1960'lı yıllarda başlayıp bugüne kadar varlığını sürdüren ve güçlenerek de devam eden yine bunun yanı sıra işte Rap Müziği, Pop Müzik, Klasik Türk Müziği. Kimileri ‘serbest çalışma’ diyor, kimileri ‘arabesk müzik’ diyor. Bu dallarda olmak üzere toplam 10 dalda MESAM, Türkiye genelinde büyük bir yarışma düzenliyor. Yarışmanın temel amacı; müziğe dikkat çekmek, müziğin telifine dikkat çekmek, geçmişten bugüne kadar repertuarımızda yer alan eserlere yenilerini eklemek, yeni sesler, yeni besteler, yeni besteciler ortaya çıkarmak ve bir kez daha bu şekilde müziğe dikkat çekmek.”
‘JÜRİ ÜYELERİMİZDE ÇOK DEĞERLİ İSİMLER VAR’
Başjürinin Orhan Gencebay olduğunu belirten Ergül, “Tabii yarışma söz konusu olunca kılı kırk yarmak gerekiyor. O nedenle jürilerimizi de ona göre ayarladık. Çok değerli isimler var. Örneğin bu serbest çalışmalarda başjürimiz Sayın Orhan Gencebay olurken Halk Müziği'nde yaşayan bir efsane isim, bir duayen Mehmet Özbek yer alıyor. Türk Sanat Müziği denince aklımıza gelen birkaç besteciden biri, yaşayan bir efsane Turhan Taşan. Tasavvuf Müziğinde Ahmet Ateş. Yine Pop Müzik denince Aykut Gürel gibi isimlerle gerçekleştireceğiz yarışmayı. Bazı sürpriz isimler de olacak. Örneğin Kürtçe müzik de bu yarışma kategorilerinden birisi” ifadelerini kullandı.
‘FİNALE KALAN ESERLERE ALBÜM YAPILIP KLİP ÇEKİLECEK’
Ergül, “Yarışmada birinci olana tabii ki bir para ödülü de verilecek: birinciye 50 bin TL, ikinciye 40 bin TL, üçüncüye 30 bin TL şeklinde. Ama en önemlisi finale kalan eserlere albüm yapılacak MESAM tarafından ve bir de klip çekilecek. 10 eserin tümüne ayrı ayrı hem LP (long play) şeklinde yapılacak hem de 10 esere de klip çekilecek” dedi.
‘ARALIK AYI İÇERİSİNDE DÜZENLENECEK PROGRAM İLE NİHAİ KARAR VERİLECEK’
Yapay zeka ile üretilen şarkıların bu yarışmaya dahil olamayacağını ifade eden Ergül, “Birkaç hassas nokta var. Birincisi, yapay zeka ile üretilen şarkılar bu yarışmanın konusu değil. İkincisi, daha önce bir yerlerde yayınlanmış eserler de bu yarışmanın konusu değil. Yarışmaya katılmak isteyenler artık pazartesi gününden itibaren MESAM’ın internet adresinden eserlerini gönderebilirler. Ön jürimiz değerlendirmeye alacak, daha sonra da final jürisiyle beraber nihai kararını verecek. Aralık ayı içerisinde bir konser salonunda düzenleyeceğimiz programa yine sizleri davet edeceğiz. Her şey jüri huzurunda, halkın gözü önünde orada şekillenecek” diye konuştu.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 2003 yılında gözaltına alınan ve 2011'de serbest bırakılan Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın eski komutanı Farah Hamed'e yönelik suikasta ilişkin görüntüleri paylaştı.
İsrail, Gazze Şeridi'nde yürürlükteki ateşkese rağmen Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), daha önce tutuklanan ve sonrasında serbest bırakılan, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları'nda komutanlık yapmış olan 43 yaşındaki Farah Hamed'e geçtiğimiz Çarşamba günü suikast düzenledi. İsrail ordusu, bugün saldırıya ilişkin görüntüleri paylaştı.
MOTOSİKLETİ İLE GİDERKEN İHA İLE VURULDU
Görüntülerde, Hamed'in Gazze şehrindeki Reşid Caddesi'nde motosikleti ile ilerlediği sırada insansız hava aracından (İHA) fırlatılan mühimmat ile vurulduğu anlar yer aldı.
7 KEZ MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI
İşgal altındaki Batı Şeria'da Kassam Tugayları'nın önde gelen isimlerinden biri olarak değerlendirilen Hamed, geçmişte İsrail askeri hedeflerine yönelik silahlı operasyonlara katılmıştı. İsrail işgal güçleri tarafından 2003 yılında gözaltına alınan Hamed, 7 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl geçirdi. Hamed, 2011 yılının Ekim ayında, esir takası kapsamında serbest bırakıldı ve zorla Gazze Şeridi'ne gönderildi.
ATEŞKES İHLALİ DÖNEMİNDE SUİKASTI YAPMIŞLAR
Hamed'in öldürülmesi, İsrail'in bölgede 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi. Filistin Sağlık Bakanlığına göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısı bin 359'a, yaralananların sayısı ise 4 bin 571'e yükseldi. Toplam verilere göre, İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılar sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 670'e, yaralananların sayısı ise 174 bin 682'ye yükseldi.
<p>Katil İsrail ordusu, Gazze'de yürürlükteki ateşkese rağmen eski Kassam Tugayları komutanı Farah Hamed'e düzenlediği suikastın İHA görüntülerini paylaştı. Saldırıda motosikletiyle ilerleyen Hamed hedef alındı.</p>
<p>İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 2003 yılında gözaltına alınan ve 2011'de serbest bırakılan Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın eski komutanı Farah Hamed'e yönelik suikasta ilişkin görüntüleri paylaştı.</p>
<p>İsrail, Gazze Şeridi'nde yürürlükteki ateşkese rağmen Filistinlilere yönelik saldırılarını sürdürüyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), daha önce tutuklanan ve sonrasında serbest bırakılan, Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları'nda komutanlık yapmış olan 43 yaşındaki Farah Hamed'e geçtiğimiz Çarşamba günü suikast düzenledi. İsrail ordusu, bugün saldırıya ilişkin görüntüleri paylaştı.</p>
<p>Görüntülerde, Hamed'in Gazze şehrindeki Reşid Caddesi'nde motosikleti ile ilerlediği sırada insansız hava aracından (İHA) fırlatılan mühimmat ile vurulduğu anlar yer aldı.</p>
<p><strong>7 KEZ MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI</strong></p>
<p>İşgal altındaki Batı Şeria'da Kassam Tugayları'nın önde gelen isimlerinden biri olarak değerlendirilen Hamed, geçmişte İsrail askeri hedeflerine yönelik silahlı operasyonlara katılmıştı. İsrail işgal güçleri tarafından 2003 yılında gözaltına alınan Hamed, 7 kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı ve İsrail hapishanelerinde yaklaşık 8 yıl geçirdi. Hamed, 2011 yılının Ekim ayında, esir takası kapsamında serbest bırakıldı ve zorla Gazze Şeridi'ne gönderildi.</p>
<p>Hamed'in öldürülmesi, İsrail'in bölgede 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkesi ihlal etmeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi. Filistin Sağlık Bakanlığına göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana öldürülen Filistinlilerin sayısı bin 359'a, yaralananların sayısı ise 4 bin 571'e yükseldi. Toplam verilere göre, İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılar sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 670'e, yaralananların sayısı ise 174 bin 682'ye yükseldi.</p>
Gazze, tarih boyunca görülen en büyük soykırımlardan biriyle karşı karşıya. Apartheid rejimi İsrail’in saldırıları, insani yardımlara yönelik ağır kısıtlamaları ve altyapının çökmesi sebebiyle Gazze genelinde derin bir gıda, temiz su ve sağlık krizi yaşanıyor. İsrail’in Gazze’de devam eden katliamlarından en fazla etkilenen alanlar arasında sağlık merkezleri ve hastaneler bulunuyor. Ekim 2023’ten beri Gazze’de sağlık tesislerine yönelik 1000’i aşkın saldırı kaydedildi. Mevcut koşullar, salgın hastalık risklerini de derinleştirirken, binlerce salgın vakası tespit edildi. Tıbbi lojistik kısıtlamaları, yakıt eksikliği ve süregelen bombardımanlar nedeniyle Gazze’deki sağlık sistemi işlevini büyük oranda kaybetti.
SALGIN HASTALIKLARDAN BİNLERCE KİŞİ ETKİLENDİ
İsrail’in Gazzelileri göçe zorladığı bölgelerde çok yoğun nüfusun dar alanlarda yaşaması, su ve kanalizasyon hizmetlerinin yetersizliği, atık birikimi, kemirgen ve ektoparazit istilaları, sağlık hizmetlerine erişim kısıtları, sanitasyon ve hijyen açıkları ile kötüleşen çevresel koşullar, salgın risklerini ciddi boyutlara taşıdı. Çoğu çocuk on binlerce kişi suçiçeği ve diğer bulaşıcı hastalıklar sebebiyle zor süreçler yaşıyor. Ayrıca, Gazze’de binlerce kanser ve diyaliz hastası da tıbbi tahliye bekliyor. Sağlık imkanlarının yetersizliği ve medikal malzeme geçişine yönelik engellemeler sebebiyle bu hastalar acil olarak almaları gereken tedaviye ulaşamıyor.
Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte resmî kuruluşlar, yağışların başlamasının ardından sel sularının kanalizasyon atıklarını ve kirli suyu yoğun nüfuslu bölgelere taşıyarak hastalık riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
İHH'DAN ŞİFA HASTANESİ'NE DESTEK
Gazze’de farklı alanlarda sürdürdüğü insani yardım çalışmalarının yanında sağlık alanında da çalışmalar yürüten İHH, yeni bir projeyi hayata geçirdi. Vakıf, bağışçılarının destekleri vesilesiyle, işgalci İsrail’in saldırıları sebebiyle ağır hasar gören Şifa Hastanesi’nin Girişimsel Radyoloji Bölümünü kapsamlı bir onarımdan geçirdi. Onarım çalışmasının ardından bölümde hasta kabulüne başlandı. Acil cerrahi müdahale gereken vakalar dâhil aylık olarak 6 bin ile 8 bin arasında hasta ve yaralıya hizmet verilmesi bekleniyor.
İHH, Gazze’de farklı birçok alandaki insani yardım faaliyetlerine devam ediyor.
DESTEK OLMAK İÇİN
İHH aracılığıyla Gazze halkına destek olmak isteyen hayırseverler, tüm operatörlerden GAZZE yazıp 3072’ye SMS göndererek 50 TL, 4072’ye SMS göndererek ise 240 TL’lik destekte bulunabiliyor. Daha fazla bağış yapmak isteyenler ise İHH’nın internet sitesinden online bağış yolu ile ya da İHH’nın banka hesap numaralarına açıklama kısmına GAZZE yazarak istediği tutarda yardım edebiliyor.
<p>İşgalci İsrail’in şiddetli saldırıları sonucu sağlık tesislerinin tamamına yakınının kullanılamaz hale geldiği Gazze’de insani yardım çalışmalarını sürdüren İHH, önemli bir projeyi hayata geçirdi.</p>
Nepal'deki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 1385'e yükseldi.Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde 26 Ağustos'ta meydana gelen selde hayatını kaybedenlerin sayısının 1385'e yükseldiği bildirildi.
<p>Nepal'deki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 1385'e yükseldi.Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde 26 Ağustos'ta meydana gelen selde hayatını kaybedenlerin sayısının 1385'e yükseldiği bildirildi.</p>
<p><strong>KORKU FİLMİ GİBİ</strong></p>
<p>Nepal Dışişleri Bakanlığı, 1400'den fazla kişinin öldüğü buzul felaketinin ardından yeniden inşa maliyetinin 4,78 milyar dolara ulaşacağını duyururuken paylaşılan son görüntüler ise evlerin nasıl unufak olduğunu ve selin şiddetini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p>Nepal’deki doğa felaketinin yeni görüntüleri ilk kez oretaya çıktı. O anlar yürekleri dağladı.</p>
Erdem İnan, yapay zekayı yerli üretici ve KOBİ’lerin küresel pazarlara açılmasında “büyük bir stratejik güç ve kaldıraç” olarak gördüklerini belirtirken, Cenk Çivici ise yapay zeka teknolojilerinin Trendyol ekosisteminde uçtan uca kullanıldığını vurguladı.
Dünyanın önde gelen teknoloji etkinliklerinden GITEX, Türkiye’de ilk kez Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin ev sahipliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığıyla düzenlendi. İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen GITEX Ai Türkiye 2026’da küresel teknoloji şirketleri, girişimler, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve sektör profesyonelleri bir araya geldi. Zirvede, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar ele alındı.
Zirvede düzenlenen “Küresel Ticaretin Yeni Yol Haritası: Yapay Zeka Ekosistemleri, Ölçek ve Yerel Uyum” (The New Playbook of Global Commerce: AI Ecosystems, Scale and Local Relevance) başlıklı panele katılan Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, Trendyol’un yapay zeka yatırımlarını, global büyüme stratejisini ve e-ihracat vizyonunu paylaştı.
Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici ise GITEX Ai Türkiye 2026’da yaptığı sunumda, platformdaki yapay zeka uygulamalarının bugününü ve geleceğini anlattı.
E-ticaretin günümüzde yalnızca bir satış kanalı olmaktan çıkarak “akıllı bir iş ortağı”na dönüştüğünü belirten Trendyol Grubu CEO’su Erdem İnan, yapay zeka algoritmalarının yerli üretici ve KOBİ’lerin küresel pazarlara açılmasındaki rolüne dikkat çekti.
İnan, Trendyol ekosisteminin temelinde teknoloji ve yapay zekanın yer aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“36 ülkeye uzanan Trendyol ekosisteminin temelinde teknoloji ve yapay zeka yer alıyor. Bugün 120 bini aşkın yerli üretici ve KOBİ’miz Trendyol üzerinden e-ihracat gerçekleştiriyor, her gün 200 binden fazla ‘Made in Türkiye’ etiketli ürünü yurt dışındaki kullanıcılara ulaştırıyoruz.
Lojistikten müşteri taleplerine e-ihracatın her aşamasında rol alan yapay zeka algoritmalarımız, kültürel ve coğrafi farkları anlık analiz ederek doğru ürünü, doğru pazardaki doğru müşteriyle buluşturuyor.
Yapay zekayı küresel pazarlarda büyük bir stratejik güç ve kaldıraç olarak görüyoruz. Dönüşüm hızının giderek ivmelendiği günümüzde, teknoloji altyapımızla KOBİ’lerimizi küreselleştirmek ve üretim kapasitelerini artırmak temel odak noktamız.
Orta ve Doğu Avrupa, Körfez bölgesi ve Azerbaycan’ı kapsayan e-ihracat ekosistemimizle, ülkemizi dijital ekonomide üst lige taşımayı hedefliyoruz.”
TRENDYOL GRUBU CTO’SU CENK ÇİVİCİ: YAPAY ZEKA UÇTAN UCA EKOSİSTEMİN HER NOKTASINDA
GITEX Ai Türkiye 2026’da bir sunum yapan Trendyol Grubu CTO’su Cenk Çivici de platformda yapay zeka teknolojilerinin iş süreçlerinde uçtan uca kullanıldığını belirtti. Çivici, bu teknolojilerle iş ortaklarının, kullanıcıların ve Trendyol ekiplerinin geleceğe taşındığını söyledi.
Çivici, yapay zeka uygulamalarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Yerli yapay zeka büyük dil modelimiz Trendyol LLM ile iş ortaklarımız 10’dan fazla dilde ürün açıklaması oluşturabiliyor ve anlık çeviri sayesinde müşterilerle iletişim kurabiliyor.
Bunun yanı sıra yapay zeka agent’ımız ‘Ortak’, iş ortaklarımıza dijital asistan olarak hizmet vererek, operasyonel süreçlerini kolaylaştırıyor.
Müşteri tarafında ise Shopping Assistant uygulamamız müşterimizin bütçesine ve tarzına göre en uygun sepeti önerebiliyor.
Bu dönüşüm satıcı ve müşteri deneyimiyle sınırlı kalmıyor: Ekiplerimizin verimliliğini artırmak için geliştirdiğimiz agent platformlarımız sayesinde, şu an yazılan kodların yüzde 20’si tamamen otonom yazılıyor.
Otonom sistemlerimiz her gün 500 milyondan fazla karar ve tahmin üretiyor.”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Girne açıklarında batan "Filo Jet" gemi faciasında kaybolan Özgür Gönül'ün olay sırasında kaydederek ailesiyle paylaştığı ve soruşturma dosyasına giren görüntüler yürekleri dağladı
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne açıklarında batan "Filo Jet" gemi faciasında kaybolan Özgür Gönül'ün olay sırasında kaydederek ailesiyle paylaştığı ve soruşturma dosyasına giren görüntüye ulaşıldı. Görüntüde geminin sol kızağının kırık olduğu anlar yer aldı.</p>
<p>KKTC'nin Girne açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen Filo Jet gemi faciasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ederken, batan gemide kaybolan Özgür Gönül'ün olay sırasında çektiği görüntü ortaya çıktı. Gönül'ü ailesine gönderdiği görüntüde, geminin sol kızağının kırık olduğu ve içeride büyük panik yaşandığı anlar yer aldı.<br>
<br>
<strong>GÖRÜNTÜ MAHKEME TUTANAKLARINDA</strong></p>
<p>Filo Jet gemi faciasına ilişkin soruşturmada tutuklu bulunan 9 zanlı, bugün Girne Kaza Mahkemesi'ne çıkarılmıştı. Mahkeme, zanlıların 7 gün daha tutuklu kalmasına karar vermişti. Mahkemede soruşturmayla ilgili bulguları paylaşan Polis Müfettiş Muavini Mannaş, halen kayıp olan yolculardan birinin olay sırasında ailesine gönderdiği video kaydının da soruşturma dosyasına girdiğini açıklamıştı. Söz konusu görüntüde geminin kızağının kırık olduğunun görüldüğünü belirten Mannaş, video kaydının bilirkişi incelemesine gönderildiğini mahkemeye aktarmıştı.<br>
</p>
Türkiye’nin dört bir yanını karış karış gezen ‘Gündüz Gece’, binlerce yıldır sayısız medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginliklerini ekranlara taşıyor. Medreselerden camilere, kervansaraylardan kalelere, antik kentlerden manastırlara kadar farklı dönemlerin izlerini taşıyan tarihi miraslar, programda geçmişten günümüze uzanan keyifli bir yolculukla keşfediliyor.
Anadolu’nun bereketli topraklarında yetişen ürünler, yöresel yemekler ve bölgelere özgü birbirinden özel tatlar da Kürşat’ın kendine has anlatımıyla ekranlara geliyor. Her rotasında Anadolu insanının sıcaklığına, samimiyetine ve renkli yaşamına konuk olan program, izleyicilere hem keşif hem de eğlence dolu anlar yaşatıyor.
Anadolu’nun eşsiz güzellikleri, köklü tarihi, birbirinden özel lezzetleri ve sıcacık insan hikâyeleri yeni sezonda da ‘Gündüz Gece’ Kürşat’ın keyifli sunumuyla her Cumartesi saat 16.20’de Kanal 7 ekranlarında…
Yıllardır sağlık alanındaki bilgi ve deneyimlerini izleyicilerle paylaşan Dr. Feridun Kunak, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için ihtiyaç duyulan pratik bilgileri ekranlara taşıyor.
Dengeli beslenmeden günlük yaşamda uygulanabilecek sağlıklı alışkanlıklara, doğal yöntemlerden yaşam kalitesini artırmaya yönelik önerilere kadar pek çok konu yeni sezonda Dr. Feridun Kunak İle Evlerinize Sağlık ile ele alınıyor. Şehir şehir gezerek farklı evlere konuk olan Feridun Kunak, samimi sohbetleri ve uygulanabilir tavsiyeleriyle sağlıklı yaşamı günlük hayatın bir parçası haline getirmek isteyenlere yol gösteriyor.
Modern tıp bilgileriyle geleneksel ve doğal yöntemlerin bir arada ele alındığı Dr. Feridun Kunak’la Evlerinize Sağlık, kaliteli bir hayata dair merak edilen sorulara cevap arıyor.
Sağlıklı yaşama dair merak edilenler, pratik öneriler ve yaşam kalitesini artıracak bilgiler yeni sezonda da Dr. Feridun Kunak’la Evlerinize Sağlık’ta, her Cumartesi saat 12.00’de Kanal 7 ekranlarında.
HAVELSAN yürütücülüğünde, 7-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenen yarışmaya Türkiye’nin farklı illerinden 19 takım katıldı. Beş gün süren mücadelelerin ardından ödül almaya hak kazanan takımlar belli oldu.
Yeşilkent Stadyumu’nda gerçekleştirilen törende “En Özgün Tasarım Ödülü” Kılavuz Sarsılmaz, “En Özgün Yazılım Ödülü” ATÜ FlyLab, “En İyi Takım Ruhu Ödülü” ise Kökbörü takımına verildi. Ödüller; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber ve beraberindeki protokol üyeleri tarafından takım kaptanlarına takdim edildi.
ŞAHİN: “SİZ BİZİM NEWTON’UMUZ, EDİSON’UMUZSUNUZ”
Ödül töreninde konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, gençlere seslenerek şunları söyledi:
“Siz bizim Newton’umuzsunuz, Edison’umuzsunuz. Dünyayı aydınlatan gücümüzsünüz. Sizler bizim için çok değerlisiniz. Bu nedenle TEKNOFEST kapsamında düzenlenen bu güzel yarışmanın ödül töreninde bulunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”
Geçmişte büyüklerin, çocukları büyük konuşmamaları konusunda uyardığını anımsatan Başkan Şahin, şöyle devam etti:
“Bugün biz çocuklarımıza ‘Büyük düşünün, büyük konuşun’ diyoruz. Artık gençlerimizle kağıttan değil, gerçek İHA’ların üretilmesinin altyapısını hazırlıyoruz. Çocuklarımızın geleceğe vizyonla bakabilmeleri için onlara destek veriyoruz.”
“GENÇLERİMİZİN BAŞARILARINI GÖRÜNÜR KILMALIYIZ”
Küreselleşme, yapay zeka ve siber güvenliğin öne çıktığı yeni dünyaya gençlerin hazırlanması gerektiğinin altını çizen Başkan Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün gençlerimizin başarılarını yerinde görmek ve onları ödüllendirmek için buradayız. Gurur duyduğumuz bu çalışmaları görünür kılmak zorundayız. Bizler destek verdiğimiz sürece gençlerimiz, başarılarına her geçen gün bir yenisini daha ekleyecektir. Sizlerle övünüyoruz. Sizlerden aldığımız ilhamla geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz.”
ÇEBER: “GENÇLERİMİZ ÇOK İYİ PROJELER ORTAYA KOYDU”
Gaziantep Valisi Kemal Çeber, bu tür yarışmaların devamlılığının başarılı gençlerin ülkelerine fayda sağlamalarının önünü açtığını belirterek şöyle konuştu
“7-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen yarışmalarda gençlerimiz hünerlerini sergiledi. Biz de onları yakından takip ettik. Çok iyi projeler ortaya koydular. Çalışmalarını izlerken çok keyifli vakit geçirdim. Gençlerimizin bu yarışmada yer almaktan duydukları mutluluk yüzlerinden okunuyordu. Her bir yarışmacımızı ayrı ayrı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”
Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, gençlerin teknoloji ve bilimle ilgilenmesinden büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek şunları söyledi:
“Gençlerimizin teknolojiyle, bilimle ve sanatla ilgilenmesi; yaz tatili döneminde burada beş gün boyunca mücadele ederek çalışmalar yürütmesi bizi son derece mutlu etti.”
Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz ise 10 takımla Şanlıurfa’da düzenlenecek TEKNOFEST’e katılacaklarını belirterek şöyle konuştu:
“Bunun heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. Biz küçükken kağıttan uçaklar ve gemiler yapar, bunlarla mutlu olurduk. Bugün ise gençlerimiz TEKNOFEST’te harikalar yaratıyor, İHA’lar üretiyor.”
Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Gaziantep İl Sorumlusu ve TEKNOFEST Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Hansu, beş gün boyunca Türkiye’nin 12 farklı ilinden gelen 19 takım ile yaklaşık 160 gencin yarışmada büyük emek verdiğini anlatarak şunları kaydetti:
“Gençlerimiz burada yalnızca bir yarışmanın parçası olmadı; bilgi, emek, cesaret ve hayallerini gökyüzüyle buluşturdu. Güçlü ve bağımsız Türkiye’nin yolu bilimden, teknolojiden, üretimden ve kendi teknolojisini geliştiren nesillerden geçiyor. Sevgili gençler, burada yalnızca İHA uçurmadınız, ülkemizin tam bağımsızlık idealini gökyüzüne taşıdınız. Hayal etmekten, üretmekten, araştırmaktan ve denemekten asla vazgeçmeyin. Gaziantep’te başlayan bilim ve teknoloji yolculuğumuz, Şanlıurfa’daki TEKNOFEST ile devam edecek.”
Suriye Ulusal Kayıp Heyetinden yapılan açıklamada Şam kırsalındaki Katna bölgesinde, rejim güçlerinin askeri karargah olarak kullandığı bölgede bir kuyunun içinde naaş kalıntıları bulundu.
Çok sayıda insana ait olduğu değerlendirilen kalıntıların, kimliklerini belirlemek ve kayıpların akıbetini ortaya çıkarmak üzere belgelenerek muhafaza altına alındığı aktarıldı.
Suriye'de Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından başkent Şam, Halep,Humus ve Hama gibi birçok ilde sivillere ait çok sayıda toplu mezar ve naaş kalıntısı ortaya çıkarıldı.
SON DAKİKA HABERİ: İsrail'in, Türkiye'ye 55 kilometre mesafedeki Suriye'nin kuzeyindeki İdlib kentinde yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne, Türk askerlerinin konuşlanacağını iddia ederek düzenlediği saldırının yankıları sürerken, İsrail ordusu Suriye'ye karadan saldırılar düzenlemeye başladı.
Suriye devlet televizyonu el İhbariyye'deki habere göre İsrail ordusu, Dera'nın batı kırsalındaki Mariye beldesinde sivillerin evlerine ateş açtı.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Suriye'nin güneyinde işgalini sürdüren İsrail güçleri, Şam kırsalının batısındaki Beytcin köyünün çevresine çok sayıda topçu atışı gerçekleştirdi.
Söz konusu saldırılarla ilgili henüz ölü ve yaralı bilgisi bulunmuyor.
<p>İsrail ordusu, Suriye'nin başkenti Şam'ın batısındaki Mariye beldesinde çok sayıda topçu atışıyla saldırı düzenledi. İsrail'in söz konusu saldırılarda sivillerin evlerine ateş açtığı bildirildi.</p>
Deprem istismarcılarının kirli çamaşırları saçılmaya devam ediliyor. AHBAP Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 30 Temmuz’da tutuklanan derneğin eski satın alma müdürü Deniz Şimşek’in savcılık ifadesinde dikkat çekici iddialar yer aldı. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Şimşek, derneğin deprem döneminde gerçekleştirdiği bazı satın almalarda fiyat, teslimat ve kalite açısından ciddi sorunlar bulunduğunu kaydetti.
KİTAP VE KEDİ MAMASI
Şimşek, deprem bölgesinde kurulması planlanan konteyner kırtasiyeler için yapılan kitap alımında dikkat çekici fiyat farkları bulunduğunu söyledi. Bir şirketin önce 66 milyon lira, daha sonra ise 44 milyon lira teklif verdiğini belirten Şimşek, buna rağmen aynı firmadan 80 milyon lira bedelle kitap satın alındığını dile getirdi. Satın alma teklifindeki fiyatların yüksek olduğunu yönetime ilettiğini belirten Şimşek, kitapların bir bölümünün eski, tedavülden kalkmış veya mevcut müfredatın dışında olduğunu da belirtti. Şimşek ayrıca kitapların dağıtılması amacıyla kurulması planlanan konteyner kırtasiyelerin hayata geçirilmediğini ekledi. Savcılık ifadesinde hayvan yemi ve mama alımına da değinen Şimşek, İzmir’den toplam 30 milyon lira bedelle 3 bin ton hayvan yemi ile kedi ve köpek maması satın alındığını söyledi. Alınan miktarın çok yüksek olduğunu belirten Şimşek, ürünlerin bir petshop üzerinden temin edilmesini de eleştirdi.
ŞOFÖRLER ÇALMIŞ BAHANESİ!
430 ton kahvaltılık ürünün 230 milyon lira bedelle satın alındığını da belirten Şimşek, fiilen teslim edilen ürünler arasında ciddi fark bulunduğunun aktarıldığını söyledi. Şirketin eksik teslimat iddiasını kabul etmediğini ve ürünlerin şoförler tarafından çalınmış olabileceğini savunduğunu belirten Şimşek, kendisinin ise depolardaki görevlileri ürünlerin kontrol edilmesi konusunda uyardığını ifade etti. Gaziantep’teki bir depo görevlisinin bazı ürünlerin kalitesi konusunda kendisine şikayette bulunduğunu belirten Şimşek, gıda kolilerinin genelinde fiyat ve kalite açısından sorun olduğunu söyledi.
Şimşek “Bilim TIR’ı” projesi için bir şirketten 6 TIR dorsesi için 160 milyon lira ödeme yapıldığını, TIR’ların bakımı için 12 milyon liralık bir fatura gördüğünü, sahadaki görevlilerden bakım yapılmadığı yönünde bilgi aldığını da kaydetti.
HALUK “KAÇARIM” DEDİ
Haluk Levent’in kendisini derneğin üst katındaki odaya çağırdığını anlatan Şimşek, görüşmede dernek içerisindeki bazı bilgilerin dışarı sızdırılması konusunun gündeme geldiğini, Levent’in kendisine “Yarın bir sorun olursa İsviçre’ye kaçarım” dediğini iddia etti. Kendisine neden böyle bir şey söylediğini sorduğunu belirten Şimşek, “Yaptığımız yasadışı bir şey değil, neden kaçalım?” şeklinde karşılık verdiğini anlattı. Şimşek, kamuoyunda uzun süre tartışılan Kızılay’dan çadır satın alınması meselesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Kızılay üzerinden yapılan çadır temininin dernek içerisinde bilinçli şekilde gündeme taşındığını düşündüğünü belirten Şimşek, konuyla ilgili bilgilerin dernek içerisinden dışarı sızdırıldığını, bu şekilde meselenin siyasi bir tartışmaya dönüştürüldüğünü savundu.
Türkiye'de işlediği 'Tasarlayarak öldürme', 'Kasten öldürme', 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Tehdit', 'Nitelikli yağma', 'Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme', 'Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma' ve 'Silahla yağma' gibi 33 suçtan kırmızı bültenle aranırken 2020'de Arjantin'de yakalanan Serkan Kurtuluş, iade işlemlerinin ardından geçen ay İstanbul'a getirildi.
Kurtuluş, hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2017 yılında hazırlanan ve İzmir 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame kapsamında açılan davanın 53'üncü duruşmasında, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ilk ifadesi alındı. Tutuklu sanık Kurtuluş, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS), bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarla duruşmaya katıldı.
"SUÇ ÖRGÜTÜ KURMADIM"
Savunmasından önce söz alan Serkan Kurtuluş, "Hakkımda kırmızı bülten çıkarıldı. 11 Haziran 2020'de Arjantin'de tutuklandım. 26 suçtan yargılanmak üzere iadem talep edildi. Bu süreçte başka dosyalar birleşmiş ve iademe konu olmamış suçlar vardır. Sadece bu suçlardan savunma yapacağım" dedi.
Mahkeme başkanının organize suç örgütü kurma suçlamasına karşı savunma yapan Kurtuluş, "Suç örgütü kurmadım" ifadelerini kullandı.
"HİÇBİR DETAY, KANIT VE DELİL YOK"
Mahkeme başkanının sanal medya paylaşımları hakkındaki soruyu da yanıtlayan Serkan Kurtuluş, "Sosyal medya hesabım yok. Ama adıma iyi veya kötü niyetli sayfalar açıldı. O dönemde kullandığım bir sanal medya hesabım yoktu" dedi.
Bir aileden haraç istediğine yönelik suçlamaları da kabul etmeyen Kurtuluş, "İddianamede haraç istediğim söyleniyor. Fakat dosyanın hiçbir aşamasında bununla ilgili hiçbir detay, kanıt ve delil yok. Bu insanların çoğunun evi ve arabası bile yoktu. Bu insanlardan haraç almak için neden bu kadar eylem yaptırayım? Ailenin başka husumetleri var ama emniyet bununla ilgili çalışma yapmadı" ifadelerini kullandı.
KAÇMA ŞÜPHESİ NEDENİYLE TUTUKLULUĞA DEVAM
Savcı, duruşmada verdiği mütalaada Serkan Kurtuluş'un tutukluluk halinin devamını istedi. Mahkeme heyeti ara karar için 15 dakika ara verdi. Ardından mahkeme başkanı, Kurtuluş'un kaçma şüphesi bulunması nedeniyle tutukluluğunun devamına karar verdi. Ayrıca mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesini isteyip davayı 20 Kasım'a erteledi.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nda oynanan Fenerbahçe-Roma maçında Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın kafasına şu şişesi attığı belirlenen Kaan A. gözaltına alındı.
Şüpheli hakkında seyirden men kararı verildi. Kaan A.'nın savcılık ifadesi ortaya çıktı.
'İSMAİL KARTAL'DAN ÖZÜR DİLİYORUM'
Kaan A. ifadesinde, "Fenerbahçe kulübü taraftarıyım. Uzun yıllardır kombine sahibiyim. Stada gidip takımımı destekliyorum. 5 yıldır oğlumu da yanımda götürüyorum. Bugüne kadar herhangi bir taşkınlık yapmadım. Dün maç esnasında önce penaltı olduğunu düşündüğümüz bir pozisyonda anın heyecanıyla elimde bulunan su şişesini hedef gözetmeksizin sahaya doğru fırlattım. Her ne kadar emniyet evrakında ve kamuoyunda Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'a yönelik olarak fırlattığım söylenmiş ise de böyle bir şey kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Oğluma beraber gittiğimiz maçlarda iyi örnek olmaya çalışıyorum. Ne olursa olsun bu yaptığım hareket yanlıştır. Olay nedeni ile pişmanım. Öncelikle İsmail Kartal'dan ve kamuoyunu meşgul ettiğim için sizlerden özür diliyorum" dedi.
Olay, 30 Ekim 2024'te saat 02.30 sıralarında Çanakkale’nin Kepez beldesine bağlı Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi'nde meydana geldi. Restoratör Tuğba Yavaş, apartmanın 5'inci katındaki evinin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Tuğba Yavaş, doktorların çabasına karşın kurtarılamadı. Olaya ilişkin soruşturma başlatan polis, Tuğba Yavaş'ın eşi ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. A.Y.'nin ifadesine başvurdu. Prof. Dr. A.Y., cinayet şüphesiyle gözaltına alındı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yavaş, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.
MAHKEMELER ARASI GİT GEL
Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı'nın yürüttüğü soruşturma tamamlanarak Prof. Dr. A.Y. hakkında, 'Başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi' suçundan dava açıldı. Çanakkale 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmanın ardından dava dosyası görevsizlik kararıyla Çanakkale 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Bu arada sanık Prof. Dr. A.Y., avukatlarının itirazı üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Daha sonra davanın tekrar Çanakkale 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verildi.
KASTEN ÖLDÜRME ŞÜPHESİYLE AĞIR CEZAYA
Davanın 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmasına; tutuksuz yargılanan sanık Prof. Dr. A.Y. gelmezken, Tuğba Yavaş'ın yakınları ise salondaki yerini aldı. Duruşmada ilk olarak tarafların avukatları ve Tuğba Yavaş'ın yakınları dinlenildi. Daha sonra hakim, sanık Prof. Dr. A.Y.'nin tutuksuz yargılanmasının devamına, yerinde keşif yapılmasına ve dava dosyasını görevsizlik kararıyla 'Eşe karşı kasten öldürme' suçundan yargılama yapılması için Çanakkale Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi.
"HER KADIN ÖLÜMÜ ŞÜPHELİDİR"
Duruşma sonunda açıklamalarda bulunan Tuğba Yavaş'ın yakınlarının avukatı Türkan Kara, "Çok kritik bir noktada adeta karar aşamasında verilen bu karar ne kadar doğru bir yolda mücadele verdiğimizi ve hukuka olan inancımızı pekiştirmiştir. Yüksekten düşmeye bağlı her kadın ölümü şüphelidir ve etkin şekilde soruşturulduğunda genellikle altından cinayet suçu çıkmaktadır. Kadınların balkondan, yüksekten düştüğüne asla somut deliller olmadan inanan bir hukukçu değilim. Burada 2 yıla yakın süredir verdiğimiz mücadele maddi gerçeğin ortaya çıkması içindir. Bu karar bu yolda verilen son derece yerinde ve hukuka uygun bir karardır. Tuğba Yavaş'ın adaleti hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ispatlanana kadar mücadelemiz devam edecektir" dedi.
<p>Çanakkale'de 5'inci kattan düşerek hayatını kaybeden restoratör Tuğba Yavaş'ın davasında seyir değişti. Mahkeme, intihara yönlendirme suçlamasıyla yargılanan eşin kasten öldürme şüphesiyle ağır cezada yargılanmasına karar verdi.</p>
<p>Olay, 30 Ekim 2024'te saat 02.30 sıralarında Çanakkale’nin Kepez beldesine bağlı Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi'nde meydana geldi. Restoratör Tuğba Yavaş, apartmanın 5'inci katındaki evinin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Tuğba Yavaş, doktorların çabasına karşın kurtarılamadı. Olaya ilişkin soruşturma başlatan polis, Tuğba Yavaş'ın eşi ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. A.Y.'nin ifadesine başvurdu. Prof. Dr. A.Y., cinayet şüphesiyle gözaltına alındı. Polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yavaş, çıkarıldığı mahkemede tutuklandı.</p>
<p><strong>MAHKEMELER ARASI GİT GEL</strong></p>
<p>Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı'nın yürüttüğü soruşturma tamamlanarak Prof. Dr. A.Y. hakkında, 'Başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi' suçundan dava açıldı. Çanakkale 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmanın ardından dava dosyası görevsizlik kararıyla Çanakkale 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Bu arada sanık Prof. Dr. A.Y., avukatlarının itirazı üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Daha sonra davanın tekrar Çanakkale 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verildi.</p>
<p>Davanın 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen duruşmasına; tutuksuz yargılanan sanık Prof. Dr. A.Y. gelmezken, Tuğba Yavaş'ın yakınları ise salondaki yerini aldı. Duruşmada ilk olarak tarafların avukatları ve Tuğba Yavaş'ın yakınları dinlenildi. Daha sonra hakim, sanık Prof. Dr. A.Y.'nin tutuksuz yargılanmasının devamına, yerinde keşif yapılmasına ve dava dosyasını görevsizlik kararıyla 'Eşe karşı kasten öldürme' suçundan yargılama yapılması için Çanakkale Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verdi.</p>
<p><strong>"HER KADIN ÖLÜMÜ ŞÜPHELİDİR"</strong></p>
<p>Duruşma sonunda açıklamalarda bulunan Tuğba Yavaş'ın yakınlarının avukatı Türkan Kara, "Çok kritik bir noktada adeta karar aşamasında verilen bu karar ne kadar doğru bir yolda mücadele verdiğimizi ve hukuka olan inancımızı pekiştirmiştir. Yüksekten düşmeye bağlı her kadın ölümü şüphelidir ve etkin şekilde soruşturulduğunda genellikle altından cinayet suçu çıkmaktadır. Kadınların balkondan, yüksekten düştüğüne asla somut deliller olmadan inanan bir hukukçu değilim. Burada 2 yıla yakın süredir verdiğimiz mücadele maddi gerçeğin ortaya çıkması içindir. Bu karar bu yolda verilen son derece yerinde ve hukuka uygun bir karardır. Tuğba Yavaş'ın adaleti hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın ispatlanana kadar mücadelemiz devam edecektir" dedi.</p>
Sezon başında Fenerbahçe'de 4. sezonuna başlayan İsmail Kartal, takımın 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'ne katılmasını sağlamıştı.
Ancak Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, Süper Lig'de çıktığı 4 maçta 2 galibiyet 2 beraberlik yaşadı.
Şampiyonlar Ligi'nde oynanan ve 1-1 biten Roma maçının ardından İsmail Kartal sürpriz bir şekilde istifa etti.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Roma maçının ardından yaptığı basın toplantısında İsmail Kartal'ın devam edeceğini söylese de bugün deneyimli çalıştırıcı ile yolların ayrıldığı açıklandı.
İsmail Kartal'ın yokluğunda Gaziantep FK deplasmanında futbol takımının başında kimin olacağı belli oldu.
Fenerbahçe'nin 14 Eylül Pazartesi günü Gaziantep FK ile deplasmanda karşılaşacağı maçta İsmail Kartal'ın yardımcısı Dirk Kuyt takımın başında görev alacak.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize'de düzenlenen İl Danışma Meclis Toplantısı'nda açıklamalarda bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Biliyorsunuz, 14 Ağustos'ta partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü Başkent Millet Bahçemizde yüz binlerin katıldığı tarihî bir mitingle kutladık. Bu vesileyle hem teşkilatımızla hem de milletimizle kavlimizi yeniledik. Eser ve hizmetlerle dolu 25 yıllık karnemizi halkımıza takdim ederken gelecek çeyrek asra, yarım asra dair vizyonumuzu da paylaştık.
Şunu bir defa sizlerin ve Rizeli hemşerilerimizin bilmesini isterim. Milletimize hizmet heyecanımızdan hiçbir şey eksilmedi. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Yorulmadık, usanmadık. İlk günkü gibi bu millete, bu ülkeye sevdalıyız.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye'nin en dinamik, en vizyoner kadroları itibarıyla en açık kadrolarına biz sahibiz. Tecrübeyle dinamizmi birleştirerek, Derviş Yunus'un o veciz ifadesiyle her gün yeniden doğarak, her dem taze kalarak yolumuzda yürüyoruz."
"Türkiye ekonomiden savunma sanayiine, tarımdan turizme artık her alanda sağlam bir zemine oturmuştur. Bu sağlam zeminde Türkiye Yüzyılı'nın inşası da başlamıştır. İnanıyorum ki Türkiye Yüzyılı'nın inşası mutlaka gerçekleştirecek, ülkemizi dünya devi yapma iddiamıza bir adım daha yaklaştıracaktır."
"Vizyonumuzdan rahatsız olanlar var. Ülkemizin ittifakları büyütmesi şer odaklarını huzursuz ediyor. Biz hamaset yapan değil hizmet ve eserleriyle konuşan bir hareketiz. Hep kendimizle yarıştık."
'SULARI TERSİNE AKITAMAZSINIZ'
"Ülkemizin terör gibi yarım asırlık prangalarından kurtulup kardeşliğini güçlendirecek olmasının kimlerin oyununu bozduğunu çok iyi biliyoruz. Onlara diyoruz ki, ne yaparsanız yapın, suları tersine akıtamazsınız.
Kardeşlerim, yeri gelir dirilir, pınar oluruz. Yeri gelir dikilir, ırmak oluruz. Yeri gelir gürler, çağlayan oluruz. Ama önümüzün kesilmesine asla müsaade etmeyiz. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, 86 milyon olarak hep beraber mutlu, huzurlu, müreffeh ve aydınlık bir istikbale yürümemize set çekilmesine izin vermeyiz. Biz, ülkemizin içinde olduğu gibi çevremizde de, bölgemizde de, dünyada da huzurun, barışın, istikrarın, demokrasinin hâkim olmasını istiyoruz. İnşallah bunu gerçekleştirmeden de durmayacağız."
"TÜRKİYE'NİN ARTIK BU SİYASET BİÇİMİNE TAHAMMÜLÜ YOKTUR"
"Madem bölgemiz ve dünya yüz yılda bir denk gelen çok kritik süreçlerden geçiyor. Öyleyse siyasetin de buna adapte etmesi gerekiyor. Bakınız sadece lafla, sadece kuru hamasetle, sadece hakaret senfonisiyle hiçbir yere varılamaz. Merkezinde insan olmayan, eser ve hizmet üretme kaygısı olmayan bir siyasetten ne ülkeye ne de millete hayır gelmez. Yolsuzluk ve ahlaksızlık skandalları bunu çok net biçimde göstermiştir. Kimin milleti ve memleketi düşündüğü, kimin kariyerini düşündüğü ayan beyan ortaya çıkmıştır. Şunun bilinmesini isterim ki Türkiye'nin artık bu siyaset biçimine tahammülü yoktur. Bu zihniyetten kurtulmanın vakti çoktan gelmiştir.
Görüş ayrılıklarını, siyasi farklılıklarını korurken diyalog zeminini güçlendirecek, hizmette ve eserde yarışı esas alacak, millî menfaatler söz konusu olduğunda ortaklaşacak daha kuşatıcı, daha uzlaşmacı bir yaklaşıma ülkemizin ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Temennimiz, muhalefet cenahında da bu ihtiyacın farkına varılmasıdır.
Siyaseti kariyer, rant kapısı olarak görenlerin Türkiye'ye hiçbir faydası dokunmaz. Belediyelerdeki yolsuzluk skandalları bunu çok net biçimde göstermiştir
Tabii ki birbirimize eleştirilerimiz olabilir. Doğru bulmadığımız, eksik gördüğümüz, yanlış dediğimiz konular da olabilir. Hatta bazı meselelerde rezervlerimiz, endişelerimiz de olabilir. Ama bunların hiçbiri mesele Türkiye olduğunda, mesele demokrasimiz olduğunda, Türk milletinin ezelî ve ebedî kardeşliği olduğunda bir araya gelmemize engel teşkil etmemelidir. Bizim bir süredir dile getirdiğimiz Ankara merkezli siyaset çağrımızın arka planında işte bu tasavvur vardır. Büyük Türkiye mutabakatı. Bunu söylerken kastımız budur. 86 milyonun birliği, beraberliği, kader ortaklığıdır. Aynı idealler etrafında kenetlenmesidir."
'TARİH BİZDEN BUNU BEKLİYOR'
"Şimdi değerli kardeşlerim, Terörsüz Türkiye sürecimizde Cumhur İttifakı olarak bu yolda tarihî bir adım attık. Şurası çok önemli. Meclisimizde 467 oy gibi daha önce görülmedik geniş bir uzlaşıyla bize çok güçlü bir destek çıktı. Milletimiz terör defterinin bir daha açılmamak üzere tamamen kapanması noktasında kararlı bir duruş sergiledi.
Hâl böyleyken bu konuyu parti çıkarları için polemik malzemesi hâline getirmek, tahrip edici eylemlerde bulunmak büyük bir sorumsuzluktur. Şehitlerimizin kanı, gazilerimizin fedakârlıkları üzerinden siyaset yapmak büyük bir vicdansızlıktır. Tek kelimeyle şuursuzluktur.
Herkes aklıselimle hareket etmeli, toplumun sinir uçlarıyla oynamak yerine Türkiye'yi merkeze alan bir siyaset izlemelidir. Özellikle Türkiye'nin tökezlemesinden medet umanlara malzeme verecek eylem ve söylemlerden uzak durulmalıdır. Tekrar söylüyorum. Ülkemizin geleceğiyle ilgili büyük hedeflerini kovalamak dışında bir seçeneği yoktur. Çünkü vazgeçersek ülkemiz altın değerinde yıllarını kaybeder. Çünkü geri adım atarsak Türkiye'nin istikbali olan gençler kaybeder. Türkiye'nin kaybetmesini, patinaj yapmasını isteyenlere rağmen bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Unutmayın, tarih bizden bunu bekliyor."
<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Milletimize hizmet heyecanımızdan hiçbir şey eksilmedi. Bugün yola çıktığımız ilk günkü kadar kararlı ve azimliyiz. Yorulmadık, usanmadık. İlk günkü gibi bu millete, bu ülkeye sevdalıyız." dedi.</p>
<p>Erdoğan, AK Parti Rize İl Başkanlığınca bir restoranda düzenlenen İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı.</p>
<p>Buradaki konuşmasında, bugün hem kendisini bağrına basan hemşehrileriyle kucaklaştığını hem de yatırım bedeli toplam 10 milyar lirayı bulan eser ve hizmetlerin resmi açılışını yaptıklarını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>"Bu törende 26 projemizin açılışını yaparken, 3 yeni yatırımın da temelini attık. Hizmete verdiğimiz ve temelini attığımız tüm projelerin Rize'mize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Tamamlanan yatırımların şehrimize kazandırılmasında emeği geçen bütün kurumlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. Rize'ye söz verdiğimiz diğer projelerimizi de yakından takip ediyoruz. Başta şehir hastanemiz olmak üzere bu yatırımları da ilimiz ve hemşehrilerimizin istifadesine sunacağız. Her zaman söylüyorum; biz hamaset yapan değil, eserleriyle konuşan, hizmetleriyle konuşan bir hareketiz."</p>
Siyah-beyazlı kulüpten yapılan açıklamada, 3 Temmuz'da takımın kadrosuna dahil olan Sissoko'nun sözleşmesinin, oyuncunun yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle karşılıklı anlaşmayla dondurulduğu kaydedildi.
Açıklamada, Mady Sissoko'nun sağlık sorunu ortadan kalktıktan sonra sözleşmenin aktif edileceği de belirtildi.
Silivri’de yolsuzluk, rüşvet ve irtikap gibi çeşitli suçlardan tutuklu bulanan eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 25 Ekim 2022 tarihinde ‘Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Açılış Töreni’ konuşmasında eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya defalarca hakaret etmişti. İmamoğlu Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle yargılandığı davada 2 yıl 1 ay hapis ve siyasi yasak cezasına çarptırıldı.
Şadi Yazıcı yaşanan gelişmeleri Haber7’ye değerlendirdi.
TEŞEKKÜR EDERKEN HAKARETLER YAĞDI
Yazıcı’ya yönelttiğimiz, “ Biyolojik artıma tesisi açılışında yaşananlara dair ne söylemek istersiniz” sorusuna Yazıcı, “Bizim oradaki yaşadığımız olay basında geniş yer bulmuştu. O tesisin planlanmasını yapan, birinci üniteyi yapıp açan ve 3 üniteyi planlayan Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederek konuşmama başladım. Sonrasında ikinci üniteyi yapan ve üçüncü ünitenin temelini atmış olan Kadir Topbaş Bey’e ve emeği geçen ekibe teşekkür ettim. O esnada hakaretler başladı. Ben konuşmamın sonuna kadar hakaretlere maruz kaldım”şeklinde yanıt verdi.
HAKARETLER SİYASİ DEĞİL, ŞAHSIMA YÖNELİK
Sol merkezli yayın organların her ne kadar siyasi olarak değerlendirilse de hakaretlerin şahsına yönelik olduğunun altını çizen Yazıcı, peş peşe gelen hakaretlerden sonra “Artık yeter, bu ortamda durmamam” dediğini ifade etti. Yazıcı’nın salonu terk etmek üzere olduğu sırada kürsüye çıkan İmamoğlu, “çaldınız, hırsız, yolsuz” gibi ağır hakaretler sarf ettikten sonra “buraya germeye, provokasyona gelmiş zaten” dediğini ifade etti.
İmamoğlu’nun aralıksız hakaretlerine uğradıktan sonra salondan ayrılırken İmamoğlu’nun, “Oturun, kalın” dediğini belirten Yazıcı, iki tane genel başkan yardımcısına “Bu kadar hakareti kaldıramam” dediğini ifade etti.
SALDIRI ESNASINDA CANIMI ZOR KURTARDIM
Yazıcı, o hakaretlere maruz kalmanın hiç kolay olmadığı, sindirilebilir bir şey olmadığını ve kendisine tören sırasında fiziksel saldırı gerçekleştirildiğini hatırlattı. Gerçekleştirilen saldırı sırasında yanında kameramanının, basın danışmanının ve özel kalemden bir arkadaşının olduğunu ifade eden Yazıcı, İmamoğlu hakkında verilen cezaya dair, “Hukuka da saygılıyım. Yani ne diyebilirim ki? Yani hukukun vereceği karara da sonuna kadar saygılıyım” şeklinde konuştu.
“KONUŞURKEN HOMURTULAR BAŞLADI”
Yazıcı’ya yönelttiğimiz, “İmamoğlu’nun sizce böyle hedefe sizi koymasının özel bir nedeni var mıdır?” sorusuna, “Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerle başladığım sırada homurtular başladı. O zaman, konuşmama başlarken tesisin ilk kuruluşunu anlattım. 3 üniteden oluşuyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken planlamış. Birincisini açmış, ikinci üniteyi ve üçüncü üniteyi planlamış. Onların her şeyini planlamış, yerini ayarlamış. İkinciyi temelini atmış, hapse gitmiş. Kadir Topbaş gelmiş, onu tamamlamış, üçüncünün temelini atmış. İmamoğlu’na hitaben ‘Siz de geldiniz ve açıyorsunuz, katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim’ dedim” yanıtını verdi.
FİZİKSEL SALDIRI ANLARI
Fiziksel saldırının nasıl gerçekleştiğini sorduğumuz Yazıcı, Tuzla’da 22 yıl siyaset yaptığının altını çizerek, “Yaptığım konuşmada bir hakaret yoktu, birilerine teşekkür ettim ama herkes saldırıya geçti. Aklıselim CHP’liler vardı ve o insanlar hemen bana siper oldular. Onlarda bile morluklar oluşmuş, benim basın ekibinin, fotoğrafçının gömlekleri yırtıldı, tartaklandı, arabam tekmelendi”ifadelerini kullandı.
<p>İmamoğlu’nun Biyolojik Arıtma Tesisi açılışında kendisine yönelik hakaretleri nedeniyle yargılandığı davada çıkan 2 yıl 1 ay hapis ve siyasi yasak kararını değerlendiren Şadi Yazıcı, “Karara saygılıyım” dedi.</p>
Yemen’de İran destekli Husilerin silahlı kanadının sözcüsü Yahya Saree, 3 Eylül’de uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine karşı başlatılan askeri operasyon sonucunda, Taiz ve Hudeyde bölgelerinde 5 bin 400 kilometrekarelik alandaki Suudi destekli kuvvetlerin bölgeden çıkarıldığını açıkladı.
Saree, bölgedeki deniz taşımacılığının Suudi Arabistan’a ait ticari gemiler hariç tüm taraflar için güvenli olduğunu söyledi.
Yemen’de İran destekli Husiler, uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümeti ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerine yönelik geniş kapsamlı saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.
Husilerin silahlı kanadının sözcüsü Yahya Saree, Kızıldeniz kıyısındaki son saldırılar ve Mocha liman şehrinin ele geçirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Saree, ülkenin batısındaki Taiz ve Hudeyde bölgelerinde 5 bin 400 kilometrekarelik alanda bulunan Suudi destekli kuvvetlerin bölgeden çıkarıldığını savundu.
Saree, Suudi Arabistan destekli birliklerin bölgeden çıkarılmasına yönelik askeri harekatın 3 Eylül’de başlatıldığını açıkladı. Suudi Arabistan’ın sahadaki kuvvetlere yoğun hava desteği sağladığını belirten Saree, buna rağmen Riyad’ın operasyonun başarılı olmasını engelleyemediğini ifade etti.
'YÜZLERCE KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ VEYA YARALANDI, 9 HAVA ARACI DÜŞÜRÜLDÜ'
Husi sözcü, saldırılarda Suudi destekli kuvvetlere ait 38 tugaydan oluşan 7 askeri tümenin hedef alındığını, yüzlerce kişinin öldürüldüğünü, yakalandığını veya yaralandığını açıkladı. Saree ayrıca, söz konusu kuvvetler tarafından tutulan Husi esirlerin de serbest bırakıldığını kaydetti.
Saree, son günlerdeki saldırılar sırasında Husilerin Suudi Arabistan’a ait savaş uçaklarını engellemeye yönelik 32 operasyon gerçekleştirdiğini ve bu kapsamda 9 hava aracını düşürdüğünü savundu.
Saree, daha önce yaptıkları açıklamalara da değinerek Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz’de uluslararası deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan’a ait ticari gemiler hariç herkes için güvenli olduğunu vurguladı. Saree, "Halkımız üzerindeki abluka kaldırılana kadar kuşatmaya karşılık kuşatma ve gerilimi tırmandırmaya karşılık gerilimi tırmandırma esasıyla hareket etmeye devam edeceğiz" dedi.
<p>Husilerin silahlı kanadının sözcüsü Yahya Saree, Kızıldeniz kıyısındaki son saldırılar ve Mocha liman şehrinin ele geçirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğü andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun, ekonomik durumunu ben kat be kat üstünde bir performans sergileyebileceğimizi görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün kardeşlerime çok teşekkür ediyorum’’ dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çeşitli programlara katılmak üzere öğlen saatlerinde Diyarbakır’a geldi.
Ulu Camide Cuma namazını kılan Bakan Fidan daha sonra esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Bakan Fidan, daha sonra Diyarbakır Valiliğini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ardından AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığına geçen Bakan Fidan, burada açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır'a çok büyük önem verdiğini kaydeden Bakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu vesileyle de burada olan biten bütün konularla ilgili de oldukça hassas durumda olduğunu söyledi.
Diyarbakır’ın antik çağlardan beri büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Fidan, ‘’Coğrafyası özel, insanları özel, iklimi özel, her şeyi özel. Tabii zaman zaman tarihte bu oluyor. Bu özel anlar nazar değiyor. Böyle bir otuz kırk sene inkıta anına giriyor. Bu tarihî büyüyüş biraz sekteye uğramış gibi oluyor. Ama sonra tekrar tarihin kendi rotası devam ediyor. Biz inanıyoruz ki özellikle, tabii AK Parti'nin son yirmi beş yıldır ortaya koyduğu icraatlarla Diyarbakır hak ettiği tarihî yolculuğuna devam edecek. Ekonomik kalkınması, bölgesel gelişmesi, sosyal gelişmesi, ticarete, teknolojiye ev sahipliği yapması ve bölgedeki diğer ekonomik ve kültürel ilişkisi giderek daha da artacak’’ diye konuştu.
''12 EYLÜL ZİHNİYETİ DENEN BİR ZİHNİYET VARDI''
12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruşun ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını geriye götürdüğünü anlatan Bakan Fidan şöyle devam etti:
‘’Yıllardır devam eden bir, mücadele bu. Burada birkaç tane önemli hususun yerine getirilmesini sağladık. Birincisi tabii yani 12 Eylül. Biliyorsunuz 12 Eylül zihniyeti denen bir zihniyet vardı. Özellikle kimlik inkarını, Kürtlerin kimliğini inkar eden, bir duruşun neredeyse sembolü haline gelmiş bir zihniyet vardı. Bu zihniyetin hem pratikte hem hukuki zeminde hem zihni zeminde son bulmasını sağlayan gerçekten AK Parti kadrolarının halk yoluyla, seçim yoluyla iktidara gelmesi oldu. Yani bu tarihî olarak altı çizilmesi gereken bir husus değerli arkadaşlar. 12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruş, ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını aklınıza ölçülebilen ne parametre geliyorsa hepsini geriye götürdü. Hiçbirini ileriye götürmedi. Tabii çok şükür AK Parti iktidarlarıyla beraber Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten, kimlik inkarının ortadan kalkması, bütün vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık çerçevesinde sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için kendi etnik kimliğinden, inancından bağımsız olarak eşit muamele görmesi prensibi bizim, yaptığımız en büyük siyasal devrim olmuştur değerli arkadaşlar. Anayasal vatandaşlık ve insanlara eşit muamele. Her insanın kimliğini, kültürünü, inancını, durduğu yeri kabul etmek ve bunun içerisinden bir toplumsal bütünleşme ve kaynaşma üretmek önemli. Yani burada garip olan şu, yani yüzyıllardır, bin yıldır bu topraklarda sosyoloji zaten Kürt, Türk, Müslüman, Hristiyan, Arap, Çerkez ayrımı yapmadan kendi beraber yaşam yolunu bulmuşken, toplum kat kat ilerideyken devletin kendi yazılımının bu konunun gerisinde kalması aslında krizin başlıca sebeplerinden biri olmuştur.
AK Parti'nin yaptığın önemli şey, toplumsal gerçekliği devletin yönetimine, anayasanın kodlarına, meclisten geçen kanunlara taşımak oldu. Bu olduğu zaman, yani toplumla devlet arasındaki zihin, kalp ve akıl uyuşması yaşandığı zaman zaten önümüzde değerli bir şey kalıyor, kalkınmayla ilgili, gelişmeyle ilgili, moderniteyle ilgili, kültürle ilgili, eğitimle ilgili diğer sorunların çözülmesi.’’
‘’13 YIL ÖNCE ASLINDA BU KONU ÇÖZÜLEBİLİRDİ’’
Demokratik reformlarla ilgili adımların en büyüğünün 2013 yılı itibarıyla atıldığını vurgulayan Bakan Fidan, ‘’Dil, Kürtçe eğitimle ilgili büyük bir adım atıldı. Yani kimlik inkarıyla ilgili mevzuatta olabilecek ne varsa onların hepsinin ortadan temizlendiği, aslında sosyolojiyle ve devlet mevzuatının buluştuğu bir gerçek alana döndüğümüz andan itibaren ortada aslında büyük bir siyasal dayanak olmaması gerekiyordu. Fakat tabii bizim uzun yıllardır bir de siyasal şiddetin terör formunda Türkiye'de ve Türkiye'nin ötesinde yer buluyor olması, Türkiye'de cereyan eden siyasal gerçeklikle bir türlü bir senkronizasyon kuramaması, daha çok Türkiye'de olana değil de bölgede olması muhtemel krizlere bakan bir perspektifle, olaylara bakan bir yaklaşım mevcut, sürecin tabii hayata geçişini bir 13 yıl daha ertelemiş oldu.
Ama ne diyoruz. Bizim hani güzel bir halk deyişimiz var. Geç olsun güç olmasın, güzel olsun. 13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Ama işte Suriye'den şu çıkar, Irak'tan bu çıkar diye imkanlara bakıldı. Aslında Türkiye'deki toplum devlet bütünleşmesi, demokratik devrimin değeri, o dönem takdir edilemedi. Bütün bunların hepsi bütün sorunların çözüldüğü manasına mı geliyor değerli arkadaşlar. Tabii ki gelmiyor. Ama konu sorunun olup olmaması değil. Konu bir sorunu, bir toplumsal sorunu, bir siyasal sorunu hangi yöntemle çözmek istediğimizle alakalı. Şiddetle mi, siyasal şiddetle mi yoksa diyalog yoluyla mı.
Türkiye'de siyasal partilerin işleyişi, Meclis'in işleyişi, basının işleyişi, yani herkes kendi bulunduğu yeri ve siyasi pozisyonu siyaset yoluyla, diyalog yoluyla, topluma anlatma yoluyla ilerletmekte imkan sahibi. Bunun yerine siyasal şiddeti, terörü kullandığınız zaman bu bambaşka bir zemin açıyor. Artık burada haklar, onlar bunlar, kimlikler konuşmuyor. Burada kan var, burada başka bir dil var. Şimdi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan bu kardeşlik sürecinde inşallah biz artık çok uzun zaman önce gerçekten nihayete ermesi gereken bir sorunun sonuna gelip bundan sonra elimizde varsa herhangi bir sorun ve tartışma alanı, bunu medeni bir şekilde bütün dünyanın yaptığı gibi meclisin çatısı altında, başka siyasal platformlarda şiddet yoluyla değil, diyalog yoluyla götürmek’’ şeklinde konuştu.
''DİYARBAKIR VE BÖLGE, HAK ETTİĞİ EKONOMİK, POZİSYONA ULAŞACAK’’
Diyarbakır’ın tarihî olarak Irak'la, Suriye'yle buradaki kültürel havzayla, ekonomik havzayla da çok yakın ilişkisi olan bir coğrafi durum olduğunu belirten Bakan Fidan, konuşmasına şöyle devam etti:
''Şimdi inşallah sadece Türkiye'de değil, hem Suriye'de hem Irak'ta siyasal istikrarın, barışın, huzurun olduğu bir noktada sadece Türkiye'de yaptığımız reformlardan ve girişimlerden hareketle değil, bu bölgesel politikalardan dolayı da oradaki işbirliklerimizden dolayı da buradaki ekonominin inanılmaz şekilde ayağa kalkacağını göreceğiz. Yani Diyarbakır ve bölge, hak ettiği ekonomik, pozisyona ulaşacak diye biz değerlendiriyoruz. İnşallah bütün hedefimiz de o yönde. Sadece Türkiye'deki sorunu değil, terörsüz bölge, perspektifi adı altında esas itibariyle Suriye'nin de istikrarına, Irak'ın da istikrarına olacak, siyasal şiddeti ortadan kaldıracak bir düzeni artık bölgemize getirmek lazım.
Bakın son 40 yıldır bu bölge sürekli Irak, Suriye, Türkiye'nin belli bir kısmı sürekli, savaşla, kanla, terörle anılır halde. Buraya ekonomi gelmesi, yatırım gelmesi, ekonomik kalkınma olması gerçekten güç. Buna rağmen AK Parti iktidara geldiği andan itibaren inanılmaz bir şekilde altyapı sorunlarını çözdü. Normalde hep uçakla gelip gidiyoruz. Şimdi geçen Ahlat'taki etkinlikten sonra dedim ki karayoluyla kendim araba sürerek arkadaşlarla beraber döneyim. Oradan Van Gölünün etrafından, Muş'a, Muş'tan Solhan'a, Solhan'dan Bingöl'e, Bingöl'den Elazığ'a, Elazığ'dan Malatya'ya kadar kendim arabayı kullanarak, her tarafa bakarak, durarak geldim. Çünkü şehirlerde bulunuyoruz ama şehirlerarası yollar nasıl. Köyler nasıl. İlçeler nasıl. Yani bunu da yerinde görmek lazım. Bakın sizler bölgenin insanısınız. Vekilimle de görüşmüştük buraya gelmeden önce. Yani gerçekten 25 sene önceki durumla şimdiki durum inanılmaz derecede farklı. Bir defa duble yollar. Artık kerpiç evler görmüyoruz. Ekonomik gelişmişliğin göstergesi olan, evlerin durumu, yolun durumu, altyapının durumu.
Diyarbakır'a havadan baktığımız zaman o şehirciliğin gelişmiş olması, yeni Diyarbakır yeni yerleşimler, aynı şekilde Muş'ta, Elazığ'da, Bingöl'de, Solhan'da, yani, Ahlat'ta bütün bunları görüyoruz. Ben sadece bölge insanının değil, hem Türkiye'nin diğer yerlerindeki yatırımcılarımızın hem de yurt dışından yatırımcılarımızın buraya çok ciddi ilgi döneceğini düşünüyorum.
Dediğim gibi inşallah sadece Türkiye değil, Irak ve Suriye denklemini de istikrar içerisinde yürüttüğümüz zaman, yani Suriye'de huzur olduğu zaman Suriye'nin tamamını kastediyorum. Irak'ın tamamında huzur olduğu zaman, artık bölgedeki bütün halklar, devletler yollarına barış, huzur ve kalkınma içerisinde devam edecekler. Bizim, buna ihtiyacımız var değerli arkadaşlar. Aynı zamanda Silvan Barajı'nın durumuyla da ilgili, gerçekten, çok umut verici bilgiler aldım. Burada barajımızın hani müştemilatıyla, çevre tünelleriyle beraber bitmesi, Dicle Barajı ve Kral Kızı barajlarının ilave tesislerinin bitmesiyle Bakanımızın söylediği yaklaşık dört milyon dönüm bir ilave alanın yani sıfırdan sulanması değil de daha iyi sulanması ve ürünün iki, iki buçuk misli artması söz konusu olacak. Rusya Ukrayna savaşına baktığınız zaman ortaya bir Karadeniz'deki deniz trafiğinin inkıta uğramasından dolayı kimsenin şu ana kadar farkına varmadığı bir şey çıktı. Ukrayna'da ve Rusya'da üretilen buğday dünya marketlerine gidemiyor. İnanılmaz bir gıda fiyatlarında yükselme var. Sadece fiyat değil, bazı yerlerde olay gıda güvenliğini tehdit eder boyuta geldi. Biz, Silvan Barajı'nın, Dicle Barajı'nın ve Kral Kızı Barajının bütün bu müştemilatlarıyla beraber, ek tesisiyle beraber, tünelleri ve sulama tesisiyle beraber bittiği zaman yani Türkiye'nin gıda güvenliğine de inanılmaz katkılar sağlayacağını ve gıda güvenliği açısından Türkiye'yi çok üst noktaya taşıyacağını değerlendiriyoruz.’’
''YAPACAKLARIMIZIN ÇOK DAHA BAŞINDAYIZ’’
Diyarbakır'la ilgili, Türkiye'yle ilgili yapacaklarının çok daha başında olduklarına değinen Bakan Fidan, ‘’Cumhurbaşkanımız inşallah başımızda olduğu sürece bu konudaki hizmetlerimiz aksamadan devam edecek. İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğümüz andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun ekonomik durumunu ben yani kat be kat üstünde bir performans sergileyebileceğimizi görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün, kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Yani bölge halkının bu konuya sonuna kadar sahip çıkması, desteklemesi, aklı selimi ayakta tutması gerçekten önemliydi. Bu konuda ortaya koyduğunuz çaba her türlü takdirin üstünde’’ dedi.
<p>AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar.'' ifadelerini kullandı.</p>
UEFA Şampiyonlar Ligi ilk haftasında Fenerbahçe sahasında Roma'yla 1-1 berabere kaldı.
Karşılaşmanın ardından sarı-lacivertlilerin teknik direktörü İsmail Kartal görevinden istifa ettiğini duyurdu. İsmail Kartal'ın istifa kararının ardından açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Kartal'ın görevine devam edeceğini duyurdu.
Bugün Futbol Direktörü Oğuz Çetin ile İsmail Kartal bir görüşme gerçekleştirdi. İkili arasında yapılan görüşmenin ardından İsmail Kartal'la yollar ayrıldı.
GÖZLER YENİ TEKNİK DİREKTÖRDE
İsmail Kartal'ın ayrılığının ardından gözler yeni teknik direktörün kim olacağına çevrildi. Fenerbahçe için yerli ve yabancı birçok isim gündeme geldi.
Sarı-lacivertlilerin teknik direktörlüğü için gündeme gelen yerli isimler arasında Aykut Kocaman, Volkan Demirel, Selçuk İnan, Bülent Uygun ve Murat Yakın bulunuyor.
Fenerbahçe'de yabancı teknik direktör adayları arasında Antonio Conte, Igor Tudor ve Vitor Pereira yer alıyor.
TEDESCO İÇİN GERİ DÖNÜŞ İHTİMALİ
Öte yandan sarı-lacivertlilerin eski teknik direktörü Domenico Tedesco'nun da Bologna'dan ayrılması durumunda Fenerbahçe'nin hoca adayları arasına girebileceği konuşuluyor.
<p>UEFA Şampiyonlar Lninigi' ilk haftasında konuk ettiği Roma ile 1-1 berabere kalan Fenerbahçe'de teknik direktör İsmail Kartal, görevinden istifa etti.</p>
<p>Chobani Stadı'ndaki karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında Kartal, "Öncelikle bu akşamki maçta verdiğim görevleri harfi harfine yerine getiren oyuncularımı tebrik ediyorum. Şampiyonlar Ligi'ne yakışır bir futbol oynadık. Maçı kazanabilirdik, net pzosiyonlarımız vardı. Maç beraber bitti, oyuncularımla gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Soru kabul etmeyen Kartal, "3 aydır buradayım. Sezon başından bugüne kadar oyuncularımla yapmış olduğum antrenmanlar, kamplar... Başkan ve yöneticiler bize her konuda yarıdmcı olmaya çalıştı. Çok güzel günlerdi. Bu akşam ben görevimden istifa ediyorum. Bir daha asla geri dönmemek kaydıyla. Oyuncu kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Kulübün önünü açmak için böyle bir karar aldım." diyerek sözlerini tamamladı.</p>
Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte faaliyet gösteren bir şirkette geçmişte görev yapan 5 kişinin, sahte evrak ve belgelerle usulsüz işlemler gerçekleştirdiği bilgisi üzerine çalışma başlattı.
Bu kapsamda belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda şüpheliler yakalandı. Gözaltına alınan 5 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Kayseri Devlet Hastanesi Adli Tabipliği’nde sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi.
Türkiye, jeopolitik gelişmeler ve küresel ticaretteki belirsizliklerin etkisiyle yataylaşan enflasyonun ana eğilimini yeniden aşağı çevirmek için yılın yeni tedbirlere ve gelişmelere odaklandı.
2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'dan (OVP) derlediği bilgiye göre yıl sonuna kadar yaşanacak gelişmelerin dezenflasyon sürecine yeniden ivme kazandırması ve enflasyonda düşüş trendine girilmesi bekleniyor.
Haziran 2024'te başlayan dezenflasyon süreci, özellikle geçen yıl uygulanan politikaların da etkisiyle devam ederken enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanmıştı.
Sıkı para politikası duruşunun sürdürülmesi, maliye ve gelirler politikalarının desteği, talep koşullarının ılımlı seyretmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme bu gelişmede etkili olurken 2024 yaz aylarında yüzde 75 seviyelerindeki yıllık enflasyon bu yıl ağustosta yüzde 31,51 olarak hesaplandı.
SAVAŞ VE KÜRESEL TİCARETTEKİ BELİRSİZLİKLER FREN ETKİSİ YAPTI
Dezenflasyon sürecini yavaşlatan etken ise Türkiye'nin bölgesindeki savaşlar ve küresel ticaretteki belirsizlikler oldu.
Bu yılın ocak-ağustos döneminde enflasyon dinamikleri açısından öne çıkan olumsuz unsur ABD/İsrail-İran Savaşı ve bunun yansımaları olarak öne çıktı.
Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra küresel ticaretteki belirsizlikler, tarımsal üretimde arz koşulları ve artan maliyet yönlü gelişmeler enflasyon oranında geçici yataylaşmayı beraberinde getirdi.
8 GELİŞME "ANAHTAR" OLARAK GÖRÜLÜYOR
Buna karşın özellikle yılın kalan kısmı ile gelecek yıl dezenflasyon sürecinin hızlanması öngörülüyor. OVP'de enflasyonun bu yıl sonu için yüzde 28,4'e, gelecek yıl yüzde 21'e, 2028'te yüzde 13,5'e ve 2029'da yüzde 9'a gerileyeceği tahmin edildi.
Programda, dezenflasyon sürecinin kararlı ve kesintisiz sürmesiyle enflasyondaki ataletin kırılması ve program döneminde enflasyonun tek haneli seviyelere indirilerek fiyat istikrarının sağlanması temel amaç olarak öne çıktı.
Gelecek dönem beklenen 8 gelişme de dezenflasyon sürecinin hızlanmasında anahtar olarak görülüyor.
Türkiye genelinde periyodik araç muayenesi hizmeti sunan TÜVTÜRK, sürücüleri muayene tarihlerini aksatmama konusunda bir kez daha uyardı. Araçların trafikte güvenli şekilde kullanılabilmesi açısından büyük önem taşıyan periyodik kontrollerin, otomobillerin teknik açıdan trafiğe uygunluğunun belirlenmesinde önemli bir işlev gördüğü belirtildi.
ARAÇ SAHİPLERİ DİKKAT: YAPMAYAN GEÇEMİYOR! HERKES TEK TEK BAKSIN
Muayene öncesinde araç sahiplerinin bazı temel kontrolleri kendilerinin de yapabileceğine dikkat çekildi. Lastiklerin hava basıncı ve fiziksel durumu, farlar, stop lambaları ve sileceklerin çalışıp çalışmadığı kontrol edilmesi gereken başlıca noktalar arasında yer alıyor.
Bunun yanı sıra gösterge panelinde yanan uyarı lambalarının göz ardı edilmemesi, fren sırasında meydana gelen anormal ses, titreşim veya aracın bir tarafa çekmesi gibi belirtilerin de muayene öncesinde değerlendirilmesi gerekiyor.
Araçta bulunması zorunlu ekipmanların da kontrol edilmesi öneriliyor. İlk yardım çantası, yangın söndürme tüpü ve üçgen reflektörün araçta hazır ve ilgili standartlara uygun şekilde bulundurulması, muayene hazırlığında gözden kaçırılmaması gereken ayrıntılar arasında bulunuyor.
TÜVTÜRK'ün paylaşılan yıllık muayene verilerinde, araçlarda en sık karşılaşılan kusurların özellikle fren ve aydıtma sistemlerinde toplandığı görülüyor. Arka frenlerdeki dengesizlik, park freninin yeterli seviyede çalışmaması ve kısa huzmeli farların hatalı ayarlanması sık rastlanan sorunlar arasında gösteriliyor.
Fren lambalarının çalışmaması, geri vites lambasındaki arızalar ve geçerli egzoz gazı emisyon ölçümünün bulunmaması da muayenelerde tespit edilen yaygın eksiklikler arasında yer alıyor.
Öte yandan, araçlara sonradan monte edilen ve teknik standartları karşılamayan LEDampullerin de güvenlik açısından risk oluşturabileceği belirtildi. Sürücülerin araçlarında yaptıkları bu tür değişikliklerin yalnızca görünüm veya aydınlatma açısından değil, karşıdan gelen sürücülerin görüşü ve genel trafik güvenliği bakımından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, özel iştiraki Gazi Konut aracılığıyla kent genelinde sürdürdüğü konut seferberliğini ilçelere taşıyor.
Uygun koşullarda nitelikli konuta erişimi artırmayı amaçlayan çalışmalar kapsamında Karkamış’ta yapımına başlanan konut projesinde çalışmalar devam ediyor.
Bu kapsamda Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel ve teknik heyetle birlikte proje alanını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.
KARKAMIŞ’TA 100 KONUT PLANLANIYOR
Karkamış Projesi kapsamında toplam 100 konutun hayata geçirilmesi planlanıyor. Projenin yapımına başlanan ilk etabında ise net kullanım alanları 70 ile 75 metrekare arasında değişen 25 adet 2+1 daire yer alıyor.
18 Haziran’da yapı ruhsatının alınmasının ardından şantiye çalışmalarının başladığı projede, ilk 25 konutun Mayıs 2027’de anahtar tesliminin yapılması hedefleniyor.
BAŞKAN ŞAHİN: KONUT PROJESİ DEVLET MEMURLARI İÇİN KOLAYLIK SAĞLAYACAK
Başkan Fatma Şahin, Karkamış’ın stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Bir taraftan Karkamış’ta antik kentimiz bulunuyor. Diğer taraftan Kuş Cenneti projemiz nihayete eriyor. Dolayısıyla kültür turizmş açısında bu ilçemiz çok iyi bir potansiyele sahip.” dedi.
Bu konut projesinin devlet memurlarının konaklamasında önemli bir kolaylık sağlayacağına vurgu yapan Başkan Fatma Şahin, “Nizip’ten Karkamış’a günlük rutin yol yapan memurlarımız açısından bu inşa edilen daireler, onları rahatlatacak. Çünkü Nizip-Karkamış arası her gün bu yolu gelip gitmek ciddi zaman kaybına neden oluyor. Bu anlamda Karkamış’ın kendi ihtiyacını kendi içerisinde giderebilmesi adına bu konut ihtiyacına hızlıca cevap vermek önemliydi. Biz de Gazi Konut olarak gelen talep üzerine hemen reaksiyon aldık. Konut projesi, ilçeye ilaç gibi iyi gelecektir.” diye konuştu.
Gazi Konut’un giderek bir marka haline geldiğini anlatan Başkan Fatma Şahin, “Gazi Konut çok hızlı bir şekilde bina yapımını tamamlıyor. Kalifikasyonu arttı. Bunun yanı sıra uygun ve güvenilir yapılar inşa ediyor. Bu konut anlayışıyla örnek bir nitelik taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Karkamış Kaymakamı Ferdi Akgün, Karkamış’ın konut ihtiyacını önemli oranda cevap verecek bu projenin şimdiden hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere teknik heyete teşekkürlerini iletti.
GÜZEL: İLÇEYE CİDDİ ANLAMDA FAYDA SAĞLAYACAK
Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in konut ihtiyacı taleplerine hızlıca cevap verdiğini ifade ederek, “Dışardan ilçemize gelen özellikle memur kesiminin konut ihtiyacına karşılık gelmesi açısından bu proje çok değerli. Ciddi anlamda ilçemize fayda sağlayacaktır.” dedi.
FEDAİOĞLU: GAZİ KONUT BİRÇOK NOKTADA KENTİN KONUT İHTİYACINI GİDERİYOR
Gaziantep AK Parti İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Büyükşehir Belediyesi özel iştiraki Gazi Konut’un kentin birçok noktasında konut ihtiyacını giderdiğini dile getirerek, “Bugün de Karkamış ilçemizdeyiz, konut çalışmalarını inceliyoruz. Bu konut yapımıyla ilçenin konut ihtiyacı da büyük oranda giderilmiş olacak.” diye konuştu.
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili ve Gazi Konut Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Haz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in talimatıyla Karkamış’ta 100 konut projesini başlattıklarını aktararak, “Bugün incelemesini yaptığımız inşaat alanında 25 daire bulunuyor. Bunlar 2+1 dairelerden oluşuyor. Kısmet olursa dairelerimizin anahtar teslimini 2027 Mayıs ayında anahtar teslimini yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve MİT ekipleri, uluslararası seviyede arananların yakalanmasına yönelik çalışma başlattı.
Bu kapsamda Bulgaristan vatandaşı olan, "uluslararası düzeyde uyuşturucu kaçakçılığı" suçundan Bulgaristan mahkemelerince 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Aydan Bekir Hasan'ın Bursa'da saklandığı tespit edildi.
Birçok ülkede sahte kimliklerle dolaştığı iddia edilen Aydan Bekir Hasan, Interpol destekli Bursa Narkotik Suçlarla Mücadele ve MİT ekiplerince düzenlenen şafak operasyonuyla yakalandı.
Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen Aydan Bekir Hasan'ın sınır dışı edilmek üzere işlemlerine başlandığı bildirildi.
Olay, saat 13.00 sıralarında Aydınlar Mahallesi Sevgi Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede seyir halinde olan 34 PSA 572 plakalı otomobile, henüz kimliği belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlendi.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, sağlık ekipleri otomobilde bulunan sürücünün hayatını kaybettiğini belirledi.
Olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı çalışmada 18 boş kovan bulundu. Polis ekipleri, saldırıyı gerçekleştiren şüpheli veya şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Sürücünün cenazesi olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.
Bilecik'in Osmaneli ilçesine bağlı Çerkeşli Köyü'nde şeftali ve nektarin hasadına başlarken, bu yıl üretici fiyatlardan memnun değildi. Bilecik genelinde nektarin üretimi 4 bin 200 dekar alanda 10 bin 625 ton olarak gerçekleştirilirken, bunun büyük bir kısmı Osmaneli ilçesinde yapılıyor.
Nektarin üreticisi Recep Yağcı, geçen yıl nektarin fiyatının 60-70 lira olduğunu, bu yıl fiyatların çok düştüğünü anlatarak, "Bu sene rekolte çok olduğu için fiyatlarda randıman yok. Ürettiğimiz şeftali yurt dışına gitmekte ama biz bunun hakkını alamamaktayız. Burada 25 yıldır 50-60 dönüm arazide şeftali yapıyorum. Tabii, bunun belli bir ömrü var. Bu bittikten sonra yeniden bahçeyi tazeliyoruz. Bir yıl ömrü var. 20 yıl sonra söküyorsun, bunu yeniden çeşit değiştiriyorsun. Bunun 5-6 yıl tekrar verime geçmesini bekliyoruz" dedi.
"GEÇEN YIL 60-70 TL OLAN BU MAL, BU YIL 20 TL"
Recep Yağcı, geçen yıl şeftali ne nektarin üretiminde yanıklar olduğundan rekoltenin az olduğunu anlatarak, "Geçen yıl şeftali eksikti Türkiye genelinde, yanık vardı. Ona rağmen işte 60-70 bin liraya falan satıldı. Ama bu sene işte 10 TL, 15 TL, 20 TL bandında bu milletin malı alınıyor. Bu malın yüzde 70'i yurtdışına da gidiyor, kalanı iş pazara gidiyor. İç pazarda genellikle İstanbul'a gidiyor. Ama ihracat desteklemediği sürece iç pazar malı yiyemiyoruz. Yiyemeyince bu sefer işte pazarda yok, pahalı gibi söylemler oluyor" dedi.
Esenler’de öğrencilerin okul ve okul çevresindeki güvenliğini artırmaya yönelik önemli bir adım atıldı.
Esenler Belediyesi tarafından İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı işbirliğiyle yürütülen “Güvenli Şehir Esenler Projesi” kapsamında ilçedeki 70 okulun tamamı kamera altyapısıyla güvenlik ağına dahil edildi.
Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu’nun öncülüğünde yürütülen proje, yalnızca eğitim kurumlarını değil ilçenin genelini kapsayan bütünleşik bir güvenlik sistemi oluşturmayı hedefliyor.
Proje kapsamında Esenler genelindeki bin 291 cadde ve sokak ile parklar ve eğitim kurumları kamera altyapısıyla merkezi güvenlik ağına bağlandı.
OKUL GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI TAKİP EDİLEBİLECEK
Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte devreye alınan sistem sayesinde 70 okulun giriş ve çıkışları ile okul çevreleri kamera altyapısı üzerinden takip edilebilir hale geldi.
Sistemle, okul çevresinde meydana gelebilecek olumsuzlukların daha erken fark edilmesi ve ihtiyaç halinde ilgili güvenlik birimlerinin hızlı şekilde harekete geçirilmesi amaçlanıyor.
MERKEZİ İZLEME YAPILIYOR
“Güvenli Şehir Esenler Projesi” kapsamında kurulan sistem, Esenler Akıllı Şehir ve Afet Koordinasyon Merkezi üzerinden takip ediliyor.
İlçenin farklı noktalarından elde edilen görüntüler merkezi sisteme aktarılarak gerekli durumlarda emniyet birimleriyle koordinasyon sağlanıyor.
Sistem, yaşanan olayların sonradan incelenmesinin yanı sıra olası risklerin erken fark edilmesi, caydırıcılığın artırılması ve güvenlik birimlerinin çalışmalarına destek olunması amacıyla da kullanılıyor.
“ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİ HER ŞEYDEN ÖNCE GELİYOR”
Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, "Güvenli Şehir Esenler Projesi”nin öğrencilerin güvenliğine önemli katkı sağlayacağını belirterek, “Çocuklarımızın güvenli bir ortamda eğitim alması ve okullarına güven içerisinde gidip gelmesi bizim için her şeyden önce geliyor. Teknolojinin imkânlarını kullanarak Esenler’in tamamını kapsayan güçlü bir güvenlik ağı oluşturduk. 70 okulumuzun tamamının bu sisteme dahil edilmesiyle öğrencilerimizin ve ailelerimizin güven duygusunu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. İçişleri Bakanlığımıza, Milli Eğitim Bakanlığımıza ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığımıza projeye destekleri ve verdikleri emekler için Esenlerli hemşehrilerim adına canıgönülden teşekkür ediyorum. Hayata geçirdiğimiz bu entegrasyon sayesinde hem suç oranlarını minimize edeceğiz hem de afet ve kriz yönetimi süreçlerine hızlı müdahale edebilen güçlü bir şehir altyapısını İstanbul’a kazandırmış oluyoruz." ifadelerini kullandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, PISA 2025 sonuçlarına ilişkin, "Kalkınmanın temel unsurlarından biri olan beşeri sermayemizin niteliğini daha da güçlendirmek için eğitim politikalarımızı sürdürecek, elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşımaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Mehmet Şimşek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Türkiye, PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2025 sonuçlarına göre sıralamasını tüm alanlarda yükseltirken fen bilimleri ve okuma becerilerinde OECD ortalamasının üzerinde performans gösterdi. 91 ülke arasında sıralamamız; fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte 11 basamak yükseldi. OECD ülkeleri arasında 2022’ye kıyasla her 3 alanda puanını en fazla artıran Türkiye, son 10 yılda 3 alanda da performansını sürekli artıran tek OECD üyesi oldu. 2026 yılı bütçesinde en yüksek payı, yüzde 15,3 ile eğitime ayırdık. Kalkınmanın temel unsurlarından biri olan beşeri sermayemizin niteliğini daha da güçlendirmek için eğitim politikalarımızı sürdürecek, elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşımaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçında perşembe günü Kadıköy'de Roma ile kozlarını paylaşacak Fenerbahçe'de hazırlıklar sürerken, Marco Asensio'nun sakatlığı can sıkmaya devam ediyor. Beşiktaş derbisi sonrası moral arayan sarı-lacivertlilerde kritik mücadele öncesinde dünyaca ünlü 10 numaradan istenen haber gelmedi.
FENERBAHÇE'DE MARCO ASENSIO ROMA MAÇINDA KADRODA OLMAYACAK
Sakatlığı nedeniyle bir süredir takımdan uzak kalan Marco Asensio'nun Roma karşılaşmasının kadrosunda yer almayacağı kesinleşti. Sercan Hamzaoğlu'nun haberine göre: Asensio, Roma mücadelesinin ardından Süper Lig'de oynanacak Gaziantep FK karşılaşmasında da ilk 11'de görev yapamayacak. Teknik heyetin, tecrübeli oyuncunun riske edilmeyerek tamamen hazır hale gelmesi adına temkinli bir yol izleyeceği belirtildi.
Demirköy ve Vize Kaymakamlıklarından yapılan açıklamaya göre, olumsuz hava ve deniz koşulları sebebiyle Vize ilçesine bağlı Kıyıköy ile Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde tüm plajlarda denize girilmesi 1 gün süreyle yasaklandı.
Vatandaşlardan yasağa uymaları istendi.
Jandarma ekipleri de plajlarda denetimlerde bulunacak.
Süper Lig'de geçtiğimiz cumartesi günü oynanan derbide ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 2-1 yenen Beşiktaş'ta moraller yerinde.
Siyah-beyazlılar, 5. haftada Erzurumspor'u konuk edeceği maçın hazırlıklarına bugün başladı.
Teknik direktör Vincenzo Italiano'nun, mavi beyazlılara karşı oynanacak müsabakada geniş kapsamlı bir rotasyona gideceği iddia edildi.
17 Eylül Perşembe günü Marsilya ile oynayacağı maç ile UEFA Avrupa Ligi startını verecek olan siyah beyazlılarda, İtalyan hocanın bu karşılaşmayı düşünerek lig maçına ideal 11'den farklı bir kadroyla çıkması bekleniyor.
Sözcü gazetesinde yer alan habere göre; Vincenzo Italiano, sağ bekte Taylan Bulut, sol bekte de Fenerbahçe derbisinin ikinci yarısnda sergilediği başarılı performans ile parmak ısırtan Kassoum Ouattara'ya şans verecek.
İtalyan teknik adamın orta sahada Wilfred Ndidi ile Fabio Miretti ve sağ kanatta da Ernest Poku'ya forma şansı vermeyi düşündüğü öğrenildi.
Haberde, siyah beyazlı teknik adamın, Erzurumspor maçı için bu futbolculara "hazır ol" talimatı verdiği kaydedildi.
İstanbul'da hayatını kaybeden oyuncu Serhat Kılıç'ın cenazesi, dün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde düzenlenen anma töreninin ardından Ankara'ya getirildi. Kılıç için Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde tören düzenlendi.
Törene, Kılıç'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, oyuncu arkadaşları ve vatandaşlar katıldı. Kılıç'ın cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Karadağlı, "Hepimizin başı sağ olsun. Hepimiz çok üzgünüz. Allah rahmet eylesin, çok zamansız bir gidiş oldu. Allah gani gani rahmet eylesin, çok yetenekli, enerji dolu, çok sevilen bir oyuncu arkadaşımızdı, kardeşimizdi. Bir de benim okulumdan, ben onun ağabeyiyim. Allah gani gani rahmet eylesin, çok üzüldüm" dedi.
<p>Pakistan ordusu, Bayraktar Akıncı, TB2 ve Bayraktar Sivrisinek İHA'ların yanı sıra ASELSAN üretimi Korkut Alçak İrtifa Hava Savunma Sistemi ile Şahin Anti-Drone'un da yer aldığı videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.</p>
<p>Görüntülerde en çok dikkat çeken ayrıntılardan biri ise Baykar tarafından geliştirilen ve 2 bin kilometreyi aşan menzile sahip olduğu belirtilen K2 Kamikaze İHA'ları oldu.</p>
Konya Büyükşehir Belediyesi, şehrin altyapısını güçlendirmek ve iklim koşullarına bağlı olarak artabilecek taşkın risklerine karşı daha dirençli bir şehir oluşturmak amacıyla yatırımlarına devam ediyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Konya’nın hızla gelişen ve büyüyen bir şehir olduğunu ifade ederek, şehrin bugününü olduğu kadar geleceğini de düşünerek altyapı yatırımlarını planladıklarını ifade etti.
Bu anlayış doğrultusunda KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün kanalizasyon, yağmursuyu ve taşkın altyapısında ihtiyaç duyulan bölgelerde kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten Başkan Altay, yoğun yağışlarda oluşabilecek su birikintilerinin ve taşkınların önüne geçilmesi, mevcut altyapı sistemlerinin kapasitesinin artırılması ve vatandaşların daha güvenli bir altyapı hizmetine kavuşturulma için çalıştıklarını vurguladı.
GENÇ OSMAN CADDESİ’NDE TAŞKIN RİSKİNE KAPSAMLI ÇÖZÜM
Genç Osman Caddesi ve çevresinde yaşanan taşkın probleminin giderilmesine yönelik kapsamlı bir altyapı çalışması yürüttüklerine işaret eden Başkan Altay, “Bölgede bulunan 800 milimetre çapındaki hattın tahliye kapasitesinin üzerinde debiyle beslenmesi nedeniyle atıksuyun hat içerisinde ilerleyememesi ve geri tepmesi sonucu özellikle Genç Osman Caddesi’nde zaman zaman taşkınlar meydana geliyordu. KOSKİ Genel Müdürlüğü’müz tarafından hazırlanan projeyle; Genç Osman Caddesi’nden gelen hattın Çevre Yolu Caddesi üzerindeki 800 milimetre çapındaki kolektörle olan bağlantısı kesilecek, 260 metre uzunluğunda ve 800 milimetre çapında yeni bir kolektör hattı imal edilecek. Böylelikle yeni kolektör hattının bölgede bulunan 1.000 milimetre çapındaki hatta bağlanmasıyla mevcut sistem üzerindeki yükün azaltılması sağlanacak. Bunun yanı sıra proje kapsamında bulunan Hocacihan-Akıncılar arasındaki 1000 milimetre çapındaki kolektör hattının tamamlanmasıyla havzadan gelen debi yaklaşık yüzde 65 oranında azaltılacak.” dedi.
YAZIR’A DA TAŞKIN HATTI
Konya Büyükşehir Belediyesi KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün, Yazır Mahallesi Ulusal Sokak’ta da taşkın hattı çalışması yaptığına da dikkat çeken Başkan Altay, “281 metre uzunluğunda ve 1200 milimetre çapındaki hattın bir bölümü tamamlanırken, bir bölümünde de helezonik yatay geçiş gerçekleştirilecek. Çalışmanın tamamlanmasıyla özellikle yoğun yağışların ardından bölgede oluşabilecek su birikintileri ve taşkınların önüne geçilmesi, altyapının yağışlara karşı kapasitesinin artırılması sağlanmış olacak.” ifadelerini kullandı.
MALAZGİRT MAHALLESİ’NDE KANALİZASYON VE YAĞMURSUYU ALTYAPISI GÜÇLENİYOR
Malazgirt Mahallesi’nde de altyapı kapasitesini artıracak çalışmalar yürütüldüğünü dile getiren Başkan Altay, “Malazgirt Mahallesi Lale Caddesi’nde 261 metre uzunluğunda ve 600 milimetre çapında taşkın hattı döşeme çalışmalarının 75 metrelik kısmı tamamlandı. Aynı çalışma kapsamında Malazgirt Mahallesi Mehtap Caddesi’nde 800 metre uzunluğunda ve 600 milimetre çapında kanalizasyon ıslahı gerçekleştirilecek. Bölgede ayrıca 800 metre uzunluğunda ve 600 milimetre çapında yağmursuyu hattı döşenecek.” diye konuştu.
“KONYA’NIN ALTYAPISINI GELECEĞE HAZIRLIYORUZ”
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, şehir genelinde altyapının güçlendirilmesine yönelik ortaya koydukları hizmet anlayışı doğrultusunda çalışmaları ara vermeksizin sürdürdüklerini belirterek, “Konya’nın altyapısını geleceğe hazırlıyoruz. Yalnızca mevcut sorunlara müdahale etmekle kalmıyor, gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları da dikkate alarak altyapı yatırımlarını planlıyoruz. Konya’nın farklı bölgelerinde sürdürülen kanalizasyon, yağmursuyu ve taşkın hattı çalışmalarıyla altyapı sistemlerimizin kapasitesi artırıyoruz. Proaktif bir yaklaşımla, özellikle yoğun yağışlarda oluşması muhtemel riskleri minimize ediyoruz.” cümlelerine yer verdi.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Uşak Belediyesi'ne yönelik düzenlenen rüşvet ve usulsüzlük operasyon kapsamında tutuklanan Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın şirketlerine ait araçları satışa koymuştu. Talipli çıkmayınca araçlar yeniden ihale edilecek.
TMSF'nin verdiği ilanlarda lüks ciplerden kamyonlara kadar 25 araç listelendi.
Kurum, Yalım Petrol Ürünleri Turizm Otomotiv Gıda Nakliye Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti'ye ait araç satış ilanını duyurdu. Araçların toplam değeri 41 milyon 944 bin 500 lira. Araçların hepsinde haciz de bulunuyor.
İHALE 10 EYLÜL'DE
TMSF, ihalenin 10 Eylül 2026 tarihinde saat 10:00 ve 13:30'da yapılacağını duyurdu.
TEKLİFLER YARIN VERİLECEK
TMSF'nin ilanında "Tekliflerin, 09.09.2026 tarihi saat 16.00’a kadar Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe, Şişli/İstanbul adresinde veya kadar “Büyükdere Caddesi No:143 Esentepe, 34394 Şişli/İstanbul adresinde veya Kaşbelen Köyü, 2. Derin Sokak, No: 11/1 İzmir Yolu 8.km Üniversite karşısı Merkez/UŞAK adresine elden teslim etmeleri ya da aynı tarih/saate kadar aynı adreste olacak şekilde posta ile ulaştırılması veya davutmuhasebe64@hotmail.com veya ozdemir.gursel99@gmail.com adresine gönderilmesi gerekmektedir. E-posta yoluyla gönderilen şartname asılları ihale saatinden önce Yalım Petrol yetkililerine mutlaka ibraz edilmesi gerekmektedir." ayrıntısını verdi.
TEMİNAT MEKTUBU SUNULACAK
İhaleye katılmak isteyenlerin her bir araca ait teminat bedeli/bedellerini; Yalım Petrol Ürünleri Turizm Otomotiv Gıda Nakliye Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’nin Halkbank Uşak 1 Eylül Şubesi TR51 0001 2001 3710 0010 1022 48 İBAN no.lu TL yatırılacak ya da aynı tutarda 2 ay süreli geçici banka teminat mektubunu Şirkete teslim edecek. İhale mahallinde nakit teminat tahsili yapılmayacak. İhale mahallinde nakit teminat tahsili yapılmayacak.
BORNOVA BELEDİYESİ'NE İŞE SOKTUĞU ORTAYA ÇIKMIŞTI
Yalım ile ilişkisi olduğu iddia edilen A.A. Bornova Belediyesi'nde fiilen görev yapmadığı halde maaş aldığı öne sürülüyordu. Bu kapsamda Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki'nin de aralarında olduğu 4 kişi gözaltına alınıp serbest bırakıldı.
Eşki, A.A.'ya referans olduğunu ancak fiilen işe devam edip etmediğini bilmediğini öne sürmüş, 5 aylık maaşın da belediye veznesine ödenerek zararın karşılandığını belirtmişti.
Kaza, öğleden sonra, Artuklu ilçesi kırsal Tilkitepe Mahallesi’nde meydana geldi. Nusaybin ilçesinde faaliyet gösteren özel bir basketbol kulübünün öğrencilerini taşıyan, sürücüsünün ismi henüz öğrenilemeyen 47 AET 130 plakalı minibüs, Artuklu-Nusaybin kara yolunda devrildi.
Kazada Z.İ. (11), A.A. (12), S.D. (14), R.A. (12), M.D. (11), R.H. (10), H.Ç. (12), L.V. (12), N.O. (12), S.A. (12), A.A. (12), Z.H.T. (15) ve S.A. (18) yaralandı. İhbarla bölgeye sağlık, jandarma, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yaralılar, ilk müdahalelerinin ardından Nusaybin Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedaviye alınan öğrencilerin hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi.
Edirne'de Keşan ilçesine bağlı Mecidiye köyü sahilinde tatil yapan N.K. (48), sabah saatlerinde park halindeki 18 AG 337 plakalı otomobili çalıştırdı. Bu sırada elektrik kontağı yaptığı iddia edilen otomobil, motor kısmından alev alarak yanmaya başladı.
Alevler kısa sürede tüm otomobili sararken, ihbar üzerine olay yerine jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Yangın, itfaiyenin müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürüldü. Demir yığınına dönen otomobil, kullanılamaz hale geldi.
Yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme başlatıldı.
Şüpheliye hırsızlıklar sırasında yardım eden ve banka hesaplarını kullanan 18 şüpheli de gözaltına alındı. Operasyon kapsamında şüphelilerin banka hesaplarına bloke konulurken, suç gelirleriyle alındığı değerlendirilen 5 taşınmaz ve 12 lüks otomobile de el konduğu öğrenildi. Şirket hesabından kendisine aktardığı 122 milyon liranın 60 milyon liralık kısmını Kıbrıs ve Gürcistan'da kumarda harcadığını, 5 milyon lirayı ise estetik operasyon için sevgilisine verdiğini söyleyen Mesut A., emniyette verdiği ifadesinde 'Pişman değilim' dediği öğrenildi.
Asayiş Şube Müdürlüğü ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yapılan bir ihbar üzerine soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda bir şirkette muhasebe müdürü olarak çalışan Mesut A.’nın yıllar içinde şirkete ait paraları önce kendi hesaplarına daha sonra suç ortaklarının hesaplarına aktardığı belirlendi. Şirketin hesaplarını inceleyen polis ekipleri şüphelinin toplam 122 milyon lirayı çaldığını belirledi. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışmada şüpheli Mesut A. ve suç ortaklarını yakalamak için İstanbul merkezli Sinop ve Tokat'ta operasyon düzenledi. Özel harekat polislerinin de katıldığı eş zamanlı baskınlarda Mesut A.’ın da aralarında bulunduğu 18 şüpheli gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğüne getirilen şüphelilerin sorgusu Dolandırıcılık Büro Amirliğinde yapıldı. Mesut A.’nın dışında gözaltına alınan şüphelilerin banka hesaplarını kullandıran ve aynı şirkette çalışarak ona yardım eden kişiler olduğu belirtildi.
5 YIL BOYUNCA PARA AKTARMIŞ
Mesut A.’nın 2021 yılında şirketin parasını zimmetine geçirmeye başladığı ve bu durumun 2026 yılına kadar 5 yıl boyunca devam ettiği ortaya çıktı. Mesut A.’nın, zimmetine geçirdiği paraların bir bölümünü yakın çevresine aktardığı, kendisine otomobil ve ev aldığı belirlendi. Daha sonra eşiyle boşanma aşamasına gelen Mesut A.’nın, evini önce annesinin, ardından sevgilisinin üzerine geçirdiği öğrenildi. Mesut A.’nın, boşanma aşamasındaki eşine de milyonlarca lira para transferi yaptığı tespit edildi.
5 MİLYON LİRAYA ESTETİK OPERASYON
Polis ekiplerinin yaptığı incelemede, Mesut A.’nın harcadığı paranın önemli bir bölümünü sevgilisi Şeyma Y. için kullandığı ortaya çıktı. Şeyma Y.’nin defalarca estetik operasyon geçirdiği, bu amaçla yapılan ödemelerin toplamının 5 milyon lirayı aştığı belirlendi. Mesut A.’nın daha sonra sevgilisiyle birlikte Kıbrıs ve Gürcistan’daki kumarhanelere gittiği ve burada yaklaşık 60 milyon lira harcadığı tespit edildi. Mesut A.'nın emniyette verdiği ifadesinde "Pişman değilim" dediği öğrenildi. Polis operasyonunun ardından Şeyma Y.’nin hesabında bulunan yaklaşık 10 milyon liraya da el konulduğu öğrenildi. Şeyma Y.’nin, söz konusu harcamaların kaynağını soran polislere, “Borsada işlem yaptım, oradan kazandım” şeklinde cevap verdiği belirtildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 19 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Dünyanın en çok kullanılan anlık mesajlaşma uygulamalarından WhatsApp, güvenlik altyapısını güçlendirmek ve yeni özelliklerin sorunsuz şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla desteklediği işletim sistemi sürümlerini yeniden düzenliyor.
WhatsApp’ın çatı şirketi Meta’nın aldığı kararla, güncel yazılım ve güvenlik gereksinimlerini karşılayamayan eski nesil akıllı telefonlar uygulamaya erişimini kaybedecek. Değişiklikler, kullanılan işletim sistemine göre farklı tarihlerde devreye girecek.
BU TELEFONLARDA WHATSAPP KAPATILACAK! ARTIK ÇALIŞMAYACAK
Meta’nın güncellediği sistem gereksinimleri kapsamında Android ve iOS cihazlar için farklı tarihler belirlendi.
Android: Android 6.0’ın altında çalışan cihazlarda WhatsApp desteği 8 Eylül 2026 itibarıyla sona erecek. Böylece uygulamanın minimum Android sürümü 5.0’dan 6.0’a yükseltilmiş olacak.
iPhone: iOS 15.5’ten daha eski sürümleri kullanan iPhone modelleri ise 30 Kasım 2026’dan itibaren WhatsApp desteğini kaybedecek.
iOS tarafındaki değişikliğin geniş kapsamlı bir kullanıcı kaybına yol açması beklenmiyor. Bunun temel nedeni, iOS 15.1 çalıştırabilen cihazların büyük bölümünün daha güncel iOS sürümlerine yükseltilebilmesi. Bu nedenle destek sınırının iOS 15.5’e çekilmesinden sonra birçok iPhone kullanıcısı uygulamayı kullanmaya devam edebilecek.
İşletim sistemi güncellemesi alamayan ve yeni gereksinimleri karşılayamayan bazı eski akıllı telefon modelleri, belirtilen tarihlerden sonra WhatsApp’ı kullanamayacak.
Destek kapsamı dışında kalabilecek modeller arasında şunlar yer alıyor:
Samsung Galaxy S4
Samsung Galaxy Note 3
Samsung Galaxy Grand Prime
HTC One Max
Sony Xperia Z
LG G2
Asus ZenFone 4
Xiaomi Mi 4i
Xiaomi Redmi Note 2
Huawei Ascend P7
Huawei Mate 7
Kullanıcıların destek kesintisinden etkilenip etkilenmeyeceğini öğrenmek için telefonlarının işletim sistemi sürümünü kontrol etmeleri ve cihazları güncellenebiliyorsa mevcut en son sürüme geçmeleri gerekiyor.
Cagnes-sur-Mer Belediye Başkanı Bryan Masson, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Bu sabah 2 kişi Renoir Müzesi'ne girerek 4 sanat eserini çaldı." ifadesini kullandı.
Masson, müzenin alarmının yerel saatle 05.48'de çaldığını ve 5 dakika sonra belediyeye bağlı polis ekiplerinin olay yerine intikal ettiğini aktararak, kentin güvenlik kameralarıyla tespit edilen 2 kişinin kaçtığını belirtti.
Faillerin polis tarafından aktif olarak arandığını kaydeden Masson, olayla ilgili açılan soruşturmanın devam ettiğini bildirdi.
TAHMİNİ DEĞERİ 9 MİLYON AVRO
Masson, "Renoir Müzesi'ne saldırmak, Cagnes-sur-Mer tarihinin ve mirasının bir bölümüne saldırmaktır." ifadesini kullanarak, ülkedeki müzeleri ve tarihi eserleri korumak adına devasa bir güvenlik projesinin başlatılması gerektiğini vurguladı.
Yerel basındaki haberlere göre, Masson, çalınan tabloların tahmini değerinin 9 milyon avro olduğunu belirterek, hırsızların kaçarken 4 tablodan ikisini geride bıraktığını kaydetti.
İran savaşı sonrası Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve Rusya'nın ihracata getirdiği kısıtlamalar Türkiye'nin gübre tedarikinde iki önemli kanalı daraltmıştı. Ankara ile Moskova arasında imzalanacak yeni anlaşmayla Rusya, ihracatını sınırlandırdığı azotlu ve fosforlu gübreler ile amonyakta Türkiye'ye özel alan açacak.
KÜRESEL KRİZE KARŞI TARIM DİPLOMASİSİ
Türkiye ile Rusya, tarımsal üretim açısından kritik öneme sahip gübre tedarikinde yeni bir anlaşmaya gidiyor. İki ülke arasında yürütülen tarım diplomasisi sonucunda Rusya, ihracatına kısıtlama getirdiği azotlu ve fosforlu gübreler ile amonyağın Türkiye'ye sevkiyatında özel bir düzenlemeye gidecek.
Bloomberg'ün haberine göre anlaşmayla Türkiye'nin özellikle gübre kullanımının yoğunlaştığı bahar aylarındaki ihtiyacının güvence altına alınması hedefleniyor.
Anlaşma, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçen hafta Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Kırgızistan'daki zirvesi kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.
İRAN SAVAŞI TEDARİK KANALLARINI TIKADI
Türkiye açısından anlaşmanın önemini artıran gelişmeler ise İran savaşıyla başladı.
28 Şubat 2026'da başlayan savaşın ardından Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Körfez ülkelerinden üre, amonyak ve kükürt ithalatı durmuş, Rusya da mart ayında bazı gübre ürünlerinin ihracatına kısıtlama ve kota getirmişti.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, mart ayında yaptığı açıklamada gübre tedarikinde sıkıntı bulunmadığını belirterek, "Hatta arzı artırmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Farklı tedbirleri peyderpey devreye alacağız." demişti. Rusya ile varılan anlaşma da bu kapsamda atılan adımlardan biri olacak.
HAM MADDEDE DIŞA BAĞIMLILIK VE ÜRETİM AÇIĞI
Türkiye'nin yıllık gübre üretim kapasitesi 8 milyon tonun üzerinde olmasına rağmen sektörün ihtiyaç duyduğu temel hammaddelerin önemli bölümü ithal ediliyor. Amonyak, fosforik asit, fosfat kayası, potasyum ve kükürt gibi hammaddeler başta Körfez bölgesi, Akdeniz havzası ve Rusya'dan temin ediliyor.
Türkiye'de 7 büyük gübre üreticisi 17 tesiste faaliyet gösteriyor. Ancak ham maddede dışa bağımlılık nedeniyle tesislerin kapasite kullanım oranı yüzde 60-70 seviyesinde kalırken yıllık üretim 4,5-5 milyon ton civarında gerçekleşiyor. Tarım sektörünün yıllık gübre kullanımı ise yaklaşık 7 milyon ton. Yerli üretimin karşılayamadığı bölüm ithalat yoluyla temin ediliyor.
İHRACAT İÇİN YENİ BİR FIRSAT PENCERESİ
Rusya'dan tedarikin artması yalnızca iç piyasadaki arz açısından değil, Türkiye'nin gübre ihracatı açısından da önem taşıyor. Temelde net bir gübre ihracatçısı olmayan Türkiye, uluslararası piyasalarda fiyatların yükseldiği dönemlerde rekabet avantajı yakalayabiliyor. Bu dönemlerde yıllık gübre ihracatı 500 bin ton ile 1 milyon ton arasında değişebiliyor.
Rusya'dan gübre ve hammadde tedarikinin güçlenmesi, iç piyasadaki arzı desteklerken üretim kapasitesinin daha fazla kullanılmasına ve uygun piyasa koşullarında ihracatın artmasına da katkı sağlayabilir.
Günün ilk yarısında düşüş eğiliminde hareket eden BIST 100 endeksi, saat 13.00 itibarıyla önceki kapanışa göre 49,15 puan ve yüzde 0,35 azalışla 14.102,43 puana indi.
Toplam işlem hacmi 105,2 milyar lira oldu. Bankacılık endeksi yüzde 0,73 değer kazanırken, holding endeksi yüzde 0,44 değer kaybetti.
Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,48 ile gayrimenkul yatırım ortaklığı, en fazla kaybettiren ise yüzde 2,54 ile bilişim oldu.
Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel piyasalarda risk algısının artmasına neden oluyor.
Analistler, bugün yurt içinde ve yurt dışında veri gündeminin sakin olduğunu belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 14.000 ve 13.900 puanın destek, 14.300 ve 14.400 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti.
Tunceli’nin doğal florasının önemli türlerinden biri olan ve bilimsel adı "Allium tuncelianum" olan Tunceli dağ sarımsağı, özellikle Munzur Vadisi Milli Parkı, Munzur Dağları ve çevresindeki yüksek rakımlı alanlarda yayılış gösteriyor.
Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabı’nda "zarar görebilir" kategorisinde değerlendirilen türün doğal yaşam alanlarından kontrolsüz şekilde sökülmesinin, popülasyonunun azalmasına neden olabileceği belirtiliyor.
DKMP ekipleri de endemik türlerin korunması amacıyla bölgede denetimlerini sürdürüyor.
20 KİLOGRAM DAĞ SARIMSAĞI BULUNDU
Tunceli dağ sarımsağının izinsiz toplandığına ilişkin bir ihbar üzerine jandarma ve DKMP ekipleri, Ahpanos Vadisi’nde çalışma başlattı. Yapılan incelemede sarımsakları söken kişilerin kullandığı aracın plakası tespit edildi.
Araç, Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisindeki Karşılar Karakolu’nda durduruldu. Araçta yapılan aramada, çuval içerisinde 20 kilogram Tunceli dağ sarımsağı bulundu.
2 MİLYON 97 BİN 7435 TL CEZA UYGULANDI
Koruma altındaki bitkileri izinsiz söktükleri belirlenen 3 kişi hakkında işlem başlatılarak, ilgili mevzuat kapsamında toplam 2 milyon 97 bin 735 lira idari para cezası uygulandı.
Araçta ele geçirilen Tunceli dağ sarımsaklarına DKMP ekipleri tarafından el konuldu.
Sökülen bitkilerin tamamen yok olmasının önüne geçilmesi ve yeniden doğal ortamlarına kazandırılması amacıyla sarımsaklar, ekipler tarafından doğal yaşam alanlarında yeniden toprakla buluşturuldu.
Yemen Ordusu Medya Merkezinin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Ordumuz, Cevf'in Hub ve Şaaf ilçesindeki Yeteme bölgesini Husi milislerin elinden kurtarmayı başardı." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, hükümet güçlerinin Husilere karşı sahadaki ilerleyişinin sürdüğü belirtildi.
Yeteme bölgesinin, Suudi Arabistan sınırına yakınlığı ve Yemen hükümetinin kalelerinden biri olan petrol zengini Marib vilayeti sınırına bağlanabilmesi nedeniyle stratejik öneme sahip olduğu belirtiliyor. Bölge ayrıca Cevf ilinin önemli bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Yemen'de, başta Taiz, Cevf ve Beyda olmak üzere çeşitli kentlerde hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmalar temmuz ayından bu yana şiddetlendi.
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’nci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Sanık Sarp Yalçınkaya’nın Olay TV sürecine ilişkin savcının sorusuna verdiği cevap dikkat çekti.
“ALTERNATİF BİR HABER KANALI OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”
Tutuksuz sanık Sarp Yalçınkaya, Cumhuriyet savcısının “Olay TV süreci nasıl gerçekleşti?” sorusunu cevapladı.
Yalçınkaya, Murat Gülibrahimoğlu’nu bir gün aradığını ve yanına gittiğini belirterek, kendisine bir konum gönderildiğini söyledi. Yalçınkaya, gittiği yerin Olay TV’nin binası olduğunu ifade etti.
“ÇEŞİTLİ HABER KANALLARI İSTEDİĞİMİZ ŞEKİLDE HABER YAPMIYOR”
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun kendisine Olay TV’ye ilişkin olarak, “Çeşitli haber kanalları bizim istediğimiz şekilde çok fazla haber yapmıyorlar, biz alternatif bir haber kanalı oluşturmak adına bu haber kanalını almak istiyoruz” şeklinde konuştuğunu aktardı.
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun ayrıca “Patron emir verdi bu haber kanalını benim almamı söyledi” dediğini öne sürdü.
DİĞER İDDİALAR DA SAVUNMADA YER ALDI
Yalçınkaya savunmasında, çeşitli tarihlerde altı defa ifade verdiğini ve bu ifadelerinin arkasında olduğunu söyledi. İfadelerini devletine ve adalet sistemine yardımcı olmak amacıyla verdiğini belirten Yalçınkaya, bahsi geçen çıkar amaçlı suç örgütünün üyesi olmadığını ifade etti.
Murat Gülibrahimoğlu ile arasındaki ilişkinin ticari olduğunu belirten Yalçınkaya, akaryakıt ticaretiyle uğraştığını ve şirketlerinin İzmir’de bulunduğunu söyledi.
“FATİH KELEŞ ŞİRKETLERİME ORTAK OLMAK İSTİYOR”
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu ile tanışıklığının ilerlemesinin ardından 2020 yılında borçlarına karşılık hafriyat işine ortak edilmek istendiğini anlattı.
Gülibrahimoğlu’nun daha sonra kendisine, “Seni şirketlerime ortak yapmayacağım, borcunu ödeyeceğim, Fatih Keleş şirketlerime ortak olmak istiyor, ben de işlerimi yürütmek için Fatih Keleş’i ortak yapacağım” dediğini aktardı.
Yalçınkaya ayrıca, Fatih Keleş’in İBB’de önemli biri ve Ekrem İmamoğlu’na yakın olduğunu Gülibrahimoğlu’nun kendisine söylediğini öne sürdü.
“ÇANTAYI ALIP ARAMIZDAN AYRILDI”
Savcının Gülibrahimoğlu’nun Etiler’deki ofisinde Fatih Keleş’in çantalarla çıktığı ve çantalardan birinin içinde dolar gördüğüne ilişkin beyanını sorması üzerine Yalçınkaya, paraların ne için verildiğini tam olarak bilmediğini söyledi.
Yalçınkaya, aralarında bir para muhabbeti olduğunu bildiğini belirterek, “Ben o gün ofise gittiğimde Fatih Bey sonradan geldi. Bir çanta hazırlanmıştı kendisine. Sonra çantayı da alıp aramızdan ayrıldı” ifadelerini kullandı.
“TOPLANAN PARALAR SOSYAL MEDYADA KULLANILIYORDU”
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun ofisinde AVM’lerden ve imar ve iskân ruhsatı sıkıntısı olan yerlerden çeşitli paraların toplanmasıyla ilgili konuşmalar yapıldığını da öne sürdü.
Yalçınkaya, buradan toplanan paraların sosyal medya ve çeşitli harcamalarda kullanılması adına görüşmeler yapıldığını söyledi.
“PATRON BAŞKAN OLACAK, DESTEK OLMAMIZ LAZIM”
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun kendisine, “Patron başkan olacak destek olmamız lazım, Fatih artık bu konularda bizi çok sıkıştırıyor para toplamamız lazım” şeklinde söylemlerde bulunduğunu da iddia etti.
Bu paraların Cumhurbaşkanlığı seçimi ve diğer konularla alakalı olduğunu, sosyal medyanın yönetilmesi ve çeşitli haber kanallarının desteklenmesi için toplandığını Gülibrahimoğlu’ndan duyduğunu ifade etti.
YALÇINKAYA’DAN TEHDİT İDDİASI
Yalçınkaya, savcının etkin pişmanlık ifadesi vermemesi için kendisine baskı yapıldığı yönündeki beyanını sorması üzerine de Gülibrahimoğlu’nun kendisini manipüle ettiğini söyledi.
Gülibrahimoğlu’nun operasyon yapılacağı ve kendisinin de alınacağı yönündeki sözleri nedeniyle ruh sağlığının ciddi şekilde bozulduğunu belirten Yalçınkaya, gözaltı ve tutuklanma sürecinin ardından Gülibrahimoğlu’nun ailesini ve eşini aradığını, çocuklarını ve eşini tehdit ettiğini öne sürdü.
YURT DIŞINA PARA ÇIKARMA İDDİASI
Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun çeşitli imar ve iskân işlerinden para aldığını iddia ettiğini ve bu paraların kendisinde biriktirildiğini söyledi.
Gülibrahimoğlu’nun bu paraları yurt dışına çıkarması ve burada otel gibi yatırımlar yapması gerektiğini söylediğini aktaran Yalçınkaya, Gülibrahimoğlu’nun sık sık özel jetle yurt dışına çıktığını belirtti.
Yalçınkaya, kendisine yurt dışına para götürdüğünü ve orada yatırım yapacağını söylediğini, daha sonra ise soğuk cüzdan ve kripto yoluyla para çıkaracağını ifade ettiğini öne sürdü.
Gülibrahimoğlu’nun bu kapsamda bir kripto varlık şirketi kurduğunu da iddia etti.
Üsküdar Belediyesi Başkan Vekili seçimi dördüncü tur oylamada belirlendi. Cumhur ittifakının adayı Ziya Gültekin Başkan vekili odlu.
İlk tur sayım sonuçlarına göre Cumhur İttifakı’nın adayı 21, CHP ve Yeni Parti’nin ortak adayı ise 19 oy aldı. Oylamada 2 oy geçersiz sayıldı. Geçersiz oyların birinin Cumhur İttifakı, diğerinin ise CHP/Yeni Parti grubuna ait olduğu belirtildi. Başkanvekili seçiminin ilk turunda hiçbir aday gerekli çoğunluğu sağlayamazken, seçim süreci bir sonraki tur oylamayla devam etti.
İKİNCİ TUR
İkinci tur oylamada, Cumhur İttifakı adayı 22, CHP/Yeni Parti adayı 20 oy aldı. İkinci turda; CHP/Yeni Parti grubundan Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin’e bir oy gelmiş oldu.
ÜÇÜNCÜ TUR TAMAMLANDI
Üçüncü tur oylamada, Cumhur ittifaklı adayı Gültekin 23 oy alırken, CHP / Yeni Parti adayı Çetinkaya 19 oy aldı. CHP/Yeni Parti grubundan Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin’e 2 oy geçmiş oldu.
DÖRDÜNCÜ TUR
Dördüncü tur oylamada Cumhur İttifakı adayı, CHP/Yeni Parti adayı 19 oy aldı. Cumhur ittifakının adayı Dündar Ziya Gültekin Başkan vekili odlu.
<p>Üsküdar Belediyesi’nde salt çoğunluk sağlanamadığı için ertelenen başkanvekili seçimi bugün yeniden yapıldı.Herhangi bir olumsuluk yaşanmaması adına belediye binası çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.</p>
<p>CHP/YENİ Parti’li meclis üyesinin AK Parti adayına oy verdiği ilk turun ardından 2. tur oy verme işlemleri başladı. </p>
<p>Seçimde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Sibel Tan Çetinkaya ve Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin yarışıyor. Üsküdar’da 21 CHP’li/Yeni Partili meclis üyesi, 21 Cumhur İttifakı meclis üyesi bulunuyor.</p>
<p><strong>İlk tur oylama sonuçları: </strong></p>
<p>Kullanılan oy: 42</p>
<p>Cumhur İttifakı: 21<br>
CHP/Yeni Parti: 19<br>
Geçersiz: 2 (Bir tanesi Cumhur İttifakı, bir tanesi CHP/Yeni Parti)</p>
<p>İlk turda; CHP/Yeni Parti grubundan Cumhur İttifakı adayı Dündar Ziya Gültekin’e bir oy gelmiş oldu.</p>
<p><strong>İkinci tur oylama sonuçları da belli oldu:</strong></p>
<p>Cumhur İttifakı:22</p>
<p>CHP-Yeni Parti:20</p>
<p>Geçersiz oy:0</p>
<p> </p>
<p><strong>Üçüncü tur oylama sonuçları da belli oldu:</strong></p>
Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban, konuya ilişkin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.
Macar makamlarının değerlendirmesine göre Rus misyonunun 10 mensubunun Macaristan'da "Viyana Sözleşmesi kapsamında diplomatlar için kabul edilemez faaliyetlerde" bulunduğunu belirten Orban, talimatı üzerine Rusya'nın Budapeşte Büyükelçisi'nin konu hakkında bilgilendirildiğini aktardı.
Orban, "Bu nedenle Macaristan tarafı, söz konusu kişilerin Macaristan'ı terk etmelerini talep etmiştir." ifadesini kullandı.
Kararın Macaristan'ın güvenliğini ve egemenliğini koruduğunu vurgulayan Orban, bu adımın, Rusya ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Orban ayrıca, Macaristan'ın karşılıklı saygı ve kurallara bağlılık temelinde gerekli diyaloğu sürdürme niyetinde olduğunu kaydetti.
Türk Hava Yolları (THY), 1 Haziran 2027 tarihinden itibaren Liverpool Futbol Kulübü'nün (Liverpool FC) ana partneri olacağını duyurdu.
THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, işbirliği kapsamında 2027/2028 sezonunun başlangıcından itibaren THY'nin logosu Liverpool Kulübü'nün erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının ön yüzünde yer alacak.
Bu anlaşma, Liverpool'un ticari tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, kulübün ana partnerinde 17 yıl sonra gerçekleşecek ilk değişiklik olma özelliğini taşıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, Liverpool'un köklü mirası ve dünyanın dört bir yanına yayılan güçlü taraftar topluluğuyla dünyanın en tanınmış ve saygın futbol kulüplerinden biri olduğunu belirterek, "THY'nin kulübün ana partneri olacak olmasından ve markamızın dünya sporunun en ikonik formalarından birinde yer alacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu olarak insanları, kültürleri ve kıtaları birbirine bağlamak, kimliğimizin temelinde yer alıyor. Bu işbirliği, küresel erişimleri, mükemmeliyet anlayışları ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana ilham verme güçleriyle öne çıkan iki global markayı bir araya getiriyor." ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın aynı zamanda THY'nin dünya sporuna uzun yıllardır verdiği desteğin yeni ve önemli bir aşamasını temsil ettiğini kaydeden Olmuştur, "Sporun sınırları aşan ve toplulukları bir araya getiren eşsiz gücüne inanıyoruz. Bu yeni dönemde Liverpool FC ve dünyanın dört bir yanındaki taraftarlarıyla birlikte ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." açıklamasını yaptı.
Liverpool FC Ticari İşler Direktörü Ben Latty de anlaşmanın Liverpool FC için önemli bir kilometre taşı olduğunu ve Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerleri olarak aralarında görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, şunları aktardı:
"Liverpool formasının ön yüzü, kulübümüzün tarihinde özel bir yere sahip. THY, geniş uluslararası uçuş ağına sahip, dünya çapında tanınan bir kuruluş. 2005 yılına uzanan özel anılarımızın oluşturduğu güçlü temeller üzerinde işbirliğimizi başlatmayı ve uzun soluklu, güçlü bir ilişki inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu duyuru aynı zamanda Standard Chartered'ın son 17 yılda Liverpool FC'ye sağladığı olağanüstü katkıyı takdir etmek için de bir fırsat. Kulüp tarihimizin çok özel bir dönemindeki yolculuğumuzun önemli bir parçası oldular. Standard Chartered'ın 2027'den itibaren Global Partner olarak Liverpool FC ailesinin bir parçası olmaya devam edecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Geçiş sürecine hazırlanırken yeni sezonu heyecanla bekliyor, Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerimiz olarak karşılamayı sabırsızlıkla bekliyoruz."
SON DAKİKA: eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 15 yılın ardından önemli gelişmeler yaşanıyor. Kozinoğlu soruşturması kapsamında en son 11 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerden 10’u gözaltına alınırken, 1 şüphelinin yurt dışında firari olduğu öğrenildi.
Şüpheliler hakkında bilgi veren Adalet Bakanı Akın Gürlek'in ardından Kozinoğlu davasında ölümdeki şüpheleri oluşturan detaylar da ortaya çıkmaya başladı. İşte Kaşif Kozinoğlu davasına ilişkin bilinenler...
Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin takipsizlik kararının kaldırıldığını duyurmuştu.
Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlı olduklarını belirten Gürlek, kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaları, geçen zamana bakmaksızın yeniden ele aldıklarını ve ulaşılabilecek her delilin izini sürdüklerini kaydetmişti.
Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir." ifadelerini kullandı.
KOĞUŞTA NELER YAŞANDI?
Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte o gün koğuşta neler yaşandığı da merak konusu oldu. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre; Kozinoğlu'nun fenalaşması üzerine koğuştaki acil durum butonuna basıldı. Ancak Mayıs 2011'de göreve başlayıp özel olarak koğuşa verilen infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül, alarmı görünce müdahale etmek yerine odadaki radyonun sesini sonuna kadar açtı.
Telsiz ve radyo sesiyle yardım çığlıklarını boğan Gül'ün, diğer görevlilerin durumu geç fark etmesine neden olarak kritik dakikaları çaldığı tespit edildi. Gül'ün 15 Temmuz sonrası Fransa'ya kaçtığı belirlendi.
AĞIR HAREKETLER YAPIYORMUŞ
Sabah'ın haberine göre; Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi B Blok B1 koğuşunu Kozinoğlu ile paylaşan eski Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Babala TV'nin sahibi Oğuzhan Uğur'un babası emekli albay Hasan Atilla Uğur ifadelerinde şunları kaydetti: "Kaşif Kozinoğlu bize daha önce kalp krizi geçirdiğini ve yapılan muayenesinde 'kırık kalp sendromu' teşhisinin konulduğunu anlattı. Koğuş arkadaşları ifadesinde, "Koğuşta bulunduğu dönemde günde 1,5 saat yürüyüş, şınav, mekik ve benzeri ağır spor hareketleri yapıyordu ancak en az 1,5 paket sigara içiyordu. Cezaevi görevlileri olaya gerekli hassasiyet ve süratle müdahale etti, hastayı en seri şekilde götürdüler, hiçbir ihmal ve gecikmenin bulunmadığını gördük." dedi.
DOSYA BU İKİ ŞÜPHE NEDENİYLE AÇILMIŞ
Soruşturmanın yeniden açılmasındaki en büyük nedenlerden biri; Kozinoğlu'nun vefat etmeden hemen önce cezaevi yönetiminden ısrarla "Corasprin" ve bir vitamin hapı talep etmiş olmasıydı. Kozinoğlu'nun avukatları, klasik otopsi işlemleri sırasında bu tüketilen vitamin ilacı yönünden toksikolojik ve kimyasal detaylı bir inceleme yapılmamış olmasını büyük bir boşluk olarak nitelendiriyor.
Diğer ikinci şüphe ise, Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin atılan bir gizemli e-Posta oldu. Kozinoğlu ile aynı dönemde tutuklu bulunduğunu iddia eden bir şahıs, gönderdiği mesajda Kozinoğlu'nun kesinlikle kalp krizinden ölmediğini savundu. O dönem güvenlik gerekçesiyle bu iddianın ve e-postanın üstüne gidilemediği anlaşıldı.
O GÜN YAŞANANLAR
03:56 — Gece boyunca uyumayan Kozinoğlu üst kattaki odasına girdi.
07:58 — Sabah sayımı için odasından çıktı.
07:59 — Sayım sonrası odasına döndü ve 8 saat boyunca dışarı çıkmadı.
15:59 — Odasından çıkarak ortak alana indi.
16:07 — Koğuş arkadaşlarıyla havalandırmada ağır spor antrenmanına başladı.
17:02 — Sporu tamamlayıp havalandırmadan ayrıldı.
17:56 — Odasına çekilen Kozinoğlu aniden fenalaştı.
18:05 - 18:07 — Şüphelenen koğuş arkadaşları odaya girip durumun kritik olduğunu gördü.
18:08 — Acil durum çağrı butonına basıldı.
18:08 - 18:25 — Sedye ulaştırıldı. 163 metrelik koridor ve güvenlikli 7 kilitli kapı geçilerek mahkum kabul kapısına taşındı. Bilincinin yarı açık olduğu görüldü.
18:37 — 112 Ambulansı geldi, ilk müdahalenin ardından yola çıkıldı. TEM Otoyolu Kınalı Gişeler — Destek ambulansı ekibe katıldı; hasta entübe edilip adrenalin takviyesi yapıldı. Kalp masajı için TEM otoyolunda 10 dakika duraklama yapıldı.
19:10 — Silivri Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne ulaştırıldı.
19:30 — Tüm canlandırma müdahalelerine rağmen yanıt alınamadı ve saat 19:30 itibarıyla hayatını kaybettiği resmi olarak açıklandı.
İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü, Yıldırım İlçe Jandarma Komutanlığı ve Gürsu İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince kaçakçılık ile mücadele kapsamında belirlenen adreslere operasyon düzenlendi.
3 şüpheliye ait Yıldırım ve Gürsu ilçelerindeki depo ve iş yerinde yapılan aramalarda, piyasa değeri 3 milyon 200 bin TL olan; 176 bin 600 adet bandrollü/bandrolsüz makaron, 10 bin 300 adet makarona kıyılmış tütün basılmış sigara, 518 kilogram açık sarmalık kıyılmış tütün mamulü, 4 kilogram bandrollü/bandrolsüz nargile tütünü, 410 adet 100 gramlık paketlerde toplam 41 kilogram bandrollü tütün, 377 paket bandrolsüz sigara, bin 850 kesilmiş bandrol, 9 bin çok amaçlı boş sigara kutusu, 27 bin şeffaf naylon sigara poşeti, 2 sigara basma makinesi, 1 sigara basma makinesi kompresörü ele geçirildi.
İzlanda Dışişleri Bakanlığından, Trump'ın, Kanada, Meksika ve Grönland dahil çevredeki bölgeleri "ABD toprağı" olarak gösteren bir harita paylaşmasına ilişkin basın açıklaması yapıldı.
Açıklamada, konuyla ilgili Büyükelçi Long'un Bakanlığa çağrıldığı belirtilerek, "Paylaşımın tamamen uygunsuz olduğu açıkça ifade edildi." değerlendirmesinde bulunuldu.
Trump, Kanada, Meksika ve Grönland dahil çevredeki bölgeleri "ABD toprağı" olarak gösteren bir harita paylaşmış, haritada İzlanda da ABD bayrağının renklerine boyanmıştı.
Fransa'da meydana gelen şiddetli hortum, bir depolama alanında hasara neden oldu. Olay anı, bölgedeki bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.
<p>Fransa'da meydana gelen şiddetli hortum, bir depolama alanında hasara neden oldu. Olay anı, bölgedeki bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.</p>
<p>GÜVENLİK KAMERASINA YANSIYAN DEHŞET ANLARI</p>
<p>Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde, metal borular, iskele malzemeleri ve römorkların bulunduğu alana yaklaşan hortumun, gökyüzünü tamamen kararttığı ve devasa bir toz bulutu oluşturduğu görüldü.</p>
<p>Hortumun tesisin merkezine ulaşmasıyla birlikte rüzgarın şiddeti yıkıcı bir boyuta ulaştı. Açık alanda istiflenmiş malzemelerin bulunduğu bölgede şiddetli fırtınanın etkisiyle mavi renkli büyük bir sanayi varilinin ve çeşitli atıkların havada uçuştuğu anlar kameraya yansıdı. Bölgedeki hasar tespit çalışmalarının sürdüğü bildirildi.</p>
Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, yaklaşık 7 yıllık tutukluluğun ardından tahliye edildi.
Edirne Cezaevi’nden çıkan Mızraklı’yı eşi Zeynep Mızraklı ile DEM Parti heyeti karşıladı.
DEM PARTİ HEYETİ KARŞILADI
Heyette DEM Parti Grup Başkanvekilleri Sezai Temelli ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar yer aldı.
Mızraklı’nın tahliyesinin ardından ilk olarak İstanbul’a gitmesi bekleniyor.
2019'DA GÖREVİNDEN ALINDI
Selçuk Mızraklı, 2019 yerel seçimlerinde HDP’den Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı olarak seçildi.
Mızraklı, İçişleri Bakanlığı tarafından 19 Ağustos 2019’da görevden alındı ve yerine aynı gün kayyum atandı.
Mızraklı, "terör örgütüne üye olmak" 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Mardin'in Artuklu ilçesinde korkunç bir kaza yaşandı. Nusaybin ilçesinde faaliyet gösteren özel bir basketbol kulübünün öğrencilerini taşıyan ve sürücüsünün ismi henüz öğrenilemeyen minibüs, Artuklu-Nusaybin kara yolunun kırsal Çayırpınar Mahallesi mevkisinde devrildi.
İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, jandarma, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında sahasında Gençlerbirliği'ni 5-0 mağlup eden Trabzonspor'da Paul Onuachu, attığı 2 golle suskunluğunu bozdu. Geçtiğimiz sezonun son 5 lig maçında ve bu sezonun ilk 3 karşılaşmasında gol sevinci yaşayamayan Nijeryalı forvet, 8 maçlık hasretini çifte golle noktaladı.
PAUL ONUACHU EN SON 4 NİSAN'DA GOL ATMIŞTI
Onuachu, 2025-2026 sezonunun son bölümünde Trabzonspor'un Galatasaray'ı 2-1 mağlup ettiği karşılaşmada takımının gollerinden birini kaydetmişti. Nijeryalı futbolcu, Süper Lig'deki son golünü 4 Nisan 2026 tarihinde sarı-kırmızılı takım karşısında attı.
Bu karşılaşmanın ardından ligde Başakşehir, Konyaspor, Göztepe, Beşiktaş ve Gençlerbirliği maçlarında gol atamayan Onuachu, bu mücadelelerin 4'ünde 90 dakika sahada kaldı. Deneyimli forvet, Beşiktaş karşılaşmasında ise 14 dakika görev yaptı.
YENİ SEZONA SUSKUN BAŞLADI AMA ÇİFT GOLLE DÖNDÜ
2026-2027 sezonuna da gol atamadan başlayan Onuachu, ligin ilk haftasında Kasımpaşa ile 1-1 berabere kalınan maçta 90 dakika forma giydi. Başakşehir karşısında 87 dakika sahada kalan Nijeryalı golcü, Trabzonspor'un 2-1 kazandığı mücadelede de fileleri havalandıramadı.
Onuachu, ligin 3. haftasında Amed Sportif Faaliyetler karşısında da 90 dakika görev yaptı. Bordo-mavililerin deplasmanda 2-1 mağlup olduğu karşılaşmada gol atamayan 32 yaşındaki forvet, gol hasretini 8 maça çıkardı.
Gençlerbirliği karşısında yeniden sahneye çıkan Paul Onuachu, attığı 2 golle hem takımının 5-0'lık galibiyetine katkı sağladı hem de uzun süren gol suskunluğunu geride bıraktı.
İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesi siyasi tansiyon yükselirken, eski Başbakan Naftali Bennett'ten tartışma yaratacak bir çıkış geldi. Pazar günü düzenlenen Besheva konferansında konuşan Bennett, işgal altındaki Batı Şeria'da masum Filistinlilerin evlerinin içindekilerle birlikte ateşe verilmesini sert bir dille kınadı.
"BU YAHUDİ TERÖRÜDÜR"
Bennett, artan yerleşimci şiddetinin milliyetçi gerekçelerle meşrulaştırılamayacağına dikkat çekerek durumu şu sözlerle özetledi:
"Eğer birileri masum Arapların evini içindekilerle birlikte yakmaya geliyorsa, bu elbette Yahudi terörüdür. Eğer bu milliyetçi nedenlerle yapılıyorsa, tanımı tam olarak budur. Bu tür eylemlerin kınanması gerekiyor, yerleşimci hareketine nasıl hizmet ettiğini anlamıyorum."
Eski başbakanın bu açıklamaları, İsrail ordusunun ve yasa dışı yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırılarının tırmanışa geçtiği bir döneme denk geldi. Bennett, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ile birlikte Başbakan Binyamin Netanyahu'ya karşı öne çıkan en güçlü siyasi aktörler arasında yer alıyor. Bennett'in yerleşimci şiddetine ilişkin bu sert ifadelerinin, seçim sürecinde Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı ortakları ve Batı Şeria'daki yerleşim politikası üzerinden yeni bir tartışma başlatması bekleniyor.
Son yıllarda işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde ciddi bir artış yaşanıyor. Cinayet, kundaklama, darp ve tarım arazilerinin tahrip edilmesi gibi olaylar sıklaşırken, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri bu şiddet sarmalı ve cezasızlık politikası konusundaki endişelerini sık sık dile getiriyor. Uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen İsrail yerleşimlerinin genişlemesi, bölgedeki Filistinlilerin zorla yerinden edilme riskini de her geçen gün artırıyor.
<p>İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesi siyasi tansiyon yükselirken, eski Başbakan Naftali Bennett'ten tartışma yaratacak bir çıkış geldi. Pazar günü düzenlenen Besheva konferansında konuşan Bennett, işgal altındaki Batı Şeria'da masum Filistinlilerin evlerinin içindekilerle birlikte ateşe verilmesini sert bir dille kınadı.</p>
<p><strong>"BU YAHUDİ TERÖRÜDÜR"</strong></p>
<p>Bennett, artan yerleşimci şiddetinin milliyetçi gerekçelerle meşrulaştırılamayacağına dikkat çekerek durumu şu sözlerle özetledi:</p>
<p>"Eğer birileri masum Arapların evini içindekilerle birlikte yakmaya geliyorsa, bu elbette Yahudi terörüdür. Eğer bu milliyetçi nedenlerle yapılıyorsa, tanımı tam olarak budur. Bu tür eylemlerin kınanması gerekiyor, yerleşimci hareketine nasıl hizmet ettiğini anlamıyorum."</p>
<p>Eski başbakanın bu açıklamaları, İsrail ordusunun ve yasa dışı yerleşimcilerin Batı Şeria'daki saldırılarının tırmanışa geçtiği bir döneme denk geldi. Bennett, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ile birlikte Başbakan Binyamin Netanyahu'ya karşı öne çıkan en güçlü siyasi aktörler arasında yer alıyor. Bennett'in yerleşimci şiddetine ilişkin bu sert ifadelerinin, seçim sürecinde Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı ortakları ve Batı Şeria'daki yerleşim politikası üzerinden yeni bir tartışma başlatması bekleniyor.</p>
<p>Son yıllarda işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde ciddi bir artış yaşanıyor. Cinayet, kundaklama, darp ve tarım arazilerinin tahrip edilmesi gibi olaylar sıklaşırken, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri bu şiddet sarmalı ve cezasızlık politikası konusundaki endişelerini sık sık dile getiriyor. Uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen İsrail yerleşimlerinin genişlemesi, bölgedeki Filistinlilerin zorla yerinden edilme riskini de her geçen gün artırıyor.</p>
<p>Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde otomobille çarpışan traktör ikiye bölündü. Maddi hasarlı kaza, güvenlik kamerasına yansıdı.</p>
<p>Kaza, dün öğle saatlerinde Kastamonu- Taşköprü kara yolu üzerindeki Alatarla köyü girişinde meydana geldi. Sürücüsü öğrenilemeyen otomobil, kavşaktan dönüş yapan ve sürücüsü öğrenilemeyen traktör ile çarpıştı. Kazada traktör ikiye bölünürken, sürücüsü ise yola savruldu. Kazada yaralanan olmazken, araçlarda hasar oluştu.</p>
<p>Kaza, olay sırasında bölgeden geçen bir yolcu otobüsünün araç kamerasına yansıdı.</p>
Şampiyonlar Ligi'nde yeni sezon öncesinde Opta, turnuvada yer alacak 36 takımın lig aşamasında oynayacağı 8 maç ve sonraki turlarla ilgili değerlendirmelerini paylaştı. Fenerbahçe ve Galatasaray için yapılan tahminler dikkat çekti.
Marmara Denizi'nde zaman zaman hızı saatte 40 kilometreyi bulan poyraz etkili oluyor. Kuvvetli poyraz nedeniyle Tekirdağlı balıkçılar 2 gündür denize açılamıyor. Teknelerini Süleymanpaşa ilçesinde limana çeken balıkçılar, poyrazın dinmesini beklerken ağ ve teknelerinin bakım, onarım çalışmalarını yapıyor.
Süleymanpaşa Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İbrahim Pehlivanoğlu, poyrazın perşembe gününe kadar etkili olmasının beklendiğini söyledi. Pehlivanoğlu, “Süleymanpaşa ilçemizde havanın perşembe gününe kadar esmesinden dolayı balıkçı arkadaşlarımız faaliyetlerini ağ bakımı yaparak geçiriyorlar. Aldığımız haberlere göre Karadeniz'de bol palamut var. Allah nasip ederse perşembe günü Süleymanpaşa'da bulunan balıkçı arkadaşlarımız palamut avlamaya devam edecekler. Vatandaşlarımız taze ve uygun balık yemeye devam edecekler inşallah” dedi.
Bu arada poyraz nedeniyle uluslararası taşımacılık yapan gemilerin de Tekirdağ açıklarında demirlediği görüldü.
AYDIN'ın Nazilli ilçesinde, bir kamyonetin kasasından sarkan demir, yol kenarında yürüyen kız çocuğu M.Ç.'nin (12) başına çarparak yaraladı. Kaza, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
<p>AYDIN'ın Nazilli ilçesinde, bir kamyonetin kasasından sarkan demir, yol kenarında yürüyen kız çocuğu M.Ç.'nin (12) başına çarparak yaraladı. Kaza, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.</p>
<p>Olay, dün öğle saatlerinde Bağcıllı Mahallesi'nde meydana geldi. Ö.G.'nin kullandığı 09 AUU 651 plakalı kamyonetin kasasından sarkan inşaat demiri, yol kenarında yürüyen M.Ç. isimli kız çocuğunun başına çarptı. Çarpmanın etkisiyle takla atan çocuk yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından Nazilli Devlet Hastanesi'ne götürülen M.Ç. tedaviye alındı. M.Ç.'nin durumunun iyi olduğu belirtildi. Olay, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansırken, kamyonet sürücüsü gözaltına alındı.</p>
Kaza, dün akşam saatlerinde Bolu-Mudurnu kara yolunun Seyit Mahallesi mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Mudurnu yönüne giden SUV'un önüne aniden 2 köpek çıktı. SUV'un sürücüsü, köpeklere çarpmamak için ani fren yaptı.
PEŞ PEŞE ÇARPIŞTILAR
Bu sırada arkadan gelen araçlar duramayıp birbirine çarptı. Toplam 5 aracın karıştığı zincirleme kazada yaralanan olmazken, araçlarda maddi hasar meydana geldi.
Tirebolu ilçesindeki TMO alım deposuna fındıklarını getiren üreticilerin ürünlerinde randımanın 52 ile 55 arasında değiştiği görüldü. Yüksek randımanlı fındık getiren üreticiler, ürünlerini TMO'ya kilogramı 280 liraya yaklaşan fiyatlardan satabiliyor.
Tirebolu'ya bağlı Yalç köyünden fındığını TMO'ya getiren üretici Hamdi Yalçın, randımanı 53,5 gelen fındığını yaklaşık 275 liradan satmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Yalçın, serbest piyasada fındık fiyatlarının daha düşük seviyelerde olduğunu belirterek "Serbest piyasada fındık fiyatı 190 lira civarında seyrederken ben fındığımı 275 küsur liradan TMO'ya sattım. Devlet fındık fiyatını 255 lira olarak açıklamıştı ancak fındığına iyi bakarsan randımanı ne kadar yüksek olursa fiyatı da o kadar yüksek oluyor. Ben yıl boyunca fındığıma emek harcadım. Sonra tüccara emanete bırakmak ya da serbest piyasaya satmak yerine iyi kuruttum, seçtim ve bugün 275 liranın üzerinde satabildim" dedi.
"RANDIMAN VE VERİMLİLİK ÇOK ÖNEMLİ"
Tirebolu'da TMO'nun alım merkezini ziyaret ederek fındık alımlarını yerinde takip eden AK Parti Giresun İl Başkanı Hüseyin Alkan da yüksek randımanın üretici açısından önemine dikkat çekti.
Alkan, TMO'nun Giresun kalite fındık için 50 randıman üzerinden açıkladığı 255 liralık fiyatın, randıman farkıyla 275-280 liraya kadar yükseldiğini belirterek "Fındığın dönüm başına verimi ve fındığın randımanının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladık. Fındığın kalitesine göre fiyat 255 liradan başlayıp 275-280 liraya kadar çıkabiliyor. Hatta genel itibarıyla 275 lira civarında satışlar gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.
Fındıkta verimlilik ve kalitenin artırılması gerektiğini vurgulayan Alkan, "Daha önce de bahsetmiştik; önemli olan verimlilik, önemli olan kalitenin yüksek olması. Biz dönüm başına 50-55 kilolara düşen fındığımızı bir an önce 100 kilo üzerine taşımamız lazım. Randımanı da en az 52-53 seviyelerine oturtmamız lazım" şeklinde konuştu.
Fındık Araştırma Enstitüsü ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin üreticilere bilgilendirme ve destek sağladığını belirten Alkan, "Çiftçimizin her zaman yanında. Her zaman başvurabilirler, destek alabilirler; yeter ki emek etsinler. Bir işe ne kadar kıymet verilirse ve ne kadar emek edilirse o kadar verimli olur. Ürünümüze ve mahsulümüze sahip çıkalım. Hem de 255 liradan değil, 275-280 liradan" diye konuştu.
Teknoloji şirketlerinin yapay zekayla daha az çalışanla daha fazla iş yapma hedefi, sahadaki ilk sonuçlarla yeniden şekilleniyor. Meta ve Klarna gibi şirketlerin insan emeğini doğrudan yapay zekayla ikame etmeye yönelik bazı adımlardan geri dönmesi, teknolojinin istihdam üzerindeki etkisine ilişkin beklentileri de değiştiriyor.
"BEKLENEN VERİMLİLİK SAĞLANAMAYINCA" GERİ ÇEKİLDİ
Meta'nın bazı ekiplerde çalışan sayısını yüzde 60'a kadar azaltarak görevlerin önemli bölümünü yapay zeka ajanlarına devretmeyi öngören yeniden yapılanma planı, beklenen verimlilik sağlanamayınca geri çekildi.
Reuters'ın şirket içi belgelere dayandırdığı araştırmaya göre Meta, ilk işten çıkarma dalgasının ardından planladığı yeni kesintileri durdurdu. Şirket içi veriler, yapay zeka sistemlerinin beklenen verimlilik artışını sağlayamadığını, buna karşılık teknik sorunların ve çalışanların bu sorunları çözmek için harcadığı zamanın arttığını ortaya koydu.
Meta CEO'su Mark Zuckerberg de daha sonra 2026 içinde şirket genelinde yeni bir işten çıkarma planlanmadığını açıkladı.
"MÜŞTERİ HİZMETLERİNDE YAŞANAN KALİTE SORUNLARI" STRATEJİYİ DEĞİŞTİRDİ
Benzer bir deneyim daha önce İsveçli fintech şirketi Klarna'da yaşandı. Yapay zeka destekli müşteri hizmetleri sisteminin yüzlerce çalışanın yaptığı işi üstlenebildiğini açıklayan şirket, bu süreçte işe alımları büyük ölçüde durdurmuştu.
Ancak müşteri hizmetlerinde yaşanan kalite sorunları şirketi strateji değişikliğine götürdü. Klarna yeniden insan çalışan istihdam etmeye başlarken CEO Sebastian Siemiatkowski, maliyetleri azaltmaya gereğinden fazla odaklandıklarını kabul etti.
Yeni modelde rutin müşteri taleplerini yapay zekanın karşılaması, ihtiyaç halinde ise müşterilerin gerçek bir çalışana ulaşabilmesi öngörülüyor.
"İNSAN ÇALIŞANLARIN DOĞRUDAN YERİNE GEÇECEĞİ BEKLENTİSİ" YIKILDI
Şirketler yapay zeka yatırımlarından vazgeçmiş değil. Değişen nokta, teknolojinin insan çalışanların doğrudan yerine geçeceği beklentisi.
İstihdam verileri de bu dönüşümün teknoloji sektörünün tamamında aynı şekilde yaşanmadığını gösteriyor. SignalFire'ın 2026 teknoloji istihdamı raporuna göre büyük teknoloji şirketlerinde toplam işe alımlar 2019'a kıyasla yüzde 25 azalırken yazılım mühendisliği işe alımlarındaki düşüş yüzde 11'de kaldı.
Yazılım mühendislerinin toplam işe alımlardaki payı ise aynı dönemde yüzde 46'dan yüzde 55'e çıktı. Yapay zeka ve makine öğrenimi mühendislerine yönelik talep artarken tasarım, pazarlama ve ürün yönetimi gibi alanlarda işe alımlar çok daha sert geriledi.
"GİRİŞ SEVİYESİ POZİSYONLARA DAHA AZ KİŞİ" ALINIYOR
Stanford Digital Economy Lab'in ABD bordro verilerine dayanan araştırması da yapay zekanın ekonomi genelinde yaygın bir iş kaybına yol açtığına ilişkin kanıt ortaya koymadı.
Buna karşılık yapay zekaya yüksek ölçüde maruz kalan mesleklerde 22-25 yaş grubunun istihdamının daha zayıf seyrettiği görüldü. Araştırmacılar bunun büyük ölçüde mevcut çalışanların işten çıkarılmasından değil, şirketlerin giriş seviyesi pozisyonlara daha az kişi almasından kaynaklandığına işaret ediyor.
"YAPAY ZEKAYI AKTİF KULLANAN EKİPLER" KURULUYOR
Teknoloji sektöründe işten çıkarmalar devam ederken şirketlerin yapay zekaya ayırdığı kaynak da büyüyor. Ancak son deneyimler, yapay zekadan sağlanan verimlilik artışını doğrudan çalışan sayısındaki düşüşe dönüştürmenin sanıldığı kadar kolay olmadığını gösteriyor.
Meta ve Klarna örneklerinin yanı sıra son istihdam verileri de yeni modelin şekillenmeye başladığına işaret ediyor. Şirketler insan çalışanların tamamını yapay zekayla değiştirmek yerine daha küçük, teknik becerileri yüksek ve yapay zekayı aktif kullanan ekipler kurmaya yöneliyor.
Van'da sosyal medyanın günlerdir konuştuğu kilolarca altın takılan düğüne ilişkin inceleme başlatılmıştı. "Vanlı Kara Haydar" olarak bilinen Mehmet Fatih Tançalan, sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımların ardından Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı.
Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Tançalan hakkında sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımla bağlantılı olarak "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçundan soruşturma başlattı.
MASAK İNCELEYECEK
Bunun üzerine İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, Tançalan'ı Muradiye ilçesindeki evinde gözaltına aldı.
İl Emniyet Müdürlüğüne götürülen Tançalan'ın sosyal medyaya yansıyan görüntüleri ile düğününde takıldığı belirtilen yüksek miktardaki altınlara ilişkin de mali araştırma süreci başlatıldı, Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK) inceleme talep edildi.
Şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
EŞİ MİLYONLUK HESABINI KAPATTI
Tançalan'ın 25 olay kaydı bulunduğu tespit edilmişti.
Vanlı Kara Haydar olarak bilinen şahsın eşi, Tançalan'ın gözaltına alınmasının ardından dikkat çeken bir adıma attı. Sosyal medyada büyük bir kitlesi bulunan ve 1,5 milyon takipçisi bulunan Çağla Öz sosyal medya hesabını kapattı.
THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, işbirliği kapsamında 2027/2028 sezonunun başlangıcından itibaren THY'nin logosu Liverpool Kulübü'nün erkek, kadın ve akademi takımlarının formalarının ön yüzünde yer alacak.
Bu anlaşma, Liverpool'un ticari tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, kulübün ana partnerinde 17 yıl sonra gerçekleşecek ilk değişiklik olma özelliğini taşıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen THY Genel Müdürü Ahmet Olmuştur, Liverpool'un köklü mirası ve dünyanın dört bir yanına yayılan güçlü taraftar topluluğuyla dünyanın en tanınmış ve saygın futbol kulüplerinden biri olduğunu belirterek, "THY'nin kulübün ana partneri olacak olmasından ve markamızın dünya sporunun en ikonik formalarından birinde yer alacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünyada en fazla ülkeye uçan hava yolu olarak insanları, kültürleri ve kıtaları birbirine bağlamak, kimliğimizin temelinde yer alıyor. Bu işbirliği, küresel erişimleri, mükemmeliyet anlayışları ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana ilham verme güçleriyle öne çıkan iki global markayı bir araya getiriyor." ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın aynı zamanda THY'nin dünya sporuna uzun yıllardır verdiği desteğin yeni ve önemli bir aşamasını temsil ettiğini kaydeden Olmuştur, "Sporun sınırları aşan ve toplulukları bir araya getiren eşsiz gücüne inanıyoruz. Bu yeni dönemde Liverpool FC ve dünyanın dört bir yanındaki taraftarlarıyla birlikte ilerlemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz." açıklamasını yaptı.
Liverpool FC Ticari İşler Direktörü Ben Latty de anlaşmanın Liverpool FC için önemli bir kilometre taşı olduğunu ve Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerleri olarak aralarında görmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade ederek, şunları aktardı:
"Liverpool formasının ön yüzü, kulübümüzün tarihinde özel bir yere sahip. THY, geniş uluslararası uçuş ağına sahip, dünya çapında tanınan bir kuruluş. 2005 yılına uzanan özel anılarımızın oluşturduğu güçlü temeller üzerinde işbirliğimizi başlatmayı ve uzun soluklu, güçlü bir ilişki inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu duyuru aynı zamanda Standard Chartered'ın son 17 yılda Liverpool FC'ye sağladığı olağanüstü katkıyı takdir etmek için de bir fırsat. Kulüp tarihimizin çok özel bir dönemindeki yolculuğumuzun önemli bir parçası oldular. Standard Chartered'ın 2027'den itibaren Global Partner olarak Liverpool FC ailesinin bir parçası olmaya devam edecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Geçiş sürecine hazırlanırken yeni sezonu heyecanla bekliyor, Haziran 2027'den itibaren THY'yi ana partnerimiz olarak karşılamayı sabırsızlıkla bekliyoruz."
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerinin Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürüttüğü operasyonda, çalıştığı şirketin ödemelerini kendi ve yakınlarının hesaplarına geçirerek firmayı 122 milyon lira zarara uğratan muhasebe personeli M.A. ile bağlantılı 19 şüpheli yakalandı.
EŞ ZAMANLI OPERASYON DÜZENLENDİ
İstanbul merkezli Sinop ve Tokat'ta 4 Eylül'de düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda ruhsatsız silahlar ele geçirilirken, şüphelilerin banka hesapları donduruldu; 5 taşınmaz ile 12 araca el konuldu.
Öte yandan Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerinin yaptığı çalışmalar kapsamında bilişim danışmanlık şirketinde muhasebeci olarak çalışan Mesut A.'nın 2021-2026 yılları arasında şirkette çalıştığı, bu süre zarfında şirkete gelen 122 milyon TL'lik miktarı kendisinin ve yakınlarının hesabına aktardığı tespit edildi.
SEVGİLİSİNİN ESTETİK OPERASYONLARI İÇİN 5 MİLYON TL HARCADIĞI ORTAYA ÇIKTI
Mesut A.'nın evli ancak boşanma aşamasında olduğu, bir de sevgilisi olduğu öğrenilirken, sevgilisinin estetik operasyonları için 5 milyon TL harcadığı, sevgilisinin üzerine ev yaptırdığı ve sevgilisi ile birlikte gece kulüpleri ve kumarhanelerde eğlendiği görüntüler ortaya çıktı.
Ekiplerin yaptığı çalışmalarda Mesut A.'nın sevgilisi Ş.Y.'nin hesabında 10 milyon TL olduğu tespit edildi.
KUMARDA 60 MİLYON TL KAYBETMİŞ
Mesut A.'nın Gürcistan ve Kıbrıs'ta kumar oynadığı ve yaklaşık 60 milyon TL para kaybettiği ortaya çıkarken olayla alakalı gözaltına alınan 19 şüphelinin içerisinde Mesut A., annesi, babası, boşanma aşamasındaki eşi, sevgilisi ve şirkette birlikte çalıştığı kişilerin de olduğu öğrenildi.
19 ŞÜPHELİ ADLİYEYE SEVK EDİLDİ
Öte yandan evrakları inceleyen şirket sahibinin, zimmetine para geçirdiğini farkettiği Mesut A.'yı işten çıkarttığını ve şikayetçi olduğu öğrenildi.
Öte yandan şüphelilere ait 12 araç ve 5 taşınmaza tedbir koyulduğu öğrenilirken, şüphelilerin banka hesaplarını bloke konuldu. Mesut A. emniyetteki ifadesinde pişman olmadığını belirtti.
İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Gazze Caddesi'nde bir sürücünün trafikte tartıştığı kişinin aracına saldırdığı görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından çalışma başlattı.
Ekipler, araca saldıran kişinin H.D. olduğunu belirledi.
Gözaltına alınan sürücüye, "Trafikte saldırı amacıyla başka bir aracı ısrarla takip etmek veya bu amaçla araçtan inmek" fiili kapsamında toplam 380 bin lira para cezası yazıldı.
Hakkında adli işlem başlatılan H.D'nin ehliyetine 60 gün el konuldu, aracı ise 60 gün süreyle trafikten menedildi.
"TRAFİKTE ŞİDDETE VE ZORBALIĞA ASLA GEÇİT VERMEYECEĞİZ"
Konya Valisi İbrahim Akın da konuyla ilgili NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Trafikte vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden hiçbir davranışa müsamaha göstermeyeceğiz. Trafikte saldırı girişiminde bulunan şahıs, emniyet birimlerimizin titiz çalışmaları sonucunda yakalanarak hakkında gerekli adli ve idari işlemler başlatılmıştır. Trafik kurallarını ihlal etmesi nedeniyle toplam 380 bin TL idari para cezası uygulanmış, sürücü belgesine el konulmuş ve aracı trafikten menedilmiştir. Trafikte şiddete ve zorbalığa asla geçit vermeyeceğiz."
Kullanılmayan ancak banka nezdinde resmi olarak kapatılmamış kredi kartları, zaman içinde beklenmedik mali yükümlülüklere yol açabiliyor. Yıllık kart ücretleri, çeşitli kesintiler veya küçük tutarlı borçlar fark edilmediğinde gecikme faizleriyle birlikte büyüyebiliyor.
E-DEVLET'TEN ŞİMDİ BAKIN: İPTAL ETMEYEN YANDI! BAŞINIZA İŞ AÇABİLİR
Özellikle bankalarda kayıtlı iletişim bilgilerinin güncel olmaması ya da gönderilen resmi bildirimlerin gözden kaçması, kişinin borç durumundan zamanında haberdar olmasını engelleyebiliyor. Bu nedenle bazı vatandaşlar, söz konusu yükümlülükleri ancak idari veya yasal takip sürecinin başlamasıyla fark edebiliyor.
Ödenmeyen borçlara gecikme kaynaklı tutarların eklenmesi, borcun giderek büyümesine ve belirli koşullarda dosyanın yasal takip sürecine taşınmasına neden olabiliyor. Bu noktada vatandaşların finansal durumlarını düzenli şekilde kontrol etmesi önem kazanıyor.
e-Devlet Kapısı üzerinden sunulan “Risk Merkezi Raporu” ile “Mevduat/Katılım Fonu Hesabı Bulunan Bankalar” hizmetleri, kişinin adına kayıtlı finansal ilişkileri ve olası borç durumlarını kontrol etmesine yardımcı oluyor.
Bu ekranlar üzerinden yapılan kontroller sayesinde;
Kullanılmadığı halde açık kalan ve borç oluşturan kredi kartları,
Gecikmeye düşmüş ve yasal takip sürecine taşınmış borçlar,
Geçmiş dönemlerden kalan ve kapatılmamış banka hesaplarıyla bağlantılı yükümlülükler daha kolay şekilde fark edilebiliyor.
Borçların yasal takip aşamasına ulaşması, mevcut borcun yanı sıra dosya, takip ve vekâlet gibi ek maliyetlerin ortaya çıkmasına da neden olabiliyor.
Bu nedenle olası sürprizlerle karşılaşmamak için vatandaşların banka hesaplarını ve kredi kartlarını belirli aralıklarla kontrol etmesi, e-Devlet üzerinden sunulan finansal sorgulama hizmetlerinden düzenli olarak yararlanması önem taşıyor.
Japonya'da ortalama nakit kazançlar, Temmuz 2026'da yıllık bazda yüzde 4,7 artarak piyasa beklentilerini (yüzde 3,9 artış) aştı ve Ocak 1997'den bu yana en büyük artışı kaydetti.
TEMEL MAAŞLAR ARTTI
Son rakam ayrıca haziran ayındaki yukarı yönlü revize edilmiş yüzde 4'lük artıştan daha hızlıydı ve art arda altıncı ayda da yüzde 3'ün üzerinde kalarak son 34t yılın en uzun serisini oluşturdu.
Temel maaşlar dahil olmak üzere düzenli ödemeler yüzde 4,1 artarak 301 bin 582 yene ulaştı ve bu, Nisan 1992'den bu yana en hızlı büyüme oldu.
Bonus gibi özel ödemeler ise yüzde 6,3 artarak 134 bin 819 yene yükseldi.
YILLAR SONRA GELEN DEĞİŞİM
Fazla mesai ücretleri ise yüzde 3,1 artarak haziran ayındaki revize edilmiş yüzde 3,4'lük artıştan biraz daha düşük kaldı.
Ücret artışı özellikle inşaat (yüzde 13,5), madencilik (yüzde 12,6), ulaştırma ve posta hizmetleri (yüzde 8,3), bilgi ve iletişim (yüzde 6,2) ve imalat (yüzde 4,8) sektörlerinde güçlü olurken eğitim ve öğrenim desteği, yüzde 2,2'lik düşüşle gerileyen tek büyük sektör oldu.
Bu arada reel ücretler, yıllık bazda yüzde 2,4 artarak yedinci ay üst üste artış gösterdi ve Mayıs 2021'den bu yana en güçlü artışı kaydetti.
Türkiye'nin yerli ve milli sistemlerle donattığı imza projelerinden Çelik Kubbe, yakın gelecekte Mavi Vatan'da da boy göstermeye hazırlanıyor. Katmanlı hava savunmasını ve gerektiğinde hayli sert saldırı kabiliyetini denizlere taşımanın Ankara'nın elini daha da güçlendireceğini belirten güvenlik kaynakları, "Çelik Kubbe, Türk savunma sanayisinin sürekli güncellenecek ve her yeni teknolojiyle daha da gelişecek projelerinin başında geliyor. Sistem, Türkiye'ye denizlerde de hayli stratejik kazanımlar sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.
İlk etapta çok yakın hava savunma sistemleriyle Türk Donanması'nın bu yapıyı kullanmaya başladığına dikkat çeken savunma sanayisi uzmanları, gelecek yıllarda envantere girecek yeni gemilerle Çelik Kubbe'nin daha gelişmiş ve büyük sistemlerinin Mavi Vatan'da varlık göstereceğini vurguladı.
"ÇOK KATMANLI YAPI DENİZLERDE DE KURULACAK"
Kabaca katmanın en altında konumlanacak sistemlerden birinin GÖKDENİZ olacağı belirtiliyor. Çok sayıda parçacıklı mühimmat atabilen yapısı sayesinde havada adeta bir set çeken bu kritik ürün, savaş gemilerine havadan yönelen füzelere, insansız hava araçlarına (İHA) ve diğer tehditlere karşı koruma sağlayacak. GÖKDENİZ, halihazırda farklı sınıflardaki gemilerde aktif olarak kullanılıyor.
Gemiye hayli yaklaşabilen tehditler için bir diğer çözümün ise TOLGA sistemi olduğu ifade ediliyor. Bu sistemin dron, kamikaze İHA ve seyir füzeleri gibi alçak irtifa asimetrik hava tehditlerine karşı sorumluluk üstleneceğini anlatan yetkililer, "Düşmanı elektronik karıştırma ya da gerekirse farklı kalibredeki silahlarıyla doğrudan vurarak etkisiz hale getirecek. Üzerindeki lazer sistemi de Türk Donanması'na ayrı bir kabiliyet kazandıracak." dedi.
Yakın hava savunmada uzun süredir test atışları gerçekleştirilen GÖKSUR ve LEVENT sistemleri de adından sıkça söz ettirecek. Özellikle son dönemlerde artış gösteren dron ve kamikaze İHA gibi tehditler için her iki sistem de aktif olarak kullanılacak.
YENİ GEMİLERLE BİRLİKTE KAPSAMLI SİSTEMLER GELECEK
Orta ve uzun menzilli katmanda ise Türkiye, yine yerli ve milli çözümlerle kendine bir yol haritası çiziyor. Bu noktada Türk mühendislerce geliştirilen Milli Dikey Atım Sistemi (MİDLAS) büyük önem taşıyor. MİDLAS'ın başarılmasının, atılabilecek füzeler konusunda donanmanın elini hayli rahatlattığı ifade ediliyor.
HİSAR ve SİPER sistemlerinin deniz versiyonlarının bu noktada öne çıktığını belirten kaynaklar, şunları kaydetti:
"HİSAR-D RF, alçak ve orta menzilli hava savunma ihtiyacını karşılıyor. SİPER ise Çelik Kubbe'nin uzun menzilli bacağını oluşturan öğelerden biri. Deniz versiyonu olarak bilinen SİPER BLOK 1-D de Türk Donanması'nın kritik yüzer unsurlarını koruyacak."
"MİLLİ UÇAK GEMİSİ DENKLEME DAHİL OLACAK"
Çelik Kubbe'nin füze unsurları kadar, sistemi taşıyacak platformların imkan ve kabiliyetlerinin de hayli önemli olduğu vurgulanıyor. Yeni yol haritasında Milli Uçak Gemisi yapacağını duyuran Türkiye, sadece bununla kalmayacak. Tepe Sınıfı (TF-2000) Hava Savunma Muhribi ve üretimi hızla devam eden farklı sınıflardaki askeri gemiler de denkleme dahil edilecek.
Bu platformlardaki radarlar, gelişmiş sensörler ve diğer yardımcı unsurların, Çelik Kubbe'nin Mavi Vatan'da ya da Türk Donanması'nın bayrak gösterdiği coğrafyalarda en iyi şekilde çalışmasını sağlayacağı bildirildi.
Adana'nın Yüreğir ilçesi Mustafa Kemal Paşa Bulvarı'ndaki Adana Adliyesi yakınında öğle saatlerinde silah sesleri duyuldu.
Bir boşanma davasının ardından duruşmadan çıkan iki aile, henüz belirlenemeyen nedenle tartışmaya başladı.
Adliye önünde başlayan tartışma bir süre sonra kavgaya dönüştü ve taraflar 2 otomobil, 1 motosikletle bölgeden uzaklaştı. Bulvar üzerinde tekrardan duran taraflar, bu seferde tabanca, döner bıçağı ve sopalarla birbirine girdi.
1 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edilirken kavgada Cebrail Timi tabancayla vurularak hayatını kaybederken 5 kişiyse vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı.
Yaralılar, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.
Polis ekipleri olay yerinde geniş güvenlik önlemi alırken, kavgaya karışan şüphelilerden 3'ü gözaltına alındı.
SOPA VE BIÇAKLAR ÇIKTI
Öte yandan, araçlarda inceleme yapan polis ekipleri, bir otomobilin bagajını açtığında çok sayıda bıçak ve sopayla karşılaştı.
Trabzonspor’da teknik heyete takviye için çalışmalar hız kazandı.
HT Spor'da konuşan gazeteci Hasan Tuncel, Bordo-mavililerin yardımcı antrenörlük görevi için Ergin Keleş ile anlaşmaya vardığını ve Keleş'in Gençlerbirliği’ndeki görevinden ayrılarak yeni görevine başlamak üzere bu akşam Trabzon’a geleceğini belirtti.
Trabzonspor yönetiminin, kulübün yapısını ve camianın dinamiklerini bilen bir ismi teknik heyete dahil etmek istediği ve bu doğrultuda Ergin Keleş ile anlaşmaya vardığı belirtiliyor.
FUTBOLA TRABZONSPOR'DA ADIM ATTI
Trabzonspor’un teknik kadrosuna katılması beklenen Keleş, bordo-mavili camia için yabancı bir isim değil.
Futbola Trabzonspor altyapısında başlayan 39 yaşındaki teknik adam, profesyonel futbolculuk kariyerinin ilk yıllarını da bordo-mavili forma altında geçirdi.
1 Ocak 1987 tarihinde Arsin’de dünyaya gelen Ergin Keleş, futbola henüz 9 yaşındayken Trabzonspor altyapısında başladı. 2002 yılında profesyonelliğe geçiş yapan Keleş, böylece bordo-mavili kulüpte profesyonel futbol kariyerinin ilk adımını attı.
Santrfor pozisyonunda görev yapan Keleş, genç yaşında geleceğin önemli golcülerinden biri olarak gösterildi. Dönemin genç milli takımlarında da forma giyen Keleş, 2007 yılında Türkiye Futbol Federasyonu’na verdiği röportajda hedefinin Trabzonspor'un sürekli oynayan golcüsü olmak olduğunu ifade etmişti.
Ergin Keleş'in Trabzonspor ile profesyonel sözleşme dönemi 2002 yılında başladı. Ancak genç futbolcunun gelişimi açısından kiralık dönemler de önemli rol oynadı.
2005-06 sezonunda Akçaabat Sebatspor'a kiralanan Keleş, burada daha fazla forma şansı buldu.
Keleş'in Trabzonspor formasıyla en fazla öne çıktığı dönem ise 2007-08 sezonu oldu. Sakaryaspor'daki kiralık döneminin ardından bordo-mavili takıma dönen genç santrfor, Süper Lig'de 22 maçta forma giyip 1 gol kaydetti. Kupa müsabakalarında da 3 karşılaşmada görev yaptı.
2008-09 sezonunun ilk bölümünde de Trabzonspor kadrosunda yer alan Keleş, sezon içerisinde Manisaspor'a transfer oldu. Böylece Trabzonspor'daki futbolculuk dönemi sona erdi.
FUTBOLCULUK KARİYERİ ANADOLU'DA DEVAM ETTİ
Trabzonspor'dan ayrıldıktan sonra uzun yıllar Türk futbolunda farklı kulüplerin formasını giyen Ergin Keleş; Manisaspor, Ankaragücü, Kardemir Karabükspor, Mersin İdmanyurdu, Göztepe, Adanaspor, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor ve Sivasspor gibi takımlarda görev yaptı.
Özellikle Adanaspor döneminde golcü kimliğiyle ön plana çıkan Keleş, kariyerinin ilerleyen bölümünde de farklı Anadolu kulüplerinde tecrübe kazandı.
Ergin Keleş, futbolculuk kariyerinin ardından ise saha kenarına geçti. Daha önce GMG Kastamonuspor'da teknik direktörlük deneyimi yaşayan Keleş, ardından Gençlerbirliği teknik ekibinde yardımcı antrenör olarak görev yaptı.
GENÇLERBİRLİĞİ'NDEN TRABZONSPOR'A...
Keleş'in teknik adamlık kariyerindeki son durağı Gençlerbirliği oldu. 2025-26 sezonunda Ankara temsilcisinin teknik ekibinde yardımcı antrenör olarak görev yapan Keleş, daha sonra Metin Diyadin'in ekibinde görev aldı.
Bakan Işıkhan, sosyal medya hesabından Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığı ile sağlanan istihdam sonuçlarına ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Işıkhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye İş Kurumu aracılığıyla istihdam destekleyici uygulamalarımıza devam ediyoruz. Ocak-Ağustos ayları arasında; 947 binden fazla işe yerleştirmeye aracılık ettik. 2,2 milyondan fazla bireysel görüşme gerçekleştirdik. 1,6 milyondan fazla açık iş, işveren tarafından talep edilen-ihtiyaç duyulan eleman tespit ettik. Orta Vadeli Program hedeflerimiz doğrultusunda işgücü piyasasının güncel ihtiyaçlarını tespit ederek istihdamımızı güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Unutma İŞKUR'da iş var."
Karahindiba çayı, son yıllarda doğal ürünlere yönelik ilginin artmasıyla birlikte marketlerin ve aktarlardaki rafların dikkat çeken ürünlerinden biri haline geldi. Kan şekeri kontrolünden karaciğer sağlığına kadar pek çok konuda fayda sağlayabileceği öne sürülen karahindiba bitkisi bilimsel açıdan da araştırılıyor.
Karahindiba bitkisi, içerdiği çeşitli vitamin ve minerallerle adından söz ettiriyor. Kalsiyum, magnezyum ve potasyumun yanı sıra A, B, C, E ve K vitaminler barındırıyor.
Özellikle kök bölümünde bulunan polifenoller ve flavonoidler gibi antioksidan bileşiklerin, hücrelerin serbest radikallerin yol açabileceği oksidatif hasara karşı korunmasına katkıda bulunuyor.
Karahindiba, geleneksel kullanımlarda özellikle idrar söktürücü özelliğiyle öne çıkıyor. Bu etkisinin vücudun fazla sıvıyı uzaklaştırmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.
Karahindibanın karaciğer sağlığı üzerindeki olası etkileri de araştırmacıların ilgisini çekiyor. Hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen bazı çalışmalarda, karahindiba kökünden elde edilen ekstrelerin karaciğer hasarına ilişkin bazı göstergeleri azaltabildiği ve parasetamole bağlı oluşan doku hasarı üzerinde olumlu etkiler gösterebildiği görüldü.
Karahindiba çayı çoğu kişi için genel olarak güvenli kabul edilse de düzenli tüketim öncesinde bazı noktaların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar, alerjisi olanlar, tatlandırıcı veya ilaç kullananlar, hamileler için daha dikkatli olunması öneriliyor.
Beşiktaş'ın yaz transfer döneminde kadrosuna kattığı Dusan Vlahovic, kısa sürede gösterdiği performansla taraftarın sevgisini kazandı.
Sırp yıldız, siyah-beyazlı formayla çıktığı ilk 5 karşılaşmadaki gol performansıyla kulübün unutulmaz golcülerinden Mario Gomez'i geride bıraktı.
DUSAN VLAHOVIC İLK 5 MAÇ PERFORMANSLARINDA MARIO GOMEZ'İ GEÇTİ
Fiorentina geçmişleri bulunan Vlahovic ve Mario Gomez, Beşiktaş formasıyla çıktıkları ilk 5 karşılaşma üzerinden karşılaştırıldı.
2015-2016 sezonunda Beşiktaş'a Fiorentina'dan kiralık olarak gelen Gomez, Süper Lig'deki ilk 5 maçında toplam 302 dakika süre almış ve yalnızca Başakşehir karşısında 2 gol kaydetmişti.
Vlahovic ise Kauno Zalgiris, Alanyaspor, Kauno Zalgiris, Çorum FK ve Fenerbahçe karşılaşmalarında toplam 284 dakika sahada kaldı. Sırp golcü, Çorum FK'ye 3 ve Fenerbahçe'ye 1 gol atarak 4 gole ulaştı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Körfez bölgesindeki güvenlik mimarisine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Pazartesi günü Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde (MGIMO) öğrenci ve akademisyenlerle bir araya gelen Lavrov, bölgesel istikrarın sağlanması adına İran'ın Körfez güvenlik sistemine katılımının hayati bir pratik adım olacağını vurguladı.
Rusya'nın 20 yılı aşkın bir süre önce Arap monarşileri ve İran'ı kapsayan bir güvenlik konsepti geliştirmek için toplantı önerdiğini hatırlatan Lavrov, taraflar arasındaki karmaşık ilişkilere dikkat çekerek durumu şu sözlerle özetledi:
"Aralarındaki ilişkilerin karmaşık olduğunun bilincinde olarak, toplantıları, karşılıklı şikayetlerin tartışılmasını ve belirli güven artırıcı önlemler üzerinde anlaşmaya varılmasını kolaylaştıracağımız varsayımıyla hareket ettik. Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin eş zamanlı olarak sürece dahil olması halinde bu tartışmaların daha kolay organize edilebileceğine inandık."
"ABD VE İSRAİL'İN SALDIRGANLIĞI"
Bölgedeki dinamiklerin, şubat ayında ABD ve İsrail'in Tahran'a yönelik ortak askeri operasyon başlatmasının ardından değişmeye başladığını belirten Rus diplomat, geçmişteki diplomatik temaslara atıfta bulundu. Lavrov, "İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik saldırganlığından birkaç yıl önce, Çin'in girişimi ve bizim aktif teşvikimiz sayesinde İran ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler normalleşmişti" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE'NİN DE YER ALDIĞI MEKKE ANLAŞMASI PRATİK BİR ADIM"
Lavrov'un gündeminde, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye tarafından sunulan ve kolektif güvenlik ile savunma ittifakı için bir çerçeve çizen Mekke Anlaşması da vardı. Anlaşmayı savunanların, kapıların Körfez bölgesi dışındaki ülkeler de dahil olmak üzere diğer devletlere açık kaldığını vurguladığını belirten Lavrov, sürece dair şu değerlendirmeyi yaptı:
"Mısır'ın adı sıkça geçiyor. Eminim ki Cezayir de ilgi gösterirse, bunun da belirli bir aşamada olumlu bir etkisi olacaktır. Eğer böyle bir yapı, İran'ın bu sürece katılabileceği koşullar üzerinde de anlaşmaya varırsa, bence bu, başlangıçta formüle ettiğimiz konsept yönünde atılacak en pratik adım olacaktır."
Rusya'nın bu süreçte lider bir rol arayışında olmayacağının altını çizen Lavrov, Moskova'nın bölgesel aktörlerin inisiyatif almasını desteklediği mesajını vererek sözlerini tamamladı.
<p>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'dan dikkat çeken Mekke anlaşması açıklaması! Lavrov, bölgesel istikrarın sağlanması için İran'ın Körfez güvenlik sistemine dahil edilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin de yer aldığı Mekke Anlaşması'na dikkat çekti.</p>
Olay, 6 Eylül’de öğle saatlerinde Beşiri ilçesine bağlı Yeşiloba köyü yakınlarında meydana geldi. Batman İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, bölgede yürüttükleri önleyici kolluk devriyesi sırasında, köyün kuzeybatı yamaçlarındaki bir mağaradan şüphelendi. Mağara ve çevresinde inceleme yapan ekipler, iş makineleri ve elektrikli aletlerle kaçak kazı yapıldığını belirledi. Mağarada kazı yapan B.Ö. (50), S.B. (53), K.A. (38) ve Ş.B. (34), jandarma ekiplerince suçüstü yakalanarak gözaltına alındı. Mağarada yapılan aramada, kazıda kullanıldığı belirlenen jeneratör, 2 hilti ile bunların uçlarına takılı murç ve keskiler, spiral ve yedek bıçağı, çekiç ve yedek keski, el murcu, levye, kazma ve kürekler ele geçirildi.
Şüpheliler hakkında, nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatıyla ‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet’ suçundan işlem başlatıldı.
Ekonomi yönetimi, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) ile Türk lirası mevduatı güçlendirmeye yönelik politikalarını sürdürecek.
OVP'ye göre, küresel belirsizlik ve jeopolitik risklere bağlı olarak uluslararası finans piyasalarında aşırı oynaklıkların görüldüğü 2026 yılında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından dezenflasyon sürecinde politika faizini destekleyici bir araç olarak kullanılan makroihtiyati politika adımlarıyla Türk lirasına geçiş teşvik edildi ve kredi büyümesinin enflasyonla uyumlu seviyelerde seyretmesi sağlandı.
Bu çerçevede, ocak ayında yabancı para (YP) kredilere ilişkin büyüme sınırı sıkılaştırılırken tüketici kredili mevduat hesaplarının (KMH) limitleri için de büyüme sınırı getirildi.
Martta, kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında istisna edilen kredilerin kapsamı daraltıldı.
Mayıs sonunda ise tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredileri ile KMH limitleri ve Türk lirası ticari krediler için kredi büyüme sınırları düşürüldü. YP kredilere ilişkin büyüme sınırının düşürülmesinin etkisiyle kur etkisinden arındırılmış yıllıklandırılmış YP ticari kredi artışı 28 Ağustos itibarıyla yüzde 11,2 seviyesine geriledi. Ayrıca ocakta TL cinsi yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ve yurt dışından kullanılan krediler için zorunlu karşılık oranları artırıldı.
Program döneminde kredi faizleri, TCMB'nin politika adımlarıyla uyumlu hareket etti. Fonlama maliyetlerindeki artış hem ticari hem de bireysel kredi faiz oranlarına yansıdı. Ticari kredi kompozisyonu, YP kredi büyümesindeki kısıtların etkisiyle Türk lirası lehine gelişti. Sıkı finansal koşulların etkisiyle reel sektörün borçluluğu ve finansal kaldıraç oranı tarihi ortalamalarının altında kalırken YP krediler büyük ölçekli firmalarda yoğunlaştı.
Makroihtiyati düzenlemeler hanehalkı borçluluğunu da dengelerken bireysel kredi kartı ve KMH büyümesi yavaşladı. Hanehalkı varlıklarında TL mevduat tercihi öne çıkarken değerli metal fiyatlarındaki hızlı yükseliş, YP mevduat kompozisyonunda kıymetli maden hesaplarının payının artmasına neden oldu.
Bankacılık sektörünün takibe dönüşüm oranı, Temmuz 2026 itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,2'den yüzde 2,9'a yükseldi ancak tarihi ortalamasının altında seyretmeye devam etti. Söz konusu yükselişte küçük ve orta büyüklükteki işletme (KOBİ) kredileri, tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarının alacak bakiyesindeki artış etkili oldu.
Ocak 2026 itibarıyla kredi kartları ve ihtiyaç kredilerine yeniden yapılandırma imkanı getirildi. Takipteki alacaklar için ayrılan yüksek karşılık oranları ve bankaların güçlü sermaye yapısı, finansal istikrara yönelik riskleri sınırlandırdı.
Bankacılık sektörünün istikrarlı karlılık yapısı, sermaye yeterliliğini destekleyen en önemli unsur olmaya devam ederken Sermaye Yeterliliği Rasyosu (SYR) hesaplamasında kullanılan geçici esneklikler 2026 yılı itibarıyla sonlandırıldı.
Aralık 2025 itibarıyla yüzde 19,7 seviyesinde bulunan sektör SYR'si, söz konusu düzenlemelerin de etkisiyle Ocak 2026 itibarıyla yüzde 16,8'e geriledi ve Temmuz 2026 itibarıyla yüzde 16,6 seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu rasyo, Basel kriterlerine göre belirlenen yüzde 8'lik yasal alt sınırın ve BDDK'nin yüzde 12 olarak belirlediği hedef oranın üzerinde seyretmeye devam ediyor.
Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından çıkış stratejisi çerçevesinde, 23 Ağustos 2025 itibarıyla gerçek kişiler için hesap açma ve yenileme işlemleri sonlandırıldı. Karar sonrası 9,6 milyar dolar seviyesinde bulunan gerçek kişi KKM bakiyesi, Ağustos 2026'da tamamen sıfırlandı.
Tüzel kişiler için 15 Şubat 2025 itibarıyla hesap açma ve yenileme işlemleri sonlandırıldı ve tüzel kişi KKM bakiyesi, 2025 yılı ağustos ayındaki 200 milyon dolar seviyesinden Aralık 2025 itibarıyla sıfıra indi.
Bu kapsamda, Ağustos 2023'te toplam mevduat içinde yüzde 26,2 paya ulaşan KKM bakiyesi tasfiye edilirken KKM'nin Türk lirasını teşvik edici rolü çerçevesinde TL cinsi mevduatın toplam mevduat içindeki payı 28 Ağustos 2026 itibarıyla yüzde 61,5'e yükseldi.
TÜRK LİRASI CİNSİNDEN YATIRIM ARAÇLARI TEŞVİK EDİLECEK
OVP'ye göre, Türk lirası cinsinden yatırım araçları teşvik edilecek, kredi büyümesine yönelik para politikasıyla uyumlu politikalar sürdürülecek, yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansman koşulları iyileştirilecek.
Yabancı para mevduatın cazibesinin azaltılması, Türk lirası mevduatın payının artırılması ve vadesinin uzatılmasına yönelik politikalar uygulanmaya devam edilecek. Cari işlemler dengesini ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek amacıyla yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşulları iyileştirilmeye devam edilecek.
İç talebi dengelemek, enflasyon beklentilerini çıpalamak ve cari işlemler açığını azaltmak amacıyla bireysel krediler ve hedefli olmayan ticari kredilerde para politikası duruşunu destekleyici politikalar uygulanmaya devam edilecek.
Finansal sektör düzenlemeleri, uluslararası standartlara uyum ile sektörde yaşanan yeni gelişmeler gözetilerek geliştirilecek. Basel III Final (Basel IV) düzenlemesine uyum sağlanması amacıyla, AB mevzuatı da göz önünde bulundurularak bankaların kamuya açıklama yükümlülükleri ile ilgili mevzuatta gerekli değişiklikler yapılacak ve uygulamaya geçirilecek.
Tasarruf finansman şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin süreçlerin sağlıklı sürdürülmesi, dengeli bir şekilde büyümelerinin sağlanması ve müşterilerin menfaatlerinin korunması amacıyla düzenlemeler yapılmaya devam edilecek.
Düzenlemelerin sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edilerek finansal sektörün aracılık faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürmesi sağlanacak. Uluslararası iyi uygulamalara uyum sağlanması amacıyla bankaların kurumsal yönetim ilkeleri ile iç sistemleri ve içsel sermaye değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgili mevzuatta değişiklikler yapılacak.
Kalkınma bankacılığının yeniden yapılandırılması ve etkinliğinin artırılması için mevzuat altyapısı ve organizasyon yapısı güçlendirilecek.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk hafta maçında Galatasaray'ı sahasında ağırlayacak olan Sporting'de kritik bir isim maçta forma giyemeyecek.
Portekiz basınından A Bola'da yer alan haberde, bu sezon 21 milyon Euro'ya transfer edilen Ibrahima Ba'nın Galatasaray'a karşı oynayamayacağı kesinleşti.
BA DIŞINDA 2 İSİM DAHA OYNAMAYACAK
Senegalli stoperin yanı sıra Sporting'de Joao Simoes ve Nuno Santos da sakatlıklarından dolayı Galatasaray maçında yer almayacak.
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında yarın Portekiz'in Sporting takımıyla deplasmanda karşılaşacak.
Lizbon'daki Jose Alvalade Stadı'nda TSİ 22.00'de başlayacak mücadelede Norveç Futbol Federasyonu'ndan Espen Eskas düdük çalacak.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), Beykoz’da gerçekleştirilecek altyapı çalışması nedeniyle planlı su kesintisi yapılacağını duyurdu. Ana isale hattındaki çalışmalar kapsamında 8 Eylül Salı günü 10.00-17.00 saatleri arasında ilçedeki 5 mahalleye su verilemeyecek.
DEPREME KARŞI ALTYAPI GÜÇLENDİRİLECEK
İSKİ’nin açıklamasına göre çalışma, olası depremlerde su arzının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülebilmesini sağlamak amacıyla gerçekleştirilecek.
Bu kapsamda ana isale hattına depreme dayanıklı özel bağlantı sisteminin montajı yapılacak ve mevcut altyapıda iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilecek.
SU KESİNTİSİ 7 SAAT SÜRECEK
Planlı çalışma nedeniyle Beykoz’da su kesintisi saat 10.00’da başlayacak. İSKİ tarafından paylaşılan programa göre kesintinin 17.00’de sona ermesi ve toplam 7 saat sürmesi planlanıyor.
HANGİ MAHALLELERDE SU KESİLECEK?
İSKİ’nin duyurusunda su kesintisinden etkilenecek mahalleler şöyle sıralandı:
Örnekköy
Elmalı
Zerzevatçı
Mahmut Şevket Paşa
Alibahadır
Çalışmaların tamamlanmasının ardından söz konusu mahallelere yeniden su verilmesi bekleniyor. Kesintinin planlanan süreden önce veya sonra sona ermesi halinde İSKİ’nin güncel duyuruları takip edilebilecek.
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, verdiği bir röportajda İBB eski başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluğuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin olarak "İmamoğlu’nu siyasi tutuklu olarak görmediğini ifade etti "Siyasi tutuklu değil, siyasi görüşü dolayısıyla içeri alınmış bir insan değil" dedi.</p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasının devamında“Şimdi kalkıp da bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı ilan edip ondan sonra bu oldu diye bunu siyasi dava diyemeyiz. Ki gidip oy veren de benim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı ayrıdır, bu davalar ayrıdır.” dedi. </p>
Yunanistan’ın İsrail’den tedarik etmeyi planladığı "Aşil Kalkanı" hava ve füze savunma sisteminin kaynak koduna erişiminin olmayacağının ortaya çıkması basın ve muhalefetin eleştirilerine neden oldu.
İsrail Füze Savunma Teşkilatı Direktörü Moşe Patel’in Kathimerini gazetesine verdiği röportajda, Yunanistan’ın kaynak koduna erişemeyeceğini söylemesi sonrasında eleştiriler yoğunlaştı.
Muhalefetteki Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK), hükümetten sistemin kaynak koduna Yunanistan’ın erişip erişemeyeceğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
PASOK’un savunma alanından sorumlu milletvekili Mihalis Katrinis, yaptığı yazılı açıklamada, Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın 23 Temmuz’daki konuşmasında, Yunan Silahlı Kuvvetleri için alınacak sistemlerin kaynak koduna erişim sağlanmaması halinde tedarikin ilerlemeyeceğini söylediğini hatırlattı.
Katrinis, buna karşılık İsrail Savunma Bakanlığının 31 Ağustos’ta yayımladığı açıklamada, yeni ulusal komuta ve kontrol altyapısının İsrailli Rafael şirketi tarafından geliştirileceğinin belirtildiğine dikkati çekti.
İsrail Füze Savunma Teşkilatı Direktörü Moşe Patel’in Kathimerini gazetesine verdiği röportajda da Yunanistan’ın kaynak koduna erişemeyeceği yönünde açıklama yaptığını hatırlatan Katrinis, bu nedenle kaynak kodunun mülkiyeti ve erişim yetkisine ilişkin soru işaretleri oluştuğunu ifade etti.
Katrinis, "Aşil Kalkanı’nın kaynak kodu sonuçta Yunanistan’a mı ait olacak?" sorusunu yönelterek, konuyu 1 Eylül’de parlamentoya taşıdıklarını ve Savunma Bakanlığından yazılı yanıt beklediklerini belirtti.
Kaynak kodu meselesinin milyarlarca avroluk savunma tedarikinde ulusal çıkarların korunması açısından önem taşıdığını vurgulayan Katrinis, anlaşmanın teknik ve hukuki hükümlerinin kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
Eski Başbakan Aleksis Çipras’ın kurduğu Yunan Sol İttifakı (ELAS), İsrailli yetkili Moşe Patel’in Yunanistan’ın komuta ve kontrol sistemiyle bağlantılı kaynak koduna erişemeyeceği yönündeki açıklamasının, sistemin yönetimi ve "ulusal çıkarların korunması" konusunda ciddi soru işaretlerine yol açtığını vurguladı. Parti, hükümetin bu konuda "açıkta kaldığına" ve Yunanistan’ın sistem üzerinde tam denetim sahibi olmaması halinde ülkenin dışa bağımlı hale gelebileceğine dikkati çekti.
Efimerida ton Syntakton gazetesi ise İsrail tarafından yapılan son bilgilendirmede Yunan Silahlı Kuvvetleriyle teknoloji transferi ile yazılım ve teknolojinin ortak kullanımından söz edildiğini ancak kaynak kodunun teslim edileceğinin açıkça belirtilmediğini yazdı.
Gazete, Patel’in Kathimerini’ye verdiği röportajda, Yunanistan’ın "Aşil Kalkanı"nın komuta ve kontrol kabiliyetleriyle bağlantılı kaynak koduna erişip erişemeyeceği sorusuna, "Hayır çünkü kaynak kodu anlaşmanın kullanım lisansına dahil değildi." yanıtını verdiğini aktardı.
Efimerida ton Syntakton ayrıca, Kathimerini’nin internet sitesinde bu soru-cevap bölümünün bir aşamada çıkarıldığını, daha sonra metnin yeniden güncellenerek İsrail Savunma Bakanlığından gelen yeni bilgilendirmeye dayanılarak "teknoloji transferi" ile "yazılım ve teknolojinin ortak kullanımı" ifadelerinin eklendiğini ileri sürdü.
To Vima gazetesi de "Aşil Kalkanı’nda kaynak kodu konusunda bulanık tablo" başlıklı analizinde, Patel’in "kaynak kodu lisans anlaşmasına dahil değildi" sözlerinin Atina’da ciddi soru işaretleri yarattığını ve Yunan tarafının daha önceki açıklamalarıyla çelişkili görüntü oluşturduğunu yazdı.
İSRAİL VE YUNANİSTAN ARASINDA 3 MİLYAR AVROLUK ANLAŞMA
İsrail ve Yunanistan arasında 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de yaklaşık 3 milyar avro değerindeki "Aşil Kalkanı" hava savunma anlaşması imzalanmıştı.
"Aşil Kalkanı" anlaşması kapsamında İsrail'in, Yunanistan'da David's Sling (Davud Sapanı) sistemleri ve Israel Aerospace Industries (IAI) tarafından Barak MX sistemi dahil çok katmanlı hava savunma ağı kuracağı kaydedilmişti.
Anlaşmanın, Rafael şirketinin Davud Sapanı ve IAI'nın Barak MX sistemlerinin yanı sıra yine Rafael'in Spyder sisteminive IAI'nın hava kontrolüne yönelik MMR tipi çok görevli radarlarını da içerdiği belirtilmişti.
Bunun yanında Rafael'in öncülüğünde geliştirilecek yeni bir ulusal komuta ve kontrol sistemi de anlaşmada yer almıştı.
Yunanistan'da muhalefetteki partiler ise anlaşmanın İsrail'e savunma alanındaki bağımlılığı artıracağını, Yunan vergi mükelleflerine mali yük getireceğini ve ülkenin bölgesel politikasını daha fazla İsrail'e bağlayacağını vurgulamıştı.
Eski Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis, İsrail ile imzalanan "Aşil Kalkanı" anlaşmasının "utanç verici" olduğunu belirterek, "Yunanların büyük bir çoğunluğu soykırımcı Apartheid devletine karşı olmasına rağmen, biz yönetici sınıfımızın bu rezil anlaşmayla Yunanistan'ı lekelemesine izin verdik." değerlendirmesinde bulunmuştu.
Basında yayımlanan değerlendirmelerde de anlaşmanın maliyeti, İsrail'e teknolojik ve stratejik bağımlılık ile Atina'nın Orta Doğu'daki konumuna etkileri eleştirilmişti.
İstanbul, bu yıl ortomoleküler tıp alanının uluslararası uzmanlarını ağırlıyor.
12-13 Eylül 2026 tarihlerinde Renaissance Polat İstanbul Hotel'de düzenlenecek Uluslararası Ortomoleküler Tıp Kongresi 2026, "From Molecules to Medicine (Moleküllerden Tıbba)" vizyonuyla gerçekleştiriliyor.
Kongre, ortomoleküler tıp alanında Türkiye'de düzenlenen ilk ve en büyük etkinlik olma özelliğini üstleniyor.
Bu yönüyle organizasyon, alanında bir ilke imza atarak, Türkiye'yi uluslararası ortomoleküler tıp gündeminin merkezine taşıyor.
Uluslararası Ortomoleküler Tıp Derneği (ISOM) iş birliğiyle düzenlenen kongre; hücresel sağlık, longevity bilimi, kök hücre ve peptitler, mikrobiyota ve mitokondri sağlığı alanlarındaki güncel gelişmeleri ele alacak.
Etkinlik, 8 ülkeden 20'den fazla uluslararası uzman ve akademik lideri bir araya getirecek.
Türk Yıldızları Mısır’da. Türk Hava Kuvvetleri’nin akrobasi timi Türk Yıldızları, 8-10 Eylül tarihlerinde Mısır’da düzenlenen El Alamein International Airshow’a katıldı.
<p>Türk Yıldızları Mısır’da. Türk Hava Kuvvetleri’nin akrobasi timi Türk Yıldızları, 8-10 Eylül tarihlerinde Mısır’da düzenlenen El Alamein International Airshow’a katıldı.</p>
<p> MSB tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde <strong>"Dikkat! Bu görüntüler yapay zekânın değil, gökyüzündeki cesaretimizin bir ürünüdür! Mısır’da gerçekleştirilen “El Alamein International Airshow” kapsamında gökyüzüne yükselen Türk Yıldızları Akrobasi Timimiz, dünyanın en görkemli tarihî miraslarından Mısır Piramitleri'nin üzerinde unutulmaz bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Binlerce yıllık tarihin semalarında Ay Yıldızın izini bırakan Türk Yıldızları, eşsiz gösterileriyle Mısırlı kardeşlerimizi selamladı.Tarih yerde, Türk Yıldızları göklerde!"</strong></p>
<p>El Alamein Uluslararası Havalimanı’ndaki organizasyonda askerî ve sivil uçakların yanı sıra farklı ülkelerin akrobasi ekipleri de yer alacak.EtkinlikteTürk Yıldızları’nın yanı sıra Suudi Arabistan’ın Saudi Hawks, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Al Fursan, Rusya’nın Russian Knights ve Swifts, Güney Kore’nin Black Eagles, Yunanistan’ın Zeus Demo Team ve Hindistan’ın Surya Kiran ekipleri de katıldı.</p>
Türkiye’nin diplomasi dilini binlerce yıllık Anadolu mutfak kültürüyle harmanlamak için harekete geçildi. Türkiye’nin zengin gastronomi mirasını kültürel diplomasi, turizm, uluslararası tanıtım ve ülke markası perspektifiyle dünyaya tanıtacak olan Gastrodiplomasi İnisiyatifi kuruldu. En son Ankara’daki NATO zirvesinde kendini gösteren ve servis edilen tabaklarla Türkiye’yi dünyaya taşıyan gastrodiplomasi, ülkelerin en etkili ‘yumuşak güç’ü olarak tanımlanıyor. Marka stratejisti ve Gastro TV Kurucusu Hakan Kural öncülüğünde hayata geçirilen Gastrodiplomasi İnisiyatifi; gastronomi dünyasının yanı sıra akademi, kültür, iletişim, uluslararası ilişkiler, turizm, tarım ve sürdürülebilirlik gibi farklı alanlardan uzmanları ortak bir çalışma zemininde buluşturdu. Türkiye’nin gastronomi üzerinden uluslararası algısını güçlendirmeyi hedefleyen İnisiyatif; Türk mutfağı ve kültürel miras, gastronomi diplomasisi, uluslararası tanıtım ve markalaşma, dijital iletişim, bilim ve inovasyon, sağlıklı ve sürdürülebilir gıda, küresel gıda erişimi ile tarım ve doğal kaynak yönetimi alanlarında çalışmalar yürütecek.
GİRİŞİMDE KİMLER VAR?
İnisiyatif, farklı uzmanlık alanlarından oluşturulacak çalışma grupları aracılığıyla ulusal ve uluslararası projeler geliştirecek. Ayrıca iş birlikleri kurulması ve Türkiye’nin gastronomi alanındaki birikiminin dünyaya daha sistematik biçimde taşınması yönünde çalışmalar da yapacak olan İnisiyatif’in kurucu yapı ve çalışma gruplarında; Şef Araz Aknam, Prof. Dr. Derya Aydıner, Prof. Dr. Osman Arayıcı, Prof. Dr. Osman Can Ünver, Şef Rüştü Ekmen, Şef Haldun Tüzel, Süleyman Tarakçı, Prof. Dr. Saadet Aytıs, Yeşim Kaya, Merve Kılıç, Dr. Yavuz Dizdar, Bekir Kaya, Celal Uysal ve Nedim Özkan yer aldı. İnisiyatif, önümüzdeki dönemde farklı uzmanlık alanlarından yeni isimlerin katılımıyla çalışma ağını genişletmeyi planlıyor.
’’EN GÜÇLÜ HİKAYEMİZ SOFRAMIZ’’
Gastrodiplomasi İnisiyatifi Kurucusu Hakan Kural, girişimin çıkış noktasını şöyle açıkladı: "Dünyada ülkeler artık yalnızca ekonomik güçleriyle değil; kültürleri, yaşam biçimleri ve anlatabildikleri hikâyelerle de rekabet ediyor. Türkiye ise binlerce yıllık gastronomi mirası, ürün çeşitliliği, üretim kültürü ve farklı coğrafyalarıyla bu alanda olağanüstü bir zenginliğe sahip. Amacımız yalnızca Türk mutfağını tanıtmak değil; bu birikimi Türkiye’nin uluslararası marka değerine katkı sağlayan stratejik bir güce dönüştürmek. Türkiye’nin en güçlü küresel hikâyelerinden birinin sofrası olduğuna inanıyoruz."
HEDEF 2027’DE ULUSLARARASI ZİRVE
Yapılan açıklamaya göre, Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin Ekim 2026 itibarıyla kurumsal yapılanmasını tamamlaması ve özel bir lansmanla yeni dönem çalışmalarını başlatması planlanıyor. İnisiyatif ayrıca çalışmalarını kalıcı ve sürdürülebilir bir kurumsal yapı altında yürütmek amacıyla dernekleşme hazırlıklarını da başlattı. Dernekleşme sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyuna ve uluslararası paydaşlara yönelik çalışmalarda "Gastrodiplomasi İnisiyatifi" kimliği kullanılmaya devam edecek. Gastrodiplomasi İnisiyatifi, 2027 yılında ise Uluslararası Gastrodiplomasi Zirvesi düzenlemeyi hedefliyor. Zirvede farklı ülkelerden uzmanlar, şefler, akademisyenler ve sektör temsilcileri Türkiye’de buluşacak. İnisiyatif, "Gastrodiplomat" yapılanması kapsamında ise farklı disiplinlerden uzmanların katkısıyla ulusal ve uluslararası projeler geliştirerek Türkiye’nin gastronomi üzerinden dünyayla kurduğu kültürel, ekonomik ve toplumsal ilişkileri güçlendirecek çalışmalar yürütmeyi amaçlıyor. Dünyada gastronomi, giderek ülkelerin kültürel diplomasisinin ve uluslararası tanıtım stratejilerinin önemli unsurlarından biri haline geliyor.
Kurucu üyeler şu değerlendirmelerde bulundu:
Prof. Dr. Osman Can Ünver (Kamu Diplomasisi Uzmanı), "Günümüzde ülkelerin uluslararası itibarı yalnızca siyasi ve ekonomik güçleriyle değil, kültürel değerlerini dünyaya anlatabilme kapasiteleriyle de şekilleniyor. Gastronomi bu açıdan en etkili kamu diplomasisi araçlarından biri. Gastrodiplomasi İnisiyatifi, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini kurumsal bir vizyonla uluslararası platformlara taşıyacak önemli bir adım."
Süleyman Tarakçı (TURGİD Yönetim Kurulu Üyesi), "Türk mutfağının uluslararası alanda hak ettiği yere ulaşması artık yalnızca sektörün değil, ülkemizin ortak meselesi. Sayın Emine Erdoğan’ın son dönemde Türk mutfağı ve gastrodiplomasi konularına verdiği önem, bu alandaki farkındalığın en güçlü göstergelerinden biri. Bu sivil inisiyatifin kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında güçlü bir köprü oluşturacağına inanıyorum."
Şef Araz Aknam, "Bir mutfağın dünyaya açılması yalnızca tariflerle değil; hikâyesi, kültürü ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla mümkün. Türk mutfağı bu zenginliğe fazlasıyla sahip. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin, bu mirası uluslararası standartlarda anlatabilecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum."
Şef Haldun Tüzel (Gastronomi Araştırmacısı), "Anadolu’nun binlerce yıllık gastronomi birikimi yalnızca korunması gereken bir miras değil, aynı zamanda geleceğe taşınması gereken stratejik bir değer. Bu oluşum, yerel bilgi ile küresel vizyonu aynı çatı altında buluşturan önemli bir başlangıç olacak."
Yeşim Kaya (Kurumsal Dönüşüm Danışmanı), "Bir ülkenin sahip olduğu kültürel değeri küresel bir güce dönüştürmek, yalnızca güçlü bir hikâyeye değil; doğru bir vizyona, sürdürülebilir bir yapıya ve farklı disiplinlerin ortak akılla hareket etmesine bağlı. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin en önemli gücünün de bu bütüncül yaklaşım olduğuna inanıyorum."
Dr. Yavuz Dizdar, "Gastronomi yalnızca lezzet değildir; üretim biçimi, tarım politikaları, sağlıklı beslenme ve toplum sağlığıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle gastronomiye bilimsel bir bakış açısıyla yaklaşılması büyük önem taşıyor. Gastrodiplomasi İnisiyatifi’nin bu yaklaşımı benimsemesi son derece kıymetli."
<p>CHP, 9 Eylül’deki kuruluş yıl dönümüne bölünme tartışmalarının gölgesinde giriyor.</p>
<p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapacağı açıklama ve Mansur Yavaş’ın programa katılıp katılmayacağı merak konusu olmuştu.<br>
<br>
Sözcü'de yer alan habere göre, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın Genel Merkez'de düzenlenecek resepsiyona katılmayacağı öğrenildi.<br>
<br>
<strong>'BİR TARAF OLMAYACAK'</strong><br>
<br>
Kaynaklar, Mansur Yavaş'ın pozisyonunu koruduğunu belirterek, 'Bir taraf olmayacak' değerlendirmesinde bulundu.</p>
Bolat, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, kadın kooperatiflerinin dijital pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla Bakanlık ve e-ticaret platformları arasında yapılan işbirliğini değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ortaya konulan "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna işaret eden Bolat, bu kapsamda en önemli hedeflerden birinin, milletin her bir ferdinin üretimden ticarete, ekonomiden sosyal hayata kadar her alanda daha güçlü şekilde yer alması olduğunu belirtti.
Bakan Bolat, kadınların emeğini ve üretim gücünü ekonominin daha güçlü bir parçası haline getiren söz konusu işbirliğini son derece önemsediklerini vurguladı.
Bu kapsamda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'ın koordinasyonuyla, kadınların ekonomik ve sosyal hayattaki konumunu güçlendirmeye yönelik yapılan kararlı çalışmaların üretime önemli katkılar sunduğuna dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:
"Bakanlık olarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız başta olmak üzere hükümetimizin tüm kurumlarıyla güçlü koordinasyon ve işbirliği içerisinde, kadın kooperatiflerimizin ve kadın girişimcilerimizin daha fazla üretmesi, daha geniş pazarlara ulaşması ve ticaret hayatında daha güçlü yer alması için çalışmaya devam edeceğiz. Kadınlarımızın emeği büyüdükçe Türkiye büyüyecek, kadınlarımızın üretim gücü, Türkiye Yüzyılı'nın ekonomik gücüne güç katacak."
Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanık Ertürk, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.
Savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Ertürk, iddianameye konu görüntülerin 3,5 yıl önce bir televizyon programında yaptığı konuşmadan kesilerek oluşturulan 2 videodan ibaret olduğunu ve bunların sosyal medya hesaplarınca bağlamından koparılarak paylaşıldığını öne sürdü.
Ertürk, konuşmasında kimseyi tehdit etmediğini, korku ve tehdit yaratan somut bir delilin de olmadığını iddia etti.
Konuşmasını seçim öncesinde yaptığını ifade eden Ertürk, "Tam olarak ne söylediğimin anlaşılması için videonun tamamının izlenmesi gerekir. 9 ve 3,5 yıl önceki yapılan konuşmam siyasi değerlendirmelerim ve öngörülerimdir. Suç unsuru yoktur, böyle bir kastım da olmamıştır. Bu nedenle tahliyemi ve beraatimi istiyorum." şeklinde savunma yaptı.
Sanık avukatları da Ertürk'ün tahliyesini ve beraatini talep etti.
Türker Ertürk'ün tutukluluk halinin devamına karar verilerek, eksikliklerin giderilmesi için duruşma ertelendi.
İDDİANAME
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, "Her ne kadar şüpheli tevil yoluyla ikrar içeren savunmasında suça konu videoların üzerinden zaman geçtiğini beyan etmişse de görsel basın ve sosyal medyada paylaşılan ve silinmeyerek yayınlanmaya devam eden suç içerikli paylaşıma ilişkin eylemlerin temadi eden suç kapsamında kaldığına" yönelik değerlendirme yer alıyor.
Şüpheliye ait videonun sosyal medyada paylaşımlarının devam ettiği, bu hususun araştırma raporuyla tespit edildiğine dikkati çekilen iddianamede, temadinin (bir hukuka aykırı durumun kesintisiz biçimde sürmesi) yapılan ilk işlemle kesileceği, bu nedenle şüphelinin temadi eden eyleminin gözaltı talimatı neticesinde kesildiği, bunun suç tarihi olduğunun kabulünün gerektiği vurgulanıyor.
İddianamede, "şüphelinin iktidarın değişmesi halinde YSK dahil tüm Türk halkının zorluk yaşayacağı, demokratik girişimle iktidarın düşmemesi halinde Türk halkının uluslararası girişimlerle cezalandırılacağını beyan etmek ve sunucunun bu durumun bir bedeli olacağına ilişkin beyanını onaylamak suretiyle topluma yönelik sair tehditte bulunduğuna" ilişkin değerlendirmeye yer veriliyor.
Şüpheli Ertürk'ün bu eylemlerinin halk arasında korku ve panik yaratacak şekilde somut durum isnadı içerdiği ve eylemlerin herkese açık bir televizyon kanalında canlı yayında alenen gerçekleştirildiğinin altı çizilen iddianamede, eylemin "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçu kapsamında kaldığına işaret ediliyor.
Ertürk'ün "basın yayın yoluyla halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 2026/2027 sezonunun ilk haftasında Fenerbahçe, sahasında İtalya Serie A takımlarından Roma ile karşı karşıya gelecek.
Karşılaşma öncesinde UEFA'nın resmi sitesi üzerinden mücadelede görev alacak hakemler duyuruldu. UEFA'dan yapılan açıklama göre Fenerbahçe-Roma maçını İspanya Futbol Federasyonu'ndan Jesus Gil Manzano yönetecek. Manzano'nun yardımcılıklarını yine aynı federasyondan Diego Barbero ve Guadalupe Porras Ayuso üstlenecek.
Fenerbahçe-Roma maçında dördüncü hakem olarak Juan Martinez Munuera, VAR hakemi olarak Cesar Soto Grado ve AVAR'da Valentin Gomez yer alacak.
Togg’un en uygun fiyatlı modeli olan T10F V1 Standart Menzil’in güncel fiyatı 1.884.980 TL. Bu modelde 1.300.000 TL’lik kredi kullanıldığında peşinat tutarı 584.980 TL’ye iniyor. Aynı kredi seçeneği T10X V1 Standart Menzil’de (1.909.048 TL) uygulandığında peşinat 609.048 TL oluyor.
Yüzde 2,95 faiz oranı ve 48 ay vade ile aylık taksit 59.653 TL olarak hesaplanıyor. Bireysel müşteriler için sıfır faizli kredi seçenekleri de kampanyanın önemli bir parçası. T10F V2 modelinde 900 bin TL kredi 10 ay veya 800 bin TL kredi 12 ay vade ile faizsiz sunuluyor; aylık ödemeler 66.667 TL’den başlıyor.
T10X V2’de ise 700 bin TL için 10 ay, 600 bin TL için 12 ay sıfır faiz imkânı var ve aylık taksitler 50 bin TL seviyesinde oluşuyor.En üst donanım olan 4More versiyonlarında (fiyatlar 3.217.000 TL’nin üzerinde) 1.500.000 TL kredi 10 ay vadeli ve sıfır faizle aylık 150.000 TL taksitle alınabiliyor.
Daha uzun vadeli finansman isteyenler için V2 donanımlarında 1.700.000 TL krediye 48 ay yüzde 2,95 faizle aylık 78.008 TL ödeme planı uygulanıyor.
Kurumsal müşteriler için Togg, filo alımlarında aracın tamamına finansman desteği veriyor.
TOGG T10X VE T10F EYLÜL 2026 FİYAT LİSTESİ
T10F V2 ve T10X V2 modellerinde bireysel alımlara benzer kısa vadeli sıfır faizli seçenekler kullanılabiliyor. Uzun vadeli filo alımlarında ise 2.325.000 TL kredi, 48 ay vade ve yüzde 3,29 faiz oranıyla aylık 99.884 TL taksit imkanı sunuluyor.
Togg T10X Eylül 2026 Fiyatları
V1 RWD Standart Menzil: 1.909.048 TL
V1 RWD Uzun Menzil: 2.219.668 TL
V2 RWD Uzun Menzil: 2.411.000 TL
V2 4More Obsidiyen: 3.218.137 TL
Togg T10F Eylül 2026 Fiyatları
V1 RWD Standart Menzil: 1.884.980 TL
V1 RWD Uzun Menzil: 2.195.600 TL
V2 RWD Uzun Menzil: 2.370.930 TL
V2 4More: 3.217.937 TL
Ortadoğu'da kartların yeniden dağıtıldığı Suriye sahası, Türkiye ve İsrail arasında doğrudan bir askeri gerilimin fitilini ateşleyebilir. İsrail'in Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu ez zuhur hava üssüne sebepsiz düzenlediği saldırının ardından tırmanan gerilim, istihbarat servislerini harekete geçirirken, Ankara'nın Şam ordusunu yeniden inşa etme ve bölgeye gelişmiş savunma sistemleri kurma planları Tel Aviv'in uykularını kaçırmaya devam ediyor.
EBU EZ ZUHUR AKILLARINI BAŞLARINA GETİRDİ
İsrail’in 18 Ağustos’ta Ebu ez Zuhur’a saldırmasından beri İsrail medyasında “Türkiye ile bir sorunumuz yok, Onlar bizim düşmanımız değil, Türkiye bizim stratejik rakibimiz” gibi manşetler atılıyor. Bu saldırıdan sonra İsrail’de esen panik havasını manşetlerinden anlamak mümkün. İsrail’in önde gelen yayın organlarından The Jerusalem Post’ta “Sıfır toplamlı bir oyun değil: Suriye’de İsrail-Türkiye çatışmasını nasıl önleyebiliriz” başlıklı analizde, Türkiye’nin Suriye’deki rolünü hesaba katarak diyalog kurulması gerektiğinin altını çizdi.
MOSSAD VE ŞAM ARASINDA SIRA DIŞI TEMAS
Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Türkiye’ye ortalama 55 km uzaklıkta bulunan stratejik hava üssüne İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırının ardından, tansiyonu düşürmek amacıyla sıra dışı bir diplomatik temas gerçekleşti. İsrailli bir istihbarat direktörü ile Suriye Dışişleri Bakanı arasında yapılan telefon görüşmesinden günler sonra taraflar yüz yüze bir araya geldi. Görüşmenin temel amacı, hava üssüne yönelik saldırının ardından ortaya çıkan krizin daha da büyümesini engellemek ve olası bir askeri çatışmanın önüne geçmekti.
TÜRK SİSTEMLERİ İSRAİL'İN KATLİAMARINA DUR DİYECEK KORKUSU
İsrail istihbarat kaynaklarına göre Türkiye, söz konusu hava üssüne insansız hava araçları ve radar sistemlerinin yanı sıra gelişmiş hava savunma bataryaları ile askeri personel konuşlandırmayı planlıyordu. Her ne kadar Şam ve Ankara yönetimleri bu üste kalıcı bir Türk askeri varlığı kurulacağı yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanlasa da, bu durum soykırımcı Tel Aviv hükümetinin sözde kendi güvenliğini sağlamak adı altında gerçekleştirdiği saldırıları durdurmadı.
Ankara'nın Suriye'deki nüfuzunu her geçen gün artırması, bölgesel tetikçi olan İsrail’de ciddi bir huzursuzluk kaynağı haline geldi. Suriye'deki yeni yönetimin en kritik destekçilerinden biri konumuna yükselen Türkiye; Şam ordusunun yeniden yapılandırılmasında, askeri personelin eğitilmesinde ve ülkenin altyapı projelerinde başrolü oynuyor. Türkiye'nin adımları, İsrail tarafından endişe içinde yakından takip ediliyor. Tel Aviv, bölgeye yerleştirilecek Türk üretimi radar ve gelişmiş hava savunma sistemlerinin, İsrail savaş uçaklarının Suriye ve Lübnan semalarındaki katliamlarına neşter vuracağını düşünüyor.
GEÇ GELEN İTİRAF: DENGEYİ KORUMAK ZORUNDAYIZ
İsrail'in, kendisine karşı sert ve mesafeli bir politika izleyen Türkiye'nin Suriye sınırındaki askeri tahkimatına karşı sessiz kalması beklenmiyor. Analizde, bu güvenlik kaygılarının kontrolsüz bir tırmanışa yol açmaması gerektiğine dikkat çekiliyor.
Analizde dikkat çeken bir başka detay ise, “İsrail, Türkiye'nin Suriye'deki rolüne ilişkin güvenlik endişeleri ile diyalog ve istikrarı koruma ihtiyacı arasında bir denge kurmak zorundadır” ifadesi oldu.
YANLIŞ HESAPLAMALAR SAVAŞI TETİKLEYEBİLİR
Bölgedeki kırılgan dengeler göz önüne alındığında, tarafların atacağı adımlarda son derece temkinli olması gerekiyor. İsrail'in bölgedeki ülkelere saldırmak için bahane ettiği “güvenlik kaygıları”yla yapacağı olası bir müdahale, bölgeyi geri dönülemez bir kaosun içine sürükleyebilir. Analizin yazarları Elie Podeh ve Eitan Yishai, Netanyahu ve soykırım ordusunun sebepsiz saldırılarını eleştirdi. Sahadaki aktörlerin birbirlerinin kırmızı çizgilerini doğru okuması gerektiğini belirterek, “Ancak haklı endişeler bile yanlış hesaplamalara ve aşırı tepkilere yol açarak istenmeyen bir tırmanmaya neden olabilir” Netanyahu hükümetine uyarısında bulundu.
Antalya’da iki mahalleyi etkileyen sazlık alan yangını, rüzgârın da etkisiyle kısa sürede yayıldı. Alevler, ondan fazla cam ve naylon seranın yanı sıra tarım arazileri ve barakalara zarar verdi.
Çiftçi İsmail İncedemir ise 9 ay önce hayatını kaybeden babasından yadigâr kalan traktörünün yanışını gözyaşları içinde izledi.
SAZLIK ALANDA BAŞLAYAN YANGIN YAYILDI
Yangın, dün saat 13.30 sıralarında Muratpaşa ilçesi Topçular ve Doğuyaka mahallelerinde 6 farklı noktada çıktı.
Alevleri görenlerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye, polis, AFAD, TOMA ve sağlık ekipleri sevk edildi. Rüzgrın etkisiyle hızla yayılan yangına bölge sakinleri de kendi imkânlarıyla müdahale etmeye çalıştı.
Yangında 10’dan fazla ekili olmayan cam ve plastik sera, tarım arazileri ile depo olarak kullanılan 2 baraka zarar gördü. Alevlerin tehdit ettiği büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bulunduğu ahır da tedbir amacıyla boşaltıldı.
TOMA’LAR DA SÖNDÜRME ÇALIŞMALARINA KATILDI
TOMA’ların da destek verdiği çalışmalarda itfaiye ekipleri, dereden karşıya geçebilmek için kütüklerden geçici bir köprü kurarak alevlere müdahale etti. Polis ekipleri ise kovalarla su taşıyarak söndürme çalışmalarına destek verdi.
“EN BÜYÜK SERVETİM BABAMIN YADİGÂRIYDI”
Yangında serası, arazisi ve traktörü zarar gören İsmail İncedemir, büyük üzüntü yaşadı. Babasının 9 ay önce hayatını kaybettiğini belirten İncedemir, traktörünün yanışını gözyaşları içinde izledi.
İncedemir, “Ben bu toprakların çocuğuyum, 62 yıldır buradayım. Buranın hepsi milli servet. Bu camları şimdi yapamazsın. Kazandığım parayla şu camı yapamam. Traktörüm yandı. En büyük servetim babamın yadigârıydı. Babamla biz onu alana kadar neler çektik. Tırnak tırnak, taş arabayla gelerek yaptık şu camları” dedi.
“BURAYA BİR ÇARE BULSUNLAR”
Yangını fark eden esnaf Doğancan Turhan ise sazlık alanın kuru olması nedeniyle alevlerin hızla yayıldığını söyledi.
Yangına kendi imkânlarıyla müdahale ettiklerini belirten Turhan, “İtfaiyeyi aradık, hep birlikte yardım ettik. Allah’tan ahırda hayvan yoktu. Olsaydı telef olacaklardı. İki haftada Altınova ve Topçular’da iki yangın oldu. Yetkililere sesleniyorum, buraya bir çare bulsunlar. Üçüncü kez direkten döndük” diye konuştu.
ABD'de bir polis memuru tarafından istismara uğradığı iddia edilen genç, olay yerinden kaçmaya çalışırken vuruldu. Yaklaşık 50 metre koştuktan sonra yere yığılan Randall adlı genç, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
<p>ABD'de bir polis memuru tarafından istismara uğradığı iddia edilen genç, olay yerinden kaçmaya çalışırken vuruldu. Yaklaşık 50 metre koştuktan sonra yere yığılan Randall adlı genç, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) polis şiddeti ve istismar iddialarına bir yenisi daha eklendi. Ortaya çıkan son kamera kayıtlarına ve olay yeri raporlarına göre, bir polis memuru tarafından istismara uğradığı belirtilen genç, duruma tepki göstererek kaçmaya çalıştığı sırada aynı polis tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybetti.</p>
<p>Olay anına ait paylaşılan görüntüler ve telsiz deşifreleri, yaşanan trajedinin detaylarını gözler önüne serdi. Kayıtlarda, polis memurunun fiziksel müdahalesine maruz kalan gencin kurtulmak için hamle yaptığı anlar yer aldı. </p>
<p>Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldığı bildirildi.</p>
Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında sahasında Gaziantep FK’ye 4-2 mağlup olan Göztepe’de sular durulmuyor. Mücadelede kalesinde gördüğü 4 golün ardından tribünlerin hedefi haline gelen ve yoğun şekilde protesto edilen Luka Gugeshashvili, sessizliğini kişisel sosyal medya hesabından yaptığı sert açıklamayla bozdu.
Saha içindeki mücadelesini ve karakterini kimsenin sorgulayamayacağını belirten Gürcü file bekçisi, kendisini hedef alanlara rest çekerken gerçek Göztepe taraftarına da mesaj gönderdi.
'KİMSE EMEĞİMİ SORGULAYAMAZ'
Paylaşımında sahadaki duruşuna vurgu yapan Gugeshashvili, "Ben sahada her zaman son düdüğe kadar mücadele eden bir futbolcuyum. Bazen her şey istediğimiz gibi olur, bazen de olmaz. Futbolda iyi günler de vardır, kötü günler de. Ama kimse benim mücadelemi, karakterimi ve bu forma için verdiğim emeği sorgulayamaz." dedi.
'YAPTIĞINIZ ŞEY TARAFTARLIK DEĞİLDİR'
Tribünlerden yükselen tepkileri eleştiren tecrübeli eldiven, "Bugün yaptığınız şey taraftarlık değildir. Elbette bu kulübü gerçekten seven ve her koşulda takımının yanında olan gerçek Göztepe taraftarları da var. Onlara sonsuz saygım ve sevgim var. Evet, belki şu anda kötü bir dönemden geçiyoruz. Ama Göztepe’ye geldiğim ilk günden beri, bu kulübün armasını ve adını savunmadığım tek bir gün bile olmadı. Gürcistan’da, Türkiye’de, evde, sokakta ve sahada... Her yerde Göztepe’yi gururla temsil ettim ve savundum." değerlendirmesinde bulundu.
'SOKAKTA YA DA BAŞKA BİR YERDE KARŞILAŞACAĞIZ'
Açıklamasının en dikkat çeken kısmında ise kendisine klavye arkasından tepki gösterenlere seslenen Gugeshashvili, "Klavye başında saklanıp oradan konuşanlara ise sadece bir şey söyleyeceğim: Hayat uzun, dünya küçük. Bir gün mutlaka sokakta ya da başka bir yerde karşılaşacağız... Gerçek Göztepe taraftarlarına sonsuz sevgilerimle." sözlerini sarf etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın "Şöhret" nişanıyla ödüllendirilmesine ilişkin kararnameyi imzaladı.
AZERBAYCAN CUMHURBAŞKANI ALİYEV, NOBEL ÖDÜLLÜ TÜRK BİLİM İNSANI SANCAR'I "ŞÖHRET" NİŞANIYLA ÖDÜLLENDİRDİ
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Aliyev, Anayasa'nın ilgili maddelerini esas alarak Aziz Sancar'ın "Şöhret" nişanıyla ödüllendirilmesine ilişkin kararnameye imza attı.
Kararnamede, Sancar'ın Azerbaycan ile uluslararası bilimsel ve insani işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik özel hizmetleri dolayısıyla ödüle layık görüldüğü belirtildi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Avrasya Tüneli’nde günlük araç geçiş rekorunun yenilendiğini açıkladı.
Bakan Uraloğlu, “Avrasya Tüneli’nden 4 Eylül Cuma günü 94 bin 489 araç geçerek günlük araç geçiş rekoru yenilendi.” dedi.
ÖNCEKİ REKOR 13 HAZİRAN 2024’TE KIRILMIŞTI
Avrasya Tüneli’nde bir önceki günlük araç geçiş rekorunun 13 Haziran 2024 tarihinde kaydedildiğini belirten Uraloğlu, “13 Haziran 2024’te kaydedilen 94 bin 459 araçlık bir önceki rekor, 94 bin 489 araçla aşıldı.” ifadelerini kullandı.
NEREDEYSE 10 YILDIR HİZMET VERİYOR
Tünelin Asya ve Avrupa kıtalarını deniz tabanının altından birleştiren çift katlı ilk ve tek karayolu tüneli olduğuna dikkati çeken Bakan Uraloğlu, “5 kilometre uzunluğundaki Avrasya Tüneli, İstanbul’da araç trafiğinin en yoğun olduğu Kazlıçeşme - Göztepe hattında yaklaşım yollarıyla beraber toplamda 14,6 kilometrelik bir güzergahta neredeyse 10 yıldır hizmet vermeye devam ediyor” ifadesini kullandı.
Trabzon'da etkili olan yağışların ardından fındık yevmiyesi nedeniyle evde olmayan aile, faciadan kurtuldu.
Olay, Beşikdüzü ilçesine bağlı Yeşilköy Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bölgede etkili olan aşırı yağışların ardından meydana gelen heyelanda Erdoğan Güdük’e ait evin bir katı toprak ve balçık altında kaldı.
Heyelanın meydana geldiği sırada ev sakinlerinin fındık yevmiyesinde olması olası bir facianın önüne geçti. Evde bulunan hayvanlar ise çevredeki vatandaşların müdahalesiyle sağ olarak kurtarıldı.
AFAD BÖLGEYE GELDİ
İhbar üzerine bölgeye AFAD ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Ekiplerin heyelanın meydana geldiği alanda inceleme ve durum tespit çalışması başlattığı öğrenildi.
Heyelanda can kaybı ve yaralanma yaşanmadı.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara’da düzenlenen 1. Müslüman Diasporalar Forumu’nda Müslüman diasporaların küresel ölçekteki potansiyeline, Gazze’de yaşananlara ve İslamofobiyle mücadelede kültür ve dilin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MÜSLÜMAN DİASPORALAR ANKARA’DA BULUŞTU
Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan milyonlarca Müslümanın kültürel ve tarihî köklerini yaşatırken bulundukları toplumlarla kurduğu ilişkinin geleceği, Ankara’da düzenlenen 1. Müslüman Diasporalar Forumu’nda ele alındı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla düzenlenen “Köklerden Ufuklara” temalı forumda; Yurt Dışındaki Pakistanlılar ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesinden Sorumlu Federal Bakan Chaudhry Salik Hussain, Diaspora ile İlişkiler Devlet Komitesi Başkanı Fuad Muradov, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcıları Dr. Serdar Çam ile Coşkun Yılmaz, İİT Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Dr. Dawas Dawas, SESRIC Başkanı Zehra Zümrüt Selçuk ve YTB Başkanı Abdulhadi Turus da yer aldı.
Ersoy, forumun gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile SESRIC’e ve emeği geçen kurumlara teşekkür etti.
“SOFT POWER” POTANSİYELİNE DİKKAT ÇEKTİ
Diaspora kavramının geçmişle bugünü, bugünle geleceği sentezleyen yeni ve belirleyici bir ilişkiler ağını beraberinde getirdiğini belirten Bakan Ersoy, dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Müslümanın kendi kültürel ve tarihî köklerini yaşatırken içinde bulundukları toplumların değerleriyle de etkileşim hâlinde olduğunu söyledi.
Farklı kültür, dil ve coğrafyalara rağmen milyonlarca Müslümanı birbirine bağlayan ortak ve tek bir akidenin bulunduğunu ifade eden Ersoy, dillerin ve renklerin çeşitliliğinin bu akideden hareketle zenginliğe dönüştürülebildiğini kaydetti.
Ersoy, dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmış Müslüman diasporaların ortak değerleri ve kültürel bağları etrafında bir araya geldiklerinde küresel ölçekte önemli bir “soft power” potansiyeli ortaya koyabileceklerini vurguladı.
Forumun ana temasını oluşturan “Köklerden Ufuklara” ifadesinin buluşmanın amacını güçlü biçimde anlattığını belirten Ersoy, Müslüman diasporaların dünyadaki konjonktürel sıkışmışlığa ve anlam krizine karşı yeni ufuklar ve yeni anlam kapıları işaret ettiğini söyledi.
BİLİMDEN SANATA, GİRİŞİMCİLİKTEN KAMU HİZMETİNE
Geçmişten bugüne Müslüman diasporaların yaşadıkları ülkelerin yalnızca ekonomik kalkınmasına değil; bilimden sanata, girişimcilikten kamu hizmetine kadar hayatın her alanına değer kattığını ifade eden Ersoy, bilgi ve üretimleriyle toplumların gelişimine yön veren güçlü bir aktör hâline geldiklerini belirtti.
Dünyanın dört bir yanında büyük bir insan kaynağının bulunduğunu kaydeden Ersoy, Müslüman toplumların ve diasporaların nitelik ve nicelik bakımından taşıdığı zenginliğin, güçlü bir özgüven ve ortak değerler doğrultusunda insanlığın ortak geleceğine katkı sağlayacak bir güce dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
Ersoy, bu ufukla hareket edildiğinde Müslüman kültür ve medeniyetinin doğudan batıya sınırların, dillerin ve coğrafyaların ötesindeki kuşatıcı konumuna ve dünyayı dönüştüren yapısına eskisinden çok daha güçlü biçimde yeniden erişebileceğini ifade etti.
GAZZE, BİRLİKTE HAREKET ETMENİN ÖNEMİNİ HATIRLATIYOR
Gazze’de yaşananları insanlığın ortak vicdanını ve adalet duygusunu sınayan büyük bir imtihan olarak nitelendiren Bakan Ersoy, Gazze’nin İslam ülkeleri ve diasporalarının kültür, dil, üretim ve tüketim başta olmak üzere hayatın her alanında birbirini daha derinlikli tanıması ve birlikte hareket etme refleksi kazanması bakımından büyük bir hatırlatıcı olması gerektiğini söyledi.
Müslüman diasporaların Filistin mücadelesini dünyaya anlatmadaki kritik rolünü yakından gördüklerini ve bu duruşa büyük önem verdiklerini belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı:
“Gazze’de yaşanan emsalsiz acıları konuştuğumuz bir dönemde aynı zamanda ısrarla kültürden, dilden, üretim ve tüketimden de söz ediyor oluşumuz bir tesadüf değildir.”
Kültürün, dilin, üretimin ve bilinçli tüketimin öneminin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını belirten Ersoy, kültürel kimliğin ve dilin korunması, ülkeye, coğrafyaya ve insanlığa fayda sağlayacak üretimin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
“İSLAMOFOBİYE KARŞI EN GÜÇLÜ ARAÇLARDAN BİRİ DİL VE KÜLTÜR”
İslamiyet’in yalnızca manevi ve kişisel bir yolculuk olmadığını belirten Bakan Ersoy; medeniyet, bilim, sanat, edebiyat, mimari, müzik, felsefe, şehir kültürü ve insanlık tarihine yapılan büyük katkıların da kaynağı olduğunu söyledi.
Büyük İslam medeniyetinin çocukları olarak İslamofobiye karşı kullanılabilecek en güçlü araçlardan birinin medeniyetin en güçlü bileşenleri olan dil ve kültür olduğunu vurgulayan Ersoy, bu iki kavramın zamanın ruhuna uygun biçimde yeniden ele alınması gerektiğini kaydetti.
Ersoy, bu nedenle forum gibi buluşmaların, istişare ve iş birliği imkânlarının en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
ORTAK AKLI VE DAYANIŞMAYI BÜYÜTECEK EKOSİSTEM
Müslüman ülkeler ve diasporaların sanattan bilime, siyasetten iş dünyasına kadar hayatın her alanında değerlerinden ve birbirlerinden güç alabilecekleri, ortak aklı ve dayanışmayı büyütecek güçlü bir ekosistem inşa etmeyi temel bir ideal hâline getirmeleri gerektiğini belirten Ersoy, amaçlarının başka ve daha iyi bir dünyanın mümkün olduğu fikrini akıllara, umudunu ise gönüllere düşürmek olduğunu söyledi.
Bu yaklaşımın merkezinde özellikle genç kuşakların bulunduğunu kaydeden Ersoy, dünyanın dört bir yanındaki Müslüman diaspora gençlerinin birden fazla kültürün kesiştiği bir atmosfer içinde büyüdüğünü belirtti.
Gençlere isimlerini ve hikâyelerini dünyaya duyurabilmeleri için çağa uygun ve güvenilir imkânlar sunulması gerektiğini söyleyen Ersoy, Müslüman diasporalarda kültürün, kimliğin ve mevcudiyetin korunmasının özellikle gençlerin kendi hikâyelerini anlatabilmesine ve değerlerini hayatın her alanında görünür kılabilmesine bağlı olduğunu ifade etti.
“BİLGİYİ, TECRÜBEYİ VE İNSAN KAYNAĞINI BİRLEŞTİRMELİYİZ”
Birlikte iş üretmenin, ortak değerler etrafında somut eserler ve başarılar ortaya koymanın, güven ve dayanışma duygusuyla hareket etmenin dünyaya yön verecek ve geleceği şekillendirecek bir güç oluşturacağını vurgulayan Bakan Ersoy, yapılması gerekeni bilgiyi, tecrübeyi ve insan kaynağını birleştirmek olarak ifade etti.
Bunun başarılması hâlinde Müslüman diasporaların yaşadıkları ülkelerin ve dünyanın daha güçlü aktörleri hâline gelebileceğini belirten Ersoy, farklı kültürler, nesiller, toplumlar, diller ve bütün insanlık arasında kurulabilecek yeni ilişkiler, söylenmesi gereken yeni sözler ve inşa edilmesi gereken yeni köprüler bulunduğunu söyledi.
Ersoy, 1. Müslüman Diasporalar Forumu’nun İslam âlemi ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Müslüman topluluklar için faydalı, anlamlı ve hayırlı sonuçlar doğurmasını diledi.
Bakanlık, sosyal hizmet alanındaki çalışmalara gönüllü katkısının artırılması ve gönüllülüğün sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Bu kapsamda Bakanlıkça hayata geçirilecek "İyilik Var" adlı dijital gönüllülük platformunun lansmanının 12 Eylül'de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanıyor.
Platform aracılığıyla bireysel ve kurumsal gönüllülerin, Bakanlığın bağlı kuruluşları ve il müdürlükleri tarafından belirlenen ihtiyaç alanlarına yönelik etkinliklere katılması sağlanacak.
ÇOCUK, YAŞLI VE KADINLAR İÇİN FAALİYETLER DÜZENLENECEK
Türkiye genelindeki ihtiyaçların analiz edilmesiyle oluşturulan tematik etkinlik havuzunda çocuklardan yaşlılara, kadınlardan engelli bireylere, şehit yakınları ve gazilerden sosyal yardım alan vatandaşlara kadar farklı gruplara yönelik gönüllülük faaliyetleri yer alacak.
Bu kapsamda Çocuk Evleri'nde kalan gençlerin üniversiteye hazırlık süreçlerine destek verilmesi, yaşlılara yönelik sanat, müzik ve ebru gibi kültürel etkinliklerin düzenlenmesi, kadınlara finansal okuryazarlık, kişisel gelişim ve mesleki eğitimler gibi yüzlerce farklı gönüllülük faaliyetinin sunulması planlanıyor.
Ayrıca platformda şehit yakınları ve gazilerle sosyal paydaşlık etkinlikleri düzenlenmesi, engelli bireylerin sosyal hayata katılımını destekleyecek erişilebilirlik, sanat ve sosyal etkinliklerin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
GÖNÜLLÜLERE YÖNELİK EĞİTİMLER VERİLECEK
Gönüllüler, platform üzerinden ilgi alanları ve sahip oldukları yetkinliklere uygun etkinlikleri görüntüleyerek katılım sağlayabilecek. Faaliyetlerin daha nitelikli ve güvenli şekilde yürütülmesi amacıyla platformda çeşitli eğitim modülleri de bulunacak.
Bu kapsamda gönüllülere, engelli bireylerle iletişim, ilk yardım, kadın hakları ve yaşlı mahremiyeti gibi konularda eğitimler verilecek.
Bakanlığın il müdürlükleri ve bağlı kuruluşları da platforma entegre edilerek, etkinliklerin planlanması, gönüllülerin yönlendirilmesi ve faaliyetlerin takibine ilişkin süreçlerin koordinasyonu sağlanacak.
"İYİLİK KAPISI" İLE ESNAF VE MESLEK ERBABI DA SİSTEME DAHİL OLACAK
Öte yandan platformun önemli bileşenlerinden biri olan "İyilik Kapısı" ile ülke genelindeki tüm ilçelerde esnaf ve serbest meslek erbabının ayni mal ve hizmet desteğinde bulunabilmesine imkan sunulacak.
Bakkal, terzi, tamirci, diş hekimi ve psikolojik danışman gibi farklı meslek gruplarından gönüllüler, sahip oldukları imkan ve uzmanlıkları ihtiyaç sahibi vatandaşların hizmetine sunabilecek. İhtiyaç sahibi vatandaşlar ise kendilerine tanımlanan tek kullanımlık dijital kodu kullanarak sunulan hizmetlerden yararlanabilecek.
Bu uygulamayla esnaf ve meslek erbabının desteğiyle ihtiyaç sahibi vatandaşların doğrudan buluşturulması ve geleneksel ahilik anlayışının dijital imkanlarla gönüllülük sistemine taşınması amaçlanıyor.
DÜZENLİ GÖNÜLLÜLÜK TEŞVİK EDİLECEK
Platformda düzenli gönüllülüğü teşvik etmek amacıyla kademeli bir ödüllendirme sistemi de uygulanacak.
Gönüllülerin katıldıkları faaliyetlerin takip edilebildiği sistem sayesinde gönüllülük çalışmalarının daha planlı, izlenebilir ve ölçülebilir hale getirilmesi hedefleniyor.
Web sitesi ve mobil uygulama üzerinden hizmet verecek platformla, Türkiye'nin farklı illerindeki gönüllülük imkanlarının tek bir dijital altyapıda buluşturulması ve vatandaşların ihtiyaç duyulan alanlarda gönüllü faaliyetlere daha kolay erişebilmesi sağlanacak.
Bakanlık, platform aracılığıyla gönüllülük kültürünün toplumun farklı kesimlerine yaygınlaştırılmasını ve bireylerin yanı sıra kurumların da sosyal sorumluluk çalışmalarına daha etkin şekilde dahil edilmesini amaçlıyor.
Ayrıca platforma ilişkin bilgilere "www.iyilikvar.gov.tr" adresinden ulaşılabilecek. İnternet sitesinde, 12 Eylül'de gerçekleştirilecek lansman için geri sayım başlatıldı.
ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz kararına yönelik dalgalanan altın için dikkat çeken gelişme yaşandı. Altın fonlarına ağustos ayında 201 tonluk net giriş gerçekleşti. Bu rakam, altın fonları tarihinde görülen en yüksek üçüncü aylık net giriş olarak kayıtlara geçti. Daha bu denli yüksek giriş yalnızca Şubat 2009 ve Mart 2020 dönemlerinde yaşanmıştı.
Ağustosta fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarına yönelik talep önemli ölçüde arttı. Fonlara bir ayda toplam 201 tonluk net altın girişi gerçekleşti.
Bu büyüklük, küresel finansal krizin etkilerinin sürdüğü Şubat 2009 ve Covid-19 pandemisinin küresel piyasalarda sert dalgalanmalara yol açtığı Mart 2020'nin ardından tarihin en güçlü üçüncü aylık girişi oldu.
Ağustos ayındaki giriş, Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Mart 2022 ve ABD Merkez Bankası'nın üçüncü parasal genişleme programını açıkladığı Eylül 2012 dönemlerinde görülen fon girişlerini de geride bıraktı.
"ORTA VADELİ YÜKSELİŞ POTANSİYELİ"
Altın piyasasında yatırımcı ilgisi fon girişleriyle sınırlı kalmadı. Vadeli işlemler piyasasında profesyonel para yöneticilerinin altındaki net uzun pozisyonlarının parasal büyüklüğü, kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana görülen ikinci en yüksek seviyeye ulaştı.
Söz konusu pozisyonlarda rekor seviye Ocak 2026'da görülmüştü. Mevcut ons altın fiyatının ocak ayındaki tarihi zirvenin yaklaşık 1.000 dolar altında bulunmasına rağmen profesyonel yatırımcıların pozisyonlarının parasal büyüklüğünün rekora yaklaşması dikkat çekti.
Bu tablo, büyük yatırımcıların altının orta vadeli yükseliş potansiyeline ilişkin beklentilerinin devam ettiğine işaret ediyor.
"DÜŞÜŞ RİSKİNİN TAMAMEN ORTADAN KALKTIĞI ANLAMINA GELMİYOR"
Altın piyasasındaki bir diğer dikkat çekici gelişme ise opsiyon piyasasında yaşandı. Altın fonlarında yükseliş beklentisini yansıtan alım opsiyonlarına yönelik talep arttı.
Büyük altın fonlarından birinde satım/alım opsiyonu oranının son 6 ayın en düşük seviyesine gerilemesi de yatırımcıların yükseliş yönündeki pozisyonlarının güçlendiğini gösterdi.
Ancak bu durum kısa vadede herhangi bir düşüş riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yatırımcıların kısa vadeli gerilemelere karşı koruma pozisyonlarını sürdürürken, daha ileri vadede altının yükselmesinden kazanç sağlamaya yönelik pozisyonlarını artırdığı görülüyor.
"FAİZ BASKISININ AZALMASINA NEDEN OLABİLİR"
Altın fiyatlarının kısa vadeli seyri açısından ABD Merkez Bankası'nın faiz politikası önemini koruyor. ABD'de ağustos ayında tarım dışı istihdam 162 bin kişi artarken işsizlik oranı yüzde 4,1 seviyesinde kaldı.
İstihdam verileri sonrasında Fed'in eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışına gidebileceğine yönelik beklentiler güçlendi. Faizlerin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan altının yatırımcılar açısından cazibesini azaltarak fiyat üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Piyasalarda bu hafta ABD'den gelecek enflasyon verileri yakından takip edilecek. 10 Eylül Perşembe günü Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), 11 Eylül Cuma günü ise Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) açıklanacak.
ABD enflasyonunun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi faiz politikasına ilişkin sıkılaşma beklentilerini güçlendirebilirken, enflasyonda belirgin bir yavaşlama altın üzerindeki faiz baskısının azalmasına neden olabilir.
Fırtınaya Doğru dizisinde Sara, Ahmer’in doğum gününde yaşananlardan sonra, olayları çözebilmek için evdeki çalışanlardan hesap sormaya başlar.
Ancak bu davranışı, kayınvalidesinden tepki görmesine sebep olur. Ahmer, Sara’nın ruhsal durumunun iyi olmadığını, sanrılar gördüğünü düşünür. Babası ile bu konuyu konuşurlar ve ona yardımcı olmaları gerektiğini düşünürler. Bu sırada Saim, Sara’yı tehdit etmeye devam ediyordur. Sara, Saim’in yaptıklarını ailesine ve Ahmer’e kanıtlayabilecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde Malini, annesinin etkisinde kalarak Aditya’nın yanına gitmiştir. Aditya gece uyurken onun odasına girer ve yanında uyuyakalır. Sabah Aditya’yı uyandırmak için odaya giren İmlie, onları yan yana görünce ne yapacağını şaşırır.
İkisi de İmlie’ye açıklama yapmaya çalışırlar. Malini, uykulu halde yanlış odaya girdiğini söyler. İmlie, ikisine de inanmayı seçer. Bu sırada Kunal, Malini’nin davranışlarına daha fazla dayanamaz ve Aditya’ya Malini ile aralarında hiçbir şey olmadığını, Malini’nin ona yalan söylediğini açıklar. Gerçeği öğrenen Aditya, ne yapacak?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Mersin'de 76 metre derinlikte yapılan su altı aramasında 3 köpek balığı görüntülendi. 60 bin TL değerindeki oltasını denize düşüren amatör balıkçının yardım çağrısı üzerine bölgeye gelen su altı görüntüleme uzmanı Serhat Çığgın'ın kullandığı cihazlardan biri balık çiftliğine ait halatlara takılarak kullanılamaz hale gelirken, diğer cihazla yapılan görüntüleme sırasında köpek balıklarıyla karşılaşıldı.
Taşucu açıklarında balık çiftliklerinin bulunduğu bölgede gerçekleştirilen arama çalışması, su altındaki zorlu şartları da gözler önüne serdi. Bölgedeki balık çiftliklerinde yıllardır yapılan yemleme faaliyetleri ve balıkların oluşturduğu organik atıkların deniz tabanında tortu oluşturması nedeniyle 46-76 metre derinlikte görüş mesafesinin oldukça düşük olduğu belirtildi. Görüntülerde su altında ilerleyen köpek balıkları dikkat çekerken, hayvanların arama çalışması sırasında herhangi bir saldırgan davranış göstermediği görüldü.
KAYIP OLTA İÇİN GECE YARISI ANTALYA'DAN GELDİ
Bir vatandaş, olta ile balık avladığı sırada kamış tutucudaki oltaya koluyla istemeden çarptı. Çarpmanın etkisiyle yaklaşık 60 bin TL değerindeki olta takımı denize düştü. Oltanın bulunması için su altı görüntüleme konusunda çalışma yapan Serhat Çığgın'a ulaşan Özkan, yardım istedi. Çığgın ise aynı gece Antalya'dan yola çıkarak sabah saatlerinde Taşucu'na geldi.
"CİHAZ HALATA TAKILDIKTAN SONRA MÜDAHALE EDEMEDİM"
Yaklaşık 76 metre derinlikte başlatılan aramada kullanılan ilk su altı görüntüleme cihazının kablosunun 300 metre uzunluğunda olduğu öğrenildi. Arama sırasında cihazın balık çiftliğinin tabanındaki halatlardan birine takılması üzerine cihaz hareket edemez hale geldi. Çığgın, "Cihaz halata takıldıktan sonra müdahale edemedim. Diğer cihazla görmeye ve müdahale etmeye çalıştım ancak onun kablosu 100 metreydi. Bu nedenle sadece görüntüleyebildim" dedi.
YÜZEYE ÇIKARKEN GELEN SÜRPRİZ KARŞILAŞMA
Aramanın devamında ikinci su altı cihazıyla görüntüleme yapan Çığgın, cihazı yüzeye çıkardığı sırada köpek balıklarıyla karşılaştı. Görüntülerde farklı noktalarda 3 köpek balığının su altında ilerlediği görülürken, Çığgın en büyük endişesinin köpek balıklarının cihazın kablosuna zarar verme ihtimali olduğunu belirtti.
AKDENİZ'İN GİZEMLİ SAKİNİ: KUM KÖPEK BALIĞI
Uzman kaynaklarda kum köpek balığı (Carcharhinus plumbeus), Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında dağılım gösteren ve Mersin Körfezi-Silifke-Taşucu hattında üzerinde bilimsel çalışmalar yürütülen bir tür olarak belirtiliyor. Türün ilk sırt yüzgecinin belirgin büyüklüğü en karakteristik özelliklerinden biri. Mersin Üniversitesi'nin 2026 yılında Taşucu'nda düzenlediği "Silifke'nin Köpekbalıkları" çalıştayında da Mersin Körfezi Silifke-Taşucu kıyılarında kum köpek balığı üzerine araştırmalar yürütüldüğü biliniyor.
<p>Mersin Taşucu açıklarında denize düşen 60 bin liralık oltayı bulmak için daldırılan su altı dronu, 76 metre derinlikte peş peşe ilerleyen 3 kum köpek balığını anbean kaydetti.</p>
<p>Mersin'de 76 metre derinlikte yapılan su altı aramasında 3 köpek balığı görüntülendi. 60 bin TL değerindeki oltasını denize düşüren amatör balıkçının yardım çağrısı üzerine bölgeye gelen su altı görüntüleme uzmanı Serhat Çığgın'ın kullandığı cihazlardan biri balık çiftliğine ait halatlara takılarak kullanılamaz hale gelirken, diğer cihazla yapılan görüntüleme sırasında köpek balıklarıyla karşılaşıldı.</p>
<p>Taşucu açıklarında balık çiftliklerinin bulunduğu bölgede gerçekleştirilen arama çalışması, su altındaki zorlu şartları da gözler önüne serdi. Bölgedeki balık çiftliklerinde yıllardır yapılan yemleme faaliyetleri ve balıkların oluşturduğu organik atıkların deniz tabanında tortu oluşturması nedeniyle 46-76 metre derinlikte görüş mesafesinin oldukça düşük olduğu belirtildi. Görüntülerde su altında ilerleyen köpek balıkları dikkat çekerken, hayvanların arama çalışması sırasında herhangi bir saldırgan davranış göstermediği görüldü.</p>
<p>KAYIP OLTA İÇİN GECE YARISI ANTALYA'DAN GELDİ</p>
<p>Bir vatandaş, olta ile balık avladığı sırada kamış tutucudaki oltaya koluyla istemeden çarptı. Çarpmanın etkisiyle yaklaşık 60 bin TL değerindeki olta takımı denize düştü. Oltanın bulunması için su altı görüntüleme konusunda çalışma yapan Serhat Çığgın'a ulaşan Özkan, yardım istedi. Çığgın ise aynı gece Antalya'dan yola çıkarak sabah saatlerinde Taşucu'na geldi.</p>
<p>"CİHAZ HALATA TAKILDIKTAN SONRA MÜDAHALE EDEMEDİM"</p>
<p>Yaklaşık 76 metre derinlikte başlatılan aramada kullanılan ilk su altı görüntüleme cihazının kablosunun 300 metre uzunluğunda olduğu öğrenildi. Arama sırasında cihazın balık çiftliğinin tabanındaki halatlardan birine takılması üzerine cihaz hareket edemez hale geldi. Çığgın, "Cihaz halata takıldıktan sonra müdahale edemedim. Diğer cihazla görmeye ve müdahale etmeye çalıştım ancak onun kablosu 100 metreydi. Bu nedenle sadece görüntüleyebildim" dedi.</p>
<p>YÜZEYE ÇIKARKEN GELEN SÜRPRİZ KARŞILAŞMA</p>
<p>Aramanın devamında ikinci su altı cihazıyla görüntüleme yapan Çığgın, cihazı yüzeye çıkardığı sırada köpek balıklarıyla karşılaştı. Görüntülerde farklı noktalarda 3 köpek balığının su altında ilerlediği görülürken, Çığgın en büyük endişesinin köpek balıklarının cihazın kablosuna zarar verme ihtimali olduğunu belirtti.</p>
<p>Uzman kaynaklarda kum köpek balığı (Carcharhinus plumbeus), Türkiye'nin Akdeniz kıyılarında dağılım gösteren ve Mersin Körfezi-Silifke-Taşucu hattında üzerinde bilimsel çalışmalar yürütülen bir tür olarak belirtiliyor. Türün ilk sırt yüzgecinin belirgin büyüklüğü en karakteristik özelliklerinden biri. Mersin Üniversitesi'nin 2026 yılında Taşucu'nda düzenlediği "Silifke'nin Köpekbalıkları" çalıştayında da Mersin Körfezi Silifke-Taşucu kıyılarında kum köpek balığı üzerine araştırmalar yürütüldüğü biliniyor.</p>
Beşiktaş'ın milli futbolcusu Rıdvan Yılmaz, yeni sezonda ortaya koyduğu performansla dikkat çekiyor. 25 yaşındaki sol bek, yaptığı asistlerin ardından Fenerbahçe derbisinde kaydettiği golle takımının geri dönüşünde önemli rol oynadı.
RIDVAN YILMAZ FENERBAHÇE DERBİSİNDE BEŞİKTAŞ'IN BERABERLİK GOLÜNÜ ATTI
Sakatlığı nedeniyle Fenerbahçe derbisinde 45 dakika sahada kalan Rıdvan Yılmaz, buna rağmen takımının en etkili isimleri arasında yer aldı. Deneyimli oyuncu, attığı golle skoru 1-1'e getirerek Beşiktaş'ın geri dönüşünü başlattı.
RAKİP CEZA SAHADA EN ÇOK TOPLA BULUŞAN İSİM
Rıdvan Yılmaz, sezon başından bu yana hücumdaki katkısıyla öne çıkıyor. Milli futbolcu, Beşiktaş'ın rakip ceza sahasında en fazla topla buluşan oyuncusu konumunda bulunuyor.
UEFA Avrupa Ligi Play-Off turunda Kauno Zalgiris karşısında da 2 asist yapan Rıdvan, yeni sezonda skor katkısıyla dikkat çekti.
<p>Beşiktaş'ın milli futbolcusu Rıdvan Yılmaz, yeni sezonda ortaya koyduğu performansla dikkat çekiyor. 25 yaşındaki sol bek, yaptığı asistlerin ardından Fenerbahçe derbisinde kaydettiği golle takımının geri dönüşünde önemli rol oynadı.</p>
<p>RIDVAN YILMAZ FENERBAHÇE DERBİSİNDE BEŞİKTAŞ'IN BERABERLİK GOLÜNÜ ATTI</p>
<p>Sakatlığı nedeniyle Fenerbahçe derbisinde 45 dakika sahada kalan Rıdvan Yılmaz, buna rağmen takımının en etkili isimleri arasında yer aldı. Deneyimli oyuncu, attığı golle skoru 1-1'e getirerek Beşiktaş'ın geri dönüşünü başlattı.</p>
<p>RAKİP CEZA SAHADA EN ÇOK TOPLA BULUŞAN İSİM </p>
<p>Rıdvan Yılmaz, sezon başından bu yana hücumdaki katkısıyla öne çıkıyor. Milli futbolcu, Beşiktaş'ın rakip ceza sahasında en fazla topla buluşan oyuncusu konumunda bulunuyor.<br>
<br>
UEFA Avrupa Ligi Play-Off turunda Kauno Zalgiris karşısında da 2 asist yapan Rıdvan, yeni sezonda skor katkısıyla dikkat çekti.</p>
UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında Sporting'e konuk olacak Galatasaray'ın kamp kadrosu açıklandı.
Sakatlıkları bulunan Victor Osimhen, Mario Lemina ve Wilfried Singo kafilede yer almadı.
Galatasaray'ın Sporting CP maçı kamp kadrosu şu şekilde:
Uğurcan Çakır, El Chadaille Bitshiabu, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Roland Sallai, Gabriel Sara, Leroy Sane, Yunus Akgün, Eren Elmalı, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Jankat Yılmaz, Rafael Leao, Lucas Torreira, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Enes Emre Büyük, Renato Nhaga, Berat Luş, Aleksey Batrakov
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında 9 Eylül Çarşamba günü Portekiz'in Sporting takımıyla deplasmanda karşılaşacak.
Lizbon'daki Jose Alvalade Stadı'nda TSİ 22.00'de başlayacak mücadelede Norveç Futbol Federasyonundan Espen Eskas düdük çalacak.
SPORTING'LE İLK RANDEVU
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında yarın konuk olacağı Portekiz temsilcisi Sporting ile ilk kez bir resmi maçta karşı karşıya gelecek.
Avrupa serüveninde 1956-57 sezonuyla başlayan farklı organizasyonlarda 37 farklı ülkenin 113 takımla karşılaşan sarı-kırmızılı ekip, toplamda 340 maçta boy gösterdi. Başkent Lizbon temsilcisi ise UEFA turnuvalarında 390 kez sahne aldı.
Sporting, Galatasaray'ın Avrupa'da mücadele ettiği 114. farklı takım olacak.
PORTEKİZ TAKIMLARINA KARŞI 9 MAÇTA 3 GALİBİYET
Sarı-kırmızılı ekip, Portekiz temsilcileriyle yaptığı 9 Avrupa kupası maçının 3'ünü kazandı.
"Cimbom" 2008'deki Benfica maçıyla başlayan süreçte Portekiz temsilcileriyle 6'sı UEFA Şampiyonlar Ligi, 3'ü UEFA Avrupa Ligi olmak üzere 9 kez karşılaştı. Sporting, daha önce Benfica (5), Braga (2) ve Porto (2) ile mücadele eden Galatasaray'ın 4. Portekizli rakibi olacak.
Galatasaray, söz konusu maçlarda 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 5 yenilgi yaşadı. Sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 10 kez fileleri havalandırırken kalesinde 12 gol gördü.
PORTEKİZ'DEKİ SONUÇLAR İYİ
Sarı-kırmızılı ekip, Portekiz takımlarına karşı deplasmanda daha iyi sonuç aldı.
Portekiz temsilcileriyle sahasında 4 maça çıkan Galatasaray, 1 galibiyet, 3 yenilgi yaşadı. Portekiz ekiplerine 5 kez konuk olan "Cimbom" ikişer galibiyet ve yenilgi ile 1 beraberlik aldı.
İç sahada 5 gol atıp, 8 gol yiyen Galatasaray, deplasmanda ise 5 gol atarken rakiplerinin 4 golünü engelleyemedi.
TÜRK TAKIMLARINA KARŞI SPORTING
Portekiz'in yeşil-beyazlı temsilcisi, Türk takımlarıyla yaptığı 10 maçın 5'ini kazandı. Üç mücadeleden beraberlikle ayrılan Sporting, 2 kez de mağlup oldu.
UEFA Kupası'nda ilk kez 1993'te Kocaelispor'a rakip olan Sporting, sonrasında Gençlerbirliği (2), Başakşehir (2) ve Beşiktaş (4) ile karşılaştı.
1993-94 sezonunda Türkiye'de Kocaelispor ile 0-0 berabere kalan Sporting, sahasındaki maçı 2-0 kazandı.
2003-04 sezonunda UEFA Kupası'nda Gençlerbirliği ile eşleşen Portekiz temsilcisi, Ankara'da 1-1 berabere kaldığı kırmızı-siyahlılara sahasında 3-0 yenildi.
Beşiktaş ile 2015-16 sezonunda UEFA Avrupa Ligi, 2021-22 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi'nde rakip olan Sporting, 3 galibiyet (3-1, 4-1, 4-0) ve 1 beraberlik (1-1) yaşadı.
OKAN BURUK, BAŞAKŞEHİR'LE 4-1 YENDİ
UEFA Avrupa Ligi son 32 turunda 2019-20 sezonunda Başakşehir ile eşleşen Sporting, sahasında 3-1 kazandığı maçın rövanşında İstanbul'da 4-1 yenilerek elenmekten kurtulamadı. O karşılaşmada Başakşehir'in başında Okan Buruk bulunuyordu.
<p>UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında Sporting'e konuk olacak Galatasaray'ın kamp kadrosu açıklandı.</p>
<p>Sakatlıkları bulunan Victor Osimhen, Mario Lemina ve Wilfried Singo kafilede yer almadı.</p>
<p>Galatasaray'ın Sporting CP maçı kamp kadrosu şu şekilde:</p>
<p>Uğurcan Çakır, El Chadaille Bitshiabu, Ismail Jakobs, Davinson Sanchez, Roland Sallai, Gabriel Sara, Leroy Sane, Yunus Akgün, Eren Elmalı, Lesley Ugochukwu, İlkay Gündoğan, Deniz Gül, Jankat Yılmaz, Rafael Leao, Lucas Torreira, Abdülkerim Bardakcı, Barış Alper Yılmaz, Enes Emre Büyük, Renato Nhaga, Berat Luş, Aleksey Batrakov</p>
<p>Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında 9 Eylül Çarşamba günü Portekiz'in Sporting takımıyla deplasmanda karşılaşacak.</p>
<p>Lizbon'daki Jose Alvalade Stadı'nda TSİ 22.00'de başlayacak mücadelede Norveç Futbol Federasyonundan Espen Eskas düdük çalacak.</p>
<p>SPORTING'LE İLK RANDEVU</p>
<p>Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında yarın konuk olacağı Portekiz temsilcisi Sporting ile ilk kez bir resmi maçta karşı karşıya gelecek.</p>
<p>Avrupa serüveninde 1956-57 sezonuyla başlayan farklı organizasyonlarda 37 farklı ülkenin 113 takımla karşılaşan sarı-kırmızılı ekip, toplamda 340 maçta boy gösterdi. Başkent Lizbon temsilcisi ise UEFA turnuvalarında 390 kez sahne aldı.</p>
<p>Sporting, Galatasaray'ın Avrupa'da mücadele ettiği 114. farklı takım olacak.</p>
<p>PORTEKİZ TAKIMLARINA KARŞI 9 MAÇTA 3 GALİBİYET</p>
<p>Sarı-kırmızılı ekip, Portekiz temsilcileriyle yaptığı 9 Avrupa kupası maçının 3'ünü kazandı.</p>
<p>"Cimbom" 2008'deki Benfica maçıyla başlayan süreçte Portekiz temsilcileriyle 6'sı UEFA Şampiyonlar Ligi, 3'ü UEFA Avrupa Ligi olmak üzere 9 kez karşılaştı. Sporting, daha önce Benfica (5), Braga (2) ve Porto (2) ile mücadele eden Galatasaray'ın 4. Portekizli rakibi olacak.</p>
<p>Galatasaray, söz konusu maçlarda 3 galibiyet, 1 beraberlik ve 5 yenilgi yaşadı. Sarı-kırmızılılar, bu maçlarda 10 kez fileleri havalandırırken kalesinde 12 gol gördü.</p>
<p>PORTEKİZ'DEKİ SONUÇLAR İYİ</p>
<p>Sarı-kırmızılı ekip, Portekiz takımlarına karşı deplasmanda daha iyi sonuç aldı.</p>
<p>Portekiz temsilcileriyle sahasında 4 maça çıkan Galatasaray, 1 galibiyet, 3 yenilgi yaşadı. Portekiz ekiplerine 5 kez konuk olan "Cimbom" ikişer galibiyet ve yenilgi ile 1 beraberlik aldı.</p>
<p>İç sahada 5 gol atıp, 8 gol yiyen Galatasaray, deplasmanda ise 5 gol atarken rakiplerinin 4 golünü engelleyemedi.</p>
Sana Her Baktığımda dizisinde kardeşi, Prem’i kılıç oyununa katılmaya ikna etmeye çalışır. Şiddete karşı olduğunu ve Leela’ya söz verdiğini söyleyen Prem, başta oyuna katılmayacağını söylese de annesinin ısrarları etkili olmaz ve katılmaya karar verir.
Kılık değiştirip eve çalışan olarak giren Leela, Prem’in kılıç oyununa katılacağını öğrenir. Bu onun için kaçırılmayacak bir fırsattır. Oyun günü geldiğinde karşısındaki rakibin Leela olduğunu bilmeyen Prem, ona zarar verecek mi?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
DEM Parti’nin ilkbaharda yapacağı büyük kongre öncesinde Ankara kulisleri büyük bir iddiayla çalkalandı.
Geçtiğimiz günlerde seçimlere katılabilmek için gerekli yasal şartları yerine getirmek amacıyla sembolik bir kongre düzenleyen DEM Parti, asıl büyük kongresini ilkbahar aylarında gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan'ın, bu büyük kongreye Selahattin Demirtaş’ın da katılabileceğinin sinyalini vermesi, başkentte siyasi hesapları hareketlendirdi. Kulislerde, olası bir tahliye durumunda Demirtaş’ın doğrudan parti yönetimine geçerek eş genel başkanlığa aday olabileceği iddia ediliyor.
PARTİNİN ADI DEĞİŞECEK Mİ?
Kongre sürecine ilişkin tartışmalar yalnızca liderlik değişimiyle sınırlı değil. Tuncer Bakırhan ve partinin önde gelen isimlerinden Pervin Buldan’ın kısa süre önce duyurduğu “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” çıkışı, yaklaşık bir yıldır konuşulan isim değişikliği iddialarını yeniden alevlendirdi.
Siyasi kulislerde, yeni başlatılacak bu hareketin partinin yeni ismi olabileceği değerlendiriliyor.
BAHÇELİ'NİN ÇAĞRISI
Selahattin Demirtaş ve eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tahliye ihtimali, devam eden İmralı Süreci bağlamında siyasetteki en sıcak başlıklardan birini oluşturuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararlarına dikkat çeken MHP kanadı, tahliyeler için yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadığını savunurken; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin süreç boyunca sıklıkla dile getirdiği “Demirtaş evine, Öcalan umuda” çağrısı bu yöndeki beklentileri güçlendirdi.
Tuncer Bakırhan da 14 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı bir açıklamada Demirtaş ve Yüksekdağ'ı kastederek, “İnşallah, inşallah, inşallah beraber olacağız. Zaten ana hedeflerimizden birisi o. Biraz o büyük kongreye işaret etmemizin sebebi de bu” ifadelerini kullanmıştı.
"ANKARA’DA GÖREV ALMAK İSTİYORUM" SÖZLERİ
Yaklaşık 10 yıldır Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Demirtaş’ın siyasete dönüş vizyonuna dair en somut ipuçlarından biri ise üç ay önce Bağımsız Milletvekili Kani Torun ile yaptığı görüşmeden sızmıştı. T24’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Torun, Demirtaş’ın kendisine “Ben Ankara’da görev almak istiyorum” dediğini aktarmıştı. Her ne kadar Torun ve Çamlıbel bu sözlerin dar anlamda parti yönetimini değil, geniş anlamda ülke yönetimini kastettiğini açıklasa da bu mesaj, Demirtaş’ın aktif siyasete dönüş rotasını Ankara olarak belirlediği şeklinde yorumlandı.
<p>DEM Parti’nin ilkbaharda yapacağı büyük kongre öncesi Ankara kulislerinde Selahattin Demirtaş’ın tahliye edilmesi halinde eş genel başkanlığa aday olabileceği iddia edildi.</p>
<p>Ayrıca DEM Parti’nin adının da değişeceği yönündeki iddialar dikkat çekti.</p>
Çekmeköy'de Kuzey Marmara Otoyolu'nda, yol çalışması nedeniyle ışıklı uyarıların yapıldığı yolda sol şeritte ilerleyen otomobil, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait yol işaretleme aracına çarptı.
<p>Çekmeköy'de Kuzey Marmara Otoyolu'nda, yol çalışması nedeniyle ışıklı uyarıların yapıldığı yolda sol şeritte ilerleyen otomobil, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait yol işaretleme aracına çarptı. Kaza araç içi kamerasına yansıdı.</p>
<p>Kaza, saat 17.00 sıralarında Çekmeköy Kuzey Marmara Otoyolu’nda meydana geldi. Yol çalışması nedeniyle sürücülerin uyarılması amacıyla yola 'Çalışma var' yazılı uyarı levhaları yerleştirildi. Sol şeritte ilerleyen otomobil, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait yol işaretleme aracına çarptı. Kaza nedeniyle trafik yoğunluğu oluşurken, kaza anı aynı istikamette seyir halinde olan bir otomobilin araç kamerasına yansıdı. </p>
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja ve Ayşe, evden ayrılıp kendi evlerine taşınacakları için eşyalarını toplarlar.
Ayşe evden çıkmadan önce evdeki yardımcı onu görür ve son bir kez Rama’nın odasına girmesini teklif eder. Ayşe cesaretini toplar ve odaya girer. Rama’nın öldüğü kazada kendisinin de suçu olabileceğini düşünüp vicdan azabı çeker. Yardımcı kadın, sessiz kalamaz ve kaza ile ilgili duyduklarını Raja ve Ayşe’nin yanında söyler. Kazanın gerçekleri ortaya mı çıkıyor?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Küresel piyasalarda volatilite yeniden yükselirken, kripto para piyasasında gözler ABD’den gelecek enflasyon verisine çevrildi. Kripto ve Para Uzmanı Helin Çelik, Bitcoin’de 80 bin dolar sınırının takip edildiği süreçte yatırımcıları artan oynaklığa karşı uyardı.
FED BEKLENTİLERİ PİYASAYI ŞEKİLLENDİRECEK
Çelik, beklentilerin üzerinde gelen güçlü istihdam verisinin ardından enflasyonun da yüksek gelmesi halinde piyasalardaki geri çekilmenin devam edebileceğini belirtti. FED’in 25 baz puanlık faiz artırım ihtimalinin yüzde 58 seviyesine yükseldiğine dikkat çeken Çelik, enflasyon verisi sonrasında bu beklentinin yeniden şekilleneceğini söyledi.
Jeopolitik gelişmelerin de piyasalar açısından kritik olduğunu vurgulayan Çelik, özellikle İran-Umman hattındaki gelişmeler ile Hürmüz Boğazı’na ilişkin risklerin petrol fiyatları ve küresel enflasyon üzerindeki etkisinin yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti.
Çelik, olumsuz senaryoda Bitcoin için 77 bin dolar ve 74 bin dolar seviyelerini önemli destek bölgeleri olarak gösterdi. Ethereum’da 2 bin 350 ve 2 bin 100 dolar, Solana’da ise 97 ve 95 dolar seviyelerinin takip edilebileceğini belirtti.
Ethereum’un kuantuma dirençli hale getirilmesine yönelik yol haritasının da önemli olduğunu söyleyen Çelik, bu gelişmelerin Ethereum’un altcoin piyasasından pozitif ayrışabileceği yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini dile getirdi.
Meme coin piyasasında ise temkinli olunması gerektiğini vurgulayan Çelik, yeni token projelerine karşı yatırımcıları uyardı. Trump Coin ve Melania Coin’de yaşanan sert kayıplara dikkat çeken Çelik, benzer projelerde toparlanma ihtimalinin zayıf olduğunu belirtti.
Faiz kararı öncesinde riskten kaçınmak isteyen yatırımcıların pozisyonlarını kapatmasının satış baskısını artırabileceğini ifade eden Çelik, özellikle long pozisyon taşıyan yatırımcıların önümüzdeki günlerde yükselmesi beklenen volatiliteye karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.
<p>Küresel piyasalarda volatilite yeniden yükselirken, kripto para piyasasında gözler ABD’den gelecek enflasyon verisine çevrildi. <em><strong>Kripto ve Para Uzmanı Helin Çelik,</strong></em> Bitcoin’de 80 bin dolar sınırının takip edildiği süreçte yatırımcıları artan oynaklığa karşı uyardı.</p>
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki toplantı, saat 14.50'de başladı. Toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü.
Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeminde sosyal konut programı vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ev Sahibi Türkiye’ diyerek yeni bir sosyal konut kampanyası başlatmış ve 81 ilde 500 bin sosyal konut inşa etmek için kurallarımızı çekmiştik. İnşallah 2027 Mart itibari ile anahtarları teslim etmeye başlayacağız" dedi.
15 BİN KİRALIK KONUTTA KURA HEYECANI
İstanbul'da vatandaşlara verilecek kiralık konutlarla ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstanbul’da yapacağımız 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşlarımızla buluşacağız. Kiralık konutlarımızla ilgili başvuruları 14 Eylül'de almaya başlıyoruz. İnşallah ekim ayında ilk bin kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Evleri piyasa rayiçlerinin altında kira bedelleri ile vatandaşlarımızın kullanımına sunacağız" açıklamasını yaptı.
YARISI BİZDEN PROJESİNDE SÜRE UZATILDI
Riskli yapıların dönüşümü amacıyla başlatılan Yarısı Bizden Projesi'ne vatandaşların yoğun ilgisinin de olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşüm tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızın sağlam konutlarına kavuşturduk. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" dedi.
BAKAN KURUM'DAN ‘YARISI BİZDEN’ PAYLAŞIMI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Siz istediniz, Yarısı Bizden'i 1 yıl daha uzattık. Yeni süre 31 Aralık 2027. Evini dönüştürmek isteyen vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.
Bakan Kurum, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, kampanya kapsamında bugüne kadar İstanbul’da 435 bin 683 bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığını, 108 bin 881 bağımsız bölümün ise dönüşümünün tamamlandığını belirtti. Bakan Kurum'un paylaştığı verilerde, 2026 yılı sonuna kadar 500 binden fazla konutun kampanya kapsamına alınmasının hedeflendiği kaydedildi.
1 MİLYON 875 BİN TL DESTEK
İstanbul’da kentsel dönüşümü hızlandırmak için 22 Şubat 2024’te Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yürürlüğe giren Yarısı Bizden Kampanyası kapsamında vatandaşlara evlerini yeniden inşa ettirmeleri için 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL de tahliye desteği olmak üzere toplam 1 milyon 875 bin TL destek veriliyor. Aynı koşullarda hak sahibinin bir dükkanı/iş yeri için 437 bin 500 TL hibe ve 437 bin 500 TL kredi, 125 bin TL taşınma desteği sağlanıyor. Hak sahibinin diğer her bir dükkan için 875 bin TL kredi imkanı sunuluyor.
Kampanya kapsamında bina bazlı dönüşümün yanı sıra alan bazlı site benzeri büyük dönüşümler de yapılabiliyor. Bu dönüşümlerde; TOKİ veya Emlak Konut inşaatları üstleniyor. Bu modelde her bir hak sahibi için 875 bin TL’lik hibe desteği ve 125 bin TL’lik taşınma desteği sağlanıyor. Hibe tutarı bina maliyetinden düşürülüyor, arta kalan borç ise yine uzun vadeli uygun ödeme koşullarıyla taksitlendiriliyor.
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, yıl sonu bitmesi planlanan Yarısı Bizden Projesinin süresinin 31 Aralık 2027'ye kadar uzatıldığını paylaştı.</p>
<p><br>
YARISI BİZDEN PROJESİNDE SÜRE UZATILDI</p>
<p>Riskli yapıların dönüşümü amacıyla başlatılan Yarısı Bizden Projesi'ne vatandaşların yoğun ilgisinin de olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar 108 bin 881 bağımsız bölümün dönüşüm tamamladık. Yani 500 bine yakın vatandaşımızın sağlam konutlarına kavuşturduk. İstanbullulara bir müjde daha vermek istiyorum. Bu yıl sonu bitmesi planlanan yarısı bizden projemizin süresini 31 Aralık 2027 tarihine kadar uzatıyoruz" dedi.</p>
Konya’nın tarihî dokusunu koruyarak geleceğe taşıyan kentsel dönüşüm ve kamulaştırma çalışmalarında bugüne kadar gelinen noktayı açıklayan Başkan Altay, “Göreve geldiğimiz günden bugüne toplam 1 milyon 344 bin metrekarelik alanda, 1.920 bağımsız bölüm ve 702 binanın kamulaştırmasını tamamladık. 2018 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz tüm kamulaştırmaların güncel toplam bedeli 13 milyar 685 milyon liraya ulaştı. İşin içine kentsel dönüşüm çalışmalarımızı dâhil ettiğimizde ise yaptığımız işin önemi daha da ortaya çıkıyor. 2018 yılından bugüne kentsel dönüşüm ve kamulaştırma için güncel bedelle yaptığımız yatırım tutarı tamı tamına 25 milyar 685 milyon lira oldu” dedi. “Bizler, hemşehrilerimizden aldığımız güçle; tarihinden ilham alan, istikbale güvenle yürüyen bir Konya için çalışıyoruz” diyen Başkan Altay, “Bu büyük dönüşüm yolculuğunda, Konya’nın daha güvenli ve yaşanabilir hâle gelmesi için ortaya koyduğumuz çalışmalara öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’a şükranlarımı arz ediyorum” dedi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen kentsel dönüşüm ve kamulaştırma projeleriyle ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda konuşan Başkan Altay, Konya gibi aziz bir şehirde atılan her adımın; dünden bugüne, bugünden yarına uzanan büyük bir emanet zincirine dokunduğunu söyledi.
Şehrin dört bir noktasında gerçekleştirdikleri kentsel dönüşüm çalışmaları ile Konya’nın ihtişamlı mazisini, geleceğin modern yapısıyla buluşturmayı hedeflediklerini kaydeden Başkan Altay, “Bizim için bu çalışmalar; Selçuklu dârülmülkü Konya’nın asırlara uzanan mührünü, şehrimizin her noktasında yeniden görünür kılma gayretidir” ifadelerini kullandı.
“BİZİM DÖNÜŞÜM ANLAYIŞIMIZDA GEÇMİŞLE GELECEĞİ AYNI UFUKTA BULUŞTURMAK VARDIR”
Başkan Altay, bir yandan tarihî mekânları ihya ederken, bir yandan da şehrin hafızasını diri tuttuklarını belirterek, “Üzeri kapanmış, saklı kalmış değerleri gün yüzüne çıkarıyor, yorgun düşmüş mekânları yeniden ayağa kaldırıyor, geçmişin izlerini bugünün hayatıyla buluşturuyoruz. Böylece Konya’nın tarihini sadece kitaplarda anlatılan bir miras olmaktan çıkarıp; meydanlarında, sokaklarında, yapılarında ve günlük hayatın içinde yaşayan bir hakikate dönüştürüyoruz. Bizim dönüşüm anlayışımızda geçmişle geleceği aynı ufukta buluşturmak vardır. Bizler Selçuklu’nun vakarını, Mevlâna’nın irfanını, Konya’nın sükûnetini ve Anadolu’nun derin şehir terbiyesini bugünün imkânlarıyla yeniden yorumluyoruz. Şunu çok iyi bilmek gerekir ki; Konya, ruhu olan bir şehirdir. Bu ruhu korumadan yapılan her çalışma eksik kalır. İşte bizler de attığımız her adımda; tarihî dokuyu güçlendiren, şehir estetiğini yücelten, medeniyet mirasımıza sahip çıkan bir anlayışla hareket ediyoruz” diye konuştu.
TÜKİYE’NİN EN BÜYÜK İHYA PROJESİ “DARÜLMÜLK PROJESİ”
Başkan Altay daha sonra Konya genelinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerini ve kamulaştırma çalışmalarını sunum eşliğinde detaylı şekilde anlattı. İlk olarak Türkiye’nin en büyük ihya projesi olan Darülmülk Projesi kapsamında gelinen son durumu paylaşan Başkan Altay, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıyla birlikte yürütülen proje ile şehir merkezinin 20 farklı noktasında kentsel dönüşüm ve yenileme çalışması gerçekleştirdiklerini anımsattı.
Başkan Altay, şöyle devam etti: “Türbeönü Çarşıları, Taş Bina, Aladdin Caddesindeki binaların yenilenmesi, Depo No:4, Meydan Evleri ve Velespit Müzesi gibi projelerimizi tamamladık. Yine yapımını tamamladığımız Darülmülk Sergi Sarayını valiliğimize devrettik. Eski belediye binamızın olduğu bölgeye kazandıracağımız Türkiye’nin ilk Sıfır Atık binası olacak Şehir Kütüphanemiz ile Meram Belediyemizle birlikte yürüttüğümüz Büyük Larende Dönüşümü ve Karatay Belediyemizle birlikte yürüttüğümüz Mevlana Arkası Kentsel Yenileme Projemiz devam ediyor. Peynir Pazarı’nda ise fiziki ömrünü tamamlamış yapıların yıkımını tamamladık. Darülmülk İhya Projemizin önemli halkalarından biri olan Peynir Pazarı Kentsel Dönüşüm Projemizi, Tarihî Osmanlı Buğday Pazarı ile Melike Hatun Çarşısı arasında yürütüyoruz.”
Başkan Altay konuşmasının devamında ise Nalçacı Caddesi Kentsel Dönüşümü, Şems-i Tebrizi Mahallesi Kentsel Dönüşümü, Mengüç Caddesi Kentsel Dönüşümü, Sanayi Bölgeleri Kentsel Dönüşümü, Kadınhanı Kentsel Dönüşüm, Ilgın Osmanlı Kent Meydanı Kentsel Dönüşüm, Beyşehir Eşrefoğlu Camii ve Çevresi Kentsel Dönüşümü projeleri hakkında bilgi verdi.
“KAMULAŞTIRMADA TEMEL İLKEMİZ, VATANDAŞIMIZIN HAKKINI VE HUKUKUNU KORUMAKTIR”
Kentsel dönüşüm projelerinden sonra kamulaştırma çalışmalarına da değinen Başkan Altay, “Kamulaştırma, dışarıdan bakıldığında bir taşınmazın satın alınması gibi görülebilir. Oysa her kamulaştırmanın ardında; açılacak yeni bir yol, oluşturulacak bir meydan, gün yüzüne çıkarılacak tarihî bir eser, yapılacak bir park, otogar, pazar yeri veya kamu tesisi bulunmaktadır. Bu süreçlerde temel ilkemiz her zaman vatandaşımızın hakkını ve hukukunu korumaktır. Bu nedenle önceliğimizi uzlaşmaya veriyor; bedelleri hakkaniyetle belirliyor, süreci şeffaflıkla ve karşılıklı rıza anlayışıyla yürütüyoruz. Bu doğrultuda şehir merkezimizde ve ilçelerimizde önemli kamulaştırma işlemleri gerçekleştiriyoruz” ifadelerine yer verdi.
KONYA MERKEZDE VE İLÇELERDE YÜRÜTÜLEN KAMULAŞTIRMA ÇALIŞMALARINI ANLATTI
KONYARAY Banliyö Hattı, Taş Bina Arkası İmar Yolu Kamulaştırma Çalışması, Merkez İmam Hatip Önü Rekreasyon Alanı Kamulaştırma Projesi, Celaleddin Karatay, Sultan Abdülhamid Han, İsmail Ketenci, Alparslan Türkeş, Kazakistan, Karabağ, Necmettin Erbakan, Küçük Aymanas, Taş Cami Uzunharmanlar, Beyşehir, Şehit Ömer Halisdemir gibi şehir merkezinde bulunan önemli caddelerdeki kamulaştırma çalışmalarını anlatan Başkan Altay, yine şehrin kalbinin attığı bölgelerdeki önemli kamulaştırma çalışmalarının detaylarından da bahsetti.
Kamulaştırma çalışmalarını sadece merkezle sınırı tutmayarak ilçelerde de son derece önemli kamulaştırma hamleleri yaptıklarını kaydeden Başkan Altay, merkez dışındaki ilçelerde yürütülen kamulaştırma çalışmaları hakkında da detaylı bilgi verdi.
“2018 YILINDAN BUGÜNE KENTSEL DÖNÜŞÜM VE KAMULAŞTIRMA İÇİN YAPILAN YATIRIM MİKTARI 25 MİLYAR 685 MİLYON LİRA OLDU”
Başkan Altay, çalışmaların titizlikle sürdürüldüğüne dikkati çekerek, “Yaptığımız işlerin büyüklüğünü rakamlarla ifade etmek gerekirse sadece 2025 yılında içerisinde; 279 bin 314 metrekarelik alanda, 166 bağımsız bölüm ve 18 binanın kamulaştırmasını gerçekleştirdik. Bu çalışmaların güncel kamulaştırma bedeli 3 milyar 117 milyon lira oldu. Göreve geldiğimiz günden bugüne ise toplam 1 milyon 344 bin metrekarelik alanda, 1.920 bağımsız bölüm ve 702 binanın kamulaştırmasını tamamladık. 2018 yılından bu yana farklı kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yaklaşık 5 milyar lira kamulaştırma harcaması gerçekleştirdik. Böylelikle gerçekleştirdiğimiz tüm kamulaştırmaların güncel toplam bedeli 13 milyar 685 milyon liraya ulaştı. İşin içine kentsel dönüşüm çalışmalarımızı dâhil ettiğimizde ise yaptığımız işin önemi daha da ortaya çıkıyor. 2018 yılından bugüne kentsel dönüşüm ve kamulaştırma için güncel bedelle yaptığımız yatırım tutarı tamı tamına 25 milyar 685 milyon lira oldu. Şehrimiz için, hemşehrilerimiz için hayırlı olsun” diye konuştu.
“İSTİKBALE GÜVENLE YÜRÜYEN BİR KONYA İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Bu çalışmaların çok büyük bir emeğin, özverinin ve adanmışlığın sonucu olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Her bir projenin ardında güvenli bir evde yaşayacak ailelerimiz, nefes alacak mahallelerimiz, yeniden görünür hâle gelecek tarihî eserlerimiz, ulaşımı rahatlatacak caddelerimiz ve geleceğe daha güçlü yürüyen bir Konya vardır. Bizler, hemşehrilerimizden aldığımız güçle; tarihinden ilham alan, istikbale güvenle yürüyen bir Konya için çalışıyoruz. Kökleri Selçuklu’ya, ufku Türkiye Yüzyılı’na uzanan Konya’mızı; geçmişinden aldığı güçle geleceğe taşıyoruz” cümlelerini kullandı.
BAŞKAN ALTAY CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TEŞEKKÜR ETTİ
Başkan Altay, “Bu büyük dönüşüm yolculuğunda, Konya’nın daha güvenli ve yaşanabilir hâle gelmesi için ortaya koyduğumuz çalışmalara öncülük eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Projelerimizin hayata geçirilmesinde büyük katkıları bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız, hemşehrimiz Sayın Murat Kurum’a, Kentsel Dönüşüm Başkanlığımıza, TOKİ Başkanlığımıza, Emlak Konut’a, İller Bankamıza ve sürece destek veren tüm bakanlıklarımıza ve kamu kurumlarımıza teşekkür ediyorum. Sayın Valimize, milletvekillerimize, İl Başkanımıza ve teşkilat mensuplarımıza, birlikte çalışmaktan büyük bir keyif aldığım ilçe belediye başkanlarımıza, ilgili meslek odalarımıza, muhtarlarımıza ve projelerimizin her aşamasında büyük bir gayret gösteren değerli çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürü ise bu süreçlerde bizlere güvenen, sabır gösteren, uzlaşma kültürüne katkı sunan kıymetli hemşehrilerimize etmek istiyorum. Onların rızası, duası ve desteği olmadan hiçbir dönüşüm tam anlamıyla başarıya ulaşamaz. İnşallah bundan sonra da Konya’mızın her mahallesinde, her ilçesinde ve her sokağında aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Hayata geçirdiğimiz ve yapımını sürdüğümüz tüm kentsel dönüşüm ve kamulaştırma çalışmalarımızın Konya’mıza, ilçelerimize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret içerdiği değerlendirilen paylaşımlar nedeniyle eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında TCK’nın 299/1. maddesi kapsamında soruşturma başlatmıştı.
Bu kapsamda yapılan açıklamada, gerçekleştirilen incelemeler neticesinde, 62., 63. ve 64. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri Başbakanı ve feshedilen Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanına Hakaret” suçu kapsamında soruşturma başlatıldığı ifade edildi.
Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Davutoğlu’nun bugün öğleden sonra şüpheli sıfatıyla ifade vermesi bekleniyor.
Öte yandan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, ifadeye gitmeden önce Davutoğlu’nu telefonla arayarak dayanışma duygularını ilettiği öğrenildi.
Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu'nu makamında ziyaret etti.
Riva Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde gerçekleşen görüşmede TFF 2. Başkan Vekili, İcra Kurulu Üyesi, Hukuk, İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Göktaş ile Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Kavukcu da yer aldı.
Galatasaray Başkanı Özbek, yeni sezonun hayırlı uğurlu olmasını temenni ederken, Türkiye Futbol Federasyonu'na da başarı dileklerini iletti.
HACIOSMANOĞLU'NDAN FORMA JESTİ
TFF Başkanı İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu, ziyaretin ardından Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Kavukcu'ya birer A Milli Takım forması hediye etti.
Dijital ödeme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük alışverişlerde banka kartı ve temassız ödeme sistemleri ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, POS cihazı üzerinden yapılan ödemelerde gösterilmeyen basit bir dikkatin, kullanıcıların maddi kayıp yaşamasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.
KREDİ KARTI OLANLAR DİKKAT: SAKIN YAPMAYIN! HESABINIZ BOŞALTILIYOR
Finans uzmanlarının değerlendirmelerine göre, ödeme sırasında en sık yapılan hatalardan biri POS cihazındaki işlem tutarını kontrol etmeden şifre girmek ya da temassız ödeme işlemini onaylamak. Bu dikkatsizlik, yanlış tutar tahsil edilmesi veya aynı işlemin birden fazla kez gerçekleştirilmesi gibi sorunlara yol açabiliyor.
Banka Kartlarında Risk Daha Yüksek
Kredi kartlarında harcamalar bankanın tanımladığı limit üzerinden yapılırken, hatalı işlemlerde itiraz süreci boyunca belirli koruma mekanizmaları devreye girebiliyor. Buna karşılık banka kartları doğrudan kişinin vadesiz hesabına bağlı olduğu için yanlış veya fazla çekilen tutar anında hesaptan düşüyor.
Hatalı tahsil edilen paranın geri alınması ise bankalar arasındaki provizyon ve takas süreçlerine bağlı olarak birkaç gün sürebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tutarlı işlemlerde kullanıcıları zor durumda bırakabiliyor.
Finans uzmanları ve tüketici başvurularına göre ödeme anında yaşanan risklerin başında, kasiyerin POS cihazına girdiği tutarın kontrol edilmeden onaylanması geliyor.
Ayrıca bağlantı sorunu veya işlemin başarısız olduğu gerekçesiyle kartın yeniden okutulmasının istenmesi, fark edilmeden çift çekim yapılmasına neden olabiliyor. İşlem türünün satış, iptal ya da iade olup olmadığının kontrol edilmemesi de karşılaşılan diğer önemli hatalar arasında gösteriliyor.
HEMEN BU ADIMLARI UYGULAYIN!
Uzmanlar, ödeme işlemi tamamlanmadan önce POS ekranında görünen tutarın alışveriş bedeliyle birebir aynı olduğunun mutlaka kontrol edilmesini öneriyor. İşlem sonrasında verilen sliplerin saklanması ve üzerindeki bilgilerin incelenmesi de olası anlaşmazlıklarda önemli bir kanıt niteliği taşıyor.
Bunun yanı sıra bankaların mobil uygulamalarındaki anlık işlem bildirimleri veya SMS uyarılarının aktif hale getirilmesi, hesaptan çekilen tutarın anında görülmesini sağlayarak olası hataların erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Böylece yanlış tahsilat veya şüpheli bir işlem tespit edildiğinde bankayla hızlı şekilde iletişime geçilerek gerekli güvenlik önlemleri alınabiliyor.
<p>Dijital ödeme yöntemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte günlük alışverişlerde banka kartı ve temassız ödeme sistemleri ön plana çıkıyor. Ancak uzmanlar, POS cihazı üzerinden yapılan ödemelerde gösterilmeyen basit bir dikkatin, kullanıcıların maddi kayıp yaşamasına neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>
<p>KREDİ KARTI OLANLAR DİKKAT: SAKIN YAPMAYIN! HESABINIZ BOŞALTILIYOR</p>
<p>Finans uzmanlarının değerlendirmelerine göre, ödeme sırasında en sık yapılan hatalardan biri POS cihazındaki işlem tutarını kontrol etmeden şifre girmek ya da temassız ödeme işlemini onaylamak. Bu dikkatsizlik, yanlış tutar tahsil edilmesi veya aynı işlemin birden fazla kez gerçekleştirilmesi gibi sorunlara yol açabiliyor.</p>
<p>Banka Kartlarında Risk Daha Yüksek</p>
<p>Kredi kartlarında harcamalar bankanın tanımladığı limit üzerinden yapılırken, hatalı işlemlerde itiraz süreci boyunca belirli koruma mekanizmaları devreye girebiliyor. Buna karşılık banka kartları doğrudan kişinin vadesiz hesabına bağlı olduğu için yanlış veya fazla çekilen tutar anında hesaptan düşüyor.</p>
<p>Hatalı tahsil edilen paranın geri alınması ise bankalar arasındaki provizyon ve takas süreçlerine bağlı olarak birkaç gün sürebiliyor. Bu durum, özellikle yüksek tutarlı işlemlerde kullanıcıları zor durumda bırakabiliyor.</p>
<p>Finans uzmanları ve tüketici başvurularına göre ödeme anında yaşanan risklerin başında, kasiyerin POS cihazına girdiği tutarın kontrol edilmeden onaylanması geliyor.</p>
<p>Ayrıca bağlantı sorunu veya işlemin başarısız olduğu gerekçesiyle kartın yeniden okutulmasının istenmesi, fark edilmeden çift çekim yapılmasına neden olabiliyor. İşlem türünün satış, iptal ya da iade olup olmadığının kontrol edilmemesi de karşılaşılan diğer önemli hatalar arasında gösteriliyor.</p>
<p>HEMEN BU ADIMLARI UYGULAYIN!</p>
<p>Uzmanlar, ödeme işlemi tamamlanmadan önce POS ekranında görünen tutarın alışveriş bedeliyle birebir aynı olduğunun mutlaka kontrol edilmesini öneriyor. İşlem sonrasında verilen sliplerin saklanması ve üzerindeki bilgilerin incelenmesi de olası anlaşmazlıklarda önemli bir kanıt niteliği taşıyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra bankaların mobil uygulamalarındaki anlık işlem bildirimleri veya SMS uyarılarının aktif hale getirilmesi, hesaptan çekilen tutarın anında görülmesini sağlayarak olası hataların erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Böylece yanlış tahsilat veya şüpheli bir işlem tespit edildiğinde bankayla hızlı şekilde iletişime geçilerek gerekli güvenlik önlemleri alınabiliyor.</p>
Hull City, Championship'ten yükseldiği Premier Lig'e rüya gibi bir başlangıç yaptı. Acun Ilıcalı'nın takımı ilk 3 haftada topladığı 7 puanla 3. sırada yer alıyor.
LİGE MANCHESTER UNITED GALİBİYETİYLE BAŞLADILAR
İlk hafta Manchester United'ı seyircisinin önünde 2-0 mağlup eden Hull City, 2. hafta deplasmanda Coventry'i tek golle geçmeyi başardı.
Hull, Premier Lig'in 3. haftasında ise Aston Villa ile golsüz berabere kaldı.
GOL YEMEYEN TEK ONLAR KALDI
Sezon başında İngiltere'deki birçok futbol otoritesi tarafından Premier Lig'de kalıcı olmasına pek şans verilmeyen Hull City, şu anda ligde 3. sırada ve gol yemeyen tek takım konumunda bulunuyor. Hull, bu istatistik ile İngiliz futboluna gönül vermiş herkesi de şaşırtmaya devam ediyor.
Hull City, bugün sosyal medya hesabından Premier Lig'de gol yemeyen tek takım olmalarına değindiği bir paylaşım yaptı.
Yapılan paylaşımda "Henüz bir Premier Lig golü yememiş herkese iyi sabahlar." notu düşüldü.
Bolu Belediyesi’nin görevden alınan eski başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu, 19 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında, müşteki müteahhit Nazmi G., BOLSEV Vakfı için kendisinden 4 milyon TL para istendiğini iddia etti. Tanju Özcan ise suçlamaları reddetti.
Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, 28 Şubat sonrası farklı tarihlerde düzenlenen operasyonlarda, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Belediye Başkan Yardımcıları Süleyman Can ve Leyla Beykoz, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Aydan Özdemir, Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal, belediyenin Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve Bolu Manavlar Odası Başkanı Mustafa Altındal tutuklandı.
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma kapsamında, Tanju Özcan’ın da aralarında 19 sanık hakkında iddianame hazırlandı. 41 mağdur ve 3 müştekinin yer aldığı 178 sayfalık iddianamede sanıklara yönelik ‘İrtikap’, ‘İrtikaba teşebbüs’, ‘Rüşvet alma’, ‘Nitelikli dolandırıcılık’, ‘Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet’, ‘İrtikaba yardım’, ‘Rüşvete aracılık’, ‘Yalan tanıklık’ ve ‘Suçluyu kayırma’ suçlarından ceza istendi.
İddianamede, Tanju Özcan'ın her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle 6 kez ‘İcbar suretiyle irtikap’, 3 kez ‘İrtikaba teşebbüs’, 34 kez ‘Nitelikli dolandırıcılık’ ve 1 kez ‘Rüşvet’ suçlarından toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu şüpheli Süleyman Can'ın 5 kez ‘İcbar suretiyle irtikap’, 2 kez ‘İrtikaba teşebbüs’ suçundan toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar, Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız'ın ise 6 kez ‘İrtikap suçuna yardım’, 3 kez ‘İrtikap suçuna yardıma teşebbüs’ ve 34 kez ‘Nitelikli dolandırıcılık’ suçlarından 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapsi istendi. Yargılama aşamasında Leyla Beykoz, Aydan Özdemir, Cihan Tutal ve Naim Ayhan tahliye edildi.
İKİNCİ DURUŞMA BAŞLADI
İlk duruşması Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nin spor salonunda yapılan davanın ikinci duruşması bu kez Bolu Adliyesi’nde yapıldı. Duruşmanın yapıldığı Bolu 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde polis ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı. Sanık yakınları, mahkeme salonu önünde kurulan noktada kimlikleri kontrol edildikten sonra salona alındı. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, duruşmaya, tutuklu bulundukları Ankara Sincan Cezaevinden SEGBİS aracılığı ile katıldı. Diğer, sanıklar ise duruşma salonunda hazır bulundu.
‘HEPSİNİ NAKİT İSTEDİLER’
Tanju Özcan, Süleyman Can, Ali Sarıyıldız ile Mustafa Altındal’ın tutuklu yargılandığı davada ilk olarak müşteki müteahhit Nazmi G. dinlendi. Belediyeye yazdığı dilekçelere cevap alamadıklarını iddia eden Nazmi G., “Evraklarım gecikiyor, sürekli engelleniyor. Önce imar durumu ile başlayıp 30’a yakın evrak alıyoruz. İmardan sorumlu başkan yardımcısı ile görüştük, sonrasında Tanju Özcan ile görüştük. Başkan yardımcısı Tuna Özcan arayarak, beni makama çağırdı.
Tanju Özcan’ın 3,5 milyon lira para istediğini söyledi. Neyin parası olduğunu sordum. Daha sonra başkan yardımcısı Süleyman Can ile görüştüm, o da 4 milyon lira istedi. Süleyman Can, ‘Bu parayı vermezsen işlerin olmaz’ dedi. Tanju Özcan’ı cep telefonundan aradım, makamına gittik. Makama alınırken, benim cep telefonumu aldılar. Bana esti gürledi, ‘Bu parayı vereceksin’ dedi. ‘Bolu’da çalışıp Bolu’da parayı kazanıyorsun, vereceksin’ dedi. Oradan anlaşamadan çıktık. Ben de çözüm yok, parayı vermeyi kabul ettim. 1 milyon nakit, 1,5 milyon çek verebilirim dedim. Hepsini nakit istediler. O 1 milyon lirayı da eşimin hesabından çekip verdim. Parayı bankada Ali Sarıyıldız’a teslim ettim. Bir hafta sonra da çeki teslim ettim. Parayı çektiler, sonrasında reklam sözleşmesi yapacaklarını söylediler” dedi.
‘SORULARA CEVAP VERMEMEK İÇİN 10 TAKLA ATIYOR’
Görevinden uzaklaştırılan tutuklu Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Nazmi G.'nin kendisine yönelik iddialarına ilişkin savunma yaptı. Özcan, SEGBİS yerine mahkeme salonunda olması gerektiğini belirterek, “Burada dezavantajlı şekilde savunma yapıyorum. Ben yalan söyleyen insana tepki gösteriyorum. Nazmi G., sorulan sorulara cevap vermemek için 10 takla atıyor. Çünkü yalan söylüyor. Beyanları tutarlı değil. Gözaltına alınmadan önce telefon kaydı var. Ben mi konuşmuşum, korumam mı, şoförüm mü konuşmuş, hepsi birbirine karıştı. ‘Hiç reklam görüşmesi olmadı’ diyor. ‘Basiretli bir iş adamıyız’ diyorsun.
Ali Sarıyıldız seninle niye buluştu? Niye ‘Fatura kesmem’ diyorsun. Biz bu Nazmi G.'ye inşaat ruhsatı vermemişiz. Ruhsat vermek için de irtikap yoluyla vakfa para istemişiz. Benim göreve geldiğimden bu yana Nazmi G.'nin başvurularına ortalamanın altında günlerde cevap verilmiş. Her şeye izin verilmiş. Hiçbir başvurusunda gecikme yok. ‘2022 yılından bu yana uğraşıyorum’ diyor. Belediyeden alamazsan 1 ay içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alırsın diye kanun var. İnşaat ruhsatı talebi olmayan adamın ruhsatını nasıl geciktirebiliriz?
Söyledikleri baştan sona tutarlı değil. ‘Bana zarar vermeye çalışıyorlar’ diyor. Senin parselinde bir ticari olan cepheye batı cephesini de belediye meclisi ticari yaptı. Sen talep bile etmemişsin, parselin değeri ikiye katlanmış. Hakkından daha fazlasını almışsın. Senin parselinin yanından dere geçiyor. DSİ, ‘Taşkın kodunu benden alacaksın’ diyor. DSİ’nin görüşü ortadayken ‘Biz ruhsat veremeyiz’ dediler. ‘Bunu verirsek yargılanırız’ dediler. HTS kayıtları ile Nazmi G.'nin beyanları bir incelensin. Ben onu 30 yıldır tanırım. Çözüm sürecinde Öcalan ile ilgili ettiğim laflardan rahatsız olmuş. ‘Akrabalarım rahatsız oluyor, bedeli ağır oluyor’ sözlerinin ardından bizim ilişkimiz koptu” diye konuştu.
Tutuklu Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, müşteki beyanlarına karşı, “Söyledikleri tamamen tutarsızdır. Çelişkili ifadeleri var ve hiçbirini kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
<p>Bolu Belediyesi’nin görevden alınan eski başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşmasında, müşteki müteahhit Nazmi G., BOLSEV Vakfı için kendisinden 4 milyon TL para istendiğini iddia etti.</p>
Turkcell’in dijital hayatı kolaylaştıran yenilikçi servisi Turkcell One kısa sürede kullanıcıların beğenisini kazandı. HBO Max’lı TV+, Netflix, Amazon Prime, YouTube Premium ile reklamsız YouTube, fizy Sesli Kitap, lifebox, Wonjo Kids gibi en popüler platformları bir araya getiren Turkcell One, Turkcell Uygulaması’ndan tarifeye eklenerek kullanılabiliyor. Ayrı ayrı yapılan aboneliklere kıyasla yüzde 40’a varan tasarruf ve 12 ay sabit fiyat garantisi sağlayan Turkcell One’a eklenen son dijital platform ise Disney + oldu.
“KISA SÜREDE GÖRDÜĞÜMÜZ İLGİ, MÜŞTERİLERİMİZİN DEĞİŞEN İHTİYAÇLARINI DOĞRU YAKALADIĞIMIZIN KANITI”
Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, Turkcell One’ın, müşteri deneyiminde ortaya koydukları “Turkcell Çözüm Gücü” yaklaşımının çok önemli bir parçası olduğunu ifade ederek şöyle dedi: “Müşteri deneyimini mükemmelleştirme seferberliğinde 2024’ten bu yana birçok yenilikçi çözümü hayata geçirdik. Turkcell Çözüm Gücü yaklaşımımızın merkezinde müşterilerimizi dinlemek, değişen ihtiyaçlarını doğru zamanda görmek ve hayatlarını kolaylaştıran çözümler geliştirmek var. Türkiye’de bir ilke imza atarak hayata geçirdiğimiz Turkcell One da bu anlayışın en somut ve güçlü adımlarından biri. Bugün kullanıcılar filmden diziye, müzikten çocuk içeriklerine kadar çok geniş bir dijital içerik dünyasına erişim sağlıyor. Dijital platformların sayısı arttıkça da abonelikleri yönetmek hepimiz için daha karmaşık hale geldi. Farklı hesaplar, farklı ödeme günleri ve fiyat değişiklikleri kullanıcıların üzerine yeni bir yük getiriyor ve takibi zorlaşıyor. Turkcell One’ı bu iç görüden hareketle, dijital hayatı sadeleştiren bütünleşik bir çözüm olarak sunuyoruz. Böylece Turkcell’liler sevdikleri içeriklere daha kolay ulaşırken, farklı abonelikleri ayrı ayrı yönetmek zorunda kalmıyor ve önemli bir tasarruf avantajı elde ediyor. Kısa sürede gördüğümüz ilgi, Turkcell’lilerin değişen ihtiyaçlarını doğru yakaladığımızın kanıtı.”
Son olarak Disney+’ın eklenmesiyle birlikte Turkcell One dünyasının daha da genişlediğini belirten Akgüç; “Turkcell One ile dijital içerik deneyimini daha sade, daha avantajlı ve daha erişilebilir hale getiriyoruz. Turkcell One çatısı altında HBO Max’lı TV+, Netflix, Disney+, Amazon Prime, YouTube Premium ile reklamsız YouTube, fizy Sesli Kitap, lifebox, Wonjo Kids yer alıyor. Turkcell gücünde 5G ile dijital deneyimin daha da hızlandığı bu dönemde yenilikçi çözümler üretmeye devam edeceğiz” dedi.
TURKCELL ONE İLE YÜZDE 40’A VARAN TASARRUF
Bireysel faturalı mobil müşterilere sunulan Turkcell One paketleri, tarifeye ek 500 TL’den başlayan fiyatlarla alınabiliyor. 12 aylık taahhüt süresince paket fiyatı sabit kalıyor. Kullanıcılar ayrı ayrı yapılan aboneliklere kıyasla yüzde 40’a varan tasarruftan yararlanabiliyor. Turkcell One servisine Turkcell Uygulaması, çağrı merkezi ve Turkcell mağazaları üzerinden kolaylıkla ulaşılabiliyor.
İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, pazartesi günü saat 09.00 sıralarında Tuzla Aydınlı Mahallesi'ndeki Anadolu Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) meydana gelen olayda OSB'de iş sağlığı doktoru olarak görev yapan B.A. bıçaklandı.
AĞIR YARALI OLARAK HASTANEYE KALDIRILDI
Saldırıda ağır yaralanan B.A. olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı.
ESKİ ÇALIŞAN DEHŞETİ
Polis ekiplerinin olayla ilgili başlattığı incelemede, saldırıyı daha önce Anadolu Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan ve psikolojik rahatsızlığı olduğu belirlenen S.A'nın gerçekleştirdiği tespit edildi.
İNTİHARA TEŞEBBÜS ETTİĞİ BELİRLENDİ
Şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürerken, S.A'nın sahil bölgesinde intihara teşebbüs ettiği belirlendi. Bulunduğu yer tespit edilen şüpheli, sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi.
İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Tutuksuz sanık iş insanı Necmettin Şimşek savunmasında, “Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Bahse konu taşınmazı biz, 2013 yılında İBB'nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi'nden lunapark yapmak üzere kiraladık. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019'da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi'nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan’la yollarımız kesişti ve tanıştık. Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı yaratarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim” dedi.
‘BAŞKAN HALK ADINA KAMUNUN MENFAATİNİ KOLLUYORUM ADI ALTINDA KAMU ZARARI OLUŞTURDU’
Şimşek, “Bir çözüm arayışındayken Turan Aydoğan'la tanıştık. Hüseyin Aydın isimli bir arkadaşım benim bu sorunumu görünce, çözüm arayışıma yardımcı olmak amacıyla tanıştırdı. Biz hukuki ve siyasi yönden mahkemenin vermiş olduğu kararlara binaen bir uzlaşı zemini aradığımızı, bu konuda yardımcı olup olamayacağı hususunu sorduktan sonra yardımcı olabileceğini, İmamoğlu'nun danışmanı olduğunu ve hatta KİPTAŞ Genel Müdürü'nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın’ın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan’ın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Sayın Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim” dedi.
‘200 BİN DOLARI NE AMAÇLA VERDİNİZ?’
Mahkeme başkanının “Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?” sorusuna sanık Şimşek “Biz Turan Aydoğan'la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan'a teslim ettik” dedi. Daha sonra mahkeme başkanının, “Biraz önce diyorsunuz ki, ‘Biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik. Hüseyin Aydın'ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım’ diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?” diye sordu. Şimşek “Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri” dedi. Mahkeme başkanı sonra “200 bin doları siz ne amacıyla verdiniz? Ne parası bu?” sorusunu sordu. Şimşek “Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan'la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Sayın Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. Benden 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi” dedi. Mahkeme başkanı “Bu nedir? Siz burada verirken bunun ne olduğunu bilmiyor musunuz? Ne parası olarak konuşuldu bu? Avukat ücreti diye mi konuşuldu? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı?” sorusunu sordu. Şimşek soruya “Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için” dedi.
‘SOYADIM İMAMOĞLU OLMASAYDI BURADA OLMAYACAKTIM’
Tutuksuz sanık Ekrem İmamoğlu’nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu savunmasında, “Benim siyasetle hiçbir alakam olmamasına rağmen bu davaya dahil edildim. Benim soyadım İmamoğlu olmasaydı bugün burada olmayacaktım. Burada olmamın gerçek sebebinin ise babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum. Çok acı ki arkamda babam, kürsüde ben, maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmayacak bir kareye tanıklık ediyoruz. İddianameye göre bir eylemden sorumlu tutuluyorum. Üniversitemin son dönemlerine doğru aile şirketimizde resmi olarak yarı zamanlı çalışmaya başlamıştım. Şirketimize destek olduğum süreçte işlerimizi yurt dışına genişletmemiz gerektiğini düşünmeye başladım. Türkiye'de inşaat sektöründe başarmış bir ailenin 3. nesli olarak yurt dışında da şansımız olabilir mi diye inisiyatif almak istedim. İnşaat mühendisliği diplomamı aldıktan sonra bu isteğime yönelik hızlıca karar aldım ve yaptığım araştırmalar sonucunda Hırvatistan'da bir projeyi keşfettim. Bu projeye ortak olmak istediğimi babama ilettim. Babam ise bu konuya pek sıcak bakmadı çünkü siyaseten tartışmalara yol açabilecek bir konu olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben de tamamen aile şirketinden bağımsız ve bana ait bir şirketle bu süreci ilerleteceğimi söyledim. Ailemden aldığım maddi destekle yurt dışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hala aynı kanaatteyim. Böylece kazandığım deneyimleri annem ve dedemin de maddi desteğiyle yurt dışına taşıma konusunda ilk adımımı atmış oldum. Türkiye Yelken Federasyonu'ndan sporcu lisansımı aldım ve yarışlara katıldım. Yarışlarda belli bir tecrübe kazandıktan sonra, bu yarışlara kendime ait bir yelkenli ile katılmak istedim. Yarış amacıyla kullanılan ikinci el 2009 model bir sportif yelkenliyi 2024 yılında 772 bin TL’ye satın aldım. Bedelini de babamdan borç alarak banka havalesiyle aldım. Sahibi olduğum bu yelkenli şu an yelken kulübünde eğitim amaçlı da kullanılmaktadır. Günün sonunda da bu iki konuda hesabını veremeyeceğim bir durum asla yoktur” dedi.
Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, “Adımızdan aldığımız güçle, bugün ve gelecekte güveni büyütmeye, daha fazla insanımızı güvenceyle buluşturmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” dedi.
Sigorta ve emeklilik sektörünün öncü kuruluşları Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, kuruluşlarının 6. yılında güçlü finansal performansları, sürdürülebilir büyüme anlayışları, müşteri odaklı yaklaşımları, yaygın hizmet ağları, sigortayı herkes için daha erişilebilir kılma hedefleri, yenilikçi ürün ve hizmetleriyle sektördeki lider konumlarını güçlendirmeye devam ediyor.
Haziran sonu itibarıyla aktif büyüklüklerinin toplamı 791,7 milyar TL’ye ulaşan Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik; 2 bin 600’ü aşkın çalışanı, 4 bin 500’ü aşan acente ve brokeri, 6 bin 300’ü aşan anlaşmalı banka şubesi, sağlıkta 6 bini aşkın ve kaskoda 4 bine yakın anlaşmalı oto servisiyle Türkiye’nin dört bir yanındaki sigortalılarına hizmet sunarken, iş ortakları ve paydaşlarıyla da değer üretmeyi sürdürüyor.
“BİZİM İÇİN BAŞARI, SİGORTAYI HER KESİM İÇİN ERİŞİLEBİLİR KILMAK VE SİGORTALILIĞIN YAYGINLAŞMASINA KATKI SUNMAK”
Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak 6 yılda güçlü bir büyüme kaydettiklerini ve şirketlerin alanlarının lideri olduğunu belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak, “Bugün geldiğimiz noktada finansal gücümüzü ve sektörümüzdeki lider konumumuzu, daha fazla vatandaşımızı sigorta ve emeklilik güvencesiyle buluşturma sorumluluğuyla birlikte değerlendiriyoruz. Bizim için başarı sadece prim üretimini, fon büyüklüğünü ya da kârlılığımızı artırmak değil, sigortayı toplumun her kesimi için erişilebilir kılmak ve ülkemizde sigortalılığın yaygınlaşmasına katkı sunmaktır.” dedi.
Taha Çakmak, enflasyonla mücadele sürecinde şirketlerinin güçlü finansal performanslarını bu yılın ilk yarısında da sürdürdüklerini ifade ederek, şunları kaydetti: “Türkiye Sigorta olarak prim üretimimizi yüzde 30 artışla 94,2 milyar TL’ye yükseltirken, Türkiye Hayat Emeklilik olarak hayat branşında yüzde 52 artışla 23,4 milyar TL’ye, BES ve OKS’de 5 milyon katılımcımızla 531 milyar TL fon büyüklüğüne ulaşarak lider konumumuzu güçlendirdik. Sağlıkta milyonların güvencesi olurken, bireysel emeklilikte en yüksek BES fon getirisiyle katılımcılarımızın birikimlerine değer katmayı sürdürdük. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’te toplam kârlılığımızı 6 yılda 17 kat artırdık. İki şirketimizin toplam net kârı bu yılın ilk yarısında yüzde 48 artışla 24,5 milyar TL’ye ulaştı. Enflasyonla mücadele ve herkes için sigorta vizyonumuz doğrultusunda, kasko ve tamamlayıcı sağlık ürün gruplarımızda fiyat artışına gitmeden büyümemizi sürdürdük. 2026’nın ilk yarısında sigorta enflasyonunun üzerinde reel büyüme kaydederken, bu büyümeyi teknik kârlılıkla destekledik. Yatırım portföyümüzü çeşitlendiren ve sigorta erişilebilirliğini artıran hedeflerimizi başarıyla gerçekleştirdik. Finansal büyümemizin yanı sıra sigortalılarımızın ihtiyaç duydukları anda yanlarında olmayı en temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla 6 yılda 16 milyon hasar dosyasını değerlendirerek toplam 145 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirdik. Bu performansın temelinde etkin risk yönetimimiz, mali disiplinimiz, dengeli fiyatlama yaklaşımımız ve sürdürülebilir büyüme stratejimiz yer alıyor. Başarımızı sadece finansal göstergelerle sınırlı tutmadık. Kuruluşumuzdan bu yana ulusal ve uluslararası platformlarda toplam 182 ödüle layık görüldük. Brand Finance’ın en değerli markalar listesinde 5 yıl üst üste yer aldık, dijitalleşme vizyonumuz doğrultusunda yenilediğimiz mobil uygulamamızla 9,5 milyon kullanıcıya ulaştık.”
Türkiye’nin geleceğine katkı sunmayı en önemli önceliklerinden biri olarak gördüklerinin önemine vurgu yapan Taha Çakmak, “Türkiye adını taşımanın gururu ve sorumluluğuyla milyonlarca vatandaşımızın yanı sıra köprülerden barajlara, uydulardan sondaj gemilerine, uçaklardan enerji santrallerine kadar ülkemizin stratejik değerlerine de güvence sunuyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarını güvence altına alarak sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlarken, spordan çevreye, eğitimden toplumsal dayanışmaya uzanan çalışmalarımızla ülkemiz için değer üretmeye devam ediyoruz. Her yıl olduğu gibi 6. yıl dönümümüzde de Yeşil Vatan’a katkı sunmak amacıyla çalışanlarımız ve acentelerimiz adına toplamda 10 bin adet fidan bağışında bulunarak Çanakkale’de Türkiye Sigorta Hatıra Ormanı oluşturduk.”
Önümüzdeki dönemde de farklı gelir gruplarının ve müşteri segmentlerinin ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ürün ve hizmetler geliştirerek sigorta ve emekliliğin daha geniş kitlelere ulaşması için çalışmayı sürdüreceklerini belirten Çakmak, “Adımızdan aldığımız güçle, güveni büyütmeye, daha fazla insanımızı güvenceyle buluşturmaya ve ülkemizin geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” dedi.
<p>Dövüş sanatı olarak bilinen Judo müsabakasını kaybeden sporcu sinirlerine hakim olamadı ve boks'a geçerek rakibine yumruk yağdırdı.</p>
<p>Gürcü dövüşçü Akaki Japaridze (24), müsabaka sonrası attığı yumruklarla rakibini Timo Cavelius (29)'n çenesini kırdı.</p>
<p>5 Eylül'de Bundesliga maçında JC Leipzig adına yarışan 24 yaşındaki Akaki Japaridze, Alman judocu Timo Cavelius'a yenildi. Müsabaka sona erdikten sonra, Japaridze'nin kontrolünü kaybettiği ve rakibine yumruklarla saldırdı.</p>
<p> Cavelius çenesi kırılmış ve iki dişi kaybetmiş halde kavga sonrası ameliyata alınırken Gürcü judocu ömür boyu müsabakalarda men edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu bildirildi.</p>
Yıldız Holding’de, İç Denetim Lideri (Chief Audit Officer) görevine Özge Aşcıoğlu atandı. Aşcıoğlu, yeni görevinde Holding'in iç denetim faaliyetlerine teknoloji ve veri odaklı bir yaklaşımla liderlik edecek. Bu kapsamda kurumsal yönetişim yapısının güçlendirilmesi ve iç denetim süreçlerinin etkinliğinin geliştirilmesiyle organizasyona sağlanan katma değerin daha da artırılmasına katkı sağlayacak.
İç denetim, risk yönetimi, uyum ve kurumsal yönetişim alanlarında yaklaşık 30 yıllık uluslararası deneyime sahip Özge Aşcıoğlu, Yapı Kredi, Citibank, Rabobank, Enerjisa ve Avea şirketleri başta olmak üzere bankacılık, telekomünikasyon, enerji ve üretim sektörlerinde üst düzey liderlik görevlerini üstlendi. Yıldız Holding’e katılmadan önce, Hollanda merkezli TCC Dutch Holdings BV'de İç Denetim Lideri olarak görev yapan Aşcıoğlu, iç denetim, risk yönetimi, uyum, iç kontrol ve yatırım inceleme fonksiyonlarına liderlik etti. Global İcra Kurulu ve Etik Komitesi üyeliği görevlerini de yürüttü.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü mezunu olan Aşcıoğlu, yüksek lisansını Gazi Üniversitesi Uluslararası Ekonomi bölümünde tamamlamıştır. Harvard Business School'da liderlik ve kurumsal yönetim programlarına katılan Aşcıoğlu, iç denetim ve risk yönetimi alanlarında çok sayıda profesyonel sertifikaya sahiptir. Aşcıoğlu, aynı zamanda iç denetim alanında uluslararası yayınlara katkıda bulunmakta ve çeşitli meslek kuruluşlarında da aktif görevler üstlenmektedir.
15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast timinde yer alan, 10 yıl sonra yakalanıp tutuklanan FETÖ mensubu ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe ile irtibatlı oldukları ve kendisine maddi destek sağladıkları tespit edilip gözaltına alınan 10 şüpheli adliye sevk edildi.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ ile irtibatlı oldukları tespit edilen şüpheliler ile 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast timinde yer alan ve Afyonkarahisar'da yakalanıp tutuklanan Burkay Karatepe’den ele geçirilen dijital materyallerde inceleme yapıldı.
Bunun üzerine Karatepe'nin firari olarak arandığı dönemde kendisine maddi yardımda bulunduğu belirlenen kişilere yönelik operasyon düzenlendi. Muğla Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından İstanbul'da 5, Eskişehir'de 5 olmak üzere toplam 10 adrese geçen 4 Eylül'de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda 10 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Şüpheliler, işlemleri için soruşturmanın sürdüğü Muğla'ya getirildi. Polisteki işlemleri tamamlanan 10 şüpheli, öğle saatlerinde adliyeye sevk edildi.
<p>15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast timinde yer alan, 10 yıl sonra yakalanıp tutuklanan FETÖ mensubu ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe ile irtibatlı 10 şüpheli adliyeye sevk edildi.</p>
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın geçen hafta duyurduğu, bazı AB ülkelerinin yanı sıra İngiltere ve Ukrayna'dan eski üst düzey siyasi ve askeri liderlerden oluşacak savunma alanındaki yeni üst düzey grup girişimini, üye ülkelerin itirazı üzerine iptal etmek zorunda kaldığı bildirildi.
Yayıncı kuruluşun sitesindeki bilgilere göre, bugün yeni grubun Brüksel saatiyle 09.00'da başlaması planlanan ilk toplantısı iptal edildi.
Brüksel merkezli Euractiv internet sitesine konuşan AB yetkilisi, bazı üye ülkelerin yeni girişimin "bu aşamada izlenmesi gereken doğru yol olmadığı" görüşünü dile getirdiğini aktararak "Bakanlarla yapılan görüşmelerin ardından girişimi sürdürmemeye karar verdik. Üye ülkelerle etkileşim kurmanın yeni yollarını değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Haberde, girişimin Fransa, Almanya ve İtalya'nın karşı çıkmasıyla iptal edildiği öne sürüldü.
Grubun karar alma yetkisine sahip olmayacağı, daha ziyade danışma mercii olarak faaliyet göstermesi öngörülüyordu.
İPTAL KARARI KALLAS'A YÖNELİK ARTAN ELEŞTİRİLERİN ARDINDAN GELDİ
Girişimin üye ülkelerin itirazı üzerine iptal edilmesi, Kallas ve liderliğini yürüttüğü AB Dış İlişkiler Servisi'nin (EEAS) artan eleştirilerin hedefi olduğu bir dönemde geldi.
Eleştiriler, Kallas'ın zaman zaman AB'nin 27 üyesi arasında oluşan ortak görüşün ötesine geçen açıklamalar yapması, bazı başkentlerle yeterli istişare yürütmeden girişimlerde bulunması ve üye ülkeler arasında destek oluşturmakta zorlanmasına dayanıyor.
Haziran başında basına sızan Fransa hükümeti menşeli gayriresmi çalışma belgesinde, Kallas'ın görev ve yetkilerinin yeniden düzenlenmesine yönelik önerilere yer verilmişti.
Fransa ile beraber Almanya'nın da önerilere öncülük ettiği, kulislere yansıyan bilgiler arasında.
SAVUNMADA ÇÖZÜM ÜRETİLMESİ İÇİN YENİ ÜST DÜZEY GRUP
Kallas, 1 Eylül'de düzenlenen gayriresmi AB Savunma Bakanları Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, NATO bünyesinde Avrupa'nın konvansiyonel askeri gücüne dair tespit edilen eksiklikleri giderme konusunda "yeterince hızlı davranmadıklarını" belirtmişti.
Gelecek hafta bazı AB ülkelerinin yanı sıra İngiltere ve Ukrayna'dan eski üst düzey siyasi ve askeri liderlerden oluşan yeni üst düzey grubun faaliyete geçeceğini kaydeden Kallas, amaçlarının "en parlak zihinlerle alışılmışın dışında çözümler üretilmesi" olduğunu belirtmişti.
Ayrıca Kallas, grubun Avrupa savunmasında atılması gereken adımlara yönelik somut öneriler içeren bir rapor hazırlayacağını da ifade etmişti.
<p>Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın geçen hafta duyurduğu, yeni üst düzey grup girişimini, üye ülkelerin itirazı üzerine iptal etmek zorunda kaldığı bildirildi.</p>
Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesi’ne geldi.
RESEN SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı basın ve yayın organlarında İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde yer alan iddialar üzerine 29 Ağustos'ta resen soruşturma başlatmıştı.
Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Melih Gökçek, hakkında açılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla Ankara Adliyesi'nde ifade vermişti.
“BENİM ENDİŞEM YOK”
Adliye çıkışı basın mensuplarına açıklama yapan Gökçek, "Ben hayatımda ilk defa savcılığa gelmiyorum. İlk defa savcılığa gelmiyorum. İlk defa soruşturma geçirmiyorum. Önümüzdeki günlerde buradan karar çıkacak. Benim endişem yok. Çünkü ben doğruları söyleyen bir insanım." dedi.
OĞLU VE GELİNİ ÇAĞRILMIŞTI
Ayrıca Melih Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ile gelini Hülya Gökçek de şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İbrahim Melih Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade vermek için Ankara Adliyesi’ne geldi.</p>
<p>Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Melih Gökçek, hakkında açılan soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla Ankara Adliyesi'nde ifade vermişti. Adliye çıkışı basın mensuplarına açıklama yapan Gökçek, "Ben hayatımda ilk defa savcılığa gelmiyorum. İlk defa savcılığa gelmiyorum. İlk defa soruşturma geçirmiyorum. Önümüzdeki günlerde buradan karar çıkacak. Benim endişem yok. Çünkü ben doğruları söyleyen bir insanım." dedi.</p>
İstanbul Avrupa Yakası'nda elektrik hizmeti sunan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ), şebeke yenileme ve periyodik altyapı çalışmaları kapsamında yeni bir planlı elektrik kesintisi yapacak.
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki saldırılarına yönelik uluslararası tepkiler sürerken, konu bir kez daha uluslararası yargının gündemine taşındı. Orta Amerika ülkesi Nikaragua'nın, İsrail'in Gazze'deki soykırımına siyasi, mali ve askeri destek verdiği iddiasıyla Almanya aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı dava Hollanda'nın Lahey kentinde başladı.
ALMANYA SOYKIRIMA DESTEK İLE SUÇLANIYOR
Davanın ilk gün duruşmasında Almanya'yı temsil eden avukatlar, Nikaragua'nın, İsrail'in Gazze'deki soykırımına siyasi, mali ve askeri destek verdiği iddialarına cevap verecek.
Yarın ise Nikaragua tarafı, Almanya'ya yönelik iddialarına ilişkin tezlerini ortaya koyacak. Çarşamba günü Almanya'nın bir kez daha sözlü savunma yapacağı duruşmalar Perşembe günü Nikaragua'nın son açıklamalarıyla tamamlanacak.
UAD'nin davaya ilişkin kararını önümüzdeki 6 ay içinde vermesi bekleniyor. Mahkeme, Almanya lehine karar vererek davayı tamamen reddedebileceği gibi Berlin aleyhine karar vererek yargılamanın devamına da hükmedebilir.
Nikaragua, 1 Mart 2024'te Birleşmiş Milletlerin (BM) yargı organı UAD'de Almanya aleyhine dava açmış, Almanya'nın 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokolleri ile uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini ihlal etmekle suçlamıştı. Orta Amerika ülkesi, Berlin yönetimini İsrail'e siyasi, mali ve askeri destek sağlamak, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) sağlanan fonları keserek soykırımın işlenmesini kolaylaştırmak ve her durumda bunu önlemek için mümkün olan tüm tedbirleri alma yükümlülüğünü yerine getirmemekle de suçlamıştı.
UAD, bugünkü dava öncesi Nikaragua'nın, davanın esasına ilişkin karar verilene kadar Almanya'nın "Gazze Şeridi'nde devam eden muhtemel soykırıma ve uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerine katılımına" ilişkin geçici tedbir kararı alınması talebini daha önce reddetmişti.
ALMANYA'NIN İSRAİL'E SİLAH DESTEĞİ DEVAM ETTİ
Alman hükümeti, Gazze'de soykırım uygulamakla suçlanan İsrail'e yönelik 8 Ağustos 2025 tarihinde silah ihracatını kısıtlama kararı almış ancak bu kararı 24 Kasım 2025 tarihinde kaldırmıştı. Söz konusu tarihten itibaren ise Almanya'nın İsrail'e yaklaşık 800 milyon euro değerinde askeri teçhizat sevkiyatına onay verdiği ortaya çıkmıştı.
Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'nın Alman Federal Meclisinde (Bundestag) yer alan muhalefet partisi Sol Parti'nin (Die Linke) soru önergesine verdiği cevaba göre, kısıtlamaların kaldırıldığı 24 Kasım 2025'ten bu yılın ilk yarısına kadar Almanya'nın yaklaşık 800 milyon euro değerinde ihracat izni verdiği bildirilmişti.
Fırtınaya Doğru dizisinde, Saim’in bitmeyen öfkesini gören annesi, oğlu ile konuşur ve ona, verdiği intikam sözünden dönmesini söyler. Ancak Saim’in planları yeni başlıyordur.
Sara’nın evine gönderdiği ve evden haber aldığı yardımcıyla iş birliği yapmaya devam eder. Ahmer’in doğum günü partisi için toplanırlar. Pasta kesmek üzerelerken Sara’ya bir telefon gelir ve pastanın zehirli olduğunu öğrenir. Telefonu kapattığında ise karşısında Saim’i görür. Sara, partidekileri zehirlenmekten kurtarabilecek mi?
İntikamın yönettiği bir aşk üçgeni hikayesiyle merak uyandıran dizi Fırtınaya Doğru, hafta içi her gün Kanal 7’de!
Sağlık Bakanlığı, "Okul hayatına yeni başlayacak çocukların zihninde okulun keyifli bir öğrenme ve sosyalleşme ortamı olduğuna ilişkin olumlu bir fikrin oluşması, okula uyum sürecini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle ebeveynler çocuklara okuldan söz ederken olumlu ifadeler kullanmalı” açıklamasını yaptı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Yaz tatilinin ardından okula dönüş süreci, çocuklar ve gençler için çeşitli uyum sorunlarını beraberinde getirebilmektedir. Tatilin ardından uyku düzenine dönmek, ekran kullanımını azaltmak veya ödev yapmak gibi sorumluluklar öğrenciler için zorlayıcı olabilmektedir. Bu süreçte çocukların ve gençlerin yaşadığı kaygının anlaşılması ve akademik başarının yanı sıra ruh sağlıklarının gözetilmesi önem taşımaktadır. Okula adaptasyon sürecinde ekran kullanımı günlük yaşamı aksatmayacak şekilde sınırlandırılmalı ve kurallar aile içerisinde belirlenmelidir. Ekran kullanımının azaltılması sürecinde tüm kuralların aynı anda uygulanması yerine kademeli bir yaklaşım benimsenmeli ve aşırı sınırlayıcı olunmamalıdır. Ekran kullanımının azaltılmasıyla birlikte çocukların spor, müzik, sanat ve hobi gibi farklı etkinliklere yönlendirilmesi, ekran dışında geçirdikleri zamanın artırılmasına katkı sağlar. Yemek sırasında ve birlikte vakit geçirilen diğer zamanlarda ekran kullanımına yer verilmemesi, uykudan en az 30 ila 60 dakika öncesinde ekran kullanımının sonlandırılması ve ekranların yatak odasından çıkarılması da günlük düzenin oluşturulması açısından önem taşır" ifadelerine yer verildi.
‘DİĞER ÇOCUKLARLA KIYASLANMAMALI'
Okula başlama, özellikle okul öncesi ve ilkokul 1'inci sınıf öğrencileri için önemli bir geçiş dönemi olduğu vurgulanarak, “Çocukların aile ortamından çıkarak düzenli ve kurallı bir yapıya geçmeleri, ayrılık kaygısı ve uyum sorunlarına neden olabilmektedir. Uyum sürecinde çocukların yaşadığı duyguların anlaşılması, kabul edilmesi ve desteklenmesi önem taşır. Okul hayatına yeni başlayacak çocukların zihninde okulun keyifli bir öğrenme ve sosyalleşme ortamı olduğuna ilişkin olumlu bir fikrin oluşması, okula uyum sürecini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle ebeveynler çocuklara okuldan söz ederken olumlu ifadeler kullanmalı; okulda çocukların hoşuna gidecek etkinliklerin yapıldığı, oyunlar oynandığı ve yeni arkadaşlar edinilebildiği vurgulanmalıdır. Çocukların okula ilişkin sorularının sabırla yanıtlanması, okulda karşılaşacakları günlük düzen hakkında önceden bilgilendirilmeleri gerekir. Ailelerin öğretmen ve okul yönetimi ile iş birliği içerisinde olması, öğretmenler tarafından açıklanan programa ve uygulama çizelgesine uyum sağlaması önem taşımaktadır. Okula dönüş sürecinde çocukların yaşadığı kaygı ve diğer duyguların anlaşılması, duygularını paylaşmalarına fırsat verilmesi önemlidir. Çocuklar sınıflarındaki veya çevrelerindeki diğer çocuklarla kıyaslanmamalı, özgüvenlerine zarar verebilecek ifadelerden özellikle kaçınılmalıdır” denildi.
<p>Sağlık Bakanlığı, okula dönüş sürecinde çocukların ekran kullanımının kademeli olarak azaltılmasını, uyku düzeninin yeniden oluşturulmasını ve okul hakkında olumlu ifadeler kullanılmasını önerdi. Ailelere ayrıca çocukların kaygılarını anlamaları, onları başka çocuklarla kıyaslamamaları ve öğretmenlerle iş birliği yapmaları çağrısında bulunuldu.</p>
Bilmezler Ki Kalbimdesin dizisinde İmlie, kaçırılan Aditya’nın yerini bulur ve onu kurtarmak için yanına gider.
Evdekiler ve Malini, Aditya için zaten endişeleniyorken şimdi de İmlie’nin yanlış bir hamle yapıp onun hayatını tehlikeye atmasından korkarlar. Çatışmaların ortasında kalan Aditya, İmlie’nin de yardımıyla kaçmayı başarır ancak son anda gerçekleşen bir patlama, ikisini de etkiler. Aditya ve İmlie, bu patlamadan kurtulabilecekler mi?
Peşinden koşulan hayallerin, tesadüflerin değiştirdiği hayatların ve beklenmedik bir aşkın hikayesini anlatan dizi ‘Bilmezler Ki Kalbimdesin’ her gün 19.00’da Kanal 7'de.
Sana Her Baktığımda dizisinde Leela, Prem’i kaçırıp ailesinin karşısına getirir. Düşman ailenin varisini ellerine geçiren aile, intikam almak için hırslanırlar.
Prem’in ailesi de oğullarını kurtarmak için canlarını tehlikeye atıp, düşmanlarının karşısına çıkmaya hazırlardır. Prem, Leela'yı ikna etmeye, geçmişlerinin bu düşmanlığın önünde durabileceğini anlatmaya çalışsa da Leela onu dinlemez. Prem kaçmayı başarır. Leela, elinden kaçırdığı Prem’i tekrar yakalayabilecek mi?
Prem ve Leela'nın aşk, ihanet, intikam ve aile sırları arasında verdiği mücadeleyi konu alan “Sana Her Baktığımda”, sürprizlerle dolu hikâyesiyle hafta içi her gün Kanal 7’de!
Türkiye'nin ilk çift kol nakillisi Cihan Topal (44), nakilden sonra 10 yılı aşkın süredir otomobil ve motosiklet kullandığını, ehliyet yenileme başvurusu sonrasında öğrendiği gerçekle dünyası başına yıkıldı.
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde 2010 yılında Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından Türkiye'de ilk kez çift kol nakli yapılan Cihan Topal, Aydın'ın sarp yamaçlara kurulu Terziler Mahallesi’nde ailesiyle çiftçilik yapıyor.
Nakledilen kollarıyla zorlu arazi şartlarında günlük yaşamını sürdüren Topal, ailesiyle dik yamaçlardaki bahçelerinde zeytin ve Aydın'ın meşhur dağ incirini topluyor, ürünleri çuvallara doldurup taşıyor.
EHLİYETİNİ YENİLEME SÜRECİNDE HAKKINI KAYBETTİ
Cihan Topal, eski tip sürücü belgelerinin yenilenmesi sürecinde otomobil ve motosiklet kullanma hakkını kaybetti.
Yıllardır B sınıfı ehliyetle otomobil, 2015 yılında aldığı A2 sınıfı ehliyetle de motosiklet kullanan Topal, 15 Ekim 2025'te ehliyetini yenilemek için başvurdu.
Sağlık kurullarındaki değerlendirme ve itiraz sürecinin ardından hakem heyeti tarafından 'F sınıfı sürücü olabilir' raporu verildi.
KIZININ ELİNİ TUTABİLMEK İÇİN EL İSTEDİ
2008 yılında geçirdiği iş kazasında iki elini kaybettiğini anlatan Cihan Topal, hayatının bir anda değiştiğini söyledi. İki yıl boyunca elleri olmadan yaşadığını belirten Topal, 2010 yılında Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi tarafından gerçekleştirilen çift kol nakliyle yeni bir hayata başladığını belirterek şunları söyledi:
"İki elimi kaybettiğimde 6 aylık kızım vardı, şu an 18 yaşında. Ameliyat olmaya karar verdiğim gün, 'Allah'ım kızım küçükken olacaksa iki elim olsun. Kızımı elinden tutup bir okula, bir parka götürecek kadar, saçını okşayacak kadar iki elim olsun' dedim. Çok şükür 2010 yılında Sayın Prof. Dr. Ömer Özkan hocamın ve verici ailenin sayesinde iki kola sahip oldum ve kızımın elini tutabiliyorum."
OĞLUNA DOKTORUNUN İSMİNİ VERDİ
Naklin ardından hayatındaki pek çok şeyi yeniden yapmaya başladığını anlatan Topal, 2014 yılında dünyaya gelen oğluna da ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan'ın adını verdiğini söyledi.
Topal, "Şimdi çocuklarımın elinden tutabiliyorum, saçlarını okşayabiliyorum. Arabamı, motosikletimi kullanabiliyorum. Bahçemde incirlerimi toplayabiliyorum. Bunların hepsini yapmak çok güzel bir duygu." diye konuştu.
EHLİYETİNİ YENİLEMEK İÇİN BAŞVURDU
2000'li yıllarda aldığı sürücü belgesini kol naklinden sonra da kullandığını belirten Topal, yıllardır ailesiyle otomobille seyahat ettiğini söleyleyerek "Çocuklarımla, eşimle Antalya'ya ya da Türkiye'nin her köşesine arabamla gidebiliyorum. Hiçbir trafik kazam, radar veya başka bir cezam olmadığı halde ehliyet yenileme nedeniyle 15 Ekim 2025 tarihinde Aydın'da aile hekimliğine başvurdum" dedi. Aile hekiminin kendisini Aydın Devlet Hastanesi'nde ortopedi uzmanına yönlendirdiğini anlatan Topal, buradan da sağlık kuruluna sevk edildiğini belirtti. Topal, “Doktora nedenini sordum, 'Ben yönetmelik dışına çıkamam' dedi. 'Hocam ben arabamla geldim. Arabam otoparkta. Arabamı kullanıyorum. Az önce siz de gördünüz' dedim." diye konuştu.
RAPORA İTİRAZ ETTİ
Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'ndeki komisyonda kendisine "ticari araç ve motosiklet kullanamaz" raporu verildiğini belirten Topal, karara itiraz ettiğini söyledi.
İtiraz üzerine Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildiğini anlatan Topal, buradaki değerlendirme sonrasında da 25 Kasım 2025 tarihinde İzmir Konak İlçe Sağlık Müdürlüğü'ndeki hakem heyetine gönderildiğini söyledi.
'F SINIFI SÜRÜCÜ OLABİLİR' RAPORU
İzmir'deki hakem heyetinin kendisi hakkında "F sınıfı sürücü olabilir" kararı verdiğini belirten Topal, "Yani zirai araç, traktör. Normal ehliyetim yenilenmediği için artık arabamı kullanamıyorum. Çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamıyorum. Pazarcılık yapıyordum, ailemi geçindirmek için. Bunları şu anda yapamıyorum. Arabamla hiçbir yere gidemiyorum. Bunun bir an önce giderilmesini, ehliyetimi geri istiyorum." dedi.
TRAKTÖR KULLANABİLİYOR, OTOMOBİLE İZİN YOK
Nakledilen kollarıyla günlük yaşamındaki ihtiyaçlarını karşılayabildiğini söyleyen Topal, "Kızımın ve oğlumun elinden tutup okula götürebiliyorum, saçlarını okşayabiliyorum, kucaklayabiliyorum. Bütün ihtiyaçlarımı karşılayabiliyorum. Kendi incir ve zeytinimizi toplayabiliyorum. Pazarda alışveriş yapıp kendi cebimden parayı çıkarıp pazarcıya verebiliyor, poşeti elinden alabiliyorum." diye konuştu.
Yaşadığı bölgedeki engebeli arazide yıllardır araç ve traktör kullandığını belirten Topal, "Buralarda traktör kullanmak, araba kullanmak çok zor. Ama bunu yıllardır kullandığımız için bizim için sorun değil. Nasıl araba ve traktör kullandığımı engebeli arazide siz de gördünüz." dedi.
"2015'TE A2 EHLİYETİ VERİLDİ, ŞİMDİ YENİLENMİYOR"
Kararın kendisi açısından çelişkili olduğunu savunan Topal, çift kol naklinin 2010 yılında gerçekleştirildiğini, bundan 5 yıl sonra sağlık raporuyla A2 sınıfı motosiklet ehliyeti aldığını söyledi.
Topal, "Ameliyattan 5 yıl sonra A2 motosiklet ehliyeti aldım. Tam teşekküllü hastane raporuyla aldım. Aynı hastaneye ehliyetimi yenilemek için gittiğimde raporu alamadım. Burada komik bir durum var. Ameliyattan 5 yıl sonra A2 motosiklet ehliyeti alırken, 10 yıl sonrasında ehliyetimi yenilemeye gittiğimde bana 'Sen ticari araç, motosiklet kullanamazsın' dediler." diye konuştu.
Topal, "Normal bir vatandaş gibi her şeyimi yapabiliyorum. Bir an önce ehliyetimin tarafıma verilmesini istiyorum. Çünkü çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılamak için pazarcılık yapıyorum. Pazarda kendi ürünlerimizi, incirimizi, cevizimizi, zeytinimizi satıyoruz." dedi.
ÖZKAN: DÜNYADA ÖRNEKLERİ ÇOK AZ
Türkiye'nin ilk çift kol naklini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan ise kol nakillerinin ardından parmak izi, sürücü belgesi gibi günlük hayata ilişkin hukuki ve idari konuların daha önce de gündeme geldiğini söyledi.
Topal'ın kollarını kaybetmeden önce ehliyet sahibi olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Özkan, "Bunun öncesinde bu çocuk ehliyeti, kolları olan bir çocuk. O süreç içerisinde iki yıl boyunca da kolsuz, protezle veya protezsiz dolaşmış. Daha sonra kolları yapılınca önceki ehliyeti devam eder şeklinde ehliyetine devam etmiş. Tabii ki kolları olmadığı sürece göre daha iyi ama kollarının olduğu sürece göre az da olsa fark olacak. Ama kollarını kullanıyor, hayatını devam ettiriyor. 10 senenin üzerinde bu ehliyetini kullanmış" dedi.
"TIBBİ AÇIDAN SIKINTI YOK"
Prof. Dr. Özkan, "Yüzde 5'te, 10'da bir şekilde iz de olsa, kolda ufak bir hasarınız da olsa bunlarla ilgili doktorlar gerekli raporu veriyor. Doktorlar açısından, tıbbi açıdan sıkıntı yok. Ama öncesine göre bunların bir şekilde dikkate alınması gerekiyor. Çünkü benzeri yok. Dünyada da örnekleri çok az. Bize de ilk defa olan bir şey. Bununla ilgili bir düzenleme yapılması gerekiyor." diye konuştu.
"HEM MADDİ HEM MEVZUATSAL SIKINTI VAR"
Kol nakilli kişilere özel donanımlı araç kullanımı gibi şart getirilecekse bunun ekonomik boyutunun da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkan, "Eğer bir şekilde bunlara uygun araba ya da ehliyetli bir şey verilecekse bunlar da maddi durumları belli insanlar. Bizim mevzuat olarak yardımcı olmamız gerekiyor. Tabii ki devlet elinden gelen desteği veriyor, vergi indirimleri yapıyor ama daha önce araba kullanan, hayatını devam ettiren, çok az geliri olan bir insanın yeni araba alma şansı da olmuyor ve hayatını idame ettiremiyor" dedi. Topal'ın ilgili kurumlara başvuruda bulunduğunu bildiğini ifade eden Prof. Dr. Özkan, “Hem maddi hem de mevzuatsal bir sıkıntı olduğunu tahmin ediyorum. Bu örneklere göre yeni bir düzenleme yapılması gerekir, diye düşünüyorum. Aslında gerekli girişimler yapılıyor ama biraz herhalde gecikiyor. O da hayatını devam ettirmek istiyor." diye konuştu.
"TRAKTÖR ÇOK DAHA TEHLİKELİ ARAZİDE KULLANILIYOR"
Topal'a F sınıfı sürücü olabileceğine ilişkin rapor verilmesini de değerlendiren Prof. Dr. Özkan, "Traktör ehliyeti olan bir insan traktörü çok daha tehlikeli arazide kullanıyor bildiğim kadarıyla. Ya biz yardımcı olacağız, ya mevzuat yardımcı olacak ya da başka türlü buna bir destek olmak gerekiyor insanların hayatını devam ettirebilmesi için." dedi.
Topal'ın nakledilen kollarının rutin kontrollerinin sürdüğünü belirten Prof. Dr. Özkan, fonksiyonel ve yapısal açıdan sonuçların iyi olduğunu belirterek, "Kollarını olabilecek en iyi şekilde hem fonksiyonel hem yapısal olarak kullanıyor, hayatını devam ettiriyor, ihtiyaçlarını görüyor, arabasını kullanıyor. Sonuçta biz ondan ince ayarlı işler yapmasını ya da çok iyi bir sanatçı gibi piyano çalmasını beklemiyoruz. Ama normal bir insanın hayatında ihtiyaçlarını yapabilen bir durumda." diye konuştu.
"BUNDAN SONRAKİ NAKİLLERE DE ÖRNEK OLACAK"
Cihan Topal'ın yaşadığı ehliyet sorununun gelecekte diğer nakil hastaları açısından da önem taşıdığına dikkati çeken Özkan, "Bu diğer ameliyat olanlara, bundan sonra olacaklara da örnek olacak bir durum. Bunun tabii örneği yok. Onun için kimseyi suçlamamak gerekiyor. Hazırlıklı olup ilgili kurumların da bizlerin de bunlara destek olması gerekiyor." diye konuştu.
Olay, dün Malatya kent merkezindeki bir parkta meydana geldi. İddiaya göre, 17 yaşındaki O.K.E., parkta bulunduğu sırada aralarında husumet olduğu belirtilen 4-5 kişilik grupla karşılaştı. Gruptan bir kişi, O.K.E.'yi durdurarak cep telefonu kamerasını açtı. Ardından başlayan saldırıda yere düşen O.K.E. darp edilirken, o anlar cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedildi. Saldırganların kaydettiği görüntüler, bir yakını aracılığıyla O.K.E.'nin ailesine ulaştırıldı. Görüntüleri izleyen aile büyük şok yaşarken, anne Güley Ertaş duruma tepki gösterdi.
"ÇOCUĞUM HAYATINI KAYBEDEBİLİRDİ"
Oğlunun can güvenliğinden endişe ettiğini belirten anne Güley Ertaş, yetkililerden yardım istedi. Ertaş, "Çocuğumun dün kent merkezindeki bir parkta 4-5 kişilik bir grup tarafından darp edildiğini ve bu anların cep telefonuyla kaydedildiğini öğrendik. Görüntüler bir yakınımız aracılığıyla bize ulaştırıldı. Olay sırasında çocuğum hayatını da kaybedebilirdi. Yetkililerden yardım istiyorum" diye konuştu.
<p>Malatya'da 17 yaşındaki O.K.E., parkta karşılaştığı 4-5 kişilik grubun saldırısına uğradı. Şiddet anlarını kayda alıp aileye gönderen saldırganlara anne Güley Ertaş isyan etti: "Çocuğum hayatını kaybedebilirdi."</p>
<p>Olay, dün Malatya kent merkezindeki bir parkta meydana geldi. İddiaya göre, 17 yaşındaki O.K.E., parkta bulunduğu sırada aralarında husumet olduğu belirtilen 4-5 kişilik grupla karşılaştı. Gruptan bir kişi, O.K.E.'yi durdurarak cep telefonu kamerasını açtı. Ardından başlayan saldırıda yere düşen O.K.E. darp edilirken, o anlar cep telefonu kamerasıyla saniye saniye kaydedildi. Saldırganların kaydettiği görüntüler, bir yakını aracılığıyla O.K.E.'nin ailesine ulaştırıldı. Görüntüleri izleyen aile büyük şok yaşarken, anne Güley Ertaş duruma tepki gösterdi.</p>
<p>"ÇOCUĞUM HAYATINI KAYBEDEBİLİRDİ"</p>
<p>Oğlunun can güvenliğinden endişe ettiğini belirten anne Güley Ertaş, yetkililerden yardım istedi. Ertaş, "Çocuğumun dün kent merkezindeki bir parkta 4-5 kişilik bir grup tarafından darp edildiğini ve bu anların cep telefonuyla kaydedildiğini öğrendik. Görüntüler bir yakınımız aracılığıyla bize ulaştırıldı. Olay sırasında çocuğum hayatını da kaybedebilirdi. Yetkililerden yardım istiyorum" diye konuştu.</p>
Dünya petrol ve LNG arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini aksatma girişimleri, beklenenin aksine küresel bir ekonomik krize yol açmadı.
Piyasaların alternatif arz akışlarına hızla uyum sağlaması, İran'ın boğaz üzerindeki stratejik baskı gücünü eritti. Analist Arash Azizi'ye göre, ABD'nin uyguladığı deniz ablukası İran ekonomisini ve Hürmüz'deki manevra alanını doğrudan ve ağır bir şekilde kısıtlıyor.
İÇ PAZARDA KITLIK VE PROTESTO RİSKİ
Yaptırımların dövize ve küresel finans ağlarına erişimi tamamen kapatması, İran halkı üzerinde doğrudan bir baskı oluşturuyor. Yakıt ve buğday başta olmak üzere temel ithal ürünlerde yaşanan tedarik sıkıntıları, artan enflasyonla birleşerek yönetim tarafında ciddi bir toplumsal patlama endişesi yaratmış durumda.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent stratejinin rejimi çöküşe götüreceğini savunurken, bölgesel yetkililer yönetim içi çatlamalara dikkat çekiyor.
MÜZAKERE MASASINDAKİ YENİ FORMÜL
Ekonomik baskıya rağmen yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıklarına erişim taleplerinden vazgeçmeyen Tahran ile arabulucular arasında mekik diplomasisi sürüyor.
Eski ABD müzakerecisi Dennis Ross, İran'ın boğazdan dikte ettiği "geçiş ücreti" ısrarından vazgeçip meşru seyir ve çevre güvenlik hizmetleri adı altında bir bedele razı olmasının krizde yeni bir anlaşma zemini yaratabileceğini öngörüyor.
İspanya’nın Sierra Nevada yolunda yaşanan kazada, freni boşalan bir Volkswagen Polo, duran trafikte önündeki milyon dolarlık Bugatti'ye arkadan çarptı. Servet değerindeki hasarın oluştuğu o anlar çevredekilerce saniye saniye kaydedildi.
<p>İspanya’nın turistik bölgelerinden biri olan Sierra Nevada'da, otomobil dünyasının en pahalı araçlarından biri olan Bugatti ile ekonomik segmentin temsilcilerinden Volkswagen Polo’nun karıştığı kaza, sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri haline geldi.</p>
<p>Yoğunlaşan trafikte ilerlemeye çalışan araçlar arasında yaşanan olayda, iddiaya göre freni tutmayan bir Volkswagen Polo sürücüsü, yokuş aşağı inerken duramayarak önündeki lüks otomobile çarptı. Çarpmanın etkisiyle milyonlarca dolar değerindeki Bugatti’nin arka kısmında ciddi maddi hasar meydana geldi.</p>
<p>Çevrede bulunan otomobil tutkunları ve vatandaşlar, kazanın ardından şaşkınlıklarını gizleyemedi. Polo sürücüsünün piyasa değerinin onlarca kat üzerinde bir tamir masrafına yol açtığı tahmin edilen kaza, "dünyanın en pahalı küçük kazalarından biri" olarak nitelendirildi.</p>
<p>Olayda herhangi bir yaralanma yaşanmazken, lüks otomobilde oluşan hasarın onarım maliyetinin bir servet değerinde olduğu ifade ediliyor. O anlara ait görüntüler kısa sürede milyonlarca izlenmeye ulaştı.</p>
Kalbim Sana Emanet dizisinde Raja, Ayşe ile yaşayacakları eve Rani’yi getirir. Ayşe, onunla aynı evde yaşayamayacağını, onların bu günahına ortak olmak istemediğini söyler.
Rani ise onu Raja’yı kıskanmakla suçlar. Ayşe’yi ikna edemeyen Raja, onu evdeki bir odaya kilitler. Ayşe, odadan çıkmanın bir yolunu arıyordur. Bu sırada babası, oğlu Rama’nın ölümünün arkasındaki sırları araştırmaya devam eder. Kazada aracın uçuruma yuvarlanmadan önce, başka bir araçla çarpışma tehlikesi geçirdiğini öğrenir. Bu gerçeklerin ortaya çıkması, evde nelere sebep olacak?
Bir vasiyetle başlayan zoraki evliliği konu alan dizi Kalbim Sana Emanet, hafta içi her gün 14.00’te Kanal 7 ekranlarında!
Fenerbahçe sonrası Bologna'ya imza atan Domenico Tedesco, İtalya'da henüz istediği sonuçları alamadı.
Sarı-lacivertlilerde görev yaptığı dönemde başarılı sonuçlara imza atan ancak sezon sonunda şampiyonluğa ulaşılamamasının ardından takımdan ayrılan Tedesco, Bologna ile çıktığı ilk 3 lig karşılaşmasında da galibiyet elde edemedi.
DOMENICO TEDESCO BOLOGNA'NIN BAŞINDA İLK 2 LİG MAÇINDA PUAN ALAMADI
Bologna, Tedesco yönetimindeki ilk lig karşılaşmasında Lazio'ya 1-0 mağlup oldu. İtalyan ekibi, 2. maçında ise Atalanta karşısında yine aynı skorla sahadan yenik ayrıldı. Böylece Tedesco, Bologna kariyerinin ilk iki lig maçını 0 puan ve 0 golle tamamladı.
İLK PUAN 90+1'DE GELDİ
Bologna, 3. haftada sahasında Sassuolo'yu konuk etti. Konuk ekip, 19. dakikada Josh Doig ile öne geçerken, Bologna 50. dakikada Roberto Piccoli ile eşitliği sağladı.
Sassuolo, 56. dakikada Vasilije Adzic ile yeniden öne geçti. Tedesco'nun ekibini yenilgiden kurtaran gol ise 90+1'de Artem Dovbyk'ten geldi ve mücadele 2-2 sona erdi.
TEDESCO 90+4'TE KIRMIZI KART GÖRDÜ
Karşılaşmanın son anlarında tansiyon yükselirken Domenico Tedesco da maçı tamamlayamadı. İtalyan teknik adam, 90+4'te itirazları nedeniyle kırmızı kart görerek oyun alanından gönderildi.
Kırcaklı Mahallesi'nde dün saat 15.00 sıralarında, bir besi çiftliğindeki boğa kaçtı. Sahibinin yakalamaya çalıştığı boğa, kot farkı nedeniyle yolun alt kısmında kalan Ali Aldemir'e ait evin çatısına düştü.
Boğa, salonun delinen tavanına sıkıştı. Çatıdaki kiremitleri kırıp, tavanı delen boğa, evde hasara neden oldu.
Bir anda gürültü nedeniyle tedirgin olan evdekiler, salonda tavandan sarkan boğayı görüp 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi.
İhbar üzerine adrese sevk edilen itfaiye ekipleri, tavanın bir bölümünü kesip, aslı kalan boğayı bulunduğu yerinden indirdi. Boğanın durumun iyi olduğu bildirildi.
<p>Kırcaklı Mahallesi'nde çiftlikten kaçan boğa, kot farkı nedeniyle bir evin çatısına düşerek kiremitleri ve salonun tavanını deldi. Tavanda sıkışan boğa, itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılırken sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.</p>
Kastamonu'nun Çatalzeytin ilçesinde Çatalzeytin-Kastamonu kara yolunun Karamanlar köyü mevkisinde Azad Korkmaz idaresindeki 14 GB 278 plakalı minibüs, yoldan çıkarak yaklaşık 40 metre yuvarlandı.
İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde işçilerden İsmail Korkmaz'ın (20) hayatını kaybettiği belirlendi.
Yaralanan sürücü ile Özcan, Serhat ve Nazar Aslan, sağlık ekiplerince Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.
Yaralılardan Serhat Aslan'ın durumunun ağır olduğu öğrenildi.
Asayiş Şube Müdürlüğü, Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri tarafından kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlüleri yakalamak için operasyon düzenlendi. 2010 yılında Samsun ilinde 'Yetkisi olmadığı halde resmi sıfat takınarak hırsızlık' suçundan 3 kesinleşmiş hapis cezası alan ve 28 Şubat 2018 yılından bu yana aranan Tuğrul Başar’ın Kadıköy'de olduğu tespit edildi.
Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, yaptıkları çalışmada şüphelinin yakalanmamak için kadın kılığında dolaştığını tespit etti. Yapılan çalışmalarda takibe alınan Tuğrul Başar önceki gün gözaltına alındı.
KIZ KARDEŞİNİN KİMLİĞİNİ KULLANMIŞ
Şüphelinin üzerinden kız kardeşine ait kimlik çıkarken, şüphelinin bu sayede yıllardır kaçtığı ortaya çıktı.
Hakkında 'Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak' suçundan da işlem yapılan Tuğrul Başar, işlemlerinin yapılması için Kadıköy, İskele polis merkezine teslim edildi.
BMW, elektrikli araç stratejisinde yeni bir döneme geçmeye hazırlanıyor. Alman üretici, elektrikli i4'ün üretimini 2027'de sonlandırarak markanın geleceğinde önemli bir yer tutacak Neue Klasse tabanlı modellere ağırlık verecek.
EFSANE ARABA HERKESE VEDA EDİYOR: 2027'DE SONA ERİYOR! ŞOK GELİŞME...
BMW'nin ürün yöneticisi Bernd Körber, daha önce yaptığı açıklamalarda yeni nesil i3'ün teknik açıdan i4'ün yerini alacağını ifade etmişti. BMWBLOG tarafından aktarılan son bilgilere göre i4'ün üretimi, pazara göre değişiklik göstermekle birlikte en geç 2027'nin ilk çeyreğinde tamamen sona erecek.
Yaklaşık olarak 2021'den bu yana BMW'nin elektrikli ürün gamında yer alan i4 böylece yerini markanın yeni nesil elektrikli otomobillerine bırakacak.
YENİ ELEKTRİKLİ COUPE VE CABRİO GELİYOR
BMW, i4'ün ardından aynı gövde tipine sahip yeni bir Gran Coupe geliştirmek yerine farklı bir ürün stratejisi izleyecek. Şirket, Neue Klasse mimarisini temel alan tamamen elektrikli coupe ve cabrio modellerini müşterilerle buluşturmayı planlıyor.
Almanya'da kameralara yansıyan test araçları da özellikle elektrikli cabrio modelinin geliştirme çalışmalarının devam ettiğini gösteriyor. Yeni modellerin BMW'nin elektrikli ürün gamında daha sportif bir karakteri temsil etmesi bekleniyor.
BMW'nin Neue Klasse hamlesi yalnızca coupe ve cabrio modellerle sınırlı kalmayacak. Alman marka, station wagon segmentindeki müşterileri için de tamamen elektrikli i3 Touring üzerinde çalışıyor.
2027 yılının ortalarında yollara çıkması beklenen i3 Touring, geniş iç hacmi ve elektrikli altyapısıyla markanın yeni nesil modelleri arasında öne çıkmaya hazırlanıyor. Böylece BMW, i4'ün üretiminin sona ermesinin ardından elektrikli otomobil gamını farklı gövde tipleriyle genişletmeyi hedefliyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Girne açıklarında meydana gelen gemi kazasının ardından kayıplara ulaşmak amacıyla sürdürülen arama çalışmalarıyla ilgili değerlendirmede bulundu. Çalışmaların kesintisiz devam ettiğini belirten Üstel, “Türk Deniz Kuvvetlerine bağlı TCG Alemdar, bölgede arama faaliyetlerini sürdürmektedir. Operasyonda görev yapan TCG Işın ise yakıt ikmali amacıyla geçici olarak görev bölgesinden ayrılmıştır. Yakıt ikmalinin tamamlanmasının ardından çalışmalarına devam edecektir. Her iki gemimiz de derin sularda yürütülen arama faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için gerekli teknik imkan ve kabiliyetlere sahiptir. Operasyonun sürekliliğinin sağlanması amacıyla gemilerimizin yakıt ikmali, bakım ve diğer teknik ihtiyaçlarının karşılanması gereken durumlarda, görev değişimleri dönüşümlü olarak gerçekleştirilecek ve arama faaliyetleri kesintisiz şekilde sürdürülecektir. Bununla birlikte, arama çalışmalarının daha da etkin hale getirilmesi amacıyla İstanbul’da, derin sularda arama ve kurtarma kabiliyeti yüksek özel şirketlerle yürütülebilecek çalışmalara ilişkin hazırlanan raporları bugün değerlendirmektedir. Dolayısıyla söz konusu olan arama çalışmalarının durdurulması değil, tam tersine mevcut imkanların daha da güçlendirilerek çalışmaların etkinliğinin artırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
Üstel, hükümet olarak kayıplara ulaşmak için gerekli tüm imkanların devreye alınmasına yönelik çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini söyleyerek, “Arama faaliyetlerimiz 7 gün 24 saat esasına göre aralıksız devam etmektedir” diye konuştu.
Alman siyaset bilimci Werner Josef Patzelt haber portalı RRN’ye konuştu. Parzelt, Almanya hükümetini mevcut göç politikaları üzerinden eleştirdi.
Göç politikasının güvenlikten yoksun olduğunu vurgulayan Alman siyaset bilimci, yıllar önce yapılan kontrolsüz göç uyarılarının “aşırı sağcı” olarak damgalandığını hatırlattı.
‘YÖNETİCİLER KORKUYOR’
Parzelt göçmenlerle ilgili teknik çözümlerin bir kimlik politikasına dönüştüğünü söyledi. Almanya’da hükümetin hatalarını kabul etmesinin siyasi itibar kaybı korkusuyla yapmadığını belirten Alman siyaset bilimci, “AfD’nin pozisyonuna yaklaşmamak adına politika değişikliği çok küçük adımlarla yapılabiliyor. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) de aynı siyasi korkulara sahip ve gerekli adımları atmıyor. ifadelerini kullandı.
‘ENERJİ KRİZİ YAŞIYORUZ’
Parzelt, göç sorununun yanında sanayisizleşme tehlikesine de dikkat çekti. Ülkede enerji dönüşümünün olduğunu belirten Alman siyaset bilimci, bunun 1970'lerde siyasallaşan bir neslin projesi olduğunu söyledi.
Ukrayna savaşı sonrası uygulanan yaptırımlar sonrası ucuz gaz akışının kesildiğini söyleyen Parzelt, bu durumun ülkeyi acı verici bir ekonomik krize ve sanayisizleşme sürecine soktuğunu ifade etti.
Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında Kocaeli'nin Derince ilçesindeki dernek deposunda yapılan incelemelerde, 895 adet paketli ve kullanılmamış insani yardım çadırı, yaklaşık 600 portatif yatak, çok sayıda uyku tulumu ve çeşitli yardım malzemeleri tespit edildi. Kayyım heyeti tarafından hazırlanan değerlendirmede, bazı malzemelerde uzun süreli depolama ve muhafaza şartlarına bağlı deformasyon ve bozulma emareleri bulunduğu belirtilerek, kullanılabilir durumdaki yardım malzemelerinin daha fazla değer kaybetmeden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiği bildirildi.
KOCAELİ'DEKİ İKİ BÜYÜK DEPODA DİKKAT ÇEKEN TESPİTLER
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası kapsamında, Ahbap Derneğinin Kocaeli'nin Derince ilçesi Mevkii'ndeki tesisinde inceleme gerçekleştirildi. Bilirkişi raporunda, iki büyük depoda yapılan tespitler ayrıntılı şekilde sıralandı. Depolarda 16 metrekare büyüklüğünde 895 adet paketli ve kullanılmamış insani yardım çadırının yanı sıra yaklaşık 600 portatif yatak ve çok sayıda uyku tulumu bulunduğu belirtildi. Ayrıca ambalajı açılmamış afet çadırları, kampetler, kedi evleri ve depo tipi büyük çadırların da depolandığı kaydedildi.
Depolarda bunların yanı sıra 102 adet kullanılmamış elektrikli bisiklet, yaklaşık 20 adet taşınabilir telsiz, tekerlekli sandalyeler, hasta ve ilk yardım sandalyeleri, portatif sobalar, ısıtıcılar, buzdolapları, derin dondurucular, fırınlar, su sebilleri, masa ve sandalyeler, elektrik malzemeleri, su tankları, duş ve tuvalet konteynerleri ile çeşitli ev ve ofis eşyalarının bulunduğu tespit edildi.
DEFORMASYON VE BOZULMA EMARELERİ GÖRÜLDÜ
Kayyım heyetinin 5 Eylül tarihli değerlendirmesinde ise depolarda bulunan ayni yardım malzemeleri ve diğer emtianın bir kısmında, uzun süre depoda bekletilmesine ve muhafaza şartlarına bağlı olduğu değerlendirilen deformasyon ve bozulma emareleri bulunduğu belirtildi.
Bazı ürünlerin ambalaj ve paketlerinde yırtılma, ezilme ve açılma gibi fiziki deformasyonların meydana geldiği, beyaz eşya ve benzeri dayanıklı tüketim mallarının bir kısmında ise çizilme, yüzeysel hasar ve uzun süreli depolamadan kaynaklanabilecek nitelik kayıplarının oluşmaya başladığının gözlemlendiği aktarıldı.
Değerlendirmede, söz konusu malzemelerin önemli bir bölümünün afet ve insani yardım amacıyla kullanılabilecek nitelikte olduğu, depolarda tutulmaya devam edilmeleri halinde zaman içerisinde fiziki yıpranmanın artabileceği ifade edildi.
Kayyım heyeti, mevcut ekonomik değerlerin korunması ve malzemelerin toplanış ve tahsis amaçlarının gözetilmesi gerektiğini belirterek, özellikle çadır, portatif yatak, uyku tulumu, kampet, battaniye, şilte, ısıtıcı, beyaz eşya, elektrikli ve diğer ev eşyaları ile afetzedelerin barınma ve günlük yaşam ihtiyaçlarında kullanılabilecek malzemelerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının önceliklendirilmesi gerektiği kanaatine vardı.
Dağıtım öncesinde malzemelerin tür, miktar, fiziki durum ve kullanılabilirlik bakımından tasnif edilmesi, teslim edilecek ürünlerin ayrıntılı listelerinin oluşturulması ve mevcut durumlarının gerektiğinde fotoğraf ve diğer kayıtlarla belgelenmesi önerildi. Kullanıma elverişsiz veya insan sağlığı ve güvenliği bakımından tereddüt oluşturabilecek ürünlerin dağıtıma dahil edilmemesi gerektiği belirtildi.
HATAY VALİLİĞİ İLE RESMİ KOORDİNASYON TALEBİ
Kayyım heyeti, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bilgi ve tensipleri doğrultusunda gerekli hukuki ve idari izinlerin alınmasının ardından yardım malzemelerinin teslim, nakil ve dağıtım süreçlerinin Hatay Valiliği İl Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi ile resmi koordinasyon içerisinde yürütülmesini önerdi.
Değerlendirmede, ayni yardımların toplanış amacına uygun biçimde depremden etkilenen ve ihtiyacı devam eden vatandaşlara süratle ulaştırılmasının uygun olacağı belirtildi. Kayyım heyeti, henüz dağıtıma elverişli olduğu belirlenen malzemelerin daha fazla fiziki bozulmaya ve değer kaybına uğramadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının hem malvarlığının korunması hem de yardımların toplanış amacı bakımından uygun olacağı kanaatine vardı.
SORUŞTURMANIN ODAĞINDAKİ 4,3 MİLYAR LİRALIK KAYNAK
Ahbap Derneği hakkında yürütülen soruşturmanın temel konusunu, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından toplanan yardımların akıbeti oluşturuyor. Başsavcılık tarafından yapılan açıklamada, derneğin 6 Şubat-31 Aralık 2023 tarihleri arasında depremzedeler için yaklaşık 4,3 milyar lira bağış topladığı, bu tutarın yaklaşık 4,2 milyar lirasının harcandığının belirlendiği aktarıldı.
Soruşturma kapsamında ayrıca derneğin hesaplarından 13 Şubat-25 Mayıs 2023 tarihleri arasında yaklaşık 950 milyon liranın nakit olarak çekildiği, tek işlemde 500 milyon liralık nakit çekim gerçekleştirildiği ve söz konusu harcamaların niteliğinin incelendiği belirtildi.
Başsavcılık açıklamasında, 2 milyar liradan fazla tutarın konut projelerine, 1 milyar liradan fazla tutarın ise mal ve hizmet alımlarına harcandığı, bu harcamalara ilişkin bilirkişi incelemelerinin sürdüğü kaydedildi.
Son operasyonda soruşturma kapsamında 53 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 47 şüphelinin gözaltına alındığı, bir şüphelinin ise cezaevinde bulunduğu bildirildi. Soruşturmanın, dernek tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarının usul ve içeriğinin yanı sıra deprem yardımlarının hangi amaçlarla kullanıldığının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla sürdürüldüğü öğrenildi.
Volkswagen, Osnabrück tesisinin satışına ilişkin temel şartlarda anlaşmaya varıldığını açıkladı. Tesisin savunma ve güvenlik alanında geliştirilmesi için Aşağı Saksonya hükümeti ve Aurelius Capital ile anlaşma yapıldığı belirtildi.
Aurelius ile Aşağı Saksonya hükümetinin Rafael Advanced Defense Systems ile iş birliği yapmayı planladığı aktarıldı.
Anlaşmaların tesisin ve istihdamın büyük bölümünün korunmasını amaçladığı ifade edildi. Tarafların tesiste hava savunması alanında ilk ana projeyi hayata geçirmeyi planladığı kaydedildi.
İş birliğinin, yeni bir şirket çatısı altında gelecekteki projelerin önünü açmayı amaçladığı bildirildi. Volkswagen CEO'su Oliver Blume, anlaşmanın tesis için "yeni bir endüstriyel geleceğin" önünü açtığını söyledi.
Aurelius'un tesisin çoğunluk sahibi olacağı belirtilirken Volkswagen, planlanan satışın finansal detaylarını açıklamadı. Gelecekteki sorumluluklar ve yapıya ilişkin ayrıntıların gerekli onayların ardından açıklanacağı aktarıldı.
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla yürütülen müstehcenlik soruşturması devam ediyor. Soruşturma kapsamında 184 hesap ve linke erişim engeli getirildi. Erişim engeli getirilen hesaplar arasında sosyal medyada tanınan bazı isimler de yer aldı.</p>
Valilikten yapılan açıklamaya göre, Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanlığından alınan verilere göre, il genelinde bugün dalga yüksekliğinin 1 metre, rüzgar hızının ise 15 deniz mili olması bekleniyor.
Muhtemel boğulma vakalarının önüne geçilebilmesi amacıyla vatandaşlardan bugün denize girmemeleri istendi.
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nin ilk haftasında çarşamba akşamı Sporting ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. Portekiz ekibi, bu maç öncesi performansıyla göz dolduruyor.
Portekiz Ligi'nde sezona Estrela beraberliği ile başlayan Rui Borges'in ekibi Sporting, daha sonra oynadığı 4 maçı da kazandı. Sporting, ligde oynadığı 5 maçta attığı 14 gol ile hücumdaki etkinliğini ortaya koydu.
İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi'nde öğretmenler ve öğrenciler tarafından şiir, makale ve çeşitli edebiyat yazılarının bulunduğu Kıvılcım Dergisi'nin bir nüshası İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e gönderilerek kendisi okula davet edildi.
Dergisi eline ulaşan Sánchez, okula kendisinin imzasını taşıyan bir teşekkür mektubu yollayarak, işlerindeki yoğunluk nedeni ile ziyaret programı gerçekleştiremediğini belirtti.
Başbakan Sánchez'in incelik yaparak kendilerine bir mektup gönderdiğini söyleyen İncesu Mustafa Özkan Anadolu Lisesi Müdürü Fatih Şahin, "Okulumuz bünyesinde öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz hep beraber ortak bir ürün olarak okul dergimizi Kıvılcım ismiyle çıkardık. Ağırlıklı olarak edebiyat dergisi diyebiliriz çünkü öğrencilerimizin yazıları, denemeleri, şiirleri, öngörüleri, hedefleri; ayrıca minik minik röportajlarımız çevresel kişilerle, çevredeki kişilerle konuşmalarımız, okulumuz hakkında bilgilerimiz hepsi mevcut. Öncelikle eğitimciler olarak bizim öncelikli görevimiz öğrencilerimizin ufkunu açmak olarak düşünüyoruz. Bu bağlamda da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında erdemli ve yetkin öğrenciler yetiştirmek adına dergimizle farklı öğrencilerimizin ufkunu açıcı neler yapabiliriz diye düşündük ve bu bağlamda İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e dergimizi göndermek istedik. Posta yoluyla dergimizi ilettik, sağ olsun kendileri de dergimize ve okulumuza teşekkürlerini ve tebriklerini ileten bir mektup kaleme almışlar. Altına da imzalarını atarak bizi onore etmişler. Kendilerine buradan bu nazik ve ince davranışları için teşekkürlerimizi iletiyoruz, Türkiye'den selamlarımızı gönderiyoruz" dedi.
Şahin, Başbakan Sánchez'in dergiyi çok beğendiğini yazdığını söyleyerek, "Mektubunda dergimizi incelediğini, çok beğendiğini ve ilgi ve merakla okuduğunu kendisine bu dergiyi gönderdiğimiz için teşekkür ettiğini hatta dergimizde bir de okulumuza davet etmiştik kendisini, davetimize icabet edemeyeceğini işlerinin yoğunluğunu bahsetmiş son derece samimi bir dille kaleme almış kendisine teşekkür ediyoruz. Eğitimciler olarak biz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni de baz alarak temel alarak öncelikle öğrencilerimize güzel hedefler çizmek durumundayız. Onlara yeni ufuklar açmak durumundayız. Birinci görevimiz bence bu olmalı. Bu bağlamda da öğrencilerimizle farklı onları geliştirecek daha ileriye taşıyacak etkinlikler yapmak istiyoruz. Diğer okullarımıza da bu tür farklı etkinlikler onların hedeflerini geleceklerini ufuklarını geliştirecek farklı hedeflerle içeren etkinlikler yapmalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.
<p>Kayseri'nin İncesu ilçesindeki bir lise tarafından çıkarılan derginin İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'e gönderilmesinin ardından, Sánchez'ten okula imzasını taşıyan teşekkür mektubu geldi.</p>
Altın artık yalnızca ne kadar tutulduğu ile değil, nerede tutulduğu ile de küresel finans gündeminin merkezinde.
Hollanda Merkez Bankası’nın ABD ve Kanada’daki kasalardan yaklaşık 86 ton altını Londra’ya taşıması, rezervlerin coğrafi dağılımının önemine dikkat çekti.
Gerekçesi ‘artan jeopolitik huzursuzluk” ve krizlere hazırlık’ olarak açıklanan Hollanda’nın bu hareketi tek başına değerlendirildiğinde bir saklama değişikliği gibi görünebilir. Ancak son yıllardaki tablo daha geniş bir eğilime işaret ediyor.
Fransa, New York’ta bulunan son 129 ton altınını elinden çıkararak Avrupa’da LBMA standartlarına uygun altın satın aldı. Banque de France, bu işlemin lojistik açıdan daha hızlı ve düşük riskli olduğunu belirtti.
Almanya 2013-2017 döneminde New York ve Paris’ten toplam 674 ton altını Frankfurt’a taşıdı. Transferin ardından rezervlerin yüzde 50,6’sı Frankfurt’ta, yüzde 36,6’sı New York’ta, yüzde 12,8’i ise Londra’da tutulmaya başlandı.
Hindistan 2 yıl önce İngiltere’den kendi kasalarına 100 tonun üzerinde altın taşıdı.
Polonya 2019’da İngiltere Merkez Bankası’ndan yaklaşık 100 ton altını ülkesine getirdi.
Türkiye: 2017-2018 döneminde altının bir bölümünü yurtiçine taşıdı, Türkiye altın rezervlerinin önemli bölümünü Borsa İstanbul nezdinde, yani yurtiçinde tutuyor. TCMB, rezervlerin bir bölümünü de Londra’da bulunduruyor.
LONDRA YENİ ADRES OLARAK ÖNEM KAZANIYOR
Ancak altının eve dönüşü, New York ve Londra gibi merkezlerin terk edildiği anlamına gelmiyor.
Londra, dünyanın en büyük fiziki altın ticaret merkezi. İngiltere Merkez Bankası’nın kasalarında yaklaşık 400 bin külçe bulunuyor. Altın burada kasadan çıkarılmadan, hesaplar üzerinden el değiştirebiliyor. Bu özellik, özellikle kriz dönemlerinde altının hızlı biçimde nakde veya başka bir varlığa dönüştürülmesini kolaylaştırıyor.
KIYMETLİ METAL, NEDEN ÜLKESİNE GERİ GELİYOR?
Rusya yaptırımları: Rusya'nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervinin 2022'de dondurulması, yabancı ülkelerde tutulan rezervlerin siyasi kararlarla erişilemez hâle gelebileceği endişesini artırdı.
Trump faktörü: ABD yönetimiyle yaşanan ticaret ve siyasi gerilimler, Washington'ın finansal sistem üzerindeki etkisine ilişkin endişeleri artırıyor.
Paranın kontrolü: Fiziki altının ülke sınırları içinde tutulması, merkez bankalarına rezerv üzerinde daha doğrudan kontrol sağlıyor.
Kriz hazırlığı: Altının kriz anında hızlı kullanılabilmesi için yalnızca güvenli olması değil, erişilebilir olması da önem taşıyor.
Çeşitlendirme: Merkez bankaları tüm altını tek bir ülkede tutmak yerine yurtiçi kasalar, Londra ve diğer finans merkezleri arasında dağıtarak saklama riskini azaltıyor.
De-dolarizasyon: Merkez bankalarının altına yönelik ilgisi, doların küresel rezervlerdeki ağırlığının geleceğine ilişkin kaygılarla da birleşiyor. Dünya Altın Konseyi araştırmasında merkez bankalarının yüzde 73'ü, önümüzdeki beş yılda küresel rezervlerde dolar payının azalacağını öngörüyor.
HOLLANDA İKİ FARKLI YÖNTEMLE TAŞIDI
Hollanda Merkez Bankası New York'ta yaklaşık 59 ton altın sattı ve Londra'da aynı miktarda altın satın aldı. Ayrıca Kuzey Amerika'dan Hollanda'ya 27 tondan fazla altın fiziksel olarak taşıdı. Daha sonra benzer miktarda uluslararası ticareti yapılabilen altın Hollanda'dan Londra'ya transfer edildi. Bu, Hollanda'nın 86 tonun tamamını Atlantik Okyanusu üzerinden taşımak zorunda kalmadığı, bunun yerine altın satışları ve fiziki transferlerin bir karışımını kullandığı anlamına geliyor.
HSBC, 2026 yılının son çeyreğine ilişkin yatırım değerlendirme raporunu yayımladı. Piyasalardaki belirsizlik ve risklerin sürdüğü ortamda portföy çeşitlendirmesinin önemine dikkat çeken banka, "Altında dip görülmüş olabilir." değerlendirmesinde bulundu.
Hisse senedi piyasalarındaki riskleri dengelemek amacıyla kaliteli tahvillerin yanı sıra temettü hisseleri ve altyapı yatırımlarına odaklanıldığını belirten HSBC yetkilileri, "Altın ve alternatif varlıklara portföylerde yer veriyoruz." dedi.
"ALTIN PORTFÖYLERDE KORUYUCU İŞLEV GÖRMEYE DEVAM EDECEK"
Değerli metalin özellikle jeopolitik risklere karşı portföylerde koruyucu bir işlev görmeye devam edebileceğini anlatan banka analistleri, merkez bankalarının altın alımlarının da bu görünümü destekleyen önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı.
Küresel piyasalarda jeopolitik risklerin devam etmesinin altının güvenli liman özelliğini yeniden öne çıkardığına işaret eden raporda, "Merkez bankalarının devam eden altın talebiyle birlikte jeopolitik belirsizlikler, altın fiyatlarında aşağı yönlü risklerin sınırlanmasına yardımcı olabilir." ifadeleri kullanıldı.
PORTFÖY ÇEŞİTLENDİRMESİNDE ALTIN ÖNE ÇIKIYOR
HSBC'nin yayımladığı değerlendirmeye göre altın, altyapı ve alternatif varlıklar, geleneksel hisse senetleri ve tahvillerden farklı performans gösterebilmeleri nedeniyle yatırımcıların portföy riskini çeşitlendirmesine katkı sağlıyor.
Özellikle piyasa belirsizliğinin yüksek olduğu dönemlerde farklı varlık sınıflarının bir arada kullanılmasının portföylerin dayanıklılığını artırabileceğini belirten banka, "Değerli metalin portföylerdeki koruyucu rolü sürecektir." açıklamasını yaptı. Son dönemdeki dalgalanmalara rağmen altında yeni bir yükseliş alanının oluşabileceği beklentisi rapora yansıdı.
<p>Cuma günü ons altındaki düşüşe paralel değer kaybeden gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,74 azalışla 6 bin 897 liradan tamamlamıştı.</p>
<p>Yeni haftaya düşüşle başlayan gram altın, saat 09.25 itibarıyla önceki kapanışın hemen altında 6 bin 840 lira seviyesinden işlem görüyor. Aynı dakikalarda çeyrek altın 11 bin 195 liradan, cumhuriyet altını 44 bin 573 liradan satılıyor.</p>
<p>Altının onsu, faiz artışı tahminleri ve güçlenen dolar endeksiyle yeni haftada yüzde 0,9 değer kaybederek 4 bin 389 dolardan alıcı buluyor.</p>
Kaza, Odunpazarı ilçesine bağlı Ihlamurkent Mahallesi Zümrüt Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; cadde üzerinde seyir halinde olan 06 FKC 578 plakalı hafif ticari araç ile 26 DG 499 plakalı otomobil, henüz bilinmeyen bir nedenle çarpıştı.
Çarpışmanın etkisiyle araçlarda bulunan 3'ü çocuk toplam 7 kişi yaralandı.
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından tedbir amaçlı çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yaralıların genel sağlık durumlarının iyi olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenildi. Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.
Türkiye’de de faaliyet gösteren ABD merkezli araç çağırma uygulaması Uber, 2 Eylül itibarıyla Nijerya ve Uganda'daki faaliyetlerini sonlandırdı. Şirketin bu kararı, Nijerya'da 2014'ten bu yana 12 yıl süren, Uganda'da ise Haziran 2016'dan bu yana devam eden faaliyetlerin sona ermesi anlamına geldi.
Şirket sözcüsü, kararın yalnızca bu iki pazarı kapsadığını ve Afrika'nın diğer ülkelerindeki faaliyetleri etkilemediğini belirtti.
Sözcü ayrıca kararın Uber'in Afrika kıtasından daha geniş çaplı bir çekilmesi anlamına gelmediğini ifade etti.
Uber'in Mısır, Gana, Kenya ve Güney Afrika'daki faaliyetlerini sürdürdüğü aktarıldı. Şirketin Nijerya'dan çekilme kararının herhangi bir siyasi baskıyla bağlantılı olduğu iddiasını da reddettiği belirtildi.
KÜRESEL DÖNÜŞÜM KAPSAMINDA YEREL KARAR
Çekilme kararı, Uber'in küresel çapta yeniden yapılanma süreciyle aynı döneme denk geldi. Fortune dergisinin aktardığına göre şirket, 3 bin 300 çalışanının işine son vereceğini açıkladı. Bu sayının şirketin toplam iş gücünün yüzde 10'una karşılık geldiği ve bunun Uber'in 2020'den bu yana gerçekleştirdiği en büyük işten çıkarma operasyonu olduğu belirtildi.
Fortune, Uber Üst Yöneticisi'nin (CEO) bu adımı çalışanların performansıyla değil, şirketin organizasyon yapısı ve önceliklerinin yeniden düzenlenmesiyle ilişkilendirdiğini aktardı. Uber'in otonom araçlara yönelik yatırımlarını genişletmek amacıyla 10 milyar dolar kaynak ayırmasının beklendiği ifade edildi.
İŞLETME MALİYETLERİ YÜKSELDİ
Africa News ise Nijerya ve Uganda'daki zorlukların sürücüler açısından yakıt ve işletme maliyetlerinin yükselmesinden kaynaklandığını belirtti. Nijerya'nın 2023'te benzin sübvansiyonlarını kaldırmasının ardından ulaşım ve yaşam maliyetlerinin yükseldiği, ayrıca platformların sürücülerden aldığı komisyon oranları konusunda anlaşmazlıklar yaşandığı ve bu anlaşmazlıkların sürücü protestolarına yol açtığı aktarıldı.
Nijerya'daki Olabisi Onabanjo Üniversitesi Ekonomi Profesörü Onabanjo Şerifuddin Tella, Nigerian Guardian gazetesine yaptığı değerlendirmede, Uber'in ülkeden çekilmesinin istihdamı etkileyeceğini ancak etkinin büyük olmayacağını belirtti.
Tella, sürücülerin başka platformlara geçeceğini ve çekilmenin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını ifade etti.
Nigerian Guardian, Nijerya'daki uygulama üzerinden ulaşım pazarının 2025'te yaklaşık 450 milyon dolar büyüklüğünde olduğunu ve 2032'ye kadar yaklaşık 1 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini aktardı.
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya'yı nefes kesen maçta 3-2 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.
Finalde iki kez geriye düşmesine rağmen pes etmeyen Filenin Sultanları, karar setini 15-10 kazanarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.
Şampiyonluğun ardından düzenlenen madalya töreninde ise son derece duygusal ve gurur dolu anlar yaşandı.
TRİNİDAD VE TOBAGO ASILLI KISAL'IN DUYGULANDIRAN ANLARI
2019 yılında Türk voleybolcu Murathan Kısal ile evlenerek Türk vatandaşlığı alan ve 2022’den bu yana Türk statüsünde forma giyen Trinidad ve Tobago asıllı milli voleybolcu Sinead Jack-Kısal, madalya seremonisinde duygularına hakim olamadı.
Şampiyonluk kürsüsünde Türk bayrağının göndere çekildiği sırada İstiklal Marşı’na büyük bir coşkuyla eşlik eden tecrübeli orta oyuncu, o anlarda gözyaşlarını tutamadı.
GÖZYAŞLARINI TUTAMADI, MİLYONLARI DUYGULANDIRDI
Jack-Kısal’ın yaşadığı bu gurur ve duygu dolu anlar, ekran başındaki milyonları duygulandırdı.
Kürsü töreninin ardından mikrofonların karşısına geçen yıldız oyuncu, şampiyonluk hislerini Türkçe olarak dile getirdi. Yüzündeki büyük tebessümle mutluluğunu paylaşan Sinead Jack-Kısal, Türkçe konuşarak “Çok mutluyum. Bugün maç çok zor, ama bugün Türkiye şampiyon” dedi.
Türkçe konuşarak zafer coşkusunu paylaşan ve Türkiye’ye olan bağlılığıyla sporseverlerin gönlünde bir kez daha taht kuran Jack-Kısal’ın o anları beğeni topladı.
<p>Milli Kadın Voleybol Takımımız, Trendyol 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya'yı nefes kesen maçta 3-2 mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.</p>
<p>Finalde iki kez geriye düşmesine rağmen pes etmeyen Filenin Sultanları, karar setini 15-10 kazanarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.</p>
<p>Şampiyonluğun ardından düzenlenen madalya töreninde ise son derece duygusal ve gurur dolu anlar yaşandı.</p>
<p><span style="color:#FF0000"><strong>TRİNİDAD VE TOBAGO ASILLI KISAL'IN SERAMONİDE DUYGULANDIRAN ANLARI</strong></span></p>
<p>2019 yılında Türk voleybolcu Murathan Kısal ile evlenerek Türk vatandaşlığı alan ve 2022’den bu yana Türk statüsünde forma giyen Trinidad ve Tobago asıllı milli voleybolcu Sinead Jack-Kısal, madalya seremonisinde duygularına hakim olamadı.</p>
<p>Şampiyonluk kürsüsünde Türk bayrağının göndere çekildiği sırada İstiklal Marşı’na büyük bir coşkuyla eşlik eden tecrübeli orta oyuncu, o anlarda gözyaşlarını tutamadı.</p>
Elektrikli otomobillerin yükselişi, benzinli araçların geleceğini tartışmaya açtı. Fakat benzinli motorların hikâyesi henüz bitmiş değil.
Bilim insanları, otomobilleri elektrikliye çevirmek yerine benzinin kendisini değiştirmeye odaklandı. Şarjah Üniversitesi Bilim ve Mühendislik Araştırma Enstitüsü'ndeki (RISE) araştırmacılar, içten yanmalı motorlarda kullanılabilecek dört farklı düşük karbonlu yakıt geliştirdi.
HyperFuel-95, HyperFuel-98, HyperFuel-100 ve HyperFuel-102 olarak adlandırılan bu dört yakıtın en önemli özelliği, mevcut benzinli motor teknolojisini tamamen geride bırakmak yerine onunla birlikte çalışmayı hedeflemesi.
PEKİ BU YAKITLAR NE İŞE YARAYACAK?
Benzinli otomobilleri hemen gözden çıkarmak gerekmeyebilir
Yeni yakıtların arkasındaki fikir oldukça basit: Otomobili değiştirmek yerine yakıtı değiştirmek.
Araştırmacılara göre HyperFuel serisi, mevcut içten yanmalı motorlarda kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Bu da teorik olarak milyonlarca benzinli aracın elektrikliye dönüştürülmesi veya yenisiyle değiştirilmesi gerekmeksizin daha düşük karbonlu yakıtlara geçişin önünü açabilir.
Dört farklı yakıt geliştirildi
Araştırmacılar tek bir formül üzerinde durmadı. 95, 98, 100 ve 102 oktanlık dört farklı HyperFuel hazırladı.
Oktan değerini basitçe, benzinin motor içinde istenmeyen erken patlamalara karşı dayanıklılığı olarak düşünebiliriz. Değer yükseldikçe yakıtın performans özellikleri de değişiyor.
En yüksek seviye olan HyperFuel-102, 102 oktana ulaşıyor.
Benzine yenilenebilir kaynaklardan destek geliyor
Formüllerin bir diğer önemli tarafı ise petrolün yanına biyolojik kaynaklardan elde edilen bileşenlerin eklenmesi.
Araştırmacılar, biyokütleden elde edilen izopropanolün yanı sıra MED adı verilen ve yüksek oktan özelliği taşıyan bir katkı kullandı. Bu bileşenin çalışmadaki ölçümleri 131,5 RON ve 120 MON seviyesine ulaştı.
Buradaki amaç, benzinin performansından mümkün olduğunca ödün vermeden daha düşük karbonlu bir yakıt karışımı oluşturmak.
Yani mesele yalnızca "benzine başka bir madde eklemek" değil. Yakıtın nasıl davrandığı da yeniden hesaplandı.
Elektrikli otomobile geçişin tek yolu araç değiştirmek olmayabilir
Elektrikli otomobillerin en büyük avantajlarından biri egzoz kaynaklı emisyonların ortadan kalkması. Ancak dünyada hâlâ çok büyük bir benzinli ve dizel araç parkı bulunuyor.
HyperFuel yaklaşımı tam da bu noktaya odaklanıyor: Mevcut otomobilleri bir anda değiştirmek yerine kullandıkları yakıtı dönüştürmek.
Araştırmacılar geliştirdikleri yakıtları laboratuvarda farklı testlerden geçirdi. Sonuçlarda yakıtların yüksek vuruntu direnci, düşük kükürt ve benzen seviyeleri ve yüksek kararlılık gösterdiği belirtildi.
FAKAT BURADA ÖNEMLİ BİR SINIR VAR. HENÜZ MAHALLE POMPALARINA GELMEDİ
HyperFuel'in geliştirilmiş olması, yarından itibaren istasyonlarda satılacağı anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, yakıtın büyük ölçekte üretilebilmesi için maliyetlerin, tedarik zincirinin ve yakıtın kullanım ömrü boyunca oluşturacağı karbon miktarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
Dolayısıyla şimdilik ortada ticari bir benzin alternatifi değil, laboratuvar testlerinden geçmiş yeni bir yakıt yaklaşımı var.
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY’ye yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, haklarında 'Silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan işlem yapılan ve dosyaları istinaf aşamasında bulunan şüphelilerin yurt dışına kaçma girişimlerine yönelik çalışma başlatıldı.
Bu kapsamda, Datça ilçesinden yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya hazırlanan ve FETÖ/PDY kapsamında haklarında işlem bulunan kişilerin, uluslararası sulara yakın bölgede Rusya bayraklı 'Peter Pan' isimli teknede bulunduğu belirlendi. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleriyle düzenlenen operasyonla durdurulan teknede, 9 FETÖ/PDY şüphelisi, 1 tekne kaptanı ve 2 çocuk yakalandı. 2 çocuk, işlemlerinin ardından aile yakınlarına teslim edildi. Yakalanan 9 şüpheli hakkında 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma', tekne kaptanı hakkında ise 'Silahlı terör örgütüne yardım etme' ve 'Göçmen kaçakçılığı' suçlarından soruşturma başlatıldı. 10 şüphelinin, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.
Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, 16 Eylül’deki FED toplantısı öncesinde piyasa beklentilerinin belirgin şekilde ayrıştığını belirterek, mevcut koşullar altında FED’in faiz artırma ihtimalini piyasa fiyatlamasına kıyasla daha düşük gördüğünü söyledi.
PİYASA FED KARARINDA İKİYE BÖLÜNDÜ
FED toplantısına yaklaşık iki hafta kala piyasanın faiz kararı konusunda net bir beklenti oluşturamadığına dikkat çeken Kuru, faiz artışı ihtimalinin yüzde 60, pas geçme ihtimalinin ise yüzde 40 seviyesinde fiyatlandığını belirtti.
Son tarım dışı istihdam verisinin beklentilerden güçlü gelmesinin ardından faiz artışı beklentisinin yükseldiğini ifade eden Kuru, FED’in alacağı karar ne olursa olsun piyasalarda volatilitenin artacağını söyledi.
FED’in kararını yalnızca enflasyon ve istihdam verileri üzerinden değerlendirmenin yeterli olmayacağını vurgulayan Kuru, ABD ekonomisinin yaklaşık 40 trilyon dolara ulaşan borç yükü, İran kaynaklı riskler, Çin ile rekabet ve yaklaşan seçim sürecinin para politikası üzerinde belirleyici olabileceğine dikkat çekti.
Kuru, “Faiz kararını hiçbir ülke için sadece enflasyon ve işsizlik üzerinden değerlendiremeyiz” diyerek, daha geniş ekonomik ve siyasi çerçevenin dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Makroekonomik göstergelerin faiz artışını destekleyebileceğini ancak siyasi ve ekonomik dinamiklerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Kuru, piyasanın yüzde 60’lık faiz artışı beklentisine rağmen FED’in faiz artırma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledi.
<p>Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, piyasanın yüzde 60’lık faiz artışı beklentisine karşın, ABD’nin borç yükü ve siyasi dinamikler nedeniyle FED’in faiz artırma ihtimalini zayıf gördüğünü söyledi.</p>
Kağıthane'de 5 Eylül saat 17.00 sıralarında oyuncu Serhat Kılıç’tan haber alamayan kız arkadaşı Özlem Esmergül, Kılıç’ın yaşadığı eve geldi. Kendisine ait yedek anahtarla içeri giren Özlem Esmergül, Kılıç’ı salondaki koltukta hareketsiz buldu.
İhbar üzerine adrese Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri ile sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kılıç’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Kılıç’ın cenazesi, incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.
SAVCIYA VERDİĞİ İFADE ORTAYA ÇIKTI
Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, kız arkadaşı Özlem Esmergül’ün olay yerinde savcıya verdiği ifade ortaya çıktı. Özlem Esmergül, ifadesinde şunları söyledi:
"Serhat Mustafa Kılıç arkadaşım olur. Kendisini 8 senedir tanırım. Dizi film oyuncusudur. Kendisiyle en son Perşembe günü yani 2 gün önce cep telefonu vasıtasıyla görüştük.
Kendisinin oyuncusu olduğu dizi setine sağlık sebeplerinden ötürü gidememesinden dolayı diziden atılması ile ilgili bir durum vardı. Telefonda bu konudan bahsettik. Bana sağlık durumunun çok kötü olduğunu da söyledi.
Son olarak benimle ve dizi setindeki arkadaşlarıyla sağlık sebeplerinden ötürü setlere katılamamasından dolayı tartıştı ve akabinde aramalara cevap vermediğini öğrendim.
Ancak kendisinin huyu gereği küstüğü insanlarla 5-6 gün boyunca iletişim kurmadığı zamanlar olurdu. Bundan dolayı Perşembe günü kendisine ulaşamadıktan sonra bu durumdan pek de şüphelenmedim.”
“UYUŞTURUCU MADDE VE ALKOL KULLANDIĞINI BİLİRİM”
Özlem Esmergül ifadesinin devamında, "Normalde Pazartesi günü kendisinin yanına gidip bir ihtiyacı olup olmadığını kontrol edecektim. Ancak bugün birden içime doğdu ve kendisinin yanına gitmek istedim. Eve tarafımda bulunan yedek anahtarla girdim. Yerde kırık tabak parçaları bulunmaktaydı. İçerisi oldukça soğuktu ve klima açıktı. Kendisine dokunduğumda vücudunun sert olduğunu anladım ve öldüğüne kanaat getirdikten sonra polis ekiplerine haber verdim.
Kendisinin son zamanlarda boyun fıtığı ile ilgili Şişli’de özel bir hastanede tedavi olduğunu biliyorum. Zaten bu rahatsızlığı sebebiyle işine gidememekteydi. Boyunluk takarak gezerdi" dedi.
Emniyette, Kılıç’ın madde ve alkol bağımlılığı olmadığını söyleyen Özlem Esmergül, savcıya verdiği ifadede ise "Kendisini tanıdığım süreden beri uyuşturucu madde ve alkol kullandığını bilirim. Son 6 aydır bildiğim kadarıyla kokain maddesini de kullanmaktadır. Husumetli olduğu birisi yoktur" dediği öğrenildi.
OLAY YERİ İNCELEME RAPORU ORTAYA ÇIKTI
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekiplerinin hazırladığı olay yeri inceleme raporu ortaya çıktı. Raporda, Kılıç’ın yaşadığı dairenin bulunduğu sitenin girişinde güvenlik görevlisi ve güvenlik kamerası olduğu, giriş çıkışların kontrollü yapıldığı belirtildi. Binanın girişinde de koridoru gören güvenlik kamerası bulunduğu kaydedildi. Rapora göre, dairenin çelik giriş kapısında zorlama izi bulunmadı. Kapıda anahtarın takılı olmadığı görülürken, evin koridorunda ve salon girişinde aynı renk ve desendeki bir tabağa ait kırık parçalar tespit edildi.
METAL KUTU VE VALİZDE ŞÜPHELİ MADDELER
Raporda, salondaki ahşap sehpa üzerinde bulunan metal kutuda, uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki bulunduğu belirtildi. Ayrıca poşet içerisinde sigara sarma kağıdı olduğu kaydedildi. Kitaplığın önündeki kumaş valizde de siyah renkli klipsli poşet içerisinde uyuşturucu olduğu değerlendirilen yeşil renkli otsu bitki ile uyuşturucu kullanımında kullanıldığı değerlendirilen rulo haline getirilmiş 3 adet 200 liralık banknot bulunduğu ifade edildi.
<p>Oyuncu Serhat Kılıç, Kağıthane'deki evinde kız arkadaşı tarafından hareketsiz halde bulundu ve sağlık ekiplerince hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yeri incelemesinde evde uyuşturucu olduğu değerlendirilen maddeler tespit edilirken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesine yönelik soruşturma devam ediyor.</p>
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim öğretim döneminde de ihtiyaç sahibi ailelerin öğrencilerine yönelik desteğini sürdürüyor.
Bu kapsamda, 2026-2027 eğitim öğretim yılında ihtiyaç sahibi ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik aylık 150 biniş hakkı bulunan ulaşım kartı desteği için başvurular 7 Eylül Pazartesi günü itibarıyla başladı.
Büyükşehir’in öğrencilerin okullarına günlük ulaşımlarını kolaylaştırmak ve sosyal hayata daha aktif katılmalarına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği destek yeni eğitim öğretim döneminde de devam ediyor.
Gönül belediyeciliğinin önemli örneklerinden biri olan ulaşım desteği Büyükşehir Belediyesi tarafından 2022-2023 eğitim öğretim yılında ihtiyaç sahibi ailelerin öğrencilerine yönelik olarak başlatıldı.
Uygulama 2025-2026 eğitim öğretim yılı da dâhil olmak üzere kesintisiz şekilde sürdürülürken, bugüne kadar ortalama 10 bin öğrenciye ulaşım desteği sağlandı.
Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında Melikgazi, Kocasinan, Talas, Hacılar ve İncesu ilçelerinde ikamet eden ihtiyaç sahibi aylık ortalama bin 500 ailenin 2 bin öğrencisine, günlük olarak okullarına ulaşım sağlamaları ve sosyal hayata aktif şekilde katılabilmeleri amacıyla aylık 150 biniş tanımlanan ulaşım kartı desteği verildi.
Bu çerçevede, Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025-2026 eğitim öğretim yılında öğrencilere yaklaşık 5,5 milyon TL tutarında ulaşım desteği sağlandı.
MERKEZ 5 İLÇEDEKİ ÖĞRENCİLER FAYDALANACAK
2026-2027 eğitim öğretim döneminde de devam edecek destekten Melikgazi, Kocasinan, Talas, Hacılar ve İncesu ilçelerinde ikamet eden ihtiyaç sahibi ailelerin ilkokul, ortaokul ve lisede eğitim gören çocukları faydalanabilecek.
Uygulama kapsamında şartları sağlayan öğrencilere aylık 150 binişlik ulaşım kartı desteği verilecek.
BAŞVURULAR BUGÜN İTİBARİYLE BAŞLADI
2026-2027 eğitim öğretim yılı ulaşım kartı desteğinden yararlanmak isteyen ihtiyaç sahibi aileler için başvurular 7 Eylül 2026 Pazartesi günü itibarıyla başladı.
Başvurular, Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesindeki “Online Hizmetler” bölümünde yer alan “Öğrenci Ulaşım Yardımı Başvuru Formu” üzerinden gerçekleştirilebilecek.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, yeni eğitim öğretim döneminde de öğrencilerin eğitim yolculuklarına destek olurken, Başkan Büyükkılıç’ın öğrenci ve genç dostu belediyecilik anlayışı doğrultusunda gençlere ve ailelerine yönelik hizmetlerini sürdürecek.
Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yılına ilişkin önemli ipuçları verdiğini belirterek, 2027 yılı hedeflerinin mevcut ekonomik görünümle birlikte değerlendirildiğinde revizyona açık olduğunu söyledi.
Kuru, geçen yılki OVP’de 2026 için yüzde 3,8 büyüme ve yüzde 16 enflasyon hedeflendiğini hatırlatarak, bu iki hedefin aynı anda gerçekleşmesinin zor olduğunu ve nitekim beklentilerin piyasa gerçeklerine göre güncellendiğini ifade etti.
2027 için yüzde 4,2 büyüme ve yüzde 21 enflasyon hedeflendiğine dikkat çeken Kuru, “Hem büyümeyi vites artırıp hem de enflasyonu yaklaşık 10 puan aşağı çekmek zor” değerlendirmesinde bulundu.
Kuru, bu iki göstergenin hedeflerin arasında bir noktada gerçekleşmesini beklediklerini belirterek, 2027’de bütçe harcamalarına ilişkin bazı göstergelerin “harcama musluklarının açılabileceği” mesajı verdiğini söyledi. Bu durumun seçim takvimine ilişkin bir ipucu olarak da izlenebileceğini kaydetti.
OVP’de doğrudan kur tahmini bulunmadığını ancak milli gelir hesaplamalarından hareketle bir kur projeksiyonu çıkarılabildiğini belirten Kuru, 2027 için ortalama kurun yaklaşık 56 TL’ye işaret ettiğini söyledi.
Kuru’ya göre bu varsayım, kurun 2027 boyunca kademeli şekilde yükselmesi ve yıl sonunda 60 TL’nin biraz üzerinde şekillenmesi anlamına geliyor.
Ekonomi politikasında sıkı duruşun devam edeceğini vurgulayan Kuru, OVP’den erken faiz indirimine yönelik bir mesaj almadıklarını belirtti. Türk lirasının reel olarak değerlenme sürecinin de devam edeceğini söyleyen Kuru, ücret politikalarında da 2027 için gevşemeye ilişkin belirgin bir işaret görmediklerini ifade etti.
Kuru, özellikle 2027 enflasyon ve faiz hedeflerinin piyasa açısından iddialı olduğunu ancak OVP’nin ekonomi politikalarına ilişkin önemli bir çerçeve sunduğunu kaydetti.
<p><em><strong>Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru, </strong></em>Orta Vadeli Program’ın Türkiye ekonomisinin önümüzdeki iki yılına ilişkin önemli ipuçları verdiğini belirterek, 2027 yılı hedeflerinin mevcut ekonomik görünümle birlikte değerlendirildiğinde revizyona açık olduğunu söyledi.</p>
Van ile Bahçesaray ilçesini birbirine bağlayan ve yaklaşık 3 bin rakımda bulunan kara yolu, yoğun kar yağışı ve çığ riski nedeniyle kış aylarında ulaşıma kapatılıyor.
Yol, her yıl haziran ayının ilk haftasında yeniden ulaşıma açılırken, kış döneminde Bahçesaraylılar ilçeye ulaşım için Bitlis'in Hizan ilçesi üzerinden alternatif güzergahı kullanıyor. Kış aylarında metrelerce karın yağdığı bölgede ulaşımın daha güvenli ve kesintisiz sağlanması amacıyla tünel projesi için çalışma başlatıldı.
13 KİLOMETRELİK TÜNEL İÇİN SONDAJ YAPILIYOR
Gevaş ve Bahçesaray ilçeleri arasında yapılması planlanan yaklaşık 13 kilometrelik tek tüp tünelin proje etüt ve sondaj çalışmalarına başlandı. Karayolları ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, güzergahın jeolojik ve coğrafi özellikleri inceleniyor. Etüt çalışmalarının tamamlanmasının ardından proje hazırlıklarının yapılması ve ihale sürecinin başlatılması bekleniyor. İhale süreci sonrasında ise tünelin yapım çalışmalarına geçilecek.
TÜRKMENOĞLU: ULAŞIMDA MESAFE VE SÜRE KISALACAK
AK Parti Van Milletvekili Kayhan Türkmenoğlu, Bahçesaray'ın coğrafi şartları nedeniyle Türkiye'nin ulaşımı en zor ilçelerinden biri olduğunu söyledi. Bahçesaray'ı 'saklı bahçe' olarak nitelendiren Türkmenoğlu, "Bahçesaray, Türkiye'de en zor ulaşıma sahip ilçelerimizden birisidir. Bunun için biz oraya 'saklı bahçe' diyoruz. Türkiye için de önemli bir ilçe. Buradaki coğrafi şartlardan dolayı zaman zaman ulaşım aksamakta. Hükümetlerimiz döneminde burada Türkiye'nin ilk kar tünelini gerçekleştirdik. Burada gördüğünüz Karabet Tüneli, Türkiye'nin ilk kar tünelidir" dedi.
'İLK ETAPTA TEK TÜP YAPILACAK'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından çalışmaların başlatıldığını belirten Türkmenoğlu, şöyle konuştu:
"İlk etapta etüt çalışmaları yapılıyor. Bunun için zemin etüdü amacıyla sondaj çalışması gerçekleştiriliyor. Karayolları ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ekipleri etüt çalışmalarını yürütüyor. Coğrafi şartlar çok zor olduğu için dağlarda ve tepelerde zeminin nerede kum, nerede kaya olduğunu belirlemek amacıyla etüt çalışması yapılıyor. Bu çalışmalar tamamlandıktan sonra proje aşamasına geçilecek. Proje ve ihale sürecinin tamamlanmasıyla tünelin yapımına başlanacak. Bu tünelin faaliyete geçmesiyle birlikte kara yolundaki hem mesafe hem de saat farkı azalacak ve kesintisiz bir ulaşım sağlanmış olacak. Van ile ulaşımın sağlanabileceği önemli bir kolaylığı inşallah sağlayacağız. Bizler de bunun takipçisiyiz"
‘TÜNELİN ÇIKIŞI BAHÇESARAY'A YAKIN OLACAK’
Tünelin girişinin Gevaş ilçesine bağlı bir mahalle sınırlarında, çıkışının ise Bahçesaray ilçe girişine yakın bir noktada planlandığını belirten Türkmenoğlu, ilk etapta tek tüp tünel yapılacağını söyledi. Türkmenoğlu, kış aylarında yolun kapanması durumunda Bahçesaray'a ulaşımın Hizan üzerinden sağlandığını hatırlatarak, "Türkiye'nin en kılcal damarındaki, en zor şartlara sahip ilçelerinden biri olan Bahçesaray'ın hayat bulacağı bir noktadayız. Bahçesaray'da kışın ulaşım sıkıntısı olduğunda Hizan yolu kullanılıyor. Bunun için biz Cumhurbaşkanımıza Vanlılar olarak gerçekten müteşekkiriz. Van, kamu yatırımları hususunda Türkiye'de 9'uncu sırada olan bir şehir. Bu da hükümetimizin ve Cumhurbaşkanımızın bu bölgeye, özellikle Van'a ne kadar önem verdiğinin somut göstergesidir" dedi.
<p>Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Sporting ile oynayacağı karşılaşmanın hakemi belli oldu.</p>
<p>UEFA’nın açıklamasına göre, sarı-kırmızılı ekibin deplasmanda Sporting CP ile karşı karşıya geleceği mücadeleyi Norveçli hakem Espen Eskas yönetecek.</p>
<p>Eskas’ın yardımcılıklarını yine Norveç’ten Jan Erik Engan ve Isaak Elias Bashevkin yapacak. Mücadelenin dördüncü hakemi ise Mohammad Usman Aslam olacak.</p>
<p>Karşılaşmada VAR görevini Rob Dieperink (Hollanda) üstlenecek.</p>
Retailleau, konuk olduğu Fransız BFMTV kanalında gelecek yıl düzenlenecek cumhurbaşkanı seçimleri kapsamındaki vaatlerini açıkladı. Seçimi kazanması halinde spor faaliyetlerinde, okul gezilerinde ve üniversitelerde başörtüsü yasağı getireceğini belirten Retailleau, "ülkede Müslüman Kardeşlere bağlı kuruluşları feshetme" vaadinde bulundu.
Eski İçişleri Bakanı Retailleau, başörtüsü yasağının kamusal alanda pratikte uygulanamayacağını, güvenlik güçlerinin "ideolojik sebepler" veya kanser gibi sağlık sorunları nedeniyle başörtüsü takan kadınlar arasında kolay şekilde ayrım yapamayacağını savundu.
Retailleau, göçü azaltmak istediğini belirterek, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde "Fransa'nın Yahudi-Hristiyan köklerine sahip olduğuna" dair anayasaya ekleme yapılacağını dile getirdi.
SEÇİM VAADİ OLARAK BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI
Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) Partisi milletvekili Jean-Philippe Tanguy da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanı seçimlerini kazanmaları halinde başörtüsü takanlara para cezası uygulayacaklarını açıklamıştı.
Fransa, 2027'de cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanırken aşırı sağcı vekiller İslam düşmanlığı üzerinden oy devşirme yarışına girdi. Başörtüsü üzerinden skandal seçim vaatleri sosyal medyada tepki çekti. Pek çok Fransız kadın, başörtüsü taktiği videoları yayınlayarak Müslüman kadınlara desteğini ilan etti.
ESKİ BAŞBAKAN ATTAL YASAĞA KARŞI
Merkez sağcı Rönesans Partisinin cumhurbaşkanı adayı ve eski Başbakan Gabriel Attal, aynı kanala yaptığı açıklamada, kamusal alanda başörtüsü yasağına "karşı" olduğunu dile getirdi.
Attal, Fransa'daki tüm kadınların bu konuda seçim yapma hakkının olmasını istediğini söyledi.
Fransa'da 2023-2024'te eğitim bakanı olarak görev alan Attal, okullarda öğrencilerin "abaya" olarak adlandırılan uzun elbiseleri giymesine 2023'te yasak getirmişti.
Sarandon, İtalya'da bu yıl 83'üncüsü düzenlenen Venedik Film Festivali kapsamında, rol aldığı "The Echo Chamber" filminin gösteriminin ardından basın mensuplarıyla bir araya geldi. Filistin'in tarihsel önemi ve siyonizmin ABD ile bağları ve siyaseti konusundaki anlatının tamamen değiştiğine işaret eden Sarandon, "Bu, insanlar için büyük bir aydınlanma oldu, ABD'nin İsrail'e ne kadar para verdiği... Bunu kimse tam anlamıyla anlamadı." ifadelerini kullandı.
Sarandon, ABD ordusunu İsrail ordusuyla "birleştirmek" için oy verdiklerini belirterek, dolayısıyla insanların artık pek çok şeyin farkına vardığına dikkati çekti. Yakın zamanda insanlara kendisini işe almamalarını söyleyen ajanslar yüzünden bazı rol tekliflerinin geri çekilmeye devam ettiğini belirten 79 yaşındaki Oscar ödüllü sanatçı, "uyarıları dinlemediği" için filmin yönetmeni Andrea Pallaoro'ya teşekkür etti.
"Sinema sektöründe hala bana karşı tutumlarını yumuşatmamış siyonistler tarafından katı şekilde savunulan görüşler var." diyen Sarandon, ailesini ve kendisini ait hissettiği insanları bulduğunu, artık iyi olduğunu söyledi.
AJANSI, FİLİSTİN'E DESTEĞİ SEBEBİYLE YOLUNU AYIRDI
Sarandon'ın çalıştığı yetenek ajansı "United Talent Agency (UTA)", 2023'te Filistin'e destek açıklaması yapan sanatçıyla yollarını ayırmıştı. "Dead Man Walking" filmindeki rolüyle Akademi Ödülü kazanan Sarandon, "Thelma ve Louise" dahil pek çok filmde oynamıştı.
Galatasaray'ın Milan'dan kadrosuna kattığı Rafael Leao, sarı-kırmızılıların YouTube kanalına açıklamalarda bulundu. Tecrübeli oyuncu, transfer süreci ve sonrasında yaşananları anlatırken, Okan Buruk'un kendisine ilk günden güven verdiğini itiraf etti.
Rafael Leao'nun açıklamaları:
'GALATASARAY'I BİLİYORDUM'
"Galatasaray'ı hep biliyordum. Burada büyük efsaneler oynadı. Sneijder ve Drogba gibi. Hagi gibi. Kulübün kültürünü değiştirdiler. Ayrıca kulüp, Şampiyonlar Ligi'ndeki büyük takımları yenmesi için kurulmuş.
Takımdan bazı kişileri tanıyordum. Gelmeden önce hocayla da konuştum. Her şey sevgi üzerineydi. Şimdiden evimde gibi hissediyorum.
Galatasaray taraftarlarının benim için yazdıklarını takip ediyorum. Ayrıca Renato Nhaga, bu sabah bana birkaç şey gösterdi. Birinin sana sevgi göstermesi gerçekten önemli. Hem özgüven hem aile için. Böyle sevgi görünce yeteneklerini göstermek daha kolay oluyor."
'FUTBOL OYNARKEN NEDEN GÜLÜMSÜYOR?'
Rafael Leao: Sanırım bu dünyaya insanlara güzel bir enerji katmak, etrafımdaki insanlar için iyi bir arkadaş olmak ve aynı zamanda hayatımın tadını çıkarmak için geldim. Sağlıklıyız, etrafımızda iyi insanlar var ve güzel şartlara sahibiz. Bu yüzden sadece gülümsememiz gerekiyor. Çünkü her uyandığımız gün yeni bir fırsat. Bu yüzden sahip olduklarımız için şükretmeliyiz.
'TRANSFER OLMADAN ÖNCE KİMLERLE GÖRÜŞTÜ?'
Rafael Leao: Victor Osimhen, Leroy Sane ve Lucas Torreira.
'OKAN BURUK İLK GÜNDEN GÜVEN VERDİ'
"Hoca İtalyanca konuşuyor. Yani biz İtalyanca konuşuyoruz. İletişimimiz çok iyi. İlk günden beri buraya gelmem konusunda güven verdi. Mutluyum."
'BURADA OLDUĞUM İÇİN ÇOK MUTLUYUM'
"Taraftarlarla ilk buluşmamda hareketi doğru yapmak istiyordum (üçlü). Sanırım iyi yaptım. Osimhen bana nasıl yapacağımı çok iyi öğretti.
Galatasaray taraftarları, burada olduğum için gerçekten çok mutluyum. Sevginiz için teşekkür ederim. Ve buradayım; büyük başarılara ulaşmamız için yardımcı olmak istiyorum. Hadi, başlayalım!"
'FORMA NUMARASI NEDEN 27?'
Rafael Leao: Bunu size daha sonra anlatacağım (Gülerek). Ama 7 numarayla bağlantılı bir şey istiyordum. 7 numarayı seviyorum. Üç seçeneğim vardı; 10, 7 ve 17 numaralar... Ama 10 Leroy'daydı. Kendisi sevdiğim bir oyuncu. 10 numara doğru kişinin ellerinde. Ama bu 27 numaranın ne anlama geldiğini size daha sonra anlatacağım... 10 numara Leroy Sane'de, kendisi gerçekten çok sevdiğim bir oyuncu. Ayrıca o numarayı taşıyabilecek bir statüye sahip olmak da önemli. 10 numara doğru kişinin ellerinde.
SÖRF SEVİNCİNİN NEDENİ
"Bu, asla pes etmemekle ilgili. Çünkü bazen sörf yaparken dalganın en üstündesindir. Belki düşersin ama yeniden ayağa kalkıp devam etmen, yeni bir dalga araman gerekir. Bu aslında bir yaşam biçimi. Bazen kötü bir dönemden geçersin ama devam etmen gerekir, çünkü ne olacağını asla bilemezsin. Yarın, her şeyi daha iyi yapmak için yeni bir fırsattır. Asıl mesele de bu..."
<p>Galatasaray'ın yeni transferi Rafael Leao, transfer öncesinde Okan Buruk'un yanı sıra Osimhen, Sane ve Torreira ile görüştüğünü açıkladı. Sarı-kırmızılılarda şimdiden kendisini evinde gibi hissettiğini söyleyen Portekizli yıldız, büyük başarılara ulaşmak istediğini belirtti.</p>
Elazığ'da taziye kültürüne ilişkin dikkat çeken bir karar alındı.
Mustafapaşa Mahallesi'nde bulunan Hacı Osmaniye Cami'nde dernek kararıyla alınan kararda, caminin altında bulunan taziye yerinde yemek vermek yasaklandı.
KARAR OLUMLU KARŞILANDI
Cenazesi olan vatandaşları hem maddi hem de manevi yönden zora sokmamak için alınan karar, olumlu bir şekilde karşılandı.
Alınan kararın kent genelinde uygulanmasını istediklerini dile getiren Cami Dernek Başkanı Selahattin Doğan, vatandaşların çocuğunun bu kararı olumlu karşıladığını ifade etti.
"YÜK OLMAYA DEĞİL İNSANLARIN YÜKÜNÜ HAFİFLETMEYE GELDİK"
Dernek olarak bir karar aldıklarını aktaran Doğan, "Bizim gayemiz insanların yararı içindir. Biz burada yük olmaya değil de insanların yükünü hafifletmeye geldik. Gayemiz insanların huzuru içindir. Bir insanın taziyesi olduğunda adamın zaten yarası var bir de yemek konusunu düşünüyor. İnsanlar ferah içerisinde olsunlar yemek derdine düşmesinler. Biz o amaçla böyle bir karar aldık. Bu kararın Elazığ genelinde uygulanmasını isteriz. Vatandaşların çoğu, bu kararı güzel karşıladı. Burası şehir merkezi her yerde lokanta da var fırın da var. Buraya gelen vatandaşların Fatiha okuyup su ve çaylarını içtikten sonra kalkmaları lazım. Biz vatandaşlardan bunu istiyoruz. Biz diğer camilerde de bu kararın alınmasını istiyoruz. Burası yas yeridir." diye konuştu.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde yeni sezon heyecanı yarın başlayacak. 2026/2027 sezonunda üçüncü kez uygulanan 36 takımlı lig aşamasında ilk hafta karşılaşmaları 8, 9 ve 10 Eylül tarihlerinde oynanacak.
Lig aşamasında her takım, 4'ü iç saha ve 4'ü deplasmanda olmak üzere toplam 8 farklı rakiple karşı karşıya gelecek.
İlk hafta yarın başlayacak
Şampiyonlar Ligi'nde ilk hafta karşılaşmaları yarın oynanacak 6 müsabakayla başlayacak. İlk günün dikkat çeken mücadelelerinde Borussia Dortmund, Villarreal'i konuk ederken, Porto ile Manchester City karşı karşıya gelecek. Gecenin en önemli eşleşmelerinden birinde ise Real Madrid, sahasında Inter'i ağırlayacak.
Galatasaray ilk maçına Çarşamba çıkacak
Türkiye'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki temsilcilerinden Galatasaray, lig aşamasındaki ilk maçında 9 Eylül Çarşamba günü deplasmanda Sporting CP ile karşılaşacak. TSİ 22.00'de başlayacak mücadele, sarı-kırmızılıların Avrupa'nın en önemli kulüp organizasyonundaki sezon açılışı olacak.
Galatasaray'ın ilk hafta karşılaşmasının oynanacağı 9 Eylül'de Barcelona da Feyenoord'u konuk edecek. Aynı gün Liverpool ile Atletico Madrid, Paris Saint-Germain ile Slovan Bratislava ve Napoli ile Arsenal karşılaşacak.
Fenerbahçe perşembe günü Roma'yı ağırlayacak
Türkiye'nin bir diğer temsilcisi Fenerbahçe ise Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk maçında sahasında İtalya'nın Roma takımını konuk edecek. 10 Eylül Perşembe günü oynanacak karşılaşma saat 19.45'te başlayacak.
Fenerbahçe'nin Roma'yı konuk edeceği gün Şampiyonlar Ligi'nde 6 karşılaşma oynanacak. Bayern Münih, sahasında Bodo/Glimt ile karşılaşırken, Manchester United ise Sabah'ı ağırlayacak. PSV Eindhoven-Shakhtar Donetsk, Como-Leipzig ve Slavia Prag-Lens müsabakaları da günün diğer karşılaşmaları olacak.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ilk haftanın programı (TSİ) şu şekilde:
Yarın
19.45 AEK Athens - LASK
19.45 Club Brugge - Aston Villa
22.00 Borussia Dortmund - Villarreal
22.00 Porto - Manchester City
22.00 Lille - Real Betis
22.00 Real Madrid - Inter
9 Eylül Çarşamba
19.45 Barcelona - Feyenoord
19.45 Stuttgart - Viking
22.00 Liverpool - Atletico Madrid
22.00 Paris Saint-Germain - Slovan Bratislava
22.00 Sporting CP - Galatasaray
22.00 Napoli - Arsenal
10 Eylül Perşembe
19.45 Fenerbahçe - Roma
19.45 PSV Eindhoven - Shakhtar Donetsk
22.00 Como - Leipzig
22.00 Bayern Münih - Bodo/Glimt
22.00 Manchester United - Sabah
22.00 Slavia Prag - Lens
Geçen hafta Ali Haydar Haksal Ağabeyi Şakirin Camiinden Rabbimize uğurladık. Caminin içi de dışı da tıklım tıklım doluydu.
Haksal’la hatırası olan herkes uzaktan yakından koşup gelmişti. Bütün yüzlerde bir güzel adamı kaybetmenin hüznü vardı.
15 yıldır ağır bir hastalıkla mücadele ediyordu. 2011 yılında hastaneye yattığında Kartal’da ziyaret etmiştik.
Hastalığından bahsetmek yerine heyecanla yazmak istediği kitaplardan anlatmış onları bitirebilmek için dua istemişti.
Ağır ağrı ve acılarına rağmen o ziyaretimizde söylediği kitapları kaleme aldı.
Yazmak konusunda sürekli bahane üretenlere merhumun bu azmi ibret olmalı Müstakim Abi başta olmak üzere bütün kardeşleri bu süreçte dayanışma destanı yazdılar. Aile olmanın derin anlamını herkese hatırlattılar.
Haksal ailesinin bütün fertlerini tebrik etmek gerekiyor. Allah hepsinden razı olsun.
ONLAR GİTTİLER
Cenazeden sonra TYB’ye geldiğimde arşivden onlarca fotoğraf önüme düştü. Merhuma ilk saygı programını Kızlarağası Medresesi’nde biz yapmışız.
Sonraki yıllarda hem Küçükçekmece’de hem de Üsküdar’da belediyelerin de desteğiyle geniş katılımlı vefa programları yapmışız.
Ayrıca farklı etkinliklerde onlarca programda beraber olmuşuz. Bir programda Rasim ağabey var yanımızda başka programda Ersin Nazif Gürdoğan diğer programda Mustafa Yazgan.
Şimdi hepsi de edebi alemde. Erdem Bayazıt’ın dediği gibi ‘Onlar gittiler giderken bir muştu gibiydiler.’
Ali Haydar ağabeyle TYB İstanbul’da önden gidenler diye bir program yapmışız yıllar önce. Şimdi o da evvel gidenlerden oldu. Dünya garip bir yer.
Bir Müslüman olarak şahitliğimizi cenazede yaptık. Mehmet Görmez hocanın tezkiyesi sonrası İyi bilirdik diye haykırdık.
Biz onu daima, Müslüman bir yazar olma sorumluluğunun gereklerini hakkıyla yerine getiren bir münevver olarak tanıdık.
HİKÂYECİNİN HİKÂYESİ
Haksal’ın hikâyesi doğunun ücra bir köyünde, yetimliğin ve garipliğin boynunu büktüğü fakat azmini kıramadığı bir Anadolu çocuğunun hikâyesidir. Hasköy’den İstanbul’a uzanan bir yolculuk ve kitaplarla bir ömür süren sıkı bir dostluk…
Hikâyecinin hayat hikâyesi de okunmaya değer. Yazmak her zaman hayatının merkezinde.
Mazisi lise yıllarına dayanan öykü çalışmaları Mavera gibi okul hüviyeti taşıyan köklü dergilerde yayımlanıyor.
Ardından sanat ve politika ağırlıklı denemeleri, makaleleri ve konuşmaları geliyor. Sesim Bana Yetmiyor adlı öykü kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1987 yılı Hikâye Ödülü’nün sahibi de Ali Haydar Haksal oluyor.
BİR EDEBİYAT ÜNİVERSİTESİ: YEDİ İKLİM
Bir grup arkadaşıyla birlikte Mart 1987’de yayımlamaya başladığı Yedi İklim, kırk yıldır bizlere kültür ve medeniyet damarlarımızın haritasını sundu.
Derginin adıyla özdeşleşmesi verdiği emeğin bir karşılığı olsa gerek. O ise bütün röportajlarında bu özdeşleştiremeye karşı çıkarak diğer arkadaşlarının isimlerini ısrarla zikretti.
Ali Haydar Haksal Yedi İklim dergisiyle Türk kültürüne üstün bir hizmet sundu. Sadece özel özel sayılar ele alınsa bile bu hizmetin büyüklüğü hemen anlaşılır. İleride mutlaka bu komu konuda doktora çalışmaları yapılacaktır. Dergi çıkarmak üniversite kurmak gibidir denilir. Gerçekten de Yedi İklim bu sözü doğrularcasına adeta bir edebiyat üniversitesi gibi işlev gördü.
Yedi İklim’in temsil ettiği değerleri anlamak için onun sıkı sıkıya bağlı olduğu ve beslendiği köklere de dikkat çekmek gerekiyor.
Dergi, Müslüman öncülerin açtığı çizgiden sapmadı. Geçen yüzyılda Mehmed Âkif çıkardığı dergilerle, Müslümanca var olma bilincini taşıyan bir doğrultu üzerinde mücadele verdi.
Üstat Necip Fazıl, Büyük Doğu’da sanat ile düşünceyi, medeniyet ile kavgayı, bilinç ile fikri bir arada harmanlayarak yeni bir dil oluşturdu.
Bir yandan küfrün kulelerini yumrukladı, diğer yandan Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyacak bir nesil yetiştirdi.
Ardından Diriliş, bütün yönleriyle bir düşünce, medeniyet ve bilinç hareketi olarak ortaya çıktı. Daha kuşatıcı, daha derinleştirici ve daha bilinçli bir yürüyüş başladı.
Bu ocaklarda yetişen güzel adamlar Mavera’da medeniyetimizin sesi oldular.
Yedi İklim, bu düzlemde Sırat-ı Müstakim ile başlayan; Büyük Doğu, Diriliş, Edebiyat, Mavera dergileriyle devam eden çizgide önemli bir hamle oldu.
Kültürel kuraklığa aldırmadan yürüyüşünü sürdürdü.
GENÇLERİN ELİNDEN TUTTU
Ülkemizde uzun yıllar edebiyat ve düşünce dünyası dergilerin etrafında döndü.
Dergilerin bir anlamı, bir değeri vardı. O dönem dergiler sanatçı ve düşünür merkezli olduğundan, etraflarında yer alanlar o “hür tefekkür kaleleri”nde var olma duygusu içinde yetiştiler.
Üstatlar ve ustalardan sonra ağabeyler, dergiler aracılığıyla gençlerin elinden tuttu.
Ali Haydar Haksal da bu geleneği sürdürdü. Bir derviş sabrıyla, yaklaşık yarım asır boyunca eli kalem tutan Anadolu çocuklarına kapısını açık tuttu.
Haksal, gençlere hangi kaynaktan beslenmeleri, hangi ocakta ısınmaları, hangi sevdalarla kavrulmaları gerektiğini anlattı. Kendi kuşağına düşen yön göstericilik vazifesini bihakkın yerine getirdi.
Tamamen hasbi ve samimi bir gayretle yaptı bunu. İnandıklarına adanacak bir yüreği, savunacak cesareti ve asla pes etmeyecek bir azmi taşıdı içinde.
Yedi İklim olmasaydı genç kalemlerin birçoğu belki de yitip gidecekti.
ÖLÜMSÜZ ESERLER
Dergicilik başkalarının yazılarıyla uğraşmaktan kendi metinlerine yoğunlaşmayı zorlaştırır şahsi üretimi azaltır. Bunun edebiyat dünyasında belki de tek istisnası Ali Haydar Haksal’dır.
Hem yazdırmayı hem de yazmayı kutsal bir inatla devam ettirdi. Geride okunacak onlarca eser bıraktı.
Denemeleri, incelemeleri, eleştiri yazıları, Batı düşünürleri ve yazarları üzerine kaleme aldıkları, yeniden okumaları, biyografileri…
Üstat Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu ve diğer sanatçılarımız, büyüklerimiz üzerine yazdıklarıyla Ali Haydar Haksal, durmaz dinlenmez bir diriliş savaşçısı olarak, bir cihad şuuru içerisinde sürekli yazdı. Ölümsüz eserler verdi.
Son dönemde Müslüman edebiyatçıların İslam dünyasında yaşanan acılara karşı giderek duyarsızlaştığına şahit oluyoruz.
İslam milletinin meseleleri güçlü bir şekilde şiire, romana, hikâyeye taşınamıyor.
Ümmetin problemlerine karşı duyarlılığını her zaman sürdüren Ali Haydar Haksal, günümüz edebiyatçılarının kayıtsızlığına ve ben merkezli edebî üretimlerine şu cümlelerle itiraz etti:
“Günümüz edebiyatı ben’in edebiyatı olma yolunda. Bu ‘ben’ de ben olmayan bir ben. Sadece kendini yaşamak bencilikten öte bir şey değil. Küresel abanma insanlığı kuşatmış bulunuyor. Özellikle Müslümanların yaşadığı coğrafyada acı var. Şiir ve düşünce merkezlerimiz ateş içinde yanıyor.
Bağdat’tan bana denilebilir mi, Kudüs’ten bana ne denilebilir mi? Yarın İstanbul’dan, Bursa’dan, Kütahya’dan, Diyarbakır’dan, Konya’dan, Edirne’den bana ne denilebilecek mi?
Bu çağın karanlık yangını üzerimize doğru geliyor. Eli kalem tutan her aydın, şair, yazar, düşünür, bilinç ve eylem adamı bu el yazması acılara kayıtsız olabilir mi? Bugünün yazan ve çizenleri yarına ne bırakacaklarını iyi hesaplamalı!”
Yazacak çok şey var ama bu cümlelerde Haksal’ın dünya görüşü ve edebiyat anlayışı açıkça görülmektedir.
Edebiyatı medeniyet mücadelesinin bir aracı olarak görenlerin İslam milletinin dertlerini kendi dertleri bilenlerin ve bu uğurda kalemiyle kavga verenlerin adları vefatlarının ardından da yaşamaya devam etmiştir.
Defterini açık tutacak dergiler çıkarıp salih amel sayılacak eserler veren Yazar Ali Haydar Haksal da her zaman hayırla yad edilecektir.
Girne'den Mersin'e doğru yola çıkan ve açıldıktan bir süre sonra batan gemide yolculuk yapan 33 yaşındaki Mustafa Demir ve 28 yaşındaki Mahmut Demir'in Reyhanlı ilçesi Harran Mahallesi'ndeki baba ocaklarında umutlu bekleyiş devam ediyor. Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı. Demir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek İBAN numarası paylaşan kimliği belirsiz şahısların yardım topladığını iddia etti. Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir, "Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda" diyerek yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.
"İNSANLARI KANDIRMAYA ÇALIŞIYORLAR"
Kardeşlerinin isimlerini kullanarak dolandırıcılık yapıldığını iddia eden Halil Demir, "Benim kardeşlerim Mahmut ve Mustafa Demir adına İBAN paylaşıyorlar. Durmadan para istiyorlar. Ailemize ulaştıklarını ve yardıma muhtaç olduğumuz söylenerek insanları kandırmaya çalışıyorlar. İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin. Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda. Akrabalarımız ve köylülerimiz bizim yanımızda. Lütfen böyle dolandırıcılara inanmayın. Daha kardeşlerimizin nerede olduklarını bilmeden insanların iyi niyetlerini kullanarak İBAN paylaşıyorlar. Kimseye itibar etmeyin ve kimseye para göndermeyin, kardeşlerimi böyle kötü şeylere bulaştırmayın. Yetkililerden bunu yapan şahısların bulunmasını istiyorum" dedi.
"DOLANDIRICILAR İNSANLARDAN PARA TOPLUYOR"
Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir, "Mahmut ve Mustafa Demir adına yardım talep ediliyor. Biz daha cenazemizi almamışız, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin" dedi.
<p>Girne'den Mersin'e doğru yola çıkan ve açıldıktan bir süre sonra batan gemide yolculuk yapan 33 yaşındaki Mustafa Demir ve 28 yaşındaki Mahmut Demir'in Reyhanlı ilçesi Harran Mahallesi'ndeki baba ocaklarında umutlu bekleyiş devam ediyor. Ağabey ve kardeşin acısıyla zor günler geçiren aile ikinci şoku Demir kardeşlerin isimlerinin dolandırıcılık amacıyla kullanılmasıyla yaşadı. Demir ailesi kardeşlerin ailelerinin yardıma muhtaç olduğu söylenerek İBAN numarası paylaşan kimliği belirsiz şahısların yardım topladığını iddia etti. Kayıp kardeşlerin ağabeyi Halil Demir,<em><strong> "Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda"</strong></em> diyerek yardım paylaşımlarına itibar edilmemesi konusunda vatandaşları uyardı.</p>
<p>Kardeşlerinin isimlerini kullanarak dolandırıcılık yapıldığını iddia eden Halil Demir, <em><strong>"Benim kardeşlerim Mahmut ve Mustafa Demir adına İBAN paylaşıyorlar. Durmadan para istiyorlar. Ailemize ulaştıklarını ve yardıma muhtaç olduğumuz söylenerek insanları kandırmaya çalışıyorlar. İnsanların iyi niyetini kötü amaçlı kullanıyorlar, böyle bir şeye gerek yok. Tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum, lütfen bu dolandırıcılara itibar etmeyin. Kimsenin parasına ihtiyacımız yok, çok şükür devletimiz yanımızda. Akrabalarımız ve köylülerimiz bizim yanımızda. Lütfen böyle dolandırıcılara inanmayın. Daha kardeşlerimizin nerede olduklarını bilmeden insanların iyi niyetlerini kullanarak İBAN paylaşıyorlar. Kimseye itibar etmeyin ve kimseye para göndermeyin, kardeşlerimi böyle kötü şeylere bulaştırmayın. Yetkililerden bunu yapan şahısların bulunmasını istiyorum" </strong></em>dedi.</p>
<p><span style="color:#FF0000"><strong>"DOLANDIRICILAR İNSANLARDAN PARA TOPLUYOR"</strong></span></p>
<p>Kayıp kardeşlerin isimlerinin kullanılarak yardım toplandığını anlatan İbrahim Demir, <em><strong>"Mahmut ve Mustafa Demir adına yardım talep ediliyor. Biz daha cenazemizi almamışız, dolandırıcılar insanlardan para topluyor. Kimse bunlara itibar etmesin" </strong></em>dedi.</p>
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, İsrail’de İran’a karşı alarm seviyesi yüksek" düzeyde olmaya devam ederken, gelişmelerin İran’a yönelik İsrail'in de dahil olacağı bir saldırıya dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Güvenlik Kabinesi toplantısı, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Tahran'a yönelik tehditlerinin ardından gerçekleştirildi.
Netanyahu, söz konusu toplantıda "İran rejiminin sonunun yaklaştığını ve ana görevlerinin bu olduğunu" iddia etti. Haberde, güvenlik kabinesi toplantısında konuşulanlara ilişkin detaylı bilgi paylaşılmadı.
İSRAİL'DE ASKERİ TATBİKAT
Öte yandan İsrail ordusu, dün sabah "ani ve çok cepheli savaş senaryosu" kapsamında, ordunun üst düzey karargahlarının işleyişini test eden bir tatbikat gerçekleştirdi.
The Times of Israel’in haberinde, tatbikatın, tüm ordunun seferber edileceği ve İsrail ordusunun bütün cephelerde savunma pozisyonuna geçeceği bir senaryoyla sona erdiği ileri sürüldü.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de dün yaptığı açıklamada, "Tel Aviv’in düşmanlarına ordunun yeterli kapasiteye sahip ve inisiyatif alarak saldırmaya hazır olduğu mesajını verdiğini" iddia etmişti.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin gastronomi değerlerini ulusal ve uluslararası ölçekte tanıtmak amacıyla düzenlediği 4. Konya Gastronomi Festivali (GastroFest), büyük bir katılımla gerçekleştirildi.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Kalehan Ecdat Bahçesi’nde düzenlenen festivalin son gününde etkinlik alanını ziyaret ederek esnafla ve vatandaşlarla bir araya geldi.
“KONYA’DAN VE ŞEHİR DIŞINDAN YÜZ BİNLERCE MİSAFİRİMİZİ AĞIRLAMANIN MUTLULUĞUNU YAŞADIK”
4. Konya Gastronomi Festivali’nin gördüğü yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Altay, “Konya, binlerce yıllık medeniyet birikiminin yanında çok zengin bir mutfak kültürüne sahip. Bu eşsiz mirasımızı korumak, yaşatmak, Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmak için Gastronomi Festivalimizi her yıl daha da büyütüyoruz. Festivalimizi bu yıl da büyük bir katılımla tamamladık. Konya’dan ve şehir dışından yüz binlerce misafirimizi ağırlamanın mutluluğunu yaşadık. Her türlü etkinliğimize çok yoğun destek sağlayan, bizimle birlikte olan tüm Konyalılara ve şehir dışından katılan misafirlerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca tüm şeflerimize, esnafımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.
Festivale katılan ziyaretçilerde de etkinliği çok beğendiklerini belirtirken esnaflar da gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.
ÜNLÜ ŞEFLER KONYA’DA GASTRONOMİ TUTKUNLARIYLA BULUŞTU
Konya Gastronomi Festivali’nin en dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye’nin tanınmış şeflerinin katıldığı etkinlikler oldu
. Gastronomi dünyasının sevilen ve deneyimli şefleri, festival kapsamında düzenlenen workshoplarda bilgi ve tecrübelerini ziyaretçilerle paylaştı.
FESTİVAL LEZZET ŞÖLENİNE DÖNÜŞTÜ
4 gün süren festival adeta lezzet şölenine dönüştü. Festival alanında kurulan 170 stantta Konya’nın coğrafi işaretli ürünleri ve yöresel lezzetleri tanıtılırken, söyleşiler, yemek sunumları ve tadım etkinlikleri, atölyeler ve çeşitli etkinlikler de gastronomi tutkunlarına keyifli anlar yaşattı.
ÇOCUKLAR DOYASIYA EĞLENDİ
Konya’dan ve Konya dışından gelen yüzbinlerce ziyaretçinin karıldığı festivale aileler ve gençler yoğun ilgi gösterirken özellikle çocuklar, kendileri için kurulan oyun alanlarında doyasıya eğlenerek unutamayacakları anlar yaşadı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde, Ahbap Derneği üzerinden toplanan 6 Şubat depremleri yardım bağışlarının kullanımına ilişkin yürütülen soruşturmada 5’inci dalga operasyon başlatıldı. İstanbul merkezli 20 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyon kapsamında 53 şüphelinin yakalanması hedefleniyor.
Operasyona ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, depremzedeler için yapılan bağışların kişisel menfaate dönüştürülmesine yönelik hiçbir girişime müsamaha göstermediklerini belirtti.
Soruşturmanın; İçişleri Bakanlığı müfettiş raporları, özel denetim raporları, derneğin mali kayıtları ve envanteri, banka hareketleri, bilirkişi incelemeleri ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan şüphelilerin ifadeleri doğrultusunda elde edilen deliller kapsamında yürütüldüğü bildirildi.
TOPLANAN BAĞIŞIN 950 MİLYONU NAKİT ÇEKİLMİŞ
Yapılan incelemelerde, 6 Şubat-31 Aralık 2023 tarihleri arasında depremzedelere ulaştırılmak üzere toplam 4,3 milyar lira bağış toplandığı belirlendi.
Bu paranın yaklaşık 4,2 milyar lirasının harcandığı, toplam 950 milyon liranın ise nakit olarak çekildiği tespit edildi.Nakit çekimlerinden birinin tek seferde 500 milyon lira olduğu kaydedildi.
Soruşturma kapsamında ayrıca 29 şirket ve 7 şahıs şirketine toplam 1 milyar 757 milyon 547 bin 770 lira transfer edildiği belirlendi.
Bazı yüksek tutarlı harcamaların karşılığında mal veya hizmet alımı bulunmadığı, yardımların nakliyesinden şahsi menfaat sağlandığı ve bazı yardım malzemelerinin kamu kurumlarına faturalarda belirtilen miktardan eksik teslim edildiği yönünde tespitler yapıldı.
YARDIMLAR DEPOLARDA BEKLETİLMİŞ
İzmit'teki depolarda yapılan incelemelerde ise depremzedeler için temin edilen yüzlerce çadır, tekerlekli sandalye, elektrikli bisiklet, kırtasiye ürünü ve çeşitli yardım malzemesinin kullanılmadan bekletildiği tespit edildi.
Söz konusu malzemelerin hak sahiplerine ulaştırılması için gerekli işlemlerin başlatıldığı bildirildi.
Para transferi gerçekleştirilen şirketlerin gerçek ticari faaliyetlerinin belirlenmesine yönelik incelemelerin de sürdüğü belirtildi.
ŞÜPHELİLERİN İSİMLERİ BELLİ OLDU
Ahbaplar Suç Örgütü 5. Dalga Şüpheli Listesi:
1.Ahmet KAPTAN
2.Ali Suat TALAŞ
3.Ardıl Fırat YANBAK
4.Aytaç AĞADAĞ
5.Aziz Tunç BATM
6.Bayram CİNOĞLU
7.Bülent ÇEÇEN
8.Çağlar GÖKTAŞ
9.Cem ALTIN
10.Cemil YEŞİL
11.Cengiz KARA
12.Ceyhun ÇETİN
13.Dilek TOKDEMİR
14.Emre YILDIRIM
15.Enes Can TEKİN
16.Fatma Şahin İŞLER
17.Feriha ÇETİN SEVİNÇ
18.Hasan KURŞUNOĞLU
19.Hüseyin TEKİN
20.İbrahim ŞENEL
21.İbrahim Talha ALKAN
22.İsmail Tugay GÜZEL
23.İsmail Ulaş BARDAKÇI
24.Kadem Berker YAŞAR
25.Kadir YARALI
26.Kamil ZEYTİNCİ
27.Mehmet KARAKAYA
28.Mehmet ZEYTİNCİ
29.Mesut ALKAN
30.Mevlüt SARIBAŞ
31.Muhammed Caner BAHADIR
32.Murat KORAN
33.Niyazi ŞİMŞEK
34.Nurican OKTAY
35.Rahim YURT
36.Rahmi AKGÜN
37.Recep ŞARLAK
38.Rıdvan DEMİR
39.Selami DEMİR
40.Selçuk ASLAN
41.Senar BAHADIR
42.Serdar BİLECEN
43.Songül TOSUN
44.Şefik FERMANOĞLU
45.Şerafettin TEKİN
46.Tarık ALTUN
47.Timur ÖZDEMİR
48.Tuncer ŞİMŞEK
49.Ünal IRMAK
50.Vedat DEMİR
51.Yasin MİNTAŞ
52.Yasin TOZLU
53.Yusuf Esat ERİŞGEN
47'Sİ GÖZALTINA ALINDI
Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda 47 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi. Şüpheliler arasında cezaevinde bulunan bir kişinin de olduğu belirtildi. Soruşturmanın, Ahbap Derneği tarafından gerçekleştirilen mal ve hizmet alımlarının usul ve içeriğinin açıklığa kavuşturulmasına yönelik yürütüldüğü öğrenildi.
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının koordinesinde, Ahbap Derneği üzerinden toplanan 6 Şubat depremleri yardım bağışlarının kullanımına ilişkin yürütülen soruşturmada 5’inci dalga operasyon başlatıldı. İstanbul merkezli 20 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyon kapsamında 53 şüphelinin yakalanması hedefleniyor.</p>
<p>Operasyona ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>"6 Şubat depremlerinde milletimizin yaşadığı büyük acıyı, vatandaşlarımızın dayanışma duygusunu ve depremzedelerimiz için yapılan bağışları kişisel menfaate dönüştürmeye yönelik hiçbir girişime müsamaha göstermiyoruz.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde, Ahbap Derneği üzerinden toplanan deprem bağışlarının akıbetine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5’inci dalga operasyon başlatıldı.</p>
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında konuk ettiği Gençlerbirliği'ni 5-0 yenen Trabzonspor, teknik direktör Hüseyin Çimşir yönetiminde çıktığı ilk maçında farklı bir galibiyete imza attı.
Bordo-mavili ekip, Süper Lig'de 55 hafta sonra en farklı galibiyetini elde etti.
Ligde en son 2024-2025 sezonunun 19. haftasında, 12 Ocak 2025 tarihinde, sahasında Antalyaspor'u 5-0 yenen bordo-mavililer, Gençlerbirliği karşısından aynı skorla üstün ayrılarak 602 gün sonra en farklı galibiyetine imza attı.
Süper Lig'in ilk 3 haftasında bir galibiyet, bir beraberlik ve bir mağlubiyetle 4 puan toplayan ve ardından teknik direktör Fatih Tekke ile yollarını ayıran Karadeniz ekibi, teknik heyet değişiminin yaşandığı haftada Gençlerbirliği karşısında rahat galibiyet elde etti.
Ligin üçüncü haftasında Amed Sportif Faaliyetler'e deplasmanda 2-1 yenilen Trabzonspor, Hüseyin Çimşir yönetiminde çıktığı Gençlerbirliği maçında moral bularak çıkışa geçti.
<p>Pendik'te seyir halindeki otomobilin şerit değiştirirken başka bir araca çarptığı kaza araç kamerasınca kaydedildi.</p>
<p><strong>SOLLAMA YAPARKEN KAZA MEYDANA GELDİ</strong></p>
<p>Sabiha Gökçen Havalimanı bağlantı yolunda seyir halinde olan bir otomobil, sol şeritten sağ şeride geçtiği sırada önünde ilerleyen otomobile çarptı. Çarpışmanın etkisiyle savrulan araç bariyere vururken, kazaya neden olan otomobil yolda dönerek güçlükle durabildi.<br>
Kazada araçlarda hasar oluştu. Yaşanan kaza anı, aynı istikamette ilerleyen başka bir otomobilin araç kamerasınca kaydedildi.<br>
</p>
Bakan Kacır, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, KOBİ’lerin yüksek katma değerli üretim yapmalarını, uluslararası pazarlarda daha güçlü konuma ulaşmalarını ve sürdürülebilir büyümelerini destekleyecek destek paketine ilişkin bilgi verdi.
“Üreten, ihracat yapan ve dünyayla rekabet eden güçlü KOBİ’ler, güçlü Türkiye’nin temelidir.” ifadelerine yer veren Kacır, paylaşımında şu değerlendirmelerde bulundu:
“KOSGEB eliyle yürütülen Küresel Rekabetçilik Destek Programı ile işletmelerimizin yüksek katma değerli üretim yapmalarını, uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmalarını ve sürdürülebilir büyümelerini destekliyoruz. 75 milyon TL’ye kadar kredi imkânı, 20 puanlık geri ödemesiz finansman desteği ve KGF kefaleti desteği sağlayacağız.”
Kacır, programa hızlı büyüyen ve ihracatını artıran işletmelerin yanı sıra Ar-Ge yatırımlarını artıran KOBİ’lerin, yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren orta ölçekli işletmelerin, HAMLE Programı kapsamında öncelikli ürünler listesindeki ürünlere ilişkin faaliyet gösteren işletmelerin ve Turcorn 100 Programı kapsamındaki işletmelerin başvurabileceğini belirtti.
“3 MİLYAR LİRA FİNANSMANA ERİŞİM İMKÂNI SAĞLADIK”
Programın 2025 yılında yürürlüğe alındığını hatırlatan Kacır, bu kapsamda KOBİ’lere toplam 3 milyar TL finansmana erişim imkânı sağlandığını bildirdi.
Kacır, “Şimdi daha fazla işletmemizi küresel başarı hikâyelerine ortak olmaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
İşletmeler, destek programına 30 Eylül 2026 tarihine kadar KOSGEB’in internet sitesi üzerinden başvurabilecek.
Sporting'in Kolombiyalı golcüsü Luis Suarez, transfer döneminde adının Fenerbahçe ile geçmesine dair açıklamalar yaptı.
Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray ile karşılaşacak Sporting'de takımın golcüsü Luis Suarez, transfer döneminde adının Fenerbahçe ile anılmasına dair açıklamalarda bulundu.
Sarı-lacivertli kulüpte gerçekleştirilen başkanlık seçiminde aday olan Hakan Safi'nin transfer vaatleri arasında gösterdiği 28 yaşındaki forvet, Portekiz basınına bu konu ile ilgili konuştu.
"FENERBAHÇE İLE ANLAŞMIŞTIM"
Hakan Safi ile Fenerbahçe'ye transferi için görüştüğünü belirten Kolombiyalı golcü, "Beni tanımlayan bir şey varsa, o da yalan söylemememdir. Başkanım bir hafta önce bu konuda çok net konuştu; transfer piyasasında elbette bazı şeyler olabilir, hiçbir zaman bunun olmadığını söylemeyeceğim, çünkü görüşme oldu anlaşmıştım. Bu olay yaşandı ama artık geride kaldı çünkü ben hiçbir yere gitmedim. Aklım tamamen Sporting'de ve daha önce de söylediğim gibi, sahada Sporting'e tam bir bağlılık gösterdiğimi kanıtlamaya devam ediyorum." ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe'de başkanlık seçimi öncesinde adaylardan Hakan Safi, Luis Suarez'le anlaştığını açıklamıştı. Sporting Başkanı Frederico Varandas ise yaptığı açıklamayla bu iddiaya tepki göstermişti.
Bu sezon Sporting formasıyla çıktığı 5 maçta 4 gol atan Suarez, 1 de asist yaptı. Değeri 30 milyon euro olan Kolombiyalı yıldızın kulübüyle Haziran 2030'a kadar mukavelesi bulunuyor.
Orta vadeli Program (OVP); 2027-2029 döneminde ekonomi yönetiminin izleyeceği makro politikaları ve hedeflenen temel ekonomik büyüklükleri içeren politika dokümanıdır.
OVP esas itibariyle;
1)Makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirme,
2)Mali disiplini sürdürme ve
3)Orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesis edilmesi hedeflerine odaklanmıştır.
OVP’de yer alan makro ekonomik hedefler ve değerlendirmelerimiz aşağıdadır:
BÜYÜME
2025 Yılında GSYH 1,6 trilyon USD ve büyüme %3,7’dir. GSYH’nin 2026 yılında 1,8 trilyon USD civarında olacağı tahmin edilmekte ve 2027 yılında 2 trilyon USD’ye yaklaşması hedeflenmektedir. Büyüme 2026 yılında %3,3 seviyelerinde tahmin edilirken sonraki yıllar için %4,2 ile %5 aralığı hedeflenmiştir.
OVP hedeflerinde global gelişmeler ve enflasyonda düşüş hedefi dikkate alınarak 2027-2029 dönemi için geçmiş dönem ortalaması olan %5,1’in altında belirlenmiştir. Enflasyonun düşürülmesi, nispeten düşük ve kontrollü büyüme hedefinde belirleyicidir. 2027 yılından itibaren seçim dönemine yönelik uygulamaların devreye alınması ve büyümenin hedeflerin üzerinde olması beklenmektedir.
Büyüme ve GSYH hedeflerine ulaşılması, döviz kurunda istikrara, yurt içinde ve dışında olağan dışı gelişme olmamasına bağlıdır.
ENFLASYON
2025 Yılında %31 olan enflasyonun 2026 yılında %29 civarına gerileyeceği tahmin edilmektedir. Hedefler 2027 yılında %21, 2028 yılında %13,5 ve 2029 yılında %8’dur. Enflasyon hedefleri geçen yıl yayınlanan OVP’ye göre yukarı yönde revize edilmiştir.
Döviz fiyatlarında istikrar, enerji fiyatları, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların seyri ile hizmet fiyatlarındaki katılığın çözülme süreci yıl sonu enflasyonu hedefine ulaşılmasında etkili olacaktır. Global ve yerel konjonktür, döviz kuru, enerji fiyatları, yağışlara bağlı tarım üretimi, hizmet fiyatları ve beklentiler gibi çok sayıda yurt dışı ve yurt içi faktörün etkilediği enflasyonda uzun vadeli tahminler yapmak önemli güçlükler içermektedir.
Yıllık %31 civarındaki enflasyonun dörtte biri yanı başımızdaki savaş kaynaklıdır. Global ve yerel konjonktürde radikal bir kırılma olmadığı, döviz kurunda istikrar devam ettiği enerji fiyatlarında dramatik artışlar olmadığı takdirde 2026 yıl sonunda enflasyonun %29 civarında kalabileceği değerlendirilmektedir.
DR. AHMET YARIZ TARAFINDAN HAZIRLANAN ANALİZİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN
DÖVİZ KURU
Jeopolitik riskler, tarife savaşları, İsrail merkezli savaş ve belirsizlikler ile Rusya-Ukrayna savaşının evrileceği yön döviz kurunu doğrudan etkileyecektir. USD/TL’de 2026 sonu için beklentiler 50 TL ile 53 TL aralığındadır.
Büyük ekonomilerde resesyon döneminin sona ererek ılımlı büyümeye geçişlerin başlaması, tarife savaşlarının nihai bir anlaşmayla sonuçlanması, ABD/İsrail-İran ile Rusya-Ukrayna merkezli savaşların sona ereceği en azından daha da şiddetlenmeyeceği ihtimalleri global ekonomide belirgin bir suhulet dönemi ile birlikte uluslararası fon akımlarını hızlandırabilecektir. Bu gelişmelerin etkisiyle istikrarlı döviz kuru dönemi devam edebilecektir. Döviz kurunda Hazirandan itibaren artışların enflasyon oranına yaklaşmasıyla aşırı değerli TL döneminin tamamen sonlandığı ve döviz kurunki değişmelerin enflasyona paralel olacağı değerlendirilmektedir.
OVP’de döviz kuruna ilişkin bir hedef konulmamaktadır. Ancak, döviz kurunun rezervler, cari işlemler hesabı ve enflasyon üzerindeki ağır etkileri dikkate alındığında döviz kurundaki istikrarın önemi vurgulanmaktadır. GSYH hesabından yola çıkılarak yıl ortası USD kuru; 2027 yılı için 56,1 TL hesaplanmaktadır.
KAMU BÜTÇESİ
2025 yılında %-2,9 açık veren Bütçe Dengesi/GSYH’nin 2026 yılında %-3,1’e, 2027 yılında %-3,5’e, 2028 yılında %-3,1’e ve 2029 yılında %-2,8’e gerilemesi hedeflenmektedir.
Deprem harcamalarının sonlanarak bütçeden çıkması, finansman maliyetlerindeki muhtemel gerilemeler, gelir artırıcı adımlar ile bütçe açıklarının gerilemesi beklenmektedir. Bütçe dengesi hedeflerinden kısa vadede daha iyi sonuçların alınabileceği ve 2027 yılının ortasından itibaren seçime yönelik büyüme uygulamalarının devreye alınması beklenmektedir.
CARİ İŞLEMLER DENGESİ (CARİ AÇIK)
İzlenen ekonomik programın en önemli başarısı cari açıktaki iyileşmedir. Cari açıktaki iyileşme ile döviz rezervleri güçlenmiş ve döviz kurunda istikrar sağlanmıştır. Cari açık 2022 yılında -47 milyar USD, 2023 yılında -42 milyar USD, 2024 yılında -13 milyar USD ve 2025 yılında -30 milyar USD’dir.
Ocak-Haziran 2025 döneminde -26 milyar USD olan açık, 2026 yılının aynı döneminde %33 artış ile -35 milyar USD’ye yükselmiştir. Cari açığın 2026 yılında -48 milyar USD civarında kalması beklenmektedir.
Döviz kurunda enflasyon paralelinde artış, yurt içi ve yurt dışı finansman imkanlarının rahatlamasıyla iç talebin canlanması ithalat artışını ve cari açığı artıracaktır. 2026 yılında cari açığın -50 milyar USD civarında ve Cari Açık/GSYH’nın %-2,8 civarında kalabileceği tahmin edilmektedir.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy,Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti’nde devam eden kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarına ilişkin sosyal medyadan açıklamalarda bulundu.
Pompeiopolis’te Roma İmparatorluk Dönemi’nden Geç Antik Çağ’a uzanan yeni izlerin gün yüzüne çıkarıldığını belirten Bakan Ersoy, bazilikanın orta nefindeki çalışmalarda önemli buluntulara ulaşıldığını açıkladı.
Ersoy, “M.S. 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik kompozisyonlardan oluşan ve oldukça iyi korunmuş yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardık.” ifadelerini kullandı.
Orta nefteki mozaik döşemesinin tamamının henüz ortaya çıkarılmadığına dikkati çeken Ersoy, “Kazılarımız sürüyor.” dedi.
2026 yılı çalışmalarında bir önemli buluntuya daha ulaşıldığını açıklayan Bakan Ersoy, M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen bir Eros başının gün yüzüne çıkarıldığını bildirdi.
Bazilikanın ilk inşa evresinin de MS 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlendiğini belirten Ersoy, kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarıyla Pompeiopolis’in kentsel ve dini tarihini daha bütüncül biçimde ortaya koymayı sürdürdüklerini ifade etti.
Bakan Ersoy, Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ekipleri başta olmak üzere kazı heyetine ve çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.
BAZİLİKA ROMA’DAN GEÇ ANTİK ÇAĞ’A UZANAN DÖNÜŞÜMÜ ORTAYA KOYUYOR
Paphlagonia Bölgesi’nin Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki önemli merkezlerinden ve eyalet başkenti olan Pompeiopolis Antik Kenti’nde, kazılarına ilk kez 2025 yılında başlanan Bazilika’daki çalışmalar 2026 yılında da devam ediyor.
Yapının mimari özellikleri, stratigrafik veriler ve kazılarda ele geçen buluntular birlikte değerlendirildiğinde Bazilika’nın ilk inşa evresinin M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına, yaklaşık M.S. 150–160 yıllarına tarihlendirilebileceği değerlendiriliyor. Yapının sonraki dönemlerde önemli bir mimari ve işlevsel dönüşüm geçirdiği belirtiliyor.
2026 yılı kazılarında yapının Pastoforion bölümünde bulunan Eros başı da M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Buluntu, Pompeiopolis’in Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki sanatsal ve kültürel ortamına ilişkin yeni veriler sunuyor.
Pompeiopolis’in M.S. 5. yüzyılda piskoposluk merkezi niteliği kazanması, kentin Geç Antik Çağ’daki dini ve idari önemini ortaya koyuyor. Bazilikadaki mimari düzenlemeler, bezemeler ve zemin mozaikleri de yapının sonraki evresinin kentin Hristiyanlaşma süreci ve piskoposluk merkezi olarak önem kazandığı dönemle ilişkili olduğunu gösteriyor.
105 METREKARELİK MOZAİK ALANI ORTAYA ÇIKARILDI
Antik kentteki 2026 yılı çalışmalarında özellikle Bazilika’nın orta nefinde gerçekleştirilen kazılarda M.S. 4. yüzyıla tarihlenen, farklı geometrik desenlerden oluşan ve oldukça iyi korunmuş zemin mozaikleri açığa çıkarıldı. Mevcut durumda yaklaşık 105 metrekarelik alan gün yüzüne çıkarılmış durumda.
Ortaya çıkarılan mozaiklerin konservasyon çalışmaları tamamlanarak mevcut durumlarının korunmasına yönelik uygulamalar gerçekleştirildi. Ancak orta nefteki mozaik döşemesinin tamamı henüz açığa çıkarılmadı. Mozaiklerin devamını ortaya çıkarmaya yönelik kazılar sürüyor.
Pompeiopolis Bazilikası’ndaki çalışmalar, yapının Roma İmparatorluk Dönemi’nden Geç Antik Çağ’a kadar geçirdiği mimari ve işlevsel dönüşümün daha ayrıntılı biçimde ortaya konulmasını sağlıyor. İlk inşa evresine ilişkin veriler, Eros başı, Geç Antik Çağ’a ait mimari unsurlar ve zemin mozaikleri, Bazilika’nın Pompeiopolis’in kentsel ve dini tarihindeki yerinin anlaşılmasına katkı sunuyor.
Devam eden kazı ve konservasyon çalışmalarıyla yapının mimari planının ve farklı kullanım evrelerinin daha kapsamlı biçimde ortaya çıkarılması, mozaik döşemelerinin tamamının belgelenmesi ve korunması hedefleniyor.
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki Pompeiopolis Antik Kenti’nde devam eden kazı, belgeleme ve konservasyon çalışmalarına ilişkin sosyal medyadan açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Pompeiopolis’te Roma İmparatorluk Dönemi’nden Geç Antik Çağ’a uzanan yeni izlerin gün yüzüne çıkarıldığını belirten Bakan Ersoy, bazilikanın orta nefindeki çalışmalarda önemli buluntulara ulaşıldığını açıkladı.</p>
<p>Ersoy, “M.S. 4. yüzyıla tarihlenen, geometrik kompozisyonlardan oluşan ve oldukça iyi korunmuş yaklaşık 105 metrekarelik zemin mozaiklerini açığa çıkardık.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Orta nefteki mozaik döşemesinin tamamının henüz ortaya çıkarılmadığına dikkati çeken Ersoy, “Kazılarımız sürüyor.” dedi.</p>
Şeker içeren içeceklerin uzun vadede sağlık üzerindeki etkileri araştırılmaya devam ederken, ABD'de gerçekleştirilen yeni bir çalışma dikkat çekici bir bulguyu gündeme taşıdı. Araştırmada, düzenli şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri riski arasındaki olası ilişki incelendi.
MİDE KANSERİ RİSKİNİ 2 KAT BİRDEN ARTIRIYOR! TÜKETMEYİ BIRAKIN
Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerin mide kanserine yakalanma riskinin, bu içecekleri hiç tüketmeyenlere göre yaklaşık 2,45 kat daha yüksek olduğu belirlendi.
Massachusetts General Hospital araştırmacıları, iki geniş kapsamlı çalışmadan elde edilen verileri bir araya getirerek toplam 112 bin 284 kişinin sağlık verilerini analiz etti. Katılımcılar 1986-2022 yılları arasında takip edildi ve bu dönemde 278 mide kanseri vakası tespit edildi.
Yaş başta olmak üzere çeşitli risk faktörleri hesaba katıldığında da elde edilen sonuçların büyük ölçüde korunduğu görüldü. Yaklaşık 237 mililitrelik bir porsiyon gazlı içecek, meyve suyu veya spor içeceği gibi şekerli içecekleri her gün tüketenlerde mide kanseri riskinin iki kattan fazla olduğu hesaplandı. Bu artış erkeklerde yaklaşık iki kat olurken, kadınlarda üç kata yaklaşan bir seviyeye ulaştı.
Ancak araştırmacılar, elde edilen verilerin şekerli içecek tüketiminin doğrudan mide kanserine yol açtığını kanıtlamadığına özellikle dikkat çekiyor. Gözlemsel araştırmalar iki durum arasındaki ilişkiyi ortaya koyabilirken, kesin bir neden-sonuç bağlantısı kurmak için farklı türde çalışmalara ihtiyaç duyuluyor.
Bilim insanları, söz konusu ilişkinin arkasında birden fazla biyolojik mekanizmanın bulunabileceğini değerlendiriyor. Kilo artışı ve insülin direncinin yanı sıra steroid hormonlarındaki değişimler, kronik iltihaplanma, DNA hasarı ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler olası etkenler arasında gösteriliyor.
Apple'ın yıllardır gündemde olan ilk katlanabilir iPhone modeli için lansman tarihi yaklaşırken yeni iddialar ortaya atıldı.
Sızıntılara göre "iPhone Ultra" veya "iPhone Fold" adıyla anılan cihaz, 9 Eylül 2026'da düzenlenecek etkinlikte iPhone 18 serisiyle birlikte tanıtılabilir.
Apple'ın etkinlikte "Surprise and shine" temasını kullanacağı belirtiliyor. Lansmanın, Tim Cook'un görevinden ayrılmasının ardından John Ternus'un CEO olarak görevi devralmasından sonraki ilk büyük etkinlik olması da dikkat çekiyor.
KATLANABİLİR İPHONE HEMEN SATIŞA ÇIKMAYABİLİR
CNET'in aktardığı analist Ming-Chi Kuo'nun değerlendirmesine göre Apple, 2017'deki iPhone X lansmanına benzer bir yol izleyebilir.
Yani cihaz eylülde tanıtılsa bile satışların yılın ilerleyen aylarına, hatta 2027'ye kalması mümkün.
Üretim tarafında da benzer bir tablo var
Weibo'daki sızıntı kaynağı Fixed Focus Digital, başlangıçta 10 milyon adetlik üretim hedeflense de üretimin istenen seviyeye çıkarılmasının 3 ila 5 ay sürebileceğini öne sürdü.
Bu durumun montaj hızını iPhone 17'ye kıyasla yüzde 30 ila 40 oranında düşürebileceği ve lansman sonrasında tedarik sıkıntısı yaratabileceği iddia ediliyor.
FİYATI 2.500 DOLARA KADAR ÇIKABİLİR
Katlanabilir iPhone'un en dikkat çekici noktalarından biri ise fiyatı olabilir. İddialara göre cihazın başlangıç fiyatı 2.000 ila 2.500 dolar arasında olacak.
Buna rağmen IDC analistleri, Apple'ın katlanabilir iPhone çıkarmasının küresel katlanabilir telefon pazarını hareketlendireceğini düşünüyor. Tahminlere göre pazar yüzde 19 büyüyebilirken Apple, katlanabilir telefon satışlarında yaklaşık yüzde 24 pay elde edebilir.
KİTAP GİBİ AÇILACAK
Sızıntılar, Apple'ın dikey kapaklı bir tasarım yerine yatay açılan, kitap formundaki bir model üzerinde çalıştığını gösteriyor.
Analist tahminlerine göre cihazın dış ekranı kapalı halde 5,5 inç, iç ekranı ise tamamen açıldığında 7,8 inç olacak. Kalınlığının açıkken 4,5 ila 4,8 milimetre, kapalıyken ise 9 ila 9,5 milimetre arasında olması bekleniyor.
Ekrandaki katlanma izinin büyük ölçüde ortadan kaldırılacağı iddia edilirken menteşelerde Liquidmetal Technologies tarafından sağlanan sıvı metal alaşım ile titanyum bileşenlerin kullanılabileceği öne sürülüyor.
FACE ID YERİNE TOUCH ID GELEBİLİR
Cihazın inceltilmiş gövdesi, Apple'ın biyometrik güvenlik sisteminde de değişikliğe gitmesine neden olabilir. İddialara göre Face ID yerine güç tuşuna entegre Touch ID kullanılabilir.
Bloomberg'den Mark Gurman ise katlanabilir iPhone'un iPad'deki gibi serbest bir çoklu pencere sistemine sahip olmayacağını, bunun yerine uygulamaların yan yana çalıştırılmasına izin vereceğini savunuyor.
5.500 MAH BATARYA VE 12 GB RAM İDDİASI
Donanım tarafında da dikkat çekici rakamlar konuşuluyor. Katlanabilir iPhone'un 5.500 mAh batarya ile gelmesi ve bunun bir iPhone'da şimdiye kadar kullanılan en büyük pil olması bekleniyor.
Jeff Pu'nun analist notlarına göre katlanabilir modelin yanı sıra iPhone 18 ailesinin de 12 GB RAM ile donatılması bekleniyor.
Kamera tarafında ise iki arka kamera ve hem iç hem de dış ekranda kullanılabilen bir ön kamera bulunacağı iddia ediliyor.
Apple, katlanabilir iPhone iddiaları ve cihazın teknik özellikleri hakkında şu ana kadar resmi bir açıklama yapmadı.
Yapılan uluslararası bir çalışmada, sinir hasarından kaynaklanan kronik nöropatik ağrıların beyindeki mekanizması aydınlatıldı. ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, beynin stres ve uyanıklık merkezi olarak bilinen 'lokus seruleus' bölgesinde ağrı iletimini engelleyen yeni bir mekanizma keşfetti.
Fareler üzerinde yapılan deneylerde, sinir hasarının söz konusu bölgedeki hücreleri aşırı uyararak kronik ağrıyı sürekli kıldığı saptandı. Araştırmacılar, beyin hücrelerinin yüzeyinde bulunan ‘mu-opioid’ reseptörleri işlevsiz kaldığında ağrı ve temas hassasiyetinin yükseldiğini belirledi. Aynı reseptörlerin tekrar aktive edilmesiyle birlikte kronik ağrı semptomlarının tamamen gerilediği kaydedildi.
‘AĞRI KESİCİLERİN BAĞIMLILIK RİSKİNİ ORTADAN KALDIRABİLİR’
Milyonlarca kişinin diyabet, enfeksiyon ya da sinir sıkışmasına bağlı kronik nöropatik ağrılar çektiğini ve mevcut tedavilerin yetersiz kaldığını vurgulayan araştırmanın başyazarı Doç. Dr. Jordan McCall, “Morfin ve fentanil gibi geleneksel opioidler tüm vücuda yayılarak ciddi bağımlılık ve tolerans sorunlarına yol açıyor. Beyindeki bu reseptörlerin bir kapı bekçisi işlevi gördüğünün anlaşılması, doğrudan hedefe odaklanan ve yan etki barındırmayan yeni nesil tedavilerin geliştirilmesini sağlayabilir” ifadelerini kullandı.
Araştırmacılar, sinir sisteminin genel işleyişini etkilemeden ‘lokus seruleus' bölgesindeki reseptörlere odaklanan yeni moleküler tedaviler geliştirmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu yöntem, kronik ağrı yönetiminde daha etkili ve güvenli tedavilerin önünü açabilir.
AA muhabirinin 2027-2029 dönemini kapsayan OVP'den yaptığı derlemeye göre, ağustos ayı itibarıyla yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşen yıllık tüketici enflasyonunun ardından dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi hedefleniyor.
Programda, dezenflasyon sürecinin kararlı ve kesintisiz sürmesiyle, enflasyondaki ataletin kırılması ve program döneminde enflasyon oranının tek haneli seviyelere indirilerek fiyat istikrarının sağlanması temel amaç olarak öne çıkıyor.
Bu kapsamda, program döneminde enflasyonla mücadele çerçevesinde para, maliye ve gelirler politikalarının güçlü eş güdümü sürdürülecek ve talep koşullarının enflasyonist olmayan bir patikada seyretmesi sağlanacak. Toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe sağladığı katkı daha elverişli maliyet koşullarıyla desteklenecek, ürün piyasalarında rekabetin geliştirilmesi ve arz yönlü politikaların güçlendirilmesiyle üretim potansiyeli yukarı taşınacak.
Enflasyon oranındaki düşüşle birlikte, gelir dağılımında daha dengeli bir yapı tesis edilerek, kalıcı refah artışına katkı sunulacak. Fiyat istikrarı kalıcı olarak tesis edilene kadar Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tüm politika araçlarını etkin bir biçimde kullanmaya devam edecek.
- Enflasyondaki atalet kırılacak
Enflasyonla mücadelede TCMB bünyesinde enflasyon hedeflemesi uygulamasına ve dalgalı döviz kuru rejimine kararlılıkla devam edilecek, döviz kurlarının serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşması sağlanacak.
Enflasyon beklentilerinin hedeflerle uyumlu şekilde çıpalanması için iletişim kanalları güçlendirilecek.
Piyasa şeffaflığını artırmak amacıyla zincir marketlerdeki fiyatları paylaşan "Market Fiyatları" internet sitesinin kamuoyundaki bilinirliği artırılacak.
Ayrıca, bütüncül bir yaklaşımla geçmişe endeksli fiyatlama davranışının yerini, enflasyon beklentilerine dayalı fiyatlamanın alması sağlanacak ve fiyat katılıklarının önüne geçilerek enflasyondaki atalet kırılacak. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatların, enflasyon tahmin ve hedefleriyle uyumu artırılacak.
- Gıda fiyatlarında istikrar ve arz güvenliği sağlanacak
Tarımsal ürünlerin alım fiyatları, kamu maliyesine etkileri, piyasa dinamikleri ve program hedefleri dikkate alınarak, geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirlenecek.
Gıda ve tarımsal ürünlerdeki kısa ve uzun dönemli arz-talep ile ithalat-ihracat değişimleri, erken uyarı yaklaşımıyla izlenecek. Gıda arz güvenliğini güçlendirmek amacıyla stratejik tarım ürünlerinin üretiminde arz-talep dengesi, yeterlilik düzeyleri, su kısıtı ve bölgesel üretim potansiyelleri dikkate alınarak uygulamadaki üretim planlaması sürdürülecek.
- Enflasyon tahminleri
OVP hedeflerine göre, 2026 yılı sonunda TÜFE yıllık artışının yüzde 28,4 olarak gerçekleşmesi öngörülürken yıl sonu enflasyonunun 2027'de yüzde 21'e, 2028'de yüzde 13,5'e ve program dönemi sonu olan 2029'da ise yüzde 9 seviyesine gerileyerek, tek haneye inmesi hedefleniyor.
Uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayan, Filistin’de gerçekleştirdiği soykırımlarla kamuoyu vicdanını sızlatan terör devleti İsrail, bu kez de küresel çapta aranan azılı suçluların, dolandırıcıların ve cinsel istismarcıların kaçış noktası olmasını mercek altında aldık. Kendi ülkelerinde yolsuzluktan insan kaçırmaya, cinsel suçlardan dolandırıcılığa kadar birçok ağır suçtan aranan isim, İsrail'in sağladığı yasal zırh sayesinde adaletten kaçmayı başarıyor. İsrail, uluslararası suçlular için bir sığınak haline gelmesi, küresel adalet mekanizmalarını da derinden sarsıyor.
MEKSİKALI ESKİ YETKİLİYE SİYASİ KORUMA
Meksika Ceza Soruşturma Dairesi'nin eski direktörü Tomas Zeron, İsrail'in iade etmeyi reddettiği en tartışmalı isimlerin başında geliyor. Meksika'nın FBI'ı olarak bilinen teşkilatın başına geçmeden önce İsrail'de eğitim alan Zeron, onlarca üniversite öğrencisinin kaçırılması, işkence görmesi ve öldürülmesi olaylarında doğrudan rol oynamakla suçlanıyor. Hakkındaki Interpol kırmızı bültenine ve Meksika hükümetinin ısrarlı taleplerine rağmen İsrail, bu iadeyi gerçekleştirmemekte direniyor. İddialara göre Tel Aviv'in bu tavrı, Meksika'nın Birleşmiş Milletler platformlarında İsrail'e yönelik eleştirel tutumuna karşı bir tür cezalandırma yöntemi olarak kullanılıyor.
UKRAYNALI MİLYONERLERİ İADE ETMİYOR
İsrail'in koruma kalkanı altına giren isimler arasında Ukraynalı nüfuzlu figürler de yer alıyor. Ukrayna merkezli insansız hava aracı üreticisi Fire Point'in mali faydalanıcısı olan Timur Mindich, devletin nükleer enerji şirketini hedef alan 100 milyon dolarlık devasa bir zimmet davasının baş şüphelisi ilan edilmeden hemen önce İsrail'e sığındı. Benzer şekilde, Ukrayna'nın PrivatBank eski Yönetim Kurulu Başkanı Oleksandr Dubilet de 2016 yılındaki özelleştirme sürecinde en az 100 milyon doları zimmetine geçirmekle suçlanıyor. Çok sayıda ceza soruşturması ve iade talebi bulunmasına rağmen, İsrail yönetimi Dubilet'i teslim etmeyi kesin bir dille reddediyor.
MİLYON DOLARLIK DOLANDIRICILAR
Finansal dolandırıcılık dünyasının önde gelen isimleri de İsrail'de kendilerine güvenli bir alan bulmuş durumda. Ran Amiran ve Pini Peter olarak bilinen Malhaz Patarkazishvili, Spot Option adlı opsiyon işlem platformu üzerinden gerçekleştirdikleri 100 milyon dolarlık dolandırıcılık nedeniyle ABD Sermaye Piyasası Kurulu tarafından suçlanıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yakın arkadaşı olan Peter, ABD mahkemeleri tarafından 87 milyon dolar ödemeye mahkum edilmesine rağmen bu karara karşı direnişini sürdürüyor.
Öte yandan, taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren bazı İsrail merkezli şirketler de organize dolandırıcılık yöntemleriyle insanları mağdur ediyor. Advanced Moving Systems gibi firmalar, müşterileri düşük fiyatlarla cezbedip eşyalarını teslim aldıktan sonra, fahiş fiyatlar ödenene kadar bu eşyaları rehin tutarak haraç kesiyor. Bu şebekelerle bağlantılı onlarca İsrailli zanlının adaletten kaçarak İsrail'e sığındığı tahmin ediliyor.
MÜCEVHER SEKTÖRÜNDE DEV VURGUN
Lüks mücevher dünyasının tanınan isimlerinden Mordechai "Moti" Ferder de İsrail'e kaçanlar kervanına katıldı. Kaliforniya merkezli lüks mücevher markasının sahibi olan Ferder, şirketini satmadan önce değerini yüksek göstermek amacıyla hesaplarda usulsüzlük yapmakla ve yüz milyonlarca dolarlık borç gizlemekle suçlanıyor. FBI tarafından başlatılan geniş çaplı soruşturmanın ardından Ferder, 2025 yılında Kaliforniya'dan Tel Aviv'e kaçarak izini kaybettirdi.
HOLLYWOOD VE DİPLOMASİ DÜNYASININ CİNSEL SUÇLULARI
İsrail, sadece finansal suçluların değil, ağır cinsel saldırı suçlamalarla ülkesinden kaçan ünlü isimlerin de sığınağı haline geldi. Eski Meksikalı diplomat Andres Roemer, 61 kadının tecavüz ve cinsel saldırı şikayetlerinin ardından 2021 yılında İsrail'e kaçtı. Kudüs'teki bir mahkeme iade kararı vermiş olsa da Roemer halen İsrail'de ev hapsinde tutuluyor ve iade süreci sürüncemede bırakılıyor.
Hollywood'un ünlü yönetmenleri Brett Ratner ve Bryan Singer da benzer suçlamalarla İsrail'e sığınan isimler arasında. Netanyahu'nun yakın dostu olan ve Bitirim İkili filminin yönetmeni Brett Ratner, setlerdeki cinsel taciz iddialarının ardından 2023'te İsrail'e kaçtı. X-Men ve Olağan Şüpheliler filmlerinin yönetmeni Bryan Singer ise çocuk istismarı da dahil olmak üzere çok sayıda cinsel istismar suçlamasıyla karşı karşıya kaldıktan sonra 2020 yılında İsrail'e sığınarak yargılanmaktan kurtuldu.
<p>Dünyanın dört bir yanından kaçan dolandırıcılar, cinsel suçlular ve yolsuzluğa bulaşmış siyasetçiler için adeta bir sığınak haline gelen İsrail, iade taleplerini reddederek adaletin tecelli etmesini engelliyor.</p>
2027-2029 dönemini kapsayan OVP'den edinilen bilgiye göre, yatırımcı ve sermaye piyasalarına yönelik adımlar gelecek dönemde de sürecek.
Bu kapsamda, sermaye piyasalarının etkinliğinin artırılması amacıyla düzenleyici çerçeve gözden geçirilecek.
Bunun yanı sıra pay piyasalarında güncelleme ve geliştirme çalışmaları yapılarak sermaye piyasaları derinleştirilecek.
Yatırım hizmet ve faaliyetleri, yatırım kuruluşlarının kuruluş ve faaliyet esasları, aracı kurumların sermaye ve sermaye yeterliliği yükümlülükleriyle, sermaye piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ile ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin düzenleyici çerçeve, bütüncül biçimde gözden geçirilecek.
TÜRK LİRASI TASARRUF VE YATIRIM ARAÇLARI ÇEŞİTLENDİRİLECEK
Sermaye piyasalarında yatırımcı ve yatırım kuruluşları kaynaklı risklerin bütüncül izlenmesi, sistemik risklerin tespiti ve erken uyarı amacıyla "Yatırımcı Risk Merkezi" kurulacak ve "Yatırımcı Risk Takip Sistemi" oluşturulacak.
Öte yandan, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi sağlanarak, sermaye piyasaları derinleştirilecek.
Şirketlerin sermaye piyasalarının sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanabilmesine yönelik düzenlemeler yapılacak ve nitelikli halka arzların artırılması desteklenecek.
Pay piyasasında takas süresinin kısaltılmasına yönelik mevzuat, sistem, operasyon ve piyasa uyum çalışmaları tamamlanacak. Ayrıca, pay piyasasında pazar sınıflandırma ölçütleri, likidite ve volatilite özelliklerini daha etkin yansıtacak şekilde güncellenecek.
Derecelendirme ve bağımsız denetim sektörlerinin etkinliğinin artırılması amacıyla ilgili mevzuat uluslararası uygulamalar doğrultusunda iyileştirilecek.
Finansal teknolojilerin yaygınlaştırılması amacıyla OVP kapsamında, bu teknolojilere yönelik düzenleme altyapısı geliştirilecek, bu faaliyetlerin ölçeği, etkinlik ve güvenliği artırılarak, yaygınlaşması sağlanacak.
Dijital Türk lirasının iktisadi, hukuki ve güvenlik boyutları ele alınarak kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik altyapı çalışmaları tamamlanacak.
Fonların Anlık ve Sürekli Transferi (FAST) ve FAST katman servislerle ödeme hizmetlerinde veri paylaşım servislerinin yaygınlığının artmasını destekleyen çalışmalar yürütülecek.
ÖDEME VE ELEKTRONİK PARA KURULUŞLARININ SİBER GÜVENLİK DAYANIKLILIĞI ARTIRILACAK
Kartlı ödemelerde yerli ve milli kart şeması TROY'un kullanım yaygınlığını artıracak çalışmalar yürütülecek.
Ödeme ve elektronik para kuruluşlarının, siber güvenlik alanında dayanıklılık seviyesinin artırılmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilecek.
Yenilikçi finansal hizmetlerin sunulduğu ve katma değeri yüksek uygulama ve teşebbüslerin ortaya çıktığı ödeme hizmetleri ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik düzenleme çalışmaları sürdürülecek.
Öte yandan, sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihraç edilebilmesine ve kayden izlenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenecek.
<p>2027-2029 OVP kapsamında sermaye piyasalarının derinleştirilmesi için “Yatırımcı Risk Merkezi” kurulacak, halka arzlar desteklenecek ve Türk lirası yatırım araçları çeşitlendirilecek. Dijital Türk lirası, TROY ve FAST'ın yaygınlaştırılması ile sermaye piyasası araçlarının kripto varlık olarak ihraç edilmesine yönelik düzenlemeler de hayata geçirilecek.</p>
Meksika'da oyun oynadığı sırada aniden yola fırlayan bir çocuk, çevrede bulunan bir çalışanın hızlı müdahalesi sayesinde aracın altında kalmaktan son anda kurtarıldı.
<p>Görüntüler Meksika'dan.Oyun oynarken bir anda yola çıkan çocuğu aracın altında kalmaktan son anda kurtardı. Çalışanın kendi hayatını da tehlikeye atarak çocuğu kurtarmak için yaptığı hareket takdir topladı.</p>
<p>SANİYELERLE GELEN KURTULUŞ</p>
<p>Çocuğu aracın altında kalmasına milimetreler kala kenara çekmeyi başaran vatandaş, olası bir facianın önüne geçti. Saniyeler içinde gerçekleşen olayın ardından çocuğun yara almadan kurtulduğu görüldü. Çevredeki kameralara yansıyan o anlar, kısa sürede yayılarak büyük yankı uyandırdı. Kendi canını tehlikeye atarak küçük çocuğun hayatını kurtaran kişinin bu hareketi, izleyenler tarafından büyük takdir topladı.</p>
ABD'de hükümetle sözleşmeli iş yürüten şirketlerin ürünleri etkin şekilde tedarik etmek, depolamak ve sevk etmek için milyonlarca dolarlık sermaye yatırımı yapması gerekebiliyor. The Street'in haberine göre gerekli sermaye yatırımı, yüklenicilerin operasyonlarını finanse etmek için borçlanmasını da zorunlu kılabiliyor.
Hükümet kurumlarının yüklenicilere yüz milyonlarca dolar gelir sağlayan sözleşmeleri iptal etmeye başlamasıyla sözleşmeli iş yürüten şirketlerin mali yapısının da hızla bozulabildiği ifade edildi.
ABD ordusu ve müttefiklerine kritik öneme sahip, ölümcül olmayan askeri ekipman ve hizmetler sağlayan Noble Supply & Logistics LLC, iflas başvurusunda bulundu.
ABD Savunma Bakanlığı'nın önemli yüklenicilerinden Boston merkezli şirket, bazı kazançlı savunma sözleşmelerini kaybetmesinin ardından Chapter 11 (Bölüm 11) kapsamında iflas koruması talep etti.
Şirket, 30 Ağustos'ta Delaware Bölgesi ABD İflas Mahkemesi'ne gönüllü olarak başvurdu. Mahkeme belgelerine göre şirketin 100 milyon ila 500 milyon dolar arasında varlığı, 500 milyon ila 1 milyar dolar arasında borcu bulunuyor. Bu borçların 292 milyon dolardan fazlasının finanse edilmiş borçlardan oluştuğu belirtildi.
DEVLET KURUMLARIYLA SÖZLEŞMELER
2003 yılında Thomas W. Noble III tarafından kurulan Noble Supply & Logistics'in, ABD Savunma Lojistik Ajansı'nın (DLA) beşinci büyük ana tedarikçisi olduğu belirtildi. Şirketin ayrıca, ABD ordusunun yanı sıra Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve Dışişleri Bakanlığı dahil olmak üzere bazı federal ve eyalet kurumlarının tedarik zincirlerini yöneten Genel Hizmetler İdaresi (GSA) ile de ortaklığı bulunduğu aktarıldı.
Noble'ın sözleşmelerinin iki ana kategoriden oluştuğu belirtildi. Buna göre High Touch Customer Solutions, şirket faaliyetlerinin yüzde 70'ini, Global Supply Chain Program ise kalan yüzde 30'unu oluşturdu.
High Touch portföyünde, müşterilere 1 ila 10 yıllık dönem boyunca belirli bir sipariş takvimi veya asgari satın alma taahhüdü olmaksızın, belirsiz miktarda ürün veya hizmet sağlayan 100'den fazla çoklu ödüllü sözleşme bulunduğu aktarıldı.
Mahkeme belgelerine göre Noble'ın bu sözleşmeler kapsamında insansız hava araçları, iletişim ekipmanları, güvenlik ekipmanları ve taktik teçhizat sağladığı belirtildi.
Şirketin Global Supply Chain sözleşmelerinin ise Noble'ın anlaşmalarda yer alan ürünleri tedarik ettiği, depoladığı ve dağıttığı 12 adet tek ödüllü, 5 veya 10 yıllık belirsiz teslimat-belirsiz miktar sözleşmesinden oluştuğu kaydedildi.
Noble'ın en büyük iş kolunun, Savunma Bakanlığı ve diğer federal kurumlara taktik, hayatta kalma ve destek ekipmanları ile hizmetler sağlayan Defense & Federal Solutions olduğu belirtildi. Bu birimin 2025 yılında şirkete 674 milyon dolar gelir sağladığı aktarıldı.
KURUM SÖZLEŞMEYİ YENİLEMEDİ
Şirketin mali sıkıntılarının, Savunma Lojistik Ajansı'nın Aralık 2024'te Noble'a, en büyük tek ödüllü sözleşmesi olan 10 yıllık ve 1,2 milyar dolarlık FSG-53 sözleşmesini Haziran 2026'da yenilemeyeceğini bildirmesinin ardından önemli ölçüde arttığı belirtildi.
Söz konusu sözleşme kapsamında Noble'ın kuruma havacılık ve uzay ürünleri tedarik ettiği aktarıldı.
Savunma Lojistik Ajansı'nın ayrıca sözleşme kapatma prosedürlerine ve sözleşme kapsamında satın alınması planlanan stokların geri alımına ilişkin yükümlülükleri yerine getirmediği, bunun da Noble'ı FSG-53 sözleşmesini desteklemek amacıyla alınmış 70 milyon dolarlık stok ve satın alma yükümlülüğüyle karşı karşıya bıraktığı kaydedildi.
Savunma Lojistik Ajansı'nın Mart 2026'da Noble'a Fire and Emergency Services Equipment sözleşmesini de yenilemeyeceğini bildirdiği, Mayıs 2026'da ise diğer kritik sözleşmeler için ek yenilememe bildirimleri gönderdiği aktarıldı.
Mahkeme belgelerinde sözleşmelerin neden yenilenmediğine ilişkin belirli bir gerekçe verilmediği belirtildi.
ŞİRKET ÇALIŞANLARA WARN BİLDİRİMİ GÖNDERDİ
19 farklı lokasyonda 294 çalışanı bulunan Noble'ın, kredi kuruluşlarıyla bir borç erteleme anlaşması yaptıktan ve o dönemde sınırlı finansman veya satış seçenekleriyle faaliyetlerini sonlandırma ihtimaliyle karşı karşıya kaldıktan sonra 10 Ağustos'ta Worker Adjustment and Retraining Notification (WARN) bildirimi yayımladığı aktarıldı.
Mahkeme belgelerine göre Savunma Lojistik Ajansı, 27 Ağustos'ta taktik teçhizat ve güvenlik ekipmanlarını kapsayan özel operasyon ekipmanı sözleşmesi kapsamındaki 400 milyon dolarlık siparişi iptal etti. Şirketin, 1978 tarihli Contracts Disputes Act kapsamında bu karara itiraz etmeyi planladığı belirtildi.
Söz konusu özel operasyon ekipmanı sözleşmesinin 2025 yılında Noble'a 630 milyon dolar gelir sağladığı aktarıldı.
Şirketin borç yükümlülüklerini ve birden fazla sözleşmenin iptal edilmesini değerlendirdikten sonra faaliyetlerini istikrara kavuşturmak ve varlıklarının değerini en üst düzeye çıkarmak için en iyi seçeneğin Chapter 11 kapsamında iflas başvurusunda bulunmak olduğuna karar verdiği belirtildi.
Gün içinde yapılan basit seçimler, yıllar içinde sağlık açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor. Yeni bir araştırma da asansör yerine merdiven kullanma alışkanlığının kalp ve damar sağlığı üzerindeki olası etkisini gözler önüne serdi. 480 binden fazla kişinin verilerinin değerlendirildiği kapsamlı çalışmada, düzenli olarak merdiven kullanan kişilerin ölüm risklerinin daha düşük olduğu tespit edildi.
HER GÜN MUTLAKA YAPIN: KALP KRİZİNİ ÖNLÜYOR! KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜYOR
Doğu Anglia Üniversitesi ile Norfolk ve Norwich Üniversite Hastanesi'nden araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmada, yaklaşık 1.900 araştırma tarandı. Bilimsel açıdan yüksek kaliteli olduğu belirlenen 9 çalışmadan elde edilen ve 480 binden fazla kişiyi kapsayan veriler ayrıntılı biçimde incelendi.
Yaklaşık 14 yıllık takip sürecine dahil edilen katılımcıların yaşlarının 35 ila 84 arasında değiştiği belirtildi. Araştırmada yalnızca herhangi bir sağlık sorunu bulunmayan kişiler değil, daha önce kalp hastalığı yaşamış bireyler de yer aldı.
Elde edilen bulgular, merdiveni düzenli kullanan kişilerde kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskinin, merdiveni seyrek kullananlara kıyasla yüzde 39 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Tüm nedenlere bağlı ölüm riski açısından da yüzde 24'lük daha düşük bir oran belirlendi.
Araştırmada merdiven kullanımının etkisi yalnızca ölüm riski üzerinden değerlendirilmedi. ScienceDaily'de aktarılan çalışmaya göre, düzenli olarak merdiven çıkan kişilerde kalp krizi, inme ve kalp yetmezliği gibi önemli kardiyovasküler rahatsızlıkların görülme ihtimalinin de daha düşük olduğu görüldü.
Araştırmanın dikkat çeken noktalarından biri de merdiven çıkmanın fayda sağlaması için uzun süreli ve yoğun egzersizlerin şart olmayabileceği oldu. Önceki çalışmalar, haftada birkaç kez kısa süreli merdiven çıkmanın dahi kalp ve akciğerlerin egzersiz kapasitesini geliştirmeye ve kolesterol düzeylerinin iyileşmesine katkı sunabileceğine işaret ediyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi hedefliyoruz" dedi. Gürlek, 12. Yargı Paketi'ndeki düzenlemelerin bir kısmının yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, söz konusu yeni düzenlemelerin de ekim ayında gündeme gelecek ikinci kısımda yer alacağını bildirdi. Gürlek, 25 maddeden oluşacağını bildirdiği yeni düzenlemede, kira tespit davalarının dokuz ayda, tahliye davalarının ise 1,5 yılda tamamlanmasını da hedeflediklerini söyledi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Adalet Sarayı Konferans Salonu'nda Ankara 2 No'lu Barosu'nun 2026-2027 Adli Yıl Açılış Programı'na katıldı. Programdaki davetliler arasında MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, bakan yardımcıları, HSK üyeleri ve Danıştay Başsavcısı da bulundu.
"Ülkemizde her şeyde olduğu gibi mevcut zengin kaynağımızla yargıda da bağımsız ve vatandaşımıza odaklı yapılanmayı tamamladık. Çarkları en etkin ve verimli şekilde işletmeyi başardık. Malumunuz, tarihsel süreçte milletimize hizmet etmesi gereken bu değerli kurumlarımız; darbeci, vesayetçi anlayışların ve uluslararası güç odaklarının dolambaçlı usullerinin aparatı hâline getirilmek istendi. Milletimizin feraseti, devlet aklının kararlılığı ve kurumlarımızın güçlü refleksleriyle bu darboğazlardan, bu proje ürünü türbülanslardan Allah'ın izniyle çıkmayı başardık. Allah bu millete bir daha böyle günler göstermesin.
Değerli dostlar, aramızda çok genç avukat arkadaşlarımız da var. Bizler 20, 30 hatta 40 yıl öncesinden bugüne ülkemizin hangi süreçlerden geçtiğini ve bugün bulunduğu yere gelebilmek için ne büyük bedeller ödediğini biliyoruz. Bugünkü toplumsal huzurun, siyasi istikrarın ve sivil temsil kabiliyetinin her zaman var olmadığını hep birlikte hatırlamak durumundayız. Bu ülke onlarca yıl boyunca olağanüstü hâl uygulamalarına, yargının işlemez hâle getirildiği dönemlere ve vatandaşın değil vesayetin hizmetine sunulmak istenen hukuk sistemine şahit oldu. Çok şükür bugün geldiğimiz nokta itibarıyla çok iyi bir konumdayız.
Ülke ve millet olarak büyük bedeller ödedik. Geçmişten bugüne kronikleşen, milletimizin kalkınmasının, huzurunun ve güvenliğinin ayağında bir pranga hâline getirilen terör belasından kurtulduk. Bu tehdidin kalıcı olarak ortadan kaldırılması konusunda da son derece kararlıyız. Bütün bu tecrübeler devletimizin kurumlarıyla toplumumuzun bütün kesimleri arasında birlik ve dayanışmanın taşıdığı hayati önemi açıkça göstermektedir.
"DEVLET DEVASA BİR DUVAR İSE KURUMLAR BU DUVARIN TUĞLASIDIR"
Değerli avukat dostlarım; devlet devasa bir duvar ise her bir birey ve her bir kurum da bu duvarın bir tuğlasıdır. Bu duvarda asla kırık, dökük ve gedik olmamalıdır. Bugün işleyişin en önemli taşıyıcı unsurlarından biri de barolarımız ve onları oluşturan avukatlarımızdır. Ziyaret ettiğimiz her ilde baro başkanlarımız ve yönetimleriyle mutlaka bir araya geliyoruz. Mesleki meseleleri doğrudan istişare ediyoruz. Aynı zamanda o ildeki yargı altyapımızın yerel düzeydeki durumunu ve işleyişini değerlendirmek; yargı teşkilatımız ile avukatlarımız arasındaki uyumu ve profesyonel kurumsal iletişimi daha ileri bir seviyeye taşımak amacıyla diyaloğumuzu sürdürüyoruz ve sürdürmeye kararlıyız.
Kıymetli avukatlar; bununla beraber Ankara 2 No'lu Baromuzun Türk Dünyası Hukuk İş Birliği Komisyonu vasıtasıyla yürüttüğü çalışmaları yakından takip ediyorum. Ortak tarih ve medeniyet değerlerimizi paylaştığımız Türk dünyasıyla siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarımız güçlenirken barolarımız ve hukukçularımız arasında iş birliğinin eğitimden tahkime, mevzuat çalışmalarından karşılıklı tecrübe paylaşımına kadar geniş bir alanda geliştirilmesini önemli görüyorum. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan Türk dünyasında bu gönüllü elçilerimizin fedakârca çalışmalarını yürekten alkışlıyorum. Bu alanda emek veren baro yönetimimizi ve bu çalışmalara katkı sunan bütün avukatlarımızı gönülden kutluyorum.
Değerli arkadaşlar, hepimiz büyük bir adalet ailesinin farklı sorumluluklar üstlenen mensuplarıyız. Bir saatin çarkları gibi hâkimlerimizin, cumhuriyet savcılarımızın, avukatlarımızın ve adalet teşkilatımızın bütün çalışanlarının emekleri de birbirini tamamlamaktadır. Çünkü hepimizin hedefi; hakkın sahibine zamanında teslim edildiği, vatandaşlarımızın hukuk güvenliği içerisinde yaşadığı bir düzeni birlikte inşa etmektir. Bu sebeple bakanlığımıza sunulacak yapıcı, uygulanabilir ve çözüm odaklı tekliflere kapımız açıktır. Yeter ki çözümümüzün merkezinde hukuk, gayemizin merkezinde adalet, çalışmalarımızın merkezinde de milletimizin menfaati bulunsun.
Kıymetli avukat meslektaşlarım; dünya hukuk düzeni bugün tarihi bir imtihandan geçmektedir. İnsan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve insanlık onurunu dillerinden düşürmeyen çoğu Batı ülkesinin ağır mağduriyetler karşısında sergilediği çifte standart, uluslararası hukuka duyulan güveni ciddi biçimde sarsmıştır. Yakın coğrafyamızda evrensel hukuk güvencesi altında yaşayan insanların onlarca yıldır göçe, soykırıma ve katliama maruz kaldıklarına; bir damla insan kanının bir damla petrolden daha değersiz olduğunu ispatlarcasına adil bir dünya düzeninden mahrum bırakıldığına maalesef hep birlikte şahit olduk. Zulüm ve haksızlık karşısında mağdurun kimliğine, inancına ve yaşadığı coğrafyaya göre farklı tutumlar sergilenmesi, uluslararası hukukun evrensellik iddiasına zarar vermektedir. Uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığı ve hukuk kurallarının güçlü devletlerin çıkarlarına göre farklı biçimde uygulandığı bu dönemde Türkiye; hukuk kurumlarımızın, barolarımızın ve avukatlarımızın katkılarıyla insan hakları ihlallerine karşı tutarlı bir yaklaşım benimsemeye ve uluslararası hukukun etkin bir biçimde işletilmesi için çaba göstermeye devam etmektedir. Açıkça söylüyorum ki bu, Türk milletinin tarihinden devraldığı önemli görevlerden ve üstlendiği asil sorumluluklardan biridir. Türk adaleti ve hukuku nerede kime lazımsa orada olmaya devam edecektir.
"İÇ CEPHESİ ZAYIF BİR TOPLUM YOK OLMAYA MAHKÛMDUR"
Değerli katılımcılar; karşı karşıya olduğumuz tablo adalet merkezli, tutarlı ve bağımsız bir duruşun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Siyasi istikrarı, gelişen ekonomisi, millî birlik ve kardeşlik iradesi, köklü devlet geleneği ve güçlü hukuk sistemiyle Türkiye; bölgesinde ve dünyada adalet arayanların umudu olmaya devam edecektir. Bunun yolu öncelikle kendi iç cephemizi tahkim etmekten, birlik ve beraberliğimizi korumaktan ve ülkemizin güvenli geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmekten geçmektedir. Kendi içerisinde güçlü, huzurlu ve dayanışma içerisinde olan bir Türkiye; insanlığın barışına, bölgesel istikrara ve küresel adalete çok daha büyük katkılar sunacaktır. İç cephesi zayıf bir toplum her zaman yok olmaya mahkûm olur. Bundan yaklaşık yüz yıl önce Millî Mücadelemize merkezlik eden Ankara'nın yanı başına kadar ilerleyen işgalci güçler vardı; onların top sesleri Polatlı'ya kadar dayanmıştı. İşte tarihimizden ibret almalı ve asla rehavete kapılmamalıyız. Şüphesiz güçlü Türkiye'nin üzerinde yükseleceği en sağlam zemin adalet ve hukuk güvenliğidir.
Ankara 2 No'lu Baromuzun kıymetli mensupları; hukuk karşısında herkes eşittir. Hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. AdaletHerkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı konumda göremez. Toplum vicdanı asla müsamaha göstermeyeceği gibi Türkiye yargısı da bu konuda tavizsiz bir biçimde görevini icra etmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği bizim en önemli önceliğimizdir. Onların vicdanı, bizlerin gerçeğini yansıtan en doğru terazidir.
"GENÇLERİMİZİ ZEHİRLEYEN YAŞAM TARZLARININ ÜZERİNE GİTTİK"
Bu anlayışla son zamanlarda hep birlikte şahit olduğumuz üzere, toplumumuza örnek olması gereken popüler kişiliklerin millî ve ahlaki değerlerimizi zedelediklerini, hukuksuzluğu özendiren yaşam tarzlarıyla gençlerimizi ve gelecek nesilleri zehirlediklerini gördük. Gereken yasal işlemleri gerçekleştirerek bu sorunun üzerine kararlılıkla gittik. Kültürel ve ahlaki çöküntüye zemin hazırlayan her kişi ve kurum, bizim yakından gözlemlediğimiz ve tedbir aldığımız öncelikli hedeflerimizdendir. Aynı şekilde insanlarımızın iyi niyetle yaptıkları sosyal dayanışma projelerini suistimal eden herkese karşı hukukun üstünlüğünü ve milletimizin haklarını koruyan adımlar attık. Her alanda yasalarımızın etrafından dolanmaya çalışan kişi ve kurumlara karşı gereken önleyici tedbirleri aldık.
Adalet sistemimizi ayakta tutan hukuk düzeninin en önemli unsurlarından biri olan avukatlık; vatandaşın sesini yargı mercilerine taşıyan, hak arama hürriyetini somutlaştıran ve aynı zamanda kamu hizmeti niteliği taşıyan güçlü bir müessesedir. Avukatlık mesleğinin ve bu büyük ailenin her bir bireyinin hassasiyet göstermesi gereken etik değerler olduğunu biliyoruz.
Yargılama faaliyetlerinin farklı noktalarında görev alsak da hepimizin ortak amacı hakkı ortaya çıkarmak ve adaletin tecellisini sağlamaktır. Sorunlarımız da bu sorunlar için üreteceğimiz çözümler de ortaktır. Bu konuda barolarla sürekli istişare hâlindeyiz. Daha güçlü bir hukuk sistemi için aynı masa etrafında konuşmaya, birbirimizi dinlemeye ve ortak akılla hareket etmeye devam etmeliyiz.
SAVUNMA MAKAMI İÇİN KAPSAMLI REFORM ADIMLARI
Değerli arkadaşlar; 2025-2029 Yargı Reformu Strateji Belgemizde savunmayı güçlendirmeyi ve avukatlarımızın adli süreçlere daha etkin katılımını sağlamayı temel hedeflerimiz arasına aldık. Yeni Avukatlık Kanunu hazırlıklarından bilgi ve belgeye erişim yetkilerinin genişletilmesine; genç, bağlı çalışan ve kamu avukatlarımızın desteklenmesinden CMK ve adli yardım hizmetleri ile çalışma şartlarının iyileştirilmesine kadar bir çok alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Avukatlık hizmetlerindeki vergi yükünün azaltılması, UYAP ve e-Duruşma uygulamalarının geliştirilmesi, mesleki faaliyetleri nedeniyle avukatlara yönelik şiddetle mücadele ve avukatla temsilin yaygınlaştırılması adımlarımızı barolarımızla istişare içerisinde atmaya devam edeceğiz.
Malumunuz, 12. Yargı Paketi'nin ilk kısmı kanunlaşarak yürürlüğe girdi. İnşallah ekim ayında ikinci kısmını da gündeme getireceğiz. 24 veya 25 maddeden oluşmasını öngördüğümüz bu pakette avukatlarımızın yaşadığı sorunların çözümüne yönelik bazı düzenlemeleri de eklemeyi temenni ediyorum. Bu konuları Ankara 2 No'lu Baromuzun Sayın Başkanı ile sürekli görüşüyor, avukatlarımızın talep ve beklentilerini istişare içerisinde değerlendiriyoruz.
AVUKATLARA SİLAH RUHSATINDA HARÇ MÜJDESİ
Avukatlarımızın silah ruhsatı ücretleri konusunda da sürekli talepleri geliyor. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanımızla görüşmeler yaptık. Sağ olsunlar, onlar da bize yardımcı oldular. İnşallah ekim ayında gündeme gelecek pakette; silah ruhsatı ücretinin ilk başvuruda harcın yarısı oranında alınması, devamındaki yenilemelerde ise ücret alınmaması yönünde ortak bir mutabakata vardık.
"KİRA DAVALARI 9 AYDA, TAHLİYELER 1,5 YILDA TAMAMLANACAK"
Avukatlarımız açtıkları davaların ne kadar sürede sonuçlanacağını bilmek zorundadır. Bu nedenle hâkim ve savcı arkadaşlarımızın yargıda belirlenen hedef sürelere riayet etmesi gerektiğini katıldığım her programda ve her fırsatta ifade ediyorum. Kira tespit davalarının 9 ayda, tahliye davalarının 1,5 yılda tamamlanmasını hedefliyoruz. Ayrıca boşanma davalarının uzamasını önleyecek tedbirler ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı sonrasında nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi hedefliyoruz.
Adalet teşkilatımızın bütün mensuplarının avukatlarımıza karşı nezaket ve mesleki saygınlık içerisinde hareket etmeleri gerektiğini her gittiğim yerde vurguluyorum. Yargı teşkilatı mensuplarımızın bu hassasiyeti gözetme konusundaki gayretleri bizleri sevindiriyor. Çünkü 27 bin 500 hâkim ve savcımızla, 211 bin avukatımızla aynı hukuk ailesinin mensuplarıyız. İnşallah yeni adli yılda da yürüttüğümüz çalışmaların sonuçlarını hep birlikte uygulamada göreceğiz.
Değerli katılımcılar; her kitleyle, her heyetle bir araya geldiğimde ısrarla üzerinde durduğum hususlardan biri de güçlü Türkiye hedefimize ulaşmanın güçlü bir hukuk düzeninden geçtiği konusudur. "Adaletin Yüzyılı" vizyonunu hayata geçirirken sivil, demokratik ve kuşatıcı yeni bir anayasa hedefimizden vazgeçmeden; hukuk devletimizi, demokrasimizi ve temel hakları daha ileri taşıma yönündeki irademizi inşallah sürdüreceğiz."
<p>Ankara 2 No'lu Barosu'nun 2026-2027 Adli Yıl Açılış Programı'nda konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi planlıyoruz." dedi.</p>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarından satır başları;</p>
<p>Ülkemizde her şeyde olduğu gibi mevcut zengin kaynağımızla yargıda da bağımsız ve vatandaşımıza odaklı yapılanmayı tamamladık. Çarkları en etkin ve verimli şekilde işletmeyi başardık. Malumunuz, tarihsel süreçte milletimize hizmet etmesi gereken bu değerli kurumlarımız; darbeci, vesayetçi anlayışların ve uluslararası güç odaklarının dolambaçlı usullerinin aparatı hâline getirilmek istendi. Milletimizin feraseti, devlet aklının kararlılığı ve kurumlarımızın güçlü refleksleriyle bu darboğazlardan, bu proje ürünü türbülanslardan Allah'ın izniyle çıkmayı başardık. Allah bu millete bir daha böyle günler göstermesin.</p>
<p>Değerli dostlar, aramızda çok genç avukat arkadaşlarımız da var. Bizler 20, 30 hatta 40 yıl öncesinden bugüne ülkemizin hangi süreçlerden geçtiğini ve bugün bulunduğu yere gelebilmek için ne büyük bedeller ödediğini biliyoruz. Bugünkü toplumsal huzurun, siyasi istikrarın ve sivil temsil kabiliyetinin her zaman var olmadığını hep birlikte hatırlamak durumundayız. Bu ülke onlarca yıl boyunca olağanüstü hâl uygulamalarına, yargının işlemez hâle getirildiği dönemlere ve vatandaşın değil vesayetin hizmetine sunulmak istenen hukuk sistemine şahit oldu. Çok şükür bugün geldiğimiz nokta itibarıyla çok iyi bir konumdayız.</p>
<p>Ülke ve millet olarak büyük bedeller ödedik. Geçmişten bugüne kronikleşen, milletimizin kalkınmasının, huzurunun ve güvenliğinin ayağında bir pranga hâline getirilen terör belasından kurtulduk. Bu tehdidin kalıcı olarak ortadan kaldırılması konusunda da son derece kararlıyız. Bütün bu tecrübeler devletimizin kurumlarıyla toplumumuzun bütün kesimleri arasında birlik ve dayanışmanın taşıdığı hayati önemi açıkça göstermektedir.</p>
<p>Değerli avukat dostlarım; devlet devasa bir duvar ise her bir birey ve her bir kurum da bu duvarın bir tuğlasıdır. Bu duvarda asla kırık, dökük ve gedik olmamalıdır. Bugün işleyişin en önemli taşıyıcı unsurlarından biri de barolarımız ve onları oluşturan avukatlarımızdır. Ziyaret ettiğimiz her ilde baro başkanlarımız ve yönetimleriyle mutlaka bir araya geliyoruz. Mesleki meseleleri doğrudan istişare ediyoruz. Aynı zamanda o ildeki yargı altyapımızın yerel düzeydeki durumunu ve işleyişini değerlendirmek; yargı teşkilatımız ile avukatlarımız arasındaki uyumu ve profesyonel kurumsal iletişimi daha ileri bir seviyeye taşımak amacıyla diyaloğumuzu sürdürüyoruz ve sürdürmeye kararlıyız.</p>
<p>Kıymetli avukatlar; bununla beraber Ankara 2 No'lu Baromuzun Türk Dünyası Hukuk İş Birliği Komisyonu vasıtasıyla yürüttüğü çalışmaları yakından takip ediyorum. Ortak tarih ve medeniyet değerlerimizi paylaştığımız Türk dünyasıyla siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarımız güçlenirken barolarımız ve hukukçularımız arasında iş birliğinin eğitimden tahkime, mevzuat çalışmalarından karşılıklı tecrübe paylaşımına kadar geniş bir alanda geliştirilmesini önemli görüyorum. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan Türk dünyasında bu gönüllü elçilerimizin fedakârca çalışmalarını yürekten alkışlıyorum. Bu alanda emek veren baro yönetimimizi ve bu çalışmalara katkı sunan bütün avukatlarımızı gönülden kutluyorum.</p>
<p>Değerli arkadaşlar, hepimiz büyük bir adalet ailesinin farklı sorumluluklar üstlenen mensuplarıyız. Bir saatin çarkları gibi hâkimlerimizin, cumhuriyet savcılarımızın, avukatlarımızın ve adalet teşkilatımızın bütün çalışanlarının emekleri de birbirini tamamlamaktadır. Çünkü hepimizin hedefi; hakkın sahibine zamanında teslim edildiği, vatandaşlarımızın hukuk güvenliği içerisinde yaşadığı bir düzeni birlikte inşa etmektir. Bu sebeple bakanlığımıza sunulacak yapıcı, uygulanabilir ve çözüm odaklı tekliflere kapımız açıktır. Yeter ki çözümümüzün merkezinde hukuk, gayemizin merkezinde adalet, çalışmalarımızın merkezinde de milletimizin menfaati bulunsun.</p>
<p>Kıymetli avukat meslektaşlarım; dünya hukuk düzeni bugün tarihi bir imtihandan geçmektedir. İnsan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve insanlık onurunu dillerinden düşürmeyen çoğu Batı ülkesinin ağır mağduriyetler karşısında sergilediği çifte standart, uluslararası hukuka duyulan güveni ciddi biçimde sarsmıştır. Yakın coğrafyamızda evrensel hukuk güvencesi altında yaşayan insanların onlarca yıldır göçe, soykırıma ve katliama maruz kaldıklarına; bir damla insan kanının bir damla petrolden daha değersiz olduğunu ispatlarcasına adil bir dünya düzeninden mahrum bırakıldığına maalesef hep birlikte şahit olduk. Zulüm ve haksızlık karşısında mağdurun kimliğine, inancına ve yaşadığı coğrafyaya göre farklı tutumlar sergilenmesi, uluslararası hukukun evrensellik iddiasına zarar vermektedir. Uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığı ve hukuk kurallarının güçlü devletlerin çıkarlarına göre farklı biçimde uygulandığı bu dönemde Türkiye; hukuk kurumlarımızın, barolarımızın ve avukatlarımızın katkılarıyla insan hakları ihlallerine karşı tutarlı bir yaklaşım benimsemeye ve uluslararası hukukun etkin bir biçimde işletilmesi için çaba göstermeye devam etmektedir. Açıkça söylüyorum ki bu, Türk milletinin tarihinden devraldığı önemli görevlerden ve üstlendiği asil sorumluluklardan biridir. Türk adaleti ve hukuku nerede kime lazımsa orada olmaya devam edecektir.</p>
<p>Değerli katılımcılar; karşı karşıya olduğumuz tablo adalet merkezli, tutarlı ve bağımsız bir duruşun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Siyasi istikrarı, gelişen ekonomisi, millî birlik ve kardeşlik iradesi, köklü devlet geleneği ve güçlü hukuk sistemiyle Türkiye; bölgesinde ve dünyada adalet arayanların umudu olmaya devam edecektir. Bunun yolu öncelikle kendi iç cephemizi tahkim etmekten, birlik ve beraberliğimizi korumaktan ve ülkemizin güvenli geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmekten geçmektedir. Kendi içerisinde güçlü, huzurlu ve dayanışma içerisinde olan bir Türkiye; insanlığın barışına, bölgesel istikrara ve küresel adalete çok daha büyük katkılar sunacaktır. İç cephesi zayıf bir toplum her zaman yok olmaya mahkûm olur. Bundan yaklaşık yüz yıl önce Millî Mücadelemize merkezlik eden Ankara'nın yanı başına kadar ilerleyen işgalci güçler vardı; onların top sesleri Polatlı'ya kadar dayanmıştı. İşte tarihimizden ibret almalı ve asla rehavete kapılmamalıyız. Şüphesiz güçlü Türkiye'nin üzerinde yükseleceği en sağlam zemin adalet ve hukuk güvenliğidir.</p>
<p>Ankara 2 No'lu Baromuzun kıymetli mensupları; hukuk karşısında herkes eşittir. Hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. Adalet herkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı konumda göremez. Toplum vicdanı asla müsamaha göstermeyeceği gibi Türkiye yargısı da bu konuda tavizsiz bir biçimde görevini icra etmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği bizim en önemli önceliğimizdir. Onların vicdanı, bizlerin gerçeğini yansıtan en doğru terazidir.</p>
<p>Bu anlayışla son zamanlarda hep birlikte şahit olduğumuz üzere, toplumumuza örnek olması gereken popüler kişiliklerin millî ve ahlaki değerlerimizi zedelediklerini, hukuksuzluğu özendiren yaşam tarzlarıyla gençlerimizi ve gelecek nesilleri zehirlediklerini gördük. Gereken yasal işlemleri gerçekleştirerek bu sorunun üzerine kararlılıkla gittik. Kültürel ve ahlaki çöküntüye zemin hazırlayan her kişi ve kurum, bizim yakından gözlemlediğimiz ve tedbir aldığımız öncelikli hedeflerimizdendir. Aynı şekilde insanlarımızın iyi niyetle yaptıkları sosyal dayanışma projelerini suistimal edenHerkese karşı hukukun üstünlüğünü ve milletimizin haklarını koruyan adımlar attık. Her alanda yasalarımızın etrafından dolanmaya çalışan kişi ve kurumlara karşı gereken önleyici tedbirleri aldık.</p>
<p>Adalet sistemimizi ayakta tutan hukuk düzeninin en önemli unsurlarından biri olan avukatlık; vatandaşın sesini yargı mercilerine taşıyan, hak arama hürriyetini somutlaştıran ve aynı zamanda kamu hizmeti niteliği taşıyan güçlü bir müessesedir. Avukatlık mesleğinin ve bu büyük ailenin her bir bireyinin hassasiyet göstermesi gereken etik değerler olduğunu biliyoruz.</p>
“Dr. Kıyamet” lakaplı ekonomist; İran savaşı, Hürmüz Boğazı, yükselen tahvil getirileri ve piyasalarda olası bir düzeltmeye dikkat çekti. Buna rağmen Roubini, yapay zeka yatırımlarının ekonomiye destek olabileceği görüşünü koruyor.
Piyasalara ilişkin karamsar tahminleri nedeniyle yıllardır “Dr. Kıyamet” olarak anılan ekonomist Nouriel Roubini, bu kez ABD ekonomisinin önündeki riskleri sıraladı.
Yatırım ortamına genel olarak iyimser yaklaşmayı sürdüren Roubini'ye göre tablo tamamen rahat değil. Bloomberg'e yaptığı değerlendirmede ekonomist; devam eden İran savaşı, enerji piyasasındaki kırılganlık, tahvil getirilerindeki yükseliş ve piyasalarda yaşanabilecek bir düzeltmeyi öne çıkardı.
Roubini'nin dikkat çektiği nokta şu: Yapay zeka yatırımları güçlü bir ekonomik ivme yaratabilir, ancak jeopolitik ve finansal riskler hâlâ masada.
1. HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KAPALI KALMASI EN BÜYÜK RİSKLERDEN BİRİ
Roubini'nin ilk dikkat çektiği başlık, Basra Körfezi üzerinden petrol akışında yaşanan kesintiler.
İran savaşının başlamasından bu yana enerji piyasasında oluşan baskının petrol fiyatlarını yılın başlarında sert şekilde yukarı taşıdığı belirtildi. Ham petrol fiyatları savaş döneminde gördüğü zirveden gerilese de Roubini'ye göre tehlike geçmiş değil.
Çatışmaların sürmesi ve petrol rezervlerinin azalması halinde fiyatların yeniden yükselmesi mümkün. Bu da yalnızca enerji maliyetlerini değil, enflasyonu ve ekonomik büyümeyi de doğrudan etkileyebilir.
Yüksek petrol fiyatları, işte tam bu nedenle hisse senetleri gibi riskli varlıklar üzerinde de baskı oluşturuyor.
Uluslararası gösterge Brent petrolün, ABD ile İran'ın yeni saldırılar düzenlediği hafta yüzde 6 yükseldiği belirtildi. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin (EIA) son verilerine göre ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi'ndeki ham petrol stokları da geçen ay 43 yılın en düşük seviyesine geriledi.
2. İRAN SAVAŞI ARA SEÇİMLERDEN SONRA DAHA DA BÜYÜYEBİLİR
Roubini'nin ikinci uyarısı doğrudan siyasi takvimle bağlantılı.
Ekonomiste göre İran çatışmasının bu yıl yapılacak ABD ara seçimlerinden sonra daha da sertleşme ihtimali bulunuyor.
Roubini, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık mirasına ilişkin hesaplarının yönetimin savaşa yaklaşımını etkileyebileceğini ve İran üzerindeki askeri baskının artırılmasına yol açabileceğini öne sürdü.
Roubini bu ihtimali şu sözlerle dile getirdi:
“Temsilciler Meclisi'ni kaybederlerse ve o da savaşı kazanmaya çalışmak için İran'ı bombalamaya başlarsa, bu her zaman bir risk.”
Yani Roubini'ye göre seçim sonuçları yalnızca ABD iç siyasetini değil, İran savaşının seyrini de etkileyebilir.
3. TAHVİL GETİRİLERİNDE YENİ YÜKSELİŞ BASKISI
Üçüncü risk ise ABD tahvil piyasasında.
Roubini, hükümetin büyüyen bütçe açıklarına yönelik endişelerin ve kendi ifadesiyle ihtiyaç duyulan “mali konsolidasyonun” tahvil getirilerini daha da yukarı taşıyabileceğini söyledi.
Ekonomist, “Bu gerçekleşmezse tahvil getirileri yükselebilir ve bu durum baskı oluşturabilir ve iç talebin bir bölümünü dışlayabilir.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD tahvil piyasası bir süredir ülkenin bütçe açığının sürdürülemez seviyelere çıkabileceği ve enflasyonun uzun süre yüksek kalabileceği endişeleriyle karşı karşıya.
Yatırımcıların ABD devlet borcunu taşımak için daha yüksek getiri talep etmesi, tahvil faizlerini yukarı itebiliyor. Faiz ve enflasyon beklentileri de bu hareketin yönünü belirleyen temel unsurlar arasında.
4. PİYASALARDA DÜZELTME İHTİMALİ MASADA
Roubini'nin yatırım görünümüne ilişkin tonu genel olarak olumlu olsa da piyasalardaki yükselişin kesintisiz devam edeceğini düşünmüyor.
“Bazı düzeltmeler yaşanabilir.” diyen Roubini, mevcut yapay zeka rallisini ise bir piyasa balonu olarak görmediğini söyledi.
Ekonomist, “Aşağı yönlü riskler her zamanki şüpheliler ancak gerçek bir küresel yatırım patlamasının ortasındayız.” ifadelerini kullandı.
Yüksek tahvil getirilerinin devam etmesi ve piyasaların mevsimsel olarak daha zayıf bir döneme girmesi, diğer ekonomistlerin de düzeltme ihtimalini gündeme getirmesine neden oluyor.
Business Insider'ın aktardığı Bank of America analizine göre S&P 500, 1928'den bu yana Ağustos-Ekim döneminde ortalama olarak yılın en zayıf 3 aylık performansını sergiliyor. Endeksin düşüş yaşadığı yıllarda ise bu dönemdeki ortalama düzeltmenin yüzde 7,35 olduğu belirtiliyor.
ROUBİNİ YAPAY ZEKA YATIRIMLARINDA NEDEN İYİMSER?
Bütün bu risklere rağmen Roubini'nin piyasa görünümü tamamen karamsar değil. Bunun temel nedeni ise yapay zekaya yapılan dev yatırımlar. Teknoloji şirketlerinin yapay zeka altyapısına milyarlarca dolar harcaması, Roubini'ye göre ekonomide ciddi bir yatırım dalgası yaratıyor. Bu yatırımların önümüzdeki dönemde sağlayabileceği verimlilik artışı da yatırım ortamını destekleyebilir.
Türkiye, nükleer enerji ham maddesi olan toryumun yenilikçi teknolojilerde kullanılması amacıyla stratejik bir adım attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) ile Danimarka merkezli Copenhagen Atomics arasında mutabakat zaptı imzalandı.
TENMAK İstanbul Çekmece Yerleşkesinde düzenlenen ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın refakat ettiği imza töreniyle, toryumun yeni nesil nükleer teknolojilerde kullanılmasına yönelik Ar-Ge çalışmalarının temeli atıldı. Anlaşma sayesinde toryum bileşiklerinin yerli imkanlarla üretilmesi ve Türkiye'nin bu alanda uluslararası çapta etkin bir tedarikçi konumuna ulaşması amaçlanıyor.
"NÜKLEERİN YENİ ÇAĞI"
Törenin ardından mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra küçük modüler reaktörlerin çok hızlı bir şekilde geliştirildiğine dikkati çekti. Dünyada birçok ülkenin bu teknolojiyi geliştirmek için çalıştığını belirten Bakan Bayraktar, "Türkiye de bu konuda önemli faaliyetler içerisinde ve birçok proje paralel bir şekilde yürüyor. Türkiye'deki yatırımcılar, bizim kamu kurumlarımızla beraber ortak bir şekilde bu projeleri yürütmeye gayret ediyorlar." dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ortaya koyduğu teşvik programı sayesinde sektöre ciddi bir ilgi oluştuğunu anlatan Bayraktar, "Biz de 'farklı teknolojileri ülkemize nasıl kazandırabiliriz?' düşüncesinden hareketle çalışıyoruz. Çünkü bu süreçte, bunların hangisi daha ileri gidecek ve gerçekten ticarileşecek önümüzdeki birkaç yıl içerisinde bu belli olacak." ifadelerini kullandı.
"YAKITIN DIŞA BAĞIMLILIĞI OLMAYACAK"
TENMAK ile Copenhagen Atomics arasında atılan imzanın farklı bir özelliği olduğunu vurgulayan Bakan Bayraktar, toryum yakıtının Türkiye için taşıdığı stratejik öneme değindi. Küçük modüler reaktörlerde Danimarkalı şirketin teknolojisiyle toryum yakıtının öne çıktığını ifade eden Bayraktar, şunları kaydetti:
"Toryum, çok yoğun bir şekilde ülkemizde bulunan, bu anlamda yakıtın dışa bağımlılığının olmayacağını düşündüğümüz bir teknoloji olduğu için ayrı bir önemi var. Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli. TENMAK ve ilgili kurumlarımızla beraber bu ilgili şirket bu çalışmaları yürütecek."
DÖRDÜNCÜ NESİL ERGİMİŞ TUZ REAKTÖRLERİ
Varılan anlaşma kapsamında, Türkiye'nin sahip olduğu toryum kaynaklarının yüksek katma değerli nükleer teknolojilerde değerlendirilmesi için yerli sanayi paydaşları, araştırmacılar ve mühendislik kapasitesi sürece dahil edilecek. Çalışmaların öncelikli başlıklarından birini, toryumun yeni nesil nükleer reaktör teknolojilerinden Ergimiş Tuz Reaktörlerinde kullanılabilecek nitelikte Türkiye'de üretilmesine yönelik Ar-Ge ve projelendirme faaliyetleri oluşturacak.
Toryumun nükleer yakıt çevriminde kullanımına imkan sağlayabilecek dördüncü nesil reaktör konseptleri üzerinde çalışan Copenhagen Atomics, Onion Core adını verdiği Modüler Ergimiş Tuz Reaktörü konseptine yoğunlaşıyor. Danimarkalı şirket, TENMAK ile yaptığı iş birliği çerçevesinde söz konusu teknolojisini Türkiye'nin araştırma altyapısı, insan kaynağı ve sanayi kabiliyetleri açısından değerlendirecek.
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile nükleer enerjinin ham maddelerinden biri olan toryumun yenilikçi teknolojilerde kullanılmasına imkan sağlayacak bir mutabakat zaptı imzaladı.</p>
<p>Mutabakat zaptına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, atılan imzaların farklı bir özelliği bulunduğunu belirterek, “Bu iş birliği, ümit ediyorum netice verecek ve bu alandaki çalışmalar ileride ticarileşebilecek bir ürüne dönüşecek. Farklı bir yakıt, özellikle toryum olması açısından bu iş birliği önemli.” dedi.</p>
Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail ordusu gece saatlerinde Kefr Rumman beldesine saldırılar düzenledi. İsrail savaş uçaklarının Kefr Rumman'da Dani Ferhat isimli Lübnanlıya ait 3 katlı bir binayı bombalaması sonucu ikisi bebek 9 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı.
Beldede İsrail ordusuna ait insansız hava araçlarının sivil bir aracı hedef alması sonucu ise 2 sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Yukarı Nebatiye ve Arabsalim beldelerine de hava saldırıları gerçekleştirdi. Lübnan'ın güneyinde işgalini genişleten İsrail ordusu, ateşkese rağmen bölgeyi sık sık hava saldırılarıyla hedef alıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı yaptığı son açıklamada, İsrail'in 2 Mart’tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda 4 bin 362 kişinin hayatını kaybettiğini, 12 bin 378 kişinin yaralandığını bildirmişti.
Silivri açıklarında Alsu isimli gemiyle çarpıştıktan sonra batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 mürettebatı arama çalışmaları 6'ncı günde devam ediyor.
DHA'nın haberine göre Silivri açıklarının yaklaşık 18 mil güneyinde 2 Eylül’de meydana gelen kazada, Kocaeli’den Aliağa’ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı’ndan Karadeniz Ereğli’ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpıştı.
Çarpışmanın ardından Tuğberk İmamoğlu isimli gemi battı. Gemide bulunan 10 mürettebattan haber alınamaması üzerine denizde başlatılan arama kurtarma çalışmaları 6'ncı gününde devam ediyor.
GEMİNİN ENKAZININ YERİ 4’ÜNCÜ GÜN TESPİT EDİLDİ
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait TCG Akın gemisinin gelişmiş sonar sistemleri ve uzaktan kumandalı su altı aracı (ROV) ile yaptığı çalışmalar sonucunda, kazanın 4’üncü gününde batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin enkazının yeri tespit edildi. Enkazın bulunmasının ardından kayıp 10 mürettebata ulaşılması için yürütülen çalışmalara ağırlık verildi.
AİLELERİN BEKLEYİŞİ SÜRÜYOR
Kayıp 10 mürettebatın yakınlarının Silivri sahilinde kendileri için oluşturulan irtibat noktasındaki bekleyişi sürüyor. Ailelerin, arama kurtarma çalışmalarındaki gelişmeler hakkında ekipler tarafından düzenli olarak bilgilendirildiği öğrenildi.
<p>Silivri açıklarında Alsu isimli gemiyle çarpıştıktan sonra batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemide bulunan 10 mürettebatı arama çalışmaları 6'ncı günde devam ediyor.</p>
Adana'nın Seyhan ilçesinde işlek bir güzergahta bulunan otobüs durağının camlarına kimliği belirsiz kişi veya kişilerce bir fotoğraf karesi yapıştırıldı.
Üzerinde bir kadın ve erkeğin bulunduğu fotoğraf karesinde el yazısıyla yazılmış "Dikkat, dolandırıcıdır." ifadeleri dikkat çekti.
Durakta otobüs beklerken durumu fark eden vatandaşlar ise hayrete düşerek fotoğraf karesini görüntüledi.
"EŞİYLE BERABER BU RESMİ ASMAMALARI LAZIMDI"
Fotoğrafı inceleyen vatandaşlardan Ramazan Okur, duruma tepki göstererek, "Adam belki dolandırıcıdır, birilerinin canını yakmış olabilir. Eğer öyle bir şey yapmışsa tabii ki namahreme girmemesi lazım. Eşiyle beraber bu resmi asmamaları lazımdı. Aileyi araya katmamaları daha doğru olabilirdi. Ateş olmayan yerden duman yükselmez ama eşiyle beraber katmaları hiç hoş bir şey değil. Bizim gelenek ve göreneklerimize de uygun bir şey değildir bu." ifadelerini kullandı.
"KARIN SENİ AFFETSİN"
Durakta otobüs bekleyen vatandaşlardan Mustafa Atıl ise "Bence karısını aldatmış, kadın da böyle bir şey yapmış ve haklı olduğunu düşünüyorum. Ya aldattığı için yazmışlardır ya da belki parasını çalmıştır. Abi git karının elini ayağını öp. Karın seni affetsin, büyük bir hata yapmışsın. Adalet yerini bulur." dedi.
<p>Bolu’da dün TEM Otoyolu Çaydurt mevkiinde kontrolden çıkan hafif ticari aracın karıştığı kazada 3 kişi yaralandı. Kaza anı başka bir aracın araç içi kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi.</p>
<p>Kaza, dün TEM Otoyolu'nun Bolu geçişi Çaydurt mevkiinde meydana geldi. Seyir halindeki hafif ticari araç, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıktı. Çevredeki sürücülerin ihbarı üzerine adrese polis, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada hafif ticari araçta bulunan 3 kişi yaralandı. Olay yerine ulaşan sağlık ekiplerince ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.<br>
<br>
<br>
</p>
İsrail’e en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler belli oldu. Milyarlarca dolarlık ticaret hacminin dikkat çektiği sıralamada, İsrail’e en fazla ürün gönderen ülke öne çıkarken, listenin ikinci sırasında yer alan ülkenin rakamları da dikkat çekiyor.
YAHUDİLERE YAPILAN YARDIMLAR GÜNDEMDE
Son günlerde Yahudi topluluklarına yönelik yardımlar ve İsrail’e sağlanan ekonomik destekler yeniden gündeme geldi. Konu ABD’de de tartışılırken, İsrail ile yüksek ticaret hacmine sahip ülkelerin verileri mercek altına alındı. Bununla birlikte Trading Economics'in geçtiğimiz aylarda açıkladığı liste akıllara geldi...
İSRAİL'E HER YIL MİLYARLARCA DOLAR PARA YAĞDIRIYORLAR
İsrail’in dış ticaret verileri, bazı ülkelerin bu ülkeye milyarlarca dolarlık ihracat yaptığını ortaya koyuyor. Peki İsrail’e en fazla ihracatı hangi ülke gerçekleştiriyor?
İstanbul Havalimanı yolunda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosiklet devrildi. Kazada motosiklet sürücüsünün yere düştüğü anlar araç içi kamerasına yansıdı.
<p> İSTANBUL Havalimanı yolunda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosiklet devrildi. Kazada motosiklet sürücüsünün yere düştüğü anlar araç içi kamerasına yansıdı.</p>
<p>Kaza, öğle saatlerinde İstanbul Havalimanı yolunda meydana geldi. İddiaya göre, seyir halindeki motosikletin sürücüsü henüz bilinmeyen bir nedenle direksiyon hakimiyetini kaybetti. Savrulan motosiklet devrilirken, sürücü de yola düştü. Kaza anı seyir halindeki bir aracın araç içi kamerasına yansıdı. Görüntülerde, motosikletin devrilmesi ve sürücüsünün yola savrulması yer aldı.</p>
Fenerbahçe-Beşiktaş derbisine Dusan Vlahovic ile Milan Skriniar arasındaki tartışma ve Beşiktaşlı futbolcunun el hareketi damga vurmuştu.
Hakem görmese de veya VAR müdahalesi olmasa da delil kabul edilen yayıncı kuruluş görüntüleri üzerinden Sırp oyuncuya ağır ceza gelebileceği aktarıldı.
DUSAN VLAHOVIC 2 İLE 5 MAÇ ARASI CEZA ALABİLİR
Türkiye'de yer alan habere göre: Dusan Vlahov, salı günü PFDK'ye sevk edilebilir. Deneyimli oyuncunun bu doğrultuda 2 ile 5 maç arası ceza alabileceği ifade edildi.
Akıllı telefonların hayatın her alanında kullanılması, anıları kayıt altına alma alışkanlığını da beraberinde getirdi. Ancak ABD'de gerçekleştirilen yeni bir araştırma, sürekli fotoğraf çekmenin ve ekran görüntüsü almanın hafıza üzerinde beklenmedik bir etkisi olabileceğini ortaya koydu.
Binghamton Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, toplam 892 kişinin katıldığı yedi ayrı deney gerçekleştirildi. Araştırmada, yaşanan bir anı fotoğrafla kaydeden ya da ekran görüntüsü alan katılımcıların, söz konusu olayın ayrıntılarını hatırlama konusunda daha düşük performans gösterdiği belirlendi.
SÜREKLİ YAPAN YANDI: BEYNİNİZE ZARAR VERİYOR! HAFIZANIZI ZAYIFLATIYOR
Deneylerin bir bölümünde katılımcılara farklı sanat eserleri gösterildi. Katılımcıların bir kısmından eserleri yalnızca incelemeleri, diğer kısmından ise görüntülerini ekran görüntüsü olarak kaydetmeleri istendi. Daha sonra yapılan değerlendirmelerde, eserleri sadece izleyen kişilerin, ekran görüntüsü alanlara göre gördükleri görselleri daha doğru ve detaylı şekilde hatırladığı görüldü.
'TEK BİR TUŞ HAFIZAYI ETKİLEYEBİLİR'
Araştırmanın başyazarı psikolog Sophia Fabrizio, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirtti. Fabrizio, deneyimlerin ve bilgilerin telefon aracılığıyla kaydedilmesinin, beynin bunları hafızaya aktarma biçimini değiştirebileceğini ifade etti.
Araştırmacıya göre bu etki yalnızca çekilen fotoğrafın hatırlanmasıyla sınırlı kalmayabiliyor; kaydedilen görüntünün temsil ettiği deneyimin diğer ayrıntılarının hatırlanması da bundan etkilenebiliyor.
BEYİN BİLGİYİ TELEFONA 'EMANET' EDEBİLİYOR
Uzmanların dikkat çektiği mekanizmanın bilimsel karşılığı ise 'bilişsel yük aktarımı' olarak ifade ediliyor. Bu yaklaşım, beynin bir bilginin dışarıda, örneğin telefonda kayıtlı olduğunu bildiğinde, söz konusu bilgiyi kendi hafızasında saklamak için daha az çaba harcayabileceğini öne sürüyor.
Araştırmacılar ayrıca fotoğraf veya ekran görüntüsü alma sırasında dikkatin yaşanan olaydan uzaklaşıp telefon ekranına kayabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle özellikle önemli veya duygusal anları sürekli belgelemeye çalışmanın, kişinin o deneyime bütünüyle odaklanmasını engelleyebileceği ve olayın ilerleyen dönemde daha zor hatırlanmasına neden olabileceği değerlendiriliyor.
Kuzey Kore, 5 bin tonluk nükleer kapasiteli savaş gemisi "Kang Kon"u ülke lideri Kim Jong-un, eşi Ri Sol-ju ve kızı Ju-ae'nin katılımıyla liman kenti Wonsan'da düzenlenen törenle hizmete aldı.
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasındaki derbide Beşiktaş ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Beşiktaş, geriye düştüğü maçı Rıdvan Yılmaz ve Dusan Vlahovic'in golleriyle 2-1 kazandı. Fenerbahçe'nin tek golü ise Milan Skriniar'dan geldi.
Karşılaşmanın ardından İlker Yağcıoğlu, TRT Spor'da dev maçı değerlendirdi.
İşte Yağcıoğlu'nun sözlerinden öne çıkanlar:
'İSMAİL KARTAL'A YAZARIM MAĞLUBİYETİ'
"Oyunun hiçbir yerinde baskı ya da oyuna hükmetmesini görmedim. Uzun bir süre dengeli gitti. İkinci yarıda Beşiktaş, Fenerbahçe takımını mahkum etti ve istediği gibi de oynadı. Önce kazanan takımı tebrik ederim. İsmail Kartal'a yazarım mağlubiyeti. Net. 1 haftadır aynı şeyi söylüyorum, İsmail hocanın derbiye üçlü orta saha çıkması gerek, çünkü Beşiktaş'ın orta sahası güçlü ve dinamik oyunculardan kuruluyor."
'İRFAN CAN KAHVECİ FORMAYI ZOR GÖRÜR'
"Ne yaptı, 1 hafta önce kazanan takımı sahaya sürdü. İrfan Can'ı forvet arkası gibi oynattı. Beşiktaş Salih, Orkun ve Olaitan gibi 3 tane dinamik orta saha oyuncusuyla oynadı. Ogün hoca 'İrfan Can jübilesini yaptı!' dedi, hakikaten doğru söylüyor. Bundan sonra da formayı zor görür gibi geliyor. Bugün bu fırsatı yine iyi kullanamadı. Oyunun boyu uzadı. Kante, müthiş oynadı. Guendouzi'yle ikisi kaldı. Yetmez arkadaş. 3 tane orta sahaya karşı iki kişi bu büyük alanı kontrol edemez. Böyle olduğu zaman ne oldu, her dönen top Beşiktaş atağına dönüştü."
'TEST MAÇIYDI'
"İlerleyen dakikalarda çok daha fazla gördük. Kerem de ikinci forvet gibi oynayınca iş Kante ve Guendouzi'ye kaldı o koca alanda ve yeterli performansı mümkün değil gösteremezlerdi. Muriqi'i çıkardı Lukaku'yu aldı, Oğuz'u çıkardı Nene'yi aldı ve teslim bayrağını çekti. Lukaku hiç hazır değil. Böylesine diri biri Beşiktaş'a karşı ne top tutabildi, ne pozisyon üretebildi. Fenerbahçe'nin hücum performansı tamamen bitti. Oyuncuların bireysel performanslarıyla bir şeyler üretmeye çalıştı. 4 maç 2 mağlubiyet. Hiç beklenilen bir durum değil. Benim gözümde bir test maçıydı, maalesef Fenerbahçe bu testi geçemedi."
Olay, 31 Temmuz Cuma günü Esenler Nene Hatun Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Beyoğlu Devriye Ekipleri Amirliği polisleri, aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde Gülüstan Kurt'un çeşitli mahkemelerce hakkında verilen ve kesinleşen toplam 64 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle arandığı belirlendi.
'HÜRREM'İN KAPISI ÇALIYOR; AÇMA HÜRREM'
Polis ekipleri, Gülüstan Kurt'un bulunduğu evi tespit ederek takibe aldı. Kurt'un sanal medya hesabından canlı yayın yaptığı sırada harekete geçen ekipler, eve baskın düzenledi. Canlı yayını devam eden kadın çalan kapıya doğru ilerleyerek "Kim o" diye seslendi. Bu sırada canlı yayına katılanlardan biri "Hürrem'in kapısı çalıyor açma Hürrem" diyerek Gülüstan Kurt'u uyardı. Kapı yuvasından dışarı bakan Kurt'un yaşadığı şaşkınlık canlı yayına yansıdı.
CANLI YAYINDA EVE BASKIN
Kapıyı açmasının ardından kadının evine polis baskın yaptı. Polislerin eve girdiği ve kadını yakaladığı anlar canlı yayına yansıdı. Bu sırada canlı yayına katılanlardan bir diğeri ise, "Gitti Hürrem. Yediler Hürrem'in başını.Aldılar onu" diyerek duruma tepki gösterdi. Bu sırada Gülüstan Kurt'un telefonu yere düştü. Telefonunu yerden alan ve canlı yayını kapatan Gülüstan Kurt emniyete götürüldü.
215 SUÇ KAYDI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI
Gülüstan Kurt'un sorgusunda çoğunluğu hırsızlık olmak üzere 215 suç kaydı bulunduğu ortaya çıktı. Kadının İstanbul, Bursa ve İzmir’deki mahkemelerce 'Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceriyle almak suretiyle hırsızlık', 'Bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık', 'Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık', 'Resmi belgede sahtecilik' ve 'Nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma' suçlarından arandığı belirlendi.
TUTUKLANDI
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Gülüstan Kurt çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
<p>Esenler’de hakkında kesinleşmiş 64 yıl 6 ay hapis cezası ve 215 suç kaydı bulunan Gülüstan Kurt (33), canlı yayın sırasında düzenlenen polis operasyonuyla yakalanarak tutuklandı.</p>
<p>Olay, 31 Temmuz Cuma günü Esenler Nene Hatun Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Beyoğlu Devriye Ekipleri Amirliği polisleri, aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde Gülüstan Kurt'un çeşitli mahkemelerce hakkında verilen ve kesinleşen toplam 64 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle arandığı belirlendi.</p>
<p>'HÜRREM'İN KAPISI ÇALIYOR; AÇMA HÜRREM'</p>
<p>Polis ekipleri, Gülüstan Kurt'un bulunduğu evi tespit ederek takibe aldı. Kurt'un sanal medya hesabından canlı yayın yaptığı sırada harekete geçen ekipler, eve baskın düzenledi. Canlı yayını devam eden kadın çalan kapıya doğru ilerleyerek "Kim o" diye seslendi. Bu sırada canlı yayına katılanlardan biri "Hürrem'in kapısı çalıyor açma Hürrem" diyerek Gülüstan Kurt'u uyardı. Kapı yuvasından dışarı bakan Kurt'un yaşadığı şaşkınlık canlı yayına yansıdı.</p>
<p>CANLI YAYINDA EVE BASKIN</p>
<p>Kapıyı açmasının ardından kadının evine polis baskın yaptı. Polislerin eve girdiği ve kadını yakaladığı anlar canlı yayına yansıdı. Bu sırada canlı yayına katılanlardan bir diğeri ise, "Gitti Hürrem. Yediler Hürrem'in başını.Aldılar onu" diyerek duruma tepki gösterdi. Bu sırada Gülüstan Kurt'un telefonu yere düştü. Telefonunu yerden alan ve canlı yayını kapatan Gülüstan Kurt emniyete götürüldü.</p>
<p>215 SUÇ KAYDI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI</p>
<p>Gülüstan Kurt'un sorgusunda çoğunluğu hırsızlık olmak üzere 215 suç kaydı bulunduğu ortaya çıktı. Kadının İstanbul, Bursa ve İzmir’deki mahkemelerce 'Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceriyle almak suretiyle hırsızlık', 'Bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık', 'Kamu kurum ve kuruluşlarındaki eşya hakkında hırsızlık', 'Resmi belgede sahtecilik' ve 'Nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma' suçlarından arandığı belirlendi.</p>
<p>TUTUKLANDI</p>
<p>Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Gülüstan Kurt çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p>
İran ile İsrail arasındaki gerilim devam ederken, bölgede yeni ve geniş çaplı bir çatışma ihtimaline ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler ortaya çıktı. İsrail tarafındaki değerlendirmelere göre İran, İsrail'e karşı olası yeni bir çatışmada farklı cephelerin aynı anda harekete geçmesini sağlayacak bir plan üzerinde çalışıyor.
Söz konusu senaryoda Lübnan'daki Hizbullah, Gazze'deki Hamas, Yemen'deki Husiler ve Irak'taki İran yanlısı silahlı grupların eş zamanlı olarak İsrail'e karşı harekete geçmesinin amaçlandığı öne sürüldü.
İsrail kaynaklı değerlendirmelerde, İran'ın yeni stratejisinin şekillenmesinde 7 Ekim 2023 saldırılarının önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. Hamas, 7 Ekim'de İsrail'e geniş çaplı bir saldırı düzenlerken İran ve Hizbullah aynı anda başka cephelerden saldırıya geçmemişti. Tahran'ın olası yeni bir çatışmada bu durumun tekrarlanmasını istemediği ve farklı cephelerin savaşın başlangıcından itibaren koordineli biçimde hareket etmesini hedeflediği ileri sürüldü.
BU KEZ TÜM CEPHELER AYNI ANDA HAREKETE GEÇEBİLİR
İddiaya göre İran'ın üzerinde çalıştığı yeni senaryonun en dikkat çekici noktası, İsrail üzerindeki askeri baskının tek bir bölgeyle sınırlı tutulmaması.
Planın hayata geçirilmesi halinde İsrail'in Lübnan sınırında Hizbullah, Gazze'de Hamas, Yemen yönünden Husiler ve Irak'taki İran yanlısı silahlı gruplarla eş zamanlı olarak karşı karşıya kalabileceği değerlendiriliyor.
Böyle bir senaryonun İsrail'in hava savunma sistemleri ve askeri kaynaklarını aynı anda farklı bölgelere yönlendirmek zorunda bırakmayı amaçlayabileceği belirtiliyor.
Ancak İran'ın böyle bir saldırı için karar aldığına veya herhangi bir operasyon tarihi belirlediğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
KUDÜS GÜCÜ KOMUTANLARIYLA İLGİLİ ÇARPICI İDDİA
İsrail basınına yansıyan haberlerde İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü'nün faaliyetlerine ilişkin de dikkat çeken iddialara yer verildi.
Üst düzey Kudüs Gücü yetkililerinin Hizbullah, Husiler ve Irak'taki İran yanlısı silahlı grupların komutanlarıyla temaslarda bulunduğu öne sürüldü.
Görüşmelerde olası bir çatışmanın genişletilmesi ve farklı cephelerin koordinasyonunun ele alındığı iddia edildi. İran'ın böylece bölgedeki müttefiklerinin birbirlerinden bağımsız hareket etmeleri yerine ortak bir strateji doğrultusunda hareket etmelerini sağlamaya çalıştığı değerlendiriliyor.
İRAN'IN "VEKİL GÜÇLER" STRATEJİSİNDE YENİ DÖNEM
İran uzun süredir Orta Doğu'nun farklı bölgelerinde kendisine yakın silahlı gruplarla ilişkilerini sürdürüyor. Lübnan'daki Hizbullah bu yapının en güçlü unsurlarından biri olarak öne çıkarken Yemen'deki Husiler ve Irak'taki İran yanlısı milis gruplar da bölgesel denklemde önemli rol oynuyor.
Yeni iddialar ise Tahran'ın bu yapıları ayrı ayrı cepheler olarak kullanmak yerine olası bir savaşta eş zamanlı hareket eden daha koordineli bir yapıya dönüştürmeye çalıştığına işaret ediyor.
IRAK VE YEMEN CEPHELERİ DAHA FAZLA ÖNEM KAZANIYOR
Bölgedeki askeri ve siyasi dengelerin değişmesi, İran'ın stratejisinde Irak ve Yemen'in önemini artırıyor.
Husiler daha önce İsrail'i balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef alırken, Irak'taki İran yanlısı silahlı gruplar da İsrail'e yönelik saldırılar düzenlediklerini açıklamıştı.
Bu nedenle olası yeni bir çatışmada İsrail'in yalnızca yakın sınırlarındaki tehditlerle değil, yüzlerce hatta binlerce kilometre uzaklıktaki noktalardan gerçekleştirilebilecek füze ve İHA saldırılarıyla da aynı anda karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
İSRAİL'İN ENDİŞESİ: TEK CEPHELİ SAVAŞ OLMAYACAK
İsrail tarafındaki değerlendirmelerde en fazla üzerinde durulan nokta ise olası yeni savaşın başlangıç biçimi.
7 Ekim saldırılarında Hamas'ın başlattığı çatışmanın ardından diğer cepheler zaman içerisinde hareketlenirken, yeni senaryoda İran ve müttefiklerinin daha ilk aşamada birden fazla cepheden İsrail'i baskı altına almaya çalışabileceği öne sürülüyor.
Buna göre İsrail aynı anda Gazze, Lübnan, Yemen ve Irak bağlantılı dört ayrı cepheden saldırılarla karşılaşabilir.
TAHRAN'DAN RESMİ BİR SALDIRI TAKVİMİ YOK
Ortaya atılan iddialara rağmen şu aşamada İran tarafından ilan edilmiş bir saldırı planı veya takvim bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu senaryo, İsrail kaynaklı güvenlik değerlendirmeleri ve bölge basınına yansıyan iddialar çerçevesinde ele alınıyor.
Bununla birlikte Kudüs Gücü'nün bölgedeki gruplarla temaslarını artırdığı yönündeki haberler, İran'ın müttefikleri arasındaki askeri koordinasyonun seviyesi konusunda İsrail'deki endişeleri artırıyor.
Gürbulak TIR Parkı mevkisinde sıra bekleyen ve çok sayıda otomobil yüklü TIR’ın dorsesinde yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.
TIR’ın iki katlı taşıma bölümündeki araçların çevresini yoğun duman kaplarken, Doğubayazıt itfaiyesi ekipleri yangına müdahale etti. Yangın sırasında araçların birbirine yakın olması nedeniyle ekipler, alevlerin diğer otomobillere sıçramaması için yoğun çalışma yürüttü. Çevredekilerin de itfaiye ekiplerine hortum taşınma sırasında yardım ettiği görüldü.
Ekiplerin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak tamamen söndürüldü. Yangının çıkış nedeni ve TIR’da bulunan otomobillerde oluşan hasarın belirlenmesi için inceleme başlatıldı.
Kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazanması yalnızca inşaat sektörünü değil, evden ev nakliyat ve lojistik sektöründeki hareketliliği de artırdı. Okulların açılmasıyla birlikte öğrencilerin ev bulma süreci ve tayin dönemi de bu artışa katkı sağladı.
Hareketliliği fırsat bilen bazı firmalar fiyat artışına gitti. Ayrıca taşınma öncesinde verilen ücreti, taşınma esnasında artıran firmalar olduğuna ilişkin tüketici şikayetleri de arttı.
FİYATLAR UÇTU
Son birkaç ay içinde nakliye ücretlerinde artış görüldü. Fatura gidilecek mesafeye, eşyaların miktarına, toplama, paketleme, montaj işlemlerinin yapılıp yapılmayacağına, evin oda sayısına, binada asansör olup olmamasına ve asansörlü nakliyat tercihine göre değişiklik gösteriyor.
Oda sayısı 1+1 olan bir evin nakliyesi için maliyet 13 bin 500 liradan başlıyor ve 80 bin liraya kadar çıkıyor. Ev 2+1 olduğunda bu rakam 18 bin 150 lira ile 110 bin lira arasında değişiyor. 3+1 evlerde ise fatura 23 bin liradan başlayarak, 150 bin lirayı buluyor. 4+1 ve üzeri evlerde ise fiyat 26 bin 700 liradan kapıyı açıyor ve 250 bin liraya kadar yükseliyor.
GÜNDE 5 BİN TAŞIMA
Sektör temsilcileri, evden eve nakliyat sektöründe geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60-70 civarında artış yaşandığını belirtirken, Evden Eve Nakliyeciler Derneği Başkanı Erdoğan Bağlar, günlük taşınma sayısının 4 bin 500 ila 5 bin arasında gerçekleştiğini söyledi.
Özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarının yoğunlaştığı ilçelerde nakliye talebinin arttığını belirten Bağlar; Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar ve Kartal'ın yanı sıra Kadıköy ve Üsküdar'da da yoğunluk yaşandığını ifade etti.
SEBEPSİZ ÜCRET ARTIŞI
Taşınma hareketliliğinde yaşanan artış, tüketici mağduriyetlerini de beraberinde getirdi. Bazı nakliye firmalarının, belirlenen fiyatı taşınma esnasında sebepsiz şekilde artırdığı ortaya çıktı.
Bir tüketici, 25 bin lira olarak anlaşılan ücretin taşınma esnasında hiçbir sebep gösterilmeden 50 bin liraya çıkarıldığını söyledi. Başka bir tüketici ise Konya'daki bir firma ile 18 bin liraya anlaştığını fakat taşınma esnasında gerekçesiz 25 bin lira talep edildiğini belirtti.
Bir diğer tüketici ise İstanbul'daki bir firma ile 23 bin liraya anlaşma yaptığını, taşınma esnasında da fiyatın 34 bin liraya çıkarıldığını anlatarak, "Ödemezsen eşyalarını vermeyiz dediler" diyerek dert yandı.
<p>Kentsel dönüşüm, öğrenci taşınmaları ve tayin döneminin etkisiyle nakliyat sektöründe hareketlilik geçen yıla göre yüzde 60-70 arttı. Taşıma ücretleri evin büyüklüğü ve hizmet kapsamına göre 13 bin 500 TL'den başlayıp 250 bin TL'ye kadar çıkarken, taşınma sırasında anlaşılan fiyatı artıran firmalara yönelik şikâyetler de çoğaldı.</p>
İran Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre Erakçi, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Bin Ferhan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgedeki son gelişmeler ve bölgede istikrarın sağlanmasına yönelik diplomatik çabaların mevcut durumu değerlendirildi.
Erakçi ve Bin Ferhan, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sorunların çözümüne yönelik diplomatik girişimler hakkında da görüş alışverişinde bulundu.
Fenerbahçe'nin Beşiktaş'a 2-1 yenildiği müsabaka sonrasında röportaj için stat çevresinde bulunan kadın muhabir ve ekibi bir holiganın saldırısına uğradı.
<p>Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi sonrasında stat çıkışında olay çıktı.Fenerbahçe'nin Beşiktaş'a 2-1 yenildiği müsabaka sonrasında röportaj için stat çevresinde bulunan kadın muhabir ve ekibi bir holiganın saldırısına uğradı.</p>
2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda Sırbistan'ı yarı finalde 3-0 mağlup eden Filenin Sultanları finalde İtalya ile karşılaşacak. Saat 19.00'da başlayacak müsabaka Sinan Erdem Spor Salonu'nda oynanacak ve TRT 1'den canlı yayınlanacak.
FİLENİN SULTANLARI ÜST ÜSTE 2. KEZ ZAFERE ULAŞMAK İSTİYOR
Turnuvanın son şampiyonu Filenin Sultanları, İtalya'yı yenerek üst üste 2. kez Avrupa'nın en büyüğü olmayı hedefliyor.
Millilerimiz, bu sezon FIVB Milletler Ligi'ni şampiyon bitirmişti. İtalya ise Polonya'yı 3-1 mağlup ederek 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda adını finale yazdırdı.
'GÜZEL BİR ATMOSFERİN OLACAĞINI BİLİYORUM'
Sırbistan galibiyetinin ardından açıklamalarda bulunan A Milli Kadın Voleybol Takımı Başantrenörü Daniele Santarelli, finalde de Sinan Erdem Spor Salonu'nda çok güzel bir atmosfer beklediğini söyledi.
Santarelli, Sırbistan karşısında ortaya koydukları oyundan memnun olduğunu belirterek, "Çok iyi bir blok defans sistemi kurduk, çok iyi servis attık ve bunun sonucunda gayet iyi bir oyun sahaya koyduk. Kesinlikle çok güzel bir atmosfer vardı. Final için de yarın burada güzel bir atmosferin olacağını biliyorum. Yarın için de çok heyecanlıyız." ifadelerini kullandı.
İtalya'nın finale yükselmesi halinde rakipleri hakkında da değerlendirmede bulunan İtalyan çalıştırıcı, "Bence İtalya'nın daha fazla şansı var. Çünkü Polonya çok uzun zamandır yarı finale çıkmamıştı. İtalya, çok uzun zamandır buralarda oynuyor. Onlar çok daha tecrübeli." dedi.
Santarelli, finalde kazanmak istediklerini vurgulayarak, "Bir final daha kazanmak, müzemize bir kupa daha götürmek kesinlikle çok isterim. Takımla bunun için çalışıyoruz zaten. Kazansak da kaybetsek de bu yaz bizim için çok güzel bir yaz olmuş olacak. Milletler Ligi'ni kazandık." şeklinde konuştu.
<p>2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde A Milli Kadın Voleybol Takımımız bu akşam İtalya ile karşı karşıya gelecek. Mücadele 19.00'da başlayacak.</p>
İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran gemilerine yönelik deniz ablukasına katılan ABD'ye ait bir uçak gemisi ile bir muhrip gemiyi balistik füzelerle hedef aldığını açıkladı.
Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri tarafından konuya ilişkin bir bildiri yayımlandı.
Bildiride, İran gemilerine karşı uygulanan deniz ablukasına katılan ABD'ye ait bir uçak gemisi ile bir muhrip gemisinin balistik füzelerle hedef alındığı belirtildi.
Söz konusu saldırının ardından uçak gemisi ve muhrip geminin hasar aldığı ve bulundukları konumdan farklı bölgelere çekildiği ifade edildi.
Bildiride ayrıca, İran'ın "her zamankinden daha güçlü" olduğu ve ABD'nin girişimlerine kararlı bir şekilde karşılık verilmeye devam edileceği kaydedildi.
BİR SALDIRI DAHA!
İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'na girmeye çalışan ABD ordusuna ait bir insansız deniz aracına saldırı düzenlediğini duyurdu.
Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yayımlanan bildiride, Hürmüz Boğazı'nda İran'ın kontrolündeki bölgeye girmeye çalışan ABD ordusuna ait bir insansız deniz aracının hedef alındığı belirtildi.
Bildiride, Hürmüz Boğazı'nın İran'ın yönetiminde bulunduğu ve ABD'nin her türlü hareketine "kesin bir şekilde" karşılık verileceği ifade edildi.
İRAN'DAN SÜRPRİZ SAVAŞ KARARI
İran Ekonomi Bakan Yardımcısı Murteza Zemaniyan, savaş koşullarının yol açtığı sorunlara hızlı çözüm üretmek amacıyla Ekonomi Bakanlığı bünyesinde "Ekonomik Savaş Karargahı" kurulduğunu bildirdi.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre Zemaniyan, "Ekonomik Savaş Karargahı" hakkında açıklamalarda bulundu.
Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Ekonomik Savaş Karargahı'nın, savaş koşullarından kaynaklanan ekonomik sorunlara hızlı çözüm üretilmesi ve ilgili kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması amacıyla kurulduğunu belirten Zemaniyan, bu mekanizma sayesinde sorunların çözümünde bürokratik gecikmelerin önüne geçileceğini ifade etti.
<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait ham petrol tankeri "M/T Kylo"nun ABD ordusu tarafından vurulduktan sonra Umman Körfezi’nde battığını duyurdu.</p>
<p>CENTCOM, ABD güçleri tarafından vurulan İran tankerlerinden biri olan "M/T Kylo"nun Umman Körfezi’nde battığını duyurdu. Yapılan açıklamada, "M/T Kylo, denizin dibinde olan İran donanması saflarına katıldı" ifadelerine yer verildi. Paylaşılan görüntülerde, saldırıya uğrayan geminin önce yan yattığı, ardından yavaş yavaş sulara gömüldüğü görüldü.</p>
<p><strong>PETROL TANKERİ VURULDU</strong></p>
<p>CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) bölgedeki sularda devriye gezen ABD’ye ait 2 savaş gemisine balistik füze fırlattığını açıklamıştı. Saldırıda hiçbir ABD personelinin zarar görmediği ifade edilirken, CENTCOM’un misilleme olarak İran’a ait 3 ham petrol tankerini hedef aldığı bildirilmişti. Hedef alınan İran tankerlerinin DMO ve bölgesel vekillerini finanse eden milyarlarca dolarlık gizli bir ağın parçası olduğu iddia edilen açıklamada, "İran'ın bunları savunacak hiçbir imkanı yok" ifadeleri kullanılmıştı.</p>
Hastalıkların daha sık görüldüğü dönemlerde birçok kişi bağışıklık sistemini güçlendirmek için doğal besinlere yöneliyor. Turna yemişi, sarımsak, tarçın, bal ve kekik de içerdikleri çeşitli bileşenler nedeniyle en çok tercih edilen doğal kaynaklar arasında yer alıyor.
Cranberry adıyla da bilinen turna yemişi, özellikle idrar yolu sağlığıyla ilişkilendirilen besinlerden biri. İçerdiği bazı bileşenlerin bakterilerin idrar yollarına tutunmasını zorlaştırabileceğine yönelik çalışmalar bulunuyor. Bu nedenle turna yemişi ve ürünleri, özellikle tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları konusunda araştırılan doğal seçenekler arasında bulunuyor.
Sarımsak
Mutfakların vazgeçilmezlerinden sarımsak, yalnızca yemeklere lezzet katmasıyla değil, içerdiği kükürtlü bileşiklerle de dikkat çekiyor. Sarımsağın kendine özgü kokusundan sorumlu olan alisin, üzerinde en çok araştırma yapılan bileşenlerden biri. Çeşitli çalışmalar sarımsağın bazı bakteri ve mantarlar üzerinde etkili olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle sarımsağı dengeli bir beslenme düzeni içerisinde yemeklere ve salatalara eklemek iyi bir seçenek olabilir.
Tarçın
Güçlü antioksidan bileşenler içeren tarçın da araştırmalarda çeşitli mikroorganizmalar üzerindeki potansiyel etkileriyle gündeme geliyor. Özellikle tarçının bazı bileşenlerinin bakterilere karşı aktivite gösterebildiği laboratuvar çalışmalarında inceleniyor.
Günlük beslenmenize tarçın eklemek isterseniz meyvelerin, yoğurdun veya yulafın üzerine serpiştirebilirsiniz. Ancak tarçının antibiyotiklerin etkisini artırdığı kesin olarak kabul edilmemeli ve tedavi amacıyla kullanılmamalıdır.
Bal
Bal, yüzyıllardır geleneksel olarak kullanılan doğal besinlerden biri. Özellikle bazı bal türlerinin antimikrobiyal özellikleri üzerine bilimsel çalışmalar bulunuyor. Bunun yanı sıra bal, boğazı rahatlatmak amacıyla da sıklıkla tüketiliyor. Ancak balın bir antibiyotik olmadığı ve enfeksiyonların tedavisinde doktor tarafından verilen ilaçların yerine kullanılmaması gerektiği unutulmamalı.
Kekik
Kekiğin içerisinde bulunan karvakrol ve timol gibi bileşenler, antimikrobiyal özellikleri açısından bilimsel araştırmalara konu oluyor. Kekik çayı veya yemeklerde kullanılan kekik, günlük beslenmeye dahil edilebilecek aromatik seçeneklerden biri.
Bununla birlikte özellikle kekik yağı gibi yoğun ürünlerin doğrudan cilde uygulanması veya ağızdan kullanılması tahriş ve başka yan etkilere yol açabileceğinden dikkatli olunması gerekiyor.
Bursa'da seyir halindeki TIR'dan yakıt dökülmesi üzerine ortalık adeta savaş alanına döndü. Yaklaşık 10 araç kazaya karışırken, trafiğin kitlendiği anlar dron ile kaydedildi.
İHA'nın haberine göre olay, merkez Nilüfer ilçesi İzmir Yolu Karacaoba mevkiinde meydana geldi. Sürücüsü ve plakası henüz alınamayan TIR'dan yakıt dökülmeye başladı.
Durumu fark eden sürücü, TIR'ı emniyet şeridine çekti. Bunun üzerine arkadan gelen diğer araçlar, mazot sebebiyle kayganlaşan yolda kontrollerini kaybederek kaza yaptı.
Yaklaşık 10 araç kazaya karışırken, durum 112 Acil Servis Hattı'na bildirildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekipleri, geniş güvenlik önlemleri alırken, sağlık ekipleri ise yaralılara ilk müdahalelerini gerçekleştirdi. Yaralılar, yapılan ilk müdahalenin ardından çevre hastanelere kaldırıldı. Kazaya karışan araçlar, dron ile görüntülendi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü, Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde yapılacak etkinlik nedeniyle trafiğe kapatılacak yolları açıkladı.
Müdürlüğün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamaya göre saat 07.00'den itibaren ihtiyaç olması halinde Bağdat Caddesi'nin 357. Cadde ile Anadolu Bulvarı arasında kalan bölümü ve buraya açılan yolların tamamı ile 266. Cadde'nin Bağdat Caddesi ile 269. Cadde arasında kalan bölümü ve buraya açılan yolların tamamı çift yönlü araç trafiğine kapalı olacak.
Otomobil markalarının satışlarını hareketlendirmek amacıyla düzenlediği kampanyalar devam ederken, Toyota’nın 5 Eylül 2026 tarihli fiyat listesi de dikkat çekti. Markanın bazı modellerinde uyguladığı kampanyalar sonucunda liste fiyatları ile güncel satış fiyatları arasında yüz binlerce liralık fark oluştu.
791 BİN TL'LİK İNDİRİM GELİYOR! ARABA ALACAKLARI SEVİNDİREN HABER...
Akşam’ın aktardığı bilgilere göre, kampanyanın en büyük indirimi Corolla Sedan’ın 1.5 Flame X-Pack Multidrive S versiyonunda gerçekleşti. Normal liste fiyatı 3 milyon 126 bin TL olan model, kampanya kapsamında 2 milyon 335 bin TL’den satışa sunuldu. Bu versiyonda alıcıya sağlanan fiyat avantajı 791 bin TL’ye çıktı.
Toyota’nın kampanyası yalnızca Corolla Sedan ile sınırlı değil. Markanın Corolla Cross Hybrid seçeneklerinde de flaş indirimler bulunuyor.
Corolla Cross Hybrid’de de yüz binlerce liralık avantaj
Corolla Cross Hybrid ailesinin 1.8 Hybrid Passion X-Pack e-CVT versiyonunda liste fiyatı 4 milyon 195 bin TL olarak açıklanırken, kampanyalı satış fiyatı 3 milyon 567 bin TL’ye düşüyor. Modeldeki indirim tutarı 628 bin TL olarak hesaplanıyor. Ailenin diğer versiyonlarında da 500 bin TL’yi aşan fiyat avantajları göze çarpıyor.
Corolla Sedan kampanyalı fiyatlar
Toyota Corolla Sedan’ın kampanya kapsamında belirlenen fiyatları ve sağlanan indirimler şöyle:
1.5 Vision Plus Multidrive S: 1 milyon 850 bin TL — 695 bin 500 TL indirim
1.5 Dream Multidrive S: 2 milyon 150 bin TL — 603 bin 500 TL indirim
1.5 Dream X-Pack Multidrive S: 2 milyon 275 bin TL — 630 bin TL indirim
1.5 Flame X-Pack Multidrive S: 2 milyon 335 bin TL — 791 bin TL indirim
1.5 Passion X-Pack Multidrive S: 2 milyon 630 bin TL — 667 bin 500 TL indirim
Corolla Cross Hybrid kampanyalı fiyatları
Corolla Cross Hybrid modellerinde kampanyalı fiyatlar ve indirim tutarları ise şu şekilde:
1.8 Hybrid Flame e-CVT: 2 milyon 875 bin TL — 510 bin TL indirim
1.8 Hybrid Passion e-CVT: 3 milyon 80 bin TL — 545 bin TL indirim
1.8 Hybrid Passion X-Pack e-CVT: 3 milyon 567 bin TL — 628 bin TL indirim
Chengdu Otomobil Fuarı’nda sergilenen yenilenmiş Mazda EZ-60, sürüş destek sistemleri tarafında da önemli yenilikler getiriyor.
Modelin üst bölümüne konumlandırılan LiDAR sensörü; üç milimetre dalga radarı, 12 ultrasonik sensör ve 11 kameradan oluşan kapsamlı algılama sistemiyle birlikte çalışıyor. Bu donanım sayesinde otoyol ve şehir içi kullanımda NOA tabanlı gelişmiş sürüş asistanı sunuluyor.
JAPON DEVİNDEN EZBER BOZAN ARABA GELİYOR! ESKİYİ GERİDE BIRAKACAK
Sistem; otomatik şerit değişimi, sollama, kavşaklarda dönüş ve park gibi işlevlerin yanı sıra 200'ün üzerinde farklı sürüş senaryosunu destekleyebiliyor. Aracın başlangıç fiyatının ise yaklaşık 23.800 dolar seviyesinde olması bekleniyor.
Minimalist kokpit, dev ekran
Mazda, EZ-60'ın kabininde geleneksel fiziksel düğmelerden uzak, daha sade ve dijital ağırlıklı bir tasarım anlayışını benimsiyor. Konsol boyunca uzanan 26,45 inçlik 5K çözünürlüklü ekran, multimedya ve araç işlevlerinin merkezinde yer alıyor.
Sürücüye bilgi aktarmak için standart donanımda 50 inçlik bir head-up display bulunurken, daha üst seviyede 100 inçlik sanal gösterge ekranı tercih edilebiliyor. Böylece kokpit, fiziksel kontrol elemanlarından ziyade geniş ekran teknolojileri üzerine kuruluyor.
Changan-Mazda ortaklığının ürünü olan EZ-60, tamamen elektrikli ve uzatılmış menzilli olmak üzere iki farklı versiyonla sunuluyor.
Elektrikli versiyon: Arkadan itişli modelde 190 kW (255 HP) gücünde bir elektrik motoru bulunuyor. Gücünü 77,94 kWh kapasiteli CALB üretimi LFP bataryadan alan araç, CLTC ölçümlerine göre 600 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. 3C hızlı şarj desteği sayesinde batarya yüzde 30'dan yüzde 80 seviyesine yaklaşık 15 dakikada ulaşabiliyor.
Uzatılmış menzilli versiyon: EREV seçeneğinde ise 1,5 litrelik benzinli motor doğrudan tekerlekleri hareket ettirmek yerine jeneratör görevi üstleniyor. 190 kW gücündeki elektrik motoruyla birlikte çalışan sistem, 31,73 kWh'lik LFP bataryadan besleniyor. Bu yapı sayesinde araç, benzinli motor devreye girmeden yaklaşık 200 kilometrelik tamamen elektrikli sürüş sunuyor.
<p>Chengdu Otomobil Fuarı’nda sergilenen yenilenmiş Mazda EZ-60, sürüş destek sistemleri tarafında da önemli yenilikler getiriyor.</p>
<p>Modelin üst bölümüne konumlandırılan LiDAR sensörü; üç milimetre dalga radarı, 12 ultrasonik sensör ve 11 kameradan oluşan kapsamlı algılama sistemiyle birlikte çalışıyor. Bu donanım sayesinde otoyol ve şehir içi kullanımda NOA tabanlı gelişmiş sürüş asistanı sunuluyor.</p>
<p>JAPON DEVİNDEN EZBER BOZAN ARABA GELİYOR! ESKİYİ GERİDE BIRAKACAK</p>
<p>Sistem; otomatik şerit değişimi, sollama, kavşaklarda dönüş ve park gibi işlevlerin yanı sıra 200'ün üzerinde farklı sürüş senaryosunu destekleyebiliyor. Aracın başlangıç fiyatının ise yaklaşık 23.800 dolar seviyesinde olması bekleniyor.</p>
<p>Minimalist kokpit, dev ekran</p>
<p>Mazda, EZ-60'ın kabininde geleneksel fiziksel düğmelerden uzak, daha sade ve dijital ağırlıklı bir tasarım anlayışını benimsiyor. Konsol boyunca uzanan 26,45 inçlik 5K çözünürlüklü ekran, multimedya ve araç işlevlerinin merkezinde yer alıyor.</p>
<p>Sürücüye bilgi aktarmak için standart donanımda 50 inçlik bir head-up display bulunurken, daha üst seviyede 100 inçlik sanal gösterge ekranı tercih edilebiliyor. Böylece kokpit, fiziksel kontrol elemanlarından ziyade geniş ekran teknolojileri üzerine kuruluyor.</p>
<p>İki farklı güç seçeneği</p>
<p>Changan-Mazda ortaklığının ürünü olan EZ-60, tamamen elektrikli ve uzatılmış menzilli olmak üzere iki farklı versiyonla sunuluyor.</p>
<p>Elektrikli versiyon: Arkadan itişli modelde 190 kW (255 HP) gücünde bir elektrik motoru bulunuyor. Gücünü 77,94 kWh kapasiteli CALB üretimi LFP bataryadan alan araç, CLTC ölçümlerine göre 600 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. 3C hızlı şarj desteği sayesinde batarya yüzde 30'dan yüzde 80 seviyesine yaklaşık 15 dakikada ulaşabiliyor.</p>
<p>Uzatılmış menzilli versiyon: EREV seçeneğinde ise 1,5 litrelik benzinli motor doğrudan tekerlekleri hareket ettirmek yerine jeneratör görevi üstleniyor. 190 kW gücündeki elektrik motoruyla birlikte çalışan sistem, 31,73 kWh'lik LFP bataryadan besleniyor. Bu yapı sayesinde araç, benzinli motor devreye girmeden yaklaşık 200 kilometrelik tamamen elektrikli sürüş sunuyor.</p>
Yunanistan ile İsrail arasında yıllardır gelişen askeri ilişkinin en büyük anlaşması 31 Ağustos'ta Tel Aviv'de imzalandı. Adı oldukça iddialı: Aşil Kalkanı. Bedeli de öyle. 3 milyar 35 milyon euro...
İsrail, Yunanistan'ın hava savunma mimarisini baştan aşağı değiştirecek çok katmanlı bir sistem kuracak. Davud Sapanı, BARAK MX, SPYDER çok görevli radarlar ve bunların tamamını birbirine bağlayacak merkezi komuta-kontrol sistemi aynı mimarinin parçaları olacak. Yunanistan böylece uçaklardan balistik füzelere, seyir füzelerinden kamikaze İHA'lara kadar farklı tehditlere karşı ülke çapında yeni bir hava savunma ağı kurmaya hazırlanıyor.
Atina açısından bakıldığında ilk bakışta son derece rasyonel görünüyor. Ukrayna ve İran savaşları modern orduların güçlü hava savunmasına neden ihtiyaç duyduğunu gösterdi. Ucuz kamikaze İHA'lar, seyir füzeleri ve balistik füzeler artık savaş alanının temel unsurları. Yunanistan'ın hava savunmasını modernleştirmesinde garip bir taraf yok. Problem başka yerde başlıyor. Aşil Kalkanı Türkiye-Yunanistan dengesinin parçası haline gelirse Atina, güvenliğini artırmaya çalışırken Ege'de yeni ve son derece pahalı bir silahlanma döngüsünün kapısını açabilir. Sonra da kötü sonuçlarla karşılaşabilir.
BAKANSIZ TÖREN DİKKAT ÇEKİCİ
Anlaşmanın imzalanma biçimi önemli. Yunanistan tarihinin en büyük hava savunma projelerinden biri imzalanıyor, İsrail-Yunanistan ilişkilerinin en büyük savunma anlaşması yapılıyor. Ancak Tel Aviv'deki masada Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias yok. Anlaşmaya Yunanistan adına Savunma Yatırımları ve Silahlanma Genel Müdürü Tümgeneral Ioannis Bouras imza attı.
İsrail tarafında da Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Amir Baram ve savunma bürokrasisinin üst düzey isimleri bulunuyordu. Buradan tek başına siyasi kriz sonucu çıkarmak mümkün değil. Fakat görüntü yine de ilginç. Üstelik anlaşmanın zamanlaması İsrail'in bölgesel politikaları nedeniyle Avrupa'da ağır siyasi eleştiriler aldığı bir döneme denk geliyor.
ANLAŞMA HANGİ SİSTEMLERİ İÇERİYOR?
Programın büyüklüğünü anlamak için satın alınan sistemlere ayrı ayrı bakmak gerekiyor. SPYDER kısa ve orta menzilde hava araçları, İHA'lar ve farklı hava tehditlerine karşı kullanılabilecek mobil savunma sağlayacak. BARAK MX orta ve daha uzun menzilli katmanı oluşturacak. Davud'un Sapanı ise balistik füze ve diğer uzun menzilli tehditlere karşı üst katmanda görev yapacak. Bunlara ELTA'nın MMR radarları eklenecek. Fakat anlaşmanın en önemli parçası ulusal komuta-kontrol sistemi olacak. Yunanistan farklı ülkelerden aldığı silah sistemlerini giderek ortak bir hava savunma mimarisinin içerisinde birleştirmeye çalışıyor. Aşil Kalkanı'nın mantığı tek tek bataryalar satın almak yerine tehdidin bir sensör tarafından görülüp bütün ağ tarafından takip edilebildiği merkezi bir savunma sistemi kurmak. İsrail teknolojisi Yunanistan'ın gelecekteki hava savunmasının sinir sistemine giriyor. Stratejik bağımlılık tartışması da burada başlıyor.
YUNANİSTAN HAVA SAVUNMASINI İSRAİL'E BAĞLIYOR
Bir ülke silah satın aldığında yalnızca teslim edilen sistemi satın almaz. Bakımını, yazılımını, mühimmatını, modernizasyonunu da alır. Bunun teknik eğitimi, yedek parçaları da var. Ayrıca elbette sistemin yıllar sonra nasıl geliştirileceği konusunda üretici ülkeyle ilişki kurar. Aşil Kalkanı'nın merkezi komuta-kontrol mimarisinin de İsrail tarafından geliştirilmesi bu nedenle önemli. Yunanistan önümüzdeki yıllarda hava savunmasının önemli bölümünü İsrail teknolojisi etrafında inşa edecek. Yirmi yıl içindeyse Doğu Akdeniz'deki siyasi dengelerin nasıl olacağını kimse bilmiyor.
EGE'DE KRİZ KAPIDA MI?
Asıl hassas mesele ise sistemlerin nerede konuşlandırılacağı. Resmi açıklamalarda bataryaların ayrıntılı coğrafi dağılımı henüz yayımlanmış değil. Yunan basınındaki bilgiler ise doğu Ege ve Meriç hattının güçlendirilecek bölgeler arasında değerlendirildiğine işaret ediyor. İşte burada askeri modernizasyon doğrudan Türkiye-Yunanistan sorunlarına temas ediyor. Türkiye ile Yunanistan arasında bazı Ege adalarının askeri statüsü konusunda zaten onlarca yıldır devam eden anlaşmazlık bulunuyor. Ankara Lozan ve Paris düzenlemelerine dayanarak belirli adaların gayri askeri statüsünün ihlal edildiğini savunuyor. Atina ise Türkiye'nin güvenlik tehdidini gerekçe göstererek kendi hukuki tezlerini öne sürüyor.
Burada Yunan stratejisinin daha temel problemi ortaya çıkıyor. Aşil Kalkanı'nın resmi belgelerinde Türkiye doğrudan hedef olarak ilan edilmiş değil. Fakat Yunanistan'ın son yıllardaki savunma modernizasyonunun önemli bölümünün Türkiye ile askeri denge düşüncesinden bağımsız olmadığı da sır değil.
Yunanistan'ın dikkatli olması gerekiyor. Türkiye son yıllarda balistik füze, seyir füzesi, kamikaze İHA, elektronik harp ve insansız hava aracı kapasitesini büyütüyor. Hava savunma sistemlerinin temel ekonomik problemlerinden biri tam olarak burada. Savunma pahalı. Saldırı bazen çok daha ucuz. İhtiyaç duyulan Ege ve Doğu Akdeniz'de orduların kapasitenin hiçbir zaman kullanılmasını gerektirmeyecek siyasi düzen. Miçotakis yönetimi bunu bilmeli.
Vatandaşın adı, adresi, telefonu, ailesi, SGK'sı ve tapusu tek ekranda çıktı. İstanbul'da yürütülen soruşturmada, kişisel verilerin yasa dışı paneller üzerinden sorgulandığı ve bazı avukatlık bürolarında bu sistemlerin kullanıldığı ortaya çıktı. 31 avukatlık bürosunda arama başlatılırken 47 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 27'si avukat 31 şüpheli gözaltına alındı.
BİLGİLER TEK EKRANDA TOPLANDI
Soruşturmanın önceki aşamalarında ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesiyle panel giriş kayıtları, kullanıcı bilgileri, doğrulama kodları, uzaktan bağlantı kayıtları ve kişisel veri içeren sorgu çıktıları bulundu. Bazı panellerin avukatlık bürolarındaki bilgisayarlara uzaktan bağlantı programlarıyla kurulduğu, kullanıcı hesaplarının da bu bürolardan yönetildiğine ilişkin bulgular dosyaya girdi.
KİŞİSEL VERİLER KORKUTMAK İÇİN KULLANILDI
Soruşturmanın en dikkat çekici iddiası ise kişisel verilerin vatandaşlarla iletişim kurulurken kullanılması oldu. İddiaya göre bazı şüpheliler, herhangi bir hukuki ilişkileri bulunmayan kişilerin bilgilerine paneller üzerinden ulaştı. Ardından vatandaşlara borç, haciz veya uzlaşma süreçleriyle ilgili gerçeğe aykırı mesaj ve aramalar yapıldı. Savcılık, bu bilgilerin vatandaşların güvenini kazanmak ve maddi menfaat elde etmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığını araştırıyor. Soruşturma kapsamında daha önce 10 şüpheli hakkında kamu davası açılırken, yeni deliller doğrultusunda çok sayıda avukat hakkında gözaltı kararı verildi.
VERİLERİN KAYNAĞI ARAŞTIRILIYOR
Soruşturmanın bir diğer önemli ayağını ise para trafiği oluşturuyor. Panellerin kurulumu, satışı veya erişimi karşılığında gerçekleştirildiği değerlendirilen para transferleri de incelemeye alındı. Savcılık, dijital materyaller ve mali hareketleri birlikte değerlendirerek vatandaşların bilgilerinin sisteme nasıl girdiğini, kimler tarafından sorgulandığını ve bu verilerin daha sonra nasıl kullanıldığını ortaya çıkarmaya çalışıyor. Şimdi gözler, aramalarda ele geçirilen dijital materyallerin incelemesine çevrildi.
"ÖNCE MESAJ GELDİ SONRA ARADILAR"
Mağdurlardan bir tanesi de İstanbul'da yaşayan 35 yaşındaki Osman Y. oldu. Üniversite mezunu olan ve özel bir firmanın lojistik operasyonlarında çalışan Osman Y. hukuk büroları vasıtasıyla nasıl dolandırıldığını anlattı. Osman Y. "Bir icra takibi dosyasıyla ilgili 3 milyon lira borcum vardı. Yaklaşık 6 ay önce, ilk olarak telefonuma 'Uzlaşma sürecini kaçırdınız. Hakkınızda haciz işlemi başlatıldı' ibareleriyle bir hukuk bürosu aracılığıyla bir mesaj geldi. 5 dakika sonra telefonla aynı hukuk bürosundan arandım.
"BENİ BENDEN DAHA İYİ TANIYORLARDI"
Önce benim ne kadar borcum olduğunu, dava dosyamla ilgili tüm ayrıntıları, ailemle ilgili bilgilere kadar hakkımdaki çok sayıda bilgiyi tarafıma ilettiler. Beni benden daha iyi tanıyorlardı. Ben de gerçekten güvenilir bir yer olduğu intibasını bıraktı. Eğer 3 milyonluk borcun 1.2 milyonunu ödersen dosyanız kapanacak dediler. Ödemezsem hakkımda haciz işlemi başlatılabileceği söylendi ve erken ödeme imkanıyla borcumun kapatılabileceği ifade edildi. Paniğe kapıldım. Verdikleri hesap numarasına borcumu kapatabilmek için istenen miktarı attım. Ancak daha sonra şüpheye düştüm. Beni arayan numarayı aradığımda telefonlarıma cevap vermediler. Hemen emniyete gidip şikayetçi oldum ama artık çok geçti" diye konuştu.
SİGORTA ŞİRKETİ DOLANDIRICILIK OYUNUNU BOZDU
Gelen icra ve dava tehditleri karşısında ilk anlarda büyük bir panik yaşadığını dile getiren Emre S., para yatırmak üzereyken durumdan şüphelenerek araştırmaya başladığını ifade etti. İlgili sigorta firmasıyla iletişime geçtiğini belirten mağdur vatandaş, şu ifadeleri kullandı: "Bize iletilen dosyada kazanın sigortaya bildirildiği yazıyordu. Bunun üzerine sigorta şirketini aradım ancak sistemlerinde böyle bir tutanak ya da kayıt olmadığını öğrendim. Ortada dava riski olunca ister istemez korktum ve ilk günlerde parayı yatırmayı düşündüm. Ancak her gün basında yer alan benzer dolandırıcılık haberlerini hatırlayınca temkinli davrandım ve istenen parayı göndermedim. Şimdi sürekli UYAP sistemine girip adıma açılmış bir dosya var mı diye kontrol ediyorum."
AVUKAT GONCE UYARDI
Avukat Gizem Gonce bazı yerlerde kendi fotoğraf ve isminin de geçtiğini belirterek şunları söyledi; "Panelden edinmiş oldukları bilgilerle, özellikle kredi çekmiş kişiler varsa onları buluyorlar. Bu kredilerin sigorta iadesi konusunda kendilerini arayarak iade yapılacağını ve bununla alakalı ödeme yapılmaması halinde icra takibi başlatılacağını ve bu icra takibinde tüm aile bireylerinin de dahil edileceğini söyleyip panik yaratıyorlar".
Müvekkillerinden Nezahat hanımı ise bu yöntemle tam 90 bin lira dolandırmışlar. Telefona gelen bir mesaj süreci başlatıyor. "Borcunuz yasal takibe düştü", "Uzlaşma sürecini kaçırdınız" ya da "Hakkınızda haciz işlemi başlatıldı" deniliyordu. Karşıdaki kişi, vatandaşın adını biliyor, telefon numarasına ulaşıyor, hatta adresi ve ailesiyle ilgili bazı bilgileri dahi söyleyebiliyordu. İşte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma, bu noktada devreye girdi. Yapılan incelemelerde, vatandaşların çok sayıda kişisel bilgisinin tek bir sistem üzerinden sorgulanabildiği değerlendirildi. "HukukBİS", "AsistBİS" ve benzeri isimlerle kullanılan yasa dışı panellerde; kimlik, adres, aile, SGK, GSM, çalışan, tapu ve ada-parsel bilgilerinin sorgulanabildiği tespit edildi.
SAHTE KAZA VE "DAVA AÇILACAK" BASKISI
İstanbul'da yaşayan Emre S., son dönemde artan yasa dışı panel ve dolandırıcılık yöntemlerinin yeni hedefi oldu. Sultanbeyli'de karıştığı bir trafik kazasının ardından sahte avukatlık senaryosuyla karşı karşıya kaldığını belirten Emre S., kendisinden "dava açılmaması" karşılığında 19 bin 745 TL talep edildiğini söyledi. Mesajın doğrudan kendi telefonuna değil, kardeşine iletildiğini vurgulayan Emre S., süreci şöyle anlattı:
"Kardeşime benim adıma bir avukatlık bürosundan mesaj geldi. Dosyanın dava aşamasına gelmeden kapanması için 19 bin 745 TL istendi. Ödeme yapmamam durumunda bu tutarın 30 bin 400 TL'ye yükseleceği belirtildi. Bana verilen 8 günlük süre içinde ödeme yapmazsam dava açacaklarını söyleyerek baskı kurdular. Bütün hatlarımız kendi üzerimizeyken bu mesajın bana değil de kardeşime gitmesine hiçbir anlam veremedim."
İŞTE ADIM ADIM VURGUN SÜRECİ
Avukat Gonce şöyle konuştu: "Burada bizim de müvekkillerimiz var. Dolandırılan kişiler şöyle bir yöntemle mağdur edilmiş: Hiçbir hukuk bürosuyla bağlantısı olmayan kişiler, tamamen meslektaşlarımın telefon numaralarını ve fotoğraflarını kullanarak kendi telefonları üzerinden vatandaşları arıyorlar. Özellikle panelden elde ettikleri bilgiler üzerinden, daha önce kredi çekmiş kişileri tespit ediyorlar. Bu kişilere, krediyle ilgili sigorta iadesi yapılacağını söylüyorlar. Ardından, ödeme yapılmaması halinde icra takibi başlatılacağını, hatta bu icra takibine tüm aile bireylerinin de dahil edileceğini söyleyerek vatandaşlar üzerinde baskı kuruyorlar.
"HGS" BORCU YALANI
Burada aslında avukatlık kimliği kullanılarak bir dolandırıcılık yöntemi uygulanıyor. Vatandaşlara, icra takibiyle karşı karşıya kalmamaları için 400, 500 veya 600 TL gibi görece düşük miktarlarda ödemeler yapmaları gerektiği söyleniyor. Bu ödemeler çoğunlukla HGS geçiş ücreti veya kargo bedeli gibi gerekçelerle isteniyor. Örneğin, vatandaşa "Size bir kargo geldi, ancak teslim almadınız. Kargo iade gitti ve bundan dolayı bir kargo bedeli ödemeniz gerekiyor." şeklinde bilgi veriliyor.
"KİŞİSEL VERİLERLE KORKU SALIYORLAR"
Dolandırıcılar, panel üzerinden elde ettikleri kişisel verileri de kullanarak söyledikleri bilgileri doğruluyor ve vatandaşın karşısındaki kişinin gerçekten bir avukat ya da hukuk bürosu olduğuna inanmasını sağlıyorlar. Daha sonra da "Bu ödemeyi yapmazsanız hakkınızda icra takibi başlatılacak." şeklinde tehdit ve baskı oluşturuyorlar.
MEBLAĞ KÜÇÜK MAĞDUR SAYISI BÜYÜK
Yapılan araştırmalar sonucunda, müvekkillerimizin para göndermiş olduğu IBAN numaraları ve bu hesapların sahiplerinin isim ve soy isim bilgileri tespit edildi. Biz de bu kişiler hakkında icra takibi başlatarak, gönderilen paraların iadesini sağladık. Burada önemli bir sorun daha var. Vatandaşlar, dolandırıldıkları miktarlar 400, 500 veya 600 TL gibi düşük meblağlar olduğu için çoğu zaman bu konuyla ilgili başvuru yapmak istemiyorlar. Daha fazla dolandırıcılık faaliyetinin içerisine dahil olmaktan veya yeniden mağdur edilmekten korkuyorlar. Ancak bu konu aslında oldukça önemli. Çünkü dolandırıcıların panel üzerinden çok sayıda kişinin kişisel verilerine ulaşabildiği görülüyor.
SUÇ DUYURUSU ÖNEMLİ
Bu kapsamda, kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi ve kullanılması nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulması önemli. Çünkü burada sadece vatandaşın parasının dolandırılması söz konusu değil. Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi, bu bilgilerin farklı yerlerde ve farklı dolandırıcılık yöntemlerinde kullanılmasının da önünü açabiliyor.
500 TL ALDILAR BİR ŞEY OLMAZ DEMEYİN
Dolayısıyla vatandaşların bu konuyu yalnızca "Benden 500 TL aldılar." şeklinde değerlendirmemesi gerekiyor. Asıl önemli olan, kişisel verilerinin kimlerin eline geçtiği ve bu bilgilerin başka hangi amaçlarla kullanılabileceğinin araştırılmasıdır.
ADINIZA ŞİRKET KURABİLİRLER
Kandırılmanın yanı sıra, kişisel verilerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilmesi de vatandaşlar açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Çünkü bu kişisel verilerin farklı alanlarda kullanılması mümkün. Örneğin, kişinin adına şirket kurulması veya başka bir şekilde borçlandırılması gibi eylemler de gerçekleştirilebilir.
NEZAHAT HANIMA SİGORTA İADESİ YALANI
Bir diğer önemli hususun ise, vatandaşların banka adı kullanılarak aranması olduğunu belirten Avukat Gizem Gonce;" Örneğin, "X Bankası'ndan arıyoruz. Sizin şu tarihte, şu dönemde çekmiş olduğunuz, şu kadar bedelli kredinin sigorta iadesini tarafınıza yapacağız. Telefonunuza bir onay kodu gelecek. Bunu onaylamanız ve bize gelen kodu söylemeniz gerekiyor." şeklinde bir arama gerçekleştiriliyor. Bu şekilde dolandırılan müvekkillerimizden biri de Nezahat Hanım. Kendisi oldukça yaşça büyük bir hanımefendi.
90 BİN LİRA BUHAR OLDU
Gerçekten bankadan aradığını söyleyen kişilerin, müvekkilimizin geçmişte çekmiş olduğu krediye ilişkin tarih ve tutar gibi bilgilere sahip olması nedeniyle, arayan kişilere inanmış ve güvenmiş. Telefonuna gelen onay kodunu da kredi sigortasına ilişkin bedelin iade edileceği düşüncesiyle onaylamış ve telefonda kendisine gelen kodu karşı tarafa vermiş. Bunun hemen ardından müvekkilimizin hesabından 90 bin TL tutarında bir kredi çekilmiş ve bu para anında başka bir hesaba gönderilmiş."
SAKİN OLUN
Konuyla ilgili uyarılarda bulunan avukat Dr. Candaş Gürol ise "Özellikle 'Hakkınızda icra dosyası var', 'Bugün ödeme yapmazsanız haciz başlayacak' gibi sözlerle insanları korkutup hemen para göndermeye zorlayabiliyorlar. Böyle bir arama ya da mesaj geldiğinde öncelikle sakin olunmalı ve verilen bilgiler resmi kaynaklardan doğrulanmalı" dedi.
TELEFONLA MESAJLARA VERİLEN YÖNLENDİRMELER TUZAK
"Avukat olduğunu söyleyen kişinin bilgileri Türkiye Barolar Birliği'nin baro levhasından, icra dosyasının gerçekten olup olmadığı ise e-Devlet veya UYAP üzerinden kontrol edilmeli. Gerekirse avukatlık bürosunun resmi kayıtlardaki numarası bulunarak doğrudan aranmalı ve bilgi teyit edilmeli" diyen Gürol, "Arayan kişinin adınızı, adresinizi, T.C. kimlik numaranızı ya da hakkınızdaki başka bazı bilgileri biliyor olması o kişiye güvenmek için yeterli değil. İcra dosyası gerçek olsa bile telefonda veya mesajla verilen yönlendirmelere uymamalı, IBAN'a para gönderilmemeli. İcra borcu varsa ödeme doğrudan ilgili İcra Dairesi üzerinden yapılmalı. Dolandırıcılar genellikle kişiyi korkutup düşünmesine fırsat vermeden para göndermesini sağlamaya çalışıyor. Bu nedenle 'hemen ödeme yapın' şeklindeki taleplere özellikle şüpheyle yaklaşılmalı" diye konuştu.
Hatay'da tarlalardan hasat edilen kapya biberler, kavurucu sıcağa ve zorlayan acıya rağmen emekçi kadınlar tarafından dilimlenerek salçaya dönüşüyor. Kilogram fiyatı 300 TL'den alıcı bulan salçalık biberin kuruması için serilen damlar kırmızıya büründü.
Kavurucu sıcakların etkili olduğu Amik Ovası'nda yeteri olgunluğa ulaşan kapya biberler hasat edilmeye devam ediyor. Tarım işçileri tarafından hasat edilen kapya biberler, salça olmadan önce kadınlar tarafından dilimlenerek damlara seriliyor.
Yakan acı ve kavurucu sıcakta zorlanan kadınların ellerinden çıkan biberler, Antakya ilçesi Madenboyu Mahallesi'nde damları kırmızıya bürüdü. Doğal yöntemlerle üretilen ve kilogram fiyatı 300 TL'den alıcı bulan alıcı bulan kapya biberlerin dilimlenmesi ve damlarda kurutulmasıysa ortaya çıkan salçada zorlu mesainin Ekim ayına kadar sürmesi bekleniyor.
"1 AYDIR HASAT DEVAM EDİYOR, ÇİFTÇİLERİN ŞU AN İÇİN TEK İŞİ BİBERLE UĞRAŞMAK"
Çiftçilerin ve salçalık biber üretenlerin hasat ile salçanın kilogram fiyatından memnun olduklarını dile getiren Ahmet Şiker, "Yaz aylarında Madenboyu Mahallemiz'de vazgeçilmez olan biber sezonu başlamıştır. 1 aydır hasat devam ediyor, çiftçilerin şu an için tek işi biberle uğraşmak. Çiftçiler ve salçacılar hasattan memnun. Önce tarladan topluyoruz, ardından kadınlar biberi dilimliyorlar. Dilimlendikten sonra biberler damlara seriliyor ve ardından kurulanıp makinelerle salça olarak çekiliyor. Salçanın kilogram fiyatı 300 TL ve biberin acısı da var tatlısı da. Sıcakta çok zor oluyor, ter içerisinde kalıyoruz. Elimizi ve yüzümüzü elleyemiyoruz. Gaziantep, Adana, Antalya, Ankara ve Diyarbakır başta olmak üzere acıyı seven herkese salça gönderiyoruz" dedi
"LEZZETİ GÜZEL VE ACI, ELLERİMİZ YANIYOR"
Günde 500 kilogram kapya biberi dilimlediğini dile getiren Medine Alkış, "Kavurucu sıcakta ekmek parası için biber dilimliyoruz. Lezzeti güzel ve acı, ellerimiz yanıyor. Tek başıma 500 kilo biber yarabiliyorum" dedi.
Acıya rağmen mesaiyi sürdürdüklerini dile getiren Emine Şiker, "Biber yarıyoruz, ekmek parası için. Çok acı ama yapmak zorundayız. Günlük 4 kişi, 1 ton biber dilimliyoruz" dedi.
<p>Amik Ovası'nda hasat edilen kapya biberler, kadın işçiler tarafından kavurucu sıcak ve yakıcı acıya rağmen dilimlenerek damlarda kurutuluyor. Ekim ayına kadar sürmesi beklenen zorlu mesainin ardından üretilen salça, kilogramı 300 TL'den Türkiye'nin farklı şehirlerine gönderiliyor.</p>
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait ham petrol tankeri "M/T Kylo"nun ABD ordusu tarafından vurulduktan sonra Umman Körfezi’nde battığını duyurdu.
<p>ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ait ham petrol tankeri "M/T Kylo"nun ABD ordusu tarafından vurulduktan sonra Umman Körfezi’nde battığını duyurdu.</p>
<p>CENTCOM, ABD güçleri tarafından vurulan İran tankerlerinden biri olan "M/T Kylo"nun Umman Körfezi’nde battığını duyurdu. Yapılan açıklamada, "M/T Kylo, denizin dibinde olan İran donanması saflarına katıldı" ifadelerine yer verildi. Paylaşılan görüntülerde, saldırıya uğrayan geminin önce yan yattığı, ardından yavaş yavaş sulara gömüldüğü görüldü.</p>
<p><strong>PETROL TANKERİ VURULDU</strong></p>
<p>CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) bölgedeki sularda devriye gezen ABD’ye ait 2 savaş gemisine balistik füze fırlattığını açıklamıştı. Saldırıda hiçbir ABD personelinin zarar görmediği ifade edilirken, CENTCOM’un misilleme olarak İran’a ait 3 ham petrol tankerini hedef aldığı bildirilmişti. Hedef alınan İran tankerlerinin DMO ve bölgesel vekillerini finanse eden milyarlarca dolarlık gizli bir ağın parçası olduğu iddia edilen açıklamada, "İran'ın bunları savunacak hiçbir imkanı yok" ifadeleri kullanılmıştı.</p>
Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait üç dev kurtarma gemisi, son günlerde peş peşe yaşanan deniz kazaları sebebiyle su altı operasyonlarını kesintisiz sürdürüyor. Ana platform Alemdar; atmosferik dalış sistemi, kurtarma çanı ve hastaneye sahip.
Işın ve Akın ise ROV, sonar, basınç odası ve 600 metrede 50 personele 14 gün hava sağlayan havalandırmayla öne çıkıyor. Gemilerde ayrıca 365 metreye inen ADS, hasar kontrol cerrahisi ve yoğun bakım altyapısı bulunuyor.
554 METREDEKİ ENKAZDA ARAMA SÜRÜYOR
30 Ağustos’ta Girne’den Taşucu’na giderken batan “Filo Jet” gemisinin 554 metre derinlikteki enkazında Alemdar ve Işın görev yapıyor. Can kaybı 13’e yükselirken kayıp 15 kişi aranıyor. Denizden son olarak Elmas Demir’in cansız bedeni çıkarıldı. 5 çocuk annesi kadının cenazesi Eskişehir’de defnedilirken oğlu Cemal Demir, “Bana dirisi gelmedi ama sarılacak toprağı oldu” dedi. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, 7/24 yürütülen çalışmaların derinlik sebebiyle ağır ilerlediğini vurguladı.
720 METREDE ENKAZ TESPİT EDİLDİ
2 Eylül’de Silivri açıklarında “MT ALSU” tankeriyle çarpışarak batan “Tuğberk İmamoğlu” gemisini ve kayıp 10 mürettebatı arama çalışmaları ise sürüyor. TCG Akın, enkazı çarpışma yerinin 50 metre yakınında, 720 metre derinlikte tespit etti. Geminin üzerindeki yazı ROV ile görüntülendi. Mürettebat yakınları İstanbul Valisi Davut Gül ile TCG Akın’a çıktı. Koramiral Ramazan Özoğul ve Tümamiral Serkan Tezel aileleri bilgilendirdi. Vali Gül, 550 kilometrekarelik alanda aramanın sürdüğünü ve umudun korunduğunu aktardı.
<p>Deniz facialarının ardından alarma geçen TCG Alemdar, TCG Işın ve TCG Akın, gelişmiş su altı sistemleriyle kayıplara ulaşmak için metrelerce derinlikte 7/24 mesai yapıyor.</p>
Gürültü deyip geçmeyin. Sadece Avrupa’da her yıl 66 bin kişi yol gürültüsü yüzünden daha erken ölüyor; gürültü, her yıl 55 bin kişinin kalp damar hastalıklarına, 22 bin kişinin ise şeker hastası olmasına yol açıyor.
Sadece Avrupa’da ve sadece trafik gürültüsü yüzünden….
İnşaat gürültüsü, makine gürültüsü, müzik-eğlence gürültüsü, elektronik aletlerin gürültüsü… Bunlar hesaba dahil değil.
Evet, gürültü insanı öldürecek denli ciddi bir çevre sorunu.
Sayısız bilimsel araştırma var. İnsan gürültüye maruz kaldığında stres düzeyi artıyor. İşitme kaybı, tansiyon, üreme bozuklukları, sinir sistemi sorunları, felç, kalp-damar hastalıkları baş gösteriyor. Gürültü anksiyete, depresyon ve daha pek çok psikolojik rahatsızlığa, diyabete ve çocuklarda gelişim bozukluklarına sebep oluyor.
Ancak gürültüyü diğer kirliliklerden ayıran bir özelliği var...
Gürültü, hava kirliliği, su kirliliği, gıda kirliliği gibi hemen öldürmüyor… Sigara gibi yavaş yavaş, çaktırmadan, sinsice öldürüyor.
Çünkü insan yüksek sese maruz kaldıkça ona alışıyor. Bir süre sonra gürültüyü fark etmez oluyor. Ama kulaklar, beyin ve sinir sistemi aynı şekilde zarar görmeye devam ediyor.
Yirmi dört saat devam eden trafik gürültüsü, inşaat sesleri, seyyar satıcı bağırmaları, gece vakti geçen motosikletler, sabaha kadar süren klima, tesisat ve makine sesleri… Her biri beynimizin en ince kıvrımlarına işleyerek ruhumuzu ve bedenimizi tüketiyor, bizi hasta ediyor.
Peki bu kadar ciddi bir sorun karşısında Türkiye olarak ne durumdayız?
Maalesef uluslararası araştırmalar durumumuzun pek de iyi olmadığını söylüyor.
İstanbul, Avrupa’nın en gürültülü kenti. Dünya sıralamasında da Delhi, Mumbai ve Kahire ile beraber en kötü durumdaki dört şehirden biri.
Dünya Sağlık Örgütü, kabul edilebilir gürültü sınırını 53-55 desibel olarak belirlemiş. İstanbul’un pek çok bölgesinde bu sınır aşılıyor, çevresel gürültü seviyesi 70-80 desibel ölçülüyor.
Türkiye, gürültüye bağlı işitme kaybında da Avrupa’nın en kötüsü. Biz İstanbullular, maruz kaldığımız gürültü sebebi ile biyolojik yaşımızdan ortalama 18 yaş daha yaşlı birinin duyma kapasitesine sahibiz. Misal 40 yaşındasınız ama duyma kapasiteniz 58 yaşındaki bir insanınki gibi. Neden? Çünkü İstanbul’un gürültüsü altında kaldınız!
Gürültünün etkileri sağlık sorunları ile sınırlı değil.
Çalışma arzusunu, iş yapma becerisini ve verimliliği düşürüyor.
Öğrencilerin ders başarısını geriletiyor.
Toplumsal gerilimlere, kavgalara ve aile içi şiddete zemin hazırlıyor.
Buraya kadar yazdıklarımın hepsi bilimsel gerçekler. Kalabalık yapmasın diye detayları yazmadım ama isteyen her yetkili ile kaynaklarımı paylaşmaya hazırım.
Diyeceğim o ki gözle görülmez düşman gürültü, huzurumuzu kaçırmakla kalmıyor, sağlığımızı bozuyor, neslimizi kurutuyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Yüzde beşi bile uygulanmayan “gürültü eylem planları” hazırlayıp kulağımızın üstüne yatıyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin eylem planı kaç kez revize edilmiş, kaç kez aynı hedefler anlamsızca tekrar edilmiş açık kaynaklarda mevcut, isteyen bakabilir. Ama oraya bakmaya gerek yok, hayatın içinde ne yaşadığımızı hepimiz zaten gayet iyi biliyoruz. Aynı şekilde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da konuyu çok daha özel bir hassasiyetle ele alması gerektiği açık.
Atık yönetimi ve sıfır atık konusunda yirmi yıl boyunca çok iddialı laflar ettik ancak bir arpa boyu yol gidemedik. Ta ki Emine Erdoğan, Sıfır Atık inisiyatifini başlatana kadar. Gürültü konusunda da benzer bir durumdayız. Büyük büyük laflar ediyoruz ama gürültü ve keşmekeşi azaltmak için pek de bir şey yapmıyoruz.
Huzurlu bir şehir için evrensel reçeteler belli. İstanbul’un Ankara’nın İzmir’in Bursa’nın ve daha nice şehrin on milyonlarca sakini olarak bu çözümlerin uygulanmasını bekliyoruz.
Daha açık diyeyim: Halk olarak hayatımızın çatır çatır çalışan inşaattan, geri giderken car car bağıran kamyondan, denetimsiz motosikletten, kornaya basan otomobilden-kamyondan, ses cihazlı seyyar satıcıdan, bangır bangır gece kulüplerinden ve dahi bilumum gürültüden korunmasını istiyoruz.
Olay, merkez Nilüfer ilçesi Ertuğrul Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, elektrikli araç şarj istasyonunda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler, istasyonun bulunduğu alana yakın bir daireye sıçradı.
Yangını fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekiplerin hızlı müdahalesiyle yangın, çevredeki diğer dairelere ve binalara sıçramadan söndürüldü.
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Başkanlığın konuya ilişkin ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre İzmir'in Çeşme ilçesi Alaçatı Mahallesi'ndeki 2, İstanbul'un Eyüpsultan ilçesi Kemerburgaz Mahallesi'ndeki 1, Ankara'nın Gölbaşı ilçesi Karagedik-İmar ve Bahçelievler mahallelerindeki birer ve Mersin'in Silifke ilçesi Taşucu Mahallesi'ndeki 2 taşınmazın özelleştirilmesi için ihale düzenlenecek.
İhaleye katılmak isteyenlerin İstanbul ve İzmir ile Ankara'nın Karagedik Mahallesi'ndeki taşınmazlar için 29 Eylül'e, Ankara'nın Bahçelievler Mahallesi ile Mersin'deki taşınmazlar için 30 Eylül'e kadar teklif vermesi gerekiyor.
İhaleler, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif alıp görüşmeler yaparak "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek.
Japonya İmparatoru Meiji’nin amcası Prens Komatsu Akihito, kalabalık bir heyetle İstanbul’a geldi. Osmanlı Sultanını ziyaret edip çeşitli hediyeler sundu.
Bu ziyaret Sultan II. Abdülhamit Han’ın talimatıyla sürdürülen diplomatik çabaların sonucuydu. Sultan, nicedir yeni bir güç olarak yükselen Japonya ile münasebet kurmak, Batılı devletler ve Rusya arasında sürdürdüğü denge siyasetini Uzakdoğu’ya kaydırmak, yeryüzündeki Müslümanların lideri olarak hilafetin gücünü hissettirmek istiyordu. Heyeti büyük bir ihtimamla misafir ettikten sonra törenle uğurladı.
Aradan bir yıl geçti.
Gördüğü ilgiden memnun kalan Japon hükümeti, Sultan’ı ülkenin en yüksek ve en prestijli nişanı olan “Büyük Krizantem Nişanı” ile ödüllendirdiğini açıkladı. Osmanlı hükümeti de bu jeste karşılık vererek Japon İmparatoru için murassa bir nişan hazırlattı.
Hem nişanın takdimi hem de iade-i ziyaret için bir heyetin Japonya’ya gönderilmesine karar verildi.
Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa, bu yolculuk için Ertuğrul Firkateynini hazırlattı. Bir gelin gibi süslettikten sonra Dolmabahçe önlerine çektirdi.
Ertuğrul Firkateyni donanmanın en bakımlı ve en büyük gemilerinden biriydi. 1863 yılında Abdülaziz tarafından denize indirilmiş genç bir gemiydi. Ne var ki okyanus ötesi bir yolculuk için tasarlanmamış, uzak deniz tecrübesi de olmamıştı.
Geminin boğazda görücüye çıktığı günlerde itirazlar yükseldi. Sultan II. Abdülhamit, itirazların artması üzerine Bahriye Nazırını huzuruna çağırdı. Geminin durumu hakkında etraflıca bir rapor hazırlanmasını istedi. Nazır Paşanın başkanlığındaki “Şurayı Bahriye”, gemiyi baştan sona inceledi. Mükemmel bir tamirat gördüğünü, Japonya’ya gidip gelebilecek nitelikte olduğunu hükme bağladı.
Ancak raporda bir gariplik vardı. Şura Azalarından İstanbul gemisi süvarisi Şükrü Paşa olumsuz rey verdiği halde dikkate alınmamış, itirazına ilişkin bir not düşülmemişti. Bunu öğrenince kendi kanaatlerini içeren yeni bir rapor hazırladı. Ertuğrul’un gerek tekne ve kazanlarının gerekse sair mahallerinin açık denizlere mukavemet edemeyeceğini, bu haliyle Japonya’ya gönderilmesi halinde bir felaketle karşılaşacağını yazdı. Yazdıklarını Kilercibaşı’na verip Padişaha iletmesini istedi.
Benzer bir itiraz Erkan-ı Harp Dairesinde vazifeli İngiliz bir amiral tarafından da dile getirildi. Padişaha hitaben yazılan arizada şöyle denildi:
“Zat-ı şahanelerine hakikati olduğu gibi arz etmezsem vazifeme ihanet ve gufran-ı nimet emmiş olurum. Ertuğrul gemisi gerek makinaları gerek bünyesi itibarıyla açık denizlere tahammül edecek metaneti haiz değildir. Japonya’ya gidip gelebilecek kudret ve kuvvette olduğu hakkındaki iddialar ve mazbatalar yalan ve yanlıştır. Bu hususta iğfal ediliyorsunuz.”
Ne var ki sonuç değişmedi. Ya, Kilercibaşı bu notları padişaha iletmemişti ya da Bahriye Nazırı, Padişahı ikna etmeyi başarmıştı.
Bu hadiseyle ilgili kalem oynatanlar Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşanın akraba kayırmacılığıyla gözlerinin karardığını söylerler. Zira geminin kumandanı Miralay Osman Bey, Nazır Paşanın damadıydı.
Sonunda Ertuğrul Firkateyninin Uzakdoğu seyahati hakkında Padişah iradesi çıktı.
Birinci dereceden murassa nişanlar, el yazması nadide kitaplar, kurmalı saatler, işlemeli kılıçlar, el dokuması halılar... Birbirinden değerli hediyeler Japon İmparatoruna takdim etmesi için gemi komutanı Miralay Osman Beye teslim edildi.
14 Temmuz 1889 günü İstanbul halkı Sarayburnu’na akın etti. Arma ve sancaklarla süslenen liman çevresi adeta bayram yerine dönmüştü. Hocaların duaları ve kalabalığın coşkun tezahüratları arasında 61’i subay ve memur, 548’i er ve erbaş olmak üzere toplam 609 kişilik mürettebatıyla Ertuğrul Firkateyni demir aldı. Japonya yolcuları, ufuktan silininceye kadar geride kalanlara el salladılar.
Çanakkale Boğazını geçen gemi 26 Temmuz’da Port Sait Limanına ulaştı. İki gün sonra Süveyş Kanalında ilk kazasını yaptı. Kılavuza rağmen Nil’in sığ sularına saplanıp dümeni kırıldı. Haber İstanbul’a ulaşınca tedirginlik yaşandı. Bahriye Nezareti seferden vazgeçilmesini istediyse de sonradan vazgeçildi. Gemi üç aylık bir tamiratın ardından yoluna devam etti. Onlarca limana uğradıktan sonra önce Hindistan’a, bahar başlarında da Singapur’a ulaştı. Şimal rüzgârları başlayıp makinaların gücü ilerlemeye yetmeyince dört ay da burada bekledi. Haziran’la birlikte yeniden başlayan yolculuk yaklaşık bir yılın ardından 7 Haziran 1890 tarihinde Japonya’nın Yokohama Limanında son buldu. Haberi alan İstanbul, gemi komutanı Miralay Osman Beyin rütbesini paşalığa yükselterek ödüllendirdi.
Ertuğrul Firkateyni Japonya’da büyük sevinçle karşılandı. Japon halkı uzaklardan gelen misafirlerini bağrına bastı. İmparator Meiji, komuta heyetini Tokyo’ya davet edip yakından ilgilendi. Osman Paşa başkanlığındaki heyet, Padişahları adına getirdikleri hediyeleri İmparatora takdim edip, ona verilen nişanı teslim aldılar.
Vazife ifa edilmiş, iki ülke arasında tarihi bir dostluğun temelleri atılmıştı.
Eylül’le beraber dönüş hazırlıkları başladı. Japon makamları ani tayfunlara dikkat çekerek biraz daha beklenmesini tavsiye etti. Şehirdeki kolera belirtilerinden tedirgin olan Osman Paşa demir almayı tercih etti.
15 Eylül 1890 günü Yokohama Limanından ayrılan Ertuğrul Firkateyninin dönüş yolculuğu bir gün sonra facia ile sonuçlandı. 16 Eylül’ün akşam saatlerinde başlayan fırtına, yorgun gemiyi Pasifik’in karanlık sularına gömdü.
..................
Tarihimize “Ertuğrul Faciası” olarak geçen yüzyılın en büyük deniz kazasında, Osman Paşanın da içinde bulunduğu 527 denizcimiz şehit oldu. Hayatta kalan 69 denizcimiz Japon İmparatorluğuna ait askeri gemilerle İstanbul’a gönderildi.
Ertuğrul’un trajik sonu o günlerin en çok konuşulan konusu oldu. Gazeteler günlerce yazdılar. Yardım kampanyaları, Japon halkının kadirşinaslığı, şehitlik anıtı, kazadan kurtulanların anlattıkları...
Yolculuk öncesi yapılan ikazları hatırlayan bile olmadı. Hasan Hüsnü Paşanın nazırlığı 23 yıl sürdü.
Türkiye’nin en önemli gazetecilerinden biri olan Ziyad Ebuzziya ile bu konuşmayı İlim ve Sanat dergisinde çalıştığımda yapmıştım
ve 1985 Yılında derginin 4. Sayısında, Selman Çamlıtepe olarak kullandığım müstear adımla yayımlandı.
Röportaj başlığı olarak, “Ziyad Ebuzziya İle Bir Konuşma” şeklinde belirlemiştik.
Ziyad Ebuzziya’yı evet İlim ve Sanat dergisinde çalışırken tanımıştım
ama, o derya gibi adamı, İSAM’da çalışırken de hep ziyaret ettim,
iletişimimi sürdürdüm.
Evinin tamamı adeta devasa bir kütüphaneden ibaretti ve her yerde kolay bulunmayacak son derece değerli kitapları vardı.
Hep mutlu olduğum bir şeydir ki: kendisi ile samimiyetimiz ilerledikçe teklif ettim hatta, aklında bir iki başka kurum vardı fakat ısrar ettim ve kütüphanesini İSAM’a bağışlamasına vesile oldum.
Cumhuriyet ve öncesi, yakın dönem çalışan araştırmacılar için bu kataloğun son derece önemli olduğunu düşünüyorum.
Ziyad Bey Galatasaray Lisesi ve Hukuk Fakültesi mezunudur.
Açık fikirli ve gerçekten münevver bir kişilikti.
Ayrıca oldukça vatanseverdi, tarihine de çok bağlıydı. Sohbetlerimiz sırasında onun, Cumhuriyet döneminde, bir kısım tarihi eserin satılmasına, yakılmasına maksat dışı kullanılmasına ve tahrip edilmesine
bizzat şahit olduğu sahneleri anlatmasını asla unutamam.
Göz göre göre yok edilen o tarihi değerleri anlatırken hep duygulanırdı.
Ziyad Ebuzziya’nın üç konuyu anlatırken üstüne
basarak ve hüzünlenerek anlattığını hatırlarım:
Bunlardan biri, Sultan Abdülhamid biri, Adnan Menderes ve bir
diğeri de tarihi eserlerin tahribatıydı.
F.Karaçam: Üstadım, biz, sizi ve tüm ailenizi çok eski bir gazeteci olarak tanıyoruz. Bizlere hem kendinizin ve ailenizin gazeteciliği ve aynı zamanda ülkemizdeki gazeteciğin tarihçesi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Z. Ebuzziya: Bizde gazetecilik kötüye doğru bir ilerleme vaziyetindedir. Yapılan inkılaplar gayet tâbi bir reaksiyon doğurdu.
Bu aksülameller tâbi idi, kendi içinde düşünüldüğünde. Gazeteler, cumhuriyetin ilk yıllarında bir duraklama devresi geçirmiştir.
1928’lere doğru biraz kendini toparlamıştı ki bu kez de harf devrimi oldu.
Böylece tüm matbaa sıfıra indi. O zamanlar Ali Naci çok güzel bir gazete çıkarmakta idi.
Harf devriminden sonra büyük bir hata yaptı.
Avrupa’dan 8 punto harfler getirtti, Batı usulü gazete çıkarmak için.
Bu gazetenin ilk nüshasını görmeliydiniz. Musahhih, tashih bilmiyor; mürettip, dizgi bilmiyor; okuyucu, okumasını bilmiyor.
Anlayacağınız tam bir fiyasko. 25.000 okuyucusu olan gazete bir anda sıfıra indi. Burada en akıllıca işi Cumhuriyet yaptı. O zamanlar 16 puntolu makaleler vardı. Aksi hâlde okuyan yok, okumasını bilen yok. Hâlâ başımızda bela olan şu meşhur resmî ilanlar da o zamanlar çıktı. Tüm
gazeteler yıkılmanın eşiğine gelmişti. Şeyh Said isyanında da tüm gazeteler kapatılmış, gazeteciler toplanmış, ipe kadar götürülüp sonra affedilmişti. Hepsinin gözü korkmuştu. Her sabah gözlerinin önünde 10-15 kişi ipe çekiliyordu.
Bu nedenle gazetecilerin muhalefet yapması imkânsız şeydi.
Gazeteler yok olmasın diye bu resmî ilanlar çıktı. Böylece devlet gazetelere dolaylı yoldan yardım etmiş oluyordu. Hükümetin beğendiği şekilde neşriyat yapana reklam veriliyor, diğerine verilmiyor. Sonra bugün olduğu gibi birçok serbest ilan veren müesseseler yoktu. Bir tek hususi ilan veren müessese vardı, o da yahudilerin elindeydi. Açın o zamanki
gazeteleri, çok acı bir gerçeği göreceksiniz. O zamanlar Tasvir-i Efkâr 45.000 basıyorken, yahudi gazetesi Tanin 8.000 basıyordu. Buna rağmen Tanin’in aldığı reklam Tasvir-i Efkâr’ınkinin dört mislidir. Sonra yeniden gazeteler kendisine gelmeye başladığında yıl 1935-36’lara gelmişti.
Fazla zaman geçmedi savaş çıktı.
Tüm bu devrelerde en çok zarar gören bizim müessese oldu. Ama bir memlekette birtakım inkılaplar yapılıyorsa zaruri olarak basının muhallefetine karşı sert davranması gerekmektedir. Bu bütün memleketlerde de böyledir.
Acı bir şey ama bu gereklidir.
F. Karaçam: Büyük babanız Ebuzziya Tevfik kaç yaşlarında gazeteciliğe başlamış?
Z. Ebuzziya: Büyükbabam Ebüzziya Tevfik daha 17 yaşında gazeteciliğe başlar. Şinasi‘nin Tasvir-i Efkâr’ında gazeteciliğe başlaması 1868 yıllarıdır. Ondan sonra Terakki gazetesi, Cerîde-i Havâdis gibi gazetelerde muhabir olarak, yazar olarak çalışır. Terakki gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü alır. O zamanın gazeteciliği çok basit bir şeydir. Beş kişi ile bir gazete çıkarılabilmektedir.
1873’de Şinasi öldüğü zaman matbaası satışa çıkartılır.
Matbaası da kırık dökük bir baskı makinesi ve birkaç sandık harften ibarettir. Eski kanunumuza göre bir kişi öldüğü zaman oğlu daha küçükse mülkü satılır ve bu para çocuğun tahsiline harcanır. Çocuğun, malı çarçur etmemesi için 18 yaşına kadar el sürülemez.
İşte Şinasi’nin matbaası satılığa çıkartılınca bunu Mustafa Fazıl Paşa alır. Yeni Osmanlıların bir matbaası olsun da neşriyat yapsın diye.
Ve bunu dört kişiye hediye eder. Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik, Reşat Bey ve Nuri Bey.
Bunlardan matbaacılığa en çok meraklı olan Ebüzziya olduğu için üçü haklarından vazgeçer ve Ebüzziya böylece matbaa sahibi olur. Matbaasının ismini de Şinasi’yi çok sevdiği için Tasvir-i Efkâr Matbaahânesi koyar.
Bu sırada Mustafa Fazıl Paşa’nın maddi yardımıyla bir gazete çıkartırlar, ‘İbret’ gazetesi diye. İbret, daha önceden çıkmış ve dört beş içerik değiştirmiş bir gazetedir.
Bunlar yeni bir gazete için müracaat ettiği zaman imtiyaz vermiyorlar. Eskiden bir usul vardır. Diyelim ki sizin imtiyazınız var, ben sizden imtiyazınızı kiralıyorum. Buna iltizam usulü deniyor. Ben bir halt işlediğim zaman mesul sizsiniz ama ben de size imtiyaz kirası veriyorum. Hükümet
de bu usule müdahale etmiyor. İbret gazetesi bu şekilde çıkmıştır. Asıl sahibi ise Rum’dur.
Bu memlekette daima bütün idarelerde gayrimüslim tebaalar Türklerden daha imtiyazlı olmuştur. Daima ezilen biz olmuşuz, himaye gören onlar.
F.Karaçam: Osmanlının ilk zamanında da bu böyle midir?
Z. Ebuzziya: Tanzimat’tan sonra böyledir. Ama Osmanlının ilk zamanlarında da gayrimüslimlerin ne kiliselerine ne havralarına ne de manastırlarına karışılmıştır.
Osmanlı, fethettiği yerlerde gayrimüslimlere zerre kadar zarar vermemiştir. Tanzimat’tan sonra da yine onların gazetelerine hiç dokunulmamıştır. Şimdi yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum. Bu kitapta
Türkiye’de kapatılan gazetelerden bahsedeceğim. Dünyanın başka hiçbir yerinde Türkiye’deki kadar gazete kapatılmamıştır. Yine bunların içerisinde en az kapatılan gayrimüslimlerin gazeteleridir.
Ebüzziya Tevfik dört arkadaşı ile İbret’i 1873’de çıkartmaya başlar. 19. sayıda Namık Kemal’in bir tenkidi üzerine gazete dört ay kapatılır ve Namık Kemal haricinde tüm elemanları İstanbul’dan memuriyet ile uzaklaştırılır.
1845’te İstanbul’da iki tane Türkçe gazete var. Biri resmî Takvim-i Vekayi diğeri yarı resmî Cerîde-i Havâdis. Birinin başında bir Fransız, diğerinin başında da bir İngiliz vardır.
Aynı zamanda İstanbul’da yabancı dilde yayın yapan otuz
kadar yabancı gazete vardır: Rumca, Ermenice, Fransızca, Sırpça, İtalyanca, Arapça, Farsca vs. Ve bunlar gayet rahat neşriyat yapıyorlar.
Şimdi Osmanlı basını üzerine çalışma yapıyorum. Önce “Osmanlı nedir?” bunu açıklayalım. Ortada bir devlet var, imparatorluk. Ve bunun içinde her çeşit millet var. Ben bunlara her hakkı tanımışım, dinlerine karışmamışım, dillerine karışmamışım. İşte tüm bu milletleri bir çanağın içine doldurduğunu düşün. Çanağın üzerine bir kapak ört, işte o ka-
pak Osmanlıdır. Şu hâlde benim memleketimde çıkan her tür gazete, benim malımdır. Buna göre Osmanlı basını deyince tüm bunları içine alır. Bugün Osmanlı basını deyince Takvim-i Vekayi ile başlanmaktadır ki bu hatadır.
Bu dönemde gazeteciliğimizin durumu şudur: Fikir olarak, düşünce olarak gayrimüslimlerine çıkarttığı gazeteler bizimkilerden kat kat fazladır. Bunun sebebi Türklerin cahil, bilgisiz olması değildir. O devirde bu işten birazcık anlayanlar türlü bahanelerle devlet memurluğuna
atanıp İstanbul’dan uzaklaştırılmıştır. İnsan fıtratında vardır, eleştiriye tahammül edememek. En hürriyetperver dediğimiz Mithat Paşa dahi eleştirilere dayanamayıp bir günde üç gazete birden kapatmıştır. Kapattırdığı gazetelerin arasında Ahmet Mithat Efendinin Devir gazetesi de vardır.
Hayret edilecek nokta şudur ki Ahmet Mithat’ı yetiştiren de kendisidir.
Ebüzziya’nın gazeteciliğe fiilen başladığı tarihten, gazetenin benim elimde battığı tarihe kadar 77 yıl geçer. Yani Ebüzziya’nın gazete sahipliğinden torununun gazete sahipliği 77 yıl sürmüştür. Bu arada babamla amcam Tasvir-i Efkâr’ı çıkartmışlar, amcam Tefsir-i Efkâr çıkartmış, gazeteciliğe devam etmişler.
Babamı 40 yaşında İngilizler zindana atıp ölümüne sebep olmuşlar. Kısacası üç nesil gazetecilik etmişiz.
1873’den 1949’a kadar Türkiye beş hünkâr ve iki cumhurbaşkanı görmüş. Abdülaziz, Sultan Murad, Abdul Hamid, Sultan Reşat ve Vahidettin toplam beş sultan. M.Kemal ve İnönü iki reisicumhur.
Bu müddet zarfında biz altı büyük savaşa girmişiz. Yine bu 77 yıl zarfında biz aile olarak sadece 20 sene gazete çıkartma hakkına sahip olmuşuz.
Geriye kalan 57 sene, hükümetlerce kapalı tutulmuşuz. Ve bu 20 sene zarfında da ayrıca 37 kere kapatılmışız. Bu 37 kapanışın 12 tanesi beş hünkâr zamanına rastlar, geriye kalanı cumhuriyet dönemindedir. Son 12 tanesi de benim sırtıma yüklenmiştir. İşte bizim gazeteciliğimiz budur. Ben gazeteciliğimde 35 kez mahkemeye verildim, iki kez mahkûm oldum ve afla kurtuldum.
F. Karaçam: Gazeteniz 1949’da kapandı, sonra ne yaptınız?
Z. Ebuzziya: 1949’da kapandı. Ondan sonra çeşitli gazetelerde yazılar
yazdım ama gazete çıkartmadım. Zaten gazete çıkartmak
için milyarlar lazım. Ama yine de şimdi milyarlarım olsa gazete çıkartmam. Çünkü artık bu meslek ölmüş. Şimdiki gazetelerde korkunç bir cehalet var. Bir iş için bir gazeteyi ne zaman ararsan spor muhabiri çıkıyor. Bizim zamanımızda gece dörde kadar gazetenin başından kimse ayrılamazdı, belki birşey yakalarız diye. Şimdiki gazetecilik anlayışı, gazetecilikten başka her şeye benzer.
F. Karaçam: Ülkemizde yaygın bir fikir var.
Basın tarihini inceleyen hemen her yazar ve gazeteci Abdülhamid dönemini çok değişik şekillerde anlatıyorlar. Önemli bir gazeteci olarak bu dönemi bir de sizden dinlemek isteriz.
Z. Ebuzziya: Benim gazeteciliğe başladığım yıllar II. Dünya savaşı yıllarına rastlamıştı.
Gazetelere Allah’ın günü Ankara’dan şunu yazın bunu yazmayın diye bir yığın emir gelirdi. Bu emirlere en ufak bir itaatsizlik olduğunda gazete kapanırdı. Harp haberlerini bir sütundan fazla vermek yasak, dış haberler yine aynı.
İsmet paşa Ankara’dan İstanbul’a gelecekse ve bunu, Anadolu Ajansı ve BBC radyosu da vermemişse bu haberi siz gazeteye geçemezsiniz, aksi hâlde gazete kapanır. Ve bunun gibi akla hayale gelmez yasaklar. Tüm bu yasakların %95’i saçma sapandır.
Ben Halk Partisi’ne hiçbir zaman girmedim, daima onunla mücadele ettim. Ama mebusken İsmet Paşa hakkında bir tek kötü söz etmedim. Ondan ne kadar nefret ediyorsam da o bir devlet başkanıdır. Makamına saygı duymam, hürmet etmem lazımdır.
Adnan Bey de, Allah rahmet eylesin, tenkitlerimize tahammül edemediği için benimle birlikte 19 kişiyi partiden atmıştır.
Yalnız şunu söyleyelim, 1940’da Tasvir-i Efkâr’ın imtiyazını alabilmemiz için amcamla birlikte benim Halk Partisi’ne girmemizi şart koşmuşlardı ve ben mecbur kalarak Halk Partisi’ne yazılmıştım. Daha sonra DP’den adaylığımı koyunca Tekirdağ’da koskoca levhalar asarak ‘Ziyad Ebüzziyya HP’den kovulmuştur’ diye program yaptılar.
Halk Partisi’ne bu kadar karşı olmama rağmen yine de İnönü’nün gayretlerini inkâr edemem. O dönemlerde dünya kaynıyordu ve memleketin hâli içler acısı idi. Almanlar gelip Trakya’ya dayanmıştı. İstanbul’a girmesi an meselesi idi. O zamanlar Almanları durdurmak için bir çakmak hattı kuruldu. Bu hat nasıl kuruldu biliyor musunuz? Hendek kazıldı boydan boya ve bu hendeklere mezar taşları dizildi. Koca Alman tankları mezar taşlarıyla durdurulacaktı. Tüm dünya, Türkü harbe sokmak için çalışıyor, İsmet Paşa da harbe girmemek için direniyor.
Biz İstanbul’da üç buçuk gazeteci vatan, millet, sakarya edebiyatı peşindeyiz. Başta dediğim gibi bize gelen yasakların %95’i saçma ama geriye kalan %5 varya işte onlar çok önemli. Adnan Bey dönemi de aynıdır. Biz 19 arkadaş bir mesele için direndik. İlla bizim dediğimiz olacak dedik. Ve aynı akşam 19’umuz da partiden atıldık. Şimdi düşünüyorum da Adnan Bey’e hak veriyorum. Eğer o zamanlar biz bizden beklenen olgunluğu gösterebilse idik belki de Yassıada faciasını önleyebilirdik.
Bizim arkadaşların en affetmediğim yanı, utanmadan gidip Yassıada’da Adnan Bey aleyhinde şahitlik yapmalarıdır. Kendileri hatalarını bir türlü kabul etmediler. Adnan Bey hakkında şahitlik etmeyi bir ben reddettim ve az daha bu yüzden mahkûm oluyordum.
Yakayı ucuz kurtardım.
Şimdi gelelim II. Abdülhamid’e.
Abdülhamid de diğerleri gibi devletin başıdır. Her insanın bir görüşü vardır. Bu görüş doğrultusunda devleti idare eder. Babamı, Galatasaray son sınıftan alıp süren Abdülhamid’dir.
Ebüzziya’yı on yıl Konya’da tutan Abdülhamid’dir. Ama tüm bunlar şahsi meselelerdir.
Bunların hiçbiri benim, Abdülhamid’e kötü insandır dememe
sebep değildir. Abdülhamid, çok büyük bir devlet adamıdır.
Abdülhamid, kızıl hakan değildir. Ona bu adı, Avrupa takmıştır. Avrupa’da kızıl, kan dökücü manasında değildir, sert adam manasına gelir. Ama bizimkiler bunu yanlış alır.
Abdülhamid, 33 sene harbsiz darbsiz memleketi ayakta tutmayı başarmıştır. O zamanlar da bugün olduğu gibi basın, dışarıdan yardım alıyor ve onlar için çalışıyordu. İşte Abdülhamid onları engellemek için çok yerinde bir kararla bazı sert uygulamalar getirdi. Eğer Abdülhamid öyle yapmamış olsaydı devlet değil 33 yıl, 33 gün bile ayakta duramazdı.
Şunu da bilmek gerekir ki en az gazete Abdülhamid zamanında
kapanmıştır. Mesela bizim gazetenin 37 kapanışın 12’si beş
hünkâr devrine rastlar, kalanı cumhuriyet dönemindedir.
İnsanlar çok cahildir. Bakın bir örnek vereyim:
İnönü zamanında bizim gazetenin kapatılacağı haberi geldi.
Ankara’ya gittim, beni gören tanıdıklar hep yol değiştiriyor.
Neymiş efendim elimi sıkarsa başı belaya girermiş.
Başka bir örnek: bizim gazete bir yazıdan dolayı kapanmıştı. Aynı yazı
başka bir gazetede aynı akşam yayınlandı ona bişey denmedi, müracaat ettik bu nasıl iş diye. Gelen cevab aynen şöyle: “Senin gazeteyi hep sakallılar okuyor, diğerini ise aydın gençler. Bu nedenle senin gazeteyi kapadık.”
Bu nedenlerle Abdülhamid, o dönemde haklı idi. O günün gazeteleri hep meşrutiyet ilan edilsin diye çalışmıştır.
Kaya Bilgegil’in Ziya Paşa’ya dair diye bir kitabı var.
F. Karaçam: Biliyorum üstadım, çünkü Kaya Bey bizim dekanımızdı.
Z. Ebuzziya: Haa öyle mi, çok güzel. O kitapta anayasanın hazırlanışı sırasındaki münakaşaları okuyun.
Bu münakaşalara bir de din adamı katılır. Münakaşalar devam ederken din adamı dayanamayarak haykırır: “Yahu ne yapıyorsunuz, ben Sorbon mezunuyum” der ve anlatır, meşrutiyetin niçin zararlı olacağını.
%33 dahi değiliz Türk olarak, kendi elinizle devleti parçalayacaksınız” der.
Abdühamid mecburdu, meşrutiyeti rafa kaldırmaya ve kaldırmakla da çok iyi etti. Ama Abdülhamid hiçbir zaman boyundurukla hüküm sürmemiştir.
Abdülhamid çok büyük bir devlet adamıdır. İdare etmesini çok iyi bilir. Bakın bir örnekle açıklayayım. Kudüs’te Hristiyanların çok büyük bir kilisesi vardır. Kilisede tüm Hristiyanlar için yani ortodokslar, katolikler ve protestanlar için ayrı ayrı katlar ve bölümler vardır. Biri, bir diğerinin hakkına tecavüz edemez. Ve bunların arasında bir ihtilaf vardır.
Bir merdivenin en alt basamağını bölüşemezler ve birbirlerine girerler. Abdülhamid yıllarca bunları böyle idare eder. Abdülhamid’den sonra bizim ittihatçılar iyilik olsun diye aradaki ihtilafı kaldırırlar ve adamlar birdenbire birleşiverir.
İşte Abdülhamid bu büyük dehası ile memleketi 33 yıl ayakta tutabilmiştir.
Her devletin bir doğuşu, gelişmesi vardır. Zirveye çık tıktan sonra yeniden iniş başlar. Osmanlının zirveye çıkışı, Kanûnî dönemidir. Yine aşağı doğru iniş de o dönemde başlar ama yavaş yavaş. Bizim milletimizin çok büyük hasletleri vardır. Bu nedenle bu kadar zaman ayakta kalabilmişizdir.
F. Karaçam: Biraz söz eder misiniz, nelerdir bu hasletler?
Z. Ebuzziya: Birincisi vatan sevgisi, ikincisi ve önemlisi dine olan bağlılıktır. Bu bağlılık ne yazık ki bugün çok zayıflamıştır. Ve yine ne yazık ki besmeleden habersiz bir nesli biz kendimiz yetiştirdik.
İslam dini kadar gelişmeye, ilerlemeye, fenne açık bir din yoktur. İlme kapalı olan Hristiyanlıktır.
Anadolu hareketinde sarıklı hocalar, din görevlileri olmasa idi başarı kazanılmasına imkân yoktu. Anadolu halkını cepheye süren ve cephede silah elde savaşan, sarıklılardır. Tekke olmasa, zaviye olmasa, din adamı olmasa katiyen Anadolu hareketi başarıya ulaşamazdı.
“Ölürseniz şehid, kalırsanız gazi” diye halkı savaş meydanına süren hocalardır.
Bizi ayakta tutan asıl bunlardır.
Ama biz ne yazık ki harp sırasında Sultan Ahmet Camii’ni bile kapadık.
Ankara’ya giderseniz Vakıflar Umum Müdürlüğü’nde Sultan
Ahmed dosyasına bakın. Caminin tuvaletleri yeterli gelmediği
için, içini tuvalet olarak kullandılar.
Yine birçok cami, buğday ambarı olarak kullanıldı, İnönü zamanında. Konya’daki meşhur Alaaddin Camii’nin duvarları çatlamıştır. Neden bilir misiniz? Orası da buğday deposu yapıldı.
Buğdaylar şişince de duvarlar çatladı. İşte biz bu devirlerden geçtik. Gerçek budur.
F. Karaçam, Ziyad Bey bu tarihi bilgiler gerçekten çok kıymetli, ömrünüze bereket olsun, çok teşekkür ederim.
Z.Ebuzziya: Rica ederim, umarım faydalı olmuşumdur.
Mısır'da bir mahkeme, güvenlik ve suçla ilgili konuları işleyen bir televizyon programının sunucusu Sarah Khalifa ve 11 kişiyi geniş kapsamlı bir uyuşturucu davasında uyuşturucu üretmek ve kaçakçılığını yapmak suçlarından idam cezasına çarptırdı.
750 KİLOGRAMDAN FAZLASI ELE GEÇİRİLDİ
Ülke basınında yer alan haberlerde, yetkililerin 750 kilogramdan fazla uyuşturucu madde ve ham madde ele geçirdiği, uyuşturucu üretiminde kullanıldığı belirtilen iki adresin yanı sıra ruhsatsız ateşli silah ve mühimmat bulduğu aktarıldı.
İDAM CEZASINA ÇARPTIRILDILAR
Devlete ait Al-Ahram gazetesinin haberine göre, başkent Kahire’deki mahkeme, "uyuşturucu üretiminde kullanılan maddeleri temin ederek uyuşturucu üretimi ve ticareti yapmayı amaçlayan organize suç örgütü kurmak, ruhsatsız ateşli silah ve mühimmat bulundurmak ve taşımak" suçlarından Khalifa ve 11 sanığı asılarak idam cezasına mahkum etti.
Mahkeme ayrıca Khalifa ve diğer bazı sanıkları, genç bir erkeğin kaçırılması ve darp edilmesiyle ilgili ayrı bir davada 5’er yıl hapis cezasına çarptırdı.
İdam kararı öncesinde mahkemenin, Mısır yasaları gereği idam davalarında zorunlu olan dini görüşü almak üzere Mısır Başmüftüsü Nazir Muhammed Ayyad’a başvurduğu kaydedildi. Mahkeme kararının temyize açık olduğu belirtildi.
<p>Mısır’da güvenlik ve suçla ilgili konuları ele aldığı televizyon programıyla tanınan sunucu Sarah Khalifa ve 11 kişi, çıktığı mahkemede uyuşturucu üretmek ve kaçakçılığını yapmak suçlarından idam cezasına çarptırıldı.</p>
<p>Ülke basınında yer alan haberlerde, yetkililerin 750 kilogramdan fazla uyuşturucu madde ve ham madde ele geçirdiği, uyuşturucu üretiminde kullanıldığı belirtilen iki adresin yanı sıra ruhsatsız ateşli silah ve mühimmat bulduğu aktarıldı.</p>
İnsan, asırlardır hakikati ararken çok terledi. Kütüphane koridorlarında sabahladı. Bir cümlenin izini sürerken ömrünü tüketti. Çünkü bilirdi ki düşünce, çilenin ve gayretin rahminde doğar.
Bugün karşımızda bambaşka bir manzara var:
Ekranlara yazılan iki satırlık komutla saniyeler içinde inşa edilen sentetik paragraflar… Zahmetsizce önümüze düşen hazır şablonlar…
Bu konforlu illüzyonun gölgesinde adım adım çölleşen taze dimağlar…
***
İngiltere merkezli Kamu Politikaları Araştırma Enstitüsü (IPPR), “En Yalnız Kuşak” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, çağın ruhunu apaçık özetliyor: Yakın tek bir arkadaşı dahi olmayan gençlerin oranı son on yılda tam beş kat artmış durumda. Gençler ekonomik krizlerin, konut edinememenin ve güvencesizliğin sebep olduğu ağır “arafta kalmışlık” hissiyle odalarına kapanıyor.
Dışarıdaki hayatın yükü ağırlaştıkça, sığınak TikTok ve benzeri ekranlarındaki dipsiz ve karanlık içerik tüketimi ile yapay zekânın kusursuz, itirazsız diyalogları oluyor.
İnsan, insanın zahmetli dostluğundan kaçıp sunucuların pürüzsüz yankısına teslim oluyor.
Asıl felaket ise…
Bu teslimiyetin zihinsel melekelerimiz üzerinde açtığı derin yarıklardır.
***
Yapay zekâ araçları, genç beyinleri araştırmanın kurucu çilesinden azade kılıyor. Ödevini yapay zekâya yazdıran, metin tahlilini makineye yaptıran bir nesilden söz ediyoruz. Bu nesil şüphe etmeyi, kavramlar arasında köprü kurmayı, daha da önemlisi “kendi cümlesini kurmayı” unutuyor.
Zihinsel kaslar çalışmadıkça köreliyor. Arama zahmetine katlanmayan akıl, önüne konan sentetik çıktıyı mutlak hakikat zannetme yanılgısına düşüyor. Bu, sadece bir tembellik meselesi midir? Değildir. Dilin, tefekkürün ve nihayetinde şahsiyetin aşınması demektir. Kendi kelimeleriyle düşünemeyen bir kuşak, başkalarının kodladığı bir geleceğin ancak edilgen bir seyircisi olabilir.
***
Madalyonun bir de fizikî dünyayı kemiren, tabiatı kurutan diğer bir yüzü var:
Ekranda birkaç saniyede üretilen sentetik kedi resmi ya da süslü metin, arka planda futbol sahası büyüklüğündeki veri merkezlerinde çalışan binlerce işlemcinin yaydığı cehennemî ısıyla beslenir.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre tek bir ChatGPT sorgusu, geleneksel bir internet aramasından yaklaşık on kat daha fazla elektrik tüketiyor. Bu devasa işlemcileri soğutmak için milyonlarca litre tatlı, temiz su buharlaştırılıyor.
Meşruiyeti artık daha sık tartışılan BM, dünya nüfusunun yarısının su sıkıntısı çektiğini haykırırken, Silikon Vadisi yöneticileri bu israfı Kaliforniya’daki badem üretimiyle kıyaslama ironisiyle vicdanlarını aklamaya çalışıyor.
Oysa soru çok yalın ve çok yakıcı: İnsanın düşünme kabiliyetini körelten yapay bir heves uğruna, tabiatın hayat damarlarını kurutmaya hakkımız var mı?
***
Peki, bu çift taraflı kuşatmaya karşı ne yapacağız?
Evvela okullarımızı ve eğitim anlayışımızı “sonuç” değil “süreç” odaklı bir zemine çekmek mecburiyetindeyiz. Çocuğun önüne koyduğu çıktı yerine o fikre ulaşırken hangi çileyi çektiğini, hangi kaynakları tarttığını, meseleyi kendi sesiyle nasıl savunduğunu ölçmeliyiz. Ezberi ve hazır metni boşa düşüren sözlü mülakatlar, Sokratçı tartışma meclisleri ve el yazısıyla tutulan araştırma defterleri sınıflara dönmelidir.
İkinci olarak…
Yalnızlığa itilen gençliğe “ekransız üçüncü mekânlar” açmalıyız. Kütüphaneler sadece kitap deposu olarak görülmemeli. Gençlerin göz göze geleceği, birlikte okuyup tartışacağı, insanın insanla yoğrulacağı canlı kültür ocaklarına dönüştürmek kamusal bir ödevdir.
Ve nihayet…
Zihinlere bir “dijital perhiz” ahlâkı kazandırmak zorundayız. Düşünce, ancak sessizlikte ve can sıkıntısının doğurduğu merak boşluğunda filizlenir. Sayfaları sabırla çevrilmeyen bir kitabın, satır satır işlenmeyen bir fikrin yerini hiçbir araç/algoritma dolduramaz.
Yapay zekâyı hayatı kolaylaştıran bir alet olmaktan çıkarıp, aklımızın ve vicdanımızın yerine ikame ettiğimiz gün asıl yenilgimiz başlar.
İnsanı insan kılan şey aramak, yanılmak, terlemek ve hakikatin izini emek vererek, araştırarak, görerek, izleyerek ve yorumlayarak bizzat sürmektir. Bu asil gayret sunucuların soğutma buharına asla feda edilmemeli…
4 Eylül 2026 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı bir soruşturma kapsamında; aralarında vekalet ilişkisi dahi bulunmayan vatandaşların kişisel verilerini yasa dışı panellerden çekerek "Hakkınızda icra takibi var, uzlaşma dosyanız son aşamada" şeklindeki asılsız beyanlarla menfaat temin etmeye çalışan 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında 39 hukuk bürosunda eş zamanlı arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.
Bu operasyonların ardından, söz konusu fiilleri işleyen avukatların ne tür yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı kamuoyunun gündemine oturdu. Bu yazımızda; öncelikle "panel" olarak adlandırılan illegal yapıların ne anlama geldiğini, avukatların bu yasa dışı platformları hangi amaçlarla kullandığını ve bu kullanımların cezai, idari ve mesleki sonuçlarını mercek altına alacağız.
Panel Olarak Adlandırılan Yapıların Anlamı
"Panel" olarak tabir edilen yapılar; siber saldırılar veya veri sızıntıları neticesinde hukuka aykırı biçimde ele geçirilen kişisel verilerin konsolide edilerek, tek bir kullanıcı arayüzü üzerinden sorgulanabilir hale getirildiği illegal yazılımlardır.
Bu platformlar; bir kişinin ad, soyad veya T.C. kimlik numarasından yola çıkarak; güncel ikametgah, soybağı, mülkiyet kayıtları, SGK dökümleri ve aktif GSM numaraları gibi geniş bir kişisel ve özel nitelikli veri havuzuna saniyeler içinde erişim imkanı sunmaktadır.
Avukatlar Yasa Dışı Bu Panelleri Hangi Amaçlarla Kullanıyor?
Yürütülen soruşturmalar ve kolluk kuvvetlerinin tespitleri; avukatların, resmi kanallardan yürütülmesi bürokratik süreçler nedeniyle zaman alan işleri hızlandırmak amacıyla bu panellere başvurduğunu göstermektedir.
Avukatların bu illegal sistemleri özellikle şu amaçlarla kullandığı belirlenmiştir:
İcra-İflas Hukuku ve Borçlu Tespiti: Borçluların ve borçlu yakınlarının güncel iletişim bilgilerine, adreslerine ve mal varlıklarına ulaşarak tahsilat süreçlerini hızlandırmak.
Dava Öncesi Stratejik İstihbarat: Özellikle boşanma, miras veya yüksek meblağlı tazminat davalarından önce; karşı tarafın gizlediği tapu, araç veya şirket ortaklığı gibi mal varlıklarının illegal yollardan raporlanarak dava stratejisi oluşturulması.
Hasar Danışmanlığı ve Kurumsal Haksız Rekabet: Trafik veya iş kazaları sonrasında mağdurların ya da vefat edenlerin yakınlarının iletişim bilgilerine saniyeler içinde erişilerek, diğer meslektaşlardan önce vekaletname toplama (haksız aracılık) faaliyeti yürütülmesi.
Ancak mesleki kolaylık sağlamak amacıyla dahi olsa illegal veri tabanlarına başvurmanın son derece ağır hukuki, cezai ve mesleki sonuçları bulunmaktadır.
Avukatları Bekleyen Ağır Yaptırımlar
1. TCK m. 136 Uyarınca Hapis Cezası Riski
Yargıtay içtihatlarına göre, kamu kurumlarının resmi veri tabanlarından sızdırılmış verileri barındıran illegal panellerden sorgulama yapan avukatlar, Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen "Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirme ve Yayma" suçunun faili sayılmaktadır. Avukatın, büro organizasyonunu ve çalışanlarını bu suça alet etmesi halinde ise TCK m. 137 uyarınca verilecek cezanın yarı oranında artırılması gündeme gelmektedir.
2. KVKK'dan Ağır İdari Para Cezası
Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), borçluya ulaşmak amacıyla borçlunun akrabalarını, iş arkadaşlarını veya üçüncü kişileri harici panellerden sorgulayıp mesaj gönderen veya arayan avukatları doğrudan "Veri Sorumlusu" kabul etmektedir. Kurul, bu şekilde hareket eden hukuk bürolarına KVKK m. 12'deki veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin ihlali sebebiyle yüz binlerce lirayı bulan idari para cezaları uygulamaktadır.
3. Meslekten Çıkarmaya Kadar Giden Disiplin Cezaları
Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca avukatlar; yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmekle yükümlüdür. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Disiplin Kurulu, resmi makamları (İcra Müdürlükleri, Mahkemeler vb.) aracı kılmaksızın illegal sistemlerden veri temin eden avukatların eylemlerini; meslek kurallarına, dürüstlük ilkelerine ve hukuka ağır bir aykırılık olarak kabul etmektedir.
Yerleşik Danıştay ve TBB içtihatlarına göre, bu kapsamda açılan disiplin kovuşturmalarında eylemin niteliğine göre şu cezalar uygulanmaktadır:
Münferit veri sorgulamalarında kınama veya para cezası,
Kişisel veri ihlali sebebiyle adli ceza alınması veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına (HAGB) karar verilmesi halinde süreli işten çıkarma,
Kesinleşmiş hapis cezası alınması veya 5 yıl içinde aynı fiilin tekerrür etmesi halinde ruhsatname iptali ve meslekten kalıcı olarak ihraç.
HMK m. 189/2 ve CMK m. 217/2 hükümleri uyarınca, yasa dışı panellerden çekilen adres, telefon, MERNİS veya tapu kayıtları mutlak hukuka aykırı delil niteliğindedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre mahkemeler; karşı taraf itiraz etmese dahi, bu yolla elde edilerek dava dosyasına sunulan verileri kendiliğinden (re'sen) hükme esas almamak ve dosyadan çıkarmak zorundadır.
Ünlü spor yorumcusu Nihat Kahveci, Kontraspor youtube kanalında Fenerbahçe'nin Beşiktaş'a mağlubiyeti sonrasında Fenerbahçe için alarm uyarısında bulundu.
<p>Ünlü spor yorumcusu Nihat Kahveci, Kontraspor youtube kanalında Fenerbahçe'nin Beşiktaş'a mağlubiyeti sonrasında Fenerbahçe için alarm uyarısında bulundu.</p>
<p>Nihat Kahveci, Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal'ın taktiksel hamlelerini ve bazı oyuncuların performansını sert bir dille eleştirirken başkan Aziz Yıldırım'ın "Ben bu sene Fenerbahçe'yi takımı şampiyonm yapacağım" sözlerine dikkat çekti vegelen tehlikenin önünün alınması uyarısında bulundu.</p>
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı Çomakdağ Kızılağaç Mahallesi'nde yaşayan Mustafa Ateşoğlu ile Özbekistan asıllı 28 yaşındaki Mamura Burkhonova, aracılar vasıtasıyla tanıştı. Nişanlanan çift, 19 Ağustos'ta dünyaevine girdi.
Yörük kültürünün yaşatıldığı mahallede gerçekleştirilen düğün üç gün üç gece sürdü. Organizasyon kapsamında yaklaşık 500 yıllık gelenek doğrultusunda gece yağlı güreşleri de düzenlendi.
ÜNLÜ BAŞPEHLİVANLAR DÜĞÜNDE GÜREŞTİ
Organizasyondaki güreşlere Recep Kara, Abdullah Güngör, Feyzullah Aktürk, Yalçın Üncül, Bekir Can Özturgut, Cenk İldem, Okan Yavaş ve Salih Erinç katıldı.
Finalde Yalçın Üncül'ü mağlup eden Feyzullah Aktürk başpehlivan olurken madalyasını gelin Mamura Burkhonova verdi.
Düğünün toplam maliyetinin yaklaşık 10 milyon liraya ulaştığı öne sürüldü. Mustafa Ateşoğlu, yalnızca güreş organizasyonu için 1 milyon 500 bin lira harcadığını belirterek, "Savcılığa şikayetimizi yaptık. Giden paranın peşinde değilim. Onurumun gururumun peşindeyim" dedi.
DAMAT POLİSE GİDİP ŞİKAYETÇİ OLDU
Düğünün ardından çift arasında yaşananlar karakola taşındı. Mustafa Ateşoğlu, 3 Eylül'de polise başvurarak eşinin düğünde takılan ziynet eşyaları, nakit para ve cep telefonuyla evden ayrıldığını ileri sürdü.
İlk açıklamalarda kayıp olduğu öne sürülen altınların değerinin yaklaşık 5 milyon lira olduğu belirtilirken, polise yapılan başvuruda yaklaşık 3 milyon liralık ziynet eşyası, 300 bin lira nakit para ve iPhone 15 marka cep telefonunun götürüldüğü iddia edildi.
POLİS GELİNİ ARAMAYA BAŞLADI
Şikayetin ardından polis ekipleri Burkhonova'ya ulaşmak için çalışma başlattı. Yapılan incelemelerde genç kadının adına otobüs ve otel kayıtlarında rastlanmadı.
Ancak olayın seyri ertesi gün değişti.
KENDİ İMKANLARIYLA POLİSE GİTTİ
Mamura Burkhonova, 4 Eylül günü saat 13.30 sıralarında kendi imkanlarıyla polis merkezine giderek ifade verdi.
Burkhonova, hakkındaki milyonlarca liralık ziynet eşyasını götürdüğü yönündeki suçlamaları reddetti. Düğünde takılan ziynet eşyalarından 20 çeyrek altın ile 226 bin lirayı aldığını kabul etti.
"DİĞER ALTINLAR KAYINPEDERİMDE"
Burkhonova, geri kalan altınların kendisinde olmadığını savunarak diğer ziynet eşyalarının kayınpederi Mehmet Ateşoğlu'nda bulunduğunu öne sürdü.
Genç kadın, bu iddiasını desteklediğini belirttiği bazı yazışmaları da soruşturma dosyasına sundu.
Burkhonova ayrıca yanında bulunduğu belirtilen iPhone 15 marka cep telefonunun kendisine ait olmadığını ancak eşi tarafından kullanımına verildiğini savundu.
BU KEZ GELİN ŞİKAYETÇİ OLDU
Burkhonova'nın ifadesinde dikkat çeken bir başka gelişme ise kendisinin de şikayetçi olması oldu.
Genç kadın, eşi Mustafa Ateşoğlu ile kayınpederi Mehmet Ateşoğlu'nun kendisine ve annesine hakaret ve tehditte bulunduğunu ileri sürdü. Burkhonova, bu iddialarla eşi ve kayınpederinden şikayetçi oldu.
Böylece milyonlarca liralık ziynet eşyasının akıbetiyle başlayan olayda taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden şikayetçi oldu.
Tarafların ziynet eşyaları, para, cep telefonu, tehdit ve hakaret konusundaki karşılıklı iddialarına ilişkin soruşturma devam ediyor.
<p>Muğla'nın Milas ilçesinde üç gün üç gece süren düğünün ardından ziynet eşyalarıyla evden ayrıldığı öne sürülen Özbekistan asıllı Mamura Burkhonova, kendi imkanlarıyla polise giderek ifade verdi.</p>
"CHP'yi hırsızlardan ve rüşvetçilerden arındıracağım" diyerek genel başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu, 3,5 aylık kısa zaman diliminde partide tarihi bir dönüşüme imza attı.
Örgütler baştan aşağı yenilenirken, yolsuzluk şüphelisi vekillerin ve belediye başkanlarının çoğu da ya disipline sevk edildi ya da devamında istifa ederek Yeni Parti'ye geçmek zorunda kaldı. Arınma sürecinin son halkasında sıra delege yapısına geldi.
KILIÇDAROĞLU AÇIKLAYACAK
Bu kapsamda CHP'de gözler, partinin kuruluş tarihi olarak da kabul edilen 9 Eylül'e çevrildi. Çeşitli etkinliklerin yapılacağı günde Kemal Kılıçdaroğlu'nun da önemli açıklamalarda bulunması bekleniyor.
Uzun süredir CHP'de merakla beklenen kongre takviminin bizzat Kılıçdaroğlu tarafından bu tarihte kamuoyuna duyurulması öngörüyor. Özel günde CHP'nin il-ilçe başkanları da Ankara'da olacak.
DELEGELER YENİDEN BELİRLENECEK
CHP'deki kongre süreci kapsamında il-ilçe başkanlığı seçimleri yapılacak, kurultay delegeleri de sıfırdan belirlenecek. Böylece partinin başına 3 yıldır büyük belalar açan şaibeli delege yapısı bir anlamda tasfiye edilmiş olacak.
CHP'de büyük kurultayın, Yargıtay'dan çıkacak olan mutlak butlan kararı sonrası hızlı bir şekilde toplanması bekleniyor. Yargıtay'dan karar çıkana kadar il ve ilçelere yönelik kongre süreçlerinin tamamlanması hedefleniyor.
NELER OLMUŞTU?
Kemal Kılıçdaroğlu'nun sürpriz bir şekilde ve çok az bir farkla genel başkanlık koltuğunu kaybettiği 2023 kurultayına rüşvet iddiaları damga vurmuştu.
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun yüzlerce delegenin oyunu para karşılığı satın aldığı söylentileri mahkemeye taşınmış, İstinaf'tan çıkan mutlak butlan kararı ile bu iddiaların doğruluğu da tescillenmişti.
<p>CHP'de il ve ilçe kongrelerinin gerçekleştirilerek kurultay delegelerinin yeniden belirlenmesini öngören kongre takviminin 9 Eylül'de Kemal Kılıçdaroğlu tarafından açıklanması bekleniyor. Habere göre süreçte il-ilçe yönetimleri yenilenecek ve ardından büyük kurultaya gidilecek.</p>
Trabzonspor, Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek.
Papara Park'ta saat 20.00'de başlayacak karşılaşmayı hakem Çağdaş Altay yönetecek.
Trabzonspor, teknik direktör Fatih Tekke ile yolların ayrılmasının ardından geçici olarak takımın başına getirilen Hüseyin Çimşir yönetiminde karşılaşmaya çıkacak.
Ligde ilk 3 haftada 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet ile 4 puan elde ederek arzu ettiği başlangıcı yapamayan bordo-mavililer, Gençlerbirliği karşısında çıkışa geçmek istiyor.
Trabzonspor'da Batagov, Okay Yokuşlu, Malinovskyi, Saviolo ve Folcarelli'nin sakatlıkları bulunuyor.
Ligin ilk haftasında başkentte Fenerbahçe'yi 2-1 yenen Gençlerbirliği, 2. hafta mücadelesinde deplasmanda Göztepe'yi tek golle mağlup etti.
3. haftada sahasında Erzurumspor FK ile 1-1 berabere kalan başkent ekibi, teknik direktör Metin Diyadin yönetiminde 7 puan alarak 4. haftaya ikinci sırada girdi.
Trabzonspor ile Gençlerbirliği, ligde 75. kez karşı karşıya gelecek.
Ligde iki takım arasındaki 74 maçta bordo-mavililerin galibiyetlerde 41-14 üstünlüğü bulunuyor. Taraflar, 19 karşılaşmada sahadan beraberlikle ayrıldı.
Bordo-mavililer, söz konusu maçlarda 140 gol atarken, kalesinde 74 gol gördü.
Aynı iş yerinde çalıştığı arkadaşını mesai dışında darp ettiği iddiasıyla işten çıkarılan genç mühendisin açtığı davada Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) emsal niteliğinde bir karara imza attı.
İŞ MAHKEMESİ 'GÜVEN ZEDELENDİ' DİYEREK İŞE İADEYİ REDDETTİ
İddiaya göre genç mühendis, aynı işyerinde çalışan arkadaşını darp ettikten sonra kovuldu. İş Mahkemesi'nde işe iade davası açan mühendis, özel hayattaki olayların işvereni ilgilendirmediğini öne sürdü. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturması kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile masumiyet karinesi gözetilmeden ceza dosyaları sonuçlanmadan fesih yapıldığını öne sürdü. İşyeri düzenini bozucu herhangi bir davranış sergilemediğini, davalı işverenin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı şekilde yalnızca kendisinin iş akdini feshettiğini ve B.A.'nın çalışmaya devam ettiğini, bu nedenlerle feshin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, feshin geçersizliği ile müvekkilinin işe iadesine ve yasal sonuçlara hükmedilmesini talep etti. Davalı işveren ise işyeri dışında gerçekleşmiş olsa dahi darp olayının iş ilişkisine olumsuz etkiler doğurduğunu dile getirdi. Mahkeme, iş yeri ve mesai dışında vuku bulan darp olayından sonra davalı işverenin davacı ile çalışmasının güven ilişkisini zedeleyeceği, davalının davacı ile çalışmaya devam etmesinin beklenemeyeceği bu nedenle yapılan feshin geçerli nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.
BAM 7. HUKUK DAİRESİNDEN 'ÖZEL HAYAT' VE 'SOMUT DELİL' VURGUSU
Davacı avukatı kararı istinafa taşıdı. BAM 7. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. İşçinin özel yaşamına ilişkin fiil ve davranışlarının, kural olarak işverenin müdahale alanı dışında kaldığını hatırlatıldığı BAM kararında; bu tür olayların işyerine somut, belirgin ve olumsuz şekilde yansıdığının ortaya konulması halinde feshe dayanak yapılması mümkün olduğuna dikkat çekildi. Salt özel yaşam alanında gerçekleştiği iddia edilen vakıalar geçerli fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği vurgulandı. İş sözleşmesinin sona erdirilmesine gerekçe yapılan olayın, işyeri sınırları dışında, tarafların özel hayat ilişkisi kapsamında gerçekleştiği ileri sürülen bir vakıaya dayandığı anlaşıldığı dile getirildi.
"FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİNE UYULMADI"
Kararda şöyle denildi: "İşyeri dışında gerçekleştiği iddia edilen darp olayının sübut bulduğu varsayılsa dahi, bu durumun kendiliğinden işveren yönünden geçerli fesih nedeni oluşturmayacağı; söz konusu fiilin işyeri ile bağlantısının ve iş ilişkisine somut etkisinin ayrıca ve açık biçimde ortaya konulmasının zorunlu olduğu izahtan varestedir. Bu çerçevede, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, iddia edilen fiilin işyeri ortamında huzursuzluğa sebep olduğuna, çalışma barışını bozduğuna veya işin yürütümünü olumsuz etkilediğine dair herhangi bir somut anlatım ya da delilin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının görev yaptığı birim ile dava dışı kişinin görev yaptığı birimlerin farklı olduğu, tarafların fiilen birlikte çalışmadıkları ve işveren tarafından fesih dışında daha hafif ve koruyucu önlemlerin değerlendirilmediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının savunmasının disiplin kurulu toplantısı sırasında alınmış olması, fesih öncesinde usulüne uygun savunma alınması yükümlülüğünü karşılamamakta; isnat edilen fiilin davacıya açık ve net biçimde bildirildiği ve davacıya bu fiile karşı etkili şekilde kendini savunma imkanı tanındığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ileri sürülen olayın işyeriyle bağlantısının ve iş ilişkisini objektif olarak sürdürülemez hale getirdiğinin somut delillerle ispatlanamadığı, davacının savunma hakkının usulüne uygun biçimde kullandırılmadığı ve feshin son çare olması ilkesine uygun davranılmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu delil durumuna göre, ispat yükü altında olan davalı işverenin iş sözleşmesini geçerli nedenle feshettiğini ispatladığını kabule imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, davanın kabulü ile davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesi hatalı olmuştur."
<p>İşyeri dışında darp olayına karışan mühendis, işyeri yönetimi tarafından kapı önüne konuldu. Bölge Adliye Mahkemesi, "İşçinin özel yaşamına ilişkin fiil ve davranışlar kural olarak işverenin müdahale alanı dışında kalır" dedi.</p>
Altın fiyatları 6 Eylül 2026 sabahında düşüş gösterdi. Ons altındaki gerileme iç piyasadaki fiyatlara da yansıdı. Gram altın 6.898 TL seviyesinde işlem gördü.
Ons altın yüzde 0,96 düşerken, gram altındaki kayıp yüzde 0,74 olarak kaydedildi.
FİYATLAR DÜŞERKEN DEV BANKADAN ÇARPICI TAHMİN
Goldman Sachs Research, altının ons fiyatının 2026 sonuna kadar 4.900 dolara yükselmesini öngörüyor.
Kurum, merkez bankalarının döviz rezervlerini çeşitlendirmek amacıyla güçlü altın talebini sürdürmesinin ve piyasaların 2026'da Fed'den faiz artırımı beklentilerini azaltmasının altın fiyatlarını destekleyeceğini öngörüyor.
Banka ayrıca yatırımcıların hükümet politikalarında büyük ölçekli değişikliklere karşı portföylerini korumak amacıyla altın türevlerini kullandığını, bunun da değerli metalde volatiliteyi artırıyor olabileceğini belirtti.
GRAM ALTIN NE KADAR OLDU?
Serbest piyasada gram altının alış fiyatı 6.898,04 TL oldu. Satış fiyatı ise 6.898,85 TL olarak kaydedildi. Böylece gram altında günlük düşüş yüzde 0,74’e ulaştı.
Has altın da benzer bir seyir izledi. Alış fiyatı 6.863,55 TL, satış fiyatı 6.864,36 TL oldu.
Bununla birlikte 22 ayar bilezik gramı 6.226,18 TL’den alındı. Satış fiyatı ise 6.452,28 TL seviyesinde gerçekleşti.
ÇEYREK ALTIN 11 BİN TL’NİN ÜZERİNDE
Çeyrek altın alışta 11.036,87 TL seviyesinde bulunuyor. Satışta ise fiyat 11.279,62 TL’ye ulaşıyor.
Ayrıca yarım altın 22.004,75 TL’den alınıyor. Satış fiyatı 22.559,24 TL olarak görülüyor.
Cumhuriyet altınının satış fiyatı 44.980,51 TL, tam altının satış fiyatı ise 44.844 TL oldu.
<p>Altın fiyatları 6 Eylül 2026 sabahında düşüşle başladı. Ons altın yüzde 0,96 düşerken, gram altındaki kayıp yüzde 0,74 olarak kaydedildi. Ons altındaki gerileme iç piyasadaki fiyatlara da yansıdı. Gram altın 6.898 TL seviyesinde işlem gördü.</p>
X sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Yılmaz, "Dünya ve bölgemizde risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği bir dönemde; istikrar içinde öngörülebilir politikalar izlerken, yeni stratejik öncelikleri de güncellenmiş programımıza entegre edeceğiz. Ülkemizin kurumsal birikimini ve ortak aklını yansıttığımız Programın şimdiden hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
ENFLASYON, BÜYÜME POLİTİKALARI VE REFORMLAR
OVP ile finans ve fiyat istikrarı, büyüme, istihdam gibi kritik alanlarda nasıl bir rota izleneceği belirleniyor. Kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları da OVP'de yer alacak.
Programda, enflasyon, büyüme politikaları ve yapısal reformların öne çıkacağı öngörülüyor.
OVP, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ortak çalışmalarla hazırlanıyor ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasının ardından Resmi Gazete'de yayımlanıyor. OVP ile makroekonomik politikaların belirlenmesi, temel ekonomik büyüklüklerin, gelir-gider tahminlerinin, bütçe dengesi ve borçlanma durumunun ortaya konulması amaçlanıyor. OVP, makroekonomik politika çerçevesi ve hedefleri ile öncelikli reform alanlarını ve takvimini gösteriyor.
MEVCUT OVP'DEKİ HEDEFLER
2026-2028 dönemini kapsayan OVP'de ekonominin 2026'da yüzde 3,8, 2027'de yüzde 4,3 ve 2028'de yüzde 5 büyümesi hedeflenmişti.
Enflasyonun bu yıl için yüzde 16, 2027 için yüzde 9, 2028 için yüzde 8 olması öngörülmüştü. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının 2026'da yüzde 3,5, program dönemi sonunda ise yüzde 2,8 olarak gerçekleşeceği hesaplanmıştı. Söz konusu programda, işsizlik oranında 2026 için yüzde 8,4, 2027 yılı için yüzde 8,2 ve 2028 için yüzde 7,8 hedefi konulmuştu.
İhracatın bu yıl sonunda 282 milyar dolar, 2027'de 294 milyar dolar, program sonunda 308,5 milyar dolar olması hedeflenmişti. İthalatın ise 2026'da 378 milyar dolar, gelecek yıl 393 milyar dolar, 2028'de de 410,5 milyar dolar olması öngörülmüştü.
Türkiye'de elektronik ticaret ve internet üzerinden yürütülen ticari faaliyetlere ilişkin vergi düzenlemesinde kapsam genişletildi. Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde yapılan değişiklikle, vergi güvenliğinin sağlanması amacıyla yalnızca elektronik ticaret faaliyetlerine ilişkin değil, internet ve diğer dijital ortamlarda gerçekleştirilen alım, satım, kiralama, ilan ve reklam faaliyetlerine yönelik bilgi ve bildirim yükümlülüklerinin de uygulanabilmesinin önü açıldı.
KAPSAM GENİŞLETİLDİ
Düzenlemeyle birlikte vergi idaresinin, dijital ortamda iktisadi ve ticari faaliyette bulunan kişi ve kuruluşlardan bildirim talep edebilmesine ilişkin kapsam genişletilirken, farklı türde dijital hizmet sağlayıcıların da düzenleme kapsamına alınması öngörüldü. Yapılan değişiklikle internet siteleri ve sosyal medya platformları üzerinden ilan vererek satış yapan kişilerin bilgilerinin Gelir İdaresi Başkanlığı'na (GİB) bildirilmesi zorunluluğu getirildi. Yani sahibinden.com, letgo, Trendyol, Dolap, Instagram veya Facebook gibi platformlar, kendi üzerlerinden satış ya da kiralama yapanların bilgilerini rapor halinde bildirmekle yükümlü olacak.
KİRALAMA, İLAN VE REKLAM
Yeni düzenlemede ticari faaliyetlerin kapsamı alım ve satımla sınırlı tutulmadı. İnternet dahil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı durumlar da vergi güvenliği kapsamında değerlendirilebilecek.
ELEKTRONİK ORTAMDA MUHAFAZA EDİLEBİLECEK
DÜZENLEMEYLE, vergi güvenliği kapsamında talep edilecek bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza edilmesi ve gerektiğinde ibraz edilmesine ilişkin yükümlülük getirilmesine de imkan tanındı. Bildirimlerin hangi kapsamda, hangi standartlarda ve hangi sürelerde verileceği konusunda belirleme yapma yetkisi de düzenleme kapsamında korunurken, gerektiğinde bu kurallarda değişiklik yapılabilecek. Bildirim kapsamında hizmet verilen gerçek veya tüzel kişilere ilişkin ad ve soyadı ya da unvan bilgilerinin yanı sıra TC numarası veya vergi numarası gibi mükellefiyet tespitine ilişkin bilgiler de bildirilecek.
<p>Türkiye'de elektronik ticaret ve internet üzerinden yürütülen ticari faaliyetlere ilişkin gerçekleştirilen vergi düzenlemesi ile kapsam genişletildi.</p>
<p>KİRALAMA, İLAN VE REKLAM</p>
<p>Yeni düzenlemede ticari faaliyetlerin kapsamı alım ve satımla sınırlı tutulmadı. İnternet dahil olmak üzere her türlü dijital ortamın alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi iktisadi ve ticari amaçlarla kullanıldığı durumlar da vergi güvenliği kapsamında değerlendirilebilecek.Ayrıca söz konusu düzenlemeyle vergi güvenliği kapsamında talep edilecek bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza edilmesi ve gerektiğinde ibraz edilmesine ilişkin yükümlülük getirilmesine de imkan tanındı. </p>
İletişim Başkanlığı koordinesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve EGM Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde, sosyal medyada milli güvenliği hedef alan 8 X hesabına; 5651 sayılı kanunun 8/A maddesi uyarınca erişim engeli getirildi.
DEM Parti Ağrı Belediyesi Eşbaşkanı Mehmet Akkuş, 57 yaşında hayatını kaybetti.
Akkuş, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bir süredir kanser tedavisi görüyordu.
Akkuş'un cenazesi, 6 Eylül'de öğle namazının ardından toprağa verilecek.
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan yaptıkları açıklamada şunları söyledi:
"Mehmet Akkuş, demokrasi ve özgürlük mücadelemizin emektarlarından biri olarak, halkına hizmet aşkıyla, Ağrı'nın ve Ağrılıların meselelerine sahip çıkan bir belediyecilik anlayışıyla görev yaptı. Kaybımız yalnızca Ağrı'nın değil, birlikte mücadele ettiğimiz tüm yol arkadaşlarımızın ve partimizin kaybıdır. Kederli ailesine, yakınlarına, Ağrı halkına ve partimize başsağlığı diliyor; kendisini saygı ve minnetle anıyoruz. Uğurlar olsun heval Mehmet..."
DEM Parti'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada da "Ağrı Belediye Eş Başkanımız Mehmet Akkuş'un hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrendik. Kendisine rahmet, ailesine, sevenlerine ve halkımıza başsağlığı diliyoruz." denildi.
MEHMET AKKUŞ KİMDİR?
Memet Akkuş, 1969 yılında Ağrı'da doğdu. 1992 yılında cezaevinden çıktıktan sonra İstanbul'a göç eden Akkuş, burada DEHAP yönetiminde yer aldı.
2015 yılında HDP Ağrı İl Yöneticiliği ve İl Başkanlığı görevlerini yürüttü. 2019 yerel seçimlerinde HDP'nin Ağrı Belediye Eşbaşkan adayı oldu.
2024 yerel seçimlerinde DEM Parti'nin Ağrı Belediye Eşbaşkan adayı olan Akkuş, 31 Mart seçimlerinin ardından Ağrı Belediye Eş Başkanı olarak göreve başladı. Akkuş evli ve 5 çocuk babasıydı.
ABD Hazine Bakanlığı'nın Türk bankası Golden Global Yatırım Bankası ile iki iştirakini İran bağlantılı işlemler gerekçesiyle yaptırım listesine almasının ardından ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack konuya ilişkin açıklama yaptı.
Barrack, sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada, yaptırım kararının Türkiye'yi ya da Türk bankacılık sistemini hedef almadığını, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü adına fon transferinde rol oynadığı iddia edilen belirli finans kuruluşlarına yönelik olduğunu belirtti.
ABD Hazine Bakanlığı, Golden Global'in İran rejimine uluslararası para transferlerinde kritik bankacılık erişimi sağladığını ve Kudüs Gücü adına on milyonlarca dolarlık işlemi kolaylaştırdığını öne sürmüştü.
Barrack'ın açıklaması, Washington ile Ankara arasındaki ekonomik ve finansal ilişkiler açısından yaptırım kararının kapsamına ilişkin mesaj olarak değerlendirildi. Kararla Golden Global Yatırım Bankası'nın yanı sıra Golden Global Portföy Yönetimi ve Golden Global Varlık Kiralama da ABD'nin yaptırım listesine alındı.
GOLDEN GLOBAL'DEN AÇIKLAMA
Golden Global Yatırım Bankası ise, ABD'nin suçlamalarını kabul etmedi. Banka, KAP üzerinden yaptığı açıklamada, OFAC kararında adı geçen ve İran petrol işlemlerine aracılık ettiği öne sürülen kişi ve kurumların bankanın müşterileri olmadığını bildirdi.
Banka ayrıca, söz konusu kişi ve kurumlarla doğrudan veya dolaylı hiçbir iş ve işlem gerçekleştirmediğini savundu. Kuruluşundan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kurallarına ve uyum yükümlülüklerine uygun hareket ettiğini belirten Golden Global, iç ve dış denetimlerden geçtiğini ifade etti.
Golden Global, yaptırım kararına karşı yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarını kullanacağını da açıkladı. Banka, yaptırım kararına dayanak oluşturan iddiaların "gerçeklikten uzak" olduğunu savundu.
ABD Hazine Bakanlığı ise, yaptırım kararında Golden Global'in İran'ın Çin'den elde ettiği petrol gelirlerini Türkiye üzerinden nakit ve altına dönüştürmesine imkan sağlayan bir finansal ağın parçası olduğunu iddia ediyor
<p>ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Golden Global Yatırım Bankası ve iki iştirakine yönelik yaptırımların Türkiye'yi veya Türk bankacılık sistemini hedef almadığını açıkladı. ABD, kuruluşları İran bağlantılı para transferleriyle suçlarken Golden Global iddiaları reddederek hukuki yollara başvuracağını bildirdi.</p>
DEM Parti'nin bazı şehirlerde yıllar önce öldürülen PKK'lı teröristlere yönelik taziye çadırları kurması, bazı DEM'li üyelerin sokaklara öldürülmüş PKK'lı teröristlerin fotoğraflarını asma gayretinde bulunmasına İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'dan uyarı geldi.
Çanakkale'de İlçe Kapalı Pazar Yeri'nde düzenlenen Bayramiç Tarım Panayırı'nın açılışına katılan Turan, burada yaptığı konuşmada, Terörsüz Türkiye süreci ile ülkenin geleceğe yönelik çok önemli bir adım attığını söyledi.
"Geldiğimiz yerde hamdolsun iki yıldan beri bu memlekette şehit haberi almıyoruz." diyen Turan, şöyle devam etti:
"TEK TARAFLI OLMAZ, SABRIMIZI SINAMAYIN"
"Artık bu ülkede terörü konuşmak istemiyoruz. Artık bu ülkede 'Sivas'ın ötesi' diye bir ifade olmasın istiyoruz. Bu ülkenin 86 milyonu kardeş olsun istiyoruz. Bu işleri yaparken büyük riskler alındı. Hep beraber risk aldığımız zaman adımları atıyoruz. Güzel işler oldu fakat barış tek taraflı olmaz. Nefsi, egoist, bencil tavırlarla iş yapmak kimseye yakışmaz. Sabırlıyız ama sorumsuz değiliz. Barış herkesin hassas olduğu bir yerde kıymetlidir. Barış beraberce, kardeşçe yaşama iradesidir. Bunu sabote eden, buna yan bakan, bunu kirleten dil, yanlış yapan dildir. Geçen hafta üzülerek takip ettik. Taziye çadırları kurdular. Taziye varsa ilk gün vardır. Olmadı 3 gün, 7 gün, 40 gün olsun. 3 sene sonra, 5 sene sonra taziye mi olur? Bu istismardan başka bir şey değildir. Türkiye'nin terör kanunları değişmedi. Türkiye'nin mer'i mevzuatı, terör liderlerinin posterlerini arkaya asma imkanı vermez. Ne olur bu milletin sabrını sınamayın. Silah bırakmak, önce dildeki silahı bırakmakla olur. Lütfen kendinize gelin. Lütfen bu devletin sinir uçlarıyla oynamayın. Bu milletin hassasiyetiyle oynamayın. Bu güzel süreci beraberce sonuçlandıralım."
<p>İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, PKK'lılar için düzenlenen taziye programlarına ve DEM Parti yöneticilerinin bu programlara katılmasına sert tepki göstererek, "Devletin sinir uçlarıyla oynamayın." dedi.</p>
SON DAKİKA HABERİ: ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkesi İspanya'yı hedef almaya devam ediyor. İspanya'nın Fas sınırında yaşanan göçmen krizi sonrası İsrail karşıtı adımlar atan ve İran savaşında ABD güçlerine askeri destek sağlamayan İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve hükümetine yüklenen Trump, İspanya'nın sınırları üzerinde hiçbir hakimiyetinin olmadığını söyledi.
'İSPANYA SINIRLARINI KONTROL EDEMEYEN BİR ÜLKE'
Truth sosyal medya platformundaki hesabından İspanya'daki olaylara ilişkin paylaşımda bulunan ABD Başkanı, "İspanya’da yaşananlar çok üzücü; sınırlarını hiç kontrol edemeyen bir ülke. Vay canına." ifadelerini kullandı.
SANCHEZ'E İSRAİL'İ SUÇLAMIŞTI
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, son dönemlerdeki düzensiz göçmen krizinin arkasında Fas makamlarının olduğunu gösteren hiçbir kanıtın bulunmadığını, ülkesinin Sebte ve Melilla üzerindeki egemenlik hakkından hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini söylemişti.
Sebte ve Melilla sınırlarında güvenliğin tamamen sağlanmasının mümkün olmadığını dile getiren Sanchez, "O sınırlarda yüzde 100 güvenlik garantisi veremeyiz çünkü sınırın ötesinde eşitsizlik ve fırsat arayışı yatıyor. Sınır ne kadar yüksek olursa olsun, bu gerçeklik her zaman var olacaktır." demişti.
Sanchez, düzensiz göçmen akınıyla ilgili dezenformasyonun arkasında İsrail, Rusya ve aşırı sağcı grupların bulunduğu iddia etmişti.
<p>ABD Başkanı Donald Trump, NATO ülkesi İspanya'yı hedef alarak, "İspanya’da yaşananlar çok üzücü; İspanya sınırlarını hiç kontrol edemeyen bir ülke." dedi.</p>
Olay, saat 22.00 sıralarında Merkezefendi ilçesine bağlı Yenişehir Mahallesi Yürüyüş Yolu 49. Sokak'ta bulunan bir kafede meydana geldi.
KAFEYE SİLAHLI SALDIRI DÜZENLENDİ
Edinilen bilgiye göre, iki grup arasında gündüz saatlerinde yaşandığı iddia edilen alacak verecek tartışmasının ardından, taraflardan biri diğerinin kafede oturduğunu gördü. Ticari bir araçla bölgeye gelen saldırganlar, kafede oturanlara doğru defalarca ateş etti.
Karşı tarafın da karşılık vermesiyle yaşanan silahlı kavgada ortalık bir anda savaş yerine döndü. Silahlı saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerden bazıları aynı araçla bölgeden kaçarak uzaklaştı. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
SALDIRIDA 2 KİŞİ ÖLDÜ, 4 KİŞİ YARALANDI
Büyük bir kargaşanın yaşandığı silahlı saldırıda ilk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetti, birisi ağır 4 kişi de yaralandı. Yaralılar sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.
Polis ekipleri, acı haberi alarak olay yerine gelen aileleri sakinleştirebilmek için büyük mücadele verdi. Güvenlik çemberine alınan bölgede zaman zaman gergin anlar yaşandı. Olay yeri ve yaralıların sevk edildikleri hastanelerin etrafında çevik kuvvet ekipleri görevlendirildi. Bölgede geniş güvenlik önlemi alan polis ekipleri, olayın aydınlatılması için kapsamlı soruşturma başlattı.
Türkiye'nin, Somali başta olmak üzere Afrika ülkelerine verdiği askeri ve diplomatik destek her geçen gün artarak devam ederken, Somali'den, Türkiye ile ilgili dikkat çeken bir açıklama geldi. Somali Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasim Mohamud, Shabele Media Network'e verdiği röportajda, Türkiye'nin Somali halkına desteğinin yeni olmadığını ve iki ülke arasındaki ilişkilerin uzun yıllara dayandığını söyledi.
'TÜRKİYE SOMALİ'NİN İÇİNDE BULUNDUĞU ZOR DURUMDAN ÇIKMASINA YARDIMCI OLDU'
Türkiye'nin Somali'nin zor dönemlerinde ülkeye destek verdiğini vurgulayan Mohamud, şunları kaydetti:
"Türkiye Somali'ye yeni gelmedi, Somali halkına destek vermeye de yeni başlamadı. Türkiye, farklı ülkelerin bulunduğu bir dönemde buraya geldi ve Somali'nin içinde bulunduğu zor durumdan çıkmasına yardımcı oldu. Ordumuzu eğitti, ekonomik alanda ve kamu hizmetlerinde destek sağladı."
Türkiye ile Somali arasındaki ilişkileri hedef alan çevrelerin bulunduğunu ifade eden Mohamud, "Türkiye neden şimdi sürekli gündeme getiriliyor? İki ülke arasındaki, insani yardımdan stratejik ortaklığa ulaşan ilişkileri kötülemek isteyen kiralık kişiler var." değerlendirmesinde bulundu.
<p>Somali Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Abdulfatah Kasim Mohamud, Türkiye ile Somali arasındaki ilişkilere dikkati çekerek, "Türkiye Somali'ye yeni gelmedi. Somali'nin içinde bulunduğu zor durumdan çıkmasına yardımcı oldu." dedi.</p>
İran Dışişleri Bakanlığının ABD saldırıları hakkında yayımladığı bildiride, ABD'nin İran'a ait ticari gemilerine yönelik "hukuk dışı" saldırgan girişimlerinin, deniz ablukası ve ekonomik savaşın bir parçası olduğu vurgulandı.
Bildiride, saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırı şekilde gerçekleştiği, savaş suçu niteliği taşıdığı ve bölgedeki seyrüsefer güvenliğine tehdit oluşturduğu ifade edildi.
Bakanlık ayrıca, ABD'nin bölgedeki saldırgan eylemlerinden doğacak sonuçlardan yine ABD'nin sorumlu olacağını belirtti.
ABD ordusu İran'ın bölgede 2 ABD savaş gemisini hedef almasının ardından Devrim Muhafızlarına ait 3 tankeri yok ettiğini duyurmuştu.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari de, ABD'yi "sonraki saldırıların daha şiddetli olacağı" konusunda uyarmıştı.
İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI: ABD BAĞLANTILI 3 GEMİYİ HEDEF ALDIK
İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin Basra Körfezi'nde İran'a ait ticari gemilere düzenlediği saldırılara misilleme gerçekleştirildiğini, Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçen 3 petrol tankeri ile diğer bölgelerde ABD bağlantılı 3 gemiyi hedef aldıklarını duyurdu.
İran basınına göre, Devrim Muhafızları Ordusu, konuya ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, "Hürmüz Boğazı'ndan izinsiz geçen 3 petrol tankeri ile diğer bölgelerde çocuk katili ABD bağlantılı 3 gemiyi hedef aldık." ifadelerine yer verildi.
Devrim Muhafızları Ordusu, Basra Körfezi'nde bulunan gemilerin, ABD'nin "oyunlarına aldanarak" Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapmaması gerektiğini, aksi halde hedef alınacaklarını kaydetti.
ABD ordusu İran'ın bölgede 2 ABD savaş gemisini hedef almasının ardından Devrim Muhafızlarına ait 3 tankeri yok ettiğini duyurmuştu.
İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü Albay İbrahim Zülfikari de ABD'yi "sonraki saldırıların daha şiddetli olacağı" konusunda uyarmıştı.
Fenerbahçe, derbi sırasında kalp krizi geçiren Yaşar Gerçek isimli taraftarın hayatını kaybettiğini açıkladı.
Sarı-lacivertli ekibin açıklamasında "Karşılaşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden taraftarımız Yaşar Gerçek’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhum Yaşar Gerçek’e Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve camiamıza başsağlığı diliyoruz." ifadelerine yer verildi.
Karşılaşma sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden taraftarımız Yaşar Gerçek’in vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde devam eden ateşkese rağmen saldırılarını sürdürürken, hava savunma sistemleri tarafından "yanlış bir hedefe" füze ateşlendiğini bildirdi.
Ordudan daha sonra yapılan açıklamada, söz konusu hedefin Gazze'nin güney kesimlerindeki askeri faaliyetlerde kullanılan orduya ait bir dron olduğu belirtildi.
T.C. İZMİR 1. (SULH HUKUK MAH.) SATIŞ MEMURLUĞU 2026/3 SATIŞ
TAŞINMAZIN GAZETE VEYA İNTERNET HABER SİTESİ İLANI
Bir borçtan dolayı aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup mahcuzun ayrıntılı görsellerine, artırmaya ilişkin şartlara ve ayrıntılı açıklamalara esatis.uyap.gov.tr adresi üzerinden 2026/3 SATIŞ sayılı dosya numarası ile erişim sağlanabilir.
Satılmasına karar verilen taşınmazın cinsi, mahiyeti, bulunduğu yer, muhammen kıymeti ve önemli vasıfları:
1 NO'LU TAŞINMAZIN Özellikleri : İzmir İl, Bornova İlçe, ALTINDAĞ Mahalle/Köy, Ana Taşınmaz Bodrum Kat+Zemin Kat+3 normal +Çatı kattan oluşmaktadır. Mevcut konumu ile ulaşım ve taşıma imkânları orta durumdadır. Tüm belediye hizmetlerinden yararlanma imkânı bulunmaktadır. Bina Bodrum Kat+Zemin Kat+3 normal katlıdır. Her katında (her birinin girişi ayrı) bir mesken olmak üzere toplamda 5 meskenden oluşmaktadır. Keşif esnasında girilemeyen Bodrum kat mesken (ortaklığın giderilmesi dosyasında) 58,00 m2 brüt değerlendirildiği, Zemin kat meskeni 84,50 m2 brüt, 1. Ve 2. meskenleri 89.50 m2 brüt alanlıdır. Keşif esnasında girilemeyen 3. Kat meskenin (ortaklığın giderilmesi dosyasında) 58.00 m2 brüt alanlı olarak değerlendirildiği görülmüştür. Toplam alan 379,50 m2 dir. Yapının terasının üzerinin demir iskeletli, üzeri oluklu sac malzemeli çatı ile örtülmüş olduğu görülmüştür. Adresi : Çamkule Mah.4701 Sokak No.18Bornova / İZMİR Yüzölçümü : Bodrum kat mesken 58,00 m2, Zemin kat 84,50 m21. Ve 2. meskenleri 89.50 m2, 3. Kat 58.00 m2Toplam alan 379,50 m2 dir. İmar Durumu: Satış dosyasındaki; Bornova Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’ nün 11.01.2024 tarih, E-115.02.01-327130 sayılı imar durumunda taşınmazın; “İzmir İli, Bornova İlçesi, 5252 parsel sayılı gayrimenkul, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre bitişik nizam 2 katlı konut adasına isabet etmektedir.” denmiştir.
Kıymeti : 5.150.000,00 TL
KDV Oranı : %1
Kaydındaki Şerhler: İcra şerhi vardır. Artırma Bilgileri
1.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 17/11/2026 - 10:15
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bitiş Tarih ve Saati : 24/11/2026 - 10:15
2.Artırma
Başlangıç Tarih ve Saati : 15/12/2026 - 10:15
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bitiş Tarih ve Saati : 22/12/2026 - 10:15
04/09/2026
(İİK m.114 ve m.126) (*) İlgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir.
Kilis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.06.2026 tarih ve 2025/534 esas, 2026/398 karar sayılı gerekçeli kararı ile; - Hamıd ve Fatıma oğlu, 1984 HALEP doğumlu sanık ABDULLAH ALDAYER hakkında; 5607 Sayılı Yasanın 3/18.Maddesine Muhalefet suçundan 10 AY HAPİS VE 1 GÜN ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa hükmolunan 1 gün adli para cezasının TCK'nun 52/2-3 maddesi gereğince beher günü takdiren sanığın ekonomik durumu da dikkate alınıp 20,00 TL'den paraya çevrilerek sanığın 20,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sanığa verilen adli para cezasının miktarı nazara alınarak taksitlendirilmesine yer olmadığına,
Sanığa verilen adli para cezasının miktarı itibariyle taksitlendirilmesine yer olmadığına, para cezası ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde ödeme yapılmadığı takdirde infazın 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesine göre yapılacağının sanığa İHTARINA - Kurum zararı giderilmediğinden kanunen 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA, - sanığa verilen hapis cezası 2 yıldan az olduğundan, sanığın suç tarihinden önce 3 aydan fazla hapis cezasına mahkum olmaması ve yargılama sürecindeki tutum ve davranışları dikkate alındığında yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizce olumlu kanaate varıldığından sanık hakkında verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca ERTELENMESİNE, - sanık hakkında TCK'nın 51/3 maddesi uyarınca 1 YIL DENETİM SÜRESİ BELİRLENMESİNE, - sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak TCK'nın 51/6 maddesi gereğince sanık hakkında denetim süresi içerisinde herhangi bir yükümlülük yüklenmesine ve uzman kişi görevlendirilmesine YER OLMADIĞINA, - TCK 51/7 maddesi gereği sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda geçirileceği, TCK 51/8 gereği denetim süresinin yükümlülüklere uygun ve iyi halli olarak geçirildiği taktirde cezasının infaz edilmiş sayılacağı hususunun sanığa ihtaratına kararı verildiği, verilen kararın yapılan tüm adres araştırmalarına rağmensanığa tebliğ edilemediği anlaşılmıştır. 1- 7201 sayılı Tebligat Kanun'unun 29. maddesi gereğince hüküm özetinin ve temyiz başvuru dilekçesinin TÜRKİYE GENELİ GAZETEDE ve GENEL İNTERNET HABER SİTESİNDE İLANEN TEBLİĞİNE, 2- Hüküm fıkrasının ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılarak 7201 sayılı Tebligat Kanun'unun 31 maddesi gereğince takip edilen iki hafta yasal süre içerisinde usulen TEMYİZ olunmadığı takdirde kesinleşmiş olunacağı tebliğ olunur. 02.09.2026
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasındaki derbi maçta Fenerbahçe sahasında konuk ettiği Beşiktaş'a 2-1 mağlup oldu.
Karşılaşmanın ardından sarı-lacivertlilerin esli futbolcusu Anderson Talisca'dan flaş bir paylaşım geldi.
Anderson Talisca paylaşımında "Ne ekersen onu biçersin. Başarılı olmak mı istiyorsun? Doğru şeyleri yap, alçakgönüllülük ve karakterle ve kendi egonun peşinden sürüklenmeden. Sonunda, tutumlarımız her zaman gerçekte kim olduğumuzu ortaya koyar." ifadelerini kullandı.
Brezilyalı futbolcunun paylaşımı sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.
SON DAKİKA HABERİ:ABD ve İran'ın Hürmüz Boğazı ve çevresinde karşılıklı saldırıları devam ederken, Türkiye ve İran arasında önemli bir görüşme gerçekleştirildi.
BAKAN FİDAN, İRANLI MEVKİDAŞIYLA GÖRÜŞTÜ
Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile telefonda görüştü.
Görüşmede, devam eden müzakerelerle ilgili son durum kapsamlı biçimde değerlendirildi.
<p>Hürmüz Boğazı'nda ABD ve İran'ın karşılıklı saldırıları devam ederken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi önemli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>
Trendyol Süper Lig’in 4. haftasında evinde oynadığı derbide Beşiktaş’a 2-1 mağlup oldu. Mücadelenin ardından Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Karşılaşmanın hakemine yüklenen Aziz Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:
"BU HAKEMLERİN HEPSİ YETENEKSİZ"
Dört haftadır hiçbir yorum yapmadık, bu akşama gelene kadar. Gençlerbirliği maçında 2 penaltı verilmedi, yenildik, olur dedik, sesimizi çıkarmadık. Konya maçında yine hakem hataları. Sonra Samsun'da Vedat'a yapılan hareket. Orada da penaltı verilmedi ama yendik. Biz bunlar düzelir dedik. Burada yine hakem hataları."
Biz kötü oynadık, iyi oynamadık. Beşiktaş'ı tebrik ederiz. İki tane yine penaltı var, verilmedi. 5. dakikada Oğuz ile stoperleri mücadele ediyorlar, eliyle böyle topu önüne alıyor, penaltıyı vermiyor, devam diyor. Sonra Kerem'in pozisyonuna bakın, çelme takıyor, yine vermiyor. Bunları verse atsak, Beşiktaş yine gol atabilir. O ayrı bir konu. İyi oynamadık, kabul ediyoruz tamam ama hakem gördüğünü çalmalı. VAR da uyuyor. Yabancı geliyormuş. Yabancının hiçbir işe yaramayanı çözüm değil ki. Bu hakemleri biri kurmuyorsa oyuncak gibi, bunların hepsi yeteneksiz.
Bir başkanın dövdüğü hakemin hakemliğini devam ettiremezsiniz! Dayak yiyen hakeme, hakemlik yaptırırsanız olacağı bu! İnce ince doğruyor! Ben konuşmaya başlarsam, beni kimse durduramaz!
Biz kötü oynadık, iyi oynamadık. Bundan dolayı Beşiktaş'ı da tebrik ediyoruz ama yine 2 penaltı verilmedi! Türk futbolu bir yere gitmez. Bugün başka yerlerde de bunu ifade ettim. E ne yapacağız! Bize ceza verecekler, ben cezadan korkmam. Ayıp!
Bizim taraftardan da özür dileriz. Kusura bakmasınlar. Takım iyi oynamadı ama hakkını yediler. İnce ince doğruyor. 20 sene başkanlık yaptım, 40 senedir takip eden insanım ben. Hakem orta sahada, bizim oyuncumuzu düşürüyorlar, faul verecek görmüyor, önünde 3 tane oyuncu var. Onlardan pozisyonu görmüyor. VAR'dan müdahale yok penaltılarda. En azından müdahale edin, gelin bakın deyin. O da yok. Kerem'e resmen çelme taktı. Bu şekilde Türkiye'de futbol oynanmaz, zor yani zor.
"TÜRKİYE LİGLERİ 1 SENE ERTELENSİN"
Çözüm mü? Onu federasyon başkanı ve yönetimi düşünecek, biz değil. Biz çözümü söylersek çok başka noktalara gider ki bu akşam söyleyeceğim sözler değil.
Ben konuşmaya başlarsam beni kimse durduramaz, haberleri olsun. Ben hakem hata yaptı falan demem. MHK ne ise bunlara çare bulacak. Gerekirse Türkiye Liglerini 1 sene ertelesin hakem yetiştirsinler.
TFF olayın nerelere gittiğini görecek, tedbiri neyse alacak. Ben bilemem. Ben birkaç hafta sonra başka türlü konuşmaya başlarım.
Fenerbahçe bugün kaybetti, yarın kazanır. Bu hakemden 4 haftadır tüm takımlar şikayetçi. Buna bir çözüm üretilmesi lazım. VAR hakemi yabancı getirdik değil, o zaman hepsini yabancı getireceksin. Çözümü ben bilemem, kendileri bilecek. Bizim talebimize gerek yok.
"GEREKİRSE HERKESİN İSTİFASINI İSTERİZ"
MHK’nin istifasını isteyip istemediklerinin sorulması üzerine Başkan Yıldırım, "Gerekirse herkesin istifasını isteriz. Hepimiz geldik ve taşın altına elimizi koyduk. Bunun önüne geçmeye çalışırlarsa mücadele başka noktalara gider. Bunu da istemem. Önümüzdeki hafta bu hatalar düzelecek mi? Biz adalet istiyoruz. Bizi korusunlar, taraf tutsunlar istemiyoruz. İstersek Fenerbahçe’nin yapısını bozmuş oluruz. Kazanmamız hakemler vasıtasıyla maalesef 4 haftadır önleniyor. Bunlar kendi istedikleri gibi idare ediyorlar. Ya kuruluyorlar oyuncak bebek gibi ya da yeteneksizler. Herkes lütfen aklını başına alsın. Hiçbir takıma haksızlık yapılmasın. Türk futbolunu kurtarmak için TFF bu konuya eğilmeli ve buna çözüm üretmeli. O zaman görev değişikliği yapmak gerekir ki o zaman konu başka noktalara gider. Biz kimsenin üzerinde girişim yapmayacağız. Olanları söylüyoruz. Yetkili olanlar gereğini yapacak. Federasyona gitmek, MHK başkanı ile görüşmek çözüm değil. Bu yanlış. Onlar 5. dakikada kolla oynamayı görecek. Görmüyorsa VAR görecek. VAR niye geldi? Hakemin görmediğini görsün diye. Görmüyorsa ona da gerek yok" şeklinde konuştu.
"HAKEM YORUMCULARI DOĞRU YORUM YAPSIN"
Hakem yorumcularının da kamuoyunu yanlış yönlendirdiğini ifade eden Aziz Yıldırım, "Geçmişte kendi yaptıkları maçlardaki hataları görmeden yorum yapıyorlar. Futbolda kurallar belli. Ele nereden çarpınca penaltı oluyorsa bu yazılı. Ona bakarsın, onu söylersin. Hem taraftarları yanlış yönlendiriyorsunuz hem de olayları gördüğünüzün dışında yorumluyorsunuz. Bu da zarar veriyor bize. Ben yarın öbür gün isim vere vere konuşurum. Geçmişteki hatalarını da gösteririm. Onlar da lütfen yorumu doğru yapsınlar"
"CUMHURBAŞKANIMIZA KİMSEYİ ŞİKAYET ETMEDİK"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bu konularda görüşme yapılıp yapılmadığını ise Yıldırım şöyle cevapladı:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştük. Sorunları onunla değil başka yerlerle görüşüyoruz. Ona gidip de kimseyi şikayet etmedik. Sayın cumhurbaşkanının görevi değil bu. TFF var, MHK var, onlar görevlerini yapacaklar."
"KADRO İYİ AMA ÇOK ÇALIŞMAMIZ LAZIM"
Kadronun Şampiyonlar Ligi seviyesi için yeterli olup olmadığı sorusuna da yanıt veren Aziz Yıldırım, "Ayın 27’sinde mali kongre var. Orada her şeyi anlatacağım. Herkes bir şey anlatıyor, söylüyor. Önemli olan burada kadroda olan Türk çocuklarını hazırlamak ve onları kazanmak. Diyorlar ki stoper eksik. Aldık bir tane genç çocuk. Mert Müldür diye bir çocuk var. Niye faydalanmıyoruz? Gerekirse faydalanırız. 8 tane Şampiyonlar Ligi maçı var, 6 tane de Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor maçları var. Etti 14 maç. Bu kadro 14 maçı oynarsa başarılı olmaz mı? Olur. Ondan sonraki maçlar Türkiye liginde yedek olarak düşündüğümüz oyuncuların oynaması şart. Onlar da başarıyı yakalasın, onlar da mücadele etsin. Siz diyorsunuz durmadan adam getirelim. 10 tane yabancı hakkı var, nasıl getireceğiz? Kimse vermiyor. Piyasa uçmuş, 50-60 milyon Eurolardan başlıyor. 50-60 vererek aldık 3 tane oyuncu, paraları kim ödeyecek? Taraftar ödüyor. Yazık değil mi onlara? Kadro iyi, ama daha çok çalışmamız lazım" sözlerini kaydetti.
Son olarak Başkan Aziz Yıldırım Matteo Guendouzi’nin UEFA’dan aldığı cezayla ilgili müracaatı yaptıklarını ve konunun Tahkim Kurulu’nda çözülmesini umut ettiklerini söyledi.
<p>Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 2-1 mağlup oldukları Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklamada,<strong> “Dayak yiyen hakemin hakemliğine devam ettirirseniz, doğuracağı sonuçlar bu. İnce ince doğrama yapıyor” </strong>ifadelerini kullandı.</p>
Yunus Emre Enstitüsü (YEE), Türkiye-Azerbaycan İş Adamları ve Sanayiciler Birliği (TÜİB) ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen etkinliğe, YEE Başkan Yardımcısı Ömer Yıldız, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TÜİB Başkanı Hüseyin Büyükfırat, Adıyaman'ın Samsat ilçesi Belediye Başkanı Halil Fırat ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Gülpınar, etkinliğin Türkiye ile Azerbaycan'ın dostluğunu daha da pekiştirmek amacıyla düzenlendiğini söyledi.
Şanlıurfa'nın yalnızca müziği ve mutfağıyla değil, aynı zamanda Hazreti İbrahim'in misafirperverliği ve Hazreti Eyyüb'ün sabrıyla da tanındığını belirten Gülpınar, şehrin 12 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu ifade etti.
Gülpınar, "Bu kadim kültüre sahip iki şehrimizi bir araya daha sık getireceğiz. Bu dostluğu daha da ileriye götüreceğiz." dedi.
YEE Başkan Yardımcısı Yıldız da YEE'nin dünya genelinde Türk kültürünü, tarihini, dilini ve sanatını tanıtma misyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kültürel bağlara işaret eden Yıldız, Bakü'nün Türk dünyasının sanat ve kültür hayatında "parlayan bir inci" niteliğinde olduğunu söyledi.
Azerbaycan'daki faaliyetlerin diğer ülkelerdeki faaliyetlere kıyasla çok daha güçlü ve sağlam temeller üzerinde yükseldiğini belirten Yıldız, Enstitünün temel amacının yalnızca Türkiye'ye ait değerleri değil, tüm Türk dünyasının ortak mirasını küresel ölçekte tanıtmak olduğunu dile getirdi.
Samsat Belediye Başkanı Fırat, deprem felaketinde yardımlarını esirgemeyen Azerbaycan heyetine teşekkür etti.
Samsat'ın tarihi ve manevi değerlerine değinen Fırat, Bakü'den gelecek misafirleri ilçelerinde ağırlamaktan onur duyacaklarını belirtti.
TÜİB Başkanı Büyükfırat da Şanlıurfa ile Bakü'nün Hz. Ömer döneminden bu yana uzanan ortak bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olduğunu söyledi.
Türkiye'de Azerbaycan Türkçesinin ve kültürünün en yoğun şekilde yaşatıldığı yerin Şanlıurfa olduğunu vurgulayan Büyükfırat, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Şeddadiler döneminden kalan ortak değerlere, edebiyata ve müzik geleneğine dikkati çekti.
Büyükfırat, etkinliğin iki şehir arasındaki gönül bağını ve kardeşliği daha da güçlendireceğini ifade ederek, iki kent arasında doğrudan uçak seferlerinin başlatılması temennisinde bulundu.
Etkinlik kapsamında Göbeklitepe, Karahantepe ve Şanlıurfa'nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerini yansıtan fotoğraf sergisi ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Katılımcılar, Şanlıurfa'ya özgü yerel ürünler, geleneksel el sanatları ve hediyelik eşyaları yakından tanıma fırsatı bulurken, kentin yöresel mutfağından çeşitli lezzetleri tattı.
Şanlıurfa'nın zengin folklor ve müzik kültürünün de tanıtıldığı etkinlikte, konserler, halk oyunları gösterileri ve "Sıra Gecesi" programı yapıldı.
Konser programında Azerbaycan Milli Konservatuvarı öğrencileri ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi sanatçıları sahne aldı.
Şanlıurfa'nın tarihi ve kültürel mirasının Azerbaycan'da tanıtılması ve iki ülke arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesinin amaçlandığı etkinlik yarın da devam edecek.
Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın ortaya koyduğu, israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerinin yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesini esas alan sıfır atık yaklaşımı, iklim eylemiyle birlikte ele alınan bütüncül dönüşüm anlayışının önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum'un liderliğinde Antalya'da gerçekleştirilecek COP31'e hazırlık sürecinde de bu yaklaşım, iklim hedeflerinin hayata geçirilmesi ve sürdürülebilir dönüşümün finansman boyutunun güçlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Türkiye işbirliğinde düzenlenen "COP31'e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu" programı, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nde gerçekleştirildi.
COP31'e giden süreçte Türkiye'nin iklim finansmanı kapasitesini güçlendirmek, kamu ve özel sektör yatırımlarını iklim hedefleriyle daha güçlü biçimde buluşturmak, ulusal ve uluslararası finansman aktörleri arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla gerçekleştirilen program, politika diyaloğu, kamu, finans, uluslararası kuruluş, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.
“KAMU KAYNAKLARININ ETKİSİ ARTIRILMALI, ÖZEL SERMAYE HAREKETE GEÇİRİLMELİ”
Programın açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iklim finansmanında temel meselenin iklim taahhütleri ile bu hedefleri hayata geçirmek için gereken finansman arasındaki açığın kapatılması olduğunu belirterek, “İstanbul bir köprüler şehri. Kıtaları, insanları ve fikirleri birbirine bağlıyor. Bu, bugün özellikle anlamlı çünkü ülkeler iklim taahhütleri ile hedeflerini hayata geçirmek için ihtiyaç duydukları finansman arasındaki açığı kapatmanın yollarını arıyor” dedi.
Birçok ülkenin kapsamlı iklim hedefleri ortaya koyduğunu ancak asıl zorluğun bu hedefleri gerçekleştirmek olduğunu vurgulayan Şimşek, kamu finansmanının bu ihtiyacın karşılanmasında önemli bir rol oynadığını ancak kamu kaynaklarının tek başına yeterli olmadığını belirterek, “Hiçbir maliye bakanının elinde fazladan birkaç milyar dolar yok. Dolayısıyla temel mesele, kamu kaynaklarının etkisini nasıl artıracağımız ve özel yatırımcıların yatırım yapma konusunda güven duymasını nasıl sağlayacağımızdır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefinin yönü belirlediğini, Ulusal Yeşil Finans Stratejisi’nin ise bu hedef doğrultusunda açık bir yol haritası sunduğunu belirten Şimşek, planın kamu kurumları, düzenleyici kuruluşlar, bankalar ve şirketlerle birlikte hayata geçirildiğini söyledi.
"İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, DÜŞÜK KARBONLU VE İKLİM DİRENÇLİ EKONOMİYE GEÇİŞTE ÖNEMLİ YATIRIM FIRSATI SUNUYOR"
Programın açılışında konuşan Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, iklim finansmanının artık iklim tartışmalarının kenarında değil, ekonomik ve finansal politika yapımının merkezinde yer aldığını belirterek, "Temel soru artık iklim eylemine yatırım yapmamız gerekip gerekmediği değil. Asıl soru, iklim hedeflerini yatırımlara, yatırımları da gerçek dünyada sonuçlara dönüştürmek için ihtiyaç duyduğumuz finansmanın ölçeğini, hızını ve niteliğini nasıl artıracağımızdır." ifadelerini kullandı.
İklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda sistemik, ekonomik ve finansal bir risk olduğuna dikkati çeken Ahonsi, "İklim değişikliği, mali dengeleri, borç sürdürülebilirliğini, finansal istikrarı, altyapıyı, gıda ve enerji güvenliğini, işletmeleri ve geçim kaynaklarını etkiliyor. Bununla birlikte düşük karbonlu ve iklim dirençli bir ekonomiye geçişte önemli bir yatırım fırsatı sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.
İklim hedeflerinin hayata geçirilmesi için finansal sistemlerin iklim amaçlarıyla tasarım aşamasından itibaren uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Ahonsi, bu kapsamda düzenleme, vergilendirme, yatırım kararları, risk yönetimi, sermaye piyasaları, şeffaflık ve proje hazırlama süreçlerinin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
"FİNANS, İKLİM POLİTİKASINA EKLENEN BİR UNSUR DEĞİL, POLİTİKAYI UYGULAMAYA GEÇİRECEK GÜÇTÜR"
Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da iklim finansmanının yalnızca iklim politikalarının tamamlayıcı bir unsuru olmadığını, bu politikaları hayata geçiren temel güç olduğunu kaydetti.
İklim krizinin artık geleceğin sorunu olmadığına, bugünün ekonomik meselelerinden biri haline geldiğine işaret eden Ağırbaş, "Finans, iklim politikasına eklenen bir unsur değil, politikayı uygulamaya geçirecek güçtür." ifadesini kullandı.
Ağırbaş, Sıfır Atık Hareketi'nin küresel ölçekte yaygınlaşmasında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin liderliğinin önemini vurgulayarak, "Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, Türkiye'nin sıfır atık vizyonunun küresel bir harekete dönüşmesinde öncü bir rol üstlendi. Onun yaklaşımı bize önemli bir perspektif sunuyor. Değişim ancak toplumun bütün kesimlerini aynı hedef etrafında bir araya getirdiğimizde kalıcı hale geliyor. Aynı anlayışı iklim finansmanına da taşımamız gerekiyor." açıklamasını yaptı.
Samed Ağırbaş, iklim finansmanında kamu kaynakları, özel sermaye, uluslararası finans kuruluşları ve yeni finansman modellerinin aynı sistem içerisinde buluşturulması gerektiğini aktardı.
Programa, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve UNDP Politika ve Program Desteği Bürosu Direktörü Marcos Neto, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret, Asya Altyapı Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Ajay Bhushan Pandey, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar ile Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank, Türkiye İş Bankası, Türk Eximbank, QNB ve Akbank temsilcileri ile üniversiteler, TİKA, büyükelçiler, uluslararası kuruluşlar, özel sektör, sektör dernekleri ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı.
İKLİM FİNANSMANINDA ORTAK ÇÖZÜM ZEMİNİ
Programda, Türkiye'nin iklim finansmanı alanındaki kapasitesinin geliştirilmesi, kamu kaynakları ile özel sermayenin daha etkin biçimde buluşturulması ve yatırım yapılabilir iklim projelerinin geliştirilmesine yönelik başlıklar değerlendirildi.
Bir günlük üst düzey yuvarlak masa toplantısı formatında gerçekleştirilen politika diyaloğunda, Türkiye'nin iklim finansmanı ekosisteminin güçlendirilmesine yönelik altı tematik çalışma grubu oluşturuldu. Çalışma gruplarında "Finansal Düzenleme ve Taksonomi", "Yeşil Finans Araçları", "Finanse Edilebilir Proje Havuzları", "Karma Finansman ve Risk Paylaşım Araçları", "Özel Sermayenin Harekete Geçirilmesi" ile "Sürdürülebilirlik Raporlaması, Güvence ve Güvenilir İklim Verisi" başlıkları ele alındı.
Çalışmalarda, Türkiye'de iklim finansmanına erişimin önündeki engeller, yatırım fırsatları ve finansman araçlarının daha etkin kullanılmasına yönelik çözüm önerileri değerlendirildi.
COP31'E GİDEN YOLDA SOMUT POLİTİKA ÖNERİLERİ
"COP31'e Doğru: İklim Finansmanı Politika Diyaloğu" kapsamında ortaya konulan değerlendirme ve önerilerin, Türkiye'nin iklim finansmanı alanındaki politika ve uygulamalarına katkı sunması hedefleniyor.
Diyalog kapsamında geliştirilen politika önerilerinin COP31 Başkanlığı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Ofisi, uluslararası finans kuruluşları ve çok taraflı kalkınma bankalarıyla paylaşılması planlanıyor.
Programın, Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı (2024-2028) ile Ulusal Yeşil Finans Stratejisi ve Eylem Planı (2026-2030) doğrultusunda yeşil büyüme, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir finansman alanlarında yürütülen çalışmalara da katkı sunması amaçlanıyor.
COP31'e doğru İstanbul'da gerçekleştirilen politika diyaloğu, iklim hedeflerinin finansmanla buluşturulması, yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesi ve kamu, özel sektör ile uluslararası finans dünyası arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi açısından Türkiye'nin sürdürülebilir ve iklime dayanıklı geleceğine yönelik önemli bir ortak çalışma zemini ortaya koydu.
Bakan Kacır; Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdiklerini açıkladı.
Konuya ilişkin NSosyal hesabından paylaşımda bulunan Kacır, şu ifadelere yer verdi:
”Dünya Bankası Grubu Uluslararası Finans Kurumu (IFC) Orta Doğu ve Orta Asya Bölgesel Başkan Yardımcısı Sayın Imad N. Fakhoury ve heyeti ile İstanbul’da bir araya geldik. Türkiye’nin sanayi ve teknoloji alanındaki yatırım potansiyelini ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirdik.
Özellikle yüksek teknoloji, yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında uluslararası finansman imkânlarının geliştirilmesi ve yatırımların desteklenmesi konusunu ele aldık.
Sanayi Alanları Master Planı, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi ile kurulacak yeni bağlantılar sayesinde Türkiye küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendiriyor.
Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu ile yeşil üretimde uluslararası kaynakları Türk sanayisi için harekete geçiriyoruz. Robotik, yapay zekâ ve dijital dönüşüm yatırımlarıyla verimlilik artışını hızlandırıyoruz.“
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ikinci kez ev sahipliği yapan Kayseri’de açılış programı Kayseri Kale İçi Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç,AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, AK Parti Kayseri Milletvekili Sayın Bayar Özsoy, AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, Türkiye Kültür Yolu Festivali Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı.
“FESTİVAL, KAYSERİ’MİZE AYRI BİR RENK VE HAREKETLİLİK KATACAK”
Festival açılışında konuşan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin şehrin tarihi ve kültürel değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına önemli katkı sağlayacağını belirterek, “Kayseri’miz, 5-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali ile kültür ve sanatın buluşma noktalarından biri olacak. Kadim tarihimizden güçlü kültürel mirasımıza, sanatımızdan gastronomimize kadar Kayseri’mizin sahip olduğu tüm değerleri ülkemizden ve dünyanın farklı noktalarından gelecek misafirlerimizle buluşturacağız.” dedi.
Festivalin şehre ayrı bir renk ve hareketlilik katacağına inandığını ifade eden Çiçek, “Şehrimizin tarihi ve kültürel zenginliklerini daha geniş kitlelere tanıtacak bu önemli festivalin Kayseri’mize ayrı bir renk ve hareketlilik katacağına inanıyorum. Tüm hemşehrilerimizi ve Kayseri’yi keşfetmek isteyen misafirlerimizi Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Kayseri’nin festivalle birlikte kültür ve sanatın önemli buluşma noktalarından biri olacağını belirten Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam ise kentin köklü tarihine ve kültürel birikimine dikkat çekti. Çam, “Anadolu’nun en önemli ticaret merkezlerinden, Orta Anadolu’nun kadim şehirlerinden Kayseri; Selçuklu mirası, görkemli Erciyes Dağı ve zengin kültürel birikimiyle festivalimize ikinci kez ev sahipliği yapıyor. Kültepe Kaniş/Karum’dan günümüze uzanan tarihi geçmişi, medreseleri, kümbetleri, hanları ve geleneksel şehir dokusuyla kültür, sanat ve tarihin buluşma noktalarından biri olan Kayseri’de dokuz gün boyunca sanatı ve kültürü hep birlikte yaşayacağız.” dedi.
Çam, festivalin Kayseri’nin dört bir yanında geniş bir programla gerçekleştirileceğini vurgulayarak, “Kültür Yolu Festivalleri aracılığıyla hem kültür ve sanatı destekliyor hem de özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi kültürel hayatın merkezine taşıyoruz. Tiyatrodan resme, müzikten dansa, geleneksel el sanatlarından farklı atölyelere uzanan içeriklerle geleceğin sanatseverlerine ilham vermeyi amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
KAYSERİ’NİN GASTRONOMİ ZENGİNLİĞİ LEZZET NOKTALARINDA KEŞFEDİLECEK
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, festivalin önemli odaklarından birinin de gastronomi olduğunu belirterek, Kayseri’nin köklü mutfak kültürünün festival boyunca ziyaretçilerle buluşacağını söyledi. Çam, “Orta Anadolu’nun önemli ticaret yolları üzerinde gelişen Kayseri mutfağı, et işleme geleneği ve hamur işi çeşitliliğiyle çok güçlü bir gastronomi kültürüne sahip. Bu zenginliği Melikgazi, Kocasinan, Talas, İncesu, Develi, Bünyan ve Hacılar ilçelerinde belirlenen 34 Lezzet Noktası ile ziyaretçilerimize sunuyoruz. Kayseri mantısından yağlamaya, pastırmadan nevzineye, gilaburudan develi cıvıklısına uzanan şehrimizin özgün lezzetlerini festival vesilesiyle daha geniş kitlelerle buluşturacağız.” dedi.
“KÜLTÜRÜN, SANATIN VE MEDENİYETİN YOLU KAYSERİ’DEN GEÇİYOR”
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin kültür, turizm ve spor alanındaki uluslararası hedeflerine dikkat çekerek, “Kayseri artık yalnızca Türkiye’de değil, dünyada adından söz ettiren bir kültür, turizm ve spor şehri olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor. Bugün Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapan şehrimiz, 2027’de Türk Dünyası Kültür Başkenti, 2029’da ise Dünya Spor Başkenti unvanlarıyla uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendirecek.” dedi.
Büyükkılıç, Kayseri’nin sahip olduğu değerlerin dünyaya daha güçlü şekilde tanıtılması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Seyyid Burhaneddin Hazretleri’nden ticaretin merkezi Kültepe’ye, Erciyes’ten Mimar Sinan’a, Selçuklu mirasından müzelerimize ve ören yerlerimize, 7,5 milyon yıllık fosillerimizden zengin gastronomimize kadar tüm değerlerimizle Kayseri’yi dünyaya daha güçlü şekilde tanıtmakta kararlıyız. Çünkü kültürün, sanatın ve medeniyetin yolu Kayseri’den geçiyor.” ifadelerini kullandı.
Açılış programının ardından protokol üyeleri, Kayseri Kale İçi Arkeoloji Müzesi’nde festival boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri”, “Yaşayan Miras: Kayseri” ve “Hâne” sergilerini ziyaret etti.
ŞEFLER KAYSERİ YEMEKLERİNİ DENEYİMLEYECEK
Festivalin gastronomi programına gastronomi yazarı, araştırmacı ve yemek kültürü yapımcısı İdil Açıkalın ev sahipliği yapacak. Şef Ahmet Gündoğar, şef Hilal Kayış Sungur, gastronomi yazarı Faruk Şüyün ve gastronomi yazarı Reha Tartıcı ise konuk olarak Lezzet Noktaları’nı ziyaret ederek Kayseri’ye özgü yemekleri yerinde deneyimleyecek.
Geleneksel esnaf lokantalarından modern restoranlara, fırın ve pastanelerden çiftliklere, kahve, şekerleme ve turşu dükkanlarına uzanan seçkide; Kayseri mantısı, yağlama, pöç, fırın ağzı, develi cıvıklısı, pastırma, nevzine, gilaburu, kelle paça ve içli kete gibi kentin öne çıkan lezzetlerinin yanı sıra Çerkes mutfağı ve yerel kahvaltı ürünleri de yer alacak.
KAYSERİ’DE KONSERLER MÜZİK ŞÖLENİ YAŞATACAK
Kayseri Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenecek ücretsiz konserlerde Türkiye’nin sevilen sanatçıları dokuz gün boyunca müzikseverlerle buluşacak. Festivalin konser programında Mert Demir, Ceza, Ahmet Şafak, Buray, Özcan Deniz, Oğuzhan Koç, Kıraç, Murat Boz ve Sefo sahne alacak.
Festival programında farklı müzik ve sahne gösterileri de yer alacak. Deniz Kuvvetleri Bando Komutanlığı farklı müzik türlerinden eserleri bando düzenlemeleriyle seslendirirken, Kafkas Rüzgarı programında Kafkas coğrafyasının dans kültürü sahneye taşınacak. Aşk Meydanı müzik ve şiiri aynı programda buluşturacak; festivalin son gününde gerçekleştirilecek “Bozkırın Tezenesine Saygı: Neşet Ertaş Türküleri” konserinde ise Erkut Özkan ve Muhlis Berberoğlu, Neşet Ertaş’ın hafızalara kazınan eserlerini yorumlayacak.
Kayseri Kültür Yolu Festivali, 13 Eylül’e kadar kentin tarihi mekanlarından kültür sanat alanlarına uzanan zengin programıyla Kayserilileri ve kenti ziyaret eden misafirleri ağırlamaya devam edecek.
23. İmam Hatipliler Kurultayı’nda Kapanış Konferansını yapan Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, imam hatip okullarının tarihinin toplumun kendi inanç, kültür ve değerlerini koruma mücadelesinin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
23. İmam Hatipliler Kurultayı, 4-6 Eylül 2026 tarihleri arasında Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. ÖNDER İmam Hatipliler Derneği tarafından düzenlenen Kurultay, Trabzon Valiliği, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü ile Trabzon ÖNDER ev sahipliğinde yapıldı.
TOPLUMDAN GÜÇLÜ BİR TALEP VARDI
Kurultay, Açılış ve Selamlama Konuşmaları ile Açılış Konferansının ardından öğleden sonraki oturumlarla devam etti. Öğleden sonra Kapanış Konferansını gerçekleştiren Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, imam hatip okullarının Türkiye’deki tarihsel serüvenine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. 1950’li yıllarda imam hatip okullarının yeniden açılmasıyla birlikte yeni bir dönemin başladığını belirten Afyoncu, milletin bu okullara büyük ilgi gösterdiğini söyledi. İmam hatiplerin gelişiminin yalnızca siyasi kararlarla açıklanamayacağını vurgulayan Afyoncu, bu okulların büyümesinin arkasında toplumun çocuklarının hem modern eğitim almasını hem de kendi dinî ve manevi değerlerini öğrenmesini istemesinin bulunduğunu ifade etti.
MESELE YALNIZCA BİR OKUL MESELESİ DEĞİL
İmam hatip okullarının zaman içerisinde Türkiye’nin eğitim sistemi içerisinde önemli bir konuma ulaştığını belirten Afyoncu, özellikle 28 Şubat sürecinde bu okullara yönelik gerçekleştirilen müdahalelerin eğitim sisteminde ciddi kırılmalara yol açtığına dikkat çekti.
İmam hatiplerin serüveninin yalnızca okul sayıları, öğrenci sayıları veya eğitim politikaları üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Afyoncu, “İmam hatiplerin tarihi milletin kendi inancı, kültürü, gelenekleri ve eğitim tercihlerini muhafaza etme iradesinin önemli bir yansımasıdır” dedi. İmam hatip mücadelesinin Türkiye’nin yakın tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Afyoncu, geçmişte yaşananların doğru anlaşılması ve eğitim politikalarında benzer hataların yeniden yaşanmaması gerektiğine dikkat çekti.
İMAM HATİPLERE YÖNELİK ALGI DEĞİŞTİ
Programda değerlendirmelerde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürü Dr. Ahmet İşleyen de imam hatip okullarının son yıllarda akademik, bilimsel, teknolojik, kültürel ve sanatsal alanlarda önemli başarılar elde ettiğini söyledi. Bu başarıların imam hatiplere yönelik algının değişmesine katkı sunduğunu belirten İşleyen, sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen çalışmaların da bu gelişimde önemli rol oynadığını ifade etti.
İmam hatip okullarının geleceğine yönelik kapsamlı bir strateji çalışması yürüttüklerini aktaran İşleyen, eğitim kalitesinin artırılması, dijitalleşme, pedagojik gelişim ve uluslararası çalışmaların öncelikli başlıklar arasında yer aldığını belirtti. Yapay zekâ ve dijital içerik çalışmalarının din eğitiminde daha etkin kullanılmaya başlandığını belirterek öğrencilerin akademik ve manevi gelişimini birlikte destekleyen bir eğitim anlayışını hedeflediklerini kaydetti.
BİRLİK OLDUĞUMUZDA DAHA GÜÇLÜYÜZ
Programda katılımcılara hitap eden Filistin Yüksek Gençlik ve Spor Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı ve Hamas lideri şehit İsmail Heniyye’nin oğlu Abdusselam Haniyye de Türkiye’de imam hatip okulları ile Gazze’deki camiler ve okulların gayesi olan nesiller yetiştirdiğini belirterek, “Batı Filistin’i yok etmek için çalışsa da 65 yıldır başarılı olamadı. İşte bunun sebebi okullarımızın, camilerimizin yetiştirdiği bu imanlı gençliktir” dedi. Kurultayda dile getirilen kardeşlik mesajının da önemine değinen Heniyye, “Düşmanlarımız biliyor ki biz bir ve beraber olduğumuzda tüm dünyaya hükmetmiştik. Bir olduğumuzda daha önce yönettiğimiz gibi dünyayı yönetebiliriz. Müslümanlar arasındaki birleşmeler, işgal devletinin uykularını kaçırıyor, Müslümanların gücünü artırıyor. Sizler dün olduğu gibi bugün de sokaklara çıkın, bayraklarımızı dalgalandırın, yürüyüşleri asla bırakmayın” diye konuştu.
BÜTÜN COĞRAFYALARI KARDEŞÇE KUCAKLAYACAĞIZ
Kurultay’ın kapanış konuşmasında katılımcılara teşekkür eden ÖNDER Genel Başkanı Abdullah Ceylan da imam hatip okullarının ümmet coğrafyasının içinde bulunduğu buhran için en güvenli çıkış yolu olarak görüldüğünü belirterek, “Bu sene kardeşçe dedik, çünkü şu anda ümmet coğrafyasının dört bir yanındaki kardeşlerimizle kucaklaşma dönemindeyiz” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı kardeşlik açılımıyla bu topraklara rengini veren kadrolar olarak kardeşçe bir zaman diliminin kapılarını açtıklarını belirten Ceylan, “Bizler, büyük bir emanetin, mirasın üzerinde oturuyoruz. O sebeple sadece kendi ülkemizden, kendi coğrafyamızdan mesul değiliz. Bu bilinçle inşallah Türkiye yüzyılını inşa edecek, şiarımız doğrultusunda kardeşçe bütün coğrafyaları, bütün kardeşlerimizi kucaklayacağız” ifadelerini kullandı.
Tom Barrack, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Suriye'nin güneyindeki Suveyda kentinde, Dürzilerin bir kısmına liderlik eden Hikmet el-Hecri'ye bağlı yasa dışı silahlı grupların düzenlediği saldırılara ilişkin paylaşım yaptı.
Büyükelçi Barrack, "Suveyda’da yeniden tırmanan gerginlik karşısında derin bir üzüntü duyuyoruz." ifadesini kullandığı paylaşımda, yaklaşık bir yıl önce, Suriye Dışişleri Bakanı (Esad Hasan) Şeybani ve Ürdün Dışişleri Bakanı (Eymen) es-Safedi ile Suveyda’da barışa yönelik "üçlü bir yol haritasını imzaladıklarını" belirterek, "Bu yol haritası, Dürzi topluluğuna vatandaşlığın tüm hak ve yükümlülüklerini tanıyarak, ilin Suriye’ye onurlu bir şekilde yeniden entegre edilmesini öngörüyordu. Bu yol, kederden başka bir yere götüren tek yoldur." değerlendirmesinde bulundu.
Paylaşımda, Suriye’deki Dürzilerin, "asil ve köklü" tarihe sahip bir halk olduğunu belirten Barrack, şu ifadeleri kullandı:
"Ancak yönetimin yokluğunda çeteler bu boşluğu dolduruyor ve bugün, zehirli niyetlere sahip çok az sayıda kişi kendi halkına sırt çeviriyor, keyfi olarak gözaltına alınarak evinden kovulan Atef Hunaidi gibi kişiler bunlara örnektir. Ekibimiz, Hunaidi ve bu topluluk içi şiddet kampanyasının ortasında kalan diğer kişilerle temas halindedir. Dürziler, Arap kabileleri ve Suveyda sınırları boyunca yer alan komşu ülkeler arasındaki işbirliği, hoşgörü ve anlayış bağları üzerine kurulmaya devam etmelidir. Çeşitli ve saygı duyulan kültürlere ve inançlara sahip tek bir ulus ve tek bir halk, toplumsal diyalog ve empati yoluyla etkileşim halinde olmalı ve şiddet içeren, düşüncesiz tepkileri ait oldukları yere, yani yalnızca ulus devletin eline bırakmalıdır."
Barrack paylaşımında, "Suriye hükümeti, geçen temmuz ayında kendi güçleri tarafından işlenen ağır suçlarla yüzleşmeye ve sorumluları mahkemeleri önünde hesap vermeye başladı. Umudun yönü budur ve bu süreç devam etmelidir. İleriye giden tek yol, hesap verebilirliği sağlayan, güvenliği yeniden tesis eden ve yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşüne ve tahrip edilenlerin yeniden inşasına yol açan bir diyalogdur." ifadelerine yer verdi.
Paylaşımda, hem bölgede hem de dünyada hassas bir dönemde olunduğuna işaret eden Barrack, "Tüm taraflara, barışın cesur insanlardan her zaman beklediği iki ilkeyi hatırlatıyoruz, eylemlerde itidal ve samimi iletişim. Konuşmanın alternatifi zafer değildir. Sadece bir sonraki yas dönemidir." değerlendirmesinde bulundu.
<p>ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, "Suveyda’da yeniden tırmanan gerginlik karşısında derin bir üzüntü duyuyoruz." ifadesini kullandı.</p>
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Fenerbahçe, sahasında Beşiktaş'a 2-1 mağlup oldu.
Sarı-lacivertli ekipte Teknik Direktör İsmail Kartal, maçın ardından mağlubiyetin sebebini açıkladı.
"ÖZÜR DİLİYORUZ"
Orta sahada geride kaldık diyen Kartal, "Beklentilere cevap veremedik. Taraftarımızı üzdük. Tüm sorumluluk bende. Kaybettiğimiz için üzgünüz. Orta sahada birazcık rakibe göre baskılarda geri kaldık. Topa sahip olmamız gerekiyordu. Yeterli derecede topa sahip olamayınca pozisyonlar verdik. Tüm sorumluluk bende. Taraftarlarımızdan özür diliyoruz." ifadelerini kullandı.
<p>ABD ordusu, İran'ın bölgede 2 ABD savaş gemisini hedef almasının ardından Devrim Muhafızlarına ait 3 tankeri yok ettiğini duyurdu.</p>
<p>ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun bölgesel sularda devriye gezen ABD Donanmasına ait 2 savaş gemisine balistik füzeler fırlatmasının ardından 3 İran ham petrol tankerini hedef aldıklarını bildirdi.</p>
<p>İran'ın yaptığı saldırıdan ABD gemilerinin "başarıyla kurtulduğu" belirtilen açıklamada, CENTCOM'un Karg Adası açıklarında İran'a ait 2 ham petrol tankerini devre dışı bıraktığı, ayrıca Umman Körfezi'nde de 1 İran tankerinin imha edildiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper'ın, gerekirse İran'ın sınırlı ve savunmasız petrol filosunu yok etmekten çekinmeyeceklerini belirterek, "İran Devrim Muhafızlarına mesajımız açık: Gemilerime ateş ederseniz size çok daha ağır bir ekonomik bedel ödetiriz." ifadelerini kullandığı aktarıldı.</p>
<p>ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de CENTCOM'un sosyal medya platformundaki açıklamasının ardından yaptığı paylaşımda, "Çok basit: İran, ABD gemilerine ateş ederse, petrol tankerlerini imha edeceğiz ve batıracağız. Tek yapmaları gereken ABD donanmasına ateş etmemek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hegseth, İran'ın donanmasının ve hava kuvvetlerinin bulunmadığını, petrol tanker filosunun ise savunmasız olduğunun altını çizerek, ABD hava kuvvetleri ve donanmasının bu filonun tamamına saldırabileceğini kaydetti.</p>
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Fenerbahçe, sahasında Beşiktaş'a 2-1 mağlup oldu.
Maçın ardından Fenerbahçe'nin yıldızı Milan Skriniar, BeIN Sports'a açıklamalar yaptı.
Skriniar şu ifadeleri kullandı:
BU ŞEKİLDE DEVAM EDEMEYİZ"
"Çok fazla alan verdik rakibimize. Fazla açık oynadık. Rakibimiz kontrataklarla fırsat yaratmak istiyordu, bunu da biliyorduk. Daha iyi olmamız, daha iyi oynamamız gerekiyordu. Bu şekilde devam edemeyiz. Daha iyi olmak durumundayız."
"Her şeyi daha iyi yapmalıyız. Ofansif ve defansif anlamda... Kompakt kalabilmeliyiz. Ne zaman baskı yapmamız, ne zaman kompakt kalmalyıız, bunu daha iyi yapmalıyız. Ofansif anlamda da daha fazla çözüm yaratabilmeliyiz. Bence bunları çözmemiz gerekiyor."
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Beşiktaş, derbide Fenerbahçe'yi 2-1 mağlup etti.
Beşiktaş'ta futbolcular, maçın ardından değerlendirmelerde bulundu. Orkun Kökçü, Dusan Vlahovic ve Rıdvan Yılmaz derbi zaferini değerlendirdi.
İşte siyah-beyazlı futbolcuların açıklamaları:
ORKUN KÖKÇÜ: "MUTLUYUZ"
"Bunlar çok zor maçlar. Rakibimiz de kaliteli. Zaman zaman doğal olarak zorlanıyorsun. Genel anlamda iyiydik. Baskıda, bazen zaman verdik, dengeyi iyi sağladık. Ofansif anlamda baya etkili olabildik. 2-3 tane de yüzde yüz şans kaçırdık. Güzel bir maç. Her maçtan sonra diyorum, maçtan sonra analizi güzel yapmak zor oluyor ama mutluyuz. Derbi kazandık. En önemlisi bu.
Takım ruhunu da olumlu şekilde etkiliyor geri dönmek. Geriye düşünce ister istemez moral olarak düşüyorsun. Takım olduğumuzu, aile olduğumuzu gösterdik. Kadıköy'de kazanmak güzel bir his. Sevinci biraz abarttık ama devam ediyoruz, lig çok daha uzun, yeni başladı. Uzun bir maraton var. Böyle, üstüne koyarak devam etmemiz lazım. Çalışacağız.
Dusan olsun, hemen hemen tüm takımla uyum sağlamak istiyorum. Benim de işim kolaylaşıyor. Birbirimizi anlarsak, ne zaman ne yapacğaımız belliyse oyuncu için daha kolay. Gol pozisyonunda orada olacağını biliyordum. Ezbere attım pası. Gol atmak için aç, üst düzey bir santrfor."
VLAHOVIC: "ORKUN, MESSI GİBİ ASİST YAPTI"
"Çok önemli bir maçtı. Harika bir atmosferde oynadık. Türkiye'de derbiler zordur. Benim de ilk derbim oldu. Bugün çok mutluyuz galip geldiğimiz için. Takıma teşekkür etmek, hocama, camiama teşekkür etmek istiyorum. Bu maç artık bitti. Sonraki maça bakacağız.
İlk geldiğimden beri her yerde söyledim, herkes bana içten davrandı. Bunun için teşekkür ediyorum.
Söylemeye gerek yok, Orkun Kökçü bir dünya yıldızı ve onun sayesinde 4 gol attım. Messi gibi bir asist yaptı bana. Onunla oynadığım için çok şanslıyım.
İyi gidiyoruz. Sezon boyunca yarışmacı olmak istiyorsak böyle devam etmemiz lazım.
Yaptığımız her şey sahada görünüyor. Tüm doğrular sahada gözüküyor. Italiano'ya teşekkür ediyorum. Onun için her şeyi yapmaya hazırım. Onunla tekrar çalıştığım için çok şanslıyım. Dünya çapında bir hocamız var."
RIDVAN YILMAZ: "BÖYLE MAÇLARDA BÜYÜK KONUŞMAMAK LAZIM"
"Gerçekten muazzam bir maç oynadık. İnanılmaz mücadele ettik. Çok daha fazla skor bulabilirdik. Bütün takım arkadaşlarım ruhuyla oynadı. Buraya galibiyet için geldik ve kazandık, çok mutluyuz. Böyle maçlar için büyük konuşmamak lazım. Arma her şeyden önce geliyor. Biz de bunu yaptık.
En son Galatasaray'a gol atmıştım. Çok mutluyum. Sonuç olarak bizim ülkemizin ve dünyanın en önemli derbilerinden birisi. Tarihe geçecek bir gol attım belki de, ayrıca gururluyum. Hocayla harika çalışıyoruz. Tüm takımla beraber iletişimimiz, hırsımız var. Hoca teker teker herkesle ilgileniyor. Ben çabalıyorum. Bugün de gol attım. Daha fazla skor katkısı yaparak takımıma faydalı olurum."
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında derbi mücadelesinde Beşiktaş deplasmanda Fenerbahçe'yi 2-1 mağlup etti.
Karşılaşmanın ardından siyah-beyazlıların teknik direktörü Vincenzo Italiano açıklamalarda bulundu.
Italiano'nun açıklamaları şu şekilde:
"DAHA FAZLA GOL ATABİLİRDİK"
"Tarif edemeyeceğim bir mutluluk yaşıyorum. Böyle bir derbide kazanmak çok önemli. Büyük takım performansı gösterdik. Burada karakterle, futbol oynayarak 3 puan aldık. Geri düştüğümüzde yine karakter gösterdik. Bundan dolayı ödüllendirildik. Daha fazla gol atabilirdik. Sonuçtan dolayı mutluyuz. Böyle devam etmeliyiz."
"MÜKEMMEL DEĞİLİZ"
"Gerçekten önemli bir sonuç aldık bugün. Buradaki amacımız rakibe az pozisyon vermek ve daha çok pozisyon yaratmak. Düzeltmemiz gereken şeyler var. Özellikle ilk yarıda göze battı bunlar. Mükemmel değiliz, daha çok çalışmamız gerekiyor."
"MENTALİNİZ GÜÇLÜYSE BU AYAKLARA DA YANSIR"
"Fiziksel olarak iyiyiz. Mental olarak da iyiyiz. Mentaliniz güçlüyse bu ayaklara da yansır. Bugün de aynı zamanda topu iyi tutmaya çalıştık. Gelen topları harcamadık. Golleri attık, daha fazla atabilirdik. Bence daha çok gelişebiliriz. Avrupa başlayacak artık, maç sayısı artacak. Her açıdan daha da gelişmemiz gerekiyor."
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Fenerbahçe'yi 2-1 mağlup etti. Sarı-lacivertli ekibin yıldızı Archie Brown, Samsunspor maçının ardından "Benim mesajım onların taraftarlarına; Kadıköy'e hoş geldiniz diyorum onlara. Umarım hazırlardır." ifadelerini kullanmıştı.
Beşiktaş, sosyal medya hesabından galibiyetin ardından Brown'a gönderme yaptı.
BROWN'A CEVAP GELDİ
Siyah-beyazlı ekip paylaşımında Brown'ın bulunduğu bir görsel kullanarak "wELcoMe tO kaDıkÖy” notunu paylaştı.
Beşiktaş'ın paylaşımı şu şekilde:
BEŞİKTAŞ'IN YILDIZLARINDAN GÖNDERME
Beşiktaş'ın yıldızları; Salih Özcan, Emirhan Topçu ve Olaitan, Archie Brown'a göndermeler yaptı.
Özcan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımına 'Hoşbulduk' notunu düştü. Geçen sezon Fenerbahçe derbisinde kırmızı kart gören Orkun Kökçü'nün ise elinde kırmızı kart tutması gündem oldu.
Emirhan Topçu: "Archie Brown, bizim taraftarımıza 'Hoş geldiniz' diye bir mesaj vermişti. Biz de 'Hoş bulduk' dedik. İnönü'ye bekleriz. Onlar da hoş gelir inşallah."
<p>İran’ın batısındaki Hamedan-Senendec karayolunda yakıt yüklü bir akaryakıt tankerinin de karıştığı trafik kazasının ardından patlama meydana geldi. Olayda 11 kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>İran’ın batısındaki Kürdistan eyaletinin Senendec kenti yakınlarında zincirleme trafik kazası meydana geldi. Hamedan-Senendec karayolundaki kazaya akaryakıt yüklü bir tankerin de karıştığı ve kaza sonucunda patlama meydana geldiği bildirildi. Alevler kısa sürede büyürken, olay yerinden gökyüzüne yoğun siyah duman yükseldi. Yetkililer, olayda 11 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.</p>
<p>Olay yerine çok sayıda itfaiye, acil yardım ve kurtarma ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alınırken, Eyalet Acil Servis Başkanı Babak Hedayi, kurtarma ve acil yardım ekiplerinin olayın ilk anlarından itibaren bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü, yaralıların durumunun değerlendirilmesi ve olay yerinin güvenli hale getirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Hedayi, kazanın nedeninin ve olayın diğer ayrıntılarının belirlenmesine yönelik incelemelerin sürdüğünü bildirdi.</p>
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Fenerbahçe, evinde Beşiktaş'a 2-1'lik skorla kaybetti.
Sarı-lacivertlilerin başına 4. kez geçen Teknik Direktör İsmail Kartal, bu dönemindeki ilk derbisini kaybetti.
2014-2015, 2021-2022, 2023-2024 sezonlarında Galatasaray ve Beşiktaş'a karşı 10 kez rakip olan Kartal, bu süreçte 7 galibiyet, 2 beraberlik, 1 mağlubiyet almıştı. Deneyimli çalıştırıcının bu derbiyle 9 maçlık yenilmezlik serisi de sona erdi.
Beşiktaş'a karşı ilk kez kaybetti
İsmail Kartal'ın, Fenerbahçe yönetiminde Beşiktaş'a karşı daha önce 5 maçta 4 galibiyet, 1 beraberliği bulunuyordu. 65 yaşındaki teknik adam, siyah-beyazlılara karşı ilk mağlubiyetini yaşadı.
İlk iki haftayı galibiyetle kapatan Premier Lig'in yeni ekiplerinden Hull City, 3. haftada evinde Aston Villa karşılaştı. Nefes kesen mücadelede gol sesi çıkmadı. Bu sonuçla Hull City, puanını 7'ye yükseltti.
Hull City, ligin 4. haftasında deplasmanda Chelsea ile karşılaşacak. Aston Villa ise sahasında Nottingham Forest'i konuk edecek.
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında oynanan derbide Beşiktaş, konuk olduğu Fenerbahçe'yi Rıdvan Yılmaz ve Dusan Vlahovic'in golleriyle 2-1 mağlup etti. Siyah-beyazlılarda teknik direktör Vincenzo Italiano da bu maçla birlikte Süper Lig'de çıktığı ilk derbiden galip ayrılmayı başardı.
Siyah-beyazlıların başında 6'sı Avrupa kupaları, 4'ü ligde olmak üzere 10 maça çıkan İtalyan teknik adam, 8 galibiyet alırken, 2 kez de sahadan mağlup ayrıldı.
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Fenerbahçe, sahasında Beşiktaş'a 2-1 mağlup oldu. Mücadelenin 76. dakikasında ceza sahası içerisine giren Kerem Aktürkoğlu, Salih Özcan ile girdiği mücadelenin ardından yerde kaldı. Fenerbahçe cephesi pozisyonda penaltı bekledi ancak hakem oyunu devam ettirdi.
Maçın ardından yayıncı kuruluşa konuşan Kerem Aktürkoğlu, karara tepki gösterdi.
Kerem Aktürkoğlu şu ifadeleri kullandı:
"BAZI ŞEYLER MİDE BULANDIRDI"
"Üzücü bir mağlubiyet aldık kendi evimizde. Taraftarımızla birlikte güzel bir galibiyet almak istiyorduk. Hoş olmadı, üzücü. Taraftarımıza istediği galibiyeti veremedik. Güzel oynamadık. Dört hafta oldu galiba, dört haftadır Süper Lig'de hakemleri konuşuyoruz. Penaltı pozisyonumu tüm Türkiye görmüştür, kendisi görmediğini söyledi. VAR'dan gelen bilgi topun dışarıda olduğu. Ben tekrarına baktım, içeride. Bize karşı bir şeyler farklı yorumlanıyor. Yoruldum. Söz verdim kendime, saha içinde kalacağım dedim. Bazı şeylerden yoruldum, bazı şeyler mide bulandırdı. Tamam kötü oynayabiliriz. Hakemin işi gördüğünü verecek! Görmedim, önümde adam vardı diyor. Bu nasıl bahane, nasıl mazeret anlamadım. Göreceksin. Takımım penaltı kazanacaktı, belki 2-2 olacak, 3-2 olacaktı coşkuyla. Gençlerbirliği maçında da aynı şey. 2 penaltı verilmedi. Burada verilmedi. Bazı şeyler değişecek diye umut ediyorum ama olmuyor. Her hafta hakem konuşuyoruz, yazık! Galibiyetleri konuşalım, tebrik etmesini de biliriz. Hakkımız yendi, savunacağız. Bugün ben doldum. Bu nasıl değişecekse değişsin. Bizim, kimsenin hakkı yenmesin. Adil bir futbol olsun. Herkese eşit şartlarda karar verilsin. Ondan sonra ne olursa olsun. Ortada bir adil şey yok. Kötü oynadığın maçta da kazanabilirsin. Bir şeylere artık dur denmesi lazım!"
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasındaki dev derbide Fenerbahçe sahasında Beşiktaş'ı konuk etti. Chobani Stadyumu'nda oynanan karşılaşmayı siyah-beyazlılar 2-1 kazandı.
Beşiktaş'a galibiyeti getiren golleri 38. dakikada Rıdvan Yılmaz ile 73. dakikada Dusan Vlahovic kaydetti. Fenerbahçe'nin tek golünü 26. dakikada Milan Skriniar attı.
Bu sonucun ardından Beşiktaş puanını 9'a yükseltirken Fenerbahçe, 6 puanda kaldı.
Gelecek hafta Beşiktaş sahasında Erzurumspor'u konuk edecek. Fenerbahçe ise deplasmanda Gaziantep FK ile karşılaşacak.
BEŞİKTAŞ, LİGDE 4 MAÇ SONRA DERBİ KAZANDI
Beşiktaş, 4 maçlık aranın ardından ligde taraftarlarına derbi sevinci yaşattı.
Geçen sezon oynanan 4 lig maçında Fenerbahçe ve Galatasaray'a karşı üstünlük kuramayan siyah-beyazlı ekip, Galatasaray'la ilk yarıda 1-1 berabere kalırken, ikinci yarıdaki derbide rakibine 1-0 yenildi.
Fenerbahçe'ye karşı lig maçlarında 3-2 ve 1-0 mağlup olan Beşiktaş, sarı-lacivertli rakibiyle kupada oynadığı maçı ise deplasmanda 2-1 kazanmıştı.
Beşiktaş, ligdeki son derbi galibiyetini 2024-2025 sezonunda yine Kadıköy'de 1-0 kazanarak elde etmişti.
ADALI'DAN DERBİ PRİMİ
Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, galibiyet sonrası oyuncularını kutladı.
Maçın sona ermesinin ardından soyunma odasına inen Serdal Adalı, siyah-beyazlı futbolcuları tebrik etti. Başkan Adalı'nın derbiye özel prim açıklamasını Beşiktaşlı futbolcular, alkışlarla kutladı.
VLAHOVİC GOLLERİNE DEVAM ETTİ
Geçen hafta Arca Çorum FK maçında yaptığı "hat-trick"le Beşiktaş'taki ilk gollerini atan Dusan Vlahovic, derbiyi de boş geçmedi.
73. dakikada Olaitan'ın derinlemesine pasıyla başlayan atakta Orkun Kökçü'nün pasını boş kaleye göndererek takımını 2-1 öne geçiren yıldız golcü, siyah-beyazlı forma altında dördüncü golünü kaydetti.
Derbide Vlahovic'e gol pasını veren Orkun Kökçü, Çorum FK maçında kazanılan penaltıda meşin yuvarlağı Sırp oyuncuya bırakmış, Vlahovic de ilk golünü bu penaltıyla atmıştı.
RIDVAN YILMAZ DERBİYLE BIRAKTI, DERBİYLE BAŞLADI
Derbide Beşiktaş'ın ilk golünü atan Rıdvan Yılmaz, 4 sezon sonra Süper Lig'de gol sevinci yaşadı.
Ligde son golünü 2020-2021 sezonunda Galatasaray'a karşı atan tecrübeli oyuncu, Fenerbahçe derbisinde attığı golle 4 yıl sonra takımına gol katkısı sağladı.
38. dakikada Trossard'ın pasında sol çaprazdan topu ağlara göndererek derbide durumu 1-1'e getiren Rıdvan Yılmaz, son gol sevincini ise 2023-2024 sezonunda Rangers formasıyla yaşadı.
Rangers'ın Hibernian'ı 3-0 yendiği lig maçında takımının ilk golünü kaydeden Rıdvan, daha sonra oynanan 2 sezonda gol kaydedemedi.
Siyah-beyazlı oyuncu, kasık ağrısı nedeniyle ikinci yarıda yerini Kassoum Ouattara'ya bıraktı.
ITALİANO'DAN İLK DERBİSİNDE GALİBİYET
Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano, Türkiye kariyerindeki ilk derbi maçından 3 puanla ayrıldı.
İlk derbisine Fenerbahçe deplasmanında çıkan siyah-beyazlı takımın teknik direktörü, maçın sona ermesinin ardından teknik heyeti ve oyuncularıyla büyük sevinç yaşadı.
GALİBİYETİ TARAFTARLARIYLA KUTLADI
Beşiktaşlı futbolcular, derbide son düdüğün ardından saha içinde yaşadıkları sevinci maçı izlemeye gelen taraftarlarıyla paylaştı.
Kaptan Orkun Kökçü'yle birlikte taraftarlarının önüne koşan siyah-beyazlı oyuncular, birlikte tezahürat yaptı.
Bir müddet misafir tribünlerinin önünde sevinen Beşiktaşlı futbolcular, daha sonra soyunma odasının yolunu tuttu.
YENİ TRANSFERLERİN İLK FENERBAHÇE DERBİSİ
Beşiktaş'ta Vincenzo Italiano'nun formayı teslim ettiği Alexander Nübel, Salih Özcan, Leandro Trossard ve Dusan Vlahovic, siyah-beyazlı formayla ilk kez Fenerbahçe derbisinde forma giydi.
İkinci yarıda oyuna giren Kassoum Ouattara ve İlhan Fakılı da kariyerlerinde ilk kez sarı-lacivertlilere karşı rakip oldu.
İSMAİL KARTAL, İLK KEZ BEŞİKTAŞ DERBİSİNİ KAYBETTİ
Fenerbahçe Teknik Direktörü İsmail Kartal, sarı-lacivertli ekibin başında Beşiktaş'a karşı ilk yenilgisini yaşadı.
Sarı-lacivertlilerin başında siyah-beyazlılarla 6. kez karşılaşan Kartal, ilk kez rakibine boyun eğdi.
İsmail Kartal, bu karşılaşma öncesinde Beşiktaş'a karşı 4 galibiyet ve 1 beraberlik yaşamıştı.
FENERBAHÇE SKORU KORUYAMIYOR
Fenerbahçe, Süper Lig'de ikinci kez öne geçtiği bir müsabakadan puansız ayrıldı.
Sarı-lacivertliler, ligde oynadığı 4 müsabakanın tamamında üstünlüğü yakalamayı başarırken, ilk hafta Gençlerbirliği'ne, bu maçta da Beşiktaş'a 2-1'lik skorla mağlup oldu.
LUKAKU, SÜPER LİG'DE İLK DERBİSİNİ YAŞADI
Fenerbahçe'nin Belçikalı yıldızı Romelu Lukaku, Süper Lig'de ilk kez derbi heyecanı yaşadı.
Müsabakanın 68. dakikasında Vedat Muric'in yerine oyuna giren Lukaku, sarı-lacivertli formayla ilk kez Beşiktaş'a karşı mücadele etti.
HAKEM MELER'E TRİBÜNLERDEN TEPKİ
Fenerbahçeli taraftarlar, müsabakanın hakemi Halil Umut Meler'e tepki gösterdi.
Maçın yönetiminden memnun olmayan sarı-lacivertli taraftarlar, uzun süre hakem aleyhine tezahüratlarda bulundu.
FENERBAHÇE: 1 - BEŞİKTAŞ: 2
Stat: Chobani
Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Çağlar Uyarcan, Abdullah Bora Özkara
Fenerbahçe: Ederson, Semedo, Skriniar, Ake, Brown, Kante, Guendouzi (Dk. 84 İsmail Yüksek), Greenwood, İrfan Can Kahveci (Dk. 46 Kerem Aktürkoğlu), Oğuz Aydın (Dk. 68 Nene), Muric (Dk. 68 Lukaku)
Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Toprakları Savunma ve Yerleşim Faaliyetleriyle Mücadele Ulusal Bürosu tarafından yayımlanan haftalık raporda, ekim ayında İsrail'de yapılması planlanan seçim arifesinde yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığına işaret edildi.
Batı Şeria'da beklenmedik gelişmelerin yaşandığı ifade edilen raporda, İsrail hükümetinin "C" Bölgesi'ni her türlü yağmaya açarak ve Filistin yönetiminin "A" ve "B" bölgelerindeki birçok yetkisini elinden alarak 1995'te imzalanan İkinci Oslo Anlaşması ve sonraki anlaşmaları baltalamaya çalıştığı kaydedildi.
İsrail'in yıllardır C bölgesindeki Filistin varlığını aza indirmeye çalıştığı hatırlatılan açıklamada, son 2,5 yıldır da Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin, B bölgesinde 26 yasa dışı yerleşim ve hayvancılık temelli çiftlik kurduğu ve Filistin kontrolündeki A ve B bölgelerinde 100 bin dönümün üzerindeki araziye el koyduğu vurgulandı.
İsrail makamlarının A bölgesinde arazilere el koymak için çıkardığı askeri emirlerde de benzeri görülmemiş artış yaşandığı dile getirildi.
Filistin yönetimi ile İsrail arasında 1995'te imzalanan İkinci Oslo Anlaşması kapsamında Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı.
Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 18'ini oluşturan "A bölgesi"nin idari ve güvenlik kontrolü Filistin yönetimine, yaklaşık yüzde 22'sini oluşturan "B bölgesi"nin idari kontrolü Filistin yönetimine, güvenliği ise İsrail'e bırakılmıştı. Yüzde 60'ından fazlasını oluşturan "C bölgesi"nin idari ve güvenlik kontrolü ise İsrail'e devredilmişti.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda belediyenin Ruhsat Denetim Müdürü Burak Aydın ve işletmeci Erdem Koyunyerli de gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan Belediye Başkan Yardımcısı Çelik, Aydın ve Koyunyerli adliyeye götürüldü.
Savcılıkta ifadesi alınan şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Hakimlik, talep doğrultusunda şüphelilerin tutuklanmalarına karar verdi.
OPERASYON
Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlarından soruşturma başlatılmıştı.
Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre e-posta üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirlenmişti.
MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği tespit edilmişti.
Toplam inşaat hacminin büyük olması halinde Dedetaş'ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatları verilirken paranın Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M'ye parça parça teslim edildiği HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle belirlenmişti.
Yapılan çalışma ve tespitlerin ardından 29 Temmuz'da 11 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, gözaltına alınan 6 şüpheli İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edilmişti.
Şüphelilerden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmış, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Soruşturma kapsamında, 2 Eylül'de Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ve Mithat Özdemir de ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir, "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı.
<p>Üsküdar Belediyesi'nde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik'in de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklandı.</p>
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Fenerbahçe ile Beşiktaş karşı karşıya geldi.
Chobani Stadyumu'nda oynanan mücadeleyi Halil Umut Meler yönetti. Eski hakemler, maçta yaşanan tartışmalı pozisyonları yorumladı.
GOLDEN ÖNCE DÜDÜK ÇALDI
Beşiktaş'ın 50. dakikada ağlara giden golünden önce hakemin çaldığı düdük tartışmalara sebep oldu.
Sol taraftan Trossard'ın attığı pasa hareketlenen Vlahovic, Kante ile mücadeleye girdi. İkili mücadeleyi kazanan Vlahovic kaleciyle karşı karşıya kaldı ve topu ağlara gönderdi. Ancak Vlahovic topa vurmadan önce Hakem Halil Umut Meler oyunu durdurdu ve Kante'ye faul yapıldığını işaret etti.
Beşiktaş cephesi, oyunu durduran hakeme tepki gösterdi. Halil Umut Meler, Vlahovic topu ağlara göndermeden önce oyunu durdurduğu için pozisyonda VAR devreye giremedi.
İşte tartışılan pozisyon:
Deniz Ateş Bitnel: Vlahovic’in attığı golden önce avantajlı durumda olan Kante’nin formasından çekmesi bir ihlal. Gol iptali doğru.
Fırat Aydınus: Gol öncesi, Vlahoviç’in Kante’yi çekmesi faul.
Deniz Çoban: Vlahovic rakibinin formasından tutuyor fakat benim için faul yok, hakem düdüğü erken çaldı.
Bülent Yıldırım: Etkili bir çekme yok, düdük erken çaldı, gol en doğru karar olurdu.
Seçim Demirel: Faul hakem takdiri fakat düdük zamanlaması çok yanlış.
SKRINIAR VE VLAHOVİC KARŞI KARŞIYA GELDİ
Orta sahada yaşanan bir pozisyonda top Skriniar'ın koluna çarptı. Hakemin devam kararına Dusan Vlahovic tepki gösterince Skriniar ve Sırp oyuncu arasındaki gerilim kavgaya dönüştü.
Pozisyonda Vlahovic, Skriniar'ın üstüne yürürken Skriniar Vlahovic'i boğazından tuttu. Karşılaşmanın hakemi, iki oyuncuya sarı kart gösterdi.
Deniz Ateş Bitnel: Bu pozisyonda her iki oyuncu da (Vlahovic, Skriniar) kırmızı kart görmeliydi.
Deniz Çoban: Skriniar rakibin boğazından tutuyor, Vlahovic abartılı atıyor ama neticede sarı kart, sonra devam ediyor, kırmızı olmalıydı. Vlahovic olayı başlatan taraf, o da devam ediyor, o da kırmızı kart. Ayrıca Vlahovic bir de hareket yapıyor, orada da VAR devreye girmeliydi.
Fırat Aydınus: Skriniar eyleminden, Vlahoviç el hareketinden dolayı kırmızı kart görmeliydi.
FENERBAHÇE PENALTI BEKLEDİ
Mücadelenin 76. dakikasında ceza sahası içerisine giren Kerem Aktürkoğlu, Salih Özcan ile girdiği mücadelenin ardından yerde kaldı. Fenerbahçe cephesi pozisyonda penaltı bekledi ancak hakem oyunu devam ettirdi.
Pozisyonda VAR ile konuşan Halil Umut Meler, ihlal olmadığını söyledi.
Deniz Ateş Bitnel: Kerem Aktürkoğlu’na bir ihlal var ama onu bozan temas ceza alanı dışında. Penaltı olmaz.
Bülent Yıldırım: Kerem Aktürkoğlu'nun penaltı beklediği pozisyon, ceza sahası dışında. Etki konusunda da emin değilim. Devam.
Fırat Aydınus: Salih’in Kerem’e müdahalesi ise görüntülere göre ceza sahası dışında gerçekleşiyor.
Deniz Çoban: Salih faul yapıyor, pozisyon çizgi üzerinde, penaltı olmalıydı.
Mark Clattenburg: Hakemelerin performansı çok iyiydi. Goller temizdi ve kimse hakemin performansından şikayet edemez.
İran devlet televizyonuna göre, Zülfikari, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasını sürdürmesi ve İran gemilerine yönelik saldırılara devam etmesi halinde ABD'nin bölgedeki askeri gemilerini hedef almaya devam edeceklerini belirtti.
Zülfikari, "Sonraki saldırılar daha şiddetli olacak." ifadesini kullandı.
İran'ın Tesnim Haber Ajansına göre İran'a ait bir petrol tankeri, sabah saatlerinde Hark Adası'ndan 6 mil uzakta ABD ordusunun füze saldırısına uğramıştı.
Geminin 4 füzeyle hedef alındığı aktarılırken saldırıda can kaybı yaşanmadığı ve mürettebatın tahliye edildiği bilgisi verilmişti.
Hakkari İl Müftülüğü ev sahipliğinde Hacı Sait Camii'nde düzenlenen finalde, bölge yarışmalarında birinci olan 10 hafız yarıştı.
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Osman İyişenyürek, Hakkari'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları kaydetti:
"Başkanlık olarak yürüttüğümüz Kur'an hizmetlerinin önemli bir bölümünü teşkil eden yarışmalar, Kur'an'a hizmetin, Kur'an'ı doğru okuma ve öğrenme gayretinin, hafızlığın, kıraat geleneğinin, mesleki ehliyet ve din hizmetinde daha nitelikli bir anlayışın buluşma noktasıdır."
Programa, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin, Vali Yardımcısı Murat Güneş, İl Müftüsü Hüseyin Okuş, siyasiler, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Jürinin değerlendirmesi sonucu, yarışmaya katılanlardan Yusuf Kiracı birinci, Erdal Çeçen ikinci ve Beytullah Tokay üçüncü oldu.
Yarışma sonunda dereceye giren din görevlilerine ödülleri protokol mensuplarınca verildi.
<p>Hakkari İl Müftülüğü ev sahipliğinde Hacı Sait Camii'nde düzenlenen finalde, bölge yarışmalarında birinci olan 10 hafız yarıştı.<br>
<br>
Programda konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Osman İyişenyürek, Hakkari'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları kaydetti:<br>
<br>
<strong>"Başkanlık olarak yürüttüğümüz Kur'an hizmetlerinin önemli bir bölümünü teşkil eden yarışmalar, Kur'an'a hizmetin, Kur'an'ı doğru okuma ve öğrenme gayretinin, hafızlığın, kıraat geleneğinin, mesleki ehliyet ve din hizmetinde daha nitelikli bir anlayışın buluşma noktasıdır."</strong></p>
Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB) ile Dünya Bankası arasında, Türkiye'deki yenilenebilir enerji yatırımlarının ve sanayide emisyon azaltımına yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla yaklaşık 630 milyon dolar karşılığında iki ek finansman anlaşması imzalandı.
TKYB'den yapılan açıklamaya göre, TKYB'nin 2024 yılından bu yana Dünya Bankası işbirliğiyle yürüttüğü iki programın finansman kapasitesi ve kapsamı, imzalanan ek finansman anlaşmalarıyla genişletilecek.
Hazine ve Maliye Bakanlığının geri ödeme garantisi altında sağlanan toplam yaklaşık 630 milyon dolar karşılığı kaynakla, dağıtık yenilenebilir enerji ve batarya enerji depolama yatırımlarının yaygınlaştırılması, sanayide emisyonların azaltılması ve özel sektörün yeşil dönüşümünün uzun vadeli finansmanla desteklenmesi hedefleniyor.
Dağıtık Enerji İçin Piyasa Geçişinin Hızlandırılması Projesi kapsamında TKYB'ye 200 milyon avro tutarında ek finansman sağlanacak.
Söz konusu kaynakla, 2024 yılında hayata geçirilen programın finansman imkânları genişletilirken desteklenecek yatırım alanları da çeşitlendirilecek.
Dağıtık güneş enerjisi ve batarya enerji depolama yatırımlarına ek olarak dağıtık rüzgar enerjisi yatırımları da program kapsamına alınacak. Böylece yenilenebilir enerji yatırımlarının yaygınlaştırılması ve Türkiye'nin yeşil dönüşüm hedeflerine katkının artırılması amaçlanıyor.
TKYB ile Dünya Bankası arasında imzalanan ikinci anlaşma kapsamında ise Türkiye Endüstriyel Emisyon Azaltımı Projesi'ne yaklaşık 400 milyon dolar karşılığında ek finansman sağlanacak.
Sağlanacak finansmanla sanayi kuruluşlarının daha temiz üretim teknolojilerine geçişini sağlayan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran proses entegre yatırımları ile havaya salınan emisyonların azaltılmasına yönelik baca sonu arıtma yatırımları desteklenecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansına (COP31) ev sahipliği yapacağı bu kritik yılda, 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda, Türk sanayisinin rekabet gücünün korunması, sürdürülebilir üretim modellerinin desteklenmesi ve enerji arz güvenliğinin yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Çelik, şunları kaydetti:
"Bu bağlamda, 2024 yılından bu yana TKYB aracılığıyla başarıyla uygulanan Türkiye Dağıtık Enerji için Piyasa Geçişinin Hızlandırılması Programı ile Türkiye Endüstriyel Emisyon Azaltım Projesi'ne Bakanlığımız geri ödeme garantisi altında Dünya Bankasından sağlanan ek finansmanların, ülkemizin yeşil dönüşümüne büyük bir ivme kazandıracağına inanıyorum. Sürdürülebilir bir gelecek için uluslararası kalkınma ortaklarımızla yürüttüğümüz stratejik iş birliklerini kararlılıkla sürdüreceğiz."
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret ise bugün imzalanan anlaşmaların, Türkiye'nin daha rekabetçi, dayanıklı ve düşük karbonlu bir ekonomiye geçişini destekleme yolunda önemli bir adımı temsil ettiğini belirtti.
TKYB ile kurdukları ortaklık sayesinde, Türk şirketlerinin daha temiz üretim teknolojilerine yatırım yapmalarına, verimliliklerini artırmalarına ve küresel yeşil dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmalarına destek olduklarını belirten Carret, aynı zamanda, enerji güvenliğini güçlendiren ve iklim eylemi için özel sermayeyi harekete geçiren dağıtık yenilenebilir enerji çözümlerine erişimi genişlettiklerini açıkladı.
Carret, "Sürdürülebilir büyümeye, istihdam yaratılmasına ve Türkiye'nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine katkı sağlayan yatırımları ilerletmek için TKYB ile birlikte çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz." ifadelerini kullandı.
TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop da Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği kapsamında, iki önemli programa aynı gün ek finansman sağlanmasından büyük memnuniyet duyduklarını açıkladı.
Öztop, bu anlaşmaların Türkiye'nin yeşil dönüşümüne yönelik uzun vadeli ve uygun koşullu uluslararası kaynakların reel sektöre ve enerji yatırımlarına aktarılması açısından önemli bir adım niteliğinde olduğunu belirtti.
Öztop, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir yandan dağıtık yenilenebilir enerji yatırımlarının kapsamını rüzgar yatırımlarını da içerecek şekilde genişletirken, diğer yandan sanayimizin daha temiz ve kaynak verimli üretim teknolojilerine geçişini destekleyeceğiz. TKYB olarak temel hedefimiz, uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü işbirliklerini Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayacak somut yatırımlara dönüştürmek. Sağlanan bu ek finansmanların daha fazla işletmenin yeşil dönüşüm yatırımlarını hayata geçirmesine, enerji maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmasına ve uzun vadede rekabet güçlerini artırmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz."
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner’i başkent Moskova’daki Kremlin Sarayı’nda kabul etti.
Witkoff ve Kushner, Moskova'daki bir restorandan çıkışlarının ardından konvoy eşliğinde Kremlin Sarayı’na geldi. Putin, konuklarını el sıkışarak samimi bir şekilde karşıladı.
Görüşmenin Kremlin Senato Sarayı’ndaki tören ofisinde gerçekleştirilen basına açık bölümünde Putin, Witkoff ve Kushner ile Ukrayna’da çözüm sağlanmasına yönelik tüm seçenekleri ele almayı planladığını söyledi.
"BU TÜR TEMASLAR HER ZAMAN FAYDALIDIR"
Putin, Ukrayna’daki çözüm sürecinde arabulucu olarak görev yapan Witkoff ve Kushner’e büyük güven duyduğunu belirterek, Rusya’nın iki ABD’li müzakereciyle çalışmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Putin ayrıca Trump’ın çatışmanın çözümüne yardımcı olma konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü ve bu tür görüşmelerin her zaman faydalı olduğunu kaydetti.
Görüşmede, Rusya’nın bu gece yarısı itibarıyla Kiev’e yönelik saldırılarını 3 gün süreyle durdurma kararı da ele alındı. Kiev yönetiminin de buna karşılık Moskova’ya yönelik saldırılarını büyük ölçüde azalttığı belirtildi. Witkoff, söz konusu kararı nedeniyle Putin’e teşekkür etti.
Görüşmenin, Putin’in ABD’nin özel temsilcileri Witkoff ve Kushner ile gerçekleştirdiği altıncı görüşme olduğu kaydedildi.
Trump, dün basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Witkoff ve Kushner’in "savaşı sona erdirecek bir öneriyle" Rusya’ya gittiklerini söylemişti.
Witkoff ve Kushner’in yarın daha fazla görüşme gerçekleştirmek üzere Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gitmesi bekleniyor.
IMF, 2026 yılı itibarıyla kuruma en fazla borcu olan ülkeleri duyurdu. 2026 yılının en güncel listesini paylaşan IMF'ye hangi ülkelerin borcu bulunuyor? İşte IMF'ye en fazla borcu olan ülkeler...
1946'dan bu yana cumhuriyetle yönetilen İtalya'da 2022'den beri iktidarda olan Meloni, liderlik ettiği hükümetin ülke tarihinin en uzun ömürlü hükümeti olarak dün tarihe geçmesi dolayısıyla dünya liderlerinden gelen tebrik mesajlarına tek tek yanıt verdi.
Başbakan Meloni, kendisini tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan için ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı mesajda, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu önemli dönüm noktası dolayısıyla gönderdiğiniz mesajı ve tebriklerinizi almaktan memnuniyet duydum." ifadesini kullandı.
Meloni, mesajında şunları kaydetti:
"İtalya ve Türkiye, tarihi bağlar ve ortak çıkarlarla birbirine bağlıdır, bu da uluslarımız arasında diyaloğu ve işbirliğini geliştirmeye devam etmeyi önemli kılmaktadır. Son yıllarda Roma ile Ankara arasındaki ilişkileri güçlendirdik, ortak çıkarlarımızı ilgilendiren dosyalar ve Akdeniz, güvenlik ve bölgesel istikrarı ilgilendiren başlıca sınamalar üzerinde çalıştık. Bu sürecin somut adımlarla devam edebileceğine ve halklarımızın çıkarları doğrultusunda yeni işbirliği fırsatları yaratabileceğine eminim."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün akşam sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda, "İtalya Cumhuriyeti'nin 'en uzun süre görevde kalan başbakanı' ünvanını elde eden Sayın Giorgia Meloni'yi yürekten tebrik ediyorum. Sayın Giorgia Meloni ile ülkelerimiz arasındaki işbirliği ve dayanışmayı her geçen gün daha da güçlendireceğimize yürekten inanıyorum." ifadesini kullanmıştı.
SON DAKİKA HABERİ: Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda, Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşması öncesi yasa dışı bahis sitelerine yönelik operasyon gerçekleştirildiğini bildirdi.
BAKANLIKTAN FENERBAHÇE-BEŞİKTAŞ DERBİSİ ÖNCESİ DEV YASA DIŞI BAHİS OPERASYONU
Gürlek, NSosyal hesabından, "Yasa dışı bahis ve suç gelirlerine geçit yok." başlığıyla paylaşımda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, yasa dışı bahis ve suç gelirlerinin aklanmasıyla mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüklerine dikkati çeken Gürlek, şunları kaydetti:
'98 BİN İNTERNET SİTESİNE ERİŞİMİN ENGELLENMESİ YÖNÜNDE ADLİ KARAR ALINDI'
"Bu kapsamda, Fenerbahçe-Beşiktaş karşılaşması öncesi yasa dışı bahis sitelerine yönelen para trafiğini kesintiye uğratmak amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi. İstanbul İl Jandarma Komutanlığımız Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarla 345 yasa dışı bahis sitesi, 110 farklı ödeme yöntemi, 1200 IBAN, yasa dışı bahis bağlantılı kullanılan yaklaşık 98 bin internet sitesi tespit edildi.
'1200 BANKA HESABINA EL KONULDU'
Yaklaşık 98 bin internet sitesine erişimin engellenmesi yönünde adli karar alındı. Yasa dışı bahis faaliyetlerinde ve suç gelirlerinin aklanmasında kullanıldığı tespit edilen 1048 gerçek ve tüzel kişiye ait 1200 banka hesabına el konuldu."
İlgililer hakkında "7258 sayılı Kanun'a muhalefet" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Bu önemli çalışmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımıza ve görev alan tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Sporun heyecanını yasa dışı kazanca dönüştürmeye çalışanlara müsaade etmeyeceğiz. Yasa dışı bahis ağları ve suç gelirleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz." açıklamasında bulundu.
Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda şunlar ifade edildi:
"Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemi, denizin yüzlerce metre altında Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Akın kurtarma gemisindeki TCB Istakoz-2 ROV cihazı ile teşhis edilmişti. Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından bölgedeki arama kurtarma faaliyetlerine 7/24 esasına göre devam ediliyor."
Paylaşımda, arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin fotoğraflara da yer verildi.
Edinilen bilgilere göre, sürücüsü ve plakası öğrenilemeyen otomobil, Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi Çat Barajı yakınlarında kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı.
KAZADA GAZETECİ YUMRUTEPE HAYATINI KAYBETTİ
Meydana gelen kazada araçta bulunan gazeteci Harun Yumrutepe ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan Yumrutepe, Çelikhan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.
Harun Yumrutepe, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda şunlar ifade edildi:
"Marmara Denizi'nde batan Tuğberk İmamoğlu isimli gemi, denizin yüzlerce metre altında Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Akın kurtarma gemisindeki TCB Istakoz-2 ROV cihazı ile teşhis edilmişti. Deniz Kuvvetlerimize ait unsurlar tarafından bölgedeki arama kurtarma faaliyetlerine 7/24 esasına göre devam ediliyor."
Paylaşımda, arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin fotoğraflara da yer verildi.
Ev alıp satanları doğrudan ilgilendiren yeni DASK uygulaması bugün başladı. Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları’nda yapılan değişiklikle birlikte konut satışlarında uzun süredir uygulanan poliçe devir sistemi değişti.
Konut satışlarında Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesinin yeni mülk sahibine devredilmesi uygulamasını bugün itibarıyla sona erdiren düzenlemeyle, evini satan vatandaşlara kullanılmayan süreye ait primleri iade edilecek, alıcılar için yeni poliçe yapılması gerekecek.
Konut satışlarında Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) poliçesinin yeni mülk sahibine devredilmesi uygulamasını 5 Eylül itibarıyla sona erdirecek düzenlemeyle, evini satan vatandaşlara kullanılmayan süreye ait primleri iade edilecek, alıcılar için yeni poliçe yapılması gerekecek.
Geçen ay Resmi Gazete'de yayımlanan, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tebliğiyle duyurulan ve 5 Eylül'de yürürlüğe girecek yeni düzenlemeyle satış durumunda ZDS poliçesinin yeni mülk sahibine devri uygulaması sonlandırıldı.
Doğal Afet Sigortaları Kurumundan (DASK) edinilen bilgiye göre, bu tarihten itibaren bir konut satıldığında, eski ev sahibine ait ZDS poliçesi yeni ev sahibine geçmeyecek. Mevcut poliçe, eski ev sahibinin sigorta şirketi veya acentesine iptal talebi için başvurusu üzerine satışın tapuda tescil edildiği tarih itibarıyla sona erecek. Tapu işlemi sırasında da evi satın alan kişinin kendi adına ZDS poliçesi bulunup bulunmadığı kontrol edilecek.
Evini satanlar açısından bakıldığında, sona eren poliçede kullanılmayan günlere karşılık gelen prim tutarı, sigorta ettiren veya önceki ev sahibinin başvurusu üzerine poliçeyi yaptıran kişiye iade edilecek. Böylece satış sonrasında eski ev sahibine ait poliçenin yeni ev sahibine ek belgeyle devredilmesi yerine, ZDS poliçesinin konutun yeni sahibi adına düzenlenmesi esas olacak.
Yeni düzenleme, konutun satılmasının yanı sıra satış dışında konut üzerindeki hak sahibinin değiştiği diğer durumlara ilişkin süreci de kapsıyor. Satış ve satışa benzer işlemler dışındaki durumlarda mevcut ZDS poliçesi sona ermeyecek, konutun yeni hak sahibiyle devam edecek.
Satış dışındaki işlemlerden dolayı yeni hak sahibinin, mevcut poliçenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde poliçeye aracılık eden sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekecek. Bildirimin alınmasının ardından ilgili sigorta şirketi veya acente, 24 saat içinde hak sahibi değişikliğini poliçeye işleyecek ve güncellenen poliçeyi yeni hak sahibine verecek.
Söz konusu düzenlemeye ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, kurum olarak sigortalıların ihtiyaçlarını ve uygulamada ortaya çıkan gereksinimleri yakından takip ettiklerini, ZDS sisteminin daha etkin işlemesine yönelik ihtiyaçları tespit ederek SEDDK ile sürekli istişare halinde çalıştıklarını söyledi.
Düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğunu açıklayan Demirkan, ZDS sisteminde süreçlerin vatandaşlar açısından açık ve anlaşılır olmasının, aynı zamanda uygulamanın tüm taraflar için aynı şekilde yürütülmesinin önem taşıdığına dikkati çekti.
Demirkan, yeni düzenlemeyle bir konutun sahibinin değişmesi durumunda mevcut poliçenin nasıl devam edeceğine ilişkin sürecin daha açık hale getirilmesinin, uygulama birliğinin güçlendirilmesinin ve poliçenin doğru kişi adına düzenlenmesinin hedeflendiğini kaydetti.
Evini satan vatandaşların kullanılmayan süreye ait prim iade sürecinin işleyişine değinen Demirkan, "Vatandaşlarımız, prim iadesine ilişkin işlemler için poliçelerini düzenleyen sigorta şirketi veya acenteleriyle iletişime geçebilir. İade tutarı, tapudaki tescil tarihi esas alınarak poliçenin kullanılmayan süresine göre hesaplanacak." açıklamasını yaptı.
Yeni uygulamada sigorta şirketleri ve acentelerin özellikle satış dışındaki hak sahibi değişikliklerinde önemli rol üstleneceklerini belirten Demirkan, bunların konutun yeni hak sahibinin bildirimi üzerine 24 saat içinde değişikliği poliçeye işleyip güncellenen poliçeyi yeni hak sahibine vermelerinin yanı sıra, satış nedeniyle sona eren poliçelerde kullanılmayan günlere ait primlerin iadesine ilişkin başvurularda da vatandaşların başvuru noktası olacaklarını bildirdi.
YENİ DÖNEMDE KONUT ALIP SATACAKLARA TAVSİYELER
Balkır Demirkan, 5 Eylül'den sonra ev alacak veya satacak vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:
"Yeni dönemde vatandaşlarımızın özellikle ev alım ve satım işlemlerinde ZDS poliçelerini de sürecin bir parçası olarak değerlendirmeleri önem taşıyor. Evini satan vatandaşlarımızın, mevcut poliçelerinin tapudaki satış işlemiyle birlikte sona ereceğini bilmeleri ve poliçenin kullanılmayan günlerine ait prim iadesi için sigorta şirketleri veya acenteleriyle iletişime geçmeleri gerekiyor. Ev satın alan vatandaşlarımızın ise tapu işlemi öncesinde kendi adlarına geçerli bir ZDS poliçesi bulunup bulunmadığı kontrol edilecek."
Satış dışındaki hak sahibi değişikliklerinde mevcut poliçenin ek belge yapılması koşuluyla yeni hak sahibiyle devam edeceğini hatırlatan Demirkan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu durumda yeni hak sahibinin, mevcut poliçenin varlığını öğrendiği tarihten itibaren 15 gün içinde poliçeye aracılık eden sigorta şirketine bildirimde bulunması gerekiyor. Bildirimin ardından gerekli poliçe güncellemesi 24 saat içinde sigorta şirketi veya acente tarafından gerçekleştirilecek. Vatandaşlarımız, ZDS poliçelerine ilişkin işlemler için öncelikle poliçelerini düzenleyen sigorta şirketi veya acenteleriyle iletişime geçebilirler. Sigorta şirketi veya acentelerine ulaşamamaları ya da süreçle ilgili bilgi ve desteğe ihtiyaç duymaları halinde ise dask.gov.tr internet sitemizde yer alan 'DASK'a mesajım var' bölümünden kurumumuza ulaşabilirler."
U19 PAF Ligi'nin 4. haftasında Fenerbahçe ve Beşiktaş, Dereağzı Tesisleri'nde karşı karşıya geldi.
Maçın ilk yarısında Fenerbahçe, 10. dakikada Serhan Kök ile öne geçti. Beşiktaş ise Ayaz Haktan Gülsüm'ün 45'te attığı golle beraberliği yakaladı ve ilk yarı 1-1 sona erdi.
İkinci yarıda Beşiktaş'ta Alamgir Smakov, 59. dakikada attığı golle takımına 2-1'lik galibiyeti getirdi.
Beşiktaş bu maçla birlikte sezona 4'te 4 galibiyetle girdi ve 12 puanla zirvedeki yerini korudu. Fenerbahçe ise bu sezon 2. yenilgisini aldı ve 8. sıraya geriledi.
Vincenzo Italiano, Trendyol Süper Lig'in 4. haftasındaki Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi öncesi yayıncı kuruluşa konuştu.
Vincenzo Italiano şu ifadeleri kullandı:
“Burada olmak büyük bir onur çünkü çok önemli bir derbi. Bütün Türkiye izleyecek bu maçı. Ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bugün 3 puan için iki takım savaşacak. Bugün kendimizi göstermek, büyüklüğümüzü göstermek istiyoruz. Rakibimiz de iyi bir takım, Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak. Elimizden geleni yapmak istiyoruz.”
"MIRETTİ KADRODA YOK"
“Miretti son idmanda küçük bir kas ağrısı yaşadı, büyük bir sorun değil. O da çok yakında takımla çalışacak. Orta saha maçın kaderini belirleyen bölgedir. İki Fransıza karşı iki Türk oynayacak. Guendouzi ve Kante'ye karşı Salih ve Orkun. Çok güzel bir düello olacak. Hangi orta sahanın daha iyi olduğunu göreceğiz.”
Edinilen bilgiye göre kaza, Şanlıurfa-Gaziantep otoyolu Suruç ilçesi yakınlarında yaşandı. Şanlıurfa’dan Gaziantep’e giden Sait A.’nın (56) kullandığı 27 AIC 420 plakalı Volkswagen marka minibüs, lastiği patladığı için yolun kenarında bekleyen Beşir D.’nin (45) kullandığı 33 BAJ 761 plakalı MAN marka tıra arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle minibüs hurdaya dönerken içerisinde bulunan Mihriban Aşan (50) ile Bedir Aşan (11) olay yerinde hayatını kaybetti.
Yaralanan minibüs sürücüsü Sait A. ile Felekmiş A. (18) ise olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Şanlıurfa Balıklıgöl Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının ağır olduğu öğrenildi.
Warrap eyalet hükümetinden yapılan açıklamada, silahlı bir grubun sabah saat 05.00 sıralarında askeri üsse saldırı düzenlediği belirtildi. Açıklamada, saldırının Mariyal-Wau ve Afokgir toplulukları arasındaki bölgede bulunan askeri tesisi hedef aldığı kaydedildi.
Warrap Eyaleti Enformasyon ve İletişim Bakanlığının açıklamasına göre, saldırıda 10 asker, 6 polis ve aralarında 11 yaşında bir çocuğun da bulunduğu 4 sivil hayatını kaybetti. Çatışmalar sırasında saldırganlardan 6 kişinin etkisiz hale getirildiği, saldırıda ise biri kadın 8 kişinin yaralandığı bildirildi.
Warrap Valisi Bol Wek Agot, saldırının amacının ve askeri üssün neden hedef alındığının henüz belirlenemediğini belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ifade etti.
Güney Sudan'da son dönemde özellikle eyaletler arasındaki ve yerel topluluklar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle silahlı çatışmalar yaşanıyor. Warrap eyaletinde de zaman zaman güvenlik sorunları yaşanıyor ve topluluklar arası çatışmalar meydana geliyor.
Trendyol Süper Lig'in 4. haftasında Erzurumspor, sahasında Konyaspor'u konuk etti. Kazım Karabekir Stadyumu'nda oynanan mücadeleyi ev sahibi ekip 1-0 kazandı.
Erzurumspor'a galibiyeti getiren golü 17'de Eren Tozlu kaydetti.
Bu sonucun arından Erzurumspor, Süper Lig'deki ilk galibiyetini aldı ve puanını 4'e yükseltti.
Konyaspor ise henüz puan alamadı.
Süper Lig'de gelecek hafta Erzurumspor, deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşacak.
Konyaspor ise sahasında Trabzonspor'u ağırlayacak.
Olay, saat 17.00 sıralarında Nurtepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, oyuncu Serhat Kılıç’tan perşembe gününden bu yana haber alamayan kız arkadaşı Özlem E. (50), Kılıç’ın yaşadığı eve geldi. Kapıyı çalan Özlem E., yanıt alamayınca hayatından endişe ettiği Kılıç’ın evine, kendisinde bulunan anahtarla kapıyı açarak girdi.
SALONDAKİ KOLTUKTA HAREKETSİZ BULDU
Özlem E., Kılıç’ı salondaki tekli koltukta oturur halde hareketsiz buldu. Kılıç’ın nefes almadığını ve vücudunun soğuk olduğunu fark eden Özlem E., 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine adrese Kağıthane Asayiş Büro Amirliği ekipleri ile sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Kılıç’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
LENF KANSERİ OLDUĞUNU BELİRTTİ
Polisin bilgisine başvurduğu Özlem E., erkek arkadaşı Kılıç’ın lenf kanseri olduğunu, perşembe gününden bu yana kendisinden haber alamadığını söyledi. Polis ekipleri, olayla ilgili birimlere bilgi vererek Kılıç’ın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı.
ŞÜPHELİ ÖLÜM OLARAK KAYITLARA GEÇTİ
Öte yandan, yapılan incelemelerde Kılıç’ın vücudunda kesi, yara ve darp izine rastlanmadı. Ekipler tarafından yapılan incelemelerde, Kılıç’ın evinde uyuşturucu madde ele geçirildi. Ekipler tarafından Kılıç'ın vefatı 'şüpheli ölüm' olarak kayıtlara geçti.
HABERİ ALAN DOSTLARI EVE GELDİ
Olay yeri inceleme ekipleri, Kılıç'ın yaşadığı evde inceleme yaptı. İncelemeler sürerken, haberi alan dostları ise Kılıç'ın evine geldi. Söz filminin oyuncusu Eren Vurdem de koşarak olay yerine geldi. Kılıç'ın yakınları ve dostları, sitenin bahçesinde uzun süre bekledi.
CENAZE ADLİ TIP KURUMU'NA GÖNDERİLDİ
Polisin uzun süren incelemelerinin ardından Kılıç'ın cenazesi, otopsi için cenaze aracına taşınarak Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi.
TEŞKİLAT'A BAŞLAMADAN VEDA ETMİŞTİ
Teşkilat'ın 7. sezonu için yapım şirketiyle el sıkışan Serhat Kılıç; 3 Eylül'deki çekimlere sağlık sorunlarını gerekçe göstererek katılmamış, boyun fıtığı teşhisini konulan oyuncu projeye başlamadan veda etmişti.
SERHAT MUSTAFA KILIÇ KİMDİR?
Serhat Mustafa Kılıç, 8 Temmuz 1975 yılında Ankara'da doğdu. 1994'te Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi, Tiyatro bölümünü burslu olarak kazandı. 1998 yılında yüksek şeref öğrencisi olarak bu okuldan mezun oldu. İlk profesyonel oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Rutkay Aziz rejisiyle 1998 Ariel Doffman'ın Kayıplar (Dullar) adlı oyunudur.
Kılıç, çok sayıda dizi ve sinema filminde rol aldı. TRT'de yayınlanan Teşkilat dizisi oyuncusuydu.
Ünlü isimler, Kılıç'ın vefatıyla ilgili taziye mesajları yayımlandı.
VEDA YURTSEVER
Ah be Serji... Ankara, gençliğim, evimizin daimi ve neşeli misafiri, eğlenceli ve bol sohbetli, taklitli sofralarımız, Aspava, Heberler... Ne çok anı ne çok kahkaha, gerçekten çok kahkaha... Şimdi cenazenin peşine düştük hepimiz, çok saçma değil mi? Serji çok saçma be...
SİNAN ALBAYRAK
Mekanın cennet olsun inşaAllah. Çok acılar, çok sıkıntılar çektin. Tanıdığım en yetenekli en deli oyuncu oldun. Ankarada ikimizde öğrenciyken tanıdım seni. Daha bu sabah geçmiş olsun mesajı attım sana. Meğer çoktan geçmiş.. Kalanlara sabır.
SÜHA UYGUR
Çok erken oldu kardeşim.
Sözün bittiği yerdeyiz…
Cennet mekanın olsun, gittiğin yerde huzuru bulmanı diliyorum.
Çok ama çok üzgünüm…
AYŞEGÜL ALDİNÇ
Ne diyeceğimi bilemiyorum…
Son derece yetenekli, yaptığı her işte çok başarılı, sağlam dost ve arkadaş Serhat’cım benim.
En verimli çağında bu veda…
İnanamıyorum.
Çok üzgünüm.
Huzur içinde uyu; rahmetle…
ZEYNEP TANDOĞAN
Serhat Mustafa Kılıç vefat etmiş. Allah rahmet eylesin çok ama çok üzülüdüm.Seksenler'in Ergun Plak karakterini müthiş canlandırmıştı senelerce...
<p>İstanbul Kağıthane’de ünlü oyuncu Serhat Mustafa Kılıç, evinde ölü bulundu. Kendisinden yaklaşık 1-2 gündür haber alınamayan Kılıç’ın kız arkadaşı tarafından evinde koltuk üzerinde hareketsiz halde bulunduğu öğrenildi.</p>
SON DAKİKA HABERİ: İngiliz medyasından BBC'nin haberine göre, Bolivya'da bir topçu alayının konuşlandığı kışlada patlama meydana geldi.
PATLAMADA 2 KİŞİ ÖLDÜ, 81 YARALI VAR
BBC'nin haberine göre, Bolivya Savunma Bakanı Ernesto Justiniano, bir topçu alayının konuşlandığı kışlada "piroteknik malzemenin" patlaması sonucu en az 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 81 kişinin de yaralandığını açıkladı.
Öte yandan yetkililer, yerel basına yaptığı açıklamalarda olayda daha fazla kişinin hayatını kaybetmiş olabileceğini belirtti.
Kadir Özcan Tesisleri'nde oynanması planlanan maça konuk ekip gelmedi.
Bordo-mavili takımın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Suwen Kadın Futbol Süper Ligi'nin 2. haftasında evimizde oynayacağımız Bakırköy Kadın Futbol maçı, rakip takımın sahaya çıkmaması nedeniyle oynanmamıştır. Karşılaşmanın akıbetiyle ilgili nihai kararı Türkiye Futbol Federasyonu verecektir." ifadeleri kullanıldı.
Cevizlik Mahallesi Muhasebeci Sokakta bulunan 6 katlı otelin 1'inci katında saat 06.30 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın kısa sürede büyüdü ve üst katları sardı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevke dildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri yaralanan 12 kişiye ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralılar çevre hastanelere sevk edildi. Otelde mahsur kalan 7 kişi de olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.
Polis ekipleri de otel çevresinde güvenlik önlemi alırken yangın ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Altın, dolar, euro, borsa yatırımcısının yakından takip ettiği haftalık kazanç rakamları geldi. Bu hafta sadece döviz ve para piyasası fonları yatırımcısını zarar etmekten kurtardı.
"EN ÇOK KAYBETTİREN YATIRIM ARACI BORSA OLDU"
Altın yatırımcısının diken üzerinde olduğu hafta da ondan daha çok kaybettiren yatırım aracı borsa oldu. Kazanını almayan 31 Ağustos 4 Eylül haftasında kardan bahsetilemezken zarar ettirmeyen yatırım araçları belli oldu.
Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,30 değer kaybetti.
BIST 100 endeksi, en düşük 13.876,66 puanı ve en yüksek 14.662,89 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,30 altında 14.012,42 puandan tamamladı.
"ALTIN YATIRIMCISI DİKEN ÜZERİNDE"
Altının gram fiyatı yüzde 3,77 değer kaybetti.
Kapalıçarşı'da işlem gören 24 ayar külçe altının gram satış fiyatı bu hafta yüzde 3,77 azalışla 6 bin 890 liraya indi.
Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,78 düşüşle 44 bin 952 liraya geriledi.
Geçen hafta sonu 11 bin 720 lira olan çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,72 azalışla 11 bin 284 liraya geriledi.
"YATIRIM VE EMEKLİLİK FONLARINDA HÜSRAN"
Yatırım fonları bu hafta yüzde 1,77 değer kaybetti
Emeklilik fonları yüzde 1,31 değer kaybetti.
"YÜZ GÜLDÜREN TEK LİMAN DÖVİZ OLDU"
Euro /TL yüzde 0,05 değer kazandı.
Euro yüzde 0,05 yükselişle 56,2590 liraya çıktı.
Dolar/TL yüzde 0,41 değer kazındı.
Bu hafta ABD doları yüzde 0,41 artışla 48,4400 liraya çıktı.
Kategorilerine göre bakıldığında, yatırım fonları arasında en çok kazandıran yüzde 0,72 ile "Para Piyasası Fonları" oldu.
<p>Altın, dolar, euro, borsa yatırımcısının yakından takip ettiği haftalık kazanç rakamları geldi. Bu hafta sadece döviz ve para piyasası fonları yatırımcısını zarar etmekten kurtardı.</p>
<p><strong>"EN ÇOK KAYBETTİREN YATIRIM ARACI BORSA OLDU"</strong></p>
<p>Altın yatırımcısının diken üzerinde olduğu hafta da ondan daha çok kaybettiren yatırım aracı borsa oldu. Kazanını almayan 31 Ağustos 4 Eylül haftasında kardan bahsetilemezken zarar ettirmeyen yatırım araçları belli oldu. </p>
<p>Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 4,30 değer kaybetti.</p>
<p>BIST 100 endeksi, en düşük 13.876,66 puanı ve en yüksek 14.662,89 puanı gördükten sonra haftayı, önceki hafta kapanışının yüzde 4,30 altında 14.012,42 puandan tamamladı.</p>
Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yaklaşık 200 yıllık bağlarda yetiştirilen coğrafi işaret tescilli Cimin Üzümü’nün hasadına başlandı. Üzümün kilosu marketlerde 200 liradan satışa sunuldu.
İlçede yüzyıllardır sürdürülen bağcılık geleneğinin önemli ürünlerinden Cimin Üzümü, üreticiler tarafından özenle toplanarak tüketicilerin beğenisine sunuluyor.
Siyah çekirdekli sofralık üzüm grubunda yer alan Cimin Üzümü, kendine özgü aroması ve mayhoş tadının yanı sıra diğer üzüm çeşitlerine göre daha düşük şeker oranıyla öne çıkıyor.
AVRUPA VE ORTA DOĞU'DAN BÜYÜK TALEP
Üzümlü ilçesinde yaklaşık 10 bin dekar alanda üzüm yetiştiriciliği yapılırken, normal sezonlarda yıllık ortalama 6 bin ton Cimin Üzümü üretildiği belirtiliyor.
Üretimin önemli bölümü iç piyasada tüketilirken, ürüne Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden de talep geliyor.
Hasat döneminin başlamasıyla bağlarda yoğun çalışma yürütülürken, üreticiler sezonun verimli geçmesini umut ediyor.
"CİMİN ÜZÜMÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI"
Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat sezonunun başlamasıyla bağlarda yoğun mesai yaptıklarını söyledi.
Yıllık üretimin 5 ila 10 bin ton arasında değişebildiğini belirten Karakelle, Cimin Üzümü’nün kendine özgü tadı ve özellikleriyle diğer üzüm çeşitlerinden ayrıldığını ifade etti.
Karakelle, özellikle üzümün düşük şeker oranının ürünü farklı kılan özelliklerden biri olduğunu kaydetti.
"NE KADAR YENİRSE YENSİN RAHATSIZ ETMİYOR"
Üreticilerden Mehmet Canbaba da Cimin Üzümü’nün coğrafi işaret tesciliyle bölgenin önemli tarımsal değerlerinden biri olduğunu belirtti.
Üzümün kendine has lezzetine dikkati çeken Canbaba, "Ne kadar yenirse yensin rahatsız etmiyor." dedi.
Yaklaşık iki asırlık bağlarda geleneksel yöntemlerle sürdürülen üretimin ürünü olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte Erzincan’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışındaki tüketicilere gönderiliyor.
<p>Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde yaklaşık 200 yıllık bağlarda yetiştirilen coğrafi işaret tescilli Cimin Üzümü’nün hasadına başlandı. Üzümün kilosu marketlerde 200 liradan satışa sunuldu.</p>
<p>İlçede yüzyıllardır sürdürülen bağcılık geleneğinin önemli ürünlerinden Cimin Üzümü, üreticiler tarafından özenle toplanarak tüketicilerin beğenisine sunuluyor.</p>
<p>Siyah çekirdekli sofralık üzüm grubunda yer alan Cimin Üzümü, kendine özgü aroması ve mayhoş tadının yanı sıra diğer üzüm çeşitlerine göre daha düşük şeker oranıyla öne çıkıyor.</p>
<p>AVRUPA VE ORTA DOĞU'DAN BÜYÜK TALEP</p>
<p>Üzümlü ilçesinde yaklaşık 10 bin dekar alanda üzüm yetiştiriciliği yapılırken, normal sezonlarda yıllık ortalama 6 bin ton Cimin Üzümü üretildiği belirtiliyor.</p>
<p>Üretimin önemli bölümü iç piyasada tüketilirken, ürüne Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden de talep geliyor.</p>
<p>Hasat döneminin başlamasıyla bağlarda yoğun çalışma yürütülürken, üreticiler sezonun verimli geçmesini umut ediyor.</p>
<p>"CİMİN ÜZÜMÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI"</p>
<p>Üreticilerden Muhammed Karakelle, hasat sezonunun başlamasıyla bağlarda yoğun mesai yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Yıllık üretimin 5 ila 10 bin ton arasında değişebildiğini belirten Karakelle, Cimin Üzümü’nün kendine özgü tadı ve özellikleriyle diğer üzüm çeşitlerinden ayrıldığını ifade etti.</p>
<p>Karakelle, özellikle üzümün düşük şeker oranının ürünü farklı kılan özelliklerden biri olduğunu kaydetti.</p>
<p>"NE KADAR YENİRSE YENSİN RAHATSIZ ETMİYOR"</p>
<p>Üreticilerden Mehmet Canbaba da Cimin Üzümü’nün coğrafi işaret tesciliyle bölgenin önemli tarımsal değerlerinden biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Üzümün kendine has lezzetine dikkati çeken Canbaba, "Ne kadar yenirse yensin rahatsız etmiyor." dedi.</p>
<p>Yaklaşık iki asırlık bağlarda geleneksel yöntemlerle sürdürülen üretimin ürünü olan Cimin Üzümü, yeni hasat sezonuyla birlikte Erzincan’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine ve yurt dışındaki tüketicilere gönderiliyor.</p>
Küresel piyasalarda ons altın fiyatı bu hafta %-0,56 geriledi ve 4.430 dolardan kapanış yaptı. Ons, oldukça dalgalı geçen haftada en düşük 4.282 dolar ve en yüksek 4.511 doları test etti. Cuma kapanışı itibarıyla iki haftalık düşüş serisinin gerçekleştiği ons altın; 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.534 doların altında kaldı. Ancak fiyatların 4.340 dolardan geçen önceki düşüş trendinin üzerine dönüş yapması olumlu karşılandı.
"SON ÜÇ HAFTANIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ"
Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelere bakıldığında; petrol fiyatları, ABD verileri ve FED beklentileri öne çıktı. ABD-İran geriliminin yeniden çatışmalara dönmesi ile birlikte petrol fiyatı 95 doları aştı ve küresel tahvil faizleri yükseldi. Bu gelişme ile haftanın ilk yarısında ons altın 4.282 dolar ile son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.
"TABLOYU YENİDEN TERSİNE ÇEVİRDİ"
Hafta ortasında FED Üyesi Waller’ın “güvercin” mesajları, 16 Eylül’deki kritik FED kararı öncesinde “faiz artışı olasılığını” düşürerek, altında güçlü tepki alımını tetikledi.
Cuma günü ABD’de tarım dışı istihdam verisinin 55 bin beklentiye karşı 162 bin kişi artması ise tabloyu yeniden tersine çevirdi. Son durumda piyasalar FED’den bu ay faiz artışı ihtimalini %60’a yakın bir oranla fiyatlıyor.
"KIYMETLİ METALLER ÜZERİNDEKİ BASKI"
Bu arada altın yatırımcısının gözü gelecek hafta 11 Eylül Cuma günü açıklanacak ABD ağustos ayı TÜFE verisine çevrildi. Bu veri, FED’in 16 Eylül’deki faiz kararı öncesinde açıklanacak son rakam olarak dikkatle takip edilecek.
Ağustosta TÜFE’nin aylık bazda %0,4 artması ve yıllık enflasyonun %3,4’te sabit kalması bekleniyor. Bu tahminlerden daha yüksek bir veri gelmesi halinde “daha şahin FED” beklentisinin artabileceği ve bunun da kıymetli metaller üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.
"DESTEK VE DİRENÇ OLARAK DİKKAT ÇEKİLİYOR"
Analistler, ons fiyatında ocak-haziran düşüşünün ardından başlayan yükselişte, %23,6 FİBO seviyesine işaret eden 4.335 doların destek ve %38,2 FİBO noktasının bulunduğu 4.576 doları direnç olarak gösteriyor.
Öte yandan 50 günlük hareketli ortalamanın konumlandığı 4.285 dolar ve 200 günlük ortalamaya işaret eden 4.534 dolar seviyelerine de destek ve direnç olarak dikkat çekiliyor.
"GRAMDA SINIRLI DÜŞÜŞ"
Bu arada spot piyasada işlem gören gram altın fiyatı da geçen hafta 6.647 TL-7.006 TL gibi geniş bir aralıkta dalgalandı. Hafta kapanışı ise %-0,12 değer kaybı ile 6.898 TL’den gerçekleşti. Gram fiyatında “hafta kapanışı” itibarıyla stabil görünüm öne çıktı.
<p>Küresel piyasalarda ons altın fiyatı bu hafta %-0,56 geriledi ve 4.430 dolardan kapanış yaptı. Ons, oldukça dalgalı geçen haftada en düşük 4.282 dolar ve en yüksek 4.511 doları test etti. Cuma kapanışı itibarıyla iki haftalık düşüş serisinin gerçekleştiği ons altın; 200 günlük ortalamanın bulunduğu 4.534 doların altında kaldı. Ancak fiyatların 4.340 dolardan geçen önceki düşüş trendinin üzerine dönüş yapması olumlu karşılandı.</p>
<p>"SON ÜÇ HAFTANIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ"</p>
<p>Altın fiyatlarını etkileyen gelişmelere bakıldığında; petrol fiyatları, ABD verileri ve FED beklentileri öne çıktı. ABD-İran geriliminin yeniden çatışmalara dönmesi ile birlikte petrol fiyatı 95 doları aştı ve küresel tahvil faizleri yükseldi. Bu gelişme ile haftanın ilk yarısında ons altın 4.282 dolar ile son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi.</p>
<p>"TABLOYU YENİDEN TERSİNE ÇEVİRDİ"</p>
<p>Hafta ortasında FED Üyesi Waller’ın “güvercin” mesajları, 16 Eylül’deki kritik FED kararı öncesinde “faiz artışı olasılığını” düşürerek, altında güçlü tepki alımını tetikledi.<br>
Cuma günü ABD’de tarım dışı istihdam verisinin 55 bin beklentiye karşı 162 bin kişi artması ise tabloyu yeniden tersine çevirdi. Son durumda piyasalar FED’den bu ay faiz artışı ihtimalini %60’a yakın bir oranla fiyatlıyor.</p>
<p>"KIYMETLİ METALLER ÜZERİNDEKİ BASKI"</p>
<p>Bu arada altın yatırımcısının gözü gelecek hafta 11 Eylül Cuma günü açıklanacak ABD ağustos ayı TÜFE verisine çevrildi. Bu veri, FED’in 16 Eylül’deki faiz kararı öncesinde açıklanacak son rakam olarak dikkatle takip edilecek.<br>
Ağustosta TÜFE’nin aylık bazda %0,4 artması ve yıllık enflasyonun %3,4’te sabit kalması bekleniyor. Bu tahminlerden daha yüksek bir veri gelmesi halinde “daha şahin FED” beklentisinin artabileceği ve bunun da kıymetli metaller üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.</p>
<p>"DESTEK VE DİRENÇ OLARAK DİKKAT ÇEKİLİYOR"</p>
<p>Analistler, ons fiyatında ocak-haziran düşüşünün ardından başlayan yükselişte, %23,6 FİBO seviyesine işaret eden 4.335 doların destek ve %38,2 FİBO noktasının bulunduğu 4.576 doları direnç olarak gösteriyor.<br>
Öte yandan 50 günlük hareketli ortalamanın konumlandığı 4.285 dolar ve 200 günlük ortalamaya işaret eden 4.534 dolar seviyelerine de destek ve direnç olarak dikkat çekiliyor.</p>
<p>"GRAMDA SINIRLI DÜŞÜŞ"</p>
<p>Bu arada spot piyasada işlem gören gram altın fiyatı da geçen hafta 6.647 TL-7.006 TL gibi geniş bir aralıkta dalgalandı. Hafta kapanışı ise %-0,12 değer kaybı ile 6.898 TL’den gerçekleşti. Gram fiyatında “hafta kapanışı” itibarıyla stabil görünüm öne çıktı.</p>
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan başkanvekilliği seçimini CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya kazanmış, AK Parti'nin itirazı üzerine seçim mahkeme seçimi iptal etmiş, CHP'nin son itirazı da mahkeme tarafından reddedilmişti.
SEÇİM ÖNCESİ DENGELER DEĞİŞTİ
Yenilenecek seçim öncesinde 4 CHP'li meclis üyesi (Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta) partisinden istifa ederek AK Parti'ye katıldı. Ardından 3 belediye meclis üyesinin gözaltına alınması, seçim sürecini daha da kritik hale getirdi.
4 üyenin AK Parti'ye geçmesiyle birlikte Üsküdar Belediye Meclisi'nde CHP'nin sandalye sayısı 23'e gerilerken, Cumhur İttifakı'nın sandalye sayısı ise 21'e yükseldi. Böylece bugün yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde meclisteki sandalye dengesi de yeniden şekillenmiş oldu.
Gözaltındaki 3 CHP'li üyenin oy kullanamaması halinde CHP tarafında seçime katılabilecek üye sayısı 20'ye düşecek.
SEÇİM BUGÜN; GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI
İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Meclisi'nin başkanvekilini belirlemek üzere 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.00'da toplanmasının uygun görüldüğünü açıkladı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise, meclis üyeleri gözaltındayken seçim yapılmasına tepki gösterdi.
Bugün yapılacak seçim öncesinde polis ekipleri de sabahın erken saatlerinden itibaren belediye binası önünde güvenlik önlemi aldı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Üsküdar'da bugün gerçekleştirilecek etkinlik nedeniyle bazı yollarda ulaşım kısıtlamasına gidileceğini duyurdu. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından alınan tedbirler kapsamında Çavuşdere Caddesi'nin, Hayrettin Çavuş Sokak ile Hatmi Sokak ve Evliya Hoca Sokak arasında kalan bölümü saat 07.00'den etkinlik sona erene kadar araç trafiğine kapalı olacak.
Sürücülerin ulaşımda Dr. Fahri Atabey ve Selami Ali Efendi caddeleri ile Evliya Hoca ve Hatmi sokaklarını alternatif güzergah olarak kullanmaları istendi.
CHP VE YENİ PARTİ'DEN ORTAK AÇIKLAMA
Üsküdar'da seçim tekrarı öncesinde CHP ve YENİ Parti ilçe başkanlarından dikkat çeken bir açıklama geldi. CHP Üsküdar İlçe Başkanı Zerrin Civandağ ile YENİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü, meclis üyeleriyle birlikte seçimde ortak hareket edeceklerini belirterek, "Üsküdar'ı masa başı oyunlarıyla AK Parti'ye vermeyeceğiz." mesajı verdi.
Yapılan ortak açıklamada, “Halkımızın oylarıyla kazandığımız seçimi masa başında AK Parti'ye vermemek için bütün meclis üyelerimizle birlikte ortak davranacağımızı ve Üsküdar’ı vermeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız. Üsküdar'ı AK Parti'ye vermeyeceğiz, halkın iradesine sahip çıkacağız." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, seçim sürecinde yaşanan bazı gelişmelere de tepki gösterildi. Açıklamada, 4 Belediye Meclis üyesinin AK Parti'ye geçmesi ile 3 meclis üyesinin yenilenecek seçim öncesinde gözaltına alınmasının siyasi sürecin bir parçası olduğu iddia edildi.
<p>Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan başkanvekilliği seçimini CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya kazanmış, AK Parti'nin itirazı üzerine seçim mahkeme seçimi iptal etmiş, CHP'nin son itirazı da mahkeme tarafından reddedilmişti.</p>
<p>SEÇİM ÖNCESİ DENGELER DEĞİŞTİ</p>
<p>Yenilenecek seçim öncesinde 4 CHP'li meclis üyesi (Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta) partisinden istifa ederek AK Parti'ye katıldı. Ardından 3 belediye meclis üyesinin gözaltına alınması, seçim sürecini daha da kritik hale getirdi.</p>
<p>4 üyenin AK Parti'ye geçmesiyle birlikte Üsküdar Belediye Meclisi'nde CHP'nin sandalye sayısı 23'e gerilerken, Cumhur İttifakı'nın sandalye sayısı ise 21'e yükseldi. Böylece bugün yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde meclisteki sandalye dengesi de yeniden şekillenmiş oldu.</p>
<p>SEÇİM BUGÜN; GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI</p>
<p>İstanbul Valiliği, Üsküdar Belediye Meclisi'nin başkanvekilini belirlemek üzere 5 Eylül Cumartesi günü saat 10.00'da toplanmasının uygun görüldüğünü açıkladı.</p>
<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise, meclis üyeleri gözaltındayken seçim yapılmasına tepki gösterdi.</p>
<p>Bugün yapılacak seçim öncesinde polis ekipleri de sabahın erken saatlerinden itibaren belediye binası önünde güvenlik önlemi aldı.</p>
<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Üsküdar'da bugün gerçekleştirilecek etkinlik nedeniyle bazı yollarda ulaşım kısıtlamasına gidileceğini duyurdu. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından alınan tedbirler kapsamında Çavuşdere Caddesi'nin, Hayrettin Çavuş Sokak ile Hatmi Sokak ve Evliya Hoca Sokak arasında kalan bölümü saat 07.00'den etkinlik sona erene kadar araç trafiğine kapalı olacak.</p>
<p>Sürücülerin ulaşımda Dr. Fahri Atabey ve Selami Ali Efendi caddeleri ile Evliya Hoca ve Hatmi sokaklarını alternatif güzergah olarak kullanmaları istendi.</p>
<p>CHP VE YENİ PARTİ'DEN ORTAK AÇIKLAMA</p>
<p>Üsküdar'da seçim tekrarı öncesinde CHP ve YENİ Parti ilçe başkanlarından dikkat çeken bir açıklama geldi. CHP Üsküdar İlçe Başkanı Zerrin Civandağ ile YENİ Parti Üsküdar İlçe Başkanı Berk Tütüncü, meclis üyeleriyle birlikte seçimde ortak hareket edeceklerini belirterek, "Üsküdar'ı masa başı oyunlarıyla AK Parti'ye vermeyeceğiz." mesajı verdi.</p>
<p>Yapılan ortak açıklamada, “Halkımızın oylarıyla kazandığımız seçimi masa başında AK Parti'ye vermemek için bütün meclis üyelerimizle birlikte ortak davranacağımızı ve Üsküdar’ı vermeyeceğimizi kamuoyu ile paylaşırız. Üsküdar'ı AK Parti'ye vermeyeceğiz, halkın iradesine sahip çıkacağız." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, seçim sürecinde yaşanan bazı gelişmelere de tepki gösterildi. Açıklamada, 4 Belediye Meclis üyesinin AK Parti'ye geçmesi ile 3 meclis üyesinin yenilenecek seçim öncesinde gözaltına alınmasının siyasi sürecin bir parçası olduğu iddia edildi.</p>
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden tırmanmaya başlarken, Yemen ordusu temmuz ayından bu yana ilk kez Husilerin mevzilerini bombaladı.
Yemen Ordusu Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, "Silahlı kuvvetlerimize ait savaş uçakları, Taiz ve Hudeyde vilayetlerinin batı sahil cephelerinde terörist Husilerin mevzi, toplanma alanları ve askeri araçlarına 15'ten fazla hava saldırısı düzenledi." ifadeleri kullanıldı.
Savaş uçaklarının kara birliklerine hava desteği sağladığı ve Taiz'in batısındaki Hays cephesinde Husilere ait mevzilerin temmuzdan bu yana ilk kez hava saldırısıyla hedef alındığı ifade edildi. Saldırılara ilişkin ayrıntı verilmedi ancak bölgedeki bazı kaynaklar çok sayıda can kaybı olduğunu duyurdu.
Yemen'in batısındaki Taiz ve Hudeyde'de 2 gündür hükümet güçleri ile Husiler arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.
Türkiye ve İsrail arasındaki gerilim devam ederken Arap basını, dikkat çeken bir iddiayı ortaya attı. Al Arabiya'nın Washington'daki kaynaklara dayandırdığı habere göre, Türkiye ile İsrail arasında Suriye üzerindeki nüfuz mücadelesi giderek daha belirgin hale geldiği ileri sürüldü.
İsrail'in aylar önce ABD yönetimine, ayrıca hem doğrudan hem de Washington aracılığıyla Ankara'ya, "Suriye topraklarında Türk askeri varlığına karşı olduğunu bildirdiği" öne sürülürken Türkiye’nin yeni Suriye hükümetiyle birçok alanda rol üstlenebileceği görüşünde olduğu aktarıldı.
"İSRAİL TÜRKİYE’Yİ ABD’YE ŞİKAYET ETTİ" İDDİASI
Haberde; Ankara’nın Suriye'deki askeri faaliyetleri konusunda İsrail'den çeşitli mesajlar aldığı ancak buna rağmen askeri konuşlanmayı belirli ölçekte sürdürmeye devam ettiği iddia edildi. İsrail güçlerinin Türk ordusunun hareketlerini yakından takip ettiği, Netanyahu hükümetinin Ankara'nın faaliyetlerini, Ebu Zuhur Hava Üssü'nde askeri konuşlanma girişimi olarak değerlendirdiği de kaydedildi.
Al Arabiya kaynakları, İsrail'in Washington'a, Türk ordusunun bölgedeki konuşlanmasını içeren fotoğraflar, bilgiler ve belgeler göndererek şikayette bulunduğunu iddia etti.
İsrail savaş uçakları, yaklaşık iki hafta önce Suriye'deki söz konusu havalimanına saldırı düzenlerken kaynakların, Tel Aviv'in, Türkiye ve Suriye ile gerilimin ulaştığı noktayı ciddi bir mesele olarak gördüğünü aktardığı ifade edildi.
Cumhuriyet'in aktardığına göre, söz konusu haberde İsrail'in temel kaygısının yalnızca Türk askerlerinin Suriye'deki varlığı olmadığı kaydedilirken Washington'daki diplomatik kaynaklara göre Türkiye, ABD yönetimi içerisindeki bazı isimlerin, özellikle ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın desteğiyle Suriye'de daha büyük bir rol üstlenmek istiyor.
İsrail ise Türkiye'nin Suriye üzerindeki nüfuzunun, ülkenin geleceğini şekillendirebileceği konusunda hem Washington'ı hem de Şam yönetimini uyardığı iletildi. Haberde, geçen ay Amman'da yapılan görüşmelerde İsrail tarafının Suriyelilere verdiği mesajlardan birinin "Türkiye'nin sizi kullanmasına izin vermeyin." olduğu ileri sürüldü.
Öte yandan İsrail'in, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın izlediği politikadan da rahatsız olduğu ifade edilirken Washington’un ise Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin yükseldiği dönemde iki müttefiki arasında tarafsız bir konumda görünmeye çalıştığı kaydedildi.
<p>Al Arabiya, İsrail'in Türkiye'nin Suriye'deki askeri faaliyetlerine ilişkin fotoğraf, bilgi ve belgeleri Washington'a ileterek şikâyette bulunduğunu öne sürdü. Haberde, İsrail'in Ankara'nın Suriye'deki artan nüfuzundan rahatsız olduğu ve Şam yönetimini Türkiye konusunda uyardığı iddia edildi.</p>
Lübnan'da demir yolları ve limanlarla ilgili çalışmaları değerlendiren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Fayiz Rasamni, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim ve bunun dünya ticaretine yansımalarının sürdüğü bir zamanda Lübnan limanlarının önemini artırdığını belirtti.
Rasamni, "Lübnan limanları bölgede inşası süren tüm yeni rotaların temeli. Bu limanların geliştirilmesi ve bunların Türkiye, Suriye ve Körfez'deki bölgesel ulaşım ağlarına bağlanması Lübnan'ın ticari rolünü artıracak bir fırsat." dedi.
Lübnanlı Bakan, limanları ve onların altyapısını geliştirmenin yanı sıra Körfez, Irak ve Türkiye'ye kadar uzanan bölgesel bir ağa ulaşmak amacıyla Suriye ile demir yolu bağlantısı üzerinde çalıştıklarını dile getirdi.
LİMANLARIN KAPASİTESİ ARTACAK
Bölgedeki su yollarında özellikle Hürmüz ve Babu'l Mendeb Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin, Lübnan limanlarının önemini ve yatırım çekme kabiliyetini artırdığına dikkati çeken Rasamni, Beyrut ve Trablus limanlarıyla ilgili verileri ve geleceğe dair planlarıyla ilgili şunları söyledi:
"Beyrut Limanı'nın kapasitesi şu anda yaklaşık yıllık 1,2 milyon konteyner. Bunu yaklaşık 3 milyon konteynere çıkarmak için çalışıyoruz. Trablus Limanı'nın kapasitesini ise yaklaşık 300 bin konteynerden bir milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz."
Rasamni, limanların yerel pazar ve üretime hizmet ettiğini kaydederek, asıl fırsat yaratacak durumun, bu limanların bölgesel transit ağlarına bağlanması olduğunu ifade etti.
Lübnan'ın demir yollarıyla ilgili projesinden de bahseden Rasamni, "Demir yolu hatlarının yeniden işletilmesi yalnızca Lübnan ile Suriye'yi birbirine bağlamayı değil, Lübnan limanlarını bölgesel ağlar üzerinden Körfez, Irak ve Türkiye pazarlarına bağlamayı hedefliyoruz." dedi.
Rasamni, Lübnan karayollarının mal ve ürün nakliyesindeki artışı karşılayamayacağını kaydederek, öncelikle işin Lübnan limanlarının ve altyapısının faaliyete geçirilmesi olduğuna değindi.
Lübnanlı Bakan, Trablus Limanı'nı Suriye sınırına ardından da Suriye demir yolu ağına bağlamanın, nakliyeyi kolaylaştıracağını ve tüccarlara ek seçenekler sunacağını vurgulayarak, demir yollarının da bu çözümlerden biri olduğunu söyledi.
BÖLGESEL KORİDOR KURULACAK
Projeyi Suriye ile Lübnan'ın birbirine bağlanmasıyla sınırlandırmanın istenen ekonomik faydayı sağlamayacağını dile getiren Rasamni, "Fayda, Lübnan ve Suriye limanları Basra Körfezi, Irak ve Türkiye'ye bağlandığında gerçekleşir. İşte o zaman hepimiz birbirimize bağlanırız ve ekonomik fayda da, yatırımcıları demir yolu bağlantısına yatırım yapmaya motive eder." diye konuştu.
"Türkiye'nin, Avrupa, Körfez ve Suriye'ye yakınlığı ve demir yolu ağının gelişmiş olması nedeniyle çok büyük bir rolü var." diyen Rasamni, Türkiye'nin gelecekteki herhangi bir bölgesel ulaşım ağında kilit bir rol oynayacağına dikkati çekti.
Rasamni, bu ve benzeri projelerde Ankara'nın kendilerine yardımcı olacağına güvendiklerini dile getirdi.
Rasamni ayrıca, bir davet aldığını ve projeyi ve diğer konuları görüşmek üzere yakında Ankara'ya gideceğini kaydetti.
<p>Lübnan'da demir yolları ve limanlarla ilgili çalışmaları değerlendiren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Fayiz Rasamni, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilim ve bunun dünya ticaretine yansımalarının sürdüğü bir zamanda Lübnan limanlarının önemini artırdığını belirtti.</p>
<p>Rasamni, "Lübnan limanları bölgede inşası süren tüm yeni rotaların temeli. Bu limanların geliştirilmesi ve bunların Türkiye, Suriye ve Körfez'deki bölgesel ulaşım ağlarına bağlanması Lübnan'ın ticari rolünü artıracak bir fırsat." dedi.</p>
<p>Lübnanlı Bakan, limanları ve onların altyapısını geliştirmenin yanı sıra Körfez, Irak ve Türkiye'ye kadar uzanan bölgesel bir ağa ulaşmak amacıyla Suriye ile demir yolu bağlantısı üzerinde çalıştıklarını dile getirdi.</p>
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile savaşın ardından Orta Doğu politikasına yön verecek yeni bir strateji üzerinde çalıştığı iddia edildi.
ABD merkezli Axios’un iki ABD’li yetkili ve konuya ilişkin bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, henüz ilk aşamalarında bulunan planın Trump’ın görev süresinin kalan bölümünde Washington’ın bölge politikasının temelini oluşturması hedefleniyor.
Taslak çalışmanın, Trump yönetimindeki üst düzey siyasi kadrolar ile çeşitli kurumlar tarafından yürütüldüğü ve Trump’ın son haftalarda danışmanlarıyla konuya ilişkin iki toplantı gerçekleştirdiği öne sürüldü.
ÜÇ ANA BAŞLIK ÜZERİNDE DURULUYOR
Axios’un aktardığı bilgilere göre planın üç temel başlık etrafında şekillendirilmesi değerlendiriliyor.
Bunlardan ilki, İran’ın bölgedeki etkisini sınırlandırmak amacıyla ABD’nin bölgesel müttefikleri arasında Washington’ın garantörlüğünde daha güçlü bir iş birliği ve uyum mekanizması oluşturulması.
İkinci başlıkta ise Trump’ın Gazze planının bir sonraki aşamasının güvence altına alınması, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına ulaşılması ve İsrail-Lübnan arasındaki anlaşmanın uygulanmasının sağlanması yer alıyor.
Planın üçüncü ayağını ise İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki normalleşmenin genişletilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamının genişletilmesi ve Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşmasına varılması hedefleniyor.
İSRAİL VE ABD SEÇİMLERİ DE HESAPTA
Haberde, stratejinin şekillendirilmesinde İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimleri ile ABD’de kasım ayında düzenlenmesi beklenen ara seçimlerin de dikkate alındığı belirtildi.
Trump yönetiminin, seçimlerin ardından kurulacak İsrail hükümetinin Washington’ın savaş sonrası Orta Doğu stratejisiyle iş birliği yapabilecek bir yapıda olmasını umduğu aktarıldı. Ancak bazı ABD’li yetkililerin, Trump’ın İsrail’deki seçim sonuçlarından bağımsız olarak planı hayata geçirmeye çalışacağını ifade ettiği öne sürüldü.
TRUMP: ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ŞEY
Axios, Trump’ın özel görüşmelerinde İran ile savaşın ardından Orta Doğu’da "çok daha büyük bir şey" üzerinde çalıştığını söylediğini iddia etti.
Kaynaklardan biri, strateji taslağının tamamlanmasının birkaç hafta daha sürebileceğini belirterek çalışmanın henüz sonuçlandırılmadığını aktardı. Beyaz Saray ise, Axios’un konuya ilişkin sorularına yorum yapmadı.
Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskıyı sürdürdüğü bir dönemde hazırlanan taslak, savaş sonrasında bölgedeki güvenlik, diplomasi ve ittifakların yeniden şekillendirilmesine yönelik olası yol haritası olarak değerlendiriliyor.
<p>ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile savaşın ardından Orta Doğu politikasına yön verecek yeni bir strateji üzerinde çalıştığı iddia edildi.</p>
<p>ABD merkezli Axios’un iki ABD’li yetkili ve konuya ilişkin bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, henüz ilk aşamalarında bulunan planın Trump’ın görev süresinin kalan bölümünde Washington’ın bölge politikasının temelini oluşturması hedefleniyor.</p>
<p>Taslak çalışmanın, Trump yönetimindeki üst düzey siyasi kadrolar ile çeşitli kurumlar tarafından yürütüldüğü ve Trump’ın son haftalarda danışmanlarıyla konuya ilişkin iki toplantı gerçekleştirdiği öne sürüldü.</p>
<p>ÜÇ ANA BAŞLIK ÜZERİNDE DURULUYOR</p>
<p>Axios’un aktardığı bilgilere göre planın üç temel başlık etrafında şekillendirilmesi değerlendiriliyor.</p>
<p>Bunlardan ilki, İran’ın bölgedeki etkisini sınırlandırmak amacıyla ABD’nin bölgesel müttefikleri arasında Washington’ın garantörlüğünde daha güçlü bir iş birliği ve uyum mekanizması oluşturulması.</p>
<p>İkinci başlıkta ise Trump’ın Gazze planının bir sonraki aşamasının güvence altına alınması, İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşmasına ulaşılması ve İsrail-Lübnan arasındaki anlaşmanın uygulanmasının sağlanması yer alıyor.</p>
<p>Planın üçüncü ayağını ise İsrail ile bölge ülkeleri arasındaki normalleşmenin genişletilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda İbrahim Anlaşmaları’nın kapsamının genişletilmesi ve Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşmasına varılması hedefleniyor.</p>
<p>İSRAİL VE ABD SEÇİMLERİ DE HESAPTA</p>
<p>Haberde, stratejinin şekillendirilmesinde İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimleri ile ABD’de kasım ayında düzenlenmesi beklenen ara seçimlerin de dikkate alındığı belirtildi.</p>
<p>Trump yönetiminin, seçimlerin ardından kurulacak İsrail hükümetinin Washington’ın savaş sonrası Orta Doğu stratejisiyle iş birliği yapabilecek bir yapıda olmasını umduğu aktarıldı. Ancak bazı ABD’li yetkililerin, Trump’ın İsrail’deki seçim sonuçlarından bağımsız olarak planı hayata geçirmeye çalışacağını ifade ettiği öne sürüldü.</p>
<p>TRUMP: ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ŞEY</p>
<p>Axios, Trump’ın özel görüşmelerinde İran ile savaşın ardından Orta Doğu’da "çok daha büyük bir şey" üzerinde çalıştığını söylediğini iddia etti.</p>
<p>Kaynaklardan biri, strateji taslağının tamamlanmasının birkaç hafta daha sürebileceğini belirterek çalışmanın henüz sonuçlandırılmadığını aktardı. Beyaz Saray ise, Axios’un konuya ilişkin sorularına yorum yapmadı.</p>
<p>Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskıyı sürdürdüğü bir dönemde hazırlanan taslak, savaş sonrasında bölgedeki güvenlik, diplomasi ve ittifakların yeniden şekillendirilmesine yönelik olası yol haritası olarak değerlendiriliyor.</p>
Kızıldeniz'deki yeni güç dengeleri İspanya basınının gündemine girdi. Güvenlik ve savunma alanında yayın yapan Digital Shield'da eski subay ve güvenlik uzmanı Cuerda Riva imzasıyla yayımlanan analizde, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gelişen askeri iş birliği mercek altına alındı.
Analizde, üç ülke arasında gelecekte gerçekleştirilmesi öngörülen deniz tatbikatlarının sıradan bir askeri faaliyet olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekildi.
İspanyol gazete, söz konusu iş birliğini "Batılı güçlerin tarihsel olarak denetiminde bulunan bir bölgede alternatif güvenlik mimarisinin sahneye konulması" olarak nitelendirdi. Türkiye'nin yeni savunma yapılanmasındaki rolüne ilişkin gazete, "Türkiye, kilit teknolojilerin geliştirilmesine öncülük ediyor. Bayraktar ve AKINCI insansız hava araçları, KAAN beşinci nesil savaş uçağı ve Ada sınıfı korvetler bu gücün önemli parçaları" değerlendirmesini paylaştı.
"MISIR DA KATILIRSA DENGELER DEĞİŞEBİLİR"
Analizin dikkat çeken bölümlerinden biri Mısır'ın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki iş birliğine dahil olma ihtimali oldu.
Kahire'nin Kızıldeniz'in kuzey girişindeki Süveyş Kanalı üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken Digital Shield, Mısır'ın katılımının mevcut askeri iş birliğini çok daha geniş çaplı bir bölgesel yapıya dönüştürebileceğini açıkladı.
Yazıda Suudi Arabistan'ın finansal gücü, Türkiye'nin sanayi ve teknoloji kapasitesi, Pakistan'ın askeri birikimi ve nükleer caydırıcılığı ile Mısır'ın coğrafi konumu ve askeri kapasitesinin aynı denklemde buluşabileceği ifade edildi.
"SADECE ABD VE ÇİN'İN ULAŞABİLECEĞİ BİR DENİZ GÜCÜ"
İspanyol yayın, özellikle Türkiye ile Mısır'ın askeri kapasitesinin birleşmesi halinde oluşabilecek güce dair şunları paylaştı:
"Türk deniz teknolojisi ve savunma sanayisinin, Mısır donanmasının kritik kütlesi, üsleri ve gemileriyle birleşmesi, sadece iki büyük gücün, ABD ve Çin'in ulaşabileceği caydırıcı bir deniz gücü oluşturacaktır."
Analizde Mısır'ın da dahil olması halinde Süveyş Kanalı ile Bab el-Mandeb Boğazı arasındaki stratejik hattın öneminin daha da artacağı, oluşacak yapının Avrupa ile Asya arasındaki ticaret güzergahlarında önemli bir ağırlık kazanabileceği öne sürüldü.
Digital Shield, olası yeni güvenlik mimarisinin Washington açısından da dikkatle izleneceğini belirtti.
İspanyol yayın, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini koordine edebilme kapasitesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu ülkeler, uluslararası ticaretin en kritik arterlerinden birinin güvenliğini koordine etmek için artık NATO'nun iznine veya liderliğine ihtiyaç duymadıklarını gösteriyorlar."
Analizde bunun bir taraftan ABD Beşinci Filosunun Kızıldeniz'deki operasyonel yükünü azaltabileceği, diğer taraftan Washington açısından bölgedeki siyasi etkinliğin azalması anlamına gelebileceği ileri sürüldü.
HİNDİSTAN İÇİN TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ VURGUSU
İspanyol yayın, yeni denklemin Hindistan açısından neden olabileceği sonuçlara da geniş yer ayırdı. Türkiye'nin savunma teknolojilerindeki kapasitesinin özellikle Yeni Delhi tarafından yakından takip edileceği hatırlattı:
"Türkiye, kilit teknolojilerin geliştirilmesine öncülük ederken, Suudi Arabistan ise seri üretimi finanse ediyor. Pakistan ve Mısır, bu birleşik tedarik zincirine ve istihbarata öncelikli erişim hakkı kazanırsa, Hindistan'ın Pakistan üzerinde konvansiyonel askeri üstünlüğünü sürdürme çabası önemli ölçüde daha maliyetli hale gelecektir"
Analizde Hindistan'ın buna karşı Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile savunma bağlarını güçlendirdiği ve Akdeniz'deki askeri faaliyetlerini artırdığı da kaydedildi.
Ayrıca "Basit bir iş birliği anlaşmasına değil, gezegenin en sıcak bölgelerinden birinde güvenlik koşullarını belirleyebilecek yeni bir bölgesel çok kutuplu düzenin doğuşuna tanık olacağız" ifadelerine yer verildi.
<p>Kızıldeniz'deki yeni güç dengeleri İspanya basınının gündemine girdi. Güvenlik ve savunma alanında yayın yapan Digital Shield'da eski subay ve güvenlik uzmanı Cuerda Riva imzasıyla yayımlanan analizde, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında gelişen askeri iş birliği mercek altına alındı.</p>
<p>Analizde, üç ülke arasında gelecekte gerçekleştirilmesi öngörülen deniz tatbikatlarının sıradan bir askeri faaliyet olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekildi.</p>
<p>İspanyol gazete, söz konusu iş birliğini "Batılı güçlerin tarihsel olarak denetiminde bulunan bir bölgede alternatif güvenlik mimarisinin sahneye konulması" olarak nitelendirdi. Türkiye'nin yeni savunma yapılanmasındaki rolüne ilişkin gazete, "Türkiye, kilit teknolojilerin geliştirilmesine öncülük ediyor. Bayraktar ve AKINCI insansız hava araçları, KAAN beşinci nesil savaş uçağı ve Ada sınıfı korvetler bu gücün önemli parçaları" değerlendirmesini paylaştı.</p>
<p>"MISIR DA KATILIRSA DENGELER DEĞİŞEBİLİR"</p>
<p>Analizin dikkat çeken bölümlerinden biri Mısır'ın Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki iş birliğine dahil olma ihtimali oldu.</p>
<p>Kahire'nin Kızıldeniz'in kuzey girişindeki Süveyş Kanalı üzerindeki stratejik konumuna dikkat çeken Digital Shield, Mısır'ın katılımının mevcut askeri iş birliğini çok daha geniş çaplı bir bölgesel yapıya dönüştürebileceğini açıkladı.</p>
<p>Yazıda Suudi Arabistan'ın finansal gücü, Türkiye'nin sanayi ve teknoloji kapasitesi, Pakistan'ın askeri birikimi ve nükleer caydırıcılığı ile Mısır'ın coğrafi konumu ve askeri kapasitesinin aynı denklemde buluşabileceği ifade edildi.</p>
<p>"SADECE ABD VE ÇİN'İN ULAŞABİLECEĞİ BİR DENİZ GÜCÜ"</p>
<p>İspanyol yayın, özellikle Türkiye ile Mısır'ın askeri kapasitesinin birleşmesi halinde oluşabilecek güce dair şunları paylaştı:</p>
<p>"Türk deniz teknolojisi ve savunma sanayisinin, Mısır donanmasının kritik kütlesi, üsleri ve gemileriyle birleşmesi, sadece iki büyük gücün, ABD ve Çin'in ulaşabileceği caydırıcı bir deniz gücü oluşturacaktır."</p>
<p>Analizde Mısır'ın da dahil olması halinde Süveyş Kanalı ile Bab el-Mandeb Boğazı arasındaki stratejik hattın öneminin daha da artacağı, oluşacak yapının Avrupa ile Asya arasındaki ticaret güzergahlarında önemli bir ağırlık kazanabileceği öne sürüldü.</p>
<p>Digital Shield, olası yeni güvenlik mimarisinin Washington açısından da dikkatle izleneceğini belirtti.</p>
<p>İspanyol yayın, bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini koordine edebilme kapasitesine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>"Bu ülkeler, uluslararası ticaretin en kritik arterlerinden birinin güvenliğini koordine etmek için artık NATO'nun iznine veya liderliğine ihtiyaç duymadıklarını gösteriyorlar."</p>
<p>Analizde bunun bir taraftan ABD Beşinci Filosunun Kızıldeniz'deki operasyonel yükünü azaltabileceği, diğer taraftan Washington açısından bölgedeki siyasi etkinliğin azalması anlamına gelebileceği ileri sürüldü.</p>
İspanya LaLiga'nın 4. haftasında Real Betis ile Real Madrid, Estadio de La Cartuja'da karşı karşıya geldi. Real Betis, Troy Parrott'un 81. dakikada attığı golle karşılaşmadan 1-0 galip ayrıldı.
Real Madrid'de Kylian Mbappe, 90+4. dakikada penaltıdan yararlanamadı.
ARDA GÜLER 64 DAKİKA OYNADI
Real Madrid'de Arda Güler, karşılaşmaya ilk 11'de başladı ve 64 dakika sahada kaldı.
Bu sonucun ardından iki takım da haftayı 9 puanla tamamladı.
Real Madrid; önümüzdeki hafta UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Inter'i, ligde ise Rayo Vallecano'yu ağırlayacak. Real Betis; UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Lille'e, ardından ligde Villarreal'e konuk olacak.
SON DAKİKA HABERİ: Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile bir araya gelen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, görüşmenin ardından Türkiye ve Yunanistan ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.
'ANKARA BİZİMLE İYİ GEÇİNMELİ'
Türkiye'nin Avrupa yolunu güçlendirmek istediklerini belirten Miçotakis, "Güçlenmesini istediğimiz Türkiye'nin Avrupa yolculuğu, Yunanistan'la iyi komşuluk ilişkileri kurulmasıyla birlikte ilerlemeli. Ankara bizimle iyi geçinmeli." dedi.
'AKTİF BİR SAVAŞ TEHDİDİ OLMAMALI'
Türkiye'nin ilan ettiği deniz milli parklarına atıfta bulunarak Yunanistan'ın egemenliğinin sorgulanmaması gerektiğini anlatan Miçotakis, "Aktif bir savaş tehdidi olmamalı ve egemenliğimiz sorgulanmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Ülkesinin savunma politikalarına yönelik eleştirilere de değinen Miçotakis, şunları kaydetti:
"Vatanım barışçıl bir ülkedir ve kimseye tehdit oluşturmaz. Savunmasını nasıl güçlendireceğine dair kimseden öneri kabul etmeyecektir."
İSRAİL İLE 3 MİLYAR EUROLUK SAVUNMA ANLAŞMASI
Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in açıklamalarının, İsrail ile imzalanan dev savunma anlaşmasının ardından gelmesi dikkati çekti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti ile Yunanistan arasında 31 Ağustos'ta yaklaşık 3 milyar euro değerinde Aşil Kalkanı hava savunma anlaşması imzalanmıştı.
İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu mutabakatı iki ülke arasındaki bugüne kadarki en büyük savunma ihracatı ve İsrail tarihinin en büyük anlaşmalarından biri olarak nitelendirmişti.
<p>İsrail ile 3 milyar euroluk hava savunma anlaşması imzalayan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, "Türkiye'nin Avrupa yolculuğu, Yunanistan'la iyi komşuluk ilişkileri kurulmasıyla birlikte ilerlemeli. Ankara bizimle iyi geçinmeli." dedi.</p>
Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile büyükelçilik atamaları gerçekleştirildi.
Kararnameyle yeni büyükelçilik görevlerine atanan isimler şu şekilde sıralandı:
Burundi Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Teftiş Kurulu Üyesi Haydar Kerem Divanlıoğlu atandı.
Filipinler Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Kaan Esener atandı.
Finlandiya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Bahreyn Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Ayşe Hilal Sayan Koytak atandı.
Bahreyn Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Cumhurbaşkanı Danışmanı Necati Sancaktutan atandı.
Umman Sultanlığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, İran ile İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Ergani atandı.
Namibya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Fikriye Aslı Güven atandı.
Kore Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Sudan Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fatih Yıldız atandı.
Sudan Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Gambiya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fahri Türker Oba atandı.
Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Somali Federal Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Alper Aktaş atandı.
Somali Federal Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Mozambik Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Ferhat Alkan atandı.
Gambiya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Diplomatik Arşiv Genel Müdür Yardımcısı Özgür Gökmen atandı.
Mozambik Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ayça Oşafoğlu İnam atandı.
Yayımlanan 2026/285 ve 2026/286 sayılı kararlara göre, Burundi Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Alp Işıklı ve Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fatih Ulusoy merkeze alındı.
<p>Cumhurbaşkanı kararıyla Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan da görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.</p>
Olay, saat 22.30 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede denetim yapan sivil trafik polisleri, korsan taksicilik yaptığı belirlenen Ekrem A.'nın kullandığı otomobili durdurdu. Ekrem A. hakkında işlem yapılırken, aracının trafikten men edileceği bildirildi.
TRAFİK POLİSİNİ ŞEHİT ETTİ
Bunun üzerine Ekrem A., belinden çıkardığı silahla trafik polisi Mehmet Ali Topatan'a ateş etti. Sırtından vurulan Mehmet Ali Topatan ağır yaralanırken, Ekrem A. daha sonra aynı silahla kendisini vurdu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerinde yapılan ilk müdahaleleri yapılan Ekrem A. ile polis memuru Mehmet Ali Topatan, Esenyurt Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine sevk edilen polis ekiplerinin incelemesi sürerken, Ekrem A.’nın 2026 yılında polis memurluğundan emekli olduğu öğrenildi.
VALİLİKTEN AÇIKLAMA: TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN KURTARILAMAYARAK ŞEHİT OLMUŞTUR
Valilikten yapılan açıklamada, dün 22.50 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde trafik uygulaması yapan emniyet ekiplerinin, korsan taksicilik yaptığını tespit ettikleri bir araca işlem yaptığı belirtildi.
İşlemin ardından araç sürücüsü Ekrem A'nın polis ekiplerine ateş açtığının kaydedildiği açıklamada, "Sürücü Ekrem A. isimli şahıs emniyet ekiplerine ateş açmış ve Mehmet Ali Topatan isimli polisimizi ağır yaralamıştır. Saldırıyı düzenleyen şahıs, saldırının hemen ardından yanında taşıdığı silahla intihar etmiştir. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan polis memurumuz Mehmet Ali Topatan, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, ayrıca saldırıyı gerçekleştiren Ekrem A'nın da ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi.
04.09.2026 tarihinde Esenyurt’ta meydana gelen ve Polis Memurumuz Mehmet Ali Topatan’ın şehit olduğu silahlı saldırıya ilişkin basın açıklamamız… pic.twitter.com/4asL49kPfX
<p>Olay, saat 22.30 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, caddede denetim yapan sivil trafik polisleri, korsan taksicilik yaptığı belirlenen Ekrem A.'nın kullandığı otomobili durdurdu. Ekrem A. hakkında işlem yapılırken, aracının trafikten men edileceği bildirildi.</p>
<p>TRAFİK POLİSİNİ ŞEHİT ETTİ</p>
<p>Bunun üzerine Ekrem A., belinden çıkardığı silahla trafik polisi Mehmet Ali Topatan'a ateş etti. Sırtından vurulan Mehmet Ali Topatan ağır yaralanırken, Ekrem A. daha sonra aynı silahla kendisini vurdu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerinde yapılan ilk müdahaleleri yapılan Ekrem A. ile polis memuru Mehmet Ali Topatan, Esenyurt Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerine sevk edilen polis ekiplerinin incelemesi sürerken, Ekrem A.’nın 2026 yılında polis memurluğundan emekli olduğu öğrenildi.</p>
<p>VALİLİKTEN AÇIKLAMA: TÜM MÜDAHALELERE RAĞMEN KURTARILAMAYARAK ŞEHİT OLMUŞTUR</p>
<p>Valilikten yapılan açıklamada, dün 22.50 sıralarında Akevler Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi üzerinde trafik uygulaması yapan emniyet ekiplerinin, korsan taksicilik yaptığını tespit ettikleri bir araca işlem yaptığı belirtildi.</p>
<p>İşlemin ardından araç sürücüsü Ekrem A'nın polis ekiplerine ateş açtığının kaydedildiği açıklamada, "Sürücü Ekrem A. isimli şahıs emniyet ekiplerine ateş açmış ve Mehmet Ali Topatan isimli polisimizi ağır yaralamıştır. Saldırıyı düzenleyen şahıs, saldırının hemen ardından yanında taşıdığı silahla intihar etmiştir. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan polis memurumuz Mehmet Ali Topatan, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, ayrıca saldırıyı gerçekleştiren Ekrem A'nın da ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği belirtildi.</p>
ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırım politikasında yeni bir adım atarak Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ve iştiraklerini yaptırım kapsamına aldı. Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan banka yönetimi, iddiaları kesin bir dille reddederek hukuki sürecin başlatılacağını duyurdu.
ABD'DEN TÜRK BANKASINI YAPTIRIM KAPSAMINA ALDI
ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) için on milyonlarca dolarlık işlemin kolaylaştırıldığı öne sürüldü. Ekonomik Dışlama Operasyonu kapsamında alınan karara ilişkin detayları paylaşan Bakanlık, Golden Global Bank'ın İran rejiminin fonlarını uluslararası alanda hareket ettirmesine olanak sağlayan muhabir bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti.
GOLDEN GLOBAL BANK'E İRAN SUÇLAMASI
Kurumun açıklamasında, bankanın İran'ın liderlik ağı tarafından elde edilen petrol gelirlerinin Çin'den Türkiye'ye aktarılmasını ve daha sonra nakit ile altına dönüştürülmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğu ileri sürüldü. Yaptırım kararı kapsamında, İstanbul merkezli Golden Global Varlık Kiralama A.Ş. ile Golden Global Portföy Yönetimi A.Ş. de listeye dahil edildi. Kararla birlikte, listelenen kuruluşların ABD'de bulunan tüm mal varlıklarının bloke edileceği ve bu kurumlarla işlem yapan yabancı finans kuruluşlarının ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.
BANKADAN İLK AÇIKLAMA
Yaptırım kararının ardından Golden Global Bank cephesinden resmi bir yalanlama geldi. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan izinle 1 Haziran 2020 tarihinde faaliyetlerine başlandığı belirtilerek, "Kurulduğu yıldan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kural, teamül ve uyum hususlarında gerekli tüm hassasiyeti istisnasız bir şekilde yerine getirmiş olup tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz bir şekilde geçmiştir." denildi.
Haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemlerinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, Bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır." ifadelerine yer verildi.
'GERÇEKLİKTEN UZAK İDDİA VE KARARA KARŞI EN KISA SÜREDE AKSİYON ALINACAKTIR'
ABD'nin yaptırım kararına ilişkin itiraz ve hukuki süreçlerin en etkin şekilde yürütüleceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.
Bununla birlikte, Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir."
<p>ABD Hazine Bakanlığı, İran'a yönelik yaptırım politikasında yeni bir adım atarak Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ve iştiraklerini yaptırım kapsamına aldı. Kararın ardından yazılı bir açıklama yayımlayan banka yönetimi, iddiaları kesin bir dille reddederek hukuki sürecin başlatılacağını duyurdu.</p>
<p>ABD'DEN TÜRK BANKASINI YAPTIRIM KAPSAMINA ALDI</p>
<p>ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) tarafından 4 Eylül 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu-Kudüs Gücü (IRGC-QF) için on milyonlarca dolarlık işlemin kolaylaştırıldığı öne sürüldü. Ekonomik Dışlama Operasyonu kapsamında alınan karara ilişkin detayları paylaşan Bakanlık, Golden Global Bank'ın İran rejiminin fonlarını uluslararası alanda hareket ettirmesine olanak sağlayan muhabir bankacılık hizmetleri sunduğunu iddia etti.</p>
<p>GOLDEN GLOBAL BANK'E İRAN SUÇLAMASI</p>
<p>Kurumun açıklamasında, bankanın İran'ın liderlik ağı tarafından elde edilen petrol gelirlerinin Çin'den Türkiye'ye aktarılmasını ve daha sonra nakit ile altına dönüştürülmesini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğu ileri sürüldü. Yaptırım kararı kapsamında, İstanbul merkezli Golden Global Varlık Kiralama A.Ş. ile Golden Global Portföy Yönetimi A.Ş. de listeye dahil edildi. Kararla birlikte, listelenen kuruluşların ABD'de bulunan tüm mal varlıklarının bloke edileceği ve bu kurumlarla işlem yapan yabancı finans kuruluşlarının ikincil yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısı yapıldı.</p>
<p>BANKADAN İLK AÇIKLAMA</p>
<p>Yaptırım kararının ardından Golden Global Bank cephesinden resmi bir yalanlama geldi. Bankadan yapılan açıklamada, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'ndan alınan izinle 1 Haziran 2020 tarihinde faaliyetlerine başlandığı belirtilerek, "Kurulduğu yıldan bu yana yerel ve uluslararası bankacılık kural, teamül ve uyum hususlarında gerekli tüm hassasiyeti istisnasız bir şekilde yerine getirmiş olup tüm iç ve dış denetimlerden sorunsuz bir şekilde geçmiştir." denildi.</p>
<p>Haberlere mesnet teşkil edecek herhangi bir bankacılık işlemlerinin bulunmadığına dikkat çekilen açıklamada, "İlgili OFAC kararında adı geçen ve işlemlerine aracılık ettiğimiz iddia edilen kişi ve kurumlar, Bankamız müşterisi değildir. Bu kişi ve kurumlarla doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş ve işlemimiz olmamıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>'GERÇEKLİKTEN UZAK İDDİA VE KARARA KARŞI EN KISA SÜREDE AKSİYON ALINACAKTIR'</p>
<p>ABD'nin yaptırım kararına ilişkin itiraz ve hukuki süreçlerin en etkin şekilde yürütüleceğinin vurgulandığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"Konu ile ilgili yerel ve uluslararası mevzuat kapsamında, tüm itiraz ve hukuki başvuru haklarımızı en etkin bir şekilde kullanarak gerçeklikten uzak iddia ve karara karşı en kısa sürede aksiyon alınacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte, Bankamız tüm paydaşlarına karşı yükümlülüklerini yerine getirecek mali güce ve iradeye sahiptir."</p>
TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nın final etkinliği, TENMAK'ın İstanbul Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.
Selçuk Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yarışmacılarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.
"BİRKAÇ SENE İÇİNDE KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLERİ YAPABİLECEĞİMİZE İNANIYORUM"
TMRS Energy ile 1,5-2 yıldır küçük modüler reaktörlere yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk Bayraktar, "Biz şöyle dedik: En azından ulaşabileceğimiz en yakın dağ hangisiyse ona ulaşalım. Burası bize en yakın alan. Buradan başlayalım, sizler de zamanla oralara uzanırsınız diye düşündük. Ben o kadar iddialıyım ki birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum. Bunun birkaç sene içinde gerçekleşeceğine inanıyorum." diye konuştu.
Bu çalışmayı yürüten ekipte bir kartopu etkisi olduğunu ve bunun büyüdüğünü anlatan Bayraktar, aynı zamanda bu alanda yapılan çalışmalara yönelik bir programın açıklandığını anımsattı.
"DÜNYA DA BUNA DOĞRU İLERLİYOR VE NİSPETEN BU DÖNÜŞÜMÜN BAŞINDAYIZ"
Nükleer enerjiye yönelik çalışmaların bütün dünyada devlet kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, "Özellikle nükleer yakıtlar konusunda bu böyle. Biz inanıyoruz ki bir anlamda enerjideki bağımsızlığımızın önemli yapı taşlarından birisi küçük modüler reaktörler olacak. Büyük reaktörleri yapmamız çok zor olurdu. Bu, havacılıktaki kırılım gibi bir nokta aslında. Dünya da buna doğru ilerliyor ve nispeten bu dönüşümün başındayız." ifadelerini kullandı.
"DEĞER ZİNCİRİ OLUŞTURMADIKÇA BİR ŞEY YAPAMIYORSUNUZ"
Bayraktar, bu alanda en önemli hususun insan kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Arkadaşlar, yer altı zenginliğiniz de olmalı. Bu çok kıymetli ama o yer altı zenginliğini de alıp işleyecek insan gücünüz olmadıkça, değer zinciri oluşturmadıkça bir şey yapamıyorsunuz. Ben de konuya çok uzaktım. Ben elektronik mühendisiyim, robotik uzmanıyım. Nükleerin N'sinden anlamazdım. Sizlerle beraber, 47 yaşında adeta 20'li yaşlarıma tekrardan döndüm ve sıfırdan bambaşka bir alanı öğreniyorum. Ne diyor şair? 'Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.' Öyle bir hisle bu alanda da çalışıyoruz."
"BAYKAR, 20'NCİ SENESİNDE BU ALANDA DÜNYANIN EN BÜYÜK İNSANSIZ HAVA ARACI ŞİRKETİ"
Minik İHA'ları geliştirme sürecinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Baykar, 20'nci senesinde bu alanda dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi. Türkiye, bu SİHA'larla hem terörün belini büktü hem de büyük bir teknolojik başarıyı dünyaya sergiledi ve sürekli inovasyon yaparak devam ediyor. Bu da böyle bir alan. Böyle baktığınızda sizlerle birlikte büyüyebilecek bir alan. Çünkü halihazırda 600 milyon insan enerjiye hiç ulaşamadığı gibi bir yandan da '(Bugün teknolojideki en büyük kırılım nedir?) diye sorsanız, tarihe bakacak olsak, matbaanın yaptığı şeyi yapacak olan şey nedir? Yapay zeka.' Yapay zekanın temel işleme parametresi nereye dayandırılıyor bugün itibarıyla? Enerjiye. Şayet enerjiniz yoksa bilgi işleme de sahip değilsiniz. Bilgi işlem yapamadığınızda tüm bu geliştireceğiniz teknolojilerin hiçbirini yapamayacaksınız demektir. Dolayısıyla enerji çok önemli bir noktada, önemli bir yere yerleşiyor. Bu yaptığınız çalışmalar hem insanlık adına hem de artan enerji talebinin karşılanması açısından çok önemli. Dünyada elektrik tüketimi geometrik şekilde artıyor. Dolayısıyla bu projenin, teknolojinin çok önemli olduğunu ve bize tarihi bir fırsat verdiğini düşünüyorum."
"TEKNOFEST BÜYÜK BİR ÖZGÜVEN DEVRİMİ"
Çadırları gezerken, sunumlarını dinlerken gurur duyduğunu vurgulayan Bayraktar, "Bir mühendis evladı, bir mühendis abiniz olarak şunu ifade etmek isterim: Bizlerin bırakabileceği en büyük eser, ülkemizin ve medeniyetimizin önünü açacak çalışmaları yürütecek nesillerin önündeki engelleri kaldırmak olacaktır. Onların ufkunda, hayal dünyalarında engel tanımayan, engel tanımayacak bir ruh hali bırakmak olacaktır. " ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST'in büyük bir özgüven devrimi olduğunu dile getiren Bayraktar, "Benim üniversitede olduğum zamanlarda böyle bir yarışma olacak ve bizler de bunları yapabileceğimizi düşüneceğiz. Açıkçası pek mümkün değildi. Ama artık her alanda dünyaya iddiasını yükseltebilecek, medeniyetimizin sesinin daha gür çıkarmasını sağlayacak bir kuşak geldi." dedi.
"GÜNEYDOĞU'DA, ADETA MEDENİYETİN DOĞDUĞU YERDEN TEKNOFEST MEŞALESİ YÜKSELECEK"
Bayraktar, TEKNOFEST'in 9'uncu yılında olduğuna, yurt dışında yapılan dahil olmak üzere 15'inci TEKNOFEST'i gerçekleştirdiklerine işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bu yıl Şanlıurfa'da herkesi bekliyoruz. Güneydoğu'da, adeta medeniyetin doğduğu yerden TEKNOFEST meşalesi yükselecek. 1,6 milyon gencimiz, 54 farklı yarışmamıza başvurdu. Az önce Bakanım da ifade etti, en büyük ödüllü yarışmamız, en son katılan yarışmamız nükleer enerji yarışmamız. Toplam 23 milyon lira ödülü ve 15 milyon lira akademik teşvik ödülü var. Bu alanın önem sıralamasında nerede olduğunu buradan görebilirsiniz. Tabii Sayın Bakanımız artırırsa, çıtayı daha da yukarı çekecekse onu biz bilemeyiz. Bu, bir anlamda Baykar olarak bizim getirdiğimiz nokta. Elbette daha da iyi olacak inşallah. Geometrik bir artış görüyoruz."
Nükleer enerjide kilogram başına düşünüldüğünde diğer enerjilerden 2 milyon kat daha büyük bir enerji yoğunluğuna işaret eden Bayraktar, "Bu, ülkemizin ve medeniyetimizin her yönüyle ihtiyaç duyduğu bir güç. Sizler de bir anlamda bizlerin bağımsızlığı, milletimizin ve medeniyetimizin bağımsızlığı adına, dünyada enerjiye ulaşamayan 600 milyon insan adına bu enerjinin anahtarlarını, paradigma dönüşümüyle birlikte SMR'lerde yaşanan gelişmeler sayesinde açacaksınız." değerlendirmesinde bulundu.
"TEKNOFEST, 1,5-2 YILLIK DENEYİM KAZANDIRIYOR"
Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST'e katılan gençlerin gelişimine ilişkin şunları söyledi:
"1,5 yıl bizim için net bir kazanım sağlıyor. Bunu geçenlerde de istişare ettik. Yeni başlayan bir mühendis yaklaşık 1,5-2 senede kazanılabilecek deneyimi TEKNOFEST'te edinebiliyor. Öğrenci, takım oyunuyla, kendi bütçesini oluşturarak, sabahlara kadar çalışarak, bir şeyi kendi elleriyle inşa etmenin ne demek olduğunu, bunun bedelini ödeyerek ve tüm toplumun önünde sergileyerek öğrenmiş oluyor. Başka bir projede çalışacak olsa belki 2 senede öğreneceği bütün o yolu TEKNOFEST'te geçmiş oluyor."
Teknoloji alanındaki yarışın yoğun olduğu bu dönemde TEKNOFEST'te edinilen kazanımların çok kıymetli olduğunu dile getiren Bayraktar, "Çünkü düşünün, iki marka arasındaki teknolojik yarışta biri diğerine en fazla 2 sene fark atabiliyor. Telefonlardaki yarışı düşünün. Bilgi çok hızlı yayılıyor ve 2 senelik teknolojik üstünlük üzerinden bütün ticari sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Teknolojik rekabette aradaki fark çok az olabiliyor. Biz bunun çok büyük faydasını gördüğümüzü değerlendiriyoruz." dedi.
Bayraktar, herkesi 30 Eylül ve 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa'da gerçekleştirilecek TEKNOFEST 2026'ya davet etti.
<p>TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yürütücülüğünde bu yıl 3'üncüsü düzenlenen Nükleer Enerji Teknolojileri Tasarım Yarışması'nın final etkinliği, TENMAK'ın İstanbul Küçükçekmece'deki yerleşkesinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Selçuk Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile yarışmacılarla bir araya geldi, onların sorularını yanıtladı.</p>
<p>"BİRKAÇ SENE İÇİNDE KÜÇÜK MODÜLER REAKTÖRLERİ YAPABİLECEĞİMİZE İNANIYORUM"</p>
<p>TMRS Energy ile 1,5-2 yıldır küçük modüler reaktörlere yönelik çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk Bayraktar, "Biz şöyle dedik: En azından ulaşabileceğimiz en yakın dağ hangisiyse ona ulaşalım. Burası bize en yakın alan. Buradan başlayalım, sizler de zamanla oralara uzanırsınız diye düşündük. Ben o kadar iddialıyım ki birkaç sene içinde küçük modüler reaktörleri yapabileceğimize inanıyorum. Bunun birkaç sene içinde gerçekleşeceğine inanıyorum." diye konuştu.</p>
<p>Bu çalışmayı yürüten ekipte bir kartopu etkisi olduğunu ve bunun büyüdüğünü anlatan Bayraktar, aynı zamanda bu alanda yapılan çalışmalara yönelik bir programın açıklandığını anımsattı.</p>
<p>"DÜNYA DA BUNA DOĞRU İLERLİYOR VE NİSPETEN BU DÖNÜŞÜMÜN BAŞINDAYIZ"</p>
<p>Nükleer enerjiye yönelik çalışmaların bütün dünyada devlet kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bayraktar, "Özellikle nükleer yakıtlar konusunda bu böyle. Biz inanıyoruz ki bir anlamda enerjideki bağımsızlığımızın önemli yapı taşlarından birisi küçük modüler reaktörler olacak. Büyük reaktörleri yapmamız çok zor olurdu. Bu, havacılıktaki kırılım gibi bir nokta aslında. Dünya da buna doğru ilerliyor ve nispeten bu dönüşümün başındayız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>"DEĞER ZİNCİRİ OLUŞTURMADIKÇA BİR ŞEY YAPAMIYORSUNUZ"</p>
<p>Bayraktar, bu alanda en önemli hususun insan kaynağı olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Arkadaşlar, yer altı zenginliğiniz de olmalı. Bu çok kıymetli ama o yer altı zenginliğini de alıp işleyecek insan gücünüz olmadıkça, değer zinciri oluşturmadıkça bir şey yapamıyorsunuz. Ben de konuya çok uzaktım. Ben elektronik mühendisiyim, robotik uzmanıyım. Nükleerin N'sinden anlamazdım. Sizlerle beraber, 47 yaşında adeta 20'li yaşlarıma tekrardan döndüm ve sıfırdan bambaşka bir alanı öğreniyorum. Ne diyor şair? 'Ben öyle bilirim ki yaşamak, berrak gökte çocuklar aşkına savaşmaktır.' Öyle bir hisle bu alanda da çalışıyoruz."</p>
<p>"BAYKAR, 20'NCİ SENESİNDE BU ALANDA DÜNYANIN EN BÜYÜK İNSANSIZ HAVA ARACI ŞİRKETİ"</p>
<p>Minik İHA'ları geliştirme sürecinde çeşitli eleştirilerle karşılaştıklarını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Baykar, 20'nci senesinde bu alanda dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi. Türkiye, bu SİHA'larla hem terörün belini büktü hem de büyük bir teknolojik başarıyı dünyaya sergiledi ve sürekli inovasyon yaparak devam ediyor. Bu da böyle bir alan. Böyle baktığınızda sizlerle birlikte büyüyebilecek bir alan. Çünkü halihazırda 600 milyon insan enerjiye hiç ulaşamadığı gibi bir yandan da '(Bugün teknolojideki en büyük kırılım nedir?) diye sorsanız, tarihe bakacak olsak, matbaanın yaptığı şeyi yapacak olan şey nedir? Yapay zeka.' Yapay zekanın temel işleme parametresi nereye dayandırılıyor bugün itibarıyla? Enerjiye. Şayet enerjiniz yoksa bilgi işleme de sahip değilsiniz. Bilgi işlem yapamadığınızda tüm bu geliştireceğiniz teknolojilerin hiçbirini yapamayacaksınız demektir. Dolayısıyla enerji çok önemli bir noktada, önemli bir yere yerleşiyor. Bu yaptığınız çalışmalar hem insanlık adına hem de artan enerji talebinin karşılanması açısından çok önemli. Dünyada elektrik tüketimi geometrik şekilde artıyor. Dolayısıyla bu projenin, teknolojinin çok önemli olduğunu ve bize tarihi bir fırsat verdiğini düşünüyorum."</p>
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İçişleri Bakanlığı, ülke genelinde müzik ve eğlence yasağını 9 Eylül Çarşamba günü saat 00.00'a kadar uzattı.
KKTC İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, ÜLKE GENELİNDE MÜZİK VE EĞLENCE YASAĞINI UZATTI
Bakanlıktan yapılan açıklamada, alınan karar kapsamında, düğün salonlarındaki düğünler hariç konut, iş yeri, restoran, kafe, bar, eğlence mekanları ve benzeri yerlerde her türlü müzik yayının yasaklandığı hatırlatıldı.
"İçişleri Bakanlığına bağlı Lefkoşa Merkez Kaymakamlığı, Girne açıklarında meydana gelen elim deniz kazası nedeniyle uygulanan müzik yayını ve eğlence yasağını 9 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 00.00'a kadar uzatmıştır." ifadesine yer verilen açıklamada, tüm kişi, kurum ve işletmelerden karara hassasiyetle uymaları istendi.
KKTC Girne açıklarında yaşanan gemi faciasının ardından müzik ve eğlence yasağı, ilk olarak Bakanlar Kurulunun ilan ettiği 3 günlük ulusal yas kapsamında 31 Ağustos 2026'da Turizm ve Çevre Bakanlığının müzik izinlerini askıya almasıyla başlamıştı.
KKTC İçişleri Bakanlığı da toplumda oluşan derin üzüntü ve hassasiyet nedeniyle Turizm ve Çevre Bakanlığının kararını genişleterek 2 Eylül'den 5 Eylül'e kadar düğün salonlarındaki düğünler hariç olmak üzere konut, restoran, bar, kafe ve eğlence mekanlarındaki tüm müzik yayınları ile eğlence faaliyetlerini resmi olarak yasaklamıştı.
GİRNE AÇIKLARINDA BATAN GEMİ
KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.
KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geminin batmasının ardından 12 kişinin cenazelerine ulaşıldığını ve kayıp 16 kişi için arama çalışmalarının devam ettiğini açıklamıştı.
Üstel, batan geminin enkazının Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulunduğunu bildirmişti.
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İçişleri Bakanlığı, ülke genelinde müzik ve eğlence yasağını 9 Eylül Çarşamba günü saat 00.00'a kadar uzattı.</p>
<p>KKTC İÇİŞLERİ BAKANLIĞI, ÜLKE GENELİNDE MÜZİK VE EĞLENCE YASAĞINI UZATTI</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, alınan karar kapsamında, düğün salonlarındaki düğünler hariç konut, iş yeri, restoran, kafe, bar, eğlence mekanları ve benzeri yerlerde her türlü müzik yayının yasaklandığı hatırlatıldı.</p>
<p>"İçişleri Bakanlığına bağlı Lefkoşa Merkez Kaymakamlığı, Girne açıklarında meydana gelen elim deniz kazası nedeniyle uygulanan müzik yayını ve eğlence yasağını 9 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 00.00'a kadar uzatmıştır." ifadesine yer verilen açıklamada, tüm kişi, kurum ve işletmelerden karara hassasiyetle uymaları istendi.</p>
<p>KKTC Girne açıklarında yaşanan gemi faciasının ardından müzik ve eğlence yasağı, ilk olarak Bakanlar Kurulunun ilan ettiği 3 günlük ulusal yas kapsamında 31 Ağustos 2026'da Turizm ve Çevre Bakanlığının müzik izinlerini askıya almasıyla başlamıştı.</p>
<p>KKTC İçişleri Bakanlığı da toplumda oluşan derin üzüntü ve hassasiyet nedeniyle Turizm ve Çevre Bakanlığının kararını genişleterek 2 Eylül'den 5 Eylül'e kadar düğün salonlarındaki düğünler hariç olmak üzere konut, restoran, bar, kafe ve eğlence mekanlarındaki tüm müzik yayınları ile eğlence faaliyetlerini resmi olarak yasaklamıştı.</p>
<p>GİRNE AÇIKLARINDA BATAN GEMİ</p>
<p>KKTC'deki Girne Limanı ile Mersin'deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan "Filo Jet" isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar günü öğle saatlerinde Girne'den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı'na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.</p>
<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel, geminin batmasının ardından 12 kişinin cenazelerine ulaşıldığını ve kayıp 16 kişi için arama çalışmalarının devam ettiğini açıklamıştı.</p>
<p>Üstel, batan geminin enkazının Girne açıklarında 554 metre derinlikte bulunduğunu bildirmişti.</p>
Cumhurbaşkanı kararıyla Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan da görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.
Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre 35 ile atanan yeni müftüler şu şekilde:
Bilecik: Yusuf Dikmen Tunceli:Fethullah Yavuz Iğdır:Alettin Bozkurt Kilis:Zahit Demirel Karabük: Mustafa Yavuz Kocaeli:Hüseyin Demirtaş Bolu: Selçuk Kılıçbay Giresun:Hüseyin Okuş Hakkari: Recep Eren Niğde: Yavuz Yıldız Kars: Selami Aykul Nevşehir: Hayri Erenay Gümüşhane:Faruk Gürbüz Karaman:Muharrem Biçer Isparta: Yusuf Eviş Kırklareli:Veysel Işıldar Aksaray: Ali Efe Zonguldak:Bayram Danacı Bayburt:Basri Bektaş Konya:Celal Büyük Diyarbakır:İsmail Fakirullahoğlu Erzincan:Selim Yazıcı Yalova: Naci Çakmakçı Rize:İlyas Yılmaztürk Şanlıurfa:Mehmet Sırrı Şık Van:Kadir Koçak Bitlis:Ömer Keskin Bartın:Mehmet Çelebi Aydın:Seyfullah Çakır Samsun: Hasan Güneş Adana:Lütfü İmamoğlu Afyonkarahisar:Ali Hayri Çelik Burdur: Paşa Bektaş Sinop:Mehmet Arslaner Kütahya:Hasan İzmirli
<p>Cumhurbaşkanı kararıyla Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan da görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.</p>
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararlarına göre Sayıştay Başsavcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince Sayıştay Savcısı Recep Çevik getirildi.
<p>Cumhurbaşkanı kararıyla Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan da görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.</p>
Güvenlik ekiplerinin korsan faaliyetlere ilişkin çalışmaları hız kesmeden devam ediyor.
Ankara Emniyet Müdürlüğünün NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Güvenlik Şube Müdürlüğünce Yenimahalle ilçesindeki bir adreste korsan kitap üretimi yapıldığı tespit edildi.
3 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM
Ekiplerin adreste gerçekleştirdiği aramada, 1340 kitap ve 29 bin sayfanın yanı sıra 15 fotokopi makinesi, fotokopi makinesine bağlı 14 finisher ünitesi, 2 bilgisayar kasası ile cilt yapımında kullanılan 2 bin plastik spiral ele geçirildi.
"5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu" kapsamında 3 şüpheli hakkında işlem başlatıldı.
Açıklamada, "Halkımızın huzur ve güvenliği için çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir." ifadesine yer verildi.
Bursa'nın İznik ilçesinde meydana gelen trafik kazasından kahreden bir haber geldi.
Kaza, saat 22.00 sıralarında İznik Çevre Yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Y.K. (61) yönetimindeki 45 ADZ 177 plakalı tır, aynı şeritte seyir halinde bulunan 16 H 8241 plakalı traktöre arkadan çarptı.
Kazada traktörde bulunan İznik Belediyesi personeli İbrahim Okkalı olay yerinde hayatını kaybetti.
SORUŞTURMA BAŞLATILDI
İhbar üzerine bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Okkalı’nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından morga kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.